TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                44’üncü Birleşim

                                                                                              20 Ocak 2015 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Afyonkarahisar ilinde yarım kalan bazı kamu yatırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz'ın, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 23 milletvekilinin, taş ocağı, kireç ocağı, maden ve kömür ocaklarının durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1173)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök ve 24 milletvekilinin, Ankara’nın su kaynaklarının ıslah edilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1174)

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 29 milletvekilinin, ÖSYM’de yaşanan sınav skandallarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1175)

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen birer üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 26/1/2015 tarihinde İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenecek Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Ekonomik ve Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim Komitesi toplantısına ve Komite toplantısı kapsamında gerçekleştirilecek Akdeniz İçin Birlik Sekretaryasıyla görüşmelere Komite üyelerine ilaveten AİBPA Türkiye delegasyonunun diğer üyelerinin de katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/1686)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Özbekistan Cumhuriyeti Ali Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin tezkeresi (3/1687)

D) Önergeler

1.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, (2/248) esas numaralı 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/229)

E) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- 681 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu'nun (9/8) görüşmeleri sırasında İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in "‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım.’ Hz Muhammed" yazılı pankart açması

V.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 648 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bu kısmın 7’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 14/1/2015 tarihinde dağıtılan 681 sıra sayılı Raporu’nun gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmına alınmasına ve rapor üzerindeki görüşmelerin Genel Kurulun 20 Ocak 2015 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarına devam etmesine; Genel Kurulun 21 Ocak 2015 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin önerisi

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ve MHP Grubu olarak, Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a bağlanmasını, bağımsız Azerbaycan’ın sonsuza kadar yaşamasını dilediklerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun sunumunu eksik yaptığına ve gizli oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılması için Başkanlık Divanının gerekli önlemleri almasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, annesinin vefatı nedeniyle Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan Genel Kurulda bulunamadığından (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun oylamasının ertelenmesi gerektiğini düşündüklerine ve gizli oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılması için Başkanlık Divanının gerekli önlemleri almasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna verdiği yazılı ve sözlü savunmasına ilave edecek başka bir husus bulunmadığına ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun kararına saygı duyduğuna ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde farklı ceza hükmüne dayanan önergelerin oylamalarının ayrı yapılması ve Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan’ın Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesine göre Yüce Divana sevkiyle ilgili önergelerin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü'nün, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde Komisyon adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan’ın annesinin vefatı nedeniyle Genel Kurula katılamayacağına ve kendisine başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Komisyon raporunun oylanmayıp verilen önergelerin oyladığını, kullanılan oy pusulaları ile imzalar arasında örtüşme olduğuna ve mükerrer oy olmadığına ilişkin konuşması

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’yla ilgili verilen önergelerin oylamalarının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Suriyeli mülteciler ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/54689)

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Van depremi sonrasında bölgenin çeşitli sorunlarına ve yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/54704)

3.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, son on yıl içerisinde Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilere ve verilen desteklere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/54998)

4.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, son on yıl içerisinde Türkiye'ye gelen Irak Türkmenlerine ve Irak Türkmeni öğrencilere yönelik desteklere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/54999)

5.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Zonguldak'ta ruhsatsız olarak işletilen bir maden ocağında meydana gelen kazaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55339)

6.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, Bakanlık lojmanlarına ve bazı lojmanlarda hak sahibi olmayanların ikamet ettiği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55344)

7.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, ülkemizdeki kömür rezervinin kalitesine ve linyit üretimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55346)

8.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, kömür rezervlerinin kapasitesine ve kömür üretimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55347)

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Soma'daki maden faciasına dair bilirkişi raporunda kusurlu bulunan müfettişler ve bürokratlar hakkında soruşturma izni verilip verilmediğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55653)

10.- Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün, Soma'daki maden kazasından önce ve sonra kapatılan madenlere ve kapatma gerekçelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55654)

11.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın, Ermenek'te maden kazasının meydana geldiği saha ile ilgili jeolojik, jeofizik ve jeoteknik etütlere ve bunların işletme sahibi ile paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55655)

12.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Maden İşleri Genel Müdürlüğünde denetimle görevlendirilenlere, denetim harcırahlarına ve atamalara dair çeşitli iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55656)

13.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bitlis'te kaçak elektrik kullanımına ve elektrik hizmetine erişimde yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55657)

14.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van'ın Çaldıran ilçesindeki bir spor işletmesinin yaşadığı elektrik sıkıntısına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55658)

15.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, İstanbul'da Bakanlığa bağlı denetim elemanlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/56349)

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, LGBT bireylerin işgücüne katılımının desteklenmesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/56356)

17.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi gereği engelli aile ferdi bulunan çalışanlara sağlanan kolaylıklara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/56371)

18.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, İstanbul'da transit taşımacılık rejimine aykırı olarak yapılan kaçakçılığa ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/56390)

 

19.- Van Milletvekili Nazmi Gür'ün, Van iline yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/56558)

20.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Vahdettin Köşkü'nün tadilatı için SGK bütçesinden kaynak kullanıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/56693)

21.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, Çanakkale Kara Savaşları’nın 99’uncu yıl dönümü törenine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/56704)

22.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, Bakanlığın yatırım programında yer alan projelere ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/56780)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'daki bağlı kurum ve kuruluş binalarının depreme dayanıklılığına ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/56925)

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşlarınca satın alınan matbaa ve yayıncılık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/56926)

25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, işsizlik fonunda biriken paradan işsiz vatandaşların yeterince yararlandırılmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/56955)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'daki bağlı kurum ve kuruluş binalarının depreme dayanıklılığına ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/57018)

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi kapsamında taşınmazlarla ilgili tasarruflar için alınan izinlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/57148)

28.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, bağlı kurum ve kuruluşlardan müteahhitlerin güncel alacaklarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/57161)

29.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt'ün, madencilik sektöründe sigortasız çalışan işçi sayısına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/57177)

30.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden kazasının soruşturulmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/57357)

31.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, 2003-2014 yıllarında Antalya, Burdur ve Isparta'ya yapılan kamu yatırımlarının tutarına ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/57452)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/57610)

33.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, İstanbul'daki Suriyeli sığınmacıların işyerlerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/57671)

34.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, Çin'den gelen ve zehirli madde içeren ayakkabıların piyasaya sürülmesine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/57672)

 

35.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan yazılım paketi ve bilgi sistemlerine,

2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan kurulum hizmetlerine,

İlişkin soruları ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/57679), (7/57680)

36.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Diyarbakır ili ve ilçelerinde turizm, imalat ve enerji alanında yapılan kamu yatırımlarına ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/57726)

37.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Tunceli Üniversitesinde yapılan bir çalıştaya ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/57727)

38.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Ezidi mültecilere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/57882)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bağlı kurum ve kuruluşların istisnai kadrolarına yapılan atamalara,

- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 2003-2014 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların istisnai kadrolarına yapılan atamalara,

2003-2014 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların kadrolarına yapılan açıktan atamalara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/57921), (7/57922), (7/57923)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/57998)

41.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, ithal madenci maskelerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/58004)

42.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, Tayland ve Malezya'da hapiste bulunan Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri’nin Türkiye'ye getirilmesine ve yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/58197)

43.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bağlı kurum ve kuruluş personeline yönelik fişleme iddialarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un cevabı (7/58198)

44.- Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün, Dereköy Torbalama Tesisinde işçilerin yaşadığı sorunlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/58223)

45.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık bünyesindeki istisnai kadro mevcuduna ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/58257)

46.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluş personeline yönelik fişleme iddialarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin cevabı (7/58289)

47.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluş personeline yönelik fişleme iddialarına ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/58313)

48.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık bünyesindeki istisnai kadro mevcuduna ilişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/58314)

49.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2012-2014 yılları arasında TBMM ile bağlı kurum ve kuruluşlarca yürütülen destek ve hibe programlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/58598)

50.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, bazı milletvekillerinin Hükûmet ve Cumhurbaşkanlığı bünyesinde çeşitli görevler aldıkları iddiasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/58599)

51.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt'ün, bir sivil toplum platformunun gazetelerde yayımladığı ilana ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/58606)

20 Ocak 2015 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Bütün milletvekili arkadaşlarıma iyi çalışmalar diliyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Afyonkarahisar ilinde yarım kalan bazı kamu yatırımları hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’a aittir.

Sayın milletvekilleri, sessizlik rica edebilir miyim lütfen. Sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Afyonkarahisar ilinde yarım kalan bazı kamu yatırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Seçim bölgem olan Afyonkarahisar AKP’nin on üç yıllık devriiktidarında hâlâ yaşanılabilir iller arasında 58’inci sırada, hâlâ 1.300 civarında derslik açığı vardır. 8.500 norm öğretmen kadrosunun 2.200’ü kadarı da hâlâ boştur. İlk icraatlarınızın başında Kocatepe Tarımsal Araştırma Enstitüsünü kapatmak oldu, personeli dağıtıldı, damızlık mandalar sağa sola gönderildi. Gelen talep ve ihtiyaç üzerine Afyon kaymağı ve sucuğunun önemli bir öznesi olan mandacılığın araştırılması için tesis AKܒye devredildi, şu andaki durumu ise tam bir yürekler acısıdır, yazıktır, günahtır.

Devlet Malzeme Ofisi Bölge Müdürlüğünü kapattınız, personelini dağıttınız. Lojmanlar, idari binalar, iklimlendirilmiş depolar harabeye dönmüş vaziyette, sarhoşların, berduşların mekânı olmuş vaziyettedir. Bu hâli çok hoşunuza gidiyor herhâlde ki defalarca dile getirildiği hâlde bakan çeken yok, tam bir mezbelelik hâlde, yazıktır, günahtır.

Meteoroloji 5. Bölge Müdürlüğüne ait 5 katlı bina yeni sayılır; idari bina ve lojmanlarıyla, güneş enerjili, doğal gazlı, şehrin en kıymetli yerlerinden birinde ancak Meteoroloji 5. Bölge Müdürlüğü bu binasını tamamen boşalttı ve prefabrik barakalarda hizmet vermeye çalışıyorlar. Bu bina riskliyse güçlendirme işi ne oldu? Burada güçlendirme mi yapacaksınız veya yıkıp yeniden mi yapacaksınız? Yoksa Meteoroloji Bölge Müdürlüğü bir başka ile mi gidecek veya kapatılacak mı? Bu mevcut hâliyle gerçekten yürekler acısı yazıktır, günahtır.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, bir dakikanızı alabilir miyim, sürenize ekleyeceğim.

Sayın milletvekilleri, sohbetinize dışarıda devam edebilirsiniz. Şu anda görüşmelere başladık, sayın konuşmacıyı duyamıyorum, duyamıyorlar. Lütfen, bu konuya hassasiyet göstermenizi rica ediyorum.

Buyurun Sayın Yılmaz.

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Diğer taraftan, yıllardır inşaatı bir türlü bitirilemeyen İçişleri Bakanlığına ait Termal Polis Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi pek çok eksikliklerine rağmen geçici kabulü yapıldı ancak altı yedi aydır açılışı bekliyor. 4 Ocak günü tesise gittim, keşke gitmez olaydım. Gördüğüm manzara inanın tam bir kepazelik, ne bekçi var ne bir nöbetçi, kapılar açık, rüzgâr bir yerden geliyor uğuldayıp duruyor, korku filmleri gibi âdeta, her yer, her yerde. Devletin malına, kamunun malına böyle mi sahip çıkılır? Böyle bir yapının geçici kabulünü nasıl yaparlar, hayret ediyorum, yazıktır, günahtır.

Çay ilçemizdeki SEKA fabrikamızı kapattınız, fiilen çalışanı, ham madde temin edeni, taşıyanıyla birlikte yaklaşık 1.500 aile işsiz güçsüz kaldı. Bir havuz müteahhidine peşkeş çekildi, üretim dışı kaldı, hurdaları satış fiyatının iki katı parayla hurdacılara satıldı. Şimdi ise mahcup, mahzun orada bomboş arazi durmakta ne üretim var ne istihdam var ne de bir katma değer. Çay ilçemiz âdeta cezalandırıldı. Suyu çekilmiş değirmene döndü, yazıktır, günahtır.

Bu sene yine partikül oranı, kükürtdioksit, karbonmonoksit oranlarıyla kirli hava rekorları kıran Afyon, yerel yöneticilerinin basiretsizliği ve iş bilmezliği yüzünden kara kışa teslim olmuştur. Ana arterlerin dışındaki vatandaşlar kardan kurtulmak için Afyon tabiriyle kaba yelin yani lodosun esmesini beklemektedirler. Bu kadar eza cefayı Afyonlular hak etmiyor, yazıktır, günahtır.

Devriiktidarınızda Afyonkarahisarlı hemşehrilerimizi hep oyaladınız, kandırdınız; olur olmaz müjdelerle âdeta müjde enflasyonu yaşattınız. Müjdenin hiçbir kıymeti kalmadı. Afralı tafralı, şatafatlı temel atma törenlerinde müteahhitlerle iş bitimi pazarlıklarını yaptınız. Seviyeli ve sorumlu siyaset anlayışımızın gereği, bunları kamu adına, Afyonkarahisarlılar adına takip etmek boynumuzun borcudur.

Buradan, bu milletin kürsüsünden soruyorum: Binbir debdebeyle temeli atılan spor kompleksi temel atma törenine bakanlardan Sayın Eroğlu ve Sayın Suat Kılıç da katılmış idi. Müteahhitle yapılan sözleşmede 19 Mayıs 2013 tarihinde tamamlanacak ve hizmete girecekti. Ne oldu? Bugün 20 Ocak 2015. Ne zaman bitecek bu spor kompleksi. Soyunma odaları ve tuvaletlerin projede unutulduğu ve sonradan inşa edildiği gerçeği bile bu işi ne kadar ciddiye aldığınızın göstergesidir; yazıktır, günahtır.

2011 yılı Aralık ayında, yine, devrin Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay ve Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nun da katıldığı Türkiye’nin en…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – İlave edecektiniz efendim.

BAŞKAN – Evet, artı on beş saniye kadar bir süre ekliyorum size.

Buyurun.

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – …estetik müzesinin afra tafra ve büyük bir şatafatla atılan -müzenin- temel atma töreninde Sayın Günal 29 Ekim 2013 tarihinde açılacağını açıklarken, Sayın Veysel Eroğlu inşaatın yine âdet olduğu üzere pazarlıklar sonucu 19 Aralık 2012 tarihinde bitirileceğini söylemişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – Bugün ise 20 Ocak, hâlâ bir şey yok.

Değerli milletvekilleri, bu kürsüden sesleniyorum -vaktimi çok aldınız- israf haramdır, kul hakkı haramdır, hırsızlık günahtır ve suçtur…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – …beytülmala el sürmek günahtır.

Bu duygu ve düşünceler içerisinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Gündem dışı ikinci söz, 20 Ocak Bakü katliamı konusunda söz isteyen İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’e aittir.

Buyurunuz Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 20 Ocak, 20 Yanvar Bakü katliamının 25’inci yıl dönümü, başka bir ifadeyle “Kara Ocak.” Ne oldu 20 Ocakta? Değerli milletvekilleri, o zamanki SSCB’ye bağlı Kızıl Ordu, bağımsızlık isteyen ve bu amaçla Azadlık Meydanı’nda toplanan Azerbaycan halkının üzerine tanklarıyla, zırhlı araçlarıyla girdi ve 100’ün üzerinde şehit verildi, yine bine yakın yaralı ve kayıp yaşandı.

O şehitler sayesindedir ki bugün Azerbaycan, bağımsız Azerbaycan yoluna devam etmektedir. Ben, bu vesileyle Bakü şehitlerini saygıyla, minnetle anıyorum. Azerbaycan’a gidenleriniz görmüştür, Şehitler Hiyabanı’nda o şehitler karanfiller içinde yatmaktadır. Ruhları şad olsun diyorum.

Yine, hemen yanı başında bizim Türk şehitliği var. Biliyorsunuz, Nuri Paşa komutasındaki birlikler, Bakü’nün işgalden kurtarılması için, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Bakü’ye giderek orada şehit olan Türk askerleri de yine Şehitler Hiyabanı’nda Azerbaycanlı kardeşleriyle birlikte yan yana, koyun koyuna yatmaktadırlar.

Yine, bildiğiniz gibi, Çanakkale Savaşı’nda Bakü’den, Gence’den, Hocalı’dan gelen Azerbaycanlı kardeşlerimiz, Çanakkale Savaşı’nda Türkiye Cumhuriyeti’ne destek vermek, daha doğrusu o zamanki Osmanlı’yla birlikte düşmana karşı bir savaş vermişlerdir. Onlar da bugün Çanakkale’deki şehitlikte bizim askerlerimizle birlikte yan yana yatmaktadırlar. Onları da saygıyla, minnetle anıyorum.

Azerbaycan bugün o şehitlerin sayesinde Kafkasya’nın parlayan yıldızı olarak yoluna devam etmektedir ve ülkemizde çok ciddi enerji, ulaşım projelerinin altına imza atmaktadır. Bugün Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan kapısıdır Azerbaycan ve Kafkasya.

Efendim, aynı zamanda, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve yine Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu projeleri iki ülkeyi, bir millet iki devlet olan bu iki toplumu birbirine bağlayan önemli ekonomik projelerdir.

Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiler başka hiçbir devlet arasında görülmeyen düzeyde ilişkilerdir. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi, Azerbaycan’ın sevinci elbette ki Türk milletinin, bizim sevincimizdir, yine Azerbaycan’ın kederi de bizim kederimizdir. Bugün Azerbaycan’ın keder günüdür, dolayısıyla biz de Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte bu kederi yaşıyoruz. Aslında, “keder” dedik ancak Azerbaycan’da 20 Ocakta şehitlerin yaktığı bu özgürlük meşalesi bütün Sovyet cumhuriyetlerine yayılarak, diğer ulusların da, Türk cumhuriyetlerle birlikte diğer Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde bulunan ülkelerin de bağımsızlığının öncüsü olmuştur. Bu nedenle şehitlere üzülmüyoruz, Allah onların ruhlarını şad etsin ki müstakil, bağımsız, azat Azerbaycan’ı kurdular. Nasıl ki biz Kurtuluş Savaşı’mızda şehit olanları saygıyla, minnetle anıyorsak, Azerbaycan için de canını verenleri burada saygı ve minnetle anıyoruz.

Umarım, inşallah, en yakın zamanda Azerbaycan’ın işgal atında bulunan yüzde 20 toprağı Karabağ, can Karabağ, kara bahtım Karabağ azat olur; orası da müstakil, bağımsız Azerbaycan’ın toprağı olarak azat bir şekilde olur ve biz 20 Ocağı Karabağ’da yâd ederiz diyorum, Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özgündüz.

Gündem dışı üçüncü söz, Azerbaycan halkına karşı yapılmış “Kanlı Ocak Faciası” diye anılan olayların yıl dönümü nedeniyle söz isteyen Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz’a aittir.

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz'ın, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri televizyonları başında izleyen sevgili vatandaşlarım; bugün, 20 Ocak 1990 tarihinde Bakü’de yaşanan katliamdan bahsetmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 20 Ocak Türk dünyası için çok önemli bir tarihtir. 20 Ocak 1990 Bakü katliamının yapıldığı bir tarihtir. 20 Ocak acıdır, gözyaşıdır, hüzündür. Türkiye ve Azerbaycan’ın içinde bulunduğu coğrafya âdeta bir hüzün ve acı coğrafyasıdır. Bu acı gerçekle neredeyse her gün karşılaşıyoruz. Bakın, Suriye'de insanlık dışı vahşet görüntülerinin, coğrafyamızdaki acının ve gözyaşının maalesef devam ettiğini görüyoruz.

Benzeri dehşetler 1990 yılı başında Bakü, Karabağ, Hocalı gibi Azerbaycan topraklarında Azeri kardeşlerimize yönelik olarak işlendi. 20 Ocak 1990 tarihinde kendileri kadar soğuk tankları, tüfekleri, toplarıyla Bakü’ye giren Sovyet ordusu özellikle tüm halkın uykuda olduğu soğuk bir geceyi seçmiş ve halkın en zayıf anından faydalanmışlardır. Azerbaycan halkının içindeki bağımsızlık ateşinin sıcaklığı soğuk tankları ve soğuk geceyi asla hissettirmemiştir ve ellerine aldıkları baltalarla ve sopalarla işgale karşı direnmişlerdir. Bakü’ye bu vahşetle saldırırken ateş edenlerin hesaplamadığı gibi aslında bu saldırılar Bakü’de, Azerbaycan’da bağımsızlık ateşini tetiklemiştir.

Kıymetli arkadaşlar, 20 Ocak 1990’da Bakü, 26 Şubat 1992’de Hocalı katliamları… Kısa bir zamanda Azerbaycan bağımsızlığına kavuşmuştur. Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki Azerbaycan bugün Kafkaslarda yükselen bir yıldızdır. Hiçbir bağımsızlık bedelsiz olmaz, hiçbir gayret de karşılıksız kalmaz. Nitekim, değerli arkadaşlar, bu çabalar neticesinde bugün Azerbaycan gerçekten bölgesinin en büyük ülkelerinden biri olarak karşımızdadır. Türk ve İslam dünyasının pek çok hüzün ve acıyı 20’nci asırdan 21’inci asra taşıdığı… “Taşıdı.” diyorum, zira zulmü, katliamı yapanlar belli oldu. Hatta, gazete ve televizyon röportajlarında yazdıkları kitaplarda itiraf ettikleri hâlde hâlâ yargı önüne çıkamadılar. Bırakın cezalandırmayı, bir kısımlarını da ödüllendirdiler. 1990 Ocak ayında Sovyet tankları Bakü’ye girdi. Aynı yıl, Gorbaçov Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Ama, adaletin er ya da geç gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bize düşen, acıları unutmamak ve unutturmamaktır. O şehit kardeşlerimizi hayırla ve rahmetle anıyoruz.

Değerli üyeler, 20’nci asır 21’inci asra sadece hüzün taşımamaktadır, aynı zamanda bir de hasret taşımaktadır. Karabağ yirmi yıldır özgürlük hasretiyle yanıp tutuşmaktadır. İnşallah bu hasreti dindirmek için gayret edeceğiz. Bize düşen, birlik ve beraberliktir, bunlarla mücadele etmektir. Biz el ele verirsek inşallah hem Türkiye hem de Azerbaycan daha güçlü olacaktır. Böylece Gazi Mustafa Kemal’in “Azerbaycan’ın hüznü hüznümüz, sevinci sevincimizdir.” vecizesi ve Haydar Aliyev’in “Tek millet iki devlet.” sözünü hayata geçirmiş olacağız. Tek millet iki devletin tek yürek olması için kalplerimizin de aynı şekilde çarpması gerekmektedir. Merhum Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiştir:

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."

Bu vesileyle Azerbaycan’da, Karabağ’da, Hocalı’da ve 20 Ocak katliamında hayatını kaybeden Azerbaycanlı kardeşlerimize Cenab-ı Hakk’tan rahmet diliyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge bulunmakta; önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

Üçüncü sırada okutacağım Meclis araştırma önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için önerge özeti okutulacaktır. Ancak önergenin tam metni Tutanak Dergisi’nde yer alacaktır.

Buyurun:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 23 milletvekilinin, taş ocağı, kireç ocağı, maden ve kömür ocaklarının durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1173)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Maden Yasası'nın yürürlüğe girdiği 2004 yılından sonra taş ocaklarına gelişigüzel ruhsat verildi. TÜBİTAK raporuna göre taş ocağı işletmelerinin, içme suyu kaynaklarına en az 5 kilometre uzaklıkta olması gerektiği belirtilmesine rağmen, bu konuya hiç dikkat edilmedi.

Oysa Anayasa’nın 56’ncı maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yasama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” ibaresiyle çevre sağlığının önemini ortaya koymuştur.

Ayrıca “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63’üncü maddesi "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." biçiminde düzenlenmiştir.

Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesini düzenleyen 168’inci maddesi "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir." biçimindedir.

Ormanların korunması ve geliştirilmesini düzenleyen 169’uncu maddesi "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." hükmüne sahiptir.

Aslında bu maddelere bakıldığında hâlen yaşadığımız ve her geçen gün artarak devam eden "çevre katliamı" diye niteleyebileceğimiz taş ocağı, kireç ocağı, maden ve kömür ocaklarının insanlara, hayvanlara, doğaya, çevreye, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına, havaya ve daha sayamadığımız bir çok şeye verilen zararın hemen durdurulması ve gereğinin yapılması gerekmektedir.

Uygulamada olan mevzuatla ocak sahiplerinin lehine yapılan değişikliklerle, ocağın açılacağı noktada hiçbir araştırma yapılmadan, çevreye ve bölgedeki dokuya vereceği zararlar dikkate alınmadan ruhsatlar veriliyor.

Söz konusu ocaklara ait ruhsatların değişik kurumlar tarafından veriliyor olması da büyük bir sorundur. Bu konunun yarattığı ve devam eden kaosla ilgili çalışmalar yapılmalıdır.

Arama izinleri T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hâlihazır haritalar ve ellerinde bulunan bilgilere göre ocağın açılacağı yer görülmek ve incelenmeksizin verilmektedir.

Sonrasında belediye alanı içinde yer alan ocaklar için işletme ruhsatları ilgili belediyeler tarafından verilmekte, belediye sınırları dışında yer alan ocaklar için işletme ruhsatları il özel idareleri tarafından verilmektedir.

Birçok taş ocağı İçişleri Bakanlığından alınan izinle dinamit kullanmaktadır. Taş ocaklarında malzemenin çıkarılması sırasında patlayıcılardan kaynaklanan gürültü kirliliği ve sarsıntılar insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca tozlar da bitki örtüsü ve suları etkilemektedir.

Yüksek hızlı tren (YHT) inşaatında kullanılmak üzere yıllar önce zararları nedeniyle kapatılan taş ocaklarına ve bunlara, ek birçok taş ocağına ihtiyaç hesaplaması yapılmadan izin verilmiştir.

Bütün bunlardan hareketle, geleceğimizden emanet aldığımız ormanlarımızın ve yaşam kaynaklarımızın katledilişine neden olan taş ocağı, kireç ocağı, maden ve kömür ocaklarının durumlarının, bu konuyla ilgili mevzuatın ve 2004 yılından sonra ülkemizde bu konuyla ilgili gelinen durumun ortaya konularak, nelerin yapılıp yapılmadığıyla ilgili olarak gerekli araştırmaların yapılması, alınabilecek tedbirlerin ve çözüm önerilerinin belirlenmesi ve uygulanması konularında, yüce Meclisimizin ve halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mevlüt Dudu                                          (Hatay)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                       (İstanbul)

3) Namık Havutça                                      (Balıkesir)

4) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                       (Kayseri)

5) Engin Altay                                           (Sinop)

6) Mahmut Tanal                                        (İstanbul)

7) Ramis Topal                                          (Amasya)

8) Muharrem Işık                                       (Erzincan)

9) Bülent Tezcan                                       (Aydın)

10) Ali Haydar Öner                                   (Isparta)

11) Haydar Akar                                        (Kocaeli)

12) Kadir Gökmen Öğüt                              (İstanbul)

13) Haluk Eyidoğan                                   (İstanbul)

14) Celal Dinçer                                        (İstanbul)

15) Selahattin Karaahmetoğlu                    (Giresun)

16) Ramazan Kerim Özkan                         (Burdur)

17) Mustafa Serdar Soydan                        (Çanakkale)

18) Yıldıray Sapan                                     (Antalya)

19) Metin Lütfi Baydar                               (Aydın)

20) Gürkut Acar                                         (Antalya)

21) Hasan Ören                                         (Manisa)

22) Mehmet Hilal Kaplan                            (Kocaeli)

23) Ali Sarıbaş                                          (Çanakkale)

24) İhsan Özkes                                         (İstanbul)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök ve 24 milletvekilinin, Ankara’nın su kaynaklarının ıslah edilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1174)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Avrupa’da birçok şehir su atıklarının kenarlarına kurulmuştur.

Kurak ve susuz bir bozkır kenti olarak bilinen Ankara, aslında su kaynakları açısından zengin bir kenttir. Başkentin tam ortasından geçen birçok dere ve çay, sessizce ve gizlice akıp gitmektedir çünkü hepsinin üzeri kapalıdır.

Kavaklıdere, Hoşdere, Dikmen Deresi, Bentderesi, İncesu Deresi, Bülbülderesi, Bademlik Deresi, Kıbrısköyü Deresi, Hacı Kadın Deresi, İncesu Deresi, Çubuk Çayı, Hatip Çayı, Bayındır Deresi, Kutlugün, Kepir, İğdeli, Macun, Ergazi, Söğütlü, İmrahor, Çayyolu, Cevizlidere, Kirazlıdere korunmayı, yer altından kurtarılmayı, ıslah edilmeyi bekliyor.

Kırsal tabanlı göçlerle yaşadığı hızlı nüfus artışı, gecekondulaşmayla ifade edilebilecek çarpık kentleşme, plansız gelişme, imar rantları, yanlış yer seçim kararları neticesinde suyu besleyen alanlar kirletilmiştir. Kentin atıkları derelere verilince bu akarsular tümden imha edilerek son altmış yılda, şehir, yüzyıllardır kendisine hayat veren su kaynaklarını, toprağını, bağ ve bahçelerini, temiz havasını, sayısız flora ve fauna çeşitliliğini kaybetmiş; kirlenen, kötü koku yayan derelerin üstü örtülmeye, gizlenmeye çalışılmıştır.

Bugün üzerinde bulvarların, metroların bulunduğu Ankara dereleri, aslında hâlen işlevlerini görmektedir. Ancak derelerin doğal akışının önlenmesi, su yataklarının kapatılması çok daha büyük sorunlar doğuracaktır.

Uzmanlar, dere yataklarında kurulan yerleşim yerlerinin sel, heyelan ve depremler için çok riskli olduğuna sürekli olarak dikkat çekmektedirler.

Bundan birkaç ay önce metro göçüğünde bir yurttaşımızın talihsiz ölümü Ankara derelerinin ıslahı sorununa sorumlulukla ve bilinçle yaklaşılmasını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ekosistemi bozulan Ankara'nın bugün temel gereksinimi aslında sudur. Ankara'nın aradığı su uzakta değil, kendi içinde, kendi altındadır. Ankara derelerine kavuştuğunda, suyunu yeryüzüne çıkardığında doğal dengesine kavuşacaktır. Onca paralar dökülerek yapay göller, fıskiyeler yapılacağına, kıvrıla kıvrıla Ankara'nın içinden akan, çevresi yemyeşil, insana ferahlık ve çevreye serinlik veren, içinde ördeklerin yüzdüğü, çevresinde balık tutmaya çalışan Ankaralıların olduğu bir kent yapılabilir.

Dereler ıslah edilmeden, Ankaralılar derelerine kavuşturulmadan apar topar başlatılan kentsel dönüşüm yıkımları bir kez daha durup yeniden düşünmeyi gerektiren Ankara için hayati önemde bir konudur.

Ankara'nın sahip olduğu bu kadar zengin doğal su kaynaklarından yararlanılması, hem doğanın hem de Ankaralıların hakkıdır.

Ankara’nın yok olmaya yüz tutmuş akarsularını, derelerini doğal hâliyle ortaya çıkartıp ıslah etmek, doğal dengeyi kurmak ve Ankaralıları sahip oldukları zengin su kaynaklarıyla yeniden buluşturmak için alınacak önlemlerin saptanması ve bilimsel çalışmaların yürütülmesi zorunludur.

Bu nedenlerle Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 23/10/2012

1) Levent Gök                                                (Ankara)

2) Namık Havutça                                          (Balıkesir)

3) Mahmut Tanal                                           (İstanbul)

4) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                           (Kayseri)

5) Muharrem Işık                                           (Erzincan)

6) Ramis Topal                                              (Amasya)

7) Kadir Gökmen Öğüt                                    (İstanbul)

8) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

9) Haydar Akar                                              (Kocaeli)

10) Bülent Tezcan                                         (Aydın)

11) Celal Dinçer                                            (İstanbul)

12) Ali Haydar Öner                                       (Isparta)

13) Haluk Eyidoğan                                       (İstanbul)

14) Selahattin Karaahmetoğlu                        (Giresun)

15) Umut Oran                                               (İstanbul)

16) Engin Altay                                             (Sinop)

17) Ramazan Kerim Özkan                             (Burdur)

18) Mustafa Serdar Soydan                            (Çanakkale)

19) Yıldıray Sapan                                         (Antalya)

20) Metin Lütfi Baydar                                   (Aydın)

21) Gürkut Acar                                             (Antalya)

22) Hasan Ören                                             (Manisa)

23) Mehmet Hilal Kaplan                                (Kocaeli)

24) Ali Sarıbaş                                              (Çanakkale)

25) İhsan Özkes                                            (İstanbul)

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 29 milletvekilinin, ÖSYM’de yaşanan sınav skandallarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1175) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Araştırılması gereken 2010 KPSS sınavındaki skandala neden olan kişiler kimlerdir? Eski Başkan ve yöneticiler kurban edilirken, şimdiki Başkan neden onca suistimallere rağmen görevinde kalmaya devam etmektedir? Neden devletin zirvesi daha önceki Başkan için sarf ettikleri sözleri yeni Başkan için de sarf etmemektedirler? Buradaki asıl hedefin ÖSYM'yi tam olarak, tüm kadrolarıyla ele geçirmek ve kendi kafalarına göre dizayn etmek olduğu görülmelidir.

ÖSYM'de yaşanan bu sınav skandalları ve personel değişiminin araştırılması ve tüm gerçeklerin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Çünkü önceki Başkan ve ekibi suçlu olsaydı, sonraki Başkan zamanında bu tür skandallar olmazdı. Burada 2010 KPSS sınavındaki skandalların neden ve nasıl olduğu çok ciddi olarak araştırılırsa asıl hedefin farklı olduğu görülecektir.

Son yıllarda ÖSYM'nin yaptığı birçok sınavlarda şaibeler oluşmuştur. Bu sınavlara hazırlanan yüz binlerce insanın katlanmış oldukları maddi ve manevi sıkıntıların boşa gitmemesi ve oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için söz konusu sınavların hızlı ve çok detaylı bir şekilde araştırılması için Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Muharrem Işık                                               (Erzincan)

2) Celal Dinçer                                                 (İstanbul)

3) İhsan Özkes                                                  (İstanbul)

4) Ali Serindağ                                                  (Gaziantep)

5) Kadir Gökmen Öğüt                                       (İstanbul)

6) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                               (Kayseri)

7) Ahmet İhsan Kalkavan                                   (Samsun)

8) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                              (İstanbul)

9) Mahmut Tanal                                                      (İstanbul)

10) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

11) İdris Yıldız                                                         (Ordu)

12) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

13) Bülent Tezcan                                                    (Aydın)

14) Ramis Topal                                                       (Amasya)

15) Umut Oran                                                          (İstanbul)

16) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

17) Ali Haydar Öner                                                  (Isparta)

18) Selahattin Karaahmetoğlu                                   (Giresun)

19) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

20) Engin Altay                                                        (Sinop)

21) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

22) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

23) Yıldıray Sapan                                                    (Antalya)

24) Metin Lütfi Baydar                                              (Aydın)

25) Gürkut Acar                                                        (Antalya)

26) Hasan Ören                                                        (Manisa)

27) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

28) Birgül Ayman Güler                                             (İzmir)

29) Ali Özgündüz                                                      (İstanbul)

30) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

Gerekçe özeti:

ÖSYM'de yapılan sınavlarda çeşitli usulsüzlükler olduğundan ve bundan dolayı da 2010 yılındaki KPSS sınavındaki usulsüzlükten dolayı o zamanki başkan Sayın Ünal Yarımağan suçlanarak istifa etmesi sağlanmıştır. Atanan Başkan Ali Demir döneminde ise usulsüzlükler ve skandallar artarak devam etmiştir. Ancak öyle ilginç şeyler yaşanıyor ki soruların sızdırılması toplumda sanki normalmiş gibi kanıksanmaya başladı. Önceki başkan istifa etmeye zorlanırken yerine atanmış olan Başkanı korumak için devletin zirvesi kefil olduğunu dile getirmişti.

2010 yılındaki KPSS sınavında 350 kişiye soruların verildiği ve bunların sorulan tüm soruları yaptıkları görülmüştür. Bunun sorumlusu olarak da Sayın Başkan Ünal Yarımağan gösterilmiş ve her şerefli insan gibi o da istifasını vermiştir. Daha sonra yapılan sınavlarda defalarca aynı şekilde usulsüzlükler oldu ancak hiçbir zaman yetkililer tarafından istifası istenmeyen Başkan Ali Demir, toplumla alay edercesine “Şifre var ama kopya yok.” diyerek dalga geçmiştir.

2010 yılında Ünal Yarımağan zamanında KPSS'de 360'ı aşkın aday eğitim bilimleri testinde 120'de 120 doğru yaptı. Açık öğretim sınavında bir astsubayın üzerinde tüm soruların cevaplarının çıkması üzerine Sayın Ünal Yarımağan istifa etti. 2010 Tıpta Uzmanlık sınavında 4 sorunun yanlış olduğu ileri sürüldü. Dava Danıştaya kadar uzarken ÖSYM bir buçuk yıl sonra soruların yanlış olduğunu kabul etti. YGS'de şifre skandalı patlak verdi. Ali Demir, önce reddetti, sonra “Şifre var, kopya yok.” dedi. Bazı adayların puanları yanlış hesaplandı. Diyarbakır'da YGS'ye giren 4 öğrencinin cevap anahtarları kayboldu. 2011 ALES sınavında İzmir'deki bir okulda sorular eksik çıktı. 2011 yurtdışı yüksek öğrenim diploma denkliği için seviye tespit sınavında tıp doktorluğu ikinci aşama kitapçığındaki 100 sorudan 75 tanesi önceki yılın sorularıyla aynı çıktı. 2011 KPSS'de ikinci oturum devam ederken sabah sorulan sorular internete düştü. 2012 LYS puanlarının yanlış hesaplandığı iddia edildi.

Ayrıca diğer kurumların yaptıkları birçok sınavda, örneğin; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının açtığı sınavlarda, polis alımlarında, astsubay sınavlarında birçok usulsüzlüklerin olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi bunlarla ilgili yetkililer hakkında hiçbir işlem yapılmazken tam tersine normalmiş gibi, yetkililerin zırh içine alındıkları görülmüştür.

2010 yılında yapılan KPSS sınavındaki usulsüzlüklerde tek sorumlu o zamanki Başkan olan Prof. Dr. Ünal Yarımağan ve ekibi gösterildi. Başkanın istifasından sonra ekibini de yok etmeye uğraştılar ve bunu da başardılar.

KPSS 2010 sınavındaki soruları kimlerin sızdırdığı, nereden geldiği ve kime verildiği asla açığa çıkarılmadı. ÖSYM, AKP iktidarı öncesinde sadece Türkiye'de değil dünyada da en güvenilir sınav merkezi olarak tanınıyordu. Burada, daha ileri gidersek 2010 yılından önceki yönetim kadrosundaki kişilerin de çocuklarının nereleri kazandıkları görülebilir. Öyle ki bu yöneticilerin çocuklarının çoğunun ikinci öğretimi veya yüksek puan gerektirmeyen yerleri kazandıkları görülecektir. Yani 2010'dan önceki dönemde hatta 2006'dan önceki dönemlerdeki sınavlar ile 2010'dan sonraki sınavların neden karşılaştırılması gerektiği de ortaya çıkmış olur.

2010 KPSS sınavından sonra görev yapan personelin, yönetim kurulu üyelerinin, daire başkanlarının hemen hemen hepsi değiştirilmiştir. Bu değişiklikler yapılırken özellikle iktidarın 17.2.2011/6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapmış olduğu düzenlemelerle, hiçbir eski personele yasal yollara başvurma hakkı verilmemiş, bu hak ellerinden alınmıştır.

Özellikle, yeni kadrolar oluşturulurken ciddi bir şekilde ayrım yapılmış; insanların, yeteneklerine, bilgilerine, becerilerine göre değil mezheplerine göre yerleştirmeler yapıldığı izlenimi ortaya çıkmıştır. Tüm kurumlarda bunun yapıldığı, açıkça ve cesurca uygulanıldığı kanıksanmış bir gerçektir. Her ne kadar yapılmıyor denilse de pratikte bu maalesef gerçek olan bir olaydır.

Burada araştırılması 2010 KPSS sınavındaki skandala neden olan kişilerin bulunmasıdır. Sınavlardaki skandallar sonrası eski başkan ve arkadaşları kurban edilirken, şimdiki başkan neden onca skandallara rağmen görevinde kalmaya devam etmektedir? Neden hiçbir yetkili daha önceki başkan için sarf ettikleri sözleri yeni başkan içinde sarf etmemektedirler?

ÖSYM'de yaşanan bu skandalları ve personel değişiminin araştırılması ve tüm gerçeklerin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Özellikle, soruları veren kadroların hâlen kurum içinde olduğu bilinmekte ve görevlerine devam ettikleri düşünülmektedir. Burada 2010 KPSS sınavındaki skandalların neden ve nasıl olduğu çok ciddi olarak araştırılmalıdır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler, gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen birer üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ve İnsan Haklarını İnceleme komisyonlarında siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de birer üyelik düşmektedir. Bu komisyonlara aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 26 Ocak 2015 Pazartesi günü saat 18.00’e kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 26/1/2015 tarihinde İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenecek Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Ekonomik ve Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim Komitesi toplantısına ve Komite toplantısı kapsamında gerçekleştirilecek Akdeniz İçin Birlik Sekretaryasıyla görüşmelere Komite üyelerine ilaveten AİBPA Türkiye delegasyonunun diğer üyelerinin de katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/1686)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Ekonomik ve Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim Komitesi toplantısı 26 Ocak 2015 tarihinde İspanya'nın Barselona şehrinde düzenlenecektir. Komite üyelerine ilaveten, AİBPA Türkiye delegasyonunun diğer üyelerinin Komite toplantısı kapsamında gerçekleştirilecek Akdeniz İçin Birlik sekretaryasıyla görüşmelere ve Komite toplantısına katılmaları hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Özbekistan Cumhuriyeti Ali Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin tezkeresi (3/1687)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 4’üncü maddesi uyarınca, Özbekistan Cumhuriyeti Âli Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulması hususu Genel Kurulun tasvibine sunulur.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 648 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bu kısmın 7’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 14/1/2015 tarihinde dağıtılan 681 sıra sayılı Raporu’nun gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmına alınmasına ve rapor üzerindeki görüşmelerin Genel Kurulun 20 Ocak 2015 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarına devam etmesine; Genel Kurulun 21 Ocak 2015 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 19/1/2015 Pazartesi günü yaptığı toplantıda aşağıda önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

                Mustafa Elitaş                                  Mehmet Akif Hamzaçebi

       Adalet ve Kalkınma Partisi                  Cumhuriyet Halk Partisi

            Grubu Başkan Vekili                               Grubu Başkan Vekili

                                     Oktay Vural                                               İdris Baluken

                           Milliyetçi Hareket Partisi                        Halkların Demokratik Partisi

                              Grubu Başkan Vekili                                  Grubu Başkan Vekili

Öneriler:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 648 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bu kısmın 7’nci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül etmesi,

(9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 14/1/2015 tarihinde dağıtılan 681 sıra sayılı Raporu’nun, gündemin “Meclis Soruşturması Raporları” kısmına alınması ve rapor üzerindeki görüşmelerin Genel Kurulun 20/1/2015 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarına devam etmesi,

Genel Kurulun 21/1/2015 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesi,

Önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, (2/248) esas numaralı 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/229)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/248) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre kırkbeş gün içerisinde ilgili komisyonda görüşülmemesinden dolayı doğrudan gündeme alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Bülent Tezcan

Aydın

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Sayın Bülent Tezcan’a söz vereceğim, Aydın Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yıl, özellikle doğal afetler nedeniyle çiftçilerimiz çok ciddi, büyük zararlarla karşı karşıya kalmakta; bunu hepimiz biliyoruz. Daha bu yıl sonunda Aydın’da, özellikle aşırı yağışlardan kaynaklı, Söke, Germencik, İncirliova, Koçarlı gibi Menderes Ovası’ndaki birçok çiftçimiz ciddi ve önemli ölçüde zarar gördü. Bu, sadece Aydın’a mahsus değil. Bakın, son dönemdeki aşırı yağış, kar veya don gibi doğal afetler nedeniyle Muğla’da, Antalya’da, Edirne’de, Manisa’da, Sakarya’da ve birçok bölgemizde çiftçiler ciddi ve önemli ölçüde zararla karşı karşıya kalıyorlar.

Şimdi, bizim bir yasamız var, 2090 sayılı Yasa. Bu yasa diyor ki: “Çiftçiler doğal afet nedeniyle zarar görürlerse mal varlıklarının yüzde 40’ını kaybetmeleri hâlinde bunlara yardım yapılır, bu, tazmin edilir.” Değerli arkadaşlar, bu kanun çiftçilerin mağduriyetini önlemeye yetmiyor. Bu nedenle 2090 sayılı Yasa’da değişiklik teklifi yapıyoruz. Neyi değiştirmek istiyoruz? Bakın, bir kere çok temel bir problem var. Çiftçinin sel nedeniyle, aşırı yağış nedeniyle mahsulünün tamamını sel almış, gitmiş. Ama kanun diyor ki: “Mahsulünün tamamını sel alsa dahi, çiftçinin evine bakarım, traktörüne bakarım, gayrimenkulünün miktarına bakarım. Toplam mal varlığını hesap ederim. Bunun yüzde 40’ı olmuş ise ancak tazminat öderim.”

Değerli arkadaşlar, zaten tarımda yaşanan sıkıntı nedeniyle yaptığı masrafın karşılığını alamayan çiftçi, bir de mahsulünün bu şekliyle zarar görmesi hâlinde hiçbir zaman tazminat alamamakla karşı karşıya. Onun için diyoruz ki mahsulünün yüzde 40’ı zarara uğramışsa bunlara da afet kapsamında tazminat ödensin ve aşırı yağışlardan kaynaklanan bu zararları tazminat kapsamına alalım.

Yıllardır Türk çiftçisi afetlerle ilgili bu sıkıntısını ifade ediyor, dört gözle “Devlet görevlileri gelsin, zararımızı hesap etsin, belki yaramıza merhem olur.” diye bekliyor ama ne yazık ki bu konuda yaraya merhem olacak bir adım atılmıyor. Onun için bu kanun teklifini 37’nci maddeye göre indirdik.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepiniz bulunduğu bölgede size oy verip Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderen çiftçi kardeşlerimize karşı sorumlusunuz, hepimiz sorumluyuz. O yüzden, gelin, bu kanunu birlikte görüşelim ve tazminatla ilgili yıllardan bu yana devam eden bu problemi çözelim.

Bakın, biraz sonra burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis soruşturması komisyonu raporunu görüşeceğiz. Değerli arkadaşlar, hepimiz biliyoruz ki 60 liralık bir cep telefonu çalan çocuğu mahkeme önüne çıkarıp yargılıyoruz. 60 liralık cep telefonu çalan çocuğun yargılandığı bir Türkiye’de 60 milyon lira rüşvet aldığı iddia edilen birisinin şu veya bu sebeple yargılanmaması düşünülemez. Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün ciddi bir sınavla karşı karşıyadır. Burada biz şu sorunun cevabını vereceğiz: Suç işleme imtiyazı tanıyacak mıyız, tanımayacak mıyız? Eğer suç işlediği iddia edilen kişiler muktedir kişilerse Meclis kararıyla bunları muteber kişiler hâline getireceğiz mi, getirmeyeceğiz mi? Bugün yapacağımız oylamada eğer Yüce Divan yolunu açmazsak, Türkiye’de muktedirlerin suç işleme imtiyazı olduğunu tescil etmiş oluruz, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kararıyla bir suç oligarşisinin varlığını tescil etmiş olur. O yüzden, Millet Meclisi olarak suç oligarşisine teslim olacak mıyız, olmayacak mıyız; yapacağımız oylama budur.

Bakın, bir siyasi etik yasası gündemde şu anda. Eğer bugün Yüce Divan yolunu kapatırsak burada siyasi etik yasasını görüşme ehliyetini de kaybetmiş oluruz.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tezcan.

Tüzük’e göre bir milletvekilimizin daha konuşması gerekiyor. Bu konuda Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt konuşacak.

Buyurun Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Aydın Milletvekilimiz Sayın Bülent Tezcan’ın çiftçilerle ilgili vermiş olduğu kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Bülent Bey zaten anlattı, çiftçiler çok mağdur. Ancak, şunu söyleyeyim: Türkiye'nin yüzde 27’si köylü. Bu köylüye AKP Hükûmeti nedense hep zulmediyor ve çektiriyor. Şimdi söyleyeceğim, neden: Çünkü şu anda köyden şehre korkunç bir göç var. Köylü mağdur. Gayrimenkullerini bankalar teminat kabul etmiyor, bankalar kredi vermiyor. Bankalar kredi vermediği gibi, alan adam da şu anda, alan vatandaş da şu anda perişan. Niye biliyor musunuz? Bunu dikkatinize sunuyorum, “Faizsiz erteleme yapıyoruz.” diyorlar, bakın, “Faizsiz erteleme yapıyoruz.” diyorlar, yüksek faizle erteleme yapılıyor. Bu yüksek faizle ertelemeyi niye yapıyorsunuz, hani siz faize karşıydınız? Köylüyü faizle ezmeye hakkınız yoktur. Lütfen faizleri kaldırın, faizsiz olarak erteleyin.

2014’teki doludan dolayı afet kapsamına giren tarlalarda yüzde 65 zarar oldu. Bugün beni Ardahan’dan aradılar. Yüzde 65 zararı devletin ödemesi lazım, ödemedi. “Tarım sigortası yaptırın.” diyorlar. Arkadaşlar, tarım sigortasında 40 dekara 3,5 milyar para istiyorlar. Köylü bunu ödeyemiyor. Yahu, şimdi, Anadolu’da olsun, Türkiye’nin neresinde olursa olsun köylüyü perişan ettiniz. Yani, afet kapsamına bile on yıldır bunu almıyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, bakın, şu anda yem bitkilerinin ödenmesi lazım. Biliyorsunuz, Türkiye’nin her tarafında kar kış var. Özellikle Doğu Anadolu’da çok şiddetli soğuklar, çok şiddetli don var ve bu nedenle insanlar hayvanlarını besleyemiyorlar. Yem bitkileri parasını alsalar yem alacak, saman alacak, hayvanını besleyecek. Şu anda saman fiyatları -ben buraya samanı getirdiğim zaman kızıyorsunuz- çıkmaya başladı. Niye? Vatandaş alamıyor, alamadığı zaman da hayvanı orada aç kalıyor. Saman fiyatları arttı. Saman fiyatları arttığı için de şimdi millet alamıyor. Burada sizden istirham ediyorum, yem bitkileri parası bir an evvel ödenirse insanlar hayvanlarına otunu, samanını alır yedirir ve bahara çıkartır. Aksi takdirde, hakikaten çiftçilerimiz çok zor durumda arkadaşlar.

Bizim arıcılık var biliyorsunuz. Arıcılık Başkanıyla da görüştüm. Arıcılıkla ilgili teşvikler ve para ödenmesi lazımken il birliklerine, ödenmiyor. Tarım Bakanlığı nedense bu kanunu da bir türlü Meclise getirmedi. Getirdiği zaman, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz destek vereceğiz, bir an evvel arıcıların kanunu da çıksın değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, burada, bir milletvekili, daha önce, biliyorsunuz, Sayın Babuşcu, cumhuriyeti yok sayar şekilde bir açıklama yaptı ama ne yazık ki ne Başbakan ne bir bakan ne de grup başkan vekilleri, hiç kimse bu Sayın Babuşçu’ya bir şey söylemedi, söylemediği gibi de destek verir şekilde bir anlayış içerisine girdiler. Ben şunu söylüyorum: Zekâ kontrolünü edemeyen Babuşcu şunu bilsin ki cumhuriyetle uğraşmasın, cumhuriyetle uğraşanlara, kimseye biz pabuç bırakmayız. Biz gideriz gençler gelir nöbete, rüzgâr estirmeyiz cumhuriyete. Bunu bilmenizi istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu anlamda, cumhuriyete kimse dil uzatmasın, cumhuriyetin efendisi olan köylülere sahip çıkalım.

Bugün, Hanak’tan, Damal’dan, Posof’tan, Çıldır’dan, Ardahan’dan beni arıyorlar, Kars’tan arıyorlar, Aydın’dan arıyorlar, İzmir’den, her yerden arıyorlar. Çiftçi perişan, narenciye üreten perişan, domates üreten perişan, herkes perişan. Türkiye’yi tamamen dışarıya bağladınız, tamamen dışarıya bağlandı. Düşünebiliyor musunuz, Arjantin’den et geliyor arkadaşlar. Hayvancılık dibe vurdu. AKP Hükûmeti, 100 milyar dolara yakın, on iki yılda tarıma ödeme yapmış, 100 milyar dolara yakın.

Arkadaşlar, bu paranın yarısını bizim çiftçimize versek, inanın, samimi söylüyorum, bizim çiftçimiz daha çok kazanacaktır ve hiçbir şeyi de dışarıdan ithal etmeyeceğiz.

Herkes biliyor ki AKP Hükûmeti köylünün düşmanıdır ama bu seçimde köylü AKP’ye ders verecek, Cumhuriyet Halk Partisini iktidara getirecek diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Lütfen, bize güvenin. Biz, konuşma devam ederken, 2 kâtip üyeye saydırdık, sayılar eşitti.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hocam size güvenmiyor.

BAŞKAN – Sizi dinlemiyorum.

Sayılar eşitti ama şöyle bir karara vardık, “El kaldırmaya göre oy vereceğiz.” dedik, maalesef, böyle bir sonuç çıktı.

Sayın Halaçoğlu, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, 20 Ocak 1990 Bakü katliamının 25’inci yıl dönümüne ve MHP Grubu olarak, Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a bağlanmasını, bağımsız Azerbaycan’ın sonsuza kadar yaşamasını dilediklerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ermenilerin artan toprak taleplerine karşı Azerbaycan halkı, tepki göstermiş ve buna karşılık Sovyet ordusu, tankları eşliğinde, sözde, Ermenileri korumak adına 19-20 Ocak 1990’da Bakü’ye girmiştir. Kendilerine karşı duran kadın ve erkeklerden 143 kişi, Sovyet tankları altında ezilmiştir. Bu hunharca yapılan katliam, Azerbaycan’da “kara ocak” veya “kara cumartesi” olarak adlandırılmaktadır. Bu katliam, aslında Azerbaycan’ın bağımsızlığının yolunu açmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına kardeş Azerbaycan Türklerine “kara ocak” dolayısıyla başsağlığı diliyor, şehitlerimize rahmet niyaz ediyoruz.

Böyle olayların bir daha yaşanmaması, Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a bağlanması, bağımsız Azerbaycan’ın sonsuza kadar yaşamasını grubumuz adına yüce Allah’tan diliyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince gündemin Meclis soruşturması raporları kısmına geçiyoruz.

Bu kısma alınan, Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin, Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracata İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 Ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Eski Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Göz Altına Alınan Bazı Şüphelilerin Ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İçtüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde görüşmelere başlıyoruz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (X)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Akif Bey.

Meclis Soruşturması Komisyonunun 681 sıra sayılı Raporu 14 Ocak 2015 tarihinde sayın üyelere dağıtılmış ve ilgili bakanlara gönderilmiştir.

Buyurun Sayın Çebi.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun sunumunu eksik yaptığına ve gizli oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılması için Başkanlık Divanının gerekli önlemleri almasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 eski sayın bakanla ilgili Meclis Soruşturması Komisyonunun düzenlemiş olduğu rapor uyarınca ve milletvekillerinin vermiş olduğu Yüce Divana sevk önergeleri uyarınca görüşmelere başlıyoruz. Ancak, Sayın Başkan, iki konuyu dikkatinize sunmak istiyorum.

Birincisi: Siz gündemi özetleyen bir bildirimde bulundunuz. Meclis soruşturması komisyonu kurulmasına esas teşkil eden Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin imzalamış olduğu önerge ile sizin açıklamanızı karşılaştırdım. Siz 3 eski sayın bakanla ilgili olarak iddiaları ortaya koyarken “bir şahıstan sağlanan menfaat” iddiasını ileri sürdünüz. Bu şahsın kim olduğu Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin Meclis soruşturması komisyonu açılması yönündeki önergelerinde mevcut, yazılı; Rıza Sarraf. Acaba bu ismi Genel Kurulun bilgisine neden sunmadınız, merak ettim. Sunumunuz eksiktir, İç Tüzük’e aykırıdır. Eğer, iddia, falan kişiden -isim belirtilerek- bir menfaat sağlandığı yönünde ise Başkanlık makamına düşen görev, bu iddiayı açıklıkla Genel Kurulun bilgisine sunmaktır. Burada sizin Genel Kurula yapmış olduğunuz sunumun Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun eksik olarak yansıtılması gibi bir sonucu olduğu açıktır. O nedenle, ben, sunumunuzu tekrarlamanızı, iddiayı açık seçik bir şekilde Genel Kurulun bilgisine sunmanızı talep ediyorum.

İkinci söyleyeceğim konu şudur: Bugün görüşmeleri yapacağız, önergeler okunacak, 6 milletvekili görüşlerini ifade edecek, eski sayın bakanlar dilerlerse savunma haklarını kullanacaklar, sonuçta oylamaya geçeceğiz. Oylama, hepinizin bildiği gibi, İç Tüzük’e göre gizli olarak yapılacaktır.

Ben İç Tüzük’ün gizli oylamayla ilgili maddesini okuyup bilginize sunmak istiyorum. Madde 148, başlık “Gizli oylama usulü”, madde şöyle diyor: “Milletvekillerine, beyaz, yeşil ve kırmızı renkte üç yuvarlak birden verilir. Bunlardan oy olarak kullanılacak yuvarlak, bunun için gösterilen kutuya atılır. Diğer iki yuvarlak ayrıca belirtilen yere bırakılır.” Bugüne kadarki uygulamada söz konusu yuvarlaklar yani oy olarak tercih edilen yuvarlağın zarfa konulup kutuya atılmasından sonra kalan 2 yuvarlak oy kabininde bırakılmaktadır. Oylamanın gizliliğine riayet ve oylamanın selameti açısından ben İç Tüzük’ün bu hükmünün Sayın Başkan tarafından Genel Kurulun bilgisine bir kez daha sunulmasını ve kullanılmayan 2 yuvarlağın kabinlerde bırakılması konusunda Başkanlık Divanının gerekli önlemi almasını talep ediyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çebi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Ben sunumumu dediğiniz, belirttiğiniz gibi yaptım. Yalnız, konuya ilişkin önergede de aynı şekilde, isim belirtilmiyor. Bu önergeye uygun olarak Meclis soruşturması açılması konusunda gündeme geçtim. Bunu bilgilerinize sunuyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, önerge… Yanlış mı okuyorum? Şu Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun, bakın…

BAŞKAN – Bastırılıp dağıtılan önergede, bakın, önergenin kapağında Sayın Çebi. İsterseniz buradan okuyayım, aynı şeyi okumuş olacağım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Aynı şeyi tekrar okumanın manası var mı?

BAŞKAN – Bastırılarak dağıtılan önergenin ön kapağındaki gibi okudum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, şu an önümde olan, 681 sıra sayılı…

BAŞKAN – İç kapağında olacak herhâlde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …Komisyon Raporu’nun hemen 1’inci, 2’nci, 3’üncü, 4’üncü, 5’inci sayfalarında bu içeriğin ne olduğu çok açık bir şekilde yazılı. Meclis soruşturması önergesini -(9/8) sayılı Önerge- Sayın Süreyya Sadi Bilgiç’in imzasından başlayarak yeterli sayıda veya gerekli sayıda Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilinin imzasının olduğu önergeyi okudum ben şu an. Bu içerikte adı geçen kişinin, kendisinden menfaat sağlandığı iddia edilen kişinin ismi açık bir şekilde yazılıdır efendim.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Çebi, burada yok; şu raporun iç kapağına bakarsanız burada da yok. Biz özet olarak böyle okuduk.

Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ben hangi sayfada olduğunu ifade ettim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, ben bu özeti okudum Sayın Çebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Soyadım “Hamzaçebi” Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Soyadımın da “Hamzaçebi” olduğunu ifade edeyim size.

BAŞKAN – Özür dilerim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, raporu konuşuyoruz biz, önergeyi konuşmuyoruz ki.

BAŞKAN – Tamam.

Sayın Vural, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Raporun başlığını konuşuyoruz biz.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen…

Sayın Vural, buyurun.

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, annesinin vefatı nedeniyle Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan Genel Kurulda bulunamadığından (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun oylamasının ertelenmesi gerektiğini düşündüklerine ve gizli oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılması için Başkanlık Divanının gerekli önlemleri almasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, çok önemli, tarihî ve vicdanı bir oylamanın ve görüşmenin arifesindeyiz. 5 Mayıs 2014 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin verdiği Meclis soruşturması önergesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 453 oyla kabul edilmiştir. Umarım, o gün bu soruşturma önergesine kabul oyu veren oylar doğrultusunda, aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi hareket edecektir.

Bugün görüşmeyle ilgili karar aldık ama bir hususu ifade etmek istiyorum. Öncelikle, bugün Meclis soruşturması önergesine konu olan ve Yüce Divan oylamasında bulunulacak eski Ekonomi Bakanı Sayın Zafer Çağlayan’ın annesi vefat etmiştir, Allah’tan rahmet diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu oylamanın bugün yapılmaması hususundaki görüşümüzü Adalet ve Kalkınma Partisine bildirdik ama kendileri herhangi bir mahzur olmadığını ifade ettiler. Dolayısıyla, böyle bir günde bu oylamanın yapılması konusunda bir araya gelmiş bulunmaktayız.

Bunun dışında, bu oylama çok önemli. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Sayın Yusuf Halaçoğlu’yla birlikte verdiğimiz bir başvurumuz var. Bu başvuru doğrultusunda, bu oylamanın gizli bir şekilde yapılması, özellikle kabinlere girişte sadece oy kullanacak kimselerin çağrılması, oylamadan sonra bu pulların terk edilmesi ve İç Tüzük’e göre bırakılması gereken yere atılarak daha sonra bu oyların da sayılması gerektiğine ilişkin bir müracaatımız oldu. Meclis Başkanlığımız, bu konuda, zatıalinizin oturumu yöneteceğini ve bu konudaki müracaatımızdan haberdar edildiğinizi ifade etti. Dolayısıyla, görüşmelerden sonra oylama sırasında bunlarla ilgili tedbirleri almak suretiyle herhangi bir yığılmaya ve milletvekillerinin iradesi hakkında farklı bir düşünceye sahip olacak bir uygulamaya izin verilmemesi hususuna özellikle zatıalinizin önem vermesini istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Vural.

Evet, gizli oylamayla yapılacak oylamalar. O aşamaya gelindiği zaman, sizin de belirttiğiniz gibi gerekli itiraz ve ihtarlarda bulunacağız ve oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılması için elimizden gelen her türlü şeyi yapacağız.

Teşekkür ediyorum.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN - Rapor üzerindeki görüşmelerde Komisyona, şahısları adına 6 milletvekiline ve haklarında soruşturma açılması istenen eski bakanlara söz verilecektir.

Konuşma süreleri Komisyon için yirmi dakika, şahısları adına söz alan milletvekilleri için onar dakikadır. Son söz, hakkında soruşturma açılması istenen eski bakanlara ait olup süresi sınırsızdır.

Rapor üzerinde söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Komisyon Başkanı yok mu? BAŞKAN – Bunu bilemem.

OKTAY VURAL (İzmir) - Yani bu kadar önemli bir Komisyonun Başkanının burada bulunmaması çok manidar, rapora güvenmiyor demek ki.

BAŞKAN - Komisyon adına, Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç konuşacak Komisyon Başkan Vekili olarak.

Şahısları adına, Konya Milletvekili Sayın Mustafa Akış, Muğla Milletvekili Sayın Ömer Süha Aldan, Konya Milletvekili Sayın Faruk Bal, Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Özgündüz, Denizli Milletvekili Sayın Bilal Uçar konuşacaktır.

Şimdi, ilk söz, Komisyon adına Komisyon Başkan Vekili olarak Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç’a aittir.

Süreniz yirmi dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(9/8) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 681 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu hakkında Komisyon adına söz aldım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

E) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- 681 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu'nun (9/8) görüşmeleri sırasında İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in "‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım.’ Hz Muhammed" yazılı pankart açması

(İstanbul Milletvekili İhsan Özkes "‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım.’ Hz Muhammed" yazılı pankartı kaldırdı)

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

(9/8) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Devamla) – 77 AK PARTİ’li milletvekilinin vermiş olduğu soruşma önergesinin kabul edilmesiyle kurulan Meclis Soruşturma Komisyonumuz, Anayasa’nın 100’üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 107’nci ve 113’üncü maddeleri gereğince ek süreyi de kullanarak çalışmalarını tamamlamış ve raporunu Meclis Başkanlığına sunmuştur.

Değerli milletvekilleri, Komisyonun çalışmalarıyla ilgili olarak bazı hususlar Komisyon çalışmaları süresi içerisinde kamuoyuna yanlış aktarılmaya çalışıldı, bunlarla ilgili birkaç hususta açıklama yapmak istiyorum.

Bunlardan bir tanesi dizi pusulası meselesi; kamuoyunda çok tartışıldı. Bu, aslında hukuki bir konuydu. Yerel mahkemelerden bir üst mahkemeye dosyalar, aramızda savcılık, hâkimlik yapan milletvekillerimiz var, dizi pusulasına bağlanmadan gönderildiğinde o dosyanın iade edildiğini çok iyi bilirler çünkü o dosyanın içerisindeki belgelerin gönderilen makam tarafından neler olduğunun bilinmesi lazım. Bu, niye önemlidir? İçerisindeki bir belgenin eksikliği durumu yapılacak soruşturma açısından önemlidir. O nedenle gereksiz bir tartışma yapıldı. “Yüce Divana sevk durumunda da -yine Meclisin yapacağı iş- dizi pusulasına bağlanarak Anayasa Mahkemesine gönderilir” diyor Meclis İçtüzüğü’müz; 112 son fıkra açık.

Yine, soruşturmanın gizliliğinin ihlaline yönelik birtakım tavırlar gördük. İç Tüzük madde 110 “Komisyon çalışmaları gizlidir. Sadece komisyon üyesi milletvekilleri katılabilir, diğer milletvekilleri komisyon çalışmalarına katılamaz.” diyor. Anayasa madde 100 son fıkra, İç Tüzük madde 113 “Siyasi parti gruplarında Meclis soruşturmasıyla ilgili görüşme yapılamaz.” diyor. Ama, maalesef, muhalefet partisi Meclis gruplarında sürekli Meclis soruşturması konusunu gündeme alındı, bu konuda ifadeler kullanıldı. Tabii, Komisyon çalışmalarıyla ilgili gizliliğin ihlal edildiği bu noktada kamuoyuna yanlış bilgiler de aktarıldı, tutanaklar farklı şekilde aktarıldı, hatta bizim kendi konuşmalarımız, Meclis Soruşturma Komisyonunda yaptığımız konuşmaların tutanakları İnternet’e aktarıldı, burada bile konuştuğumuz cümlenin farklı bir paragrafın altında yerleştirildiğine bizzat biz kendimiz şahit olduk.

Adli Tıp Raporu geldi. Adli Tıp Raporu’nun montaja ilişkin rapor olduğu kamuoyuna sunulmaya çalışıldı. Hâlbuki Adli Tıp Raporu “tape”ler ile CD arasındaki cümlelerin uyup uymadığıyla ilgiliydi, yoksa o CD’deki ses kaydının montaj olup olmadığına ilişkin bir Adli Tıp Raporu yoktu. Buna ilişkin bazı incelemeler TÜBİTAK tarafından yapıldı ve o dinlemelerle ilgili TÜBİTAK’ın montaja ilişkin raporları da var ama bizim Komisyonumuzu ilgilendiren bir durum burada söz konusu değil.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmadaki soruşturma önergesinde bahsedilen olaylarla ilgili belgeleri ihbar olarak nitelendirdik. Yani burada fezleke olarak hep gündeme geldi. Bu bir fezleke değildir, fezlekenin nasıl olduğunu Anayasa’mız, İç Tüzük’ümüz belirlemiştir. Burada bizim yaptığımız iş Anayasa 100’deki bakanların yargılanmasıyla ilgili bir yargısal faaliyet, Meclis soruşturması konusu, milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezlekeyle bunu birbirine karıştırmamak gerekir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının belgelerini biz ihbar olarak kabul ettik, delil araştırmasını da Komisyon olarak kendimiz yaptık.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012’de başlattığı soruşturmayla ilgili olarak da normal bir soruşturmada olmayacak derecede çok sayıda hukuka aykırılığı tespit ettik. Bu tespitlerin büyük bölümü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararında da mevcut. İstanbul'daki soruşturmanın başlangıcına baktığımızda 31 Ocak 2008 tarihli MASAK Raporu’na dayanılıyor. Hocam bir dinlerseniz, konuyu siz de öğrenmiş olacaksınız.

Bu raporda “Kara para aklama suçuna ilişkin somut veri yok.” denildiği hâlde aradan...

BAŞKAN – Sayın konuşmacı, bir dakika.

Sayın Özkes, bir pankart açtınız, basın mensupları da gördü, fotoğrafını da çekti. Bakın, çok ciddi bir konu konuşuyoruz, sizin de hassas davranmanızı rica ediyorum. Lütfen o pankartı kaldırmanızı rica ediyorum, lütfen...

Buyurun Sayın Yılmaz.

(9/8) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Devamla) – İstanbul’daki soruşturmanın başlangıcına baktığımızda, 31 Ocak 2008 tarihli MASAK Raporu’na dayanıldığı belirtiliyor. Bu MASAK raporuna bir bakıyoruz, MASAK raporunda “Kara para aklamaya ilişkin somut bir veri yok.” diyor. Yani, böyle dediği hâlde dört yıl sonraki bir soruşturmaya dayanak yapılan bir rapordan bahsediyoruz. Yine, 2012 tarihli MASAK Raporu’nda da kara para aklama suçuna ilişkin somut veri olmadığı sonucuna varıldığı hâlde her iki rapor da soruşturmaya esas alınıyor.

Soruşturma bu iki rapor ve üç ihbarla başlıyor; 2009, 2010 ve en son 18 Temmuz 2012’deki isimsiz ihbarlar. Ancak, 18 Temmuzdan 13 Eylüle kadar savcılık hiçbir çalışma yapmadan doğrudan iletişimin tespitine geçiyor. Yani, burada Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 135’inci maddesine göre “son çare kuralı” dediğimiz kuvvetli şüphe sebebinin varlığı hâlinde başka suretle delil elde etme imkânının olmadığı hâllerde iletişimin denetlenmesine geçileceğine dair hüküm ihlal edilerek soruşturma doğrudan iletişimin denetlenmesiyle başlıyor. Bu, bir kere Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 135’inci maddesine aykırı bir başlangıç.

İhbarlardan birinde uyuşturucu ticareti ve PKK’dan bahsedildiği hâlde, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi gereğince görevli savcılar durumdan haberdar edilmiyor. İhbarlarla ilgili dikkat çeken önemli husus, şüphelilerle ilgili olarak kullandıkları telefon numaralarına kadar her türlü detayın bildirilmesidir. Bu durum, kolluk tarafından istihbari dinlemeden elde edilen bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin isimsiz ihbarlar yoluyla adli soruşturmada kullanıldığını gösteriyor; oysa mevzuatımız istihbari dinlemenin delil olarak kullanılmayacağını açıkça yasaklıyor.

Soruşturma devam ederken 1 Ağustos 2013 tarihli bir isimsiz ihbar daha var. Bu ihbarın içeriğinden ziyade dikkat çekici husus, ihbarın yapıldığı IP adresinden 12 ayrı ihbar yapılmış olması yani burada çok sayıda ihbar yollanan bir IP adresi hakkında savcılık “Ya, bu IP adresi kime aittir?” diye hiçbir araştırma zahmetine dahi katlanmıyor.

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17 Eylül 2012 tarihli iletişiminin tespit kararı var. Bu karara atıf yapılarak alınan sonraki dinleme ve izleme kararlarında da hukuka aykırılıklar birbirini izleyerek devam ediyor.

3 Ekim 2012 tarihli teknik takip kararı var. “Şüphelilerden birisi yurt dışından iki valizle gelecek, içerisinde altın var, havaalanında iki kişiyle görüşecek, işte, altın kaçakçılığı yapılacak.” şeklindeki bir ihbar üzerine teknik takip yapılıyor. Bu teknik takipte de bu ihbarın asılsız olduğu çıkıyor ortaya, uçaktan inen şahsın elinde valiz falan yok, eşiyle birlikte görüşüp başka kişilerle de görüşmeden ayrılıyor. Burada bu ihbar asılsız çıktığı hâlde bu teknik takip mahkeme tarafından onaylanıp dört hafta daha bunun üzerine teknik takip kararı veriliyor.

13 Kasım 2012’de alınan bir dinleme kararı var. Kanunen yasak olmasına rağmen eşler arasındaki görüşmeler dinleniyor ve bunlar imha edilmeden dosyaya konuluyor. İki yıllık zaman diliminde tanıklıktan çekinme hakkı olan, kaydedilmesi yasak görüşmeler de kayda alınıyor, dinlenmesi yasak görüşmelerdeki görüşülen kişiler hakkında da dinleme kararları alınarak hukuka aykırılıklar birbirini izliyor. Hakkında dinleme kararı alınanlardan sadece 32 kişi şüpheli ancak 100’den fazla kişi dinleniyor ve 300’den fazla telefon hakkında dinleme kararı veriliyor.

Yine, 9 Temmuz 2013 İstanbul 34. Sulh Ceza Hâkimliğinin iletişimin denetlenmesine dair bir kararı var. Karar 9 Temmuzda ama telefon dinlemesi kararı 4 Temmuzdan itibaren geçerli olarak alınıyor. Bu şekilde, mahkeme kararı olmadan dinlemeler dosyaya delil olarak konuluyor.

Yine, 10 Mayıs 2013 tarihli 26. Sulh Ceza Mahkemesinin bir kararı var. Bu karar da 10 Mayısta veriliyor, süresi 10 Haziranda dolmasına rağmen -örgüt kapsamındaki suçlarda bir aylık uzatma vardır- bir aylık uzatma 10 Haziranda dolmasına rağmen 14 Hazirana kadar teknik takip yapılıyor. Yani bu şekilde, süreyi aşan, geçmiş tarihe yönelik dinleme kararları, izleme kararları var.

19 Nisan 2013’te İstanbul 38. Sulh Ceza Mahkemesi e-posta adresine şifre girilmek suretiyle inceleme kararı veriyor. Bu, bizim hukukumuzda, hiçbir evrensel hukukta olmayan bir şey. Postada el koyma CMK 129’a göre yapılır ama burada e-posta şifresi kırılarak polisler tarafından o e-postalara giriliyor. Yani normalde, aslında, postalar hâkim tarafından açılır, burada polis kendisi şifreyi kırarak gerekli incelemeyi yapıyor ve burada Anayasa’nın 20 ve 22’nci maddelerindeki hükümleri de ihlal ediyor. Tabii, tüm bu hukuka aykırılıkların yanı sıra, dosyada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararında da buna benzer birçok hukuka aykırılık var. Bunları takipsizlik kararında ayrıntılarıyla görebiliriz.

Anayasa’nın 38’inci maddesi açık, “Kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz.” diyor Anayasa’mız. Yine, Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 217’nci maddesinin (2)’nci fıkrası açık, “Kanuna aykırı delillerle, hukuka aykırı delillerle suçluluk ispat edilemez.” diyor. Yine buna benzer, Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 206 ve 289’uncu maddeleri var. Hukuka aykırı delillerle suçluluğun ispat edilemeyeceğine ilişkin en son Yüce Divan kararı da, hemen yakın, 2012’de verilen Anayasa Mahkemesi kararı da hukuka aykırı delillerle mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini ortaya koymuş durumda.

Komisyonumuz kendisine ulaştırılan soruşturma evrakını bir ihbar mahiyetinde kabul etti demiştim. Usule uygun delil araştırmasını Komisyon kendisi yaptı ve Bakanlara soruşturma önergesinde isnat edilen hususlarla ilgili maddi gerçeği sonuna kadar araştırdı ve şu sonuca vardı: Şimdi, tek tek Bakanlara isnat edilen suçlar ve bu suçlamalarla ilgili Yüce Divana sevk etmeme kararımızın gerekçelerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birincisi: Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan hakkında soruşturma önergesinde iki iddia vardı. Birincisi, İran’a altın ihracatı yapılması işlerinde imtiyaz sağladığı iddiası. İran’a altın ihracatıyla ilgili olarak Halk Bankası üzerinden yapılan işlemlerde kolaylık sağlandığı ve yine bankacılık işlemlerinde uygulanan yasal komisyon oranlarında indirim yapıldığı hususuna ilişkin iddiaların doğru olmadığı bilirkişi raporları ve Halkbank Teftiş Kurulu raporuyla tespit edilmiştir. Kaldı ki tüm bu iddialarla ilgili olarak aynı gerekçelerle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da takipsizlik kararı vermiş, bu takipsizlik kararı İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararıyla kesinleşmiştir. Bilirkişi raporları, Halk Bankası Teftiş Kurulu Raporu ve savcılığın kesinleşmiş takipsizlik kararı hep birlikte değerlendirildiğinde bu iddiayla ilgili olarak Sayın Çağlayan’ı İran’a altın ihracatında imtiyaz sağladığına ilişkin Yüce Divana sevk edecek bir delil bulunamamıştır.

Sayın Çağlayan’la ilgili ikinci iddia; Gana’dan kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığı iddiası. Geçen hafta da Gümrük eski Bakanımızla ilgili aynı soruşturma önergesi tekrar verildi. Gana’dan gelip Dubai’ye giden, İstanbul’da yakıt ikmali yapan 1,5 ton altın yüklü uçakla ilgili yapılan ihbarın ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2012’de soruşturma başlatıyor. Burada resmî belgede sahtecilik, kaçakçılık ve rüşvet suçlarından yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriliyor. Aynı fiille ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da bu konuyu soruşturuyor, tabii madde 270 gereğince tekrar kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriliyor. Bu nedenle Zafer Çağlayan’ın Gana’dan gelip İstanbul’da yakıt ikmali yapan ve Dubai’ye giden altın yüklü uçakla ilgili olarak adli ve idari soruşturmaları engellediğine ve altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığına ilişkin Komisyonumuzca hiçbir delil elde edilememiştir, bunu muhalefete mensup arkadaşlarımız da gördü. Bu olayla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Savcılığının yapmış olduğu araştırmadaki bilirkişi raporlarıyla da bu olay açıklığa kavuşmuştu, soruşturma önergesinde belirtilen suçlamaların gerçekleşmediğine ilişkin kararımız bu şekilde, Yüce Divana sevke dair bir delil elde edilemediğinden.

İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkında ise 3 iddia var. Soruşturma önergesinde bahsedilen şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve adı geçen şahıs için koruma polisi görevlendirdiği iddiası. Bu şahısla birlikte gözaltına alınan bazı şüphelilerin ve yakınlarının yasaya aykırı olarak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına geçirilmesini sağladığı, bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği, bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkan haberlerin engellenmesi için girişimde bulunduğu iddiası. Tüm bu fiillerle ilgili olarak Muammer Güler’in oğlu Barış Güler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılmış, soruşturmada delillerin hukuka aykırı olarak toplandığı kanaatine varılmış, suç işlemek için örgüt kurmak, rüşvet almak ve vermek suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararıyla kesinleşmiştir. İddia edilen eylemler doğrudan İçişleri Bakanlığının görevleri arasında kabul edilecek hususlar olmayıp Türk Ceza Kanunu’nun 204’üncü maddesinde tanımlanan resmî belgede sahtecilik, 255’inci maddesindeki nüfuz ticareti, 252’nci maddesindeki rüşvet ve 285’inci maddesindeki gizliliğin ihlali suçlarının yukarıda izah edildiği üzere, unsurları itibarıyla oluşmasına vücut vermeyeceği gibi hukuka uygun olarak elde edilen deliller muvacehesinde kanıtlanamamıştır. Bu nedenlerle, İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler’in iddia edilen fiilleri işlediğine dair yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkında da 3 adet iddia vardır. Bahsedilen şahsın, turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği iddiası var ancak hep beraber araştırdık muhalefete mensup arkadaşlarımızla, ne bir otel kiralama girişimi var ne de bir vize başvurusu var. Bu şahısla ilgili bir soruşturma olup olmadığı yönünde ilgili kurum ve kuruluşlarda araştırma yapılmasını sağladığı iddiası var ancak buna ilişkin hiçbir delil yok. Bu şahsın faaliyetiyle ilgili olarak basında haber yapılmasının önlenmesi için girişimlerde bulunduğu iddiası var; buna dair de hiçbir görüşme kaydı ve delil yok. İddia edilen fiillerin gerçekleştiğine dair hiçbir somut delil elde edilemediğinden ve bu fiillerin hiçbirinin Avrupa Birliği Bakanlığının görev alanıyla ilgili olmaması nedeniyle görevinin ifasıyla ilgili bir iş yapması veya yapmamasından söz edilemeyeceğinden ortada suç yoktur sonucuna varılmış, ayrıca zaten bu iddialarla ilgili olarak da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu nedenlerle Avrupa Birliği eski Bakanı, İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’ın iddia edilen fiilleri işlediğine dair yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden, Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Sayın Erdoğan Bayraktar hakkında ise 2 iddia var: Birinci iddia, kişiye özel imtiyazlı imar planlarını onaylatmak. İkincisi, imar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yummak ve denetimlerden sorumsuzca geçmelerini sağlamak.

Kamuoyunda 25 Aralık operasyonu olarak bilinen Sayın Bayraktar’ın oğlunun şüphelileri arasında bulunduğu dosyada bahsedilen konular soruşturulmuş, yapılan soruşturma sonucunda suç işlendiğine dair hiçbir delil elde edilemediği gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30 Nisan 2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da kesinleşmiştir. Komisyonumuz tarafından yapılan soruşturma sonucunda da soruşturma önergesinde yazılı fiillerin işlendiğine dair hiçbir delil elde edilemediğinden, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divana sevk edilmemesi yönünde kanaat oluşmuştur.

Değerli milletvekilleri, Komisyonumuz hukuk çerçevesinde karar vermiştir. Komisyon üyeleri kararlarını verirken belgelere, bilirkişi raporlarına, savcılıkların kesinleşmiş takipsizlik kararlarına dayanmıştır. Hiç kimse Komisyondan hukuka aykırı delilleri baz alarak karar vermesini bekleyemez. Ceza Muhakemesi Kanunu 135’inci madde gereğince, görüldüğü anda imha edilmesi gereken bakanların oğluyla yaptığı konuşmalar, eşler arasındaki konuşmalar, geçmişe yönelik dinleme kararları, ileri tarihli dinleme kararları, aynı IP numarasından defalarca atılan isimsiz ihbarlar, dinleme ve izleme kararlarının ardından asılsız çıkan ihbarlara rağmen uzatma kararları, tüm şüpheliler belirlendiği hâlde davanın açılması için aylarca uygun gün beklenmesi, birbiriyle ilgisi olmayan dosyalarla ilgili aynı gün operasyonlar yapılması, CMK gereğince gizli yürütülmesi gereken soruşturmaların, arama ve el koymaların âdeta canlı yayınlarla kamuoyuna aktarılması; bunların kimse bize ceza hukukunun amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yapıldığını söyleyemez. Bir soruşturmada bu kadar hukuka aykırı delil bir araya geliyorsa, Anayasa, ceza hukukunun evrensel kuralları çiğneniyorsa burada bir yargısal faaliyet değil, bir siyasi girişim vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

(9/8) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Hukuk kullanılmaktadır. Hukuk kullanılarak bir darbe girişimi söz konusudur.

Bu duygu ve düşüncelerle Komisyonun raporunu takdirlerinize sunuyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Efendim, muhalefet partilerine mensup bir Komisyon üyesi olarak, sayın konuşmacı, Komisyonun Başkan Vekili, iki yerde tarafımıza açık bir sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Ne demiştir?

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Birinci konu şudur, sözlerine ilk başlarken demiştir ki: “Muhalefet partisinin milletvekilleri herhangi bir konuda grup kararı alınamamasına rağmen, bu konuda telkinde bulunulamamasına rağmen kendi aralarında bu toplantıları yapmışlar, grup toplantılarında Genel Başkanları da dâhil olmak üzere bu açık hükmü ihlal etmişlerdir.”

İkinci olarak da şunu söylemiştir: Biz muhalefet şerhimizde Bakanlardan Egemen Bağış’la ilgili olarak bulgularımızı ortaya koymuş olmamıza rağmen, kendisi, “Egemen Bağış’la ilgili hiçbir delil bulunamamıştır, muhalefet partisinin Komisyon üyeleri de bu delilleri bulamamışlardır.” demiştir. Bu da açık bir sataşmadır.

Zira, bizim raporumuzda bu bulgular yer almış olmasına rağmen bizim raporla Komisyondaki işlemlerimiz arasında çelişki olduğunu dile getirmiştir. Bu noktada hem sataşmaya hem de çelişkiye bir cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, bu bir sataşma değil, bir açıklama ama konunun önemine binaen iki dakikalık size söz vereyim. Yalnız Komisyon adına size söz vereceğim, başka Komisyon üyesi arkadaşlarınıza söz vermeyeceğim.

Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü'nün, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde Komisyon adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabii az önce, konuşmacı, muhalefet partisinin Komisyondaki milletvekillerinin tümünü ilzam eder tarzda bir açıklamada bulundu. Ben sadece kendi adıma olan kısmına cevap verebilirim, diğerlerinin de cevap hakkı olduğu kanaatindeyim.

Tabii şunu söylemek lazım: Biz burada Türkiye'nin gündemini meşgul eden ciddi bir Komisyon çalışması ortaya koyduk ama bugün Komisyon Başkanımızın burada olmaması bizim de dikkatimizden kaçmadı. Komisyon Başkanımız neden burada değildir onun da açıklanmaya ihtiyacı var.

Şimdi, efendim, biz hiçbir konuda İç Tüzük’ün ya da Anayasa’nın açık hükümlerini ihlal eder bir çalışma içerisine girmedik. Ne kendi Genel Başkanımızdan ne de siyasi partimizin yönetici kadrolarından herhangi bir talimatla bu noktada çalışma yapmadık. Bu Komisyonda görev alan muhalefet partisinin milletvekilleri olarak hukukun gerekleri ve kendi vicdanımızla bir karar aldık ve bunu da muhalefet şerhimizde ortaya koyduk. Ancak şunu söylemekte açıklık hissediyorum, bunun da anlaşılması lazım: Komisyonda 22 Aralıkta karar almamız gerekirken bu kararın alınmaması ve Komisyonun 5 Ocağa ertelenmesi noktasında neler olmuştur, ne toplantılar yapılmıştır, hangi konuda çalışmalar ortaya konulmuştur, bunların açıklanması daha önemlidir diye düşünüyorum.

Devamında Egemen Bağış’la alakalı olarak Sayın Komisyonun Başkan Vekili dedi ki: “Elbette Egemen Bağış’la ilgili bir delil bulunamadı ve buna da Komisyon üyeleri şahittir.” Hayır, biz, CMK’nın 170’inci maddesinde yeterli şüpheyi taşıyan 4 bakanla da ilgili tespitlerimizi ortaya koyduk, delillerimizi ortaya koyduk, bunu da muhalefet şerhimize yazdık. 4 bakanla ilgili, biz bir mahkeme organı değiliz, yargılamayı yaparken sadece iddianame düzenlenip düzenlenmeyeceği kriterlerini arıyoruz yoksa mahkemenin arayacağı şeklinde bir incelemeyi zaten yapmadık ve 4 bakanla ilgili de –buna Egemen Bağış da dâhil- yeterli şüphe olduğuna dair bulgularımızı da raporumuza yazdık.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köprülü.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, biraz önce Komisyon Başkan Yardımcısı konuşurken şöyle bir ifade kullandı: “Komisyonumuz, delilleri takdir etmiştir.”

BAŞKAN – Efendim?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - “Komisyonumuz delilleri takdir etmiştir.” şeklinde bir ifade kullandı.

BAŞKAN – Evet…

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Siz de takdir edersiniz, yılların hukukçususunuz, Meclis Soruşturma Komisyonu bir yargı organı değil, siyasi bir organdır. Siyasi bir organın delilleri takdir etme yetkisi yoktur.

BAŞKAN – Siz ne için söz aldınız şimdi Sayın Tanal, açıklama mı, sataşma mı, ne için?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Tutanaklara geçmesi açısından, yanlış bilgi verdi, doğru bilgiyi aktarma açısından söylüyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, şahısları adına konuşacak olan milletvekillerini sırasıyla kürsüye davet edeceğim.

İlk olarak, Konya Milletvekili Sayın Mustafa Akış konuşacak.

Buyurun Sayın Akış.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MUSTAFA AKIŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’nin en önemli ve tarihî süreçlerinin yaşandığı böyle bir zaman diliminde çok önemli bir gündemi görüşen ve tarihe de not düşecek olan Genel Kurlumuzun vereceği kararın ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Hepinizin bildiği gibi, Meclis Soruşturma Komisyonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012’ye 120653 ve 2012’ye 125043 no.lu soruşturma dosyaları merkezinde olmak üzere 4 Sayın Bakan hakkındaki iddiaları Anayasa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ndeki düzenlemelere göre soruşturmuş ve neticede Yüce Divana göndermeme yönünde karar vermiştir. Önümüzdeki meselede doğru karar verebilmek için öncelikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012’ye 120653 no.lu yani 17 Aralık soruşturması sırasında izlenen delil toplama yöntemine mercek tutmak gerekmektedir. 2007 yılında yapılan bir uyuşturucu operasyonu sırasında elde edilen telefon görüşmelerinden hareketle birtakım şüphelerden ve 2008 yılında ise isimsiz bir ihbar mektubu alındığından bahsedilmekte ve bunlar soruşturmanın dayanağı olarak zikredilmektedir. Ancak ne yazık ki 2008 tarihinde gelişen bu hadiseler üzerine 2012 yılına kadar yani dört yıl boyunca herhangi bir yasal işlem yapılmamıştır. Soruşturma başlangıcında isimsiz e-mail ve faks ihbarlarında şüphelilerle ilgili olarak telefon numaralarına kadar her türlü detay bildirilmiştir. 1 Ağustos 2013 tarihli ihbarın yapıldığı IP adresinden daha önce başka konularda 12 kez daha ihbar yollandığı bir vakıadır. İsimsiz ihbarların kim tarafından yapıldığı dahi araştırılmaksızın soyut ihbarlar, içeriği doğru deliller olarak kabul edilmiştir. Diğer taraftan ise isimsiz ihbarlar kısmen kullanılmış kısmen ise göz ardı edilmiştir. İsimsiz ihbarlarda altın ihracı meselesinin ucunda uyuşturucu baronları ve PKK olduğu ileri sürülmesine rağmen bu husus hiç dikkate alınmamış, soyut olan iddialar arasında keyfî bir biçimde ayrıma gidilmiştir. Bir diğer dikkat çekici husus ise kolluğun soruşturmaya başlamak için savcıya haber vermesi gerekirken bunu yapmayıp tespit edilemeyen bir süreden sonra durumu Başsavcılığa bildirmesidir. Nitekim, 18 Temmuz 2012 tarihli isimsiz ihbardan soruşturmanın başlangıç tarihi olan 13 Eylül 2012 tarihine kadar neden beklendiği ve o arada ne yapıldığı belirsizdir.

Dosyadaki bir diğer çarpıklık ise, CMK’ya göre son araç niteliğindeki koruma tedbirlerinin baştan uygulanarak ve sürekli uzatılarak keyfî biçimde sonsuz ve süresiz iletişimin tespiti ve teknik takibi uygulamasıdır.

Ayrıca, daha da ilginci, soruşturma dosyasında İstanbul 34. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, 9 Temmuz 2013 tarihli kararda, beş gün öncesinden, 4 Temmuz 2013 tarihinden itibaren iletişimin tespiti kararı verilerek geçmiş tarihli denetleme kararı dahi verilebilmiştir. İki yıllık zaman dilimi içerisinde tanıklıktan çekinme hakkı olduğu için kaydedilmesi yasak olan kişilerle iletişimler de dâhil her türlü görüşme kaydedilmiş, ardından da bu kişilerin de şüpheli olduğu gerekçesiyle haklarında dinleme kararı alınmıştır. Dinleme kararı alınanlardan sadece 32 tanesi şüpheli olarak zikredilmiş, ancak, buna karşın, 100’den fazla kişi hakkında 300’den fazla numara için dinleme kararı alınmıştır.

Ceza yargılamasında, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla, hukuk kurallarına aykırı, sınırsız yöntemler izlenemez. Hukuka aykırı delil kavramı sadece hukuka aykırı elde edilen ilk delili değil, bu delil vasıtasıyla elde edilen diğer delilleri de kapsar. Delillerin toplanmasında izlenen hukuka aykırı yöntem İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/125043 no.lu soruşturmasında, yani 25 Aralık soruşturmasında da aynen tekrarlanmıştır. Yine isimsiz soyut ihbarlar, yine bu ihbarlara dayanarak alınan hukuksuz iletişimin tespiti kararları anılan soruşturmada da cereyan etmiştir.

Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının her iki soruşturması hakkında da kovuşturmaya yer olmadığı kararları verilmiş ve bu kararlar kesinleşmiştir. Kesinleşen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararları incelendiğinde, maddi hukuk bakımından bu kararların temas ettiği hususlar ile Soruşturma Komisyonumuzun incelediği hususlar aynı konulardır. O hâlde, kesinleşen bu kararların hukuken etkisi düşünülerek karar verilmelidir. Belki usuli açıdan bu kararlar bağlayıcı olarak adlandırılmayabilir ancak kararların içeriğindeki maddi hukuka ilişkin tespitler bağlayıcıdır ve dikkatle irdelenmelidir.

Değerli milletvekilleri, Soruşturma Komisyonunun ve bugünkü Genel Kurul gündeminin konusu kamuoyunun da ilgiyle takip ettiği 17 Aralık ve 25 Aralık süreçleridir. Peki, nedir 17-25 Aralık? 17-25 Aralık, soruşturmayı başlatanlar ve onun propagandacılarının iddia ettiği gibi masum bir yolsuzluk soruşturması ve bir şeffaflaşma gayreti midir, yoksa siyaseti dizayn etme, algı yaratma, psikolojik bir harekât ve devamında millî iradeye ve onun seçtiği Hükûmetine bir darbe teşebbüsü müdür? Türkiye’de on iki yıldır ortaya konan cesaret neticesi, küresel akıl tarafından daha önce 27 Mayısta, 12 Martta, 12 Eylülde ve 28 Şubatta kusursuz işletilen sistem artık çalıştırılamaz hâldedir. 17-25 Aralık da tıpkı 27 Nisan Muhtırası, kapatma davası, Cumhurbaşkanlığı seçimi, 7 Şubat MİT kalkışması, Gezi gericiliği gibi aynı şekilde çalıştırılamamış ve milletin kendi iradesine sahip çıkması neticesi akim kalmış bir darbe teşebbüsüdür.

(İstanbul Milletvekili İhsan Özkes "‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım.’ Hz Muhammed" yazılı pankartı kaldırdı)

MUSTAFA AKIŞ (Devamla) – Paralel örgüt, hiç kimsenin, muhalefetin dahi şek ve şüphesi yoktur ki 17-25 Aralığın mimarıdır. 17-25 Aralıkta gerçekleşen operasyonun arka planını inkâr etmek için ya siyaseten kör ya da bu operasyonun bizzat uygulayıcısı olmak gerekir. Karşımızda masum bir polisiye operasyon yoktur. Karşımızda başka bir savaş için, hem de taşeron sıfatıyla yürüttükleri bir savaş için, günlerce, aylarca, yıllarca mühimmat biriktiren bir yapı vardır. 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarının siyasete karşı kullanılan silahta susturucu vazifesinden başka bir anlamı yoktur.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de vesayetin sözcüsü ve aklı hiç değişmemektedir. Nasıl ki 27 Mayıs itibarsızlaştırma ve yolsuzluk algısı üzerinden ve “Kaçarken yakalandı.” algısı üzerinden çalıştırılmışsa 17-25 Aralık da aynı şekilde itibarsızlaştırma ve kaçtı, kaçacak algısı üzerinden yönetilmeye çalışılmıştır. Paralel örgütün kurşun askerlerine dönüşenlerin ısrarla yargı koridorlarına hapsetmek istediği ve meseleye sadece bu zaviyeden bakmamızı salık verdikleri şekliyle 17-25 Aralığa bakmamız mümkün değildir. 17-25 Aralıkta yargının omzundan meşru siyasete ateş edilmiştir. 17-25 Aralık, hukuki bir sonuç alma gayreti değil, siyasi bir sonuç alma gayretidir. 17-25 Aralık, 7 Şubat MİT kalkışmasından ve oradan Cumhurbaşkanımıza yürünerek, ona doğru yürünmesinden asla bağımsız değerlendirilemez. 17-25 Aralık, Türkiye’yi dünyaya teröre destek veren ülke olarak tanıtmak için sadece yardım değil, ülkenin egemenlik haklarını da üzerinde taşıyan MİT tırlarının durdurulmasından asla ayrı değildir. 17-25 Aralık, Dışişlerindeki özel toplantının dinlenmesinden ve servis edilmesinden ayrı değildir. 17-25 Aralık, Başbakanın çalışma ofisine böcek konulmasından ayrı değildir. 17-25 Aralık, hemen akabinde sosyal medya üzerinden piyasaya sürülen montaj ses kayıtlarından ayrı değildir. 17-25 Aralık, bir savcı müsveddesinin kasıla kasıla “Bu devletin sahibi biziz.” edasıyla emniyeti basmasından ve emniyet güçlerine hukuksuz fezleke dayatmasından ayrı değildir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri) 17-25 Aralık, savcının adliye önünde basın bildirisi dağıtacak kadar marjinalleşmesinden, taraf olmasından ve onun kin ve öfkesinden ayrı değildir. 17-25 Aralık, HSYK’nın kamuoyuna açıkladığı, siyaseti hedef alan bildirisinden de ayrı değildir. 17-25 Aralık, ortaya çıkan binlerce dinleme dosyalarından ayrı, müstakil bir soruşturma değildir.

İşte 17-25 Aralığı bu süreçlerle birlikte değerlendirmemiz gerekmektedir. Bu süreçlerle, bu yaşananlarla 17-25 Aralığı ayrı tutmak siyasete ve millî iradeye karşı yapılan tüm bu müdahaleleri himaye etmek ve meşrulaştırmak anlamına gelecektir.

Bununla birlikte, Soruşturma Komisyonu çalışmaları çarşaf çarşaf medyaya servis edilerek suç işlenmiştir. Medya üzerinden yine toplantı tutanakları cımbızlanarak bir algı oluşturulmaya ve Komisyon baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Bu algı çabasının biraz önce açıkladığım gibi 17-25 Aralık günlerinde yapılmak istenenden hiçbir farkı yoktur. O zaman yapılan siyasi mühendislikle Komisyon tutanakları sızdırılarak yapılan siyasi mühendislik arasında hiçbir fark yoktur. Her iki zaman diliminde de yapılanlar, kamuoyu nezdinde peşinen mahkûm etme gayretidir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; siyasetçinin verdiği kararlar hayattan, ülke gündeminden uzak kararlar olursa bu kararlar toplum zemininde anlamlı kararlar hâline dönüşemezler. Biraz önce anlattığım hususlar apaçık bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bu gerçekliklere gözümüzü kapatarak karar vermek mümkün değildir. Millet iradesini hedef alanların yaptıklarını ve bunun yanında sayılan birçok hukuka aykırılığı meşrulaştırmamız ve ima etmemiz doğru değildir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İkinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Ali Özgündüz.

Buyurun Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, evet, nihayet o gün geldi. “Son söz milletin.” diyorsunuz ya, milletin temsilcileri bugün bir karar verecek. Yaklaşık bir yıldır ülkemizin gündemini işgal eden bu 4 bakanınızla, şüpheli bakanlarla ilgili hazırlanan bu rapor bugün oylanacak. Bu raporu tabii ne kadar okudunuz, yine bu raporun dayanakları olan belgeleri -Mecliste, Meclis Başkanı biliyorsunuz incelemeye açtı- incelediniz mi bilmiyorum ancak ben bu raporu okudum, notlarımı aldım, özellikle iktidar partisine mensup arkadaşların niçin Yüce Divana sevk edilmemesi gerektiği yönündeki kanaatlerini öğrenmeye çalıştım. Aslında, ifadelere baktığımda, Soruşturma Komisyonu çalışırken, sizin, AKP’nin bir kısım Komisyon üyelerinin sordukları sorulardan gerçeğe ulaşma niyeti ve gayreti olduğunu düşünerek umutlanmıştım ancak ne yazık ki öyle olmadı. 2 arkadaşınız konuştu. 2 arkadaşınız konuşmasında, temel olarak İstanbul Başsavcılığının verdiği takipsizlik kararına atıfta bulunarak “Efendim, savcılık bu soruşturmaya başlarken telefon dinlemeleriyle başladı. Telefon dinlemeleri de en son çare olarak oraya gidilmesi gerekirken baştan gidildi. Bu nedenle de biz telefon dinlemelerini delil kabul etmedik.” İkinci argüman: “Bakanlarla çocukları arasındaki görüşmeler CMK 135’e göre tanıklıktan çekinme hakkı olanların görüşmeleridir, bu da delil olamaz.” dediler. Son konuşmacınız da bir başka argüman daha kullandı. İşte, bu paralel yapı, yine her zaman olduğu gibi darbe marbe… Dikkatinizi çekiyorum, özellikle vicdanlarınıza sesleniyorum: Dikkat edin, vakıayı inkâr eden yok arkadaşlar yani saati inkâr eden yok. Zaten Bakan da inkâr etmiyor. “Ben bu saati aldım.” E, “Mal bildiriminde olaydan sonra bulundum, Rıza’ya da parasını ödedim.” Nasıl ödedin? “Bir otelin bu belgesiyle -bu Komisyon raporunda, burada var, bunun içinde- bununla ödedim.” diyor. Efendim, “Saat bedeli 240 bin euro Zafer Çağlayan’dan teslim aldım.” Meşhur iş adamı Rıza Sarraf.

Arkadaşlar, bakın, bizim arkadaşlarımız en azından bu belgenin incelenmesini istediler. Bu yazı ne zaman yazıldı? Yazı yaşı, grafolojik inceleme. İki: Bu el yazısı kimin el yazısı? Bu istendi. Bu bile yapılmadı. Bu alınmış mı, vakıa var mı? Var, bunu sunuyor. Amiyane tabirle, argo tabirle, affınıza sığınırım, yerseniz. Komisyon yemiş ama siz yiyecek misiniz, bilmiyorum.

Yine bakanın kardeşine Bank Asya’dan -paralel yapı diyorsunuz ya, sizi devirmek istediler- 2 milyon 465 bin lira havale var mı? Var. İnkâr eden var mı? Yok. Bakanınız kabul ediyor mu? Evet. “Bu nereden çıktı arkadaş, bu 2 milyon 465 bin liranın kaynağı nedir?” diyoruz. “Efendim, işte, düğünde takılan takıları bozdurduk, buna karşılık kardeşimin hesabına gitti, oradan da benim hesabıma geçti.” Sabit mi? Sabit. Bakın, bunu demek istiyorum. Yani delil sadece telefon “tape”leri değil ki arkadaşlar. Nerede bozdurmuşsun? Efendim, Simay Altın, belge 31/10/2012. Kaan Çağlayan’ın düğününde mi takıldı bu takılar? Eğer onu öğrenmek istiyorsanız oğlunun düğünü 12/04/2013, arkadaşlar. Efendim, 2 milyon 465 bin lira. Peki, ne diyor bu belge? 24 ayar 25 kilogram altın. Arkadaşlar, Allah aşkına, takı 24 ayar mıdır? 24 ayar altın saf altındır, külçedir. Siz kimi kandırıyorsunuz? Siz milletle dalga mı geçiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Yani, Ziya Paşa’nın dediği gibi, “Siz herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsınız?” Milletin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz Komisyon?

Efendim, darbe marbe… Arkadaşlar, başlangıcı 2007 mi bu olayın? 2007 tarihinde İstanbul Başsavcılığının 2007/1258 sayılı soruşturma dosyasıyla Edirne Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlar Şube Müdürlüğünün yaptığı teknik takip, dinlemeler sırasında Emniyet Müdürü kimdi Edirne’de? Hanefi Avcı. Hanefi Avcı paralelci mi, sizi mi devirmek istedi? Hanefi Avcı kitap yazdı diye içeri tıkılmadı mı? Arkadaşlar, 2008 MASAK raporu… MASAK kime bağlı? Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bağlı değil mi? Mehmet Şimşek sizin bakanınız, paralelci mi, Hükûmetine darbe mi yapmak istedi? Çünkü, diyor ki: “Kaynağı belli olmayan bu paraların mutlaka araştırılması, polisiye teknik takiple ortaya çıkarılması gerekir.”

2010, arkadaşlar, Rusya’ya giden, İstanbul’dan Moskova’ya giden bir uçakta 3’ü Azerbaycan, 1’i İran yurttaşı 4 kişinin bavul ve sırt çantalarında 14,5 milyon dolar, 4 milyon euro ele geçiriyor Rus makamları ve konuyla ilgili soruşturma başlatıyor. Rus makamları INTERPOL aracılığıyla bizim polisi uyarıyor, emniyeti uyarıyor. Rusya polisi paralelci mi, Putin paralelci mi, sizi mi devirmek istiyor?

Arkadaşlar, 2011’e geliyoruz, 6/6/2011, seçimlerden altı gün önce. O zaman kuvvetle muhtemel bağımsız İçişleri Bakanı var, seçim Hükûmetinin İçişleri Bakanı. Kim? Osman Güneş. Şu anda yine bakan yardımcısı mı, müsteşar mı bilmiyorum?

LEVENT GÖK (Ankara) – Müsteşar.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Müsteşar.

Paralelci mi arkadaşlar, sizi devirmek mi istiyor Osman Güneş? Onun döneminde, Emniyet Genel Müdürlüğü, dikkat edin İstanbul Emniyet Müdürlüğü değil, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanının 6/6/2011 tarihli raporu var. Efendim, burada diyor ki: “Bu konunun mutlaka araştırılması lazım.”

Dolayısıyla, bütün bunlar toplanıyor; MASAK raporu, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan ihbarlar, Emniyet Genel Müdürlüğünün raporu, Rusya makamlarından gelen ihbarlar, bütün bunlar toplanıyor, İstanbul başsavcılığına polis tarafından, Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından bildiriliyor. Bunun üzerine, İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesi, bakın, 13/9’da savcılığa intikal ediyor, 17/9’da -orada da yanıltıyor arkadaşlarınız sizi- teknik takip ve dinleme kararı alınıyor. Yani, teknik takip ve dinleme kararı için yeterli deliller var, yeterli emare var, bunun üzerine mahkeme karar veriyor.

İki: Komisyon, mahkemenin kararını tartışamaz arkadaşlar. Bu Komisyon bir ön soruşturma yapıyor, bu Komisyon mahkeme değil. Komisyon raporuna baktığınız zaman, okuduysanız, diyor ki: “Suçun unsurları oluşmadığından dolayı…” Değerli arkadaşlar, “Suçun unsurları oluşmadı.” diyemez.

Değerli arkadaşlar, geçmişte, Özal döneminde İsmail Özdağlar vakası vardır. İsmail Özdağlar’ın bir rüşvet olayı Özal’a intikal ediyor, Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun. Özal, Adnan Kahveci’yi görevlendiriyor bu işle ilgili olarak, Allah ona da rahmet etsin. Adnan Kahveci ses kaydını alıyor, Özal’a getiriyor. Siz Özal’ın devamı olmakla övünüyorsunuz ya, siyasi mirasçısı olmakla, Özal ne diyor biliyor musunuz arkadaşlar: “Teyp bandı bana gelmişti, dinledim. Üzerinde bir hafta düşündüm. Hadiseyi 4 kişi biliyordu: Uğur Mengenecioğlu -yani parayı veren- İsmail Özdağlar, Adnan Kahveci ve ben. Hadiseyi ortaya çıkarıp çıkarmamayı çok düşündüm, sonunda hukuk ve namus mantığı galip geldi. Bana ve partime ne gelecekse gelsin, bunu ortaya çıkaracağım.” dedim. Siz Özal’ın siyasi mirasçısı mısınız? İşte Özal’ın tavrı bu, sizden de bunu bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, süre tabii yetmiyor, çok şey anlatmak lazım. Son olarak Peygamber Efendimiz’in bir sözüyle bitirmek istiyorum. Soruyorlar: “Ya Resulullah, kıyamet günü kim pişmanlık duyacak?” Diyor ki: “Ahiretlerini dünyaları için feda edenlerdir, bunlar pişman olacak.” “Daha fazla pişmanlık duyacak var mı Ya Resulullah?” “Evet, vardır. Ahiretlerini başkalarının dünyası için feda edenler olacaktır.” (CHP sıralarından alkışlar)

Sizden rica ediyorum, Allah’tan korkun. Kıyamet gününe inanıyorsanız, hesap gününe inanıyorsanız ahiretinizi başkalarının dünyası için feda etmeyin diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özgündüz.

Üçüncü konuşmacımız Sayın Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün vicdan muhasebesi mi, vicdan kelepçesi mi sorularına cevap verebileceğimiz tarihî bir konuyu görüşeceğiz. Eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralıkta ortaya çıkmış olan yolsuzluk ve cumhuriyet tarihinde görülmemiş boyutta…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, müdahale eder misiniz, uğultu var.

BAŞKAN – Sayın Bal, bir dakika.

Sayın milletvekilleri, konuşmacıyı dinlemek istiyorum, sayın milletvekilleri dinlemek istiyor. Lütfen bu talebimize hassasiyetle karşılık verir misiniz! Lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, süremi başa alın lütfen.

BAŞKAN – Sürenize ekleyeceğim.

Buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Evet, cumhuriyet tarihinde görülmemiş boyutta, “asrın yolsuzluğu” olarak ifade edilen, İran’dan gelen bir çocuğun 4 bakanı emri altına alması, tahakküm altına almasıyla ilgili, büyük yolsuzluk operasyonuyla ilgili Komisyon raporunu görüşeceğiz. Biraz önce Komisyon adına Komisyon Başkan Vekilini dikkatle dinledik. Ben sizlerle bu Komisyonun başlangıcı nasıl olmuştur ve nasıl çalışmıştır, arkasından da raporu irdeleyen düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 5 Mayısta Komisyon kuruldu AKP'nin bu önergesi üzerine. İddia, bu 4 sayın bakanın yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama gibi akla ziyan olan suçlarından dolayı. Tam altmış dört gün AKP bu Komisyonu çalıştırmadı, üye vermedi. 9 Temmuz tarihine geldiğimizde Komisyona üye veren AKP'nin üyeleri arasından kura çekilecekti ama iki gün önce şu kulislerde “Bu Komisyonun Başkanı Hakkı Köylü olacaktır.” diye basın mensupları konuştu, ben duydum, herkes duydu. Hakikaten, Sayın Başkan kurayı çekerken şaşırdı, ilk isim Hakkı Köylü’nün ismi çıktı, hatta “Bunu mu çekeceğim?” diyerek bir de tereddütlü ifadede bulundu. Hakkı Köylü’ye sordular: “Siz seçildiniz.”, “Üç aşağı beş yukarı biliyordum.” dedi. Demek ki işe şaibeyle başlanıldı.

Şaibe devam etti. Tam elli dört gün… Dosyalar İstanbul Savcılığına gönderildi. Niçin? Dizi pusulası yaptırmak üzere. Değerli arkadaşlarım, bu Komisyon Bakanlar Kurulunun tüm yetkilerini haizdir. Dizi pusulasının profesörünü bulur, dizi pusulası yaptırır ama amaç o değil. Amaç delilleri bulmuş olan savcılar, polisler uzaklaştırıldı, yerine biat etmiş, emre amade savcılar getirildi bu dosyaların yeniden dizayn edilmesi için. Evet, basından elde ettiğimiz bilgiye göre 33 dosya dizi pusulası için gitti, 11 klasör geldi. Geriye kalan dosyaların içerisinde ne vardı, niçin İstanbul’da kaldı? Bu ikinci şüphe. Değerli arkadaşlarım, şüpheler devam ederek gidiyor.

Bu Komisyon ön toplantı yaptı. Bu toplantılarda Komisyon Başkanı şüpheli bakanlara ücretsiz avukatlık yaptı. Bu Komisyon Başkanı bu toplantılarda kendisine “İfade vereceğim.” diyen şahitleri, şikâyetçileri davet etmedi, dinlemedi. Zülfüyâre dokunmayacak şahitler geldi, onların ifadeleri alındı, güya deliller böylece toplanmış oldu. Delil melil toplanmadı çünkü biraz önce ifade ettiğiniz raporu açıklayan arkadaşımızın beyanına göre ”Delil yok.” diyor. Ben şimdi size gösteriyorum, 701 sayfalık Milliyetçi Hareket Partisi üyesinin vermiş olduğu listenin 635’inci sayfasında alınmış rüşvetlerin listesi var Excel dökümünde. “Delil yok.” deniliyor. Peki, bakanın çocuğunun yatak odasında 7 tane kasanın bulunduğu televizyon görüntülerinden ortaya çıkmadı mı? Görmediniz mi siz? Delil değil mi bu? Sayın o zamanın Başbakanı “Oğlum, bu paraları sıfırla, ne var sende?” dediğinde, “Benim bir şeyim yok, senin paraların var, kasalarda duruyor.” dediği olay delil değil mi? Rüşvet saat delil değil mi? Rüşvet piyano delil değil mi? Erdoğan Bayraktar’ın “Ben ne yaptıysam Başbakanın talimatı üzerine yaptım, önce o ifade etsin, önce o istifa etsin.” demesi delil değil mi? Bavullarla, sırt çantalarıyla, taksi bagajlarında taşınan rüşvet paraları, eurolar, dolarlar delil değil mi? Bakanların, çocuklarıyla yapmış olduğu konuşmalar delil değil mi? Bunlara “Delil yok.” diyorlar. Evet, bunlar birer delildir, vicdanı olanlara delildir. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Evet, bunlar Yüce Divan’a sevk meselesidir, sevk etmek isteyen iman ehli olan insanlar için birer delildir.

Değerli arkadaşlarım, Komisyon Başkanının yaptığı ikinci iş. Zaten gizlilik içinde, resmen bir şey bilmemeniz lazım ama Komisyon üyelerine haber vermeden yayın yasağı konuldu. Millet bir şeyi görmeyecek, duymayacak. E, millet görmeyecek de yukarıda Cenab-ı Zülcelâl de mi görmeyecek, o da mı bilmeyecek. Elbette ki her şeyi gören odur, elbette ki her şeyi bilen odur.

Değerli arkadaşlarım, bu Komisyonun çalışması öyle zamanlandı ki delilleri elde etmiş olan polisler jimnastik yaptırılıp Türkiye'nin dört bir tarafına sürüldü. Delilleri elde etmiş olan savcılar jimnastik yaptırılıp Türkiye'nin dört bir tarafına sürüldü, ellerinden dosyalar alındı, onların yerine, biat edecek; onların yerine, talimatı yerine getirecek insanlar getirildi. Mızrağı çuvala sığdırmaya çalıştılar. Kanunla delilleri yok ettiler, suç olan işlemleri, suç olan fiileri kanunla, torba kanunlarla, İnternet kanunlarıyla suç olmaktan çıkardınız. Suç olmaktan çıkmış olmasına rağmen bunlar, milletin vicdanında suç olarak kalmayacak mı? Elbette ki milletin vicdanında bunlar birer suçtur ve suç olarak kalmaya devam edecektir.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunları toparladığımız zaman ortaya çıkmış olan milyon dolarlar, milyon eurolar, ayakkabı kutularından fışkıran, sırt çantalarından fışkıran, taksi bagajlarından fışkıran, bavullardan fışkıran ve televizyon ekranlarından hepimizin gördüğü konuşmaları, “tape”leri hepimizin gördüğü hadiseler ortaya bir şey koyuyor. Ortaya koyduğu şey, üç ayrı alanda değerlendirdiğimiz zaman dinen bunlar haramdır, günahtır; ahlaken bunlar ayıptır, kanunen bunlar suçtur. Bunun üçünden de kurtulmanın yolu vardır. Dinen gereğini yapacaksın, tövbe edeceksin, istiğfar edeceksin, bir daha yapmamak üzere nedametini Cenab-ı Zülcelâl’e beyan edeceksin. Ahlaken yapman gereken arlı bir davranış vardır. Madem ki sana millet bir mührü emanet etmiş, arlı bir şekilde bu mührü teslim edeceksin, yani istifa edeceksin. Kanunen bunun çaresi vardır. Kanunen bunun çaresi de gidip bağımsız ve tarafsız bir yargı organında yargılanacaksın. Bu sayın bakanlarla ilgi yargılanacak yer belli, Yüce Divan. “Biz güvenmiyoruz.” Bunun 17 üyesinin 12’sini sizin Hükûmetiniz atadı. Siz kendi atadığınız sayın Anayasa Mahkemesi üyelerine güvenmeyeceksiniz de bu millet binlerce, yüz binlerce davalardan aldığı mahkûmiyetlerde kime güvenecek? Kime güvenecek? Dolayısıyla, böyle bir güvensizlik duygusu Yüce Divana gitmemek için bir neden teşkil etmemelidir, etmeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu çerçeve içerisinde, sizin vicdanınıza hitap etmek istiyorum. Elbette ki Cenab-ı Allah insanları diğer mahlukatlardan farklı yaratmıştır, akıl, fikir, vicdan vermiştir eğri ile doğruyu ayırabilsin diye.

Onun içindir ki Cenab-ı Zülcelâl Nisa Suresi’nin 58’inci ayetinde buyuruyor: “Allah size adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmekte.” Bütün bunları da millet gördü, elbette Cenab-ı Zülcelâl görmüştür.

Yine, Maide Suresi’nin 8’inci ayetinde: “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun. Adaletle şahitlik eden kimselerden olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

Yine, Nisa Suresi’nin 135’inci ayetinde: “Ey iman edenler! Kendinizin veya anne-babanızın veya akrabalarınızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayın. Allah için şahitlik edenlerden olun. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”

Değerli arkadaşlarım, en son: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Ben, Adalet ve Kalkınma Partisinin Komisyondaki 9 tane üyesinin vicdanına vurulan kelepçenin burada çözüleceğini, AKP Grubuna mensup milletvekili arkadaşlarımızın vicdanlarının sesini dinleyeceğini düşünüyor, öyle umuyorum. Bu hoş kubbede hoş bir seda bırakacaklarına inanmak istiyorum. Hepimiz gelip geçiciyiz. Her canlı ölümü tadacaktır. Bu koltuklarda oturan milletvekillerinin de hepsi, hepimiz bir gün bu koltukları terk edeceğiz. Yeter ki gök kubbede hoş bir seda bırakalım diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Bir açıklama yapmam gerekiyor: Meclis soruşturması için kurulan komisyonun üye seçimlerini tesadüfen benim başkanlığını yaptığım bir Genel Kurulda gerçekleştirdik. Burada bütün milletvekili arkadaşlarımız, grup başkan vekilleri ve kâtip üyeler bulunmaktaydı. Genel Kurulun huzurunda bu oluşturmayı gerçekleştirdik. Dolayısıyla bizim Divan olarak bu konuda sayın konuşmacının belirttiği eleştirileri haklı görmüyorum.

Bunu belirtmek istedim. Teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, şimdi efendim…

BAŞKAN – Sayın Faruk Bal… Sayın Bal’a vereceğim söz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Faruk Bal…

BAŞKAN – Ona vereceğim söz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, ben bir şey söyleyeyim, ondan sonra Sayın Faruk Bal.

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bununla ilgili komisyon toplantısı yapıldığı zaman kura çekme sırasında zatıaliniz vardınız. Zatıaliniz bunu çektiği zaman orada doğrudan doğruya -bununla ilgili videosu da var- “Bu mu? Bu mu?” diye ifadeniz var. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Ne demek “Bu mu? Bu mu?”

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet. İsterseniz…

BAŞKAN – Tamam, ben tartışma açmak istemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, tartışmayı açalım.

BAŞKAN – Peki, siz öyle değerlendirin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Açalım…

BAŞKAN - Tamam, peki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani burada “Bu mu, bu mu?” diye sorduğunuz kimdi? “Bu mu, bu mu?” derken kimi okuyacağınız konusunda, bir tereddüde düştüğünüz konusunda bir kanaat edinmediğimizi sanabilir misiniz?

BAŞKAN – Siz o kanaati edinmişsiniz. Ben buradaki kâtip üyelerle birlikte o seçimi gereği gibi yaptığımı düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, o görüntüleri inceleyelim.

BAŞKAN - Dördüncü konuşmacı Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız.

Buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, benimle ilgili…

BAŞKAN – Söz verdim, çağırdım konuşmacıyı.

Bengi Yıldız…

FARUK BAL (Konya) - Efendim, benim konuşmamı zatıaliniz değerlendirdiniz. Sataşma nedeniyle söz istiyorum ve sizin…

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Ben size sataşmadım; sadece size, söylediğinize “Biz de böyle bir şey yaptık.” dedim.

FARUK BAL (Konya) – Efendim, niçin korkuyorsunuz? Sayın Başkan, ben sizin görüntünüzü ortaya koyacağım.

BAŞKAN - Tamam, Sayın Bengi Yıldız konuşsun, size söz vereceğim sonra.

Buyurun.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Ben bu tartışmanın içerisinde konuşmam Sayın Başkan.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkanım, lütfen…

BAŞKAN – Hayır, size söz vermedim. Bengi Yıldız’ın ismini okudum, şimdi ona söz vereceğim, sonra sizin talebinizi değerlendireceğim. Lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, hayır efendim, bana söz vereceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Bal…

FARUK BAL (Konya) – Hayır efendim, beni değerlendireceksiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, görüntüsü var. “Bu mu, bu mu?” diye… Kimi seçtiniz orada? Nereden çıktığını biliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bal…

FARUK BAL (Konya) – Siz benim şahsımla ilgili bir beyanda bulundunuz. Gerçek dışı bir beyanda bulundunuz. Ben sizin konuşmanızı millete göstereceğim.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, lütfeni filan yok bunun.

BAŞKAN - Bengi Yıldız’ı çağırdım, size söz vereceğim diyorum. Lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, şimdi vereceksiniz. Konu soğumasın ya. Zamanı şimdi.

BAŞKAN – Sayın Bal, vereceğim size söz, müsaade edin…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, soğumadan, millet televizyon ekranından izliyor bizi…

BAŞKAN – Allah Allah!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bengi Yıldız, buyurun. Konuşmayacak mısınız? (HDP sıralarından gürültüler)

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuşmayacak mı Bengi Bey? Hayır, konuşmayacaksa geçelim o zaman.

FARUK BAL (Konya) – Hayır, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – E, sizi çağırdım konuşmaya. Sizi çağırdım, diğer konuşmacıya geçeceğim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, Bengi Bey konuşmak istemiyor Sayın Başkanım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

FARUK BAL (Konya) – Hayır Sayın Başkan, benim talebimi değerlendirmeden bir başkasına söz veremezsiniz. Siz bana sataştınız, ben sataşma nedeniyle söz istiyorum.

BAŞKAN – Bakın, size ne zaman söz vereceğimi ben takdir edeceğim Sayın Bal, lütfen…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, siz bana sataştınız, konu dağılmadan sataşmaya cevap vereceğim.

BAŞKAN – Ben size sataşmadım, sadece biz kendi payımıza düşenleri söyledik.

FARUK BAL (Konya) – Sataştınız.

BAŞKAN – Şu anda size söz vermiyorum; Sayın Bengi Yıldız konuşacak, size sonra söz vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Peki, peki, tamam.

FARUK BAL (Konya) – Tutumunuz hakkında görüşme açılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – On dakika ara…

Kapanma Saati: 17.03

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

(9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde görüşmelere devam ediyoruz.

Komisyon? Burada.

Şimdi şahsı adına söz sırası Batman Milletvekili Bengi Yıldız’daydı.

Yalnız, Sayın Faruk Bal ile içerde uzun bir görüşme yaptık, teknik açıklaması da yapıldı kendisine ama kendisine söz verdim.

Buyurun, iki dakika. (MHP sıralarından alkışlar)

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Şimdi bir video izletiyorum değerli arkadaşlar.

BAŞKAN – Süreniz geçiyor yalnız, buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Evet, biraz önce yaptığım konuşmada, Komisyonun kuruluşunda ciddi bir durum olduğunu ortaya koymuştum. Sayın Başkanın içeride verdiği beyanı dikkate alarak kendisinin bu işte iyi niyetli olduğunu düşünüyorum ancak Sayın Hakkı Köylü’nün bu Komisyonun Başkanı olacağını seçim gününden iki gün önce bütün basın mensupları konuşmuş. Ben duydum, herkes duydu. İlk kura çekiminde ilk isim olarak kendisinin isminin çıkması zihnimizde soru işareti bıraktı. Yaptığımız incelemede Komisyonun seçimi için AKP’nin göstermiş olduğu adayların oylaması yapılırken kendisinin çektiği oy pusulasında tereddütle bir soru yöneltiyor bürokrat arkadaşa. Elindeki pusulayı okurken “Bu mu, bu mu?” diyor ve onun da “Şu.” demesi üzerine Sayın Hakkı Köylü’nün ismini okuyor. Bu iki gün önce isminin ortaya çıkması ve daha sonra da basın mensupları sorduğunda Sayın Köylü’nün “Ben üç aşağı beş yukarı durumu biliyordum.” şeklinde beyanda bulunması bir kumpasın varlığını ortaya koymaktadır. Ben konuşmamda bu kumpasa işaret ettim ve dolayısıyla doğruyu, gerçeği yüce Meclisle ve bizi televizyonlarının başında izleyen Türk milletinin değerli mensuplarına ifade ettim.

Saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hakkımda söylediğiniz sözlerden dolayı size ayrıca teşekkür ediyorum.

Videoda “Bu mu, bu mu?” cümlesiyle ilgili olarak teknik açıklamayı Sayın Vural’a ve Sayın Bal’a Kanunlar Kararlardaki çalışanlar söylediler. Bu konuda benimle ilgili olarak bir sorun olmadığını tekrar altını çizerek söylemek isterim.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, konuşma sırası Sayın Bengi Yıldız’da, Batman Milletvekili.

Nihayet kürsüye sizi alabildik Sayın Yıldız.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk iddialarıyla –sözlerimi özellikle seçerek söylüyorum- karşı karşıyayız. Muhalefet partilerinden herhangi birisi -CHP, MHP veya HDP- geçmişte hükûmet olup bakanlarından herhangi birisi eğer bu iddiaların yüzde 1’iyle itham edilseydi herhâlde 40 tane komisyon kurulur, 40 sefer Yüce Divana sevk edilirdi. Ben buna gerçekten yürekten inanıyorum. Bugün burada hiçbir şekilde siyasi eğilimimin etkisinde kalmadan objektif ve tarafsız bir şekilde düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Eğer bu iddiaların üzerine yatarsak… Batman Belediyesini kazandığımızda bir levha vardı, bizden önceki iktidar “Rüşvet alan da veren de melundur.” diye yazdırmıştı. Sonra, arkadaşlarla toplantı yaptığımızda dedim ki: Nasıl bir dönemdi? Dediler ki: “Sayın Danışmanım, vallahi tıpkı geçmiş dönemlerdeki gibi rüşvet alan da veren de çok memnundu. Hiçbir değişiklik olmadı.”

Şimdi, rüşveti sadece bu dönemde tartışmıyoruz. Bütün iktidarlar döneminde rüşvet iddiaları ortaya konulmuştur, araştırılmıştır, soruşturulmuştur, insanlar Yüce Divana gidip hesabını vermiştir. Osmanlıda, adına Kanuni Sultan Süleyman dediğimiz o büyük padişah döneminde bile Fuzuli şöyle diyor: “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar.” Demek ki rüşvet sistemsel ve kalıcı bir olaydır, şahıslarla alakalı, bireysel bir olay değildir. Bunun üzerine gitmemiz gerekiyor ama eğer “Bizim dönemimizde rüşvet veren de alan da memnundur.” dersek ve bunun üzerine yatarsak tarihe karşı gerçekten büyük bir sorumluluk altına gireriz. Bunu ben şahsen düşünüyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, kurulan soruşturma komisyonu yargısal faaliyet gösteren bir komisyondu. Yani CHP, MHP, HDP, AKP adına orada bulunmuyorlardı, bağımsız ve tarafsız olmaları gerekiyordu, ellerini vicdanlarının üzerine koyarak ve o dosyalara bakarak karar vermeleri gerekiyordu. Ne yazık ki, üzülerek söylüyorum, iyi ki Sayın Köylü de şu anda burada bulunuyor, çünkü yönelteceğim eleştirilerin temelinde kendisi var. Nereden emir, talimat aldı ben bilmem, komisyonumun başkanıydı. Birinci gündeki icraat budur. Ben tahmin ediyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisi soruşturma komisyonunu kurarken: “Şu anda yoğun olarak üstümüze geliniyor, şunu zamana yayalım, üç beş ay kazanalım. Zaten eğer bu şekilde üzerimize gelirlerse iktidardan oluruz, eğer olmazsak da bu işi aklarız.” diye düşündü diye düşünüyorum, şu anda anlatacağım bütün gelişmelerden dolayı.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir komisyon düşünebiliyor musunuz ki bağımsız ve tarafsız ve aslında hiçbir partiye mensup değiller, olmamaları gerekir. Birinci gündeki oturumumuz şu: En yaşlı ve bana göre en genç üye sıfatıyla Sayın Rıza Türmen Başkanımızdı, onun başkanlığında toplandık. Şunu söyledik, benim söylediğim şuydu: Şu anda hiç kimse hakkında bir hüküm vermiş değilim, tarafsız düşünmek istiyorum, bu soruşturma komisyonu bir aklama komisyonu olmasın. Bu soruşturma komisyonu, kamuoyunda şu anda oluşan bilgi kirliliğini bertaraf etsin. Ne suçludur ne suçsuzdur iddiasında olmayalım ama şu anda kamuoyu bölünmüş; kimisi suçludur diyor, diğerleri suçsuzdur diyor. Bizim görevimiz gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Nasıl başlayabiliriz bununla? Eğer komisyon başkanını seçerken, başkan vekilini seçerken, kâtibi seçerken, sözcüyü seçerken -tırnak içerisinde diyorum, oradakiler muhalefet sıfatıyla değiller ama- muhalefetten bir tanesini bile oraya koyarsak bu komisyonunun güvenilirliği açısından gerçekten objektif bir değerlendirme olur ama olan ne oldu değerli arkadaşlar? Başkan, başkan yardımcısı, sözcü, kâtip tek bir partiden seçildi. Bu, zaten, bu işin gidişatının nereye doğru olacağını çok açık bir şekilde gösteriyordu.

Sayın Başkan toplantıyı kapattı; ne zaman toplanacağız, yol haritamız nedir bilmiyoruz. Meclis Başkanına müracaat ettik Sayın Rıza Türmen ve Erdal Bey’le, dedik ki: “Sayın Başkanım, Hâkimler ve Savcılar Kurulu diye bir kurul var; hâkimler, savcılar yanlış yaparsa oraya gidiyor. Bizim, bu Komisyonunun müracaat edeceği bir makam yok mu? Sayın Başkan Başkan oldu, gitti. Hiç bir şey yapamıyoruz, toplanamıyoruz, nereye gideceğiz, ne yapacağız bilmiyoruz.” “Bir dilekçe verin bana.” dedi. Bir dilekçe verdik. Birkaç gün sonra basından öğrendiğimize göre “Komisyon yargısal bir faaliyet gösterdiği için ben işine karışamıyorum.” O zaman Sayın Köylü ne yaptı? Tek tek sıralayayım Sayın Köylü ne yaptı: İç Tüzük’ün 26’ncı maddesine göre biz müracaat etmiştik. Meclise gelen dosyaların bir nüshasını avukatlara verdi; biz savcılık görevini ifa ediyoruz, bize verilmiyor. Yani, biz, onu orada -bir tür üçüncü şahıslar konumunda- savcılık makamında değil... Sadece Sayın Hakkı Köylü ve arkadaşları o konumda ama biz muhalefet partisi olduğumuz için her an dışarıya bu bilgileri sızdıracağız. Onun için de “Gelip burada incelesinler.” diye tutanakları, belgeleri bize vermedi ama avukatlara verdi.

Bir başka ne yaptı değerli arkadaşlar? Şahitlerin -yüzde 99’unu siz tanıyorsunuz- hepsi şüphelilerin akrabaları ve soruşturulan şahıslardan oluşturuldu yani bu ne demektir? Geldiklerinde “Biz tanıklıktan çekiliyoruz.” diyecekler ve ifade vermeyecekler. Zaten onlar demeden Sayın Hakkı Köylü onlara hatırlattı. Bu şekilde gelen seçilen tanıkların yani muhalefete sorulmadan yani bir toplantı yapılmadan... Sayın Hakkı Köylü kendi evinde arkadaşlarla buluştu mu bilemiyorum, ona o iftirada bulunmak istemiyorum ama en azından, tek başına tanıkları seçip çağırmış, onların ifadesini almış -pratikte de olan- hepsinin yakınının tanıklıktan çekildiği bir pratikle karşı karşıyayız.

Bir alt komisyon oluşturduk değerli arkadaşlar, 3 kişiden; 2 AKP’li arkadaş, 1 CHP’li arkadaş. İstanbul’a gidecekler, takipsizlikle sonuçlanan dosyaları inceleyecekler, eğer orada bilmediğimiz üçüncü şahıslar çıkarsa onların ifadesini alacak. Biz diyoruz ki özellikle: “Sayın Alt Komisyon, bakın, biz Rıza Sarraf’ı, Abdullah Happani’yi, benzeri şahısları bütün Komisyon olarak dinlemek istiyoruz. Sakın ola ki İstanbul’da bunları dinlemiyorsunuz.” “Tamam.” diyorlar. İstanbul’a gidiyor bu alt komisyon, bu bahsettiğimiz bütün başrol oyuncularının tamamını orada dinliyor. Hukukçu arkadaşlarımız bilir, buna delillerle doğrudan doğruya temas denilir yani Komisyon onları dinleyecek, onları görecek, davranışlarını izleyecek, ona göre bir kanaate ulaşacak. Bütün bu bahsettiğimiz şahısların hepsi İstanbul’da alt komisyon tarafından dinlendi, dolayısıyla da Ankara’ya çağırılmadı. Dolayısıyla, biz onlarla bir temas içerisinde olamadık.

Aylardır ifadesini beklediğimiz sayın bakanlara gelince… Komisyon Başkanımız özellikle Erdoğan Bayraktar’ın yurt dışına gideceği günü seçiyor, saat dörtte uçacak, saat iki buçuğa toplantı koyuyor. Saat ona koy, on bire koy, on ikiye koy. Niye iki buçukta toplantı yapıp dörtte uçacak bir… Sayın Bakana hepimizin soruları var geniş bir şekilde, başka bir güne al. Bunların hiçbirisini Komisyonda konuşmuyor, tartışmıyor, kararlaştırmıyoruz.

Bizim Komisyondan çekilmemize sebep olan en son olay, bardağı taşıran son olay, yine Komisyon üyelerinin hiçbirisiyle, AKP’li üyelerle de toplantı yapmadan mahkemeden yayın yasağı getirtildi değerli arkadaşlar. Bu, gerçekten, artık bizim orada kalamayacağımızı, işlevsiz olduğumuzu bize gösterdi.

Şimdi, belirli belgelerin, ifadesine başvurulan bazı şahısların ifadelerinin ertesi gün basında yer almasını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BENGİ YILDIZ (Devamla) - …ben Komisyonda da söyledim, istifa dilekçemde de söyledim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldız.

BENGİ YILDIZ (Devamla) – Her yerde söyledim ki bu yaklaşım doğru değildir, bu, soruşturmanın gizliliğini ihlaldir. Ama soruşturmanın gizliliğini ihlal varsa…

BAŞKAN – Sayın Yıldız, teşekkür ederim.

BENGİ YILDIZ (Devamla) - …Komisyon toplansın, bir karar alsın. Ona göre de hepimizin ortak bir şeyi olsun. Ama tek taraflı bir tasarrufla Sayın Başkan o kararı da alınca biz Komisyondaki işlevimizin bittiğini, dolayısıyla bunu da kamuoyuyla paylaşmamız gerektiğini belirttik.

Bu düşüncelerimi, duygularımı sizinle paylaşıyorum ve saygılarımı, selamlarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Beşinci konuşmacı Muğla Milletvekili Sayın Ömer Süha Aldan.

Buyurun Sayın Aldan. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Faruk Bal’ın açıklamasından sonra gerçekten kuşkuya düşmedim değil. Bu Komisyonda olmayı çok istiyordum, partimin yetkilileri de çok istiyordu, tam 4 kuradan çıkamadım. Yani, basiretsizlik var diyordum ama umarım başka bir şey yoktur bu işin içinde.

Bugün, bazı arkadaşlar söylediler “Meclis tarihî bir an yaşıyor.” diye. Meclis tarihî bir an falan yaşamıyor. Çok sıradan bir gün. Sebebi: Yolsuzluğu kanıksadık. Yolsuzluk yol oldu artık bu ülkede, son derece sıradan. Acaba iktidar partisinin milletvekilleri umursamadıkları için mi bu sıralar boş, gelmiyorlar yoksa buradan bazı sözcükleri duymak mı istemiyorlar? (CHP sıralarından alkışlar)

Aslında çok önemli şeyler olmuş. En basitinden şöyle söylemek lazım: İran kökenli, sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş, 30’lu yaşlarda, bir sanatçıyla evlenerek ünlenmiş bir kişi yani bu operasyon yapılmasa bir sene sonra neredeyse Bakanlar Kuruluna başkanlık yapacak, öyle bir tablo oluşmuş. Hediyeler almış yürümüş. “Efendim, bu ayakkabı kutusunun içinde 500 bin dolar yoktu, elbisenin içinde para yoktu.” Peki, elbise bedava mıdır? Vakko’dan bir elbise kaç liradır acaba?

Bir polis memuru trafikte 15-20 lira para aldı -çorba parası- diye, rüşvetten yargılanırken bu ülkede, bunları görmezden geliyoruz; piyanolar, geziler, paralar pullar, kasalar… Ama ne yazık ki bu 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten savcı da görmüyor, Komisyon da görmüyor, görmek istemiyorlar.

Açık söyleyeyim burada: Bu soruşturmaya tabi tutulan eski bakanların bir kısmını da tanıyorum. Gerçekten bir hukuk adamı olarak söylüyorum, bir siyaset adamı olarak söylemiyorum: Bu işin içinde büyük bir hırsızlık var; var! Bunu örtmek, kapatmak artık mümkün değildir.

İşin teknik boyutuna girince “Efendim, işte bu soruşturma sırasında yasak delil elde edildi. Madem başlangıçta delil yasaksa sonraki deliller de yasaktır.” anlayışı doğru bir yaklaşım olamaz. Yani ortada olan her şey belli ve teknik takip yapıldıktan sonra asıl yapılması gereken işin mali boyutunu araştırmak iken tamamıyla bunun üzeri, ne yazık ki örtülmüştür.

Değerli arkadaşlarım, altın ticareti yapılmış, koskoca Türkiye Cumhuriyeti maskara hâline dönüştürülmüş. Bu 1,5 ton altın meselesi var Gana’dan. Soruşturma dosyasında var açıkça. Tabii, görülmek istenmeyince görülmez. Aslında bu altın Gana’dan gelmemiş. ULS Havayolları ile Sorinet Group arasında anlaşma şu şekilde: Bu altın 4 ton olacak, Sabiha Gökçen’den Libya’ya götürülecek, Libya’dan Gana’ya, Gana’dan Sabiha Gökçen’e, Sabiha Gökçen’den Tahran’a. Aslında bu altın, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinden giden bir altın. Ama bunu görmek istemezseniz görmezsiniz. Yolsuzluğun dik âlâsı burada, kaçakçılık burada. Ama bunların hiçbiri görülmek istenilmemiş.

Bazı arkadaşlarım buraya çıktığımda bana dediler ki “Ya, biraz vicdanlara hitap et.” Hiç vicdanlara hitap etmeyeceğim çünkü bir yıldan bu yana vicdan üzerine zaten bir baskı altında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu. Bundan bir yıl önce, şu anda Komisyonda görevli bir Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşım bana aynen şunu söylemişti: “Ağabey, vallaha bizim de içimize sinmiyor ama ne yazık ki patron gidiyor.”

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Açıklayın o ismi, açıklayın o ismi.

ÖMER SÜHA ALDAN (Devamla) – Sorun bu, sorun bu. Ve “Patron gidiyor.” demişti.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O namerdi açıklayın o kimse.

ÖMER SÜHA ALDAN (Devamla) – Aslında bu bakanların hiçbirinin önemi yok.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O namerdi açıklayın, ismi açıklayın.

ÖMER SÜHA ALDAN (Devamla) – Bu bakanlar gerçekten itibarsızlaştı. Muhalefet bir yıldan bu yana bir kum torbası gibi onlara vuruyor, evet, doğru. Basında aleyhlerinde yazılan pek çok yazı var. Bu insanların özel yaşamları bir anda kayboldu gitti, siyasi yaşamları bitti bu bakanların, bundan sonra yalnızlaşacaklar. Şimdi yanında olan insanlar bir dönem sonra yanlarından uzaklaşıp gidecekler ve kahırlı bir hayat onları bekliyor, aileleriyle üzüntülü bir yaşam onları bekliyor. Bu bakanlar kimsenin umurunda değil aslında. Aslında bu bakanlar yargılanmış olsalar, gerçekten Yüce Divana çıkmış olsalar belki kendilerine yeni bir dünya, yeni bir yaşam yaratmaları anlamında önemli bir şansları olacak. Ben isterim ki bu eski bakanlar gelip burada savunma yapsınlar bir kere, onları dinlemek istiyor millet; bir. İkincisi, Yüce Divanda yargılanmayı kendileri istesinler. Sadece biri için onların yargılanmasının ve aklanmasının önüne geçiliyor. Aslında “Anayasa Mahkemesine güvenmiyoruz.” sözcükleri tamamıyla yalandır. Bugünkü Anayasa Mahkemesinin 8 üyesini Sayın Abdullah Gül, 1 üyesini Sayın Recep Tayyip Erdoğan seçmiştir. 17 oya göre, 17 üyeye göre çoğunluk zaten Adalet ve Kalkınma Partisinin tercih ettiği insanlardadır ve böyle bir yargılamanın yapılmasında yarar vardır.

Değerli milletvekilleri, bu Meclise her seçim sırasında ortalama olarak yüzde 70 oranındaki kişi geri gelemiyor. Bu önemli bir andır. Burada önemli bir tercihte bulunacaksınız. Pek çoğumuz bir daha gelemeyeceğiz bu kürsülere, buralarda konuşamayacağız. Ben akıllara seslenmek istiyorum. Bakın, partinizi seviyorsanız, kendinizi seviyorsanız, ülkenizi seviyorsanız şöyle bir şey düşünün: Vaktizamanında Tansu Çiller’le Mesut Yılmaz birbirlerini akladılar. Şu anda partileri ortada yok. Akılcı davranın lütfen, akılcı bir karar verin ve bu kararı verirken şu kapalı yere girip açıktan pusulaları göstermeyin, koskoca adamlarız. Bunu bütün Meclise belirterek söylemek istiyorum, o kapalı yere gidip vicdanımız neyi elverirse o pusulayı oraya koyup gelip buraya atalım ve biz bunları izleyeceğiz. Vakti zamanı gelince bu işlerin muhasebesi yeniden yapılacak. İşte o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihî bir gününü yaşayacaktır, şimdi değil. Şimdi sıradan bir gün. Şimdi yolsuzluğun kanıksandığı, çoğunluğun egemen olduğu bir anı yaşıyoruz. Bu anlamda muhalefet çaresizdir ve ben iktidar partisi milletvekillerinin, işte, vicdanları elverecek, gidecekler, başka türde bir irade de göstereceklerine hiçbir zaman inanmıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi bir ahde vefa örneği gösterecektir burada. Bence önemli olan, bu ahde vefa olarak mı kalacaktır, yoksa bu vesayet anlayışı artık ilelebet devam mı edecektir?

Değerli milletvekilleri, son sözlerim yüce milletime. Çocukken, işte, 8-9 yaşlarında sapanla kuş avladığımız dönemde leyleklere taş attığımızda büyüklerimiz bizi döverlerdi “Bunlar mübarek hayvan.” derlerdi, anlayamazdık. “Leylekler Mekke’yi, Medine’yi görmüş hayvanlardır. Kâbe’nin üstünden geçerler, onun için, bizim için mübarek.” derlerdi. Sonuçta yıllar geçti, belgeseller televizyonlarda gösterildi, anladık ki leylek kuru iklimlerin leyleği değil, öyle hiç Kâbe’nin üstünden falan geçmiyor ve şunu da anladık ki leylek öyle mübarek hayvan vasfını hak edecek bir şekilde yiyecek de yemiyor; yılan yiyor, çıyan yiyor, kurbağa yiyor.

Ey yüce milletim! Leylek, hacı leylek değil; leylek, çıyan yiyor, kurbağa yiyor.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aldan.

Altıncı ve son konuşmacı, Denizli Milletvekili Sayın Bilal Uçar, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BİLAL UÇAR (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 681 sıra sayılı Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Komisyonumuz, Anayasa’nın 100’üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 109 ila 112’nci maddeleri ile diğer hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde görev yapmıştır. Kamuoyunda “17 Aralık operasyonu” olarak bilinen, 4 eski bakanın da isminin geçtiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen 2012/120653 numaralı soruşturma, ilgili bakanlar dışındaki şüpheliler yönünden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmış ve itiraz üzerine İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesince ele alınan söz konusu karar hukuka uygun bulunarak, vaki itirazların reddiyle 15 Aralık 2014 tarih ve 2014/3162 sayılı kararla kesinleşmiştir. Bu takipsizlik kararı da Komisyonumuzun çalışmalarına ışık tutmuştur.

Komisyonumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 107’nci maddesine göre ve soruşturma önergesinde belirtilen iddialarla ilgili olarak, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan hakkında soruşturma önergesinde belirtildiği üzere, Rıza Sarraf’tan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın İran’a altın ticareti yapması işlerine imtiyaz sağladığı, Gana’dan kaçak yollarla yurda sokulmak istenen altınlara aracılık ettiği, 1,5 ton altınıyla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığı konusunda sahtecilik, kaçakçılık ve rüşvet suçlarından dolayı soruşturma yapılmıştır. Bu konuda deliller toplanmış, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan Komisyon huzurunda savunmasını yapmıştır. İlgili eski bakan savunmasında özet olarak, cumhuriyet savcılığı ve kolluk tarafından yapılan soruşturmaların Anayasa’ya, kanunlara ve Meclis İçtüzügü’ne aykırı yürütüldüğünden bahisle geçersiz olduğunu ileri sürdükten sonra, altın ihracatıyla ilgili usulsüz olarak yapmış olduğu hiçbir işlem olmadığı gibi, imtiyaz sağladığı iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu, keza Gana’dan yurda kaçak sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili olarak da adli veya idari soruşturmaları engelleme konusunda hiçbir hareketinin olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca, sahtecilikten bahsedilmekteyse de sahte olarak düzenlediği bir belge olmadığını belirtmiştir. Ortada bir kaçakçılık suçunun olmadığının cumhuriyet savcılığı tarafından tespit edildiğini, bu durumda kendisinin bu suça iştirak ettiği iddiasının da hiçbir mesnedinin olmadığını söylemiştir. Hediye olarak verildiği iddia edilen saat ve piyanonun parasını da ödediğini ifade etmiştir.

Komisyonumuzca yapılan soruşturmada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yukarıda yer verilen olaylarla ilgili olarak yürütülen soruşturma sonucunda fiilin kaçakçılık suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilip itiraza müteakip kararın kesinleştiği, dolayısıyla ortada bir kaçakçılık suçunun bulunmadığı; diğer hususlarla ilgili de, irtibatlı şahıslar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılıp kolluk ve soruşturmaya başlangıçta karar veren cumhuriyet savcılarının yürüttüğü soruşturmada toplanan delillerin hukuka aykırı toplanması nedeniyle geçersiz sayılarak diğer hususların da suç oluşturmadığından bahisle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın da itiraza müteakip kesinleştiğini ifade etmiştir.

İçişleri eski Bakanı Muammer Güler hakkında, yine, Rıza Sarraf’tan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve adı geçen için koruma polisi görevlendirdiği, bu şahıs ile göz altına alınan bazı şüphelilerin ve yakınlarının yasaya aykırı olarak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına geçirilmesini sağladığı, bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği, bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi için girişimde bulunduğu ve bu fiillerinden dolayı resmî belgede sahtecilik, nüfuz ticareti, rüşvet ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlarından Komisyonumuz soruşturma yapmıştır.

İlgili bakan soruşturma önergesindeki fiillerle ilgili olarak savunmasında özetle, trafikte emniyet şeridini kullandırma ve koruma tahsis etme yetkisinin illerde valilere ait olduğunu ve koruma tahsis kararının verilmesinde kendisinin bir katkısının olmadığını, keza plaka tahsisinde hukuka aykırı bir durum olmadığını, istisnai vatandaşlığa yapılan müracaatın kendi bakanlığı döneminden önce başlatıldığını ve sürecin de mevzuata uygun bir şekilde yürütülerek Bakanlar Kurulu kararıyla verildiğini, Rıza Sarraf hakkında adli veya istihbari bir soruşturma yapılıp yapılmadığının araştırılması iddiasıyla ilgili olarak da, ilgili kişinin bazı sivil kişiler tarafından takip edildiğini bildirmesi üzerine konunun güvenlik açısından araştırılmasını istediğini, yapılan adli soruşturmadan haberi olmadığını beyan etmiştir.

Soruşturma önergesinde bahsedilen basında çıkan haberleri engellemeye çalıştığı iddiası üzerine de, ilgili şahsın aleyhinde haksız bir yayın yapılacağını kendisine bildirmesi dolayısıyla tanıdığı bazı medya gruplarının genel yayın yönetmelerini haberdar ettiğini, bunun dışında herhangi bir haberin engellenmesi veya baskı yapılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını beyan etmiştir.

Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış hakkında Rıza Sarraf’tan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği, bu şahısla ilgili bir soruşturma olup olmadığı yönünde ilgili kurum ve kuruluşlarda araştırma yapılmasını sağladığı, bu şahsın faaliyetiyle ilgili olarak basında haber yapılmasının önlenmesi için girişimlerde bulunduğu ileri sürülerek bu hususların Komisyonumuzca soruşturulması istenmiştir.

İlgili bakan savunmasında özet olarak, Rıza Sarraf’ın otel açma teşebbüsünde bulunduğunu, bunun için de kendisinin de tanıdığı bir şahıstan bina satın aldığı yolunda bir bilgi paylaşımında bulunduğunu, kendisinin de “Hayırlı olsun.” demek dışında hiçbir ilgisinin ve dahlinin olmadığını, bildiği kadarıyla bu projenin gerçekleşmediğini, kaldı ki otel açmak için gerekli izinlerin Kültür ve Turizm Bakanlığının yetkisinde olduğunu, bu iddiaların asılsız olduğunu, bu şahısla ilgili soruşturma olup olmadığı yönünde ilgili kurumlarda araştırma yaptığı yönündeki iddiaların da tamamen gerçek dışı olduğunu, bu şahsın faaliyetiyle ilgili basında haber çıkmasının önlenmesi yönünde basın kuruluşları üzerinde bir girişiminin olmadığını beyan etmiştir. Bu savunmaların dışında, dinlenen tanıkların da bahse konu olaylardan dolayı veya başka bir şekilde bir menfaat temin ettiğine dair bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Bu olaylarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rıza Sarraf ve diğerleri hakkında rüşvet suçundan yapmış olduğu soruşturma neticesinde, haklarında soruşturma yapılan şüphelilerin eylemlerinin rüşvet verme suçunu oluşturmadığı, esasen bu konuyla ilgili teknik takip ve dinleme kayıtlarının usulsüz, kanuna aykırı elde edildiği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiş ve bu karar yapılan itirazların reddedilmesi neticesinde kesinleşmiştir.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında, bir suç örgütünün yönetici ve üyelerinin kendilerine sağlanan ve miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı menfaatler karşılığında kişiye özel imtiyazlı imar planları onaylattıklarını, imar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yumdukları ve denetimlerden sorumsuzca geçmelerini sağladıkları ve bu eylemlerin bir kısmının Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın görevde olduğu sırada ve onun bilgisi doğrultusunda gerçekleştirildiği, ayrıca bu Bakanlıktan iş alan bazı şirketlerin yemek işlerinin yakınlarının ortağı olduğu şirketlere verilmesi için aracılık ettiği şeklindeki soruşturma önergesinin konusunu oluşturan iddialar da yine Komisyonumuzca soruşturulmuş ve yapılan incelemede ve ilgili bakanın savunmalarında da belirtilen şekilde, bahsedilen konulardan dolayı tarafları olan kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, rüşvet almak ve vermek, imar kirliliğine neden olmak, suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından dolayı yapılan soruşturma sonucunda suç işlendiğine dair hiçbir delil elde edilemediği gerekçesiyle takipsizlik kararı verilerek verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Ayrıca, Komisyonumuz tarafından yapılan soruşturma sonucunda da soruşturma önergesinde yazılı fiillerin işlendiğine dair hiçbir delil elde edilememiştir. Tüm dosya münderecatı ile gerekçesi raporda detaylı şekilde belirtildiği üzere, Yüce Divana sevk konusunda yeterli şüpheye ulaşılmadığından Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divana sevk edilmemesine Komisyonumuzun 5 Ocak 2015 tarihli toplantısında oy çokluğuyla karar verilmiştir. Komisyonumuz çalışmalarını büyük bir özveriyle tamamlamıştır. Takdir Genel Kurulundur.

Sözlerime son verirken yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi söz sırası Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar…

Konuşacaklar mı acaba? Sırayla ben çağırayım.

Sayın Mehmet Zafer Çağlayan?

Bir notu var, ben onu ileteyim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Olmaz efendim, öyle bir şey olur mu? Notunu okuyamazsınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İç Tüzük’te öyle bir şey yok.

BAŞKAN – Ne diyeceğim ben şimdi acaba?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Olur mu öyle bir şey ya!

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan’ın annesinin vefatı nedeniyle Genel Kurula katılamayacağına ve kendisine başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – “Sayın Çağlayan annesinin vefatı nedeniyle Genel Kurula katılamayacaktır.” Bunu bilginize sunuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Biz de merhumeye Allah’tan rahmet diliyoruz, ailesine de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bunu sözlerimin başında söylemiştim.

BAŞKAN – Biliyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Vefat münasebetiyle bu oylamanın daha sonra yapılmasına ilişkin müracaatımız olmuştu ama kabul edilmedi. Dolayısıyla, bu konuda bunu kabul etmeyenlerin…

BAŞKAN – Taziye dileklerimizi bildirdik yerinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu iradeyi koyanların bunu kabul etmeyenler olduğunu ifade etmek istiyorum.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Muammer Güler, buyurun.

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Talebiniz nedir?

MUAMMER GÜLER (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yerinden olmaz, kürsüden… (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir dakika arkadaşlar…

Nedir talebiniz? Mikrofon açık.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Kürsüye gelecek.

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapacağım efendim.

BAŞKAN – 60’a göre mi?

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna verdiği yazılı ve sözlü savunmasına ilave edecek başka bir husus bulunmadığına ilişkin açıklaması

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, Soruşturma Komisyonuna verdiğim sözlü ve yazılı savunmama ilave edecek başkaca bir husus bulunmamaktadır. Karar ve takdir yüce heyetinizindir.

Arz ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Egemen Bağış, talebiniz nedir?

EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Kürsüye gel, kürsüye!

6.- İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun kararına saygı duyduğuna ilişkin açıklaması

EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Sayın Başkanım, hakkımızdaki iftiralarla ilgili olarak gerek cumhuriyet başsavcılığı gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin Soruşturma Komisyonu gerekli kararları vermiştir; Komisyon kararına saygı duyuyorum.

Takdir yüce Meclisindir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Erdoğan Bayraktar, sizin talebiniz nedir?

ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Böyle bir tiyatro olamaz!

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclis Soruşturması Komisyonunun Raporu üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi on beş dakika ara veriyorum, önergeler üzerinde bir çalışma yapacağız.

Kapanma Saati: 18.11

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.04

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

(9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde görüşmeler tamamlanmıştı.

Komisyon yerinde.

Sayın milletvekilleri, Komisyon raporu, ilgili eski bakanları Yüce Divana sevk etmeme yönündedir. Ancak İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin beşinci fıkrası “Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divana sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkün olur.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan hakkında 53 önerge, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler hakkında 52 önerge, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış hakkında 53 önerge, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında 53 adet Yüce Divana sevke dair önerge bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 100’üncü maddesinin “…gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir.” hükmü ile ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “suçların şahsiliği” ilkesi gereği her bakan için önergelerin oylanma işlemleri ayrı ayrı yapılacaktır.

İlk oylama, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan hakkında verilen 53 önergeye ilişkindir.

Şimdi bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar neticesinde, yapılan oylamada Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın Yüce Divana sevk edilmesine gerek olmadığına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Yaptığımız tahkikat neticesindeki bulgular nedeniyle Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporuna karşıyız. Komisyon raporunun reddini ve eski Bakanın kabul edilen Meclis Soruşturması önergesine konu fiillerinden dolayı, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 204 ve 252 nci maddeleri uyarınca Yüce Divana sevk edilmesini talep ediyoruz.

                   Levent Gök                                       Engin Altay                            Mehmet Akif Hamzaçebi

                      Ankara                                               Sinop                                              İstanbul

Gerekçe:

681 Sıra Sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunun, İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü tarafından verilen Karşı Oy bölümünde yer alan gerekçelerle Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar sonucunda, yapılan oylamada Ekonomi Eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın Yüce Divan'a sevkine gerek olmadığı yönündeki kararını oy çokluğu ile vermiştir.

Yaptığımız inceleme sonucunda edindiğimiz somut bulgular nedeniyle Komisyon'un, Ekonomi Eski Bakanı Zafer Çağlayan'ı, Yüce Divan'a sevk etmeme yönündeki rapor ve kararına karşıyız. Komisyon raporunun reddi ile eski bakan hakkında kabul edilen Meclis Soruşturma önergesine konu fiillerinden dolayı 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 204 üncü, 252 nci maddeleri ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu gereğince Yüce Divan'a sevk edilmesini talep ediyoruz.

                Pervin Buldan                                                                                            İdris Baluken

                        Iğdır                                                                                                         Bingöl

Gerekçe:

681 sıra sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunda yer alan ve eski bakan Zafer Çağlayan'ın; hakkında iddia edilen suçlamalara konu eylemleri gerçekleştirdiği yönündeki hususlar uyarınca Yüce Divan'a sevk edilmesi talep edilmektedir. Nitekim, Komisyon Raporu'nda yer alan Adli Tıp Raporunun telefon görüşmelerini gerçek olarak gösteren raporu ile MASAK'ın bilirkişilerinin "mal beyanlarının uyumsuzluğu" yani makul olmayan mal artış raporunda yer alan somut bulgular da Zafer Çağlayan'ın Yüce Divan'a sevkini zorunlu kılmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım, birer milletvekili tarafından imzalanmış bulunan 47 ayrı önergenin metinleri aynı olduğundan ilk önergeyi okuttuktan sonra diğer önergelerin sahiplerinin isimlerini okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve Yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, fezlekeleri milletvekillerinin incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, “hukukun üstünlüğü" değil, “üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, sahte evrak tanzimi ve rüşvet suçlarını işlediği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

• Kendi yönetiminde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Kaan Çağlayan'dan oluşan grubun çeşitli imtiyazlar sağlamak suretiyle Rıza Sarraf’tan menfaat temin ettiği, bunun teknik takip, mail tetkiki ve dijital delillerle tespit altına alındığı, yapılan teknik takipte Sarraf’ın kendisine firmalarının Halk Bankasındaki hesabına gelen İran paralarının belli bir oran üzerinden rüşvet olarak gönderdiği ve bu miktarların Happani tarafından listelendiği ve bir yüz yüze buluşma esnasında Sarraf tarafından listenin kendisine gösterildiği ve bu bilginin mahkeme kararıyla 17.4.2013 tarihinde Sarraf’a ait kişisel e-postada yapılan incelemede görüldüğü,

• Rıza Sarraf’a ait şirketlerin Halk Bankası hesabına giren paralarının altına dönüştürüldüğü, bu altınların Dubai'ye ve İran'a gönderildiği, Rıza Sarraf’ın, şirket hesabına gelen paraların (döviz veya Türk lirası) % 0.4 ve % 0.5'inin kendisine ödendiği,

• Gana'dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai'ye gidişi ve girişinin sağlandığı,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin 600 euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine 300 bin İsviçre Frangı değerinde (700 bin TL) saat verildiği, savunma belgeleri içerisinde sunulan söz konusu saate ait ödeme belgesinin banka sistemi dışında nizami olmayan basit bir şekilde düzenlendiği,

• Kaynağı izah edilemeyen 106 bin 400 TL değerindeki piyanosunu mal bildiriminde usulünce göstermediği,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun "Resmi Belgede Sahtecilik" başlıklı 204, “Rüşvet” başlıklı 252, “Nüfuz Ticareti” başlıklı 255, “Görevi Kötüye Kullanmak” başlıklı 257. Maddeleri uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

                          Devlet Bahçeli

                             Osmaniye

Diğer önergelerin imza sahipleri:

             Adnan Şefik Çirkin                           Ahmet Duran Bulut                       Ahmet Kenan Tanrıkulu

                       Hatay                                             Balıkesir                                              İzmir

                  Ali Halaman                                          Ali Öz                                         Ali Uzunırmak

                       Adana                                              Mersin                                               Aydın

                     Alim Işık                                          Atila Kaya                                     Bahattin Şeker

                     Kütahya                                            İstanbul                                             Bilecik

                 Bülent Belen                                      Celal Adan                                 Cemalettin Şimşek

                     Tekirdağ                                            İstanbul                                            Samsun

                  D. Ali Torlak                                Edip Semih Yalçın                                 Emin Çınar

                     İstanbul                                          Gaziantep                                        Kastamonu

             Emin Haluk Ayhan                                 Engin Alan                                       Erkan Akçay

                      Denizli                                             İstanbul                                             Manisa

                    Faruk Bal                              Hasan Hüseyin Türkoğlu                      İsmet Büyükataman

                       Konya                                            Osmaniye                                             Bursa

             Kemalettin Yılmaz                                 Koray Aydın                                  Mehmet Erdoğan

                Afyonkarahisar                                      Trabzon                                              Muğla

                Mehmet Şandır                                 Meral Akşener                                 Mesut Dedeoğlu

                      Mersin                                             İstanbul                                     Kahramanmaraş

               Muharrem Varlı                              Murat Başesgioğlu                              Mustafa Erdem

                       Adana                                             İstanbul                                             Ankara

                Münir Kutluata                                 Necati Özensoy                                   Oktay Öztürk

                     Sakarya                                              Bursa                                              Erzurum

                  Oktay Vural                                    Özcan Yeniçeri                                   Reşat Doğru

                        İzmir                                               Ankara                                               Tokat

               Ruhsar Demirel                                 Sadir Durmaz                                     Sinan Oğan

                    Eskişehir                                            Yozgat                                                Iğdır

                   Sümer Oral                                     Tunca Toskay                             Yıldırım Tuğrul Türkeş

                      Manisa                                             Antalya                                              Ankara

               Yusuf Halaçoğlu                               Yusuf Ziya İrbeç                                  Zühal Topcu

                      Kayseri                                             Antalya                                              Ankara

                 Lütfü Türkkan

                      Kocaeli

BAŞKAN – Şimdi, kalan diğer dört önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve Yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, fezlekeleri milletvekillerinin incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, “hukukun üstünlüğü” değil, “üstünlerin hukuku”nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan “Komisyonmatik” süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, sahte evrak tanzimi ve rüşvet suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

• Kendi yönetiminde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Kaan Çağlayan'dan oluşan grubun çeşitli imtiyazlar sağlamak suretiyle Rıza Sarraf’tan menfaat temin ettiği bunun teknik takip, mail tetkiki ve dijital delillerle tespit altına alındığı, yapılan teknik takipte Sarraf’ın kendisine firmalarının Halk Bankasındaki hesabına gelen İran paralarının belli bir oran üzerinden rüşvet olarak gönderdiği ve bu miktarların Happani tarafından listelendiği ve bir yüz yüze buluşma esnasında Sarraf tarafından listenin kendisine gösterildiği ve bu bilginin mahkeme kararıyla 17.4.2013 tarihinde Sarraf a ait kişisel e-postada yapılan incelemede görüldüğü,

• Rıza Sarraf’a ait şirketlerin Halk Bankası hesabına giren paralarının altına dönüştürüldüğü, bu altınların Dubai'ye ve İran'a gönderildiği, Rıza Sarraf’ın, şirket hesabına gelen paraların (döviz veya Türk lirası) % 0.4 ve % 0.5'inin kendisine ödendiği,

• Gana'dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai'ye gidişi ve girişinin sağlandığı,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin 600 euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine 300 bin İsviçre Frangı değerinde (700 bin TL) saat verildiği, savunma belgeleri içerisinde sunulan söz konusu saate ait ödeme belgesinin banka sistemi dışında nizami olmayan basit bir şekilde düzenlendiği,

• Kaynağı izah edilemeyen 106 bin 400 TL değerindeki piyanosunu mal bildiriminde usulünce göstermediği,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun "Görevi Kötüye Kullanmak" başlıklı 257. Maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Mehmet Günal

Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve Yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, fezlekelerin milletvekillerinin incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, sahte evrak tanzimi ve rüşvet suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

• Kendi yönetiminde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Kaan Çağlayan'dan oluşan grubun çeşitli imtiyazlar sağlamak suretiyle Rıza Sarraftan menfaat temin ettiği, bunun teknik takip, mail tetkiki ve dijital delillerle tespit altına alındığı, yapılan teknik takipte Sarraf’ın kendisine firmalarının Halk Bankasındaki hesabına gelen İran paralarının belli bir oran üzerinden rüşvet olarak gönderdiği ve bu miktarların Happani tarafından listelendiği ve bir yüz yüze buluşma esnasında Sarraf tarafından listenin kendisine gösterildiği ve bu bilginin mahkeme kararıyla 17.4.2013 tarihinde Sarraf a ait kişisel e-postada yapılan incelemede görüldüğü.

• Rıza Sarrafa ait şirketlerin Halk Bankası hesabına giren paralarının altına dönüştürüldüğü, bu altınların Dubai'ye ve İran'a gönderildiği, Rıza Sarrafın, şirket hesabına gelen paraların (döviz veya Türk lirası) % 0.4 ve % 0.5'inin kendisine ödendiği,

• Gana'dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai'ye gidişi ve girişinin sağlandığı,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin 600 euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği,

• Rıza Sarraf tarafından kendisine 300 bin İsviçre Frangı değerinde (700 bin TL) saat verildiği, savunma belgeleri içerisinde sunulan söz konusu saate ait ödeme belgesinin banka sistemi dışında nizami olmayan basit bir şekilde düzenlendiği,

• Kaynağı izah edilemeyen 106 bin 400 TL değerindeki piyanosunu mal bildiriminde usulünce göstermediği,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

• Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun "Rüşvet" başlıklı 252. Maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan’a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

S. Nevzat Korkmaz

Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, fezlekeleri milletvekillerinin incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, sahte evrak tanzimi ve rüşvet suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

•Kendi yönetiminde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Kaan Çağlayan'dan oluşan grubun çeşitli imtiyazlar sağlamak suretiyle Rıza Sarraf’tan menfaat temin ettiği, bunun teknik takip, mail tetkiki ve dijital delillerle tespit altına alındığı, yapılan teknik takipte Sarraf’ın kendisine firmalarının Halk Bankasındaki hesabına gelen İran paralarının belli bir oran üzerinden rüşvet olarak gönderdiği ve bu miktarların Happani tarafından listelendiği ve bir yüz yüze buluşma esnasında Sarraf tarafından listenin kendisine gösterildiği ve bu bilginin mahkeme kararıyla 17.4.2013 tarihinde Sarraf’a ait kişisel e-postada yapılan incelemede görüldüğü,

Rıza Sarrafa ait şirketlerin Halk Bankası hesabına giren paralarının altına dönüştürüldüğü, bu altınların Dubai'ye ve İran'a gönderildiği, Rıza Sarraf’ın, şirket hesabına gelen paraların (döviz veya Türk Lirası) %0,4 ve %0,5'inin kendisine ödendiği,

Gana'dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai'ye gidişi ve girişinin sağlandığı,

Rıza Sarraf tarafından kendisine değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin 600 euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği,

Rıza Sarraf tarafından kendisine 300 bin İsviçre Frangı değerinde (700 bin TL) saat verildiği, savunma belgeleri içerisinde sunulan söz konusu saate ait ödeme belgesinin banka sistemi dışında nizami olmayan basit bir şekilde düzenlendiği,

Kaynağı izah edilemeyen 106 bin 400 TL değerindeki piyanosunu mal bildiriminde usulünce göstermediği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk lirası) hareketlerin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun “Resmî Belgede Sahtecilik” başlıklı 204. Maddesi uyarınca hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan’a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Mustafa Kalaycı

Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve Yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, fezlekeleri milletvekillerini incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, sahte evrak tanzimi ve rüşvet suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Kendi yönetiminde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Mustafa Behçet ve oğlu Salih Kaan Çağlayan'dan oluşan grubun çeşitli imtiyazlar sağlamak suretiyle Rıza Sarraf’tan menfaat temin ettiği bunun teknik takip, mail tetkiki ve digital delillerle tespit altına alındığı, yapılan teknik takipte Sarraf’ın kendisine firmalarının Halk Bankasındaki hesabına gelen İran paralarının belli bir oran üzerinden rüşvet olarak gönderdiği ve bu miktarların Happani tarafından listelendiği ve bir yüz yüze buluşma esnasında Sarraf tarafından listenin kendisine gösterildiği ve bu bilginin mahkeme kararıyla 17.4.2013 tarihinde Sarraf’a ait kişisel e-postada yapılan incelemede görüldüğü,

Rıza Sarraf’a ait şirketlerin Halk Bankası hesabına giren paralarının altına dönüştürüldüğü, bu altınların Dubai'ye ve İran'a gönderildiği, Rıza Sarraf’ın, şirket hesabına gelen paraların (döviz veya Türk lirası) % 0.4 ve % 0.5'inin kendisine ödendiği,

Gana'dan kaçak yollarla ülkeye sokulmak istenen 1.5 ton altın ile ilgili idari ve adli soruşturmaların engellendiği ve altınların Dubai'ye gidişi ve girişinin sağlandığı,

Rıza Sarraf tarafından kendisine değişik tarihlerde 32 milyon 53 bin 600 euro, 6 milyon 766 bin 750 dolar ve 3 milyon 460 bin TL verildiği,

Rıza Sarraf tarafından kendisine 300 bin İsviçre Frangı değerinde (700 bin TL) saat verildiği, savunma belgeleri içerisinde sunulan söz konusu saate ait ödeme belgesinin banka sistemi dışında nizami olmayan basit bir şekilde düzenlendiği,

Kaynağı izah edilemeyen 106 bin 400 TL değerindeki piyanosunu mal bildiriminde usulünce göstermediği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıkların bulunduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz Ticareti" başlıklı 255. Maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Seyfettin Yılmaz

Adana

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan hakkında verilen bu önergelerin mahiyeti aynı olduğu için birlikte işleme alıp oylarınıza sunacağım.

Sayın Vural, söz talebinde bulunmuşsunuz.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu üzerinde farklı ceza hükmüne dayanan önergelerin oylamalarının ayrı yapılması ve Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan’ın Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesine göre Yüce Divana sevkiyle ilgili önergelerin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, milletvekillerimizin kendi iradeleri doğrultusunda verdiği önergelerin bir kısmında çeşitli maddeler zikredilmiş, bazılarında da tek madde zikredilmiş. Bu çerçevede, biz Meclis Genel Kurulu iradesinin doğrudan doğruya, gerektiğinde bu bakanlarla ilgili suçlamaların tamamıyla ilgili, bir Yüce Divana göndermeyle ilgili karar verebileceği gibi, bunlarla ilgili maddeleri ayırmak suretiyle de Yüce Divana gönderilebileceğini, bu konuda takdir yetkisinin Meclis Genel Kurulunda olması gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, eğer madde itibarıyla farklı önergeler varsa bu maddeler istikametinde oylamanın da ayrı yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca, bu önergelerde, milletvekillerinin verdiği önergelerde, 257’nci maddeye istinaden Zafer Çağlayan’la ilgili önergelerde yer alan hususun çıkartılmasını çünkü bununla ilgili Meclis Soruşturması Komisyonu önergesinde 257’yle ilgili herhangi bir madde zikredilmediği için, bu önergelerde yer alan 257’nci maddeyle ilgili, Yüce Divana sevkle ilgili hususun da tahsis edilmesini istirham ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 255 var bir de, bir madde daha var.

OKTAY VURAL (İzmir) – 257’yle ilgili bu düzeltmenin yapılarak oylamanın temin edilmesi hususunu arz ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 255 var Oktay Bey.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynı mahiyettedir, bizce bir farkı yoktur ama Yüce Divana göndermeyle ilgili tadat edilen maddelerin dışında 257’nci maddenin yer alması yerine, 257’nci maddeyle ilgili hususun çıkartılarak oylanması hususunu arz ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

8.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Soruşturma Komisyonunun raporuna konu olan soruşturma komisyonu kurulmasıyla ilgili önerge Sayın Zafer Çağlayan hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci maddelerini içermektedir. Sayın Oktay Vural’ın biraz önce söylediği gibi 257’nci madde Soruşturma Komisyonu Raporu’na kaynak olan soruşturma komisyonu kurulması önergesiyle ilgili kısmı içermediğinden, biraz önce kendisi de ifade etti, çekilmesi gerekir.

Aynı şekilde, 255’inci maddeyi de, atfen söylediği önergenin de buradan çekilmesi gerekir.

Başkanlığın takdirine sunuyorum.

BAŞKAN – Söz mü istediniz Sayın Vural?

255’inci maddeyle ilgili bir son görüşünüzü alabilir miyim bu açıklamadan sonra?

Buyurun.

9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Komisyon Üyesi Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun muhalefet şerhinde de zikredilen maddeler, bunlarla ilgili maddeler var ama oylamayla ilgili iradenin Meclis soruşturmasına esas teşkil eden maddeler itibarıyla yapılması gerektiğine ilişkin düzeltmenin 255’inci maddeyle ilgili de yapılmasını istirham ediyorum.

BAŞKAN – Tamam.

OKTAY VURAL (İzmir) – 255 ve 257’yle ilgili ibarelerin çıkartılmasını arzu ediyorum.

BAŞKAN – 255 ile 257…

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural, 255 ile 257’nci maddelere ilişkin önergelerin bir tanesinde Sayın Seyfettin Yılmaz’ın, diğerinde Sayın Mehmet Günal’ın imzası var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, evet.

BAŞKAN – Yani, eğer kendileri geri çekmiyorlarsa benim böyle bir inisiyatifim yok düzeltme şeklinde.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Başkanlık Divanı olarak işleme koyamazsınız.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen, müsaade eder misiniz?

Geri alıyorlar mı önergelerini?

OKTAY VURAL (İzmir) – Geri alıyorlar Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, geri almaları değil… İşleme alamazsınız zaten Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, Sayın Elitaş, çözmeye çalışıyoruz. Tamam, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ya, bu, çekme değil, çekme olmaz. İşleme alamazsınız zaten siz bunu.

BAŞKAN – Bahse konu olan iki önerge sahipleri tarafından geri çekilmiştir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, “sahipleri tarafından geri çekilmesi” bir teamül oluşturur. Siz işleme alamazsınız bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Alınabilir efendim, bir problem yok.

BAŞKAN – Tamam, Sayın Elitaş, tamam.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi lazım.

BAŞKAN – Bundan sonrakinde eğer öyle bir şey varsa işleme almayız, tamam. Lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşleminiz doğrudur Sayın Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Geri çekmek değil, işleme alınmaması gerekir. Siz yeni bir teamül oluşturuyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşleme alındı artık efendim.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 100’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.” hükmü, İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin altıncı fıkrasında da “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız ve önergenin kabul edilmesi için 276 kabul oyu arayacağız. Toplantı yeter sayısı olmak kaydıyla, gizli oylamada kabul oyu 276’nın altında olduğu takdirde ilgilinin Yüce Divana sevki kabul edilmemiş olacaktır.

Şimdi, gizli oylamanın ne şekilde yapılacağı hakkında bilgi vermek istiyorum.

Komisyon ve Hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden komisyon sırasındaki kâtip üye Adana’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil, Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil olmak üzere, adı okunan milletvekiline 1’i beyaz, 1’i yeşil, 1’i de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve bu pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterine işleyecektir.

Sayın milletvekilleri, açıklama yapıyorum, lütfen…

Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır.

Vekâleten oy kullanacak bakanlar da yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.

Bilindiği üzere, bu pullardan beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Bir dakika arkadaşlar, biraz önce söylediğim şeyler var, lütfen, onlara dikkat edelim.

Oyunu kullanacak sayın üye kâtip üyeden üç yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer iki pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahare, oy verme yerinden çıkacak olan üye oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır. Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Sayın milletvekillerinin oy kabinlerinin önünde bir yoğunluk oluşturmamalarını rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, biraz önceki açıklamamda, ili okunan milletvekilinin kâtip üyelerin yanına gelmesini rica etmiştim ama görüyorum ki Adana’dan başlayacak olmamıza rağmen, başka illerden arkadaşlar da kuyruğa girdi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri ) – Sayın Başkan, gelenek neyse o şekilde uygulama yapın, bugüne kadar hep böyle oldu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gizli oylamanın sağlıklı bir şekilde yapılmasını arzu ediyoruz hepimiz, onun için bazı hususlara dikkat etmemiz gerekiyor.

Lütfen, seçim çevresi okunmayan milletvekili oy kullanma sırasına girmesin.

Lütfen, kabin içinde milletvekili varken kabinin önünde beklenilmesin.

Lütfen, oy pulu zarfın içine kabin içinde ve perde çekilmek suretiyle konulsun. Kullanılmayan oy pullarının kabin içerisindeki ıskarta kutusuna atılmasını, kabin içinde veya dışında gizliliği ihlal edecek herhangi bir eylemde bulunulmamasını hepinizden rica ediyorum.

Şimdi, sağda ve solda kâtip üyeler görev alıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan da görevli mi orada!

BAŞKAN – Kâtip üyelerden tek tek rica ettim, 4 kişi sağımda ve solumda bulunan kabinlerden çıktıktan sonra, buralar boşaldıktan sonra diğer üyelere oy kullandıracak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan görevli mi orada!

BAŞKAN – Sayın Tanju Bey, lütfen, yerinize geçer misiniz. Siz Adana milletvekili değilsiniz, lütfen!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hiç kimseyi dinlemiyorum.

Şimdi, gizli oylamaya Adana ilinden başlıyoruz...

Buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, herkes yerine oturmazsa ara verin.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, biraz önce Türkçe konuşarak buradan durumu anlattım…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Türkçe anlamıyorlar demek ki! Bir de İngilizce hitap edin efendim.

BAŞKAN – ...ama sayın milletvekilleri sıraya girdi. Buradan, kürsüden inip onları oradan çekecek hâlim yok. Lütfen, herkes milletvekiline bu ricada bulunsun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ara verin o zaman.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başlatmayın efendim.

BAŞKAN - Milletvekillerinin isimlerinin okunmasını tekrar ediyorum, yalnız salonda o kadar çok uğultu var ki duyulmuyor.

Şimdi, herkes sükûnetine lütfen sahip olsun. Bu işlemi yapacağız.

Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, kabulle ilgili siz açık, net izah etmediniz. Buradaki kabul Yüce Divana gönderilmesi açısından mıdır yoksa kırmızı gönderilmemesi açısından mıdır? Sizden istirhamım bu açıklamayı net yapar mısınız.

BAŞKAN – Ettim, dinleseydiniz.

Evet, Adana ilinden başlıyorum ve lütfen, sessizliğimizi koruyalım.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, vekâletleri okuyorum: Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerine Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yerine Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın yerine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yerine Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz vekâleten oy kullanacaklardır.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

Oy kupalarını lütfen kaldıralım.

(Oyların ayrımına başlandı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, sizin vekâleten oy verenlerle ilgili yaptığınız açıklamada Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin oy kullanacağı… Ama burada Ömer Çelik yerine Veysel Eroğlu’nun oy kullandığı görülüyor.

BAŞKAN – Veysel Bey mi kullandı yerine?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Bu oylama kadük.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir dakika...

Şimdi, bizim elimizdeki kâğıtta Kültür ve Turizm Bakanı adına…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayılmaz, sayılmaz…

BAŞKAN – Pardon, açıklıyorum.

…Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Nurettin Canikli’nin oy kullanacağı söylendi.

Sayın Canikli burada mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok.

BAŞKAN – Yok.

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Kahramanmaraş) – Buradaydı, buradaydı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Veysel Eroğlu oy kullanmış.

BAŞKAN – Şimdi ona bakıyorum.

Şimdi, Canikli mükerrer oy kullandı mı kullanmadı mı kendisine soru soracağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, efendim, burada Divanın hazırladığı oy pusulasında Veysel Eroğlu’nun oy kullandığı yazıyor.

BAŞKAN – E, tamam, şimdi ben de Gümrük ve Ticaret Bakanına soracağım mükerrer oy oldu mu olmadı mı diye. Zaten mükerrer olsa sonuç öyle çıkar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Mükerrerlikle değil, vekâletle ilgili problem var.

BAŞKAN – Yani, Sayın Ömer Çelik’in yerine Sayın Nurettin Canikli’nin vekâletle oy kullanıp kullanmadığını soracağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önemli değil ki kime vekâlet vermişse o kullanır.

BAŞKAN – Onun kullanması gerekiyor, evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman, kullanmamış. Veysel Eroğlu nasıl…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, oylama sonuçlansın, arkadaşlar gelsin…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, böyle bir şey olur mu?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Öyle şey olur mu canım? “Biz yaptık oldu.” olur mu? Yanlış varsa düzeltilmesi lazım. “Nasıl olsa bitti.” olur mu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, hayır, oylama sonuçlanmadan açıklanması lazım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yeni baştan oylama yapacağız anlaşılan, yanlışlık var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bakıyoruz Sayın Vural.

Söyler misiniz Sayın Nurettin Canikli, siz kaç oy kullandınız?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bir tane oy kullandım. Kendime kullandım.

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman Sayın Başkan, vekâlet olmadığı için Ömer Çelik’in oyunun iptal edilmesi lazım.

BAŞKAN – Ne oy kullandığını bilmiyoruz ama, bakalım şimdi, bir vekâlete bakalım, müsaade edin. Bir bakalım, lütfen…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Oylama bir sonuçlansın arkadaşlar, bakarız sonra.

(Oyların ayrımına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan hakkında verilen Yüce Divana sevke ilişkin önergelerin gizli oylama sonucunu veriyorum:

Kullanılan oy sayısı                           :                      517

Kabul                                                :                      242

Ret                                                   :                      264

Çekimser                                          :                      7

Boş                                                   :                      1

Geçersiz                                           :                      3

         Kâtip Üye                                                        Kâtip Üye

           Muharrem Işık                        Muhammet Bilal Macit

           Erzincan                                                       İstanbul

Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa, istifa... Hükûmet istifa etsin.

BAŞKAN – Böylece Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiş, yani Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAŞKAN - Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.32

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, öncelikli olarak, siz, Parlamentoya, vekâleten oy kullanacaklarla ilgili bir bildirimde bulundunuz. Bu bildirimle birlikte, şuradaki hazırun cetvelindeki bu vekâletlerle oy kullanacaklar ancak oy kullanabilir. Bu durumda, sizin, herhâlde, makamınızda Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin oy kullanacağına ilişkin bir vekâletin olması gerekiyordu. Var mı, yok mu?

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Var. Bu durumda, varsa bu oylamayla ilgili bunun dışında bir oy kullanılması kesinlikle doğru değildir, Veysel Eroğlu’nun kullandığı oy doğru değildir. Bu bakımdan, bununla ilgili, oylamayla ilgili bir netice hasıl olmadan kararınızı bildirmeniz de doğru olmamıştır.

İkinci husus da: Açıklamanızda 264 milletvekilinin, Yüce Divana sevk edilmesiyle ilgili şeye ret verdiğini ifade ettiniz. Bu irade, Komisyon raporunun -276’yı bulamadığı için- aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddedildiğini ortaya koyar. Dolayısıyla, reddedilmiş bir Komisyon iradesi vardır Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, bunu bu şekilde ifade etmek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Komisyon raporunun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki iradesine destek olmamıştır; bu, açık bir şekilde bu Komisyon raporunun Türkiye Büyük Millet Meclisini tatmin etmediğini, rüşvet ve yolsuzluk konusundaki iradesinin açık olduğunu gayet net bir şekilde ortaya koyuyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İki konuyu Sayın Başkanın ve Genel Kurulun dikkatine sunmak istiyorum, birincisi: Vekâleten oy kullanma konusuna ilişkin olarak bir itiraz ortaya konuldu, bu itiraz sonuçlandırılmadan siz oylamanın sonucunu açıkladınız, bu doğru olmadı Sayın Başkan. Vekâleten oy verilen Sayın Bakan, vekâlet veren kişi adına oy kullanmış değil, onun yerine bir başka Sayın Bakan oy kullanmıştır. Bu oyun normal olarak geçerli sayılmaması gerekir, sizin bu konuda bir açıklamanız olmadı.

İkinci olarak söyleyeceğim konu şudur: Yüce Divana sevk oylamalarında Yüce Divana sevk önergesinin kabul edilebilmesi için 276 oyun olması gerekir. Yapılan oylama sonucunda her ne kadar sevk yönünde 276 oy çıkmamış ise de raporun reddedilmesi yönünde Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 276 oyun da çıkmadığı görülmektedir. Bu, şunu göstermektedir: Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna mensup olan bir kısım milletvekili arkadaşlarımızın Yüce Divana sevk yönünde oy kullandığı ya da bu oylamanın içine sinmemesi gerekçesiyle oylamaya katılmadığı, bunlar ortaya çıkmaktadır. Yani Meclis Soruşturma Komisyonu raporu Genel Kurul tarafından kabul edilmemiştir, irade bu yöndedir, bunu Genel Kurulun bilgisine sunuyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

12.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, öncelikle tabii yanlış bir ifade kullanıldı. Burada oylanan Soruşturma Komisyonu raporu değil, dolayısıyla Soruşturma Komisyonu raporu oylanmamıştır, oylanan buna karşı verilen önergedir, önerge oylanmıştır ve Genel Kurul tarafından da reddedilen bir önergedir, birincisi bu.

İkincisi: Genel vekâletnameye dayalı olarak bir bakan en fazla bir bakan için vekâlet kullanır, bunda da herhangi bir mahzur yoktur. Bir Bakan adına bir Bakan arkadaşımız vekâlet kullanmıştır, bir problem yoktur. Burada da oylanan, dediğim gibi, Soruşturma Komisyonu raporu değil -bunu düzeltiyorum- oylanan önergedir, önerge de reddedilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bir müsaade ederseniz ben de bir açıklama yapayım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey söyleyeceğim…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, yalnız daha önceden hangi bakanın hangi bakan adına oy kullanacağı açıklanmıştır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Genel vekâletname var.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Genel değil, genel değil.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır... Ben aldım, oradan aldım.

İkincisi: Sayın Başkanım, merak ediyorum, 264’ün içerisinde bu oy çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır?

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Komisyon raporunun oylanmayıp verilen önergelerin oyladığını, kullanılan oy pusulaları ile imzalar arasında örtüşme olduğuna ve mükerrer oy olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, bizim burada oyladığımız konu Komisyonun raporu değil. Ben biraz önceki oylamaya başlarken Sayın Zafer Çağlayan hakkında verilen önergeyi oylamaya sundum.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Hayır, tutanaklara bakın siz, öyle demediniz.

BAŞKAN – Ben ne söylediğimi biliyorum.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Bakın tutanaklara.

BAŞKAN – Önergeyi oylamaya sundum, Komisyonun raporunu değil, bu bir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Rapora aykırı önerge...

BAŞKAN – İkincisi: Kâtip üyeler oyları saydılar. İmzalar ile oy pusulaları adet olarak birbirleriyle örtüşüyor, bunu da beyan ettiler.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Mükerrer oy...

BAŞKAN – Mükerrer oy olsa ortaya zaten çıkardı, biraz önce söylediğim bu örtüşme sağlanamazdı.

Bakanların kendisinden başka ancak bir diğer bakan yerine oy kullanacağı hepimizin malumudur ve bu açıklamam da, her yasama yılının başında genel vekâletname de bu yöndedir.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, ahzukabz yetkisi yok vekâletnamelerde.

BAŞKAN – Biz vekâletnameleri yazılı olarak Divana şu açıdan almaktayız: Bir bakanın bir bakandan başka, iki bakana, üç bakana oy kullanıp kullanmadığını ölçmek için bu şeyleri alıyoruz, ayrıca vekâletnameleri alıyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, gizli oylamada vekâlet olmaz.

BAŞKAN – Şimdi, bu oy pusulalarıyla imzalar arasında örtüşme vardır, mükerrer oy yoktur, kâtip üyelerin beyanına göre ben de bu durumu açıkladım.

Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vekâletin dışında oy kullanılması doğru değil, böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural, düşüncelerinizi söylediniz, hepimiz duyduk, tekrar etmeyin lütfen.

Sayın Baluken buyurun. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Evet, lütfen sayın milletvekilleri, Sayın Baluken’i dinliyoruz.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Bakanların vekâleten oy kullanmalarıyla ilgili itirazları sonuçlandırılmadan oylama sonucunun açıklanmasının doğru olmadığına ve (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun kabul edilmiş sayılması için önergelerin oylamasında ret oylarının en az 276 olması gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce yapılmış olan gizli oylamada, burada olmayan bir sayın bakan yerine yetkisi olmamasına rağmen vekâleten bir başka bakan tarafından oy kullanılmış olmasını biz kabul edilemez buluyoruz. Zaten, mevcut Soruşturma Komisyonunun hem çalışma şekli hem ortaya koymuş olduğu yöntem hem de Genel Kurulda bu konunun ele alınış şekli kamuoyu tarafından vicdanları rahatlatmayacak bir şekilde cereyan etti. Şimdi burada oylamayla ilgili de usule uygun olmayan ve aslında, İç Tüzük’ü de bir anlamda ihlal anlamına gelen bir durum söz konusu. Dolayısıyla, burada sizin yapmış olduğunuz açıklamayı da biz yetersiz görüyoruz. Bu Sayın Bakanın kullanmış olduğu oy iptal edildikten sonra sonuçların değerlendirilmesi ve ona göre Genel Kurula bir açıklama yapılması gerekirdi. Bu konuda Halkların Demokratik Partisi olarak biz, hem tutumunuzu eleştiriyoruz hem de Sayın Bakanın da milletin iradesini temsil eden Genel Kuruldan da özür dilemesi gerektiğinin özellikle altını çiziyoruz.

Ayrıca, bir husus daha var: Burada muhalefet oylarıyla belki salt çoğunluk elde edilmemiş olabilir ancak sayın bakanların Yüce Divana gitmemesi yönünde gerekli olan 276 oy da ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla, hem kamu vicdanında hem toplum vicdanında hem de Genel Kuruldaki oylamada bizce Komisyonun raporu geçerliliğini yitirmiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu konuda yeterli açıklamayı ben yaptım, söz alan grup başkan vekilleri de görüşlerini bildirdiler. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sayın milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Sayın Ömer Çelik’in Sayın Nurettin Canikli’ye verdiği vekâlet sizde var mı?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Genel vekâlet…

BAŞKAN – Bu konuyu tartıştık, ben gerekli açıklamayı yaptım, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Tartıştık” değil, var mı yok mu? Var mı yok mu efendim, var mı yok mu?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tartışmadık.

BAŞKAN – Ne olduğunu da söyledim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Var mı Sayın Başkan, var mı?

BAŞKAN – Her defasında bunu tekrar etmeyeceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Var mıdır, yok mudur?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, vekâletnamelerde ahzukabz yetkisi yok. Para çekme yetkisi olması lazım.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 2’nci oylama İçişleri eski Bakanı Muammer Güler hakkında verilen 53 önergeye ilişkindir.

Şimdi, bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar neticesinde, yapılan oylamada İçişleri eski Bakanı Muammer Güler’in Yüce Divana sevk edilmesine gerek olmadığına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Yaptığımız tahkikat neticesindeki bulgular nedeniyle Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporuna karşıyız. Komisyon raporunun reddini ve eski Bakanın kabul edilen Meclis Soruşturması önergesine konu fiillerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204, 252, 255 ve 285’inci maddeleri uyarınca Yüce Divana sevk edilmesini talep ediyoruz.

           Levent Gök              Engin Altay            Mehmet Akif Hamzaçebi

              Ankara                     Sinop                            İstanbul

Gerekçe:

681 sıra sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunun, İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü tarafından verilen Karşı Oy bölümünde yer alan gerekçelerle Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar sonucunda, yapılan oylamada İçişleri eski Bakanı Muammer Güler’in Yüce Divana sevkine gerek olmadığı yönünde kararını oy çokluğu ile vermiştir.

Yaptığımız inceleme sonucunda edindiğimiz somut bulgular nedeniyle Komisyonun İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler’i Yüce Divana sevk etmeme yönündeki rapor ve kararına karşıyız. Komisyon raporunun reddi ile eski bakan hakkında kabul edilen Meclis Soruşturma önergesine konu fiillerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204’üncü, 252’nci, 255’inci ve 285’inci maddeleri uyarınca Yüce Divan'a sevk edilmesini talep ediyoruz.

                    Pervin Buldan                                         İdris Baluken

                           Iğdır                                                     Bingöl

Gerekçe:

681 sıra sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunda yer alan ve eski bakan Muammer Güler’in; hakkında iddia edilen suçlamalara konu eylemleri gerçekleştirdiği yönündeki hususlar uyarınca Yüce Divan'a sevk edilmesi talep edilmektedir. Nitekim, Komisyon Raporu'nda yer alan Adli Tıp Raporunun telefon görüşmelerini gerçek olarak gösteren raporu ile MASAK’ın bilirkişilerinin "mal beyanlarının uyumsuzluğu" yani makul olmayan mal artış raporunda yer alan somut bulgular da Muammer Güler’in Yüce Divan'a sevkini zorunlu kılmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım, birer milletvekili tarafından imzalanmış bulunan kırk sekiz ayrı önergenin metinleri aynı olduğundan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ya, bir cümlemi bitireyim, lütfen, rica edeyim sizden.

…ilk önergeyi okuttuktan sonra diğer önerge sahiplerinin isimlerini okutacağım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum.

Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sanıyorum, bu 47 milletvekilinin imzası olan, Sayın Bahçeli’nin imzasıyla olan önergeyi herhâlde okutacaksınız.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biraz önce olduğu gibi, Sayın Muammer Güler hakkında verilen komisyon soruşturma önergesinde 204, 255, 285 ve 252’nci maddeler mevcut ama bu önergeye baktığımızda 255, 252, 285, 234 ve ilaveten 257’nci maddeyi içeren önerge hâline gelmiştir. O anlamda baktığımızda, bu yeni bir soruşturma açılması önergesi kapsamındadır, işleme alınmaması gerekir.

Arz ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, bu düzeltmeleri yaptık. Önerge sayılarını da bu düzeltmeleri yaptıktan sonra geri çektik. Okuduğum rakamlar düzeltme yaptıktan sonra okuduğum doğru olan rakamlardır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bizdeki mevcut hâli farklı.

BAŞKAN – Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "'Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, Rıza Sarraf’a ve diğerlerine gayrihukuki imtiyazlar sağladığı ve bunun karşılığında gayrimeşru menfaatler elde ettiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Rıza Sarraf tarafından referans olunan kişilere Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda ayrıcalıklı muamele yaptırdığı; Türk vatandaşlığına geçişlerde kişi başına 1 milyon dolar telaffuz edilmekle birlikte "tapeler"de şahıs tarafından 1 buçuk milyon dolar ifade edildiği, yine görüşmelerde kendisi tarafından oğluna Sarraf’ın kardeşinin Türk vatandaşı olduğu bilgisinin iletildiği ve daha sonraki görüşmede ise oğluna Sarraf’ın kardeşinin yanında iki kişinin daha vatandaşlık işinin bitirileceğini söylediği,

Rıza Sarraf’ın trafikte sıkıntılar yaşadığı ve kısa sürede belli yere ulaşması gerektiği talebi üzerine aracına emniyet şeridini kullanma konusunda imtiyaz sağladığı ve ayrıca, adı geçen şahsa Başbakanla görüşme yaptıktan sonra koruma polisi görevlendirdiği,

Rıza Sarraf’ın Çin'deki ticari ilişkileriyle ilgili "Kunlun Bankası"na referans mektubu yazdığı, bu bilginin Sarraf’a iletilmesi üzerine "Sarraf’ın yakında Kabinenin yarısı bize kefil olacak dediği" ve bütün bunlara karşılık olarak; 25/04/2013 tarihinde 300 bin dolar, 6/05/2013 tarihinde 30 bin dolar, 24/05/2013 tarihinde 400 bin dolar, 5/06/2013 tarihinde 30 bin dolar, 2/07/2013 tarihinde 35 bin dolar, 19/07/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/08/2013 tarihinde 35 bin dolar, 16/08/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/09/2013 tarihinde 25 bin dolar tahsil edildiği,

Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında yer alacak muhtemel olumsuz haberlerin çıkmaması konusunda çalışma yaptığı,

Kendisinin önderliğinde, oğlu Barış Güler, Hikmet Tuner, Barış Kıranta ve Özgür Özdemir'in bir araya gelerek Rıza Sarraf’a sağlanacak imtiyazlar karşılığında 1,5 milyon dolar alınması kararlaştırıldığı, bu paraların bir kısmının Sarraf’ın iş ortaklarından Happani tarafından oğlunun elemanına verildiği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin tespit edildiği ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz Ticareti" başlıklı 255., "Rüşvet" başlıklı 252., "Resmî Belgede Sahtecilik" başlıklı 204., "Gizliliğin İhlali" başlıklı 285. maddeleri uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Devlet Bahçeli

Osmaniye

Diğer önergelerin imza sahipleri:

          Adnan Şefik Çirkin                           Ahmet Duran Bulut                       Ahmet Kenan Tanrıkulu

                       Hatay                                             Balıkesir                                              İzmir

                  Ali Halaman                                          Ali Öz                                         Ali Uzunırmak

                       Adana                                              Mersin                                               Aydın

                     Alim Işık                                          Atila Kaya                                     Bahattin Şeker

                     Kütahya                                            İstanbul                                             Bilecik

                 Bülent Belen                                      Celal Adan                                 Cemalettin Şimşek

                     Tekirdağ                                            İstanbul                                            Samsun

                  D. Ali Torlak                                Edip Semih Yalçın                                 Emin Çınar

                     İstanbul                                          Gaziantep                                        Kastamonu

             Emin Haluk Ayhan                                 Engin Alan                                       Erkan Akçay

                      Denizli                                             İstanbul                                             Manisa

                    Faruk Bal                              Hasan Hüseyin Türkoğlu                      İsmet Büyükataman

                       Konya                                            Osmaniye                                             Bursa

             Kemalettin Yılmaz                                 Koray Aydın                                  Mehmet Erdoğan

                Afyonkarahisar                                      Trabzon                                              Muğla

                Mehmet Şandır                                 Meral Akşener                                 Mesut Dedeoğlu

                      Mersin                                             İstanbul                                     Kahramanmaraş

               Muharrem Varlı                              Murat Başesgioğlu                              Mustafa Erdem

                       Adana                                             İstanbul                                             Ankara

                Münir Kutluata                                 Necati Özensoy                                   Oktay Öztürk

                     Sakarya                                              Bursa                                              Erzurum

                  Oktay Vural                                    Özcan Yeniçeri                                   Reşat Doğru

                        İzmir                                               Ankara                                               Tokat

               Ruhsar Demirel                                 Sadir Durmaz                                     Sinan Oğan

                    Eskişehir                                            Yozgat                                                Iğdır

                   Sümer Oral                                     Tunca Toskay                             Yıldırım Tuğrul Türkeş

                      Manisa                                             Antalya                                              Ankara

               Yusuf Halaçoğlu                               Yusuf Ziya İrbeç                                  Zühal Topcu

                      Kayseri                                             Antalya                                              Ankara

                Mehmet Günal                                  Lütfü Türkkan

                      Antalya                                             Kocaeli

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, Rıza Sarraf’a ve diğerlerine gayrihukuki imtiyazlar sağladığı ve bunun karşılığında gayrimeşru menfaatler elde ettiği suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Rıza Sarraf tarafından referans olunan kişilere Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda ayrıcalıklı muamele yaptırdığı; Türk vatandaşlığına geçişlerde kişi başına 1 milyon dolar telaffuz edilmekle birlikte "tapeler"de şahıs tarafından 1,5 milyon dolar ifade edildiği, yine görüşmelerde kendisi tarafından oğluna Sarraf’ın kardeşinin Türk vatandaşı olduğu bilgisinin iletildiği ve daha sonraki görüşmede ise oğluna Sarraf’ın kardeşinin yanında iki kişinin daha vatandaşlık işinin bitirileceğini söylediği,

Rıza Sarraf’ın trafikte sıkıntılar yaşadığı ve kısa sürede belli yere ulaşması gerektiği talebi üzerine aracına emniyet şeridini kullanma konusunda imtiyaz sağladığı ve ayrıca adı geçen şahsa Başbakanla görüşme yaptıktan sonra koruma polisi görevlendirdiği,

Rıza Sarraf’ın Çin'deki ticari ilişkileriyle ilgili "Kunlun Bankası"na referans mektubu yazdığı, bu bilginin Sarraf’a iletilmesi üzerine “Sarraf’ın yakında Kabinenin yarısı bize kefil olacak.” dediği ve bütün bunlara karşılık olarak; 25/04/2013 tarihinde 300 bin dolar, 6/05/2013 tarihinde 30 bin dolar, 24/05/2013 tarihinde 400 bin dolar, 5/06/2013 tarihinde 30 bin dolar, 2/07/2013 tarihinde 35 bin dolar, 19/07/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/08/ 2013 tarihinde 35 bin dolar, 16/08/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/09/2013 tarihinde 25 bin dolar tahsil edildiği,

Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında yer alacak muhtemel olumsuz haberlerin çıkmaması konusunda çalışma yaptığı,

Kendisinin önderliğinde oğlu Barış Güler, Hikmet Tuner, Barış Kıranta ve Özgür Özdemir'in bir araya gelerek Rıza Sarraf’a sağlanacak imtiyazlar karşılığında 1,5 milyon dolar alınması kararlaştırıldığı, bu paraların bir kısmının Sarraf’ın iş ortaklarından Happani tarafından oğlunun elemanına verildiği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin tespit edildiği ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Rüşvet" başlıklı 252’nci maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Seyfettin Yılmaz

Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "'Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, Rıza Sarraf’a ve diğerlerine gayrihukuki imtiyazlar sağladığı ve bunun karşılığında gayrimeşru menfaatler elde ettiği suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Rıza Sarraf tarafından referans olunan kişilere Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda ayrıcalıklı muamele yaptırdığı; Türk vatandaşlığına geçişlerde kişi başına 1 milyon dolar telaffuz edilmekle birlikte "tapeler"de şahıs tarafından 1,5 milyon dolar ifade edildiği, yine görüşmelerde kendisi tarafından oğluna Sarraf’ın kardeşinin Türk vatandaşı olduğu bilgisinin iletildiği ve daha sonraki görüşmede ise oğluna Sarraf’ın kardeşinin yanında iki kişinin daha vatandaşlık işinin bitirileceğini söylediği,

Rıza Sarraf’ın trafikte sıkıntılar yaşadığı ve kısa sürede belli yere ulaşması gerektiği talebi üzerine aracına emniyet şeridini kullanma konusunda imtiyaz sağladığı ve ayrıca adı geçen şahsa Başbakanla görüşme yaptıktan sonra koruma polisi görevlendirdiği,

Rıza Sarraf’ın Çin'deki ticari ilişkileriyle ilgili "Kunlun Bankası"na referans mektubu yazdığı, bu bilginin Sarraf’a iletilmesi üzerine "Sarraf’ın yakında Kabinenin yarısı bize kefil olacak dediği" ve bütün bunlara karşılık olarak; 25/04/2013 tarihinde 300 bin dolar, 6/05/2013 tarihinde 30 bin dolar, 24/05/2013 tarihinde 400 bin dolar, 5/06/2013 tarihinde 30 bin dolar, 2/07/2013 tarihinde 35 bin dolar, 19/07/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/08/ 2013 tarihinde 35 bin dolar, 16/08/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/09/2013 tarihinde 25 bin dolar tahsil edildiği,

Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında yer alacak muhtemel olumsuz haberlerin çıkmaması konusunda çalışma yaptığı,

Kendisinin önderliğinde oğlu Barış Güler, Hikmet Tuner, Barış Kıranta ve Özgür Özdemir'in bir araya gelerek Rıza Sarraf’a sağlanacak imtiyazlar karşılığında 1,5 milyon dolar alınması kararlaştırıldığı, bu paraların bir kısmının Sarraf’ın iş ortaklarından Happani tarafından oğlunun elemanına verildiği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk Lirası) hareketlerin tespit edildiği ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz ticareti" başlıklı 255’inci maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Mustafa Kalaycı

Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde Komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler'in, Rıza Sarraf’a ve diğerlerine gayrihukuki imtiyazlar sağladığı ve bunun karşılığında gayrimeşru menfaatler elde ettiği suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde Rıza Sarraf tarafından referans olunan kişilere Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda ayrıcalıklı muamele yaptırdığı, Türk vatandaşlığına geçişlerde kişi başına 1 milyon dolar telaffuz edilmekle birlikte "tapeler"de şahıs tarafından 1 buçuk milyon dolar ifade edildiği, yine görüşmelerde kendisi tarafından oğluna Sarraf’ın kardeşinin Türk vatandaşı olduğu bilgisinin iletildiği ve daha sonraki görüşmede ise oğluna Sarraf’ın kardeşinin yanında iki kişinin daha vatandaşlık işinin bitirileceğini söylediği,

Rıza Sarraf’ın trafikte sıkıntılar yaşadığı ve kısa sürede belli yere ulaşması gerektiği talebi üzerine aracına emniyet şeridini kullanma konusunda imtiyaz sağladığı ve ayrıca adı geçen şahsa Başbakanla görüşme yaptıktan sonra koruma polisi görevlendirdiği,

Rıza Sarraf’ın Çin'deki ticari ilişkileriyle ilgili "Kunlun Bankası"na referans mektubu yazdığı, bu bilginin Sarraf’a iletilmesi üzerine “Sarraf’ın yakında Kabinenin yarısı bize kefil olacak.” dediği ve bütün bunlara karşılık olarak; 25/04/2013 tarihinde 300 bin dolar, 6/05/2013 tarihinde 30 bin dolar, 24/05/2013 tarihinde 400 bin dolar, 5/06/2013 tarihinde 30 bin dolar, 2/07/2013 tarihinde 35 bin dolar, 19/07/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/08/2013 tarihinde 35 bin dolar, 16/08/2013 tarihinde 200 bin dolar, 6/09/2013 tarihinde 25 bin dolar tahsil edildiği,

Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında yer alacak muhtemel olumsuz haberlerin çıkmaması konusunda çalışma yaptığı,

Kendisinin önderliğinde oğlu Barış Güler, Hikmet Tuner, Barış Kıranta ve Özgür Özdemir'in bir araya gelerek Rıza Sarraf’a sağlanacak imtiyazlar karşılığında 1,5 milyon dolar alınması kararlaştırıldığı, bu paraların bir kısmının Sarraf’ın iş ortaklarından Happani tarafından oğlunun elemanına verildiği,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz ve Türk lirası) hareketlerin tespit edildiği ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarının yetersiz ve tutarsız olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Resmî Belgede Sahtecilik" başlıklı 204’üncü maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

S. Nevzat Korkmaz

Isparta

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İçişleri eski Bakanı Sayın Muammer Güler hakkında verilen önergeler aynı mahiyette olduğu için birlikte işleme alıp oylarınıza sunacağım.

Anayasa’nın 100’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.” hükmü, İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin altıncı fıkrasında da “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız ve önergenin kabul edilmesi için 276 kabul oyu arayacağız. Toplantı yeter sayısı olmak kaydıyla, gizli oylamada kabul oyu 276’nın altında olduğu takdirde Yüce Divana sevk kabul edilmemiş olacaktır.

Gizli oylamanın ne şekilde yapılacağı hakkında bilgi vermek istiyorum.

Komisyon ve Hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden komisyon sırasındaki kâtip üye, Adana’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil, Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil olmak üzere, adı okunan milletvekiline 1’i beyaz, 1’i yeşil, 1’i de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verilecek ve bu pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterinde işaretleme yapılacaktır.

Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır.

Vekâleten oy kullanacak bakanlar da yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.

Bildiğiniz üzere, bu pullardan beyaz olanı “kabul”, kırmızı olanı “ret”, yeşil olanı ise “çekimser” oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye kâtip üyeden 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.

Sayın milletvekilleri, oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Sayın milletvekillerinin oy kabinlerinin önünde bir yoğunluk oluşturmamalarını rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, vekâleten oy kullanacak sayın bakanların vekâletnameleri bende. Yalnız, bir kontrol yapıyorlar, sonra okuyacağım.

Bir önceki oylama gibi aynı düzen içinde oylamayı başlatıyorum.

Şimdi gizli oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, vekâleten oy kullanacak olan bakanlar, lütfen, ben listeyi okumadan vekâlet adına oy kullanmasınlar.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, vekâleten oy kullanacakların listesini okuyorum: Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerine Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın yerine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yerine Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yerine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç vekâleten oy kullanacaktır.

Vekâleten oy kullanan sayın bakanlar, lütfen, hazırun cetvelinde bunu kimin adına kullandıklarına dair bir işarette bulunsunlar.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Taner Yıldız geldi, Sayın İsmet Yılmaz yerine oy kullanmıyor.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Sayın Özel lütfen…

İçeride lütfen Sayın Özel.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu gizli oylamada böyle oy mu kullanılır Sayın Başkan, bu işin bir ciddiyeti var ya!

BAŞKAN – İhtar ettim işte.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Müdahale ettiniz de gereğini yapmadı.

BAŞKAN – Ondan önce de çok oldu Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Biz biliyoruz Recep Bey’in aklayacağını da bu kadar rahat olmasın yani.

BAŞKAN - Oylama işlemi bitmiştir.

Oy kupalarını lütfen kaldıralım.

(Oyların ayrımına başlandı)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Haydar Bey, sizi şöyle alalım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Divanda olmayan arkadaşları oradan gönderir misiniz.

BAŞKAN – Müdahale etmiyorlar Sayın Elitaş, sadece izliyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müdahale etmek önemli değil, Divan kâtip üyeleri ve idare amirlerinden başka kimse olmaz orada.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Elitaş, gergin gibiyiz bugün. Bir sıkıntı var herhâlde.

(Oyların ayrımına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler hakkında verilen Yüce Divana sevke ilişkin önergelerin gizli oylama sonucunu bildiriyorum:

“Kullanılan oy sayısı                          :                      513

Kabul                                                :                      241

Ret                                                   :                      258

Çekimser                                          :                      6

Boş                                                   :                      4

Geçersiz                                           :                      4

                                  Kâtip Üye                                                                      Kâtip Üye

                              Muharrem Işık                                                        Muhammet Bilal Macit

                                   Erzincan                                                                       İstanbul”

Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Rapor reddedildi. Komisyon Başkanı ve üyeleri istifa etmeli. Komisyon raporu da kabul edilmemiştir efendim.

BAŞKAN – Böylece Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiş yani İçişleri eski Bakanı Muammer Güler’in Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kabul edilmemiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, son açıklamanıza bir itirazım var. Şimdi, hem Sayın Zafer Çağlayan’la ilgili oylama sonucunda ifade ettiniz hem de Sayın Muammer Güler’le ilgili oylama sonucunda ifade ettiniz, oylamaya ilişkin sonuçları verdikten sonra dediniz ki: “Soruşturma Komisyonu raporu kabul edilmiştir.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın)- Yok, sehven söyledi onu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben şimdi izah edeceğim onu, Sayın Ahmet Aydın’ın da açıklaması oldu orada.

Şimdi, İç Tüzük’ümüzün 112’nci maddesi: “Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divana sevk yönünde verilen bir önergenin kabulüyle mümkün olur.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Doğru. Önerge reddedildi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yüce Divana sevk yönünde verilen önergeler kabul edilmemiştir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Edilmediği için Komisyon raporu kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, Komisyon raporu kabul edilmiş değildir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Öyle diyor orada, az önce okudunuz onu, okudunuz, onu okudunuz siz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Önerge reddedildi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ancak bu önergeler kabul edilmiş olsaydı, Komisyonun raporu reddedilmiş olacaktı. Komisyonun raporunun…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İşte, kabul edilmiş demektir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Komisyon raporu oylanmıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siyaseten bu sonuç Komisyonun raporunun kabul edildiği yönündedir çünkü 276 oy yoktur, reddetme yönünde 276 oy yoktur.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Önerge oylanıyor Sayın Hamzaçebi, önerge.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Dolayısıyla, sizin yapmış olduğunuz “Komisyon raporu kabul edilmiştir.” açıklaması İç Tüzük’ün 112’nci maddesine aykırıdır, açıkça bir İç Tüzük ihlalidir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir yönlendirmedir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu ifadenizi düzeltmenizi talep ediyorum efendim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Düzeltebilir, mahzuru yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir dakika… Bir söyleyeceğimi söyleyeyim.

Sayın Hamzaçebi, ben, oylamanın rakamsal sonucunu söyledikten sonra “Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir.” dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tamam, onda tereddüt yok.

BAŞKAN – Sonra, onun açıklamasını yaptım. Önemli olan burada önergenin kabul edilip edilmemesi, önerge oyluyoruz çünkü.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tamam.

OKTAY VURAL (İzmir) – Raporun kabulüyle ilgili bir irade nasıl beyan edersiniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, bir cümle daha söyleyeyim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 2002 yılındaki aynı durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanağının son paragrafını okuyorum: “Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Koray Aydın hakkındaki oylamanın sonuçları: Kabul 177, ret 209, çekimser 11, geçersiz 1, boş 1 oy kullanılmıştır. (MHP sıralarından alkışlar)

Böylece, Anayasa’nın 100’üncü maddesine ve İç Tüzük’e göre oylamada kabul oyu sayısı Meclis salt çoğunluğunu bulmadığı için, yani 276 kabul oyu çıkmadığı için önergeler reddedilmiş, Soruşturma Komisyonu raporu kabul edilmiştir. İlgilinin Yüce Divana gitmesi kabul edilmemiştir efendim.” Meclis Başkan Vekili bunu söylüyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim...

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, açıklama yanlıştır. O zamanki açıklama da, o ne olursa olsun, yanlış yanlıştır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Meclis tutanaklarından... Bütün tutanaklar o şekilde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, biz, Soruşturma Komisyonu raporunun kabulüyle ilgili bir oylama yapmıyoruz. Kaldı ki eğer Komisyon raporunu kabulle ilgili bir irade beyanı olsaydı 276 oyun burada çıkması lazımdı. Dolayısıyla 276 oyun çıkmaması bu raporun aslında Meclis tarafından reddedildiğini ortaya koyar; açık olan budur, bu kadar açık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir örnek daha okuyorum.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir dakika...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir örnek daha okuyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Kime söz vereceğim şimdi, bir dakika.

Sayın Vural, söz verdim.

Sayın Hamzaçebi, daha önce elini kaldırmıştı.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, size bir örnek vereceğim: Diyelim ki 4 eski sayın bakanla ilgili herhangi bir Yüce Divana sevk önergesi verilmemiş olsaydı, biz bu raporu yine burada görüşecektik, sadece görüşmüş olacaktık.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Raporun kabul edilmesi veya reddedilmesi yönünde bir oylama yapmayacaktınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet. Öyle olduğu hâlde buradan “Komisyon raporu kabul edilmiştir.” sonucunu nasıl çıkarırsınız?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir örnek daha okuyayım mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İç Tüzük’ün maddesi Komisyon raporunun kabul edildiğine yönelik bir düzenlemeyi içermemektedir, böyle bir şey yok. Komisyon raporunun hangi hâlde reddedilmiş sayılacağına ilişkin bir düzenleme vardır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir örnek daha okumama izin verir misiniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siyaseten eğer yorumlamak gerekirse Yüce Divana sevk önergeleri 276 oyla reddedilmediği için Komisyon raporu kabul edilmiştir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Komisyon raporu oylanmıyor, önergeler oylandı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yapılması gereken budur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Sayın Elitaş, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir örnek daha okumak istiyorum. Başkan sonuç açıklıyor: “Değerli milletvekilleri, eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’la ilgili olarak verilen önergenin açık oylamasının sonucunda oylamaya 333 sayın üye katılmış, 109 kabul, 219 ret, 5 çekimser oy kullanılmıştır. Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir Böylece, Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiş yani eski Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’ın Yüce Divana sevkine mahal olmadığına karar verilmiştir. 112’nci madde zaten açık ve net.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yeteri kadar dinledim, bütün taleplerinizi dinledim.

Şunu ifade etmek istiyorum: Bu benim önümde okunan metin birkaç kişinin birlikte oturup “Hadi gel, şöyle yazalım.” dediği bir metin değil; geçmişteki örneklerden hareket edilerek yazılmış bir metin. Biz bunları kendi zihin dünyamızdan uydurmadık.

CELAL ADAN (İstanbul) – Helal olsun, helal olsun oy verenlere, helal!

BAŞKAN – Nitekim, Sayın Elitaş’ın okuduğu paragraf ile benim okuduğum paragraf aynı. Zaten, teamül böyle olduğu için buralara böyle şeyler yazılıyor. Lütfen...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük 112 açık zaten.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, eski uygulamalar da yanlış efendim, eski uygulamalar da İç Tüzük’e aykırı.

BAŞKAN – Eski uygulamalar ne ise cümle bire bir buraya yazılıyor, biz yeni bir şey yaratmıyoruz. Siz ki Sayın Hamzaçebi, teamüllere çok önem veren bir kişisiniz Meclisin yönetilmesinde. Burada da aynı konuyu yaptık, aynı şeyi yaptık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Eğer, burada “276’yla ilgili, bir irade beyanıyla bu önergeler kabul edilmemiştir dolayısıyla rapor kabul edilmiştir.” manası çıkıyorsa, o zaman, aslında “276 oy bulamadığı için bu rapor reddedilmiştir.” anlamı da çıkar.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Canım, biz burada Sayın Oktay Vural’ın yorumlarına göre mi karar vereceğiz?

OKTAY VURAL (İzmir) - Dolayısıyla, Sayın Mustafa Elitaş, aynı zamanda, reddedildiğini, raporun reddedildiğini itiraf etmiştir.

BAŞKAN – Tamam arkadaşlar, mesele anlaşılmıştır. Ben oylama sonucunu bildirdim. Çok teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, kendi ağzıyla bildirdi. Bu rapor reddedilmiştir.

BAŞKAN - Oylama sonucunu bildirdim, bunu değiştirebilmem mümkün değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Komisyon raporu kabul edilmiştir.

BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir, Komisyon raporu kabul edilmiştir, Komisyon raporunun doğrultusunda bir sonuç çıkmıştır. Kelimelerle oynamayalım burada, lütfen. Hepimiz biliyoruz ilgili İç Tüzük’ü.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, eğer tutumunuzu değiştirmezseniz usul tartışması açacağım efendim.

BAŞKAN – Nasıl bir usul tartışması olabilir bu Sayın Akif Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, gayet açık: Sizin uygulamanız İç Tüzük’ün 112’nci maddesine açıkça aykırıdır. Bugüne kadarki uygulamaların böyle yapılmış olması uygulamanın doğru olduğunu göstermez, eski uygulamaların da yanlış olduğunu gösterir.

BAŞKAN – Biraz önceki oylamayı da aynı şekilde yaptık Sayın Akif Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, o oylamanız da... Yani, daha doğrusu, o oylamanızın sonucunda kullanmış olduğunuz “Rapor kabul edilmiştir.” cümlesi yanlıştır Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, burada bir usul tartışması açmamın yeri yok aslında çünkü biraz önce söylediğim gibi, bu elimizdeki metinler teamüllere göre yazılmış ve Sayın Elitaş da bunu okudu. Bu bir ifade yani denilmek isteniyor ki: “Bu oylama sonucundaki sonuç, Komisyonun raporu doğrultusundadır.” Yani o kelimenin yerine bu kelimeyi kullanınca anlam değişmiyor ki Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, hayır, fazlasıyla değişiyor.

BAŞKAN – Çünkü ben “Önerge kabul edilmemiştir.” dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, orada bırakacaksınız. Yüce Divana…

BAŞKAN – Tamam, peki, bunu çözemiyoruz.

Usul tartışması açıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aleyhte…

BAŞKAN – Bir dakika… Her parti adına birer kişiye söz vereceğim.

Siz lehte isteyeceksiniz herhâlde?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet.

BAŞKAN – Siz?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte.

BAŞKAN – Siz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben aleyhte efendim.

BAŞKAN – Sayın Elitaş lehte.

Evet, tutumumun doğrultusunda, lehte olmak üzere Sayın İdris Baluken konuşacak.

Buyurun.

Süreniz üç dakika.

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’yla ilgili verilen önergelerin oylamalarının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, söz almak için, hem Cumhuriyet Halk Partisi hem Milliyetçi Hareket Partisinden “aleyhte” şeklinde söz alındığı için ben lehte söz aldım, tutumunuzun aleyhinde olduğumu ifade etmek istiyorum.

Demin Sayın Grup Başkan Vekilinin belirttiği husus doğrudur. Burada ortaya çıkan bu oy tablosuyla “Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiştir.” gibi bir sonuç çıkamaz çünkü salt çoğunluk için gerekli olan 276 sayısına ulaşılmamıştır. Kaldı ki oyladığımız şey siyasi parti gruplarının vermiş olduğu önergelerdir. Siz “Kelime oyunlarına takılmayalım.” diyorsunuz ama biz, bizim irademizle böyle bir cümle kullanıp kullanmamanızın son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, siz Başkanlık Divanı olarak oylamış olduğunuz önergenin kabul ya da reddedildiğini ancak Genel Kurula ifade edebilirsiniz. Burada ortaya çıkan tablo açıktır ki toplum vicdanına, halkın vicdanına, kamu vicdanına açıklanmayan bir tablonun Genel Kurulda da net olarak açıklanamaması şeklinde tezahür etmiştir. Dolayısıyla, AK PARTİ Grubu içerisinde de Soruşturma Komisyonunun raporunu içine sindiremeyen, bu nedenle bu raporun aleyhine oy kullanan vekil arkadaşların da iradesini yok saymış olursunuz. Biz bu tutumun doğru olmadığını düşünüyoruz.

Başından beri özellikle uyarıyoruz, bu Komisyonunun bütün çalışma süreci boyunca kamuoyunda yoğun tartışmalar olmuştur, halkın vicdanı rahatlamamıştır. Burada özellikle, soruşturulan Sayın Bakanların gelip bu kürsüden “Ben aklanmak için Yüce Divana gitmek istiyorum.” çağrısının ne kadar önemli olduğunu defalarca ifade ettik. Bakın, bu söylemimizin ne kadar haklı olduğu ortaya çıkıyor. Şu anda, AK PARTİ Grubu içerisinde de ortaya çıkan bu tabloyu içine sindiremeyen büyük bir grup milletvekilinin durumu ortada. Dolayısıyla, hâlâ bekleriz ki Sayın Bakanların gelip bu tablodan sonra -yani salt çoğunluğu elde edemedikten sonra- burada kendi istekleriyle “Biz aklanmak üzere -böyle kelime oyunlarıyla değil- Yüce Divana gitmek istiyoruz, Yüce Divanda elimizdeki belgelere güveniyoruz, o belgelerle de göğsümüzü gere gere aklanacağız.” şeklinde bir irade beyanında bulunmaları gerekiyor. Biz muhalefet partisi olarak diyoruz ki: Böyle bir durum yoktur, göğüslerini gere gere Yüce Divanda aklanma durumları söz konusu değildir. Toplum vicdanı da, kamu vicdanı da, Genel Kuruldaki mevcut sayısal tablo da bunu gösteriyor diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Dolasıyla, tutumunuzun da aleyhinde olduğumu ifade ediyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Tutumumun aleyhinde Sayın Yusuf Halaçoğlu konuşacak.

Buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bu önergeye, bu ikinci önergeye, 258 milletvekili “hayır” dedi. Yani sizin parti grubunuzun milletvekili sayısı 312, neden 258 kişi “hayır” dedi de diğerleri yok bunun içerisinde yani 276’yı neden bulamadınız? Çünkü, onlar da vicdanen bunun “hayır”la sonuçlanmasının kendilerini aklamayacağını çok iyi biliyorlar ve vicdanları rahat değil.

Şimdi, her şeyden önce, yani ne derseniz deyin ama 264’ten 258’e düştünüz yani bunu da bir kenara bırakamazsınız. Nasıl önergenin kabulü için 276 gerekiyorsa ve aynı şekilde, bu Komisyon raporunun kabulü için 276 gerekiyorsa aynı şekilde, Komisyonun raporunun onaylanması için de 276 gerekir. Niçin? Şimdi şöyle düşünün: 258 “evet” çıksaydı 241 de “hayır” çıksaydı, ne diyecektiniz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Rapor gene de kabul edilmiştir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) –“Yine rapor reddedildi.” diyecektiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Rapor kabul edilmiş oluyordu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Hayır, böyle diyecektiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, hayır…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Eski köye yeni adet getiriyorsunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla, öyle bir durum söz konusu değil.

Diğer taraftan, bakın, siz vekâleten oy kullandırıyorsunuz, “Gizli oylama” diyorsunuz; gizli oylamada vekâleten oy kullanmanın adı nerede yazıyor? Herhangi bir yerde yazmıyor. Onu da başkasına kullandırıyorsunuz yani şurada vekâleti duruyor işte, Sayın Bakanın vekâleti burada. Kime demiş? “Nurettin Canikli kullansın.” demiş, ona vekâlet vermiş. Niye o kullanmadı? Hangi sebeple kullandırmadınız? Dolayısıyla, vekâletin o zaman anlamı nedir, neden bunları veriyorsunuz?

Diğer taraftan, 4 bakanın bu vesileyle aklanması mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde, 4+9+245 milletvekili bu yolsuzluktan suçlu duruma düşüyor, vebalini sırtına alıyor bunların. Yarın bunun vebalini göreceksiniz, kamuoyunda aklanamamışsınızdır. Siz kendinizi aklayamadığınız gibi kamuoyunda da aklanamadınız. Dolayısıyla, ne yaparsanız yapın bu konuda en doğru yol, mademki kendinizden eminsiniz, herkese diyorsunuz ki “Böyle bir delil yoktur.” o zaman korkmadan Yüce Divana gönderin, o insanları da, o 4 bakanı da vebalden kurtarın. Kamuoyuna çıktıkları zaman şaibeli olmaktan onlar da çıksın, onlar da kurtulsunlar. Siz onlar adına aslında onları mahkûm ediyorsunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Niye 2001’de yapmadınız?

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Tutumumun lehinde Sayın Mustafa Elitaş konuşacak.

Buyurun, süreniz üç dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesinde bu usul tartışmasına yer olmadığına işaret etmek istiyorum çünkü İç Tüzük’ün 63’üncü maddesi açık ve net: “Görüşmeye yer olup olmaması.” Şu anda gündemimiz belli, Danışma Kuruluyla bu işi yaptık. “Başkanı gündeme davet -Başkan zaten gündemde- veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerine uymaya davet.” Başkan, önümdeki örneklerde de 1999 yılından bu tarafa yapılmış soruşturma komisyonu raporlarının sonuçlarıyla ilgili paralel bir açıklama yapmış, orada da bir problem yok. “Bir konuyu öne alma veya geriye bırakma.” O da olmadığına göre, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre usul tartışması açılması tamamen yanlış.

Bakın, Sayın Halaçoğlu az önce dedi ki: “Milletvekilleri gizli oylamada şunları yapacak, bunları yapacak.” 2001 yılında bu Anayasa değiştirilmiş. 2001 yılından önce yapılan bütün soruşturma komisyonu önergeleri açık oylamayla yapılmış, 2001 yılında gizli oylamaya geçilmiş. İlk gizli oylamanın sonunda:

“Başkan – Arkadaşlar, ikaz etmemize rağmen, gerek olmadan, rica ediyorum, oylar gizli kullanılsın yani gizliliğe riayet edelim. Eğer birilerine bir şey göstermek istiyorsanız bu, milletvekili seviyesine uymayan bir davranıştır. Herkes vicdanına göre gitsin, içeride oyunu kullansın.

Süleyman Turan Çirkin (Hatay) – Sana ne, sana ne?”

Yani, değerli milletvekilleri, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi gizli oylamayı, o Parlamentoda, 57’nci Hükûmet döneminde, 21’inci Dönem Parlamentosunda almasına rağmen, kendi oylarıyla çıkarmalarına rağmen Anayasa’daki gizli oylamayı ilk defa ihlal eden durum ortaya çıkmıştır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kötü bir durum işte.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, değerli milletvekilleri, size sonuçları okuyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Siz de ihlal ediyorsunuz o zaman.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Mesela, biraz önce Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi ifade ettiler, dediler ki: Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin beşinci fıkrası komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi ancak Yüce Divana sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkün olur hükmünü taşımaktadır. Bu hükme göre, Başkanlığımıza Yüce Divana sevke dair bir önerge verilmemiştir. Bu itibarla Komisyon raporu benimsenmiştir efendim. Bütün örnekler bu şekilde. Yani, şimdi bütün örnekler bu şekildeyken şu anda kalkıp da “İç Tüzük’ün geçmişteki uygulamaları yanlış, bütün uygulamalar, icraatlar yanlış.” diye ortaya çıkıp yeni bir İç Tüzük ihdas etmek herhâlde anlamlı değildir diye düşünüyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte Mehmet Akif Hamzaçebi konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İç Tüzük’ün “Soruşturmanın sonuçlandırılması” başlıklı 112’nci maddesinin ilgili fıkrası şöyle diyor: “Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi ancak Yüce Divana sevk yönünde verilen bir önergenin kabulüyle mümkün olur.” Yüce Divana sevk yönünde verilen önergeler 2 eski Sayın Bakanla ilgili olarak yapılan oylamada kabul edilmedi. Dolayısıyla, Yüce Divana sevk edilmeme yönünde Genel Kurul bir irade ortaya koydu bunda kuşku yok. Sorun; bu oylamanın sonucunu Sayın Başkan ilan ederken “Önerge kabul edilmemiştir.” dedikten sonra, o hâlde “Meclis Soruşturma Komisyonu Raporu kabul edilmiştir.” cümlesindedir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Öyle demişti, buradan o çıkar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hayır, buradan o çıkmaz. Sadece, Yüce Divana sevk önergesi kabul edilmemiştir. Eğer illa Genel Kurul iradesini yorumlayacak isek, Genel Kurul iradesi Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun reddi yönündedir çünkü ret yönünde çıkan oylar, İç Tüzük’te yazılı olmamakla birlikte, salt çoğunluk olan 276’yı bulmuş değildi.

Size bir örnek vermek istiyorum: Varsayalım ki Yüce Divana sevk yönünde bir önerge yok, biz Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nu yine burada görüşeceğiz -İç Tüzük emridir bu- ama Meclis Soruşturma Komisyonu Raporu oylamaya sunulmayacak çünkü Yüce Divana sevk yönünde bir talep yok; sadece görüşülecek ve kalacak.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yani, kabul edilmiş olacak.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Böyle bir durumda oylamaya sunulmayan bir rapor “kabul edilmiştir” veya “reddedilmiştir” gibi bir sonuca yönelik olarak bir işleme tabi tutulmayan rapor bizim şimdi bu akşam yaşadığımız örnekte “Meclis Soruşturma Komisyonu Raporu kabul edilmiştir.” gibi bir sonuca bağlanamaz; bu, İç Tüzük’e aykırıdır.

Sayın Başkan, eğer bu tutumunda ısrar eder, bu tutumunu değiştirmez ise eylemli İç Tüzük ihlali yapmış olur. İç Tüzük açık.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan “kabul edilmiştir” değil de “reddedilmemiştir” diyebilirsiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, hayır, Yüce Divana sevk yönünde verilen önergeler reddedilmiştir. Sayın Başkanın ilan etmesi gereken sonuç budur. Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nun Genel Kurul tarafından kabul edildiğine ilişkin bir irade yoktur.

Sayın Başkan her oylama öncesinde önergeleri okuyor, içeriğini okuyor ve ondan sonra oylamaya geçiyor. Oylanan rapor değil arkadaşlar. Tutum yanlış. Bugüne kadarki uygulamaların böyle olması Başkanlığın tutumunun doğru olduğu anlamına gelmez.

Ben, Sayın Başkanın tutumunu değiştirmesi gerektiğini tekrar ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

112’nci maddenin beşinci fıkrasına göre, Komisyon raporunun herhangi bir şekilde Yüce Divana sevk veya sevk edilmemesi bir önergenin kabulüyle veya reddiyle gerçekleşiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Sevk edilmemesi...” demiyor.

BAŞKAN - Lütfen…

Bakın ne diyor 112/5: “Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporu…”

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, “… etmeme yönünde…”

BAŞKAN - Neyle bitiriyor? Önergenin kabulüyle. Yani, bir komisyonun raporunun burada, Genel Kurulda kabulü veya reddi bir önergenin kabulü veya reddiyle gerçekleşebiliyor. Biz, önergeyi burada kabul etmiyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Kabulü” yok efendim, “reddi” var, “kabulü” yok.

BAŞKAN - Dolayısıyla da buradaki ifadeye uygun olarak rapor yönünde karar vermiş oluyoruz.

Bakın, burada…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir dakika…

112/5’te, komisyonun raporunun kabul veya kabul edilmemesi bir önergenin kabulü veya reddiyle ilgilidir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, kabul edilip…

BAŞKAN - Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, öyle bir şey yok, “reddi” var.

BAŞKAN – Ben tutumumda bir değişiklik yapmayacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yanlış okuyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kabulüne dair bir şey yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Çok doğru okudum.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Kabulü” ya da “kabul edilmemesi” diye bir madde yok. Okuyun bakalım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır…

BAŞKAN – Bakın, ben ne dedim? Bir komisyon raporunun…

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyalım…

BAŞKAN – Bunu buradan okumadım.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bakın, Sayın Vural, bir komisyon raporunun reddi veya kabulü…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hayır, hayır…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Kabulü” yok efendim!

BAŞKAN – …veya…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Kabulü” diye bir şey yok!

BAŞKAN – Kardeşim, iki işlem…

OKTAY VURAL (İzmir) - İç Tüzük’ü okuyun!

BAŞKAN – Arkadaşım, iki tane işlem de önergenin kabulü veya reddiyle gerçekleşiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, İç Tüzük’ü okur musunuz?

BAŞKAN – Okuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyun!

BAŞKAN - Özet olarak da bunu söylüyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyun!

BAŞKAN - Tutumumda da değişiklik yapmıyorum. Allah Allah!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizdeki metin farklı mı? Diyor ki: “Raporlarının reddi…”

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Raporlarının reddi…” diyor.

BAŞKAN - Sayın Vural, müsaade eder misiniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kabulüyle ilgili bir oylama yok.

BAŞKAN – Biz burada neyi görüşüyoruz? Komisyonun raporunu.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hayır efendim…

BAŞKAN – Bir dakika…

OKTAY VURAL (İzmir) - Sevk etmemek… Önergeyi görüşüyoruz.

BAŞKAN – Bir dakika…

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyon raporu oylanmıyor.

BAŞKAN – Ya, bir dakika…

Bizim yaptığımız önergenin oylanması veya reddedilmesi, Komisyonun raporunun yönünde veya aksinde bir sonuç çıkaracak. Bunu nasıl açıklayabilirim başka ben? Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, siz İç Tüzük maddesini okumuyorsunuz…

BAŞKAN – Lütfen…

Ben İç Tüzük’ü çok güzel okudum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Yanlış okuyorsunuz.

BAŞKAN – Çok doğru okuyorum. Siz öyle nitelendirebilirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Neyi okuyorsunuz? Okumasını bilmiyorsunuz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Çocuk oyuncağı mı?

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Devam ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Reddi” yazıyor.

BAŞKAN – Bakın, ben, reddi veya kabulü diyorum, duymuyorsunuz galiba!

OKTAY VURAL (İzmir) – “Raporun kabulü” diye bir şey yok, reddiyle ilgili bir oylama var.

BAŞKAN – Bakın, ben size satır satır okumuyorum. Diyorum ki: Bu Tüzük’ten hareket ederek…

OKTAY VURAL (İzmir) – satır satır okuyun, harf harf okuyun, kelime kelime okuyun.

BAŞKAN – Lütfen, tamam, teşekkür ederim. Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük maddesini bile okuyamıyorsunuz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Komisyonlardan Gelen Diğer İşler (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 Milletvekilinin; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın İran’a Altın İhracatı İşlerinde İmtiyaz Sağladığı, Gana’dan Kaçak Yollarla Yurda Sokulmak İstendiği İddia Edilen 1,5 Ton Altınla İlgili Adli ve İdari Soruşturmaları Engelleyerek Altının Dubai’ye Çıkışını Sağlamaya Çalıştığı ve Bu Eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet Oluşturduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Araçlarına Trafikte Emniyet Şeridini Kullanma İmtiyazı Verdiği ve Söz Konusu Şahıs İçin Koruma Polisi Görevlendirdiği, Bu Şahısla Birlikte Gözaltına Alınan Bazı Şüphelilerin ve Yakınlarının Yasaya Aykırı Olarak İstisnai Yoldan Türk Vatandaşlığına Geçirilmesini Sağladığı, Bu Şahısla İlgili Adli veya İstihbari Çalışma Yapılıp Yapılmadığının Araştırılması İçin Talimat Verdiği, Bu Şahsın Usulsüzlükleri Hakkında Basında Çıkacak Haberlerin Engellenmesi İçin Girişimde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 204, 255, 252 ve 285’inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler; Bazı Maddi Menfaatler Karşılığında Bir Şahsın Turizm Belgeli Bir Otel Kiralama Girişimi ile Yakınlarına Vize Alınması İşleri İçin Aracılık Ettiği, Bu Şahısla İlgili Bir Soruşturma Olup Olmadığı Yönünde İlgili Kurum ve Kuruluşlarda Araştırma Yapılmasını Sağladığı, Bu Şahsın Faaliyetiyle İlgili Basında Haber Yapılmasının Önlenmesi İçin Girişimlerde Bulunduğu ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 252’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Bir Suç Örgütünün Yönetici ve Üyelerinin Kendilerine Sağlanan ve Miktar ve Değeri Tespit Edilemeyen Bazı Menfaatler Karşılığında Kişiye Özel İmtiyazlı İmar Planlarını Onaylattıkları, İmar Planlarına Aykırı Olarak Yapılan Bazı Projelerin Usulsüzlüklerine Göz Yumdukları ve Denetimlerden Sorunsuzca Geçmelerini Sağladıkları ve Bu Eylemlerin Bir Kısmının Kendisinin Görevde Olduğu Sırada ve Onun Bilgisi Doğrultusunda Gerçekleştirildiği, Ayrıca Bakanlıktan İş Alan Bazı Şirketlerin Yemek İşlerinin Yakınlarının Ortağı Olduğu Şirketlere Verilmesi İçin Tavassut Ettiği ve Bu Eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 255 ve 257’nci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Anayasa’nın 100’üncü, İç Tüzük’ün 107 ve 108’inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi ve Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu (9/8) (S.Sayısı: 681) (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, üçüncü oylama, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış hakkında verilen elli üç önergeye ilişkindir. Şimdi bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar neticesinde, yapılan oylamada Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış'ın Yüce Divana sevk edilmesine gerek olmadığına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Yaptığımız tahkikat neticesindeki bulgular nedeniyle Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporuna karşıyız. Komisyon raporunun reddini ve eski Bakanın kabul edilen Meclis Soruşturması önergesine konu fiillerinden dolayı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252 ve 255 inci maddeleri uyarınca Yüce Divana sevk edilmesini talep ediyoruz.

Levent Gök                                Engin Altay              Mehmet Akif Hamzaçebi

Ankara                                          Sinop                  İstanbul

Gerekçe:

681 Sıra Sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunun, İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü tarafından verilen Karşı Oy bölümünde yer alan gerekçelerle Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar sonucunda, yapılan oylamada Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış’ın Yüce Divan'a sevkine gerek olmadığı yönündeki kararını oy çokluğu ile vermiştir.

Yaptığımız inceleme sonucunda edindiğimiz somut bulgular nedeniyle Komisyon'un, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış’ı, Yüce Divan'a sevk etmeme yönündeki rapor ve kararına karşıyız. Komisyon raporunun reddi ile eski bakan hakkında kabul edilen Meclis Soruşturma önergesine konu fiillerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252’nci ve 255’inci maddeleri gereğince Yüce Divana sevk edilmesini talep ediyoruz.

     Pervin Buldan                                                               İdris Baluken

            Iğdır                                                                           Bingöl

Gerekçe:

681 sıra sayılı Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nda yer alan ve eski Bakan Egemen Bağış'ın; hakkında iddia edilen suçlamalara konu eylemleri gerçekleştirdiği yönündeki hususlar uyarınca Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir. Nitekim, Komisyon Raporu'nda yer alan Adli Tıp Raporu’nun telefon görüşmelerini gerçek olarak gösteren raporu ile MASAK'ın bilirkişilerinin "mal beyanlarının uyumsuzluğu" yani makul olmayan mal artış raporunda yer alan somut bulgular da Egemen Bağış'ın Yüce Divana sevkini zorunlu kılmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım birer milletvekili tarafından imzalanmış bulunan 49 ayrı önergenin metinleri aynı olduğundan ilk önergeyi okuttuktan sonra diğer önergelerin sahiplerinin isimlerini okutacağım; yalnız, on beş dakika aradan sonra.

Kapanma Saati: 23.54

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 00.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış hakkındaki iki adet Yüce Divana sevk önergesi okunmuştu. Şimdi kalan diğer üç önergeyi okutacağım.

Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım birer milletvekili tarafından imzalanmış bulunan kırk dokuz ayrı önergenin metinleri aynı olduğundan ilk önergeyi okuttuktan sonra diğer önergelerin sahiplerinin isimlerini okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis Soruşturması Komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, Komisyon oylamasının yapılacağı gün Başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde Komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku”nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, yaptığı bazı uygunsuz işler karşılığında Rıza Sarraf’tan kendisine maddi menfaat ve kazançlar sağladığı anlaşılmaktadır.

Şöyle ki rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

1) Yapılan teknik takiplerde Rıza Sarraf’ın, Abdullah Happani'ye üç ayrı tarihte olmak üzere ayakkabı kutusuna, elbise ve gömlek kutusuna ve çikolata kutularına koyarak 500'er bin dolar hazırlattığı ve bunun gideceği yeri bildirdiği ve sonra kendisinin "şey için de çok teşekkür ediyorum. Beni mahcup ettiniz" ifadesine karşılık Sarraf tarafından "olur mu ne demek olur mu sayın bakanım" şeklinde cevap verdiği, bu cümleden olarak rüşvet trafiğinin bariz delil olarak netleştiği,

2) Rıza Sarraf ile yapılan telefon görüşmelerinde ilerdeki işlere mahsuben kendisine üç defa 500 bin dolar ödeme yapıldığı,

3) Rıza Sarraf’ın yakınlarına vize alınması konusunda aracılık yaptığı ve turizm belgesine sahip bir otelin kiralama işleminde aracılık ettiği,

4) Rıza Sarraf’la ilgili kurum ve kuruluşlarda bir soruşturma yapılıp yapılmadığı konusunda araştırma yaptırdığı,

5) Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında çıkacak olumsuz haberleri engellediği,

6) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

7) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar olduğu,

Kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın sağladığı menfaatler ve yaptığı kanunsuz işlerden dolayı, Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz ticareti" başlıklı 255, "Rüşvet" başlıklı 252. maddeleri uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederiz.

Devlet Bahçeli

Osmaniye

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

             Adnan Şefik Çirkin                           Ahmet Duran Bulut                       Ahmet Kenan Tanrıkulu

                       Hatay                                             Balıkesir                                              İzmir

                  Ali Halaman                                          Ali Öz                                         Ali Uzunırmak

                       Adana                                              Mersin                                               Aydın

                     Alim Işık                                          Atila Kaya                                     Bahattin Şeker

                     Kütahya                                            İstanbul                                             Bilecik

                 Bülent Belen                                      Celal Adan                                 Cemalettin Şimşek

                     Tekirdağ                                            İstanbul                                            Samsun

                  D. Ali Torlak                                Edip Semih Yalçın                                 Emin Çınar

                     İstanbul                                          Gaziantep                                        Kastamonu

             Emin Haluk Ayhan                                 Engin Alan                                       Erkan Akçay

                      Denizli                                             İstanbul                                             Manisa

                    Faruk Bal                              Hasan Hüseyin Türkoğlu                      İsmet Büyükataman

                       Konya                                            Osmaniye                                             Bursa

             Kemalettin Yılmaz                                 Koray Aydın                                  Mehmet Erdoğan

                Afyonkarahisar                                      Trabzon                                              Muğla

                Mehmet Şandır                                 Meral Akşener                                 Mesut Dedeoğlu

                      Mersin                                             İstanbul                                     Kahramanmaraş

               Muharrem Varlı                              Murat Başesgioğlu                              Mustafa Erdem

                       Adana                                             İstanbul                                             Ankara

                Münir Kutluata                                 Necati Özensoy                                   Oktay Öztürk

                     Sakarya                                              Bursa                                              Erzurum

                  Oktay Vural                                    Özcan Yeniçeri                                   Reşat Doğru

                        İzmir                                               Ankara                                               Tokat

               Ruhsar Demirel                                 Sadir Durmaz                                     Sinan Oğan

                    Eskişehir                                            Yozgat                                                Iğdır

                   Sümer Oral                                     Tunca Toskay                             Yıldırım Tuğrul Türkeş

                      Manisa                                             Antalya                                              Ankara

               Yusuf Halaçoğlu                               Yusuf Ziya İrbeç                                  Zühal Topcu

                      Kayseri                                             Antalya                                              Ankara

               Mustafa Kalaycı                               Seyfettin Yılmaz                                 Mehmet Günal

                       Konya                                               Adana                                              Antalya

BAŞKAN – Şimdi kalan diğer iki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis Soruşturması Komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, Komisyon oylamasının yapılacağı gün Başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde Komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, yaptığı bazı uygunsuz işler karşılığında Rıza Sarraf’tan kendisine maddi menfaat ve kazançlar sağladığı suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

1) Yapılan teknik takiplerde Rıza Sarraf’ın, Abdullah Happani'ye üç ayrı tarihte olmak üzere ayakkabı kutusuna, elbise ve gömlek kutusuna ve çikolata kutularına koyarak 500'er bin dolar hazırlattığı ve bunun gideceği yeri bildirdiği ve sonra kendisinin "şey için de çok teşekkür ediyorum. Beni mahcup ettiniz" ifadesine karşılık Sarraf tarafından "olur mu ne demek olur mu sayın bakanım" şeklinde cevap verdiği, bu cümleden olarak rüşvet trafiğinin bariz delil olarak netleştiği,

2) Rıza Sarraf ile yapılan telefon görüşmelerinde ilerdeki işlere mahsuben kendisine üç defa 500 bin dolar ödeme yapıldığı,

3) Rıza Sarraf’ın yakınlarına vize alınması konusunda aracılık yaptığı ve turizm belgesine sahip bir otelin kiralama işleminde aracılık ettiği,

4) Rıza Sarraf’la ilgili kurum ve kuruluşlarda bir soruşturma yapılıp yapılmadığı konusunda araştırma yaptırdığı,

5) Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında çıkacak olumsuz haberleri engellediği,

6) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

7) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın sağladığı menfaatler ve yaptığı kanunsuz işlerden dolayı, Türk Ceza Kanunu'nun "Rüşvet" başlıklı 252. maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Lütfü Türkkan

Kocaeli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis Soruşturması Komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, Komisyon oylamasının yapılacağı gün Başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde Komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, yaptığı bazı uygunsuz işler karşılığında Rıza Sarraf’tan kendisine maddi menfaat ve kazançlar sağladığı suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

1) Yapılan teknik takiplerde Rıza Sarraf’ın, Abdullah Happani'ye üç ayrı tarihte olmak üzere ayakkabı kutusuna, elbise ve gömlek kutusuna ve çikolata kutularına koyarak 500'er bin dolar hazırlattığı ve bunun gideceği yeri bildirdiği ve sonra kendisinin "şey için de çok teşekkür ediyorum. Beni mahcup ettiniz" ifadesine karşılık Sarraf tarafından "olur mu ne demek olur mu sayın bakanım" şeklinde cevap verdiği, bu cümleden olarak rüşvet trafiğinin bariz delil olarak netleştiği,

2) Rıza Sarraf ile yapılan telefon görüşmelerinde ilerdeki işlere mahsuben kendisine üç defa 500 bin dolar ödeme yapıldığı,

3) Rıza Sarraf’ın yakınlarına vize alınması konusunda aracılık yaptığı ve turizm belgesine sahip bir otelin kiralama işleminde aracılık ettiği,

4) Rıza Sarraf’la ilgili kurum ve kuruluşlarda bir soruşturma yapılıp yapılmadığı konusunda araştırma yaptırdığı,

5) Rıza Sarraf’la ilgili yazılı ve görsel basında çıkacak olumsuz haberleri engellediği,

6) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası)hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

7) Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın sağladığı menfaatler ve yaptığı kanunsuz işlerden dolayı, Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz ticareti" başlıklı 255. maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divana sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

S. Nevzat Korkmaz

Isparta

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış hakkında verilen önergelerin mahiyeti aynı olduğu için birlikte işleme alıp oylarınıza sunacağım.

Anayasa’nın 100’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.” hükmü, İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin altıncı fıkrasında da “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız ve önergenin kabul edilmesi için 276 kabul oyu arayacağız. Toplantı yeter sayısı olmak kaydıyla gizli oylamada kabul oyu 276’nın altında olduğu takdirde Yüce Divana sevk kabul edilmemiş olacaktır.

Gizli oylamanın ne şekilde yapılacağı hakkında bilgi vermek istiyorum:

Komisyon ve Hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden Komisyon sırasındaki kâtip üye, Adana’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil, Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekiline 1’i beyaz, 1’i yeşil, 1’i de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve bu pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterine işleyecektir.

Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır. Vekâleten oy kullanacak bakanlar da yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır. Bilindiği üzere, bu pullardan beyaz olanı “kabul”, kırmızı olanı “ret”, yeşil olanı ise “çekimser” oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye kâtip üyeden üç yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer iki pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahare, oy verme yerinden çıkacak olan üye oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır. Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Sayın milletvekillerinin oy kabinlerinin önünde bir yoğunluk oluşturmamalarını rica ediyorum.

Oylamaya başlamadan önce vekâleten oy kullanan Sayın Bakanların listesini okuyorum: Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerine Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın yerine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yerine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç vekâleten oy kullanacaktır.

Hazırun cetveline Sayın Bakanların hangi Bakanın yerine oy kullandığını işaretlemesini rica ediyorum.

Şimdi oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

Oy kupalarını kaldıralım lütfen.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış hakkında verilen Yüce Divana sevke ilişkin önergelerin gizli oylamasının sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı                                                 517

Kabul                                                                       245

Ret                                                                          255

Çekimser                                                                 7

Boş                                                                          6

Geçersiz                                                                  4

Kâtip Üye                                                         Kâtip Üye

Muharrem Işık                                                   Muhammet Bilal Macit

Erzincan                                                           İstanbul”

Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir.

Böylece Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiş yani Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış’ın Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, kullanılan oyların zarfları şu anda yerlerde olduğundan, onların toparlanması için on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.22

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 44’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, 4’üncü oylama Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında verilen 53 önergeye ilişkindir.

Şimdi bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar neticesinde, yapılan oylamada Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divana sevk edilmesine gerek olmadığına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Yaptığımız tahkikat neticesindeki bulgular nedeniyle Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporuna karşıyız. Komisyon raporunun reddini ve eski Bakanın kabul edilen Meclis Soruşturması önergesine konu fiillerinden dolayı, 5237 sayılı TCK'nın 255, 257’nci maddeleri uyarınca Yüce Divana sevk edilmesini talep ediyoruz.

                   Levent Gök                                       Engin Altay                            Mehmet Akif Hamzaçebi

                       Ankara                                              Sinop                                              İstanbul

Gerekçe:

681 Sıra Sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunun, İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü tarafından verilen Karşı Oy bölümünde yer alan gerekçelerle Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

9/8 esas numaralı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu yaptığı çalışmalar sonucunda, yapılan oylamada Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığı yönündeki kararını oy çokluğuyla vermiştir.

Yaptığımız inceleme sonucunda edindiğimiz somut bulgular nedeniyle Komisyon’un, Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ı, Yüce Divan'a sevk etmeme yönündeki rapor ve kararına karşıyız. Komisyon raporunun reddi ile eski bakan hakkında kabul edilen Meclis Soruşturma önergesine konu fiillerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257’nci maddesi gereğince Yüce Divan’a sevk edilmesini talep ediyoruz.

                                   Pervin Buldan                                             İdris Baluken

                                           Iğdır                                                          Bingöl

Gerekçe:

681 sıra sayılı Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ve Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar Hakkında Kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu’nda yer alan ve eski Bakan Erdoğan Bayraktar'ın hakkında iddia edilen suçlamalara konu eylemleri gerçekleştirdiği yönündeki hususlar uyarınca Yüce Divana sevk edilmesi talep edilmektedir. Nitekim, Komisyon Raporu'nda yer alan Adli Tıp Raporu’nun telefon görüşmelerini gerçek olarak gösteren raporu ile MASAK'ın bilirkişilerinin mal beyanlarının uyumsuzluğu yani makul olmayan mal artış raporunda yer alan somut bulgular da Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divana sevkini zorunlu kılmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, okutacağım birer milletvekili tarafından imzalanmış bulunan 49 ayrı önergenin metinleri aynı olduğundan ilk önergeyi okuttuktan sonra diğer önergelerin sahiplerinin isimlerini okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, Komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, “hukukun üstünlüğü” değil, “üstünlerin hukuku”nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan “Komisyonmatik” süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın kendi ifadesiyle dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın bilgisi tahtında, imar planlarına uygun olarak yapılmayan projelere onay verdiği ve özel imtiyazlı imar planları çıkardığı anlaşılmaktadır.

Şöyle ki rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Yolsuzlukların ortaya çıkması üzerine dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından istifaların istenmesi üzerine Televizyonlara yaptığı açıklamada, "Ben ne yaptımsa, Başbakanın bilgisiyle yaptım, istifa edeceksem önce Başbakanın da istifası gerekir" şeklindeki beyanıyla iddiaları kabul ve ikrar ettiği,

İstanbul Zorlu Center Projesinde resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı, kaçak yapılara izin/onay verildiği,

Özyazıcı İnşaata ait İstanbul Ataköy sahilinde bulunan projeye imar planına uyulmadan izin/onay verildiği,

İstanbul Sarıyer'de İller Bankası'na ait birinci derecede sit alanında olan arazinin gerçek dışı raporlarla imara açıldığı,

Ağaoğlu İstanbul Bakırköy 46 projesi için yasal olmayan bir şekilde imar izni/onay verildiği,

İstanbul Maslak Acıbadem Hastanesi'nin ek hizmet binası için Boğaziçi Kanunu'na aykırı imar izni/onayı verildiği,

Taşyapı İnşaat Firması'nın Bulgar Ortodoks Kilisesi Vakfına ait arazi için yasal olmayan özel proje hazırlandığı, ayrıca sağlık tesisi yapılması için imar izni verilen firmaya daha sonra otel yapımı için yasal olmayan imar izni/onayı verildiği,

İstanbul Beykoz'da bulunan Arif Yüksel'e ait imarda yeşil alan olarak gözüken yer, kanuni olmayan bir şekilde imara açılması,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında tutarsızlıklar olduğu,

Kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın imar planlarına aykırı yapılan bütün bu usulsüzlüklere göz yumduğu ve denetimden sorunsuz bir şekilde geçmelerini sağlamak suretiyle menfaat temin ettiğinden Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz ticareti" başlıklı 255, "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. Maddeleri uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederiz.

                Devlet Bahçeli                                                                                                     

                    Osmaniye                                                

             Adnan Şefik Çirkin                           Ahmet Duran Bulut                       Ahmet Kenan Tanrıkulu

                       Hatay                                             Balıkesir                                              İzmir

                  Ali Halaman                                          Ali Öz                                         Ali Uzunırmak

                       Adana                                              Mersin                                               Aydın

                     Alim Işık                                          Atila Kaya                                     Bahattin Şeker

                     Kütahya                                            İstanbul                                             Bilecik

                 Bülent Belen                                      Celal Adan                                 Cemalettin Şimşek

                     Tekirdağ                                            İstanbul                                            Samsun

                  D. Ali Torlak                                Edip Semih Yalçın                                 Emin Çınar

                     İstanbul                                          Gaziantep                                        Kastamonu

             Emin Haluk Ayhan                                 Engin Alan                                       Erkan Akçay

                      Denizli                                             İstanbul                                             Manisa

                    Faruk Bal                              Hasan Hüseyin Türkoğlu                      İsmet Büyükataman

                       Konya                                            Osmaniye                                             Bursa

             Kemalettin Yılmaz                                 Koray Aydın                                  Mehmet Erdoğan

                Afyonkarahisar                                      Trabzon                                              Muğla

                Mehmet Şandır                                 Meral Akşener                                 Mesut Dedeoğlu

                      Mersin                                             İstanbul                                     Kahramanmaraş

               Muharrem Varlı                              Murat Başesgioğlu                              Mustafa Erdem

                       Adana                                             İstanbul                                             Ankara

                Münir Kutluata                                 Necati Özensoy                                   Oktay Öztürk

                     Sakarya                                              Bursa                                              Erzurum

                  Oktay Vural                                    Özcan Yeniçeri                                   Reşat Doğru

                        İzmir                                               Ankara                                               Tokat

               Ruhsar Demirel                                 Sadir Durmaz                                     Sinan Oğan

                    Eskişehir                                            Yozgat                                                Iğdır

                   Sümer Oral                                     Tunca Toskay                             Yıldırım Tuğrul Türkeş

                      Manisa                                             Antalya                                              Ankara

               Yusuf Halaçoğlu                               Yusuf Ziya İrbeç                                  Zühal Topcu

                      Kayseri                                             Antalya                                              Ankara

                 Lütfü Türkkan                                  Mehmet Günal                              S. Nevzat Korkmaz

                      Kocaeli                                             Antalya                                              Isparta

BAŞKAN – Şimdi, diğer iki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın kendi ifadesiyle dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın bilgisi tahtında, imar planlarına uygun olarak yapılmayan projelere onay verdiği ve özel imtiyazlı imar planları çıkardığı suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Yolsuzlukların ortaya çıkması üzerine dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından istifaların istenmesi üzerine Televizyonlara yaptığı açıklamada, "Ben ne yaptımsa, Başbakanın bilgisiyle yaptım, istifa edeceksem önce Başbakanın da istifası gerekir" şeklindeki beyanıyla iddiaları kabul ve ikrar ettiği,

İstanbul Zorlu Center Projesinde resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı, kaçak yapılara izin/onay verildiği,

Özyazıcı İnşaata ait İstanbul Ataköy sahilinde bulunan projeye imar planına uyulmadan izin/onay verildiği,

İstanbul Sarıyer'de İller Bankası'na ait birinci derecede sit alanında olan arazinin gerçek dışı raporlarla imara açıldığı,

Ağaoğlu İstanbul Bakırköy 46 projesi için yasal olmayan bir şekilde imar izni/onay verildiği,

İstanbul Maslak Acıbadem Hastanesi'nin ek hizmet binası için Boğaziçi Kanunu'na aykırı imar izni/onayı verildiği,

Taşyapı İnşaat Firması'nın Bulgar Ortodoks Kilisesi Vakfına ait arazi için yasal olmayan özel proje hazırlandığı, ayrıca sağlık tesisi yapılması için imar izni verilen firmaya daha sonra otel yapımı için yasal olmayan imar izni/onayı verildiği,

İstanbul Beykoz'da bulunan Arif Yüksel'e ait imarda yeşil alan olarak gözüken yer, kanuni olmayan bir şekilde imara açılması,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında tutarsızlıklar olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın imar planlarına aykırı yapılan bütün bu usulsüzlüklere göz yumduğu ve denetimden sorunsuz bir şekilde geçmelerini sağlamak suretiyle menfaat temin ettiğinden Türk Ceza Kanunu'nun "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. Maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Seyfettin Yılmaz

Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Rüşvet ve yolsuzlukla ilgili 17-25 Aralık 2013'te başlayan süreçte Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar hakkındaki iddialarla ilgili adli kolluğa, yargıya yapılan müdahaleler, fezlekelerin Meclise gönderilmesi ve iadesi esnasında kamuoyunun gözleri önünde sergilenen hukuk skandalları, milletvekillerinin fezlekeleri incelemesinin engellenmesi, Meclis soruşturması komisyonu aşamasında sayısal çoğunluğun tahakkümü sonucu yaşanan hadiseler, komisyon oylamasının yapılacağı gün başkan ve üyeler üzerinde kurulan baskılar sonucu erteleme, 5 Ocak 2014 tarihinde komisyon oylaması sırasında yayınlanan ilanlarla üyelerin iradesinin baskı altına alınması, "hukukun üstünlüğü" değil, "üstünlerin hukuku"nun uygulandığı ve bu suretle kamu vicdanının derinden yaralandığı unutulmaz kara bir leke olarak not edilmiş, rüşvet ve yolsuzluk tarihinde unutulmaz yerini almıştır.

Dört bakanla ilgili yaşanmış olan "Komisyonmatik" süreci, TBMM'nin kurumsal itibarında ve hukuk devleti ilkesinde ciddi tahribata yol açabilecek nitelikte kritik ve çok vahim bir algıya zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, itibarını, iradesini, değerlerini yakından ilgilendiren bu oylamada tarih ve millet önünde hayati bir sınav vereceklerdir. Meclis soruşturma önergesini kabul eden TBMM'nin, bu irade doğrultusunda yargı yolunu açması, hukuk devleti ilkesine bağlılık ve milletin vicdanının tecellisi fırsatını sağlayacaktır.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın kendi ifadesiyle dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın bilgisi tahtında, imar planlarına uygun olarak yapılmayan projelere onay verdiği ve özel imtiyazlı imar planları çıkardığı suçlarıyla ilgili rapor, muhalefet şerhleri ve dosya münderecatı incelendiğinde;

Yolsuzlukların ortaya çıkması üzerine dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından istifaların istenmesi üzerine Televizyonlara yaptığı açıklamada, "Ben ne yaptımsa, Başbakanın bilgisiyle yaptım, istifa edeceksem önce Başbakanın da istifası gerekir" şeklindeki beyanıyla iddiaları kabul ve ikrar ettiği,

İstanbul Zorlu Center Projesinde resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı, kaçak yapılara izin/onay verildiği,

Özyazıcı İnşaata ait İstanbul Ataköy sahilinde bulunan projeye imar planına uyulmadan izin/onay verildiği,

İstanbul Sarıyer'de İller Bankası'na ait birinci derecede sit alanında olan arazinin gerçek dışı raporlarla imara açıldığı,

Ağaoğlu İstanbul Bakırköy 46 projesi için yasal olmayan bir şekilde imar izni/onay verildiği,

İstanbul Maslak Acıbadem Hastanesi'nin ek hizmet binası için Boğaziçi Kanunu'na aykırı imar izni/onayı verildiği,

Taşyapı İnşaat Firması'nın Bulgar Ortodoks Kilisesi Vakfına ait arazi için yasal olmayan özel proje hazırlandığı, ayrıca sağlık tesisi yapılması için imar izni verilen firmaya daha sonra otel yapımı için yasal olmayan imar izni/onayı verildiği,

İstanbul Beykoz'da bulunan Arif Yüksel'e ait imarda yeşil alan olarak gözüken yer, kanuni olmayan bir şekilde imara açılması,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesaplarında büyük miktarda (döviz, Türk Lirası) hareketlerinin olduğu ve bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında yetersizlik ve tutarsızlıklar bulunduğu,

Bakanlık görevi süresince şahsi ve birinci derecedeki yakınlarının menkul ve gayrimenkullerinde büyük artışlar olduğu bu konudaki yazılı ve sözlü savunmalarında tutarsızlıklar olduğu,

Hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın imar planlarına aykırı yapılan bütün bu usulsüzlüklere göz yumduğu ve denetimden sorunsuz bir şekilde geçmelerini sağlamak suretiyle menfaat temin ettiğinden Türk Ceza Kanunu'nun "Nüfuz ticareti" başlıklı 255. Maddesi uyarınca, hakikatin ortaya çıkması ve bağımsız ve tarafsız bir yargılamada adaletin tecellisi için Yüce Divan'a sevki gerekmektedir.

Gereğini arz ve talep ederim.

Mustafa Kalaycı

Konya

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında verilen önergelerin mahiyeti aynı olduğu için birlikte işleme alıp oylarınıza sunacağım.

Anayasa’nın 100’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Yüce Divana sevk ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.” hükmü, İç Tüzük’ün 112’nci maddesinin altıncı fıkrasında da “Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız ve önergenin kabul edilmesi için 276 kabul oyu arayacağız. Toplantı yeter sayısı olmak kaydıyla gizli oylamada kabul oyu 276’nın altında olduğu takdirde Yüce Divana sevki kabul edilmemiş olacaktır.

Gizli oylamanın ne şekilde yapılacağı hakkında bilgi vermek istiyorum:

Komisyon sırasındaki kâtip üye Adana’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil, Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekillerine 1’i beyaz, 1’i yeşil, 1’i de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve pul ile zarf verilen milletvekilini ad defterinde işaretleyecektir.

Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır. Vekâleten oy kullanacak bakanlar da yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaktır. Bildiğiniz gibi, bu pullardan beyaz olanı “kabul”, kırmızı olanı “ret”, yeşil olanı ise “çekimser” oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye, kâtip üyeden üç yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan sonra ve de adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içine koyacak, diğer iki pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır.

Sayın milletvekilleri, lütfen, kâtip üyelerin önünü biraz boşaltabilir misiniz, her iki taraftan da. Lütfen, lütfen biraz geriye gidin, başlatmam oylamayı, başlatamam, lütfen; lütfen, biraz geriye, lütfen. Sayın Çetinkaya, lütfen. Sayın milletvekilleri, bakın, kâtip üyelerden şikâyet alıyorum, itiraz var, oylamayı başlatmayacağım, lütfen orayı boşaltır mısınız, her iki tarafı da.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İdare amirlerini göreve davet edin Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerçekten yapmayacağım. Ben burada ne söylüyorum acaba, sorabilir miyim sayın milletvekillerine.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – On dakika ara verin Sayın Başkan, on dakika ara verin.

BAŞKAN – Bilahare, oy verme yerinden çıkacak olan üye oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır. Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Sayın milletvekillerinin oy kabinlerinin önünde bir yoğunluk oluşturmamalarını rica ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bence ara verin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, vekâleten oy kullanacak Sayın Bakanlar hakkında bilgi vermek istiyorum: Sayın milletvekilleri, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerine Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın yerine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yerine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç vekâleten oy kullanacaktır.

Katip üyeler, başlayabilir miyiz, iyi midir durum?

Şimdi gizli oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oyların toplanmasına başlandı)

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mıdır?

Oylama işlemi bitmiştir.

Oy kupaları kaldırılsın.

(Oyların ayrımına başlandı)

BAŞKAN – Oy pusulasından 50 TL çıktı arkadaşlar, hazineye irat…

(Oyların ayrımına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında verilen Yüce Divana sevke ilişkin önergelerin gizli oylaması sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı                                                 515

Kabul                                                                       219

Ret                                                                          288

Çekimser                                                                 3

Boş                                                                          3

Geçersiz                                                                  2

Kâtip Üye                                                                 Kâtip Üye

Muhammet Bilal Macit                                               Muharrem Işık

İstanbul                                                                   Erzincan”

Bu sonuca göre önerge kabul edilmemiştir. Böylece Soruşturma Komisyonunun raporu kabul edilmiş yani Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divana sevk edilmemesine karar verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 21 Ocak 2015 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 02.43



(x) (10/1175) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

(X) 681 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.