TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  32’nci Birleşim

                                                                                       17 Aralık 2014 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657)

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

a) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkari Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir Milletvekili Aydın Şengül’ün 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu’nun 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubu eski Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

9.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Yalova Milletvekili Temel Coşkun’un 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- CHP sıralarından milletvekillerinin ellerindeki pankartı göstererek ayağa kalkması ve Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, CHP Grubu olarak, 17, 25 Aralığın yıl dönümünde, rüşvet alan ve yolsuzluk yapanların emniyet ve yargı marifetiyle himaye edilmelerini protesto ettiklerine ilişkin açıklaması

 

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VII – YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, İzmir’in Torbalı ilçesindeki bazı mahallelerde yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı (7/27322)

2.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun, HES projeleri ile üretilen enerji miktarına ve Giresun'un enerji tüketiminin ne kadarının HES projeleri ile karşılandığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54596)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, taşınır ve taşınmaz kiralamaları nedeniyle yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54597)

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde bulunan bir taş ocağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54598)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Eti Maden İşletmeleri ve TKİ tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54599)

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, TEMSAN tarafından yapılan üretimdeki düşüşe ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54600)

7.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak, sayaç okuma gibi bedellerin tahsilini hukuka aykırı bulan Yargıtay kararının uygulanmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54760)

8.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, elektrik dağıtım şirketlerinin 2002-2014 abone verilerine ve borçlarını ifa edemeyen belediyelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54761)

9.- İstanbul Milletvekili D.Ali Torlak'ın, özelleştirileceği iddia edilen Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı sülfürik asit ve borik asit fabrikalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54762)

10.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, 17 Aralık 2013 tarihinden itibaren görevden alınan bürokratlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54763)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, IŞİD'in Türkiye'deki bazı aracılar vasıtasıyla petrol satışı yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54766)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan artışlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54767)

13.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, zeytinlik alan tanımını değiştiren kanun tasarısına ve öngörülen düzenlemenin zeytinciliğe etkisine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54769)

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Ağrı'da kaçak elektrik kullanımına ve elektrik hizmetine erişimde yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/54771)

15.- Muğla Milletvekili Tolga Çandar'ın, Muğla'nın Milas ilçesindeki bir mahallede vatandaşların özel mülkleri altında kömür çıkarılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55084)

16.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın, 2002-2014 yılları arasında Çanakkale'ye yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55085)

17.- Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün, bir mühendisin Ermenek ve Soma'daki madenlerin kapatılmaması yönünde ricacı olup olmadığına, siyasi, mesleki ve ticari durumuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55086)

18.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Karaman'ın Ermenek ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen kazaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55087)

19.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Karadeniz'de Sürmene-1 kuyusunda yapılan çalışmalarla bulunan petrol rezervine ve üretime geçilip geçilmediğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55088)

20.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Düzce'nin Akçakoca ilçesinde yapılan doğal gaz sondaj çalışmalarının hangi aşamada olduğuna ve gaz üretimine başlanıp başlanmadığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55089)

21.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Niğde'nin bir köyünde bulunduğu açıklanan petrol rezervinin miktarına ve üretime geçilip geçilmediğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55090)

22.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca yurt dışında yapılan kira harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55091)

23.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca yapılan kira harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55092)

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan sigorta hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55093)

25.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan ilaçlama hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55094)

26.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/55095)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığın kullanmakta olduğu hizmet binası için ödenen aylık kira bedeline ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/55846)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan müsteşarlara ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/55848)

29.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/56162)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan daire başkanları ve daire başkan yardımcılarına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/56163)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında Bakanlıkta görev yapan genel müdür ve genel müdür yardımcılarına ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/56164)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, soru önergelerinin cevaplandırılmasına yönelik çalışmalara ve söz konusu çalışmalar ile görevli personele ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın cevabı (7/56165)

17 Aralık 2014 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşimini açıyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Gündemimize göre 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün yedinci tur görüşmelerini yapacağız.

Yedinci turda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (*)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (*)

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

 

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

a) Niğde Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Dumlupınar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ahi Evran Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Namık Kemal Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Bozok Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkari Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkari Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Tunceli Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Şimdi yedinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin adlarını okuyacağım:

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Mardin Milletvekili Erol Dora.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Oktay Saral, İzmir Milletvekili Aydın Şengül, Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut, İstanbul Milletvekili Osman Boyraz, Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Zonguldak Milletvekili Ercan Candan, İstanbul Milletvekili Halide İncekara, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşacak olan milletvekilleri: İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacak olan milletvekilleri: Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan, İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan.

Şahısları adına, lehinde Yalova Milletvekili Temel Coşkun -Hükûmet konuşacak- aleyhinde Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri konuşacak.

Şimdi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk konuşmacıyı kürsüye davet ediyorum.

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel.

Süreniz yirmi beş dakika.

Buyurunuz Sayın Tuncel. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bütçeleri üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Grip nedeniyle sesimden dolayı özür diliyorum hepinizden, iki gündür böyle bir sorun var.

Değerli arkadaşlar, bugün İnsan Hakları Haftası’nın son günü. Konu hakkında görüşlerime geçmeden önce, ne yazık ki bugün bir yaşam hakkı daha ihlal edildi. Diyarbakır’da 17 yaşında “Kadir Çakmak” adında bir çocuk polis kurşunuyla katledildi. Biz, bu kürsüde de insan hakları ve özgürlükleri konusunda, özellikle polisin yetkisinin güçlendirilmesi konusunda çok itirazlarımızı ifade ettik ama ne yazık ki bu itirazlarımız dikkate alınmadı, hatta son dönem çıkarılan yasayla birlikte, bu, polisin “vur” emri ya da polisin makul şüphe gerekçesiyle insanları engelleme adına katliama yol açtı. Ben bir kez daha bu saldırıyı kınıyor, Kadir Çakmak’ın ailesine başsağlığı ve sabır, kendisine de rahmet diliyorum.

Sevgili arkadaşlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurulduğu gün bu kürsüde, yine ben bir konuşma yapmıştım. Bizler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının doğru olmadığını, kanun hükmünde kararnameyle kurulan bu Bakanlığın aslında ciddi anlamda sorunlara neden olacağını, şehir ve çevrenin yan yana durmasının mümkün olmadığını, bunun şehirlerimizi ranta açmak açısından bir politika olduğunu ve bundan vazgeçilmesi gerektiğini hep ifade etmiştik. Ama ne yazık ki AKP iktidarı, çevre ve şehirciliği bir araya getirdi, kentleri, şehirleri, bütün alanları ranta açtı ve bu anlamda çok ciddi sorunlar yaşandı. Şimdi bu konuda bazı değerlendirmeler yapacağım ama bundan önce...

Biliyorsunuz, bundan önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı, bugün 17 Aralık nedeniyle, üzerinden bir yıl geçen yolsuzluk davasında da ismi geçenlerden birisi. Bu ciddi anlamda sorun. Aslında Türkiye’de yolsuzluk davası, özellikle iktidar tarafından bir komplo olarak değerlendirildi. Bu konuda kendilerine bir komplo yapıldığını, bunun gerçek olmadığını ifade etti ama Türkiye kamuoyu, genel olarak bunun doğru olduğunu, özellikle AKP Hükûmetinin bu konuda hesap vermesi gerektiğini söyledi. Yargı aracılığıyla bu süreçte takipsizlik kararları verildi. Mecliste bir komisyon var, bu komisyonun ne yapacağı belli değil. Ama şunun altını çizmek istiyoruz: Yolsuzluk meselesi tabii ki sadece Türkiye'nin meselesi değil. Yolsuzluk, rüşvet, ciddi anlamda, aslında demokrasisi az gelişmiş ülkelerde çok ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Türkiye'nin bununla yüzleşmesi gerekir. AKP Hükûmeti bununla yüzleşmek yerine bunu yok saydı, bu konuda hesap vermek yerine bunu yok saydığı için, aslında bugün, AKP iktidarının bütün milletvekilleri benzer bir şeyle karşı karşıya kaldı ve burada da iki gündür tanık oluyorsunuz, aslında cevap vermek zorunda kalıyor. Bunun nedeni de gerçek anlamda yolsuzlukla mücadele, bu gerçeklerin ortaya çıkması konusunda doğru çabanın sahibi olmamakla alakalı bir durum. Oysa yapılması gereken şey, varsa yolsuzluk, kim yapmış olursa olsun, iktidarın, Kabinenin üyeleri de olabilir, bunun açığa çıkartılmasıydı. Bu, Türkiye demokrasisi açısından da önemliydi ama bunu yapmak yerine bu sistem devam ettirildi çünkü bu sistemi devam ettirmek AKP iktidarının bir şekilde politik yaklaşımı olarak tarihe geçti. Biz bir kez daha bu kürsüden 17 ve 25 Aralıkta ortaya çıkan durumun, yolsuzluk operasyonunun Türkiye’de demokrasi açısından çok ciddi bir sorun olduğunun, bunun mutlaka açığa çıkartılması gerektiğinin, AKP Hükûmetinin de bunun açığa çıkartılması için -üzerinin gizlenmesi, yolsuzluğun üzerinin gizlenmesi için değil, açığa çıkartılması için- mücadele etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz ama şimdiye kadar yapılan uygulamalar ne yazık ki tersi yönde ortaya çıktı. Bugün bütün her yerde bu mesele tartışılırken bir kez daha bu kürsüde de ifade etmek istedik.

Sevgili arkadaşlar, aslında bütün bunların nedeni Türkiye’de sistemsel bir sorunla alakalı bir durum, yani Türkiye’de her şey AKP iktidarının politik duruşu nedeniyle, daha çok rant, daha çok kâr adına yaptığı politikaların yansıması olarak ortaya çıkıyor. O yüzden her türlü hukuksuzluk, her türlü hak ihlali bir şekilde kural hâline geliyor. AKP iktidarı bugüne kadar bütün kuralsızlıklarını kural hâline getirdi, kendi istediği için yasalar çıkarttı. Bütün yasaları, bütün bakanlıkları ilgilendiren konularda işini kolaylaştırmak, özellikle kendi politikalarını hayata geçirmek için HSYK’dan tutalım Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Orman Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına kadar her alanda, her yerde aslında 76 milyonun geleceğini ilgilendiren değil, daha çok bir grubun geleceğini ilgilendiren politikalar yürüttü. Bugün, aslında Türkiye bunun sancılarını yaşıyor ve yaşamaya devam edecek.

Değerli arkadaşlar, ekolojik mesele de bir sistem meselesi. Bu anlamda -bütün bu süreçlere bakarken- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, daha çok aslında şehirleri yeniden düzenleme, buralardan, kentlerden nasıl rant elde edebilirim adına siyaset yapıyor. Dikkat ederseniz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının en temel şeyi kentsel dönüşüm projeleri. Kentsel dönüşüm projeleriyle kenti yeniden düzenleme, yeniden dizayn etme çalışmaları içerisine giriyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, kentleri daha iyi yapabiliriz, insanların insanca yaşayabileceği, sosyal, ekonomik, kültürel olarak daha rahat yaşayabileceği bir yer hâline getirebiliriz, doğru ama bunu yaparken halka rağmen, orada yaşayan insanlara rağmen bunu yapamazsınız. AKP’nin bütün politikalarına baktığınızda, halka rağmen bütün politikalar geliştirilmiştir. Merkezde toplum mühendisliği yapılmış, merkezde projeler geliştirilmiş, bu, halka dayatılmıştır. Bakın, bütün kentsel dönüşüm projelerinde halka rağmen kentsel dönüşüm yapılmıştır, halkın haberi yoktur. Halk ancak belediye görevlileri evlerini yıkmaya geldiğinde haberdar olmuştur ve bu konuda aslında çok ciddi toplumsal muhalefetle de karşı karşıya kaldığı ortada.

Burada temel sorun, AKP Hükûmetinin katılımcılığı esas almaması ya da katılımcılık dediğimizde biz her defasında, kendisine yandaş ya da kendi çevresinden, bu politikalara itiraz etmeyecek, muhalefeti yok sayan yaklaşımlarla bu projeleri geliştirmiştir. Dikkat edin, bütçe hazırlanış sürecinde de benzerdir. AKP Hükûmeti katılımcı bir bütçe yapmamaktadır. Oysa bütçeyi hazırlarken bu bütçe nereye kullanılıyor, nasıl kullanılıyor, gerçekten amacına göre kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu, bu konuda, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçeleme var mı, kadın, genç, yaşlı gerçek anlamda bu bütçeden ne kadar faydalanıyor; yine, çevre ne kadar zarar görüyor, bu bütçe politikaları hayata geçirilirken nasıl uygulanıyor konusunda hiçbir çalışma yok.

Dikkat edin, bu ekoloji meselesi sevgili arkadaşlar, sadece bir çevre meselesi, çevre duyarlılığı meselesi değildir. Bu ekoloji meselesi yaşamın ta kendisidir, politik bir meseledir, buradan bakmak gerekiyor. Özellikle kapitalizm, 16’ncı yüzyılda sanayileşmeyle birlikte başka sorunları ortaya çıkardı. Yani aşırı kâr hırsı, sanayileşme, pozitif bir değerlendirme olarak değerlendirilse de endüstriyalizmin ortaya çıkardığı, sanayileşmenin ortaya çıkardığı başka sorunlarla insanlık yüz yüze geldi, bu da çevre felaketi. Bugün dünyanın temel gündemlerinden birisinin iklim değişikliği olmasının temel nedeni, yine, çevre sorunlarının, ekolojik sorunların bu kadar birinci derecede gündem olmasının temel nedeni bu. Endüstriyalizm politikalarıyla artık insanların, ciddi anlamda, üzerinde yaşayacakları bir doğası, çevresi bile olmayacak. O yüzden, bütün uluslararası güçler, kapitalistlerin kendileri yaşanabilir bir çevre iddiasını ortaya koymaktadır.

Bakın, Türkiye birçok uluslararası sözleşmeye imza atmıştır. Avrupa Birliği sürecinde de -dün de bu kürsüden söyledik- en temel kriter çevre kriteridir, çevre başlığıdır ve bu konuda Türkiye'nin verdiği yükümlülükler vardır. Ama ne yazık ki yerine getirmiyor yani bu konuda ciddi anlamda sorunlar yaşanıyor. AKP Hükûmetinin diyelim ki çevre etki değerlendirme yaklaşımından tutalım aslında yaptığı bütün uygulamaların toplumdaki karşılığı nedir, yaşamdaki karşılığı nedir, çevreye ne kadar zarar veriyor konularında hiçbir değerlendirmesinin olmadığı ortada.

Sevgili arkadaşlar, işte bunlar felakete neden oluyor. Bunu herkes kabul etmiyor. Bu konuda çok ciddi toplumsal muhalefet var. Bakın, Kocaeli, Yalova, Çanakkale, Bursa, Manisa, İzmir, Aydın, Uşak, Burdur, Muğla, Antalya, Mersin, Karaman, Erzincan, Kayseri, Şırnak, Van, Hatay, Adana, Mardin, Batman gibi yerlerde AKP’nin bu politikaları nedeniyle çok ciddi itirazlar var. Kimi termik santraller için bu itirazlarını gündeme getiriyor, kimi HES’ler için bu itirazlarını gündeme getiriyor, kimisi derelerinin korunması açısından bu itirazlarını dile getiriyor, kimisi de maden ocakları -kendilerine yapılan- veya altın arama politikaları nedeniyle bütün bunları gündeme getiriyor. İktidarın bunu dikkate alması gerekir. Bunu hep kendisine karşı bir muhalefetmiş gibi… Hep burada sayın bakanların ifade ettiği gibi “Muhalefet bizim bir şey yapmamızı istemiyor, halka hizmet etmemizi istemiyor.” lafına sığınarak bu sorumluluktan kurtulamaz. Siz yapacaklarınızı insan yaşamına saygı çerçevesinde yapmak durumundasınız. Gerçekten insanca bir yaşam mı savunuyorsunuz? O zaman herkesin yaşamını pozitif etkileyecek işler yapacaksınız.

Sevgili arkadaşlar, bakın, bu iktidar örneğin, nükleer konusunda çok ısrarlı. Hatta, Sayın Davutoğlu diyor ki: “Biz yüzde 100 kendi imalatımız olan nükleer santraller imal edeceğiz.” Oysa nükleer santraller ciddi anlamda insan yaşamını tehdit eden uygulamalar. Bugün nükleer santraller yoluyla elektrik elde edilmesi bütün diğer enerji elde etme teknolojileri ve yatırımları gibi, teknolojisi ve yer seçiminden tutun da normal çalışma koşullarında ve kazası hâlinde sağlık ve çevre etkileri, beklenen fiyat artışlarına rağmen süreklilik arz eden, tamamen dışa bağımlı yakıt desteği gereksinimi, savaş hâlinde koruma zorluğu, radyasyonlu atıkların yok edilmesi, ekonomik ömür sonu santral sökümü ve bütün bunların maliyet hesaplarına değin bilimin bütün dallarını ve toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren bir konuyla karşı karşıyayız. Bakın, dikkat edin, aslında bu Japonya’da Fukuşima Nükleer Santral kazasından sonra biliyorsunuz bütün dünya bu konuda nükleer enerjiden vazgeçti hatta o zaman Japonya 54 nükleer santralden 52’sini kapattı. Yine, Almanya nükleer santrallerini 2020’ye kadar tamamen devre dışı bırakılması için politika geliştiriyor. İsviçre “2034’e kadar 5 reaktör kapatılacak.” dedi. Belçika yine 2016-2025 arasında nükleer programı tamamen ortadan kaldırırken Türkiye nükleer yapımı konusunda ısrarlı ve hatta bu konuda “Yüzde 100 kendi nükleerimizi yapacağız.” iddiasıyla karşımıza çıkıyor. Oysa insanların bu konuda yaşamlarını ciddi anlamda tehlikeye sokacak bir uygulamaya karşı çıkması gerekirken ya da bu konuda gerçekten bütün tedbirlerin nasıl alınacağı konusunda bir karar alması gerekirken aksine bu konuda ısrar etmektedir. Bu ciddi bir sorundur sevgili arkadaşlar yani işte AKP Hükûmeti diyor ki: “Peki, biz ne yapacağız? Termik santral yapmayacağız, nükleer enerji yapmayacağız, bütün bunları kullanmayacağız, biz ne yapacağız?” Bütün bunları, pekâlâ bu alanda çalışan insanlarla, sivil toplum örgütleriyle, halkın kendisiyle bir araya getirerek tartışma yürütebilirsiniz. Bu ciddi bir sorun sevgili arkadaşlar, bunların altını çizmek istiyoruz. O açıdan bu nükleere karşı olmamız sadece politik bir mesele değil, AKP Hükûmetini yıpratmak üzerinden değil, geleceğimizin yıpranmaması için bugün bu politikalara karşıyız. Yaşam hakkımızın, sağlık hakkımızın elimizden alınmaması için bu politikalara ısrarla karşı olduğumuzu ifade ediyoruz ve bu konuda sadece HDP’nin değil, aslında çok ciddi kesimlerin, sosyal kesimlerin de itirazının olduğunun altını çizmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin yaptığı çok iyi bir iş var, bu da aslında inşaat. Daha önce bir tanım yapmıştım, AKP inşaat partisine dönmüş durumda hatta müteahhitlik yapıyor yani bugün Başbakanlığa bağlı TOKİ diye bir kurum var. Bu TOKİ, aslında AKP’nin nasıl bir perspektifle şey yaptığının çok göstergesi. Her yerde kentsel dönüşüm adı altında zaten bu rekabeti ortadan kaldırıyor, devletin tüm olanaklarını kendileri kullanıyorlar. İşte acele kamulaştırma -dün de bahsetmiştik- ki acele kamulaştırma savaş döneminde arkadaşlar, dikkatinizi çekmek isterim, İkinci Dünya Savaşı öncesi Türkiye’nin savaşa girme olasılığı nedeniyle 1939’da çıkartılmış. O zaman acil askerî ihtiyaçların karşılanması için Bakanlar Kuruluna... Yurt savunması gerekçeleriyle ihtiyaç duyulan taşınmazlara el konulması olarak değerlendirilmiş bu ama AKP bu olağanüstü savaş hâli kuralını şimdi olağan bir hâle getirmiş durumda. Şimdi her yerde kendi rant alanları için; işte bir yerde HES mi yapacak, bir yerde dereleri imara mı açacak, bir yerde kentsel dönüşüm mü yapacak, bu konuda toplumsal itiraz mı var, halka bile sormadan acele kamulaştırma yasasıyla toplumun şeylerine el koymaktadır. Bu çok ciddi bir sorun. Yani, kentsel dönüşüm projelerinde de benzer bir şeyle karşı karşıya olduğumuzun altını çizmek istiyoruz. Oysa ki TOKİ’nin bile şimdi değerlendirilmesi gerekir: TOKİ gerçekten kâr ediyor mu etmiyor mu, zarar mı getiriyor? TOKİ’nin bu 774 milyon lira zarar ettiğine dair bilgiler konusunda AKP Hükûmeti ne diyor? Yani, bu konuda TOKİ, 2003 yılı itibarıyla söz konusu hedefler doğrultusunda... Bir de şöyle bir şey var: Tabii, kat karşılığı anlaştığı insanları da bu meseleye ortak ediyor ama daha sonra bunların gereklerini yerine getirmediği için çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yani, bu konuda sevgili arkadaşlar, 2003 yılında TOKİ’nin kendi hasılat payının yüzde 30 seviyelerinde oluşturduğu belirtilen Yapı Denetim Kurulunun raporuna göre, 2003 yılında gerçekleştirilen 3 ihale, 2004 yılında gerçekleştirilen 4 ihale sonucunda TOKİ 774 milyon lira bir zarara uğratılmıştır. Yine, ihalelerde ciddi sorunlar var. İhaleler veriliyor ama kapsamı belli değil. Neye göre veriliyor? Bu konuda gerçekten saydamlık yok, eşit muamele yok. Bazı projeler yürütülürken durum net değil. Maliyeti hesaplama ve yaklaşık maliyete esas fiyat ve rayiç değer tespitinin nasıl yapılacağına ilişkin bilgilendirmeler yok. Yani, netice itibarıyla bu TOKİ, üstelik alt gruplara, sözde daha yoksullara yönelik iş yapacağı gerekçeleriyle, TOKİ projeleriyle yoksul insanların, emekçilerin, daha alttakilerin yaşam alanlarına el konuluyor, oraya lüks yerler yapılıyor ve insanlar aslında şehir dışlarına itiliyor. Bu, aynı zamanda bir sınıf meselesidir de. AKP, daha çok zenginleri daha çok zengin etmek, onlara daha iyi yaşam koşulları sağlamak adına yoksulları, emekçileri, Kürtleri, Romanları, toplumun ötekilerini şehirlerin dışına itiyor ve yoksulluğa mahkûm ediyor. Bu ülkede sokakta yaşamaya mahkûm edilen insanlar varken ya da hâlâ evleri olmayan binlerce, milyonlarca evsiz varken AKP Hükûmeti bu TOKİ aracılığıyla zenginlere kendisini… Doğal olarak aslında, hangi sınıfın temsilcisiyseniz o sınıfa hizmet edersiniz, ben bu konuda bir yadırgama görmüyorum; AKP Hükûmeti sonuçta zenginlerin, elit sınıfın temsilcisi. O yüzden, durmadan “Ekonomide dünyanın 17’ncisiyiz.” diyor. O yüzden, sadece zenginlerle ve bu sermayedarlarla ilişkileri var. Oysa, bu ülkenin yoksullarıyla, gerçekten bir parça ekmeğe muhtaç olanlarıyla ilişkisi olmadığı için, onları da “sosyal yardım” adı altında kendisine bağlayan bir perspektifte ele alıyor. Bunlar çok ciddi sorunlar sevgili arkadaşlar.

Biz buradan Sayın Bakana birkaç soru sormak istiyoruz doğrusu. Yani, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ortaya çıkardığı bu sorun ciddi anlamda, çevresel anlamda ciddi krizleri… Yani bu yönetim tarzı, bu yönetim anlayışı ekolojik dengeyi altüst ederken, ciddi anlamda çevresel sorunlarla bizi karşı karşıya getirirken “Bunun tedbirini nasıl alacak?” sorusu hiç gündemde yok. Ama, bütün politikalarına baktığınızda, “Biz aslında çevre dostuyuz, biz bu konuda çalışmalar yürütüyoruz, uluslararası anlaşmalara, iklim değişikliği konferanslarına katılıyoruz, Kyoto Protokolü’nü imzaladık.” diyor. Ama, bu konuda hiçbir adım da atılmıyor. Yani, Türkiye, karbon salımı en çok artan ülkelerden birisi, hiçbir tedbir alınmıyor.

Sevgili arkadaşlar, mesela, Mersin Akkuyu’da nükleer santral alanında inşaat devam ediyor ancak Orman ve Su İşleri Bakanlığı diyor ki: “Bu inşaat nükleer santrale ilişkin bir inşaat değildir.” O zaman, peki, nedir burada yapılan? “Maden arama”ymış, “Maden arama amacıyla yapılıyor.” diyor. Hangi maden aranıyor Mersin’de, bu inşaat niye devam ediyor; bunun sorusunu sormak zorunda.

Yine, Akkuyu’da ÇED muafiyet anlaşması yapıldığı ve bu anlaşmanın kamuoyundan gizlendiği iddiaları vardır. Bu iddialar doğru mu? Kaldı ki Türkiye’de, ÇED dikkat ederseniz özel şirketlere veriliyor. Aslında şirketler ÇED’e, çevre etki değerlendirmesine uyması gerekirken, çevre etki değerlendirmesi şirketlere uyduruluyor; bu da ciddi anlamda çevre tahribatına neden oluyor.

Yine -biraz önce söylediğim- nükleer santral konusunda “Yüzde 100 yerli santral yapacağız.” diyor. Soma’da, Ermenek’te onlarca işçinin hayatını kaybetmesine sebep olan kazalar olmuşken ve sorumlu, denetleme ve ruhsatlandırma açısından Hükûmetin kendisiyken böyle bir riski nasıl göze alabiliyor sorusu bizim açımızdan elzemdir.

Yine, İzmir Gaziemir’de Türkiye’ye girişi yasak olan ve nükleer santrallerde kullanılan yakıt çubuklarından ortaya çıkan “Europium 152” adlı radyoaktif madde Türkiye’ye nasıl girdi, girişi nasıl oldu? Bu konuda kamuoyunun bilgilenmeye ihtiyacı var.

Yine, bütün baraj veya santral işlerinde çevresel etki değerlendirme olumlu raporu alması gerekmektedir. Ancak bunun olmazsa olmazı da halkın katılımıyla olacak. Başta da belirttik, halkın katılımı olmadan çevre etki değerlendirmesi raporlarına nasıl güvenebiliriz? Bu konuda Hükûmetin politikası nedir gerçekten halkı katmak için? Birçok HES veya kentsel dönüşüm projesi idare mahkemeleri tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen devam etmektedir. Bu çok ciddi bir sorun sevgili arkadaşlar, dikkat ederseniz aslında yasalara bile uymuyor. Dün bu kürsüde ifade ettik yani yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, hukuki olarak gerekli sorumluluğu yerine getirmemelerine rağmen HES yapımları devam ediyor. Bunun çok ciddi bir sorun hâline geldiğinin altını çizelim.

Yine, İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kapatılmıştır. Türkiye’de, dünyada iklim değişikliği bu kadar önemli bir konuyken neden bu ortadan kaldırılıyor? Bu, çok ciddi bir sorun.

Yine, sevgili arkadaşlar, yani bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına dair çok ciddi itirazlarımız ve eleştirilerimiz olduğunu hep ifade ettik. İstanbul’dan bile bakarsanız, İstanbul’da üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, yine kentsel dönüşüm projeleri aslında insanlığın yaşamını nasıl etkilediğini, bu konuda ne kadar olumsuz bir yaklaşım olduğunun altını çizdik. O yüzden burada bir önerimiz Çevre ve Şehircilik Bakanlığına: Bu kentsel dönüşüm projelerini halka rağmen değil, halkla birlikte yapınız. Gerçekten ekoloji meselesi sadece sıradan bir mesele değildir. Aslında sevgili arkadaşlar, toplumsal muhalefetin bu kadar önde olması, bunun bu kadar siyasallaşmasının nedeni gelecek perspektifimizin ekolojik bir perspektif olmasıyla alakalı bir durumdur yani ekolojik mesele toplumsal sorunlardan ayrı ele alınamaz. Ekolojinin kendisi bugün toplumsal sorunların temel nedenidir. Dikkat edin, Gezi direnişinin başlaması, Yırca’daki köylülerin direnişi, HES’lere karşı direniş tam da ekolojik mücadelenin bir direnişidir. Buradan bakınca durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamış olmanız gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne ilişkin de birkaç şey ifade etmek istiyorum. Doğrusu, bu Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, 2005 yılında 3402 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle yeni rant alanları oluşturdu, şirketlerin astronomik fiyatlarda kâr sağlamasına neden oldu. Bu ilginç bir durum. Mesela, bir şirket alıyor bu şeyi, yarı fiyatına başkasına devrediyor. Aslında, pekâlâ, üçte 1’ine mal edilebilecekken birinci şirket çok fazla para alıyor ve bu çok ciddi sorun. Oysa burada ortaya çıkacak kâr Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne verilirse buradan çok daha iyi işler yapılacak. Bu ciddi bir sorun.

İkinci sorun alanı, tapu kadastro konusunda bölgesel özellikler dikkate alınmıyor, özellikle Kürdistan’da ya da diyelim ki daha şey… Sonuçta, Türkiye çok kimlikli, çok kültürlü bir yapı. Trakya’da birçok alanda oranın sosyokültürel, ekonomik boyutları dikkate alınmadan kadastro işlemleri yapılıyor. Örneğin, Dersim meselesinde Dersim katliama uğramış, bunun şeyleri değiştirilmiş, arkasından 90’lı yıllarda Kürdistan’da zorunlu göç olmuş, köyler boşaltılmış, insanlar yerlerinden yurtlarından edilmiş. Şimdi, yine diyelim ki bu konuda tapu şeyi olunca, mülkiyet sahiplerinin üç temel şeyi oluyor yani, bir, zaten bu dönemde, eskiden bu coğrafyada yaşayanlar hak talep ediyor, 90’lı yıllarda savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar hak talep ediyor, yirmi yıl bir mülkiyet üzerinde zilyetliğe dayanan hak talep ediyor. Üçü de doğru talep aslında ama bu konuda çok ciddi bir sorun yok çünkü Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de ciddi anlamda dağınık çalışıyor. İşte 7 tane bakanlığın alanına giriyor ama 7 bakanlık ayrı ayrı kararlar veriyor. İşte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ayrı karar veriyor, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ayrı karar veriyor, Millî Savunma ayrı, İçişleri ayrı. Oysa bunların, Tapu Kadastronun özerk bir hâle gelmesi, bütün bunların ortak bir perspektiften ele alınması ve toplumsal özelliklere göre sosyokültürel, ekonomik, inançsal, kültürel değerlerine göre ele alınması gerekiyor. Bunlar olmadığı sürece Türkiye’de çok ciddi bir sorun ortaya çıkacaktır yani iktidarın kendi şeyini düşünürken toplumu düşünmemesi ciddi bir sorundur değerli arkadaşlar. O açıdan bizim görevimiz, tabii ki muhalefet etmek, kendi görüşlerimizi bu kürsüde ifade etmektir. Ne kadar dikkate alınıyor; o ayrı bir şey. Aslında, bütçe hazırlanışı sırasında da sadece muhalefet şerhimizi kamuoyu duyuyor ama buna rağmen biz bunların, bu itirazlarımızın önemli olduğunun altını çizmek istiyoruz.

Bitirirken sevgili arkadaşlar şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Ekoloji mücadelesi yürütenler bu ülkenin daha iyi bir gelecekte yaşamasını istiyorlar. Bu ülkedeki yatırımlara, bu ülkedeki insanların daha iyi koşullarda yaşamasına karşı değiller, aksine sürdürülebilir bir çevrede, gerçekten ekolojik olarak kendi geleceklerinin sağlandığı bir çevrede yaşamak istiyorlar. Doğa hakkı temel bir haktır ve güvence altına alınmasını istiyorlar. Ev yaparken, kentsel dönüşüm yaparken, HES yaparken önce doğanın hakkını koruyacaksınız. “Doğanın hakkını güvence altına almadan yeni bir yaptırım yapmayacaksınız.” diyor; bu, çok insani ve doğru bir talep, bunun doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde yapılan bütün usulsüzlükler, denetime açık olmayan, şeffaf olmayan -aslında bugün Türkiye’nin temel sorunu da bu- hukuksuzluğu hukuk hâline getiren durum Türkiye’yi yaşanmaz bir ülke hâline, ölümler ülkesi hâline getiriyor; bunu Türkiye’nin hak etmediğini düşünüyoruz. Yolsuzlukların, ölümlerin, zulümlerin olmadığı bir Türkiye istiyorsak önce demokratikleşeceğiz, önce doğru bir hukuk oluşturacağız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tuncel.

Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Ayhan.

Süreniz otuz dakikadır.

HDP GRUBU ADINA İBRAHİM AYHAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 2015 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine partim ve grubum adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen halkımızı da saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle birkaç gün önce Pakistan’ın Peşaver kentinde Taliban saldırısı sonucu katledilen çocuklarla ilgili düşüncemi ve partimizin bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu katliam, egemenlerin çıkarları için Pakistan’da, Suriye’de Kürdistan’da, Rojava’da, Şengal’de ve birçok yerde yaşanan katliamların benzeri bir katliam, vahşet niteliğinde gerçekleşen bir katliam. Bu katliamda yaşamını yitiren çocuklarımızın acılarını paylaşıyor, özellikle Pakistan halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Bunun dışında, partimizin de özellikle bu ve benzeri katliamlara karşı kesin, net tutumunun her zaman olduğunu ve bugün de bu tutuma sahip olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum ve tüm Pakistan halkına da başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum.

Kapitalist ulus devletlerin eğitim politikalarını belirlerken ve bunları hayata geçirirken öncelik verdikleri iki temel gereksinim, sermayenin ve devlete hâkim olan ideolojinin bekasıdır. Bu temelde, Türkiye gibi kapitalist ulus devletlerde de eğitim, sermayenin ihtiyaç duyduğu nitelikte insan gücünü yetiştirme ve toplumu ideolojik olarak belli bir kalıba sokma sürecidir. Sermayenin ihtiyaç duyduğu niteliklerde insan gücünü yetiştirirken eğitim sistemi tam bir eleme ve ayrıştırma aracı olarak işlev görür. Bu ayrıştırma, öğrencinin sosyoekonomik sınıfına, ideolojik konumuna, diline, kimliğine, inancına, cinsiyetine ve cinsel yönelimine göre belirlenmektedir. Eğitim sürecindeki merkezî sınavlar, mülakatlar, yönlendirmeler tam da bu amacı yerine getirmek için koşulları ortaya çıkarmaktadır. Zengin çocukların neredeyse tamamı ilerde kendilerine yüksek gelir getirecek ve bunu sağlayacak bir eğitim alırken yoksul çocuklar ya okula gidememekte ya da binbir zorlukla okula gidenler meslek liselerine, imam-hatiplere ve meslek yüksekokullarına yönlendirilmektedirler. Yani bir bütün olarak zengin çocukları kendi tercihlerini yaparken bu ideolojik ve siyasal tercihler çerçevesinde ileride olabilecekleri şekilde okullara yönlendirilmekte, yoksulların çocukları da kendi yaşamış olduğu koşullar çerçevesinde daha kıt olanaklarla, daha zor koşullarla karşı karşıya kalmakta, âdeta yoksulluk onlara bir kader olarak dayatılmaktadır.

Bu temelde eğitim sistemi toplumdaki mevcut eşitsizlikleri ortadan kaldıracağı yerde her geçen gün bu eşitsizlikleri daha da derinleştirmekte ve daha da artırmaktadır. Yani şu ana kadar eğitim sistemindeki mevcut uygulamalar bu eşitsizlikleri azaltmaktan ziyade daha da fazlalaştırmış, daha da büyütmüştür.

Burada üzerinde durmak istediğim ikinci nokta ise egemenlerin eğitimi kendi siyasal ve ideolojik perspekfitlerini tüm topluma ve geleceğe aktarma süreci olarak ele almaları hususudur. Diğer bir ifadeyle, siyasal iktidarlar, eğitimi toplumu şekillendirme süreci olarak ele almakta, araçsallaştırmakta ve sürekli olarak müdahalelerde bulunmaktadırlar. Bu temelde her hükûmet çocukların, gençlerin, bütün toplumun kendi gibi düşünmesini, kendi gibi inanmasını sağlayacak düzenlemelere gitmektedir. Düşünen, sorgulayan bir toplum yerine, aç da kalsa, susuz da kalsa, her gün emek sömürüsüne, polis şiddetine maruz da kalsa şükredecek bir toplum yaratmak için eğitime dair her şey merkezîleştirilmektedir. Kendileri gibi düşünmeyen, inanmayan ve kendileri gibi yaşamayanları ise eğitim sürecinde terbiye etmekte, sindirmekte, kodlamakta, ötekileştirmekte ve elemektedir.

Değerli arkadaşlar, tekçi, kapitalist, ulus devlet anlayışına dayalı Türkiye’de bu temelde eğitime sürekli müdahaleler olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca eğitim sistemi başta Kemalizm, Türk-İslam sentezi, Turancılık, Neoosmanlıcılık gibi ideolojiler temelinde sürekli şekillendirilmiş ve bu biçimde ortaya konulan politikalarla eğitim süreci geliştirilmeye, eğitime yönelik çalışmalar yapılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ise Neoosmanlıcılığın temsilcisi olan AKP iktidarı, son yıllarda giderek artan bir şekilde eğitim sistemine, müfredatına, yönetimine ideolojik saiklerle yapısal müdahalelerde bulunmaktadır.

Buradan belirtmek gerekir ki AKP’nin yapısal olarak dönüştürdüğü eğitim sistemi hâlihazırda cumhuriyet tarihinin tüm ideolojik müdahaleleri altında ezilmiş, bilimsel ve demokratik değerlerden yoksun bırakılmıştır. Eğitim sisteminde, Kürtler başta olmak üzere tüm halklar dilleri ve kültürleriyle birlikte, Sünni Hanefi mezhebi dışında tüm din ve inançlar, erkek egemenliği dışında tüm toplumsal cinsiyet kimlikleri yok sayılmış, yasaklanmış ve bastırılmıştır. Bu anlamda eğitim alanı sayısız eşitsizlik ve ayrımcılık pratiklerine sahne olmuştur. AKP iktidarları döneminde ise eğitimdeki bu tablo düzeltilmediği gibi son dönemde yoğunlaşan ideolojik müdahalelerle mevcut sorunların, eşitsizlik ve ayrımcılıkların daha da derinleşeceği aşikârdır.

Buradan özellikle belirtmek istiyorum ki AKP iktidarının eğitime yönelik müdahaleleri en az kendisinden öncekiler kadar ideolojik olduğu gibi burada da özgürlükçü bir yaklaşım kesinlikle yoktur. AKP iktidarının demokrasi, özgürlük ve hak gibi kavramları kullanarak yaptığı değişim ve müdahaleler, bu kavramların taşıdıkları evrensel anlamlardan uzak, eğitimde Neoosmanlıcılık temelinde muhafazakârlaşmayı adım adım inşayı meşrulaştırma ve hakikati gizleme çabasıdır.

Değerli arkadaşlar, AKP iktidarı eğitimi bir ortaklaşma, paylaşma ve özgürleşme süreci olarak ele almamaktadır, ona göre eğitim toplumsal eşitsizlikler ve ayrımcılıklarla mücadele etme süreci değildir. Onlar için öğretmenin, öğrencinin, velinin, eğitim alanında kafa yoran, düşünen ve çalışmalar yürüten aydınların, sendikaların bir kıymetiharbiyesi yoktur. Bakanlığın istediği, eğitim şûralarında yaptığı gibi “çoğulculuk, katılımcılık” adı altında yandaş sendikaların, yöneticilerin, bürokratların hegemonyasında kararlar alıp bizlerin de kendilerinin ne kadar demokrat olduğuna inanmalarını sağlamaktır.

2015 eğitim bütçesinin, eğitim bileşenlerinin hiçbirinin görüşü alınmadan, önceki yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir anlayışla hazırlandığını görüyoruz. Bu bütçe de eğitim sisteminin en temel ihtiyaçları görmezden gelinerek, sadece zorunlu harcamalar ve sermayeye açılacak rant alanları dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Eğitim bütçesinin arttığı, aslan payını aldığı yönündeki iktidar sözcülerinin söylemlerinin ise istatiksel yalanlardan ibaret olduğu ortadadır. Kamuda çalışan toplam personel sayısının yarısına yakınının Eğitim Bakanlığında görevli olduğu düşünüldüğünde, neden bütçeden en fazla pay ayrılan bakanlıklardan birinin Eğitim Bakanlığı olduğu da görülecektir. 17 milyon öğrenci ve 100 bine yaklaşan kurum sayısı da hesaba katıldığında hâlihazırda eğitim bütçesinin yaklaşık yüzde 90’ını zorunlu harcamalar oluşturmaktadır. Bu nedenle Eğitim Bakanlığının bütçesinin nominal büyüklüğünün tek başına bir anlamı bulunmamaktadır. Asıl bakılması gereken göstergeler, eğitim bütçesinin millî gelire oranı, öğrenci başına yapılan ortalama harcama, yatırımlara ayrılan pay ve halkın cebinden çıkan eğitim harcamalarıdır.

Sayın Bakan, 2015 eğitim bütçesinin millî gelire oranı yüzde 3,24’tür. Bu rakam bir önceki yılla aynı orandadır, bir artış aslında söz konusu değildir. Bu rakam, OECD ülkelerinin çok gerisinde kalan bir orandır. OECD ülkelerinde eğitim bütçesinin millî gelir içerisindeki payı ortalama olarak yüzde 6 civarındadır. Neredeyse eğitime sizin Bakanlığınızın ayırmış olduğu payın 2 katıdır.

Yine, Türkiye’de 2015 eğitim bütçesine göre, öğrenci başına ortalama bütçe -yükseköğretim de dâhil- yaklaşık 3.600 TL’dir. OECD ülkelerinde ise bu rakam ortalama olarak 8.500 dolardır. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde öğrenci başına en az kaynak ayıran ülkedir.

Diğer taraftan, eğitimin niteliği açısından eğitim bütçesinde en önemli kalemi oluşturan yatırımlara ayrılması gereken payda da 2002 yılıyla kıyasladığımızda ciddi bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Yatırımlara ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2014 yılı itibarıyla bu oran yarı yarıya azaltılarak yüzde 9’a düşürülmüştür.

Eğitim Bakanlığının bütçesi eğitim sisteminin temel gereksinimlerini karşılamanın çok uzağında olduğu için, aileler bu açığı kapatmak için kendi ceplerinden ciddi harcamalar yapmaktadırlar. Örneğin, EĞİTİM-SEN’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 2002-2003 eğitim-öğretim yılında bir öğrenci için aileler yıllık ortalama 720 TL eğitim harcaması yapıyorken, bu harcama 2013-2014 eğitim öğretim yılında tam 5 kat artarak 3.602 TL’ye yükselmiştir.

Değerli arkadaşlar, Eğitim Bakanlığı kamusal eğitime yeterince kaynak ayırmadığı için toplumdaki sosyoekonomik eşitsizlikler doğrudan eğitime yansımakta ve okullar arasında ciddi dengesizlikler ortaya çıkmaktadır. Eğitim harcamaları bakımından Türkiye’de en zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 20’nin arasındaki fark 14 kat olmuştur. Bu nitelik farkı doğrudan öğrenci başarılarına etki etmekte ve sınıfsal bir ayrıştırma işlevi görmektedir. Sosyoekonomik açıdan üst bölgelerdeki okulların öğrencilerinin bir üst öğretime yani ortaöğretime, yükseköğretime geçme oranları, merkezî sınavlardaki başarı ortalamaları ve prestijli okul ve bölümleri kazanma oranları, alt sosyoekonomik bölgelerdeki okullara oranla hayli yüksektir. Bunun temel nedeni, kamu okullarının giderlerinin, gereksinimlerinin veliler tarafından karşılanması ve devletin kamu okullarına -ki özellikle yoksul mahallelerdeki okullara- üvey evlat muamelesi yapmasıdır.

Diğer taraftan, eğitimde temel sorun alanlarından biri hiç kuşkusuz eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorunlu bırakılmasıdır. Geçtiğimiz on iki yıl içerisinde eğitim ve bilim emekçilerinin aldıkları maaşlar rakamsal olarak artmış gibi görünse de insanca yaşam seviyesinin oldukça uzağındadır. Eğitim emekçilerinin üçte 2’si insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmek için ek işler yapmak zorunda bırakılmış, özellikle öğretmenlerin satın alım gücü belirgin bir şekilde azalmıştır. Kasım 2014 itibarıyla 164 TL’lik aile yardımı… 9’un 1’inde olan bir öğretmenin maaşı 2.082 TL’dir. 1’in 4’ündeki bir öğretmenin maaşı ise 2.422 TL’dir. Bu rakam, Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı olan 3.002 liranın, eğitim sendikalarına göre ise 3.990 liranın oldukça altında olan bir rakamdır.

Sayın Bakan bu tablo karşısında kendisine yöneltilen sorulara cevaben “Olsa, dükkan senin.” demektedir. Saraylara, TOMA’lara, gaz fişeklerine, güvenlik harcamalarına dükkânın kasasının sonuna kadar açılmasına ses çıkarmayan Sayın Bakan, söz konusu öğretmenlerin insanca yaşayabilecekleri bir maaş almaları olunca, bakkal Erdal gibi bin dereden su getirmektedir.

Değerli arkadaşlar, AKP hükûmetlerinin geliştirdiği eğitim politikaları sorunları çözeceği yerde, her yıl yeni sorunlar ve bu sorunlarla birlikte yeni eşitsizlikler, mağduriyetler yaratmaktadır. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde on binlerce eğitim yöneticisinin görevine son verilmesi ve bunların yerine yapılan siyasal kadrolaşma, TEOG’da yapılan sistem değişikliğiyle milyonlarca öğrencinin mağdur edilmesi ve binlerce öğrencinin isteği dışında başta imam-hatipler olmak üzere meslek liselerine otomatik kayıtlarının yapılması, kamusal eğitime harcanması gereken kaynakların özele aktarılması, Suriyeli, Iraklı ve Kürdistanlı on binlerce mülteci öğrencinin eğitim öğretim haklarından mağdur olması, eş durumu atamalarında sigortalı çalışma süresinin üç yıla çıkarılmasıyla aile bütünlükleri bozulan on binlerce öğretmene binlercesinin daha eklenmesi, eğitim kurumlarında siyasal kadrolaşmaya zemin oluşturan sözlü sınavın yaygınlaştırılması, ana dilde eğitim için kendi kurumlarını açan halka yönelik baskı ve zor kullanımı, Kürtçe öğretmenlerine negatif ayrımcılık uygulanması ve bu öğretmenlerin atamalarının yeterli sayıda yapılmaması ilk başta akla gelen yeni sorunlar olarak sıralanabilir. Bu sorunlarla birlikte, Eğitim Bakanlığının, eğitim emekçilerinden öğrencilerin sorunlarına, ana dilinde eğitimden demokratik, laik ve bilimsel eğitime, müfredattan okulların fiziksel şartlarına, eğitimde yaşanan eşitsizliklerden eğitimdeki tekçi, cinsiyetçi devlet söylemine kadar sayısız sorun alanları bulunmaktadır.

Osmanlıca eğitimi zorunlu hâle getirmeyi planlayan AKP iktidarı, söz konusu Türkiye’deki halkların ana dilde eğitim hakkı olunca bildik, ezber resmî söyleme sarılmakta ve ana dilde eğitimi yok saymaktadır. Bugün uluslararası metinlerde temel bir hak olarak görülen, dünyanın birçok ülkesinde anayasal güvence altında olan ana dilde eğitim hakkı, Türkiye’de hâlâ, tekçi devlet zihniyeti, bölünme fobisi, faşizme varan milliyetçilik ve ırkçılık gerekçeleri ile reddedilmektedir. Günümüzde de hâlen hâkim olan bu yaklaşım sonucu Türkiye’de, başta Kürtçe olmak üzere, Gürcüce, Hemşince, Lazca, Pontusça, Süryanice, Abazaca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Acemce, Mıhallemice, Pomakça gibi diller cumhuriyet tarihi boyunca inkâr ve asimilasyon politikalarına maruz kalmışlardır. Temel bir insan hakkı olan ana dilde eğitim hakkını yok sayan AKP iktidarı, halkın talebini seçmeli ders ya da özel okulda birkaç saatin ana dilde verilmesi aldatmacasıyla ötelemeye çalışmaktadır.

Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’deki tüm halkların talebi ana dilde eğitimdir. Bu temelde somut savunumuz “Ana dili temelli çok dilli eğitim” modelidir. Yani sadece Kürtler için değil, tüm halklar için, az önce sıraladığım tüm diller için ve onu kullanan insanlar için ana dilli eğitimi savunuyoruz. Ana dilin eğitimin temel dili olması, ana dillerine saygı duyulması, toplumun çok dillileştirilmesi hiç kuşkusuz toplumsal ve siyasal bütünleşmeyi güçlendirir. Ana dillerin dışlanmasının yaratacağı dezavantajlardan dolayı eğitimdeki eşitsizlikleri ortadan kaldırır, öğrenci başarısını artırır, toplumsal, kültürel ve zihinsel olarak birbirini daha iyi anlayan bir toplum yaratarak iç barışı da kalıcılaştırarak sağlamlaştırır.

Burada saydığım ve doğruluğu sayısız bilimsel araştırmalarla ortaya konulan bu gerçeklere daha fazla kulak tıkamanızın, halkların taleplerini görmezden gelmenizin günümüzde geçerliliği kalmamıştır. Geldiğimiz noktada Kürt halkının sabrı da aslında kalmamıştır. Ana dilde eğitim talebi her geçen gün çok güçlü bir şekilde, çok ciddi bir şekilde ortaya konuluyorken artık bu halkın bu taleplerinin karşılanmaması noktasında halkımızın sabrının kalmadığını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Geldiğiniz noktada Kürt halkının ana dilde eğitim hakkı yok sayılmaya devam edilirse bu yıl olduğu gibi bundan sonraki yıllarda da Kürt halkı sizlerden icazet almadan kendi okullarını açıp kendi eğitim kurumlarını inşa etmeye devam edecektir. Bu haklı ve meşru yürüyüş ne polis şiddeti ne yasaklamalar ne de bildik yargı kararlarıyla engellenemez.

Değerli arkadaşlar, eğitim sisteminin temel sorunlarından biri de kuşkusuz, neoliberal politikalar temelinde kamu kaynaklarının özel sektöre aktarılması, eğitimin ticarileştirilmesi ve piyasaya açılmasıdır. AKP on iki yıllık iktidarı boyunca eğitimi hem işlevsel hem de örgütsel açıdan piyasa merkezli bir işletmecilik mantığıyla sürekli olarak dönüşüme tabi tutmuştur. Öğrencilerin özel okullara yönlendirilmesi, özel okullara “teşvik” adı altında kamu kaynaklarının aktarılması, kamu taşınmazlarının sermayeye peşkeş çekilmesi gibi uygulamalara izin veren düzenlemeler bu mantığın sonucudur.

Sayın Başkan, son dönemde AKP’nin eğitim sistemine kendi siyasal İslam algısı üzerinden yaptığı müdahaleler ve gelişmeler de yaşanmaktadır. AKP iktidarının kendi din algısı üzerinden eğitime yaptığı müdahaleler ideolojik bir stratejinin tezahürüdür. Eğitim alanındaki bu değişimlerin altında yatan ideolojik strateji, Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan’ın İstanbul’da İl Millî Eğitim Müdürlüğü yetkililerine “Geniş düşünün, imam-hatiplerin sayısının artırılması değil esas olan, tüm okulların birer imam-hatibe dönüştürülmesidir.” minvalindeki emir telkin eden –“tape”lerdeki- yaklaşımda kendini açığa vurmaktadır.

Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, eğitime yönelik tüm bu değişim ve tartışmalar ideolojik müdahalelerdir. Siyasi iktidarın zihnindeki muhafazakâr toplumun kodlanması ve bu muhafazakâr toplum yaratmaya ilişkin kendi siyasal, ideolojik politikalarının pratiğe yansımasıdır.

Eğitimde dinî içeriğin ve dinî içerikli derslerin sayısının artırılması ve okul öncesindeki eğitime kadar yaygınlaştırılmasını AKP siyasal bir kazanım olarak kodlarken pedagojik ve toplumsal açıdan büyük sorunlara kapı açmaktadır. Milyonlarca Alevi’nin, gayrimüslimin ya da herhangi bir dinsel öğretiyi yaşamının merkezine almayan yurttaşların bulunduğu bir ülkede Sünni Hanefi mezhebine dayalı dinî eğitimin zorunlu olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu, devlet eliyle ve zoruyla yapılan bir ayrımcılıktır. Evrensel hukuki belgelerde belirtildiği üzere, her ailenin kendi çocuğunu kendi inandığı değerler üzerinden eğitme hakkının ihlalidir aslında bu. Kaldı ki AİHM’in bu yönlü bir kararında da açıkça belirtildiği üzere, din kültürü dersinin zorunlu tutulması eğitim hakkının ihlalidir. 19’uncu Millî Eğitim Şûrası’nda alınan, dinî eğitimin 3 yaşından itibaren çocuklara zorunlu olarak öğretilmesi yönündeki tavsiye kararına ilişkin sizi şimdiden uyarmak istiyoruz. Alınan tavsiye kararını uygulamaya teşne muhafazakâr kodlarınız bizi ciddi bir şekilde endişelendirmektedir.

Bu kararın yasalaşmasının toplumsal ve hukuksal handikapları bir yana, biz pedagojik sakıncalarından söz etmek istiyoruz. Somut düşünme döneminde olan çocuklara tamamen soyut kavramlardan ibaret bir dersin zorunlu tutulmasının, korku ve dogmatik düşüncenin hâkim olmasına, eleştirel ve yaratıcı düşüncenin gelişmesinin sekteye uğramasına neden olacağı bilimsel bir gerçektir. Burada asıl tartışılması gereken konu, soyut, millî, dinî değerlerden uzak, çocuğun bilişsel ve bedensel gelişimine katkı sağlayacak somut etkinliklerle zenginleştirilmiş, bilimsel ve pedagojik kriterlere uygun bir okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamı dışında tutulmuş olmasıdır.

Buradan bir hususu sormak istiyoruz: Dün kamuoyuna yansıyan haberlerde, Osmaniye ili Kadirli İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından anaokullarında değerler eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğine dair gönderilen resmî yazıda öğrencilerin derse selam ve besmeleyle başlaması, dua ve surelerin tecvitle öğretilmesi -çocuk besmeleyi hecelerken sağa sola, öne arkaya dönecek, ellerini şaplatacak- “Kim daha sesli besmele getirecek?” gibi sorularla öğrencilerin motive edilmesi direktifi verilmektedir. Sayın Bakan, Kadirli İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün yaptığı bu uygulama Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Bu uygulamanın okul öncesi tüm eğitim kurumlarındaki öğrenciler için zorunlu tutulmasını doğru buluyor musunuz? Eğitim Şûrası’nda “değerler eğitimi” ile kastettiğiniz tam da bu mudur?

Değerli arkadaşlar, Eğitimin, AKP iktidarının din algısı üzerinden muhafazakârlaştırılmasının diğer boyutunu da eğitimdeki siyasal kadrolaşmalar oluşturmaktadır. AKP iktidarı döneminde Eğitim Kurumu Yöneticileri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği sayısız kere değiştirilmiş, en son geçtiğimiz bahar ayında çıkartılan kanun tasarısı ile MEB’de görevli on binlerce yöneticinin görevine bir gecede son verilerek eğitim ortamı tam bir kaosa sürüklenmiştir. Valilerin çoğunlukla AKP’nin memuru gibi hareket ettiğini düşünürsek pratikte ortaya çıkan tabloyu tahmin edebilirsiniz. Nihayetinde, valilerin atadığı kişi listelerinin Hükûmete yakın sendika şubelerinde hazırlandığı ortaya çıkmıştır. Yeni yapılan atamalarda eğitim yöneticilerinin yüzde 80’inden fazlasının EĞİTİM-BİR-SEN’li olmasını meşru gören bir Eğitim Bakanı ile karşı karşıya olduğumuz hakikatini de üzülerek kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, hiç kuşkusuz eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biri de, kanayan yaralarından biri de ataması yapılmayan öğretmenlerdir. AKP iktidarı, intiharlara neden olacak kadar büyük travmalar yaşanmasına kaynaklık eden bu sorunu çözeceği yerde her yıl daha da büyümesine seyirci kalmaktadır. Sayın Erdoğan 2002 yılında iktidara gelmeden hemen önce İstanbul’da yaptığı bir miting konuşmasında, iktidar olduklarında, tüm öğretmen adaylarının, eğitimlerini tamamladıkları günün ertesi sınavsız bir şekilde göreve başlayacaklarını belirtmişti. Halka bu sözleri verdiği günlerde, 2002 yılında ataması yapılmayan öğretmen sayısı 70 bindi, bugün ise bu rakam 300 binin üzerine çıkmış durumda. Bugün, Bakanlığın yaptığı açıklamalara göre, 120 binin üzerinde öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. MEB, bu atamaları gerçekleştirmek yerine, ucuz, esnek ve güvencesiz ücretli öğretmen formülüyle bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. Bunu yaparken de ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmenin feryadına kulaklarını kapatmakta, yaşadıkları zorlukları görmezden gelmektedir. Buradan acil talebimiz, büyük drama dönüşen bu sorunun bir an önce çözülmesi, özellikle, Kürtçe öğretmenleri de dâhil olmak üzere ataması yapılmayan öğretmenlerin bir an önce atamalarının gerçekleştirilmesi ve bu atamalarının yapılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, eğitimdeki görülmeyen, yok sayılan olgulardan biri de azınlık okullarının yaşadıkları sorunlardır. Azınlık okulları üzerindeki sistematik baskı her geçen gün artmaktadır. Politik ve toplumsal baskılarla mücadele eden azınlık okullarının sorunlarının önemli bir boyutu da ekonomiktir. Merkezî eğitim bütçesinden herhangi bir bütçe ayrılmayan azınlık okulları kendi kaderlerine terk edilmektedir. Azınlık okulları, binbir güçlükle, vakıfların ayırabildiği bütçe ve öğrenci velilerinin sınırlı bağışlarıyla ayakta kalabilmektedir. Bu yıl, özel okullara öğrenci başına yapılacak ödemeden azınlık okullarının da yararlanacağı belirtilmektedir. Bu uygulama hem eksik hem de yanlıştır. Musevi okulları hariç, diğer azınlık okulları kamu kurumları olduğu için, kaynaklarının da diğer kamu okullarıyla aynı şekilde eğitim bütçesinden karşılanması gerekmektedir.

Eşitlik ilkesi gereği, Eğitim Bakanlığı, bu konuda acilen gereken düzenlemeleri yapmalıdır. Bu durum, aynı zamanda, Eğitim Bakanlığının azınlıklara, farklı inançlara verdiği değeri ve yaklaşımındaki eşitliği gösterecektir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer konu da, Şengal, Kobani, Rojava, Irak ve Suriye’den gelen mülteci çocuk ve gençlerin durumudur. Hiç kuşkusuz, savaşların en büyük mağduru çocuklardır. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türkiye'ye gelen mültecilerin yaklaşık yüzde 35’i zorunlu eğitim öğretim çağında olan çocuklardır. Bu çocukların eğitim öğretimleri için Eğitim Bakanlığının yürüttüğü çalışmalar nelerdir? Eğitim Bakanlığı dururken, Diyanet İşleri Başkanlığının, kamu okullarının bazılarında mülteci çocuklara eğitim vermesinin nedeni nedir? Özellikle kamplar dışında kalan ve sayısı yüz binleri bulan çocukların eğitimi için neler yapılmaktadır? Neden kamplardaki Sünni Arap çocukların eğitimi için gösterilen çaba, kamplar dışındaki Kürtlerin, Süryanilerin, Ezidilerin, Hristiyanların eğitimi için de gösterilmemektedir? Eğitim kurumlarında Arapça eğitim verilirken, neden Kürtçe ya da diğer dillerde eğitim verilmemektedir? Bu soruların Sayın Bakan tarafından cevaplanmasını, Genel Kurulla paylaşmasını istiyorum.

Değerli arkadaşlar, son olarak, Eğitim Bakanlığının acilen çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin taleplerimizi sıralamak istiyorum kısa kısa.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM AYHAN (Devamla) – Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı tanınmalı, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.

BAŞKAN – Bitti efendim süreniz.

Teşekkür ediyoruz Sayın Ayhan.

İBRAHİM AYHAN (Devamla) – Ben de teşekkür ediyorum.

Daha aslında Kobani’ye değinecektim de ben, arkadaşlarım...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Yarım saat az bir zaman değildi Başkanım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kobani’ye geliyorlar, merak etmeyin.

İBRAHİM AYHAN (Devamla) – Yani, şunu söylemek istiyorum: Tabii, ben Kobani’deki saldırılar başladığı günden itibaren Suruç’ta sınır altındaydım, 15 Eylül tarihinden itibaren oradaydım, doksan beş gündür oradaydım, dün de oradan geldim. Orada gerçekten çok büyük bir felaket, çok büyük bir dram yaşanıyor ve Kürt, Türk fark etmeden herkesin bu dramın ortadan kaldırılması için yardım elini uzatması gerekiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.

İBRAHİM AYHAN (Devamla) – Yani, ben şunu söyleyeyim, şunu da ifade edeyim: Gerçekten, Kobani’de savunulan şey insanlık değerleridir ve bu IŞİD belası tüm insanlığın düşmanıdır. Herkesin bu düşmana karşı insanlıktan yana, Kürt halkının Kobani’de gerçekleştirmiş olduğu bu direnişe sahip çıkmasını bekliyoruz, Kobani’den gelen halkımıza da gereken yardımları ve katkıları el birliğiyle, azaltmadan, yüksek bir duyarlılıkla yapmasını da bekliyoruz.

Teşekkürler, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.

Mardin Milletvekili Erol Dora…

Buyurunuz Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı üniversitelerin bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yükseköğretim sisteminde nicel anlamda gözlenen ani ve hızlı değişiklikler, üniversitelerin öğretim elemanı ve altyapı gereksinimleri karşılanmadan ve üniversiteden beklenen bilimsel faaliyet ve kalite hedeflerinin geri plana itildiği bir anlayışla gerçekleştirilmiştir. 2002’de toplam üniversite sayısı 76’yken, bugün 104 tane devlet, 71 tane vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 175 üniversite bulunmaktadır. Ancak, artan nicelik karşısında üniversitelerin niteliklerinin sürekli düşüyor olması önemli bir handikaptır.

Değerli milletvekilleri, EĞİTİMSEN’in raporlarına göre ikinci öğretimde okuyan öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısı içerisindeki yüzdesi 2002 yılı için yüzde 14 iken, 2013 itibarıyla bu oran değişmemiştir. AK PARTİ dönemindeki “Harçlar kaldırıldı.” söylemine rağmen, 4,5 milyon üniversite öğrencisinin, ikinci öğretimde okuyan öğrencilerle birlikte yaklaşık 3 milyonu paralı okumaktadır. Üniversitelerdeki ticarileşme süreci artarak devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, yükseköğretim sistemi bir bütün olarak düşünüldüğünde, harçların yanında sistemin kendisine çeşitli finans kaynakları yaratmış olması üniversitelerin kâr amacı güder hâle getirildiğini göstermektedir. Örneğin, 2012-2013 dönemi için uzaktan eğitim sistemi dâhilinde 79 ön lisans ve 29 lisans programı mevcuttur. Uzaktan tezsiz yüksek lisans ücreti 4 bin ile 20 bin TL arasında değişmektedir. Yine, aynı dönemde, yaklaşık 100 bin öğrenci paralı tezsiz yüksek lisans programlarına kayıtlı bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, üniversitelerde denetim mekanizması önemli bir sorundur. YÖK, YDK, ÖSYM ve rektörler ciddi birer denetleme kurumu durumundadır. Nitelikli eğitim, eleştirel düşünce ve yaratıcı araştırmanın yolu standartlaştırma ve dışsal denetimden değil, demokratik katılım ve kamusal denetimden geçmektedir. Bu bağlamda, üniversiteler özerk yapılar olmalıdır. Akademik özerkliğin amacı, üniversitelerin kendi stratejik planları uyarınca diğerlerinden farklı olabilmesinin gerçekleşmesidir. Dolayısıyla, demokratik olan yöntem, eğitim programlarını, araştırma ve inceleme politikalarını üniversitenin kendi demokratik kurulları ve bileşenleriyle tespit etmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yükseköğretimin sorunlarından biri de yoksul öğrencilerin barınma sorunudur. Barınma sorunu, üniversite okuyup okumama kararını aldırtacak kadar önemli bir sorun özelliğindedir. Barınma hizmetleri devlet yurtları, üniversite yurtları, özel yurtlar, kiralık evler biçiminde karşılanmaktadır. Bu açıdan, barınmanın tümden ticaret konusu hâline geldiği açıkça görülmektedir. Bazı üniversiteler ise barınmayı tamamen gelir getiren bir faaliyet olarak görmekte, yüksek ücretli üniversite yurtları yine parası olanların hizmetine sunulmaktadır. Büyük kentlerde özel yurtların aylık 600 liradan başlayan fiyatlar talep etmesiyle, sadece barınma maliyeti yıllık 7 bin lira civarında gerçekleşmektedir.

Değerli milletvekilleri, bütün üniversite emekçileri, öğretim üyelerinden hizmetli personele kadar esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine mahkûm edilmek istenmektedir. Sözleşmeli ve ders ücretli öğretim üyeleri ve öğretim elemanları sayıları 2002 yılında 5 bin civarındayken bu rakam 2011’de 13 bini bulmuştur. Yine özellikle temizlik, güvenlik, yemekhane ve yurt gibi hizmet alanlarındaki taşeronlaştırmayla güvencesiz ve esnek istihdam temel istihdam biçimi hâline dönüşmüştür. Kamu yükseköğretim kurumlarında çalışanlar arasındaki sendikalaşma oranı oldukça düşüktür. Vakıf yükseköğretim kurumlarında ise en küçük sendikalaşma girişimi yönetimlerce işten çıkarmayla sonuçlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, araştırma görevlilerinin iş tanımlarındaki muğlaklıklar çoğu zaman angaryaya maruz kalmalarıyla sonuçlanmaktadır. Bunun yanında, akademik yükselmeler statükocu, hiyerarşik bir düzene dönüşmüştür. Bunun en bariz örneği doçentlik unvanının alınması sürecidir. Üniversitelerarası Kurulun doçentlik başvuru ve jüri oluşturma sistemi sağlıklı işlememektedir. Yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarında kişiye özgü uygulamalar yapılmakta ve haksızlıklar artmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmetinin polisi üniversiteye yerleştirmesi, üniversite bileşenlerinin ifade özgürlüğünden akademik ve bilimsel özgürlüklere, örgütlenme hakkından yaşam hakkına kadar en temel hak ve özgürlüklerini tehdit eden bir uygulamadır. Kaldı ki bugün son düzenlemeler, önleyici gözaltı, makul şüphe gibi olağanüstü yetkilerle donatılması yüzlerce yıllık tarihiyle insanlığın kültür mirası sayılması gereken üniversitelerin Türkiye’de düşürüldüğü ibretlik durumun vesikası niteliğindedir. Özellikle, Kars Kafkas Üniversitesinde öğrenciler yürüyüş ve basın açıklaması yaptıklarından dolayı haklarında davalar açılmış, yedi yıl ile sekiz yıl arasında cezalara çarptırılmışlardır. Diğer kalan öğrenciler hakkında da her gün soruşturmalar açılmakta ve öğrenciler üzerinde bir baskı oluşturulmaktadır. Özellikle üniversitelerin özgürlüklerin, düşünce ve ifade özgürlüğünün etkin olması gereken yerler olması nedeniyle bu tür uygulamaları kabul etmemiz kesinlikle mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, bu çerçevede, hâlihazırdaki üniversite disiplin yönetmeliklerinin de özgür ve demokratik üniversiteyle bağdaşan bir tarafı yoktur. Bu disiplin yönetmelikleri derhâl kaldırılmalı, yerine tüm üniversite bileşenlerince oluşturulacak olan ortak yaşam ilkeleri hayata geçirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, üniversitede mali özerkliğin, idari özerkliğin temel amacı, akademik özerkliği, akademik özgürlüğü koruyup geliştirmektir ama bir ülkenin siyasal sisteminde ifade özgürlüğü kurumsallaşmamışsa akademik özerklik, akademik özgürlük kavramları yüzeysel bir söylem düzeyinde kalmaktadır. Bu çerçevede, geçtiğimiz ay Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde yürütülen yolsuzluk operasyonları kapsamında Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü olan Profesör Doktor Sayın Kadri Yıldırım’a yönelik keyfî gözaltı kararlarıyla bu kirli ilişkilerin içerisindeymiş gibi gösterilmeye çalışılmasına ve itibarsızlaştırılmak istenmesine ibretle tanıklık ettik. Bilmekteyiz ki bu girişim Sayın Kadri Yıldırım şahsında, sistemin, kendisi gibi düşünmeyen bilim insanlarına vermek istediği bir göz dağıdır. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Başbakan olduğu 2013 yılında gerçekleştirdiği Mardin ziyaretinde “Artuklu Üniversitesi Kürdoloji bölümünde yapılanlar başlı başına bir devrimdir.” değerlendirmesi elbette ki önemli ve olumlu bir bakışı yansıtmaktaydı. Bunun yanında, bu ülkenin halklarınca konuşulan farklı dil ve lehçelere yönelik bilimsel faaliyet çabalarını artırması yönünde yine bu bölümlerden mezun olmuş Kürtçe öğretmen adaylarının bir an önce görevlerine atanması yönünde toplumda bir umut havası oluşmuşken bu tip kirli komplo girişimleri demokrasi ve ifade özgürlüğü adına ve özellikle de üniversiteler ve bilimsel faaliyet adına endişe vericidir.

Bu noktada değinmek istediğim bir diğer konu, atamaları bir türlü gerçekleştirilemeyen Kürtçe öğretmenleridir. Bu tür bölümlerden yaklaşık 1.500 öğretmenin sadece 18'i göreve atanmıştır. Buradan Sayın Millî Eğitim Bakanını bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyorum.

Değerli milletvekilleri, neoliberal iktisat politikaları birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de üniversiteleri serbest piyasanın etkisine almış ve üniversiteyi piyasanın ve küresel sermayenin ihtiyacı olan bilgi ve elemanların üretilmesi hedefine kilitlemiştir. Toplumsal sorunlara kulaklarını, gözlerini kapamış bir üniversite ve bilim insanı tipolojisi kabul edilemez

Üniversiteler ve bilim insanları, evrensel bilgi birikiminin toplumsal yarar bağlamında uygulanabilmesinde önemli bir role sahiptirler ancak Türkiye'deki üniversiteler ve bilim insanlarının çok büyük bir kısmı bu rolü oynayamaz duruma getirilmiştir. Bu resmî görüşün, düşün hayatı üzerinde, bilim hayatı üzerinde bu kadar ağır baskısının olduğu bir yerde, üniversitelerin ifade özgürlüğü konusunda bu kadar kaygısız olması, şaşırtıcı ve aynı zamanda ciddi eleştirileri hak eden bir konudur.

Değerli milletvekilleri; üniversitelerin toplumsal sorunlarla ilişkileri üniversite-sanayi iş birliğinin ötesine geçmeli ve kamu kesimi yanında, yerel yönetimler, işçi sendikaları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla diğer toplum katmanlarını da kapsayıcı bir nitelik kazanmalıdır. Türkiye'de de üniversiteler insan, toplum ve doğa yararına yeniden kurgulanmalı, özerk yapılara dönüştürülmeli ve öğretim üyeleri ve öğrencileriyle birlikte dünya bilim ailesinin üretken bir ferdi hâline getirilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle tekrar Genel Kurulu selamlıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dora.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ilk konuşmacı İstanbul Milletvekili Oktay Saral.

Bu bölümde bütün konuşmacılarımızın süresi beşer dakikadır.

Buyurunuz Sayın Saral. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OKTAY SARAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de dün Pakistan’da yaşanan talihsiz bir olay, bir vahşet, bir katliam neticesinde büyük çoğunluğu da çocuk olan 146 kişinin katledildiği bu katliamı ve vahşeti lanetle kınıyorum, şiddetle, nefretle kınıyorum. Bu, din kisvesi altına girmiş olan şeytanların bir an evvel yok olmasını ve terörden ciddi derecede muzdarip olan ülkelerin de artık bir araya gelerek bu sorunu çözmeleri noktasında gayret göstermelerini bekliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına söz almış bulunuyorum. Bizim mana dünyamızda, medeniyet tasavvurumuzda, baktığınızda, şehir ve insan birbirini inşa eden, birbirinin aynası olan; baktığınızda, insan, şehri yapan, şehrin de insanı meydana getirdiği bir kutlu medeniyetin, bir şehircilik anlayışının tevarüsleri olan insanlarız.

Baktığınızda, hakikaten, insan topraktan yaratılmıştır ama ona baktığınızda sadece bedenini görebilirsiniz; gönül gözüyle baktığınızda, ondaki ruhu, ondaki canı rahatlıkla görebilirsiniz. Tabii, şehir de aynı duygu ve düşünceyle ele alındığında, baktığınızda, belki toprak, belki taş, belki bir beton görürsünüz ama o şehrin de bir ruhu vardır ve o ruhla birlikte bizim kadim medeniyetimizdeki şehircilik anlayışı ta Mimar Sinan gibi yetiştirdiğimiz o büyük değerlerle bugüne kadar gelmiştir. Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet “Hüner bir şehir bünyâd etmektir, reaya kalbi ihya etmektir." demiştir. İşte, bizler, bu gönül mimarlarına, bu gönül fatihlerine sahip olan bir medeniyetin mensuplarıyız. Başta Mimar Sinan olmak üzere, bu güzel şehirleri inşa ederek bizlere kadar getiren değerli büyüklerimize, değerli ecdadımıza teşekkür ediyoruz, onları rahmetle anıyoruz. Ama, bize sadece bir Mimar Sinan değil, bize onlarca, yüzlerce, belki binlerce Mimar Sinan lazım.

Bugünkü şehircilik anlayışımıza da baktığımızda, bir Turgut Cansever’i görmekteyiz.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – 16/9 da var sayın vekilim, Zeytinburnu 16/9 da var.

OKTAY SARAL (Devamla) – Bizlere, yine, sadece bir Turgut Cansever değil, onlarca, yüzlerce Turgut Cansever lazım.

Evet, değerli arkadaşlarım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, on iki yıldan beri hakikaten AK PARTİ iktidarı olarak şehircilik noktasında, çevre noktasında ciddi atılımlar, gayretler gösterdik. 1950 yılından itibaren, özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere, yoğun bir gecekondu hayatı, gecekondu yapılaşması içerisinde şehirlerimiz ifsat olunmuştu ve maalesef -hangi iktidar olursa olsun, biz kimseyi bu noktada suçlamak istemiyoruz ama- Türkiye’de böyle bir düşünce vardı. Bu düşünce doğrultusunda, kimse şehirlerimizi yeniden kadim medeniyet şehirciliği noktasına ulaştıracak bir güç ve kuvvet içerisinde değildi, ta ki gecekondu noktasında, özellikle Toplu Konut İdaresiyle ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla on iki yıldan beri bu gecekondu yapılaşmasını bitirerek belki çok yoğun bir yapılaşma içerisine girildi ama fakir fukaranın da garip gurebanın da artık bir yapısı, bir konutu ve barınabileceği bir evi vardı.

Tabii, bizim, bundan sonra esasen yapmamız gereken yedi coğrafik bölgemizin bölge mimarisini yansıtan ve tarihî dokusunu oluşturan… Bu çirkin yapılara, sağlıksız, yapılaşmaya elverişli olmayan bu durumlara, kesinlikle altyapısını oluşturarak el atmak durumundayız ve özellikle ekolojik dengeyle birlikte bu durumu gözeterek artık vahşi depolama sisteminin olmadığı, gerekli atık arıtma tesislerinin yapıldığı, düzenlendiği ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da bu konuda belediyelerimizi finanse ettiği çok önemli atılımları oldu. Artık bundan sonra, inşallah, bize yakışan, ecdadımızı, medeniyetimizi, bu tarihi yapanları, bu tarihî medeniyet şehirlerini kuranları mahcup etmeden, onların yolunda, onların izinde ilerlemek ve güzel Türkiye’nin Avrupa’da, dünyada örnek olacağı bir şekilde güzel bir şehircilik anlayışı içerisinde yolumuza devam etmektir.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Saral.

İzmir milletvekili Aydın Şengül.

Buyurunuz Sayın Şengül. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AYDIN ŞENGÜL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bugün, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerine, özelikle kentsel dönüşümle ilgili birkaç görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hepinizin bildiği gibi, Türkiye’de kentleşme, hızlı gecekondulaşmayla beraber, 1950’den sonra özellikle büyük şehirlerimizde, şehirlerimizin etrafında büyük gecekondu alanları ve kanserli dokular diyebileceğimiz, şehrin çıkış noktalarını tıkamış, nefes almasını engelleyen ciddi anlamda kaçak yapılaşmalar oluştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın en önemli görevlerinden bir tanesi de sürdürülebilir şehirleri oluşturmak, sağlıklı kentlerin altyapısı oluşturmak için yerel yönetimlerle beraber iş birliği içerisinde çalışmak. Bunlarla ilgili, bu dönüşümü sağlamakla ilgili, daha önce 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesine göre çıkarılan bir Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı vardı. Bu yasa tasarısında ortaya çıkan birçok aksaklığa istinaden giderilmesiyle ilgili 6306 sayılı Yasa çıkarılıp bu dönüşümün hızlandırılmasıyla ilgili çalışmalara hız verildi ve bu, önümüzde çok önemli bir fırsat aslında, iyi bir şekilde kullanabilirsek. Bu kentsel dönüşümü yaparken tekrar, yeniden daha sağlıklı ve çok katlı yeni gecekondular inşa etmeyelim. Gecekonduları, çarpık yapılaşmayı dönüştürürken daha sağlıklı… Kent merkezlerinde hızla artmış yoğunluğu, kentsel dönüşüm adı altında daha fazla artırmadan, belki o yoğunlukları…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – 5 emsal yapıyorlar, 5 emsal.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Ben bir şehir plancısıyım.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – 5 emsal, 10 emsal bina yapıyorlar, gecekondu yapmıyorlar ama…

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Bana göre, bu dönüşümü sağlarken yoğunluğu azaltıp o kent merkezlerindeki yoğunluğu belki uydu kentlerle şehir dışına taşımakta fayda var diye düşünüyorum.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Esenyurt’u gördün.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Ayrıca, bu dönüşümü yaparken bu kentlerin etrafındaki gecekondulaşmalarda ciddi anlamda sosyal sıkıntılar oluşmuş. Suçların oluştuğu, ahlaki sorunların oluştuğu, uyuşturucuların arttığı, gelir seviyesinin çok düşük olduğu, insanlar yıllar önce gelip şehre taşınıp yerleştiği bu yerlerde hâlâ o köydeki yaşam tarzını sürdürüyor. Bu dönüşüm de aslında bizim için bir fırsat. Bu dönüşümle beraber, o insanların şehirde yaşamakla şehirli olunamayacağını, o şehirde yaşamanın gerekliliklerini, eğitimini, altyapısını yeni oluşacak kentlerle beraber de sağlamak zorundayız.

Ayrıca, bu yeni dönüşümle beraber kentlerimizde kaybolan o kent kimliğine, o karmaşaya yeniden kent kimliği kazandırmak, kent estetiğini kazandırmak için ciddi anlamda çalışma yapmak durumundayız. Bu konuda da zannediyorum, Bakanlığımız o kentin tarihî dokularını da ele alarak yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde ciddi anlamda bu yönde çalışma yapıyor.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Öyle olmuyor ama.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - Ayrıca, bu kentsel dönüşümü siyasi söylemleri ön plana çıkartarak yok etmeyelim, özellikle muhalefetiyle, iktidarıyla, yerel yönetimleriyle beraber bu kentsel dönüşümü iş birliği içerisinde yapmamız gerekiyor.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Bizim hiçbir önerimizi dinlemiyorsunuz, hiçbir önerimizi göz önüne almıyorsunuz.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Özellikle, Bakanlığımız –İzmir’le ilgili konuşacağım- İzmir’deki kentsel dönüşümle ilgili başta Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleriyle beraber yürütmek istiyor, onlara yetki devrini yapmak istiyor ancak gördüğümüz, başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının kendine göre böyle bir duruşu var; “Ben 5393 sayılı Kanun’un 73’üncü maddesine göre olursa dönüşümü yaparım, yeni yasaya göre yapmam.” diyor. Bakıyoruz, İzmir’de ilçe belediyeleri var Bakanlıkla beraber çalışmak isteyen, onlara yetkileri pekâlâ devrediyoruz, iş birliği içerisinde devam ediyoruz. İşte, Buca Belediyemiz var, Menemen Belediyemiz var, Narlıdere Belediyesi var ama Büyükşehir Belediyesinin ciddi anlamda bir baskısı var; “Neden böyle bir iş birliği içerisinde oluyorsunuz?” diye. Artık, bu çatışmayı bir kenara bırakıp hep beraber, kentlerimizde iş birliği içerisinde nasıl çalışmalar yapabiliriz onun çalışmalarını yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Mühendisler Yasası’yla ilgili ne düşünüyorsunuz şehir plancısı olarak?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Ayrıca, az önce de söylediğim gibi, ben inanıyorum ki gelecekte, Bakanlığımızın yaptığı bu çalışmalarla…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Bakıyorsun ama Sayın Bakan yok.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) - …yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde hızlı bir şekilde hayal ettiğimiz o şehirlere hep beraber ulaşacağız diyor, Sayın Meclisi saygıya selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şengül.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın hatip konuşmasında Cumhuriyet Halk Partili İzmir Büyükşehir Belediyesinin kentsel dönüşüm süreciyle ilgili engelleme yaptığını ifade etmek suretiyle Genel Kurulu yanlış bilgilendirmiştir.

Uygun görürseniz söz talep ediyoruz.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Mehmet Ali Susam konuşacak.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Düzeltme için bir dakika yerinden verin.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yok yok, sataşma bu ya!

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Susam.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir Milletvekili Aydın Şengül’ün 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesi konuşulurken “Birlikte, iktidar-muhalefet, kentlerin içinde bulunduğu durumu düzeltmekte el birliği yapalım.” anlayışı çok güzel bir söylemdir ancak bu söylemin ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bu konuda adım atmadığı noktasındaki değerlendirme doğru değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda iki tane çok somut şey söylemektedir.

“Bir: Belediyecilik Kanunu’ndan gelen kent yenilemeyi yapmada bana Bakanlık olarak inisiyatif sağlayın, izinlerimi hızla verin, ben hızla yürüyeyim.

İki: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kent yenileme projelerini daha doğru bir çizgiye oturtma konusunda iş birliği yapalım.”

İzmir’in temel sorunlarından bir tanesi, iktidarın İzmir’in yerel yönetimlerinin anlayışına saygı gösterip yerinden yönetim anlayışına saygı duymaması…

MUSA ÇAM (İzmir) – Şaşı bakıyor.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – …şaşı bakması, başta, İzmir’in mallarının dağıtılması konusunda yapmış olduğu haksızlıktan başlamaktadır. Bir başlama noktası olarak bakacaksak ilk adım olarak buna bakmalıyız. Bu noktada, İzmir’de iktidarın iş birliğinde samimi el uzattığı, kentin birlikte yönetilmesinde yerel yönetimin inisiyatifine saygı duyup merkezî idarenin yerel yönetime destek vermesi şeklindeki demokratik kurallar içerisindeki yönetim anlayışını hayata geçirmesiyle olur.

Bu anlamıyla, Sayın Aydın Şengül’ün “Birlikte yönetelim.” anlayışına elimizi uzatırız ama iktidarın bu anlayışını değiştirmesi elzemdir, zorunludur, İzmirlilerin beklentisidir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Susam.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Kentsel dönüşüme hızla devam etmek, bir deprem ülkesi olan Türkiye için zarurettir. Çeşitli deprem senaryolarına göre, İstanbul’da 7,2 büyüklüğünde bir deprem 50 bin vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 150 milyar dolar mali kayba neden olacaktır. Bu farkındalık sonucu Hükûmetimiz, daha önce 19 ilde uygulanan yapı denetim sistemini 81 ilde başarıyla uygulamaya geçirmiştir. 2012 yılında, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle kentsel dönüşüm büyük bir ivme kazanmıştır. Bugün itibarıyla, 600 bin bağımsız birimin dönüşümüne devam ediyoruz, 161 bin konutun risk tespitini yaptık.

Değerli milletvekilleri, 1983 yılında Türkiye’de gecekondu sayısı 1,5 milyondu. Ankara nüfusunun yüzde 69’u, İstanbul ve İzmir nüfusunun yüzde 40’ı gecekondularda yaşıyordu. 1984’te çıkan af, gecekondu bölgelerinin hiçbir altyapı, yol, yeşil alan olmadan çarpık biçimde apartmanlaşmasına neden olmuştur. 1984’te kurulan TOKİ 2002’ye kadar 42 bin konut üretmişken 2002’den bugüne 637 bin konut inşa etmiştir. Bu konutların yüzde 85’i alt gelir grubuna yönelik sosyal konutlardır. O günlerde vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyacının karşılanması gerekiyordu. Bugün, ülkemizin gayrisafi millî hasılasının 3 kattan fazla artması neticesinde nicelik değil, artık nitelik ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, yakın zamanda kentsel dönüşüm felsefemizde dört radikal değişikliğe gittik.

Birinci olarak, Hükûmetimiz alt ve orta gelir grubuna yönelik nitelikli sosyal konutların yapımına hız vermektedir. Bizim kentsel dönüşümden anladığımız, aşırı emsal artışı almış, havuzlu lüks siteler değildir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Ama yapılıyor.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) – Bu konutları, bir yüzme havuzunu merkezine alan değil, bizim medeniyetimizde yüzyıllardır örneklerini gördüğümüz gibi, bir camiyi ve külliyesini, bir okulu, bir üniversiteyi merkeze alarak iyi bir planlama çerçevesinde inşa ediyoruz. Artık, gettolaşmaya yol açan, etrafı duvarlarla çevrili siteler inşa etmiyoruz. Biz, kentin yoksullarının şehrin dışına itilmediği, zengin, orta ve dar gelirli vatandaşların bir mahalle kültürü içinde bir arada yaşadığı karma kentsel dönüşüm projelerini destekliyoruz.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – 1 tane örnek görmedik, iki sene oldu kanun çıkalı.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Kentsel dönüşüm sosyal, mekânsal, sınıfsal ayrışmaya neden olmayacaktır.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - 1 tane örnek görmedik.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) – Artık, devletimiz sadece bina inşaatına değil tamamen kentsel tasarıma yoğunlaşmaktadır. Yeşil alanları, meydanları, yolları, spor sahaları, çocuk parklarıyla bütüncül bir yaklaşımla doğaya saygılı projeler inşa edilmektedir.

Anadolu’nun kadim kentlerinde tek tip değil yöresel mimariye sahip konutlar yapmaya başladık. Mesela Diyarbakır’da ihalesi bitirilmiş, az katlı, damlı evler; Mardin’de geniş balkonlu, kemerli konutlar; Nevşehir’de dış cephesinde taş kullanılan binalar bu felsefeyle tasarlanmış konutlardır.

Son olarak, yeterli arsa stokunun bulunduğu yelerde, özellikle Anadolu’da tarihî kent merkezlerinde dikey mimariden yatay mimariye geçtik.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - Örnek yok, örnek.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Anadolu insanının ruh köküne dayalı teşekküle yol açmak, bin yıllık medeniyetimizi yeniden ihya etmek bizim stratejik hedefimizdir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Örnek yok, hayal.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Bu medeniyetin mekânda yansıması ise bizim şehirlerimizdir. Biz kentsel dönüşüme madde imar ve inşası olarak bakmıyoruz, kentsel dönüşüme büyük fikrî ve içtimai davamızın en önemli dayanağı olarak bakıyoruz, zira, şehirler de insanları biçimlendirirler.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – 1 tane örnek vermediniz.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Devamla) - Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de önümüzdeki yirmi yılda dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konut var. Bu, senede 334 bin konuta karşılık geliyor. TOKİ’nin yıllık 50 bin konut üretebildiği göz önüne alındığında, özel sektörün bu konudaki önemi ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizdeki istihdamın yüzde 7,4'ünü inşaat sektörü sağlamaktadır. İnşaat sektörü yüzde 100 yerli girdiye dayanan, sanayimizi de tetikleyen lokomotif sektördür; bu nedenle ayakta tutulması ve desteklenmesi gerekmektedir.

Bütün bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakır.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Hayallerini anlattılar, hayallerini.

PELİN GÜNDEŞ BAKIR (Kayseri) – Hayal değil, gerçek; ihalesi yapıldı, kazma vuruldu, başlandı bu projelere.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Örnek yok.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hocam, hayallerinize yetişemez hiç kimse.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Evet, evet. On üç senedir iktidardalar, hayal anlatıyorlar hâlâ.

BAŞKAN – Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut.

Buyurunuz Sayın Akbulut. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, bizi izleyen değerli vatandaşlarım; hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce ben de Pakistan’da ve Yemen’de, bu dost ülkelerde 100’den fazla öğrenciye yönelik yapılan terör saldırılarını şiddetle ve nefretle kınıyorum.

Ayrıca, bugün, büyük müceddid, fikir adamı, mana adamı Hazreti Mevlâna Celâlettin Rûmi’nin 741’inci vefat yıl dönümü. Kendisini şükranla rahmetle anıyorum.

2015 yılının, ülkemizde, dünyamızda, İslam coğrafyasında birliğe, beraberliğe, kardeşliğe vesile olmasını Cenabıhak’tan niyaz ediyorum.

Bugün, yüz altmış yedi yıllık bir geçmişi olan, atalarımızdan, Osmanlıdan bize yadigâr kalarak milletimize hizmet veren bir kuruluş, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi vesilesiyle konuşacağım.

Biliyorsunuz, atalarımız mülkiyet hakkına çok büyük önem verirlerdi. Bir ülkeyi fethedince önce oraya tapu görevlileri gider, ne var ne yoksa tüm menkul ve gayrimenkulleri kayda geçirirlerdi. Mülkiyet hakkı, kişi hak ve özgürlükleri arasında yer alan, anayasal temel haklardan birisidir. Bu hakkın tesisi, muhafazası görevi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Ülkemizde bir zamanlar üzerinde eleştiriler yapılan bu kurum, günümüzde ülkemizin en önemli ve güvenilir kurumları arasında yer almış bulunmaktadır.

Bireyi esas alarak devleti bütün kurumlarıyla halka hizmet için yeniden yapılandıran AK PARTİ hükûmetleri döneminde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de çok önemli bir reforma tabi tutulmuştur. Teşkilat, bu dönemde kendisini süratle yenilemiş, çağın modern gelişmesine ayak uydurmuş, çağdaş bir kamu kurumu hâline gelmiş bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurumda yapılan önemli bir değişim, kısa adıyla TAKBİS, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi projesiyle sağlanmıştır. Bu proje 2012 Mayıs ayından itibaren tüm tapu müdürlüklerinde uygulanmaya başlamıştır. Bu projenin uygulanmaya başlamasıyla ülke genelinde mülkiyet bilgilerinin bilgisayar ortamına aktarılıp her türlü sorgulamanın yapılabilmesi amaçlanmış ve en temel e-devlet uygulaması hayata geçirilerek tapu işlemlerinde çok önemli yenilikler ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu sistemle vatandaşlarımızın hizmetleri daha güvenilir, güncel ve hızlı bir şekilde yerine getirilmektedir.

Diğer yandan, gerçek ve tüzel kişiler, İnternet üzerinden ve yeni hizmete giren ALO 181 çağrı merkezinden randevu alarak tapu müdürlüklerinde beklemeden başvuru yapabilmekte ve işlemlerini süratle yaptırabilmektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana sürdürülen kadastro çalışmalarıyla, zamanımızda özel sektörden de hizmet satın almak suretiyle, 281 adet sorunlu birim hariç, ülke kadastrosu tamamlanmış bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi, kadastro, taşınmaz malların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek hukuki durumlarının ve üzerindeki hakların tespit edilmesine yönelik yapılan çok önemli bir çalışmadır.

Diğer yandan, artık yurt dışındaki vatandaşlarımız da tapu işlemlerini yurt dışında kolaylıkla yapabilir hâle gelmiştir. Uygulamaya Almanya’dan başlanılmıştır.

Bu yeniliklerin ülkemize ve Tapu Kadastro Kurumuna kazandırılmasında emeği geçen bütün geçmiş hükûmetlerimize, bakanlarımıza, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yönetici ve çalışanlarına şükranlarımı arz ediyorum.

2015 mali yılı bütçesinin ülkemize, milletimize ve tüm Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü çalışanlarına hayırlı olmasını Cenabıhak’tan niyaz ediyor ve hepinize tekrar sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akbulut.

İstanbul Milletvekili Osman Boyraz.

Buyurunuz Sayın Boyraz.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, 2015 mali yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın bugünkü görüşmelerinde yer alan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri seyreden aziz milletimizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce bir dava, bir gönül adamı olan, tüm dünyayı kardeşliğe, barışa, birlik ve beraberliğe çağıran Hazreti Mevlâna’yı 741’inci vuslat yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.

Aslında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşacaktım. Benden önceki konuşmacımız bu konuda detaylı açıklamalar yaptı.

Malumunuz, her alanda olduğu gibi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde de son on iki yılda ülkemizin her bölgesinde ciddi anlamda çalışmalar yapıldı. On iki yılda ulaşımda, eğitimde, enerjide, tarımda, sağlıkta, adalette, emniyette, hülasa hemen hemen her alanda milletin beklenti ve taleplerine uygun olarak hizmetler yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz.

Şöyle on yıl bir geriye doğru gitsek, hafızamızı tazelesek, o günleri bir hatırlasak; Anayasa kitapçığının havada uçuştuğu, enflasyonun zirve yaptığı, faizlerin çıldırdığı, işsizliğin had safhaya ulaştığı, milletin ümit ve beklentilerinin son bulduğu o yılları şöyle bir hatırlayalım. O gün “AK PARTİ iktidara gelecek, şunları şunları yapacak.” desek hepimiz, biz de dâhil olmak üzere, herhâlde “Hayalin de bu kadarına pes!” derdik. Ama, şükürler olsun ki her şey apaçık ortada, hesaplar ortada, hizmetler ortada. Hangi birini söyleyeyim ki; düşen faiz oranlarını mı, artan millî geliri mi, ihracat rakamlarını mı, büyüme hızını mı, enflasyonun tek hanelere düştüğünü mü, yapılan binlerce kilometre yolları mı. Ama, belki de AK PARTİ iktidarının yapmış olduğu en önemli şey, bu milletin şu veya şu şekilde kaybolan öz güvenini yeniden tesis etmesidir. Bu milletin geçmiş kadim medeniyetinden tevarüs eden öz güveni AK PARTİ iktidarıyla birlikte bir kez daha inşa edildi; bir kez daha, milletimiz öz güvenle her zaman yoluna devam ediyor. Biz dünya âleme şunu gösterdik: Bu milleti temsil edenler, geçmişte olduğu gibi hiçbir yerde boynunu eğmeden, el pençe divan durmadan sadece ve sadece milletin önünde eğilen, milletin önünde ram olan bir siyasal hareketi milletimize gösterdi. Bu millet, her türlü saldırıya karşı, öz güvenini yok etme noktasında her türlü saldıranlara karşı, elhamdülillah, sağduyusunu, basiretini, ferasetini göstererek bütün bu oyunları bertaraf etti.

Son olarak -zaman çok kısıtlı- özellikle “Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi” adı altında milletimizle birlikte gönül köprüleri kurma, milletimize aynı dili, aynı duyguları paylaşma noktasında ötekileştirilen, yok sayılan, teninden, renginden, her türlü giyim ve kuşamından örselenen milletimize doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bu ülkenin evlatları birinci sınıf vatandaş olacak dedik ve birinci sınıf vatandaş olması noktasında her türlü girişimi yapıyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Birinci sınıf vatandaş sarayda oturuyor, sarayda!

OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Ve diyoruz ki: Biz bu milletin bağrından çıkarak geldik, saraylardan gelmedik; bu milletin sofralarında, bu milletin en güzel yerlerinde, bağrında makes bulduk.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sarayda otuyor ama sarayda! Kendi ağzıyla söylüyor.

FARUK BAL (Konya) – Gecekondudan saraya!

OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Özellikle bu “Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi” üzerinde şairin de ifade ettiği gibi diyoruz ki:

“İnsan olan insan gelsin beriye.

Kimi kara, kimi çalar sarıya,

Aslolan hayattır bakma deriye,

Muhabbet insana, cana muhabbet.”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Ananı da al git.” diyoruz hatta!

OSMAN BOYRAZ (Devamla) - Milletimize giden gönül köprülerinde muhabbet köprüleri kuruyoruz ve inşallah bu birlik ve beraberlik içinde ülkemizin her tarafında, dağlarında, taşlarında birlik ve beraberlik türküleri söylenecek ve bu birlik ve beraberlik türkülerinden hepimiz haz alacağız, hepimiz mutlu olacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle, bir kez daha 2015 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayır uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum ve bu bütçenin hazırlanmasında gecesini gündüzüne katan, alın terini, emeğini, gözyaşını seferber eden, başta Hükûmetimiz olmak üzere, bütün bakanlıklarımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize, velhasıl milletimize şükranlarımı sunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Rahmetimiz gazabımızdan daha büyük olacak!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Boyraz.

Amasya Milletvekili Avni Erdemir.

Buyurunuz Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları olarak “güçlü devlet, mutlu millet” hedefine ancak eğitimle ulaşabileceğimiz inancıyla eğitime büyük önem verdik ve bütçeden hep en büyük payı eğitime ayırdık. Devraldığımız Türkiye’de Millî Savunma Bakanlığı bütçesi 8,2 milyar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ise 7,4 milyardı. Millî Savunma Bakanlığı bütçesini 22,7 milyara, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesini 62 milyara çıkardık. Yani 2002’de Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi Millî Savunma Bakanlığı bütçesinden azken bugün Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin nerede ise 3 katına çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarı olarak eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için önemli çalışmalar yürüttük. Bu amaçla ders kitaplarını ücretsiz dağıttık ve velilerimizi büyük bir külfetten kurtardık. Şartlı eğitim yardımlarıyla dar gelirli ailelerin çocuklarını okula göndermesini özendirdik. Taşımalı eğitim uygulamalarını liseyi de kapsayacak şekilde genişlettik, okula erişimi kolaylaştırdık. FATİH Projesi’ni başlattık, 3.657 okula 65 bin akıllı tahta kurduk, 739 bin tablet bilgisayarı öğretmen ve öğrencilerimize dağıttık.

Bütçeden en büyük payı eğitime ayırdığımız gibi, her yıl en fazla kadroyu da eğitime ayırdık. Bugün çalışan 851 bin öğretmenin 458 binini AK PARTİ iktidarı olarak biz atadık. Yani, bugün çalışan öğretmenlerin yarıdan fazlası AK PARTİ iktidarında atandı. On iki yıllık kademeli zorunlu eğitimi başlattık. Eğitimde beşerî ve fiziki altyapıyı iyileştirdik, 2002 yılında 347 bin derslik vardı, biz son on iki yıl içinde 234 bin yeni dersliğin yapımını tamamladık. Başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere tüm kademelerde okullaşma oranlarında artış sağladık. Okul öncesi eğitimde yüzde 11’lerde olan okullaşma oranını yüzde 42’lere çıkardık. Özel öğretimi destekledik.

Değerli milletvekilleri, bu çalışmalar eğitimde kaliteyi artırdı, fırsat eşitliğine katkı sundu. Hep eleştirilen PISA sonuçlarını eğitimde fırsat eşitliği açısından değerlendirirsek bu başarıyı daha net görürüz. Zira, 2003’te en alt gelir grubuna sahip aile çocukları ile en üst gelir grubuna sahip aile çocukları arasındaki puan farkı 122’yken 2012’de bu puan farkı 86’ya inmiştir, OECD ülkelerinde bu iki grup arasındaki puan farkı 90’dır. Yani, biz on iki yıldır uyguladığımız fırsat eşitliğine yönelik politikalarla bu alanda OECD ülkelerinden daha iyi bir noktaya geldik.

Değerli milletvekilleri, gerçekten de 2003, 2014 yılları eğitimde hamle yılları olmuştur. Bu dönemde biz daha demokratik ve özgürlükçü bir eğitim anlayışını benimsedik. 4+4+4 sistemiyle 28 Şubatın eğitimdeki son izlerini de sildik. 28 Şubat mağduru öğretmenlerimiz mesleklerine geri döndü. Ortaokul ve liselerde başörtüsü yasağını kaldırdık. Öğrencinin beceri ve tercihlerini dikkate aldık, yeni seçmeli dersler getirdik. Kur'an-ı Kerim ve siyer derslerini seçmeli olarak okutmaya başladık. İmam-hatip liselerinin önünü keseceğiz diye getirilen katsayı adaletsizliğiyle bütün mesleki eğitime büyük darbe vurulmuştu.

MUSA ÇAM (İzmir) – Atanamayan öğretmenler ne olacak?

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Katsayı adaletsizliğini ortadan kaldırdık, mesleki eğitimin önünü açtık; organize sanayilerde açılan meslek liselerini destekledik ve mesleki ve teknik eğitimin payını yüzde 36’lardan yüzde 54’lere çıkardık.

Öğretmeni, okulu ve öğrenciyi eğitimin asli unsuru saydık. TEOG’u başlattık. Bu sistemle okul harici kurumlara ihtiyacı azalttık, ihtiyaç hisseden öğrenciye okullarda kurslar açtık, velilerimizi ek maddi yükten kurtardık. Bütün bunları yeterli buluyor muyuz? Elbette, hayır diyoruz çünkü hedef 2023. O zaman daha çok çalışmamız gerekiyor. İnşallah, bugüne kadarki sıkıntıları nasıl eğitim çalışanlarımızın, öğretmenlerimizin rehberliğinde aşmışsak önümüzdeki sorunları da onlarla birlikte aşacağız diyor, tüm öğretmen arkadaşlarımı, Bakanlık personelini ve yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Ardahan Milletvekili Orhan Atalay.

Buyurunuz Sayın Atalay. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ATALAY (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda, eğitimde sayısal anlamda doksan yılda yapılamamış olanların belki de onlarca kat fazlasını başardık. Ne var ki eğitimle maksuda ulaşma noktasında daha zorlu çabalar gerektiren mühim meselelerimiz olduğunu da biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, dün, insanı neredeyse salt biyolojik bir boyuta indirgemiş, sığ, pozitivist bir bakışın, “bilimsellik” yaftası altında kiminin siyasal ve ideolojik amaçlar için kullandığı eğitimin, bugün de finansal bir bağlamda, pratik fayda fonksiyonuna hasredilmiş yapısının delinin elinde bir baltaya dönüşmekte olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz.

Biliyoruz ki kendi varoluş amacını maddi gerekçelere indirgeyen insan önce kendisine, sonra çevreye, tarihe, topluma ve topyekûn hayata yabancılaşacaktır. Takdir edersiniz ki her insan gibi toplumların da kendisine has bir kimliği ve benliği vardır. Bütün bunları besleyen ana memba ise kişinin aidiyet hissettiği medeniyet havzasıdır. Her medeniyetin kendisine has birtakım ögeleri bulunduğu, bu ögeler içinde en önemli iki unsurdan birisinin din, diğerinin ise dil olduğu açıktır. Mesela, Avrupa medeniyetinden Latince ile Hristiyanlığı veya Hint medeniyetinden Budizmi çıkarmanız hâlinde geriye kalanı bir medeniyet olarak tanımlama imkanınız ne kadardır? Eğitimin, icra edildiği coğrafyada teşekkül etmiş bir medeniyeti yenileyerek yeni kuşaklara aktarmak gibi bir ödevi de bulunduğuna göre, eğitim yapımızın bunu hangi düzeyde başardığı sorusunu cevaplandırmak zorunda değil miyiz?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatırlanacak olursa ünlü oryantalist Renan, 1883 Martında Sorbonne Üniversitesinde “İslam ve Bilim” isimli bir konferans vermiş. Orada dinî bir iddiada bulunarak İslam’ın terakkiye engel olduğu tezini savunmuştu. Birçok alim, düşünür, edip ve siyasetçi tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı ise de bu iddia galiplerin ideolojik amaçlarına hizmet ettiği için bilimsellik, rasyonellik ya da modernlik yaftalarıyla mutlak bir hakikat tacıyla taçlandırılarak birçok eğitim müfredatına sinsice sindirilmiş oldu. Ziya Paşa’nın “Evvel yok idi, iş bu rivayet yeni çıktı.” dediği bu iftirayla maksat açıktı, İslam’ın hareminde doğanları kiliselere mürit yapmaktı. İslam medeniyetine mensup olanları kendi kimliklerine yabancılaştırmak, sonra da benliklerine güveni sarsmak ve böylece fiziki mağlubiyeti ruh köklerine kadar işleyerek derinliğine hissettirmekti. Unutmayalım ki benliği ölmüşlerin davranış modu galiplerini taklit etmek, dahası onları efendi edinmek, kendi dağlarını çöp gibi görüp sonra da yele vermektir. Sermayesiz kalanların yapacağı iş ise dilenciliğe başlamak, sonrası ise acziyetten bir kader elbisesine bürünüp ölümü beklemektir. Tam anlamıyla bir kimlik ve anlam bunalımıyla geçirdiğimiz yüz yılın sonunda gördük ki dil ve din başta olmak üzere, medeniyet değerlerimizle her türlü rabıtayı kesmek için verdiğimiz onca çabaya rağmen, yine de muasır medeniyet seviyesine çıkamamıştık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda millî eğitimde bir anlamda öze dönüş olarak da tanımlayabileceğimiz değişimlerin, esasında bizi bizle buluşturmak gibi son derece anlamlı bir çaba olduğu yeterince açık değil midir? Bir toplumun kendi kültür mirasıyla buluşması kadar tabii ne olabilir? Osmanlıca bu coğrafi havzada yüzlerce yıl boyunca vücut bulmuş devasa kültür mirasımızın ana dilidir. Ana dili bilmemek demek kişinin anasıyla konuşamaması demektir, başka bir ifadeyle kökünden beslenemeyen dal demektir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bugüne kadar Osmanlıca metinleri sanki okudunuz da…

ORHAN ATALAY (Devamla) - Kişinin anasıyla konuşmasını zinhar yasaklamış olmak gibi yıllar boyu işlenmiş yüz kızartıcı ayıptan henüz kurtulmuş iken gelin, dedemizin mezar taşını okuyamama mahcubiyetinden de arınalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Git oğlum, mezarlar seni bekliyor. Kim engel sana ya? Allahuekber ya!

ORHAN ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin bu tarihî evresini yazacak olanlar eminim bu bahse de uzunca bir yer ayırıp bu dönemin başarısını “İslam maniiterakkidir.”…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Her gün mezara git, mezarlar orada. Hayret bir şey!

ORHAN ATALAY (Devamla) - …iddiasına verilmiş en açık bir cevap olarak niteleyeceklerdir.

Bugün oryantalizmin o iddiasına bu topraklardan katılanların…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hırsızlıkları örtmek için Osmanlıcaya sığınmayın arkadaş. Osmanlıca hırsızlıkları örtmez, hırsızlıkları Osmanlıca kalır.

ORHAN ATALAY (Devamla) - …40-50’yle giden, o yüzden de bazen geciken, bazen de hiç gelmeyen kara trenle yüz yılda katettikleri mesafe ile AK PARTİ’nin on iki yılda saatte 300 kilometreye varan hızla aldığı yolu mukayese ettiğinde eminim ki tarihin hükmü şu olacaktır: Terakki etmek için dili ve dini değiştirmek gerektiği iddiası Japonya’nın, Çin’in, Rusya’nın ve dahi Türkiye’nin coğrafi ölçeğinde koca bir yalanmış meğer.

Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atalay.

Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu.

Buyurunuz Sayın Aydınlıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Millî Eğitim Bakanlığımızın 2015 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 2002 yılından beri Millî Eğitim Bakanlığımıza millî bütçemizden ayrılan pay bütün bakanlıkların bütçelerinin önüne geçmiş ve çok şükür 1’inci sıraya yükselmiştir. Ülkemizdeki değişimi, dönüşümü ve kalkınmayı 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşmada eğitimin bütçedeki payı, yükseköğretimdeki okullaşma ve ekonomik gelişmişlik arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2002 yılında 7,5 milyar TL iken 2015 yılında 80 milyar 857 milyon Türk lirası olmuştur. Allah’a şükür ki bugünleri gördük. Daha önceki okulların şartlarını hatırlayınız, bir de şimdiki okulların fiziki durumlarına bakınız; o güzel Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ile Cumhuriyet Dönemi mimarisinden birleştirilmiş fevkalade güzel mekânlar hâline geldi.

Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında göreve başlayan bir öğretmenimizin eline, ek ders ücretiyle birlikte, 635 lira geçerken 2014 yılında 2.693 lira geçmektedir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bu bile az.

ALİ AYDINLIĞOĞLU (Devamla) – Bu yeterli midir? Asla değildir, inşallah daha da iyileştirilecektir.

Yine, 2002-2003 öğretim yılında fiziki olarak yapmış olduğumuz düzenlemelere bakıldığında derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 34 iken 2013-2014 öğretim yılında bu rakam 29’a düşmüştür. Bununla alakalı olarak, kendi ilim olan Balıkesir ilimizde ise derslik sayısı 2002 yılında 6.811 iken 2014 yılında bu rakam 8.736’ya çıkmıştır yani Balıkesir ilimizde on iki yılda toplam 1.925 yeni derslik ilave edilmiştir. Bu da toplam olarak 215 milyon TL’ye mal olmuştur. 2002’de Balıkesir ilimizde derslik başına düşen öğrenci sayısı 24 iken bugün 21-20’lere düşmüştür.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Vekilim, zeytincilik ne alemde, zeytincilik?

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Yine, Balıkesir Üniversitemizin bünyesinde bulunan, dönemimizde kurulan tıp fakültesi ve hastanesi dâhil 11 fakülte, 5 enstitü, 5 yüksekokul, 16 meslek yüksekokulu, 2 bin kişilik öğrenci yurdu ve 50 bin kişilik öğrenciyle Balıkesir Üniversitemiz de hızla gelişimini tamamlayan iddialı üniversiteler arasında yerini almıştır. Yine, Balıkesir Üniversitemize bu yıl bütçemizden 153 milyon TL ödenek aktarılmaktadır.

Hükûmetimiz döneminde, özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde serbest kıyafet uygulamasından öğretmenlerimiz için başörtüsü yasağının kaldırılmasına, ortaöğretimde başörtüsünün serbest olmasına, 28 Şubat döneminde mağdur edilen öğretmenlerimizin mesleğine geri dönmelerinden meslek liselerinde uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılmasına, eğitim müfredatındaki antidemokratik ifadelerin ayıklanmasına, farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açan düzenlemelerden Hazreti Peygamber’in hayatı ve Kur’an-ı Kerim derslerinin isteğe bağlı seçmeli dersler olarak müfredata dâhil edilmesine kadar birçok önemli yeniliğin altına imza atılmıştır.

Değerli arkadaşlar, son günlerde ülkemizde önemli tartışmalar yaşanmasına sebep olan Osmanlıcayla ilgili olarak da şunları söylemek isterim ki Osmanlıca, Osmanlı Dönemi’nde kullanılan Türkçe’nin adıdır. Türklerin yani Osmanlıların Türk ve Müslüman coğrafyaya hâkimiyetinden sonra dünyanın büyük bir çoğunluğunda Osmanlıca yüzyıllarca kültür ve medeniyet dilimiz olmuştur. Bu kadar geniş bir coğrafyada kullanılan kültür dilimizi bilmediğimiz için, maalesef, kültürümüzü ve geçmişimizi öğrenemediğimiz gibi, arşivlerimizdeki metinleri ve eski Osmanlı arşivlerini bile tercüme ettirecek uzman bulmakta maalesef zorlanmaktayız. Atatürk’ün nutku ve söylemleri de Osmanlıcadır. Ünlü dil bilimci Nihat Sami Banarlı şöyle der: “Türkçe bir dil değildir. Türkçe bir milletin dili değildir. Türkçe bir medeniyetin dilidir.”

FARUK BAL (Konya) – Türkçe bir milletin dili değil mi? Türkçe bir milletin dili nasıl olamaz?

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Medeniyet ve kültür dilimiz olmuş olan Osmanlıcanın imam-hatip okullarında mecburi ders olarak okutulmasından daha doğal ne olabilir ki?

FARUK BAL (Konya) – Türkçe bir milletin dili, Türk milletinin dili!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Bu ülkede her birimiz ilkokul 3’üncü sınıftan itibaren üç yıl ortaokulda, üç yıl lisede, dört yıl üniversitede İngilizce okumamıza rağmen…

FARUK BAL (Konya) – Türkçe bir milletin dili nasıl olamaz ya? Türk milletinin dili Türkçe, Türk milletinin!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - …Allah aşkına hangimiz İngilizceyi ana dilimiz gibi okuyabiliyor ve konuşabiliyoruz?

FARUK BAL (Konya) – Allah Allah!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Keşke İngilizceyi, Osmanlıcayı, Türkçeyi ana dilimiz gibi okuyor ve yazıyor olabilseydik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben, bu konuda MHP’nin tutumunun da ne olduğunu anlamış değilim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yazamazsın kardeşim, onun için söylüyorum, yazamazsın ve işine yaramaz.

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Osmanlıcanın liselerde seçmeli, imam-hatiplerde mecburi okutulmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz; bunu da bu millet takdir edecek.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Öğrenmek istiyorsan öğren, kimse sana mani değil, öğren kardeşim ya! Öğrenmek istiyorsun da öğretmediler mi?

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Evet, bizim dilimiz olduğu için, bunu da öğrencilerimiz öğrenmekte çok geç kalmıştır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Öğrenin ya, Allah Allah! Ben nasıl öğrendiysem sen de öğren!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) - Bu duygularla 2015 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Öğrenme mi diyen var sana? Niye öğrenmedin?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydınlıoğlu.

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam.

Buyurunuz Sayın Sağlam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına düşüncelerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, YÖK Başkanımız dinlesin biraz, sayın milletvekilim. YÖK Başkanımız on gündür telefonumuza çıkmıyor, on gündür telefonlarımıza çıkmıyor Sayın Başkan. Milletvekili olarak arıyorum, on gündür telefonlarımıza çıkmıyor Sayın Bakan, on gündür!

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Bize de çıkmıyor.

BAŞKAN – Sayın Çam, lütfen...

Sayın Sağlam, buyurunuz.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Dost ve kardeş Pakistan milletinin yaslarına da burada katılıyorum, üzüntülerimi bildiriyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Mecbur mu çıkmaya ya?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Mecbur, evet.

ENGİN ALTAY (Sinop) – İnsan olmanın gereği…

MUSA ÇAM (İzmir) – Nezaketen Sayın Metiner, nezaketen.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Bütün dünyada yükseköğretimin önemi gittikçe artmaktadır. Eğitim, esasen kalkınmayla irtibatlandırılmak suretiyle bütün dünyanın en çok üzerinde durduğu konulardan biridir. Ama, özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünya, yükseköğretimde elit eğitiminden kitle eğitimine geçmiştir. Yani, bugün, çağ nüfusunun yüzde 30’u asgari dört yıllık lisans eğitiminden geçmeyen ülkeler gelişmiş ülke sayılmamaktadır. Türkiye de bunu, aşağı yukarı, üniversitelerini genişletmek suretiyle, yükseköğretime girişe büyük istek karşısında yani büyük bir yükseköğretim talebi karşısında yeni üniversiteler açmak suretiyle ortaya koymaya çalışmıştır.

Şimdi burada, yeni üniversiteleri açmak kadar bunların yeni bir anlayışla yönetilmesi de çok önemli hâle geliyor. Bugün üniversitelerimiz, yenilikçi olmak zorundalar. Şeffaflık, hesap verebilirlik, kalite ve akreditasyon, paydaşların yönetimi büyük önem kazanmaktadır. Yani, öğrenciler, öğretim elemanları…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Özerklik kalktı mı Sayın Başkan? Özerklik yok mu?

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Söyleyeceğim efendim, müsaade buyurursanız.

Şimdi, Lizbon, Bologna Süreçlerine göre, Avrupa’daki yeterlilik şartları giderek artan kalitede paydaşların yönettiği yani bir taraftan öğretim üyelerinin, öğrencilerin, sivil toplum örgütlerinin de katkısıyla yenilikçi bir üniversite yönetimi; daha doğrusu, iş ve inovasyon imkânlarını da dikkate almak suretiyle yalnız ekonomiye insan gücü yetiştiren bir eğitim değil, mezunlarının kendilerinin iş yaratma yeteneğine sahip oldukları bir eğitim sistemiyle üniversitelerin yönetilmesi gerekmekte.

Şimdi, en önemli konu: Liseden sonra yani ortaöğretimden sonra iki yıl ve üzeri eğitimin doğrudan doğruya üniversitelere verildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla ortaöğretimden sonraki üniversitelere giriş, üniversitelerin seçerek adam almaları, genel olarak üniversite niteliğinin en önemli parçalarından birisi. Dolayısıyla, ilk önce üniversite giriş sistemimiz, bugün liyakat esasına dayanan ve giderek geliştirilmek suretiyle gerçekten gurur verecek bir seviyeye ulaşmıştır. Girişte, başlangıçtaki birtakım problemler ortadan kalkmış ve gurur verecek yeni bir sistem yerine oturmuştur.

Bugün, aşağı yukarı, 2006 ile 2008 arasında 27 olan üniversite sayımız 178’e çıkarılmış ve bu şekilde yeni üniversitelerin açılmasıyla talep karşılanırken üniversitelerin harçlarının kaldırılması, öğrenci yurtlarının artırılması, yemekhane sübvansiyonları, yükseköğretim tazminatı, akademik teşvik ödemesi gibi birtakım yeni araçlarla üniversite eğitimi gerek kalite bakımından gerekse öğrencilerin daha fazla talebi bakımından geliştirilmiştir.

Şimdi, öğretim üyesi yetiştirme, bu kadar yeni açılan üniversite karşısında en önemli sorun olarak karşımızdadır. Bunun için de bir taraftan Yükseköğretim Kurulu, bir taraftan TÜBİTAK, bir taraftan Millî Eğitim Bakanlığı, gerek yurt dışına adam göndermek suretiyle gerekse gelişmiş üniversitelerimizde gelişen üniversitelerimizin araştırma görevlilerini eğitmek suretiyle büyük bir akademik personel ihtiyacını karşılamak üzere öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirme kampanyasına girmiştir.

Şimdi, önemli olan, şu anda üniversitelerimizin yalnız öğretim üyesi yetiştirme değil, sanayiyle de iş birliği dedik. Bu arada, sanayi iş birliğiyle ilgili, AR-GE faaliyetleriyle ilgili gelişmeler devam etmektedir. Özellikle son yıllarda başbakanların başkanlığında toplanan -Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la başlayan ve yeni Başbakanımızın da bir akademisyen olarak başlatacağını umduğumuz- Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kurulması, bilim ve teknolojide Türkiye’nin yol haritasını çizen bir şey olmuştur. Senede iki defa toplanmaktadır ve fevkalade katkıda bulunmaktadır Türkiye’nin eğitim ve öğretim bakımından, araştırma bakımından nereye gideceğine.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - TÜBİTAK destekli teknoloji transferleri ve özellikle AR-GE ve ÜR-GE konusunda üniversitelerin yatırımları ve teknoparklar önemli gelişmelerdir.

Galiba süremiz doldu. Bu arada şunu da belirtmek istiyorum: En azından, genç nüfusumuz var, bu gençleri daha da çağın bilgi ve becerisiyle donatmak zorundayız. Bunun için emek harcayan öğretim üyesi meslektaşlarımı, yükseköğretimde görevli arkadaşlarımı yürekten kutluyorum, gençlerimizi onların çabalarından en fazla yararlanmaya teşvik ediyorum, onları da selamlıyorum ve millet olarak yükseköğretime gerçekten önem vermenin mahkûmiyeti ve mecburiyeti içinde olduğumuzu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sağlam.

Zonguldak Milletvekili Ercan Candan…

Buyurunuz Sayın Candan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERCAN CANDAN (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir bütün olarak Yükseköğretim Kurulunu ele aldığımızda, aslında, kurulduğundan beri bazı önemli nicel gelişmeler yaşanmıştır. Bunlardan kısaca bahsedeceğim, sonra diğerlerinden bahsedeceğim. Bu süreçte devlet üniversitesi sayısı, özellikle hükûmetlerimiz döneminde nicel olarak artmıştır; tabii ki 73 üniversite varken 2002 yılında, şu anda bu sayı 176’ya çıkmıştır. Onlarca yıldır uygulanan üniversite harçları kaldırılmıştır, öğrenci af yasaları çıkartılmıştır, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı’nın uygulanması -ki, bu, aslında, YÖK’ün yaptığı en uygun, en güzel bir uygulamadır ki, ben de bunlardan yararlanan birisi olarak bunu söylüyorum- bir de öğrenci sayısının ve kapasitesinin artırılması gibi nicel gelişmeler olmuştur. Tabii Yükseköğretim Kurulunda kapasite artışı yaparken bu artışın belli bir planlama çerçevesinde olduğunu ve fakülteler arasında dengeli bir paylaşım olduğunu söylemek maalesef biraz zor gibi görünmektedir.

Bir de Türkiye’de Yükseköğretim Kurulunun yeniden yapılandırılmasının gerektiği konusunda hepimiz mutabıkız. Bizden önceki hükûmetlerde de, ondan önce de, kurulduğundan beri, bu, sürekli problem olarak karşımıza çıktı. YÖK Kanunu’nu defalarca değiştirdik, defalarca değiştirmiş olmamıza rağmen ve merkezî yetkileri üniversitelere vermiş olmamıza rağmen hâlen, bu, kimseyi maalesef memnun etmiş durumda değildir. Dolayısıyla, 2547 sayılı Kanun’un ve buna bağlı YÖK sisteminin yeniden ele alınması kaçınılmazdır ve bu da hükûmetlerimizin öncelikleri arasında yer almaktadır. İnşallah önümüzdeki dönemlerde bunu ciddiyetle ele alacağız, üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Burada olması gerekenler nelerdir? YÖK’ün yetkilerinin azaltılması, eş güdüm ve planlamadan sorumlu bir üst kurul hâline getirilmesi gerekmektedir ve burada üniversite özerkliğinin, akademik özgürlüğün, üniversitelerin idari ve mali özerkliklerinin artırılmasını da dikkate almamız gerekiyor.

Yalnız, belki bu zamana kadar dikkat edilmeyen ama bundan sonra bunun üzerinde şiddetle durulması gereken bir konu, yükseköğretim sisteminin topluma karşı hesap verilebilirliğinin bir mekanizmasının kurulması gerekmektedir. Bunu da inşallah biz, Hükûmet olarak, önümüzdeki dönemde ele alacağız. Belki bu hesap verilebilirlik, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve Cumhurbaşkanının YÖK üzerinde bir etkin rolü olması nedeniyle birazcık bir potansiyele sahiptir ama bu da dikkate alınması gereken unsurlardan biri.

Kurulduğundan beri, Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretime giriş sistemi… Maalesef bu sorunları çözemedik. Öğrenciler sınavlara hazırlıklarla zamanını geçirmektedirler. Ama Türkiye’de yükseköğretim tartışmaları maalesef bitmedi. Niye bitmedi? Çünkü siyasal ve ideolojik ayrışmaların ve kavgaların merkezinde olduğundan dolayı bu tartışmalar, bu sorunu çözme işi ya gölgelendi ya ötelendi ya da iyileştirmenin sürekli önü tıkandı maalesef. Mevcut hâliyle de YÖK hâlen aşırı merkeziyetçidir. Zaten kuruluşu 12 Eylül dönemine dayanan böyle bir kurumun merkeziyetçi olması da kaçınılmazdır.

Dünyada üniversiteler temelde 3 amaca hizmet etmektedir. Bunlar; bir tanesi bilim üretmek; üretilen bu bilim ve bilgiyi genç nesillere aktarmak; bir diğeri de toplumun ihtiyaçlarına çözüm üretmektir. Biz dünya yükseköğretimini incelediğimizde Amerikan modeli sanki öne çıkıyor gibi görünse de aslında belli bir model yok. Almanya’ya, İsveç’e, Norveç’e baktığımızda, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Japonya’ya, Polonya’ya baktığımızda bir modelin olmadığını görüyoruz. Ama neyi görüyoruz buralara baktığımızda? Bunların idari yönetimine, kalite güvence sistemine baktığımızda, fırsat eşitliğinin sağlandığını görüyoruz, esnekliğin, özerkliğin sağlandığını görüyoruz, hesap verilebilirliğin sağlandığını görüyoruz.

Peki, neler yapmalıyız? YÖK’ün yetkisini azaltmalıyız, eş güdüm ve planlamadan sorumlu bir üst kurula dönüştürmeliyiz. Rektörlük seçimleri büyük bir sıkıntı, üniversitede ciddi yaralara neden oluyor, bunun önüne geçmeliyiz. Bir diğeri de, ÖSYM sınavında iyileştirmeler yapmalıyız. Öğrencileri yarış pistine sokmadan, sadece müfredattan ve bunun yanında, sosyal etkinliklerinin de, kişisel becerilerinin de dikkate alındığı bir sınav mekanizmasını geliştirmek zorundayız. Bunu muhalefetle beraber yapmak zorundayız, iktidarla beraber yapmak zorundayız. Bu bizim çocuklarımızın meselesidir. Bir ortak aklı burada üretmemiz gerekiyor.

2015 bütçesinin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Candan.

İstanbul Milletvekili Halide İncekara…

Buyurunuz Sayın İncekara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının 2015 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum.

1974’te “Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi” adıyla kurulan merkez 1981’de YÖK’e bağlanmış, 2011’de idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli bir kamu kurumuna dönüştürülmüş, “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı” adını almıştır.

2014 yılında kuruma 44 sınav için 9 milyon civarında başvuru yapılmış, 11 milyonu aşan aday sınava girmiş, 555.917 salonda yapılan sınavda 1,5 milyon insan görev almıştır. Bütün bu sürecin kadrolu 240, hizmet alımıyla 150 personel tarafından yürütülmesini kurum çalışanlarının başarısı açısından dikkate değer buluyorum.

Merkezî sınav sistemi, adaylara üniversiteye ve kurumlara yerleşmede fırsat eşitliği yaratmakla birlikte, soruların çalınması, satılması ve sınav güvenliğiyle ilgili şüpheleri ve iddiaları zaman zaman üzerinde taşımıştır. 2010 yılında KPSS sınavından önce İnternet’e düşen sorular ve akabinde 3 bine yakın kişiye soruların iletildiği iddiaları yargıda hâlâ aydınlanmayı beklemektedir.

Bir kurumda zihniyet değişikliğini ancak zamanla sağlıyorsunuz. Neredeyse -kurum hafızasının tekin ellerde toplandığı- teknolojik ömrünü tamamlamış bir bilgi işlem sistemi için bir şirkete yılda 2,5 trilyonun, on yıllarca ödendiği bir kurum, değişim sürece yayılarak, 2011 yılında yasal düzenleme, özverili ve başarılı bir ekiple bugünkü itibarına ulaşmıştır.

Kurum bugün itibarıyla 40 binden fazla soruyu içeren, elektronik olarak yönetilen bir soru havuzuna sahiptir. Millî eğitimin ortaöğretimde vermeyi amaçladığı kazanımlarını ölçmek amacıyla her bir soru farklı akademisyenler tarafından denetlenmektedir. ÖSYM sınavları “kapalı dönem” adı verilen bir süreçte hazırlanmakta, matbaaya sınavda sorulacak soruların en az 10 katıyla gidilmekte, sorular rastgele seçilmektedir. Soru kitapçığı araçlara kapalı alanda yüklenip araçlar özel bir kilit sistemiyle kilitlenmekte ve uydudan da yol güzergâhları izlenmektedir. Soru kitapçıkları aday önünde açılmakta ve her adaya farklı soru kitapçığı dağıtılmaktadır. Salon görevlileri salonlarını sınav sabahı öğrenmekte, 60 bin kamerayla salon güvenliğine destek verilmektedir. Aylarca sonuç beklediğimiz günleri hatırlayın, şimdi sonuçlar neredeyse bir hafta içinde açıklanmaktadır. Bilgisayarlarda yapılan sınavlarda birkaç saat içinde sonuç verilmektedir.

Ülkemizin eğitim ve hizmette dünyayla rekabet edebilmesi için ölçme ve değerlendirme çok önemli. Bu bağlamda ÖSYM’nin önümüzdeki süreçteki hedefleri şunlardır:

Ülkenin farklı yerlerinde, 48 derecede sıcaklıkta sınava giren bir çocuk ile 20 derecede, konforlu bir ortamda sınava giren çocuğu eşitlemek için sınav konforu ve güvenliği sağlanmış salonlar hazırlamak; adayların gerçek bilgisini ölçmek amacıyla açık uçlu sorularla sınav hazırlamak, sınavları tamamen elektronik ortamda yapmak, bazı sınavları yıl içinde birkaç kez yaparak adayın farklı zamanlarda kendisini değerlendirmesini sağlamak.

Bu sürece katkımız olsun ümidiyle önerilerimiz var: Sınav sorularının ölçme, değerlendirme aracı olmaktan çıkarılıp soru tacirlerinin eline düşmemesi için korunmaya devam edilmelidir. Ölçmeye zekâ, beceri ve psikoteknik ölçümlemeler de eklenmelidir. Fen lisesi ve benzeri okullarda farklı ve ağır eğitim alan öğrencilerin projeleri puanlamaya eklenmeli, eşitsizlikten kurtarılmalıdır. Özellikle kamuda görevlendirmelerde mesleki yeterlilikler öncelenmeli, çocuğa yakın olan alanlarda özellikle beş yılda bir psikoteknik ölçüm yapılmalıdır. Dünyada bunun örnekleri çoktur. Öğrenci kazanımını ölçüp değerlendirirken her çocuğun eşit olmadığına, her çocuğun sınıftaki eğitiminin yetersizliğinin cezasını çekmemesi gerektiğine inananlardanım. Bunlar çözüm aranmalı ve tartışılmalıdır. Ölçme ve değerlendirmede günün şartlarını takip edecek, sınav soru ve değerlendirme üzerinde akademik çalışmalar yapacak ve kuruma yol gösterecek ölçme değerlendirme enstitüsü kurulmalıdır. Hâlihazırda üniversitelerimiz bu konuda daha fazla kafa yormalıdır.

Değerli milletvekilleri, 2002’den bu yana sizlerle birlikte, bazı arkadaşlarımız nöbet değiştirerek üç dönemi tamamlamak üzereyiz. Ülkemizde büyük değişimlere sebep olan bu süreci, bizler icraatlarımız, sizler eleştiri ve katkılarınızla tamamlarken bu gücü ve imkânı veren seçmenlerimizi, Meclis çalışanlarını ve siz değerli milletvekillerimizi saygıyla selamlıyor, bütçemizin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İncekara.

Malatya Milletvekili Mustafa Şahin…

Buyurunuz Sayın Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 ÖSYM bütçesiyle ilgili şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de ölçme ve değerlendirme faaliyetlerinin yapıldığı bu kurumumuzda geçmişte yaşanan ve kurumun imajına hiç yakışmayan bir süreci yaşayıp bugün âdeta dünyadaki birçok ülkenin örnek aldığı ÖSYM’de o süreçte meydana gelen olaylara baktığımızda, kopya skandallarıyla darmadağınık hâle gelmiş, sınav çetelerinin esir aldığı, kapalı devre çalışan, bir aile çiftliği gibi çalışanların üçte 2’sinin akraba olduğu, ÖSYM’de çalışan 350’den fazla personelin pek çoğunun arasında eş, kardeş, 2’nci, 3’üncü derecede akrabalık bağları bulunan, emekli olarak ayrılanların Meteksan’da işe başladığı ve birçoğunun özel sektörde dershane ve etüt işletme merkezlerinde ortaklıklar yaptıkları, öğrencilerin hazırlandıkları sınavlara maalesef eşit şartlarda giremediklerini görmekteyiz. Soruların kendi yandaşlarına verilerek kul hakkının gerçekten tarumar edildiği bir dönemden sonra, özellikle KPSS’de kopya, YGS’de şifre, ALES’te hatalı kitap basımıyla ilgili zihinlerde soru işareti bırakan birçok olayla anılan ÖSYM, kuruluş amacı öğrencileri yerleştirme olan, sınav zamanı başörtüsü problemiyle öğrencileri strese sokan, özellikle öğrencilerimizin sınava hazırlandıkları süreç içerisinde “Acaba ben sınava girdiğim zaman kesinlikle kapıda hangi tür tacize maruz kalacağım?” veya okula girdikten sonra, üniversitede okuyacağı dönem içerisinde başörtüsüyle sıkıntıları tekrar karşımıza çıkarıp ikna odaları vesaire birtakım illet yapılarla nasıl mücadele edeceklerini düşünen öğrencilerimizin maalesef yoğun bir stres altında sınavlara hazırlandıklarını görmekteydik.

Özellikle 1974 yılında alınan teknolojiye mahkûm bırakılan, teknolojik ve bilimsel gelişmelere sırtını dönmüş, kalifiye eleman probleminin hat safhada olduğu, hantal ve statik bir kurum hâline getirilen ÖSYM, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin hayallerini süsleyen bölümlere girip sonrasında ise tekrar yapılan KPSS’yle mesleklerine atanmayı bekleyen yüz binlerce öğrencinin hayatını etkileyen sınav sonuçlarında usulsüz ve gayriahlaki durumların sonucunda yıllarca Türkiye’ye yaptığı sınavlarla yön veren ÖSYM artık iflas etmiş bir noktaya getirilmişti. AK PARTİ olarak, bu güzide kurumumuzda yaşanan kopya olayı ve bahsetmiş olduğumuz hususlardan dolayı şeffaf, niteliksel ve kurumun misyonunu olumlu bir şekilde ilgilendiren bir çalışmanın vakti ve zamanı gelmişti.

Ali Demir Bey’in atanmasıyla, eskiden burada çöreklenen menfaat çeteleri, mevcut kazanımlarını ve egemenlik alanlarını kaybetme telaşıyla her türlü yolu denemekten imtina etmediler. Velilerimizi maddi anlamda sömüren ve öğrencilerimizi de manen sömürerek kendilerine bir güç oluşturduklarını düşünen ve 17 Aralık operasyonuyla kendini deşifre eden paralel yapının, o güzide çocuklarımızı devşirdikleri ve hareketlerinin de amiral gemisi olarak gördükleri dershanelerin kapatılması sürecini de bahane ederek -diğer kurumlarda olduğu gibi- ÖSYM’de -tekrar- Ali Bey ve ekibinin başarısız olması için her türlü çirkefliğe, melanete başvurduklarını görmekteyiz. Ama, bu necip milletimizin desteği ve alınan tedbirlerle…

MUSA ÇAM (İzmir) – Ne gibi Mustafa Bey, ne gibi?

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) – Biraz sonra görüşelim, birlikte görüşelim, hayhay.

 …ÖSYM’de de hayal etmiş oldukları faaliyetlerini eyleme geçirme gayreti boşa çıkmıştır.

Bu olaylardan sonraki süreçte, diğer kurumlarda olduğu gibi, bu güzide kurumumuzda yapmış olduğumuz çalışmalara baktığımızda devrim niteliğinde düzenlemeler yapılarak tüm şaibelerin ortadan kaldırıldığına, son verildiğine şahitlik etmekteyiz.

Paralel yapı denilirken, bugün, gerçekten, 17 Aralığın seneyidevriyesi ama 17 Aralık… Ülkemizde, özellikle mütedeyyin insanlarımız arasında bugüne kadar güvenlerine mazhar olan bir illet yapıyı -maalesef- şu anda insanlarımız çok iyi bir şekilde deşifre ettiler ve bugüne kadar onlara olan güven duygularını tamamen yitiren bu illet yapı maalesef şu anda mütedeyyin insanlarımızın dışında dış bağlantılar ve içerideki muhalefetle beraber çatı oluşumlarını sürdürmeye gayret göstermektedirler.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hocam, “Muhalefetle yaptılar.” deme, kendi aranızdaki kavga.

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Bunların yapmış oldukları…

MUSA ÇAM (İzmir) – Hocam, kendi aranızdaki menfaat kavgası. Yapma Mustafa Bey, etme, eyleme!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) – Bunlar, düne kadar lanet okuduğunuz kesimle bugün AK PARTİ’ye karşı oldukları için, onların yanında yer alıyorsunuz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Darbe ayrı, yolsuzluk ayrı; ikiye ayıralım onu.

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Tabanınınız da sizi affetmeyecek…

MUSA ÇAM (İzmir) – Darbe ayrı, yolsuzluk ayrı, yapmayın!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …tarih de sizi affetmeyecek hiçbir zaman için.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Ya, beraber yürüdünüz, beraber paylaştınız, beraber anlaşıyordunuz, beraber yolları aşındırdınız!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Ne kadar kıvranırsanız kıvranın, ne kadar kıvranırsanız kıvranın sonunuz hazin. Bugüne kadar milletle savaşan, darbecilerin yanında duran, darbecilere destek veren…

MUSA ÇAM (İzmir) – Mustafa Bey, etme, eyleme!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …darbecilerle, onlarla beraber yol alan hiçbir kurum kesinlikle bugüne kadar iflah olmadı, bunların da iflah olmayacakları gibi.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Onlara söyle sen, kendine söyle.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bu sene kayısı durumu nasıl?

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) – Görüyorsunuz, yüce milletimiz bugün sizleri nerelere mahkûm etti.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sen kaysıdan bahset, kaysıdan!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Şu anda tabana sorarsanız yüzde kaçlarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Şov yapıyorsun,şov!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - …bulunduğunuzu çok iyi de görürsünüz.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Kaysıya gel, kaysıya!

MUSTAFA ŞAHİN (Devamla) - Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahin.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisine sataşmıştır efendim.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Niye sataşsın ayol, konuşmayacak mıyız?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ne dedi efendim?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bazı suç örgütleriyle iş birliği yaptılar…

BAŞKAN – Efendim?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bir grubu paralel devlet suç örgütü diye suçlamış, sonra da Cumhuriyet Halk Partisiyle bir ilişki kurmaya çalışmıştır. Buna cevap vermek istiyorum.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – İlişkili misiniz, değil misiniz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yok efendim, öyle bir şey yok. Hiç zikretmedi, hiç öyle konuşmadı.

MUSA ÇAM (İzmir) – Doğrudur efendim, sataştı; Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kimliğini paralel devletle aynı kefeye koydular.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Aynen efendim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Söylediğine atıfta bulundu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hiç konuşmadı, hiç bahsetmedi.

BAŞKAN – Ben de dinliyorum efendim.

Buyurunuz Sayın Çıray.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi her sabah farklı fikirlerle uyanan bir zihniyetin…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sataşmaya mahal vermeyelim lütfen!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Cevap verebilirsiniz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sataşmayalım!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Şimdi, uzun süre yardım ve yataklık suçuyla iştigal ettiğiniz, birlikte uzun yollar yürüdüğünüz ve eski Başbakanın “Ne istediler de vermedik?” dediği bir örgütü, kendiniz paralel devlet kurmak adına, paralel devlet olmakla suçluyorsunuz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hayır, örgüt ama değil mi?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Tek parti devleti kurmaya çalışıyorsunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Biz yanlış yaptık diye siz de mi yapmak zorundasınız?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Sık sık darbelerden söz ediyorsunuz ama bir önceki Cumhurbaşkanının seçime girmemesi için burada hukuk darbesi yapıp onun seçime girmesini dahi yasaklamak istiyorsunuz. O hadiseyi dahi, Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine giderek sadece hukukun üstünlüğünü savunduğu için önledi. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi Ergenekon meselesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Balyoz davasında da, Cumhuriyet Halk Partisi bugün özür dilediğiniz ne varsa, “Yanlış yaptık.” dediğiniz ne varsa geçmişte bunların hepsi için bir hukuk mücadelesi verdi. Bugün yaptığımız da bundan ibarettir. Ne kimsenin yanındayız ne kimsenin önündeyiz ne kimsenin arkasındayız.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Kol kolasınız ya, kol kolasınız.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Biz, hukukun üstünlüğünün ve yüce Türk milletinin adalet anlayışının yanındayız. Biz, dün yapılan haksızlıklara nasıl karşıysak bugün yapılırsa ona da karşı çıkarız, yarın sizinle ilgili tutuklamalar başladığında bir sorun olursa emin olun onda da hukuksuzluk varsa sizi de desteklemek bize nasip olacaktır.

Sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki ne zaman iktidar olacaksınız?

MUSA ÇAM (İzmir) – Haziranda.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çıray.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ondan önce, Sayın Ali Aydınlıoğlu, konuşmasında -tutanakları özellikle getirttim, yanlış olmasın diye- doğrudan doğruya partimize Osmanlıca Türkçesi meselesini konuşurken “MHP’nin tutumunun da ne olduğunu anlamış değilim.” şeklinde partimizi suçlar mahiyette bir ifade kullanmıştır, sataşmadan söz istiyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sataşma yok efendim, sataşma yok.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Sataşma yok, anlamamış ne yapsın?

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Anlatacak size şimdi, dinleyin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir ara vermek paklar Sayın Başkan!

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu’nun 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ali Aydınlıoğlu Bey Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur yani Türkçe öğretmenliği yapmış bir kişidir. Türkçe öğretmenliği yapmış bir kişi ne yazık ki şöyle diyor: “Türkçe bir dil değildir, Türkçe bir milletin dili değildir, Türkçe bir medeniyetin dilidir.” Eğer Türkçe bir milletin dili değilse o zaman bir medeniyetin dili hiç olamaz. Yani, “Türkçe” kelimesi zaten “Türk”ten gelmektedir. Türk dili olmaması mümkün olabilir mi, bir milletin dilinin olmaması? İngilizce bir milletin dilidir, Almanca bir milletin dilidir, Fransızca, Farsça, Arapça bir milletin dilidir ama Türkçe değildir! Şimdi, Türkçe öğretmenliği yapmış birinin bu şekilde konuşması bir defa…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Sadece bir milletin değil, bir medeniyetin dilidir.” dedi.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Kardeşim, buradan okuyorum söylediğini.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – İşte onu demek istedi yani.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Diğer taraftan, Osmanlıca meselesine gelince. Ali Bey, Osmanlıcayı öğrenmekle mükellef idi üniversitede çünkü Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde Osmanlı Türkçesi öğretilir ama anladığım kadarıyla üniversitede de öğrenemeyenler var bu şekilde. Osmanlı Türkçesini öğrendiğini hiçbir zaman zannetmiyorum, gelsin bana bir şey okusun göreyim; okumadığını, öğrenmediğini düşünüyorum.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Siz okuyor musunuz?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Evet hem okurum, hepsini de, siyakat da dâhil hepsini okurum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bana getir ben okurum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bir de okumak değil, onu anlamak gerekir. Dolayısıyla Osmanlı Türkçesini okuması mecburi olan bir kişinin Osmanlıcayı dört sene okumasına rağmen bilmiyorsa başkasına Osmanlıca öğretme imkânı olmadığını da bilmesi gerekir. Her şeyden önce “tedbir” kelimesinin hangi mastarda olduğunu söylesin bana, “tedhiş” kelimesinin hangi mastarda olduğunu söylesin, istifal vezninde bir kelime söylesin bana karşılığında. Şimdi, bakın, Osmanlıca, Osmanlı Dönemi Türkçesini öğrenmek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – …sadece bu konunun uzmanları için gereklidir. 50 bin tane kitap neşredilmiştir, Latin alfabesine bu kadar çevrilmiştir, bir tanesini okudu mu bakalım, kim okudu bir tanesini? (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Kars Milletvekili Yunus Kılıç…

Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, ülkelerin belli alanlarda gelişmişlik seviyelerini belirleyen önemli kriterler var. Örneğin sağlıkta baktığınız zaman bebek ölümleri, ortalama ömür, anne ölümleri gibi değerler; örneğin hayvancılıkta, tarımda baktığınız zaman biyoteknoloji ne kadar kullanır, nanoteknolojiye ne kadar hâkimdir, paraziter hastalıklar ne kadar yaygındır bir ülkede; bunların hepsi bir kriter: Ama bir ülkenin genel gelişmişlik seviyesini ve sürdürülebilirliğini anlamanın en önemli kriteri o ülkede araştırma geliştirmeye ayrılan değer, rakam, bütçe içerisindeki yeri ve genel olarak eğitime ayrılan rakama bakılır.

Saygıdeğer milletvekillerim, Türkiye iddiası olan, katma değer üretmek isteyen, orta gelir grubundan bir an önce kurtulmak isteyen ve dünyada pozisyonunu her gün daha güçlendirerek arttırmak isteyen bir ülke ama bunu yapabilmenin de yolu bilimi kullanabilmesine bağlı, teknolojiyi kullanabilmesine bağlı, AR-GE’ye ayırdığı bütçeyle alakalı. Ne kadar üniversitelerinde bu rakamlar yükseliyorsa, üniversitelerin ürettiği, bilgi ürettiği ve demin hocamın söylediği gibi bunu öğrettiği ve paylaştığı alanı ne kadar genişletebiliyorsa, sanayisi de bu bilgiyi ne kadar fazla kullanıyorsa, dolayısıyla katma değeri de daha yüksek bir ülke hâline geliyor.

Şu anda Türkiye, ihracatının kilosunu hâlâ 4 dolardan yapan bir ülke. Bunu artırmamız lazım ama ithalata baktığınız zaman ithalatta 25-30 dolara, 70 dolarlara kilosunu alan bir ülke ithalatta. Dolayısıyla bu açığı kapatmanın yolu ve Türkiye’nin hak etmiş olduğu ve ortaya iddiayla çıkmış olduğu başarı sürecini tamamlayabilmesinin ve oralarda sürdürülebilir, kalıcı olabilmesinin yolu teknoloji üretmesi ve sanayisine bilgi oluşturabilecek altyapıyı oluşturması gerekiyor. Bunun da en önemli ayağı üniversiteler ve bunlara ayırdığınız bütçeler. Türkiye, aslında cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda ciddi bir hamleyle başlamış eğitim noktasında fakat bu, olgunlaştırılamamış, sürdürülememiş, akamete uğramış. Daha sonra, son yıllarda özellikle, bu bütçeler ciddi bir şekilde artırılıyor. Bakın, size çok küçük bir örnek vereyim: TÜBİTAK en önemli bilimsel kuruluşumuz, 1963 yılından 2003 yılına kadar kullandığı bütçenin tamamı 2 milyar dolar, saygıdeğer milletvekilleri. Yani bunu yıla böldüğünüz zaman yıllık 50 milyon lira ve daha komik olan bir şey, bu bütçenin 1,7 milyar doları tamamen personel giderleri için harcanmış bir ülkeden bahsediyoruz ve bu ülkede bilimi, sanatı, teknolojiyi geliştirmeyi umuyoruz. Tamamen boşuna. Yani yılda 2,5 milyon lirayla AR-GE, bilimsel çalışma, bilgi oluşturmaya çalışıyorsunuz, teknoloji geliştirmeye çalışıyorsunuz. Mümkün müdür? Değildir.

Bakın, gelişmiş ülkelere baktığınız zaman, AR-GE’ye bütçelerinden ayırdıkları pay yüzde 2,5 ile 5 arasındadır. Türkiye’de 2002 yılına kadar AR-GE’ye ve üniversitelere ayrılan para 0,2’lerde. Bakın, 0,2’lerde bütçesine baktığınız zaman. Bugün kaçta? 2014 yılında yüzde 1’lere yaklaştı. Yeterli midir? Değildir. Bunun 2’lere, 2,5’lara, 3’lere çıkması lazım. Ama bu trendle, inşallah, bir beş yıl, on yıl sonra bu gelişmişlik seviyesinin ihtiyaç gösterdiği bu AR-GE çalışmalarına ayıracak bir bütçemiz olacak.

Ancak bilimsel kültür ve bilimsel anlayış geliştiği sürece, buna bakışımız ülke olarak… Bu sadece bir hükûmetin işi değil, bütün ülkenin, insanların işi. Bilimsel kültürü oluşturabildiğimiz sürece, buna hürmet ettiğimiz sürece, gerek beynimizle gerek bütçelerimizle, ülkenin ihtiyacı olan AR-GE çalışmalarını yapabilecek ortam üniversiteler. Bunları desteklediğimiz sürece… Çünkü ülkede, aynı zamanda, üniversite sayısı arttı, öğrenci sayısı arttı, akademisyen sayısı arttı ve bunlar hak etmiş oldukları, hem özlük haklarıyla beraber hem fiziki altyapısıyla beraber bilimsel ortamı geliştirmenin yolu üniversitelere sağladığımız bütçeler.

Evet, bu bütçemiz eski yıllara göre, arkadaşlar, 10 kat artmıştır. Bakın, 2002 yılında eğitime ayrılan bütçenin tamamı 10 milyar, bugün 81 milyar. 2002 yılında yine 2,5 milyar üniversitelerin bütçesi, bugün 19 milyar. Yani, bakın, 8 kat artış var. Yeterli midir? Türkiye'nin iddialarını gerçekleştirebilmesi için artırarak devam etmesi gerektiğini vurguluyor; bütçenin ülkemize, bilime ve insanlığa hayırlar getirmesini diliyor; hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kılıç.

Sayın milletvekilleri, 14.30’a kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.29

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Yedinci tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’na aittir.

Buyurunuz Sayın Tanrıkulu.

Süreniz on dokuz dakika.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hem şahsım hem de grubumuz adına Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, dost ve kardeş Pakistan’da meydana gelen terör olaylarını grubumuz adına şiddet ve telinle kınadığımızı ve oradaki can kayıplarına Allah’tan rahmet dilediğimizi özellikle belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yıllık bütçeler ekonomik ve sosyal geleceğin bugünden görülmesi açısından çok önemlidir. Bu yüzden de milletimize güven verecek, ayakları sağlam bir şekilde yere basan, bilimsel bir mantık içerisinde üretilmiş kaliteli bütçeler iktidarların da âdeta karnesi olması gerekir. Gelinen noktada bu nitelikleri taşıyan, milletimiz için gerekli ve yeterli hizmetle yatırımları sunabilecek olan bütçeler, maalesef, on iki yıldır görülmediği gibi, iktidarın bütçe karnesi de tıpkı bugün görüşmekte olduğumuz 2015 bütçesinde de olduğu gibi kırık notlarla doludur.

Değerli milletvekilleri, artık yıllık bütçeler bir seferlik gelirlerle kapatılmaya çalışılıyor. Nedir bu gelirler? 2/B, özelleştirme gelirleri, vergi ve prim afları, bedelli askerlik gibi birtakım gelirler bu bütçeleri, gelir kalemini ayakta tutmaya çalışıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ayrılan 1 milyar 358 milyon liralık 2015 yılı bütçe ödeneği tıpkı geçen sene olduğu gibi 2012 ve 2013 yıllarındaki başlangıç ödeneklerinden düşük kalmıştır. Çevre ve şehircilik alanında iddialı hizmet vereceklerini belirtenler öncelikle bunu sağlayabilmek adına Bakanlık bütçesini ciddi bir artırma becerisi göstermeleri gerekir. 2015 bütçesi 2013 bütçesine göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük hazırlanmıştır. Yetersiz bütçelerle Bakanlık ülkemiz için gerekli çağdaş, gelişmiş çevre ve şehircilik hizmetlerini bu durumda da yerine getiremeyecektir.

Değerli milletvekilleri, kuruluş kanunu hâlen bulunmayan ve kararnameyle yürütülen Bakanlığın Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı sunumda çevre kirliliğini önlemek, çevre standartlarını yükseltmek, sağlıklı, güvenli, marka şehirler oluşturmak, afet riski taşıyan bina ve alanların dönüşümünü sağlamak gibi çalışmalar yürüttüğü belirtilmiştir. Ancak, geçmiş yıllardaki uygulamalarda da gördüğümüz üzere, Bakanlığın çevre konusuna duyarlılığı bu resmî sunumların içinde verilen, kamu spotları niteliğini geçmeyen açıklamalarda kalmakta veya birtakım ihmaller sonucu oluşan çevre felaketleri sonrasında kamuoyuna telkin vermeye yönelik, hiç de derinliği olmayan, ayaküstü siyasi demeçlerden öteye geçmeyen birtakım açıklamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Çevre ve şehircilik alanında yıllardır dağ gibi biriken birtakım sorunlara her geçen gün yenileri eklenmektedir ki bunların birçoğu da maalesef Bakanlık eliyle yapılmaktadır. Ortaya rant kokusu yayıldıkça çevre ve şehircilik anlayışından da giderek tabii ki uzaklaşılmaktadır.

Bu kapsamda ilk defa 1993 yılında çıkarılan ÇED Yönetmeliği, 7 büyük değişikliği AKP Hükûmetleri zamanında olmak üzere, toplam 17 kez değişikliğe uğramıştır. 3 Ekim 2013 tarihinde yayınlanan yönetmelikse bir yıl sonra yaklaşık, gene, tekrar değiştirilmiş, 25 Kasım 2014 tarihli Resmî Gazete’de de yayınlanmıştır. Avrupa Birliği tarafından yayınlanan ve 1985 yılından itibaren sadece 3 defa değiştirilen ÇED Yönetmeliği’nin ülkemizde on iki yılda 7 kez değişmesinin makul bir gerekçesi de yoktur. Sadece bu durum bile ülkemizin çevre politikalarının birtakım güç odaklarının oyuncağı ve rant aracı hâline geldiğini de göstermektedir. Nitekim, bu, çevre konusundaki başarısızlıklar her yıl yazılan AB ilerleme raporlarına da girmiştir ve en son 2014 raporunda ÇED ve doğa koruması mevzuatında yapılan değişikliklerin ciddi endişeler uyandırdığı belirtilmiş ve ardından da stratejik planlamaya ve daha güçlü bir idari kapasiteye de ihtiyaç duyulduğunun özellikle altı çizilmiştir.

Değerli milletvekilleri, son on iki yılda 3 bin proje için ÇED olumlu görüşü verilmiş, 42 bin proje için de ÇED raporuna gerek olmadığı kararına varılmıştır. Bu enteresan bir rakamdır çünkü son değişiklikten önceki ÇED Yönetmeliği uygulamaları dahi tamamen çevre aleyhine işletilmiştir. Her proje ÇED sürecinden kolayca geçirilmesine rağmen ne olmuştur da geçen seneden bugüne bu yönetmelik değişikliğine ihtiyaç duyulmuştur? İşte, buradaki en önemli ihtiyaç, hiç şüphesiz ki iktidarın ÇED sürecine bazı tesisler için getirmek istediği muafiyetlerde gizlidir. ÇED muafiyetine yönelik, yönetmelikte yapılan düzenlemelerin defalarca Danıştayca, en son Çevre Kanunu’nda yapılan değişikliğin de gene Anayasa Mahkemesinde iptali üzerine, yenilen pehlivan misali yine bir ÇED Yönetmeliği’nde bazı muafiyetler getirilmiş ve çevre aleyhine de gene birtakım hükümler bu son yönetmeliğe konulmuştur.

Bütçe görüşmelerinde, gene Bakanlık demiştir ki: “AB ile uyumlu bir ÇED düzenlemesi yapacağım.” Ancak bu açıklamaların tam aksine, AB ÇED Direktifi’nde muafiyetler bulunmamasına rağmen birtakım muafiyetlerle dolu bir yönetmelik de ortaya çıkmıştır. Bakanlık çevre denetiminin temel taşı olan bu yönetmeliği âdeta işlevsiz hâle getirmekle de böyle bir çelişkinin içerisine düşmüştür.

Değerli milletvekilleri, bu yönetmelik değişiklikleri nelere yol açabilecektir? Bakın, Manisa Yırca‘daki zeytinliklerin başına geldiği gibi, İzmir’in Urla Ovacık köyünde de şimdi köylüler ağaçlarını korumak için ormanlık alana herhangi bir tesis yapılmasın diye -ki oraya rüzgâr enerjisi santralleri yapılması için hemen kapıda beklemektedir birtakım kişiler- gece gündüz nöbet tutmaktadır ve orada 1.500’ün üzerinde bir ağaç katliamıyla karşı karşıya kalınacağı söylenmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir de bunların üstüne enteresan bir konu: 2013-2017 Stratejik Planı’nda, atıfta “yaşanabilir çevre” ve “marka şehirler” gibi zorlama kavramlar, esasında içinin hiçbir zaman doldurulamadığı bir kavram olarak karşımıza gelmektedir. Zaten Sayın Bakanın da kendi imzasının bulunduğu şu 2015 yılı programına da bakarsak değerli arkadaşlar… Kaldı ki bu hazırlanırken bütün Bakanlar Kurulu üyelerinin imzası ve oluru alınarak hazırlanmaktadır ancak ne hazindir ki sayın bakanlar burada yazılan yazıları, uyarıları, tedbirleri ve getirilen projeleri maalesef okumadan imzayı da atmaktadırlar. Zaten attıkları da sonraki icraatlarından ortaya çıkmaktadır.

Yaşanabilir ve marka şehirler, sadece lüks yapıları hızlı bir şekilde yapmak, bunlardan yüksek kazanç elde etmek anlayışının hem merkezî hem de yerel unsurlarda kalıcı hâle geldiğini görüyoruz artık. Bu durum, tabii, sadece bizim ülkemizde değil, uluslararası platformlarda da ciddi endişeler yaratıyor ve uyarılmaya yol açıyor. 6306 sayılı bir kanun çıkarıldı, afet riski olan yerlerin dönüştürülmesi hakkında bir kanundur bu. Bu kanun kapsamında kentsel dönüşümle ilgili olarak iki buçuk yıllık bir uygulama dönemini geride bıraktık. Buna baktığımız zaman yani bu kanun uygulamalarına baktığımız zaman, Bakanlığın kentsel dönüşüm algısı içerisinde kentleri yaşanabilir bir çevre içinde düşünme ve önceliğinin olmadığını görüyoruz. Ne var burada, hangi öncelikler var? Zaten yeni oluşturulan yüksek yoğunluklu, hiçbir estetik ve mimari bir kaygı taşımadan dışı ve içi gösterişli inşaat malzemeleriyle düzenlenmiş bitişik nizam gökdelenleri yapılaşma şartıyla inşa eden bir yapılaşma anlayışı ve bundan türeyen sığ bir kentleşme anlayışını görüyoruz bu son kanun uygulamaları içerisinde. Kentsel dönüşümü sadece yıllar itibarıyla riskli alanların dönüştürülmesi, yer sayısı, yıkılan bina sayısı olarak gören yaklaşım devam ediyor. Şu anda gördüğümüz yaklaşım da bunun devamı olarak gözükmektedir. Ne olursa olsun eski binayı yıkarak yerine yenisini yapmak ve bu suretle de ekonomiyi canlı tutma anlayışı iktidarın da ana stratejisi. Biz buna kısaca “beton ekonomisi” veya “inşaat ekonomisi” diyoruz zaten.

Bakanlık riskli yapı nispetinin yüzde 52’sinin tek başına İstanbul’da yapıldığını açıklıyor. Şimdi, bu açıklamadan görüldüğü üzere iktidarın kentsel dönüşümle ilgili olarak aklına sadece İstanbul’un geldiği, özellikle deprem yönünden risk taşıyan birtakım şehirlere -ki bunların başında İzmir de gelmektedir- hiç önem verilmediği ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşımın, muhtemel bir deprem felaketi sonrasında faturasının ağır olacağını da bugünden belirtmek gerekir diye düşünüyorum.

Kentsel döşünüm kapsamında yapılan harcamalarla ilgili olarak Bakanlık 1 milyar lirayı aşkın bir kaynak kullandığını belirtiyor. Bu toplanan 1 milyar liranın kullanımının yerindeliği noktasında bilimsel çalışmaların yapılmasında da yarar vardır değerli milletvekilleri. Çünkü, elde edilen faydanın ne olduğunun, nerelere kullanıldığının, adil bir şekilde ve şeffaf bir şekilde ortaya konulması gerekir.

Son zamanlarda, son yıllarda Bakanlık gene kıyı alanlarımızda ciddi bir tahribatın olduğunu da itiraf ediyor. Sadece 2014 yılında Kıyı Kanunu kapsamında, kıyı planları çalışmalarında kıyı tesis ve yatırımlarına ait 41 tane, Boğaziçi Kanunu kapsamında da 10 tane imar planı onayı verildiğini Bakanlık tarafından, unutmamamız gerekir.

Değerli milletvekilleri, yıllardır çevre mühendisleri atama bekliyorlar ve ne hazindir ki kamuya her personel alımında, iddia edildiği gibi gelişmiş çevrecilik anlayışı nedeniyle bu Bakanlıktan yani çalışmaları gereken asıl Bakanlıktan kadro bekliyorlar. Ancak, adında “çevre” bulunan Bakanlık, ne hikmetse çevre mühendisine ihtiyaç duymuyor. Bugün, Çevre Kanunu’nda “çevre görevlisi” diye böyle muğlak, altı doldurulmamış, tanımı yapılmamış bir görevli tanımı var. Bu tanımdan acilen Bakanlığın vazgeçmesi gerekmektedir.

Ayrıca, Çevre Mühendisleri Odası denetimini de Bakanlık kendi bünyesine almak istiyor. Yine, Hükûmetin sivil toplum kuruluşlarına verdiği önem, özgürlüklerle ilgili olan söylemlerin aksine, bir bakıyorsunuz Çevre Mühendisleri Odasının denetimini kendileri yapmak istiyorlar. Burada da bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Ülke çevre bilincinin sadece kamu spotlarıyla artacağı düşüncesinde olan Bakanlığa bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir önerimiz var, diyoruz ki: Daha ilköğretim çağında, ders programlarında çevre bilinci derslerinin yer almasını sağlayın. Hazır -Millî Eğitim Şûrası sonrasında- Sayın Bakanla da yan yana oturuyorsunuz, bu durumda ortaklaşa belki bir müfredat değişikliğine gitmeniz mümkün olabilir. Eğer bu ve buna benzer tedbirleri çok hızlı alamazsak, Amerika’daki bir üniversitenin, örneğin Yale Üniversitesinin yaptığı Dünya Çevre Performansı Endeksi’nde olduğu gibi, çevre sağlığı ve doğa korumada 2006’da 49’uncu sıradayken, 2012’ye geldiğimiz zaman 109’uncu sıraya düştüğümüzü görürüz. Bunun yeni göstergeleri çıktığı zaman, eminim bundan daha kötü bir duruma gelmiş olacağız. Biyoçeşitlilik ve doğal alanları koruma kategorisinde de 132 ülke arasında 121’inci olmuşuz. Enteresan olan şu: Dünyadaki ülkelerin yüzde 92’sinin gerisinde kalarak, Eritre, Moldova, Libya, Irak gibi ülkelerle aynı kategoride bulunuyoruz şu anda doğa korumayla ilgili olarak.

Değerli milletvekilleri, daha elindeki tapu bilgilerinin güvenliğini bile sağlayamayan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Ankara’da yaşayan 1 milyon 568 bin vatandaşımızın tapu bilgilerinin üçüncü şahısların eline geçmesine göz yummuş ve maalesef de engel olamamıştır. Bu ciddi bir skandaldır. Hâlen Türkiye'deki kişisel tapu bilgilerinin ne kadarının üçüncü kişilerin elinde olduğu artık bir muamma hâline gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, kurumun Genel Müdür Yardımcısı dahi, kurumdaki yoğun iş yükünden dolayı personelinde ciddi bir kaçış yaşandığını, mevcut çalışanları bile korumakta zorlandıklarını belirterek, diyor ki: “Acil olarak hem personel rejiminde hem de özlük ve mali haklarda birtakım değişiklikler yapılsın.” Şimdi, buradan da görüyoruz ki, bu Genel Müdürlükte bir yönetememe ve çalışanların sorunlarına çare olamama durumuyla karşı karşıyayız. Vatandaşlarımızın, tapu işlemlerinde sıkıntı ve sorunları hâlen devam ediyor. Tapu dairelerine giden herkes bununla karşı karşıyadır. Bu durumun da en büyük nedeni, çalışan sayısının yetersiz olması ve mevcut çalışanların yeterli derecede birtakım mali haklara da sahip olmamalarıdır. Fazla çalışma ücretleri kesilmiştir, döner sermaye ücreti verilecek vaadiyle uzun yıllardır oyalanmaktadırlar ve ciddi sıkıntı altındadır bu personel. Bu yetmezmiş gibi, birtakım unvanlı kadrolarda çalışan personel, örneğin bölge müdür yardımcıları, şube müdürleri, uzmanlar baskı altına alınmakta, görev değişiklikleriyle karşılaşmaktalar; hatta unvanlarının alınması, sosyal medya üzerinden bunların takip edilmesi yani birtakım mobbing uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları kurumda devam etmektedir. Bütün bunlar hem iş verimini hem de çalışma barışını, doğal olarak motivasyonu düşürmekte ve bozmaktadır.

Değerli milletvekilleri, mağdur olan bu personelin durumu yakinen partimiz tarafından da takip edilmektedir, bunun özellikle altını çizmek istiyorum.

Kurum kendi hizmet standardına göre rüşvetle mücadele ve iş hacmini azaltmak için bir memura 1.200 ila 1.500 arası işlem yaptırmayı hedeflemiş ancak 2014 yılında 3.500 işlemi geçen birtakım çalışanlar var. Kurum da bu iş hacmini ve memur potansiyelini doğru bir şekilde tespit etmeden, hatalı bir hedef koymaya devam ederek, kendi koyduğu bu hedefi 2 kattan fazla aşan çalışanları ödüllendirmiş. Şimdi, bunu yaparken bunun nasıl aşıldığı sorgulanmadan, çalışanlar arasında birtakım ayrımcılıkların yaratıldığını hiç düşünmeden böyle bir uygulamanın da içine girmiş maalesef kurum.

Değerli arkadaşlar, yine kurumun 2010-2014 yıllarını kapsayan bir stratejik planı var. Çok enteresan, kapağında sadece “stratejik plan” yazan bir doküman bu, içeriğine baktığınız zaman stratejik planla hiçbir alakası yok. Sayıştay tarafından bu rapor denetlenmiş ve iyi tanımlanma kriteri gereğince hedeflerin ve göstergelerin yetersiz olduğu kanaatine varılmış ve Sayıştay tarafından da kurum ciddi bir şekilde uyarılmış.

Genel Müdürlüğün bu planında diyor ki: Lisanslı bürolara yönelik denetim ve eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve hizmet kalitesinin her yıl yüzde 1 oranında artırılması hedeflenmiş fakat enteresan, bu hedef ve öngörü tutmamış. Nedenine gelince: Çünkü, kendisi tarafından, yani Danıştay 10. Dairesinin 27 Aralık 2012 tarihli kararı gereğince lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin bürolarının faaliyetleri, işte biraz önce söylediğim hedefi koyan genel müdürlük tarafından da durdurulmuş. Yani ne enteresan değil mi? Bu stratejik plana hedef koyuyorsunuz, sonra kendi elinizle gidiyorsunuz Danıştaya, bu büroların da faaliyetini durduruyorsunuz. Enteresan bir strateji var burada ve bu stratejiyi devam ettiriyor gene genel müdürlük.

Hâlen yaklaşık 400 tane harita mühendisi, 2 bin tane teknik personelin geleceğine dair herhangi bir açıklama da duymuyoruz bugüne kadar. Bunlar kapılarda eylem yapıyorlar, genel müdürlüğün kapılarında sürünüyorlar.

Genel müdürlüğün neler yapıp yapmadığını açıkça yazan Nisan 2014 faaliyet raporunun da çok özensiz, yapboz bir şekilde yapıldığını maalesef görüyoruz değerli milletvekilleri.

Bu raporlardan da görüyoruz ki 61 ve 62’nci Hükûmetlerde maalesef hem genel müdürlüğün özlük haklarıyla alakalı tek bir düzenleme getirilmemiş hem de kendi personeline özenli ve dikkatli bir şekilde davranmamış.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin ihtiyacı olan bu hizmetlerin inşallah gelecek bahara yeniden görüşülmesi dileğiyle ben Genel Kurulumuzu bir kez daha saygıyla, hürmetle selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

Ankara Milletvekili Zühal Topcu.

Buyurunuz Sayın Topcu.(MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Hükûmetin 2015 yılı bütçesinde Millî Eğitim Bakanlığına ayırdığı bütçenin büyük bir bölümü, yaklaşık 42 milyar lirası, yüzde 78’i sadece personel giderleri için ayrılmıştır; yatırıma, eğitimin geliştirilmesine, planlanmasına yeterince kaynak ayrılmamıştır ve bundan sonra da yapılacak çalışmaların da bu bütçeyle çok yapılabilmesi de pek mümkün görünmemektedir.

Bütçeden eğitime ayrılan pay artırılmış gibi görülse de Millî Eğitim bütçesinin yüzde 78’i personel giderlerine ayrılmıştır. 1997-1998 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim bütçesinden yatırımlara yüzde 30, 2002’de yatırımlara yüzde 17 pay ayrılırken, 2015 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı tarafından yatırımlara yüzde 8,86 pay ayrılmıştır yani çok çok altındadır. Birçok araştırma kuruluşunun yaptığı araştırmalara göre, zorunlu eğitimin on iki yıla çıkmasıyla birlikte özellikle 3 milyon fazladan öğrenci sisteme dâhil olmuştur. Bu bütçeyle bunların ihtiyaçları nasıl giderilecektir? Özellikle, derslik yapımı için gerekli olan para nereden sağlanacaktır? Ve ikili eğitim yapan birçok okul bulunmaktadır. Sınıf mevcutları, gerçekten, 80’lere varan sınıflarımız bulunmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerde 1950’li yılların mahrumiyetine sahip okullarımız bulunurken, bu parayla bu problemleri nasıl çözeceğini de iktidarın oturup düşünmesi gerekiyor. Bu ihtiyaçların da giderilmesi lazım ve 2015 bütçesine bakıldığında da büyük bir fiyaskoyla karşı karşıya olunduğu da görülmektedir. Dershanelerin kapatılması sonucunda işte okula dönüştürme sürecinin de başarıya ulaşmadığı, hâlâ muammayı koruduğundan da buradan bahsedebiliriz.

OECD ve UNESCO raporlarına baktığımızda, özellikle eğitim bütçesinin gayrisafi yurt içi hasıla oranında Türkiye ortalamasının OECD ve UNESCO rakamlarının çok fazla altında olduğunu söyleyebiliriz. Kalkınmakta olan ülkeler için yüzde 6 olması gereken rakam ve OECD ülkelerinde de yüzde 6 olan bu rakamın Türkiye’de çok daha altında olduğunu söyleyebiliriz, bu rakamın yüzde 4,23 olduğunu belirtebiliriz. Ayrıca Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014-2015 Küresel Rekabet Raporu çalışmasında 144 ülke arasında Türkiye, yasal haklar açısından 96’ncı sırada, ilkokul eğitimi kalitesi açısından 94’üncü sırada, eğitim sistemi kalitesi açısından 89’uncu sırada, fen ve matematik eğitimleri açısından 98’inci sırada, okul yönetiminin kalitesi açısından da 100’üncü sırada olduğunu biz burada paylaşmak istiyoruz.

Bu arada da yapılan ve gündeme gelen, bayağı bir baloncuklar uçurulan bir şûra vardı; keşke o şûra eğitimin kalitesi üzerinde, bu kaliteyi nasıl artırabiliriz üzerinde dursaydı belki çok daha farklı sonuçlar elde edebilecek ve gerçeklerle yüzleşmenin maliyetini AKP’nin önüne koyabilecekti.

Özellikle şunu da vurgulamak istiyoruz, Sayın Başbakan 2015 bütçesinde şu ifadeyi kullandı: “Hiçbir cevher insandan daha kıymetli değildir.” Sayın Başbakana bu cümlenin karşısında sorulacak o kadar çok soru var ki. O zaman, neden belli bir sistematik, sürdürülebilir eğitim politikası uygulanmadı on iki yılda? Neden 5 tane, farklı programları uygulayan Millî Eğitim Bakanı geldi? Ve gençler arasındaki işsizlik hâlâ yüzde 20’lerde, üniversite mezunlarında yüzde 25’lere doğru yükseldi. Ve özellikle de KPSS’ye girip de atanamayan gençlerin çığlığını acaba cevheri değerlendirme olarak bahseden Sayın Başbakan duyabiliyor muydu? Özellikle bakanların, üst düzey bürokratların ve yöneticilerin akrabalarının ve yakınlarının sınavsız atandığı böyle bir durumda acaba nasıl cevap verebilecekti?

Ve şu anda en önemli problemlerden bir tanesi, müdür atamaları olarak hâlâ vicdanlarda yer etmekte ve sızlatmaktadır. Burada, özellikle, bütün okul müdürleri yerlerinden edilmiş ve nitelikleri memurun değil iktidarın çıkarına göre yandaş sendika üyesi olan isimler müdür olarak atanmıştı. İşte, AKP’nin yeni Türkiyesi’nde sınavın yerini torpil, adaletin yerini kayırma almıştır; diploma yerine ise parti üyeliği aranır hâle gelmiştir.

Şimdi, o kadar çok problem var ki; bu müdürleri kimler değerlendirdi, formlar kimin tarafından hazırlandı ve şimdi de -mahkemeler sonucunda- görevden alınan müdürlerin mahkemelerin geri göreve iade kararlarının nasıl uygulanması gerektiğini de biz Sayın Davutoğlu’na sormak istiyoruz.

Değerlendirmeye giden müdür sayılarının sendikal dağılımlarına baktığımızda, kayırmanın ve ayrıştırmanın net olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Özellikle EĞİTİM-BİR-SEN’den 20 binin üzerinde sınava giren var, bunların yüzde 61,81’i başarılı olurken EĞİTİM-BİR-SEN’den 7.800 kişi giriyor, yalnızca yüzde 11’i başarılı olmaktadır. Tabii, bu da artık uygulayıcıların insafının nasıl çalıştığını göstermektedir.

Yine, şu anda elimize ulaşan bir faks da özellikle Millî Eğitim Bakanlığının Nisan 2014’te atamasını yaptığı 1.709 şube müdürüyle ilgilidir. Mahkeme kararları bunları iptal etmişti. Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı özellikle TV programında verdiği beyanatta “Atamalar önce iptal edilecek, sonra hesaplamalar yeniden yapılacaktır.” şeklinde beyanatta bulunmuştu ama işte soruyoruz: 1.709 şube müdürü ataması iptal edilip yeniden atama yapılacak mı? Görevlendirme şube müdürü uygulamasını sonlandırıp münhal artırımı düşünüyor musunuz? Yenilemeyi düşündüğünüz atamalara ilişkin takvim ne zaman açıklanacak? Şu anda, birçok göz Millî Eğitim Bakanlığının vereceği kararı beklemektedir ve şu anda sormak istiyoruz: Sayın Nabi Avcı, acaba bunların hepsi tesadüf mü yoksa kendiliğinden mi gerçekleşmektedir veya kasıt var mıdır?

Öğretmen maaşlarını sürekli gündeme getirdik ama çok kısa olarak değinmek istiyorum yine. Özellikle yüzde 30’a yakını ek iş yapıyor ve bunun mukayesesini de çok kısa olarak OECD ülkelerinde çalışan öğretmenlerle mukayese yaparak vermek istiyoruz. Özellikle OECD ülkeleriyle mukayese yaptığımızda, bizim ülkemizdeki öğretmenlerin zorunlu çalışma saatlerinin çok daha yüksek olduğunu ve gelirlerinin ise özellikle OECD ortalamasının neredeyse yarısı düzeyinde kaldığını vermek istiyoruz.

Yine, öğretmenlerin gelir düzeyine göre sıralamada Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde sondan 9’uncu sırada yer alıyor ve özellikle, öğrenci sayıları açısından da Türkiye ortalamasının 20’yi aştığını da söyleyebiliriz. Ve dönemin Sayın Başbakanı 2003 yılında “İstiyoruz ki, benim öğretmenim çarşıda pazarda mendil satarak kendi maişetini temin etmesin. Öğretmenim ‘Bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim?’ şeklinde kaygılı olmasın.” şeklindeki ifadelerinin artarak, katlanarak devam ettiğini görmek istiyoruz. Ve o dönemin Başbakanının on bir-on iki yıl önce hediye ettiği saatlerin de hâlâ o tarihlerde kaldığını, hiçbir gelişme, ilerleme kaydetmediğini de belirtmek istiyoruz burada.

Atanamayan öğretmenler var. Yine, bunların da bir an önce programlar çerçevesinde, yapılacak planlar çerçevesinde atanması gerektiğini buradan bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Yine, bu iktidarın büyük bir tantanayla… Artık adaletsizliklerin ortadan kalkacağına yönelik olarak bir TEOG sınavı kondu ama gördük ki, bu TEOG sınavını da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Ve en son, İnternet ortamında yapılan atamalardan vazgeçildiğini Sayın Bakanın ağzından duyduk ama şu anda üzerinde çalışmalar yapıldığını da söyleyebiliriz. Daha yazılı olarak herhangi bir dokümante malzemenin de olmadığını görebiliyoruz.

440 puan alan bir öğrencinin 140 puanlık liseye yerleştiğini, evinden 120 kilometre uzaklıkta olan bir okula çocukların yerleştiğini ve ailelerin gerçekten perperişan edildiğini de biz buradan paylaşmak istiyoruz.

Okul rehberlik servislerinin olmaması, ikili eğitim yapan okulların saat 06.00’da başlayıp 19.30’da kapanması hâlâ eğitim sisteminin önünde büyük bir dağ olarak durmaktadır ve buna da cevap aranması gerekmektedir. Tabii ki, burada, işte, öğrencilerin büyük bir kısmı kahvaltı yapmadan evden çıkmakta, öğlen yemeğini bile yiyememektedir. 4+4+4’ün boş geçen derslerin fazlalığı, akademik başarının da çok düşük seyretmesinin sebeplerinin sorgulanması yerine sınav değişikleriyle eğitim sistemini sürekli yazboza çeviren AKP’nin sorumlu olduğunu da belirtmek istiyoruz.

FATİH Projesi’ne geldiğimizde, “asrın projesi”, “çağın projesi”, “Eğitimin bütün problemlerini çözecek.” diye verilen FATİH Projesi’nin hâlâ hangi düzeyde olduğunu bilmiyoruz. Aslında kendileri de bilmiyor. 19 Kasım 2010 yılında dönemin Başbakanı üç yıl içerisinde tamamlanacak FATİH Projesi’nden bahsetmişti ama gördük ki üç yılda tamamlanması gereken projenin bir arpa boyu yol gitmediğini de buradan bildirebiliriz. Yapılan ihale sayısı 4 olmuştur ama hâlâ bir sonuç çıkmamıştır. Acaba bitiş tarihi ne zamandır? Özellikle proje sayfasında 2013 olarak gösterilen proje tarihinin daha üç dört sene alacağı söylenebilecektir. Biz bu konuda da Allah rızası için diyoruz ki: Bu projeyle ilgili birilerinin bize net ve tutarlı bilgileri vermesini istiyoruz.

Ve yine, AKP iktidarının Millî Eğitim Bakanlığının ve diğer iktidar sorumlularının “Görmüyoruz, bilmiyoruz, duymuyoruz.”la gözden kaçırmaya çalıştıkları Kürtçe eğitim veren okulları buradan tekrar dile getirmek istiyoruz. Bu okulların hâlâ eğitimlerine devam ettiklerini basından teyit ediyoruz. Anayasa’ya aykırı bir uygulamanın iktidar tarafından hazırlanarak gizli bir destekle sürdürüldüğünü de paylaşıyoruz. Çünkü Millî Eğitim Bakanı bunlardan haberinin olmadığını, özellikle bütçe görüşmeleri sırasında sorduğumuz soruya verdiği cevapla bildirmişti. Hatta Bakanın ifadesinden birkaç saat sonra İnternet sitesinde bu okulların çok başarılı bir şekilde devam ettiği haberi de hemen yayınlandı. Bu nasıl bir garabettir? Artık, bir bebek katiliyle yapılan pazarlıkların sonucu olarak kimse görmüyor, kimse konuşmuyor, kimse de duymuyor; hâli bu iktidarın.

Çok değerli milletvekilleri, 2-6 Aralık tarihlerinde Antalya’da Millî Eğitim Şûrası toplandı. Toplanmasıyla birlikte de birçok suni gündem baloncukları oluşturuldu. Özellikle bölücülere ve bebek katiline verilen sözler çerçevesinde, “Sözde çözüm sürecinin yol haritasının dayatılması durumunu açıklayın, yoksa biz açıklarız.” tehditlerinin aldığı hâlin göstergesi olarak gündemler, suni gündemler böyle ortalıkta dolaşmaya başlamıştır.

İşte, Sayın Cumhurbaşkanı “Osmanlıcanın öğrenilmesini, öğretilmesini istemeyenler var. Bu çok büyük bir tehlike. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca öğretilecek ve öğrenilecek.” diyor. Yine, Sayın Başbakan “İsteyen öğrenci seçer, istemeyen seçmez. Teklif edilen bu. Nedir bu tarih alerjisi? Nedir bu kültür düşmanlığı?” şeklinde, böyle saldırgan bir tutum içerisinde cevaplandırmıştı. Burada bir üslup sorunu vardır, bir ifade sorunu vardır, vizyon sorunu vardır ve ahlaki sorun vardır çünkü tavsiye kararı olarak gündeme getirilen Osmanlıca dersinin müfredata dâhil edilme durumudur. Özellikle eğitim sisteminin politikaya alet edilmemesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Şu anda da hâlihazırda zaten 50 bine yakın öğrenci tarafından seçmeli ve zorunlu olarak bu dersler alınmaktadır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak parti programımızda zaten Osmanlıcanın seçmeli ders olarak verilmesini yıllardır yazıyoruz. Tabii ki öğrenciler Osmanlıcayla beraber o dönemin tarihini, kültürünü, hukukunu, değerlerini öğrenirken kültürel mukayese imkânı da bulacaklardır.

Ayrıca vurgulamak istiyoruz; bugünün önemine binaen de öğrenciler, o dönemde yolsuzluğa ve rüşvete bulaşmış olan kimselere o dönemde hangi cezayı verdiklerini öğrenebilme imkânına da kavuşacaklardır.

Eğitime bütünsel olarak bakılması gerekiyor çünkü günde 11 kişi trafik kazasında hayatını kaybediyor. On bir ayda 1.723 işçi iş kazasında can verdi ve özellikle bakıldığında da on bir ayda 240 kadın katledildi. Hırsızlık, gasp, uyuşturucu, adam yaralama, cinayet, dilencilik gibi suçlar ile suça teşvik edilen çocuklardaki suç oranı da beş yılda yüzde 100 artmıştır ve yine madde bağımlılığı ki artık çağın vebası olarak ifade edebiliriz ki yüzde 45 artmıştır. Peki, bu rakamları hangi kalite düzeyinizle açıklayacaksınız? Bu cevherin farkında olunduğu için mi sürekli olarak beytülmale el uzatılmaktadır? Keser döner, sap döner; bir gün gelir, hesap döner, unutulmaması gerekiyor.

Ve kısaca, şûrada alınan kararları çok kısa olarak değerlendirdiğimizde görüyoruz ki gerçekten bu iktidar tarafında iki yıl önce, üç yıl önce alınan kararların tekrar değiştirilmesi tavsiye edilmektedir. Öğretmen Akademisi bunlardan bir tanesidir. Ders sayıları, haftalık ders sayıları bunlardan bir tanesidir. “Çok” deyip azaltma yoluna gidilmesi tavsiye edilmektedir.

Yine, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de… Biz ahlak bilgisi ve din kültürü derslerinin konmasına karşı değiliz ama özellikle kavramlar doğru tespit edilmeli ve doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Hatta bu dersler verilirken özellikle hırsızlık kavramlarının; çalma, çırpma, günah gibi kavramların özellikle güncel örneklerle desteklenmesi gereğini de buradan vurguluyoruz.

Değerler eğitimi dersinin anaokulundan itibaren verilmesi, bu dersin içinin doldurulması ve iyi yetişmiş hocalar tarafından yapılması gerekiyor. Bizim teklifimizde iktidara teşekkür ediyoruz. Özellikle konulardan bir tanesinin de “17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası”nın örnek olay olarak bu değerler eğitimi dersine konmasını da biz teklif etmek istiyoruz.

Biraz önce AKP’den konuşan arkadaşımız, 28 Şubat vesayetinin ortadan kaldırıldığına yönelik bir açıklamada bulundu. AKP ahlaka format atmıştır, her şeyi formatlamaya çalışmaktadır ve şu anda da, demin 28 Şubat vesayetinden bahsedenlere biz de artık AKP’nin, Adalet ve Kalkınma Partisinin sivil vesayetinden bahsedebileceğimizi de örneklerle açıklıyoruz. Çünkü, binlerce yıllık doğruluk, dürüstlükle çizilmiş Türk imajı gerçekten altüst edildi, toplumun bütün değerleri yıkılmaya çalışıldı. Onun da ve kavramların da içi boşaltıldı ve kirletildi.

Evet, okulların kurucusu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür nesiller” yetiştirileceğini biz buradan vurgulamak istiyoruz. Demokrasi ve yurttaşlık dersi kaldırılırken acaba konuşmayan, sorgulamayan, şu andaki, günümüzdeki yönetime herhangi bir itiraz etmeyen öğrenciler mi yetiştirilmek isteniyor? Çünkü şu anda dört yılda 150 binden fazla yayın yasağı getirilmişti.

Ve yine, son olarak da şunu belirtmek istiyoruz ki yıllarca kaçak elektrikle ampul yakıldı, şimdi bu gerçek ortaya çıktı: Elektrik faturası ülkemize ağır geliyor, ödenecek gibi değil. Bunu da buradan belirterek teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topcu.

Kütahya Milletvekili Alim Işık…

Buyurunuz Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dört dakikadır.

(Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın hatip kürsüsüne bir döviz asması)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle sizleri ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, bugün 1’inci yılını dolduran ve dokuz günlük bir süreyi kapsayan 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftasında, iktidar partisi yöneticisi, yakını ve yandaşı olmaktan başka diğer vatandaşlarımızdan hiçbir farkı bulunmayanların aradan geçen üç yüz altmış beş güne rağmen hiçbir hesabı vermeden, bugün, hiçbir şey olmamış gibi ellerini kollarını sallayarak bu ülkede dolaşıyor olmalarından dolayı duyduğum üzüntüyü belirtmek istiyorum.

17-25 Aralık tarihlerini kapsayan dokuz günlük sürede, ülkemizin 9 ilinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi tarafından düzenlenen programlarla bu haftada, yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlükleri tüm vatandaşlarımızla paylaşacağımızı belirtiyor ve bu konunun üzerinin kapatılması amacıyla AKP tarafından “demokratik hukuk devleti” ilkesi çiğnenerek yargı, emniyet ve medya mensuplarına yapılan operasyonları şiddetle kınadığımızı da ifade etmek istiyorum. Yetimin, öksüzün, vatanın ve milletin haklarına ve kaynaklarına el uzatanlarla her türlü mücadeleyi veren tüm vatandaşlarımıza da teşekkür ediyor, bundan sonra sürdürecekleri mücadelelerinde de başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, 7 Kasım 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 130’uncu maddesi yükseköğretim kurumları yani üniversiteler, 131’inci maddesi yükseköğretim üst kuruluşları yani Yükseköğretim Kurulu, 132’nci maddesi de özel hükümlere tabi olan Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumlarına yönelik hükümler içermektedir. Benzer şekilde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu da üniversitelerin iş ve işleyişine yönelik temel esaslara ve hükümlere yer vermektedir.

Üniversiteler ve öğretim üyeleri konusunda detaylı hükümlerin yer aldığı bu düzenlemelerde yöneticilerin uyması gereken ana kurallar çerçeve olarak belirtilmiş olmasına rağmen, Anayasa’da yer alan bu açık hükümlere ve iktidara gelmeden önce YÖK’ün kaldırılacağı yönündeki açıklamalarına karşılık, AKP hükûmetleri döneminde, sadece, 2004 yılında Yükseköğretim Kurulunun oluşturulmasına ve 2015 yılında da bütçelerin hazırlanmasına yönelik hükümlerde değişiklik yapılarak YÖK’ün ve üniversitelerin iktidarın güdümüne girmesi sağlanmış ve vatandaşlarımıza verilen sözler ne yazık ki diğer sözler gibi unutulmuştur.

Son on iki yıllık AKP hükûmetleri döneminde olanlar nelerdir, kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversite sayıları, devlet üniversitesi olarak yaklaşık 2 katına, vakıf üniversiteleriyle birlikte de 3 katına çıkarılmasına rağmen ne yazık ki YÖK’ün ve üniversitelerin idari ve akademik personel sayılarında ve bütçe paylarında aynı düzeyde artışlar sağlanamamıştır. Kurulan vakıf üniversitelerinin birçoğunda ne yazık ki ticari kazançlar ön plana çıkmıştır. Çağdaş eğitim öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirilememiş, yetişmiş insan gücümüz ise ne yazık ki yerli yerinde değerlendirilemediği gibi, birçok haksızlık ve usulsüzlükle muhatap edilmiştir. Yüz binlerce gencimiz KPSS’ye girerek yüksek puanlarla devlet kadrolarında işe girmeyi beklerken AKP’li bakan, milletvekili, bürokrat ve siyasetçilerin çocukları bu sınavlara girmeden devlet memurluğu kadrolarına atanarak dolgun maaşlarla çalışmaları sağlanmıştır. Bu sınavlarda çalınan sorular ve yapılan haksız atamalar tarafımızdan gündeme getirildiğinde ÖSYM Başkanı ve Hükûmet üyeleri sınavlardan tatmin olduklarını belirterek iddiaları araştırıp sorumluları cezalandırmak yerine bu usulsüzlüklere göz yummuşlar, ancak bugün aynı sorumlular sınav sorularının çalındığını itiraf etmek zorunda kalarak suçu paralel yapılanmaya yıkmış ve sorumluluktan kurtulma çabası içine girmişlerdir.

AKP hükûmetleri döneminde YÖK ve üniversite yönetimleri ne yazık ki personelinin, öğrencilerinin ve mezunlarının yaşadığı sorunlar başta olmak üzere, ülkemizin içinde bulunduğu sorunlarla ilgili hiçbir görüş belirtememişler ve bu görüşlerini bir basın açıklamasıyla dahi olsa kamuoyuyla paylaşamamışlardır. Bu dönemde maalesef her fırsatta millî iradeden bahseden AKP yetkilileri, üniversite öğretim üyelerinin iradelerini yok sayarak rektör atamalarında sadece kendi güdümlerinde çalışacak adayları kaç oy aldıklarına bile bakmadan atamayı tercih etmişlerdir. YÖK, dekan atamalarında rektörlerin bildirdiği 3 aday arasından yaptığı tercihlerde ne yazık ki taraflı davranmak zorunda kalmıştır. Bu son dönemde çok sayıda öğretim üyesi Anayasa’mızın “Her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.” amir hükmüne rağmen görevlerinden uzaklaştırılarak mağdur edilmişlerdir. Üniversite öğretim üyeleri ve çalışanları maalesef siyasi düşüncelerine göre fişlenme iddialarına maruz kalmışlardır.

Yıllardır Hükûmet gündemine alınmayan üniversite öğretim elemanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler nihayet bir ay önce yüce Meclisin gündemine getirilerek bu ay itibarıyla kısmen de olsa bir iyileştirme getirilmiş ve böylece bu konu gündemden düşürülmüş. Ancak, bu iyileştirmelerde yabancı uyruklu öğretim elemanları ile emniyet teşkilatına mensup öğretim elemanları ve idari personel kapsam dışı tutulmuştur. Bu adaletsizliktir, haksızlıktır.

Üniversite genel sekreter yardımcıları ve hukuk müşavirlerinin ek gösterge ve özlük hakları mağduriyetleri, defalarca bu kürsüden dile getirmemize ve söz verilmesine rağmen, ne yazık ki bugüne kadar giderilememiştir.

Üniversitelerimizde 2547 sayılı Kanun’un 50’nci maddesinin (d) fıkrasına göre yüksek lisans ve doktora yapan ve fiilen araştırma görevlisi olarak çalıştırılan çok sayıda gencimiz, maalesef, lisansüstü eğitimlerini tamamladıkları anda âdeta kapı önüne bırakılarak emekleri yok sayılmıştır. Bu gençlerimizin mutlaka üniversitelerimizde istihdamları sağlanmalı ve bu mağduriyetler acilen giderilmelidir.

Üniversitelerimizde görev yapan akademik personelin, YÖK’ün ve üniversite rektörlerinin keyfî uygulamaları nedeniyle, yükseltilme ve atama ölçütlerini sağladıkları hâlde hak ettikleri kadrolara atanmalarında maalesef ayrımcılık yapılmış, bu nedenle de birçok öğretim elemanının ya üniversiteden ayrılmasına ya da başka üniversitelere gitmelerine yol açılmıştır.

Bu konuda vermiş olduğumuz bir soru önergesine istinaden Millî Eğitim Bakanının verdiği 1 Mayıs 2014 tarihli cevabi yazısında yer alan verileri sizlerle paylaşmak istiyorum: “21/10/2013 tarihi itibarıyla üniversitelerimizde kadro bekleyen ve boş bulunan kadro sayıları şöyledir: Profesör kadrosuna atanmayı bekleyen doçent sayısı 908 kişi, doçent unvanlı yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırma görevlisi sayısı 1.266 kişi.” Değerli milletvekilleri, bu insanlar doçent olmayı hak etmiş ve kadroya atanmayı bekleyen insanlar. Ama, maalesef, araştırma görevlisi kadrosunda hâlâ doçent olarak çalışıyorlar. Doktorasını tamamladığı hâlde yardımcı doçent kadrosuna atanmayı bekleyen öğretim elemanı sayısı 4.584 kişi, mağdur edilen toplam öğretim elemanı sayısı –bu rakamlar birbirine eklendiğinde- tam 6.758 kişidir. Buna karşın, aynı tarih itibarıyla üniversitelerimizde toplam 6.291 profesör, 8.018 doçent, 9.561 de yardımcı doçent kadrosunun boş olarak bekletildiği, dolayısıyla toplam 23.871 kadronun kullanılmadığı belirtilmiştir. Şimdi buradan soruyorum: Bir yanda kadro bekleyen yetişmiş eleman varken üniversitelerimizde yaklaşık 4 kat kadronun boş bekletilmesinin gerekçesi acaba ne olabilir? Sadece bu örnek bile üniversitelerimizin ne durumda olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu kadrolar devletindir, kadro bekleyen öğretim elemanları da aziz Türk milletinin değerli evlatlarıdır. Eminim bugün bu tablo daha vahim bir durumdadır. Çünkü son bir yıl içerisinde yani 17-25 Aralık olaylarından sonra tüm devlet kurumlarında olduğu gibi üniversitelerimizde de çalışanlar AKP yanlısı ve AKP karşıtı olarak fişlenmişler ve kadro ilanlarıyla atamalar tek elden yönetilir hâle gelmiştir. Üniversitelerimizde son yıllarda birçok öğretim elemanı yaşadığı haksızlık ve yapılan usulsüzlükleri mahkemelere taşıyarak kadro sahibi olabilmişlerdir. Hâlen üniversitelerimizde çalışanların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla açtıkları dava sayılarına, üniversitelerden ayrılan personele, açılan disiplin soruşturmalarına ilişkin soru önergelerimize ise ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir cevap alınamamıştır.

Değerli milletvekilleri, maalesef son yıllarda YÖK ve üniversitelerimiz üzerindeki siyasi baskılar her geçen gün artarken yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına muhatap olan üniversitelerimizin sayıları da hızla yükselmektedir. Sadece bazı medya organlarında da yayınlanan birkaç örnekle bu konuyu da sizlerin dikkatine sunmak istiyorum. 2014 yılına ait Sayıştay raporlarında, bazı üniversitelerimizde ödenek üstü harcama yapıldığı, maaş ve ek ders ödemelerinde kontrol sisteminin kurulmadığı ve benzeri yönünde 5018 sayılı Kanun hükmüne aykırı usulsüz harcamaların yapıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Bir üniversitemizde 2013 yılında tam 36 milyon 813 bin 450 TL’lik ödenek üstü harcama yapıldığı ve personelin izinli, raporlu veya görevli olduğu günlerde ek ders ödenek tahakkuk ettirildiği müfettişlerce tespit edilip raporlara geçirilmesine rağmen, maalesef bu tespitler yüce Meclis adına denetim yapan Sayıştay yöneticileri tarafından makaslanmıştır.

Bazı üniversitelerimizin isimleri “TÜRGEV” isimli bir vakfa arazi tahsisi, taşınmaz devri ve benzeri gibi, son derece ciddi iddialarda yer almıştır. Bu sayede AKP’li bazı siyasiler, idareciler ve iş adamlarına siyasi ve ekonomik rantlar sağlanmış ve maalesef üniversitelerimiz bu yolsuzluk ve usulsüzlüklere aracı edilmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin güzide kurumları olan ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi emanet ettiğimiz üniversitelerimiz ve bu üniversitelerimizden sorumlu üst kuruluş olan YÖK için ne yapmamız gerekmektedir sorusunu da Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamelerinde de yer alan bazı görüşler ile sizlere özetlemek istiyorum:

1)           Yükseköğretim dünya üniversiteleriyle rekabet edebilen seviyeye getirilerek üniversitelerin ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, araştırma yaparak bilim ve teknoloji üreten, toplumsal gelişmeye önderlik eden, bilimsel yöntemlerle sorunlara çözüm üreten, dünya üniversiteleriyle yarışan eğitim kurumları hâline getirilmeleri mutlaka sağlanmalıdır.

2)           Üniversitelerin bulundukları yörelerin potansiyellerine de uygun şekilde uzmanlaşmaları sağlanmalı, etkin bir kalite değerlendirme ve denetim sistemi oluşturularak özel üniversite kurulması teşvik edilmelidir.

3)           Üniversite öğretim elemanı ve bilim adamının yurt içinde yetiştirilmesi için üniversitelerin yüksek lisans ve doktora programlarında ihtisaslaşması sağlanmalı, gerekli teknik ve ekonomik altyapı mutlaka buna yönelik olarak oluşturulmalıdır.

4)           Yükseköğretim sistemi daha demokratik ve üretken bir yapıya kavuşturularak, öğrenci, kurum ve akademik kadrolar arasında gerekli iş birliği ve uyum sağlanmalıdır.

5)           Yükseköğretim Kurulu, yani YÖK, düzenleme, yönlendirme, koordinasyon, planlama ve denetimden sorumlu bir yapıya dönüştürülerek yeniden yapılandırılmalı, üniversiteler idari ve mali açıdan özerk ve hesap verebilir hâle getirilmelidir.

6)           Üniversitelerde rektör seçimleri demokratik esaslara bağlanmalı ve iki kademeli olarak uygulanacak seçim süreci sonucunda ikinci kademede oylamaya katılan, en yüksek oyu alan 2 adaydan yüzde 50’nin üzerinde oy alan aday Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır.

Üniversiteye giriş sınavı kaldırılarak bunun yerine ilköğretim ve ortaöğretimde etkili bir yönlendirmeye bağlı olarak bir yerleştirme sağlanmalıdır.

Üniversitelerimizdeki dekan atamalarının öğretim üyeleri ve diğer çalışanların da katılımıyla yapılacak seçimler sonucunda doğrudan yapılması ve gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Devamla) - Gençlerimizin millî ve manevi değerlerimizle donatılmış, bilimsel yaklaşımı benimsemiş, sosyal ve kültürel etkinliklerle desteklenen bir eğitim sistemine kavuşmaları mutlaka sağlanmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle 2015 yılı bütçesinin her ne kadar YÖK ve üniversitelerimize beklediğimiz düzeyde katkı sağlamayacağını bilsek de hayırlı olmasını diliyor, hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, az önce TRT-3’te Meclis TV yayınlanırken, öndeki bant kaldırılırken, şu an konuşmalarımız sırasında bu bant kaldırılmıyor ve sadece o tutuluyor orada. Yarım çekim yapılıyor veya arkadan çekiliyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ona göre ayarlanmaz ki Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bundan önceki bütün konuşmalarda o bant kaldırılıyor ilk tanıtımdan sonra ama şimdi kaldırılmıyor, sırf “17-25 Aralık Yolsuzluğa Hayır” sloganını göstermemek için yapıyorlar.

Bakınız, Genel Başkanımız ve Genel Başkan Yardımcımız Semih Bey hakkında Rıza Sarraf’ın açmış olduğu 100 bin liralık tazminat davasında, İran’dan bununla ilgili belgeler istenince Rıza Sarraf vazgeçmiştir davasından. Dolayısıyla, onu orada göstermeyenler herhâlde bundan gocunmaktadır.

Bilgilerinize sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim Sayın Aydın?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, özellikle sormak istiyorum: Bakın, tabii, dünden beri, önceki günden beri kürsü âdeta şov yeri olarak kullanılmaya başlandı. Fikirlere saygımız var, eleştirilere açığız ama İç Tüzük’ün neresinde kürsüde bu tür şeylerin olacağı yazıyor, onu özellikle Divana, sizlere sormak istiyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Olmayacağına dair bir şey var mı?

ALİM IŞIK (Kütahya) – İç Tüzük’te yolsuzluk da yoktur, İç Tüzük’te yolsuzluk yapmak da serbest değil.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kalkarsınız, fikrinizi açıklarsınız, eleştirilerinizi yaparsınız ama burası bir müsamere salonu değil, burası bir tiyatro değil.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Sizin kendi milletvekiliniz koskoca pankart koydu oraya.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Fikirler tartışılır, konuşulur, kamuoyu takdir eder ama kürsünün bu tür şeylerle kullanılmasını doğru bulmadığımızı ve İç Tüzük’e uygun olmadığını ifade ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kendileri koyarlarken hiç buna itiraz yoktu, koca pankartlar koydunuz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay, sizin talebiniz nedir?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Grup Başkan Vekilinin Parlamentoyu müsamere yerine benzetmesini kınıyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – E, böyle yapmayın.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bu Parlamentonun kurulduğu günden beri bu kürsüde çeşitli görsel materyaller kullanılmıştır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuyla alakalı…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet, konuyla çok alakalı, bugün 17 Aralık.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Üstünü başını çıkaran olmadı herhâlde bu Parlamentoda.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ancak Meclis TV yönetmenini de buradan uyarıyorum: Meclis TV yönetmeninin Meclisin yayınında böyle bir keyfiyete hakkı yoktur, hadsizlik yapmaktadır, terbiyesizlik yapmaktadır! (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut…

Buyurunuz Sayın Bulut. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on üç dakika.

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde, ÖSYM bütçesi hakkında söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

“Öfkede ölü gibi, müsamahada deniz gibi olun.” diyen Hazreti Mevlâna’yı kutluyor, rahmetle anıyor, gittiği yolun, yaktığı ışığın bütün insanlığın ihtiyacı olduğunu ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, kurulduğu günden bugüne kadar, AKP iktidara gelinceye kadar en az eleştirilen, en az tenkit edilen, yaptığı sınavların en az hatayla sonuçlandığı, kamuoyunda tartışılmadığı kurumlardan biri olan ÖSYM, AKP iktidarlarıyla -yapılan sınavlar, kadro değişiklikleri- kamuoyunda güvenilirliğini yitirdi, tartışma konusu oldu. Bunun bütün sebebi, AKP Hükûmetinin kadrolaşmak adına bütün kurumlara yaptığı partizanca atamalar, kişilerin ehliyetine, bilgisine, yeteneğine değil, sadakatine değer verilerek yapılan bu atamalar, bütün kurumlarda başarısızlığın birinci sebebidir.

YÖK Başkanı iken Gökhan Çetinsaya, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesindeki bir işçiyi alıp kendine özel kalem müdürü yapmıştır. Bu YÖK Başkanı, daha sonra bu özel kalem müdürünü Hacettepe Üniversitesine şube müdürü olarak atamıştır. Bu partizanca atamalardan bahsediyorum. Yine aynı YÖK Başkanı, koruma polisini istifa ettirmiş, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesine Genel Sekreter olarak atamıştır. Bu bütün kurumdaki çözülmenin, çürümenin sebepleri, işin ehli olan kişilere yetki ve görev vermeyip sadece “Benden olsun, kurum benim elime geçsin, bizim dediğimiz olsun.” anlayışından kaynaklanıyor maalesef.

Bu ÖSYM çok özel bir kurum. Bu kurumda şeffaflık gerekir ancak burası şeffaflıktan uzaklaştırılmış, bir şaibe kutusunun içerisine kapatılmış vaziyettedir. Kayrılarak hak etmediği görevlere getirilen personele daha sonra şaibeli işler yaptırılmakta, o işlere bulaştırılmaktadır, bedel ödettirilmektedir.

Şimdi, buradan söylenmesi çok sakıncalı ama KPSS sınavıyla kurumlara giriş yapılıyor. Gezi olaylarından sonra bilhassa Ulaştırma Bakanlığına KPSS puanıyla alınan kişilerin… Hükûmet, lütfen, ÖSYM’den aldığı o belgeleri bir araştırsın. O belgeleri veren ÖSYM’de acaba o kişiler sınavlara girmişler mi, kitapları var mı, cevapları var mı onları bir incelesinler. Çok ciddi iddialar var bu konuda. Bu, bir Hükûmeti, bakanı suçlamak değil, oradaki bir çetenin varlığından bahsediliyor, dikkate alınmasını rica ediyorum. Yüksek puanlar almış, hak ettikleri hâlde bu görevlere gelemeyen birçok insan varken, bunların hakkını haksız yere yiyen, oralara getirilen ve bunda bir cemaat yapılaşması, dayanışması içerisinde, bir kayırmacılık içerisinde gelen bu kişilerin haksız yere atandıkları iddialarını ifade ediyorum.

Bir ülkenin kurumlarında kurallar, kanunlar doğrultusunda çalıştırılması gerekir, yoksa o kurumlar ve ülke çok ciddi zarar görür. 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarında savcı takipsizlik kararı vermiş olsa da Türk milleti bu iddiaların peşini bırakmayacak, takibat sonuna kadar devam edecektir. Birileri: “Oh, kurtulduk.” demesinler. Zaman çok çabuk geçiyor, alınanlar, alanlar, verilenler, verenler, taşıyanlar, taşıtanlar, dinleyenler, konuşanlar tarih huzurunda mutlaka hesap verecektir.

Küresel Yolsuzluk Endeksi’nde bu yıl puanı en çok kırılıp yolsuzlukta en çok yükselen ülkeler Çin ve Türkiye’dir. Endekste ülkemiz 64’üncü sıraya kadar çıkmıştır.

Dün birlikte hareket edenler, bugün birbirlerine “hırsız, darbeci, rüşvetçi” diyorlar. Hepiniz suç ortağısınız, sahte belgelerle işe girenlerle, hak etmediği görevlere kayırmayla atanan, açılamayan, açılmayan üniversitelerden diploma alanlar hukuku çok rahat çiğniyorlar. Bunlar fil, vatandaş köle, bu yapı böyle sürmez, süremez değerli milletvekilleri.

ÖSYM sınav yapıyor, 2014 LYS’ye yaklaşık 1 milyon öğrenci ücretlerini bankaya yatırıyor ve sınava girmek istiyor. Bu öğrencilerden 64.494’ü ÖSYM sayfasında onay işlemi eksik yapıldığı için sınava alınmıyor.

Değerli milletvekilleri, eğitimin kalitesi o kadar düştü ki. Anadolu’da bir lise mezunuyla bir konuşun. Dilekçe yazmayı dahi bilemeyen, okuryazarlığı tartışılır lise mezunlarıyla dolu. Seviye inanılmaz düşük. Bu insanlar -İnternet ortamında ilk defa bu sene bu başvuruyu yapıyorlar, ÖSYM alıyor- ya İnternet’te bunu yerlerine dolduramadılar veyahut da ÖSYM bunun gereğini yapmadı ve o kadar insanın hakkını yedi.

ÖSYM soruları saklıyor, gizliyor, açıklamıyor ama bir şekilde öğreniliyor. Hatalı sorular bu gizlilik içinde saklanmaya çalışılıyor. ÖSYM’nin bunu yapmaya hakkı yok. Orası çiftlik değil, özel bir şirket değil, devletin bir ciddi kurumu olarak... Vatandaş kendine sorulan soruları, doğru cevapları görecek ki nerede hata yaptığını, nerede eksik yaptığını anlayacak. Kurumun getirildiği bu noktada artık sınavların güvenli olduğuna, soruların dışarıya çıkartılmayacağına ve sonucun adil olacağına, emin olun, hiç kimsenin inancı kalmamıştır.

LYS sınavlarına giren 2 milyon öğrenciden 900 bine yakını fen bilgisinden, 420 bin öğrenci matematik testinden sıfır puan almıştır. Eğitimin içine düştüğü bu zavallılığı görüyor musunuz? Hangi bilgiyle, hangi görgüyle “Eğitim AKP iktidarlarında altın çağını yaşıyor.” diyebiliyorsunuz? “Şu kadar ödenek ayırdık, bütçede en fazla Millî Eğitime ayırdık.” ifadelerini değerli vekillerimin verdiği rakamlarda gördünüz. 2002 yılını arayan... 2002 yılındaki bütçede yatırımlara ayrılan payın bugün yarısı ancak Millî Eğitime ayrılıyor. Artan nüfus, artan ihtiyaçlar bu bütçeyle karşılanamaz.

Eğitimde kalite yok, başarı yok. OECD ülkeleri içerisinde, 34 ülke içerisinde yapılan eğitim seviyesi sıralamasında, maalesef, Türkiye 34’üncü sırada yer alıyor. Üniversiteyi bitirmiş, Türkiye hakkında sorulan soruları bilemeyen öğrenciler var. Çünkü, çocuklar, öğrenciler her sene değişen sistem, her sene değiştirilen programlarla ambale olmuş durumda. Öğretmenler dahi programlara intibak edemiyorlar, zümre toplantılarında ne kararlar alacaklarını bilemiyorlar.

Şimdi, bütün buna karşın, tutuluyor, deniyor ki öğrencilere, seçmeli, imam-hatiplerde zorunlu Osmanlıca dersi öğretilmesi şûrada teklif ediliyor. Osmanlıca, Arapça, Farsça ve Türkçeden oluşan bir saray dilidir. Eski Türkçe ifadeler, Arap alfabesiyle yazılan bu yazı tabii ki, şimdi okunamıyor çünkü Osmanlıcanın öğrenilmesi hayli zor. O alfabetik harfler öğrenilebilir ama onun ifadelerini öğrenmek ancak bir ihtisas alanıdır. Bunun bütün okullara dayatılması şeklinde eğitimciler değil, bir sendika, Bakanlığa dayatma yapıyor. Sayın Bakanın, bence direnmesiyle, bu kadar geniş alınması önlenmeye çalışıldı. Ancak, Bakanlığın bütün müdürlerine, yetkililerine nüfuz etmiş bir sendika, emin olun, Bakandan daha aktif; oylamalarda salon, yetkililer Bakanın teklifinin dışında farklı, sendika lehinde oylar kullanıyorlar. Yani, Bakanlığın, Bakan tarafından, varsa bir politikası AKP’nin bu politika çerçevesinde hareket etmesi lazım.

Değerli milletvekilleri, eğitimdeki bu düşüş hâliyle bütün milleti ilgilendiriyor. Bizim tarihimiz sadece Osmanlıdan ibaret değil, Yenisey Yazıtları’nı da okumak için Göktürkçe dersi de neden seçmeli olarak okullarda okutulmuyor, teklif edilmiyor? Buradaki bizim yazıtlarımızın, Yenisey Yazıtları’nın, Orhun Kitabeleri’nin okunması, eğer mezarlıklardaki taşları okuma hevesindeyseler birileri, orada rahmet okusunlar ama tarih sadece oradan gelmiyor, 5 bin yıllık Türk tarihî içerisinde bizim tarihî birikimlerimizin de öğrenilmesi gerekiyor.

17-25 Aralık, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından her yıl kutlanacak “yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası” ilan edilmiştir. Bu, etik, bu, toplumun değer yargılarıyla örtüşen, kötülüklerle mücadele edip doğruyu, ahlakı, güzelliği bulma adına bilhassa eğitimle ilgili konularda değerler eğitiminde en önde tutulması gereken bir konu. Bununla ilgili partimizin kanun teklifi de bulunmaktadır. Bugün, bu gün münasebetiyle biz tanıtım rozetleri takıyoruz. Bütün milletimizin bundan sonra rüşvet yiyene karşı, haksızlık yapana karşı, rüşvet alana karşı, yolsuzluk yapana karşı herkesin, bütün toplumun, her kesimin tavır alması, haksızlık karşısında susmaması yine bir önemli görevdir.

Bütçenin bu imkânlarla ve bu şekilde, Bakanlığımıza faydalı olmasını, verimli sonuçlar doğurmasını, öğrencilerimize, atama bekleyen öğretmenlerimize bir ışık tutmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- CHP sıralarından milletvekillerinin ellerindeki pankartı göstererek ayağa kalkması ve Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, CHP Grubu olarak, 17, 25 Aralığın yıl dönümünde, rüşvet alan ve yolsuzluk yapanların emniyet ve yargı marifetiyle himaye edilmelerini protesto ettiklerine ilişkin açıklaması

(CHP sıralarından milletvekillerinin ellerindeki pankartı göstererek ayağa kalkmaları)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bugün 17 Aralık, rüşvet alan ve yolsuzluk yapanların, yürütmenin sopası hâline gelmiş emniyet ve yargı marifeti eliyle himaye edilmelerini, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak protesto ediyoruz.

BAŞKAN – Protestonuz anlaşılmıştır efendim.

Lütfen yerlerinize oturunuz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen devam edelim efendim.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmasına sıra geldi.

İlk konuşmacı, Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

Buyurunuz Sayın Soydan.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Onu kaldır, seninkini koy onun yerine!

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale) – Hiç merak etme!

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Çevreyi konuşmadan önce, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası nedeniyle, iktidarın, yakın çevresine nasıl davrandığından söz etmek istiyorum. On iki yıldır bakanların, bürokratların evlerindeki milyon dolarlar sıfırlandı. Çocuğunu maden ocağında kaybeden Recep amcanın ayağına giyecek ayakkabısı yokken siz çalışanın, emeklinin ve esnafın alın teriyle kazandığı paraların vergilerinden tam 1,5 katrilyon harcayarak sözde itibar göstergesi 1.150 küsur odalı kaçak saray yaptınız. “İtibar” diye cumhuriyet tarihinin en büyük israfını yaptınız. Ülkelerin itibar göstergesi, cumhurbaşkanlarının, başbakanların yaşadığı sarayların ihtişamı değil, o ülkedeki çalışanın, emeklinin yaşam standardıdır. İtibarın göstergesi, sarayların, köşklerin artırılması değil, ekmeğin büyütülmesi ve adil dağıtılmasıdır. İtibarın göstergesi, Cumhurbaşkanına özenip İslam’ın israfa ve lükse karşı olduğunu en iyi bilen Diyanet İşleri Başkanının 1 trilyona makam aracı alması değildir.

Unutmayalım ki dünyanın her tarafında, halkın parasını çalanlar, rüşvet ve yolsuzluklar havuzunda yüzebilmek için demokrasi ve özgürlükleri yok etmişler ve kendilerine hayali bir düşman yaratmışlardır.

Sayın milletvekilleri, bugün yaşamın kendisini, çevreyi, toprağı, suyu ve havayı konuşacağız. Sağlıklı doğa yaratılmadan sağlıklı insan ve sağlıklı toplumlar yaratılamayacağını konuşacağız.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Çevre Bakanı nerede?

MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Devamla) - Sayın Bakanın ifadesiyle -Sayın Bakanı göremedik ama mutlaka duyar- bütçesini görüştüğümüz Çevre Bakanlığının temel görevi, çevre kirliliğini önlemek, çevre standartlarını yükseltmek, ekonomik ve sosyal gelişme sağlanırken toplumun çevre duyarlılığını ve bilincini artırmaktır. Sayın Bakanı kutluyor, görev tanımına gönülden katılıyorum. Sayın Bakan ne diyor? “Binlerce personel ve milyarlarca bütçeyle toplumun çevre duyarlılığını artıracağız.” diyor. Sayın Bakanın, çevre duyarlılığını nasıl artırdığıyla ilgili birkaç örnek vermek istiyorum. Soma Yırca köyünde 6 bin zeytin ağacı katledilirken görevinizi yapmadınız. Yırca köyünde doğasını, ekmeğini, toprağını korumak için mücadele veren köylülere karşı gösterilen zorbaca tavır, ülke tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Teşekkürler Sayın Bakan, sayenizde Yırca’da vatandaşlarımızın çevre duyarlılığı artırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, Bakanlığın bir görevi de ekonomik gelişme sağlanırken çevre kirliliğini önlemek ve çevre standartlarını artırmaktır. Bakan, çevre standartlarını nasıl artıracak birkaç örnek vermek istiyorum. Manisa Soma’da termik santraller zehir saçıyor; yeni doğan çocuklar astım ve bronşit hastası olmaktadır. Soma’da kanser oranı, Türkiye ortalamasının 4 katına çıkmıştır. Türkiye’deki tarımsal üretime çok önemli katkısı olan Gediz havzası tehdit altındadır. Turgutlu Çal Dağı nikel madeninde açık liç yöntemiyle korkunç bir çevre katliamı yaşanmaktadır. Oluşacak asit yağmurları, Manisa’dan İzmir’e kadar uzanan coğrafyayı tehdit etmektedir. Çal Dağı yeşilinden soyulup kuş uçmaz, kervan geçmez kirli sarıya dönüştürülüyor. Kocaeli Dilovası’nda yaşanan çevre kirliliği yaşamı olumsuz etkilemeye devam ediyor. İnsan ölümleri başladı. Türkiye’nin kanser oranı 2 katına çıktı. Hükûmet ne yapıyor? Sözde, çevre kirliliğini önlüyor, çevre standartlarını artırıyor.

Sayın milletvekilleri, Çanakkale ve çevresinde Bakanlığın çevre bilincini nasıl artırdığını, çevreyi nasıl koruyup geliştirdiğini anlatmak istiyorum.

Çanakkale’de çok küçük bir coğrafyada üretim yapan termik santrallar ve Kaz Dağları’nda yapılan maden arama çalışmaları ve plansız sanayileşme her geçen gün bölgenin iklimini değiştiriyor. Çanakkale ilimiz, yüz binlerin vatan uğruna kanlarını döktüğü kutsal topraklar, suyunu, havasını ve toprağını kaybediyor. Çanakkale’nin ve tarımsal üretim merkezi Biga Ovası’nın suyuna, toprağına, havasına kimyasal atıklar bulaşıyor. Kaz Dağları’nın damarlarına siyanür verilmek isteniyor. Balıkesir-Çanakkale 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda bölge halkının talepleri görmezden gelinmiş, itirazlar önemsenmemiştir. Bakanlık yapılanlara ve yaşananlara izin vererek sözde çevre duyarlılığını artırmakta, çevre kirliliğini önlemektedir.

Soma’da, Turgutlu’da, Dilovası’nda, Kaz Dağları’nda ve Biga’da rant vampirlerinin önünü açtığınız için teşekkürler Sayın Bakan. Cumhurbaşkanı gibi, yeşil sevginiz ülkenin dört bir yanına yayıldı. “Yeşil” dendiğinde sizin aklınıza ne geliyor? Yok ettiğiniz, yok etmeye çalıştığınız yeşil mi, yoksa, ayakkabı kutularının içindeki yeşil mi?

Sayın Bakan, ülkemizin dört bir yanında akciğerlerimiz olan ormanlarımız dile geldi, feryat ediyor, görevinizi yapmanızı istiyorlar. Gözü dönmüş rant vampirlerinin katliamlarına, artık, seyirci kalmayın. Bugün size tarihsel bir uyarı yapmak istiyorum: Sadece görevinizi yapın. Gerçekten çevre bilincini artırın, çevreyi koruyun, kollayın.

Sayın milletvekilleri, Bartın-Amasra’da termik santral için 63 bin ağaç, Ordu-Fatsa’da HES ve baraj için 254 bin ağaç, Artvin-Cerattepe’de 5 milyon ağaç, Mersin-Akgöynükler santrali için 220 bin ağaç, İstanbul 3’üncü köprü ve havaalanı için 2 milyon 700 bin ağaç, Çanakkale-Biga Yarımadası’nda termik santral için 360 bin ağaç, Manisa-Çal Dağı nikel madeni için 1 milyon 500 bin ağaç yok olmamak için direniyor, direniyor. Bu direnişe siz de destek olun Sayın Bakan. Ülkemizin dört bir yanında, yetişmiş orman ağaçlarımız tehdit altındadır. Hava kirliliğinin yüzde 50’sini temizleyen ülkemizin orman ekosistemi çökmektedir. Ülkemizin dört bir yanındaki milyonlarca orman ağacımız rant vampirlerinin kuşatması altındadır.

Sayın Bakan, ya bu kuşatmayı kaldırıp gerçek bir çevre bakanı olarak tarihe geçeceksiniz ya da tarihin tozlu sayfalarında siz yok olup giderken rant vampirleri kalacaktır. Artık insanlar “Kesilen her yetişmiş ağaç için 10 kat fidan dikiyoruz.” masalına inanmıyor. Siz de bu masallara alet olmayınız. Halkımız bu sözlerin akıl ve bilimden ne kadar yoksun olduğunu biliyor.

Sayın Bakan, siz önce var olanı koruyacak, kollayacaksınız, sonra fidan dikeceksiniz. Unutmayınız ki gerçek zenginliğimiz, ağaç ve bitki örtülerimizdir; fakirliğimiz, çöllerimiz, kıraç topraklarımızdır.

Sayın milletvekilleri, bizler “ne olursa olsun kalkınma” değil, “doğayla barışık, sürdürülebilir bir kalkınma" anlayışını savunmalıyız. İnsanın, ekolojik dengenin sahibi değil, parçası olduğu yaklaşımını benimsemeliyiz. Çevresel ve ekolojik riskleri en aza indirmek, sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmak amacıyla yeşil ekonomi modelini hayata geçirmeliyiz. Yenilenebilir enerji potansiyelinin en üst düzeyde kullanılabilmesi için kamu yatırımlarını ve teşvikleri artırmalıyız. Rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi temiz enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmalıyız. Küresel ısınmayla mücadele için ulaştırmada deniz, demir yolu ve metro ile toplu taşımacılığın kullanımına ağırlık vermeliyiz. Büyüme ve üretimin dengeli paylaşıldığı sürdürülebilir bir kalkınmanın önünü açarak gelecek nesillere yeşil bir iz bırakmalıyız. Bizler yeni bir yaşam felsefesini, yeni bir yaşam ahlakını egemen kılmalıyız. O anlayış da daha çok tüketerek değil, daha çok paylaşarak mutlu olmak anlayışıdır.

Sayın milletvekilleri, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftasında bir kez daha haykırmak istiyorum. Bu vefakâr milletin on iki yıldır sadece milyon dolarları, demokrasi ve özgürlükleri sıfırlanmadı; geleceği, içtiği su, soluduğu hava, beslendiği topraklar milyon dolarlar uğruna sıfırlandı, katledildi, gasbedildi.

Yüce Parlamentoda, milletin kürsüsünde, tüm namuslu ve onurlu vatandaşlarımızın yaşamını gasbedenleri protesto ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Soydan.

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan.

Buyurunuz Sayın Eyidoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Son altmış yıldır durmayan iç göçüyle Türkiye, bu konuda dünya birincisidir. Yanlış politikaların sonucu oluşan bu kifayetsiz göçte birincilik aşırı plansız, denetimsiz, çirkin ve afet güvensiz yerleşmeler oluşturmuştur. Başbakan, övünerek “İktidarımız döneminde şehirlerde yaşayan nüfus oranı 9 puan artarak yüzde 73’e çıkmıştır.” diyebilmiştir. Ancak Başbakanın unuttuğu işsizlik oranı da yüzde 10 oranını aşmıştır. Örneğin, atanamayan öğretmen sayısı 300 bin olmuştur. 50 öğretmen intihar etmiştir, şubat atamasında 40 bin öğretmen için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir önerge verdik ancak tarafınızdan reddedildi.

Dokuzuncu ve Onuncu Kalkınma Planı’nda yer alan kentleşme ve yerleşme vizyonunun gerçekleşmesi için Hükûmet, bilerek, hiçbir şey yapmamıştır. Hükûmet, törenlerle imzaladığımız Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa Birliği Komisyonu, Bristol Mutabakatı, Aalborg Şartı, CEMAT, ESDP metinlerini ve bunlara referans veren KENTGES Deprem Şûrası ve Kentleşme Şûrası metinlerindeki tavsiyeleri yerine getirmemiştir. Tam aksine, son on üç yılda şehirlerin fiziksel, kültürel ve sosyal kalitelerinin ve yaşama alanlarının daha hızlı kaybolması, silüetlerinin bozulması karşısında durum seyredilmiş ve afaki demeçler verilmiştir.

Şehirlere göç, inşaat sektörünün motoru olmuştur ama bu arada muazzam imar rantları devşirilmiştir, devşirilen rantlar siyaseti besleyen mihraklar oluşturmuştur. Yaşanabilir, güvenli ve sağlıklı bir yerleşme düzenine ulaşmak için kalkınma planı özel ihtisas komisyonları ne demişti? “Bölgeler ve yerleşmeler arası eşitsizlikleri azaltın. Doğal ve kültürel mirası koruyup geliştirin. Yaşam ve mekân kalitesini iyileştirin. Kentsel riskleri azaltın. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayın. Rekabet gücü kazandırın. Dengeli, tamamlayıcı, çok merkezli ve sürdürülebilir planlar yapın.” Ama Hükûmet bunların hepsinde sınıfta kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, bakmayın siz AKP’nin programındaki “yaşanabilir ve marka şehirler, kimlikli şehirler yaratma hedefi”ne. Büyük göçe rağmen bugün 1 milyona yakın konut fazlası vardır kentlerde. Kentler, kimliklerini kaybetmiş, imar çirkin, plansız ve afet güvensiz çok katlı gecekondu anlayışına terk edilmiş durumdadır. Kentlerde yüksek bina modası başlamış ancak yüksek bina deprem yönetmeliği maalesef hâlâ yoktur, Sayın Bakan da biliyor, kendisine defalarca iletilmiştir. Geçenlerde Sayın Bakan, güvenli demir ve çimento kalitesi konusunda uyarıda bulunmuştur haklı olarak. Bugüne kadar yapılan, sayısını bilemediğimiz -eminim Sayın Bakan da bilmiyordur- o kocaman gökdelenlerin, binaların, yüksek binaların ne olacağını biz de bilmiyoruz, Sayın Bakan da bilmiyor o demir ve çimento meselesi yüzünden.

Bakınız, dünyada sürdürülebilir kentleşme politikaları uygulanmaya başlamıştır. Biz ise hâlâ el yordamıyla organize şebeke iması veren kısa vadeli ve çıkar odaklı kentleşme politikaları uygulamaya çalışıyoruz. Sürdürülebilir kentsel gelişme süreci, kentsel gelişmeyi etkileyen tüm yapılı çevre, doğal çevre sosyal ve ekonomik unsurları birbiriyle ilişkili biçimde içerir. Süreç ekonomik ve sosyal gelişimin çevre koruma ve iyileştirme amacıyla birleştirilmesini öngörür. Bu süreç halk ve yerel inisiyatiflerin katılımıyla yürütülmelidir. Ama alınan kararlarda ne yerel yönetimlerin ne de yerel inisiyatiflerin katılımı sağlanmamaktadır. Tam aksine yerel inisiyatiflerin üzerine gidilmekte, onlar bezdirilmektedir.

Bakınız, bu imar işleri Türkiye'de nasıl yapılıyor? Yüzlerce örnekten bir tanesini vereceğim: KİPTAŞ’tan İ.Y. ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından E.B. konuşuyorlar. E.B. diyor ki: “Ağabey, bak, şimdi bunlar ne yapıyorlar biliyor musun? Bak, mübarek ramazan günü.” İ.Y. “Ağabey, sizin ona gücünüz yetmez yani.” E.B. "Ne kadar pis iş varsa bize yaptırmaya kalkıyor. Bak, Kuşdili'ni –Kuşdili Çayırı- imara açtı. Bana 20 sefer telefon açtı, 'burayı tasdik et' diye. İmarı isterse kendisi de yapıyor, tasdik de ediyor. Yok sit alanı, doğal sit alanı falan demiyor. Bak, imarını yapıyor ve gidiyor."

Değerli milletvekilleri, işte AKP iktidarının kent, kentleşme, imar ve plandan, yaşanabilir mekân yaratmaktan anladığı bu. Cumhuriyet tarihinin en büyük imar yağması kentlerde büyük hızıyla ve çok kötü ürünleriyle sürüyor. 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı asıl işlerini unutmuştur ve Türkiye belediye başkanı olmuştur. Bu Bakanlık yolsuzluk ve dolayısıyla yoksullun oluşmasına neden olmuştur son on üç senede. İmar ve inşaat üzerine kurulu bir rant sınıfı yaratılmasına da ortam hazırlamıştır. İmar kararları merkezîleşti ve otoriter yapıyı ve ayrıştırıcı siyasi mekanizmayı finansman aracı yaptı. Yerel yönetimlerin ruhsat ve planlama yetkileri 648 ve 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu’yla gasbedilmeye başlandı. Bakanlık TOKİ’yi tekel yaptı. Kıyı planları yapım işleri resen kıyıları yağma ve talana dönüştü. Örneğin, Urla villaları meselesi, kamu varlıkları haraç mezat satışa çıkarıldı, yurttaşların mülkiyet haklarının gasbedilmesine yönelik ortam ve mevzuat hazırlandı. Tapu, bilesiniz, artık, mülkiyetin güvencesi olmaktan çıkmıştır. Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu birbirinden ayrıldı. Tabiat Varlıkları Kurulunun yetkileri Bakanlığa geçti. Geçti ama bu değişiklikten sonra, ilginçtir, hiçbir yeni yer tabiat varlıkları sınıfına sokulamadı. Tam aksine, birçok sit alanları -örneklerini her gün gazetelerde okuyorsunuz- imara açıldı. Doğal alan, yeşil alan ve tarihî alanlar ve bunun gibi yaşam alanları ve diğerleri hızla betonlaştırıldı.

Hükûmetin 19 Nisan 2014 tarihinde çıkardığı Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik, 17 Aralık 2013 süreciyle iyice açığa çıkan yandaş ekonomisinin ve yolsuzluk zincirinin, rant düzeninin yeni belgesidir. Bu yönetmelik, devlete sırtını yaslayanlar ile devletin kasasını boşaltanların anlaşma sembolüdür ve onun senedidir. İhaleyi alan bir patronun yolsuzluk “tape”lerinde millete küfrettiğini hatırlarsak bu iş adamı açıkça millete küfrü karşılığında halkın vergisiyle ödüllendirilmiştir.

Gelelim kentsel dönüşüm veya diğer adıyla toplu yenileme konusuna. Türkiye’de kentsel dönüşüm veya kentsel toplu yenileme bir gereksinme midir? Cevabımız Cumhuriyet Halk Partisi olarak “evet”tir. Ancak, Hükûmet 2012 Mayıs ayında yürürlüğe soktuğu bu kanunla ilan ettiği 7 bin hektara yakın alanda başarılı örnekler sunamamıştır. Tam aksine, üst gelir grubuna bunun gibi konutlar yapmaktadır. Esenler Havaalanı Mahallesi’nde yıkılan 1.200 konutun şu anda yerine yapılan ve İnternet’te 300 bin lirayla 993 bin lira -bakın, utandıkları için 1 milyon diyemiyorlar- fiyatla satılan daireler, bunlar yapılacak. Sonra da yirmi ay önce evleri yıkılan Havaalanı Mahallesi insanlarına ve kiralarda bekleyenlere konutlar yapılacak, ne yapacağını da görüyoruz ve takip ediyoruz.

Kentsel dönüşüm yapılmak isteniyorsa nüfusumuzun yüzde 73’ünün yaşadığı şehirlerdeki şu konuları dikkate almak zorundayız:

1) Kentsel dönüşüm yalnızca beton binalar yapmak değil, kapsamlı bir yerel kalkınma programı olarak tanımlanmalıdır.

2) Proje alanındaki yerel topluluğun bir yasal statü ve yönetsel kimlik oluşturması sağlanmalıdır.

3) Hak sahiplerine seçenekler sunulabilmelidir.

4) Projelendirme, yapım, işletme aşamalarında etkin ortaklıklar kurulmalıdır.

5) Yöreye özgü toplumsal geliştirme projeleriyle fiziki yenilemeye sosyal içerik kazandırılmalıdır.

Bakınız, İstanbul’da duvara toslayan ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK EYİDOĞAN (Devamla) - …istenilen başarı sağlanamayan birkaç örnek vermek istiyorum kentsel dönüşüm uygulamasından. Dört senedir, evleri yıkılarak bekleyen insanların oturduğu Fikirtepe Mahallesi, dört senedir yıkık evlerde bekliyorlar. Gaziosmanpaşa Sarıgöl Mahallesi, orada 300 konutluk Roman ailesi tasfiye edilmiştir. Zeytinburnu bir faciadır, “Kentsel dönüşüm yapılıyor.” adına çok yüksek rantlı gökdelenler yapılmaktadır. Biraz önce de Esenler Havaalanı Mahallesi’ni gösterdim. Hepsi ayrı bir hikâyedir. Zeytinburnu, Fikirtepe, Gaziosmanpaşa, Sulukule, hepsi kentsel dönüşümün bu Hükûmet tarafından yapılamayacağını gösteren örneklerdir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eyidoğan.

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz.

Buyurunuz Sayın Özgündüz, süreniz yedi dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

(Hatibin, hatip kürsüsüne “17-25 Aralık Haftası” yazılı afiş yapıştırması)

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, tabii, burayı Meclis TV kapattığı için ben bu afişi…

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, çok rica etsem… Lütfen, oraya şey yapmayınız.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, bu afişi…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Hayır, CHP’nin şeyini yapıyorsunuz arkadaş burada. Bir partinin şeyi yapılamaz burada.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bakın, burada…

Siz karışamazsınız.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Karışırım, ben İdare Amiriyim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Yerine otur!

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – İdare Amiriyim, karışırım!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Meclis Başkanı çağırmadıkça buraya gelemezsin.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – İdare Amiriyim, karışırım!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Haddini bileceksin, geç yerine otur!

(Bir grup AK PARTİ ve CHP milletvekillerinin hatip kürsüsü önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – O burada duramaz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ne demek ya!

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Partinin amblemi var orada.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Buraya karışamazsın sen! Meclis Başkanı…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Arkadaş, parti amblemi var, olmaz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın Öz, lütfen… Burada müdahale edemezsiniz böyle bu şekilde.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.08

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Yedinci tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’e aittir.

Süreniz yedi dakikadır, buyurunuz Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İkinci kez çağrılmak durumunda kaldık, arkadaşlar da alkışladı, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, öncelikle, az önceki olaydan dolayı, İç Tüzük’ü, Anayasa’yı bilmeyen, Meclis Başkanının daveti olmadan kürsüye yaklaşılmayacağını bilmeyen, kendinde “İdare Amirliği” sıfatını gören ve kendiliğinden durumdan vazife çıkaran arkadaşın uyarılması gerekmektedir.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biz seçtik, biz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kim seçerse seçsin, görev ihlali yapılıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Grup başkan vekili arkadaşlar o uyarıyı yaptı ama sizin, özellikle Başkanlık makamı tarafından bu uyarının yapılması gerekir. Burada kürsüye dokunulursa işte “darbe marbe” diyorsunuz ya “Sizi gidi sizi darbeciler.” deriz buradan size. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben, dolayısıyla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Siz defalarca kez kürsü işgal ettiniz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, şu anda bu kullandığım afişte herhangi bir şekilde bir parti amblemi yoktur.

(Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in kürsüye doğru yürümesi)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Hayır, bunu kabul etmiyoruz ya, ben kabul etmiyorum.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bak, buraya müdahale edemezsin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekili, lütfen, böyle bir usul yok, konuşmacıya müdahale etmeyiniz.

Sayın grup başkan vekilleri, lütfen gruplarınıza sahip olunuz, sakin olunuz, çok rica ederiz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, sizin açınızdan bir sakıncası varsa siz belirlersiniz, onun dışında buradaki herhangi bir milletvekilinin buraya gelmesi, yani özellikle bir kadın milletvekilimizin buraya, kürsüye müdahale etmesi yani hakikaten bilemiyorum, lütfen…

BAŞKAN – Burada milletvekillerinin cinsiyeti söz konusu değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Hayır ama yani…

BAŞKAN – Milletvekillerinin Genel Kurula uygun bir şekilde davranmasını bekleriz Divan olarak.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – O zaman, Sayın Başkanım uyarın.

BAŞKAN – Lütfen herkes Genel Kurulun kurallarına uygun hareket etsin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkanım, bugün 17 Aralık. Şimdi, 17 Aralıkta zaten başka bir şeyden konuşmak abesle iştigaldir. Dolasıyla, 17 Aralık bizim partimiz tarafından hazırlanan ve billboard’larda da korkudan, iktidarın baskısı yüzünden yer verilmeyen bu afişleri tabii ki kullanmak da bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin hakkıdır.

Bu gördüğünüz fezleke arkadaşlar, orijinal, 504 sayfa, 17 Aralıkla ilgili bir fezleke. Bunun bir de 27 klasör eki var, delilleri var, tabii onları buraya getiremedik.

Sayın Başkanım, bu arada süre geçti.

Tabii, 17 Aralık nedir? 17 Aralık çikolata kutusudur, çikolata kutularından dolar fışkırmasıdır. Bizde, elbette ki bu çikolata kutusunda -reklam kısmını kapatayım- burada herhangi bir şekilde para olmadığı için ancak bunların resmini getirebildik, çikolata kutularından fışkıran resimleri getirebildik. (AK PARTİ sıralarından “İSKİ’den bahset.” sesi)

Evet, tabii ki bahsederiz, İSKİ’den de bahsederiz arkadaşlar.

17 Aralık nedir? Size 17 Aralığı anlatayım. 17 Aralık yolsuzluktur, hırsızlıktır, ahlaksızlıktır, yüzsüzlüktür ve arsızlıktır. 17 Aralık…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Masumiyet karinesi ne oluyor? Yargılama bitti mi?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Masumiyet karinesi, değerli arkadaşlar buradan laf atıyor, masumiyet karinesinden bahsediyor. Masumiyet karinesi…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu da anlatsana, masumiyet karinesini anlatsana! Bir anlatsana!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bir kişi masumiyet karinesini savunuyorsa buraya çıkacak, diyecek ki, onurumla, şerefimle benim masumiyet karinemi kullanmam için beni Yüce Divana gönderin ki aklanabileyim. Ama sizin bakanlar yalvarıyor, zavallı bir duruma düşüyor, “Bizi göndermeyin Anayasa Mahkemesine.” diyor. (CHP sıralarından alkışlar) 17 Aralık zavallılıktır, bakanlarınızın içine düştüğü zavallılıktır.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Sizin zavallılığınız, sizin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz arkadaşlar? 17 Aralık milletin gözünün içine baka baka millete yalan söylemektir.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Şu an sizin yaptığınız gibi, değil mi?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – “Ey millet, siz gördüklerinize inanmayın. Bu yatak odasından çıkan para sayma makinelerine inanmayın, bizim darbe marbe palavrasına inanın.” diyebilmektir 17 Aralık.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Yargılaması devam eden insanlar hakkında yorum yapmak doğru mu? Sen savcıydın, değil mi? Başka şeye geç.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık genel müdürün evinden ayakkabı kutularıyla milyon dolarlar çıkmasıdır. 17 Aralık bakanınıza 2 milyon dolar, 2 milyon euro, 1,5 milyon TL’nin valizle taşınmasıdır…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Cevabını 30 Martta almadınız herhâlde! 10 Ağustosta almadınız herhâlde!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – …İstanbul’dan Ankara’ya. 17 Aralık bakanınızın koluna 700 bin euroluk saat takılmasıdır. Adam diyor ki burada…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Siz zaten bunları alabilseydiniz bugün bu durumda olmazdınız!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bir saniye dinleyin…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Bugün bu durumda olmazdınız!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Bakanınız ne diyor? Bakanınız, efendim, burada gelip bir belge sallıyor, bilmem burada sahte… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 10 Ağustosta ne oldu, 10 Ağustosta?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – 10 Ağustosta bunların hepsinin hesabını aldınız. Yine 30 Martta aldınız.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ya, bir susun, bir dinleyin ya!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ne oldu 10 Ağustosta?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, söz kesme… Bakın, buraya müdahale etmek zorundasınız çünkü özellikle…

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, siz devam ediniz konuşmaya.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ama bakın, sürem geçiyor.

BAŞKAN – Siz devam ediniz. Daha önceki…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Burada, adam geldi, Bakan dedi ki: “Bu saati ben aldım, ben.” E peki, kardeşim, sen aldıysan…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Cemaat başkanı neleri söyledi, onu da söylesene.

BAŞKAN – Lütfen sessizce dinleyelim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ya, Allah aşkına, sorduk öbür bakanınıza, Hayati Yazıcı’ya sorduk. “Siz mi aldınız? Bunun gümrük vergisi ödendi mi?” “Hayır, ödenmedi.” dedi kendi bakanınız. E peki, bunun 250 bin liralık vergi cezası ne oldu, bunu kim ödedi? Ya, utanın, Allah’tan korkun!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen temiz bir dil kullansın. Lütfen müdahale edin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Saati koluna taktın da bari gümrük cezasını öde ya! Onu da Rıza’ya ödetiyor. Rüşvet, yolsuzluk olayı çıktıktan sonra onu da ödetiyor.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Elin patronuyla uğraşıyor. Eğer bu milletvekilliğiyse bu değildir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz? Bakın, bu kadar saattir, bir saat değil. Efendim, 209 bin dolarlık, euroluk saat, 197 bin dolarlık saat, 97 bin… 9 tane, 10 tane saattir, 2 milyon dolar.

17 Aralık nedir biliyor musunuz arkadaşlar?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sigortalı yapılan kimin çocukları?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz? 17 Aralıkta sıfırlanmaya çalışılan paralarla birlikte -60’ıncı Hükûmet miydi- 60’ıncı Hükûmetin de itibarının sıfırlanması demektir. 17 Aralık, Rıza’nın önüne yatan bakanınızın çukura kadar yuvarlanması demektir. Çukura yuvarlanması demektir 17 Aralık.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sizin anlamadığınız bu zaten. 30 Martta millet bunların hesabını verdi, millet bunlara gereken cevabı verdi. Siz o gün anlamadığınızı bugün hâlâ konuşuyorsunuz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık piyano demektir. 17 Aralık piyano demektir, piyano. Çağlamak demektir.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sizin anlamadığınız bu! Geride kaldığınız bu! Milletle uyuşamadığınız nokta bu!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık ne demektir biliyor musunuz? Milletin anasına küfreden edepsiz ahlaksız adamlara özel imtiyazlı imar planı sağlamak demektir 17 Aralık! (CHP sıralarından alkışlar)

17 Aralık nedir biliyor musunuz? Hırsızları serbest bırakıp, hırsızlığı soruşturan hâkim-savcıların, polislerin peşine düşmektir! Sürgün edilmektir.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Paralel yapının kucağındasınız şu an!

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – 17 Aralık CHP’nin…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık ne demektir biliyor musunuz, 17 Aralık? 17 Aralık mübarek Kur’an-ı Kerim’in bile rüşvete aracı kılınmasıdır, aracı.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – 17 Aralık paralelle iş birliği tuttuğunuz gündür!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Biliyor musunuz? Bunu ben sallamıyorum. O ayet sallayan bakanınız var ya, ona el yazması Kur’an-ı Kerim götürülüyor rüşvet olarak. Dinin istismar edilmesidir!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Abdestin var mı, abdestin?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Kur’an-ı Kerim’i yakan kim?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz? Zafer Çağlayan’ın okul yaptırdığı zaman “Bazılarının amel defteri açık kalacaktır.” demesidir ve bu paranın da Rıza Sarraf tarından ödenmesidir!

17 Aralık Muş’ta erzak dağıtan, ramazan erzakı… Mübarek dini, insanların dini inancını, ramazanı istismar eden bakanınızın, Rıza Sarraf’ın parasıyla, 1 milyon dolar parasıyla erzak dağıtmasıdır 17 Aralık!

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – En iyi siz yapıyorsunuz! En iyi yapan sensin işte!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık kıyamete kadar, dünya durdukça bu Hükûmetin rüşvet, yolsuzlukla anılmasıdır!

17 Aralık “ak” diyenlerin, kendilerine “ak” diyen bakanların –grubunuzu tenzih ediyorum- kendilerine “ak” diyenlerin ak olmadıkları, kapkara oldukları, pislik içine battıkları gündür diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 30 Mart, 10 Ağustos sandığa gömüldüğünüz zamandır!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, hatip grubumuza dönük çok ciddi ithamlarda bulundu.

İstirham ediyorum. Sataşmadan dolayı…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Grubunuzu kastetmedim…

Sayın Başkan, Hükûmeti kastettim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hükûmeti kastettiğini söylüyor Sayın Başkan.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hükûmet adına konuşabilir bir bakan. Ama gruba bir şey söylemedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Siz İzmir Belediyesini…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – O zaman kürsüye geç, kürsüye! Başkanın yerine geç!

BAŞKAN – Lütfen sakin ve sessiz olursanız duyabileceğim.

Duyamadım sizin dediklerinizi, affedersiniz.

Buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, hem grubumuza dönük hem de bizim şahsımıza dönük hatip ifadeler kullandı. 69’a göre sataşmadan iki dakika söz istiyorum efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Tutanakları inceleyin efendim. Öyle bir şey yok.

BAŞKAN - Buyururuz Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, hatibin burada büyük bir heyecanla, âdeta şov yaparcasına, elinde fotoğraflar ve ondan uyarladığı kelimelerle konuşmasını hep beraber dinledik. 17 Aralığın ne olduğunu anlattı. 17 Aralığın ne olduğunu bu millet çok iyi biliyor. 17 Aralık bu millete, bu milletin siyasetine…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya buna kim karar verecek, mahkeme karar verecek işte.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Bakın, sizleri dahi dinleyen, sizlere dahi siyasi suikast yapanların ortaya çıktığı gündür. 17 Aralığın…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sen mi karar vereceksin?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kim yaptı?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Şunu ayrıca tartışalım… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sakin olalım, dinleyiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Beraber yürüdünüz siz o yollarda.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – “Efendim, bunlarla beraber değil miydiniz?” Bunların beraberliği, yan tarafı, ön tarafı ayrı bir konu.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Beraber yürüdünüz o yollarda o zaman.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Bunların kim olduğu ayrı bir konu, bunların ne yaptığı ayrı bir konu.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Şarkı söylüyordunuz…

MAHİR ÜNAL (Devamla) – 17 Aralığın savcısının kim olduğu, kolluğunun kim olduğu, hâkiminin kim olduğu, bunların hepsinin paralel olduğu, bu paralelcilerin de hem siyasete hem devlete karşı bir girişimde bulunduğu apaçık, aşikâr ortada. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Bunu da yolsuzluk kılıfıyla yaptıkları ortada, hukuku katlettikleri ortada ve maalesef, kolluğuyla, savcısıyla, hâkimiyle ortada. Adaleti tecelli ettirecek bir hukuk bırakmadıkları da ortada.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)- Bravo!

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Şimdi, siz bize diyorsunuz ki: “17 Aralıkta paralelcilerin ele geçirdiği hukuka neden teslim olmadınız?” Biz de diyoruz ki: Kolluğu paralel olan, savcısı paralel olan, hâkimi paralel olan bir yapıya, devleti ele geçirmek için harekete geçmiş bir yapıya bu milleti, bu devleti teslim edemezdik, etmedik. Sizi de koruduk, sizin hukukunuzu da koruduk. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

MAHİR ÜNAL (Devamla) - 17 Aralık bu ülkeye, bu ilkeye suikast yapmaya kalkışanların ortaya çıkarıldığı gündür, bizim de dimdik ayakta durduğumuz, bu ülkeyi bugüne taşıdığımız gündür. [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

Buyurunuz Sayın Altay. (Gürültüler)

Lütfen sessiz olunuz, talepleri duyamıyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın hatip, 17 Aralık asrın rüşvet yolsuzluğunu bir darbe olarak ve o operasyonlarda görev alan emniyet ve yargı mensuplarını da bir paralel yapının elemanları olarak itham ettikten sonra –ona hakkı var, bir şey diyemem- Cumhuriyet Halk Partisini de onlarla iş birliği yapmakla itham ederek açıkça sataşmıştır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Böyle bir ithamda bulunmadım Sayın Başkan. Eğer böyle bir itham varsa, onu kendi milletvekilleri ifade etti zaten.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır… Bırak o işi sen!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Benim böyle bir ithamım olmadı. CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler kendisi bunu ifade etti zaten. Kaldı ki konuşmamda ben böyle bir ifadede bulunmadım.

BAŞKAN - Sayın Ünal, lütfen… Lütfen…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Tutanakları getirtin Sayın Başkan, böyle bir ifademiz yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ben sadece dedim ki, biz o gün dimdik ayakta durarak siyasetin yani sizlerin de hukukunu biz koruduk. [AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar (!)]

ENGİN ALTAY (Sinop) – Siz olsa olsa hırsızların hukukunu korursunuz.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Böyle bir şey olabilir mi yahu!

BAŞKAN – Lütfen… Böyle bir usul yok. Sırayla dinleyeceğim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, benim dinlediğim, anladığım sayın hatip “paralel” diye adlandırdıkları yapıyla bizim iş birliği içinde olduğumuzu ima etti.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya sizin milletvekiliniz söyledi onu.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Öyle olmadığını söylüyorsun…

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Ona millet karar verir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

Lütfen, yeni tartışmalara mahal vermeyiniz. Bu konuyu lütfen kapatalım.

Buyurunuz Sayın Altay.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – “Değiliz.” deyin hadi. “Kucak kucağa değiliz.” deyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Lütfen sessiz olalım.

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – 17 Aralık asrın rüşvet yolsuzluğu olarak tarihin kayıtlarına geçmiştir. Ondan sonra yapılan seçimlerde, hem 30 Martta hem 10 Ağustosta aldığınız oylar, 17 Aralık rüşvet soruşturmasında adı geçen kimi şüpheli Hükûmet üyelerini aklamaya yetmez. Siz bir kere kendinizi onlarla aynı kefeye koyarak kendinize haksızlık ediyorsunuz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İlaveten, 17 Ekimde de bu 17 ve 25 Aralık soruşturmalarının üstü örtülmek suretiyle asrın vicdan yolsuzluğuna bu ülke tanık oldu.

İlaveten, dün evvelsi gün 14 Aralıkta da yürütme organının sopası hâline gelen kimi emniyet ve yargı mensupları üzerinden Türkiye’de asrın hukuk yolsuzluğu yakalandı.

Ancak, gelelim şu bizim paralelcilerle muhabbetimize. Her vesileyle…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Birgül Ayman Güler açıkladı.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Birgül Ayman Güler yanlış yapmıştır, parti suçu işlemiştir, gereği de yapılacaktır. [CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler, alkışlar(!)]

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Ataların bir sözü var “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” diye!

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Hani parti demokrasisi!

BAŞKAN – Lütfen, sessiz olalım.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ancak “Her yere yerleşmişler.” iddiası çok haksız bir iddiadır. Paralelciler bir yere yerleşmedi, bir yere sızmadı. “Soru çalıp da bir yerlere sızdılar.” diyenlere sesleniyorum: O soruları onlara siz verdiniz ve onları devletin değişik kademelerine siz yerleştirdiniz tek tek. (CHP sıralarından alkışlar) Ne zaman ki bu 17 Aralık soruşturmasına konu olan rüşvet ve yolsuzluklar o polisleri, o yargı mensuplarını rahatsız etti, mideleri bulandı; siz onları paralelci ilan ettiniz. Siz derken grubunuzu, sayın milletvekillerini tenzih ediyorum, bu Hükûmetin kimi üyelerini kastediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Sizi de biz temizliyorduk, biz!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Eğer 14 Aralık bir örgüt soruşturması ise bu örgütün lideri, eş başkanlarının birisi Fethullah Gülen’dir, birisi dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’dır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Altay.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Öz.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Az önceki hatip şahsımı kastederek sataşmada bulunmuştur, söz istiyorum.

BAŞKAN – Ne söyledi efendim?

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Görevimi yanlış yaptığım hakkında bir iddiada bulundu.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, size hitaben bu sözü söyledim, idare amirini uyarmanız konusunda.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Ben şunu belirtiyorum: İsminin önünde “hukukçu” olan bir adam, bir parti materyaliyle milletin kürsüsüne çıkmayacağını bilmesi lazım. Burası milletin kürsüsüdür, CHP’nin kürsüsü değildir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hadi o bilmedi, sen o kürsüye yaklaşılmayacağını bilmiyor musun?

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Burası CHP’nin kürsüsü değil, milletin kürsüsüdür.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sen İç Tüzük’ü bilmiyorsun, konuşma, otur yerine!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hadi o bilmedi, sen oraya yanaşılmayacağını bilmiyor musun?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Burası CHP’nin kürsüsü değil.

ENGİN ALTAY (Sinop) – O bilmedi diyelim, sen tecrübeli adamsın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, burada oturumu yönetiyoruz. Oturumu yönetirken, idare amirleri Başkan çağırmadan göreve gelemezler, bunu bütün… İç Tüzük amir hükmüdür. (CHP sıralarından alkışlar) Lütfen, bunun gereğini yerine getiriniz ve sayın milletvekillerimizden tekrar rica ediyorum…

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Milletvekilleri de materyalle gelmezler Başkanım.

BAŞKAN – …lütfen uygun bir dille, uygun bir şekilde müzakere ediniz. Lütfen, dilinize dikkat ediniz.

Buyurunuz Sayın Özgündüz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkanım, az önce iktidar partisinin Grup Başkan Vekili beni şov yapmakla suçladı. (AK PARTİ sıralarından “Doğru.” Sesleri) Sataşma vardır.

Artı, elimdeki belgelerle ilgili açıklama yapmak durumundayım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, “şov” kelimesinin…

BAŞKAN – Bir dakika, dinleyeyim de ondan sonra.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ahmet Aydın kullandı Mahir Bey, siz değil.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ben de dedim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sen de mi dedin?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ben de söyledim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok ayıp! Bu, kürsüye büyük saygısızlık Sayın Ünal.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, “şov” birtakım görseller kullanılarak yapılan bir şeydir. Bu hakaret değildir ki. Beyefendi de birtakım görseller kullandı.

BAŞKAN – Daha başka bir anlamını aldı.

Buyurunuz Sayın Özgündüz.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Hangi anlamı Sayın Başkanım, açıklar mısınız?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ben hak ettiği lafı söylerim de yakışmaz, bana yakışmaz.

BAŞKAN – Lütfen…

6.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan… (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, şimdi, az önce iktidar partisi Grup Başkan Vekili çıktı, burada dedi ki: “Efendim, 17 Aralık, işte, paralel yapının Hükûmete darbe girişimi…” falan filan.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biliyorsunuz böyle olduğunu.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Öyle olduğunu siz de biliyorsunuz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – İyi, böyleydi de niye Soruşturma Komisyonu kurulması için imza verdiniz? Hadi bakalım, söyleyin, Soruşturma Komisyonuna niye üye verdiniz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, bakın, bunu siz vermediniz, beş ay sonra biz verdik, biz, biz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ya, şu anda paralel yapı mı Soruşturma Komisyonunu idare ediyor?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz verdik.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ya, 4 tane bakan hakkında…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Siz vermediniz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Biz verdik.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Çok güzel, 4 bakan hakkında Soruşturma Komisyonu kurulmadı mı?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz kurduk.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Madem darbeydi, niye veriyorsunuz kardeşim?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – İddialar açığa çıksın diye biz kurduk.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Ya, niye veriyorsun darbeyse?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz kurduk.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Darbeyse niye veriyorsun? Niye kuruyorsun?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – İddialar ortaya çıksın diye kurduk.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Çelişki hâlindesiniz.

17 Aralık nedir biliyor musunuz?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Şov yapıyor musun, yapmıyor musun, onu söyle. Söz aldığın konuda bir…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık, Hükûmetiniz tarafından, kırmızı bülten çıkarılan, INTERPOL tarafından aranan El Kadı’yı sahte pasaportuyla Başbakanlık korumalarının yurda sokmasıdır. 17 Aralık… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Aynen, söylüyorum, bir iddiada bulunuyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kimin iddiası ya? Sen bunları nereden biliyorsun? Paralel mi verdi sana bunları, ha? Nereden biliyorsun sen bunları?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – İddiada bulunuyorum, bir iddiada bulunuyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nereden biliyorsun sen bunları?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz, 17 Aralık? Bu kişinin gelip, efendim, arazi rantıyla birlikte, birilerinin çocuklarıyla birlikte maket üzerinde çalışmaktır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, burası birtakım mesnetsiz iddiaların dile getirilme yeri değildir, milletin aziz kürsüsüdür.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık nedir biliyor musunuz, 17 Aralık? 17 Aralık Rıza Sarraf’ın, bakanları mamayla besleyen Rıza Sarraf’ın…

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Şov yapmaya cevap versin. Şov yapıyor mu, yapmıyor mu?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Burası mahkeme değil.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – …“Yakında kabinenin yarısı bize kefil olacak.” diyebilmesidir.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Beyefendi savcılığa devam ediyor orada.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – 17 Aralık, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin itibarını yerlerde süründürmektir.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Siz bir milletvekilisiniz, savcı değilsiniz, eski mesleğinizi burada devam ettirmeyin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bu utanç da sizin üzerinizde kalacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter.

Buyurunuz Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; millî eğitim bütçesi konuşulurken gerek Sayın Bakanın gerek diğer konuşmacıların yapmış oldukları açıklamalarda çok pembe bir tablo çizilmiştir. Millî eğitim bütçesinin devriiktidarınızda yüzde 709 arttığı ifade edilmiştir. Bütçe rakamları böyle değerlendirilmez Sayın Bakan. Eğer böyle bir değerlendirme yaparsanız, o zaman ben de size derim ki: Siz iktidara gelmeden önceki beş yıl, 1997 ile 2002 arasında…

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – İSKİ var, İSKİ.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …bütçe rakamı yüzde 1.462 arttı, 1.462 beş yılda. Siz tutmuş “on üç yılda yüzde 709 arttı” diyorsunuz. Çünkü bütçe rakamı böyle değerlendirilmez. Bakın, nasıl değerlendirilir. Millî eğitim bütçesinin genel bütçedeki payına bakılır. On üç yıllık döneminizde genel bütçedeki pay yüzde 6,8 artmıştır, bir yıla düşen artış yüzde yarımdır. On üç yıllık iktidarınızda millî eğitim bütçesinin gayrisafi yurt içi hasıladaki payı yüzde 1,3 artmıştır, bir yıla düşen artış binde 1’dir. Üstelik bu on üç yılda öğrenci sayısı yüzde 34 artmıştır, millî eğitimin öğretmen ve personel sayısı yüzde 70 artmıştır. Siz on iki yıllık zorunlu eğitime geçtiniz, buna rağmen gerçek artış budur. Nasıl bakarsınız bütçeye? Dersiniz ki: Yatırım bütçesindeki artış nedir acaba millî eğitimin? Millî eğitimin yatırım bütçesi on üç yıllık süreçte yüzde 8,3 düşmüştür düşmüş, azalmıştır. Yatırım bütçesi devriiktidarınızda azalmıştır.

Değerli milletvekilleri, gelelim öğretmen maaşlarına. Çok övünüyorsunuz “Öğretmenlerin maaşı yüzde 350, yüzde 360 arttı.” diye. Böyle diyorsanız o zaman ben de size son beş yılı söylerim. Sizin iktidarınızdan önce, 1997 ile 2002 arasında acaba öğretmen maaşları ne kadar arttı? Yüzde 1.000 artmıştır, yüzde 1.000. Öğretmen maaşı bu rakamlarla belirlenmez. Bakın, öğretmenin maaşını nasıl değerlendirirsiniz: Ülkedeki yoksulluk sınırına bakarsınız, ülkedeki kişi başına yapılan aylık tüketim harcamasına bakarsınız, bir de öğretmen maaşına bakarsınız. Yoksulluk sınırı, aylık kişi başına tüketim harcaması, 2.148 liralık öğretmen maaşı, öğretmen maaşını böyle değerlendirirsiniz. Siz iktidara gelirken dediniz ki: “Atanmamış öğretmen kalmayacak.” Doğru ya, kalmadı. Siz iktidara geldiğinizde atanmamış öğretmen sayısı 60 bindi, şimdi 350 bine çıktı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz göremiyoruz Hocam.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Zaten çok zor bir şey değil, görmeden de, duyarak da anlarsınız.

Buna rağmen de 120 bin öğretmen açığı var. Ha para mı bulamıyorsunuz? Diyebilirsiniz “Para bulamadık.” Kaynak belli, bir kaçak saray yerine 72 bin öğretmenin bir yıllık maaşı ödenebilirdi. Siz onu tercih etmediniz, siz lüks ve şatafatı tercih ettiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Eğitimde kalite nasıl ölçülür? Şöyle ölçülür: Kişi başına, öğrenci başına yapılan harcamaya bakarsınız, harcamaya. OECD’de öğrenci başına yapılan harcama 8.643 dolar, Türkiye’de 1.592 dolar yani OECD’ninki bizim 5,5 katı yükseğimiz. Eğitimde kıyaslama böyle yapılır.

Şimdi, gelelim Millî Eğitim Bakanlığına. Gerçekten en başarısız Bakanlık ama en talihsiz Bakanlık aslında. Bakanlık kendi kararlarını kendisi veremiyor, o bakımdan çok talihsiz bir Bakanlık. Eğitim konusunda çok ciddi bilimsel birikim gerekirken ve bir vizyon gerekirken, ne yazık ki, eğitime yapılan müdahaleler, vizyonu geriye doğru işletmeye dönük ve cumhuriyet değerleriyle hesaplaşmayı hedef alan bir zihniyet tarafından kurgulanmış; o nedenle talihsiz bir Bakanlık çünkü Bakan yönetemiyor.

Geçmişte eski Başbakan ve yeni Cumhurbaşkanı sürekli eğitimin her alanına müdahale ediyor, nasıl müdahale ediyor? Millî Eğitim Komisyonu toplantılarına bile müdahale ediyordu geçmişte. Onun için, doğrusu ya, ben, eğitimdeki bu başarısızlığın birinci adresinin Sayın Bakan ve ondan önceki bakanlar olmadığı kanısındayım; birinci adres Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır, olmuştur, bundan sonra da olacaktır çünkü Millî Eğitim Bakanlığını yok saymaktadır. 19’uncu Millî Eğitim Şûrası yapıldı. Şûradan önce malum konuşmayı yaptı, anaokulu öğrencilerinin yaşam tarzını biçimlendirmeye karar verdi, arkasından ne yaptı? Osmanlıca tartışması açtı. Arkadaşlar, mesele Osmanlıca filan değil, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz, sorunun Osmanlıcayla hiç alakası yok. Sorun nedir biliyor musunuz? Sorun, Arap alfabesini okullara sokmaktır; sorun, harf devrimine karşı bir darbe yapmaktır; sorun budur. Böyle olduğu içindir ki, Sayın Başbakan Nevşehir’de işte böyle karşılandı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Osmanlıca mı bu yazı? Bu yazı Osmanlıca mı Sayın Bakan? Bu yazı Arap alfabesiyle yazılmış ama Türkçe bir yazı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, kürsünün önünde ne var? Kürsünün önünde duranlara bakın. Bakın, bunlar, Ankara Millî Eğitim Müdürlüğünün çok yakında okullara göndereceği, Arapça ders için hazırlanan pankartlar.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Ne güzel.

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Hayır, imam-hatiplere, imam-hatiplere, yanlış yönlendirme.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Ne kadar güzel! İşte buna “Ne kadar güzel.” diyenler…

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Oradaki belediye destek olmuş o projeye.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …gençliğin zihnini geleceğe değil de geçmişe yönlendirmeye çalışan zihniyettir.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Biz dedelerimizi Osmanlı olarak görüyoruz, atalarımızı da. Sizin kim acaba?

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Geçmişe özlem duymanın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı tektir arkadaşlar.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Sizin atalarınız kim acaba? Sahi sakın Marksistler olmasın!

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Geçmişe özlem duymanın karşılığı Türk Dil Kurumunda “gericilik” olarak yazmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Bizim dedelerimiz Osmanlı.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Açarsınız, okursunuz, gericiliğin tanımı tam da budur.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Acaba sizinkisi kim?

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Osmanlıca hiçbir zaman bu ülkede ana dil olmamıştır, hiçbir zaman halkın kullandığı dil olmamıştır, her zaman sarayda kullanılan Arapça, Farsça kelimelerle dolu, halktan tamamen kopuk…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz de halktan kopuksunuz Sayın Serter. Siz de halktan o kadar kopuksunuz ki siz oldukça biz iktidar olacağız.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …ve adı da Osmanlıca değil, Osmanlı Türkçesi olan bir dildir. 1876 Kanuni Esasi’nin 18’inci…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sizin bu zihniyetiniz devam ettikçe biz iktidardayız.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Öğren, öğren, bilmiyorsun, cehalet kötü şey.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bak, şu an halktan kopuk olan sensin.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – 18’inci maddesi der ki: “Devletin resmî dili Türkçedir.” Kanuni Esasi, 1876…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Biz sizin bağlantı kurmaya utandığınız Osmanlıyla bağlantı kuruyoruz. Siz utandınız ecdattan, utandınız.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …18’inci madde “Devletin resmî dili Türkçe.” der.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ecdattan utandınız siz.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Siz çocuklara önce Türkçe öğretin, Türkçe.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz ecdadı yok saydınız, utandınız ecdattan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ya, bir dur be, sen kadından çok konuştun.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Ayıp, bir hanımefendi konuşuyor ya, nezaket göster.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Olabilir, milletvekili konuşuyor.

BAŞKAN – Lütfen, sessiz olunuz, dinleyiniz.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Anaokullarına gönderdiğiniz… Sayın Bakan, anaokullarına bunları gönderdiniz şube müdürünün imzasıyla. Bakın, diyor ki: “Değerlerimiz değerlidir.” Nedir anaokuluna gönderdikleriniz, nedir? Şudur: Bakın, Kur’an-ın anaokulu -Kur’an dersini filan geçiyorum- Arap alfabesinin, harflerinin nasıl okunacağı, uygulama kılavuzu öğretmene... Arap alfabesinin harflerini öğrencilere, 5 yaşındaki, 4 yaşındaki çocuklara öğretiyorsunuz.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Allah sizi konuşturuyor işte. Kendiniz itiraf ediyorsunuz.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Siz 3 yaşındaki çocuklarda anaokulunun cinsiyete göre ayrıştırılmasını isteyen kafalarsınız. Cinsiyete göre 3 yaşında bir kız çocuğuna cinsel odaklı bakışa ne denir biliyor musunuz? Kürsü müsait değil, söyleyemiyorum. Varın onu da siz kendiniz anlayın ne dendiğini.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – O kadar şeyi söyledin.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Bu kadar sapkın projeler yandaşlarınız tarafından ortaya konuluyor…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, her yerde konuşun bunları, oldu mu Hocam.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …“Bakanlık tarafından” demiyorum arkasında Cumhurbaşkanı tarafından destekleniyor.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Müslüman dedelerimize, ecdadımıza saygı göstermelisiniz. Öğreneceksiniz.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Siz yakında karma eğitimi de sonlandıracaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Suyu ısıtıyorsunuz ama kurbağa piştiğinin farkında. (CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Serter.

Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar.

Buyurunuz Sayın Baydar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Sayın Başkan, pankartı yok, pankartsız çıktı sayın milletvekili; kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

CHP GRUBU ADINA METİN LÜTFİ BAYDAR (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı YÖK bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, 2015 bütçesinde YÖK’e ve tüm devlet üniversitelerine verilen ödenek tekliflerini görüyoruz. Millî gelire oranlandığında yüzde 1 bile etmeyen, bütçe payı da yaklaşık yüzde 4 olan bir bütçe üzerine konuşacağız ancak ayrılan bu bütçeyle üniversiteler eğitim, öğretim, araştırma faaliyetlerini yapabiliyor mu ve öngörülen performans düzeylerini yakalayabiliyor mu? Bu soruların yanıtı belli değil.

Bu kaynak yapısıyla ülkenin 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması mümkün olur mu? Takdirlerinize bırakıyorum.

Yeterli kaynak ayırmadığınız ve ayrılan kaynağın verimli kullanıldığına dair bir değerlendirmeniz olmadığı için, OECD’nin 34 üyesindeki hayat kalitesini değerlendirdiği raporda ülkemiz eğitimde ne yazık ki son sırada.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin kısa vadeli dış borcu 130,7 milyar dolar tutuyor. Hemen belirtelim, toplam dış borç 401,7 milyar dolara ulaştı ve borçların kısa vadeli olanlarının büyük kısmı sıcak parayla finanse ediliyor.

Gelelim Türkiye’nin niçin kısa vadeli dış borçlarının yüksek olduğuna. Türkiye’nin kısa vadeli dış borçlarının yüksek olmasının nedeni cari açığın yüksek olmasından kaynaklanıyor. Peki, cari açık nedir diye sorduğumuzda, cari açık, ürettiğinden fazla harcamak anlamına geliyor ve ürettiğinizden fazla harcama yaptığınızda bu defa yaptığınız fazla harcama tutarını diğer ülkelerden kısa vadeli borç alarak kapatmaya çalışıyorsunuz.

Peki, neden anlattık bütün bunları? Şundan anlattık: Davutoğlu Çanakkale’de yaptığı konuşmada “Bizden koparılan dünya bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki on iki yıl içinde cihan devleti olacaktır.” dedi sesini Erdoğan’a benzeterek. Sorumuz şu: Ürettiğinizden fazlasını harcayan, sürekli kısa vadeli dış borç alan ülke cihan devleti olabilir mi? Olamaz. Çünkü, sürekli kısa vadeli borç alan ve yeterli oranda büyüyemeyen bir ülkenin cihan devleti olması mümkün değil.

Gelelim cihan devleti olabilmek için yapılması gerekenlere. Cihan devleti olmak için lüks AVM, lüks konut, lüks lokanta, lüks devlet binası yerine ihracata yönelik sanayi ve ileri teknoloji tesisleri kurmak ve bunları yaratacak gençlik yetiştirmeniz gerekiyor. Demek ki dış ticarete konu olan malları üretmek ve gençliğe yatırım yapmanız şart. Aksi takdirde başkasından kısa vadeli borç alıp cihan devleti olmak mümkün değil. Rüyalarında Gazzalî ve Hegel’le uğraşan Davutoğlu, artık rüyaları bırakıp gerçeklerden söz etmeye başlamalıdır.

Değerli milletvekilleri, gerçekleri mi istiyorsunuz? İşte gerçekler: Atanamayan öğretmenler, işsiz ziraat mühendisleri dernekleri, sayıları 400 bini aşan işsiz İİBF’liler ve benzerleri. Sizin döneminizin, yeni Türkiye’nizin kavramları bunlar. Uluslararası ilişkiler, gazetecilik ve mühendislik mezunu 20 genç Diplomalı İşsizler Derneğini kurdu. Üniversite bitirdikleri hâlde iş bulamayan gençler, amaçlarını, işsizlik sorunlarına çözüm üretmek olarak açıkladılar. 2002’de 73 olan üniversite sayısı 2014’te 184’e ulaştı. “Her şehre üniversite” denilerken âdeta bakkal dükkânı açar gibi açılan ve yeterli kaynak ayrılmayan, kalitenin gözetilmediği üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Apartman binalarında sizin döneminizde açılan birçok vakıf tabela üniversitesi âdeta diploma dağıtıyor. “Her şehre üniversite” politikası diplomalı işsizler ordusu yarattı. Üniversite mezunu işsiz sayısı 4’e katladı. 2000’de her 10 işsizden 1’i üniversite mezunuyken bugün, her 5 işsizden 1’i üniversite diplomalı. Öte yandan, Anka Ajansı, TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 600 bin üniversite mezunu işsiz olduğunu açıkladı. Ne var ki TÜİK verileri diplomalı işsiz sayısını tam yansıtmıyor çünkü TÜİK, umudu kaybolduğu için iş aramayanları, eş ve akraba vasıtasıyla el altından iş arayanları hem iş gücüne dâhil etmiyor hem de işsiz olarak kabul etmiyor, gerçekte ise bu gibiler için TÜİK “İş bulsalar başlayacaklar.” ifadesini kullanıyor, sonuçta bunlar da işsiz. Bu şartlarda tekrar bir değerlendirme yaptığımızda diplomalı işsiz sayısı, üniversite mezunu işsiz sayımız ne yazık ki 1 milyon dolayına çıkıyor Sayın Bakan.

Eğitimli gençlerde işsizliğin genel işsizlikten daha yüksek olmasının iki temel nedeni var. Uyguladığınız ekonomi politikalarında ne yazık ki, maalesef ki istihdam yok. 2002’den bu yana istihdamı artıran, insanların iş gücü piyasalarında iş bulmalarını sağlayan politikaları ne yazık ki üretemediniz, Hükûmetiniz bu konuda baş suçlu. Eğitimde insan gücü planlamanız veya iş gücü planlamanız yok. Yapılması gereken, öncelikle bir iş gücü planlaması yaparak yükseköğretimdeki fakülteleri ve öğrenci sayısını geleceğin ihtiyacına göre planlamak, ona göre belirlemektir. Üniversite sayısı on iki yılda yüzde 150 arttı ama ya akademik, bilimsel kalite? 184 üniversitemiz var, ne yazı ki dünya sıralamasında ilk 100’e giren tek bir Türk üniversitesi yok. Türk üniversitelerinin kütüphane imkânları yetersiz, bilimsel yayınları itibar görmüyor. Özerklik, araştırmacılık, bilimsel-akademik kalite gibi konularda yeterli kaynak vermediğiniz için ciddi sorunları bulunan üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına da yeterli katkı veremiyor. Bu koşullarda, üniversite sayısındaki artış işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmiş oluyor. Yaptığınızı iki kelimeyle açıklarsam, işsizliği geciktiriyorsunuz.

YÖK hakkındaki düşüncemi soracak olursanız, tüm yöneticileriyle birlikte YÖK derhâl yok edilsin; üniversiteler, mali, idari, akademik olarak özerk olsun. Üniversitelerde hayat bayram olsun.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baydar.

Sakarya Milletvekili Engin Özkoç… (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Özkoç.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bugün arkadaşlarım Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kürsüsünden tüm Türkiye'ye ve dünyaya seslendiler ve onlar Türkiye'de yaşayan halkımız adına, milletimiz adına milletimize buradan bir tek şey anlatmak istediler. Onlar dediler ki: “Tam on iki yıldır –on üçüncü yılına giriyorsunuz- ey halkım, sizler, bilinçli olarak, istikrarlı bir şekilde soyuluyorsunuz, yok ediliyorsunuz, bölünüyorsunuz.” Bütün milletvekili arkadaşlarım buraya çıktılar ve “Dünyada eşi ve benzeri görülmemiş bir şekilde bir soykırımı görmüştür dünya.” dediler.

Hiç kimse burada onları tam manasıyla dinlemedi. Kürsü işgal edilmeye çalışıldı. Nur Serter konuşurken bazı arkadaşlar Arapçasına alkış tuttular, sanki o Arapçaya da başka dillere de karşıymış gibi. Ben şimdi buradan sesleniyorum: Bu Hükûmet ve bu Hükûmetin o günkü Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri’nin bir yalanla başlattığı ve Müslüman olan Irak’a girip de tam 1,5 milyon Müslümanı soykırıma uğrattığı zaman televizyonlardan ve Türkiye basınından “Amerikan askerlerine başarılar diliyorum.” demiştir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yalan söylüyorsun.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – O yalanı sana iade ediyorum. Ben senin gibi yalancı ve kişiliksiz bir adam değilim. (CHP sıralarından alkışlar) Tamam mı?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kişiliksiz sensin. Yalancısın yalancı.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – O belgeleri getirip senin üzerine fırlatırım.

O Başbakan, aynı zamanda o Cumhurbaşkanı…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Abdestini al da öyle konuş.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - …“Amerikan askerleri bir diktatörü daha devirmiştir.” demiştir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aynen.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, o zamanki askerler, Amerikan askerleri Müslümanları…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Saddam’ın sarayına da koşuyordunuz. Bütün diktatörler sizin yoldaşlarınız. Yalanlarınızla batacaksınız, yalanlarınızla.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - …çırılçıplak soyup üst üste koyup köpeğe pislettikleri zaman sen 24 sütunda gülümserken Müslümanlar katlediliyordu orada.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan, hadi oradan! Başka kulvara girin.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hangi bütçedeyiz biz! Hangi kurum bütçesiydi bu!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Libya’da Müslümanlar katledilirken, Mısır’da Müslümanlar katledilirken Türkiye’den bir ses yükseldi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Esed’in katlettikleri Müslüman değil miydi?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - O zaman Recep Tayyip Erdoğan dedi ki: “Ben Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım.”

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aklınız ermez sizin ona, aklınız ermez.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi, bu Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı kaldı mı? Hayır, kalmadı. Neden biliyor musunuz? O “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım.”, “Arap Baharı” diyen Sayın Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin göremediği kadar Müslümanların soykırımının kanına iki elini bulaştırdı. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan! Hadi oradan!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, hırsızlıktan, arsızlıktan, siz 17 Aralıktan bahsediyorsunuz. Tam on iki yıldan beri sistemli olarak halkımız soyuluyor, yok ediliyor. O zamanki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarımla ilgili aldığı kararla halkımızın bahçelerini ve tarlalarını ekmemeleri için onlara şöyle seslendi, dedi ki: “Ben sizin ürettiğiniz pahalı mahsulü Türkiye’de yedirtmem.” Peki, hangi mahsulü yedirtirsin? “İthal ettiğim mahsulü yedirtirim.” dedi. Bu sayede Türkiye’de tarım çiftçisini yok etti. Tek yapmak istediği, dışarıdaki kendi egemen güçlerine kendi Türkiye’deki varlığını pekiştirip Türkiye çiftçisini yok edebilmekti.

Değerli arkadaşlarım, şurada bir insan oturuyor, biraz arkadaşlarım aralanırsa göreceğim, Mehmet Haberal. Ne istemiştiniz Mehmet Haberal’dan?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Paralelciler ne istedi?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Paralelcilerden sorun.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Efendim?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bugün arka çıktığınız paralelcilerden sorun onu.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz Mehmet Haberal’dan ne istemiştiniz?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kendi celladınıza âşıksınız siz.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Mehmet Haberal Türkiye’nin yetiştirdiği, dünyanın yetiştirdiği 1 numaralı bilim adamıydı. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – F tipinden sor, F tipinden.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – “Paralel yapı” dediğiniz o yapıyı siz beslediğiniz için, siz bu devletin içine soktuğunuz için ve yine Tayyip Erdoğan’ın sözüyle “Daha ne istediniz de vermedik?” dediğiniz için Mehmet Haberal’ın cezaevinde yıllarını yok ettiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Şimdi siz verin.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi, o Mehmet Haberal Türkiye Büyük Millet Meclisindeki sıralarda oturuyor. Görüyorum ki yanından geçerken elini sıkmaya çalışıyorsunuz ve görüyorum ki hiç başınızı önünüze eğmeden gülümsemeye çalışıyorsunuz. Hiç mi suçunuz yok?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Paralel suç şebekesine sahip çıkmayın.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şunu hiçbir zaman unutmayın: Siz ne yaparsınız bilmem, burada oturan milletvekili arkadaşlarım, onların temsil ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları, korkutmaya çalışıyorsunuz ya, sindirmeye çalışıyorsunuz ya, ne sizin Cumhurbaşkanınızdan ne militarize güçlerinizden ne gaz bombalarınızdan ne sizin mahkemelerinizden asla ve asla korkmuyoruz. Bugün bu millete hesap vereceksiniz, bunu asla unutmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan, hadi oradan!

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Millete hesap sandıkta verilir, sandıkta! Millet size veriyor hesabı!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkoç.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Palavradan, tırışkadan laflar ya!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – İç Tüzük 161/3, Cumhurbaşkanımızla ilgili burada yapılan konuşmaları ve hakaretleri bir düzenleme altına almıştır. Hatip, Sayın Cumhurbaşkanımız için “eli kanlı” ifadesini kullandı. Hatip Sayın Cumhurbaşkanımız için “Dış güçlerle iş birliği yapmıştır.” ifadesini kullandı. (CHP sıralarından “Doğru.” sesleri) Bu iddialar ve ithamlar çok çirkin iddia ve ithamlardır. Herhangi bir mesnedi olmadan bu ifadeleri hatip burada kullanamaz. O yüzden yüce Divanın bu konuda gereğini yapmasını arz ediyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – BOP’un eş başkanı olmadı mı? “BOP’un eş başkanıyım.” demedi mi?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ahlaksızca iddialar, ahlaksızca!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

Buyurunuz Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım. Bu yüce Divan bu milleti soyanları değil de beni Yüce Divana göndermek istiyorsa istediği zaman gönderebilir. Hesabımı vermeye hazırım. Bugün de böyle diyorum, yarın da böyle diyeceğim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yüce Divanla Başkanlık Divanını karıştırdı Engin Bey.

BAŞKAN – E, yani…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Önce bir bakan ol, ondan sonra Yüce Divana gidersin.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, hatibin, grubumuza mensup milletvekilinin… Mecliste sataşma, laf atma bir gelenektir, olması da gereken bir şeydir ama sizin yaptığınız tacize girer, sistematik tacize girer, önce onu bir söyleyeyim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ahlaksız iddialar karşılıksız kalmaz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Vallahi, o sistematik tacizi sizin grup daha çok yapıyor Sayın Altay. İstirham ederim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Estağfurullah, estağfurullah!

BAŞKAN – Şimdi…

Buyurunuz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Şimdi, bir iddia ortaya koydu Sayın Grup Başkan Vekili. İç Tüzük’ün 161’inci maddesine göre de işlem yapılmasını talep etti. Ancak…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Evet.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Biliyorum, ben sizi dinledim.

Ancak, Sayın Başkan, grubumuza mensup milletvekilinin yaptığı konuşmanın içeriği, konuşmasında değindiği olaylar şu anki Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı dönemiyle ilgilidir, Başbakanlığı dönemine atıftır, Başbakanlığı dönemindeki olaylarla ilintilidir. Bu sebepten, Sayın Grup Başkan Vekilinin iddiası mesnetsizdir.

Arz ederim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, efendim, Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekilinin bu ifadesini doğru kabul edersek, o zaman Grup Başkanımız olan ve Başbakanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili yaptığı ithamlardan dolayı hatibin özür dilemesini istiyoruz efendim. (CHP sıralarından “Niye?” sesleri, gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Cevap ver, cevap ver şimdi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Grup Başkanımızla ilgili… Ya da sataşmadan iki dakika söz istiyoruz efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Cevap ver.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz kendi kanlı geçmişinize bakın!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hâlihazırda grubunuzun üyesi değil, o da olmaz.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Ünal, size iki dakika söz vereceğim. Tutanaklara da bakıp değerlendirmede bulunacağım.

Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – CHP kendi kanlı geçmişine baksın!

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubu eski Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on iki yıldan beri bu milletin önünde sandıkla gelen ve her seferinde açık bir şekilde kendi vizyonunu, perspektifini milletiyle paylaşmış, hesabını sadece milletine vermiş…(CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hoppala! Hesap millete değil yargıya verilir, yargıya!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – …milletinden başka hiçbir gücün önünde eğilmemiş, yerli, yerel ve Türkiye sevdalısı bir lider olduğunu milletin tescil ettiği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili millet kararını vermişken…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Ya, 9 seçimdir tuş oluyorlar ya!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – …hiçbir zaman millet tarafından onaylanmamış, millet tarafından teveccüh görmemiş birilerinin Cumhurbaşkanımız ve geçmişteki Başbakanımız ve Kurucu Genel Başkanımızla ilgili kullandıkları ifadeleri aynen iade ediyorum ve esefle kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Fazlasıyla iade ediyoruz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ahlaksızca iddialar, ahlaksızca!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Ve eğer Sayın Cumhurbaşkanımız ve o günkü Başbakanımız, Kurucu Genel Başkanımız o sizin iddia ettiğiniz güçlerle iş birliği yapsaydı bugün siz bizimle böyle konuşamazdınız. (CHP sıralarından gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – “BOP’un Eş Başkanıyım.” demedi mi?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Ve siz bu iddialarda ve ithamlarda bulunamazdınız!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – “BOP’un Eş Başkanıyım.” demedi mi?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – “BOP Eş Başkanlığı” dediğiniz şey geçmişte defalarca ifade ettiğimiz, aslı astarı bulunmayan, hakikati bulunmayan…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Kendisi söyledi, kendisi.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Kendisi itiraf etti!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – …Yemen, İtalya ve Türkiye'nin eş başkanlığını yaptığı, uluslararası hukuka uygun yapılanmış ve 2004’te sonuçlanmış bir yapıdır.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Dikey mi bu yapı, paralel mi?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Bunu tekrar tekrar kullanmanız da son derece dış politika bilmeyişinizin ve kendi siyasetinize yanlış bir şekilde uluslararası hukuku alet etmenizin sonucudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Genişletilmiş Orta Doğu projesi sonra devam ediyor. Genişletilmiş Orta Doğu projesi oldu Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum ki: Tayyip Erdoğan milletin adamıdır! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sadece tutanaklara geçmesi bakımından…

BAŞKAN – Tutanaklara geçsin, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sadece tutanaklara geçmesi bakımından söylüyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına hep saygılı olmuştur, bundan sonra da olacaktır, bunda bir tereddüt yok. Ancak keşke seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanı, Adalet ve Kalkınma Partisi dışındaki diğer siyasi partilerin, başta ana muhalefet partisi lideri olmak üzere Milliyetçi Hareket Partisinin, Halkların Demokratik Partisinin genel başkanlarıyla kendisine yakışmayan bir üslup ve tarzda siyasi polemik yapmasa ve biz de, bırakın şu dönemini, Başbakanlığı dönemini bile sorgulamasak. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Aykan Erdemir.

Buyurunuz Sayın Erdemir.

Süreniz yedi dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, yapmayın arkadaşlar, bunlar boş şeyler.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Üniversite hocasısın ya, yakışıyor mu sana?

CHP GRUBU ADINA AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi ve bizleri ekranları başında izleyen halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün, günlerden 17 Aralık. Bugün yeni Türkiye'nin miladı. Diyelim ki yeni Türkiye’de ayakkabı kutusu yasak, diyelim ki yeni Türkiye’de avro, dolar balyaları yasak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Böyle bir şey olur mu ya!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, böyle bir şey olur mu, lütfen müdahale edin.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Bu ne ya, bu ne ya! Karaktersiz! Şu hâle bak! Çaresiz!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Lütfen, Sayın Başkan, müdahale eder misiniz.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Diyelim ki yeni Türkiye’de makara yasak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Erdemir, lütfen…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Çaresizsiniz, çaresiz! Çaresizsin! Sandığa gömülmekten bile ibret almıyorsunuz siz. Çaresizler! Çaresiz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Diyelim ki yeni Türkiye'de kara lastik yasak, yeni Türkiye'de delik kara lastik yasak.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Çok yazık! Yazıklar olsun!

BAŞKAN – Lütfen…

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Peki, yeni Türkiye'de bunları yasaklasak rakamları ve sayıları susturamadığımız sürece acaba 17 Aralığın üstünü örtebilir miyiz?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ya, proje anlat proje. Niye proje anlatmıyorsun?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Rakamlar ve sayılar konuştuğu sürece 17 Aralığı susturabilir miyiz?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Proje anlat, ne projen var?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Nedir 17?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Paralelcilerle iş birliği yaptığınız tarihtir o.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 17. Buradaki bazı avukatların müvekkillerinin Madımak’ta canlı canlı yaktığı Özlem Şahin’in yaşı 17. (CHP sıralarından alkışlar) Yaşı büyütülerek asılan Erdal Eren’in yaşı 17. Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele haftası Aralığın 17’si. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Cemaat halk partisi oldunuz, cemaat halk partisi!

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Sivil darbelerin son bulduğu tarih.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - 4.057. DİSK raporuna göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 4.057 lira.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bu millet sizi sandığa gömecek, gömecek. Beş ay sonra görüşeceğiz sizinle sandıkta.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 101.884. Yoksulluk sınırı altında kalan öğretim elemanı sayımız, yardımcı doçentimiz, öğretim görevlimiz, araştırma görevlimiz, okutmanımız, 101.884 yoksul.

58. AKP Hükûmetine kapıkulu olmayı reddederek istifa eden Türkiye Bilimler Akademisi üyesi bilim insanı sayısı 58. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bilim insanları da sizin gibiyse vah hâlimize!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 85. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yazıklar olsun! Bize böyle hocalar lazım değil.” diyerek aşağıladığı Orta Doğu Teknik Üniversitesi hocalarının ODTܒsünün dünya üniversiteler sıralamasındaki yeri 85. (CHP sıralarından alkışlar)

3. Yeni Şafak Yazarı Yusuf Kaplan’ın Erdoğan’a yıkılmasını önerdiği üniversite sayısı 3. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, 3.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Seyyar satıcı, seyyar satıcı! Ne satıyorsunuz orada?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Sizin gibi milleti satmıyoruz, milleti. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O bilim adamları da sizin gibiyse yandığımızın resmidir.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 266.267. Bu yıl devlet yurtlarında kalmak için Kredi Yurtlar Kurumuna başvurduğu hâlde açıkta kalan öğrencilerin sayısı 266.267.

1.150. Kaçak sarayın oda sayısı 1.150.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Küsuru da var, küsuru!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - 1 milyar 370 milyon lira. Kaçak sarayın tahmini bedeli 1 milyar 370 milyon lira.

1.400. Kaçak saray yerine madenlerimize kurabileceğiniz yaşam odası sayısı 1.400.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Seviyeye bak, seviyeye!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz bir tek eserinizi gösterin.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - 1 milyon. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e aldığınız Mercedes için, makam arabası için…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bir tek eserinizi gösterin Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - …kamu kaynaklarından harcadığınız kaynak 1 milyon lira.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yıkım ekibisiniz, yıkım!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Ve sıfır. Cemevlerinin giderleri için kamu kaynaklarından aktardığınız miktar sıfır! (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Eli kanlı bir geçmişiniz var. Yıkım ekibisiniz, yıkım!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - 80 bin. Papa Francesco’nun Türkiye ziyaretinde kullandığı emektar arabanın kilometresi 80 bin.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Roma’da kullandığına baktın mı hiç? Vatikan’da kullandığı arabaya baktın mı hiç?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Cumhurbaşkanının itibarının korunması için vergilerimizle alınması zaruri klozetin fiyatı 10 bin lira, 10 bin!

Ermenek’te oğlunu kaybeden Recep amcaya Karaman Valiliğinin ve Ermenek Kaymakamlığının gönderdiği kara lastik bedeli 10 lira, 10!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ayakkabının markasını göster!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Kaçak saraya alınan bir klozet parasıyla Recep amcaya alınabilecek kara lastik sayısı 1.000 çift, 1.000 çift!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sen ayakkabının markasını göster hele!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 97. 2015 bütçesinde Cumhurbaşkanlığına ayrılan kaynağın artış oranı 97.

3+3. Memura, asgari ücretle çalışan emekçiye 2015’de reva gördüğünüz zam oranı 3+3.

Ve 100 milyar. 17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun tahmini bedeli 100 milyar avro.

130 bin. Gezi Parkı protestolarında polisin yirmi günde kullandığı biber gazı fişeği sayısı 130 bin.

Sıfır. Gezi çocuklarının, Çarşı çocuklarının yediği haram sıfır! Hamdolsun, gaz yedik, cop yedik, su yedik ama bazıları gibi haram yemedik, sıfır! (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan ya! Her tarafınızdan haram akıyor! Zihniyetiniz haram bir kere!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 14. Ekmek almaya giderken gaz kapsülüyle başından vurulan Berkin Elvan’ın yaşı 14. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Zihniyetiniz haram sizin, zihniyetiniz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 269. Berkin Elvan’ın komada kaldığı gün sayısı 269. (CHP sıralarından alkışlar)

16. Berkin’in hayatını kaybettiği günkü kilosu, 16 kilo.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Dersim’de öldürdüğünüz insanların, Zilan Deresi’nde öldürdüğünüz insanların hesabını verin!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Sıfır. Berkin’i ve acılı annesini yuhalatanların insanlığı sıfır, sıfır, sıfır! (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz sıfır bile değilsiniz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Berkin’i, bu halkın emeğini, alın terini sıfırlayanların insanlığı sıfır!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz kanlı geçmişinizin hesabını verin!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – “Milletin anasını belleyeceğiz.” diyenlerin insanlığı sıfır!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Binlerce insanı katleden bir zihniyetsiniz siz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Yalana, talana, katliama ortak olanların, çanak tutanların, havuzcuların insanlığı sıfır, sıfır, sıfır!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz sıfır bile olamazsınız, sıfır bile! Sıfır bile olamazsınız, o bir değerdir!

SALİM USLU (Çorum) – 10 Ağustosta ne oldu, bir onu söyle!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 10 Ağustosta ne oldu?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Ve son olarak bugün 17 Aralık.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Kürsüde soyunmakla olmaz bu işler!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz öldürdüğünüz insanların hesabını verin! Kanlı geçmişinizin hesabını verin!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bu günün sayısı 16.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – On binlerce insan öldü, bunun hesabını verin!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Nedir 16?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - 9 ne, 9?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Nedir 16?

SALİM USLU (Çorum) - 10 Ağustostan bahset, 30 Marttan bahset, 12 Hazirandan bahset!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Nedir 16? 16, yalnızca güzel Bursa’mızın plakası değil.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Darbecisiniz siz, darbeci!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – 16, bu ülkede Anayasa gereği Cumhurbaşkanını da, Başbakanı da yargılayacak olan Yüce Divanın üye sayısı 16, 16!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hiçbir zaman sandığa saygınız olmadı! Darbecisiniz siz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bugün günlerden 17 Aralık 2014. Bugün günlerden 16, Yüce Divanın 16’sı.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Darbecisiniz, darbeci!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Cumhurbaşkanı için de, Başbakan için de Türkiye'nin unutulmayacak sayısı Bursa’nın plakası şafak 16. (CHP sıralarından alkışlar)

HAMZA DAĞ (İzmir) – Bravo! Bir tek şov yapmayan sen vardın, sen de başladın şova!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Darbecisiniz, darbeci! Bal gibi darbecisiniz!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 52 ne oluyor, 52?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Paralel darbecilerle iş birliği yapıyorsunuz!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

İzmir Milletvekili Oğuz Oyan.

Buyurunuz Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakikadır.

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) – Değerli milletvekilleri; evet, bugün 17 Aralık, bundan kurtulmak mümkün değil. 17 Aralık gibi Türkiye’de Hükûmet edenlerin yolsuzluklarının zirve yaptığı veya iktidar kavgalarının bir yan ürünü olarak Türkiye’de nihayet yolsuzluk buz dağının görünen yüzünün toplumun bilgisine taşındığı tarihî bir günün yıl dönümünde bütçeyi tartışmak herhâlde tarihsel bir ironi olsa gerek.

Bakınız, ben buradaki tartışmalara küçük bir ek yapayım değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 6’ncı maddesini lütfen iktidar sırasında oturanlar iyi okusunlar. Anayasa’nın 6’ncı maddesi egemenlik maddesidir ve son paragrafını okuyorum, şunu söylüyor: “Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” “Siz ne istediniz de vermedik?” derken, bakanlıklar verirken, milletvekillikleri verirken, emniyeti teslim ederken, yargıyı teslim ederken, HSYK’yı teslim ederken, Türk Silahlı Kuvvetlerine birlikte kumpas kurarken Anayasa’nın 6’ncı maddesini çiğnediniz. Buraya gelip şimdi başkalarına darbeci falan sakın demeyin. Anayasa’nın 6’ncı maddesi egemenliği tanımlıyor. Siz bir anayasal suç işlemiş durumdasınız, bu yakanızdan asla düşmez. Buna göre, bir paralele veya başka bir yapıya “İstediğiniz her şeyi verdik.” dediğiniz andan itibaren suçlusunuz Anayasa’dan kaynağını almayan bir yetkiyi devrettiğiniz için. Değerli arkadaşlarım, bunun artık polemiği falan olmaz, bunları bırakın bir tarafa.

İkinci söyleyeceğim şey şu: Üniversitenin 2015 yılı bütçesine baktığımız zaman YÖK dâhil 18,5 milyar lira, YÖK dâhil. Yani, bakın Ankara Mimarlar Odasının hesabı var. “1 milyar 370 milyon lira kaçak saraya.” deniliyor ama Ankara Mimarlar Odası -hesaplarına göre- diyor ki: “Yapılacak müştemilat vesaire sürüyor, bu 5 milyar liradan aşağı olamaz.” Yani bunun içine ne kadar içerideki eşya dâhil o da ayrı bir hikâye ama üniversitenin toplam bütçesinin YÖK dâhil üçte 1’ini sadece bir saraya harcamış vaziyettesiniz, sadece. Yani dolayısıyla, burada bir yolsuzluk ekonomisinin, bir az gelişmiş ülke göstergesi olarak bir lüks düşkünlüğünün, bir şaşaa düşkünlüğünün, bir totaliter devletlere uygun büyük yapılar yapma, faşizme uygun yapılar yapma arzularının aslında sonuçta çarpacağı yer Türk milletinin vicdanıdır ve orada emin olun o saray yolsuzluk müzesi olarak anılacaktır, o saray görgüsüzlük müzesi ve hukuksuzluk müzesi olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sayın Oyan, yapmayın ya! Sizin gibi bir münevver insan... Yapmayın ya!

OĞUZ OYAN (Devamla) – Üniversitelerin büyük kaynak açıkları içinde olduğu... Konumuz üniversite olduğu için ona sadece değineyim. Biraz önce söyledi arkadaşım, bütün Türkiye’deki yurt sorununu halledebilirdik belki bu israf önlenebilseydi.

AKP döneminde üniversite sayısı 53’ten 104’e çıktı yani 2 katına çıktı, bunların çoğu tabela üniversite ama 2 katına çıktı. Peki, millî gelire oranda üniversitenin payı ne oldu? 100’ken 133 oldu yani yüzde 33 arttı sadece; yüzde 100 artıyor üniversite sayısı, öğrenci sayısı da yüzde 100 arttı ama üniversitelerin millî gelir içindeki payı -böyle bakılır bu işlere- sadece bunun üçte 1’i kadar arttı. Demek ki yerlerde sürünüyor üniversite bütçeleri. Bu aslında üniversitelere ve bilime verilen değerin ölçütü aynı zamanda.

Bakın, ben size bir başka karşılaştırma yapayım: Dünyanın en önemli üniversitesi Harvard Üniversitesinin bütçesi 40 milyar doları aşıyor. Bu 100 milyar Türk lirası demek. Türkiye’de üniversitelerin üzerine Millî Eğitim Bakanlığı bütçesini de koyun, hepsi 80 milyar ediyor. Bizim Amerika’yla aramızdaki millî gelir farkı ya da kişi başına düşen millî gelir seviyesi bu kadar açık değil. Bu inanılmaz bir şey. Amerika’da bir tek üniversitenin bütçesi sizin bütün Millî Eğitim Bakanlığı bütçenizden ve 104 tane üniversitenin bütçesinden fazla. Bu tabii nerede yaya kaldığınızın da bir göstergesi. Ya da kütüphanedeki kitap sayısına bakın: Harvard’da 17 milyon cilt kitap, yayın var, sizin bütün üniversitelerinizde 6 milyon var. Yani, buradan din eğitimiyle mi çıkacaksınız, buradan iman gücüyle mi çıkacaksınız?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – İnşallah.

OĞUZ OYAN (Devamla) – Allah işinizi kolay etsin. 600 yıldır çıkamadı Osmanlı, inşallah çıkarsınız.

Üniversite ödenekleri içinde personel ödenekleri ile yatırım ödeneklerinin toplamı yüzde 75 ediyor. Yatırım ödenekleri daha çok, yeni bina yapımları, bilmem neye gidiyor yani aslında, işin aslı, çok fazla yararlı bir şey değil. Personel ödenekleri yüzde 54. Tabii ki personel ödenekleri yüksek olacak çünkü üniversiteler hizmet üretim birimleridir, esas şeyi odur. Ama çok yetersiz olduğunu da yani yaptığınız yükseköğretim tazminatının çok yetersiz olduğunu da söylemek isterim.

Özlük hakları iş güvencesiyle birleşmezse kesinlikle bir işe yaramaz. 65 bin öğretim üyesi var, bunun 31 bini eğreti statüde yani yardımcı doçent yani yaklaşık yarısı öğretim üyelerinin bu statüde. Araştırma görevlilerinin neredeyse tamamı, 43 bin araştırma görevlisinin neredeyse tamamı eğreti statüde. Yani sizin yapınız eğreti bir yapı. Değerli arkadaşlarım, mutlaka yardımcı doçentleri daimî kadrolara geçirmek gerekiyor, araştırma görevlilerini 50/d’den 33/a’ya geçirmek gerekiyor.

Ben size son olarak şunu söyleyeyim, Başbakana bir yanıt vereyim: Davutoğlu diyor ki “26’ncı sıradaki Türkiye’yi biz bilmem nereye getirdik.” Kesinlikle yalandır.

İkincisi: Dolar cinsinden millî gelir hesabı yapıyor. Kesinlikle bilim dışıdır. Bunu Türk lirası cinsinden yapacaksınız ve sabit fiyatlarla.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Başbakan yalan söylemiyor, sizin söylediğiniz yalan.

OĞUZ OYAN (Devamla) – Üçüncüsü: IMF borcu. Aynen eski Başbakan gibi yalan söylüyor, “IMF borcunu biz ödedik.” diyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz yalan söylüyorsunuz.

OĞUZ OYAN (Devamla) – 10 milyar dolar IMF borcu 2005’te alınmıştır ve IMF bu borcu verirken ne demiştir biliyor musunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Oğuz Hoca, yalan size yakışmıyor.

OĞUZ OYAN (Devamla) – “Üç yıllık bir kredi 2007 Kasımında yapılacak seçimler için çıpa sağlayacaktır. Yani “AKP’nin seçilmesi için veriyorum.” demiştir, IMF tarihinin de bir yüz karasıdır.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yalan suçlamanız yüz karasıdır Oğuz Hoca.

OĞUZ OYAN (Devamla) – Dolayısıyla, 10 milyar da ilave kredi aldığınız hâlde hep şunu söylüyorsunuz: “Biz alınan IMF kredilerini ödedik.” diyorsunuz ve bu kuyruklu yalandır, Türkiye'nin dış borcu 129 milyardan 402 milyar dolara çıkmıştır devriiktidarınızda. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hiç yakışık almadı Oğuz Hoca.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oyan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın konuşmacı Başbakanı yalancılıkla suçlamıştır, buna ilişkin cevap talep ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hem de kuyruksuz yalanlarla.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yanlış söylediğini söyledi, yanlış.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – “Yalan” dedi, yalan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yanlışı kastetti, kasıt o, düzeltsin olmazsa.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; gelip burada görüşlerinizi anlatabilirsiniz, fikirleriniz farklı olabilir, Başbakanın görüşlerine katılmayabilirsiniz ama böyle bir üslup olmaz, gelip burada Başbakana “yalancı” denmez. Şöyle bir üslup düşünün: Ben de çıkıyorum size “yalancı” diyorum, siz bana “yalancı” diyorsunuz. Bu Parlamentoda konuşma ve tartışma ortamı olmaz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sen dedin mi şimdi, demedin mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – “Desem” dedim Engin Bey.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, kimin yalancı olduğu ortada.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Dolayısıyla, bir kere her şeyden önce üsluba dikkat etmekte fayda var.

İkincisi, Amerika’yla Türkiye’yi sadece Harvard üzerinden mukayese etmek yanlıştır. Amerika’nın gayrisafi millî hasılası 16 trilyon dolardır, Türkiye'nin, Allah’a şükür, AK PARTİ sayesinde 800 milyar dolara çıktı, daha 1 trilyon değiliz. Bunu yıllar çerçevesinde düşünürseniz aradaki farkı da görürsünüz. Türkiye ne yapmıştır? Üniversite sayılarını artırmıştır. Değerli hocam Anadolu’yu dolaşsaydı başlangıçta bir tabela olarak kurulmuş olan o üniversitelerin artık bir tabela olmadığını, birçoğunun ne kadar muhteşem binalara ve bu milletin çok akıllı, çok zeki evlatlarına kavuştuğunu görürdü. AK PARTİ bütün vilayetlere üniversiteleri götürmüştür, temelleri atmıştır, bu memleketin her tarafında vatandaşın ayağına üniversite eğitimini götürmekle hem eğitime hem de sosyal politikalara uygun çok hayırlı bir hizmet yerine getirmiştir.

Hakikaten “Üslup kişinin kendisini beyanıdır.” derler. Dolayısıyla, biz burada konuşuruz, bazı şeyleri anlatırız ama aynı zamanda unutmayın, kendimizi anlatırız, kendi tarzımızı anlatırız. İktidarın boğazı 9 boğum, konuşmuyorsak kabul ettiğimiz anlamına gelmez. Bunu da burada ifade etmek istiyorum.

Saygılar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

Buyurunuz Sayın Oyan.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istiyorum bu konuda.

BAŞKAN – Efendim?

OĞUZ OYAN (İzmir) – Bir açıklama yapmak istiyorum bu konuda.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sataşma yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Düzeltme yapacak.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Yanlış anlaşılma var, düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ne konuda?

OĞUZ OYAN (İzmir) – Bu “yalan” sözü konusunda efendim.

BAŞKAN – Tamam, buyurunuz, düzeltiniz.

Buyurunuz Sayın Oyan.

9.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OĞUZ OYAN (İzmir) – Teşekkür ederim.

Şimdi, bakın, ben, burada, Başbakanların başta milletvekillerine olmak üzere topluma da gerçekleri doğru bir şekilde aktarmak sorumluluğu ve yükümlülüğü altında olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, benim söylediğim yalan yanlış bilgi verilemez.

Şimdi, bu gerçek dışı bilgi meselesi bakınız, bir örnek vereyim, Sayın Başbakan burada konuşurken dedi ki: “Bu ülkeye hiç kimse borç vermedi -ben not aldım, şeyde de var- maden de bulmadık.” Yani “Biz geldiğimizde ülkeyi 3,5 kat büyüttük -bu dolar hesabıyla tabii, düşük değerli dolar hesabıyla- ama kimseden biz borç almadık.” diyor. Şimdi, bakın “Borç almadık.” diyen bir Başbakanın döneminde ya da Hükûmet döneminde 129 milyar dolardan 402 milyar dolara Türkiye’nin dış borçları çıkıyor, IMF borcu hep toplam borç içinde küçük bir bölüm kalmıştır. “IMF’den hiç borç almadık -eski Başbakan da bunu hep söylüyordu, yeni Başbakan da- IMF’nin borçlarını biz ödedik eski dönemden kalma.” Bu, doğru değildir. IMF’den daha önce yani 2000 programı dolayısıyla alınan kredinin bir bölümü AKP dönemine yetişmiş, o son kredi bölümlerini almıştır, üstüne de bu program 2005 Şubatta bittiği hâlde, 2005 Şubatından itibaren üç yıllık yeni bir program yapılmış ve üç yıllık program için hiçbir şekilde IMF kriterine uymadığı hâlde IMF tamamen bir siyasi davranış içine girmiş ve 2007 seçimlerinde iktidara destek olması amacıyla 10 milyar dolar yeni bir kredi vermiştir. Dolayısıyla seçim meydanlarında ya da burada biz topluma sadece gerçekleri söylemekle yükümlüyüz, bunu topluma saygı gereği yapmak zorundayız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oyan.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Biraz önce sayın konuşmacı, Harvard’ın bütçesinin 40 milyar dolar olduğunu söyledi, Harvard’ın kamudan ayrılan bütçesi 3,7 milyar dolardır, diğer miktarlar bağışlar marifetiyle elde edilen paralardır. 3,7 milyar dolardır, verilen rakam yanlış.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz katkınızdan dolayı.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına, lehinde, Yalova Milletvekili Temel Coşkun.

Buyurunuz Sayın Coşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TEMEL COŞKUN (Yalova) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günün son konuşmacısı olarak bütçenin lehinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, benden önce konuşan değerli milletvekillerimiz yapılanları anlattı. Ben de önce bir hususun altını çizmek istiyorum: Önemli işler yaptık, önemli çalışmalar yaptık. Bu çalışmalarda büyük emeği olan, bize cesaret veren, “Bu millet yapar.” diyen ve milletimize öz güven kazandıran, on iki yıl Başbakanlığımızı yapan şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bakanlarımıza, bürokratlarımıza, bu ülkeye hizmet eden herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün çok önemli iki bakanlığımızın bütçelerini ve yaptığı hizmetleri konuşuyoruz. Millî eğitimde yapılanları saatlerce anlatsak bitmez. 50-60 kişilik sınıflardan 30 kişilik sınıflara, kara tahtadan akıllı ve etkileşimli tahtaya, ücretsiz ders kitaplarının yanında tablet bilgisayar destekli eğitime, baskıcı ve yasakçı anlayıştan şeffaf ve özgürlükçü anlayışa, ikna odalarından okuma odalarına, sekiz yıllık kesintisiz eğitimden on iki yıllık zorunlu eğitime, her ile bir üniversite, 100’den fazla yeni üniversite olmak üzere toplam 176 üniversiteye, bunlar eğitime kazandırdığımız en önemli yatırımlarımızın bir kısmıdır.

Değerli öğretmenlerimizin daha onurlu ve istekli görev yapmalarını sağlayacak iyileştirmeler yaptık. 28 Şubatın eğitimin üzerinde oluşturduğu baskıları ve izleri atarak meslek okullarındaki katsayı adaletsizliğini giderdik. Meslek okullarının, özellikle hedef hâline gelen imam-hatip okullarının yeniden hayat bulmasını sağladık. Biz Türkiye’yi yeniden yapılandırdık. Sağlıktan adalete, bayındırlıktan otoyola kadar her alanda yeni Türkiye’nin ön adımlarını attık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz insanımızı çok seviyoruz. “Başkalarında var, bizde niye yok?” anlayışını hamdolsun yıktık. İnsanımızı göbeğini kaşıyan adam olarak gören, “Çoban ile benim oyum bir değildir.” diyen anlayıştan kurtardık, milletimize öz güven geldi. “Sizin en hayırlınız insanlara hizmet edendir.” düsturunu ilke edinerek “Her şey insanımız için, her şey Türkiye içindir.” dedik. Avrupa’ya gittiğimizde şehirlerine, parklarına, bahçelerine imrendiğimiz yerleri ülkemize getirdik; çok şükür şimdi hangi ilimize gitsek yeşiliyle, parkıyla, şehre girişiyle hayran kalıyoruz. Biz, şehirlerimizi çöp yığınlarından kurtarıp yaptığımız park ve bahçelerle insanımızın hizmetine sunduk. Haliç’i hatırlatmak isterim, Ümraniye’yi hatırlatmak isterim. Çevreye verdiğimiz önem, yeşile verdiğimiz önem, şehre verdiğimiz önem, eğitime verdiğimiz önem, kısacası, insana verdiğimiz değerdir.

Değerli milletvekilleri, bugün muhalefet milletvekilleri 17 Aralık tarihini çok zikretti ama unuttukları bir tarih daha var, geçmişte bu milletin unutmadığı ama benim onlara bugün hatırlatmak istediğim bir tarih daha var: Sene 1989 İSKİ skandalı, hatırlar mısınız?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Oo, çok geçti üstünden, çok. Hâlâ o malzemeyi mi kullanıyorsun?

TEMEL COŞKUN (Devamla) - İSKİ Genel Müdürlüğünün ihalelerini paravan olarak kurduğu şirketlere vermesi, bu ihalelerde büyük yolsuzluklar yapması olayıdır.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Biz onu çoktan unuttuk.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tuttuk, kulağından attık, sizin gibi sahip çıkmadık.

TEMEL COŞKUN (Devamla) - Siz unuttunuz da o travmayı atlatamadınız, millet unutmadı, hâlen o görevi vermiyor size ve vermeyecektir.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Biz onun kulağından tuttuk, attık.

TEMEL COŞKUN (Devamla) - İSKİ skandalının kahramanlarından Ergun Göknel ne diyor bakınız.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bürokrat yaptı o işi, cezasını çekti. Siyasi olarak yok böyle bir şey. Bir bürokrattı o, bürokrattı; yargılandı ve cezasını çekti. Siz yargıdan kaçırıyorsunuz, yargıdan, hukuktan kaçırıyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hülle yapmadık yargılanmasın diye.

TEMEL COŞKUN (Devamla) - “Eşimin emekli maaşıyla geçiniyorum. Solu ben değil, Sözen bitirdi. Oyumu da ben AK PARTİ’ye verdim.” diyor. Bunu kim diyor? Ergun Göknel diyor. Millet unutmadı, millet unutmadı ve unutmayacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Coşkun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Ergun Göknel yargılandı ve cezasını çekti. Siz de adil yargılayın onları, bakanları gönderin Yüce Divana.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İktidarın acziyeti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın hatip, fil ile karıncayı mukayese etti ama İSKİ skandalı, 89’da yaşanmış bir olayla ilgili partimizi töhmet altında bırakacak iddialarda bulundu, işin hikâyesini de Genel Kurula yanlış anlattı.

Müsaade ederseniz sataşmadan dolayı söz istiyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Zaman aşımına uğramış. SHP idi, CHP’yle ne alakası var ki bunun? CHP yoktu ki o zaman Sayın Başkan.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Daha hâlâ aynı, İSKİ, İSKİ, hâlâ. Bu kadar acz içinde kalmayın, başka bir malzeme bulun ya.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sermayeleri bitmiş.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Yalova Milletvekili Temel Coşkun’un 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İSKİ, elbette İSKİ de bir yolsuzluktur, İSKİ de bir hırsızlıktır, İSKİ de bir namussuzluktur. İSKİ’deki paranın rakamı, bugün 17 ve 25 Aralıktaki geçen paranın tümünü saymıyorum, ayakkabı kutusundakinin onda 1’idir, onda 1’dir. Önce bir onu söyleyeyim ve o zaman…

TEMEL COŞKUN (Yalova) – Azı da bir, çoğu da bir, hırsızlık hırsızlıktır.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Azı da çoğu da birdir, kabul ediyorum. Azı da çoğu da birdir. Hırsızlık, hırsızlıktır. İster İSKİ de olsun, ister bu Hükûmetin üyelerinde olsun; bunu söyleyeceksiniz.

TEMEL COŞKUN (Yalova) – Ama daha belli olmadı, burası devam ediyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ne devam ediyor? Hırsızlık devam ediyor, hırsızlık.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Tamam. İSKİ’de ne oldu? Siyasete yeni giren genç arkadaşlarımız var… İSKİ’de bir skandal oldu, bir hırsızlık oldu. Olmayaydı iyiydi, oldu. Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanı Nurettin Sözen, İSKİ skandalının sorumlusu Ergun Göknel’i kulağından tuttu adliyenin önüne yatırdı. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Adliyenin önüne yatırdı. Sizin bakanlarınız gibi Zarrab’ın önüne yatmadı. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sizin bakanlarınız gibi İran’dan ne idüğü belirsiz, bir kara para aklayıcısı, altın kaçakçısına Bakanlar Kurulunun yarısını kefil yapmadı. Cumhuriyet Halk Partisi ile burası arasındaki fark bu kadar açıktır, bu kadar nettir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.42

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Yedinci tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası Hükûmet adına ilk konuşmacı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’ye aittir.

Buyurun Sayın Güllüce. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakikadır.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği faaliyetler ile 2015 yılı bütçe tasarıları hakkında bilgi sunmaya çalışacağım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, vatandaşlarımızın hayat kalitesini planlı bir şekilde artırmayı ve çevreyi koruyarak gelecek nesillere sağlıklı bir ülkeyi emanet etmeyi kendine hedef olarak koymuştur. Bakanlık olarak çevreyi kalkınmanın ve gelişmenin önünde bir engel olarak değil, dengeli büyümenin vazgeçilmez şartı olarak, çevreyi gözeten ve koruyan bir yaklaşımı esas almaktayız. Bakanlığımızın tüm proje ve faaliyetlerini hayat kalitesi yüksek ve sürdürülebilir çevreyi temin etmek üzere planlama yapım, dönüşüm ve çevre yönetimine ilişkin iş ve işlemleri düzenleyici, denetleyici, katılımcı ve çözüm odaklı bir anlayışla yapmak misyonu doğrultusunda yürümekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kırdan kente göç ve gecekondulaşma olgusu kentlerimizin sağlıklı büyümesini engellemiş, doğal çevrenin tahrip edilmesine yol açmış, olası afet durumunda da can ve mal kaybı riskini artırmıştır. Sağlıksız yapılaşma, eskiyen ve yıpranan yapı stoku, afet riskleri ve hızlı nüfus artışı gibi faktörler şehirlerde yapıların ve alanların dönüşüm ihtiyacını zorunlu hâle getirmiştir. Bu önemli sorunların çözümüne yönelik olarak çıkarılan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında iki buçuk yıllık uygulama dönemini geride bırakmış bulunmaktayız. Bu dönem içerisinde can ve mal emniyeti bakımından riskli yapıların ortadan kaldırılması ve halkımızın ulaşım, altyapı ve sosyal donatım sorunlarını çözülmüş planlı alanlarda daha güvenli ve sağlıklı yapılarda yaşamasının temin edilmesi için mevcut bütçe imkânları çerçevesinde önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu iki buçuk yıllık uygulama dönemi içerisinde yaklaşık 400 bin bağımsız birimin dönüşümünü başlatmış bulunmaktayız. Nihai hedefimiz ise cumhuriyetin 100’üncü yılında 6,5 milyon birim konutun dönüşmesini sağlamaktır.

Kentsel dönüşüm çalışmalarımız neticesinde 2014 Aralık ayı itibarıyla 38 ilimizde toplam 7 bin hektar büyüklüğünde 150 farklı riskli alan ilan edilmiştir. Dönüşümüne başlanan bu alanlarda yaşayan 1 milyondan fazla vatandaşımızın can güvenliği teminat altına alınmıştır. 165 riskli alan teklifi ise değerlendirme aşamasındadır.

Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesine göre, içerisinde kamu mülkiyeti bulunan 41 yerde, toplam 2.840 hektar alan “kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı” olarak belirlenmiştir.

Bunlara ilaveten 53.547 binada, 190 binden fazla bağımsız birimin risk tespiti yapılmıştır. Risk tespiti yapılan binalardan 13.152 adet bina, 45.297 adet bağımsız bölüm yıkılmıştır. Riskli yapı tespitinin yüzde 52’si tek başına İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

6306 sayılı Kanun uyarınca, yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, illerimizde toplam 42.500 hektarlık 37 adet rezerv alan ilan edilmiştir. Ayrıca “6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği” çıkarılarak lisanslandırma işlemlerine hız kazandırılmış olup bugün itibarıyla 853 adet kurum ve kuruluş riskli yapıları tespit etmek üzere lisanslandırılmıştır.

Bakanlık olarak, esas itibarıyla, kentsel dönüşümü koordine ediyoruz, gerekli ortamı oluşturuyoruz. Kentsel dönüşüm, valilikler, belediyeler, TOKİ ve ilgili sivil toplum kuruluşları eliyle ve gönüllülük, bu kelimeyi tekrarlıyorum gönüllülük esasına dayalı olarak özel sektör ve vatandaşlar tarafından yürütülmektedir.

Yürütmekte olduğumuz bu çalışmalarda vatandaşlarımızın mağdur olmaması için en ileri derecede hassasiyet gösterip destek veriyoruz. Kira yardımı, kredi yardımı ve nakliye yardımı yapıyoruz. Ayrıca, binasını dönüştüren vatandaşlarımızı, başta KDV olmak üzere, birçok vergi ve harçtan muaf tutarak da destekliyoruz. Kentsel dönüşüm için bugüne kadar 1 milyar TL’yi aşkın kaynak kullanılmıştır.

Yatırımcıların coğrafi verilere hızlı ve kolay erişimlerinin sağlanması, yatırım süreçlerinin iyileştirilmesi, karar destek süreçlerinin etkinlik ve verimliliğinin artırılması açısından büyük önem taşıyan Coğrafi Bilgi Sistem Portalı’nı oluşturuyoruz.

Bakanlığımız teknik koordinatörlüğünde yürütülen Gerçek Ortofoto ve Coğrafi Veri Üretim İşi Projesi ülkemizde bir ilk olma özelliğinin yanında, dünyada da sayılı projeler arasında yer almaktadır. Proje kapsamına alınan 40 bin kilometrekare alanda, kentlerin yerleşim ve gelişme alanlarını kapsayacak şekilde, kıyı bölgelerinde, sosyal, kültürel, sanayi ve turizm alanlarında, ilçe ve beldelerde yüksek çözünürlüklü ortofoto üretimi yapılmaktadır. Ortofoto Projesi’yle        afet yönetiminin ihtiyaç duyduğu temel veriler hizmete sunulacak, ülkenin bina envanteri elde edilecek, kentlerin mahalle mahalle afet sigortalanma oranları görülebilecek, afet sonrasında hak sahipleri DASK tarafından hızlı bir şekilde belirlenecek, kıyılardaki kaçak yapılaşmalar takip edilebilecek, kentlerde binalarda kaçak katlar otomatik olarak belirlenebilecektir.            Bakanlık web sayfası üzerinden bu altlık verilerle birlikte Bakanlık mekânsal verileri de sunulacak, portal üzerinde parsel sorgulama, riskli yapı sorgulama, plan sorgulama verilerine vatandaş tarafından erişim sağlanacaktır.

Ayrıca, coğrafi bilgi kullanan diğer kurum ve kuruluşların da verilere kolaylıkla ulaşabildiği Atlas uygulaması Bakanlığımızca geliştirilmiştir.

Bu çalışmalar, ülkemizdeki yatırım yer seçimlerinin daha hızlı ve sağlıklı yapılmasını sağlayarak, yatırım sürecinin kısalmasına katkıda bulunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet Programı’mızda ifade edildiği üzere sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı içinde bir yandan toplumumuzun refahı ve mutluluğunu sağlarken, diğer yandan tabiatın ve çevrenin gelecek nesillerin bir emaneti olduğunu akıldan çıkarmıyoruz. İnşayı, imarı ve yapılaşmayı bu ilkeler doğrultusunda geliştirmek için tüm sektörlerde gerekli adımları atıyoruz.

Ekonomik ve sosyal gelişme sağlanırken toplumun çevre duyarlılığı ve bilincinin artırılması, bugünün ve gelecek nesillerin kısıtlı doğal kaynaklardan faydalanmasını güvence altına alacak şekilde çevrenin korunması, Bakanlığımızın en önemli çalışma alanlarının başında gelmektedir.

Son çalışmalar neticesinde son yıllarda kanalizasyon şebekesi ve atık su arıtma tesisi ile hizmet verilen belediye sayısında ve bu hizmetin verildiği nüfusta önemli artışlar olmuştur.

2002 yılında belediye nüfusunun yüzde 35’ine atık su arıtma hizmeti verilirken, şu anda bu oranı yüzde 77’ye çıkardık. Hedefimiz, 2023 yılında tüm belediyelerin atık su arıtma tesisine kavuşmasını sağlamaktır.

Ayrıca, yerel yönetimlerin atık su arıtma tesislerinin enerji giderlerinin yüzde 50’si Bakanlığımızca karşılanmaktadır. Bu kapsamda, son üç yılda toplam 80 milyon TL ödenmiştir.

Çöplerin modern tesislerde bertaraf edilmesi çalışmalarımız neticesinde bugün itibarıyla katı atık düzenli depolama tesisi sayısı ülke genelinde 79’a ulaşmıştır. Bu tesisler ile birlikte hizmet verilen belediye nüfus oranı ise yüzde 70’e ulaşmıştır. 15 katı atık bertaraf tesisinden aynı zamanda elektrik elde edilmektedir. Hedefimiz, 2023 yılında tüm belediyelerimizi düzenli katı atık depolama tesisine kavuşturmaktır.

2014 yılı itibarıyla 1.450‘ye ulaşan geri kazanım tesisleriyle ekonomiye yıllık 2 milyar TL‘den fazla katma değer sağlanırken, ambalaj atıklarının ise yüzde 50’sinin geri kazanılması sağlanmıştır.

Sanayi tesislerinde ortaya çıkan tehlikeli atıklar konusunda da geri kazanma çalışmalarına hız verilmiş, bugün itibarıyla geri kazanım tesisi sayısı 313’e ulaşmıştır.

Ayrıca, birinci sınıf tehlikeli atık düzenli depolama tesisi sayısı 7’ye, atık yakma ve bertaraf yakma tesisi 38’e yükselmiştir.

Yerel yönetimlerin su, atık su ve katı atık gibi çevresel altyapılarının güçlendirilmesi gayesiyle ulusal kaynakların yanında, Avrupa Birliği kaynakları da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

2014-2020 yılı IPA dönemi içinde 857 milyon avro bütçeli 22 adet entegre su projesi ve 423 milyon avro bütçeli 15 adet entegre katı atık projesinin hazırlık çalışmaları başlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; denizlerimizdeki baskı ve etkileri içeren kirlilik haritaları, 2014 yılı itibarıyla tamamlanmıştır.

Temiz denizlerin bir göstergesi olan mavi bayrak sayısını 397’ye çıkartarak bu alanda dünya 3’üncüsü olduk. Mavi bayraklı plaj sayısında 2023 yılında dünya 1’incisi olmayı hedefliyoruz.

Deniz kirliliğinin en önemli etkenlerinden birisi olan gemi atıklarına ilişkin olarak çeşitli önlemler almaktayız. 247 adet kıyı tesisinde gemilere atık alım hizmeti verilmesini sağlamaktayız.

Deniz kazalarını önlemek ve zararlarını en aza indirmek için 1 ulusal ve 6 bölgesel acil müdahale planı Bakanlığımızca hazırlatılmış ve yürürlüğe girmiştir.             Ayrıca 268 kıyı tesisinin risk değerlendirmesi ve acil müdahale planı onaylanmıştır.

Çevrenin korunması ve denetimi sadece emisyon kontrolü, katı atık bertarafı ve atık su arıtma hususlarından ibaret olmayıp aynı zamanda çevresel gürültünün önlenmesi çalışmalarını da kapsamaktadır. Bakanlığımızca öncelikle seçilen 10 farklı pilot ilde gürültü haritaları hazırlama çalışmaları başlamıştır. Antalya, Muğla ve Nevşehir’de eğlence yerlerinden kaynaklanan gürültü, Edirne, Adana, Erzurum, Gaziantep ve Samsun’da ise kara yolundan kaynaklanan gürültüye yönelik gürültü haritası çalışmaları başlatılmıştır.

İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmaları ülke gerçekleri gözetilerek sürdürülmektedir. Bu çerçevede, geçtiğimiz günlerde Peru’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde adil ve her ülkenin sosyoekonomik göstergelerine, gelişmişlik düzeylerine, imkân ve kabiliyetlerine, tarihî sorumluluklarına göre kendi belirleyeceği hedeflere dayalı esnek bir sistemin oluşturulması yönünde bir tutum benimsediğimiz hususu ifade edilmiştir.

Ayrıca aynı zirvede bu temel prensipler çerçevesinde oluşturulacak yeni anlaşmada, 2020 sonrasında küresel sorunlara tarih boyunca da hiçbir zaman sessiz kalmayan ülkemizin üzerine düşen görevleri imkânları ölçüsünde yapmaya hazır olduğunu vurgulamış bulunmaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevresel Etki Değerlendirmesi, çevre yönetiminin en etkin aracı, yatırımcının da yol haritasıdır. Bakanlığımız, yatırımların hayata geçirilmesinde özellikle çevresel etkilerin ölçülmesi ve gerekli tedbirlerin alınması açısından hayati bir rol üstlenmiştir. Yatırıma konu projelerden kapasitesi belli bir büyüklüğün üzerinde olanlar doğrudan Bakanlığımızca ÇED sürecine tabi tutulmaktadır. Kapasitesi bu eşiğin altında kalanlar ise valilikler tarafından çevresel etkileri ölçülerek değerlendirilmektedir. Şayet bu değerlendirmede “ÇED gereklidir” verilir ise bu proje de Bakanlıkça ÇED sürecine alınmaktadır. Valilikler bünyesinde yapılan bu ilk değerlendirme çerçevesinde esasen tüm yatırımlar çevresel etkileri açısından incelenmekte ve raporlanmaktadır. Bu nedenle mevcut düzenlemelerdeki “ÇED gereklidir” ve “ÇED gerekli değildir” ifadelerinin yanlış anlaşılmaması için değişiklik teklifini hazırlıyoruz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Her yere ruhsat veriyorsunuz Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (Devamla) - Sadece 2014 yılında ÇED kapsamında olan ve Bakanlığımız tarafından 450 projeye ÇED olumlu kararı verilmiş olup yatırımların toplam tutarı yaklaşık 142 milyar TL’dir. Dolayısıyla, bu büyüklükler hükûmetlerimiz döneminde ülkemizin nereye geldiğini göstermesi bakımından önemlidir. Bakanlığımız bu noktada Hükûmetimizin gösterdiği yolda yatırım ve kalkınma hamlesi için son hızla çalışmalarına devam ederken aynı zamanda çevresel hassasiyetlerini de ortaya koymaktadır.

Ayrıca, 25 Kasım 2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’yle Avrupa Birliği ÇED Direktifi’yle sınıraşan ÇED hariç, uyumlaştırma sağlanmıştır. Yani çok itiraz edilen son değişikliğimiz tamamen Avrupa Birliğine uyumu sağlayıcı bir değişikliktir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – AVM’ler de öyle mi Sayın Bakan?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (Devamla) - Çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre standartlarının yükseltilmesi ancak etkin izleme, denetim ve raporlama altyapısının oluşturulmasıyla mümkündür. 1 Kasım 2013 tarihinden itibaren ÇED süreci elektronik ortamda yürütülmeye başlanmış olup hem zaman hem de kaynak tasarrufu sağlanmıştır.                  Çevre izin ve lisans belgelerini 2010 yılından beri elektronik ortamda veriyoruz. Başvuru aşamasında talep edilen 199 adet belgeyi 16’ya düşürdük, izin ve lisansa ilişkin süreçleri tek yönetmelik altında topladık. Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik kapsamında bugüne kadar 12.689 kişiye çevre görevlisi belgesi vererek bu vatandaşlarımıza sektörde iş imkânı sağladık. Bunların yüzde 87’si çevre mühendisidir. 782 firmaya da çevre danışmanlık yeterlik belgesi verdik, bunlar da keza çevre mühendisleridir. Ayrıca, ÇED Yeterlik Tebliği kapsamında ise 265 firmaya ÇED Yeterlik Belgesi düzenlenmiştir.

Debisi 10 bin metreküp/gün üzerinde olan arıtma tesislerinin çıkışlarına kurulacak olan istasyonlardan Bakanlığımıza veri aktarımı çalışmaları devam etmekte olup şu ana kadar 214 tesisin 147’sinin veri entegrasyonu tamamlanmıştır. Hedefimiz, daha küçük kapasitelere sahip tesisleri de izlemektir. 5 bin metreküp/gün kapasiteli tesisler de 2015 sonu itibarıyla online izlenecektir.

Ayrıca, Bakanlığımız Çevre Referans Laboratuvarının ölçüm yaptığı parametre sayısı 51'den 189'a yükseltilmiş ve bu parametreler bazında akredite olunmuştur.

Bakanlığımızca 81 ilde 175 adet sabit istasyon ve 4 adet mobil ölçüm hava aracıyla hava kalitesi ölçümü yapılmakta olup anlık ölçüm sonuçları İnternet sayfamızdan online olarak yayınlanmaktadır.

Hava kalitesinin iyileştirilmesi için Marmara Temiz Hava Merkezini kurduk. Buna ilave olarak, Samsun, Erzurum, İzmir, Adana, Konya, Ankara ve Diyarbakır illerinde olmak üzere 7 adet temiz hava merkezinin daha kurulmasına yönelik çalışmalarımız devam etmektedir.

Kirletici vasfı yüksek 50 sanayi tesisine ait 121 baca sürekli ölçüm sistemi ile 7/24 online olarak izlenmektedir. 2016 yılının sonuna kadar 281 sanayi tesisine ait 620 baca izlenecektir.

Son dört yılda yaklaşık 150 bin işletmede çevre denetimi yapılmıştır, bu denetimler neticesinde çevre kirliliğine sebep olan 550 işletmenin faaliyeti durdurulmuştur.

E-Denetim ile sahada tutanak tutulması, denetim raporu ve idari yaptırım karar tutanağı hazırlanması, cezanın ödenmesi durumu ve dava takip işlemleri elektronik ortamda yürütülmekte ve merkezden anında takibi yapılabilmektedir. Hâlen 12 pilot ilimizde e-denetim uygulaması yapılmaktadır. Bu çalışmalara ilaveten başta Ergene ve Gediz olmak üzere, 6 havzamızda 83 noktada mevsimsel kirlilik izleme çalışmaları yapılmaktadır.

Mekânsal stratejik plan çalışmalarına başlanmış olup 2016 yılına kadar seçilecek pilot bölgede tamamlanması hedeflenmektedir. İlk defa hazırlanacak bu planlar ile ülke ve bölgelerin potansiyelleri belirlenerek oluşturulan politika ve kararlar ile alt kademe planlara yön verilecektir. Kurum ve kuruluşlarla yapılacak iş birliği ile yatırım ortamı iyileştirilecek, ülkenin planlı gelişimi sağlanacaktır. Ayrıca, planlı gelişmeye yön vermek üzere ülke bütününün yüzde 97’sinde çevre düzeni planı çalışmaları tamamlanmış olup revizyon çalışmalarımız devam etmektedir.

Kıyılarımızın sağlıklı bir şekilde planlanması için de kıyı kenar çizgilerinin yüzde 98’i tamamlanmıştır.

Şehirleşme ve imar konularında Bakanlığımızın yol haritası niteliğinde olan KENTGES, Bakanlığımız koordinasyonunda, kamu kurumları ve belediyelerle iş birliği hâlinde yürütülmektedir.

644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Bakanlığımıza vermiş olduğu resen imar planı onaylama yetkisi çok istisnai durumlarda kullanılmakta, belediyelerle istişare içinde planlama çalışmaları yürütülmektedir.

Ankara Atatürk Kültür Merkezi alanının tasarımıyla ilgili hazırlık çalışmalarımız devam etmektedir. Kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve mümkün olduğu ölçüde, vatandaşlarımızın görüşleri de alınarak alanın tasarımı projesinin oluşturulması hedeflenmektedir.

Özel çevre koruma bölgeleri, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları gibi korunan alanların tespit, tescil, değerlendirme ve uygulamaları Bakanlığımızın bir diğer görev alanıdır. Buna göre ülkemizde 2.134 adet doğal sit alanı ve 16 adet özel çevre koruma bölgesi bulunmaktadır. Nesli tehdit eden ve tehlike altında olan tür ve habitatların korunması ve izlenmesine yönelik projeler yürütülmektedir. Ayrıca, Ankara Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alan Mogan Gölü’nde zaman içinde oluşan dip çamurunun temizlenmesi için yeni bir çalışma başlatılmıştır.

Önümüzdeki dönemde inşaat sektöründe yenilenebilir enerjiye dayanan, enerji verimli çevre dostu, yerel malzemelerle üretilmiş sürdürülebilir yeşil binaların ve yerleşim alanlarının artırılması ve yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz. Ayrıca, 2011 yılında enerji kimlik belgesi uygulamasını başlatarak bugüne kadar ülke genelinde 230 binden fazla yapıya enerji kimlik belgesi verdik. Ülke genelinde, 10.600 enerji kimlik belgesi uzmanı yetiştirdik. Yeni binaların enerji tüketimleri eski binalara göre yüzde 40 daha az olduğundan, ülke çapında toplam yüzde 16 enerji tasarrufu sağlanması hedeflenmektedir.

İnşaat ve taahhüt işlerinde güven ve kalitenin arttırılması önemli önceliklerimiz arasındadır. Yapı malzemelerimizin dünya piyasalarında en üst düzeyde rekabet edebilmesi için gayret sarf ediyoruz. Bugüne kadar, 629 denetim elemanı marifetiyle 35 binden fazla yapı malzemesinin denetimi yapılmıştır. Son dönemde özellikle beton santralleri ve demir üreticilerine yönelik çok sayıda denetim yapılmıştır ve yapılacaktır.

Yapı denetim sistemi, ülkemiz genelinde etkin bir şekilde yürütülmektedir.               Bugün itibarıyla ülke genelinde yapı denetim izin belgesi alarak faaliyetine devam etmekte olan 1.639 yapı denetim kuruluşu bulunmaktadır. Bugüne kadar 26.485 mimar ve mühendise denetçi belgesi verilmiş durumdadır. Bakanlığımızca özel sektör inşaatlarının denetimi kapsamında 20.587 adet şantiye denetimi yapılmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarının talepleri üzerine 2003 yılından bugüne kadar maliyeti yaklaşık 8,3 milyar Türk lirası olan 3.687 yapım projesi gerçekleştirilmiş olup 1,6 milyar değerinde 209 yapım projesi çalışması ise hâlen devam etmektedir. 2014 yılında en azı 300 öğrencilik olmak üzere çeşitli kapasitede 12 yurt inşaatı, 23 adet kamu hizmet binası projelerinin yapımına başlanmıştır.

Ülke genelinde, yöresel mimari doku ve yerel malzeme kullanımının teşvik edildiği örnek yapı projeleri üretilmektedir.

Şehirlerimizde olduğu gibi, kırsal alanlarda ve köylerde de yeterli mühendislik hizmeti almamış yapıların dönüşümünü gerçekleştirmek üzere gerekli hukuki, mali ve teknik altyapıyı oluşturmak için yoğun bir şekilde çalışmaktayız.

Ayrıca, İskân Kanunu kapsamında hak sahiplerine yönelik çalışmalarımız yıllık programlar çerçevesinde devam etmektedir.

Bu dönemde, karşılıksız kira yardımı olarak 3 milyon 901 bin TL harcama gerçekleştirilmiştir.

İzmir Tahtalı ve Mersin Alaköprü barajları iskân çalışmaları kapsamında Bakanlık olarak bu ay içerisinde hak sahiplerine kurayla konutlarını teslim etmiş olacağız.

Yusufeli Barajı yapımından etkilenenlerin hak sahipliğinin ve borçlandırmalarının nasıl yapılacağına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı taslağı hazırlanmış olup kararın yayınlanmasına müteakip hak sahipliği çalışmalarına başlanılacaktır.

Yüz altmış yedi yıllık bir kurum olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüz, vatandaşın devletle en önemli temas noktalarından biri olup yılda 7 milyonun üzerinde işlemle ortalama 20 milyon insanımıza hizmet vermektedir. Bu hizmetler karşılığında yaklaşık 7 milyar TL harç geliri elde edilerek hazineye aktarılmaktadır.

Artık tüm tapu müdürlüklerimiz online hizmet vermektedir.                Türkiye’nin her yerinden başka yerlerde bulunan gayrimenkullere ait sorgulamalar ile tapu kaydı alınması işlemlerinin yanı sıra satış, intikal gibi işlemler de yapılabilmektedir.

Vatandaşlarımız İnternet üzerinden randevu alarak tapu müdürlüklerimizde başvuru için beklemeden işlem yapabilmektedirler. Vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm odaklı yaklaşmak ve hizmet kalitesini artırmak hedefiyle Alo 181 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çağrı Merkezi uygulaması başlatılmıştır.

Son on yıldır sürekli geliştirilen Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi gibi stratejik bir e-devlet projesini tamamlamış bulunmaktayız. Bu projeyle her türlü mülkiyet bilgisi sorgulaması yapılabilmekte ve verileri de tüm kamu kurumlarının ve vatandaşlarımızın online olarak istifadesine sunulmaktadır.

Mekânsal Gayrimenkul Sistemi kapsamında vatandaşlarımız, ister evinden ister cep telefonundan kendi parselinin ya da satın almayı düşündüğü parselin yerini ve kadastro bilgilerine Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün İnternet sitesi üzerinden ulaşabilmektedir.

Ayrıca, e-terkin ve e-tahsilat ile vatandaşlarımız için önemli zaman kayıplarına sebep olan iş ve işlemler artık tapu müdürlüklerine gitmeden yapılabilmektedir.

Kadastro hizmetleri bağlamında ise cumhuriyetin kurulduğu tarihten 2003 yılına kadar 39.319 birim tamamlanmışken, sadece son on yılda 12.736 birimin kadastrosu bitirilmiş ve ülke tesis kadastrosunda son noktaya gelinmiştir.

Kadastro yenileme çalışmalarımızla 2009-2014 yılları arasında Dünya Bankası kaynakları kullanılarak 4 milyon 410 bin 568 parsel, kurumun kendi kaynaklarıyla da 1 milyon 231 bin 687 parsel olmak üzere toplam 5 milyon 642 bin 255 parselin ihalesi gerçekleştirilmiş ve yaklaşık 3 milyon 600 bin parselde kadastro yenileme çalışmaları tamamlanmıştır.

Şehirlerle birlikte kendisini de inşa eden insan, kendi varlığının ayrılmaz parçası olan çevreye asla sırtını dönemez, onun tahribine asla göz yumamaz mantığıyla çalışmaktayız. Bizim medeniyetimizde gereksiz yere tek bir dalın kırılmasına, tek bir çiçeğin bile koparılmasına rıza gösterilmez. Bugün de ihtiyacımız olan işte bu idraki yaşatmaktır, bu mirasa sahip çıkmaktır.

Hızla kalkınmak, sonraki kuşaklara daha güzel tabiatı olan bir dünya bırakmak ve çevre bilincinde olan insanlarımızın oranını daha da artırmak için, önümüzdeki dönemde gerek çevre alanında gerekse şehircilik konularında çözüm ve hizmet odaklı bir yaklaşımla çalışmalarımızı ara vermeden sürdüreceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle 2015 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Katkılarından dolayı Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkan ve üyeleri ile tüm milletvekillerimize teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güllüce.

Sayın Eyidoğan’ın İç Tüzük 60’a göre kısa bir söz talebi var.

Buyurunuz Sayın Eyidoğan.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın yedinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Daha önce Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği ÇED Yönetmeliği’nin bazı maddelerini tekrar muafiyet kapsamına aldılar. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesini yok varsayan bu kararlarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Bu yönetmelikle, tarım ve orman arazilerinin dönüştürülmesini sağlayan şu projeler ÇED’den muaf tutulmaktadır: Beyaz eşya boyama fabrikaları, metro demir yolu projeleri, yer altı sularının çıkarılmasına yönelik projeler, 3 milyon metreküp ve üzeri dip taraması ve malzeme çıkartılması, akarsu havzaları arasında su aktarımında 100 milyon metreküp altı projeler, HES projelerinde 10 milyon metreküp ve altı projeler ile farklı akarsuları birleştiren projeler. Bunlar muafiyet kapsamına alındı. Bu çevre katliamına zemin hazırlamak değil midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eyidoğan.

 

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

 

A) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞ I(Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E)ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı.

Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Avcı, süreniz otuz beş dakika.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının 2015 yılı bütçesini görüşlerinize sunarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Millî eğitimi mahvetti ya! “Millî eğitim” diye bir şey bırakmadı ya!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - Konuşmama başlamadan önce, dün Pakistan’da menfur bir saldırıda katledilen öğrencilere, öğretmenlere, görevlilere Allah’tan rahmet diliyorum. Meslektaşlarımı aradım ama olayın sıcaklığı içinde çok meşgullerdi, mesajlarımızı ilettik, taziye mektuplarımızı gönderdik. Bütün Pakistan halkına, çocukların ailelerine, öğretmenlerine başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet Programı’mızda da ifadesini bulduğu üzere, ülkemiz 2023 hedefleriyle ikinci atılım dönemine girmiştir. Türkiye, bu hedefleri başardığı takdirde geleceğin dünyasında büyük ve öncü bir ülke olacaktır. Bu yolda coğrafyamızın tarihî, stratejik, ekonomik ve doğal bütün imkânlarının yanında, zengin medeniyet mirasımızı özümsemiş, dünya değerleriyle etkileşen genç nesilleri, öz güven, özgün düşünce, bilim, girişimcilik ve demokrasiyle donanmış erdemli vatandaşları, Türkiye'nin en büyük güç kaynağı olacaktır. Bu çerçevede, 2002 yılından itibaren kurulan hükûmetlerimiz, ilgi ve yeteneklerini keşfetmiş ve geliştirmiş, dünyadaki akranlarıyla rekabet edebilecek bir donanıma erişmiş bireylerin yetişmesine ortam sağlayacak, ortalama eğitim süresi yüksek ve özel öğretimin kapasitesi artmış, temel hak ve özgürlüklere saygılı, özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde daha demokratik, esnek ve sivil bir eğitim sistemini gerçekleştirmek için eğitim ve öğretime erişimin artırılarak fırsat eşitliğinin sağlanması, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, eğitim ve öğretimin sunumunda kalitenin iyileştirilmesi yönünde faaliyetler yürütmüş, yeni uygulamalar ve reformlar gerçekleştirmiş, dünyadaki değişimlerle birlikte gerçekleştirmeye de devam ediyor. Bu faaliyetler ve yeniliklerin önemi ve önceliği dolayısıyladır ki geçmiş yıllarda olduğu gibi, bütçeden en fazla pay eğitime ayrılmış, 2002 yılında 10 milyar Türk lirası olan bu pay, 2015 yılında yüzde 709 artışla yaklaşık 81 milyar Türk lirası olmuştur.

Ayrıca, Türkiye'nin araştırma-geliştirme bütçesi, 2002 yılında 57,5 milyon Türk lirası iken 2015 yılı bütçesinde araştırma projelerine yaklaşık 3 milyar Türk lirası ödenek öngörülmüştür, 2 milyar 800 milyon. 57 milyon liradan 2,800 milyon liraya çıkartılmıştır araştırma-geliştirme bütçemiz. TÜBİTAK’ın 2014 yılından 2015 yılına devredeceği öngörülen 400 milyon lirayla birlikte 2015 yılında Türkiye'nin araştırma-geliştirme harcama kapasitesi 3 milyar 200 milyon Türk lirası olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükûmetlerimiz döneminde özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde daha esnek, sivil ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmak için eğitim alanının her türlü vesayetçi anlayıştan, eşitlik ilkesine aykırı ve yasakçı uygulamadan arındırılması sağlanmıştır. Bu çerçevede, serbest kıyafet uygulamasından öğretmenlerimiz için başörtüsü yasağının kalkmasına, ortaöğretimde başörtüsünün serbest olmasına, 28 Şubat döneminde mağdur edilen öğretmenlerimizin mesleklerine geri dönmelerinden meslek liselerine uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılmasına, eğitim müfredatındaki antidemokratik ifadelerin ayıklanmasına, farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açan düzenlemelerden Peygamber’imizin hayatı ve Kur'an-ı Kerim derslerinin isteğe bağlı seçmeli dersler olarak müfredata dâhil edilmesine kadar birçok önemli yeniliğin altına imza atılmıştır.

Zorunlu eğitimin süresini 8 yıldan 12 yıla çıkaran eğitim reformu yine hükûmetlerimiz döneminde yapılmıştır. Bu reformlar sayesinde Türkiye’de eğitimin her kademesindeki okullaşmada ve ortalama eğitim süresinde artış sağlanmıştır.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bu karşı devrimdir, karşı devrim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Hükûmetlerimiz döneminde bu konudaki gelişmeler İnsani Gelişme Raporu’ndaki İnsani Gelişme Endeksi’nde de karşılık bulmuştur. Nitekim, rapordaki verilere göre Türkiye’de ortalama eğitim görme süresi 2000’li yılların başında 5,5 yıl iken 2013 yılında 8 yıla yaklaşmıştır, 7,6 yıl.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel eğitimden orta eğitime geçiş sistemiyle okul, okul öğretmenleri ve müfredat merkeze alınmış, temel eğitimden ortaöğretim kurumlarına tek sınavla öğrenci yerleştirme uygulamasına son verilmiştir. Bu sayede elemeli sınav geçiş sisteminin eğitimin bütün alanlarında yarattığı olumsuzlukların önüne geçilmesi, öğrencilerin okul harici kurumlara olan bağımlılıklarının azaltılması ve bu bağımlılığın velilerimize getirdiği ek yükün de sona erdirilmesi hedeflenmektedir.

Şimdi, arkadaş fotoğraf çekerken Edip Cansever rahmet istedi, “Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum, azıcık gülümsedim…” diye ona da bir rahmet gönderelim buradan çünkü azıcık gülümsedim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Eğitim ve öğretim alanında gerçekleştirilen yeniliklerden bir diğeri de dershanelerin özel okula dönüştürülmesidir. Bu sayede, okulu ikinci plana atan, öğrencileri çoktan seçmeli test odaklı bir sürecin içine sokarak sosyal hayattan tecrit eden, veliler için ciddi mali külfetler getiren ve âdeta alternatif bir eğitim sistemi oluşturan dershanelerin yol açtığı olumsuzluklara son verilmiş olacak, ayrıca, eğitim ve öğretimde özel eğitimin kapasitesini artıracak bir sürecin başlaması sağlanacaktır, 1 Eylül 2015 tarihi itibarıyla, inşallah.

Özel öğretim kurumlarının nitelik ve niceliğinin artırılması, eğitim sistemimizde kalite ve rekabet odaklı eğitim hizmetlerinin verilmesine katkı sağlayacaktır. Bakanlığımızın 2010-2014 Stratejik Planı’nda eğitim sistemimiz içerisinde örgün özel öğretim kurumları oranının 2014 yılı sonuna kadar yüzde 9’a, öğrenci oranının yüzde 5’e çıkarılması hedefinden yola çıkılarak özel okulların kurulmasını teşvik amacıyla çeşitli tedbirler öngörülmüştür. Arazi ve okul tahsisinden vergi istisnalarına, ucuz krediden öğrenci başına teşvike kadar, sektörden ciddi şekilde talep gören bir dizi düzenleme hayata geçirilmiştir.

Son olarak 250 bin öğrenci için, anaokullarında, ilkokullarda, ortaokullarda ve liselerde özel eğitim gören 250 bin öğrenci için, daha doğrusu, devlet okullarından buralara giden öğrenci için, eğitim ve öğretim kademesine göre, yıllık 2.500 Türk lirasıyla 3.500 Türk lirası arasında değişen eğitim ve öğretim desteği uygulaması hayata geçirilmiştir. Böylece hem Onuncu Kalkınma Planı’nda hem de Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı’nda yer alan özel sektörün eğitim yatırımını artırmak ve eğitime meslek örgütlerinin etkin katılımını sağlamak amacıyla özel okul açılışlarına yönelik teşvik ve destek uygulamaları geliştirmek ve özel okul eğitimlerinde kaliteyi yükseltmek hedefine ulaşılacak, eğitim ve öğretimde kalite odaklı rekabet ortamı oluşturulmuş olacak, isteyen her öğrencinin özel okul imkân ve fırsatlarından yararlanması sağlanmış olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sürdürülebilir kalkınma için eğitim hedefi ve Onuncu Kalkınma Planı’nda öngörülen yeniden şekillenmekte olan dünyada milletimizin temel değerlerini ve beklentilerini esas alarak gerçekleştirilecek yapısal dönüşümlerle ülkemizin uluslararası konumunu ve halkımızın refahını yükseltmek vizyonuyla uyumlu olacak şekilde eğitim ve öğretimde yeniden yapılandırma süreci devam edecektir. Bu bağlamda, Bakanlığımızın denetim sistemi Millî Eğitim 14’üncü, 15’inci ve 17’nci Şûra kararlarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırma komisyonunun 1993 tarihli raporunda ve eğitim bilimi alanındaki araştırmalarda önerilen bütünsel yaklaşım esas alınarak yeniden yapılandırılmış, merkez ve taşra şeklindeki ikili yapı kaldırılarak farklı kadro ve unvanlardaki denetim elemanları “maarif müfettişi” unvanı altında Rehberlik ve Denetim Başkanlığı koordinasyonunda birleştirilmiştir. Bu vesileyle Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunun bütün üyelerine oy birliğiyle geçirdiğimiz bu karar için, “maarif müfettişliği” unvanını tekrar maarifimize kazandırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ortaöğretimde kalite ve verimliliğin artırılması, okul çeşitliliğinin azaltılması amacıyla Anadolu liseleriyle aynı programı uygulayan Anadolu öğretmen liseleri 2014-2015 eğitim ve öğretim yılından itibaren kademeli olarak fen liselerine, sosyal bilimler liselerine ve Anadolu liselerine dönüştürülmüştür. Hâlen genel ortaöğretimde 2.331 Anadolu lisesi, 232 fen lisesi, 88 sosyal bilimler lisesi, 55 spor lisesi, 73 güzel sanatlar lisesi olmak üzere toplam 2.779 okul bulunmaktadır. Ayrıca, mesleki ve teknik ortaöğretim okulu olarak faaliyet gösteren 22 okul türü öğrenim süreleri ve mezunların hak ve yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın mesleki ve teknik Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve çok programlı Anadolu lisesi adı altında yeniden yapılandırılmıştır yani aslında 22 program adı olması gereken okul adı 3 okul başlığına indirgenmiştir. Hâlen mesleki ve teknik ortaöğretimde 2.294 mesleki ve teknik Anadolu lisesi, 99 mesleki ve teknik eğitim merkezi, 899 çok programlı Anadolu lisesi olmak üzere toplam 3.292 okul bulunmaktadır. 2014-2015 eğitim ve öğretim yılından itibaren diğer ortaöğretim kurumlarının tamamında olduğu gibi imam-hatip liseleri de Anadolu imam-hatip liselerine dönüştürülmüş olup 1.001 Anadolu imam-hatip lisesi bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın eğitim ve öğretime erişiminin artırılması, eğitim ve öğretim niteliğinin geliştirilmesiyle kurumsal kapasitenin artırılması yönündeki çabaları geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bu çabaların neticesinde eğitim ve öğretimle ilgili göstergelerde her geçen yıl önemli artışlar sağlanmaktadır. Söz konusu gelişmelerle ilgili bazı özet bilgiler vermek istiyorum. Daha ayrıntılı veriler hem dağıtmış olduğumuz kitapçıklarda hem de yayımlanmış olan Millî Eğitim Bakanlığı resmî istatistiklerinde zaten yer alıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce bütçeden başlayalım. Şimdi, merkezî bütçeden Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarına ayrılan payda 2002 yılına göre oransal olarak bir düşüş görülüyor, evet ancak reel olarak bir düşüş söz konusu değil. Kümülatif olarak 2002’de 1 milyar 281 milyon 690 bin Türk lirası olan Millî Eğitim Bakanlığı yatırım ödeneği 2015 yılında 5 milyar 494 milyon Türk lirasına yükseltilerek yüzde 328,65 artış sağlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarının 2002 yılına göre oransal olarak düşük görünmesinin nedeni Hükûmetimizin toplam kamu yatırımlarına yüksek oranda pay ayırmasıdır. Yani, toplam kamu yatırımları arttığı için, çok arttığı için onun içinde oransal olarak bir düşüş varmış gibi görünüyor. Pasta büyümüş, yatırım pastası.

2002 yılında bütün kamu yatırımlarına ayrılan pay 5 milyar 736 milyon Türk lirası iken 2015 yılında 40 milyar 454 milyon 52 bin Türk lirasına yükselmiş yani yüzde 605’lik bir artış sağlanmış. Oransal olarak düşük gibi görünmesinin sebebi de bu. Nitekim, işte bu grafikte de yıllar itibarıyla Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin nasıl arttığı reel olarak...

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yatırım bütçesi önemli Sayın Bakan, yatırım bütçesi.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Bütçenin içinde yatırım payını da söyleyeceğiz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yatırım payınız eksi ama.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Yok değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 3,6 Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Bu da, Millî Eğitim Bakanlığı, YÖK ve üniversite bütçelerinin yıllara göre reel rakamlarla ifadesi.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakanım, onu pay olarak gösterin, pay olarak, o yanıltır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Pay olarak da yaparız, bir dahaki sefere pay olarak gösteririz. Ayrıca pay grafiklerimiz de var, ona da geleceğiz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Bakan, bu da sizin lafınız, 14’ten 13’e düşmüş, işte burada, buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Şimdi, tek tek, burada söz konusu edilen diğer konularla ilgili kısa grafiklerle... Bunların bir kısmı var zaten kitapçıkta ama şöyle görsel olunca daha iyi anlaşılıyor, öğretmen atamaları: 2003-2004 eğitim öğretim yılı öğretmen sayısı 522.831. 522 bin öğretmenle almışız biz Millî Eğitimi, 458.896 yeni öğretmen atamışız. Bu atamalarla ilgili tek bir kuşku yok, hepsi objektif, nesnel sınavlarla alınmış.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Emekliler nerede Sayın Bakan? Emeklileri düştüğünüz zaman 900 bin olması lazım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – 880 bin öğretmenimiz şu anda görev yapıyor, 15 bin de önümüzdeki ocaktan itibaren alacağız inşallah.

Öğretmen maaşları söz konusu edildi. Reel rakamlarla 2002’de…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Buna kimse inanmaz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - …uyumlanmış 635,20 lira; 2014’te 2.693,25 lira. Bunlar da öğretmen maaşlarının reel artış tablosu.

Atanan kadrolu öğretmen sayısını söyledim: 458.896.

Altyapıyla ilgili, şu 2003-2014 döneminde, son dönemde yaptığımız derslik sayısı 234.473. Yıllara göre dağılımını da burada görüyorsunuz. Çok şükür, 2014’te tekrar eski performansımızı yakaladık, 30 bine yaklaşıyoruz bir yıllık derslik sayımızda.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakanım, bir de kapatılan dersliklerle ilgili tablo verebilecek misiniz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - Öğrencilerimize burslarımız var. İlköğretimde ve ortaöğretimde öğrencilerimize 2003 yılında 13 lira burs veriliyor aylık, 2014’te 146 lira. Hem bursun miktarı artmış hem burs alan öğrenci sayısı artmış. Burs alan öğrenci sayısı, ilköğretim ve ortaöğretimde 2003’te 101.382, 2014’te 270 bin.

Şimdi, kamuoyunda zaman zaman çok gündeme getirilen bu temel öğretimden ortaöğretime geçiş sınavlarıyla ilgili, bu sınavlardaki düzenlemelerle ilgili pek çok tartışmalar yapıldı. Sistemi bir kere daha burada kamuoyunun önünde açıklamak istiyorum: 15 tercih üzerinden çocuklar tercihlerini yaptılar. Bu 15 tercihinden birine yerleşemeyen çocuklar okul türüne göre yaptıkları tercihlerle yerleştiler. Bu arada hiç sisteme girmeyen çocuklar da adreslerine bağlı olarak dağıtıldılar. Bu da okul türlerine göre “A” grubu tercih ve yerleştirme sayıları. 1 milyon 300 bin çocuğumuzun…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – O renkler nedir? Göremiyoruz ki Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - Okul türlerine göre yerleşenler. Kırmızılar, “A” grubu yani ilk 15 tercihinden birine yerleşenler, yeşiller de “A Grubu” tercihine yerleşmiş olanlar. Kontenjan da mavilerle gösteriliyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Bakan, TEOG sınav sonuç verilerini iki yıldır niye açıklamıyorsunuz? TEOG sınavlarının sonuç verilerini…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Yanlış biliyorsunuz, o, ÖSYM’yle ilgili. Açıklanmayan…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Olur mu? Niye açıklamıyorsunuz? Orada, ÖSYM Başkanı arkanızda oturuyor efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili, yanlış biliyorsunuz, açıklanmayanlar ÖSYM…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bilmiyorum yanlış. ÖSYM Başkanı arkanızda oturuyor, niye açıklamıyor? Bir koordinasyon içindesiniz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Bakın, ben açıklıyorum şimdi, şimdi izah ediyorum: ÖSYM sınav -bakın, Nur Hanım size izah edecek- sonuçları açıklanmıyor çünkü bir soru havuzu oluşturmak ve gelecek yıllarda da onu kullanmak istiyorlar.

“TEOG” dediğimiz sınavların sonuçları hemen o gün açıklanıyor. Hatta biz medyadan rica ettik, dedik ki: “Çocuklar iki gün arka arkaya sınava giriyorlar, birinci günün sonuçlarını lütfen açıklamayın.” İkinci gün sınavlar bitsin, çocuklar diğer derslerden de sınavına girsin çünkü birinci günün girdiği derslerden bakarsınız çocuk istediği kadar başarılı olmadığını düşünüyordur; ikinci güne morali bozuk girmesin diye iki gün sonra açıklanıyor. Açıklanıyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Bakan, ben sonuçları demiyorum, doğru soruları cevapları demiyorum, verileri diyorum, başarı oranlarını. Matematikte kaç doğru var? Ortalama ne, onu soruyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Ben şimdi ilk sorduğunuz sorunun cevabını verdim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, veriler dedim, veriler, sonuçlar demedim. Verileri açıklamıyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Onları da açıklarız.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Açıklayın.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Şimdi, bakın bu sınavlarda çocuklarımızın istemedikleri okullara yerleştirildiğine dair bir şehir efsanesi köpürtüldü. Bunun gerçeği: 1 milyon 300 bin çocuğumuz bu yerleştirme planında yerleşti, 1 milyon 300 bin. Bunun 550 bini ilk 3 tercihinden birine yerleşti. 15 tercih yapıyor çocuklar, 1 milyon 300 bin çocuğumuzun yarısından fazlası, daha doğrusu 1 milyon 300 bin giriyor da, tercih yapan 1 milyon 57 bin yani sisteme giren, tercih yapan çocuk sayısı 1 milyon 57 bin. Bunun 550 bini ilk 3 tercihine yerleşti; işte grafikte görüyorsunuz. 1’inci tercihine yerleşenlerin sayısı 244.395. 2’nci tercihine yerleşenlerin sayısı 171.273. 3’üncü tercihine yerleşenler 143.662. Topladığınız zaman 550 bini geçiyor ilk 3 tercihine yerleşenler.

Bir de hiç sisteme girmeyen, tercih yapmayan öğrencilerimiz var. Bunların da okul türlerine göre yerleştirilmeleri şöyle: Bir, hiç tercih yapmamış, sisteme girmemiş, sistem onları adres durumlarına göre ve puanlarına göre bir yerlere yerleştirmiş otomatik olarak. Bunların 71 bini Anadolu meslek programına yerleştirilmiş, 18.900’ü Anadolu lisesine, 42.885’i Anadolu imam-hatip lisesine yerleşmiş.

Şimdi, “Bu imam-hatipler çok zorlanıyor.”, “Çocuklar zorla imam-hatibe yönlendiriliyor.”, “İmam-hatiplerin sayısı şöyle arttı.”, “Bütün okullar imam-hatipleştirildi.” söylemleri var. Onunla ilgili bir pay grafik istiyordunuz sayın milletvekilim. Pay grafikte gösteriyoruz: Okul türlerine göre baktığınız zaman, kırmızı, meslek liseleri, kırmızıdakiler, okul türlerinde. Maviler, genel liseler. Yeşiller de imam-hatip liseleri.

Yüzdelerine baktığımız zaman, bütün okul türlerimizin içinde meslek liseleri oranı yüzde 59, genel liselerin oranı yüzde 33. Ben toparlayarak söylüyorum. İmam-hatip liselerinin toplamı da yüzde 8.

Öğrenci sayısı itibarıyla baktığınız zaman, toplam öğrencilerimizin, ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin yüzde 46,5’u meslek liselerinde okuyor, yüzde 40’ı genel liselerde okuyor, yüzde 13,7’si imam-hatip liselerinde okuyor, öğrenci sayısı itibarıyla.

İmam-hatip ortaokullarında durum nedir? Okul türleri itibarıyla ortaokulların yüzde 90’ı normal genel ortaokullar, yüzde 9,5’u da imam-hatip ortaokulu.

Öğrenci sayısı olarak baktığımız zaman da ortaokullarda okuyan öğrencilerimizin yüzde 92,5’u genel ortaokullarda okuyor, yüzde 7,5’u da imam-hatip ortaokullarında okuyor. Ha, bunlar artıyor yalnız, imam-hatip sayıları ve öğrencileri artıyor.

Şimdi bir diğer konu PISA sonuçları. Haklısınız, bütün milletvekili arkadaşlarımız da dile getirdiler, PISA’da iyi bir durumda değiliz, OECD ülkelerine göre ölçüldüğü zaman da iyi bir durumda değiliz. Bu bir züğürt tesellisi de değil, Şimdi söyleyeceğim.

Evet, sıralamada yavaş yavaş yukarıya çıkıyoruz ama durumunu en iyi toparlayan, en iyi düzelten ülke sıralamasında Türkiye, OECD’de, matematikte, okumada, fende üçünde de en hızlı toparlayan ülke yani durumumuzu hızla toparlıyoruz, yukarıya doğru çıkıyoruz ama istediğimiz yerde değiliz, o eleştirilerinizde haklısınız; çok daha iyi yerde olmamız lazım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Çok doğru Sayın Bakan çünkü en sondayız, bizden daha geri yok ki!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Şimdi, FATİH Projesi’yle ilgili nedir, ne değildir, onları soruyorsunuz. FATİH Projesi kamuoyunda genellikle bir cihaz projesi gibi de algılanıyor yani bir teknoloji. Evet, eğitim teknolojilerinin eğitim sistemimize uygulanması projesi FATİH Projesi ama bir alt yapı boyutu var, bir de içerik boyutu var; daha doğrusu bir donanım boyutu var, bir içerik boyutu var. Şimdi, alt yapıda İnternet alt yapısı kablolamasında kablolanan okul sayısı en son, 2014 yılında 8 bine yaklaştı. Şimdi, bunun yeni faz ihalesi de yapıldı, bu diğer kalanlar da aynı şekilde İnternet sistemine bağlanacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kablolanan ev sayısı ne kadar, kablolanan evlerden “wireless”a geçen? TELEKOM’a kazandırdığınız artı değer ne kadardır? Kabloludan “wireless”a geçen, onu kimse söylemiyor. 1 milyar dolar kadar…

ÜNAL KAÇIR (İstanbul) – Siz devam edin Hocam.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – FATİH Projesinde yaptığımız işlerden bir tanesi de biliyorsunuz, sınıflara etkileşimli tahtalar yerleştirmek. Burada bir kavram düzeltmesi de yapmak istiyorum. Genellikle “akıllı tahta” filan deniyor, tahtanın akıllısı olmaz diye biz “etkileşimli tahta” tabirini kullanmayı öneriyoruz. 186.565 dersliğimizde etkileşimli tahtalar yerleştirilmiş 2014 yılında, daha önceden de 84.921.

FATMANUR SERTER (İstanbul) – Ama, tahtayla bağlantı kurulamadı değil mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Bunlarla bağlantılı çalışan çok fonksiyonlu yazıcılarımız 20.269. Her sınıfa yapmak gerekmiyor, okulda bir tane çok fonksiyonlu yazıcı olunca bütün okulun işlevini görüyor. 2013’te 3.657, 2014’te 20.269.

ADSL erişimi 35.684, 4 bin daha önceki düzenleme.

Tablet bilgisayar dağıtımımız: Aralık 10-11’de 13.800’le başladık.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kırmızı ne Hocam?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Oraya geliyorum.

Kasım 12’de 62.800 dağıtmışız, 2014’te -kırmızıyla gösterdiğimiz bar- 737.800 tablet bilgisayar dağıttık.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bunlar dağıttığınız mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Dağıttığımız, kırmızı...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakanım, tamam, bunlar doğru.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Gördün mü kırmızıyı? Sen kırmızı sütunu gördün mü? Bırak şimdi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakanım, bir ”t” anında beraber bir okula gidebilir miyiz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Gideriz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir okula “t” anında gideceğiz.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Ben de geleceğim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz de gelin, siz de gelin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – FATİH Projesi… “İçerikte ne yapıyorsunuz? Bu kadar ‘bilgisayar’ vesaire diyorsunuz ama içerikte ne yapıyorsunuz?” Onu da kısaca özetleyeyim: Bizim FATİH Projesi kapsamında geliştirdiğimiz, “EBA” dediğimiz Eğitim Bilişim Ağı diye bir ağ; bu, içerik yüklediğimiz portallar toplamı, büyük portal; (EBA) Eğitim Bilişim Ağı. Herkes girebilir yani herhangi bir şifreye vesaireye gerek yok. Bu akşam “EBA” diye girerseniz, görürsünüz. Orada yüklediğimiz ses dosyalarının sayısı: 2012’de -yani sesli anlatılan konular- 2.663, 2013’te 3.499, bu yıl 4.276 yeni ses dosyasını üniteye yüklemişiz.

Doküman ne kadar var burada, eğitsel doküman, EBA’da? Bu yıl başladık, 973 eğitsel dokümanı yükledik.

Şimdi, hem dershanelerin dönüşümü hem de takviye kursları üzerinden, özellikle 8’inci sınıftan ortaöğretime geçecek öğrencilerimize yönelik materyalleri, ders içeriklerini, kazanımları yüklüyoruz EBA’ya. Şu anda 294, 8’inci sınıf ortak kazanım videolarını yükledik. Yani, öğrenciler dershaneye gitmeden, EBA üzerinden, 8’inci sınıfta ortaöğretime geçerken kendileri için gerekli olan kazanımların dosyalarını EBA’dan izleyebilir hâle geliyorlar.

Ayrıca, bu yıl 1.381 bilimsel dergiyi, geçen yıl 900, ondan önceki yıl 600 dergiyi de yine EBA’ya yükledik.

Bir de elektronik kitaplarımız var. Bütün içeriklerimizi elektronik ortama aktarmaya çalışıyoruz. Geçen yıl 996 elektronik kitap yüklenmişti, bu yıl 1.674 elektronik kitap daha yüklüyoruz.

Görsel malzemelerimiz hızla artıyor; 2012’de 50 bine yakındı, 2013’te 50 bini biraz geçmiştik, bu yıl 85 bine ulaştık -FATİH’te içerikte- EBA’da görsel malzemelerimiz. Ayrıca, görsel malzeme derken sadece durağan görsel malzemeleri kastediyorum, bir de video görsel malzemelerimiz var; onlar da bu yıl –en sonunu söyleyeyim- 8 bine yaklaştı. Kullanıcı sayımız da 1 milyon 300 bin, bunun artması lazım. Onun için bunları özellikle gösteriyorum yani kamuoyu da -EBA- çocuklarımız da, okullarımız gerçi bilgilendirildiler ama yine de… Ders sunum dosyalarımız var; 991 ders sunum dosyamız, geçen sene 615. Şimdi, FATİH bu durumda.

Bir de, son günlerde çok tartışılan bu şûrayla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce teşekkür etmek istiyorum daha önceki bakanlarımız Sayın Profesör Doktor Ömer Dinçer’e…

FARUK BAL (Konya) – Profesörlüğü alınmadı mı Sayın Bakanım?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - …Sayın Nimet Baş’a, Sayın Vehbi Dinçerler’e. Ayrıca, şûramızı teşrif eden tabii üyelerimiz var, Millî Eğitim Komisyonu üyelerimiz, onlardan da Sayın Avni Erdemir’e, Sayın Osman Çakır’a, Sayın Bedrettin Yıldırım’a, Sayın Nebi Bozkurt’a, Sayın Muzaffer Çakar’a, Sayın Suat Önal’a, Sayın Ahmet Duran Bulut’a, Sayın İbrahim Ayhan’a hem teşrifleri hem de şûramıza yaptıkları katkılardan ötürü çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, şûra, Genel Kurulda kabul edilenlerle birlikte 185 tavsiye kararı aldı. Şûra, bildiğiniz gibi dört yılda bir toplanan bir danışma kurulu. Bu kurulun kimlerden oluşacağı, ne zaman toplanacağı, hangi gündemle toplanacağı, toplandığı zaman o gündem konularını nasıl müzakere edeceği yönetmelikle belirlenmiş. Bu yönetmeliğe uygun olarak şûra altı gün boyunca çok verimli bir çalışma yaptı. Ama, dört temel gündem maddemiz vardı 19. Millî Eğitim Şûrası’nda.

Bir: Öğretmen niteliğinin artırılması. Hepimizin ısrarla vurguladığı, buradaki konuşmacı arkadaşlarımızın da ısrarla vurguladıkları, öğretmen niteliğinin artırılması temel konularımızdan bir tanesiydi şûra gündeminde.

İkincisi: Yönetici niteliğimizin artırılması. Her kademedeki eğitim yöneticilerinin niteliğinin artırılması. Okul müdüründen il müdürüne kadar, daire başkanı, genel müdüre kadar bütün eğitim yöneticilerimizin niteliğinin artırılmasına ilişkin ikinci bir gündem maddemiz vardı.

Üçüncü gündem maddemiz okul güvenliği meselesiydi. Okullarımızın hem fiziksel güvenliği hem çevre güvenliği, özellikle uyuşturucuyla mücadele bağlamında okul çevre güvenliği.

Dördüncü temel konumuz da ders çizelgeleriydi.

Bunlarla ilgili, okul öncesi eğitimle ilgili 10 tane tavsiye kararı, ilkokulla ilgili 11 tavsiye kararı, ortaokullardaki ders çizelgeleriyle ilgili 11, ortaöğretimle ilgili 17 tavsiye kararı alındı. Öğretmen niteliğinin artırılması konusunda, öğretmen aday adaylarının niteliği ve seçimi konusunda 3, öğretmen eğitiminde hizmet öncesi eğitimin niteliği konusunda 16, öğretmen adaylarının mesleğe seçimi, öğretmen adaylarının yetiştirilmesi konusunda 2, öğretmenlerin mesleki gelişimi, hizmet içi eğitim ve kariyer sistemi yapılandırılması konusunda 17, öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü ve itibarının yükseltilmesi konularında 2, diğer konularda 2 yani bu konuyla ilgili diğer konularda, eğitim yöneticisi adayları seçilme ölçütleri konusunda 10, eğitim yöneticiliğine ilk görevlendirme konusunda 13, eğitim yöneticilerini yeniden görevlendirme konusunda 8, hizmet içinde yetiştirme için 8, diğer konularda 8, okul güvenliği konusunda, okullarda yaşanan güvenlik sorunları genel değerlendirmede 6, okulda fiziksel güvenlik için 24, okulda psikolojik güvenliği sağlamak için 17 tavsiye kararı alındı. 185 tavsiye kararı alındı bu konularda ve bunlar tartışılmıyor, Osmanlıca meselesi… Osmanlıca Türkçe midir, değil midir?

Önce, gerçek durumu bir kere daha hatırlayalım: Türkiye’de Millî Eğitim Bakanlığı, on yıldan beri sosyal bilimler liselerinde Osmanlıcayı zorunlu ders olarak zaten okutuyor. Bu vesileyle, sosyal bilimler lisesini kuran ve Osmanlıcayı buralarda 2’nci, 3’üncü, 4’üncü sınıflarda zorunlu ders hâline getiren Sayın Hüseyin Çelik’e çok teşekkür ediyorum. Bu uygulamayı seçmeli dersler biçiminde devam ettiren Sayın Nimet Baş’a ve Sayın Ömer Dinçer’e ayrıca çok teşekkür ediyorum.

Oradan aldığımız birikim, deneyim, uygulamalardan çıkardığımız örneklemeler üzerinden bu şûrada, bunun yaygınlaştırılması konusunda komisyonda bütün okullara, bütün ortaöğretim okullarına yaygınlaştırılması için bir tavsiye kararı önerisi geldi. Genel Kurulda bu, özellikle nitelikli öğretmen temininde karşılaşılabilecek sorunları göz önüne alarak şimdilik -sosyal bilimlerde de zaten zorunlu- Anadolu imam-hatip liselerinde zorunlu olsun, diğerlerinde bir süre daha seçmeli devam etsin, gerekli altyapı sağlandıktan sonra oralarda da… Belki zorunlu yapmaya da gerek yok çünkü zaten bu derslere ciddi bir talep var. Ayrıca, bizim halk eğitim merkezlerinde açtığımız kurslar var. Buralardaki Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi kursu gören, sertifika alan vatandaşlarımızın sayısı da 175 bin bu sene itibarıyla. Şimdi, televizyonlarda filan bu konu tartışılırken iyice…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Affedersiniz… Biraz müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Avcı.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Hiç mi müsaade etmeyeceksiniz?

BAŞKAN – Süremiz doldu, müsaade edemiyoruz, kuralımız var. Belki daha sonra açıklama yaparsınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Peki, o zaman, kısa bir teşekkür için…

BAŞKAN – Buyurunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanı olarak şahsım, eğitim camiamız ve milletimiz adına bize bu desteği veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu olmak üzere Kalkınma Bakanımıza, Maliye Bakanımıza, Hükûmetimizin bütün üyelerine, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkan ve üyelerine, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan ve değerli üyelerine, eğitimle ilgili konularda duyarlılığını ortaya koyan Türkiye Büyük Millet Meclisi mensuplarına, sivil toplum kuruluşlarına, emeği geçen bütün bürokrat ve uzman arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Millî Eğitim Bakanlığı 2015 yılı bütçesinin eğitim camiamıza, ülkemize, çocuklarımıza, öğretmenlerimize hayırlı olması dileğiyle yüce heyetinizi saygılarla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Avcı.

Aleyhinde, şahsı adına Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut.

Buyurunuz Sayın Bulut. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Türkiye'nin bu sene cari açığının 46 milyar dolar olduğunu, Sayın Babacan’ın ifadesiyle kısa vadeli borcun -bir yıllık- bu sene 169 milyar dolar olduğunu yani bir yıl içerisinde bizim 215 milyar dolar paraya ihtiyacımızın olduğunu bilelim. Üretim ekonomisi olmadığı takdirde, ithal ekonomisiyle bu açıkların kapatılması; bakanlıklara, yatırıma paraların ayrılması ve ülkenin kalkınması mümkün değil. Rakamlara takla attırarak birtakım verilerle ilerlemenin, eğitimin önde gittiğini ifade etmenin anlamı yok.

Devletin resmî kurumu ÖSYM’nin rakamlarına göre Türkiye'de, Türkçede sorulan 40 sorudan cevap verilen 18 soru; sorulan 40 sorudan fen bilgisinde verilen cevap 3,5 soru; sosyal bilgilerde 40 sorudan -ortalamayı söylüyorum- 11 soru, yüzde 11; matematikten yüzde 6 çocuklar doğru cevap yapabiliyor. Bir fabrika var, iyi ürün çıkmıyor.

Sayın Bakan ve eğitimle ilgilenen değerli bürokratlar bizim elimizdeki malzeme insan, öğrenci. Öğrenciye millî eğitimin temel kanununun amaçlarını öğretmek için öğretmen lazım. Bu ülkede öğretmen yetiştiren okullar açmanız lazım. KPSS puanıyla öğretmen olunmaz. Yani, herhangi bir yere bir makine, mühendis seçer gibi, insan yetiştiren kuruma sadece puanla insan seçiyoruz. Şu kadar öğretmen almış olmanız bir fayda etmiyor. 350 bin öğretmen adayı atama bekliyor. Sınıf öğretmeni mesaj gönderiyor. Branş öğretmeni “Söyleyin, bizi atasınlar." diyor. Felsefe grubu öğretmenleri atama bekliyor. Yani, bu kadar insanı çıkarırsak, üretirsek, mezun edersek bunlar nereye yerleşecek? Böylelikle eğitimi nereye götürebiliriz?

Demin, AKP’li değerli bir milletvekilimiz konuşmasında ne diyor? “Türkçe bir milletin dili değildir.” Düşünebiliyor musunuz! Türk milleti gibi bir milletin dili Türkçedir, Anayasa’da var. “Bir medeniyet dilidir.” diye ifade ediyor, “Viyana’dan Kore’ye kadar gidecek olursanız, anlaşabilmeniz için sadece Türkçeyi bilmeniz yeterlidir." diyor tarihçi Hamilton.

Bir milletin siyasi sınırı vardır, bir de kültür sınırı vardır. Bizim kültür sınırımız koca Türk dünyası.

NEBİ BOZKURT (Mersin) – Zorluyorsunuz yani.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) – Türkçe bu milletin dili. Sayın Bakanlığın Türkiye’de Türkçeyi güzel öğretme, güzel ifade etme, ortak lehçe oluşturma konusunda çabaları olması lazım. Türk devletleri, hükûmetleri, devlet başkanları Antalya’da ortak alfabeye geçme kararı aldılar. Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan geçti, diğer iki devlet kaldı. Ortak coğrafya olarak ortak kültürün oluşması ve kültürel birliklerimizin siyasi birlikteliğe, ekonomik, ticari birlikteliğe dönüştürülerek…

Kırgızistan’da kurulan Turan Bankasının Türk dünyasına yayılmasını, altyapısını, parasını, emeğini, insan gücünü birleştirerek girmek istediğimiz Avrupa Birliğine karşı Türk birliğini oluşturup kaynaklarımızı daha çok arttırmamız gerekir.

Umarım, dilerim, ülkemizin bu ihtiyaçlarına bütçe cevap verir ve istediğimiz insanın yetişmesi noktasında Bakanlığımız gayretli olur.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.

Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap bölümüne geçmiş bulunuyorum.

Sisteme girmiş sayın milletvekillerine birer dakika söz vereceğim.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Güllüce’ye soruyorum: Hâlen Türkiye genelinde, hangi illerde, kaç kentsel dönüşüm projesi uygulamaya konulmuştur? Bu konuda ne gibi sorunlar yaşanmış ya da yaşanmaktadır? Kütahya ili için programınız nedir?

Sayın Avcı’ya soruyorum: Ocak ayında yapılacak öğretmen atamaları için kontenjan artırılmasını ve bu kontenjanda teknik öğretmenlerin payının yükseltilmesini düşünüyor musunuz?

İki: Daha önce, yapı ressamlığı ve matbaa öğretmenlerinin de mühendislik ve mimarlık tamamlama eğitimine dâhil edilmesi konusundaki sözünüzü ne zaman yerine getireceksiniz?

Üç: Bakanlığınızca bir gecede görevden alınan okul müdürlerinin ve yardımcılarının mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda nasıl bir çalışmanız var? Bu konuda, yeni görevlendirilen okul müdürleri ve yardımcılarının kaçı yandaş sendika üyesi öğretmenlerden atanmıştır?

Son sorum da: Şef kadrolarında görev yapan personelin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Millî Eğitim Bakanına: Şu anda Doğu Anadolu’da Kürtçe eğitim yapan okulların olduğu basında yer almıştır. Bu okullara izin Bakanlar Kurulundan mı yoksa Bakanlığınızca mı verilmiştir? Müfredatı kimler tarafından denetlenmektedir? Okulların ön ve sonraki denetimleri yapılmakta mıdır?

Yine, bir diğer sorum: Millî Eğitim Bakanlığının 24 Nisan 2014’te atamasını yaptığı 1.709 şube müdürünün ataması mahkeme kararınca iptal edilmiştir. Buna göre, 1.709 şube müdürü ataması iptal edilip yeniden atama yapılacak mıdır? Yenilemeyi düşündüğünüz atamalara ilişkin takvim ne zaman açıklanacaktır? Şube müdürü görevlendirmeleri uygulaması sonlandırılıp adaletli bir sistemle yeni şube müdürü ataması yapacak mısınız?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Sayın Uzunırmak…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, iki bakanımıza da… Ama, lütfen, cevaplandırmalarını rica ediyorum.

Bir: Oslo anlaşmasının içeriğiyle ilgili bilgileri var mı?

İki: PKK’yla yeni anlaşma paketinin içeriğiyle ilgili bilgileri var mı?

Şehircilik Bakanımıza soruyorum: Çok tartışılan sarayın metrekare maliyeti nedir? Avan projesinin tamamındaki toplam maliyeti nedir? Bu konuda bilgilenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunırmak.

Sayın Belen…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Sayın Avcı’ya. Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde Emlak Konut Ergene Vadisi İlkokulu Müdürü, bu yıl kayıtlarda, bölge dışından gelen velilerden 5 bin lira ücret istemiştir çocuklarının kaydını yapmak için ve bu parayı Çorlu Halkbank Şubesinde “9100130139” numaralı hesaba, bir şahıs adına açılmış hesaba yatırtmıştır ve bu şahsa Çorlu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün tamirat işi verilmiştir. Bu konuda ben cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyorum, sizin de bu konuda gerekli işlemi yapmanızı istiyorum.

Ayrıca, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bazı okullarda Türk Bayrağı, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabelerin sınıflarda olmadığı, bazı okullarda da İstiklal Marşı törenlerinde İstiklal Marşı okunurken öğrencilerin hep bir ağızdan eli kanlı terör örgütünün sözde marşını okudukları doğru mudur? Bu okullarla ilgili bir tespit yaptınız mı? Yaptıysanız, gerekli işlemi, yaptırımı da uyguladınız mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Belen.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Benim sorum da mahallî bir soru, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza. Sayın Bakanım, bizim bu Adana’nın Kozan ilçesinin, bir de -eski nahiye olarak, şimdi belde deniyor, gerçi beldeliği ortadan kalktı da- Gaziköy’ü vardır. Bu Gaziköyü’nün, uzun yıllar nahiye olması dolayısıyla çok güzel, geniş bir lisesi vardı, her dönem 400, 500, 600, 700 öğrencisi vardı. Şimdi, geçenlerde baktım, öğretmeni kalmamış, koca lisede 43 öğrenci var. Öğrencinin olmadığı yerde hayat olmuyor, şehirleşme olmuyor. Dolayısıyla, bu Gaziköyü dediğimiz yere yani bir ilgi çekerseniz, buranın eğitim durumuyla bir ilgilenirseniz, eğer öğretmeni yoksa öğretmen atarsanız, bu öğrenci 700’den 43’e nasıl inmiş buna bir bakarsanız, memnun oluruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Susam…

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkanım, Millî Eğitim Bakanına sorularım var.

Bir: Bizim aldığımız eğitimde Türkçe dil bayrağımızdır. Millî Eğitimin politikasında Türkçe konusunda bir değişiklik var mıdır?

İki: Müdür atamalarında, sınavı kazanmış müdürlerin notları değiştirilerek “Kazanamadınız.” demişlerdir. Bu noktada bir sendikanın etkinliğinden söz edilmektedir. Bu konuda ne diyorsunuz?

Üç: Atanamayan öğretmenler ciddi bir talep içerisinde. Yeni dönemde şubat ayında, ocaktaki atamalara 40 bin ilave düşünüyor musunuz?

Dört: En önemli konulardan bir tanesi, 4+4+4 sisteminde zihinsel engelliler 23 yaşından sonra eğitimden uzaklaştırılıyorlar, yaygın eğitime yönlendiriliyorlar. Bu, tamamen başarısız bir şekilde devam etmektedir. Bu konuda, bunların içinde bulundukları durumu düzeltmek için bir çabanız var mı? Örneğin, İzmir’de 2 okul sözünüz vardı. Arsa gösterirseniz yardımseverler bunu yapmaya hazırlar. Bu konuda desteğinizi bekliyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Susam.

Sayın Kaptan…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Millî Eğitim Bakanına sorularım var.

Bir: Atama bekleyen 330 bin öğretmenin hepsinin atanması ne zaman, kaç yıl sonra bitecektir?

İki: Antalya’daki okul müdürlerinin görev yerlerinin değiştirilmesinde ve görevden alınmalarında kriter nedir? İktidar partisine yakın olan, efendim, hizmet süreleri tutmayanların bile okul müdürü olarak atanmalarında hangi ölçüleri dikkate aldınız?

Bir de öğretmenlerin emekliliğinde ek göstergelerinin 3600 olmasını dikkate alacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaptan.

Sayın Bal…

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum: Atanamadığı için annesi, babasıyla ilişkisi bozulan, eşi ve çocuklarıyla ilişkisi bozulan, yuvası dağılan, boşanan, psikolojik bunalım geçiren ve intihar eden öğretmenler var, 350 bin civarında. Bir de ücretmenler vardır ki bunların da 80 bin civarında olduğu söyleniyor. Ücretmenler öğretmen gibi eğitim almadığı, mesleki bilgilerden yoksun olduğu için ucuz bir personel istihdamı olarak düşünülüyor ama Türkiye'nin karşısında, doğuda PKK referansıyla, batıda AKP referansıyla millî eğitime musallat olmuş bir virüs gibi görülüyor.

Soru bir: Atanamayan 350 bin öğretmene çare bulamadığınıza göre, bunları da devlet okuttuğuna göre atanamadan emeklilik hakkını tanımayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız ne zaman atanacakları hakkında bilgi…

İki: Veliler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK BAL (Konya) – …“Ben çocuğumu eğitimli öğretmene emanet etmek istiyorum." diyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) – Velilerin ücretmenden kurtularak gerçek öğretmenlere çocuklarını emanet edebileceği bir imkânı ocak, şubat ayında vermeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Millî eğitimi Orta Çağ karanlığına götüren, modern, çağdaş, aydınlık eğitimi yok eden Nabi Avcı’nın Millî Eğitim Bakanlığına gelmesi Türkiye için, gelecek için çok büyük bir şanssızlık. Kendi kafasında olan YÖK Başkanı Nakşibendi tarikatını ziyaret ediyor ve Kur’an kursunu denetliyor. İkisi birbirine çok benziyorlar.

Sayın Başkan, geçen sene bugün, 17 Aralıkta, Tayyip Erdoğan, Konya’ya giderken kendi oğlunun evinde bulunan paraların sıfırlanması konusunda çocuğu Bilal’i ve kızını seferber ediyor. 17 Aralıkta yakalandıkları hırsızlık ve rüşvet olayından dolayı bir bakanı görevden alıyor, azlediyor, üç bakan istifa ediyor. AKP Grubu, bu bakanlar hakkında görevlerini suistimal ettikleri için soruşturma önergesini veriyorlar. Ondan sonra da çıkıyorlar, diyorlar ki “Bize darbe yapıldı.” Yahu, darbe yapıldı ise siz niye bunları görevden aldınız? Niye bunlarla ilgili soruşturma önergesi verdiniz? Böyle bir yalan olur mu?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı, Muğla sahillerimizdeki İztuzu ve Sarıgerme plajları başta olmak üzere, dünyaca ünlü birçok plajımız usulsüz bir şekilde, Anayasa’mıza ve Kıyı Kanunu’na aykırı olarak özel sektöre kiraya verilmektedir. Halka açık olması gereken bu plajlardan vatandaşlarımız nasıl istifade edeceklerdir? Buraları kiralayan şirketlerin ortakları kimlerdir? Buraları yüksek kiralar vererek kiralayanlar verdikleri paraları geri alabilmek için bu güzelim plajlarımıza hangi tesisleri yasalara aykırı bir şekilde inşa edeceklerdir?

Sayın Millî Eğitim Bakanı, Muğla’da Büyükşehir Kanunu’yla köy statüsünden mahalle statüsüne dönüşen birçok yerleşim yerinde yaşayan öğrenciler taşıma kapsamından çıkartılmıştır. Bu sebeple, öğrencilerimiz mağdur, aileler perişandır. Buralarda yaşayan çiftçi ailelerimizin çocuklarının mağduriyetlerinin giderilmesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

Sayın Millî Eğitim Bakanı, Muğla ilinde, daha önce cinsel taciz suçlamasıyla idari soruşturma geçiren ve bu soruşturma sonucunda disiplin cezası alan bir kişinin bir liseye müdür olarak atandığı doğru mudur? Doğruysa bu kişi kimdir, kimin yakınıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bakanlara geçmeden önce, Parlamentonun bir geleneği ve adabı vardır. Görüşülen kanunla ilgili buraya gelen bürokratların ve kurul başkanlarının, Parlamentoda, burada milletvekillerinin söyledikleri konularla ilgili, sordukları sorularla ilgili fiziken ve yüz mimikleriyle refleks verme hakları yoktur, Parlamentomuzun da böyle bir usulü yoktur.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

Herhâlde dikkat edeceklerdir.

Şimdi söz vereceğim, şöyle vereceğim: Beşer dakika süre vereceğim çünkü süremiz bir şekilde bozuldu.

Beş dakikasını, Sayın Güllüce, siz kullanınız.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Benimki o kadar sürmeyecek, daha kısa sürecek efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Alim Işık Bey’in Kütahya’yla ilgili sorusunun cevabı: Türkiye genelinde 38 il, 148 alanda kentsel dönüşüm projeleri devam etmektedir. Kütahya’da devam eden projeler: Merkezde Kütahya Belediyesiyle 2 Aralık tarihinde yapılan protokolle 650 konutun inşaatına başlanacaktır. Proje 2015 yılı başında başlatılacaktır. Diğer taraftan, Kütahya’nın Pazarlar ilçesi Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi’nde devam dönüşüm projesinde planlar onaylanmış olup uzlaşma aşamasına gelinmiştir. Ayrıca, Bakanlığımızın bütün mimar, şehir plancısı ve estetik konusunda ihtisas sahibi olanları Kütahya’ya gönderilmiş, “Kütahya’da nasıl bir dönüşüm yapılırsa kendisini koruyan, değişmeyen, kültürünü koruyan bir hâle getirilir”in çalışmaları yapılmaktadır. Amasya’da da aynı şekilde bir çalışma yapılacaktır. Kütahya’daki bu çalışma devam edecek uzun bir çalışmadır. Ve orada bir çalıştay yapılmıştır; ilim adamlarının, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla çok geniş katılımlı Kütahya için bir çalıştay yapılmıştır.

Oslo’yla ilgili benim detaylı bir bilgim yok.

Ak sarayın metrekare maliyeti konusunda da bilgi veremeyeceğim çünkü TOKİ yapmış bunu.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Oslo’yla ilgili bilginiz yok mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Benim detaylı bir bilgim yok, evet.

Mehmet Erdoğan Bey’in sorusunun cevabı: Muğla’da kıyı kenarındaki bütün alanların sahipli olması -devletin sahip olması- orada canı isteyenin, bileği kuvvetli olanın, gücü yetenin istediği yeri işgal etmemesi için devletin kontrolünde açık ihaleyle yapılmıştır.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Kıyı Kanunu’na göre korunması gereken, halka açık olması gereken yerler; bunlar ne olacak? Gidelim beraber.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Orada Kıyı Kanunu’na göre bu mümkün, zaten kullanılıyor. Dolayısıyla, orada çok olumsuz şeylerin önüne geçebilmemiz için açık ihaleyle, herkesin gelip katılacağı ihaleyle işletmeye verilmiştir ve ben onun doğru olduğuna inanıyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – İlan edilmedi.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Yani haksızlık olmadığına inanıyorum, herkesin rahatlıkla katılabileceği, herkesin iştirak edebileceği ve belli gücü elinde tutanların almasının mümkün olmayacağı bir hâle gelmiştir. Orada demokratik bir usulle, ticari bir usulle devlete para ödeyerek kullanacak hâle getirilmiştir.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – İhale açık yapılmadı ki.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güllüce.

Buyurunuz Sayın Avcı.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, birkaç soruya konu olduğu için, bu Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik hakkında kısa bir bilgi vereyim. Çağın gerektirdiği yönetim anlayışı çerçevesinde personel politikaları geliştirilmekte, uygulanmaktadır. Bu yaklaşımda, hizmet gerekleri esas olmak üzere, eğitim çalışanlarının memnuniyeti ve iş doyumu dikkate alınmaktadır.

Nasıl seçiliyor bu yöneticiler; görevlendirmeler, eğitim kurumları yöneticilerinin görev sürelerinin uzatılmasına -ki bu durumda olanların sayısı dört yılını tamamlamış olanlardı bunlar, 16 bindi- ilişkin değerlendirme kimler tarafından, nasıl yapılıyor? Şöyle: Bulunduğu eğitim kurumunda dört yıllık görev süresini dolduran eğitim kurumu müdürlerinin görev sürelerinin uzatılmasına yönelik olarak, ilçe millî eğitim müdürü tarafından 25 puan, ilçe millî eğitim müdürlüğünde görevli 2 şube müdürü tarafından 20+15, 35 puan; en kıdemli ve kıdemi en az olan...

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) - Sayın Bakan, onları biliyoruz.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Tanımıyorlar onlar, müdürü tanımıyorlar.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Bilmeyenler var da onun için açıklıyorum.

...öğretmenler kurulunca seçilen 2 öğretmen... (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, izahı dinleyiniz lütfen, açıklama getiriyor.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, bildiklerimizi tekrar ediyor, sorulara cevap versin.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bundan dolayı çıkan mağduriyeti nasıl gidereceksiniz diye soruyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – ...okul aile birliği başkanı ve yardımcısı tarafından 10 puan, öğrenci meclis başkanı tarafından 10 puan olmak üzere, toplam 100 puan üzerinden değerlendirme yapılıyor.

FARUK BAL (Konya) – İnanalım mı Hocam?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Şimdi dökümlerini veriyorum: Bulunduğu eğitim kurumunda dört yıllık görev süresini dolduran 16.559 eğitim kurumu müdürü hakkında yapılan değerlendirme sonucunda 8.156 müdür 75 ve üzeri puan almıştır. bunlardan 4.304 müdürün görev süresi, istekleri doğrultusunda, görev yapmakta oldukları eğitim kurumlarında 2 Eylül 2014 tarihi itibarıyla uzatılmıştır. Yine bunlardan 3.463’ünün görev süresi, istekleri doğrultusunda, başka eğitim kurumlarında görev yapmak üzere 12 Eylül 2014 tarihi itibarıyla uzatılmıştır.

FARUK BAL (Konya) – Bunların yüzde kaçı sarı sendika üyesi Sayın Bakanım? Ne kadarı KAMU-SEN üyesi değil?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Sendikalara göre dağılımını şu anda bilmiyorum, çıkarırız.

FARUK BAL (Konya) – Bizde var Sayın Bakanım, biz size verelim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Siz söyleyin o zaman.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, böyle karşılıklı konuşma diye bir usulümüz yok.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, böyle bir usul yok.

FARUK BAL (Konya) – Bu sendikanın, sarı sendikanın yüzde 26 üye sayısı vardır. Eğitim camiasından kazananların bütün hepsi yüzde 80’in üzerinde.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Sayın Başkan, ben mi konuşacağım, arkadaşlar mı konuşacak?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Süre bitti Sayın Başkan, dinlemek istiyoruz.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayınız.

Siz devam ediniz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Müdür başyardımcıları ve müdür yardımcıları görevlendirilmelerinde, yeni görevlendirilen müdürlerin göreve başladıkları eğitim kurumlarında; bu müdürlerin, dört yıllık görev süresini doldurmayan müdürlerin görev yaptığı eğitim kurumlarında ise mevcut müdürlerin inhasıyla yapılıyor. Böylece okul müdürüne beraber çalışacağı ekibi belirleme yetkisini vererek uyumlu bir ekip oluşturmayı amaçlıyoruz.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Tam tersine.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Şimdi, bu şube müdürlerinde, 1.709 şube müdürü kadrosuna yapılan atamalar hakkında verilen yargı kararlarına ilişkin soruyla ilgili bir döküm arz etmek istiyorum.

Bakanlığımızca taşra teşkilatında boş bulunan şube müdürü kadrolarına yapılan atamalara yönelik 284 dava açılmıştır; bunlardan 143’ü hakkında yürütmenin durdurulmasının reddi kararı verilmiş -yani Bakanlığın lehine karar- 3’ü hakkında davanın reddi kararı verilmiş, 26’sı hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş, 24’ü hakkında iptal kararı verilmiş. Görüleceği üzere, açılan davaların 146’sı Bakanlığımızın lehine, 50’si Bakanlığımızın aleyhinedir; açılan davalardan 88’i hakkında henüz bir karar verilmemiştir. Bu süreçte Bakanlığımız aleyhine sonuçlanan bireysel kararların uygulanmasını teminen, 47 kişi sözlü sınava yeniden tabi tutularak yönetmelikte yapılan düzenleme doğrultusunda yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalaması esas alınarak belirlenecek puan üzerinden şube müdürü atamaları yapılmak suretiyle yargı kararlarının gereği yerine getirilecektir. Sözlü sınavın tamamının iptali istemiyle AKTİF EĞİTİM-SEN tarafından açılan davada yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir. Atamaların tamamının iptali istemiyle TÜRK EĞİTİM-SEN tarafından Ankara 17. İdare Mahkemesinde açılan davada yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir. Bölge idare mahkemesinin bu kararına itiraz edilmiştir, verilecek karara göre de işlem yapılacaktır. Yani bölge idare mahkemesi de uyarsa onun gereğini de yapacağız.

Bakanlığımıza 1 Eylül 2014 tarihine kadar Yüksekova’da açıldığı iddia edilen Kürtçe okullara ilişkin herhangi bir başvuru… Yani resmen, bize “Biz okul açacağız, Kürtçe eğitim yapacağız.” diye bir başvuru yok ya da başka bir ilimizde açılmış, Bakanlığımızın bilgisi, onayı dâhilinde açılmış bir okul yok. Zaten okul statüsü kazanabilmesi için Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün onaylaması gerekir. Ama bazı belediyeler doğuda da, batıda da birtakım kurumlar açıyorlar. Nitekim, bir arkadaşımız burada, bir Arapça dersine ilişkin bir…

Siz gösterdiniz zannediyorum.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Evet, evet.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Tuzla Belediyesinin açtığı bir eğitim kursu, Tuzla Belediyesi Arapça eğitim kursu açmış, onun dilbilgisi duyurusuna ilişkin bir broşür o, sizin gösterdiğiniz oymuş, Tuzla Belediyesinin açtığı. Öteki de, diğer gösterdiğinizde de -Türkçeydi o gösterdiğiniz- “Seni seviyoruz güzel insan Ahmet Davutoğlu.” yazıyor orada, 1928’den önceki alfabemizle.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Evet, Arap alfabesiyle.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Bu tartışmaların, bu Osmanlıca tartışmalarının en güzel tarafı o oldu. Bu harflerin, Arap alfabesinde olmayan pek çok başka Türk harfleri ihtiva ettiği, 1928’den önce sekiz yüz sene boyunca bu harfleri kullandığımızı, Nutuk da dâhil olmak üzere, orijinalinde bu harflerle yazıldığını milletçe bir kere daha hatırlamış olduk.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Niyeti anlamış olduk.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Evet, ücretli öğretmen sayısı aralık ayı itibarıyla 39 bin. Şimdi, burada biz ücretli öğretmenlerimize ilişkin kaygılarınızı paylaşıyoruz yani bunların görevlendirilmelerindeki…

FARUK BAL (Konya) – Doğuda PKK, batıda AKP referansıyla giriyor.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Değil, öyle değil.

FARUK BAL (Konya) – Öyle efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Kaygılarınıza cevap vermek için söylüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Biz son yaptığımız 40 bin atamanının 30 binini doğudaki ve güneydoğudaki 23 ilimize, 40 bin öğretmenimizin 30 binini..

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, sorularımıza cevap alamadık.

BAŞKAN – Sayın Bakan, süremiz sona erdi.

Herhâlde, Sayın Bakan sorularınıza yazılı cevap verecektir.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Süre verin Sayın Bakana sorularımıza cevap versin.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Yazılı cevap vermiyorlar Sayın Başkan.

BAŞKAN – Verir herhâlde, süremiz bittiği için sorularınıza yazılı cevap verecektir.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Bakan, 3’üncü sırada sorduğum bir soru: “Haberim var, biliyorum.” veya “bilmiyorum” PKK’nın Oslo anlaşması…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.41

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Yedinci tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi sırasıyla, yedinci turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümleri ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

 

27) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

 

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           51.982.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      259.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.120.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       04                                    Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                 619.574.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Çevre Koruma Hizmetleri                                                                                     304.561.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       06                                    İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                     379.020.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                             400.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         1.358.916.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                          2.926.035.485,66

Bütçe Gideri                                                                                                                                                 2.066.879.785,20

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                       620.088.527,72

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                    239.067.172,74

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

27.75) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                         775.674.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      192.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            775.866.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                             757.310.626,67

Bütçe Gideri                                                                                                                                                    708.425.328,57

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                    8.789,82

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                         30.885.277,26

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                      18.008.810,66

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

13) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                      2.748.076.834

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.358.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                     197.165.150

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                               59.052.647.516

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                      62.000.248.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                       38.794.319.176,70

Bütçe Gideri                                                                                                                                              47.748.463.182,31

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                    9.233.964.516,06

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                       246.348.354,74

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                      33.472.155,71

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

38.01) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           26.460.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         10.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                       13.958.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                              40.428.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                       30.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                          40.326.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                      72.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          40.428.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Yükseköğretim Kurulu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                             184.788.283,32

Bütçe Gideri                                                                                                                                                    169.878.827,34

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                         14.909.455,98

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          33.882.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                          52.047.783,17

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.01) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           20.932.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.850.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    340.456.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            364.239.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                             316.003.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                4.700.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        320.704.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)                                     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                             310.124.402,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                    261.164.682,46

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                         48.959.719,54

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          245.000.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                               263.352.256,55

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                 4.041,53

Net Tahsilat                                                                                                                                                        263.348.215,02

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, üniversitelerin 2015 yılı merkezî yönetim bütçeleri ile 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesaplarının bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Üniversitelerin 2015 yılı bütçelerinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi de ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini okutacağım ancak öncesinde kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, bugün 104 üniversitenin bütçesi ile 104 üniversitenin kesin hesabı oylanacaktır. Bu oylamaların çok zaman aldığını biliyorsunuz. Bugüne kadar ödenek icmallerinde ödeneklerin birinci düzey fonksiyonel kodları ve kodların açıklaması okunduktan sonra bütçe rakamları oylanmaktadır. Benzer şekilde, gelir cetvellerinde de birinci düzey gelir kodları ve açıklamaları belirtildikten sonra her bölüm ayrı ayrı oylanmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırması açısından her bir ödenek ve gelir kodunun açıklaması bütün kurum bütçelerinde aynıdır. Bu nedenle tekrarlardan kaçınmak ve zamanı daha verimli kullanmak amacıyla başta hangi kodun ne anlama geldiğini bir kez ifade edeceğim, daha sonra her üniversitede kâtip üyemiz tarafından sadece ödenek ve gelir kodları ile bütçe rakamları okunduktan sonra oylamayı yapacağım.

Fonksiyonel sınıflandırmaya göre ödenek icmallerinde birinci düzey fonksiyonel kodların açıklaması şu şekildedir: Kod 01 Genel Kamu Hizmetleri, 02 Savunma Hizmetleri, 03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri, 04 Ekonomik İşler ve Hizmetler, 05 Çevre Koruma Hizmetleri, 06 İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri, 07 Sağlık Hizmetleri, 08 Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri, 09 Eğitim Hizmetleri, 10 Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri.

Gelir cetvelinde birinci düzey gelir kodlarının açıklaması ise şu şekildedir: Kodu 01 Vergi Gelirleri, 02 Sosyal Güvenlik Gelirleri, 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri, 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler, 05 Diğer Gelirler, 06 Sermaye Gelirleri, 08 Alacaklardan Tahsilat, 09 Ret ve İadeler.

Şimdi üniversitelerin 2015 yılı bütçelerinin ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini okutuyorum:

38.02) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           39.900.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.200.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       99.537.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         9.767.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    466.599.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            619.003.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               15.673.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        577.255.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              26.075.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        619.003.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.03) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           53.618.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         69.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.445.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                         3.123.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         6.651.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    297.044.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            363.950.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               31.059.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        321.521.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              11.370.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        363.950.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.04) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2015Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           64.972.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         66.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   10.301.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                     103.774.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         8.949.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    420.204.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            608.266.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               22.213.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        560.190.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              25.863.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        608.266.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.05) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           53.009.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   10.657.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       90.730.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.944.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    426.781.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            585.121.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               23.798.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        527.735.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              33.588.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        585.121.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.06) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           90.251.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         26.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   17.562.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                     106.771.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         5.574.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    628.002.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            848.186.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               50.973.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        742.641.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              54.572.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        848.186.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.07) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           48.147.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           5.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     7.547.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         6.062.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    265.268.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            327.029.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               27.588.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        289.342.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              10.099.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        327.029.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.08) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           46.381.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           9.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     1.759.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                       14.111.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    129.745.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            192.005.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               18.755.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        169.804.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                3.446.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        192.005.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.09) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           26.690.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         60.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   11.955.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       26.581.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.215.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    326.312.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            397.813.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               34.737.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        343.220.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              19.856.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        397.813.000

38.10) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           21.796.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           2.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     5.863.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         4.808.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    187.902.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            220.371.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               17.268.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        195.452.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                7.651.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        220.371.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.11) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           14.367.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.428.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.508.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                       90.755.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            110.058.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                  1.732.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        106.196.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                2.130.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        110.058.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.12) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           48.866.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         10.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.827.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       90.140.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         5.548.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    365.202.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            513.593.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               27.561.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        463.533.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              22.498.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       06                                    Sermeya Gelirleri                                                                                                                1.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        513.593.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.13) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           31.848.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         67.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   10.761.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       50.368.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.719.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    354.545.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            451.308.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               23.390.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        397.254.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              30.664.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        451.308.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.14) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           20.399.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     5.198.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       37.096.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         4.336.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    153.387.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            220.416.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               13.639.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        194.461.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              12.316.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        220.416.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.15) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           27.878.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         59.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     5.765.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       39.710.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.826.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    261.661.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            336.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               29.420.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        286.085.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              21.394.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        336.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.16) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           40.681.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         45.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.767.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.933.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    364.314.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            409.740.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               19.139.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        252.652.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       05                                    Diğer Gelirler                                                                                                           137.949.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        409.740.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.17) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

       01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           66.127.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      564.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     4.134.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       24.124.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.623.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

       09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    263.622.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM