TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 31’inci Birleşim

                                                                                             16 Aralık 2014 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

B) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Gümrük ve Tekel eski Bakanı Gün Sazak’ı rahmet, minnet ve şükranla andığına ilişkin konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Beşiktaş’ın Çarşı grubuna mensup bazı kişilerin darbe suçlamasıyla yargılanmasına ilişkin açıklaması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Bingöl ve Elâzığ sınırları içinde kalan Pembelik Barajı ve HES’le ilgili yürütmeyi durdurma kararına ilişkin açıklaması

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, HDP Grubu olarak, Pakistan’ın Peşaver kentinde bir okula gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet ve Pakistan halkına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

5.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, tekraren, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, tekraren, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, tekraren, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

16 Aralık 2014 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 31’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün altıncı tur görüşmelerini yapacağız.

Altıncı turda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

 

 

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (*)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (*)

 

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme girmeleri gerekmektedir.

Altıncı turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

AK PARTİ Grubu adına: Mehmet Geldi, Giresun Milletvekili; İsmail Kaşdemir, Çanakkale Milletvekili; Orhan Karasayar, Hatay Milletvekili; Afif Demirkıran, Siirt Milletvekili; İbrahim Halil Mazıcıoğlu, Gaziantep Milletvekili; Hacı Bayram Türkoğlu,     Hatay Milletvekili; Ali Gültekin Kılınç, Aydın Milletvekili; Muzaffer Çakar , Muş Milletvekili; Eşref Taş, Bingöl Milletvekili; Hüseyin Şahin                   , Bursa Milletvekili; Bilal Uçar, Denizli Milletvekili; Osman Kahveci                  , Karabük Milletvekili; Mustafa Gökhan Gülşen, Kastamonu Milletvekili; Mehmet Akyürek, Şanlıurfa Milletvekili; Dilek Yüksel, Tokat Milletvekili; İbrahim Yiğit, İstanbul Milletvekili.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar Milletvekili; Necati Özensoy, Bursa Milletvekili; Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili; Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili; Muharrem Varlı, Adana Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili; Vahap Seçer, Mersin Milletvekili; Haydar Akar, Kocaeli Milletvekili; Durdu Özbolat, Kahramanmaraş Milletvekili; Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili; İsa Gök, Mersin Milletvekili; Sakine Öz, Manisa Milletvekili; Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili; Uğur Bayraktutan, Artvin Milletvekili; Ali Sarıbaş, Çanakkale Milletvekili; Melda Onur, İstanbul Milletvekili.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına: İbrahim Binici, Şanlıurfa Milletvekili; Faysal Sarıyıldız, Şırnak Milletvekili; Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili; Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Şahısları adına lehinde söz isteyen Muzaffer Yurttaş, Manisa Milletvekili; aleyhinde söz isteyen Kemal Aktaş, Van Milletvekili.

Şimdi, AK PARTİ Grubu adına söz isteyen birinci konuşmacı Mehmet Geldi, Giresun Milletvekili.

Buyurun Sayın Geldi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET GELDİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sizleri ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, Türkiye’nin küresel bir aktör olmasını sağlamak üzere ticaret erbabımızı güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bakanlığımız, ticaretin her alanda daha kolay ve daha güvenli yapılması için yeni enstrümanlar geliştirerek sistemlerin işleyişini düzenlemekte, varsa aksaklıkları ortadan kaldırarak bürokrasiyi azaltacak yeni projeler geliştirip uygulamaktadır. Bütün bu faaliyetleri gerçekleştirirken dünyadaki en iyi uygulamaların Türkiye’de olması gerektiği anlayışıyla küresel düzeyde rekabet eden iş dünyamızın rekabet gücünü artırmak üzere en iyi uygulamaları Türkiye’nin gümrük ve ticaret işlemlerine uyarlamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığımızın istihdam politikası değişim ve gelişime açık, donanımlı, uzmanlık esasına dayalı, etik değerleri özümsemiş ve bilgi teknolojisinden yararlanan personel istihdam etmek ve yetiştirmektir. Gümrük müşavirlerimiz yabancı ülkelerle ilişkilerin yoğunluğu ve dış ticaret hacmindeki artışa endeksli olarak görev yapmakta olup yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, yurt dışında bulunan Türk firmalarının ve Türkiye’ye gelecek yabancı ülke vatandaşlarının gümrük konularındaki soru ve sorunlarına cevap ve çözümler üretmek, aynı zamanda, bulundukları ülkeyle Türk gümrük mevzuat ve uygulamaları hakkında ilgilileri bilgilendirmekle mükelleftirler.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığımız, gümrük ve ticaret mevzuatında günün değişen şartlarına ve hizmetlerimizden yararlananların ihtiyaçlarına uygun olarak gerekli değişiklikleri yapmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği mevzuatına uyum yükümlülüğümüz çerçevesinde de topluluk gümrük mevzuatında yapılan değişikliklerle uyumlu olarak mevzuatımız güncellenmektedir.

Yine, tüketici lehine yapılan düzenlemelerle, ülkemizdeki 77 milyon tüketici ileri düzeyde haklara kavuşturuldu. 77 milyon tüketicimizin hakkını il ve ilçelerimizin tamamında bulunan toplam 1.003 adet tüketici sorunları hakem heyetleriyle koruyoruz. 2014 yılının ilk sekiz ayında toplam 642.226 başvurunun yüzde 91’i tüketicilerimizin lehine sonuçlandı. Tüketici Bilgi Sistemini faaliyete geçirdik. Kooperatiflerin kredi noktasındaki sıkıntılarını gidermek adına da önemli adımlar attık. Kooperatifler adına yapılan kesintiler 2002 yılında yüzde 9 iken, bu oran 2014 yılında yüzde 3’e kadar indirdik. Kredi faizlerini ise, yine aynı dönemde yüzde 47’den yüzde 4’e kadar düşürerek kredi maliyetlerinde çok önemli iyileştirmeler yaptık. 2002 sonunda 402 kooperatife kredi kullandırabilirken, bugün itibarıyla bu sayı 851’e yükseldi. Yine, 2002 yılı sonu itibarıyla 63.520 esnaf ve sanatkârın kullandığı kredi tutarı 154 milyon lira iken şu an 315.200 esnaf ve sanatkâra verilen toplam kredi tutarı yaklaşık 80 kat artarak 12,2 milyar liraya yükseldi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada ticaretin değişen şartları ülke olarak bizim de durmaksızın değişmemizi, gelişmemizi, idari ve fiziki yapımızı modernize etmemizi gerekli kılmaktadır. Gümrük hizmetlerini çok daha hızlı ve etkin bir şekilde sürdürebilmek, sınır kapılarında yaşanan beklemeleri asgari düzeye indirebilmek için yerel olarak alınan önlemlerin yanında, ihtiyaç duyulan yerlerde yeni gümrük kapıları ve müdürlükleri açılmakta ve mevcut kapılar yenilenmektedir. Yine bu kapsamda, gümrük laboratuvarlarının modernizasyonu amacıyla 23 gümrük laboratuvarının iş hacmi, eşya gruplarına göre fiziki yapısı, personel sayısı, teknik donanım durumu değerlendirilmiş ve laboratuvar sayısı Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa ve Mersin illerinde olmak üzere 6’ya indirilmiştir. Bu çerçevede, 6 gümrük laboratuvarına 24 milyon Türk lirası bütçeden, 6 milyon Türk lirası ise Avrupa Birliği bütçesinden olmak üzere 30 milyon Türk lirası tutarında yatırım yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak önceliğimiz yasal ticareti kolaylaştırmaktır. Yasal ticaretin kolaylaştırılması, yasa dışı ticaretle daha etkin mücadele edilmesine, gümrük işlemlerinden kaynaklanan formalitelerin azaltılmasına, buna bağlı olarak da gümrük işlem maliyetlerinin minimum düzeye indirilmesine imkân sağlamaktadır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız 2023 vizyonundaki ekonomik hedeflere ulaşmak için mevzuat çalışmaları, istihdam politikaları, fiziki şartların geliştirilmesi ve elektronik sistemleri esas alan ve sınır geçişlerini hızlandıran projelere ağırlık vermektedir.

Bu vesileyle, 2015 yılı bütçesinin ve yapılan çalışmaların ülkemiz için hayırlı olmasını diler, sizleri saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İkinci konuşmacı İsmail Kaşdemir, Çanakkale Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaşdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2015 mali yılı bütçe görüşmelerinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının çok geniş bir faaliyet alanı vardır. En başta gelen yükümlülüklerinden biri kolay ve güvenli ticareti sağlamaktır. 1 trilyon doların üzerinde mal ve hizmet, 400 milyar doları aşan dış ticaretimiz gümrük kapılarımızdan gerçekleştirilmektedir. 76 milyon tüketicimiz bu mal ve hizmetlerden faydalanmaktadır. Sınırlarımızdan her yıl milyonlarca insan ve araç giriş ve çıkış yapmaktadır. Tüm bunlarla ilgili işlemler ve süreçler Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızca takip edilmekte, güvenli ve kolay ticaretin yol alacağı kanallar hızla ve büyük bir titizlikle inşa edilmektedir.

Dünyada ticaretin değişen şartları ülke olarak bizim de durmaksızın değişmemizi, gelişmemizi, idari ve fiziki yapımızı modernize etmemizi gerekli kılmaktadır. Gümrük hizmetlerini çok daha hızlı ve etkin bir şekilde sürdürebilmek, sınır kapılarında yaşanan beklemeleri de asgari düzeye indirebilmek için yerel olarak alınan önlemlerin yanında, ihtiyaç duyulan yerlerde yeni gümrük kapıları ve müdürlükleri açılmakta ve mevcut kapılar yenilenmektedir.

Avrupa’nın en büyük gümrük kapılarından biri olan Kapıkule başta olmak üzere Gürbulak, Habur, Sarp, Hamzabeyli ve Cilvegözü, İpsala ve Nusaybin gümrük kapıları modern tesislere kavuşturulmuştur. Halkalı Gümrüğü yeni tesislerine taşınmasıyla ithalat ve ihracat gümrük hizmetlerinin topluca karşılanacağı bir lojistik üs hâline gelecektir. Son derece önemli olan Erenköy lojistik merkezinin oluşturulması çalışmaları devam etmektedir. Bunlarla beraber, gümrüklerimizde yeni uygulamalar başlatılmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak önceliğimiz yasal ticareti kolaylaştırmaktır. Yasal ticaretin kolaylaştırılması yasa dışı ticaretle daha etkin mücadele edilmesine, gümrük işlemlerinden kaynaklanan formalitelerin azaltılmasına, buna bağlı olarak da gümrük işlem maliyetlerinin minimum düzeye indirilmesine imkân sağlamaktadır.

Bakanlık olarak hedefimiz, tüm gümrük işlemleri açısında maliyetleri düşürmek, kırtasiyeciliği bertaraf etmek ve işlem süresini azaltarak eşyanın bir an önce nihai varış noktasına ulaşmasını sağlamaktır. 2023 vizyonundaki ekonomik hedefler ancak bu şekilde sağlanacağından, uluslararası platformda gümrük alanındaki Bakanlık çalışmalarının çoğunluğu elektronik sistemleri esas alan ve sınır geçişlerini hızlandıran projeler ve faaliyetler esas alınarak yürütülmektedir.

Gümrüklerdeki diğer önemli bir konu da işlem süreleridir. Gümrük idarelerinin ithalat ve ihracat işlemlerinde bilgi teknolojileri ve risk analizi yöntemleri kullanılarak kontrolü yapılacak taşıt ve eşyalarda seçicilik sağlanmakta, bu yolla yasa dışı ticaretle daha etkin mücadele edilirken güvenilir dış ticaret erbabının da gümrük kontrolleri hızlandırılmaktadır.

Bakanlığımızca gümrükler alanında yürütülen çalışmalar sonucunda gümrük işlem süreleri 2008 yılından bu yana gözle görülür biçimde azalmış, ticaret erbabının gümrük işlemlerini daha hızlı tamamlayarak zaman ve maliyetlerden tasarruf yapmaları sağlanmıştır. Örnek verecek olursak, gümrük idarelerinde ihracat işlemlerinin tamamlanma sürelerine bakıldığında, 2002 yılında ilk bir dakikada tamamlanan işlemlerin oranı yüzde 3 iken 2014 yılında yüzde 66’ya çıkmıştır. İhracat işlemlerinde ortalama işlem süreleri dikkate alındığında, ortalama 1 ihracat işleminin süresi 2002 yılında on saatin üzerindeyken 2014’te üç saatin altına, iki saat kırk üç dakika civarına indirilmiştir. Bu süreler Bakanlığımızın yapacağı fedakârca çalışmalarla ileriki dönemlerde inşallah daha da kısalacaktır.

Sayın milletvekilleri, tüketicinin öncelendiği ve korunduğu, ahilik anlayışının hâkim olduğu ve içselleştirildiği tüketici ve ticaret hukuku hepimizin hayal ettiği bir durumdur. Yaptığımız tüketim hukuku düzenlemeleriyle bu konuda çok önemli adımlar attık, atmaya devam edeceğiz.

Birlik ve kooperatiflerimizi milletin kurumları olarak ve bir sivil toplum dayanışması olarak gördük ve önemsedik, koruduk ve kolladık. 2012 yılında düzenlediğimiz Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’yla yol haritamızı belirledik. Bundan böyle de birlik ve kooperatiflerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

Esnaf ve sanatkârlarımızla olan diyaloğumuz ve istişarelerimiz hiç kesintiye uğramadan devam etmektedir. Toplumumuzun omurgasını oluşturan esnaf ve sanatkârlarımızın bütün sorunlarıyla yakından ilgiliyiz ve her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Esnaf ve sanatkârlarımızla beraber yaptığımız ve yapacağımız şûralarla bu alanda da önemli tespitler yapıp adımlar atacağız.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2015 yılı bütçemizin milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni eder, Hükûmetimize ve Bakanlığımıza üstün başarılar dilerim.

Genel Kurulumuzu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Üçüncü konuşmacı Orhan Karasayar, Hatay Milletvekili.

Buyurun Sayın Karasayar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rekabet Kurumunun 2015 yılı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Malumlarınız olduğu üzere, rekabet kuralları, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yürürlükte olan düzenlemelerdir. Piyasa ekonomisinin sağlıklı işlemesi için vazgeçilmez görülen bu kuralların etkin uygulanması için çoğu ülkede bu işe özgü kamu otoriteleri tesis edilmiştir. Ülkemizde de Anayasa’mızın 167’nci maddesi hükmü, devlete piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemeleri için gerekli tedbirleri alma, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi vermiştir.

Türkiye ekonomisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler ortadadır. Rekabet Kurumunun ilk yıllarında, 1998 yılında, yaklaşık 270 milyar ABD dolarlık bir ekonomik büyüklüğe sahip olan ülkemiz, gelinen noktada ekonomik yapısında serbestleşme sürecini büyük ölçüde tamamlamış, 2013 yılı itibarıyla yaklaşık 820 milyar ABD dolarlık bir millî gelirle dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri olmuş, dünya ekonomisinin yüzde 85’ini oluşturan ve 2015 yılında Dönem Başkanlığını üstlendiğimiz G20 ülkeleri arasında yerini güçlendirerek sürdürmüştür.

Ulusal ekonominin eskiye göre daha rekabetçi, dış dünyaya daha açık ve serbest piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla daha iyi işliyor olmasında rekabet kurallarına uyumun rolü büyüktür. Ekonomide piyasa mekanizması dışında gerçekleşen suni müdahaleleri bertaraf etme çabası içinde olan Rekabet Kurumu da bu istikamette çalışmalarına başarılı bir şekilde devam etmektedir.

Rekabet Kurumu, kuruluşundan bugüne değin rekabet koşullarının teşebbüslerce bozulduğu vakalarda verdiği kararlarla etkin uygulama örnekleri oluşturmuş, muhtemel rekabet ihlallerine karşı önemli bir caydırıcılık vasfı kazanmıştır. Bu vesileyle, tüketiciye de üreticiye de adil bir ortam sunularak vatandaşın daha ucuza daha kaliteli, bol seçenekli ürün ve hizmet alması sağlanmaya çalışılmıştır.

Rekabet koşullarının gözetilmemesi durumunda, piyasada danışıklı hareket ederek kaliteyi düşüren, fiyatları yükselten karteller ile rekabetçi düzeni tehdit eden, tekelleşip piyasayı kontrol etmek isteyenlerle ve küçük işletmeleri yutan, piyasaya yeni firma girmesine izin vermeyen devlerle daha fazla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktı. Kısacası, meydan, kural dışı hareketlerle toplumun refahından ve huzurundan çalan firmalara kalacaktı. Mevcut durumda ise tüketicilerimiz ihtiyaç, istek, zevk ve bütçesine uygun farklı tercihler yapabiliyor, piyasada istediği ürün ya da hizmeti kolayca bulabiliyorlar. Girişimcilerimiz istediği alanlarda adil bir şekilde yarışabiliyor, üretebiliyor ve geleceğe dönük yatırımlarını planlayabiliyorlar. İşte, üreticisinden tüketicisine herkes için piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlama konusunda Rekabet Kurumunun faaliyetlerini göz ardı etmemek gerekiyor.

Rekabet Kurumu, kuruluşundan bugüne değin kendisine intikal eden başvurular üzerine ya da kendiliğinden harekete geçmek suretiyle çeşitli sektörlerde faaliyette bulunan teşebbüsler hakkında inceleme, araştırma ve soruşturmalar yaparak kararlar almış, gereği durumunda kanunda öngörülen cezaları uygulamıştır. Rekabet Kurumu ilgili teşebbüs ve teşebbüs birliklerine cirolarının yüzde 10’una kadar, ihlalde belirleyici etkisi olan yönetici veya çalışanlar için ise bu cezanın yüzde 5’ine kadar idari para cezası hükmedebilmektedir.

Özetle, Rekabet Kurumu gelinen noktada piyasalardaki rekabetin önünde engelleri kaldıran, tüketicilere ekonomik fayda sağlayan önemli karar ve uygulamaların altına imza atmıştır. Bu süreçte, kurum gerek Avrupa Birliğindeki gelişmeleri ve gerekse diğer uluslararası standartları yakalayan şeffaf, adil ve tarafsız bir uygulamayı hayata geçirmeye özen göstermiştir. Nitekim, gerek AB ilerleme raporlarında gerekse OECD gibi uluslararası kuruluş çalışmalarında Türkiye’nin ileri rekabet hukuku normlarına uyum bakımından geldiği noktadan övgüyle söz edilmektedir.

Bütün bu nitelikleriyle kamuoyunun takdirini toplayan Rekabet Kurumu, tüketicilerin daha kaliteli ürünü daha düşük fiyata almalarını sağlayacak rekabetçi piyasaları hedefleyerek faaliyetlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

2015 yılı bütçemizin ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Dördüncü konuşmacı Afif Demirkıran, Siirt Milletvekili.

Buyurun Sayın Demirkıran. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Soma’da, Ermenek’te ve diğer maden ocaklarında hayatlarını kaybeden kardeşlerime Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, on iki yıldır neredeyse her yıl Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesiyle ilgili AK PARTİ Grubu adına söz alıyorum. Muhalefete mensup milletvekili arkadaşlarım çoğu zaman kendi zaviyelerinden değerlendirerek Bakanlığımızın bazı icraatlarını beğenmemiş veya eksik bulmuş ve bunu değişik tonlarda tenkit etmişlerdir. Ancak şimdiye kadar “elektrikler kesik, petrol ve doğal gaz kısıntısı var, kaloriferler çalışmıyor, fabrikalar durdu, piyasada demir ve çelik ürünleri yok, inşaatlar durdu, havaalanları, köprüler inşa edilemiyor, rafineriler çalışmıyor, yollar asfaltlanamıyor” şikâyetleri ve tenkitleriyle pek karşılaşmadık. Bu da Sayın Bakan ve Bakanlık bürokratlarının gece gündüz demeden gayretli çalışmalarıyla mümkün olmuştur.

Değerli arkadaşlar, katıldığımız bütün uluslararası toplantılarda, zengin hidrokarbon enerji kaynaklarına sahip ülkeler ile tüketici ülkeler arasında bir köprü vazifesi gören ülkemizin, yapılmakta olan ve yapılmış olan doğal gaz ve petrol boru hatları sayesinde bir enerji terminali hâline geleceği hep altı çizilerek ısrarla ifade edilmektedir.

TANAP gibi sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın da enerji arz güvenliğini sağlayacak olan bir projeye hem kaynakta hem iletim hattında ortak ve söz sahibi olması nedeniyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığını ve BOTAŞ’ı gerçekten kutluyorum. Yurt içinde ve yurt dışında, denizde ve karada emek, gayret ve kaynak sarf ederek petrol ve doğal gaz arama ve işletmesi yapan kamu ve özel sektör bütün petrol şirketlerini kutluyorum.

İktidara geldiğimiz 2002 yılında sadece 5 ilimize doğal gaz iletiliyorken, bugün eğer bu 73 ile ve 200’den fazla ilçeye ulaşabiliyorsa doğal gaz ve boru hattı uzunluğu da yaklaşık 5 bin kilometreden 20 misli artarak 100 bin kilometreye kadar çıkabilmişse ve TPIC’i de bünyesine alarak doğal gaz ve petrol boru hattının yanı sıra “üretim, iletimde de varım.” diyebiliyorsa, BOTAŞ’ı gerçekten takdirle anmamız gerekiyor.

MTA’nın ülkemizin kömür başta olmak üzere maden ve jeotermal kaynaklarını geliştirmesi, iktidara geldiğimizde 32 bin metre olan sondajlı arama uzunluğunu 350 bin metreye çıkarmış olması, MTA’ya bir teşekkür gerektirir diye düşünüyorum.

Yıllarca 8,5 milyon tona sabitlenmiş olan bir kömür rezervimiz vardı, iktidarımız döneminde bu rezerv neredeyse yüzde yüz artmıştır. Ve bu arada, her yıl 2 milyon vatandaşımızı kara kışta soğuktan korumak üzere kendilerine 2 milyon ton civarında bir kömür verilmekte. Bundan dolayı da Bakanlığımızı ve Türkiye Kömür İşletmesini gerçekten kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, zamanımız tabii, beş dakikayla sınırlı olduğu için… İktidara geldiğimiz güne kadar, seksen dokuz yıl içinde, 1913 yılından 2002 yılına kadar sadece 32 bin megavat olan elektrik kurulu gücü, 37 bin megavata çıktı. Bizim iktidarımız döneminde, sadece iktidarımız döneminde 37 bin megavat oldu, 68 bin megavata çıktı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Afif Bey, yalnız siz yapmadınız, onu özel sektör yaptı.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Onun için diyorum ki, kamu ve özel sektör tüm elektrik şirketlerine burada teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Nükleerde…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ekonomiden sorumlu bakanlar, özel sektörün borcunu yok sayıyor da ondan dolayı. Kayıtlara geçsin diye…

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Hayır, önemli olan, bunu dizayn etmek.

2019’a kadar Strateji Belgesi, 2023’e kadar, ki bir hedef ortaya koymuş olmak, Bakanlığımızın olayı ne kadar ciddiye almış olduğunun bir göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hocam, on iki senede artış lineer olur zaten. Siz hocasınız yani. Bu seksen dokuz ile on ikiyi şey yapmayın yani.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Tabii ki, nükleerde de geç kalınmıştır. Ama sonuçta bir karar alınmıştır.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çok şeyde geç kaldınız, çok şeyde. Sadece nükleerde değil.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Bu karardan dolayı da Bakanlığımızı kutluyorum.

Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Şu seksen dokuz ile on ikiyi kıyaslamasanız olmaz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Beşinci konuşmacı İbrahim Halil Mazıcıoğlu, Gaziantep Milletvekili.

Buyurun Sayın Mazıcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinin altıncı turunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 2015 mali yılı bütçesinin hazırlanmasında emeği geçen Maliye Bakanımıza, bürokratlarına, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan ve üyelerine ve tüm kamu bürokrasisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, enerji, sürdürülebilir kalkınmada ve ülkelerin refah seviyelerinin artmasında önemli bir konumda yer almaktadır; bir başka deyişle, bir ülkede büyümenin ölçüsü enerji tüketimiyle doğru orantılıdır. Bu açıdan bakıldığında, son yıllarda ülkemiz ekonomisinde ve vatandaşlarımızın refah seviyelerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ülkemizin son on iki yılda yaşadığı bu yüksek ekonomik gelişme ve artan refah seviyesinin sonucu olarak enerji sektörünün her alanında hızlı bir talep artışı olmaktadır. Türkiye OECD ülkeleri içerisinde, geçtiğimiz on iki yıllık dönemde, enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke durumunda olup önümüzdeki on yıl içinde de enerji talebinin 2 kat artacağı öngörülmektedir. Enerji ve doğal kaynaklar alanını yönetirken, dışa bağımlılığı azaltmak, 2 katına çıkacak olan enerji talep artışını sorunsuz karşılamak ve arz güvenliğini sağlamak için gerekli politika ve stratejiler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir.

Bakanlığımız, ülkemiz enerji ve yer altı kaynaklarının ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayacak şekilde değerlendirilmesini amaçlayarak çalışmalarını bu doğrultuda yoğunlaştırmaktadır. Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmaların sonucunda ne denli başarılı bir ivme sergilediği bugün mevcudumuzdaki enerji verileriyle de kanıtlanır niteliktedir. Bu çalışmalar sayesinde 2002 yılında 31.846 megavat olan elektrik enerji kurulu gücümüz 2014 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla, Alim Hocamın uyarılarıyla…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kamu yok artık, kamunun yatırımları yüzde 5.

HALİL MAZICIOĞLU (Devamla) - …kamu ve özel sektörle birlikte 2 kattan fazla artarak 68.845 megavata yükselmiştir. Ülkemizin sahip olduğu hidrolik, rüzgâr, güneş ve jeotermal enerji potansiyellerinin enerji üretiminde kullanılması için gerekli yasal altyapı oluşturulmuş ve bürokratik engeller azaltılmıştır.

Değerli milletvekilleri, yine bu çalışmaların bir sonucu olarak 2002 yılında 12.305 megavat olan yenilenebilir enerji kaynakları kurulu gücümüz 2014 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla 2 kattan fazla artarak 27.816 megavata ulaştırılmış olup enerji sepetimizde yenilenebilir kaynak oranı yüzde 40 mertebesine ulaşmıştır. Bu oran birçok Avrupa Birliği üyesi ülke oranının çok üstündedir. 2013 yılında işletmeye alınan santrallerle yaklaşık 7 bin megavatlık, 2014 yılı ilk on bir ayında işletmeye alınan santrallerleyse elektrik enerjisi kurulu gücümüze yaklaşık 5 bin megavatlık bir ek yapılmıştır. Ayrıca, 2002 yılında 298 olan elektrik enerjisi üreten santral sayısı 2013 yılı sonu itibarıyla 907’ye, 2014 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla da yaklaşık 4 katına çıkmıştır.

Ben bu vesileyle bu hizmetleri yapanlara huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Başta Enerji Bakanımız ve ekibine gerçekten teşekkür ediyorum. İnşallah, vekillerimizin de dediği gibi, kamu ve özel ortaklığı artarak ülkemizin enerji konusunda, arz güvenliği konusunda hiçbir sorun olmadan hak ettiği yere kavuşacağını düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Altıncı konuşmacı Hacı Bayram Türkoğlu, Hatay Milletvekili.

Buyurun Sayın Türkoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI BAYRAM TÜRKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ hükûmetleri zamanında, özellikle 2014’te enerji konusunda yapılan mekik diplomasisiyle ülkemiz özellikle Asya ve Avrupa arasında bir enerji köprüsü konumuna gelmiş, bölgesinde enerji santrali olma yolunda her geçen gün daha iyimser bir tabloyla ilerlemektedir.

Değerli milletvekilleri, elektrik piyasasında 2001 yılında başlatılan reform süreci 2013 yılında çıkarılan yeni Elektrik Piyasası Kanunu’yla ivme kazanmıştır. 2014 yılı elektrik piyasası açısından önemli bir gelişmeye sahne olmaktadır, bir enerji borsası kurulması yolunda ilk adımlar atılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu’nda yeni bir faaliyet olarak tanımlanan piyasa işletimiyle iştigal etmek üzere kurulması öngörülen Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi, EPİAŞ’ın kurulmasında da sona yaklaşılmıştır.

2014 yılında elektrik piyasasında rekabetin daha da geliştirilmesi amacıyla serbest tüketici limiti daha da indirilmiştir. Yıllık 4.500 kilovatsaat tüketimi olan, bir başka ifadeyle aylık yaklaşık 140 lira elektrik faturası ödeyen her tüketici dilediği tedarikçiden elektrik enerjisi satın alabilmektedir.

Kasım ayı sonu itibarıyla özel sektör tarafından 4.800 megavat kurulu güç işletmeye alınmıştır. 2003 yılından bugüne kadar özel sektör tarafından herhangi bir alım garantisi olmaksızın işletmeye alınan toplam kapasite 30 bin megavatı aşmıştır. Böylelikle, 2003 yılında 300 olan santral sayısı 1.059’u bulmuştur.

Bu sene lisanssız elektrik üretiminde de başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ülkemizde ekim sonu itibarıyla 81’i güneş olmak üzere toplam 86 adet lisanssız tesis işletilmektedir. Bu tesislerin toplam kapasitesi 36 megavat civarındadır.

Bu arada, yenilenebilir enerji konusuna ciddi manada önem verdiğimizi belirtmek istiyorum. 2014 yılında lisanslı güneş enerjisi santrali yatırımına ilişkin ön lisanslar da verilmeye başlanmıştır. Haziran 2013 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna güneş enerjisine dayalı olarak 496 adet başvuru yapılmış olup toplam kurulu güç değeri 7.901 megavattır. İlk etapta bu başvurulardan 600 megavatına lisans verilecektir.

1 Temmuz 2014 tarihi itibarıyla 2016-2020 tarife dönemine ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. 2015 yılı sonuna kadar sürecek bu çalışmalar neticesinde elektrik dağıtım şirketleri ve görevli tedarik satış şirketleri tarafından uygulanacak tarifelerin esasları belirlenmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılında doğal gaz tüketimimiz 45,9 milyar metreküp düzeyine ulaşmıştır. 2013 yılı tüketiminin sektörel dağılımı incelendiğinde, doğal gazın takribi yüzde 45’inin elektrik üretiminde, yüzde 25’inin sanayi tüketiminde, yüzde 20’sinin ise evsel tüketimde kullanıldığı görülmektedir. 2014 yılı doğal gaz tüketim tahmini EPDK tarafından 46 milyar metreküp olarak belirlenmiştir.

Doğal gaz piyasasının rekabete açıldığı 2001 yılından bu yana tek oyunculu bir piyasadan çok oyunculu bir piyasaya geçişe yönelik adımlar atılmıştır. Kasım 2014 itibarıyla doğal gaz piyasasındaki lisansların sayısı 321’e ulaşmıştır. Söz konusu lisanslar hem piyasada rekabet ortamının sağlanması hem de arz güvenliğimizin teminat altına alınması bakımından önemlidir. Şubat 2014 ayında iki özel sektör şirketine verilen doğal gaz yeraltı depolama lisanslarının önümüzdeki yıllarda doğal gaz piyasasında arz güvenliği ve rekabet ortamına büyük katkılar sağlaması beklenmektedir.

Doğal gaz piyasamız derinleştikçe piyasamızda rekabete açık alanları artırma ve yönlendirmeye yönelik çalışmalar da yoğunlaşmaktadır. Bugün için 76 ilin doğal gaz kullanımına imkân verilmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çalışmaları başlatılan dengeleme gazı piyasasına ilişkin düzenlemeler de 2015 yılında hayata geçirilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HACI BAYRAM TÜRKOĞLU (Devamla) – Evet, 2015 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Yedinci konuşmacı Ali Gültekin Kılınç, Aydın Milletvekili.

Buyurun Sayın Kılınç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ GÜLTEKİN KILINÇ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı içerisinde yer alan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü bütçesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, rezerv büyüklüğü ve üretim açısından dünyada 1’inci sırada yer aldığımız bor madeni konusunda 4865 sayılı kuruluş kanunu çerçevesinde araştırma ve teknoloji geliştirme, bilgi yönetimi ve iş birlikleri geliştirme alanlarında 2013-2017 Stratejik Planı’nda belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmekte olan, ülkemiz için stratejik bir kuruluştur. Enstitü stratejik öncelik olarak herhangi bir teknolojik uygulamanın yaygın ve etkin bor kullanımı potansiyeli ve bora dayalı rekabet avantajını sağlama potansiyeliyle ilgili olup yeni bor ürünleri ve kullanım alanları geliştirilmesi, mevcut bor ürünlerine pazar geliştirecek yeni kullanım alanlarının bulunması ve ülkemizde bor sektörünün ve bora dayalı değer zincirinin geliştirilmesi noktasında uygulanabilir olan mevcut ürünlerin ülkemizde üretilmesi, bor mineral ve bileşiklerinin insan ve çevre sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması BOREN’in görev alanı kapsamındadır. Bu kapsamda BOREN’e 2004 yılından bugüne kadar toplam 438 adet proje başvurusunda bulunulmuş olup 209 adet proje desteklenmiş, bunlardan 156 adedi sonuçlandırılmıştır. Enstitü bünyesinde hâlen 53 adet proje devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BOREN, üniversiteler başta olmak üzere kamu araştırma kurumları ve özel sektörle iş birliği içerisinde katalizör görevi üstlenerek proje ve programlar geliştirmeye ve yürütmeye devam etmektedir. Bu çerçevede ilk defa borlu kaplama teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla Atılım Üniversitesiyle, bor ve ürünlerinin ahşap ve ahşap kompozit malzeme sektöründe uygulanmasına yönelik üretim teknolojilerini sektör katılımını da sağlayarak geliştirmek amacıyla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesiyle, insan ve çevre sağlığı göz önüne alınarak bor ve ürünlerinin biyolojik ve biyoteknolojik uygulamalarda kullanımına yönelik teknoloji geliştirme alanında Yeditepe Üniversitesiyle, enerji uygulamalarına yönelik bor ve hidrojen esaslı ürün ve üretim teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla TÜBİTAK’la, borlu malzeme uygulamaları konusunda İstanbul Teknik Üniversitesiyle BOREN borlu malzeme uygulama yetkinlik merkezleri kurulmuştur.

Yetkinlik merkezlerinde yapılan proje çalışmalarında bor nitrür kaplanmış titanyum implantlarının antibakteriyel özellikleri, bor katkılı yanmaya dirençli yeni nesil kompozit malzemeler, ahşap plastik kompozit malzeme geliştirilmesi, selülozik atıktan yalıtım amaçlı poliüretan tipi köpük malzeme geliştirilmesi, bor katkılı antimikrobiyal yapı malzemeleri, hijyenik sağlık malzemeleri, borun ilaç sektöründe yara iyileştirici ajan ve insan sağlığı üzerindeki obeziteye etkisi, toksisite ve kanser risklerine karşı çalışmalar ile bor esaslı yakıt geliştirilmesi, elektrikli araçlarda ve insansız hava araçlarında menzil artırmaya yönelik ticari ürün geliştirilmesi konularında çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca BOREN bünyesinde bir çekirdek AR-GE merkezi oluşturulmuş olup merkez bünyesinde hâlen izotop zenginleştirme ve uluslararası iş birliği modeliyle bor katkılı ileri metal alaşımları konularında 2 adet proje yürütülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enstitünün kurulmasından itibaren tarımsal üretimde bor kullanımının potansiyeli dikkate alınarak bir taraftan çeşitli ürünlerin yetiştirilmesinde bor gübrelemesinin verim ve kalite üzerine etkilerinin araştırıldığı projeler yürütülmüş, diğer taraftan, tarım sektöründe kullanılabilecek bor kimyasallarının ülkemizde üretilmesi için çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalara paralel olarak ülkemiz tarım topraklarının bor içeriğini belirlemeye yönelik bir projeyle Türkiye tarım toprakları bor haritası oluşturulmuştur. Bu amaçla, fındık ve çay projelerinin olumlu ilk sonuçlarıyla bor uygulamasının fındık ve çay tarımına potansiyel katkısı hakkında 2014 yılında Eti Maden de davet edilmek suretiyle Rize ve Ordu’da sektöre yönelik bilgilendirme toplantıları düzenlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düşüncelerle 2015 yılı mali bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sekizinci konuşmacı Muzaffer Çakar, Muş Milletvekili.

Buyurun Sayın Çakar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUZAFFER ÇAKAR (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun 2015 yılı bütçesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayacak şekilde değerlendiriyoruz. OECD ülkeleri içinde, geçtiğimiz on yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke konumundayız. Aynı şekilde ülkemiz, dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda, Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip 2’nci büyük ekonomi konumundadır. 2023’te elektrik enerjisi ihtiyacımızın bugünkünün iki katından fazla artarak yaklaşık 500 milyar kilovata ulaşacağını tahmin ediyoruz.

Nükleer enerjiyi ülkemize kazandırmakta kararlıyız. Mersin Akkuyu için Rusya, Sinop içinse Japonya’yla hükûmetler arası anlaşma yapıldı. Türkiye’ye tek kalemde yapılmış en büyük yatırım olacak iki santralin toplam yatırım maliyeti 42 milyar dolardır. 2023 yılına kadar iki nükleer santrali hayata geçirip üçüncünün de inşaatına başlamayı ülke olarak hedefliyoruz.

Akkuyu ve Sinop nükleer santral projelerinde, nükleer standartlara uygun ekipman üretip malzeme tedarik edebilecek yerli firmalarımıza en az 16 milyar dolarlık iş imkânı doğacağını tahmin etmekteyiz.

Değerli Başkan, burada, muhalefet, aydınlanmaya giden -kömürler, HES’ler, nükleer enerji- bütün iletişim kanallarına muhalefet ediyor. Acaba, bir gün elektriğin kesilmesi durumunda, bunların karanlığa karşı hangi tepkiyi göstereceğini de merak ediyorum.

Yenilenebilir enerji güvenlidir ancak güvenilir değildir yani sürekli değildir, alternatif enerji kaynağıdır. Nükleer santraller mevsimden ve iklim şartlarından bağımsız olarak sürekli çalışabilmektedirler. Her zaman rüzgâr esmez, güneş her zaman ışımaz, yağış her zaman bol olmaz ama nükleer santral her zaman çalışır. Yılda 8.760 saatin -bakım dönemleri çıkarılırsa- nükleer santral yaklaşık 8 bin saatinde çalışabilir; bu 8 bin saat, hidrolikte ortalama 4 bin saat, rüzgârda 3 bin saat, güneşte ise ortalama 2.500 saat mertebesindedir.

Kurulum çalışmaları devam eden Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri devreye alındığında -yaklaşık 16 milyar metreküp doğal gaz karşılığı- günümüz fiyatlarıyla yıllık yaklaşık 7,2 milyar dolar tutarında doğal gaz ithalat bağımlılığından ülkemiz kurtulmuş olacaktır.

Komşularımız İran, Bulgaristan, Ermenistan enerji ihtiyaçlarının bir bölümünü nükleerden karşılamaktadırlar. Karadeniz sahilinde kıyısı bulunan ülkeler içerisinde nükleer enerjiden istifade etmeyen sadece Türkiye ve Gürcistan’dır.

Dünya genelinde üretimde olan 437 nükleer güç santralinin 104’ü Amerika Birleşik Devletleri’nde, 58’i Fransa’da, 50’si Japonya’da, 33’ü Rusya’da, 23’ü Güney Kore’de, 19’u Kanada’da olmak üzere şu anda 430 nükleer santral faaliyettedir. Diğer taraftan, Fransa elektriğin yüzde 77’sini, Belçika ve Slovakya yüzde 54’ünü, Ukrayna yüzde 47’sini, Macaristan ise yüzde 43’ünü nükleer enerjiden temin etmektedir. Dünyanın en büyük 16 ekonomisi içerisinde olan Türkiye daha bu nükleer enerjiden pay almamaktadır.

Dünya genelinde inşası devam eden 65 nükleer santralden 29’u Çin’de, 10’u Rusya’da, 7’si ise Hindistan’da hayata geçiriliyor. Enerjisinin önemli bir kısmını nükleer enerjiden karşılamak isteyen Çin ise 51 santrali daha yapma hedefinde, yine bunun yanında Rusya 24 nükleer santral planlamakta; bizim de bundan geri kalmamamız için bütün imkânlarımızı seferber etmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUZAFFER ÇAKAR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun 2015 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Dokuzuncu konuşmacı Eşref Taş, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Taş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EŞREF TAŞ (Bingöl) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2015 yılı MTA bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maden kazasında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

2003 yılında MTA ve özel sektör birlikte 100 bin metre sondaj yaparken, 2014’te 350 bin, 2015 yılında ise hedef 400 bin metreye ulaşmaktır. MTA’nın yapmış olduğu sondaj sonucunda 4,5 milyon ton bakır, 75 ton altın, 1,5 milyar ton demir, 4 milyar ton dolomit, 2,8 milyar ton kalsit, 1,2 milyar ton feldspat, 6,5 milyar ton kuvars, 406 milyon ton mermer-doğal taş, 10,5 milyar ton kaya tuzu ile 51 milyon ton sodyum sülfat potansiyeli rezervi tespit edilmiştir. 2005 yılında 6,8 milyar ton olan linyit rezervi 2015’te 14,6 milyar tona ulaşmıştır. Yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal enerjide ülkemiz yıl sonu itibarıyla 350 megavat potansiyeliyle dünyada 7’nci sırada, Avrupa’da 1’inci sırada yer almaktadır.

2008 yılından itibaren 16 adedi elektrik üretimine uygun toplam 91 adet jeotermal saha yatırımcıya devredilerek ülke ekonomisine 545 milyon dolar kazandırılmıştır. Jeotermal enerjiyle ilgili Bingöl Yayladere’deki, Karlıova’daki çalışmalarda da olumlu sonuçlar alınacağına inanıyorum. Ilıcalar bölgemizde il özel idaresince yapılan aramalarda ise hatırı sayılır jeotermal kaynağa ulaşıldı.

Maden aramanın, ülkemizin uluslararası çıkarlarını korumada da stratejik bir tarafı vardır. Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde Rumlar kadar Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin de hakkı olduğu, Barbaros Hayrettin Paşa gemimiz vasıtasıyla Rum faaliyetlerine aynı şekilde karşılık verilerek ortaya konulmuştur. Önümüzdeki ay içinde tamamen yerli imkânlarla tesis edilen, üç boyutlu sismik araştırmalar yapabilecek yeni bir araştırma gemimizi de denize indireceğiz. Yine, yaklaşık maliyeti 1 milyar dolar olan, denizde petrol ve doğal gaz aramaları platformu için çalışmalar devam etmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sözleriyle “Nereden nereye.” On üç sene önce bunları konuşabilir miydik? Hangi platformu konuşacaktık? Hangi sondaj gemisini konuşacaktık? Bunları konuşmak mümkün müydü? Ama şimdi bunları konuşuyoruz. Niye? Bu gücü yakaladık da onun için.

Değerli arkadaşlarım, bulamadığınız maden sizin değildir. Bingöl’ün maden bölgesi Genç’te MTA ve saha sahipleri tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Avnik, Gonaçtepe, Haylandere, Hamek, Arduvan, Kılaz ve İbrahiman sahalarında 300 milyon ton görünür demir cevheri tespit edilmiştir. Sivan bölgesinde demir cevheri zenginleştirme çalışmaları devam etmektedir. İnşallah, 2015 yılında çalışmaların bitmesiyle birlikte pik demir üretimine başlanacaktır.

Maden cevherimizin dünyayla rekabet edebilirliğini artırmak için Suveren-Güzeltepe arası 17 kilometre demir yolunun etüt projesi de yapılmış, 2015 yapım programına alınmıştır.

Bingöl Genç Halveliyan köyümüzde 140 bin ton disten, Karlıova bölgemizde 88 milyon ton linyit rezervi bulunmaktadır.

Tabii ki burada çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor ama en önemlisi, çözüm süreci zenginlik ve refah üretiyor. Bingöl’ümüzde çözüm sürecinden memnun olmayan özgür iradeli bir tek Kürt, bir tek Zaza bulamazsınız. Hepimiz çözümün ortak paydasıyız. Bu bakımdan, çözüm sürecinin tahkimi maden ocaklarının tahkimi kadar hayatidir. Süreci ve halkımızın umudunu boşa çıkaracak sorumsuz açıklamaların ve davranışların en az maden kazaları kadar tehlikeli olduğu uyarısıyla sözlerime son veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Enerji Bakanımıza ve MTA Genel Müdürlüğüne, hem Bingöl hem de ülkemiz adına yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı teşekkür eder, MTA bütçesinin hayırlara vesilesi olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Onuncu konuşmacı Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili.

Buyurun Sayın Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Çok Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada orman alanları yıldan yıla azalırken Türkiye dünyada orman varlığını artıran nadir ülkeler arasında yer almakta ve orman yangınları konusunda da Avrupa’da en başarılı ülke olarak öne çıkmaktadır. Son on iki yılda 3 milyar 250 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuştur. 2003 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız 21,7 milyon hektara ulaşmış, böylece son on iki yılda orman varlığımız 900 bin hektar artırılmıştır. Orman alanlarımız artarken odun servetimiz de yüzde 25 artırılarak 1,2 milyar metreküpten 1,5 milyar metreküpe yükseltilmiştir.

Vatandaşlarımıza nefes alabilecekleri, tabiatla iç içe olabilecekleri Şehir Ormanları Projesi’yle bütün şehirlerimizde yeşil alanlar oluşturulmuştur. Projenin başlatıldığı 2003 yılından bugüne kadar toplam 123 adet şehir ormanı tesis edilmiştir. 1992-2002 yılları arasında yılda ortalama 75 milyon adet fidan üretilirken günümüzde yılda 400 milyon adet fidan üretimi gerçekleştirilmektedir.

Ülke olarak temel ormancılık politikamız, bir yandan ormanlarımızı verimli hâle getirmek, diğer yandan halkımızın refahı doğrultusunda en yüksek düzeyde faydalanmalarını sağlamaktır. Bu bağlamda, ülke ekonomisine ve orman köylüsüne katkıda bulunmak maksadıyla hazırlanan eylem planlarıyla orman ürünleri en iyi şekilde değerlendirilmektedir.

Ormana yakın yerlerde yaşayan vatandaşlarımızın hayat standartlarının yükseltilmesi ve ülkemizin bal üretiminin artırılması maksadıyla Bal Ormanları Projesi hayata geçirilmiş ve bugüne kadar 227 adet bal ormanı projesi tesis edilmiştir.

Ülkemizin ormancılık alanında en önemli konularından biri olan orman kadastrosu, önemli kanuni düzenlemeler yapılarak büyük bölümünü tamamlamıştır. Hedefimiz, ormanlarımızın tamamının kadastrosunu 2015 yılında tamamlamaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Bakanlığın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ise bütün şehirlerimize içme suyu temin etmekte, suya hasret mümbit topraklara sulama suyu götürmekte, dereleri ıslah etmekte, hidroelektrik enerji üretim tesisleri inşa etmekte, kısaca ülkemizin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine hizmet götürmektedir.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Kim?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Devlet Su İşleri.

Bu bağlamda, aralarında baraj ve göletlerin yer aldığı çok sayıda tesis inşa etmekte, son on iki yılda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2.361 adet tesisi milletimizin hizmetine sunmuştur. 2003 yılında yani on iki yıl öncesinde yılda ortalama 3 adet tesisin tamamlanabildiği… Dikkat edin arkadaşlar, 3 adet, yani, koca sene, koskoca Devlet Su İşleri çalışıyor, 3 tane tesis üretebiliyor ama bizim dönemimizde yılda ortalama 196 tesisi hayata geçirebilme kapasitesine ulaşmıştır. Bilgilerinize sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, Devlet Su İşlerinin çok büyük projelere imza attığını da hepiniz çok yakından biliyorsunuz. GAP projesi kapsamında 1 milyon hektar, KOP kapsamında 1,1 milyon hektar, DAP kapsamındaysa 1,2 milyon hektar olmak üzere 3,3 milyon hektar arazi sulanmaktadır. Tabii, Sayın İlhan Demiröz’ün de çok yakından bildiği, Bursa’mızın çok değerli sulama arazilerini, tarım arazilerini suya kavuşturan çalışmalara da Devlet Su İşleri bizim dönemimizde imza atmıştır. 1990’lı yılların başında başlayan birçok sulama projesinin inşaat aşamasında temeli atılmış, yıllarca beklemiş ama çok şükür ki AK PARTİ 2002’den sonra iktidara gelmiş ve bu projeleri hayata geçirmiştir. İşte, bunlardan birkaçını size örneklere anlatmak istiyorum. Yenişehir Ovası’nın 18 bin hektar alanını sulayacak olan Boğazköy Barajı…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Bitti mi? Hayır, hayır, sulama kanalları yapıldı mı?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – …İnegöl Ovası’nın 4.100 hektar alanını sulayacak olan Babasultan Barajı, yine içme suyunda Bursa’mızın o mümbit Uludağ’ın kar sularını Bursalı hemşehrilerimize ulaştıracak olan Nilüfer -içme suyu- Barajı bizim dönemimizde tamamlanmıştır.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Hepsini biz yaptık.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Bin köye bin gölet yapıldı mı?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Bursa’da çok şükür on iki yıldır su sıkıntısı çekilmemektedir. Hemşehrilerimiz çeşmelerinden kaliteli içme suyunu içmektedir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yüzde kaçını tamamladınız Hüseyin Bey? Nilüfer Barajı’nın yüzde kaçını yaptınız, onu söyle. Yani, her şey bitmiş, kamuya açmak kalıyor. Yüzde kaçını yaptınız, onu söyle.

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – İnegöl’de Hocaköy içme suyu, Gemlik’te Büyükkumla Barajı, Yine Büyüorhan’da Büyükorhan Barajı bizim dönemimizde tamamlanmıştır ve yeni projelerle, bin günde bin gölet projelerimizle de bütün köy arazilerimizi sulama projeleriyle toprağımızı suya kavuşturacağız.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Bin köye bin göletten Bursa’ya kaç tane yapılması lazım?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Arkadaşlar, güneş balçıkla sıvanmaz. Bizim yaptıklarımız sizin “Yok.” demenizle yok olmaz. Yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Ben bu düşüncelerle DSİ bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On birinci konuşmacı Bilal Uçar, Denizli Milletvekili.

Buyurun Sayın Uçar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA BİLAL UÇAR (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı Bütçe Kanun Tasarısı’nın Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, ülkemizin en büyük yatırımcı bakanlıklarından birisidir. Bakanlık, ülke genelinde pek çok projeyi hayata geçirmiş, son on iki yılda 75 milyar Türk lirası yatırım yapmıştır. 1999-2002 yılları arasında Devlet Su İşleri tarafından üç yılda sadece 9 tesis hizmete açılmışken, 2003-2014 yılları arasında 278 baraj ve hidroelektrik santrali, 245 gölet, 288 sulama, 77 içme suyu temin, 4 adet atık su arıtma, 1.421 taşkın koruma tesisi ve 48 adet hizmet binası olmak üzere 2.361 adet tesis vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur.

Devlet Su İşlerinin kurulduğu 1954 yılından 2011 yılı sonuna kadar elli yedi yılda 461 gölet inşa edilmişken, 2012-2014 yılları arasında tamamlanmak üzere, üç yılda, 1.000 Gölet Projesi hayata geçirilmektedir. Hizmete alınan pek çok sulama tesisi ile sulanabilir arazilerimiz 59 milyon dekara ulaştırıldı. 2015 yılı sonunda bu miktar 63 milyon dekara çıkarılacaktır. Ülkemizde son yıllarda sulamaya açılan alanların artmasıyla Türkiye dünyada tarım alanında 7’nci sıraya yükselmiştir.

Yine, hidroelektrik potansiyelinin değerlendirilmesinde de büyük mesafe katedilmiştir. 2003 yılında 26 milyar kilovatsaat olan hidroelektrik enerji üretimimiz bugün 82,5 milyar kilovatsaate ulaşmıştır.

Orman varlığına baktığımızda da Türkiye, orman varlığını artıran nadir ülkelerden birisidir. 2003 yılından bu yıl kasım ayına kadar 3 milyar 250 milyon fidan toprakla buluşturularak eşi görülmemiş bir rekora imza atılmıştır.

Ülkemizin bal üretiminin artırılması maksadıyla bugüne kadar 277 adet bal ormanı tesis edilmiş, bu proje sayesinde Türkiye bal üretiminde dünyada 6’ncı sıradan 2’nci sıraya yükselmiştir.

Konuşmamın kalan süresi içerisinde Bakanlığımızın ilimiz Denizli’ye yapmış olduğu sulama alanındaki bazı önemli yatırımlardan da bahsetmek istiyorum. Bakanlığımız, Denizli’de bugüne kadar 683.310 dekar araziyi sulama imkânına kavuşturmuştur. Devam eden projeler tamamlandığında toplamda 1,1 milyon dekar arazi sulanabilir hâle gelecektir. Pamukkale Sulama Birliği havzasında bulunan ve pompajla sulanan 105.560 dekar arazinin sulaması çiftçimiz açısından çok ağır bir yük oluşturmaktaydı. Bu bölgedeki çiftçimizin elli yıllık rüyası gerçek oldu. Cindere Barajı’ndan Pamukkale havzasına cazibeli sulama imkânı sağlayacak olan Yenicekent İletim Kanalı Projesi tamamlandı. 2015 yılından itibaren artık çiftimiz rahat bir nefes alacaktır. Yine, bu kanaldan, Buldan Ovası’nda 28.640 dekar, Karakıran’da 10.740 dekar araziye sulama imkânı getirilerek toplamda 144.940 dekar araziye cazibeli suyun temini sağlanacaktır. Bu projenin hayata geçirilmesi için hiçbir desteğini esirgemeyen Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’na Denizliler adına çok teşekkür ediyoruz.

Bakanlığımızın “1000 Günde 1000 Gölet Projesi” kapsamında Denizli’de 89 adet gölet ile 64.639 dekar arazi sulanacak, 2 kasaba ve 14.860 dekar arazi su taşkınlarından korunacaktır. Yapımı tamamlanmış olan Yenidere Barajı’ndan Tavas Ovası’na sulama suyu ulaştıracak iletim kanalları çalışması devam etmektedir. Yine, Acıpayam Akalan Barajı inşaatı da hızla devam etmektedir. Baraj tamamlandığında, 7.460 dekar arazi sulama imkânına kavuşacaktır.

Bir başka güzel gelişmeyse, yine, Denizli merkezimizde bulunan Bereket Sulama Birliği ve Devlet Su İşleri iş birliğiyle sulama hatlarının yenilenmesidir. Kapalı devre basınçla sulama imkânı sağlayacak olan bu projenin inşaatına da 2015 yılında başlanacaktır.

Bakanlığımız, Denizli’de 80 milyon 300 bin adet fidanı toprakla buluşturarak yaklaşık 1 milyon dekar arazide çalışma yapmış, ayrıca 1.165 dekarlık 9 adet bal ormanını kazandırmıştır. 2013 yılında, Denizli’de, 67 köyde, 2.134 dekar alanda, 76.129 adet gelir getirici ceviz, badem, fıstık çamı fidanıyla ağaçlandırma yapılmıştır. 2014 yılındaysa, 29 köyde, 930 dekar alanda, 33 bin adet gelir getirici ceviz ve badem fidanıyla ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir.

Ben, 2015 yılı mali bütçemizin ülkemize hayırlı olmasını dileyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On ikinci konuşmacı Osman Kahveci, Karabük Milletvekili.

Buyurun Sayın Kahveci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yenilenebilir en önemli doğal kaynaklardan birisi de ormanlardır. Dünyamızı tehdit eden en önemli çevresel felaketlerden biri olan küresel ısınma ve iklim değişikliğinin panzehri olan ormanlarda, ne yazık ki tahribat henüz durdurulamamıştır.

Dünya kara yüzeyinin yüzde 30’u ormanlarla kaplıyken, bu oran ülkemizde yüzde 27,7’dir. Mülkiyet açısından bakıldığında ise ülkemiz ormanlarının yüzde 99’u devlete aittir. Bundan dolayı Orman Genel Müdürlüğüne, devlet adına ülkemiz ormanlarını her türlü tehlikeye karşı koruma, işletme ve geliştirme görevi verilmiş ve Orman Genel Müdürlüğü de bu görevi 40 bin çalışanıyla, yüz yetmiş beş yıldır yerine getirmenin gayreti içinde olmuştur. 2011 yılında yeni yapılanmayla ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı ve ORKÖY gibi önemli görevlerin de bu kuruma verilmesiyle kurumun görev ve kapasitesi daha da artırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, AK PARTİ iktidarlarında ülkemizde her alanda olduğu gibi orman ve ormancılık alanında da büyük bir değişim ve gelişim yaşanmış ve yaşanmaktadır.

Ülkemizin bir Akdeniz ülkesi olmasından dolayı ormanlarımızın yüzde 60’ı orman yangını tehdidi altındadır. Bu konuda Hükûmetimiz ve orman teşkilatınca alınan etkin tedbirler, geliştirilen modern yangın yönetim sistemleri sayesinde orman yangınlarıyla mücadelede ülkemiz bölgenin en başarılı ülkelerinden birisi olmuş; komşu ülkelere yardıma gider, bilgi ve teknoloji transfer eder bir konuma gelmiştir. Bunun sonucu, yangılarda ilk müdahale süresi on beş, yirmi dakikalara düşürülmüş, yanan alan miktarı 3 hektarlara, bu yıl ise 1,5 hektara düşmüştür. Orman teşkilatı bu ekipman ve donanım gücünü yeri geldiğinde her türlü doğal afetlerde ve kırsal alan yangınlarında kullanmaktan da kaçınmamıştır. Yine, AK PARTİ iktidarları döneminde orman suçlarında yüzde 60’lara varan azalmalar olmuş, orman köylüsüyle orman teşkilatı arasında yıllardır kangren olan 2B sorunu bu dönemde çözülmüş ve orman kadastrosu bitme aşamasına getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 21 bin orman köyünde 7 milyon kişi yaşamakta, bu da kırsal nüfusunun yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Orman köyünde yaşayan vatandaşlarımızın 500 bini geçimini direkt ormancılıktan sağlamaktadır. Orman Genel Müdürlüğünün öncelikli hedefi, her türlü ormancılık faaliyetleriyle orman köylümüze daha fazla iş ve aş verilmesi ve onların yerinde kalkındırılmasıdır. Bu maksatla yaptırılan her türlü ormancılık faaliyetlerinde uyguladığı ücret politikalarıyla onları enflasyona karşı korumuş ve birim fiyatları artırılmıştır. 2003 yılında orman köylüsüne 450 milyon Türk lirası kaynak aktarılırken, bu yıl 4 kat artarak 2 milyar lirayı aşmıştır.

Sayın milletvekilleri, bu dönemde ekosistem tabanlı fonksiyonel planlama modeline geçilmiş, bu güvenle Türkiye ormanlarını uluslararası sertifikasyon kuruluşlarına açmış ve 2,4 milyon hektar orman sertifikalandırılmıştır. Bu da, orman ürünlerimizin AB, Avrupa pazarlarına girmesinin önünü açmıştır. OGM’nin önemli görevlerinden biri de ülkemizdeki orman varlığını kalite ve kantite itibarıyla artırmaktır. Hedefimiz, cumhuriyetimizin 100’üncü yılında orman alanımızı yüzde 30’a çıkarmaktır. Bu konuda başlatılan beş yıllık seferberlik başarıyla sonuçlanmış, bu seferberliğin arkasından yeni seferberlikler, yeni eylem planlarıyla birçok alanda yeni hedefeler ortaya konmuştur.

Sayın milletvekilleri, orman teşkilatı sadece ülkemiz orman varlığını artırmakla kalmamış, ülkemizin ormancılık alanındaki uluslararası itibarını en yüksek seviyelere çıkarmış ve ormancılık alanında birçok ülke ile ilke ve uluslararası anlaşmalar imzalanmıştır. Mensubu olmaktan büyük gurur duyduğum orman teşkilatının başarılı çalışmaları uluslararası kamuoyu tarafından takdirle izlenmektedir.

Başarılı ve gayretli çalışmalarından dolayı Orman Genel Müdürlüğünün tüm çalışanlarına ayrı ayrı teşekkür ediyor, bütçenin hayırlı olması temennisiyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On üçüncü konuşmacı Mustafa Gökhan Gülşen, Kastamonu Milletvekili.

Buyurun Sayın Gülşen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA GÖKHAN GÜLŞEN (Kastamonu) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Orman Genel Müdürlüğü 2015 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye yüzölçümünün yüzde 27,7’si orman alanıdır. Ülke genelinde, 21 bin orman köyümüzde, 7 milyon vatandaşımız yaşamakta, 500 bin vatandaşımız geçimini ormancılıktan temin etmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi, AK PARTİ hükûmetleri döneminde ormancılık faaliyetleri konusunda da büyük ilerlemeler sağlanmış, önemli mesafeler katedilmiştir. Orman Genel Müdürlüğümüzün çalışmaları neticesinde ağaçlandırma, endüstriyel odun üretimi, fidan üretimi, orman köylülerinin desteklenmesi, orman kadastro çalışmaları, yangınla mücadele gibi konularda önemli iyileşmeler sağlanmıştır. Bu iyileşmelerin başında orman varlığımızdaki artış gelmektedir. Tüm dünyada orman varlığı azalırken ülkemizde orman varlığı artmaktadır. 2002 yılında 208 bin kilometrekare olan orman varlığımız son on iki yılda 9 bin kilometrekare artarak 217 bin kilometrekareye yükselmiştir. 9 bin kilometrekare birçok ilimizin yüzölçümünden daha büyük bir alandır.

Son on iki yıllık dönemde iyileşme olan bir diğer konu fidan üretimidir. 2002 yılında yılda 117 milyon fidan üretilirken 2013 yılında bu üretim miktarı 400 milyona kadar yükselmiştir. Üretilen fidan çeşitliliğinde de 1,5 katı aşan yükselme vardır. Ağaçlandırma konusunda, Millî Ağaçlandırma Seferberliği kapsamında, 2003 yılından günümüze kadar geçen on bir yıllık süreçte 3 milyar 250 milyon fidan toprakla buluşmuştur. Orman endüstrisi ve orman köylüsü için önemli olan endüstriyel odun üretimi 2002 yılına göre 2 katına çıkarak 15 milyon metreküpe yaklaşmıştır. Üretimdeki bu artış orman köylümüzün gelirine de yansımıştır. 2003 yılında üretim için orman köylümüze 430 milyon lira ödenmişken, 2014 yılında bu rakam 4 katını aşarak 1 milyar 810 milyon liraya ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından özel ağaçlandırma teşvik edilmektedir, gelir getirici türlere de öncelik verilmektedir. Ceviz eylem planı kapsamında 5 milyon ceviz fidanının, badem eylem planı kapsamında 8 milyon badem fidanının dikilmesi hedeflenmiştir. Yine, bal ormanı, salep, sakız, kestane eylem planları da başlatılmıştır. Bu eylem planlarından her biri kırsal nüfusumuzun gelir artışına katkı sağlayacaktır.

Burada belirtmek isterim ki Bakanlığımızın başlattığı ceviz eylem planından hareketle, seçim bölgem Kastamonu’da cevizle ilgili özel bir çalışma başlattık. Valiliğimizin, İl Genel Meclisimizin ve Tarım İl Müdürlüğümüzün de katkılarıyla her yıl 100 bin aşılı ceviz fidanının dikilmesini hedefliyoruz. Böylece, Kastamonu’yu orman emvali üretiminin yanında cevizin de merkezlerinden biri hâline getireceğiz.

Değerli milletvekilleri, Orman Genel Müdürlüğümüzün başarıları bunlarla sınırlı değil. Orman yangınlarıyla mücadele, orman kadastro çalışmaları, kent ormanları, tabiatın korunması gibi birçok alanda önemli çalışmalar yapıldı. Tüm göstergelerin, rakamların yanında bizim için en önemli gösterge milletimizin memnuniyetidir.

Değerli arkadaşlar, ben, Türkiye’de ormancılığın merkezi konumunda bir ilin milletvekiliyim. Kastamonu’da bulunan 1070 köyün bine yakını orman köyü statüsünde ve ülkemizde, hatta Avrupa’da bulunan en büyük orman endüstrisiyle ilgili sanayi yatırımlarından birkaç tanesi de Kastamonu’da bulunmakta. Dolayısıyla, bu sektörle ilgili olumlu olumsuz her şey hızlı bir şeklide bize yansımakta. Gerek köy ziyaretlerimizde orman köylülerimizle yaptığımız görüşmelerde gerekse sanayicilerimizle yaptığımız görüşmelerde bize herkes açık yüreklilikle memnuniyetini ifade ediyor. Bizim için asıl mesele, bu çalışmalardan, hazırlanan bütçelerden esas gayemiz, orman köylümüz başta olmak üzere bu alanla ilgisi olan herkesin gönlüne girebilmek ve duasını alabilmek. Memnuniyetle görüyoruz ki bu bahsettiğimiz gönüle girme ve duayı alma işini büyük oranda başarmışız.

Sayın Bakanımızın şahsında bu başarıda emeği olan, gayret gösteren, çalışan orman teşkilatının her ferdine ayrı ayrı teşekkür ediyor, Orman Genel Müdürlüğü 2015 yılı bütçesinin hayırlı olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On dördüncü konuşmacı Mehmet Akyürek, Şanlıurfa Milletvekili.

Buyurun Sayın Akyürek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET AKYÜREK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2015 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın altıncı turunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Tarihle kültürün, suyla ateşin harmanladığı 11 bin yıllık kadim topraklardan seçim bölgem Şanlıurfa, ilçem Viranşehir adına hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, Devlet Su İşleri ülkemizde su kaynaklarının planlanmasından, işletilmesinden sorumlu, 10 milyar TL yatırım bütçeli, Türkiye’nin en köklü kurumlarından birisidir. DSİ Genel Müdürlüğü, on iki yılda 270 baraj, 167 gölet, 272 büyük sulama tesisi, 70 şehre su götürülmesi ve 1.421 taşkın koruma ve diğer tesislerle toplam 2.252 tesisi tamamlayarak milletimizin hizmetine sunmuştur.

Bu yıl Şanlıurfa’mız için çok önemli bir proje hayata geçirildi. 950 bin dönüm araziyi sulayacak, Türkiye’nin en uzun, dünyanın 5’inci uzun sulama tüneli Suruç’ta açılarak ülkemize kazandırıldı. Mardin Ana Kanalı üzerinde yer alan kendi ilçem Viranşehir’de projelerin yerinde denetim ve kontrolünü yapmak için şube müdürlüğü kurulmasına karar verildi ve bir yıl içinde şube açıldı; müdürlüğü, hizmet binası ve sosyal tesisleri tamamlanarak hizmet vermeye başladı.

Saygıdeğer milletvekilleri, Mardin Ana Kanalı’nca su verildikten sonra toplam 660 bin dekar alanı sulayacak olan Mardin Ceylanpınar MC1, MC2 sulama tesisleri hızla ihale edilerek işe başlandı ve bu tesisler 2016’da tamamlanarak hizmete girecektir.

Bunun haricinde, Viranşehir’de 355 bin dekar alanı sulayacak olan Viranşehir 1 ve Viranşehir 2 sulamasında da proje çalışmaları tamamlanmış olup otuz gün içinde sulama şebekelerinin ihaleleri yapılacaktır. Bu projeler tamamlandığında enerjiye bağımlılık ortadan kalkacak, ülke ekonomisine katkı sunacak, bölgemizde sosyal bir rahatlama da sağlayacaktır.

Ayrıca, esas büyük proje olan Hilvan-Siverek projesi 1 milyon 580 bin dönüm arazidir ve bunun üçte 1’i de Viranşehir’e kazandırılacaktır. Allah’ın izniyle 2016’da da bunun ihalesi yapılacaktır.

Viranşehir içme suyu için de proje ihalesi 10 Eylül 2013 tarihinde yapılmış olup projenin tamamlanmasını takiben ilçemiz temiz içme suyuna kavuşacaktır. İlimizde ve ilçemizde gölet ve taşkın koruma inşaatları da tüm hızıyla devam etmektedir.

Güneydoğuyu, Şanlıurfa’yı dünyada tarımın yıldızı yapmak için -Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker’in de açıkladığı gibi- tarımsal sulamada kilidi açacak anahtarın damlama sulama sistemi olduğunu her mecrada konuşalım. İddia ediyorum ki doğru sulamayla Urfa Türkiye’yi besleyecektir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar) Urfa’nın hatta Türkiye'nin geleceğine yön verecek bu dev adımların yanı sıra, doğup büyüdüğüm Viranşehir’e yapılan çok önemli yatırımların da altında AK PARTİ’nin imzası vardır.

Viranşehir’in bugün 200 yataklı hastanesi vardır; dört yıllık sağlık yüksekokulu vardır; gençlik merkezi vardır; insanlara iş sağlayan İŞKUR’u vardır; TOKİ vardır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız düşük gelirli vatandaşlarımıza 220 adet konut yapıyor. Yapımı tamamlanarak eğitime açılan 47 tane okulu vardır -sınıflarda 60 kişi okuyordu, şimdi 30’a indi- her köyüne rahatça ulaşımı sağlayan yeni asfalt yolları vardır. Göçerlerin sorunlarını hallettik yüz yıllık sorun bitti. Urfa’mıza 11 katrilyon yatırım gelmiştir bu dört yıl içinde, bunun 4 katrilyonu Viranşehir’e gitmiştir.

Değerli milletvekilleri, birbirinden değerli hizmetleri Şanlıurfa’ya, memleketim Viranşehir’e getiren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’na, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Faruk Çelik’e, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu’na ve Kabinenin değerli bakanlarına, sürekli iletişimde olduğum DSİ Genel Müdürü ve bürokratlarına, Şanlıurfalı milletvekili arkadaşlarım ve tüm hemşehrilerim adına teşekkür ediyorum.

Bütçenin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar )

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On beşinci konuşmacı Dilek Yüksel, Tokat Milletvekili.

Buyurun Sayın Yüksel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA DİLEK YÜKSEL (Tokat) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz, gelişen şartlara ve ihtiyaçlara göre kendisini sürekli yenileyip geliştirmekte, ulaştırma, enerji, tarım, millî savunma, afet yönetimi, turizm, çevre ve şehircilik ve spor başta olmak üzere tüm sektörler için ihtiyaç duyulan meteorolojik ürün ve hizmetleri hazırlayıp kendi web sayfası ve Meteorolojinin Sesi Radyosu, yazılı ve görsel basın ve mobil uygulamalar üzerinden başarılı bir şekilde sunmaktadır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 900 adımda dokuz yüz yıllık tarihe tanıklık eden Sulusokağı, beş bin beş yüz yıllık tarihiyle tarih, kültür, tabiat ve medeniyetlerin başkenti olmuş, manevi mimarlarımızdan Hazreti Mevlâna’nın “İklim ve insanları mutedildir.” diye iltifat ettiği, Evliya Çelebi’nin “Gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, ahlaklı, selim ve halim insanlardır.” şeklinde taltif ettiği, Hacı Bektaşi Veli’nin hayırlı ve bereketli dualarıyla “Âlimler konağı, fazıllar yurdudur.” dediği bir ildir Tokat’ımız.

Şimdi, size on iki yıllık iktidarımız döneminde Tokat’ımıza yaptığımız hizmetlerden bahsetmek istiyorum. Eğitim, sağlık, ulaştırma ve diğer tüm hizmet alanlarında devrim niteliğinde çalışmalara imza attık ve son on-on iki yılda Tokat’ımıza 5,8 milyar TL’nin üzerinde yatırım ve destek sağladık. Eğitimde kaliteyi artırmak amacıyla Tokat’a 724 yeni derslik inşa ederek derslik sayısını yüzde 15 artırdık ve 281 milyon TL’nin üzerinde kaynak aktardık. Tüm ilçelerimizde ve il merkezimizde yeni ve modern hastanelerimiz ve sağlık hizmetleriyle ilgili 291 milyon TL destek sağladık. İstanbul’da Marmaray’la, üçüncü boğaz köprüsüyle kıtaları buluşturduk, şimdi Karadeniz’i Akdeniz’le buluşturuyoruz. Bunun için Tokat-Ordu yol çalışmasını başlattık. Niksar-Tokat arası yol çalışması başladı. İnşallah, Niksar-Akkuş arası proje ihalesi de yakın zamanda yapılacak. Ulaştırmada Tokat’ımıza 1 milyar TL’nin üzerinde kaynak aktardık. Yeni havaalanımızın yatırım programına alınması için görüşmelerimizde inşallah sonuç verecek sona yaklaştık. Tokat’ımıza yine 450 milyon TL tarımsal destek sağladık. Tokat’ımızı doğal gazla tanıştırdık. Sadece bu alanda boru hatları için 101,5 milyon TL yatırım yaptık. İlimizi kentsel dönüşüm kapsamına aldık. Tokat’a 3.146’nın üzerinde sosyal konut inşa ettik. Sadece köylerimize KÖYDES kapsamında son yedi yılda 107 milyon TL’den fazla yatırım ve destek götürdük. Tarih, kültür ve tabiat şehri olmasının yanında, verimli arazileri olan Tokat’ımıza DSİ bütçesinden maksimum kaynak ayıran Veysel Eroğlu Bakanımıza ilim adına teşekkür ediyorum. Yine, aynı şekilde, Tokat’ımıza kent park kazandırılması konusunda vereceği destek için şimdiden kendisine teşekkürü borç biliyorum. Desteklerini vereceği için şimdiden teşekkür ediyoruz Sayın Bakanımıza.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin her bir noktasında iktidarımız döneminde yapılan hizmetleri saymakla bitiremeyiz. Bu hizmetlerimizi 77 milyon insanımız, kara yollarını kullanırken, hastaneye gittiğinde, uçağa bindiğinde, köyünde, ilçesinde, okulunda bire bir görüyor. Bütün bunlar, 2023 ve 2071 hedefleriyle bölgesinde ve dünyada yeni bir lider güç olan geleceğin yeni Türkiye’sinin yükselen gür sesidir. Hiç kimse, hiçbir güç, ülkemizin ulaşmış olduğu bu güzel iklimin daha da gelişmesine ve ilerlemesine engel olamayacaktır. Son on iki yılda milletimizle birlikte oluşturduğumuz ve dünyanın hiçbir ülkesine nasip olmamış bu ekonomik, sosyal ve her alandaki güzel iklimi fırtına, boran ile bozmak isteyen iç ve dış güçler tekrar hayal kırıklığına uğrayacak ve planları suya düşecektir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bu duygu ve düşüncelerle, ülkemizin dört bir yanında bu hizmetlerin planlanması ve icraatında emeği geçen, özellikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Profesör Doktor Ahmet Davutoğlu’na, Hükûmetimize, bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Orman ve Su İşleri Bakanımız Profesör Doktor Veysel Eroğlu ve değerli ekibini ayrıca kutluyor, teşekkürleri bir borç biliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On altıncı konuşmacı İbrahim Yiğit, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Yiğit. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Orman ve Su İşleri Bakanlığı Türkiye Su Enstitüsü bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Su Enstitüsü, 2011 yılında 658 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş, kamu tüzel kişiliğine haiz Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir kuruluşumuzdur. Bu konuda emek veren Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’na teşekkür etmek istiyorum çünkü önemli bir kuruluş hâline geldi.

Kuruluşun amacı, küresel su sorunlarının çözümüne katkı sağlamak, suyla ilgili geleceğe yönelik çalışmaları yönlendirmek, ülkemizin sürdürülebilir su politikaları ve stratejilerinin oluşturulmasına yeni fikirler ve girişimlerle katkıda bulunmaktır. Enstitü, aynı zamanda, ulusal ve uluslararası toplantılar ve eğitim programları düzenlemek, su konusunda küresel iş birliğini desteklemek, su politikalarına küresel pencere açan plan ve projeleri geliştirmek ve uygulamak, ülkemizi uluslararası platformlarda temsil etmek gibi amaçlarla kurulmuş ve bu doğrultuda da çalışmalarına devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, globalleşen dünyamızda su politikaları da sınırları aşmaktadır. Dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmak mümkün değildir. Türkiye, su alanında gerçekleştirdiği mega projeler, yetişmiş insan gücü ve engin bilgi birikimi sayesinde bölgesinde, su konusunda, lider konumuna gelmiş bulunmaktadır.

Türkiye'nin coğrafi konumu, Orta Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da güçlü bir iletişim ağı kurmasında önemli etkenlerden biridir. Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı Türkiye Su Enstitüsü, bölgesel su sorunlarının çözümü için, bölgedeki teknik iş birliğini artırmak için çalışmakta ve özellikle alanında dünyadaki seçkin kurum ve kuruluşlarla birçok ortak proje ve faaliyetler yürütmektedir. Ülkemiz, 2009 yılının Mart ayında, 192 ülkeden 30 binin üzerinde kişinin iştirak ettiği dünya su forumlarından 5’incisini organize etmiştir. Üç yılda bir gerçekleşen bu forum dünyada su alanında en önemli etkinlik olarak bilinir.

Türkiye Su Enstitüsü 5’inci Dünya Su Forumu Sekretaryası olarak bir araya gelen ekibi, su konusunda kazandığı bilimsel deneyimi ve vizyonu hayata geçirmek amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı çatısı altında bir düşünce kuruluşu olarak kuruldu. 5’inci Dünya Su Forumu’nun büyük başarısı Türkiye’yi su konusunda küresel boyutta söz sahibi olduğu yeni bir konuma taşımıştır. Bu önemli forumun kazandırdığı çok yönlü bilgi birikimi Bakanlık bünyesindeki Su Enstitüsünün temelini oluşturmuştur. Geçmişte ülkemiz, su alanındaki toplantılarda sadece gözlemci statüsünde kalmaktayken artık uluslararası toplantılara aktif şekilde iştirak ederek söz sahibi ülke konumuna gelmiştir.

Su Enstitüsünün faaliyetleri sadece uluslararası arenadaki çalışmalarla sınırlı değildir. Ülkemiz su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının sağlanması için rapor ve makaleler gibi bilimsel yayınlar çıkarmakta ve üniversitelerle birlikte yer altı ve yer üstü su kaynakları modelleme çalışmaları yürütmektedir.

Sayın milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi ülkemiz su zengini bir ülke değildir. Küresel ısınmanın tüm dünyayı tehdit ettiği bir yüzyılda kişi başına 1.500 metreküp olan kullanılabilir su miktarımızı azaltmamanın yollarını aramamız gerekmektedir. Bilindiği gibi, 1.000 metreküpün altındaki kişi başına kullanılabilir su miktarı olan ülkeler su fakiri, 2.000-3.000 metreküp arası, az suyu olan ülke ve 8.000 metreküp ve üzeri ülkeler ise su zengini ülke sayılmaktadır. Nüfus artışına bağlı olarak bizim de 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girme tehlikemiz vardır. Bu nedenle, su kaynakları bakımından çok zengin olmayan ülkemizde suyun bütün sektörlerde tasarruflu kullanımını özendirici yeni tedbirler almalı, var olan desteklere devam etmeliyiz. Yer altı ve yer üstü kaynaklarının her zaman, ne şekilde olursa olsun kirletilmesini önlemeliyiz. Tarım sektörümüz, belediyelerimiz ve sanayi sektörümüz suyu en etkin ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmalıdır.

Ayrıca, ülkemizin yarı kurak iklim bölgesinde yer alması da Su Enstitüsünün çalışmalarının önemini biraz daha artırmaktadır. Kullanılabilir su kalitesinin ve miktarının artırılması, su koruma ve kullanma dengesinin sürdürülebilirliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Enstitü 2013 yılı Şubat ayında D8 Su İşbirliği Toplantısı’nı tertip etmiştir. Bu toplantı D8 ülkeleri arasındaki suyla ilgili ilk toplantı olmuştur. Yine, Mayıs 2014 tarihinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde 3 binin üzerinde katılımcı, bilim adamı ve akademisyenlerle uluslararası su forumlarının üçüncüsü düzenlenmiştir.

Sayın milletvekilleri, Enstitü bünyesinde Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı kuruluşların da görevlendirilmeleriyle birlikte çeşitli kademelerde toplantılar ve personel mevcuttur.

Ben bu vesileyle hayırlı olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına birinci konuşmacı Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar Milletvekili.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 mali yılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu bütçeleri üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Anayasa’mızın 167’nci maddesi hükmü devlete piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemeleri için gerekli tedbirleri alma, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi vermektedir. Bu hüküm çerçevesinde, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 13/12/1994 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 1997 tarihinde ise bu kanunu uygulamakla yükümlü olarak Rekabet Kurumu kurulmuştur. Bu faaliyetleri 348 kişiden oluşan personeli ve 2015 yılında tahsis edilen 65 milyon 500 bin TL bütçeyle gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu kurumun piyasaları ne denli sağlıklı ve düzenli işlettiği, tröstleşmeyi, kartelleşmeyi ne denli önlediği tüm çıplaklığıyla ortadadır. Özellikle görevi rekabet savunuculuğu olan gerek yurt içi rekabet gerekse yurt dışı kurum ve kuruluşların rekabet hususunda yeterli olmadığı bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, “gümrük” deyince toplumdaki genel kanaat rüşvet, kaçakçılık, haksız kazanç, adam kayırma ve son günlerde de yol geçen hanına dönmüş kapılar akla gelmektedir. Sayın Başbakan 10 Aralık 2014 tarihindeki sunumunda “Kaçakçılıkla mücadele konusundaki kararlılığımız ve başarımız 2014 yılında da artarak devam ediyor. 1 milyar 440 milyon lira değerinde kaçak yakalaması gerçekleştirdik.” diyor. Çok başarılılar ki Türkiye şu anda kaçak akaryakıt, kaçak çay, kaçak sigara, kaçak zehirli ayakkabı, kaçak telefon, kaçak saat, kaçak et ve canlı hayvan, yurda sokulan uyuşturucu madde cenneti durumundadır. Bu kaçakçılık faaliyetlerinin Türk ekonomisine zararı yıllık 300 milyar dolara yakındır. Kaçakçılık inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Buradan temin edilen haksız kazanç maalesef terör örgütü PKK’yı ekonomik olarak desteklemektedir.

Sigara satışlarının yüzde 15 oranında azaldığı ifade ediliyor. Bu durum, insanımızın sigarayı bıraktığından veya sigara yasağından değil, kaçak sigaradan kaynaklanmaktadır.

Türkiye’de araç sayısı hızla arttığı hâlde resmî akaryakıt satışları düşüyor. Bu durumun herkes farkındadır. Devrin Başbakanının 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında ve 28 Şubat 2007 tarihli Ulusa Sesleniş konuşmasında da açık ve net olarak görüyoruz. Devrin Başbakanı diyor ki: “Dış Ticaret Müsteşarlığı petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. Bu ülkelerin ancak 31’inden cevap geldi. -17’sinden cevap gelmemiş, hani büyük ülkeyiz ya- bu 31 ülke diyor ki: ‘Türkiye bizden son iki buçuk yıl içinde 28 milyar dolarlık petrol ithal etti.’ Buradaki kayıtlara göre ise 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen akaryakıt miktarı ise sadece 9,3 milyar dolar. Arada tam 18,7 milyar dolarlık fark var.” Sayın Başbakanın bu sözleri akaryakıt kaçakçılığının ne boyutta olduğunun yetkililerce tespit ve ikrarıdır. Cevap vermeyen 17 ülke de bu rakamlara eklenince haksız ve kayıt dışı kazancın ne boyutlarda olduğu gerçekten ürkütücüdür. Sayın Hükûmet, bu tespitten sonra yaklaşık sekiz yıl geçmiştir ve bu rakamlar her geçen gün artmaktadır. Eskiden katırlarla kaçakçılık yapılırdı, şimdilerde ise boru hattı döşemişler hatta sınıra 3 kilometre mesafede rafineri bile kurmuşlar. Bölgenin oynak nüfus yapısı da bu işleri yapanları cesaretlendirmektedir. Daha öncesini bir tarafa bırakalım, 2007 yılından bugüne kadar bunun sorumluları bulundu mu? Müsebbipler tespit edildiyse kimlerdir ve bununla ilgili ne işlem yaptınız? Gerçekten çok merak ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, kaçak et, kaçak canlı hayvan ve uygulanan yanlış ve günübirlik palyatif tedbirler yüzünden hayvancılığımız bitme noktasına gelmiştir. Kaçakla rekabet edemeyen besici, ahırlarının kapısına kilit vurmuştur. Yol geçen hanına dönen sınırlarımızın durumu ve sığınmacıların hareketleri canlı hayvan kaçakçılığını körüklemekte ve cezbetmektedir. Her yıl Irak ve İran’ın fabrikalarında üretilen sigaranın yaklaşık 25 bin tonu kaçak yollardan Türkiye piyasasına sokuluyor. Kaçak yollardan gelen bir konteyner kaçak sigaranın bıraktığı kâr 1 milyon 250 bin dolar civarındadır. Bu kaçakçılıktan dolayı ülkemizin sadece yıllık vergi kaybı 3 milyar dolara yakındır. Diğer ekonomik ve sosyal zararlar ise hesaba dahi katılmıyor. Ülkede tütün üretimini bitirirken oluşan boşluk mamul edilmiş kaçak sigaraya bırakılmıştır.

Pancar üreticisi kotalarla, pancara ucuz fiyat vermelerle, polar oranıyla oynamalarla âdeta ürettiğine pişman edilmektedir. Kullandığı mazot, sulamada kullandığı elektrik, ilaç, tohum ve gübre fiyatları zaten çiftçimizi perişan ederken Hükûmet şeker kaçakçılığına âdeta göz yummaktadır. Kaçakçıların İran ve Irak’a günübirlik turlar bile düzenlediği şeker kaçakçılığıyla yurda yılda 500 bin ton civarında şeker girmektedir. Pancar üreticimizin el emeği alın teri karşılığı ödenmesi gereken paralar kaçakçıların cebine gitmektedir.

Ülkemizde özellikle doğu ve güneydoğuda ve Çukurova’da tüketilen çayın yaklaşık 60 bin tonu kaçak yollardan ülkemize girmektedir. Bunun önemli miktarı İran ve Suriye sınırından ülkemize giriyor. Ülkemize maliyeti ise yaklaşık 75-80 milyon dolar civarındadır. Ülkemizde çay üreticilerinin çektikleri sıkıntılar ortadayken, ürününü haraç mezat aracılara, fırsatçılara vermek zorunda bırakılırken bu sektörde kaçakçılığa göz yumularak çay üreticimizin de emekleri heba ediliyor.

Sınır ticareti adı altında özellikle sınır kapılarımızdan ülkemize sokulup tüm yurda dağılan başlıca kivi, muz, kavun, karpuz, ananas, mango gibi ürünlerimizin kaçakçılığının yıllık ekonomik değeri ise 500 milyon dolar civarındadır. Tüm bunların yanında her türlü konserve, konsantre meyve suyu, salam, sosis, hazır et ürünleri, bal, süt tozu, mama, hazır çorba, sos, mayonez, ketçap gibi gıda katkıları ile özellikle Orta Doğu ülkelerinden ülkemize gelen pirinç ve bakliyat ürünlerinin kaçakçılığı ciddi artışlar göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, yine son yıllarda özellikle İran üzerinden yurda kaçak olarak sokulan zirai mücadele ilaçlarının miktarlarında önemli bir artış gözlenmektedir.

Uyuşturucu kaçakçılığının boyutu ise tam bir yürekler acısıdır. O kadar ki uyuşturucu kaçakçılığı sınır güvenliği olmadığı için aleni yapılıyor. Hastane, okul, otogar gibi şehir merkezlerinde bile küçük çocukların “Ot var, hap var.” şeklindeki pazarlamalarına maalesef göz yumulmaya devam edilmektedir. Terör örgütünün de çok ciddi ve en büyük finans kaynağı olan bu uyuşturucu kaçakçılığından ne kâr ettiği gerçekten bilinmemektedir.

Ülkemiz ekonomisi ticaretini, üretimini çok derinden etkileyen, haksız kazanç ve kayıt dışılığı sağlayan ve rekabeti baltalayan kaçakçılık sektörünün bu kadar kârlı bir sektör hâlinde gelmesinde, kaçak alkolde gözlendiği gibi, yüksek vergiler nedeniyle iç piyasada fiyatların aşırı yükselmiş olması ve et olayında gözlendiği gibi, üretim düzeyinin yetersizliğinden ötürü zaman zaman aşırı fiyat artışlarının ortaya çıkması önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemize burada sayamadığım ve ekonomik kaybın ne olduğu kesin olarak bilinmeyen binlerce kalem ürün âdeta iğneden ipliğe kaçak yollardan sokulmaktadır. Esnafımız, iş adamımız, çiftçimiz, üreticimiz, imalatçımız bunlarla rekabet edememekte ve çok ciddi sıkıntılar çekmektedir. Bizler de kaçakçılığın önlemini almayarak elimizdeki imkânları Suriye, Irak ve İran’a ve daha da kötüsü terör örgütüne kaptırıyoruz. Esnafımızın korunması, kollanması amacıyla ısrarla istedikleri yasaları yıllarca göz ardı ettiniz. Esnafımızın vergi, sigorta, sosyal güvenlik destek primi yükü altında ezilmesine âdeta seyirci kaldınız.

Bakkal amcayı süpermarketlere ve alışveriş merkezlerine boğdurduktan sonra perakendecilik sektörü yasasını veya AVM yasasını daha yeni komisyonlarda görüşmeye başladınız. İnşallah, çoğunluğunuza güvenerek “Ben yaptım, oldu.” anlayışından ziyade, çok iyi tahlil edilerek hakkaniyet ölçüleri içerisinde tarafların, muhalefetin ve bizzat bu işle iştigal edenlerin görüş ve beklentilerine de başvurularak Türkiye gerçeklerine uygun, çağdaş ve uygulanabilir ve de en önemlisi iki-üç ay içerisinde değiştirmeye gerek duyulmayacak bir perakende ticaretinin düzenlenmesi yasasını hep beraber çıkarırız.

Diğer taraftan, Halkbank sözde değil özde esnafın bankası olmalı. Esnaf kredileri esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla genişletilerek sağlanmalıdır.

Son günlerde ülke gündeminde yer alan zehirli ayakkabı, zehirli saat, kaçak cep telefonu gibi konular vatandaşlarımızı son derece tedirgin etmekte, devlet kurumlarına karşı güven duygusunun azalmasına sebep olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkedeki ticaretin ve işlerin iyi gidip gitmediğinin göstergelerinin birisi de hapishanelerdeki insan sayısı ve icra dairelerindeki dosya sayısıdır. Göreve geldiğinizde 50 bin civarında olan tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 150 binleri bulmuştur. Benim seçim bölgem olan Afyonkarahisar’da 2 olan icra müdürlüğü sayısı on iki yıllık devriiktidarınızda 6’ya çıkmıştır. Hele 6’ncı İcra Müdürlüğünün açılışı basında da yer aldı. Bir övünç vesilesi gibi iş bilmez, şımarık, âdeta parti memuru konumuna düşmüş protokol üyeleri tarafından törenle kurdele kesilerek açılmıştır.

Değerli milletvekilleri, petrol ve doğal gazdan sonra en çok dövizi yemeklik ham yağ ve yem ham maddelerine ödemekteyiz. Ciddi bir ticaret malı olan ayçiçeği, mısır ve soyayı alım garantili sözleşmeli üretim suretiyle teşvik edersek ve bu ürünlerin hasat zamanı ithalata izin vermezsek hem üreticimizi desteklemiş oluruz hem de yurt dışına ciddi bir döviz ödemekten kurtuluruz. Zira, bizim imkânlarımız yani toprağımız, suyumuz, güneşimiz var. Çalışkan insanımız bunları gerçekleştirebilir. Yoksa, duble yollarımız yapıldı ama 1 tane bile yerli otomobilimizin olmadığı gibi, Türk Hava Yolları dünyada ilk 3’e girebiliyor ama 1 tane bile uçak üretimimizin olmadığı gibi gariplikleri yaşamaktan kurtulamayız.

Değerli milletvekilleri, 23 Mayıs 2012 tarihinde bu kürsüden yaptığım konuşmada “Ülkemizden İran’a günde 1 ton altın çıkışının Dubai üzerinden yapıldığı bildiriliyor. Bu çok ciddi bir rakam. Bu ticaret reel ise bu durum takip ediliyor mu?” diye sormuştum. Daha sonra zaten 17-25 Aralık kepazeliği patladı. Buradan soruyorum: Hâlâ cari açığı bu tür ticaretlerle kapatmaya çalışıyor musunuz? Diğer taraftan, 700 bin TL’lik kol saatinin gümrükleme işlemleri ne oldu? Kaçak sokuldu ise durumun tespitinden sonra ne kadar gümrük vergisi ve cezası alındı? Bunu millet merak ediyor.

Değerli milletvekilleri, Putin’in ülkemizi ziyareti sırasında açıklandı: “Rusya’dan aldığımız doğal gaz yılbaşından itibaren yüzde 6 ucuzlayacak.” Haberi paylaştınız. Bu oran neden yüzde 5 veya yüzde 7-8 değil de yüzde 6. Ve de en önemlisi neyin karşılığı? Bu kürsüden açıklama yaparsanız sevinirim Sayın Bakan. Millet olarak tüm bunları merak ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, yurt dışından ülkemize gelen sığınmacılar ticaretimizde ciddi bir kayıt dışılığa, ciddi bir haksız kazanç, ciddi bir haksız rekabet ve ciddi bir asayişsizliğe sebep olmaktadırlar. Yaşanagelen sosyal ve asayiş problemleri yeni yeni sorunların habercisi durumundadır, dikkatlerinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım; bulunduğunuz makamdan onlarca bakan gelmiş geçmiştir ama 2 bakan var ki, herkesin hafızalarındadır. Bakalım, siz inşallah görevi bıraktığınızda hafızalarda nasıl bir iz bırakacaksınız? Tercih sizin. Bu iki Bakandan birincisi, Bakanlığı sırasında, döneminde yapmış olduğu iş ve icraatlardan dolayı yargılanarak otuz altı yıl ağır hapis cezasıyla ve eski parayla 787 milyon 386 lira tazminat ödemeye mahkûm olmuş olan 42’nci Türkiye Cumhuriyeti Gümrük ve Tekel Bakanı Sayın Tuncay Mataracı. İkincisi ise 41’inci Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin Gümrük ve Tekel Bakanı rahmetli Gün Sazak. Dürüstlüğü, cesareti, imanı, engin insan sevgisi, fikrî hassasiyetine bağlılığı, dirayeti ve herkese güven telkin eden karakteriyle, sergilemiş olduğu devlet adamlığıyla, kısa sürede uygulamalarıyla gümrüklerdeki rüşvet ve yolsuzlukların önlenebileceğini ispatlamıştır. O dönemdeki uygulamalar ve başarılı çalışmaları herkes tarafından takdirle karşılanmıştır. Sadece ve sadece uyuşturucu ve kaçakçılık baronları kendisinden çok ama çok rahatsız olmuşlardır. Ve 27 Mayıs 1980 tarihinde hain bir pusuda şehadet şerbetini içen 41’inci Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin Gümrük ve Tekel Bakanı ve aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkan Yardımcısı olan Gün Sazak Bey’i rahmet ve şükranla anıyorum ve size örnek olması gerektiğini bu kürsüden ifade ediyorum.

Ve bu duygu ve düşünceler içerisinde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu bütçelerinin Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum. Zira, sizin oylarınızla, yalan, yanlış ve eksik olmalarına rağmen burada kabul edilecek.

Hayırlı uğurlu olsun efendim.

Sağ olun, var olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Gümrük ve Tekel eski Bakanı Gün Sazak’ı rahmet, minnet ve şükranla andığına ilişkin konuşması

 

BAŞKAN - Bu vesileyle ben de eski Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum, Allah mekânını cennet eylesin diyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN - Evet, Necati Özensoy, Bursa Milletvekili, sürenize bir dakika ekleyeceğim.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanlığı bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enerji Bakanlığına geçmeden önce temel politikalar arasında olması gerekenler ve uyumların ne kadar olduğunu buradan ifade etmek isterim. Bilim sanayi ve teknoloji politikası uluslararası düzeyde rekabet edebilir, net ihracatçı, sürdürülebilirliği, ARGE etkinliğiyle yetkinliği sağlayan yüksek katma değeri bir endüstri oluşturmak. Enerji politikalarında da arz güvenliğini sağlamak ve tüketicinin enerji maliyetini düşürmek. Çevre politikalarında daha düşük karbondioksit ve sera gazı salınımı yapmak ve bu yolla çok taraflı anlaşmaların bir yükümlüsü olarak karbon ayak izimizi düşürmek. Daha yaşanabilir ve doğayla uyumlu bir kentleşme sağlamak. Ekonomi politikalarında da ithalat-ihracat dengesini sağlamak. Cari açığı düşürmek olmalı. tabii bütün bunlar arasında bu politikalar arasında ne kadar uyum var bunu da değerlendirmenizi istiyorum.

Yine Türkiye’nin bazı enerji gerçekleri var. Tüketimi açısından Avrupa ve dünyada en hızlı büyüyen pazarlardan birisi Türkiye. Ancak yüzde 73 dışa bağımlı bir ülke Türkiye. Uluslararası piyasada arz güvenliği ve fiyat dalgalanmaları risklerine karşı korumasız bir ülke. 2023 yılında ihtiyaç bugünün 2 katı ve enerji bağımlılığı artarak devam ediyor. HES potansiyellerinin önemli bir kısmı kullanılmış ve yeni HES projeleri önemli dirençlerle karşı karşıya. Elektrik enerjisi üretimi için doğal gaz halen birincil kaynak ve tedarikçilerimiz önemli siyasi risklere sahip. 2023’te dünyanın ilk on ekonomisinden biri olmayı hedefleyen ülkemiz buna imkân verecek bir enerji endüstrisi henüz yok.

Yine program hedeflerine baktığımızda 2013 yılı 32 milyar kilovatsaat gerçekleşen yerli kömürde 2018’de 57 milyar kilovatsaate çıkma gibi bir hedef. Yani bu Enerji Bakanlığının hedefleri doğrultusunda birtakım gelişmelere baktığımızda maalesef bu hedeflere, bu kalkınma programlarına pek uyabilecek bir gösterge, bir gelişme olduğunu göremiyoruz.

Yine diğer konulara geçmeden önce… Burada iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımız birtakım değerlendirmeler yaptılar. Birçoğu selam konuşması yaptı, efendim, teşekkür konuşması yaptı, kitabi konuşmalar yaptı. Ama ben şunu söyleyeyim: Yani “kitabi” derken, işte, “30 bin megavattan 68 bin megavata çıktık, şu oldu, bu oldu.” Bakın, özellikle kurulu güç konusunda 57’nci Hükûmet döneminde çıkarılan 4646 ve 4628 sayılı yasalar, yapısal değişiklikler noktasında buralara gelinmiştir. Çünkü özel sektörün önü açıldı. Özel sektörün önü açıldıktan sonra bu Hükûmet döneminde özel sektörün yatırımlarının daha da rahatlatılması adına herhangi bir şey yapılmadı ve şu anda enerji yatırımlarının içerisinde devletin payı yüzde 5.

Bakın, yine bazı arkadaşlar elektrik payının içerisinde yenilenebilir enerji payının yüzde 40 olduğunu söyledi. Enerji Bakanlığının kitapçığında yüzde 20.

Yine, özel sektörün yatırımlarının olduğunu, yani daha doğrusu, daha sonra devlet yatırımlarının olmadığını, hatta daha önce yapılan devlet yatırımlarının da özelleştirilerek satıldığını burada gösteren yine Enerji Bakanlığının bu bütçe tablolarında görebilir arkadaşlar. Burada yüzde 68 kurulu güçten şu anda yüzde 34’e düşmüş devlet payı. Yani bu da gösteriyor ki, son on yılda Enerji Bakanlığı bütçesinden bu anlamda güce yapılan herhangi bir katkının olmadığını hep birlikte burada bu tablolardan görebiliyoruz.

Tabii, enerji konusunda en önemli kaynak yine hidrokarbon kaynakları. Bunların başında da petrol geliyor.

Petrolle ilgili de, Türkiye Petrolleri veya yine millî petrol konusunda on yıl, on iki yıl önceyle, on beş yıl önceyle bugünü kıyasladığımızda maalesef bir ileriye gidiş değil, tamamen geriye gidiş söz konusu. Bunu da yine Türkiye Petrollerinin KİT Komisyonu raporlarından, bize verilen raporlardan ifade edeyim: Bakın, TPAO “Son on yılda 18 milyar dolar gelir elde ettik.” diyor. Şimdi buradaki gelirlerin kalemlerine bakarsanız, her biri, bakın, her biri -tamamı diyebilirim- 2001 yılına kadar yapılan anlaşmalardan, yani buradaki Azerbaycan-Çıralı gibi, Şahdeniz gibi, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi yapılan yatırım ve anlaşmalardan hâlen Türkiye Petrollerinin gelirleri bu anlamda devam ediyor. Yani son on yılda, on iki yılda yapılan, Enerji Bakanlığının Türkiye Petrollerine yaptığı herhangi bir katkıdan veya herhangi bir anlaşmadan kaynaklanan bir gelişmesinin olmadığını hep birlikte görüyoruz.

Bu arada, Sayın Bakanın Türkiye Petrollerinin özelleştirilmesiyle ilgili bir kanun tasarısı hazırlığından bahisle bir haber var, inşallah bu doğru değildir. Yani Türkiye Petrolleri, geçmişine baktığımız zaman, burada da, bu haberde de ifade edilmiş, yarım asrı aşan yaşamında PETKİM, TÜPRAŞ, Petrol Ofisi gibi 17 büyük kuruluşu Türkiye’ye kazandıran bu Türkiye Petrolleri, dünyada ilk 500’ün içerisinde olan bu firma şimdi tabii esamesi okunmayan, dünya pazarlarında artık ciddiye alınmayan… Şu anlamda ciddiye alınmayan, çünkü günlük 100 bin varil petrolün altında üretim yapanları dünya pazarları artık ciddiye almıyor. Dolayısıyla yurt dışı ve yurt içi toplam üretimimiz de şu anda 70 bin varili geçmiyor yani petrol ihtiyacının ancak yüzde 8-9’unu Türkiye Petrolleri karşılayabiliyor. Bir de petrolün ciddi anlamda dip yaptığı bugünlerde özel sektöre devretmek petrolü ne kadar doğru olacaktır? Bunu da buradan ifade etmek istiyorum. Bundan da bir an önce vazgeçmesini buradan Sayın Bakana tavsiye ederim.

Biraz önce Gümrük ve Ticaret Bakanlığı konusunda Sayın Milletvekilimiz Kemalettin Bey petrol kaçakçılığından bahsetti, ülkelere sorulan rakamlardan bahsetti. Ben de yine bir rakam vereyim: Resmî rakamlara göre Türkiye’nin günlük ihtiyacı 500 bin varil ama tüketim rakamlarına baktığımızda, Türkiye’de yaklaşık 650 bin varil petrol tüketiliyor yani aradaki 150 bin varil, günlük 150 bin varil kaçak yollarla, gayriresmî yollarla Türkiye’ye giren petrol ve bu petrol kullanılıyor. Bunun boyutunu da buradan bir kere daha ifade etmiş olalım.

Tabii, doğal gaz konusunda yine çok ciddi tartışmalar, ciddi sıkıntılar devam ediyor. Biliyorsunuz bu anlamda BOTAŞ, tüketiciye pahalı sattığı doğal gaza rağmen zarar ediyor. Gerçekten de bunun zarar noktasında olduğunu hepimiz biliyoruz. Oysa petrolün bu anlamda bu kadar düştüğü son aylarda tabii doğal gaz fiyatları da maalesef son altı ayın ortalamasıyla o formülasyona sokulabilir ama BOTAŞ İran’dan 480 dolara, Rusya’dan 417 dolara, Azerbaycan’dan 340 dolara doğal gazı alıyor. Bu Batı Hattı iptal edildikten sonra, özel sektöre geçince Gazprom nasıl oldu da özel sektöre 320 dolar civarında veriyor. Sayın Bakanın bu Putin’in özel olarak âlâyı vâlâyla karşılandığı, efendim, ona övgüler yağdırıldığı bir programdan sonra bu 400 dolarlık gaza yüzde 6 indirim müjdesi vermesi hakikaten komik gözüküyor burada. Dolayısıyla inşallah bu görüşmeler daha ciddi bir şekilde doğal gazı gerçek fiyatlara çekmek adına… Bu anlamda iyi bir pazarlıkla, Ruslara bizim mecbur olmadığımızın, Rusların bize mecbur olduğunun da altını çizerek bu konuda da tüketiciye daha uygun fiyatlarla doğal gaz vermemiz için bir adım atılması… Ve bütün bu indirimlere rağmen de yine Sayın Bakanın açıklamaları var. Maalesef tüketiciye bu indirimlerin de yansımayacağından bahsediyor. Dolayısıyla ancak BOTAŞ’ın bu anlamda sadece zararını indirebilecek gibi gözüküyor.

Değerli milletvekilleri, bir de, tabii, bu arada yine Enerji Bakanlığının bütçe sunum kitapçığında da yer almış. Irak’la olan ilişkilerde de, maalesef o dış politika ilişkilerinde… Peşmerge petrolünü Irak Merkezî Hükûmetinin izni dışında o petrol boru hattından taşıdığımız için şu anda tahkimdeyiz. 250 milyon dolarlık bize tazminat davası açtı Irak. Oysa o petrol boru hattından Irak petrol taşısa da taşımasa da sabit bir ücreti zaten Türkiye’ye ödemek zorunda. Peşmerge petrolünü buradan taşımanın bize ne gibi katkılarının olduğunun buradan bir izaha muhtaç olduğunu yine ifade etmek istiyorum.

Tabii, hidrokarbon konusunda petrol ve doğal gazda hakikaten sıkıntılı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreci doğru bir şekilde atlatmamız lazım. Bunun dışında, kömürde maalesef kömürün üretiminden ziyade iş güvenliği ve iş sağlığı özellikle geçtiğimiz yıl Türkiye gündemini oluşturdu çünkü gerçekten çok ciddi anlamda can kayıplarımız oldu. Soma’da bir kazada 301 madencimizin can kaybı dolayısıyla Türkiye’yi derinden sarstı. Onun dışında da kazalar işte, Ermenek’te, değişik yerlerde devam edegeliyor. Yani kömür üretiminde iş sağlığı ve iş güvenliğine ne kadar dikkat ettiğimizin de ölçüleri maalesef burada bir gösterge olarak önümüzde duruyor. Tabii, ben, aynı zamanda Maden Kazalarını Araştırma Komisyonu üyesi iken o yaptığımız gerçekten detaylı çalışmalarda da gördüm, ki çok uzatmadan şunu ifade edeyim: Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taşkömürü İşletmelerine ruhsat sahibi olarak daha fazla sorumluluk, daha fazla yetki vermekten başka çarenin olmadığını düşünüyorum. Yani ruhsat sahibi “Ben hizmet alım yoluyla, efendim, devrettim.” veya “Redevans yoluyla bu kömürün çıkarılmasını özel sektöre devrettim, benim hiçbir sorumluluğum yok.” diyerek kenara çekilmemeli. Hem sorumluluk hem de yetki verilmeli denetim açısından. Dolayısıyla, buradaki hassasiyetleri ortaya koyarken çok daha fazla detaylandırabiliriz ama elbette burada Sayın Bakanın ve herkesin de kabul edeceği gibi hiçbir değer hiçbir canın üzerinde değildir diye düşünüyorum.

Tabii, bu arada elektrik üretimine gelince, elektrik ifade edildi, işte, kurulu güç noktasında artışlar oldu. Evet, özel sektör bu anlamda ciddi çalışmalar yapıyor ama bunun çeşitlendirilmesi… Efendim, arz güvenliği açısından çok dengeli bir çalışmanın bu anlamda olmadığını görüyorum. Kayıp kaçaklar noktasında dağıtım firmalarının özelleşmesine rağmen çok dalgalı bir tablonun olduğunu görüyorum. Yani yüzde 15’lerin altına düşen kayıp kaçak maalesef yine 16’lara varan hatta daha da fazla rakamlara varan kayıp kaçak noktasına gitti.

Bakın, herkes bir şey söyleyebilir ama dünyadaki kayıp kaçak oranlarının resmî olarak rakamlarını size vereyim: Dünya ortalaması 8,1, Avrupa Birliğinde 6,2, Türkiye'de 15,4, Japonya’da 4,6, Almanya’da 4,2, Çin’de 5,7. Bunlar kaçak değil tabii -kaçak olmayan yerler- yani sistemdeki kayıplar bunlar. Dolayısıyla, Türkiye’nin de bu anlamda bu 15,4’ü yüzde 6’lara çekme şansı var yani hırsızlığı engellerse, o kaybı engellerse, vatandaşa da bu hırsızlığı yapanların o zararlarını yüklemezse bu anlamda da iyi bir yol almış oluruz. Bu arada, yine, bir haber okuduğumda, yoksul vatandaşlara bu anlamda destek olunacağı, “ödemeyen-ödeyemeyen” ayrımının yapılacağı ifade edilmiş. Bu -gerçekten, bizim de programımızda olan- anlamda yapılacak bir uygulamayı bizim de destekleyeceğimizi buradan yine ifade etmek isterim.

Bakın, bu arada, enerji çeşitliliğinden bahsettim. Özellikle, güneşte kaplumbağa hızıyla gidiyoruz. Dünyada artık o kadar çok gelişmeler var ki, o kadar çok hızlı gelişmeler var ki bunlara ayak uydurmayı bırakın, çok çok gerilerden geliyoruz. Mesela, Almanya bunun en çarpıcı örneğidir. Almanya’nın 357 bin kilometrekare yüz ölçümü var, bizim 783 bin kilometrekare yüz ölçümümüz var; güneş potansiyeli yıllık 900 kilovatsaat, Türkiye’nin 1.550 yani 1,72 katı ama şu anda Almanya’da 38 bin megavat kurulu güç var, bizde sadece 30 megavat var. Uzun dönem hedefleri 66 bin megavat, bizim 2023 hedefimiz 3 bin megavat. Daha 600 megavatlık bu yılki hedefimizin sadece 30 megavatına… Hatta daha da düşük, bu 30 megavat dediğimde 1 megavatlık santraller de var.

Burada, lisanssız üretim yapanların işte, lisans konusunu TEDAŞ’a vermişiz ama -Sayın Bakanın da belki bilgisi dâhilindedir- bu konuda ciddi defans var, özellikle dağıtım şirketleri kendi bölgelerinde bağlantı görüşünü vermiyorlar ve kendileri firma kurarak; eşine, dostuna, yandaşına firma kurarak buralarda yatırımcıyı engelliyorlar. Bu konuda da, buradan, Sayın Bakanın bilgisi dâhilinde veya dâhilinde olmayan bu konuda da bir uyarıda da bulunmam gerekir diye düşünüyorum.

Güneş, gerçekten Türkiye’nin geleceği açısından önemli. Bu anlamda, güneşle ilgili yatırımlarda Türkiye’nin önünü açacak birçok önerilerde bulunabiliriz. Güneş izleyiciler konusunda, 1 megavatlık santraller konusunda Türkiye’nin önü açıldı. Çevre Bakanlığının 1 megavata ancak 20 dönüm yer ayırması 30 dönüme çıkarıldı ama lisanslı olanlarda çıkarılmadı. Güneş izleyicisiyle güneş santrallerinin kurulmasında da yaklaşık yüzde 40 verim farkı var, bu anlamda da yönetmelikte hâlâ birtakım şeyler düzelmiş değil. Dolayısıyla, Enerji Bakanlığı, Enerji Bakanımız belki iyi niyetlerle bir şeyler yapmaya çalışıyor ama burada ifade ettiğim veya etmeye fırsat bulamadığım birçok şeyi de göz önüne alırsak, maalesef, Türkiye, geleceğe baktığımızda enerji konusunda hâlâ karanlıkta duruyor. Bunun bir an önce düzelmesi için, bunu millî bir politika hâline dönüştürmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Üçüncü konuşmacı Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili.

Buyurun Sayın Dedeoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ile Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü için 11 milyar 603 milyon lira bütçe ayıran Hükûmet, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü için de 402 milyar 471 milyon lira bütçe ayırmıştır.

Ekonomik işler ve hizmetler başta olmak üzere, genel kamu hizmetleri, savunma hizmetleri, kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bu paylar en uygun ve en verimli bir şekilde kullanılmalıdır. Devlet gelirlerinin kamu kurum ve kuruluşları arasında adil şekilde paylaşılması ve hizmete dönüştürülmesi ülke refahı için büyük önem taşımaktadır.

Durum böyle iken, AKP Hükûmetinin bu bütçesinde de, daha önceki bütçelerinde olduğu gibi, dar gelirli vatandaşlarımız düşünülmemiştir. İşçi, memur, emekli, küçük esnaf ve çiftçilerimiz 2015 yılı bütçesinde de umduklarını bulamamışlardır. Çiftçilerimiz banka ve tarım kredi kooperatiflerinin icralarıyla mücadele etmektedirler. Bu durumda önümüzdeki yıl da toplumun büyük kesimlerinde yaşanan sorunlar çözümsüz kalacaktır.

Ülkemizde işsizlik ve taşeronlaşma her geçen gün sürekli olarak artmaktadır. Hükûmet, işsizliğe ve yoksulluğa çözüm bulamaz bir hâle gelmiştir. Milletin sorunlarına çözüm bulmayan Hükûmet, bölücübaşıyla başlatmış olduğu müzakereleri tam gaz sürdürmektedir. Bu konuda Hükûmetin gözü ve kulağı millete değil, neredeyse İmralı’dan gelecek her habere yönelmiş durumdadır.

Ülkemizde ekonomik şartlar her geçen gün ağırlaşmakta ve geçim sıkıntısı artmaktadır. Türkiye’deki yoksul sayısı 29 milyona yükselmiştir. Kasım ayı araştırmalarına göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.225 TL’ye ve yoksulluk sınırı da 3.990 TL’ye yükselmiştir. Buna karşılık, Hükûmet, asgari ücretli kesime 891 lirayı reva görmüştür ve 2014 yılında günlük 1 lira zam vermiştir. Bu durumda, ülkemizde çalışan asgari ücretli hem açlık hem de yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkûm bırakılmıştır. En önemlisi de işçilerimizin, emeklilerimizin ve memurlarımızın büyük bir bölümü de ülkemizde yoksulluk sınırı altında ücret almaktadır ve 2015 yılında da buna devam etmek durumunda bırakılmışlardır. Hatta, son yıllarda Hükûmet politikaları nedeniyle işleri iyice bozulan küçük esnaf ve çiftçilerimiz de yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedirler.

2015 yılı bütçesinde unutulan bu kesimlerin umudunun Hükûmet tarafından bütçe sonrası 2015’te hazırlanması planlanan torba yasaya kaldığını görmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin sorunları her geçen gün biraz daha artmaktadır. Artan bu sorunlara mutlaka öncelikle çözüm bulunması mecburiyeti vardır.

Ülkemizin yer altı ve yer üstü kaynakları adil ve verimli bir şekilde kullanılmalıdır. Üretime ve istihdama özel bir önem verilmelidir.

Hükûmet, stratejik önemi olan kurumlara sahip çıkmalıdır. Bugüne kadar, Hükûmet, ne kadar stratejik kurum varsa, maalesef, hepsini satmış ve özelleştirmiş durumdadır.

Bor madenlerinin de ülkemiz açısından stratejik önemi çok büyüktür. Türkiye bu konuda dünyanın büyük rezervlerine sahiptir. Rafine üretiminde üretim kapasitesiyle de üretim lideri konumundadır. Cevher elde edilen rafine ürünün yüzde 92’si ihraç edilmektedir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, bor kimyasalları ve bor ürünleriyle geleceğin teknolojilerinin ülkemizde gelişmesi amacıyla 2003 yılında 4865 sayılı Yasa’yla kurulmuştur.

Hükûmet, bir taraftan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü kurarken, diğer taraftan da bor konusunda özelleştirme hesaplarını yapmaktadır. Bazı hizmetlerin özelleştirilmesini de planlamaktadır.

Ülkemizde üretim ve istihdam sağlayan Hükûmet, hemen hemen her stratejik kurumları özelleştiren Hükûmet, stratejik kurumlar arasında yer alan bor madenlerini de inşallah özelleştirmez diyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün piyasalarda geleceğin petrolü olarak değerlendirilen bor madeninin çok geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Türkiye, dünya üzerindeki bor rezervinin yüzde 70’lik bölümüne sahiptir. Türkiye, dünyada endüstri alanında kullanılan üç önemli mineralden; boraks, üleksit ve kolemanit konusunda dünya talebinin yüzde 90’lık bir bölümünü karşılamaktadır. Türkiye yılda yaklaşık 250 milyon dolarlık bor ihracatı gerçekleştirmektedir, bu da ekonomiye büyük bir katkı sağlamaktadır. Bu oran toplam maden ihracatının yüzde 50’lik bölümünü karşılamaktadır. Bor madenlerinin özelleştirilmesi durumunda toryum ve uranyum gibi nükleer enerji ham maddelerinin üretimi de devletin elinden maalesef ki çıkmış olacak. Böylece günümüzün ve geleceğimizin enerji ve teknoloji dünyasında çok önemli bir yeri olan toryum ve uranyum madenleri uzun vadede çok uluslu şirketlerin eline geçmiş olacaktır, bu da Türkiye ekonomisi açısından büyük bir kayıp diye değerlendiriyoruz. Bu nedenle, bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu bir kez daha buradan belirtmek istiyoruz. Sanayinin tuzu konumunda olan bor, Türkiye’nin geleceğidir. Bor bugün yaygın olarak uçak ve uzay sanayisinde de kullanılmaktadır. Bor üzerine yürütülen araştırmalar yalnızca Hükûmetimizle sınırlı değildir. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde bor üzerinde önemli araştırmalar yapılmaktadır. Avrupa Uzay Ajansında bor ve borlu yakıtlar üzerine çalışma yapılırken bugün bazı roketlerde borlu yakıtlar kullanılmaya başlamıştır. Türkiye'de de bu çalışmaların yapılması ve laboratuvar hizmetleri verilmesi temennimizdir.

Bu nedenle, özelleştirme yerine ülkemizin doğal kaynaklarının daha ekonomik ve daha verimli kullanımı konusunda madencilik politikalarına önem verilmeli ve bunların yasaları hazırlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin yer altı zenginlikleri arasında bor madenleri kadar bir öneme sahip olan da çok sayıda kömür madenimiz bulunmaktadır. Hükûmet bu madenlerimize ve madencilerimize de gereken önemi ve özeni mutlaka göstermelidir. Son yıllarda ülkemizde başta maden olmak üzere pek çok iş kolunda, üzülerek ifade ediyoruz ki çok sayıda iş kazaları meydana gelmektedir. 2014 yılının ilk sekiz aylık döneminde 1.250 çalışan maalesef ki hayatını kaybetmiş durumdadır. 1.250 ölümlü iş kazasının 335’i, yine üzülerek ifade ediyoruz ki maden sektöründe gerçekleşmiş; 251’inin inşaat ve 204’ünün tarım sektöründe olduğunu istatistiki raporlardan öğrenmiş bulunuyoruz. Bu rakamlar, ülkemizde yaşanan iş kazalarının hangi boyutlara geldiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda alınmayan tedbirler nedeniyle ülkemizde âdeta kara haberler peş peşe gelmektedir.

Hükûmet tarafından uygulanan yanlış politikalar ülkemizde sürekli olarak iş kazalarını artırmaktadır. İş kazalarının en önemli nedenleri arasında işçi sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli önlemlerin -yasaların- yeterince alınmayışı ve taşeronlaşma sistemine gidilmesi vardır. Denetimsizlik ve taşeronlaşma ülkemizin en önemli sorunlarından biri hâline gelmiştir. Bunlara mutlaka devlet tarafından kadro verip onları devletin bir personeli hâline getirmek mecburiyetimiz vardır. Ülkemizde maden kazalarının ve yeni acıların bir daha yaşanmaması için maden ocaklarında işçi sağlığı ve güvenliği konusunda tedbirleri tam ve eksiksiz olarak almak mecburiyetindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ölümlü maden kazalarında dünyada ilk sırayı almaktadır. Daha Soma’da şehit olan 301 madencimizin acısını unutmadan İstanbul’da bir bina inşaatında 10 işçimizin hayatını kaybettiği asansör kazasını da hâlâ unutmuş değiliz. Bu asansör kazasının ardından Ermenek kömür madeninde yeni bir maden kazası meydana gelmiş ve bu kazada da 18 madencimiz görev şehidi olmuştur. Madencilerimize uzun süre ulaşılamamıştır. Bu madencilerimiz toprağın altından günler sonra ancak çıkarılabilmiştir. Soma’da ve Ermenek’te yaşanan bu acıları en iyi bizler biliriz. En iyi Kahramanmaraş halkı bilir.

Kahramanmaraş Çöllolar kömür havzasında 10 Şubat 2011 tarihinde meydana gelen göçükte 9 madencimiz, maalesef ki, hâlâ topraklar altında durmaktadır. Kahramanmaraş’ı ve tüm Türkiye’yi üzen, yasa boğan bu olay üzerinden yıllar geçmesine rağmen göçük altında kalan 9 maden şehidimiz hâlâ çıkarılamamıştır. Bu durum, hem ülkemize hem de Kahramanmaraş’ımıza büyük bir üzüntü kaynağı yaşatmış ve hâlâ da yaşatmaktadır.

Sayın Bakanlarım, anlaşıldı ki Kahramanmaraş Çöllolar bölgesinde toprak altında bekleyen 9 tane madencimiz çıkarılamadı. Demek ki teknolojimiz buna yetmiyor. Kahramanmaraş halkı olarak istirhamımız -ki bunu üçüncü defadır ben sizlerden istirham ediyorum- hiç olmazsa bir anıt yaptıralım Kahramanmaraş’a. Kahramanmaraşlı çalışanları, meslektaşları, orada çalışan işçilerimiz ve ailelerimiz hiç olmazsa bir anıt mezarda, bayramlarda ve özel günlerde orada dua okusunlar. Bunu sizden tekrar istirham ediyoruz Sayın Bakanlarım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz de şimdi onu konuşuyorduk Mesut Bey. Tevafuk oldu efendim.

MESUT DEDEOĞLU (Devamla) - Kahramanmaraş Afşin Elbistan Termik Santrali ülke ekonomisi ve Kahramanmaraş ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkemize ve bölgeye önemli katkılar sağlayan Afşin Elbistan Termik Santrali Hükûmet tarafından özelleştirilmek isteniyor. Bu özelleştirme çalışmaları, hem termik santral çalışanlarımızı hem de bölge halkını huzursuz etmektedir. Kahramanmaraş Afşin Elbistan Termik Santrali’nin özelleştirilmesine sonuna kadar karşıyız. Bu Hükûmet bu özelleştirmeden derhâl vazgeçmelidir.

Bölge halkımızın sıkıntıları bunlarla bitmiyor. Afşin Elbistan’da hava kirliliği, şeker fabrikasında çalışan personelin çalışma şartları, çalışma günleri ve emeklilik sorunları ve kadroları, bununla birlikte, elbette ki, o bölgemizde yaşayan, Kahramanmaraş’ımızda yaşayan ve yıllarca hizmet eden, sulama birliklerinde çalışan personelin sorunları; velhasıl Kahramanmaraş’ın problemleri hiç bitmiyor.

Ülkemizde maden kaynaklarının çok önemli bir özelliği daha vardır. Madenler yenilenebilir bir türde bir ürün değildir. Madenler azalabilen hatta tamamen tükenebilen türden kaynaklardır. Bütün tarım ürünlerini her hasat döneminde yeniden üretip pazarlayabilirsiniz, yeni orman ürünlerini de aradan on yıl geçse bile işleyerek tüketime sunabilirsiniz.

Ülkemizin en büyük problemlerinden bir tanesi de elbette ki işsizlik sorunudur. Hükûmet de, yeni üniversitesini bitirmiş, askerden gelmiş bu gençlerimize iş istihdamı sağlamak durumundadır.

2015 yılı bütçemizin milletimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Dördüncü konuşmacı Muharrem Varlı, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün yine Orman Bakanlığının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Su Enstitüsü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Bakan, geçen yılki konuşmamızda da “Müslüman biraz mütevazı olur.” demiştik ama herhâlde bundan hiçbir ders çıkartmamışsınız, yine “114 dev eser” diye başlayıp burada küçük küçük tesisleri bile dev eser olarak göstermişsiniz. Yani bu tip şeylerle nereye varacağınızı zannediyorsunuz pek anlamış değilim.

Bakın, ben burada bir karşılaştırma yaptım sadece; onu, bizi televizyonları başında izleyen değerli milletimizle ve Parlamentodaki değerli milletvekili arkadaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Seyhan Barajı sizlerden çok yıllar önce yapıldı. Şu anda 1 milyon 738 bin 840 dekar alanı suluyor Seyhan Barajı. Aslantaş Barajı da sizden çok yıllar önce yapıldı. Burası da 1 milyon 333 bin 620 dekar alanı suluyor. Yani Çukurova’yı bu iki baraj suluyor.

Şimdi, sizin burada “dev eser” dediğiniz barajlara bakıyorum şöyle, topladım ne kadar acaba diye; “dev eser” diye tanıttığınız barajların toplam suladığı alan 353.510 dekar. Harcanan para ne kadar? 641 milyon 691 bin lira. Şimdi, bir Seyhan Barajı’nın suladığı alanı dahi siz yapamamışken, bunu kitapçık bastırıp, işte, “Efendim, 114 dev eser” diyerek insanlarımızı hâlâ böyle kandırmaya çalışıyorsunuz.

Bakın Sayın Bakan, bu ülkenin topraklarının gerçekten sulanması lazım, topraklarımızın bir an önce sulanıp faaliyete geçirilip buradan da ekonomik değer kazanmamız lazım. Ama sizin bu anlayışınızla, bu küçük küçük göletlerle biz bir yere varamayacağız çünkü bizim hâlâ daha Adana’da Yedigöze Barajı’nı on iki yıldan beri bitiremediniz. On iki yıldır sizin o bölgedeki siyasetçileriniz gidiyorlar, işte, her yıl “Biz burayı bitireceğiz, bu toprakları suya kavuşturacağız…” Yani on iki yıldan beridir hep bununla övünüyorsunuz ama daha Yedigöze Barajı şu ana kadar 45 bin dekar araziyi sulayabiliyor ancak. Biterse ne kadar arazi sulanacak? 750 bin dönüm arazi sulanacak biterse. Yani 750 bin dönüm arazi üzerinde çiftçilik yapan insanlarımız sulu arazide ekip dikecekler ve Türkiye ekonomisine çok büyük katkı sağlayacaklar. Ama Yedigöze Barajı on iki yıldan beri bitirilemiyor, ihalesi yapıldı, ihalesi verildi, “Şu gün tamamlayacağız, bugün bitireceğiz.” diyerek o bölgedeki insanları hep oyaladınız, hep kandırdınız. Ama netice itibarıyla Yedigöze Barajı henüz daha bitmiş değil.

Şimdi, tabii, ben bu sözlerimi söylerken bürokratlar alınganlık gösteriyorlar. Yani bizim bürokratlarla filan bir işimiz yok, bizim işimiz siyasetçilerle, kararı veren siyasetçilerdir. Bürokratlar da bundan alınganlık göstermesinler lütfen.

Yine, 2/B arazileriyle ilgili, bakın, bu hazine arazilerinin satışını, müracaatları bir yıl geriye çektiniz. Herhâlde bu işi genel seçim sonrasına bırakıp, genel seçimden sonra istediğiniz fiyatla çiftçinin önüne sunup, yani yüksek rayiç bedellerle çiftçinin önüne sunup çiftçinin almaması için bir plan içerisindesiniz. Bakın, ben burada yıllardan beridir haykırarak söylüyorum, diyorum ki: Bu 2/B hazine arazilerinin satışında mutlaka çiftçi ön planda tutulmalı, çiftçinin alabileceği makul rakamlar tespit edilmeli. Eğer siz bu makul rakamları tespit etmezseniz, çiftçinin önüne çok yüksek rayiç bedeller koyarsanız çiftçi bu arazileri alamaz; paradan para kazanan, hazır para kazanan, sizin ihalelerinizi takip eden, ihalelerinizde para sahibi olan, bir eli yağda bir eli baldaki insanlar gelir alır. Yani faiz lobisi diyor ya Sayın Cumhurbaşkanı, faiz lobisi; o faiz lobileri gelir bu tarlaları alır. O zaman, bu çiftçi ektiği tarlasını mecburen faiz lobisine teslim etmek zorunda kalır. O zaman da Allah esirgesin, neler olur, ben buradan söylemek istemiyorum. Bakın, tekrar uyarıyorum: 2/B hazine arazilerini bir an önce satışa çıkarın, rayiç bedelleri en düşük bedelle çiftçimizin alabileceği şekilde makul seviyelere çekin. Bunu yapmak mecburiyetindesiniz çünkü bu, çiftçimizin alın teri, çiftçimiz yıllardan beridir bu topraklardan geçim sağlıyor.

Yine, burada sulama birlikleriyle ilgili bazı şeyler var, sıkıntılar var. Bakın, yazın, tam mısırın en çok suya ihtiyacı olduğu dönemde birdenbire su kesiliyor. Soruyoruz sebebini “Neden suyu kesiyorsunuz?” diye sulama birliklerine. Diyorlar ki: “Yosunlanma var.” Yosunlanma neden oluyor? Yosunlanmanın olmasının sebebi de şehirlerin atık suyunun ana regülatörlere akıtılması. Yani ana regülatöre atık sular akıtıldığı için kanaletler yosun tutuyor, dolayısıyla sulama birlikleri de suyu kesip ilaçlama yöntemiyle bu yosunları kaldırmanın çaresini arıyorlar. E, mısıra on güne bir, en fazla on iki güne bir su vermezseniz mısır çok müthiş bir verim kaybına uğruyor. Bu yıl yaşadık biz bunu, en çok bu konuda sıkıntı yaşadık. Yani, üç gün suyun kesilmesi en son hattaki suya ulaşana kadar on beş günü buluyor. Onun için bir an önce, bu belediyelerin atık sularının bu sulama kanallarının ana regülatörlerine boşaltılmasını engellemeniz lazım. Geçen yıl da söylemiştim ama bununla ilgili hiçbir çalışma yapmadınız. Çiftçi için bunda mağduriyet oluşuyor, bu mağduriyeti gidermemiz lazım.

Yine, burada, enerjiyle ilgili, özelleştirilince sulama birliklerinin bir miktar borcu oluştu mu anında sulama pompacılarının elektriği kesiliyor. Bunun için de bir tedbir konulmalı. Yani, en azından sulama sezonunda bu enerjiyle ilgili, sulama pompalarının elektriğinin kesilmemesi lazım. Bununla ilgili de Bakanlığınızın bir tedbir alması lazım Sayın Bakan.

Yine, burada, tabii, “Devlet Su İşleri”, “sulama” denilince aklınıza çiftçinin başka problemleri de geliyor. Yani sulamada -geçen yıl söyledim- Devlet Su İşlerinin maharetiyle yüzde 30 oranında artış sağladınız. “Alt limiti şu kadar olacak, üst limiti bu kadar olacak.” Sulama birlikleri de buna göre bir fiyat belirlediler. Peşin ödenirse pamuktaki sulama fiyatı 20 lira, efendim, erken ödenirse 20 lira, zamanında ödenirse 30 lira. Yani yüzde 30 bir fiyat artışı var ama bir yıl önceki pamuk fiyatıyla bu yılki pamuk fiyatının arasında da ne yazık ki yüzde 30, yüzde 40’a varan bir düşüş var. Bir önceki yıl 1,8 lirayken pamuğun fiyatı, bu yıl 1,2 liraya düştü. Şu anda pamuk eken herkes acayip derecede sızlanıyor ve bir dahaki seneye pamuk ekmekten vazgeçmiş durumdalar. Hatta o kadar ileriye gidiyor ki bazıları intihar etmeyi düşünüyorlar Sayın Bakan. Yani siz de bu Hükûmetin bir üyesisiniz, bu çiftçiyle ilgili, tarımla ilgili politikalar belirlenirken sizin de orada söz hakkınız var. Dolayısıyla, burada çiftçiyi korumak hepimizin hakkı olduğu için burada da sesinizi yükseltmeniz lazım. Hükûmetin pamuk eken üreticiyi koruması lazım.

Bakın, Türkiye’nin 1,5 milyon ton lif pamuğa ihtiyacı var, 800 bin ton ancak üretebiliyor. Diğerini Amerika’dan, Yunanistan’dan, efendim, diğer ülkelerden satın alıyoruz. Yani bizim çiftçimiz oradaki çiftçilere kazanç sağlıyor, bizim insanımız oradaki insanlara kazanç sağlıyor. Hâlbuki bizim topraklarımız bu pamuğu yetiştirebilecek, bizim çiftçimiz bu pamuğu yetiştirebilecek durumda, yeter ki destek verilsin. “Destekleri arttırın.” dedik, Hazine diyor ki: “Bize ek yük getirir.” Ya, peki, kardeşim, yani bu 3,5 katrilyona mal olacak ak saray size ek yük getirmiyor da, efendim, bu, ayakkabı kutularındaki paralar, yatak odasındaki kasalardaki paralar size ek yük getirmiyor da çiftçiye vereceğiniz üç beş kuruş mu size ek yük getiriyor?

Onun için, çiftçiyi korumamız lazım, çiftçiyi desteklememiz lazım. Eğer çiftçiyi korumazsak bu ülkenin üreten insanları yok olmuş olur. Evinizdeki o sıcacık yediğiniz ekmeği, o taptaze meyveleri, sebzeleri kim üretiyor size? Çiftçi üretiyor. Siz çiftçiyi korumak mecburiyetindesiniz. Bu ülkenin üreten insanları alnının terini toprağa döküyor, o topraktan para kazanmak istiyor ama para kazanamıyor çiftçimiz. Dolayısıyla, çiftçimize desteği vermemiz lazım.

Bakın, ben bir karşılaştırma daha yapmak istiyorum. Siz iktidara gelmeden önce 1 kilo pamukla 5 kilo gübre alabiliyordu çiftçi, 1 kilo pamukla 5 kilo gübre alabiliyordu. Şu anda 1 kilo pamukla ancak 1 kilo gübre alabiliyor, biliyor musunuz? Siz iktidara gelmeden önce 1 kilo pamukla 2 litre mazot alabiliyordu bu çiftçi, şimdi 3 kilo pamuk satarak ancak 1 litre mazot alabiliyor. İşte “Nereden nereye.” diyorsunuz ya övüne övüne “Nereden nereye.” Nereden nereye gelmişiz, işte ortada yani, sonuç burada. Çiftçiyi perişan ettiniz, çiftçiyi bitirdiniz. Adamlar vallahi tarlayı satacak, utanıyor ya. Babasından kalmış tarlası, millet kınar diye utanıyor, tarlasını adam ekmekten vazgeçecek ama utancından ekiyor vallahi. Herkesin bankaya borcu var. Bütün tarlaları, evi, her şeyi bankalara ipotekli bütün çiftçilerin. Getirdiğiniz nokta bu. “Nereden nereye.” diyorsunuz ya, işte nereden nereye geldiğiniz burası.

Şimdi, bakın, yine, sulama ücretleri, her şey artarken pamuk fiyatları bir önceki yılın altına düşüyor, buğday fiyatları bir önceki yıl seviyelerinde, mısır fiyatları bir önceki yıl seviyelerinde. Yani traktör fiyatları artmış, mazot fiyatı artmış, gübre fiyatı artmış, işçilik fiyatı artmış, her şey artmış ama çiftçinin mahsulü ya yerinde sayıyor ya da bir önceki yılın yüzde 30, yüzde 40 altında. Allah’tan reva mıdır bu ya? Hani, Sayın Cumhurbaşkanı çıkıyor diyor ki, Sayın Başbakan çıkıyor diyor ki: “Ya, kardeşim, çiftçi bu kadar kötüyse nasıl bu kadar traktör alıyorlar? Çift çeker traktör almış herkes.” Ben nasıl alındığını size söyleyeyim Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, sizi herhâlde yanıltıyorlar.

Bakın, çiftçi borcunu bitirdiği traktörünü satıyor, kışın kendisine harçlık yapıyor, tekrar baharda eğer kendisine traktör lazımsa, bankada da bir itibarı kalmışsa, kredi alabilecek kadar gücü varsa gidiyor banka kredisiyle traktör alıyor. İşte, Türkiye’deki traktörün alınma sebebi bu yani çıkıp da “Bu kadar traktörü nasıl bu çiftçi alıyor?” diyerek övünmeyin. Çiftçinin durumu perişan, çiftçi kendi hâline ağlayacak durumda ama çiftçiyi destekleyen hiç kimse yok, çiftçiye sahip çıkan hiç kimse yok. Geçenlerde de söylemiştim, Rıza Sarraf’a sahip çıktığınız kadar bu çiftçiye sahip çıksanız bu ülke ihya olur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bal, bir dakika söz talebiniz var.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Beşiktaş’ın Çarşı grubuna mensup bazı kişilerin darbe suçlamasıyla yargılanmasına ilişkin açıklaması

 

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, ben Beşiktaş kongre üyesiyim. Bugün Beşiktaş’ın Çarşı Grubu Çağlayan Adliyesinde darbe teşebbüsüyle hâkim karşısında, Beşiktaş’ın Çarşı Grubu gibi Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın ve diğer spor kulüplerimizin taraftarları da orada flamalarıyla. Adalet ve Kalkınma Partisinin, Çarşı’nın kötülüklere karşı ruhunu kendine karşı olarak görüp bunu darbe olarak algılaması hakikaten çok garip bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Nasıl bugünlerde basının kalemleriyle kendisine darbe yaptığı iddiasıyla insanlar adliyelerde süründürülüyorsa spor kulübü taraftarları da flamalarla darbe yapmak gibi bir garip iddiayla adliyelerde hesap veriyorlar. Bu, AKP Hükûmetinin -yargıyı ne hâle getirdiğinin- gerek millî Türk hukukunda gerekse uluslararası hukukta kalemle, flamayla darbe teşebbüsünde bulunmak gibi garip bir hâle imza attığı iştir. Böyle garip bir uygulamayı uluslararası hukuk tarihine geçiren AKP’yi tebrik ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.35

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 31’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Altıncı tur görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Seyfettin Yılmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla ilgili konuşma yapacağız ama Sayın Bakan yok, gelecek mi acaba?

BAŞKAN – Sayın Vural, Hükûmet adına Sayın Bakan var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama o kendi bakanlık bütçesinden sorumlu.

BAŞKAN – Ama bekletme imkânımız yok ki. Gelir Sayın Bakanımız, haber veriliyor efendim.

Sayın Yılmaz, buyurun.

MHP GRUBU ADINA SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bakan lazım bize bakan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gönül isterdi ki küresel ısınma ve iklim değişikliğinin dünyanın önündeki en büyük tehlike olduğu bir süreçte teknik değerlendirmeler yaparak burada bütçe üzerinde net ifadelerde bulunalım ama ne yazık ki Orman Bakanlığını yöneten zatımuhterem öyle bir bakanlık yönetiyor ki Orman Bakanlığı değil çok açık ve net söylüyorum Veysel Hoca’nın çiftliği! Yani bu konuda iddialıyım. Niye Veysel Hoca’nın çiftliği diyorum? Şimdi, biraz sonra değerlendirmelerimle –kendisi de geldi- bunları ifade edeceğim.

Öncelikle orman yangını sezonu bitti. Orman yangınlarında olağanüstü mücadele gösteren tüm orman çalışanlarına, mühendisinden memuruna, işçisine kadar ve köylülerimize kadar herkese çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi, biliyorsunuz Orman Bakanlığında 8.500 geçici işçi var. Bu işçiler beş ay yirmi dokuz gün çalışıyor. Ormanların korunması noktasında, ormanlarla yangınlarla mücadelede hayatını ortaya koyuyorlar. Ama ne yapıyor Sayın Bakan? 500 tane kadrolu işçi alıyor. Bu 500 kadrolu işçiyi, Sayın Bakan, on yıldır, on beş yıldır, yirmi yıldır geçici olarak çalışan bu tecrübeli işçilerden almak yerine, tutuyor, bir sınavla dışarıdan alıyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, sınava ne yapıyor? KPSS şartı getiriyor. Dozer operatörü olacak, KPSS şartı getiriyor. Şimdi, dozer operatörünü KPSS’de 70 puanın üzerinde almakla neyi sağlayacaksınız? Bir şeyi sağlıyorlar sayın milletvekilleri. Sayın Bakan, o KPSS’de 70 puanın üzerinde alarak dozer operatörü aldıklarınızın içerisinde kaç tane üst düzey bürokratınızın çocuğu var, lütfen bir inceleyin. Eğer bilmiyorsanız o Bakanlıkta durmanız hata, bilip de buna müsaade ediyorsanız bu daha büyük hata çünkü bu ülkede binlerce işsiz varken, bürokratınızın çocuklarını dozer operatörlüğü kadrosuna KPSS sınavı yaparak bir şart koyuyorsunuz. Peki, bu yangınlarla mücadele eden gece gündüz -övüneceksiniz biraz sonra çıkıp- altı ay boyunca gecesini gündüzüne katan o çocukların ne suçu var, 8.500 tane geçici işçinin? Ama, biraz önce söyledim ya, burası Bakanlık olmaktan çıkmış, artık bir çiftliğe dönmüş.

Bakın, işçi sendikası ile Kamu İşverenleri Sendikası sözleşme yapıyor. Ne yapması lazım Kamu İşverenleri Sendikasının devletin menfaatlerini koruma adına, tarafsız olması lazım değil mi? Kamu İşverenleri Sendikasının Genel Sekreteri işçi sendikasının, Bakanın yandaş sendikasının hukuk müşaviri. Yani, burada bu toplu sözleşmelerin sağlıklı olmasından nasıl bahsedeceksiniz? Yine, bir diğer avukatı kim biliyor musunuz? Cumhurbaşkanının özel avukatı, hani şu HSYK’ya seçtirdi ya yeni, Ali Özkaya, o da sendikanın avukatı yani böyle “al gülüm ver gülüm” bir sistem kurmuşlar, bu şekilde gidiyorlar.

Şimdi, bakın değerli milletvekilleri, orman mühendisleri, binlerce orman mühendisi kadro bekliyor bu ülkede. Hani çıkınca diyoruz ya küresel ısınma, iklim değişikliği, ormanların bakımı… İşte orman mühendislerine ihtiyaç duyulan yer. Bu kadrolara adam alacağı yerde 80 kişilik bir kadro açılıyor.

Şimdi, 1999 yılında, 57’nci Hükûmet döneminde KPSS geldi. Niye geldi? Haksızlıkların, hukuksuzlukların, adaletsizliklerin önüne geçilsin diye. Çünkü, orman mühendisleri… Sayın Bakan, siz bunu anlamayabilirsiniz ama Anadolu coğrafyasından çıkıp oradan, buradan bursla, anasının, babasının yiyeceği ekmekten, içeceği sudan keserek okuttuğu çocuklar dört-beş senedir bugünü bekliyorlar ve KPSS’ye giriyorlar. KPSS’de başarılı oluyor 80 kişi, bir komisyon kuruyor Sayın Bakan, onun da başına yine bir orman mühendisini getiriyor ve o 80 kişiden, en başarılı olan 80 kişinin 57 kişisini komisyon başarılı görmüyor. Yazık değil mi bu çocuklara? Senin o getirdiğin komisyon başkanını ben hiç yeterli bulmuyorum, ben hiç yeterli bulmuyorum. Yazık! O çocuklar binbir hayallerle, binbir ideallerle, ormancılığa adadıkları davayla ekmek, aş için bu mücadeleyi verirken otuz üç gün… Bir sözlü sınavda otuz üç gün neyi beklersiniz? Ben size soruyorum, neyi bekliyorsunuz? Şunu bekliyorlar: Hangi AKP’li milletvekilinin, hangi bakan yakınının, hangi üst düzey bürokratın yakınının sınava girmesi için ve alınması için… Yazıktır, günahtır! Bunu siyaseten söylemiyorum. Orman mühendislerinin hepsi bizim meslektaşımız. Neye göre, ölçünüz nedir Sayın Bakan?

Bir enteresan husus daha: Afyon kendi bölgesi, seçim bölgesi. Çocuklar kazanmışlar yazılı imtihanı, başarılı olmuşlar, tercih yapıyorlar işte Afyon, şurası, burası diye. Afyon’u tercih ediyorlar ama tercih eden 3 kişiyi Bakan Bey’in atadığı komisyon yeterli görmüyor. Niye görmüyor? Çünkü, Bakan Bey’in memleketi ya, Bakan Bey’in istediği kişi müracaat etmemiş oraya ve oraya adam alınmıyor değerli arkadaşlar, 80 kişiden 11 kişi alınmıyor. Yazık, günah değil mi Sayın Bakan? Bu ne biçim yönetim anlayışıdır? Burası sizin babanızın çiftliği değil, çok açık söylüyorum, bunu hakaret olarak da söylemiyorum. Sizin de çocuğunuz olabilir yani bizim tuzumuz kuru olabilir, milletvekili şudur, budur ama o Anadolu coğrafyasında yaşayan o gariban, o fukara, emek vermiş, alın teri dökmüş, ne istiyorsunuz ondan Sayın Bakan? Şimdi, oraya kimin çocuğunu alacaksınız? Ama, siz alışmışsınız.

Şimdi, buradan ben soruyorum Sayın Bakana, bunu her zaman dile getireceğim: Kendi ağabeyinin oğlunu Özel Kalem Müdürlüğünde memur yapıyorsun. Ne güzel değil mi, ne güzel? Bu ülkede binlerce insan iş, aş diyor değerli arkadaşlar. Yani ağabeyinin oğluna, ya bu kadar ekonomik güce sahipsin, bu kadar yerlerdesin, ver cebinden harçlığını. Ama cebine harçlık bulamayan, yiyecek ekmek bulamayan, iş, aş diye binlerce insan bu ülkede sefalet içerisinde sürünürken ağabeyinin oğlunun özelliği ne? Onun yeterliliği neydi de sen mühendisleri yeterli bulmuyorsun da ağabeyinin oğlunu yeterli bularak oraya atıyorsun? (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Yetmiyor; yetmiyor değerli arkadaşlar, milletvekilinin oğlunu özel kalemden kadroya alıyor, başlatıyor ve ardından Enerji Piyasası Üst Kuruluna veriyor. Hangi milletvekilinin oğlu, gel bu kürsüden açıkla. İsmi bende var, burada milletvekilleriyle polemiğe girmemek adına söylemiyorum bu ismi burada. Ama yazıktır, günahtır!

Şimdi çıkacaksınız… Burası çiftliğiniz değil Sayın Bakan, bu Bakanlığı kanunla, adaletle yöneteceksiniz. O orman mühendislerinin hakkının, o geçici işçilerin hakkının üzerinde burada Bakanlığı yapamazsınız. Yaparsanız da hakkını veremezsiniz.

Şimdi, orman yangınlarıyla mücadele edenler vardı. Orman Genel Müdürü burada, Osman Kahveci. Bir yangın tazminatı çıktı. İçinizde orman bölgelerinden olan insanlar var. O insanlar, emin olun yazın cumartesi, pazarı görmezler. Ben de çalıştığım için orman bölge müdürlüğünde, biliyorum. Cumartesi, pazar dâhil bir yerde yangın olduğu zaman kâtip olsun, daktilograf olsun, veri memuru olsun, yangının büyüklüğüne göre kimse şeyinden ayrılamaz yani akşam ben de şuraya gezmeye gideyim veya hafta sonu, tatil diyemez. Bunlara bir yangın tazminatı geldi. Sayın Bakan geldi bu tazminatı kaldırdı. Efendim, neymiş? İşte, tasarruf tedbiri falan… Ya, siz tasarruftan ne anlarsınız Sayın Bakan?

Şimdi ben size bir şey söyleyeceğim: Binlerce, on binlerce orman çalışanlarına tasarruftan bahseden Sayın Bakanın bir özel kalem müdürü var, Cihan Pektaş; adını da veriyorum buradan. İSKİ’den beri yanında çalışıyor.

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – İsim verme.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Mahkemeye versin diye veriyorum Sayın Genel Müdür. Versin, görüşeceğiz.

Ve onu alıyor, tamam mı, Özel Kalem Müdürlüğünden Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına atıyor değerli arkadaşlar.

Kaç biliyor musunuz Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının ek göstergesi? 6400 yani genel müdür. Bir gün o Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı yaptı mı? Ama yaptığı görevle ikisinin arasında 2,5-3 milyar lira maaş farkı var. Yıllardır bunun Özel Kalem Müdürü, 3 milyar lira farklı maaş alıyor. Yazık günah değil mi? Bu para helal midir, haram mıdır? Ben buradaki milletvekillerine soruyorum. (MHP ve CHP sıralarından “Haramdır” sesleri, alkışlar)

Mustafa Yaraşır, danışmanı, önce Personel Daire Başkanlığına atıyor, oranın maaşı yüksek ya, müşavir olduğunda. Orada bir buçuk iki sene görev yapıyor… Görev yapmıyor, görev yok, sadece maaş alıyor değerli arkadaşlar, sadece maaş alıyor. Ondan sonra Teftiş Kuruluna bir düzenleme geliyor, Teftiş Kurulunun maaşı artırılıyor, kadrosu oraya alınıyor. Ama ne Personel Daire Başkanlığında ne de Teftiş Kurulunda bir gün bile görev yapmıyor. Ve sonra milletvekillerinin çocuklarını, yakınlarını, Afyon’dan getirdiği kendi yakınlarını, eşlerini danışman yapınca bir kanun hükmünde kararnameyle bir gecede Bakan müşavirlerine, 180 küsur tane Bakan müşavirine 1 milyar 600 milyon lira bir ayda zam veriyor. Bu sefer oradan alıyor buraya atıyor. Yani, şimdi, değerli milletvekilleri, adalet ve hakkaniyet bunun neresinde, ben size soruyorum, tasarruf neresinde bunun? Yani, ondan sonra da siz o bin liraya çalışan memurun çalıştığı hakkını kısacaksınız ama kendi yandaşlarınıza kepçeyle vereceksiniz. Böyle bir Bakanlık yönetilebilir mi? Adil olmazsanız bu yönettiğiniz Bakanlığın ne anlamı vardır Sayın Bakan? Şimdi bunlara çıksın cevap versin, hepsi bilgili ve belgeli. Kendisi de biliyor, bunları dile getiriyorum.

Bakın, Orman Genel Müdürlüğünün, Orman Bakanlığının 6 tane helikopteri var, 6 tane, VIP helikopter değerli arkadaşlar. Sayın Bakan, buradan soruyorum, açılışları yapmak için özel jet kiraladınız mı, kiralamadınız mı? Yani, ne ihtiyaç var ya? Yani, bu ülkede birileri pazardan ekmek toplarken özel jet kiralamanız neyinize! 6 tane de VIP helikopteriniz var, neyinize yetmiyor? Bu şatafat, bu saltanat neyin nesidir? Yani, bunları birilerinin bir belirtmesi lazım, yazık günah değil midir?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazıktır tabii ya, ayıptır ya, ayıp! 6 tane VIP helikopter, ne yapıyorsunuz hakikaten çıkın açıklayın ya.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi, bakın, şatafat öyle bir hâle gelmiş ki -daha önceki konuşmalarımda da söyledim- Orman Genel Müdürlüğünün Gazi yerleşkesinde lojmanlar vardı 680 tane, ben de idarecilik yaptım o lojmanlarda. Bir kara kışta bütün çalışanlara bir tebligat yaptılar, kar kışta, çocukları okuyor, dediler ki “Derhâl lojmanları boşaltın.” Şimdi orada o lojmanlar boş duruyor. Niye? Yok oraya kaçak saray yapıldı, o sarayın görüntüsüne engel olmasın, orada çalışma yapacaklar ve ona daha sonra geleceğim kaçak saraya ama bir şey ifade edeceğim. Orman Genel Müdürlüğüne de bir bina başlattılar. Nerede başlattılar biliyor musunuz? Bu Söğütözü millî parkı var Adalet ve Kalkınma Partisinin arka tarafında, orada başlattılar. Şimdi, buradan soruyorum: Bu kadar memurun senin dışarıdayken Başbakan Erdoğan’ın balıkçısına orada balıkhane açıyor musun, açmıyor musun?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hadi be!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Açıyor musun, açmıyor musun? Onun inşaatı devam ediyor. Oraya verin bakalım onu, bunun hesabını takip edeceğim. Oraya balıkçı açıyorlar, balıkçıya inşaat yapıyorlar değerli arkadaşlar. Yetmedi, İstanbul’dan kebapçı getiriyorlar, oranın inşaatı devam ediyor şu anda. Senin memurların dışarıda.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Orman Bakanlığı mı kebap bakanlığı mı ya?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, orası, o Söğütözü orman içi dinlenme yerini buradaki bütün milletvekilleri bilir, ben de biliyorum, on sene, on iki sene burada görev yaptım. Orası Atatürk’ün yadigârı, içini gezmişseniz Atatürk’ün kaldığı ev vardır orada. 10-15 beş metrekare, böyle hani 1.125 odalı falan değil ha.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kulübe…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Kulübe şeklinde, 15 metre. Şimdi orayı da parselliyorlar. Yani, orayı söyledim. Bakın, oranın, şu anda sizin genel merkezinizin otoparkı kimin biliyor musunuz? İşte, onun bir parçası değerli milletvekilleri. Yani, oraya arabanızı park ederken bilin ki orası kaçaktır. Ben bunları dile getire getire getire bir cevap alamıyorum.

Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisinin binası da kaçak bundan dolayı. Burada inşaat mühendisleri var, mimarlar var. Bir binanın olabilmesi için belirli bir şekilde otopark ve yeşil alana sahip olması lazım, değil mi? İşte, o ormanın arazisini oraya eklediler, bu binaya ruhsat verdiler. Şimdi, biz bunu dile getire getire ne yaptılar biliyor musunuz? Ankara Büyükşehir Belediyesi de bunların belediyesi ya, Melih Gökçek bu işleri de çok iyi bilir biliyorsunuz, bu tür alavere dalavere işlerini. Ondan sonra Orman Genel Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi arasında bunu takas yaptılar, o otoparkı Büyükşehir Belediyesine verdiler, bunun yerine de tuttular, Orman Genel Müdürlüğüne bir yer verdi. Peki, şimdi o yer kimin yeri Sayın Bakan? Ormanın yeri özü itibarıyla, ormanın yeri.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Parkı da orman yeri.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, devam ediyorum. Bakın, biliyorsunuz değerli arkadaşlar, bir Ali Ağaoğlu meselesi vardı. Hani, bu 17-25 Aralığa darbe diyor ya bunlar, 17-25 Aralık hırsızlıkla yolsuzluk sürecinin olduğu yerdir. Bugün medyaya yaptığınız operasyonda, 17 ve 25 Aralığın mağduru olan, “Mağduruyum.” diye gezen Bilal Erdoğan’ından bakanlara kadar bugün müdahil olmaları gerekir o zaman o davaya. Eğer 17-25 Aralık şeyse, bugünkü bu medya davasına da Cumhurbaşkanının oğlu, bakanlar, Rıza Sarraf’ı, şuyu, buyu da dâhil olması gerekiyor.

Şimdi, o zaman, Ali Ağaoğlu, bu, 1453, ata biniyordu. Bizim Fatih Ormanı’na, İstanbul’un, milletin Fatih Ormanı’na proje yaptılar. Atlarla onların reklamını yaptırıyordu, oradaki binaları satıyordu. Biz bir gensoru verdik bununla ilgili ve basın toplantısı düzenledik. Sayın Bakan dedi ki: “Ya benim hiç haberim olmadı, ben orayı iptal ettirdim.” Fatih Ormanı’nı kurtardık değil mi, hep beraber, Maslak’taki, 1453’ü?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür edelim Bakana o zaman(!)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi ne çıktı biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Şimdi de Parkorman çıktı, Parkorman, aynı şekilde. Bakın, Parkorman Sayın Bakan.

Parkorman’ı Borusan Holding 2008 yılında yıllığı 4 milyon liraya kiralamış, burayı çalıştırıyor. Daha sonra, Egehan firmasına 2010 yılında burası veriliyor davetiye ve pazarlıkla, gel burayı al diyor.

Davetiye pazarlık usulünü biliyorsunuz, detayına girmeyeceğim.

Şimdi, Sayın Bakan, Egehan firmasının, şirketinin ortakları kimdir, biraz sonra çıkın buraya açıklayın.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Açıklamaz, sen söyle!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen söyle, sen!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Nereye kadar veriliyor biliyor musunuz, ne kadara veriliyor biliyor musunuz yıllık? 740 bin liraya, yani 4 milyondan 740 bin liraya veriliyor. Burası da önemli değil, işin bu tarafını geçtik.

Bakın değerli arkadaşlar, burayı vermek için, buranın imara açılması gerekiyor, bir rapor tanzim edilmesi gerekiyor. Bölge müdürü, İstanbul’un bölge müdürü, şube müdürü, iki tane mühendis rapor tutuyor ve raporlarında diyorlar ki inceleme raporunda, bakın, rapordan okuyorum: “Ortaya sunulan projenin uygulanması hâlinde doğal topografyanın, bitki örtüsünün ve yaban hayatının çok büyük ölçüde zarar göreceği, çok sayıda ağaç kesileceği kesin ifadelerle tespit edilmiştir. Ayrıca, söz konusu projenin 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu’nun 14’üncü ve Millî Parklar Yönetmeliği’nin 5’inci maddesine göre yasaktır.” Rapor bu şekilde. Tabii, bu rapor geliyor ya, Orman Bakanlığı Doğa Koruma Genel Müdürlüğü diyor ki çok ivedi bu raporu düzeltin, acele, çok acele ve o rapor düzeltiliyor değerli arkadaşlar, orada görev yapan bölge müdürü ile şube müdürünün tayinleri çıkıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yazıklar olsun, yazıklar olsun!

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Yani, devletin ve kamunun gücü Egehan firması…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Darbe yapılıyor, darbe.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Peki, ne var burada? Şimdi, bakın, ondan farklı ne var burada? 108 tane villa yapılacak değerli arkadaşlar bu ormana, Parkorman’a.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kimlere, kimlere yapılıyor?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – 108 tane villa yapılacak, cevap verirsiniz Osman Bey, Genel Müdürdünüz.

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Yapılamaz, nasıl yapabilirler ya?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Çıkıyor onayı, bakınız, cevap versin Sayın Bakan. 5 katlı otopark yapılıyor değerli arkadaşlar, 5 katlı; kapalı otopark yapılıyor 5 katlı, ormana. Yani, şimdi, bu Egehan firmasının gücü nereden geliyor Sayın Bakan? Kimdir bunların arkasındaki güç?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ayakkabı kutuları.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ortakları kim, ortakları?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Zerrab’dan geliyor, Zerrab’dan.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Yani, devletin ormanlarını -çok açık söylüyorum- kime peşkeş çekeceksiniz, kime peşkeş çekiliyor?

İstanbul’u bitirdiniz, yetmiyor mu? İstanbul’un siluetini bozdunuz, her tarafa dev gökdelenler, şunlar, bunlar. Bugün, orada, İstanbul’da bina dikilecek alan bırakmadı, deprem alanlarına bile binalar yaptı, şimdi sıra ormanlara geldi değerli arkadaşlar ama çıkacak buraya, işte, efendim, Trakya büyüklüğünde orman oluşturduk diyecek. Hodri meydan diyorum: Eğer, Trakya büyüklüğündeki ormanın onda 1’ini -Meclisle beraber gidelim- bize göstersin bu milletvekilliğinden istifa edeceğim, kendisi Bakanlıktan istifa edecekse beraber gezelim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Göstersin Trakya büyüklüğündeki ormanı, diktiği ormanı. Bunların o dağıttıkları o fidanlar var ya, ben ormancılıktan geliyorum, yani, bu millete, efendime söyleyeyim, şişirilmiş şunlarla, bunlarla reklam yapabilirsiniz ama o diktiği ağacı orman sayıyor. Yok arkadaş böyle bir şey, bir ormanın oluşması için yüz yıllar gerekiyor. Zamanım daraldı çok konu var da hangi birine geçeceğiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu kadarı bile istifa için yeterli canım.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Başlık başlık söyle, başlık başlık.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, Paşaköy’deki maden sahası vardı, 17-25 Aralıkta, çıkıyor, diyor ki: “İzin vermek zorundayız.” Peki, o zaman Adem Peker isimli bir şahıs müracaat ediyor -hani, bu 10 milyar dolarlık bir yolsuzluk var ya 17-25 Aralıkta- Bakanlık diyor ki: “Burası…” Bak, reddediyor, niye reddediyor biliyor musun? Madencilik faaliyetleri başladığı takdirde sosyal problemlerle karşılaşılacağı, İstanbul il sınırları içerisinde doğal olarak yetişen bitki türlerinin yetiştiği ve bunların kontrolsüz kentleşme, aşırı ölçüde gelişme ve yeşil alanlara yapılan müdahalelerden dolayı tehdit altında bulunması gerekçesiyle maden işletme izni verilmiyor. Verilmiyor, bakın. Hani, “Verilir.” diyor ya, “Verebilir demiyor.” diyor, geliyor, burada 16’ncı madde “Verir.” diyor. Niye vermediniz o zaman adama önce? Adem Peker bu sefer ne yapıyor? Güçlülerin hükmü sürüyor ya bu ülkede, kimi buluyor biliyor musunuz? Yine 17, 25 Aralıkta ismi geçen bir Yasin El Kadı falan var. Biliyorsunuz değil mi onları? Onları buluyorlar değerli arkadaşlar. Onlar devreye giriyor. O izin vermeyen Bakanlık aynı maden sahasına izin veriyor. Verdi mi vermedi mi? Sorun Sayın Bakana.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Verdin mi?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Verdikten sonra ne oluyor biliyor musunuz? Altı ay sonra maden el değiştiriyor zaten, bunlara geçiyor.

Bakın, şurada bulabilirsem buradaki konuşmalarda da var. Recep Tayyip Erdoğan’ın özel kalem müdürü ile bu işleri yürüten İlker Aycı diye birisi var, o da Bakana “Beyefendinin haberi de var, bu işleri de halletmişsiniz, elinize sağlık, çok teşekkür ederiz; beyefendiye de bu yaptığınızı ileteceğiz.” diyor. Sayın Bakan da diyor ki aynen ifadelerde: “Hayırlı olsun, hayırlı olsun.” Adli tıp raporlarında bu “tape”ler de doğrulandı. Vermediğin yere niye izin verdin Sayın Bakan? Kim var bunun arkasında? Çıkıp burada bu doğruları söylememiz lazım.

Kaçak saraya gelemedik. Kaçak saraya gelecektik. Kaçak sarayın yeri de orman arkadaşlar.

Bakın, komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir. Birileri çöpte aş toplarken, bu ülkenin Başbakanın önündekiler ortada. Şu ağaçlar gitti. Bu ülkede 1.150 odalı saraylarda yaşayanlar var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - …ama öbür tarafta, çöpten ekmek toplayanlar var yani bunları görmediğimiz zaman bu bütçeden bir hayır gelmez.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bunların yüzde 2’si bile doğruysa istifa etmesi lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Sayın Başkanım, izin verirseniz bir açıklama yapmak istiyorum. Burada, kurum zan altında bırakıldı.

BAŞKAN – Sayın Genel Müdür, lütfen… Sayın milletvekili… Sayın Bakan dinledi cevap verecek efendim.

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Orman Genel Müdürlüğünün bir tek helikopteri yoktur. Helikopterlerin hepsi yangınla mücadelede kullanılan helikopterlerdir. Hepsi yangınlarda kullanılıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mutlaka açıklama yapmanız lazım. Benim vicdanımda mahkûm oldunuz.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına birinci konuşmacı Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Yüksel. (CH)P sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, Rekabet Kurumunun 2015 yılı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Rekabet Kurumu, ülkemizin sağlıklı, adil büyümesi ve gelişmesi açısından çok önemlidir tıpkı diğer bağımsız kurumlar gibi. Ancak bu Hükûmet tüm bağımsız kurumları kanun hükmünde kararnamelerle bakan, Bakanlar Kurulu ya da Başbakana bağlamış, yani yürütmenin kontrolüne alarak işlevsizleştirmiş, bu olmazsa olmaz kurumlar AKP hükûmetlerince çok tehlikeli iktidar sopasına, bertaraf silahlarına dönüştürülmüştür.

Değerli milletvekilleri, BDDK üyelerini Bakanlar Kurulu atıyor, TMSF kurul üyelerini Bakanlar Kurulu, SPK kurul üyelerini Bakanlar Kurulu, TÜBİTAK Başkanını Başbakan atıyor, TÜBA üyelerini de Başbakanın atadığı TÜBİTAK atıyor. Hükûmet bununla da yetinmiyor, sivil toplum örgütü olan DEİK’i bir kanunla devletleştiriyor. Gelişmiş ülkeler sivil toplumları güçlendirmeye çalışırlarken AKP bu kurumu da kendine bağlıyor. Tıpkı Rekabet Kurumunda olduğu gibi kurumun giderlerini de yine şirketlere yüklüyor, hem de yasa tanımaz bir biçimde.

Rekabet Kurumunun temel gelir kaynağı yeni kurulan ya da sermayesini artıran limitet ve anonim şirketlerin sermayesi üzerinden alınan on binde 4’lük paydan oluşmaktadır. Rekabet Kurumunun mali yükünün limitet ve anonim şirketlerin sırtına yıkılması haksızlıktır. Esasen kurumun mali kaynaklarının genel bütçe tarafından karşılanması gerekmektedir.

Bu Hükûmetin şirketlerden haksız yere tahsiline sebep verdiği rakamlar bununla da sınırlı değildir. Vergi beyannamesinden damga vergisi almaktan ticaret odası harçlarına, ihracatçı birliği aidatlarından gerekli gereksiz defter tasdiklerine şirketlerin sırtına bindirilmiş bir sürü yük var. Bunların her biri küçük rakamlar gibi gelebilir ancak bir araya geldiklerinde şirketlerin ekonomiye kazandıracağı, katma değer yaratacağı, istihdam yaratacağı, ülkemizin o denli ihtiyaç duyduğu sermaye kaynaklarını yıpratmaktadır.

Rekabet Kurumu 2013 yılında şirketlerden bu şekilde 52 milyon liradan fazla para toplamış. Yani girişimcinin 52 milyon liralık sermayesine el koymuştur. Asgari ücretten 3 bin kişilik istihdam demektir bu. Rekabet Kurumunun gideri ne kadar olmuş 2013’te? 40 milyon bile değil, geriye kalanı da hazineye devredilmiş. Hadi, diyelim ki kaçak saraya milyar liralar yatırmaya parası yeten Hükûmetin Rekabet Kurumuna ayıracak parası yok, şirketlerden on binde 4 haraç kesmeye gerek var mı? Hayır, kesinlikle yok. Rekabet Kurumunun önünden her yıl 200 tane birleşme, devralma izin başvurusu geçiyor. Bu işlemlerden işlem değeri üzerinden başvuru harcı alsa başka kaynağa ihtiyacı kalmayacak kurumun. Üstelik de izin başvurularının çoğu da yabancı şirketlerdendir.

“Rekabet Kurumu bağımsızdır, hiçbir organ, makam, merci ve kişi kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.” Peki, böyle midir? Rekabet Kurumunun karar organları Rekabet Kuruludur. Biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere toplam 7 üyeden oluşur ve bu kurulun üyeleri ağırlıklı olarak Bakanlar Kurulu ve Gümrük ve Ticaret Bakanının atamalarından oluşmaktadır. Bu arada, kurul üyeleri arasından Başkan ve İkinci Başkanı da Bakanlar Kurulu atamaktadır. Yani tam olarak yürütmenin emrinde düzenleyici bir kurul. Böyle olunca da kurulun kararları Hükûmet talimatları doğrultusunda oluşmaktadır. Örneğin geçtiğimiz yıl yaşanan Gezi direnişleri ardından kinini yönlendirdiği hedefler arasında Koç Grubu da vardı. Tam da o dönemde Rekabet Kurumu TÜPRAŞ hakkında bir inceleme yürütmekteydi. Ne oldu derseniz? TÜPRAŞ’a bu yılın başında 412 milyon lira ceza kesti Rekabet Kurulu. Bir örnek daha verecek olursak, Türkiye Su Sporları Federasyonu kararı vardır, burada da yine Rekabet Kurumu, Federasyonun teşebbüs olduğuna karar vermiş, cezalandırılması gerektiği aşamada yeniden bakanlar araya girdiği için incelenmiş ve birden teşebbüs olmadığı kararına ulaşmıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak Rekabet Kurumu, sürekli ihale alan bu 3 firmanın milyar dolarlık işlerinin milleti on yıllarca borçlandırarak dağıtıldığı, bir de marifetmiş gibi reklamı yapılan bu firmaları hiçbir zaman dikkate almamıştır. Mahalle aralarında açılan AVM’ler esnafı yerle bir ederken bunları görmezden gelmiştir.

Sayın Bakan Canikli, bu arada, sizin de 98 yılında kurmuş olduğunuz Orbit Yeminli Mali Müşavirlik Şirketinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden daha önce iş aldığı görülmektedir. Daha sonra bu şirketi çözüm müşavirliğine dönüştürüyorsunuz, ortağını değiştiriyorsunuz, yeğeninizi alıyorsunuz, bunlar olabilir. Ama, şimdi, bu şirketiniz, Çözüm Danışmanlık ve Eğitim Şirketi hâlen BİT’lerden ve KİT’lerden iş almaya devam etmekte midir? Bu, siyasi etik açısından -orada ilzama yetkili tek kişisiniz- Bakanlıkla bağdaşır mı? Hâlen siz burada Bakanlık göreviyle birlikte bunu yürütürken, kamu şirketleri ve özel şirketler size iş vermekte çok istekli davranmazlar mı? Bu sorularımın da yanıtını rica ediyoruz.

Arkadaşlar, yarın 17 Aralık. Parlamenter sistemle yönetilen ülkeler arasında dünyanın en büyük rüşvet ve yolsuzluk iddiaları Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşmüştü bir sene önce. Üstelik de makul şüpheyle değil somut delillere dayalı kuvvetli şüpheyle; 4 bakan ve çocuklarıyla -görüntülü- para kasaları, para sayma makineleri, ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, elbise kılıfları içinde ortalığa saçılan milyon dolarlar, dönemin Başbakanı ile oğlu arasında geçen 30 milyar euroların sıfırlanma “tape”leri, 700 bin TL’lik hediye saatler, nüfuz ticareti, Bakanın hem de İçişleri Bakanının rüşvet verenlerin önüne yatmaları. Aradan bir yıl geçti, bu konuda hiçbir ilerleme yok, tam tersine, bu rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu örtmek için binlerce polisin yeri değiştirildi, savcılar görevden alındı, uygun savcılar bulundu, takipsizlik kararı verildi. Şimdi, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının yıl dönümünde bu kez medya ağırlıklı, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde görülmemiş yeni bir operasyon sürdürülüyor. Bu operasyonun tek amacı vardır, 17 ve 25 Aralık operasyonlarını örtmektir. Bu darbedir değerli arkadaşlar ama bu örtülemez, örtseniz de kokusu çıkmaya devam eder, bir gün de mutlaka açığa çıkar.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci konuşmacı Vahap Seçer, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığıyla ilgili değerlendirmeler yapmak üzere söz aldım.

Sayın Bakan, üç buçuk ay gibi bir süredir görev yapıyorsunuz, 29 Ağustos 2014’te göreve geldiniz. Şimdi, benim yapacağım eleştiriler, özellikle bu üç buçuk ay süre içerisinde kamuoyunda son derece yoğun tartışmalara sebebiyet veren gümrük kapılarında meydana gelen hadiseler, aslında sizden önceki dönemin değerlendirmesi.

Hatırlayacağınız gibi, Plan ve Bütçe Komisyonunda size şu soruyu yöneltmiştim: Mersin’de kırmızı hat uygulaması başlattınız. Ben Mersin Milletvekiliyim, dolayısıyla, Mersin’in böyle işlerle anılması hoşuma gitmiyor. Bunu niçin yaptınız diye bir soru yöneltmiştim. Gerçekten çok manidar bir cevap verdiniz, dediniz ki, bu genele şamil: “Daha önce de, Bakanlığa geldikten sonra da çok yoğun bir şekilde dâhilde işleme rejiminin suistimal edildiğini arkadaşlarımız da ifade ettiler ve bu yolla ciddi anlamda hem vergi kaybı hem de içeride haksız rekabetin ortaya çıktığı şeklinde iddialar vardı.” Yani, diyor ki: “Benden önce bu Bakanlığı sevk ve idare eden Sayın Bakan döneminde son derece çarpıcı iddialar var, son derece vahim iddialar var ve bunun için, bunun üzerine, gerçekten durum nedir, hangi aşamadadır, fotoğrafı görmek açısından Mersin gümrük bölgesinde bu çalışmayı başlattık.” Ve fotoğrafı gördük; rezalet, kepazelik diz boyu ve devam ediyor, diyor ki: “Yaklaşık 250 ya da 300’e yakın beyannameden 70 tanesinde problem çıktı.” Bu, aşağı yukarı 30 mükellefi ilgilendiriyor. Yani, her 250-300 beyannamenin 70 adedinde usulüne uygun olmayan birtakım işlemler yapılmış. Demek ki gümrüklerde çok önemli sorunlar yaşanmış. Peki, o dönemden bugüne kadar neler oldu? Gerçekten hâlâ sorunlar devam ediyor.

Bakın, kamuoyunu uzun süre meşgul etti. Toplum sağlığıyla ilgili, Çin’den ithal edilen ayakkabılar var. Burada çarpıcı olan şu: Çin’den ayakkabı ithal ediliyor, tehlikeli kimyasal madde ihtiva edildiği ortaya çıkıyor. Bu ayakkabıların imha edilmesi lazım. İki ay antrepoda bekletiliyor, ayakkabılar değiştiriliyor, bunları tespit eden kamera kayıtları çalınıyor ve Bakanlık uyuyor, Bakanlık uyuyor. Bu ayakkabılar piyasaya sürülüyor, insan sağlığını tehdit eden, toplum sağlığını tehdit eden bu ürünler pazarlanıyor ve Bakanlık hâlâ uyuyor. Kamera kayıtları nerede? Kim yapmış bunları, bunların sorumluları kim? Kimse bilmiyor.

Şimdi, Sayın Bakanın yine bir değerlendirmesi var, diyor ki: “Bilgi işlem sisteminde problem var.” Nedir bu problem? “Bunun ihbarını aldım. Bu konuda uzmanlara müracaat ettik. Bizim gümrüklerde yaptığımız işlemler, bilgiler, belgeler, ne mal geldi, ne mal gitti, kim getirdi, kim götürdü birileri tarafından izleniyor.” Sayın Bakan göreve geldiğinde şunu söylemişti: “Gümrükleri BBG evi gibi gözetleyeceğiz.” Şimdi, böyle bir ironi olabilir mi? Gümrük Bakanlığı BBG evi gibi gözetleniyor, Sayın Bakanın haberi yok.

Devam ediyorum, dahilde işleme rejimi konusu. Şimdi, bir uygulama başlatırsınız, düzenlemeler yaparsınız; eğer ki denetimi yeterli yapmazsanız bumerang misali gelir, sizi bulur. Niçin dahilde işleme rejimi kapsamında mal ithal edilmesine izin veriyoruz? Diyoruz ki: Sanayicimiz, iş adamımız uluslararası alanda rekabet yapabilsin. Yani biz eğer getirdiği ham maddeden vergi alırsak -o ham maddeyi işleyecek, mamul madde hâline getirecek ve ihraç edecek- maliyeti yüksek olduğu için uluslararası piyasalarda rekabet edemez.

Şimdi, siz bunu denetleyemiyorsunuz, hâlâ denetleyemiyorsunuz. Üç buçuk ay önce bu ihbarları alıyorsunuz; daha önce gümrükler yol geçen hanına dönmüş, bunu ikrar ediyorsunuz ama hâlâ üç buçuk aydır yeterli önlem almıyorsunuz.

Şimdi, 28 Kasımda yine Cilvegözü gümrük sahasında yapılan bir inceleme sonucu bir firma ayçiçeği yağı ihraç ediyorum diye sarı su, tenekelerde sarı su… Yani ayçiçeği yağı olduğu iddia edilen tenekelerde sarı su bulunuyor, o firma bunu ihraç ediyor. Dahilde işleme rejimi kapsamında sıfır gümrüklü ham yağ ithal edecek; ne olacak? Haksız rekabet olacak; ne olacak? Burada sanayiciyi vurmuş olacak; ne olacak? Türkiye Cumhuriyeti devleti vergi kaybına maruz kalacak, karşı karşıya kalacak. Peki, Bakanlık ne iş yapar?

Şimdi, birtakım tedbirler alıyorlar, bir dizi tedbirler, oraya gelelim. Başta, 2008’den bu yana uygulanan bir sistemi ortadan kaldırıyorsunuz. Tabii ki bu tartışılır ama sıkıntılarını anlatmaya çalışacağım. Gümrük Müşavirliği Tebliği’nde yapılan bir değişiklikle diyorsunuz ki: “Yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerini ben artık ortadan kaldırıyorum, feshediyorum, antrepodaki denetimleri bundan sonra bizim gümrük memurları yapacak.” Ya, şimdi, siz bu uygulamayı 2008’de başlattınız, yeterli gümrük memurunuz vardı da niçin bu uygulamayı başlattınız? Peki, yeterli gümrük memurunuz yoktu, böylece bu işi başlatıp ihracatçının elini rahatlattınız -öyle mi- bu iddiayla yaptınız, şimdi nereden bulacaksınız akşamdan sabaha görev yapacak bu memurları? Peki, bu gümrük müşavirleri -binlerce, sayılarını sanıyorum konuşmanızda vereceksiniz- bu insanlar bir sürü yatırım yapmış, bu insanlar iş yeri açmış, bunlar bu saatten sonra ne yapacak?

Yine, antrepolarla ilgili bir genelge yayımladınız “Bundan sonra toplu götürü teminat uygulamasını kaldırıyorum arkadaş, antrepoya ne kadar mal koyduysan muhatap olunan vergi miktarı kadar getireceksin, bana teminat mektubu vereceksin.” dediniz ve maliyetleri artırdınız. Bir taraftan, 2023 yılına giderken, 500 milyar dolar ihracat hedefi koyuyorsunuz, diğer taraftan kaçağı göçeği engellemek için, sizin hatanızdan kaynaklanan birtakım suistimalleri ortadan kaldırmak için çok katı tedbirler alıyorsunuz, ihracatçının elini daraltıyorsunuz.

Yine, Komisyonda tartışılan bir konu vardı Sayın Bakan: Gümrük kontrolü altında işleme rejimi. Buna hak verdiniz, dediniz: “Özellikle -burada tutanaklardan çıkardım- demir çelik sektöründe yine haksız rekabet oluyor. Yerli üretici yani yerli çelik üreticisi mağdur oluyor. Bunu ilk gümrük tebliğinde kaldıracağız.” Bakınız, hâlâ herhangi bir işlem yapmadınız ve şu gün çelik sanayisi artık teslim olmak üzere. Burada dengeyi kurmak lazım. Elbette ki hırsız ile namuslu ihracatçıyı ayrı tutmanız lazım. Denetimi yapacaksınız mutlaka, devletin vergi kaybını önleyeceksiniz, haksız rekabeti önleyeceksiniz ama namusuyla çalışan, üreten, ihracat yapan, Türkiye ekonomisine katkı sunmaya çalışan ihracatçıyı da koruyacaksınız. Bu ülkenin müteşebbisi, sanayicisi, ticaret erbabı, ihracatçısı el bebek gül bebek korunmak zorunda. Bizim petrolümüz yok. Biz bugün kamu harcamalarını nereden karşılıyoruz? Çalışan, üreten sanayiciden, çalışan emekçiden, onlardan aldığımız vergilerden karşılıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine bir rüşvet konusu. Maalesef, Türkiye'de rüşvet deyince akla gümrük geliyor. Aydın Ayaydın, bu konuyu gündeme getirmiş, soru önergesiyle getirmiş, Komisyonda getirmiş. Bakın, ilginç bir tezgâh kurulmuş, saadet zinciri, özelikle Ambarlı Gümrük Müdürlüğünde. Orada çalışan memur, oranın, kurumun avukatı şöyle bir müessese kurmuşlar: Yolsuzluk müessesesi. Burada KDV veya gümrük vergisi borçları üç yıllık zaman aşımına uğramasına rağmen mükellefleri arıyorlar, diyorlar ki: “Senin borcun var.” Adamcağız bilmiyor zaman aşımına uğradığını, getiriyor, parayı yatırıyor ya da geliyor “Benim ne yapmam gerekir?” diyor, “Hadi sen yüzde 50’sini öde. Biz diğer tarafını hallederiz.” diyorlar. Parayı ceplerine atıyorlar. Bakın arkadaşlar, gümrükler Türkiye'de bu noktada.

Şimdi, geriye dönük demek ki kevgire dönmüş. Özellikle, sınır bölgelerinde, Suriye’de, Irak’ta yol geçen hanına dönen gümrüklerde kaçakçılık göçekçilik, haksız kazanç, rüşvet diz boyu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHAP SEÇER (Devamla) - Umut ediyorum, Sayın Canikli -doğruluğuna dürüstlüğüne inandığım bir arkadaşımız- artık bu kötü gidişe bir son verir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Üçüncü konuşmacı Haydar Akar, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın, hepimizin bildiği gibi 17-25 Aralık rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık haftası. Aslında bu hafta “yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası” olarak kutlanabilirdi, değil mi. Böyle bir haftayı hep birlikte, iktidarıyla muhalefetiyle Türkiye’yi temiz ellere teslim edebilmek için kutlayabilirdik.

Peki, böyle bir hafta kutlanabilir mi? Aslında kutlanabilirdi, dönemin Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı kızına ve oğluna evdeki paraları sıfırlamak için talimat vermeseydi. Evet, böyle bir hafta kutlanabilirdi, Aksaray Valisini özel uçağıyla aldırıp İstanbul’a Emniyet Müdürü yapmasaydı. Aslında kutlanabilirdi, savcıların, hâkimlerin, emniyet mensuplarının yerlerini değiştirmeseydi. Aslında kutlanabilirdi, Bilal oğlanı kırk beş gün arabada saklamayıp ifade vermeye hemen yollayabilseydi, gönderebilseydi. Aslında kutlanabilirdi bu hafta, 700 bin liralık saati utanmadan koluna takan Bakanı, oğlunun evinde 7 adet para kasası ve para sayma makinesi bulunduran Bakanı, evine çikolata kutularında, elbise askılarında para transferi yapılan Bakanı, “Başbakanın haberi olmadan hiçbir şeye imza atmam.” diyen Bakanı Yüce Divana gönderebilseydi, aslında bu hafta bir “temiz eller haftası” olarak kutlanabilirdi. Aslında kutlanabilirdi, rahmetli Özal’ın İsmail Özdağlar’a yaptığını yapabilseydi. Aslında kutlanabilirdi, rahmetli Erdal İnönü’nün kendi bürokratını savcılığa suç duyurusunda bulunduğu gibi dönemin Başbakanı da Halk Bankası Genel Müdürüne ayakkabı kutularındaki paraların hesabını sorabilseydi. Aslında kutlanabilirdi, Bakanınız soruşturma komisyonunda yalvarma yerine Koray Aydın gibi Yüce Divana gidip hesap verebilseydi. Bunların hiçbiri yapılmadı ve bu hafta, AKP’nin utanç haftası olarak tarihteki yerini almaya mahkûm edildi. (CHP sıralarından alkışlar) Peki, yapılsaydı nasıl kutlardık? Örnek bir devlet, güven veren bir devlet, şeffaf bir devlet ve halkıyla iç içe olan, onu soydurmayan bir devlet olarak kutlardık diyorum.

Aslına bakarsanız, 17 ve 25 Aralık yolsuzluklarını bize yaşatanların en çok yuvalandığı bakanlıklardan biri de Enerji Bakanlığı. Burada şu soruyu sormak gerekiyor: Niçin bugün herkes devleti soymaya kalkıyor ya da devlet Hükûmet eliyle niye soyuluyor? Bu sorular çok önemli. Sizin Bakanlığınızı incelediğimizde bu soruların cevabını çok rahat görebiliriz; doğal gaz anlaşmalarında görebiliriz -detayına girmeyeceğim- fakirlere dağıtılan kömürde görebiliriz -detayına girmeyeceğim- redevans ve hizmet alımı yöntemiyle verilen maden ocaklarında görebiliriz; elektrik dağıtım şirketlerinde görebiliriz; en acısı da o kuruttuğunuz derelerdeki HES’lerde görebiliriz diyorum.

Son aylarda madenleri çok konuştuk, özellikle Soma ve Ermenek cinayetlerinden sonra çok konuştuk. Cinayet varsa faili de vardır. Bu seri cinayetlerin mutlaka bir nedeni vardır. Nedeni herkes farklı yerlerde arıyor. Aslında tek nedeni, şu anda Hükûmet sıralarında oturan Enerji Bakanı ve onun yanlış politikalarıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, bir tespit yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Dünyada 2013 yılında 7 milyar ton kömür tüketildi.” Doğru. Bunun 106 milyonu Türkiye’de tüketildi, bu 106 milyonun 80 milyon tonu da bizim yaptığımız üretimle karşılandı yani yerli kaynaklarla karşılandı. Şunu söylemeye çalışıyorum: Kömür üretiminde dünyada Türkiye'nin bir esamesi okunmuyor. Bir sıralama yaptığınızda Türkiye kömür üreticisi bir ülke değil. Buna rağmen maden ve kömür sektöründe ölümlü iş kazasında dünyada 1’inciyiz. Bu başarı sizin Sayın Bakan, sizin eseriniz bu başarı(!) Ancak bu başarıyı bizimle paylaşmıyorsunuz, bizimle başka bir şeyi paylaşıyorsunuz, sizin döneminizde ilave edilen 37 bin megavatlık kurulu gücü başarı olarak paylaşıyorsunuz. Bu ilave gücün 34 bininin özel sektör yatırımlarıyla gerçekleştirilmiş olduğunu söylüyorsunuz ama bugün konuştuğumuzda Bakanlığınızın bütçesinden ayrılan bir bedelin, yatırıma ayrılan bir bedelin olmadığını görüyoruz.

Vatandaşın vergilerinin yol, su, elektrik kısmında Bakanlığınızın hiçbir katkısı olmadığını görüyoruz. Baktığımızda, taş kömüründen, linyitten, doğal gazdan, hidrolikten üretilen enerjinin 2014 maliyetinin 13,97 kuruş olduğunu görüyoruz. Peki, halka kaça satıyorsunuz? 38 kuruşa satıyorsunuz. Niye bu fiyata sattığınızı, halka gelip bu kürsüden anlatmıyorsunuz. Niye satıyorsunuz bu fiyatla? Biliyoruz ki doğal gazdaki yolsuzluk, biliyoruz ki kömür ithalatında yaptıklarınız, biliyoruz ki redevans usulü verdikleriniz sonucu bu fiyatın oluştuğunu hep birlikte biliyoruz. Şimdi sormak istiyorum: Aradaki fark kimin cebine gidiyor? Ben cevaplayayım, tabii ki yandaşlarınızın cebine gidiyor, bunu da size çok rahatlıkla ispatlarım.

Buradan hemen Kocaeli’ne geliyorum. Kocaeli’ne geldiniz, dediniz ki: “25 milyon TL’lik yatırım yaptık.” Hangi yatırım kaleminden yaptığınızı merak ettim baktım. Yoksa Elektrik Dağıtım Şirketi bu rakamı abonelerinden yani Kocaeli halkından mı tahsil etti? Sayın Bakan, kimden tahsil ettiğini ben söyleyeyim. O yatırımı ben yaptım, o yatırımı Ahmet Efendi yaptı, o yatırımı Ayşe teyze yaptı, o yatırımı benim Balaban köyümün Muhtarı Arap Hasan yaptı Sayın Bakan, onların cebinden çıktı, siz yapmadınız.

Kayıp kaçak için Kocaeli’ne teşekkür ediyorsunuz ama Kocaeli halkına ekstra vergi bindiriyorsunuz çünkü Türkiye ortalamasında, Avrupa ortalamasında sadece kaybı var, kaçağı yok ama Türkiye'nin tüm kaçak parasını Kocaeli’ne ödettiriyorsunuz. Ancak Akmeşe’ye, Balören’e, Avluburun’a, Karaabdulbaki’ye, Ambarcı’ya, Sapakpınar’a doğal gaz getirme konusunda Kocaeli halkını aldatıyorsunuz. Eğer özel sektör doğal gazı getirmiş olsa “Ben getirdim.” diye övüneceksiniz.

Size başka bir soru daha sormak istiyorum: Niye 2010 yılında kurumlarınıza Bakanlık Teftiş Kurulunun Sayıştay denetleme taleplerini yapmasına engel olmasını talep ettiniz, niye böyle bir karar aldınız, niye teftiş kurullarınızı çalıştırmadınız? Bunun da hesabını buradan vermek zorundasınız.

Siz biliyorsunuz, korkunun ecele faydası yok, günü gelince sizler de hesap vereceksiniz. Her kazadan sonra “Hesap soracağız.” diyorsunuz. Karadon’da, Afşin-Elbistan’da, Kozlu’da hesap mı sordunuz ki? Ama biz, gelecek, bunların hesabını sizden soracağız Sayın Bakan diyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Dördüncü konuşmacı...

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın konuşmacı, konuşmasında “Özellikle bu hafta AK PARTİ için bir utanç haftasıdır.” diye haksız ithamlarda, ifadelerde bulundu. Sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Haydar arkadaşımız tabii burada birtakım ifadeler kullanırken özellikle ben, böylesi bir günde, milletin oyuyla buraya gelen milletvekillerinin millî irade adına demokrasiye sahip çıkmasını, milletin iradesine sahip çıkmasını beklerdim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Millet hırsızlık yapın diye mi yolladı Allah aşkına sizi?

AHMET AYDIN (Devamla) - Bizim için 17 Aralık utanç vesikası değil; asıl 17 Aralık, birileri eğer darbecilerle paralel hareket ediyorsa asıl onlar için utanç vesilesidir. (CHP sıralarından gürültüler)

MUSA ÇAM (İzmir) – Darbe ile yolsuzluğun ne ilişkisi var Sayın Başkan, yapmayın! Ortada rüşvet var, milyon dolarlar var, eurolar var, yapmayın! Yapmayın bunu!

AHMET AYDIN (Devamla) - Ona ilişkin bizim verdiğimiz mücadele millet adına millî iradeye sahip çıkma mücadelesidir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Senin ortağın Ahmet Bey, senin ortağın! Siz asıl işverensiniz, o taşeron!

AHMET AYDIN (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, bir dakika dinleyin. Böylesi bir meşru Hükûmet iş başındayken birtakım yapılar çıkacak, sözüm ona, özgürlük adına, demokrasi adına meşru Hükûmeti şimdiden dönemin Başbakanı olarak adlandıracaksınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Para kasası çıktı mı, çıkmadı mı, kasa kasa para?

AHMET AYDIN (Devamla) - Cumhurbaşkanını, Başbakanını, istihbarat birimlerini, milletvekillerini dinleyeceksiniz. MİT tırlarını durduracaksınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kasa kasa para çıktı mı, çıkmadı mı yatak odalarınızdan? Paraları onlar koyduysa neden değişti sizin Bakanlar?

AHMET AYDIN (Devamla) - Aldığınız bilgileri başka istihbarat birimleriyle, başka yerlerle paylaşacaksınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ahmet Bey, kasa kasa para çıktı mı, çıkmadı mı, kutu kutu, kasa kasa? Bizim çocukların yatak odasında para kasası yok Ahmet Bey!

AHMET AYDIN (Devamla) - Düpedüz, millî egemenliğe karşı, demokrasiye karşı girişilen bu girişimi AK PARTİ onurlu bir mücadele vererek, dimdik durarak sonuna kadar götürdü ve götürmek de durumunda çünkü milletin sorumluluğu omuzlarımızdadır. Biz bu milletin iradesine Meclis olarak hep birlikte sahip çıkmak zorundayız arkadaşlar.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Millet iradesi diye hırsızlığı mı söylüyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Neyinle sahip çıkacaksın?

AHMET AYDIN (Devamla) - Bakın, 30 Martta millete sorduk, 17 Aralık vardı, millet AK PARTİ’ye hak verdi. 10 Ağustosta yine millete gittik, bir sürü ithamlara rağmen millet yüzde 52 oyla Sayın Başbakanımızı Cumhurbaşkanı olarak seçti.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mahkemede aklanacak, mahkemede, sandık hırsızlığı aklamaz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bütün bu ithamlara millet prim vermiyor. Millet, kendi yanında duran, kendi iradesine sahip çıkan iktidarına sahip çıkıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sandık hırsızı aklamaz, sandık.

AHMET AYDIN (Devamla) – Sizlere de tavsiyem: Ne olursunuz arkadaşlar, bir darbe girişimi nereden gelirse gelsin, bir kez de olsun darbeye karşı durun Allah aşkına ya, bir kez darbeye karşı durun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ne darbesi be!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hatip benim konuşmam üzerine, aslında benim millet iradesiyle seçildiğimi ama demokrasiye sahip çıkmadığımı ifade etti kürsüde, düzeltmek istiyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Milletin kararına saygı duyun ya!

BAŞKAN – Buyurun, sataşma nedeniyle iki dakika da size söz veriyorum.

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasi aslında bir hesap vermektir. Eğer milletin iradesiyle seçilmiş gelmişseniz, milletin size ödemiş olduğu vergileri kullandığınız yerleri de millete anlatmanız gerekiyor. Hesap vermediğiniz gibi hesap da soramazsınız, bunlar sizi aşar, bunu da net söylüyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hesabı veririz, millete hesabı veririz.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Emin olun ki bu hesabı size soracağız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yahu, millet hesabı soruyor zaten.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Kaç aldın ağabey, yüzde kaç aldın? 22’mi, 21’mi, kaç aldın? Elli yıldır iktidar olamıyorsun ya.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sizin fıtratınızda hesap vermek de, hesap sormak da yok. Bu işler size on gömlek fazla gelir, bu sizin Soma’da giydiğiniz, Bakanın giydiği beyaz gömleğe benzemez. Sizin fıtratınızda ne var biliyor musunuz? Sizin fıtratınızda madenlerde ölüm var, sizin fıtratınızda yolsuzluk var, sizin fıtratınızda yandaşlarınıza Türkiye'nin bütün değerlerini peşkeş çekmek var, sizin fıtratınızda ölümlerden gidip dini istismar yapmak var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yazıklar olsun, yazıklar olsun Haydar Bey, dini istismar eden sensin burada.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Peki, gidip de bir gün bunları vatandaşa anlatabildiniz mi?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Anlattık tabii ya.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Anlattık, vatandaş cevap verdi, daha nasıl cevap versin?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 9 tane seçimde tuş oldunuz ya, 9 seçimde tuş oldunuz, tuş; daha ne istiyorsun?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Anlatamayacaksınız, anlatamadınız da. Bu vatandaş, bu millet sizin bir gün cezanızı verecek.

SALİH KOCA (Eskişehir) – Biz hesap vermeye hazırız Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Çok uzatmayacağım. Biz de milletin iradesiyle bu sıralara geldik, milletin her kuruşunun hesabını sizden soracağız, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Tamam, 9 tane seçimde ne oldu?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bugüne kadar sorduk, bundan sonra da sormaya devam edeceğiz.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sor, sor!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Eğer siz bakanların odasında bulunan para sayma makinelerinin hesabını sorabilseydiniz, o Bakanın kolundaki 700 milyarlık saati sorabilseydiniz…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Komisyon çalışıyor ya.

HAYDAR AKAR (Devamla) – …saatin değerini sorabilseydiniz, hatta onun ödemiş olduğu 250 bin TL’lik cezayı, yine o hediyeyi eden vatandaşa nasıl hediye ettiğini sorabilseydiniz bugün bu eleştirilerle karşı karşıya kalmazdınız. Eğer, geçmişte olduğu gibi bunları Yüce Divana yollasaydınız, hukukun üstünlüğüne inanmış olsaydınız bugün bu eleştirileri size getirmezdik diyor, hepinize sevgiler saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ya, 9 seçimdir tuş oluyorsunuz, tuş.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tutanaklara geçsin diye söylüyorum tabii, cevap verecek değilim ama çok ağır bir ithamda bulundu. Bütün grubumuza “Sizin fıtratınızda yolsuzluk var.” gibi başka başka birtakım ithamlarda bulundu. Bunların aynısını fazlasıyla iade ediyorum.

Şimdi, bu millet CHP’nin fıtratını da çok iyi biliyor, AK PARTİ’nin fıtratını da çok iyi biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugüne kadar gidilen her seçimde de millete hesap veriyoruz ve millet herkesin de notunu, karnesini seçim günü veriyor.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 9 seçimdir tuş oldunuz, hâlâ meydana çıkıyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz millete de hesap veririz, biz bağımsız ve tarafsız yargıya da hesap veririz, kaçtığımız bir şey de yok.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, “Bu millet CHP’nin fıtratını biliyor.” diyerek grubumuza sataşmada bulunmuştur, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, bir şey demedim ki CHP’nin de millet biliyor, AK PARTİ’nin de millet biliyor.

BAŞKAN – “Fıtrat”ı açıklayacak efendim.

Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “fıtrat” çok güzel bir kelimedir, kültürümüzde çok güzel şeyleri anlatır, insanın yaradılışını, doğasını tarif etmeye yönelik bir kelimedir.

“Fıtrat” kelimesini siyasi literatüre Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri kazandırdı. “Ölüm bu işin doğasında var, fıtratında var.” cümlesi Hükûmetin bir cümlesidir. Sayın Haydar Akar burada “fıtrat” kelimesi üzerinden bir eleştiri yaparken Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu değil…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bir de “cibilliyet” var Sayın Hamzaçebi, bir de “cibilliyet” var, biliyorsunuz değil mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …bu cümleyi kullanan siyasileri, Sayın Başbakanı, o dönemin Başbakanını, dönemin Enerji Bakanını, daha doğrusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını kastetti. Şimdi, “Ölüm bu işin fıtratında var.” derseniz, yani “Madene giren işçiler ölümün olacağını biliyorlar. Dolayısıyla, bu iş doğaldır.” derseniz bu cümle siyasette eleştiri konusu olur.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Hamzaçebi, Akar bunları mı söyledi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, Sayın Haydar Akar’ın konuşmasından ben bunları anlıyorum. Hükûmetin enerji konusundaki, kömür konusundaki, kömür madenlerindeki kötü teknoloji konusundaki eleştirisini anlıyorum ben, başka bir şey anlamadım.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Birinde de cibilliyetten bahset.

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu, lütfen…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Doğrusu bu.

Siz müdahale edeceksiniz Sayın Başkanım.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Herif “cibilliyetsiz” diyor ya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – “Cibilliyetsiz” demedim, “cibilliyet” dedim.

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Senin dediğinin aynısı, “fıtrat” ile “cibilliyet” aynı şey ama sizinki cibilliyet, bizimki fıtrat.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, konu budur, bilginize sunuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Dördüncü konuşmacı Durdu Özbolat, Kahramanmaraş Milletvekili.

Buyurun Sayın Özbolat. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına EPDK bütçesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli ölçütlerinden birisi kişi başına kullanmış olduğu enerjidir. Ama ne yazık ki Türkiye’de sağlıkta, eğitimde, tarımda, adalette olduğu gibi enerjide de kişi başına tüketilen enerji ya da enerji planlamasında ciddi sıkıntılarımız var. Coğrafi konumumuz Orta Doğu’nun ve Balkanların ortasında, enerji merkezlerinin geçiş noktasında olmasına rağmen -tek avantajımız- dünyada en çok petrol tüketen ülkeler içerisindeyiz ve ne yazık ki en pahalı tüketen ülkelerden birisiyiz. Zarar eden, az kârlı petrol boru hatları ortaklıklarının dışında -ki yüzde 5’le 15’i geçmiyor bu- ne yazık ki bu avantajdan ülkemiz yeteri kadar yararlanamıyor.

Türkiye, en fazla ve en pahalı gaz tüketen, petrol tüketen ülke ama ne yazık ki ülkemizin tüm stratejik planları Türkiye’yi sıcak denizlere ve Avrupa’ya ulaşmak için kullanmak isteyen ülkelerin teklifleriyle yönetilmektedir. Kendi çıkarlarımızı koruyacak daha bir tane gaz veya petrol tedarik projemiz olmadı. Bırakın projeyi, uluslararası şirketlerin geliştirdiği projelere tüm imkânları seferber ediyoruz ve Türkiye her zaman bunlarla oyalanıyor.

Türkiye son on iki-on üç yıldır enerji alanında dışa bağımlılığını yenemediği gibi, elektriğimizin hâlâ yüzde 65’i ithal kaynaklara dayanıyor. Özel sektörün yaptığı bütün yatırımlara rağmen yenilenebilirdeki ve ithale dayalı olan oran hiç değişmiyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakları etkin şekilde desteklemek gerekiyor. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarındaki ilerlemememizin sebebi finansman veya kaynakların olmaması değil, yatırımların ilerlememesinin tek sebebi devletin kurumlarının yetersizliği ve bürokratik engellerdir.

Türkiye’de yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının planlamasının tek elden yönetilmesi ve yatırıma uygun hâle getirilmesi artık bir an önce hayata geçirilmelidir. EPDK, yatırımcıya lisans veren ve yatırımcıyı belli kriterlerin içerisine sokan bir kurum olmanın dışına çıkmalıdır. Yatırımcının tek izin mercisi olan EPDK’nın, piyasanın ve ülkemizin ihtiyacı olan politikaları görerek uzun, orta ve kısa vadede planlar yapması artık zorunlu hâle gelmiştir. Teminat mektubu, sermaye yeterliliği, meteorolojik ölçüm, tapu bağlantı uygunluğu dışındaki kriterlerde EPDK, Bakanlığın, TEİAŞ’ın, TEDAŞ’ın, Genelkurmayın, MİT’in vesayetinden bir an önce kurtarılmalıdır. EPDK, bağımsızlığını ve tarafsızlığını hassas bir şekilde korumalı ve enerjide en önemli aktör olmalıdır.

Şu an Türkiye’de enerji alanında Türk iş adamları yeteri kadar yatırım yapmışlardır ama ne yazık ki yaptıkları yatırımlar kanundaki düzenlemelerin dışındaki yönetmeliklerle ve bürokratik engellerle bir adım ileriye gitmiyor. Düşününüz ki sadece bir rüzgâr yatırımı için EPDK ve Bakanlığın dışında tam 23 kurumdan görüş ve izin almak gerekiyor. Buna Genelkurmay ve MİT de eklendi. Genelkurmay ve MİT şimdi rüzgâr yatırımcılarının önündeki en büyük engellerden birisi olmaya devam ediyor. Arada bir protokol olmasına rağmen bu sorun bir türlü çözülememiştir. Şirketlere lisans veriliyor ama bu verilen lisansların gereği, üretime geçmesi için verilen süreler de ne yazık ki bu kurum ve birtakım bürokratik engeller yüzünden yerine gelemiyor. Sonra, bu lisanslar, şu veya bu şekilde zamanında yerine getirilmediği için iptal ediliyor.

Daha önce, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü vardı, kapatıldı, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü yapıldı.

Değerli arkadaşlar, buradaki uzmanların, bir an önce bu alanda yatırım yapmak isteyen… Devletin olması gereken kriterlerde bir aktör olarak ortaya çıkması lazım, yatırımcıyla devletin karşı karşıya gelmemesi lazım. Örneğin, 2010 yılında -ben de komisyon üyesiydim- güneşle ilgili, büyük bir umutla bir kanun düzenlemesi yaptık. 2013 yılı sonuna kadar 600 megavatlık bir güneş santralinin kurulması gerekiyordu. Değerli arkadaşlar, 2014 yılı bitti, sadece 5 megavatlık lisansa izin verildi, 1 megavatın altındakileri eğer saymazsak ne yazık ki 2017 yılına kadar o hedefe ulaşılamayacak. 500 proje için başvuru yapıldı. 900 megavatlık güneş projesi lisansı bekleyen projeler var ama ne olduğu belli değil, nasıl bir kriterle değerlendirildiği belli değil. Bu 600’lük sınırlama yüzünden tekrar, yeni bir başvuru açılacağı söyleniyor. Tekrar, yeniden başvuru yapacağınıza değerlendirme yapmadığınız mevcut başvurularla 3 bin-4 bin megavatlık bir alan açılırsa daha isabetli olur diye düşünüyorum. Yoksa 2015 ya da 2016 yılındaki güneşten alacağınız var, mahsuplaştırmak için onu mu bekliyorsunuz, onu bilmiyorum.

Keza, rüzgârda da aynı sorunlar var. Petrolün fiyatı 110 dolardan 62 dolara düşmesine rağmen, ne yazık ki bu yüzde 45’e yakınlık indirim pompa fiyatlarına yüzde 15 düzeyinde yansımıştır. Her artışta vatandaşa yüklenen o zam ne yazık ki indirimde vatandaşa yansımamıştır.

Afşin-Elbistan’da yaşanan ve 9 işçimizin öldüğü o kaza unutulmadı, duruyor ve toprak altındalar, bekliyor. Afşin dikkate alınsaydı Soma olmazdı, Soma değerlendirilseydi Ermenek olmazdı.

Afşin-Elbistan Termik Santralleri özelleştiriliyor. Daha önce de bu hikâyeyi duymuştuk. Bakanlığın avukatının itiraz etmemesi, “Unuttum.” demesiyle koca bir santral bir kuruş vermemiş bir şirkete peşkeş çekiliyor. Bunun derhâl önüne geçilmesi lazım. Türkiye'nin kaynaklarının yandaşlara peşkeş çekilmesi ne yazık ki vatandaşlarımızda çok derin birtakım umutsuzluğa dönüşmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURDU ÖZBOLAT (Devamla) – Mavi Akım, İran gazı, Azeri gazı, Katar gazı derken Türkiye kullanmadığı gazın ne yazık ki parasını ödeyen bir ülkedir. Ben, bütün bunların düzelmesi için, geleceğe umutla bakan bir siyasetçi olarak Hükûmetin bunu dikkate almasını diliyor, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Beşinci konuşmacı Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

(Hatibin kürsü önüne zeytin fidanı koyması)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, böyle şeyler olur mu?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olsun ya, zeytin ağacı gör Ahmet.

Hep olsun orada, hep dursun o aslında. Barışın sembolü, dursun.

CHP GRUBU ADINA NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, ekranları başında bizi izleyen yüce milletimiz…

Sayın Bakan, Balıkesirli zeytin üreticilerinin size selamları var. Bandırma’dan, Edincik’ten, Erdek’ten ve Soma Yırca köyünde katlettiğiniz, söktürülmesine sebep olduğunuz 6 bin zeytin ağacı adına size buradan selamlar, sevgiler var.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUSTAFA BALOĞLU (Konya) – Yalova’dan yok mu, Yalova’dan?

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Bunun hesabını siz vereceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, bakın Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü üzerinde söz aldım. Türkiye’de bu Sayın Bakan öyle skandallara imza attı ki, Türkiye'nin tarihinde, dünya tarihinde, 301 yurttaşımızın orada âdeta bir katliam gibi ölmesinin hesabını, siyasal sorumluluğunu bile üstlenmedi. O da yetmedi, arkasından Ermenek’te, göz göre göre orada 18 kardeşimizin ölümünün sorumluluğunu da üstlenmedi. En sonunda dünya tarihinde görülmedik bir şekilde 6 bin zeytin ağacı sökülürken Sayın Bakan acaba evinde nasıl uyuyordu, vicdanı rahat ediyor muydu? Ve bir gün sonra, Danıştay, milletin zekâsıyla alay eder gibi, yürütmeyi durdurma kararı veriyor.

Değerli arkadaşlar, bunlar Afrika ülkelerinde olmuyor, Türkiye’de, demokrasiyle yönetildiğini iddia eden bir ülkede oluyor.

Bakın, şimdi de bor, Türkiye’nin enerji bakımından dünyada en stratejik madeni. Bandırma’daki Etibor işçileri, yazdan beri Bandırma’da 8.500 imza topladılar ve Maliye Bakanı diyor ki: “Her şeyi sattılar.” Hani Başbakan diyor ya: “CHP’nin bu ülkeye çakılmış bir çivisi var mı?” diye.

Değerli arkadaşlarım, CHP’nin çaktığı çiviler olmasıydı bugün Türkiye’de bir devlet olmayacaktı yerinde çünkü her şeyi biz çaktık. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, borları da biz yaptık. Şimdi, sizin sata sata bitirdiğiniz yerlerden sonra sıra borlara geldi. Dünyada yüzde 73’üne biz sahibiz şu anda ve petrol kadar önemli, stratejik bir maden ve onu da özelleştirmek için, Maliye Bakanı, 2015-2017 kapsamında Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait sülfürik asit ve fabrikaların özelleştirileceğini açıklıyor ve biz de buradan soruyoruz, o Etibor işçileri adına soruyorum somut ve net olarak: Enerji Bakanlığı olarak bu özelleştirmenin uygulanması için harekete geçecek misiniz? Bizi dinliyor, Etibor işçileri bugün Bandırma’da bizi izliyorlar ve sizden net yanıt bekliyor arkadaşlarımız.

Değerli arkadaşlarımız, bakın, her özelleştirmeden sonra Türkiye’de köleleştirme geldi, taşeronlaştırma geldi yani Türkiye’de, 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde Türkiye’de taşeron işçi kamuda hiç yok ve şu anda 1 milyon 700 bin taşeron işçisi var kamuda çalışan ve toplu sözleşme yapan sendikalı işçi sayısı 2002 yılından önce yani 12 Eylülden sonraki periyotta 2 milyon 600 bin, bugün sadece 650 bin sendikalı işçi var.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, AKP döneminde neredeyse bir taşeron köle cenneti hâline geldi; kamuda var, özel sektörde var, belediyelerde var. Bunun şu anlamı var: Liman özelleştiriliyor, işçilerin hepsi taşeron şirketlerde köle düzeninde çalışmaya zorlanıyor. “Asgari ücret 900 lira, çalış kardeşim, çoluk çocuk buradan beslen.”

Bakın, öğrencilerin de… Az önce Bandırma Üniversitesinden beni arıyor çocuklar: “Namık ağabey, lütfen söyler misin, ‘ikinci öğretim’ diye bir şey var, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı, çocuklardan 550 lira bir dönem, 550 lira bir dönem harç alınıyor.” Ya, bu çocuklar sizlerden gemicik istemiyor, para kasası istemiyor, para sayma makinesi istemiyor sadece eşitlik istiyor, sadece ekmeğini kazanmak istiyor, sadece okumak istiyor bu çocuklar; bunları yapmamız lazım. Ayrıca okullarda paralel geçişi sağlayacak, yatay geçişi sağlayacak sınavları sene sonunda yapıyorsunuz, çocuklar bir yıl kaybediyor; onu da düzeltmemiz lazım. Buradan Balıkesir Üniversitesindeki, Bandırma’daki çocuklar bize “Ne olursunuz bunu haykırın.” diyor, “Söyleyin.” diyor.

Bakın Sayın Bakan, on iki yıldır iktidardasınız, Türkiye’deki rakamları söylüyorum size. Bakın nüfusumuzun yüzde 63’ü yoksulluk sınırında. Ekmeğin fiyatı on iki yılda yüzde 170 arttı. Türkiye nüfusunun yüzde 10’u gayrisafi millî hasılanın yüzde 90’ını paylaşıyor yani nüfusumuzun yüzde 10’u Türkiye’deki bütün gelirlerimizin yüzde 90’ını paylaşıyor. İktidara geldiğinizde Türkiye’de icra takibi sayısı 10 milyondu, şu anda 21 milyon. Türkiye gelir adaletsizliğinde Avrupa’nın birinci ülkesi. En fazla gazetecinin tutuklandığı ülke. Ve buradan halkımız “Yeter, söz milletin…” Milleti siz madenlerde öldürün, zeytinini kesin. Bir zeytin yasası getiriyorsunuz -ulaştırma, jeotermal enerjiler, maden arama- zeytin diye bir şey kalmıyor. Bunları siz yapıyorsunuz. Türkiye, artık, adı “adalet” olan ama yargıyı ayaklar altına alan, adı “yoksullukla savaş” olan ama yoksulluğu zirve yaptıran bu iktidarı daha fazla sırtında taşıyamaz.

Bu milletin sırtına yüksünüz Sayın Bakan. Özellikle siz ve Çalışma Bakanı -Türkiye’nin en büyük skandalı olmuş, en büyük faciası olmuş- o siyasal sorumluluğu üstlenmediğiniz sürece, Türkiye’nin sırtında siz, bakan değil yüksünüz. Burada, Soma madeninde ölen insanların ahı sizin üzerinizde, bu söktüğünüz zeytinlerin ahı sizin üzerinizde ve bu millet, bu memleketin insanları, 2015 yılında, seçim meydanlarında bunun hesabını sizden soracak ve aydınlık yarınlara umutla Türkiye’yi taşıyacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu zeytin ağacını da Sayın Bakana hediye getirdim.

BAŞKAN – Altıncı konuşmacı İsa Gök, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bütçesi hakkında grubum adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, geleceğin gücü enerjidedir. Gelecekte ülke olarak nerede, nasıl konumlanacağımız enerji gücümüzün seviyesiyle belli olacaktır. Bölgemizdeki savaşların aslında hemen hemen hepsinin sebebinin enerji olduğunu biliyoruz. Etnisite, mezhep, metafizik değerler kullanılıyor ama aslında özü, enerji savaşları. Türkiye, bu coğrafyada, geleceğini kurgulamak, planlamak ve enerji dünyasında nasıl bir yerde olacağının planını yapmak zorunda. Büyümek, üretmek enerjiyle mümkün. İşte, bu enerji dünyasında, tabii ki, yenilenebilir enerji, rüzgâr, güneş, hidroelektrik santralleri, bunları kabul ediyoruz, bunlar zaten dünyamızın vazgeçilmezleri; fosil yakıtlardan vazgeçme imkânımız yok, doğal gaz, petrol, bunlar yine dünyamızda var ama bu yüzyılda önümüze nükleer enerji çıktı. İşte bu nükleer enerji aslında tüm dengeleri değiştirdi.

Türkiye buna paralel olarak, ister istemez, 1982 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu’nu çıkardı ki 2690 sayılı Kanun. Bu kanuna göre aslında bu kurum temel ilke ve politikaları belirleyip önerecek –ülke yararına kullanılması konusunda, enerji konusunda, atom enerjisi konusunda- bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapacak, düzenleyecek, destekleyecek, koordine edecek, denetleyecek; her şeyi yapacak bu kurum. Ama bu kurumun bütçesine bakıyoruz -ben ulaşabildiğim rakamları söyleyeyim- geleceği inşa etmede son derece etkin olması gereken kurumun bütçesi: 2006 yılı bütçesi 50 milyon lira; 2007, 65 milyon lira; 2008, 65 milyon lira; 2009, 82 milyon lira; 2010, 84 milyon lira; 2011, 90 milyon lira; 2012, arkadaşlar, 102 milyon lira; 2013, 121 milyon lira ve 2014, 127 milyon lira. Önerilen rakam, bütçemizde, 136 milyon lira. Kesin hesaplara baktığınızda iptaller var, kullanılamayan rakamlar var.

Şimdi, bu bütçeyle, kanunun verdiği bu ağırlığa göre, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Türkiye’nin geleceğini, nükleer enerji geleceğini planlayacak. Bu mümkün değil. Üstelik de mevzuat anlamında o kadar büyük karışıklıklar var ki.

Şimdi, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Nükleer ve Radyolojik Düzenleme Kurumu olarak değişecek. Kurum kapatılıyordu. 2013 yılında bu konuda bir tasarı geldi. Nükleer Enerji ve Radyasyon Kanunu’yla olacak değişim üzerine bu kurum kapatılıyordu. Bekliyoruz. Tasarı hâlâ Meclis gündeminde. Ee, bu yetmiyormuş gibi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının teşkilat kanununda… Yine bir tasarı geldi, komisyonda. Burada da Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanlığı kapatılıp Nükleer Enerji Genel Müdürlüğüne dönüştü.

Bir defa, teşkilat yapısını tam bilemiyoruz ama mevzuat da bu kadar karışık ve ne olacağımızı kestiremezken aslında son derece güzel kanunlar da geçiyor.

Mersin Akkuyu’da Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında bir ihale yapıldı. Bu, aslında bir ihaleydi. İşte, bütçe rakamına 20 milyar dolar denildi, 22 milyar dolar denildi fakat bu Meclis tarihinde ve hukuk tarihinde ilk kez bir ihale uluslararası anlaşma olarak, kanunun ruhuna, lafzına, Anayasa’ya aykırı olarak uluslararası sözleşme olarak geçti. Anayasa 90’ıncı maddeye dayanılarak bu ihale denetim dışı bırakıldı. Malumunuz, uluslararası anlaşmalar, arkadaşlar, 1 maddeyle geçer; 1 maddeyle geçti. Danıştayın bu konuda iptal kararları vardı. Anayasa Mahkemesine gittik, Anayasa Mahkemesi de “Bu uluslararası sözleşme, denetleyemem.” deyip kestirip attı ki daha önce bu konuda içtihadı da vardı. Bu kesinleşti ama tabii, olumlu şeyler de var. Mesela ben CERN (Sörn) üyeliğini -Türkçesini seviyorum- destekliyorum. Sayın Bakan bunun imzasını 12 Mayıs 2014 tarihinde attı ama hâlâ bu anlaşma Meclise gelmedi. 14 Temmuzda komisyona geldi. CERN üyeliği Türkiye’nin geleceği için son derece önemli. Bunun acilen Meclisten geçmesi lazım ama bu geçmedi.

Bu kadar karışıklıklar üzerine arkadaşlar, yetmiyormuş gibi Rusya’yla yapılan anlaşma daha santral boyutuna gelmeden Rusya her şeyi değiştirdi. 2016 yılında Akademik Lomonosov gemisiyle Rusya, nükleer santralleri gemiye yüklemeye başladı. 2016’da gemiyle gelecek Rusya, artık sabit santralden çıkıldı.

Tabii, bizde o kadar çok yanlışlık var ki, “Nükleer santral” deyince hemen aklımıza uranyum bazlı nükleer güç santralleri geliyor, işin tıp kısmı gelmiyor. Uranyum geliyor ama toryum gelmiyor. Bu ülke Hindistan’dan sonra dünyanın en büyük toryum yataklarına sahip. Çin ve Hindistan toryum bazlı nükleer güç santrallerine geçti ve biz dünyanın en büyük ikinci rezervi olarak toryumu hâlâ araştırmıyoruz.

Burada da rahmetli Profesör Doktor Engin Arık’ı saygıyla anıyorum. Yine, eşi Metin Arık ve Profesör Doktor Saleh Sultansoy’a da saygılar sunuyorum. Türkiye'de toryumun değerini bilen tıp adamları var ama Atom Enerjisi Kurumumuz destek konusunda yoksunluğunu veya zayıflığını devam ettiriyor. Üniversitelerin araştırma fonları da kalmadığı için Türkiye, antiemperyalist bir enerji politikasıyla bağımsızlığını ve Türkiye’nin geleceğini dünya yüzeyinde rahat bir konuma getirme imkânı varken, toryum materyalini kullanamadığı için, toryum santrallerini düşünemediği için, uranyumda saplanıp kaldığımız için arkadaşlar, geleceğimizi inkişaf ettiremiyoruz. Düşünmek lazım Türkiye’nin geleceği için. Özdemir İnce’nin bir Mersinli olarak toryumu vurguladığı kadar siyasiler vurgulasa ve devlet destek çıksa çok daha ileri noktalarda olacağımıza eminim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Küresel güçlerden izin alması lazım.

BAŞKAN – Yedinci konuşmacı Sakine Öz, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 2015 yılı bütçesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Biz, bugün, emek tarihimizin en derin siyasi cinayetlerinden Soma ve Ermenek maden faciasının asıl siyasi sorumlularından biri olan, asıl görevi enerjiyi güvenli ve verimli yönetmek olan fakat son zamanlarda Soma ve Ermenek facialarında gördüğümüz üzere felaket tellallığı yapan veya değişik bir soğukkanlılıkla ölümlerin sayısını açıklayan Bakan Taner Yıldız’ın yetkisindeki bir başka kurumunun bütçesi üzerinde görüşmekteyiz. Oysa bizim için Soma'da kaybettiğimiz 301 madencimizden geride kalan emanetlerimizin, işsiz kalan yaklaşık 3 bin maden işçimizin ve Soma'da binbir sıkıntılar içindeki esnafımızın bütçesi önceliğimiz olmalıydı. Soma Dereköy'de bulunan Dereköy torbalama tesisindeki, farklı madenlerden çıkarılan kömürlerin paketleme ve nakliye işini yapan, emeklerinin karşılığını alamayan taşeron işçilerin bütçesini konuşuyor olmalıydık. Ek mesai için 5 lira alan, yemek paralarının ise hiç ödenmediğini belirten, ekim ayı bordrolarında çalışma günleri oldukça az gözüken işçilerimizin bütçesini görüşüyor olmalıydık. Çalıştıkları süreler içinde de ek çalışma süreleri sigorta ve özlük haklarına yansıtılmayan işçilerin bütçesi bizim bütçemiz olmalıydı, bizim önceliğimiz olmalıydı. Aşırı iş yoğunluğunda ise aynı taşeron firmanın önce izinlerini iptal ettiği, bu da yetmediği takdirde yevmiyeyle dışarıdan işçi getirdiği, hakları çiğnenen işçilerin bütçesi bizim önceliğimiz olmalıydı. Bizim önceliğimiz “Sandıktan çıktık, sizi soyabiliriz.” olmamalıydı. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, gelelim MTA’ya. MTA'nın etkinliği ve enerji politikasındaki rolü, madenlerde yaşadığımız facialar, verimsizlik, usulsüzlük ve yolsuzluk zincirini düşününce çok daha anlamlı bir hâle geliyor. Cumhuriyetimizin 1935'te MTA ve Etibank eliyle yürüttüğü kararlı maden çalışmalarını hatırladıkça, bugün Soma ve Ermenek’teki gibi facialarla, iş cinayetleri, siyaset-sermaye ilişkisiyle gündemde olan madenciliğimizin hâline isyan etmemek mümkün değil. MTA gibi kurumlar, hükûmet karşısında açıkça özerk olması ve enerji alanında çok daha kararlı projeler yaratması gerekirken, ranta dayalı bir siyasi baskı içindedirler. Cumhuriyetin enerji alanındaki açık hedeflerinden saptırılmış bu kurumlar, AKP'nin belli şahıslarla kurduğu ticari bağlantılarını izleyen, hatta enerji alanında bu usulsüz ticari bağlantıların önünü açan kurumlar olma tehlikesini taşımaktadır. 2014 Türkiyesi, kamunun denetim ve yatırımından uzak tutulmak istendiği, maden ruhsatlarının dünyada görülmemiş bir usulsüzlükle Başbakana bağlandığı, madenlerin bir bir satıldığı ve işsizlik ile ölüm arasında bir tercihe zorlandığı yere dönüşmüştür.

Ülkemizin elektrik üretimi son on üç yılda 2 kat artarken, elektrik üretiminde kullanılan yerli kömürün payı düşerek yüzde 30'lardan yüzde 13'e kadar gerilemiş, yanlış enerji politikaları nedeniyle MTA geri plana atılmış, ithal kömürle Türkiye'nin kaynakları heba edilmiştir. Hükûmet, MTA'nın tespitlerine göre, 15 milyar tona yaklaşan bir linyit rezervini, havza madenciliğine geçmeyerek, madenleri ehline işlettirmeyerek verimli ve yerli enerji üretimini yok saymaktadır. İthal kömüre avuç açan, 25 bin megavat potansiyeli olan kendi kömürüne yüz sürmeyen Hükûmetin enerjisi düşmüş, ampulü kararmıştır. 2013 sonunda elektrik enerjisi üretiminde kullandığımız kömürün yüzde 13'ü yerli, yüzde 7'si ithalse bizim elimizde olan ama kullanmadığımız yerli enerji kaynakları üzerine çok daha fazla çalışmamız gerekir. İşte, tam da bu yüzden, MTA'nın, eskiden olduğu gibi bir enstitü işleviyle çalışması gerekmektedir. MTA'nın havza çalışmalarını alan, eldeki değerli sahaları seçerek yandaş firmalara ihaleyle açan düzenlemeler bu Hükûmetin enerjiye bakış açısını özetler. MTA'nın özünden koparak nasıl bir ticari oyuna alet edildiğinin kanıtıdır.

Enerji Bakanlığının MTA araştırmalarını kullanarak havza madenciliğine geçmek yerine, maden ruhsatlarını tecrübesiz firmalara dar sahalarla vermesi asla kabul edilemez. MİGEM, bu madenlerdeki projelerin denetim eksiğine, haritaların kontrollerini yeterince düzgün yapmayışına mazeret arayamaz. Ermenek'te gördüğümüz gibi, hangi firmanın hangi rezerv sahasında çalıştığını Soma Komisyonuna açıklayamayan MİGEM sorunludur. Devletteki harita ile firmalardaki maden çıkarma haritalarının farklı olduğu, aslında kimin nerede üretim yaptığının belirsiz olduğu bir enerji politikasını tanımıyoruz.

Bölgemde rahatsızlık veren jeotermal kaynak ruhsatlarından da söz etmek istiyorum. Bölgem, darmadağınık ve sayısı belirsiz verilen jeotermal kaynak ruhsatlarından rahatsız ve huzursuzdur. Bölgemin bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Üç tarafı denizlerle çevrili diye övündüğümüz ülkemizin deniz altı kaynak araştırmalarında geri kalmasını, bölgemizde açık bir enerji savaşı sürerken MTA'nın deniz altı araştırmalarında yetersiz bırakılmasını, araştırma gemilerinin hâlâ istenen düzeye gelmeyişini kabul etmiyoruz.

Soma'da yaşadığımız gibi, bir madeni devralan firmanın önceki üretim alanlarını ve risk değerlendirmesini, sondajı, jeolojik zemin etütlerini yeterince yapmamasını, önceki firmanın bu riskleri açıkça belirtmesine rağmen gerekli adımların atılmayışını sessizce izleyen bir enerji politikası çökmüş demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAKİNE ÖZ (Devamla) – 2015 bütçesinin emekten ve haktan yana, yolsuzluk ve rüşvetten uzak olması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sekizinci konuşmacı Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle bir Fenerbahçeli olarak, Türkiye’nin önemli, güzide kulüplerinden biri olan Beşiktaş’ın taraftar grubunu bugün darbe girişimcisi olarak nitelendiren anlayışı protesto etmek için Beşiktaş, Çarşı atkısıyla geldiğimi, onur duyduğumu, yanında olduğumuzu, birçok milletvekili arkadaşımızın bugün mahkemede olduğunu hatırlatmak istiyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada artan teknolojik gelişme, sanayileşmenin oluşturduğu önemli tehlikelerden biri de yaşadığımız çevreyle bağlantılıdır. Çevreyi de değerlendirirken orman ve sudan ayırmak mümkün değildir. Sayın Bakan, aslında bu bakış açısıyla, Çevre Bakanlığının sizden alınarak ranta ve imara dayalı Şehircilik Bakanlığına verilmesini doğru bulmayanlardan biriyim.

Değerli milletvekilleri, gelişmiş ülkeler, küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişikliklerini ve etkilerini ortadan kaldırmak için sera gazı salınımını azaltmak, yenilenebilir enerjiye yönelik projeler ve yatırımlar yapmaktadırlar. Ben de sera gazı salınımını azaltan önemli yutaklardan biri olan ormanlardan ve sudan bahsetmek istiyorum.

Hükûmetinizin bu konuda aldığı birçok karar var Sayın Bakanım ancak bakanlığınızın vizyonuna ve misyonuna ters gelmektedir. Şöyle ki: İki Bakanımız yan yana; Enerji Bakanı “Kalkınmak için bana enerji lazım. Nasıl elde edersek edelim, yeter ki bana enerji bulun. Bunun için orman arazilerine, tarım alanlarına termik santraller yapacağım, kömür ocakları açacağım.” diyor, ağaçları kesiyor, zeytinlikleri bir gecede yok ediyor, çıkardığı kanunla termik santrallerini ÇED’den muaf tutuyor. Merak ettiğim konu şu Sayın Bakanım: Bakanlar Kurulunda konuşulurken ya da bu kanun tasarıları hazırlanırken siz “Bir dakika beyler, burası orman alanı, burası devletin; öyle, her istediğiniz yere termik santrali kuramazsınız, zeytinleri kesemezsiniz, ormanları ve çamları kesemezsiniz.” diyebiliyor musunuz? Merak ettiğim şu: Adınız, acaba Orman ve Su İşleri Bakanlığı mı? “Orman ve Su İşleri Bakanlığının işlerinin talan edilmesini seyreden bir bakanlık” olarak değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

Bakın, yine Enerji Bakanı size böyle bir talepte bulunuyor; “Yenilenebilir enerji” adı altında, sizin denetiminizde bulunan derelerin üzerine gelişi güzel HES’ler yapıyor. HES’leri yaparken doğayı tahrip ediyor, ormanlık alanları yok ediyor, ekosistemi bozuyor, insanları yaşam alanlarından, hayvanları doğal ortamından göçe zorluyor. Sayın Bakanım, Orman ve Su İşleri Bakanı olarak hiç müdahalede bulundunuz mu?

Şimdi, bakın, size bir resim göstereceğim. Bakın Sayın Bakanım, bu resimde bir vatandaş var. Kim bu vatandaş biliyor musunuz? Rize’nin Küçükçayır köyünden Kazım Deler. Bu arkadaşımız HES’leri protesto etmek için, yaşam alanlarını daraltan ortamlara karşı mücadele vermek için tek olan ineğini satıyor, yetmiyor, bankadan kredi kullanıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Aslında, bizim, işte, çevreyi ve yaşam alanlarını korumaya çalışan böyle yürekli insanlara ihtiyacımız var. Buradan kendisine selam söylüyorum.

Sayın Bakanım, Millî Parklar Kanunu’nda birçok değişiklik yapıldı. Sizden, ne yazık ki, yine çıt çıkmadı. Bakın, örnek vereceğim: “Üstün kamu yararı” denilen belirsiz bir tanımlamayla orman koruma alanları, mesire alanları, millî parklar imara açıldı, tarafınızdan açıldı; buraların üçüncü şahıslara devredilmesine olanak sağlandı. Hatta, buralarda maden ve petrol arama yetkisi Bakanlığınızdan alınarak Bakanlar Kuruluna verildi. Siz ses çıkardınız mı? E, pes doğrusu! Hangi birine ses çıkaracaksınız, hepsini seyrediyorsunuz.

Bakın, bütçenizi denkleştirirken, Bakanlığınızın bütçesi denetlenirken millî parkların kiralanmasıyla ilgili şaibeler oldu, birçok şaibe konusu var. İhale aşamasında, araç kiralanmasında, kır evi yapımı ihalesinde Sayıştayın olumsuzluk raporu belirtmesine rağmen, bunlar düzeltilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi. Sayın Bakanım, sizin bundan da haberiniz var mı, merak ediyorum.

Bir şeyi samimi soruyorum, iyi niyetli olduğunuzu varsayarak samimi soruyorum: Neden bunları görmemezlikten geliyorsunuz, yanıt vermiyorsunuz? Ormanlar talan ediliyor, yeşil alanlar yok ediliyor, su yağmalanıyor, özel şirketlere veriliyor ve siz seyrediyorsunuz. Yoksa, size baskı yapan birileri mi var? Bunu öğrenmek istiyorum.

Sayın Bakanım, küresel ısınmanın bu şartlarla devam ettiği varsayılırsa 2050’lerde dünyada büyük bir kuraklık olacak ve bu kuraklık çerçevesinde Türkiye de 1/3 oranında çölleşecek, siz de bunu biliyorsunuz, yer altında sular kalmayacak. Peki, sizin 2030’dan sonra 2050’ye, buna yönelik herhangi bir çalışmanız var mı? Bir çalışmanız yok, yine seyrediyorsunuz.

Geçenlerde ÇED Yönetmeliği değişti -ÇED Yönetmeliği, çevreyi yok etme yönetmeliği- ve siz yine seyrettiniz. Bakın, örnek vereceğim: “100 kilometre ve altı demir yolları -nereden geçerse geçsin, hangi yerden geçerse geçsin- ÇED’den muaf.” Sizi ilgilendirmiyor mu? Akarsu havzalarından 100 milyon metreküp başka bir havzaya taşınıyor, ÇED’den muaf tutuluyor. Orman arazileri yok ediliyor; köprü adına, yol adına, havaalanı adına ormanlar yok ediliyor, siz seyrediyorsunuz. Peki, bunlar ormanı ilgilendirmiyor mu? Bakanlık olarak neden müdahale etmiyorsunuz, kalkınmak için enerji adına tabiatı yok etmeye?

Sayın Bakanım, bir konuyu daha aydınlatmak istiyorum vaktimin sınırlı oluşu nedeniyle. Geçtiğimiz dönemde Bakanlığınızın bünyesinde 80 orman mühendisi istihdam ettiniz. Siz orman mühendisi alırken mülakat yapma yolunu seçtiniz. Neden diye sorabilir miyim? Diğer mühendisler gibi KPSS puanı yetmiyor mu? Müracaat eden 80 orman mühendisinin 47’sini elediniz. Şimdi, size soruyorum, daha önce de ifade etmiştim, mülakatla bir kişinin hangi siyasi partiye üye olduğunu, hangi derneğe üye olduğunu tespit etmeniz mümkün. Siz, acaba, bu 47 kişiyi elerken size siyasi yakınlığı olan birilerini tercih edip bunları öyle mi elediniz? Yoksa şunu mu söylemek istiyorsunuz? “Onlar dört yıllık üniversiteyi bitirdi, orman mühendisi oldu ancak ben onları mülakata tabi tutuyorum, onların orman mühendisi olamayacağına kanaat getiriyorum.” Sizin vicdanınız buna izin veriyor mu? Rahat edebiliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) – Dört yılı dirseklerini çürüterek okuyan, zor şartlarda okuyan bu orman mühendislerine bu yaptığınız vicdana sığıyor mu?

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Dokuzuncu konuşmacı Uğur Bayraktutan, Artvin Milletvekili.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, televizyonları başında bizleri izleyen sevgili yurttaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında konuşma metnimi çok değişik yapacaktım direkt Orman Genel Müdürlüğü üzerine ama iki bakanı yan yana görünce -hem Enerji Bakanını hem Orman ve Su İşleri Bakanını- çok duygulandım, biraz Artvin’den bahsedeyim diyorum.

Önce Orman ve Su İşleri Bakanımıza şunu söyleyeyim: Sayın Bakan, geçen hafta, on beş gün evvel, burada size demiştim ki: Şu Artvin’le alakalı orman kesim işini bir durdurun, yürütmeyi durdurma kararı her an çıkabilir filan diye. Sizler de “Göreceğiz, bir şey değil, fazla ağaç kesmeyeceğiz sayın milletvekilim." diye bana yol havası vurdunuz oradan. Üzücü bir haber vereyim: Rize İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi ormanların kesilmesine ilişkin olarak şimdilik durdurabildik değerli arkadaşlarım ki buna ilişkin Artvin’deki Cerattepe diye bahsetmiş olduğum -en başından beri, ihalenin baştan koktuğu, ihale yolsuzluğunun yukarıdan aşağı doğru döküldüğü- bir ihalenin sonucunda üç buçuk yıldır ancak buraya gelebildik. Bu konuda Enerji Bakanının da büyük dahli var. Yan yana oturup konuştukları zaman acaba ne konuşuyorlar diye merak ediyorum. Her zaman söylüyorum, ihaleyi alan firma redevansla bu ihaleyi başka birine devretti güya. Ben önceden tespit edeceğim diye demiştim ama dediler ki: “Hayır, bak, o öyle olmadı, redevansla diğerine devrettik.”

Değerli arkadaşlarım, bir büyük ağabey var, o ihalede bir büyük ağabey var. O büyük ağabeyin kim olduğunu sizler iyi biliyorsunuz. Ben de biliyorum o büyük ağabeyin kim olduğunu.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Kim o?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Bu büyük ağabey sizlere ricada bulunuyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğüne ÇED raporuna ilişkin bir yazı yazılıyor değerli arkadaşlarım. Artvin yüzde 60 eğimli olan bir yer. “Efendim, burada kesim filan yapmayın, kesim yapılırsa tehlikeli olur.” diyor Orman Bölge Müdürlüğü. Orman Genel Müdürü burada mıdır, bilmiyorum, bürokratı tanımıyorum. Orman Genel Müdürlüğünden birisi -Genel Müdür olabilir çünkü siyasi irade olmadan bu talimatın verilmesi mümkün değil- diyor ki: “O kâğıdı geri çekin, o talebinizi geri çekin. Bu ormanda öyle bir şey olmaz diye olumlu rapor verin.” Artvin Orman Bölge Müdürlüğü olumlu rapor veriyor Sayın Bakan. Bir inceleyin, araştırın. Bakın, bir inceleyin, araştırın. Bu nasıl bir enerjidir merak ediyorum değerli arkadaşlarım. Enerji Bakanıyla bulunduğum her yerde bunu -yani burada olduğu için- konuşuyorum. Yani, ihaleyi onunla beraber bir televizyonlarda konuşmamız lazım. Sözle anlatıyorum, lafla anlatıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinden anlatıyorum, bu işi anlatamadım değerli arkadaşlarım.

Ben Parlamentoya gelene kadar yolsuzluğun ne olduğunu bilmiyordum. Geldim, burada öğrendim. Benim Artvin’de avukatlık yaptığım yıllarda 6831 sayılı bir yasa vardı değerli arkadaşlarım; o yasa şuydu: Biri orman suçu işlerdi, ormanı keserdi, ben de onların avukatlığını yapardım. Avukatların görevi o. Şimdi devir değişti değerli arkadaşlarım. Ormanı, Orman Bölge Müdürlüğü kesmeye çalışıyor, vatandaş gidiyor, ağacın başında “Benim ağacımı kesme.” diyor. Böyle bir rezillik olur mu ya? Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım? Böyle bir şeyin olmasını asla kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) O nedenle, gelinen noktada bunu anlatamıyorum, bunu sözlerle de anlatamıyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Milletvekilleri bana gülüyor, “Böyle bir şey olabilir mi?” diye. Artvinli yirmi gün evvel akşam saatlerinde gitti, o çam ağaçlarının, köknar ağaçlarının dibinde gece saat -sabaha karşı- üçte Orman Bölge Müdürlüğü kesim yapmasın diye bekledi değerli arkadaşlarım. Böyle bir şey olabilir mi? Allah’tan, hani değerler ya “Berlin’de hâkimler var” diye, Rize’de de hâkimler var, yürütmeyi durdurma kararıyla şimdilik durdurdular. Ayın 23’ünde Rize’de mahkeme var. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum: O bilirkişi raporlarına rağmen ters bir karar çıkması mümkün değil ancak ne yapabilirler o mahkemeden ters karar çıkabilmesi için? Hâkimleri değiştirme işine girebilirler değerli arkadaşlarım. Rize İdare Mahkemesini dikkatle takip edin. Önümüzdeki günlerde orada herhangi bir hâkim kararnamesiyle bir değişiklik yaparlarsa, o masumane bir değişiklik değildir. O değişiklik “büyük ağabey” tarafından istenen değişikliktir değerli arkadaşlarım. Yani, işin bir büyük ortağı var. Onlar biliyorlar kim olduğunu, ben de biliyorum ama. O büyük ortak diyecek “Hâkimleri değiştirelim mi, değiştirmeyelim mi?” diye. Hep beraber göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım, Orman Genel Müdürlüğüyle ilgili olarak çok ayrıntıya girmek istemedim. Şimdi, ben, Artvin’e ilişkin bir örnek vereceğim.

Sayın Bakan, Artvin’de Orman Bölge Müdürlüğü lojmanlarını on yedi aydır işgal eden birisi var. Sizce kim olabilir? On yedi aydır Artvin Orman Bölge Müdürlüğü lojmanları bir kişi tarafından işgal ediliyor. Şimdi, bu kişi, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir şiir yazıyor.

Şiiri okuyorum değerli arkadaşlarım, diyor ki:

“Şu vatana, şu yurda şeref verdin, şan verdin.

Garibe, gurebaya ekmek verdin, nam verdin.

Ezilmiş milletlere gurur verdin, can verdin.”

Burayı da ben katıyorum: Arada bana lojman verdin, kendine saray verdin.

“İşte böyle bir Başkan Recep Tayyip Erdoğan.” (CHP sıralarından alkışlar)

Bu kim olabilir Sayın Bakan? Kim olabilir bu?

Arkadaşlar, kim olabilir bu on yedi aydır burayı işgal eden? AKP’nin Artvin İl Kadın Kolları Başkanı. Eşi Şanlıurfa’ya Bölge Müdürü olarak atanıyor. Bir buçuk ay evvel soru sordum. On yedi aydır sabırla bekliyorum.

On yedi ay önce eşi Şanlıurfa’ya Orman Bölge Müdürü olarak atanıyor. Hanımefendinin adını burada anmak istemiyorum, saygısızlık addederim. On yedi aydır bütün direnmelere rağmen, toplumdaki bütün infiallere rağmen, hanımefendi orada oturmaya devam ediyor Sayın Bakan.

Şimdi, hani bizim Genel Başbakanımız Başbakana diyordu ya: “Sen gerçek Başbakan mısın, sanal Başbakan mısın?” Ben de, şimdi, Artvin Milletvekili olarak buradan size sesleniyorum: Siz gerçekten eğer Bakansanız, şimdi bir talimat verin, Artvin’deki Orman Bölge Müdürlüğü lojmanını boşaltın. Eğer boşaltırsanız, ben sizin gerçek Bakan olduğunuza inanırım, saygıyla selamlarım Sayın Bakan. Eğer boşaltmazsanız, derseniz ki “Ya su gider geride iz kalır.”, bunu unutursanız, hiçbir talimat vermezseniz, benim gözümde sanal Bakansınız çünkü yanınızdakiler de benim gözümde sanal Bakan.

Değerli arkadaşlarım, bakın, gün gelir, bir gün herkesin hesap vereceği zaman gelebilir.

Orman Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri ne demektir? Biraz önce milletvekilim çok güzel anlattı. Enerji Bakanı “Burayı katledeceğim.” diyorken “Dur.” diyebilecek olan bir iradenin olması gereken güçtür. Sayın Bakan, ondan önce atlıyor, diyor ki “Ne demek, tabii, enerji için her şey feda edilebilir, ağaçlar yok edilebilir, başka şeyler yapılabilir.” değerli arkadaşlarım.

Ben Sayın Bakana başka bir soru daha soracağım. Yine, bu şeye ilişkin olarak, Orman Genel Müdürlüğündeki, özellikle Bolu’da… Bolu’da bir otele ilişkin bir tahsis var değerli arkadaşlarım. “Mesire yerleri” adı altında bazı yerler bazı kişilere peşkeş çekiliyor, Orman Kanunu’nun 17’nci maddesi ihlal ediliyor değerli arkadaşlarım. Buradan adını vererek soruyorum Sayın Bakan: Bolu Karacasu beldesinde 5 yıldızlı bir otelin alanına bitişik Kuşköy Tayla mesire yerinde 4,11 hektar büyüklüğündeki yeri ihaleye çıkmadan birine verdiniz mi, vermediniz mi? İsimleri bende var. Eğer verdiyseniz hangi otel tarafından kullanılıyor, neler karşılığında verilmiştir değerli arkadaşlarım? En basitini dedim, burada, elimde 20-30 tane var buna ilişkin kokusu olan dosyalar da onlara girmiyorum değerli arkadaşlarım.

Sözlerimi fazla uzatmıyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Onuncu konuşmacı Ali Sarıbaş, Çanakkale Milletvekili.

Buyurun Sayın Sarıbaş. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün burada gördüğünüz bu 2 çam ağacı Çanakkale ve Kaz Dağlarından, tüm hemşehrilerimden getirdiğim çam ağacı. Orada, Kaz Dağlarına çıkarken yazıyor ya da Türkiye'nin neresine gidersiniz, özellikle de son yıllarda kaldırılmaya başlandı; ne diyor: “Yeşili sev, yeşili koru.” Ama, görüyorum ki yeşili sevmek, yeşili korumak eski ormancılık tabiri kalmış. Ama gördüğüm, günümüzde, Orman ve Su İşleri Bakanlığı deyince yeşili bırak, korumayı bırak, sevmeyi bırak, katliam geliyor aklımıza. Çanakkale’de kime sorsam, Orman Bakanlığı deyince uykuları kaçıyor. Özellikle, Çanakkale’nin yüzde 53’ü orman bölgesi ve bu arada, Türkiye'nin en çok ormanı seven ve ormanla iç içe yaşayan bir bölgesi. Onun için, burada, bu bölgemden sevgi ve selamlarla bu çamların içerisinde sizlere hitap etmek istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yalova’dan da çınar getirseydiniz Sayın Sarıbaş!

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – Size de yakışır…

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını, kaçak sarayı, saltanat uçaklarını, arabalarını, yatlarını ve katlarını, 14 Aralıkta gündemi değiştirmek üzere yaptığınız intikam operasyonları bile size unutturmayacak. Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası tüm Türkiye’ye kutlu olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, görüştüğümüz bütçe AKP Hükûmetinin 13’üncü ve inşallah, son bütçesi olacaktır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok beklersiniz!

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – Bu bütçe de bundan önceki bütçeler gibi, ne işçinin ne emeklinin ne köylünün ne de yoksulun bütçesidir. Bu bütçe, olsa olsa kaçak saraya kaynak aktarma bütçesi olabilir. Atatürk Orman Çiftliği üzerine yapılan kaçak sarayın arazisi, bildiğiniz gibi, Orman Bakanlığına aitti. Orman mühendisleri itiraz etti ve orasının birinci derecede sit alanından üçüncü derece sit alanına çıkarılmasına ve durdurulmasına rağmen, ne yazık ki Orman Bakanlığı uygulamadı ve sahip çıkmadı. İzin alınmadan ve yaklaşık 10 bin ağaç kesilerek fakir fukaranın rızkı olan 1 katrilyon 370 trilyonluk bir parayla 1.150 küsur yataklı kaçak bina yaptınız. Bununla ilgili, çok farklı ölçülerde, neler yapılabileceğini söylediler. Ancak ben, burada, ormanla ilgili olduğundan ve orman arazisinin peşkeş çekilmesinden kaynaklandığından dolayı, şöyle bir hesap yaptım: 4 liradan, burasını kaçak sarayın maliyetine böldüğümüzde Orman Bakanlığı acaba ne kadar ağaç dikerdi? 1 milyar 250 milyon tane çam veya zeytin ağacı dikilebilirdi.

Sayın Bakan, gözünüzün önündeki Atatürk Orman Çiftliği’ne sahip çıkmadınız, biliyorum ki daha başka yerlere de sahip çıkmadınız; 680 bin ağacın kesileceği boğaz köprüsüne; yine, burada daha farklı şekilde, on iki yıldır yasaları değiştirerek, yasal düzenlemeler yaparak ormanın talan edilmesine.

Ve yine, Çanakkale’de, özellikle, yüzde 53’ü orman olan Çanakkale’de ormanların içerisine -hatta 1/100.000’liklerde son- konut yapma hakkını verdiniz. Dünyanın 2’nci oksijen bölgesi olan böyle bir bölgeye konut yapma hakkına vicdanınız elveriyor mu Sayın Bakan? Ve Kaz Dağlarını gözü gibi seven… Tüm dünyanın gözü önünde olan buraya nasıl kıyıyorsunuz?

Ve çok Değerli Bakanım, HES’lere, altıncılara ve -özellikle kaç kez sordum bu kürsüden, Enerji Bakanımız da yanınızda- dışarıdan taşıma kömürle Çanakkale’ye 15 tane santral yapma hakkını veriyorsunuz ve bunları yapmayacağınıza söz verdiniz, hâlâ daha yaptırmaya devam ediyorsunuz ve bunların da hepsinin orman arazisi olduğunu sizler de biliyorsunuz.

Ve gelelim GAP’a. GAP’la ilgili söylediğiniz şu: 1970 yılında temeli atılan -düşünce olarak başlanan- ve 1.820 hektar sulama alanı olan bu GAP’la, giderek burasının kalkınacağını, sulanacağını söylemenize rağmen, 2008 yılında, daha sonra, oradaki sulama alanını 1.058 hektara düşürdünüz. Niye düşürdünüz? Neden düşürdünüz? Ve oradaki insanların gelişmesi hakkında ve… Türkiye'nin yüzde 22’sinin sulanabilir alanı olan GAP projesini niçin hektar olarak düşürdünüz ve oradaki barajları niçin kapatıyorsunuz? Bunun hesabını vermelisiniz. Ve 20 milyar dolar olan oradaki GAP projesini -bugünkü sarayı da yaklaşık 2 milyar dolar olarak düşündüğümüzde, o parayla- on iki yıldır bitirmemenize rağmen, bitireceğinizi on yıldır söylemenize rağmen hâlâ bitirmemişsinizdir.

Sayın Bakanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; evet, bizim orada yeşili herkes sever, orada herkes yeşille ilgili, bütün yaşamları yeşile bağlıdır. Önce insan değildir bizde, orada önce yeşil denir ve çam denir. Bu anlamda da Orman Bakanlığımızı, oradaki hassasiyeti, Çanakkale köprüsü ve orada yapılacak termik santraller, orada yapılacak yeni sanayi alanları ve orada yapılacak… Tüm bunlara rağmen, ÇED’deki değişikliklerle ormanına sahip çıkmayan Sayın Bakanımızı kutluyorum ve bu anlamda da ona bu, Çanakkale’den getirdiğim hediyeleri veriyorum. Yeşili sev, yeşili koru diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Baluken, söz talebiniz var, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Bingöl ve Elâzığ sınırları içinde kalan Pembelik Barajı ve HES’le ilgili yürütmeyi durdurma kararına ilişkin açıklaması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hem Enerji Bakanı hem de Orman ve Su İşleri Bakanı burada olduğu için, şu anda Bingöl ilinde açık bir şekilde yapılan bir hukuksuzluğu Genel Kurulun bilgisine sunacağım. Sayın bakanlardan da bu konuda bir açıklama beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Bingöl Yayladere ve Elâzığ Karakoçan ilçeleri sınırları içerisinde yapılmak istenen Pembelik HES Barajı’yla ilgili bölge halkının uzun süredir bir demokrasi ve hukuk mücadelesi var. Bu hukuk mücadelesinin sonunda, Malatya İdare Mahkemesi yöre halkının başvurusunu haklı bularak Pembelik HES Barajı’yla ilgili yürütmenin durdurulması kararını vermiştir. Yüklenici firmanın bu karara Danıştay nezdinde yaptığı itirazı da Danıştayın ilgili dairesi haksız bulmuş, firmanın bu yürütmeyi durdurma kararına uymasını istemiştir. Bununla ilgili mahkeme kararları elimizdedir, biraz sonra sizlere de sunacağım.

Ortada iki mahkemenin almış olduğu yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen, yüklenici firma hukuksuz bir şekilde Pembelik Barajı’nda su tutmaya başlamıştır. Hem Bingöl Valiliği hem Elazığ Valiliği bu hukuksuzluk karşısında seyirci kalmakta, hukuku ayaklar altına almaya devam etmektedir. Benim merak ettiğim şey, Bakanlığınızın Pembelik Barajı’yla ilgili bu mahkeme kararlarından haberi var mıdır? Mahkeme kararlarına rağmen, firmanın su tutmaya başlayan bu hukuksuz anlayışıyla ilgili başlatmış olduğu bir soruşturma süreci var mıdır? Yoksa siz Türkiye’de artık hukukun verdiği kararların bir öneminin olmadığını, Bakanlığın inisiyatifi doğrultusunda, firmaların çıkarı doğrultusunda bazı uygulamaların olacağını mı belirteceksiniz? Bunu merak ediyoruz.

Teşekkür ederim.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – On birinci konuşmacı Melda Onur, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Onur. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MELDA ONUR (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, sayın bakanlar; her yıl olduğu gibi Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi için konuşacağım.

Aslında bugün suyla ilgili ne söyleyeyim, çok da bilmiyorum. Söylemedik bir şey de pek kalmadı. Sayın Bakana ne zaman bir soru önergesi versem “Her şey yolunda. Gayet iyi gidiyor.” diye cevap veriyor. Biz de Bakanın sözlerine güvenerek artık bu konuyu fazla didiklemiyoruz. Yağmurlar da yağdı, Sevgili Bakan bıyıkları da kurtardı. Artık su da var şehirlerde. Ama tabii, Anadolu’nun suyunu topla topla, tünellere sok, hormonlu büyümüş, tüketimi azdırılmış, obez olmuş şehirlerde AVM’ler cayır cayır yansın, ak saraylar cayır cayır ışıldasın diye Anadolu’nun sularını taşı. Geride kalan ne yapacak? Tarım, hayvancılık, meyve bahçeleri, sebze bahçeleri, mısır tarlaları, köylüler, ne yapacaklar geride kalanlar? Hadi bizi dinlemiyorsunuz, Tarım Bakanı her akşam, iki bakan, herhâlde sizlere söylüyor “Tarım topraklarını koruyalım.” diye ama herhangi bir duyarlılık gösterilmiyor görüldüğü kadarıyla. Peki, vatandaşa ne diyorlar köyde: “Kapat evi, şehre gel. İş bulurum. Bulamadığında bakarım, kapına kömürünü, erzakını veririm.” Erzak da dediğimiz herhâlde ithal samanla beslenmiş özgür olmayan inekler değil yani bulgur, makarna, tabii kömür. Hangi kömür? Vaatler üzerine vatandaşa dağıtılan, Soma’da insanların kanlarını akıttıkları kömür. Peki, bunları verdiniz, taşıma suyuyla değirmen dönmez; “Nerede çalışacağız?” “İnşaatlar var efendim büyük şehirlerde. Çök arazilere, ayarla imar ruhsatını, bul havuz sermayesini, havuz sanatçısıyla havuz medyasında da güzel ilanlar ver, böyle konutlar var.” “Ha, orada mı oturacağım?” diyecek köylü; “Yok, sen orada oturmayacaksın, orada çalışacaksın, o inşaatlarda, taşeron şirketlerde...” Güvenlik, sosyal güvenlik, insanca yaşam hak getire. “Peki, ya karım, o nerede çalışacak?” “O mu? Onu da koyarız bir taşeron temizlik şirketine, evlere temizliğe gider. Nasıl olsa evde de temizlik yapmıyor mu?” Doğup büyüdüğünüz özgür cennetlerden büyük şehir köleliğine gelip bir gün bir asansörün enkazında biter hayatlar ne yazık ki.

Biz sadece su, çiçek, böcek, orman demiyoruz efendim, oradaki yaşam haklarından bahsediyoruz, bunu bir türlü size anlatamadık. Bakın, bugün Çağlayan Adliye Sarayında -sarayda- bir dava sürüyor ve buradaki arkadaşlar sırf işte buna karşı oldukları için, sırf bu duruşta oldukları için ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyorlar, Çarşı davası adı geçen. İşte, hakkında müebbet istediğiniz Çarşı tam da bu düzene karşıydı, toplumun tahmin edemeyeceğiniz kadar sayıda kişisinin karşı olduğu gibi. Çarşı neye karşıydı? Faşizme, vahşi kapitalizme, diktatörlüğe; Çarşı tarımın, toprakların, köylerin, ağaçların, suların, hayvanların, insanların emeğinin istismarına karşıydı, tıpkı diğer sokaklara dökülen milyonlarca çocuk gibi, milyonlarca genç arkadaş gibi.

Neymiş efendim? Dolmabahçe’deki ofis basılacakmış da kurabiyeyi yiyeceklermiş. Bu ne korku beyler? Bu nasıl bir korkudur ki kendine aşılmaz saraylar yaptırır? Bu nasıl bir korkudur ki ona oy vermeyene, tasvip etmeyene, hakkını arayana bir öfkeye dönüşür ve o öfke ağızda talimat olur, gelir masum insanları bulur, torba torba öfke davalarıyla insanları yıllarca mağdur eder? Sonra “Pardon ya, biz safmışız, şimdi o mağduriyetleri unutun, Zaten tahliye de ettik, ölen öldü artık kalan sağlar bizim. Biz yeni bir yargı yapılanması oluşturduk.” Öbürleri olmamıştı hani “Bu olmamış, bu olmamış.” diyordu ya, bu tamam oldu. Ne biliyoruz? Bugün, yeni bir yargı yapılanmasıyla karşı karşıya olmadığımızı, kandırılmadığımızı nereden biliyoruz? Türkiye’nin en sevilen taraftar grubunun üzerine sizi itmediklerini ne biliyoruz? Türkiye’nin, insanlığın itibarı olan Gezi’ye binbir çeşit komplolar üretmediklerini nereden biliyoruz?

Hadi onu geçtik; bir yıl önce, o güne kadar -bak yarın demiyorum, yarın başkaydı- canciğer kuzu sarma olduğunuz paralelinize belki de boşuna vefasızlık ediyorsunuz. Siz rahat edesiniz diye az çalışmadılar, az insan canı yakmadılar. Şimdi, siz, onları esas suçlarından değil de beni yiyecekler diye aynı hukuksuzlukla yargılıyorsunuz. Siz hakikaten kurabiye misiniz? Yok, yok siz yalancı çobansınız. Her muhalefet gördüğünüzde “İmdat, darbe var!” diye bağırıyorsunuz. Artık gerçekten darbe olsa yemin ederim sizi kimse ciddiye almayacak ve yanınıza gelmeyecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Çarşı’nın darbe yapacağına inandırmaya çalışmak, tam da bir yalancı çobanlıktır. Çarşı, toplumsal muhalefette sizden önce de vardı; hep faşizmin karşısında, halkın yanın oldu. Öyle ki sadece kendi taraftarı olduğu takımın değil bütün diğer takımların sevgisini topladı. O Çarşı ki bir “İstanbul United” çıkardı. (CHP sıralarından alkışlar) O Çarşı ki özgürlükleri adına bir araya gelen bir sürü genç insanı sokaklarda bir araya getirdi. Haklarını aramaya çıktılar çocuklar ve bir gün aramızdan melek olup uçtular, tam 19 yaşında.

Şimdi, ben buraya gelirken dediler ki: “İlk defa bir mahkemede üçlü saydırıldı, vekilim sen de üçlü saydır.” Saydırayım mı size bir üçlü? Ali! İsmail! Korkmaz! (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Ali! İsmail! Korkmaz!

MELDA ONUR (Devamla) – Çarşı vicdandır, yargılanamaz. (CHP sıralarından “Çarşı vicdandır, yargılanamaz.” sesleri, alkışlar)

Saygılarımla.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen İbrahim Binici, Şanlıurfa Milletvekili.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, bir dakika söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Binici. (HDP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, ama birtakım ithamlarda bulundu.

BAŞKAN – Davet ettim, daha sonra vereyim Sayın Aydın, lütfen. Ben fark etmedim, kusura kalmayın lütfen.

Buyurun.

HDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçeleri üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 12 Eylül faşist askerî darbesinin yapıldığı yılın mayıs ayı ortalarında ÇUKOBİRLİK’teki görevime başlamıştım. İlk görev yerim olan Suruç şubesinde 1984 yılına kadar aralıksız çalıştım. Sonrasında ise sürgünlerden fırsat buldukça tekrar Suruç şubesine dönerek çalışmalarımı sürdürdüm.

O tarihlerde, hizmet binamız Mürşitpınar nahiyesinde ve Türkiye sınırının neredeyse sıfır noktasındaydı. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kuzey tarafında bulunan hizmet binamız, Suruç ilçe merkezinden gelen kara yolunun hemen üzerinde kalıyordu. Karşı karşıya sayılabileceğimiz sınır kapısıyla aramızdan sadece tren yolu geçiyordu. Kapının hemen yanı başında, doğu tarafında tren garı, garın biraz ötesinde Toprak Mahsulleri Ofisine ait silolar, siloların kuzeydoğusunda ise Etmanek köyü bulunuyordu. Son üç aydır sık sık gitmek durumunda kaldığım bu alanda gördüm ki hiçbir şey değişmemiş, her şey yerli yerinde duruyordu.

Değerli milletvekilleri, Mürşitpınar Sınır Kapısı, güneyinde bulunan Rojava’nın Kobani kantonuna açılan tek kapı olma özelliğini taşıyor. Bu arada, küçük bir parantez açmak istiyorum. Bu sınır kapısı “Mürşitpınar” adını -malumunuz olduğu üzere- bulunduğu yerleşim yerinden yani Mürşitpınar nahiyesinden alıyordu. Mürşitpınar olarak sonradan Türkçeleştirilen bu yerin aslında orijinal adı “Kobani”dir, Kürt halkı tarafından da “Kobani” olarak isimlendirilir ve böyle de bilinir. Neyse, biz şimdilik “Mürşitpınar” demeye devam edelim.

Mürşitpınar Sınır Kapısı, gelmiş geçmiş tüm hükûmetlerin vaatlerine rağmen, gümrük kapısı statüsüne bir türlü kavuşamadı. Ne yazık ki 2004 yılından bu yana, istisnasız, yapılan tüm seçimlerde Mürşitpınar’ın gümrük kapısı yapılacağına dair AKP hükûmetlerinin verdiği sözler de yerine getirilememiştir. Velhasıl, Mürşitpınar şu ana kadar insani yardımların yapıldığı askerî sınır kapısı olmaktan öteye de gidememiştir.

Evet, değerli arkadaşlar, Mürşitpınar Sınır Kapısı onca isteğe, onca talebe, onca söze rağmen bir türlü gümrük kapısı olmayı başaramadı ama çok önemli bir başarıya da imza attı bu arada. O başarı neydi biliyor musunuz? Mürşitpınar Sınır Kapısı, AKP Hükûmeti ile DAİŞ çetelerinin birlikte tuttuğu kirli işleri, pis ilişkileri açığa çıkaran ve aralayan kapı olmayı da başardı. Teşbihte hata olmaz derler; tabiri caizse Mürşitpınar Sınır Kapısı, AKP hükûmetleri ile DAİŞ çetelerinin birlikte iş tuttuğu kozmik odanın kapısı hâline geldi ve nihayet, o kapı, 29 Kasımda ardına kadar açıldı. Aslında, AKP ve DAİŞ çeteleri arasında varlığını uzunca bir süreden beri devam ettiren bu kirli ilişkilerin yüzlerce, hatta binlerce örneğine rastlamamız pekâlâ mümkün. Eğer İnternet varsa her şey sadece bir tık ötenizdedir. Neredeyse kanka hâline gelmiş asker ve DAİŞ çete sıhhiyeleri mi istersiniz, seksek oynar gibi kâh sınırın bu tarafında kâh sınırın diğer tarafında olan çeteler mi istersiniz, menfezin bu tarafında giysilerini değiştirip diğer tarafa karalar bağlanarak geçen kafa avcıları mı istersiniz, hepsi İnternet ortamında hazırdır. Ben bu kürsüden, İnternet ortamına düşmüş görüntüleri sizlere izletmeyi zamanımı verimli kullanma açısından çok da uygun bulmuyorum ancak merak edenlere, “Hadi oradan sen de!” diyenlere, “Bu kadar da olmaz!” diyenlere İnternet’e düşmüş o görüntüleri izlemelerini şiddetle ve ısrarla tavsiye ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Mürşitpınar Sınır Kapısı, DAİŞ çeteleri tarafından üç cepheden ablukaya alınmış Kobani için nefes borusu konumundadır. Bu durumu bilen veya bu şekilde bilgi sahibi yapılan çeteler, kuşatmanın başladığı günden bu yana var gücüyle Mürşitpınar Sınır Kapısı’na yüklenmeye devam ediyor. İşte, 29 Kasım günü yapılan Mürşitpınar baskınını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Bir kere, şu tespitin altını kalınca çizmek istiyorum: DAİŞ çetelerinin 29 Kasımda gerçekleştirmiş oldukları planlı saldırının, Türkiye tarafından herhangi bir destek görmeden yapılabilmesi mümkün değildir. Bu destek ya AKP Hükûmeti ya da devlet içerisindeki bir güç tarafından sağlanmıştır.

Bakınız, değerli arkadaşlar, bende hasıl olan bu kanaate nasıl ve nereden vardığımı, 29 Kasımı bizzat yaşayan görgü tanıklarının anlatımlarıyla sizlere ifade etmeye çalışacağım. Eminim ki bu anlattıklarımdan sonra sizler de aynı kanaate varacaksınız.

Dilerseniz, önce sizlere küçük bir özet yapayım: Bildiğiniz üzere DAİŞ çeteleri tank ve havan topu gibi ağır silahlarla Kobani kentini doğu, batı ve güney cephelerinden eş zamanlı olarak kuşatmaya almışlardı. Kobani’nin doğusunda bulunan ve Kobani’ye tamamen hâkim konumdaki Miştenur Tepesi stratejik açıdan çok büyük bir öneme sahipti. Bu nedenle, savaşın başından beri en yoğun çatışmalar kentin doğu cephesinde yaşanıyordu. DAİŞ çeteleri, Miştenur Tepesi’nin tamamına hâkim olmakla birlikte, tepe civarında ele geçirdiği mevzileri uzunca bir süre korumuş, hatta doğu tarafından Kobani içlerine kadar girmişlerdi. Kobani’nin doğu tarafında mevzilenen DAİŞ çeteleri artık sınırın sıfır noktasındaydı ve Türkiye’nin de yeni komşusu olmuştu. Savaşın başından beri DAİŞ çetelerinin amacı, sınır hattı boyunca batıya doğru ilerleyip sınır kapısını ele geçirmekti. Böylelikle, kuzeyden de kuşatmaya alacağı Kobani’de çember tamamlanmış olacaktı. Ancak zaman ilerledikçe DAİŞ çetesinin bu hesapları tutmadı. YPG ve YPJ güçlerinin direnciyle her geçen gün mevzi kaybeden çeteler, güney ve batı cephelerinde geri çekilmek zorunda kaldılar. YPG ve YPJ güçleri için artık sırada kentin doğu mahallerini çetelerden arındırmak ve Miştenur Tepesi’ni de tamamen ele geçirmek vardı. İşte tam da bu planın devreye konulacağı esnada 29 Kasım sınır kapısı baskını yaşandı.

Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında da Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan TMO’ya ait tahıl silolarından, Etmanek köyünden ve birbirlerine göre konumlanışından bahsetmiştim. Şimdi o anlattıklarımı gözünüzün önünde canlandırmaya çalışın; Toprak Mahsulleri Ofisi silolarının sınır kapısının doğu tarafında olduğunu, siloların da az ötesinde Etmanek köyü olduğunu hatırladınız değil mi? DAİŞ çetelerinin Kobani’de, Kobani’nin doğusundaki mahallelerde mevzilendiklerini ve o bölgede Türkiye’nin komşusu olduğunu da az önce ifade etmiştim. 29 Kasım baskınında ilk önce Türkiye’deki iş birlikçileri devreye girdi, sabaha karşı saat dört sıralarında Suruç ilçe merkezi ile köylerinde ve hatta sınır boyunca bütün elektrikler kesildi. Mesaj alan DAİŞ çeteleri, hazırlamış oldukları bomba yüklü araçları ve yaklaşık 50 kişilik bir çete gücüyle bulundukları alandan Türkiye tarafına geçti. Tren hattı boyunca yaklaşık 750 metre ilerleyen bombalı araç, kapıya giden ana yola çıktı ve doğru sınır kapısına yöneldi. Yaya olarak gelen çete üyeleri ise Toprak Mahsulleri Ofisine ait silolarda mevzilenmişti. Mürşitpınar Sınır Kapısı’na yönelen araç, ilk kapıda zincirlerin kırılmasından sonra tarafsız bölgeye geçti. İkinci kapıyı da sorunsuz geçen bombalı araç, Kobani tarafında YPG-YPJ güçlerinin kontrolündeki kapıyı kırarak açtı ve biraz ötede infilak etti. Kısa süreli bir panik yaşadıktan hemen sonra toparlanan YPG-YPJ güçleri, ikinci kapıya doğru yaklaşan intihar bombacısını fark etti ve daha fazla ilerlemesine izin vermeden orada öldürdü. Ardından da DAİŞ çeteleri mevzilendikleri TMO’ya ait silolardan Kobani tarafına YPG-YPJ güçlerine ateş etmeye başladılar.

Türkiye tarafından yani silolardan ateş edilmesine bir anlam veremeyen Kobani kanton yetkilileri Urfa Milletvekilimiz Sayın İbrahim Ayhan’ı telefonla arayarak yaşanmakta olan durumu aktardılar. Sayın Ayhan’ı telefonla arayan kanton yetkilisi “Silodan bize ateş açılıyor. Ateş açanlar asker değilse karşılık vereceğiz.” dediler. Kanton yetkilisine hemen dönüş yapacağını söyleyen Sayın Ayhan, telefonla irtibat kurduğu Urfa Valisine durumu aktardı. Birkaç kez yaşanan telefon trafiğinin ardından, Sayın Ayhan’a cevap veren Urfa Valisi “Silolarda asker yok.” dedi. Valinin verdiği bu cevap kanton yetkililerine aktarıldı. Sonrasında ise YPG-YPJ güçleri silolardan kendilerine açılan ateşe karşılık vermeye başladı. Sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Topraklarını savunan 8 YPG-YPJ mensubu genç şehit oldu, 28'i ise yaralandı.

İşte değerli arkadaşlar, bu anlattıklarım, Mürşitpınar Sınır Kapısı’na DAİŞ tarafından yapılmış baskının perde arkasıdır, görünmeyen yüzüdür. Bu baskınla ilgili birkaç görgü şahidi ve olayı bizzat yaşayanların söylemlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bildiğiniz üzere, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın Kobani tarafı, YPG-YPJ güçlerince kontrol ediliyor. Saldırı anında nöbetçi olan İsmail'in anlattıklarını sizlere aynen aktarıyorum: “Tahminen sabah saat beş sularında bombalı araç saldırısı gerçekleşti. Araç hızla sınır kapısından geçtikten sonra infilak etti. Daha sonra, bizler toparlanıp sınır kapısına yöneldik. Türkiye'ye ait Akrepler de oradaydı, DAİŞ üyeleri onların arasından geliyordu. Orada çetelerle aramızda çatışma çıktı.”

Bir başka görgü tanığı YPJ'li Elif’di, anlatımları ise aynen şöyle: “Sınır hattındaki Kaniya Kurda bölgesinde o saatlerde mevzideydim. O taraftan çetelerin gelmesi imkânsızdı çünkü orada yol yok. Saat 04.00'ten itibaren Mahser köyünden batıya doğru olan bütün sınır hattında elektrikler kesildi.”

Patlamada yaralanan kapı görevlisi Mihemed’in anlattıkları ise aynen şöyle: “Bombalı araç patlatıldığı sırada nöbetteydim, nöbetim dört ila altı arasındaydı. Bir ara zincir sesi duydum. Sesin olduğu tarafa baktığımda, Türkiye tarafından bir aracın kapıdan geçerek bize doğru geldiğini gördüm. Aracın sadece bizim kapıyı devirme sesini duydum, diğer kapıları duymadım. Bizim tarafa geçtikten sonra sokağa döndü ve infilak etti. Ondan sonra, evler falan üzerimize yıkıldı ve ne olduğunu anlamadık. Gerisini bilmiyorum.”

Tamamını görgü tanıklarının anlattıklarından aynen aktardığım bu açıklamaları sizlerin de takdirine sunuyorum. Ancak, yaşanan bu olayın böyle kapatılamayacağını ve sonuna kadar takipçisi olacağımızı da ifade etmek istiyorum. Ayrıca, kapı baskınının gündemleşmesini engellemek adına, sınır kapısından tedavi amaçlı giriş yapmış olan hastalar ve yaralılara yönelik başlatılan gözaltı operasyonları da bugün dahi devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, sizlere biraz da Etmanek köyünden bahsetmek istiyorum. Mürşitpınar yolu üzerinde bulunan Etmanek köyü güvenlik gerekçesiyle boşaltıldı. Ne yazık ki köyün imamı ve ailesi, sanırım gidecek yerleri olmadığı için, hâlen köyde kalmaya devam ediyorlar. Etmanek köyüne girişler kesinlikle yasak. Askerler ve zırhlı araçlar köyde mevzilenmiş durumda. Bir gün köyün imamını telefonla aradım, hem bir bardak çayını içmek hem de hâlini hatırını sormak için ziyaret etmek istedim. Beni buyur etmesi üzerine arabama atladım ve bu köyün içine kadar gittim. Fakat nafile, askerler etrafımı sardı ve daha öteye geçmeme izin vermedi. Gerekçesini sorduğumda, Etmanek'te can güvenliğimin olmadığını söylediler. Bunun üzerine Sayın Valiyi aradım ve durumu anlattım. Vali Bey “Beni müşkül durumda bırakmayın, bu ziyareti şimdilik erteleyin." deyince daha fazla ısrarcı olmadım. Girişime müsaade etmeyen askerlere de “İmama yazık değil mi, onun canı can değil mi ki burada tutuyorsunuz?” dedim ve köyden ayrıldım. Bu örneği şunun için anlattım: DAİŞ çetelerinin Etmanek köyünü babalarının malı gibi kullandığına dair ortalıkta çok fazla iddia ve söz dolaşıyor, iş birlikçilere önemle duyurulur diyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son vermeden önce oldukça önemli bulduğum bir diğer hususu da burada ifade etmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, seçim bölgem olan Urfa'nın toplam milletvekili sayısı 12'dir. Bu 12 milletvekilinden benim de dâhil olduğum 2’si mensubu olmaktan gurur ve onur duyduğum Halkların Demokratik Partisinde, geriye kalan 10 milletvekili ise Adalet Ve Kalkınma Partisinde siyaset yapmaktadır.

Partisi tarafından Urfa'dan aday gösterilen ve hâlihazırda Kabinede Bakan olarak görev yapan Sayın Faruk Çelik dışında seçilmiş olan tüm milletvekilleri Urfa'nın yerlisi ve Urfalıdırlar.

Kobane kuşatmasının başlangıcından bu yana, gerek partime mensup gerekse desteğimizle seçilmiş ancak ne yazık ki siyasi yasaklı olması nedeniyle bağımsız kalmak durumunda olan milletvekillerimiz, tabiri caizse Suruç'ta kamp kurmuş ve Suruç'tan ayrılmamışlardır.

Kobane’nin Suruç’la, Diyarbakır'la, Mardin'la veya topyekûn Kürdistan'la olan ilişkisini daha önceki konuşmamda anlatmıştım, bu yüzden de tekrara girmeyeceğim.

Ancak, bir şekilde Kobane’yle bağı olan veya seçilmesine vesile olmuş Urfalı hemşehrilerinin dertlerine ortak olmaktan imtina etmiş ve Suruç'a adım atmamış olan özellikle Urfa milletvekillerini kınadığımı belirtmek istiyorum. Evet arkadaşlar; Suruç'a her gün cenazeler gelirken yaralılar gelirken, DAİŞ çetelerinden kaçan insanlar akın akın gelirken ben ve Sayın İbrahim Ayhan dışında bir tane olsun Urfa Milletvekilini yanımızda görmedik. Urfa'nın ve Urfalının vicdanını yaralayan bu tavırlarından dolayı o milletvekillerini tekrar kınıyor ve tarihe havale ediyorum.

Ayrıca, sınırda yargısız infazla katledilen Kader Ortakaya ile özgürlük yolunda toprağa düşmüş tüm şehitlerimizi saygıyla minnetle anıyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Buldan, söz talebiniz var.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, HDP Grubu olarak, Pakistan’ın Peşaver kentinde bir okula gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet ve Pakistan halkına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

 

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün, Pakistan’ın Peşaver kentinde gerçekleştirilen okul baskınında en az 100’ü çocuk, 126’dan fazla insanın hayatını kaybetmiş olmasını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu acımasız saldırının hiçbir haklı gerekçesinin olmadığını, barışın, insan sevgisinin ve insanlığın evrensel değerlerinden biri olan yaşam hakkını yok sayan bu tür gruplara karşı tüm dinlerden, mezheplerden, etnik kimliklerden herkesi ortak mücadeleye çağırdığımızı ifade etmek istiyorum.

Halkların Demokratik Partisi olarak Peşaver’de gerçekleştirilen saldırıda yaralananlara acil şifalar, hayatını kaybeden çocuklara ve öğretmenlerine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Pakistan halkına başsağlığı diliyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN - İkinci konuşmacı Faysal Sarıyıldız, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Sarıyıldız. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FAYSAL SARIYILDIZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2015 bütçesini konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Partim Halkların Demokratik Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada doğaya yapılan büyük haksızlıklar maalesef insan eliyle olmaktadır. Dünyada yapılan bütün savaşlardan daha fazla yıkıma neden olan, iktidarların kâr hırsıdır. Yaşamı, emeği ve tarihi hiçe sayan, salt ekonomiye endeksli yaklaşımın faturasını Soma’da 301 işçinin katledilmesinde gördük. Soma katliamı, ekonomik hırsın vicdana ve insanca yaşama kurban edilmesidir. Kapitalist modernitenin dini milliyetçilik, imanı liberalizmdir tespiti, sömürü mekanizmasının amentüsünü oluşturmaktadır. İşte, tam da imanı liberalizm olanların işçilere dönük imansızlıklarına ve vicdansızlıklarına Soma’da bir kez daha şahit olduk. Neoliberal sistemin ekonomik ve politik organizasyonun icracısı olan AKP Hükûmetinin neoliberalizmde ve vahşi kapitalizmde ustalığa erişmesinin son adı “Soma katliamı” olmuştur.

Soma katliamı, işçilerin, başta yaşam hakkı olmak üzere, sosyoekonomik ve demokratik hakkını güvence altına alan değil, tam tersine, iktidar ve sermaye sınıfının ali menfaatlerini merkeze alan devlet ve Hükûmet anlayışının kanla ödenmiş bir bedelidir. İşçilere kan ve canlarıyla ödetilen bu bedelden, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Yıldız olmak üzere, iktidarın bütün mensupları sorumludur. 301 maden emekçisinin vebali sizin boynunuzdadır. Yüzyılın iş cinayeti bin yıl da geçse alnınızda kara bir leke olarak kalacaktır.

8 Haziran 2011 tarihli Devlet Denetleme Kurulunun işçi katliamlarının nedenlerini ortaya koyan ve alınacak önemleri sıralayan 600 sayfalık raporunu dikkate almayan Hükûmet, aynı zamanda, Mecliste muhalefet partilerinin konuyla ilgili yasama faaliyetlerini de işleme almasına engel olmuştur. Devlet Denetleme Kurulunun hazırladığı rapora göre, iş cinayetlerine maruz kalan işçilerin yüzde 86,3’ünün, iş cinayetleri sonucu hayatını kaybeden işçilerin ise yüzde 53,56‘sının kömür ve linyit çıkarılması faaliyet kolunda çalışanlardan meydana geldiği tespit edilmiştir. Madenlerdeki iş cinayetleri ve Hükûmetin sorumluluğu, bizzat devletin en üst düzeydeki yetkili kurumları tarafından da açıkça itiraf edilmektedir.

Soma katliamı işçi cinayetlerini durdurmak, işçi sağlığı ve güvenliğini kesin olarak sağlamak için ibret olarak alınmalı ve işçi katliamı artık durmalıdır. Ancak bu felaketten gerekli derslerin çıkarılmadığı 28 Ekim’de Karaman Ermenek’te yaşanan maden katliamında bir kez daha görülmüştür. Çünkü, AKP’nin kalkınma modeli emek sömürüsü ve işçi katliamları üzerinden şekillenmektedir. AKP Hükûmetinin övünç duyduğu göklere erişen yüksek kulelerin, kurulan her bir ışıltılı AVM’nin, devasa büyüyen holdinglerin, TOKİ’lerin, HES’lerin altında işçi emeği, işçi kanı ve işçi canı bulunmaktadır.

İş cinayetlerinden birinci derecede sorumlu olan patronlar ve siyasi sorumlular taksirle ölüme sebebiyet vermek yerine kastla insan öldürmekten yargılanmadığı müddetçe, bu ülkede işçiler cinayete kurban gitmeye devam edecektir. 301 işçinin öldürülmesinden sorumlu olan Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan için yirmi bir yıla kadar hapis istenir iken molotof attığı iddiasıyla 16 yaşındaki Cizreli Mustafa Acet’e altmış yıl ceza veren adaletinize binlerce kez yazıklar olsun!

Bu ülkede siyasal iktidar ve buna bağlı olarak çalışan yargı, Kürt’e, işçiye, kadınlara, muhaliflere ve bütün ezilenlere ayrı, işçileri katleden patronlara ve ayakkabı kutularına para dolduranlara ise ayrı işliyor. Cemaate yönelik operasyonlarda da aynı durum geçerli. Ergenekon ve Balyoz’da olduğu gibi cemaat de başta Kürtler ve demokrasi güçlerine karşı işlediği suç ve hukuksuzluklardan ötürü yargılanmayacak, AKP’ye dokunduğu için yargılanacak. Bu, bize göre, siyasi tiranların kendi arasındaki savaş ve çıkar kavgasıdır. Yargı da iktidarın gücüne göre konum belirlemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son on iki yılda iş cinayetlerinden 14.455 işçi yaşamını yitirdi. Bunun bir kısmı AVM, yol, köprü, HES inşaatlarında ve madenlerde yaşandı. 2014 yılının ilk on ayında ise 1.600 işçi, 2014 yılının ilk sekiz ayında en az 39 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Bunun hızla artacağı aşikârdır çünkü mevcut yasalarda işçilerin sağlığını ve güvenliğini koruyan bir yasal düzenleme yok. Bunu bugün yasalarda mevcut olan “iş sağlığı ve iş güvenliği” kavramından rahatlıkla görebiliriz. İşçinin değil işin sağlığını, işçinin güvenliğini değil işin güvenliğini düşünen bir ideolojik yaklaşım söz konusu. İşçiyi ve onun sağlığını öncelemesi gereken kanunun, tamamen kâr hırsına odaklı işverenin iş sağlığını ve iş güvenliğini korumaya odaklı olduğunu Soma katliamında bir kez daha görmüş olduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Soma'da yaşanan işçi katliamı, taşeronlaştırma, piyasalaştırma, özelleştirme ve redevans uygulamalarından bağımsız asla ele alınamaz. Olayın yaşandığı ilk günden itibaren Enerji Bakanlığı faciayı teknik eksiklikler üzerinden değerlendirerek olayın siyasi ve ekonomik arka planını örtbas etmeye çalışmıştır.

Sayıştayın 2012 tarihli Ege Linyitleri İşletmesi Müessesi Müdürlüğü Raporu’ndan anlaşıldığı üzere TKİ’nin Eynez ve diğer maden ocaklarında Soma AŞ’ye verdiği işletme yetkisi muvazaalıdır. Bu muvazaalı anlaşmanın tarafı olan TKİ Genel Müdürlüğü yetkilileri ile 1,5 milyon ton kapasiteli kömür ocağına 3,5 milyon ton kömür çıkarılmasının önüne geçmemiş olan Maden İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ve bu kurumun bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Soma katliamının sorumlularından biridir. Meclis sıralarında oturan Sayın Taner Yıldız Soma katliamı nedeniyle şu an bu sıralarda değil, mahkeme sıralarında hesap vermeliydi. Ancak, ölen, işçiler olunca Türkiye’de her şey teferruat kalmaktadır.

Kömür üretimi TKİ’nin asıl işi olup 4857 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesine göre hizmet alımı yani taşeron yöntemiyle Eynez Ocağı’nda Soma AŞ’ye üretim yaptırılmaması gerekirdi. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının yasakladığı bir kural, bizzat devlet kurumları tarafından rant uğruna ihlal edilmiştir.

Dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Soma’daki iş cinayeti için “Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde ‘iş kazası’ denilen bir olay vardır. Bunun yapısında, fıtratında bunlar vardır.” diyerek yüzyıl önceki maden kazalarını örnek göstermesiyle Türkiye başta olmak üzere uluslararası camiada alay ve karikatür konusu olmuştur. “Ölüm madenciliğin fıtratında var.” diyorlar. Ölüm madenciliğin fıtratında yok, öldürmek sizin fıtratınızda var. Roboski’de 33 Kürt’ü öldürdünüz, çünkü fıtratınızda öldürmek vardı. Soma’da 301 madenciyi katlettiniz, çünkü fıtratınızda öldürmek vardı. Berkin’i, Uğur’u, Ceylan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ı, Medeni’yi, Uğur Kurt ve daha nice çocuk, genci katlettiniz, çünkü fıtratınızda öldürmek var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Soma, Ermenek, Zonguldak ve Şırnak’ta iş cinayetlerini gerçekleştiren zihniyet, aynı şekilde doğaya da gaddarca yaklaşmaktadır. Doğada büyük tahribatlara ve doğal dengenin bozulmasına neden olan etkenlerden biri de termik santral yapımları, HES inşaat barajları ve güvenlik barajlarıdır. Bu barajlar sadece doğayı tahrip etmekle kalmıyor, aynı zamanda insanlarımızın geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık alanlarını da yerle yeksan etmektedir. Baraj yapımlarıyla bir ülkenin belleği olan tarihi dokusu ve “historia”sı da ortadan kaldırılmaktadır.

Baraj inşasında ısrar nedeni antiekolojik ve antisosyal enerji, tarım ve kalkınma modelidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, 1990'lı yılların sonundan bugüne nehir ve dereler üzerinde kurduğu barajlardan dolayı, gittikçe artan bir boyutta, en başta bu projelerden etkilenenler olmak üzere birçok kesim tarafından eleştirilmektedir. Bunun nedeni açıktır: Bu projeler genellikle yereldeki insanlara büyük sosyal ve ekolojik zararlar ve sadece bazı durumlarda sınırlı fayda sağlarken devlete ve projede yer alan şirketlere ekonomik ve siyasi kâr sağlamaktadır.

Devlet tarafından tanımı yapılan “kalkınma” adına ve ulusun ilerlemesi uğruna yerel topluluklara ve halklara göç ettirme, topraklarını terk etme ve öngörülen düşük tazminat bedelini kabul etme dayatılmaktadır.

Türkiye'de yapımı biterek üretime geçen, yapımı devam eden ve yapılması planlanan yaklaşık 2.500 HES projesi mevcuttur. Bu HES projelerin tamamının 2023'te tamamlanması öngörülmektedir. Bu santrallerin tamamı tamamlanıp üretime geçtiğinde bile ülkemizdeki enerjinin sadece yüzde 5'i karşılanacaktır, üstelik sadece yirmi beş-otuz beş yıl için. Derelerin getireceği alüvyonlara bağlı olarak ömrü biten her bir HES'e yeniden işlev kazandırabilmek için derelerin yönü tekrar değiştirilecek ve eğer şimdiden “Dur.” demezsek bu doğa katliamı, bu ölüm oyunu kurumayan tek bir dere kalmayıncaya kadar devam edecektir.

Türkiye’de iktidarlar, cumhuriyetten günümüze kadar sürekli kötü uygulamalarıyla konuşulmuştur. Türkiye’nin dünyaya hediye ettiği kötü örneklerden biri de güvenlik barajlarıdır. Yıllardır Kürt sorununa karşı güvenlik konseptiyle yaklaşan iktidarlar her türlü yolu denedi. ABD başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinden, Rusya’dan en ağır silah ve uçakları satın alarak bir halkın özgürlük talebini bastırmak istedi ancak başaramadı. Şimdi de AKP Hükûmeti doğayı istismar eden yollara başvuruyor. Bu yollardan biri de güvenlik barajlarıdır. Bu güvenlik barajlarının enerji üretmek adına yapılmadığını başta bölge halkı olmak üzere, hepimiz çok iyi biliyoruz. Devletin resmî yetkilileri dahi barajların enerji veya sulama amaçlı olmadığını açıkça söylüyor. Bu güvenlik barajları genelde İran ve federe Kürdistan bölgesi sınırlarında yer alıyor. Bu kapsamda Şırnak sınırında 7, Hakkâri’de ise 4 barajın yapımına DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında başlandı. Bunun adı, PKK’ya karşı yapılan güvenlik barajlarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güvenlik barajlarının doğaya, tarım alanlarına ve tarihsel dokuya verdiği zararları daha iyi anlamanız için Şırnak’ta yapılması düşünülen Cizre Barajı’na bakmak bile yeterli. Şırnak’ın Cizre ilçesinde Devlet Su İşleri tarafından yapılması planlanan Cizre Barajı 15 Mayıs tarihinde ihaleye çıktı. Barajın yapılması hâlinde Dicle Nehri kıyısında bulunan ve birçok uygarlığın izini taşıyan tarihî kale, medrese, antik kent, mağaralar, köprüler, yüzlerce höyük, köyler ve tarım arazisi sular altında kalacak. Bu barajla dağlardaki geçiş yollarının kapatılması planlanırken Dicle ve Botan vadileriyle bu vadilerdeki tarihî kalıntılar yok olacak. Kapitalist modernitenin ruhuna uygun olarak, iktidar partisinin ve yandaş sermayenin iştirakiyle bölgenin tüm tarihsel belleği kâr hırsına kurban edilmektedir. Kırk yıldır mücadele veren Kürt özgürlük mücadelesi tüm yöntemler denenmesine karşın tasfiye edilemeyince savaş dışı yöntemlerle bölge halkı ve özgürlük mücadelesine kaybettirme arayışının bir sonucu olarak güvenlik barajları yapılmaktadır.

Güvenlik barajları bölge halkı tarafından "HPG'nin geri çekilmesini fırsat bildiler." şeklinde yorumlanmaktadır. Ortada bir gerçeklik var. Tank, top ve tüfeklerinizle PKK’yi bitirmeye çalıştınız, olmadı. Bu sevdadan vazgeçin çünkü PKK siyasal ve sosyolojik bir realitedir. Doğru olan, PKK’yle samimi bir diyaloğu başlatmaktır. Kürdistan’da güvenlik barajlarının yapımına kafa yoracağınıza Sayın Öcalan’ın büyük emek ve sabırla hazırladığı demokrasi manifestosunu hayata geçirmeye kafa yormanızı öneririz.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; enerji, insan yaşamı için hassas ve kamusal bir haktır, bu nedenle kâr-zarar ölçeğinde ele alınamaz. Enerji, hayatımızın en vazgeçilmez ve yaşamsal girdilerinden biridir ve elektrik enerjisinin sürekli sunumunda hiçbir mazeret olamaz. Enerjiye alınıp satılan bir mal gözüyle bakan ve tamamıyla kâra odaklanmış bir anlayış sorunun temel kaynağıdır. Ancak, Hükûmet kaçak kullanılıyor diye halkı karanlığa gömüyor. Bölgede baraj çok ama elektrik yok. Bütün barajlar neredeyse bölgede yapılıyor ama halkımıza Orta Çağ koşulları dayatılıyor. Bölgede insanlar isyan ediyor: “Elektrik yok. Bütün kaynaklarımızı kurutacaksınız ama bundan istifade edemeyeceğiz.” Sayın Enerji Bakanına bir çağrıda bulunuyoruz: Halkımızı cezalandırmaktan vazgeçin. Kaçak elektrik kullanıldığını söylüyorsunuz. Bu ülkenin ekonomisini, enerjisini ve doğasını asıl sizler kaçak kullanıyorsunuz. Bin odalı kaçak sarayı görmeyenlerin yoksulun elektriğine göz dikmeye hakkı yoktur. Yoksula bedava elektrik verme yerine cezalandırıyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İkinci Dünya Savaşı öncesi Türkiye’nin savaşa girme olasılığı gözetilerek 1939 yılında çıkartılan Kamulaştırma Kanunu’yla savaş koşullarındaki acil askerî ihtiyaçların karşılanması için, Bakanlar Kuruluna yurt savunması gerekçesiyle ihtiyaç duyulan taşınmazlara el koyma yetkisi verilmiştir. Ancak AKP Hükûmeti "yurt savunması" adı altında çıkarılan yasayı "yurdu talan etme" yasasına dönüştürmüştür. Acele kamulaştırma, Türkiye'de kamu mallarını, nehirleri ve doğayı acele talan etme ve acele vurgun yapma yasası hâline gelmiştir.

Savaş hukuku içinde istisnai bir kamulaştırma yolu olarak getirilen acele kamulaştırma uygulaması, AKP Hükûmeti döneminde olağan bir kamulaştırma yolu hâline getirilmiştir. 2004 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi yok sayılarak Bakanlar Kurulu kararıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna acele kamulaştırma yetkisi devredilmiştir. EPDK, enerji, madencilik, doğal gaz ve petrol sektörlerinde bu yetkiyi hiçbir yasal sınırlama ve denetim olmadan kullanmaktadır. EPDK tarafından lisans verilen şirketlerin talebi üzerine acele kamulaştırma yoluna gidilmektedir. El koyma yetkisi, şu anda ilgili sektörlerde faaliyet yürüten ve Hükûmete yakın olan şirketlere tanınmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21’inci yüzyılın en önemli yer altı kaynaklarından biri olarak tanımlanan bor madenine olan talep ve bor madeni ürünlerinin kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye dünya bor madeni rezervinin yüzde 72'sine sahiptir. Bu özelliğiyle dünya ham bor madeni üretiminde 1’inci sırada yer almaktadır. Öte yandan, tek başına dünya bor talebini beş yüz yıl karşılayabilmesi söz konusudur.

Türkiye'de ve dünyada bor ürünlerinin geniş bir şekilde kullanımını ve yeni bor ürünlerinin üretimini, geliştirilmesini teminen araştırmalar yapmak üzere kurulan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün sürekli olan 28 kişilik kadrosu 2013 sonu itibarıyla sadece 24 kişidir. Bakan ve milletvekili çocuklarına ve yakınlarına birçok nitelikten yoksun olmalarına rağmen kadro tahsis eden AKP Hükûmeti, böylesi önemli bir enstitüye, böylesi önemli bir alana şimdiye kadar 28 kişilik kadro tahsis etmiş ve enstitü Allah’a emanet edilmiş durumda. Kurulduğu günden 2013 yılı sonuna kadar 70 milyon 440 bin 248 TL mali kaynak verilmiş, bunun 59 milyon 220 bin 350 TL'lik kısmı, enstitü tarafından, personel, cari giderler, yatırım harcamaları ve transfer harcamaları olarak kullanılmıştır. Enstitü, kurulduğu günden bugüne kadar herhangi bir faaliyet geliri elde edememiştir. Bu durum, enstitünün yaptığı ya da yaptırdığı çalışmaların ve alınan patentlerinin gelir getirici bir özelliği olmadığını açıkça meydana çıkarmaktadır.

Konuşmama son vermeden önce, bugün görülen hukuksuz bir yargılamadan bahsetmek istiyorum. Bilindiği gibi Gezi direnişiyle ilgili olarak Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın bazı mensuplarının da bulunduğu 35 kişi hakkında sözüm ona darbe suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAYSAL SARIYILDIZ (Devamla) - Çarşı grubunu buradan selamlıyor, yanlarında yer aldığımızı ifade etmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.14

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 31’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Altıncı tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Sayın Halil Aksoy’a aittir.

Buyurun Sayın Aksoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 yılı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Pakistan’ın Peşaver kentinde yaşanan Taliban saldırısında 100’ü çocuk, 130 kişi yaşamını yitirdi. Bu saldırıyı nefretle kınayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de demokrasi ve insan hakları kültürü gelişmediği gibi, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kültürü de yeterince gelişmemiştir. İnsana saygısı olmayan yönetimlerin doğaya da saygısı olmaz. Aynı şekilde, doğaya ve başka canlılara saygısı olmayanların insana da saygısı olmaz. Bir devlet, bir hükûmet düşünün ki yurttaşlarını sırf demokratik bir hakkını kullanıyor diye sokak ortasında katlediyor. Böyle bir hükûmetin icraatları arasındaki rant uğruna ormanları yok etmek ve kültür varlıklarını sular altında bırakmak kimseyi herhâlde şaşırtmıyor.

AKP Hükûmetinin on iki yıllık geçmiş icraatlarına baktığımızda, genel olarak doğayı hiçe sayan, ormanları rant alanları olarak gören, barajsız nehri boşa akan su kabul eden bir Hükûmet gözlerimizin önündedir. Çevrecilikten ağaç ve çiçek fidesi dikmeyi anlayan AKP Hükûmetinin, doğa tahribatında, ekolojik dengelerin altüst edilmesine yol açan politikaların hepsinde sorumluluğu vardır. Ne yazık ki Türkiye’de ormanları, suları, doğayı ve genel olarak canlıların tüm yaşam alanlarını yok eden proje ve uygulamalar hız kesmeden devam ediyor. Bu projeler yaşama geçirilirken, ekonomiye yapacağı faydalar hesaba katılırken doğaya ve çevreye yapacağı tahribatlar göz ardı ediliyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de önemli derecede bir yıkım ve talan olayı ülkenin suları üzerinde gerçekleştirilmektedir. Hükûmet tarafından para kazanılan, kâr edilen bir meta hâline getirilmek istenen ülke sularının yaşamsal bir varlık olduğu ve kamuya ait olduğu âdeta unutulmak istenmektedir. Doğaya ve insana can veren akarsular, yer altı suları Su Kullanım Hakkı Sözleşmesi’yle kırk dokuz yıllığına özel teşebbüse kiraya verilmektedir veya peşkeş çekilmektedir. Kamu ve özel sektör tarafından Türkiye genelinde yapılması planlanan 2 bine yakın HES projesi bulunmaktadır. Bakınız -seçim bölgem olduğu için söylüyorum- sadece Murat Nehri üzerinde “Bulut”, “Şimşek”, “Yıldırım”, “Yağmur” adlarında 4 ayrı HES projesi bulunmaktadır. Bunların 3’ünün Tutak’ta, 1’inin Hamur’da yapılması planlanıyor. Bunlardan Yağmur ve Bulut için arazi kamulaştırması bile yapılmış.

Değerli milletvekilleri, keza Eleşkirt’te de Şeryan Çayı ve Sarıcan Deresi üzerinde yapılması hedeflenen HES’ler söz konusudur. Bu kadar kapsamlı ve yakıcı etkisi olan HES’ler, ne yazık ki projelerin tamamlanması öngörülen 2023 yılında elektrik talebinin sadece yüzde 5’ini karşılayabilecek bir kapasitedir. Yani ülkenin yüzde 5’lik kapasitesini ancak 2023’te karşılayacak bu HES’lere bu kadar önem vermek, doğrusu mantıkla çelişiyor. Bu durum ise çevreye verilen zarar düşünüldüğünde çok ağır bir bedeli içermektedir.

HES projeleri, ayrıca, AKP Hükûmetinin uyguladığı Kürt coğrafyasını insansızlaştırma politikasının bir amacı gereği “enerji kaynağı yaratma” adı altında stratejik bir silah olarak da kullanılmaktadır. Kürt coğrafyasında tarım ve hayvancılık alanında yaşamsal öneme sahip olan Dicle, Zap ve Munzur gibi akarsuların üzerinde kurulan HES projeleri kuruldukları coğrafyayı insandan tamamen arındırmaktadır.

En ufak nehirlerin önünü bile setlerle kapatan AKP zihniyeti, aynı şekilde, güvenlik barajlarıyla da çizmiş olduğu sınırları daha da derinleştiriyor. Şırnak sınırında 7, Hakkâri’de ise 4 tane barajın yapımına DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında başlandı ve hâlen devam ediyor. Şırnak’ın Irak federe Kürdistan sınırında Uludere, Hezil ve Ortasu yani Roboski çaylarının üzerinde “güvenlik barajı” adı altında, “Silopi”, “Şırnak”, “Uludere”, “Ballı”, “Kavşaktepe”, “Musatepe” ve “Çetintepe” adıyla; Hakkâri’nin Çukurca ilçesi yakınlarında ise Güzelce Çayı üzerinde, “Gölgeliyamaç” ve “Çocuktepe” adlarında 2; İran sınır kesiminde bulunan Şemdinli ve Yüksekova ilçeleri arasında bulunan Bembo Çayı üzerinde ise “Beyyurdu” ve “Aslandağ” adında 2 olmak üzere, toplam 11 tane güvenlik barajı yapılıyor.

Şırnak’tan başlayarak federal Kürdistan sınırları boyunca Şemdinli ve Yüksekova’ya uzanarak oradan da İran sınırına kadar yaklaşık 400 kilometre sınır boyunca, bölge güvenlik barajlarıyla insansızlaştırılmıştır. Tıpkı Munzur Vadisi’nde olduğu gibi, devlet, bir dönemler yakarak, yıkarak, silah zoruyla boşalttığı köyleri, strateji değiştirerek insanın ortak kullanımında olan akarsuları kullanarak boşaltmayı amaçlıyor. Elbette ki daha önceki yöntemlere karşı gösterdiği direnişi bu halk, HES projeleriyle uygulanmak istenen insansızlaştırma projelerine karşı da gösterecektir, bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Baraj yapımında yaşanan artışın kısa vadede ve kısmen ülkenin sulama, içme suyu ve enerji ihtiyaçlarının karşılanması noktasında katkı sağlayabileceği düşünülebilir. Kısmen bu doğru kabul edilse dahi bu uygulamalar çevre, su, ekolojik denge, biyoçeşitliliğe ve genel olarak insanın yaşam alanlarına karşı büyük bir yıkıma sebebiyet verecektir.

Bakın, doğal su alanları da yok ediliyor. Çok sayıda göl, gölet yok oldu çünkü gölleri besleyen akarsular kâr hırsına kurban edilerek önlerine bentler çekildi, Türkiye'nin birçok yerinde göller kurumaya yüz tuttu. Van Gölü, Tuz Gölü, Burdur Gölü, Eğirdir Gölü, Göller Bölgesi, kısaca tüm göllerin suyu çekilmektedir. Bunun nedeni, az önce ifade ettiğimiz gibi, kelepçelenen akarsular ve iklim değişikliğidir. Keza, bu göllerde yaşayan değişik canlılar da yok olmakla yüz yüzedir. Bu göllerde yaşam bulan çok sayıda kuş türü artık bu göllere uğramamaktadır. Yine balık çeşitliliğinde de azalma söz konusudur. Size yine seçim bölgemden bir örnek vermek istiyorum. Doğubayazıt ve Taşlıçay ilçeleri arasında 2.250 rakımda bulunan Balık Gölü’ne bilinçli ya da diyelim ki bilinçsiz bırakılan İsrail sazanları nedeniyle, çok nadir rastlanan ve şifalı olduğu da belirtilen alabalıklar yok olmaya yüz tutmuştur çünkü bu balık yani İsrail sazanları kendi türü dışındaki diğer bütün balıklara düşmandır ve yok etmektedir.

Yine binlerce yıllık kültür mirası Hasankeyf’i su altında bırakıyorsunuz. Her biri doğa harikası Munzur Vadisi’ni, Fırtına Vadisi'ni ve daha birçok yeri yok ediyorsunuz. Bunun vebali çok ağırdır, bir kez daha hatırlatıyorum ve Hükûmeti uyarıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye yüzde 80 oranında bir orman alanına sahip olabilme kapasitesine sahipken ne yazık ki şu an ülke topraklarının ancak yüzde 27'si ormanla kaplıdır. Bir ülkenin ormanlarının yeterli seviyede olabilmesi için o ülkenin yüzde 30'unun ormanla kaplı olması gerekiyor. Mevcut ormanların ise yaklaşık yüzde 80'i verimsiz ormanlardan oluşuyor. Her ne kadar Anayasa ve yasalarda orman alanlarının korunması ve daraltılamayacağına ilişkin hükümler yer alsa da "ancak" ile başlayan cümleler ile bu ilkeler sürekli aşındırılmıştır. Yanan orman alanlarının ağaçlandırılacağı hususu yasada zorunlu kılınsa da 1985 yılından günümüze 250 bin hektar orman alanı yanmış ancak bu alanların sadece yaklaşık 50 bin hektarı, diğer bir deyişle yaklaşık yüzde 20’si ağaçlandırılarak geri kazanılmıştır. Anayasa’daki bu açık hükme rağmen askerî operasyonlar sırasında son otuz yılda Hakkâri, Dersim ve Şırnak’ta kısaca Kürt coğrafyasında bilinçli olarak ormanlar yakılmıştır. Sorulduğunda da “Sebebi bilinmeyen nedenler.” şeklinde cevaplar gelmektedir. Sırf güvenlik gerekçesiyle Kürt coğrafyasında yaklaşık 20 bin hektar orman yakıldı ve yok edildi. Otuz yıldan fazla devam eden savaşta denenmeyen hiçbir yöntem kalmadı, sonuç alınamayan bu yöntemlerle ülkenin en büyük zenginlikleri yok edildi. Sadece doğal kaynakları değil, ayrıca mali kaynakları da heba edildi. Son otuz yılda Türkiye savaşa 1,2 milyar dolar harcamış bilindiği gibi. Bu paralarla alınan bombalar ve silahlarla dağlar taşlar, ormanlar dövüldü. Bu paranın sadece yüzde 10’u bile ağaçlandırmaya veya doğayı korumaya harcansaydı şimdi Türkiye’de yaşanan çevre felaketlerinin hiçbirisi yaşanmaz olacaktı. En azından bizden sonraki nesillere tertemiz, yemyeşil bir ülke bırakabilecektik.

Değerli milletvekilleri, ormanların sermaye için yatırımlara tahsis edilmesinin sınırlarının alabildiğince genişletilmesi dahi yeterli görülmemiş, 2/B Yasası’yla, talana yasal kılıf uydurulmuştur. Hem gerekli önlemlerin alınmaması hem de kasıtlı olarak çıkarılan orman yangınları ve orman talanı nedeniyle her geçen gün orman vasfını kaybeden 473 bin hektarın üzerindeki arazi, yeniden ormanlaştırma yerine 2/B kapsamında imara açılmıştır. Üstelik bunu yaparken orman köylüsü mağdur edilmiş, büyük sermayedarlara ucuz fiyatlarla bu araziler peşkeş edilmiştir. 2010 yılında üçüncü derece sit alanı ilan edilen Atatürk Orman Çiftliği, hukuk ve yargı kararları da çiğnenerek ak saray için talan edildi. Ak saray tartışmaları genellikle hep yapı maliyeti üzerinden sürdü ancak bu saray ayrıca bir çevre felaketine de neden olmuştur. 10 bine yakın ağaç kesilmiştir sadece bu yapı için. 300 bin metrekare üzerinde inşa edilmiş bu saray Dolmabahçe Sarayı’yla kıyaslandığında bir anlam kazanıyor. Dolmabahçe Sarayı örneğini özellikle veriyorum, zira ikisinin de yapılış mantığı ve amacı aynıdır. Bilindiği üzere Dolmabahçe Sarayı’nın yapımı Sultan Abdülmecit zamanına ve Osmanlının yıkılış tarihine denk düşmektedir, 1845-1855. Abdülmecit de her geçen gün ağır ekonomik buhran altında iyice zayıflayan iktidarını ve Osmanlıyı Batı’ya güçlü göstermek adına böyle bir saray inşa etmiştir. Sonuç olarak, Dolmabahçe Sarayı’nın maliyeti Osmanlının sonunun gelmesini hazırlamıştır. 5.320 kişinin hizmet verdiği sarayın yıllık masrafı 2 milyon sterlini buluyordu o dönemde. Ak saray da AKP iktidarının yıkılışının başlangıcı olur gibime geliyor çünkü ne halk ne de Allah bu derece israf yapanı affetmez, cezasız bırakmaz.

MUSA ÇAM (İzmir) – İnşallah, inşallah!

HALİL AKSOY (Devamla) – Bir gecede Orta Doğu Teknik Üniversitesi ormanında binlerce ağaç kesilmedi mi? İstanbul’un ormanlarını Kanal İstanbul, üçüncü havaalanı, üçüncü köprü ve daha birçok projeyle yok etmek istiyorsunuz. Yine, kuzey ormanları tüm İstanbul’a nefes aldıran bir ekosistem. Kuzey ormanlarında kesilen ağaçların taşınması mümkün değil. Bu bir doğa katliamıdır. “Kuzey ormanlarında milyonlarca ağaç kestik, yine milyonlarca ağaç dikeriz.” şeklindeki bir yaklaşım da doğru değil. Dikilecek tek fidanın dahi kendi ekosistemini geliştirebilmesi için en az yirmi otuz yıla ihtiyaç vardır. Kuzey ormanlarının katledilmesiyle birlikte yeni yaşam olanaklarının açılması İstanbul’u hepten bitirecektir. Hükûmet trafik sorununu gerekçe gösterse de bilimsel çalışmalar üçüncü köprünün İstanbul trafiğine çok az bir katkı sunacağını ortaya koymaktadır. Trafiğe bu kadar küçük bir etki için bu kadar büyük bir mali yatırım, çevrenin bu kadar ciddi tahribatı hiçbir şeyle açıklanamaz, izah edilemez. Manisa Yırca köyünde 6 bin zeytin ağacına kıyıldı biliyorsunuz hem de çevreyi ve doğayı tahrip eden termik santral için. Zeytin ağacını keserek verdiğiniz zarar yetmiyormuş gibi, kurulduğu bölgeyi âdeta kurutan, zehirleyen ve dolayısıyla yakınlardaki zeytinlikleri de yok edecek termik santrale izin veriyorsunuz. Bir zeytin ağacı kaç yılda yetişiyor? Zeytinin Ege için, Türkiye için ve Yırcalı köylüler için ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Sizi çevre ve doğa konusunda daha duyarlı ve vicdanlı olmaya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, son on yılda büyük bir şehir büyüklüğünde ormanlık arazi ve yine Marmara Denizi büyüklüğünde yani yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alan yok edildi. Üçüncü havaalanı projesi için 2,5 milyon ağaç kesilecek, 70 göl ve gölet kurutulacak. Bu göletlerin bazılarının bataklık olduğu yönündeki değerlendirmeler de yanlıştır, pekâlâ bu bataklıklar ıslah edilebilir ve ekosistem için farklı bir amaçla kullanılabilir.

Binlerce yıldır çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış Karadeniz coğrafyası ne yazık ki şimdilerde “Yeşil Yol” denilen projeyle bitirilmek isteniyor. İnsanların denizle bağlantısını kesen sahil yolu, taş ocakları, çarpık yapılaşma ve neredeyse her vadiye yapılan HES’lerle yeterince yıpratılan doğa harikası Karadeniz bu kez de Yeşil Yol ile katledilecek. Yapılması hedeflenen bu projeyle Ünye'den Yusufeli'ne kadar yaklaşık 1.500 kilometre uzunluğunda ve ortalama 2 bin metre kotlarından geçecek bir yol bu. Güzergâhı üzerinde doğal sit alanları, millî parklar var. Yol, en başta doğanın kendini yenileme imkânı olmayacak kadar yüksek rakımlardan planlanmış. Bu yüksekliklerde doğa kendini rehabilite edemez. Biyolojik çeşitlilik bu yüksekliklerde son derece hassastır. En küçük değişimin etkisi insan ömründen çok daha uzun süre bu alanlarda maalesef görülecektir. Bu yüksekliklerde, habitatlarda parçalanmanın neden olacağı çevresel etkiler ise ne yazık ki kimsenin umurunda bile değil. Bir ÇED süreci bile yürütülmeden harita üzerine cetvelle çizdikleri bir yolu planlayan bu akıl dışılığa karşı durmak mecburiyetindeyiz.

Keza Türkiye, gezegeni yok eden karbon salınımını en hızla arttıran bir ülkedir. 2002-2012 yılları arasında karbon salınımı yüzde 58 arttı. Kamu kuruluşu olan “Hamidiye Su” kırk iki ülkeye ihraç ediliyor, İstanbul ise susuzluktan boğuluyor. Korunması gereken ama özelleştirilen kıyılar inşaata açılıyor. Hasankeyf gibi binlerce yıllık tarihî ve kültürel bir miras yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

Bazı ülkelerin enerji üretimi alanında, yenilenebilir ve doğaya zarar vermeyen güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri gibi alternatif enerji kaynakları neden tercih edilemiyor anlayamıyoruz. Türkiye'de ise, rant ve kâr hırsı uğruna "enerji üretimi" adı altında doğayı katleden termik santraller, HES'ler, barajlar ve diğer uygulamalarda artış görülmektedir.

Çevreye zarar veren bu anlayıştan vazgeçilmeli, insana ve doğaya bu anlamda Hükûmet yeni bir politik anlayışla yaklaşmalıdır. Aksi takdirde Hükûmet tarafından uygulanmış ve uygulamakta olduğu yanlış çevre politikaları, doğanın, havanın, suyun, ormanların, biyo çeşitliliğin karşısındaki büyük tehlike arz etmeye devam edecektir.

Keza, yer altı su kaynakları bilinçsizce kullanıldığı için yine büyük kuraklıklar söz konusudur. Aynı şekilde yer altı sıcak su kaynakları enerji alanında yeteri kadar değerlendirilmemektedir.

Bakınız, yine seçim bölgem Diyadin'den bir örnek vereyim: Yüksek derecede termal suları bulunan Diyadin'de bu enerji hem ısınma hem seracılıkta hem de turizm alanında yüksek verimlilikle kullanılabileceği hâlde, bu tür projelerle ilgili Bakanlık tarafından geliştirilmiş bir proje henüz görülmemektedir.

Değerli milletvekilleri, ekolojik dengelerin bozulduğu, doğa ve canlı yaşamının tahrip edildiği, sermayenin kâr hırsının anbean tükettiği, yaşam ve tarım alanlarının adım adım yok edildiği bir ekosistemin içindeyiz.

On yıllardır insanlığın gündemine oturmuş olan bu sorunlar, dünyanın bütünsel bir yaşam alanı olarak ciddi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Dünyadaki bu gelişmelerin ağır yansımaları ülkemizde de yaşanıyor. Şu çok açık ki AKP Hükûmeti de bu tür sorunları aşacak politikalar izlemekten de oldukça uzaktır. Gezi direnişinden tutun da Erciş'e kadar, son olarak Yırca ve İkizdere Şimşirli köyünde görüldüğü gibi su ve yaşam haklarını ve alanlarını savunan köylülere karşı şiddet kullanılmasına kadar, Hükûmet, vatandaşlara ve çevre haklarına yapılan saldırıların başında geliyor.

AKP iktidarı, hukuk ve mali adalet ilkesini yok saydığı gibi, çevre adaleti ilkesini de yok saymaktadır. Doğaya ve çevre haklarına karşı bu saldırının arka planında, sürdürülemez bir kalkınma ideolojisi var. Ekolojik felaket projeleri demek olan üçüncü havaalanı, üçüncü köprü ve Kanal İstanbul gibi çılgın projeler ve HES'ler, güvenlik barajı gibi doğa düşmanı bir büyüme anlayışının lokomotifi olarak bizi de artık kaygılandırıyor. Bu nedenle, Hükûmet, sermayenin değil, toplumun ihtiyaçları üzerine planlanan enerji politikalarını esas almalı ve bu anlamda çalışmalar yürütmelidir.

Suyun ticarileştirilmesi karşısında suyun doğanın hakkı olduğunu söylemek, sermayenin doğaya saldırılarına karşı canlı yaşamını ve çevre hakkını savunanların yanında mücadele etmek demokratik zihniyete sahip tüm çevrelerin görevidir. Ekoloji mücadelesi tüm canlılar için verilen bir mücadeledir, demokrasi mücadelesinden koparılamaz.

Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Dördüncü konuşmacı Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tuncel. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Su Enstitüsü kurumu üzerine partimizin görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sesimden dolayı da özür diliyorum şimdiden.

Sevgili arkadaşlar, konuya geçmeden önce birkaç konuya dair görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Aslında Grup Başkan Vekilimiz de ifade etti; bugün, Pakistan’ın Peşaver kentinde bir okul baskınında 100’den fazla insan yaşamını yitirdi ve dün de Avustralya’nın Sidney kentinde bir kafede insanlar rehin alındı. Hatırlarsanız biz iki yıldır bu kürsüde, özellikle El Kaide’ye bağlı unsurların, IŞİD’in El Nusra’nın sadece Kürtler açısından, Kürdistan açısından bir tehdit oluşturmadığını, başta Türkiye olmak üzere bütün dünya açısından bir tehdit oluşturduğunu hep ifade etmiştik. Türkiye’nin bu konudaki politikalarını da hep eleştirmiştik. Aslında bizim ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Bugün saldırganlar dünyanın çeşitli yerlerinde insanların sivil insanların yaşam hakkını tehdit altına almış durumda. Ben de bu saldırıları kınıyor, bu saldırılarda yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet ve yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Diğer bir konu sevgili arkadaşlar, yine aslında Türkiye’nin politikasıyla çok alakalı ve Orta Doğu’da Kürt sorununun özellikle dört parçada, İran, Irak, Suriye ve Türkiye ülkelerinin politikaları nedeniyle Kürt halkının hep direnmek zorunda kaldığı bir konuya ilişkin. açlık grevleri Türkiye’de de çok gündeme geldi. Hatırlarsınız, biz milletvekilleri olarak da o dönemde açlık grevlerine destek için burada da açlık grevleri yaptık. İnsan hakları savunucuları genelde açlık grevlerini bir yöntem olarak çok kullanmazlar, insanın kendisine zarar vermesini doğru bulmazlar ama artık insanın sesini duyuracağı başka bir alan kalmadığında ne yazık ki tek çare kendi bedenini ölüme yatırmaktır. Bugün İran’ın Urmiye Cezaevinde 29 Kürt siyasi tutsak açlık grevinin 27’nci gününde ve bugün bu bütün dünyanın bu konuda duyarlı olması eğer duyarlı olmazsa bu insanlar İran Hükûmeti idam etmeden kendilerini yaşamlarının tehlikeye girdiğinin altını çizmek istiyoruz. Bu konuda sayın bakanlar aracılığıyla aslında Hükûmete bir çağrımız var AKP Hükûmetinin İran’la ilişkilerinin ticari ilişkilerinin siyasi ilişkilerinin iyi olduğunu biliyoruz yaşam hakkı kutsalsa o zaman Hükûmetin bu konuda da adım atması gerekiyor mesele çok insani mesele gerçekten İran’ın bu idam politikalarından vazgeçmesi; kadınları, siyasi tutsakları ya da kendi politikalarına uymadı diye insanları katletmesinden vazgeçmesi aynı zamanda Türkiye’nin ilişki kurduğu, Türkiye’nin siyasi ve ticari ilişkiler kurduğu bir ülke açısından da önemlidir diye düşünüyoruz. Bu konuda da Hükûmetin duyarlı olması ve idamların engellenmesi konusunda çaba içerisinde olması gerekiyor.

Diğer bir konu sevgili arkadaşlar -Türkiye’yle alakalı bir durum- biliyorsunuz, bugün, Gezi direnişi nedeniyle, İstanbul’da bir dava yürüyor: “Çarşı davası.” Çarşı davasının gündemi, darbe yapmak. Gerçek anlamda, AKP Hükûmeti, nerede bir toplumsal muhalefet var, nerede insanlar sokağa çıkıyor, bütün bunları kendisine “darbe” olarak nitelendiriyor. Türkiye, gerçekten bir darbeyle karşı karşıya kaldığında kimse inanmayacak çünkü darbe niteliği olmayan şeyleri darbeyle değerlendiren bir noktada. Çarşı’nın yalnız olmadığını, bugün orada, mahkemede olan insanlar hep ifade etti ama şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Çarşı, aslında, bu ülkede futbolun her zaman için bir milliyetçi dalga için kullanıldığı bir dönemde ilk kez Çarşı taraftarları sokağa çıkarak ekolojik mücadelenin yanında oldular, halkın yanında oldular, bu mücadeleyi sahiplendiler. O açıdan, Çarşı davası şahsında, aslında toplumsal muhalefet yargılanıyor, orada insanların ekoloji mücadelesi yargılanıyor. Buna karşı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. İstanbul Vekili olarak, Gezi direnişinin başından sonuna kadar hep içinde yer almış birisi olarak da bunun altını çizmek istiyorum. Gerçekten, AKP Hükûmetinin, toplumsal muhalefeti bastırma yaklaşımından, artık, bu yöntemlerinden, yargıyı bir baskı aracı olarak kullanmasından vazgeçmesi gerektiğinin; Türkiye’yi demokratikleştirmediğinin, aksine, giderek otoriter, faşizan bir yönetim hâline getirdiğinin, bütün dünyanın da bu noktada Türkiye’yi eleştirdiğinin altını çizmek isterim.

Sevgili arkadaşlar, konuya ilişkin sözlerimize gelirken, Türkiye Su Enstitüsü 2011 yılında kuruldu. Özel bütçeli bir komisyon bu. Bu, önemli bir konu ama. Su her şeydir, yaşamın kaynağının kendisidir. Bugün uluslararası gündemin üst sıralarında aslında su yatıyor ve Türkiye’nin su politikasına baktığımızda, Türkiye’deki su kaynaklarına, suya nasıl yaklaştığını bir kez daha görürüz. Uluslararası gündemin üst sıralarında yer alan su konusuna dünya kamuoyunun ilgisinin giderek arttığını herkes biliyor. Bunun başlıca nedenleri olarak, iktidar şöyle tanımlıyor: Nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve sanayileşmenin yol açtığı su ihtiyacı ve iklim değişikliği olarak ifade ediyor. Önümüzdeki yirmi-yirmi beş yıl içerisinde Orta Doğu’nun, sadece Orta Doğu değil, bütün dünyanın temel gündemlerinden biri, sevgili arkadaşlar, su olacak, hatta petrolden de önemli bir kaynak hâline gelecek.

Türkiye su kaynakları politikasını oluştururken şöyle bir perspektifle bakıyor; “Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasını, su ve gıda güvenliği açısından öncelikleri, Avrupa Birliğiyle yürütülen üyelik ve müzakere süreci, bölgesel gelişmeler ışığında ele alıyoruz.” diye ifade ediyorlar. Yine, Türkiye’nin yenilenebilir, ucuz ve çevre dostu olan hidroenerji potansiyelinden ve su kaynaklarımızın sağladığı diğer ekonomik ve sosyal faydalardan verimli ve sürdürülebilir biçimde yararlanması amacıyla gerekli projeler hayata geçirilecektir. Aslında AKP Hükûmetinin bütün doğa tahribatının, yaşanan sorunların temel nedeni, ekolojik perspektiften yoksun olmasının temel nedeni bu cümlede geçiyor. Çünkü AKP Hükûmeti her şeye kalkınma, her şeye fayda-yarar olarak bakıyor. Kimin faydası, kimin yararı? Halkın değil, insanların değil; bu fayda ve yarar sadece ve sadece AKP iktidarının faydası anlamına geliyor.

Biliyorsunuz, bu su politikası Türkiye’nin Avrupa Birliği ilerleme sürecinde de temel başlıklardan biri. O konuda AKP Hükûmetinin hâlâ imzalamadığı ya da yükümlülüklerini yerine getirmediği mevzuatlar var. Özellikle bu konuda, bunun başında Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi’ni -Avrupa Birliği toprakları üzerinde yüzey sularının, kıyı sularının ve yer altı sularının kirlenmesinin önlenmesine dair yasayı- imzalamamış durumda. Yine, sınıraşan sular, özellikle Fırat ve Dicle konusunda, sınıraşan suların geleceği konusunda çekince koymuş durumda, bunu imzalamamış durumda çünkü Avrupa Birliği sınıraşan suları da içeren su ve çerçeve mevzuatının temelini Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi, Sınıraşan Suyolları ve Uluslararası Göllerin Korunması ve Kullanılması Sözleşmesi –bu “Helsinki Sözleşmesi” olarak biliniyor- Sınıraşan Boyutta Çevresel Etki Değerlendirilmesi Sözleşmesi –Espoo Sözleşmesi yani- ve Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Karar Alma Sürecine Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi –Aarhus Sözleşmesi- oluşturmaktadır ve AKP Hükûmeti aslında bunu imzalamamıştır. Dikkat ederseniz burada yargıya başvurma, halkın katılımını sağlama çok temel ve esaslı bir konudur.

İki temel konu var: Bir, suların kirlenmesini engellemek; ikincisi de bu konuda halkın katılımıyla birlikte mahkeme süreçlerine itiraz etme süreçlerini işletmek. İktidar bunu tam müzakere sağlandıktan sonra gerçekleştirebileceğini ifade etmiştir. Bu, ciddi anlamda bir sorun.

Sevgili arkadaşlar, endüstriyel kullanımı sonucunda su ve su havzaları kirlenmekte. Aynı zamanda, üretimde kullanılan suyun yer altı akiferlerinde ya da yüzey sularının aşırı çekilmesi sonucunda yüzey birikintileri ve yer altı akiferleri de kurumaktadır. Bu, ciddi anlamda kuraklığa neden oluyor.

Dereleri idare tarafından atık kanal olarak kabul eden ve bu nedenle derelerine sanayi ve evsel atık su deşarjı yapılmasına izin veren Türkiye, Küçükçekmece Lagünü, Trakya’daki sanayi atıklarıyla kirlenen Ergene Nehri, Konya kent atık suyunun sularına boşaltıldığı ve bu nedenle kirlenen Tuz Gölü, Kâğıthane Arıtma Tesisi atık su ve çamurları, çevresindeki yerleşim ve sanayi atık sularıyla kirlenen Alibeyköy Barajı kirletme saldırısıyla baş edemeyen sürdürülebilir kalkınma stratejisi ve bu stratejiyi hayata geçirme yaklaşımı…

Dikkat ederseniz, aslında su politikası sadece suyun kullanımı değil, her gün kendi yaşamımızı birebir etkileyen noktalardan birisidir.

AKP Hükûmeti dikkat ederseniz, bütün politikalarını sevgili arkadaşlar, rant üzerine kurmuştur. Yani biz doğadan daha çok nasıl rant elde edebiliriz, doğa kaynaklarını nasıl kullanabiliriz? Bu konuda insan hakları, özgürlükler, çevre hakkı hiçbir zaman dikkate alınmıyor, doğanın bir hak öznesi olarak ele alınması meselesi kesinlikle yok.

Bu Parlamentoda -iki dönemdir biz de bu Parlamentodayız, kendi şahsım adına söylüyorum- çıkartılan yasalara baktığınızda, bütün doğal kaynaklardan nasıl rant elde edebiliriz üzerinden… Şu an Türkiye’de bir Su Yasa Tasarısı bekliyor, henüz çıkmadı. Bu yasa tasarısı da aslında su kaynaklarını nasıl metalaştırabiliriz, nasıl ticarileştirebiliriz meselesi üzerindedir. AKP Hükûmeti bütün uygulamalarında -bakın birkaç başlık size ifade edeyim - yasa ve yönetmeliklerin hepsini buna göre değiştirdi. Kamu kurumlarıyla ilgili yasalarda özellikle “…hizmetleri yapar veya yaptırır.” Bu Yerel Yönetimler Yasası’nda, sevgili arkadaşlar, değiştirerek aslında kamunun yapması gereken şeyi özel sektöre devretti. Böylece belediyelerin yetki alanı içerisinde olan su kaynaklarını bile ticari bir alana açtı. Bu çok ciddi bir sorun. Yani AKP Hükûmeti şimdi hangi ilde isterse, eğer kendi belediyesi de varsa, kendi su politikası çerçevesinde oradaki suyu ya özel şirketin, özel sermayenin denetimine sunacak ya da bir yerden alıp başka yere taşıyacak. Bu çok ciddi bir sorun.

Yine Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalandı. Bu da sevgili arkadaşlar, bu yönetmelik kapsamında da su havzaları, suyun aktığı tüm alanı; vadileri, kıyıları, yeraltı şirketlerinin kullanımına açtı. Yani aslında insanın hakkı olan, 76 milyon insanın hakkı olan su kaynakları onlara sorulmadan, onlara “Sizin ihtiyacınız var mı yok mu?” diye danışılmadan, Hükûmet tarafından alınan kararlarla birlikte başka işler için kullanılıyor.

Yine Maden Yasası’nda değişiklikler yapılarak maden aranacak alanlar için izin sınırları kaldırıldı. Enerji Yasası’nda değişiklik yapılarak lisansı dağıtılan HES’lerin yerel imar planlarına işletilmesi yasallaştırıldı. Yine Orman Kanunu’nda değişiklik yapılarak HES yapımı ve maden aramaları için doğal alanların kamulaştırılması ve üçüncü şahıslara devri kolaylaştırıldı. Köy Kanunu’nda yapılan değişikliklerle meralar ortak alan olmaktan çıkartıldı, üçüncü şahıslara devrinin önü açıldı. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı hazırlanarak su havzalarını ve doğal alanları sit ve millî park alanı olmaktan çıkarttı ve bütün bunları ranta açtı.

Sevgili arkadaşlar, dikkat ederseniz AKP Hükûmeti bütün bakanlıklarda kanunlar değiştirmiş ve bunların hepsi daha çok sermayenin hizmetine, özel sektörün hizmetine; doğa hakkını ihlal eden, insan hakkını ihlal eden, yaşam hakkını ihlal eden kararlar oldu. Bakın, bugün derelerin hepsinde AKP Hükûmeti HES yapıyor. Hidroelektrik santralleri Türkiye enerjisinin -Sayın Bakan burada- en fazla yüzde 10’unu gideriyor sevgili arkadaşlar. Yüzde 10’luk bir şey için bütün derelerimizi, bütün yaşam alanlarımızı elimizden aldınız ve sadece mesele oraya HES yapmak değil, HES’ten sonra orası başka alanlara açılacak, bu çok net. Şimdi, derelerin üzerine yapılan her HES’e ya da nehirlerin üzerine yapılan HES’lere insanların karşı çıkmasının nedeni sadece oraya hidroelektrik santrali yapıldığı için değil, bu nedenle insanlar yaşam alanından uzaklaşıyor, canlılara zarar veriyor. Bu çok ciddi bir sorun. Yine, çevre nizam planlarıyla su havzalarının doğal alanlarını kullanıma açma…

Dikkat ederseniz, her şey -AKP Hükûmetinin- bütün dünyada uygulanan neoliberal politikaların bir parçası olarak Türkiye’ye olduğu gibi uygulanıyor. Buna insanlar itiraz ettiğinde de bunlar darbeci oluyor, bunlar bölücü oluyor, bunlar zaten AKP Hükûmetini devirmek istiyor. Oysa, insanlar yaşam alanlarında yaşamak istiyorlar, yaşanabilir bir toplumda. AKP sürdürülebilir bir enerjiden bahsediyor. Onlar için yaşam, sadece kendi iktidarlarının sürdürülebilir olmasıdır. Bakın, bu konuda, acele el koyma yasasını ortaya çıkarttılar. “Acele kamulaştırma” diye bir yasa burada… Gerçekten, şahıs arazilerine ve taşınmazlarına HES, termik santral, nükleer santral, maden çıkarma ve işletme tesisi, kentsel dönüşüm, enerji nakil hattı geçirmek için ve benzeri işlemler için “acele kamulaştırma” adı altında 2942 sayılı Kanun’u geçirdiler. Peki size soruyorum, sevgili milletvekili arkadaşlar: Bu kimin ihtiyacı? Halkın ihtiyacı mı, toplumun ihtiyacı mı? Kim bundan faydalanıyor? AKP Hükûmeti. Bu ülkede en yoksulla en zengin arasındaki fark -8,5 kat- azalmıyor, giderek artıyor. Bu ülkede zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul oluyor. Üstelik, hukuksuzluklar da devam ediyor. Bakın, AKP Hükûmeti bütün alanlara, bütün hukuksuzluğu, hukuku kendine göre uygulayan…

Şimdi, Cumhurbaşkanı, eski Başbakan ne diyordu: “Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü.” Ama, şimdi, AKP’nin hukuku. Ciddi anlamda sorun. Örneğin, Dersim Peri Suyu’nda, Limak-Bilgin ortaklığı olan Darenhes Elektrik Anonim Şirketi tarafından Elâzığ Karakoçan ilçesi Akkuş köyü-Pamuklu köyü sınırlarında yapılan Pembelik HES Barajı mevzuata aykırı ve yasal izinleri olmaksızın devam ediyor. Bazı konularda acele kamulaştırma yasası nedeniyle şeyler çözülmeden, yasal altyapısı hazırlanmadan birçok yerde çalışmalar yürütülüyor; bu, çok ciddi anlamda bir sorun. Yani, AKP Hükûmetinin su politikası, aslında kendisinin Türkiye’yi nasıl yönettiğiyle de alakalı bir durum. Yarın burada Çevre Komisyonu hakkında da konuşacağız. Aslında ekoloji meselesi sadece bir çevre meselesi değildir, yaşamın kendisidir. Eğer su yoksa hayat da yok. O zaman, siz, suyu alıp kendi çıkarınız için kullanamazsınız, kendi çıkarınız için başka yerlere taşıyamazsınız, bu çok ciddi bir sorun ve buna karşı mücadele etmek bizim tabii ki görevimiz.

Sevgili arkadaşlar, yeni yapılacak tasarıda, bakın, yüzeysel ve yer altı sularının sermaye tarafından kullanımı; su havzalarının kamu özel ortaklığında yönetimi; suyun metalaştırılması; su havzalarının şirketlere, kullanıcıya tahsisinin yasallaştırılması; suyun ticarileştirilmesi; su havzalarının bütünleşik kullanım yöntemleri; tahsislerde, satışta ve yöntemde tek yetkili kurum olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığının yetkilendirilmesi yasallaştırılmaya çalışmaktadır. Yani, Hükûmet de aslında bütün bu alanları tek bir kalemde toplayarak işi kolaylaştırmak istemektedir. Herhangi bir pürüz çıkmasın, herhangi bir sorun çıkmasın, biz bu konuda istediğimiz şeyleri yapalım.

Suyun, su havzalarının kullanıma açılması, sermaye birikimine sokulması, müdahale edilebilir olması -yani su kaynaklarına- restorasyonu, ticarileştirilmesi, kuyu suları dâhil olmak üzere bütün alanlarda bu kararın alınması ciddi bir sorun. Bu yasa tasarısı gelirken biz tabii ki bu konudaki eleştirilerimizi her düzeyde ifade edeceğiz. Ama burada bir şeyin altını çizmek istiyoruz: AKP Hükûmeti hangi perspektiften, hangi bakış açısından yasa yapıyor? Bu ciddi bir sorun.

Biliyorsunuz sevgili arkadaşlar, aslında -bütün- Dünya Su Forumu’nda, en son iklim konferansında bazı kararlar alındı. Türkiye, 5’inci Dünya Su Forumu’na da ev sahipliği yaptı. 5’inci ve 6’ncı Dünya Su Forumu’nda bazı kararlar alındı. Biz, bu konuda özellikle eleştirilerimizi, özellikle su hakkı platformlarının yaptığı itirazları hep ifade ettik. Yani, bu, kapitalistlerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda bütün insanlığın hakkı olan su haklarını kullanmaları, başka alanlara taşımaları ciddi bir sorun. Özellikle, sevgili arkadaşlar, sınıraşan sular açısından da durum çok ciddi. Dicle ve Fırat’ın geleceği konusunda, biliyorsunuz, bu Hükûmet yine 644 ve 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teşkilat ve Görevlerini Belirleyen Kanun Hükmünde Kararname’yle Dicle ve Fırat Havzası’nı sit alanı olmaktan çıkardı. Bu çok ciddi bir sorun. Aslında Dicle ve Fırat sınıraşan sular olması açısından, Orta Doğu halklarını, Orta Doğu’yu çok ilgilendiren bir konu ama AKP Hükûmeti böylece Dicle ve Fırat’ın her tarafına işlem yapabilecek. O yüzden Ilısu Barajı’na karşı çıkanlara karşı da bu Hükûmet çok sert tavır aldı. Şu an “Hasankeyf’i taşıyabilir miyiz?” diye tartışıyor. Bu konuda çok ciddi sorunlar var. Yine, bu konuda, su kaynaklarının yeterince olmaması ya da kendi ihtiyaçları için kullanılması ciddi anlamda doğayı da tehdit altına alıyor. Özellikle, UNESCO’nun dünya kültür mirası listesine aday olan Diyarbakır’ın Hevsel Bahçeleri de, sevgili arkadaşlar, AKP Hükûmetinin saldırısı, bu politikaların saldırısı altındadır. Çünkü, kendi su kaynaklarını başka alanlarda kullandıkları için, su yetişmediği için o alanı talan etmek istemektedir. Dikkat edin, AKP Hükûmetinin, yani daha doğrusu bütün iktidarların GAP projesi vardı, şimdiye kadar hiç hayata geçmedi. Çünkü, AKP Hükûmeti de dâhil, herkes kendi istediği gibi bu alanları kullandı ve halkın ihtiyacı olan işlere değil, kendi çıkarları olan politikalar için enerjisini harcadı.

Sevgili arkadaşlar, bitirirken şunu ifade etmek istiyorum: “Su” dediğiniz şey herhangi bir şey değildir. Su, bizim yaşam kaynağımızın kendisidir. Ticarileştirilemez, meta hâline getirilemez, satılamaz ve bizim haklarımızı… Hele hele, insanların haberi olmadan sular bir yerden bir yere taşınamaz, insanların haberleri olmadan sular kirletilemez ve kirletiyorsa Hükûmet bunu temizlemekle sorumludur ve su kaynaklarını hunharca kullanamaz. Bunun için ne gerekiyorsa biz Halkların Demokratik Partisi olarak bu mücadeleyi devam ettireceğiz ve AKP Hükûmetini de bu politikalarından vazgeçmeye; insan için, halk için, doğa için politika geliştirmeye davet ediyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahsı adına lehinde söz isteyen Muzaffer Yurttaş, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Yurttaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Eskiden de bütçeler yapılır ama bütçe daha üç ay geçmeden delik deşik olurdu. Daha önceki hükûmetler zamanında da beş yıllık kalkınma planları yapılır ama ikinci yılda hükûmet planın altında kalıp giderdi. Şimdi, AK PARTİ denk bütçe yapıyor, en büyük payı da eğitim ve sağlığa ayırıyor. Cumhuriyetin 100’üncü yılı 2023’ü, İstanbul’un fethinin yıl dönümü olan 2053’ü ve hatta Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü olan 2071 yılını hedefleyerek yolumuza devam ediyoruz.

Orman ve Su İşleri Bakanlığının yürüttüğü 1000 Günde 1000 Gölet Projesi’nden en fazla nasibini alan illerin başında Manisa gelmektedir. Bu projeler bittiğinde Manisa daha fazla sulu tarıma kavuşacak ve göller bölgesi hâline gelecektir. 52 gölet ve 3 sulama barajı projemiz vardır. 25 gölet bu yıl tamamlanacak ve su tutmaya başlayacaktır. Kırk yıldır türküsü çağrılan Ahmetli Kelebek Barajı’nın inşaatı devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta, Sayın Bakanımızdan Gürdük Barajı’nın yatırıma alındığına dair müjdeyi de aldık. Gördes Barajı bitirilerek hem sulamaya fayda sağlanmış hem de İzmir’in arsenikli sudan kurtulması yolunda önemli bir adım atılmıştır.

Baraj ve su deyince akla gelen Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’na ve ekibine teşekkür ediyoruz.

Spil Dağı Projesi’nden bahsetmek istiyorum. Spil Dağı, 1968 yılında Bakanlık oluru ile millî park ilan edilmiştir. Ancak, AK PARTİ iktidarından önce millî park adına hiçbir şey yapılmamıştır. 2011 yılında ilk defa Manisa’da bir bölge müdürlüğü kurulmuştur. Yeni kurulan Doğa Koruma ve Millî Parklar 4. Bölge Müdürlüğü çalışmalarına başlamış ve bugüne kadar 20 milyon Türk liralık altyapı hizmetleri yapılmıştır. Spil Dağı Millî Parkı çalışmaları devam etmektedir.

Manisa lalesi Anemon, 78 çeşit şifalı endemik bitki, mesirin de içinde bulunduğu kırk bir çeşit baharatın pek çoğu Manisa’mızda, Spil Dağı’nda yetişmektedir. Yılkı atlarımız Spil Dağı’nda görülmeye değer bir görüntüdür. Ayrıca, Spil Dağı Millî Parkı, tamamı planlı ve projeli ender millî parkların başında yer almaktadır. Şu anda yıllık 200 bin ziyaretçisi bulunmakta, bu proje tamamlandığında 500 bine çıkacaktır. Altyapı bitirildiğinde sağlık oteli ve spor oteli burada inşa edilecektir yap-işlet-devret modeliyle.

Ziyaretçi merkezi ve araştırma enstitüsü bitirilmiştir. Ayrıca, şehzade otağı çadırında ziyaretçilere ayran ikramı ve bilgilendirme yapılmaktadır.

2.500 kişi kapasiteli atık su arıtma tesisleri tamamlanmıştır.

Burada gelen hastaların ve sporcuların rahatlıkla yararlanabileceği helikopter pisti tamamlanmış ve hizmete açılmıştır.

Ayrıca 9.100 metre araç ve yaya yolu tamamlanmış, 10 adet bin araçlık otopark bitirilmiştir. Burada altyapı çalışmaları yine 100 bin metrekare alanda doğal kesme taşla, Bergama taşıyla yol kaplaması tamamlanmıştır. 14 bin metre içme suyu şebekesi, 25 bin metre yağmur suyu şebekesi, 10 bin metre telefon ve İnternet hattı, 16 bin metre yer altı elektrik hattı, 7.600 metre kanalizasyon çalışmaları tamamlanmıştır.

Yürüyüş yolları ve spor alanları halkımızın hizmetindedir. 6 bin adet üç ya da dört yaşında fidan dikimi sağlanmıştır, 6 bin fidan dikimini sağladık. Bu fidanlar ile bu çevreyle geleceğin turizm merkezlerinden birisi Spil Dağı olacaktır.

32 adet piknik ünitesi halkımızın hizmetindedir Spil Dağı’nda. Ayrıca, 42 adet kır evi yapımı yüzde 75 seviyesindedir ve yaz dönemine bitirilecektir. Yolların eski hâli ve yeni hâli gözükmektedir.

Bunun yanında millî park tamamlandığında festival alanı, Yörük ve Türkmen şenliklerini burada yapacağız. Çadır kamp alanları, yamaç paraşütü, seyir terasları, tarihî çeşmeler ile turistik ve sportif aktiviteleriyle kongreler, spor kampları yapılabilecek hâle gelecektir. Spor kulüplerimizin gözde merkezlerinden birisi olacaktır.

Gediz Ovası gibi mümbit topraklara, yerin altı kadar üstünün de değerli olduğu bir bölgenin Bakanlığımız tarafından Gediz Eylem Planı burada uygulanmaktadır.

Tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden ve bu topraklardan aldığımız güçle, milletimizden aldığımız dualarla, azimle geleceğe doğru yürümeye devam ediyoruz. Durmak yok, yola devam diyoruz. Türkiye’yi karanlık güç odakları ve vesayet sevdalıları değil, milletin sevdikleri yönetecektir.

Bütçenin lehinde olduğumu belirtiyor ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, tutanaklara geçmesi açısından bir konuyu ifade etmek istiyorum.

Sayın konuşmacı konuşmasında “Gördes Barajı’yla İzmir’i arsenikli sudan kurtardık.” dedi. Bu ifade tamamen gerçek dışıdır. Bir, İzmir’in suyu arsenikli değildir. İki, Gördes Barajı İzmir’in su ihtiyacının çok küçük bir yüzdesini karşılamaktadır.

Sayın hatip arzu ediyor ise arsenikli su kullanan ve Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanlarının yönetiminde olan bazı belediyeleri kendisine ayrıca söyleyebilirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi Hükûmet adına birinci konuşmacı Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Nurettin Canikli.

Buyurun Sayın Bakan.

Süreniz yirmi yedi dakikadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2015 yılı bütçe kanunu kapsamında Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bütçesiyle ilgili sizleri bilgilendirmek ve bu çerçevede bu vesileyle Bakanlığımız faaliyetleri ve hedefleriyle ilgili sizlere bazı hususları arz etmek istiyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak iki tane temel hedefimiz söz konusu. Bir tanesi gümrük işlemleriyle ilgili olarak gümrük işlemlerinin hızlandırılması, yani hem ithalatta hem de ihracat işlemlerinde gümrük işlemlerinin çok daha hızlı, çok daha etkili, verimli ve maliyeti azaltıcı bir tarzda hızlandırılması, yapılabilir hâle getirilmesidir. İkincisi ise, gümrük işlemlerinin bir taraftan hızlandırılması sağlanırken diğer taraftan da güvenli yapılmasını temin etmektir. Biraz sonra bunlarla ne kastettiğimi tam olarak aktarmaya çalışacağım.

Bunlara geçmeden önce, Bakanlığımızın işlem hacmi, kapasitesi hakkında bir fikir vermek üzere bazı rakamları sizinle paylaşmak istiyorum: 2014 rakamları itibarıyla gümrüklerimizden giriş-çıkış yapan araç sayısı 7 milyon 667 bin adettir. Giriş-çıkış yolcu sayısı ise 104 milyon civarındadır.

Bakanlığımızca tahsil edilen vergilerin toplamı yaklaşık 68 milyar lira ki bu toplam vergi gelirlerinin yüzde 23’üne tekabül etmektedir.

İşlem gören ihracat beyanname sayısı, yine 2014 Ocak-Kasım rakamları itibarıyla 3 milyon 34 bin ve ithalat beyanname sayısı ise 2 milyon 178’dir.

Biraz önce ifade etmeye çalıştığım en önemli amaçlarımızdan bir tanesi, bütün işlemlerin gümrüklerde hızlandırılmasıdır. Yine, fikir vermesi itibarıyla, bu konuda, esasında 2003 yılından beri sonuç alıcı önemli çalışmalar yapılmış, adımlar atılmıştır. Örnek olarak, AK PARTİ hükûmetlerinin iş başına geldiği 2002 yılı sonu itibarıyla ilk bir dakikada gerçekleşen ihracat işlemlerinin oranı, toplam ihracat işleminin yüzde 3’üne tekabül ederken bugün, 2014 itibarıyla bu oran yüzde 67’ye çıkmıştır. Yani bir dakika içerisinde ihracat işlemlerinin toplamının yüzde 67’si sonuçlandırılmaktadır. Ortalama ihracat işlemi süresi ise, yine 2002 yılında on saatin üzerindeyken bugün bu süre iki saat kırk üç dakika olarak gerçekleşmiştir.

Yine, son günlerde tartışılan konulara da açıklık getirmesi açısından bazı rakamları paylaşmak istiyorum: Gümrük işlemleri yapılırken girişte ve çıkışta üç çeşit hat oranı söz konusudur. Bunlardan bir tanesi mavi, sarı ve kırmızı. Yani denetim derecesine göre bunlar tasnif edilmektedir. Tahmin edilebileceği gibi kırmızı hattan geçecek olan bir araç ya da eşya tam tespite tabi tutulmakta, bütün yönleriyle denetlenmekte, sayılmakta, ölçülmekte ve tam tespit yapılmaktadır. Sarı, biraz daha hızlı şekilde geçmekte, mavi daha da hızlı şekilde geçmektedir. 2014 Aralık başı itibarıyla ihracatımızın, ihracat işlemlerinin yüzde 7,1’i kırmızı hattan geçmektedir. Yani zaman zaman da tartışmalara yol açan ve zaman aldığı iddia edilen bu uygulamanın oranı ihracatta toplam yüzde 7,1’dir. Aynı oran ithalat işlemlerindeyse yüzde 18,4’tür. Tabii, bunlar, ülkeler itibarıyla risk faktörüne göre, mal gruplarına göre, eşya gruplarına göre değişebiliyor. Tabii, amacımız daha da hızlandırmak bu işlemleri.

Bu çerçevede, şu aralar en önemli çalışmalarımızdan bir tanesi bir aracın Türkiye’ye girişi ve çıkışında 6 olan kademe sayısının 1’e düşürülmesidir. Yani bir araç Türkiye’ye girerken girişte bir kontrol yapılmakta, plakası okunmakta, sonra pasaport kontrolünden geçirilmekte, sonra tartılmakta, tescil edilmekte, muayene edilmekte ve daha sonra tekrar çıkarken kontrol edilmekte. Toplam 6 aşamalı bir denetim söz konusu bir aracın ithalat aşamasında. Şimdi bunları teke düşürüyoruz. Projenin ismi de zaten “Tek Kapı Projesi.” Sona geldik. Uygulamayı da, inşallah, Sarp ve Kapıkule’den başlamak üzere hayata geçiriyoruz. Bununla gelen araç ya da çıkan araç tek bir peronda duracak ve bütün işlemler tek kişi tarafından yapılacak. Daha doğrusu, İçişleri Bakanlığıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Eğer pasaport kontrolü işleminin de gümrük memurları tarafından yapılması konusunda bir mutabakat olursa o şekilde olacak. Yani tek kişi tarafından 6 işlem, tek peronda, tek durakta ve tek kişi tarafından yapılacak. Ama eğer orada bir mutabakat olmazsa yine tek durakta yapılacak fakat 2 kişi görev yapacak, pasaport kontrolü İçişleri Bakanlığı elemanları tarafından gerçekleştirilecek. Bu tamamlandığı takdirde, hem girişlerde hem de çıkışlarda işlemlerin çok daha hızlı -tabii, tüm işlemler için geçerli, hem ithalat hem de ihracat işlemleri için- bir şekilde yapılması imkân dâhiline girecek. İfade etmeye çalıştığım gibi, yoğunluk itibarıyla Sarp Sınır Kapısı’ndan başlıyoruz, sonra Kapıkule, Habur ve diğer kapılara bunları en hızlı şekilde yaygınlaştıracağız ve teşmil edeceğiz. Bununla ilgili tüm altyapı çalışmaları tamamlandı, şu anda fiziki çalışmalarla ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Yine, aynı çerçevede, yani girişlerin ve çıkışların hızlandırılması çerçevesinde yeni kapılar açıyoruz. Irak’a 3 tane kapı açıyoruz. Şu anda, biliyorsunuz, tek Habur Kapısı var Irak’tan. Çok ayrıntıya girmeyeceğim, zamanı iyi değerlendirmek açısından. Ayrıca, yine, diğer kapıları da bu amacı uygulayacak şekilde, ona imkân sağlayacak şekilde yeniden revize ediyoruz yani tüm diğer kapılarımızı, bazılarının yerlerini değiştiriyoruz.

Şimdi, yine, hızlandırma çerçevesinde yürütülen bazı projeler var yani tek pencereden tutun, yetkilendirilmiş yükümlüye kadar. Dediğim gibi, bunlarla çok zaman almak istemiyorum. Yani burada risk değerlendirmesi yaparak, bu işlemleri yapanların kategorize edilerek gümrük işlemlerinin uygulanması açısından bunların farklı statüye tabi tutulması ve ona göre muamele edilmesi esasına dayanıyor. Yani kredibil ise, geçmişteki işlemleri sorunsuz ise ya da başka bazı kriterler de var, o gibi durumlarda bu insanlara, bu kişilere ayrıcalık sağlanıyor, öncelik sağlanıyor. Tabii, bunu ihlal ettikleri takdirde tekrar eski uygulamaya dönülebiliyor.

Şimdi, yine, bu çerçevede önemli düzenlemelerden bir tanesi şu: Bunun çalışmaları da selefim Hayati Yazıcı Bakanımız döneminde başladı, konteyner ve liman takip sistemi. Şu anda konteynerler takip edilemiyor limanlarda. Yani limana geldiği anda… Takip derken, merkezden yani bir bilgisayardan, uzaktan bunlar takip edilemiyor. Elbette nerede olduğu, nereye konuşlandırıldığı biliniyor ama bütün bunlar manuel gerçekleştiriliyor. Tabii, bunların da çok ciddi zaman aldığı ve… Daha etkin yöntemler varken bunların kullanılması da çok anlamlı değil. Bununla ilgili de altyapı çalışmalarını tamamladık, şu anda ilk uygulamasına da yanlış hatırlamıyorsam Mersin’de başladık, diğer bütün limanlara da teşmil edeceğiz. Yani her konteynere bir kimlik veriliyor ve çip takılacak, bir hareket olduğu anda anında izlenebilecek, nereden nereye gittiği merkezden, bilgisayardan, dijital ortamdan izlenebilecek.

Güvenli gümrük işlemleri çerçevesinde ise bir taraftan hızlandırırken, daha etkin, verimli hâle getirirken diğer taraftan da elbette kayıp kaçağın da en aza indirilmesi gerekiyor, “güvenli” derken bunu kastediyoruz.

Bu konuya gelmişken ben -belki zamanımız kalmaz- özellikle tartışma konusu olan, burada da gündeme getirilen dâhilde işleme rejimi ile ilgili uygulamalarımızdan başlamak istiyorum bu bölüme.

Şimdi, biliyorsunuz, dâhilde işleme rejimi uzun yıllardan beri ihracatı teşvik etmek amacıyla bir finansman modeli olarak hayata geçirilmiş ve hâlen de etkili bir şekilde kullanılıyor. Bu çerçevede, yani dâhilde işleme rejimi çerçevesinde, yılda yaklaşık 32 milyar dolarlık ithalat yapılıyor. Yani ihraç edilecek ürünün bünyesinde kullanılmak üzere yaklaşık Türkiye’de -en son rakamlar itibarıyla söylüyorum- 32-33 milyar dolar civarında ithalat yapılıyor, bunun karşılığında da yapılan ihracat miktarı 68 milyar dolar. Yani sisteme bakıldığında sistem başarılı bir sistem, uzun yıllardan beri uygulanan bir sistem. Çünkü 32 milyar dolarlık, bu amaçla, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde yapılan ithalat var, bununla bağlantılı ihracat toplamı da 68 milyar dolar. Önce bunun altının çizilmesi gerekiyor. Şunun için önemli bu: Tabii, bir sıkıntı varsa, bir yanlışlık varsa elbette bunun üzerine gidilecek, gitmemiz de gerekiyor ama sistemin genel olarak başarılı olduğunu bir tarafa not etmek gerekiyor.

Şimdi, bu sürekli tartışılıyor, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde bazı kıymetli ya da üzerinde yüksek gümrük vergisi olan bazı malların bu amaçla ithal edildiği ama en azından bir kısmının ihraç edilen malın bünyesinde kullanılmayıp içeride satıldığı şeklinde ve büyük paralar kazanıldığı şeklinde her zaman, geçmişte de bu iddialar vardır. Bunların elbette gerçeklik payı da söz konusudur. Bunu tespit etmek amacıyla, yani Türkiye’de gerçekten bunun boyutu nedir, hep konuşuluyor ama bunun boyutu nedir, en azından bilelim, fotoğrafı tam olarak çekelim, eğer yoğun bir sıkıntı varsa ona göre sistemi tekrar sorgulayalım, tekrar masaya yatıralım ve eğer makul seviyelerde -diyelim, tabii suistimalin makulü olmaz ama hani, şey anlamında söylüyorum- uluslararası standartlara göre kabul edilebilecek seviyelerde ise elbette onunla mücadeleyi sürdürelim. Ama ona göre sektörün de bu kadar töhmet altında -ihracat sektörü tabii doğal olarak karşımızdaki- karşı karşıya kalmasını ortadan kaldıralım.

Bununla ilgili, Sayın Seçer söyledi, Vahap Bey söyledi, ilk önce uygulamayı Mersin’den yaptık. Altı gün boyunca, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde ithal edilen tüm ürünlerden, istisnasız hepsinden numune aldık ve bunları tahlile gönderdik. Sonuçta yaklaşık 300’e yakın beyannameden 80’e yakınında problem çıktı. Bu da yaklaşık 30 firmaya tekabül ediyor. Sordunuz “Bu firmaların durumu ne?” diye. Şu anda incelemede o firmalar.

Burada şunu tespit ettik: İhraç edeceği ürünün bünyesinde kullanmak üzere, şekerden tutun, kakaodan, tekstil ürünlerinden kullanmak üzere ithal ettiği ve hepsinin ortak özelliği yüksek oranda gümrük vergisine tabi ya da antidamping uygulamasına ve vergisine tabi olan ürünler olması. Bu amaçla getiriliyor. Fakat bizim yaptığımız tespitlerde, bunların bir kısmının da -tabii, büyük çoğunluğu kurallara uygun hareket ediyor, ben çıkan sonuçlar itibarıyla söylüyorum- maalesef o ürünün bünyesinde kullanılmayıp muhtemelen iç piyasada haksız kazanç sağlayacak şekilde satıldığını tespit ettik. Bununla ilgili bu sonuçlar ortaya çıkınca bu uygulamayı tüm Türkiye’ye teşmil ettik, tüm Türkiye’deki gümrüklerde başlattık. Üç gün boyunca, yine, aynı şekilde, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde ihraç edilen tüm ürünlerin numunesini aldık, yaklaşık 400’den fazla numune aldık, onları tahlile gönderdik. Onların sonuçları da geldi. Onların sonuçları, yalnız, birincisinden daha az. Yani yanlış hatırlamıyorsam yine 300’den yaklaşık 30 tane beyannamede sorun çıktı. Bu da 15 mükellefe tekabül ediyor. Bir mükellefin birden fazla beyannamesi olabiliyor. Onları da incelemeye gönderdik. Ayrıca, bu bilgilerden yola çıkarak buralarla bağlantılı firmalar, keza onların iş yaptığı gümrük müşavirlerinin diğer firmaları, geniş bir yelpaze oluşturduk ve dâhilde işleme rejimi çerçevesinde mal ithal eden ve bunları ihraç eden ciddi bir yelpaze oluştuğu, sayı olduğu ortaya çıktı ve bunların tamamını da incelemeye gönderdik. Şu anda bunların incelemeleri yoğun olarak devam ediyor.

Tabii, burada bazı şikâyetler ortaya çıktı. O şikâyetleri yapanlar da haklıdır. Çünkü numune alınırken doğal olarak bir miktar bir rahatsızlık veriliyor, kaçınılmaz olarak. Yani malı indiriyorsunuz, numune alıyorsunuz, tahlile göndereceksiniz. O gibi durumlarda… Ama şu anda, tahlil aşaması bitti, inceleme aşamasında ve bu şekilde sektörün suistimal etme ihtimali bulunan şirketlerinin önemli bir bölümünü inceleme kapsamına almış olduk yani oran vermek istemiyorum, oran veremiyorum ama sanıyorum –yani bizim yaptığımız bu tespitlerden yola çıkarak söylüyorum, yoğun çalışmalar gerçekleştirildi gerçekten- yüzde 90’ını yani -suistimal etme ihtimali bulunan diyelim, işte, bağlantılar dedim ya- bütün bağlantılar yoluyla suistimal ihtimali olanların tümünü incelemeye gönderdik. Dolayısıyla, bu incelemelerden sonra inşallah sektörde olabilecek en az seviyeye ineceğini tahmin ediyoruz, düşünüyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sizden önce böyle bir inceleme var mıydı?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tabii, elbette var yani bakın, rakamlar var. Mesela şu anda bulabilirsem eğer benden önceki yıllarda da dâhilde işleme rejimi çerçevesinde yapılan kontroller ve ceza rakamları burada var ama bulabilirsem ben onu sizinle paylaşayım, elbette var. Yani bizim yaptığımız, 2003’ten itibaren bu konunun üzerine gidiliyor, onda problem yok ama tüm fotoğrafı tam olarak görmek açısından öyle bir uygulama yaptık. Yani madem böyle bir şey var, tümüyle üzerine gidelim, tüm boyutuyla görelim, ona göre gereğini yapalım düşüncesiyle hareket ettik ve inşallah… Tabii, başka tedbirler de var, başka tedbirlerimiz de var bununla bağlantılı. Çok ayrıntılara tabii… Zaman çok daralıyor. Onlarla birlikte inşallah dâhilde işleme rejimi çerçevesinde, suistimalleri, ihlali büyük oranda ortadan kaldıracağını tahmin ediyoruz.

Diğer önemli sıkıntılı alanlardan bir tanesi de transit rejimi yani transit ticaret, Türkiye’de yapılan transit ticaret. Yine, bu da çok iddialara konu olan bir husus. Yani bir ülkeden Türkiye topraklarını kullanarak başka bir ülkeye geçerken bazı malların gümrük işlemleri yapılmadan kayıt dışı olarak Türkiye’de bırakıldığı, Türkiye’de satıldığı ve haksız kazanç elde edildiği şeklinde… Yine, buna yönelik olarak da bir çalışma başlattık, buradaki çalışmamız daha katı bir çalışma. Transit kapsamındaki tüm ticaretin, istisnasız tüm ticaretin giriş ve çıkışında tam tespit uygulaması başlattık. Orada da biraz gürültü çıktı yani bu şekilde –Kapıkule’den ya da başka bir yerden, nereden girerse girsin- Türkiye topraklarını kullanarak başka bir ülkeye transit ticarette bu şekilde gelen malı hem girişte tam tespite tabi tutuyoruz hem de çıkışta tam tespite tabi tutuyoruz, ayrıca bunları ATS cihazıyla izliyoruz. Bu şekildeki sistem uzun yıllardan beri yapılıyor, tam tespit uygulaması yeni ama ATS cihazıyla -yani araç takip sistemi cihazıyla- takibi uzun zamandan beri, 4-5 yıldan beri yapılıyor. Bu, petrol taşımalarında yüzde 100 yani petrolün transit taşınmasında yüzde 100 oranında, bütün taşıyan araçlara ATS takılıyor ama diğerlerinde yüzde 20. Onu da yüzde 100’e çıkarıyoruz. 6 bin tane ilave ATS cihazının siparişleri verildi. Sistem şöyle işleyecek: Girerken ATS cihazını takıyoruz. Belirlediğimiz güzergâhın dışından gidemeyecek, duramayacak. Durduğu anda merkezden sinyal verecek ya da en ufak bir sapma olduğu takdirde güzergâhtan, yine komuta merkezimizden takip ediliyor bunlar, sistem ikaz verecek ve anında seyyar ekiplerimizi yönlendireceğiz.

Bakın, birkaç gün önce bir olay meydana geldi. Sigara yüklü bir tır –Kapıkule’den galiba yanlış hatırlamıyorsam- Kapıkule’den girdi, ATS cihazı takıldı, Kocaeli’nin oralarda bir yerde ATS cihazını söktü, attı. Tabii, aracı izleme şansımız kalmadı. Hemen en yakın ekiplerimiz harekete geçti ve diğer sistemdeki bilgilerinden, aracın, firmanın ve şoförün adresine yakın bir yerde kaçak sigarayı, bir tır sigarayı boşaltırken yakaladık, tespit ettik. Bu anlamda bu sistem de etkili bir yöntem yani bir taraftan hem girişte hem çıkışta tam tespit yaparken diğer tarafta da bunların Türkiye içerisindeki seyri sırasında aktarmasını engellemek amacıyla bu sistemi kullanıyoruz. Bunlar belirlediğimiz yerlerde durabilecekler, konaklama yeri olarak. Onları da merkezden izlenecek şekilde kamera sistemiyle donatıyoruz. Bu sistemi kabul eden akaryakıt, mola yerlerine izin vereceğiz. Dolayısıyla, inşallah bu da tam olarak faaliyete geçtiğinde -dediğim gibi siparişlerini falan verdik- transit ticarette de çok ciddi anlamda bir şey yapacağız.

Ayrıca, transit ticarete bir tedbir olarak ki et olayı da -kırmızı et, kamuoyunda o şekilde bilinen- transit ticaret kapsamında ama antrepo rejimine giriyor, ondan sonra antrepoda değiştirilerek tekrar başka bir hesabı kapatmak için, iktisadi değeri olmayan tavuk kırpıntısı olarak çıkartılıyor. Bunu engellemek amacıyla belli ürünlerin -et dâhil- transitinde antrepo rejimine girmelerini yasakladık. Onunla ilgili mevzuatımız yayımlandı, yürürlüğe girdi. Yani kırmızı et, beyaz et, şu anda aklımda kaldığı kadarıyla tütün, sigara, bazı kuruyemişler… Orada çok fazla sıkıntı var. Susamdan tutun ceviz içi, badem içi, onlar da antrepo rejimine girmiyorlar, giremeyecekler yani malı Türkiye'den girdiği zaman durmaksızın çıkacak. Biz takip edeceğiz çünkü antrepo rejimine girdiği zaman yine başka sıkıntılar gündeme gelebiliyor. Bu da son zamanlarda eleştiri aldığımız konulardan bir tanesi ama aldığımız karar doğru. Bunları, kademe kademe, risk durumuna göre bazı ürünler için genişleteceğiz. Ayrıca, akaryakıtta da benzer bir karar aldık. Akaryakıtta da, Türkiye'ye ithal edilecek olan akaryakıt ürünü -ham petrol değil- antrepo rejimine tabi tutulmayacak, vergilendirilecek; önce vergilendirilecek, sonra antrepo rejimine tabi tutulacak.

Yeri gelmişken, daha doğrusu, onunla ilgili de çok radikal bir karar aldık, o da şu: Gemiyle gelen ve denizden 5-6 kilometre açıktan boru hatlarıyla Türkiye'ye aktarılan, pompalanan ve daha sonra ithal edilen petrolün ölçülmesinde ve vergilendirilmesinde sistemi değiştirdik. Şu andaki sisteme göre, bunlar boru hatlarıyla içeride antrepoya, tanka aktarılıyor, orada bir teminat alınıyor ama vergilendirilmesi daha sonra, marker katılmasından sonra tankere verirken gerçekleştiriliyor. Ve o aşamada da o kadar çok izlenmesi gereken alan oluşuyor ki, ben tam uygulamayı görmek açısından, Mersin Limanı’nda, bir gemiden petrolün bu şekilde nakliyesinden son aşamasına kadarki bütün işlemleri yerinde gördüm hatta altı yedi saate yakın bir zaman harcadık ama şunu gördüm: Elbette birtakım mekanizmalar var ama o izi kaybetme ihtimali çok kuvvetle muhtemel ya da bir başka ifadeyle, onu takip etmek için ciddi anlamda tedbirler almak ve bedel ödemek gerekiyor, devlet açısından söylüyorum. Onun yerine şöyle yaptık: Şimdi, kararı aldık, onlarla ilgili Bakanlar Kurulu kararı yayımlandı vesaire. Gemi geldikten sonra petrol boruyla pompalanıyor, tam karaya çıktığı yerde sayaçlar koyuyoruz. Sayaç, bunlar tabii, büyük sayaçlar ve hata payı da binde 1’in altında olan sayaçlar, ki yedekli çalışacağız ayrıca. Sayaç koyuyoruz, oradan geçen rakam üzerinden vergilendirmeyi yapıyoruz tam karaya çıktığı anda.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bakanlığınıza gelecek mi on-line?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tabii, tabii, hepsi. Tabii, bütün o bilgiler anında hem merkeze hem bölge müdürünün odasına gelecek. Evet aynen öyle, doğru. Ben ayrıntıya girmek istemiyorum tabii, çünkü teknolojik, son derece modern şeyler.

15 Şubata kadar süre verdik firmalara, 15 Şubata kadar onu temin edecekler, edemeyenlere ithal izni vermeyeceğiz. Tam karaya çıktığı yerde biz ithalatı yapacağız, ölçümü yapacağız, vergiyi kesinleştireceğiz, ondan sonra ne yaparsa yapsın, biz vergiyi aldıktan sonra hiç önemli değil.

Ha, oradan yalnız, vergiyi bir ay sonra alacağız. Nedeni şu: Eğer hemen alırsak şu anda piyasaya müdahale etmiş oluruz ve bu da maliyetlerde 5 kuruşluk bir artışa yol açar, fiyatlara yansır düşüncesiyle… Çünkü, şu anda akaryakıt ithal edildikten sonra Hazinenin kasasına girişi tam yirmi sekiz buçuk gün sürüyor. Biz bir aylık süre veriyoruz, tahakkuk ettiriyoruz ama, kesinleştiriyoruz, borçlandırıyoruz ama ödeme süresini bir ay erteliyoruz. Neden? Piyasaya müdahale etmemek için yani fiyat dengesini bozmamak için öyle bir karar verdik. Onun da uygulaması -inşallah- şu anda başladı, çalışmalar başladı, tebliğlerimizi yayımladık, 15 Şubata kadar firmaların sayaçlarını getirip oraya koymaları gerekiyor, yayımladık onunla ilgili tebliği de. Eğer, onu yaptıkları takdirde ithalat… Yani, bu, orada artık sıfıra yakın -yine ihtiyatlı konuşmak lazım tabii- kaçak anlamına gelir.

Ha, şunu da söyleyeyim: Ayrıca, TÜPRAŞ’a gelen, Ankara’ya gelen boru hattı, ham petrol boru hattının da Ceyhan’dan çıktığı yere sayacı koyuyoruz, aynı noktaya, sıfır noktasına. Sıfır noktasına koyuyoruz, orada vergilendiriyoruz. Aynı şekilde, orada da artık, inşallah, kaçak, sıfıra yakın hâle gelecek.

Transit ticaret kapsamında hem tam tespit için hem de antrepo rejimine sokmadığımız ürünlerin listesini ben tekrar paylaşayım: Tütün ve tütün mamulleri, çay, alkollü içki, et ve et ürünleri, sigara, sigara filtresi, elektronik eşya, mısır, buğday, diğer hububat, muz, ceviz ve badem. Bu uygulamayı da yeni başlattık, o da inşallah çok ciddi anlamda bir şey sağlayacak.

Bir de bu çerçevede aldığımız önemli kararları uygulamaya da başlıyoruz yakında, şu anda hızla çalışmalar devam ediyor. Tüm gümrükler, işlemin yapıldığı her alan, memurun oturduğu odasından tutun bütün işlemlerin yapıldığı her yer, antrepoların etrafı, bütün alanları sofistike, son derece kaliteli, yirmi dört saat merkezden izleyebileceğimiz kamera sistemiyle donatıyoruz, zorunlu hâle getiriyoruz yani memurların oturdukları alanlar dâhil olmak üzere. Orada biraz sendikaların itirazı oldu “Özel hayat.” diye. Yani, tabii, memurun çalıştığı bir yerde özel hayat olmaz. Yani o arkadaşlarımıza da, onlara da söyledik, lavabolar hariç her taraf, Türkiye'nin her yeri.

Bu teknoloji şu anda kolay, mümkün ve ayrıca, merkezden onu elemanlarımız kumanda edebilecek, yönlendirebilecek, istediği görüntüyü sağlayabilecek. Onunla 7/24 saat canlı olarak hem merkezde olacak hem de müdürün, bölge müdürünün odasında olacak. İnşallah, o şekilde meseleyi çözeceğiz.

Şimdi, antrepo rejimiyle ilgili aldığımız bir önemli karar var yine gümrük işlemlerinde güvenlikli bir işlem sağlamak üzere. O da, yetkilendirilmiş gümrük müşaviri uygulamasına son verdik. Tabii, bu da önemli bir karardı, sistem açısından zor bir karardı. Yaklaşık 375 tane yetkilendirilmiş gümrük müşaviri var şu anda Türkiye’de. Bunlar açıkçası, antrepolara giren malların girişinden ve çıkışından sorumlu olarak faaliyette bulunuyorlar.

Yalnız, burada teorik bir sıkıntı var, sıkıntı şu: Bir antrepo rejimi uygulamasında dört tane taraf var; antrepo işletmecisi, yetkilendirilmiş gümrük müşaviri, antrepoya malını getiren-götüren kişi, koyan vatandaş yani ithalatçı, ihracatçı, her neyse ve bir de devlet. Şimdi, iki imza gerekiyor mal girerken ve çıkarken çünkü antrepo, millîleşmemiş, vergisi ödenmemiş malın geçici olarak depolandığı bir alan; dolayısıyla, iyi muhafaza edilmesi gerekir. Giren, kaçak olarak çıkan her mal kayıp demektir, birilerine rant demektir, devlet açısından kayıp demektir. İyi korunması gerekiyor. Onun için, bir anahtar yetkilendirilmiş gümrük müşavirinde, bir anahtar işletme sahibinde yani antrepo işletmecisinde ya da mal girerken ve çıkarken ikisinin imzası aranıyor.

Burada çıkarların çatışması gerekir, örtüşmemesi gerekir ki sistemden beklenen amaç gerçekleşsin. Fakat buradaki teorik sıkıntı şu: Yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin ücretini işletmeci ödüyor.

VAHAP SEÇER (Mersin) – İhracatçı…

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hayır, ihracatçı değil, hayır.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Antrepo işletmecisi…

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Antrepo işletmecisi ödüyor. Bu sıkıntı. Hâlbuki iki imzanın aynı… O zaman tek imza hâline geliyor. Böyle bir sıkıntı var.

Bir şey daha var; bu, zaman zaman gündeme geliyor “Niye yeminli mali müşavirlik sistemi işliyor da bu işlemiyor?” diye. Burada şöyle bir fark var: Devletin daha sonra inceleme yapacağı zaman bazı fiilleri ortaya çıkarması hemen hemen imkânsız. Çünkü neden? Bakın, mal geldi, sonra çıkarıldı, başka bir mal yurt dışına çıkarıldı, hesap kapandı. Bu, ne kadar süre içerisinde oldu? Diyelim on gün içerisinde oldu. Artık geriye yönelik olarak sizin delil elde etmeniz mümkün değil. Böyle bir durum var. Yani, antrepo sisteminde mal çıktıktan sonra, içeriye sallandıktan, karşılığı da değersiz olarak yurt dışına çıkarıldıktan sonra sonradan tespiti imkânsız, o yüzden yeminli mali müşavirlik sisteminden farkı bu.

Tabii, çok konu var, zaman da geçiyor. Tabii, bizim bir de ticaret kanadımız var. Ticaret kanadıyla da…

Sayın Başkan, arkadaşlarımız, süremiz, evet…

Şimdi, değerli arkadaşlar, ticarette de, iç ticarette de özellikle tüketicinin korunması noktasında çok önemli adımlar attık, çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Aşağı yukarı, ithal edilenler başta olmak üzere, tekstilden tutun oyuncağa kadar her türlü ürünü denetliyoruz ve bu sene -şu rakamlarla kapatayım- yaklaşık 800 bin ürünü denetledik. Bunlardan 60 bin tanesi güvensiz çıktı. Sürekli olarak denetliyoruz ve güvensizlik oranlarını düşürmeye çalışıyoruz, şu an itibarıyla yüzde 2 ile 8 arasında ürüne göre değişiyor. Ama bu yaptığımız çalışmalarla inşallah önümüzdeki yıl içerisinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …yıl ortalarına kadar güvensizlik oranlarını daha da aşağılara çekeceğimizi tahmin ediyorum.

Evet, süremiz bitti.

Ben hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, gelecek bütçede de ticaretten bahsedersiniz önce.

Şimdi Hükûmet adına ikinci konuşmacı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2015 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçemiz üzerinde yapılan iktidar ve muhalefet partili milletvekili arkadaşlarımın konuşmaları için teşekkür ediyorum. Mutlaka -bir öncekinde de söylediğim gibi- önerileri, tavsiyeleri, eleştirileri olanlar oldu. Tabii, mutlaka ki bunların iyi niyetli olduğunu kabul etmek zorundayız ama bunların içerisinde bazı eksiklerin olduğunu da belirtmem lazım. Çünkü, bunların içerisinde belki gündemi yakinen takip edemiyor olmaktan kaynaklanan sebepler olabilir veya farklı yaklaşımlardan, farklı gerekçelerden dolayı olabilir. Yapılan konuşmaların, muhalefet partisinden milletvekili arkadaşlarımın yaptığı konuşmaların başlıklar hâlinde kısa bir özetini çıkarttım. Özet şunu söylüyor, tutanaklarda her bir milletvekili arkadaşımızın yaptığı konuşma başlıklarından alıyorum: “HES’leri yapmayın.” diyen arkadaşlar var, “HES’leri yapmayın.” Gerekçeleri var kendine has. Beş dakika, on dakika, kendine tanınan süre içerisinde konuştular. Jeotermal lisanslarından rahatsız olduğunu söyleyen arkadaşlarımız oldu, bu da güzel. Bu, bugünkü konuşmalardan aldığımız alıntılar arkadaşlar. “Nükleer santrale karşıyız.” diyen arkadaşlarımız oldu, bu da tamam. “Termik santral yapmayın. Bunun getirdiği yan tesirler var. İklim değişiklikleri var, çevre var, kirleniyor.” diyenler var, bunu da yazdık bir kenara. “Kömür üretmeyin.” diyen arkadaşlarımız var, “Kömür üretmeyin.” “Şu, şu, şu gerekçelerden dolayı bu oldu.” diyenler var, buna da kabul.

HASAN ÖREN (Manisa) – Kim dedi, “Kömür üretmeyin.” diye kim söyledi?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Arkadaşlar, dikkatli bakarsanız tutanaklardan bunları okuyarak çıkarttım.

“İthal kömürü yapmayın, ithal kömürle alakalı zaten başka ülkelerin boyunduruğu altında kalıyoruz.” diyenler var, ona da tamam. “Bu tarzda maden çıkartmayın.” diyenler oldu. Haklı gerekçelerle söyleyenler oldu, haksız gerekçelerle söyleyenler oldu, buna da tamam. “Havaalanı yapmayın.” diyenler oldu, “Köprü yapmayın.” diyenler oldu bugün itibarıyla.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “HES yapmayın.”

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Mesela, “Özelleştirmeye karşıyız.” diyenler oldu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çarşı her şeye karşı.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) Bakın, her bir gerekçesiyle beraber söylüyorum bunu; haklılık, haksızlık üzerinde durmuyorum. Yalnız iki şey üzerinde konuşma yapılmadı: Doğal gaz santrallerinin yapılmamasıyla alakalı konuşma yapılmadı. Tutanaklara bakın. Doğal gaz santrallerinin eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında olmasaydık… Bir kısım bizim katıldığımız platformlar var, bir kısım açık oturumlar var, bir kısım sivil toplum örgütleriyle beraber yaptığımız çalışmalar var. Orada bazı lobilerin, mesela doğal gaz lobisinin bu tür çalışmalarını görüyoruz ama Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bunun olmayacağını bildiğim için, şimdi, buna bir başka anlam giydirmemiz lazım.

Bir de güneşle alakalı konuşmalarda, daha hızlı yapmamız lazım geldiğiyle alakalı, hatta kaplumbağa hızıyla gittiğimiz söylendi. Arkadaşlar, panter hızıyla giden iki ülkeden örnek vereceğim. Şimdi, eğer siz bunu doğru kurgulamazsanız, bununla alakalı sonuçları yönetemez hâle gelirsiniz. Nedir onlar? Güneş santralleriyle alakalı, değerli arkadaşlar, o rakamlarını verdiğiniz, 846 kilovatsaat/ışıma saati verdiğiniz günde ve Türkiye’de yaklaşık 1.500 kilovatsaatler civarında olduğunu dediğiniz rakamları karşılaştırdığımızda, örneğini verdiğiniz Almanya, 17 milyar euro bugün yıllık sübvansiyon rakamı veriyor. Ve o güneşten üretilen elektriğin alınması karşılığında, değerli arkadaşlar, 28 euro sent fiyat verdiler. Şu anda 28 euro sentten pariteleri çarparsak, herhâlde 45 dolar sente gelir, 40-45 dolar sente gelir. Türkiye’deki 13,3 dolar sent verilen rakamın tam 4 katı. Siz bırakın buna Türkiye’de 4 katını vermeyi, 2 katını verdiğinizde yatırımlar 5 katına çıkar.

Ama en son Boğaziçi Club’ta yaptığımız toplantıda, çarşamba günü yaptığımız İstanbul’daki uluslararası toplantıda, uluslararası bir yatırımcı geldi, dedi ki “Siz 13,3 dolar sentten vermişsiniz. Bu, aslında şu anki malzeme biliminin ilerlemesiyle beraber gelinen çok iyi bir noktadır ama biz bu alım garantisini de istemiyor olabiliriz.” Şimdi, ilk defa böyle bir teklifle karşı karşıya kalıyoruz. 20-22 dönümde 1 megavat yerine, şu anda 8 dönümde 1 megavatın üretildiği, “cell” teknolojisinin ilerlediği, malzeme biliminin ilerlediği, fiyatların gerilediği bir ortamda, şu anda bize diyorlar ki: “Acaba, biz 13,3 dolar senti vermeden, alım garantisi vermeden bunu yapabilir miyiz?”

Şimdi, arkadaşlar, pahalı verdiğiniz sübvansiyon rakamları, yenilenebilir enerji kaynakları da olsa vatandaşa dönen pahalı rakamlardır. Şimdi, çok önemli bir tespit yapmışçasına “Türkiye’de kamu yatırımları yapılmıyor, enerji sektörü yatırımları özel sektör eliyle yapılıyor.” diyorsunuz. Bizim on iki yıl önce söylediğimiz ve hedef olarak ortaya koyduğumuz ve bunun son kuruşuna kadar özel sektör eliyle yapılmasını istediğimiz bir ortamdır ama “Burada kamunun dahli yok.” diye tahfif etmeye, küçümseye çalışırsanız bu, size tersine şöyle olumsuz olarak döner.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ama aynı özel sektörün borcunu kabul etmiyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Mesela, Myanmar’da petrol vardır ama giden yatırımcı yoktur. “Özel sektör, gelin, burada petrol çıkartın, rezervi bellidir.” denilen yerler vardır ama giden yatırımcı yoktur. Yatırımcıya sebebini sorduğunuzda size şunu söylerler: “Biz, istikrar istiyoruz. Biz, gittiğimiz ülkede siyasi istikrar ve sürdürülebilir istikrar istiyoruz. Çünkü yaptığımız yatırımlar beş yıllığına, on yıllığına yaptığımız yatırımlar ve ondan sonra da yirmi yıllığına, otuz yıllığına, kırk yıllığına işleteceğimiz yatırımlar; nükleer santral de altmış yıllığına işleteceğimiz yatırımlar. O yüzden, bize siz istikrardan haber verin.”, “Paradan haber verin.” demiyorlar ilk önce bize. Bütün bunların -iftihar ederek söylediğimiz- ve kamu bütçesinden enerji sektörüne, adını anmadığımız hep payın aslında adalet gibi, sağlık gibi, eğitim gibi sosyal sektörlere gittiğini ve kamunun en önemli parçalarından 3 temel parçayı onardığını söylememiz lazım. Buna rağmen, bağlı, ilgili ve ilişkili bütün kuruluşlarla beraber şu anda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yaklaşık 6 milyar TL’lik bütçesini görüşüyoruz. Şimdi, arkadaşlar, bunları doğru yerlere oturtmamız lazım ve doğru bilgilendirmemiz lazım.

Şimdi, biz, güneşte ne yapacağız? Güneşte, 600 megavatlık ve 15 katı müracaatla 9 bin megavatlık müracaatın ayıklamaları yapılıyor, EPDK’dan bir kısmı çıktı, bir kısmı çıkıyor, TEİAŞ’ta, geliyor bunların bağlantı görüşleri ayıklanıyor ama “On iki-on üç yılda kendimi amorti ederim.” diyen bundan üç yıl önceki yatırımcı şimdi “Altı ila sekiz yılda ben güneşten kendimi amorti ederim.” diyor. 3 bin megavatlık blok hâlde dünyanın en büyük, tekraren söylüyorum, dünyanın en büyük güneş santralinin zeminini inşallah hep beraber oluşturmuş olacağız. Oradaki açılışa, inanıyorum ki iktidar-muhalefet ortak paydada herkes katılacak çünkü güneşten yapacağız ama güneşten yaptığımız kalem, sonuçta her birimizin istediği bir kalem olmuş olacak.

Değerli arkadaşlar, şu anda, hakkında olumsuz konuşmadığınız doğal gaz santrallerinin hakkında biraz olumsuz konuşayım müsaade ederseniz. Şu ana kadar yaptığımız doğal gaz santrallerinden yeteri kadar doğal gaz santralı oluştu. Şu ana kadar lisans verdiklerimizden doğal gaz santrali yapmak isteyenlerin önünü kapatmayacağız ve 2012 Haziran ayından önce teşvik alanların teşviklerini kaldırmayacağız. Bu, bizim, yatırımcıya verdiğimiz güvence açısından son derece önemli ancak yeni doğal gaz santrallerinin yapılmasını teşvik etmiyoruz arkadaşlar çünkü biz ithal ettiğimiz doğal gazın, özellikle verimli kullanmak kaydıyla, meskenlerde ve sanayide kullanılmasını istiyoruz, elektrik üretimindeki payının yüzde 33’lere kadar düşürülmesiyle alakalı hedefimizden şu anda vazgeçmiş değiliz. Bu hedefimize devam edeceğiz ama kurak yıllardan dolayı eğer yağmurun ikame edemediği, yerine getiremediği herhangi bir üretim santrali varsa onun da yerine mutlaka elektriği üretmemiz lazım.

Değerli arkadaşlar, bu söylemiş olduğunuz bir işin nasıl yapılacağını değil, bir işin nasıl yapılmayacağını ve hangi kaynaklardan yapılmayacağını tarif eden cümlelerinizi rakamlara tahvil ettik, rakamlar şunu söylüyor: Eğer biz, on iki yıl önce ilk yaptığımız bütçe konuşmasında bu konuşmaların ışığı altında hedeflerimizi böyle belirleseydik, şu anda Türkiye'nin elektriğinin yüzde 28’i yoktu arkadaşlar, tesis edilememişti ve gerekçemiz de yoktu. Gerekçemiz ancak “Bize tavsiye edilen yönde davrandık ama yanlış yapmışız.”dan ibaret olacaktı.

O yüzden, bakın, gelin, bundan on yıl sonra –inşallah, ömrü vefa edenler, siyasette olanlar görecekler, dışarıdan takip edenler bunu bilecekler- bu öngördüğümüz politikalarla beraber yalnızca nükleer güç santralinin işletmeye alınmış olmasından dolayı doğal gazda 7,2 milyar dolarlık daha az doğal gaz ithal etmiş olan bir Türkiye'de yaşayacağız. Biz, doğal gaz kaynaklarımızın hangi güzergâhlardan ne kadar fazla temin edilmesi gerektiğiyle alakalı çalışmalarımızı bir yandan sürdürüyoruz, bir yandan bunları yapacağız ama büyüyen Türkiye'nin, ortalama yüzde 5’in daha üzerinde büyüyen bir Türkiye'nin, yüzde 8’in daha üzerinde büyüyen bir enerji sektörüyle beraber gelişmesi lazım geldiğini biliyoruz ve şu ana kadar yaptığımız rakamlar bunu gösteriyor, fiilî harcamalar bunu gösteriyor.

Değerli arkadaşlar, dünyada çok ciddi bir enerji dengesizliği var. Bakın, ham petrol ve doğal gazın üretim miktarlarına baktığımızda, dağılım miktarlarına baktığımızda, yalnızca OECD ülkelerinin kapladığı alan, yani yüzde 18’lik nüfusun kapladığı alan petrolün yüzde 50’sini kullanıyor, diğer bütün nüfus ise diğer yüzde 50’sini kullanıyor. Afrika’ya bakın, Afrika’ya 3 dolar harcanıyor, her harcanan 3 dolardan 2’si Afrika’nın dışına gidiyor ama 1 tanesi Afrika’da kalıyor. Biz, Türkiye'de dünyadaki harcanan rakamların çok daha efektif olarak, çok daha verimli olarak enerji sektörüne kazandırılmasıyla alakalı makro ölçekteki planlarımızı yaptık ve onları uyguluyoruz.

Bakın, dünyada, dünyanın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 2’si, 2 trilyon doları harcanıyor, geçen yıl fiilî harcama 1,6 trilyon dolardı. Türkiye’de harcanan para 6 milyar dolar, gayrisafi yurt içi hasılasının daha azı harcanarak daha fazla oran elde edilmeye çalışılıyor.

Bütün bunların hepsine baktığımızda, bizim uluslararası diplomasiyle beraber en son geldiğimiz nokta mesela Sayın Putin’in ziyaretinde “Niçin yüzde 6 alındı, niçin yüzde 7 değil?” dendi. Diyelim ki biz yüzde 7 alacağız ama bunun adı bir rakam olacak sonuçta. O zaman, bana “Niçin yüzde 7 aldık, niçin yüzde 8 almadık?” diye sorarsanız bunun matematiksel bir anlamının olmadığını görürsünüz. O yüzden, biz yüzde 6’nın kendimiz için yeterli olmadığını, bunun mutlaka şu veya bu gerekçeyle daha fazla oranlarda alınması lazım geldiğini kendilerine ilettik; bir tur toplantı yaptık, iki tur daha yapacağız, ondan sonra sonuçları tekrar kamuoyuyla paylaşacağız.

Değerli arkadaşlar, bugün burada önemli bir noktayı da sizlerle paylaşmak isterim. Bakın, biz BOTAŞ olarak yıl sonuna kadar 1,2 milyar dolarlık ödeme yapacağız Rusya’ya, Azerbaycan’a ve İran’a. Bu yapacağımız ödemeleri, vatandaştan, sanayiciden TL olarak tahsil ettiğimiz ödemeleri aslında dolar olarak ödüyoruz. Ve piyasadan dolar aldığımız her bir gün piyasadan çekilen döviz anlamına geliyor. Ve bunun da çözümünü Hazineyle oturduk, konuştuk. Merkez Bankasıyla beraber inşallah yarın önemli bir çözüm noktasını da yine beraberce kamuoyuyla paylaşacağız. Yani bizim doğal gazla alakalı ödemelerimizi zamanında yaptığımızı ama bunun iç piyasaya bir eksi olarak dönmemesi lazım geldiğini bir kez daha vurgulamak isterim.

Değerli arkadaşlar, zaman zaman söylüyorum, farklı gerekçelerle söylüyorum, Türkiye’de, yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın bütün liberal piyasalarında, özelleşen, serbestleşen piyasalarında önemli bir nokta vardır “Yapılan her yatırım aslında vatandaştan, sanayiciden tarife yoluyla tahsil edilen yatırımların finansmanında kullanılan kalemlerdir.” denir. “Türkiye’de bunu vatandaş mı ödüyor, kamu mu ödüyor, özel sektör mü ödüyor?” derseniz, faz farklarını bir kenara bırakırsanız, zaman dilimlerinin farklarını bir kenara bırakırsanız, her birinin, aslında vatandaşın finansmanıyla yapılan kalemler olduğunu görürsünüz. O yüzden, biz bunları harcarken, bunların tasarrufu, bunların ihale edilmesiyle alakalı, arkadaşlarımızın hassasiyetini bir kat daha görürsünüz.

Ben, verilen arada 3 genel müdürümüzle konuştum. Bakın -hakkınızda somut şeyler olmasa da- yolsuzluklar yapılabiliyor, bir kısım usulsüzlükler yapılabiliyor, ne hissediyorsunuz, bunlar karşısında kalbiniz kırılıyor mu, gönlünüz inciniyor mu dediğimde, “Biraz yılgınlık çöküyor tarafımıza.” dediler. Şükürler olsun, ben banka taksitimi öderken, evime aldığım eşyanın taksitini öderken kendimle alakalı bir tereddüt zaten yaşamıyorum. Ama, bu cümleler ne kadar rahat kullanılabiliyor, bunu burada görüyoruz. “Bunlar ne kadar seri kullanılabiliyor? Yani, bunların vebalinin, günahının olduğuna yoksa inanılmıyor mu?” diye bana soruyor arkadaşlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir de vebalini onlar kendileri düşünse!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – O yüzden, değerli arkadaşlar, bizlerin usulsüz çalışanların, yolsuz çalışanların üzerine hangi hassasiyetle gitmemiz gerekirse, doğru çalışanların, dürüst çalışanların korunmasıyla alakalı göstereceğimiz hassasiyetin de ondan az olmaması lazım geldiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Bu ülkede, bizler, dürüst insanları koruyup kollamanın ne kadar önemli bir nokta olduğunu bilmemiz lazım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz denetimi kaldırmadınız mı? Sayıştayın denetim taleplerini reddetmediniz mi? Bir de gelmişsiniz orada şey söylüyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Denetim olmadan yolsuzluk nasıl çıkar ortaya?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Eğer bizler bunlara dikkat etmezsek, iktidar kültürüne olan mesafemiz her geçen gün daha da uzaklaşır, daha da artar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yazı yazmış onlara denetim isteyemezsiniz diye.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yazı yazmış onlara.

BAŞKAN – Sayın Akar…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – O yüzden, değerli arkadaşlar, burada söylediğim her cümlenin duyduğum, işittiğim her cümle gibi sizin tarafınızdan hoş karşılanması gerekmiyor ama ben sabırla dinledim, mutlaka bunu söyleyenlerin de sabırla dinleyeceğini umduğum bir konuşma yapmıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, sorduğumuz soruların hiçbirine cevap vermiyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – O yüzden, arkadaşlar, ben burada şunu söylemek istiyorum: Bu bürokrasi yirmi beş yıllığına, otuz yıllığına gelen bir bürokrasidir. Dürüst insanlara sahip çıkarsak bunun AK PARTİ’sinin, başka partisinin olmadığını zamanla daha iyi anlarız ama bizim, dürüst insanlara sahip çıkmanın önemli bir hazine, önemli bir kıymet olduğunu da bilmemiz lazım.

Bakın, Türkiye’de -kendilerinin- TPAO’yla alakalı konulardan bahsediliyor, “Özelleştirilecek mi?” deniyor. Biz şunu öneriyoruz: Yüzde 15’lik dilimler, yüzde 20’lik dilimler hâlinde öncelikle halka açılabilen ve halka açıldıktan sonra hissesini blok satışlarla veya uluslararası bir kısım satışlarla yüzde 49’lara kadar indirebilen bir TPAO’nun, bir BOTAŞ yapısının olabileceğini öngörüyoruz. Bunların daha özerk, daha özel şirketler tarafından yönetiliyor olması, aslında bu kadar miktarlık yatırımları daha iyi yönetebileceğimiz anlamına da gelir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, tek bir soru sordum: Soruşturmayı niye yasakladınız? Bir tek soruya cevap verin ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, TPAO normalde uluslararası yurt dışı ve yurt içi yatırımlar yapıyor ve uluslararası boru hatlarıyla beraber… Bir konuşmada bundan yeteri kadar hisse almadığımız söyleniyor. Zannediyorum, herhâlde bunlar yeterince takip edilmiyor olunabilir. Değerli arkadaşlar, bugün 45 milyar dolarlık bir işin, dört yılda temin edilecek, tamamlanacak bir işin şu anda TANAP’ta yüzde 30 hissesine ve Hazar’da da yüzde 19 hissesine çıktık. Üç yıl önce, iki yıl önce bu hisseler yoktu. O yüzden, gelişen Türkiye’nin yine büyüyen enerji sektörüyle beraber davranacağız ve bütün bunların her birisini beraberce oluşturacağız.

Ortada bir gizem oluşturmaya gerek yok. Ortada gücünü şeffaflıktan alan bir enerji sektörü oluşturmaya çalışıyoruz ve bütün bunların her birisini de kamuoyuyla beraber paylaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar, ben aranızdan herhangi bir arkadaşın rüzgâr lisansıyla alakalı, güneş lisansıyla alakalı aldığı lisanslardan bahsederek bir gizem oluşturmaya falan çalışmıyorum. Herhangi bir müteşebbis gibi o da müracaatını yapmıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Her konuşmanızda bunu yapıyorsunuz ya! Kim bunlar, bir söyleyin Allah aşkına ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - O da herhangi bir şekliyle bir vatandaş gibi almış olabilir diyorum. Bununla alakalı herhangi bir gizem oluşturuyor muyum, herhangi bir sıkıntı oluşturuyor muyum? Alabilir bu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, tek bir soru sordum: Niye soruşturmaya izin vermiyorsunuz? Ona cevap verin!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - O yüzden, değerli arkadaşlar, bizim -her zaman söylüyorum- yamuk insanların, olayı istismar eden insanların…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yapma gözünü seveyim ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …yolsuzluk yapan insanların üzerine hangi gerekçeyle gitmemiz gerekiyorsa dürüst çalışan insanları da o gerekçeyle korumamız gerekiyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, dürüst çalışıp çalışmadığını nereden anlayacaksınız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Biz, bu manada, herhangi bir çıkar ilişkisi, menfaat ilişkisi olmayan arkadaşları…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yargıdan kaçırmakla olmaz bunlar. Gitsin, aklansın, gelsin!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Kusura bakmayın arkadaşlar, hiç kusura bakmayın, menfaat ilişkisi olmayan arkadaşları önünüze atmayız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O kararı kim verecek ya? Sen mi vereceksin o kararı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - O açıdan, biz bununla alakalı çalışmalarımıza devam ediyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mahkeme verecek o kararı! Sen kimsin, karar veriyorsun!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Gönder, mahkemede aklansın, gelsin!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –Böyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Sayın Özel…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …çalışmalarımıza devam edeceğiz…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Menfaat ilişkisi olmayan…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …bu çalışmalara devam edeceğiz, rüzgârı üretmeye devam edeceğiz.

Bakın, bu konuşmalarda, tabii ki, ben sizin, iki ay kadar önce bir pazar günü, Türkiye’de üretilen fiilî elektriğin yüzde 10,5’unun rüzgârdan karşılandığını söylemenizi beklemiyorum ve sırf bundan dolayı 600 milyon dolarlık daha az doğal gaz ithal ettiğimizi söylemenizi, tabii, beklemiyorum. 2014 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiğimiz enerjinin ve kilovatsaatin doğal gazın ithalatıyla alakalı her kalemi durdurduğunu, enerji verimliliği ve tasarrufuyla alakalı yapılan her çalışmanın işlerimizi kolaylaştırdığını…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, doğal gazı başkasının suçuymuş gibi anlatıyorsun Bakan, senin suçun ya! Türkiye’yi bu hâle getirdin ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …ama doğal gazla alakalı…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başkası yapmadı bunu, sen yaptın. Doğal gazı başımıza sen bela ettin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - …ithalata özendirici tedbirleri sunanlar varsa bununla alakalı da yalnızca evlerde kullanacağımızı bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kimse rüzgâr enerjisi ile güneş enerjisine karşı çıkmıyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu sevindirici bir şey, rüzgâr enerjisiyle alakalı, güneş enerjisiyle alakalı bir kısım yatırımların teşvik ediliyor olması ve bunun ortak paydaya konuyor olması sevindirici bir şey. İnşallah, hep beraber, iktidarıyla muhalefetiyle Konya Karapınar’daki güneşin açılışında, örnek olabilecek bir yatırımı inşallah hep beraber karşılamış oluruz.

Değerli arkadaşlar, dünyada işler çok iyi gitmiyor. Bakın, bunu şunun için söylüyorum: Çevreyle alakalı, iklim değişikliğiyle alakalı konularda dünyayı kirletenlerle temizleyenlerin aynı kişiler, aynı ülkeler olmadığını söylemem lazım. Biz Türkiye olarak bir tavır alıyoruz. O tavrı şöyle söylüyorum…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim sizden talep etti, onları söyleyin Sayın Bakan şu kürsüden. Her konuşmanızda bunu yapıyorsunuz siz. Kim sizden talep ettiyse lütfen söyleyin onu.

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen… Sayın Bakan konuşacak tabii.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, herkesi suçluyor, olmaz böyle bir şey. Kim yaptıysa söylesin lütfen, biz bunu kaldıramayız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, biz çevreyle alakalı konularda şuna dikkat edeceğiz: Çevreyle alakalı konularda her zaman hassas olacağız, enerji sektörüyle alakalı hassas olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar, eğer biz enerji sektörü olarak çevreyle alakalı konularda hassas olmazsak başkası hassas olmaz. Bakın, kömürle alakalı konuda biz bir şey söylüyoruz. Ultra süper kritik ve filtreye sahip ve akışkan yataklı kömür santrallerini teşvik ediyoruz. Maliyetlerini sorduk, ne kadar fark ediyor diye sorduk. Onlar dediler ki: “Yüzde 10, yüzde 12’ler civarında, yüzde 15’ler civarında fark ediyor maliyetler.” Biz de dedik ki: O zaman, niçin yüzde 10-15 daha fazla vermeyelim biz? Çevre için niye daha fazla vermeyelim arkadaşlar? Çevre için yüzde 10-15 fazla verilmez mi, çevre için verilmez mi, buna değmez mi?

(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – En büyük yolsuzlukların yapıldığı bakanlık sizin Bakanlığınız.

BAŞKAN – Sayın Akar…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Enerji sektörü olarak biz buna bu katkıda bulunsak fena mı olur? O yüzden, bizler yatırımcılarımıza söylüyoruz, diyoruz ki: Arkadaşlar, yapacaksanız kömür santrallerini böyle yapacaksınız, çevreye rağmen değil, çevreyle beraber yapacaksınız. Eğer bu şekliyle yapmayan varsa lütfen kenara çekilsin, yapanlar varsa beri gelsin.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir konudan daha bahsedeyim. Bizim, her birimizin, normalde yatırımlarla alakalı konularda, vatandaşlıkla alakalı bütün konularda, mesela madencilikle alakalı bir öngörümüz var, diyoruz ki: Herhangi bir ruhsat müracaatına müracaatta bulunabilmek için herhangi bir parti ayrımı yapmak gerekmiyor, mesela şartlarımızda bu yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Olmayacak bu, lüks değil ki.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Bir madene müracaat için herhangi bir partiye üye olma şartımız yok, üye olabilir veya olmayabilir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir de olsaydı!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Yalnız memur olmama şartını koşuyoruz. Diyoruz ki: Eğer memursanız bu maden ruhsatına müracaat edemezsiniz. Mali yeterlilikler arıyoruz. Aradığımız mali yeterlilikler arasında, iktidar partisine üye olanlar olabilir, muhalefet partisine üye olanlar olabilir ama bizim böyle bir eleğimiz yok. O yüzden, biz yalnızca bir kriter açısından bakıyoruz. Aldığı yatırımı tamamlayabilecek, Türkiye'ye katkı koyabilecek, Türkiye'nin menfaatleri, çıkarları doğrultusunda uğraşabilecek yatırımcılar lazım bize. Varsa tanıdığınız yatırımcılar, arkadaşlar, her zaman onları teşvik ederiz ve ülkenin menfaati doğrultusunda onlarla beraber çalışırız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Biz iş takipçisi değiliz, tanıdığımız yatırımcı da yok.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben Enerji ve Tabii Kaynaklar bütçesine katkı koyan iktidar, muhalefet bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında tüm muhalefeti kastederek, parti ismi vermeyerek, bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisini de kastettiğini varsayıyorum…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Niye sayıyorsunuz, nereden varsayıyorsunuz? İsminiz geçmedi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Bizden, havaalanı yapılmasın talebi oldu. Köprü yapılmasın, kömür çıkarılmasın, maden çıkarılmasın.” şeklinde muhalefetin öneri yaptığını söyledi.

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Konuşmalardan alıntı yaptı ya, konuşmalardan alıntı yaptı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bizim grubumuz tarafından böyle bir öneri yapılmamıştır. Yapılmadığı hâlde bizi itham etmek suretiyle sataşmada bulunmuştur. Söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – İsterseniz soralım mı Cumhuriyet Halk Partisini mi kastediyor diye? Öyleyse söz vereyim Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Elbette Sayın Başkan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, “bir kısım muhalefet” dedim, “tamamı” demedim.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisinin…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – “Tamamı” deseydim teşekkür etmezdim. Ben teşekkür ettim, tamamı olmadığı için teşekkür ettim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - O zaman üç partiye de cevap hakkı doğuyor. Bu suçlamadır ya.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Akar, yok böyle bir usulümüz, Sayın Bakan konuştu…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Var, var.

BAŞKAN – Hayır, grup başkan vekilinin haricinde…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Bütün milletvekillerini töhmet altında bıraktı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Lobicilikle suçladı, doğal gaz lobisi adına faaliyet yapmakla suçladı burada bizi.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Yakışıyor mu bir bakana böyle bir laf?

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanın konuşmasını üzüntüyle karşıladım. Birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan “havaalanı yapmayın, köprü yapmayın, maden çıkarmayın, kömür çıkarmayın” şeklinde bir öneriyi hiçbir arkadaşım yapmamıştır. Diğer muhalefet partilerinden de ben böyle bir öneri yapıldığını düşünmüyorum.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yapılanlara engel olunuyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Bakan, eğer birisinin bir cümlesi var ise lütfen o cümleyi, gelin, söyleyin, açıkça ifade edin. Böyle herkesi itham ederek siyaset yapamazsınız. Böyle bir şey yok.

Sonuçta maden kazalarında, maden facialarında yüzlerce kardeşimiz öldü, yüzlerce insanımız öldü. Bu olaylar nedeniyle bir tepki ifade edilmiştir ancak hiçbir zaman bir tepkiye Türkiye’nin enerji politikası feda edilecek şekilde bir anlayış Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ortaya konulmamıştır.

Güneş balçıkla sıvanmaz Sayın Bakan, birçok şey söylediniz ama ben size birkaç rakam vermek istiyorum. “Elektrik enerjisi üretiminde doğal gaza olan bağımlılığı azaltacağız.” dediniz. Türkiye’nin elektrik enerjisi üretiminde doğal gazın payı 2002 yılında yüzde 40,6’dır.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Tüketim ne kadardı doğal gazda?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, 2014 yılı sonunda bu rakamı siz yüzde 47,1’e çıkardınız.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – 2002’de ne kadar doğal gaz tüketiliyordu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi diyorsunuz ki: “Biz bunu azaltacağız.” Bu iddianızı gerçekçi bulmuyorum. Onu da şu şekilde izah edeceğim size: Bir cümle daha söylediniz. “Biz bir politika değişikliği yaptık. Kamu enerji yatırımı yapmayacak, özel sektör yapacak.” Olabilir, bu bir siyasi tercihtir, saygı duyarım. Yeter ki enerji yatırımı yapılsın. Ama öyle değil, 2002 yılında kamu-özel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1,5’u kadar yatırım yaparken 2014 yılında bu yatırım yüzde 0,8’e düşmüş durumda. Kamu çekilmiş, o boşluğu özel sektör dolduramamış.

Enerji darboğazını yaratan bakansınız Sayın Bakan.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, Enerji Bakanlığı üzerinde ben de konuşma yaptım ama o konuşmada bir lobi faaliyeti olarak doğal gazdan bahsetmediğimizi, bir lobicilik yaptığımızı, doğal gaz firmaları adına lobicilik yaptığımızı ifade etti.

Yine bir başka şey de rüzgâr enerjisi lisanslarıyla ilgili…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşımız çok iyi konuştu. Arkadaşımız öyle demedi.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Bakan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Geçen seferki konuşmasında da bugün de aynı şeyi yapıyor, grubumuza bakarak, sanki biz ondan lisans talep etmişiz gibi bütün arkadaşlarımızı ve bizi suçluyor. Sataşmadan dolayı söz istiyorum efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Yok, öyle demedim.

BAŞKAN – Hayır, hayır, öyle bir şey söz konusu değil.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, aynen böyle söylüyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen… Sayın Akar, sözleşmeyi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tutanaklara bakın, öyle diyor.

BAŞKAN – Tutanakları getirteceğim efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hepimizi suçluyor. Bütün arkadaşlarımızı suçluyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hepimizi suçluyor.

BAŞKAN – Hayır, söyledi efendim ama Cumhuriyet Halk Partisini kastetmedi.

Yani Sayın Bakanın nereye bakması gerekir? Karşısındaki tüm parti… (CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O hâlde Milliyetçi Hareket Partisini kastetti. HDP’yi mi kastetti, kimi kastetti?

BAŞKAN – Tutanakları getirteceğim. Cumhuriyet Halk Partisinin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, kimi kastetti? HDP’yi mi kastetti, MHP’yi mi kastetti, söylesin o zaman Sayın Bakan.

BAŞKAN – Tutanakları getirteyim ondan sonra söz vereceğim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, tutanağı getirtmeye gerek yok. Bize “iş takipçisisiniz” diyor. Biz bunu hakaret kabul ederiz.

BAŞKAN – Hayır efendim, sizi söylemedi. Siz niye üzerinize alınıyorsunuz, anlamadım ki. (CHP sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, tutanaklara bakın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çıkacak, bu kürsüden, kimi itham ediyorsa söyleyecek.

BAŞKAN – Sakin olun. Tutanakları getirteceğim, okuyacağım, ona göre söz vereceğim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Biz çantacı değiliz!

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan!

BAŞKAN – Vallahi hepiniz konuşursanız olmaz. Tutanakları getirteceğim, inceleyeceğim, ona göre söz vereceğim efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Önce çıkacak kim olduğunu söyleyecek!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, doğal gaz lobiciliği konusunda bizi suçladı. Ben konuşma yaptım. Bu benim ağırıma gidiyor!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kimi kastediyorsa söylesin!

BAŞKAN – Evet, Sayın Bakan, kastettiğiniz birisi var mı? Kimi kastediyorsunuz?

LÜTFÜ TÜRKAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, hangisi çantacı ben merak ettim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan! Sayın Başkan!

BAŞKAN – Evet, buyurun.

Kimi kastediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Divan!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, yerinizden lütfen. Soru soruyoruz, sataşma nedeniyle söz vermiyoruz ki.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, tutanakları inceletmeden neden bu işlemi yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Bakacağız tutanaklara.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam söyleyin, biz de gereğini yapalım.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; ben yaklaşık 30’a yakın milletvekili arkadaşımız söz aldığında, haklı haksız, gerekçeli gerekçesiz her birisini sakince dinledim ve arada müdahil olmadan tek tek not aldım ve konuşurken de hangisinin ne anlama geleceğini bilerek konuştum, seçerek konuştum.

“Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında… Eğer ben sivil toplum örgütleri gibi dışarıda konuşsaydım, bir kısım katıldığım toplantılardaki bazı konuşmalara şahit olduğum gibi yapsaydım, doğal gaz lobisinin olduğuna kanaat getirirdim ama burası Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı. O yüzden burada lobi yapmazlar.” dedim. Tutanakları açıp bakın. Bunların hepsini ben bilerek…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye bunu söyleme gereği duyuyorsun?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Arkadaşlar, bilerek… Lütfen, konuşurken karşınızdakinin zekâsına da biraz saygı gösterin.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Siz de gösterin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Bunların her birisini ben bilerek konuşuyorum.

Şimdi, diğer o, dediğiniz, hassas olduğunuz konuyla alakalı, gelin, benim size bir teklifim var. O arkadaşınızı mahcup etmeyin.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Niye söylediniz o zaman?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ben şunu söylüyorum: Bakın, ben konuşmamda, yine tutanakları çıkartın, bakın…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Niye söyledin o zaman?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Arkadaşlar, tutanakları çıkartıp bakın.

Herhangi bir vatandaş gibi, bir kişinin milletvekili olmasının lisans müracaatıyla alakalı kendisine mâni bir hâl olmadığını, o yüzden bunu yapabileceğini ama ben bunu söyleyerek bir gizem oluşturmadığımı söyledim. Yani siz, şimdi, bütün bunların her birisini bana lütfen açıklattırmayın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Açıkla canım.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ve söylüyorum… Bakın, arkadaşlar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Açıkla.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Yok. Bu ben bu kâğıdı size göndereyim, fotokopisini göndereyim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, kim ruhsat başvurusu yapmışsa 550 kişinin önünde çıkıp açıklayın. Bana bu hakareti edemezsiniz. Ben de bu Mecliste milletvekiliyim.

BAŞKAN – Sayın milletvekili, kimseye hakaret ettiği yok Sayın Bakanın, lütfen…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle şey olur mu yahu!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben burada milletvekiliyim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz de milletvekiliyiz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – O zaman isimlerini açıklasın 550 milletvekiline.

BAŞKAN – Oradaki, söylendiğindeki kasıt kimseye hakaret veya suçlama değil. Lütfen…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sizin yüzünüzden ben sokağa çıkamıyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Senin ismin mi geçti? Sana kim ne dedi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben milletvekiliyim…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sokağa çıkmaya yüzün yok o zaman.

BAŞKAN – Evet, şimdi, Hükûmet adına üçüncü konuşmacı Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben çıkarım, alnım açık.

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Bakan… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, bakın…

(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.17

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 31’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Altıncı tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Hamzaçebi, söz istemiştiniz.

Buyurun.

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız’ın üslubunu, açıklamasını ben doğru bulmuyorum. Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: “Bazı milletvekilleri de yasalar çerçevesinde başvuru yapmıştır; yasalar çerçevesinde, usulüne uygun olarak kendilerine de ruhsatlar verilmiştir. Olabilir, bu gayet doğaldır.” Sayın Bakan, eğer bu gayet doğal bir işlem ise Bakanlığınıza veya ilgili kurumlara, ilişkili kurumlara yasalar çerçevesinde bir başvuru yapılmış ve yasalar çerçevesinde bu işlemler sonuçlandırılmışsa bunun, doğrusu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda gündeme getirilme ihtiyacı nedir, bilemiyorum. Böyle bir ihtiyaç var mıdır, bilmiyorum. Bunu ifade ettiğinize göre ve hatta “Elimde bir liste var, bunu size vereyim.” dediğinize göre bu başvuruları listeleme ihtiyacı duymuşsunuz. Doğrusu, bunu da yadırgıyorum. Hem bir yandan “Yasalar çerçevesinde işlem yapılmıştır, yasalar çerçevesinde sonuçlandırılmıştır.” diyorsunuz hem de bir taraftan “Elimde bir tablo var, liste var; bunu size göndereyim.” diyorsunuz. Ben çok sorunlu bir ifade olarak görüyorum bunu.

Eğer bir milletvekili -işi olabilir- yasalar çerçevesinde bir iş yapıyorsa bunun kınanacak herhangi bir yanını görmüyorum. Kınanacak olan, yasa dışı bir şey yapmış olmasıdır, yasa dışı bir talepte bulunmuş olmasıdır. Yasa dışı bir talepte bulunulmuş ise Enerji Bakanlığı ilgili kurumu esasen bunu zaten reddeder, geri çevirir, geri çevirmek zorundadır. Öyle olduğu hâlde böyle ima yollu bir şeyler söylemeye çalışmanızı ve bir grubu töhmet altında bırakmanızı yanlış buluyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi söz sırası Hükûmet adına…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Bakan…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Önemli bir şey olduğu için söylüyorum. Önemli, çok kısa efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

7.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sayın Hamzaçebi’nin, tabii, üslubunu bu aralıkta değiştirmiş olmasını ben Meclis adına da bir kazanç olarak görüyorum, şu açıdan: Önceden, hani, “Kimdir? Nedir? kim yapmıştır? Mümkün değildir.”den hukuki sınırlar içerisine çekmek. Benim de zaten söylediğim buydu.

Ben şimdi bu listeyi size göndereceğim arkadaşlar ama…

HASAN ÖREN (Manisa) – Yasal değil mi?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Müsaade ederseniz…

HASAN ÖREN (Manisa) – Aldıkları yasal değil mi, gayriyasal mı onlar?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Müsaade ederseniz, yalnızca grup başkan vekillerine göndereyim ben bu listeyi. Bu, kişilik haklarıyla da alakalı olduğu için bu nezaketimi başka türlü anlamayın.

Bir bakan, bir milletvekili… Şimdi, Sayın Hamzaçebi, niçin bunu söyleme ihtiyacı hissettiğimi size söyleyeyim: Siz, bir milletvekilini kastederek burada, bir bakanı kastederek -benimle alakalı değil, oradaki tutanaklara bakın- bundan yıllar önceki şirketinin devam edip etmediğini, ettiyse ilişkisinin olup olmadığını, olduysa ne iş yaptığını, yaptıysa şu anda neler bulunduğunu, bir dizi soru sordu arkadaş. Eğer hukukiyse, kanuniyse bunu öğretmenin herhâlde başka bir yolu olmayacaktı.

Şimdi ben size diyorum ki: Bu arkadaşla alakalı olumsuz bir şey söyledim mi? Hayır. Ve diyorum ki: Bu, müracaatını yapmış, lisansını almış, bir kısmını alamamış, bir kısmına müracaatta devam etmiş. Bununla alakalı ben olumsuz bir şey söylemiyorken sizin yaptığınız panik niçin? Yani niçin panik yapıyorsunuz?

HASAN ÖREN (Manisa) – Siz şaibeli konuşuyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Hayır, çok açık ve net konuşuyorum.

HASAN ÖREN (Manisa) – Siz yasal yoldan alınmadığını söylüyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Hasan Bey, özellikle çok açık ve net konuşuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ben anlamaktan yana sıkıntısı olmayan birisi olduğum gibi anlatmakta da pek sıkıntım olmaz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir cümle ifade etmek istiyorum: Sayın Bakan ismimi vererek “Hamzaçebi’deki bu üslup değişikliğini olumlu buluyorum.” dedi. “Kimdir, nedir?” diye söylerken ben farklı bir üsluba geçmişim. Hayır, tutanaklara bakalım, ben Bakanın elindeki listeyi merak ederek herhangi bir soru sormuş değilim. Evet, “Kimdir?”, “Nedir?” soruları bu sıralardan kendisine yöneltildi ama benim böyle bir sorum olduğunu ben hatırlamıyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Hükûmet adına Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Eroğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli vekiller; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ben, tabii, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2015 yılı bütçe tasarısını sunmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu bütçenin hayırlı olmasını, bereketli olmasını diliyorum. Ayrıca, tabii, bütçe hazırlanırken, hakikaten, özellikle bütün Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimiz, Maliye Bakanlığı, diğer bürokratlar büyük gayret sarf ettiler. Onlara da peşinen teşekkürü borç biliyorum.

Bunun dışında, bizden önce konuşan çok değerli milletvekillerimiz var. Onlar da, tabii, bazı tenkit ve tavsiyelerde bulundular. Tabii, onlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Yani tenkit, tavsiye veya teklif olmadan gelişme olmuyor. Biz bunları da dikkate alacağız elbette. Sizlere, milletimize daha güzel hizmet vermenin gayreti içinde olacağız.

Değerli milletvekillerim, özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Orman ve Su İşleri Bakanlığı, bildiğiniz gibi, ormancılık faaliyetleri, su kaynaklarının yönetilmesi, barajlar, göletler, içme suyu temini, dere ıslahları, sulama tesislerinin inşası, meteorolojik faaliyetler, tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi konularda çalışmalar yapıyor. Şu anda 69.345 elemanımız var, personel. Sizlere sunulan bütçe de 13 milyar 119 bin 588 TL. Yani bu bütün bir Bakanlık ve bağlı kuruluşların bütçesi. Özellikle ülkemizin en önemli yatırımcı bakanlıklarından birisiyiz. Esasen bizim de sloganımız “Orman ve su varsa hayat var.” Dolayısıyla, bu düsturla gece gündüz çalışıyoruz ve aziz milletimize şevk ve heyecanla hizmet vermenin gayreti içindeyiz. Maksadımız, baki kalan şu kubbede hoş bir sadâ bırakmaktır, başka bir niyetimiz yoktur. Tabii, televizyonlarının başında bizleri dinleyen herkesi de saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekillerim; özellikle ormanlarla ilgili kısa bir bilgi arz etmek istiyorum sizlere. Tabii, orman varlığımız 2003 yılında 20,8 milyon hektarken geçen yıl sonunda 21,7 milyon hektara yükseldi. Yani, hakikaten, dünyada orman alanları daralırken ülkemiz özellikle orman varlığını hem alan olarak hem de odun serveti olarak artıran nadir ülkelerden birisi. Bu maksatla son on yılda 9 bin hektar yani 9 milyon dekar ormanlık alan artırılmış, ayrıca on iki yılda 3 milyon 796 bin 442 hektar alanda ağaçlandırma, orman ıslahı ve erozyon çalışması yapmışız, ayrıca 2003 yılından bu yana da 3 milyar 250 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk. Gerçekten bu çok önemli, bu sayede orman varlığımız artıyor. Bakın, orman varlığımız bundan on iki yıl önce 1,2 milyar metreküpken geçen yıl sonu itibarıyla 1,5 milyar metreküpe yükselmiştir. Dolayısıyla, ben orman teşkilatımızı gönülden kutluyorum, gerçekten fedakârca çalışıyorlar.

Ormanlarımız aynı zamanda ülkemizin kalkınmasında lokomotif bir sektör. Mesela biz geçen sene odun üretimini 19 milyon metreküpe yükselttik, bu gerçekten önemli. Ayrıca, fidan üretimini geçen sene 401 milyon adete yükselttik. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Hiçbir ayrım yapmadan biz herkesi kucaklıyoruz. Belediyeler fidan talep ettiği zaman, proje getirdiği zaman ücretsiz bir şekilde fidanlarımızı belediyelerimize, muhtarlıklara, sivil toplum kuruluşlarına teslim ediyoruz çünkü Türkiye’nin her tarafını yeşillendirmemiz gerekir diye düşünüyoruz hatta Türkiye’yi bir fidan üretim ve ihracat üssü yapmak istiyoruz. Bu yüzden Sakarya’da Sapanca Gölü kenarında bir fidan ve süs bitkileri borsası kurduk. Alakadar olan iş adamları varsa özellikle burada dikkatlerini çekmek istiyorum. Ayrıca, şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: Ormanlar milletimizin malı. Dolayısıyla, bilhassa şehir ormanları kuruyoruz ki vatandaşımız çoluğuyla çocuğuyla tatil günlerinde bu alanlarda rahatça nefes alsın, hoşça vakitler geçirsin diye. Bu yüzden 123 adet şehir ormanı kurduk. Bunların çok büyük faydası oldu.

Ayrıca, orman teşkilatı sadece ağaç dikmek, fidan üretmek, dikmek veya odun üretmek maksadıyla çalışma yapmıyor. Şimdi, biz 2011 yılında kanun hükmünde kararnameyle, Orman Kanunu çerçevesinde, orman teşkilatını sadece ormanlık alanlarda iş gören bir teşkilat olmaktan çıkardık. Artık orman teşkilatı Türkiye’nin her tarafına, 778 bin kilometrekarenin her tarafına hizmet eder hâle geldi.

Bakın, ilk defa biz bal ormanları kurduk ve eylem planı hazırladık. Yani biz mutlaka büyük düşünüyoruz ve plan yapıyoruz. Kim, neyi, ne zaman, nasıl yapacak bunu da belirliyoruz. Şu ana kadar 220 adet bal ormanı kuruldu ve bu sayede… Bunun ne faydası oldu? Bunun faydası şu oldu: Türkiye, bundan on iki yıl önce bal üretiminde dünyada 6’ncı sıradayken, Allah’a şükür, şu anda 2’nci sıraya yükseldi. Ben yakında Türkiye’nin, bu şekilde teşvik edilirse, desteklenirse, dünyada 1’inci sıraya yükseleceğine inanıyorum. Ayrıca, gelir getirici. Bilhassa orman köylülerine destek maksadıyla gelir getirici türlerle ilgili büyük eylem planları hazırladık. Misal olarak ceviz.

Şimdi, biz 2012-2016 yılları arasında –gösteriyorum, eylem planları var, nerede, ne kadar dikileceği il il belli- 13 bin hektar alanda 5 milyon adet aşılı ceviz fidanını toprakla buluşturacağız. Burada şöyle bir uygulama yaptığımızı bütün milletimize arz etmek istiyorum. Değerli vekillerim, özellikle tabii, köyler yakınındaki bozuk ormanlık alanlara veya ağaçlandırılması uygun olan alanlara, köyde kaç hane varsa bunu parselliyoruz, sonra aşılı ceviz, badem, fıstık çamı, orada ne gerekiyorsa, dikiyoruz. Herkesin huzurunda, özellikle kaymakam, muhtar, orman işletme müdürünün huzurunda kura çekiyoruz, parsel parsel dağıtıyoruz. Bakımı, bütün masrafları üç yıl orman teşkilatına ait ama geliri vatandaşa ait oluyor. Bunu da son derece şeffaf bir şekilde yapıyoruz. Sadece cevizde değil, şimdi bademde de uygulamaya başladık. 19 bin hektar alanda 8 milyon badem fidanı dikiyoruz. Sadece bunlar mı? Bakın, yabanıl meyveler eylem planı, kestaneyle ilgili Bursa’da büyük bir eylem planı başlattık hatta saleple alakalı. Trüf ormanları, bunu biliyorsunuz, trüf mantarları son derece gelir getiriyor, bunların gelirini orman köylülerine bırakıyoruz. Hatta sakız ağaçları dikiyoruz. Dut eylem planı hazırladık. Sedir ormanlarının rehabilitasyonu eylem planı var. Keçiboynuzu -harnup- eylem planı ve neticede, fıstık çamı eylem planları, her köye bir orman eylem planı. Bakın, bunların hepsinin bir planı var. Bozuk meşe alanları rehabilitasyon eylem planı, ardıç vesaire, meşe, geniş yapraklı meyveli türlere ait tohum bahçelerinin tesisi eylem planı, baltalık ormanlarının koruya dönüştürülmesiyle alakalı çalışmalar, bir de sanayiye malzeme, kereste ve odun temini için endüstriyel ağaçlandırma çalışmaları eylem planı olmak üzere, bu şekilde 20’den fazla eylem planı hazırladık, bunları takip ediyoruz. Her yıl sonunda mutlaka takip ediliyor ve hatta başarılı olan bölge müdürlerine gerekli takdirnameyi veriyoruz.

Bunun dışında, şunu da özetle vurgulamamda fayda var: Orman köylüleri bizim artık hısmımız. Ben orman teşkilatına şunu söyledim: Orman köylüsü bizim hasmımız değil hısmımız, bu yüzden onlara her türlü desteği veriyoruz. Bakın, son on yılda yaklaşık 10 milyar TL bir destek vermişiz. Ayrıca, bu sene ORKÖY kapsamında, bilhassa 2/B gelirlerinden 97 milyon TL doğrudan destek sağlayacağız.

Bir de, kısaca, sizlere orman yangınlarıyla alakalı bilgi arz etmek istiyorum.

Efendim, orman yangınları konusunda Türkiye gerçekten çok büyük başarıya imza atıyor. Bakın, bu sene yanan alanları rakamlarla söylüyorum, 3.103 hektar alan yanmış ve 2.137 yangında yangın başına düşen yanan alan 1,45 hektar yani bu, hakikaten son otuz yedi yıldan bu yana en düşük seviye. Bunu neye borçluyuz? Bunu iki şeye borçluyuz: Bir, orman teşkilatımızın fedakârane çalışmaları; iki, bir de çok kısa sürede müdahale ediyoruz. Yani, müdahale süresini geçmişte kırk beş dakikadan şu anda on yedi dakikaya indirdik, on beş dakikaya indirmek için çalışmalar yapılıyor. Yani, yangını büyümeden söndürdüğünüz zaman çok kısa zamanda yangını söndürmüş oluyorsunuz, alan çok düşük… Yani, bunu diğer ülkelerle mukayese ettiğimiz zaman, Avrupa’da orman yangınlarında -bunu gururla ifade ediyorum, hepinizin gurur duymasını söylüyorum- Türkiye gerçekten bir numara mücadelede. Hatta, biz Antalya’da orman yangınlarıyla mücadele tesisleri kurduk, yurt dışındaki meslektaşları da burada eğitiyoruz. Bu, gerçekten Türkiye’nin gurur duyacağı bir husus.

Bunun dışında, çölleşme ve erozyonla mücadele için 3 tane büyük eylem planı hazırladık; Erozyonla Mücadele Eylem Planı, ayrıca Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı… Erozyonla mücadele ülkemiz için çok önemli, bunun eylem planı var ve arzu eden milletvekillerimize bunun kitapçığını gönderebiliriz. Ama, Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı ise tamamen Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleriyle müştereken yürütülen bir çalışmadır. Çünkü, seli yukarı havzada yani derelerin üst kısımlarında kontrol etmek gerekiyor. Orayı eğer teraslarsak, yeşillendirirsek, ağaçlandırırsak, meraları ıslah edersek, gerekli dereler üzerinde tersip bentlerini inşa edersek taşkınları önlemiş oluruz, böyle bir eylem planı hazırladık. Ayrıca, barajların etrafına yeşil kuşak ağaçlandırması yapma kararı aldık, bu da çok hızlı bir şekilde yürüyor.

Maden Sahası Eylem Planları vesaire.

Efendim, bir diğer vazifemiz de, biliyorsunuz, doğa koruma ve millî parkları geliştirmek, biyolojik çeşitliliği korumak. Bakın, 33 tane olan millî park sayısını 39’a, 17 olan tabiat parkı sayısını 201’e çıkardık.

Ayrıca bir de, sadece deniz turizmi değil, aynı zamanda doğa yani tabiat turizmini geliştirmek için 81 ilde bir tabiat turizmi, doğa turizmi master planı hazırladık. Bunu zaten milletvekillerimiz, valilerimiz biliyor.

Biyolojik çeşitliliği koruyoruz. Hatta biz 2007 yılında “Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veritabanı” hizmeti almıştık. Şu ana kadar endemik türde 518.642 tane veriyi, dünyada olmayan endemik türleri buraya işliyoruz.

Tabii, millî parklar, gerek Uludağ Millî Parkı… Şimdi, Sakarya Meydan Muharebesi’yle alakalı bir millî park hazırlıkları başladı. Çünkü buradaki mücadeleyi, istiklal mücadelemizi gelecek nesillere aktarmak için mutlaka Sakarya’da bir millî park tesis edeceğiz inşallah.

Ayrıca, İstiklal Tanıtım Merkezi’ni de Afyonkarahisar’da, Başkomutan Millî Parkı’nın içinde kuruyoruz.

Bir de Sarıkamış Harekâtı’nın gelecek nesillere aktarılması için Sarıkamış Kafkas Cephesi Tanıtım Merkezi’yle ilgili çalışmalar tamamlandı. Burayı sadece görsel olarak değil, aynı zamanda içinde bir araştırma merkezi olan güzel bir tesis olarak hazırlamak istiyoruz. Bu konuyu tarihçilerimize özellikle duyurmak istiyorum. Hakikaten, bunun, bu konunun da tarihî açıdan ele alınması gerekir diye düşünüyorum.

Sokak hayvanlarına sahip çıkıyoruz.

Özellikle, biliyorsunuz, DSİ dışında bir de Bakanlık bünyesinde “Su Yönetimi Genel Müdürlüğü” adıyla bir genel müdürlük kurduk. Yani Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı yok ama bu genelde havza esasında planlama yapıyor. Mesela Ergene’den bahsedeyim: Ergene havzasının planlamasını bu birim yürütüyor. Ergene havzasında çalışmalar çok hızlı devam ediyor. Şu anda 15 farklı paket var, 15 farklı paket. Sizlere kitapçık dağıtıldı “Trakya Gelişim Bölgesi” adıyla. Bu kitapçığın içinde Ergene’de yaptığımız çalışmalar var. Özellikle burada ne yapıyoruz? Dere yataklarını ıslah ediyoruz, hemen hemen hepsi bitti. Ayrıca erozyon kontrolü, ağaçlandırma derelerde rüsubatlar olmasın diye, bunu gerçekleştiriyoruz. Taşkın erken uyarı sistemini kuruyoruz. Yer altı kullanımının kontrol altına alınması. Buradaki bütün baraj, göletlerin tamamının inşasını planlıyoruz. Bir de belediyelerin yapması gereken atık su ileri biyolojik arıtma tesislerini, DSİ’nin kanununda bir değişiklik yaptık, ana kolektörlerle atık su ileri biyolojik arıtma tesislerini onlar yapıyor. Şu anda 12 tane atık su ileri biyolojik arıtma tesisinin inşaatı yapılacak. Küçükler, büyük ilçeler ve Kırklareli gibi il merkezleri DSİ tarafından yapılıyor. Bu çerçevede özellikle 3 tane tamamlandı. Kırklareli Vize, Pınarhisar atık su ileri biyolojik arıtma tesisleri tamamlandı. 6 tanesi de şu anda tamamlama safhasında, bu yıl sonunda bitecek. 3 tanesi de inşaat safhasında. Böylece, tam 12 tane ileri biyolojik arıtma tesisini Ergene için tamamen kurmuş olacağız. Zaten Ergene’de bu tesisler işletmeye alındıkça, dereler ıslah edildikçe Ergene’deki kalite de iyileşmeye başladı. Mesela, kimyasal oksijen ihtiyacının Ergene Nehri’nde üçte 1, dörtte 1 indiğini gördük, bu da gerçekten memnuniyet verici. Ayrıca, ıslah organize saniyeleriyle alakalı kanun çıkarıldı, ben yüce Meclise teşekkür ediyorum, bu sayede orada ıslah organize sanayi bölgeleri kuruldu. Müşterek arıtma tesislerinin inşaatları da başladı. İnşallah, iki yıl içinde onlar da tamamlanacak. Dolayısıyla, Ergene’yi kesinlikle kurtaracağız, buradan bunun sözünü veriyoruz. Hatta bu konuda ben önümüzdeki hafta, ayın 23’ünde bizzat Edirne’ye gitmek suretiyle, hatta buradan milletvekillerimizi de davet ediyorum, ilgili milletvekillerimizi, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, ayın 23’ünde DSİ’de bu konuda sizlerin tenkit ve tavsiyelerinizi almak üzere orada bir toplantı yapacağız, sizleri de şimdiden davet ediyoruz efendim.

HASAN ÖREN (Manisa) – Nereye, Gediz’e mi?

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Edirne’ye beraber gidelim Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Şimdi, DSİ’yle de alakalı kısa bir bilgi arz etmek istiyorum. Aslında DSİ o kadar büyük yatırımlar yapıyor ki bunları tabii değil yirmi dakikaya, on dakikaya yani saatlere sığdırmak mümkün değil ama ben sadece özet söylüyorum. DSİ şu ana kadar, 2003 yılından bu yana 2.361 tane tesisi –büyük tesis bunlar- hazırlamış, aziz milletimizin istifadesine sunmuş. Bunların 278 adedi baraj, 245 adedi gölet ama yıl sonunda biteceklerle 795’e çıkacak gölet sayısı, 288 adet sulama tesisi, büyük sulamalar, 77 adet içme suyu temin tesisi illerin, 4 tane ileri biyolojik atık su arıtma tesisi -bunlar bitti, diğer 8 tanesi yıl sonunda bitecek- ve 1.421 adet dere ıslahı gibi tesislerle, gerçekten, DSİ verdiğimiz ödeneği yüzde 100 kullanan bir kurum. Bu bakımdan, Orman gibi bütün DSİ çalışanlarına ve Bakanlığımızın mensuplarına teşekkür ediyorum. Zaten biz her yıl aşağı yukarı 500-600 tane tesis açıyorduk. Bu sene, bir müjde vermek istiyorum, büyük su işleri olarak 71 tane büyük tesis DSİ’de, ayrıca 797 tane de küçük su işleri -dere ıslahı, gölet, gölet sulaması- olmak üzere bu sene DSİ 868 adet tesisi tamamlayacak. Gerçekten çok önemli.

Peki, bunların içinde, tabii ki Başbakanımızın açtıkları büyük tesisler. 114 tesisi biz Balıkesir’de geçtiğimiz ayın sonunda açmıştık ama daha önce de her yıl mutlaka büyük tesisleri açtık. İşte, 110 tesis 2010 yılında, 111 tesis 2012’de, bu şekilde büyük tesisler açıyoruz ve bu sayede büyük barajları biz inşa ettik. Bakın, Türkiye’nin en yüksek barajı iki yıl öncesine kadar Ermenek Barajı’ydı, 218 metre yükseklikte.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Yeşilkavak Barajı var mı Sayın Bakan?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Daha sonra Çine Barajı, Manyas, Alaköprü Barajı, Dalaman Akköprü Barajı gibi büyük barajlar, Deriner Barajı… Şimdi, birinciliği Deriner Barajı aldı, Allah’a şükür, şu anda en yüksek baraj Deriner Barajı. Şimdiyse Yusufeli Barajı’nı inşa ediyoruz, 270 metre yükseklikte. Sınıfında dünyanın 3’üncü yüksek barajı olacak.

Değerli milletvekillerim, şunu arz etmek istiyorum: Hakikaten, artık en yüksek barajları kendi mühendisimiz, yerli kaynak ve kendi müteahhitlerimizle yapar hâle geldik. Bu, gerçekten bizim gurur duyacağımız bir husustur, bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Bunun dışında, sulama faaliyetlerinde… Biz, geçen yılı ve bu yılı sulama hamle yılı ilan ettik. Şu ana kadar 59 milyon hektara yükseltebildik ama bu yeterli değil. Ben arkadaşlara dedim ki “Bu sene yani 2015 yılında ödeneğin büyük kısmını sulamaya ayıralım çünkü barajlar büyük ölçüde bitti.” Sulamalarda inşallah destan yazacağız, bunun sözünü veriyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sulama paraları çok yüksek Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Nitekim, 1000 Günde 1000 Gölet’in -bir tanesi Kıbrıs’ta, 1001 tane göletin- 795 tanesi yıl sonunda bitiyor ama haziran ayına kadar, sulama mevsimine kadar tamamı da bitmiş olacak. Bunun ne faydası var? 3,5 milyar TL’ye mal oldu ama bunun yıllık getirisi 1,7 milyar TL. Yani, yaklaşık iki buçuk üç yılda kendisini amorti eden çok önemli bir tesis. O bakımdan, buna devam edeceğiz yani bu sene bitecek 1001 gölet ve sulaması ama önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz. Yani, iki yüz yetmiş küsur taneden fazla barajı bitirdik, 1001 tane gölet ve inşallah sulanmadık yer bırakmayacağız, bunu sizlere ifade etmek istiyorum.

Hidroelektrik enerjiyi de 26 milyar kilovatsaatten aldık, 82,5 milyar kilovatsaate yükselttik. Bakın, burada şunu özetle vurgulamak istiyorum: Hidroelektrik santrallerde firma, özel sektör herhangi bir şekilde suyu kullanmıyor, suyu kullanma hakkı yok, sadece suyun gücünden istifade ederek oradan türbini çevirip enerji üretiyor. Yani, 1 gram suyu satması, başka maksatla kullanması mümkün değil. Hidroelektrik enerji bütün dünyada teşvik edilen yenilenebilir bir enerjidir, onu da özetle vurgulamak istiyorum.

Bunun dışında içme suyu… Bakın, içme suyu meselesi… Biz, baktığımız zaman, bu sene özellikle… Eğer, daha önce, 2007 yılında biz büyük bir eylem planı hazırlamış olmasaydık 76 tane şehir susuz kalıyordu ama Allah’a şükür, biz, 76 tane şehrimizin su meselesini uzun vadeli olarak kökünden çözdük. Geçenlerde 1 tane daha tesis açtık, 77 tane tesis, 77 büyük yerleşim alanı, şehir; bunlar da İstanbul’dan tutunuz da İzmir’e kadar.

Mesela, İzmir’den bahsedildi. “Gördes’ten alınan suyun kıymetiharbiyesi yoktur.” diye bir ifadede bulunuldu. Efendim, Gördes’ten İzmir’imize yılda 59 milyon metreküp su veriyoruz. 2 metre çapında ve aşağı yukarı 106,5 kilometre uzunluğundaki hattı tamamen biz yaptık. Çünkü belediye başkanı ve İZSU Genel Müdürü geldiklerinde bize…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakanım, bu Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinin içme suyu yok hâlen, onu ne yapacağız?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Onu da yapacağız, biliyorsun, Hilvan’da yapacağız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama milletvekili olarak dönemim bitti benim, bu içme suyu yok hâlâ.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Onlar kolay, bizim için çocuk oyuncağı, onu da yaparız sayın vekilim.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Bakanım, çamları dikmeyi unutmayın.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, netice itibarıyla, orada şu anda 1 milyon kişinin içme suyu temin ediliyor, bir.

Ayrıca, Çağlayan Barajı ve diğer barajları da yapacağız. Dolayısıyla, orada, aşağı yukarı 2 milyon insana yetecek. Hattı ona göre yaptık, 2 metre çapında, gelecekteki ihtiyacı karşılamak için yaptık, onu da özetle vurgulamak istiyorum.

Ankara’da Gerede Sistemi devreye alınacak, Melen Sistemi devreye alındı, İstanbul’u kurtardık. Mesela, Yalova susuz kalacaktı, biz Yalova susuz kalmasın diye yıldırım hızıyla, çok kısa zamanda, dört ayda bir Kurtköy derivasyonuyla bir dereyi Yalova’daki Gökçe Barajı’na bağladık. Çünkü, orada vatandaşımız var, kimseyi susuz bırakmak istemiyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hilvanlılar susuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Taşkın koruma tesisleri, 1.421 tane taşkın koruma tesisi inşa edildi.

Sayın vekillerim, tabii ki, GAP, KOP, DAP ve TRAGEP’le ilgili burada çok detaylı açıklama yapmak istiyordum ama şunu özetle vurgulamak istiyorum: GAP, çok hızlı ilerliyor. KOP, hakikaten beklenenden fazla ilerliyor şu anda.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakanım, Allah’tan korkun, bu “GAP” dediğiniz Sayın Süleyman Demirel döneminden itibaren hâlâ yüzde 20, yüzde 20, yüzde 20, olur mu böyle bir şey ya?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Mesela, GAP’ta aşağı yukarı 500 bin hektar alanı suladık ama mühim olan şu: Barajlar hazır, ana sistem, ana kanallar, dağıtım kanalları hemen hemen bitti.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hocam, 2 bin tane baraj yap, bin tane az!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, şebeke yapmak çok daha kolay, zor kısmını aştık. Bakın, sadece, Şanlıurfa’daki Atatürk Barajı’ndan Mardin’e giden ana kanal 221 kilometre. İçinden ne akıyor biliyor musunuz? 200 metreküp saniye. 200 metreküp saniye, Kızılırmak Nehri’nin mayıs ayındaki debisi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben orada su göremiyorum. Siz nerede görüyorsunuz? Gidip kontrol edelim o zaman.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Tabii, kontrol edelim, hayhay.

Ayrıca, sadece şunu ifade edeyim sayın vekilim:

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakanım, bakın, Hilvan ilçesinin içme suyu yok; ilçe, köy değil.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Mesela, Suruç bir destandır. Bakın, Suruç’a şu anda suyu götürdük Allah’a şükür. Orada, bakın, 7 metre çapında dünyanın sayılı ve en hızlı biten tünelini biz inşa ettik, 17.174 metre uzunluğunda. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Diyarbakır, Dicle, Kralkızı, Konya Ovası Projesi’ne…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sizinle birlikte korumasız olarak Hilvan’a gitsek dolaşabilir misiniz? Dolaşamayacaksınız.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin, vaktim sınırlı bakın.

Efendim şöyle: Konya Ovası’ndaki yüz yıllık rüyayı, Mavi Tüneli bitiren biziz, 17.034 metre yüksekliğinde. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bunlar anlatmakla bitmez ama bunların, KOP kitabı var, Çoruh havzası, Trakya kitapları var, vekillerimize göndereceğim. Tabii, Trakya kitabını gönderdiğim için onunla ilgili bir açıklama yapmak istemiyorum ama 23’ünde bekliyorum. Trakya’yla ilgili, büyük projeyle ilgili açıklama yapacağım. Sizler de davetlisiniz değerli vekiller. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Efendim, meteorolojiyle ilgili de gerçekten güzel çalışmalar yapıldı. Şu ana kadar, meteorolojide 1.278 tane otomatik meteoroloji istasyonu kurduk. Artık meteorolojide çağı aştık, muasır medeniyetin üstüne çıktık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben, hepinize, bütün vekillerimize çok teşekkür ediyorum.

Tenkit ve tavsiyeleriniz burada kayda alınacak.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ıncı maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, tekraren, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız biraz önce “Elimde bir tablo var.” dediği tabloyu bizlere gönderdi. Tablodaki bilgilere göre, bir milletvekilinin hissedarı olduğu şirketlerle ilgili olarak kendilerinde, Enerji Bakanlığında veya ilgili kuruluşlarında 6 adet lisans başvurusu vardır, bunlar henüz başvuru aşamasındadır.

İkinci olarak da, bir şirkete 2012 yılında lisans verilmiştir. Ben, Sayın Taner Yıldız’dan şunu rica ediyorum: Özellikle, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna mensup milletvekillerinin benzer talepleri, yani onların hissedarı olduğu şirketlerin yasalar çerçevesinde yine benzer talepleri olmuş mudur? Hangi şirketlerdir bunlar? Bu konuda da bize bilgi verirse memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, anlaşıldı, soru-cevap kısmında verir, öyle zannediyorum.

Şimdi, şahsı adına…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, tutanakları inceledik. Sayın Enerji Bakanımız muhalefet partilerinin milletvekilleri genellemesiyle bir konuşma yapmış, yani “ana muhalefet partisi” dememiş. Dolayısıyla, biz muhalefet partilerini de içine kapsayan, “Nükleer santrale karşıyız.”, “Termik santral yapmayın.”, “Çevre kirlenmesi…” gibi birtakım suçlamalarla karşı karşıya kaldığımız için sataşmadan söz istiyoruz.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu konuda biz de söz istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Işık konuşacak Sayın Başkan.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Bakanın bu Genel Kuruldaki tüm milletvekillerini itham altında bırakacak söylemlerinden dolayı kendisine bu konuşmayı yakıştıramadığımı ifade etmek istiyorum.

Listeden bahsettiniz, bir milletvekilinin başvurularını gönderdiniz. Liste, bu milletvekilinin grubu içerisinde aynı konuya muhatap olan kişilerin adlarının yer aldığı bir dokümandır. Onu da paylaşırsanız sevinirim.

İkincisi, tabii, muhalefet partisi milletvekillerinden “Kömür üretmeyin.”, “Termik santral yapmayın.”, “Nükleer santrale karşıyız.”, “Jeotermal lisanslarından rahatsızız.”, ayrıca “Bu tarzda maden çıkartmayın.”, “Havaalanı yapmayın.”, “Köprü yapmayın.”, “‘Özelleştirmeye karşıyız.’ diyenler oldu.” gibi genelleyen bir konuşmanız var.

Değerli Bakan, şunu ifade etmek istiyorum: Burada kömür çıkartılmasını istemeyen bir milletvekili yok. Ama “Kömürü adam gibi çıkarın, Türkiye’yi ithal kömür cenneti yapmayın. Çıkardığınız kanunlarla yer altı maden işletmelerinin tamamının kapatılmasına yol açacak düzenlemeleri yeniden getirin, hangisi sıkıntılıysa burada bunu çözelim.” diyen milletvekilleri var, bunlardan birisi benim. Benim ilimde son bir ayda 2 bine yakın maden işçisi gelen ek yükler nedeniyle şu anda işsiz kaldı, işletmeler kapandı. Türkiye genelinde 10 binin üzerinde işçi maden işletmelerinin kapanmasından dolayı işsiz durumda. “Artan yükleri Hükûmet olarak karşılayacağız.” diye önerge verdiğinizi söylüyorsunuz torba yasa görüşmelerinde ama böyle bir önerge gelmedi.

Lütfen yapacağınız konuşmalarda muhalefet partisi milletvekillerinin en az Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundaki milletvekilleri kadar bu memleketin enerji problemini bildiğini siz de bilin.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tuncel.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Benzer konuda… Aynı zamanda, aslında Sayın Bakan bizim grubumuzu itham etmiş durumda.

Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncel.

6.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, aslında, Sayın Bakanın hedefinde olan grup Halkların Demokratik Partisi. Çünkü üçüncü havaalanı, üçüncü köprü projelerine tam da karşı olan, bunun İstanbul’un ihtiyacı olmadığını, İstanbul’daki sorunları çözmediğini, daha da ağırlaştıracağını ifade edenler bizleriz.

Diğer bir konu, biz bu ülkede enerji politikalarına hangi perspektiften, nereden bakıldığıyla alakalı bir değerlendirme yapıyoruz. Her şeye, AKP’nin ürettiği her şeye karşıyız meselesi değil. Nereden üretiliyor, hangi perspektiften üretiliyor? Evet, kömür çıkartıyorsunuz ama 301 madenciyi madene gömerek çıkartıyorsunuz. Evet, siz enerji politikaları yapıyorsunuz, su politikaları açısından da benzer, bütün insanlığın, 76 milyonun hakkı olanı birkaç grubun ya da kendi yandaşlarınızın çıkarına kullanmak için değerlendiriyorsunuz. Buna itiraz etmek bizim tabii ki hakkımız.

Dolayısıyla, bu daha önce de bu kürsüden söylendi “Muhalefet aslında bizim halka hizmet etmemizi istemiyor.” diye. Bu tamamen yalan ve yanlış bir yönlendirmedir, toplumu yanlış bilgilendirmedir. Biz, topluma doğru hizmet edilsin, toplumun kaynakları, hepimizin olan kaynakları doğru değerlendirilsin istiyoruz. Mesela, biz nükleer santrallere karşıyız. Nükleer santraller bu ülkenin ihtiyacı değil diyoruz. Nükleer santrallerin çok büyük zararları var, topluma yönelik çok büyük zararları var. Pekâlâ enerji ihtiyacımızı daha çok kâr, daha çok kâr diye gidermek zorunda değiliz. İhtiyacımız ne kadarsa o kadar enerji üretelim, niye bu kadar çok enerji üretiyoruz? Bu kadar çok enerji için doğayı niye tüketiyoruz? Dolayısıyla, bizim perspektifimiz, eleştirilerimiz, topluma hizmet edilmesin, enerji ya da su kaynakları doğru değerlendirilmesin falan değil, bizim eleştirilerimiz iktidarın bu politikalara hangi perspektiften yaklaştığıyla alakalı. Sizin politikalarınızın hiçbiri bu ülkede sorunları çözecek noktada değil, sadece rant elde etmek, doğayı talana açmak, kentsel ranta açmaktır. Bütün bunlara karşı olmaya da her zaman devam edeceğiz, bu kürsüde bu hakkımızı kullanacağız. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Evet, şimdi, şahsı adına aleyhinde söz isteyen Kemal Aktaş, Van Milletvekili.

Buyurun Sayın Aktaş. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL AKTAŞ (Van) – Teşekkür ederim Başkan.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2015 yılı bütçesi aleyhinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan araştırmalar termik santraller ve HES barajlarının yapımının doğa ve insan yaşamında büyük tahribatlara yol açtığını göstermektedir. Dere ve akarsuların akışının barajlar yoluyla engellenmesi akarsu yatağındaki doğal yaşamı olumsuz etkilemektedir. Beraberinde su yatağı boyunca yapılan tarım ve hayvancılık faaliyetleri de büyük zararlar görmektedir. Bazı projeler nedeniyle yüzlerce yıldır insanların yaşamını sürdürdüğü köyler ve ilçelerin sular altında kaldığına tanıklık ettik. 2 binden çok HES ve binlerce barajla Türkiye’nin Avrupa’nın en çok HES ve baraj inşaatı yapan ülkesi olduğu biliniyor. HES ve baraj yapımlarında doğanın korunmasıyla ilgili hiçbir esas dikkate alınmadığı için pek çok akarsu ve sulak alan kuruyor. Türkiye’de kaybedilen sulak alan miktarı Marmara Denizi’nden daha büyük bir alan kaplıyor. Doğal yaşamın yanı sıra binlerce yıllık tarihî ve kültürel mirasın da sulara gömüldüğünü belirtmek gerekiyor. Örneğin Hasankeyf ve Zeugma kentlerinin sular altında kalması, Munzur ve Peri Suyu Vadisi doğal dokusunun talanı, Karadeniz’in doğasını tahrip eden HES barajları Hükûmetin enerji politikasının karşımıza çıkardığı telafisi güç zararların sadece birkaçını oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çözüm süreci Hükûmet tarafından âdeta Kürt illerini ve bölge coğrafyasını askerî üs hâline getirme fırsatı olarak değerlendirilmektedir. Bölge illerinde hız verilen kalekol yapımlarına paralel olarak inşa edilen HES projeleriyle kalekol yapılamayan stratejik yerler su altında bırakılmaktadır. Barajlarda elde edilmesi düşünülen elektrik miktarına bakıldığında asıl amacın enerji üretimi olmadığı ortaya çıkmaktadır. Şırnak, Bingöl, Bitlis, Siirt ve Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin hemen her yerinde baraj ve HES projelerine bu amaçla hız verilmiş durumdadır. Hükûmet bu projelerde o kadar ısrarcıdır ki mahkemelerin vermiş olduğu durum ve iptal kararları dahi ne yazık ki Hükûmeti durduramamaktadır. Örneğin, Dersim’de çalışmaları süren HES’ler ve Hasankeyf’te devam edilen Ilısu Barajı’yla ilgili mahkemelerin durdurma kararlarına rağmen çalışmalar devam ettirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihî ve doğal güzellikleriyle bilinen, kendi seçim bölgem olan Van coğrafyası da HES’lerle tahrip ediliyor. Van ilimizde 11 tane HES projesi hayata geçiriliyor. Van’ın Muradiye ilçesinde bilinen turistik Muradiye Şelalesi’nin alt ve üst kısmında 2 tane HES projesi mevcuttur. Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayabilen inci kefali balığının üreme döneminde göç ettiği güzergâh bu projeyle kapatılmaktadır. Muradiye Belediyesinin konuyla ilgili başvurusuyla devam eden proje mahkemece ruhsat yokluğu nedeniyle mühürlenmiş ancak yapımcı firma mühürleri kırarak inşaatı devam ettirmektedir.

Yine, Van’ın Bahçesaray ilçesinde Serekani mevkisinde bir kayalıktan çıkan ve yapılan analizlerde dünyadaki içimi en yumuşak su olarak tespit edilen kaynak suyun çıkış noktasında bir HES yapılmak isteniyor. Yapılacak olan bu HES ile turistlerin kilometrelerce uzak yerlerden görmek için geldiği Müküs Çayı ve kaynağındaki doğallık yok olacak.

Çatak ilçemizde bulunan Kanispi Şelalesi’nin su yatağında da bir HES yapılmak isteniyor. Van ilimizin Erciş ilçesinde de 3 tane HES projesinin ihaleleri yapılmış olup, kısa süre sonra da çalışmalara başlanması öngörülmektedir. Bu projelerle yapılması düşünülen barajlar Zilan Deresi ve Zilan Ovası’nı da içine almaktadır.

Bilindiği gibi, Zilan Deresi, 1930 yılında yaşanan Zilan katliamında yaşamını yitiren on binlerce yurttaşın kemiklerinin bulunduğu bir bölgedir. Bu bölgede yaşanan katliamların araştırılması ve yaşamını yitirenlerin anısına bölgeye bir anıtın dikilmesi yönünde ciddi talepler varken Hükûmetin katliamın izlerini de yok edecek şekilde baraj projelerini hayata geçirmesi kabul edilemez.

Sonuç olarak, doğa ve çevre dostu güneş enerjisi, rüzgâr ve jeotermal enerjisi türleriyle ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda hazırlanmış projenin hayata geçirilmesi için bütçeden pay ayrılmalıdır. Gelecekte ihtiyaç duyulacak enerji ihtiyacına uygun bir şekilde şimdiden enerji yatırımları bu alana kaydırılmalıdır.

Genel Kurula saygılarımı sunuyorum.

Bakanın, nasıl yapılması gerektiği konusundaki çözümlerin cevabını da en son paragrafta bulduğunu düşünüyorum.

Tekrar saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ncı maddeye göre bir söz talebim daha var efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, biraz önce bir üçüncü havalimanı tartışması oldu. Üçüncü havalimanıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bazı konuları çok kısaca ifade etmek istiyorum ancak söz hakkımı İstanbul Milletvekilimiz Sayın Aykut Erdoğdu’ya devrediyorum. Sayın Erdoğdu şimdi kısa bir açıklama yapacak.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

9.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 656 ve 656’ya 1’inci Ek sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 657 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, hem Sayın Bakanın sözleri hem de sayın HDP temsilcisinin sözlerinden bizim pozisyonumuzu karıştırır bir durum çıktı. Öncelikle şunu söyleyelim: Biz hiçbir yatırıma karşı değiliz yeter ki doğa katletmesin yeter ki insanı sömürmesin ve bu şekilde yatırım yapılabilmesinin de mümkün olduğuna inanıyoruz.

Üçüncü havalimanıyla ilgili pozisyonumuz şudur: Birincisi, yerine karşıyız çünkü İstanbul’un akciğerleri yok ediliyor ve iktidar partisinin büyükşehir belediyesinin dediği üzere çok büyük ihtiyaç varsa yerinin, kendi belediyelerinin belirlediği şekilde, Silivri’de olması gerektiğine inanıyoruz. Bu kadar büyük kaynağın ihalesinin daha şeffaf olması gerektiğine inanıyoruz ve avan projeyle değil, kesin projeyle çıkılması gerektiğine ve kaynaklarımızın zayi edilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu açıklamak gerekiyordu çünkü İstanbul için çok önemli bir proje, pozisyonumuzu diğer partiler açısından değil, kendi partimiz açısından belirtmek istedik.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

 

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, altıncı turdaki konuşmalar tamamlanmıştı. Şimdi soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Dibek, buyurun.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sorum Sayın Yıldız’a. Sayın Yıldız, üçüncü nükleer santralle ilgili olarak basında daha önce 10 yer seçildiğine dair haberler çıkmıştı. Bizler de takip ettik, sizin de açıklamalarınız olmuştu. Şimdi, bu 10 yerle ilgili çalışmalar devam ediyor mu, onu öğrenmek istiyorum. Bu nükleer santral için fizibilite yapan firmalara hangi alanlar gösterilmiştir yani bu sayı hâlâ 10 mudur yoksa 4, 5, 6’lara mı düşmüştür? Bu gösterilen alanlar içerisinde benim seçim bölgem olan Kırklareli’ne bağlı İğneada beldesi var mıdır? İğneada beldesiyle ilgili olarak verilmiş olan bir karar var mıdır? Üçüncü nükleer santralle ilgili verilmiş bir karar var mıdır?

Diğer olay da şu: Istrancalar doğa harikası bir yer fakat bu Istranca bölgesiyle ilgili olarak -Sayın Bakana da ilettim- çok sayıda taş ocağı ve maden ruhsatı talebi geliyor. 1/25.000, 1/100.000’lik planlar ve doğa turizmini koruyan master planında burası koruma bölgesi ama bu taleplere evet diyorsunuz. Pendik’te de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın bakanlara soruyorum: İran, İsrail gibi bazı komşularımızda son zamanlarda nükleer bomba çalışmaları mevcuttur. Komşular nükleer güç olma yolunda yoğun şekilde çalışıyorlar. Türkiye olarak nükleer enerji ve uranyum kaynaklarına ihtiyacımız nedir? Bu konularda ülke olarak ne durumdayız?

İkinci sorum: Tokat ilinde Meteoroloji Bölge Müdürlüğü 2001 yılında kurulmuştu. AKP iktidarında bölge müdürlüğü iptal edildi. Meteorolojide her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Meteoroloji Bölge Müdürlüğünü tekrar Tokat’a kazandırmayı düşünüyor musunuz?

Üçüncü sorum: Dünyada petrol fiyatlarının düşmesiyle beraber benzin indirimleri yapılıyor. Elektrik fiyatlarında da indirime geçmeyi düşünüyor musunuz?

Diğer bir sorum: Elektrik enerjisi elde edilen rüzgârgüllerinin ekolojik dengeyi etkilediği ve bozduğu noktasında çevre örgütlerinde ciddi manada söylemler gelişmektedir. Bu konuda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?

Diğer sorum: Kelkit ve Yeşilırmak vadilerinde onlarca HES yapılmış olup su miktarı çok azalmıştır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Eroğlu’na soruyorum: Mevsimlik orman işçilerine süre uzatılması veya kadro verilmesi konusunda bir çalışmanız var mı?

Sayın Canikli’ye soruyorum: Gümrük antrepolarında -son dönemde basına da yansıyan açıklamalarınızdan bazı konularda bilgi edindik- hâlen kaçak durumda hangi mallar, ne miktarda kaçak bulunmaktadır?

Ayrıca, yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetkisi sona erdirildi Bakanlığınız genelgesiyle. Bu durumdan ne kadar kişi etkilendi? Bunların problemi nasıl çözülecek?

Sayın Yıldız’a soruyorum: Hâlen 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne takılan kaç maden ruhsatı bulunmaktadır? Neden bu ruhsatlar verilmemektedir?

İkinci sorum: 2014 yılında ithal kömür için ne kadar döviz harcanmıştır?

Son sorum: 30 Mart seçimleri öncesinde TÜRGEV’e bağışlanması sözü verilen Kütahya’daki Seyitömer Termik Sitesinde 209 lojman, 50 dönüm arazi için başvuru ne aşamadadır?

BAŞKAN – Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Orman ve Su İşleri Bakanına sormak istiyorum: Sayın Bakanım, 2002 yılından bu yana Mersin bölgesinde yapılan her seçimde Mersin’de, Mersin Yenişehir Erçel Barajı’yla alakalı söylemleriniz olur. “Mersin Yenişehir Erçel Barajı. Bunu kesin yapacağız, önümüzdeki bir yılda bitireceğiz, iki yılda bitireceğiz; söz, namus sözü.” deyip vatandaşı aldatıyorsunuz ama bugüne kadar orada yapılmış herhangi bir çalışmanız yok. Şu anda da iptal edilme aşamasında olduğu söyleniyor. Yapacak mısınız, yapmayacak mısınız? Buna bir cevap vermenizi istiyorum.

Bir de geçenlerde Orman Genel Müdürlüğünde 80 orman mühendisi alımıyla alakalı bir mülakat ve yazılı sınav yapıldı. Burada KPSS’ye göre 3’üncü sırada olan arkadaş devre dışı kaldı. 80 kişiden ilk 47’yi alıp diğerlerini tamamen devre dışı bıraktınız, 11 tane ile de atama yapmayarak boşluk bıraktınız. Yani 80 orman mühendisini istihdam edecek seviyede yetenekli, başarılı orman mühendislerinin bu okulda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Orman ve Su İşleri Bakanına. Kastamonu için hayati önem taşıyan içme suyu ve tarımsal sulama sağlayacak olan Kınık Barajı Projesi ne aşamadadır? Bu barajı yapmayı düşünüyor musunuz? 2015 yılı yatırım programına alacak mısınız? Bugüne kadar projenin tamamlanmamasının sebebi nedir? Yine Araç ilçemizde yapılması planlanan Andıraz Barajı’nın projesi ne aşamadadır? Proje ne zaman tamamlanacaktır?

Bir diğer sorum Enerji Bakanına. Kastamonu Bozkurt ilçesi Bayramgazi köyünde yapılan hidroelektrik santralini besleyen su 27 kilometre uzaklıktaki Şeyhoğlu Mahallesi’ndeki su yatağından sağlanmaktadır. Bu mesafede döşenen boru hattında henüz enerji üretimi başlamamasına rağmen patlamalar ve toprak kaymaları meydana gelmiştir. Bölge heyelana müsait bir bölgedir. Bölge insanımız huzursuz ve tedirgindir. Bölgede yeterli çalışma ve inceleme yapılmış mıdır? Altyapı çalışmalarını kim yapmıştır? Denetimler yeterince yapılmış mıdır?

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Orman Bakanı, 2/B kanununu orman köylülerinin sorunlarını çözmek için çıkardığınızı söylüyorsunuz ancak belirlediğiniz yüksek rayiçlerle bu sorunun çözülmesini bırakın, mevcut sorunları daha da büyütüyorsunuz. Örneğin Gökbel köyünde, BAĞ-KUR primini dahi ödeyemeyen insanların yaşadığı yerde arazilerin dönümüne 150 bin TL rayiç bedel belirlemişsiniz. Maksadınız bu insanların sorunlarını çözmek mi yoksa yüksek rayiç bedelleri belirleyerek bu insanları yerinden yurdundan edip oraları boşaltarak birilerine tahsis etmek mi?

Ayrıca “Bal ormanlarını kuruyoruz.” diyorsunuz. Ancak Muğla’da arıcılık için önemli olan birçok bölgede düz kesim yapmaktasınız. Bu da yöre arıcılığını olumsuz etkilemektedir. Bundan sonra bu kesimleri daha planlı bir şekilde yapmayı düşünüyor musunuz?

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Muğla’da yeni termik santraller kurulacağına dair bilgiler var. Bu doğru mudur? Varsa, kaç tane yeni termik santral kurulması planlanmaktadır? Şu anda 3 tane termik santralin bile Gökova Körfezi’ni yeteri kadar kirlettiği bir ortamda mevcut 3 termik santrali iyileştirerek ömrünü uzatmak yerine yeni yeni santraller kurarak Muğla’nın tarımını, turizmini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Havutça…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Enerji Bakanı, Erdek Körfezi’nde şu anda bir doğal gaz çevrim santrali var. İkincisi de şu anda bitmek üzere. Erdek Körfezi’nin bu doğal gaz çevrim santrallerinin bıraktığı soğutma suyunun onun ekolojik dengesini ne kadar bozduğunu incelediniz mi ve burada daha fazla santral yapmayı düşünüyor musunuz?

Sayın Orman Bakanı, Gönen Çayı’nın kirliliğini size defalarca sordum. Gönen Çayı, Gönen merkezinden itibaren Marmara Denizi’ne -ki Türkiye'nin en büyük balık kuluçka alanıdır orası- aşağıya kadar olan bölümde zehirli pirinç haberleri yapılıyor haksız bir şekilde, orada. Neden? Gönen Çayı çünkü çok kirli olarak akıyor, şehir merkezinin kanalizasyonu, oradaki deri fabrikaları arıtmalarını, süt tozu fabrikaları arıtmalarını çalıştırmıyor. Defalarca bunu size ifade ettik. Siz “Eylem planı var.” diyorsunuz, plan yapıyorsunuz ama eylem yapmıyorsunuz Sayın Bakan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Birinci sorum Enerji Bakanımıza: Sayın Bakan, petrol fiyatları son altı ayda yüzde 40 oranında düşmüş olmasına rağmen pompaya yansıması yüzde 8-9 gibi. Neyle açıklamayı düşünüyorsunuz? Yardımcı olursanız sevinirim.

İkinci sorum Orman ve Su İşleri Bakanına: Sayın Bakanım, daha önce size sordum, dedim ki: “Gebze’de Gaziler Dağı’nda sizin yaptırdığınız bir lojman, 4 bloklu bir lojman var. Burada 250-300 tane yirmi-yirmi beş yıllık çam ağacı kesildi. Bununla ilgili bir işlem yaptınız mı?” Bana soru önergemde verdiğiniz yanıtta “Burada çam ağacı kesilmedi.” diyor. Ben size resimleri şuradan vereceğim. Bu ormanlık alanda kaç tane ağacın kesildiğini resimleriyle belgeledim, burada. Bunu size vereceğim. Böyle bir soruyu geçiştirmeyi neyle açıklamayı düşünüyorsunuz?

İkinci bir sorum: HES’lerle ilgili ağaç kesildiğinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Orman Bakanı, şu anda kaçak sarayın bulunduğu alan Orman Genel Müdürlüğünün tapulu malıydı. Bunu hukukun arkasından dolanarak birtakım hukuksuz işlemlerle Başbakanlık yapılmak üzere devrettiniz ve bununla ilgili TOKİ’yle bir protokol imzaladınız. Bu protokolde yanılmıyorsam 400 trilyon civarında bu yerlerle ilgili TOKİ yatırım yapacaktı. Bunun içerisinde idare binası ve lojmanlar vardı, sosyal tesisler vardı. Şimdi idare binasına başlandı. Lojmanlar ne oldu? Lojmanlardan vaz mı geçildi, onun yerine başka şeyler mi yaptırıyorsunuz?

Orman Genel Müdürlüğünün faaliyette bulunduğu -burayı boşaltınca, işte, Balgat’ta, Yüzüncü Yıl’ın orada- kiralık yerlere aylık ne kadar kira veriyorsunuz? Kimlerden bu yerleri kiraladınız?

Biraz önceki konuşmanızda orman köylerine “10 milyar” gibi yardımda bulunduğunuzu söylediniz. Bana 10 tane köy ismi sayabilir misiniz kalkındırdığınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son soru Sayın Uzunırmak…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gümrük ve Ticaret Bakanımıza sorum: 640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yeniden kurulmuş ve gümrük müdürü ve muhafaza müdürleri kadroları iptal edilerek araştırmacı kadrosuna atanmışlar. Bilahare bu araştırmacılardan bir kısmı gümrük müdürü ve kaçak istihbarat müdürü olarak yeniden atanmışlar ve hâlen görev yapmaktadırlar. Müdürlük kadrolarını sınavla kazandıkları hâlde herhangi bir neden gösterilmeden kadroları verilmeyen kaç gümrük müdürü ve muhafaza müdürü vardır? Hâlen görev yapmaktayken araştırmacı olarak üç yıldır hiçbir görev verilmeyen bu kişilerin sınavla kazandıkları asli kadrolarına atamalarını yaparak bu haksızlığı ve mağduriyeti kaldırmayı düşünüyor musunuz? Kaldı ki bu yıl rotasyon süresi dolan araştırmacıların bir kısmının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın bakanlar, buyurun.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, konuşmacı sayın milletvekillerimizin soruları vardı, onlardan başlamak istiyorum.

Sayın Alaattin Yüksel özel bir soru sormuştu, 1998 yılında kurulan Çözüm isimli firmayla ilgili olarak “Kamudan ya da özelden bir firması; çalıştığı, iş yaptığı firma var mı?” diye. Hayır, hiç yok. Ne kamuda var ne de özel herhangi bir firmadan iş almış. Bir denetim, danışmanlık, hiçbir şey söz konusu değil. Önce onu belirteyim.

Ayrıca, Sayın Seçer’in antrepolarda yeni, götürü teminat sisteminin kaldırıldığı ve yüzde 100 teminata geçildiği şeklinde bir şeyi oldu. O şekilde değil. Doğru, götürü sistemini kaldırdık ancak onun yerine normal antrepolarda 100 bin euro artı antrepoya giren malın vergisinin yüzde 10’u kadar teminat verilecek. Bazı mallarda yüzde 25, kritik mallarda; onları da ilan ettik. Onlar da transit ticarette riskli gördüğümüz mallara ilişkin olarak şey yapacaklar.

Yine, perakende ticaretin düzenlenmesiyle ilgili bir konu gündeme geldi. Yani muhalefete mensup gruplarımız da eğer kabul ederlerse, uygun görürlerse Genel Kurul görüşmelerini Meclis kapanmadan, cuma günü bütçe görüşmelerinden sonra görüşebiliriz. Yani biz o konuda… Hem bu bir çağrıdır aynı zamanda. Onu ayrıca gruplarla görüşeceğiz, kabul edilirse o şekilde görüşeceğiz.

Sayın Işık “Kaç YGM var?” dedi. 375 YGM var şu anda, yetkilendirilmiş gümrük müşaviri. Onlar zaten gümrük müşaviri unvanına sahip Sayın Işık, yani o görevlerini yapabilirler, onda herhangi bir şey yok. Şu anda sayımlar devam ediyor, devir teslimler; yıl sonuna kadar tamamlanmış olacak yani YGM’lerden bizim Bakanlığımıza devrolacak. Şu anda tüm antrepolarda sayım yapılıyor, yıl sonunda ancak sonuçları elde edebiliriz.

Sayın Uzunırmak’ın sorusu: Tabii, bu bilgiler yanımda yok şu anda, sayıları sordunuz. Araştırmacılardan kaç tanesi kaldı, kaç tanesi atandı; onu isterseniz yazıyla ben…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ama bu haksızlığı giderin Sayın Bakanım. Bu haksızlığı bir giderin yani sayı önemli olduğu gibi, böyle bir, kadrosunu imtihanla almış birinin elinden kadrosu alınıp araştırmacı yapılıp… Bu haksızlığı giderin.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tamam.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Yıldız, buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de çok kısa kısa sorulara cevap vermeye gayret edeceğim.

Üçüncü santralle alakalı herhangi bir tespit edilmiş ve netleştirilmiş bir yer bulunmamakla beraber üçüncü santralin kurulmasıyla alakalı da bir hedefimiz şu anda bulunmamaktadır. Bir ve ikinci santraller bitirildikten sonra, o zamana kadar yerli mühendisliğin ve yerli kaynakların ön planda bulunduğu bir yapı düşünüyoruz.

İğneada’yla alakalı da herhangi bir karar verilmiş durumda değildir ve herhangi bir işaret de söz konusu değildir.

Istranca’yla alakalı, taş ocağı konusunda eğer o bölgede ihtiyaç yoksa -ben buradan açıkça kamuoyuyla da paylaşarak söylüyorum- kısıtlı alanlar kısmına alalım, yasaklanabilecek alanlar kısmına alalım ve yasaklayalım, yani eğer orada malzeme eksikliği tedarikiyle alakalı bir sıkıntı yoksa. Bunu siz bize söyleyin, biz ona göre karar alabiliriz.

İsrail-İran’la alakalı, nükleer bomba ve nükleer teknolojiyle alakalı konu. Değerli arkadaşlar, nükleer teknoloji çok farklı bir şey. Biz nükleer teknolojiye sahip olmaya çalışıyoruz ve bununla alakalı bütün eğitim çalışmalarında gerek Rusya’da gerekse İstanbul Teknik Üniversitesi ve Hacettepe’de yurt dışı, Japonya’yla beraber devam ettiriyoruz. Ama bizim nükleer bomba gibi bir hedefimiz yok, nükleer bomba yapmak gibi bir hedefimiz de yok, biz bunun ancak barışçıl amaçlarla kullanılmasını istiyoruz.

“Petrol fiyatları düşüyor, elektrik fiyatları düşmüyor mu?” Tabii ki petrol ürünlerinden, doğal gaz ürünlerinden olan elektrik fiyatları bundan etkilenir, ancak petrol fiyatına bağlı doğal gaz formüllerinde henüz istediğimiz rakam oluşmuş değil. Altı aylık faz farklarıyla ve periyotlarıyla beraber geliyor ve bizim şu anda aldığımız fiyattan daha aşağı sattığımız bir doğal gaz fiyatı var ve 6 milyar TL’lik de Gümrük Bakanlığına, Hazineye ve Maliyeye BOTAŞ’ın ödemeleri var. Bunları yaptıktan sonra bunları değerlendireceğiz.

“RES’ler ekolojik dengeyi bozuyor mu?” Hayır, kesinlikle ekolojik dengeyi bozmuyorlar. Bununla alakalı birçok bilimsel çalışma var. Bunlar çerçevesinde bunları rahatlıkla açıklayabiliriz.

Muğla’da yeni termik santralle alakalı, Gökova’da yeni santral kurmak istiyor muyuz? Arkadaşlar, yeni ünitelerin kurulacak olması yeni santral anlamına gelmiyor. Oradaki bizatihi rehabilite edilecek santraller var, üniteler var, bizatihi yerinde kurulacak olanlar var. Erdek Körfezi’ndeki doğal gaz santralindeki deniz suyu soğutmasıyla alakalı, değerli arkadaşlar, müsterih olun. Çevre Bakanlığımızın ÇED’i verirken dahi şart koştuğu kısımlardan, maddelerden bir tanesi. Biz de o konuda müsamaha göstermek istemiyoruz. Ama şunu çok açık söyleyeyim: Biz gerçekten çevreyle beraber bunları yapmak istiyoruz.

Pompaj fiyatlarının yüzde 8 düştüğü gerçeği yansıtmamaktadır. Değerli arkadaşlar, petrol fiyatlarının, ham petrolün düştüğü oranda benzin ve motorin oranları düşmemektedir, dünyada, Akdeniz havzasında böyledir. Net olarak söyleyeyim: 9 kez düştü benzin son altı ayda, 81 kuruş; motorin de 7 kez, toplam 71 kuruş. 55 litrelik bir otomobilde depo 280 TL’ye dolarken benzinde, şu anda 236 TL’ye doluyor. Fiilî olarak gidip doldurduk. Motorin de 246 TL’ye dolarken şu anda 207 TL’ye doluyor. Bütün bunlarla alakalı indirim oranları, değerli arkadaşlar, vergi hariç, normalde yüzde 44,4 uluslararası benzin fiyatları düşmüşken, dolar kuru paritesinden dolayı Türkiye’de yüzde 41. Motorinde yüzde 36,8 düşmüşken dolar kurundaki pariteden dolayı yüzde 32,7 civarında düşmüştür. O açıdan, benzin pompa fiyatlarında yüzde 16,1; motorin fiyatlarında da yüzde 15,5 olarak gerçekleşmiştir.

Ben Sayın Veysel Hocama sözü bırakmak açısından sorulara burada ara veriyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Evet, teşekkür ediyorum.

Şimdi, tabii, Tokat’la ilgili: Meteoroloji bölge müdürlüklerini azalttık çünkü meteoroloji… Artık rasatlar elle yapılmıyor, otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk. O bakımdan sayılar azaldı. Zaten Tokat’ta da meteoroloji işletme müdürlüğümüz var, ölçümler de otomatik olarak yapılıyor.

Mevsimlik işçilerle ilgili bir soru soruldu. Tabii, mevsimlik işçilere doğrudan kadro vermek bizim elimizde değil, kanun meselesi. Ama şöyle: Biliyorsunuz, şu anda kadrolu işçi alımları var. Zaten mevsimlik işçilerden de arzu edenler buraya müracaat edebiliyor.

Sayın Öz Mersin’in Yenişehir Erçel Barajı’ndan bahsetti. Efendim, bu Erçel Barajı’yla ilgili çalışmalar tamamlandı ama ÇED safhası var, ÇED raporu tamamlanırsa bunu yapabiliriz.

“80 orman mühendisinden 11’i atanmadı.” deniyor. Tabii, bunlar başarı sağlayamamış, dolayısıyla, bazı illerde –ki benim ilimde de var- bunlar için yeniden ilana çıkıldı, alacağız.

Kırık Barajı’yla alakalı olarak, aslında Kırık Barajı’yla ilgili projeler bitti, Kastamonu Milletvekilimiz sormuştu ancak burada bir yol meselesi var. Yani yol da dikkate alınırsa fizibil olur mu olmaz mı diye Kalkınma Bakanlığıyla alakalı görüşmeler devam ediyor ama benim şahsi kanaatim Kırık Barajı’nın Kastamonu’nun hem içme suyu ihtiyacı hem de sulama ihtiyacı için mutlaka yatırım programına alınması. Bu konuda ısrar ediyoruz, inşallah Kalkınma Bakanlığıyla görüşerek çözebiliriz.

Tabii, Andıraz Barajı’yla alakalı da şöyle bir husus var: Orada özel sektörün yaptığı bir HES var, bununla ilgili bir çalışma yapılıyor. Bir değerlendirme yapıldıktan sonra karar verilecek, onu özetle vurgulamak istiyorum.

Alim Işık’ın mevsimlik işçilerle ilgili sorusunu cevapladık.

Seyfettin Yılmaz’ın OGM yerleşkeleriyle alakalı sorusu vardı. Efendim, biliyorsunuz, Seyfettin Bey de bilir, bugün Cumhurbaşkanlığı sarayının bulunduğu yer bizim Orman Genel Müdürlüğünün tapulu mülkü ve buradaki binalar tamamen eski, iptidai, depreme dayanıksızdı. Onlar yıkıldı, onun yerine Başbakanlık TOKİ tarafından bize çok muhteşem bir bina yapılıyor bir kere, bir. İki: Şap Enstitüsü alındı, ayrıca biz de orada lojmanlardaki elemanları mağdur etmedik, TOKİ’den yeteri kadar lojman aldık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Müsaade ederseniz…

Mehmet Bey, 2/B rayiçlerini biz belirlemiyoruz, biliyorsunuz 2/B’yle ilgili hakikaten çok güzel bir kanun çıktı, hatta burada ittifakla çıktı. Dolayısıyla, 2/B Kanunu rayiçlerini Maliye Bakanlığının bürokratları belirliyor. Biliyorsunuz bununla ilgili her türlü kolaylık da gösterildi.

“Muğla’da bal ormanları.” Biliyorsunuz Muğla’da balcıları destekliyoruz. Hatta beni de çağırdılar ve orada Muğla’daki çam kesimi ise bir angajman programı çerçevesinde yapılıyor yani onlara mâni olacak şekilde çalışma yapmıyoruz.

Gönen Çayı kirliliğiyle alakalı, efendim, bununla ilgili hakikaten birtakım çalışmalar yaptık ama denetim yetkisi şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığında ama sayın vekilim, onu da, Gönen Çayı’nı takip edeyim.

Bunun dışında, Sayın Kaplan, bana gelen bilgiyi ben size aktardım ama sizdeki resimleri de alayım, ben gereği neyse onu yerine getiririm yani eğer bir yanlış bilgi verilmişse onu mutlaka dikkate alacağız.

Diğer sorulara yazılı cevap vereceğim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Canikli buyurun, sizin bir cevap verme talebiniz var galiba.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Işık’ın kaçak eşya ambarlarında ne kadar eşya olduğuna dair bir sorusu vardı. Ekim sonu itibarıyla kaçak eşya ambarlarında 42 milyon değerinde 1.605 araç, 617 bin TL değerinde 93 ton çay, 13 milyon değerinde 2,7 milyon paket sigara, 10 milyon değerinde 255 bin şişe alkollü içki, 1 milyar 161 milyon TL değerinde diğer olmak üzere toplam 1 milyar 226 milyon lira değerinde eşya ve araç bulunmaktadır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özbolat, bir açıklama talebiniz var galiba yerinizden.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün EPDK bütçesi üzerinde konuşmamı yaptıktan sonra Meclisten ayrıldım. Ben ayrıldıktan sonra Sayın Bakan, konuşmasında enerjiyle ilgili süreci anlatırken bir laf atma sonucu cevap vermiş.

Sayın Başkanım, ben iki dönemdir milletvekiliyim ve kürsüyü bugüne kadar kaç kere kullandıysam hiç kimse benim sözümü kesmedi, ben de bugüne kadar hiç kimsenin sözünü kesmedim. Seviyeli olmaya çok dikkat eden bir siyasetçiyim. Siyaset çok zor bir iş. Ben otuz yedi yıldır siyasetin içindeyim ve siyasette hiç kimseye belden aşağı vurmadım bugüne kadar. Ayrıca, ailemin, benim ve dostlarımın utanacağı hiçbir şey de yapmadım.

1995 yılından beri ticaretin içerisindeyim, rüzgâr ve güneş enerjisi konusunda da gerçekten ihtisas sahibi birisiyim ama bugüne kadar benim bir tane bürokrattan, bir tane siyasetçiden ya da bakandan özel bir isteğim olmamıştır, talebim de olmamıştır. Teknik bilgilerimizle biz ticaret yapıyoruz; namuslu ticaret, haysiyetli ticaret yaptım. Bugüne kadar hiçbir kamu kurumundan özel bir ihale almadım. Enerji, medya, turizm, eğitim başta olmak üzere, ticaret yaptım ama ticaretimle siyaseti birbirine karıştırmamaya özen gösterdim. Sayın Bakanın yaptığı açıklamayı gördükten sonra, bu açıklamayı da bir görev sayıyorum.

Değerli arkadaşlar, rüzgâr enerjisi için bugüne kadar Türkiye'de 80 bin megavata yakın başvuru yapılmıştır, 5 bine yakın müteşebbisin de bu işe müracaatı olmuştur. Güneşte 500 başvuru, 9 bin megavat kurulu güçte talep açılmıştır. Benim, güneş enerjisiyle ilgili sadece 23 megavatlık bir lisansım var, bunda 1 gram bile eksik, 1 gram bile özel bir tasarruf olmamıştır, güneş lisansı da yok.

Ticareti sadece iktidar yandaşları yapar diye düşünülüyorsa, bu sıradakiler bilsinler ki, evet, ticaret namuslu yapıldığı sürece herkes yapar, hepimiz yapabiliriz. Töhmet altında bırakmak, insanların onuruyla, haysiyetiyle oynamak bu salonda bulunan hiç kimseye yakışmaz.

BAŞKAN – Sayın Bakanın hiç öyle bir sözü olmadı Sayın Özbolat.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, ben hayatım boyunca…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, bir kişinin listesini buraya getirmek hakarettir.

BAŞKAN – Hayır, açıklama getirme anlamında… Niye itiraz ediyorsun Hocam?

HASAN ÖREN (Manisa) – Neyi açıklayacaksın? Niye açıklama ihtiyacı hissettin?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Olmaz böyle şey, olmaz.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Savunma değil efendim.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, hayatım boyunca…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bir kişinin listesini getirmek, onu deşifre etmek, olmaz ama!

ALİ ÖZ (Mersin) – Liste getirdi, adamın adı var.

BAŞKAN – Müdahale etme hakkınız yok oradan Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Olmaz ama.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, eğer ticaret…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AKP’lilerin listesini de getirsenize!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Herkesi getirecek, herkesi getirecek.

BAŞKAN – Sayın Işık, müdahale etme hakkınız yok, oturun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Var, var, nasıl yok ya?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Böyle bir şey mi olur?

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bir kişinin ticari sırrını getirmek olmaz.

BAŞKAN – Sayın Özbolat burada yoktu, açıklama getirme anlamında söyledim Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Destek çıkmayın, yanlış olduğunu siz de kabul edin.

BAŞKAN – Ben kime destek çıkıp çıkmayacağımı kendim bilirim, destek de çıkmadım, onu çok net bir şekilde ifade ediyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bir kişinin ticari sırrını buraya gelip belgeyle gösteremezsiniz.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özbolat.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AKP’lilerin bulunduğu listeyi de getirsin.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, benim mahcup olacağım hiçbir şey burada olmamıştır, olmaz da.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, daha ne kadar konuşacak?

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Ben yaşamım boyunca uzun yıllar cezaevlerinde yatmış birsiyim, ben siyasi nedenlerle bedel ödeyenlerden birisiyim. Ben fişlendiğimi biliyorum, çok fişlendim ama ticaretten de fişlendiğimizi burada gördüm, şirketlerimizin ismini dağıtarak bir töhmet altında bırakmak alçaklıktır. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özbolat.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, bakın, bir açıklama yetkisi verdiniz. Bir konuyla ilgili açıklama yaparken bir başkasına hakaret etme hakkı yoktur. Sözlerini düzeltsin lütfen.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

11.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Özbolat’ın sözlerinin benimle alakalı olmadığını düşünerek cümlelerimi kuracağım.

Onun hukukuna en fazla nezaket gösteren, o listeyi benden isteyenlerden daha fazla nezaket gösteren benim.

Sayın Özbolat, burada değildiniz, bakın…

SAKİNE ÖZ (Manisa) – İsmini vererek mi?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Özbolat, burada değildiniz. Benden açıklamam istendi, ben açıklamadım; grup başkan vekilleri istediler, vermedim, ondan sonra “Acaba bu liste yok mu?” dediler, ondan sonra verdim. Ben bunu söylerken de…

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Bakan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AKP’lilerin listesini de getirin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Lütfen dinleyin.

Bunu söylerken de…

ALİM IŞIK (Kütahya) – O listeyi buraya getirirken zaten amacınızı belli ettiniz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sakin olun arkadaşlar ya, sakin olun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Olmaz, bir milletvekilini burada deşifre edemezsin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Niye panik yapıyorsunuz, sakin olun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Olmaz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada, ben Genel Kurulda hitap ederken bunun bir suç olmadığını…

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Bakan, burada AKP’lilerin, bütün herkesin listesini açıklayın o zaman.

BAŞKAN – Sayın Özbolat, lütfen oturun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Aynen, aynen.

Siz yoktunuz Sayın Özbolat. Bunun bir suç olmadığını ama böyle bir müracaatın olma ihtimalini niye sıkıntıyla karşılıyorsunuz?

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Bakan, talimatı verin, yarın bütün bunların hepsini iptal etsin. Ticaret yapmayalım o zaman.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Yok, hayır. Sizin hukuken hakkınız. Onu söyledik, grup başkan vekilleri de söyledi. Niye öyle diyorsunuz o zaman?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Böyle sallıyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Siz, olmadığını iddia ediyorsunuz, sıkıntı orada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Neyin olmadığı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sıkıntı sizin iddianızda. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Haydar, sen “Açıkla.” demedin mi ya?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne diyecektim? Sallarken böyle, “Açıkla.” dedim. AKP’yi mi sallıyordu böyle? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, listeyi isteyenlerden bir tanesi benim. Dolayısıyla, bu konuda açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Anlamadım Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Listeyi isteyenlerden bir tanesi ben oldum. Dolayısıyla bu konuda açıklama yapmak istiyorum, hangi sebeple istediğimi.

BAŞKAN – Buyurun.

12.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Bakan bir listeden bahsetti ve “Bu listenin bir şekilde Mecliste okunmuş olması, herhâlde durup dururken okunmuş olması yani bahsedilmiş olması, durup dururken bahsedilecek bir şey değil. Herhâlde bunun içerisinde birtakım konular vardır.” diye ben merak ettim ve bu listeyi de kaldırıp söylediği için Sayın Bakandan istedim ama “liste” denilen şeyde bir kişinin adı çıktı. “Liste” dediğiniz zaman birden fazla kişinin ismi olan bir kâğıttan söz edilir. Bir kişiyse buna liste denmez zaten kelime olarak.

Şimdi burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde birçok arkadaşımızın iş yaptığını hepimiz biliyoruz. Şimdi bu insanların tümü gayrikanuni iş yapıyor ise o zaman herkes afişe edilsin ama söz konusu liste bize verildiğinde gayrikanuni herhangi bir iş görmedik. Dolayısıyla, burada bunun konu edilmesi, bir sefer, her şeyden önce yanlış olmuştur. Dolayısıyla, isteyenleri suçlu olarak görmek son derece yanlıştır. Eğer listeden bahsediyorsanız o zaman o listenin ne olduğunu, ne için istenmiş olduğunu da merak etmemiz gayet tabiidir. Dolayısıyla, bizi suçlamak yerine Sayın Bakanın önce bu listeden bahsetmemesi gerekirdi.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım…

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, tekraren, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, efendim, oylamaya geçmeden bir konuyu Sayın Bakanın ve Genel Kurulun dikkatine sunmak istiyorum.

Sayın Bakan bir tablo göndermek suretiyle bir açıklama yaptı. O tabloya konu olan arkadaşımız Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Durdu Özbolat da gerekli açıklamayı yaptı. Ancak ben bir talepte bulunmuştum, aynı talebi Sayın Özbolat da ifade etti: Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna mensup arkadaşlarımızın benzer bir talebi olmuş mudur, sonuçlanmış mıdır? Bu konuda bir talepte bulundum, Sayın Bakan bir açıklama yapmadı. Sayın Bakan yani bir şey söyleyin, şu an elinizde bilgi yoksa bunu verme sözünü verebilirsiniz, şu an o bilgiyi bürokratlarınızdan alıp bize verebilirsiniz. Bu konuda sizden açıklama bekliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

14.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, tekraren, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, Sayın Hamzaçebi; 2.200 tane sözlü ve yazılı soru önergesine süresi içerisinde cevap vermiş bir Bakanlığız biz, bunun altını bu hassasiyetle özellikle çizerek söylüyorum. Şimdiye kadar Bakanlığımız döneminde bir adet cevaplanmamış soru yoktur. O sorduğunuz soru da cevaplanacak, ben arkadaşlarıma söyledim. Arkadaşlar dediler ki: “Direkt isim olmayabilir, hisse içerisinde olabilirse, 2 bin küsur tane lisans arasından bunlara bakalım ve sıhhatli bir bilgi verelim.” Bununla alakalı bu bilgi sizin tarafınıza gelecek. Bununla alakalı herhangi bir sıkıntı yok. Şimdi, değerli arkadaşlar…

MUSA ÇAM (İzmir) – Burada açıklayın, burada! Burada açıklayın Sayın Bakan!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Evet, ben burada açıklarım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Burada açıklamanız gerekiyor, burada.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Arkadaşlar, geldiğinde burada açıklarım yine. Tamam, yazılı da göndereyim, burada da açıklayayım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Burada açıklayın, burada!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Burada da açıklayayım, tamam diyorum işte.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, önemli bir şey söyleyeceğim. Tutanaklara bakın, ben bu işin gayrihukuki olduğunu falan söylemedim. Tam tersi, hukuk içerisinde kaldığını söyledim ama şimdi kalkıp da “Bu yok öyle değildi, böyleydi, ben öyle demek istemedim.” öyle yok. Her şey çok açık ve net. Bunun, bir milletvekilinin müracaat etmesinin, bizim şartlarımız arasında “Müracaat edemez.” diye bir şart olmadığını da söyledim. Ben bu kadar açık söylüyorum bunu.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – O zaman niye burada böyle…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye burada açıkladınız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – O zaman söyleyeyim, müsaade edin onu da anlatayım ne için olduğunu.

BAŞKAN – Evet Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Bakan, ben sadece benim müracaatımı…

BAŞKAN – Konu anlaşıldı Sayın Özbolat, lütfen…

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Benim fişlendiğim ortaya çıkmıştır.

BAŞKAN – Sayın Özbolat, lütfen, rica ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

 

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

31) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  623.971.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             80.905.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           59.571.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               764.447.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    646.905.117,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         599.305.149,34

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                47.599.967,66

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.07) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    35.021.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           30.479.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                                 65.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                          1.206.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   64.294.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            65.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

 

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                      57.400.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                           39.631.954,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                17.768.045,16

BAŞKAN – (A) Cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  57.400.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                      53.775.525,25

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  497.670,57

Net Tahsilat                                                                                                                                                                53.277.854,68

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

20) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  423.741.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                37.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.791.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         191.793.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      06                                     İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                            1.271.661.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            1.890.023.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                 1.096.890.650,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         746.427.210,77

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                              350.463.439,23

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Oylamaya geçmeden önce yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Demiröz, Sayın Susam, Sayın Hamzaçebi, Sayın Kaplan, Sayın Özbolat, Sayın Aksünger, Sayın Sarıbaş, Sayın Çam, Sayın Eyidoğan, Sayın Acar, Sayın Akar, Sayın Özel, Sayın Moroğlu, Sayın Köktürk, Sayın Havutça, Sayın Özkan, Sayın Öz, Sayın Köprülü, Sayın Düzgün, Sayın Tayan.

Beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı bulunamamıştır.

Birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.01

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 31’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

 

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 yılı kesin hesabının genel toplamlarının oylanmasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

Altıncı tur bütçe görüşmelerine devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/978) (S.Sayısı 656 ve 656’ya 1’inci Ek) (Devam)

2.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2013 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve Diğer Kamu İdarelerine Ait Toplam 157 Adet Denetim Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2013 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/949, 3/1575, 3/1576, 3/1577, 3/1578, 3/1579) (S.Sayısı: 657) (Devam)

A) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

(A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.05) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    12.501.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                              100.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         233.535.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               248.136.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                      187.001.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   62.635.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                     Ret ve İadeler                                                                                                                    -1.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          248.136.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    188.160.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         148.688.737,94

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                39.471.262,06

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                137.290.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                    196.591.758,14

Ret ve İadeler                                                                                                                                                               1.343.862,30

Net Tahsilat                                                                                                                                                              195.247.895,84

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.26) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           11.603.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                                 11.603.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                      7.603.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                     4.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            11.603.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                      11.424.830,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                             9.626.692,82

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                  1.798.137,18

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  10.782.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                                11.153.337,24

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.27) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    10.910.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.024.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         123.941.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               136.875.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        15.808.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  120.725.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                        342.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          136.875.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    131.639.251,60

Bütçe Gideri                                                                                                                                                           98.687.827,08

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                32.951.424,52

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                                 4.849.113,93

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                121.513.000,00

Tahsilat                                                                                                                                                                    110.665.153,17

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  424.191,97

Net Tahsilat                                                                                                                                                              110.240.961,20

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.40) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    66.667.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                16.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               1.800.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         333.988.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                               402.471.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        30.148.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  272.471.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   99.852.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          402.471.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2015 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    365.844.518,34

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         293.169.526,83

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                72.674.991,51

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                                 3.095.360,51

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.