TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                14’üncü Birleşim

                                                                                        13 Kasım 2014 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Erzincan ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

2.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, 13 Kasım Dünya Kalite Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerindeki soru-cevap işlemi sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Abdullah Nejat Koçer’in, Türkiye’nin insani yardım konusundaki başarısına ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra PolNet bilgi sisteminin çöktüğüne ve yirmi dört saat boyunca sınırlardan kimlerin girip çıktığının bilinmediğine ilişkin açıklaması

3.- Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut’un, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ve AK PARTİ iktidarlarında Tekirdağ’a yapılan yatırımlara ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Haluk Dursun’un kişisel Facebook hesabındaki, Bakanlıkta çalışan kadın personele yönelik bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, son günlerde kara yollarında meydana gelen trafik kazalarına ve Ankara-Antalya kara yolunun durumuna ilişkin açıklaması

6.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ermenek’te meydana gelen maden kazasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik haklarında HDP Grubu adına verdikleri gensoru önergelerini, kurtarma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle geri çektiklerine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına karşı açılan davaların Anayasa Mahkemesinde acilen ele alınması gerektiğine ve iktidarın, otoriter yapısından ve baskıcı rejiminden vazgeçmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

8.- Manisa Milletvekili Selçuz Özdağ’ın, Rum yazar Dido Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” kitabında Atatürk’e ve Türklere hakaret edildiğini ve bu kitabın CHP’li belediyeler tarafından kültür armağanı olarak dağıtılmasını yadırgadığına ilişkin açıklaması

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, iktidarın, yasa dışı ve canice yöntemlerle otorite tesis etmeye çalışan KCK’nın işlediği suçlara karşı gereğini yapmayarak suça ortak olduğuna ilişkin açıklaması

10.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Sağlık Bakanlığının, eğitim ve araştırma hastanelerinde görev alacak başasistanların atamalarıyla ilgili sınavı neden ertelediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

11.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale’deki kara yollarının durumuna ilişkin açıklaması

12.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu Havalimanı’ndaki uçuş seferlerinin sayısının neden düşürüldüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

13.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, TÜRK BÜRO-SEN’in Maliye Bakanlığı önünde yaptığı eyleme ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Millî Eğitim Bakanlığının il millî eğitim müdürlerine bir tebligat göndererek velilerden İnsani Yardım Vakfına para bağışlamalarını talep ettiği şeklindeki iddiaların doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’nin, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul Pendik’te bulunan Sapanbağları Semt Polikliniğinin kapatılmasının gerekçesini öğrenmek istediğine ve çalışması yapılan Diş Hekimleri Yönetmeliği konusunda Türk Diş Hekimleri Birliğinden görüş alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarının kapalı olması nedeniyle bölgede ciddi ekonomik sıkıntılar yaşandığına ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

19.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Hükûmetin, yer altı maden işletmeciliğindeki sorunlarla ilgili bazı düzenlemeler yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması ile Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Sinop Milletvekili Engin Altay’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 28 milletvekilinin, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1111)

2.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan ve 21 milletvekilinin, sulama birliklerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1112)

3.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve 20 milletvekilinin, Suriye krizinin Türkiye ekonomisine olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1113)

 

B) Önergeler

1.- HDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik haklarındaki (11/38) ve (11/39) esas numaralı Gensoru Önergelerini geri aldıklarına ilişkin önergesi (4/210)

 

VII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Anayasa Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615)

4.- İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/758) (S. Sayısı: 640)

 

IX.-YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, son 12 yılda kurulan maden şirketlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/50600)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2014 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların teknik malzeme ve teçhizat alımları için yaptıkları ödemelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/50601)

3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, 2011-2014 yılları arasında Bakanlık tarafından gerçekleştirilen iletişim ve haberleşme giderlerine ve makamlara tahsis edilen cep ve araç telefonlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/51034)

4.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Artvin'de toplum yararına çalışma programı kapsamında istihdam edilen geçici işçilere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı(7/52967)

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 2014 yılı itibarıyla İŞKUR tarafından işe alınanlar ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/52971)

6.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı'nın, Elazığ'daki kayıp-kaçak elektrik oranlarına ve çiftçilerin tarımsal destekleme ödemelerinden elektrik borçlarına karşılık yapılan kesintilere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/52991)

7.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız'ın, elektrik ve doğal gaza yapılan zamla ilgili açıklamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/52992)

8.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, elektrik ve doğal gaza yapılan zamlara ve kayıp-kaçak oranının elektrik zammına etkisine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/52993)

9.- İzmir Milletvekili Hülya Güven'in, sakız üretimine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/53155)

10.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın, Uşak Orman İşletme Müdürlüğündeki yolsuzluk iddialarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/53156)

11.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, Bakanlık bünyesinde çalışan geçici hizmet işçilerinin kadroya alınmasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/53302)

12.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Bursa'da Bakanlığa bağlı kurumlardaki engelli merdivenleri ve tuvaletlerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/53304)

13.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş'ün, Kazdağları'nda yapılacağı iddia edilen HES'lerin ve su toplama barajlarının çevreye etkisine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/53731)

14.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, ABD Ticaret Bakanı ile yapılan görüşmenin içeriğine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/53799)

13 Kasım 2014 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Erzincan’ın sorunları hakkında söz isteyen Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’a aittir.

Buyurunuz Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Erzincan ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzincan’ın sorunları hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Erzincan’da son beş yılda 4 vali değişti. Vali bey Erzincan’a geliyor, daha Erzincan’da müdürleri tanımadan yeniden kararnamesi çıkıp Ankara’ya gönderiliyor. Tabii, bu valileri Hükûmet atıyor ama nedense sayın vali beyleri beğenmiyorlar, hemen görevden alıyorlar. Rahat bırakın, biraz ısınsın, alışsın, iş yapsın. Tabii, Hükûmetin tek amacı üzüm yemek olmadığı için, bağcı dövmek olduğu için, hizmet denince de aklına gelen tek şey “Bana baskıyla ne kadar oy getireceksin? Kömür dağıtıp, odun dağıtıp ne kadar oy getireceksin? Köylere hizmet götürmek için köylülere ne kadar baskı yapıp oradan oy getireceksin?” görüşü olduğu için ne yazık ki valiler yerinde duramıyor. Hele dört ilçede birden seçim kaybedildiyse valinin orada durması çok zor oluyor. Diyelim, kaymakam ilçe başkanına ters yaptı, Kemaliye’nin Ocak köyüne yol götürmek için uğraştı, hava gazı konusunda sorun yaptı; hemen o kaymakam sürülür, o ilçede kalamaz. Ocak köyüne yapılan yolda bir kaya karşılarına çıktı. Daha sonra dediler ki: “Burası orman alanı.” Hâlbuki bu yolun ormanla hiçbir ilgisi yok, bir tane çalı bile yok. Ama diğer tarafa dönüp baktığınız zaman, Refahiye’nin Dumanlı ormanlarında onlarca ağaç kesildi. Oradaki çok değerli olan alabalık yetişmesinde, özellikle kırmızı pullu alabalık yetişen yerde ne yazık ki oranın balıkları yok edilerek oranın suyu başka taraflara götürülebildi.

Erzincan’da tarım ve hayvancılık can çekişiyor. Erzincan tulum peyniri bitmek üzere, özellikle bu son Avrupa Birliği uyum yasalarıyla birlikte. Yazın ortasında saman gelmeye başladı. Sulama yok, hem yok hem de çok pahalı olduğu için sorun daha fazla. Kuraklık bu sene eklendi. TEDAŞ’ın özelleşmesiyle birlikte para ödeyemediğin anda şalterlerin kapandığını görüyoruz. Kredi çekip hayvan alanlar perişan. Bu sene neyse ki Kurban Bayramı’nda biraz hayvanlar pahalıya gitti de kendilerini kurtardılar, iflas bayrağını çekmekten kurtuldular.

Köylere hizmet götürmek için çırpınıyoruz, il genel meclisi üyesi arkadaşlarımız çırpınıyor ama ne yazık ki para yok. Beşinci uçağa 4 trilyon para bulanlar KÖYDES’in ikinci dilimine ne yazık ki para gönderemiyorlar. Kış geldi, bundan sonra da gelse bir şeye yaramayacak, geleceği de yok zaten. Gelecek para da yalnızca 3 trilyoncuk bir şey zaten.

Yine şeker fabrikasına gözlerini diktiler, özelleştirmeyi yine kafalarına koydular. Nasıl zarar ettirelim de bu şeker fabrikasını kapattıralım diye çalışıyorlar. Altmış yıldır fabrikaya bir çivi çakılmadı. Çalışacak işçi kalmadı, taşeron işçiyle götürmeye çalışıyorlar, bu da yetersiz zaten. 10-12 trilyon bir para olsa şeker fabrikamız yenilenecek, hem doğuya hem Erzincan’a çok güzel yatırımlar yapacak ama ne yazık ki kaçak saraylara 1 katrilyon 370 trilyon para harcayanlar 10 trilyonu Erzincan’a çok görüyorlar.

Pancar ekicisi perişan. Örneğin 10 dekar pancar eken bir kişi, her şey yolunda giderse, 16 şeker oranı çıkarsa, cazibe sulamayla sulama yaparsa buradan kalan para 1.700 TL, pompaj sulaması yaparsa eline geçen para yalnızca 940 TL. Bu parayla nasıl bir seneyi geçirecek, onu anlamıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı bütçesine yüzde 99 zam yaparken, şekere tonda 13 TL zammı çok gördünüz. Kaçak saraylara elektrik parası olarak 8,5 trilyon hesaplanırken, çiftçinin elektriğini ucuzlatmadınız, günü geldiğinde kapattınız.

Erzincan’da, eğer AKP’liyseniz işsizlik sorunu yok ama CHP’li, MHP’li, HDP’li ya da AKP’ye sadece oy veren ama biraz da bazen haksızlıklara ses çıkaran biriyse kesinlikle o da işe giremez, iş yok.

Hükûmetin ve Hükûmetin belediyelerinin rant ve kat sevdalarını biliyoruz zaten. Erzincan’da da tüm arsa ve boş alanlar ranta açılmaya çalışılıyor. Eski terminal, yeni devlet hastanesinin yerine göz dikmişler, birilerine peşkeş çekmek için uğraşılıyor. Hastanenin yerini almak için yine baskılar oluşturuldu, terminal aynı şekilde oluşturulmaya başlandı. Araştırma hastanesine ek bina yapılmıyor. Devlet hastanesinin acil kısmı yıkılmıştı, oraya söz verdiler “Yenisi yapılacak.” diye, ne yazık ki yapılmıyor. Ergani Dağı’na trilyonlarca para harcandı, 4 otel yapılacaktı ama hiç kimse gelip yapmıyor. Erzincan’ın her yerinde mantar gibi TOKİ’ler fışkırıyor, kalitesiz binalar yapılıyor, maliyeti çok yüksek çıkıyor. Bayırbağ’da, Üzümlü’de yapılanlar şu anda elde kaldı, kendiliğinden çekim yaptılar. Tabii, bunların hepsini söylediğimiz zaman “levh-i mahfuz” deyip geçiyoruz, ne yazıyorsa ona göre işimizi yapıyoruz.

Erzincan’da başka güzel bir şey yok mu, bir de onu söyleyeyim: Belediyemiz sayesinde Erzincan’da iki sektör çok gelişti; bu sektörlerden bir tanesi lastik tamircileri, lastik satıcıları, diğeri de araç tamircileri. Belediyemiz, özellikle son üç dört yıldır Erzincan’da yaptığı yoğun çalışmalar sonucu tüm Erzincan halkına her gün otokros yarışmaları yaptırmakta. Erzincan’da yaşayan vatandaşlarımız, her gün böyle adrenalini yüksek günler yaşattıkları için belediyemize teşekkür ediyor.

Size saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Gündem dışı ikinci söz...

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Cevap vereyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi cevap vermek istiyorsanız buyurunuz Sayın Eroğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gündem dışı konuşmalarda Erzincan Milletvekili Sayın Muharrem Işık’ın konuşmalarına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim.

Efendim, tabii, Erzincan. Erzincan benim de askerlik yaptığım çok güzel bir diyar. Erzincan’ı da çok seviyorum. Üstelik, uzun dönem askerlik yaptığım, on dokuz ay yedek subaylık yaptığım için Erzincan’ı çok iyi biliyorum.

Sayın vekilim, esasen Hükûmetimiz de Erzincan’a çok büyük değer veriyor. Tabii, eksiklikler olabilir ama eksikler varsa, onları bize söylerseniz bunları yapmak bizim de boynumuzun borcudur. Ama ben size rakamlar vereyim. Bakın, Erzincan geçmişte unutulmuş bir ildi ama milletvekillerimiz, sizler sayesinde geçen yıl sonu itibarıyla Erzincan’a Hükûmetimiz tam 5 milyar TL -5 katrilyon- yatırım yaptı. Burada, tabii, Binali Bey’in büyük hizmeti var, bunun yaklaşık 1,8 milyar TL’si ulaşıma. Ama biz de Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak, üniversite, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı büyük yatırımlara imza attı.

Bizim yaptığımız yatırımlar da şu: Az önce sulamadan bahsettiniz. Yani, biz 80 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Hatta biliyorsunuz, Erzincan Barajı var; vatandaşlar, çiftçiler geldi bana dediler ki: “Ya, bu barajı biraz daha yükselt, dolayısıyla cazibeli sulanan alanı artıralım.” Tabii, arkadaşlar bana şunu söyledi sayın vekilim: “Efendim, bu barajın yükseltilmesi mümkün değil.” Ama bizzat ben bir uzman olarak yerine gittim ve bu barajı çok güzel bir çözümle yükselttik ve de belli bir alanda sulamalar pompajlı sulama yerine cazibeli yapılmaya başlandı.

Bunun dışında, ayrıca, 196.210 dekar arazinin sulama şebekelerinde yenileme yaptık ve böylece bizim dönemimizde -rakam veriyorum- 276.210 dekar araziyi suya kavuşturduk. Bakın, Erzincan Barajı sulaması, Tercan Ovası sol sahil sulaması, Tercan Ovası sağ sahil sulaması, Erzincan sol sahil sulaması ve yenilemesi, Tercan Ovası pompaj sulaması, P3 pompaj ana kanal ikmali, bunları yaptık.

Ayrıca, biliyorsunuz Turnaçayırı oranın âdeta GAP’ı olan bir proje. Allah’a şükür, Temmuz 2013’te yine milletvekillerimizle birlikte giderek orada Turnaçayırı Barajı’nın temelini attık. İnşallah bunu da kısa zamanda tamamlayacağız, çok hızlı gidiyor. Bunun da ne faydası var? 148.870 dekar arazi suya kavuşacak. Barajdan yaklaşık 7 bin kişi faydalanacak olup yılda 66 milyon TL gelir artışı sağlanacak, yılda; çiftçilerin cebine girecek bu.

Yani ayrıca biz, biliyorsunuz, Erzincan’da 34 tane dere ıslah ettik. 5.600 dekar araziyi taşkınlardan koruduk. 4 ilçe, 3 belde, 21 köy ve 1 mahalleyi de taşkınlardan koruduk.

Şimdi, bir de biliyorsunuz “Bin Günde Bin Gölet” kapsamında Erzincan ilinde 12 tane gölet yapılmasını planladık, bunları da süratli yapacağız. Zamanınızı almamak için bunların detayına girmiyorum ama bu notu da size iletebilirim.

Ormanlardan bahsettiniz. Bakın, Erzincan’da ormanlık alan fakir. Toplam alan, ilin alanının yüzde 14’ü. Yani Türkiye ortalaması ise yüzde 27. Dolayısıyla, biz Erzincan’da ağaçlandırmaya çok büyük önem veriyoruz. Bakın, geçen yıl sonuna kadar 622.070 dekar arazide çalışma yapmışız ve aşağı yukarı 47 milyon 600 bin adet fidanı toprakla buluşturmuşuz.

“2014 yılında orada, Erzincan’da seferlik yapalım.” dedim ve neticede 20 bin dekar alanda çalışma yaparak 1,1 milyon adet fidanı dikeceğiz ve 7 milyon adet de fidan üreteceğiz. Okul bahçeleri, hastane avluları vesaire, bunların hepsi yapılıyor. ORKÖY desteği veriyoruz. Gelir getirici ceviz, badem eylem planlarına başladık. Yani bunların detaylarına vaktinizi almamak için girmiyorum.

Yani özetle şunu söylemek istiyorum: Erzincan’da özellikle ağaçlandırma, baraj, gölet, sulamalarda gerçekten görülmemiş bir yatırım yapıyoruz.

Ayrıca sizin ikazınız için de teşekkür ediyorum ama eksik hususlar varsa bize bildirin, onları bir askerlik vefa borcu olarak yapmak da benim boynumun borcu.

Bu duygularla hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eroğlu.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Gündem dışı ikinci söz, Dünya Kalite Günü…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Bakar mısınız Sayın Başkan, düzeltmek için bir söz istemiştim ben.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan, Sayın Bakan beni yanlış anladı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bir tek o anladı, o da yanlış anladı(!)

BAŞKAN – Efendim? Pardon Sayın Işık, anlayamadım.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım beni yanlış anladı. Ben o konularda bir şey söylemedim, benim söylediğim başka şeydi yani tabii, fırsat bulup -İç Tüzük’te bunlardan şikâyetçiyiz- yaptıklarını anlattı ama ben onları söylemedim. 69’a göre söz istiyorum Sayın Başkan.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya, Cimin’in üzümünden bahsetmedi, Cimin’in.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Işık.

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, ben sulamalarla ilgili o sorunları söylemedim, özellikle pancar ekicilerinin burada ne kadar pahalıya tarla suladığını anlattım. Yapılan yatırımlarınızın nerelere yapıldığını biliyorum. Onları da biz, iyiliklerini, her zaman için iyi yatırımları takdir etmişizdir ama bugün Erzincan’da özellikle Akbulut Sulama Birliğinden bütün çiftçilere “Bu sene su veremeyeceğiz, elektrik parasını ödemeyeceğiz, yeşil ekmeyin.” diye yazılar gitti. Bunu biz sizinle daha önce konuşmuştuk. Geçen yıl hatta elektrik parasında bir ucuzlatma yapıldı. Ama ne yazık ki bu sene birçok yer ekim yapmadı parasını ödeyemediğinden elektriği kesileceği için. Ben bunları söyledim.

Orman konusuna gelince, orman konusunda, Kemaliye’de bir Ocak köyümüz var, o köye bir yol yapmak için proje yapıldı. O proje daha sonra, sırf oradaki sizin Başkanınızın sayesinde… Bir kayaya rastlandı, hiç orman denen bir şey yok, bir tane çalı göremezsiniz. O yol durdurulduğu için, ben onu gündeme getirdim.

Diğer konu da, Dumanlı ormanında söylediğim de, Dumanlı’da çok güzel, kırmızı alabalık yetişen bir alan vardı. Oradaki ağaçların kesilmesinin resimleri var, size gösteririm. Hem ağaçlar kesildi hem de o su yok edilerek balıklar gitti. Yoksa yaptığınız çalışmalardan iyi olanları tabii ki biliyoruz, teşekkür de ediyoruz.

Ha, o Bin Günde Bin Gölet Projesi’yle gölet yapılması da, o konuda da tabii yapılırken biraz daha köylerin, köylülerin taleplerinin alınması, isteklerine göre yapılması daha iyi olur diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Gündem dışı ikinci söz, Dünya Kalite Günü hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’e aittir.

Buyurunuz Sayın Öz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, 13 Kasım Dünya Kalite Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada birey ve kurumların kalite konusundaki farkındalıklarını ortaya koymak üzere Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Dünya Kalite Günü dolayısıyla söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz tarihsel olarak, mal ve hizmet üretiminde, müşteriye sunulmasında önemli bir tarihsel birikime ve köklü bir geçmişe sahibiz. Bu çerçevede Ahilik ve lonca sistemleri, üretim, müşteri memnuniyeti ve insan ilişkileri noktasında kalitenin esası ve ruhuna ilişkin önemli bir mirastır. Bugün, tarihsel kalite anlayışımıza ilaveten rekabetin her geçen gün arttığı ve zorlaştığı günümüz dünyasında, çağın gereklerine uygun bir şekilde teknoloji, inovasyon, AR-GE ve markalaşma konularında önemli bir çaba ortaya koymamız ve her alanda katma değer oluşturmamız gerekmektedir. Bugün üretimde kalite çıtasını yükseltmek için Türkiye büyük bir çaba ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Turquality kurulmuştur. Turquality etiketi taşıyan ürünler, alıcıya yüksek kalitede Türk malı olduğu garantisini verecektir. Böylece Türk markalarının uluslararası pazarda kalite imajını yükseltmiş ve pazar payını artırmış olacağız.

“Kaliteli insan, kaliteli dünya” vurgusuyla birlikte kalite noktasında öyle bir şey var ki, o da tüm dünya kalitelerine anlam katan insan kalitesidir. Kaliteyi, insanı salt üretim ve tüketim aracı olarak algılayan maddeci kapitalist felsefeler çerçevesinde değerlendiremeyiz. Bugün dünyada bu kadar imkân ve gelişmeye rağmen hâlâ açlıktan insanlar ölüyorsa, insan kalitesinden bahsedebilir miyiz? İnsanlar renklerinden, etnik yapılarından veya inançlarından dolayı dışlanıyorlarsa bunu neyle ifade edebiliriz? Bugün dünyanın gözü önünde ülkeler sömürülüyorsa, hangi nedenle olursa olsun terörü araç olarak kullanan kişi ve gruplar buluyorsa kaliteden söz edebilir miyiz?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim her şeyden önce insan kalitesi noktasında bir çaba ortaya koymamız ve bunu diğer her türlü çıktılara, sosyal ilişkilere yansıtmamız gerekmektedir.

Kaliteli insanın en önemli özelliği güzel ahlaktır. Kaliteli insan, insanların canına, malına, namusuna, evine, hürriyetine ve şerefine saygı duyan insandır. İşte bu anlamda bizim, “Asıl olan insandır.” Anlayışıyla, kaliteli üretim bir yana, kaliteli insan yetiştirme noktasında çaba göstermemiz gerekmektedir. Çalışmalarımızın ve politikalarımızın ana gayesi bu olmalıdır. Üstat Necip Fazıl’ın belirttiği gibi “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir.” Şuurunda, değerlerine sahip çıkan bir gençlik yetiştirmek zorundayız. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle eğitimde kaliteyi ve fırsat eşitliğini önemsiyoruz.

AK PARTİ hükûmetleri yaptığı bütün çalışmaları eğitim sisteminin kalitesi üzerine kurgulamıştır. AK PARTİ döneminde bütçeden en fazla pay alan Millî Eğitim Bakanlığı olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kaliteli insan adaletlidir, paylaşım ve yardımlaşmadan yanadır. Ahilik anlayışında olduğu gibi, tartıda ve ticarette hilekârlık yapmaz. Kaliteli insan bilgiyle donanımlıdır, bilgiyi gerçek anlamda kullanır. Ünlü edebiyatçımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın belirttiği gibi “Sen bir medeniyetin iflası nedir bilir misin? İnsan bozulur, insan kalmaz. Bir medeniyet insanı yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü? Cahilsin, okur, öğrenirsin; gerisin, ilerlersin; adam yok, yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir; paran yok, kazanırsın. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.” demektedir. Bir düşünürün deyişiyle “Kalite bir erdemdir; o kendini mekândaki yaşantıda, düşüncedeki derinlikte, sevgideki cömertlikte, ifadelerdeki gerçeklikte, idaredeki düzende, eylemdeki etkide, doğru zamandaki doğru harekette gösterir.”

Sözlerime son verirken Dünya Kalite Günü dolayısıyla “Kaliteli insan, kaliteli dünya” düsturuyla inşallah kaliteli bir dünyayı hep beraber oluştururuz diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Gündem dışı üçüncü söz, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü nedeniyle söz isteyen Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’e aittir.

Buyurunuz Sayın Yüceer. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Bugün, Tekirdağ’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümü sebebiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum.

13 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı’na kadını erkeği, genci yaşlısı ile omuz veren, can veren Tekirdağlılar, Tekirdağ için onur günüdür. Hemşehrilerim verdikleri bu mücadelenin ödülünü özgürlüklerine kavuşarak ve bununla beraber işgal altındaki her karış vatan toprağını kurtararak almıştır. Üstün bir mücadeleyle bu güzel vatanı ve güzel ilimizi bizlere bırakan atalarımızı buradan bir kez daha saygıyla, minnetle anmak istiyorum.

Ayçiçeği tarlalarının, kanola bahçelerinin sarıya boyadığı verimli toprakları, masmavi denizi, yaz kış solmayan yeşiliyle, ormanlarıyla, Saray’dan Şarköy’e şehrimiz gerçekten bir doğa harikası, Allah’ın bize bir lütfu. Günümüzde 900 bini aşan nüfusuyla, ulusal, uluslararası piyasalara üretim yapan 1.500’ün üzerindeki firması, 130 bin çalışanı, ulaşım imkânları, doğal, tarihî, kültürel zenginlikleriyle ülkemizin ekonomik ve kültürel zenginliklerine her zaman katkı sağlayan, katkı sağlayacak bir ilimizdir.

Tekirdağ, tabiri caizse, yedi gün yirmi dört saat yaşayan, üreten bir şehir. Her türlü zorluğa karşı üreten, yatırıma devam eden, vergisini düzenli ödeyen, ülke ekonomisine katkı sunan ama bunun karşılığını yeterince alamayan bir şehir. Bugün, vergi tahakkukunda 9’uncu sırada ama kamu yatırımlarını alan iller sıralamasında 52’nci sırada. Yani ödediğimiz vergiler kamu yatırımı olarak bize dönmüyor. Burada şüphesiz ki Tekirdağ’a, Tekirdağlı hemşehrilerime bir haksızlık söz konusu ama haksızlık sadece bu konuda değil.

Bugün topraklarımız ve hemşehrilerimiz büyük bir tehdit altında. Plansız ve kontrolsüz sanayileşme ve kentleşme sonucu evsel, endüstriyel ve tarımsal kökenli atık suların Ergene’ye deşarjıyla bugün Ergene zehir saçıyor. İlimizde kanser vakaları arttı, toprak verimliliği düştü. Maalesef, artık Ergene’de sulu tarım yapılamıyor, yer altı suları kirlenme sebebiyle kullanılamıyor. On iki senedir Ergene’yi temizliyoruz, temizledik diyenler, bırakın Ergene’yi temizlemeyi, tam tersi kararlarla, fabrikalara iki yıl daha Ergene’yi kirletme hakkı veriyor. Tesislerin kirletici parametrelerinden olan kimyasal oksijen ihtiyacı parametre limitlerinin 2014’e kadar azaltılmaları gerekirken bu süre 2016’ya kadar ertelendi.

Ergene Nehri’nin insan sağlığına ve çevre sağlığına zararlı etkileri bertaraf edilmeden ilimiz yeni çevre felaketleriyle baş başa bırakılıyor. Tekirdağ bölgesinde yer almayacak yasaklı sanayi türleri arasında olan termik santraller, maalesef, plan değişikliğiyle “enerji depolama ve üretim alanları hariç” ibaresi eklenerek açılmaya çalışılıyor. Yani yargı kararlarına rağmen, insan sağlığı, çevre sağlığı umursanmadan, birinci sınıf tarım arazilerine, yaşam, yerleşim yerlerimizin dibine termik santraller kurulmaya çalışılıyor. Şarköy Kızılcaterzi, Malkara İbrice, Marmara Ereğlisi, şimdi de Ergene ilçemizdeki vatandaşlarımız bununla mücadele ediyorlar.

Doğa katliamının bir diğer örneği de Saray ilçemizde yaşanıyor, adını yanı başındaki ormandan alan Güngörmez köyünde. Ormanda o kadar sık ağaçlar var ki kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünü göremiyorsunuz. İşte, bu ormanımız şimdi kuvarsit ocağı tehlikesiyle uğraşmak zorunda. Bölgemizde su kaynakları kirleniyor, binlerce ağaç kesiliyor. Bir yandan hemşehrilerim bu doğa katliamlarıyla uğraşırken bir yandan da hasatları borçlarını ödeyemeyince ata yadigârı, baba yadigârı topraklarını, kanla canla kazandıkları topraklarını parayla pulla satmak zorunda kalıyorlar.

Ben buradan şunu söylemek istiyorum: “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” sözü bugün için birilerine anlam ifade etmiyor olabilir ama Namık Kemal, Yahya Kemal ve Ulu Önder Mustafa Kemal ile “Üç Kemaller Diyarı” olarak anılan şehrime çok fazla şey anlam ifade ediyor.

Ben buradan tüm hemşehrilerime, yetiştirdikleri günebakanlar gibi yüzünü aydınlığa dönen hemşehrilerime sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Tekirdağ’ımızın kurtuluşunun 92’nci yılını kutluyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüceer.

Gündeme geçmeden önce sisteme girmiş sayın milletvekillerine birer dakika kısa söz vereceğim.

İlk söz Sayın Koçer’in.

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Abdullah Nejat Koçer’in, Türkiye’nin insani yardım konusundaki başarısına ilişkin açıklaması

 

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’nin insani yardım konusunda dünyada ABD ve İngiltere’den sonra 3’üncü ancak gayrisafi millî hasıla oranıyla 1’inci durumda olması çifte standartlı dünyanın yüzüne vurulan en önemli gerçektir. Türkiye'nin insani yardımlardaki bu önemli başarısından dolayı, başta Hükûmetimiz olmak üzere, AFAD, Kızılay ve TİKA’ya teşekkürü bir borç biliyorum.

Türkiye'de en fazla sığınmacıyı üç yıldan bu yana misafir eden Gaziantepli hemşehrilerime de burada yürekten teşekkür etmek istiyorum.

Ayrıca, destekleriyle bu süreci yöneten Gaziantep Valiliğimize, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Şahinbey, Şehitkamil, Nizip ve İslahiye Belediye Başkanlarımız ile oda, borsa ve vakıflarımıza sonsuz teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Koçer.

Sayın Atıcı…

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra PolNet bilgi sisteminin çöktüğüne ve yirmi dört saat boyunca sınırlardan kimlerin girip çıktığının bilinmediğine ilişkin açıklaması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra PolNet bilgi sisteminin çöktüğünü ve sınırlara giren, çıkan insanların elle kaydedildiğini bu mikrofonlardan yine sizlere duyurmuştum ve bu konuyu bir soru önergesiyle yüce Meclisin gündemine getirmiştim, ancak hâlâ bu soru önergeme cevap alamadım. PolNet sistemi yaklaşık olarak yirmi dört saat arızalı kaldıktan sonra işleme geçmiştir, o süre içerisinde Türkiye'ye giren, çıkan kimlerin olduğu bilinmemektedir. Bunu yüce Meclisin dikkatine arz ediyorum ve bunların derhâl bildirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Akbulut…

 

3.- Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut’un, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ve AK PARTİ iktidarlarında Tekirdağ’a yapılan yatırımlara ilişkin açıklaması

 

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Ben de Tekirdağ ilimizin 92’nci kurtuluş yıl dönümünü yürekten kutluyorum ve gazilerimizi ve şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Tekirdağ, on iki, on üç yıldır AK PARTİ iktidarında seksen yıldır alamadığı yatırımları almıştır. Sadece kara yollarında yaptığımız yatırım 1 milyarı geçmiş, Ergene’nin temizliği konusunda 3,2 milyar ödenek ayrılmış ve bunun için, otuz beş yıldır devam eden Ergene kirliliği konusunda, 2011 yılında Hükûmetimizin açıkladığı eylem planıyla, çarpık sanayileşmeyi önleme adına 8 tane organize sanayi bölgesi kurulmuş, 5 tane de arıtma tesisi inşaatı devam etmektedir ve inşallah, iki yıl sonra Ergene pırıl pırıl su akıtan, tarımda da kullanabileceğimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz  Sayın Akbulut.

Sayın Küçük…

 

4.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Haluk Dursun’un kişisel Facebook hesabındaki, Bakanlıkta çalışan kadın personele yönelik bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Haluk Dursun’un, kişisel Facebook hesabında “Hayat Bilgisi Sıfır” başlıklı bir yazı kaleme alarak, Bakanlıkta çalışan kadın personeline yönelik “Çay demlemeyi bilmiyorlar. Kompostoyla hoşaf arasındaki farktan hiç anlamıyorlar. Çan çan konuşmaya bayılıyorlar. Bizim kızlar hayat bilgisi konusunda çok boşlar.” tanımlamasını yapmasını ve kadının en büyük meziyeti olarak çay demlemeyi veya ev işlerini görmesini, böyle yapmakla da cinsiyet ayrımcılığını ve toplumsal cinsiyet rollerini körüklemesini kınıyorum.

Sosyal medyada Hükûmeti eleştirdi diye haklarında soruşturma açılan memurlar varken, Bakanlık Müsteşarının kadınları aşağılaması konusunda bir işlem yapılacak mıdır, soruyorum ve merak ediyorum?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Küçük.

Sayın Yılmaz…

 

5.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, son günlerde kara yollarında meydana gelen trafik kazalarına ve Ankara-Antalya kara yolunun durumuna ilişkin açıklaması

 

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Son günlerde meydana gelen katliam gibi çok ölümlü trafik kazaları yüreklerimizi yakmaya devam etmektedir. Daha önceden de Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden defalarca söyledim, maalesef duymazlıktan geldiniz. Bir kez daha buradan söylemek ve hatırlatmak istiyorum.

Ankara’dan Isparta, Burdur, Aydın, Denizli, Muğla ve Antalya istikametine ulaşımı yaklaşık 50  kilometre kısaltan bir yol var. Bu yol Emirdağ, Bolvadin, Çay’dan devam eden Çölovası yolu kanalıyla Dinar-Porsuma Kavşağı’na çıkar. Her geçen gün bu yoldaki trafik yoğunluğu artmaktadır. Özellikle turist ve yük taşıyıcı firmalar bu yolu tercih etmektedirler. Trafik yoğunluğuyla birlikte kaza riski de artmaktadır. Bu yolda 2000 ve 2001 yıllarında yapılan genişletme çalışmalarından sonra dişe dokunur herhangi bir iyileştirme çalışması yapılmamıştır. Açık söylüyorum, bu güzergâhta kaza “Geliyorum.” diyor. Bu yol güzergâhı acilen çift yol olarak düzenlenmelidir. Aksi halde bu güzergâhta can ve mal kayıpları kaçınılmaz olacaktır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Buldan…

 

6.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ermenek’te meydana gelen maden kazasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik haklarında HDP Grubu adına verdikleri gensoru önergelerini, kurtarma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle geri çektiklerine ilişkin açıklaması

 

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ermenek’te yaşanan maden faciasında zamanında gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklı sorumlulukları nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik hakkında 5 Kasım 2014 tarihinde grubumuz adına vermiş olduğumuz 2 adet gensoru önergesini, Ermenek’te henüz 16 işçi kardeşimize ulaşılmamış olması, bu yöndeki çalışmaların hâlen devam ediyor olması ve acılı ailelerin yakınlarına bir an önce ulaşma yönündeki beklentisi nedeniyle, işçilere ulaşılması sürecinin ardından yeniden vermek üzere ertelediğimizi kamuoyunun ve Genel Kurulun bilgilerine sunarız.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Buldan.

Sayın Tanal…

 

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına karşı açılan davaların Anayasa Mahkemesinde acilen ele alınması gerektiğine ve iktidarın, otoriter yapısından ve baskıcı rejiminden vazgeçmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, devletin en yetkili ağızlarından “Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas kuruldu”. denilen davaların tamamı temelde çökmüştür. Bu sebeple, suçsuz olan insanların ve ailelerinin mağduriyetinin giderilmesi için, Anayasa Mahkemesince acilen bu dosyaların ele alınarak mağduriyetin giderilmesini talep ediyoruz.

Siyasi iktidarı ilgilendiren esas olay şu: İktidarın yargıyı siyasi sopa olarak kullanıp algı yaratarak emniyete yönelik adaletsiz, hukuksuz operasyonlara son vermesini, iktidarın yargı üzerindeki elini çekmesini istirham ediyoruz. “Hırsız var!” diyerek haber yaptığı için basına karşı dava açılması, yargı yoluyla basın özgürlüğünün ihlalidir. Bu anlamda, iktidarın bu otoriter yapısından, baskıcı rejimden vazgeçmesini istirham ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Özdağ…

 

8.- Manisa Milletvekili Selçuz Özdağ’ın, Rum yazar Dido Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” kitabında Atatürk’e ve Türklere hakaret edildiğini ve bu kitabın CHP’li belediyeler tarafından kültür armağanı olarak dağıtılmasını yadırgadığına ilişkin açıklaması

 

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Dido Sotiriyu bir Rum yazar, Aydın’da yaşamış, daha sonra Atina’da 2004 yılında vefat etmiş birisi; “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı bir kitap yazmış, bir roman. Bu roman -Türkiye’de fikir hürriyeti var- tabii ki yayımlanabilir. 1982 yılında, Milliyet gazetesi tarafından Türk-Yunan Dostluk Ödülü verilmiş bu yazara ve bu kitaba. Ardından, bu kitap, geçmiş dönemdeki CHP’li Selçuk Belediyesi tarafından kültür armağanı olarak dağıtılmış. Şimdi ise Cumhuriyet Halk Partili İzmir belediyeleri tarafından tiyatro eseri hâline dönüştürülmüş ve yayımlanmakta, piyes olarak oynanmaktadır. “Ne var burada?” denilebilir. Bu kitapta Atatürk’e büyük hakaretler var, bu kitapta Türklerin katliamcı olduğu, hatta ırz düşmanı olduğu, 40 bin kişiyi, 40 bin Rum’u Manisa’ya getirerek kestiği noktasında ifadeler var ve bu ifadeleri Cumhuriyet Halk Partili bir belediyenin kültür armağanı olarak dağıtmış olmasını yadırgıyorum. Aynı zamanda, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerce de böyle bir yazarın Kurtuluş Savaşı’na hakaret eden, Atatürk’e hakaret eden, efelere hakaret eden, Türkleri katliamcı ve ırz düşmanı olarak gösteren kitabının takdim edilmiş olmasını da ayıplıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özdağ.

Sayın Yeniçeri…

 

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, iktidarın, yasa dışı ve canice yöntemlerle otorite tesis etmeye çalışan KCK’nın işlediği suçlara karşı gereğini yapmayarak suça ortak olduğuna ilişkin açıklaması

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kobani’yi bahane ederek çetelere “Sokakları Kobani’ye çevirin.” talimatı veren HDP, sokaklardaki terörü örgütleyen KCK 6-7 Ekimde iş yerlerini yağmalatmış, 50’ye yakın vatandaşın da ölümüne sebep olmuşlardır. Üç gün boyunca “Öldürün, saldırın, yakın, yıkın!” çağrıları, bu merkezler tarafından icra edilmiştir.

Kentleri savaş alanına çeviren ya da çevrilme talimatı verenlerden AKP iktidarı hesap soramamaktadır. Seçimlerin yaklaşması yüzünden AKP, kamu düzenini altüst eden çetelere karşı harekete geçmemektedir. İktidar, yasa dışı ve canice yöntemlerle bölgede otorite tesis etmeye çalışan KCK’nın işlediği suçlara karşı gereğini yapmayarak aslında, bu suça ortak olmaktadır. AKP ya devlet gibi sorumluluk içinde davranmalı ya da bu milletin yakasından düşmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Demir…

10.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Sağlık Bakanlığının, eğitim ve araştırma hastanelerinde görev alacak başasistanların atamalarıyla ilgili sınavı neden ertelediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde görev alacak olan başasistanların atanmaları amacıyla 9 Kasım 2014 tarihinde yapılacak olan sınavın ertelendiği bir cep mesajıyla haber verilmiştir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezinden gönderilen mesajda, Sağlık Bakanlığının 14 Ekim tarihindeki talebiyle sınavın daha sonra belirlenecek bir tarihe ertelendiği belirtilmektedir. Sağlık Bakanlığından, binlerce uzman hekimi ilgilendiren böylesi önemli konuda tatmin edici bir açıklama yoktur. Sınav neden ertelenmiştir? Aylardır bu sınava hazırlanan genç hekimler neden mağdur edilmiştir? Sınav güvenliğiyle ilgili bir sorun mu vardır? Sağlık Bakanlığı neden konuyla ilgili şeffaf davranmamakta, tatmin edici açıklamalar yapmamaktadır? Sınav ne zaman yapılacaktır? Yeni başvuru alınacak mıdır?

Teşekkür ederim Sayın Bakan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Sayın Sarıbaş…

 

11.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale’deki kara yollarının durumuna ilişkin açıklaması

 

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’deki çift yollarla övünen AKP Hükûmeti, on iki yıl geçmesine rağmen, Çanakkale ilinde hâlâ yollar bitirilmemiş, kimi yerlerde de hiç başlanmamıştır. Ezine-Ayvacık arasında bir yıl önce yapılan bir kısım çift yolun asfaltı dökülmüş ve şimdi de birdenbire, mevcut asfalt sökülerek tekrar yerine asfalt dökülmeye başlanmıştır. Bunun sebebi nedir? Yaklaşık bir yıl önce dökülerek şimdi sökülen asfaltın ömrü bir yıl mıydı? Bu asfaltın devlete maliyeti ne kadar olmuştur? Şimdi dökülen asfalt bir yıl sonra sökülecek midir? Bu asfaltın maliyeti, ömrü ne kadar olacaktır? Ayvacık’ı İzmir’e bağlayan Çanakkale yolu hâlâ bitirilmemiştir. Ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz? İnsanlar bu eziyetten ne zaman kurtulacaktır?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sarıbaş.

Sayın Çınar…

12.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu Havalimanı’ndaki uçuş seferlerinin sayısının neden düşürüldüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

26 Temmuz 2013 tarihinde Kastamonu Havalimanı resmî seferlerine başlamıştır. 6 Ekim 2013 tarihinde, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil Kastamonu ziyaretinde, Kastamonu Havalimanı’ndaki uçuş seferlerindeki doluluk oranlarından memnuniyetini dile getirerek Kastamonu’daki uçuşların günde 2 sefere çıkarılacağı müjdesini vermiştir ama bir ay kadar önceki bu ifadelere rağmen, Kastamonu’daki uçuş seferleri maalesef haftada dört güne düşürülmüştür. Sayın Genel Müdürün yapmış olduğu, Kastamonu’ya vermiş olduğu bu müjdeli haberin arkasında durmasını, yetkililerin bu konuyu takip etmesini temenni ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Sayın Türkoğlu…

 

13.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, TÜRK BÜRO-SEN’in Maliye Bakanlığı önünde yaptığı eyleme ilişkin açıklaması

 

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Maliye Bakanlığı önünde TÜRK BÜRO-SEN sendikası tarafından kamu çalışanlarının servis hizmetlerinden faydalanmasına ilişkin bir basın bildirisi okunmuştur. Bu bildirinin okunmasını takiben, sembolik olarak 7 kişi bisikletle Türkiye Büyük Millet Meclisine dilekçe götürmek istemiştir ancak AKP Hükûmetinin talimatlandırdığı polis bu demokratik, medeni ve barışçıl eylemi, şiddetle karşılık vererek, engellemiştir. AKP Hükûmeti IŞİD’i destekleyenlere, bölücü örgüt adına yakıp yıkanlara, PKK adına kamu düzeni tesis edenlere, özerklik ilan edenlere ses çıkarmaz iken “Bizim ilkemiz önce ülkemiz.” diyen TÜRKİYE KAMU-SEN VE TÜRK BÜRO-SEN’e aslan kesilmektedir. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Türkoğlu.

Sayın Öz…

 

14.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Millî Eğitim Bakanlığının il millî eğitim müdürlerine bir tebligat göndererek velilerden İnsani Yardım Vakfına para bağışlamalarını talep ettiği şeklindeki iddiaların doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Son günlerde basında yer alan bir habere göre, Millî Eğitim Bakanlığının il millî eğitim müdürlerine bir tebligat yayınlayarak okullardan, ailelerden -okuldaki çocuklarından- İnsani Yardım Vakfına para bağışlamasını talep ettiği şeklinde iddialar vardır. Hükûmetiniz olarak, bu iddialara cevap vermek zorundasınız. Bu şekilde, kaynağı nereden geldiği belli olmayan, nereye gideceği belli olmayan bir para toplama alışkanlığınızdan  vazgeçmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Daha önce bunun benzerini yaptınız, birtakım olaylarla Türkiye tanışma fırsatı buldu sayenizde. Eğer böyle bir uygulama yoksa Millî Eğitim Bakanlığının bunu acil bir şekilde açıklamasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öz.

Sayın Karakelle…

 

15.- Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’nin, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Muharrem Işık Bey’e öncelikle teşekkür ediyorum Erzincan’ın sorunlarını dile getirdiği için. Ben de sadece bazı açıklamalarını düzeltmek amacıyla söz aldım.

Orman ve Su İşleri Bakanımız gerekli açıklamaları yaptı hastanenin ek binalarıyla ilgili. Malumunuz, bizim, orada, kamulaştırmadan dolayı ek binayı yapma işimiz iki buçuk yıl geri kaldı ama şu anda hem Sağlık Bakanımızın hem de Kalkınma Bakanımızın programlarında Erzincan Tıp Fakültemize 200 yataklı araştırma hastanemizi yapacağız ve şunu da ben ifade edeyim ki Tıp Fakültemizde şu anda, günlük asgari 2 tane kalp ameliyatı, 10 tane anjiyo yapılmaktadır. Doğu Anadolu’da, büyüyen böyle bir üniversite hastanemiz var.

“Oy vermeyenlere iş verilmiyor.” şeklinde bir ifadesi oldu sayın milletvekilimizin. İŞKUR marifetiyle toplum yararına çalışmak için alınan bin kişi kurayla alınmıştır. Biz de görevimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Karakelle.

Sayın Öğüt…

 

16.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul Pendik’te bulunan Sapanbağları Semt Polikliniğinin kapatılmasının gerekçesini öğrenmek istediğine ve çalışması yapılan Diş Hekimleri Yönetmeliği konusunda Türk Diş Hekimleri Birliğinden görüş alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İstanbul Pendik’te bulunan, şimdilerde ruh sağlığı merkezine dönüştürülmüş Sapanbağları Semt Polikliniğinden 6 mahallenin halkı yararlanmaktaydı. Lağvedilen poliklinik, kamu kurum ve kuruluşlarından hiçbir yardım ve destek almadan vatandaşların katkılarıyla yapılmış, röntgen cihazı, biyokimya laboratuvarı ve renkli “doppler” cihazı dahi halk desteğiyle alınmıştı. 11 branşta günde 400 ila 500 kişiye hizmet veren polikliniğin kapatılması ve yerine ruh sağlığı merkezi açılması bölge halkının haklı tepkisine neden olmuştur. Buranın kapatılmasının gerekçesi nedir? Söz konusu karar alınırken mahalle muhtar ve derneklerinden görüş alınmış ve yaşanacak mağduriyet düşünülmüş müdür? Özellikle, bölge halkının tepkisinin söz konusu olduğu göz önünde bulundurularak oranın yeniden eski hâline dönüştürülmesi düşünülmektedir?

Ayrıca, Diş Hekimliği Yönetmeliği konusunda Bakanlık tarafından bir çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmanın mutlaka Türk Diş Hekimleri Birliğinden görüş alınarak yapılması gerekmektedir. Meslektaşlarımız bu konuda çok  tedirgindir, Sayın Bakanıma buradan bir daha duyurmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Eryılmaz…

 

17.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarının kapalı olması nedeniyle bölgede ciddi ekonomik sıkıntılar yaşandığına ilişkin açıklaması

 

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hükûmetin izlemiş olduğu yanlış dış politika sonucu, maalesef, bütün komşularımızla düşman bir ülke hâline geldik ve bunun neticesinde de özellikle Orta Doğu’ya açılan bütün gümrük kapılarımızın yaklaşık üç buçuk yıldır kapalı olduğunu görüyoruz. Gümrük kapılarının kapalı olmasından kaynaklı, bölgede çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşanıyor.

Akdeniz Bölgesi’nin önemli gelir kaynaklarından biri olan narenciye ve şu anda, narenciye üreticisi büyük bir krizle karşı karşıya. Narenciye âdeta ağaçta kaldı. “Komşu ülkelerin yönetimini muhatap almayacağız.” diyen Hükûmet, acaba bölge insanımızı ne zaman muhatap alıp bu sorunlarına çözüm üretecek? Bunu bölge insanımız gerçekten merak ediyor. Ciddi bir kan kaybı yaşanıyor. Buna bir an önce çözüm üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eryılmaz.

Sayın Halaçoğlu…

 

18.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün 13 Kasım, Tekirdağ’ın Yunan işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümü. 1357 yılında, Osmanlı Devleti zamanında Türk topraklarına katılan Tekirdağ’ın Yunan işgaline uğramasından sonra, kesin olarak tekrar bu işgalden kurtarılmasının yıl dönümü olan 13 Kasım 92’nci yıl dönümü, ülkemize bağlılıklarıyla gurur duyduğumuz bütün Tekirdağ halkına hayırlı olsun diyorum, onları da kutluyorum. İnşallah, bir daha böyle durumlarla karşılaşmamasını da diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Altay…

 

19.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Selçuk Özdağ, yerinden aldığı sözde, İzmir’deki kimi Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin Dido Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı kitabını kültür armağanı olarak dağıttıklarını, bazı belediyelerin de tiyatro eseri olarak oynattıklarını ve bu kitabın Atatürk’e hakaret içerdiğini, Rumların katledildiğini söyleyerek durumu kınadı. Nereden bakıldığına bağlı. Bu kitabı ben maalesef okuyamadım, bu da benim için bir eksiklik. Ancak, kitabı okuyan birkaç milletvekili arkadaşımdan aldığım bilgiye göre, kitapta Atatürk’e hakaret yerine Türk-Rum kardeşliğini ve birlikte yaşamayı teşvik edici bir kompozisyon var. Selçuk Özdağ’a kitabı yeniden okumasını tavsiye ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkanım, bir dakika lütfen…

BAŞKAN – Lütfen, yerinizden söz alınız.

Sayın Işık…

 

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Hükûmetin, yer altı maden işletmeciliğindeki sorunlarla ilgili bazı düzenlemeler yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemizde faaliyet gösteren özellikle yer altı maden işletmelerinde çalışanların durumlarının iyileştirilmesi amacıyla zaman zaman getirilen düzenlemelere rağmen, maalesef bu konuda çözüm sağlanamadığı yaşanan son acı örneklerle bir kez daha görülmüştür. Özellikle, en son yapılan 6552 sayılı torba yasa düzenlemelerinin ardından, özel ve kamu adına iş yapan yer altı maden işletmelerinde artan mali yüklerin karşılanması amacıyla Hükûmetin bazı düzenlemeleri yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu konuda Hükûmeti acil göreve davet ediyor, size de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Gündeme geçiyoruz.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 28 milletvekilinin, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1111)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde, 1999-2000 yılları arasında küçükbaş hayvan sayısı 50 milyonun üzerindeyken uygulanan yanlış hayvancılık politikaları, ekonomik krizler, hayvancılık girdilerinin aşırı yüksekliği, ürünlerinin değerlendirilememesi, yayla ve mera alanlarının azalması, terör göçleri nedeniyle koyun varlığımızda düşüşler olmuştur. Ayrıca, Hükûmetin ithalat rejimi dolayısıyla hayvancılıktan maddi kazanç elde etmenin zorluğu ve iflaslar, üreticinin hayvancılık yapmaktan soğuması ve başka alanlara yönelmesi nedenleriyle bugün küçükbaş hayvan varlığımızda çok büyük düşüşler yaşanmış ve yapılan istatistiklerde koyun popülasyonumuzun bugün 20 milyon civarında olduğu görülmektedir.

Ülkemizin öz ırklarından olan merinos koyunların bugün ithal edilmekte olan Romanov ırkı koyunlardan hiçbir eksikliği olmadığı gibi, artıları daha da fazladır. Merinoslarda ikizlik genetik özellik olup çok yüksektir. Hatta, üçüz ve dördüzlük oranları da Romanov koyunlarına göre daha yüksektir. Ayrıca, merinos koyunlarının yavrularının Romanov cinsine göre daha iri ve etli olduğu, 15-20 günlük bir merinos yavrusunun 20 kilograma kadar ulaşabildiği bilinmektedir. Ancak, Bakanlığınız tarafından merinos koyun ırkı âdeta kaderine terk edilmiş, neredeyse yakın zamanlarda nesli tükenecek konumda olma riski altına girmiştir. Özellikle yaz aylarında tarafımıza ulaşan damızlık merinos isteklerini TİGEM karşılayamamaktadır.

Ülkemizin tüm bölgelerinde koyun yetiştiriciliği yapılabilmekle birlikte özellikle Orta ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki coğrafya bu yetiştiriciliğe daha uygun bir yapıdadır. Bu nedenle, koyun varlığının önemli bölümü bu bölgelerde yer almaktadır. Eti, sütü ve yapağısıyla bulunduğu bölgenin ekonomisine önemli bir fayda sağlar.

Ülkemizdeki merinos ırkı koyunların yetiştirilmesinin teşvik edilmesi, üretimi, ihracatı, devletin bu öz kaynağımıza sahip çıkması, bununla ilgili sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi, destekleme yollarının araştırılması, idari ve kurumsal yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla İç Tüzük’ün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ramazan Kerim Özkan                                     (Burdur)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                 (İstanbul)

3) Celal Dinçer                                                    (İstanbul)

4) Aylin Nazlıaka                                                 (Ankara)

5) Engin Altay                                                     (Sinop)

6) İhsan Özkes                                                    (İstanbul)

7) Ahmet İhsan Kalkavan                                      (Samsun)

8) Doğan Şafak                                                   (Niğde)

9) İlhan Demiröz                                                  (Bursa)

10) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

11) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

12) Gürkut Acar                                                        (Antalya)

13) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

14) Ali Serindağ                                                       (Gaziantep)

15) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

16) Ali Haydar Öner                                                  (Isparta)

17) Mahmut Tanal                                                     (İstanbul)

18) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

19) Özgür Özel                                                         (Manisa)

20) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

21) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

22) Nurettin Demir                                                    (Muğla)

23) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

24) Hasan Ören                                                        (Manisa)

25) Mehmet Ali Ediboğlu                                           (Hatay)

26) Selahattin Karaahmetoğlu                                   (Giresun)

27) Sedef Küçük                                                       (İstanbul)

28) Ramis Topal                                                       (Amasya)

29) Aytuğ Atıcı                                                         (Mersin)

 

2.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan ve 21 milletvekilinin, sulama birliklerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1112)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'deki sulama birliklerinin sorunlarını ve bunların çözüm yollarını araştırmak için Anayasa’mızın 98’inci ve Meclis İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırma komisyonu kurulması hususunda gereğini arz ederiz.

1) Sinan Oğan                                                          (Iğdır)

2) Lütfü Türkkan                                                       (Kocaeli)

3) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

4) Oktay Öztürk                                                        (Erzurum)

5) Enver Erdem                                                        (Elâzığ)

6) Bülent Belen                                                        (Tekirdağ)

7) Reşat Doğru                                                         (Tokat)

8) Münir Kutluata                                                      (Sakarya)

9) Erkan Akçay                                                         (Manisa)

10) Kemalettin Yılmaz                                               (Afyonkarahisar)

11) Mesut Dedeoğlu                                                  (Kahramanmaraş)

12) Cemalettin Şimşek                                              (Samsun)

13) Yusuf Halaçoğlu                                                 (Kayseri)

14) Sadir Durmaz                                                     (Yozgat)

15) Mehmet Erdoğan                                                 (Muğla)

16) Ruhsar Demirel                                                  (Eskişehir)

17) Celal Adan                                                         (İstanbul)

18) Atila Kaya                                                          (İstanbul)

19) Ali Uzunırmak                                                     (Aydın)

20) Hasan Hüseyin Türkoğlu                                     (Osmaniye)

21) Emin Haluk Ayhan                                              (Denizli)

22) Meral Akşener                                                    (İstanbul)

Gerekçe:

Ülkemizde bulunan sulama birlikleri, nüfusun hiç de azımsanmayacak bir oranının tarımla uğraştığı Türkiye'de çiftçilik açısından önemli bir pozisyon arz etmektedirler. Türkiye'deki 380'i aşkın sulama birliği maddi problemlerden muzdarip ve sulama birliklerinde çalışan 4.500'ü aşkın vatandaşımız hem özlük haklarından hem de alamadıkları maaşlarından dolayı mağdur durumdadır.

Bir sulama birliğinin personel giderleri, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun "Personel İstihdamı" başlıklı 14’üncü maddesine göre, en son yıl bütçe gelirlerinin her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için, 4/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranıyla çarpımı sonucu bulunan miktarın yüzde 30’unu aşamamaktadır. Bu oranın, ihtiyaç olması hâlinde, birliğin talebi üzerine bakan onayıyla yüzde 40'a kadar artırılabileceği bilinmektedir. Öte yandan, örneğin, Yeşil Iğdır Sulama Birliğinde ise kadrolu işçi sayısı fazladır ve yasanın getirdiği söz konusu yeni durum sonucu problemler oluşmuştur. Yeşil Iğdır Sulama Birliğinde ister istemez bütçenin yüzde 60'ı personel giderlerine ayrılmaktadır. Personel giderlerinin yasaya uygun olarak düzenlendiği takdirde, ya personelin işten çıkartılması ya da personelin başka kurumlara transferi gündeme gelmiştir. Personelin işten çıkartılması durumunda ise tazminat ödenmesi gerekmekte fakat kurumun durumu kötü olduğundan bu da imkânlar dâhilinde gözükmemektedir. Bu ve benzer durumlar, sadece Iğdır'da değil ülkemizde borcu biriken birçok sulama birliğinin ortak sorununu oluşturmaktadır. Sulama birliklerinin söz konusu sorunları ve fonksiyonlarının giderek işlevsizleşmesi, ülkemizdeki önemli gelir kaynaklarından birini oluşturan tarımdaki verimi azaltmakta, çiftçilerimizi de zor duruma düşürmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir komisyonda sulama birliğinin bütçelerinin kendilerine yeter hâle  gelmesi ve sulama birliği çalışanlarının özlük hakları için çalışmalar yapılması, ülkemiz genelinde tarımın kötü duruma gelmesini engelleyecek bir uygulama olacaktır. Kurulacak komisyonun çözüm yollarının bulunmasına yönelik araştırmalar yapması, sulama birliklerinin içerisinde bulunduğu durumdan kurtulmasına katkı yapacaktır.

3.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve 20 milletvekilinin, Suriye krizinin Türkiye ekonomisine olumsuz etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1113)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Suriye krizinin Türkiye ekonomisine olumsuz etkileri ile ilgili sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasa’mızın 98’inci maddesi, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince ekte sunulan gerekçe çerçevesinde Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Hasan Hüseyin Türkoğlu                 (Osmaniye)

2) Oktay Vural                                                          (İzmir)

3) Mehmet Şandır                                                      (Mersin)

4) Ali Uzunırmak                                (Aydın)

5) D. Ali Torlak                                                         (İstanbul)

6) Özcan Yeniçeri                                                      (Ankara)

7) Cemalettin Şimşek                                               (Samsun)

8)Seyfettin Yılmaz                                                    (Adana)

9) Oktay Öztürk                                                        (Erzurum)

10) Yusuf Halaçoğlu                                                 (Kayseri)

11) Lütfü Türkkan                                                     (Kocaeli)

12) Mustafa Kalaycı                                                  (Konya)

13) Alim Işık                                                            (Kütahya)

14) Sinan Oğan                                                        (Iğdır)

15) Adnan Şefik Çirkin                                              (Hatay)

16) Murat Başesgioğlu                                              (İstanbul)

17) Necati Özensoy                                                  (Bursa)

18) Mehmet Günal                                                    (Antalya)

19) Celal Adan                                                         (İstanbul)

20) Emin Çınar                                                         (Kastamonu)

21) Ali Öz                                                                (Mersin)

Gerekçe:

Suriye'de yaşanan kriz, bölgedeki tüm ülkeler gibi Türkiye'yi de siyasi, güvenlik, diplomatik ve ekonomik alanlarda etkilemiştir. Bunların en önemlisi ise iki ülke arasındaki ticaret hacminin her geçen gün azalması ve Suriye'ye yoğun olarak ihracat yapan illerin bu durumdan kötü etkilenmesidir.

Türkiye, Suriye'nin en önemli ticaret ortaklarından birisidir. 2000 ve 2010 yılları arası Türkiye-Suriye arasında ithalat ve ihracat artmıştır. 2000 ve 2010 yılları arası Suriye'ye yapılan ihracat 1,1 milyar dolar iken 2012 yılının ilk altı ayında aynı ülkeye yapılan ihracat yüzde 68,5 gerileyerek 363 milyon dolara düşmüştür. 2012 yılının ilk sekiz ayında, Suriye'ye sınırı olan veya bu bölgede yer alan 10 ilin toplam ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 64,6 gerileme göstererek 260,4 milyon dolardan 92,1 milyon dolara inmiştir. Suriye'deki krizin ardından Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Osmaniye illerimizde ticaret hacmi düşmüştür. Bu gerilemeden Şanlıurfa yüzde 27,7, Gaziantep yüzde 21,7, Osmaniye yüzde 15,9 ve Hatay yüzde 15,1 pay almıştır. Suriye'deki kriz, bu illerde ihracatın yanı sıra istihdamı da etkilemekte ve bu kentlerimizde durağanlığa yol açmaktadır.

2000-2010 yılları arasında ticaret, turizm, emlak sektörlerinde hızla gelişmeler gösteren Türkiye-Suriye ilişkileri, günümüzde Suriye'deki yaşanan kriz neticesinde gerilemiş, özellikle Suriye sınırına yakın olan Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Osmaniye, Kilis gibi illerin ekonomileri bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlamıştır. Bu etkiler, öncelikle Suriye’yle yakın ilişkiler içinde olan illeri, sonra da Türkiye ekonomisinin tamamını etkileyecektir. Ayrıca Suriye'de yatırım yapmış sanayici ve iş adamlarımızın bu ülkedeki yatırımları sekteye, hatta yıkıma maruz kalmıştır.

Suriye'deki gelişmeler ekonomik kötüleşmeyle sınırlı değildir, turizm sektöründe de olumsuz yönde etkiler gözlenmektedir. Suriye'de yaşananlar ve sınır kapısının kapanmasından sonra Hatay, Mardin ve Gaziantep'e alışveriş için düzenlenen günübirlik gezilerin sayılarında ciddi bir azalma gözlenmektedir. Bununla birlikte, restoranlar, oteller ve perakendeciler de bu durumdan etkilenmeye başlamıştır. Bu illerimizde otel sahipleri, Orta Doğulu turistlerin zevklerine hitap etmek için çeşitli yatırımlar yapmış ve bu yatırımları finanse etmek için kredi çekmişler ancak sınır kapısının kapanmasından sonra şehre gelen turist sayısı azalmış ve işyeri sahipleri aldıkları bu kredileri ödemekte zorlanır hâle gelmişlerdir.

Ülkemizin Suriye sınırında yasanan bu olumsuz gelişmeler, yöre halkını manevi olduğu kadar ekonomik anlamda olumsuz etkilemektedir. Bu sebeplerden dolayı, Suriye’yle sınırımızda bulunan illerimizde bulunan yatırımcılarımızın yaşadıkları ve ilerleyen günlerde yaşayacakları ekonomik sorunları çözmek büyük önem arz etmektedir.

Sınır bölgesinde bulunan illerde yaşayan insanlarımızın, aynı zamanda da Suriye'ye yatırım yapmış sanayici ve işadamlarımızın yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların nedenleri, bu sorunlara karşı alınacak önlemler, çözüm önerileri ve gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa’mızın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük’ünün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

İki gensoru önergesinin geri alındığına dair önerge vardır, okutuyorum:

 

B) Önergeler

1.- HDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik haklarındaki (11/38) ve (11/39) esas numaralı Gensoru Önergelerini geri aldıklarına ilişkin önergesi (4/210)

13.11.2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 11/11/2014 tarihli ve 12’nci Birleşiminde okunan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik hakkındaki (11/38)ve (11/39) esas numaralı gensoru önergelerini geri çekiyoruz.

Bilgilerinize arz ederim.

                                                                               Pervin Buldan

                                                                                     Iğdır

                                                          HDP Grup Başkanvekili

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

VII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Anayasa Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

 

BAŞKAN – Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615)(X)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının 11/11/2014 tarihli 12’nci Birleşimde tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanmıştı ve maddelerine geçilmesinin oylamasında kalınmıştı.

Şimdi tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 27’nci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Hülya Güven konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Güven. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Kurulmasıyla İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü hakkında grup adına söz almış bulunuyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıyla, sanki mevcut üniversitelerimiz, mevcut enstitülerimiz, TÜBİTAK hiçbir şey yapmamış hatta TÜSEB için planlanan hedefleri de yapma kapasitesinde değillermiş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Yani bugüne kadar üniversitelerimizin yeterince desteklenmesi ve giderek artan sorunlarına çözüm aranması gerekirken Sağlık Bakanlığına bağlı kocaman bir şirket kuruluyor. Bu şirketle çözüm bulunacakmış gibi de gösteriliyor. Aslında yapılmak istenenin sağlığı tamamen özelleştirecek bir yapıya dönüştürme çalışmaları olduğu çok açık.

Bu tasarıyla kurulacak şirkete birçok hak veriliyor; yurt içinde, yurt dışında şirket kurma ve şirketlere ortak olmak yetkisi veriliyor. Bu durum sağlığın ticarileştirilmesi ve özelleşmeye gitmek değil midir? Aynı zamanda yine bu sistemde tüm sağlık çalışanlarının da taşeronlaştırılacağı görülüyor çünkü 17’nci maddeyle her türlü hizmet alımı TÜSEB için serbest bırakılmaktadır. Buna elbette sağlık çalışanları da dâhil olacaklar.

Yine, tasarıda yapılan düzenlemelerde hekimler arasındaki ayrımcılığın daha da derinleştiğini görüyoruz. Bazı hekimler, Sayın Atıcı’nın da söylediği gibi “bizim çocuklar” yani burs almışlarsa da zorunlu hizmetlerini TÜSEB’de yürütebileceklerdir. Yani bizim çocuklara önce burs verilecek, sonra zorunlu hizmetlerini TÜSEB’de yapmaları sağlanacak. Bazı hekimlerimiz altı yıl zorunlu hizmetle yükümlü olurlarken bazı hekimler TÜSEB’de, İstanbul’da ya da bağlı şirketlerin bulunduğu büyük şehirlerde yapabileceklerdir.

21’inci maddeyle yoğun bakımlarda çalışmakta olan anestezi ve çocuk uzmanlarına ya da ilgili diğer uzmanlıklarda, eğer yoğun bakım çalışmalarını üç yıl kamuda olmak üzere beş yıl herhangi bir yerde çalışmışlarsa uzmanlık belgesi almak için sınava tabi olacaklar. Pratisyen olarak mezun olmuş ya da bir dalda uzmanlığını almış bir hekim zorunlu hizmetini yapmadan diplomasını alamazken, maddede belirtildiği gibi üç yıl kamuya ait bir yoğun bakım ünitesinde çalışması nasıl mümkün olacaktır ki? Bu işi başaran herhâlde birkaç hekimdir.

21’inci madde çalıştırıldığı zaman da pek çok özel ve kamu hastanelerinde yoğun bakım hizmetlerinin durması kaçınılmaz olacak.

Peki, sayın milletvekilleri, zorunlu hizmete hiç baktık mı? Bu hizmete tabi olan hekimlerin sürelerini, çektikleri sıkıntıları inceledik mi? Pratisyen olarak iki yıl, uzman olunca iki yıl, hatta erkek ise askerlik bir yıl, yan dal uzmanlığı yaparsa iki yıl daha -hatta uzmanlıkta bazı durumlarda zorunlu hizmet beş yıla çıkabiliyor- uzmanlık sürelerine de dört, altı yıl denirse 23 yaşında mezun olan bir hekim ancak 40 yaşına gelince hayatını düzene koyabilecektir. Ancak, uzmanlık eğitimini yurt dışında yaptıysanız size zorunlu hizmet yok, doğuya gitmek de yok. Burslu çocuklar da korunduğuna göre zorunlu hizmet kimlere?

Zorunlu hizmette amaç ne idi? Doğuya, en ücra köşelere hekimlerin gidebilmelerini sağlamaktı ama getirilen yasalarla herkesin eşit olarak zorunlu hizmet yapmamaları sağlanıyor, yıldırım hızıyla doçent, profesör olma yolları açılıyor. Artık, bu koşullarda Hükûmetin “Hekim bulamıyoruz.” dememesi gerekir. Tüm bu deyişlerin bir şeylere kılıf uydurmaktan ibaret olduğunu görmekteyiz. Aslında, yokluğu yaratan Hükûmetin kendisi. Zorunlu hizmet konusu tamamen gözden geçirilmesi gereken bir konudur; eşitlik sağlanmalıdır, belki de kısaltılmalı hatta tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Cezalandırıcı değil, teşvik edici olmalıdır.

Sayın milletvekilleri, AKP Hükûmetinin 2003 yılında mevcut zorunlu hizmeti kaldırma gerekçesinden bir bölümü okumak istiyorum. Gerekçe şöyle başlıyor: “İnsanın en değerli varlığı olan sağlığın korunması, hastalıkların tedavisi ve insanın daha kaliteli bir hayat sürmesi çalışmalarında birinci derece sorumluluk yüklenen ve her türlü hastalık riskine rağmen büyük özveriyle görev yapan hekimlere başka hiçbir meslekte olamayan bir yükümlülük getirilmiştir.” diye de devam ediyor. Ama 2005 yılında iptal edilerek, hekimler en az altı yıl sürecek bir zorunlu hizmete tabi tutuluyorlar.

Sayın milletvekilleri, bu zorunluluk bazıları için var ama bazıları için yok. Bu, eşitlik değil hiçbir zaman. Kurulmak istenen TÜSEB, fakültesiyle, enstitüsüyle, araştırma birimleriyle eşitliğe ve hakkaniyete aykırı bir üniversite konumundadır. Hâlâ bebek ölümlerini, çocuk anneleri, anne ölümlerini, engelli bebek doğumlarını, yetersiz ambulans hizmetlerini, bulaşıcı çocuk hastalıklarını -kızamık ve polio gibi- iş cinayetlerini, kadın cinayetlerini önleyemezken, paraları olmadığı için ilacını, tıbbi malzemelerini alamayan yurttaşlarımız varken İstanbul’da yalancı bir üniversite kuruluyor. Sayın Bakan “Tıbbi teknolojiye ulaşmada sorunumuz yok.” demişti ama bugün engelliler tıbbi malzemelerine ulaşamıyorlar. Bir şaşılık ameliyatı için çocuklar iki yıl beklemek zorunda kalıyorlar. TÜSEB çözüm olacak mı? Yurttaşlar tedavi için TÜSEB’e ödeyecek parayı nereden bulacaklar?

Sağlık turizmi hedefi sıralanıyor. Bugün, Yunanistan vatandaşları bizim vatandaşlarımızdan daha ucuza tedavi oluyorlar. Üstelik eğer      BAĞ-KUR borcunuz varsa 3 misli para ödemek zorunda kalıyorsunuz.

TÜSEB kime hizmet verecek? Yalnızca yabancılara mı? Aşı üretme hedefinden bahsediliyor. Türkiye’nin ilk Sağlık Bakanı ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünü kuran Refik Saydam, yüz yıl önce tifüs aşısını bularak Birinci Dünya Savaşı’nda kullanılmasını sağlamıştır, Almanlar kullanmışlardır askerleri için. Ondan sonra üretilen pek çok aşının yanında en son 1965 yılında kuru çiçek aşısı yine bu enstitüde üretildi. Bu enstitüyü geliştirmek yerine kapattınız. Neden? Çünkü Sağlık Bakanlığı şirket kuracak. “2006 yılında dünya devleri -bunlardan birisi de Pasteur- Türkiye’ye geliyor, aşı üretilecek.” deniyordu. Yıl 2014, biz hâlâ aşı üreteceğiz, nasıl üreteceğiz diye düşünüyor ve üniversite kuruyoruz.

Aslında TÜSEB, kuruluşu, işleyişiyle sağlık sistemini başka yöne çekme, özelleştirme ve sağlığın ticarileştirilmesi çalışmalarının yürütülmesidir.

Bu nedenle, yüce heyetten bu tasarıdan vazgeçmelerini diliyor; saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güven.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek.

Buyurunuz Sayın Şimşek. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, konuyla ilgili konuşmama geçmeden evvel sizinle bir iki hususu paylaşmak istiyorum: Birincisi, Türkiye'de ardı arkası kesilmeyen, iş kazası mı desem, iş cinayeti mi desem bilemiyorum ama bunlara artık bir iş kazası demenin de mümkün değil olduğunu düşünüyorum. Bu kazalarla ilgili olarak, öncelikle Ermenek’te hayatını kaybeden 2 vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. On beş günden beri toprak altında olan işçilerimize ise bir an önce ulaşılmasını temenni ediyorum. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Bu konuyla ilgili olarak söyleyeceklerimi bir istismar malzemesi olarak siyaseten söylediğimi sakın düşünmeyin. Bunu hakikaten sizden hassaten rica ediyorum.

Bu konuda, iktidar mensubu her milletvekili arkadaşımın en az benim kadar üzüldüğünü düşünüyorum. Fakat, artık, sonuç alıcı tedbirlerin de alınmasının zamanının gelip geçtiğini düşünüyorum. Bunu da sağlayacak olanlar iktidar mensupları oldukları için, bu sağlanıncaya kadar bizim muhalefet milletvekili olarak, burada dile getirmekten başka yapacak bir şeyimizin olmadığını da ifade etmek isterim.

Ayrıca, bir diğer konu olarak, Türkiye gerçekliği bakımından konuşmamın içeriğinde geçecek olan “hükûmet”, “başbakan”, “iktidar”, “cumhurbaşkanı” gibi sıfatlardan, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anlaşılması gerektiğini de sizden rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla Hükûmet, Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı -TÜSEB- Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir sağlık bilimleri üniversitesi kurmak istemekte, vakıf üniversitelerinin mali ve yönetsel yapısına müdahale etmekte, Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda da ayrıca değişiklik yapmaktadır. Hâlbuki ne Anayasa’mızda ne de Sağlık Bakanlığı kuruluş kanununda Sağlık Bakanlığına böyle bir görev atfedilmemiştir, gerekli de değildir. Bu gibi işler Bakanlığı anayasal görevinden uzaklaştıracağı gibi Bakanlığın işlevsizleşmesine de sebep olacaktır. Asıl görevini yapmama gibi bir durumla da karşı karşıya kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, devlet, anayasal olarak Sağlık Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da da belirtildiği üzere Sağlık Bakanlığını, herkesin hayatını bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam iyilik hâli içinde sürdürmesini sağlamak için fert ve toplumun sağlığını korumak ve bu amaçla ülkeyi kapsayan plan ve programlar yapmak, uygulamak veya uygulatmak, her türlü tedbiri almak, gerekli teşkilatı kurmak ve kurdurmak, bu amaca yönelik denetimleri yapmak olarak tanımlamıştır. Ülkemizdeki bilimsel çalışmalar hangi alanda olursa olsun tek elden yürütülmesi, başta insan kaynakları ve araştırma maliyetleri bakımından daha ekonomik, araştırmanın sonuçlandırılması açısından daha verimli bir çalışma ortaya koyacaktır. Türkiye'de bunun adresi ise TÜBİTAK'tır. TÜBİTAK’ın altyapı ve insan kaynaklarından istifade edilerek daha verimli ve sonuç alıcı işler yapılabileceği kanaatindeyiz. Bu konuda TÜBİTAK gerek görülen konularda da desteklenerek güçlendirilebilinir. Ayrıca bu konuda Hükûmet, üniversitelerdeki kurulu enstitülerle TÜBİTAK çatısı altında iş birliği yaparak para ve insan gücünü en etkili şekilde kullanabilir. Sağlık Bakanlığı daha çok planlayıcı ve denetleyici bir işlevi yerine getirmelidir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve bilgi birikimine sahip üniversiteler varken Sağlık Bakanlığı görevi olmayan alanlara kayarak kaynak israfına ve karmaşaya sebep olmaktadır.

Biraz evvel ifade ettiğimiz gibi Sağlık Bakanlığının temel görevi, halkımızın sağlığını korumak ve gerektiği durumlarda hastaların tedavi edilmesini sağlamaktır. Sağlık Bakanlığı bu anayasal görevi yaparken üretilen her türlü bilgi ve teknolojiyi kullanır ancak bu yasa tasarısıyla Sağlık Bakanlığının ayrıca bu bilgi ve teknoloji üretmek gibi görevi olmayan, Bakanlığı atıl duruma getirecek bir sorumluluk yüklenmektedir. Sağlık Bakanlığı ihtiyaç duyduğu alanlarda TÜBİTAK ve diğer bilimsel kuruluşların ürettiği bilgi ve teknolojiyi kullanarak bu görevi yerine getirebilir.

Bu anlamda, kurulması öngörülen Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü Sağlık Bakanlığının kendi kurum ve kuruluşlarını akredite etmesi, tabiri caizse “körler sağırlar birbirini ağırlar” mantığı içerisinde olduğu için uygun değildir. Sağlık Bakanlığının kendi kurum ve kuruluşlarını nasıl denetlediği bugün az çok bu kurumda çalışmış bireyler tarafından bilinmektedir. Bu nedenlerle, tasarının birinci bölümünde yer alan Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığının kurulması rantabl olmadığı gibi gerekli de değildir.

Sayın Bakanım, bu şuna benzemektedir: Zaman zaman daha çok sizlere de başvuruyorlardır. Hani iş başvurusu oluyor, birisi geliyor, diyor ki size: “Ben ne iş olsa yaparım.” İşte, sizin en çok zorlandığınız -bize de zaman zaman bu gibi başvurular oluyor- “Ne iş olsa yaparım.” şeklidir.  Burada da Sağlık Bakanlığı “Ne iş olsa yaparım.” şekline dönüştürülmek istenmektedir ki, bu da çok yanlış bir meseledir.

Onun için, Sağlık Bakanlığının esas görevleri olan halkın sağlığını korumak ve gerektiğinde de tedavi etmek gibi bir sorumluluğu vardır. Buna döndürmek… Bunun dışında bilimsel araştırmaları Türkiye’de kurulmuş olan gerekli kurumlardan -bunun adresi de ifade ettiğim gibi TÜBİTAK’tır- TÜBİTAK’tan istifade ederek ve onu daha da destekleyerek bu iş yapılabilir diye düşünüyorum.

Bu vesileyle, tekrar hepinizi saygılarımla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şimşek.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bingöl Milletvekili İdris Baluken.

Buyurunuz Sayın Baluken. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Eğitim Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben konuşmama başlamadan önce bir vurguyu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu kanun tasarısının tümü üzerine, canlı yayının olmadığı saatlerde görüşlerimizi ifade ederken çok hararetli konuşmalar yapmıştık ve buradan hem Sağlık Bakanlığına hem de AK PARTİ Grubuna çağrılarda bulunmuştuk. Şimdi bu yaptığımız çağrıların kısmen dikkate alındığı bir durumla karşı karşıyayız. Özellikle 34 ve 47’nci maddenin bu tasarı metninden çıkarılmasını olumlu olarak değerlendiriyoruz. Yani, dünyada bir eşi benzeri olmayan sağlık bilimleri üniversitesinin kurulmasıyla ilgili düzenlemelerin çekilmesi ve yine Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde özellikle görevde yükselmeler ve kadrolaşmalarla ilgili pek çok şaibeyi, pek çok kuşkuyu bizde uyandıran düzenlemeler geri çekilmiştir. Bunları olumlu olarak karşıladığımızı ifade ediyoruz. Aslında, genel olarak AK PARTİ Grubunun ya da Hükûmetin de kanun yaparken muhalefetten gelen önerilere açık olacak şekilde, her öneriye cepheden, muhalefetten geldi diye karşı çıkan bir tutumu bir kenara bırakarak yol alması durumunda Meclisin daha verimli çalışabileceğini, Meclisin daha verimli çalışacağını buradan ifade etmek istiyoruz.

Tabii, “Bu belirtmiş olduğumuz düzenlemeleri geri çekmekle de yine tamamına katıldığımız bir kanun tasarısını önümüze getirmiş olmuyorsunuz.” uyarısını da buradan yapmak istiyoruz. Biz sağlıkta, sağlık alanında çok ciddi sorunların yaşandığını, aslında Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin tamamının bütün siyasi partiler tarafından tartışılması ve ona göre sağlıkta yeni bir düzenlemeyle bu Meclisin mesai harcaması gerektiğini ifade etmiştik, bugün de aynı şeyi ifade ediyoruz. Çünkü yürürlükte olan maddeler bile yani Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığı kurumunun kurulmasıyla ilgili düzenlemeler bile yine kendi içerisinde sağlıktaki pek çok soruna çözüm bulmayan, palyatif birtakım şeyler yapılıyormuş görüntüsü veren ama altında da çok farklı birtakım arayışların olduğu düzenlemeleri aklımıza getiriyor.

Biz bu TÜSEB’in kurulmasının amacını, kapsamını, görev ve yetkilerini, organlarını okuduğumuzda, Halkların Demokratik Partisi olarak tatmin olmuyoruz, tatmin değiliz. Sağlık Bakanlığına bağlı, Sağlık Bakanının Yönetim Kurulu Başkanı olarak kurulacak olan bir enstitünün bahsetmiş olduğumuz kadrolaşma, belli çevrelere rant sağlama ve sağlığın genel birtakım sorunlarını çözme anlayışından uzak olduğunu buradan tekrar ben ifade etmek istiyorum. Özellikle bu TÜSEB bünyesinde birtakım şirketlerin kurulabileceği, bu şirketlerin birtakım vergilerden muaf tutulabileceği, yine denetimleriyle ilgili çok ciddi birtakım esnekliklerin getirileceğiyle ilgili eleştirilerimizi bugün yine burada ifade etmek istiyoruz.

Aslında keşke bu yanlıştan geri dönmeyle ilgili kararlar verilirken bu torba kanun tasarısının tamamı geri çekilseydi, tamamı siyasi partilerle bir şekilde müzakere edilseydi ve ortaklaşmış bir metin üzerinden, ortaklaşmış bir tasarı üzerinden Genel Kurulun önüne getirilseydi diyoruz. Çünkü biz özellikle bu kanun tasarısı içerisinde belirtilen bazı gerekçelerin de çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle bu kanserle mücadele konusu, kanserle yeterli bir savaşım verilmesi konusu ülkemizin en acil konularından birisidir. Tümü üzerinde konuşma yaparken de ifade etmiştim, Her yıl 140 bin yeni hastanın kaydedildiği, 150 bine yakın kanser hastasının kaybedildiği bir ülkede tabii ki kanserle savaş, kanserle etkin mücadele konusunda etkin politikaların oluşmasına ihtiyaç var ama -yine o gün ifade etmiştim- şu anda kanser hastalarının ilaç teminiyle ilgili çok ciddi sıkıntılarından tutalım da tedavi görecekleri uzman onkologlara, uzman hematologlara erişimine kadar çok ciddi birtakım sıkıntılarla karşı karşıyayız. Yani burada kanserle mücadeleyi esas alan bir tasarıdan bahsedeceksek bütün bu sorunları ele almamız gerekiyor, salt teknoloji ya da inovasyon anlamında yapılacak çalışmalar üzerine bir kurumsallaşmayla kanser hastalarının yaşamış olduğu sorunları ya da kanser hastalığıyla ilgili bir mücadeleyi ortaya koyamayacağımızı buradan ifade etmek istiyorum.

Tabii, genel olarak aslında sağlıkla ilgili daha çok yapmış olduğunuz düzenlemeler sermayeye alan yaratan, özel sektöre alan yaratan uygulamalar olduğu için burada da, yine dediğim gibi, işte, TÜSEB bünyesinde birtakım şirketlerin oluşturulması, bu şirketlerle ilgili birtakım kolaylıkların, vergi muafiyetlerinin sağlanması, 1 milyon TL’ye kadar olan bazı düzenlemelerde, ihalelerde Sağlık Bakanlığına yetki verilmesi yani bunların hepsi bahsetmiş olduğumuz sağlıkta özelleştirme, özel sermayenin alanını yaratma kaygısından bağımsız olan düzenlemeler değil.

Bakın, sizin bugüne kadar yapmış olduğunuz uygulamaları bu kürsüden hep ifade etmiştik ama birkaç veriyle yine bu özel sektörle sağlık politikaları arasındaki ilişkiyi ne kadar önemsediğinizi buradan ben vurgulamak istiyorum. 2013 Ekim ayında bir Bakanlar Kurulu kararı getirdiniz buraya, Bakanlar Kurulunda onaylanan bu düzenlemeyle özel hastanelerin alabileceği fark ücretlerini yüzde 90’dan yüzde 200’e çıkardınız yani daha anlaşılır bir şekilde söyleyeyim: SGK eliyle özel sağlık kuruluşlarına o güne kadar 6 milyar TL’ye kadar bir miktar ödeme durumu varken, bir de vatandaşın cebinden bir 6 milyar TL’yi çıkararak yine bu özel hastanelere avantaj sağlayacak birtakım düzenlemelerin altına imza attınız. Dolayısıyla, burada da getirmiş olduğunuz düzenlemeleri biz bu kapsamda değerlendiriyoruz.

TÜSEB’le ilgili, sadece o kurumsal özerklikle ilgili kaygılar değil, bahsetmiş olduğum bu ekonomik ve sosyal alana müdahale çağrışımı yaptıran ve haksız birtakım avantajları bünyesinde barındıran bu uygulamaları da yine sert eleştiriyoruz, şiddetle eleştiriyoruz ve bunların da mutlaka çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Madem bugün böyle bir uzlaşma zemini yakaladık, madem bazı yanlışlardan geri adım atmanın mümkün olabilirliğini bugün ortaya koyduk, bence bu kanun tasarısının tamamını geri çekip, tamamını siyasi partilerle müzakere konusunda bir inisiyatif, bir irade ortaya koymanızın son derece önemli olduğunu ben burada vurgulamak istiyorum.

Yine, 47’nci maddede de, Millî Eğitim Bakanlığındaki bazı görevde yükselmelerle ilgili düzenlemelerle ilgili birtakım hususlar vardı. Onu çekmiş olmanız da önemli ama daha önce getirmiş olduğunuz torba yasada da, biliyorsunuz, Millî Eğitim Bakanlığındaki bu yöneticilerin atama düzenlemesini genellikle valiliklere bağladınız ve oralarda da âdeta siyasi kadrolaşmaların önünü açtınız. Eğer buradan bir yanlışı görmüşseniz, gelin, pratik uygulamadaki, daha önce yapmış olduğunuz düzenlemelerdeki yanlışları da yine hep beraber masaya yatıralım. Liyakat usulüne göre kim hak ediyorsa, birtakım siyasi işaretlerin, göstergelerin belirlemediği kriterlerle biz bütün bu alanları düzenleyelim diyoruz.

Genel Kurulu bu duygu ve düşüncelerle selamlıyorum ben. Tekrar, hem Sağlık Bakanının hem de AK PARTİ Grubunun, bugün, en azından yanlışın bir kısmından geri dönmesiyle ilgili göstermiş olduğu tutumu da olumladığımızı ifade etmek istiyorum.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Şahsı adına Kayseri Milletvekili İsmail Tamer.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Çektik.

BAŞKAN – Çektiniz.

Sayın Türkkan? Yok herhâlde.

O zaman soru-cevap bölümüne geçiyorum. Bu bölüm de on beş dakikadır, yarısını sorulara ayıracağım.

Buyurunuz Sayın Işık.

Sayın Işık da yok.

O zaman Sayın Tanal, buyurunuz efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, tabii sizin burada olmanız sevindirici. Adıyaman ilinin pis lağım sularının tamamı arıtılmadan, olduğu gibi, ham vaziyette Atatürk Barajı’na akıtılmakta. Atatürk Barajı’nda aynı zamanda sulama yapılmakta. Bu durumda hem Atatürk Barajı’nda suyun içerisinde bulunan canlılar ölmekte hem de su yoluyla vatandaşa bulaşıcı hastalıklar bulaşmakta ve bu, çevre açısından da insanların sağlığı açısından da bir tehdit oluşturmakta. Ben milletvekili olur olmaz bunu hep dile getirdim. Milletvekilliği sürecim bitiyor, bugüne kadar hâlen bu sorun devam ediyor. Ne zaman bu sorunu halledeceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Adıyaman’ın öncelikle içme suyu yoktu. Özellikle biz isale hatları, depolar, ana dağıtım hatlarıyla içme suyunu getirdik ama şu anda atık su arıtma tesisiyle ilgili bir çalışma var bildiğim kadarıyla. Bunu da takip edeceğim Sayın Tanal. Hakikaten de bir an önce atık su ileri biyolojik arıtma tesisinin yapılması şarttır.

Ben de Adıyaman’ın fahri hemşehrisi olarak bunu bizzat takip edeceğim. Aslında tabii bu, belediye ve İller Bankasının görevi ama gerekirse biz de -Atatürk Barajı dolayısıyla- devreye girebiliriz. Bizzat takip edeceğim. Alakanızdan dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Bir sorunuz daha var herhâlde.

Buyurunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakanım, bir başka soru da şu: Ben Şanlıurfalıyım. Şanlıurfa ilimizin Hilvan ilçesinin baraja 8 kilometre mesafesi var. Hilvan ilçemizin içme suyu yok. Yani netice itibarıyla 21’inci yüzyıldayız ve bu kadar ilerledik diyoruz, doğru ama Hilvan ilçesi bu temiz sudan mağdur. Hilvan’ın bu içme suyu ne zaman hallolacak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Öğüt…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, sizi burada görmüşken, daha önce de bir soru önergesiyle size soru sorduk ama Marmara Denizi’nin arıtması konusunda çok ciddi problem olduğu söylenmekte; biyolojik arıtmanın yüzde 25’ler dolayında olduğu söylenmekte; 120 civarındaki balık çeşidinin 4’e indiği ve balıkların çok ciddi şekilde cıva yüklü olduğu, ağır metallerle yüklü olduğu bilimsel olarak söylenmekte. Burada bu Marmara Denizi’nin göz göre göre… Yani dünyanın en önemli alanlarından birisi Marmara Denizi; sıcak suyla soğuk suyun karıştığı bir alan. Böyle önemli bir alanın rehabilite edilmesi için önünüzde ciddi bir çalışma süresi var mı? Bu biyolojik arıtmaya tam olarak ne zaman geçilebilecek, onu öğrenmek istiyorum

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Buyurunuz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakan, tabii, hakikaten sizi gördüğümüz için genellikle sizin alanınızla ilgili soruları soruyoruz, kusura bakmayınız.

Şimdi, Türkiye’de tabii ki su bedelleri… Su bir yaşam hakkıdır diyoruz. Su ticarileştirilemez. Bu gerekçeden dolayı yani suyun bir yaşam hakkı, insan hakkı olması sebebiyle belediye sınırları içerisinde bulunan vatandaşlarımızın ödedikleri su bedelleri çok yüksek. Bu su bedellerinin vatandaşın ödeyebileceği bir rakama çekilmesi hususunda bir çalışmanız var mı veya çalışmanız yoksa, olaya ticarileşme mantığıyla değil, insan hakkı bakış tarzıyla baktığımızda böyle bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle Hilvan ilçesi… Tabii, şöyle diyeyim: Şanlıurfa’yla ilgili biliyorsunuz, öncelikle, Şanlıurfa’da su yoktu, Şanlıurfa’nın merkezinde su yoktu. Biz, Atatürk Barajı’ndan çok mükemmel bir içme suyu arıtma tesisiyle Şanlıurfa’ya… Hatta şu anda birinci kademesi 2020 yılına kadar yetecek. Şimdi, şu anda, ikinci kademe içme suyu arıtma tesisini yaparak Şanlıurfa merkezin su meselesini kökünden çözdük. Bazı ilçelerde su var ama yeterli değil, belki yakın bir zamanda, belki üç beş yıl içinde su sıkıntısı olabilir. Bu bakımdan, biz, Şanlıurfa’nın bütün ilçelerini ele aldık, Hilvan da buna dâhil, kesinlikle projeler yapılıyor, bunların su problemi kökünden çözülecek.

Yalnız şunu ifade edeyim: Sayın Tanal, biliyorsunuz Türkiye’de her şehirde bir su sıkıntısı vardı; 1994 öncesi İstanbul’da, İzmir’de, Kars’ta, Edirne’de. Biz, özellikle 2003 yılından itibaren büyük bir planlama yaptık. Hatta, 2007 yılında, biliyorsunuz, 1053 sayılı Kanun tamamen değiştirildi, 100 bin kriteri vardı. 1053 sayılı Kanun şu: Nüfusu 100 binden büyük İzmir, Ankara, İstanbul gibi şehirlere su teminine dair kanun biliyorsunuz. Burada nüfusu 100 binden büyük şehirlere geçmişte su götürülürken DSİ tarafından, biz şimdi 100 bin kriterini kaldırdık. Böylece, 2007 yılında bu kanun değişince biz 81 şehrimiz için otuz, kırk yıl sonrasının ihtiyaçlarını karşılayacak bir eylem planı, su temini eylem planı hazırladık ve bu da başarıyla yürüdü. Mesela, bu sene kuraklığa rağmen -siz de biliyorsunuz, İstanbul’da yaşıyorsunuz- hiçbir şehrimizde su problemi olmadı. İnşallah, Hilvan’da da ve sadece Hilvan değil, orada Siverek vesaire birtakım ilçeler var, onları da çözeceğiz.

Diğer bir husus da, suyun ticarileşmesi söz konusu değil. Bakın, sudan biz para almıyoruz şu anda. Ancak, tabii ki, büyükşehirlerde              -İstanbul’da İSKİ gibi- diğer şehirlerde su kanalizasyon idareleri var. Bunlar özellikle belediye meclis kararıyla su tarifelerinde yetkili. Çünkü İSKİ’nin ve diğer su kanalizasyon idarelerinin genel kurulu büyükşehir belediye meclisi olduğu için tarifeleri onlar tarafından hazırlanıyor ve kanuna göre onlar yetkili. Ama ben şunu biliyorum, bu tarifeler hazırlanırken… Ücretler diğer ülkelere baktığımız zaman çok daha düşük, bunu özellikle vurgulamak istiyorum, su ve atık su açısından. Bunu Almanya’yla, İngiltere’yle kıyaslamanız mümkün. Yani burada zaten bu idareler kâr maksatlı değil, sadece masrafı alıyor. Yani suyun getirilmesi, arıtılması, terfi, enerji ve atık suların toplanıp arıtılması gibi masraflar var, dolayısıyla su kanalizasyon idareleri sadece ve sadece işletme masraflarını karşılayacak bir seviyede evlere su veriyor. Hatta, ben İSKİ Genel Müdürü olduğum zaman, biz fakir aileler sıkıntı çekmesin diye ayda yaklaşık olarak 7-10-15 metreküpten daha az su kullanan ailelere fiyatı çok zararına tutuyorduk. Yani bu da su kanalizasyon idareleri tarafından dikkate alınıyor. Suyun ticarileşmesi diye bir şey söz konusu değil, su herkesin en tabii hakkı. Yani bir devletin vatandaşına sağlıklı ve yeterli su vermesi bütün vatandaşların devletten beklediği en önemli haktır.

Kadir Bey’e gelince. Şimdi, Kadir Bey, kendim Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı iken ta 1990’lı yıllarda ilk defa ölçümü Haliç’te, Marmara Denizi’nde yaptık. Hatta ilk defa… İki tabakalı akım var biliyorsunuz hem Çanakkale’de hem de İstanbul Boğazı’nda. Bununla ilgili ölçümleri… Hatta bu tabakaların yükseklikleri, akımlar… Bildiğiniz üzere, alt tabaka Marmara’dan Karadeniz’e gidiyor, üst tabaka da Karadeniz’den Marmara’ya doğru, böyle iki tabakalı bir akım var. Dolayısıyla şunu özetle vurgulamak istiyorum: 1994 öncesi… Çünkü en çok kirleten İstanbul ve Tuna Nehri. Dolayısıyla İstanbul’da 1994 öncesi atık suların ancak yüzde 5’i toplanıp arıtılıyordu ama biz 1995-96 yıllarında su meselesini kökünden çözünce 97 yılını özellikle Haliç yılı, 98’i temiz Marmara yılı ilan ettik ve bütün atık su arıtma tesislerini tamamladık. Bakın, sırf ben İSKİ Genel Müdürüyken yaptığımız atık su arıtma tesisleri: Yenikapı vardı ama bağlantıları yoktu. Yenikapı’ya bağlanan bütün kolektörleri tamamladık ve Yenikapı’dan arıtarak bunu Karadeniz’e giden dip akıntıya veriyoruz. Ayrıca, Baltalimanı’nda… Haliç’i kurtarmak için ta Kemerburgaz’dan başlayarak muhteşem kolektör, sonra tünele giriyor. Baltalimanı’na kadar muazzam tüneller var yani, içinden tır geçecek büyüklükte ve bunu Baltalimanı’nda topluyoruz, arıtıyoruz ve onu da dip akıntıya veriyoruz. Bunun dışında, Kadıköy, Küçüksu, Küçükçekmece, bunların tamamı zamanımızda arıtıldı ama Büyükşehir Belediyemiz, İSKİ, daha sonra Ataköy’de o bölgenin bütün atık sularını toplayacak ileri bir atık su biyolojik arıtma tesisi kurdu. Böylece, benim bildiğim kadarıyla, şu anda İstanbul’da toplanan atık suların aşağı yukarı yüzde 97’si arıtılıyor.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Biyolojik arıtma mı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bunun gerekli olanları biyolojik, hatta bir kısmı atık su biyolojik.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Hayır, yani gri su olarak mı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Bir dakika, müsaade edin.

Bakın, ben bunun uzmanıyım. Burada şöyle karar aldık: Bir: Mesela havzaya verilecekse, diyelim ki Riva Deresi’ne verilecekse o Paşaköy Arıtma Tesisi ileri biyolojik arıtma tesisi, hatta daha ilerisi ama bir kısmı, Ataköy denize verilecekse, bir alt akıntı yoksa, bu biyolojik arıtma tesisi, hatta o da ileri. Ama alt akıntıya verilecekse, bu takdirde, alt akıntı… Biliyorsunuz, Karadeniz’in 100 metre aşağısı tamamen ölü denizdir. Dolayısıyla, burayı ön arıtmadan sonra -ızgara, kum tutucu, vesaire- oraya veriyoruz. Dolayısıyla, bu da herhangi bir açıdan bir kirliliğe sebep olmuyor. Esas kirlilik Tuna Nehri’nden geliyor. Dolayısıyla, benim özellikle sizlerden de istirhamım: Tuna Nehri’nin kirlenmesinin önlenmesi konusunda zamanında böyle bir komisyon kurulmuştu, Karadeniz’de kirlenmenin önlenmesiyle alakalı, bunu takip etmemiz lazım. O kirlenmeyi kontrol edersek… Ama İstanbul’da atık su arıtma tesisleri yapıldı, Kocaeli’ndeki atık su arıtma tesislerinin tamamı yapıldı, çevredeki iller de yapıyor büyük ölçüde.

Biz de -az önce değerli CHP’li vekilimizi dinledik, gitmiş şu anda- Ergene Nehri’yle ilgili çok muhteşem bir çalışma yapıyoruz. Bakın, bunun ben size kitaplarını getireceğim, söz verdim. Hatta daha önceki konuşmamda atık su arıtma tesisi ve su tasfiyesi kitaplarını talep ettiniz, bütün vekillerime getireceğim, Ergene’yle ilgili de… Yani bu konuda çok güzel çalışmalar yapılıyor. Hatta şunu da ifade edeyim, bizim şu anda bulduğumuz teknoloji var ya, dünyanın en ileri teknolojisini kullanıyoruz. Biyolojik azot ve fosfor gideren teknolojiyi, son yirmi yılın teknolojisini ilk defa biz uyguladık, bunu da gururla ifade ediyorum.

O bakımdan, Marmara nehirlerinde cıva ve diğer konsantrasyonlar fevkalade azalmıştır, ama bununla ilgili, arzu ederseniz çok daha detaylı parametreleri -ta otuz yıldan bu yana ölçüyoruz- size verebilirim.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkanım, süre var, bir soru daha soracağım.

BAŞKAN – Sayın Öğüt, buyurunuz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Bakanım, biliyorsunuz dünyanın en önemli göç yollarından birisi de İstanbul’da kuzey ormanları. Bu kuzey ormanlarında havaalanı ve otoban yüzünden kesilen çok ciddi ağaç sayısı var. Bir de yüzlerce, 98 göletin kurutulduğundan bahsediliyor, hafriyatla içinin doldurulduğundan bahsediliyor. Ben birisini gördüm, bizzat şahidim. Bazı ağaçlar artık aceleden kesilmiyor, hafriyatla ağaçların üstü kapatılıyor. Burada, İstanbul’un önümüzdeki dönemde susuzluğuna çok zararı olmayacak mı diye soruyorum, bu göç yollarını engellemeyecek mi diye soruyorum.

Bir de Manisa’da zeytin ağaçlarının sökülmüş olması sizin bazı bakanlarınız tarafından da belki “kanunsuzdur” diye nitelendi, Bakanlık olarak o Kolin İnşaata dava açmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şunu özetle vurgulamak istiyorum.

Üçüncü havaalanı ve özellikle üçüncü köprü yollarıyla alakalı -biz protokole de koyduk- kesilen her ağaç için en az 5 tane fidan dikilecek. Bunu özetle vurgulamak istiyorum.

İkinci husus da… Özellikle orada birtakım göletlerden, gölcüklerden bahsettiniz. Ama, bu göletlerin hiçbiri tabii gölet değildir, tamamen -zaman zaman ben oradan geçerken havadan bakıyordum- orası âdeta aydaki kraterler gibi. Çünkü, zaman içinde, bizden çok önce, kömür çıkaracağız diye, düşük evsaflı kömürler çıkaracağız diye oradaki alanlarda maalesef tamamen çukurlar açılmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Evet, iki dakika…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Bunlar göletcikler, suni gölet değil, tamamen çukurlardır. Bunların zaten dolması gerekiyor yoksa orada sulak alan olarak Terkos Gölü var. Onun dışında orada Alibey Barajı dışında bir sulak alan yok, onu da özellikle vurgulamak istiyorum.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Terkos Gölü’ne de tuzlu suyun çok ciddi şekilde girdiği söyleniyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Yok, Terkos’un su seviyesi denizden daha yüksek. Dolayısıyla, Terkos’tan… Fiziki olarak yüksek kottan alçak kota sızma olur. Herhangi bir şey yok.

HASAN ÖREN (Manisa) – Gediz’de ne zaman balık tutup yüzeceğiz Sayın Bakan? 2012 sonu itibarıyla balık tutup yüzeceğimizi söylemiştiniz, 2012 sonunda.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Müsaade ederseniz efendim, herhâlde…

BAŞKAN – Evet, lütfen bir dakikada cevap veriniz.

HASAN ÖREN (Manisa) – Ama ben sorumu sorayım ilk önce, duyulsun hiç olmazsa.

BAŞKAN – Size bir dakika daha ek süre verdim Sayın Bakan, buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, şimdi sordunuz zaten, hemen cevap vereyim.

Bakın, biz Gediz’de üzerimize düşen…

HASAN ÖREN (Manisa) – 2012 sonu itibarıyla…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Müsaade buyurun.

Orada özellikle belediyeleri taksim ettik. Belediyeler kendi üzerlerine düşen vazifeleri yaptılar mı? Yapmadılar. Ama biz, erozyon kontrolü… Bütün dereyi ıslah ettik, hatta oradaki alanları koruduk, derelerin neredeyse tamamı ıslah oldu. Hatta şu anda…

HASAN ÖREN (Manisa) – Yine benim soruma cevap vermiyorsunuz. Siz kendiniz dediniz…

BAŞKAN – Lütfen, karşılıklı konuşmayalım Sayın Ören. Lütfen…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Ama kalitede fevkalade iyileşme var.

HASAN ÖREN (Manisa) –  “Gediz’de 2012 sonu itibarıyla bu çalışmaların sonunda balık tutup yüzeceğiz” dediniz. Beraber gidelim mi yüzmeye Sayın Bakan?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Beraber balık tutalım, beraber balık tutmaya gidelim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz efendim.

Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

On beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 15.43

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri ve varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1. maddesinde geçen "ülkemizin ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                     Celal Adan                                            Ali Öz

                       Adana                                               İstanbul                                              Mersin

                 Lütfü Türkkan                                 S. Nevzat Korkmaz                                  D. Ali Torlak

                      Kocaeli                                               Isparta                                              İstanbul

                    Emin Çınar                                          Alim Işık

                    Kastamonu                                           Kütahya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 1. Maddesinde geçen, "Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak ve sürekli kılmak, kalkınma planı hedefleri ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun belirlediği öncelikleri de dikkate alarak, ülkemizin ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak," ibaresinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve yerine "Sağlık hizmetleri için" ibaresinin konmasını teklif ederiz.

                           

Aytuğ Atıcı                                                            Özgür Özel                                      Nurettin Demir

   Mersin                                                                  Manisa                                               Muğla

Süleyman Çelebi Kadir Gökmen Öğüt                       Hülya Güven

     İstanbul                                                              İstanbul                                                İzmir

Fatma Nur Serter                             MahmutTanal                         Hasan Ören

     İstanbul                                                               İstanbul                                              Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 1’inci maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan                                                       İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

      Iğdır                                                                   Bingöl                                                  Van

Hasip Kaplan                                                 Abdullah Levent Tüzel                                  Altan Tan

   Şırnak                                                                  İstanbul                                            Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan Tan, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu sağlık meselesiyle ilgili sorunlarımızı da yine fırsat buldukça huzurlarınızda arz etmeye çalışıyoruz. Şu an için Diyarbakır’ın en önemli sorunu, mevcut yapılan hastanelere ilaveten 700 dönümlük bir alan içerisinde bir bölge sağlık kampüsü yapılma taahhüdü vardı, bununla ilgili projeler de yapıldı, düzenlendi ve 3 ayrı hastane şeklinde bu yatırımlar planlandı ancak uzunca bir müddet o alandaki hazine arazilerinin birleştirilmesi -imar tabiriyle tevhidi- ve imar değişiklikleriyle ilgili gerekçeler öne sürülerek uzunca bir müddet bu yatırımlara başlanmadı. Yaklaşık bir yıldan fazla bir zamandır, biraz evvel arz ettiğim bütün bu olumsuzluklar giderildi yani hem hazine arazilerinin tevhidi hem 18 uygulaması hem ondan sonraki belediyenin yapması gereken imar değişikliklerinin tamamı bitirilmesine rağmen, projeler de hazır olmasına rağmen maalesef bu ihaleler yapılamıyor. Bunun nedenini soruyoruz Sayın Sağlık Bakanımızdan.

Yine, ikinci bir maruzatımız: Diyarbakır’ın yıllardır yerinde olan devlet hastanesi ve yanındaki çocuk hastanesi ve etrafında bulunan İçişleri Bakanlığına ait bir mahalle karakolu da dâhil, bunlar yıkılarak yine büyük bir yeni hastane projesi vardı. Bunlarla da ilgili yine aynı gerekçeler gösterilerek bu prosedür uzadı ama yine bir yıldan fazla bir zamandır bütün bu imar değişiklikleri, imar artışları, yasal prosedürlerin tamamı yerine getirildi. Kimin tarafından? Hazine tarafından, belediye tarafından, vilayet tarafından, ilgili kim varsa. Ancak, bu hastanemiz de yine maalesef henüz yapılamadı. Ne zaman yapılacağı ve bu işin akıbetinin ne olacağı konusunda da ciddi bir bilgilendirme yapılmadı.

Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli şikâyet noktası da hastanelerin acil servisleridir. Yani, inan edin, bu hastanelerin acil servislerinde meydana gelen olaylar bu televizyonda “Arka Sokaklar” diye bir polisiye dizi var, bu diziyi aratmayacak noktaya geldi ve hastaları, hasta yakınlarını dinlerseniz onlar haklı; doktoru, personeli dinlerseniz, diğer sağlık görevlilerini dinlerseniz onlar da haklı. Niye herkes haklı? Çünkü yeterli değil, çok ağır şartlarda bu personel görev yapıyor, uzunca bir süre görev yapıyor, yoğun bir yönelim var Türkiye'nin her tarafında ve gün geçmiyor ki işte bu acil servislerde meydana gelen bir tartışma, kavga, hatta yer yer öldürmelere varan olaylar meydana gelmesin. Bununla da ilgili, nasıl diğer konularda ciddi düzenlemeler olduysa bugüne kadar, bu mevzuda da, bu acil servislerle de ilgili yine ciddi düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

Bir diğer şikâyet noktamız değerli arkadaşlar, birçok ilçeye gerçekten güzel yatırımlar yapılıyor, büyük hastaneler yapılıyor ama burada birkaç noktaya dikkat edilmiyor. Bunlardan birisi Siverek Devlet Hastanesi, örnek olarak vereyim size. Şehrin o kadar uzağına yapılıyor ki bazıları yani neredeyse artık evden çıktıktan sonra -mesela bir Siverek için söylüyorum bunu- o hastaneye gidene kadar biraz gaza bassanız –mübalağa etmeden söylüyorum- Diyarbakır veya Urfa hastanesine de o hastanızı götürme şansına sahipsiniz. Onun için, mümkün olduğu kadar bu hastanelerin yerleri seçilirken de böyle çok uzak noktaların tayin edilmemesi gerekiyor. Gerekçeler var: Efendim, hazine arazisi, ucuz arazi.” Ama bu kadar yatırıma bu işin feda edilmemesi lazım.

Yine aynı şekilde bazı hastaneler -mesela, Diyarbakır Çevre Sağlık Bölge Hastanesi- yapımının üzerinden çok az bir zaman geçmesine rağmen dökülüyor. Yani bunların inşaatları doğru düzgün kontrol edilmiyor, takip edilmiyor. Bir hastane bitirildikten birkaç sene sonra sanki otuz beş kırk yıllık bir hastaneymiş görüntüsü veriyor. Bunun da giderilmesi için yine bir o kadar masraf daha ediliyor. Bu da içler acısı bir durum.

Saygılar sunarım, teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 1. Maddesinde geçen, "Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak ve sürekli kılmak, kalkınma planı hedefleri ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun belirlediği öncelikleri de dikkate alarak, ülkemizin ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak," ibaresinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve yerine "Sağlık hizmetleri için" ibaresinin konmasını teklif ederiz.

                                                                       Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Atıcı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, üç buçuk yıllık milletvekilliği yaşamımda ilk defa bu kürsüden bir teşekkür konuşmasıyla başlamak istiyorum. Bu yasa tasarısının gerek alt komisyonda gerek Komisyonda gerekse daha sonra Genel Kurul öncesindeki aşamalarda Sağlık Bakanlığının gösterdiği iş birliğine ben teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, üç buçuk yıldır gerçekten özlediğimiz bir iş birliği sergilediniz. Bunun için hakikaten teşekkür ediyorum. Bu, burada olan her maddeyi kabul ettiğimiz anlamına gelmez, burada olan her maddeyi desteklediğimiz anlamına gelmez. Ama, ben üç buçuk yıldır ilk defa güzel bir çalışma yaptığımızı, birbirimizi gerçekten ikna etmeye çalıştığımızı ve iyi niyetli olduğumuzu hissettim. Üç buçuk yıldır bütün mücadelemiz, bütün kavgamız buydu, “Gelin, kanunları bu şekilde çıkaralım.” idi. Yani, zorbalıkla, parmak çoğunluğuyla çıkarmak yerine, hepimiz bu memleketin evlatlarıyız, hepimiz yurtseveriz, insanseveriz, kimsenin yurtseverliğini de kimsenin cetvelle ölçmeye hakkı yoktur. Herkes de belli bir birikimle buraya gelmiştir, o yüzden de o birikimlerden yararlanmak gerekir. Evet, Sayın Bakan bizim birikimlerimizden yararlandı. Elbette, bizim karşı olduğumuz bazı maddeler var ama bu çalışmalar neticesinde biz bu maddelerin sayısını ciddi şekilde azaltmış olduk. Örneğin, Sağlık Bakanlığımız bir sağlık bilimleri üniversitesi kurmaktan vazgeçti. Çok önemli bir karardır bu ve bu kararı ben gerçekten kutluyorum. Çünkü Sağlık Bakanlığının asli görevleri içerisinde tıp fakültesi öğrencisi yetiştirmek yoktur, insanları profesör yapmak yoktur; o, akademinin işidir, el birliğiyle akademiyi güçlendirelim diye böyle bir karar almış olduk. Bu da gerçekten son derece önemliydi.

Bu kanundaki ikinci ve çok önemli gördüğümüz maddede ise Millî Eğitim Bakanlığına atanan şube müdürlerinin atamasının Danıştay tarafından iptalinden sonra, yeni bir kanun maddesi ekleyerek geriye dönük olarak atanmış olanların yerinin korunması amaçlanıyordu. Burada da vicdan galip geldi ve el birliğiyle bütün arkadaşlarım bu maddenin çıkarılmasına karar verdik. Bu da bizim vicdanımızı bir miktar rahatlattı. O nedenle bu gibi çalışmaların verimli olduğunu ben buradan görüyorum ve yüce Meclisin de zamanını çok fazla bu şekilde almayacağımızı görmüş oluyorum.

Şimdi, bu 1’inci maddede ve TÜSEB’in kuruluşunda Sayın Bakan, evet, Sağlık Bakanlığı bazı enstitüler kurabilir, bu enstitülerle ilgili çalışmalar yapabilir ancak bu enstitülerin amacı Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak, sürekli kılmak gibi, süslü, kulağa hoş gelen ve güzel laflar yerine          -ya da Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun belirlediği öncelikleri dikkate alarak- ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak yerine, bizim önergemizde söylediğimiz gibi sadece sağlık hizmetlerini yerine getirmek üzere, sağlık hizmetlerinde bir katkı sağlamak üzere, temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetlerinde destek sağlamak üzere bu enstitüleri kurun. Biz gerekçemizde bunu belirttik, bu maddede verdiğimiz önergede bunu belirttik ve Sağlık Bakanlığını asli görevi olan birinci basamak yani koruyucu sağlık hizmetlerine geri çağırmayı burada amaçladık. Eğer bunu kabul ederseniz zaten TÜSEB’in de bütün ruhunu değiştirmiş olursunuz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1. maddesinde geçen "ülkemizin ileri teknoloji ve inovasyon ihtiyacını karşılamak" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Seyfettin Yılmaz (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615  sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında MHP Grubu adına söz aldım.

Bugün, diğer grupların da, MHP Grubunun da katılımıyla Sayın Başkan bu kanunun Meclise geldikten sonraki hâlinde cidden uzlaşmacı bir tutum sergiledi. Bunu herhâlde evladı fatihanın torunu olmanın getirdiği bir uzlaşmacı  tutum olarak değerlendiriyorum. Teşekkür ediyoruz.

Sayın  Bakan, Kocaeli’ndeki sağlık problemleriyle ilgili birkaç şeye değinmek istiyorum müsaade ederseniz. Türkiye'nin en büyük sanayi kentlerinden biri olan Kocaeli’nde binlerce işçi çalışıyor. Binlerce işçinin çalıştığı Kocaeli’nde her gün iş kazaları yaşanıyor Sayın  Bakanım. Bu iş kazalarının arasında el yaralanmaları, ayak yaralanmaları, uzuv kopmaları olduğunda sadece mikrocerrahi uzmanları tarafından müdahale ediliyor. Fakat, maalesef, Kocaeli’nde sadece 1 tane, Derince’de Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan mikrocerrahi uzmanımız var. Siz de bilirsiniz ki, kopan uzuvların en geç dört saat içinde yerine dikilmesi gerekmektedir. Dikme işlemini mikrocerrahi uzmanı yaptığı için bu uzmanın izin alma şansı yok, bu uzmanın başka bir yere gitme şansı yok; olduğu zaman, orada çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İş kazaları için Bakanlığınız herhangi bir önlem aldı mı bunu merak ediyorum.

Türkiye'nin sanayi başkentinde çok sayıda el, parmak kopma vakaları yaşanıyor. Bu mikrocerrahi uzmanı size göre yeterli mi?

Bir de Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı İlimtepe Mahallesi var. Orası konumu ve yüksekliği itibarıyla her zaman temiz ve sağlıklı bir havaya sahip bir  bölgemiz Kocaeli’nde. Yaklaşık 6.500 nüfusa sahip bu mahalle de bugüne kadar yeterince değerlendirilmemiş, kaderine terk edilmiştir. Özellikle bronşit ve astım hastalarının İlimtepe’de sağlıklarına kavuştuğu dile getirilir Kocaeli’nde. Bu bölgeye yapılacak bir hastane hem bronşit ve astım hastaları için şifa olacak hem de İlimtepe’nin gelişmesine ciddi katkı sağlayacaktır. Sayın  Bakandan Kocaelililer olarak böyle bir talebimiz var. Bu konuda yapacağınız bir yatırım o bölgede hem bölgenin kalkınmasına hem de Dilovası, Gebze, Darıca ve Çayırova’da olan çokça sık rastlanan akciğer hastalıklarının tedavisi konusunda ciddi bir merkez olacaktır.

Yine Kocaeli’ne bağlı Dilovası’nda yaklaşık 11.700 nüfuslu bir mahallemiz var, Mimar Sinan Mahallesi. Dilovası’nın 2’nci büyük mahallesi burası. Buranın nüfusu oldukça yoğun olmasına rağmen sağlık ocağı bulunmuyor Sayın Bakan. Mahalle sakinleri, tedavi ve muayene olmak için çevre ilçelere gitmek zorunda kalıyorlar. Mahalleli, yalnızca acil kısmı hizmet veren Dilovası Hastanesi nedeniyle de sıkıntı yaşıyor. 11.700 kişilik nüfusuyla ilçenin 2’nci büyük mahallesi, Türkiye’deki birçok ilçeden de daha büyük olan bu Mimar Sinan Mahallesi’ne bir sağlık ocağı talebimiz var. Bu konunun ivedilikle gündeme getirilmesini zatıalinizden istirham ediyoruz.

100 bin kişinin yaşadığı Çayırova’da sağlık ocağı ve hastane bulunmamaktadır. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul’un yakınındaki bir ilçe Çayırova, birçok sanayi tesisinin de bulunduğu bir yer, ne sağlık ocağı var burada ne de hastane var. Çayırovalılar, başka ilçelerde bulunan hastaneleri kullanmak zorunda kalıyorlar.

Yine Kocaeli’nde ağız ve diş sağlığı merkezlerinin sayısının yetersizliği dikkat çekiyor Sayın Bakan. Bunun yanında hasta şikâyetleri de çok sık artıyor. Zaten az olan bu merkezlerde kullanılan teknoloji de oldukça eski. Bu yüzden birçok hasta Kocaeli Üniversitesine sevk ediliyor ve aylarca randevu günlerinin gelmesini bekliyorlar. Bu sebeplerden, hastalar, özel sağlık kuruluşlarına gitmeye mecbur kalıyorlar.

Ağız ve diş sağlığı konusunda yeni sağlık politikaları geliştirilmesini istiyoruz. Ağız ve diş sağlığı merkezlerinin derhâl modernize edilmesini ve Kocaeli’nde her türlü cerrahi girişimin uygulanacağı teknik donanıma sahip merkeze kavuşmasını talep ediyoruz Kocaeliler olarak Sayın Bakanım.

Bu konuda Kocaelilerin sizden beklentilerini bu şekilde sıralayıp, yeni kanunun ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Türkkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 2'inci maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

 

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye  katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Hükûmet bugüne kadar en fazla dert çektiği kesimin bürokrasi olduğunu söylemesine rağmen AKP grubu her yasa tasarısı ile yeni bir bürokrasi katmanı oluşturmaktadır. Bu yasa tasarısıyla birlikte kurulacak olan yeni kurumların toplumun acil sağlık ihtiyaçlarına yanıt olacak bir tarafı bulunmamaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 3. maddesinin 3. fıkrasının metinden çıkarılmasını, 1. fıkrasında geçen; "TÜSEB'in merkezi İstanbul’dadır" ibaresinin, "TÜSEB'in  merkezi Ankara’dadır.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                   Lütfü Türkkan                                          Ali Öz

                       Adana                                               Kocaeli                                               Mersin

                     Alim Işık                                     S. Nevzat Korkmaz                                    Celal Adan

                      Kütahya                                              Isparta                                              İstanbul

                  D. Ali Torlak                                       Emin Çınar

                      İstanbul                                           Kastamonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 3. Maddesinin (1). Fıkrasında geçen "İstanbul" ibaresinin "Ankara" olarak değiştirilmesini, (3). Fıkrasının metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                    Fatma Nur Serter                                   Mahmut Tanal

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                    Özgür Özel                                      Nurettin Demir                                Kadir Gökmen Öğüt

                       Manisa                                               Muğla                                               İstanbul

                  Hülya Güven                                    Süleyman Çelebi                                     Hasan Ören

                        İzmir                                               İstanbul                                              Manisa

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 3’üncü maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önerge vesilesiyle, özellikle yerelde yaşanan sağlık problemleriyle ilgili bazı hususları burada dile getirmek istiyoruz. Hemen hemen pek çok ilimizde çok ağır sağlık sorunları yaşanıyor. Ancak bu illerimizde ağır sağlık sorunlarının yaşanmasıyla ilgili defalarca öneriler sunmamıza rağmen, dosyaları Sağlık Bakanına iletmemize rağmen, kürsüden ifade etmemize rağmen, soru önergeleriyle dikkat çekmeye uğraşmamıza rağmen çok fazla çözüm geliştirilmediğini burada ifade etmek istiyorum.

Bu illerin başında da Bingöl ili geliyor. Bingöl ilimizde neredeyse bütün ağır hastalıklarda hasta ve hasta yakınları çevre illere gitmek zorunda kalıyorlar. Yani bu saat itibarıyla Diyarbakır’a, Erzurum’a, Elâzığ’daki üniversite hastanelerine ya da eğitim, araştırma hastanelerine gidin her tarafta Bingöllü hasta ve hasta yakınlarıyla karşılaşırsınız. Bunun sebebi de şudur: Yani en basit bir anjiyo işlemi bile, koroner anjiyografi işlemi bile Bingöl’de yapılamıyor. Nüfusu 300 bine yakın olan bir kentte, yarım saatlik bir koroner anjiyografi işleminin on iki yıllık iktidarınız döneminde hâlâ  Bingöl’de yapılmıyor olması gerçekten hiçbir şekilde izah edilemeyecek bir durumdur.

Aynı şekilde koroner yoğun bakım ünitesi olmadığı için ağır kalp hastalarının çoğu çevre illere gitmek zorunda kalıyorlar. Göğüs cerrahisiyle ilgili bir ünite, bir birim olmadığı için -her ne kadar şu anda göğüs cerrahı arkadaşlarımız olsa da, daha çok hafif vakalarla ilgili müdahaleler yapıyorlar- ağır akciğer ameliyatlarının çoğu yine çevre illerde yapılıyor.

Biz Bingöl ilinin sağlık sorunlarının çözümü için bir dosya hazırlayıp Sayın Bakanımıza sunmuştuk. Şu anda, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi olarak kullanılan hastanenin bir bölge göğüs, kalp damar cerrahisi merkezi olarak planlanmasını, buradaki hastanede hem anjiyo hem koroner yoğun bakım hem de göğüs cerrahisiyle ilgili ağır hastalara müdahale edilebilecek koşulların olmasını önermiştik. Ama bir türlü hayata geçmediği için, hep farklı planlamalar olduğu için sorunlar yaşanmaya devam ediyor.

Bakın, Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi -işte, göğüs hastanesi olarak yapılan hastane kadın doğum çocuk hastanesine çevrildi- yeni açılan bir hastane ama içerisinde çocuk yoğun bakım ünitesi yok. Yani bir çocuk, eğer yoğun bakımı gerektiren bir hastalıkla karşı karşıyaysa Bingöl’de mutlaka 200 kilometre ötedeki hastaneye gitmek zorunda kalıyor. Pek çok çocuğu bu nedenle transport esnasında yolda kaybettik. Bir çocuk yoğun bakım ünitesinin oluşturulması zor değil, o donanımı oluşturmak, oraya uzman hekim göndermek zor değil ama bununla ilgili sağlıklı bir planlamanın oluşturulması gerekiyor.

Bakın, koca Bingöl Kadın Doğum, Çocuk Hastanesinde Sağlık Bakanlığının personel dağılım cetvelinde norm kadro olarak 8 çocuk uzmanı görünüyor ama 2 çocuk uzmanı görev yapıyor. Yani her bir çocuk uzmanının gün boyu mesai yapmasına rağmen artık baş edemediği çok ağır bir sağlık yüküyle karşı karşıya olduğunu burada ifade etmek istiyoruz.

Yeni bir devlet hastanesi yapılacak Bingöl’e, kaç yıl oldu, her yıl verdiğimiz önergelerde işte, “Önümüzdeki yıl teslim edilecek.” deniyor. Ben, hani işin o ihale boyutları, onun kimin tarafından yapıldığı vesaire onlara hiç girmiyorum, Sayın Bakan daha iyi bilir onları. Her yıl “Bu yıl bitecek, önümüzdeki yıl bitecek.” denen devlet hastanesi hâlâ bitmemiş durumda. Yani 2015 yılında seçim var, muhtemelen seçimden hemen önceye denk getirmeye çalışabilirsiniz, ondan da memnuniyet duyarız, onun çağrısını da yapıyoruz. Hani, madem her yıl söz verip açamıyorsunuz -seçimde size artı puan olarak yazılacak, size avantaj sağlayacak- hiç olmazsa 2015 yılında artık bu yeni hastanenin açılışını yapın çünkü gerçekten Bingöl’de ihmaller ve hizmet yoksunlukları nedeniyle her ay onlarca vatandaşımız hayatını kaybediyor. Bu konuya duyarlılık çağrısı yapıyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum, birlikte işleme alacağım ama talep ederse herkese ayrı ayrı söz vereceğim.

 

Türkiye Büyük Milet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 3. maddesinin 3. fıkrasının metinden çıkarılmasını 1. fıkrasında geçen; “TÜSEB'in merkezi İstanbuldadır" ibaresinin, "TÜSEB'in merkezi Ankaradadır.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                 Seyfettin Yılmaz (Adana) ve arkadaşları

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                                                                                                    Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu iki önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığının kurulmasına dair tasarının 3’üncü maddesinin (3)’üncü fıkrası üzerine bir değişiklik önergesi veriyoruz Milliyetçi Hareket Partisi olarak. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz vermiş olduğumuz bu önergede, (3)’üncü fıkranın tasarı metninden çıkarılıp yerine Türkiye sağlık enstitüsü başkanlığının merkezinin Ankara’da olmasını istiyoruz. Tabii bunun için de değerli arkadaşlar, devlet teşkilatını bilerek, devlet teşkilatlanmasını bilerek bu önergeyi veriyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’dır. Yani bu yapıya göre de bütün bakanlıklar teşkilatlanmasını Ankara merkezli yaparlar. Hükûmet Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı Ankara’da -hatta biliyorsunuz Ankara’daki binaları da yetmiyor, yeni yeni, koca koca saraylar yapıyorlar kendilerine- bütün bakanlık merkezleri burada, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı Ankara’da. Şimdi kurulan enstitüye bakıyoruz, bu enstitünün başkanı, Bakan, yönetim kurulu üyeleri, hepsi Ankara’da ikamet ediyor. Bu nasıl bir organizasyon kabiliyetidir ki, şahıslar Ankara’da ama enstitü, zaman zaman işte Bakanın, yönetim kurulu üyelerinin toplantıya katılacağı enstitü İstanbul’da. Acaba Sayın Bakan İstanbul’da ikamet ettiği için kanunu kendisine mi uyduruyor? Yani böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? İstanbul’a götürülme gerekçesinin Meclise ve muhalefete çok net bir biçimde açıklanması lazım.

Şimdi, İstanbul’a götüreceğiz diyoruz. İstanbul artık devasa bir metropol hâline gelmiş, yönetilemez durumda; nüfus 15 milyonun üzerine çıkmış. Şimdi, artık literatürde “Acaba İstanbul’a özgü yeni yönetim şekilleri mi oluşturalım?” konusu tartışılıyor. Hem bir taraftan bu tür tartışmalar yapılacak hem başta ikamet olmak üzere konut, ulaşım, altyapı… Bu konularda artık iflas bayrakları çekilecek İstanbul adına ama siz hâlâ daha İstanbul’u büyütmeye çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, burada akıl şunu gerektiriyor: Mümkün olduğu nispette İstanbul’daki kamu kurumlarının devletin desteğine muhtaç Anadolu’ya taşınması lazım. Siz aklın getirmiş olduğu, aklın emretmiş olduğu bu hususu elinizin tersiyle itiyorsunuz, İstanbul’a götürmeye çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına çok iyi odaklanmamız lazım. Mustafa Kemal Atatürk, başkentin Ankara’ya taşınması hususuyla ilgili olarak itilaf devletlerine karşı çok ciddi bir mücadele veriyor. Bu mücadeleye, arkadaşlar, biraz odaklanır isek, itilaf devletleri niye İstanbul’da kalsın istiyor? Yani kendilerine göre gerekçeleri farklı olabilir ama itilaf devletlerinin bu bütün kamu kurumlarının İstanbul’da tutulması ile AKP’nin bütün kamu kurumlarının merkezinin İstanbul’a taşınmasıyla alakalı bir ortaklık arıyor insan ister istemez.

Lütfen, bir kendinize gelin. İstanbul’da artık çok büyük bir deprem bekleniyor. İstanbul’un yarınıyla ilgili, on iki yıldır, özellikle deprem hususuyla ilgili attığınız bir adım yok. Tamir edilmeyi bekleyen, depreme karşı dayanıklı hâle getirilmeyi bekleyen binlerce hane var, siz bununla ilgili tedbir üretememişsiniz, hâlâ daha kamu kurumlarını İstanbul’a götürmeye çalışıyorsunuz. Sizin, kıymetli arkadaşlar, niyetiniz, Ankara’nın kapısına kilit vurmak mı? Bu nasıl bir anlayıştır?

Mümkünse -tekrar ediyorum- İstanbul’da yoğunluk sağlayan kamu kurumlarını devletin ilgisine muhtaç daha küçük illere taşıyalım. Ama artık İstanbul üzerinde bu kadar stres, bu kadar baskı yapmanın hiç kimseye faydası yok.

Bu önergemiz tamamen aklın emrettiği bir şeydir. Hepinizin desteğini bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Cumhuriyet Halk Partisinden Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın gerekçesine baktığımda sizin gerekçedeki bir şeyi vurgulamak istiyorum: Ülkemizde ve dünyada kanserin hızla arttığını, kansere karşı tedbirlerin alınması ve bununla ilgili bazı verilerin bilinmesi açısından gerekçede şöyle bir şey ifade ediliyor, okuyorum: “2013 yılına doğru yüzde yirmilere yükselmesi göz önüne alındığında ülkemizde de gelişmiş diğer dünya ülkeleri gibi önümüzdeki yıllar içinde ölüm nedenleri arasında kanserin birinci sıraya yükseleceği açıktır.” Sanki böyle bir beklenti içindeyiz. Yani kanserden ölümlerin kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin önüne geçmesini ister gibi bir vurgu yapılmış. Aslında, buna denk düşen bir siyasi politikanız da var, bakın anlatacağım.

Biz, Kocaeli’nin Dilovası’nda, sanayinin başkentinde kanser vakalarının Türkiye ortalamalarının üzerinde olduğunu dediğimizde, bölgenin “kanser ovası” olarak algılanmasının Kocaeli ve Dilovası halkına haksızlık olduğunu ilettiğimizde “Yok böyle bir şey.” dediniz. Ben size veriyi söylüyorum. 2007 Sağlık Bakanlığı yayınları, Profesör Doktor Murat Dinçer’in Türkiye’de kanserin kontrolüyle ilgili verdiği rakam, 1’inci sırada ölüm nedeni ve Dilovası’nda yüzde 33. Benim verim değil. Sizin Bakanlığınızın, şu anda da Sağlık Bakanlığına ait Kanser Daire Başkanlığının Başkanı olan kişinin verdiği yayın.

Şimdi, öyle bir noktaya getirmeye çalışıyorsunuz ki, Türkiye’de bir enstitü kurulmalı, evet. Sağlık Bakanlığındaki daire başkanlığını nereye koyuyorsunuz, henüz anlamış değilim.

İki, Milliyetçi Hareket Partisinden milletvekili arkadaşımın bahsettiği gibi, neden Ankara’nın dışına çıkıyorsunuz? Sağlık Bakanlığı ve bu yapı buradayken, Türkiye’de iletişim, ulaşım ve bakanlıklar arasındaki iletişim buradayken neden Ankara’nın dışında, İstanbul’da böyle bir merkez yapmanın hesabının içerisindesiniz?

Bakın, size bir şey hatırlatayım: Bu, Dilovası’nda kanser vakalarının görülmesi nedeniyle, hatırlarsanız, 2006’da Meclis komisyonunun aldığı bir karar var. Bu kararda bölgede sanayinin getirdiği çevre kirliliğinin, kanser vakalarının artık artmaması adına bir dizi önlem var. Neydi bu bir dizi önlemler? Buranın sanayiye doyduğu, yeni sanayi yapılaşmasına artık mümkünse izin verilmemesi gerektiği, mevcutlarında da iyiye gidimesi konusunda alınmış rapor var, 2006 yılında.

BAŞKAN – Lütfen, Genel Kurula hitaben konuşunuz.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) – Pardon.

Sizin Hükûmetiniz döneminde ne yapıldı değerli milletvekilleri? 2006’dan itibaren Dilovası’nın kuzeyinde bir kömür organize sanayi bölgesi kurdunuz, üzerinde GEBKİM dediğimiz kimya sanayi bölgesini kurdunuz, İMES’i kurdunuz, yanında çöp depolama alanı kurdunuz. E, hani “Kanserle mücadelede Türkiye'nin parametrelerini uluslararası parametrelere indireceğiz.” diyorsunuz, bu samimi mi sizce?

Bir taraftan Türkiye’de kanseri önleme noktasında Bakanlıkça bir dizi tedbir almayı düşünüyorsunuz, katılıyorum buna ama pratikte uyguladığınız, bölgesinde, Dilovası’nda meydana gelen hadiseyi de insanların yaşam alanlarını daraltarak yeniden kanser vakalarının artmasını seyrediyorsunuz ve oluşmasına neden oluyorsunuz.

Sayın Bakanım, siz Edirnelisiniz, o tarafı iyi bilirsiniz. Geçenlerde, hatırlar mısınız, bir kamu hastanesinde, Edirne’de Kamu Hastaneler Birliğinde, devlet hastanesinde gastroenteroloji uzmanı bir doktor hanım, Doktor Dilek Tuncer bir açıklama yaptı. Açıklaması şuydu değerli milletvekilleri..: Ergene Nehri’nin getirmiş olduğu kirlilik nedeniyle, bu suların tarım alanlarında kullanılması, prekanserojen madde içermesi nedeniyle, organik kimyasal madde içermesi nedeniyle, besinlere geçebilir nedeniyle kanser vakalarının, gastroenterolojik vakaların arttığını söyledi. Siz ne yaptınız? Ya da siz yaptınız demeyeyim, Sayın Vali, Edirne Valisi doktor hanımı görevden aldı, açığa aldı. Gerekçesi, bilimsel bir toplantıda, olabilecek verileri bilimsel bir anlamda sunmak. Sayın Bakanım, siz Sayın Vali hakkında bir işlem yaptınız mı ya da sizin bilginiz olmadan Sayın Valinin bilimsel bir açıklama yapan bir doktor hanımı görevden alma yetkisiyle ilgili bir soruşturma başlattınız mı, bu konuda bilgi sahibi olmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                   Suat Önal

                      Amasya                                             İstanbul                                            Osmaniye

                    Oya Eronat                                    Osman Aşkın Bak

                    Diyarbakır                                           İstanbul

"f) Bakanlık bağlı kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve özel kesim ile iş birliği içerisinde sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kurallarının belirlenmesinde Bakanlığa bilimsel katkı sağlamak, sağlık hizmetlerinin akreditasyonu hariç olmak üzere 27/10/1999 tarih ve 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ulusal ve uluslararası düzeyde sağlık kuruluşlarını akredite etmek, uluslararası ve bölgesel akreditasyon birlikleri ve örgütleri ile diğer ülkelerin akreditasyon kuruluşlarıyla karşılıklı tanıma anlaşmaları yapmak."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının;

4.maddesinin 2.fıkrasında geçen "Sağlık kurumları" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını,

4.maddesinin "d" bendinde geçen "Bakanın onayı üzerine bu amaçlarla yurt içinde ve/veya yurt dışında şirket kurmak ve /veya kurulmuş şirketlere ortak olmak, kurulmuş şirketlerde imtiyazlı pay sahibi olmak" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını,

4.maddesinin "f" fıkrasında geçen “sağlamak" ibaresinden sonra gelmek üzere "kendi kurumları hariç" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              S. Nevzat Korkmaz                                 Lütfü Türkkan                                          Ali Öz

                       Isparta                                               Kocaeli                                               Mersin

                   Zühal Topcu                                       Oktay Vural                                          Alim Işık

                       Ankara                                                İzmir                                                Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 4. Maddesinin (1). Fıkra d) bendinde …; “Bakanın onayı üzerine bu amaçlarla yurtiçinde ve/veya yurtdışında şirket kurmak ve/veya kurulmuş şirketlere ortak olmak, kurulmuş şirketlere imtiyazlı pay sahibi olmak” ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                    Fatma Nur Serter                                   Mahmut Tanal

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                   Hasan Ören                                        Özgür Özel                                                                            Manisa                       Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 4'üncü maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKAN MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Bu yasa tasarısı ile kurulacak olan TÜSEB bir bütün Yükseköğretim Kurumları ve onların bünyelerindeki bütün enstitülerin görev ve işlevlerini içerecek bir amaç ve işleyişe sahiptir. Bilimsel ve idari özerkliğe sahip olduğu belirtilmekle birlikte bütünüyle Sağlık Bakanı ve diğer merkezi idare temsilcileri tarafından yönetilmekte, kararları, çalışma alanları onlar tarafından verilmektedir. Bilimsel ve idari özerkliği bulunmamaktadır. Yani TÜSEB ile birlikte bütünüyle yürütme organı ve sermayenin temsilcilerinin bulunduğu hiyerarşik bir yapı oluşturulmaktadır. Hükümetin sağlık politikalarının temelinde, Ar-Ge faaliyetleri sonucu oluşturulan ürünlerin ticari değere dönüştürülmesi ve girişimciliği desteklemesi olmamalıdır. Sağlık politikalarının ve Ar-Ge faaliyetlerinin toplumun her kesimi tarafından ulaşılabilir bir biçimde düzenlenmesi elzemdir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 4. Maddesinin (1). Fıkra d) bendinde "Bakanın onayı üzerine bu amaçlarla yurtiçinde ve/veya yurtdışında şirket kurmak ve/veya kurulmuş şirketlere ortak olmak, kurulmuş şirketlere imtiyazlı pay sahibi olmak" ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak acaba?

LEVENT GÖK (Ankara) – Kadir Gökmen Öğüt konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Öğüt, buyurunuz efendim.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle ilgili herhangi bir olumsuz görüşümüz yok, bu söz konusu değil ama bu fırsatı değerlendirerek diş hekimlerinin sorunları hakkında birkaç bir şey söylemek istiyorum.

Sağlık Bakanlığı son yıllarda diş hekimlerinin ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözüm yöntemlerini belirlemek konusunda kendisini tek yetkili saymakta, oda ve birlikleri görmezden gelmektedir. Meslek gruplarının temsilcileriyle istişareye gerek duymadan kurallar çıkaran Bakanlık, sorunları çözmek bir yana bu tavrıyla kendi başına sorunun bir parçası olabilmektedir. Diş hekimlerinin meslek örgütü Türk Dişhekimleri Birliğidir. Amacı, mesleğin ve mesleğe mensup kişilerin ihtiyaçlarını belirlemek, karşılamak, eksikleri ve mesleki faaliyetlerin önünde duran engelleri kaldırmaktır. Dolayısıyla, diş hekimlerini ilgilendiren bir konuyla ilgili Bakanlığın birliğin görüşünü almaması, TDB’yi yok sayması bir yana kendini tek otorite olarak görmesi anlamına gelmektedir.

Geçtiğimiz ay TDB Başkanı Sayın Taner Yücel Sağlık Bakanımızla Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’i görüşmek üzere bir araya gelmiş ve Sayın Bakan söz konusu yönetmelik değişikliği çalışmalarında TDB’nin mutlaka yer alacağını ifade etmiştir. Sayın Bakanın sözünü unutmaması temennisini buradan bir kez daha yineliyoruz. Zira elimize ulaşan taslak, sorunları çözmenin ve ihtiyaçları karşılamanın çok ötesindedir. Diş hekimlerinin tedirginliği devam etmektedir. Her ne kadar, kendisi muayenehanelerin kapatılmasına yönelik herhangi bir düşüncenin olmadığını, aksine bu mesleğin muayenehane temelli olduğunu, meslek dışı kişilerin ağız ve diş sağlığı hizmet sunumu modellerinin hiçbirinde sermayedar olarak bulunamayacağını dile getirse de tasarının mevcut hâli, muayenehaneleri ortadan kaldıran ve diş hekimliği hizmetlerinin büyük merkezler aracılığıyla da verilmesinin ve bu merkezlere diş hekimi olmayanların da sermayedar ortak olarak katılabilmesinin önünü açan bir düzenleme taslağıdır.

Şunu unutmamak gerekir ki Ağız Ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, daha önceleri de değişikliğe uğramıştır. Ancak ana kurallar hep korunmuştur. Bugün de yapılması gereken, mesleğin ihtiyaçlarına göre koruyucu ağız ve diş sağlığı yöntemlerini geliştirmeye yönelik düzenlemeler olmalıdır. Mesleğimizin sermayenin eline geçmesi diş hekimlerini işçileştirecek, hizmete ulaşım sanıldığının aksine daha da pahalılaşacaktır.

Sağlık, tüm dünyada en temel insan haklarından birisidir. Sağlığın her kolu ayrı öneme sahip olduğu gibi her branş ayrı uzmanlık gerektirmektedir. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri de bunlardan biri olup bu alanda hizmet veren diş hekimlerinin de büyük sorunları bulunmaktadır. Tıpkı diğer hekimler gibi diş hekimleri de enfeksiyon, kesici ve delici alet yaralanmaları, kimyasal maddelere maruz kalmakta, stres ve bunun gibi meslekî sağlık sorunlarına yakalanmaktadır. Bu problemler zamanla ortaya çıkmakta, nitekim diş hekimlerinin yüzde 50’ye yakını da mesleğin en olumsuz yanının zamanla ortaya çıkan sağlık sorunları olduğunu söylemektedirler.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişikliğe gidilerek maaş katsayıları ve özlük hakları yeniden düzenlenmeli ve diş hekimlerine yıpranma payı mutlaka uygulanmalıdır. Diğer yandan, ADSM’lerde günlük bakılan hasta sayıları ve yapılan işlemlerin toplamı dünya standartlarının çok üstündedir. ADSM’ler arasında günlük bakılan hasta sayılarında farklılıklar olmakla birlikte, Uluslararası Diş Hekimleri Birliği ve Türk Dişhekimleri Birliği standartlarında girişimsel işlem sayısı 15-18 civarında belirtilmişken, bu sayı ülkemizin bazı bölgelerinde 60’a kadar çıkmaktadır.

Bir diş hekiminin yapabileceği işlem sayısı bilimsel standartlarda belirlenmelidir. Kaliteli hizmet sunumunun yanı sıra, bu, hekimin sağlığını koruma açısından da önemlidir. İlaveten, her ilde ve ADSM’lerde mesai dışı çalışma saati, bakılan hasta sayısı ve işlem başına yapılan ücretlerle ilgili farklı uygulamalar şikâyet konusudur. Aynı işi yapan diş hekimlerinin tüm birimlerde standart çalışma koşulları ve ücretleri olmalıdır.

Sürekli olarak dile getirdiğimiz bir diğer önemli konu muayenehanelerden hizmet alımıyla alakalıdır. Altı yıl önce Türk Dişhekimleri Birliği tarafından Hükûmete, başta muayenehaneler olmak üzere, serbest çalışan diş hekimlerinden hizmet alınması için sürdürülebilir bir proje sunulmuştur. Bütün sözlere rağmen bu şey şimdiye kadar yapılmamıştır.

Önümüzdeki hafta Diş Hekimleri Haftası’dır. Sayın Bakanımıza burada tekrar rica ediyorum, diş hekimlerine önümüzdeki hafta için bir müjdeli haber verin, ağız diş sağlığı hizmetlerinin muayenehanelerden de satın alınmasının yolunu açalım. Türkiye'deki ağız diş sağlığına büyük bir katkınız olacağını burada diş hekimleri adına söylemek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının;

4. maddesinin 2. fıkrasında geçen "Sağlık kurumları" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını,

4. maddesinin "d" bendinde geçen "Bakanın onayı üzerine bu amaçlarla yurt içinde ve/veya yurt dışında şirket kurmak ve/veya kurulmuş şirketlere ortak olmak, kurulmuş şirketlerde imtiyazlı pay sahibi olmak" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını,

4. maddesinin "f" fıkrasında geçen "sağlamak" ibaresinden sonra gelmek üzere "kendi kurumları hariç" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                           S. Nevzat Korkmaz (Isparta) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurunuz efendim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin artık klasik hâle geldiği gibi bütün yaptığı uygulamalarda “şirket, kâr, rant, yandaşların köşeyi dönmesi” anlayışının Türkiye’de gündeme yerleştiği bir süreci yaşıyoruz. Şimdi, sağlık gibi temel hizmetleri kapsayan bir konuda bile burada hizmetin ön plana çıkarılması gerekirken, bilimselliğin ön plana çıkarılması gerekirken, vatandaşların sağlıklı hizmet alması noktasındaki çalışmaların ön plana çıkarılması gerekirken yine bir şirket çıkarılmış. İşte özel hastaneler, özel şirketler, kâr, rant, artık bunlar Adalet ve Kalkınma Partisiyle anılan gündemdeki en önemli konular hâline gelmiş.

Sayın Bakan, sağlığın birçok problemi var, bu problemleri çözmek yerine ranta dayalı sistemleri ortaya koymayı anlamakta zorlanıyorum. Toplumun temel sağlık problemlerini çözebildiniz mi? Bugün, AKP Hükûmeti olarak en çok övündüğünüz sağlıktaki memnuniyet oranıydı. Bunun da temeline baktığımızda hep beraber görürüz ki, 57’nci Hükûmet Döneminde, dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un başlattığı reformları devam ettirerek ilk yıllarınızda bu noktada bir gayretin içerisinde oldunuz ama son yıllara baktığımızda, -gidin, gezin- Sağlık Bakanı olarak bilmiyorum hastaneleri geziyor musunuz, doktorsunuz ama gittiğinizde kuyruklardan geçemiyorsunuz. Randevu almaya gidiyor adam, üç ay, altı ay sonrasına gün alıyor. Yine, bakıyorsunuz, vatandaşın cebinden çıkan paralarda her geçen gün artış var. Ama, bakıyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisinin sözcüleri mikrofonu eline aldıklarında, başta Sayın Bakan olmak üzere, sağlıkta devrimden bahsediyorlar.

Ben sizi Adana’ya davet ediyorum Sayın Bakan. Bir gün Allah rızası için şu Adana’da hastaneleri gezelim. Ben pazar günü Adana’da Aşkım Tüfekçi Hastanesi’ni gezdim. Adana Türkiye’nin 4’üncü, 5’inci büyük vilayeti. Sağlığın merkezi olması gereken bir kent Adana. Adana’ya vardım bu pazar, yemin ediyorum size 6’ncı kata yaya çıktım, hastaları ziyarete gidiyordum, dahiliyede yatan bir hastayı. Şimdi, 70 yaşındaki, 80 yaşındaki o kadınlar, o merdivenlerden çıkarken soluk soluğa kalmışlar. Ve iki gün önce, Sayın Bakan, Adana gibi bir yerde -Aşkım Tüfekçi Adana’nın göbeğindeki bir hastane- asansör düşüyor, 9 tane işçi yaralanıyor. Haberiniz var mı bundan bilmiyorum Sağlık Bakanı olarak.

Şimdi, milletin sağlığıyla uğraşan bir hastanede işçiler yaralanıyorsa… Hasta kişi gelmiş hastaneye, 6’ncı kata emin olun yayan çıkıyor ve merdivenlerde oturan birçok insanlarla… Bu, birilerinin aktarması değil, ben gezdim bu pazar günü. Şimdi, Adana gibi Türkiye’nin 4’üncü, 5’inci büyük kentinde sağlık felç olmuş durumda. Hastanelere bir gidin.

Sayın Başbakan 2011 yılında, haziranda, seçim meydanlarında dedi ki: “Biz başka partilere benzemeyiz.” 12 tane vaatte bulundu, 1 tanesi de sağlık alanında. Bakıyorsunuz ki -siz başkalarına benzemiyordunuz- aradan geçti dört sene, daha geçen gün İstasyon Meydanı’na geldi, dört sene sonra, göstermelik bir temel atmışlar, şu anda çivi çakılmamış. Bu hastaneyi ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz, bu şehir hastanesini?

Ondan sonra, devlet hastanesi, Adana’nın köklü devlet hastanesi. Burası yıkılmaya müsait diye boşaltacaksınız dediniz. İki yıldır kılınız kıpırdamıyor.

Numune Hastanesi’ne gittiğinizde, oraya yeni bir TOKİ Numune Hastanesi yapıldı. Değerli arkadaşlar, ambulans yanaşmıyor diye, acile hastalar giremiyor diye 2 defa acilini yıkıyorsunuz. Bu nasıl bir anlayıştır? Yeniden düzenleme yapıyorsunuz. TOKİ Numune Hastanesi’yle bir görüşün. Oraya odalar yapmışsınız. Bu odalarda hastaları muayene edecekler, doktorların çalışabilecekleri alan yapılmamış. Gidin araştırın, tuvaletleri birleştirerek oda yapmaya çalışıyorlar ve burada hizmet yapmaya çalışıyorlar. Nerede sağlıkta devrim?

Yine yayla zamanı. Bakın, Tekir’de 250 bin nüfus, Kızıldağ’da 100 bin nüfus, Göller Yayla’sında -Adana, yaylacılığın yoğun olduğu bir yer- dört senedir dilimizde tüy bitti bunu söyleye söyleye. 200 bin nüfuslu yerde bir tane doktor yok. Yani oradaki insanlar insan değil mi? Oranın hava şartları yaylacılığı bir noktaya getirmişse bunu çözmek sizin göreviniz değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - İnsanlar oraya gidiyor; yaylaya mı gidiyorlar, sağlık problemlerini mi düşünsünler? Ondan sonra “Sağlıkta çağ atladık.”

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Birlikte dolaşalım.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Dolaşalım; pazar günü gittim. Buyurun Sayın Hocam, mikrofon da burada, cevap verebilirsiniz.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                            Mehmet Naci Bostancı (Amasya) ve arkadaşları

"f) Bakanlık bağlı kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve özel kesim ile iş birliği içerisinde sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kurallarının belirlenmesinde Bakanlığa bilimsel katkı sağlamak, sağlık hizmetlerinin akreditasyonu hariç olmak üzere 27/10/1999 tarih ve 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ulusal ve uluslararası düzeyde sağlık kuruluşlarını akredite etmek, uluslararası ve bölgesel akreditasyon birlikleri ve örgütleri ile diğer ülkelerin akreditasyon kuruluşlarıyla karşılıklı tanıma anlaşmaları yapmak."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe

Sağlık hizmetlerinin akreditasyonu hariç olmak üzere, Türk Akreditasyon Kurumu ile görev çakışmalarının önlenmesi bakımından, 27/10/1999 tarih ve 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilerek madde tasrih edilmektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 5. Maddesinin 1. Fıkrasında geçen "şunlardır" ibaresinin kaldırılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                               Kadir Gökmen Öğüt                                  Hülya Güven

                      İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

               Fatma Nur Serter                                   Mahmut Tanal                                       Hasan Ören

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 5'inci maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye Sağlık Bilimleri Enstitüleri Başkanlığı, özerk bir kurum olarak ifade edilse de aslında genel hukukun dışında bırakılan özel hukuk hükümlerine tabi tutulmaktadır. Yönetim kurulu başkanının Sağlık Bakanı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin siyasi irade tarafından belirlendiği bir kurumun özerkliğinden bahsedilemez. Yönetim Kurulu Başkanı, yönetim kurulu ve Danışma kurulunun büyük çoğunluğu siyasi irade tarafından belirlenmiş olan bir kurumda tüm hesaplar iktidar lehine yapılacaktır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Biz çekebiliriz efendim önergeyi.

BAŞKAN – Çekiyorsunuz?

Önergeyi çekmiş bulunuyorlar efendim.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 6. Maddesinin (1) fıkrasının birinci cümlesinin "Yönetim Kurulu, Başkan ve enstitü başkanlarından oluşur." şeklinde değiştirilmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                    Fatma Nur Serter                               Kadir Gökmen Öğüt

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                  Mahmut Tanal                                    Binnaz Toprak                                      Hasan Ören

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Manisa

                 Muharrem Işık                                      Özgür Özel                                     Süleyman Çelebi

                      Erzincan                                              Manisa                                              İstanbul

                                                                          Nurettin Demir

                                                                                Muğla

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki "iki üye" ibaresinden sonra gelmek üzere ",Yükseköğretim Kurulundan iki üye" ibaresinin eklenmesini; aynı cümledeki "yedi" ibaresinin "dokuz" olarak değiştirilmesini; ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini; üçüncü fıkrasında geçen "beş" ibaresinin "yedi"; "dört" ibaresinin "beş" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                  Oya Eronat

                      Amasya                                             İstanbul                                            Diyarbakır

               Osman Aşkın Bak                                     Suat Önal                                                 

                      İstanbul                                            Osmaniye

"(2) Birinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen tutar, Bakanlar Kurulunca beş katına kadar artırılabilir. Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır."

Türkiye Büyük Mille Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun  tasarısının 6’ncı maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Son okuttuğum önergeye Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye'de, sivil toplum kuruluşlarının sağlık politikalarını ve toplumun sağlığını ilgilendiren kritik konularda karar alma mekanizmalarında bağlayıcı bir politik temsille bulunmaları elzemdir. Yasa tasarısıyla kurulması öngörülen TÜSEB'de bu yönde bir anlayış da bulunmamaktadır. Bu yönüyle kurulacak bu yapı merkezileşme ve merkezileşmenin yol açtığı atıllığa bir çözüm değildir. Yönetim Kurulu Başkanı, yönetim kurulu ve Danışma kurulunun büyük çoğunluğu siyasi irade tarafından belirlenmiş olan bir kurumda tüm hesaplar merkezi yönetim ve iktidar lehine yapılacaktır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki "iki üye" ibaresinden sonra gelmek üzere ",Yükseköğretim Kurulundan iki üye" ibaresinin eklenmesini; aynı cümledeki "yedi" ibaresinin "dokuz" olarak değiştirilmesini; ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini; üçüncü fıkrasında geçen "beş" ibaresinin "yedi"; "dört" ibaresinin "beş" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Naci Bostancı (Amasya) ve arkadaşları

"(2) Birinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen tutar, Bakanlar Kurulunca beş katına kadar artırılabilir. Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon bu önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

TÜSEB'in Yönetim Kurulunda, Yükseköğretim kurulundan da iki üyenin eklenmesi ile üniversitelerle olan işbirliği için daha uygun bir ortam oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca Yönetim Kuruluna kamu kaynaklarının kullanılması durumunda verilen 1 Milyon TL üzerindeki TÜSEB'in faaliyet alanına ilişkin Ar-Ge projelerindeki izin verme yetkisinin, Bakanlar Kurulu kararı ile beş katına kadar arttırma yetkisi verilerek, uygulamada bu yetkinin kapsamının ihtiyaca göre belirlenmesi öngörülmüştür. Birinci fıkrada yapılan değişikliğe bağlı olarak üye sayısı yediden dokuza çıkan Yönetim Kurulunun toplanma ve karar alma yeter sayıları da yeniden belirlenmektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 6. Maddesinin (1) fıkrasının birinci cümlesinin "Yönetim Kurulu, Başkan ve enstitü başkanlarından oluşur." şeklinde değiştirilmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, bu maddede yönetim kurulunun nasıl olacağı, görevleri tartışılmış. Özellikle (ç) bendinde “Başkanlık projeleri dâhil, kamu kaynağı kullanılacak ve tutarı 1 milyon Türk lirasının üzerindeki TÜSEB’in faaliyet alanı kapsamındaki AR-GE projelerine, bilim kurullarının görüşlerini de alarak izin vermek” şeklinde yazılmıştı.

Tabii, gerçekten bilim alanında çalışma yapılacaksa, AR-GE projeleri yapılacaksa onlara kimse bir şey demez ama bunun içerisinde üniversiteler var mı; özellikle size karşı olan üniversiteler var mı; diğer, tıp alanında çalışma yapabilecek kurumlar var mı, onları çok düşünüyoruz, onları merak ediyoruz. Biz olmayacağını düşünüyoruz.

Tabii, özellikle böyle yasalarda sizin getirdiğiniz önergeleri gördüğümüz zaman biz biraz daha obsesif olmaya başladık çünkü her gelen yasada oraya yazılan bir şeyler değiştiği zaman altında bir hinlik aramamız gerekiyor çünkü her zaman çıkıyor bir hinlik. Bunda da aynı şekilde. Şimdi, 1 milyon Türk lirası bir anda 5 milyon Türk lirasına çıkmış. Bunun altında sağlıklı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bakanlar Kuruluna daha yetki verilmiş, daha artırılacağı düşünülüyor. Diyeceksiniz ki: “Bu kadar olmayın.” Ama gerçekten şimdiye kadar gördüğümüz tasarıların hepsinde, altından bir şey çıktığı zaman birilerine bir şey sağlandığı görüldü. Ondan dolayı da bu maddenin bu şekilde geçmesinin, bu kadar artırılmasının gerçekten bilime eğer faydası olacaksa, üniversitelerin hepsine verilecekse, araştırma yapılan yerlere verilecekse veya örneğin matematik alanında Aziz Nesin matematik okulu var, matematik alanında çok iyi çalışmalar yapıyor -bu maddeyle bir ilgisi yok ama- onun gibi kurumlara da böyle bir para verilmesi için bir yasa teklifi getirir misiniz diye düşünüyoruz ama gelmeyeceğini de biliyoruz.

Tabii, sağlıkla ilgili tartıştığımız zaman, özellikle Türkiye’de son yıllarda çocuk ölümlerinde büyük bir artışın meydana geldiği artık kaçınılmaz bir şekilde TÜİK rakamlarıyla ortaya çıktı. Ayrıca, memnuniyetin ne kadar düştüğü, sağlığın ne kadar paralı hâle geldiği, özellikle katkı paylarının arttığı, ilaçlarda baz fiyatı alınması uygulamasına geçilmekle birlikte ilaç alımlarında korkunç paraların çıktığını artık gerçek olarak görmekteyiz. Ne kadar “Sağlıkta memnuniyet var.” desek de bunların şu anda vatandaşa yansımasının kötü olduğunu ve vatandaşın sahaya indiğiniz zaman neler söylediğini duymanızı isterim.

Tabii, sağlık dediğimiz zaman… Biraz önce ben Meclis açılırken, Erzincan’la ilgili söylerken, Erzincan’da devlet hastanesi yapılacağı, ayrıca üniversite hastanesine ek hastane yapılacağı söylendi. Üç yıldır yapılmıyor. Kamulaştırmayla ilgili sorun olduğu söylendi. Tamam, vardı ama şu anda bitti, geçen sene bitti hatta, bu senenin başında. Dolayısıyla bu sene yapılabilirdi.

Erzincan’da hastane yüzde 100 dolulukla çalışıyor. Evet, her gün baypas yapılabiliyor, her gün anjiyo yapılabiliyor ama oradaki arkadaşlarımın neler çektiğini ve o meslektaşlarımızın -keşke Sağlık Bakanım otursaydı, Sayın Bakanım, sizinle karşılaşıyoruz, saygılar sunuyorum- gerçekten neler çektiğini, oradaki arkadaşlarımın ne zorluklar çektiğini ben sürekli gündeme getirdiğim zaman, o bodrumdaki acilde neler çektiğini bir görseniz de oraya da hastane yapsanız.

Artı, hastanenin etrafında araç park edecek yerlerin de olmadığını, belediyenin bu konuda hiç kıpırdamadığını, Sağlık Bakanlığının orada         -üniversiteye verildi- üniversite mi yapsın, biz mi yapalım çatışmasında olduğunu, Kalkınma Bakanlığına atıldığını, Kalkınma Bakanlığının şu anda hâlen bunu gündeme almadığını da biliyoruz. Bütün bunlara baktığımız zaman sağlık sorunları nasıl oldu, ona bakmak lazım.

Artı, önemli olan bir nokta, Erzincan’daki hastaneler yüzde 100’e yakın, yüzde 94 dolulukla çalışıyor. Buraya o evraklar geldiği zaman buradaki yetkili ve etkili kişiler aynen şunu söylüyorlar: “Erzincan’ın nüfusu ne ki Erzincan’da bu kadar doluluk olsun.” Erzincan’ın nüfusu ne ki… Tamam, doğru, Erzincan, sayenizde göç veren bir il oldu. İşte, şeker pancarında düşme oldu, ondan dolayı göç veriyor; işsizlik var, ondan dolayı göç veriyor ama Erzincan dediğiniz zaman bir tek Erzincan’a bakmayacaksınız. Bir ara burada “Kelkit’e hasta gönderildi.” diye söylediğim zaman arkadaşımız sevinmişti. Ama Erzincan, Kelkit’in; Erzincan, Tunceli’nin birçok ilçesinin; Erzincan, Bingöl’ün birçok ilçesinin; Erzincan, Sivas’ın birçok ilçesinin hastalarını da alıp bu hastaların sorunlarını çözdüğü için ne yazık ki bu hastanelerin yetersiz olduğunu bildiriyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasında “savunma sanayi müsteşarı, başkan” ibaresinden sonra gelmek üzere “TÜSEB enstitü başkanları” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                   Lütfü Türkkan                                          Ali Öz

                       Adana                                               Kocaeli                                               Mersin

                     Alim Işık                                          Emin Çınar

                      Kütahya                                           Kastamonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 7. Maddesinin (1) inci fıkrasında “Savunma Sanayi Müsteşarı, Başkan” ibaresinden sonra gelmek üzere “TÜSEB enstitü başkanları” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                    Fatma Nur Serter                                   Mahmut Tanal

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                 Binnaz Toprak                                      Hasan Ören                                         Özgür Özel

                      İstanbul                                              Manisa                                               Manisa

                Süleyman Çelebi                               Kadir Gökmen Öğüt                                  Hülya Güven

                      İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir                        Nurettin Demir                                                                                                                                Muğla

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiye Bilimler Akademisi," ibaresinin eklenmesini; "seçilecek altı üye" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının bildireceği üç üye" ibaresinin eklenmesini; aynı cümlede geçen "yirmi sekiz" ibaresinin "otuz iki" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                             Osman Aşkın Bak

                      Amasya                                             İstanbul                                              İstanbul

                    Oya Eronat                                 Hacı Bayram Türkoğlu

                    Diyarbakır                                             Hatay

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 7'nci maddesinin yasa tasarısı metninden tamamen çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye Sağlık Bilimleri Enstitüleri Başkanlığı, genel hukukun dışında bırakılan özel hukuk hükümlerine tabi tutulmaktadır. Yönetim kurulu başkanının Sağlık Bakanı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin siyasi irade tarafından belirlendiği bir kurumun özerkliğinden bahsedilemez. Yönetim Kurulu Başkanı, yönetim kurulu ve Danışma kurulunun büyük çoğunluğu siyasi irade tarafından belirlenmiş olan bir kurumun toplum yararına bağımsız bilimsel çalışma yürütmesi de mümkün görünmemektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiye Bilimler Akademisi," ibaresinin eklenmesini; "seçilecek altı üye" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının bildireceği üç üye" ibaresinin eklenmesini; aynı cümlede geçen "yirmi sekiz" ibaresinin "otuz iki" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Mehmet Naci Bostancı (Amasya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz ?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

TÜSEB Yüksek Danışma Kuruluna Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı ile YÖK tarafından bildirilecek üç üyenin eklenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 7. Maddesinin (1) inci fıkrasında "Savunma Sanayi Müsteşarı, Başkan," ibaresinden sonra gelmek üzere, "TÜSEB enstitü başkanları," ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu ?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığı kurulmasıyla ilgili kanun tasarısının 7’nci maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, arkadaşlarım, yüksek danışma kurulunun nasıl oluşacağını bize anlatmaya çalışıyor. Biz buraya enstitü başkanlarının da dâhil olmasını istiyoruz. Yani her enstitünün bir başkanı var ve bu başkanlar yüksek danışma kurulunda yer alabilirler, bunda bir mahzur yok. Zaten yeterince Hükûmete bağlı bir yüksek danışma kurulu oluşturulmuş, hiç olmazsa diyoruz ki enstitü başkanları bilimsel kimlikleriyle de yüksek danışma kuruluna katkı sağlasınlar ve bu şekilde bir önerge hazırladık. Bu önergenin değerlendirilmesini ve kabul edilmesini istirham ediyoruz.

Arkadaşlarım, sizler TÜSEB’i kurarken öyle bir madde getirdiniz ki az önce, dediniz ki: “Bu Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığı, başkanın ve yönetim kurulunun kabul etmesiyle 1 milyon liraya kadar -yani eski parayla 1 trilyon liraya kadar- AR-GE projelerini destekleyebilir.” Güzel yani bütün araştırmalar, AR-GE çalışmaları, bu faaliyetler desteklensin, bir itirazımız yok hiçbir şekilde. Sonra bir önerge getirdiniz, dediniz ki: “Biz bunu Bakanlar Kurulu kararıyla 5 katına yani 5 milyon Türk lirasına çıkarabiliriz, 5 trilyon parayı tirink verebiliriz.” Şurada otururken hakikaten bir yandan dedim ki evet, ne güzel, kanser araştırmaları, halk sağlığı araştırmaları, kronik hastalıklar, çocuk sağlığı araştırmaları için güzel para aktarılıyor ama içim de cız etti. Yıllarca bizler çocuklarımıza bir tez yapmak için ciddi şekilde avuç açar konumdaydık, bugün de hâlâ üniversiteler tez yapmak için, bitirme tezleri yapmak için avuç açar konumdadırlar. Evet, bunları destekleyin ancak tez çalışmalarını da hak ettikleri şekilde destekleyin diye öneririm.

Bu kadar para veriyoruz araştırmalara, şunu çok iyi bilmemiz lazım: Bu araştırmalar asistanlar olmadan olmaz. Ben de bir öğretim üyesiydim, yaptığım bütün araştırmalarda heyecanlı, bilime katkı sunmak isteyen asistanlara söylerdim, onlar da nöbetlerinden arta kalan zamanlarda gelir, bana yardım ederlerdi. Şimdi, asistanların durumuna baktığımız zaman -yani 5 trilyon lira parayı bir tek araştırmaya verirken- asistanların günaşırı nöbet altında ezilerek ve özlük haklarını neredeyse yok sayacak duruma getirerek çalışmaları bizim yüreğimizi sızlatıyor. Sayın Sağlık Bakanı şu anda burada değil ama Komisyon Başkanımız bir tıp profesörüdür, onun da asistanları vardı. Ben en kısa zamanda asistan derneklerinin ya da asistan topluluklarının davet edilerek sorunlarının masaya yatırılması gerektiğini buradan önemle belirtiyorum. Asistan arkadaşlarımızın ciddi anlamda sorunları vardır, en başta da günaşırı nöbet gibi insanlık dışı bir uygulamaya maruz kalmaktadırlar.

Bakın, değerli arkadaşlarım, ben de öğretim üyeliği yaparken benim de asistanlarım günaşırı nöbet tutarlardı. Bizim yetiştirilme tarzımız, sanki “Bu günaşırı nöbet tutmak doktorluğun kaderinde var, çok iyi şeyler öğrenirler...” Biz böyle yetişmiştik ama yıllar içerisinde bunun doğru olmadığını artık anlıyoruz, değişen dünya koşullarında bunun doğru olmadığını anlıyoruz.

Bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinden böyle bir kanun çıkarmamız, böyle bir olay için kanun çıkarmamız gerekli bile değil. Sadece buradan bir seslenişle, insan hakları çerçevesinde bu asistan arkadaşlarımızın günaşırı nöbet tutmaktan kurtulmalarını sağlayabiliriz, artı, bunun üzerine, bu kadar para harcadığımız enstitüler gibi bir miktar da asistanlara para harcayarak asistanların özlük haklarını iyileştirebiliriz. Elbette nöbet tutsunlar, nöbet paralarını da hak ettikleri şekilde ödememiz gerekir. Üç beş lirayla nöbet parası geçiştirilemez. Bizim dönemimizde biz nöbet tutardık, nöbet parası da almazdık ama o, o dönemde kaldı. Sizin getirdiğiniz liberal ekonomi döneminde ya da sağlığın piyasalaştırıldığı dönemde artık doktorlar parayı düşünür oldular, onun için onları suçlamıyorum. Nöbetlerinin hakkını verelim ve şu günaşırı nöbeti asistanlardan kaldıralım diyorum.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Atıcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı kanun tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasında “savunma sanayi müsteşarı, başkan” ibaresinden sonra gelmek üzere “TÜSEB enstitü başkanları” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                                       Seyfettin Yılmaz (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ  BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Öz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle şunu huzurlarınızda ifade etmek isterim ki gerek Komisyon gerekse alt komisyon çalışmalarında ciddi manada itirazda bulunduğumuz şeylerin  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi aşamasında Sağlık Bakanının gerçekten ılımlı yaklaşımı neticesinde birtakım maddelerin geri çekilmesini, düzenlemeler yapılmasını takdir ettiğimi, yapıcı muhalefet yapmış olmamıza rağmen orada değer bulmayan fikirlerimizin bir şekilde yeniden gündeme alınmış olmasından ve kabul edilmesinden memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Yalnız, bu genel manada, buradaki Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığının kurulmasıyla alakalı görüşlerimizden, orada belirtmiş olduğumuz fikirlerimizden tamamen vazgeçtiğimiz anlamına gelmez.

Baştan itibaren şunu söylüyoruz: Türkiye’de ve tüm dünyada olduğu gibi, kanser hastalıklarının araştırılması, önlenmesi noktasında ciddi manada bir gayret gösterilmesinin, bununla alakalı araştırmaların derinleştirilmesinin elbette ki karşısında olmayı ifade etmek mümkün değildir ancak burada birkaç enstitüyü öne alarak onlara ait yeni kurumlar oluşturma gayretiyle gerçekten, adına siz ne kadar “özerk” derseniz deyin, yapısı özerk olmayan bir yapıyı kurduğunuzu kabul etmemiz de mümkün değildir. Bunun hem başkanlığının hem yönetim kurullarının hem de denetim kurullarının kimlerden oluştuğunu, hangi statüdeki yetkililerden oluştuğunu gözlediğimizde bu yapıya “özerk” demek mümkün değil. Bu yapı Sağlık Bakanlığına bağlı özel enstitü kurmak... Buradaki en büyük kaygımız, bir önceki maddede de gerçekten ifade edildi, Komisyonda da sık sık buna muhalefette bulunduk, daha önce 1 milyon TL’nin altındaki bilim kurulunun karar verdiğini enstitü başkanıyla AR-GE projelerine bakanın yetkisiyle, başkanın yetkisiyle rıza gösterilmesini burada 5 kat artırıyorsunuz, kendinizin vermiş olduğu yeni önergeyle. İşte baştan bu yana muhalefet etmiş olduğumuz bu yasada bilimin daha önünde ticaret kokusu aldığımızı ifade etmemizi de teyit etmiş oldunuz. Yani burada asıl kurmak istediğiniz yapıyla gerçekten bir yerlere bir şeyleri aktarmak gibi bir gayretiniz yoksa sağlıkta birçok çözüm bekleyen sorun varken bunların öncelenmesini, bunların öne alınmasını, bu yapının neyi kazandırıp neyi kaybettireceğini hep beraber burada ileriki yıllarda tekrardan tartışacağız ve birlikte bunları değerlendireceğiz.

Gerçekten Türkiye’deki tıp fakültelerinin, eğitim araştırma hastanelerinin bugünkü durumu maalesef on iki yıldır Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda çok övündüğünüz durumla paralel gitmiyor. Bunu gerçekten sahada gezdiğiniz zaman sizler de görebilirsiniz. Bakın, bir yerden, bir ilden veya bir ilçeden bir ile hasta naklederken -siz de inanıyorum ki aynı sorunları yaşıyorsunuzdur- hasta transferleri ve nakilleriyle alakalı çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu vesileyle bizlerin hazırlamış olduğu yani Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkan Sağlık Bakanının daha önceki yapmış olduğu bazı uygulamalarla mağdur olan hatta hayatını kaybeden vatandaşlar var. Zamanında müdahale edilmemekten kaynaklanan bu gecikmeden dolayı hayatını kaybeden insanların hepsinden bu uygulamayı dayatanların mutlaka sorumlu olduğunu bilmenizi isterim. Bu yapılarla alakalı çok yeni düzenlemelere ihtiyaç var.

Aslında Sayın Bakanın özellikle bu kanunda baştan itibaren şiddetle karşı durduğumuz Sağlık Bakanlığının bir tıp fakültesi kurması noktasındaki karşı duruşumuzu kabul edip bundan geri adım atmış olması bir memnuniyet ama ben Sayın Bakanın aynı şekilde muhalefetten de olsa doğru gelen seslere bundan sonraki süreçte de mutlaka dikkate alıp ona göre yeni düzenlemeler yapmasını inşallah ümit edici bir şey olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.

Türkiye’de 112’nin ciddi sorunları var, aile sağlık hekimlerinin, toplum sağlığı merkezlerinin, eğitim ve araştırma ve normal üniversitede ihtisas yapan arkadaşlarımızın çok büyük sorunları var. On iki yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar. Dolayısıyla, özellikle sağlık çalışanlarının sorunlarının çözülmesi noktasında maalesef atmış olduğunuz adımların yetersiz olduğunu, özlük haklarındaki iyileşme noktasında Sayın Başbakan dâhil olmak üzere vermiş olduğunuz sözleri tutmadığınızı sağlık çalışanlarına şikâyet ediyor, bu noktada mutlaka acilen adım atmanızı tavsiye ediyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Daha önce kabul edilmiş önergeyle birlikte 7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’nci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8. Maddesinin (4)’üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

“(4) Enstitü başkanları, ilgili enstitünün bilim kurulu arasından salt çoğunlukla seçilen üyenin Başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından üç yıllığına atanır. Süresi biten enstitü başkanı, iki dönem daha aynı usulle yeniden atanabilir.”

                   Aytuğ Atıcı                                      Nurettin Demir                                      Özgür Özel

                       Mersin                                               Muğla                                                Manisa

                Süleyman Çelebi                               Kadir Gökmen Öğüt                                  Hülya Güven

                      İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

       Fatma Nur Serter                                    Mahmut Tanal                                   Binnaz Toprak

                      İstanbul                                             İstanbul                                              İstanbul

                   Engin Altay

                        Sinop

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 8. m.nin 2. Fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                               S. Nevzat Korkmaz                                 Lütfü Türkkan

                       Adana                                                Isparta                                               Kocaeli

                     Alim Işık

                      Kütahya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz 8’inci maddenin (2)’nci fıkrasının son cümlesinin tasarı metninden çıkarılmasını istiyoruz çünkü oradaki ibarede, gerektiğinde üstteki fıkrada öngörülen süreler dikkate alınmaksızın başkan, genel sekreter ve yönetim kurulu üyelerinin görevden alınabileceği söyleniyor ki bu cümle tamamen keyfîliğe açık bir cümle ve üsteki fıkranın etkinliğini de ortadan kaldıran bir cümle.

Değerli arkadaşlar, ben, sizlerle bir açıklamayı paylaşmak üzere de burada söz aldım. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sezgin Tanrıkulu bir açıklama yaptı ve bu açıklamasında dedi ki: “Dersim olayları için bin kere özür diliyorum.”  Kendisi milletvekili olmanın dışında aynı zamanda Genel Başkan Yardımcısı yani hem Genel Başkanını hem genel merkezini yani partiyi temsil yetkisini haiz. Dolayısıyla, söylediği söz, değerli arkadaşlar, şahsına ait bir söz olarak telakki edilemeyecek bir söz. Bunun da ötesinde, dün bir haber kanalında açıkça da şunu ifade etti: “Benim bu kanalda bu açıklamayı yapmamda da Genel Başkanın haberi var.” Dolayısıyla, onun o sözlerini veri kabul ederek ben de bu meselenin bir parti içi meselesi olmadığını, bütün Türk milletinin tarihini ilgilendirdiği için, bir vatandaş olarak aynı zamanda benim de bu hususa doğrusu Cumhuriyet Halk Partisinin aklıselim yöneticilerinden bir açıklama beklediğimi de ifade etmek üzere huzurlarınıza geldim.

Değerli arkadaşlar, Dersim olayını çok iyi incelemek lazım, çok iyi anlamak lazım. Bunu bir mezhep çatışması olarak görmek külliyen tarihi bilmemekle eş anlamlıdır. Hem Sayın Davutoğlu’nun Kerbela ve Dersim’i kıyaslaması büyük bir garabettir, gaflettir hem de Alevi kardeşlerimizi işin içine çekmek için bir mezhep mensuplarına yönelik âdeta bir kıyım yapılmış gibi bu meseleyi sunan odaklar, meşrepler büyük bir gaflet, dalalet ve ihanet içerisindedirler.

Dersim, devletin birliğine ve milletin bütünlüğüne yönelik bir kalkışma hareketidir. Mehmetçiklerimizin şehit edilmesi ve karakollarımızın basılıp devlet binalarının yakılıp tahrip edilmesiyle başlamış ve devlet tam altı ay bu meselenin kendi içerisinde sönmesini âdeta beklemiştir. Ancak zaman ilerledikçe bu mesele diğer illere de sirayet etmeye başlayınca her devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti devleti de savunma refleksiyle müdahale etmek zorunda kalmıştır; kan akmıştır. Keşke olmasaydı, keşke ne bu isyan olsaydı ne devletin müdahalesi olsaydı. Ancak devletin kendisine yönelik, milletine yönelik bir kalkışma hareketini bastırma dışında bir seçeneği olamazdı. Dünyanın her yerinde de kalkışma hareketlerine nasıl yaklaşılırsa öyle de yaklaşılmıştır.

Bu mesele, değerli arkadaşlar, bölücülük meselesidir. Tıpkı bugün gibi o gün de emperyalizmin topraklarımızda kardeş kavgası çıkarmaya yönelik bir oyunu vardı. Bugün PKK’nın elebaşlarının Dersim isyanına sahip çıkmasını da dikkatlerinize yeniden celbetmek istiyorum. Ateist bir terör örgütünün ne İslam’ın Aleviliğiyle ne de Sünniliğiyle işi olamaz. Sayın Tanrıkulu’nun açıklaması bu manada vahimdir. Atatürk’ün kurduğu parti olduklarını her platformda ifade eden CHP’li dostlarımız, kardeşlerimiz ilk kez bu kadar açık bir biçimde Mustafa Kemal Atatürk ile maalesef karşı karşıya gelmişlerdir, inkâr noktasına gelinmiştir.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Doğru değil bu.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Âdeta Atatürk ile aralarına bir tampon bölge oluşturulmuştur ve üzülerek söylüyorum, Dersim isyanı için yapılan bu açıklamayla nehrin karşı tarafında bırakılmıştır Atatürk. Benim gördüğüm budur. Milletin vicdanı yaralanmıştır. Bir tek Atatürk değil İsmet Paşa da rencide edilmiştir.

Dolayısıyla, CHP’li dostlarımızın Türk milletinin daha iyi anlaşılması açısından bu konuya bir izahat getirmelerini samimiyetle beklediğimi ifade ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.

Önergeyi oylarınıza …

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekili Parti Genel Başkan Yardımcımızın bir beyanından kaynaklı olarak partimize ciddi, ağır ithamlarda bulundu; ancak, takdir edersiniz ki iki dakikada bunlara cevap verme şansım yok. Biraz sonra 8’inci maddede, önerge üzerinde söz alarak bu eleştirilere cevap vereceğim. Tutanaklara geçsin diye şimdiden bunu söyleyeyim.

BAŞKAN – Peki Sayın Altay.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8. Maddesinin (4)'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

"(4) Enstitü başkanları, ilgili enstitünün bilim kurulu arasından salt çoğunlukla seçilen üyenin Başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından üç yıllığına atanır. Süresi biten enstitü başkanı, iki dönem daha aynı usulle yeniden atanabilir."

                                                                                                                    Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce konuşan Milliyetçi Hareket Partisine mensup sayın milletvekilinin, bir Genel Başkan Yardımcımızın basına yansıyan beyanıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verdiği hükmün ne kadar yanlış, mesnetsiz olduğunu izah etmek üzere huzurunuzdayım.

Bu vesileyle önce sayın milletvekiline hatırlatmak isterim ki sayın milletvekili de… AKP’nin her sene 2 defa sandıktan çıkarıp, âdeta bir cephane sandığından çıkarıp muhalefete karşı kullandığı Dersim silahı oyununa çok erken düştünüz sayın milletvekilim, keşke düşmeseydiniz, bu bir.

Sezgin Tanrıkulu’nun, “Acı çeken, acı yaşayanlardan, eğer acılar dinecekse ben de CHP adına özür dilerim.” diye bir beyanı var, bendeki bilgi böyle. Dersim’de…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Dersim’de katliam yapılmıştır.” dedi.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Gelirsin, burada konuşursun Metiner, beni çıldırtma!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Dersim’de katliam yapılmıştır.” dedi.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yahu, gel konuş. Söyleyeceğim ben şimdi.

Bir terbiyeli ol biraz ya!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sözlerini çarpıtma.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bir terbiyeli ol biraz!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Terbiyeyi senden öğrenecek değilim!

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayınız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, terbiyesizlik yapıyorsun şu anda.

BAŞKAN – Lütfen…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Konuşacağım, bir dinle, edepli ol!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hadi oradan!

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayınız, Genel Kurula hitap ediniz lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakikalık süremi talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz, devam ediniz, lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Dersim’de yaşananlar keşke yaşanmasaydı. Dersim Türkiye için bir acıdır, olmaması gereken işler olmuştur. Devlet elbette bir kalkışma hâlinde belli tedbirleri alır, bunun içinde askerî tedbirler de vardır. Ama ben daha altı ay önce bu kürsüde şunu söylemiş biriyim: “İnsanların isyan etme özgürlüğü vardır, devlet isyan eden insanlara da olabildiğince şefkatli yüzünü ve kollarını göstermek zorundadır.” dedim, bunu söylemiş biriyim. Kaldı ki, Dersim’in Cumhuriyet Halk Partisiyle hiçbir ilgisi yoktur, Dersim’in Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgisi ne kadarsa AKP’yle ilgisi, MHP’yle ilgisi de o kadardır. HDP’yle ilgisi…

SONER AKSOY (Kütahya) – Yok ya!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, o kadardır, o kadardır.

Dersim’de o katı askerî tedbirleri uygulayan, gereksiz ölümlere yol açan askerlerin hepsi ondan sonra gitmiş Demokrat Partiden milletvekili olmuştur. O kıyımın yaşandığı gün Başbakan olan Celal Bayar Demokrat Partinin mensubudur. Bugün “Demokrat Partinin devamıyız.” Diye, her vesileyle “O misyonun takipçisiyiz.” diye konuşan önceki Başbakanınızın sözlerini size hatırlatmak isterim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Celal Bayar’ın takipçisi…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Dersim, sizin kullanabileceğiniz bir silah değildir. Eğer öyleyse, Dersim konusunda bir parça samimi olsaydınız… Dilekçe Komisyonuna bağlı bir komisyon kuruldu bu Mecliste. Kuruldu mu, Sayın Bostancı, kuruldu mu? 50 bine yakın belge geldi mi? Niye bakmıyorsunuz onlara? Niye o konuda bir çalışma yok? Niye o komisyon çalışmıyor? Tarihi tarihçilere bırakmamak, tarihte yaşanmış olayları bir siyasi manivela gibi kullanmaya çalışmak, berbat ettiğiniz gündemi, Türkiye gündemini bununla örtülemeye çalışmak sizi kurtarmaz. Dersim’le ilgili anlayışımız bellidir; olmamalıydı, yaşanmamalıydı, keşke olmasaydı, keşke “Oğlumdan önce beni asın!” diyen insan dinlenseydi, oğlundan önce o insan asılsaydı. Bunlar doğru şeyler değildir.

Eskiden insanlar kılıçla birbirlerini doğruyordu, yer yurt kazanıyordu. Şimdi bir ağaca balta vurulunca kıyamet kopuyor. Değer yargıları ve algılar değişti. Her olayı yaşandığı zaman içinde, yaşandığı koşullar içinde değerlendirmek lazım. Dersim’de insanların o gün için kurulan yeni otoriteye ilk anda biat etmemeleri, kabullenmemeleri normal görülebilirdi. Bir rehabilitasyon süreci, bir rehabilitasyon mekanizması işletilebilirdi ama bunlar olmadı. Ne oldu orada? Bugün insanlık normlarında kabul edilemeyecek, bugünün normlarında kabul edilemeyecek acı olaylar yaşandı ama bu olaylardan dolayı Dersim ahalisinden özür dileyecek merci Cumhuriyet Halk Partisi değildir, Cumhuriyet Halk Partisi özür dileme noktasında değildir. O olayları yaşatan, o acıları Türkiye’ye yaşatan Türkiye Cumhuriyeti devleti hükûmetidir. Bakın “5’inci Hükûmeti” demiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti devleti hükûmetidir ve yanlış yapılmıştır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Genel Başkan Yardımcısı niye özür diledi? Sorunumuz o.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hah, bitti. Size açıklama fırsatı verdik Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bir dakika, neye yanlış yapılmış dedim ben? Sen benim ne dediğimi anlamadın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sezgin Tanrıkulu yanlış yapmıştır mı anladınız?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sezgin Tanrıkulu kendi adına özür dilemiştir olsa olsa.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “CHP adına.” dedi.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Çünkü, hiçbir siyasi partinin Dersim’den dolayı özür dilemesi gerekmez. Özrü dileyecek olan Türkiye Cumhuriyeti devletidir, dilenecekse, bu kadar basit.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Devlet sizdiniz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Metiner, yapma bunu.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Devlet de sizdiniz, hükûmet de sizdiniz, vali de sizdiniz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Devlet sendin, senin dedendi, benim dedemdi, hepimizdik. Geçin bu işleri.

Her sıkıştığınızda, Türkiye’nin başını her belaya soktuğunuzda, her kirli işe bulaştığınızda tek parti dönemine bir atıf yaparak, tek parti dönemiyle ilgili bir hafıza tazelemesine girerek kendinizi kurtaracağınızı zannediyorsunuz. Herkes her şeyi biliyor. Dersim’in sorumlusu Cumhuriyet Halk Partisi olsaydı bugün sizin oradan milletvekiliniz olurdu. Dersim’in 2 milletvekili de Cumhuriyet Halk Partisi sıralarında oturuyor. Bu bile sizin bu konuda ne kadar samimiyetsiz olduğunuzun ve Dersim halkının duygularını hiç ama hiç anlamadığınızın açık bir göstergesidir. Dersim’i kaşıyanlar ayıp ederler. Dersim’i kaşımak bu beceriksiz Hükûmete hiçbir şey sağlamaz ve çok ahlaki de değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ama Yavuz Selim’e gidiyordunuz!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika sayın milletvekilleri, önergeyi oylama işlemini tamamlayayım, sonra taleplerinizi dikkate alacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, Sayın Bostancı’ya bizzat soru sorduğu için o cevap verecek.

Sayın Korkmaz, siz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkanım, biraz önceki Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hatip, şahsımı Dersim’i anlamamakla, Dersim isyanını anlamamakla ve o olayı siyaseten kullanmakla itham etti. Ona cevap vereceğim efendim. Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Evet.

Buyurunuz Sayın Bostancı.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, sataşmadan daha çok açıklama mahiyetinde bir değerlendirme için söz aldım. Tabii, Engin Bey her zaman nazik ve zarif bir insan. Biraz böyle öfkeyle konuşulunca yine sözlerini anlamak için burada çaba gösterdim. Açıklamam da zaten bunun üzerine.

Öfke kısmını çıktığımızda söylediği sözlerden katılınacak çok önemli tespitler var, itiraz edilecek hususlar da var muhakkak. Biz geçmişteki yaşanmış bir dramın üzerini kapatmaya, yaraları sarmaya çalışırken, şimdi o dramdan bahsederek toplumun geleceğinde yeni yaralar açmamamız lazım. Bu noktada dikkatli olmak, bir kere, herkesin boynunun borcu. Bir kere, herkesin boynunun borcu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bunu Başbakana da söyleyin.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Siz onu Sayın Davutoğlu’na söyleyin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İkincisi, bu tür tarihsel olaylara ilişkin olarak, elbette tarihçiler görevlerini yapacaklar, yapıyorlar da; yazıyorlar, çiziyorlar, konuşuyorlar. Siyasetin de burada bir görevi var. Toplumun geçmiş yaralarına ilişkin siyasi otoritenin de iradenin de toplumun geleceğini kurmaya çalışırken iyileştirici bir rol üstlenmesi mühimdir. Eğer bizim geçmişimizde bu tür yaralar var ise bugün bizlere, aslında hepimize düşen bu yaraları iyileştirici bir siyasal dili egemen kılmaktır eğer gelecekte bir toplumsal birlik ve dirlikten bahsediyorsak. Hakikaten bu çok önemlidir. Esasen AK PARTİ’nin yaptığı, yapmaya çalıştığı budur. Ümit ederim bu tavır başka siyasetlerden de destek görür.

Çok teşekkür ediyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

Buyurunuz Sayın Korkmaz.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ben, Sayın Engin Altay Beyefendi’nin sözlerine kendi zaviyemizde açıklık getirmek üzere söz aldım.

Ben, tabii, bu hususu sizlerle paylaşırken, hem bu konunun Genel Kurulun bilgisi dâhilinde olması için gündeme getirilmiş olmasını arzu ettim hem de aslında Cumhuriyet Halk Partisinde –konuşmamın içinde de var- sağduyu sahibi arkadaşlara, Türk milletinin tarihini ilgilendiren bir hususta açıklama imkânı vermek istedim.

“Sezgin Bey’in açıklaması şahsı adınadır.” dedi. “Yanlıştır.” dedi. Ben bu açıklamayı kabul ediyorum. Bu açıklamayı, özellikle Sayın Sezgin Tanrıkulu’nun açıklamasını tevil eden ve aklıselimle bir noktaya getirilen bir izahat olarak kabul ediyorum. Yalnız, Milliyetçi Hareket Partisinin Dersim isyanıyla ilgili duruşu son derece nettir. Kırk altı yıldır nettir. Yani Milliyetçi Hareket Partisinin bu duruşunu bozacak en küçük bir açıklama bulamazsınız tarihinde.

Kaldı ki “Tarihi tarihçilere bırakalım.” dedi. Ben de aynı fikirdeyim. Tarih tarihçilere bırakılmalı. İyi de başta Davutoğlu olmak üzere, Sayın Sezgin Tanrıkulu niye tarihçilere bırakmıyorlar da bu konuyu siyaseten ısıtıp ısıtıp böyle Türk milletinin önüne getiriyorlar? Bunun üzerine de bir soru işareti koymak istiyorum.

“Efendim, bu isyan, sadece Cumhuriyet Halk Partisini değil, bütün partileri ilgilendirir.” dedi, doğru. Milliyetçi Hareket Partisini de yakından ilgilendirmektedir çünkü aklıselim, sağduyu sahibi, vatanına milletine âşık her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi bizleri de bu açıklama üzmüştür.

Şimdi, özellikle Sayın Davutoğlu’nun Dersim’i Kerbela’ya benzetmesinden şu anlam çıkıyor: Yani Seyit Rıza –haşa- Hazreti Hüseyin, Cumhurbaşkanımız -o dönemin- Atatürk Yezid –haşa-, Mehmetçik de Yezid’in askerleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Böyle bir açıklamayı yapmak Türk tarihi adına utanç vericidir. Asıl özür dilenmesi gereken birileri varsa Türk milletinden özür dilenmelidir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Nasıl bir mantık bu yahu! Yok hocam böyle bir mantık!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Özrü de, başta Davutoğlu olmak üzere, o açıklamayı sık sık Türkiye Cumhuriyeti’nin gündemine getirenler yapmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bir metafora bile karşı çıkıyorsunuz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sırayla söz vereceğim.

Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Sayın Engin Altay demin konuşması sırasında…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sivas’ta insan yakanların böyle bir şey söylemeye hakları yok. Geçin.

BAŞKAN – Bir dakika, anlayamıyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – “…Dersim katliamının CHP’yle ilgisi neyse HDP’yle de o düzeydedir.” demek suretiyle sataşmada bulundu. Cevap vermek istiyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ya, ben “Herkesi ilgilendirir.” dedim. “Türkiye Cumhuriyeti devleti hükûmetinin yaptığı bir iştir.” dedim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, sataştınız yani…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bizi ilgilendiren tarafını açıklayacak Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Baluken.

 

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Buradaki bütün konuşmalardan hicap duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Samimiyetsiz yapılan bu açıklamalarla burada şov yapmaya gerek yok. Dersim katliamının araştırılması için defalarca buraya araştırma önergesi getirdik. Gelin, Meclis olarak hep beraber araştıralım, tarihî bir yüzleşmenin önünü açalım, hakikatleri ortaya koyalım, tarih de geleceğimizi şekillendirecek şekilde yeniden ele alınsın dedik. Dersim’de öyle bir isyan, bir kalkışma falan yok; açık bir katliam var, hatta soykırımdır. Dersim’de yapılan şey sistemli bir soykırımdır. 1932’den itibaren Dersim’in her tarafına yollar, karakollar yapılmak suretiyle, 1934’te İskân Yasası çıkarılmak suretiyle, 1935’te Tunceli yasası çıkarılmak suretiyle, 1935’ten itibaren sıkıyönetim ilan edilmek suretiyle planlı bir soykırımın hazırlıkları yapılmıştır. Resmî rakamlara göre 18 bin, gayriresmî rakamlara göre 80 binin üzerinde Kürt Alevi Dersimli kendi kimliğinden dolayı katledilmiştir ve bu devlet bu acıyla yüzleşmek zorundadır, bundan kaçış yoktur. Özür dilenmesi gerektiği zaman da o özrü büyük bir erdem olarak, gereğini yapacak şekilde gündemleştirme dışında yapılacak her şeyi biz burada siyasi bir şov olarak değerlendiriyoruz.

Eğer gerçekten biz acı tarihimizle yüzleşeceksek, sadece Dersim’de değil, istiklal mahkemelerinin bütün uygulamalarını, hatta Şeyh Sait’ten bugüne kadar yapılan bütün kanlı senaryoları masaya yatırıp yüzleşmek zorundayız diyoruz. Halkların Demokratik Partisi bugüne kadar bunun çabası içerisinde olmuştur, bundan sonra da bu soykırımı açığa çıkarmanın çabası içerisinde olacaktır diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Baluken.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nevzat Bey konuşmasında, benim yaptığım konuşmada Genel Başkan Yardımcımız Sezgin Tanrıkulu’nun konuşmalarını tasvip etmediğimi belirtti.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Yanlıştır.” dediniz ya efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben öyle demedim, düzeltmem lazım uygun görürseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, “Yanlıştır.”  dediniz, öyle demedi mi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şimdi, krizi engellemesi gerekiyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben ne söylediğimi biliyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

“Sezgin Tanrıkulu’nun o sözü çok insanidir, insani bir reflekstir.” dedim, peşine de dedim ki: “Dersim için özür dilemek CHP’nin işi değil, CHP’ye düşmez; özür dilenmesi gerekiyorsa Türkiye Cumhuriyeti devleti diler.” Lütfen, sözlerim böyle anlaşılsın. “Genel Başkan Yardımcımız yanlış konuşuyor.” demedim, bunun altını çizeyim.

Bizde bir söz vardır, sizde de vardır; bir deli bir kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış. Biz şimdi o duruma burada düşmeyelim, bence biraz akıllı olalım. Ama madem özür erdemse -ki bana göre erdem- keşke AKP Roboski için çıkıp özür dilese, keşke MHP Bahçelievler katliamı için çıkıp özür dilese. (Gürültüler)

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 17.54

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615) (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi 8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde 2 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 9. Maddesinin (1). Fıkra f) bendinde geçen "ve bu amaçla şirket kurulmasını" ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                    Fatma Nur Serter                                   Mahmut Tanal

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                 Binnaz Toprak                                      Özgür Özel

                      İstanbul                                              Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 9.maddesinin "ç" bendinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                     Celal Adan                                            Ali Öz

                       Adana                                               İstanbul                                              Mersin

                  D. Ali Torlak                                        Alim Işık                                          Emin Çınar

                      İstanbul                                             Kütahya                                            Kastamonu

                 Mehmet Şandır                                             

                       Mersin

BAŞKAN – Son okuttuğum önergeye Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKAN MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum ve sözlerimin başında bir hususu ifade etmek istiyorum.

Bir önceki oturumda, Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili, Türkiye Cumhuriyeti devletinin -kendi ifadeleriyle- Dersim’de soykırım yaptığı iddiasını ortaya koymuştur. Beyanı aynen şöyledir: “Türkiye Cumhuriyeti devleti Dersim’de Kürt ve Alevi halkına kararlaştırarak ve planlayarak soykırım yapmıştır.” demiştir.

Sayın Başkan, önce sözüm size: Bu söz burada söylenemez. Türkiye Cumhuriyeti devletinin soykırım yapmakla suçlanmasına müsaade edemezsiniz. Böyle bir sözün burada söylenmesine müsaade edemeyiz. Bu sözün tutanaklardan acilen çıkartılması lazım. Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk milletinin devletidir. Türk milletini soykırım yapmakla suçlamaya hiç kimsenin hakkı yok, hiç kimsenin de haddi değildir. Buna müsaade edemezsiniz.

İkinci sözüm sayın bakanlara: Yani devletiniz ve temsil etmekle övündüğünüz milletiniz soykırım yapmakla suçlanıyor. O zaman Ermenilere niye itiraz ediyorsunuz Sayın Bakanım?

Grup başkan vekillerine… Sayın Grup Başkan Vekilimizin ikazıyla bu konuşmayı yapıyorum. Buna nasıl müsaade edersiniz değerli arkadaşlar? Her milletvekili olarak buna itiraz etmemiz lazım. Milletimizin soykırım yapmakla suçlanmasına Türkiye Büyük Millet Meclisinde müsaade edemeyiz. O zaman burada bulunmanızın sebebi yok değerli arkadaşlar. (MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, çok önemli, çok teknik bir kanun görüşüyoruz. Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bizim Komisyon üyesi arkadaşlarımızın da çok yoğun katkısı ve muhalefet şerhinde de bazı itirazları var. Ümit ederim ki bu kanun doğru hazırlanmıştır, eksikleri tamamlanmıştır.

Gerçekten, sizin de gerekçede ifade ettiğiniz gibi, ülkenin her yıl yüzde 32 artış gösteren çok önemli bir konusunda, bir hastalık konusunda ve diğer konularda, işte ulusal kanser enstitüsünün kurulması; kadın, anne, çocuk sağlığı, doğum ve kadın yaşlılığı konularının üzerinde durulması, kronik hastalıklarla ilgili tedbirlerin alınması, tamamlayıcı tıp, alternatif tıp konularında gereken mevzuat ve tüm bu konularla ilgili Türkiye sağlık enstitüsünün kurulması ve Türkiye sağlık bilimleri üniversitesinin kurulması çok hayırlıdır, çok gereklidir, çok doğrudur. Ümit ederim ki kanun tam hazırlanmıştır, kanun iyi hazırlanmıştır, eksiklikleri tamamlayan bir kanundur. Yeniden Anayasa Mahkemesinden dönmek gibi, yeniden tamamlayıcı birtakım kanunlar çıkartmak gibi ihtiyaçlar hasıl olmadan ülkemizin çok önemli… İnsan sağlığı ve sağlık hizmetlerinin sunulması en büyük ortak paydamız. Bu konularda ümit ederim ki doğru bir kanun hazırlanmıştır.

Ancak bir hususu tenkit ediyorum, sayın grup başkan vekillerine ifade ediyorum eski bir Grup Başkan Vekili olarak; bir türlü aşamadığımız, bize yakışmaz bir uygulamanın içerisinde debeleniyoruz. Değerli arkadaşlar, böyle bir şey olmaz. Bakınız, bu kanun, Türkiye sağlık enstitüsü başkanlığının kurulması hakkında. Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasını buraya ilave ediyoruz. Buraya getirdiğimiz her kanun bir torba kanuna dönüştü. Şimdi, sağlıkla ilgili bir kanun getiriyoruz, bunun içerisine millî eğitimle ilgili çok önemli hususlar koyuyoruz ama Millî Eğitim Komisyonundan görüş almıyorsunuz. Çok teknik bir konu, hatta teşkilat kanunlarıyla ilgili birtakım düzenlemeler yapıyorsunuz, Plan ve Bütçe Komisyonundan görüş almıyorsunuz. Değerli arkadaşlar yani hukuk kuruyorsak hukuk, hukuk bozucu olmamalı, evrensel hukuk kurallarına uygun kanun yapmalıyız. Çocuk çelik çomak oyunu gibi burada maalesef şekil şartını yerine getiriyoruz. Yani bu kadar önemli bir konuda bir kanun çıkartırken sanki bir acelecilik içerisinde, bir kapkaç içerisinde başka kanunlarda da değişiklik yapmak usulünü burada bir esasa dönüştürdük. Bu bize yakışmıyor, bu doğru değil.

Ümit ederim ki bu kanun bunlardan da ari olarak doğru hazırlanmıştır, eksiksiz hazırlanmıştır ve insan sağlığını ilgilendiren bir konuda gereken bir müessesenin kurulmasına vesile olacaktır.

Ama tekrar ediyorum: Türk milletini soykırım yapmakla suçlamak kimsenin hakkı ve haddi değil, bu ifadenin tutanaklardan çıkartılmasını ve görüşmelerin ondan sonra devam etmesini teklif ediyoruz.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, şimdi Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken’in yukarıda bir görüşmesi var. Dolayısıyla, Sayın Şandır’ın görüşlerine katılmadığımızı öncelikle ifade etmek istiyorum ve konuşmayı yapan sayın hatibin de gelmesi konusunda bir kararın alınması gerektiğini düşünüyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ara verin o zaman. Bu mesele çözüme kavuşmadan devam etmek…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bir araya ihtiyaç var…

BAŞKAN – Yani kastını aştığını düşünüyorum bu sözü söylerken…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, beyan tutanaklara geçti.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, şimdi siz Sayın Şandır’dan sonra bir fikir ya da bir şey beyan ediyorsunuz, bu da doğru değil. Sayın İdris Baluken konuşmasını yaptı, ayrıldı. Hiç kimse bir şey söylemedi çünkü gerçekleri ortaya koydu Sayın Baluken.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kapandığı için söyleyemedik, ben söz istemiştim.

BAŞKAN – Şimdi, kapandığı için ben o kalabalığın içinde tam net de algılayamadım doğrusunu isterseniz, tartışmanın içinde.

Şimdi, tutanakları tekrar gözden geçireceğiz ve okuyacağız. Herhâlde Sayın Baluken de böyle bir şeyi kastetmiş olamaz diye düşünüyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, ifade aynen şu…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Yani şimdi bir soykırım var ortada Sayın Başkan, bu soykırımdan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – “Türkiye Cumhuriyet devleti soykırım yapmıştır.” diyor.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Evet, Sayın Şandır, bir soykırım var ortada doğrudur.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Soykırım yapmadı Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – O sizin düşünceniz o ayrı bir şey.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Evet, şimdi, peki efendim.

Şimdi, Sayın Bostancı sisteme girmiş, ona bir söz verelim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ama Sayın Baluken’in gelmesine ihtiyaç var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, tabii ki onun bunu düzeltmesi ve neyi kastederek söylediğine netlik ve açıklık getirmesi gerekiyor.

Buyurunuz Sayın Bostancı.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum öncelikle.

Doğrusu bu “soykırım” sözünü ben de duymadım dikkatli bir şekilde dinlemiş olmama rağmen. Duymayabiliriz, zabıtları isteriz, ona bakar ve o çerçevede tekrar tashihi amacıyla bir görüşme yapılabilir.

Bildiğiniz gibi, soykırım meselesi, bu Nazilerin Almanya’daki egemenliğinden sonra hukuki bir kavram olarak öne çıkmıştır, sadece siyasal bir kavram değildir; aynı zamanda hukuki mesnetleri olan bir kavramdır. Ancak, bu soykırım kavramı ortaya çıktıktan sonra siyasal mücadelelerde popüler bir kavram olarak olur olmaz yerde kullanılmaya başlanmıştır. Siyasi mahiyette kullanılan ve hukuken teyit edilemeyen bu tür demagoji anlamında da kullanılabilecek kavramlara karşı çok yüksek derecede bir hassasiyet gerekli midir, onu da konuşmak lazım.

Ancak, Dersim konusuyla ilgili şunu söyleyebilirim: Resmî rakamlara göre 11 binin altındadır, 10.850 küsur gibi bir rakamdan bahsedilmektedir, gayriresmî olarak da çok çeşitli rakamlar zikrediliyor. Ama İdris Bey’in ifade ettiği tarzda rakamlara ulaşması söz konusu olmaz çünkü orada yaşayan insanların tamamının sayısı o kadar yoktur. Kastım bir Dersim tartışması açmak değil ama istatistiğin de, rakamların da bu siyasal mücadelelerde nasıl rekabetçi bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Mesele rakam da değildir. 1 kişinin dahi haksız yere öldürülmesi karşısında bizim infial göstermemiz ve adaleti talep etmemiz çok haklıdır, çok doğru ve yerindedir. O yüzden, rakamlara abanmak yerine, geçmişe ilişkin birtakım yanlış uygulamalar varsa bunların tashihine yönelik bir tavrın içerisine girmek daha uygun olur.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin -Dersim dâhil- geçmişte herhangi bir soykırım işlemediği hususunu ben de açıklıkla ifade etmek isterim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

Sayın Halaçoğlu, buyurunuz.

 

24.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, açık ve net olarak, ağır bir şekilde soykırımla suçladı; okuduğunuzda göreceksiniz efendim. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Eğer bu şekilde kabul edilecekse bu Meclisin bugün devam etmemesi gerekir. Ve bunun sonuna kadar da arkasında olacağız.

İkincisi: Herkes ne söylediğini iyi bilmek zorundadır. Meclis kürsüsüne çıkıp 80 bin insanın öldürüldüğünü söyleyenlerin, o sırada Dersim’in, tüm Dersim’in -bugünkü Tunceli’nin daha geniş alanının- 65 bin nüfusa sahip olduğunu da bilmeleri gerekir.

Ondan sonra, 1935 yılında, Atatürk, özellikle Meclis açılış konuşmasında Dersim’le ilgili bakın şöyle söylüyor... Yani, bunu siz soykırım olarak nitelendirecek olursanız… Soykırım, bir kitleyi -etnik olabilir, dinî bir kitle olabilir- yok etmek kastıyla yaparsanız... Orada bir ayaklanma vardır, 33 askerin şehit edilmesi vardır, 9’uncu Seyyar Jandarma Karakolu’na yapılan baskınlar sonrasında öldürülen askerler vardır, Suriye’den gelen ağır makineli silahlar vardır, Hoybun Cemiyeti vardır işin içerisinde. Dolayısıyla, bunları bilmezden gelerek konuşmanın da yeri yoktur. Kaldı ki burada karşı çıkılan gruba ne Alevi oldukları için karşı çıkılmıştır ne Kürt oldukları için çünkü katılan 6 aşiretin içerisinde hem Türk hem Kürt hem Alevi vardır. Dolayısıyla, böyle bir hedef olabilecek kitle yoktur, ayaklandıkları için yapılmıştır.

Bakın, Atatürk ne diyor 1935 yılında: “Yeniden iki genel ‘inspector’lük ve yeniden bazı vilayetlerin kurulması da lüzumlu görülmektedir. Bu arada, Dersim bölgesinde esaslı bir ıslahat programının tatbiki de düşünülmüştür.” Çünkü 1865’ten beri burası bir çıbanbaşı olarak duruyor, Osmanlı Dönemi’nden beri. “Milletimizin layık olduğu yüksek medeniyet ve refah seviyesine varmasını alıkoyabilecek hiçbir engel düşünmeye yer bırakılmadığını ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle bahtiyarım. Tunceli’deki icraatımız neticeleri bu hakikatin yakın ifadesidir. İleri hükûmetçiliğin şiarı, halkı, kudretine olduğu kadar şefkatine de samimiyetle inandırabilmesidir. Büyük, küçük bütün cumhuriyet memurlarında bu zihniyetin en geniş ölçüde inkişafına önem vermek çok yerinde olur.” Böyle bir anlayış içinde olan kişilerin orada topyekûn insanları yok etmek kastıyla öldürecekleri nereden akıllarına geliyor?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Altay…

 

25.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dersim’de yaşananlar bu coğrafya için büyük acıdır, gözyaşıdır, hafızalardan silinmemiştir, bundan sonra da silinmeyeceği anlaşılmaktadır. Orada yaşananlar karşısında, biraz önce Sayın Grup Başkan Vekilinin alıntısında olduğu gibi, benim de az önce kürsüde söylediğim gibi, devlet yeri geldi mi elbette otoritesini kullanır ama devlete şefkat daha çok yakışır, olması gereken budur. Orada çok yüksek orantısız güç kullanılmıştır ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak “soykırım” diye bunu adlandırmak doğru değildir, bizce de kabul edilebilir bir durum değildir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Altay.

Sayın Baluken, siz…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tartışmaları bilemiyoruz ama bir ara verirsek…

BAŞKAN – Evet, ben bir…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tartışma nedir bilemiyorum.

BAŞKAN – Evet, on beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.24

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615) (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının 9’uncu maddesi üzerinde Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında kalınmıştı.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi Sayın Baluken isterseniz yerinizde… Sisteme girerseniz ya da sistemi açarsanız...

Buyurunuz efendim.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması ile Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Sinop Milletvekili Engin Altay’ın yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demin Dersim’deki katliamla ilgili kürsüden yapmış olduğum konuşma diğer bazı milletvekilleri ve grup başkan vekilleri tarafından hem Genel Kurula hem de tüm Türkiye halkına farklı bir şekilde yansıtılmıştır, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin soykırım yaptığına dair cümleler kullandığım ifade edilmiştir. Konuşma tutanakları önümdedir. Böyle bir itham, bununla ilgili cümleler söz konusu değildir. Her şeyden önce tüm Genel Kurula şu hatırlatmayı yapayım: Bizler de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ve Türkiye halkının milletvekiliyiz dolayısıyla kendi halkımıza ya da kendi ülkemize hakaret etmek ya da itham edilen şekilde birtakım söylemleri gündemleştirmek durumunda asla olamayız.

Burada özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Dönemin Hükûmetinin uygulamalarına yönelik sert bir eleştirim vardır ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin de dönemin Hükûmetinin bu uygulamalarıyla yüzleşmesi gerektiğini, bu yüzleşmeyle beraber yeni bir demokratik geleceğin mümkün olabileceğini ifade etmişim.

Aynı şekilde, burada siyasi parti grup başkan vekilleri de benim görüşüme katılmayan, kendi siyasi partilerinin ya da kişisel görüşlerini ifade etmişlerdir. Dolayısıyla, burada bir dönemin hükûmetinin uygulamasına yönelik bir farklı tanımlama söz konusudur. Ben o dönemin tenkil ve tebdil uygulamasını, “On binlerce insanı mağaralarda fareler gibi zehirleyerek öldürdük.” gerçekliğini farklı bir şekilde değerlendirebilirim, diğer siyasi parti grup başkan vekilleri farklı bir şekilde değerlendirirler. Bunun bu şekilde Genel Kurulun bilgisine sunulmasını istiyorum.

Türkiye halkının da bu şekilde değerlendirmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

 

27.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yani bu açıklamaya sebep olan konuşma bana aittir.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Baluken –tutanak elimde- diyor ki: “Dersim'de öyle bir isyan, bir kalkışma falan yok; açık bir katliam var. Hatta soykırımdır. Dersim'de yapılan şey sistemli bir soykırımdır. 1932'den itibaren Dersim'in her tarafına yollar, karakollar yapılmak suretiyle, 1934'te İskân Yasası çıkarılmak suretiyle, 1935'te Tunceli Yasası çıkarılmak suretiyle, 1935'ten itibaren sıkıyönetim ilan edilmek suretiyle planlı bir soykırımın hazırlıkları yapılmıştır.”

Yani o gün iddia edilen, itham edilen soykırımı Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaptığının ifadesidir bu.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hükûmet, Hükûmet…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bunu arkada tartıştık Sayın Şandır yani şimdi bu şekilde yapmanız doğru değil.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ve bu devlet de bu Türk milletinin devletidir ve çok talihsiz bir beyan olarak “Kürt Alevi Dersimli bu soykırıma muhatap olmuştur.” Yani Türk milletinin Kürtleri ve Alevileri planlı bir şekilde soykırıma tabi tuttuğunu burada konuşamayız. Konuştuk; yanlış, geri çekmek lazım.

Ben bunların tutanaktan çıkartılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

Sayın Baluken de görüşlerini ifade etti, bunu kastetmediğini söyledi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama bu “soykırım” kelimesini buradan çıkartmazsanız bu tutanaklarda kalacak.

BAŞKAN – Biliyorsunuz, tutanaklardan çıkarma diye bir şey söz konusu değil.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615) (Devam)

 

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 9. Maddesinin (1). Fıkra f) bendinde geçen "ve bu amaçla şirket kurulmasını" ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                                                                                                                    Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

TÜSEB'in tarif edilen amaçları için şirket kurulmasına gerek yoktur.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına,

615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 10. maddesinin (1). fıkrasında geçen “üzerine,” ibaresinin “ve” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                             Ali Öz                                           D. Ali Torlak

                      Kütahya                                              Mersin                                              İstanbul

                 Ali Uzunırmak                                    Lütfü Türkkan                                 S. Nevzat Korkmaz

                       Aydın                                               Kocaeli                                               Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 10. Maddesinin (2)’inci fıkrasında geçen “Başkana” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Yönetim Kuruluna” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                  Kadir Gökmen Öğüt                               Fatma Nur Serter

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                  Mahmut Tanal                                    Binnaz Toprak

                      İstanbul                                             İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Genel Sekreter Yönetim Kurulu’na karşı da sorumlu olmalıdır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

615 Sıra Sayılı Kanun Tasarının 10. maddesinin (1). fıkrasında geçen “üzerine,” ibaresinin “ve” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                  Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Torlak, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

D. ALİ TORLAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 10’uncu maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına verilen önergeyle ilgili söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık sektörü hem ülkemizin en önemli kurumlarını içinde barındıran hem de çeşitli konular, sorunlar ve düzenlemelerle sık sık ülke gündemine gelen bir sektördür. Bu sorunlar hasta ve hasta yakınlarıyla ilgili olabildiği gibi, sağlık çalışanlarını da içinde barındıran geniş bir konudur.

Bilindiği üzere, sağlık sektörü denilince kamuoyunda ilk önce hastaneler anlaşılmaktadır. Hastanelerdeki en önemli sorun ise sağlık çalışanlarının sağlığı ve hasta yakınları tarafından şiddete maruz kalmalarıdır. Hastanelerin olabildiğince steril ortamlar olmaları hem çalışan hem de hasta ve hasta yakınları tarafından kaçınılmaz önemdedir. Genel olarak, hastane çalışanları, her ne kadar steril ortama önem verseler de kendilerine bulaşma riski yüksek olan hastalıklara karşı bizzat korunmaları gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, sağlık çalışanları yıllardır sorunlarıyla mücadelede Hükûmet tarafından yalnız bırakılmıştır. Çalışanların sorunlarına çözüm bulunmadığı gibi, sağlık çalışanları huzur ve refah yerine sorunlarıyla boğuşarak âdeta bir kaos ortamında çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Bu durumun sağlık çalışanlarında yaşanan tükenmişliğin ana nedenlerinden biri olduğu açıktır. Vatandaşlarımıza daha iyi hizmet edebilme adına sağlık çalışanlarına nitelikli sağlık hizmeti için iş güvencesi verilmeli, mesleki gelişimlerini destekleyici bir izin ve ödüllendirme sistemi mutlaka uygulamaya konulmalıdır. Aynı şekilde, çalışanların sorunlarına çözüm bulunmadığı gibi, sağlık çalışanları huzur ve refah yerine sorunlarıyla boğuşarak âdeta bir kaos ortamında çalışmak zorunda bırakılmıştır. Bu durum sağlık çalışanlarında yaşanan tükenmişliğin bir başka nedenidir. Sosyal ve ekonomik haklarını da demokratik bir biçimde güvence altına alacak toplu sözleşme ve grev hakkını içeren sendikal haklarının verilmesi yine bu kapsamda değerlendirilmelidir. Her türlü şiddetten arınmış, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının sağlanması sağlık çalışanlarının en önemli beklentilerindendir. Bu istekler, temel insan hakları doğrultusunda düşünüldüğünde sağlık personelinin en doğal hakkıdır ve acilen çözüme kavuşturulmalıdır.

Ayrıca, performans sistemindeki ödeme farklılıkları, özellikle hekim dışı sağlık çalışanları açısından farklı işe aynı gelir mantığıyla devam etmektedir. Bu durum sağlık çalışanları arasında iş barışını olumsuz etkileyerek motivasyonlarını bozmaktadır. Döner sermaye ek ödemeleriyle ilgili bu adaletsizliğin giderilmesi önemlidir.

Vekil, 4/C, aile sağlığı elemanı gibi farklı istihdam şekillerine son verilerek “Tek Çözüm Tek Kadro” uygulamasına geçilerek çalışanlar daimi kadroya mutlaka alınmalıdır. Görevlendirmelerin liyakat ve ehliyete göre yapılması, alanında uzmanlık diploması almış hekim dışı personele uzman kadrolarının açılması mutlaka sağlanmalıdır. Tarafsız unvan değişikliği ve görevde yükselme sınavlarının düzenli olarak yapılması, sağlık çalışanları arasında yaşanan adaletsizliğe son verilmesi önemlidir.

Birçok hastanede meydana gelen aşırı şiddet nedeniyle sağlık çalışanlarının hayatı devamlı tehlike altındadır. Hastanelerde alınan güvenlik önlemleri yetersizdir. Bu hususta Sağlık Bakanlığının mutlaka kalıcı önlemler alması gerekmektedir. Diğer taraftan, sağlık çalışanlarına yönelik aşırı ayrımcılık kurumların her birine sirayet etmiş durumdadır.

Sağlık çalışanlarının haklarını korumadan hasta haklarının korunmayacağının farkına varmamız gerektiğini düşünüyor, görüşülen bu kanun tasarısının ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Torlak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 11. Maddesinin (3). fıkrasında geçen “kurulur” ibaresinin “kurulabilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Alim Işık                          Seyfettin Yılmaz          Mustafa Erdem

       Kütahya                                 Adana                       Ankara

Cemalettin Şimşek               S. Nevzat Korkmaz               Ali Öz

      Samsun                                  Isparta                      Mersin

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 11. Maddesinin (2)’inci fıkrasında geçen “Birinci fıkrada sayılan enstitüler dışında” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Danışma Kurulu’nun önerisi ve” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

     Aytuğ Atıcı                         Nurettin Demir            Mahmut Tanal

        Mersin                                  Muğla                      İstanbul

Kadir Gökmen Öğüt                Fatma Nur Serter          Binnaz Toprak

       İstanbul                                İstanbul                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Demir.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılamasına Dair Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesi üzerine söz aldım. Öncelikle, yüce Divanı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri,  gerçekten, bugün Sağlık Bakanlığı ve sağlık teşkilatı için önemli bir yasa geçiyor. Tabii ki, burada, özellikle üniversite kurulması konusunun da geri çekilmiş olması önemliydi. Çünkü üniversitenin bütünlüğünün korunması anlamında Türkiye’deki mevcut durumun üniversite bütünlüğünün devam ettirilmesi açısından gerçekten ortak bir karar verilmesi, bence, Meclisin muhalefetiyle iktidarıyla başarılı bir noktasıydı diye düşünüyorum. Ayrıca, millî eğitim şube müdürlerinin atanmasıyla ilgili yasa da ciddi bir hukuksal hata olacaktı ve çalışma barışının bozulması açısından da gerçekten riskleri yüksek olan bir maddeydi, onun da çekilmesinin bence çok yararlı olduğu kanısındayım.

Vatandaşlarımız hastane kapılarında sürünüyorlar maalesef. Vatandaşlarımızın, sağlık sisteminin nasıl çöktüğünü vurgulayan maillerini, SMS’lerini, telefonlarını her gün alıyorum. Daha bugün bir hasta aradı, ağır hasta olan annesi için benden yardım istiyor. Ağır hastaları masraflı gördüğü için kendilerini hiçbir hastanenin almadığını söylüyor. “Hastane kapılarında ortada kaldık. Lütfen yardım edin.” diye feryat ediyorlar. Vatandaşın sorunlarını çözmek, vatandaşına bakmak devletin asli görevlerinden bir tanesidir. Ama görün ki ağır hastalar sırf maliyetli olarak görüldüğü için ne özel hastane ne de devlet hastanelerinde tedavi görebiliyor. Sayın Bakan, bir hekim olarak size soruyorum: İnsan sağlığı maliyet unsuru olabilir mi? Acı ama gerçek. “Paran yoksa öl.” zihniyetiyle sağlık sistemini yönetenleri, maalesef, burada kınamak istiyorum. İktidar diyor ya “Vatandaş her hastaneye gidebiliyor.” Peki, o hastanelerin koşulları nasıl? Tıp fakülteleri hastaneleri yılda yaklaşık 4 milyar dolar alırken özel hastaneler 8 milyar dolar almaktadır. Fakülteler maddi ve manevi açıdan bitirilmiştir.

Yine, İstanbul’un ünlü hastanelerinden bir tıp fakültesi hastanesinin onkoloji bölümünde hastalar, geceleri hemşire yokluğundan dolayı bazı ilaçları birbirlerine tatbik ediyorlar anal bölgeden, tanımadıkları başka bir hastaya yardımcı oluyorlar, serumlarıyla banklarda yatıp kalkıyorlar.

Tabii, buradaki o hastanenin ne zor koşullarda çalıştığını biliyorum. Üniversite hastaneleri, hemşire, asistan, personel açısından gerçekten çok zor durumdalar. Dolayısıyla, özel hastanelere gösterilen ihtimamın devlet hastanelerine de gösterilmesi gerekiyor.

Dolayısıyla, AKP iktidara geldiği 2002 yılında 271 olan özel hastane sayısı, 2013 yılında 542 olmuştur, bu artış yüzde 100’den fazladır. Yani özel hastanelere gösterilen özen, ihtimam ya da ayrımcılık, devlet hastanelerine ya da üniversite hastanelerine maalesef gösterilmiyor. Dolayısıyla, özel hastanelerin toplam hastaneler içindeki payı 2002 de yüzde 7,5 iken bu oran 2014’te yüzde 18,7 olmuştur. Bu tablo, sağlık hizmetlerinin nasıl özelleştirildiğinin sadece bir göstergesidir.

Özel hastaneler aslında ağır hastalara bakmıyor, vatandaşlar da mecburen durumu içler acısı olan üniversite hastanelerine yöneliyor, orada da tedavi edilemeyen ağır hastalar ortada kalıyor. İşte, sağlığın 2014’te geldiği nokta maalesef budur.

Ben, özellikle Hükûmetin, üniversite hastanelerinin iyileşmesi konusunda, hem personel anlamında hem maddi anlamda daha dikkatli, daha cömert olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Demir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 11. Maddesinin (2)’inci fıkrasında geçen “Birinci fıkrada sayılan enstitüler dışında” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Danışma Kurulu’nun önerisi ve” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI  MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yeni enstitü kurulmasının sorumluluğu sadece Bakan’ın siyasi iradesine bırakılmamalıdır. Yüksek Danışma Kurulunu oluşturan ve Türkiye’nin hemen her  kesiminden görüşünü yansıtmaya en yakın kurulun görüşü, daha tarafsız ve bilimsel olacaktır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, bir önerge de bizim vardı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Herhâlde yanlış okundu, biz önergemizde konuştuk. Efendim, herhâlde MHP’nin önergesi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bir yanlışlık oldu herhâlde.

BAŞKAN – Bir yanlışlık oldu galiba, değil mi? Çok affedersiniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ben 12’nci madde zannettim. 11’inci maddedeki önergemizde biz konuştuk efendim, Nurettin Demir konuştu.

BAŞKAN – Mükerrer bir okuma oldu, çok özür dileriz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Başka bir maddede konuşuruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, yeniden, baştan başlayacağız.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, başka bir maddede konuşabiliriz, tamam.

BAŞKAN – Tamam mı?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim,  sorun değil.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Konuşmamızı geri alıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Tamam, peki, oldu o zaman.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı”nın 16. Maddesinin (1). Fıkrasının ç) bendinde geçen “Şirketlerin ve” ibaresinin çıkarılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                  Kadir Gökmen Öğüt                               Fatma Nur Serter

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                  Mahmut Tanal                                    Binnaz Toprak                                      Hasan Ören

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Manisa

                                                                                        

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 16 ncı maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerekçeyi okutalım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu tasarı ile sağlık alanında yeni bir bürokratik kast ve tekel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tasarıdaki sağlık, sağlık eğitimi ve tıp bilimine yönelik hükümet müdahaleleri var olan sorunları çözmekten çok katmerleştirmektedir. Bu nedenle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 16. Maddesinin (1). Fıkrasını ç) bendinde geçen “Şirketlerin ve” ibaresinin çıkarılmasını teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Şirket yapılanması ve gelirlerin hedeflenmesi Tasarının 1. Maddesinde amaçlar arasında geçen “sağlık bilim ve teknolojileri alanında ülkeye ve insanlığa hizmet etmek” amacına aykırıdır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde iki önerge vardır.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 17. Maddesinin (1). Fıkrasında geçen “TÜSEB’in görevleriyle ilgili yaptığı faaliyetlerden 16 ncı madde kapsamında elde ettiği gelirleri dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmaz.” Cümlesinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                  Kadir Gökmen Öğüt                                    Fatma Nur Serter          Mersin                      İstanbul                                             İstanbul

                  Mahmut Tanal                                    Binnaz  Toprak

                      İstanbul                                             İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Bu tasarı ile sağlık alanında yeni bir bürokratik kast ve tekel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tasarıdaki sağlık, sağlık eğitimi ve tıp bilimine yönelik hükümet müdahaleleri var olan sorunları çözmekten çok katmerleştirmektedir. Bu nedenle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, kabul edip etmediğinizi, lütfen, açık olarak göreyim ki algılayayım, yoksa anlayamıyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 17. Maddesinin (1). Fıkrasında geçen “TÜSEB’in görevleriyle ilgili yaptığı faaliyetlerden 16 ncı madde kapsamında elde ettiği gelirleri dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmaz.” Cümlesinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                                                       Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Şirketlerin kuruluş amacı kâr etmektir. Kâr eden şirketin kurumlar vergisi ödememesi kabul edilemez. TÜSEB ticaret yapmamalı, yapacaksa da diğer ticari kuruluşlar gibi vergisini ödemelidir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 18 inci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                  Van

                  Hasip Kaplan                               Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                              İstanbul                                                  

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu tasarı ile sağlık alanında yeni bir bürokratik kast ve tekel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tasarıdaki sağlık yönetimi, sağlık eğitimi ve tıp bilimine yönelik hükûmet müdahaleleri, var olan sorunları çözmekten çok katmerleştirmektedir. Bu nedenle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 18’inci madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 19. Maddesinin metinden çıkarılmasını ve maddelerin buna göre sıralanmasını teklif ederiz.

 Aytuğ Atıcı      Süleyman Çelebi      Mahmut Tanal Kadir Gökmen Öğüt

    Mersin                 İstanbul                                     İstanbul                                             İstanbul

Fatma Nur Serter    Binnaz Toprak       Özgür Özel Nurettin Demir

  İstanbul                   İstanbul                                    Manisa                                               Muğla

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 19 uncu maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

Pervin Buldan                                                       İdris Baluken                                      Kemal Aktaş

   Iğdır                                                                      Bingöl                                                  Van

Hasip Kaplan                                                 Abdullah Levent Tüzel

  Şırnak                                                                   İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu tasarı ile sağlık alanında yeni bir bürokratik kast ve tekel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tasarıdaki sağlık yönetimi, sağlık eğitimi ve tıp bilimine yönelik hükümet müdahaleleri, var olan sorunları çözmekten çok katmerleştirmektedir. Bu nedenle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 19. Maddesinin metinden çıkarılmasını ve maddelerin buna göre sıralanmasını teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Atıcı, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile İlgili Kanun Tasarısı’nın çok önemli gördüğümüz maddelerinde meramımızı anlatmaya çalışıyoruz, buna da devam edeceğiz. Bu 19’uncu madde de öyle bir madde. Aynı zamanda, bu, TÜSEB’in de aslında son maddesi. Bu maddeyle birlikte TÜSEB kurulmuş olacaktır ve ülkemize hizmet etmeye başlayacaktır. Ancak, burada bir emek gasbı söz konusu olduğundan, buradaki karşı görüşümüzü sizlere anlatmak durumundayım. Burada, diyor ki maddede: “Efendim, bu enstitü başkanlığı AR-GE konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dâhil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilir.” Ve diyor ki: “Bu bilgiler talep edildiğinde herkes vermek zorundadır.”

Şimdi, arkadaşlar, akademiden gelenler bilir; bir bilgi üretmek, bir fikir üretmek gerçekten zordur. Bazen yıllarca çalışırız, bir tek cümle elde ederiz yıllarca çalışmanın sonucunda. Bazen yıllarca çalışırız, bir kelimeyi ancak değiştirebiliriz. Bazen onu bile yapamayız. Şimdi, herhangi bir alanda ömrünü vakfetmiş olan bir insan bir bilgi elde ettikten sonra bu bilgiyi TÜSEB “Bana vereceksin.” diye emreder ve vermez ise kanuni suç işlemiş olacak. Komisyonda bizim yaptığımız çalışmalarla, sağ olsun arkadaşlarımızın da kabul etmeleriyle “fikrî haklar saklı kalmak kaydıyla” ibaresini eklettirdik ancak bu yeterli değildir. Hiçbir bilim adamı, ben dâhil olmak üzere o dönemlerde, kanunu bugünkü hâlimizle açıp noktasına virgülüne kadar bakmayız. Bize bir yazı gelirse TÜSEB’den “Efendim, işte, falanca kanunun feşmekanca maddesi gereğince bu bilgiler sizden istenmektedir.” Dediğinde, ya, biz onu veririz. “Ne yapalım, boynumuz kıldan ince.” deriz, veririz ve bizim bir ömür boyu elde ettiğimiz bilgiler TÜSEB’in eline geçer. Ha, bu TÜSEB düşman bir kuruluş mu? Elbette değil. Elbette değil ama ben Mersin Üniversitesinde elde ettiğim bir bilgiyi veya hocalarım İstanbul Üniversitesinde elde ettiği bir bilgiyi neden TÜSEB’e versin? Çünkü o bilgiyi zaten kendisi de kullanacak ve benim ülkemin adını uluslararası arenada kendisi duyuracak. Ama “TÜSEB bilgiyi istiyor.” dediğinde, “Hayır, ben bu bilgiyi veremem.” demiyor. Bu bilgiyi kendisi paylaştığında, uluslararası dergilerde yayınlandığında zaten bütün dünya bu bilgiyi kullanacak. Yani bilgi saklamak diye bir şey söz konusu değil. Ama burada bu bilgiyi eğer bu şekilde alırsanız o bilgiyi üreten insanların emeğine yazık olur.

Ama bu bilgi alma ve bilgiyi satma alışkanlığı maalesef AKP hükûmetleri döneminde tavan yapmıştır. Maalesef, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ulusal bir televizyona çıkarak “72 milyon insanın bütün sağlık bilgilerini 72 milyon liraya sattım. Ucuza vermişim, daha da pahalıya satacağım bir dahaki sefere.” diyebilmiştir ama daha sonra da Anayasa bu satışı iptal etmiştir, doğru bulmamıştır.

Bakın, bilgi paylaşmak güzel ama, bilgi çağında yaşıyoruz ama kişisel bilgilerin korunması kanununu çıkarmadığınız sürece bütün bu bilgiler kaçakçılıkta kullanılabilir, istismar edilebilir. Son zamanlarda yurt dışından ithal edilen ilaçları kimlerin kullandığı bir firmaya sızdırıldı, yakın bir zamanda, sizin döneminizde. Kişisel bilgilerin korunması kanunu olmadığı için bu adama “Ha, bir daha yapma.” demekle yetineceksiniz. Ama bu adam bu ilaçları kullanan insanların adreslerini, telefonlarını aldı, şimdi bunlara telefon ediyor, diyor ki: “Senin kullandığın ilacı ben 1 lira daha ucuza getirdim, gel benden al.”

Şimdi, bilgiye bu kadar sahip olamadığımız bir ortamda bu bilgilerin de düzgün bir şekilde depolanacağı ve amacına uygun kullanılacağı konusunda endişelerimiz var. Bunu gelin düzeltelim ve diyelim ki: O bilgiyi üreten kişinin rızası varsa verelim. Rızası varsa verilsin, buna bir itirazımız yok. Ama rızası yoksa bunun adı gasptır ve doğru değildir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 19’uncu madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde bir önerge vardır...

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Geri çekiyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge geri çekilmiştir. 

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 21 inci maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 12 nci maddenin son cümlesinin, "Bu şekilde uzmanlık belgesi alanlar Devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olurlar." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mehmet Naci Bostancı                                     Mehmet Doğan Kubat                             Osman Aşkın Bak

                      Amasya                                             İstanbul                                              İstanbul

                    İlyas Şeker                                 Hacı Bayram Türkoğlu                                                                    Kocaeli                         Hatay                                                    

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Tasarıda, maddeye göre uzmanlık belgesi alanların "mecburi hizmet" yapacakları belirtilmekle beraber burada kastedilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu çerçevesindeki "Devlet hizmeti yükümlülüğü" dür. Oysa Tasarıda geçen "mecburi hizmet", Devlet hizmeti yükümlülüğünden farklıdır. Dolayısıyla farklı yorum ve uygulamalara mahal verilmemesi için maddede teknik düzeltme yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

21’inci maddeyi kabul edilen önergeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 22 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                             Osman Aşkın Bak

                      Amasya                                             İstanbul                                              İstanbul

                    İlyas Şeker                                 Hacı Bayram Türkoğlu                                 Oya Eronat

                      Kocaeli                                                Hatay                                             Diyarbakır

MADDE 22- 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ile üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Sağlık Bakanlığı tarafından, Maliye Bakanlığının onayı ile belirlenen özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde, yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanır."

"Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, bu fıkrada öngörülen oranları kamu hastane birlikleri bazında hesaplamaya da yetkilidir; ancak bu hâlde dahi yüzde elli oranı, her bir sağlık tesisi bazında yüzde altmış beşi geçemez."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu bünyesinde faaliyet gösteren özellikle eğitim ve araştırma hastanelerinde organ nakli, majör replantasyonlar, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim, araştırma, deneyim ve beceri gerektiren işlemleri yapabilen çok az sayıdaki nitelikli hekim bulunmaktadır. Belirtilen işlemler aynı zamanda hekim için çok yüksek risk taşımaktadır. Dolayısı ile bu az sayıdaki hekim, daha cazip imkanlar sunan vakıf üniversiteleri ve özel hastanelere geçmektedir. Bu yüksek risk ve yoğun emek sebebiyle bu işlemleri yapan hekimlerin teşvik edilmesi ve bu nitelikli hizmetlerin kamu hastanelerinde vatandaşlarımıza sunulabilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 23 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                              Mine Lök Beyaz

                      Amasya                                             İstanbul                                            Diyarbakır

            Hacı Bayram Türkoğlu                              Osman Kahveci                                       Şirin Ünal

                        Hatay                                               Karabük                                             İstanbul

                 Hüseyin Bürge

                      İstanbul

“MADDE 23- 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; üçüncü fıkrasında yer alan "sürelerin tamamı" ibaresinden sonra gelmek üzere ", Bakanlıkça belirlenen yurt dışında azami eğitim süresini geçmemek üzere," ibaresi eklenmiştir.

'Millî Eğitim Bakanlığında istihdam edilmek üzere Millî Eğitim Bakanlığı adına ve hesabına bu Kanun kapsamında yurt dışında gönderilenlerden gönderildikleri ülkede doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler Millî Eğitim Uzmanı kadrolarına atanır.' "

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Takdire bırakıyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, Millî Eğitim Bakanlığımızın kendi ihtiyaçları doğrultusunda belirlediği alanlarda Bakanlık adına ve hesabına yurt dışına gönderilenlerden gönderildikleri ülkede doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenlerin Millî Eğitim Uzmanı olarak atanması amaçlanmış olup daha önceki yıllarda kamu kurum ve kuruluşları adına yurt dışına gönderilen öğrencilerin bu kapsamda değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 24. Maddesinin kanun teklifinden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                   İdris Baluken                                     Kemal Aktaş

                        Iğdır                                                Bingöl                                                 Van

                 Hasip Kaplan                            Abdullah Levent Tüzel

                       Şırnak                                             İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yüzbinlerce ataması yapılamayan bulunmaktadır. Bugün var olan bu büyük mağduriyet AKP'nin bütünlüklü bir öğretmen yetiştirme politikasının olmamasının sonucudur. AKP iktidarı bu sorunu çözeceği yerde öğretmenliğe atanma kriterlerini her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Gelinen noktada ise liyakat, tarafsızlık, nesnellik ilkelerini hukuksuz bir şekilde çiğneyerek öğretmenlik atamalarını kendi bürokratlarının inisiyatifine bırakma çabasındadır. Buradaki asıl düşünce ise kendi ideolojik ve siyasal kadrolaşmasına geniş bir alan açmak ve uzun dönemde de öğrenciler üzerindeki örtülü siyasal etkisini daha baskın hale getirmektir. Bu madde hükümetin her bakanlık kendi personelini atayabilir politikası temelinde işletilmektedir. Bu önerge ile ataması yapılmayan öğretmenler ve aday öğretmenler üzerinde daha da artacak olan yürütmenin siyasal ve ideolojik baskısının engellenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 25 inci maddesinin ağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Naci Bostancı                      Mehmet Doğan Kubat                          Osman Aşkın Bak

                     Amasya                                            İstanbul                                            İstanbul

          Hacı Bayram Türkoğlu                              İlyas Şeker                                       Oya Eronat

                       Hatay                                              Kocaeli                                           Diyarbakır

"MADDE 25- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (t) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu bende aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

't) Lisans Üstü: Yüksek lisans ve doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ve sanatta yeterlik eğitimini kapsar ve aşağıdaki kademelere ayrılır.'

'(5) Veteriner Hekimlikte Uzmanlık: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen ve veteriner hekimlere belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretimdir.'"

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarıda veteriner hekimlikte uzmanlık eğitimi de getirilmekle 2547 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (t) bendine "veteriner hekimlikte uzmanlık" da eklenmektedir. Ancak yapılan yeni düzenlemelerle diş hekimliğinde ve eczacılıkta da uzmanlık eğitimi öngörüldüğünden maddeye bunların da eklenmesi uygun olacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 25’inci  maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 26 ncı maddesi ile, 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümleye “Bu mecburi hizmet” ibaresinden sonra gelmek üzere “,eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                            Ali Öz                                   Mehmet Doğan Kubat

                      Mersin                                              Mersin                                             İstanbul

                  Ali Ercoşkun                                 Osman Aşkın Bak                                Osman Boyraz

                        Bolu                                               İstanbul                                            İstanbul

                  İhsan Şener

                        Ordu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 26. maddesinin 2. cümlesinde geçen “bu mecburi hizmet” ibaresinden sonra gelmek üzere “657 sayılı devlet memurları nakil ve atamaları yönetmeliği şartları dışında” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Zühal Topcu                                    Lütfü Türkkan                                         Ali Öz

                      Ankara                                             Kocaeli                                              Mersin

                Mehmet Şandır                                      Alim Işık                                        D. Ali Torlak

                      Mersin                                             Kütahya                                            İstanbul

             S. Nevzat Korkmaz                                 Emin Çınar

                      Isparta                                          Kastamonu

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 26’ncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bu tasarının Genel Kurul ve Komisyon görüşmeleri aşamasında muhalefet partilerinden gelen haklı eleştirileri dikkate alarak gerekli düzeltmeleri yapma konusunda hassasiyetini esirgemeyen Sayın Bakana teşekkür etmek istiyorum.

Özellikle Genel Kurul aşamasında karşı çıktığımız 2 temel konu vardı. Birincisi, Bakanlık çatısı altında bir yeni üniversite kurulması hem Anayasa’ya hem yasalara aykırıdır. Dolayısıyla, bunun bu tasarı metninden çıkarılması gerektiğini söylemiştik. Şimdi çıkarılacağı yönünde ortak bir anlaşmaya varıldı. İkincisi de Millî Eğitim Bakanlığının bünyesinde şube müdürleri ve benzeri düzeydeki müdürlerle ilgili atamada, yargı kararıyla iptal edilen atamaların yeniden bu yasa içerisine konulan bir düzenlemeyle, yargı kararını hiçe sayacak şekilde yeni bir düzenleme vardı. Bunun da olmaması gerektiğini söyledik. O konuda da bu hassasiyetimizi dikkate alarak, yine o maddenin de çıkarılması yönünde ortak bir irade sergilendi. Bu nedenle bu 2 önemli sakıncanın giderilmiş olması nedeniyle Hükûmete de  bu anlamda yaptığı olumlu katkıdan dolayı ve bu önerileri dikkate aldığından dolayı teşekkür etmek istedim.

Bu önergemizde de özellikle mecburi hizmeti olan sorumlular hakkında herhangi bir şekilde, mecburi hizmet süreleri sırasında yer değişimi yapılmayacağı yönündeki hükmü içeren düzenlemenin 657 sayılı Devlet Memurları Nakil ve Atamaları Yönetmeliği’nde, yani eş durumu ve sağlık ve benzeri gibi haklı, geçerli sebebi olanları dışta tutmak üzere bir düzenleme önerdik. Umarım bunu da kabul edecektir değerli Genel Kurulun siz değerli üyeleri.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, özellikle sağlık alanında yeterli hizmetlerden payını alamayan ilim Kütahya’nın sağlıkla ilgili bazı temel eksikliklerinin bugüne kadar giderilememiş olması nedeniyle hemşehrilerim adına talepleri tekrar Sayın Bakana iletme ihtiyacı duyduğumu da ifade etmek istiyorum.

Bunlardan birisi, bilindiği gibi, ilimiz Kütahya bugün ikinci basamak devlet hastanesi olmayan ilk ildi, birkaç il daha ilave edildi ve hâlen yıllardır bu ihtiyacı giderilemiyor. Sağlık Bakanlığının 2011-2013 yatırım programına 500 yataklı bir devlet hastanesinin yapımı girmiş olmasına rağmen, maalesef, 2011 yılında yapılan bir değişiklikle hastanenin yer değişikliği gündeme geldi ve bugüne kadar bu hastane eski programdan çıktığı şekliyle kaldı, şu anda yapılıp yapılmayacağı meçhul durumda. Bunun bir an önce yapılması konusundaki talebi tekrar iletiyorum. Sayın Bakan detaylı bir şekilde biliyor, çünkü bu konuda kendisinin de sözü var.

İkincisi, 2011 yılında yaşanan Simav depremi nedeniyle hastane yerinin değiştirilmesi gündeme geldi. Şimdi yeni durumda hastanenin yapılacağı sözü verildi, yerel seçimler öncesi sayın bakanlar o ilçeyi ziyaretlerinde “1 Nisan tarihinde temeli atılacak olan hastanenize kavuşmak istiyorsanız oyu bize verin.” dediler ama o günden bugüne yine hastane yapılamadı.

Üçüncüsü, Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampüsü içerisinde 2010 yılında inşaatı tamamlanan 520 yataklı fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi bugüne kadar hizmete açılamadı. Bu konuda çok ciddi iddialar kamuoyuna taşınmış durumda. Bir an önce bu boş bekleyen binaların hizmete açılması yönündeki talebimizi bir kez daha iletiyorum.

Son olarak da, Gediz Devlet Hastanesinin inşaatı başlatıldı ama müteahhitler yarım bıraktı, kaçtılar gittiler. Gediz esnafından yapılmış olan alışverişlerin parası dahi ödenmedi. Oldukça mağdur durumda olan çok sayıda hemşehrim var. Bu hastanenin akıbetinin de ne olacağı konusu sorumlular tarafından bugüne kadar açıklanmadı.

Sayın Bakanım, bu konuda da gerekli hassasiyeti gösterirseniz hemşehrilerim adına teşekkür edeceğim.

Tekrar kanunun hayırlı olmasını diliyor, hayırlı akşamlar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 26 ncı maddesi ile, 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümleye “Bu mecburi hizmet” ibaresinden sonra gelmek üzere “,eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKAN MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Eş durumu ve sağlık mazereti hallerinde mecburi hizmetin, başka öğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilebilmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

27’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra sayılı “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 27. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve maddelerin buna göre sıralanmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                  Kadir Gökmen Öğüt                               Fatma Nur Serter

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

                 Binnaz Toprak                                     Hülya Güven                                 Mehmet Hilal Kaplan

                      İstanbul                                               İzmir                                                Kocaeli                      Özgür Özel                 Nurettin Demir                                              Süleyman Çelebi                            Manisa                      Muğla                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Demir, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 27’nci maddesi üzerine söz aldım. Öncelikle yüce Divanı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, vakıf üniversitelerine öğretim üyelerinin iki yıllığına gönderilmesi, izin verilmesiyle ilgili bir madde bu. Tabii ki kurumlar arasında dayanışmanın olması, oradaki hastalarımızın ve öğrencilerimizin yararlanması tabii ki önemli bir şey ancak tabii ki burada, asıl, bütün Türkiye’deki genel eğitim kurumlarının desteklenmesi, güçlendirilmesi amacının değil, daha çok yandaş vakıf üniversitelerine çıkar sağlama niyetinin olduğunu sezinliyoruz. Bu, tabii ki vakıf hastanelerini güçlendirme niyetiyle yapılmışsa buna hiçbir sözümüz yok, diyeceğimiz de yok.

Vakıf hastanelerinin, vakıf üniversitelerinin aynı zamanda tabii ki özellikle asistan eksiklikleri de var, asistan sorunları var ve bunlarda da özellikle vakıf hastanelerinin bu kadrolarının desteklenmediğini görüyoruz. Ancak Türkiye’de asistan sayılarının belirlenmesinde kriterlerin olması lazım yani Bakanlığın biraz daha keyfîyetine bırakılmış bir durum söz konusu. Türkiye geneline baktığımızda -bazı yerlerde bir zamanlar, daha önce vardı, yatak başına asistan verilirdi ama şimdi öyle bir kural yok- genellikle keyfîyetin daha çok hâkim olduğunu ya da Bakanlığa daha çok yakın olan kesimlere bu kayırmanın yapıldığını maalesef burada belirtmek istiyorum.

Biraz önce, onkoloji hastalarıyla ilgili bir konuya değinmiştim. Türkiye’de gerçekten Sayın Bakan, onkoloji hastalarının durumu çok kötü. Özellikle, büyük şehirlerde odaklandığı için onkoloji bölümleri, kemoterapi ya da radyoterapi için gelen hastaların uzun süre kalması gerektiğinden, bunlar yatak bulamadıkları için ya otellerde kalmak durumunda kalıyorlar ya da pansiyonlarda. Zaten ekonomik olarak çok zor durumda olan bu hastalar, maalesef yeterince hem beslenemiyorlar hem de bakılamıyorlar. Dolayısıyla, özellikle de bu konuda, Bakanlığın onlara bir otelcilik hizmeti anlamında, ek hizmetlerin yapılması konusunda daha titiz davranması gerektiği düşüncesindeyim.

Eğitim araştırma hastanelerindeki sağlık çalışanlarının da ciddi sorunları var. Sağlıktaki uygulamalardan, eğitim araştırma hastanelerinde çalışan asistan, uzman, başasistan, doçent, profesör, eğitim görevlisi hekimler değişen ölçülerde zarar görmüştür. Özlük hakları, eğitim hakkı ihlalleri ve çalışma koşulları konusunda değişiklikler talep ediyorlar. Asistanların çalışma süreleri çok uzun ve nöbetleri fazladır. Ayrıca, eğitim görevlisi ve başasistanlar hem klinik hem poliklinik hem de asistanların eğitiminde afiliye olan akademisyenlerle aynı koşullarda çalışmaktadırlar. Türkiye’de akademik kariyeri olmayan 563 kişi bulunmaktadır. Buna yakın sayıda da başasistan bulunmaktadır. Eğitim görevlilerinde ve başasistanlarda 3600 olan ek göstergenin, 5300’e yükseltilmesi, bunun da emekliliğe yansıtılması gerekiyor. Eğitim ve araştırma hastaneleri hizmet hastanesi hâlinden kurtarılmalı, bilimsel, tıbbi uygulamalara araştırmaya olanak sağlanmalıdır. Eğer bunlar sağlanırsa Bakanlığın bir üniversite kurma gayreti ve çabası olmayacaktır. Ben -105 eğitim araştırma hastanesiyle övünen Sayın Bakanın- çok daha fazla bu bölgelerde, bu hastanelerimizde bilim üretileceğine ve bilimsel çalışmaların yapılacağına inanıyorum. Dolayısıyla, ben de uzun yıllar bir eğitim ve araştırma hastanesinin başhekimliğini yapmış ve orada çalışmış bir kişi olarak, çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Bugün İzmir Tepecik Hastanesinde organ naklinde çok başarılı hizmetler getiriyorlar, yapıyorlar ve buna benzer birçok, Yedikulede akciğer transplantasyonu gibi başarılı hizmetler yapıyorlar. Bunları takdir etmemek elde değil, dolayısıyla buralara hizmet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN DEMİR (Devamla) - …verilecek olursa bu üniversite olayına gerek kalmayacaktır. Bunlara dikkat çekmek için, sizlerin dikkatinize çekmek için bu sözü aldım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 27’nci madde kabul edilmiştir.

Böylece birinci bölümde yer alan maddelerin oylaması tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, çerçeve 32’nci madde ile 2547 sayılı Kanun’a ihdas olunan geçici 66, 67 ve 68’inci maddeler ile tasarının geçici 1’inci maddesi dâhil, 28 ila 51’inci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine, bu bölüm üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık, hepimizin üzerinde titizlikle durması gereken, toplum sağlığının korunması açısından, gelecekteki nesillerin daha özgür ve daha sağlıklı bir nesil oluşturması açısından üzerinde durmamız gereken konulardan bir tanesi.

Son günlerde bunlarla ilgili kanun maddelerinde kurulmak istenen bu enstitüyle beraber yapılacak olan düzenlemelerin olumlu taraflarına katıldığımızı hatırlatmak istiyorum ancak söz almışken yine sizin döneminizde sağlıkta değişim projesi çerçevesinde uygulamaya çalıştığınız bazı konuların sizin uygulamalarınızla çeliştiği noktasını da paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, son günlerde Suriye sınırında yaşanan savaş ortamı sonrası yaralanan kişilerin Türkiye’de tedavi edilmeleriyle ilgili çeşitli yorumlar yapıldı. Sınır güvenliğinin oluşmadığı bir ortamda, komşumuz Suriye’de yaralanan insanların tedavisi için Türkiye’ye getirilmeleri, onlara sağlık hizmetinin sunulması elbette önemlidir. Hatta Suriye’deki iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan yaklaşık 1,5-2 milyon kişinin sağlıklı ortamlarda yaşamalarını sağlamak, salgın hastalıklarına koruyucu tedbir almak, aşılamak, onların sağlığının korunması açısından da ve yaşadığımız aynı ortamda bulaşıcı hastalıkların bizlere de geçmemesi, bizim toplumumuza geçmemesi açısından da önemlidir. Bu konuda özellikle kızamık vakalarının güney illerimizde artması nedeniyle Sağlık Bakanlığına vermiş olduğum soru önergesine bir yıl geçmiş olmasına rağmen henüz yanıt almış değilim.

Sayın Bakanım, bu konuda çeşitli spekülasyonlar oldu. Sizi burada görmüşken birkaç soruyu yönlendirmek istiyorum. Daha çok sağlıkla ilgili ben konuştuğum zaman ne yazıktır ki, belki de tesadüftür, Orman ve Su İşleri Bakanı burada oluyor, dolayısıyla ben istediğim yanıtı alamıyorum. Eğer Sayın Bakanım beni dinlerse bir iki soruyu yanıtlamasını istiyorum.

Bakın, Sayın Bakanıma Suriye’deki ve bölgede yaşanan olaylarla ilgili bir gazeteci soru soruyor. Gazetecinin sorusu şu: “Sayın Bakanım…” diyor,  yaralı IŞİD militanlarının Türkiye’de tedavi edilerek gönderildiği, bunun doğru olup olmadığını soruyor. Sayın Bakanın yanıtı şöyle, aynen okuyorum: “Biz hiç kimsenin, kimliğine, dinine, ırkına, rengine, mezhebinden bakma noktasında değiliz. Biz de dağda PKK’lı terörist bir saat önce askerimize silah çekmiş, sonra terörist yaralı olarak geldiğinde onun da tedavisini yaptıktan sonra emniyet ve adliyeye teslim ederiz. Bizim görevimiz adli kolluk görevi değildir. Kimin ne yaptığına değil, hastayı tedavi etmek için görevimiz vardır, kimin hangi işle hangi suçu yaptığı değil. Hastayı tedavi edip etmediği bizim hekimlerin dünyada nerede olursa olsun hiç ayrım gözetmeksizin tedavi yapmaları esastır.” diyor Sayın Bakanım. Sayın Bakanımın bu yaptığı açıklamanın ben de bir hekim olarak altına imzamı atarım ama Sayın Bakanıma aynı çerçevede soru sormak istiyorum.

PKK’lı teröristin tedavi edildikten sonra adli ve emniyet güçlerine teslim edileceğini söylüyorsunuz. Peki, IŞİD teröristlerinin yaralılarını tedavi ettikten sonra neden emniyet ve adli kolluklara teslim etmiyorsunuz, sınır dışına çıkmasına izin veriyorsunuz? Acaba Hükûmetiniz hâlâ IŞİD militanlarını terörist olarak kabul etmiyor mu? Lütfen, kamuoyuna aydınlatıcı bilgi istiyorum.

İkinci bir sorum yine sizin verdiğiniz bu bilgi doğrultusunda Sayın Bakanım. Madem “Biz sağlıkçılar için kimin ne yaptığı önemli değil, biz nerede olursa olsun hastayı tedavi ederiz.” diyorsanız neden Gezi Parkı olaylarında yaralanan insanları tedavi eden hekimler ve onların meslek odaları hakkında inceleme başlattınız? Bu, çelişki değil mi? Bir hekim olarak biraz önce söylediğim, sizin bir basın mensubuna söylediğiniz, bununla çelişmiyor mu? Kaldı ki bu konuyla ilgili, meslektaşlarımızın ve odamızın içinde bulunduğu sıkıntıyla ilgili yine bir yılı geçkin bir soru önergesi vermiş olmama rağmen hâlâ yanıt almış değilim.

Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Biz hekimler, mesleğimizi, acil durumdaki her hastaya en etkili, en hızlı bir şekilde yardım etmeyi kabul ettik ve bunun için ant içtik. Baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağımıza dair ant içtik. Bu uygulamamızın, andımızın arkasındayız.

Sayın Bakanım, size dediğim şekilde konuşmalarımın birçoğunda başka bakanlar olduğu için burada bulmuşken tekrar bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Bugün de 1’inci konuşmamda değindiğim gibi, Türkiye’de hâlâ kalp ve damar hastalıklarından ölenlerin kanser vakalarının önünde olduğunu biliyoruz. Son günlerde basında ve kamuoyunda bazı konular var. Türkiye’de kalp hastalıklarında her yıl yaklaşık 250 bin kişiye anjiyo yapılmaktadır, resmî verileri okuyorum. Bu anjiyolar esnasında 120 bin stent takılıyor değerli milletvekilleri. Yani, söyleyeceğim 120 bin kişinin yaşamını doğrudan ilgilendiriyor. Söylenen şu: Kamuoyunda çıkan bu stentler Çin malı; daha ucuz, yaklaşık 400-500 dolar daha ucuz. Uzman doktorların, bilim adamlarının bu konuda verdiklerine göre, bu Çin malı stentlerin ucuz olmasının yanı sıra, asıl önemli olan, bunların insan hayatı için tehlike arz ettikleridir. Neymiş bunlar? Bunların kan pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayacağını, oluşan pıhtının gidip bir yeri tıkamasının söz konusu olduğunu, dolayısıyla anjiyo yapıldıktan sonra stent konan 120 bin insanımızın kaç tanesine Çin malı stent konduğunu bilmiyorum belki Bakanım ya da bürokratlar bu konuda aydınlatır, ama bunun 120 bin kişiyi ve onların yakınlarını ciddi bir şekilde ilgilendirdiğini anımsatmak istiyorum.

Şimdi, burada kafama takılan ve kamuoyunun da bilgilenmesi gereken noktalardan bir tanesi şu: Biz sağlıkta dönüşüm projesini gerçekleştirirken ne demiştiniz? “Daha ucuz, daha kolay, daha ulaşılabilir ve herkesin hizmetini daha rahat alabilir bir sağlık hizmeti.” dediniz ama eğer bu stent olayı doğruysa, Hükûmetinizin ya da Bakanlığınızın uyguladığı sağlık politikası şuna denk gelir: Parası olanın daha iyi şartlarda, daha uygun stentlerle tedavi edileceği; parası olmayan vatandaşın daha ucuz, daha yaşamlarını tehlikeye sokabilecek stentlerin takılabileceği izlenimini verir. Tahmin etmiyorum sizlerin de böyle düşündüğünü. Eğer, bu söylenen, kamuoyundaki bu bilgi doğruysa, SGK’yla yapılan anlaşmalarda… Sayın Bakanım, lütfen, halkımızı, vatandaşımızı parası olan ve olmayan şeklinde ayırt etmeden bu konunun titizlikle üzerinde durulmasını istiyorum.

Bir buçuk dakikalık vaktim var. Biraz önce, Sayın Lütfü Türkkan da değindi, geçen konuşmamda da ifade ettim –yine sizin olmadığınız bir toplantıdaydı- Sayın Bakanım, Kocaeli sanayinin yoğun olduğu bir yer. Kocaeli’nde iş kazaları çok oluyor. Geçenlerde, yaklaşık yirmi gün önce, bir çocuğumuzun bir parmağı koptu ve biz Kocaeli’nde parmağı diktirecek bir hastane bulamadık. Mikrocerrahi için üniversiteyi aradım –bizzat kendim aradım, detaya girmeyeceğim- Gebze’deki 2 tane özel hastaneyi aradım, araştırma hastanelerini aradım. Daha önce, iki yıl önce eski sağlık bakanıyla görüştüğümüzde burada mikrocerrahi ünitesinin kurulmasının doğru olduğu noktasında hemfikirdik. Ancak üzülerek söyleyeyim, o parmak gecikmiş olarak İstanbul’un karşı yakasında 7 bin dolar para ödeyerek dikildi ve parmak tutmadı. Bunu buradaki geçen konuşmamda izah ettim.

Üzüldüğüm taraf şu, art niyetli olduğunuz noktasında değilim. Sanayinin başkenti, Türkiye'de devlet üretimine en çok katkı sunan illerden bir tanesi, üniversitemiz var, bir parmak diktiremiyoruz. O zaman söyledim, Kocaeli milletvekillerine de söyledim, bu ayıp hepimizin. Eğer biz Kocaeli gibi bir ilde, iş kazalarının en yoğun olduğu ilde, kopan bir parmağı yapamıyorsak ben tekrar düşünmenizi istiyorum diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Zühal Topcu konuşacak. Şahıs olarak da söz talebi var, ikisini birleştiriyorum ve on beş dakika süre veriyorum.

Buyurunuz Sayın Topcu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclise sunduğu bu yasa, aslında “Göç yolda düzülür.” mantığıyla aceleyle getirilen, beceriksiz ve tutarsız bir zihniyetin yansımalarının ayrı bir örneğini göstermektedir. Bu yasanın içerisindeki maddelere bakıldığında, birçok bakanlığı birden ilgilendirdiğini görebilmekteyiz. Özellikle, Millî Eğitim Bakanlığını ilgilendiren 14 maddenin olduğunu biliyoruz. Maddelere baktığımızda; 23’üncü, 24’üncü, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 45, 47’nci maddelerin Millî Eğitim Bakanlığının icra alanı ve konuları arasında olduğunu görebiliyoruz. Ve kanunun neredeyse üçte 1’inin eğitimle ilgili olduğunu görüyoruz ama bu kanunun Millî Eğitim Komisyonuna gelmediğini de biz burada fark ettik. Böyle bir garabet olamaz. Millî eğitimin temel kurumları üzerinde siz belirli kararlar veriyorsunuz, bu kararlar yalnızca Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonundan geçiyor, Millî Eğitim Komisyonuna gelmiyor.

Şimdi, ben geçen haftaki konuşmamda özellikle sormuştum “Bu Millî Eğitim Bakanı nerede? Ne iş yapıyor? Acaba gören var mı, duyan var mı?” diye. Şimdi ben bu soruyu tekrar soruyorum. Yani burada bunu sormakta haksız mıyım? Sizlere de bunu tekrar sormak istiyorum. Özellikle kendi kurumlarına ve personeline yönelik düzenlemeler geliyor, Millî Eğitim Bakanı bihaber, haberi bile yok buradan. Yani umurunda bile değil. Zannederim, artık gerçekten bu konudan bihaber kendisi. Başka bir komisyonda özellikle Millî Eğitim Bakanlığının kurumlarının değerlendirilmesi yapılıyor.

Özellikle Türkiye’de sağlık politikalarının uygulamalarının yansımaları olan uluslararası göstergelerle olaylara baktığımızda, tablonun sağlık açısından hiç de iyi olmadığını çok rahatlıkla söyleyebiliriz. OECD sağlık istatistiklerine bakıldığında, Türkiye’nin karnesinin hiç iç açıcı olmadığı görülmektedir. Nüfus başına düşen yatak sayılarına bakıldığında en altlarda yer alıyoruz OECD ülkeleri arasında. Üstlerde yer alan Japonya’yla mukayese ettiğimizde, Japonya’da bin kişiye 13,4 veya 14 yatak düşerken, bizde ise neredeyse 3 yatak düştüğünü görüyoruz. Kişi başına düşen doktor sıralamasında da yine OECD ülkeleri arasında altlarda yer almaktayız. MR çekimlerinde ise üstten 2’nci sırayı aldığımızı burada söyleyebiliriz. En az hemşire yetiştiren ülkenin de biz olduğunu çok rahatlıkla elimizdeki verilerden söyleyebiliriz. Bizde bin kişiye neredeyse 2 hemşire düşerken, OECD ortalamasında bin kişiye 9 hemşire düşmektedir.

Yeni doğan ölüm oranlarına baktığımızda, en yüksek ülkeler arasında sıralanabilmekteyiz. OECD ortalamalarına göre sağlığa en düşük harcama yapılan ülkelerden biri de yine bizim ülkemiz olmaktadır. Özellikle, çağ atlayan, dünya ekonomisine yön veren ülke olarak ve tırnak içerisinde “Yeni Türkiye” olarak belirtilen ülke olduğumuzda, bunların hiç de bize yakışmadığını, aslında bunların hepsinin üzerinin kapatıldığını da çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu kanun tasarısıyla gündeme getirilen TÜSEB’le hedeflenen acaba nedir, net olarak bunun ortaya konulması lazım, açıklanması lazım. Özerk deniliyor ama, yönetim kurulunun siyasi iktidar tarafından atandığını biliyoruz ve bakıldığında, aslında yandaş özerk bir kurum olarak varlığının sürdürülmesi hedeflenmektedir.

Aklımıza gelen soru şu: Acaba birilerine makam mı tahsis edilmektedir? Uygulamalardan sonra, bu iktidarın diğer uygulamalarına baktığımızda bunları çok rahatlıkla görebiliyoruz ki bir kurum ihdas edilirken, yeni bir kurum ortaya çıkartılırken, iktidar, özellikle kendi geleceğini garanti altına almak için attığı adımlar olduğunu çok rahatlıkla sergilemektedir. Acaba bunun da altında neler yatmaktadır? Eğer bu kurum bir bilimsel çalışma yapacak bir merkez olarak kuruluyorsa üniversitelerdeki araştırma merkezleri ne işe yaramaktadır? TÜBİTAK var, özellikle TÜBİTAK ne iş yapmaktadır? Tek merkezde toplamak acaba kimin, hangi işine gelmektedir? Yani bir sürü kurum var, bunlar uygulamaya geçince aslında iktidarın bu TÜSEB’e yönelik gerçek niyetleri de açığa çıkacaktır.

Özellikle madde 31’le 2547 sayılı Kanun’un ek 11’inci maddesine aşağıdaki fıkralar ekleniyor. "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte mali borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf üniversiteleri…” deniyor. Acaba nesnel kriterler nelerdir bu iktidara göre? Ölçülebilir kriterler nelerdir? Müdür atamalarında, yönetici  atamalarında nesnel ve ölçülebilir kriterlerini gördük, üniversiteye eleman alımlarında nesnel ve ölçülebilir kriterlerini gördük, bütün devlet kurumlarına yapılan atamalarda bu kriterleri gördük. Adalet sisteminin işleyişinde de gördük. Acaba, bu nesnel ve ölçülebilir kriterler nasıl kayda geçecektir?

“…verilen süre içerisinde mali durumun düzeltilememesi hâlinde Yükseköğretim Kurulu gerekli tedbirleri alır ve gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı önlemler alır.” deniyor.

Tasarı aslında, mevcut kanunda vakıf üniversitelerinin kapatılmasını düzenleyen maddeye yeni fıkralar eklemektedir.

YÖK’e özellikle mali denetim hakkını da getiriyor eğitimin denetlenmesinin yanında. Yani, YÖK, vakıf üniversitelerini hem eğitim hem de mali açıdan denetleyecektir.

Şimdi “mali açıdan” deyince aslında basından… Bugünlerde, bu iki gündür, aslında geçen haftadan beri basının gündeminde olan, özellikle ak sarayla, kaçak ak sarayla ilgili olarak gündeme gelen rakamlar vardı. Bugün de elektrik parasıyla ilgili rakamlar geldi, bunları basından alıyoruz ve özellikle şunu da sormak istiyoruz buradan: Mali denetim bu kadar önemli ise o sarayın aylık işletme maliyeti nedir? Bunu da millet adına biz bu kürsüden soruyoruz. Eğer bir üniversitenin mali denetiminin üzerinde bu kadar hassas duruyorsanız attığınız her adımın da hassas olarak bu millete hesabını vermek zorundasınız, bunu da burada bildiriyoruz.

Eğer mali konular bu kadar önemli ise üniversiteler ve millî eğitim tarafından okulların içinde bulunduğu hâlin de dikkate alınması gerekir. Suyunu, doğal gazını, elektrik parasını ödeyemeyen okullar var. Dün veya geçen gün gazetelerde yer alan… Bir temizlik elemanı veya yardımcı eleman tutamadıkları için okulu öğrencilere temizleten okul yöneticilerinin veya okulların haber olarak manşetlerde yer aldığını görebiliyoruz. Okullara ayıracak paraları yok iken böyle bir israfa yol açmalarını biz buradan kınıyoruz. Acaba bu kanun maddesi istemedikleri vakıf üniversitelerini kontrol altına alma ve devletin mali sopasını sürekli olarak tepelerinde hissetmelerini sağlayacak bir araç olarak mı gündeme getirilmektedir? Böyle ülke yönetimi olmaz, böyle devlet yönetilmez, böyle eğitim ve öğretim hizmeti de yapılamaz. Özellikle buradan paylaşmak istiyoruz.

Yandaş hâle getiremediğiniz vakıf üniversiteleri için böyle bir sistem uygularken öte taraftan bu devletin iki sefer mühürlediği Kürtçe eğitim veren okulların mühürlerini kırarak eğitime devam ettiklerini de yine basından aldığımız haberlerle bunları görüyoruz. Siz bir taraftan mühürlediğiniz okulların kırılıp tekrar eğitime başlamalarına ses çıkarmazken diğer taraftan da, Demokles’in kılıcı gibi, istemediğiniz, size muhalif seslere ne yapıyorsunuz; tepelerinde sürekli olarak bekliyorsunuz.

Özellikle, iktidar yağıp gürlerken âcizliklerini de gözler önüne sermektedir. Nabi Avcı, Sayın Millî Eğitim Bakanı Kürtçe eğitim yapan okullarla ilgili olarak “Gerekli başvuruyu 1 Eylüle kadar yapmadıkları için okulların açılması mümkün olmamıştır.” şeklinde, böyle bir açıklama yaparken İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanının da “Eğer gerekli altyapıyı oluştururlarsa tabii ki açılabilir.” şeklinde beyanatları vardır. Ama, biz biliyoruz ki, kanunda yer alan Türkçe dışında eğitimin yalnızca Bakanlar Kurulu tarafından verilen izinle açılabileceğini de buradan paylaşmak istiyoruz ve sormak da istiyoruz: Şu anda eğitim-öğretim hizmetine açılan okulun izni Bakanlar Kurulu tarafından verilmiş midir? İçişleri ve Adalet Bakanı acaba buna ne cevap vereceklerdir? Ve, canıgönülden desteklerken günlerdir, on beş gündür gündeme gelen, bilmem, işte, 100’lere varan okul yakmalar ve okul direklerinden bayrak indirmelere ne cevap vereceklerini de merak ediyoruz. Okulsuz kalan çocuklar acaba dikkate alınmakta mıdır? Yanan okulların ortaya çıkardığı psikolojik atmosfer dikkate alınmakta mıdır?

İktidarın dikkate aldığı ve yalnızca üzerinde odaklandığı tek şey var: Muhalif sesleri kısmak. İşte, burada, mali denetim getirirsiniz üniversitelere, vakıf üniversitelerine; bir başka yerde de, işte, ne yaparsınız, muhalefetin sesini kısmak için “Alo Fatih”lerin yaşandığı olayları gündeme getirirsiniz. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanının konuşmasına ki muhalefetin konuşmasına tahammül göstermeyen bir iktidar “Alo Fatih”leri gündeme getirmişken, şimdi de YÖK’ün başına atanan Başkanla “Alo Yekta” dönemi mi başlıyor, bunu sormak istiyoruz. Milliyetçi ve bu vatanı seven, çalışan insanların acaba defterleri mi dürülecektir? Bunu da tekrar sormak istiyoruz. Çünkü kulağımıza gelen ifadelere göre… “Üniversiteleri ilim için kurmadık, kadrolaşmak için kurduk. Bana ne sizin biliminizden.” ifadeleri artık bize yabancı gelmemektedir. Bunları da buradan yine paylaşmak istiyoruz.

Üniversiteler derken, bu kadar problemleri varken üniversitelerin, keşke burada Millî Eğitim Bakanı da olsaydı. Bu kadar, özellikle araştırma üzerine temellenen bu yasanın da Millî Eğitim Bakanlığıyla beraber ortak çalışarak gerçekleştirilmesinde fayda vardı diyebiliyoruz. Çünkü üniversitelere ayrılan araştırma ödeneklerine baktığımızda bunun gerçekten komik derecede olduğunu görebiliyoruz. Bilimsel çalışma veya bilimsel konferans için yurt dışına gidecek olan akademisyenlere ödenen ücretlerin komik durumda olduğunu paylaşmak istiyoruz. Üniversite akademisyenlerinin yollukları gerçekten çok komik düzeyde ve hiçbir ihtiyaçlarını karşılayabilir düzeyde değil.

Ama iktidarın tek hedeflediği bir şey var, bütün kurumları iktidarın arka bahçesi hâline getirmek. “Alo Yekta” dönemiyle de bunu hedeflemekteler. Ama şunu da söylemek istiyoruz ki bu hedefler de bu iktidarın kursağında kalacaktır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Topcu.

Şahsı adına İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt.

Buyurunuz Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümünün geneli üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı -genel gerekçesinde- kanserle etkin mücadele kılıfı altında sunulmuştur ancak asıl yapılmak istenen, buzdağının altındaki kısmıdır. Amaç, 6 farklı enstitü kurmak ve bu enstitüleri bir başkanlığa bağlamaktır. Tasarıyla üniversitelerin akademik işleyişine ve vakıf üniversitelerinin yönetim yapısına müdahale edilmektedir. Zira, kurulması planlanan Türkiye sağlık enstitüleri başkanlığı yeni bir teşkilat öngörmektedir. Elbette bilim üretiminin salt üniversitelerde olamayacağı, bunun dışında araştırma enstitüleri gibi kurumların da bu konuda büyük bir destek sağladığı yadsınamaz bir gerçekliktir. Nitekim, dünya üzerinde de örnekleri mevcuttur. ABD’de National Institutes of Health, İngiltere'de National Institute for Health Research devlete az ya da çok bağlı yapılanmalara örnek olarak verilebilir. Bunun yanında, Fransa'da Enstitü Pasteur gibi bazı kurumlar devletten bağımsız dernek veya vakıf yapılanması içinde yer almaktadır. Bunların bazılarının kısmi olarak devletten fon kullanması, kısmi olarak da özel kaynaklardan beslenmesi yönetim özerkliğini hiçbir şekilde değiştirmemektedir. Zira, siyasi kimliği bulunan hiçbir kimsenin az önce saydığımız bu yabancı kurumların idari teşkilatında aktif rolü olmadığı gibi, bu kurumların yöneticilerinin atanması da genelde rekabete açık ilanlarla gerçekleşmektedir.

Değerli milletvekilleri, TÜSEB başkanının Sağlık Bakanının teklifi üzerine Başbakan tarafından, genel sekreterin başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından atanmasının özerklikle hiçbir ilgisi yoktur. İlgili diğer maddeler de detaylarıyla incelendiğinde siyasi atamalar olduğu, kurumun özerk değil, iktidara özel olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Aynı durum madde 6’da yer alan yönetim kurulunun oluşumunda da kendisini göstermektedir. Sağlık Bakanının başkanlığında, bakanlık müsteşarı, başkan ve onlar tarafından seçilmiş 2 üyeden oluşan bu kurul TÜSEB'in her türlü politika, strateji ve hedeflerini belirlemekle görevlendirilmiştir. Tasarıda bu üyelerin özellikleri konusunda hiçbir tanım açıkça yer almamaktadır. Bu bile tek başına gayriciddiliğin ve siyasi kadrolaşmanın en açık göstergesidir. Sadece tavsiye mahiyetinde karar alabilecek Yüksek Danışma Kurulunun siyasi atamalar neticesinde oluşturulacak olması çok düşündürücüdür.

Değerli milletvekilleri, bilimi onunla uğraşan insanlara bırakmak ve onlara kendilerini yönetme imkânı vermek özelliği ana ilkemiz olmalıdır. Ancak ve ancak, siyasi iktidar karşısında bağımsız bir otorite bilimsel araştırma için gerekli özgürlük ortamını yaratabilir.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Üniversiteler Birliğinin 2011’de yayınladığı araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye, 29 Avrupa ülkesi arasında örgütsel özerklikte 28’inci -bir daha söylüyorum, Türkiye, 29 Avrupa ülkesi arasında örgütsel özerklikte 28’inci- finansal özerklikte 23’üncü, istihdama dair özerklikte 21’inci ve akademik özerklikte 25’inci sırada yer almaktadır. Üniversitelerimizin dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girmekte zorlanmasının sebeplerini bir daha incelememizde yarar vardır.

Bu tablo da göstermektedir ki kurulması planlanan TÜSEB’in bilimsel ve idari özerkliğe sahip olamayacağı çok açıktır. Bu tür yapıları yeniden yeniden kurmakla, siyasi iktidara bağlamakla uğraşacağınıza, gerçekten özerk yapılar kurmanızda son derece yarar vardır. Bu yapıların cendere altına alındığına dair kuşkularımız büyüktür. Biz, YÖK de dâhil bu tür yapıların bir an önce ortadan kaldırılarak mutlaka ve mutlaka, gerçekten, özerkliğe kavuşturulmasını istemekteyiz. YÖK’ün olduğu cenderede üniversitelerimiz herhangi bir şekilde üretim yapamamakta, özerk ve özgür davranamamakta, bilimsel çalışmalarında mutlaka ve mutlaka eksiklikler yaşanmaktadır.

Bir de kulağımıza gelen -ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum- üst düzey Bakanlık yetkililerinin, eğitimde bulunan bazı anestezistlere baskı yaptığına, eğitimleri bittikten sonra onları en ücra köşelere yollayacaklarına dair söylentiler var. Doğrudur yanlıştır, bilmiyoruz. Bunu da Bakanımızın göz önüne almasında yarar var diye düşünüyorum. Yeni sınava girecek arkadaşların sınav sorularının bile hazır olduğuna dair duyumlar var. Bunu da Bakanımıza burada söylemek istiyorum.

YÖK mutlaka kaldırılmalıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

On beş dakikadır; yarısını sorulara, yarısını cevaplara ayıracağım.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sayıştay, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun 2012 yılı mali tablolarını inceleyerek kurumun 8 milyon 473 bin 973 liralık varlığının kaybolduğunu tespit etti. Yapılan incelemede, kurum tarafından 197 sayım noksanları hesabında yer alan bu tutarlar için sorumluluğun tespitine yönelik herhangi bir işlem bugüne kadar yapılmış mıdır?

İkinci sorum da: Sağlık Bakanlığı ile Halk Bankası arasında 2012 yılında imzalanan promosyon sözleşmesinden elde edilen gelirlerin İhale Kanunu’na aykırı bir şekilde usulsüz ortaya çıktığı Sayıştay raporlarında iddia ediliyor. Bu paralar vadeli hesapta tutulması gerekirken vadeli hesapta tutulmayarak, bunlarla bazı üst düzey bürokratların kendi makam odalarını yeniledikleri, lüks eşyalar aldıkları ve lüks makam araçlarına harcadıkları iddia edilmektedir. Bu tür hesaplarla ilgili, bu tür usulsüzlüklerle ilgili bugüne kadar ne yaptınız, sonucu nedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bizim Tunceli Hastanesinde tomografi ve MR çok eski  -bana söylenen- hastaları Elâzığ’a gönderiyorlar. Acaba Sayın Bakan, bu hastanemize yeni bir MR ve tomografi aletini göndermeyi düşünüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Fethiye Devlet Hastanesi, Kaş, Kalkan, Seydikemer, Burdur’un Dirmil, Dalaman, Ortaca, Köyceğiz bölgesinde 300-400 bin civarında insana hizmet veriyor. Dolayısıyla, on senedir hastanede bir yenileşme, iyileşme yapılmadı, sık sık da yönetici değiştirildiği için özellikle acil serviste hizmetler aksamaktadır. Fethiye Hastanesinin acil servisi başta olmak üzere, diğer bölümlerinin iyileştirilmesi konusunda bir çalışma ya da bir gayret var mı, bunu sormak istemiştim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sizin de yakından bildiğiniz gibi, Kütahya ili genelinde bazı branşlarda hiç uzman doktor bulunmamaktadır; örneğin, hematolog, nefrolog ve benzeri gibi alanlarda ciddi sıkıntı var. Diğer illere gidiş gelişlerde de insanların değişik mağduriyetleri söz konusu. Bu uzman hekim bulunmayan alanlara, yeni atamalarda, Kütahya için bir iyilik yapmayı düşünür müsünüz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Özdağ... Yok.

Sayın Öğüt...

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım -geçen sene de dile getirmiştik- Türkiye’de çok ciddi sayıda tıbbi sekreterler sorunu var. Bu arkadaşlarımız genç yaşta büyük emekler vererek altı yıllık bir eğitim alıyorlar ve bu arkadaşlarımızın maalesef kamuya alınmaları çok zor oluyor. Bunlara kadro açılması konusunda geçen sene de bir soru önergesi vermiştim, bir de size de rica etmiştim ama herhangi bir gelişme olmadı. Feryat ediyorlar. Hakikaten bu arkadaşlarımızın feryatlarını dinlemekte yarar var. Çünkü şöyle de bir sıkıntı var: Biliyorsunuz, tıbbi sekreter olarak ya normal lise mezunu arkadaşlar kullanılıyor yahut da oradaki hemşireler bu görevi yapıyor. Bu hemşirelerimiz, eğitim almamış, lise mezunu arkadaşlarımız, bu doktor yazışmalarını yaparken birçok yanlışlıklar yapıyorlar, bu da kamuoyuna çok olumsuz yansıyor. Hastaların ciddi sağlığıyla oynanıyor, raporlar doğru yazılmıyor, atlanmalar oluyor. O yüzden, tıbbi sekreterlerin sesini burada bir daha duyurmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Dağoğlu...

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel kürsüden konuşan MHP milletvekili, Türkiye’de Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu işlemleri karalamak adına, yenidoğan bebek ölümlerinde Türkiye'nin çok yüksek oranlı ülkeler arasında olduğunu belirtti ancak bu, doğru bir bilgi değil. Türkiye’de yenidoğan ölümlerini azaltmak için gerçekten çok büyük emek verdiğimiz -ve benim de içinde bulunduğum- bu konu da doğru bilgilendirmenin uygun olacağını düşünüyorum. Gerek üniversiteler gerek Sağlık Bakanlığı bu konuda çok büyük emek vermiştir ve UNICEF, yapmış olduğu toplantılarda, benim de içinde bulunduğum toplantılarda, Türkiye’de yenidoğan bebek ölümlerinin azaltılmasını örnek olarak göstermektedir ve Türkiye’de her konunun yenidoğan bebek ölümleri gibi olması gerektiğini her zaman vurgulamaktadır. Yanlış bir bilgidir ve sayın vekilimin bu bilginin doğrusunu öğrenmesini ve düzeltmesini rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dağoğlu.

Sayın Işık…

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, birinci sorum: Erzincan’daki araştırma hastanesinin yanındaki 200 yataklı yer yapılacak mı?

İkinci sorum: Erzincan Devlet Hastanesinin sağlık alanı olarak belirlenen yere şu anda, belediye, özellikle, çok katlı otopark yapmak için büyük bir baskı uyguluyor. Oradaki kamu hastanelerimiz olsun, Rektörlük olsun vermek istemiyor ama büyük bir baskı uyguluyorlar; bu konuda bir haberiniz, bilginiz var mı? Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Kaplan…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, son bir yıl içerisinde Batı Afrika’da görülen ve hızla dünyada birçok farklı ülke ve kıtada yayılmaya başlayan Ebola salgınıyla ilgili ne yazıktır ki -ya da benim en azından algıladığım- Türkiye’de ciddi bir önlem alınmadığı algısı… Herhangi bir vaka, özellikle o bölgeden geldiğinde, birkaç hastanede, yüksek ateşle ya da o ülkelerden geldiğinde Türkiye’de aciller kapatılıyor, yer yerinden oynuyor, insanların sağlık güvencesinin olmadığı algısı var. Bununla ilgili ciddi bir Bakanlık çalışması varsa hem Meclisi hem de kamuoyunu bilgilendirirseniz sevinirim.

Vaktim varsa ikinci sorum şu: Kandıra ve Karamürsel devlet hastanelerinde yaz aylarında biz uzman hekim bulamıyoruz. Nüfus yoğunluğunun yazın hem Kandıra’da hem Karamürsel’de fazla olmasına rağmen yaz aylarında uzman hekim bulunmadığı, hekimin İzmit Devlet Hastanesinden geçici görevle geldiği, haftanın belirli günleri kaldığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) – …bunun dışında kalmadığı gibi bir durumla karşı karşıyayız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Buyurunuz Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabii, ben notlarımda Sayın Kaplan’a bir konuda cevap vermeyi düşünürken en son da o soru sormuş oldu. Oradan cevaplara başlayayım çok hızlı.

Sayın Kaplan, öncelikle Ebola’yla ilgili, dünyanın en ileri ülkeleri hangi tedbirleri aldıysa, çok net iddia ediyorum, o düzeydeki tedbirleri son 6-7 aydır alıyoruz. Daha o ilgili dört ülkeden gerek orada yaşayan vatandaşlarımız gerekse oradan direkt hava yoluyla gelen gerekse aktarmalı gelenlerin takiplerini uçaktan itibaren yapıyoruz. Riskli vakaları havaalanından itibaren, ateşi yüksekse ve tedavi gerektiriyorsa hastanelerimize alıyoruz veya takip ediyoruz. Dolayısıyla, Ebola’yla ilgili yani bugüne kadar ülke olarak bir sıkıntı yaşamadık. Tedbirleri de en ileri tedbirler şeklinde aldığımızı ifade etmek isterim ama toplumda da bir panik olmamasıyla ilgili de gene kamuoyunu bilinçlendirme konusunda gerekeni yaptığımız kanaatindeyim.

Kandıra, Karamürsel örnekleri, ne yazık ki Türkiye’nin bütün sahilleri için geçerli, birçok bölgesi için. Yaz aylarındaki bu nüfus hareketleri yani keşke Kandıra ve Karamürsel’e ait olsa da biz burayı planlayabilsek. Genelde, illere görevlendirmeyle çözüm yetkisi veriyoruz. Çünkü, aynısı Muğla’da var, aynısı Edirne’de var, aynısı Çanakkale’de var, aynı sorun Rize’de var. Çünkü, nüfusun ortalama yaklaşık yüzde 30’u yaz aylarında hareket hâlinde. O nedenle o konuda, olabildiğince, il yetkililerine yetki veriyoruz.

Bu IŞİD konusunda esas, notumu almıştım. Sayın Kaplan, ben söylediğim cümlelerin aynen arkasındayım. Hekim ve sağlık hizmeti sunan yerler, sağlık hizmetine ihtiyacı olanın insan olup olmadığına bakar ve dolayısıyla ondan sonraki süreç emniyetindir, güvenliğindir. Biliyorsam IŞİD üyesi olduğunu, onu emniyete bildiririm, o gereğini yapar. Dolayısıyla, bu anlamda “Birini haber veriyor, birini vermiyor...” Benim bilmek gibi bir zorunluluğum da yok. Hastaysa, tedaviye ihtiyacı varsa, yaralıysa tedavisini yapmakla sorumlu.

Gezi olaylarına gelince, Gezi olaylarında hiçbir vatandaşımızın sağlık hizmeti alımında en ufak bir eksiklik yapmadık. Bakın, 29 tane ambulansımız tahrip olmasına rağmen, Taksim’de ve 2 kilometre mesafede 4 tane hastanemiz olduğu yerde bir otoparkın altının bir sağlık alanı olarak ilan ediliyor olmasını, hukuk devletinde meşru kabul ediyorsanız veya şu odanın mekânını bir tedavi merkezi gibi gösteriyor olmayı meşru göreceksek, o zaman, bizim hukuk devleti olup olmamayı tartışmamız lazım.

Ben. PKK örneğini verirken… PKK sempatizanı bazı sağlıkçılar bir mekân yapsalar da oradaki yaralıyı orada tedavi etmeye kalksalar veya IŞİD sempatizanı bazıları bir yerde “Biz buraya mekân yaptık, onları burada tedaviye kalktık.” diyorlarsa…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Aynı şeyler değil Sayın Bakan, Gezi eyleminde yaşam alanları daraltılanların mücadelesiyle PKK ile IŞİD’i bir arada değerlendiremezsiniz.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Gezi olayları…

Hayır, mekân açısından, onlar bir otoparkın altında hangi sağlık hizmeti verebileceğini iddia ediyor? Hiçbir kayıt yok. Hemşirenin kaydı yok, doktorun kaydı yok. O vatandaşımıza bir mağduriyet geldiğinde “Hukuk devleti nerede?” diye siz burada bana sormazsanız, o zaman, ben onu yadırgarım. Burada biz hukuk devletini aramak zorundayız, yasal çerçeve içinde acil hizmetleri verenlere asla bir şeyimiz yok ama “Burası bir tedavi merkezidir.” diyerek bir otoparkın toz içindeki bir mekânında hangi serumun takılmasının, hangi yaralıya müdahale edilmesinin tıbbi anlamda doğru olduğunu iddia edebiliyorsunuz, açıkça anlamakta da zorlanıyorum. Bir de kıyaslamanın doğru olmadığını… Kıyaslama açısından verdiğim örnek “Ne kadar yanlış” diyorsanız, sizin tedavi edilen mekânınızı örneklemek için onu veriyorum. O mekân, bir tedavi merkezi değildir, olamaz. Dolayısıyla o konuyu da hızla geçiyorum.

Diğer konu bu stentle ilgili. İki firmaya ait sahte farklı marka oluşturarak izinsiz üretilmiş ürünler hakkında işlem yapılmış; 1.230 adet stente el konulmuş; cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş; bunun dışında hiçbir hasta ya da hekimden ürün problemi raporu bize yansımamıştır.

O konuyu geçtikten sonra, Sayın Yılmaz “Sayıştayın mali tablolar 8 milyon işlem Sayıştay raporlarında..”. Bu konuda Maliye ile Sayıştay arasında hesapların kontrolü açısından bir problemimiz var. Onu çözmeye çalışıyoruz ama yanlışlık anlamında, bir hile anlamındakilerin incelemelerini ve soruşturmalarını yapıyoruz.

Diğeri, Halk Bankasıyla ilgili olan promosyonlarla… İncelemenin yapıldığını, sonuçlarla ilgili değerlendirmeleri de size iletirim.

Sayın Genç, Tunceli’nin tomografi ve MR cihazları eski. Ona baktırırım. Çünkü süresi yedi yıl gibi bir tıbbi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Çok daha eski. Elâzığ’a gönderiyorlar hastaları.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Tıbbi cihaz olarak tıbbi verimliliği açısından sorun varsa tabii ki gereğini yaparız.

Sayın Demir, Fethiye Devlet Hastanesiyle ilgili… Ben, Fethiye Devlet Hastanesini ve acilini iki defa ziyaret ettim. Orada bir ihtiyacın olduğunu… Orman Bakanlığıyla bir yer talebimiz var. Onu çözdüğümüz an Fethiye’de yeni bir devlet hastanesinin ihale sürecini başlatacağız. İnşallah, Fethiye’ye bir devlet hastanesi kazandırırız.

Sayın Işık, Kütahya’ya ayrıcalık… Bütün Türkiye’ye elimdeki uzmanları ayrıcalıklı olarak göndermek isterim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Hakkını istiyor efendim, ayrıcalık istemiyor, sadece hakkını istiyor.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Ama şunu söylemek isterim ki nefrolog ve hematolog Kütahya’da var. Belki “Yeterince yok.” demek istediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yeterince değil… Yeterince değil efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Süremiz sona erdi. Gerisine yazılı olarak cevap verirsiniz.

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Topcu…

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın vekil, ismimi kullanarak karalama yaptığıma ve yanlış bilgi verdiğime yönelik açıklamada bulundu. Ben, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Açıklama olarak yerinizden de olur isterseniz ama…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sataşmadan efendim.

BAŞKAN – Tamam.

Buyurunuz Sayın Topcu.

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerindeki soru-cevap işlemi sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın vekil arkadaşımız, Afrika ülkeleriyle mukayese ediyorsa, haklı, ama ben, burada, OECD ülkeleriyle mukayeseyi verdim; bu bir.

Bir ikincisi, özellikle Sayın Bakanımın da dikkatle dinlemesini rica ediyorum: Sağlık İstatistikleri Genel Müdürlüğünün 2012-2013 karşılaştırmasında, 2013 yılında bebek ve anne ölüm hızlarında artış olduğu görülmektedir. Kaynak, bizatihi Bakanlığın verileridir. 2012’de özellikle azalma var iken, ama bu azalma, bizim kendimizle mukayese ettiğimizdeki bir azalmadır, OECD ülkeleriyle değildir.

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Gelişmiş ülkelerle mukayese ettim.

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – Onun için, 2013 yılındaki artışı, lütfen, izah ederseniz buradan, teşekkür ediyoruz.

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Gelişmiş ülkelerle mukayese ettim.

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – Rakamları OECD ülkeleriyle yaptım.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – 2002 rakamlarını verin.

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – 2002’ye de siz bakın o zaman.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topcu.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S:Sayısı: 615) (Devam)

 

BAŞKAN – İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

On beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 20.49

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Dilek YÜKSEL (Tokat)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

28’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 28 inci maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasının birinci paragrafına, üçüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlenin eklenmesini ve aynı fıkranın ikinci paragrafının birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                  Oya Eronat

                      Amasya                                             İstanbul                                            Diyarbakır

                    Şirin Ünal                                 Hacı Bayram Türkoğlu                             Mehmet Metiner

                      İstanbul                                               Hatay                                              Adıyaman

                 Osman Boyraz

                      İstanbul

"Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile dört yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilir."

"Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamaz; ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilir; bu hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilmez ve eğitimlerine devam ederler."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 28'inci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                  Pervin Buldan                                     Hasip Kaplan                                      İdris Baluken

                        Iğdır                                                 Şırnak                                                Bingöl

            Abdullah Levent Tüzel                                Kemal Aktaş

                      İstanbul                                                Van

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye'de üniversite öğrencilerinin sağlıklı bir eğitim hayatı sürdürebilmelerinin önünde birçok engel vardır. Bu engellerin en önemlileri barınma sorunu ve öğrencilerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardır. Öğrenciler eğitimlerine devam edebilmek, harç ücretlerini ödeyebilmek, kitap ve kırtasiye ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Eğitim hayatlarına devam etmek için çalışmak zorunda kalan bu öğrenciler derslerine yeterince zaman ayıramamakta, bu nedenle de üniversite öğrenimlerini uzatmaktadırlar.

Öğrencilerin karşı karşıya kaldığı bir diğer önemli sorun ise barınma sorunudur. Her ile yeni üniversite açmakla övünen hükümet milyonlarca üniversite öğrencisinin ücretsiz ve nitelikli barınma talebini görmezden gelmektedir. Türkiye'de sayısı beş milyona yaklaşan üniversite öğrencilerinden, yalnızca 400 bini yurtlarda kalabilme şansına sahip olabilmektedir. Geriye kalan milyonlarca öğrenci ise barınma ihtiyacını karşılayamamakta ve bunların önemli bir kısmı bu nedenle öğretim hayatlarını sonlandırmaktadırlar. Kredi Yurtlar Kurumu'na bağlı yurtlarda kalabilme şansını yakalayan öğrenciler ise her an yurttan atılma korkusuyla yaşamaktadırlar. Demokratik hakkını kullanan öğrencilere soruşturma açılması bile yurttan atılma sebebi olarak görülmektedir. Bu önergeyle üniversite öğrenimine azami süre getiren bu düzenlemenin kaldırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 28 inci maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasının birinci paragrafına, üçüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlenin eklenmesini ve aynı fıkranın ikinci paragrafının birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                     Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

"Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile dört yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilir."

"Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamaz; ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilir; bu hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilmez ve eğitimlerine devam ederler."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) -  Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjan ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir. Bu sebeple maddeye, üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilebileceğine dair bir cümle eklenmesi maslahata daha uygun olacaktır.

Diğer taraftan, öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda da isteğe bağlı yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilmesi için üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı şartı getirilmiş ve ayrıca bu hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişiklerinin kesilmeyeceği ve eğitimlerine devam edecekleri belirtilmiştir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

29’uncu madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 29 uncu maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesinin (ç) fıkrasının ilk paragrafının birinci cümlesine "lisans programlarından" ibaresinden sonra gelmek üzere, "(açıköğretim programları hariç)" ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın ikinci paragrafının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Naci Bostancı          Mehmet Doğan Kubat          Ali Ercoşkun

         Amasya                              İstanbul                            Bolu

Şirin Ünal                               Osman Boyraz            Osman Aşkın Bak

  İstanbul                                     İstanbul                       İstanbul

OKTAY VURAL (İzmir) – Bizim önergeyi çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 29. Maddesinin son cümlesi olan, "Lisans düzeyinde ikinci bir yükseköğretim yapan öğrenciler, katkı payı ve öğrenim ücretini yüzde elli fazlasıyla öder." ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı                              Nurettin Demir            Kadir Gökmen Öğüt

   Mersin                                       Muğla                        İstanbul

Fatma Nur Serter               Ramazan Kerim Özkan         Ali Serindağ

   İstanbul                                     Burdur                      Gaziantep

          Mehmet Hilal Kaplan       Mehmet Ali Ediboğlu

                 Kocaeli                                   Hatay

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29'uncu maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

Pervin Buldan                           Kemal Aktaş             İdris Baluken

      Iğdır                                         Van                    Bingöl

Abdullah Levent Tüzel              Hasip Kaplan

   İstanbul                                     Şırnak

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) -  Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme ile lisans düzeyinde ikinci bir öğretim yapan öğrenciler ile öğrenimlerini normal süre içerisinde tamamlamayan öğrencilerden alınacak harçların yüzde elli oranında arttırılması ve çift anadal programına kayıtlı öğrencilerden de harç alınabilmesi düzenlemektedir. Kamuoyunda ve seçim meydanlarında "Biz harçları kaldırdık." söylemi ile hareket eden AKP iktidarının yapmış olduğu bu düzenleme göstermiştir ki AKP iktidarının harçların tamamen kaldırılmasına yönelik bir plan ve programı yoktur. AKP iktidarı uyguladığı bu ve benzer diğer politikalarla öğrenciyi bir müşteri olarak görmekte ve eğitimin her kademesini ticarileştirmektedir.

Öğrenci harçlarını artırıcı bu düzenlemenin yasalaşması hâlinde üniversite terk oranlarının artacağı aşikârdır. Özellikle yoksul üniversite öğrencilerine üniversite kapıları kapanacaktır.

Bu gerekçelerle bu önergeyle ilgili maddenin kaldırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 29. Maddesinin son cümlesi olan, "Lisans düzeyinde ikinci bir yükseköğretim yapan öğrenciler, katkı payı ve öğrenim ücretini yüzde elli fazlasıyla öder." ibaresinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

                                                  Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz  Başkanım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, Hükûmet katılmadığı önergenin aynısını, benzerini kendisi veriyor yani bizim verdiğimize katılmak zorundalar aslında.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Birleştirmek lazım herhâlde.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yani, arzunuz varsa birleştirilip -yani, Hükûmet de zor durumda kalmasın- konuşulabilir.

BAŞKAN – Nasıl, anlamadım efendim?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, bizim önergemizde olanı Hükûmet de önermiş zaten. Hükûmet ayrıca bir başka şey daha önermiş. Yani, bizim önerdiğimize “Katılmıyorum.” diyemez çünkü zaten kendileri de öneriyorlar aynı şeyi. O yüzden, yani, birleştirilip de bir şeyler konuşulabilir ama “Katılmıyorum.” demesinler çünkü kendileri de önermişler.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Daha kapsamlı bir düzenleme.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Daha kapsamlı bir önerge verildiği için…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim, daha kapsamlıysa o zaman Hükûmetin dediğine katılır. Daha kapsamlı olanı eğer konuşacaksak öyle yapabiliriz ama “Katılmıyoruz.” derlerse bir çelişki olur, hoş olmaz, o açıdan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım efendim şimdi?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Evet efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

29. Maddede "Lisans düzeyinde ikinci bir yükseköğretim yapan öğrenciler, katkı payı ve öğrenim ücretini yüzde elli fazlasıyla öder." denilmektedir. Burada iki temel sorun vardır: Birinci sorun, yükseköğrenim katkı payı ve öğrenim ücretinin aslında kalkmadığıdır. Daha önce Hükûmetin "müjde" olarak ilan ettiği “Öğrenci harçları kaldırılmıştır." ifadesinin sadece seçimlere yönelik Bakanlar Kurulu geçici kararı olduğu ortaya çıkmıştır. İkinci sorun ise zor şartlarda yapılabilen ikinci lisans eğitimi alan başarılı öğrencilerin % 50 zamlı tarife ile harç ödeme zorunda bırakılarak cezalandırılmalarıdır. Eğitim öğretim sisteminde başarının cezalandırılması kabul edilemez. Bu ceza uygulaması dünyada, herhâlde sadece AKP iktidarına nasip olmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 29 uncu maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesinin (ç) fıkrasının ilk paragrafının birinci cümlesine "lisans programlarından" ibaresinden sonra gelmek üzere, "(açıköğretim programları hariç)" ibaresinin eklenmesini ve aynı fıkranın ikinci paragrafının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                            Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Açık öğretim programlarının varlık nedeni gözletilerek ve bu programın çekiciliğinin azalmaması bakımından, (ç) fıkrasının birinci paragrafına "(açıköğretim programları hariç)" ibaresi ilave edilmektedir. Diğer taraftan lisans düzeyinde ikinci yükseköğretim yapanların katkı payı ve öğrenim ücreti yönünden dezavantajlı duruma getirilmemesi için fıkranın ikinci paragrafı tasarıdan çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi kabul edilen bu önergeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

30’uncu madde üzerinde önerge yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

31’inci madde üzerinde üçü aynı olmak üzere dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın çerçeve 31 inci maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11 inci maddesine eklenmesi öngörülen ilk fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                Ali Ercoşkun

                      Amasya                                             İstanbul                                                Bolu

               Osman Aşkın Bak                                  Osman Boyraz                               Hacı Bayram Türkoğlu

                      İstanbul                                             İstanbul                                               Hatay

                    İlyas Şeker                                                

                      Kocaeli

“Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulu  gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 31. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                  Mehmet Şandır                                          Ali Öz

                       Adana                                               Mersin                                               Mersin

                   Zühal Topcu                                         Alim Işık                                         D. Ali Torlak

                       Ankara                                              Kütahya                                              İstanbul

                                                                            Emin Çınar

                                                                             Kastamonu

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Pervin Buldan                                      Kemal Aktaş                                       Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                   Van                                                  Şırnak

                  İdris Baluken                                                                                        Abdullah Levent Tüzel

                       Bingöl                                                                                                       İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

      Aytuğ Atıcı                                      Nurettin Demir                                Kadir Gökmen Öğüt

         Mersin                                               Muğla                                               İstanbul

     Ali Serindağ                                    Fatma Nur Serter                              Mehmet Hilal Kaplan

       Gaziantep                                            İstanbul                                              Kocaeli

Ramazan Kerim Özkan                                                                                     Mehmet Ali Ediboğlu

         Burdur                                                                                                         Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sayın Atıcı.

Buyurunuz Sayın Atıcı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu madde de bu bölüm içerisinde konuşacağımız birkaç maddeden bir tanesidir. Bu da çok ciddi şekilde eleştirile eleştirile nihayet bu noktaya kadar gelmiş bulunuyor. Burada problem şu ki, bu maddeyle vakıf üniversitelerinin hastaneleri âdeta kıskaca alınıyor. Şimdi, vakıf hastaneleri kıskaca alındığı zaman burada bir hesaplaşma kokuyor, bir hesaplaşma söz konusu ve devlete de bu şekilde bir hesaplaşma hiçbir şekilde yakışmaz.

Bakın arkadaşlar, içinizdeki doktor arkadaşlarım çok iyi bilirler, Türkiye'de bulunan bütün hastanelerin ayakta kalabilmeleri için SGK’yla iyi geçinmeleri gerekir. Eğer SGK ödemeyi iki ay geciktirir ise o vakıf hastanesinin, o vakıf üniversitesi hastanesinin ayakta durması imkânsız hâle gelir, ciddi sallantıda olur ve o zaman da bu maddeye takılabilir.

Yani, şimdi, bir hesaplaşma uğruna SGK bir vakıf üniversitesi hastanesinin hakedişini iki ay, üç ay geciktirirse veya benim başhekimlik yaptığım dönemlerde olduğu gibi, rastgele faturaları çekip yüzde 30 iskonto, yüzde 40 iskonto yapmaya kalkarsa o vakıf hastanelerinin yaşaması mümkün olmaz. Hâlbuki vakıf üniversiteleri de buradan sizlerin oylarıyla kabul edilerek geçiyor ve bu üniversiteler kuruluyor, bu hastaneler de yine bu memlekete hizmet ediyor. Ama bu, tıptan, sağlıktan, insan sağlığı üzerinden hesaplaşma yapmak doğru değildir. O nedenle önergemizin kabulünü rica ediyorum ve iyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte mali borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları kapatılabilecektir. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin etkilenmediği durumlarda bir üniversiteyi kapatmak doğru değildir. Vakıf üniversitelerinin büyük özveri ile kurulup bilim ve eğitime, hizmete yardımı inkâr edilemez. Siyasi iradenin kontrolüne geçiremediğini baskı unsurları ile kapatmak ülkemiz gerçekliğinde hiç de zor değildir. Kabul edilemez bir düzenlemedir.

BAŞKAN -  Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

AKP döneminde kar-zarar mantığıyla yapılandırılan ve birer şirket gibi işletilen vakıf üniversitelerinin sayıları hızla artmıştır. Bu üniversiteler piyasa dolayımıyla tanımlanmış tahakküm ilişkilerine mahkûm edilmişlerdir. Bu piyasa mantığı içerisinde emek sömürüsünün ve güvencesiz, esnek istihdamın merkezleri haline dönüştürülmüşlerdir. Güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasıyla bilimsel çalışmanın en önemli unsuru olan akademik özgürlükler ipotek altına alınmış, özgür düşüncenin olmazsa olmazı olan bireysel özgürlükler yerini piyasa dolayımıyla tanımlanmış tahakküm ilişkilerine bırakmıştır.

Hükümet tarafından getirilen, 2547 sayılı Kanuna ek 11'inci maddenin eklenmesini öngören bu değişiklikle, mali sorumluluklarını yerine getiremeyen vakıf üniversitelerinin YÖK tarafından kapatılmasının önü açılmak istenmektedir. YÖK'ün vakıf üniversiteleri üzerindeki tahakkümünü artırıcı nitelikteki bu düzenlemeyle, AKP iktidarı döneminde kar-zarar mantığıyla yapılandırılan vakıf üniversitelerinin YÖK'e itaat etmesi amaçlanmaktadır. Böylece YÖK'e itaat eden üniversiteler yaratılmak istenmektedir.

Bu gerekçelerle bu değişiklik önergesiyle, üniversiteler üzerindeki tahakkümü arttırıcı nitelikte olan bu düzenlemenin kaldırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bu üç önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın çerçeve 31 inci maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11 inci maddesine eklenmesi öngörülen ilk fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Osman Aşkın Bak (İstanbul) ve arkadaşları

“Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara kaynak aktardığı tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumlarına verilen süre içerisinde kaynağın iade edilmemesi halinde de Yükseköğretim Kurulu tarafından gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alma yetkisi verilmektedir. Ayrıca Yükseköğretim Kurulunun uygulayıcı birim olmaması nedeniyle, yanlış anlaşılmalara meydan verilmemesini teminen Yükseköğretim Kuruluna verilen yetki tedbir niteliğinde karar almaya dönüştürülmektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

31’inci maddeyi kabul edilen bu önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Çerçeve 32’ye bağlı geçici madde 66’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Çerçeve 32’ye bağlı geçici madde 67 üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın Çerçeve 32. Maddesine bağlı Geçici 67. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ahmet Aydın                                Mehmet Doğan Kubat                             Nurcan Dalbudak

                     Adıyaman                                            İstanbul                                              Denizli

               Cemalettin Şimşek                                 Osman Kahveci

                      Samsun                                              Karabük

"Geçici Madde 67: Yükseköğretim kurumlarından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde başvuruda bulunmaları hâlinde geçici 58. maddede yer alan esaslara göre, ilgili yükseköğretim kurumunda açılmış program ve ders var ise takip eden eğitim öğretim yarı yılında, yoksa takip eden eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 32 nci maddesine bağlı geçici madde 67’nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                      Kemal Aktaş                                       İdris Baluken

                        Iğdır                                                   Van                                                 Bingöl

            Abdullah Levent Tüzel                               Hasip Kaplan

                      İstanbul                                               Şırnak

"GEÇİCİ MADDE 67- Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler ile yurt dışındaki üniversitelerden yatay geçiş yaptıktan sonra yatay geçişleri iptal edilenler dâhil, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazandıkları hâlde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2014-2015 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler. Müracaat süresi içinde askerlik zamanı gelmiş olanların askerlikleri tecil edilmiş sayılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar terhislerini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları hâlinde bu maddede belirtilen haklardan yararlandırılır. Bu maddede yer alan hükümlerden yararlanarak ayrıldığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptırıp işi veya ikametinin başka bir ilde bulunduğunu belgeleyenler, üniversiteye giriş yılı itibarıyla geçmek istediği üniversitenin taban puanını sağlamaları ve ikamet ettikleri ildeki yükseköğretim kurumlarının senatolarının da uygun görmesi halinde, senatolar tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ikamet ettikleri ildeki üniversitelerdeki eşdeğer diploma programlarına yatay geçiş yapabilirler. Bu maddeden yararlanıp bir yükseköğretim kurumunda öğrenci statüsü kazananlar başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim önlisans veya lisans düzeyindeki kontenjan sınırlaması olan eşdeğer bölümlere, kontenjan sınırlaması olmayan diploma programlarında ise istedikleri bölümlere yatay geçiş yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Önerge ile yükseköğretim kurumlarıyla herhangi bir nedenden dolayı ilişiği kesilen öğrencilerin tekrardan eğitim haklarını kazanmasını öngören düzenlemenin kapsamı genişletilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca geçici 58'inci maddeye yapılan atıftan kaynaklı oluşacak karışıklığın önlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Çerçeve 32. Maddesine bağlı Geçici 67. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Cemalettin Şimşek (Samsun) ile Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

"Geçici Madde 67: Yükseköğretim kurumlarından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde başvuruda bulunmaları halinde geçici 58. maddede yer alan esaslara göre, ilgili yükseköğretim kurumunda açılmış program ve ders var ise takip eden eğitim öğretim yarı yılında, yoksa takip eden eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Affedilen öğrencilerin hak kaybına uğramamaları amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 32’ye bağlı geçici madde 67’yi bu önergeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 32’ye bağlı geçici madde 68 üzerinde iki önerge vardır.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının;

32. Maddesine bağlı,

GEÇİCİ MADDE 68'de geçen, "lisans tamamlama eğitimi yaptırılır." İbaresinden önce gelmek üzere "eşdeğer lisans diploma sahiplerinin eğitimlerinde aldığı, uygulamalı eğitim süresi kadar uygulamalı eğitimi yapmak kaydı ile" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                      Alim Işık                                        Mehmet Şandır

                       Adana                                               Kütahya                                              Mersin

                       Ali Öz                                           D. Ali Torlak                                       Zühal Topcu

                       Mersin                                              İstanbul                                              Ankara                      Emin Çınar

                    Kastamonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 32. Maddesine bağlı,

GEÇİCİ MADDE 68'de geçen, "lisans tamamlama eğitimi yaptırılır." İbaresinden önce gelmek üzere "eşdeğer lisans diploma sahiplerinin eğitimlerinde aldığı, uygulamalı eğitim süresi kadar uygulamalı eğitimi yapmak kaydı ile" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                      Nurettin Demir                                     Ali Serindağ

                       Mersin                                               Muğla                                              Gaziantep

                  Hülya Güven                                   Fatma Nur Serter                              Mehmet Hilal Kaplan             İzmir                       İstanbul                                              Kocaeli

            Ramazan Kerim Özkan                          Mehmet Ali Ediboğlu

                       Burdur                                                Hatay

BAŞKAN – Okuttuğum bu iki önerge de aynı mahiyettedir.

Aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Siz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Demir, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 615 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nı görüşmeye devam ediyoruz.

Ön lisans eğitimi almış olan hemşirelerin uzaktan eğitimle lisans eğitimi düzeyine çıkmaları tabii ki çok güzel bir şey. Hemşirelerimiz ve herkes daha üst, bir kademe daha eğitim görmek veyahut da mesleğinde yükselmek ister. Onu çok yerinde bulduğumuz bir madde olarak görüyoruz. Tabii, burada önemli olan, bu hemşire arkadaşlarımızın sadece uzaktan eğitim sırasında almış olduğu teorik bilgilerini pratik bilgiler hâline dönüştürebilmeleri ve bunun  için de bir programın yapılması. Mutlaka hasta başında, hastanelerde bu pratiklerini, pratik eğitimlerini tamamlamalarının da önemli olduğunun altını çizmek istiyorum.

Hemşire, doktor ve sağlık çalışanları bir ekip; hemşireler de bu ekibin en önemli maddelerinden bir tanesi, ekiplerinden bir tanesi. Gece-gündüz demeden, zorlu koşullarda çalışan hemşireler, hepimiz biliyoruz ki insan sağlığının en önemli faktörleridir, elemanlarıdır. Sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde hemşireler zor koşullar altında çalışmaktadırlar. Branşlaşmanın olmaması, kurumlarda bulunan yöneticilerin hemşireleri her koşulda çalışacak birer köle olarak görmeleri, anayasal düzlemde mesleğin reel bir tanımlamasının olmaması, özlük haklarının gasbedilmesi gibi temel sorunların dışında, hemen hemen tüm kurumlarda baş gösteren birçok lokal sorunla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun son örneği 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşanmaktadır; özellikle, Bakanlık ve kurum politikaları gereği görünmez kılınan mesleğin sorunları, hemşirelik mesleğinin ve sorunlarının geldiği noktayı gözler önüne koymak açısından tipik bir örnek. Burada, 1 hemşireye en az 12 hasta düşmektedir. Bu durum, hemşirelerin hata yapma olasılığını artırmaktadır. İş yüklerinin artmasından kaynaklı mesleklerini verimli bir şekilde yerine getiremeyen hemşireler, maaş koşullarının düzeltilmesini, ek ödemelerinin artırılmasını, kreş saatlerinin çalışma saatlerine göre ayarlanmasını ve izin raporlarında kesinti olmamasını istiyorlar.

Şimdi, tabii ki hemşireler genellikle eğitimi yeni bitirdikleri için, bunların doğum izinleri oluyor, doğumları oluyor ve şimdiki doğum izinlerinin de uzamış olması diğer, geride kalan, hemşire sayısının az olduğu ekiplere gerçekten çok fazla yük bindiriyor. Dolayısıyla, biraz -bir önceki konuşmamdaki gibi- hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının burada da artırılması, kadrolarının iyileştirilmesi çok önemli diye düşünüyorum.

Türkiye'nin tüm illerinde benzer sorunlar yaşayan hemşirelerin sosyal hayatları kalmadığı gibi, idari amirler tarafından yıldırma, baskı, hakaret, diğer şekillerde “mobbing” uygulanması, huzurlu, mutlu çalışma ortamını, aynı zamanda da mesleki ve ekip içi barışı bozmuştur. Yer değişikliklerinin ceza olarak uygulanması; çalışanı, hemşireyi etkileyecek kararlarda idarenin, çalışanın düşüncesini alma gereği görmeden, dayatmalarla uygulatması ya da uygulatmaya çalışması; sürekli tutanak, yasal işlem, disiplinle sindirme çabaları; hak arayanların ise cezalandırılmaları, aynı şekilde çalışma motivasyonunu etkilemektedir.

Hemşirelik uygulamalarını denetlemesi ve görevlendirildiği birimin sorunlarıyla ilgilenmesi gereken süpervizörlerin sorunlarla ilgilenmemesi, hemşirelik uygulamaları ve bakımı hakkında bilgi sahibi olmayan ve yasada da belirtilmesine rağmen, hemşire dışında teknikerlerin süpervizör olarak görevlendirilmesi gerçekten meslek içi çatışmalara neden olabiliyor.

Bir noktaya daha değinmek istiyorum. Cezaevlerinde çalışan sağlık memurları ve diğer hekimler, birçok kimse eşit bir uygulamaya tabi tutulmadı. Bu kurum çalışanları Sağlık Bakanlığına devredilmesine rağmen, Sağlık Bakanlığına sağlık memurları geçmediği için hem ekonomik olarak hem sosyal olarak zor durumdalar. Geçen sene de bahsetmiştim Sayın Bakan, bu konuyu inceletip bir sonuca varacağınızı iletmiştiniz. Bilmiyorum, ne yaptınız?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde 32 ile 2547 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 68, sağlık alanında lisans tamamlama öngörmektedir. Konu ile ilgili eğitimler, YÖK tarafından belirlenecek alanlarda, uzaktan eğitimle verilmesi uygulama isteyen konularda sıkıntı yaratabilecek niteliktedir. Lisans tamamlayacak ön lisans diploması sahipleri, eşdeğer lisans diploma sahiplerinin eğitimlerinde aldığı, uygulamalı eğitim süresi kadar uygulamalı eğitimi almaları sağlanarak mesleğin standartları korunmuş olacaktır. Sağlık alanında uygulamalı eğitimin yararı inkâr edilemez. Bu alanlar sadece bilgi değil, aynı zamanda pratik eğitim ve deneyim kazanma gerektirir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bu iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Madde 32’ye bağlı geçici madde 68’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi yeni geçici madde ihdasına dair bir önerge vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, eğer katılmaz ise işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın çerçeve 32’nci maddesi ile 2547 sayılı Kanununa aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                  Oya Eronat

                      Amasya                                             İstanbul                                            Diyarbakır

                     Suat Önal                                          Salih Koca                                   M. Mücahit Fındıklı

                     Osmaniye                                           Eskişehir                                             Malatya

"GEÇİCİ MADDE 70 - Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmez. Bunlardan belirtilen faaliyetlerini sona erdirmek isteyenler, 31/12/2014 tarihine kadar bu konudaki iradelerini görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirirler ve bunların en geç 31/5/2015 tarihine kadar bu faaliyetleri sona ermiş sayılır ve çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenmeye devam olunur.

Bu madde kapsamında bulunan öğretim üyelerinden belirtilen faaliyetlerinden dolayı görevi kötüye kullandıkları yargı kararı ile tespit edilenlerin, genel hükümlere göre sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, serbest meslek veya özel sağlık kuruluşlarında çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir.

Bu madde hükmü Gülhane Askeri Tıp Akademisi öğretim üyeleri hakkında da uygulanır. Ancak bu öğretim üyelerine ödenmeyecek mali haklar üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatıdır."

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunluğunuzla katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, Komisyonumuz salt çoğunlukla buradadır, 15 üyemiz mevcuttur; salt çoğunluğumuzla katılıyoruz.

BAŞKAN - O zaman, önerge üzerine yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, bu son cümleyi bence redakte etmek lazım, cümle devrilmiş.

“Ancak bu öğretim üyelerine ödenmeyecek mali haklar üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatıdır." yerine “Bu öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmez.”

BAŞKAN – Cümlede bir şey var.

Komisyonun bir düzeltme talebi var yanılmıyorsam.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Efendim, başka bir konuda düzeltme talebinde bulunacağım ama redaksiyon yetkisiyle acaba…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Anlamı değiştirmediği için redaksiyon olur.

BAŞKAN – Eğer kabul ediyorsanız redaksiyon yetkisini…

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Tabii, redaksiyon yetkisiyle Genel Kurulun takdirine bırakalım.

Sayın Başkanım, daha önce, bu 32’nci maddeyle ilgili geçici bir madde ilave edilmişti. Maddelerin teselsül ettirilmesi kanun tekniğine daha uygun olacaktır, onu hatırlatma babında söz istemiştim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, onu gerekli şekilde, ardışık olarak gerçekleştirirler.

Şimdi, söz istemi de olmadığına göre, bu redaksiyon talebiyle birlikte yeni geçici madde ihdasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 33 üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 33. maddesinde geçen "kaldırılmıştır" ibaresinin "kaldırılması uygun görülmüştür" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                    Zühal Topcu                                        Emin Çınar

                       Adana                                               Ankara                                            Kastamonu

                     Alim Işık                                       Mehmet Şandır                                          Ali Öz

                      Kütahya                                              Mersin                                               Mersin

                  D. Ali Torlak

                      İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 33 üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                      Kemal Aktaş                                       İdris Baluken

                        Iğdır                                                   Van                                                 Bingöl

            Abdullah Levent Tüzel                               Hasip Kaplan                                               

                      İstanbul                                               Şırnak                                                   

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Üniversiteler üzerinde bir vesayet kurumu olan YÖK'ün görev ve yetki alanı AKP iktidarı döneminde sürekli olarak genişletilmektedir. Buna karşılık üniversitelerin akademik ve idari özerklikleri sürekli olarak kısıtlanmakta ve ortadan kaldırılmaktadır. Bu düzenleme ile AKP iktidarı yabancı dil hazırlık eğitim-öğretiminde üniversitelerin yetkisini tamamen YÖK'e aktarmaktadır. İş bu önerge ile iktidarın 12 Eylül Darbe ürünü olan ve YÖK'ün yetkilerinin daha da artırılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının; 33. maddesinde geçen "kaldırılmıştır" ibaresinin "kaldırılması uygun görülmüştür" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ali Öz (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile öğrencilerin lisans eğitimindeki başarısızlıktan dolayı üniversitelerden atılması engellenmiştir. Yerinde bir değişikliktir. Lisans eğitimi sırasındaki sosyal sorunlar nedeniyle olabilecek gecikmeler dikkate alınarak yerinde bir düzenleme yapılmıştır. Cümlenin anlamı güçlendirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 33’üncü madde kabul edilmiştir.

34’üncü madde üzerinde üçü de aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 34 üncü maddesinin çıkarılarak diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                 Aytuğ Atıcı

                      Amasya                                             İstanbul                                              Mersin

                  İdris Baluken                                      Oktay Vural                                        Engin Altay

                       Bingöl                                                İzmir                                                 Sinop

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Pervin Buldan                                      Kemal Aktaş                                       İdris Baluken

                        Iğdır                                                   Van                                                 Bingöl

            Abdullah Levent Tüzel                               Hasip Kaplan

                      İstanbul                                               Şırnak

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Zühal Topcu                                       Oktay Vural                                      Mehmet Şandır

                       Ankara                                                İzmir                                                Mersin

                       Ali Öz                                            Emin Çınar                                    S. Nevzat Korkmaz

                       Mersin                                            Kastamonu                                             Isparta

                 Lütfü Türkkan

                      Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İlgili alanda uzman ve STK'larında açıklamalarından anlaşıldığı üzere bu yasa tasarısı ile AKP hükümeti kendine bağlı bir sağlık bilimleri üniversitesi kurma gayretindedir. Siyasi irade, bu yolla, hem sağlık alanındaki araştırma-geliştirme çalışmalarını, hem de sağlık yüksek öğretimini kendisine bağlıyor, özerkliğini yok ediyor, ticarileştiriyor. Ülkemiz gerçekten de bilimsel araştırmalar bakımından gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir. TÜSEB'in amaçları arasında gösterilen ulusal kaynaklarla ilaç ve tıbbi cihaz geliştirmek kuşkusuz hem halk sağlığı hem de sağlık harcamalarımız açısından çok doğru bir hedeftir. Ancak araştırma-geliştirme faaliyetleri gerçek anlamda özgür, idari açıdan özerk ortamlar ister. Bu ortamların üniversitelerde yaratılması pekala mümkündür. Oysa bu yasa ile üniversiteler daha etkisiz hale gelecek, bilim denetim altına girecek, bilimsel üretim esas olarak kar elde etmeye yarayan bir etkinlik haline gelecektir. Özel bütçeli, özel hukuk hükümlerine tabi, şirketleşmeyi teşvik eden yapısı ile TÜSEB, niyetin tam da bu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu tasarı bilimsel çalışmanın ticari değere dönüştürülmesinin tasarısıdır. Ar-Ge adı altında, uygun bulduğuna şirket kurdurmanın, uygun bulduğuna geri ödemesiz destek ve hibe vermenin tasarısıdır. TÜSEB sözde özerk, özde tamamen hükümete bağlıdır. Yönetim Kurulu'nun Başkanı bizzat Sağlık Bakanı'dır. Yönetim Kurulu ve Yüksek Danışma Kurulu üyeleri çok büyük ölçüde hükümet tarafından atanmaktadır. Hükümet bu tasarı ile bilimi avucunun içine almak istemektedir. Bu önerge ile hükümetin kendisine bağlı antidemokratik yapısı ve geniş yetkiler ile donatılmış bir kurum kurmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Maddenin yeniden değerlendirilmesi amacıyla Tasarıdan çıkarılması öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeleri birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

34’üncü maddeyi oylarınıza…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Efendim, madde çıkarıldı.

BAŞKAN – Pardon, her şey biraz karıştı, biraz hızlı geçiyor, onun için, kusura bakmayınız. Çok hızlı hareket ediyoruz, maddeleri getirip çıkarıyoruz.

Böylece 34’üncü madde tasarı metninden çıkarılmıştır, diğerleri de ona göre teselsül ettirilecektir.

Madde 35’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 36’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 37’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 38’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Onu da çektik.

O zaman, 39’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

41’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 41 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Naci Bostancı                                     Mehmet Doğan Kubat                             Osman Aşkın Bak

                      Amasya                                             İstanbul                                              İstanbul

                   İhsan Şener                                      Osman Boyraz                                       Şirin Ünal

                        Ordu                                               İstanbul                                              İstanbul

 

"MADDE 41- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelin "B) Özel Bütçeli Diğer İdareler" bölümüne "46) Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı" ibaresi eklenmiştir."

                                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 41 inci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                           

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                Şırnak

                   Kemal Aktaş                                Abdullah Levent Tüzel

                         Van                                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İlgili alanda uzman ve STK'larında açıklamalarından anlaşıldığı üzere bu yasa tasarısı ile AKP hükümeti kendine bağlı bir sağlık bilimleri üniversitesi kurma gayretindedir. Siyasi irade, bu yolla, hem sağlık alanındaki araştırma-geliştirme çalışmalarını, hem de sağlık yüksek öğretimini kendisine bağlıyor, özerkliğini yok ediyor, ticarileştiriyor. Ülkemiz gerçekten de bilimsel araştırmalar bakımından gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir. TÜSEB'in amaçları arasında gösterilen ulusal kaynaklarla ilaç ve tıbbi cihaz geliştirmek kuşkusuz hem halk sağlığı hem de sağlık harcamalarımız açısından çok doğru bir hedeftir. Ancak araştırma-geliştirme faaliyetleri gerçek anlamda özgür, idari açıdan özerk ortamlar ister. Bu ortamların üniversitelerde yaratılması pekala mümkündür. Oysa bu yasa ile üniversiteler daha etkisiz hale gelecek, bilim denetim altına girecek, bilimsel üretim esas olarak kar elde etmeye yarayan bir etkinlik haline gelecektir. Özel bütçeli, özel hukuk hükümlerine tabi, şirketleşmeyi teşvik eden yapısı ile TÜSEB, niyetin tam da bu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu tasarı bilimsel çalışmanın ticari değere dönüştürülmesinin tasarısıdır. Ar-Ge adı altında, uygun bulduğuna şirket kurdurmanın, uygun bulduğuna geri ödemesiz destek ve hibe vermenin tasarısıdır. TÜSEB sözde özerk, özde tamamen hükümete bağlıdır. Yönetim Kurulu'nun Başkanı bizzat Sağlık Bakanı'dır. Yönetim Kurulu ve Yüksek Danışma Kurulu üyeleri çok büyük ölçüde hükümet tarafından atanmaktadır. Hükümet bu tasarı ile bilimi avucunun içine almak istemektedir. Bu önerge ile hükümetin kendisine bağlı antidemokratik yapısı ve geniş yetkiler ile donatılmış bir kurum kurmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 41 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

"MADDE 41- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelin "B) Özel Bütçeli Diğer İdareler" bölümüne "46) Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı" ibaresi eklenmiştir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının Çerçeve 34 üncü maddesinin Tasarıdan çıkarılmasının sonucu olarak maddede gerekli düzenleme yapılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

42’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 42 inci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                     İdris Baluken                                      Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                 Bingöl                                                Şırnak

                   Kemal Aktaş                                Abdullah Levent Tüzel

                         Van                                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Mevcut kanunda "Meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan yerlerin, okul binalarından kapıdan kapıya en az yüz metre uzaklıkta bulunması zorunludur." Hükümet bu yasal düzenleme ile dönüşüm programına dahil olacak dershanelerin 2018-2019 eğitim öğretim yılına kadar bu zorunluluktan muaf olmasını sağlamaktadır. Diğer bir deyişle AKP iktidarı eğitimin neoliberal politikalar bağlamında özelleştirilme sürecinde sermayeye yeni alanlar açmakta ve kolaylıklar getirmektedir. Hiçbir eğitim kurumuna yasal güvence ile imtiyaz tanınamaz. İş bu önerge bu gerekçe ile verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 42’nci madde kabul edilmiştir.

43’üncü madde üzerinde aynı mahiyette olan iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 43. Maddesinde geçen “vekil” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                       Ali Serindağ                                 Fatma Nur Serter

                      Mersin                                           Gaziantep                                           İstanbul

           Mehmet Ali Ediboğlu                      Ramazan Kerim Özkan                             Hülya Güven

                       Hatay                                               Burdur                                                İzmir

           Mehmet Hilal Kaplan                                                                                                

                      Kocaeli                                                                                                           

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Seyfettin Yılmaz                              Cemalettin Şimşek                                   Alim Işık

         Adana                                             Samsun                                            Kütahya

     Emin Çınar                                           Ali Öz                                           D. Ali Torlak

     Kastamonu                                           Mersin                                             İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Atıcı, buyurunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, söz konusu hemşireler olunca mutlaka birkaç çift laf etmemiz gerekiyor çünkü sağlık ordusunun en önemli elemanlarıdır hemşireler, âdeta lokomotifidir ve hemşireler olmadan da sağlık sistemi yürüyemez hiçbir şekilde. Ama, bu maddeden anladığımız kadarıyla, sizler, daha önceki uygulamalarınıza benzer şekilde, vekil ebe ve hemşire istihdam ediyorsunuz. Bakın, ilk söylediğim cümleleri hatırlayın: Sağlık sistemi ebesiz, hemşiresiz olmaz dedik, asla olmaz ama şimdi, siz kalkıyorsunuz, vekil ebe ve hemşire istihdamını gündeme getiriyorsunuz. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Vekâleten iş yapma taşeronluk sisteminden daha da kötü, kölelik benzeri bir iştir. Yani, bir insanı taşeron yapıyorsunuz, hadi neyse ama vekil ebe, vekil hemşire yaptığınız zaman, âdeta kölelik sistemidir. Bir klinikte bir hemşire var, bir vekil hemşire var, bir de hemşire yardımcısı var; burada bir çalışma barışından söz etmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Sağlık Bakanlığının da bunu sürdürmeye hiçbir şekilde hakkı yoktur. O yüzden de iş güvencesi son derece önemli olan ve kritik işler yapan bu ebe hemşirelerde vekil çalışma sistemine son verilmelidir diyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Diğer önerge üzerinde, Mersin Milletvekili Ali Öz.

Buyurunuz Sayın Öz.

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesinde bizim de ifade edeceğimiz önemli bir şey; gerçekten, hemşirelik mesleğinin “vekil ebe”, “vekil hemşire”, isimlerinin bile bu şekilde anılmasının çok doğru olmadığı kanaatindeyim.

Gerçekten, sağlık hizmetini bir bütünlük içerisinde değerlendirdiğimiz zaman, hemşirelerin bu işin lokomotifi olduğunu, dolayısıyla sağlık hizmeti üretmenin bir ekip çalışması neticesinde ortaya çıkacağını herhâlde hiç bilmeyenimiz yoktur. Dolayısıyla, bunların özlük haklarını sınırlayacak, isimlerinin bile önüne bir sıfat getirecek zedeleyici şeylerden uzak durulmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Burada kabul ettiğimiz bazı maddelerle alakalı aslında birtakım sıkıntıları da beraberinde getirdiğimiz bir süreci yaşıyoruz. Özellikle sağlık hizmetinde kaliteli hizmet üretmek için ve aynı zamanda vatandaşlarımızın mağduriyetini giderici, bu kanundan sonra yeni önlemleri hızlı bir şekilde almamız gerektiği noktasında da birtakım uyarıları yapmakla kendimizi mükellef addediyorum.

Özellikle zor hastaların, özellikle çok özellikli ameliyatlarını bundan sonra tıp fakültelerinde, eğitim hastanelerinde doktorların kaçarak yapmayacakları endişemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bununla alakalı gerek Sağlık Bakanlığının gerekse Sağlık Komisyonundaki arkadaşların bir araya gelerek çok detaylı bir inceleme yapmak, bir karara varmak zorunda olduğunu da ifade etmek isterim. Zor ameliyatları eğer bugünkü şartlarda, döner sermayeden kısıtlı gelir imkânı sağlayarak üniversite hocalarına yaptırmaya kalkarsak bundan en büyük zararı vatandaşlarımız görecektir.

Dolayısıyla, vatandaşları mağdur etmenin, vatandaşlara bu mağduriyeti yaşatmanın bedelini mutlaka… Bu yüce millet de bizi affetmeyecek diyor, yüce heyeti saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Aynı mahiyetteki bu iki önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Madde 43’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

44’üncü madde üzerinde önerge yok.

Madde 44’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

45’inci madde üzerinde ikisi de aynı mahiyette olmak üzere iki önerge vardır, okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz çekiyoruz 45’i.

BAŞKAN – 45’i çektiniz, bir önerge kaldı.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 45 inci maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                Ali Ercoşkun

                      Amasya                                             İstanbul                                                Bolu

                   İhsan Şener                                    Osman Aşkın Bak                                  Osman Boyraz

                        Ordu                                               İstanbul                                              İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Tasarının Çerçeve 34 üncü maddesinin Tasarıdan çıkarılmasının sonucu olarak maddenin de Tasarıdan çıkarılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Böylece önerge kabul edilip 45’inci madde çıkarılmıştır.

46’ncı madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, çekiyoruz biz.

BAŞKAN – Siz çektiniz.

46’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 46 ncı maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                          Mehmet Doğan Kubat                                Ali Ercoşkun

                      Amasya                                             İstanbul                                                Bolu

                   İhsan Şener                                Hacı Bayram Türkoğlu                                 İlyas Şeker

                        Ordu                                                 Hatay                                                Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Tasarının Çerçeve 34 üncü maddesinin Tasarıdan çıkarılmasının sonucu olarak maddenin de Tasarıdan çıkarılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiş ve böylece 46’ncı madde çıkarılmıştır.

47’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının 47 nci maddesinin çıkarılarak diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Naci Bostancı                                Oktay Vural                                        Engin Altay

                      Amasya                                               İzmir                                                 Sinop

            Mehmet Doğan Kubat                                İdris Baluken                                       Aytuğ Atıcı

                      İstanbul                                              Bingöl                                               Mersin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Maddenin yeniden değerlendirilmesi amacıyla Tasarıdan çıkarılması öngörülmüştür.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece 47’nci madde çıkarılmıştır.

48’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 48. Maddesinde geçen "Bu şekilde görevlendirilenlere bu görevlerinden dolayı ayrıca herhangi bir ödeme yapılmaz." Cümlesinin metinden çıkarılmasını teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı                                Ali Serindağ             Fatma Nur Serter

   Mersin                                    Gaziantep                   İstanbul

Hülya Güven                      Ramazan Kerim Özkan      Mehmet Ali Ediboğlu

    İzmir                                        Burdur                           Hatay

                                         Mehmet Hilal Kaplan

                                                   Kocaeli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Seyfettin Yılmaz                        Emin Çınar              S. Nevzat Korkmaz

    Adana                                   Kastamonu                     Isparta

D. Ali Torlak                            Lütfü Türkkan            Ali Öz

 İstanbul                                      Kocaeli                 Mersin

BAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Akar, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok uzun konuşmayacağım, biliyorum ki bitsin diye bir an evvel bu yasanın geçmesi için bütün gruplar anlaşmış.

Bugün TOKİ’nin denetimi vardı; yukarıda KİT Komisyonunda, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda TOKİ’nin denetimi vardı ve bu denetim sırasında şunu öğrendik ki şu anda mevcut 167 tane hastane TOKİ tarafından yapılıyor. Ama 167 tane hastane TOKİ tarafından yapılırken bazı sıkıntılar ortaya çıkmış. Bu sıkıntılar, örneğin bazı hastanelerin beton kalitesinin beton kriterlerine uygun olmadığı tespit edilmiş; bazı hastane yapımlarında demirin eksik yapıldığı, ebadına uygun demir kullanılmadığı tespit edilmiş.

Şimdi, bu hastanelerde hastalarımız yatacak, doktorlarımız, hemşirelerimiz görev yapacak ve böyle sıkıntılarla karşı karşıyayız. Bunların denetimi de müşavirlik firmalarına verilmiş yani müşavirlik firmaları kontrol amaçlı denetim yapıyorlar ama denetim yaparken de oralarda ne işçi sağlığı ve iş güvenliği denetim uzmanı ne de inşaat mühendislerinin bulunmadığı tespit edilmiş Sayıştay raporlarında. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Size de, lütfen, rica ediyorum, bu hastaneler hepimizin hastaneleri, doğru düzgün yapılması konusunda gayret etmeniz ve sizin inşaat emlakiniz varsa TOKİ’den ayrı olarak denetletmeniz gerekiyor.

Bazı hastanelerin geçici kabulü yapılırken de bunlar götürü usulü verildiği için yüzde 5’lik bir kanunen yetki var, geçici kabul yapılabilmesi için, eksiklerin tamamlanabilmesi için. Şimdi, şöyle bir şey yapıyorlar: Atıyorum, 20 milyon lira tutuyor yatırım bedeli, götürü bedel 20 milyon lira. Yüzde 5 dediğiniz zaman 1 milyon TL’lik bir geçici kabuldeki eksiklikleri çıkartıyorlar ama iş sonuçlandığında yüzde 13’ü, 14’ü, 15’i buluyor. Yani, mevcut kanunu arkadan dolanıyorlar ve oradaki geçici kabulü yapabilmek için de bu eksikliklere göz yumuyorlar, daha sonra da büyük rakamlar ödüyorlar.

Yine, yaptığınız hastanelerin bir kısmının dere yatağında olduğuna şahit olduk, çok ilginç bir şey.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerçekten mi?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Hastanenin temelinin sonra mevzi plan değişiklikleri yapılmış. Sonra, hastanenin birinin doğal gaz borusunun üzerine yapılması kararına şahit olduk. Bunlar çok önemli şeyler çünkü 2003’te çıkartılan bir yasayla TOKİ’ye tapusu alınmadan, vaziyet mevzi planı yapılmadan ihale açma, ihale yapma şansı tanınmış ve bunların şartnamesi hazırlanarak hiç yer bile belli değilken ihale yapılmış ve böyle ihaleler yapılınca da daha sonra yere gidip baktıklarında duvara toslamışlar, işte, doğal gaz boru hattına toslamışlar, işte dere yatağına toslamışlar ve böyle sıkıntılar oluşmuş.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Kayseri’de bataklığa…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet.

Yine, sekiz yüz gün geçmiş, yapımına başlanmış, sekiz yüz gün… Yani, üç yüz altmış beşe baktığınız zaman -bir yılda üç yüz altmış beş gün var- yaklaşık üç seneyi geçmiş olmasına rağmen, Sağlık Bakanlığı projede düzeltme istiyor, reorganizasyon istiyor. Tekrar, işte, acil servisinin yapısını değiştiriyor, ne bileyim, alt tarafa, zemin kata mahkûm odası, mahkûmun yatacağı yerler istiyor ve sekiz yüz gün sonra projenin tadilatını istiyor; tabii, bunlar da gecikmelere sebep oluyor. E, gecikmelere sebep olduğunda, bu, idareden kaynaklanan ya da yükleniciden kaynaklanan bir gecikme olmadığı için de cezai yaptırım uygulanamıyor. Böyle sıkıntılar var, bunun da Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir de hastane projeleri verilirken artık bir standarda uygun olarak yani kentin nüfusunu mu baz alacaksınız, kentin coğrafi konumunu mu baz alacaksınız ya da oradaki iklim şartlarını mı baz alacaksınız, neyi alacaksanız buna göre… Yani, eğer sıcak iklimde, Antalya’da yapıyorsanız klimasının; soğuk iklimde, Erzurum’da yapıyorsanız ısıtma sistemlerinin bir standardı olmalı ama hiçbir standardı yok. Hastane inşaatlarına başlanıyor, üç yüz gün geçiyor, beş yüz gün geçiyor Sağlık Bakanlığı tarafından düzeltme talep ediliyor. Bunların da yanlış işler olduğunu söylüyorum.

Bakanın bu konulara önem vermesini ve gerekli düzeltmeleri şimdiden yapmasını, bundan sonra yapılacak hastanelerde bunlara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü bu hastaneler hepimizin hastanesi. Allah korusun, başımıza bir iş geldiğinde biliyorum ki -ben 1999’da deprem bölgesinde yaşadım- kamu tarafından yapılan hastanelerimizin yıkıldığına şahit olduk. Yani, demir eksiğinin olduğu, betonarme standartlarının yanlış kullanıldığı veya eksik olduğu bir hastane inşaatının devam etmesini kabul edebilir misiniz? Bunların mutlaka denetlenmesi, bunların mutlaka gözden geçirilmesi gerekir diyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görevlendirmelerde herhangi bir ödeme yapılmaz ifadesi Anayasamızdaki “angarya” tanımına uymaktadır. Anayasaya aykırıdır. Ancak, sözleşmeleri olarak çalışan tabipler, kanun gereği zaten yüksek maaş almaktadır. Burada hedeflenen yüksek maaş aldırılmak istenenleri bu statüye koyarak koruyup kollamaktır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bu iki önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

49’uncu madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki önerge vardır, okutuyorum:

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Siz çektiniz mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Peki.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 49. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre sıralanmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                       Ali Serindağ                                       Hülya Güven

                       Mersin                                             Gaziantep                                              İzmir

               Fatma Nur Serter                              Mehmet Hilal Kaplan                          Ramazan Kerim Özkan

                      İstanbul                                              Kocaeli                                               Burdur

                                                                     Mehmet Ali Ediboğlu

                                                                                Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde ile daha 2,5 yıl önce 663 sayılı KHK ile kurulan Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü kaldırılmaktadır. Gerekçe, kurulan TÜSEB'dir.

Bu madde, TÜSEB'in Bakanlığa bağlı, özerk olmayan bir yapı olduğunun itirafıdır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici Madde 1 üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına “2014” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 2015” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ahmet Aydın                                Mehmet Doğan Kubat                          Hacı Bayram Türkoğlu

                     Adıyaman                                            İstanbul                                               Hatay

                    İlyas Şeker                                                                                               Osman Kahveci

                      Kocaeli                                                                                                       Karabük

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın GEÇİCİ MADDE 1'in ikinci fıkrasında geçen "Yönetim Kurulu tarafından" ibaresinden sonra gelmek üzere "oybirliği ile" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                  Kadir Gökmen Öğüt                                 Mahmut Tanal

                       Mersin                                              İstanbul                                              İstanbul

               Fatma Nur Serter                                                                                             Hasan Ören

                      İstanbul                                                                                                       Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yönetmelikler yürürlüğe girene kadar yönetim kurulunun alacağı kararların oybirliği ile alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına “2014” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 2015” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Aydın (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Genel Kurulun takdirine bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

2015 mali yılı bütçe kanunu hazırlıkları tamamlanmış olduğundan TÜSEB’in 2015 yılı harcamalarının da fıkrada belirlenen usülle karşılanması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

50’nci madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere iki önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının;

50. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 50-(1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer."

 

Seyfettin Yılmaz                   Cemalettin Şimşek         Zühal Topcu

      Adana                                    Samsun                     Ankara

   D. Ali Torlak                               Ali Öz                    Emin Çınar

     İstanbul                                   Mersin                   Kastamonu

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Biz çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Çektiniz…

Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bazı enstitülere 3 yıl tanımanın bir anlamı yoktur. Bakanlık aslında diğer enstitülere çok ta ihtiyaç duymamaktadır. Bunlar kendi yok adı var kurumlar olabilir. Asıl amaç, 2 enstitü ile beklenen yararların sağlanmasıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Madde 50’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

51’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 615 sıra sayılı "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 51. Maddesinde geçen "yürütür" ibaresinin "yürütmekle sorumludur.” Şeklinde değiştirilmesini teklif ederiz.

     Aytuğ Atıcı                     Mehmet Hilal Kaplan       Ramazan Kerim Özkan

      Mersin                                   Kocaeli                         Burdur

Mehmet Ali Ediboğlu                 Ali Serindağ             Fatma Nur Serter

       Hatay                                  Gaziantep                       İstanbul

  Hülya Güven

        İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Atıcı, buyurunuz efendim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de Sağlık Enstitüleri Başkanlığını bu şekilde kurmuş oldunuz. Umarım, Sağlık Bakanlığı kendi asli görevlerini unutmayarak burada kuracağı enstitüler aracılığıyla Türkiye’de üretilen bilime katkı sunar.

Ancak, sağlık torba yasası hâline gelen bu yasa tasarısıyla dokunamadığımız ve Hükûmetin özür borcu olduğu bazı kesimler vardır, onları da buradan anmak istiyorum. Örneğin, elimizde imkân olduğu hâlde bu yasa tasarısıyla asistan hekimlerin sorunlarını çözemedik. Onlara bu Hükûmetin bir özür borcu vardır. Hemşirelerin sorunlarını çözemediğimiz gibi, onlara vekil hemşirelik gibi garip bir uygulamayı reva gördük. Bu Hükûmetin onlara da borcu var. Tıbbi teknologların sorunlarını çözemedik, istihdam sorunlarını çözemedik. Bu Hükûmet onlardan da özür dilemelidir. En büyük özrü ise taşeron işçilerinedir çünkü sağlık hizmetlerinin sunulmasında taşeron işçilerin rolü çok çok büyüktür ve maalesef, Sağlık Bakanlığı kamuda en fazla taşeron çalıştıran Bakanlık hâline gelmiştir O nedenle, sorunlarını çözemediğimiz, kadroya alamadığımız taşeron işçilere de bu Hükûmetin bir özür borcu vardır. Yine, sağlık uygulamaları tebliği nedeniyle ameliyatları duran ve bu nedenle ameliyat edilemeyen hastalara da bir özür borcu vardır bu Hükûmetin ve bu hastalardan da mutlaka özür dilemelidir. Her ne kadar burada pek çok uygulama yapıldı ise de eğitim ve araştırma hastanelerinde bulunan şef ve şef yardımcılarının sorunları olduğu gibi durmaktadır. Bu Hükûmetin onlara da bir özür borcu vardır. Öğretim üyelerinin sorunları çığ gibi büyümüştür ve en son, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla da bu sorunlara bir yenisi daha eklenmiştir ve bu öğretim üyelerinin sorunlarını çözemediği için bu Hükûmet, öğretim üyelerinden de özür dilemelidir. Tıbbi sekreterlerin, özenle yetiştirdiğimiz ve bütün raporlarımızı tutmasını istediğimiz tıbbi sekreterlerin de kadro ve istihdam sorunları çözülebilecek iken bu yasayla, onlar da çözülememiştir ve bu Hükûmetin tıbbi sekreterlere de bir borcu vardır.

Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğunu unutmamalıyız. En kıdemli profesörden tutun da yerleri temizleyen taşeron işçisine kadar, herkes el ele kol kola, iş barışı içerisinde, huzurla, emeğinin karşılığını alarak, alın terinin karşılığını alarak hizmet ürettiği zaman bebek ölümleri azalmaya devam edecektir, anne ölümleri azalmaya devam edecektir, aksi takdirde sağlık sistemi her geçen gün daha da kötüye gidecektir ve piyasanın vahşi kapitalizmine teslim edilecektir.

Bu endişelerle ve kaygılarla hepinize saygılar sunuyor ve iyi geceler diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Tasarının görüşmeleri de tamamlanmıştır.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.21

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Dilek YÜKSEL (Tokat)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

615 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine devam edeceğiz.

4.- İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/758) (S. Sayısı: 640)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Diğer işlerde de komisyonun bulunamayacağı anlaşıldığından, sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 18 Kasım 2014  Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.29



(X)  615 sıra sayılı Basmayazı 10 Temmuz 2014 tarihli 115’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.