TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 132’nci Birleşim

                                                                                      13 Ağustos 2014 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- BU BİRLEŞİM TUTANAK ÖZETİ

III.- GELEN KÂĞITLAR

IV.- YOKLAMALAR

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan’a havaalanı yapılmasına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat’ın sorunları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Van Milletvekili Gülşen Orhan'ın, kadına yönelik şiddete ilişkin gündem dışı konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, kadına yönelik şiddeti kınadıklarına, bu konuda Meclis çatısı altında hemfikir olunması ve birlikte hareket edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu beyan ettiklerine ve Van Milletvekili Gülşen Orhan’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kadına yönelik şiddeti kınadıklarına ve Van Milletvekili Gülşen Orhan’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

4.- Van Milletvekili Gülşen Orhan'ın, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Beşiktaş Kulübü’nün eski Başkanı Süleyman Seba’nın yakınlarına, Beşiktaş camiasına ve milletimize başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 21 milletvekilinin, kadın sığınma evlerinin koşullarının ve ihtiyaçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1055)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Diyarbakır havalimanı terminal binası inşaatı ve ihale sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1056)

3.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 23 milletvekilinin, taş ocaklarının insan sağlığı, doğa ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1057)

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, Ezidi halkının tarihinin, yok olmaya yüz tutan kimliklerinin ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmesi için neler yapılabileceği ve karşı karşıya kaldıkları sorunların gündeme taşınması amacıyla 22/1/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşları tarafından, uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin, Genel Kurulunun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 14 Ağustos 2014 Perşembe gününden başlayarak 1 Ekim 2014 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere tatile girmesine ilişkin önerisi

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, Van Milletvekili Gülşen Orhan’ın yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna ve CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639)

XI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Beşiktaş Kulübü’nün eski Başkanı Süleyman Seba’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına, Beşiktaş camiasına ve milletimize başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın, öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyip icra takibine düşen vatandaşlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/44984)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında Bakanlık tarafından satılan veya kiralanan sosyal tesislere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/45121)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Siirt'te Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı bir yurtta öğrencilerin yedikleri yemekten zehirlenmelerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/45388)

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 17 Aralık 2013 tarihinden bu yana Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlardaki personel hareketlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/45973)

5.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van'ın Edremit ilçesinde bir kişinin elektrik direğindeki kaçak akıma kapılarak yaşamını yitirmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47195)

6.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, TTK tarafından bir firmaya çok düşük fiyatla arsa satışı yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47196)

7.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Soma'da meydana gelen maden faciası ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47197)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bir madencilik şirketinde yaşanan sorunlara ve mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47272)

9.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, Eti Maden İşletmeleri İzmir Lojistik Müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47273)

10.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Soma Maden Faciası çerçevesinde madencilik sektörü ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47274)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, afetlere karşı hazırlık ve sivil savunma konusunda yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47526)

12.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Soma'da meydana gelen maden faciası ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47527)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, kendisiyle görüşmek isteyen bir vatandaşın talebinin karşılanıp karşılanmadığına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47528)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, idari yargıda açılan davalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47529)

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, taşeron şirketlerde çalışan işçilerin iş akitlerinin feshedildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/47530)

13 Ağustos 2014 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

------0------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz Ardahan, Ahıska, Artvin ve Erzurum’un bir kısmının da faydalanabileceği bir havaalanının Ardahan’da yapılmasıyla ilgili söz isteyen Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’e aittir.

Buyurun Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan’a havaalanı yapılmasına ilişkin gündem dışı konuşması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Ardahan’a havalimanı yapılmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, sözlerime başlamadan önce şunu söyleyeyim: Ardahan’ın Göle ilçesinde, merkezde, Hanak’ta, Çıldır’da ve diğer ilçelerinde, Posof’ta, Damal’da çok şiddetli dolu yağdı; bu dolu çiftçiye, köylüye büyük hasar verdi. Bu anlamda Hükûmetin ve Tarım Bakanlığının bu zararı gidermesini talep ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Ardahan’da Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği Başkanı Sayın Yılmaz Özer ve İskender Yılan, Çetin Demirci, bütün dernek başkanları, bütün Ardahan esnafı bir kampanya başlattı: Ardahan’a havaalanı yapılsın. Havaalanı niye yapılsın? Çünkü Ardahan stratejik anlamda çok önemli bir yerde, Gürcistan’la Ermenistan’ın sınırında, kırk üç yıl Rus işgali altında kalmış. O bölgede kalkınma yok, göç var ve bölgemiz boşalıyor. İlimiz, kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasında 6’ncı sırada olmasına rağmen, bölgeye yatırım gelmiyor ama bir havaalanı geldiği zaman, ben inanıyorum, hem yurt dışı hem yurt içi, iş adamları daha rahatlıkla gelecek ve de yatırımlarını yapacaktır.

Şimdi, burada Ardahan Dernekleri Federasyonunun bütün dernekleri, herkes, bütün Ardahan ayakta. Ardahan’ın 106 bin nüfusu var, 1 milyona yakın dışarıda nüfusu var. Her gün, her zaman gidip geliyorlar. Özellikle yaz aylarında Göle’de, Çıldır’da, Damal’da, Ardahan merkezde, Posof’ta ve Hanak’ta festivaller var. Bu festivallerden dolayı uçaklarda hiç yer yok. Bir de cenazelerimiz var. Bir de cenazelere insanlar gidip geldiği zaman uçaklarda yer bulamıyorlar. Bu anlamda, Ardahan’a mutlak suretle havaalanı yapılması lazım.

Ardahan’a havaalanı yapılırsa ne olur? Bakın, Artvin, Ahıska, Ahılkelek; Erzurum’un Oltu, Olur, Şenkaya…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bu uğultuda biz milletvekilimizi duyamıyoruz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce Cumhurbaşkanını tebrik et, sonra iste ya.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ya, sana mı soracak ya? Sana mı soracak tebrik edip etmeyeceğini, ne alakası var?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne diyorsun sen ya?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Ya, illa gıcıklık mı yapacaksın ya?

BAŞKAN – Sayın Öğüt, siz buyurun.

Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Kacır…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ettik işte, daha ne istiyorsun?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Efendim, yalnız benim süreme lütfen ilave yapın Sayın Başkanım.

Şimdi, gıcıklık yapma Sayın Kacır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir şey söyleyeyim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce yapılanlara teşekkür et, bana gelip de “Yap.” deme.

BAŞKAN – Sayın Kacır, lütfen… Lütfen, sayın hatibe müdahil olmayın.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) –Lütfen bana müdahale etmeyin ya, gel buradan konuş.

Ben, şimdi bölgenin kalkınmasıyla ilgili bir havaalanı istiyorum, kötü bir şey mi istiyorum?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce tebrik edeceksin.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Yani, niye AKP buna karşı çıkıyor ya? AKP’nin karşı çıkmasını anlayamıyorum.

BAŞKAN – Sayın Öğüt, siz lütfen Genel Kurula hitap edin.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Yani, Ardahan’a havaalanı yapılmasını herkes istiyor da herkes, yani affedersiniz, geri zekâlı da siz mi akıllısınız ya? Ayıptır ya, yapmayın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ben de istiyorum ya, ban da yapılsın diyorum.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Ardahan’a havaalanı yapılması ne demek ya? Ardahan’da havaalanı yapılması Ahıska Türklerinin Ardahan’a gelmesi demektir, Ahılkeleklinin gelmesi demektir, Artvinlinin gelmesi demektir.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Sizi destekliyoruz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Şebinkarahisar’a bile yapılmasını istiyoruz.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Destek verin, ha işte böyle kardeşim yahu.

Şimdi, Erzurum Şenkaya, Olur, Oltu Ardahan’a daha yakın.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – AK PARTİ her yere yaptı, Ardahan’a da yapacak.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Onun için, Artvin, Şavşat ve o bölgenin olduğu gibi nüfusu fazla ve bölgenin kalkınması için çok önemli.

Arkadaşlar, kırk üç yıl Rus işgali altında kaldık. Bugün, Ardahan esnafı ayakta, Ardahanlılar ayakta, dernekleri ayakta, bütün sivil toplum örgütleri ayakta ve herkes havaalanı istiyor, AKP burada karşı çıkıyor.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Yaparız yahu, sabır.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Ben bunu halka şikâyet ediyorum, olmaz böyle bir şey.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yahu, biz de istiyoruz, biz de istiyoruz.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Bu anlamda sizden rica ediyorum değerli arkadaşlar: Bizim üniversitemiz var, üniversitemiz açıldı, üniversitede 5.200 insan var, bu insanlar gidip gelemiyorlar.

AHMET YENİ (Samsun) – Üniversiteyi kim açtı, üniversiteyi kim açtı? Teşekkür et.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Üniversiteyi de biz yaptık.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Kars Havaalanı var, tamam ama 100 kilometre bir mesafesi var. O anlamda, Ardahan’da olursa o zaman Ardahan’a gidiş geliş daha kolay olacak.

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Ensar Bey, üniversiteyi kim açtı orada?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Üniversiteyi biz açtık.

Değerli arkadaşlar, üniversitenin ilk kanun teklifini ben verdim, beni konuşturma.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Ardahan’da Ulaştırma Bakanlığı birkaç defa çalışma yaptı. Ardahan Ovası’nda 1.200 hektar alan tespit edildi, bu tespit edilen yerin bir an evvel kamulaştırılıp Ardahan havaalanına dönüşmesi lazım. Niçin? Çünkü, Ardahan Ovası çok müsait, rüzgârı da çok müsait. 1.200 hektar alan tespit edildi, bu yer kamulaştırılır ve Ardahan’a havaalanı temeli atılırsa ben inanıyorum Ardahan bölgenin en kalkınmış yeri olacaktır. Niçin? Karadeniz ile Doğu Anadolu arasında bulunan Ardahan’ın kalkınması hem Karadeniz’e hem Doğu Anadolu’ya yarayacaktır.

Kars-Tiflis demir yolu, Ardahan’da Çıldır Aktaş Sınır Kapısı’nın açılması, Posof Türkgözü Sınır Kapısı’nın yapılması, Sahara Tüneli’nin yapılmasıyla ilgili çalışmalar yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Evet, Sayın Başkanım, bir dakika daha verecek misiniz bana?

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Ek süre rica ediyoruz.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Ama hakkımı yediniz, o zaman bir selam vereyim.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Ama sözünü kestiler yahu.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hiç kesmedik vallahi, çok sakin dinledik.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Şimdi, yalnızca şunu söyleyeyim: Ardahan’a havaalanı yapılması, Ardahan’a hizmet bir ibadettir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.

Gündem dışı ikinci söz, Tokat’ın sorunları ve alınması gereken tedbirler hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Reşat Doğru’ya aittir.

Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat’ın sorunları ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat’ın sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tokat ili Orta Karadeniz Bölgesi’nde bulunan, doğal güzelliklere sahip, ekonomik potansiyeli önemli illerimizden biridir. Ancak, Tokat ilinde nüfus 840 binlerden maalesef 590 binlere düşmüş olup kayıp her geçen gün artmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda, Belediyeler Kanunu’yla 42 belde belediyesi nüfusu 2 binin altında olmasından dolayı kapanmıştır. Gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki yıllarda nüfus maalesef 400 binlere kadar inebilir.

Sayın milletvekilleri, bırakın belediyelerin kapanmasını, Erbaa’nın Gökal, Reşadiye’nin Hasanşeyh beldeleri mutlaka ilçe yapılmalıdır. Bununla ilgili kanun tekliflerini Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş bulunuyoruz.

Tokat’ta büyük bir işsizlik vardır. Göçün esas sebebi de budur. İnsanlar siyasetçilerin peşinde dolaşarak kendilerine ve çocuklarına iş aramaktadırlar. Çiftçi, memur, işçi, emekli geçinememektedir. Kazova, Kelkit, Artova, Zile ovaları dünyanın en verimli yerleri olmasına rağmen, yanlış politikalar, yetersiz destekler, kuraklık sonucu üretemez konuma gelmiştir. Tokat ilinde borçlanmayan çiftçi, üretici yoktur. Küçük ve büyükbaş hayvan üretiminde de çok ciddi sorunlar vardır, teşvikler hâlâ alınmamıştır. Hayvan üreticileri, hep beraber, telefonlarla feryat etmektedir, kendilerine destek beklemektedir. Ayrıca, mazot, gübre, ilaç gibi üretim girdileri de çok pahalıdır; üretilen ürünler de maalesef, tam tersi, para yapmamaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl hiç alım yapmamıştır. Dolayısıyla, üreticilerin hepsinin kapılarına icralar dayanmaya başlamıştır.

Bunun yanında, esnaf, işçi, memur da borç batağındadır. Tokat’ta yılların esnafları, iş adamları batma durumuna gelmişlerdir. Esnaf kepenk kapatmamak için çok zorlanmaktadır. Senet ve çekler ödenmemektedir. Bireysel kredi ve kredi kartlarını ödeyemeyen illerin başında maalesef ilk 3 sırada Tokat da vardır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Tokat’ın diğer bir sorunu da yollarla ilgilidir. Tokat-Niksar-Ordu yolu yıllardır yapılamamıştır, çok az ödenek ayrılmaktadır. Ayrılan bu ödeneklerle yirmi yılda bile bu yol maalesef bitirilemez. Ayrıca, Tokat-Sivas, Tokat-Amasya, Zile-Alaca-Sungurlu yolu da yıllardır tam olarak bitirilememiştir. Buralara da ciddi şekilde destek beklenmektedir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, uğultuyu kesir misiniz lütfen.

REŞAT DOĞRU (Devamla) - Ayrıca, Ankara-Sivas arasında yapılacak olan hızlı trenle ilgili bağlantı konusunda da beklenti vardır. Yıldızeli-Tokat arasında maalesef hiçbir çalışma yoktur.

Saygıdeğer milletvekilleri, köy yollarıyla ilgili olarak da şunu söylemek isterim ki çok yetersizdir, acilen il özel idaresinin makine parkını genişletmek, artırmak için vilayete çok yönlü destek olunmalıdır.

Ayrıca, Tokat Havaalanı da çok yetersizler arasındadır, kapanma durumuyla karşı karşıyadır. Komşu illerde havaalanı taşımacılığı gelişirken ilimizde maalesef geri kalmıştır. Bu yönlü olarak da Tokat, AKP iktidarı tarafından mağdur edilmiş durumdadır.

Tokat’ta ayrıca sağlık konusunda da sorunlarla karşı karşıyayız. Yoğun bakım ve fizik tedavi ünitelerinde ciddi yetersizlikler vardır, kanser vakalarında artışlar vardır. Kanser araştırma merkezi kurulması gerekmektedir.

Ayrıca, Tokat Diş Hastanesinin akıbeti maalesef belli değildir; her seçimde söz verilmesine rağmen, inşaatı bitirilememiştir, ne olacağı da muamma hâlindedir.

Ayrıca, Tokat ilinde ve ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi madde bağımlılığıyla ilgili de çok ciddi sorunlar vardır. Yeni piyasaya çıkan Bonzai isimli madde Tokat’ta maalesef can almıştır.

Ayrıca, bunların yanında, büyük bir sorun olarak Kırım-Kongo kanamalı ateşi yani kene ısırması hastalığı da süratle yayılmakta, can almaya devam etmektedir. Bu yıl da yine onlarca insanı kene ısırmış, hastaneye yatırılmışlar ve ölümler olmuştur. En son bundan iki gün önce 21 yaşındaki bir çocuğumuzu da yine kaybetmiş bulunuyoruz.

Ayrıca, üniversitemize yeterli destek tam olarak verilmemektedir, bunu vermek mecburiyetindeyiz. Tıp fakültesi hastanesi asistan ve öğrenci sayısını daha fazla artırmalı ve büyümelidir. Hastane çevresindeki yerlerden bazıları kamulaştırılarak tıp fakültesi hastanesi bünyesine katılmalıdır.

Üniversite hocalarının Tokat’tan ayrılmaması için çalışmalar mutlaka yapılmalı, ilim insanları kaybedilmemelidir.

Ayrıca, Erbaa, Turhal, Zile ve Niksar ilçelerinde mutlaka ama mutlaka önümüzdeki dönem içerisinde yüksekokulların sayısının artırılmasıyla, hatta beraberinde üniversitelerin kurulmasıyla ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Çocuklarımıza eğitim imkânı mutlaka geniş şekilde sağlanmalıdır. Bununla ilgili olarak da üniversitelerin kurulması, yüksekokulların kurulmasıyla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine bu yönlü olarak kanun teklifleri vermiş bulunuyoruz.

Ayrıca, Tokat’ta öğrenci yurtlarının sayısının artırılması ve öğrencilere çeşitli imkânların verilmesi noktasında belediyelere ve diğer sivil toplum kuruluşlarına da çok çeşitli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Devamla) - Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, kadına yönelik şiddet hakkında söz isteyen Van Milletvekili Gülşen Orhan’a aittir.

Buyurun Sayın Orhan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Van Milletvekili Gülşen Orhan'ın, kadına yönelik şiddete ilişkin gündem dışı konuşması

GÜLŞEN ORHAN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddet konusunda gündem dışı söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, kadına yönelik şiddet konusu hep bu Meclis kürsüsünde çifte standarda maruz kalıyor, dün de böyle bir çifte standart olayı gerçekleşince burada konuşmam şart oldu. Geçtiğimiz pazar günü seçim çalışmaları yaptığımız bir sırada, okulları gezdiğimiz bir sırada saldırıya uğradık. Bu konuda, bizim yanımızda olan, bu olayı kınayan, bu şiddet olayına maruz kalmamızla alakalı beyanat veren bütün insanlara, arkadaşlara, dostlara teşekkür ediyorum; özellikle, HDP Grup Başkan Vekili Sayın Pervin Buldan’a teşekkür ediyorum bu duyarlılığından dolayı.

Ancak ne yazık ki yerel sorumluların bu noktada çok duyarlı olduklarını söyleyemem. Orada bu insanların şiddetten, nefretten uzaklaşmasında yegâne –bence- etkili olacak şey, insanları bu konudan dışlamak, lanetlemek, kınamak ve bu konunun doğru olmadığını ifade etmektir. Ancak oradaki arkadaşlarımız, benim -neden oraya gittiğimi, neden orada gezdiğimi- insanları tahrik ettiğimi ifade ettiler, hatta hatta TOMA’larla, zırhlı araçlarla seçim çalışmasına gittiğimi ifade ettiler ki yüzlerce insan orada bulunuyordu ve bizim 3 kişiyle beraber gittiğimizi gördüler.

Değerli arkadaşlar, bu konuyu Meclis kürsüsüne getirmeyi düşünmüyordum ancak dediğim gibi, dün kadına şiddete yönelik konuşan arkadaşımızın bu konuyla alakalı bir yanlışlık görmediğini gördüm. Biz milletvekiliyiz, ben de bir milletvekiliyim ve bu Meclis kürsüsünde, bu çatı altında beraber siyaset yapıyoruz. Bize yönelik, bana yönelik bu şiddeti bu insanlar görmüyor mu, bu arkadaşımız görmüyor mu, bunu neden lanetlemiyor? Ve çıkıp burada kadına yönelik şiddeti insanlara anlatmaya çalışıyor ve burada bir yanlışlık olduğunu ifade etmeye çalışıyor bütün agresifliğiyle, bütün heyecanıyla, bütün duygularıyla. Ancak inandırıcı olmadığını fark ettiğinde de çıkıp çok pahalı ayakkabıyla, binlerce liralık ayakkabısıyla kadın şiddetine yöneliyor. Bu doğru bir davranış değil. Eğer herkese aynı duyarlılıkla muamele etmezseniz halk nezdinde de inandırıcı olmazsınız, Mecliste de inandırıcı olmazsınız, bu şekilde halkın önünde de rezil olursunuz. Bir kadının çıkıp bu kürsüde ayakkabısıyla insanları tehdit etmesi ne demektir? Bu, Türk kadınına yakışmaz, Kürt kadınına yakışmaz; bu, Anadolu’nun hiçbir kadınına yakışmaz değerli dostlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

“Hak” demek, “özgürlük” demek, “ilericilik” demek, “demokrasi” demek bütün bu istemleri herkes için istemek demektir. Yoksa, halk nezdinde inandırıcılığınız olmaz ve gülünç duruma düşersiniz değerli arkadaşlar. Ve bütün şiddet olaylarına karşı hepimizin yekvücut olup kınamamız lazım kimden gelirse gelsin, kime gelirse gelsin. Bizler de bu yanlışı yapıyorsak bizler de kınanmalıyız ama başkaları yapıyorsa onlar da kınanmalıdır. Herkes öz eleştirisini yapmalıdır.

Şimdi, memleketimizde, Türkiye’de seksen yıl ırkçı gençler yetiştirildi. Ne oldu? Netice itibarıyla, şu anda başka bir kesim ırkçı gençler yetiştiriyor ve hiç kimsenin gezmesine, konuşmasına, söylemesine, siyaset yapmasına tahammül gösteremiyorlar. Bu onların suçu değil, bu onların kabahati değil. Bu insanlar seksen yıldır devletin zulmü altında yaşadılar ama şimdi özgürlüğe, demokrasiye, konuşmaya, siyasete alıştıkları günde birileri onları hesaplaşmaya, kine, nefrete, öldürmeye, dövmeye, taşlamaya zorluyor ve ona mecbur ediyor. Bizler siyasiler olarak, söylemlerimizde onları kınamalı ve bu işten uzaklaştırmalıyız. Türkiye'de, ne Kürtler Türklersiz ne Türkler Kürtlersiz ne de hiçbir parti diğerini kapsamadan yaşayabilir.

Umuyorum ki bu kürsüde bir daha böyle bir tavır, böyle bir davranış halkımıza, insanımıza, kadınlarımıza gösterilmemiş olur, hepimiz sağduyulu olarak birbirimizin hakkını, hukukunu savunmuş oluruz.

Bu vesileyle teşekkür ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Buldan, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, kadına yönelik şiddeti kınadıklarına, bu konuda Meclis çatısı altında hemfikir olunması ve birlikte hareket edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Sayın Gülşen Orhan’ın ifade ettiği kadına yönelik her türlü şiddeti tasvip etmediğimizi, kınadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Fakat şunun altını çizmekte de fayda var: Hepimizin düşüncesi, ideolojisi, siyasi fikirleri aynı olmayabilir ama kadın konusunda, hepimizin, burada, bu Meclis çatısı altında hemfikir olmamız gerektiğini, birlikte hareket etmemiz gerektiğini ifade etmek isterim. Keşke Sayın Gülşen Orhan, daha önce kadına yönelik şiddet konusunda diğer partilerden, CHP’den, HDP’den, MHP’den diğer kadınlara yapılan şiddet konusunda da çıkıp söz almış ve bu konudaki fikirlerini beyan etmiş olabilseydi.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hep kınadık, hep!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ve biz kadın konusunda ne yazık ki bu Meclis çatısı altında bir birlik ve beraberlik sağlayamadık, en büyük eksikliğimiz buradan kaynaklanıyor bence. Bundan sonra, belki bu vesileyle birlikte hareket etmenin yollarını açabiliriz, birlikte hareket etmenin önünü açabiliriz ve bu vesileyle kadına yönelik her türlü şiddet ve baskıyı, her türlü cinsel taciz ve tecavüzü önleyebiliriz. Bu konuda birlikte hareket etmekte fayda var diye ifade etmek istiyorum. Kim olursa olsun -bu bir milletvekili de olabilir, sıradan bir vatandaş da olabilir- kadına yönelik her türlü şiddete karşı olduğumuzu burada tek ses, tek yürek ifade etmenin anlamlı olduğunu düşünüyorum; bundan sonra bu tür yolların, şiddetin önüne geçebiliriz diye de ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

GÜLŞEN ORHAN (Van) – Sayın Başkan, söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Orhan…

Buyurun Sayın Altay.

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu beyan ettiklerine ve Van Milletvekili Gülşen Orhan’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Van Milletvekilimiz Sayın Gülşen Orhan’a pazar günü bir şiddet uygulandığını maalesef şimdi duydum. Daha önce duysaydım hemen kendisini arardım, geçmiş olsun dileklerimi iletirdim. Şimdi duydum, hakikaten çok üzüldüm.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, hele hele kadına şiddetin asla kabul edilemez olduğunu beyan ediyoruz, kınıyoruz.

Kendisine, tekrar, geçmiş olsun diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaçoğlu, buyurun.

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kadına yönelik şiddeti kınadıklarına ve Van Milletvekili Gülşen Orhan’a geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle Gülşen Hanım’a çok geçmiş olsun diyorum ve şiddetle kınıyorum yapılanları. Sadece kendisine değil, aracına filan da zannediyorum saldırılar yapılmış, parçalanmış. Gerçekten çok büyük üzüntü içerisinde olduğumuzu da belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlar, bir kuş iki kanatla uçar, tek kanatla uçan kuş görülmemiş dünyada. Eğer dünya düzenini doğru götürmek istiyorsak… Eğer kuş kanatlarından bir tanesi erkeklerse diğeri, ondan hiç eksik kalmayan işleve sahip olduğunu düşüneceğimiz hanımefendilerdir. Dolayısıyla, her ikisine aynı özeni göstermemiz gerekir. Ve dolayısıyla da evin gerçek temel direği olan hanımlara gerçekten herhangi bir şekilde şiddet uygulanması, onlara karşı gayriinsani davranışlar içinde bulunulması kabul edilemez bir durumdur. Bunun için gerekli her türlü yasanın çıkarılmasında -ki bir yasa çıkarıldı ama yeterli olmadığını düşünüyorum çünkü bu konuda biz de yasa teklifi vermiştik- bu çerçeve içerisinde her türlü yasanın çıkarılmasında gerekli desteği vereceğimizi buradan taahhüt ediyorum. Dolayısıyla, bu türden, Türkiye’de gittikçe yaygınlaşan bu konunun engellenmesi konusunda da gerekli tedbirlerin alınması için Hükûmetin harekete geçmesini diliyorum.

Tekrar, Gülşen Hanım’a geçmiş olsun diyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye.

Buyurun Sayın Orhan.

4.- Van Milletvekili Gülşen Orhan'ın, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜLŞEN ORHAN (Van) – Sayın Başkanım, Sayın Pervin Buldan arkadaşımız, bu konularla alakalı Meclis kürsüsünde hiç konuşmadığımı, saldırıya uğrayan ya da şiddete uğrayan kadınlarla alakalı, bu konuyla alakalı hiç konuşmadığımı ifade ettiler. Bu Meclis kürsüsünde bu konuyla alakalı fikir beyan etmemiş olmam buna karşı olmadığım anlamına gelmiyor. Fikirlerimle, açıklamalarımla, sosyal medyadaki açıklamalarımla her zaman şiddeti kınamışımdır, kınamaya devam ediyorum, edeceğim de.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki.

Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Buldan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sebahat Hanım’ın bir…

BAŞKAN – Biliyorsunuz, ben, gündem dışı diğer taleplere…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, mesele kadın meselesi ve…

BAŞKAN – Hayır, başka söz talepleri de var.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – …görüş belirtecek.

BAŞKAN – Ama şimdiye kadar vermedim Sayın Buldan, biliyorsunuz yani sadece grup başkan vekillerine veriyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, bu erkek egemen zihniyeti bir kenara bırakalım.

BAŞKAN – Hayır, lütfen ama. Bu, erkek egemen zihniyetle ilgili değil efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kadına şiddet farklı bir şey, bence bu konuda her kadın vekile söz vermek gerekir.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu mesele biraz farklı bir mesele.

BAŞKAN – Hayır, lütfen.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ama önce söz istemiştik, kadın meselesini konuşuyoruz.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan…Sayın Başkan…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bize söz vermiyor musunuz?

BAŞKAN – Sadece Sayın Tuncel değil, Sayın Özkan ve Sayın Demiröz de sisteme girmiş durumdalar.

Teşekkür ederim.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 21 milletvekilinin, kadın sığınma evlerinin koşullarının ve ihtiyaçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1055)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'de kadın sığınmaevlerinin koşullarının ve ihtiyaçlarının araştırılması ve istatistiklerin çıkarılması, bu alanda mücadele veren kadın kurumlarıyla birlikte çalışarak daha etkin aile içi şiddetle mücadele araçlarının geliştirilmesi, mevcut yasaların uygulanabilir olabilmesi için alınması gerekli önlemlerin tespit edilmesi ve AB standartlarında kadın sığınmaevlerinin açılabilmesi için, sığınmaevlerinin kapsamlı çalışabilmelerinin yöntemlerinin bu alanda deneyimli kadın örgütleriyle birlikte ortaya konması için fiilî olarak yapılması gerekenlerin elde edilmesi amacıyla Anayasa’nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ederiz.

1) Sebahat Tuncel                                  (İstanbul)

2) Pervin Buldan                                    (Iğdır)

3) İdris Baluken                                     (Bingöl)

4) Sırrı Sakık                                         (Muş)

5) Murat Bozlak                                     (Adana)

6) Halil Aksoy                                        (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                     (Batman)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                    (Bitlis)

9) Hasip Kaplan                                     (Şırnak)

10) Emine Ayna                                     (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                               (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                         (Diyarbakır)

13) Adil Zozani                                      (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                          (İstanbul)

15) Esat Canan                                      (Hakkâri)

16) Mülkiye Birtane                                (Kars)

17) Erol Dora                                         (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                                (Mersin)

19) Demir Çelik                                     (Muş)

20) İbrahim Binici                                  (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                       (Van)

22) Özdal Üçer                                      (Van)

Gerekçe:

Aile içinde kadına yönelik şiddete karşı Türkiye'de kadın kurumlarının ve feministlerin yürüttüğü mücadeleler sonucunda, aile içi şiddet görünür hâle gelmiştir. Toplumsal cinsiyet rollerinde kadına dayatılan ve eril bir zihniyetin ürünü olarak kadına yönelik şiddetle mücadele etmek için, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de pek çok yöntem geliştirilmiştir. Şiddet gören kadınlar için sığınmaevlerinin açılması ve bunun kamunun temel bir görevi hâline gelmesi bunların en önemlileridir. Avrupa ülkelerinde 1970'lerde açılan sığınmaevleri, kadınların mücadeleleri sonucunda Türkiye'de 1990'larda açılabildi. Sığınmaevlerinin aile kurumuna zarar verebileceği anlayışı, ne yazık ki sığınmaevlerinin ve aile içi şiddetle mücadelenin önünde duran en büyük engellerden biri.

AKP Hükûmetinin kadınla ilgili bakanlıktan yasalara kadar her alanda kadını birey olarak değil ailenin bir parçası olarak görmesi, dolayısıyla kadının korunmasından ziyade aile kurumunun korunması yönündeki politikaları aile içi şiddeti daha da meşrulaştırmaktadır. Bu anlayışın ürünü olarak yasalarda her 50 bin nüfusun olduğu yerde bir kadın sığınmaevi açmakla yükümlü olan devlet bunu yerine getirmemektedir. Yasalar çıkarılırken ciddi altyapı çalışmalarının yapılmaması, bütçe ayrılmaması gibi sıkıntılar mevcuttur. AB ülkelerinde her 8-10 bin nüfusta bir açılan kadın sığınmaevlerinde feminist bakış açısının artık yerleştiği ve aile içi şiddetle mücadelede sığınakların önemli bir rolü olduğu görülmektedir.

Avrupa Kadına Yönelik Şiddet Merkezinin verilerine göre, Türkiye 44 ülke içerisinde kadın nüfus başına düşen sığınmaevi ve yeterlilik açısından 23’üncü sırada yer almaktadır. Hollanda, İspanya gibi ülkelerde her 3 bin nüfusa 1 sığınmaevi düşerken Türkiye'de toplam sayı 86'dır. Ancak, var olan ve özellikle belediyelere bağlı sığınakların çalışma niteliklerinin çok sorunlu olduğu, sadece koruma sağlama yönünde olduğu, gerekli sosyal çalışmaların yapılmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, kadın, sığınaktan çıktıktan sonra yine şiddet yaşantısına geri dönmektedir.

Kadının şiddetten korunması ve sonrasında tekrar şiddet sarmalına dönmemesi için geçici barınma, çocuklarına bakabilme, can güvenliğinin sağlandığı bir ortamda hayatını devam ettirebilme ve ekonomik olarak ayakları üzerinde durabilme imkânının sağlanması şiddetle mücadelede oldukça önemlidir. Bu alanda çalışan ve önemli deneyimlere sahip Mor Çatının kurumlarına yapılan başvurulara göre, başvuran her 4 kadından 1'i sığınak talep etmektedir. Sığınaklarda kadınların kaldığının gizli tutulması gerekirken polis ya da savcı, şiddet uygulayan eşlere bilgi verebilmektedir. Ancak bu konuda karakollarda, kaymakamlıklarda ve diğer devlet kurumlarında tutanakların tutulmadığı, dolayısıyla sağlıklı istatistiklerin çıkarılmadığı, dolayısıyla sığınak talebinin tespit edilmesi için resmî verilerin eksik olması ciddi bir sorundur.

Aile içi şiddete maruz kalmış kadınlara devletin koruma sağlaması temel bir görevidir. Türkiye'de 2011 yılında 257 kadın öldürüldü, 102 kadın tecavüze uğradı ve 220 kadın yaralandı. Dünya Ekonomik Forumu 2011 raporuna göre, kadın-erkek eşitliğinde Türkiye, 135 ülke arasında 132’nci sırada. Her 10 kişiden 4'ünün şiddet gördüğü, her gün 5 kadın cinayetinin işlendiği devletin sığınmaevlerini şiddetle mücadelede önemli bir araç olarak görüp şiddetle etkin bir şekilde mücadele etmelidir.

Bu anlamda, Türkiye'de kadın sığınmaevlerinin koşullarının ve ihtiyaçlarının araştırılması, bu alanda mücadele veren kadın kurumlarıyla birlikte çalışarak daha etkin aile içi şiddetle mücadele araçlarının geliştirilmesi, mevcut yasaların uygulanabilir olabilmesi için alınması gerekli önlemlerin tespit edilmesi ve kadın sığınmaevlerinin açılmasını ve sonrasında kadınların can güvenliğinin korunabilmesi için fiilî olarak yapılması gerekenlerin elde edilmesi için bir araştırma komisyonu kurulmasını önermekteyiz.

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Diyarbakır havalimanı terminal binası inşaatı ve ihale sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1056)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) tarafından yapılacak olan Diyarbakır Havalimanı terminal binası inşaatı ve ihale süreciyle ilgili olarak Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105 'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Altan Tan                                                             (Diyarbakır)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

4) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

5) Murat Bozlak                                                        (Adana)

6) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

7) Hasip Kaplan                                                       (Şırnak)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                                       (Bitlis)

9) Emine Ayna                                                          (Diyarbakır)

10) Ayla Akat Ata                                                      (Batman)

11) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

13) Esat Canan                                                        (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                                                  (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                                                  (Kars)

17) Erol Dora                                                           (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                        (Muş)

20) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                                          (Van)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

Gerekçe:

Diyarbakır Havalimanı terminal binası yapım işi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 20’inci maddesine göre belli istatistikler arasında ihale usulüyle ihale edilecektir. Ön yeterlik değerlendirilmesi 27/9/2012 tarihinde Ankara DHMİ Genel Müdürlüğünde yapılacaktır. Ön yeterlilik değerlendirmesi sonucu bazı kriterler aranmaktadır. Bunlar arasında;

1) 30 milyon TRY (Türk Lirası) tutarından az olmamak üzere bankalar nezdindeki kullanılmamış nakdî veya gayrinakdî kredisi ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan mevduatı gösteren banka referans mektubu,

2) Adayın cirosunun 70 milyon TRY (Türk Lirası), taahhüt altında devam eden yapım işlerinin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen yapım işlerinin parasal tutarının ise 50 milyon TRY (Türk Lirası) az olmaması,

3) Son on beş (15) yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ve 170 milyon TRY (Türk Lirası) tutarından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler,

4) Adayın ihalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya eş değer belgeleri gibi ekonomik ve mali yeterliliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler belirtilmiştir.

Tüm bu belgelerle yeterliği tespit edilenler arasından ön yeterlik şartnamesinde belirtilen kriterlere göre sıralanarak listeye alınan 5 adayın teklif vermeye davet edileceği söylenmektedir.

Önce yeterlilik değerlendirilmesine gidilip, daha sonra yeterliliği sağlayan kişi veya kurumlar arasından ilk 5 kişinin hangi kriterlere göre sıralanacağı açıkça belirtilmelidir. Bu verilen kriterleri sağlayıp neden teklif verme aşamasına davet edilmedikleri ortaya konulmalıdır. Şartnamede belirtilen hususların tamamını sağlayan 5'ten fazla adayın olması durumunda hangi konulardaki verilere öncelik verileceği yine net olarak ortaya koyulmalıdır. Eğer bu söylenenlerden daha yüksek kriterler aranıyorsa da bu kriterlerin neler olduğu şartnamede belirtilmelidir. İhale sürecinin şeffaf bir şekilde sona ermesi için bu konuların üzerinde şüphe bırakılmayacak şekilde halledilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ihalede neden sadece ilk 5'e giren adaylar davet edilecek, bunun sebepleri hakkında bilgilendirme yapılmalıdır.

3.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 23 milletvekilinin, taş ocaklarının insan sağlığı, doğa ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1057)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son yıllarda giderek artan taş ocaklarının, insan sağlığı, tarımsal üretim, doğal yaşam, yüzeysel ve yer altı suları, deniz suyu üzerindeki zararlı etkilerinin ve alınacak önlemlerin tespit edilmesi için Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 27/09/2012

1) Abdullah Levent Tüzel                                          (İstanbul)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                                       (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

5) Murat Bozlak                                                        (Adana)

6) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                                       (Batman)

8) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu                                       (Bitlis)

10) Emine Ayna                                                        (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                                           (Diyarbakır)

13) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

14) Esat Canan                                                        (Hakkâri)

15) Sebahat Tuncel                                                  (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                                                  (Kars)

17) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

18) Erol Dora                                                           (Mardin)

19) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

20) Demir Çelik                                                        (Muş)

21) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

23) Nazmi Gür                                                          (Van)

24) Leyla Zana                                                         (Diyarbakır)

Gerekçe:

Bilindiği üzere, doğal ortam ve çevre, insanın varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. İnsanın bilerek veya bilmeyerek doğadan vazgeçmesi, çevresini ve doğal ortamını tahrip etmesi bir süre sonra telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaktadır.

Kaybettiğimiz bir ormanı yeniden oluşturmak, kirlettiğimiz bir denizi eski hâline kavuşturmak on yıllarımızı aldığı gibi, inanılmaz derecede mali kaynakların sarf olmasına da yol açmaktadır. Marmara Denizi bunun en çarpıcı örneğidir.

Son yıllarda sayıları giderek artan taş ocakları nedeniyle ülkemizin akciğeri olan ormanlık alanlar, tarım arazileri ve içme suyu kaynaklarımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunların başında, Marmara Bölgesi'nin akciğeri olan, ağaç çeşitliliği, endemik bitkileri ve Sapanca Gölü gibi bir su kaynağını barındıran Sakarya-Adapazarı havzası bulunmaktadır.

Öte yandan, taş ocaklarının faaliyet gösterdikleri yerin topografyasını ve coğrafyasını değiştirdiği bilinmektedir. Şu anda, birçok taş ocağının faaliyetleri, çalıştıkları yerin coğrafik şeklini değiştirecek boyutlara ulaşmıştır.

Dağların yanında ormanlara da ciddi zarar veren taş ocaklarının, insan sağlığı başta olmak üzere bulundukları bölgedeki biyo çeşitliliği, tarımı ve tarımsal verimi ciddi ölçüde etkilediği yapılan bilimsel çalışmalarla göz önüne serilmiştir. Yaşam alanlarına yakın yerlerde artan taş ocaklarıyla birlikte astım ve akciğer hastalıklarında gözle görülür oranda bir artış tespit edilmiştir. Nitekim, Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan araştırmalar, taş ocaklarının yaşam alanlarından uzakta olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Taş ocaklarında kullanılan dinamitlerle ortaya çıkan tozlar ve kimyasalların Sapanca Gölü’nü besleyen derelerle birlikte göle akıp kirleterek ciddi boyutlara varan risklere yol açması kaçınılmazdır. Kirlenme geçim kaynaklarından biri olan arıcılığı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Bütün bunlara ek olarak ayrıntı gibi gözükse de yüzlerce kamyonun orman ve köylerin içinde sürekli taş taşımaları da başka birçok sorunu beraberinde getirecektir.

Toplumsal maliyet dikkate alınmadan sadece kısa vadedeki gelirler hesaplanarak yapılan çalışmaların sonuçları uzun vadede ne yazık ki geri dönülmesi mümkün olmayan zararlara yol açabilir. Böylesine zararlı etkileri bilinen uygulamalardan önce, insan sağlığına, tarıma, hayvancılığa ve en önemlisi orada yaşayanlara ne tür zarar vereceği hesaplanması gerekmektedir. Söz konusu faaliyet elde edilecek yarara kıyasla toplumsal maliyet açısından çok daha ağır sonuçlar yaratıyorsa bundan vazgeçilmesi, sadece o bölgede yaşayan insanlar açısından değil tüm ülke açısından gereklidir.

Sapanca Yanık köyü sınırları içinde yer alan orman arazisinde, bir taşeron şirkete taş ocağı olarak kullanılmak üzere ruhsat verilmesi, tüm yaşamları ve gelecekleri o topraklar olan Yanık köyü sakinleri için ayakları altındaki zeminin yok edilmesi, yaşam alanlarının daraltılması anlamına gelmektedir.

Bundan kırk yıl önce çevreye verdiği zarar nedeniyle ruhsatı iptal edilen ve yarattığı tahribatın sonuçları henüz giderilemediği bilindiği hâlde aynı yerde taş ocağı açılmasının sorumluğu yürütme erkinindir. Ancak, ülkemizin sahip olduğu yer altı ve yer üstü zenginliklerini, doğasını, toprağını, suyunu, gelecek nesiller için korumak sorumluluğu insanlığın görevidir.

Taş ocaklarının, insan sağlığı, tarımsal üretim, doğal yaşam, yüzeysel ve yer altı su kaynakları üzerindeki zararlı etkilerinin ve alınacak önlemlerin tespit edilmesi, mevcut sorunların giderilmesi ve Meclis denetim çalışmaları bakımından büyük önem taşımaktadır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, Ezidi halkının tarihinin, yok olmaya yüz tutan kimliklerinin ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmesi için neler yapılabileceği ve karşı karşıya kaldıkları sorunların gündeme taşınması amacıyla 22/1/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13/8/2014 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Pervin Buldan

Iğdır

Grup Başkan Vekili

Öneri:

22 Ocak 2013 tarihinde, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından verilen (2388 sıra no.lu), "Ezidi halkı, Türkiye coğrafyasında uzun yıllardır var olan; fakat son yıllarda sayıları oldukça azalan halklardan biridir. Ezidi halkının tarihlerinin, yok olmaya yüz tutan kimliklerinin ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmesi için neler yapılabileceği ve karşı karşıya kaldıkları sorunların gündeme taşınması" amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 13/08/2014 Çarşamba günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Erol Dora, Mardin Milletvekili.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de yaşayan Ezidilere karşı gerçekleştirilen nefret söylemlerinin son bulması, ayrıca yok olmaya yüz tutan Ezidi inancının, kimliğinin ve kültürünün korunabilmesi için gerekli olan çalışmaların yapılması amacıyla Meclis araştırması açılması için vermiş olduğumuz önerge üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ezidiler, günümüzde Suriye’den Irak’a, Türkiye’den Kafkaslar ve Rusya’ya kadar uzanan bir coğrafyada yaşıyor olmakla birlikte nüfusun büyük çoğunluğu kutsal merkezlerinin de yer aldığı Irak’ta yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, özellikle Türkiye’den başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine göç etmiş önemli bir Ezidi nüfusun olduğu da bilinmektedir.

Değerli milletvekilleri, Ezidiler Türkiye’de yoğun olarak Urfa, Diyarbakır, Viranşehir, Batman ve Mardin’de yaşamaktadırlar. Kendilerine özgü dinî inançları, gelenekleri ve kültürleri olan Ezidiler, şu an maalesef yok olma tehdidiyle karşı karşıyadırlar. Türkiye coğrafyasında yaşayan bir çok halk gibi Ezidiler de ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmış, bu ve benzer nedenlerle yaşadıkları toprakları terk ederek başka ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyet tarihi boyunca ve özellikle 12 Eylül askerî darbesi sonrasında hem Kürt olmaları hem de Müslüman olmamaları nedeniyle Ezidilerin sahip oldukları kimlikler devletçe tanınmamıştır. Ayrıca, ayrımcı, asimilasyoncu ve göçertici politikalara da maruz bırakılmışlardır.

Nüfus cüzdanlarında yer alan din hanesine (x) veya (-) gibi işaretler konulması da Türkiye devletinin bu inancı ötekileştirdiğinin ve yok saydığının başka bir kanıtı niteliğindedir.

Değerli milletvekilleri, Ezidilerin yaşadıkları sorunlar, maalesef, sadece Türkiye coğrafyasıyla sınırlı değildir. Son olarak IŞİD terör örgütünün Irak'ta başlattığı katliamcı yayılma politikalarından en fazla zarar gören halklardan birisi de Ezidiler olmuştur.

Her savaşta olduğu gibi bugün Irak savaşında da, Suriye savaşında da, İsrail'in Gazze halkına yaptığı saldırılarda da, kısaca üç semavi dinin beşiği olmakla övünen Orta Doğu'da savunmasız insanlar ve özellikle küçücük çocuklar inançları bahane edilerek öldürülebiliyorlar.

Son olarak peşmerge kuvvetlerine saldıran IŞİD, Telafer'de yüzlerce Türkmen ailenin de sığındığı Ezidi ilçesi Şengal’i, diğer adıyla Sincar'ı ele geçirdi. Ezidiler ile ilçeye sonradan sığınmış olan Türkmenler Sincar Dağı’na sığındılar.

Değerli milletvekilleri, bölgeden alınan bilgilere göre günlerdir devam eden çatışmalar sonucu Kürtlerin "Şengal" olarak adlandırdığı Sincar bölgesi IŞİD'in kontrolüne geçti. IŞİD'in bölgeye gelmesi üzerine, Sincar, Sinun nahiyesi ve çevre köylerde yaşayan Ezidiler evlerini terk ederek Duhok ve Zaho bölgelerine sığınmak zorunda kaldılar. Bugün itibarıyla Şengal bölgesinden kaçan yüzlerce Ezidi, Silopi, Batman, Midyat, Viranşehir gibi Ezidilerin daha önce de yoğun olarak yaşadıkları yerleşim bölgelerine sığınmak zorunda kaldılar.

Bölgede terör estirmeye devam eden IŞİD çetesi dinini değiştirmeyenleri katlediyor, bölgede yaşayan Şii, Hristiyan ve Ezidilere ait kutsal mekânları da bombalayarak imha ediyor.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki IŞİD, Irak'ta ve Kürt bölgelerinde farklı mezhepleri, dinî grupları ve muhalifleri kolayca ortadan kaldırabilecek bir fırsat ele geçirmiştir. IŞİD, Musul'da çok sayıda ağır silahı ve yüksek miktardaki mühimmatı ele geçirmiş bulunmaktadır. Bu sebeple, özellikle Irak'ın ve güney Kürdistan'ın kırsal bölgelerindeki halk savunmasız kalmıştır. Özellikle, Şengal'deki Kürt Ezidiler ve Telafer'den Şengal'e sığınan Şii Türkmenler IŞİD güçleri tarafından kuşatılmış bulunmaktadır. Çocukların, kadınların ve yaşlıların da içinde bulunduğu 50 binden fazla insan bir hafta boyunca su ve yemek olmadan Şengal Dağı'nda sığınmak zorunda kalmışlardır. Şengal Dağı çevresindeki IŞİD kuşatması sebebiyle herhangi bir kaçış noktası olmadığından orada yüzlerce çocuk susuzluktan hayatlarını kaybetmiştir. Şengal kasabası ve köylerinden kaçamayan binlerce sivil, IŞİD tarafından infaz edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; IŞİD, çıkardığı fetvalarla Musul'daki Hristiyanların kentte kalabilmesi için Müslüman olmalarını şart koşmuştu. IŞİD'in Müslüman ve Sünni olmayanlara yönelik sert tutumu nedeniyle farklı inanca sahip olan Ezidiler de bu zulme maruz kalmışlardır.

Değerli milletvekilleri, YPG'nin yoğun çatışmalar sonucunda çatışma bölgelerinde güvenlik koridoru oluşturduğunu biliyoruz. Güvenlik koridoru sayesinde 20 binden fazla Ezidi Rojava’ya ulaşabilmiştir. Binlerce Ezidi hâlen bu koridordan Rojava'ya ulaşmaya devam etmektedir.

Rojava bölgesindeki Cizire Kantonu Yönetimi, Derik bölgesinde sığınan halk için asgari ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla bir kamp inşa etmeye başlamıştır. Ancak, on binleri bulan bu insanlar için uluslararası desteğe ihtiyaç vardır. Bu sebeple, uluslararası yardım faaliyetlerinin organize edilmesi, gerekli diplomatik çalışmalarla yardımların kampa ulaştırılması için gerekli girişimlerin derhâl başlatılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, diğer yandan, Türkiye'den Rojava'ya yardımların ulaştırılabilmesi için Türkiye bu bölgede bir koridor oluşturmalıdır. Özellikle, insani yardım transferleri için Şenyurt-Dırbesiye geçiş noktası derhâl açılmalıdır. Zorunlu göçe maruz kalan Ezidiler, Türkmenler, Asuri Süryaniler ve bölge halkları için bir umut kaynağı yaratılması insani bir zorunluluktur.

Değerli milletvekilleri, IŞİD terör örgütünün Suriye ve Irak'ta barbarlık konusunda sınır tanımayan uygulamaları ve işlediği insanlık suçları ciddi bir müdahale olmadığı takdirde devam edecektir. Barbar IŞİD örgütü, sağlanan desteklerle gitgide tüm Orta Doğu için büyük bir tehlike arz etmeye başlamıştır. Yaratılmış bu canavarın kendisine destek vermiş ve vermekte olan devletler için de yakın zamanda büyük tehlikeler arz edeceği aşikârdır. Irak'ta, Suriye'de süregiden katliam ve cinayetlere ve Gazze'de Filistin halkına karşı yapılan bunca zulme rağmen Birleşmiş Milletler, Amerika ve Avrupa Birliğinin, diğer taraftan komşu ülkelerin bütün bu olup biten insanlık suçları karşısındaki duyarsızlıklarını ve sergiledikleri çifte standartlı tutumu elbette ibretle izlemekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son dönemlerde medyaya düşen dehşet fotoğraflarında görüldüğü gibi, Orta Doğu coğrafyası âdeta ölüm tarlalarına dönüşmüştür. Bir yandan Orta Doğu'nun demografik haritası değişiyor, diğer taraftan bölgenin kadim halkları, kültür ve inançları ana yurtlarından tamamen silinmek isteniyor, buna karşın kimseden anlamlı bir tepki çıkmıyor. Dünya, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, uluslararası sivil toplum kuruluşları maalesef buna sessiz kalmaktadırlar. Orta Doğu’da insan kanı, sudan, petrolden daha ucuz hâle getirilmiş durumda.

Değerli milletvekilleri, 21’inci yüzyıl, halkların kendi kaderlerini tayin edebildikleri, farklı inanç, etnik ve kültürel yapıların özgür ve eşit haklarla bir arada yaşayabildikleri yönetim biçimlerinin hayata geçirilmesi gereken bir yüzyıldır. Rojava halkları bunun en güzel örneğini hayata geçirmiş ve yaşatmaya çalışmaktadırlar. Ancak IŞİD gibi barbar örgütlere destek veren tekçi ve emperyalist anlayışlar bu demokratik modelleri boğmak istemektedirler.

Değerli milletvekilleri, insanlığın tüm değerleri ve kazanımları tehlike altındadır. Emperyalizmin bir piyonu hâline gelmiş bu barbar örgütlere karşı bölgede yaşayan Kürtler, Asuri-Süryaniler, Keldaniler, Türkmenler, Araplar, Türkler, Şiiler, Ermeniler, Aleviler, Müslümanlar, Ezidiler, Hristiyanlar, kısaca zulme uğrayan bütün halklarla dayanışma içerisinde olmalıyız.

Değerli milletvekilleri; gelişmeler neticesinde artık daha açık görmekteyiz ki farklılıkların bir arada ve birbirlerinin haklarına saygılı biçimde yaşayabilmelerinin yolu, demokratik ulus ve ortak vatan zihniyetinden geçmektedir. Bölge huzuru ve barışı, farklı inançsal ve etnik yapıların kendi aralarında kuracakları özgür, demokratik bir birliktelikten geçer. Farklı olanı dışlamanın en büyük hastalık olduğu bu topraklarda, ilkeli, insani ve toplumsal ilişkilerin bu hastalığın tedavisindeki en etkili yol olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Biraz önce de zikrettiğimiz gibi, Türkiye’de bulunan Ezidilerin çoğu şu anda diasporada, Almanya’da yaşamaktadırlar. Bunların bu son süreçte Şengal’de yaşadıkları trajik durum başta olmak üzere, göç etmiş bulunan Ezidilerin tekrar ülkelerine dönebilmeleri ve var olan sorunlarının çözümlenmesi noktasında vermiş bulunduğumuz bu araştırma önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Abdurrahim Akdağ, Mardin Milletvekili.

Buyurun Sayın Akdağ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ABDURRAHİM AKDAĞ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi Grubunun Ezidi halkının sorunlarının gündeme taşınması için Meclis araştırılması açılması amacıyla vermiş olduğu önergeyle ilgili olarak AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Ezidi dini, Şeyh Adi bin Misafir tarafından 12’nci yüzyılda Zerdüştlük ve yerel Mezopotamya inançları ile İslâm sufiliğinin kaynaştırılması neticesinde oluşturulan dinî bir inanç sistemidir. Koyu bir Sünni olan Arap kökenli Şeyh Adi tarafından kurumsallaştırılan bu dinde, inananların çoğunluğu Kürtçe konuşmakta olup ağırlıklı olarak Irak'ın Musul kentinde yaşamaktadırlar. Ermenistan, Gürcistan, İran, Suriye ve Türkiye’de cemaatleri bulunan Yezidilerin bugünkü toplam nüfusunun 800 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. 2007 yılında Türkiye’de nüfusları 377’ye kadar -Urfa’da 243, Batman’da 72, Mardin’de 51, Diyarbakır’da 11 kişiye kadar- gerilemiştir. Türkiye Ezidilerinin büyük bir kısmı bugün Almanya’da yaşamaktadır.

"Ezidi” kelimesinin bu dinin tanrısı olan “Azda” kelimesinden türetildiği iddia edilmektedir. Kürt dilinde "Tanrı" isminin karşılığı iki kelime mevcuttur: Bunlardan biri “...”(x) ve “...”(x)dır. “...”(x) beni yaratan, veren ve var eden anlamlarına gelmektedir. “...”(x) ise kendiliğinden var olan anlamına gelmektedir.

Ezidilikte Tanrı dünyanın sadece yaratıcısıdır, sürdürücüsü değildir. Düşmüş Melik “Melik Tavus” olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Tanrı’yla barışıktır. Düşmüş Melik dünya gibi hem iyi hem de kötüdür. Ezidiler için Melik Tavus, en güçlü melek ve aynı zamanda affedilmiş şeytandır. Bu ismi ağzına almak mukaddes olduğundan yasaktır. İyilik ve kötülüğün kaynağı aslında Melik Tavus'tur. Ahiret inancı gibi sonradan hesap verilecek bir yerin varlığı ise söz konusu değildir.

Ayrıca, Ezidilikte Melik Tavus inancı eski Zerdüştlük ve Mitraizm'den etkilenmiştir. Günümüzde Ezidilerin oldukça kapalı ve geleneklerine bağlı olarak kültürlerini devam ettirdikleri bilinmektedir.

Irak’ta Laliş’te Şeyh Adi’nin mezarının bulunduğu bir tavaf merkezi, kutsal mekânları vardır. Yeni yılı burada karşılayıp hac ibadetlerini de burada yapmaktadırlar.

Müslüman halk arasında yöremizde bir sosyal bağ oluşturma kaygısından hareketle kirvelik müessesi devreye girmektedir. Bir Müslüman bir Ezidiyle kirve olduğu zaman âdeta bir kan bağı varmış gibi birbirlerine hürmet etmekte, birbirlerini himaye etmekte ve birbirlerine sahip çıktıklarını yakinen çevremdeki uygulamalardan biliyorum.

Yezidilerin kendilerine “Azday halkı” adını verdikleri belirtilmektedir. İnançları arasında şu esaslar vardır: Dünya sonsuzdur, dünyayı yaratan Tanrı onu asla yıkmaz. Tabiatın korunması ve tabiata saygı esastır. Günde üç defa güneşe dönerek ibadet edilir. Çarşamba günü Melik Tavus ve ilk 2 insanın yaratıldığı gün olup Şahid bin Car’ın meydana geldiği gün olduğundan dinlenme günüdür. Sonradan Yezidi olmaya izin verilmez, şeytanın adını telaffuz etmek haramdır, şeytanın adını anımsatan kelimeler kullanılmaz. Yezidilerin iki kutsal kitabı vardır: Biri Mishefa Reş yani “siyah kitap”, diğeri de Kitab-ül Celve’dir.

Değerli milletvekilleri, 2003 yılında bir araştırmada, Mardin’in Midyat ilçesinde 6 kişilik Ezidi ailesiyle bir mülakat yapılmıştır. Mülakattaki sorulara verilen cevaplarda, Ezidilerin bölgeyle ilgili şikâyetlerinin olup olmadığı, Müslüman komşularının olup olmadığı, herhangi bir baskının yaşanıp yaşanmadığı, okulda öğretmenlerinin öğrencilerine iyi davranıp davranmadığı, zorunlu din dersine katılmak zorunda kalıp kalmadıkları, hatta Ezidi evi kurulmasıyla ilgili taleplerinin nasıl değerlendiği hususlarına verilen cevaplarda pozitif bir yaklaşım gösterdikleri kayıtlara geçmiştir. Ezidi vatandaşların temsilcisi Nedim Erkiş, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geri dönüşlerle ilgili olarak yaptığı açıklamanın bizi umutlandırdığını, Başbakanın anlamlı çıkışının Ezidi vatandaşların dönüşünü hızlandıracağını basına açıklamıştır.

Değerli milletvekilleri, dini ne olursa olsun, milliyeti ne olursa olsun biz yaratılanı, Yaradan’dan dolayı seviyoruz. Bölgede en son 9 Ağustosta yani geçen cumartesi günü Musul’dan, Şengal bölgesinden kaçan 9 aileyi Midyat’ın Bacin (Güven) köyünde ziyaret ettik. Bunların 2 ailesine Midyat Belediye Meclis üyemizin kendilerine 2 evini tahsis ettiğini sevinçle gördük, memnuniyetimizi belirttik. Diğer ailelerin de Almanya’da ikamet eden Ezidilerin yaptığı bir konakta kaldıklarını gördük ve kendileriyle bir görüşme gerçekleştirdik. Adı “Meryem” olan 19 yaşlarında bir genç kız, orta yaşlı ve yaşlı bir erkekle uzun süre sohbet etme imkânını buldum. Bize açıkça şunu söylediler: “IŞİD denilen örgüt bizi yok etmeye çalışıyor. İnsanlarımız dağlara kaçmak mecburiyetinde kaldılar. 500 erkeğimizi öldürdüler, 500 kızımızı ve kadınımızı kaçırdılar. Türkiye bize sahip çıksın. Türkiye dağlarda susuzluk ve açlıkla mücadele eden insanlarımıza hava destekli sosyal yardımda bulunsun.” dediler. Burada da 4 bin insanın Silopi Habur Gümrük Kapısı’ndan geçiş yaptığını belirttiler. Ancak, bu insanlık trajedisinin uluslararası bir boyutunun olduğunu, Türkiye'nin ötesinde buraya uluslararası dengelerin, güçlerin yardımının gerekli olduğunu belirtmek istiyorum.

Ayrıca, Sayın Başbakanın talimatıyla AFAD, Zaho bölgesinde gerekli incelemeleri yapıp uygun alanlar belirlemiş, 16 bin kişilik çadırkent kurulması çalışması devam etmektedir. 4 insani yardım tırının gönderilmesi planlanmaktadır. Habur’dan giriş yapan Ezidilerin Silopi’de her türlü yardımı Kızılay tarafından karşılanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, başı dara giren, saldırıya uğrayan Kürt, saldırıya uğrayan Arap, saldırıya uğrayan Türkmen, saldırıya uğrayan Alevi, saldırıya uğrayan Sünni, saldırıya uğrayan Ezidi Türkiye’ye sığınmaktadır, Türkiye’den yardım ummaktadır ve Sayın Başbakanın kendilerine sahip çıkmasını istemektedirler. Bunu, bir anlamda, Türkiye’ye olan güvenin, bölgede Türkiye’nin güçlü oluşunun ne kadar gerekli olduğunun bir tezahürü olarak ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu konuda bir Meclis araştırmasının açılmasının gerekli olmadığını düşünüyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Neden?

ABDURRAHİM AKDAĞ (Devamla) – Hâlâ aktif bir durum devam etmektedir. Hâlâ…

MUSA ÇAM (İzmir) – O kadar şey söylediniz. Neden?

ABDURRAHİM AKDAĞ (Devamla) – Ben gerekçelerimi açıkladım. Anlaşılan beni dinlememişsiniz. Dinlemiş olsaydınız hiç itiraz etmeyecektiniz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Dinliyorum, sabırla, ne kadar iyi bir şekilde dinliyorum. Neden?

ABDURRAHİM AKDAĞ (Devamla) – Biz insani yardımlar hususunda… Biz siyaseten değil, biz reklam yapmıyoruz, oportünist davranmıyoruz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yapmayın ya!

ABDURRAHİM AKDAĞ (Devamla) – Bu insanların canının kurtulması lazım, bu insanların çocuklarına bez lazım, bu çocuklara süt tozu lazım, hasta olanlara tedavi lazım; biz işin o tarafıyla alakalıyız.

Değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Serindağ, Gaziantep Milletvekili.

Buyurun Sayın Serindağ. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi grup önerisiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde kim olursa olsun, etnik kökeni ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, tüm insanların eşit, birinci sınıf yurttaş olarak yaşaması Cumhuriyet Halk Partisinin temel hedefidir. Biz tüm söylemlerimizde bunu dile getiriyoruz ve dile getirmeye de devam edeceğiz. Demin benden önce konuşan sayın hatiplerin de belirttiği yörelerde yaşayan Ezidilerin de ülkemizin bir zenginliği olduğunu, onların kültürlerinin de geliştirilmesi gerektiğini ve korunması gerektiğini biz de düşünüyoruz ve tüm insanların insanların insan haklarından eşit şekilde yararlanmasını en temel değer olarak benimsiyoruz. Ancak sayın milletvekilleri, daha önce de ve çok kısa bir zaman önce müşahede ettiğimiz gibi, tanık olduğumuz gibi, devletin en üst noktasına, en tepe noktasına aday olanların bile zaman zaman bazı grupları rencide ettiği, söylemleriyle onları aşağılayan bir tutum sergilediği gözlenmektedir.

AHMET YENİ (Samsun) – Öneriyle ilgili kendi düşüncenizi söyleyin!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Siz de biliyorsunuz, kısa bir süre önce, Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle yapılan kampanyada Sayın Başbakanın ifade ettiği, bazı gruplardan bahsederken “Affedersiniz, Ermeni…” kelimesini kullandığı hepimizin malumudur.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Vali, kes bunları, kes!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Valim, öyle değil, o konuştuğu öyle değil!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Böyle bir anlayıştan herkese eşit gözle bakmayı, herkese birinci sınıf yurttaş muamelesi yapmayı beklemek maalesef mümkün görünmemektedir. Siz ne derseniz deyin, bu, tüm halkımızın gözü önünde cereyan eden bir şeydir. Siz buna Mecliste tepki göstereceğinize söyleyen zata tepki gösterseydiniz daha inandırıcı olurdunuz. Kaldı ki tüm gerekçelere rağmen, tevil etme çabalarına rağmen bu sözü sarf eden Sayın Başbakan herhangi bir düzeltmede de bulunmamıştır, neden tepki gösteriyorsunuz? Herhangi bir düzeltmede bulunmuş mudur? Herhangi bir düzeltmede de bulunmamıştır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bir şey söylemedi ki zaten. İfadesinin öyle olmadığını kendiniz biliyorsunuz.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Türkiye bölgesinin en güçlü ülkesidir. Sayın Abdurrahman Akdağ’ın da ifade ettiği gibi, herkesin gözü Türkiye’nin üzerindedir. Bunun bilincinde olmanız lazım, tüm tavırlarınızı ona göre belirlemeniz lazım. Bakınız, etrafımızda ateş çemberi var, ülkemize her gün binlerce insan sığınmaktadır, bazılarını âdeta davet ettiniz, bazılarını da ülkeye almamak için binbir gayret gösteriyorsunuz. IŞİD, sizin, AKP Hükûmetinin uyguladığı politikalar sonucu ortaya çıkan bir terör örgütüdür. Bölgeyi ve bölge ülkelerini tehdit etmektedir.

Şimdi, geriye gittiğiniz vakit IŞİD’in kimler tarafından desteklendiğini, kimler tarafından silahlandırıldığını, kimler tarafından lojistik destekle desteklendiğini herkes biliyor.

Değerli milletvekilleri, IŞİD’in yarattığı terör sadece Irak’ı değil tüm bölge ülkelerini tehdit etmektedir ve daha önce Suriye olayları nedeniyle ülkemize sığınan insanlar da ülkenin en önemli sorunu olmaya devam etmektedirler. Bakınız çok kısa bir süre önce, üç gün önce Gaziantep’te bir olay oldu. Gaziantep’te bir yurttaş, kiracısı olan Suriyeli bir kişiyi evinden çıkması için ikaz etmiş, daha doğrusu evinden çıkmasını istemiştir. Suriye vatandaşı olan zat, o Türk vatandaşını bıçakla öldürmüştür ve bu olaydan sonra Gaziantep’te olaylar meydana gelmiştir. On, on iki mahallede olaylar meydana gelmiş, Suriyeli olmaktan başka günahı olmayan bazı insanlar darp edilmiştir ve Suriye plakalı araçların da bir bölümü yakılmıştır. Bir şehri bu hâle getirirseniz toplumsal olaylara engel olmak mümkün değildir.

Bakın, biz sizi çok uyardık, bu konuda soru önergeleri de verdik. Dedik ki: Gaziantep artık istiap haddini aşmıştır. Gaziantep gelen göçü barındıramamaktadır, karşılayamamaktadır. Hazmetme kapasitesi aşılmıştır. Gaziantep’te 200 bini aşkın Suriyeli kayıtlıdır ama kentte 500 bine yakın Suriyelinin yaşadığı ifade edilmektedir. Siz bu insanların ne yaptıklarını, neyle geçindiklerini, ne işle uğraştıklarını kayıt altına almazsanız olacak olaylar da bunlardır. Biz, daha evvel “Olaylar geliyor.” dedik size ama tedbir almadınız. Bakın, Maraş’ta olaylar oldu, Adana’da olaylar oldu, Gaziantep’te olaylar daha önce de oldu, şimdi de olmaya devam ediyor, Urfa’da oldu. Bunlarla ilgili hiçbir önlem almadınız. Tam tersine, IŞİD’e “terör örgütü” bile diyemiyorsunuz. Sebep nedir? Efendim, sebep neymiş? “Başkonsolosluk görevlilerine zarar gelmesin.” diye… Bakın, IŞİD sizi tehdit ediyor, siz bu tehdide boyun eğiyorsunuz.

Süleyman Şah Türbesi Türkiye’nin toprakları sayılıyor ama Süleyman Şah Türbesi şu anda IŞİD’in ablukası altındadır. Süleyman Şah Türbesi’nde güvenlik görevini yerine getiren nöbetçilerimiz bile ancak IŞİD izin verdiği vakit değiştirilebilmektedir ve siz bunlara ses çıkarmıyorsunuz.

Gene, basında yer alan haberlere göre, IŞİD Başkonsolosluk görevlilerini canlı kalkan olarak kullanmak üzere IŞİD liderlerinin evine dağıtmıştır. Bunlar basında yer aldı ve siz de yalanlamadınız.

O zaman sizin IŞİD’le ne tür bir pazarlığın içerisinde olduğunuzu Türk milleti bilmek istemektedir. Acaba sizin IŞİD’e böyle davranmanız IŞİD’e cesaret mi veriyor, yoksa IŞİD’i Başkonsolosluk görevlilerine karşı daha iyi davranmaya mı sevk ediyor, bunu sizin iyi araştırmanız lazım.

Bakın, Türkiye çok ciddi bir ülkedir. Türkiye, bölgesinin en güçlü ülkesidir, dünyanın da sayılı ülkelerinden biridir. O nedenle, bakınız, pilotları rehin alınan ülke Türkiye, uçağı düşürülen ülke Türkiye, askerlerinin başına çuval geçirilen ülke Türkiye, Başkonsolosluğu basılan ülke Türkiye, başkonsolosluk mensupları rehin alınan ülke Türkiye, şoförleri rehin alınan ülke Türkiye ama Türkiye bunlara ses çıkaramıyor. Türkiye bu duruma düşürülecek bir ülke değildir değerli milletvekilleri. Hepimizin, başta iktidar partisi milletvekillerinin bu duruma müdahale etmesi lazım. Türkiye'nin kaybettiği itibarını bir an önce tekrar elde etmesi için çalışma yapması lazım. Siz tepki göstererek, siz olanları olmamış gibi göstererek Türkiye’yi dünyada itibarlı bir ülke hâline getiremezsiniz. Biz bunları söylüyoruz. Biz diyoruz ki: Türkiye insan haklarına saygılı bir devlettir, olmalıdır. Türkiye, ülkesinde yaşayan herkesi birinci sınıf yurttaş olarak kabul etmelidir, kimseyle ilgili, bilhassa yöneticiler, nefret söyleminde bulunmamalıdır, bununla ilgili de tedbir alınmalıdır. Değişik kültürlerin ülkemizin zenginliği olduğunu kabul ediyoruz ama iktidar mensuplarının da öncelikle buna riayet etmesi, kimseyi ötekileştirmemesi, kimseyi dışlamaması gerekir diyoruz. Bunu her fırsatta da söylemeye devam edeceğiz.

İkinci olarak da Türkiye, bölgesinin güçlü ülkesi olması nedeniyle de kendisine yönelebilecek olan tehditleri de karşılayabilecek güçte olduğunu herkese göstermelidir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, Sayın Hatip konuşmasında Sayın Başbakanımızla, Grup Başkanımızla alakalı olarak özellikle Ermenilerle ilgili kullandığı ifadeyi gerçeğinden saptırarak söylemiştir. Efendim sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, daha sonra da benim talebim olacak.

BAŞKAN – Bir oturun lütfen.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın HDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Çok değerli arkadaşlar, tabii burada kullandığımız ifadelerin, üslubun, dilin hakikaten milletimize yaraşır, yakışır ve doğru söylemler olması gerekir diye düşünüyoruz.

Bakın değerli arkadaşlar, bir defa bir insanın etnik yapısı Kürt olmuş, Türk olmuş, Arap olmuş, Ermeni olmuş insanın elinde olan bir şey değil bir defa. Kendi elinde olmayan bir şeyden dolayı bir kişinin kınanması asla ve asla düşünülemez.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bize söyleme onu.

MUSA ÇAM (İzmir) – Başbakanın söylüyor ama Başbakanın söylüyor.

AHMET AYDIN (Devamla) – Yine, Sayın Hatibin ifade ettiği konu geçen de tartışıldı, geçen de cevabını verdik. Israrla bir yanlışın üzerine gidiyor.

Bakın değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımızın ifadesini tam olarak açıp bakarsanız “Çok daha kötü şeylerle, nitelemelerle, ağza alınmayacak farklı nitelemelerle birlikte Ermeni ifadesi kullananlar oldu bu ülkede.” diyor.(CHP sıralarından gürültüler) Farklı nitelemelerle birlikte, salt Ermeni değil. Ermeni olabilirsin, Gürcü olabilirsin, Türk olabilirsin, Kürt olabilirsin. Bu, insanın elinde olan bir şey değil, bu, bizim inancımıza da yakışmaz. Ve insanları Yaradan’dan ötürü seven bir zihniyete sahip bir Başbakan ve bir misyonun temsilcileriyiz.

Değerli arkadaşlar, bu Başbakan ki, bugüne kadar hiç kimsenin acılarını paylaşmadığı Türkiye’de, 1915 tehcirinden dolayı hayatını kaybeden tüm Osmanlı tebaası ve bu arada Ermenilere ilişkin olarak acıları paylaşan bir Başbakan, ilk defa oluyor.

Yine ilk defa, devriiktidarınız döneminde gerçekleşen Dersim katliamından dolayı özür dileyen bir Başbakan, Alevilerle ilgili.

Yine, “Kürt sorunu vardır.” diyen ilk defa Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır Başbakan olarak. Bu ülkede 77 milyonun kardeşliğini önemseyen, bu manada Çözüm Süreci’ni, Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi’ni geliştiren, her kim olursa olsun etnik yapısıyla, inancıyla, kültürüyle kendini ifade etmesi gerektiğini söyleyen ve bunu icraatlarıyla gerçekleştiren Sayın Başbakandır. Nefret saikiyle işlenen suçları ağırlaştıran bu Hükûmettir. Dolayısıyla bu ifadeleri kabul etmiyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Hatip konuşmasında partimizi kastederek… Sanıyorum öyle, değilse hemen söz talebimi geri çekeceğim ama… Partimizin iktidarında Dersim katliamı yapıldığından bahisle partimizi yaralayıcı bir ifadede bulundu.

BAŞKAN – Evet, Sayın Aydın?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Cumhuriyet Halk Partisini mi kastetti?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - O gün iktidarda kim vardı?

BAŞKAN – Hayır, net bir cevap… Cumhuriyet Halk Partisini mi kastettiniz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Doğrudur efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Grup Başkan Vekili, Dersim’le ilgili burada çok konuştuk. Ben burada “İnsanların isyan etme özgürlüğü de vardır ama devletin masum insanları bombalama hakkı yoktur.” diyenlerdenim. Ancak, o günün şartlarını “Cumhuriyet Halk Partisinin bir siyasi tasarrufuyla Dersim’de bir işlem yapıldı.” gibi sunmak tam tabirle -söylemek istemem ama- siyasi bilgisizliktir, tarih bilgisizliğidir.

O günün Cumhuriyet Halk Partisinin içinde senin deden de vardı, Başbakanın babası da vardı. O günün Cumhuriyet Halk Partisi bir devlet partisiydi, demokrasiye geçmemiştik. İmparatorluktan yeni bir rejime geçmişiz ve o Cumhuriyet Halk Partisinde rahmetli Menderes de, Celal Bayar da vardı. Nitekim, hatırlayın, hafızanızı zorlayın, o günün başbakanı da herhâlde Celal Bayar’dı, değil mi? Celal Bayar’dı.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Evet.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başbakanla birlikte resim çekip “billboard”lara koyduğunuz Celal Bayar.

Kim yaptıysa yaptı, biz, bunun doğru olmadığını müteaddit defalar söyledik, yine söylüyorum: Vatandaş isyan edecek, insanın isyan etme özgürlüğü vardır. Devletin, her şeye rağmen şefkatli olmak gibi bir mecburiyeti vardır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Devlet katliam yapmaz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Tıpkı, her vesileyle söylediğim gibi, “demokrasi, demokrasi” diyeceksiniz ama en küçük tepkiye karşı “Bunlar darbeci.” demeyeceksiniz. “Demokrasinin zafer gecesi” diyeceksiniz, ama iktidar partisine karşı olan herkesi darbecilikle itham edeceksiniz. Bunlar doğru şeyler değil.

“Yeni bir başlangıç yapalım.” diyen Sayın Başbakanın balkona çıkıp, tam yeni bir başlangıç zamanıyken siz yine geçmişi karalayarak kendinizce, partinizi ya da uygulamalarınızı…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz söylüyordunuz, siz söylüyorsunuz…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ne dedi Serindağ? “Pilotlar sizin döneminizde öldürüldü.” dedi. Yalan mı?

Ne dedi Serindağ? “Uçak, sizin döneminizde düşürüldü.” dedi. Yalan mı?

Serindağ’ın dediği her şey doğrudur.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bizim de söylediğimiz doğru.

ENGİN ALTAY (Devamla) – İlaveten ben Gürcü’yüm kardeşim, Gürcü’lüğümle övünüyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Aynen ben de öyle…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Başbakan da daha önce “Gürcü’yüm” dedi, sonra “Bana ‘Gürcü’ diyorlar, daha aşağılığı ‘Ermeni diyorlar.’” diyerek ayıbın da ayıbını yapmıştır.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, ben de…

BAŞKAN – Sayın Nazlıaka, isterseniz siz bir oturun, burası bir boşalsın, sonra…

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Ama sonra kapatmayın, kapatırsanız diye endişe ediyorum. Kapatmayacaksınız oturumu değil mi?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Pazarlık mı yapıyor Başkanım ya? Allah, Allah!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, Sayın Ahmet Aydın, benim ifademin doğru olmadığını, çarpıttığımı ifade etti.

BAŞKAN – Ne söyledi de çarpıttı Sayın Serindağ?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – İşte, benim çarpıttığımı ifade etti kendisi. Yani benim söylediklerimin doğru olmadığını ve…

BAŞKAN – Hangi ifadelerle söyledi, ifade eder misiniz?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, Ermenilerle ilgili. Ben Sayın Başbakanın Ermeniler için “Affedersiniz, bana Ermeni dediler.” dedim, Sayın Ahmet Aydın da diyor ki: “Öyle demedi yanlış.” diyor, “yanlış söyledi” diyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, öyle değil ki, arada başka kelimeler var, onları çıkartınca mana değişiyor.

BAŞKAN – O zaman çok dikkatli konuşsunlar, efendim, sayın konuşmacılar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Değerlendirenler de dikkatli değerlendirsin.

3.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, Sayın Başbakan şöyle diyor, aynen şöyle -bakın İnternet’e girerseniz aynı kelimeleri görürsünüz-: “Benim için ‘Gürcü’ dediler. Affedersiniz, daha çirkinini söylediler, bana ‘Ermeni’ dediler.” diyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hayır, öyle değil.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öyle değil.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bu, Sayın Başbakanın kendi ifadesidir. Bakın, İnternet’e girin onu öyle görürsünüz.

Sayın milletvekilleri, şimdi…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Daha çirkin ifadelerle…

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bakın, İnternet’e girin bunun aynısını görürsünüz. Kaldı ki… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, siz ne derseniz deyin.

Bakın, tüm millet bizi dinliyor. Sayın Başbakan bu sözlerini yalanlamadı. Size ne oluyor değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan basında yer alan bu haberleri yalanlamadı, düzeltmedi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çarpıtma, doğru söyle, doğru oku.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bazı köşe yazarlarının tevil etme çalışmalarına rağmen, bazı iktidar grubu mensuplarının tevil etmelerine rağmen Sayın Başbakan bunu, bu sözlerini yalanlamadı. Siz niye yalanlıyorsunuz, siz niye yalanlama cihetine gidiyorsunuz?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz Türkçe anlamıyorsunuz herhâlde.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bu sözlerin sahibi Sayın Başbakandır. O zaman bir yanlışlık varsa Sayın Başbakan, sözlerinin ya yanlış anlaşıldığını veyahut da başka şekilde söylediğini ifade etmelidir. Yoksa, sizin, yerinizden “Yok efendim, öyle demedi, böyle dedi.” demeniz bir şey ifade etmez.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ama siz biliyorsunuz. O kelimeyi biz söyleyemiyoruz. Bakın orada aşağılık bir kelime var, üç harfli, o kelimeyi biz söyleyemiyoruz, onu söylersek olmaz.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Girin, Sayın Yılmaz Tunç, gir. Şimdi, siz İnternet’i kullanan bir insansınız, giriniz İnternet’e bu ifadeleri görürsünüz.

Bakın, değerli milletvekilleri, biz diyoruz ki: Etnisitesi ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun, felsefi inancı ne olursa olsun herkes birinci sınıf yurttaş olmalıdır ama siz toplumun bir kesimini dışlıyorsunuz, bir kesimini değil pek çok kesimini dışlıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Kamu görevine bile almıyorsunuz. Bunu hepiniz de biliyorsunuz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, ben sataşmadan söz almayacağım ancak şunu özellikle…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bunları söylediniz, millet de sizi...

BAŞKAN – Sayın Aydın, sayın milletvekilleri susarsa dinleyeceğim sizi efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bir kez daha şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki: Aslında sayın konuşmacılar da çok iyi biliyorlar ki orada çok kötü bir niteleme var, çok alçakça kullanılan bir ifade var, sadece “Ermeni” ifadesi değil, beraberinde başka bir niteleme var. Onun ne olduğunu da biliyor, bizim seviyemiz ona elvermiyor o ifadeleri kullanmaya.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Söyleyin biz de bilelim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu aşağılık ifadelere karşı “affedersiniz” deniyor. Yoksa Gürcü olmuş, Ermeni olmuş… Sayın Başbakanın dünden bugüne kadar ortaya koyduğu tavır ortadadır. Bunu burada dile getirmek kadar ayıp, üslupsuz bir şey de yoktur. Kendisini de kınıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Nazlıaka buyurun.

Ne için söz istiyorsunuz önce?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ya, halk sizi kale almadı kardeşim, bunlar seçimden önce oldu. Halk size “hadi oradan” dedi, “hadi oradan” dedi.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, Van Milletvekili Gülşen Orhan gündem dışı söz aldığında apaçık olarak benim dünkü yaptığım konuşmadan bahsetmiş ve “dünkü hatip” diyerek benden bahsetmiş, benim cümlelerimi kullanmış ve sataşma nedeniyle bana söz söyleme hakkını…

BAŞKAN – Bahsetti de, size sataşmayla ilgili ne söyledi? Doğru bahsetti.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Benden bahsetmiş benim, işte… Sataşma nedeniyle söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Pahalı ayakkabı giydiğimden tutun da şahsıma yönelik birçok söz söylemiştir kendisi. Yalan birtakım ithamlarda bulunduğumu söylemiş kendisi, yalan bir itham yoktur ortada.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Güvenliğimiz yok Sayın Başkan, ayakkabısını çıkarmasın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yok yok, ayakkabı bağlı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Nazlıaka, iki dakika size söz veriyorum sataşma nedeniyle, varsa tabii.

Buyurun.

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, Van Milletvekili Gülşen Orhan’ın yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün yine çok talihsiz bir olaya şahitlik ettik maalesef. Kadın haklarıyla ilgili olarak verilmiş olan bir kanun teklifi, AKP’li milletvekillerinin parmaklarıyla bir kez daha burada reddedildi. Ben dün teklifimize destek vermiş olan MHP ve HDP milletvekillerine burada herkesin huzurunda teşekkür etmek istiyorum.

Az önce söz alan sayın hatip kendisine yönelik olarak bir olaydan bahsetmiştir. Bugüne kadar Mecliste toplam yılda bir konuşma bile yapmamış olan bu hatibin hak savunuculuğu yönünde yaptığı konuşmayı ilgiyle izledim odamdan ve gördüm ki kendisinin hak savunuculuğu anlayışı da tamamen ona yönelik yapılan bir haksızlıkla ilgili.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Botokstan görünmüyor gözlerin.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri, hak savunuculuğu bütüncül bir şeydir, “Bana yapılırsa savunurum, başkasına yapılırsa savunmam.” diye bir şey söz konusu değildir. O yüzden lütfen aklınızı başınıza alın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yine batırdın ha.

BAŞKAN – Sayın Nazlıaka…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Temiz dile davet eder misin Sayın Başkan? Bu nasıl bir üslup ya? Kadın diye ses çıkarmıyoruz.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Bir başka konu sayın milletvekilinin yapmış olduğu konuşmada benim giydiğim ayakkabıyla ilgilidir. Olayı bu kadar magazinel bir boyuta taşımış olması kendisi açısından çok âciz bir durumdur elbette ama hiç şüphesiz dün benim bahsettiğim konu ayakkabı değildir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Magazin değildi ki.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – “Temiz dil” Sayın Başkan.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Ha, bu arada benim çok pahalı bir ayakkabı giydiğimden de bahsetmiş, onu da söyleyeyim size: Ayakkabı üç yıl önce ucuzluktan aldığım bir ayakkabıydı, ucuzluktan.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ay! Vah vah! Meclisin kuru temizlemesini kapattırdın be.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ucuzcusun, ucuzcu! Saygısız!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Ama sizleri o ayakkabıyı bile atmaya değer bulmadım. Bir söz vardır, bilir misiniz: “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbiseleri yoktu, nice elbiseler gördüm, içinde insanlar yoktu.”

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ayakkabın gibi ucuzsun!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – İşte, benim insan tanımım atan bir damara sahip olmak, nabza sahip olmak değildir; onurlu bir duruşa sahip olmaktır…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ayakkabın gibi ucuzsun!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – …bukalemun karakterli olmamaktır, dik durmaktır, bu böyle bilinsin.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, Ezidi halkının tarihinin, yok olmaya yüz tutan kimliklerinin ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmesi için neler yapılabileceği ve karşı karşıya kaldıkları sorunların gündeme taşınması amacıyla 22/1/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Ercoşkun, Bolu Milletvekili.

Buyurun Sayın Ercoşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhine söz almış buluyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, son dönemin önemli gündem maddelerinden bir tanesi de yanı başımızda süren yangınla alakalı. Bu noktada özellikle son dönemde yapılan işleri şöyle bir gözden geçirdiğimizde gerek sınırdan Türkiye’ye geçen Ezidi halklarla alakalı gerekse sınır dışında bulunanlarla alakalı, Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar birçok konuda yapmış olduğu hizmetleri devam ettiriyor ve ülkemizde konaklayan Ezidilere yapılan yardımlarla beraber ülke dışında da AFAD vasıtasıyla gerçekleştirilen yardım organizasyonları devam ediyor. Bu anlamda bu organizasyonlarla beraber, yaklaşık 20 bine yakın Ezidi halkına bu yardımların devam ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla, gündemimizde belli olan torba yasayla alakalı çalışmaların devam etmesi amacıyla, gündem konusu olan grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan, tabii, Sayın Serindağ’ın yapmış olduğu değerlendirmelerin de yani Ezidi halkıyla alakalı grup önerisi görüşülürken pazar günkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerine konunun getirilmesini de anlamak, anlamlandırmak gerçekten mümkün değil.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ben isim vermedim ki zaten.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Evet, pazar günü gerçekten millet iradesini ortaya koydu ve netice itibarıyla herkesin bugüne kadar saygı duyması gereken iradeyi hep birlikte burada görmüş olduk. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle grup önerisinin bir alakasını kurmanın ancak mevcut gündemle alakalı, gündemi değiştirmeye yönelik bir çabadan öteye geçmediğini hep beraber görmek durumundayız.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Öyle zaten.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Dolayısıyla, evet, saygı duyuyoruz görüşlere, düşüncelere ama bir an önce torba yasa görüşmelerine devam ederek, inşallah hafta sonuna kadar bu görüşmelerin bitmesini ve ondan sonra da yöremize, bölgemize, milletimizle birlikte olmaya bir an önce geçmeyi düşünüyoruz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu mesele torba yasadan daha önemli Sayın Hatip.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Yardımla alakalı çalışmalar muhakkak ki devletin diğer kurumlarıyla beraber devam ediyor. Bu anlamda, daha bugün itibarıyla gerçekleşen çalışmaları da hep beraber görüyoruz. Dolayısıyla, eğer burada bir eksiklik varsa gerek AF AD gerekse Başbakanlığın diğer kurumları bu konudaki eksiklikleri muhakkak giderecektir. İktidar partisi olarak bizim de üstümüze düşen herhangi bir şey varsa bu konuda da yardımcı olacağımızı bir kez daha belirtmek isterim.

Grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu belirtir, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Sarı, Sayın Serindağ, Sayın Ayaydın, Sayın Özkan, Sayın Nazlıaka, Sayın Akova, Sayın Ekinci, Sayın Toptaş, Sayın Kaptan, Sayın Özel, Sayın Çelebi, Sayın Çam, Sayın Öztürk, Sayın Tayan, Sayın Yalçınkaya, Sayın Öz, Sayın Gümüş, Sayın Bilgehan ve Sayın Korutürk.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.29

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

IV.-YOKLAMA

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin oylanmasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, Ezidi halkının tarihinin, yok olmaya yüz tutan kimliklerinin ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmesi için neler yapılabileceği ve karşı karşıya kaldıkları sorunların gündeme taşınması amacıyla 22/1/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

2.- MHP Grubunun, Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşları tarafından, uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13/8/2014 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla

                                                                                Yusuf Halaçoğlu

                                                                                Kayseri

MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

3 Temmuz 2014 tarih ve 7229 sayıyla TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz, Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşlarının uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiğimiz Meclis araştırması önergemizin 13/8/2014 Çarşamba günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili.

Sayın bakanlar, sayın milletvekilleri; lütfen yerlerinize oturunuz, Genel Kurulda uğultu var.

Buyurun Sayın Öz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gençlerde madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerle alakalı Meclis araştırması önergesi vermiş bulunuyoruz, onun üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Millî Eğitim Bakanımızın burada olmasını fırsat bilerek Mersin’in Akdeniz ilçesinde bir mahallede… Sayın Bakanım, Millî Eğitim Bakanımız, bir konuyu gündeme getirmek istiyorum…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, sesini biraz açın lütfen o zaman, ses çok zayıf geliyor.

ALİ ÖZ (Devamla) –…ve bu konuyla alakalı sizlerden bölge halkının yoğun bir talebi olduğunu ifade etmek istiyorum.

Sayın Bakanım, Millî Eğitim Bakanımız, Mersin’in Akdeniz ilçesi Tekke köyünde, özellikle Mersin’in bölgesel olarak doğu ve güneydoğu illerimizden göç eden insanların ağırlıklı olarak yaşamış olduğu bir mahallede, orada okul öncesi eğitim verilen bir okula benzer, evden bozma bir yer olduğunu, orada o yavruların, o başlarının okşanması gereken çocukların oradaki o şartlarda eğitim yapmalarının, okul öncesi eğitimle oradan istifade etmelerinin hiçbir şartla mümkün olmadığını, bu binanın altyapısının ve her şeyinin eksik olduğunu ama Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Millî Eğitim Müdürlüğünce kirasının ödendiğini ve oraya da Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmen atandığını ama 21’inci yüzyıla, hele de Türkiye’de böyle bir manzaranın hem Mersin’e hem de milletimize hiç yakışmadığını… Konuyla alakalı ilgi göstererek gereken tedbirleri mutlaka almanızı özellikle tavsiye ediyorum. Teşekkür ediyorum.

Gençlerde madde bağımlılığı, kabul etsek de etmesek de, bugün ülkemizde siyasi partilerin hiçbirisinin tek başına olmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan tüm siyasi partilerin tamamının gerçekten ciddi bir özveri göstererek olayın üzerinde durması gerektiği önemli konulardan birisi olduğunu ifade etmek istiyorum. Bugünkü Meclis açılışında yapılan konuşmalarda kadına şiddet konusunda siyasetüstü bir tavır belirlemek ne kadar zaruri ve elzemse artan madde bağımlılığı konusunda da çok duyarlı olmayı ve gereken önlemleri almayı ve bu konuda araştırma yapmayı, derinlemesine incelemeler yapmayı uygun bulmamanın hiçbir şekilde tasvip edilecek bir tarafı olmadığını ifade etmek istiyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, şu uğultunun kesilmesini sağlayın lütfen.

ALİ ÖZ (Devamla) – Konunun özelliği nedeniyle, aslında, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 23’üncü Dönem’de de madde bağımlığının ülkemizde giderek bir sorun olduğu ve bununla alakalı, alınması gereken tedbirlerle alakalı bir Meclis araştırması talebi ve yerine getirilmiş bir komisyon var.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ayıptır yani, bu ne gürültü ya! Dışarı çıksınlar, dışarıda konuşsunlar.

ALİ ÖZ (Devamla) – Ancak bu komisyonun dört ay süre içerisinde yapmış olduğu çalışmalarla aşağı yukarı 750 sayfalık bir rapor hazırlamış olması ve bu hazırlanan raporun son kısmında konuyla alakalı alınması gereken önlemler madde madde belirtilmiş olmasına rağmen sadece ve sadece madde bağımlılığıyla alakalı cezai hükümlerin yerine getirilmesinde ortak bir tavır sergilendiği, diğer kısımlarının eksik bırakıldığı, özellikle de son zamanlarda daha da yaygın olarak ve her gün madde bağımlılığına bağlı olarak ölüm vakalarının da yaşandığı bonzai tehlikesine çok daha fazla duyarlı olmamız gerektiği, dolayısıyla madde bağımlılığı noktasında yeni bir boyut kazanan bu madde bağımlılığıyla beraber konunun yeniden enine boyuna tartışılıp alınması gereken önlemlerin belirlenmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Daha önce, 2004 yılı itibarıyla -özellikle ortaöğretim ve lise çağında- okullardaki uyuşturucu maddelerin kullanımıyla alakalı Millî Eğitim Bakanlığınca yoğun bir araştırma ve istatistik tutulmuş olmasına rağmen 2004 yılından sonra bu uygulamadan vazgeçilmesi dolayısıyla madde bağımlılığı noktasında erken tanı koymak veya erken zamanda müdahale etmek noktasında yetersiz olduğumuzu hepimizin kabul etmesi gerekir.

Yine, madde bağımlılığının aslında en iyi tedavisi, önlenmesi, mutlak suretle madde bağımlılığıyla kişiyi tanıştırmamaktan geçer. Yani, madde bağımlısı olduktan sonra, ilk defa denendikten veya bağımlı olduktan sonra her ne kadar gücümüzü sarf etsek de yoğun bir mesafe katedemediğimiz ve neticeye ulaşamadığımız tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçek.

Tabii ki madde bağımlılığı ırk demiyor, etnik köken demiyor, cinsiyet demiyor, renk demiyor, dünyadaki tüm toplumların yüzleşmek zorunda kaldığı en önemli, belki de önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olarak güncelliğini ve gündemdeki yerini sürekli muhafaza ediyor.

Tabii ki gençlerimizi madde bağımlılığından korumak ve madde bağımlılığını önlemek için hepimizin başka alanlara daha fazla eğilim göstermesi ve bu madde bağımlılığının başlangıcını ertelememiz belki de bu işin püf noktasını oluşturuyor. Tabii ki madde bağımlılığını önleyici faktörler arasında, uyuşturucu maddelerle ilgili olarak, yaşa uygun, doğru bilgilendirmeyi mutlak suretle sağlamak zorundayız. Bugün, okullarda, değişik istatistiklerde başlama yaşı olarak 9 yaş belirtilmiş olsa da bu rakam başlama rakamı olmayıp deneme yaşı olarak bile kabul edilse toplumumuzda çok erken yaşlarda madde bağımlısı olma noktasında hızlı bir ilerleyişin olduğunu gösteriyor. Madde bağımlılığıyla mücadele noktasında toplumun temel taşı olan özellikle aile bağlarının, güçlü ve pozitif aile bağlarının yeniden kurulması belki de bu sorunla baş etmemiz noktasında ele almamız gereken en önemli unsurların başında geliyor.

Yine, birey olarak veya toplum olarak anne ve babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocukların arkadaş çevresinden mutlak surette haberdar olmalarının temin edilmesi gerekiyor. Okullar, sivil toplum kuruluşları, kulüpler gibi kurumlarla bu noktada ciddi manada bağların kurulması önlemede en önemli faktörlerden bir tanesi.

Lise ve dengi okullarda veya daha erken çağlarda, medyanın, kurumların, kamuoyunun bilgilenmesi noktasında yapılabilecek olan ne varsa buraya çok ciddi manada bir ağırlık ve yoğunluk verme mecburiyeti olduğunu da ifade etmek istiyorum. Tabii ki şunu unutmamak gerekir ki madde bağımlılığıyla mücadelede en iyi korunma mutlaka hiç başlamamış olmaktır.

Önleme programlarının maliyetinin tedavi maliyetlerinden daha düşük olduğu gözlenmiştir. Tabii ki siyasetle uğraşıyoruz, siyaseti milletimizin hizmeti için yapıyoruz, hepimiz Anadolu’nun değişik yerlerini -yeni adlarıyla mahalle olan- köy köy geziyoruz. Burada köylere gittiğimizde her bir köyde bir kahvehane görüyoruz. Belde ve şehir merkezlerine geldiğimizde yoğun bir şekilde eğlence merkezlerinin giderek yaygınlaştığını görüyoruz ama ne hikmetse gençlerimizi madde bağımlılığından uzaklaştıracak sportif faaliyetleri veya amatör spor kulüplerinin desteklenmesini, sanki iktidarların bir sorunu değil gibi… Bu konuda gençleri başka alanlara kanalize etme noktasında her türlü harcamadan kaçınıyoruz. Yani “Biz bunu iyi yaptık, dün daha azdı, bugün daha fazla yapılması gerekiyor.” gibi bir bahaneyle bu işten kurtulmamız mümkün değil. Mutlaka gençleri zaman geçirecekleri başka alanlara kanalize etmenin altyapısını yapma zorunluğu Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir diye düşünüyorum.

Hepiniz takdir edersiniz ki hepimizin evinde çocukları var; Türk milleti olarak, toplum olarak özellikle okul çağındaki gençlerimizin şiddetli bir şekilde kitap okuma alışkanlığından uzaklaştığı, teknolojinin esiri olduğu, ellerinden cep telefonlarının düşmediği, masaüstü bilgisayarlarının olmadığı bir süreci yaşıyoruz. Onun için, çocuklarımıza dışarıda sahip olabilmek için, alınması gereken önlemler noktasında nelerin yapılması gerektiğinin mutlaka teferruatlı bir şekilde bir komisyon tarafından…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZ (Devamla) – … konuşulması, bu illetten kurtulmak için ortak tavır belirlemek zorunda olduğumuzu ifade ediyor, destek olacağınızı ümit ediyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, kürsüde bir hatip konuşurken insanların, diğer milletvekillerinin saygı duymaları gerekir ve bu saygıyı duymuyorlarsa aslında saygısızlığı kendilerine yaptıklarını özellikle belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Doğrudur.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Burada kendi aralarında konuşan ve buradaki önemli bir meseleyi dinlemeyen kişilerin kendilerine saygısızlık yapmış olduklarını özellikle belirtmek istiyorum. Sizi de onları ikaz etmediğiniz için kınıyorum.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Hâlâ devam ediyor.

BAŞKAN – Şimdi, kınayabilirsiniz Sayın Halaçoğlu ama bu sayın milletvekillerinin ve sayın grupların birbirine duyacağı saygıyla ilgili, Başkanlıkla ilgili değil efendim. Burası…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sizin de uyarmak göreviniz, uyarmak durumundasınız.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Efendim, sizin de uyarmanız gerekirdi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, bakın hâlâ devam ediyor. Bakın Sayın Başkan, hâlâ devam ediyorlar; bize karşı da size karşı da nezaketsizlik yapıyorlar.

BAŞKAN – Tutanakları isteyin efendim. Tutanaklarda benim tokmakla vurduğum ve “Sayın bakanlar, sayın milletvekilleri, lütfen yerlerinize oturunuz, Genel Kurulda uğultu var.” dediğimi okursunuz ama o anonsu yaptığımda siz burada yoksanız ona bir şey diyemem yani.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sorumluluğunuz bitiyor mu efendim? Sorumluluğunuz bunu demekle bitiyor mu?

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, ondan sonra ben tekrar ikaz ettim, yine kendi aralarında konuşuluyor ve “Uğultu var, isteyen dışarıya çıksın.” dedim. Siz güldünüz ve tekrar müdahalede bulunmadınız.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, keşke her grup başkan vekili diğer partiden bir sayın milletvekili kürsüde konuşurken kendi grubunu ve gruptaki milletvekillerini uyarsa.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Uyarsın ama siz de uyarın lütfen.

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu madde bağımlılığıyla ilgili grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Her zaman olduğu gibi yine öncelikle ifade edelim, usulen aleyhinde olarak söylemiş olabilirsiniz ama biz bu verilen önergenin son derece isabetli olduğunu düşünüyoruz ve hem konuşmamız hem de vereceğimiz oyun rengi tamamen bu önergenin lehinde olacaktır.

Biraz önce konuşan Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz’ün belirtmiş olduğu hususların da Genel Kurul tarafından yeterli ciddiyetle dinlenmediğini ben de buradan üzülerek belirtmek istiyorum. Çok önemli bir konuyu görüşüyoruz, Türkiye’de alarm veren çok acil bir salgın durumunu âdeta gözümüzün önüne getiren bir durumla ilgili Meclisin daha ciddi bir oturum yapması ve bununla ilgili ortak bir irade ortaya koyması gerektiğini, toplumsal talebin, halkımızın talebinin bu olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

Bu konuyla ilgili bizim partimizin de vermiş olduğu sayısız araştırma önergeleri var. Geçen ay da bu konuda, özellikle bonzai bağımlılığıyla ilgili duruma dikkat çekmek için buraya yine bir araştırması önergesi indirmiştik ve bir araştırma komisyonu kurulmasını önermiştik ancak muhalefet partileri olumlu oy kullanmalarına rağmen iktidar partisi milletvekillerinin torba yasa tasarısının yoğun gündemi nedeniyle bu komisyonun kurulmasına karşıt oy verdiklerini ve bu öne sürmüş oldukları gerekçelerin de kamuoyunda da yoğun bir tepkiyle karşılandığını buradan ifade etmek istiyorum. Her şeyden önce, Genel Kurul gündemiyle komisyon gündemlerinin ayrı bir şekilde eş zamanlı işleyebileceğini en iyi iktidar partisi milletvekilleri biliyorlar. Yani bir araştırma komisyonu kurulursa, bu araştırma komisyonu kendi çalışmasını yürütürken aynı zamanda Genel Kurulun da çalışma yapabileceğini, Genel Kurul gündeminin aynı şekilde işleyebileceğini bizden daha iyi biliyorsunuz ama bunu bilmenize rağmen, her defasında, Genel Kurulun yoğun gündemi nedeniyle Türkiye'nin en öncelikli sorunlarını hasıraltı eden, görmezlikten gelen bir tavır içerisine giriyorsunuz. Bunun kabul edilemez olduğunu ben tekrar ifade etmek istiyorum.

Özellikle bu madde bağımlılığıyla ilgili durum, madde bağımlılığı, madde kullanım yaşının 12 yaşa, hatta bazı verilere göre 9 yaşa kadar düşmesiyle ne kadar vahim bir noktaya gelmiştir şeklinde ortaya konulabilir. Yani bölgesel ayrım yapmadan, Marmara’dan Ege’ye, Akdeniz’den Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgelerine kadar hemen hemen ülkemizin her bölgesinde, giderek daha çok okul çevrelerinde ve ilkokul öğrencilerine kadar sirayet eden bir bulaşıcı ve tehlikeli salgından bahsediyoruz. Dolayısıyla, doğal olarak böyle bir salgında, hem devletin yeterli tedbirleri alması hem de bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bir irade ortaya koyması, bir inisiyatif alması, sorunun çözülmesi açısından, bizce, beklenmeden hayata geçmesi gereken önlemler olarak burada ele alınmalıdır, çünkü madde bağımlılığı hem bu acımasız salgına yakalanmış olan gençler ve çocuklar için hem onların aileleri için hem de bütün toplum için gerçekten ölümcül bir tehlikeye işaret ediyor ve önlem alınmazsa da bu tehlikenin tıpkı bir bulaşıcı hastalık gibi, bir virüs hastalığı gibi bütün ülkeyi saracak bir boyuta geldiğinin acil ikazlarını veriyor.

Biz, bu konuyla ilgili, sorunu salt asayiş tedbirleri üzerinden, birtakım emniyet tedbirleri üzerinden ele alan yaklaşımları çok yetersiz buluyoruz, bu konuda gerek merkezî yönetimlerin gerekse de yerel yönetimlerin koordineli bir şekilde çalışmalar planlaması, özellikle, bu savaşta, bugüne kadar çok değerli araştırmalar yapan ve çaba ortaya koyan sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, aktivistlerin mutlaka devreye konması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir koordinasyonla ele alınmadan salt asayiş tedbirleriyle bu soruna yaklaşmanın asla bir sonuç getirmeyeceğini burada ifade etmek istiyoruz.

Bir önceki konuşmalarımızda, daha önce verdiğimiz önergelerde daha çok seçim bölgemiz ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki duruma işaret etmiştik, bugün ben daha çok Çukurova bölgesindeki veriler üzerinden biraz dikkatinizi bu noktaya çekmek istiyorum. Çukurova bölgesinde yapılan araştırmalar, bu bölgemizde uyuşturucu kullanım yaşının 9’a indiğini gösteriyor. Özellikle, Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye’de neredeyse alarm veren acil bir durumla karşı karşıya olduğumuzun verilerini ortaya koyuyor. Adana’da özellikle eroin kullanımıyla ilgili yoğun bir veri akışı var. Yine, Mersin, Hatay ve Osmaniye’de yoğun bir şekilde esrar ve çeşitli uyuşturucu ilaçların kullanılmasıyla ilgili veriler var. Bu bölgede yoğunlaşmasının bir nedeni, tabii, buranın bir geçiş güzergâhı olması, Avrupa ile Asya arasındaki uyuşturucu trafiğinin merkezinde yer alıyor olması. Burada devreye konan madde bağımlılığıyla ilgili tedbirlerin ve rehabilitasyon programlarının çok yetersiz kaldığını bölge halkıyla yapmış olduğumuz istişarelerde de çok net bir şekilde bizler gözlemledik. Bu konuda gerekli tedbirlerin ve rehabilitasyon önlemlerinin alınmasına ihtiyaç var. Özellikle, 2013 yılına ait emniyet raporları çok ürkütücü rakamları önümüze çıkarıyor. 2013 yılında, madde bağımlığına bağlı olarak bir yılda tam 325 kişi hayatını kaybetmiş ve bu 325 kişiden 5’i,15 yaşın altında olan yaş grubunu içeriyor.

Yine, bu madde bağımlılığıyla ilgili, 60 binin üzerinde madde bağımlısı olduğuyla ilgili veriler var. Bunlardan 4.720’si şu anda tedavi görüyor ve maalesef, bu tedavi görenlerin de tamamının iyileşmiş olarak ya da madde bağımlılığından kurtulmuş olarak değerlendirilmesi de bizi yanıltıcı bir noktaya götürür. Genelde, bu tedaviyi alanların çoğu, yüzde 60’tan fazlası, maalesef, bir şekilde tekrar madde kullanımına başlıyorlar, tekrar bu salgın hastalığa karşı çaresiz bir şekilde mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Yine, özellikle emniyet verilerine göre, geçen yıl yapılan operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucu miktarında yüzde 25’e yakın bir artış söz konusu. Yapılan operasyonlarda da yine yüzde 25’lik bir artış söz konusu. Dolayısıyla, ortaya konan rakamlar her yıl katlanarak artan bir tehlikeyi önümüze getiriyor. Biz, bu konuyla ilgili bu Meclisin söyleyeceği hiçbir sözün artık kalmadığını düşünüyoruz. Bugün de burada iktidar partisinin milletvekilleri var, sağlıkçı olan, hekim olan arkadaşlarımız var, vicdanlı olan milletvekili arkadaşlarımız buradalar. Bu araştırma önergesiyle ilgili mutlaka kendilerinden olumlu oy beklediğimizi, bu konunun partiler üstü bir konu olduğunu, bu konuyla ilgili Meclisin inisiyatif aldığının mutlaka topluma hissettirilmesi gerektiğini biz düşünüyoruz. Dolayısıyla, özellikle hem AK PARTİ Grubu adına konuşacak olan sayın milletvekilinden hem de oy kullanacak olan tüm milletvekillerinden bu yönlü bir beklentimiz olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Yine, gerçekten son derece tehlikeli işaretler veriyor bonzai kullanımı. Daha önce de dediğim gibi, biz bu bonzai kullanımıyla ilgili buraya araştırma önergesi getirmiştik. Özellikle bu bonzai kullanan bağımlıların yüzde 82’si 20 ile 30 yaş aralığında. Yani, neredeyse bir genç nesli tamamen tüketecek, patlama yapacak bir tehlikeden bahsediyoruz. Son veriler madde bağımlılığının yüzde 89’unun artık bonzai bağımlılığı şeklinde evrildiğini gösteriyor. Bu, muazzam bir tehlike çünkü bonzai kullanımı diğer madde bağımlılığından daha öldürücü sonuçlara, daha önlenemez komplikasyonlara yol açabiliyor. Dolayısıyla, önümüzde bu konuyla ilgili acil bir planlama, bir yol haritası, bir eylem takvimi koymak ama bonzaiyle ilgili de özgün bir yoğunlaşma görevi var.

Tabii, anlatacak çok şey var ama süremiz yeterli olmadığı için ben sözlerimi burada bitirmek istiyorum. Tekrar, ifade ettiğim gibi, özellikle iktidar partisi milletvekillerinden bu konuyla ilgili mutlaka olumlu oy kullanmalarını ve Meclisin irade ve inisiyatif aldığını topluma hissettirmelerini beklediğimizi ifade ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin madde bağımlılığıyla ilgili verdiği grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, ne yazıktır ki fiziki konumu gereği Asya ile Avrupa arasındaki geçiş üçgeni üzerinde olması nedeniyle madde bağımlılığı, uyuşturucu trafiğinin Avrupa ve ön Asya ülkeleri içerisinde en yoğun olduğu ülkelerden bir tanesi. Özellikle, bu geçiş yolunun Marmara üzerinden olması nedeniyle, bir metropol olan Marmara Bölgesi’ndeki İstanbul, Kocaeli, Bursa, Sakarya, Tekirdağ gibi illerimizde de madde bağımlılığı ve buna bağlı olarak uyuşturucu kullanan gençlerimizin sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Değerli milletvekilleri, özellikle iktidar partisi milletvekillerine seslenmek istiyorum: Biraz önceki hatip arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, burada daha önce özellikle bonzaiyle ilgili verilen önergeler var, muhalefet partisinin verdiği önergeler var, bunlarla ilgili bir Meclis araştırması talepleri var. Nedir Meclis araştırmasının talebi? İktidar partisinin bundan kaçmasını doğrusu anlamış değilim. Aslında bu konu, tüm gençlerimizi ilgilendiren, çocuklarımızı ilgilendiren bir konu. Neden bu konuda özellikle bir Meclis araştırmasının yapılmasından kaçındığınızı anlamış değilim. Bunun tespit edilmesi, Türkiye’de varsa baronların yakalanması, gençlerimizi zehirleyen, çocuklarımızın ölümüne neden olan bu konunun araştırılmasından, bence, kaçmamalıyız diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, özellikle son dönemlerde çok sık olarak görmeye başladığımız ve biraz önce sayın konuşmacının da ifade ettiği gibi 2014 yılından itibaren yaklaşık 300 gencimizin yaşamını yitirdiği bir maddeden bahsetmek istiyorum: Bonzaiden. Aslında buna “uyuşturucu” ya da “sakinleştirici” demek olası değil; âdeta zehirleyici bir madde. İçerisinde -daha önce de ifade ettim- bonzai ağacının yapraklarına, kekiğin, ada çayının yapraklarına emdirilerek ya da enjekte edilerek, metanol, aseton, sinek ilacı, hatta fare ilacı katılarak oluşturulan sentetik bir madde. Ve bu madde ne yazık ki öldürücü. Etkisi, çok kısa bir sürede insan yaşamına son verebilecek bir noktada hem de özellikle 1 kez kullanıldığında dahi öldürücü ve bağımlılık yapabiliyor bir noktada olması.

Bakın, hepimizin çocukları var. Hepimiz bu gençlerin ölümünü seyretmek durumunda olmayalım.

Nasıl bir etki yapıyor? Hekim olarak ifade etmek istiyorum, sizin içinizde de değerli hekim arkadaşlarımız var: Önce bir denge kaybı meydana getiriyor, sonra bilinç kaybı. Mekân ve zaman kavramlarında bir yitirim söz konusu oluyor. Daha sonra kişi halüsinasyon görmeye başlıyor, çevresine zarar verecek durumlarda bulunuyor. Hatta yüksekte, 5’inci, 6’ncı, 7’nci kattaysa kendini uçacak sanıyor, atlamaya başlıyor. Ve öyle bir an geliyor ki, tıpkı karbonmonoksit zehirlenmesinde olduğu gibi, güç kaybından dolayı elini cebine götürüp telefon etme olanağından, 112’yi arayıp yardım isteme olanağından yoksun kalıyor. Şimdi, buna seyirci kalmamız söz konusu olamaz.

Size bir şeyler göstermek istiyorum değerli milletvekilleri, daha önce basında paylaştım. Bakın, özellikle bu madde bağımlılığı konusu ve uyuşturucu konusu trafiği: 2010 yılında Türkiye’de bonzai birkaç vakada görüldü. 2011 yılında -bakın, bir rakam göstereyim size- Türkiye’de 44 kilogram yakalandı, 2013’te 342 kilogram yakalandı yani yüzde 800… Emniyet yetkililerimiz, bunu, 2011’le 2013’ü haritaya endekslediler. Bakın, satıcılara yönelik operasyonlar yapılan haritayı göstermek istiyorum. Kırmızı olan, 2011 yılında hangi illerde operasyon yapıldığı ve bonzainin yakalandığı haritalar, 10’u geçmeyen… Ama 2013 kısmına bakalım: 2013 haritasında ne yazık ki tamamen Türkiye'nin her tarafı kırmızı renge boyanmış ve yakalanma oranları artmıştır.

Değerli milletvekilleri, nedir bu kadar bunu cezbeden, bu kadar hızlı yayılan, yüzde 300 artımına neden olan?

Bir: Demin de ifade ettim, Türkiye, Avrupa’yla Asya üzerindeki transit yol üzerinde olması nedeniyle Avrupa’nın uyuşturucu trafiğinin en önemli olduğu noktalardan biri. Buna girmeyeceğim. Asıl ürkütücü olan kısmı şu: Çok kolay ulaşılıyor olması. Artık İstanbul’da, metropollerin kenar mahallelerinde, kahve köşelerinde, kahve altlarında, merdiven altlarında bu sentetik madde ne yazık ki yapılabiliyor. Hem de nerede satılıyor? Ara sokaklarda, park yerlerinde, okul ve dershane önlerinde yani yaşamımızı en çok ilgilendiren, çocuklarımızı en çok ilgilendiren alanlarda olmaktadır.

Hızla yayılmasının önemli noktalarından bir tanesi de çok ucuz olması, 3-4 liraya, 5 liraya, 10 liraya çocukların bunu elde etme olanağına sahip olması.

Yine, ucuz olmasının yanı sıra, çok sık kullanılmasında önemli bir etken olan, biraz da iktidarı ilgilendiren bir kısma değinmek istiyorum. Facebook üzerinden ne yazıktır ki yedi gün yirmi dört saat bunların ticaretini yapanlara seyirci kalıyoruz.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetiniz döneminde dönem dönem Facebook, Twitter hesapları üzerinden, hatta insanların telefonlarını dinleyerek onlarla ilgili yaptırımları aldığınız gerçeğini göz önünde bulundurduğumda, bu madde bağımlılığıyla ilgili, özellikle bonzainin böyle Facebook üzerinden satılışına neden seyirci kaldığınızı anlamış değilim.

Önemli bir etken –bu, belki biraz da hepimizi ilgilendiren bir konu, aileyi ilgilendiren bir konu- bu kişilerin genç olması, delikanlılık çağında kendini topluma kabul ettirmelerinden dolayı bunlarla ilgili sorunların bir şekilde çözülmesi. Özellikle, gençlerde, arkadaşlar arasında aileden daha önemli bir noktada bir etken var. Bu dönemde gençlerin kendilerini topluma kabul ettirmesinde aileden çok, dışarıdaki etken -özellikle arkadaşlar arasında olması- belirleyici bir faktör. Arkadaşlarının “Gel, senin bu sıkıntını giderelim…” Hele özellikle metropolde yaşıyorsa, varoştaysa, işsizse, sosyal uyum sorunu varsa, ekonomik bir sıkıntısı varsa bunu gidermekte arkadaşlara yöneliyor. “Bir kereden bir şey olmaz, sen erkek adamsın, sana ne olur?” diyor. Hayır, bir kereden bir şey olur, bağımlılık olur ve ölüm meydana gelir. Onun için, bu konuya değinirken aslında bir çift laf da ailelere söylemek istiyorum. Evet, bu dönemde çocuklarınızın arkadaşlarını gözleyin, çocuklarınıza zaman ayırın, çocuklarla beraber zaman geçirin, hatta çocukların yakın arkadaşlarıyla ilgili bir ilişki içinde olursanız çocukların başka olumsuz noktalara gitmesinin önünde bir engel oluşturursunuz diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, bonzainin öldürücü olduğunu ifade ettim. Bir şeyi ifade etmek istiyorum: Özellikle, bazı ailelerin “Ya, bizim çocuklara bir şey olmaz, benim çocuğum yapmaz, bizden uzak dursun ne olursa olsun.” düşüncesinden, lütfen, çıkmasını istiyorum. Bakın, Kocaeli’nin Derince ilçesinde “Rıdvan Al” diye bir gencimiz, 23 yaşında bonzai kullanımından yaşamını yitirdi. Değerli arkadaşlar, bonzai kullanan Rıdvan Al, imam-hatip lisesi mezunuydu. Yani, “Bana dokunmaz, benim ailemden uzak dursun” anlayışından -ne yazıktır ki- bu noktada ayrılmamız gerekiyor. Özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Bu, siyasi partiler üstü bir konu, partiler üstü bir konu, siyasete malzeme yapmak istemiyorum. Gençler bizim gençlerimiz, bu çocuklar bizim çocuklarımız, yaşamlarını yitirmesine seyirci kalmayalım. Gelin, bu konuyla ilgili yapılan yasal düzenlemeleri gözden geçirelim. Bakın, Kocaeli’nde bir aile, çocuğunun bonzai kullandığını da ifade etti ve benden yardım istedi. Yardım isteği şu: “Lütfen, AMATEM’e telefon eder misiniz, ben üç aydır randevu alamıyorum.” dedi. Ben, İstanbul’daki AMATEM yetkilisini ve doktor arkadaşımı aradım, dedim ki: “Böyle böyle bir arkadaşımıza randevu istiyorum, bir gencimize.” “Ne yazık ki biz çok yoğunuz, hakikaten, dönem dönem altı aya, sekiz aya varan randevular vermek durumundayız.” dedi. Benim önerim iktidar partisine, eğer Meclis araştırmasını kabul etmiyorsanız -ki kabul etmesi temennim- lütfen, bakanlıklarla bu AMATEM’le ilgili gerekiyorsa AMATEM’lerin sayısını artıralım, özellikle Kocaeli’de Marmara Bölgesi’nde olması nedeniyle bizim yer sıkıntımız yok. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Vali Beyle görüştüğümüzde bu konuda yardımcı olduklarını da ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, vaktimin sıkıntılı oluşu nedeniyle size çözümlerle ilgili bir iki şey söylemek istiyorum. Nedir önerdiğimiz? Evet, polisiye tedbirler önemli, bunun için özellikle emniyet teşkilatına teşekkür ediyorum ama bu yetmiyor. Bunun için yasal düzenlemeyi yapalım dedik ama hepsinden önce, biraz önce Sayın Millî Eğitim Bakanımız buradaydı, bakın, eylül ayında okullar açılacak, bu madde bağımlılığının ticaretini yapan ayakçılar, torbacılar okul önlerinde gençlerimize, çocuklarımıza bu maddeyi satacaklar. Gelin, tükürük testiyle, en azından bir caydırıcılık önlemiyle lütfen, okullar açılmadan, bir biçimiyle bakanlık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) – …yetkilileriyle konuşarak çözmeyi düşünelim.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mehmet Domaç, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Domaç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, bağımlılık ve madde kullanımı, insanlık tarihi kadar eski bir durum. Dolayısıyla, insanlığı tehdit eden bu duruma, insanlık boyunca, tarih boyunca bir sorun olarak bakılmıştır. Tarihî kazılarda -hepimiz biliriz ki- afyon kapsüllerinin, haşhaş kapsüllerinin bu kazılardan çıktığını hepimiz görmüşüzdür, ayrıca mağara duvarlarına dişi Hint keneviri tasvirleri yapıldığını da görmüşüzdür. Dolayısıyla, toplayıcı tarım toplumundan bu yana modern topluma kadar bu sorun devam edip gelmektedir.

Bağımlılıkla, bağımlılık yapan maddelerle mücadele, bunlara karşı verilen çaba insanlık tarihi kadar eskidir. Hepiniz bilirsiniz, Çin’de afyon savaşlarını, ayrıca uyuşturucu kartellerinin Güney Afrika’da devletleri tehdit ettiğini, hatta bu kartellere karşı, orduyla mücadele edildiğini hepimiz biliriz.

Doğrusu, uyuşturucudan yasa dışı çok para elde etmek insan hayatına kastetmeyi ortaya çıkarıyor ve devletler bunu engellemek için büyük çaba harcıyorlar, çok büyük.

Bu öneri, bir ay önce de HDP Grubu tarafından verildi, bir ay önce aynı araştırma önergesi verildi. Doğru bir yaklaşım, evet, toplumsal hayatı, insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir konu.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – O zaman kabul edin.

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Buna karşı çıkmak olanaksız.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kabul edin!

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Geliyorum oraya, anlatacağım.

Buna karşı çıkmak olanaksız, bunu belirteyim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – “Ama, fakat, ancak…”

MEHMET DOMAÇ (Devamla) – “Ama, ancak” değil, gerçek, gerçek.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hocam, o zaman “evet” deyin bitsin bu iş ya!

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Şöyle bir gerçek var: Meclisimiz bu konuda, daha geçtiğimiz dönem bir araştırma önergesiyle, grupların birlikte hazırladıkları bir araştırma önergesiyle bir araştırma komisyonu kurdu, evet kurdu. Bu komisyon çalıştı, 11 bölümden oluşan 487 sayfalık bir rapor ortaya çıkardı. Raporun sonuç bölümü burada, sadece sonuç bölümü 39 sayfa.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ne yaptınız o raporla ilgili?

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Oraya da geleceğim.

Sonuç bölümünün kısaca başlıkları şunlar: Ne gibi kurumsal düzenlemeler var Türkiye’de bu konuda, toplumsal algılama nasıl, terminoloji ne, yasal düzenlemeler ne, kaçakçılık boyutu ne, eğitimle ve bilgilendirmeyle ilgili hangi çabalar harcanıyor, tedavi boyutu nedir? 11 civarında bölüm ve başlıktan oluşan bir çalışma.

Ben bu araştırmanın sonuç bölümündeki rakamlardan size bahsederek vaktimi geçirmek istemiyorum; çok sayıda rakam var, çok sayıda tespit var. Ancak şunu belirtmek istiyorum: Bu çabadan sonra, bu çalışmadan sonra önemli adımlar atıldı. Örneğin, Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik yapıldı, hep birlikte değişiklik yaptık bu konuda.

ALİ ÖZ (Mersin) – Cezalar artırıldı.

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Dolayısıyla cezalar artırıldı çünkü bu raporda da yazıyordu. Cezalar artırıldı, bir değişiklik yaptık.

Geçtiğimiz günlerde bir üst kurul oluşturuldu, daha bir ay önce bir üst kurul oluşturuldu ve bu üst kurul 7 bakanlığımızdan oluşuyor. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz ama ben sayayım: Sağlık Bakanlığı var, Millî Eğitim Bakanlığı var, İçişleri Bakanlığı var, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı var, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı var, Gençlik ve Spor Bakanlığı var ve bunların hepsinden oluşan, periyodik toplantı yapan ve bunun alt çalışmasını yapan da bir kurul var. Bu kurulda Sayın Necdet Ünüvar çalışıyor ve bu bakanlıkların müsteşar yardımcıları çalışıyorlar. Sayın Necdet Ünüvar daha önce bu araştırma komisyonunun da başkanlığını yaptı. Dolayısıyla, buradan sonra geldiğimiz... Tabii ki büyük ölçüde adımlar atılıyor, bu adımları da görmezlikten gelmemeliyiz.

Tabii, hepimiz çok iyi biliyoruz ki başlangıçta bunlar tarımsal ürünlerdi ama kimyasal devrim, sanayi devrimi ortaya çıktıktan sonra -1950’li yılların sonrasında- bunlar sentetik ürünler hâline gelmeye başladı ve artık yüzlerle değil, binlerle ifade edilen bağımlılık yapıcı maddeler ortaya çıktı. İşte, bonzai de bunlardan bir tanesi ve o kadar karmaşık, o kadar karışık bir yapısı var ki herkese göre ayrı bir bonzai olabilir. Dolayısıyla, bununla kimyasal anlamda mücadeleden öteye, emniyet anlamında ciddi bir mücadeleye ihtiyaç var ve gençlerin bilgilendirilmesine ihtiyaç var. Bu, ölümcül bir durum. Bağımlılık yapacak diğer ürünleri tanıyorduk ama bunu artık yeni tanımaya başladık ve buna karşı hep birlikte önlem almalıyız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, bir araştırma komisyonu kuralım hep birlikte.

MEHMET DOMAÇ (Devamla) – Şu anda Türkiye'de ÇEMATEM var 2 tane, şu anda Türkiye'de 28 tane AMATEM var. Hükûmetimiz önümüzdeki üç yıl içerisinde 13 yeni AMATEM, 7 tane de yeni ÇEMATEM kurmak için karar almış durumda ve adım adım, bunları hayata geçirmek için çaba harcıyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu mudur getirdiğiniz çözüm?

MEHMET DOMAÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, güvenlik güçlerimiz, bağımlılık yapıcı madde üretimi, taşınması, satılması, bunların önlenmesi konusunda büyük çabalar harcıyor, dünyada da bu konuda en çok mücadele eden güvenlik güçleri olarak gösteriliyor. Az önce arkadaşım söyledi ne kadar yakalama olduğunu, bunlar ciddi çabalar. Ayrıca, sadece güvenlik güçleri bu çabaları harcamakla kalmıyor, ciddi bir eğitim programı ortaya koyuyor. Millî Eğitim Bakanlığımız çocuklarımızı ve velilerimizi eğitiyor bir taraftan, rehber öğretmen sayısını artırıyoruz diğer taraftan. Adalet Bakanlığımız yasa değişimini sağladı, Ceza Yasası’nda değişiklik yaptı; ayrıca, Adalet Bakanlığımız eğitimleri gerçekleştiriyor.

Şimdi, bir taraftan AMATEM’leri artırırken, diğer taraftan eğitimleri geliştirirken Hükûmetimizin çok duyarlı, hassas, önemli adımlar atmakta olduğunu izliyoruz ve gözlüyoruz. Ama, şunu belirtmek isterim ki: İktidar, muhalefet, sivil toplum, vatandaşlar hep birlikte bu önemli halk sahası sorununu ve insanlık karşıtı durumu çözebilmek için mücadelemizi güçlendirmeliyiz, umudumuzu da hep “Çözeceğiz.” diye yüksek tutmalıyız.

Doğrusu, şunu belirtmek isterim: Daha önce yapılan çok önemli bir araştırma olmasaydı, bugünkü verilen araştırma önergesine gönülden katılırdık. Ama, gerçekten yapılan ciddi bir çalışma var ve bu çalışmayı takip etmeliyiz ve bu çalışmaları sonuç alacak şekilde takip etmeliyiz. Onun için MHP önerisine katılamıyoruz.

Yaklaşık bir buçuk ay, iki ay civarında, bu konuda, özellikle eroin tedavisi konusunda yurt dışında eğitim almış bir arkadaşınız olarak şunun altını çizmek istiyorum: Metadon tedavisi yapmadan, gerçek bağımlılık boyutunu ortaya çıkarmak dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün olmamıştır. Dolayısıyla, hepimiz çok iyi bilmeliyiz ki “Gerçek bağımlı sayısı şu kadardır, bu kadardır.” demek yerine, Türkiye’de tedavi yöntemlerimizi de geliştirerek gerçekten bağımlılığı önlemenin yöntemini hep birlikte, toplumun tüm kesimleriyle birlikte bulmaya çabaya harcamalıyız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Mehmet Bey, bu görüşlerinizi Komisyonda açıklasaydınız. Mehmet Bey, bu fikirlerinizi Komisyonda açıklasaydınız, katkı verseydiniz, olmaz mıydı?

MEHMET DOMAÇ (Devamla) - Katılamıyoruz daha önceki araştırma nedeniyle.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

IV.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Ayaydın, Sayın Akar, Sayın Demiröz, Sayın Akova, Sayın Atıcı, Sayın Kaplan, Sayın Özgümüş, Sayın Erdemir, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çelebi, Sayın Öz, Sayın Dinçer, Sayın Yalçınkaya, Sayın Korutürk, Sayın Tamaylıgil, Sayın Öztürk, Sayın Oyan, Sayın Özgündüz ve Sayın Eyidoğan.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşları tarafından, uyuşturucu madde bağımlılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

 

3.- CHP Grubunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin, Genel Kurulunun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi

13/8/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13/8/2014 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Engin Altay

                                                                               Sinop

Grup Başkan Vekili

Öneri:

TBMM Genel Kurulunun 6/8/2014 tarihli birleşiminde okutulan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına alınması ve Anayasa’nın 100’üncü maddesi gereğince Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin TBMM Genel Kurulunun 13/8/2014 Çarşamba günkü (bugün) birleşimde yapılması, görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesi önerilmektedir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Özgündüz, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; pazar günü seçimle halkın toplamının yaklaşık üçte 1’inin oyunu alarak yani -katılım yüzde 72- yüzde 72’nin 51,8’inin oyunu alarak Çankaya’ya çıkmak isteyen Hükûmetin başındaki kişi, Recep Tayyip Erdoğan hakkında biz bir Meclis soruşturması önergesi vermiştik. Dolayısıyla biz diyoruz ki gelin bunu görüşelim, Çankaya’ya çıkmadan önce bu konu bir netleşsin ki şaibeyle, defoyla oraya -“billboard”larda “Milli irade, millî güç” diyorsunuz ya- o şekilde gitmesin.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, 17 ve 25 Aralık soruşturmasında 4 bakan hakkında sizlerin de oylarıyla Meclis soruşturması açılması kararı verildi. Bu bakanlarla ilgili olarak daha önce Millî İstihbarat Teşkilatı Başbakana nisan ayında rapor veriyor. Bu, Rıza Sarraf ve ekibiyle rüşvet ilişkisi içinde oldukları, bunların ortaya çıkması hâlinde Hükûmetin zora düşeceği noktasında rapor vermesine rağmen, Hükûmetin başındaki kişi, Anayasa’nın 112’nci maddesine göre bakanların görevlerini Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetlemekle görevli olan Başbakan gereğini yapmayarak bu olayı bekletiyor. Dolayısıyla, bilgisi dâhilinde bazı işlerin yapıldığının da bir göstergesidir. Bu nedenle, bizim Türk Ceza Kanunu’muza göre, bu eylemi, kamu görevlisinin görevi sırasında işlediği suçları yetkili mercilere bildirmeme aynı zamanda suçluyu kayırma suçunu oluşturmaktadır.

Bu kişileri görevden azletti Başbakan fakat kendisi hakkında da ciddi iddialar var. Bu bakanlardan bir tanesi, Çevre ve Şehircilik Bakanı istifa ederken dedi ki: “Ben bu imar planlarının büyük bir bölümünü Sayın Başbakanın talimatıyla yaptım. İstifa ediyorum, ancak millet ve vatanı rahatlatmak için Sayın Başbakanın da istifa etmesi gerektiğine inanıyorum.” Ve siz, Erdoğan Bayraktar hakkında, oylarınızla Türk Ceza Kanunu’nun 255’inci maddesinde yazılı nüfuz ticareti, yine 257’nci maddesinde yazılı görevi kötüye kullanmak suçundan dolayı Meclis soruşturması açılmasına karar verdiniz. Bu mantıkla giderseniz… Bakan diyor ki: “Ben ne yaptıysam Başbakanın talimatıyla yaptım, onun bilgisi dâhilinde yaptım.” Siz bu bakanı gönderdiğinize göre, Meclis soruşturması açılmasına karar verdiğinize göre Başbakan hakkında da bu iddialarla ilgili olarak bir Meclis soruşturması komisyonu kurulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bu şaibelerle, bu yükle Çankaya’ya çıksa da Türkiye Cumhuriyeti adına devleti temsil eden bir makamda bulunan kişi hepimizi sıkıntıya sokar, sizleri de sıkıntıya sokar.

Değerli arkadaşlar, 25 Aralıkta, biliyorsunuz, Başbakanın oğlu olmaktan başka hiçbir sıfatı olmayan -dikkatinizi çekiyorum, herhangi birinizin oğlu, kızı, kardeşi gibi sıradan bir vatandaş olan, hiçbir sıfatı olmayan- Bilal Erdoğan’ın evine, mahkeme kararıyla, arama, el koyma, yakalama, gözaltı kararıyla polisler gidiyor. Başbakanlık koruma ekibi gelen polislere karşı silah çekiyor. O zamanki Başbakanlık Müsteşarı, şimdiki İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın talimatıyla “Yaklaşanı vurun.” deniyor ve mahkeme kararı uygulanmıyor. Dikkatinizi çekiyorum, sıradan bir vatandaş, Bilal Erdoğan’ın hiçbir sıfatı yoktur Başbakanın oğlu olmaktan başka. Bu neye benzer biliyor musunuz? Herhangi bir mafya reisinin ya da bir aşiret ağasının evine mahkeme kararıyla gidiyor polis, aşiret ağası ya da mafya lideri diyor ki: “Yaklaşanı vurun.” Bu eşkıyalıktır, bunun bundan hiçbir farkı yoktur. Aynı eylem yapıldı bu ülkede ve hukuk yerle bir edildi. Sonra, hemen operasyon, biliyorsunuz, bu polisler apar topar görevden alındı. Bir karikatür gördüm geçen gün. Hırsız arkasında çuvalla para taşıyor, polis diyor ki: “Kanun namına teslim ol.” Silah çekiyor. Arkadan hükûmet “Kaldır elini, rozetini ver, silahını bırak.” diyor. Bu karikatür tam da bu olayı anlatıyor. Yani 17 ve 25 Aralıkta aslında ne oldu? “Darbe” falan diyorsunuz ya, aslında Hükûmet yargıya darbe yaptı. Bu kadar açıktır, Hükûmetin yargıya darbesini gördük bu Hükûmet döneminde.

Değerli arkadaşlar, o sabah, 17 Aralık günü Başbakanınız çaresiz bir hâlde oğlunu arıyor. “Evde misin oğlum?” 17 Aralık, saat sabah 08.02. “Evet babacığım.”

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, bunları tekrardan…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - “Şimdi diyorum ki: Senin evinde ne var ne yok, sen bunları bir çıkar.” İşte, efendim, “Muammer Bey’in oğlu, Zafer’in oğlu, Erdoğan’ın oğlu falan, bunlar gözaltına alınmış. Senin evinde ne var ne yok, bir çıkar.”

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yahu, hukuki olarak hiçbir delili, mesnedi olmayan şeyleri burada tekrardan niye konuşuyorsunuz ya?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bunlar eğer yoksa, bunlar yoksa Başbakan niye “Benimle ilgili de, Cumhurbaşkanıyla ilgili de, Genelkurmay Başkanıyla ilgili de şantaj kasetleri var bunların elinde.” diyor? Bunlar yoksa niye bunu diyor?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şantaj kaseti ayrı bir şey, montaj ayrı bir şey, üretilmiş bilgi ayrı bir şey ya.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bunlar yoksa niye TÜBİTAK’tan montaj şeyi alıyorsunuz arkadaşlar?

Evet, diyor ki: “Senin evinde ne var ne yok?” “Bende ne olabilir ki baba? Senin paran var kasada.” “İşte onu diyorum, onu diyorum. Ben şimdi kardeşini gönderiyorum. O bilgiler onda var.” falan filan… Efendim, “Amcanla konuş.” “Ne yapalım bunları, nereye koyalım?” “İşte Ziya enişten, bilmem, Burak ağabeyin hemen şey yapın. Tamam, hadi yapın sizinkiler falan. Saat 10.00’a kadar zamanınız var.” Bu konuşmalarla bir başbakan yani ülkenin Başbakanı güçlü lider midir yoksa -bu konuşmalardan psikolojisini anlayın- ne hâldedir, ne panik hâldedir, siz görün. Bu şaibelerle bir insan Çankaya’ya çıksa bile… Ki çıkacaktır, hakkıdır, dediğim gibi, halkın üçte 1’i de olsa katılımın yüzde 51,8’i oy vermiştir, ancak bu şaibelerle çıkmasın.

Bu konularda, arkadaşlar, bunlar hakikaten var mıdır yok mudur, bunlar montaj mıdır, bir soruşturma komisyonu kurulsun; uluslararası kuruluşlardan, bilim insanlarından, bu “tape”ler gitsin, incelensin var mıdır yok mudur.

“Efendim, bunlar yasa dışı dinlemedir.” falan... Arkadaşlar, bu neye benzer biliyor musunuz? Adam cinayet işlemiş, arabanın arkasına koymuş gidiyor. Polis yolda durduruyor, arama emri yok. “Aç bagajı.” Açıyor, cesedi orada. “Ya, benim arama kararım yok, ben seni bırakacağım.” Bu, bu mantığa benzer. Dolayısıyla, burada bu iddialar varsa bunların soruşturulması lazım. Bunu soruşturacak olan makam da bu yüce Meclistir. Başbakan ve bakanlar suç işleyebilir, bunu soruşturacak yer de bu yüce Meclistir.

Yine, bu konuşmasında -basına yansıdı yine, biliyorsunuz- efendim, “İkisini de boşaltın, ikisini de boşaltın.” diyor. “Siz kaçta geliyorsunuz?” Devam ediyor. İşte, “10 milyon avro alabiliriz.” demiş Tunç. Kimse bu Tunç? “Halledin şimdi.” diyor. Yine, efendim, işte “Buna bu kadar para verdim, 730 bin dolar, 300 bin lira falan.” “Açık konuşma.” “Konuşmayayım mı babacığım?” Devam ediyor bu konuşmalar. “Büyük ölçüde sıfırladık.” “Sıfırlayabildiniz mi?” “Hayır babacığım, sıfırlayamadık, daha henüz 30 milyon avro gibi bir miktar daha var, şey yapamadık, eritemedik. Bu şey aklına geldi Beratların, Ahmet Çalık’ın alacağı ekstra bir 25 milyon dolar kalmış, ‘Onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız.’ diyorlar, “Üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz.’” Tabii, mal beyanında, aday olurken açıkladı, dairesi mairesi yokmuş. Bu daireler kimin adınadır, yarın birileri bu haram paranın üzerine konar mı, onu da bilmiyorum.

Değerli arkadaşlar, böyle, bu çok ciddi iddialar olan, suçluyu kayırma, efendim, yine görevi kötüye kullanma, yine bu milyar dolarlar, eurolardan bahsediliyor. Bunlar 3628 sayılı Kanun’a göre haksız edinilen bir mal varlığıdır. Bu konuların araştırılması lazım.

Yine, oğlu Bilal Erdoğan’ın başında olduğu, sizin birçok milletvekilinizin, belediye başkanının da mütevelli heyetinde olduğu -ki o da Anayasa’ya aykırıdır, onu da söyleyeyim; kamu yararına kurulan bir vakıf, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararı; Anayasa’ya göre, kamu yararına kurulan vakıfların mütevelli heyetinde milletvekilleri görev alamazlar, buna rağmen sürdürüyorsunuz, Anayasa’yı da takmıyorsunuz, kanunu da takmıyorsunuz- bu TÜRGEV’e Royal Protocol’den, Suud Kraliyetinin ofisinden gelen, biliyorsunuz, 100 milyon dolar bir para var. Bütün bu iddialar ortada dururken, efendim, işte, yok, “güçlü irade”, “millî irade” falan filan diyerek yukarıya çıkıyor beyefendi ama bu “güçlü irade”, “millî irade” dediğiniz irade ne yazık ki bayağı bir şaibeli ve bayağı bir defolu irade diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mehmet Naci Bostancı, Amasya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bostancı.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada yapacağım konuşmayı “Dost acı söyler.” kabilinden değerlendirmekte fayda var çünkü burada hep beraber Türkiye'nin ortak paydalarını oluşturuyoruz. Siz tabii, iktidarla çok uğraşıyorsunuz; normaldir, muhalefetin yapması gereken de budur.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, bu ortadaki gerçekler varken hâlâ sen hangi yüzle gelip burada konuşuyorsun?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bizim de biraz muhalefete ilgi göstermemiz gerekir, söylediklerimi bu ilgi çerçevesinde görün.

Şimdi, önergenizi okudum. Bu önerge aslında iki temel hususa dayanıyor. Bunlardan birincisi “muhalif bilinçaltı” diyebileceğim “Erdoğan” sayıklaması üzerinden gelen bir anlama yaslanıyor. Tabii, AK PARTİ’nin, Sayın Erdoğan’a ilişkin, onun Türkiye siyasetinde oynamış olduğu role ilişkin, yaşanan değişimlerdeki liderliğine ilişkin değerlendirmeler yapması anlaşılabilir. Sizin de gerçekte negatif bir dille “Erdoğan” sayıklamanız aslında bilinçaltınızdaki Erdoğan’ın Türkiye’de oynamış olduğu o büyük ve önemli role bir atıftır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Doğru, kirliliğe, yolsuzluğa, usulsüzlüğe…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Öyledir, evet, değişime ilişkin, halkın gönlünde taht kurmasına ilişkin, Erdoğan’sız bir siyasetin mümkün olmamasına ilişkin bir gerçeklikle yüzleşmenizin neticesidir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim verdi sana bu diplomayı, profesör diplomasını?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Çünkü Erdoğan dışında söz söylediğinizde kimse dinlemiyor.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama çalmazsan bakan olamazsın, çalarsan olursun!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sayın Kılıçdaroğlu hakkında, onu övme, onun Türkiye siyasetinde oynadığı eşsiz role ilişkin değerlendirmelere çok rastlamıyoruz. Sayın Erdoğan’ın aleyhinde söylediğiniz sözlerle Sayın Kılıçdaroğlu’nun lehinde söylediğiniz sözleri yan yana koysak birincisi çok fazla gelir. Bunun tabii nedenleri var, nedenleri var.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ayıp yani!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bakın, Meclise ilk geldiğim sıralarda -bu “muhalif bilinçaltı” dedim ya, buna bir örnek vereceğim, kayıtlarda var- CHP’nin bir genel başkan yardımcısı arkadaşımız burada konuşuyor ve AK PARTİ’nin Sayın Erdoğan’a yönelik “uluslararası lider”, “çok önemli roller oynayan öncü kişi”, “siyasi aktör” şeklindeki değerlendirmelerine itiraz eden, böyle olmadığını anlatan bir konuşma yapıyordu burada. Belgelerde var, ben de arkada dinliyorum. Dedi ki: “Ne uluslararası lideri? Erdoğan uluslararası lider falan değil, Türkiye’de uluslararası lider -ben bekliyorum ki doğal olarak Sayın Kılıçdaroğlu demesi gerekir çünkü mevcut Genel Başkan o- Atatürk’tür, İnönü’dür.”

Şimdi, tabii, “Kılıçdaroğlu” dediğinde bunun, böyle bir mukayesenin ne kadar sakil düşeceğini arka planda bu arkadaşımız biliyor. (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Doğru konuşmuyorsun.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Doğru konuşmuyorsun. Yakışıyor mu sana!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – O yüzden Atatürk’le, İnönü’yle mukayese ediyor. Tabii ki eleştiriyor ama mukayese ettiği insanlar Atatürk ve İnönü.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bizimki yalakalık yapmamış sadece Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Yalan söylemiyorum, kayıtlara bakın, genel başkan yardımcısının aynen bu şekilde konuştuğunu görürsünüz. Zaten, “bilinçaltı” dediğimiz kendisini dolaylı bir şekilde ortaya vurur, doğrudan vurmaz ama bastırılan geri döner ve kılık değiştirmiş şekilde de geri dönse onun altındaki derin hayranlığı görürsünüz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir sosyolog değilim ama Sayın yeni Cumhurbaşkanı profesör olduğu için…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, birincisi bu muhalif bilinçaltıyla ilgili, ikincisi de CHP’nin seçim sonrası yaşamış olduğu siyasi atmosferle ilgili.

Şimdi, elde edilen sonucun başarısızlık olduğunu Sayın Kılıçdaroğlu da söyledi; gazeteler öyle yazıyor, doğru mudur bilmiyorum. Herhâlde bunu CHP’li arkadaşlar da kendi aralarında değerlendiriyorlardır. Bunun getirdiği birtakım problemler de var, parti içi tartışmalar var. (CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne mesela, ne var?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sorulara cevap verin, bu iddiaları bize söyleyin.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Herkes kendi işine baksın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Bunlar da olağan. Emine Hanım’ın burada AK PARTİ’ye yönelik olarak yapmış olduğu bu etkileyici, eleştirel…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen Şamil’le Cumhurbaşkanı arasında geçen mevzuyu anlat orada ya, sen CHP’yi ne yapacaksın? Şamil burada, gelsin bir anlatsın. Onu anlat sen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …konuşmalardan birisini Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı yaptığını gördük; aynı tarzda, aynı diskur içerisinde eleştirel bir konuşma. Olur, partilerin içerisinde bu tür tartışmalar yaşanır. Ama, şunu biliyoruz, siyasette şöyle bir klasik tutum vardır: Bir siyasi grup, bir ülke bazen içeride ciddi bir problem yaşadığında, iktidara bir meydan okuma yaşandığında dışarıda macera arar, bir dış düşman arar, dış düşman karşısında içeridekileri birleştirmek ister. Nitekim Türkiye'de uzun yıllardır -siz de duymuşsunuzdur, ben de çok duydum- böylesine millî birliğe ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz günlerde ayrı baş çekmenin, muhalif ses çıkartmanın yeri olmaz diye yıllardır söylenmiştir. Esasen dış düşman içeride bir yapıştırıcı rolü oynasın istenir ve bu yönde bir macera aranır. Tarihteki en önemli örneklerinden birisi III. Napolyon’dur, muhakkak arkadaşlar biliyorlar. III. Napolyon haşmetmeap içeride problemler yaşadığında 1870’te Prusya’ya savaş açmıştı içeriyi bastırmak ve Fransa’nın birliğini sağlamak için. 1871’de savaşı kaybetti, Paris’te III. Napolyon’un, haşmetmeabın beklemediği bir durum ortaya çıktı, Paris Komünü kuruldu. Yani, dış maceraya çıkmak, meydan okuyucu bir tavrın içeride yapıştırıcı rol oynayacağını beklemek her zaman olumlu bir netice sağlamayabilir.

Tabii ki CHP’ye yönelik bu eleştirilerimizi, lütfen, gurur ve kibir yaparak muhalif bir partinin sözcüsü çıkmış burada bize akıl vermeye kalkıyor şeklinde görmeyin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Bostancı, önergeyle ilgili bir şey söyle, önergeyle ilgili. Önerge ortada, önergeye gel, önergeye.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hırsızlıkları, yolsuzlukları konuş, önerge ortada.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Sonuçta benim burada söylediklerimi eminim siz de kendi aranızda konuşuyorsunuz. Sadece benim burada yaptığım, bunları açık bir şekilde dile getirmek.

Hakikaten Türkiye'de bir sürü olay oluyor. 10 Ağustosta seçim olmuş, şartlar değişmiş.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, o seçim her şeyin ölçüsü mü?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Siyasette Mevlânâ’nın dediği gibi -o hayat için söylemişti- her gün yeni sözler söylemeniz lazım ama önergeyi okuyorsunuz, insanda bir dejavu duygusu uyanıyor, insanda bu tür nerede kalmıştık duygusu uyanıyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Önergede yolsuzluk duruyor ortada.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, aklayan ne yaptınız, onu temizleyecek ne yaptınız? Komisyonu mu kurdunuz, kurdunuz da çalıştırdınız mı? Aklandı mı, temize mi çıktı? Yakışıyor mu koca profesöre ya! Başbakanın dediği kadar varsın, profesörmüş ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Yaşanan şartları okuyup yeni sözler söylemek, yeni siyasal tavırlar geliştirmek, kendini güncellemek gerekirken eski klişeler ve kurtarıcı olması beklenen Tayyip Erdoğan hasımlığı üzerinden siyaset yapmaya kalkışmak bence CHP’nin işine yaramaz. Emin olun, iyi bir muhalefet, performansı olan bir muhalefet iktidar için de iyidir. Buradaki sözlerimi lütfen bu manada değerlendirin. Eski klişelere düşerek, siyaseten para etmediği de görülen, hukuken şaibeli, tartışmalı konularda vermiş olduğunuz önergeyi görüyoruz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Tamam da araştıralım, gerçek mi değil mi bakalım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - 26 hukukçunuz var, Ali Bey de hukukçu. Yani şu 9 sayfalık önergenize hukuki bir kılıf giydirmeye çalışmışsınız ama bu elbise her yerden lime lime dökülüyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Nereden biliyorsun, sen hukukçu musun?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Hem kuşkulardan bahsediyorsunuz hem “Kuşkusuz ki…” diyerek yargılardan bahsediyorsunuz. Hem hâkimlik yapıyorsunuz hem savcılık yapıyorsunuz. Böyle yaptığınızda da siyasal angajmanı öne çıkmış…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Hukuku bilmeden sen niye avukatlık yapıyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, güzel bir soru geldi, “Hukuku bilmeden sen niye avukatlık yapıyorsun?”

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …üzerinde elbisesi tutmayan bir hukuki kılıfla kendisine meşruiyet sağlamaya çalışan bir metinle karşı karşıya geliyoruz. Bu metnin insanlar için ikna edici olmasını beklemek, bu Meclisten kimi insanların böylesine sakil bir metne destek vererek -hukuki görülmek istenmesi bakımından sakil diyorum- parmak kaldıracağını zannetmek kesinlikle yanlış olur. Aynı burada yazdığınız verileri başka türlü kompoze edersiniz, başka bir iddianame çıkartabilirsiniz. Türkiye siyasetinin derin ilişkilerine, karanlık dehlizlerinde kotarılan işlere, bildiri dağıtan savcılara, Twitter’dan birtakım mesajlar gönderen insanlara…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sizin ortaklarınız onlar.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …oradaki örgütlenmelere ilişkin tek lafın bile edilmediği…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söylüyorum, “ortaklarınız” diyorum, daha ne diyeyim?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …Türkiye siyasetinin bir klasiği olan derin sularda iş kotarma, karanlık işler çevirme yönüne hiçbir odaklanmanın olmadığı bu metnin, analitik bir mantıkla her türlü unsuru içeren bir metin olduğunu iddia edebilir misiniz? Tabii ki değil. Tabii ki son derece yanlı, tabii ki siyasal angajman tarafı öne çıkan ama biraz da hukuk sosu batırılmış bir metin olarak karşımızda külliyen reddedilmesi gereken bir metin. Mantıken muhakeme edilmesi meselesine gelince, bu da zaten kamuoyu tarafından-işin siyasi kısmı, sizin ilgili olduğunuz taraf- yapıldı ve neticesini görüyorsunuz.

Ayrıca, seçim sonuçlarını “halkın üçte 1’i” vesaire gibi laflarla küçümsemeye çalışmak yanlıştır, yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yani seçimle kapandı öyle mi? Var ama kapandı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Varsayımlar üzerine olmaz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - “Artık hukuka ihtiyaç yok.” diyorsunuz yani.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Hayır, bu çalınanlardan size ne düştü?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Sizin de katıldığınız…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Profesör, “Hukuka ihtiyaç yok.” diyorsun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Vekil, bu çalınanlardan sizin payınıza ne düştü?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …sizin de sandığa gittiğiniz, oy verdiğiniz, sizin de onurunuzun bir parçası olan bu seçime ilişkin, bu seçimin onurunu korumak sizin de göreviniz. Buraya gelip kimse küçümsemeye kalkmasın. Hem sandığa gideceksin hem seçime katılacaksın hem sonuçlara ilişkin zafer bekleyeceksin hem de sonuçta hür seçimi küçümsemek için için dil oyunlarına gireceksin; bu kabul edilemez.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hatip hem partimize, önerge metnine, verdiğimiz önergenin içeriğine ve hukuk normlarına uyumuyla ilgili çok şey söyledi ama önce hatipten şunu öğrenmek istiyorum: “Sakil”in Türk Dil Kurumu sözlüğünde birçok karşılığı var. “Sakil”i hangi anlamda kullandınız, ona göre…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Onu ben açıkladım Engin Bey, “Hukuk kılığı giydirilmiş metin” dedim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır. Hem önerge metnimiz için “sakil” dediniz hem genel olarak…

BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen, böyle bir usulümüz yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) - …Atatürk ve İnönü’yle ilgi mukayesede de bir “sakil” kelimesi kullanıldı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hayır, “Hukuk kılığı..”

BAŞKAN – Sayın Bostancı, lütfen yerinize oturun. Böyle bir usul yok efendim.

Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – “Hukuk kılığı giydirilmiş” anlamında kullandım.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle söz istiyor musunuz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özgündüz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Açıklasın diye bekliyorum hangi karşılık, yani sıkıntı mı, ne?

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen… Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çirkin mi, kaba mı, uyumsuz mu?

BAŞKAN – Evet, Sayın Özgündüz, buyurun.

Ne için söz istiyorsunuz Sayın Özgündüz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, ben söz istemiştim. Yani hem Genel Başkanımızın ismini zikrederek, verdiğimiz önergeyle ilgili… Özgündüz’e söz istemiştim.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, verdiğimiz önergeyle ilgili olarak “hukuk sosu batırılmış metin”, “mantıksız, mesnetsiz, dejavu” şeklinde sataşma vardır, o nedenle efendim.

BAŞKAN – Buyurun, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne anlattığını bir sor, kendi anlamış mı?

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna ve CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bostancı, burada on dakika konuştunuz ama verdiğimiz önergeyle ilgili işte “beylik laflar”, yok efendim, “mesnetsiz, hukuksuz, boş” falan gibi laflarla geçiştirdiniz.

Bakın, siz hukukçu değilsiniz. Ben size şimdi söyleyeyim, 3628 sayılı Yasa’yı açın bir okuyun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kaçıncı madde?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – O kanun der ki: “Bir kişi kaynağını açıklayamayacak şekilde mal varlığı edinmişse bu haksız mal edinmek sayılır.” Dolayısıyla, bunun da cezası, yine 3628 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde “Daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası.” diyor.

4’üncü maddeye bakarsanız, “Kanuna ve genel ahlaka uygun sağlandığı ispat edilemeyen mallar, ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilmeyecek harcamalar haksız mal edinmedir.” Dolayısıyla, gelin, benim bu şeyime söyleyin, gelin bu Şehrizar Konakları’ndan alınan konakların kaynağını açıklayın bana, gelin sıfırlanamayan, elde kalan 30 milyon euroyu açıklayın. Yani, gelip burada beylik laflar söylemek de olmaz.

Bu Başbakan hakkında, bakın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257 görevi kötüye kullanma; kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, MİT’in raporuna rağmen gereğini yapmamak 279; yargı görevi yapanları etkileme -sabahleyin evine giden polisleri vurun diye müsteşarı emriyle talimat vermiştir- suçluyu kayırma, bakanları kayırma ve nüfuz ticareti ve 3628 sayılı Kanun’un 4 ve 13’üncü maddelerinde tanımlanan suçlar işlenmiştir. Gelin siz buna bir şey söyleyin.

Yani, sizin kendi Başbakanınız 22 Nisan 2014 tarihli grup toplantısında diyor ki: “Bunların elinde -hep söyledi, meydanlarda söyledi- şantaj kasetleri var. Efendim, kaç kere söyledim, Cumhurbaşkanına şantaj kaseti var, benim de var, Genelkurmay Başkanının da var. Ben diyorum ki: ‘Benimle ilgili varsa açıklasınlar.’ Benim ancak çocuklarımla yaptığım konuşmalar, bakanlarla yaptığım konuşmalar var.” Ee, demek ki bunları kastediyor. Yani, “Montaj bu konuşmalar.” filan diyorsunuz ya, kendi kendinizi; inkâr ediyorsunuz diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyoruz Sayın Özgündüz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, önergeye ilişkin benim açıklamalarımın yanlış olduğunu ifade etti.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir şey söylemedin ki.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Yanlış” demedi, hiçbir şey konuşmadın. Yalan söylemek yakışmıyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı, size de sataşma nedeniyle iki dakika veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vallahi Kant mezarında ters döndü ya!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, bu sataşma değil ki, yanlış olduğunu söyleyecek tabii.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yirmi dakika konuşun ama yalan söylemeyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok kötü Bostancı, bu bakanlık getirmez size.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İki dakikalık konuşma için yalan söylemeye değmez, yakışmadı size!

6.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ali Bey, “Siz hukukçu değilsiniz.” dediniz, ben Mülkiye mezunuyum, orada da biraz hukuk okumuştuk.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biraz okuduğunuz belli oluyor, doğru doğru. Biraz okumuşsunuz, doğru.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Yarım doktor candan, yarım imam dinden eder.” derler.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ayrıca, Türkiye’de herkes hukukçu. Ben bir yıl da hapishanede kaldım, orada da gördüm, insanlar hukukçu oluyorlar, sonuçta hukukçu oluyorlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bostancı, Atıcı’yı dinlediniz mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabii, biz burada siyasetçiyiz. Ali Bey kendisini hâlâ savcı zannediyor olabilir ama siyasetçiyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani, iddiada bulunuruz, hüküm vermeyiz, yargıda bulunmayız, kamuoyuyla iletişim kurarız. Hükmü ve yargıyı kim bildirir? Devletin içinde iş bölümü vardır, savcılar bildirir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Araştıralım işte onu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Zatıalinizin söylediği laflar, şu önergeye koyduğunuz sözler yazıldı, çizildi, konuşuldu, sabahtan akşama kadar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede? Nerede?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ama yargı karar versin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Konuşuldu, temizlendi mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bu ülkenin cumhuriyet savcılarının görevini üstlenmeye kalkmayacaksınız Ali Bey. O zaman milletvekilliğini bırakacaksınız, savcı olacaksınız, o mesleği icra edeceksiniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Siz de felsefeyi bırakın o zaman.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Benim hukukçu olmama gerek yok, ben siyasetçiyim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başbakan “Ben savcısıyım.” dedi, bıraktı mı siyaseti?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Evet, Türkiye'de cumhuriyet savcıları var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye Tayyip Erdoğan’a söylemiyorsun onu?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Hangi savcılar var? Yargının o karanlık iktidar ilişkilerine nasıl aracı kılındığına dair sizin hiç okumanız yok mu?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Vallahi Sayın Bostancı, bizim konuşmamıza gerek yok, sen konuştuğun zaman hepsi Başbakana vuruyor zaten!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Türkiye'de bu karanlık işler nasıl çevriliyor, yargısıydı, emniyetiydi, HSYK’sıydı o zincir nasıl kuruluyor? Nasıl, “dönemin Başbakanı” diyerek daha önceden iddianameler hazırlanıyor?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hayır, yok öyle bir şey!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Bunları siz görmüyor musunuz?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Böyle bir şey yok!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Bunları hep konuştuk.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yalan, yalan!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Ama, ne benim görevim savcılık ne sizin göreviniz savcılık.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakan yapabiliyor mu savcılığı?

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Savcıya görev vermiyorsunuz, görevden alıyorsunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Olsa olsa Başbakanın görevi savcılık olur Ergenekon karşısında!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Savcılık yapacaksanız, buradan gidip yapacaksınız ama buradaysanız siyasetçisiniz Ali Bey. Siyasetçi olarak konuşursunuz, halkla diyalog kurarsınız, burayı da bir mahkeme kürsüsü gibi kullanamazsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir sabah kalkıyor savcı, bir sabah kalkıyor jinekolog, bir sabah kalkıyor profesör, bir sabah kalkıyor…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özgündüz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, yine hatip şahsıma “Hâlen savcısınız, siyasetçi olamamışsınız.” dedi, sataştı. Ayrıca “sizin okumanız yok mu?” şeklinde de bir sataşma vardır.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özgündüz, sataşma nedeniyle iki dakika süre veriyorum.

Lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeyin ama.

7.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Bostancı, Mülkiyede biraz hukuk okunuyor da cezaevinde tabii öğrenilen hukuk…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Daha iyi okunuyor.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Biz savcıyken giderdik, cezaevini ziyaret ederdik, arkadaşlar bizden iyi hukukçuluk yapardı. Sizin ki herhâlde o misal.

Şimdi, bakın, kamuoyunda algı yönetimi var ya, işte, siz de bunun etkisinde kalıyorsunuz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Siz ne yapıyorsunuz?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – “Dönemin Başbakanı” diye hiçbir yerde bir iddianame yok, önce bunu söyleyeyim, bu külliyen yalan, bu külliyen yalan arkadaşlar, külliyen yalan, getirin, gösterin bunu.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, senin söylediklerin doğru, o yalan. Senin okuduklarının hepsi yalan.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – “Dönemin Başbakanı” diye bir iddianame yok arkadaşlar. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – “Var” diye iddia ettiklerinin hepsi yalan.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Alanlarda kullanın…

Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Bakın, getirirsiniz, buradan gösterirsiniz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) –“30 milyon” dediğin yalan, öbürü yalan, hepsi yalan.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – İddianame ne zaman yazılır, iddianame? İddianame ne zaman yazılır? İddianame, mahkemeye verilirken…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Senin yalanların doğru olacak, bizim doğrularımız yalan olacak! Böyle bir hakkın var mı ya?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – “Dönemin Başbakanı…” Polis iddianame mi yazıyor ya? Ya, arkadaşlar, bu külliyen yalan ve algı yaratmaya dönük bir şeydir. Yani, siz de inanıyorsunuz, kamuoyunda…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Olur, senin söylediklerine inanalım! Böyle bir hakkın olur mu ya?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) –Ya, “iddianame” diyorsunuz. İddianame mahkemeye sunulan bir belgedir. Böyle bir şey yok arkadaşlar. İşte, bu olayları bu şekilde kapatmaya çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, ben savcılık yapmayayım, doğru, ben savcılık yapmayayım.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Papağan gibi paralelciler ne diyorsa onu söylüyorsun, papağan gibi tekrar ediyorsun.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Savcı olarak çıksam bu dosyada vicdani kanaatimle kesinlikle mahkûmiyet mütalaası veririm, kesinlikle, siyasetçi olarak değil. Ama diyoruz ki bırakın yargıya gitsin, herkes görevini yapsın arkadaşlar. Bu iddialar var mı? Var. Meclis soruşturması açılsın, gönderelim yargıya, gitsin, orada savunma yapsın. Biz de diyelim ki: “Kardeşim, siz kimsiniz ya, Sayın Başbakan hakkında ‘Dönemin Başbakanı’ diye şey yazıyorsunuz?” Biz o zaman şey yapalım ama yargının önünü açın. Bunun için verdik biz bu Meclis soruşturması önergesini ve diyoruz ki görüşülsün, Meclis soruşturması açılmasına karar verilsin, bu şaibelerle, bu defoyla Çankaya’ya gitmesin. Gelin, karar verelim ve Meclis soruşturması komisyonu kurulsun.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Çankaya’ya gitti bile, gitti.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Başka bir şey daha söyleyeyim: Bakın, bu iş burada bitmez. Başbakanlık döneminde işlediği suçlardan dolayı beş sene sonra oradan iner, yine hesap sorulur.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Rüyanızda!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Süleyman Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili.

Buyurun Sayın Korkmaz.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Millet kararını verdi.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sorulur, sorulur; milletle olmaz, sandık. Sandık yolsuzluğu kapatmaz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Millet henüz karar vermedi İsmail. Sen her şeyi karıştırıyorsun ya. Millet “Soruşturma yapılmasın.” demedi ki. O zaman hep millete soralım. Sen niye avukat oldun?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Demokraside hakem millettir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, boş ver bu işi be sen! Hırsızlık yapacaksın, yolsuzluk yapacaksın; “Millete soralım.” diyeceksin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… (Gürültüler)

İHSAN ŞENER (Ordu) – “Milleti boş ver!”

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O zaman sen neyi savunuyorsun İsmail? Hırsızı niye savunuyorsun?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Alakasız şeyler!

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Amacınız mahkemeleri kaldırmak zaten.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, konuşacağım ama eğer sükûneti sağlayabilirseniz konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.04

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin, Genel Kurulunun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Süleyman Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili.

Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Mehmet Naci Bostancı buraya geldi, kendi zaviyesinden düşüncelerini açıkladı ama tabii, her söze verilebilecek bir cevap var, inşallah buradadır o da arkasından konuşmamış olurum, yüzüne karşı konuşmuş olurum.

Yani, şunu bilmiyorum: “Mülkiyede şu kadar okudum, hapishanede de bu kadar kaldım, hukukçu oldum.” Arkadaşlar, yarım doktor insanı candan edermiş, yarım hoca da insanı dinden, imandan edermiş. Bilmiyorsan konuşmayacaksın, bilmiyorsan hukukçulara bırakacaksın.

Bakın, bir de şu var: Bilim adamında olması gereken özelliklerden birisi de şüphecilik olmalı yani insanlık tarihinin, bilimin gelişmesi açısından “Acaba?” sorusunu kendisine sormalı. Eğer “Burada biz karar veremiyoruz.” diyor iseniz ki aşağı yukarı bütün Meclis -iktidarıyla, muhalefetiyle- bu görüşte, o zaman buna karar verecek mekanizmaların önünü açmak lazım, bunun önünü de açmıyorsunuz.

Geldi buraya, eleştirileri, özellikle Erdoğan’a yönelik eleştirileri kendince bir tasnif etme gayretine girişti, “Muhalif bilinçaltı” ve “Erdoğan sayıklaması” tabirlerini kullandı. E, o zaman birileri de çıkar, size der ki hele hele bu hükûmetin kurulması esnasında “Efendim, Erdoğan’ın kapısında sebeplenmek için, acaba Erdoğan şakşakçılığı mı yapıyor?” Yani, bir lafı söylediğiniz zaman nasıl bir mukabele sözle karşılaşacağınızı bileceksiniz. Ayrıca, “dünya lideri” tabirini eleştiren görüşleri biraz hafife aldı.

Arkadaşlar, hemen yanı başımızda bakın, Türk toprağı Musul Konsolosluğu işgal edilmiş durumda. Diplomatik dokunulmazlığı olan 49 vatandaşımız hâlâ yarını belli olmayan bir biçimde esaret altında, Türk Bayrağı indirilmiş. Hemen yanı başında, sözün geçmiyor, sözün geçmiyor. Siz kendi kendinizi avutabilirsiniz ama böyle bir durumu yaşayan milletler bu tür tanımlamalara güler geçerler, ne dünya liderliği, “Pabucumun lideri bu, pabucumun lideri!” derler. Sen onu kurtarabiliyor musun, hemen yanı başında? Herkes gibi seyrediyorsun, ondan sonra adın “dünya lideri” oluyor. Geçelim.

Bir Cumhurbaşkanlığı süreci yaşandı değerli arkadaşlar. Elbette, demokratik bir aşamadır Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, demokratik bir aşamadır. Bu aşamanın kavgasız gürültüsüz bir biçimde aşılmış olmasına da gerçekten memnun olduk. Kimsenin burnu kanamadı ama geride bir tortu kaldı değerli arkadaşlar. Bakın, o tortu üzerinde kafa yormamız lazım bizim ve bu tortunun en önemli ayağı hırsızlık, yolsuzluk iddialarıdır. Yani, keşke bunlar açığa kavuşsaydı, keşke Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten bir Başbakanın böyle işlerle uzaktan yakından ilgisi olmadığı ortaya konulmuş olsaydı. Çünkü, çıktığı makam, değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli makamı. Anayasa’yı açıp baktığınız zaman “Devletin birliğini, milletin birliğini temsil eder.” diyor bu makama. Bu makam lekesiz olmalı, tertemiz olmalı. Çünkü bu makam, sadece bugün yaşayan insanları temsil etmiyor, geçmişimizi de temsil ediyor, bu ülkeyi emanet edeceğimiz geleceğimizi de temsil ediyor, bayrağı temsil ediyor. Şimdi, bu makam üzerinde çok ciddi şaibelerle, çok ciddi iddialarla Köşk’e çıkacak Beyefendi ve bu yapılırken değerli arkadaşlar, hakikaten çok ciddi bir kampanya yürütüldü yani işte, buna algı yönetimi, algı yönlendirmesi deniyor. Özellikle, Adalet ve Kalkınma Partisinin kontrol ettiği 70 tane televizyon kanalı, bilmem kaç tane gazete, devletin resmî kurumu TRT, hepsi şu mesajı verdi: “Oldu da bitti maşallah. Yani, tamam, artık seçildi, işinize bakın.”

Değerli arkadaşlar, işte bu yüzdendir ki…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Seçimi kaybettiniz!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – …katılım oranı çok düşük kaldı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çok enteresan ya!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Evet, katılım oranı çok düşük kaldı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bu yüzden seçimi kaybettiniz!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Seçimi kaybeden…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Gülüyorlar size ya!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Efendim, bakın, seçimi kazanan her zaman haklı değildir. Hitler de seçimi kazanmıştı, Mussolini de seçimi kazanmıştı! Anlatabildim mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Bırak ya!

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – 9 seçim, 9!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Oturduğun yerden laf atarken lafı yiyeceğini bileceksin. Bir şey söyleyeceksen buraya gelip söyleyeceksin. Senin ağırlığın yetmez sevgili kardeşim.

Değerli arkadaşlar, biz bu yasayı hep birlikte çıkarırken bütün milletvekilleri geldiler buraya, dediler ki: “Demokrasi şöleni yaşanacak.” Evet, “Meydanlarda demokrasi şöleni yaşanacak.” Ne oldu? Demokrasi şöleni mi yaşandı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – İstiklal Marşı’nda Brad Pitt’i çıkartsaydınız da biraz demokrasi şöleni yaşatsaydınız!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Demokrasi kalmadı ki şöleni olsun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Hayır, Hükûmetin bütün güçleriyle, bütün imkânlarıyla ortada dolaşan bir adayı var…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Anayasa diye bir şey bırakmadınız. Şerefiniz üzerine yemin etmiştiniz!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – …ve bu aday devletin bütün imkânlarını kullanarak, bütün basın, medya organlarını kullanarak âdeta bir karabasan gibi çökmüş milletin üstüne ve netice itibarıyla…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Ağlama, ağlama!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – …ayrıştırma, hakaretamiz ifadelerle kampanyayı yürütüyor.

Değerli arkadaşlar, kendisine şunu sormak isterdim yüz yüze olsaydık: Ne olacaktı Sayın Erdoğan? Tek aday mı, hep tek adayla mı gidilmesi gerekiyordu seçime? Yani, Cumhurbaşkanlığı seçimine Türk milleti tek adayla mı gitmeliydi? Elbette birden fazla aday olacaktı. Keşke 3 değil; 5 aday, 10 aday olsaydı.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Demokrasi…

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Olacaktı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kendi adayınızı çıkarsaydınız, o zaman belki 4 olurdu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – O bizim tercihimiz, sizi ilgilendirmez.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Yani, sizinle şu ana kadar siyaseten husumeti olmayan, hiçbir şekilde bir siyasi platformda karşı karşıya gelmediğiniz bir insana, Ekmelettin İhsanoğlu Bey’e bile bu kadar hakaret ettikten sonra…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Adını öğrenmişsiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne hakareti? Her lafı söyleyeceksiniz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – …kimi çıkarırsak çıkaralım demek ki sizin bilinçaltınızda “Efendim, bizim karşımızda bir aday olmamalı.” var.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Adayınız İstiklal Marşı’nı bilmiyordu Nevzat Bey, utanın!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sizinki de bilmiyor, sizinki de yanlış okudu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oraya girersen çıkamazsın!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Nevzat Bey, utanın. İstiklal Marşı’nı bilmeyen bir insanı aday gösterdiniz, MHP’siniz bir de, utanın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hadi oradan!

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu… Sayın Çavuşoğlu…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oraya girersen çıkamazsın, batarsın, batarsın! Orada batarsın, girme oraya, akıllı ol.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Sayın Milletvekili, Sayın Milletvekili, sizin bahsettiğiniz adam Mehmet Akif Ersoy’un en yakın arkadaşının oğlu.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – O daha kötü, o daha kötü. Keşke olmasaydı da bilmeseydi ama olduğu hâlde bilmiyor!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ya, kızının doğum tarihini bilmeyenden bahsediyorsunuz bana be! Kızının doğum tarihini bilmiyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Ve eğer birazcık akıl, insaf, vicdan sahibiysen, Recep Tayyip Erdoğan’ın da ezberden okuyamadığını bütün İnternet kanallarında gördük, sen de onu görürdün ama gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar. Biz ne söylersek söyleyelim, Erdoğan rüyaları, Erdoğan sayıklamaları görenler sizsiniz işte.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kim bu Ekmalettin, kim!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kızının doğum tarihini bilmiyor be!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ne alakası var sizin Genel Başkanla? Açıklayın, bu Emsalettin kim!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kızının doğum tarihini bilmiyor, ne konuşuyorsunuz?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bilinçaltına yol açan bu Emsalettin kim, açıklayın!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 17 ve 25 Aralık yolsuzlukları dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu bir soruşturma önergesi var. Bizim, Milliyetçi Hareket Partisi olarak başından beri söylediğimiz şu: Ümit ediyoruz, inşallah, bu soruşturma sonunda bu iddiaların hiçbiri gerçek olmaz ama bunların ortaya çıkarılabilmesi için hukuki bir süreç yaşanması gerekiyor. Bu hukuki sürecin önünü kapatmanın iyi niyetle olmadığını düşünüyoruz. Eğer Sayın Erdoğan kendisine yani bir Başbakana yakışır bir biçimde şöyle bir tavır alsaydı, emin olsun bugün muhalefetin söyleyeceği bir şey kalmazdı. Diyebilirdi ki “Ben suçsuz olduğuma inanıyorum ama madem böyle ciddi iddialar var -hâkim ve savcılara dönüp- kardeşim, derhâl harekete geçin. Bunun önünde hangi kamu görevlisi duruyorsa da arkanızda beni görün.” Bunu diyebildi mi? Diyemedi.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Diyemez.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Ne oldu? Hemen akabinde mahkemeleri tehdit etmeye başladı, hâkimleri görevden almaya başladı, ellerinden dosyaları almaya başladı, binlerce polisin, yaz-kış demeden bir anda görev yerleri değiştirildi. Şimdi, bütün bunlar güçlü bir emare olduğunu gösteriyor kendisiyle ilgili olarak şüphelenmemiz hakkında.

Bunlar açıklığa kavuşturulmadan, bunlar vuzuha kavuşturulmadan oraya giden Sayın Erdoğan, yarın halkın arasına çıktığı zaman, emin olun ki kendisine ayakkabı kutuları hatırlatılacak, kendisinin önüne gemi maketleri konulacak. Yani, böyle bir Cumhurbaşkanıyla Türkiye'nin yönetilmesini hangi biriniz içinize sindirebilirsiniz değerli arkadaşlar?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sen kendi partine bak!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Bunun müsebbibi sizsiniz işte. Bakın, bunun müsebbibi sizsiniz. Birazcık akıl, insaf, vicdan, birazcık gelecekle ilgili kaygınız varsa gelin bu önergeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – …evet deyin, bu önergeyle ilgili olarak da herkes gerçeği anlasın, ortaya çıksın diyorum.

Teşekkür ediyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkanım…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, önce siz buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Efendim, Nevzat Bey yaptığı konuşmada cevap hakkı doğuracak şekilde değerlendirmelerde bulunmuştur ama bu cevap hakkımı kullanma gereğini görmüyorum.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bravo! Değmez!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, daha fazla rahatsız etmeyin Meclisi. Doğru söylüyorsun!

BAŞKAN - Sayın Özdağ, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Efendim, şimdi, burada, sayın milletvekili arkadaşımız “Sayın Recep Tayyip Erdoğan sandıkla geldi, Hitler de geldi.” gibi bir ifade kullandı. Bu, Türk demokrasisine, Parlamentoya ciddi bir hakarettir. (MHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hitler neyle geldi?

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Hitler sandıkla gelmiştir ama sandığı kaldırmıştır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan 9 defa seçime, sandığa götürmüştür.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hitler AKP’li mi ya?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hitler neyle geldi kardeşim?

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Özellikle bunu ifade etmek istedim, kayıtlara geçsin diye söyledim.

BAŞKAN – Sayın Özdağ, teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hitler AKP’li mi Selçuk?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hitler neyle geldi ya? Sandıkla gelmedi mi kardeşim? Ne demişiz biz? Yazık ya!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, muhalefeti anlamakta zorlanıyorum ben. Dedim ki: “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra herhâlde muhalefet grup önerisi vermez çünkü grup önerisi verirse seçim hezimeti konuşulur.” Ama ne gariptir ki anlamak mümkün değil.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Utanın!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Travma, travma!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ben şu iki şeyi çözemiyorum değerli arkadaşlar: Bir, muhalefet Genel Kurulda oluyor, söz istiyor, ruhen ve bedenen burada, önerge veriyor, konuşuyor ama her ne hikmetse, melaike midir bunlar nedir anlamakta zorlanıyorum, Genel Kurulda yoklamada ve karar yeter sayısında olamıyorlar; bunu çözemedim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sen otuz sene daha burada kalsan… Çözemezsin sen!

RAMAZAN CAN (Devamla) – İkinci çözemediğim bir husus da: On iki yıldır bu kürsüye geleceksin, on iki yıldır bu kürsüde iktidarı eleştireceksin...

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Karar yeter sayısı istenecek, kapıya git çağır.

RAMAZAN CAN (Devamla) – …kendini anlatacaksın, iktidara devamlı muhalefet edeceksin, toplumu ilgilendiren önemli şeylere muhalefet edeceksin, daha da “Seçimde sizinle görüşeceğiz, bu millet sizin defterinizi dürecek.” diyeceksin. Seçim gelecek, milletin sillesini ensende hissedeceksin; 2002’de hissedeceksin, 2004’te hissedeceksin, 2007’de hissedeceksin, 2009’da hissedeceksin.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Bu nasıl bir ense böyle?

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bu ne kardeşim, bu nasıl bir çaresizliktir, böyle bir şey olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – Olamaz!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ama rakamları eğeceksin, bükeceksin, 38’i 14’e böleceksin; 2,7 çıkacak.

AHMET YENİ (Samsun) – Çatı çökecek!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ama 2,7… Allah var şimdi, CHP’nin 2,7’den fazla katkısı olmuştur Ekmeleddin Bey’e, MHP’nin de olmuştur ama bir Allah’ın kulu gelsin burada “38/14=2,7; bunda CHP’nin ya da MHP’nin hakkı fazladır.” desin, daha da öte giderek “38, 52’den büyüktür.” desin.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – 30’u 6’ya bölmeyi çok iyi bilirsin, sen bir böl bakayım!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ya, bu matematik ve aritmetik sizden ne çekiyor kardeşim, yazık oluyor matematiğe ya, yazık oluyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İnsanın zekâ seviyesiyle uğraşmayın, Allah aşkına bırakın bunları.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sen kendi evlatlarını da bölersin Ramazan Bey bu kafayla, işin gücün bölücülük senin!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Diğer taraftan, efendim, geleceksin buraya: “Hukukçu değilsin, sen bundan anlamazsın.” Kardeşim, TÜBİTAK bilimsel olarak ehliyet ve liyakati haiz profesör başkanlığında heyet oluşturmuş, “Burada kesinlikle montaj vardır.” demiş…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, şunu uyarır mısınız, şu arkadaşı, bir adam gibi konuşsun, adam gibi!

RAMAZAN CAN (Devamla) – …ve bunu seçim arifesinde dememiş seçime yatırım olması için, seçimden üç ay sonra söylemiş.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Erdoğan Bayraktar ne dedi, Erdoğan Bayraktar? Erdoğan Bayraktar çıksın açıklasın.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Peki, diğer rapor seçimden önce ne diyor, meslek yüksekokulu mezunu ve ses sanatçısı ne diyor?

ALİM IŞIK (Kütahya) - 30 milyon avroyu nasıl böldünüz?

RAMAZAN CAN (Devamla) – “Kesinlikle montaj vardır ya da yoktur.” diyemiyor. Dolayısıyla, hani deriz ya biz beraatizimmet asıldır, yüzde 99,9 suçlu olsa dahi, şüpheli olsa dahi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ya, insanın bir yüzü olur konuşmak için ya!

AHMET YENİ (Samsun) – Ya “Çatı çöktü.” de yeter.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 30 milyon avroyu nasıl böldün, sana ne kadar düştü?

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ben özellikle bu çaresizlikle ilgili bir şeylerden bahsetmek istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Ya “Çatı çöktü.” de yeter.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, mazeretler, beyninize bulaşmış birer başarısızlık virüsüdür. Mazeret üretimi, başkalarını haksız yere suçlama kültürü insanlık tarihi kadar eskidir. Açıkça ve mertçe, onurluca “Ben başarısız oldum.” diyemeyenler, itibarını korumak için bulabildiği mazeretleri arka arkaya sıralar. Bir kez mazeret üretmeye başlayagörsün ki kolay kolay bırakamaz çünkü mazeretçilik bir uyuşturucu gibi insanı önce rahatlatır ama sonraları şiddetli bir bağımlılığa yol açar ki Allah korusun, insanı mahveder.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Zaten mahvoldu.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Allah’ın adını anma! Hırsızlık ile Allah yan yana olmaz!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Eski Yunan’da bir çatışma veya doğal afette yöneticiler suçu “Farmakos” denilen bir kişiye yüklerlerdi. Taşlanarak şehir dışına çıkarılan bu kişi sayesinde yöneticiler kurtulurdu. Tevrat ve İncil’de ise “ez-ozel” diye adlandırılan bir keçiye de benzer işlevler yüklenildiği için keçiye dokunanlar günahlarından kurtuluyor, buna inanılıyordu.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Hikâye anlatıyor, hikâye.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bu masum hayvana yapılan bir törenden sonra, bu hayvan ya yardan atılıyor ya da çöle bırakılıyordu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yani, siz de bunu yapamayacaksınız.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra CHP ve MHP yöneticilerinin mazeret üretimi, suçlamaları, bu köklü kültürün maalesef devam ettiğini gösteriyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tedavisi yok mu?

RAMAZAN CAN (Devamla) – Hâlbuki yüzyıllardır söylenen nedir? “Tedbirde noksan eyleyip takdire bahane bulma.” CHP yöneticilerinin kaderi olmuş mazeret üretimi bulaşıcı bir hastalık gibi.

Etkin liderlik… Herhangi bir yönetici ile gerçek lider arasındaki en önemli fark, liderin yapılan işin her türlü sonucunu yiğitçe, şereflice, onurluca üstlenebilmesidir. Mazeretler ülkesinde hep suç başkasındadır. “Seçmen sandığa gitmez, seçmen cahildir.” “Hiç çobanla elitin oyu bir olur mu canım?” “AK PARTİ seçmeni sorgulamadan oy verir, ilkokul mezunudur.” Böyle bahanelerle 9 seçimdir mağlup oluyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Ya “Çatı çöktü.” de yeter.

RAMAZAN CAN (Devamla) – İlkokul çocuklarının mazeretlerine bakacak olursak: “Efendim, elektrik kesilmişti.”, “Akşam misafir gelmişti.”, “Kazık yerlerden sorular çıktı.”, “Öğretmen bana takmıştı.”, “Ama onun olanakları fazlaydı, onun başarılı olması normal.”; “Onun teşkilatı çalışıyor, benimki çalışmıyor.”

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Hediyeyi biz söylemedik, bakan söyledi yahu.

RAMAZAN CAN (Devamla) – “Onun teşkilatı az çalıştı, benim teşkilatım çok çalıştı; ona fırsat verildi.”

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Montaj, montaj; mazeret mi istiyorsun, montaj onların hepsi, montaj!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Efendim “Seçmen bidon kafalıydı, seçmenin üçte 1’i sandığa gitmemişti.” Kardeşim, ne biliyorsun, gitmeyenlerin alnında mı yazıyor CHP’ye oy vereceği? Benim kasabamda yüzde 30 seçmen sandığa gitmedi, gitseydi hepsi AK PARTİ’ye oy verecekti.

AHMET YENİ (Samsun) – “Çatı çöktü.” de yeter yahu.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yüzde 30 istemedi mi Erdoğan’ı?

RAMAZAN CAN (Devamla) – Eğer böyle dersen adama sorarlar: Sen, Gazi Mustafa Kemal’den daha mı kötü imkânlara sahiptin?

Bir sözle konuşmamı toparlamak istiyorum: Albay Reşat Çiğiltepe… Kocatepe’de Gazi Mustafa Kemal taarruza emir vermiş, 3 tane komutandan haber bekliyor “Bu hedefleri ne zaman alırsınız?” diye. 2 komutan diyor ki: “Yarım saat sonra alırız efendim.” Yarım saat sonra arıyor, “Ne oldu?” diyor; “Hedef tamamdır efendim.”, diğeri “Hedef tamamdır efendim.”, Reşat Paşa “Efendim, alamadım, çok özür diliyorum, yarım saat sonra alacağım.” Yarım saat sonra Gazi Mustafa Kemal aradığında telefona Reşat Bey çıkmaz, koruması çıkar, yaveri çıkar, der ki: “Efendim, hedefi alamadı, söz vermişti, intihar etti.”

Biz, diyoruz ki: Mazeret üreteceğinize onurluca istifa edin, onurluca! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Onurdan bahsedene bak!

AHMET YENİ (Samsun) - Ne oldu? Rahatsız olmayın.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Daha da fazla üzerinize gitmek istemiyorum, eğer aklınız varsa bu konuları hiç konuşmayın.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sen kimsin ya onurdan bahsediyorsun, onuru olan adam…

AHMET YENİ (Samsun) – Ramazan, sonuçta bu çatı çöktü.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen kimsin, dışarıdan adam topla!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Haydi canım sende, haydi! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

S.NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buradan başlayalım isterseniz.

Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Doğrudan doğruya hatip hakaret etti, sataşmada bulundu, onursuzlukla suçladı bizi. Onun için söz istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Yok, hakaret falan yok burada; hiç hakaret yok, gerçekleri söyledi.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun Sayın Halaçoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yahu Ramazan, sen dışarıdan adam topla, ne anlarsın bu işlerden.

AHMET YENİ (Samsun) – Ramazan gerçekleri söyledi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Değnekçi Ramazan.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Haydi be, ayıp be, sözünü geri al!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Dışarıdan adam topla, sen bu işlerden anlamazsın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Otur lan yerine, otur!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sözünü geri al, terbiyesiz adam!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Aklını başına devşir!

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce, onurdan bahsedenlerin suçlandıkları konularda onurlarını korumaları gerekir. Eğer… (AK PARTİ sıralarından “Onlar iftira” sesi)

İftiraydı… Ama ben buradan bir şey dinletmiştim, “tape” dinletmiştim. Başbakan Fas’tan “Alo Fatih”i aradığını söylemişti ve onu durdurmuştu. Sonunda Başbakan…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hocam geç onları artık, geç!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ne geçmesi? Başbakan…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Montaj!

AHMET YENİ (Samsun) – Geç onları, geç!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – O da mı montaj? Başbakanınız montaj yaptı demek ki!

AHMET YENİ (Samsun) – Hocam onlar geçti de gitti! Bayatladı onlar!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Başbakanın ağzından… “Evet, telefon ettim.” diyen Başbakan. Başbakan…

AHMET YENİ (Samsun) – Hoca onlar bayatladı, geç! Hoca bayatladı o!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Her şeyden önce, böyle bir harekette bulunan bir Başbakanın onuru varsa istifa etmesi gerekirdi.

AHMET YENİ (Samsun) – Bayatladı o işler!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ama, onuru varsa istifa etmesi gerekirdi.

AHMET YENİ (Samsun) – Bayatladı Hoca! Hoca bayatladı o iş!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ağzıyla itiraf etti. Dünyanın her tarafında, buna benzer konular olduğu zaman, başbakanlar veya yöneticiler istifa eder.

AHMET YENİ (Samsun) – Bayatladı Hoca!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Siz, siz… Size bayatlayabilir!

AHMET YENİ (Samsun) – Bayatladı, geçti!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – İşte, onuru olmayanlar için bayatlayabilir bu gibi konular.

AHMET YENİ (Samsun) - Onur biz de var, siz de yok!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Çünkü onuru olup, buraya gelip şerefi üzerine, Anayasa üzerine yemin edenler Anayasa’yı ayaklar altına alıyorlarsa onurdan bahsetmesinler bana.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Seçim pazar günüydü Hoca, geçti!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Siz, her şeyden önce, kendinizi temizleyin; fezlekelerdeki… İkide bir gönderene kadar, onlarla ilgili gerekli araştırmayı yapın, ondan sonra onurdan bahsedin.

AHMET YENİ (Samsun)- Hâlâ dersinizi almadınız, milletten dersinizi almamışsınız ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Onurdan bahsedenler, millete “Ananı da al, git!” demez.

AHMET YENİ (Samsun) - Milletten ders almamışsın o zaman!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Onurdan bahsedenler, bir bayrağı indiren insana karşı, bir bayrağı indiren insana karşı dünyayı ayağa kaldırması gerekirken sessiz kalmaz.

AHMET YENİ (Samsun) – Hocam, 9 kere millet ders verdi size be! 9 kere ders verdi millet! Millet 9 kere ders verdi!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Böyle bir Başbakanın, bayrağı indirilen, bayrağı indirildiği zaman sessiz kalan bir Başbakanın da onurundan bahsedilmez.

Hepinize saygılar. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – 9 kere ders verdi size millet, 9 kere; yetmedi.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kurbana da beraber mi giriyorsunuz!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aynı gerekçeyle, grubumuza sataşma olduğu gerekçesiyle söz istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Özgündüz…

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, buyurun.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

9.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne yüzle konuşuyorsunuz? Ne diyecek?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Ne yüzle konuşuyoruz? Evet, siz ne yüzle savunuyorsunuz ben merak ediyorum hakikaten.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ya, insan bu hafta susar ya, birinci hafta susar ya! Bir muhasebe yapar insan!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Yani, onurdan şereften bahsediyorsunuz, adam sabahleyin kalkmış, 17 Aralık günü…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bir muhasebe yapar insan ya, bir hafta susar!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - …ülkenin Başbakanı “Oğlum, işte, bakanların çocukları gözaltına alındı.”

AHMET YENİ (Samsun) - Bırak şimdi Başbakanı! Bir fikriniz yok!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – “Sen neredesin? Evde misin? Hemen evi boşalt.”

AHMET YENİ (Samsun) – Çatı ne oldu, çatı?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Böyle zavallı, böyle çaresiz… Bu duruma düşmezdi, korkakça bir hâle düşmezdi. Onurdan mı bahsediyorsunuz?

AHMET YENİ (Samsun) - Şu hâle bak!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Onurlu bir insan Meclis soruşturmalarının üstünü örtmez kardeşim.

AHMET YENİ (Samsun) – Çatı çöktü.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Onurunuz varsa “evet” oyu verin, açılsın soruşturma.

AHMET YENİ (Samsun) – Sen çatıdan bahset.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Hangi onurdan bahsediyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Gelin açın, yargıya gitsin. Gitsin Yüce Divanda hesap versin. Yüce Divanda hesap verecek, Yüce Divanda.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ekmelettin Bey’e çalışmadınız ya. Ayıp, ayıp!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sen sus… Sen                de TÜRGEV’liydin.

Yüce Divanda hesap verecek.

Bakın, pisliği, yolsuzluğu, hırsızlığı kapatma yeri sandık değil. Bunu bir defa aklınıza sokun.

AHMET YENİ (Samsun) – Çatı, çatı, çatı…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bu işin yeri, Türk milleti adına yüce mahkemelerdir, yargı organıdır; burası yasama.

AHMET YENİ (Samsun) – Çatı çöktü mü, çatı?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bilmiyorsanız, gelin parlamenter rejimle ilgili ücretsiz ders verelim. Parlamenter rejimde, yasama yasa… (AK PARTİ sıralarından “Ooo” sesleri)

Tabii, “Ooo…” Gelin, gelin. Size bu ders lazım. Yahu, üçte 1 oy almışsınız.

AHMET YENİ (Samsun) – Konuştukça batıyorsunuz be!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Tamam, bilmiyorsunuz. Meclis gönderecek kardeşim, Yüce Divanda, orada “Ananın adı, babanın adı, doğum tarihin, gelirin…” Bunlar hep sorulacak kardeşim.

AHMET YENİ (Samsun) – Konuştukça batıyorsunuz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Onurdan, şereften bahseden bu soruşturma önergesinin önünü tıkamaz, buna “evet” oyu verir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – Konuştukça battınız be! Darmadağın oldunuz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Paramparça oldunuz, paramparça, darmadağın oldunuz be! Kendi adamlarına sahip çıkamıyorlar. Çatı da çöktü, partiniz de çöktü.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – 30 milyon euro ne oldu? Utanın, utanın!

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin, Genel Kurulunun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN- Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım…

IV.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çelebi, Sayın Demiröz, Sayın Ekinci, Sayın Kaplan, Sayın Gök, Sayın Akova, Sayın Köse, Sayın Eyidoğan, Sayın Acar, Sayın Çam, Sayın Çetin, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Özel, Sayın Öğüt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özkan, Sayın Akar, Sayın Özgümüş.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

AHMET YENİ (Samsun) – Konuştukça battınız be!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Şerefsizdir terör örgütüyle görüşenler” diyen değil miydi?

AHMET YENİ (Samsun) – Sen de temcit pilavı gibi…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hangisi? Kendisi talimat verdi. Hâlâ görüşmüyor mu? Hani şerefsizdi? Kendisi söyledi ağzıyla.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bir “reset” atın, “reset, reset…”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ağzıyla kendisi söylemedi mi?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Aynı şeyleri tekrar etme Hocam, bırak artık ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bırak ya, Allah aşkına şereften bahsetmeyin bana!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Bırakın artık, aynı şeyleri tekrar etmeyin.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hangi şereften bahsediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Artık yeni şeyler söyleyin ya! Yeni şeyler söyleyin, yeni şeyler…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şereften bahsedildiğine göre şerefsizliği bunlar yapıyor.

Şerefi herhâlde sadece adam ismi zannediyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Adayınıza bile çalışmadınız, yazıklar olsun! Adayınıza bile çalışmadınız, adamı ortada bıraktınız.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Allah sizlere uzun ömür versin, hepiniz hapishaneye gireceksiniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ya, bu hırsızlıkları bir anlatın bakalım, millet bir dinlesin ya; sizin ağzınızı bıçak açmıyor “hırsızlık, yolsuzluk” deyince sus pus. Çoğu ortak zaten bunların…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hepsinin var ya…

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki (9/10) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin, Genel Kurulunun 13 Ağustos 2014 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.43

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzeri mahiyetteki bir kanun teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 108 adet kanun teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının dördüncü bölümünde yer alan 100’üncü madde kabul edilmişti.

101’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” Tasarısının 101 inci maddesiyle yeniden düzenlenmesi öngörülen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21 inci maddesinin mülga fıkralarında sonra gelen ilk fıkrasında yer alan “...ve I inci ve II inci grup olarak gruplandırılmış bulunan” ifadesinin madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

  Nurettin Canikli                                  Ahmet Aydın                              Mehmet Doğan Kubat

        Giresun                                           Adıyaman                                           İstanbul

Osman Aşkın Bak                               Ramazan Can

        İstanbul                                           Kırıkkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 101 inci maddesinde geçen "maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir" ifadesinin "bu fıkradan sonra gelmek üzere maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                      Erol Dora

         Bingöl                                                Iğdır                                                Mardin

   Hasip Kaplan                                      Nazmi Gür                                    Sebahat Tuncel

         Şırnak                                                 Van                                                İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 101. maddesinde geçen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21 inci mülga fıkralarından sonra gelen ilk fıkrasındaki “arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı” ibaresinin “arkeolojik sit alanı, doğal sit alanı ve tarihi sit alanı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                 Musa Çam

          İzmir                                               İstanbul                                               İzmir

     Müslim Sarı                                       İzzet Çetin                                      Vahap Seçer

        İstanbul                                             Ankara                                              Mersin

    Haydar Akar                                     Ali Demirçalı                                  Haluk Eyidoğan

        Kocaeli                                              Adana                                              İstanbul

             

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 2/139, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 101 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                     Ali Halaman                                             Seyfettin Yılmaz    Manisa                       Adana                                               Adana

Alim Işık                           Ali Öz                    Mustafa Kalaycı

        Kütahya                                             Mersin                                               Konya

Cemalettin Şimşek

Samsun

MADDE 101- 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 21 inci maddesinin mülga fıkralarından sonra gelen ilk fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır" kaydı konulmuş olan ve I inci ve II nci grup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller ile yapılacak işlemler harçtan muaftır. Ancak, büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde yer alan ve yukarıda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 101’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Maddeye geçmeden önce, bir iki kelimeden bahsetmek istiyorum biraz önceki tartışmalarla ilgili. Şimdi, bazı konuşmalardan rahatsız olunabilir ama şunu unutmayın ki bunlar açığa çıkana kadar milletin bir kuruşu eğer birisinin boğazından haram lokma olarak geçmişse milletin bize verdiği yetkiyle bu Mecliste biz bunu gündeme getirmeye devam edeceğiz. Bundan rahatsız olunacak herhangi bir şey olmadığını düşünüyorum.

İkincisi, burada bize onur, şeref dersi veren arkadaşımıza şunu ifade etmek istiyorum: Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak hak bildiğimiz davamızın yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun istifa müessesesiyle, şununla, bununla alakası olmadığını arkadaşımızın bilmesi lazım. Dün içinden çıktıkları siyasi parti, Erbakan Hoca’yı siz bırakıp gidebilirsiniz ama yüzde 3 de aldığında, yüzde 5 de aldığında inandıklarını söylemeye devam etmiştir, ölene kadar da söylemiştir. Ama onur ve haysiyetten bahseden ve bize onur ve haysiyet dersi veren bu arkadaşımızın öncelikle kul hakkının yendiği iddia edilen ve mahkemeye intikal eden bu olaylar açığa çıkmadan, temize çıkmadan kimseye haysiyet ve onur dersi verme gibi bir hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Bunun da böyle bilinmesini özellikle istirham ediyorum.

Evet, değerli milletvekillileri, bu madde 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 21’inci maddesinin mülga maddelerinden sonra gelen ilk fıkrasında yapılacak olan değişikliklere ilişkindir.

Öncelikli olarak ifade etmekte yarar vardır ki söz konusu düzenleme açık bir şekilde Anayasa’ya aykırılık teşkil etmekte ve vergi muafiyetine, Anayasa’nın “eşitlik” ilkesine aykırı olarak istisnalar getirmektedir. Aynı nitelikleri taşıması muhtemel taşınmazların mükellefiyetleri arasında farklılıklar yaratılmakta ve özellikle Boğaziçi sahil şeridi veya öngörünüm bölgesinde konut veya iş yeri olarak kullanılan taşınmaz kültür varlıkları muafiyetin dışında tutulmuştur. Böylece, düzenlemeyle “kültür ve tabiat varlığı” statüsünde olduğunda kuşku bulunmayan varlıkların bulunduğu konuma göre farklı bir değerlendirme içerisine alınması yoluna gidilmiş ve düzenleme sonrasında yaşanacak kaosun da önü açılmıştır. Hiçbir ayrım gözetmeksizin “kültür ve tabiat varlığı” statüsüne alınmış bulunan varlıkların aynı statü içerisinde, aynı korumaya tabi tutulması gerekir.

Burada önemli bir başka nokta ise düzenlemeyle birlikte kesin yapılaşma yasağına aykırı olarak getirilen düzenlemedir. “Getirilen kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bu yapıların yapıldığı parseller ve kanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında bu yapılar yıkılıncaya veya aykırılıklar giderilinceye kadar yukarıdaki fıkradaki muafiyet hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin yaratacağı etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu düzenlemeyle birlikte muafiyetten yararlanmamayı göze alan kötü niyetli girişimcilerin bu kültürel varlıkları üzerine kesin yapılaşma yasağına aykırı yapılaşmaya gidebileceği intibası uyandırmaktadır. Kesin yapılaşma yasağına aykırı olarak inşa edilen yapılar ya da eklentiler, sanki devletin başkaca yaptırımlarıyla ortadan kaldırılması mümkün değilmiş gibi, muafiyet yasağıyla önlenmek istenmektedir. Oldukça güçlü ticari işletmeler tarafından vergi ödemek göze alınarak ya da bu muafiyetten yararlanmamanın maliyeti göze alınarak kesin yapılaşma yasağına aykırı olarak yapılaşmaya gidilmesi mümkün mü olacaktır? Yani muafiyetten yararlanmayıp her türlü mali külfeti çekmeyi göze alanlara bu varlıklar üzerinde diledikleri gibi kaçak inşaat ya da kaçak yapı kurma yolunu mu açacaktır? Bu duruma yüce Meclisin önemle eğilmesi gerekmektedir. Aynı düzenlemeyle kesin yapılaşma yasağına aykırı tesis edilen yapılar hakkında daha net ve daha etkili çözümlerin de sunulması gerekmektedir. Düzenlemenin kaleme alınış tarzındaki bu eksiklik giderilmeli ve vergi ya da harç muafiyetini göze alanları cesaretlendiren bu metnin yasalaşması durumunda ortaya çıkacak algının önüne geçilmelidir.

Neredeyse bütün kültür ve tabiat varlıklarının yağmalandığı ve AKP iktidarının rant hâline dönüştürdüğü bir süreç yaşanmaktadır. Çıkın, Anadolu’yu bir baştan başa dolaşın, nerede korumaya değer bir kültürel…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – …varlık varsa orada bir rant alanı oluşturulmuştur.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 101. maddesinde geçen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21 inci mülga fıkralarından sonra gelen ilk fıkrasındaki “arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı” ibaresinin “arkeolojik sit alanı, doğal sit alanı ve tarihi sit alanı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Haluk Eyidoğan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Eyidoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle yapılan değişikliğe göre, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 21’inci maddesi değiştiriliyor. Bu maddeye göre, büyükşehirlerdeki birinci ve ikinci grup olarak gruplandırılmış taşınmaz ve kültür varlıkları ile sit alanlarındaki kesin yapılaşma yasağı getirilmiş parseller gibi taşınmazlardan basit usulle vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlardan emlak vergisinin yarısı, çevre ve temizlik vergisinin tamamına ilişkin muafiyet tamamen kaldırılıyor. Biz, değişiklik önergesinde, bu muafiyetin tarihî alanlar için de kaldırılmasını ve onun eklenmesini teklif ettik. Bu kararla, büyükşehirler dışında diğer şehirlerdeki her türlü tarihî yapılar ve sit alanlarındaki faaliyetler için dolaylı olarak bir ödüllendirme yapılmaktadır. Bu ödüllendirmenin, dolaylı ödüllendirmenin artı değere dönüşerek mükellefler tarafından tarihî yapıların bakım ve onarım masraflarında kullanılmasını temenni ediyoruz. İnşallah, o artı değer buna döner. Ayrıca, bu kanunda yapılan değişiklikle, İstanbul Boğaziçi sahil şeridi veya öngörünüm bölgesinde her türlü taşınmaz kültür varlıklarının emlak ve temizlik vergisinden de muafiyeti kaldırılmaktadır.

İstanbul’un Boğaziçi’nden başka dünya çapında tanınan bir sit alanı, hatta bir incisi daha vardır; o da Prens Adaları olarak bilinen ve 9 adadan oluşan Adalar ilçesinin adalarıdır. Adalar, İstanbul’un en dingin, en fazla tarihî yapı ve eseri barındıran bir doğal, tarihî ve arkeolojik alanıdır. 6.409 adet binanın 1.707 tanesi eski eser olup Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun masasında nedense bugüne kadar 206 yapı tescil için hâlâ bekletilmektedir. Yaz-kış nüfusu arasında 10 kat fark bulunan bu adaların çok ciddi gelir sıkıntısı vardır. Bu sıkıntının benzeri birçok ören yerimizde, sit alanlarımızda da mevcuttur. Geleceğe korunarak taşınması gereken Prens Adaları’nın mevcut kültürel, doğal ve tarihî cazibesini artırmanın yolu, koruma projelerine ağırlık vermektir. Çok sayıda eser yenileme, onarım ve koruma beklemektedir, bu amaçla kaynak yaratılabilirse sorunların önemli bölümü çözülür.

Bu amaçla Milletvekilimiz Sayın Celal Dinçer tarafından bir kanun teklifi verilmiş ancak teklif iki yıldır beklemektedir. Teklifte sit alanı ilan edilmiş belediyelere genel bütçeden 2 kat pay verilmesi, sit alanı belediyesinin bütçe gelirinin yüzde 50’si oranında büyükşehir belediyelerinden yardım yapılması, Adalar’a gelenlerin yolculuk ücretlerinden pay verilmesi, hazineye büyükşehir belediyesine ait taşınmazların uygun olan bir bölümünün bedelsiz olarak devri, plaj lejandında kalan alanların tahsisi, Adalar’daki belediye norm kadrolarına bir derece yükseltme verilmesi gibi konularda kanun değişiklikleri istenmiştir. Bu teklif hâlen TBMM gündemine alınamamıştır.

Bu teklif, aslında, ülkemizde benzer sıkıntıları çeken diğer sit alanlarının sorunlarını çözmek için de kullanılabilir. Bu kanun teklifini getirelim, hep birlikte bu Meclisten geçirelim.

Hükûmet, sözüm ona, yerel yönetimlerin güçlenmelerini sağlama, mevzuatı düzenleme görüntüsü verirken uygulamada bunun tam tersini yapmakta, yani yerel yönetimi baypas etmekte, merkezî yönetimin tepeden inme uygulama yetkisini kullanmaktadır. Bunun en son örneği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı marifetiyle Heybeliada’nın bir parseli olarak gözüken Yassıada ve Sivriada için 0,65 ve 0,40 yapılaşma oranıyla uygulama imar planlarının yapılması ve yerel belediyeye dikte edilmesidir. Hükûmet, 18 Nisan 2013 tarihinde 6456 sayılı Kanun görüşmelerinde 3996’ya ek madde ile Yassıada ve Sivriada’nın tarihî sit alanı özelliğini kaldırarak kültür ve turizm yatırımları için yapılaşmaya açmıştır. Daha da vahimi, Hükûmet, Yassıada’da ve Sivriada’da yapılacak planlama, imar ve inşaat uygulamalarının 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmadığına da karar vermiştir. Bu tepeden inme, yerel yönetimi çiğneyip geçen ve sit alanlarına önemli zarar verecek uygulama için Adalar Belediyesi bu kararlara itiraz etmiştir. Adalar’ın bilinçli halkı bu kararı onaylamamış ve gereken tepkisini koymuştur, koymaya da devam edecektir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.21

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 101’inci maddesi üzerinde İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

Sayın milletvekilleri, bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 101 inci maddesinde geçen "maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir" ifadesinin "bu fıkradan sonra gelmek üzere maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İş bu önerge ile cümlenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” Tasarısının 101 inci maddesiyle yeniden düzenlenmesi öngörülen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21 inci maddesinin mülga fıkralarında sonra gelen ilk fıkrasında yer alan “...ve I inci ve II inci grup olarak gruplandırılmış bulunan” ifadesinin madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

2863 sayılı Kanun kapsamında sivil mimarlık örneği olarak tescillenen kültür varlıklarının yapı grupları; Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05.11.1999 gün ve 660 sayılı "Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları" başlıklı İlke kararı kapsamında belirlenmekte olup anılan İlke Kararına göre tescilli yapılar sadece 1 inci ve 2 inci grup olarak sınıflandırılabilmektedir. Bununla birlikte mevcut tescil kararlarının büyük çoğunluğunda gruplamaya ilişkin herhangi bir belirleme yoktur. Uygulamada ortaya çıkabilecek sıkıntıları önlemek adına bu önerge hazırlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, dördüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, beşinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Beşinci bölüm 103’üncü maddeye bağlı (a) ve (b) fıkraları ile 116’ncı maddeye bağlı (a) ve (b) fıkraları dâhil, 102 ila 126’ncı maddeleri kapsamaktadır.

Beşinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Zühal Topcu, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Topcu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın beşinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bu kanun tasarısı, torba yasa olarak adlandırılan tasarı -ilk başladığından beri sürekli olarak bahsettik- acaba hangi amaca hizmet etmektedir? Her ne kadar Soma’da 301 vatandaşımızı görev şehidi olarak kaybetmemizden sonra devreye giren bu kanunun içerisine baktığımızda, gümrükten eğitime, kamulaştırmadan özelleştirmeye kadar birçok kanunla ilgili maddelerin olduğunu görebiliyoruz. O kadar büyük problem var ki şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu ama bu torba yasayla getirilen maddeler acaba kimin yarasına merhem olacaktır, bilmiyoruz; hangi amaçla getirildi, bunları da bilmiyoruz.

Eğer bu torba yasanın merhem olması isteniyorsa şu anda zor durumda olan memur ve işçilerin ekonomik durumlarına yönelik düzenlemelerin yapılması gerekirdi. Özellikle, yaz aylarında hesaplanan enflasyon değerlerine bakıldığında, bu rakamların, memurların ve işçilerin aldığı ücretlerden çok daha yüksek olduğunu görebilmekteyiz. Özellikle, son hesaplamalara göre yoksulluk sınırının…

Sayın Başkan, ikaz eder misiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Özellikle, son hesaplamalara göre yoksulluk sınırının 1.981 TL, 4 kişilik ailenin asgari geçim bütçesinin de 4 bin TL olduğu söylendiğinde acaba işçiler ve memurların bu problemlerine çözüm üretecek bir madde var mı burada? Eğer bu torba yasanın merhem olması isteniyorsa atanamayan 350 bin öğretmen adayına yönelik bir madde var mı? Bu maddelerin olması gerekiyordu.

Yine, asrın projesi olarak ifade edilen FATİH Projesi’nde atamadığınız bilişim öğretmenlerine yönelik olarak bu tasarıda bir madde var mı? Bu yaraya da merhem olması gerekiyordu.

Dün Zonguldak’ta meydana gelen ve 9 işçimizin göçük altında kalması sonucunda... Bunlar dokuz saat enkaz altında kalıyor ve haber verilmiyor. Bugün kurtarıldıklarını öğrendik. Şimdi, baktığımızda böyle bir yasa tasarısı görüşülürken yasak, kapanmış işletmelerin gerçekten hâlâ çalıştırılmasının çok manidar olduğunu da buradan vurgulamak istiyoruz.

Yine, son zamanlarda psikolojik vaka nedeniyle hastaneye başvuranların sayısının son beş yılda 32 milyon kişiye ulaştığını görebiliyoruz. Ruhsal bozukluklar nedeniyle hastaneye başvuran kişi sayısında 3 kat artış olduğunu görebiliyoruz. Acaba bu torba yasa tasarısı hangi derde merhem olmaktadır, buradan tekrar soruyoruz.

İktidar on iki yılda gerçekten insanların psikolojisini bozdu yönetim şekliyle, davranışıyla, uyguladıkları politikalarla. İnsanların işlerini ellerinden aldınız. Evleri alındı, inançları kullanıldı, ötekileştirildi. Sağlıkları alındı, huzurları bozuldu. Artık soruyoruz: Ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Özellikle kadına yönelik şiddette artık rakamların gittikçe yükselmeye başladığını görüyoruz. 2014’ün ilk yedi ayındaki rakam 274 olarak veriliyor. Üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranının yüzde 30’lara geldiğini hepimiz biliyoruz. OECD rakamlarının, sağlıktaki rakamların özellikle gerçekten Türkiye’yi zor durumda bıraktığını, uluslararası kıyaslamada zor durumda bıraktığını görebiliyoruz. Türkiye’de tütün içme kullanım oranlarının OECD oranlarının üzerinde olduğunu görebiliyoruz ve yine Türkiye’nin kişi başına düşen doktor sayısı sıralamasında OECD ülkeleri arasında sondan 2’nci olduğunu görebiliyoruz, bunları biliyoruz. Ve yine Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında sağlığa en düşük oranda harcama yapan ülke olduğunu da görüyoruz.

Şimdi, bununla beraber bu torba yasa tasarısına baktığımızda, maddelerine geçtiğimizde, 102’nci maddede özellikle kentsel dönüşüm adı altında gerçekleştirilmeye çalışılan ve şehirlerdeki düzenlemeleri rantlar şeklinde, özellikle iktidar yandaşlarına paylaştırmaya yönelik uygulamaların olduğunu çok rahatlıkla görebiliyoruz. Taşınmazların üzerinden geçirilecek olan teleferik ve benzeri ulaşım hatları; altında tünel, metro ve metro benzeri raylı taşıma sistemleri olacak ve vatandaşlar kanuni haklarını arayamayacaklar. Vatandaşların bu haklarını aramasının önleri bu tasarıyla engellenmiş olabiliyor.

Yine, 105 ve 106’ncı maddede, Başbakanlıkta yeni bir kadro ihdas edilmeye çabalanıyor, çalışılıyor ve Başbakanlık müşavir ve sektörel izleme ve değerlendirme raportörleri adı altında yeni makamlar icat ediliyor. Şimdi, soruyoruz: Bu, neyin nesidir, hangi yaraya merhem olacaktır, nereden çıkmıştır, gerekçesi nedir?

Gecekondu tarzıyla gerçekten bu ülke yönetilmektedir. Hatalar yapıldıktan sonra bir “pardon” ifadesiyle tekrar adım atılmadan yapılan hatalar tekrar edilmektedir. Gerçekten iktidarın ve yönetimin empati yeteneğinden yoksun olduğunu, mahrum olduğunu da görebiliyoruz.

Madde 107 ve 108’e geldiğinizde, TRT’nin, cihazların imalatı ve ithalatından dolayı alınacak bandrollerle ilgili bir maddenin olduğunu görebiliyoruz. Özellikle, TRT’nin bu ülke vatandaşının vergileriyle bunları yaparken ve yine devletin televizyonu olan TRT’nin iktidarın borazanı olarak çalıştığını son Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki veriler karşımızda durmaktadır ve ispatlamaktadır. Şimdi soruyoruz: Devlet adına ve bu ülke vatandaşlarının vergileriyle geçinen bir kurumun taraflı yayın yapması ve Genel Müdürünün siyasi parti elemanı olarak davranması Türkiye Cumhuriyeti’nin edep ve adabıyla uyuşmakta mıdır?

Yine bakıyoruz, 114’üncü maddeye geçtiğimizde, tütün ve tütün ürünleriyle ilgili olarak RTÜK ceza verme konusunda yetkilendiriliyor. Şimdi sormak istiyoruz: Özellikle tütün ve tütünle ilgili maddeler konusunda televizyonlarda yayın yapmaya yönelik olarak RTÜK ceza verirken özellikle demin verilen önergelerde ve daha önce verilen, bonzaiyle, uyuşturucu ve bu gibi şeylerle gençlerin, çocukların kötü alışkanlıklar kazanmasına yönelik olarak tedbirler neden alınmıyor? Şu anda, demin önergede bir sürü arkadaşımız konuştu, bonzainin kullanılmasına yönelik rakamlar verildi, hangi yaş grubuna kadar düştüğü verildi ve Türkiye’yi sürüklediği durum anlatıldı. AMATEM’e yapılan tedavi başvurularının da bir ayda 6 bini geçtiğini görebiliyoruz. Bonzainin gençler arasında kullanımının patlamaya neden olduğunu bildiğimiz hâlde, bu maddeler sanki acilmiş gibi torba yasa tasarısına konurken şu anda önemli tedbir alınmasına yönelik olarak verilen araştırma önergeleri karşılıksız kalmaktadır. Bunların da çok manidar olduğunu burada belirtmek istiyoruz.

Meraların kullanımına gelince, özellikle meralar imara açılmaktadır. Türkiye’de tarımsal üretim ve ihracat rekor kıracak şeklinde afaki ve komik ifadelerle yer bulurken, bugün bir samanı bile ithal etmek durumunda kaldığını da burada biz hatırlatmak istiyoruz.

Aile hekimliğine gelince, aile hekimlerinin nöbet tutmalarına yönelik olarak maddeler konmuş durumda ama aile hekimlerine baktığımızda, şu anda bu konacak olan nöbetlerle ilgili, neredeyse haftada -gerçekten normal bir insanın kaldıramayacağı- 120 saatlik bir yükü yüklemek istediğinizin farkında mısınız?

Özellikle, diğer bir madde, 123’üncü madde, belediyelerin yurt açmasına yönelik. Sanki Sayın Başbakan Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü gibi davranıp yurtlara ilişkin sorunları gündeme getirirken bir bakıyoruz ki gerçekte bu karşılıksız kalıyor ve hangi amaca hizmet edecek şekilde belediyelere yurt açma izninin verileceğinin bu maddeye konmasını yine anlamlı bulamıyoruz.

Hepinize, özellikle bu torba yasa tasarısının geçmemesi gerektiği üzerinde biz kendi görüşlerimizi burada belirtmek istiyoruz.

Teşekkür ediyoruz. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Bülent Kuşoğlu, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Torba kanunun bu beşinci bölümü 102 ve 126’ncı maddeler içerisinde 25 maddeden oluşuyor. Bu bölümün özelliği, diğer bölümlere göre daha fazla Anayasa’ya ve hukuka aykırı maddeler ihtiva etmesi. Bu bölüm, diğer bölümlere göre, maalesef, hukuka ve Anayasa’ya daha fazla aykırı maddeler ihtiva ediyor.

Şimdi, biz yasama organıyız, yasama yapıyoruz, hukuk yapıyoruz ama yaptığımız yasalar, hukuk, bir taraftan da hukuka aykırı; yaptığımız yasalar hukuka aykırı, Anayasa’ya aykırı. Şimdi, bu durum, tezat teşkil eden bu durum, bilmiyorum bilen var mı, “oksimoron bir durum” diye adlandırılır; tam bir oksimoron durum, tam bir skandal durum. Yasa yapıyoruz, hukuk yapıyoruz ama yaptığımız yasalar hukuka aykırı ve bu bölümde maalesef bunlar var. Maalesef biz toplumu, devleti, kamuyu gözeterek hukuk yapmıyoruz, menfaatleri, birilerinin menfaatlerini gözeterek yapıyoruz. İyi maddeler de var ama onların arasına, maalesef, toplumu ve kamuyu gözeten maddeler yerleştirmiyoruz. Vicdanımıza da aykırı, Anayasa’ya da aykırı, hukuka da aykırı işler yapıyoruz. Dün burada… 100’üncü maddeydi galiba.

MUSA ÇAM (İzmir) - 101’inci madde.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – 101’inci madde. 100 mü, 101’inci madde mi, şaşırdık tabii.

Kamu çalışanlarının yargıya gitmesi durumunda -ki bir sene, iki sene en azından sürüyor- aldıkları yargı kararının, yani haklı olmaları durumunda yargı kararının uygulanmamasıyla ilgili bir maddeye, hükme el kaldırdık, imza attık. Bu, hepimiz için yüz kızartıcı bir durum. Bu 24’üncü Dönemde böyle bir işin yapılması tam bir skandaldır, rezalet bir durumdur. Bugün de buna benzer -Anayasa’ya da aykırıdır bu- maddeler var maalesef değerli arkadaşlarım. Bu, vicdanlarımızı da sızlatması gereken bir durumdur, bunu unutmamalıyız.

Bakın bu bölümde neler var? 102’nci maddede Kamulaştırma Kanunu’nu değiştiriyoruz, 102’de. Ankara Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle’de teleferik yapmış, birtakım özel mülklerin üzerinden düşüncesizce teleferik geçirmiş, onlar da dava açmışlar, şimdi biz kanun çıkarıyoruz, Büyükşehir Belediyesinin bu yaptıklarını düzeltmeye çalışıyoruz. E, bu doğru mudur? Böyle bir ısmarlama kanun olur mu? Vatandaş dava açmış, biz kanunla bunun engellenmesiyle uğraşıyoruz. Doğru mudur bu, vicdani midir, hukuki midir Allah aşkına?

105’inci maddede sektörel izleme ve değerlendirme raportörlerine 402 kadro veriyoruz. Nedir Başbakanlık sektörel izleme ve değerlendirme raportörü? Kimse izah edemez, Komisyonda da hiç kimse bunu izah edemedi. Devlet içerisinde devlet olur mu? Yani, Ulaştırma Bakanımız burada, Ulaştırma Bakanı bir çalışma yapacak, Başbakanlıktaki raportörler “Öyle değil, böyledir.” diyecekler, o da “Evet.” diyecek. Var mı böyle bir şey? Devlette böyle bir şey olur mu? Devlet içerisinde devlet olur mu, devlet içerisinde paralel devlet olur mu? İşte, paralel devlettir bu. Nasıl buna imza atıyoruz? Nasıl kabul edebiliriz? Bu kadar kadro ihtiyacı var birçok alanda, biz getiriyoruz, sektörel izleme ve değerlendirme raportörlerine 402 kadro veriyoruz.

112’nci madde de ayrı bir hukuk skandalıdır, Anayasa’ya aykırıdır çok net olarak. Özelleştirilen kurumlarla ilgili olarak bir karar varsa “yapılan yanlıştır” diye idareye yönelik bir Danıştay kararı. Bunun “kamu yararı” gerekçesiyle uygulanmayacağına ilişkin bir madde getiriyoruz. Kanunla hukuksuzluk, Anayasa’ya aykırılık oluşturuluyor. Tam bir rezalet durum da budur.

115’inci maddede, meraları imara açıyoruz değerli arkadaşlar. Türkiye’de yer mi kalmadı Allah aşkına? Alan mı yok imarı yapılacak? Meraları imara açıyoruz.

118’inci maddede, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu ile ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Hiç gereği yokken yapılan bir düzenleme bu da.

119’uncu maddede de kuyum zincirlerine yani kuyumcuların artık büyüyerek zincir dükkânlar oluşturduğu bir düzene hizmet eden bir madde getiriyoruz.

121’inci maddede, kamusal imtiyaz konusunda bir tartışmalı madde getiriyoruz hiç gereği yokken. Bu da ayrı bir skandal madde.

122’nci maddede, Gelir İdaresi Başkanlığına -zaten epey bir darbe vurduk- bir darbe daha vuruyoruz, bir sıkıntı daha getiriyoruz yaptığımız düzenlemeyle. Devlet düzeniyle ilgili maalesef yanlış bir düzenleme.

124’üncü maddede de 5393 sayılı Belediye Kanunu’nu… Belediyeler yardıma muhtaç kuruluşlar, kimse inkâr edemez. Belediyelerin taşınmazlarını bedelinin altında veya bilabedel, bedelsiz olarak devrini kabul ediyoruz bu maddeyle. Belediyeler zaten sıkıntıda. Hâli vakti yerinde olan, muhtaç olmayan belediye var mı da böyle bir düzenleme yapıyoruz Allah aşkına? Bu düzenlemeyi hangi belediye kabul eder? Kim için yapıyoruz bu düzenlemeyi? Hangi belediye bilmem nereye bağışta bulunacak, devirde bulunacak diye yapıyoruz? Vicdanlarımıza sığar mı bu maddeler Allah aşkına değerli arkadaşlarım?

Çağdaş bir düşünür var, felsefe adamı Slavoj Zizek. Zizek’in bir anekdotu var, bir fıkrası var, onu sizlerle paylaşmak istedim: Zorunlu askerlik yapan bir adam, askerlikten kaytarmaya karar veriyor, diyor ki: “Ben bu askerliği bitiremeyeceğim, bir delilik numarası yapayım, askerlikten yırtayım.” “Bir rapor alırım, yırtarım.” diye düşünüyor. Takıntılı delilik numarası yapıyor, hangi kâğıdı eline alırsa, “Bu değil.” diye atıyor böyle sürekli olarak; dikkatlerini çekiyor komutanlarının, bunu doktora gönderiyorlar, orada da aynı şekilde bakıyor kâğıda, biraz okuyor, atıyor, “Bu değil, bu değil, bu değil.” çok da güzel yapıyor delilik numarasını. En sonunda doktorlar da, bir heyet de buna tezkere veriyorlar, “Delidir, askerlik yapamaz.” diye. Onu görünce “İşte bu, işte bu.” diyor.

Şimdi, burada tam bir oksimoron durum var. Zizek bunu şunun için anlatır: Burada istek ve sonuç da bir araya gelmiştir, çakışmıştır. Biz de buna benzer bir durum oluşturduk. Hukuk yapıyoruz, bir şeyler yapmak istiyoruz ama sonuçlarıyla olumlu bir anlamda çakışmıyor yaptığımız işler, olumsuz bir hukuk doğuruyoruz maalesef, sıkıntı doğuruyoruz.

Bu torba kanunla birlikte, bayramdan önceki bölümde -belki unutmuşsunuzdur- yine benzeri sıkıntılı durumlara imza atmıştık. Biliyorsunuz, vergi kanunlarıyla ilgili, vergi aflarıyla ilgili olarak sadece 2 konuyla ilgili af getirmiştik. Aslında, piyasadan beklentiler çok daha fazlaydı, çok daha farklı alanlarda af getirilmesi talep edilirken biz sadece iki konuda yaptık ve ısmarlama bir düzenleme oldu. Buna benzer şekilde kitap basımını devlet tekeline verdik. Yani, bu, herkesin zihniyetine, burada sadece iktidar partisinin değil, muhalefet partilerinin de karşı çıkacağı, hiçbirisinin zihniyetine uymayan bir durumdu, çok anormal bir durumdu ve sipariş üzerine özel düzenlemeler yaptık.

Değerli arkadaşlarım, bu yapılan düzenlemelerle, bu getirilen maddelerle Türkiye'yi biz bir yerlere doğru götürüyoruz. Bu getirdiğimiz 148 madde, Türkiye'yi bir yerlere doğru götürüyor ama çok olumlu bir yere doğru götürmüyor maalesef. Ben bunların düzeltilmesini talep ediyorum. Bir tanesini yaptık: Soma’yla ilgili olarak burada henüz daha yasa çıkmadan sanki maliyetler artmış gibi, gerçek maliyetler artmış gibi bir düzenleme geldi, TKİ tarafından getirildi, Enerji Bakanlığı tarafından getirildi. Çıkmamış yasa, uygulama olmamış, bunun çekilmesi gerekiyordu, buraya bile gelmemesi gerekiyordu Komisyondan, burada çekildi. Çok doğru bir iş yaptık. Bu işi yapanlara da teşekkür ediyorum ayrıca ama buna benzer o kadar çok madde var ki, o kadar çok yanlışlık var ki bizim yaptığımız doğru işleri, Soma’yla ilgili olarak bile yaptığımız doğru işleri gölgeliyor, maalesef sıkıntıya sokuyor. Bütün bunları düzeltmemiz lazım. Doğru bir iş yapıyorsak, “Ben milletvekiliyken düzgün bir iş yaptım.” diyebileceksek çocuklarımıza bunları yapmamız lazım. Sizden bunları rica ediyorum.

Hepinize bu vesileyle saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tuncel. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının beşinci bölümü üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bölüm üzerine değerlendirmeye geçmeden önce -aslında sabah söz istemiştim ama Sayın Başkan grup başkan vekillerine söz verdi, bize vermedi- kadın politikaları üzerinden birkaç şey ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de kadına yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır. Kadınlar, feminist kadınlar, sosyalist kadınlar, kadına yönelik şiddetten rahatsız olan dindar kadınlar sokaklarda her gün bu Parlamentoyu göreve çağırmaktadır. Geçen hafta bu Mecliste yaptığımız toplantıda, basın toplantısında Parlamentonun sadece kadın gündemli bir toplantı yapması gerektiğini, bu kadar yasa çıkmasına rağmen, İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke olmamıza rağmen neden hâlâ kadına yönelik şiddetin ortadan kalkmadığını ve bunun için nasıl tedbirler almamız gerektiğini tartışmak için. Ama görüyoruz ki asıl kadına yönelik şiddet buradan üretiliyor. Burada özellikle erkek siyasetçiler üzerinden, işte nasıl giyinmemiz gerektiğini, kaç çocuk yapmamız gerektiğini, nasıl gülmemiz gerektiğini, toplumda nasıl oturmamız gerektiğini, dolayısıyla ahlak bekçiliği yapan bir zihniyetten aslında kadına yönelik şiddetten burada bir şey çıkmaz. Ama buradan kadın konusunda tartışma yürüten kadın arkadaşlarımızın, bu erkek egemen sistemin, zihniyetin diline düşmemesi gerekir. Burada söyleyeceğimiz her söz, aslında erkek egemen sistemi eleştiren bir noktada olmalıdır. Hangi partiden olursak olalım kadın meselesi siyasi partilerüstü bir meseledir. Ama buradaki yapılan tartışmalara baktığımızda, daha çok partilerin politikasını yansıtan bir yaklaşım içerisinde oluyoruz.

Değerli arkadaşlar, kadınlar olarak yeni bir dil yakalamak zorundayız. Bize karşı ayrımcı, ırkçı, milliyetçi, cinsiyetçi politikalara karşı yeni bir dil yakalarken başka ezilmişliklere de laf etmemek gerekir. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisinden kadın arkadaşımız buradan konuşurken kendisini “Şeytan diyor ki…” diye ifade etti. Oysa yanı başımızda Şengal’de bir katliam yaşanıyor sevgili arkadaşlar. Ezidiler IŞİD tarafından katlediliyor ve bu “şeytan” diye ifade ettiğiniz şey sizin, Ezidiler tarafından kutsal olarak bilinen “Melek Tavus” diye ifade edilen bir kutsaliyet ifade ediyor ve aslında ilk IŞİD çeteleri Ezidilerin kutsal mekânlarına saldırdılar. Dolayısıyla biz bir şeyi ifade ederken, eleştirirken yeni ezilmişlikler, yeni bir nefret söylemi, yeni bir şey üretmeyelim. Kaldı ki, sabah burada bir araştırma önergesi verdik, Ezidilerin araştırılması, geleneksel olarak toplumun buradaki nefret söylemine maruz kalmasına dair, ama reddedildi. Görülen o ki aslında bu parlamentodakiler bile kendi dilini ifade etmiyor.

Sonuç itibarıyla, biz kadınlar burada kadına yönelik şiddet konusunda tartışma yürütmek istiyoruz. Kadın politikalarını, evet buradan ifade edelim, kadına yönelik şiddete “hayır” diyelim ama bunu gerçekten kadın kimliğimizle ifade edelim, ezilmiş kimliğimizle ifade edelim, partilerin politikasını burada dayatmayalım.

Şimdi, AKP’den arkadaşımız kendisinin şiddete maruz kaldığını ifade etti ama Rojava sınırında bir kadın tecavüze uğradığında hem de güvenlik güçleri tarafından bu kürsüden ifade edilmedi. Hâlâ bu ülkede güvenlik güçleri tarafından taciz edilen, tecavüze uğrayan yüzlerce kadının ifadesi verilmemiş, onu da bu kürsüde duymak isterdik. O konuda da ne yazık ki aslında sadece kendine geldiğinde şiddeti hatırlayan ama toplumun yaşadığı sorunları hatırlamayan bir nokta. Dolayısıyla, bir kez daha kadınların sesini burada ifade etmek istiyorum: Kadınlar bu Parlamentonun kadın politikaları konusunda konuşulmasını kadına yönelik şiddet değil, bu ülkede neden kadınlar aslında bu şiddete maruz konusunda tartışmaları yapmak durumundayız. Ben bütün partileri de sadece kadınları değil, erkekleri de bu tartışmalara davet ediyorum çünkü erkekler değişmediği sürece ne yazık ki kadına yönelik şiddet değişmiyor. Öncelikle erkeklerin zihniyetinin değişmesi gerekir.

Sevgili arkadaşlar, maddeye ilişkin, bölüme ilişkin önerilerimize gelince, biz başından beri ifade ettik: Bu torba yasa tamamen aslında işçilerin, emekçilerin hak ve özgürlüklerini gasbeden bir yasadır. AKP iktidarı ne yazık ki acılardan da rant devşirmeyi çok iyi bilen bir parti hâline gelmiştir. Soma’da 301 insan diri diri gömüldü ve Soma’ya bütün Türkiye ağladı ve Soma’daki işçiler nedeniyle biz aslında işçilerin çalışma koşullarının, ağır iş kolunda çalışan işçilerin yaşadığı sorunların ne kadar vahim olduğunu bir kez daha gördük. Şırnak’ta hâlâ köleci sistemin, 19’uncu yüzyıldaki politikaların uygulandığını gördük ama bir değişim yok. Şimdi, bu torba yasaya bakıyoruz, AKP, bir yandan işçilerin lehine düzenleme yapıyormuş gibi görünse de bir yandan aslında yine sermayeyi koruyan bir noktada. Örneğin 107’nci maddede, bir düzenleme yapıyor, işçilerin lehine gibi, diyor ki: “Asgari ücretten 2 kat az olamaz linyit ve taşkömüründe çalışan işçiler için.” Evet, bu çok önemli bir olay ama aynı zamanda aynı maddeyle, işte buradan ortaya çıkacak maliyeti sermayeye değil kamuya yükleyen bir yasa düzenlemesi. Şimdi, biz iktidara biraz önce bir öneride bulunduk, özellikle işten çıkartılan -iflas nedeniyle işçilerin hak ve özgürlüklerini vermeyen kurumların- işçilerin en azından öncelikle hakkını alması konusunda ama orada mali krizi düşünürken, devlete ne kadar yük olup olmadığını düşünürken başka bir düzenlemede sermayenin yükünü yüklenme konusunda ne yazık ki hiçbir yaklaşım yok.

Yine, sevgili arkadaşlar, 112’nci maddede -biraz önce sayın milletvekili de söyledi- Anayasa’ya aykırı düzenleme yapılıyor yani Anayasa bile hiç sayılıyor. Hani, gerçi, biz bu Anayasa’nın değişmesini istiyoruz ama Anayasa’nın iyi yanları da var. İyi yanlarını hiçbir yere atmadan mevcut düzenlemeler karşısında bu Anayasa’ya aykırı düzenlemeler kabul edilebilir bir nokta değil.

115’inci madde: Bu çok önemli bir konu, çünkü aynı zamanda, bu, aslında, AKP Hükûmetinin baştan beri kentsel dönüşüm politikasının bir yansıtılmasıdır. AKP, âdeta bir inşaat partisidir çünkü her alanı inşaata çevirdi, TOKİ aracılığıyla da bütün alanları kentsel dönüşüme çevirdi. Kentin bir kimliği var değerli milletvekilleri. “Kent” dediğin sadece binalardan oluşmuyor. Bütün yaşam alanlarımızı başımıza dar ettiniz. Bütün insanların nefes alacağı alanları şeye açtınız. Şimdi de meraları, otlakları kentsel dönüşüme açıyorsunuz. Şimdi, buna ne hakkınız var? Dolayısıyla, insanların yaşayabileceği bir alan bile yok. Dolayısıyla, yeniden bir rant elde etmek, yeni inşaat alanları oluşturmak gibi bir yaklaşım içerisinde, bu, kabul edilebilir bir nokta değil. Çünkü kentsel dönüşümde başka başka… Mesela İstanbul Okmeydanı’nda “risk bölgesi” diye ifade edilen bir alanda… İnsanları o alanda boşaltıp orada bir sınıf perspektifiyle, aslında ezilenleri, emekçileri, yoksulları, Kürtleri, Romenleri, Arapları, Azerileri hepsini kentin dışına iten, aslında zenginlere yeni alanlar açan bir siyasetin ötesinde değildir. Bu bir sınıf perspektifidir, yani emekçileri, ezilenleri yok sayan… Üstelik, AKP, en çok yoksullardan oy alıyor. Ama siz, en çok da yoksullara darbe vuruyorsunuz, bu kabul edilebilir bir nokta değil. Biz, başından beri, AKP’nin bu kentsel dönüşüm politikalarının yanlış olduğunu, eksik olduğunu, meselenin… Tabii ki kenti yeniden düzenleyelim, tabii ki insanlar iyi bir noktada yaşamak istiyor. Ben de gerçekten, ekolojik bir perspektifle, demokratik bir kimliği olan bir kentte yaşamak istiyorum. Ama bakın kentlerimize, İstanbul’a bakın arkadaşlar; İstanbul’da kentlerin o kadar ciddi sorunları var ki, “Kentsel Dönüşüm” adı altında bütün yaşam alanları dar edildi, insanlar nefes bile alamıyor.

Gezi direnişi sırasında, aslında, o ağaçlara sahip çıkmak, aynı zamanda nefes almamıza, geleceğimize sahip çıkmaktı. Şimdi, kuzey ormanlarında yeni alanlar açılıyor, üçüncü havaalanı açılıyor, dolayısıyla, aslında, ekolojik sistem tamamen ortadan kaldırılıyor. Bunun yerine de, aslında, sınıfsal olarak zenginlerin daha çok zengin olduğu, zenginlerin lüks ortamlarda yaşadığı, yoksulların daha kenar mahallelere, kentin dışına itildiği bir noktada siyaset yapılıyor. Bunun kabul edilmemesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Aile hekimliği meselesinde de öyle. Zaten sağlık politikaları o kadar sorunlu ki. Değerli milletvekilleri, bakın, AKP iktidarı boyunca en çok yasa tasarısı çıkaran, torba yasası olan bir şey. AKP’nin iki tane torbası var: Bir tanesi emekçiler için, bir tanesi egemenler için. Emekçilerin torbası hiç dolmuyor, hep boşalıyor çünkü bu ülkede sermayedarların torbası doluyor. Sağlık sistemi, eğitim sistemi, bütün yasalar o kadar problemli ki. Yasa çıkarıyoruz, tekrar yasa çıkarıyoruz. Bakın, aile hekimliği konusunda yasa çıktı, şimdi yeni bir düzenleme yapılıyor, üstelik insanların -sağlık sistemindeki problemleri bir yana bırakalım- çalışma saatleri artırılıyor ama yaşam koşulları artırılmıyor. İşçi sağlığı, iş güvenliği yok. Mesela, AKP ne diyor? “İş sağlığı ve iş güvenliği” oysa “işçi sağlığı ve işçi güvenliği” diye bir kavram yok. Çünkü, dert, işçiler falan değil, dert; sermayeyi daha çok memnun etme, zenginleri zengin etme; yoksullar mı, ölsünler, onlar için bir anlamı yok. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Bunların yasa tasarısından bir defa çıkarılması gerekiyor.

Yine, sevgili arkadaşlar, bütün bu yasaya baktığınızda hazırlanış politikasının kendisi sorunlu bir politika. Baştan belirttiğim gibi söyleyeyim: Acılarımızdan da rant elde eden bir sistemi, zihniyeti kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz. İşçiler, emekçiler, sendikalar örgütlü mücadeleyi mutlaka yükseltecektir. Bu emekçilerin, işçilerin mutlaka kendi özgürlüğünü sağlayacağı gücü var, biz bunu gördük aslında. Yeter ki yan yana duralım, bir arada olalım. O zaman yeni bir sistemi birlikte kurarız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.04

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Beşinci bölüm üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Salih Koca, Eskişehir Milletvekili? Yok.

Şahsı adına söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili? Yok.

Ekrem Çelebi, Ağrı Milletvekili.

Buyurun Sayın Çelebi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın beşinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Filistin’de yaşanan vahşeti nefretle kınadığımı belirtmek istiyorum. Dün soykırımdan kaçan Musevilere sahip çıkan ecdadımızın yolundan giderek bugün vahşete maruz kalan Filistinli kardeşlerimize sahip çıkmayı insani bir borç olarak görmekteyiz. Bütün dünya bu zulme sırtını dönse dahi biz Filistin davasına ve Filistinli kardeşlerimize sırtımızı asla dönmeyeceğiz. Bu vesileyle, bombardıman altında kalan ve şehit olan Filistin’deki kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, saat yedide burada iki arkadaşımız konuşma yaptı. Özellikle bir milletvekili arkadaşımızın söylediği şey şuydu, kentsel dönüşümlerle ilgili bizim bu çıkarmış olduğumuz kanuna eleştirel mahiyette konuşmaları oldu. Ben bunun tam tersini söylüyorum. İnanın, bakın, ben Türkiye milletvekiliyim ama aynı zamanda Ağrı Milletvekiliyim. Bizim ilimize geldiğinizde -ki birçok milletvekili arkadaş gelmişsinizdir- kentsel dönüşümün bir il için ne kadar büyük bir zaruret olduğunu gelip de yerinde gördüğünüz zaman AK PARTİ Hükûmetlerini gerçekten alkışlamanız lazım. Bugün Ağrı’da özellikle Fırat’ta, Suçatağı’nda gezdiğiniz zaman göreceksiniz ki insanların daha önceki yaşantıları ve şu andaki yaşantıları arasında yüzde 99’un üzerinde bir yaşam farkı var. Dolayısıyla bu kentsel dönüşümün eleştirilmesine ben kesinlikle karşıyım, bunu burada özellikle belirtmek istiyorum.

İkinci bir husus: Türkiye, tarihinde bir ilki yaşadı. Türkiye’yi dünyanın yıldız ülkelerinden biri hâline getiren Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletimizin tercihiyle Cumhurbaşkanımız olmuştur. Burada kendilerine Cenab-ı Allah’tan hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Cumhur, ilk defa milletvekilleri vasıtasıyla değil doğrudan Cumhurbaşkanını seçmiştir. Yeni Türkiye yolunda çok önemli bir süreci milletimiz başarıyla tamamlamıştır. Bu seçimi milletimiz kazanmıştır, millî irade kazanmıştır, kardeşliğimiz kazanmıştır, dünya mazlumları kazanmıştır, çözüm süreci kazanmıştır. Unutmayınız ki bu sürecin mimarı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Değerli milletvekilleri, 148 maddelik tasarının görüşmeleri alt ve üst komisyonda toplam olarak otuz sekiz güne yakın bir süreç almıştır. Komisyonun en yoğun mesaisiyle tasarının kabul edildiği 10 Temmuz Perşembe günü on beş saatin üzerinde çalışarak bu tasarının kabul edilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sevki uygun görülmüştür.

Burada, özellikle, bu maddenin içerisinde en önemli konulardan bir tanesi de… Ağrı Türkiye’nin en soğuk illerinden birisidir. Dolayısıyla ilimizden boru hattı geçmesine rağmen doğal gazdan şimdiye kadar yararlanamıyorduk. Biz orada daha önce 3 Ağrı milletvekili olarak bir kanun teklifi verdik. Fakat bu teklif -tabii yukarıdan aşağıya inmesi lazımdı- Plan ve Bütçe Komisyonunda bir önergeyle, tüm arkadaşlarımızın da desteğiyle kabul edilerek buraya getirildi.

Dolayısıyla, BOTAŞ’ın illere götürmüş olduğu doğal gaz dağıtımını özel sektör gerçekleştirmektedir. Ağrı’nın da aralarında bulunduğu 7 ilde 3 defa doğal gaz dağıtım ihalesine çıkılmış ancak özel sektör ihalelere girmemiştir. Özel sektörün teşebbüste bulunmadığı ilimize doğal gazın gelmesi maksadıyla Plan ve Bütçe Komisyonunda vermiş olduğumuz önerge büyük bir çoğunlukla kabul edildi.

117’nci maddeyle, doğal gaz iletim hatları BOTAŞ tarafından inşa edilmiş olan şehirlerde 3 defa dağıtım lisansı ihalesine çıkıldığı hâlde istekli çıkmaması durumunda, ilgili il özel idaresi veya belediye tarafından kurulacak anonim şirketin başvurması hâlinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından dağıtım lisansı verilecek ve şirket o şehirde “dağıtım faaliyetlerini gerçekleştirmeye yetkili dağıtım şirketi” unvanını alacaktır.

Ben burada, huzurlarınızda, özellikle, 28 Mayıs 2014 tarihinde Ağrı mitinginde vermiş olduğu bu müjdenin kanunlaşmasından, Ağrı’ya verdiği doğal gaz desteğinden dolayı tekrar Sayın Başbakanımıza ve 12’nci Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum.

Hepinize bu vesileyle saygılarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahsı adına söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısına Milliyetçi Hareket Partisi 5-6 madde haricinde destek vermiştir ancak bu kanun tasarısında ciddi eksiklikler olduğunu da gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda yapılan görüşmelerde ifade etmiştir.

Her ne kadar atama bekleyen öğretmenlere hayal kırıklığı yaratan, uzman çavuşlara, astsubaylara, polis memurlarına, başpolislere hayal kırıklığı yaratan, bunların emeklilerini kale almayan, çiftçinin, besicinin ve kuraklık mağduru kitlelerin derdine derman olmayan bu tasarı eksikse de asıl benim sizinle paylaşmak istediğim daha önce kabul edilen 100’üncü maddeyle ilgilidir.

Değerli arkadaşlarım, 100’üncü maddeyle bir devletin gücünü, devamlılığını ve büyüklüğünü ortaya koyan parametreler ortadan kaldırılmıştır. Bir devletin büyüklüğü farklı değerlendirmeler olmakla birlikte ekonomisiyle ölçülür. Gücü farklı parametreler olmakla birlikte silahlı unsurlarıyla, silahlı kuvvetleriyle ölçülür. Devamlılığı o devletin bürokrasisiyle ölçülür. Rejimi ise demokrasi ve hukuk devleti ilkeleriyle ölçülür. 100’üncü madde dediğimiz madde, Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkaran, bürokrasiyi yani devletin devamlılığını sağlayacak olan bürokrasiyi, aynı zamanda da hukukun üstünlüğünü hayata geçirecek olan bürokrasiyi ortadan kaldırma hedefini benimsemiş bir maddedir. Bu maddeyle (I) ve (II) sayılı cetvellerde yazılı kamu görevlilerine bir operasyon yapılacağı anlaşılmaktadır.

(I) sayılı cetvelde valiler, büyükelçiler, daimî temsilciler, daimî delegeler, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Diyanet İşleri Başkanı, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri, Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri bulunmakta; (II) numaralı cetvelde ise devletin müsteşarları, yardımcıları, genel müdürleri, yardımcıları -aşağıya kadar inerek- valileri, vali muavinleri, kaymakamlarına kadar tüm kadrosunu kapsamaktadır. (I) ve (II) no.lu cetvellerde iktidar partisinin siyasi kararıyla görevden alma işlemi olduğu takdirde, mevcut durum hukuk devletinde, yargıya müracaat eder bundan mağdur olan. Mahkemenin verdiği kararı hukuk devletinde otuz gün içerisinde siyasi iktidar uygulamak zorundadır. Niçin? Çünkü, hukuk devleti ilkesini koruyacak olan bürokrasiyi hukuk korumak zorundadır; devletin devamlılığını sağlayacak olan bürokrasiyi hukuk korumak zorundadır; devletin hafızası, tecrübesi, teamüllerini yaratan, yasaların oluşmasına katkıda bulunan bürokrasiyi hukuk korumak zorundadır. Eğer hukukun korumasından çıkarılmış bir bürokrasi yaratılıyor ise, o takdirde bu bürokrasi yaratanın emrine girmiş bir bürokrasidir, yaratan da siyasi iktidardır. Türkçeye çevirecek, bugüne uygulayacak olursak, AKP’nin emrine girmiş bir devlet kadrosu yaratıyorsunuz, yani devleti partileştiriyorsunuz, yani devletin ana iskeletini ortadan kaldırıyorsunuz. Bunu yapan ülkeler batmıştır, yapmayan ülkeler ayakta kalmıştır.

Rusya 1990’lı yıllarda ayakta kalabilmiş ise bürokrasisi ve silahlı kuvvetleri sayesinde kalabilmiştir. Bugün Libya eğer yerlerde sürünen bir hâldeyse dış güçler tarafından silahlı kuvvetleri ve bürokrasisi yok edildiği içindir. Bugün Irak aynı durumda ise bürokrasisi ve silahlı kuvvetleri dış güçler tarafından yok edildiği için. Türkiye’de de silahlı kuvvetleri düşürdüğünüz hâl belli, bürokrasiyi düşürdüğünüz hâl belli. Bundan sonra da AKP’nin nasıl memuru hâline gelmiş bir devlet yönetimi çarklarını dönüştürecek bir bürokrasi yaratacağınız da bu yasadan belli olmaktadır.

Hukukun üstünlüğü gün gelecek hepinize lazım olacaktır. O günlerde sizlere lazım olacak hukuku şimdiden kendiniz kendi ellerinizle ortadan kaldırıyorsunuz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Akçay, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Soma faciasının üçüncü ayı. Faciadan sağ kurtulan madencilerin ağır psikolojik travması devam etmektedir. İşçiler kendi imkânlarıyla psikolojik destek almakta, kazazede işçiler arasında alkolizm ve hap kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu konuda Hükûmetin dikkatini çekiyorum ve bir tedbir almayı düşünüyor musunuz diyorum.

Ve diğer bir husus da Soma’da özel bankaların neredeyse tamamına yakını -buna Yunan sermayeli bankalar da dâhil olmak üzere- kazadan sağ kurtulan maden işçilerinin banka kredi borçlarını altı ay ila bir yıllık bir süreyle erteledi. Devlet bankalarında ise böyle bir erteleme yapılmadı. Daha önce de dile getirmemize ve Hükûmeti uyarmamıza rağmen bu konuda bir gelişme yoktur. Herhangi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Irak’ta IŞİD terör örgütünün masum halka saldırmasıyla katliamlar yapılmakta, halk zorla göç ettirilmektedir. Katliama uğrayan ve zorla göç ettirilenler arasında yüz binlerce Irak Türk’ü de bulunmaktadır. IŞİD terör örgütünün saldırması sonucu bölgesinden ayrılan, ülkemize gelen Türkmenler var mıdır? Ayrıca, Türkmenlerin ülkeye getirilmesiyle ilgili herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? Yapılan bir çalışma varsa nedir?

İkinci soru olarak, Irak Türkmenlerine insani yardım yapılmış mıdır? Yapıldıysa miktarı nedir? Hangi bölgelerdeki Türkmenlere yapılmıştır? Yardım devam etmekte midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, tasarının 112’nci maddesi özelleştirmelerin iptaliyle ilgili yargı kararlarını yok hükmüne getirmektedir. Bu maddeyi tasarıdan çıkarmayı düşünüyor musunuz? Eğer bu maddeyi tasarıdan çıkarmıyorsanız idari yargıyı kaldırmayı düşünüyor musunuz?

Yine, tasarının 123’üncü maddesiyle belediyelere orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurdu yapma yetkisi vermektesiniz. Millî eğitim ile Gençlik Spor Bakanlığının öğrenci yurdu yapma ve işletmesi konusunda bir sorun mu var?

Yine, tasarının 124’üncü maddesiyle belediyelere ait taşınmazların birtakım vakıflara verilmesinin önü açılmaktadır. Bu, belediye kaynaklarının bazı kişiler yararına gasb edilmesi anlamına gelmektedir. Bunu tasarıdan çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabii, Ulaştırma Bakanı var diye hazırlamıştım ama. Şimdi, bu 9 bine yakın Karayolları işçisi davayı kazandı, Yargıtay da bunları onayladı ve bunlar uygulanmıyor. Bu hukukun, mahkemenin kararlarını uygulamamanın gerekçesi nedir?

Yine, bürokratlar olduğu için sormak istiyorum. Bu 17, 25 Aralık sürecinde, Ulaştırma Bakanlığından iş alan birtakım müteahhitlerden havuz medyası oluşturulurken 600 milyona yakın bir para toplandığı ifade ediliyor. Bu iş adamları Ulaştırma Bakanlığından hangi ihaleleri almıştır? Ulaştırma Bakanlığı olarak bu ihalelerle ilgili bir soruşturma açıldı mı Bakanlık bünyesinde?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yalçınkaya…

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bartın ilimizde PTT’nin taşeron işini yapan “Asgün” adlı firmada çalışan 13 PTT dağıtıcısı, maaşlarının her ay geç ödenmesi sebebiyle yaptıkları işi durdurma eylemi nedeniyle cezalandırılarak maaşlarından beşer yevmiye ücreti kesilerek kendilerine eksik ödeme yapılmıştır. Bu uygulama sizce kabul edilebilir bir yöntem midir? Çalışanların mağduriyetlerini gidermek, bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmak için ne düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Aslında her Hükûmet sırasında oturan kişi gerçekten hep değişiyor. Bunların hepsinin de kendilerine göre çok büyük kusurları var; bunlara soru sormak bile bizim için çok büyük bir sıkıntı da.

Evvela bu “Sektörel izleme ve değerlendirme raportörü” adı altında kaç kişi alacaksınız? Hangi esaslara göre alacaksınız? Ne kadar para ödeyeceksiniz?

Çok düşük değerlerle özelleştirilen kurumlarda yargının verdiği iptal kararları gereğince, bu kanunun 112’nci maddesi gereğince iadesini düşünmediğiniz kaç kişi var? Bunlardan bir tanesi Cengiz İnşaattır. Seydişehir Alüminyum tesisleri 8,5 milyar dolara mal olduğu hâlde devlete, siz 370 milyon dolara verdiniz ve bu Mehmet Cengiz de Tayyip Erdoğan’ın Potamya’da kendisine saray…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Tunceli) - İnsan biraz utanır ya!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çam…

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

3 Haziranda Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeye başladığımız bu torba kanun Plan ve Bütçe Komisyonunda daha sonra 101 ve daha sonra da 148 maddeye çıktı, ek maddelerle 149’a çıktı.

Şimdi Sayın Bakandan öğrenmek istiyoruz: Üç yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapıyoruz, bu torba kanun alışkanlığından ne zaman kurtulacağız? Ne zaman temel yasalardan kurtulacağız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi normal çalışma statüsüne kavuşacak ve çalışma saatleri belli saat dilimleri içerisinde yapılacak? Acaba bu ne zaman gerçekleşecek? Sayın Bakandan bunu öğrenmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şimşek…

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, şimdi, yasa torba olunca sorular da böyle ilgili ilgisiz bakanlara torba şekilde geliyor, bakanlar torba! Gerçi Sayın Tarım Bakanı Mehdi Eker buradalar zannediyorum ama Samsun’un Alaçam ve Bafra ilçelerinde pirinç üreticilerinin bir kısmı 2013 yılına ait desteklemelerden hâlâ faydalanamamıştır. Böyle bir çalışma var mı, ne zaman ödenecek? Bunu sormak istiyordum. Sayın Bakan da burada kulak veriyor gerçi ama.

Teşekkür ederim Sayın Bakan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sosyal Güvenlik Kurumu neden bu kadar çok davalıdır, kaç kişiyle davalı olmuştur? Bu davaların konuları nelerdir? Son beş yılda kaç dava kaybedilmiştir? Sosyal Güvenlik Kurumu kaybedilen davalar için ne kadar masraf yapmıştır? Sosyal Güvenlik Kurumunun 300 bine yakın davayla uğraştığı doğru mudur? Bu kurum bu kadar davalı oluyorsa yanlışlık nerededir? Özellikle Anayasa Mahkemesinin bir kararı var memurlara geçmiş yıllar için tazminat ödenmesiyle ilgili. Bu insanlara on yıl, on beş yıl için mahkeme kararlarıyla 10 lira, 15 lira tazminat verildi. Böyle bir hesap olur mu? Bunu düzeltmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi 30 Mart yerel seçimleri öncesinde kamuya ait bazı taşınmazların bazı illerde belediye başkanı adaylığı için TÜRGEV’e bağışı konusunda sözler verildiği yönünde “tape” kayıtları İnternet medyasında yayınlandı. Tasarının 124’üncü maddesindeki değişiklik bu amaçla mı yapılmaktadır? Bunu tasarı metninden çıkarmayı düşünür müsünüz?

İkincisi, bugün Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bazı katılım bankalarıyla olan protokollerini iptal ettiği yönünde medyaya düşen haberler doğru mudur? Doğruysa bunun gerekçesi nedir? Hangi bankalarla bu tür protokoller hangi gerekçelerle iptal edilmiştir? Açıklarsanız sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Akçay’ın sorusuna cevap olarak şunları ifade etmek isterim: Soma’yla alakalı…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anlayacağımız şekilde konuş da…

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Yakınıma gel.

Soma’yla alakalı, bildiğiniz gibi, başından bu yana Hükûmetimiz tüm üniteleriyle, tüm unsurlarıyla Soma’daki faciaya maruz kalanların yanında olmuştur. Devlete, millete ait imkânlarla en rantabl şekilde Soma faciasından mağdur olmuş, şehit düşmüş insanlarımızın yaralarının sarılmasına çalışılmış ve çalışılmaya devam etmektedir. Gene hepinizin malumu, bu torba tasarı olarak nitelediğiniz tasarıda da genelde Soma faciası ve benzer olaylarla ilgili düzenlemeler yer almaktadır.

Özel bankaların kredi borçlarını ertelediği, kamu bankalarının erteleme yapmadığı yönündeki sorunuzu not aldım. Bunu sorgulayacağız, soracağız çünkü bizim bankalarla ilgili çalışmaları yürüten arkadaşlarımızın beyanları, değerlendirmeleri Soma’da özellikle esnaf ve sanatkârın bu facia dolayısıyla mağduriyetlerini hafifletmek için gerekli önlemlerin mutat olduğu şekilde alınması yönündedir.

Sayın Doğru’nun, Irak’ta IŞİD terör örgütüyle alakalı dile getirdiği hususları hep birlikte ve hepimiz yakından takip ediyoruz. Buna hepimizin duyarlılığı en üst düzeyde devam ediyor. Irak’ta IŞİD terör örgütünün zulmüne maruz kalmış sadece Türkmenler değil; ırkına, meşrebine, mezhebine bakılmaksızın mağdur olmuş tüm insanları elbette ki koruma kollama görevi bizim hudutlarımızın elverdiği ölçüde yapılmaktadır.

“Türkiye’ye giren var mı?” Bir kimlik tespiti yapılmış değil ama Türkiye’ye giriş çıkışlar yine hepinizin malumu olduğu üzere pasaportla yapılmaya devam edilmektedir. Yani, pasaportlu gelen insanların Türkiye’ye girişi olmaktadır.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Pasaportu olmaz ki Sayın Bakanım, onlar şeyden geliyorlar, nasıl pasaportu olsun?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Hayır, pasaportsuz olarak gelip de Türkiye’ye girmeye çalışan, hayati tehlikesi olduğunu beyan ederek sığınma isteyen, böyle bir talep henüz vaki değil ama birkaç gün öncesine kadar bizim Habur kapımızın hemen karşısında İbrahim Halil denen yerde birkaç bin kişilik bir birikim olmuş, hemen komşularla da gerekli müzakere yapılmış, onların mal ve can güvenliğinin korunması, hayatlarını idame ettirmesi için gerekli önlemler alınmıştır.

“Irak Türkmenlerine yardım yapılıyor mu?” Bu defalarca gündeme geldi. Yine, biliyorsunuz, Millî İstihbarat Teşkilatına ait tırlar gündemde oldu. Dolayısıyla, o tırlarla ilgili yaşanan olaylar vesilesiyle de Hükûmetin ne tür bir çalışma içerisinde olduğu kamuoyuyla da paylaşılmıştır. AFAD aracılığıyla 110 tır yardım yapılmış.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – O tırlar Suriye Türkmenleri için efendim, Irak Türkmenleri için değildi herhâlde.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Daha detaylı bilgiyi gerekirse biz size iletiriz, şimdilik genel olarak bunları ifade ediyorum.

Efendim, Sayın Erdoğan’ın 102’nci madde kapsamında özelleştirmelerle ilgili idari yargı kararları sonuçlarının ortadan kaldırılmasına dönük düzenlemeye ilişkin bir eleştirisi var.

Değerli arkadaşlar, şimdi, hepiniz bilmektesiniz ki, Türkiye’de uzun süreden bu yana bazı kamu işletmeleri ve kuruluşları özelleştirilmiştir ama yargı, özelleştirme işlemleriyle ilgili denetim işlevini ve dava açılması hâlinde davaların sonuçlanmasını çok uzun sürelere yaymaktadır. Özelleştirme suretiyle işletmeleri devralmış olan müteşebbisler yatırım yapmakta, faaliyetlerine devam etmektedir. Zaman geçtikçe, ekonomik gelişmeler ve değişmeleri de dikkate aldığımızda…

KAMER GENÇ (Tunceli) - On senedir iktidarsınız! On senedir ne yapıyorsunuz?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) - …yargısal işlemin, sonuçları itibarıyla hayatın gerçekleriyle örtüşmediği gözlenmiş, bir sorun hâline gelmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayatın ne gerçeği var? Niye yatırım yapmıyorsunuz?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Dolayısıyla, bu sorunları ortadan kaldırmak amacıyla bu düzenleme getirilmektedir.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – O yaptığınız doğru değil Sayın Bakan! O söylediğiniz de doğru değil; 5 kuruş yatırım yapılmadı oraya, hiçbir yatırım yapılmadı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Adamınız diye koruyorsunuz!

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) - Bir diğer soru: 123’üncü maddeyle ilgili, öğrenci yurtları yapımının belediyelere verilmesi şeklindeki düzenlemeyi eleştirdi. Esas olan, bunu şu kurumun veya bu kurumun yapması değil, öğrencilere yurt yapılmasıdır; elbette ki burada, Hükûmetimiz de öğrencilerimizi, muhtaç olan öğrencilerimizi dışarıda bırakmaksızın yurtlarda barınmasına imkân verecek hizmetleri devreye sokmaktır. Maddeyle ilgili düzenleme bu amaca yöneliktir; dolayısıyla, bu amacın tasarıdan çıkartılması söz konusu değildir.

Sayın Yılmaz’ın “Efendim, taşeron işçiler davayı kazandı…” Ve bununla bağlantılı olarak, havuz medyasından söz ederek yönelttiği sorulara ilişkin, tabii ki, sorunun dayanağı, oturduğu zemin itibarıyla çok doğru bir değerlendirme olmadığını düşünüyorum. Yani, “havuz medyası” gündelik dilde kullanılan bir deyimdir, dolayısıyla havuz medyasını esas alarak benim burada sizin sorunuzu sizin istediğiniz tarzda cevaplandırmam söz konusu değildir.

Sayın Yalçınkaya’nın “Bartın ilinde PTT işçileri cezalandırıldılar.” Şayet bu ceza ise…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) - …ve haksız bir ceza ise ve yaptırımsa doğru…

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Mikrofonu açar mısınız Başkanım?

BAŞKAN – Bir saniye… Açtırıyorum Sayın Yalçınkaya.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ama ceza uygulaması bir yasaya dayanıyorsa yani yasa, o cezanın uygulanmasına cevaz veriyorsa bunda söylenecek bir şey yok. “Bu tür düzenlemeler genel, yaygın hâle geldi, bir uygulamaya dönüştü.” diyorsanız o zaman demek ki, o yasa hükmünü gözden geçireceğiz.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Bakanım, yasada öyle bir ceza yok. 13 tane taşeron işçisi paralarını alamadıkları için işi durdurma eylemi yapıyorlar ve bunun üzerine 5’er yevmiye ceza veriliyor, maaşlarından kesiliyor. “Bu, hukuka uygun mu?” diyorum ben size.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ben de şunu söylüyorum: Bakın, burası bir mahkeme değil. Benim burada “Doğrudur.” veya “Yanlıştır.” diyebilmem için…

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Mağduriyetlerini giderecek misiniz?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Bakın efendim, yapılan işlem, bir yasaya dayanmıyorsa yasa dışıdır, doğru değildir ama…

SÜLEYMAN ÇELEBİ          (İstanbul) – Dayanmıyor.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Dayanmıyor.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize)- Siz diyorsunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ama yasayı bilmeniz lazım.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Siz diyorsunuz.

O zaman, dosyayı bana getirin, ben hukukçu kimliğimle inceleyeyim, görüş belirteyim.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Bürokratlarınıza talimat verin, mağduriyetlerini giderin.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Böyle ezbere talimat olmaz. Dosya incelenir, tetkik edilir, görüşler belirlenir, ona göre talimat verilir.

Eminim ki siz bu konuyu yetkili idareye taşımanız hâlinde en uygun uygulama neyse o yönde işlem yapılacaktır.

Sayın Genç’in sorusu “Sektörü izleme raportörleri ismi altında kaç kişi alacaksınız?” Bu, sanırım, tasarıda belirlidir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi esaslarla alacaksınız? Ne ücret vereceksiniz?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Onun kamuda mevzuatı vardır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi mevzuatta var? Yeni getiriyorsunuz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) - 657 sayılı Kanun çerçevesinde, o işlemle alınacaktır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada, bilgisiz olarak oraya çıkma. Bize doğru düzgün bir bilgi ver ya!

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Efendim, Sayın Acar’ın sorusu “Sosyal Güvenlik Kurumu kaç kişiye dava açtı? Davaların sayısı ne kadardır?” Bunları, takdir edersiniz ki şu anda benim size net olarak vermem mümkün değil. O sorunuzun cevabını da, arkadaşlarımız not aldı, yazılı olarak bildireceklerdir.

Sayın Işık’ın, “30 Mart seçimi öncesi kamuya ait taşınmazların devri öngörülmüştü, şimdi düzenleme getiriliyor.” Bilemiyorum bu bağlantıyı nasıl kuruyorsunuz. Buradaki bağlantının içeriği belli, gerekçesi bellidir. İfade ettiğiniz tarzda herhangi bir amaç güdülmemektedir.

Katılım bankalarına ilişkin… Bugün, bizim Bakanlığımızda bir sözleşmenin sona ermesi için ihbarda bulunmuştur. Yaptığımız değerlendirmelerde 2005 yılında bir anlaşma yapılmış vergilerin tahsili için, aşağı yukarı Gümrük Ticaret Bakanlığı 50 milyar TL dolayında vergi tahsilatı yapmakta, bununla ilgili sadece 250 veya 300 milyonluk bir tahsilat söz konusu olmuş, dolayısıyla verimli görülmediğinden bir katılım bankasıyla ilgili bu sözleşmenin feshi ihbarı yapılmıştır, durum bundan ibarettir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, benim sorularıma cevap vermedi. O Hükûmet sırasında oturan kişi…

BAŞKAN – Sayın Bakana doğru hitap ediniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – …gerekli bilgiyi bilmek zorundadır, bilmiyorsa oraya bürokratları getirsin, benim sorduğum bütün sorulara cevap versin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, beşinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi, beşinci bölümde yer alan maddeleri, o madde üzerinde önerge varsa işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

102’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

                           Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 102. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli                          İdris Şahin              Bülent Turan

   Giresun                                      Çankırı                    İstanbul

İsmail Kaşdemir                       Ramazan Can            Mehmet Doğan Kubat

   Çanakkale                                Kırıkkale                    İstanbul

MADDE 102 - 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Ancak, maliklerinin mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri yapılabilir. Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi halinde, taşınmazlara ilişkin herhangi bir kamulaştırma yapılmaz. Taşınmaz sahiplerine bu işlemler nedeniyle kamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmez. Yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz."

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki üç önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4 üncü maddesine ek fıkra eklemeyi öngören çerçeve 102 nci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

    İdris Baluken                                  Sebahat Tuncel

         Bingöl                                             İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                               Vahap Seçer

          İzmir                                               İstanbul                                             Mersin

     Müslim Sarı                                       İzzet Çetin                                        Musa Çam

        İstanbul                                             Ankara                                               İzmir

    Haydar Akar                                     Ali Demirçalı                             Ayşe Gülsün Bilgehan

        Kocaeli                                              Adana                                              Ankara

Diğer önergenin imza sahipleri:

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                Muharrem Varlı

        Manisa                                              Konya                                               Adana

Mehmet Erdoğan                                Mehmet Günal                                  Lütfü Türkkan

         Muğla                                              Antalya                                             Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme ile hükûmet kamulaştırma ve kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı işlemi yapılmaksızın kamu yararı adına taşınmazlar üzerinde teleferik ve benzeri ulaşım hatları, altında tünel, metro ve metro benzeri raylı taşıma sistemleri yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkı kısıtlanmaktadır. Her ne kadar kamu yararı ifadesi kullanılmış olsa da bu düzenleme ile birçok vatandaşın hak kaybına uğraması söz konusu olacaktır. Taşınmazının üzerinden ya da altından teleferik, metro ya da benzeri hatların geçmesi bir yandan risk oluştururken diğer yandan taşınmaz için değer kaybını da beraberinde getirecektir. Ayrıca taşınmaz sahiplerinin hukuki hakları da elinden alınmakta ve geçersiz kılınmaktadır. İşbu önerge bu gerekçeler ile verilmiştir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Meclis, normal olarak 1 Temmuzda tatile girecekti, öyleydi ama bu dönem çeşitli saiklerle en son 28 Ağustosa kadar uzattık. Neden 28 Ağustosa kadar uzattık? Sebebi torba kanun. Aslında, torba kanuna baktığınızda, 4 veya 5 maddesini bir kenara ayırdığımızda diğer maddeler de burada bulunan bütün milletvekillerinin destek verdiği maddeler. Yani gerçekten, bu torba kanunun bu Meclisten geçmesini istiyorsa Hükûmet, bu 4-5 maddeyi bir kenarda tutardı, diğer maddeleri getirir görüşürdü, Meclis tatile girerdi. Zaten sayısal çoğunluğunuz var, daha sonra Meclis açıldığında diğer o 4-5 madde, o sayısal çoğunluğunuzla geçerdi ama buradaki amaç şu: Germeye devam etmek. Ülke geriliyor, Meclis geriliyor, burada 4-5 tane genç arkadaş kendini tatmin ediyor, oradan laf atıyor, içeriye gidiyor, aynaya bakıyor “Ne güzel laf attım ya.” diyor. Yahu güzel de esas meseleyi ıskalıyoruz, farkında değilsiniz.

Farkında mısınız, Türkiye, çok uzun bir süredir etrafında kaynayan kazanı hiç konuşmadı Mecliste. Mesela, Irak’ın bölünmesiyle alakalı Türkiye’nin bir lafzı oldu mu, Irak’ın toprak bütünlüğüyle alakalı? Amerika’nın böyle bir lafzı var, devam ediyor ama Türkiye’nin böyle bir lafzı yok. Bir taraftan, orada, Kürtleri düşman belledik, şimdi geldik oradaki peşmerge güçlerini dost belledik. Bunu alıp Meclise getirmek, Mecliste muhalefetle beraber bunları konuşmak yerine, muhalefeti yok sayacağız, onlarla gerileceğiz, kavga edeceğiz, sonra seçime gideceğiz.

Yahu iyi, güzel de, seçim kazanıyorsunuz da Türkiye neler kaybediyor? Mesela, Suriye’ye bakıyorsunuz, Suriye’nin ne olacağı konusunda kimsenin herhangi bir bilgisi var mı? Eskiden “akil insanlar” bildiğimiz insanların -şimdi o bölücülere akil insanlar diyorlar- onların dahi konuştuğu bir Meclis vardı, onların davet edilip dinlenildiği bir Meclis vardı. Bırakın şimdi onları, burada milletvekilleri dahi etrafında dönen dolapları istişare etmekten yoksun. Sebep, Adalet ve Kalkınma Partisinin, kendisini dev aynasında görmesi. Bir gün bu olaylar tersine döndüğünde, bu etrafımızdaki olan olayların bütün müsebbibinin siz olacağınızı bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

Bakın etrafımızda neler oluyor: Irak’ta Türkmenler eziyet görüyor. Türkmenleri Bağdat pasaportu taşıyor diye kapıdan buraya almıyorsunuz. Bu, günah değil mi? Vicdanınız nasıl rahatsız olmuyor bundan?

Biz, biraz evvel Sayın Zühal Topcu ve Sayın Reşat Doğru ile beraber Atatürk Araştırma Hastanesine gittik. orada Gazze’den gelen 3 tane kızımızı ziyaret ettik, Azerbaycan’dan gelen asker Serkan’ı ziyaret ettik. Serkan’ın bacağı kopmuş, 19 yaşında genç, ampute, Ermenistan sınırında Ermenilerin attığı bombayla yaralanmış. Gazze’de 14 yaşındaki Ahud, kafa travması geçirmiş, hafızasını kaybetmiş, “Beni anneme götürün.” diye bağırıyor. 20 yaşındaki Linda, annesini ve kızını kaybetmiş, belden aşağısı felç.

Etrafımızda bunlar oluyor arkadaşlar ve biz bunları burada hiç konuşamadık. Sadece Gazze’den yaralı getirdik, burada propaganda yapalım. Gazze’ye, Türkmenistan’a makarna gönderdik. Yahu, bırakın adamlara makarna göndermeyi, ilaç göndermeyi. Bu insanların dünyada herhangi bir şekilde hakkını arayabiliyor musunuz? Sayın Başbakan bir gün herhangi bir dünya lideriyle veyahut da Avrupa’dan bir liderle, ortak tarihimiz olan bu ülkelerdeki durumu konuşma imkânı buldu mu? Hayır. Çok günübirlik siyasetin içerisinde gerçek siyaseti kaybediyorsunuz. Bizi de buraya kurban ediyorsunuz. Kavgadan siz nemalanırken bizi de buna kurban ediyorsunuz.

Benim buradan tavsiyem şu, Sayın Başkan: Bu millete eziyet ediyorsunuz. Yaz tatili bitiyor, ağustos devam ediyor, Meclis çalışıyor. Çıkardığımız kanundaki 144 madde cidden, çok ciddi anlamda destek verdiğimiz maddeler, diğerleri sizin yaptığınız birtakım haksız uygulamalar, hukuksuz uygulamaların üstünü örtecek maddeler. Bunları ayırın bir kenara, bu millete anlatın daha sonra. “Biz bunları bu yüzden, bu yüzden çıkarmak istiyoruz.” deyin. Bu millete de eziyet etmeyin, kendinize de eziyet etmeyin, bize de eziyet etmeyin. Ama lütfen, bu Meclisin saygınlığına uygun hareket edin. Gelin buraya, Türkiye’nin meselelerini konuşun. Türkiye’nin meselesi sadece seçim almak değildir. Seçimi alırsınız, tebrik ederiz, alkışlarız, hayırlı uğurlu olsun.

Türkiye’nin meselesi bitti mi arkadaşlar? Yani, Türkiye’de ekonomiyi şu veya bu şekliyle bugüne kadar sürükleyen, yara almadan, bere almadan bir nebze buraya getiren bir Ali Babacan’a bir danışmanın sözleri Türkiye’nin gündemi oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – O danışmanın da beş altı sene evvel neler dediği ortada. Yani, “Jölecan”a Babacan’ı yediriyorsunuz. Bu da Türkiye’ye yakışmıyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen, Gülsün Bilgehan, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 102’nci maddesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gecenin bu saatinde ama 102’nci madde gerçekten ilginç, Kamulaştırma Yasası’na bir ekleme yapıyor. Yasanın ilgili maddesi şöyle: “Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir.” Buraya kadar tamam. Sonra ek madde geliyor, meşhur 102’nci madde: “Ancak, maliklerin mülkiyet hakkının engellenmemesi, can ve mal güvenliği açısından risk oluşturmaması kaydıyla kamulaştırma ya da kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisi yapılmaksızın kamu yararı kararına dayalı olarak taşınmazların üzerinde teleferik ve benzeri ulaşım hatları, altında tünel, metro ve benzeri yaylı taşıma sistemleri yapılabilir.” diyor. Yani şu demek: “Evinin altından geçen metro, önünde uzanan teleferik belki hayatının birikimiyle aldığın gayrimenkulün değerini düşürürse yapacağın bir şey yok.” demek.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin eklenme nedeni tahmin ediliyor, Komisyonda da gündeme gelmiş. Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ve bölge sakinlerince tepkiyle karşılanan Yenimahalle Şentepe’deki bir teleferik söz konusu. Yasa değişikliğine neden olacak kadar önemli görülen bu teleferiğe uygulamalı bir konuşma yapabilmek için gidip bindim. Hem bu konuşmayı yapabilmek için bayağı uzun zaman bekledim hem de zaten benim bölgem. Ve açıkçası binmesi keyifliydi ancak teleferik, evlerin çatılarının hemen üzerinden, hatta balkonların da hemen yanından geçiyor. Oysa, bu tip ulaşım araçlarının konut bölgelerinin dışına yapılması esastır. Ayrıca, bir şey daha var: Teleferik bir ulaşım aracı mıdır? Ayrıca, Yenimahalle’deki teleferiğin işletmeye uygun olmadığını bilim insanları da söylemiş. Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 22 Martta kamuoyuna, bakın, şu duyuruyu yapmış: “Teleferik sisteminin sabit enerjisinin ve jeneratörünün olmadığı, duraklarda topraklama ve paratoner tesisatının tamamlanmadığı, ölçüm raporlarının bulunmadığı, fiziksel alt yapının, yangın söndürme sistemlerinin hazır olmadığı, işletme organizasyonunun eğitim almadığı, acil kurtarma senaryolarının oluşturulmadığı, kurtarma tatbikatlarının yapılmadığı tespit edilmiştir.” Yani daha ne söylesinler? Bu kadar ciddi uyarılar üzerine -bakın, onu da söylüyorum- umarım gerekli düzeltmeler de yapılmıştır çünkü aslında teleferik yerel seçimler öncesinde alelacele açılmış. Yine de o gün kabinde beraber yolculuk yaptığımız hanım, geçen gün teleferiğin arıza yaptığını ve içindekilerin bir saat boyunca telde asılı kaldığını anlattı. Yani demek ki bir güvenlik sorunu hâlâ var ve tabii, vatandaşlar dava üzerine dava açmışlar, mülklerin ekonomik değeri düşüyor, parklar teleferik inşaatı hâline getirildi, yeşil alanlar yok oluyor ve en önemlisi, özel hayatın mahremiyeti kalmadı.

Şimdi, sonuç olarak, Ankara Büyükşehir Belediyesini kurtarmak için hazırlandığı anlaşılan bu 102’nci madde, aslında zaten hiçbir işe yaramayacak çünkü her şeye rağmen bu maddeyle bile kişilere mülkiyet hakkının korunmasıyla ilgili hukuk güvencesinin getirildiğini görüyoruz. Anayasa’ya aykırı, daha da ileri gidersek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına da aykırı. Geçmişte yargı zaten bu tip kararları engellemiş.

Şimdi eğer gizli oylansaydı reddedileceğinden kuşku duymadığım bu maddeye CHP Grubu olarak karşı oy vereceğimizi belirtiyorum ve bayram günü Heybeliada’da bisiklete binmek isterken Kabataş’ta belediye otobüsü terörü altında kalan üniversite öğrencisi Kübra Dere’nin gözlerinden öperek bir an önce iyileşmesini ve Türkiye’yi onun yaşayabileceği bir ülke hâline getirebilmek için bize yardım etmesini diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım.

IV.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Özel, Sayın Türeli, Sayın Demiröz, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Akova, Sayın Acar, Sayın Gümüş, Sayın Seçer, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Çelebi, Sayın Genç, Sayın Bilgehan, Sayın Oran, Sayın Yalçınkaya, Sayın Haberal, Sayın Öner, Sayın Köktürk.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.54

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, 102’nci maddedeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 102. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

MADDE 102 - 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Ancak, maliklerinin mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri yapılabilir. Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi halinde, taşınmazlara ilişkin herhangi bir kamulaştırma yapılmaz. Taşınmaz sahiplerine bu işlemler nedeniyle kamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmez. Yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz."

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu, birinci defa okunan önergeden farklı. Nasıl oluyor?

BAŞKAN – Hayır, farklı değil efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, ilk okuttuğunuz önergeden farklı metin geldi.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ilk okunan önergeden farklı.

BAŞKAN – “Farklı değil.” diyoruz Sayın Genç biz de.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman takip edeceğiz. Verin bize, getirin bakalım yanlış önergeyi mi okuyorsunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Aynısı, aynısı, değişmedi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Farklı efendim.

BAŞKAN – Önerge gruplara dağıtılmış efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, dağıtılması önemli değil. Önerge okunduktan sonra mahiyetini değiştiremezsiniz Sayın Başkan. Böyle bir şey olur mu yani? Önergeler okunduktan sonra mahiyetini değiştiremezsiniz.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Değişmedi.

BAŞKAN – Sayın Genç, önceki önergeyle herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Tutanakları getirtiriz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Getirin, karşılaştıracağız. Eğer, değişiklik varsa bunu araştıracağız yani. Ya, olmaz!

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılıyoruz Başkanım.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Çağın gereği ulaşım araçları çeşitlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenleme ile teleferik, metro sistemlerin yapımı aşamasında vatandaşların hakları garanti altına alınmakla birlikte kamu haklarının da korunması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.06

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 102’nci maddesi üzerinde Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… (CHP sıralarından “Yok” sesleri)

MUSA ÇAM (İzmir) – Karar yeter sayısı yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağım.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Beşiktaş Kulübü’nün eski Başkanı Süleyman Seba’nın yakınlarına, Beşiktaş camiasına ve milletimize başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, biraz önce bir haber aldık. Türk futbolumuzun efsane Başkanı, Beşiktaş Kulübümüzün efsane Başkanı, büyük, kıymetli spor adamı Süleyman Seba’yı kaybettik, kaybettiğimizi öğrendim. Beşiktaş camiasına, futbol camiamıza ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

XI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Beşiktaş Kulübü’nün eski Başkanı Süleyman Seba’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına, Beşiktaş camiasına ve milletimize başsağlığı dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Biz de Beşiktaş’ın eski Başkanı Süleyman Seba’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına, Beşiktaş camiasına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, biri Anayasa’ya aykırılık olmak üzere üç adet önerge vardır. İki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutacağım ve İç Tüzük’ün 84’üncü maddesi gereğince Anayasa’ya aykırılık önergesini öncelikle işleme alacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi madde, hangi? İsmini söyle.

BAŞKAN – 103’üncü madde Sayın Genç.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 2942 sayılı Kanunda değişiklik öngören 103’üncü maddesinin (a) fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

  Sebahat Tuncel                                  İdris Baluken

        İstanbul                                             Bingöl

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

“Aydın Ağan Ayaydın

         İstanbul…”

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bu akşam yeni bir içtihat ürettiniz. Aynı mahiyetteki önergelerden, HDP’den gelen önergeyi okutuyorsunuz, diğer önergenin imza sahiplerini okutuyorsunuz. İç Tüzük açık. Buna bu akşam başladınız.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Altay. İzah edin de ben cevap vereceğim size.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, Başkanım, “Geliş sırasına göre okunur.”, “Aykırılık sırasına göre de okunur.” ibaresi açık. Kaldı ki aykırılık sırasında bir uygulama gelişti, aynı mahiyette olduğu için okunmuyor. Aslında orada da okunması lazım. Buna bir şey demedik bu ana kadar ama

Şimdi, bir de şunu merak ediyorum: Hep HDP mi önce vermiş önergeleri? Başkan, bunu kabul edemeyiz. Önergeler önce geliş sırasına göre okunur. Amir hüküm var. Bu ana kadar böyleydi, bu akşam yeni bir uygulama. Yani, aykırılık sırasında okunmuyor. Bir itirazım olmaz. Yani böyle bir şey olamaz, bunu kabul edemeyiz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Altay, öncelikle veriliş sırası; HDP’ninki ayın 6’sı, 6 Ağustos, CHP, sizinki 12 Ağustos, Milliyetçi Hareket Partisininki 13 Ağustos. Veriliş sıraları böyle. Burada bir problem yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Velev ki dedim zaten. Yani, ama sizin...

BAŞKAN – İkincisi: Bu yasanın görüşülmeye başlandığı andan itibaren tüm önergeler bu şekilde işlem görüyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır.

BAŞKAN – Tutanakları getirtelim efendim.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Hayır Sayın Başkan, ilk defa oluyor.

BAŞKAN - Getirtelim tutanakları efendim. Lütfen ama...

ENGİN ALTAY (Sinop) – Getirtin.

BAŞKAN – Hayır efendim, yani...

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Hayır Sayın Başkan...

ENGİN ALTAY (Sinop) - İlkinde okundu Sayın Başkan.

BAŞKAN – Değil efendim. Tutanakları getirteceğim Sayın Altay. Eğer tutanaklarda...

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – İlkinde hep okundu.

BAŞKAN – Hayır, hayır...

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, Başkanım... Başkanım, ben bunamadım yani.

BAŞKAN – Sayın Altay, üçüncü hafta, ben idare ediyorum. Üç hafta çıktım bu yasayla ilgili.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet.

BAŞKAN – Tutanakları getirteceğim, getirteceğim tutanakları.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Geliş sırasına göre hepsi okunuyor, ondan sonra okunmuyor. Bu böyleydi bugüne kadar. Bir sürü aynı mahiyette önerge var.

BAŞKAN – Birinci önerge okunur efendim...

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, ben de bu kanun görüşülürken iki hafta nöbet tuttum burada. Böyle şey olur mu?

BAŞKAN – Değil efendim. Ben tutanakları getirteceğim size.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Başkanım, biz buradayız her zaman.

BAŞKAN – Hepimiz buradayız, itirazım yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Böyle şey olmaz ya.

BAŞKAN – Önergeleri getirip vereceğim size.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Sayın Başkan, ilk defa oluyor bakın. 101 maddede uygulanmıyor, ilk defa uygulanıyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Başlığı okumak zorundasın.

BAŞKAN – Efendim, aynı mahiyetteki önergelerin...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, aynı mahiyette değil.

BAŞKAN – ...birini okuyunca diğer iki önergenin zaten başlangıçta aynı mahiyette olduğunu belirtiyoruz ve diğer önergelerin imza sahiplerini okuyoruz. Hepsi bu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Değil, diğer önergenin mahiyeti aynı değil.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – İlk turda okutuluyor Sayın Başkan, ikinci turda dediğiniz var.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ara verelim, tutanakları içeride inceleyelim.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“... Müslim Sarı                                     Ali Demirçalı                                      İzzet Çetin

        İstanbul                                             Adana                                              Ankara

    Haydar Akar                                Rahmi Aşkın Türeli                                Vahap Seçer

        Kocaeli                                               İzmir                                                Mersin

      Musa Çam                                 Ayşe Nedret Akova

          İzmir                                             Balıkesir”

BAŞKAN – Anayasa’ya aykırılık önergesini okutup işleme alıyorum.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 139, 195, 282, 297, 298…”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Lütfen, “2/”, oradakiyle aynısını okuyacaksın.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 103 üncü maddesinin (a) fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

  Muharrem Varlı                                 Mehmet Günal                                  Lütfü Türkkan

         Adana                                              Antalya                                             Kocaeli

Mehmet Erdoğan

         Muğla”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Muharrem Varlı, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 103’üncü maddede vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada kamulaştırmayla alakalı bir düzenleme yapılıyor. Haksız bir uygulama var. Belediyelerin tamamen inisiyatifine bırakılmış. İstedikleri yerde istedikleri kamulaştırmayı, vatandaşın hakkını, hukukunu gözetmeksizin, hak kaybını gözetmeksizin tamamen belediyelerin yetkisine veren bir madde düzenlemesi. Bunu doğru bulmadığımızı söylemek istiyorum.

Tabii, burada, bu yasada meraların da imara açılmasıyla alakalı maddeler var. İşte Tarım Bakanı da burada, Toprak Koruma Kanunu çıkarttık biz, çok da doğru bir kanundu. Hayvancılığın bu kadar geriye gittiği, hayvancılıkla ilgili bu kadar problem yaşadığımız bir dönemde biz meraları eğer imara açarsak, belediyelerin yetkisine bırakırsak bir tane mera kalmaz. Özellikle şehir merkezlerine yakın, böyle, çok katlı apartmanlar dikilebilecek bölgelerde hiçbir tane mera kalmaz. Dolayısıyla, oradaki meralar tamamen çiftçinin, hayvancılık yapanların kontrolünden çıkar, belediyelerin inisiyatifine kalır ve belediyeler istedikleri şekilde buraları kullanabilirler. Bizim hayvancılığı geliştirmemiz lazım, hayvancılık yapanları korumamız lazım. Onlara hayvanlarını otlatabilecek yerler temin etmemiz gerekirken, bir de ellerindeki meraları tutup belediyelere, oraların imara açılmasına, imara, efendim, bina yapılmasına yetki veriyoruz. Bu son derece yanlış bir uygulama. Böyle bir uygulamayı kabul etmiyoruz.

Yine, belediyelere kamulaştırmayla alakalı vermiş olduğunuz yetkilerde de istedikleri yeri istedikleri şekilde kamulaştırabilip, hatta orayı başkalarına vermeye, hatta onun içerisine bina yaparak vermeye yetki veriyorsunuz. Yani bu da çok yanlış bir uygulama. Eğer yurt yapılmasını istiyorsanız… Yani Kredi ve Yurtlar Kurumu, devletimiz, belediyelerden daha mı zayıf? Devletimizin gücü belediyelerden daha mı zayıf ki belediyelere yurt yapmak adına böyle bir yetki veriyorsunuz?

Yani bu yetkiyi yanlış yerlerde, yanlış şekilde kullanmaya çalışacaklar olacaktır, bunu da zaman içerisinde göreceğiz, hep birlikte yaşayacağız bu yasanın ne kadar sakınca getireceğini. Belki üç sene sonra siz yeniden burada değiştireceksiniz, belki iki sene sonra yeniden burada değiştireceksiniz.

Dolayısıyla, bu yasalar, halkın tamamına hitap eden yasalar değil, halkın tamamının hakkını gasbeden yasalar. Eğer yurtların çoğalmasını istiyorsak devletimiz buna bir an önce tedbir getirmeli ki doğru, yurtların çoğalması lazım. Bu kadar çok üniversite açıldı, bu kadar çok öğrenci üniversiteye gidiyor ama orada kalacak yerleri yok. Yurtların bir an önce çoğaltılması lazım -ama devletimiz güçlü bir devlet, büyük bir devlet, bunu yapabilecek güçte- siz bir belediyenin yetkisine bırakırsanız bunu, kime nasıl peşkeş çekeceğini kestiremeyiz, bulamayız. Yarın bir gün bununla ilgili ne kadar sakıncalı bir iş yaptığınızı hep birlikte göreceğiz arkadaşlar.

Şimdi, yine, burada hep söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. 2/B yasası çıkarttık, 2/B yasasıyla hazine arazilerinin satışını da koyduk bunun içerisine ama daha sonra da bir büyükşehir yasası çıktı. Şimdi, büyükşehir yasası çıkınca, bütünşehir olduğu için, hazine arazileri de bütünşehrin mücavir alanı içerisine girdiği için şu anda hazine arazilerinin satışıyla alakalı problem yaşıyoruz. Defalarca dedim ki: Gelin, bununla ilgili bir kanuni düzenleme yapalım. Ama buradan girdi, buradan çıktı, hiç duymadınız bile. Şimdi, torba yasada herkese her şeyi veriyorsunuz, hep söyledim, çiftçiye hiçbir şey yok. Ya, gelin, bari çiftçinin şu hak mahrumiyetini giderelim. Yani, 2/B’yle ilgili buraya bir düzenleme koysaydık, bu da buradan çıkmış olsaydı, çiftçimiz, köylümüz de kendisini buna göre hazırlamış olsaydı. Mal müdürlüğü hazine arazilerinin satışıyla alakalı da kendine göre bir düzenleme getirecek ve dolayısıyla çiftçimiz almak istediği toprakla ilgili kendi hazırlığını yapacak. Ama, Büyükşehir Yasası’ndan dolayı ne mal müdürlüğü böyle bir düzenleme yapabiliyor ne çiftçi tarlasını almakla ilgili kendine bir çekidüzen verebiliyor, bir hazırlık yapabiliyor. Dolayısıyla, mağduriyet üstüne mağduriyet. Zaten çiftçiye bir şey vermediğiniz gibi, bir de çiftçinin mağduriyetlerinin devam etmesini sağlıyorsunuz. Sanayiciyi düşünmüşsünüz, esnafı düşünmüşsünüz, efendim, para sahiplerini düşünmüşsünüz ama çiftçiye geldi mi “Vermezuk.” demekte hâlâ diretiyorsunuz.

Hepinize hayırlı akşamlar. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…Kabul etmeyenler…Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.31

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 103’üncü maddesine bağlı (a) fıkrası üzerinde Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşlarının Anayasa’ya aykırılık önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 2942 sayılı Kanunda değişiklik öngören 103’üncü maddesinin a fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

    İdris Baluken                                  Sebahat Tuncel                                                                        Bingöl                     İstanbul                                                                                                          

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri :

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                Müslim Sarı

          İzmir                                               İstanbul                                            İstanbul

    Ali Demirçalı                                      İzzet Çetin                                        Musa Çam

         Adana                                              Ankara                                               İzmir

    Vahap Seçer                                     Haydar Akar                                Ayşe Nedret Akova

         Mersin                                             Kocaeli                                            Balıkesir

 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, o zaman bizim önergenin metni okunsun. Birincisinde HDP’nin önergesini okudular, dördüncüsünde bizim önergenin metnini okusunlar. Böyle bir şey olur mu yani?

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önce gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile mülkleri kamulaştırılan vatandaşların mağdur edilmelerinin engellenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Ayşe Nedret Akova, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NEDRET AKOVA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 103’üncü maddesinin (a) fıkrası üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle, vatandaşların mülkiyet hakları gasbedilmek istenmekte ve mülkiyet hakları yine ihlal edilmek ve engellenmek istenmektedir. Yapılmak istenen değişiklik, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarına da aykırıdır.

Yine, bu yasa taslağı içerisinde bulunan, Balıkesir’i de ilgilendiren… SEKA vardır bizim Balıkesir’de, çoğunuz biliyorsunuzdur; açılımı Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları Anonim Şirketidir. Bu SEKA’nın 13 Mayıs 2003 tarihinde Albayraklara –özelleştirilerek- satışı yapılmıştır. Bu satışla, 52 milyon dolar değerindeki SEKA 1,1 milyon dolara satılmıştır, değerinin çok altında ve kamu zararı doğuracak şekilde bir satış işlemi gerçekleşmiştir. Bu satıştan sonra devir teslim işlemi yapılmıştır. 28/7/2003 tarihinde Bursa 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Yürütmeyi durdurma kararına rağmen, bu karar uygulanmamıştır, bundan sonra da idare mahkemesince işlem iptal edilmesine, kamu zararının varlığı tespit edilmesine rağmen bu karar bugüne kadar da uygulanmamıştır. Yine, Bakanlar Kurulunun 11 Haziran 2012 tarihli kararıyla özelleştirme uygulamaları sonucunda nihai devir sözleşmesi imzalanarak devir ve teslim işlemleri tamamlanmış olan özelleştirme işlemleri hakkında yargı kararlarının ileriye ve geriye dönük olarak uygulanmaması hususunda bir işlem tesis edilmiştir. Yine, Danıştay bu Bakanlar Kurulu kararı hakkında 26 Aralık 2013 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

Şimdi, kamu zararı bulunduğu hakkındaki yargı kararına rağmen, yine Danıştayın yürütmeyi durdurma kararına rağmen, dokuz senedir, hatta on senedir idare mahkemesinin yargı kararları uygulanmamakta ve direnilmektedir. Şimdi yapılmak istenen bu değişiklikle, yargı kararları bertaraf edilmek suretiyle Anayasa’ya da aykırı davranılmaktadır.

Şimdi, bu yasa taslağında, bizim SEKA Balıkesir’i ilgilendiren, SEKA’yla birlikte Eti Alüminyum AŞ’nin yüzde 100 oranındaki hissesinin satış yöntemiyle özelleştirilmesi, yine Türkiye Denizcilik İşletmeleri Anonim Şirketine ait Kuşadası Limanı’nın işletme hakkı verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Anonim Şirketine ait Çeşme Limanı’nın işletme hakkı verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi, Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketinin yüzde 14,76 oranındaki hissesinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Toptan Satışlar Pazarında satılması işlemlerini iptal eden yargı kararlarıyla ilgili geriye ve ileriye dönük işlemler tesis edilmemesi hususunda bir yasa değişikliği teklifi yapılmaktadır. Hakikaten, burada yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü diye devamlı direniyoruz ancak yargı kararlarının, kesinleşmiş mahkeme kararlarının uygulanması Anayasa hükmüdür. Buna rağmen, Anayasa hükmüne rağmen, Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen, bu yasa değişikliği ısrarla getirilmek istenmektedir. Bakanlar Kurulu kararıyla değişiklik yapılmak istenmiştir, Danıştay 13. Dairesi tarafından durdurulmuştur. Ona rağmen, hakikaten, tekrar, muvazaalı şekilde bu yasa değişikliği yapılması da tahminimizce usul ve yasalara aykırıdır. Bu nedenle bu değişikliğin yapılmasının doğru olmadığını, bu yasa değişikliğinin Anayasa’ya aykırı olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarına da aykırı olduğunu, bu yasanın değişiklik teklifinin geriye çekilmesini teklif ediyoruz.

Yine 103’ün (a) fıkrasının da Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine aykırılığı nedeniyle geri çekilmesini teklif ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 103’e bağlı (b) fıkrası üzerinde üç adet önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 103 üncü maddesinin (b) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nurettin Canikli                             Mehmet Doğan Kubat                               Recep Özel

   Giresun                                                 İstanbul                                             Isparta

 

İdris Şahin                                         Abdulkerim Gök                                     Bilal Uçar

  Çankırı Şanlıurfa                                     Denizli

 

Yılmaz Tunç                                         Fuat Karakuş                                     Yusuf Başer

  Bartın Kilis                                               Yozgat

 

Abdullah Nejat Koçer

   Gaziantep

b) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ikinci" ibaresi “dördüncü” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz."

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin 'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 103. maddesinin (b) bendinin, tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                               Haydar Akar                                   İlknur Demiröz

          İzmir                                               Kocaeli                                               Bursa

  Bülent Kuşoğlu                                    İzzet Çetin

         Ankara                                             Ankara”

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – İlhan Demiröz olacak “İlknur” okudunuz da, düzeltme anlamında söyledim.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi.)

  “İlhan Demiröz

         Bursa”

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ederim.

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi.)

“Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Alim Işık                                   Cemalettin Şimşek                                Erkan Akçay

        Kütahya                                            Samsun                                             Manisa

Yusuf Halaçoğlu                                    Faruk Bal                                        Reşat Doğru

        Kayseri                                              Konya                                                Tokat

Mustafa Kalaycı

         Konya”

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 103’üncü maddesinin (b) fıkrası üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddenin (a) fıkrası üzerinde konuşan değerli milletvekillerinin de ifade ettiği gibi, söz konusu düzenlemeler milletin malına el konulmasını öngören düzenlemelerden oluşmaktadır. Yani, Kamulaştırma Yasası’nda yapılan değişikliklerle millet malına devlet eliyle, devletin kurumları aracılığıyla el konulması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırıdır ve bu maddenin tasarı metninden çıkartılması bu milletin hayrına olacaktır.

Söz konusu önergemiz (b) fıkrasındaki teknik bir düzenlemeyi öngörmektedir. Dolayısıyla, (a) fıkrası kabul edilince mecburen (b) fıkrasında da bu değişikliğe bağlı olarak “ikinci” ibaresinin “dördüncü” olarak değiştirilmesi öngörülmekte; yerinde bir değişiklik fakat önergemizle bu değişiklik daha anlamlı hâle getirilmektedir. Ancak, maddenin tamamı dikkate alındığında, Türk milletinin malına el konan bir düzenlemeyi içerdiği için buna oy kaldıran parmaklar da inanıyorum ki vicdanlarda mahkûm olacaktır.

Değerli milletvekilleri, milletin gündemi malına el konulması konusu değildir. Bu milletin gündemi, bugün, 11 Haziran tarihinden bu yana kendi konsolosunu kurtaramayan bir acziyetin sebebinin ne olduğunun kendisine açıklanmasıdır. O günden bu yana bu yüce Meclise bilgi vermeyenler inanıyorum ki bir gün kanun önünde bunun hesabını vermek zorunda kalacaklardır. Sınırlara dayanmış Türkmenlere pasaport soran anlayış, IŞİD’in rehin aldığı konsolosluk görevlilerinin tek tek IŞİD liderlerinin evlerine dağıtılarak onların kalkan olarak kullanılmasına müsaade eden bir anlayıştır. Bu iddialar vahimdir, bugüne kadar cevaplanmamıştır, yüce Mecliste de bunun cevabını bekleyen, herhâlde, siz değerli milletvekilleri de olmalısınız diye düşünüyorum. Yani, AKP’li olmak işlenen suçları kabul etmek anlamına gelmemelidir. Siz milletvekilisiniz, milletin vekili olarak da, size hesap vermeyen yürütme organlarını burada hesaba davet etmek muhalefet milletvekilleri kadar sizin de görevinizdir.

Değerli milletvekilleri, biraz önce Sayın Bakana sorularla ilgili bölümde şunu sordum: Belediye Kanunu’nda yapılacak değişiklikle belediyelerin arsalarının “taşınmaz bağış” şekline dönüştürülmesine yönelik düzenleme seçimler öncesinde bazı illerdeki belediye başkanı, meclis üyesi ya da il genel meclisi üyesi gibi adayların TÜRGEV’e bağış sözü vererek aday olduğu tartışmalarına burada zemin hazırlanması amacını mı güdüyor dedim. “Hayır.” dedi. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu sözleri verip de seçilen insanlar var ama TÜRGEV’e bağışlamak istedikleri kamu arazileri üzerinde şu anda taşınmaz konumundaki lojmanlar var, binalar var; bunları verememelerinden dolayı zemin hazırlayan bir maddedir. Buna müsaade etmeyiniz değerli milletvekilleri. Buna sizin vicdanlarınız asla rıza göstermemelidir. Birileri koltuğa oturacak, siz de burada onların verdiği sözü yerine getirsinler diye bu düzenlemeye onay vereceksiniz. Buna müsaade etmemeniz lazım.

Değerli milletvekilleri, bir diğer önemli konu, bugün medyaya haber olarak düştü, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bazı katılım bankalarıyla yıllarca yürüttüğü protokolleri sona erdirdiğini söylüyor. Değerli milletvekilleri, bu, Türkiye ekonomisinde ciddi sıkıntılara yol açacak bir düzenlemedir. Sizin paralel savaşınız, bu milletin ekonomik olarak altında kalacağı bir yüke katlanmak zorunda olduğunu göstermez. Bu savaşı nasıl yapıyorsanız yapın ama insanların paralarına el konacak, insanların bankalardaki hesaplarında tedirginlik yaratacak düzenlemelere sizlerin müsaade etmemeniz lazım. Düne kadar iyiydiniz, bugün protokol iptal ediyorsunuz. Böyle bir şey olamaz. Onun için, bu konularda yürütmeye “dur” demek muhalefetten çok, iktidar partisi milletvekillerinin görevidir diyor, bu görevinizi hatırlatarak saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili.

Buyurun Sayın Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – İlhan Bey, Sayın Tarım Bakanı geldi.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Çok memnun oldum efendim. Hoş geldiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Konuşma metni değişti o zaman!

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 639 sıra sayılı tasarının 103/(Başkan) maddesi için vermiş olduğumuz önerge üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gecenin ilerleyen bu saatinde hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

103/(a) maddesinde ki önergelerde değerli arkadaşlarımız… Bu yasa maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin mülkiyet hakkı konusundaki kararları da emsal teşkil edeceğinden bu maddenin çekilmesi konusundaki önergemizin desteklenmesini istiyoruz. Konu kamulaştırma olunca ben de bölgemiz Bursa’dan vatandaşın malına el koymanın başka bir şeklini size anlatmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, İstanbul-Bursa-İzmir otobanı yapılıyor, yapılması gerekiyor. Orhangazi ve Gemlik’te alternatif yol olmasına rağmen ziraat odası başkanlarının ifadesiyle 140 bin ağaç kesilmiş ve Orhangazi ile İznik Gölü arasında “Çin Seddi” yapılarak ovaya bir hançer saplanmıştır. Başka ne yapılmıştır? Uluabat Gölü’nün kuzeyinden –güneyinden geçtiği takdirde hiçbir sıkıntı olmazken- geçerek Karacabey ve Kemalpaşa’nın birinci sınıf tarım arazilerinde yol yapılmaya başlanmıştır.

Şimdi, şunları okumak istiyorum: Mesela, Mustafakemalpaşa’da Adaköy, Çeltikçi, Durumtay, Taşköprü, Yumurcaklı, Koşuboğazı; Karacabey’de Cambolu, Sırabademler, Cambaz, Gönü, Harmanlı, Hürriyet, İnkaya, Karakoca, Muratlı, Seyran, Subaşı, Taşpınar ve Yolağzı köyleri. Arkadaşlar ne oldu burada? Buralarda toplulaştırma kararı alındı. Toplulaştırma kararı şunun için alındı bu köylerde, bu kadar alanda: Toplulaştırma kararı alınarak yüzde 18’leri terk edildi ve vatandaşa kamulaştırma bedeli ödenmedi. İşte, Sayın Bakanım, birazdan söyleyeceğim -zamanım elverdiği müddetçe- devletin çiftçiye bakışının bir örneği: Mustafakemalpaşa’da ve Karacabey’de vatandaşın arazisine bedava olarak devlet el koyuyor. Böyle bir durumda, az önce arkadaşlarımızın belirttiği gibi, kamulaştırmayla ilgili başka bir el atma olduğunu ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, demin soru soracaktım, Sayın Bakan ayrıldı. Biraz da üzüntülüydüm, yine yoktu ama şimdi burada. Şunu sormak istiyorum Sayın Tarım Bakanına…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Arkada, arkada, Tarım Bakanı arkada.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Evet, evet, gördüm, merhaba dedim zaten.

Sayın Bakanım, bu tasarı 60 maddeyle geldi, sonra alt komisyon, üst komisyon derken 148 madde oldu. Şimdi, size sormak istiyorum: Yurt içi gayrisafi hasılaya yüzde 9, istihdama yüzde 25 katkı koyan çiftçiler için bu torba yasanın içerisinde bir madde var mı? Siz bu yasayı incelediğiniz zaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak “Ya, arkadaşlar, çiftçilerimizin sıkıntıları var. Çiftçilerimizle ilgili, bu kadar her kesime yapıyoruz, çiftçi kesimine de yapalım.” diye bir ifadede bulundunuz mu?

MUSA ÇAM (İzmir) – Borçları var, borçları. Borç içinde, borç.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Mısır, mısır…

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Şimdi söylüyorum: Sulama birliklerinin ve sulama kooperatiflerinin TEDAŞ’a borcu var. Sayın Bakanım, lütfen, Genel Kurulda önergeler vererek, destekleyerek faizlerini sildirelim, yapılandıralım. “Evet” diyorsunuz ama hep baş sallıyorsunuz fakat icraatta hiçbir şey çıkmıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, çiftçilerimizin Ziraat Bankasına, tarım krediye borçları var. Nefes alabilmeleri için, üretim yapabilmeleri için bu erteleme… Faizli erteliyorsunuz. Biz öyle istemiyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ertelendi, ertelendi.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Hayır Sayın Bakanım, biz öyle istemiyoruz. Biz faizlerin silinmesini ve on yıl gibi bir yapılandırma istiyoruz. Başka türlü bu çiftçilerin ayakta durması söz konusu değil. Lütfen, bu konuda şu torba yasayla bize de sahip çıkın diyor, saygılar sunuyorum.

Genel Kurulu sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 103 üncü maddesinin (b) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

b) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ikinci" ibaresi “dördüncü” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

"Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 23 üncü maddesinde; kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece; kamulaştırma amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaması veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması halinde, mal sahibi veya mirasçılarının kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malı geri alabilecekleri yönünde düzenleme yapılmıştır.

Ancak, geri alma hakkının kullanılabilmesi için beş yılın sonunu takip eden bir yıl içinde bu hakkın kullanılmasının gerekmesine ve bu süre geçtikten sonra da eski maliklerin veya mirasçıların bu taşınmaz malın üzerinde ve taşınmaz maldan kaynaklanan herhangi bir hakları kalmamasına rağmen uygulamada eski malikler veya mirasçılar tarafından idarelere karşı çeşitli taleplerle haksız yere davalar açılmaktadır.

Önergeyle, madde hükmünde açıklık sağlanması suretiyle uygulamada ortaya çıkan ihtilafların önlenmesi için maddede; maddenin birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler (yani 5+1= 6 yıl) geçtikten sonra, kamulaştırılan taşınmaz malın üzerinde ve taşınmaz maldan kaynaklanan hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple (kamulaştırılan taşınmaz malın; üzerinde kamulaştırmanın kesinleştiği tarihten sonra kamulaştırma amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaması veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılması, kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmaması veya üçüncü kişilere devredilmesi gibi sebeplerle) hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaması ve dava açılamaması yönünde düzenleme yapılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi…

IV.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, yoklama talebi var yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Türeli, Sayın Demiröz, Sayın Akova, Sayın Eyidoğan, Sayın Köse, Sayın Sarı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Acar, Sayın Genç, Sayın Çam, Sayın Ayaydın, Sayın Demirçalı, Sayın Gümüş, Sayın Özgümüş, Sayın Köktürk, Sayın Haberal, Sayın Öner, Sayın Çetin, Sayın Demir ve Sayın Yalçınkaya.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

104’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 104 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 9’da yer alan "hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmü" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

  Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                               Recep Özel

        Giresun                                            İstanbul                                             Isparta

    Yılmaz Tunç                                       Bilal Uçar                                         İdris Şahin

         Bartın                                               Denizli                                              Çankırı

     Yusuf Başer                               Ahmet Berat Çonkar                        Abdullah Nejat Koçer

         Yozgat                                             İstanbul                                           Gaziantep

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 104. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                 Musa Çam

          İzmir                                               İstanbul                                               İzmir

    Vahap Seçer                                      Tufan Köse                                       İzzet Çetin

         Mersin                                              Çorum                                              Ankara

     Müslim Sarı                                     Ali Demirçalı                                     Haydar Akar

        İstanbul                                             Adana                                              Kocaeli

BAŞKAN – Şimdi Anayasa’ya aykırılık önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/ 2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 104 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz teklif ederiz.

Seyfettin Yılmaz                                   Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı

Adana                                                       Manisa                                              Konya

Engin Alan                                          Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan

  İstanbul                                                  Antalya                                              Muğla

Muharrem Varlı

  Adana

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, şimdi, İç Tüzük’ün 87’nci maddesini Divan olarak ihlal ediyorsunuz. Biraz önce de siz dediniz ki: “İşte, HDP şu tarihte, şu tarihte verdi, biz de buna göre okutuyoruz.” Önergeleri önce geliş sırasına göre okutmanız lazım.

BAŞKAN – Evet.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nurettin Canikli ve arkadaşlarının verdiği önerge en son gelmiş; 13/8/2014, 20.07. Rahmi Aşkın Türeli ve arkadaşlarının verdiği önerge bir gün önce verilmiş; Milliyetçi Hareket Partisinden Erkan Akçay ve arkadaşlarının verdiği önerge de 13/08/2014, 18.40’ta yani AKP’den önce verilmiş.

İlaveten, Milliyetçi Hareket Partisinin grubumuza verilen önergesi ile Divanın okuduğu önerge farklı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Değiştirdiler sonra onu.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Burada mevzuyu ben biliyorum, Anayasa’ya aykırılığa çevirdiler ama oradaki, Divandaki o arkadaşların bunu bize getirmesi lazım, bir.

Talebim şudur: İç Tüzük’e göre, bu önergelerin veriliş sırasına göre yeniden okunmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay, bu işlem daha önce de yapılan bir konu. Gerekçesi, muhalefetin önergesinin işlemden kaldırılmaması için yapılan bir konu.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Anlamadım?

BAŞKAN – Ben beş dakika ara vereyim, sizi de davet edeyim, buyurun görüşelim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Peki.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.16

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Anayasa’ya aykırılık önergesine Komisyon ve Hükûmet katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 104’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, 104’üncü maddede 2942 sayılı Kanun’a geçici bir madde ekleniyor. “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen veya eklenen bu Kanunun 22 ’nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilen kamulaştırma işlemleri nedeniyle, kamulaştırılan taşınmaz malların eski malikleri veya mirasçıları tarafından bu taşınmaz malların geri alınması, bedel veya tazminat talebiyle açılan ve henüz kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.” deniyor. Bu tasarıyla değiştirilen Kamulaştırma Kanunu’nun 22’nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilen kamulaştırma işlemlerinde de uygulanması öngörülmekte.

Burada, hukuki güvenlik ilkesi, hukuk kurallarında sık sık değişiklikler yapılarak hukuki istikrarı ve belirliliği yok eden kurallar ihdas edilmemesi, geriye yürüyen kuralların kazanılmış haklara dokunmadan, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alması gerektiğini ifade ediyor. Hukuki güvenlik ilkesi, temel haklarda korunan ortak bir değerdir. Bu ilke, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşuludur ve Anayasa’nın bütününe egemen olan temel bir ilke görünümündedir.

Hukuk devleti, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin her türlü eylem ve işlemlerinin hukuka bağlı olduğu bir sistemdir. Bu noktada, bireyin hukuki güvenliği hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesinin ön koşulu ve temel taşıdır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyulabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında hukuki güvenlik ilkesinin hukuk devletinin unsurlarından biri olduğunu kabul etmiştir.

Şimdi, burada torba yasalarla hukukla gelişigüzel oynamanın birçok mahzuru vardır. Bu alelacele hazırlanan kanun tasarısı nereden belli oluyor? İşte, alelacele getirdiğiniz bu şeye, bugün, burada, biraz sonra vereceğiniz önergeyle yine bir değişiklik getiriyorsunuz. Burada kamulaştırmaya uğrayan vatandaşlarımızın ve mirasçılarının dava açmalarına engel oluyorsunuz. Böyle bir uygulama hukuk devletinde olabilir mi? Belediye, ben buraya yol yapacağım, okul yapacağım veya toplumun yararına herhangi bir uygulamayı getireceğim diye bir kamulaştırma yapıyor ama daha sonra, bir bakıyorsunuz ki bu kamulaştırılan yerler amacı dışında, AVM’ye çevriliyor, iş merkezlerine çevriliyor, başka rant getirici bir yapıya çevriliyor. Vatandaş, burada, yol yapılacaksa, toplumun yararına bir faaliyet getirilecekse sesini çıkarmazken, burası ranta dönüştürüldüğünde hakkını aramak gibi bir çalışmanın içerisine giriyor. Şimdi, bu uygulamayı niye getiriyorsunuz ve vatandaşın dava açma hakkını niye engelliyorsunuz? Yani birileri buradan rant sağlayacak, siz de vatandaşın dava açma hakkını engelleyeceksiniz, yani bu hukuki engellemeler doğru değildir. Her yapılan işi ranta dayandırdığınızda şehirlerimizin, ülkemizin ne duruma geldiği ortadadır. Bugün, kamulaştırmalarla, kentsel dönüşümlerle, açık ve net söylüyorum… Yani İstanbul’u ele alın, Ankara’yı ele alın, Bursa’yı ele alın, ülkenin büyük şehirlerini ele aldığınızda şehirler şehir olmaktan çıkmış. Sayın Başbakan çoğu zaman konuşmasında diyor ki: “Yatay yapılaşmaya doğru gidelim, bu dikey yapılaşma da nereden çıktı?” ama on iki yıllık uygulamalara baktığınızda şehirlerin göbeklerinde dikey yapılanmaları hâkim kılmışsınız.

İstanbul’da Kadir Topbaş bir profesörün başkanlığında İstanbul’un kentsel planlamasını yapmak üzere bir ekip oluşturuyor, bu ekipte 500’e yakın akademisyen iki-iki buçuk sene boyunca çalışıyor, bir çalışma ortaya koyuyor ama bir bakıyorsunuz, bu bilimsel çalışmaların aksine tamamen farklı bir uygulamayı ortaya koyuyor.

Ankara’ya baktığınızda, devasa devasa binalar… İşte, birçok milletvekili Çukurambar’da oturuyor, şu Çukurambar’da kentsel dönüşüm mü var? On-on beş sene önce orası gecekondularla doluydu, şimdi “kentsel dönüşüm” adı altında -bir bakın- yaşam ortadan kalkmış, bir sürü AVM’ler oraya yapılmış, otuz kırk kata yakın binalar yapılmış.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati : 22.36

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 104’üncü maddesi üzerinde Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ve arkadaşlarının Anayasa’ya aykırılık önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 104. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                 Musa Çam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tufan Köse, Çorum Milletvekili.

Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri “Şerefli ikincilikler şerefsiz şampiyonluklardan önemlidir.” diyen Türk spor dünyasının duayen ismi ve Beşiktaş’ın efsane başkanı Süleyman Seba’yı kaybettik. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.

Değerli arkadaşlarım, 104’üncü maddede çok önemli bir değişiklik yapıyorsunuz. Bilmiyorum farkında mısınız yaptığınız değişikliğin ama ben hemen bir geçmişini anlatayım size.

2013 yılından önce, geçmişte kamulaştırılan yerler kamulaştırma amacının dışında kullanılacak olur ise mal sahipleri ya da mirasçıları o kamulaştırılan yeri geri alabiliyorlar idi bedelini ödeyerek. 2013’te bir değişiklik yaptınız, dediniz ki: “Kamulaştırma amacına uygun kullanılmasa dahi, kamulaştırmadan sonra, bedel kesinleştikten sonra beş yıl geçmiş ise bu mallar geri iade edilmez.” Tamam, o da kabul edilmez bir hükümdü ama bugün yaptığınız değişiklikle de açılmış bulunan yani 2013’ten önce açılmış bulunan davaları da hükümsüz hâle getiriyorsunuz. Değiştirilmek istenen maddenin mahiyeti şu, hemen okumak istiyorum sizlere: “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştirilen kamulaştırma işlemleri nedeniyle, kamulaştırılan taşınmaz malların eski malikleri veya mirasçıları tarafından bu taşınmaz malların geri alınması, bedel veya tazminat talebiyle açılan ve henüz kesinleşmeyen davalar sona erer.” diyorsunuz. Yani, bu maddeyle gerçekten Türkiye’nin yaklaşık iki yüz yıllık hukuk geçmişini, çağdaş hukuk sistemini amuda kaldırıyorsunuz. Hukukun güvenilirliği kalmıyor, hukuk kurallarının geriye işlemezliği hükmü bertaraf ediliyor. Çok önemli bir değişiklik yapıyorsunuz, bilmiyorum farkında mısınız.

Değerli arkadaşlarım, tabii, bu tür düzenlemeler, maalesef, iktidarınız döneminde çok yaygın olarak kullanıldı. Şimdi, bu getirdiğiniz torba kanunda 100’üncü maddede bir değişiklik yaptınız, devam eden 112’nci maddede bir değişiklik yapacaksınız. Her 2 maddede de yaptığınız değişikliklerle -örnek olsun- özelleştirmeyle ilgili verilen iptal kararlarını bertaraf ediyorsunuz, uygulanamaz hâle getiriyorsunuz, mahkeme kararları uygulanamıyor.

Yine, tayini çıkarılan, görev yeri değiştirilen memurların geri iadesiyle ilgili bir ay içerisinde uygulanması gereken ve yılların Danıştay içtihatlarıyla oluşturulan kuralları iki yıla çıkarıyorsunuz. Bunların Türk hukuk sisteminde, herhangi bir çağdaş hukuk sisteminde kabul edilmesi mümkün değil. Bunlar ancak aşiret düzeninde olabilecek düzenlemeler. Maalesef yaptığınız işlemler bunlar. Danıştayın özelleştirmelerin iptaline yönelik verdiği kararlarını da bertaraf ediyorsunuz. Bunları hiçbir hukuk sistemi kabul etmez.

Değerli arkadaşlarım, buraya çıkan bir kısım, Adalet ve Kalkınma Partisinin sözcüleri Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri arasında konuşulan bazı sözlerden kendilerine ekmek çıkarmaya çalıştılar. Ama siz şunu hiç sorgulamıyorsunuz: Örneğin, şu andaki mevcut Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisinin kurucusu Abdullah Gül partiye geri dönmesin, başbakan ve milletvekili olmasın, genel başkan olmasın diye kurultayınızı 27’sine aldınız, kongrenizi 27’sine aldınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Ya, bizim işleri geç sen ya!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, sen kendi partine baksana, sana ne!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Siz bunu hiç sorguluyor musunuz, niye yapıyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, sen CHP’ye baksana, Sarıgül’e baksana.

AHMET YENİ (Samsun) – Sen kendi işine bak be!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bakın, ihanet edenler, ihanetlerini asla unutmazlar. Bugün Cumhurbaşkanı olan, rahmetli Erbakan’a yaptığı ihaneti unutmadığı için bu tür önlemler alıyor. Ama bu tür önlemler de kendisinin ihanete uğramasını engellemeyecektir, bunu bilin, bunları bilin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sana ne, sana ne!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bana ne mi? Ya, biz bu memleketin milletvekiliyiz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sen git kendi partinle uğraş. Terbiyesiz herif! Git, kendi partinle uğraş.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sen imza verdin mi, imza?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisini de düşünmek zorundayız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bu yaptığın, siyasi nezakete uyuyor mu?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ben seni dinlemiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, hatibe hakaret ediyorlar.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

TUFAN KÖSE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hiçbir…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sen kendi adamlarına sordun mu? Bize ne soruyorsun?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Hadsiz herif, hudutsuz herif! (CHP sıralarından gürültüler)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, uyarır mısınız lütfen.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bak, terbiyesizlik yapıyorsun, terbiyesizlik yapıyorsun.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Haddini, hududunu bil! Siyasi nezakete uyuyor mu bu yaptığın?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Haddini bil, terbiyesizlik yapma, sana haddini bildiririm.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ayıp ya, ayıp!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sen kendi işine bak!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Gel, konuşacağın bir şey varsa burada konuşacaksın.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Geç yerine, süren doldu!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Oradan hariçten gazel okumayacaksın. İhanet edenler ihanetlerini unutmazlar. İhanetlerinizi unutmadığınızı da kongre tarihini 27’sine alarak gösterdiniz Türk milletine. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Hadi be!

BAŞKAN – Sayın Şahin, lütfen…

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 104 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 9’da yer alan "hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmü" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) –Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan .

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarihten önce gerçekleştirilen kamulaştırma işlemleri nedeniyle, kamulaştırılan taşınmaz malların eski malikleri veya mirasçıları tarafından bu taşınmaz malların geri alınması, bedel veya tazminat talebiyle açılan ve henüz kesinleşmeyen davalarda da uygulanmasına yönelik geçiş hükümlerinin düzenlenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, bakın, getirilen bu maddeyle Türkiye Büyük Millet Meclisi mahkeme yerine geçiyor, açılan davaları reddediyor.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Geçer!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, bakın, biz bugün ne yapalım? Biz Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağımıza namusumuz üzerine yemin ettik. Peki, nasıl oluyor da AKP’ye açılan davaları Türkiye Büyük Millet Meclisi…

BAŞKAN – Bunları konuşuyoruz zaten Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Önergelerle bunları konuşuyoruz.

105’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bir dakika, anladım da… Dinler misiniz, Anayasa’ya sadakat yemini yapmadık mı?

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Divan kâtibi, dinler misin? Divan kâtibi…

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, kime söylüyorum ben burada ya!

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle şey olmaz ya! Okuduğunu da anlamıyoruz ki divan kâtibinin!

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir şey olur mu ya! Meclis çiftlik midir? Böyle her şeyi örtbas mı etmeye çalışıyorsunuz Sayın Başkan?

(Kâtip Üye İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

 “…Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 105. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                Müslim Sarı

          İzmir                                               İstanbul                                            İstanbul

    Vahap Seçer                                    Ali Demirçalı                                      Musa Çam

         Mersin                                              Adana                                                İzmir

    Haydar Akar                                      İzzet Çetin

        Kocaeli                                             Ankara

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 2/139, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 105 inci maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

  Muharrem Varlı                               Mehmet Erdoğan                                Mehmet Günal

         Adana                                               Muğla                                              Antalya

Mustafa Kalaycı                                  Erkan Akçay                                      Engin Alan

         Konya                                              Manisa                                             İstanbul

BAŞKAN – Komisyon Anayasa’ya aykırılık önergesine katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

Önerge üzerinde söz isteyen…

Buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Mehmet Günal. Kayda geçsin Başkanım.

BAŞKAN – Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kaş gözle anladık da kayda girmesi açısından ismen söylenmesi daha doğru.

Değerli arkadaşlar, gecenin bu saatinde olabiliyor tabii.

Bu madde, maalesef, daha önce kadük hâle gelmiş, rahmetli DPT dediğim Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının, benim de Müsteşar Yardımcılığını yaptığım şerefli bir kurumun yerine kurulan Kalkınma Bakanlığını da rahmetli hâle getirmek üzere gelen bir madde. “Ne demek istiyorsun?” diye bakıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, eğer Başbakanlık mevzuatına bakarsanız Başbakanlığın görevi koordinasyondur, icraî bakanlık değildir, bütün bakanlıklar ve kurumlar arasında koordinasyonu sağlamaktır. Biz size önceki dönemde “DPT’yi kapatacak mısınız?” deyince gülmüştünüz. Sonra, getirdiniz, kapattınız, Kalkınma Bakanlığı oldu. “Mehmet Hoca ne diyor?” derseniz, maddenin gerekçesindeki sektörlere bakın, bunların tamamı şu anda Kalkınma Bakanlığının bünyesinde ne kadar etkisizleştirilmiş de olsa İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü ve Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü içerisinde yer alan sektörler. Bütün birimler zaten Başbakana danışmanlık yapmakla görevlidir ve daha önce o Müsteşarlık doğrudan Sayın Başbakana bağlıydı. Şimdi siz onların yerine, kapatıyorsunuz… Sayın Bakan burada, Ekonomi Bakanlığının içerisinde dış ticaretle ilgili sektörlerin uzmanları var mı? Var. Sayın Başbakan size sorduğu zaman siz o sektörlerle ilgili zaten bilgi vermiyor musunuz? Veriyorsunuz. Siz zaten icraî bir Bakanlık olarak bu konudaki bilgileri hazırlamak, raporlamak, raportörlük yapmak göreviniz var mı? Var. Peki, bu ne işe yarayacak? “Sayın Başbakana doğrudan raporlama yapacak.” mı acaba, yoksa “Yarı başkan olayım fiilen.” diyen Sayın Cumhurbaşkanına, seçilmiş Cumhurbaşkanına yarın, “Başbakanlığı da atlayayım, benim kafama göre burada atama yapayım.” bunu mu getirsin?

Değerli arkadaşlar, ortada böyle bir ihtiyaç yok. 402 tane kadroyu buraya getirip koymak, ancak birilerini Başbakanlık bünyesinde toplayıp onlara birtakım dışarıdan yapılamayan işleri yaptırmak anlamına gelir.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Öyle olmadığını söyledik size.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ha, öyle olmasaydı zaten… Soralım, Sayın Bakan biliyor mu, bilmiyor mu, arkadaşlarımız burada: Ne zaman kuruldu bu genel müdürlük Sayın Bakanım? Ne zaman kuruldu bu Genel Müdürlük, biliyor musunuz? O arkadan konuşan arkadaşlar biliyor mu? Sadi Bilgiç biliyor, o konuşuyor. Bir söylesene kaçta kuruldu? 2011 yılında, 2011 yılında değil mi? 2011 yılından beri Başbakanın hiç izlemeye, değerlendirmeye, rapora ihtiyacı olmamış mı sektörlerle ilgili? Kim yapmış o görevi?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Devlet Planlama, Kalkınma…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Şimdi, niye yapmıyor? Orayı kapatıyor musunuz? Anlamadık yani zaten kapattınız, Bakanlık oldu, herhâlde Kalkınma Bakanlığını da kapatacaksınız.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Çalışan birimler niye sizi rahatsız ediyor Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Sayın Zeybekci, Ekonomi Bakanlığındaki sektörleri de kapatalım, hepsini toplayalım o zaman, gelsin.

Bir de enteresan bir şey var, kadro açıyor, maddede de diyor ki: “Şunlar, şunlar, şunlar geçici olarak görevlendirilebilir.” Ya, kardeşim, niye buraya topluyorsun o zaman? Bu birimler zaten Başbakana bilgi vermek zorunda. Başındaki amirleri, bakanları, müsteşarları kim varsa getirip zaten gerekli bilgileri vermek zorunda.

Şimdi, ne işe yarayacak bu raportör? Yani, kocaman bir bakanlık hâline Başbakanlığı da zaten getirdiniz.

Başbakanlığı koyuyorsun. Başbakanlığın en önemli birimlerinden bir tanesi Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü. Hiç oraya getirmeden buraya bana 150 maddelik kanun getiriyorsun. 61’i geçmiş tasarı olarak, geri kalan 100 tanesinin hiç alakası yok. Niye Başbakanlığa göndermiyorsun, işini yapmıyorsun da şimdi birilerine orada kadro vermek için...

Değerli arkadaşlar, özetle şunu söylüyorum: Bunların hiçbirisi, bu kadroların hiçbirisi şu anda Başbakanlığa gerekli değil. Zaten öyle olsaydı... 2011 yılında KHK’yla kurulan bu Genel Müdürlükte şimdiye kadar kimse görevlendirilmemiş. Yani, lazım olsa zaten şimdiye kadar yapardınız. Ha, şimdi ne var? Şimdi, yeni bir sistem var. Ne olur ne olmaz orada bir yapı oluşturalım. Ak sarayı da inşa edeceğiz, orada güzel yerler var. Arkadaşlar gelsin, bu yeni Başbakanlık binasında otursun. Oralardan toplayalım, kendimize göre bir ekip kuralım. Niye? Belki bazı bakanları baypas edecek, belki yeni oluşacak kabinede... Neydi o? Birisi diyordu, burada bir yazar vardı, bir şey tabir ediyorlar hani şeyde kullanılan... Yani, onun gibi oturacak... Ben söylemeyeyim yani... Kimdi o? Şamil Tayyar mıydı? Birisi diyordu. Ya, o zaman orada oturacak danışmanlar mı lazım?

Onun için bu madde anlamlı bir madde değil. Başbakanlığın böyle bir şeye ihtiyacı yok. Başbakanlık, koordinasyon birimidir, icrai bakanlık değildir ki istediği bilgi, belgelerin tamamını da zaten yapıyor. Gizli bilgi belgeleri de zaten MİT Müsteşarı hepsini toplayıp fişleyip götürüyor.

Bu maddenin çıkması gerekir diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım...

IV.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Altay, Sayın Türeli, Sayın Sarı, Sayın Çelebi, Sayın Eyidoğan, Sayın Öner, Sayın Kaptan, Sayın Acar, Sayın Atıcı, Sayın Çetin, Sayın Seçer, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Genç, Sayın Özkan, Sayın Havutça, Sayın Öğüt, Sayın Yalçınkaya, Sayın Demiröz, Sayın Haberal, Sayın Keskin.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 105. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Müslim Sarı (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Vahap Seçer, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

3056 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de bir değişiklik öngörüyor bu madde, 105’inci madde. Biz bu önergemizle bu düzenlemenin kanun metninden çıkartılmasını istiyoruz.

Şimdi, burada 402 yeni kadro ihdası var ve burada, “sektörel izleme ve değerlendirme raportörleri” adı altında buraya ilave edilen bir ibareyle böyle bir kadro ihdası söz konusu. Bunlar ne yapacak? Sektörel izleme yapacak, değerlendirme yapacak ve raporlar hazırlayacak.

Az önce Sayın Günal da gayet güzel açıkladı. Başbakanlık bir koordinasyon merkezi, kurumu; kurumlar arasında, bakanlıklar arasında koordinasyonu sağlayan bir kurum olarak vazifesini yapıyor. Burada, icracı olan bakanlıklar ve burada zaten her bakanlığın kendi faaliyet konusu içerisinde, iştigal alanı içerisinde, uzmanlar, hem rapor hazırlıyor hem izleme yapıyor hem bu konularda araştırma yapıyor ve Başbakanlığa bunları sunuyorlar ve onların koordinasyonu çerçevesinde bu çalışmalar sürüyor. Şimdi, 402 kişilik bir yeni kadro ihdası az bir rakam gibi gelebilir, sanki böyle bir ihtiyaç varmış gibi bir hava doğabilir. “Gerçekten Başbakanlığın da böyle bir kadroya ihtiyacı varsa niçin buna karşı çıkalım?” gibi bir görüş ortaya çıkabilir. Ama baktığınız zaman, bakın, Kalkınma Bakanlığı var; önemli bir bakanlık, aklınıza gelen her konuda, her sektörde, bütün bakanlıkların ilgi konusu olan sektörlerde zaten uzmanlarla bu tip çalışmaları yapıyor, bu tip araştırmaları yapıyor, bu tip raporları düzenleyebiliyor. Peki, niçin o zaman yeni kadro ihdasına ihtiyaç var? Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Onun için diyoruz ki: Bunu kanun metninden çıkartalım. Eğer illaki kadro ihdas edilecekse -ki geçtiğimiz maddelerde düzenledik- atanamayan öğretmenler sorunu var. 400 kişi de olsa, 500 kişi de olsa, 120 bin öğretmen açığının olduğu bir Milli Eğitim Bakanlığı var. Bugün 35 bin yeni öğretmen kadrosu açtık, gayet güzel, keşke bunu 40 yapabilsek, 50 yapabilsek, 60 yapabilsek. Bunlarda kullanalım bu imkânları. Sürekli veteriner hekimlerden, ziraat mühendislerinden, su ürünleri mühendislerinden bizlere talepler geliyor. “Arkadaş, üniversite bitirmişiz, boştayız, bunalımdayız, iş arıyoruz, bulamıyoruz.” E hoş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının da ihtiyacı var. Önemli bir bakanlık. Yüzde 25-26 istihdam söz konusu tarım sektöründe. Yüzde 9 millî gelire katkı sunuyor. Yeni ziraat mühendisleri atayalım, veteriner hekimler atayalım, teknik elemanlar atayalım ama şimdi 402 kişi Başbakanlığa, yani, tabiri caizse, sanki bir arpalık oluşturuyoruz. Bunun bir gereği yok.

Şimdi, değerli arkadaşlar, gerçekten uzun süredir bu yasayı görüşüyoruz, 4 Haziranda başladı, alt komisyon, üst komisyon, iki buçuk aydır ve bu süreç içerisinde sadece Türkiye’de değil dünyada önemli gelişmeler oldu, bölgede önemli gelişmeler oldu. Haziran başından bu yana Musul’da IŞİD terör örgütünün rehin aldığı 49 konsolosluk çalışanından hâlâ bir haber alınamadı ve biz burada, Parlamentoda bu konuda yetkili ağızlardan bir bilgi alamadık. Gazze’de gerçekten insanlık dışı saldırılar devam ediyor, orada masum insanlar ölüyor, kadınlar ölüyor, çocuklar ölüyor. Bir taraftan, gerçekten paranın gücünü gördüğümüz, reklamın gücünü gördüğümüz, devlet imkânlarının sonsuz kullanıldığı, televizyonuyla kullanıldığı, helikopteriyle, uçağıyla, hazinesiyle, kaymakamıyla, valisiyle kullanıldığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gördük.

Evet, millî iradeye saygımız var, sandıktan çıkan sonuca saygımız var ama şunu unutmayalım, zafer sarhoşluğuna, rehavete kapılmayalım. Türkiye'nin sorunları orta yerde duruyor, Orta Doğu’da sorunlar orta yerde duruyor, ekonomide sorunlar orta yerde duruyor. Sayın Bakan geçtiğimiz günlerde Orta Doğu’daki krize ilişkin açıklamalar yaptı. Bakın, en önemli ihracat merkezimiz Irak’tı geçtiğimiz günlere kadar. İhracatımız yarı yarıya azaldı. Orada Türk iş adamları sıkıntılar yaşıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHAP SEÇER (Devamla) – Türk tırları rehin alınıyor. Bütün bu sorunlar orta yerde duruyor.

Ben bu önergemize destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

106’ncı maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 106. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                 Musa Çam

          İzmir                                               İstanbul                                               İzmir

     Müslim Sarı                                       İzzet Çetin                                      Vahap Seçer

        İstanbul                                             Ankara                                              Mersin

    Ali Demirçalı                                     Haydar Akar                                  Ali Haydar Öner

         Adana                                              Kocaeli                                              Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 2/139, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 106 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırılık nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Seyfettin Yılmaz                               Mustafa Kalaycı

        Manisa                                              Adana                                               Konya

     Engin Alan                                     Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan

        İstanbul                                            Antalya                                              Muğla

  Muharrem Varlı

         Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 106’ncı maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

106’ncı madde de 105’inci maddenin devamı. Biz 105’inci maddenin tasarıdan çıkarılmasını önermiştik ama kabul edilmedi. Şimdi, burada da, bu maddeyle de sektörel izleme ve değerlendirme raportörü kadrolarına naklen atanmasıyla ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Biraz önce Mehmet Günal arkadaşımızın da söylediği gibi Başbakanlık bir icra birimi değil, bir koordinasyon merkezidir. Başbakanlık zaten bu bilgileri Kalkınma Bakanlığından, Ekonomi Bakanlığından, orada kurulan iktisadi sektörler veya sosyal sektörler genel müdürlüklerinden bununla ilgili bilgileri alabilir.

Şimdi, bu maddeyle de yeni kadrolar ihdas ediliyor. Yaklaşık 402 kadro; bunun içerisinde genel müdürlükler, daire başkanlıkları olmak üzere bunlar oluşturuluyor. Şimdi, bunlarla kimlere bu kadrolar verilecek, neler yapılacak bunları görmek lazım. Yani gecenin bu vaktinde bir, bir buçuk aydır bu kanun tasarısıyla uğraşıyoruz. Alakalı alakasız birçok maddeyi bunun içerisine ekledik. Bu saatlere kadar çalışmaya devam ediyoruz.

Şimdi, burada, baktığınız zaman, getirilen şeylerde ilgililerin muvafakati aranmaksızın birçok uygulama var. Bu manada Adalet ve Kalkınma Partisinin personel politikalarına baktığımızda, gerçekten tutarsızlıklarla karşı karşıya. Bir sektörde veya bir birimde yeni kadrolar oluşturulacağı zaman, birilerine kadro açılacağı zaman torba kanunlarla düzenlemeler yapılıyor, oraya atamalar yapılıyor. Ama bu noktada birçok mağduriyetin olduğu yerlerde sivil toplum örgütleri, odalar, sendikalar, atama yönetmeliğiyle ilgili, personel politikalarıyla ilgili görüşlerini ortaya çıkardığında kulaklarımızı tıkıyoruz. Defalarca ifade edilmesine rağmen ne 4/C’lilerin probleminin ne de taşeronların probleminin çözülmesi noktasında adımlar atmıyoruz.

İşte, yine Orman Bakanlığında yeni bir rotasyon getirildi. Ormancılık araştırma enstitüleri, yılların birikimi, kurulduğu tarihten beri birçok emekle, zahmetle kurulan ve ormancılık politikalarının belirlenmesi gereken Ormancılık Araştırma Enstitüsünde çalışanların bile, bir gecede binlerce insanın yerinin değiştirildiği bir süreçle karşı karşıya geliyoruz. Şimdi, bunları yaparken adaletli olsak “Amenna.” diyeceğiz, ama adaletli olunmuyor. Ne yazık ki, atama, oluşturulan bir yandaş sendikanın, iktidarınız döneminde hormonlu bir şekilde büyüyen bir sendikanın belirlediği atama listelerine göre yapılıyor. Rotasyon çıkmadan önce, atama yönetmeliği çıkmadan önce bu rotasyona tabi olabilecek yandaş sendikanın elemanları bu atamanın dışında tutulmak üzere oluşturulan belli kadrolara atanıyorlar. Ama onun dışında kalanların, bu ortamda, çocuklarının okul durumuna bakılmadan, bilgi birikimlerine, donanımlarına bakılmadan tamamen yerlerinin değiştirildiği bir süreçle karşı karşıya kalıyoruz. Yani şimdi eğer bu Hükûmetin personel politikalarını bir sendika yönetecekse o sendikayı da bir yere oturtturun. “İşte, ortada falanca sendikalar, sivil toplum örgütleri var.” demeyelim, “Herkesçe malum olan yandaş sendika Hükûmetin ve Türkiye’nin personel politikasını belirler.” diyerek bir yasal statüyü ortaya koyalım, en azından bunu yasal olarak yapsınlar. Şu anda yaptıkları tamamen yasal olmayan olaylar.

Şimdi, geçenlerde de sordum, memur sendikasına baktığınızda, atamalardan tutun görevde yükselmeye kadar eğer yandaş sendikaya üye olmazsanız netice itibarıyla sizin hiçbir talebiniz yerine gelmiyor. Şimdi, devlet adil olmak zorunda. Devletin memurlarının siyaset yapma yasağı var. Memurlar herhangi bir siyasi partiye gönül vermiş olabilir, herhangi bir siyasi partiye yakınlık duyabilir ama atamalarda hakkaniyeti, liyakati ortaya koymazsanız devletin temel değerlerini, temel yapılarını çatlatırsınız, çalışma barışını bozarsınız. Bugün yapılan bu. Bugün, bir sendikaya üye olmak görevde yükselmenin en önemli şartıysa, atanmanın en önemli şartıysa veya birtakım avantajlı yerlere atanmak bir sendikadan geçiyorsa bunlar doğru değildir. Bunlar memurlar arasında ayrımcılığa neden olur.

Hepinize iyi akşamlar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun çerçeve 106. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Haydar Öner (Isparta) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Haydar Öner, Isparta Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çağdaş kafalı biri ile çok çalışkan olduğunu düşünen iki arkadaş karşılaşmışlar. Çok çalışkan olduğunu düşünen arkadaş “Kırk yıldır çalışırım, bir gün bile tatil yapmadım.” demiş. Öbürü de “Allah Allah, sen çalışmıyor musun ki tatile ihtiyaç duymuyorsun?” diye sormuş.

Gerçekten de 1 Temmuzda Meclis tatile girecekken hâlâ bir dayatmayla çalışmalarını sürdürüyor. Milletin memleketin yararına olsa can feda ama haramı helal kılmak, yanlışları doğrulatmak üzere yürütülen bir çalışma. Soma’yla ilgili bir kanun görüşüyoruz; 20 maddeden azı Soma’yla ilgili, 120 maddeden fazlası Soma’yla ilgili değil. Dinlenen insan takdir hakkını isabetle kullanır, artan verimlilikle çalışır, ruh ve beden sağlığını korur, insan haklarına uygun bir yaşam tarzı sergiler. Dinlenerek gelen beyinlerde gerginlikler, kavgalar olmaz, olmamalıdır.

Hantallaşan bir idari yapıya özenilen bir maddeyle karşı karşıyayız. 106’ncı maddede sektörel izleme ve değerlendirme raportörleri alınacakmış; 2 tane genel müdür yardımcısı, 20 tane daire başkanı, 380 tane de murakıp, denetmen vesaire. Bunların da rızaları alınmadan nakledilecek. Yani bu Büyük Millet Meclisi 550 kişilik, 402 kişi yeni adam alınacak. Zaten Başbakanlık yasalara aykırı bir şekilde Atatürk Orman Çiftliği’nin içinde yapılıyor, orayı danışmanlar ordusuyla dolduracağız. Sayın Mehmet Günal söyledi, konuşmacı arkadaşlarımız söyledi. Başbakanlık İzleme ve Koordinasyon Birimi ama her bakanın yerine de Başbakan icraatta bulunacak; hem düdüğü çalacak hem penaltıyı atacak hem de gerekirse antrenörlüğünü de kendisi yapacak. Tek adam sevdasından geçilmiyor.

Kanun hükmünde kararnameler de bir başka sorun. Bir sürü kanun hükmünde kararname var, Meclisin onayından geçirilmemiş. Böyle bir yasa dışı yasama çalışmasını nasıl hazmediyoruz arkadaşlar? Kanun hükmünde kararnameler Meclise sevk edilir ve öncelikle görüşülür. Kimse uymuyor.

Söylenecek çok şey var ama bir başka önemli konu var. Isparta, Türkiye’nin gül ve meyve bahçesi. Dünya gül yağı üretiminin yüzde 65’i Isparta’dan elde edilir. Kozmetiğin temel ham maddesi gül yağı Isparta’da dünyanın yüzde 65’i oranında üretilir. Ayrıca, Isparta meyve bahçesidir. Özellikle, Eğirdir ve Gelendost Türkiye’nin elma bahçesidir ama Gelendost’ta elmalar sulanamıyor, fujiler yeterince su alamıyor, kikular yeterince su alamıyor, braeburnler alamıyor, üzümler, erikler, armutlar alamıyor. Niye? Çünkü TEDAŞ peşin para alıp da öyle sulama hizmeti verecekmiş. Hani tarım destekleniyordu? Hani çiftçi perişan edilmeyecekti? 1,5 liraya vereceğiniz mazotu 4,5 liraya, 5 liraya veriyorsunuz çiftçiden suyu da esirgiyorsunuz. Niye elektrik sübvanse edilmiyor, çiftçi doğru dürüst bağını bahçesini sulayamıyor? Türkiye’de 2,5 milyon ton elma üretilir, bunun yüzde 20’den fazlası Isparta’dan elde edilir. Geçtiğimiz yıl bir küçük elma sunmaya çalıştık, arkadaşlarımız nefasetini sıkça vurguluyorlar.

Değerli arkadaşlar, memleketimizin önemli sorunları varken, geçmişte yapılan hatalar mahkemelerce iptal edilmişken, onların hakkaniyetle özelleştirilmesi veya yanlışlardan dönülmesi varken bu gibi konularda ısrar etmek kimseye yarar sağlamaz, kimse bunların hayrını göremez.

Hak edenlere saygılar sunar, iyi geceler dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:23.43

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

107’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 107’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                                 Musa Çam

          İzmir                                               İstanbul                                               İzmir

     Müslim Sarı                                     Vahap Seçer                                      İzzet Çetin

        İstanbul                                             Mersin                                              Ankara

    Ali Demirçalı                                     Haydar Akar                                Kadir Gökmen Öğüt

         Adana                                              Kocaeli                                             İstanbul

 

MADDE 107- 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 3 üncü maddesinin başlığı "Cihazların imalat ve ithalatı" şeklinde ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenler satıştan önce; ithal edenler ise serbest dolaşıma girişinde etiket veya bandrol almaya mecburdur."

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 107 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                   Özcan Yeniçeri                                 Muharrem Varlı

        Manisa                                              Ankara                                              Adana

   Mehmet Günal                                Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Antalya                                              Konya                                              İstanbul

                                                         Mehmet Erdoğan

                                                                  Muğla

MADDE 107- 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 3 üncü maddesinin başlığı "Cihazların imalat ve ithalatı" şeklinde ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenler satıştan önce; ithal edenler ise ithal işlemlerinden önce, bandrol veya etiket almaya mecburdur."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 3 üncü maddesinde değişiklik öngören 107'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

  Sebahat Tuncel                                  İdris Baluken

        İstanbul                                             Bingöl

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Madde ile cari kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenlerin satıştan önce; ithal edenlerin ise serbest dolaşıma girişinde bandrol veya etiket almalarını zorunlu hale getirmektedir. Tasarıda bulunan 108'inci maddede ise bu gelirler, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirlerini arttıracak şekilde düzenlenmiştir. Türkiye Radyo-Televizyon kurumu kamu adına çalıştığı gibi, fiili olarak bütün yurttaşlara ve siyasal görüşlere aynı mesafede bir politika izlemekten uzaktır. Siyasal iktidarın talep ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışan bu kurumun gelirlerinin arttırılmasının kamusal meşruluğu yoktur. Değişiklik ile bu sorunun giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 107 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                   Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

MADDE 107- 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 3 üncü maddesinin başlığı "Cihazların imalat ve ithalatı" şeklinde ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenler satıştan önce; ithal edenler ise ithal işlemlerinden önce, bandrol veya etiket almaya mecburdur."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 107’nci madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz değişiklik önergesi bağlamında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

107’nci madde TRT Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 3’üncü maddesinin düzenlenmesi hakkındadır. Madde aynen şöyle: “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenler satıştan önce; ithal edenler ise serbest dolaşıma girişinde bandrol veya etiket almaya mecburdur.” deniliyor. Bu madde, bandrol ve etiketle ilgilidir. Bandrol ve etiketin, cihazları imal edenler ve ithal edenler bakımından nasıl alınacağına yöneliktir. Bu işin bandrol ve etiketten ziyade, TRT’nin yasalarla kendisine verilen, kamuoyunu sağlıklı ve serbestçe oluşturmak ve taraf tutan yayın yapmamak konusundaki durumuyla ilgilenmek gerekiyor. Yandaşlaştırılmış ve iğdiş edilmiş bir kurumun etiketi ya da bandrolünün nasıl olacağı o kadar önemli midir acaba?

Değerli milletvekilleri, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla 1964 yılında özel yasayla özerk, tüzel bir kişiliğe sahip olarak kurulmuştur. 1972’deki anayasa değişiklikleriyle kurum, “tarafsız bir kamu iktisadi kuruluşu” olarak tanımlanmıştır. Anayasa’nın 133’üncü maddesinin 1993’te değiştirilmesiyle özel radyo ve televizyon yayınları serbest bırakılırken TRT’ye “özerkliği ve tarafsızlığı Anayasa’da hükme bağlanan kamu hizmet yayıncısı” olarak hizmet görevi verilmiştir. 2954 sayılı TRT Kanunu’nun 5’inci maddesinin (m) fıkrasıyla kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi, kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapılması, tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak görevi verilmiştir. Yasa, TRT’ye devletin televizyonu olmak görevini vermişken, günümüz TRT’si, parti televizyonu hâline gelmiştir. Görevleri yasalarla ortaya konulmasına karşın, TRT kamunun değil, AK PARTİ’nin yayın organı hâline gelmiştir. Bu durumu Cumhurbaşkanı seçim sürecinde TRT’nin gerçekleştirdiği yayınlarda görmek mümkündür. Sanki TRT, demokratik hukuk devleti olan Türkiye’nin değil de tek partili totaliter bir ülkenin televizyonu gibi yayın yapmıştır.

Cumhurbaşkanı adaylarından Tayyip Erdoğan’a 3 Temmuzda TRT Türk televizyonu 30 dakika süre verirken, diğer 2 adaya yayınlarda yer vermemiştir.

4 Temmuz yayınlarında ise TRT Türk, Erdoğan’a 1 saat 20 saniye, İhsanoğlu’na 1 dakika yer vermişken, Demirtaş’a ise hiç yer vermemiştir.

Cumhurbaşkanı adayı olan Tayyip Erdoğan’a 4, 5, 6 Temmuzda televizyonlarda toplam 305 dakika yer verilirken, diğer adaylara hiç yer verilmemiş; aynı tarihte TRT Haber de Başbakana 205 dakika, İhsanoğlu’na 1 dakika 20 saniye, Demirtaş’a ise 45 saniye yer vermiştir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, seçim sonucunu bunlar mı etkiliyor?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – TRT yorumcuları da âdeta siyasi amigo gibi Tayyip Erdoğan’a çanak tutan ve onun lehinde söylemlerde bulunmuşlardır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, bunlar mı seçim sonucunu etkiliyor?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ayıptır, ayıp, utanmanız gerekirken bir de konuşuyorsunuz!

Böyle bir yanlı yayını ancak Hitler Almanyası’nda Goebbels gerçekleştirebilir. Var mı böyle bir şey? Babanızın ocağı mıdır sizin TRT?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sakin, sakin.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Devletin ve kamunun bir aygıtını siz nasıl kendi emellerinizin aracı olarak kullanabilirsiniz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, sakin, sakin.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Anayasa’ya rağmen TRT’yi pervasızca bir parti televizyonu hâline getirmek, açıkça yasalara meydan okumak anlamına gelmektedir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Söylediği doğru mu, sen onu söyle.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ben vallahi ölçmedim, ölçmediğim için bir şey diyemeyeceğim; hocam ölçmüş herhâlde.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Diğer yandan, Başbakan Erdoğan’ın adaylığının açıklandığı yayın ile yaptığı mitinge ilişkin yayın sürelerini takip eden ve talep eden RTÜK üyelerine “Programların, TRT’nin uydu linki düştü o yüzden kaydedemedik.” gibi akla ziyan bir savunma yapması, durumun ne denli gülünç bir hâle geldiğini göstermektedir.

Kurumlar amaçları doğrultusunda faaliyet gösterirler. Kurumlar bunun için vardır. Anayasa, yasa kurumların faaliyetlerinin çerçevesini çizer. Anayasa ve yasalarda kendilerine verilen yetkiyi aşan ve kendi elindeki bir kurumu, kamunun hizmetine değil, bir partinin hizmetine sunan bir kurumun ne kadar amacına uygun hareket ettiği herkesin takdirine sunulur.

Devam edeceğiz biraz sonraki maddede, hepinize şimdilik saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun çerçeve 107’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 107- 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 3 üncü maddesinin başlığı "Cihazların imalat ve ithalatı" şeklinde ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazları imal edenler satıştan önce; ithal edenler ise serbest dolaşıma girişinde etiket veya bandrol almaya mecburdur."

Haydar Akar (Kocaeli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kadir Gökmen Öğüt, İstanbul Milletvekili; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; yürütmenin başı, geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladığı toplantıda, 1994 yılında küçük bir kız çocuğuyla olan anısını anlatmış ve belediye başkanlığından başbakanlığa uzanan yolda o çocuğun gözlerindeki parıltıyı, umudu, heyecanı ve o gözlerin sahibinin verdiği mesajı hiç unutmadığını söylemiştir. Bunlar elbette ki güzel anılardır ve unutulmaması da doğaldır ancak daha doğal olan bir şey varsa yürütmenin başının sadece kendisinde izler bırakmış bir çocuğun mesajından değil, 76 milyon insanın verdiği mesajlardan da sorumlu olması gerektiğidir.

Ben de bu düşünceden yola çıkarak Başbakana bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum: Yürütmenin başı, Mehmet Ayvalıtaş’ın kendisiyle birlikte ölen umutlarını, ne olacağını düşünmüş müdür? Attığınız her adımda o çocuğun gözlerini hatırlarken Berkin Elvan’ın gözleri de gözlerinizin önüne gelmekte midir? Gece başınızı yastığa koyduğunuzda Ali İsmail Korkmaz’ın “Vurmayın, öldürmeyin.” diye haykırırken gözlerindeki acı ve korkuyu hiç düşündünüz mü? Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük ve Ahmet Atakan; bu gencecik insanların trajik bir şekilde hayata veda etmelerinin size verdiği bir mesaj yok mudur? Medeni Yıldırım’ın gazetelerde yayınlanan fotoğraflarına baktınız mı; gözleri ne renkti? “Belediye başkanlığından başbakanlık görevine kadar geçen yıllarda karşımda hep o çocuğun gözleri vardı.” demiştiniz. Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına uzandığınız bugünlerde, artık hiç parlamayacak 12 kaybedilmiş göz var. Bu gözler hiç aklınıza geliyor mu, gelecek mi? Geleceği ve umudu karartılan bu gençlerin ve ailelerinin de Cumhurbaşkanı olabilecek misiniz?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kadar büyük bir torba yasa çıkarken belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyesi arkadaşlarımızın da özlük haklarıyla ilgili mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik talepleri var.

Sayın milletvekilleri, defalarca bu kürsüden dile getirilen sorunun çözümü için gelin buradan bu seçilmiş arkadaşlara müjdeli bir haber verelim. Biliyorsunuz ki halkımız tarafından bizzat seçilen meclis üyeleri, özlük hakları bakımından, maalesef hiçbir güvenceye sahip değildir. Belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyeleri yaptıkları hizmet bakımından vatandaşların birçok talebiyle karşılaşmakta, yol ve iletişim masrafları ciddi şekilde yük olmaktadır. Bunun karşılığında, kanun gereği sadece hakkıhuzur almaktadır. Bu ücret ise çok yetersiz kalmakta ve vatandaşların taleplerini karşılama konusunda zorluklara neden olmaktadır.

Yine, özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde ve Anadolu’daki geniş coğrafyada merkezdeki toplantıya gelmek, ciddi zaman ve ekonomik kayba neden olmaktadır. Ulaşım masrafları ciddi bir gider oluşturmaktadır.

Yine, uzak ilçelerden gelenler için konaklama ve iaşe masraflarının hakkıhuzurla karşılanması mümkün değildir.

Hakkıhuzur yerine maaş bağlanması zorunlu hâle gelmiştir. Bu maaşın aynı zamanda emeklilikleri için de sayılması gerekmektedir yani özlük haklarına yansıtılması gerekmektedir.

Meclis üyelerinin diğer bir önemli sorunu da sağlık hizmetlerinden yararlanamamalarıdır çünkü herhangi bir sigorta kurumuyla ilişkilendirilmemişlerdir. Bunun bir an önce yapılandırılması gerekmektedir.

Yine, seçilmiş insanlar olarak yeşil pasaport hakkı tanınmalıdır.

Bütünşehir Yasası sonucu en ücra köylerin ve mücavir alanların belediye meclisi üyelerinin belediye hizmet alanlarına dönüşen köylerde hizmet etmelerinden dolayı silah taşıma ruhsatı mutlaka verilmelidir. Görevde bulundukları zaman ve görevleri bittikten sonra da bu ruhsatlardan harç alınmamasını istemektedirler.

Belediye başkanları, emeklilikteki maaşlarının yükseltilmesini ve yeşil pasaportlarının yaşam boyu sürmesini dilemektedirler.

Bu taleplerin yüce Meclis tarafından yerine getirilmesi dileğiyle hepinize saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

108’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı 108’inci maddesine aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“c) Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin ve kamu kuruluşlarının gelirlerinden hiçbir suretle pay alınamaz."

Erkan Akçay                           Mustafa Kalaycı           Engin Alan

    Manisa                                      Konya                      İstanbul

Muharrem Varlı                      Mehmet Erdoğan          Özcan Yeniçeri

     Adana                                      Muğla                      Ankara

Mehmet Günal

    Antalya

                                                        

                           Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 3093 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik öngören 108'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan                       Sırrı Süreyya Önder        İdris Baluken

     Şırnak                                    İstanbul                    Bingöl

Sebahat Tuncel                           Erol Dora

    İstanbul                                    Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirlerini artırmak amaçlanmıştır. Türkiye Radyo-Televizyon kurumu kamu adına çalıştığı gibi, fiilî olarak bütün yurttaşlara ve siyasal görüşlere aynı mesafede bir politika izlemekten uzaktır. Siyasal iktidarın talep ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışan bu kurumun gelirlerinin artırılmasının kamusal meşruluğu yoktur. Değişiklik ile bu sorunun giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı 108’inci maddesine aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“c) Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin ve kamu kuruluşlarının gelirlerinden hiçbir suretle pay alınamaz."

Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önceki konuşmamın 108’inci maddeyle devamı üzerinde şu olayı bir ortaya koymak istiyorum: Şimdi, Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklandığı gün TRT’nin Erdoğan ile diğer adaylara ayırdığı süreyi karşılaştırmak isteyen RTÜK üyelerine, kurumun “Yayını kaydedemedik.” şeklinde bir cevap verdiğini biraz önce söylemiştim. “Uydu linki düştü ya da yayını kaydedemedik” türünden mazeret ileri sürenlerin, bu kurumu düşürdükleri gülünç durumu halkın sağduyusuna emanet ediyorum.

4-5-6 Temmuz günlerinde muhalefete 3 dakika, iktidara 333 dakika süre verildiğine yönelik bir soru üzerine AK PARTİ’nin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Erdoğan’ı İbrahim Tatlıses veya Orhan Gencebay’a benzeterek şu utanç verici konuşmayı yapıyor, diyor ki: “Onların medyada göreceği ilgi ile bir taverna sanatçısının göreceği ilgi aynı olabilir mi?” Bu cevap aslında bir itiraftır. Anlaşılıyor ki AKP kendi kontrollerindeki TRT yönetimiyle yanlı yayın yapma konusunda hemfikirdir. Konunun RTÜK’e intikal etmesi üzerine RTÜK’ün AKP’li başkan vekili Fendoğlu, TRT’nin asimetrik yayınıyla ilgili olarak “Medya haber değeri peşindedir. Bir konunun haber değeri varsa o adayın o sözlerinden alır ama haber değer niteliği yoksa adayların bazı konuşmalarını almayabilir.” Demek ki haber değeri olup olmadığını RTÜK’ün ilgili kurulları karar veriyor ve onlar yönlendiriyor.

Yayınlarında her siyasi partiye karşı eşit ve tarafsız yayın yapmakla görevlendirilmiş olan bir kurumun, iktidar partisinin yayın organı hâline geldiği açıktır. O zaman, doğrudan doğruya bu TRT’yi “AK TRT” hâline getirin, kendinize bağlayın, bandrolünü de AK PARTİ Genel Merkezi, il ve ilçe başkanlıklarından verin kardeşim, bizi de burada çıkıp fuzuli konuşturmak durumunda kalmayın. Ondan sonraki gelen iktidar da sizden devralsın, o da kendisine bağlı bir şekilde bunu götürsün.

Bu durum, kabul edilemez. Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi bir konunun, haber değeri ya da taverna, arabesk sanatçısı bağlamında ucuz ve uçuk değerlendirilmesini ancak vicdan tutulması yaşayanlar yapabilir.

“Demokrasi şartların eşit kılınmasıdır.” beyler; Alexis de Tocqueville diyor, ben demiyorum. TRT, kamuoyu oluşturma şartlarını iktidar partisi lehine anormal derecede bozarak antidemokratik bir ortamın oluşmasına katkı sağlamaktadır. TRT, seçim süreçlerinde iktidar lehine asimetrik şartlar üreterek halkın bilinçlenmesini önlemektedir. Böyle bir kurum ve yönetim anlayışı demokratik devletlerde değil, çadır devletlerinde olur. Böyle bir muamele de milletlere değil, aşiretlere ancak yapılabilir.

TRT, yasalarla belirlenmiş olan amacına ihanet eden, iktidar tarafından kimliği yok edilmiş olan bir kuruluş hâline gelmiştir. TRT, AKP’nin propaganda, manipülasyon ve ajitasyon makinesi durumundadır. Taraflı ve bağımlı yayın yapmaktadır. TRT, iktidarın algı yönetim aracı olarak kullanılmaktadır. Milletten toplanan vergilerle finanse edilen bir kuruluşun, yasalara rağmen yanlı yayın yapması kabul edilemez. TRT, seçim sürecini manipüle ederken YSK’nın ne iş yaptığı sorusunu da burada sormak gerekir.

Hatırlanacağı üzere, TRT ve yandaş kanallar geçtiğimiz 30 Mart yerel seçimlerinin kampanya döneminde de -tıpkı Cumhurbaşkanı seçim sürecindeki gibi- yasaları açıkça çiğneyerek iktidarın borazanı gibi yayın yapmıştır. Seçimlerin adil ve eşit şartlarda yapılmasını sağlamakla görevli olan Yüksek Seçim Kurulu, seçim bittikten, ay bacayı savdıktan, atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra verdiği cezalarla gündeme gelmiştir ki bu da alay ve eleştiri konusu olmuştur. Aynı olay, bir kez daha tekrarlanmıştır. Dahası, TRT Genel Müdürünün TRT’yi eleştiren siyasi parti liderlerinin sözlerini kestirme talimatı vermesidir. Türkiye’de, açıkça, demokrasinin değil, bürokrasinin egemenliği AKP’nin yönlendirmesiyle kurulmuştur. TRT, taraflı ve bağımlı yayın yapmaktadır. Tepesinden tabanına kadar partizan unsurlar tarafından yönetilmektedir. TRT’yi yönetenler, yasa ve Anayasa’yla kendilerini bağlı görmemektedir. TRT’yi, Türk milletini AKP’lilerden, demokrasiyi ise iktidardan ibaret gören bir zihniyet yönetiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – TRT, kamu yerine, iktidar partisine hizmet ediyor. İktidar yetkilileri, yasalara karşı bu TRT’nin partizanca yaptığı yayınları savunur hâldedir. TRT âdeta, bugün efendisine hizmet eden bir köle aygıtı durumundadır, lüzumu yoktur, tamamen kapatılmalıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

109’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 109 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 109- 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun geçici 2 nci maddesindeki "6 ay" ibaresi "on iki ay" olarak değiştirilmiştir.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                Muharrem Varlı               Manisa                       Konya                                               Adana

     Engin Alan                                     Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan              İstanbul                      Antalya                                              Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bir yıl ibaresi on iki ay şeklinde değiştirilerek madde, kanun yazım tekniği açısından uygun hâle getirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

110’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 110 uncu maddesinde yer alan “otuz gün” ibaresinin “kırk beş gün” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                                 Engin Alan      Manisa                       Konya                                                   İstanbul

   Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan                                     Muharrem Varlı

        Antalya                                              Muğla                                                   Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 110 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                                İzzet Çetin                                     İlhan Demiröz

          İzmir                                               Ankara                                               Bursa

    Celal Dinçer                                     Haydar Akar                                   Bülent Kuşoğlu

         Ankara                                             Kocaeli                                              Ankara

MADDE 110- 3568 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Yeminli mali müşavirlerin tasdikten doğan mali sorumlulukları ile disiplin sorumlulukları ayrı ayrı müstakil bir rapor ile tespit edilir. Bu kapsamda yeminli mali müşavir hakkında sorumluluk raporu yazılabilmesi için yeminli mali müşavirin yazılı savunması istenir. Savunma isteme yazısının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde savunma yapılmaması durumunda ilgili yeminli mali müşavir savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

65 yaşını dolduranlar ile bir öğretim kurumunda öğretim üyesi ve öğretim görevlisi olarak çalışanlar, bu görevlerinin devamı süresince yeminli mali müşavirlik yapamazlar, bu Yasadan doğan yetkileri kullanamazlar”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Celal Dinçer, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Dinçer. (CHP sıralarından alkışlar)

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 110’uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının bu maddesiyle 3568 sayılı Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12’nci maddesi değiştirilmektedir. Öncelikle belirtmem gerekir ki yeminli mali müşavirlik mesleği, ülkemizde 1989 yılından bu yana yirmi beş yıldır yani bir çeyrek asırdır uygulanmakta olan bir kurumdur. Bugüne kadar olan uygulamalarda görülmüştür ki kanuna eklenmesi gereken bu fıkra yerindedir, bu torba kanunda olan olumlu birkaç maddeden biridir.

Bazen mükellefler nezdinde vergi incelemesi yapılması sırasında yeminli mali müşavirlerin haberinin olmadığı durumlar oluşabilmektedir. Öncelikle, yeminli mali müşavirler, söz konusu mükelleflerle çalışmayı bırakmış ise, vergi incelemesine alınan mükellef, mali zorluklar içerisinde ise veya iflas ve tasfiye aşamasında ise vergi müfettişlerine yeterli düzeyde defter, belge ibraz edememekte, bilgi sunamamaktadır. Bu durumlarda, yeminli mali müşavirler, vergi incelemesi safhasında sürecin dışında kalmaktadır. Dolayısıyla, şirketler hakkında vergi incelemesi yapıldığı esnada yeminli mali müşavirlerin mali veya disiplin sorumluluklarına ilişkin bir tespit yapılmış ise, tespitin yeminli mali müşavirin bilgisine yazılı olarak sunulması ve savunmasının şart koşulması çok önemli sıkıntıların önüne geçecektir. Öte taraftan, yeminli mali müşavirlerden yazılı savunma alınması, yeminli mali müşavirlerin konu hakkında yapacakları izahatlar, haksız yere suçlamaların önüne geçecektir. Böylelikle, saygın bir meslek olan ve ruhsat, mühür ve bilgi birikimlerinden başka bir sermayeleri olmayan meslek mensuplarına savunma hakkı verilerek hukuksuzluk giderilmiş olacaktır. Yine, haklıyla haksızın, hukuk dairesinde iş yapan ile kanunsuz iş yapanın tespiti bu sayede mümkün olacaktır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yeminli mali müşavirlik mesleği, noterler gibi kendilerine T.C. mührü verilen nadir mesleklerdendir. Genel tecrübeler onu göstermektedir ki yeminli mali müşavirler söz konusu T.C. mührünü, onurunu gereği gibi korumakta gereken hassasiyet, titizlik ve dikkati sarf ederek mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu önemli meslek grubunun -tıpkı noterlik gibi sorunsuz, güvenilir- toplumun, Maliyenin ve dolayısıyla devletimizin de yararlanabileceği bir konuma gelebilmesi çok önemlidir. Bunun için de öncelikle yeminli mali müşavirler ile tam tasdik sözleşmesi bulunan şirketlerin, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bağımsız denetim yaptırma zorunluluğunun kaldırılması gerekmektedir. Çünkü, bu zorunluluk hem şirketlere ek mali yük getirmekte hem de aynı şirketin tekrar tekrar denetlenmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu, gereksiz bir faaliyettir çünkü ciddi bir yeminli mali müşavirin tam tasdik denetimi, ihtiyacı karşılamaya yeterlidir. Şirketlerin serbest iradeleriyle ayrıca bağımsız denetim yaptırmalarının önüne tabii ki engel konulamaz.

Bir diğer önerim de: Yeminli mali müşavir sayısının tıpkı noterler gibi belirli bir sayıda ve sınırda tutulması, mesleğe girişlerin ülke ihtiyaçları ve ekonominin gelişmesine paralel bir şekilde artırılması gerekmektedir. Yeminli mali müşavirlerin ciddi, sıkı bir denetime tabi tutulması, mesleğin güvenilirliğini zedeleyici meslek mensuplarının özellikle bilinçli ve kasıtlı iş yapan ve işlem yapanların takibi ve yargılanarak cezalandırılması, mesleğin onurunu koruma açısından çok önemlidir.

Bir diğer önemli husus da: Devlet memuru olup yeminli mali müşavirlik yapanların durumlarıdır; örneğin, üniversitede görevli profesörler gibi. Haksız rekabetin önlenmesi ve ticaret yapma yasağı açısından bu yanlışlığa son verilmelidir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yeminli mali müşavirlik mesleği, kanun, mevzuat, muhasebe ve hesap kitap bilmeyi, güncel mevzuatı takip etmeyi gerektiren dikkat ve titizlik gerektiren bir meslektir. Bu nedenle yeminli mali müşavirlerin de tıpkı devlet memurları gibi 65 yaş sınırına tabi tutulmaları çok yerinde olacaktır.

Bu nedenle, tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, hepinize iyi geceler diliyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, burada böyle bir redaksiyon… Şimdi, bundan önceki şeylerde hep kanunun tarih ve numarası adı da yazılıyor ama bu maddede “3568 sayılı Kanun” denmiş. Ondan önceki kanunlarda, mesela bir öncekinde “18/3/1986 tarih ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu…” Burada, mali müşavirlik kanununu yazmamışlar. Yani bunu düzeltsinler, hep böyle gidiyor da… Yani, Komisyon da baksın, burada yanlışlık yapılıyor. Yani, o, şu tarih ve şu sayılı kanun…

BAŞKAN – Sayın Komisyon…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, o redaksiyonu yapması lazım.

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 110 uncu maddesinde yer alan “otuz gün” ibaresinin “kırk beş gün” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                   Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yeminli mali müşavirlere savunma için tanınan süre otuz günden kırk beş güne çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

111’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu ile 111 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

  Muharrem Varlı                                 Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan

         Adana                                              Antalya                                              Muğla

MADDE 111- 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki ibareler eklenmiştir.

“190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alması kaydıyla yapılır. Araştırmacı unvanlı kadrolara veya 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yer alan unvanlar hariç diğer unvanlara atananlar sosyal ve mali hak kaybına uğratılamaz. Kurumunda müdür ve müdür yardımcısı arasındaki unvanlarda çalışanlar, atanacakları kurum ve kuruluşlarda kendi unvanlarına denk bir unvan yok ise en az müdür yardımcısı unvanına denk gelecek şekilde atanırlar. Ancak (1) sayılı cetvelde yer alan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda göreve alınanların atama teklifleri, söz konusu görev unvanına uygun kadrolara yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleri dikkate alınır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergemizle araştırmacı unvanlı kadrolara atananların sosyal ve mali hak kayıplarının önlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalıştığı kurum veya kuruluşta müdür ve müdür yardımcısı arasındaki unvanlarda çalışanların atanacakları kurumda eşdeğeri unvanın bulunmaması durumunda en az müdür yardımcısı unvanına denk gelecek şekilde atanması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

112’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporunun çerçeve 112. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                                Musa Çam                                        İzzet Çetin

          İzmir                                                 İzmir                                                Ankara

    Ali Demirçalı                              Aydın Ağan Ayaydın                                Müslim Sarı

         Adana                                             İstanbul                                            İstanbul

    Vahap Seçer                                     Kamer Genç

         Mersin                                              Tunceli

BAŞKAN – Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Tasarının 112 nci maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal                                      Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı

        Antalya                                             Manisa                                              Konya

Engin Alan                                         Muharrem Varlı                               Mehmet Erdoğan

        İstanbul                                             Adana                                               Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Kalaycı.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının bu maddesinde, özelleştirmeler hakkında verilmiş olan yargı kararlarını etkisiz hâle getirecek bir düzenleme yapılmaktadır. Seydişehir Eti Alüminyum Tesisleri, Çeşme Limanı, Kuşadası Limanı, SEKA Balıkesir Tesisleri ve TÜPRAŞ’ın yüzde 14,76 hissesinin satışıyla ilgili olarak yargı tarafından verilmiş birçok karar bulunmaktadır. Ancak, AKP Hükûmetince ne yürütmeyi durdurma ne iptal ne de onama kararları uygulanmış, bugüne kadar verilmiş tüm yargı kararları Hükûmet tarafından göz ardı edilmiştir. Tesislerin yıllar önce kamuya devri gerekirken hâlen yandaş şirketler tarafından işletilmeye devam edilmekte, millet zarara uğratılmaktadır.

Yapılan düzenleme, Anayasa’mızın başta 2’nci ve 138’inci maddelerine açıkça aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olup yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.

AKP zihniyeti bu düzenlemeyi ilk defa getirmemiştir. Benzer bir düzenleme, Başbakan tarafından 29 Kasım 2010 tarihinde Meclise sevk edilen 6111 sayılı Kanun’a esas teşkil eden torba tasarının 93’üncü maddesinde yer almıştır. Ama, tasarının alt komisyon görüşmeleri sırasında Anayasa’ya aykırı olan bu düzenlemeye gösterdiğimiz tepki üzerine tasarıdan çıkarılmış, Plan ve Bütçe Komisyonu da alt komisyon kararına uymuştur.

Bu arada, açılan bir dava üzerine, Seydişehir Eti Alüminyum AŞ’yle ilgili yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 27 Mart 2012 günlü kararıyla Başbakanı, dönemin ÖYK üyesi 5 bakanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı ve Başkan Vekilini 10 bin lira tazminata mahkûm etmiştir. Bu hüküm, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24 Eylül 2013 tarihli kararıyla onanmıştır. 27 Mart 2012 tarihli mahkeme kararıyla Başbakan ile ilgili bakanlar ve bürokratların tazminata mahkûm edilmesi üzerine, 6300 sayılı Kanun’a esas teşkil eden teklifin Meclis Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, 26 Nisan 2012 günü, apar topar verilen son dakika önergesiyle özelleştirmelerle ilgili yargı kararlarının uygulanması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki veren düzenleme kabul edilmiştir. Bakanlar Kurulu da 12 Haziran 2012 tarihli kararıyla özelleştirme işlemlerine ilişkin söz konusu yargı kararlarıyla ilgili herhangi bir işlem yapılmamasına karar vermiştir. Anayasa’ya açıkça aykırı olan 6300 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme Anayasa Mahkemesince 3 Ekim 2013 günü iptal edilmiştir. Danıştay 13. Dairesinin 26 Aralık 2013 günlü kararıyla da anılan Bakanlar Kurulu kararının yürütmesi durdurulmuştur.

Ancak, AKP zihniyeti benzeri görülmemiş bir kararlılık göstererek milletin malını yandaşlara peşkeş çekmekten, hukuksuzluktan vazgeçmemiş, yargı kararlarını uygulamamaktan doğan suçunu örtebilmek için şimdi yeni bir numara çekmektedir. Görüştüğümüz maddede, devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasının üzerinden beş yıl geçmiş olan özelleştirmeler hakkında verilmiş yargı kararlarıyla ilgili olarak, sözleşmelerinde belirtilen hâller dışında, bu kuruluşların geri alınması yönünde herhangi bir işlem tesis edilmemesi öngörülmektedir. İyice köşeye sıkışan AKP zihniyeti resmen saçmalamaktadır. Maddeyi dikkatlice okursanız görürsünüz, zira, yargı kararlarıyla sözleşme hukuken ortadan kalkmaktadır. O hâlde, olmayan bir sözleşmedeki belirtilen hâller söz konusu olabilir mi?

Ayrıca, AKP Hükûmeti zaten sözleşmeleri uygulamamakta, sözleşmeye aykırı işlemlere açık bir şekilde göz yummaktadır. Mesela, ETİ Alüminyum Anonim Şirketinin satışına dair ihale şartnamesinde Oymapınar Santrali’nde üretilen elektriğin otoprodüktör lisansı çerçevesinde şirketin sadece kendi üretimi için kullanması şartı bulunmasına karşın, şirket 2009 yılında, limitin çok üzerinde olmak üzere, üretimin yüzde 74,8’ini piyasaya satmıştır. Sözleşmeye ve ilgili yasaya açıkça aykırı olan bu durum, sözleşmenin feshini, Oymapınar Santrali’nin işletme hakkının iptalini gerektirirken hiçbir işlem yapılmamış, şirket açıkça kayırılmıştır. Yargı kararlarının ve sözleşme hükümlerinin uygulanmaması sonucu yandaş şirkete trilyonlar kazandırılmakta, millet zarara uğratılmaktadır. Zaten, millete küfreden, Maliye tarafından vergi borcu silinen, AKP döneminde verilen ihalelerle ihale kralı hâline getirilen biri olduğunu söyleyince bu yandaşı herkes bilecektir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Komisyon Raporunun çerçeve 112. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Kamer Genç (Tunceli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.

Buyurun Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 112’nci maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle yargı kararı etkisiz hâle getiriliyor yani “İdari yargının özelleştirmelerle ilgili olarak verdiği iptal kararlarını artık biz uygulamayacağız.” diyor. Şimdi, dünyanın hiçbir ülkesinde yargı kararları etkisiz hâle getirilecek şekilde yasama tasarrufu yapılamaz. Burada, etkisiz hâle getirdiğiniz birkaç tanesini söyleyeyim: Eti Alüminyum -arkadaşımız söyledi- Türkiye Denizcilik İşletmeleri Kuşadası Limanı, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Çeşme Limanı, SEKA Balıkesir ve TÜPRAŞ.

Bununla ilgili, Konya Seydişehir Alüminyum tesisleriyle ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Arkadaşlar, bu tesisler 7 milyar liraya devlete sırf tesis olarak mal olmuş. Ayrıca da Oymapınar Barajı yapılmış 1,5 milyar dolara. Hepsi 8,5 milyar dolar. Ondan sonra 340 milyon dolara Mehmet Cengiz’e satılmış. Mehmet Cengiz kim? Tayyip Erdoğan’a İstanbul Belediye Başkanıyken Potamya beldesinde bir saray yavrusunu yapan kişi. Bunları hepsi bilsin de...

Şimdi, bakın, 8,5 milyar dolara mal olan bir kamu malını siz 340 milyon dolara veriyorsunuz, ötekiler de aynı. Ya, insanlarda biraz vicdan olur, ahlak olur, din korkusu olur yani bir şeyler olması lazım ama, hiçbir mukaddesatı olmayan insanlar böyle hareket eder ancak, böyle bir şey olmaz arkadaşlar.

Şimdi, bakın, Meclis tatile giriyor. 4 tane bakan hakkında soruşturma önergesi verilmiş, fezlekeler gelmiş. Anayasa’nın 100’üncü maddesine göre bu soruşturma önergelerini iki ay içinde sonuçlandırması lazımken altı ay geçmiş, daha soruşturma önergesi yok. Anayasa’yı rafa kaldırmışsınız, Tayyip Erdoğan çıkmış diyor: “Ben kanunu dinlemiyorum, Anayasa’yı dinlemiyorum.” Efendime söyleyeyim, Atatürk Orman Çiftliği’nde yaptığı saray yavrusu yasalara aykırı, mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar veriyor, “Sıkıysa gelin yıkın bakalım.” diyor. Yahu arkadaş, eşkıyalık mı var bu memlekette? Yahu, eşkıyalık varsa biz burada eşkıyaya göre şey edelim. Tayyip Erdoğan Yıldırım’a söz veriyor, diyor ki: “Yahu, git şu inşaat şirketlerine, biz bunlara çok iş veriyoruz, bunlardan haraç topla.” Arkadaşlar, eskiden haracı eşkıya topluyordu, şimdi Hükûmet topluyor.

Arkadaşlar, müteahhitten, devletten ihale alan kişilerden 630 milyon haraç toplanmış. Yahu böyle bir hukuk olur mu?

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimine gitti. Yahu, devletin bütün imkânlarını kullanıyor, uçağını kullanıyor, havaalanında…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – Çocukları bu gemileri nereden aldı?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, haram para, haram servet…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sözünde dur, sözünde.

KAMER GENÇ (Devamla) - …çalınan parayla kazanılan servetler ve makamlar haramdır, kimseye hayır getirmez.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Senin oğlun daireyi nereden aldı ha, o çiftliği nereden aldı oğlun?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu haram paralarla, bu hırsızlık paralarıyla kazanılan makamlar ve mevkilerin hepsi de haramdır, bunların burunlarından, çoluk çocuklarının burunlarından gelir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – Devlet mallarını kendi babanızın malı gibi kullanıyorsunuz ya, böyle bir şey olur mu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Benzin göndereyim mi, benzin? Ama benzine değmez.

KAMER GENÇ (Devamla) - Devletin kaynaklarını böyle har vurup harman savurabilir misiniz?

Arkadaşlar, mahkeme kararlarını bu kadar hiçe alan böyle bir devlet yapısı olmamıştır. Yahu, idari yargıyla ilgili, kamu personeliyle ilgili verilecek iptal kararlarını kabul etmiyorsunuz, mahkemenin yetkisini kaldırıyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başka hangi konu var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, siz kimsiniz yahu? Sizde hukuk ahlakı, sorumsuzluk… Yani ağzıma çok şeyler geliyor da söylemek de istemiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi söyle bakayım, söyle.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani böyle bir şeyler yok mu arkadaşlar?.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – “Edep yahu!” diyorsunuz “Edep yahu!” diyebilmek için insanlarda edep denen bir kavram olması lazım. Türkiye’de hukuku askıya alacaksınız, devletin malını babanızın malı gibi kullanacaksınız, devletin kaynaklarını babanızın malı gibi kullanacaksınız, kendi yandaşlarınızın zimmetine geçireceksiniz, Tayyip Erdoğan çıkacak, şimdi Cumhurbaşkanlığı yapacak.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yakacak, yakacak.

KAMER GENÇ (Devamla) – Peki, bu, haram paralar sarf etmek suretiyle, benim malımı mülkümü kullanmak suretiyle, sarf etmek suretiyle kazandığı o Cumhurbaşkanlığı makamı ona helal olur mu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın? Sözünde dur, sözünde.

KAMER GENÇ (Devamla) – Biz onu meşru kabul etmiyoruz ki. Hileyle, şaibeyle, devletin kaynaklarını kendi babasının malı gibi harcayarak böyle kazanılan makamlar…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Benzin istasyonuna gittin mi, benzin istasyonuna? Hani kendini yakacaktın?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – …bunlar helal makamlar değildir, haram makamlardır. Hiçbir zaman bunun hayrını görmeyecektir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen sözünü tut, sözünü!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, şimdi siz, Anayasa’ya sadakat göstereceğinize dair namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin ettiniz. Mahkeme kararlarını uygulamamak Anayasa’ya sadakatsizliktir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen sözünü tutsana.

KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla, namusunuz ve şerefiniz üzerine yaptığınız yemini saymıyorsunuz. O zaman namus ve şeref meselesi tartışılır hâle gelir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen kendini yak. Sen kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben size doğruları söylüyorum ama o bakımdan…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Mert adam sözünde durur. Kendini ne zaman yakacaksın?

KAMER GENÇ (Devamla) – Maalesef siz Türkiye Cumhuriyeti devletini çökerttiniz ama sizin burnunuzdan fitil fitil gelecektir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Oğlunun dairesini yakma da yazık olmasın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

113’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 113 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

  Muharrem Varlı                                 Mehmet Günal                                Mehmet Erdoğan

         Adana                                              Antalya                                              Muğla

Madde 113- 4046 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 27- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 22 nci maddenin ikinci fıkrasının değiştirilen üçüncü cümle hükmü, 22 nci madde hükümleri çerçevesinde araştırmacı kadrolarına atanmış olanlardan kırkbeş gün içinde kurumlarına yazılı olarak başvuranlar hakkında da uygulanabilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Araştırmacı kadrolarına atananlara, başka kadrolara atanmak için verilen başvuru süresi otuz günden kırkbeş güne çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

114’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Komisyon Raporunun çerçeve 114. maddesiyle değiştirilen 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "onbin" ibaresinin "beşbin" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Rahmi Aşkın Türeli              Aydın Ağan Ayaydın                       Musa Çam

        İzmir                                    İstanbul                                    İzmir

 

   Müslim Sarı                             İzzet Çetin                              Aytuğ Atıcı

     İstanbul                                  Ankara                                   Mersin

 

  Ali Demirçalı                           Vahap Seçer                                   

       Adana                                    Mersin                                       

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporunun 114 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

  Erkan Akçay                          Mehmet Günal                       Mustafa Kalaycı

      Manisa                                   Antalya                                   Konya

 

   Engin Alan                          Muharrem Varlı                      Mehmet Erdoğan

     İstanbul                                   Adana                                    Muğla

MADDE 114- 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ondördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(14) 4 üncü maddenin yedinci fıkrasındaki yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi halinde medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde biri oranında idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu cezalar, radyo yayını yapan kuruluşlar hakkında ondabir oranında uygulanır. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4207 sayılı Kanunun 5. maddesinin dördüncü fıkrasına göre; televizyonda tütün ürünlerini kullanan ve görüntülerine yer veren yerel yayın kuruluşlarına bin ile beşbin, bölgesel yayın yapan kuruluşlara beşbin ile onbin, ulusal yayın yapan kuruluşlara ellibin ile yüzbin lira arasında para cezası verilmektedir. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir.

Tasarıyla; görsel yayın yoluyla tütün ürünlerini kullanan veya görüntülerine yer veren medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilmektedir. İdarî para cezası miktarı, onbin Türk Lirasından az olamayacaktır. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkili kılınmaktadır.

Televizyonlarda tütün ürünlerinin görüntülerine yer verilmesine karşıyız. Ancak Radyo ye Televizyon Üst Kuruluna, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanına göre cezayı ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar artırma yetkisi verilmesi doğru değildir. Çünkü bu subjektif değerlendirmeler neticesinde AKP'nin borazanı haline gelen RTÜK yandaş yayınları korurken veya ufak bir cezayla geçiştirirken muhalif televizyon kanallarına yüklü cezalar verecektir.

4207 sayılı Kanunun dördüncü maddesinin 7. fıkrası uyarınca; TRT ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika tütün ürünleri ve sağlığa zararlı diğer alışkanlıkların zararları konusunda uyarıcı, eğitici mahiyette yayınlar yapmak zorundadır. Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17.00-22.00 saatleri arasında olmak üzere 08.00-22.00 saatleri arasında yapılacaktır.

Mevcut uygulamada dördüncü maddesinin 7. fıkrasına uymayan yerel yayın yapan televizyon kuruluşlarına bin ile beşbin, bölgesel yayın yapan televizyon kuruluşlarına beşbin ile onbin, ulusal yayın yapan televizyon kuruluşlarına ellibin ile ikiyüzellibin Türk Lirası arasında idarî para cezası verilmektedir. Bu cezalar, radyo yayını yapan kuruluşlar hakkında ondabir oranında uygulanmaktadır.

Yapılan düzenleme ile; 4. maddenin yedinci fıkrasındaki yükümlülüklere aykırı hareket edenlere verilen cezalar artırılmıştır. Tütün ürünlerinin sağlığa zararları ile ilgili yayın yapıp yapmama insiyatifi yayın kuruluşlarının ellerinde olduğu için bu kurallara uymayan medya hizmet sağlayıcılarına verilen cezaların artırılması olumludur. Ancak mevcut düzenlemede bu kurallara uymayan radyolara ceza verilirken bu düzenlemede radyoların ceza kapsamı dışında tutulmuştur.

Önergemizle; 114 üncü maddenin birinci fıkrası subjektif değerlendirmelere neden olacağı için madde metninden çıkarılmıştır. İkinci fıkraya radyolar dahil edilerek ayda en az doksan dakika tütün ürünleri ve sağlığa zararlı diğer alışkanlıkların zararları konusunda uyarıcı, eğitici mahiyette yayın yapmayan radyolar ceza kapsamına dahil edilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Komisyon Raporunun çerçeve 114. maddesiyle değiştirilen 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "onbin" ibaresinin "beşbin" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 639 sıra sayılı istismar tasarısının 114’üncü maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Rakamlarla ve istatistiklerle oynamayan ve bu şekilde halkı yanıltmayan herkesi de saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konuşmaya başlamadan önce, birdenbire bir karar değişikliğiyle karşı karşıyayız. Torba kanunu çıkaracağız diye gerçekten çok canhıraş çalışan AKP milletvekillerinin birdenbire tatile girme hevesi tuttu; bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Eğer kulislere yansıyan bilgiler doğruysa ve sizin aranızda kulis yapmanızdan Sayın Başbakan rahatsız olduysa, bunun da, Türkiye Büyük Millet Meclisinin düştüğü durumu gözler önüne serdiğini düşünüyorum ve bundan utanç duyulması gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddeyle yapılan değişiklikle tütün yasağını ihlal eden yayın kuruluşlarının hakkında verilen cezalar azaltılmakta, idari para cezasına karar vermeye de RTÜK yani Radyo Televizyon Üst Kurulu yetkilendirilmektedir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Siz seçim sonuçlarını doğru tahlil edin diye yapıyoruz, seçim yenilgisini doğru tahlil edin, hezimeti doğru tahlil edin diye.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yani sağdan soldan laf atabilirsiniz. Delikanlıysanız konuşuruz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ben delikanlıyım, oradan da konuştum bugün zaten.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ramazan delikanlı, bugün iyi konuştu.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Delikanlıysanız gelin burada konuşun. Oradan laf atarak da bir şey elde edemeyeceğinizi herkes biliyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ramazan, bugün konuştun değil mi?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Konuştum da dinlememiş.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burada bu yasa tasarısı, bu maddeyle ilgili iki tane önemli sorun var. Bir tanesi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yanlı bir kuruluş hâline getirilmiştir sizin tarafınızdan ve bütün inandırıcılığını kaybetmiştir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Muharrem’den tarafta mıyız, diğer tarafta mı?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Gezi direnişinde Halk TV’ye “Sigaranın dumanı görüldü.” diyerek haksız olarak kesilen cezalar, intikam cezaları herkes tarafından biliniyor. Ayrıca, yerel televizyonlarda da sigara âdeta sopa hâline getirilmiştir. Recep Tayyip Erdoğan taraftarı yayın yapmayan bütün televizyonlara “Vay duman görüldü, vay sigaranın ucu görüldü.” diye inanılmaz cezalar kesilmiştir. O nedenle, RTÜK gerçekten tarafsızlığını kaybetmiş, âdeta sizin maşanız hâline gelmiştir. Tabii, buna şaşacak bir şey yok, Türkiye’de maşanız hâline getirmediğiniz kurum da neredeyse kalmamıştır.

TRT’nin bütün yayınlarını incelediğiniz zaman, baktığınızda Cumhurbaşkanlığı seçiminde bile Başbakana beş yüz otuz üç dakikalık bir süre ayrılırken 4, 5, 6 Temmuz tarihlerinde, Sayın İhsanoğlu’na üç dakika, Demirtaş’a ise kırk beş saniye. Bakın, Allah’tan korkun, Başbakana beş yüz otuz üç dakika, İhsanoğlu’na üç dakika, Demirtaş’a kırk beş saniye.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir günde mi bu?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Üç günde.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Üç günde beş yüz otuz üç dakika mümkün değil ya.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Üç günde yapılan istatistiki uygulama bu. Bakın, bu, benim rakamlarım değil. Bu rakamları sizler çok net bir şekilde takip edebilirsiniz. Nereden, biliyor musunuz? RTÜK’ten takip edebilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Yanlış olmasın?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Boşuna oradan zıplamayın, anlayamıyorum.

Ama, ben size burada somut rakamlar veriyorum. Bu rakamlar RTÜK tarafından kabul edilmiştir. RTÜK tarafından kabul edilen bu rakamlar, bakın, bu kadar ahlaksızca, bu kadar alçakça uygulanmasına rağmen, AKP’li 5 RTÜK üyesi tarafından bir ihlal olmadığına, eşitlik olduğuna dair karar verilmiştir. E, gelin şimdi siz bu RTÜK’e güvenin, gelin bu AKP’ye güvenin, “Efendim, bu cezaları, sigara yasağının cezasını RTÜK uygulasın.” Deyin. Vallahi, kargalar bile gülmez sizin hâlinize.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Vallahi, millet güveniyor, sen kendi işine bak.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Şimdi, ikinci konu…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yani siz TRT’de daha çok yer alsaydı seçimi alacak mıydınız?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Seçimle zıplayıp durmayın oradan. Ben size buradan delikanlıca rakam söylüyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sen zıpla, sen.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Orada yaygara yapacağınıza, çıkın burada benim söylemlerime cevap verin. Delikanlılık, erkeklik budur, oradan zıplamakla olmaz bu iş. Gel, delikanlıca benim rakamlarıma cevap ver.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Zıplamıyoruz ki oturuyoruz yerimizde.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Şimdi, ikinci konu, bu maddeyle ilgili saçmaladığınız ikinci konu şu: “Sigara tüketimini azalttık.” diyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Üsluba bak, üsluba! Şu üsluba millet oy verir mi ya? Bu üsluba oy verir mi insanlar?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Yine size rakamlar veriyorum, çıkın burada bu rakamlara “Hayır.” deyin. Uluslararası bir sigara şirketi 2013 raporunda diyor ki: “Türkiye'de sigara pazarı yüzde 8,8 oranında artmıştır. 99,2 milyar sigara üretilmiştir ve tüketilmiştir bu ülkede.” Siz de kalkıp diyorsunuz ki: “Hayır, sigara tüketimini biz azalttık.” 2012 yılında en fazla toplam sigara pazarı büyümesi Türkiye'de olmuştur sizin sayenizde. Bakın, bunlara kaçak sigaraları dâhil etmiyoruz. Kaçak sigaralar tam 10 kat artmıştır.

Ne oldu, sesiniz soluğunuz mu kesildi? Ne oldu sesinize?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Rakamları nereden alıyorsun?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 52 mi dedin?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Bu rakamlara çıkıp burada cevap veremediğiniz sürece bütün vebal de sizin boynunuzadır. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan, hadi!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 52 mi dedin sen?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sen diye konuşma benimle! Bir milletvekiliyle böyle konuşamazsın!

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

115’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, üçü aynı mahiyettedir, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 115 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Nurettin Canikli                   İdris Şahin                       Mehmet Süleyman Hamzaoğulları

             Giresun                            Çankırı                                             Diyarbakır

        Nurdan Şanlı               Ahmet Tevfik Uzun                                 Aydın Şengül

             Ankara                             Mersin                                                  İzmir

      Mehmet Akyürek                Ramazan Can

            Şanlıurfa                          Kırıkkale

MADDE 115 - 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"(ı) Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen,"

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 25/02/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesinde değişiklik öngören 115'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

  Sebahat Tuncel                                  İdris Baluken

        İstanbul                                             Bingöl

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Rahmi Aşkın Türeli                         Aydın Ağan Ayaydın                               Vahap Seçer

          İzmir                                               İstanbul                                             Mersin

      Musa Çam                                       Müslim Sarı                                     Ali Demirçalı

          İzmir                                               İstanbul                                              Adana

  Haluk Eyidoğan                                    İzzet Çetin                                                

        İstanbul                                             Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

  Muharrem Varlı                               Mehmet Erdoğan                                Mehmet Günal

         Adana                                               Muğla                                              Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına "(ı) İlgili belediye sınırları içerisinde alternatif alan bulunmaması şartıyla Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı olarak ilan edilen," ibaresini ekleyerek, Türkiye'de meraların da rant sistemine dahil edilmesinin önünü açmaktadır. Mera Kanuna göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan araziler, başka amaçlarla kullanılamaz. Ancak torba tasarıya eklenen 115. madde ile, kanununda bir değişikle, Bakanlar Kurulu meraları, otlakları kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamına alabilecek.

Türkiye'de büyük oranda TOKİ eliyle yürütülen kentsel yapılaşmalar, bugün sağlıklı kentler algısı başta olmak üzere yaşanılabilir kent algısından uzak olduğu gibi, doğaya ve çevreye duyarlı değildir, ekonomik boyutta yüksek rant alanlarını da teşkil eden bu yapılaşma alanlarına, bu düzenleme ile meralar da dahil edilmek istenmektedir. Kentlerde soylulaştırma politikalarına paralel ilerleyen TOKİ mantığı bugün kısmi yeşil alanlara da göz dikmiş, insan tabiatına uygun, yaşanılabilir, tarım ve hayvancılığa müsait alanları da tek tek yok etmektedir. Bu maddenin tasarıdan çıkarılması kentlerin geleceği ve meraların kalıcılaşması açısından elzemdir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergenin gerekçesini okutuyorum yine.

Gerekçe:

648 sayılı KHK'nin 23 üncü maddesiyle 3194 sayılı Kanun'a eklenen ek 4. maddenin birinci fıkrasıyla, "mera, yaylak ve kışlakların uygun görülen kısımlarının, tapuda Hazine adına tescillerinin yapılması ve kamu hizmetleri için gerekli olanlar dışındakilerin, talep sahiplerine bedeli karşılığında 29 yıla kadar tahsis edilmesine" olanak sağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında mera, yaylak ve kışlakların 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımlarının, tahsis amacı değiştirilmek suretiyle Hazine adına tescili ve bu alanların Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi öngörülmüştür. Aynı KHK ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesi değiştirilerek, köylerde inşa edilecek yapılarla ilgili olarak daha önce sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar için geçerli olan 'yapı ruhsatı aranmamasına' yönelik istisna, herkesi kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 29/11/2012 tarihinde her iki düzenlemeyi de iptal etmiştir. Mahkemenin kararı, 2/4/2013 tarih ve 28606 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Ancak yargı kararlarına rağmen rant odaklı politikalarından vazgeçmeyen AKP, 12/7/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle; mera, yaylak ve kışlakların kiralama yöntemiyle imara açılmasına olanak sağlamıştır. Buna göre Hazine adına tescil edilen meralar, yaylak ve kışlaklar Çevre ve Şehircilik Bakanlığının gözetiminde kiralama ve geçici imara konu olacaktır.

Tasarının 115 inci maddesiyle mera alanları kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri için imara açılmaktadır. Anayasanın 45 inci maddesinde, Devlete, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırma görevi verilmiştir. Devlete yüklenen Anayasal görevin gereği olarak da 4342 sayılı Mera Kanunu yasalaştırılmıştır.

Mera, yaylak ve kışlakların kullanımı, verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, çiftçilerin hayvanlarını otlatmak ve otundan yararlanmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması ile sınırlıdır. Anayasanın 45 inci maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanununun amacı, kamu yararını gerçekleştirmektir. Mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacının değiştirilmesi, ancak daha üstün bir kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla olabilmektedir. Daha üstün kamu yararını gerçekleştirecek faaliyet, proje ve zorunluluklar, 4342 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında (a)'dan (h)'ye dokuz bent halinde tek tek sayılmıştır. Bunlar arasında kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri için meraların imara açılabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ülkemizin en önemli kaba yem kaynaklarından birisi çayır ve meralardır. Ülkemizin yıllık kaba yem ihtiyacı 50 milyon tondur. Kaliteli kaba yem açığımız 14,3 milyon tondur. Söz konusu açığın kapatılması için çayır mera alanlarının ıslah edilerek otlatma kapasitelerinin artırılması, silaj yapımının yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Meraların korunması, otlatma dönemine uyulması, bakımları yapılarak uzun süreli kullanılabilir şekilde muhafaza edilmesi gerekirken bu düzenleme ile meralar imara açılmaktadır. Bir zamanlar tarımda kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri olarak tanımlanan ülkemiz, AKP'nin yanlış tarım politikaları nedeniyle sap ve saman ithal eder duruma gelmiştir. Hâl böyleyken, bedava yem kaynağı meralarını amacı dışında kullanarak imara açanlar, ithalat yaparak ödediğimiz döviz karşılığında yabancı ülkelerden üstün hizmet nişanı almaya devam edeceklerdir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Haluk Eyidoğan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Eyidoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, 2012 Mayısında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti ve 16 Mayıs 2012’de yürürlüğe girdi. Halk arasında bu kanuna “kentsel dönüşüm kanunu” deniyor biliyorsunuz. Bu kanunun içerisinde, başta Anayasa olmak üzere birçok kanuna aykırılık ve diğer ilgili mevzuatla çelişkili uygulamalara yol açan maddeler vardı.

Başbakanın “Saygı duymuyoruz.” dediği Anayasa Mahkemesi, ülkeye ve millete olan sorumluluğunu idrak ederek 27 Şubat 2014 tarihinde aldığı ve 1 Mart 2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla kentsel dönüşüm kanununda bazı maddeleri iptal etti. Bu kanunu çıkaran, 6306 sayılı Kanunu çıkaran Hükûmet, kanuna öyle bir bölüm koydu ki hakikaten şaşmamak elde değil. Bu bölümün adı “Uygulanmayacak mevzuat.” Yani Anayasa Mahkemesi iptal etmese Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ veya belediyeler “Kentsel dönüşüm yapacağım.” vaadiyle İmar, Kıyı, Mera, Orman, Zeytin, Afet, Askerî Yasak Bölgeler, Turizmi Teşvik, Tabiat Varlıklarını Koruma, Toprak ve Arazi, Yıpranan Tarihî ve Kültürel Varlıkların Yenilenmesi, Boğaziçi Kanunu gibi kanunları yok varsayabilecekti. Bakanlık veya TOKİ “Bana ters düşen bu hükümleri uygulamam.” diyerek her türlü imar tasarrufunda bulunabilecekti. Anayasa Mahkemesi bunu engelledi. 6306 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin (1) ve (2)’nci fıkralarının iptaliyle “kentsel dönüşüm yapıyoruz” adına rantçıların önünü açacak bazı yolları kapattı, kapattı ama Hükûmet hâlâ bu engelleri aşma yolunda icatlar ve icraatlar yapıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarını arkadan dolaşarak yok varsaymak istiyorlar. İşte bugün 115’inci maddede görüştüğümüz hüküm de Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesine yeni bir cümle ekleyerek mera, yayla ve kışlaklarda kentsel dönüşüm ve gelişim faaliyetlerinde bulunmayı sağlıyor yani kısaca imara açıyor. Peki, gerekçe nasıl sunuluyor? Şöyle: Kentsel dönüşüm uygulaması yapılan yerleşim yerlerindeki ilgili belediyenin sınırları içerisinde alternatif bir alanın bulunamaması durumunda mera, yayla ve kışlaklar kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı olarak tahsis edilebilmektedir. Tabii, bu mera, yayla ve kışlakları kentsel dönüşüme ve gelişime tahsis edenlerin “kentsel dönüşüm ve gelişim” lafından ne anladığına bağlı. Eğer gerçekten afet risklerini azaltmak için, insanları afetlerden korumak için, halisane bir ihtiyaç duyulması durumunda ve başka alan da yoksa hînihacette mera, yayla ve kışlaklar kısmen imara açılabilir, verilebilir ama bir tek şartla: Oralara gerçekten afete maruz kalanların planlı bir şekilde yerleşmesi şartıyla.

Ayrıca, kanun maddesine “kentsel gelişim” sözcüğü de eklenmiş. 2007’de oluşturulan KENTGES’in temel amacı şuydu: Yerleşmelerimizin yaşanabilirlik düzeyinin mekân ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi ile ekonomik, sosyal ve kültürel yapıların güçlendirilmesine yönelik yol haritasının oluşturulması. Son altmış yıldır iç göçün doldurduğu, doldurmaya devam ettiği ve şimdilerde ülkenin nüfusunun yüzde 77’sinin yaşadığı kentlerimizin plansızlığına ve estetiğine baktığımızda DPT, KENTGES ve Kentleşme Şûra’sı raporlarının, eylem planlarının ve bilimsel tavsiyelerin maalesef hiçbir yerde hele şükür diyebileceğim bir uygulama örneğini göremiyoruz. Göç veren yerlerde meralar, yaylalar ve kışlaklar boşaldı ve boşalmaya devam ediyor. Ekmek için ekmenin, biçmenin ve hayvancılığın getirisi kalmadı. Şimdi göç veren yerde, insanların şehirlere göç ettiği yerlerde nasıl kentsel dönüşüm ve gelişim yapılacak? Anlaşılıyor ki göç alan kentlerin çeperlerinde kalan son meralar, yaylalar ve kışlaklar imara açılacak çünkü göç alan kent çeperleri artık, çok para etmeye başladı. Örneğin, İstanbul’da mevcut tarım alanları, meralar, ormanlar, ekolojik alanlar, on binlerce hektarlık yeşil alanlar “yeni şehir” adıyla milyonlar için imara açılacak. Bir kılıf lazım. Nedir? Kentsel dönüşüm. Kime? Kente yeni gelenlere mi, afet riskli alanlardan tasfiye edilenlere mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK EYİDOĞAN (Devamla) - Üst gelir grubuna, zenginlere yönelik lüks konut ve villalara mı? Arazi yağması için afet riskli alanları kullanarak, bahane ederek bu kanun maddesini çıkarmayın, lütfen iptal edin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 115 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Şahin (Çankırı) ve arkadaşları

MADDE 115 - 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"(ı) Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen,"

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Mevzuata uyum sağlamak amacıyla değişiklik yapılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Madde 116’ya bağlı (a) fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 116’ya bağlı (b) fıkrasında bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 116 ncı maddesine bağlı (b) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                   D. Ali Torlak

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

     Engin Alan                                   Mehmet Erdoğan                                Mehmet Günal

        İstanbul                                              Muğla                                              Antalya

  Muharrem Varlı                                           

         Adana

b) 218/A maddesinin birinci fıkrasında geçen "uygulayarak" ibaresinden sonra gelmek üzere "bu madde uyarınca belirlenen sözleşme bedeli karşılığında" ibaresi eklenmiş, birinci fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"2. Bakanlıkça belirlenen devir yöntemine göre değer tespiti işlemleri; Bakanlık tarafından görevlendirilecek bir Daire Başkanının başkanlığında, Gümrük ve Ticaret Uzmanı, Mali Hizmetler Uzmanı, Mühendis ve Gümrük Müdürü olmak üzere beş asil ve beş yedek üyeden oluşan değer tespit komisyonu tarafından 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendinde yer alan metotlardan en az birinin uygulanması suretiyle yapılır. Bu bedel, Komisyonun talebi üzerine Bakanlık tarafından hizmet alımı yoluyla 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa tâbi şirketlere de tespit ettirilebilir. Bu durumda, tespit edilen değer, değer tespit komisyonu tarafından incelenerek karara bağlanır.

3. Görevlendirme işlemleri, Müsteşarın başkanlığında, ilgili Müsteşar Yardımcısı, Gümrükler Genel Müdürü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Strateji Geliştirme Başkanı ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı ve I. Hukuk Müşavirinden oluşan Görevlendirme Komisyonu tarafından yürütülür.

4. Bu madde uyarınca oluşturulan komisyonlar eksiksiz olarak toplanır. Üyelerden birinin geçerli mazereti nedeniyle toplantıya katılamaması durumunda yerine vekili veya yedek üye katılır. Kararlar çoğunlukla alınır ve kararlarda çekimser kalınamaz. Kararlar imzalanan bir tutanakla tespit edilir. Karara muhalefet eden üye karşı oy gerekçesini yazarak imzalar. Komisyonlarca alınan kararlar Bakan onayına sunulur. Komisyonların sekretarya işlemleri Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığınca yürütülür.

5. Devir işlemi gerçekleştirilen gümrük kapıları ve/veya lojistik merkezleri devir süresi sonunda aynı usullerle yeniden devredilebilir.

6. Görevlendirme kararı verilen şirket ile Bakanlık arasında sözleşme imzalanır. Ancak, görevlendirme kararı verilen şirketin ortakları arasında şirket sermayesine en az yüzde ellibir oranında iştirak eden kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu veya üst kuruluşu olması halinde sözleşme, Bakanlık ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu ve görevlendirme kararı verilen şirket arasında imzalanır. Sözleşme tutarının yüzde onu oranında kesin teminat alınır. Bu madde kapsamında yapılan sözleşmelere konu alanlarda yürütülen faaliyetlerden elde edilen toplam yıllık hasılattan genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere yüzde bir oranında pay alınır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

116 ncı madde ile 4458 sayılı Gümrük Kanunun 218 ve 218/A maddelerinde değişiklik yapılmaktadır. Bu düzenleme kanun tekniği açısından uygun değildir.

Önergemizle; 218 inci maddede yapılan değişik tasarı metninden çıkarılmıştır. Böylece madde kanun tekniği açısından uygun hale getirilirken aynı zamanda Türkiye ile diğer ülkeler arasında demiryolu dahil kara, deniz ve hava yoluyla yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan istasyon, deniz ve hava limanlarını işleten kuruluşlar ile posta idarelerine sağlanan haksız kazanç ortadan kaldırılmıştır.

Görevlendirme kararı verilen şirketten alınan sözleşme tutarının yüzde altısı oranındaki kesin teminat miktarı, gümrük kapı, istasyon ve postanelerin ticaret hacimleri de göz önüne alınarak yüzde 10'a çıkartılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

117’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinde değişiklik öngören 117'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Doğal gaz iletim hatları BOTAŞ tarafından inşa edilmiş olan şehirlerde, ilgili belediyenin talebi doğrultusunda, belediye tarafından kurulacak anonim şirket yetkili dağıtım şirketi unvanıyla dağıtım yapar. Koşulları olmayan belediyelere merkezi bütçeden, ilgili altyapı çalışmaları kapsamında kaynak aktarılır. Belediye meclisi tarafından alınan karar doğrultusunda özel şirketler dağıtım için ihaleye girer. Yetkili dağıtım şirketi unvanını almaya hak kazanan şirketin belediyeye kardan aktaracağı pay belediye meclisi tarafından belirlenir. 3 defa dağıtım lisansı ihalesine çıkıldığı halde istekli çıkmaması halinde, dağıtım görevini belediye ve il özel idaresi birlikte üstelenir. İlişkin usul ve esaslar belediye meclisince belirlenir. Gerekli kaynak aktarımları, amaç doğrultusunda merkezi bütçeden karşılanır."

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

  Sebahat Tuncel                                  İdris Baluken

        İstanbul                                             Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 117’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz teklif ederiz.

         Erkan Akçay                    Mustafa Kalaycı                          Engin Alan

             Manisa                                Konya                                    İstanbul

      Necati Özensoy                  Muharrem Varlı                     Mehmet Erdoğan

              Bursa                                 Adana                                     Muğla

       Mehmet Günal

             Antalya

MADDE 117 – 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinin 2) numaralı alt bendinin sonuna "Kurul'un kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir." cümlesi ve (g) bendinin 2) numaralı alt bendinin sonuna "Ancak nüfusu yüzbinin üzerinde olan yerleşim yerlerine ve bunların Organize Sanayi Bölgelerine yapılacak bağlantıda bu şartlar aranmaz." cümlesi ve (g) bendinin ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

"Doğal gaz iletim hatları BOTAŞ tarafından inşa edilmiş olan şehirlerde, 3 defa dağıtım lisansı ihalesine çıkıldığı halde istekli çıkmaması durumunda, ilgili il özel idaresi veya belediye tarafından kurulacak anonim şirketin başvurması halinde Kurum tarafından dağıtım lisansı verilir ve şirket o şehirde dağıtım faaliyetlerini gerçekleştirmeye yetkili dağıtım şirketi unvanını alır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Necati Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurun.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, bu kanun tasarısı ve teklifleriyle ilgili görüşmelere ara veriyoruz. Cumhurbaşkanı seçimlerinden önce arkadaşlarla sohbet ederken “Bu kanun ne zaman biter? Ne kadar sürer?” diye tahminlerde bulunuyordu arkadaşlar. Ben arkadaşlara dedim ki o zaman: Hiç merak etmeyin, Sayın Başbakan ilk turda Cumhurbaşkanı olursa bu tasarı yarım kalır. Nedenine gelince çünkü bu tasarı ve tekliflerin bu Genel Kurula gelmesinin ana sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgiliydi.

301 madenci şehidimizin arkasından kamu vicdanı gerçekten -hepimizin olduğu gibi- sızladı. Madencilerin ne kadar zor şartlarda çalıştığını kamuoyu gördü. İş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili alınan tedbirlerin yeterli olmadığı, o şartların düzelmesi gerektiği konusunda hepimiz hemfikir olduk, hatta araştırma komisyonu kuruldu –o araştırma komisyonunda yer aldım- gerçekten güzel çalışmalar yapıldı.

Bunun dışında ne vardı? İşte, gerçekten zor şartlarda olan, vergi ve sigorta primlerini ödeyemeyen milyonlarca mükellef var hâlen Türkiye’de. Bunların da bir an önce sıkıntılarının giderilmesi için, işte faizlerin affedilip onlara bir fırsat verilmesi gerekiyordu. Ama, biz bu kanuna başlarken “Ya, bakın, bunları ayıralım, bir an önce çıksın. 60 maddeye bile gerek yok. Bakın, madencilerin iş sağlığı ve güvenliği, özlük hakları bir an önce iyileşsin, bunu bir çırpıda çıkaralım.” dedik ama içine bir sürü lüzumlu lüzumsuz, gerekli gereksiz maddeler ilave ederek 60 maddeden çıktınız 150 maddeye kadar. İşte, biz, gece yarılarına kadar, hatta böyle, bu saatlere kadar çalışmamızdan kaynaklanan sinir harbine, kavgalara varan ortamlara kadar geldik. Yani niye yaptık, niye böyle oldu, şimdi bir düşünün bakalım. Yani gerçekten elinizi bir vicdanınıza koyun.

İşte, 117’nci madde BOTAŞ’la ilgili bir madde. Sanki BOTAŞ’ın, Türkiye’nin enerji problemlerinin bütün her şeyi halloldu da efendim, dağıtım şirketleriyle ilgili ihaleye çıkıldığında bir istekli çıkmazsa orada, özel idareye veya belediyelere lisans verme hakkını bu maddeyle vereceğiz.

Bakın, bu maddeyle yeni bir Başkent Doğalgaz daha ortaya çıkaracağız. Neydi Başkent Doğalgaz? Yine borçlarını BOTAŞ'a ödemeyen, yine çıkartılan kanunla 676 milyon liralık cezası silinen ve BOTAŞ'a efendim birçok finansman yükü bindiren… Üstelik 1,6 milyar dolar teklif gelmişken ihalesi iptal edilip üzerine, yine torba yasada bir madde ilave edilip bilançosuna 500 milyon dolar civarında bir katkı sağlanarak ihaleye çıkan bu firma, 1 milyar 163 milyon dolara yandaş bir firmaya verildi. Üstelik, Başbakan bu rakamın düşük olduğunu, bu ihalenin iptal olması gerektiğini söylemesine rağmen iptal olmadı, yandaş firmaya peşkeş çekildi. Şimdi, yeni Başkent Doğalgazlar yaratacağız, yine bunlar kamu yararına değil, yine kamuya yük bindirecek işlerle uğraşacaklar, borçları artacak, BOTAŞ sıkıntı çekecek. BOTAŞ’ın yapılanması önemliydi. BOTAŞ’ın daha güçlü hâle gelmesi gerekirken yüzde 20’ye kadar kontratların devri söz konusu olduğu için doğal gaz sıkıntısı çekeceğiz. Elektriğin neredeyse yarısını doğal gazdan elde ettiğimiz Türkiye’de, şimdi BOTAŞ’ı parçalayıp daha güçsüz hâle getiriyoruz. Bakın, TPAO tam, bütünken, BOTAŞ ve TÜPRAŞ bünyesindeyken dünyada ilk 500 firmanın içerisindeydi, ciddiye alınıyordu ama bugün ne hâllere düştüğünü hepimiz biliyoruz.

Yani, burada maalesef, lüzumsuz bazı maddelerle çok uğraştık, inşallah bundan sonra uğraşmayız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinde değişiklik öngören 117'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Doğal gaz iletim hatları BOTAŞ tarafından inşa edilmiş olan şehirlerde, ilgili belediyenin talebi doğrultusunda, belediye tarafından kurulacak anonim şirket yetkili dağıtım şirketi unvanıyla dağıtım yapar. Koşulları olmayan belediyelere merkezi bütçeden, ilgili altyapı çalışmaları kapsamında kaynak aktarılır. Belediye meclisi tarafından alınan karar doğrultusunda özel şirketler dağıtım için ihaleye girer. Yetkili dağıtım şirketi unvanını almaya hak kazanan şirketin belediyeye kardan aktaracağı pay belediye meclisi tarafından belirlenir. 3 defa dağıtım lisansı ihalesine çıkıldığı hâlde istekli çıkmaması halinde, dağıtım görevini belediye ve il özel idaresi birlikte üstelenir. İlişkin usul ve esaslar belediye meclisince belirlenir. Gerekli kaynak aktarımları, amaç doğrultusunda merkezi bütçeden karşılanır."

Sırrı Süreyya Önder (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile bir kamusal hizmet olan doğal gaz dağıtımında, yerel yönetimleri daha da aktif kılmak amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.22

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 01.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 132’nci Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

118’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna geçici madde eklemeyi öngören 118'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder                                  Erol Dora

         Şırnak                                             İstanbul                                             Mardin

                              Sebahat Tuncel                                         İdris Baluken

                                    İstanbul                                                    Bingöl

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                 Mehmet Günal

        Manisa                                              Konya                                              Antalya

     Engin Alan                                    Muharrem Varlı                               Mehmet Erdoğan

        İstanbul                                             Adana                                               Muğla

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Rahmi Aşkın Türeli                                Engin Altay                                   Haluk Eyidoğan

          İzmir                                                Sinop                                              İstanbul

                                  İzzet Çetin                                                Haydar Akar

                                     Ankara                                                      Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye son 10 yılda dış borç stokunu arttırmıştır. Yüksek borç ciddi ekonomik kırılganlıklar yaratmaktadır. Ayrıca son yıllarda kamu özel işletmeleri KÖİ altında çok sayıda büyük proje borçlanma yöntemiyle özel sektöre yaptırılmış ve kamu adına işletme hakkı verilmiştir. Ayrıca cari mevzuatta bu projelerin finansmanı amacıyla yüksek düzeyli borçlanmalara kamu garantisi getirilmek suretiyle kamu bütçesi yüksek risk altına sokulmuştur. Değişiklik ile kamu bütçesinin bu riskli durumdan korunması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Diğer gerekçeyi de okutuyorum:

Gerekçe:

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a geçici bir madde eklenerek Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün 2014-2018 Yılları Yatırım Programlarında yer alan projelerin finansmanı için herhangi bir dış finansman kaynağından Türkiye Cumhuriyeti tarafından kredi sağlanmaktadır.

Bu kredileri Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğüne bütçe gelir ve gider kalemleri ile ilişkilendirilmeksizin karşılıksız tahsis etmeye Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bu düzenlemeyle sadece Devlet Demiryollarının sadece 2014 Yılı Yatırım Programı değil henüz hazırlanmamış 2015, 2016, 2017 ve 2018 Kamu Yatırımları Programı’nda yer alacak projeler de Hazine garantisine alınmıştır.

TCDD Genel Müdürlüğünün 2014-2018 Yılları Yatırım Programlarında ne kadarlık bir yatırım yapılacağı ve bunların ne kadarının Hazine tarafından dış kredi ile sağlanacağı açıkça belirtilmemiştir. Son yıllarda özellikle yerel yönetimlerin yürüttüğü projeler için dış finansman garantisi sağlanmış ancak bu borçlar yerel yönetimler tarafından ödenmemiş bu da Hazineye ayrıca bir yük getirmiştir.

Söz konusu dış kredilerin Hazine garantilerinin bütçe gelir ve gider kalemleri ile ilişkilendirilmeksizin tahsis edilmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. Kamu yatırımları bütçe olanaklarıyla yapılmalıdır. Bütçe dışı yöntemler gerek mali disipline gerekse bütçe prensiplerine aykırıdır. Söz konusu borçlanmanın bütçe dengeleri içinde kavranamaması bir taraftan bütçe açıklarının olduğundan düşük görünmesine neden olacak diğer taraftan da kamu borçlarının gerçek büyüklüğünün görünmesini engelleyecektir. Özelleştirme kapsamına alınan Devlet Demiryollarına devlet tarafından dış kredi sağlanması doğru değildir. Yarın özelleştirilecek olan Devlet Demiryollarının borcu devlete kalacaktır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Rahmi Aşkın Türeli, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Türeli. (CHP sıralarından alkışlar)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 118’inci maddesinin kanun metninden çıkarılmasına ilişkin önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde gerçekten problemli bir madde, kanun yapma tekniğine de ciddi biçimde karşı ve devletin gelir ve giderlerinin bir bütçe dengesi içinde görülmesi açısından da ciddi problemler içeriyor.

Birkaç husus var o hususları vurgulamak istiyorum. Birinci husus şu: Diyor ki burada “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün 2014-2018 Yılları Yatırım Programlarında yer alan projelerinin finansmanı için…” Yani ben şimdi şunu anlayamıyorum: 2014 yılı yatırım programı hazırlanmış, var. Orada hani projelerin olduğunu biliyoruz yani orada TCDD’nin hangi projeleri olduğunu biliyoruz ama 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı programları daha hazırlanmamış değerli arkadaşlar. Hazırlanmamış, daha ne olduğunu bilmediğimiz, içinde hangi projelerin yer alacağını bilmediğimiz bir yatırım programında var olacak projeler için böyle bir finansman kaynağı sağlamak anlaşılabilir bir şey değil. Bunun açıkça adı şudur: “Doğmamış çocuğa don biçmektir. Yani var olmadan, ne olduğunu bilmediğimiz, mali büyüklüğünü bilmediğimiz bir yatırım stoku için böyle bir şeyin önümüze getirilmesi doğrusu son derece yadırgatıcıdır ve ciddi anlamda da bu konunun yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç vardır.

İkinci bir konu: Şimdi, biz, son dönemlerde biliyoruz, bu hazine garantili dış kredilerin kapsamı gittikçe artıyor, özellikle yerel yönetimlerin borçları için. Yerel yönetimler borçlandılar yurt dışından ve çoğu ödeyemedikleri için de bunların borçları hazine garantisi kapsamına alındı. Zaten buradan baktığımızda, dış borçta, dış kredilerde bir artış var değerli arkadaşlar.

Diğer taraftan, önemli bir problem, Türkiye’de kamu-özel iş birliği modelidir. Bakın, önce yap-işlet ve yap-işlet-devret diye başlayan, sonra, bu şehir hastaneleriyle birlikte yap-kirala-devret modelinin de içinde kapsandığı bir model kapsamında Türkiye'nin gelecekte borçlanabilmesi açısından hazinenin üzerine borç yüklenebilmesine olanak veren bir model yaratılmıştır. Yani bu şu demek: Geçmişte kamu yatırım programına alınan ve devletin imkânlarıyla yapılan birtakım hastaneleri, belli projeleri, barajları, köprüleri şimdi alıyorsunuz, siz, belli bir ihale açıyorsunuz, ihaleyi de yok işletmeciye, müteahhide veriyorsunuz. Müteahhit ne yapıyor? Bunun bir kısmını kendi sermayesiyle kendi karşılıyor, bunu yapmak için bir paraya ihtiyacı var, bir kısmını da dışarıdan borçlanıyor ve ondan sonra bu borçlar da o süre içinde -ki uzun süreler bunlar, yirmi yıllık, yirmi beş yıllık süreler- yirmi beş yıl içinde herhangi bir biçimde bir problem oluşursa buradaki borçların hepsi hazinenin üzerine devrediliyor. Bunun adı “koşullu yükümlülük”tür değerli arkadaşlar. Bunlar, bugün baktığımız zaman bütçe içinde devletin borcu olarak gözükmüyor ama yarın bunların hepsi, bu şartlar doğduğu zaman, herhangi bir biçimde bu sözleşmeler feshedildiği zaman, bir uyumsuzluk olduğu zaman bunların borçları, yurt dışından yaptığı borçların hepsi, şahısların yurt dışından yaptığı borçların hepsi -özellikle bunun altını çiziyorum- devletin üzerine kalacaktır. Zaten böyle bir model var, devletin dış borç stoku gittikçe artıyor.

Bunlar yetmediği gibi, siz bir de, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti hazinesine TCDD yatırımları için yurt dışından borçlanma imkânını getiriyorsunuz. Yani bu nasıl bir anlayıştır, ben bunu anlamış değilim. Yani geçmişte biliyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının gelir ve giderleri arasında bir fark oluştuğu zaman zaten “görev zararı” adında, onlara, belli amaç fonksiyonunda yapması gereken, ucuza sunması gereken hizmetlere karşılık olarak belli paralar aktarılıyor; bunlar görev zararıdır, bunlar da zaten bütçede yer alıyor. Ama şimdi öyle bir şey de yok, direkt olarak dışarıdan borçlanma imkânı getiriyorsunuz, bunu anlamak mümkün değil. Bu, Türkiye'nin dış borç stokunu hızlı bir biçimde yukarıya doğru çıkartacak, artıracak bir uygulamadır.

Ve son olarak da bir hususu belirtmek istiyorum: Değerli milletvekilleri, bakın, Plan Bütçe Komisyonunda bu tasarı önümüze ilk geldiği zaman “bütçe gelir ve giderleriyle ilişkilendirilmeksizin” ibaresiyle gelmişti, bunun üzerine ciddi tartışmalar oldu ve sonunda bir düzeltme yapıldı. Ne diyor burada? “…Genel Müdürlüğe sermayesine mahsuben veya karşılıksız tahsis etmeye…” Ama bu da sorunu çözmüyor. Yani siz dışarıdan borçlanıyorsunuz. Yani devletin gelir ve giderleri arasında bir fark varsa ne yapar? Borçlanır, iç borçlanma yoluna gider. Siz, dışarıdan borçlanıyorsunuz; ondan sonra, alacaksınız onu, görüntüde bütçe içine gideceksiniz, Hazine Müsteşarlığı için bir hesap açacaksınız, o hesabın içinde göstereceksiniz, böylece de bütçeyle ilişkilendireceksiniz. Bunun adı bütçeyle ilişkilendirme değildir, bu yanlış bir uygulamadır, bundan vazgeçilmesine gerek vardır. Bu maddenin kanun tasarı metninden çıkartılması gerekiyor.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

119’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 119 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mihrimah Belma Satır                   Mehmet Doğan Kubat                               Recep Özel

        İstanbul                                            İstanbul                                             Isparta

      İdris Şahin                                  Hakan Çavuşoğlu                                  Hilmi Bilgin

        Çankırı                                               Bursa                                                Sivas

   Ramazan Can                                             

       Kırıkkale

MADDE 119 – 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan aşağıda G.T.İ.P. numaraları ile vergi oranlan belirtilen mallar listeden çıkarılmıştır.

 

G.T.I.P. NO

Mal İsmi

Vergi Oranı (%)

 

 

 

71.01

Tabii inci veya kültür incileri (işlenmiş veya tasnife tabi tutulmuş olsun olmasın) (fakat ipliğe dizilmemiş, mıhlanmamış veya takılmamış); tabii inci veya kültür incileri (taşınmasında kolaylık sağlamak amacıyla geçici olarak ipliğe dizilmiş)

20

 

 

 

71.02

Elmaslar (işlenmiş olsun olmasın, fakat mıhlanmamış veya takılmamış)

(Sanayide kullanılanlar hariç)

20

 

 

 

71.03

Kıymetli taşlar (elmaslar hariç) veya yarı kıymetli taşlar (işlenmiş veya tasnife tabi tutulmuş olsun olmasın) (fakat ipliğe dizilmemiş, mıhlanmamış veya takılmamış); kıymetli taşlar (elmaslar hariç) veya yarı kıymetli taşlar (tasnife tabi tutulmamış) (taşınmasında kolaylık sağlamak amacıyla geçici olarak ipliğe dizilmiş)

20

 

 

 

7104.90.00.00.19

(Sanayide kullanılmayan sentetik veya terkip yoluyla elde edilen kıymetli veya yarı kıymetli taşlar)

Diğerleri

20

71.05

Tabii veya sentetik, kıymetli veya yarı kıymetli taşların toz ve pudraları (Sanayide kullanılanlar hariç_)

20

 

 

 

71.16

Tabii inci veya kültür incilerinden, kıymetli ya da yarı kıymetli taşlardan eşya (tabii, sentetik veya terkip yoluyla elde edilmiş)

20

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 119 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                    Engin Alan

        Manisa                                              Konya                                              İstanbul

  Muharrem Varlı                               Mehmet Erdoğan                                Mehmet Günal

         Adana                                               Muğla                                              Antalya

MADDE 119- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin sonuna "bu sınırlar dahilinde listede yer alan mallardan Borsa İstanbul Anonim Şirketi Elmas ve Kıymetli Taş Piyasasında işlem görecekler için farklı oranları belirlemeye," ibaresi; Kanuna ekli (IV) sayılı listeye aşağıdaki G.T.İ.P. numaralı mallar vergi oranlan ile birlikte eklenmiştir.

 

G.T.İ.P. NO

Mal ismi

Vergi Oranı (%)

7113.11.00.00.11

Pırlantalı gümüşten olanlar

21

7113.19.00.00.12

Pırlantalı altından olanlar

21

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

7113.11.00.00.11 ve 7113.19.00.00.12 G.T.İ.P numaralı ürünlerde vergi oranının % 21 olarak belirlenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 119 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Doğan Kubat (İstanbul) ve arkadaşları

MADDE 119- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan aşağıda G.T.l.P. numaraları ile vergi oranları belirtilen mallar listeden çıkarılmıştır.

 

G.T.I.P. NO

Mal İsmi

Vergi Oranı (%)

 

 

 

71.01

Tabii inci veya kültür incileri (işlenmiş veya tasnife tabi tutulmuş olsun olmasın) (fakat ipliğe dizilmemiş, mıhlanmamış veya takılmamış); tabii inci veya kültür incileri (taşınmasında kolaylık sağlamak amacıyla geçici olarak ipliğe dizilmiş)

20

 

 

 

71.02

Elmaslar (işlenmiş olsun olmasın, fakat mıhlanmamış veya takılmamış)

(Sanayide kullanılanlar hariç)

20

 

 

 

71.03

Kıymetli taşlar (elmaslar hariç) veya yarı kıymetli taşlar (işlenmiş veya tasnife tabi tutulmuş olsun olmasın) (fakat ipliğe dizilmemiş, mıhlanmamış veya takılmamış); kıymetli taşlar (elmaslar hariç) veya yarı kıymetli taşlar (tasnife tabi tutulmamış) (taşınmasında kolaylık sağlamak amacıyla geçici olarak ipliğe dizilmiş)

20

 

 

 

7104.90.00.00.19

(Sanayide kullanılmayan sentetik veya terkip yoluyla elde edilen kıymetli veya yarı kıymetli taşlar)

Diğerleri

20

71.05