TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 120’nci Birleşim

                                                                                     19 Temmuz 2014 Cumartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 21 milletvekilinin, 2012 KPSS lisans sınavına yönelik bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1025)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 milletvekilinin, 2012 KPSS lisans sınavına yönelik bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1026)

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 22 milletvekilinin, besi hayvancılığının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1027)

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek ve İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Orhan Atalay’ın 22/7/2014 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenecek İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Olağanüstü Troyka Toplantısı’na katılmak üzere İran’a resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1536)

 

 

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ülkemizde üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın yeni ihdas edilen 21’inci maddesi üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, elektronik oylama sonuçlarında HDP milletvekillerinin seçim bölgesi ve parti adlarıyla ilgili hatalar olduğuna ilişkin açıklaması

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639)

5.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/892) (S. Sayısı: 605)

 

 

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın elektronik oylama sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

19 Temmuz 2014 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 21 milletvekilinin, 2012 KPSS lisans sınavına yönelik bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1025)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

7/7/2012 tarihinde Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) düzenlenmiş ve bu sınava ÖSYM'nin açıklamalarına göre 987.352 kişi katılmıştır. Sınav sırasında ve sonrasında KPSS sorularının sosyal medyada ve web sitelerinde görülmesi sonucu başta sınava giren kişiler olmak üzere kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Daha önce yapılan bazı sınavlardaki kopya ve şifre skandalları da eklenince insanların şüphesi giderek artmıştır. “www.beyazkalem.com.tr” adlı web sitesinde KPSS tarih, vatandaşlık ve coğrafya sorularının yayınlanması ve Dicle Haber Ajansı tarafından yaptıkları haberin doğruluğunu ispatlamak amacıyla soruların sosyal medya ortamına aktarılması sonucu ÖSYM konuyla ilgili bir açıklama yapmıştır.

Dicle Haber Ajansı, soruların sızdırıldığı konusunda ısrar ederken ÖSYM sınavda usulsüzlük ve kopya gibi olayların olmadığını, bu iddiaların kurumu yıpratmak amacıyla ortaya atıldığını belirtmiştir. Beyazkalem Yayınevi ise soruların sınava giren öğrenciler tarafından kendilerine ulaştırıldığını, kolaylık olması için deneme formatında kamuoyuna sunduklarını belirtmiştir ve soruların kendilerince deneme sınavı olarak kullanıldığı ve önceden bazı bireylere servis edildiği iddialarının asılsız olduğunu belirtmiştir.

Yüz yirmi dakikada 120 soru cevaplamak zorunda olan insanların soruları, öncüllerini ve şıklarını aklında tutması, harita ve grafiklerde dahi hiçbir hata bulunmaması dikkat çekici ve açıklanması gereken bir durum iken ÖSYM tarafından yapılan açıklamanın "inceleme" sonucu olarak nitelendirilmesi kuşkuları ciddi boyutlara ulaştırmıştır. Sınavdan saatler sonra yapılan bu açıklamada kimler tarafından nasıl bir inceleme yapıldığı belirtilmemiş ve böyle bir incelemenin olup olmadığı da belli değildir.

Sosyal medya ortamında ve web sitelerinde yer alan çözümsüz sorularla birlikte çözümlü bir sorunun ÖSYM kitapçığından çekilmiş fotoğrafının bizzat İnternet ortamına ulaşmış olması ise kopya şüphelerini bir kat daha artırmıştır. Bazı iddialara göre ise sınav başlamadan önce, saat 06.18 itibarıyla KPSS sorularının bir kısmı İnternet ortamında servis edilmeye başlanmıştır. ÖSYM tarafından kamuoyuna açıklanmayan soruların daha sonra diğer kısımları da çeşitli web sitelerinde ve sosyal medya ortamlarında dolaşmaya başlamış olması 2012 KPSS'nin üzerindeki şaibeleri artırmış ve kopya soruların önceden sızdırılmış olma ihtimallerini güçlendirmiştir.

Sürekli hâle gelen ve sorumluları bulunamayan kopya ve benzeri iddiaların araştırılması, varsa sorumluları himaye edenlerin tespit edilmesi ve kopya, sızdırma gibi olayların önüne geçmek için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz. 09/07/2012

 

1) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

3) Ali Rıza Öztürk                                                     (Mersin)

4) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

5) Hasan Ören                                                          (Manisa)

6) Süleyman Çelebi                                                  (İstanbul)

7) Bülent Tezcan                                                      (Aydın)

8) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

9) Ayşe Nedret Akova                                               (Balıkesir)

10) Ahmet İhsan Kalkavan                                         (Samsun)

11) Rahmi Aşkın Türeli                                             (İzmir)

12) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

13) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

14) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

15) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

16) Hasan Akgöl                                                       (Hatay)

17) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

18) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                    (Kayseri)

19) Mehmet Ali Ediboğlu                                           (Hatay)

20) Sakine Öz                                                          (Manisa)

21) Özgür Özel                                                         (Manisa)

22) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 milletvekilinin, 2012 KPSS lisans sınavına yönelik bazı iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1026)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

7 Temmuz 2012 tarihinde ÖSYM tarafından Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) düzenlenmiş ve 987.352 kişi katıldığı ÖSYM tarafından açıklanmıştır. Sınav öncesinde, sınav süresince ve sınav sonrasında KPSS soruları sosyal medya sayfaları (Facebook, Twitter vb.) ve İnternet sitelerinde yayınlanarak kamuoyunda ÖSYM’ye yönelik iki yıldır oluşan güvensizlik daha da artmış ve kamu vicdanı yara almıştır.

2010 yılında gerçekleştirilen KPSS'de yaşanan kopya ve soruları sızdırma skandalları henüz aydınlatılmamışken son iki yılda ÖSYM tarafından düzenlenen hemen hemen her sınavda yeni skandallar eklenmiş ve son olarak 7 Temmuzda gerçekleştirilen KPSS ile doruğa ulaşmıştır.

2010 yılında yapılan KPSS'nin sis perdesi aydınlatılamamış, bir nevi aydınlatılmak istenmeyerek üzeri örtülmek istenmiştir. 2010 yılında yaşanan KPSS skandalları ile ilgili şüpheler 7 Temmuz 2012 sınavına kadar taşınmış ve bu sınavda da şaibelerin sınav sırasında ortaya çıkması halk nezdinde tepkiyle karşılanmıştır.

7 Temmuz 2012 tarihinde 987.352 adayın katıldığı sınav soruları öncesinde kişisel sosyal medya sayfalarında, daha sonrasında da haber sitelerinde ve dershane sitelerinde yayınlanmıştır. Yayınlanan sorular bire bir sınav sorularıdır, “www.beyazkalem.com.tr” İnternet sitesi kısa zaman içerisinde önceden hazırlanmışçasına 120 sorunun yer aldığı kitapçığı sitesinden yayınlamış ve yayınlanma sonrası site yöneticisi soruların sosyal medya sayfalarında yapılan paylaşımlardan derlenerek yapıldığını açıklamıştır. Kamuoyunda oluşan baskılar sonrası ÖSYM de soruların yayınlanmasının kurumu yıpratmak amaçlı olduğunu ve öğrencilerin hafızalarında soruları tutmasıyla yayınladığını açıklamıştır.

Öncelikle bu iki açıklama gerçek dışı ve hayal ürünüdür. Adaylar yüz yirmi dakikada 120 soruya yönelik verdikleri emek süresince soruların detayına kadar ezberlemeleri mümkün değildir. Eğer böyle bir şey mümkün ise o zaman bu adayların bulunup ödüllendirilmesi ve üst organlarda bu üstün yeteneklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Soruların en ince detayına kadar hatırlanması ve bu soruları da sınav sürerken servis edilmesi alınan toplama kampı sınav önlemleri ile kesinlikle ve kesinlikle bağdaşmamaktadır. Yayınlanan sorularda haritaların en ince detayları dahi adaylar tarafından teyit edilmiş ve skandal âdeta ispatlanmıştır.

Ayrıca iddialar bunlarla da sınırlı kalmamaktadır. Sınav soruları öncesinde birtakım dershaneler tarafından deneme sınavlarında sorulmuş ve âdeta sınava yönelik hazırlık yapılmıştır. İnternet forum sayfalarında birçok aday itirafta bulunmuş, soruların kendilerine önceden verildiğini paylaşmıştır. Bu iddiayı da İnternet üzerinde hizmet veren arama motoru Google verileri doğrulamaktadır. Sınava yönelik sorular gece saatlerinden itibaren arama motorunda aranmış ve bu aramaya yönelik veriler sınav saatine kadar artmıştır.

İnternet forum sayfalarında birçok ilde sınava saatler kala sınav sorularının belli ücret karşılığında satıldığı iddia edilmekte ve satın alan kişilerin bunu itiraf etmesiyle şüpheler, tamamen, yerini, ispatlanmış bir skandal olduğu kanaatine çevirmiştir.

Yapılan açıklamalar ne kamuoyunu ne de tatmin olmak için can atan kesimleri tatmin etmemiş, tam tersi, iddiaları güçlendirmiştir. 2010 skandalı üzeri örtülmek istenmiş, bunun için toplama kampı sınav önlemleri hayata geçirilmiştir. Su şişelerinin reklam yazılarının dahi sınav alanına giremediği ve lavaboya çıkmanın dahi yasak olduğu bir sistemde sınav soruları sınav başladığı anda yayınlanmıştır. Ayrıca ezberde tutulması açıklaması tamamen bir fiyaskodur. Günümüzde kendi bilincinin farkına varan küçük çocuklara dahi masallarda yer almayacak ifadelerin resmî organlarca açıklamaya dönüşmesi ÖSYM kurumunun geldiği içler acısı durumu ispatlamaktadır.

Ülkemizde artarak devam eden diplomalı işsiz intiharlarıyla birlikte sınav skandalları artık can almaktadır. Emek veren kişilerin yetkili organlara olan güveni azalmakta, toplumda ciddi kaygılara yer vermektedir. Bu kaygıların ölümlerle sonuçlanmasının vebali ise sorumluları himaye altına alan anlayışa aittir.

2010 yılı sonrası bir TV dizisi tadında sürekli hâle gelen ve her sınavda kamuoyunu şaşırtmanın ötesine geçen skandalların araştırılması, emeğe saygı çerçevesinden emek veren, alın teri döken adayların tamamen alın terlerinin karşılığını alması, yaşanan diplomalı işsiz intiharları sonucu can alma boyutuna kadar uzanan bu skandalların aydınlatılması için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz. 09/07/2012

1) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

2) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

3) Ali Rıza Öztürk                                                     (Mersin)

4) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

5) Rahmi Aşkın Türeli                                               (İzmir)

6) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

7) Bülent Tezcan                                                      (Aydın)

8) Ayşe Nedret Akova                                               (Balıkesir)

9) Süleyman Çelebi                                                  (İstanbul)

10) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

11) Hasan Ören                                                        (Manisa)

12) Sakine Öz                                                          (Manisa)

13) Ahmet İhsan Kalkavan                                         (Samsun)

14) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

15) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

16) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

17) Hasan Akgöl                                                       (Hatay)

18) Ali Sarıbaş                                                          (Çanakkale)

19) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                     (Kayseri)

20) Mehmet Ali Ediboğlu                                           (Hatay)

21) Özgür Özel                                                          (Manisa)

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 22 milletvekilinin, besi hayvancılığının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1027)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye son yıllarda yurt dışından ithal edilen hayvan etleriyle tanışmıştır. AKP Hükûmeti döneminde yanlış hayvancılık politikaları nedeniyle hayvancılık sektörü çökme noktasına gelmiştir. Yanlış politikalar zinciri, kurbanlık hayvan ithalatıyla başlamış ve 2010 yılında özel sektöre ithalat izni verilmesiyle devam etmiştir.

Kurbanlıkları bile dışarıdan ithal eder duruma gelmemiz hayvancılığımızın içinde bulunduğu içler acısı durumu gözler önüne sermektedir.

Kasaplık canlı hayvan ithalatı teşvik edilmektedir. Bu amaçla 2011 yılında ise kasaplık canlı hayvan ithalatına uygulanan gümrük vergisi yüzde 30'dan yüzde 15'e düşürülmüştür. Sözde et fiyatlarındaki artışı engellemek adına yapılan bu uygulamalar et fiyatlarındaki artışı önleyememiş, sadece yerli üreticinin rekabet şansını yok etmiştir. Kasaplık hayvanlar ithal edilip kesildiği için, yem, ilaç, hayvan sağlığı gibi alanlara hiçbir katkısı olmamıştır.

Hayvancılık sektöründe fiyat denge unsuru olan Et ve Balık Kurumu kombinaları özelleştirilerek kapatılmıştır. Et ve Balık Kurumunun piyasa üzerindeki etkisi yok edilerek geçimini hayvancılıkla sağlayan çiftçiler tüccarların insafına terk edilmişlerdir.

Üreticiler ve hayvancılık sektörünün temsilcileri her zaman kasaplık canlı hayvan ithalatına karşı çıkmışlar ve bunun hayvancılığa hiçbir katkısının olmadığını dile getirmişlerdir. Ayrıca, getirilen hayvanların sağlıklı olup olmadıkları ve ülkemize taşıyacağı salgın hastalık riskleri de önemli bir tartışma konusudur.

Çünkü kasaplık canlı hayvan ithalatının hayvancılığa hiçbir katkısı yoktur. Sadece mezbahada kesilmek için getirilen hayvanların ırkları ve verimleri ne olursa olsun ülkemiz hayvan ırklarının et ve süt verimini artırmamaktadır. Geçimini hayvancılıkla sağlayan çiftçinin, köylünün gelir düzeyini de artırmamaktadır.

Vatandaşlarımız ithal ete karşıdır. Bu nedenle, vatandaşlarımız ithal hayvanlardan üretilen et ve et ürünlerini tüketmekte isteksiz davranmaktadır.

Kasaplık canlı hayvan ithalatının ülke hayvancılığına verdiği zararların tespiti, ithalatın durdurularak besi hayvancılığının geliştirilmesi için çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Hasan Ören                                                          (Manisa)

2) Ali Rıza Öztürk                                                     (Mersin)

3) Umut Oran                                                           (İstanbul)

4) Süleyman Çelebi                                                  (İstanbul)

5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

6) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

7) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

8) Bülent Tezcan                                                      (Aydın)

9) Ayşe Nedret Akova                                               (Balıkesir)

10) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

11) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

12) Ahmet İhsan Kalkavan                                         (Samsun)

13) Rahmi Aşkın Türeli                                             (İzmir)

14) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

15) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

16) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                        (İstanbul)

17) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

18) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

19) Hasan Akgöl                                                       (Hatay)

20) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

21) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                    (Kayseri)

22) Sakine Öz                                                          (Manisa)

23) Özgür Özel                                                         (Manisa)

BAŞKAN – Bilgilerine sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek ve İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Orhan Atalay’ın 22/7/2014 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenecek İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Olağanüstü Troyka Toplantısı’na katılmak üzere İran’a resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1536)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek ve İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Sayın Orhan Atalay’ın 22 Temmuz 2014 tarihinde İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenecek İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Olağanüstü Troyka Toplantısı'na katılmak üzere İran'a resmî bir ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                        Cemil Çiçek

                                                                                           Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                     Başkanı

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ülkemizde üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                  19/07/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19 Temmuz 2014 Cumartesi günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                        Oktay Vural

                                                                                                             İzmir

                                                                                              MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

9 Nisan 2013 tarih ve 11473 sayıyla TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşlarının ülkemizde üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorunlarının araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiğimiz Meclis araştırma önergemizin 19 Temmuz 2014 Cumartesi günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde üniversite mezunlarının yaşamış olduğu işsizlik sorunlarının araştırılması amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu milletvekillerimiz tarafından verilen araştırma önergesinin Meclis gündemine alınması önerisiyle huzurlarınıza geldim.

Özellikle, böyle bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırma…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, uğultuyu… Konuşuyor herkes.

ALİM IŞIK (Devamla) - …kapsamında detaylı bir şekilde ele alınıp sorunların belirlenmesinin ardından, gerekli çözüm önerilerinin yine bu yüce Meclis tarafından ortaya konulmasının çok önemli olduğunu düşünmekteyiz, çünkü bugün yetkililerin yaptığı açıklamaların aksine, her geçen gün Türkiye'de genel işsizlik oranının giderek yükseldiği, ancak bunlar içerisinde özellikle üniversite mezunu gençlerin oranının çok daha yüksek olduğu gerçeği hepimizce yakından bilinmektedir. Özelikle işsizlik, sefaletin, yokluğun, yoksulluğun, anarşinin, çatışmanın ve toplumsal girdabın temel kaynağı, sevk ve idare merkezi durumundadır. Ülkedeki giderek artan huzursuzluğun ana kaynaklarından birisi, özellikle genç nüfustaki işsizliğin giderek artmasıdır. Dolayısıyla, Hükûmetin on iki yıldan bu yana tek başına Türkiye'yi yönetmesine karşın, maalesef, istihdam alanlarını artıramaması, özellikle üniversite mezunu gençlerimizin istihdam talebine olumlu cevap verememiş olması büyük bir talihsizlik ve Türkiye'yi iyi yönetemediğinin çok önemli bir göstergesidir.

TÜİK’in resmî rakamlarına bakıldığında, özellikle ülkemizdeki işsiz sayısının 2012 yılında 2 milyon 800 bin civarında, 2013 yılında bunun 3 milyona yaklaştığını ve bugün 3 milyonun üzerinde bir rakamı aştığını da görmekteyiz. Özellikle iş aramaktan vazgeçen ve çalışmaya hazır durumdaki veriler de bu rakamlara katıldığında, bugün ülkemizdeki gerçek işsizlik oranının daha yüksek olduğu ve işsiz sayısının 6 milyona yaklaştığı bilinmektedir. Her yıl 1 milyona yakın yeni işsizin eklendiği Türkiye’mizde -özellikle son birkaç yılda bu rakam giderek yükselmekte- üniversite mezunlarının oranının bu genel pay içerisinde arttığı çok önemli bir tespittir. Bu, zaten TÜİK’in rakamlarında da var, her ne kadar oranlar düşük olsa da. Çünkü, gerçekte iş aramaktan vazgeçmiş ama çalışma yaşında olan nüfus, bilindiği gibi, bu resmî rakamlara yansıtılmadığı için oranlar düşük görünüyor. Yani, yüzde 15-20 aralığında gösterilen bu genç işsizlik oranının gerçekte çok daha yüksek olduğunu bilmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, tabii ki üniversite mezunlarının kendi grupları içeresinde ayrı ayrı ciddi sorunları var. Fen edebiyat fakültesi mezunları formasyon derdiyle boğuşmakta, her yıl değişen sistemin gereği olarak üniversitenin kapılarında acaba formasyon alabilir miyim derdiyle kapıdan kapıya koşmakta, birçok yerde birçok masraf yapmakta. Sonuçta, formasyon alamayanlar bir taraftan dertlenirken formasyon almış ama ataması yapılmayanlar ayrı dert içerisinde çırpınmaktadırlar. Öğretmen olma hayaliyle yıllarca okuyan gençlerimiz maalesef birçok branşta yetersiz kontenjan nedeniyle atanamadığı için intiharlara varan sosyal olaylara muhatap olmaktalar.

Mühendislik fakülteleri ayrı bir dert içerisinde. Özellikle özel sektörde kendi adlarına iş yapma derdinde olan mühendislerin en son muhatap olduğu ciddi bir sorun var. Bilindiği gibi yine yüce Meclis geçen yıl bir kanun çıkardı, en az yüzde 50 oranında ortak olan mühendislerin kamu ihalelerine girebileceği yönünde. Fakat, buna Mimarlar Odasının itirazı üzerine mahkeme kararıyla bu şart iptal edildi. Şu anda özel iş yeri bulunan mühendisler, maalesef, sizlerin sayesinde, yanlış çıkarılan bu düzenleme sayesinde şimdi kamu ihalelerine giremez hâle geldi. Bu torba yasada mutlaka bu sorunun giderilmesi lazım. “Mimar veya mühendis” ya da “mimar ve/veya mühendis” eklemesiyle bu sorunun çözülebileceğini tüm meslek odaları ve bu sorunla yüz yüze kalmış olan mühendisler sizlere de, bizlere de ilettiler. Umarım bunu bu torba yasaya dâhil ederek bu sorunu giderebiliriz. Dolayısıyla, mühendislik fakültelerinin kamu kurum ve kuruluşlarında ilan edilen kontenjanlarının son derece düşük olması nedeniyle, mümkün olduğunca kendi alanlarında iş sahası bulma ve iş yeri açma arayışı içerisinde olan bu gençlerimizin önündeki bu sıkıntının da derhâl giderilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Diğer taraftan, iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunlarının sayısı her geçen gün artmakta ama maalesef yine bunların kamuda istihdamıyla ilgili ciddi sorunlar hâlen çözülmeden yaşanmaya devam etmektedir.

Ayrıca, özellikle eğitim fakültesi mezunlarının kendi içerisinde öğretmen atamalarında branş dağılımlarının doğru yapılmadığı, bazı branşlarda ciddi sayıda kontenjan ilanı yapılırken bazılarında son derece yetersiz kalındığı, dolayısıyla en yüksek derecelerle ve KPSS puanlarıyla sıralamaya girmiş olan gençlerimizin dahi atanamadığı bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu yine hepimiz bilmekteyiz. Bunların mutlaka detaylı bir şekilde araştırılıp gençlerimizin istihdamını artıracak ve özellikle üniversite eğitimini tamamlamış olan gençlerimizdeki moral çöküklüğünün giderilmesini sağlayacak önlemlerin yine bu yüce Meclis tarafından alınması gerektiğini düşünmekteyiz.

Önemli bir diğer alan, teknik eğitim fakültesi mezunları ve son dönemde yapılan değişiklikle teknoloji fakültesi mezunlarının yaşadığı sorunlardır. Maalesef defalarca bu yüce Mecliste gündeme getirmemize, hatırlatmamıza rağmen teknik eğitim fakültesi mezunu matbaa öğretmenliği ve yapı ressamlığı ya da yapı tasarımı bölümü öğrencilerinin mühendislik tamamlama programına dâhil edilmemesi hâlen çözülmeyen, çözüm bekleyen önemli sorunlardan birisidir. İlgililere söyledik, “Çözeceğiz.” dediler ama bugüne kadar çözülmedi.

Yine, teknik eğitim fakültesi mezunlarının teknoloji fakültesi mezunlarıyla aynı şartlarda diploma denkliğinin sağlanması yönündeki talepleri yüce Meclis tarafından dikkate alınmak zorunda ve bu sıkıntının uygulamada yarattığı dengesizliklerin giderilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Özellikle bazı illerimizde işsizlik oranının düşük çıkmasıyla övünen arkadaşlarımız da var içimizde. Örneğin, benim seçim bölgem Kütahya’da işsizlik oranı çok düşük diye övünen, sevinen, güzel demeçler veren değerli milletvekillerimiz de var ama bu iller göç vermektedir. İşsizlik oranının yüksek olması ve istihdamın yetersiz olması nedeniyle gençlerin ili terk etmesinden sonra kalan ihtiyarlar arasındaki işsizlik oranının TÜİK tarafından yayınlandığı gerçeğini bir tarafa saklayarak “Memlekette işsizlik yok.” demenin hiçbir sorunu çözmediğini hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Özellikle Anadolu’nun birçok ilinde yaşanan göç sorununun temeli, üniversite mezunu işsizler başta olmak üzere genç işsizlik oranının giderek yükselmesidir. Her hâlükârda bunu, illere getirilecek yatırımların teşvikiyle çözmek zorundayız.

Önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Fahrettin Poyraz, Bilecik Milletvekili.

Buyurun Sayın Poyraz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisinin üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranlarının artışına ilişkin olarak verdiği önergenin aleyhinde söz aldım.

Genel anlamda çerçeveye baktığımız zaman elbette işsizlik sadece Türkiye’mizin değil, ülkelerin genel anlamda problemi, genel sorunu. Yıllar itibarıyla pek çok rakamı verip sizleri rakama boğacak değilim ama Türkiye’nin işsizlik oranlarının, yıllar itibarıyla zaman zaman artarak, zaman zaman azalarak yüzde 10’lu seviyelerde seyrettiğini söylemek mümkün.

Burada üniversite mezunlarıyla ilgili olarak genel bir çerçeve çizilmeye kalkındığında elbette başka başka kriterlerin de mutlaka göz önüne alınması gerekiyor. Özellikle iktidarımız döneminde üniversite sayısındaki artışın, üniversitelerde okuyan öğrencilerin ve mezun olan öğrencilerin sayısındaki artışın mutlaka ama mutlaka göz önüne alınması gerekiyor. Hatırladığımız üzere, iktidara geldiğimiz zaman ülkemizde yaklaşık 75 civarında üniversitemiz mevcut iken bu rakam şu anda 174 civarında, vakıf ve kamu üniversiteleri olmak üzere arttı bu sayı. Ve yine yıllar itibarıyla, üniversitelerde okuyan öğrenci sayısına baktığımız zaman da bu rakamın 1,5 milyondan 5 milyonu aşan bir sayıya ulaştığını elbette görüyoruz. Dolayısıyla, üniversiteli kesimin ve üniversite mezunlarının artmasından mütevellit elbette rakamların da bu anlamda değişmesi, rakamların da bu anlamda farklılaşması normal. Ancak, genel anlamda baktığımızda da şu anda ülkemizde, 2013 yılı itibarıyla, yaklaşık 28 milyon civarında bir iş gücü varken bunun 5 milyon 388 bin civarını üniversite mezunlarının oluşturduğunu görüyoruz ve geçen yılın, 2013 yılının verilerine baktığımız zaman da aslında üniversite mezunlarının sayısının da istihdama yeni katılma anlamında yüzde 8 artığını görüyoruz. Ancak, Türkiye nüfusuna genel olarak bakıldığında öğrenci sayısının -ister bunu yüksekokul öğrencisi olarak alın ister daha da rakamı büyütün, tüm öğrencileri esas alın- bugün Avrupa’daki pek çok ülkenin genel toplam nüfusundan büyük olduğunu elbette gözden kaçırmamak lazım. Bu anlamda, elbette ülkemizde yatırımların teşvik edilmesi gerekiyor. Biz geçtiğimiz dönemlerde hatırlarsanız yatırımları teşvik anlamında pek çok uygulamalar başlattık ve bu uygulamalar çerçevesinde de biliyorsunuz başta bölgesel teşvikler olmak üzere, sektörel teşvikler olmak üzere pek çok uygulamalar yapıldı. Ülkemizde ortalama olarak bir kişilik istihdamın artırılması noktasında yapılması gereken yatırımın yaklaşık 400 bin lira civarında bir rakam olduğunu da hatırlamamız gerekiyor. Dolayısıyla, bu sorun, evet, pek çok yönü olan, pek çok boyutu olan bir sorun. Yani, bir taraftan ülkemizi büyütüp, yatırımları artırıp, bir taraftan nitelikli iş gücünü artırmak, bir taraftan da elbette eğitim planlamasını iyi yapmak mecburiyetindeyiz.

Ben, lafı fazla uzatmayacağım, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin gündeminde yine toplumumuzun pek çok kesimini ilgilendiren bir torba kanun yasa çalışmamız var. Dolayısıyla, biz, gündem olarak bu kanunun ivedilikle, bir an önce çıkartılmasını ve bu kanundan beklentileri olan toplum kesimlerimizin beklentilerinin karşılanması noktasında öncelikle bu kanunun görüşülmesini istiyoruz. Elbette, tüm öğrencilerimiz gibi, yüksekokulda okuyan ve yüksekokuldan mezun olan öğrencilerimizin sorunları da önemlidir, onlara asla önemsiz demiyoruz. Ama bugünün gündemi torba kanun olduğu için, mevcut, daha önce belirlenmiş olan torba kanun çerçevesinde yasama faaliyetlerimizin devamını… Ama elbette Meclis, gündemine hâkimdir; ben ileride, uygun görüldüğü bir zamanda da yüksekokul mezunu öğrencilerimizin, işsiz kalan kardeşlerimizin sorununun gündeme getirilmesinin daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Hepinizi en kalbî duygularımla tekrar selamlıyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Tanju Özcan, Bolu Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi son derece önemli ve hepimiz açısından da güncel bir konu.

Sayın milletvekilleri, milletvekili olduğumdan bu yana beni en çok üzen konulardan bir tanesi bu, eminim sizleri de aynı şekilde üzüyordur ve rahatsız ediyordur: İşsiz gençler sürekli kapımızda. Siz iktidar partisi milletvekilisiniz, herhâlde sizin kapınızı daha çok aşındırıyorlar. Ancak, beni daha da üzen, üniversite mezunu işsiz gençlerin bizlere yaptığı müracaat. İnsanın içi parçalanıyor. Ailesinden uzak, bin bir türlü fedakârlıklarla değişik şehirlerde okumuş gençler büyük bir heyecanla üniversiteyi bitiyorlar, ondan sonra hayatın gerçeğiyle yüz yüze geliyorlar, iş bulamıyorlar.

Sayın milletvekilleri, sizin bir sarı sendikanız var biliyorsunuz. Bu sarı sendikanın verilerine göre -en güncel veri de değil bu, geçen yıla ait veri- 557 bin üniversite mezunu işsiz genç var bu ülkede, 557 bin. Yine, bu sarı sendikanın geçen yılki verilerine göre de, öğretmenlik unvanını almış atanamayan üniversite mezunu 350 bin genç şu anda atanmayı bekliyor, bu rakamın içinde bu da.

Sayın milletvekilleri, şimdi size bir tablodan bahsetmek istiyorum -İnternet’te de kolayca ulaşabiliyorsunuz- üniversite mezunu olan gençlerin işsizlik oranlarını vermiş. Mesela, çok enteresandır, hukuk fakültesi mezunu olup şu anda 7 bin işsiz hukukçu var bu ülkede. Bunları devletin resmî kurumları söylüyor, 7 bin hukukçu işsiz. Siz her yere hukuk fakültesi açıyorsunuz ancak yetiştirdiğiniz hukukçulara iş dahi bulamıyorsunuz. Herhâlde dünyanın hiçbir yerinde hukukçu işsiz göremezsiniz bu oranda. Arkadaşlar, 66 bin yaşam bilimleri mezunu var, bunun 10 bini işsiz yani yaklaşık yüzde 15’i. Matematik ve istatistik üzerine eğitim alan gençlerimize bakıyoruz; 85 bine karşılık 8 bin işsiz var. Mimarlık ve inşaat alanında eğitim gören gençlere bakıyoruz; rakamlar çok çarpıcı, 199 bin, yaklaşık 200 bin, işsiz sayısı da 22 bin yani siz 22 bin işsiz mimarlık fakültesi veya inşaat fakültesi mezunu gençten bahsediyorsunuz. Bu oranlar normal oranlar değil, dünyanın hiçbir yerinde de böyle oranlarla karşılaşmamız mümkün değil.

Mühendislik işleri: Türkiye’de 540 bin mühendislik fakültesi mezunu insan var ve şu anda 46 bini işsiz, 46 bin işsiz mühendisimiz var memlekette. Buna karşın siz ne yapıyorsunuz: Her tarafa üniversite açıyorsunuz, güzel bir şey. Bu üniversitelere de kafanıza göre fakülte açıyorsunuz, yüksekokul açıyorsunuz. Hiç araştırıyor musunuz, gerçekten, Türkiye’de hangi alanlarda iş imkânı sağlayabileceğiz bu gençlere? Türkiye’de, aşağı yukarı her ay bir hukuk fakültesi açılır hâle geldi. Ziraat mühendisleri işsiz olduğu hâlde Türkiye’de, ziraat fakülteleri hızlı bir şekilde açılmaya devam ediyor.

Diğer taraftan, bakıyorsunuz özel sektöre, “Benim şu, şu alanlarda istihdam edeceğim üniversite mezunu personel sıkıntım var.” diyor. Ama siz ihtiyaç olan alanlarda fakülteler açmıyorsunuz, popülist davranıyorsunuz; üç beş kişinin talebini yerine getirebilme adına, Türkiye’de, ileride işsiz kalacak şekilde, öğrencilerin okuyabileceği fakülteleri açma noktasında ısrarlı davranıyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, bu atanamayan öğretmenlerle ilgili de birkaç oran vermek istiyorum; yine, bu en güncel veri değil. Sınıf öğretmenliği: 9.795 kişi atanmak için başvurmuş yaklaşık bir yıl önce, bunun 1.841’i atanmış yani neredeyse yüzde 18’i, yüzde 82’si atanamamış. Türk dili ve edebiyatı: 7.733 başvuru olmuş atanmak için, 2.969’unu atayabilmişsiniz sadece. Bakın, bu rakamları dikkatinizi çekmek için getirdim. Okul öncesi öğretmenliği, en çok atama yapılan alanlardan bir tanesi: 4.502 kişiye karşılık sadece 1.815 kişi atanabilmiş. Kimya: 1.410 kişi atanmak için başvurmuş. Kaç kişi atanmış Sayın Kubat? 168 kişi sadece. Fizik: 1.501 kişi başvurmuş, sadece 134 kişi atanmış, 134 kardeşimiz öğretmen olabilmiş.

Şimdi, arkadaşlar, bu rakamlara bakıyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Türkiye’de her şey güllük gülistanlık.” Türkiye’de işsizlik almış başını gidiyor, tarım sektöründe çalışan insanları dâhil etmediğiniz hâlde bile işsizlik Türkiye’de yüzde 10 civarında gidip geliyor, yüzde 10’un üstüne çıkıyor, yüzde 10’un hemen altına düşüyor ama hiçbir zaman daha küçük rakamlara ulaşmıyor. “Amerika Birleşik Devletleri’nde işsizlik oranları tarihin en yüksek oranlarına ulaştı.” deniyor. En son açıklanan verilerde yüzde 6 civarında, ki bizim gibi değil, doğru bir hesaplama yapıldığı hâlde. Bizde gerçek anlamda hesaplama yapılsa, tarım sektöründeki insanlar da buna katılsa, onlar o alanda çalışıyormuş gibi davranılmasa herhâlde işsizlik oranı Türkiye’de net bir şekilde yüzde 20’nin üzerinde kalacak diyorum.

O anlamda bizim önerimiz şu: Artık bu üniversiteleri açarken ve daha da önemlisi açılmış olan üniversitelerde fakülteler, yüksekokullar oluştururken lütfen bu gençlerin hangi alanlarda iş bulacağına bakarak bunları açın, bunların açılmasına öncülük edin, yoksa önümüzdeki süreçte üniversite mezunu olup işsiz kalan öğrenci sayısı hızlı bir şekilde artmaya devam edecek ve bu bizim açımızdan da -Türkiye Cumhuriyeti’nin milletvekilleri açısından da- utanç verici bir durum olarak kalmaya devam edecek.

O anlamda, bu araştırma önergesini ben çok önemsiyorum. Eğer takdir buyurursanız da, gerçekten bu araştırma önergesi kabul edilirse de Türkiye’deki önemli bir sıkıntının çözümü için hep birlikte adım atmış olacağız diyorum. Bu önergenin kabulünü istiyorum, sizden talep ediyorum.

Bir de sayın milletvekilleri, konuşmamın sonunda birkaç gündür kafamı kurcalayan bir soruya cevap bulmak istiyorum. Sayın milletvekilleri, PKK bir terörist örgüt değil mi? Muhakkak buna “Evet.” diyorsunuz. İsrail de terörist bir devlet değil mi, sizin söylemlerinizle? O da tamam. Benim burada anlayamadığım şu: Sizin bu teröristlerle olan tuhaf ilişkinizi anlayamıyorum ben. Şimdi, Başbakan meydan meydan dolaşıyor, “PKK terör örgütüdür.” diyor, yerin dibine sokup çıkartıyor. Ama arkasından, “terör örgütü” dediği PKK’yla oturup müzakere ediyor çok rahat bir şekilde. “İsrail terörist bir devlettir.” diyor, ne yapıyor arkadaşlar? İsrail’e her konuda her türlü yardımı yapıyor. Meydan meydan İsrail’i kötülüyor, “İsrail terörist devlettir.” diyor ama İsrail’in şu son Gazze operasyonunu yaparken tanklarının kullandığı akaryakıtı, buldozerlerin kullandığı akaryakıtı bir şekilde onlara pazarlıyor ucuz fiyata. Bunu yapıyor. Yapmıyor mu Sayın Metiner?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Yok canım!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Arkadaşlar, şu, son, Gazze’de ölen, öldürülen, masum, Müslüman Gazze halkının ölümünden -kusura bakmayın ama- öldürülmesinden AKP yönetimi olarak siz de sorumlusunuz arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Samimi olarak söylüyorum, siz de sorumlusunuz. Bu teröristlerle ve “terörist” dediğiniz devletlerle artık şu tuhaf ilişkinize bir son verin, bir karar verin.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Filistinliler niye öyle demiyor? Gazze öyle demiyor.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Sağda solda aleyhinde konuşacaksın, ondan sonra akaryakıt dâhil her türlü desteği vereceksin. Tuhaf bir ilişki.

Bu ara çok konuşma fırsatı bulamıyorum, son olarak bir konuya değinmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, işsizlikten bahsediyoruz burada, son zamanlarda devriiktidarınızda özellikle sürekli din görevlisi alıyoruz, imam alıyoruz, müezzin alıyoruz. Nereye gidiyor bu kadar imam ve müezzin? Bakın, Bolu’da en son müftüyle konuştum. Şu mübarek günlerde teravih namazı kıldıracak imam sıkıntısı yaşanıyor köy camilerinde. 86 camide görevli imam yok. Müftüye diyorum ki: “Bu kadar imam alındı, ne oldu bu imamlar?” “İmam açığı yok Bolu’da.” diyordunuz. Bana diyor ki: “86 tane camide imam açığımız var.” Ve bir de akıl veriyor, diyor ki: “Köylü arasında para toplasın, kendine bir görevli tayin etsin, parasını versin cebinden, o görevli de köylüye namaz kıldırsın.” Peki, o zaman sizin atadığınız bu görevliler nerede? Ne iş yaparlar bunlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Şu mübarek günlerde bile en azından bu sorunun çözümü için adım atın diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi aleyhinde söz isteyen…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı konuşmasında özellikle Türkiye-İsrail ilişkilerinde Sayın Başbakanımızın, Türk Hükûmetimizin İsrail’e bu konuda yandaş olduğunu, destek verdiğini ifade etti, açıklamak istiyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Yalan mı ya? Yalan söylemedi ki.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Yalan söylemedi, doğruyu söyledi aslında.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii öncelikle böyle bir günde, ramazan gününde İsrail’in devlet terörü uygulamak suretiyle âdeta sistematik olarak soykırım yaparcasına bir halkı katletmesini bu kürsüde kınamasını isterdim. Bunu öncelikle bir kınamasını isterdim ki, ondan sonra Türkiye-İsrail ilişkilerini sorgulasın.

HASAN ÖREN (Manisa) – Hep beraber kınadık, demagoji yapma!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar, samimi olalım, elimizi vicdanımıza koyalım. Yürekler dağlanıyor, vicdanlar kanıyor, dünya sessiz, uluslararası örgütler, bazı güçlerin himayesinde, bu kıyıma göz yumuyor, geri planda belki destek veriyor.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz ne yapıyorsunuz?

AHMET AYDIN (Devamla) – Bizim ne yaptığımızı bütün dünya çok iyi biliyor, Türkiye çok iyi biliyor ama siz de, şahsen sen de eğer kafanı kuma gömmüşsen onu bilemem.

Bakın arkadaşlar, Mavi Marmara konusunda daha önceki konularda Türkiye-İsrail ilişkileri ve her zaman, her daim Türkiye'nin Filistin’in yanında olduğu çok aşikâr bir şekilde, net bir şekilde ortadadır. Bir haksızlık yapmak suretiyle bunu söyleme.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Başbakan Gazze’ye niye gitmedi? Açıkla Ahmet Bey.

AHMET AYDIN (Devamla) – İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi, tazminat konusunda mutabakata varmamız ama buna karşın Gazze’deki ablukayı henüz kaldırmamış olması nedeniyle İsrail’le ilişkileri en minimum düzeye düşüren bir ülke Türkiye.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Onun için ticareti en yüksek!

AHMET AYDIN (Devamla) – Türkiye dış politikası böyle erdemli bir politikadır. Mağdurun, mazlumun yanında olan, onun hukukunu koruyan bir politikadır. İşte, sen bu politikayı anlayamazsın. Sen bu politikadan hiçbir şekilde nasibini alamamışsın, kusura bakma. Kalkıp böyle bir günde, zulmün olduğu bir günde, hunharca insanların katledildiği, vicdanların ağladığı bir günde kalkıp burada…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kafalarını kesenlere niye ses çıkarmıyorsunuz?

AHMET AYDIN (Devamla) - …“Türkiye İsrail’e destek çıkıyor.” demen hiçbir sorumlulukla bağdaşmaz; olmayan bir şeydir, doğru olmayan bir şeydir. Yanlışlar üzerinde burada siyaset…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) - …yaparcasına konuşmaktan kim, ne kâr elde eder? Ve bu, bütün siyasetlerin de üstündedir. Doğru konuşmanızı istiyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özcan.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, hatip konuşmasında benim kafamı kuma gömdüğümü söylemek suretiyle açık bir sataşmada bulunmuştur, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özcan, size de iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın milletvekilleri, bakın, çok özel günlerden geçiyoruz. Yani, gerçekten hepimizin içi sızlıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kınamadın mı az önce yani? Kalkıp böyle bir zamanda…

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Ahmet Bey, bakın, burada şunun farkında bile değilsiniz, unutmuşsunuz galiba: Bakın, burada 4 parti ortak olarak iki gün önce, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği kara harekâtına karşı Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilinin önerisiyle ortak kınama metni hazırlayıp yayınlamadı mı bunu, siz burada yok muydunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÖREN (Manisa) – Ahmet yoktu burada.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Bir gün bile duramıyorsun arkasında o zaman.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, net olarak her yerde İsrail’i açık bir şekilde kınamıyor muyuz Genel Başkanımızdan milletvekilimize kadar? Ben burada daha dün konuştum, “İsrail’i açık bir şekilde kınıyorum, İsrail terörist bir devlettir.” dedim mi, demedim mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Tamam, dedin, sonraki gün ne dedin?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Dünkü tutanakları getirin ya.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Her şeyi bir tarafa bırakın. Ama, arkadaşlar, bakın, biz başımızı kumun içine gömmüyoruz; siz samimi değilsiniz, onu söylemeye çalışıyoruz. Sen şimdi ne yapıyorsun? İsrail’i her yerde eleştiriyorsun, ağır şeyler söylüyorsun ama diğer taraftan, İsrail’le gizli anlaşmalar yapıyorsun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yalan söyleme! Çıkar onları, çıkar gizli anlaşmaları. Yalan söyleme, ticari onlar.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Kuzey Irak’taki Kürt federe yapısının petrolünü alıyorsun, Akdeniz’de dolaştırıyorsun, sonra İsrail’e bunu boşaltıyorsun.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Tanju, gizli anlaşmayı sen nereden biliyorsun?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - İşte, aynı İsrail de ne yapıyor biliyor musun? O akaryakıtla buldozerlerin deposunu dolduruyor, tankların deposunu dolduruyor ve bugün o masum Filistinlileri öldürüyor, katlediyor bunları. Siz bundan sorumlusunuz.

Arkadaşlar, siz ne anlatıyorsunuz?

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Sen ne anlatıyorsun?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Bakın, sizin Genel Başkanınız ne kadar samimi olabilir? Yakasında Yahudi üstün hizmet madalyasıyla dolaşan bir Başbakan, ne kadar “Ben Filistinlilerin yanındayım, onların arkasındayım.” diyebilir? Çıkartsın önce şu yakasındaki üstün hizmet madalyasını. Ayıptır, günahtır! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Katillerin, teröristlerin kendisine taktığı madalyayla dolaşan bir Başbakanın ne kadar samimi olduğundan bahsedebilirsiniz Allah’ınızı severseniz? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşları tarafından, ülkemizde üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla 9/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi aleyhinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

İşsizlik Türkiye’nin gerçek gündemidir arkadaşlar ve gerçek gündeminde sorunların en başında yer alıyor. Bu nedenle, Halkların Demokratik Partisi olarak her ne kadar aleyhte bize söz hakkı verdinizse de üzerinde konuşacağım ve işsizlikle ilgili daha önce bizim de verdiğimiz araştırma önergeleri olduğu gibi bu meyanda, böyle bir araştırmanın bilimsel, sosyal, siyasal, kültürel nedenlerinin araştırılması; özellikle üniversiteyi bitiren genç geleceğimizin, Türkiye’nin geleceğinin, Türkiye’nin istikbalinin, bu gençlerin daha 23’ünde, 24’ünde, 25’inde üniversiteyi bitirirken işsizlik girdabında kalmaları, ev kurmaya henüz hazırlanırken bir iş olmadığı için ev kuramayanlar, evlenemeyenler, istikbali belirsiz olanlar, geleceği belirsiz olanlar konusu son derece hayati, son derece önemlidir.

Türkiye’de çok ciddi bir işsizlik olduğunu biliyoruz. Bunun resmî rakamları 3 milyonun üstünde, TÜİK’in yeni açıklaması. Bunun içinde üniversiteli genç işsizlerin oranının yüksekliği aslında düşündürücüdür arkadaşlar yani 4 işsizden 1’inin üniversite mezunu olması. Yani prefabrik gibi üniversiteler kurabiliriz. Her ülkede üniversite okuyan öğrencilere denklik verebiliriz. Ukrayna’da okuyan öğrencinin sorunları var, savaş koşullarında Türkiye'ye gelemiyorlar; Gürcistan’da var, her ülkede var, her yerde okuyorlar; Kıbrıs’ta var, başka yerlerde var. Sorun şu: Yani bunlar mezun olduğu zaman, ülkeye geldikleri zaman istihdamları, çalışmaları ne olacak biliyor musunuz? Özel sektör “Gelin, çalışın, size 600 lira; artı 140 lira da yol parası, 740 lira vereceğiz.” diyor. Yani o da “Tanıdık olduğunuz hiçin hatıra binaen.” diyor yani “Aslında ihtiyacımız yok çünkü ona da gerek yok.”

Şimdi, bu rakamlara baktığımız zaman size arkadaşlarınız, hatipler bazı rakamları açıkladılar, ben farklı bir boyutunu açıklamak istiyorum. Şimdi, bu oranlar 557 bin, TÜİK’in tabii. Bu TÜİK ne kadar sağlıklı, ki bana göre çok sağlıklı rakamlar vermiyor TÜİK.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – TÜİK’in değil, sarı sendikanın rakamları onlar.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu konuda ciddi, tarafsız bir objektif, kayda dayalı -kayıt dışı olan durumlar da var biliyorsunuz- çok ciddi bir araştırma olmadığı için, Hükûmet de ustalık döneminde ama maalesef 2023 vizyonunda “Ben bütün üniversitelileri işe girmiş bir Türkiye yaratacağım.” diyemiyor. Çünkü 2014, şurada ne kaldı ki, dokuz sene arkadaşlar; dokuz senede sadece eğitimde, sadece eğitimde, şu an, üniversite mezunu 350 bin öğretmen adayı işsiz bekliyor ve bu torbada, torba kanunda birazdan görüşeceğiz, 35 bin kişi için bir kadro açıldı, yani farklı branş alanlarıyla 40 bin olabilir.

Şimdi, öğretmenlerimiz KPSS sınavlarına giriyor, üç tane sınava giriyorlar tek bir sınav da değil. Yani öğrenci olurken sınav, okulu bitirirken sınav, işe girerken sınav… Yani her birisi de tek sınav değil arkadaşlar. Zaten bu KPSS sınavlarında çıkan yolsuzluklar, hileler hurdalar, yandaşına, cemaatine, paraleline, Haşhaşi’sine verilen cevaplar ayrı bir konu, ayrı bir tartışma konusu. Bu torbaya da onun ivedi yargılama kanununu koyduk. Yani hiçbir şeyimiz doğru değil.

Burada bu sınava girecek öğretmenler üç sınavdan geçiyor. Sanıyorum sınav bugün ve yarın, genel kültür sınavına girecekler. Eğitimci arkadaşlarımız belki daha iyi bilir. Bir genel kültür sınavı, bir de genel yetenek, eğitim bilimleri sınavı, yarın da alan sınavları var; işte matematik, fen, fizik, kimya, yani bu alanlarda.

Şimdi, buna baktığımız zaman, bir de İŞKUR bir projeler yapıyor, bu kalkınma ajansları. Aslında, Avrupa Birliğinden de fonlar alıyorlar, işte en son 500 bin euro bir fon… Avrupa Birliğinden sorumlu Bakanımız burada bir açıklama yaparlarsa sevinirim. Çünkü bu işsizlik ve genç işsizlik, üniversiteli, diplomalı işsizlik… Artık, dernekleri kuruldu “Diplomalı İşsizler Derneği” diye bir dernek kuruldu biliyorsunuz. Böylesi durumlar var.

Yalnız beni etkileyen bir orandan bahsetmek istiyorum arkadaşlar. Bu genç üniversite mezunu işsizlerin içinde -yine TÜİK’in rakamlarına göre vereyim, 2013 yılını baz alalım- yüzde 29,3 genç işsizlerdir, bu yüzde 29,3 üniversite mezunu olanlar; lise ve altı yüzde 20,2. Tabii genç erkekler yüzde 23,4, ilginç bir rakam bu işsiz olayında, kadınlara geldiği zaman bu yüzde 34,4’e çıkıyor. Bu çok vahim. Aslında, kadınlar evde mi kalsın, üniversiteyi bitirenler evde daha mı iyi yemek pişirirler veya temizlik, çamaşır, bulaşık işlerini yaparlar, onun için mi üniversiteye gönderiyorlar? Yani, hakikaten sorgulamak gereken bir şey. Hani diyoruz ya “Kamusal alanda düşünce, başörtüsü yasağı masağı olmadan herkes çalışsın.” Herkes de çalışsın tabii ama niye kadınlara bir öncelik yok, bir pozitif ayrımcılık yok? Niye bir ayağı Orta Doğu’da, Avrasya’da olan Türkiye’nin böyle bir fotoğraf verdiğini anlamış değilim.

Yine, torbada özelleştirmeyle ilgili yargı kararlarının ötelenmesi var, primlerin beş yıl ödenmemesi teşvikleri var, bölge teşvikleri var, vergilerin verilmemesi olayı var. Ama özel sektör işi almada şöyle bir frene bastığını söylüyor, yani şunu anlamakta yarar var: Yani, vergi artı prim toplamı maliyeti itibarıyla karşılaştırdığımız zaman diyor ki özel sektör: “OECD ortalaması yüzde 30’dur bu yükün -işverene vergi, prim- Avrupa Birliğinde 25 ama Türkiye’de yüzde 37’dir.” Yani bu şaşırtıcı bir rakam gibi geldi bana, gerçekten şaşırtıcıdır ve bunun araştırılması lazım ki…

Genç üniversite mezunları işe girdikleri üç yıl, beş yıl, üniversite kredisi aldıkları için hemen icraya verilmeden, yakalarına yapışılmadan; yeni evlenmiştir, yeni ev kuruyordur, ev taksitlerini ödüyordur; bu gençlerimize bir yandan sahip çıkarken bir yandan da… Yani, ilk işe girdikleri üç yıl mı olur, beş yıl mı olur, bunlara kolaylık getiremez miyiz? Yani, bunların istihdamı konusunda eğitim ve istihdam ayağının iş gücü planlaması yapılamaz mı arkadaşlar? Devlet Planlama Teşkilatı ne işe yarar, yani Kalkınma Bakanlığı ne iş yapar, Ekonomi Bakanlığı ne iş yapar? Müsteşarlıklar -Hazinenin- ne iş yapar? Bunların hepsi ekonomiye bakıyor. Maliye Bakanlığı var; hepsi, hepsi ekonomiye bakıyor ama hepsinin gündeminde genç işsizler yok; garip olan bir durum, yani Türkiye’nin gündemi…

Tabii, ben şunları ifade ederken bir şey daha söylemek istiyorum: Bu genç işsizlerimiz Türkiye’nin, ülkemizin geleceğidir. Eğer biz gençlerimize sahip çıkamazsak geleceğimize sahip çıkamayız.

Bir de üniversitelerde bir düşünce açıklaması nedeniyle okuldan atılmış üniversiteli gençler var; bakın, o apayrı bir konu. Ya, bir slogan atmıştır gençliğin heyecanıyla; yani bunların da hem okuldan atılan işsizler ordusu içindeki konumu…

Bütün bunlarla beraber, gelin, birlikte bir araştırma komisyonu kuralım, yeni dönemde, 1 Ekimden sonra bunu 4 parti olarak beraber yapalım. Türkiye’nin gerçek gündeminde hayırlı bir iş yaparız diyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                      19/07/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/07/2014 Cumartesi günü (Bugün) toplanamadığından; grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                        İstanbul

                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, grup başkan vekilleri İstanbul Milletvekili M. Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla verilmiş olan (909 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 19/07/2014 Cumartesi günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İsrail’in uyguladığı devlet terörünü protesto ederken, kınarken bir başka yanlışı da yapan vatandaşlarımız var ne yazık ki. Sosyal medyada Twitter’da, Facebook’ta görüyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da Yahudi kökenli Musevi vatandaşlarımıza tepki koyan, “Onların evini yakalım, yıkalım, Büyükada’ya gidelim.” gibi mesajlar görüyorum. Bazı gazetelerin ilginç, gereksiz, yanlış haberlerini görünce sap ile samanı birbirine karıştırmamak gerektiğinin bir kez daha burada altını çiziyorum. Biz İsrail’in devlet politikasından söz ediyoruz. Yoksa “İstanbul’da yaşayan Musevi vatandaşlarımız İsrail’in bu politikalarından memnun.” demek anlamına gelmez, bu ikisini birbirine karıştırmayalım.

Şimdi, ben sizlere izninizle bir şey okumak istiyorum. Bunlar benim görüşlerim değil, bunlar Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekilinin görüşleri de değil. Bakın, ne diyor birisi: “İsrail en büyük zaferini AKP sayesinde kazandı. Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunda İsrail’in nükleer kapasitesi var mı, yok mu oylamasında Türk delegasyonu çekimser kaldı. Geçtiğimiz sene 2010 Mayısında da Türkiye İsrail’in OECD üyeliğini onayladı, veto ettiğimiz takdirde üye olması mümkün değildi; daha önce bir çok ülke veto etmişti. Otel lobisinde değil, Birleşmiş Milletlerde, OECD salonlarında ‘one minute’ demek marifettir. Sayın Başbakanın kalbi Ali diyor, dili Muaviye söylüyor.” Bunu söyleyen HAS Parti Genel Başkanı, şu anda da AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş. Bunu ben söylemiyorum, kendisi söylüyor. Bunu önce Genel Başkan Yardımcınıza gidip bir sormanız gerekir.

Sayın milletvekilleri, sizlere bazı sorularım olacak. Suçlamıyorum, bu sorularımın cevabını siz de Sayın Davutoğlu’na gidin sorun.

1) İsrail’in NATO tatbikatlarına vetosunu hangi Hükûmet kaldırdı?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Kaldırmadı, kaldırmadı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – İsterseniz seçenek koyayım: A) CHP Hükûmeti. B) AKP Hükûmeti.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Kaldırmadı, yok öyle bir şey.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Bak, cevap veriyor, dinle. Bakan Bey cevap verdi.

MUHARREM İNCE (Devamla) – 2) OECD üyeliğine vetoyu kim kaldırdı, hangi Hükûmet kaldırdı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Fransız Hükûmeti!

MUHARREM İNCE (Devamla) – 3) “Tepkim İsrail Devlet Başkanına değil, moderatöredir.” kim dedi?

4) Danimarka’da uçaktan indiğinde, İsrail daha özür dilemeden “Siyonizm konusunda yanlış anlaşıldım.” kim dedi?

5) Mavi Marmara baskınında yurttaşlarımız yaşamını yitirirken, üç şartımız vardı; özür dilenecek, tazminat ödenecek ve Gazze’ye abluka kalkacaktı. Şimdi bunlardan tazminatı, ailelerle ilgili bir sıkıntı çıktı, onlar kabul etmedi. Peki, bu özür nasıl dilendi? Obama’nın yanından telefonla aranıyor, özür dileniyor. Bu ses kaydını duyan var mı? Bu özrü gören var mı? Bu nasıl bir özürdür? Dünya diplomasi tarihinde böyle bir özür var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Başbakan özür diledi ama.

MUHARREM İNCE (Devamla) – 6) “İsrail’de nükleer silah var mı?” diye yapılan oylamada çekimser hangi ülke kaldı? Çekimser kalan ülkenin Başbakanı kimdi?

7) Amerika Birleşik Devletleri’nde Yahudi lobilerinden dünyadaki tek Müslüman, Davut Yıldızı’nı alan kim? Davut Yıldızı’nı alan dünyadaki tek Müslüman kim?

OKTAY VURAL (İzmir) – BOP Eş Başkanı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – 8) 13 Şubat 2009’da Genel Başkan Yardımcınız Hüseyin Çelik imzasıyla bütün okullara -60 bin okula- bir genelge gönderildi. Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzasıyla gönderilen genelgede “İsrail mallarını boykot etmeyin.” dendi mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama o paralelciydi!

MUHARREM İNCE (Devamla) – 9) Suriye sınırındaki o mayınlı arazileri -22’nci Dönemden milletvekilleri var, o dönemde milletvekilliği yapan bir arkadaşınız olarak söylüyorum- İsrailli firmalara vereceksiniz dediğimizde, bu kürsüye gelip: “Sizi gidi Yahudi düşmanları.” diye bize parmak sallayan milletvekilleri kimlerdi?

10) Kürecik kimi koruyor? Kürecik İsrail’e hizmet ediyor mu? Bunun bilgisini verin.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1948’den beri bir Filistin politikası vardı. ANAP’ın olması, Doğru Yol’un olması, CHP’nin olması, MHP’nin olması, Adalet Partisinin olması, başka partilerin olması Türkiye'nin Filistin politikasını değiştirmiyordu. Ne yazık ki Türkiye'nin bu Filistin politikasını yerle bir ettiniz.

11) İsrail, Suriye uçaklarını vurmak için Türkiye hava sahasını kullandı mı?

12) Türkiye, İsrail uçaklarına yakıt sağlayan bir ülke midir?

13) Filistin’i destekleyen bir Suriye vardı, Orta Doğu’da dengeler böyle kuruluyordu; Suriye, Filistin’i destekleyen bir ülkeydi. Kendi derdine düşmüş bir Suriye’yi siz oluşturdunuz. Kendi derdine düşmüş bir Suriye oluşunca, tabii ki, Filistin’e destek veren bir Suriye olmadığı için sıkıntılarımızın büyük çoğunluğu da bundan kaynaklanıyor.

3 tane dost kaldı: Barzani, Bağdadi ve Katar Emiri ne yazık ki.

14) Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru kırıldı, İsrail’de Büyükelçi oturma düzeninde aşağılanarak, koltuğu daha düşük yapılarak; bir başka diplomatik böyle bir olay hatırlıyor musunuz?

Yine, size, kronolojik bir açıklama yapayım. Bunları kim söyledi?

23 Mart 2013: “Nisan’da Gazze’ye gideceğim.”

14 Nisan 2013: “Tarih kesinleşti. Mayıs sonu gibi Gazze’ye gideceğim.”

21 Nisan 2013: ABD Dışişleri Bakanı Kerry “Erdoğan’a Gazze’ye gitme.” dedim.

14 Mayıs 2013: “Kerry’nin demeci hiç şık değil, Haziranda Gazze’ye gideceğim.”

18 Mayıs 2013: “Haziranda Gazze’deyim.”

Aylardan temmuz. Bu sözler kime aittir? Seçenek istiyorsanız size bu seçenekleri de veririm.

Az önce Grup Başkan Vekili Sayın Ahmet Aydın, Sayın Tanju Özcan konuşurken “Gizli anlaşmalar yapıp yapmadığımızı nereden biliyorsunuz?” dediniz. Bakın, ben verdiğim bir soru önergesine Sayın Ahmet Davutoğlu imzasıyla verilen cevabı okuyorum, devletin resmî belgesi: “Bölgedeki ve dünyadaki birçok ülkeyle olduğu gibi, İsrail ve ülkemiz arasında da çeşitli anlaşmalar akdedilmiştir. Diğer ülke ve uluslararası kuruluşlarla olduğu üzere, İsrail’le de siyasi, ticari, kültürel ve askerî olmak üzere çok yönlü ilişkilerimiz karşılıklı imzalanan bu anlaşmalar çerçevesinde yürütülmektedir. İkili ve çok taraflı ilişkilerin geliştirilmesini amaçlayan bu anlaşmaların üçüncü ülkeleri hedef alan bir yönü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, söz konusu anlaşmalardan bazıları, hizmetin gereği dolayısıyla, gizli olup bunlar dışındakiler Resmî Gazete’de yayımlanmaktadır.”

Hani sürekli olarak en başta MHP’yi suçladınız ya, MHP’yi hep suçladınız…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tarih ne?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Tarihi de söyleyeyim: 9 Kasım 2009, soru önergesinin tarihi. Hep MHP’yi suçluyordunuz ya “Hükûmet ortaklığınızda Suriye’yle gizli anlaşmalar yaptınız.” diye; işte, ben de size, sizin İsrail’le gizli anlaşmalar yaptığınızı Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun imzasıyla… “Biz yaptık.” diyor. “Gizli olanlar, Resmî Gazete’de yayımlanamayanlar, onlar ayrı ama Resmî Gazete’de yayımlananlar da var.” diyor. Demek ki İsrail’le de gizli anlaşmalar yapmışsınız. Değerli arkadaşlarım, “Bir Musa gelir.” diyordunuz, meğer bir USA geliyormuş, bunu hep birlikte burada gördük. Size söyleyeceğim şey şu: Başbakanlığınız döneminde, sizin Hükûmetiniz döneminde otuz yedi gündür rehinelerimiz var, bizim vatandaşlarımız rehine. Sonra da Dışişleri mensuplarına “monşer” diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Türk dışişleri politikasında sizin “monşer” dediklerinizin hiçbiri bu duruma düşmedi, siz düştünüz. O “monşer” diye küçümsedikleriniz Türkiye’yi hiçbir zaman bu duruma düşürmemişti.

Hepinize çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gizli anlaşmalarla ilgili birtakım ifadelerde kullandı, açıklamak istiyorum.

BAŞKAN – Ne gibi ifadeler kullandı, Sayın Aydın?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İsrail’le şu tarihte gizli anlaşma yaptığımızı ifade etti ve Hükûmetimizi ilzam eden, Sayın Başbakanımızı ilzam eden birçok ifadeler kullandı. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hükûmet cevap versin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hükûmet orada Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Aydın…

Sorulan soruya verilen cevabı okudu Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben soru sordum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Evet ama verilen cevaptan farklı bir şekilde yorumladı efendim.

BAŞKAN – Neyi farklı şekilde yorumladı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Hükûmet orada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Verilen cevabı farklı bir şekilde…

BAŞKAN – Sayın Aydın, konuşmayı dinledim baştan sonuna kadar, herhangi bir sataşma söz konusu değil. Ancak siz cevap verme durumunda değilsiniz burada çünkü grup önerisi görüşülüyor efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, Grup Başkanımıza…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hükûmet orada.

BAŞKAN – Gruptan, grubunuzdan Zeyid Aslan konuşmacı şimdi, o cevaplayabilir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama Grup Başkanımıza sataştı.

BAŞKAN – Ama sataşma olmadığı süre içerisinde “Ben şu konuşmaya cevap vereceğim.” deme hakkınız yok efendim.

Buyurun Sayın Zeyid Aslan, Tokat Milletvekili.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, birçok iddiayı efendim Grup Başkanımıza sataşarak verdi.

BAŞKAN – Sayın Aydın, lütfen, sataşma yok efendim.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasına ilişkin konuların araştırılmasına yönelik olarak vermiş olduğu Meclis araştırma önergesine karşı grubumuz adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, CHP’nin vermiş olduğu grup önerisiyle ilgili olarak biraz önce önerge sahipleri adına kürsüye çıkan Sayın İnce konuşmasının on dakikalık bölümünün hiçbir noktasında önergeyle ilgili bir cümleden dahi bahsetmedi. Zannediyorum tatili güzel geçmiş, Bodrum’da tatilini bitirmiş, her zaman alıştığımız üslubuyla Meclise yeni bir renk, Meclise bir güzellik katmaya gelmiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Zannediyorum KPSS sınavı gibi bir test yapmaya kalktı. Ben onu kendi üslubuyla baş başa bırakıyorum. Tatili inşallah güzel geçmiştir, keyif almıştır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Gayet güzeldi.

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Sorduğu soruların hiçbirisinin biraz önce ifade ettiğim CHP’nin önergesiyle alakası olmadığı için hiçbir sorusuna cevap vermeyeceğim. Kendisinin de söylemlerini bu konuda muhatap almadığımı ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Verseydin!

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Arkadaşlar, oradan boşa lafa atmayın lütfen. Ramazan günündeyiz, orucuz, oruca uygun davranmaya çalışacağım; beni lütfen tahrik etmeyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gülüşmeler) Beni lütfen tahrik etmeyin, ne kendinizi üzün ne de şu yüce Meclisin saygınlığının zedeleneceği bir davranışa tevessül ettirmeyin. Lütfen, sakin sakin dinleyin. Ben biraz önce konuşmacıyı sakin sakin dinledim, sizden de aynı saygıyı bekliyorum.

Değerli arkadaşlar, önergenin ana konusu olan İsrail’in Mavi Marmara gemisine düzenlediği saldırıya ilişkin olarak sorulan sorulara ve önerge içeriğine geçmeden önce Mavi Marmara’nın gittiği Gazze neresidir, Gazze’yi sadece bir kelimeden ibaret olarak bilen arkadaşlara ifade etmek istiyorum. Gazze…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – O tarafa bak.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sorulara cevap vermeyeceksen bu yana bakma.

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Bakın arkadaşlar, lütfen, tekrar istirham ediyorum.

Sayın Ören, Sayın Kemalettin Bey; ben nereye bakacağımı sana, size soracak değilim.

HASAN ÖREN (Manisa) – Ben öyle bir şey demedim. Sorulara cevap vermeyeceksen…

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Gözünün içine de bakarım, başka şeye de bakarım. Lütfen… Nereye bakacağımı bana sordurma.

HASAN ÖREN (Manisa) – Ben senin nereye bakacağına karışmam, bu mübarek günde ne yapacağına karışmam.

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Arkadaşlar, şurada sakin sakin konuşmak istiyorum. Lahavle çekiyorum, başka bir şey yapmayacağım zaten.

Gazze, 1967 yılına kadar Mısır’ın kontrolünde olan, 1967’deki İsrail işgalinden sonra 2005 yılına kadar İsrail’in işgali altında bulunan ama 2005 yılında kısmi statüyle özgürlüğüne kavuşmuş, bağımsızlığına kavuşmuş bir bölgedir. Gazze 1,5 milyon insanın yaşadığı küçük bir toprak parçası ama onun da ötesinde, bulunduğu yer itibarıyla stratejik açıdan, jeopolitik açıdan önem arz eden bir yerdir. Özellikle Akdeniz’de uzun yıllardan beridir konuşulan doğal gaz ve petrol rezervlerinin en fazla bulunduğu bölge Gazze açıklarıdır.

Onun için Gazze’ye yıllardan beridir İsrail tarafından önem arz ediliyor ve Filistin’in değişik bölgelerinde olaylar çıksa da -geçtiğimiz günlerde olduğu gibi- Batı Şeria’da 3 İsrailli gencin kaçırılmasının hesabı Gazze’den soruluyorsa bunun nedeni aslında Gazze’yi uzun yıllardan beridir yalnızlığa ve ölüme terk etmiş İsrail’in, ambargoları sonucu tamamen Gazze’yi yok etmek ve Gazze’nin açıklarında bulunan ve geleceğin en önemli petrol ve doğal gaz rezervlerinin olduğu bölgeye sahip olma arzusudur. O yüzden, Gazze siyasi açıdan olduğu kadar stratejik açıdan, bulunduğu konum itibarıyla da çok büyük önem arz ediyor.

Bunun için, özellikle 2005 yılında yapılan bağımsız seçimlerin sonunda Gazze’nin de içinde bulunduğu Filistin’de yüzde 65 oy alarak Hamas’ın iktidara gelmesi, o güne kadar Filistin’de yapılacak bağımsız seçimlere demokratik gözle bakan dünyayı başka bir yöne sevk etmeye başladı ve işte, 2005 seçimlerinin sonuçlarını hazmedemeyen dünyanın zalimleri, 2005’te iktidara gelen Hamas’ı terör örgütü ilan ettirerek Filistin’de kurulmaya çalışılan düzenin ve dünyaca 1994’teki Oslo görüşmelerinde tanınma yolunda atılan adımların önüne geçtiler. 2005’ten itibaren yeniden özellikle Hamas’ın en fazla güçlü olduğu Gazze bölgesi daha fazla abluka altına alınmaya, orada yaşayan insanlar daha fazla mağdur edilmeye ama insan ölümünden de öte bölge abluka altına alınarak insanların, topyekûn tüm insanların yavaş yavaş ölümüne doğru bir yol açılmaya çalışıldı. İşte böyle bir ortamda Türkiye’de ve dünyanın birçok noktasındaki aktivistler, sivil toplum örgütleri, insani duyarlılığı yüksek olan topluluklar, Mavi Marmara gemisi adı altında yola çıktılar ve amaçları oradaki çocuklara mama götürmekti, bebek bezi götürmekti, gıda yardımı götürmekti, dolayısıyla insani yardım götürmekti. Ama onun ötesinde bir hedefleri daha vardı, o da artık yavaş yavaş ölüme terk edilmiş ve geleceği yok edilmeye çalışılan bir nesli ve soykırım yoluyla tamamen yok edilmek istenen bir topluluğun içinde bulunduğu durumu dünya kamuoyuna duyurmak ve dünya kamuoyunun bu konudaki duyarlılığını artırmaktı.

Yaşananları biliyoruz ve bu yolculuk yarı yolda yine terörist İsrail devleti tarafından yine terör yoluyla durduruldu ve aynı zamanda birisi Amerikan vatandaşı olan 9 arkadaşımız, kardeşimiz Mavi Marmara gemisinde şehit edildi ve bunun yanında da 600 civarındaki insan oradan alınarak, gözaltına alınarak İsrail’e götürüldü.

Şimdi, önergenin içeriğinde birtakım sorular var. Tabii arkadaşlarımız bunlardan bahsetmediği için ben bunlara kısaca, bilgilerim dâhilinde cevap vermek istiyorum. Birincisi, deniyor ki: “Efendim bu gemiye binen insanların pasaportları yoktu, vizeleri alınmamıştı.” Antalya Gümrük Kapısından çıkarken Türk ve yabancı uyruklu olan Mavi Marmara gemisine binmiş bütün yolcuların pasaportları da vardı, vizeleri de vardı. Bunu araştırmak zor bir şey değil, gümrükten araştırılabilir: gidilir gümrükten kayıtlar alınır, isimlerle pasaportları ve vizeleri var mıdır, yok mudur çok rahatlıkla bakılabilir. O yüzden bu önergenin bu maddesi hiçbir araştırma yapılmadan verilmiş ve bu şekilde söylenmiş.

İkinci olarak, efendim -ki bu, o günden beridir zaman zaman söylenir- 45 tane AK PARTİ milletvekili gemiye binmiş ama sonra AK PARTİ Hükûmeti, orada insanların öldürüleceğini bildiği için vatandaşlarına kıymış ama milletvekillerine kıyamamış, onları gemiden indirmiş. Şimdi, Allah aşkına, biri çıksın -bu cümleyi buraya yazan insanlar- 45’i geçtim 1 AK PARTİ milletvekilinin ismini versin. Gemiye ne zaman binmiş, nasıl geri inmiş, inerken hangi olayla karşılaşmış? Değil 45, 1 tane ismi dahi burada ifade etmeyip sadece soyut olarak “45 milletvekili indi, bindi.” gibi çok basit rakamlar ve sözler üzerinden böyle bir önerge verilmesi ve bunun üzerinden bir araştırma talep edilmesi kadar komedi ve komik bir şey olamaz.

Değerli arkadaşlar, o dönemde, ben Türkiye Büyük Millet Meclisinin Filistin Dostluk Grubu Başkanıydım ama aynı zamanda, 1996 yılından beri de, Mavi Marmara gemisini organize eden İnsani Yardım Vakfının kuruluşundan beri görev almış, yönetiminde mütevelli heyet başkanlığı görevi almış ve hâlen de fiilen çalışamasam da resmî olarak mütevelli heyet üyesi olarak bulunuyorum. Eğer o gemiye bir milletvekili binecekse ya da geri inecekse bunu en önce bilmesi gereken benim, o gemiye de binmesi gereken benim. O günlerde gitmeyi düşünen ama Meclisin çalışmaları sebebiyle gidememiş -şahsen en başta kendim olmak üzere- gitmeyi çok arzu ettiğim hâlde Meclisin Anayasa görüşmeleri sebebiyle gidememiş arkadaşlarınızdan biriyim. O yüzden, ikide bir gündeme getirip, efendim “İndiler bindiler…” Bunların hepsi yanlıştır, bunların hiçbirisi doğru değildir. İddia eden, en azından somut isimlerle bunu ispat etmek durumundadır.

Değerli arkadaşlarım, özellikle son günlerde yaşanan İsrail vahşetine karşı Meclis olarak dün bir bildiriyle duyarlılığımızı ortaya koyduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Lütfen, bu duyarlılığın gereği olarak, bunu sulandıracak, bunu hafifletecek, bunu küçültecek söylemlerle, kürsüden, İsrail devletinin uyguladığı terörist politikayı neredeyse mazeret kabul ettirecek bir noktaya çevirmeyelim. Dün ortaya koyduğumuz hassasiyeti bugün de devam ettirelim, inşallah yarın da devam ettirelim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu noktada, ben, Meclis araştırma önergesinin, tamamen, Meclisin çalışmalarını engellemeye yönelik ve geçmişte kalmış, ispatı mümkün olmayan basit hadiselerden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu nedenle aleyhinde oy kullanacağımı ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, İç Tüzük 69’a göre şahsıma Sayın Aslan sataşmıştır.

BAŞKAN – Ne diye sataştı Sayın Ören? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bir saniye sayın milletvekilleri, Sayın Ören’i dinliyoruz, yapmayın lütfen.

Buyurun.

HASAN ÖREN (Manisa) – Başka sıralardan atılan bir lafı benim attığımı zannederek, kendisi benim nereme bakılacağıyla ilgili “Sayın Ören, senin nerene bakacağımı bana söyletme.” diyerek…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ören. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

Sayın Aslan, bu mübarek günlerde pek kürsüyü kullanmayın, ne zaman kullansanız vukuat çıkıyor.

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Niye, niçin efendim? Kürsüyü kullanma hakkı size mi ait?

HASAN ÖREN (Devamla) – Baktım, geçen ramazanda, bu mübarek günde bu kürsüyü kullanmışsınız, bir şeyler yapmışsınız bayanların neresine bakılacağıyla ilgili. Doğrudur, yanlıştır gazetelerde birçok şey gördük. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Ayıp ya! Ayıp, ayıp!

BAŞKAN – Sayın Ören, siz kendi konunuzla ilgili, sataşmayla ilgili cevap verin lütfen.

HASAN ÖREN (Devamla) – Şimdi, bana dönüp de “Sayın Ören, senin nerene bakacağımı ben bilirim.” diyor ise benim her tarafıma bakabilirsin, hiçbir kusuru da yok.

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Utanmazlık yapmayın!

HASAN ÖREN (Devamla) – Bununla ilgili, Gazze’de olanlarla ilgili bu Meclis daha ne yapacak? Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili öneriyi getirmiş, 4 siyasi partinin grup başkan vekilleri, 4 siyasi parti kınamayı imzalamışlar. Hâlâ daha bunun üstünden siyaset devşirmeye kalkıyorsunuz.

SALİH KOCA (Eskişehir) – Yapmayın diye önerdik, işte yapmayın diye önerdik.

HASAN ÖREN (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili onlarca soru sormuş. Bu sorulara kim cevap verecek, MHP mi cevap verecek, HDP mi cevap verecek? Tabii ki siz cevap vereceksiniz. İsrail’le bugüne kadar olan ilişkiler içerisinde, işinize geldiğinde müttefikiniz oluyor, işinize geldiğinde ticari ilişkileri aile boyu götürüyorsunuz, şimdi buraya geldiğinizde ise farklı bir boyutta Gazze üzerinden kendinize rant sağlamaya çalışıyorsunuz; doğru değil arkadaşlar.

Ben yine de Sayın Aslan’a tavsiye ediyorum, bu mübarek ramazan günlerinde bu kürsüyü fazla kullanmasın.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aslan.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Başkanım, benim neyi söylediğini söylememe gerek yok, siz kendiniz dinlediniz, çok ağır ithamda bulundu.

BAŞKAN – Ben dinlemedim; Türkiye dinledi, dünya dinledi.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Çok ağır ithamda bulundu.

BAŞKAN – Söylenecek ne var Sayın Aslan burada şimdi?

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Müsaade ederseniz ben…

BAŞKAN – Hayır, neyi söyleyeceksiniz şimdi? Şu kürsüden edilen laflara karşı ne söylenebilir, hem sizin hem Sayın Ören’in söylediklerine?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bence özür dilesin.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Benim söylediğim bir cümleyi söyler misiniz?

BAŞKAN – Lütfen yani.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Başkanım, söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Aslan, ne söyleyeceksiniz? Söyleyin, ne söyledi size?

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Ben bir şey söylemediğim hâlde söz verdiniz.

BAŞKAN – Tamam, ne diye sarf etti? Söyleyin, tekrar edin.

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Biraz önce, “Benim her tarafıma bakabilir.”den başladı, benim daha önce söylemediğim birtakım sözleri…

BAŞKAN – Buyurun tekrarlayın, buyurun.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

4.- Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; aslında tekrar söz almak istemiyordum ama ben Sayın Ören’in bu kadar aşağılaşabileceğini düşünmemiştim, bu kadar alçalabileceğini de düşünmemiştim. (CHP, MHP ve BDP sıralarından “Aa” sesleri)

Söylenen çok basit, ben sizin “Gözünün içine de bakarım, başka şeye de bakarım.” cümlesinden yola çıkarak, asla bu Meclis kürsüsünde ifade edilemeyecek kadar aşağılık bir cümleyi söyleyebilecek karakter sizde varsa zaten size fazla söylenebilecek bir söz yok. Siz zaten kendinizi burada çok net bir şekilde ifade ettiniz. Ben özellikle bugün ramazan olduğunu, sakin bir konuşma yapmak istediğimi ısrarla belirtmeme rağmen…

Tabii ki siz şunu anlamışsınız: Kimin nereden damarına basarsak nasıl bir sonuç alırız; bu konuda başarılısınız, sizi tebrik ediyorum. Başardınız da ama asla sonuç alamayacaksınız.

Lütfen, şu ramazan günü Meclisin mehabetini bozmayın.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ya, illaki ramazanda mı, her zaman bozmamak lazım Meclisin mehabetini?

ZEYİD ASLAN (Devamla) – Bir kez daha buradan uyarıyorum, buradan uyarıyorum, lütfen, Allah rızası için, güzel şekilde bir çalışma yürütüyoruz, milletimizin beklediği bir çalışma var. Bunu siz muhalefet olarak İç Tüzük’ün elbette ki tüm kurallarını, tüm haklarını kullanarak götürmeye çalışın ama lütfen tahrik etmeyin.

Ben daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, her zaman ramazan olsun ya, o zaman bozulmayacak bu Meclisin şeyi.

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ören.

Sormayacağım artık, buyurun, her türlü kelimeyi birbirinize konuşabilirsiniz.

Buyurun.

5.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

HASAN ÖREN (Manisa) - Değerli arkadaşlarım, cümlenin içerisine koyacağınız kelimelere dikkat edeceksiniz. Benim söylediğim, geçen yıl gazetelerde yazan…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Geçen yılda kaldı.

HASAN ÖREN (Devamla) – …ve doğruluğunu iddia etmeden, sadece gazetenin yazdığını söyledim. Eksik bir tarafı varsa tamamlayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bu kadar bağırmanıza gerek yok ya. Niye bağırıyorsunuz ki? Niye sinirleniyorsunuz ki? Niye sinirleniyorsunuz? Sinirlenecek bir şey yok.

Buraya çıkacak, dönecek bu yana, hakaretleri yapacak, buna hiç kimse bir şey söylemeyecek, ondan sonra da gazetede çıkan bir haber sizi rahatsız edecek. Niye rahatsız ediyor? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu cümlenin içerisinde “aşağılık” kelimesi kullanılabilir mi? Başbakan ve siz, bunu her zaman yapıyorsunuz. Başbakan da aynısını yapıyor. Bütün muhalefeti şer grubu olarak ilan ediyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi “Siz şer grubusunuz.” desem alınır mısınız? Alınırsınız. Alınırsınız değil mi?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Aynısını iade ediyorum. Terbiyesiz herif!

HASAN ÖREN (Devamla) – Başbakan da diyor ki: “Muhalefetin hepsi şer grubudur.”

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Doğru.

HASAN ÖREN (Devamla) – Çıkıp Başbakana bir laf söyleseniz ya.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu ülkede tek şer vardır, o da Erdoğan.

HASAN ÖREN (Devamla) – Yetmiyor mu gücünüz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen de ne konuştuğunu bilmiyorsun!

HASAN ÖREN (Devamla) – Gücünüz yetmiyor mu? Yani bütün ülkenin yüzde 55’ini, yüzde 57’isini şer grubu olarak kabul ediyor musunuz milletvekilleri olarak?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Ne konuşuyorsun?

HASAN ÖREN (Devamla) – Başbakanınız böyle konuşuyor. Niye bağırıyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen bağırıyorsun.

HASAN ÖREN (Devamla) – Ne zaman çıksa aynı hataları yapıyor. Bana ne söylediyse kendisine iade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan… Hadi oradan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.27

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde görüşmelere devam edeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde söz isteyen Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili.

Buyurun Sayın Halaçoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, aradan dört yıldan fazla bir zaman geçti. 31 Mayıs 2010 gününde meydana gelen Mavi Marmara olayı günümüze kadar sürmekte, devam etmekte ve birçok aşama geçirildi. Çoğu zaman tazminatların ödeneceği belirtildi, son aşamasına gelindiği belirtildi, Netenyahu’nun masasında iki aydır beklediği söz konusu edildi. Bu arada, Türkiye’yle İsrail arasındaki ilişkilerin düzene girmekte olduğuna dair çeşitli beyanatlar söz konusu edildi Dışişleri Bakanlığı tarafından, Başbakan tarafından ve günümüze kadar geldik. Aslında değişen ne oldu? Değişen hiçbir şey yok. Sadece 9 kişinin ötesinde, bir de ayrıca komada bulunan Süleyman Söylemez Bey de maalesef hayatını kaybetti. Böylece, Mavi Marmara olayı sonrasında ölenlerin sayısı 10’a çıktı.

Aslında İsrail Türkiye’yle oyun oynadı. Mavi Marmara’yla bir gösteri yapmak, aslında oradaki, Gazze’dekilere yardım etmenin ötesinde, siyasi bir görüntü vermek amacıyla düzenlendiğini düşündüğüm Mavi Marmara’da, Türkiye’nin İsrail’den hiç beklemediği –ki bunu Dışişleri Bakanı da ifade etmektedir, etmiştir- beklenmeyen bir ölçüde tepki görüldü ve insanlar, bu 6 gemiden oluşan filo, “Gazze’ye özgürlük filosu” adıyla yola çıkan bu filo, ilaç, yiyecek ve birtakım ekipman, çocuk oyuncakları ve insani yardım için gittiğini söyleyen bu filo, saat dörtte İsrail askerleri tarafından baskına uğrayıp burada insanlarımız katledildi. Yakalanan, daha doğrusu ele geçirilen gemi yolcuları birçok işkenceye ve hakarete maruz kaldı, sorgulandı ve bunlar bu biçimde sonunda Türkiye’ye iade edildi.

Değerli milletvekilleri, bunları hepiniz aslında biliyorsunuz. Son zamanlara kadar da bunların devam ettiğini de biliyorsunuz. Nitekim en son 2 Mayıs 2014 gününde Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri geri düzeltmek amacıyla büyükelçisini göndereceği şeklinde de haberler ve beyanatlar söz konusu edildi ama daha sonra gönderilmedi.

Aslında, Türkiye’yi yönetenler dış politikada yazboz tahtası gibi deneme sınama yoluyla bir politika götürüyorlar. Devletlerde politikalar, gelecekte nelerle karşılaşacağınızı tahmin ederek, varsayımlar olsa bile onun üzerinden farklı birtakım gelişmeleri göz önüne alarak yürütülür. Yani diyelim ki Mavi Marmara yerine ulaşsa, doğru şekilde ulaşsa ne olurdu; ulaşmasa, İsrail’in baskınına uğrasa nasıl bir tedbir alırdınız, bununla ilgili neleri yapardınız, bunları ciddi bir biçimde tahlil etmek suretiyle yerine getirirdiniz ama maalesef Türkiye’nin dış politikasında yazboz tahtası uygulandı.

Aslında, Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığına geldiği ilk dönemlerde Hükûmetin mesela Suriye’yle ilgili doğru bir politikası vardı. Ticaret anlaşmaları yapmak, strateji anlaşmaları imzalamak, vizelerin kaldırılması ve sınırların açılması gibi birtakım politikalar gerçekten doğru politikalardı ve nitekim bunun sonrasında, Suriye ile Türkiye’nin yakınlaşması, oradaki insanların Türkiye’ye bakış açılarının değişmesi, Hatay meselesinin kendiliğinden çözümlenmesi gibi birtakım olaylara sahne oldu. Hatta, o tarihlerde ben de gittim, Halep’te üniversitede konferans da verdim. Şimdi, doğru olan bir politika birdenbire Büyük Ortadoğu Projesi’ne maalesef harcandı. Ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye’ye getireceklerini muhtemelen Türkiye yetkilileri, dış politikayı yürütenler veya Başbakan iyi niyetle şöyle düşündüler: “Misakımillî sınırlarına kadar uzanan bir büyük Türkiye’ye sahip olacağız.” Ama bunun böyle olmayacağını çok iyi düşünmeleri gerekirdi çünkü Arap dünyası bile kendi içerisinde birleşemezken, Birinci Dünya Savaşı sırasında Sykes-Picot Anlaşması’yla sınırlar cetvelle âdeta çizilmişken yani sınır bile yokken ve değişik mezhep gruplarına farklı ülkelerde yer verilmişken bunun ardında başka şeyler olacağını Türkiye’nin düşünmesi gerekirdi. Nitekim, Türk ordusunun askerinin başına çuval geçirenlere karşı sessiz kalan Türkiye, aslında kritik noktayı orada kaybetmişti. Ondan sonra Türkiye'nin çizdiği tüm kırmızı çizgiler yok edildi, yeşil hâle getirildi o çizgiler. Buradaki yanlışı çok iyi görmeniz gerekirdi.

“Suriye’de Esat’ı devireceğim.” derken aslında İsrail’i yücelttiniz. Bunun farkına varmadınız. Suriye’yi “Bir diktatörden kurtaracağız.” düşüncesiyle iç karışıklığa sevk eden aslında Türkiye’den çok Amerika Birleşik Devletleri’ydi ve siz buna aldandınız ve destek verdiniz. On beş günde bitireceğinizi zannettiğiniz Suriye’deki olaylar, bakın, üç sene geçti, hâlâ bitmiyor ve bugün, İsrail, kendisine karşı durabilecek en güçlü kara ordusuna sahip bir devletin eksikliğinden faydalanarak, diğer taraftan, Mısır’da meydana gelen olaylardan faydalanarak, Libya’da meydana gelen olaylardan faydalanarak, Irak’ta meydana gelen olaylardan faydalanarak bugün istediği gibi at koşturabiliyor ve istediği gibi Gazze’yi bombalayabiliyor, cinayetler işleyebiliyor. Siz bunun farkına varmadınız.

Devlet yönetimi tecrübe gerektirir. Siz, “monşer” demekle geçmiş dönemdeki bütün bilgileri, bütün birikimleri bir kenara attınız ve Türkiye’yi de içinden çıkılmaz bir duruma soktunuz.

Değerli milletvekilleri, İsrail’e, sürekli olarak “one minute”yle başlayan ve kötüleyen tavrınız… Aslında, sizin ciddi bir iş yapmayacağınızın en önemli göstergesi neydi biliyor musunuz? O “one minute”i Başbakan söylediğinde, 2004 yılında Amerika’da Yahudi Üstün Hizmet Ödülü’nü Başbakana vermişlerken, bu ödülü Başbakanın o tarihte iade etmemesiydi. Bununla, siz onlara karşı ne kadar zayıf olduğunuzu gösterdiniz ve İsrail, bunun üzerine, sizin üzerinizden her türlü oyunu oynamaya başladı. Siz “İsrail’le arayı -Amerika’nın isteği üzerine- düzelteceğim.” derken aslında İsrail sizinle oyun oynadı.

Bakın, Konya bölgesinde askerî harekâta izin verdiniz ama onun ötesinde, Hatay bölgesinde uçan İsrail insansız hava araçlarına ses çıkarmadınız. Kıbrıs’a ses çıkarmadınız. Kıbrıs’ın doğusundaki, Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki petrol aramalarına, doğal gaz aramalarına ses çıkaramadınız. Aksine, siz bunu önleyeceğiz derken, bunu savaş sebebi gibi gösterirken aslında ne yaptınız? Aslında, İsrail'le ticareti 4 kat daha fazla arttırdınız ve Türkiye Cumhuriyeti’nde olmadığı ölçüde İsrail'le ilişkilerinizi düzelttiniz, çok daha ilerisine götürdünüz. Ama İsrail sizinle… Telefonla özür dilediğini söyleyen İsrail'i diplomatik kurallara aykırı olarak hemen kabul ettiğinizi söylediniz ve bunu bir başarı olarak göstermeye kalkıştınız halk arasında ama meselenin boyutu öyle değildi.

Bakın, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol da ne diyor: “İsrail'den bu kadar büyük tepki beklemiyorduk.” Bunu sizin büyükelçiniz söylüyor ama siz İsrail'le ticareti geliştiriyorsunuz, onun ötesinde, petrol aktarıyorsunuz, ortaya çıkacak, Doğu Akdeniz’de çıkacak doğal gaz boru hatlarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk edileceği anlaşmalarını yapıyorsunuz. Daha da kötüsü, Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devleti kurulacağına karışan bir İsrail'e ses çıkaramıyorsunuz. Siz onunla iş birliği hâlinde hareket ediyorsunuz.

Diğer taraftan, “IŞİD” denilen bir cinayet örgütü var, “Allahü ekber” diyerek insanların kafasını kesiyor, buna ses çıkaramıyorsunuz ve onlara diyemiyorsunuz ki: Siz ne biçim Müslümansınız? Karşınızdaki insanlar Şii de olsa Allah’ı kabul ediyor mu, ediyor. Kur’an-ı Kerim’i kabul ediyor mu? Ediyor. Hazreti Muhammed’i “Peygamberim” diye kabul ediyor mu? Ediyor. Siz daha, buna, “Müslüman değildir.” diyerek kafasını kesen insanlara “terör” diyemiyorsunuz. Siz bunlara diyemiyorsunuz ki; Müslümanlarla uğraşacağına git İsrail'le uğraş. Çünkü siz destekliyorsunuz, ayıp ediyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bırak Hocam ya!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aynen.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – “Bırak”ı bırakın…

Daha Musul’da kaç gündür tutsak bulunan, başta konsolosumuz olmak üzere bizim o kadar… Ses çıkarmıyorsunuz, Meclisi uyutuyorsunuz, hâlbuki biliyor musunuz ki, IŞİD şu an Musul Konsolosluğumuzu üs olarak, karargâh olarak kullanıyor, bizim toprağımızı kullanıyor ve siz bu konuda bir beyanat bile vermiyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Danışıklı dövüş o.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bunu topraktan, insanlardan, toplumdan saklıyorsunuz. Yapmayın, kendinize gelin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – İsrail’e gerçekten takiye olarak değil başka türlü gelin. Dün Başbakan diyor ki Bursa’da: “Efendim, yeni bir haçlı seferiyle karşı karşıyayız.” Hâlbuki, 2011 15 Nisanında Başbakan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde Haçlı Seferlerini övüyordu, “Doğuya medeniyet getirdi.” diyordu. Hangisine inanacağız? Siz de bu bilgileri düşünün, kendi fikirlerinize bakın, ondan sonra karar verin. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Doğuya medeniyet getirdi.” diye bir lafı yok. Yapmayın Allah aşkına.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Haçlı mı? Bakın, videosu var, Avrupa Konseyindeki konuşmasına bakın.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, lütfen…

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisindeki konuşmasının videosu var.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Hocam, ikna edemezsin, ne söylersen söyle; gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, dinletirim, burada var.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekili.

Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, tabii, çok önemli bir meseleyi, çok sorumlu, çok sağduyulu bir dil kullanarak konuşmak durumundayız. Bakın, daha dün, hakikaten, Türkiye Büyük Millet Meclisi çok önemli bir imza attı. Bütün siyasi partilerin ortak imzasıyla İsrail’in bu vahşet dolu saldırısını kınayan ve buna karşılık olarak da İsrail’den Türk milleti olarak beklentilerimizi de ifade eden çok güzel bir bildiri yayımladı. Bu bildirinin ilk ve son paragrafını özellikle ben tekrar sizlerin de bilgilerinize sunmak istiyorum.

Bakın, değerli arkadaşlar, “Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, İsrail’in Gazze’de Filistin halkına karşı bütün uyarılara rağmen artarak süren saldırılarını şiddetle kınıyoruz. İsrail’in katliama dönüşen bu saldırılarını uluslararası hukuk ve insan hakları hukukunun ağır ihlalleri olarak değerlendirmekteyiz. İsrail bu harekâtla Gazze halkını yıkıma mahkûm etmektedir.” En son olarak “Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak acılarını derinden paylaştığımız Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya, davalarına sahip çıkmaya ve bütün koşullarda kendilerini desteklemeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ederiz.” Ve 4 siyasi parti grubunun da imzasıyla bu bildiri yayımlandı. Türkiye'ye yakışan, Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışan bu bildiriydi, bu güzellikti ve bu güzelliğin bozulmaması lazım.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Biz de onu söyledik.

AHMET AYDIN (Devamla) – Millî meselelerde, insani olan birtakım hassasiyetlerde hep birlikte, bir araya gelerek, Türkiye'deki tüm halkımızın, 77 milyonun da desteğini alarak her zaman, her daim, mağdur olan, mazlum olan her kimse, siyasetüstü bir yaklaşımla ona dokunmamız lazım, yaklaşmamız lazım. Bundan dolayı da ben bütün siyasi partilere de teşekkür ediyorum ama bunun muhafazası da gene hepimizin elinde.

Şimdi, İsrail Filistin’e böyle bir zulüm uygularken, böyle bir vahşet varken, hiçbir şekilde tarifi mümkün olmayan acılar yaşanırken, haksız ve hukuksuz, uluslararası hukukun, bütün evrensel kaidelerin ihlal edildiği bir vahşetle âdeta bir soykırım yaşanırken bizim kullandığımız dil hakikaten çok önemlidir. Bizim bu dilin, şu ya da bu şekilde İsrail’in yaptığını haklı çıkarır tarzda bir ifadeye asla yol açmaması lazım…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ya, öyle söyleyen yok.

AHMET AYDIN (Devamla) – …böyle bir yoruma asla meydan vermemesi lazım, çünkü kararlı, tutarlı bir irade ortaya koyduk ve bu irade Türkiye Cumhuriyeti'nin iradesidir, bu irade Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesidir aynı zamanda.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Biz de öyle söylüyoruz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu iradeden dolayı gerçekten teşekkür ediyorum ama bu iradeye sahip çıkacaksak eğer… Bakın, bugün, özellikle böyle bir vahşetin yaşandığı süreçte Mavi Marmara konusunu ısıtarak buraya getirip bu araştırma önergesiyle bunu bu süreçte sorgulamak ne derece doğru? Açıkçası onu da sorgulamak istiyorum ben.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şu madalyayı da bir sorgulasana!

AHMET AYDIN (Devamla) – Mavi Marmara’da bir vahşetin olduğu, bir acının olduğu, tamamen uluslararası sularda uluslararası hukukun ihlal edildiği, tamamen insani yardım götüren, gıda ve ilaç götüren bir gemiye oysaki uluslararası sularda maalesef bir saldırı düzenlendi. Bu saldırı hiçbir şekilde, asla ve kata kabul edilemez, bunun hiçbir gerekçesi olamaz. Kim ne derse desin bu saldırıya baştan itibaren karşı durduk, dik durduk ve sonuna kadar samimi ve kararlı irademizi, dik duruşumuzu Sayın Başbakan neye mal olursa olsun ilk günden ifade etti, ortaya koydu.

Bakın arkadaşlar, İsrail, tabii ki gücünü hepinizin bildiği bir yer ve maalesef birçok zalim dünya devletleri de eğer zulme ortak oluyorlarsa, zulme sessiz kalıyorlarsa, İsrail’in bu vahşetine sessiz kalıyorlarsa onların da sorgulanması lazım. Ama, ona rağmen Sayın Başbakanımız ilk defa… Düşünün, geçmişten bu yana, 48’den bu yana, 67’den sonra, ne zaman derseniz deyin, çıkıp da İsrail’e, İsrail Hükûmetine doğrudan ya da dolaylı bir şekilde böyle bir özür diletme girişiminde bulunabildi mi? Bilakis, onu da bırakın bir tarafa, “Ya, İsrail yanlış yapıyor.” diyen olabildi mi?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Böyle bir sorun yoktu.

AHMET AYDIN (Devamla) - Kim dedi? Bunu ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan dedi. Ancak ve ancak o söyleyebilirdi, o söyledi ve o günden bugüne sözünün arkasında durdu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Madalya… Madalya…

AHMET AYDIN (Devamla) - Ne dedi? “Özür dileyeceksin.” Evet, Obama da şahittir ve kaldı ki İsrail Hükûmeti bunu da yalanlamadı, özür dilediğini de kabul etti, özür diledi. Tazminatta bir mutabakata varıldı. Ama, 3’üncü şartımız vardı. Ne dedik? “Gazze’deki ablukayı tamamen kaldıracaksın. Gazze insani yardıma, her türlü yardıma açık olacak.” dedik ve o zaman da ne oldu? Sayın Başbakanımız, evet, “Gazze’ye gideceğim.” dedi. Ama tarihleri iyi hatırlayalım, geçmişe iyi bakalım. Niçin gidemedi? Niçin gitmedi? Çünkü Mısır’da bir darbe oldu ve buna “darbe” diyemeyenler dahi oldu, maalesef içimizde oldu, Türkiye’de bile oldu. Şu anda, sizin çatı aday olarak gösterdiğiniz kişinin dahi Mısır’daki darbeye karşı tutumu belli.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Dilin burkulur ramazan gününde! Ayıp oluyor, ayıp!

AHMET AYDIN (Devamla) - Yine “İsrail, Filistin meselesinde Türkiye taraf olmamalı.” diyen bir zihniyet var arkadaşlar, böyle bir vahşet.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Madalya ne oldu, madalya, madalya?

AHMET AYDIN (Devamla) - Eğer sessiz kalıyorsak o zulme ortak oluyoruzdur. Ama, biz hep “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız.” dedik ve elhamdülillah olmadık. “Biz safımızı belli edeceğiz.” dedik. Gücümüz neye yeterse yetsin doğrudan yana, haklıdan yana, mağdurdan yana, mazlumdan yana olacağız ve o günden bugüne de elhamdülillah bu dik duruşumuzu sergiledik.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin İsrail politikasını geçmişte de bütün Türkiye kamuoyu bilir, bütün dünya kamuoyu da bilir. Ama, gelinen noktada AK PARTİ hükûmetleriyle birlikte Türkiye'nin dış politikasında, İsrail politikasında, Filistin’e her zaman ve her daim olan yakın duruşumuzu da ve Filistin meselesini de kendi meselemiz olarak gördüğümüzü bütün herkes bilir.

HASAN ÖREN (Manisa) – Bir tane dostun kalmamış, hâl⠓dış politika” diyorsun.

AHMET AYDIN (Devamla) - Ben buralara girecek değilim ama birkaç hususun özellikle altını çizmek isterim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şu madalya konusunun altını çizer misin?

AHMET AYDIN (Devamla) - Gelip, burada, bu zamanda, birtakım sorular sorarak, insanların kafalarında birtakım endişeler ya da birtakım haksız, mesnetsiz iddialarda bir şeyler varmış gibi olumsuz bir algı oluşturmak ne derece doğru?

Şimdi, sormak istesem: Ya, sayın falanca, filanca, Sayın Muharrem İnce, sen şunu yaptın mı, bunu yaptın mı, şunu dedin mi, bunu dedin mi? Böyle havada kalsa bu. Doğru bir şey mi bu? Bakın, bir defa, tabii, hepsini tam not alamadım ama dediniz ki: “NATO tatbikatına İsrail vetosunu kim kaldırdı?” Ne demek istiyorsunuz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İktidar yaptı.

AHMET AYDIN (Devamla) - Birincisi şu: Bu koskoca bir yalan. NATO tatbikatında İsrail vetosu kalkmış değil ki “Kim kaldırdı?” diye soruyorsunuz. Böyle bir şey mümkün değil. Bu iddiaların hepsinin ispata ihtiyacı var, hepsinin ispat edilmesi lazım.

Yine, değerli arkadaşlar, aynı şekilde, şu Üstün Cesaret Ödülü. Bakın, bunu veren ne İsrail Hükûmetidir ne İsrail devletidir.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Yahudi devleti.

AHMET AYDIN (Devamla) - Siz kendiniz de ifade ettiniz, evet, bizim Musevi vatandaşlarımıza, dünyadaki Musevilere karşı kesinlikle bir yanlış algımız, anlayışımız olamaz. İnsan olarak herkesi Yaradan’dan ötürü de severiz dedik, severiz de ama yanlış yapanlara da kapımız sonuna kadar kapalıdır.

Şimdi, bu Üstün Cesaret Ödülü’nü İsrail Hükûmeti vermedi, İsrail devleti vermedi, Amerika’daki bir Musevi komitesi, Amerikan Musevi Komitesi verdi ve Sayın Başbakanımızın barışa olan katkılarından dolayı verdi.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Bir tane değil, iki tane!

AHMET AYDIN (Devamla) - Bakın, siz de ifade ettiniz, Musevilere karşı tabii ki bizim bir şey söylememiz mümkün değil. Biz, İsrail Hükûmetinin yanlış politikalarını, İsrail Hükûmetinin terör uygulamalarını, soykırıma yol açan o vahşi uygulamalarını eleştiriyoruz; İsrail halkını değil ya da Musevi vatandaşları değil. Hatta birçok Musevi komitesi, Musevi cemaati de İsrail Hükûmetini eleştiriyor, İsrail devletinin bu politikalarını eleştiriyor. Dolayısıyla, sapla samanı karıştırmamak lazım, doğru şeyleri ifade etmek lazım, doğru şeyleri ortaya koymak lazım ve onun üzerinden fikir üretmek lazım.

Bizim bir tek sorunumuz var: Filistin’deki, Gazze’deki kardeşlerimizin haksız bir şekilde, hunharca katledilmesine karşı duruşumuz var; bizim sorunumuz bu. Biz bunu bir insanlık sorunu olarak görüyoruz, biz bunu bir vicdan sorunu olarak görüyoruz ve orada ölen sadece masum insanlar değil, orada insanlık ölüyor diyoruz ve bu manada “birleşemeyen milletler” bir türlü birleşemedi, Güvenlik Konseyinin 5 üyesinden 1’inin dahi bir ifadesiyle 197, 198 millet bir araya gelemiyor. Bunun sorgulanması gerektiğini ifade ediyoruz. Dünya barışı için bu uluslararası örgütlerin kendi kendini sorgulamaya, bunların yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı olduğunu söylüyoruz.

Peki, tam tersine, bu uygulama İsrail’den Filistin’e değil Filistin’den İsrail’e olsaydı ya da bir Müslüman ülkeye değil ya da inancı uğruna yaşayan birilerine değil, bu vahşi uygulamalar, bu katliamlar başka bir yerde olsaydı bunlar susacak mıydı acaba? İşte, bunun sorgulanması lazım diyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, efendim, az önce Sayın Grup Başkan Vekilinin konuşmasında, burada olmayan, adayımız olan bir kişi hakkında yaptığı bir itham var.

BAŞKAN – Kimin hakkında efendim?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında. Bununla ilgili açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, grup önerisi görüşülüyor.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Adayınız” diye bizi suçladı.

BAŞKAN – Size karşı bir sataşma varsa…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Adayınız” dedi efendim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Onunla ilgili doğru olmayan açıklamalarda bulundu.

BAŞKAN – Buyurun yerinizden veriyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ne alakası var, grup önerisiyle Cumhurbaşkanı adayının ne alakası var Sayın Başkan? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt)- Nasıl da sahipleniyorsunuz öyle?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sahipleniyoruz, ne oluyor? Sahipleniyoruz, destekliyoruz. Yalan dolan konuşup niye öyle şey yapıyorsun? (AK PARTİ ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, Ekmeleddin İhsanoğlu AKP’nin de teklifiyle, eski ismiyle İslam Kalkınma Örgütünün Genel Sekreterliğine geldi. Herkesin bildiği gibi, burası 57 ülkeyi temsil eden bir birliktir. Bu birlik içerisinde tek başına herhangi bir şekilde karar vermesi mümkün değildi Mısır konusunda. Ama ben şimdi onlara şunu sormak istiyorum: Türkiye, neden İK֒nün toplanması için bir başvuruda bulunmadı Mısır konusunda? Niye bu teklifte bulunmadı da toplanmadı? Önce bunun hesabını versinler, cevabını versinler.

İkincisi: Bakın, Ekmeleddin Bey Filistin’de devlet nişanı aldı, Kudüs Yıldızı verildi kendisine ama Sayın Başkana da Yahudi Cesaret Madalyası verildi İsrail’de.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İsrail’de değil. Hükûmetle, İsrail devletiyle alakası yok, onu söylüyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama İsrailliler verdi. Yahudi Cesaret Ödülü’nü aldı.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Yalan konuşuyorsun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, burada tutup da birilerini suçlamaya kalkıştığınız zaman, kendisi “Efendim, burada birbirimizi suçlamayalım. Bu, devletler üstü, millî bir meseledir. Bu konuda daha sakin olalım.” derken aslında kendisi aynı hatayı yapıyor. Biz burada hiçbir zaman Filistin’e İsrail’in saldırısını onaylayan bir tavır içerisinde olmadık; aksine, onlara karşı çıktık, hâlâ da karşı çıkıyoruz ve canilikle suçluyoruz. Ama aynı caniliği yapanlara karşı da aynı tavrı onlardan bekliyoruz. “Allahü ekber.” diyerek insanların kafasını kesenlere de aynı tepkiyi göstersinler.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza...

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Aygün, Sayın Türeli, Sayın Özcan, Sayın Ören, Sayın Tanal, Sayın Çelebi, Sayın Canalioğlu, Sayın Demiröz, Sayın Özel, Sayın Çam, Sayın Erdoğdu, Sayın Özgümüş, Sayın Küçük, Sayın Aygün, Sayın Batum, Sayın Düzgün, Sayın Haberal, Sayın Sarı, Sayın Kuşoğlu.

Üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından İsrail’in Mavi Marmara gemisine 31/5/2010’da düzenlediği operasyonun öncesi ve sonrasında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Temmuz 2014 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki 108 adet kanun teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639)(x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümünde yer alan 16’ncı madde üzerindeki son önerge olan Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesinin oylama işleminde kalınmıştı. Önergeyi hatırlatmak için tekrar okutup oylarınıza sunacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 16 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

  Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                             Ramazan Can

        Giresun                                            İstanbul                                            Kırıkkale

Gökcen Özdoğan Enç                         Osman Boyraz                             Sebahattin Karakelle

        Antalya                                             İstanbul                                            Erzincan

“Madde 16- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) Denizyolu taşımacılığı yapan araçların uluslararası seyrüsefer halleri.””

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

  Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                      Yusuf Halaçoğlu

      Manisa                                    Konya                                   Kayseri

 

     Alim Işık                           Mesut Dedeoğlu

     Kütahya                            Kahramanmaraş

MADDE 17- 6331 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen "işyeri hekimi ve" ibaresinden sonra gelmek üzere "on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde" ibaresi; bendin sonuna "Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilân edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler." cümlesi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"(4) Bu kanun kapsamında yeraltında istihdam edilen İş güvenliği uzmanlarının aylıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu kapsamda istihdam edilen iş güvenliği uzmanlarının aylık miktarı, çalışma koşulları mali ve sosyal hakları ve diğer ilgili hususlar Bakanlar Kurulunca belirlenir."

"(5) Maden ruhsatları, rödovans, üretim veya herhangi bir sözleşme adı altında kiralanamaz. Maden işletmelerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamaz ve/veya takım sözleşmesi yapılamaz. Bu hükümlerin ihlali durumunda ruhsat iptal edilir."

"(6) Ruhsat sahibi tarafından teknik nezaretçi ve daimi nezaretçiye ödenmesi gereken ücret, Bakanlıkça oluşturulacak nezaretçilik hesabına yatırılır. Nezaretçiler ücretini bu hesaptan alır. Ruhsat sahibinin, ücreti yatırmaması durumunda, ruhsat teminatı irad kaydedilerek faaliyet durdurulur. Ücretin yatırılması ve teminatın yenilenmesi durumunda faaliyete izin verilir. Teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi ücreti her sene Bakanlığın görüşü alınarak Maden Mühendisleri Odasınca belirlenerek Resmi Gazete'de ilan edilir. Nezaretçilik hesabına ücretlerin yatırılma tarihi, hesabın denetimi ve yönetimi ile ilgili hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir. Teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçinin sözleşmesi ruhsat sahibi tarafından sırf görevini yapmış olmasından dolayı feshedilemez. Ruhsat sahibi tarafından 4857 sayılı İş Kanunun 25 inci maddesinde belirtilen nedenler dışında teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçinin sözleşmesinin fesh edilmesi durumunda, ruhsat teminatı irad kaydedilerek faaliyet durdurulur. Aynı zamanda ruhsat sahibi teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçiye aylık brüt ücretinin 10 katı tutarında tazminat öder."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette. Okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 6331 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik öngören 17'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                       Erol Dora                                      Pervin Buldan

         Bingöl                                              Mardin                                                Iğdır

   Hasip Kaplan                              Sırrı Süreyya Önder

         Şırnak                                             İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

     Özgür Özel                                 Rahmi Aşkın Türeli                              Ali Rıza Öztürk

        Manisa                                               İzmir                                                Mersin

    Vahap Seçer                                   Bülent Kuşoğlu                               Ali İhsan Köktürk

         Mersin                                              Ankara                                           Zonguldak

Süleyman Çelebi                              Mehmet Haberal                                   Musa Çam

        İstanbul                                          Zonguldak                                             İzmir

Muhammet Rıza Yalçınkaya                 Hasan Ören                                        Sakine Öz

         Bartın                                              Manisa                                              Manisa

                                                       Kadir Gökmen Öğüt

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan. (HDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet arkadaşlar, bu torbada yaşam odası yok. “Yaşam çantası olsun.” dedik, önerge verdik, onu da kabul etmediniz. Bu torba kimin için yaşam torbası biliyor musunuz? Özelleştirmeler, ihaleler, redevans… Güzel işler, kârlı işler, rant işleri, para işleri. Bu torba onların yaşam torbasına döndü.

Allah aşkına, iş güvenliği ve sağlığını konuşuyoruz. 10 tane işçinin çalıştığı yerde 1 tane hekim denetimi olacak, onu kaldırmaya çalışıyorsunuz. Bunu kaldırmak için bula bula hile yollarına başvuruyorsunuz. Başvurduğunuz yol, yol değil arkadaşlar.

Peki, size bir şey soracağım: Tehlikeli bir iş kolunda çalışan işçi, çırak veya stajyer insan değil mi? Onda da kan dolaşımı yok mu? O da iş kazası olduğu zaman etkilenmeyecek mi? Yani “stajyerdir” diye korunacak mı, dokunulmazlığı mı olacak? Yani orada tüp patladığı zaman ölmeyecek, yaralanmayacak, hiçbir şey olmayacak, dokunulmazlığı var, hiçbir şey olmuyor değil mi? İnsan olarak bakın arkadaşlar, insan. Tehlikeli bir iş kolunda kim varsa insan olarak bakacaksınız.

Bakanlık görevlendirmiş, okul, üniversite görevlendirmiş “Git staj yap.” Staj yapıyorsan çalışan sayısından sayılmaz… Çalışmıyor mu? Çarklara dokunmuyor mu, makinelere dokunmayacak mı bu tehlikeli iş kolunda? Dokunacak. O riski taşıyacak mı? Taşıyacak. O tehlikenin altında olacak mı? Olacak. Peki, niye, niye bunu saymıyorsunuz? Bu ayrımcılık niye arkadaşlar? Allah aşkına, siz, işverenlerin, sermayenin, özel sektörün, parası olanların, para babalarının, Türkiye’nin yüzde 1’inin Hükûmeti misiniz ya? Niye onlara bu torbayı yaptınız? Hakikaten, bu torbayı niye sadece onlar için yaptınız biliyor musunuz? Bu kadar tartışıyoruz, Komisyonda konuştuk, buraya geldi. Niye? Yani şunu da akıl edemediniz mi, size söylüyoruz. Bunları yapmayın, yanlıştır.

Ya, şimdi, sanayi siteleri kuruyorsunuz her yerde, küçük küçük sanayi siteleri var. Bu sanayi sitelerinin içinde beşerli, onarlı, on beşerli birçok atölye, dükkân var, tornacısı var, kaynakçısı var, bilmem nesi var. OSTİM’de kaza yaşandı, kaç kişi öldü biliyorsunuz. Peki, bu sanayi siteleriyle ilgili, KOBİ’lerle ilgili, KOSGEB’lerle ilgili… Ya, sizde Ekonomi Bakanı, Kalkınma Bakanı, bilmem ne bakanı her şeye bakar, kardeşim, iş sağlığına bakmaz, insanlara bakmaz, vatandaşa bakmaz! Ya, bu sanayi sitelerinde bunlardan yüzlercesi var, toplulaştırın kardeşim. Koyun oraya bir sağlık ocağı, koyun oraya bir tane, hepsine baksın. Niye böyle hile hurda yollara başvuruyorsunuz arkadaşlar? Yakışmıyor size.

Özelleştirdiniz sağlığı. Büyükşehir hastaneleri kuracaksınız, ticarileştirdiniz. Yani şimdi bunu kuruyorsunuz. Ama sizi takdir ediyorum! Bakın, dershaneleri okula dönüştürmek için hazırladığınız yönergede ilkokulda ibadethane zorunlu, sağlık odası zorunlu değil arkadaşlar. İlkokul 1’inci sınıfa başlayan bir çocuğun sağlığını duayla koruyacaksınız değil mi? Her gün “el fâtiha” deyip başlatacaksınız okula, sağlığını koruyacaksınız; öksürürken “el fâtiha” bir şurup yerine, bir hap yerine, bir doktor yerine, bir iğne yerine! Yani sağlık ocağını, sağlık odasını zorunlu kılmıyorsunuz, binlerce öğrenci okuyacak o okulda. Bir üniversite düşünün 10 bin… Her üniversitesinin kampüsünde 40 bin insan yaşıyor arkadaş. İbadethane zorunlu ilkokul için. Bakın “lise” demiyorum, ortaokul için. Ama sağlık ocağı yok. Kardeşim, zaten her mahallede Kur'an kursu yok mu, her sokakta cami yok mu, mescit yok mu? Var. Şimdi, ilkokul 1’inci sınıftaki çocuğu götürürsün de oraya bir tane doktor da koysanız çok mu arkadaşlar? Yapmayın arkadaşlar! Doğru dürüst işler yaparsanız seviniriz. Gözünüzü severim, bu yanlıştan dönün, çıkarın bu maddeyi. (HDP sıralarından alkışlar)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) - Stajyer sayısını artırmak için yaptık Hasip Bey.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısı, aslında Soma’da meydana gelen faciadan sonra orada ölen işçilerin ve yakınlarının acılarını dindirmek, onların yaralarını sarmak amacıyla getirilmişti, amacı buydu ve bu nedenle de sözüm ona bu torbayla Maden Kanunu’nda ve 4857 sayılı İş Kanunu’nda ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda değişiklikler yapılacaktı, işçi lehine değişiklikler yapılacaktı. Öyle anlaşılıyor ki bu torba yasayı okuduktan sonra aslında işçiler lehine bir değişiklik değil, daha ziyade işverenler lehine bir değişiklik olmuş.

Benim üzerinde konuştuğum madde de iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri. Şimdi, bir iş yerinde işveren, aslında iş sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği tüm önlemleri almak zorundadır. Bu önlemlerin neler olduğunu tek tek, madde madde saymak çok da doğru değildir. Nedeni şudur: Çok açık bir şekilde bir iş yerinde iş sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirleri alma zorunluluğu vardır. İşin gerektirdiği iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri her iş yerinin kendi somut özelliklerine göre ayrı ayrı tespit edilir. Bu iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin sunumu aslında o işyerindeki mesleki hastalıkların önlenmesi ve mesleki hastalıklardan korunması çalışmalarını da kapsar. Şimdi, bu getirilen torba kanun ile bu 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın 6’ncı maddesinde değişiklik yapılıyor.

Değerli milletvekilleri, kanunun mevcut hâlinde işverene çalışanlar arasından iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personelini görevlendirme zorunluluğu getirilmiş ama getirilen düzenlemeyle burada bir kıstas konulmuş, iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi açısından mevcut düzenleme korunmasına rağmen diğer sağlık personeli bulundurma bakımından iş yerinde çalışan işçi sayısı ve iş yerinin tehlikelilik sınıfı esas alınmış. Buna göre 10’dan fazla çalışanı olan iş yerinde ve aynı zamanda çok tehlikeli olan iş yerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü getiriliyor işverene yani işverenin mevcut yasa karşısındaki yükümlülüğü azaltılıyor, işçi aleyhine bir düzenleme getiriliyor, işveren lehine bir düzenleme getiriliyor. Peki, iş yeri çok tehlikeli sınıfından bir iş yeri değilse ve 10’dan fazla çalışan işçi yoksa, çalışan işçi sayısı 10’dan azsa o zaman ne olacak? O zaman işveren ya da işveren vekillerinden birisi Bakanlığın eğitim çalışmalarına katılmış olmak kaydıyla işe giriş ve periyodik muayenelerin dışında bu eğitimi üstlenebilecekler.

Değerli arkadaşlarım, siz bu kanun tasarısını Soma’da meydana gelen olay nedeniyle işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda işverenin daha sıkı tedbirler alması amacıyla getirmediniz mi?

MUSA ÇAM (İzmir) – Aynen öyle.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Niye burada şimdi kalkıyorsunuz da işvereni yükümlülükten kurtarıyorsunuz, bir düzenleme daha getiriyorsunuz, o iş yerinde çalışan stajyerleri ve çırakları toplam işçi sayısının hesabında dikkate almıyorsunuz? Yani iş yerinde çalışan işçi sayısının 10 kişi olup olmamasında o iş yerinde çalışan stajyerler ve çıraklar dikkate alınmıyor değerli arkadaşlar. Bu tümüyle kabul edilemeyecek bir düzenlemedir. Bu, bu torba yasanın getirilmesinde kamuoyuna Hükûmet tarafından ilan edilen amaçla bağdaşmamaktadır. Bu, tasarının getiriliş amacına tamamen aykırıdır.

İyi hoş, sizin belki amacınız aslında bu değildi. Gerçekten de işverenler lehine düzenlemeler yapmaktı belki de. Ama ben sizin ilan ettiğiniz amaca göre bunu söylüyorum. Bu kabul edilemez bir düzenleme.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             

             

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu

        Manisa                                              Konya                                              Kayseri

       Alim Işık                                     Mesut Dedeoğlu

        Kütahya                                     Kahramanmaraş

MADDE 17- 6331 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen "işyeri hekimi ve" ibaresinden sonra gelmek üzere "on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde" ibaresi; bendin sonuna "Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilân edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler." cümlesi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"(4) Bu kanun kapsamında yeraltında istihdam edilen İş güvenliği uzmanlarının aylıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu kapsamda istihdam edilen iş güvenliği uzmanlarının aylık miktarı, çalışma koşulları mali ve sosyal hakları ve diğer ilgili hususlar Bakanlar Kurulunca belirlenir."

"(5) Maden ruhsatları, rödovans, üretim veya herhangi bir sözleşme adı altında kiralanamaz. Maden işletmelerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamaz ve/veya takım sözleşmesi yapılamaz. Bu hükümlerin ihlali durumunda ruhsat iptal edilir."

"(6) Ruhsat sahibi tarafından teknik nezaretçi ve daimi nezaretçiye ödenmesi gereken ücret, Bakanlıkça oluşturulacak nezaretçilik hesabına yatırılır. Nezaretçiler ücretini bu hesaptan alır. Ruhsat sahibinin, ücreti yatırmaması durumunda, ruhsat teminatı irat kaydedilerek faaliyet durdurulur. Ücretin yatırılması ve teminatın yenilenmesi durumunda faaliyete izin verilir. Teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi ücreti her sene Bakanlığın görüşü alınarak Maden Mühendisleri Odasınca belirlenerek Resmi Gazete’de ilan edilir. Nezaretçilik hesabına ücretlerin yatırılma tarihi, hesabın denetimi ve yönetimi ile ilgili hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir. Teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçinin sözleşmesi ruhsat sahibi tarafından sırf görevini yapmış olmasından dolayı feshedilemez. Ruhsat sahibi tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinde belirtilen nedenler dışında teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçinin sözleşmesinin feshedilmesi durumunda, ruhsat teminatı irat kaydedilerek faaliyet durdurulur. Aynı zamanda ruhsat sahibi teknik nezaretçi ve/veya daimi nezaretçiye aylık brüt ücretinin 10 katı tutarında tazminat öder."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17’nci maddede verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Sözlerime başlarken İsrail’in Filistin’e ve Gazze’ye saldırılarını ve yaptığı katliamı, çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden masum insanlara insafsız ve vahşi saldırılarını şiddetle kınadığımı belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, eğer İsrail bu saldırılara cesaret bulabilmişse bölge ülkelerinin içerisinde bulunduğu vahim kaos ortamının ve yanlış bazı politikaların rolünün olduğu açıktır. Sayın Başbakan İsrail’in Gazze’ye saldırısını yeni bir Haçlı Seferi olarak nitelemiştir. Tabii biz, bunların devam eden Haçlı Seferleri olduğunu biliyoruz fakat AKP Hükûmeti ve Sayın Başbakan bir çelişkiden kurtulmak durumundadır.

Yine aynı Sayın Başbakanın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde yaptığı konuşmada da tam aksine Haçlı Seferlerini övdüğünü hatırlıyoruz. “Haçlı Seferlerini artık başka, farklı şekilde değerlendirmek durumundayız. Birbirimizi tanımamızda, kültür, bilim, sanat alışverişinde faydalı olmuştur.” diyerek övgüler dizmişti ve Haçlı Seferlerinin fayda ve faziletlerini anlatmıştı. Siz İsrail’le ticareti arttırın, petrol temin etmesini, su temin etmesini kolaylaştırın, her türlü gizli ilişkileri geliştirin, üstüne üstlük bir de o dünyadan cesaret madalyasını da alın; bu ciddi bir çelişkidir değerli arkadaşlar ve bu çelişkinizi derinleştiren çok acı bir konuşmayı da buradan tekrarlamak istiyorum.

Başbakan Erdoğan Haçlı Seferlerini överken Papa 16'ncı Benedict de Haçlı Seferleri nedeniyle İslam dünyasından özür diledi, “Bu seferlerde binlerce cinayet işlendi. Tanrı adına bu cinayetlerin işlendiğini söylemek kabul edilemez. Haçlı Seferleri bizim utancımızdır.” dedi. Papa Benedict’in utancı olan Haçlı Seferleri Sayın Erdoğan’ın herhâlde gururu oluyor.

Değerli milletvekilleri, 17’nci maddeyle meslek lisesi ve üniversite öğrencileri staj yaptıkları iş yerlerinde toplam çalışan sayısına ilave edilmiyor ve böylelikle de o iş yerinin iş güvenliği yükümlülükleri hafifletilmektedir. Oysa, iş sağlığı ve güvenliği statüyle ilgili bir kavram değildir, çalışma faaliyetiyle ilgilidir. Özelleştirme, taşeronlaştırma, redevans gibi yanlış uygulamalar sonunda madencilik sektörü, deneyim ve uzlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere kalmıştır. Bu kadar iş kazasının yaşanmasının önemli nedenlerinden birisi de budur. Bilhassa emeklilik yaşının yükseltilmiş olması, birtakım fiilî hizmet zamlarının olmayışı bu mesleğin kalitesine çok olumsuz etki etmiştir.

Yer altında istihdam edilen iş güvenliği uzmanlarının istihdamı, sosyal ve mali hakları işverenin iki dudağı arasındadır. Yer altında istihdam edilen iş güvenliği uzmanları iş güvenliği konusunda gerekli tedbirleri almaya çalıştığı zaman, üretimi yavaşlattığı gerekçesiyle, prim sistemiyle çalışan, bu “dayıbaşı” diye tabir edilen taşeronlarla tartışmaya giriyor ve öncelikli hedefi de üretim olan iş yeri sahipleri, taşeronlarla tartışan iş güvenliği uzmanlarının sözleşmelerine de son vermektedir. Burada da bir iş yeri yönetim çarpıklığı söz konusudur değerli arkadaşlar.

Ayrıca, iş güvenliği uzmanlarının, idari hiyerarşide doğrudan şirketin en üst yönetimine bağlı olma zorunluluğu da vardır, bu da dikkatlerden kaçan çok önemli bir konudur. Kaldı ki bizim görüşümüz mutlaka Çalışma Bakanlığına bağlı olarak belli, özellikle yer altında tehlikeli işlerde çalıştırılması gerekir.

Bir diğer yönetim çarpıklığı da en sonunda Enerji Teftiş Kurulu Başkanı Türkiye Kömür İşletmelerinin Yönetim Kurulu üyeliğine atanmıştı mayıs ayında. 13 Mayısta kaza olduktan sonra, birkaç gün sonra da istifa etmek durumunda kaldı. Yani denetlemek durumunda olan kişi denetleyeceği yerin aynı zamanda yöneticisi olmamalıdır.

Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

FARUK BAL (Konya) – Karar yeter sayısı istediler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Oylama yapıldıktan sonra söylendi.

FARUK BAL (Konya) – Hayır, hem oradan söylediler hem buradan efendim.

BAŞKAN – Hayır, lütfen… Önergeyi oylamaya sunarken döndüm size, hiç kimse karar yeter sayısı istemedi, sonradan söylendi.

18’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın, 6331 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinde değişiklik öngören 18'inci maddesindeki "veya" ibaresinin "ya da" ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                    Hasip Kaplan                                       Erol Dora

         Bingöl                                               Şırnak                                              Mardin

  Sebahat Tuncel                                Mülkiye Birtane                                   Esat Canan

        İstanbul                                               Kars                                               Hakkâri

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 18. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                              Vahap Seçer                                      İzzet Çetin

          İzmir                                                Mersin                                              Ankara

      Musa Çam                                   Süleyman Çelebi                     Muhammet Rıza Yalçınkaya

          İzmir                                               İstanbul                                              Bartın

     Hasan Ören                                  Mehmet Haberal                              Ali İhsan Köktürk

        Manisa                                           Zonguldak                                        Zonguldak

     Özgür Özel                                     Muharrem Işık                                      Sakine Öz

        Manisa                                            Erzincan                                            Manisa

                                                           Bülent Kuşoğlu

                                                                 Ankara

MADDE 18- 6331 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 5'ten az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 18 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu

        Manisa                                              Konya                                              Kayseri

       Alim Işık                                     Mesut Dedeoğlu                                       Ali Öz

        Kütahya                                     Kahramanmaraş                                       Mersin

MADDE 18- 6331 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen "işyerlerinde" ibaresi "işlerde" şeklinde; üçüncü fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alınabilir. Tam teşekküllü devlet hastanelerine raporlar için itiraz edilebilir. Tam teşekküllü devlet hastanelerinin raporları için Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere itiraz yapılır, hakem hastanelerinin kararları kesindir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki aslında bu torba yasanın içerisinde iş sağlığı ve güvenliği, iş yeri hekimliği, az tehlikeli işler, tehlikeli işler, çok tehlikeli işlerde yeni bir tasnifin yapılması Adalet ve Kalkınma Partisinin on iki yıllık iktidarı döneminde gözümüzün önüne bir manzarayı net bir şekilde seriyor. Bu şu demek: Türkiye'de her gün iş kazasından 4 kişi hayatına veda ederken, bir şekilde almış olduğumuz önlemlerle, iş kazalarının, dünyanın ve Avrupa ülkelerinin hiçbir şekilde istatistiklerine bile yetişemediğimiz meslek hastalıklarının önüne geçemediğimiz gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.

Bununla alakalı 6331 sayılı İş Güvenliği Yasası’nı çok uzak bir zamanda değiştirmedik. Soma faciası meydana gelmeden önce, yakın bir zamanda, iş yeri hekimliği, iş kollarının tanımlanması, tehlikelerinin tasnif edilmesi, iş güvenliği ve uzmanlığı noktasında işçi güvenliğini sağlayan önlemlerin alınmasıyla alakalı ciddi manada bir kanun tasarısı gene torba yasa olarak gelmişti, onu düzenlemiştik.

Burada yadırgadığım asıl önemli şey şu: Torbanın içerisine her şeyi dolduruyorsunuz, daha önce bu Türkiye'nin bir eksiği olarak gündeme gelen, özellikle Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülen, belli karara bağlanan konuda kimlerden, özellikle Sayın Bakanın kendini asla itham etmek istemem ama bürokratlardan nasıl bir talimat geliyorsa yeniden düzenlemelerle karşımıza geliyorsunuz. İş yeri hekiminin tanımı konusunda daha önce, yine bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde Sağlık Bakanlığı buraya bir madde getirdi. O Sağlık Bakanlığının getirdiği maddede, iş yeri hekimi tanımı itibarıyla “Pratisyen hekimlerin hepsi az tehlikeli iş kollarında sertifika almaksızın iş yeri hekimi olabilir.” dediniz. Onu geçirdiniz buradan. Şimdi ne oldu? Ne değişti şimdi? Şimdi de iş kollarına ayırıyorsunuz. Bir kere, sizin kafanız net değil. İtiraz ettiğimiz zaman da muhalefeti “her şeyi eleştiren” olarak ifade ediyorsunuz.

O zaman da burada konuşurken ifade ettik: Tıp fakültelerinde verilen eğitimler, bir hekimin iş yeri hekimi olması noktasında sahip olması gereken birikim, deneyim, tecrübenin hiçbir tanesini içermiyor. Bizim tıp fakültelerinde -mezuniyetlerimizde- böyle bir müfredat söz konusu değil. Dolayısıyla, her pratisyen hekimi az tehlikeli iş kolunda da olsa iş yeri hekimi yapamazsınız. “Bunların İş Kanunu’na göre mutlaka sertifikalandırılması lazım.” dedik. Şimdi de herhâlde aranızda bir uyuşmazlık söz konusu oldu ki az tehlikeli iş yerlerinde iş yeri hekimi bulundurma mecburiyetini toptan kaldırıyorsunuz; anlamak mümkün değil.

İş kollarına bakıyorum, az tehlikeli iş kolları sınıflandırılmış. Evet, Türkiye’de iş ortamında, iş dünyasında belki de çalışanların en büyük kısmının bulunduğu iş kolu az tehlikeli işler ama bunların içerisinde de iş yeri hekiminin, iş güvenliği uzmanının bulunması gereken değişik iş kolları var, onları da toptancı bir bakışla yok ediyoruz.

Şimdi, burada ben bakıyorum, normal büro tipi iş yerlerinde belki bu iş yeri hekimi zorunluluğunu kaldırmak iş dünyasında bir rahatlamaya vesile olabilir, bu yönüyle baktığınız zaman getirmiş olduğunuz madde doğru olarak değerlendirilebilir. Ancak iş kollarını ayrı ayrı tasnif ettiğimiz zaman iş yeri hekimi bulunması gereken, orada iş yeri hekiminin bulunmasıyla toplum sağlığı noktasında da kazançlı olduğumuz yerlerin göz ardı edildiğini görüyoruz. Mesela, burada, her türlü yiyecek maddelerinin hazırlanması, imalatı, fırınlar, pasta, börek, yufka, benzeri hamur ve sanayi işlerinde piyasaya sunum yapan, sağlık açısından ciddi denetim ve kontrolü olması gereken yerleri de bu tasarıyla tamamen olaydan, kontrolden çıkarmış bir hâle getireceksiniz. Yani niyetinizin gerçekten torba yasa içerisinde iş sağlığı ve iş güvenliğini, denetimi, iş kazalarının önlenmesini daha da azaltacak önlemler almak olması gerekirken iş dünyasının taleplerini karşılayacak şekilde bu tasarıyla gündeme geliyorsunuz, hele bir de bunu yaşamış olduğumuz büyük bir Soma faciasının üzerinden yapıyorsunuz.

Dolayısıyla, anlamakta büyük güçlük çektiğimi ifade ediyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 18. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                              Vahap Seçer                                      İzzet Çetin

          İzmir                                                Mersin                                              Ankara

      Musa Çam                                   Süleyman Çelebi                     Muhammet Rıza Yalçınkaya

          İzmir                                               İstanbul                                              Bartın

     Hasan Ören                                  Mehmet Haberal                              Ali İhsan Köktürk

        Manisa                                           Zonguldak                                        Zonguldak

     Özgür Özel                                     Muharrem Işık                                      Sakine Öz

        Manisa                                            Erzincan                                            Manisa

                                                           Bülent Kuşoğlu

                                                                 Ankara

MADDE 18- 6331 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 5'ten az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun vermiş olduğu madde 18’deki değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP Grubu içerisinde cesur bir sağlıkçı milletvekili arıyoruz, çıkıp “Biz sağlıkta tökezledik, on iki yıldır hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını perişan ettik, sağlığı ve çalışanları taşeronlaştıran, köleleştiren, özelleştiren, halkın sağlığını bozan uygulamalarla her geçen gün biraz daha batıyoruz.” diyecek cesur bir milletvekili. Üçüncü dönem olanlardan birisi olabilir. Ben, komşu ilim dadaşlar diyarı Erzurum’dan mert, cesur, yiğit bir sağlıkçı vekil çıkar diye düşünüyorum.

On iki yılda, herhâlde, en fazla, yandaşa rant sağlamak için, havuza para aktarmak için Kamu İhale Yasası’nda, ondan sonra da Sağlık Yasası’nda değiştirme yaptınız. Bu yetmezmiş gibi, bu değişiklikleri yaparken bir de sivil örgütleri, özellikle Türk Tabipleri Birliği ve TMMOB gibi örgütleri yok etmek için çalıştınız. Bunu yaparken de tabii asıl amacınız bunların toplumda etkin olmasını engellemekti, bunu da ne yazık ki başardınız, zayıf duruma düşürdünüz.

Biz, bunları yaparken size özellikle “Böyle yapmayın.” diye söylediğimiz hâlde siz yanlışlarda aynen devam ettiniz, hiçbirini kesmediniz. Yalnız, tabii, bu yanlışı yaparken ortaklarınızla birlikte hareket ettiniz ama 17 Aralık çıktıktan sonra, özellikle Sayın Başbakan çıktı, sürekli bağırdı, “Nankörler, hainler, ne istediniz de vermedik?” diye söylenmeye başladı. Özellikle, ak ozan Orhan’ın da söylediği gibi “İnerken aklıma bir kara perde/Her şey yeniden başlar bittiği yerde/Dönüşü olmayan bir yola girdim/Bir yanlışlık yaptım acaba nerede?” Bir değil, binlerce yanlışlık yaptınız, dönüşü olmayan binlerce yola girdiniz.

Şimdi, sağlıkta yaptığınız yanlışlara gelince, Soma katliamından başlayalım, Soma katliamıyla ilgili neler olur?

Geçenlerde iş yeri hekimliği için bir sınav yaptınız. Bu sınava 7.521 kişi başvuru yapmış, 866’sı sınava girmemiş, 6.655 hekimimiz sınava girmiş, 609 tanesi yani yüzde 9’u başarılı olmuş, yüzde 91’i başarısız olmuş. Bir kere, her şeyden önce sizin burada doktorların, hekimlerin zekâsıyla, onların gururuyla oynamaya hakkınız yok. Sınavda sorduğunuz sorulara bakıyoruz, hukukla ilgili yüzde 5, iş sağlığı genel konularıyla ilgili yüzde 15, mevzuatla ilgili yüzde 30, sağlıkla ilgili yüzde 35, teknik olarak yüzde 15 soru sormuşsunuz. Şimdi, burada hekimlerin bilmediğini mi tartışacağız? Hayır ama sorduğunuz sorularla, yaptığınız uygulamalarla, hiç ilgisi olmayan konularda sorduğunuz sorularla hekimleri orada sanki başarısız gibi gösterdiniz.

Daha önce 6331 sayılı Yasa’yı çıkardığınız zaman orada çok güzel maddeler sıraladınız ama tuttunuz, iş sağlığıyla ilgili asıl işvereni oradan sorumlu yaptınız ve bugün gelinen ortamda iş hekimini etkisiz hâle getirdiniz.

Yapılması gereken şu: Kesinlikle tabipler odasını ve TMMOB’u tekrar etkin hâle getirmeniz lazım. Eğer bu Soma’da yaşanan felaketin önüne geçmek istiyorsanız, oradaki çalışan kişilerin, hekimlerin ve iş güvenlik uzmanlarının patrona bağlı olmaması lazım. Sonuçta, patron bunun maaşını veriyor, maaşını veren bir kişiye de karşı çıkması mümkün değil. Soma’da yaşanan olayda, orada daha önceden bir kişinin zehirlendiği, hastaneye kaldırıldığı biliniyor, daha önceden orada yangın çıktığı biliniyor. Orada oluşturmuş olduğunuz o sarı sendika, tek görevi sizin mitinglerinize adam taşımak olan o sendika hiçbir etki göstermedi. Hekimler, orada paralı çalıştığı için, arkasında bir güvence olmadığı için, iş güvencesi olmadığı için sesini çıkarmadı; iş güvenliği uzmanları aynı şekilde sesini çıkarmadı. Dolayısıyla, facia geldi, kapımızda göründü. Bunları eğer engellemek istiyorsak, burada Sayın Bakanın ve diğer yetkililerin şu anda yapması gereken şey, yine, eskisi gibi iş yeri hekimlerini bağımsız hâle getirmek, tabip odasına bağlamak, güvencesini tabip odasından sağlamak, aynı şekilde, iş güvenlik uzmanlarını ve diğer çalışanları da diğer örgütlere bağlayıp maaş alacaksa ne kadar alacağı, nasıl güvenceli olacağını bu örgütlere bırakmak ve ciddi bir şekilde buna yüklenmektir. Yoksa, biz bu kazanın önüne geçemeyiz.

İş yeri hekiminin görevi çok önemli ama ne yazık ki yetkisi var, etkisi yok. Etkisi olmayan bir yerde de bir sonuç almasının mümkün olduğunu düşünmüyoruz. Bundan dolayı, bu, öyle… Sağlık raporu verecek, kaç kişiye verecek, bu gibi şeylerle biz bunun önüne geçemeyiz. Gerçekçi olması gereken şey, dediğim gibi, tabip odasını ve diğer örgütleri tekrar işlevli hâle getirip bunu Bakanlığın himayesinden kurtarmakla olur.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 6331 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde değişiklik öngören 18'inci maddesindeki "veya" ibaresinin "ya da" ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SIRRI SÜREYYA BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18’inci madde üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, 18 ve 19’uncu maddeler birbiriyle bağlantılı ve doğrusu anlamlandırması mümkün olmayan maddeler şeklinde önümüze geliyor. Baktığımız zaman, özellikle bağlantılı olarak bu her 2 maddedeki ana içeriği burada vurgulamak istiyorum. 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli olarak değerlendirilen iş yerlerinde iş yeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı yetkisini, sözde, Bakanlığın eğitim programından geçmiş olan işverenlere veriyorsunuz. Yani hekimlik mesleğinin iş yeri hekimliğiyle ilgili özel uzmanlaşması gereken bir yetkisini, yürütmesini, burada getirip işverene, iş yeri işverenine ya da o işveren vekiline veriyorsunuz ki anlamlandırmak mümkün değil. Hani, Başkan hep Komisyona ve Hükûmete katılıp katılmadığını soruyor da, vallahi bizim de kürsüden sorasımız var: Bu şaka mı, değil mi? Yani hem Komisyonun hem de Hükûmetin gerçekten bu maddelerin şaka olup olmadığını bize yanıtlaması gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, aranızda hekim olan milletvekilleri var, bu ülkede sağlıkla ilgili sendikalar var, meslek örgütleri var. Bir yasayı hazırlarken hiç mi danışmıyorsunuz, hiç mi onlara sormuyorsunuz ya da soruyorsunuz da hiç mi görüşlerini, önerilerini dikkate almıyorsunuz?

“İş yeri hekimliği” dediğiniz şey, tıp fakültesini bitirdikten sonra özel bir uzmanlık eğitiminden ya da özel sınavlardan, özel sertifikasyon programlarından geçtikten sonra tanınan bir yetkidir.

Burada, güya iş güvenliği ve işçi sağlığıyla ilgili bir düzenleme getirmişsiniz ama hem iş güvenliğini hem işçi sağlığını hiçe sayan bir yasa maddesini buraya yedirmişsiniz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bakanlığın ilan ettiği eğitim programından geçme şartını da lütfetmişsiniz.

Bakın, yarım imam dinden, imandan, yarım hekim candan eder. Burada yarım hekim bile yok. İlkokul mezunu olacak bir işverene ya da işveren vekiline siz bu konuyla ilgili bir yetki getiriyorsunuz. Bunun anlaşılır hiçbir yönü yok.

Bir de 2 maddede tanımlanmış -lütfetmişsiniz yine- işe girimler, periyodik muayene ve birkaç böyle istisnayı da… O yetkileri de istisna olarak tutmuşsunuz. Yani hiçbir hekimlik deneyimi olmayan bu işverenin bunları yapamayacağını da lütfetmişsiniz.

Gerçekten, bu madde üzerinde ciddi bir şekilde konuşmaktan bile biz hicap duyuyoruz. Bu 2 maddenin ruhuyla ilgili bir an önce ciddi bir şekilde sorunu ele almanız lazım. Güya küçük işletmeleri koruma adı altında bu torba yasada bazı şeyleri önümüze getiriyorsunuz ama unutmayın ki bu torba yasa 301 madencinin yaşamını yitirmesi üzerine işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili bu Meclisin gündemine geldi. İş cinayetleri olarak nitelendirdiğimiz, işçilerin yaşamlarına neden olan bu iş kazalarında dünyada 2’nci sırada, Avrupa’da 1’inci sırada bulunuyoruz. Her yıl bin işçi yaşamını yitiriyor. Sizin Hükûmetiniz döneminde 10 binin üzerinde işçi yaşamını yitirmiş. Burada illaki iş yaşamını ilgilendiren her düzenleme getirdiğinizde işvereni kayırmanız, sermayeyi kayırmanız, rant sahiplerini kayırmanız mı gerekiyor? Böyle bir şey olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, yol yakınken bu konuyla ilgili mevcut düzenlemeleri bir an önce geri çekmenizi öneriyoruz. Ben de özellikle pasifleştirmeye çalıştırdığınız meslek örgütlerinden, Türk Tabipleri Birliğinden, TMMOB’tan görüşler almanızı o doğrultuda -toplum yararına, işçi yararına, emekçi yararına bir düzenleme yapılacaksa- o şekilde Meclise getirmenizi öneriyorum. Bu 2 maddeyle ilgili iktidar partisinde bulunan bütün hekim arkadaşları da özellikle sorumluluğa davet ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Oylama sistemindeki arıza nedeniyle on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.04

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

19’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 19 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                            Alim Işık

             Manisa                                     Konya                                    Kütahya

      Yusuf Halaçoğlu                             Ali Öz                              Mesut Dedeoğlu

             Kayseri                                    Mersin                             Kahramanmaraş

MADDE 19- 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

"6) 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar ile bu programa katılanların belgelendirilmeleri, görev, yetki ve sorumluluklarına dair hususları."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun 19. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Özgür Özel                      Sakine Öz                 Rahmi Aşkın Türeli

          Manisa                           Manisa                             İzmir

      Vahap Seçer                 Bülent Kuşoğlu                   İzzet Çetin

          Mersin                            Ankara                            Ankara

Muhammet Rıza Yalçınkaya                                         Hülya Güven

           Bartın                                                                    İzmir

       Musa Çam                  Süleyman Çelebi                 Hasan Ören

           İzmir                            İstanbul                           Manisa

   Ali İhsan Köktürk             Mehmet Haberal                 Sedef Küçük

       Zonguldak                       Zonguldak                        İstanbul

MADDE 19- 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

"6) 5'ten az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde değişiklik öngören 19’uncu maddesine aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, işverenlerin veya vekillerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitimlerine ilişkin hususları belirlemede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili sendika ve meslek odalarının görüşlerine başvurulur.”

     İdris Baluken                      Pervin Buldan              Hasip Kaplan

          Bingöl                                 Iğdır                          Şırnak

        Erol Dora                           Nazmi Gür

          Mardin                                  Van

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erol Dora, Mardin Milletvekili.

Buyurun Sayın Dora.

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun tasarısının 19’uncu maddesi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tasarının bu maddesiyle, 6331 sayılı Kanun’un 30'uncu maddesinde değişiklik yapılmakta ve 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleriyle görevlendirmeye ilişkin düzenleme yapılmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ve eğitimlerine ilişkin hususların belirlenmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili sendika ve meslek odalarının görüşlerine başvurması ve bu doğrultuda hareket etmesi gerektiğini ve bu maddenin buna uygun biçimde değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, iş kazalarının büyük çoğunluğunu öngörülebilir ve önlenebilir kazalar oluşturuyor. Bütün güvenlik önlemleri alınmasına rağmen kazalar gerçekleşebilir, bunlar, kelimenin gerçek anlamıyla “kaza”dır. Ancak öngörülebilir ve önlenebilir kazalara "iş kazası" demenin sakıncaları vardır. Çünkü "kaza" ifadesi, ortada bir sorumlunun olmadığı izlenimini yaratıyor. Ancak, öngörülebilir ve önlenebilir kazaların hepsinde bir sorumlu vardır. İşverenlerin ve kamu otoritelerinin gerekli önlemleri aldığı durumlarda, güvenlik talimatlarına uymayan işçiler de sorumludur. Ancak, ülkemizdeki genel durum -Soma'da bir kez daha ortaya çıktığı gibi- işverenler gerekli önlemleri almak için yeterli çabayı harcamamakta, ilgili bakanlıklar da iş ve işçi güvenliği konusunda caydırıcı tedbirleri almamışlardır.

Değerli milletvekilleri, peki, işverenlerin güvenlik önlemlerini almadığı, bakanlığın bu konuda caydırıcı tedbirleri almadığı durumlarda gerçekleşen ölümlü kazalara “iş cinayeti” demek neden uygundur? Çünkü iş cinayeti, öngörülebilir ve önlenebilir kazayı öngördüğü hâlde önlemek için hiçbir şey yapmayanın ölümden sorumlu olduğunu bize hatırlatmaktadır. Ülkemizde iş kazalarıyla ilgili yaptırımların zayıf olduğu, hukuki süreçlerin uzun sürdüğü ve çoğu zaman sonuçsuz kaldığı düşünülürse, ağır ihmallerin olduğu durumlarda gerçekleşen ölümlü iş kazalarına “iş cinayeti” demek en doğrusudur. Ancak, sadece bizim bunu dememiz yetmez, yasaların ve mahkemelerin de bu türden iş kazalarına iş cinayeti muamelesi yapması gerekir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde mahkemelerin, ağır ihmallerin olduğu iş kazalarında işverenlere cinayet davası açmaları ve işverenlere ölümlü iş kazaları vakıalarında cinayetten ceza vermesi boşuna değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaların arttırılması ve iş kazalarıyla ilgili davaların hemen sonuçlandırılması iş kazalarının önlenmesi için işverenleri önlem alma konusunda teşvik edebilecek önemli bir adımdır.

İşçi örgütleriyle daha yakın iş birliği kurulması her yıl binlerce işçinin yaralanması ve yüzlercesinin hayatını kaybetmesinin önüne geçebilmek için atılabilecek ikinci önemli adımdır.

Üçüncü olarak: Vergiler, iş güvenliği ve iş kazaları konusunda kötü bir karneye sahip olan şirketleri cezalandırmak ve karnesi iyi olan şirketleri ödüllendirmek için kullanılabilir. Karnesi kötü olan şirketlere daha yüksek oranlarda vergi uygulanırken karnesi iyi olan şirketler vergi indirimlerinden faydalandırılabilir.

Ayrıca, iş güvenliğinin arttırılmasıyla ilgili teşvikler sigorta teşvikleri şeklinde verilebilir. İş güvenliği karnesi iyi olan şirketler ve çalışanları için sigorta primlerinin düşürülmesini sağlayan düzenlemeler yapılabilir.

Değerli milletvekilleri, iş güvenliği ve iş sağlığıyla ilgili yatırım yapan şirketlere çeşitli iktisadi teşvikler verilebilir. Örneğin, iş güvenliğine yapılan yatırımın belirli bir oranı kamu tarafından karşılanabilir.

Son olarak: İş güvenliğini arttırmak için finansal olmayan teşvikler de verilebilir. İş güvenliğini arttırma ve iş kazalarını azaltma konusunda başarılı olan şirketlere sembolik ödüller verilmesi ve tanıtılması, iş kazalarını önleme konusunda başarısız olan şirketlerin ise kamuoyuna duyurulması ve teşhir edilmesi sağlanabilir.

Türkiye'nin iş ve işçi sağlığı ve güvenliği konularında içerisinde bulunduğu yetersiz koşulların seçim öncesi torba kanunlara serpiştirilmiş yüzeysel yaklaşımlarla giderilemeyeceğini bir kez daha belirtiyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 19. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hülya Güven (İzmir) ve arkadaşları

MADDE 19- 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

 

"6) 5'ten az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sedef Küçük, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Küçük. (CHP sıralarından alkışlar)

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Meclisimize 61 madde olarak sevk edilen ancak Komisyon sürecinde kayıt dışılığın, adam kayırmanın, kasa aflarının, rantın ve talanın yer aldığı 98 maddenin daha ilave edilmesiyle 149 maddeye ulaşan bir torba yasayla karşı karşıyayız.

Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclisimizden mutabakatla geçebilecek bir yasaya yine müdahalede bulunduğuna ve de uzlaşma kültüründen ne kadar uzakta olduğuna bir kez daha şahit olduk. Bu şaşırtıcı değil, asıl şaşırtıcı olan “Soma işçileri için kanun çıkarıyoruz.” deyip yaşam odalarını reddetmektir, asıl şaşırtıcı olan “Doğayı korumayı en iyi biz biliriz.” deyip zeytinlikleri ranta açmaktır. Bu yaklaşımı anlamak da mümkün değildir. Oysa, Soma’nın da işçi sorunlarının da ekonominin de artık kalıcı hâle gelen problemlerinin çözümü uzlaşmadadır. Yalnızca muhalefet partileriyle değil, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla da uzlaşma gereği vardır. Uzlaşma sağlanmadan yapılan her düzenleme eninde sonunda yeni bir düzenlemeye yol açmaktadır ve geçtiğimiz yıllar da bunun sayısız örneğiyle doludur.

Barolardan görüş almadan Avukatlık Kanunu’nu değiştirirseniz, sendikaları yok sayarak işçiler hakkında düzenleme yaparsanız, tabipler odasına danışmadan sağlık çalışanlarına zorunlu nöbet uygulaması getirirseniz sorun çıkması da kaçınılmazdır. Taşeronluk sistemi de işte böylesi bir anlayışın ürünüdür. Muhalefet tarafından, sendikalar tarafından defalarca uyarılmasına rağmen taşeronluğu bu kadar yaygın hâle getirip bir de üzerine bundan şikâyetçi olmak, ancak Adalet ve Kalkınma Partisine has bir tutum olsa gerek. Bu tasarıda da bu tutumdan vazgeçilmiş değildir. Yoksa, hem kamuoyuna “Taşeron işçileri kadroya alacağız.” deyip hem de taşeronluğu kolaylaştırıcı ve yaygınlaştırıcı düzenleme yapmak açıklanabilir değildir. Yoksa, hem Uluslararası Çalışma Örgütünün sözleşmelerini imzalayıp hem de kamuda çalışan taşeron işçileri firmaların insafına bırakmak anlaşılabilir değildir. Muhalefetin, sendikaların, işçilerin beklentisi taşeronluğun toptan kaldırılmasıdır. Bu çağda fazla mesai, bayram izni, ikramiye ve yıllık izin gibi haklarından mahrum bırakılan taşeron işçilerin çalışma koşulları utanç vericidir. Taşeronluk sisteminin sonuçları nedeniyle yaşanan can kayıpları ise bu ülkenin ayıbıdır. Bu utanca ve ayıba ortak olmamak gerek diye düşünüyorum.

Taşeron işçilerin yaşadığı drama en son hep birlikte Soma’da tanık olduk. Kazanın ardından madenlerde çalışan işçilere “dayıbaşı” denilen işçi simsarları aracılığıyla “İşbaşı yapın, yoksa ekmeğinizden olursunuz.” dendiğini gördük. İşçilerin çok düşük maaşlarla yerin metrelerce altında yaşam savaşı verdiklerini ve bu sistemin de bizzat devlet tarafından beslendiğine tanık olduk. Tanıklığımız bununla da kalmadı; bu koşulları protesto eden işçilerin ve işçi yakınlarının tokatlandığına, tekmelendiğine ve üzerlerine gaz sıkıldığına tanık olduk. (CHP sıralarından alkışlar) Önlem almayan şirketlerin, önlem almasını kontrol bile etmeyen devletle zaten kol kola olduklarına tanık olduk. “E ne yapalım, bu kaderdir…” Maden kazaları konusunda 1900’lerin başından örnek veren yöneticilere tanıklık ettik ve bu yöneticilerin yönettiği ülkemizde yalnızca geçtiğimiz yıl 1.235 işçi, işçi kazalarında hayatını kaybetti.

Eğer işçilerimizin hayatının sudan ucuz olduğu bir ülke istemiyorsak hep birlikte bir şeyleri değiştirmemiz gerekiyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından da ilk iş olarak taşeronluk sistemini değiştirmemiz gerekiyor. Eğer bu sistem böyle giderse korkarım daha çok işçimizin ardından ağıt yakarız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 19 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

MADDE 19- 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

"6) 10'dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar ile bu programa katılanların belgelendirilmeleri, görev, yetki ve sorumluluklarına dair hususları."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle alakalı Milliyetçi Hareket Partisi grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki, bu iş sağlığı ve iş güvenliği daha önce görüşüldü. 6331 sayılı Kanun’u görüşürken -o zaman böyle de görüşmedik, çok daha etraflı, detaylı- konunun sosyal taraflarıyla -diğer siyasi partilere mensup, daha önce iş dünyasından gelen, buradaki eksiklikleri, aksaklıkları tespit eden, bir sendikada üst düzeyde yöneticilik yapmış ve aramızda Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olarak bulunan Sayın Çelebi’nin de olduğu- uzun uzun görüştük, böyle şeyler yoktu. O zaman da ısrarla tüm muhalefet milletvekilleri, sosyal taraflar, sendikalar olarak üstüne basa basa bir şeyi ifade ettik Sayın Bakanım, dedik ki: “Amacımız eğer gerçekten Türkiye’de iş kazalarının önlenmesi, işçi sağlığı, iş güvenliği noktasında köklü değişiklikler yapmaksa evrensel normlarda dünya bunu nasıl yapıyorsa, ILO standartları neyi emrediyorsa gelin bunlara göre bir düzenleme yapalım.” O gün yapmış olduğunuz düzenlemelerde bunların ülke şartlarına gayet uygun olduğunu, bunların doğru olduğunu ifade ettiniz. Ama daha sonra, 13 Mayısta, ülkemizin yaşamış olduğu vahim bir olayla, büyük bir katliamla; denetimi olmayan, denetimsiz, kimin ne yaptığının belli olmadığı… Türkiye’de sadece yer altı maden ocaklarında değil, diğer alanlarda da iş güvenliği uzmanlığı yapanların, gerçek manada denetimleri veya eksikleri tespit ettiğinde, alınabilecek önlemlerin alınıp alınmadığı noktasında Bakanlığın yaptırıcı bir gücü olması gerektiğini ifade etmemize rağmen bunu yok ettiniz.

Şimdi ne yapıyorsunuz? Şimdi, az tehlikeli iş yerlerinde çalışan sayısı 10’dan azsa orada çalışan iş sahibi, patron, işveren oranın belli alanlardaki eğitimini de verecek, eksiğini de tespit edecek. Yani, tabiri caizse kuzuyu kurda teslim ediyoruz, yaptığımız bu, başka bir şey değil. Burada, iş sağlığı ve güvenliği noktasında kazaların olmasını nasıl azaltacağız, nasıl tedbirler alacağız? Diyelim ki şöyle: Az tehlikeli iş kollarındaki bir işvereni düşünün, 15 çalışanı var, ikiye ayırdı. Ne yapacaksınız? Yani 7’sini bir yere koydu, 8’ini de bir yere koydu; ne olacak şimdi? Yani, bu o zaman iş güvenliği uzmanlığı sorunundan kurtulmuş olmayacak mı? Veya bu az tehlikeli iş kollarında tarif ettiğiniz iş kolları mahiyet olarak, iş kolları olarak birbirinin hepsiyle aynı özellikte değil ki.

Az önceki konuşmamda da ifade ettim, az tehlikeli iş yerlerinde Türkiye’de 600 bin civarında işyeri olduğu ve bunların da iş kolları olarak 150 alt gruptan oluştuğu, birbirlerinden tamamen farklı alanlarda işçi ve iş yeri ortamı olduğunu biliyoruz. Yani, bu kanunla daha sıklaştırmak, denetimleri daha artırmak, tedbirleri daha fazla güçlendirmek dururken kimin aklına geliyor da biz daha da çerçeveyi genişletiyoruz, elastik bir hâle getiriyoruz, gevşetiyoruz ve bundan ne kazanacağız? Yani, daha büyük faciaların olması, daha büyük kazaların olması için yeniden torba yasalarla bazı şeyleri düzeltmek zorunda mı kalacağız?

Bir de şu arada şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Bakan, sizin iyi niyetinizden hiç şüphem yok ama Türkiye’de, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında devletin kasasından harcanan paraların yeterli denetiminin yapılmadığı kanaatindeyim. Öyle iller biliyorum ki “tıp merkezi” adı altında –şimdi bir de bilgi gizlenmesi tamamen ortadan kaldırıldı sayenizde- sanal ortamda TC kimlikleriyle çok sayıda sanal hasta yaratılarak devletin soyulduğunu bu kürsüden hepinizle paylaşmak istiyorum. Bu konuda lütfen tedbirlerinizi alın. Çünkü gerçekten Sosyal Güvenlik Kurumu olarak çok iyi şeyler yapma niyetinde olsanız da denetleyen elemanlarınızı, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık grubundaki denetleyen elemanlarınızı ücret olarak korumadığınız sürece Türkiye’nin büyük paraları birilerinin cebine akıp gidecek. Bunda da bu Parlamentonun vebali olmasını istemediğim için sizleri yeniden uyarmak istiyorum.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Özel, Sayın Türeli, Sayın Demiröz, Sayın Tanal, Sayın Sarı, Sayın Çetin, Sayın Çelebi, Sayın Kuşoğlu, Sayın Yılmaz, Sayın Seçer, Sayın Ören, Sayın Özgümüş, Sayın Küçük, Sayın Düzgün, Sayın Haberal, Sayın Güler, Sayın Öz, Sayın Kaptan, Sayın Canalioğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök’ün Kanun Teklifi ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 20. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Haberal                             Rahmi Aşkın Türeli                                 Musa Çam

      Zonguldak                                            İzmir                                                 İzmir

Mehmet Ali Susam                               Vahap Seçer                                   Bülent Kuşoğlu

          İzmir                                                Mersin                                              Ankara

Süleyman Çelebi                     Muhammet Rıza Yalçınkaya                      Ali İhsan Köktürk

        İstanbul                                              Bartın                                            Zonguldak

     Hasan Ören                                       İzzet Çetin                                         Sakine Öz

        Manisa                                              Ankara                                              Manisa

     Özgür Özel

         Manisa

Madde 20 - 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 26 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(10) İşveren sendikaları, tüzüklerinde hüküm bulunmak ve şartları genel kurul kararıyla belirlenmek kaydıyla, işçilerin sigorta primlerinin işveren payının ödemelerinde kullanılmak ve nakit mevcudunun yüzde otuzunu aşmamak üzere karşılıksız yardıma dayalı dayanışma ve yardım fonu oluşturabilir."

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu

        Manisa                                              Konya                                              Kayseri

Mesut Dedeoğlu                                     Alim Işık                                           Faruk Bal

Kahramanmaraş                                     Kütahya                                              Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın, 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 26 ncı maddesine fıkra eklemeyi öngören 20’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

         Bingöl                                                Iğdır                                                Şırnak

  Gülser Yıldırım                                     Erol Dora

         Mardin                                              Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20’nci madde üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir yasa ve önergelerimizi sunuyoruz. Bundan sonraki maddelerde de yasayla ilgili görüşlerimizi aktarmaya devam edeceğiz ama ben bu maddede Genel Kurulu, özellikle, hemen yanı başımızda olan Rojava’daki gelişmelerle ilgili bilgilendirmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, biliyorsunuz 19 Temmuz ve 19 Temmuz, Rojava devriminin 2’nci yıl dönümü. Her şeyden önce, büyük bir saldırı altında bulunan, ambargo ve abluka altında bulunan, irade kırma ve boğma girişimleri altında bulunan ama buna rağmen büyük bir direniş gösteren Rojava halkını ve Orta Doğu halklarına kazandırmış oldukları devrimi biz buradan selamlıyoruz. Kürtlerin öncülüğünde, Arap’ı, Türkmen’i, Süryani’si, Ermeni’si, Şii’si, Sünni’si, gayrimüslimiyle, halk meclisleri şeklinde kendini örgütleyen ve ortaya çıkan öz yönetim modelini bütün bir Orta Doğu’ya taşıran bu devrimin, aslında Orta Doğu’daki bütün halklar ve devletler tarafından sahiplenilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bugüne kadar, maalesef, bu konuda bölge devletleri düşmanca davranışları sergilemeye devam ettiler. Bugün, devrimin başlamış olduğu Kobani’de bu acımasız saldırılar aynı şekilde, maalesef, devam ediyor. Gerçi bu saldırıların tamamı YPG’nin büyük direnişiyle boşa çıkarıldı ancak, özellikle Musul’da, Irak ordusunun kendilerine bahşetmiş olduğu ağır silahlarla, IŞİD çetelerinin, şu anda yeni, ağır bir saldırı planlaması hazırlığı içerisinde bulunduğunu biliyoruz.

Biz Halkların Demokratik Partisi olarak Rojava devrimiyle ve Rojava’daki bütün halklarla dayanışma içerisinde olduğumuzu ve sonuna kadar kendilerini destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz, deklare ediyoruz. Keşke Türkiye Büyük Millet Meclisi de bugüne kadar, hemen yanı başımızda olan bu Rojava devrimini, Rojava halklarının ortak geleceğini sahiplenecek bir irade ve politika ortaya koymuş olsaydı.

Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi, dün, İsrail’in Gazze’de uygulamış olduğu acımasız, pervasız katliamları, öne sürdüğü devlet terörünü ortak bir iradeyle buradan lanetledi. Bunun yankıları büyük oldu, hem içeride hem dışarıda Türkiye Büyük Millet Meclisinin böyle bir irade ortaya koyması önemli oldu ama bugün, Rojava’da devrede olan ve aslında Orta Doğu’nun tamamını bir kan deryasına çevirmek isteyen IŞİD çetelerine karşı, Orta Doğu’daki çete terörüne karşı, bu Meclis hâlâ bir irade ortaya koyamamıştır. Girdiği her yerde, Kürt’ü, Türkmen’i, Arap’ı, Müslüman’ı, gayrimüslimi ayırt etmeden acımasız bir şekilde katleden, çarmıha geren, kafalarını, kellelerini kesen ve onlarla top oynayacak kadar insan haysiyetinden uzaklaşmış olan bu IŞİD çetelerine karşı, bugüne kadar bu Meclisin bir kınama, bir ortak irade çıkarmamış olmasını biz büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz, ki bu IŞİD çetelerinin elinde şu anda bu ülkenin 46 vatandaşı da rehin durumda bulunuyorlar. Dolayısıyla, bu Meclisin, Orta Doğu’daki devlet terörüne karşı göstermiş olduğu iradeyi, çete terörüne karşı koyması gerektiğini gerçek samimiyetin bir ölçütü olarak burada biz tekrar ifade etmek istiyoruz.

Hükûmete de bir çağrıda bulunmak istiyoruz: Rojava politikasının derhâl değiştirilmesi gerekir. Rojava’ya uygulanan ablukanın ve ambargonun bir an önce kaldırılması, sınır kapılarının ticarete açılması, Rojava’da oluşan modelin bütün Orta Doğu’nun barış modeli olarak bütün dünyaya tanıtılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Afrin’de, Cizre’de, Kobani’de ilan edilen kantonlar ve bütün farklılıkları bir arada tutan, anayasal güvence altına alan demokratik anayasayı, Orta Doğu’daki yangın için bir model olarak gördüğümüzü tekrar ifade ediyoruz.

Bugün, Suruç’ta Rojava devrimini selamlamaya giden binlerce halkımızı buradan selamlıyor, “...”(x) Rojava diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum .

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Aynı mahiyetteki diğer önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 20 nci maddesinde yer alan ‘yüzde yirmi beşini’ ibaresinin ‘otuzunu’ şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Alim Işık                                     Yusuf Halaçoğlu                                  Erkan Akçay

        Kütahya                                            Kayseri                                             Manisa

Mesut Dedeoğlu                               Mustafa Kalaycı                                     Faruk Bal

Kahramanmaraş                                       Konya                                               Konya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Mehmet Haberal                             Rahmi Aşkın Türeli                                 Musa Çam

      Zonguldak                                            İzmir                                                 İzmir

Mehmet Ali Susam                               Vahap Seçer                                   Bülent Kuşoğlu

          İzmir                                                Mersin                                              Ankara

Süleyman Çelebi                     Muhammet Rıza Yalçınkaya                      Ali İhsan Köktürk

        İstanbul                                              Bartın                                            Zonguldak

     Hasan Ören                                       İzzet Çetin                                         Sakine Öz

        Manisa                                              Ankara                                              Manisa

     Özgür Özel

         Manisa

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 20’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği önergeyi açıklamak üzere huzurunuzdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, iş hukuku üç boyutlu bir hukuktur. Birinci boyutu itibarıyla işçinin güvenliğini, sağlığını ve işçinin emeğinin karşılığını alabilecek hak ve hukukunu düzenler. İkinci boyutu itibarıyla işverenin hak ve hukukun düzenler. Üretimin kaliteli, verimli olabilmesi için iş hukukuna işveren lehine birtakım hükümler koyar. Üçüncü boyutu ise devletin denetim, gözetim ve düzenleme hukukunu ortaya koyar.

Bu kanun tasarısı, Soma faciası neticesinde ortaya çıkmış, iş hukukumuzda olan eksikliklerin, yanlışlıkların giderilmesi ve 21’inci yüzyılda insanlarımızın emeğinin hakkının korunarak, can güvenliğinin sağlanarak, özellikle madenlerde ve riskli alanlarda çalışan işçilerimizin hak ve hukukunun gözetilmesi ve onların uğramış oldukları birtakım mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla getirilmiştir. Getirilirken madde sayısı 61’dir, Komisyonda ise madde sayısı 148’e çıkarılmıştır. Torba kanun olarak gelen bu kanun tasarısı, bu şekilde, bir çuvala dönmüştür ve çuvalın içerisinde de her türlü zerzevat bulunmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Soma faciasında yaşanan elim hadiselerden mağdur olanların, bu elim hadiseler neticesinde maden şehitlerimizin öbür dünyaya göç etmesi nedeniyle ortaya çıkan hazin duruma çare olmak için alınacak her türlü tedbirin arkasındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Soma’da hayatını kaybetmiş olan işçilerimizin gözü yaşlı anne ve babalarının, gözü yaşlı eş ve çocuklarının her türlü hak ve hukukunun yerine getirilebilmesi için tüm gücümüzle bunlara destek verme amacındayız.

Aynı şekilde, taşeron işçilik, AKP Hükûmeti döneminde bir meslek hâline getirilmiştir ama “taşeronluk” adı altında, tam anlamıyla bir köleliktir. Dolayısıyla, taşeron işçilerimizin, kölelik düzeninden, 21’inci yüzyıldaki iş güvenliği ve iş hukukunun temel ilkelerinden yararlanabilen, onların izin, ücret, kıdem tazminatı, işsizlik sigortası gibi sorunlarının halledilerek emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir noktaya getirilmesi için sevk edilmiş olan hükümlerin tamamına destek vermeye gayret göstereceğiz.

Bu mübarek günde, böyle, hayra hizmet edecek bir işlem yapılması gerekirken, bu kanun tasarısında, bu çuvalın içerisinde zerzevatlar var. Bu zerzevatların, sonuna kadar Milliyetçi Hareket Partisi karşısında olacaktır ve karşısında olmaya devam edecektir.

Değerli arkadaşlarım, işverenler açısından baktığımızda, iş hukukunda işveren haklarının düzenlenmesi açısından baktığımızda, AKP’nin gözünde işverenler iki cinstir. Birincisi yandaş olanlar, diğerleri ise yandaş olmayı reddedenler. Yandaş olanlar, üstün bir hukuka sahiptir; onlar için, hukuk nedir; onlar için, Anayasa nedir; onlar için, iş güvenliği nedir; onlar için, helal-haram nedir; bunların hiçbir anlamı yoktur. Onlar için, devletin malı deniz, yemeyen domuz. Onlar için, devletin sağlamış olduğu imkânlar bir “han-ı yağma”dır, “han-ı yağma”dan beslenmek onlar için en tabii haktır.

İşte, bu İş Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili olmak üzere, 112’nci maddesinde sevk edilen hükümle, “han-ı yağma”dan beslenen beş tane önemli, özelleştirmeyle ilgili yandaş şirkete, hukukun üstünlüğü nedir, mahkeme kararı nedir, hâkim nedir, mahkemenin hükmünün hukuk düzenindeki yeri nedir anlamı tanınmadan, onun yerine, yapılmış olan yolsuzluğun, ihale yolsuzluğunun ve devlet malının peşkeş çekilmesinin sonucunda ortaya çıkan mahkeme kararlarının yok sayılması hükmü sevk edilmektedir ki bu, zerzevatlardan bir tanesidir. O zerzevatların, sırası geldiğince, diğer maddelerde verdiğimiz önergeler çerçevesi içerisinde diğerlerini de izah etmeye çalışacağım.

Mübarek günde aklımızı başımıza toplayarak, hayra hizmet ederek, harama hizmet edici bir noktadan uzak durarak önergemize destek vereceğinizi ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, otuz sekiz gün Plan ve Bütçe Komisyonunda bu yasaların görüşülmesi sırasında emek veren, katkı veren, muhalefetini gerçekten toplumdan yana, halktan yana yapan tüm milletvekillerini içtenlikle kutluyorum. Burada asla şöyle bir yanı yok işin: “Orada muhalefet yapılıyor; buraya geliyor, muhalefet; bunların işi akşama kadar muhalefet.”

İnanın, gerek Grup Başkan Vekilimizden gerekse burada sözcülük yapan bütün milletvekillerimizden “Bu yasanın, özellikle Soma’yla ilgili, toplumun diğer alanlarıyla ilgili acil konularını hemen görüşelim, üzerinde bile konuşmadan bir günde yasalaştıralım.” diye öneriler geldi. Bunların hepsine kulak tıkandı. Şimdi gelinen noktada, gerçekten, bu alanda yapılması gereken değişiklikler bir müjde olarak sunuldu her şeyden önce. Taşeronda “Taşeron kalkıyor.” diye bir müjde. Şimdi soruyorum, Sayın Bakan da dinlesin: Gerçekten kalkıyor mu? Yok. Bize vatandaşlar soruyor “Taşeron kalkıyormuş.” diye. Hatta ve hatta birçok milletvekili televizyonda -kasetlerini de burada dinletirim- açıklamalarda bulunuyorlar “Taşeron kalkıyor, gözünüz aydın. Başbakanla konuştuk.” Bunları söylüyorlar ama uygulamaya bakıldığında taşeron kalkmıyor, yaygınlaşıyor. Bu düzenleme, lafzi olarak bir tuzakla, yeni bir süreçle yeniden tanımlanıyor, yeni bir vizyonla yeniden bu yasa ele alınıyor ve bu ele alınan yasa, aslında, çalışanlara, özellikle taşeron çalışmalarına bir şey getirmiyor değerli arkadaşlar.

Bakın arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak tam 41 milletvekiliyle emeğin torba yasasını buraya getirdik, şu kürsüye getirdik, taşıdık. “Sendikal örgütlenme özgürlüğü sağlansın.” dedik orada, “Sendikalara uygulanan barajlar kalksın.” dedik. Şimdi gelecek diğer maddelerde. “Grev yasakları kalksın.” dedik, hâlen grev yasakları devam ediyor. Şişecam’daki grevi Bakanlar Kurulu daha yeni erteledi. Yani “Grev önündeki engelleri kaldıracağız.” dedi Başbakan, kaldırıyor, grevleri tamamen kaldırınca engel filan kalmıyor önümüzde. “Kıdem tazminatı güvenceye alınsın. Taşeronlaşma kalksın.” dedik.

4/C’liler özellikle, yıllardır bu insanlar mağdur, hepinize başvuruyorlar, 4/C’lilerle ilgili gelin, şu torba yasada bir iyileştirme yapalım, artık buna bir son verelim. Bu 4/C’lileri siz de dinliyorsunuz, biz de dinliyoruz ama bir türlü çözüm üretilemiyor. Bunun da kalkacağını AKP’li milletvekilleri birçok televizyon programında söylediler. Bende bunların kasetleri var, ikinci konuşmamda da, gerekiyorsa, kasetleri ortaya koyarım.

Emeklilikte yaşa takılanların sorunu var. Sayın Bakan, günlerce burada ciddi anlamda bu sorunları bütün muhalefet partileri dile getirdi, onun üzerinde hepimizi uykuya getiriyorsunuz. Sanki yokmuş böyle bir talep, sanki emekliler, emeklilikte yaşa takılanların sorunu çözülmüş gibi bir yaklaşım içerisinde duruyorsunuz ve üzerini kapatıyorsunuz. Emeklilikte yaşa takılanlar dışında birçok alanda işçi sağlığı, iş güvenliği açısından, çocuk işçiliği açısından, kısmi süreli çalışanlar açısından…

Emeklilerin maaşının reel olarak millî gelirden alması gereken payları buraya getirdik. Siz ne yapıyorsunuz? Siz, tam tersine, bunlar yerine değerli arkadaşlar…

Uğur Mumcu’nun söylediği güzel bir laf vardı: “Vurulduk ey halkım, unutma bizi!” Ben de “Ey halkım soyuluyorsun, unutmayın bizi, bu muhalefeti unutma.” diyorum. Bu muhalefetin gayretlerinin, buradaki çalışmalarının tamamen bu halkın yanında olduğunu bir kez daha bu kürsüden ifade etmek istiyorum çünkü bu yasa aynı zamanda rantın, talanın, sermayenin kasasını daha çok doldurma yasası. Bu yasa gerçekten esnafa, bu yasa gerçekten köylüye, memura gerçekten esenlikler getirse biz bunun altına imza atarız, şimdi atarım. Bir sendikacı olarak bunlara karşı çıkmamız herhâlde düşünülemez.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hiç iyi bir şey yok mu?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – İyi şeyler var tabii. İyi şeylerin altına imza atarız. Biz böyle ikiyüzlü davranmayız, altına imza atarız “Güzel şey yapıyoruz.” deriz, beraber de imzalarız altını ama yanlışlara da bizi kimse ortak edemez diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati : 18.20

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 20’nci madde üzerindeki aynı mahiyetteki Konya Milletvekili Faruk Bal ve arkadaşları ile İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ve arkadaşlarının önergelerinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20’nci madde üzerinde, karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Madde ihdas edilirken, esas bakan olması lazım orada, vekâleten olmaz.

BAŞKAN - 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Kaplan’ın bir açıklama talebi var.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İç Tüzük 58’e göre…

BAŞKAN – Efendim?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tutanaklara yanlış geçişler var.

BAŞKAN – Mikrofonunuz açık efendim.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, kürsüden, beş dakikaya kadar… İç Tüzük çok açık.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

Yerinizden açıklama yapsanız süre vermeyecektim, süresiz olacaktı.

Buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, elektronik oylama sonuçlarında HDP milletvekillerinin seçim bölgesi ve parti adlarıyla ilgili hatalar olduğuna ilişkin açıklaması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Değerli arkadaşlar, bu tutanakta düzeltilmesini istediğim husus… Bu torbayla, Komisyonda günlerce, saatlerce, burada günlerce, saatlerce… Sadece sinirlerin gergin olduğu bir yanlışlıklar dizini değil, elektronik oylamalarınız kafayı yedi. “Kafayı yedi” diyorum, elektronik kayıtlar bozuldu.

Buyurun, 10 Temmuz, çözüm oylaması, tutanakları bende. Burada Şırnak milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi, yapılan oylamalar net, yasalaşma, açık oylama tablosu. Tutanak Müdürlüğünden -giderek- doğrulattım; bu bir.

İki: 18 Temmuz 2014 saat 21.05, dün. Buraya bakıyoruz, kayıtlara, bakın -yoklama kaydı arkadaşlar, çok ciddi kayıtlar bunlar, Meclisin kayıtları bunlar- başlıyor, bizim Halkların Demokratik Partisi milletvekilleriyle ilgili tabirler İngilizce yazılmaya başlanmış, resmî dil olmuş İngilizce tutanaklarda ve “unknown” -İngilizcesi “unknown”, ben telaffuz etmesini az biliyorum, Fransızca bildiğim için azıcık- “bilinmeyen tanımlama.” Şimdi, bu “bilinmeyen tanımlama”da Şırnak milletvekilleri ve bütün HDP milletvekilleri aynı şekilde tanımlanamıyor, Meclisin dördüncü büyük grubu tanımlanamıyor Mecliste. Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan “Parlamenter demokratik sistemde HDP’nin yeri olmamalıdır.” dedikten sonra bizi hemen elektronikten, tutanaklardan silmeye başladınız.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hadi canım sende!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sonra baktık ki -yanlışlık var mı yok mu diye bütün milletvekillerini tek tek inceledim- İdris Baluken bile aynı şekilde, hepsi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bilinmeyen bir dilden sonra bilinmeyen milletvekili.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama en kötüsü bu üçüncü safha, bugüne gelelim.

Bunu yapmayacaktınız arkadaşlar. Bakın, 16.00, yoklama, 19 Temmuz, bugün. Hadi yani bu yanlışları yaptığınızı anladık da Allah’tan korkun ya, “Hasip Kaplan, Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili” diye yazmışsınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Allah korusun, Allah yazdıysa bozsun.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şırnak milletvekillerinin hepsini yazmışsınız, Şırnak’ta sayıyı 4’e çıkardınız, hadi dedim, bakayım yanlışlık belki Şırnak’tadır, baktım İdris Baluken Grup Başkan Vekilimiz dâhil bütün partilileri Adalet ve Kalkınma Partili yapmışsınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Allah yazdıysa bozsun, Allah korusun.

HASİP KAPLAN (Devamla) – E, bu kadar olmaz arkadaşlar, dün yok saydınız, bugün kendinizden saydınız, ya, ne oluyor bu tutanaklara demeye başladım. Hadi dedim, elektroniktir, yazılımdır, yazılım endüstrisinde virüs girmiştir, Amerika girmiştir, CIA girmiştir, FBI girmiştir, onu bir düşündüm, onu da araştırdım, arkadaşlar, baktım bizim bağımsız milletvekilleri doğru girilmiş, hepsi “Bağımsız” yazıyor hâlâ. Bir numara var arkadaşlar, CIA mıa, kim girdiyse, FBI, MOSSAD veya bu elektronik oylamaların sıhhatine gölge düşmüştür.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kedi girmiştir, kedi(!)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kedi, kedi (!)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, Sayın Başkan, bu işin sorumlusu kim? Tutanak Başkanlığı doğru yazmış. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı mı bu yoklamayı veriyor, Bilgi İşlem Başkanlığı mı veriyor? Kim veriyor, çıksın Başkanlık Divanı açıklama yapsın, bunları düzeltsin.

Vallahi billahi bir daha olursa daha güzel konuşurum arkadaşlar.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) – O kadar parti değiştirirseniz tabii sistem çöker.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın elektronik oylama sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dünden bugüne yapılan yoklamalarda, yoklama çıktılarında Halkların Demokratik Partisine mensup milletvekillerinin isimlerinin “Adalet ve Kalkınma Partisi” veya “bilinmeyen ad” altında görüldüğü anlaşılmıştır. Bu hata, sistemden kaynaklı bir hata olup düzeltme yapılmıştır.

Hatanın tekrarlanmaması için de gerekli tedbirler alınmıştır.

Konu da Bilgi İşlem Başkanlığına bağlı.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

 

BAŞKAN – 20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 20 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ihdas edilmesini arz ve teklif ederim.

  Nurettin Canikli                                   Recep Özel                                  Hakan Çavuşoğlu

        Giresun                                             Isparta                                               Bursa

Mehmet Doğan Kubat                      Osman Aşkın Bak                                  Hilmi Bilgin

        İstanbul                                            İstanbul                                              Sivas

     Salim Uslu

         Çorum

“MADDE 21 – 6356 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında yer alan ‘yüzde üçünün’ ibareleri ‘yüzde birinin’ olarak, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘yüzde üçünden’ ibaresi ‘yüzde birinden’, dördüncü fıkrasında yer alan ‘yüzde üçünü’ ibaresi ‘yüzde birini’ olarak değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Madde üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun.

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Değerli arkadaşlar, demokrasilerde, gelişmiş ülkelerde demokrasinin belkemiği, omuriliği STK’lardır, emek ve meslek örgütleridir. Eğer emek ve meslek örgütleri doğru bir şekilde örgütlenebilse -sendikalar, odalar, barolar, dernekler- bunların hepsinin o ülkede demokratik siyaseti etkilemeleri, yönlendirmeleri ve görüş bildirmeleri o derece etkili olur. 12 Eylülde 5 general gelip bu Meclisi kapattığı zaman ve apoletleriyle oturup buradaki parti gruplarının liderlerini, hepsini Zincirbozan’a, hükûmetin üyelerini Zincirbozan’a gönderdikten sonra ilk yaptıkları şey sendikaları kapatmaktı arkadaşlar, partilerden sonra ilk yaptıkları şey sendikaları kapatmaktı. DİSK’in binası uzun bir süre Anayasa Mahkemesi olarak görev yaptı, el koymuşlardı. İşçilerin, emekçilerin alın teriyle, kuruş kuruş topladıkları paralarla kurdukları kendi binalarının hepsine el konmuştu ve o sendikacıların büyük bir çoğunluğu mülteci oldu, yurt dışına gitti; kalanların birçoğu soruşturuldu, sıkıyönetim mahkemelerinden, devlet güvenlik mahkemelerinden geçirildi. Bugün de değişen bir şey yok arkadaşlar, azıcık “toplu sözleşme” deyin, “örgütlenme özgürlüğü” deyin, “demokratik hak ve özgürlükler” deyin, Kızılay Meydanı’na çıkın, TOMA’yı alnınıza dayarlar, sıkarlar gazı da, suyu da, copu da gösterirler, biraz daha öteye gittin mi plastik mermiler konuşmaya başlar.

Yani otuz dört yıl geçti darbenin üstünden. Otuz dört yıl sonra her iktidar kendi sendika ve konfederasyonlarını oluşturdu, kendi işveren konfederasyonlarını ve derneklerini oluşturdu. TÜSİAD vardı, MÜSİAD’ı çıkardılar. Arkasından, yok Anadolu Girişimcileri, yok illerde farklı şeyler kuruldu. Sendikal alanda da iktidarlar kendi yandaş iktidarlarını kurdular. HAK-İŞ bunun örneğidir. İktidarın yanında giderek sayısını artırmıştır. İş güvencesi korkusuyla da birçok insan sendikasını bırakıp oraya geçmiştir. Peki, TÜRK-İŞ? TÜRK-İŞ ile DİSK 12 Eylül öncesi iki ana sendika olarak, birisi merkez sağda, birisi solda iki emek örgütü olarak bir mücadelenin içindeydi; en azından bir fren-denge sistemi vardı.

Bakın, geldiğimiz noktanın ne kadar vahim olduğunu sizlere anlatabilmem için sizleri Soma’ya götürmem lazım. Soma’da 301 maden işçisi can verirken ve bu acılar yaşanırken en az konuşanlar sendikalar oldu, sendikacılar oldu. Sendikacılar konuşmadı, sendikacılar çıkmadı. “Burada iş güvenliği yoktur. Burada şu şu şu şu eksiktir. Burada bunlar olmadığı için bunlar oldu. Bakanlıklar denetimi yapmadı, ruhsatları verirken iltimas ettiler, bunun için bunlar oldu.” diyeceği bir günde herkes konuştu, Hükûmet konuştu, partiler konuştu, liderler konuştu ama Soma’da bir tek -TÜRKİYE MADEN-İŞ olması lazım isminin herhâlde, TÜRK-İŞ’e bağlı- sendikacılar konuşmadı ve en sonunda halk, sendika işçileri isyan etti ve sendikacıların bir kısmı yönetimden istifa etmek zorunda kaldı.

Geçen hafta Meclise gelenler, işte bu düzen sendikacılığına karşı bir başkaldırı ortamında geldiler, Meclisin kapısına sarı çizmeleri ve tulumlarıyla dayandılar. Sarı çizmelerinden, tulumlarından çekindiniz, utandınız; onların buraya girmesine izin vermediniz. Tıpkı Roboski aileleri katliamdan geçtiği zaman mahallî kıyafetleriyle geldikleri zaman Meclise, yerel kıyafetleriyle geldikleri zaman Meclise, bize gelip “Alamayız…” Çünkü bunlar başka kıyafetler giymişti. Evet, halkın kıyafetleri yerelde farklı olabiliyor. İşçilerin tulumları, çizmeleri ve Orhan Veli Kanık’ın “Kömür Karası” şiirinde dediği gibi, onuru temsil eden, emeği temsil eden bu insanların eğer örgütlü bir sendikal mücadelesi, örgütlü bir mücadelesi olsaydı, 12 Eylül öncesi gibi, MADEN-İŞ Sendikasındaki örgütlenme gibi meydanları sallayan, Zonguldak’tan o çizmeleri ve baretleriyle yürüyüp Türkiye’yi sallayan maden işçileri yürüyüşü ve direnişi olsaydı bugün Soma bu kadar rahat ve ucuz atlatılıp bunun hesabı ortada bırakılmayacaktı.

Şimdi, geliyorum, burada 3-4 tane önerge var. Bizim bir önergemiz var “İş kolu örgütlenmesindeki binde 5 baraj kalksın.” diye. “Baraj kalksın.” diyoruz. Barajın her türlüsüne karşıyız arkadaşlar; siyasi barajlara, seçim barajlarına, hazine barajlarına karşıyız. Biz bunları yıka yıka geldik, 2007’de bağımsız aday olduk, 2011’de bağımsız aday olduk, geldik, o barajlarınız artık bize vız geliyor. Allah’ın izniyle bu 2015 seçimlerinde o barajı, barajları başınıza geçireceğiz ama sendikal iş kolunda, emek iş kolunda, alın terinde, Avrupa Birliğinin, gelişmiş ülkelerin, çağdaş ülkelerin getirdiği düzenlemelere, ILO’nun şartlarına uyacaksınız. “Yok, bilmem ne ekonomik sosyal başkanlar konseyi üyesi olacak, onun için de yüzde 1’den yararlanacak, olmayanlar yüzde 3’ten yararlanacak, bilmem ne olanlar şu kadardan yararlanacak.” Hâlâ 12 Eylülün, darbe anayasasının darbe mevzuatıyla yönetmeye kalkmak bu ülkeyi, bu ülkenin işçisine, emekçisine yapılacak en kötü davranış biçimidir.

Arkadaşlar, Türkiye’de 12 Eylülden önce 2 milyona yakın sendikalı işçi vardı biliyor musunuz? Toplu iş sözleşmelerinden yararlanan işçi sayısı 1 milyonun üstündeydi. Şimdilik özelleştirmeyle, taşeronlaştırmayla Türkiye’de 1 milyon 700 bin civarında sendikalı işçi var ama toplu sözleşme yapabilenlerin sayısı 600 bindir. Biz, işçinin, emekçinin düşmanı olan zihniyetlerin karşısında işçinin, emekçinin haklarını sonuna kadar savunacağız. Biz öyle maslahat idaresi değil, köklü radikal dönüşümden yanayız. Halkların Demokratik Partisi olarak biz, emeğin sesi olacağımıza dair meydanlarda söz verdik, söz vere vere geldik.

Şimdi, bu ibareyi dikkate aldığımız zaman Sayın Bakanın çabalarıyla burada -Çalışma Bakanımız da geldi yanıma- bir madde ihdası, değişikliği öngördüler. Şimdi, ondan önceki önergeye bakıyoruz, AK PARTİ’nin Grup Başkan Vekili Canikli imzalamış: “Üye olmayan işçi sendikaları için yüzde 3.” Niye kardeşim? Millet mecbur mu TÜRK-İŞ’e, millet mecbur mu HAK-İŞ’e, belki de DİSK’e? Bırak kendi sendikalarını kursun. Belki kendi konfederasyonlarını kurarlar, belki en iyisini yaratırlar. Aynen siyasette de barajları kaldırın, belki bu 4 partiye mahkûm olmaz Türkiye’nin insanları, yeni partiler kurarlar, yeni iradeleriyle yeni güzel insanlar gelir, bu kahrolası kaderi değiştirirler. Yani, her şeye sınır, her şeye fren, her şeye sistemin çarkını koymak ve depolitizasyon politikasını uygulamak kabul edilemez.

Şimdi, arkadaşlar, bunun yanında bir de ana muhalefetin verdiği bir önerge var, iş kolunda yine buna yakın, en az yüzde 3 üye şartı; işçi sendikaları için de binde 5, binde 5’te birleşiyoruz. Fakat, Sayın Bakan hemen bir tane önerge getirdi, yeni madde ihdası.

Arkadaşlar, bu Ekonomik ve Sosyal Konseye üye olan konfederasyonlar Millî Güvenlik Konseyinin değişmez üyeleri midir? Millî Birlik Komiteleri midir? 1960 darbesini yapıp ömür boyu senatör olanlar mıdır? Bunlar mı hükmedecek? Bunlar olmadan hiç kimse konfederasyon kuramayacak mı? Böyle bir zihniyeti kabul etmiyoruz, isyan ediyoruz, reddediyoruz. İsteyen istediğini yapsın bakalım. Anlatacağız meydanlarda, işçilerin haklarını nasıl engellediğinizi, örgütlenmenin önündeki engelleri böyle koyduğunuzu tek tek anlatacağız. Buna karşıyız ve sizleri uyarıyoruz arkadaşlar. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tekrar hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Yanlış hesap Bağdat’tan döner diyoruz. Şu Mecliste yalvardık yakardık, “Şu baraj yüksek, şu barajı yapmayın. Yüzde 3 barajını Türkiye'de geçecek sendika yok.” dedik, anlatamadık; Komisyonda anlatamadık, buraya geldik anlatamadık. Şimdi yüzde 3’ten yüzde 1’e indiriliyor. Daha önce bir mutabakatımız vardı, eski Millî Eğitim Bakanlığını da yapan, sonra Çalışma Bakanımız olan Sayın Dinçer’le bir Bolu mutabakatımız vardı, binde 5. Şimdi her şeye karşı, “Çarşı her şeye karşı”, muhalefet her şeye karşı.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan burada, arkada.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Binde 5. Şahididir, tanığıdır kendisi de aynı zamanda, binde 5 konusunda mutabakata vardık ve dedi ki: “Sayın Başbakanla görüşmeye gideceğiz İstanbul’da, var mısınız?” “Varız.” dedik. Geldi işveren sendikası, bir su koyverdi ve bitti orada, akamete uğradı çünkü işveren sendikası bu konuda belirleyici bir rol oynuyor.

Yine dayattı TOBB, geçen bu yasalar görüşülürken yüzde 3 diye direndi, tartıştık, yüzde 3’e getirdik. Anlattım ben bu kürsüden, “Yüzde 3 olursa 51 tane sendikadan 16 tanesi ancak barajı aşabilir, yüzde 2 olursa 33 tanesi aşabilir, bu uygulama olursa en az 6-7 tane sendika barajı aşamaz.” dedim.

Şimdi, bakın arkadaşlar, zamanımı iyi kullanmak adına birkaç cümle söyleyeceğim. Şimdi diyeceksiniz ki -yine bu kürsüden geleceğim- “Ya ne istiyorsunuz? Eskiden baraj yüzde 10’du, yüzde 10’dan yüzde 3’e indirdik.” “Vicdanınıza bilmem ne yapayım.” diyebilirsiniz yani “Haksızlık yapıyorsunuz.” diyebilirsiniz bize.

Şimdi, bakın birkaç örnek vereceğim. Dokuma iş kolunda, dokuma, hazır giyim, deri iş kolunda DERİ-İŞ Sendikası -daha önce 1948 yılında kurulan bir sendika- eskiden baraj yüzde 10 iken 92.692 kişiydi, şimdi iş kolları birleşince bu sayı 1 milyon 24 bin kişiye ulaştı yani 11 katına ulaşan bir işçi sayısı var. Geliyorum, taşımacılık iş kolunda, nakliye iş kolunda, bu yasadan önce, o iş kolundaki istatistiklere göre, o iş kolunda çalışan işçi sayısı 139.616 kişiydi, şimdi 705.378 kişi değerli arkadaşlar, bu da aşağı yukarı 7 katına çıktı. Gene ağaç iş kolunda TÜMKA-İŞ Sendikası, daha önce baraj yüzde 10’ken 36.133’tü, şimdi 241.699’a çıktı, bu da 7 katına yükseldi. Dolayısıyla, en son büro iş kolundan bahsedeceğim, yüzde 10 barajı varken 436 bindi ve 436 binden sonra, şimdiki yapısıyla 2 milyon 368 bin 553’e ulaştı. Yani, böylece bütün bu sendikaların yüzde 7, yüzde 8 oranında baraj sayısı arttı ve çoğu barajı aşamıyor.

Şimdi, klasik birtakım düzenlemeler yapılıyor burada. Şunu açıklıkla bu kürsüden söylemek istiyorum: Daha önce -Karma İstişare Başkanımız buradaysa bilmiyorum- AKP adına, Avrupa’ya gittiğimizde “Biz bunları düzelteceğiz.” dediler. Oraya gidiyorsunuz, orada, Fransa’da, Strazburg’da diyorsunuz ki: “Biz bunları düzelteceğiz.” MHP’den arkadaşlar vardı, BDP’den vardı, CHP’den vardı, sizler de vardınız, orada aynen bu söz verildi, “Biz bunları düzelteceğiz.” ILO heyeti geliyor, onlara aynı sözü veriyorsunuz, diğer Avrupa Komisyonu geliyor, aynı sözleri veriyorsunuz ama burada direniyorsunuz.

Şimdi, burada Sayın Bakan ilk konuşmasında açıkladı, “1 milyon 24 bin kişi sendikalı.” dedi. Yanlış mıyım Sayın Bakanım, 1 milyon 24 bin kişi? Bu doğru, şu anda 1 milyon 24 bin kişi sendikalı ama bunun yarısından fazlası toplu iş sözleşmesi hakkına sahip değil. Yani, sendika üyesi, o kadar. Sendika üyesi olanın toplu sözleşme hakkı yoksa, o diğer sendikalı işçilerin aldığı sosyal standartlara ulaşamıyorsa oradan bir şey çıkmaz değerli arkadaşlar.

Biraz önce Hasip Kaplan burada anlattı, zaten darbe ürünü bir yasal düzenlemedir bu düzenleme. “12 Eylülün bütün kalıntılarını sileceğiz.” diyorsunuz, 12 Eylülün kalıntısı olan bir baraj sisteminin arkasına sığınıyorsunuz. Bu bizim ülkemize yakışmıyor, Türkiye’ye yakışmıyor, Avrupa Birliği sürecindeki bir Türkiye’ye bu yakışmıyor.

Sayın Bakan, AKP yetkilileri, eğer gerçekten sorunu çözmek istiyorsanız, bu konuda Plan Bütçede arkadaşlarımız önerilerini verdiler. Biz aslında barajın tamamen kalkmasından yanayız ama bir ortak nokta bulunsun, bir ortak noktaya gelinsin diye, hani olmaz ama biz uzlaşı çıksın diye biz bazı temel konularda ödün verdik, dedik ki: “Biz kendi iktidarımızda bunu sıfırlarız ama binde 5’e indirelim, gelin, ortak nokta yapalım.” Şu anda, yüzde 1’e indirdiğinizde ek maddeler de koyuyoruz. Niye koyuyoruz ek maddeleri? Çünkü birçok sendika diyor ki: “Sendika şu anda barajı aşamıyor.” Baraj aşma sıkıntısı yaşayan sendikalar var. Yani, kâğıt üzerinde…

Sayın Başkan, siz de buradaymışsınız, iyi de oldu bu değerlendirmem, Avrupa Karma İstişare Komitesinde. Siz de buradasınız, iyi de oluyor.

Dolayısıyla, biz, bu sürecin aşılması konusunda katkı vermeye hazırız, destek olmaya hazırız ama Türkiye artık örgütlü topluma doğru yönelmeli. Türkiye’nin bugün yaşadığı sıkıntılar, Soma’da yaşanan, sendikayı suçladığınız, genelde tüm Türkiye’deki bütün iktidar partisi, muhalefetiyle suçladığımız o sendikanın sebebi güdümlü sendikacılığın olmasıdır. İşçiler Türkiye’de özgürce bir sendikayı seçemiyorlar, özgürce seçemiyorlar. Özgür Özel orada bunları çok yaşıyor. Niye sarı sendika gibi davranıyor? Niye o iş kazalarının vaktinde önlenmesine müdahale etmiyor? İşverenin bir düdüğüne bağlı. İşveren diyor ki: “Eğer buralara itiraz edersen seninle ilişkimi keserim. Ne yaparım? Ben yönetimimi istediğim gibi değiştiririm. Daha önce kamudan geliyordu o yönetim, şimdi özel şirketlerimden benim belirlediğim adamları yönetime koyacaksınız.” Şimdi, sendika buna diyorsanız, bu sendikaya yazıklar olsun. Böyle bir sendika istiyorsanız… İşçinin haklarını sarı sendikacılık yaparak işverene peşkeş çekiyor, biraz önce sizin de başınıza gelen bu işçi sağlığı, iş güvenliği konusunda gerekli denetimleri yapamıyor ve o denetimler bu ölümlere neden oluyorsa buna artık seyirci kalmayın. Özgür bir sendikal hareketi Türkiye’ye, gelin, yaygınlaştıralım. Türkiye bunu arıyor arkadaşlar. Eğer örgütlü, gerçekten devletten bağımsız, siyasi partilerden bağımsız, sermayeden bağımsız bir sendikal anlayış Türkiye’de egemen olsun, Sayın Başbakan da böyle hepimize meydan okuyamaz, istediği zaman “Ben bu koşulları dayatıyorum, böyle yapıyorum.” diyemez; siz de o komisyonlarda onları dinleyip dinleyip kendi bildiğinizi okuyamazsınız. Ama ne yazık ki cılız bir sendikal hareket var, örgütlü olmayan bir sendikal hareket var. Bütün bu örgütsüzlüğün sonucunda gıkını çıkaran gidiyor. Daha önce yaşadık bunları.

Tercihler belli. “Şundan yana olacaksınız, şu sendikadan yana olacaksınız, şu sendikaya üye olacaksınız…” Bu, memurlar için de geçerli, kamu çalışanları için de geçerli, bu, özel sektör için de geçerli. Hatta, özel sektöre yapılan tehditleri de biliyorum, “Bizden yana sendikayı buraya sokacaksınız, diğerlerini çıkaracaksınız.” diye, özel sektörün de tehdit edildiği birçok örneklerle doluyuz.

Gelin, burada önerdik. Peki, “Nedir bunun ilacı?” diye sorsanız… Her şeyde referandum diyorsunuz, her şeyde gidelim halkın oyuna başvuralım diyorsunuz. Gelin, işçilerin gerçekten iradesine başvuralım, hangi sendikayı istiyorlar, o zaman bir yüzleşelim Türkiye’de; kimin sendikasına işçiler gidecek, oraya hep beraber bir bakalım. Göreceğiz ki işçiler, sizin gönderdiğiniz sendikanın değil, gerçekten kendi haklarını savunan sendikanın üyesi olacaklar. Hodri meydan, var mısınız bir referandum yasasını burada bununla çıkarmaya? Yoksunuz. Çünkü siz işçilerin iradesini tahakküm altına alıyorsunuz, çünkü siz taşeronlaşmayı kendi elinizde tutuyorsunuz, “Bakın, eğer burada AKP’ye oy vermezseniz, sizin sonunuz işsiz kalmak.” diye tehdit ediyorsunuz. O işçiler, bırakın örgütlenmeyi, bırakın sendikalı olmayı, orada çalışmak, 1 gram ekmek parasını almak adına o kötü koşullara razı oluyor.

Gelin bunu, bir daha eskisi gibi yazboz tahtasına dönüştürmeden bütünlüklü olarak bu yasayı değiştirelim diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni madde ihdasıyla ilgili verilmiş önerge üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun düşüncelerini açıklamak üzere huzurunuzdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 61 madde olarak gelen bu kanun tasarısı tam otuz yedi gün boyunca Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür. Otuz yedi gün boyunca görüşülürken 61 madde 148 maddeye çıkmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi bu ülkeyi on iki yıldır yöneten bir partidir. On iki yıldır iş, işçi, işveren ve bunların düzenleme ve denetlemesinden sorumlu devlet yetkisini kullanan AKP’nin bu kanun görüşülürken şimdi aklı başına geldi ve bir madde ihdasıyla ilgili olmak üzere önerge verdi. Otuz yedi gün boyunca Plan Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmelerde aklınız neredeydi veya bu kanun tasarısı hazırlanırken aklınız neredeydi? Tabii ki bu akıl meselesi değil, bu hak meselesi değil, bu hukuk meselesi değil. On iki yıl boyunca Adalet ve Kalkınma Partisi, demokratik toplum gereklerinin vazgeçilmez unsuru olan sendikaları sarı sendikalaştırmıştır, gerek devlet memurluğu kapsamı içerisindeki kamu sendikalarını gerekse işçi sendikalarını iğdiş hâline getirmiş, işlevsiz hâle getirmiştir. Taşeronlukla ilgili yapmış olduğu düzenlemelerle, taşeron işçiyi, Adalet ve Kalkınma Partisinin emrinde memur olarak çalışan kişileri işe alırken önce sarı sendikaya kaydettirmiş, önce yandaş sendikaya kaydettirmiş, ondan sonra işe başlatmıştır. Şimdi bütün bunların düzeltilmesi, taşeronlarla ilgili düzenlemeler yapılması gerekirken son dakika golüyle yeni bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Aslında bu, AKP’nin önündeki zamanlamayı yapamamasından kaynaklanan bir durumdan değil ama şundan kaynaklanmaktadır: Bu yasa tasarısı içerisinde çok ciddi zerzevat maddeler bulunmaktadır. Bu zerzevat maddelerle ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının 112’nci maddesi, hukuk devleti ilkesini ortadan kaldıran, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesini ortadan kaldıran, kesinleşmiş Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını kanunla engelleyen ve bütün bunlar yapılırken yandaş sermayeyi devlet kaynaklarından zenginleştiren, hakkı, hukuku, adaleti, hakkaniyeti bir kenara iterek yandaşlardan oluşturulacak sermayenin gücünden yararlanma tasarısıdır. 112’nci maddeye göre, özelleştirilmiş olan devletin 5 tane malıyla ilgili mahkemeler iptal kararı vermiştir. Bunlardan bir tanesi Seydişehir Alüminyum Fabrikası’yla ilgilidir, biri TÜPRAŞ hisseleriyle ilgilidir, diğeri Çeşme Limanı’yla ilgilidir, bir diğeri SEKA Fabrikası’yla ilgilidir ve bir diğeriyse Kuşadası Limanı’yla ilgilidir.

Değerli milletvekilleri, bunlardan Seydişehir Alüminyum Fabrikası hem hukuken beni çok ilgilendirmekte hem de o fabrikada çalışarak hayatını kaybeden bir babanın evladı olarak, hukuk fakültesini orada kazanmış, helal parayla okumuş, bitirmiş bir insan olarak yüreğimi sızlatmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Seydişehir Alüminyum Fabrikası ihaleye çıktığında, Oymapınar Barajı ihale şartnamesinde yoktu. Dolayısıyla, ihaleye girecek olan kişiler, Oymapınar Barajı’nın ihale şartları içerisinde olmadığını bildikleri için ihaleye girmemişlerdir. Bu, yandaş bir firmaya avantaj sağlamak üzere ihale şartnamesinden sonra bonus olarak -koskoca Oymapınar Barajı- yandaş şirkete hibe edilmiştir, yandaş şirkete peşkeş çekilmiştir.

Bununla ilgili bir hikâyem daha var. 57’nci Hükûmet döneminde Seydişehir Alüminyum Fabrikası zarar eden bir fabrikaydı. Teknolojisi eski bir fabrikaydı. Teknolojisinin rehabilitasyonu için, o tarihte bu fabrikayı inşa etmiş olan Rus şirketleri ve kuruluşlarıyla temasa geçilmiş, Eximbank’ın bir türlü tahsil edilemeyen 250 milyon dolarlık alacağı karşılığında bu fabrikanın rehabilitasyonu konusunda anlaşmaya varılmıştı. Kaynağı hazır ve bu fabrika verimli, kaliteli üretim yapar hâle getirilecekti. Bunu temin edebilmek için de devletin Oymapınar Barajı, 57’nci Hükûmet döneminde, ucuz elektrik temin etsin ve enerji sarfiyatındaki maliyet düşürülsün diye Seydişehir Alüminyum Fabrikasına tahsis edilmiştir.

İşte 57 Hükûmetin millî ekonomiye, Londra’daki alüminyum borsasını etkileyecek kadar güçlü bir entegre tesise, millî bir ekonominin unsuruna böyle vermiş olduğu destek, AKP Hükûmeti tarafından bu Oymapınar Barajı’nın yandaş bir şirkete peşkeş çekilmesiyle hazin bir sona ulaşmıştır. Bu yandaş şirket bunu yapmakla kalmamıştır, aynı zamanda Oymapınar Barajı’ndan -elektrik üretiminde- elde ettiği enerjiyi kullanmamış, peşkeş çekilmiş olan Oymapınar Barajı’ndan elde etmiş olduğu elektriği devlete yüksek fiyatla satmıştır ve trilyonlarca lira haksız menfaat elde etmiştir.

Bununla da yetinilmemiştir. 57’nci Hükûmet döneminde Seydişehir’e, bu fabrikanın enerji fiyatlarını düşük mal edebilmesi için doğal gaz götürülmüştür. Doğal gazın muslukları da kapatılmış, onun yerine Seydişehir’de ve Konya havzasında…

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Doğal gazın hangi tarihte gittiğini bile bilmiyorsun Faruk Bey.

FARUK BAL (Devamla) – Sen onları iyi bilirsin Hüseyin Üzülmez, onları gayet bilirsin, bizim ne yaptığımızı da bilirsin. Konya’ya doğal gazın ne zaman geldiğini sen de bilirsin…

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Doğal gazın Konya’ya ne zaman gittiğini bile…

BAŞKAN – Sayın Üzülmez, lütfen.

FARUK BAL (Devamla) - …doğal gazı getirmek için benim Bakan olarak verdiğim mücadeleleri de bilirsin, sen de ihale için ne mücadele yaptığını bilirsin, onun ihalesi için ne mücadeleler yaptığını bilirsin. Ben tarihî bir… (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Doğal gaz Seydişehir’e 2005’te gitti.

BAŞKAN – Sayın Üzülme, lütfen.

FARUK BAL (Devamla) – Bana tarihî bir gerçeği açıklama imkânı verdiğin için de teşekkür ederim.

Biz Konya’ya doğal gaz getirmek için mücadele ettik, o zamanın TOBB’da görevli olan Hüseyin Üzülmez’i de ihaleyi kimlerle paylaşacağının mücadelesini yapmıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, şimdi, o doğal gaz…

Benim dediklerimi Sayın Hüseyin Üzülmez daha iyi anlıyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ayıp, ayıp, müteahhitlik yapmak suç mu?

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Millete yalan söylüyorsun.

FARUK BAL (Devamla) – Laf atana cevap veririm.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Bilmiyorsun, millete yalan söylüyorsun.

FARUK BAL (Devamla) – Laf atana cevap veririm.

Şimdi, o doğal gazın fabrikanın üretiminde kullanılması gerekirken, doğal gazın musluğu kapatılıyor, yerine kömürden tribünler kuruluyor ve oradaki hava kirliliği ihlal ediliyor.

Değerli arkadaşlarım, bununla da yetinilmiyor, fabrikanın içerisinde stadyum var, bu stadyum Seydişehir Belediyesinin malı, bu stadyum da şimdi mülkiyet olarak yandaş şirkete geçirildi; orada lojmanlar var, teker teker hepsi satılıyor ve dolayısıyla bu kul hakkını… bugün sizin kaldıracağınız parmaklarla bir yandaş şirkete peşkeş çekeceksiniz. Neye rağmen? Peygamber postunda oturan hâkimlerin “Bu bir haksızlıktır, bu bir hukuksuzluktur, bu bir yolsuzluktur.” demesine rağmen. Neye rağmen? O şirketin sahibinin havuz medyasında AKP’ye propaganda yapacak yüz milyonlarca doları Başbakanın talimatıyla götürüp takır takır vermesine ve verirken de bu milletin anasına, bilmem, telaffuz edemeyeceğim galiz küfürler sarf etmesine rağmen.

Mübarek gündeyiz, vicdanın -ortaya koyduğu- bir hakkaniyeti ortaya çıkaracağı bir gündeyiz, böyle bir günde böyle bir haksızlığa “hayır” diyecek yüksek vicdanların AKP milletvekilleri içerisinde de bulunduğunu düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Üzülmez.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sataşma var, ismimden bahsedildi.

BAŞKAN – Sayın Üzülmez, siz oradan söz attınız bildiğim kadarıyla, hatip de kürsüden cevap verdi anladığım, lütfen.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Ama doğru bilgiler söylemedi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Üzülmez konuya bir açıklık getirsin.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Doğal gazın Konya’ya hangi tarihte geldiğini bile bilmiyor.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Üzülmez, oturacaksınız, yerinizden söz atmayacaksınız, hatibi dinleyeceksiniz, oturun. Öyle söz atıp ondan sonra sataşma söz konusu olmaz.

Şimdi, Hükûmet adına söz isteyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik.

Buyurun Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu tasarının 20’nci maddesinden sonra gelmek üzere, bir madde ihdasıyla ilgili önergemiz ele alındı. AK PARTİ Grubu olarak çoğunluk sağladık, ne yazık ki, muhalefetin bu konuda, çoğunluk sağlama konusunda üye desteği olmadı. Ben bütün grup başkan vekillerimizi ziyaret ettim, aslında bire bir görüşmemizde olumlu yaklaşmalarına rağmen çoğunluğu, AK PARTİ Grubundaki Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımızla sağlamış olduk.

Ne getiriyor bu düzenlememiz? Hemen kapının dışında 3 konfederasyona ait sendika başkan ve yöneticileri olduğu için özellikle onların da iyi duymaları için söylüyorum: Arkadaşlar, uzun yıllardır Çalışma Bakanlığı görevini yerine getirmeye çalışıyorum, diyaloğu esas almış durumdayız. Avrupa Birliği süreciyle ilgili olarak 19’uncu Fasıl son derece önemli, kritik bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ve bu konularda yapacağımız düzenlemenin hem Avrupa Birliği süreciyle ilgili, 19’uncu Fasıl’la ilgili hem de sosyal taraflarla, sendikalarla ilgili diyalog ve çözüme dönük olması konusunun üzerine hassasiyetle eğilmiş bulunuyoruz.

Şimdi, bildiğiniz gibi, iş kolu barajı yüzde 10 idi, yani Türkiye’de bir sendika herhangi bir iş kolunda yüzde 10 üyeye ulaşamadığı zaman iş kolu barajını aşamamış oluyor idi. Bunu daha önce Sendika Kanunu’nu değiştirirken, yeniden yaparken yüzde 1’e indirdik ama bu yüzde 1 geçişli bir yüzde 1 idi; 2016’ya kadar yüzde 1, 2016’dan 2018’e kadar yüzde 2, 2018’den sonra da yüzde 3’te sabitlenen bir iş kolu barajı söz konusu idi. Bu, akla, mantığa çok uygun bir düzenleme değildi ama bu yasa acilen çıkması gerektiği için, sosyal taraflarla, işçiyle, işverenle uzlaşabildiğimiz nokta bu şekildeydi.

Şimdi ne yapıyoruz? İki yıl sonra iş kolu barajı yüzde 2’ye çıkmasın, dört yıl sonra iş kolu barajı yüzde 3’e çıkmasın ve bunu yüzde 1 olarak bugünden itibaren sabitleyelim diye bu düzenlemeyi, bu ek maddeyi, madde ihdasını huzurlarınıza getirmiş bulunuyoruz.

Özellikle sendika kökenli milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum. Bakınız, burada bu konuşmayı yapmadan sendika temsilcileriyle görüştüm, 3 konfederasyon yüzde 1’de mutabık, altına imza da atmışlar, yüzde sıfır olsun, yüzde 0,5 olsun, bu talepler saygıdeğer ama bir mutabakat söz konusu, yüzde 1 olması gerektiği konusunda mutabakat var.

Ben sizlere bunu takdim ettim, “doğru” dediniz, “Madem böyle bir mutabakat var, doğru.” Ama gördük ki söylenen ile yapılan çok farklı. Yani öteden beri örgütlenmenin önünü açalım… Örgütlenmenin önünü açmak, burada yapılan sendikaların geleceğiyle ilgili sağlıklı bir düzenlemeye çıkıp, muhalefet etmek değil, bunu görüp, buna destek vermektir ama dışarıda sendikacılarla başka şey konuşup, içeride kürsüye gelip başka şey konuşan arkadaşları ne yazık ki görmekten ve köken itibarıyla sendikacılıktan gelmelerinden dolayı üzüntümü burada belirtmek istiyorum. Son derece yanlış bir bakış açısı.

Şimdi, bunun arkasından bir maddenin daha ihdası gerekiyordu. Neydi o madde? 2009 yılında yüzde 10 barajı vardı, yüzde 1’e indiriyoruz şimdi bu maddeyle. Buna rağmen, barajı aşamayan sendikalara acaba onları yaşatma konusunda yeni bir imkân sağlayabilir miyiz diye, ama bu imkânı göremediğimiz için buradan sendikacılara sesleniyorum. O iyi niyet burada olmadığı için ne yazık ki o maddenin burada ihdasıyla ilgili bir önergeyi getiremiyoruz diyorum.

Bu değişikliğin, bu madde ihdasının hayırlı olmasını diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelebi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan konuşmasında… Zaten sendikacı kökenli şu anda ben konuştum orada.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – İsim zikretmedi Sayın Başkan, Sayın Bakan isim zikretmedi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Hayır, isim önemli değil, yani çok ayan beyan belli.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Çelebi alınganlık yapıyor.

BAŞKAN – Ne diye itham etti Sayın Çelebi, ne söyledi?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Şunu söyledi, dedi ki: “Burada başka, dışarıda başka konuşuyorlar sendikacılar:” Onunla ilgili söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sendikacı değilsiniz canım, milletvekilisiniz!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sendikacı kökenli milletvekiliyim.

BAŞKAN - Siz sendikacı kökenlisiniz değil mi?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Evet, aynen oyum ve onur duyuyorum o görevi yapmaktan.

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın yeni ihdas edilen 21’inci maddesi üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, Sayın Bakan burada başka dışarıda başka yaklaşımını benim yaşamımda hiç görmemiştir ama bugün nedense kızıyor, nedense hırsını bizden çıkartıyor.

Ben size de önerdim Sayın Bakan, “Dışarıda sendikalar var, TÜRK-İŞ var, HAK-İŞ var, DİSK var, anlaşın getirin.” dedim. Öneriyi yapan benim. Onlar bizi çağırdılar oraya, “Hayır katılmayacağım ben toplantınıza, anlaşın gelin, siyasetçiler bu işin içinde olmasın, Bakanla anlaşın gelin.” dedim. Onlara söylediğim bu değerli arkadaşlar. İşte sendikacılar dışarıda. Benim onlara söylediğim şu: Bizim burada bu işin çözümü konusunda gayretlerimiz var, tırmandırmak diye bir derdimiz yok. O sendikalar yüzde 1’e razı oluyorlar. Evet oluyorlar, altına da imza attılar ama şunun için imza attılar değerli arkadaşlar, bunu bilin: Zor, oyunu bozar. Şimdi, niye atıyorlar? Bir nefes almak için, bir oksijen daha. Göreceksiniz bu Parlamentoda, bir yıl sonra, bir buçuk yıl sonra yeniden, bu, Parlamentonun gündemine gelecek, “Gelin şu barajları binde 5’e çekelim.” diyeceksiniz. Böyle yapmak yerine, gıdım gıdım, üzerinde baskı yaratmak adına, onları böyle tehditle, şantajla, “Oturun oturduğunuz yere.” demek yerine, bugün çözelim, bugün özgürlüklerine kavuşsun ve bağımsız sendikalar olsun. Buradan bizim söylediğimiz bu. Yoksa bizim, orada başka, orada başka bir şey… Tarihimde yoktur Sayın Bakan, bundan sonra da olmayacaktır, tanıkları da orada, dışarıdadır. Onlardan da rica ettim, buraya da geldiğimde arkadaşlardan aynı konuda ricada bulundum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan…

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

 

BAŞKAN - Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen İzzet Çetin.

Konuşma sıranız var, oradan söz istiyorsunuz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – İki dakikayı da ilave et buraya o zaman.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çetin.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben bu madde ihdasına ilişkin, madde üzerinde söz almak istedim ama söze girmeden önce Sayın Bakana tehditle, şantajla yasa yapılmayacağını hatırlatmak isterim. Evet, ben de geçmişte sendikacılık yaptım. Sendikacı olmam hasebiyle, hiçbir zaman emekten yana olmayı ihmal etmedim, hiçbir zaman da burada farklı, dışarıda farklı konuşmadım.

Sayın Bakan, siz göreve geldiğinizden bugüne kadar geçen süre içerisinde sendikaların zayıf karnını iyi yakaladınız ve oradan iyi tuttunuz, istediğiniz yere istediğiniz şekilde yönlendiriyorsunuz. Anayasa’ya aykırı hükümleri bile pazarlık yaparak bir şey veriyormuş gibi yapıp yasaya koyabiliyorsunuz. Ardından da gelip burada Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerini, sendikacı milletvekillerini orada farklı, burada farklı konuşmakla suçlayamazsınız.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Onu işçilere sor, işçilere!

İZZET ÇETİN (Devamla) – Gerçekten, Kenan Evren dönemindeki hak kayıplarından daha fazla hak kaybını AKP iktidarı döneminde yaşadı emekçiler. Getirdiğiniz ne Sendikalar Yasası’nın ne Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın ne Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası’nın ne de sosyal güvenliğe ilişkin mevzuatta emekçilerin lehine gelişmiş ya da sağlık alanında bir şeyin olmadığı bugün aşikâr bir biçimde orta yerde duruyor.

Barajlar konusunda ters baraj uygulayan ilk hükûmet siz oldunuz. Barajlar giderek düşürülür. Siz “Yapmayın.” dememize rağmen giderek artan barajı getirdiniz, şimdi de iş yapıyormuş gibi onu Ekonomik ve Sosyal Konseye üye sendikalar için “yüzde 1” diyerek, Ekonomik Sosyal Konsey sanki işliyor, sanki Başbakan üç ayda bir toplanması gereken Ekonomik Sosyal Konseyi beş buçuk yıldan bu yana topladı da oraya üye olan sendika ihya olacakmış gibi işletmediğiniz, yasasını yapıp getirmediğiniz bir kurumu bugün şantaj unsuru olarak önümüze koyup sendika kökenli milletvekillerini tehdit etmeye hakkınız yok.

Şimdi, o Konseye üye olan sendikalar için yüzde 3 olan baraj yüzde 1 olacak. Ben 3 konfederasyonu da beğenmiyorum: HAK-İŞ sizin ortağınız, TÜRK-İŞ dümen suyunuza girmiş, DİSK iki taraftan da hep hırpalanmış. 3’ü de işçi hakkını temsil edemiyor. Ben de bağımsız sendikayım, bende niye 3 oluyor orada 1’ken, bunu izah edebilir misiniz?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Tabii, tabii.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Neden bağımsız sendikalarda yüzde 1 uygulayamıyorsunuz? Çünkü işinize öyle geliyor.

Döneminizde, sizden önce, 12 Eylülde sendikalı işçi sayısı Türkiye’de 2,5 milyondu, nüfus 45 milyondu; şimdi nüfus 75-80 milyon, sendikalı işçi, toplu sözleşmeden yararlanan sendikalı işçi 600 bin bile yok. Siz “Sendikalı işçi bu kadar.” deyip, “Örgütlenme özgürlüğünün önünü açacağız, örgütlenmeni geliştireceğiz.” diyerek sendikaların zayıf noktalarını yakalayıp denetim mekanizmalarını, Devlet Denetleme Kurulunu yanlış yapanın üzerine gönderme yerine belgelerini alıp, dosyalarınızda tutup, “Bak, ağzını açarsan, ayağa kalkarsan seni şöyle yaparım.” şantajlarıyla sendikaları çökertip, işçileri asgari ücrete, örgütsüzlüğe mahkûm edip yerinden kalkamaz hâle getireceksiniz, sendikalı işçi sayısı düşecek, örgütlülük dağılacak, siz de bir şey yapıyormuş gibi gelip burada Cumhuriyet Halk Partisinin sendika kökenli milletvekillerini suçlamaya kalkacaksınız; böyle bir şeyi kabul etmemiz asla mümkün değil.

Bu önergede de yaptığınız bir şey yok. Yine, bizi dinleseydi AKP’nin Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, Plan ve Bütçe Komisyonuna bu madde böyle gelmezdi, tek madde olarak gelmezdi. 6356 sayılı Yasa’da ilgili maddelerde o oranlar düşürülür, burada da bir saat boşu boşuna kullanılmazdı.

Arkadaşlar oradan tehdit ediyor: “Reddedeceğiz.” Sendikacılar orada bekliyor. Reddedersen reddet, şantaja boyun eğmiyoruz sayın dayıbaşı, dayıbaşılığını hiç olmazsa Genel Kurulda yapma. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖNDER MATLI (Bursa) – Çavuş, çavuş!

İZZET ÇETİN (Devamla) – Çavuş orada yok, bugün görünmüyor çavuş, patron da yok çavuş da yok, bugün dayıbaşı burada.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, şaka bir tarafa, bu yasalar yapılırken eğer usulüne uygun yapılsa -çavuş buradaymış- biz de burada birbirimizi hırpalamayız. Sayın Bakanın buraya gelip bize sanki biz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İZZET ÇETİN (Devamla) – …iki ayrı yerde farklı konuşuyormuşuz gibi söz sarf etmesini reddediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, otuz dokuz gün Plan ve Bütçe Komisyonunda inanılmaz yoğun bir tempoyla çalışıldı. Grubumuz inanılmaz bir emek verdi, muhalefet partisi milletvekilleri sürekli yanlışları uyardılar, doğruya yönlendirmeye çalıştılar, “Bu yanlışı böyle yaparsanız ilerleyen günlerde sıkıntı olur.” dediler. En başta, zaten şunu söylediler: “Soma’yla ilgili 17 maddelik bir düzenleme var, bunları öncelikle yapalım, geçirelim; ardından bir başka torba kanun görüşülecekse onu görüşürüz.” Ama, iktidar partisi, bu önergeleri her zaman teker teker reddetti ve Komisyonun süresini uzatarak hem Soma’ya verilen sözleri sulandırmanın, eksik yerine getirmenin, önemli miktarda bu sözlerden geriye durmanın kamuoyunda oluşturacağı infialden veya kendi üzerlerine gelecek baskıdan kurtulmak istedi.

İşin bir başka tarafı da kamu gücünü hem muhalefet üzerinde hem de sendikalar üzerinde haksız ve orantısız şekilde kullandılar. Bunun en bariz örneklerinden bir tanesi de biraz önce Sayın Bakanın bu kürsüdeki konuşmasıyla tecelli etmektedir.

Sayın Bakan, diyorsunuz ki: “Ben bu maddeyi çekerim.” Bu maddeyi çekerseniz, yanlışlıkla 3 olarak bıraktığınız, ek maddede 1’e indirdiğiniz ama esas metinde 3 kalan şey düzeltilmeyecek, vebalini de güya muhalefetten soracaklar. Sayın Bakan, bizim inancımıza göre "Kenarı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, ilahi adalet Ömer’den sorar bunun hesabını.” Bu, kamu yönetimimizin temelini oluşturur; bu kültürü alan, bu kültürle yönetenlerin olması lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, siz, hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olacaksınız hem yüzde 3’lük barajın yüzde 1’e indirme sözünü otuz dokuz günlük Komisyon çalışmasında titiz olarak çalışmadığınız için eksik yapacaksınız, düzeltmek için muhalefete konuşmama şartı öne süreceksiniz, böyle bir sözü size kimse vermediği hâlde dışarıya veya kamuoyuna karşı böyle bir söz dile getireceksiniz.

Bir şey daha söyleyeyim Sayın Bakan: Sadece Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı koyunun hesabı değil sizden sorulacak, 1980 darbesinden önce 4 kişiden 3’ü sendikalıyken, devriiktidarınızda rakam yüzde 5’lerin altına geldiyse, gerçek anlamda 500 bin kişi sadece toplu sözleşme yapıyorsa, ilahi adalet gelir sizden bunun hesabını sorar bir gün, siz Çalışma Bakanısınız.

Taşeron, kamuda 660 bine dayandıysa -sadece sağlığı örnek verelim- 2002 yılında sağlık alanında 11 bin taşeron işçisi varken, bu rakam 2013’te 131 bine, 2014’te 160 bine çıktıysa Türkiye’deki hastanelerde… “Ya, kardeşim, taşeron işçisi dediğin paspas yapıyor, bunun devlet memuru olmasına ne gerek var.” dediğiniz o taşeron işçi, bir gün önce taşeronda değişen paspasçı; size, bize, devlete emanet akıl hastası genç bir kıza denetimsizlik yüzünden akıl hastanesinde kötü muamelede bulunuluyorsa, bunun hesabını da ilahi adalette sizden sorarlar Sayın Çalışma Bakanı. Özellikle, iş kazaları devriiktidarınızda parabolik olarak artıyorsa, her yıl 1.300, 1.500 kişiyi iş kazalarında kaybediyorsak, günde 3-4 kişi iş kazalarında ölüyorsa, sizin Çalışma Bakanı olduğunuz bir yerde Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı maden kazalarından, facialarından birinde 301 can diri diri, birkaç dakika içinde ölüyorsa ve daha sonra siz dünyada 3 işçinin ölümünden sorumlu olan, çatı çöktüğü için istifa eden mevkidaşlarınızın aksine, hâlâ daha o makamı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanıyla birlikte işgal ediyorsanız ve bu konudaki gensoruda da grubunuz sizin arkanızda durabiliyorsa, o zaman, işte, Hazreti Ömer’in bu coğrafyada kamu yöneticiliği yapacak olan herkese âdeta bir tavsiyeden de öte ortaya koyduğu şu ifadeyi bir kez daha hatırlatırım: “Dicle’nin kenarında, kurdun kaptığı koyunun hesabını gün gelir bizden sorarlar.” Lütfen böyle davranınız, tehditle kamu yönetimi olmaz.

Saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Süre on dakikadır, beş dakika soru sorma.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, tabii, hep başından itibaren dediniz ki: “Taşeron kaldırıldı.” Açık ve net soru: Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde taşeronda çalışan işçiler var. Bu yasa yürürlüğe girdikten sonra bu taşeron kalkacak mı? Yani, Meclisteki taşeron işçiler kadroya mı geçecek?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

Sayın Çelebi…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, asla biraz önce söylediğiniz yaklaşım içerisinde bulunmadığımızı… Sendikaların o konudaki mutabakatının da burada okunmasını özellikle sizden rica ediyorum, birinci söyleyeceğim bu.

İkinci söyleyeceğim de şu anda bu taşeron uygulaması -şimdi çok net söylüyorum- 4/C’liler sorunu, emeklilikte yaşa takılanlar konularında bundan sonra ne yapacağınızı söyler misiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında -dün size sözlü olarak da ifade etmiştim- çalışan, özellikle fatura tahakkuk denetimi yapan elemanların almış olduğu aylıklarla alakalı, onların maaşlarından geriye dönük bir kesinti yapılacağı, kurumunuzda çalışanların da konuyla alakalı olarak Danıştaya dava açtığı, eğer bu düzenleme olmazsa… Çünkü, daha önce, Maliyenin kanununda, onların aldıklarının doğru olduğu ifade edilmekte. Kurumu da zarara uğratmamak adına yayınlanmış olan bu tip bir genelgeyle alakalı son durumun ne olduğunu bizimle paylaşırsanız sevinirim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Geçen de sormuştum Sayın Bakana ama kendisi sendikalar noktasında tarafsız olduğunu ifade etti. Şimdi, ben de eski bir memur sendikası yöneticisi olarak çok net biliyorum ki MEMUR-SEN Hükûmetin sendikasıdır. Hükûmetin bütün imkânlarını kullanarak memurları tehdit ederek sendikaya üye yapması noktasında birçok şikâyetin size de geldiğini tahmin ediyorum. Bu konuda tarafsız düşünürseniz, tarafsız davranırsanız daha iyi olur. Bunun örneğini görmek için de şunu yapabilirsiniz: Son yedi yılda MEMUR-SEN’in üye sayısı nereden nereye gelmiştir, arkanızda bürokratlarınız vardır tahmin ediyorum, bu rakamları çıkarttırdığınızda göreceksiniz. Bu sendika Hükûmetin denetiminde ve kontrolünde midir? Bunu tekrar soruyorum ve objektif bir değerlendirme istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, işverenin ödemediği takdirde maaşların İşsizlik Fonu’ndan ödenmesi ve ardından işverene rücu etmesiyle ilgili düzenleme geçmişti. Sanıyorum, bu son maaşlar da doğrudan Fondan ödeniyor ve işverenden rücu edilecek, sizin söylediğinize göre öyle anlıyoruz.

Bir önceki maaşlarda yanlışlıkla yapıldığı söylenen ve Maliye Bakanlığının aksi yönde bir mukteza vermesine rağmen hâlâ daha o kesilen vergi kesintileri işçilere ödenmedi. Bu maaşlarda da aynı kesintinin olduğu söyleniyor. Bu konuya açıklık getirebilir miyiz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türeli…

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 4/C’lilerin durumunu tekrar gündeme getirmek istiyorum.

Şimdi, 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesinde düzenlenen geçici personel sayısı Komisyonda yaptığımız tartışmalarda da Bakanlığınız tarafından 23 bin kişi olarak belirtildi. Bunun sadece 3 bin kişisi 4/C kategorisinin düzenlenme şekline yani geçici işe uygundur yani TÜİK anketörleri gibi, seçimde görev alan kişiler gibi, güzel sanatlar fakültelerindeki canlı modeller gibi ama geriye kalan 20 bin kişi, 4/C’yle ilgisi olmayan, özelleştirilen kuruluşlardaki işçilerin buraya getirilip bu kadroya konması nedeniyle oluştu.

Birinci sorum: Bu 20 bin kişinin 4/C kategorisinde olmasını uygun buluyor musunuz?

İkinci olarak da 4/C’liler hem çalıştıkları hem emekli oldukları dönem açısından hem de mali ve sosyal haklar açısından büyük kayıplara uğruyorlar, bunun sonucunda da aynı işi yapanlar arasında ciddi maaş farklılıkları oluşuyor. 4/C’lileri kadroya almayı düşünüyor musunuz? Buna yönelik bir çalışma var mıdır, varsa hangi aşamadadır, yoksa neden yoktur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son soru.

Sayın Sarı, buyurun.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kanunun görüşmeleri sırasında yapmış olduğunuz konuşmada taşeron işçiliğin yaygınlaştırılmasının bir sömürü olduğunu söylediniz. İktidarınızda 153 binden 700 bine çıkan kamudaki taşeron işçi sayısı karşısında Hükûmetinizin bu sömürü ilişkisinde, bu sömürülme düzeninde payının olduğunu düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, öncelikle, az önce tartışılan konuya bir açıklık getirmek istiyorum. “Ekonomik ve Sosyal Konsey üyesi sendikaların dışındaki bağımsız sendikalara dönük neden daha farklı bir düzenleme yapmıyorsunuz?” diyorsunuz.

İZZET ÇETİN (Ankara) - “Yapmıyorsunuz.” değil, niye olmuyor?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Yani, “Niye olmuyor?” diyorsunuz, ben de cevabını vermek için söylüyorum. Yani, Üçlü Danışma Kurulunda oturuyorsunuz, karşınızda işçi ve işveren sendikaları var, mutabakata varıyorsunuz. Siz diyorsunuz ki: “Buradaki mutabakatları esas almayın.”

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Bakan, siz Bakansınız, Anayasa’ya aykırı düzenleme olur mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Çetin, o soruyu bana sormakta haklısınız ama aynı şekilde 3 konfederasyona da sormanızı istiyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sordum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Yani, biz diyalog ve diyaloğun neticesine bakıyoruz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Onlar da siz de Anayasa’ya hüküm ihdas ediyorsunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – İkincisi: Tehditle, şantajla… Efendim, böyle bir örnek gösteremezsiniz ne kamu sendikalarıyla ilgili ne de bununla.

İZZET ÇETİN (Ankara) – İşte, yaptınız.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Buradaki söylediğime dikkat edin, diyorum ki: Barajın yüzde 1’e inmesi konusunda ittifak var. Ama, tam bir saattir, ittifak ettiğimiz konu üzerinde konuşuyoruz. Bu doğru mu?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biz hariç Sayın Bakan, biz hariç.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Tabii. Hayır, hayır. Ben ana muhalefete söylüyorum.

Yani, biz yüzde 1 konusunda…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ama diğer soru anlaşıldı mı Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) -Şimdi siz, ana muhalefet olarak “evet” diyorsunuz ama tam bir saatimizi, anlaştığımız, uzlaştığımız konu üzerinde harcıyoruz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Anlaşılmayan bir konuda konuşuyoruz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) -O hâlde, diğer konu ise: Ben, burada yüzde 3’lük baraj konusuyla ilgili söylemedim, az önce Sayın Özel burada söylerken onu söylemedim ki. Bundan sonra, 2009 sendikalarıyla ilgili, 2009’da yetkili olan sendikalar bugün yetkisiz duruma düşüyor. Eğer biz uzlaştığımız konuyu bu şekilde Mecliste ele alır isek diğer önergeyi getirmeme imkân yok dedim ben.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Onu da çekmekle tehdit ettiniz biraz önce.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Çünkü yüce Meclis yalnız sizden değil, iktidar grubu da var burada. İktidar grubu bana diyor ki: “Sayın Bakan, uzlaştığınız konuda bir saat kaybettik. Yeni bir konu getireceksiniz, o da uzlaştığınız konu, o da bir saat giderse...” diye ifade ediyorlar. Onun için, siz iki konuyu birbirine karıştırdınız, onu ifade etmek istiyorum.

Bir diğer konu ise, burada, TBMM’de taşeron işçiler. Arkadaşlar, Sayın Tanal, bakınız, yasa diyor ki: “Yardımcı işler ise hizmet alımı olacak.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ne olacak yani, ne olacak?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) -Ama bahsettiğiniz çalışanlar yardımcı işler sınıfında ise bunlar hizmet alımı olarak gerçekleşecek, eğer yardımcı işler sınıfında değil iseler bunlar mutlaka kadrolu olacak.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yasayı değiştirelim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Yani o boşluk kadroyla doldurulacak, yasa bunu getiriyor, bu ayrımı getiriyor, bu netliği getiriyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değiştirelim şu anda, hemen değiştirelim. Boşluk olmasın, dolu olsun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Efendim, yasa, düzenleme, çok açık, hizmet alımının nasıl olacağı -daha sonra sorulan soruda var- netlik kazanıyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Peki, özür dilerim, Bakanlar Kurulu belirlesin, Bakanlar Kurulu üyesisiniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Yani yasa yapıyoruz buradaki karmaşayı, buradaki keyfîliği ortadan kaldırmak için. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yardımcı işler sınıfına girmeyen tüm personel kadrolu olmak durumundadır. Bunu getiriyor düzenleme.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kim belirleyecek? Bakanlar Kurulu. Siz de Bakanlar Kurulu üyesisiniz. Ne olacak?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - 4/C’yle ilgili düzenlemeler yaptık, ücretlerle ilgili düzenleme yaptık ama 4/C’yle ilgili statü olarak bazı iyileştirmeler yapalım noktasında bizim de olumlu bakışımız var ama uzlaşma böyle olacaksa doğrusu işimizin zor olduğunu söyleyeyim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, olumlu bakışın ötesinde, bununla ilgili verilmiş sözler var.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bir diğer konu: MEMUR-SEN konusu sık sık gündeme getiriliyor. “MEMUR-SEN, efendim, şu sendika işte iktidara yakın sendika.” Bu yaklaşımları ben doğru bulmuyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sarı sendika.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Biz de bu yaklaşımları doğru bulmuyoruz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, ben Çalışma Bakanı olarak gerek memur sendikalarıyla gerek işçi sendikalarıyla birlikte çalışıyorum. Ben diyorum ki size: Sayın Milletvekilimiz, bu kanaati elde etmiş olabilirsiniz ama bunu ilgili konfederasyonlara sorun, Sayın Bakanın, Bakanlığın böyle bir tutumu varsa, bunu söylerseniz ben burada gerekli şekilde almam gereken, söylemem gereken bir tavır varsa bunu memnuniyetle alırım, hiç endişe etmeyin.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Düzenlediğiniz sözleşme yeter!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Soma’daki yardım… Tabii, bir yardım var şu anda işçilere verdiğimiz, bir de aylık ücretleri karşılığında verdiğimiz -özellikle Eynez bölgesi için söylüyorum, Eynez Ocağı için söylüyorum- iki ödeme söz konusu. Yer altında çalışanlarla ilgili bir kesinti söz konusu olmayacak, onu ifade edelim. Ödemelerin de cuma günü itibarıyla yapıldığını ifade edeyim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Şimdi, madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, maddeye geçmeden önce, kötü emsal olmasın diye… Biraz önce Sayın Hüseyin Üzülmez Bey’e çok ağır ithamlarda bulunuldu, söz istedi ama siz vermediniz. Yani yarın öbür gün bize de yapılsa bize de vermeyeceksiniz. Kötü emsal olmaz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Tanal, sorunuzu sordunuz, böyle bir usul yok.

İki adet aynı mahiyette önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 20’inci maddesinden sonra gelmek üzere ihdas edilmesi teklif edilen yeni 21. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   İlhan Demiröz                                    Müslim Sarı                                 Rahmi Aşkın Türeli

          Bursa                                              İstanbul                                               İzmir

   Mahmut Tanal                                     Musa Çam                                        İzzet Çetin

        İstanbul                                              İzmir                                                Ankara

MADDE-21: 6356 sayılı Kanunun 41’inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 3 üyesi bulunması şartıyla” ifadesi madde metninden çıkarılmıştır.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Faruk Bal                                            Ali Öz                                       Yusuf Halaçoğlu

         Konya                                               Mersin                                              Kayseri

Mehmet Erdoğan                              Seyfettin Yılmaz

         Muğla                                               Adana

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak, iş hayatının düzenlenmesi, işçi sağlığının, iş güvenliğinin sağlanması, iş yerinde kaliteli ve verimli üretim yapılmasına ilişkin hükümleri desteklediğimizi ifade etmiştik. Ancak, bu madde içerisinde, bu tasarı içerisinde zerzevat maddeler var demiştik. O maddelerden bir tanesini daha önceki konuşmalarımda ifade ettim; bu, Seydişehir Alüminyum fabrikasıyla ilgiliydi ve han-ı yağmadan beslenenlerin nasıl AKP Grubu tarafından ve Hükûmeti tarafından tüyü bitmedik yetim hakkına el atılarak milletin malının han-ı yağmalarda peşkeş çekildiğini ifade etmiştik. Bu durum yargıda tespit edilmiş olmasına rağmen, Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemeleri kesinleşmiş kararlarıyla bunun yolsuzluk olduğunu tespit etmiş olmalarına rağmen, bu tasarıyla mahkeme kararlarının ortadan kaldırılarak sizlerin vicdani kararlarınız yerine, alınan talimatlarla bunlara çekilmiş olan peşkeşleri kanunla aklayacak bir hâle getireceğinizi ifade etmiştim.

Şimdi, bir başka zerzevat maddeden bahsetmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, o da, bundan beş ay önce, avukatların müvekkilleriyle ilgili olmak üzere haklarında yapılan soruşturmalarda delilleri görerek, inceleyerek savunmalarını yapabilmelerine imkân sağlayan bir kanun çıkarmıştık. Bu kanunda daha önce avukatların müvekkillerinin savunma hakkını yerine getirmelerini engelleyecek şekilde gizlilik kararlarının bulunduğunu ve o gizlilik kararları çerçevesi içerisinde de adil yargılanma hakkının engellendiğini ifade etmiştik. Hep beraber bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya ve evrensel hukuka aykırı olduğunu düşündük ve avukatların delillere ulaşabilme, elde edilmiş olan delilleri inceleyebilme ve savunmalarını buna göre yapabilme imkânını sağlamıştık.

Şimdi, bu tasarı içerisinde bir madde daha vardır ki orada avukatların bu delillere ulaşabilmeleri, inceleyebilmeleri kısıtlanmaktadır yani geriye dönülmektedir. Beş ay önce böyle bir adli soruna çözüm bulma iradesini ortaya koyan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve o Meclisin iradesi, şimdi AKP’nin ihtiyaç duyduğu bilinmez bir nedenden dolayı tam tersine çevrilerek adli yargılanma sürecini etkileyecek şekilde, savunma hakkını engelleyecek şekilde, avukatların delil inceleme, dosya inceleme hakkını ortadan kaldırmaktadır. Buna niye ihtiyaç duyulmuştur? Mesele açıktır ve gayet de basittir. Beş ay önce yapılmış olan soruşturmalarda, sizin “paralel yapı” diye ilan etmiş olduğunuz adli evraklar içerisindeki birtakım bilgilere siz ulaşamıyordunuz, ulaşabilmek için bu evrensel hukuku hukukumuza taşımak gibi bir niyetinizi ortaya koydunuz ve herkes buna müspet bir şekilde baktı ve netice itibarıyla o delillere ulaşabilme imkânını elde ettiniz. Peki, şimdi niye engelliyorsunuz? Şimdi devir değişti, “paralel yapı” dediğiniz grupla mücadelenizde bu defa siz aynı yoldan yürüyorsunuz yani eleştirdiğiniz, yanlış gördüğünüz hususu siz yargı içerisinde yürütmeye çalışıyorsunuz, o yanlışı siz tekrar ediyorsunuz Hükûmet olarak ve bunun sanığı durumu olan kişilerin de elde etmiş olduğunuz delillere ulaşmasını engellemek için bu tasarıyı getiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, adalet herkes içindir, dün öyle bugün böyle olmaz. Dün filanca grup, feşmekanca grup, bundan mağdur oluyordu, bugün siz mağdur oluyorsunuz veya yarın bir başkası mağdur olacaktır. Dolayısıyla, bu evrensel değeri, insanlığın ulaşmakta büyük mücadeleler vermiş olduğu “hakkaniyet, adalet” dediğimiz ölçüleri bertaraf ederek tekrar eskiye dönmek “yeni Türkiye'nin”, sizin ifadenizle, harcı olmamalı, evrensel değerlerden vazgeçilmemeli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK BAL (Devamla) – …ve bu zerzevat madde böyle mübarek bir günde Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmemelidir diyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Musa Çam, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Sayın Bakanı burada dinledik. Şu anda salonda Sayın Bakanla konuşmak üzere olan HAK-İŞ Sendikasının eski Genel Başkanı Sayın Salim Uslu, yine HAK-İŞ Sendikasının eski Genel Sekreteri Hüseyin Tanrıverdi, yine TÜRK-İŞ’e bağlı eski HARB-İŞ sendikasının Genel Başkanı İzzet Çetin, DİSK’in eski Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi ve DİSK’in Eski Genel Sekreteri Musa Çam olarak önemli bir konuda değerlendirme yapıyoruz. Burada işçi kökenli 5 sendikacı var, kamu çalışanlarından gelen sendika kökenli arkadaşlar da vardır.

12 Eylülün getirmiş olduğu önemli bir yasaktır arkadaşlar bu yasak. Siz “12 Eylülle hesaplaşacağız, 12 Eylülün getirmiş olduğu yasakları, engelleri, antidemokratik uygulamaları kaldıracağız.” diyorsunuz, bununla da övünüyorsunuz ve bunun için de 12 Eylül 2010 yılında da referanduma gittiniz, yüzde 58 oy aldınız ve şöyle bir kitapçık da çıkardınız, bu kitapçık sizin kitapçığınız ve bu kitapçığı Türkiye çapında dağıttınız ve yüzde 58 oy aldınız. Bunun bir bölümünde şöyle diyor: “Anayasa değişikliği paketiyle ilgili referanduma ‘evet’ demek için 40 neden.” ve bu 40 nedenlerden 4 tanesini sizlere okumak istiyorum arkadaşlar. Bunlardan bir tanesi 27’nci maddede “Aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olma imkânına ‘evet’ demektir.” diyorsunuz Sayın Bakan. Ya, bırakın birden fazla sendikaya üye olmayı, bir tanesine bile zor oluyor insanlar çünkü yetki alamıyor sendikalar.

İkincisi: “Grev hakkının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına ‘evet’ demektir.” diyorsunuz. Daha geçtiğimiz günlerde KRİSTAL-İŞ Sendikasının, Anayasa’ya aykırı bir şekilde, grevini ertelediniz arkadaşlar, grevini ertelediniz.

Yine, üçüncü bir madde: “12 Eylül darbe Anayasası’nın kısmen de olsa değişmesine ‘evet’ demektir.” diyorsunuz. Böyle bir şey söz konusu değil.

“İnsanları ekmek ile özgürlük arasında tercihe zorlayan anlayışa son vermeye ‘evet’ demektir.” diyorsunuz. Bununla beraber de yüzde 58 oy aldınız. Ama gereğini yapmıyorsunuz. Vermiş olduğunuz sözlerin hiçbirisine uymuyorsunuz arkadaşlar.

Şimdi, bu baraj sisteminin kaldırılması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinin altına imza atmış olduğu 87 no.lu Sözleşme var fakat 87 no.lu Sözleşme’ye uymuyorsunuz. Burada bu barajın kaldırılması gerekiyor. 98 var, 98’e uymuyorsunuz.

Sayın Bakan, dinliyor musunuz? Son olarak da, revize edilmiş, gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 5’inci maddesine, örgütlenme özgürlüğü hakkına çekincenizi devam ettiriyorsunuz ve bu çekincenin kaldırılması gerekiyor.

Şimdi, siz burada diyorsunuz ki: “Ya, biz sendikalarla, sosyal taraflarla, emek örgütleriyle görüşüyoruz. Bir noktaya, yüzde 1’e getirmeye çalışıyoruz.” Arkadaşlar, yüzde 1 de sonunda bir antidemokratik uygulamadır, bir barajdır. Şimdi, ölümü gösterip, insanları sıtmaya razı edip… Yani yüzde 3’ü gösteriyorsunuz, yüzde 1’e razı ol diyorsunuz. Olmaz arkadaşlar. Bu, insan haklarına aykırıdır, örgütlenme özgürlüğüne aykırıdır. Bunun böyle olmaması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinin altına imza atmış olduğu ILO sözleşmelerinin gereğini yerine getirmesi gerekiyor.

Sayın Büyükelçi burada mı? Sayın Büyükelçim, 2013 yılı İlerleme Raporu’ndan iki satır okumak istiyorum: “Toplu iş sözleşmesi yapılması için gereken yüksek ve kümülatif eşiklerden ötürü çok az sayıda işçi toplu iş sözleşmelerinden faydalanabilmekte ve grevler dâhil olmak üzere toplu eylemlerde bulunabilmektedir.”

İlerleme Raporu’nda Türkiye, yine, çekinceli ülkeler kategorisine giriyor ve Türkiye’de sendikal hak ve özgürlüklerin tam olarak kullanılmadığı, yeteri kadar sendikal örgütlenmesini gerçekleştiremediği, toplu sözleşmeyi bağıtlayamadığıyla ilgili geçtiğimiz 2013 yılı Ekim ayında İlerleme Raporu’na tekrar girmiştir. Her yıl haziran ayında Cenevre’de yapılan görüşmelerde Türkiye yine ILO sözleşmelerine uymadığı için yasaklar içerisinde. Böyle bir şey söz konusu değildir. Bunun sıfır olması gerekiyor. Bizim verdiğimiz önergede sıfırdır, sıfır barajdır. Bunun yapılması gerekiyor.

Ama biz 12 Eylülün getirmiş olduğu siyasi partilerdeki yüzde 10 barajının kaldırılmasını istiyoruz diyoruz, siz diyorsunuz ki: “Ya, yüzde 10 seçim barajını biz getirmedik.” E ondan da faydalanıyorsunuz, yüzde 49 oy alıyorsunuz, yüzde 65 milletvekili çıkartıyorsunuz, onu değiştirmiyorsunuz. Sendikal hak ve özgürlüğün önündeki engelleri, yasakları kaldırmıyorsunuz ve dolayısıyla diyorsunuz ki: “Biz Türkiye'nin en demokratik partisiyiz.” Hayır, değilsiniz arkadaşlar.

Türkiye’de öncelikle yapılması gereken, Siyasi Partiler Kanunu’nun değiştirilmesi, seçim barajının indirilmesi ve sendikaların önündeki engellerin, yasakların kaldırılması ve sıfır barajın olmasıdır. Sıfır barajın olması ILO sözleşmelerine uygun bir sözleşmedir ve bununla ilgili önerge getirdik. Sizden bu konuda destek istiyoruz ve oy istiyoruz arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… (AK PARTİ sıralarından “Var, var” sesleri)

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

Şimdi maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece tasarıya 21’inci madde olarak yeni bir madde ihdas edilmiştir.

Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için mevcut sıra sayısı metni üzerinden görüşmelere devam edeceğiz. Kanunun yazımı esnasında madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Tasarının mevcut 21’inci maddesi üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sayılı sıra sayılı Kanun Tasarısının 21 inci maddesindeki "en az yüzde üç üye şartı," ibaresinin "en az yüzde bir üye şartı," olarak, "bağlı işçi sendikaları için yüzde bir" ibaresinin ise "üye olmayan işçi sendikaları için yüzde üç" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

  Nurettin Canikli                              Osman Aşkın Bak                                   İdris Şahin

        Giresun                                            İstanbul                                             Çankırı

     Salim Uslu                               Mehmet Doğan Kubat                               Recep Özel

         Çorum                                             İstanbul                                             Isparta

Hakan Çavuşoğlu                                 Hilmi Bilgin                                      Yusuf Başer

          Bursa                                                Sivas                                               Yozgat

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 6356 sayılı Kanuna ek madde eklemeyi öngören 21'inci maddesinde geçen "yüzde bir" ibaresinin, "binde beş” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

         Bingöl                                                Iğdır                                                Şırnak

    Selma Irmak                                       Erol Dora

         Şırnak                                              Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin 'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 21. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                   Mahmut Tanal            İzzet Çetin

        İzmir                                   İstanbul                Ankara

    Musa Çam                                      Müslim Sarı

      İzmir                                             İstanbul

Madde 21- 6356 sayılı Kanunu aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"Ek Madde 1-41 inci maddenin birinci ve beşinci fıkraları ile 43 üncü maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan kurulu bulunduğu işkolunda en az yüzde üç üye şartı, işçi sendikaları için binde beş olarak uygulanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 21’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay                           Mustafa Kalaycı                                 Alim Işık

  Manisa                                        Konya                                        Kütahya

Yusuf Halaçoğlu                     Mesut Dedeoğlu                                 Faruk Bal

    Kayseri                              Kahramanmaraş                                 Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Önerge sırasına göre son önergeye katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Faruk Bal, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak -tekrar ifade ediyorum- işçilerin hakkı, taşeronların hukukuyla ilgili bu kanun tasarısındaki maddeleri destekliyoruz ancak “Bu kanun tasarısında zerzevat maddeler var.” demiştik. Bunun iki tanesini sizlerle paylaşmıştım. Bunlardan bir tanesi, özelleştirmeden yararlanılan 5 tane şirketle ilgili, Anayasa'nın 138’inci maddesinin son fıkrasına aykırı olarak ortaya koymuş olduğunuz, mahkeme kararlarının uygulanmayacağına, Anayasa Mahkemesinin, Danıştayın ve Yargıtayın vermiş olduğu ve kesinleşmiş olduğu kararların uygulanmamasına ilişkindir. O kararlar, haksız ve hukuksuz olarak, yolsuz olarak milletin malının 5 şirkete peşkeş çekilmesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarının, Danıştay kararlarının, Yargıtay kararlarının uygulanmayacağına ilişkin olarak bu Meclisten çıkacak irade sadece İslamiyet’te değil, bütün dinlerin esas aldığı adalete ve hakkaniyete ulaşma hedefine aykırıdır. Keza, evrensel insan değerlerinin ulaşmış olduğu adil bir şekilde insanları yönetme ilkesine aykırıdır ve elimizdeki Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırıdır. Bu zerzevat maddelerden bir başkası ise kamu görevlilerine ilişkin olmak üzere yapılacak olan soruşturmalarla ilgilidir ve bu tasarının 100’üncü maddesidir.

Değerli milletvekilleri, içinizde bunu okumamış olanlar vardır. Bu maddede 3 tane önemli insanlık değeri, evrensel değer ortadan kaldırılmakta ve hatta, sadece İslamiyet’in değil, bütün semavi dinlerin hedef aldığı hakkaniyet ve adalet ilkesini ortadan kaldıran 3 tane temel yanlış vardır. Bunlardan bir tanesi, mahkeme kararlarının uygulanması otuz günlük bir süreye tabi kılınmıştır, o otuz günlük süre iki yıla çıkarılmaktadır. İki yıl içerisinde kim öle kim kala! Nasreddin Hoca’nın hikâyesinde olduğu gibi, ölme eşeğim ölme sana yonca biçeyim, ölme eşeğim ölme sana iki yıl sonra hakkını vereyim anlamını taşımaktadır.

İkinci yanlış ise değerli arkadaşlarım, görevden alacağınız görevlilerin içine düştüğü hâl, telafisi güç ve imkânsız zararları doğuran hâllerden sayılmaz. Meclis nasıl böyle bir karar verebilecek? Buna karar verecek olan yargı. Siz hangi vicdanla, hangi izanla, mağdur olmuş olan bir kamu görevlisinin içine düştüğü durumun kanunla telafisi güç olmayan bir hâl olduğuna karar verebilirsiniz? Siz, şimdi, görevden alınacak olan kişilerin içine düşebileceği psikolojik hâli, içine düşebileceği ailevi sorunları, sosyal sorunları ve ekonomik sorunları bilebilecek durumda mısınız? Hayır, değil. Dolayısıyla, bu yanlıştır.

Üçüncüsü, daha vahimdir. Bu fıkranın üçüncü cümlesinde yani biraz önce anlattığım iki temel konuda belirtilecek işlemlerle ilgili kararların yerine getirilmemesi -dikkat buyurun- ceza soruşturması ve kovuşturmasına konu teşkil edemez. Yani, astığım astık, kestiğim kestik; bunun adalette, hukukta herhangi bir hesabı olmayacak. Bunun adı ne kardeşim? Bunun adı diktatörlüktür.

Değerli arkadaşlar, böyle bir anlayışı nasıl yüce Meclis kabul edebilir? Böyle bir anlayışı nasıl millî iradenin tecelli etmiş olduğu Mecliste ortaya koyabiliriz? Bu mübarek günde, uğranabilecek haksızlıkların vereceğiniz oylarla paydaşı olabilecek, o haksızlıkları yapanlarla aynı kefede tartışılabilecek bir hâle düşmeyeceğinizi ümit ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlunun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 21. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mahmut Tanal (İstanbul) ve arkadaşları

MADDE 21- 6356 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 1- 41 inci maddenin birinci ve beşinci fıkraları ile 43 üncü maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan kurulu bulunduğu işkolunda en az yüzde üç üye şartı, işçi sendikaları için binde beş olarak uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önergemiz üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz evvelki, bir önceki madde de, ihdas edilen madde de benzer hükümler içeren bir maddeydi. Tabii, burada esas üzerinde durulması gereken konu… Sayın Bakanımız ayrıldı buradan belki ama Bakanın yaklaşımı için söz aldım esasında. “3 işçi konfederasyonuyla anlaştık, sosyal taraflarla bir araya geldik ve biz o zaman Ekonomik ve Sosyal Konseye bağlı konfederasyonlara üye sendikalar için iş kolu barajını -kademeli geçişi- yüzde 3’e bağladık. Onlara sorsaydın.” dedi. Şimdi, ben olsam Sayın Bakanın yerinde, hiç tereddüt etmeden “Bu hüküm Anayasa’ya aykırı.” derdim. 6356 sayılı Yasa Anayasa Mahkemesi tarafından görüşüldüğünde göreceksiniz bu hüküm oradan geri gelecek. Şimdi burada kaldırılıyor olması… 6356 sayılı Yasa’nın geçici 6’ncı maddesi düzeltilmiş olsa belki Anayasa Mahkemesi de “Bu davaya esas olan maddedeki düzeltme yapılmış.” deyip herhangi bir işlem yapmaya gerek duymayabilirdi.

Değerli arkadaşlar, sendikaları hakikaten önemsemek gerekir, sendikalar demokrasilerin vazgeçilmez kurumları. Hatta sendikalar 20’nci yüzyılın dünya çapında en başarılı örgütleri olarak tanımlandı Birleşmiş Milletler tarafından. Onun başarısının altında yatan neden, gerçekten toplumsal duyarlılığı en üst düzeyde olan kurumlardır sendikalar. Onun için örgütlü toplum demokrasiye en alışık, en yatkın toplumdur. Bugün İskandinav ülkelerinin nüfusları 6-7 milyon olmasına rağmen kendilerinin birden fazla derneğe üye olması, hemen hemen sendikalaşma oranlarının yüzde 80’lere varmış olması nedeniyle hem demokrasileri hem gelişmişlik düzeyleri en üst seviyede. Yakın tarihe bir baktığımız zaman, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sosyal Avrupa’nın kurulmasında sendikaların üstlendiği rol asla reddedilemez. Bizim ülkemizde sendikalar 12 Eylülle geriletilmeye başlandı, sizin döneminizde dip yaptı değerli arkadaşlar. Kenan Evren döneminden sonra Özal hükûmetleri döneminde çıkarılan yasalarla, özellikle, hatırlayacaksınız, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi Hakkında Kanun ve konut edindirme kanunları 10’dan fazla işçi istihdam eden işletmelerde uygulandığı için iş yerleri parçalandı, sendikal örgütlülük zayıfladı ve giderek gerileyerek bugün işçi sendikaları açısından yüzde 6 seviyelerine kadar geldi. Tabii, burada bir baktığınız zaman, sizin döneminizde çok hızlı gerilemesinin nedeni, taşeronlaşmanın çok yaygınlaşması, özelleştirmenin hemen hemen AKP’nin on iki yıllık iktidarları döneminde tavan yapmış olması, özelleştirilen işletmelerin kiminde üretimin durması, kiminde istihdamın azalmasıyla birlikte işçi sayılarının azalması, kamu hizmetlerindeki daralma -Türkiye’de sendikal hareketin gerilemesinin bir başka nedeni kamu hizmetlerindeki daralma- ve “atipik istihdam modelleri” dediğimiz esnek çalışma modellerinin tamamının çalışma yaşamına AKP iktidarları döneminde dercedilmesi ve yaptığınız yasaların hemen hemen tamamında emeğin dışlanmış olması bugün gelinen noktanın asıl sebepleri.

Memur sendikaları için de aynı şeyler geçerli. Bakın, memur sendikaları için 100’üncü maddede görüşülecek konuyla ilgili bir cümle söyleyeceğim. Kenan Evren döneminde, 23 Nisan 1981’de çıkartılan bir kanun, memurları, herhangi bir şekilde haksızlığa uğramalarında açtıkları davada bir ay içerisinde göreve iade ederken Kenan Evren’in düzenlettirdiği yasa, sizin önergenizle yirmi dört ay sonra ancak “bir başka göreve, emsal bir göreve” diyor. Yani, Kenan Evren dönemine biz “faşist yönetim dönemi” diyorsak memurlar açısından sizinkisi 24 kat ağır bir dönemdir. Onun için, bu Ekonomik ve Sosyal Konseye üyelik şartıyla yüzde 1’e inme konfederasyonlar, işçi sendikaları, memur sendikaları ve işveren sendikalarıyla görüş oluşturulsa da Bakanlık tek başına yapmış olsa da neticeyi değiştirmiyor; Anayasa’ya aykırıdır ve düzeltilmesi gereklidir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.10

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

21’inci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 6356 sayılı Kanuna ek madde eklemeyi öngören 21'inci maddesinde geçen "yüzde bir" ibaresinin, “yüzde beş” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6356 sayılı yasada son yapılan değişiklik ile iş kollarının birleştirilmesi, birçok sendikanın yetki hakkını kaybetmesine neden olmuştur. Değişiklik ile bu sorunun giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı Kanun Tasarısının 21 inci maddesindeki "en az yüzde üç üye şartı," ibaresinin "en az yüzde bir üye şartı," olarak, "bağlı işçi sendikaları için yüzde bir" ibaresinin ise "üye olmayan işçi sendikaları için yüzde üç" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 41 inci ve 43 üncü maddelerinde yer alan yüzde bir işkolu barajının Ekonomik ve Sosyal Konsey üyesi işçi konfederasyonlarına üye olmayan işçi sendikaları için yüzde üç olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik öngören 22'inci maddesinde geçen "sekiz yıl" ibaresinin "beş yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

         Bingöl                                                Iğdır                                                Şırnak

       Erol Dora                                      İbrahim Ayhan

         Mardin                                            Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 22’nci maddesinde yer alan "en az sekiz yıl" ibarelerinin "en az on yıl" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu

        Manisa                                              Konya                                              Kayseri

       Alim Işık                                     Mesut Dedeoğlu                             Cemalettin Şimşek

        Kütahya                                     Kahramanmaraş                                     Samsun

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun Kanun Teklifi ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 22. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Haberal                             Rahmi Aşkın Türeli                                Vahap Seçer

      Zonguldak                                            İzmir                                                Mersin

  Bülent Kuşoğlu                                    Musa Çam                                        İzzet Çetin

         Ankara                                               İzmir                                                Ankara

Süleyman Çelebi                              Ali İhsan Köktürk                      Muhammet Rıza Yalçınkaya

        İstanbul                                          Zonguldak                                            Bartın

     Hasan Ören                                       Sakine Öz                                        Özgür Özel

        Manisa                                             Manisa                                              Manisa

"MADDE 22- 27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 6- Türkiye'nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe ve 11/4/2014 tarihinden önce süresiz çalışma izni verilmiş olan yabancıların hakları saklı kalmak kaydıyla; 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca uzun dönem ikamet iznine sahip olanlar veya Türkiye'de kesintisiz en az on yıl ikamet izni ile kalmış olan veya en az on yıl kanuni çalışması olan yabancılara, süresiz çalışma izni verilebilir. Süresiz çalışma izni verilen yabancılar, 6458 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen uzun dönem ikamet izninin sağladığı haklardan yararlanırlar. Süresiz çalışma izni yabancının veya işvereninin talebiyle ya da 6458 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde sayılan uzun dönem ikamet izninin iptalini gerektiren hallerde iptal edilir. Çalışma izni verilen yabancıların Türkiye'ye girişleri, Türkiye'de kalışları ve Türkiye'den çıkışlarına ilişkin kayıtlar İçişleri Bakanlığı tarafından Bakanlığa bildirilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Vahap Seçer, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 22’nci maddede verdiğimiz önerge hakkında söz aldım.

Önergenin içeriğine girmeden, gündeme ilişkin bazı görüşlerimi aktarmak istiyorum. Gerçekten hepimizi derinden üzen, İsrail’in Filistin halkına karşı yaptığı bir devlet terörü var. Buna karşı, elbette Parlamentonun ortaya koyduğu tavır doğrudur. Parlamentoda grubu bulunan 4 siyasi parti de ortak bir bildiri yayımladı. Gayet güzel, hoş ama Parlamentoda görev yapan milletvekilleri olarak da şunu bilmek isteriz: Acaba Hükûmet bu konuda somut ne gibi adımlar atıyor, bu konuda ne gibi politikalar ortaya koyacak? Bunu milletvekilleri olarak bilmek isteriz.

Şimdi, bizim bir Dışişleri Bakanımız var, ben ortalıkta göremiyorum, ara sıra televizyonlarda görüyorum; siz görüyor musunuz, bilmiyorum. Son, özellikle Musul’da Konsolosluğumuzun işgal edilmesi, Konsolosluk çalışanlarının rehin alınmasından sonra o bölgede bir dizi olaylar meydana geldi. O günlerde Sayın Canikli de söz verdi, burada çıktı, kürsüden, bizim itirazlarımıza cevaben dedi ki: “Bugün akşama kadar gelmez ise yarın Sayın Davutoğlu gelecek Parlamentoya, bu konuda bilgi verecek.” Şimdi, üzerinden kırk gün geçti yaklaşık olarak, Sayın Davutoğlu yok. Bir kere, bunu AKP, CHP, MHP ya da Halkların Demokratik Partisi ayrımı yapmadan bir sorgulamamız lazım. Siz bu Bakana, Sayın Bakana sormuyor musunuz? “Arkadaş, sen nerelerdesin? Biz iktidar milletvekilleriyiz, bize soruyorlar ‘Orta Doğu politikalarımız konusunda Hükûmetiniz ne düşünür?’” Dün burada tartışmalar oldu, Sayın Bolu Milletvekilimiz, Tanju kardeşimiz buna yönelik burada birkaç görüşünü dile getirdi, hemen Sayın Canikli tekrar çıktı kürsüye -Allah var, ben de bir şeyler diyecek zannettim- dedi ki: “Gidin, bir anket yapın, PR anketi; Filistin’de Sayın Erdoğan çıkar.” Orada herkes işi gücü bırakmış, çoluk çocuk Sayın Erdoğan’ın posterleriyle sokaklarda geziyor. Arkadaşlar, yapmayın, sizleri biraz ciddiyete davet ediyorum.

Bakın, şimdi, kırk gündür orada Başkonsoloslukta çalışan görevlilerimiz rehin alınmış; orası Türkiye toprağı, işgal edilmiş. Bugün yine haberlerde vardı, IŞİD orayı karargâh olarak kullanıyor. Yani Türkiye'nin toprağı işgal edilmiş; adam gelmiş, oturmuş, el koymuş. Bana söyler misiniz, bir yetkiliniz, Sayın Başbakan, IŞİD’e ilişkin çıkıp “Yahu bunlar terör örgütüdür, bunlar bizim Konsolosluğumuzu işgal etmiştir. Telin ediyorum, lanetliyorum…” İçten, samimi bir ifade duyan var mı? Yok, ben duymadım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Duymadık.

VAHAP SEÇER (Devamla) - Şimdi, yüz yıl öncesine kadar aynı imparatorluğun tebaası olduğumuz. Filistin Osmanlı topraklarındaydı; orada dindaşlarımız var, orada soydaşlarımız var. Kültürel birliğimiz olan, tarihî birikimimiz, birliğimiz olan insanlar katlediliyor. Yüz yıllık bir süreç, âdeta bir soykırım uygulanıyor. Buna yönelik hamasi nutuklar dışında, Allah aşkına, Hükûmetin buralara çıkıp milletvekillerine “Şu, şu, şu konuda şunları yapacağız, şöyle tedbirler alacağız.” dediğini duydunuz mu? “Efendim, İsrail’le diplomatik ilişkilerimizi en asgari seviyeye çektik.” İsrail Dışişleri Bakanı talimat veriyor Türkiye’deki misyon görevlilerine, Büyükelçilik çalışanlarına “Ailelerinizle beraber Türkiye’yi terk edin.” diye ama Hükûmet yetkilileri “Hayır, biz ilişkileri en asgari seviyeye çektik.” diyor.

Bakın, orada Irak, orada Suriye, orada Mısır, hatta orada İran... Bugün ağababaların projeksiyonuyla iş birliği yapmasaydınız, o insanların elini zayıflatmasaydınız, Irak, Suriye, İran, bu ülkeler eğer eski durumunda olsaydı İsrail bu kadar rahat hareket etmezdi. Şu anda, İsrail -tırnak içerisinde söylüyorum- tabiri caizse, köpeksiz köyde değneksiz dolaşıyor. Bunun müsebbibi eğer Amerika’ysa, bunun müsebbibi eğer İngiltere’yse, bunun müsebbibi de sizin Hükûmetinizdir, siz bu işin ortağısınız, kusura bakmayın.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.28

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

22’nci madde üzerinde Mersin Milletvekili Vahap Seçer ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 22’nci maddesinde yer alan "en az sekiz yıl" ibarelerinin "en az on yıl" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle ben de Filistin’deki menfur saldırıyı nefretle ve şiddetle kınadığımı ifade ediyorum.

Ayrıca, Kerkük’teki ve Suriye’deki Türkmenlere karşı yapılan katliamları da burada, huzurunuzda kınamak istiyorum, kınayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Ayrıca, bugün Samsun’da bir okulun bahçesinde Atatürk büstüne saldırı olmuş. Onu da buradan şiddetle kınadığımı ifade etmek istiyorum. Öyle bir haber aldık bugün.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, aslında yasalar, millet adına, milletin ihtiyaçları doğrultusunda, sosyal tarafların görüşleri alınarak, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'ya aykırı olmamak kaydıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan sosyal mutabakat metinleridir. Ancak, bizde yasalar yapılırken, maalesef, bu usul ve esaslar doğrultusunda yapılmamaktadır. Son zamanlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirilen yasalara baktığımızda bu bütün çıplaklığıyla görülmektedir. Bundan önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüştüğümüz ve karara bağlanan sözde “terörün önlenmesi ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması” konusundaki yasanın yasalaşması sürecinde biraz evvel sözünü ettiğimiz hususlara riayet edilmediği ortadadır.

Çıkarılan 6551 sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’da sosyal tarafların görüşü yoktur. Kendisi Anayasa’ya aykırıdır. En başta, milletin iradesini, maalesef, yansıtmamaktadır. Bu yasa, koskoca Türk milletini bir teröristbaşına feda etmektedir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yasal düzenleme görülmemiştir. Hiçbir yerde ülkesine baş kaldırmış, bebek katili, binlerce insanını katletmiş, askerini şehit etmiş müebbet hükümlüsü biriyle görüşerek ve onunla anlaşarak bir kanun teklifi hazırlamak ve buna millet adına “toplumsal bir metin” demek maalesef mümkün değildir. Ne yazık ki iktidar tarafından böyle bir yasa Meclisin önüne getirilerek yasallaştırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu önümüze gelen yasa -baktığımız zaman- nasıl gelmiş? Elbette ki milletimiz büyük bir facia geçirdi. Böyle bir facianın milletimizin başına bir daha gelmemesini, özellikle de bu faciada hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet dileyerek ve yakınlarına da başsağlığı dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Böyle bir temenni olmaz. Ama, böyle bir felaket sonunda gelen yasanın arasına sokuşturulan adrese teslim, kişiye özel muameleyle aslında bu yasa ne Soma'daki madencinin taleplerini karşılamakta ne de dertlerine derman olmaktadır. Bizim en büyük zaaflarımızdan birisi ise çıkarılan bu yasaların uygulama eksiklikleridir.

Sayın Bakan dün akşamki bir ifadesinde bizim iş sağlığı ve güvenliği konusunda geçen yıl çıkardığımız yasadan söz ederken bu yasanın AB normlarının üzerinde bir yasa olduğunu söylemiştir. Sayın Bakan, öyleyse niçin ülkemizde hâlâ her gün 4 kişi, yılda 1.200 kişiden fazla insan iş kazasından dolayı hayatını kaybetmektedir? Hâlâ Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa Birliğinde 1’inci, dünyada ise 3’üncü sıradadır.

Değerli arkadaşlar, demek ki burada bir eksiklik var demektir. Kâğıt üzerinde ne yazdığınız önemli değil, sahada bunun ne kadar uygulandığı çok çok daha fazla önemli. Soma’da meydana gelmiş olan şeye “bir iş kazası” demek de ayrıca bilemiyoruz mümkün mü? Bunun maalesef bir iş kazası olmadığı, bir iş cinayeti olduğu yapılan araştırmalar sonunda meydana çıkmıştır. Ucuz iş gücü ve ucuz maliyet elde etmek ve başkalarına daha çok para kazandırmayı amaçlayan bu olaylar maalesef çok üzücüdür. Bir daha olmamasını temenni ediyorum. Ancak önce bir anlayış değişikliği yaparak bu yasaların sahada ne kadar uygulandığına mutlaka dikkat etmemiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, önergesini verdiğimiz bu 22’nci madde ise şunu önermektedir: Sekiz yıl kesintisiz olarak ikamet izni almış ve sekiz yıl burada çalışmasına izin verilmiş yabancıların daimî iş yapmalarına izin verilmesidir. Biz ise değişiklik önergemizde bunun on yıl olarak değiştirilmesini temenni ediyoruz ve buna katılacağınızı umut ederek hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik öngören 22'inci maddesinde geçen "sekiz yıl" ibaresinin "beş yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Değerli arkadaşlar, bu maddeye baktığımız zaman, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler var, ikili sözleşmeler var. İşte EXPO bilmem ne fuarı için gelecekler, bilmem ne için gelecekler, çokça farklı şeyler var. Yine birçok sözleşme imzaladık burada, işte G20 zirvesi için gelecekler, bilmem ne için gelecekler, birçok şey için ve bunlardan bazıları, yabancı olarak gelenler, Uluslararası Koruma Kanunu’na tabidir. Yani bunu Dışişleri Komisyon üyesi arkadaşlar çok daha iyi bilirler.

Şimdi, bunlardan işte sekiz yıl ikamet izni ile kalmış olanlara süresiz çalışma izni verilebiliyor. Uluslararası hukuk alanında benim gördüğüm şu: Beş yıl bir yerde çalışılan, bir ülkeye adapte olunan yerlerde vatandaşlık bile veriliyor, bırakın süresiz çalışma izni verilmesini ve birçok insan elinde bir belgeyle ikamet ediyor. Basın için böyledir, iş adamları için böyledir, İstanbul’da kurulacak borsa, finans merkezi için böyle olacak, birçok alanda…

Ancak, benim dikkat çekmek istediğim: “Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışlarına ilişkin kayıtlar İçişleri Bakanlığı tarafından Bakanlığa bildirilir.” Gelelim işin sadedine: Orta Doğu kaynıyor, Suriye’de IŞİD’in saldırıları sürüyor, çatışmalar üç yıldır sürüyor, İsrail’in Gazze’ye saldırıları sürüyor, acılar her bir tarafa dağılmış, Türkiye’ye 1,5 milyona yakın Suriyeli gelmiş. E, bunlar da ikili anlaşmalara göre değil ama zımni olarak Hükûmetin dış politikası gereği Türkiye’ye gelenler, Türkiye’nin her tarafında şu an 1 milyon 200 bin civarında ve çoğu da kayıt dışı olarak 20 liraya işçilikle, hatta 10 liraya işçilikle çalışmak zorunda bırakılıyor. Yine, Musul’a IŞİD saldırıları sonrası oradan birtakım göç durumlarının olduğunu görüyoruz. Şimdi, bütün Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar içindeki bu dengesizlik içinde bu tür nüfus hareketleri, yerinden zorla edilmeler ve göçler ve bunun sonucunda da sözleşmeye dayanmayan fiilî hareketlilikler olacak. Peki, İçişleri Bakanlığı bunu kayıt altına alıyor mu? Bunun kaydı var mı? İçişleri Bakanı buraya gelip 1,5 milyona yakın Suriyelinin nerede kaldığına dair buraya bir kayıt tablosu sunabilir mi? Arkadaşlar, sunamaz. Sunamaz çünkü insanlar, insanlık suçu işlenmiş yerlerde ve soykırım suçu işlenen ve katliamla karşı karşıya kaldıkları yerlerde mecburen nüfus hareketliliği yaşıyorlar ve gittikleri yerlerde barınıyorlar, gittikleri yerlerde bir yerlerde çalışıyorlar, bir yerlerde kalmak zorunda kalıyorlar.

Şimdi, bakıyoruz, hakikaten hüzün verici bir durum. Filistin’de acılar yaşanıyor, Mahmud Abbas, Filistin lideri geliyor; Cumhurbaşkanı seçim propagandasında iş adamları, sanatçılarla beraber, böylesi acıların yaşandığı bir günde, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığının pozları veriliyor. Bu doğru değil arkadaşlar.

Bir şey daha söyleyeyim: Türkiye, İsrail ve Amerika neden Uluslararası Ceza Mahkemesinin protokolünü, sözleşmesini imzalamıyor? İnsanlığa karşı işlenen soykırım suçlarının, insanlığa karşı toplu katliamların, insanlığa karşı işlenen suçların yargılama alanına girmemek için ısrarla bu sözleşmeyi imzalamayan dünyada 3 ülke var; biri İsrail, biri Amerika, birisi Türkiye. Türkiye niye imzalamıyor? Eğer bunun cevabını aramazsanız, Türkiye'nin El Nusra, El Kaide, IŞİD’e yaptığı yardımları, Özgür Suriye Ordusu’na yaptığı yardımları, onların gelişleri, gidişleri, istihdamları ve çalışmaları bir bütün olarak alındığında Türkiye'nin başını ağrıtır arkadaşlar. Onun için bunun denetim altına alınması ve kayda alınması her şeyden iyidir.

Önergemiz de bu yönde size kolaylık tanıyor. Alın kayda, beş senede vatandaş da yapın, belki Anayasa’yı değiştirecek çoğunluk bulursunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde üç adet aynı mahiyette önerge vardır, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 23. maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Haberal                             Rahmi Aşkın Türeli                                Vahap Seçer

      Zonguldak                                            İzmir                                                Mersin

  Bülent Kuşoğlu                                    Musa Çam                                        İzzet Çetin

         Ankara                                               İzmir                                                Ankara

Süleyman Çelebi                              Ali İhsan Köktürk                      Muhammet Rıza Yalçınkaya

        İstanbul                                          Zonguldak                                            Bartın

     Hasan Ören                                       Sakine Öz                                        Özgür Özel

        Manisa                                             Manisa                                              Manisa

   Mahmut Tanal

        İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

         Bingöl                                                Iğdır                                                Şırnak

    Selma Irmak                                       Erol Dora                                      İbrahim Binici

         Şırnak                                              Mardin                                            Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

    Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu

        Manisa                                              Konya                                              Kayseri

       Alim Işık                                     Mesut Dedeoğlu                             Cemalettin Şimşek

        Kütahya                                     Kahramanmaraş                                     Samsun

 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Değişiklikler ile tüm çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasanın 23’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözde, Soma’da meydana gelen iş kazası sonucu önümüze gelen ancak Soma’daki sorunlara çözüm getirmekten başka içerisinde her şey olan bir tasarıyla karşı karşıyayız.

Yine, Sayın Bakanın dün akşam ifade ettiği gibi bir istisna olarak düzenlenen alt işveren yasası çerçevesinde 660 bin kişi çalışmaktadır kamuda. Bunlar kamuda daha çok hastanelerde, belediyelerde ve Karayollarında çalışmaktadırlar. Bu işçiler buralarda daha çok asıl işverenin işini yapmaktadırlar ve bu iş artık kamuda çığırından iyice çıkarılmıştır.

Sayın Bakan çıkarılan bu yasayla artık alt işveren işçisinin asıl işverenin işinde çalıştırılamayacağını ifade etmektedir. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin beş ve altıncı fıkralarında “Bir işverenin, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece ve sadece bu işyerinde aldığı işle ilgili olarak çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.” diyerek alt işverenin asıl işveren ilişkisini düzenlemekte ve alt işverenin hangi işlerde nasıl işçi çalıştıracağını ortaya koymakta, “…teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverene verilmez.” denilmektedir.

Şimdi, kamuda yapılan ne? Öyle iş bölünerek falan verilmiyor değerli arkadaşlar. Aynı masada yan yana, karşı karşıya oturan asıl işverenin işçisiyle alt işverenin işçisi aynı işi yapıyor, hatta alt işverenin işçisi mesaisi vesairesi gibi durumlarda daha çok çalıştırılıyor. Ancak birinin ücreti 900 lira, diğerininki ise 3.500 lira. Hatta, belediyelerde, hastanelerde alt işveren işçileri memur gibi çalıştırılıyorlar, memurun yaptığı işleri yapıyorlar ancak aldıkları ücretler, sosyal haklar, izinler arasında uçurumlar var.

Değerli arkadaşlar, bu taşeron işçileri belediyelerde özel kanunlara tabi olmalarına rağmen, haksız, hukuksuz bir şekilde, tam da böyle özel kanunlarla görevlendirilmesi gereken zabıta memuru olarak bile çalıştırılmaktadırlar. Maalesef taşerondan mühendisler çalıştırılmakta belediyelerde, hastanelerde tıbbi sekreter olarak çalıştırılıyorlar, kara yollarında asıl işçilerle beraber yol çalışması yapıyorlar. Bunlar 4857 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesinin beş ve altıncı fıkralarına aykırı olarak çalıştırılıyorlar. Sayın Bakan bunların yasayla düzeltildiğini ifade ediyor. Öyleyse, kamuda çalışan 660 bin kişinin beklentisi kadroya geçmektir. Bu yasa 660 bin işçinin hiçbir beklentisini karşılamamaktadır. Asıl işverenin işini yapan bu insanları kadroya geçirecek misiniz yoksa bunlar, korkarım, hepten işinden mi olacaklar?

Ayrıca, bu alt işveren işçileri ücretlerinin kendilerine yetmediği konusunda feryat ediyorlar. Bu yasa, maalesef, bunların sorunlarına cevap vermiyor.

Değerli arkadaşlar, dağ fare doğuruyor. Sayın Bakan, biz her gün onlarca mail alıyoruz; çok kötü durumda olanlar, intihar etmeyi düşünenler var.

Değerli milletvekilleri, bu verdiğimiz 23’üncü maddedeki değişiklik ise… 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 88’inci maddesinin birinci fıkrasında “Sosyal Güvenlik Bakanlığınca süresiz çalışma izni verilir.” diyor. Biz, bu maddenin kaldırılmasını istiyoruz.

Teşekkür ederim.

Hepinize tekrar saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarla selamlıyorum.

Şimdi, burada, tabii, 82’nci maddedeki… Harçlar Kanunu’yla ilgili, yurt dışından Türkiye’ye gelerek süresiz izin alanların harçtan muaf olacaklarına ilişkin bir hüküm getiriliyor. Peki, buna baktığımız zaman, harçlarla ilgili muafiyet getiriliyor ancak tabii, bize gelen ve Türkiye’de sürekli çalışma izni alan yani süresiz çalışma izni alanlarla ilgili muafiyetin mütekabiliyet esası açısından diğer ülkelerde de bize tanınmış olması lazım. Eğer gerçekten diğer ülkeler de mütekabiliyet esası uyarınca ve… Bizim vatandaşlarımız bir başka ülkeye gidip süresiz çalışma izni alıyorsa ve orada harç alınıyorsa, Türkiye’de alınmıyorsa bu, uluslararası sözleşmeler uyarınca da oradaki eşitlik ilkelerine de aykırılık teşkil ediyor.

Bu açıdan, bu kanun maddesinin getirilmesi… Öncelikle, bizim Türk vatandaşlarımızın diğer ülkelerde görmüş olduğu alaka, ilgi ve karşılıklılık ilkesi nasıl anlaşılıyor? O açıdan baktığımız zaman, gayet rahat, bu ilke… Yurt dışında süresiz çalışma izni alan vatandaşlarımız için bir harç alınıyor, tabii, ilgili Bakanlık dinlemiyor ama biz bunu ne yapıyoruz? Türkiye’de yurt dışından gelip süresiz çalışma izni alanlar için bu konuda harç almıyoruz. Bu bir çelişkidir, bu çelişkiyi gidermek hakikaten bu fıkranın geri çekilmesiyle ancak mümkün olabilir.

Eğer bu geri çekilmeyecekse bu sefer şunu yapmak lazım kendi içinde bir iç çelişkinin olmaması uyarınca: Anayasa’mızın hükümleri gereğince “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” deniliyor. O zaman, sosyal devlet ilkesi uyarınca… Süreli çalışma izni alanlar için harç alacaksınız, süresiz çalışma izni alanlar için harç almayacaksınız; bu, kendi içerisinde ayrı bir çelişki barındırıyor. Bu açıdan, en azından, bu sefer, süreli izin alanlardan da harcın alınmaması lazım ki kendi içerisinde eşitlik sağlanabilsin.

Tabii, bu getirilen yasa, düzenlemeler nedir, Anayasa’ya aykırılık açısından ne denilebilir, ne yapılabilir? Hukuk devletlerinde genellikle iktidarları sınırlayan hukuktur. Eğer bir devlette sınırsız bir özgürlük varsa kaos olur. Aynı zamanda bu sınırsız özgürlük varsa kaos olabileceği gibi iktidar da eğer sınırsız olursa o ülkede zulüm ve baskı rejimleri ortaya çıkar. Şimdi, şu anda yapılan yasal düzenlemelerde görebildiğimiz kadarıyla iktidar kendisini sınırsız sayıyor. Aslında iktidarların hukukla sınırlanması lazım. Hukukla sınırlanmayan iktidarlar zulme ve baskı rejimine doğru yol kateder. Peki, şu andaki yasal düzenlemeler, memurlarla ilgili getirilen düzenleme, işlemlerin iptali sebebiyle orada iki yıllık bir sürenin tanınması hukukla sınırlanıyor mu? Hukukla sınırlanmıyor. Zaten tarihte geçmişten bugüne kadar sürekli, iktidarlar kendilerini mümkün olduğu kadar hukukla sınırlı kabul etmek istemezler, sınırsız bir güç elde etmek isterler, bu sınırsız gücün etkisiyle de keyfîliğe doğru yol katetmek isterler.

Asıl olan husus, iktidarların yani hükûmetlerin koymuş oldukları kurallara kendilerini de bağlı hissetmeleri lazım, kurallara bağlı hisseden devletler hukuk devletleridir. Ne yapıyoruz? “Efendim, işlem hukuka aykırı, gitsin, iki yıl boyunca ben bunu uygulamam.” diyor. Bu ne demektir? Peşinen diyor ki: “Ey vatandaşlar, ben hukuku tanımıyorum, hukukun sınırları dışına çıkacağım, hukukun sınırları dışına çıkacağım için de kendime iki yıllık bir opsiyonel hak tanıyorum. Onun için, siz buna göre ne yapacaksanız yapın.” Tabii, 10 Ağustos… Maalesef yani şu anda Başbakan Cumhurbaşkanı adayı, bu açıdan, eğer vatandaşlarımız gerçekten tekrar oy verirlerse daha fazla hukuk sınırının dışına çıkacak ve iktidarın hukuk sınırının dışına çıkmaması için 10 Ağustosta Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermeyin, Ekmeleddin Bey’e oy verin ki Türkiye…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

MAHMUT TANAL (Devamla) - …Cumhuriyeti devletini hukukun sınırlarına çekmiş olalım.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma saati: 22.11

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

23’üncü madde üzerindeki aynı mahiyette üç önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunmamıştı.

Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerini 24 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 24- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "…hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar" ibaresinden sonra gelmek üzere “(18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi kapsamında yer alan sözleşmeli statüsündeki personel dâhil)" ibaresi eklenmiştir.”

    Erkan Akçay                                        Alim Işık                               Ahmet Kenan Tanrıkulu

        Manisa                                             Kütahya                                               İzmir

Mustafa Kalaycı                               Yusuf Halaçoğlu                               Mesut Dedeoğlu

         Konya                                              Kayseri                                      Kahramanmaraş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46 ncı maddesinde değişiklik öngören 24'üncü maddesinde geçen "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    İdris Baluken                                   Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

         Bingöl                                                Iğdır                                                Şırnak                      Erol Dora                   Nazmi Gür

         Mardin                                                Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 24. maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                                İzzet Çetin                                      Vahap Seçer

          İzmir                                               Ankara                                              Mersin

  Ümit Özgümüş                                 Bülent Kuşoğlu

         Adana                                              Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, buradaki maddede amaçlanana biz de katılıyoruz esasında. Fakat, benim üzerinde durmak istediğim konu İşsizlik Sigortası Fonu’nun yönetimine ilişkin düzenlemelere ve fonun bugüne kadarki yönetimine ilişkin. Gerçekten İşsizlik Sigortası 1999 yılının Ağustos ayında yasalaşmış ve yürürlüğe girmiş bir fon. Bugün itibarıyla fonun kaynakları bir hayli büyüdü, fon şu anda 75 milyar liralık bir büyüklüğü geride bıraktı. Tabii, fonun kullanımı kuruluş kanununun amacının dışında gerçekleşti hep. Hükûmetin bu konudaki yanlış uygulamaları bundan sonra ihtiyaç duyulan fonlara da yurttaşların yanlış bakış açılarının bir temelini oluşturacak. İşsizlik Sigortası Fonu AKP’nin iktidar olduğu 3 Kasım seçimlerinden çok kısa süre önceye rastlamakla birlikte, AKP döneminde önce iç finansman, iç borçlanma aracı olarak Hazinece kullanılan fon gelirleri, daha sonra da o 2008-2012 yılları arasında 11,5 milyar lirası, -eski deyimle katrilyon lirası- GAP yatırımlarının tamamlanması adı altında çıkarılan kanunlarla başka amaçla kullanıldı. GAP yatırımlarına da değil, kimi, bazıları duble yollara, bir büyük bölümü de yandaş müteahhitlere kaynak olarak aktarılageldi. Gerçekten, İşsizlik Sigortası Fonu’nun esas amacı, işsiz kalan işçilere iş bulmak, onlara belli bir süre, iş buluncaya kadar yaşamlarını idame ettirebilmek için yasada öngörülen sürelerde bir ödenek sağlamak, işverenlere de yeni istihdam alanları ve teknoloji yenilemeleri için birtakım imkânlar sunmak iken hiç özüne uygun kullanılmadı. Hepimizin yüreğini yaralayan 13 Mayıs 2014’teki yani iki buçuk ay önce yaşadığımız Soma’daki büyük faciadan sonra oradaki işçilere yönelik bu fon kaynaklarının ilk anda akla gelmiş olması belki hepimizin susmasına neden oldu, “O yaralar bir an evvel sarılsın.” denildi ama Hükûmet burada 76 milyon yurttaşın yüreğindeki sızıyı hafifletebilmek için genel bütçeden hiç duraksamadan kaynak aktararak orada ölen madencilerin, geride kalanlarının ve hak sahiplerinin acil ihtiyaçlarını karşılayarak ve orada çalışan işçilere çalışmadıkları süreler için yasada öngörülen maaşları genel bütçeden vererek başka biçimde değerlendirebilirdi. Hükûmet ne yaptı burada? 3 Haziranda görüşmelerine başladığımız bu tasarının içine 20’nci madde olarak alt komisyonda görüştüğümüz bir maddeyle bunu, fonun kaynaklarının kullanılmasını gündeme getirdi. Biz bunun doğru olmadığını söyleyince de apar topar, Türk Ceza Kanunu görüşülürken haziran ayının ilk günlerinde, oradan kopartıp geldi. Türk Ceza Kanunu’yla sanki Soma’daki facianın bir ilişkisi varmış gibi, torba yasa mantığı orada da nüksetti, oraya monte ederek fonun kaynaklarının bu şekilde kullanılmasını sağladı. Tabii, düzenleme hoş olmadı, iyi olmadı çünkü bundan sonra -Sayın Bakan burada oturuyor, ikide bir “Kıdem tazminatı fonu şöyle olacak, kıdem tazminatı fonu böyle olacak.” diyor- İşsizlik Sigortası Fonu’nu ne kadar kötü kullandığınız ortada iken başka fonları gündeme getirmenizin kabul görmeyeceğini siz de çok iyi biliyorsunuz Sayın Bakan. Yani, fonu sanki, orada ölen madenciler işsiz kalmış gibi onların amacına sunmanıza biz ses çıkartmadık, diğer muhalefet partileri ses çıkartmadı ama bu etik olmadı, bu doğru olmadı; doğru olan, 76 milyonun ödediği vergilerden oluşan millî bütçeden oraya hiç duraksamadan bir kaynak aktararak o yaraları sarmak olabilirdi. Fonun gerçekten özüne, amacına uygun kullanılması belki ileride başka düşünceleri de besler ama bu şekilde yanlış kullanımlar ne yazık ki diğer fonların da görüşmelerinde birtakım engellerin çıkmasına neden olacaktır.

Biz, 24’üncü maddedeki düzenlemenin bir eksikliği giderme amacına yönelik olduğunu biliyoruz, o nedenle kürsüye geldim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46 ncı maddesinde değişiklik öngören 24'üncü maddesinde geçen "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erol Dora (Mardin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan torba kanunun 24’üncü maddesi üzerine grubumuzun vermiş olduğu önerge lehine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önerge aracılığıyla, ben, özellikle, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında çalışanların, emekçilerin sorunlarından burada bahsetmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi, bu sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, 2022 sayılı Kanun’da belirtilen muhtaç, özürlü, eşini kaybetmiş kadınların aylıkları ve evde bakıma muhtaç olanların ücretlerinin kararını yürüten vakıflardır ve bu yetki aslında son derece önemli bir yetkidir. Vakıfların yürütmüş olduğu bu çalışmalarda bütün bu karar mekanizmalarını ve bu işleri yürüten çalışanlar da bu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı personeli, çalışanlarıdır. Ancak bu personelin durumu, Türkiye'deki hukuk tanımazlığı ve AKP’nin aslında emekçilere nasıl yaklaştığını çok net bir şekilde ortaya koyan bir ayna vazifesi görüyor. Aslında, bu vakıflar aracılığıyla yürütülen bu hizmetlerin tamamı Anayasa'nın 2’nci ve 5’inci maddeleriyle düzenlenmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri ve devletin temel amaç ve görevleriyle doğrudan ilintili olmasına rağmen, bu emekçi kardeşlerimiz kadroya alınmıyorlar. Bu, AKP eliyle yürütülen emek sömürüsünün, emekçilere yaklaşımın anayasal işleri icra etmesine rağmen nasıl pervasız bir şekilde devreye konduğunu ortaya koyması açısından son derece önemlidir. Bu çalışanların, vakıf çalışanlarının, aslında, kamu görevlisi olarak kabul edilmesi gerektiğini Danıştay da yargı kararıyla karar altına almış, bu yapılan iş kamu görevi, bu işi yürütenler de kamu görevlisi olarak Danıştay tarafından da tanımlanmış olmasına rağmen, iş güvencesi ve sosyal haklar söz konusu olunca, maalesef, AKP, bu yargı kararlarına da uymuyor.

Özellikle, bu personel, işe alınırken de 657’ye tabi memurların bağlı oldukları şartların tamamını yerine getirmek zorundalar, KPSS’ye girmek zorundalar, orada belli bir puan almak zorundalar, yani işe alırken devlet tarafından tamamen kamu görevlisi statüsünde kabul ediliyorlar ama iş güvencesi ve sosyal haklar kısmına gelince, bunlar kamu görevlisi sayılmıyorlar. Bu adaletsizliğin, bu hukuksuzluğun mutlaka ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Aslında, bu torba yasada da yapmamız gereken en önemli işlerin, bu şekilde, muhalefet tarafından getirilen hukuksuzlukların düzeltilmesi açısından bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini buradan tekrar biz ifade etmek istiyoruz. İşe alırken, işi yürütürken, iş şartları ortaya konurken kamu görevlisi olarak kabul edeceksiniz ama iş akdi yapılırken kamu görevlisi statüsü tanımayacaksınız. Bunu değiştirmek hiç de zor değil, bunu değiştirmek sadece bir önergeye ve iktidar partisinin ortaya koyacağı bir iradeye bakıyor. Biz bu mağduriyetin giderilmesi hususunda özellikle AKP’nin grup başkan vekillerine de buradan çağrı yapmak istiyoruz.

Ben sözlerimi bitirmeden önce bir hususu burada dile getirmek istiyorum. Sayın Başbakan herhâlde Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmalarında iyice bir sıkışmışlık hâli içerisine girdi ki durmadan bayrak siyaseti üzerinden HDP’yi hedefleştiriyor, durmadan milliyetçi tabana göz kırpıyor. Biz dün bu konuyla ilgili kendisine buradan bir cevap vermiştik, bu cevabı tekrarlamaya gerek yok ama kendisine şunu hatırlatmak istiyoruz: Bu kadar bayrak hassasiyeti varsa, meydanlarda bu kadar bayrakla ilgili konuşacaksa bu Musul’daki Konsoloslukta inen bayrağın durumunu bir izah etsin, halka bir izah etsin. O Konsoloslukta şu anda IŞİD çeteleri var. Eğer bayrak hassasiyeti üzerinden bir siyaset yürüteceksen hem suçlu hem güçlü konumunda olmayacaksın. Ortada bu tablo varken sükût etmek de bir erdemdir ama IŞİD çeteleri bayrağını indirecek, toprağını işgal edecek sen meydanlarda çıkıp bayrak siyaseti yaparsan biz de seni halka şikâyet ederiz, hiçbir inandırıcılığın da olmaz diyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - …dün yaptığımız gibi, Başbakanın bu bayrak siyasetinden vazgeçmesi için buradan tekrar çağrıda bulunuyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.39

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

24’üncü madde üzerindeki Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerini 24 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 24- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "…hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar" ibaresinden sonra gelmek üzere ‘(18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi kapsamında yer alan sözleşmeli statüsündeki personel dâhil)’ ibaresi eklenmiştir.”

                                                                                            Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanrıkulu. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısının 24’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Öncelikle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz madde, 18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 31’inci maddesi kapsamında yer alan yani 3291 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde özelleştirme kararı alınan teşebbüs ve bağlı ortaklıklardaki sözleşmeli statüde çalışan personelden işsizlik sigortası priminin kesintisinin yapılmamasını düzenleye bir maddedir bu.

Sayın milletvekilleri, kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası on iki yıldır uygulanmamaktadır. AKP’nin personel ve ücret rejimi, maalesef bu süre zarfında verilen sözler yerine getirilmediği için hiçbir reformla da karşı karşıya kalmamıştır. Kamu çalışanları arasında hakları en kısıtlı olanlar “4/C” diye bahsettiğimiz personeldir. Bu 4/C’li personel aynı işi ve aynı görevi yaptıkları kadrolu personelden hem bazı haklar yönünden mahrum kalmaktadırlar hem de maaşları çok düşük bulunmaktadır. Kamuda çalışan geçici ve mevsimlik işçiler de bu mağduriyetten gene nasiplerini almaktadırlar. Özellikle seçim dönemleri öncesinde kanunla yaklaşık 220 bin işçiye kadro verilmişti. Ancak, başta şeker fabrikaları ve çay fabrikaları olmak üzere çok değişik kamu kurumlarında yıllardır geçici ve mevsimlik olarak çalışan işçilere kadro temin edilmemiş gözükmekte.

Değerli milletvekilleri, bu görüştüğümüz tasarının ekonominin hemen her alanında cereyan eden sorunlara kalıcı bir çözüm getirmediği ortada. Somut birtakım düzenlemelerin maalesef bugüne kadar buraya getirilmediğini de görüyoruz. Oysa Türk ekonomisinin mikro ve makro çok ciddi sorunları var ve bu sorunlar giderek süreç içerisinde daha da derinleşmektedir. Artan dış borç sarmalı içerisinde birtakım ucuz döviz politikasıyla, dışarıdan teşviklerle kredi alan girişimcilerimiz, özellikle sanayici kesimi, ihracatçı girişimcilerimiz maalesef çok ciddi mağduriyetle de karşı karşıya kalmışlardır.

Uluslararası rekabetten etkilenmeyen ve iç pazarı belirli bir yerde olan bazı sektörler -ki bunların başında inşaat gelmektedir- bugünkü ekonomi yönetiminin ve iktidarın en gözde sektörleri hâline gelmiştir. Buna bazı sağlık kesimini, eğitimi ve enerjinin bazı alanlarını da ilave edebiliriz. Bu alanlardaki özelleştirmeler sonucunda bu sektörler göz bebeği sektörler hâline getirilmiş iktidar tarafından, girişimci sanayicilerimiz de kendi alanlarından çekilip bu sektörlere geçmek zorunda kalmışlardır. Ancak gelinen bu nokta çarpık ekonomik yapının hâlâ daha düzelmediğini de ortaya koymaktadır ki İstanbul Sanayi Odasının 500 büyük sanayi kuruluşuna yönelik yaptığı anketlerde de bizim bu bahsettiğimiz araştırma kanıtlanmış bir şekilde ortaya konmaktadır. Ucuz dövizle dışarıdan borçlanan sanayicimizin kendi firmalarının öz kaynaklarından yüzde 132 oranında kredi kullandığı da bilinmektedir ancak sağlıklı bir ekonomide, yani dünyada bu işi yapan sağlıklı ekonomilerde eğer 100 öz kaynağınız varsa 70 kredi almanız gerekir ve bunun hesabi kitabi tarafı da burada yatmaktadır.

Uluslararası ve ülke içinde iktidarın sebep olduğu birtakım siyasal gerilimler yükselen döviz fiyatlarımızla girişimcilerimizin üzerinde de bir kur baskısı yapmasına sebep olmuştur ve bu ağır yükü, maalesef, özellikle ihracatçı, sanayici kesim sırtında taşımak durumunda kalmıştır. 2012 yılında 190 milyar lira olan bu kesimin firma borçları 2013 yılında 238 milyar liraya çıkmıştır ki ciddi bir rakam olarak karşımızda duruyor.

Değerli milletvekilleri, ekonominin bu verimlilik kaybını dikkate aldığımız zaman hem iş gücünde hem de sermayede ciddi bir verimlilik kaybıyla karşı karşıyayız. Düşük gelirli ürünlerin yelpazeden çıkıp, ileri teknolojili ürünleri üretip ihraç edeceğimiz günlerin ve ekonomik uygulamaların yakında uygulamaya geçmesi dileğiyle hepinize tekrar saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesinde değişiklik öngören 25'inci maddesinde geçen "işsiz geçen dönem" ibaresinin "çalışmadan geçen süre" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken                           Pervin Buldan            Hasip Kaplan

         Bingöl                                   Iğdır                        Şırnak

  Erol Dora                             Sebahat Tuncel

         Mardin                                İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 25. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 25 - 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez." ibaresi "asgari ücretin brüt tutarını geçemez." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır."

      Sakine Öz                                   Mehmet Haberal                                  Hasan Ören

        Manisa                                           Zonguldak                                           Manisa

Muhammet Rıza Yalçınkaya             Ali İhsan Köktürk                              Süleyman Çelebi

         Bartın                                            Zonguldak                                          İstanbul

      Musa Çam                                        İzzet Çetin                                  Rahmi Aşkın Türeli

          İzmir                                               Ankara                                               İzmir

     Özgür Özel                                      Vahap Seçer                                   Bülent Kuşoğlu

        Manisa                                              Mersin                                              Ankara

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin 25 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Alim Işık                                        Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı

        Kütahya                                             Manisa                                              Konya

Yusuf Halaçoğlu                         Ahmet Kenan Tanrıkulu                         Mesut Dedeoğlu

        Kayseri                                               İzmir                                        Kahramanmaraş

MADDE 25- 4447 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkranın ilk cümlesindeki ‘yüzde kırkıdır.' ibaresi ‘yüzde altmışıdır.’ şeklinde ‘120 gün' ibaresi ‘90 gün', ‘son üç yıl’ ibaresi ‘son beş yıl', ‘180 gün' ibaresi ‘600 gün', ‘240' gün ibaresi ‘900 gün', ‘300 gün' ibaresi ‘1080 gün' şeklinde değiştirilmiş ve tasarının üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır."                                                                     

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanrıkulu.

AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen tasarının 25’inci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Öncelikle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz maddeyle işsiz kaldığı dönemde işsizlik ödeneğinden yararlanıp işe iade davası sonucunda da tekrar ücretleri ve primleri ödenenlerin bu ödemeler düşülerek kalan tutarlarda işsizlik ödeneğinden yararlanabilmesi hususu düzenlenmekte.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetlerinin on iki yıldır işsizlikle mücadele konusunda ciddi bir iddia ortaya koyamadığı, bir strateji, bir plan ve istihdamın yapısal sorunlarını çözecek herhangi bir model getiremediğini görüyoruz.

Gene, enteresan olan bir başka konu, sanayimizin ihtiyacı olan ara eleman yetiştirilmesi konusunda da yaklaşık on iki yıldır herhangi bir tedbir geliştirilememiş ve bu noktada da, maalesef, herhangi bir çalışma içerisinde bulunamamıştır. Ancak, daha ilginç olanı, şu anda işsiz sayısının yaklaşık beşte 1’i üniversite diplomasına sahip olan işsizlerdir. Yani, lise diplomalı veyahut meslek lisesi diplomalı işsizlerden ziyade, daha çok üniversite diplomalı işsizlerle karşı karşıyayız. Bu kesimdeki işsizlik oranı şu anda yüzde 20’yi bulmakta. Yani, toplamda 2,7 milyon işsiz içerisinde yaklaşık yüzde 20 civarında üniversiteli işsizle karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, ekonomik olarak orta ve uzun vadede ülkemize kazanç sağlamayacak düzenlemelerin yer aldığı bu torba tasarıyı görüşmeye devam ediyoruz. Ancak bu tasarı, girişimcilerimizin üzerinde günlük ticari ve yaşam mücadelelerine katkı yapacak herhangi bir ilave de getirmemektedir. Geldiğimiz nokta itibarıyla enflasyonun yani Tüketici Fiyat Endeksi’nin son üç aydır yüzde 9’ların üzerinde demirlediğini ve çift haneleri de zorladığını görüyoruz tıpkı işsizlikte olduğu gibi. Bu bakımdan, haziran ayında gerçekleşen enflasyon rakamlarına baktığımız zaman, geçmiş iki yılın oldukça üzerinde gerçekleşen rakamlarla karşı karşıyayız. Yine yılın ilk ayı, altı aylık enflasyonundaki artış önceki yıllarla mukayese yapıldığı zaman ekonominin büyük bir problemle karşı karşıya kalacağını gösteriyor. İşte, yıllardır devam eden bu yüksek enflasyon kronik hastalığı hem vatandaşımızı hem girişimcimizi ezmekte ve ticaret ile yaşam şartlarını ağırlaştırarak, her şeyden önemlisi de ciddi bir gelir kaybına yol açarak acı ve başarısız bir ekonomi politikasını karşımıza getirmektedir. Faizleri emir ve kumandayla düşürmeye çalışanlar sıra enflasyona geldiği zaman aynı tutumu gösterememektedirler. Enteresan olan, bir ekonomide faizlerin doğru belirlenmesinde hem tasarrufları hem tüketimi, üretimi, doğal olarak yatırımları ve dışarıdan gelecek olan finansman girişini de etkileyeceği için sonunda kaynak tahsisini etkileyecek bir politikadır faiz politikası.

Değerli milletvekilleri, Türkiye İstatistik Kurumu her ne kadar enflasyonu düşük göstermeye çalışsa da vatandaşın enflasyonu TÜİK’in enflasyonundan oldukça da farklı gitmektedir. Örneğin Tüketici Hakları Derneğinin yaptığı enflasyon çalışmalarında ve takip ettiği 32 ana temel üründeki gıda enflasyonuna baktığımız zaman bu enflasyonun ortalama yüzde 10 fiyat artışı getirdiğini ve bazı ürünlerde de yüzde 90’ı bulduğunu görüyoruz. Örneğin bu çalışmaya göre, pirinç yüzde 44, yumurta yüzde 33, patates yüzde 27, kuru fasulye yüzde 65 artmış yani nerede TÜİK’in açıkladığı rakamlar, nerede vatandaşın karşı karşıya kaldığı fiyatlar.

Değerli milletvekilleri, aynı şekilde, girişimcilerimiz de yüksek enflasyondan şikâyetçidir. Bu bakımdan ekonomide üstyapının doğru belirlenebilmesi için altyapının da aynı şekilde doğru, tutarlı ve yerinde belirlenmesi gerekir. Bu ekonomi teorisinin en önemli kesimidir ve buna dikkat edilmesi gerekir.

Bizimle birlikte teknoloji yarışına geçen Tayvan, Güney Kore, Singapur gibi ülkeler on iki yıldır bizi çok çok geride bırakmıştır, artık teknoloji merkezi ülkeler hâline gelmişler ama maalesef biz bu süre içerisinde, bu teknolojiyi üretir ülke durumuna gelemedik.

Değerli milletvekilleri, bu tip geçici düzenlemeler yerine ekonomiyi doğru yerinde götürecek düzenlemelerin gelmesi dileğiyle tekrar saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Özel, Sayın Türeli, Sayın Demiröz, Sayın Ören, Sayın Sarı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Çelebi, Sayın Canalioğlu, Sayın Özgümüş, Sayın Erdoğdu, Sayın Aygün, Sayın Küçük, Sayın Öz, Sayın Haberal, Sayın Tanal, Sayın Öztürk, Sayın Çetin, Sayın Ekşi.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün Kanun Teklifleri ile; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun 25. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Haberal (Zonguldak) ve arkadaşları

MADDE 25 - 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.” ibaresi “asgari ücretin brüt tutarını geçemez.” şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bülent Kuşoğlu, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarının 25’inci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Bu madde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 50’nci maddesine bir fıkra ilave ediyor ve işsizlik ödeneği hak sahipliğinin daha net belirlenmesini getiriyor; biz de buna katılıyoruz, düzgün, doğru bir düzenleme yapılmış. Dolayısıyla, bunun üzerinde çok fazla konuşmayacağım değerli arkadaşlar ama konuşmak istediğim bir konu var. Biliyorsunuz, yasama görevi yaparken, yasama görevi yaptığımız, düzenlemekte olduğumuz kanun maddeleri mevzuatla ilgili olarak o maddenin ilgili olduğu kurumları da masaya yatırmakta, denetim görevimizi bu arada yapmakta da fayda var. Bu vesileyle ben Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili bir söz söylemek istiyorum.

Sosyal Güvenlik Kurumu, biliyorsunuz, tek çatı altında birleştirildi 2006’dan beri, bir mevzuat değişikliğiyle; çok önemliydi, yıllardan beri beklenen bir değişiklikti bu. Bu değişiklik sonrası neler oldu? Acaba beklenen tek çatı altında norm ve standart birliği gerçekleşebildi mi? Tek çatının norm ve standart birliğinin amaçları yerine geldi mi? Mesela ben bu konuda Sayın Bakanın bir çalışma yapmasını, Plan ve Bütçe Komisyonuna özellikle SGK tarafından yapılan bu çalışmanın bir rapor olarak verilmesini çok arzu ederim. Gerçekten çok iddialı bir şekilde bu konuya girdik, bu konuyu gerçekleştirdik ama uygulamada ne oldu? Mesela ben bakıyorum, finansal açıdan pek bir yarar getirmemiş, finansman çok önemli bir konuydu ama Sosyal Güvenlik Kurumunun açıkları artmış, azalmamış, sigortalı sayısında bir artış olmasına rağmen azalmamış çünkü sağlık harcamalarında çok büyük bir artış söz konusu olmuş. Norm ve standart birliği sağlanamamış, yine farklı mevzuatlar söz konusu, biz “SSK, BAĞ-KUR, Emekli Sandığı” diyorduk daha önce, üçü ayrı kurumdu, şimdi de “4/A, 4/B, 4/C” diyoruz, bunların mevzuatlarını da bir kanun altında topladık ama aslında gerçek anlamda mevzuatları da farklı değil yine.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Anayasa Mahkemesi bozdu.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Anayasa Mahkemesi de bozsa haklı bir gerekçe Sayın Demiröz ama buna ilişkin bir düzenleme yapabilirdik, bunu Anayasa Mahkemesinin istediği şekilde düzenleyip getirebilirdik, bu düzenlemeyi de şimdiye kadar yapmadık. Aslında yapmamız lazım, eksik kalan bir taraf bu, sıkıntılar var orada.

Daha fazla bir nüfusu kavrayabildik mi diye bakıyorum, kayıt dışılık artmış, azalmamış, dolayısıyla, daha fazla bir nüfusu da kavrayamamışız. Hâlbuki teknolojik imkânlar gelişmiş, otomasyon olanakları çok daha fazla olmasına rağmen, daha fazla bir nüfusu kavrayıp sigortalı yapamamışız, sigorta yardımlarından yararlandıramamışız. Hâlbuki ilk önce yapılması gereken buydu. Nüfusu kavrayamıyorsanız, gelirini bilmiyorsanız o nüfusun, hanehalkının, ondan sonra sigortacılık yapmanız mümkün değil. İlk yapılması gereken buydu Sayın Bakanım. Nüfusu kavrayacaktık, gelirini bilecektik, yaşını bilecektik, ondan sonra, tabii, bir aktüeryal yapı içerisinde gereken mevzuat düzenlemelerini yapacaktık. Bizim bu alanda da eksiğimiz oldu.

Denetim mesela… Denetim alanında da tek çatıdan sonra çok önemli eksiklerimiz var. Denetimde de çok başarılı değiliz ve üç grubun denetim kadrolarını da bir araya getirmekte epey sıkıntı çektik, hâlen de o sıkıntı devam ediyor.

Eğitim imkânları, kurumlara verilen eğitim imkânları yeterli olmadı maalesef.

Kadrolar oturmadı. Mesela Kurumun Başkanı çok defa değişti, çok sık olarak değişti. Başkan yardımcıları ve diğer birimlerle ilgili olarak değişikliklerden bahsetmiyorum. Maalesef, daha önce oturmuş sayılabilecek olan bir kadro yapısı varken, bu tek çatıdan sonra altüst olmuş, hercümerç olmuş bir yapıyla, kadroyla karşılaştık, iyi olmadı.

Diğer taraftan da, bir de, emeklilikte yaşa takılanlar gibi böyle farklı kitleler ortaya çıkardık norm ve standart birliği sağlayacağız diye. Bugün tam olarak bilmiyoruz ama 5,6 milyona yakın olduğu ifade edilen bir emeklilikte yaşa takılanlar var. Bunlar ne işe girebiliyorlar ne emekli olabiliyorlar, büyük sıkıntılar içerisinde. Sizlere de geliyordur, özellikle bizim Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine çok fazla müracaat ediyorlar haklı olarak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) - Bir yığın sıkıntı oluştu. Bunlarla ilgili olarak da bir ara çözüm zaman zaman önerildi ama Bakanlık bununla ilgili… O ara çözümde söz verildiği hâlde -galiba söz verildiği hâlde- yerine getirilmedi. Zannediyorum Kurum başkanlarının bu tür sözleri var Sayın Bakanım.

Değerli arkadaşlar, çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın, 4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesinde değişiklik öngören 25'inci maddesinde geçen "işsiz geçen dönem" ibaresinin "çalışmadan geçen süre" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                    İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT BAĞCI (Çorum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25’inci maddede verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önergemiz yerinde bir önerge. “İşsiz geçen dönem” yerine “çalışmadan geçen süre” ibaresini öngörmüşüz ve aslında, pek çok soruna çare getirebilecek bir formül önermişiz. O nedenle, önergemizi desteklemeniz son derece önemlidir. Çünkü bu işsizliği aslında biraz da hep beraber ele almak gerekiyor. Ünlü bir söz var, basit kelimelerden oluşuyor ve işsizliği tanımlamak için de çok, zihinleri aydınlatan bir söz. Aslında, bu söz şudur: “İşsizlik yoktur, işsizlik yaratan hükûmet ve sistemler vardır.”

Biz, tabii, Türkiye’deki bütün işsizliğin günahını, vebalini Hükûmetinize yükleyecek değiliz. Yani insanoğlunun devletli uygarlık sistemine geçmesi elitist bir iktidarcı anlayışla beraber, bir sömürü sistemini kurmasıyla beraber işsizlik başlamış ve özellikle kapitalist moderniteyle beraber bu sömürünün zirveye ulaşmasıyla da, maalesef, işsizler ordusu insanlığın büyük bir sorunu olarak bugüne kadar gelmiştir.

Şöyle bir mantıkla düşünelim: Doğada, ekosistemde bir karıncanın bile işi varken bu kadar milyonlarca insanın işsiz olmasını sorgulamadan aslında yol alamayız. Tabii, bunu sorgulamak için temel bir sistem eleştirisi yapmak gerekiyor. Hükûmetinizden böyle bir sistem eleştirisi yapmanızı istemiyoruz ama mevcut neoliberal politikalarla siz de bu işsizlik ordusunun yaratılmasında, maalesef, her geçen gün daha fazla katkılar sağlıyorsunuz. Bir taraftan işsizler ordusu yaratılıyor, diğer taraftan da çalışanların iş güvenceleriyle ilgili, aşındıran yasaları sürekli bu Meclise getiriyorsunuz. Bakın, Meclise gelen bu yasaların, yasa tasarılarının genel zihniyetine bir bakın, genelde sendikal örgütlenmeyi aşındırmaya çalışan, sendikaları, meslek örgütlerini mümkün olduğunca daraltmaya çalışan bir anlayışı hemen hemen bütün yasa tasarılarınızda biz görüyoruz. Örgütsüzleştirilen, sendikasız bırakılan çalışanları aslında bir yönüyle de bu işsizler ordusuyla tehdit ediyorsunuz. Yani âdeta Demokles’in kılıcı şeklinde, çalışanlara da bu işsizler ordusu üzerinden baskı yaratıyorsunuz. Bu kadar fazla işsizin mevcut olması da sizin daha kolay bir şekilde bu sistemi yönetmenizi, yoksul kesimleri kendinize sistem üzerinden palyatif yöntemlerle bağlamanızı sağlıyor.

Dolayısıyla, burada emek politikalarını bir bütün olarak masaya yatırmak gerekir. Ancak ben kolay anlaşılması açısından, yarattığınız mağduriyetlere, bu, Kürtçe öğretmen adayları üzerinden bir örnek vermek istiyorum, ne kadar popülist yaklaştığınızı iyi ortaya koyuyor. Hatırlarsanız Hükûmetinizin şöyle bir çağrısı olmuştu: Öğretmen olanlara “Kürtçe eğitim alın, pedagojik formasyon alın, biz sizi istihdam edeceğiz.” demiştiniz, kamuoyuna da “Biz Kürtçeyi serbest bırakıyoruz, Kürtçe eğitime geçeceğiz.” demiştiniz ama çağrınıza kulak asıp düzenini bozan, Kürtçe eğitim için evini taşıyan, çoluğunu çocuğunu bırakıp büyük sıkıntılarla eğitim gören Kürtçe öğretmenlerinin istihdam sorununu hâlâ çözemediniz, Kürtçeyi de “Paran kadar Kürtçe.” anlayışı üzerinden özel okullara hapseden bir anlayış ortaya koydunuz. Biz bu durumun ısrarla düzeltilmesi gerektiğini söyledik. Vakit olmadığı için uzun uzun anlatmayacağım ama bu konuda Millî Eğitim Bakanlığıyla da defalarca görüşmelerimiz oldu. Şöyle bir formül önermiştik: Yani her ile belli sayıda norm kadro tahsis edelim, belli sayıda Kürtçe öğretmenliği için norm kadro olsun, o ilde kaç okul varsa bu norm kadro sayısı kadar olan öğretmenler bu okullara gidip ihtiyaç olan derslere girsinler önerisi yapmıştık. Aslında Millî Eğitim Bakanı da bu önerinin son derece mantıklı ve yapılabilir olduğunu söylemişti ama maalesef aradan bu kadar süre geçmesine rağmen hâlâ bu öğretmen adayları işsiz olmaya devam ediyorlar.

Gelin, en azından bu torba yasada biz bu şekilde sorun yaşayan başta Kürtçe öğretmen adayları olmak üzere bu sorun alanlarını hep beraber çözelim. Bu torba yasada işsizlik ordusundan ne kadar alabilirsek o kadar kârdır diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Karar yeter sayısı vardır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.31

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 23.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 26 ila 50’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanrıkulu.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısının ikinci bölümü üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Bu görüştüğümüz bölümde yer alan maddelerin çoğunluğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’daki düzenlemeleri içeriyor. Ancak, bu düzenlemelerin tamamında ilgili konulardaki sorunların hakkaniyetli bir biçimde de çözülemediğini görüyoruz şu ana kadar getirilen maddelerde. İleride, bu tasarıdaki düzenlemeler sorunları yeteri kadar gideremediği için bir kez daha aynı konularda düzenleme yapılması maalesef kaçınılmaz olacak. Bu arada da tabii ki vatandaşlarımızın mağduriyetleri de devam etmiş olacak.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, içinde birbiriyle çok da alakalı olmayan konuların düzenlendiği ve genellikle de adında herkesin torba tasarı diye birleştiği bir tasarı ve teklifler manzumesi olarak karşımıza geldi. İktidar konu başlıklarını ayrı ayrı düzenleme kabiliyetini sergileyemediği için parça parça, günü kurtaracak olan düzenlemelerin bir araya getirildiğini görüyoruz yani “yok yasa, yap yasa” metodu burada da işlemiş gözüküyor değerli milletvekilleri.

Çeşitli vaatlerle taşeron işçilerimizin devamlı ha bugün ha yarın çıkacak diye uzun zamandır oyalandığını ve bir beklenti içine sokulduğunu da görüyoruz ancak taşeronlukla ilgili getirilen düzenlemeler de bir hayli eksik. Kamuda taşeron olarak çalışanların gözetildiği, özel sektörde taşeron çalışanlarının kulak ardı edildiği bu düzenlemeler, belki de şimdiden çalışma barışını tehlikeye sokacak ve çalışma hayatında birtakım huzursuzluklara da yol açabilecektir. Nitekim, prim günü ve yıl şartlarını tamamlamış ancak yaşı bekleyen yani kamuoyunda “emeklilikte yaşa takılanlar” olarak bilinen emekli adaylarına yönelik olarak da bugün bu tasarıda herhangi bir çözüm getirilmemiştir.

Geçtiğimiz on iki yıllık süre içerisinde, bunu da sayarsak sekizincisi yapılacak olan vergi ve prim affı düzenlemelerinde yapılandırma düzenlemeleri yine hüsranla sonuçlanacağa benziyor çünkü bundan önceki af uygulamalarına baktığımız zaman, çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlandığını ve beklenen gelirin de yaklaşık yüzde 40’ına ancak ulaşılabildiğini görüyoruz; af ve benzeri düzenlemelerle kamuoyunda bilinen ve kamu için kaynak yaratmaya yönelik politikalar, adalet ve eşitlik ilkeleri açısından baktığımız zaman, maalesef tartışma getiren ve mükellef davranışlarını da etkileyen uygulamalar olarak karşımıza çıkıyor.

Bu tasarı devlete borcunu zamanında ödeyen mükelleflere müjdeli bir haber vermemektedir. Ortalaması neredeyse üç yıla denk gelen af kanunları mükelleflerde “Nasıl olsa bir af çıkar, üç yılda bir de çıkıyor, bugüne kadar da öyle oldu.” diyerek gelirlerini beyan etmemelerine veyahut da eksik gelir beyan etmelerine sebep olmaktadır.

Bugün 150 milyar liranın üzerindeki bir rakamı görüşüyoruz bu tasarı çerçevesinde. Eğer doğru ekonomi politikaları yerinde uygulanabilseydi, bu büyüklükteki rakam zamanında tahsil edilebilseydi, mevcut yaşadığımız bu ekonomik tablonun da bir hayli farklı olması gerekecekti. Son sekiz yıllık bütçe açıklarına baktığımız zaman bunlar meydana gelmeyecekti, kamu borç stoku 2009 yılından itibaren bu kadar hızlı artmayacaktı, neticede 609,5 milyar liralık kamu borç stoku yerine 459,5 milyar liralık bir borç stoku karşımıza çıkacaktı. Borç stoku da tabii bu derece hızlı artmadığı için son üç yılda bütçeden yerli ve yabancıya ödenen bu paralar genellikle faizden tasarruf edilmesi gereken miktarlar olacaktı ve bu da daha çok yatırım, üretim ve istihdama yönelik yerinde ve doğru birtakım kaynak aktarmalarına sebebiyet verecekti.

Yine, 2011 seçimlerinden sonra karşılaştığımız, bütçeye yazılan bütün negatif rakamların da pozitife dönme imkânını görecektik eğer bu düzenlemeler zamanında yapılabilseydi.

Şimdi, bu başarısızlığın altında kalan iktidarın bu uygulamalarına baktığımız zaman, bu tasarının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mükelleflere şirin gözükme adına yapıldığını da gayet iyi görüyoruz. Çünkü iktidar kendi adayına oy toplama girişimini bu tasarının ilgili maddelerine gizli veya açık yerleştirerek amacına ulaşmaya çalışıyor. Bu da seçimin ne kadar adil olduğunun bir başka göstergesi.

Değerli milletvekilleri, aflar konusunda, defalarca buraya iktidar temsilcileri geldi ve bir daha af çıkarılmayacağını, devlete karşı ödemeleri zamanında, düzenli ödeyen vatandaşların da cezalandırılmayacağını Meclis tutanaklarında belirtti. İlgili tutanaklar açılır bakılırsa bu görülebilir. Ancak, bu sözlerinden birkaç yıl içerisinde nasıl vazgeçtiklerini de gene getirilen bu tasarıyla da görme imkânı buluyoruz.

Öte yandan, çok garip olan bir başka uygulama da var. Maliye Bakanı “Affa karşıyım.” derken, iktidar grubunun milletvekilleri afları dizi dizi bu torbaya doldurup karşımıza da getirmiş gözüküyor. Anayasa’mıza göre, vergi adaletinin sağlanması için vergi yükünün de dengeli dağıtılması lazım. Bu anayasal bir hüküm olarak karşımıza çıkıyor. Vergi alınması gereken kesimlerden yeterince vergi alınmaması veyahut vergilerin belirli kesimler üzerinde bırakılması vergi adaletinin de on iki yıldır ortalıkta gözükmediğinin en açık delili. Bu vergi yapısıyla ekonominin dişlileri de maalesef düzenli çalışmayacak, gene, her zaman olduğu gibi, dar gelirli vatandaşların ensesinde boza pişirilmeye devam edilecek.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde “ahbap çavuş ekonomisi” veyahut da “ahbap çavuş kapitalizmi” de deniyor buna, giderek hız kazanıyor. Nedir bu ahbap çavuş ekonomisi veya kapitalizmi? Bunu kısaca tanımlarsak, siyasi iktidar sahiplerinin ya da bürokrasinin, bazı işleri yapmak için iş adamlarıyla çıkar iş birliğine girmeleri veya gelirlerini paylaşabileceği iş adamlarına ihaleleri vererek özel sektörleri kendi özel sektörleri hâline getirmeleri. Buna “ahbap-çavuş kapitalizmi” deniyor.

Değerli arkadaşlar, bu kapsamda baktığımız zaman, yurt dışında yayınlanan saygın bir kuruluşun hazırladığı grafiklere göre Türkiye bu ahbap-çavuş kapitalizmi veya ekonomisi skalasında orta bir yerde, yerini çok güzel bir şekilde de almış gözüküyor.

Şimdi, görüşmekte olduğumuz bu tasarının bir başka yönünü sizlere yansıtmaya çalışacağım. Hazine Müsteşarlığının yıllık, yılın ilk altı aylık nakit gerçekleşmelerine baktığımız zaman, tasarının bazı maddelerinin Hazinenin bu yıllık, altı aylık gerçekleşmelerini olumsuz etkilediğini de görüyoruz.

Bütçe gelirlerinde ilk yarıda, 2013 yılının aynı dönemine göre baktığımız zaman, artış sadece yüzde 6. Öbür tarafta enflasyon da yüzde 6’ydı. Demek ki reel bir bütçe gelirinde artış maalesef söz konusu değil. 2013’ün haziran ayında 31,1 milyar liralık bir aylık gelirimiz olmuş. Bu yılın aynı ayına baktığımız zaman, 22,6 milyar liraya düşmüş.

Şimdi, daha enteresan bir şey var; bu paraları hazine karşılarken, büyüyen bütçe açığının önceki yıllardan daha farklı bir şekilde hazinenin kasasından kapatılması da söz konusu. Bunu da nasıl yapmışlar? Haziran ayında Merkez Bankasının Türk lirası hesabı bir ayda 22,6 milyar liradan 7,5 milyar liraya düşmüş. Ciddi bir hazinenin finansmanı söz konusu bu kapatmada.

Borçlar ciddi bir noktada artıyor. Özellikle, özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borçlarında cumhuriyet tarihinin rekorları da kırılıyor. Bir başka belki de üzerinde durulması gereken bir şey: Şu anda, mayıs ayı itibarıyla özel sektörün yurt dışı kredi borcu 208 milyar lira.

Bir başka önemli konu da uluslararası yatırım pozisyonumuzda geldiğimiz nokta değerli arkadaşlar. Burada da yükümlülüklerimiz 650 milyar dolara kadar yükselmiş, net uluslararası yatırım açığımız 425 milyar doları bulmuş, ki bu ciddi bir alarm veren husustur. Görevleri ülkemizin kaynaklarını en ideal ve hakkaniyetli bir biçimde yönlendirmek olan ekonomi yönetimi ve iktidarın bu başarısızlıklar nedeniyle bütçenin ihtiyacı olan gelirleri artırmak yerine bu torba tasarıya bel bağlamaları ve beklenen gelirin yine gerçekleşmeyecek olması sebebiyle her zaman olduğu gibi dürüst, namuslu, işinde gücünde olan vatandaşlarımızın cezalandırıldığı bir tasarıyla karşı karşıyayız. Bunu ben tekrar dikkatlerinize sunmak istedim.

Hepinize tekrar teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili? Yok.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Müslim Sarı, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Sarı. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüşmekte olduğumuz torba yasanın ikinci bölümünün geneli üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Tabii, bu yasaların bir içsel tutarlılığı olmadığı için ve sistematiği de olmadığı için bu tür yasaların geneli üzerine konuşmak son derece zor. Yan yana getirebildiğimiz yasa sayısı benim ölçebildiğim kadarıyla, sayabildiğim kadarıyla 50’yi geçti, belki çok daha fazladır. Dolayısıyla, birbiriyle ilgili olmayan bütün yasalar bir araya getirildiği için ve bunun da bir sistematiği olmadığı için sistematik olarak geneli üzerinde konuşmak çok mümkün olmuyor. Bu da AKP’nin yasa yapma tekniğinin bize kazandırdığı yeni bir durumdur diye düşünüyorum. İleride Türk siyasi hayatını yazanlar, Parlamentoya ilişkin araştırma yapan araştırmacılar bu konuyla ilgili değerlendirmeleri de herhâlde özel bir yere koyacaklar diye düşünmekteyim.

Ben ikinci bölümün geneli üzerine söz aldım, dolayısıyla 26’ncı maddeden 50’nci maddeye kadar gidiyor. Kuşkusuz, buradaki maddelerin hepsi olumsuz maddeler değil, olumlu maddeler de var. Gerek Komisyon görüşmeleri esnasında gerekse Genel Kurulda Cumhuriyet Halk Partisi olumlu düzenlemelerin hepsinin yanında oldu, hatta olumlu düzenlemeler için de daha olumluya götürebilmek için de birçok önerge verdik. Dolayısıyla, her şeyden önce, Cumhuriyet Halk Partisi bütün bu olumluluklara karşıymış gibi bir gösterge, böyle bir görünüm ve böyle bir bakış açısıyla konuya yaklaşmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Kayıtlara geçmesi açısından onu da belirtmek isterim. Biz bu bölümde de olumlu olarak gördüğümüz bütün maddelere ve bütün önergelere destek verdiğimizi belirtmek isteriz. Ancak burada bu yasa görüşmeleri birtakım yanlış algılarla ya da yanlış yönlendirmelerle gidiyor. Dolayısıyla, bu yanlış yönlendirmeleri de burada düzeltme gereği duyuyoruz.

Bunlardan birincisi taşeron işçiliğine ilişkindir. Öyle bir hava var ki, hem Sayın Canikli hem de Komisyon Başkanı yasanın görüşmelerine başlarken yapmış olduğu değerlendirmelerde sanki Türkiye’de taşeron işçiliği sona erecekmiş gibi, özellikle kamuda bu düzenlemelerle taşeron işçiliğinden vazgeçilecek ve böyle bir çalışma yöntemi ve modeli olmayacakmış gibi bir hava yansıttılar. Esasen kamuoyunda da böyle bir hava var ve AKP’nin algı üretme ve algı yönetme makinesi burada da çalışıyor. Dolayısıyla, kamuoyunda sanki bu yasayla beraber taşeron işçiliğine kamuda son verilecekmiş gibi bir algı var. Oysa gerçek hiç böyle değil. Gerçeğin böyle olmadığını Sayın Bakan da biliyor ve Sayın Bakan da aslında belirtiyor. Buradaki Sayın Bakana, hem Çalışma Bakanı hem de Komisyon çalışmalarında bize eşlik eden, Hükûmeti temsil eden sayın bakanlara biz defaatle sorduk: “Siz taşeron işçiliğine karşı mısınız, taşeron işçiliğinin yanında mısınız?” Her seferinde taşeron işçiliğe karşı olmadıklarını belirttiler.

Bu yasa, aslında taşeron işçiliğini kamuda kaldırmak bir yana, taşeron çalışma yöntemini meşrulaştırarak daha da derinleştiriyor. Böyle bir yorum yapsak herhâlde yanılmayız çünkü daha önceki uygulamalara ek olarak, kamuda hangi işlerin asıl, hangi işlerin yardımcı işler olarak yapılabileceği ve hangi işlerin ne şekilde tanımlanacağı yetkisi Bakanlar Kuruluna verildiği için bir sabah uyandığımızda Bakanlar Kurulu, kamuda yapılan bir iş aslında asıl iş olduğu hâlde “Ben bunu yardımcı iş olarak kabul ediyorum.” diyebilir ve böylece aslında kamuda, kamu görevlileriyle yürütülmesi gereken bir iş, bir hizmet alımı sözleşmesiyle taşeron işçiliğe verilebilir. Burada Bakanlar Kuruluna çok geniş bir yetki tanınıyor. Taşeronda çalışan bazı işçilerin ya da taşeron işçiliğinin bazı alanları iyileştiriliyor, bu doğru ancak bu iyileştirilme ile bu madde hükümleri bir arada değerlendirildiğinde sistemin daha da meşrulaştığı ve Türkiye’de taşeron çalıştırma yönteminin daha da derinleştiğini görebiliriz.

Peki, neden? Şimdi, Sayın Bakan buraya çıktığında dedi ki: “Taşeron işçiliği bizim mevzuatımızda yeni bir durum değildir, 1936 yılından beri vardır.” Evet, doğru, mevzuatımızda 1936 yılından beri var, aynı zamanda taşeron işçiliği AKP’den önce de vardı, dolayısıyla AKP iktidara geldiğinde Türkiye’de 153 bin kamuda çalışan taşeron işçi vardı. Dolayısıyla, meselenin bir boyutu aslında AKP’yi aşan bir boyuttur. Meselenin bir boyutu, tamamen 1980’lerden beri dünyayı kasıp kavuran bir iktisat sisteminin, bir ideolojik hegemonyanın yarattığı bir sonuçtur. Hepimiz biliyoruz, bunun adı neoklasik iktisattır, neoklasik ideolojidir. Özellikle, bu çerçevede, neoklasik iktisadın yaratmış olduğu çerçevede, devletin işlevi sorgulanır hâle geldikçe, devletin işlevi değiştikçe, devlet içinde atipik istihdam biçimleri ortaya çıkmaya başladıkça, Türkiye’de de 1980’li yılların başından beri taşeron işçiliğinin kamuda giderek yaygınlaşmaya başladığını gördük.

Ancak meselenin AKP’yle ilgili olan bir boyutu var, dolayısıyla onu da belirtmek gerekir. Türkiye’de 153 bin olan kamuda çalışan taşeron işçisi AKP hükûmetleri dönemi boyunca 700 bine ulaşmışsa, o zaman AKP hükûmetlerine özgü bir durumla karşı karşıya kaldığımızı da belirtmemiz gerekir. Nedir bu? AKP, Türkiye’de taşeronluğu yaygınlaştırarak 2 şey yapmaya çalışıyor. Birincisi, bunu bir siyaset ediş biçimi olarak kullanmak istiyor. Çünkü, taşeron işçiliği üzerinde kamuda kalan birtakım kamusal kaynakların aslında özel sektöre, kendine bağlı bir sermayedar sınıf yaratmak üzere kullanıldığı bir mekanizmayı inşa ediyor AKP, kendine bağlı bir sermayedar yaratmaya çalışıyor; bir kaynak transferi, kamudan özel sektöre bir rant transferi, bir servet transferiyle bunu yapmaya çalışıyor.

İkinci bir boyutu da burada çalışan işçilere ilişkindir. Hem bir sermaye transferi yaratmak suretiyle kendine bağlı bir sermaye sınıfı kurmak isterken, öte yandan da burada çalışan taşeron işçiler üzerinde siyasal baskı uygulamak suretiyle onların oy verme davranışlarını kendilerine dönük bir oy verme davranışı biçimine dönüştürmeye çalışıyor. Dolayısıyla, AKP’nin taşeron sistemine karşı çıkması söz konusu olamaz; zihniyeti gereği, siyaset ediş biçimi gereği, siyasete baktığı yer açısından bu böyledir. Dolayısıyla, bunun ne kadar böyle olduğunu hem Türkiye'de taşeron işçilerin AKP dönemi boyunca artan sayısında görüyoruz hem de taşeron işçiliğine ilişkin verilen mahkeme kararlarının uygulanmamasında görüyoruz.

Sayın Bakan -dünden beri, bu yasa görüşmeleri başladığından beri- bu yasa görüşmelerinin başında kürsüye çıktı ve dedi ki: “Taşeron sistemi bir emek sömürüsüdür, taşeron sisteminin yaygınlaştırılması bir emek sömürüsüdür.”

Sayın Bakanım, size hitap ediyorum, dinliyor musunuz? Sayın Bakanım, size soruyorum, size soruyorum… Ben soru-cevap kısmında da sormuştum ama buna cevap vermeyi tercih etmediniz, şimdi belki cevap verebilirsiniz. Dediniz ki: “Taşeron sisteminin yaygınlaştırılması bir sömürüdür.” Şimdi, ben de size şunu soruyorum: İktidara geldiğinizde, kamuda 153 bin olan taşeron işçi sayısı –yine, sizin açıklamalarınıza göre- 700 binin üzerine çıktı. Neredeyse, kamuda taşeronla işçi çalıştırmak bir ana sözleşme biçimine dönüştü, bir atipik istihdam biçimi bir ana sözleşme biçimine dönüştü.

Şimdi, eğer taşeron sisteminin bu kadar yaygınlaşması bir sömürüyse, sizin iktidarınız döneminde, devriiktidarınız döneminde bu kadar çok yaygınlaşıyor ise bu sömürünün nedeni siz misiniz değil misiniz? Kim var, kim sömürüyor? Ve sizin Hükûmetiniz bu sömürünün yanında mı karşısında mı? Eğer buna karşı çıkıyorsanız, o zaman, taşeron işçiliğin sayısının bu kadar artıyor olmasını, kamuda bu kadar yürütülür olmasını neye bağlıyorsunuz? Lütfen, bu sorularımızın cevabını da verebilirseniz çok memnun oluruz.

Tasarının içinde ya da teklifin içinde, bizim asla kabul etmeyeceğimiz unsurlar da var, bunu maddeler geldiğinde arkadaşlarım anlatıyorlar, biz de her seferinde söylüyoruz ama geneli üzerinde konuştuğumuz için bunları mutlaka belirtelim.

Bakınız, Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu belli olan hükümler var. Bunu Komisyon aşamasında söyledik. Aslında, AKP’nin kendisi de bu maddelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu bal gibi biliyor ama Anayasa Mahkemesinin kararları geriye yürümediğinden, Anayasa Mahkemesi karar verene kadar geçen süre içerisinde AKP yapmak istediklerini yapacak. Bunlardan biri, biliyorsunuz, özelleştirmeyle ilgili, özelleştirmeyle ilgili verilen yargı kararlarının uygulanmamasına ilişkin. Bunlardan biri kamu görevlilerine ilişkin, kamu görevlilerinin terfi ve tayinlerinde bunlara ilişkin verilmiş olan kararların, mahkeme kararlarının iki yıl boyunca uygulanamaması ve bunlara ilişkin, bunları uygulamayacak olan kamu görevlileri hakkında da cezai işlem yapılamayacağına ilişkin. Bunlardan biri Mera Kanunu’na ilişkin, çok açıktır ve başka birtakım düzenlemeler de var. Dolayısıyla, bu düzenlemelerin Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu açıktır. Biz bu düzenlemelere şiddetli şekilde muhalefet edeceğiz ve bu sistemden, bu torba yasadan ayıklanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu kadar çok tartışmamıza ve konuşmamıza da gerek yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (Devamla) – Aslında tasarı olarak gelen, Soma’ya ilişkin olumlu düzenlemeleri içeren, belki vergi düzenlemeleri, bir iki yer düzeltilmek suretiyle bu düzenlemelerin hepsini zaten muhalefet olarak kabul ediyoruz. Hâlâ şansınız var, bunları ayıralım, hemen görüşelim, bu gece bitirelim ama bu diğer düzenlemelere şiddetle karşıyız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, bu torba kanunda can sıkan maddeler var, yani bir gerçek. Muhalefetin karşı çıktığı, bir kısmı da burada düzelen bazı maddeler var veya önergelerle düzelebilecek maddeler var. Gerçi, bu bölümün içinde değil de bundan sonraki bölümlerde, özellikle yargı kararları, özelleştirmeyle ilgili yargı kararları, arsa, taşınmaz olayı, birkaç böyle konuşulması gereken madde var. Eğer 4 parti grubu olarak Komisyondaki uzun tartışmalarda bunu aşabilseydik, şu an gördüğümüz bu torba kanun üzerinde fikirleri yarıştırmak daha anlamlı olacaktı. Yani şu tarz, gecenin bu vakti sağlıksız bir tartışmayla, biraz daha fazla çalışırız, biraz daha fazla kalırız ama sonunda bayramdan önce veya sonra biter. Tabii, hâlâ bunun konuşulmasının imkânı var, Sayın Bakan da burada. Gerçi bu sosyal güvenlikle ilgili bölümler Sayın Bakanı ilgilendiriyor, o diğer maddeler farklı bakanlıkları ilgilendiriyor, hatta Adalet Bakanı gelse iyi olur, yani bazı konularda, özelleştirmede ve özellikle de İçişleri Bakanı, yerel yönetimlerle ilgili arsa, taşınmaz olayı, bu çok tehlikeli, hakikaten sorunlu maddeleri konuşup, bir çözüm getirmekte yarar var.

Şimdi, vatandaş durmadan arıyor. Torba ya, torbaya her şey giriyor; af isteyenler, denetimli serbestlik isteyenler, yaşa takılanlar, sicil afları, öğrenci kredi afları, yani o kadar çok ki. Yani böyle umut pompalayan bir durum ve bu umutlara cevap vermeyen bir durum hayal kırıklığı yaratıyor, bunun içinde de hakikaten Meclisi meşgul eden çok can sıkıcı maddeler var.

Bakın, size buradan hemen bir iki madde bu bölümle ilgili söyleyeyim. Madde 26, tabii, bu borsayla ilgili. Pırlanta, elmas, yakut, zümrüt, safir, zebercet, inci, bunlara vergi geliyor Sermaye Piyasası Kanunu gereği. Yani, sizleri kutlamak lazım yani bu Hükûmeti, AK PARTİ’yi gerçekten kutlamak lazım. Sizler pırlantaya vergiyi kaldırıyorsunuz, kazanıyorsunuz; şirketleri koruyorsunuz, sonra da finans merkezini kuruyorsunuz, vergi alıyorsunuz yine kazanıyorsunuz. Yani, dünyada hiç böyle bir hükûmet yok arkadaşlar, bu şekilde iki türlü kazanan. Yani, gerçekten kutlamak lazım.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kazan kazan, sat sat.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Minareden at beni, in aşağı tut beni!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani kişiye özel bu düzenlemeler yerine doğru dürüst bir vergi politikamız olsa, doğru dürüst vergi yasalarımız olsa olmaz mı? Yani bunu niye konuşamıyoruz? Yani illa hükûmetlerin ihtiyaçlarına göre mi hareket edeceğiz?

Bakın, ilginç maddeler var bu bölümde. Sosyal Güvenlik Kurumunun prim alacakları var. Gitmiş, arsalara haciz koymuş, uhdesine geçmiş; e, bunları satacak, bu, vergiden muaf olsun. Niye kardeşim? Devlet dava süjesidir, davalı olur, davacı olur; vatandaş da davacı olur, davalı olur. Devletin kurumunun ne özelliği var ki ayrıcalıklı olsun? Devleti kutsayan bu zihniyet yurttaşını da ezen zihniyettir. Yargıda da bu zihniyet var, bakın açık söyleyeyim. Devletin ali menfaatleri gereği hazine adına karar vermek güdüsü öne çıkıyor. Devletçi bir yaklaşım, hukukçu değil, hukukun evrensel ilkeleri değil.

Yine, şöyle notlar aldım: Yani bu emeklilikte yaşa takılanlar olayı. İnanın bütün parti gruplarını defalarca ziyaret ettiler. Ve sizi affetmeyecekler, size açık söyleyeyim, beklentilerini karşılamıyorsunuz. Ben açık, kısa yani o kadar net koyayım bazı konuları.

“Davalardan vazgeçenlerin işlemleri.” Ya, yargılama giderleriyle ilgili konular, kardeşim, Plan ve Bütçenin işi değil ya, Adalet Komisyonu, Ahmet İyimaya baksın ya, Allah, Allah! Avukatlık Kanunu var, dava var, bilmem ne var; hukuk, adalet, Adalet Komisyonunda konuşulur ya, bizim işimiz mi de buraya getirdiniz ama torba getirdiniz.

Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı, AR-GE kurmak istediniz, hayır dedik mi? Yani biraz vicdanlı konuşalım, hiçbirimiz “hayır” dedik mi? “Hayır” demedik ama olması gerekende “evet” dedik, olmaması gerekende itirazlarımızı koyduk.

Şimdi, 41’inci madde var, muafiyetler. Ben burada anlatmaya çalıştım. Ne muafiyeti efendim? 40 binin üstünde avukat var. Baro üyesi mi? Üyesi. Avukat olması için baroya kayıtlı olması gerekiyor mu? Gerekiyor. E, nerede çalışıyor? Kamu kurumunda. Kamu kurumları, gariplerim, ekonomik durumları perişan, felç olmuşlar, krizden kıvranıyorlar. Vatandaşın avukatının durumu iyi, vatandaşın avukatı pul ödeyecek, harç ödeyecek, para ödeyecek, kurumun avukatı muaf olacak. Neden, neden arkadaşlar? Hani hak eşitliği vardı, dava hak eşitliği vardı hani? “Yurttaş ile devlet arasında eşitlik yoktur.” diyorsunuz, farkında mısınız? Yani, siz niye o zaman Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesini imzaladınız? Niye adil yargılamayı Anayasa’nın 36’ncı maddesi olarak koydunuz? 2001 koalisyon döneminde değişti bu 36’ncı madde ama sizin döneminizde de Anayasa’nın 90’ıncı maddesini koydunuz, “Uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir ve bunların Anayasa’ya aykırılığı dahi ileri sürülemez.” dediniz. Şimdi siz getirmişsiniz bunu, işte hap gibi Anayasa Mahkemesinde iptal edilecek bir madde. Koymuşsunuz burada: “Kurumun taraf olduğu davalarda baroya kayıt ve vekâletname ibrazı olmayacak.” Allah Allah, ayrıcalığınız mı var? Biz sizin avukatlarınızın hangisinin… Kaç tane sahte avukat yakalandı, kaç tane sahte doktor yakalandı, kaç tane sahte savcı yakalandı, kaç tane sahte subay yakalandı, kaç tane sahte istihbaratçı yakalandı biliyoruz biz, kusura bakmayın. “Ben kamunun, ammenin avukatıyım.” deyip, gelip salınabilir ortalıkta. Vekâlet? Yok. Ee? Ayrıcalığınız mı var, özelliğiniz mi var? Yok, efendim, daire başkanı… Neymiş efendim? “Pul yapıştırmayayım, aidat ödemeyeyim.”

Barolar Birliğinin bir vakfı var, o vakfa üç kuruş para gidiyor. O üç kuruş parayla Barolar Birliği bütün illerde baro odalarını teftiş ediyor, avukatlara doğru dürüst bir çalışma imkânı tanıyor. O üç kuruşa göz dikiyorsunuz arkadaşlar. Hepinizin adalete ihtiyacı olur, savunma hakkı kutsaldır. Onun kuruşuna göz koyarsanız, adalette onun kuruşuna göz koyanlar kaybederler, çok açık ifade etmek istiyorum. Maalesef bu çok ciddi bir şey.

Madde 44’de otistik ve Down sendromlu çocukların anne ve babalarının yararlanmayacağı gibi hükümler var. Şimdi, tabii, ben bunların hangisini söyleyeyim? Burada konuşulması gereken çok çok önemli şeyler var.

Bence yormayınız kendinizi. O çok uzun girişli önergelerden, karar yeter sayısından, yoklamadan, birbirimizi hırpalamadan bayram öncesi bir es geçelim. Grup başkanları bir araya gelin, kriz olan 5-6 tane madde mi var, onları konuşun, onları bir ayırın, bir yere koyun. Doğru dürüst bir şekilde beklentisi olan insanlar var, burada bu yasadan beklentisi olan insanlar var. Çıksın, gitsin, niye zorluyorsunuz? İnadına inat. Bu inatla doğru bir yasalaşma süreci olmadığına inanıyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen İlknur Denizli, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Denizli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasıyla Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış buluyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarıya geçmeden önce, İsrail’in Filistin’de uyguladığı korkunç katliam ve insanlığa karşı işlenen suçlar hakkındaki düşüncelerimi kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bizler, bu salonda olanlar, inanıyorum ki tarihe not düşme sorumluluğunda olanlarız. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı bildiğimizi bir kez daha dosta düşmana hatırlatmamız gerektiğine inanıyorum. Zalimin zulmünü normal bir şey gibi algılatma çabalarına “Dur.” demeliyiz. Üstelik, bu itirazımızı yaparken de uyanık olmalıyız. Sadece itiraz etmenin faydasız olduğunu söyleyerek direnç kırıcılığı yapanlaraysa kulak asmamalıyız. İtiraz edelim, durmaksızın itiraz edelim ki Filistinli kardeşlerimiz bu zulmün bir gün ortadan kalkacağına dair umutlarını yitirmesinler. Tek bir itiraz bile çok ama çok önemli. Tek bir insanın “Siz yalan söylüyorsunuz, sizin yalan söylediğinizi biliyorum; bunu her zaman ve her yerde söylemeye devam edeceğim.” demesi bile tek başına önemli bir şey. Yalan ve dolan üzerine kurulan uluslararası emperyalist düzene inadına başkaldırmamız gerektiğine inanıyorum. Bunun için, Filistin halkının yanında olmalıyız. “Türkiye’nin yerini haritada göster.” dediğinizde yüzünüze saf saf bakan ama ülkemizdeki en küçük toplumsal huzursuzluk hakkında kışkırtıcı açıklama yapmaktan hiç çekinmeyen Batılı tanınmış insanların, deniz kıyısında oynarken katledilen Filistinli çocuklarımızı görmezden gelmelerinin haysiyetsizlik olduğunu söylemek zorundayız.

MUSA ÇAM (İzmir) – Çok sol bir söylem oldu İlknur Hanım.

İLKNUR DENİZLİ (Devamla) – Bu ülkede aramızda öyle ya da böyle çözeceğimiz sorunlara binlerce kilometre öteden kötü niyetle müdahil olanların, sosyal medya üzerinden tahrik eden çevrelerin bağımsız Filistin’e desteğini Twitter üzerinden paylaşanların “tweet”lerini baskı ve yıldırma politikasıyla sildirdiğini unutmamalı, unutturmamalıyız.

Ramazan ayında meydana gelen bu katliam, insanlığın ortak hafızasına tarihin en haysiyetsiz olaylarından biri olarak kazınacaktır. 8 Temmuzdan bugüne 300’e yakın Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti, 2 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’de ölenlerin siviller olmasıysa belki de acıların en büyüğü.

Zalimlerin saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyor, bu saldırıların bir an önce sonlandırılması gerektiğini bu kürsüden bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarının merkezinde yer alan İş Kanunu’na ilişkin düzenlemeler, ülkemizde çalışma hayatının standartlarını daha yüksek bir noktaya taşıma gayretinin bir ürünüdür. Evet, alacağımız daha çok yol var, yapacağımız, yapmamız gereken şeyler var ama biz bu yasayla, şu anki durumu daha ileri bir noktaya taşıdığımıza inanıyoruz. Uygulamadaki veriler değerlendirildikten sonra yapılması gereken ne varsa onları da yapmaya devam edeceğiz. Emek ve alın teri en değerli şeydir. Emeğiyle hayatını kazanan insanların haklarına sahip çıkmak da iktidar sahibi olarak bizim görevimizdir. Üstelik emeğe, alın terine sahip çıkmak bizim toplumsal geleneğimizdir. Ancak, emek ve iş gücü piyasasında emeğiyle var olan insanlarımızla ilgili yasal düzenlemelerin son yüz yıllık geçmişine baktığımızda arzu ettiğimiz mesafeyi almakta bazı eksikliklerimizin olduğu da açıktır.

Muhalefetteki vekillerimiz haklı olarak sadece bugüne bakıyorlar, bugünkü durum üstünden bizi, iktidarı eleştiriyorlar. Ama unutmayalım ki iktidarın bir sorunu ileriye taşıma becerisi, bu sorunu hangi noktadan aldığıyla yakından ilgilidir. Biz, iş gücü piyasasının yasal altyapısını hangi noktadan aldığımızın ve nereye taşıdığımızın bilinmesi ve ona göre değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yani, istediğiniz kadar geriye bakın, Türk emek tarihinde günün koşullarına göre eksiğin olmadığı bir zaman dilimi söyleyin lütfen. Bizim emek ve iş gücü piyasamızın geçmişi çok da övünülecek bir yapı göstermemektedir. Ancak, AK PARTİ iktidarı olarak bizler ilk günden bu yana emek ve iş gücü piyasasını çağdaş dünyanın normlarına taşımak için durmaksızın çalışıyoruz. Şunu söyleyebilirim ki emek piyasasıyla ilgili her getirdiğimiz yeni düzenleme var olan durumu daha da ileriye taşımıştır. Başarılı olduğumuz alanlar var, eksik kalan, daha ileriye taşımamız gereken alanlar da var. Biz de bunu yapıyoruz, iş dünyasıyla ilgili yasal mevzuatın standardını daha ileriye taşımaya çalışıyoruz.

Evet, daha iyisinin yapılması gerekir diyebilirsiniz, zaten muhalefet de bunun için var. Biz yapacağız, siz de daha iyisinin yapılması için bizleri motive edecek, bize yol gösterecek, eğer gözden kaçırdığımız hususlar varsa bizleri uyaracaksınız.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bir de dinleseniz bizi.

İLKNUR DENİZLİ (Devamla) – Özellikle bu yasayla Plan ve Bütçe Komisyonunda gerçekleştirdiğimiz otuz yedi günlük maratonun cumhuriyet tarihimizde Komisyonumuzun en uzun soluklu çalışması olduğunu da ifade etmek istiyorum. Birlikte daha doğruyu bulma çabasında olduk. Zaman zaman gerginlikler yaşasak da, yaratıcı protestolarla geceyi bitirsek de ertesi gün sabah aynı azimle ve birbirimize gülümseyerek yeniden başladık. Doğruları birlikte bulunca da sevindik hep birlikte, pek çok şey öğrendik birbirimizden. Ben bu çabaya katkı koyan bütün çalışma arkadaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu yasanın içinde pek çok düzenleme yaptık. Madenlerle ilgili yapılanlar dışında yurt dışında yaşayan vatandaşlara yönelik düzenlemeler, Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin borçların yapılandırılması ile genel sağlık sigortası ve SGK prim borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ait olan borçların yapılandırılmasına dönük, esnaf ve sanatkâr borçlarının yapılandırılması bakımından düzenlemeler tasarıda yer alan diğer önemli başlıklar.

Değerli milletvekilleri, vergisel borçlarla ilgili içerikçe zengin, usulen hem esnek hem de güçlü bir yapılandırma programı gerçekleştirdik. Buna göre, vergi ve benzeri borçların yapılandırılmasından yararlanmak için kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgisine göre vergi dairesi veya belediyeye başvurulması da yeterli olacaktır.

Söz konusu yapılandırma kapsamında geniş bir yelpazede rahatlama sağlayacak çok çeşitli borç tanımları da bulunuyor. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergiler, çeşitli para cezaları, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasındaki katkı payları, buna bağlı gecikme zamları, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin vadesi 30/4/2014 tarihinden önce olan su ve atık su bedelleri, RTÜK tarafından verilen idari para cezaları başlıkları bunların örnekleri olarak sayılabilir. Sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası, 2014 Nisan ve önceki aylara ilişkin sosyal güvenlik destek primi, SGK tarafından takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, idari para cezaları kapsam dâhilinde değerlendirilmekte.

Bütün bunları hayata geçirdikten sonra “Daha yapacak hiçbir şey kalmadı.” demiyoruz elbette. Yapılan düzenlemeler bir sonraki aşamada daha da ileriye taşınacaktır.

Ana hatlarıyla hakkında bilgilendirme yaptığım tasarının bütün vatandaşlarımıza kolaylıklar sağlamasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerine şahsı adına söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, öncelikle hepinizi gecenin bu saatinde saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Saat şu anda yarım. Bugün bütün gazetelerde ilanınız vardı. Biliyorsunuz ilanınızı herhâlde. “Milletin emanetine sahip çıktık.” değil mi? Şimdi, burada dolu olan bir yapı yani burası, AKP Grubu dolu, muhalefet grubu boş ve böylece gazete ilanlarında da bunu boy boy bugün söylediniz. Niye yaptınız bunu? “Biz çalışıyoruz ama muhalefet ortalıkta yok.”

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ne zamanın o?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bugün.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Fotoğraf, fotoğraf ne zamanın?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bugünkü gazete, bugünkü gazete, bugünkü. Ben bugünkü gazeteden bahsediyorum.

Algıyı iyi yapıyorsunuz yani algı yönetimini.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – “Montaj” mı diyorsun sen buna?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bunu da ben montajlamadım. Sizin ilanınız. Ben sizin ilanınızdan bahsediyorum. Yani, buradaki ilanınızdan bahsediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yazıyı oku. Fotoğraf ne zamana ait?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Şimdi, bütün bunları gecenin bu saatinde konuşuyoruz. İktidar belli, hiç kimse burada yok ama muhalefet gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse bütün alanlarda gece geç saatlere kadar çalıştı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Anayasa oylaması bu, Anayasa oylaması.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Evet, biraz önce söylenildiği gibi, gece güzel eylemler de oldu. Yani, insan onuruna yakışmayacak çalışma koşullarında bir Meclis çalışması orada yapıldı -ben de tanığıyım- kavgalar da oldu.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hiç öyle bir şey olmadı. Arkadaşların hepsi memnunlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Ama, bütün bunların sonucunda algı yönetimini iyi yapıyorsunuz, diyorum. Yani, tarafları çağırıyorsunuz -tam bir konu mankeni- onlar görüşlerini söylüyor, muhalefet görüşlerini söylüyor; ondan sonra -siz bu konuda çok başarılısınız, bunu kabul ediyorum- bütün sosyal taraflar kâğıt üzerinde demokrasi vizyonu içerisinde kesinlikle ortaya konuluyor, sahnede yerlerini alıyorlar, onlar dinleniyor; oylamaya gelince… Hatta bazı AKP’li milletvekilleri, ya, Çelebi veya diğer arkadaşlar için “Ya, çok güzel.” Vicdanın aslında inip kalkıyor. Aslında söylediğiniz doğru ama diğer bir el bastırıyor. Şimdi, problem de tam böyle bir noktada değerli arkadaşlar. Emek verildi, çabalar sarf edildi ama bütün bu çabaların sonucunda bu ülkenin gerçek mağdurlarının sorunu çözülüyor mu, oraya bakalım. Bu Meclisin çatısı altındaki taşeron çalışanların sorunu çözülüyor mu? Bırak taşeron çalışanlarının sorunlarını, bizde danışmanlık yapan insanlar, Plan ve Bütçede öneride bulundular “Ya, en azından bizim yarın ayrılmamız hâlinde bize kıdem tazminatı hakkımızı verin.” dediler. Kıdem tazminatı hakkı -angarya çalışma yasaktır- o danışman kadrolara, o bile verilmek istenmiyor. Onlara verdik, taşeronda çalışanlarla ilgili önerdik.

Şimdi, burada, değerli arkadaşlar, kanun fabrikası oldu mu Meclis? Kanun çıkartmak önemli değil, çıkarılan kanunlara uyulacak mı, uyulmayacak mı? Niye bu kadar yoruyorsunuz kendinizi?

Şimdi, burada AKP’li konuşmacı diyor ki: “Siz zaten burada Anayasa’ya aykırılık varsa, gidersiniz Anayasa Mahkemesine. Zaten hakkınız.” Anayasa Mahkemesine gittiğimiz zaman da bize, “Bunlar hep Anayasa Mahkemesine gider...” Zaten Anayasa Mahkemesine gittiğimiz birçok konu, işte Sendikalar Yasası üç yıldan beri hâlen Anayasa Mahkemesinin gündeminde yok, İş Sağlığı ve Güvenliği yok.

Şimdi, dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, şöyle bir sorun var: Bakın, 4/C’liler intihar ediyor Sayın Bakan biliyorsunuz, bunu defalarca söyledim. Emeklilikte yaşa takılanlar intihar ediyor arkadaşlar. Ne olursunuz, rica ettik buradan, yani herkese bütçe buluyorsunuz da bu arkadaşlarımıza bütçe bulamıyor musunuz? Bunlara bir ekonomik katkı, bunların sağlık hizmetlerinin aşılacağı bir yöntemi bulmaktan bu ülke, bu insanlar acz içinde mi? Dolayısıyla, bunların aşıldığı bir noktayı istiyorum ve kanun üretmek yerine kanunlara ve mahkeme kararlarına saygılı olmanızı istiyoruz çünkü Karayollarıyla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …ortadaki Yargıtay kararı uygulanmıyor, işte, diğer üniversitelerde uygulanmıyor; ondan sonra, biz burada kanun yapalım! Hiçbir şey ifade etmiyor, hiçbir anlamı kalmıyor. İşte, bu akşamki fotoğraf da buraya ne kadar dikkatle baktığınızın temel göstergesidir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Hükûmet adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının birinci bölümünde çalışma hayatıyla ilgili ve İŞKUR’la ilgili ve maden çalışanlarıyla ilgili özellikle, önemli düzenlemeleri geride bıraktık. Bunlar takdirlerinize sunuldu ve inşallah, yasanın tümüyle birlikte yasalaşmış olacak.

İkinci bölümündeyse sosyal güvenlikle ilgili önemli düzenlemeler var, bunları görüşmeye başlıyoruz. Burada, bildiğiniz gibi, yer altı işlerinde çalışan işçilerin emeklilik yaşının 55’ten 50’ye inmesi, hatta, fiilî hizmet zammıyla birlikte madende çalışanların 43 yaşında emekli olmalarını düzenleyen önemli konu başlıkları var. Bunların bir tanesi de Soma’da hayatını kaybeden madencilerimizin yakınlarından birisinin kamuda istihdam edilmesi düzenlemesi. Tüp bebek deneme sayısının 3’e çıkarılması var. Gelir testine giremeyen… 2012’nin birinci ayından itibaren, bildiğiniz gibi, genel sağlık sigortası tümden uygulanmaya başlanmıştı, o dönemden bugüne gelir testine giremeyenlerle ilgili önemli yapılandırma düzenlemeleri var. SGK prim alacaklarıyla ilgili düzenlemeler var. Şimdi, bunları önümüzdeki saatler içerisinde görüşeceğiz.

Burada bazı hususlara temas edildi, onlara cevap olması açısından birkaç hususta bilgi arz etmek istiyorum.

Sosyal güvenlik reformu 2008 yılında gerçekleştirildi ve 2008’in onuncu ayında yürürlüğe girdi. “Reformdan sonra Sosyal Güvenlik Kurumunun mali yapısında iyileşme oldu mu, olmadı mı?” Sorulan bu. Birkaç rakam verirsem öyle tahmin ediyorum ki bu bilgiler hangi noktada olduğumuzu sizlere gösterecek.

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2008 yılındaki açığı 25,9 milyar iken açığın gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 2,72; 2013’te ise Sosyal Güvenlik Kurumunun açığı 19,6 milyar, gayrisafi millî hasılaya oranı ise yüzde 1,36’dır. Şimdi, bu rakamlar, 2008 öncesi ve 2013 sonu itibarıyla mukayese ettiğiniz zaman çok net bir şekilde iyileşmenin hangi noktada olduğunu söylüyor.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Maliye Bakanı, Hükûmetten, hazineden 72 milyar aktarıldığını söylüyor Sayın Bakan.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Sağlık harcamaları dâhil mi?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Efendim, bakın, şimdi dikkat edin, birkaç rakam daha vereceğim sizlere: Aktif sigortalı sayısı 2008’de 15 milyon iken 2014 yılında 19,2 milyona ulaşmıştır. Sigortalı sayısını da sordunuz. Buradaki artış da 4 milyonun üzerindedir. Sağlık harcamaları 2008 yılında 25 milyar iken 2013 yılında 50 milyar liradır. Gelirlerin -en önemlisi bu herhâlde- giderleri karşılama oranı 2008 yılında yüzde 72,2 iken 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumunda gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 89,2’ye ulaşmıştır.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Sayın Bakan, açık miktarı doğru değil ama. Doğru rakam vermiyorsunuz Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Şimdi, bir önemli rakam daha bizden istendi burada. O rakam… “Kayıt dışında bir düşme olmadığı, bir eksilme olmadığı” şeklinde bir ifade kullanıldı. 2008 yılında kayıt dışı yüzde 43,5; 2014 yılında ise kayıt dışı yüzde 33,8 düzeylerine inmiş bulunmaktadır. Az önce hani burada Süleyman Bey bir şey gösterdi: “Ya, milletin emanetini koruyor musunuz?” Vallahi de milletin emanetini çok güzel koruyoruz, bu rakamlarda gördüğünüz gibi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kenan Bey’in burada değindiği önemli hususlar vardı, biri de primlerini zamanında ödeyen işverenler için yapılandırmanın adaletsizlik teşkil ettiğini söylediler. Sosyal Güvenlik Kurumu açısından böyle bir durum yok çünkü primlerini ödeyen vatandaşlarımız yüzde 5’lik bir indirimden, teşvikten yararlanmaktadırlar. Primlerini ödeyemeyenler ise -ki şimdi, yapılandırma neticesinde ödeyecekler- yüzde 5 TEFE, TÜFE’nin dışında bir de yüzde 5’lik primlerdeki teşvikten yararlanmama durumuyla karşı karşıya kalacaklardır. Dolayısıyla, ödeyen, ödemeyenler açısından bir adaletsizliğin söz konusu olmadığını belirtmek istiyorum.

Sosyal Güvenlik Kurumunun fiilen tahsil imkânı kalmayan ya da çok zorlaşan alacaklarının tahsili için borç karşılığında taşınmazların alınmasıyla ilgili bir düzenleme yaptık ve bunları Sosyal Güvenlik Kurumu alıyor. Bu taşınmazların satışlarının daha da hızlandırılması açısından KDV muafiyeti getirildiğini de burada ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, emeklilikte yaşa takılanlar konusu sık sık gündeme getiriliyor. Şimdi, iktidar partimiz burada, muhalefet partilerimiz burada. Daha önce iktidarda olup şimdi muhalefette olan Milliyetçi Hareket Partisinin de içinde olduğu Hükûmetin sosyal güvenlik reformuyla ilgili attığı ilk adım var. Ben burada kürsüden defalarca söyledim; Sosyal Güvenlik Kurumu popülizm kaldırmaz yani, burası belki de siyasetin en az yapılması gereken, tartışmaların bilim çevresinin, bilimin öncülüğünde yapılması gereken en önemli kurumlarından bir tanesidir. Şimdi, emeklilikte yaşa takılanlar… Türkiye'de emeklilik yaşı 49-50 diyorum, şu anda 49-50. “Emeklilikte yaşa takılan.” dediğiniz yani iki yılı vardır, üç yılı vardır, 1999 yılındaki o kademelendirmeden dolayı karşısına çıkan üç yıllık, iki yıllık, beş yıllık süreler vardır vatandaşlarımızın ama şu anda emekli olma yaşı 50. Şimdi, “Bu 50 yaş emekliliği çok fazladır, bunu 90 bine döndürelim, 38 yaşında emekli yapalım, 40 yaşında insanları emekli yapalım.” diye bir bakışınız varsa size samimi söylüyorum yıllar geçse de iktidar olma şansınız olmaz çünkü bu millet o acıyı yaşadı, o sıkıntıları yaşadı.

Bakınız, ben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanıyım, emeklilikle ilgili yaşa takılanlarla ilgili bir öneriniz varsa getiriniz birlikte değerlendirelim, size söz verdiğimiz şeyi burada açıklayalım. Ama bakınız, tekrar ediyorum, bu, üzerinde bu şekilde tartışılacak bir konu değil, yani vatandaşa selam verilecek bir konu değil, bir sistemi çökertirsiniz. Nitekim 1991 yılında alınan karar sistemi çökertme noktasına getirmiştir ve şimdi bunu ayağa kaldırıyoruz. Nereden biliyoruz? Az önce verdiğim rakamlardan. Düne göre çok farklı, çok daha iyi noktalarda. Yani bununla ilgili tartışmalar başladı mı çok başka yerlere gider. Kim iktidardı, kim ne yaptı, kim sorumluydu, kim ne yaptı? Biz ne yapıyoruz? Biz hesap vermeye hazırız. Sosyal güvenlikte hem hizmetlerimizi özellikle sağlık alanında geliştiriyoruz hem de aradaki sosyal güvenlik açıklarını azaltıcı önlemler, tedbirler, kayıt dışılığı ortadan kaldıran düzenlemeler getiriyoruz.

Bir diğer konu ise burada taşeronlaşmayla ilgili, taşeronla ilgili efendim yaygınlaştı mı? Bunu ben kendim söyledim, diyorum ki: 661 bin taşeron çalışanı var.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kamuda…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Evet, kamuda, kamuda.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – “Sömürülüyor.” diyorsunuz, yaygınlaştırıyorsunuz Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Bakınız, “Emeğin sömürüsüne dönüşmüştür, bu sürdürülemez ve bunun çözümü gerekir, bununla ilgili iki yıldır taraflarla çalışıyoruz.” dedim. Çok şükür huzurlarınıza geldi.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Tamam. Kaldırın, kaldırın. Siz yaygınlaştırıyorsunuz. Sizin döneminizde yaygınlaştı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Siz ekonomiye, siz dünyaya, siz Türkiye’ye eğer böyle bakacaksanız ekonomik olarak, “Hizmet alımı olmasın.” diyorsanız…

MÜSLİM SARI (İstanbul) – “Sömürüdür.” diyorsunuz, yaygınlaştırıyorsunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Bakınız, ben “Taşeronluk sömürüdür.” demedim, “1936 yılından beri var olan bir sistemdir.” dedim.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – “Yaygınlaşması sömürüdür.” dediniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Neyse…

Şimdi, bu konuyla ilgili bir düzenleme ihtiyacını da biz huzurlarınıza getirmiş bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, sendikalarla ilgili de bir husus var.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Ne dediniz? Cevap mı verdiniz Sayın Bakan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Bakınız, sendikalarla ilgili bir husus var. 2009 Temmuz istatistiğine göre toplam işçi sayısı 5 milyon 398 bin, toplam işçi sayısı, sendikalı işçi sayısı ise 3 milyon 232 bin.

MUSA ÇAM (İzmir) – Toplu sözleşme yapan kaç?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin ya!

Yani 3 milyon 200 bin sendikalı sayısı var.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Biz müsaade ediyoruz da Başkan etmiyor.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Bakınız, buradaki yalanı dolanı, sahtekârlığı ortadan kaldırdık. Şu anda 1 milyon 187 bin gerçek sendikalı işçi var.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sözleşme yapan kaç?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Peki, dünün durumu neydi?

BAŞKAN – Evet Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – İhtilal ürünü yasa, bize, 3 milyon sendikalı işçi ortaya koyuyor idi. Bunun olmadığını, sahte olduğunu çıkardığımız yasal düzenlemeyle gerçekleştirdik. Şimdi 1 milyon 187 bin sendikalı işçi var. Yanlış mı yaptık? Çok doğru yaptık.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan, bunun ne kadarı toplu sözleşme yapıyor? 550 bin toplu sözleşme yapan var. Yarı yarıya. Yapmayın ya!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Cahit Bağcı, Çorum Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT BAĞCI (Çorum) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, ben de bu mübarek ayda kan ve gözyaşı döken, Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta ve dünyanın değişik bölgelerinde acı çeken Müslüman kardeşlerimizin yanında olduğumuzu belirterek İsrail’i bu vahşeti nedeniyle lanetlediğimi belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, haziran ayı başından beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye'nin pek çok alanında sorun alanlarına çare niteliği taşıyan bir kanun tasarısıyla Türkiye'nin gündemine gelmiştir. Tabii ki bugün görüştüğümüz ve haziran ayından beri üzerinde tartışılan kanun aşağı yukarı dört ana alanda yoğunlaşmaktadır: Bunlardan birincisi, İş Kanunu’ndaki değişikliktir. Bir diğeri, Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin düzenlemelerdir. Üçüncü alan olarak da Soma’da yaşanan acı hadisenin bir kez daha yaşanmamasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır. Son olarak da kamu alacaklarının ve daha sonra ilave edilen düzenlemeyle belediye alacaklarının yeniden değerlendirilmesi ve yapılandırılmasına yönelik olarak -bir kanun tasarısı olarak- Türkiye Büyük Millet Meclisi tartışmaktadır.

Değerli arkadaşlar, ikinci bölüm üzerinde tabii ki değerlendirmelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bölüm de ağırlıklı olarak muhalefet partisinden arkadaşlarımızın da kürsüye çıktıklarında tıpkı birinci bölümde olduğu gibi katkı verdikleri ve üzerinde destek niteliği taşıyan maddeler içermektedir. Bunlardan en önemlisi: Sosyal Güvenlik Kurumunun prime ilişkin alacaklarında KDV istisnası getirilmesidir birinci olarak.

İkinci husus: Sosyal Güvenlik Kurumunun -ki Sayın Kuşoğlu birinci bölüme ilişkin konuşmasında da ifade etmişti- 2006’dan bugüne birleşen üç kurumun hangi aşamaya geldiği, yapılanmasını gerçekleştirip gerçekleştiremediği ve Türkiye'nin özellikle aktüeryal dengelerini sağlamada etkili olup olamadığına ilişkin bir soru söz konusuydu. Bu çerçevede, belki sistemin de oturmasına katkı sağlamaya yönelik olarak Sosyal Güvenlik Kurumunda bir yeniden yapılanma; Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanlığının kurulmasıyla aslında güçlü bir Sosyal Güvenlik Kurumu hedeflenmektedir. Ki burada kurum personelinin niteliğinin artırılmasıyla birlikte böyle bir kapasitenin Türkiye'nin dışındaki diğer ülkelere de destek sağlamasına yönelik -bir anlamda altyapıyı tesis edecek, danışmanlık faaliyetlerinin de yapılmasını sağlayacak- bir düzenleme getirilmektedir.

Bir diğer husus kurum gelirleriyle ilgilidir ki eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden kurumun gelir elde etmesi düzenlenmektedir. Bu son derece önemli bir hadisedir. Ülkemizde ilk defa bir kamu kuruluşu eğitim ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla bir gelir elde edebilecek duruma gelmiştir ki bu da ülkemizin sosyal güvenlikte güçlü bir yapıyı tesis ettiğinin göstergesidir.

Bir başka husus, değerli arkadaşlar, kurumun sahip olduğu gayrimaddi haklar. Bu, günlerce tartışıldı Komisyonumuzda. Gayrimaddi hak gerçekten nedir, ne değildir? Ama burada kişisel verilerin korunması ilkesine ve Anayasa’nın bu hükmüne sadık kalınarak sosyal güvenlik sisteminde geliştirdiğimiz, özellikle Medula tarzı sistemler aracılığıyla bunların satışından bir gelir elde edilmesi ve bunun sosyal güvenlik sisteminde bir hak olarak ilk defa sisteme girişini ifade edebiliriz.

Bir başka husus, son derece önemli, belki güçlü devlet olmanın bir gereği olarak da ülkemizde bulunan yabancı öğrencilerin, gerek Erasmus yoluyla gerek Mevlana programları yoluyla ülkemize gelen yabancı uyruklu öğrencilerin genel sağlık sigortası kapsamına alınmasıdır. Son derece insani bir durumdur, önemlidir; bunu da burada ifade etmek istiyorum.

Doğum borçlanmasının 3’e çıkarılmasını ve buna BAĞ-KUR’luların ve memurların dâhil edildiğini ifade edebiliriz.

Ve bir diğer husus da tüp bebekle ilgili deneme sayısının 3’e çıkarılmasıdır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, yer altı madenlerinde çalışanların tatil, genel tatil, bayram, yani çalışma alanının dışındaki zamanlarının da yıpranmaya dâhil edilmesi önemli bir düzenlemedir.

Tasarının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın bölüm üzerinde görüşmelerinin devamı hususunda İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bölüm görüşmelerinin İç Tüzük 72’ye göre devam etmesini arz ederim.

Oktay Vural

Milliyetçi Hareket Partisi

Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Kapsamlı değişikliklerin daha iyi anlaşılması için verilmiştir.

III. YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Aygün, Sayın Türeli, Sayın Çelebi, Sayın Özel, Sayın Tanal, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Köse, Sayın Demir, Sayın Özgümüş, Sayın Demiröz, Sayın Canalioğlu, Sayın Sarı, Sayın Küçük, Sayın Haberal, Sayın Öz, Sayın Yılmaz ve Sayın Özkan.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Soru sorma sırasını okuyorum, sayın milletvekilleri tekrar girsinler, bu sıraya göre vereceğim: Sayın Işık, Sayın Öz, Sayın Akçay, Sayın Küçük, Sayın Yılmaz, Sayın Türeli, Sayın Çam, Sayın Tanal, Sayın Özel, Sayın Çelebi ve Sayın Şimşek.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yasa torba olunca sorular da biraz torba olacak.

Birinci sorum: İşsiz iş ve meslek danışmanlarının atanmasıyla ilgili bir düzenleme düşünüyor musunuz? Yine, atanmış, sözleşmeli olup da kadroya geçirilenlerin aylık 800 liraya yakın bir mağduriyeti var -iş ve meslek danışmanları konusunda- onlar düzelecek mi?

İkinci sorum: Bir taşeron işçisinin bugün devletin hazinesine olan ortalama maliyeti nedir, eline geçen para ortalama nedir, aradaki fark nereye gidiyor, bunu açıklayabilir misiniz?

Üçüncü sorum: Ramazan ayı öncesinde, Kütahya’da, Seyitömer Linyit İşletmesinde 700’e yakın işçinin işine son verilerek kapının önüne bırakıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bu konuda şimdiye kadar ne yaptınız, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bunlar da taşeron işçisiydi, bu işçilerin akıbeti ne olacak?

Dördüncü sorum: Sigortalılar için geriye yönelik prim borçlanması düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, özellikle Orta Doğu’daki o ateş çemberi, o karışıklıktan sonra ülkemize Suriye’den çok sayıda mülteci geldiğini biliyoruz ama tabii ki bunun net rakamlarını siz de ifade edemiyorsunuz çünkü gittiğimiz yerlerde sayılarının ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Ancak, bunların sosyal güvenlik kurumlarından, tedavi amaçlı hastanelerden yararlanma imkânları var. Dolayısıyla, bugüne kadar, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak mültecilere kurumunuz tarafından ödenen miktar ne kadardır? Bir bu.

Bir de, Musul ve Kerkük’ten de ülkemize gelenlere aynı uygulamanın yapılmadığı şeklinde iddialar var. Hastanelerden onların ücretsiz, bedelsiz muayeneleri, tedavi giderleri karşılanırken Türkmenler, bunlar neden mahrum bırakılıyor? Böyle bir uygulama var mı, yanlış bilgi mi onu merak ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soma’da özel bankaların tamamına yakını, kazadan sağ kurtulan maden işçilerinin kredi borçlarını altı ay ile bir yıl süreyle erteledi ancak devlet bankalarının bu tür bir erteleme çalışması yapmadığını biliyoruz. Böyle bir çalışma yaptırmayı düşünüyor musunuz?

AFAD’da toplanan 46,5 milyon Türk lirası. Hayatını kaybedenlerin aileleri başına 154 bin lira civarında bir yardım verilecek. Bu yardımların tamamı da vatandaşlarımız tarafından AFAD’a yapılan bağışlardan oluşuyor. Ancak, kazadan sağ kurtulan işçilere AFAD’dan herhangi bir yardım yapılmayacağını öğrenmiş bulunuyorum. Peki, sağ kurtulanlar ne olacak? Bunların birçoğu işsizlik tehdidiyle karşı karşıya, açlık tehdidiyle karşı karşıya ve bu ocaktan sağ kurtulan işçilerin bir daha yer altında çalışma şartları kalmamıştır; AFAD’dan yardım yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yılmaz, buyurun.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Bakan, ben şu konularda size sorularımı yöneltmek istiyorum: Özellikle bu belediyelerde çalışan, teknik eleman konumunda olan, mühendis, mimar, veteriner konumunda olan kişilere yıllardır kadro verilmiyor. Yani, bir gün çalışan, kendi iktidarınız döneminde alınan kişilere kadro verilirken, on beş-on altı yıldır çalışmış olan ve sayıları binlerle ifade edilen bu teknik elemanlara kadro vermeyi düşünüyor musunuz?

Diğer yönüyle, bu tasarı görüşmeleri sırasında madenlerde yaşam odası kurulması için öneriler verilmesine rağmen bunlar reddedildi ama öğreniyoruz ki yönetmelikte bir değişiklik yapılacak ve gaz maskelerinin değişim istasyonları oluşturulacakmış. Bu, yeterince bunu karşılayacak mı? Yaşam odalarının kurulmasına neden “evet” demediniz? Bunu öğrenmek istiyorum.

Diğer yönüyle de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türeli…

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 5510 sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesi fiilî hizmet süresi zammını düzenlemekte olup 18 bentte hangi iş yerlerinde ve işlerde fiilî hizmet süresi zammı uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, bu madde tehlikeli işlerde ve iş yerlerinde çalışanların yıpranma hakkını düzenlemektedir. Bununla birlikte, sağlıkta formaldehit maddesine maruz kalınan laboratuvar ortamında çalışanlar, matbaacılık sektöründe çalışanlar, gemi adamları, infaz koruma kurumu çalışanları, özel güvenlik görevlileri gibi birçok iş ve meslek bu kapsama dâhil değildir. Bizim, torba kanun tasarısının görüşmeleri sırasında, Plan Bütçe Komisyonunda bu konuda verdiğimiz önergeler AKP Grubu çoğunluğu tarafından reddedilmiştir. Sorum şudur: Bu kapsamı yeniden değerlendirmeye ve genişletmeye yönelik olarak Bakanlığınızca yürütülen herhangi bir çalışma var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çam…

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, vermiş olduğunuz sendikalı istatistiklere geçmişte yüzde 10 barajı nedeniyle sendikalar zorunlu olarak fazladan üye yazmışlardır, doğrudur. Yeni sistemle bu tasfiye edilmiştir. 1 milyon 200 bin rakamını verdiniz. Ben sizden gerçek anlamda, şu anda, toplu sözleşme yapan işçi sayısını öğrenmek istiyorum; bir.

İkincisi: Revize edilmiş, gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı madde 2 adil çalışma koşullarının (1) ve (3)’üncü fıkrasına çekince koydunuz; madde 4, adil ücret hakkının (2)’inci fıkrasına çekince koydunuz; madde 5, örgütlenme hakkının tümüne çekince koydunuz; madde 6, toplu pazarlık hakkı maddesinin tümüne çekince koydunuz; madde 7, çocukların ve gençlerin işte korunmasının (7)’nci fıkrasına çekince koydunuz; madde 22, çalışma koşullarının ve çalışma ortamının düzenlemesi ve iyileştirilmesi hakkının (c) ve (d) bentlerine çekince koydunuz; madde 23, yaşlıların korunması hakkı, maddenin tümüne çekince koydunuz ve bir de 176’ncı maddeye çekince koydunuz. Bu çekinceleri ne zaman kaldıracaksınız? Bunu öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu tasarı madde 40’ta şöyle bir hüküm var: “Kurum, işverenlerin, sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının, emeklilerin, bunların hak ve sahipleri ile dul ve yetimlerinin ve kurumdan aylık alan…” “…bu veriler satılabilir.” diyor. Sayın Bakanım, bunu biraz açıklayabilir misiniz? Yani, Bakanlık artık burada bir ticari kâr amacıyla mı bunu yapıyor? Neleri satıyor? Ne kadar gelir elde etmeyi planlıyor? Bu şekilde bir düzenleme uluslararası başka bir ülkede var mı?

Bir de Şanlıurfa Belediyesinde insanlar işten atıldı. Bunların iadesi için bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şimşek…

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sizin de ifade ettiğiniz gibi, bugün kamuda 660 bin taşeron, alt işveren grubunda çalışan kimseler var. Bunların bir kısmı, azımsanmayacak bir kısmı, asıl işverenin işini yapmaktalar. Dolayısıyla, belediyelerde bu alt işverenden çalıştırılan mühendisler, veterinerler vesaireler var. Bu kanunla, bunların bir kısmı artık alt işveren grubunda çalışamayacaklar. Bunlar kadroya geçirilecekler mi yoksa işlerinden mi olacaklar? Endişeleri bu. Çünkü taşeronların gerçekten bu yasadan çok beklentileri vardı ama dağ fare doğurdu gibi; onların açısından diyorum. Bunların durumu ne olacak? Böyle, asıl işverenin işini yapıp kariyer meslek sahibi olanların durumları ne olacak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Sarı…

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, az önce Sosyal Güvenlik Kurumunun açıklarına ilişkin vermiş olduğunuz bilgilerin yanlış olduğunu düşünüyorum. Siz, 19 milyarlık Sosyal Güvenlik Kurumu açığından bahsettiniz ancak hem Maliye Bakanının verdiği bilgiler hem 2013 yılı programına baktığımız zaman, sosyal güvenlik primlerinden, bütçeden, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan transferlerin 19 milyar dolar değil 72 milyar olduğu görülür. Dolayısıyla, Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi açıklarının millî gelire oranı da azalmamakta, artmaktadır ve yüzde 4,6’ya denk gelmektedir. Bu açıklamalar karşısında verdiğiniz bilgilerin doğru olduğunu hâlâ iddia ediyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, her seferinde, tam o soruya gelince süreyi başarıyla bitiriyorsunuz da bir daha soruyorum; bu sefer lütfen cevap verin.

23 Ekimde demiştiniz ki: “Maden şirketinin sahibi partili olamaz mı, işçisinin parasını ödedikten sonra mitinge götüremez mi?” Komisyonun Soma’daki toplantısında -Meclis tutanaklarına geçti ki- işçiler “Zorla götürüldük, işsiz kalma korkusuyla götürüldük, gönlümüz olmadığı hâlde işveren baskısıyla götürüldük.” gibi cevaplar verdiler. Sadece bir tek işçi “Madene gireceğime mitinge gittim, o yüzden gittim.” dedi.

Hâlâ daha AKP mitinglerine maden işçilerinin işveren tarafından zorla götürülmesini makul karşılıyor musunuz? “Partili ise bunu yapacak tabii.” diyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çelebi…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, şunu sormak istiyorum: Şu anda bu torba yasa nedeniyle affa uğrayan, vergi, sigorta ve diğer bütün alacaklarla ilgili miktar ne kadardır yani toplam faizlerden vazgeçilen miktar ne kadardır? Bütün bunların toplamında emeklilikte yaşa takılanlara emeklilik hakkı kazanmaları hâlinde her yıl ne kadar para ödenecektir? Bunu sormak istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son soru; Sayın Demir, buyurun.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, tünel, mermer gibi ağır maden ve yer üstü, yer altı işlerinde hâlâ on iki saatlik çalışma vardiyaları devam etmektedir. Ağır maden işlerinde on iki saatlik çalışmalara engel olmayı düşünüyor musunuz? Vardiyalarda eğer sekiz saat şeklinde düzenleme yapılırsa istihdam ve işsizlik için bir çözüm olabilir mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kusura bakmayın, ben henüz söz alacak arkadaş var diye bekliyordum.

Şimdi, iş ve meslek danışmanlarıyla ilgili, ilk soru o şekilde geldi. Değerli arkadaşlar, biz iş ve meslek danışmanlarıyla ilgili bir kadro ihdas ettik ve açıkladık, 4 bin kişi alınacağını söyledik. Sınavlar yapıldı, birçok değerlendirmelerden sonra bu 4 bin kişi işe yerleştirildi ve şu anda İŞKUR bünyesinde 81 vilayette iş ve meslek danışmanları son derece önemli bir görev görmektedirler, işçiyle yani işsiz ile işveren arasında bir köprü. Hangi nitelikte bir elamana ihtiyacı varsa bir işverenin onu yetiştirme, onu bulup onu iş sahibi yapma konusunda 4 bin iş ve meslek danışmanı şu anda gayret gösteriyor ve bunların ücretleri…

ALİM IŞIK (Kütahya) - Sertifika alıp da işe yerleştirilmemiş olanlar var.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Müsaade eder misiniz.

Bunlar sözleşmeli personel olarak alınmışlardı daha önceki düzenlemede. Bunlar şimdi kadroya alınınca yani 4/B’den 4/A’ya geçince ücretlerinde bir düşme meydana geldi. Şu andaki yaptığımız yasal düzenlemede de ücretlerinde 360 TL’lik bir artış getiriyoruz iş ve meslek danışmanlarına.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 800 TL azaldı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sertifikası olup da iş ve meslek danışmanı olarak iş bekleyenlerle ilgili yeni bir kadro bakanlıklarda söz konusu olur ise bu sertifika, tabii, her alanda olduğu gibi önemli iş görecektir ama bizim kesinlikle 4 bin kadronun dışında “Sizleri kadroya alacağız, bu sertifikayı alırsanız şu, şu şekilde bir işlem yapacağız.” diye bir vaadimiz söz konusu değildir ama bu sertifika niteliktir. O nitelik, inanıyorum ki yeni iş bulmaları için de ciddi katkı sağlayacaktır.

Diğer konu ise taşeron işçinin maliyetiyle ilgili bir soru. 1.502 TL, 52 kuruş diye brüt olarak söyleyebilirim.

“Seyitömer’de 700 işçi kapı önüne bırakıldı...” Yani, arkadaşlar, yasal düzenlemeyi yapıyoruz. Yasal düzenlemeleri yaparken dikkatli olmamız gerekiyor. Neden? Aslolan istihdamdır, işçinin iş bulmasıdır, işverenin de gerçekten şevkle işin, kapının kilidini açma gayreti içerisinde olmasıdır. Bunu bir bütünlük içerisinde değerlendirmemiz gerekiyor. Artık, 20’nci yüzyıl mantığıyla çalışma hayatına, endüstriyel ilişkilere bakma şansımız yok. Bugün artık, işçiyi, işvereni birbirinden koparan değil, birbirinin vazgeçilmezi gibi görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla, Soma’da müessif bir olay yaşandı ama aldığımız ve almamız gereken tedbirlerle işletmelerin devam ettiği, işçinin daha fazla çalıştığı, daha fazla emeğin üretildiği ve hak sahibinin hakkını aldığı bir tabloyu oluşturmaktır. Tabii, bize bununla ilgili gelen şikâyetler, haksızlıklar veya hakların tazminiyle ilgili bir durum söz konusuysa Çalışma Bakanlığı olarak mevzuatımız çerçevesinde bunları yerine getiririz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Bakan, orası özelleştirilen bir iş yeri yalnız, özelleştirme sonucu işsiz kaldılar.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – “Sigortalılar için geriye dönük bir prim yapılandırması var mı?” Böyle bir durum söz konusu değil. Mevcut sigorta borçlarının, prim borçlarının yapılandırılması var. Geriye doğru bir borçlanma söz konusu değil.

Şimdi, Suriye’den gelenlerle ilgili, sağlıktan yararlanma… Arkadaşlar, komşumuz, akrabalarımız. Bunlara Türkiye kapılarını dün de açtı, bugün de açtı. Yaşanan tabloyu hepimiz biliyoruz, sıkıntıyı hepimiz biliyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumuna gelen sağlıkla ilgili bir ödeme faturası söz konusu değildir, bugün itibarıyla söylüyorum.

Efendim “Suriye’den gelenler arasında bir ayrım yapılıyor.” gibi bir yaklaşımı da doğrusu bir dedikodu olarak algılamak daha doğru olur düşüncesindeyim.

ALİ ÖZ (Mersin) – Hayır, hayır, Türkmenlerden gelenler için, Kerkük ve Musul’dan gelenler için söyledim Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bir diğer konu, Soma’daki esnafın borçlarının işte bir kısmının ötelenmesi… Ama kamu bankalarıyla ilgili durumu ilgili bakan arkadaşlarımızla görüşeceğimi ifade ediyorum.

Burada, vatandaşlarımızın, hayırseverlerimizin, sivil toplum örgütlerimizin oluşturduğu meblağ 46 milyar civarında; 154’er bin lira şeklinde buradaki hak sahiplerine dağıtılma aşamasında şu anda.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Hak sahipleri” hayatını kaybedenler; sağ kurtulanlar ne olacak Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – “Sağ kurtulanlarla ilgili belediyelerden bir yardım yapıyor musunuz?” dediniz. Çok şükür onlar sağ kurtuldular. Biz özellikle sorduk, 1 kişinin yaralı olduğu, sıkıntılı bir durumda olduğu ifade edildi, ilgili AFAD bünyesinde onun değerlendirilmesi yapılıyor ama sağlıklı olan oradaki işçi kardeşlerimize, bildiğiniz gibi, şu anda hem yardım hem ücret olarak ödemelerimizi bizler yapıyoruz.

Belediyelerde teknik elemanlara kadro meselesi… Sözleşmeliyseler bunlara kadroları verdik. Yani, geçtiğimiz yıl verdik ama nitelikli sözleşmelilerle ilgili farklı düzenlemeler var, onların ücret politikaları da çok farklı ama bunun dışında kalan bir statü söz konusuysa onu özelde bilgi olarak alırsak biz de sizlere yazılı veya sözlü olarak takdim ederiz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Bakan, kaç kez geldiler görüşmeye.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Gaz maskeleri, arkadaşlar, şimdi, çokça konuşulan bir konu. Şimdi, yeni düzenlemeyle, özellikle kömür madenlerinde gaz maskesine ulaşım…

Kömür madenlerinde aslolan, bir an önce aşağıda meydana gelen karbonmonoksit veya grizu patlaması neticesinde yanıcı ve patlayıcı ortamdan, yani toz duman içerisindeki, gaz içerisindeki bir ortamdan işçinin günyüzüne, yeryüzüne çıkması konusunu gerçekleştirmek. Bunun için yanında taşıdığı maske ve kısa bir sürede ulaşabileceği yeni bir maske odası merkezi için şu anda…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yaşam odası değil yani.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Yaşam odası konusu kömür madeninde geçerliliği olan bir hadise değil. Yaşam odası imkânı var da, yaşam odası bir çaredir de, biz yapmıyoruz siz yapmıyorsunuz diye bir yaklaşım değil. İnanın, bu da bir işçinin canı meselesi, hayatı meselesidir, burada yapılması gerekenleri yapmak gerekiyor; birçok yapılması gerekenler yapıldı. Bu konuda da şu anda attığımız adımın bu şekilde olduğunu belirtiyorum.

“Toplu sözleşme yapan kaç işçi var?” Bakınız, 840 bin işçi var, 840 bin. Peki, efendim, geçmişte 3 milyon 200 bin işçi varken ne idi? O zaman da 790 bin.

MUSA ÇAM (İzmir) - 12 Eylülden önce 2,5 milyondu, 2,5 milyondu.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Müsaade edin efendim.

Bir rakam istiyorsunuz, veriyorum Musa Bey, 840 bin, şu anda toplu sözleşme yapan işçi sayısı. Sizin bahsettiğiniz, sahte üyelerin olduğu dönemde, 3 milyon 200 bin sendikalı işçinin olduğu dönemde 790 bin işçi toplu sözleşme yapıyor idi.

AB süreciyle ilgili olarak çekincelerden bahsettiniz. Biz o süreçleri aşıyoruz. Bakınız, 19’uncu Faslı açma noktasındayız. Ben sizlerden de, daha önce çalıştığınız sendikalardan da bu konuda destek bekliyorum. Çok garip bir şeydir, son sendikalar toplantısında, bir sendika, resmen Avrupa Birliğine karşı tavır almıştır, ben ismini burada söylemek istemiyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Çekinceler var, çekinceler.

BAŞKAN - Sayın Bakan, sözlerinizi tamamlar mısınız lütfen.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Sayın Bakanım, SGK açıklarıyla ilgili yanıltıcı bilgi verdiniz, düzeltir misiniz?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bir diğer konu, arkadaşlar, bahsettiğiniz 72 milyar Maliye Bakanımızın söylediği hususlar, faturalı ödemeler ve Maliye ve hazine adına yapılan ödemeler.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Doğru, SGK açığı budur ama budur SGK açığı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, bakınız, SGK’nın gelirleri belli, giderleri belli. SGK’nın gelir ve giderlerine 2013 sonu itibarıyla baktığınız zaman 19,2 milyar lira açık var.

Şimdi, bunun yanında…

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Hayır efendim, SGK açığı böyle tanımlanmaz teknik olarak, yanıltıcı bilgi veriyorsunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ya, bütçe transferi, transfer başka bir şey.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Bütçeden aktarılan paradır SGK açığı, teknik olarak da böyledir ve artmaktadır, azalmamaktadır.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, sizin bahsettiğiniz transfer olayı. Siz transferden bahsediyorsunuz.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Tabii ki, SGK açığı budur.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - SGK’ya olan transfer ama Sosyal Güvenlik Kurumunun açığından bahsediyorum ben, açığı 19,2’dir.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – 72 milyar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kurum açığı değil ya, sosyal güvenliğin açığı…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Geçmiş yıllara göre her yıl düşmektedir.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Artmaktadır Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şirket sahibi…

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, son 2 soruya cevap verelim.

Efendim, bana soruluyor, bundan, Soma kazasından filan önce, “Şirketin sahibi partili olur mu?” Olur. Ne diyeceğiz yani?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, zorla mitinge götürüyorlar.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bir dakika. “Şirketin sahipleri partili olamaz.” diye bir kanun çıkaralım, madde mi getirelim? İstedikleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, çarpıtmayın Sayın Bakan.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Mitinge götürüyorlar, mitinge.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, bana aylar önce sorduğunuz soruya verdiğim cevap bu, “Olur.”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, “Mitinge götürüyor.” dedim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Yani bugün de olur, yarın da olur, şirketin sahibi…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Okuruz tutanaktan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Yani işçileri varsa, götürüyorsa, eğer el bebek gül bebek gidiyorlarsa bizim söyleyecek bir şeyimiz olmaz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşte, işçiler kendi isteğiyle gitmiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – El bebek gül bebek gittiğine inanıyor musunuz ya, Allah’ını seversen ya?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Yani biz bir özel sektörün ne ürettiği, ne üretmediği, ne kadar ürettiği, kâr edip etmediğini sorgulamadığımız gibi siyasi kanaatlerini de sorgulayamayız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Zorla götürüyorlar Sayın Bakan, baskıyla götürüyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşsiz kalma tehdidiyle ya, ekmek tehdidiyle miting mi düzenlenir ya?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Son soru şu Sayın Çelebi: Sayın Çelebi, bakınız, bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum son olarak. Kısa efendim, şey değil.

Sosyal güvenlik reformunu gerçekleştirdikten sonra Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine gitti. Gitmeden önce, o zaman grup başkan vekili olan Sayın Genel Başkanınızla daha önce Sosyal Güvenlik Kurumunda çalıştığı için görüştüm ve kendileri bakınız, bana şunu açıkça söylediler, demişlerdi ki: “65 yaş düzenlemesi son derece doğru bir düzenlemedir, biz bunu Anayasa Mahkemesine götürmeyeceğiz.” ve götürmediler. Geçmiş dönemde, Milliyetçi Hareket Partisinin koalisyon olduğu 1999 yılında alınmış olan kararlar da -başlangıç itibarıyla- son derece yerindeydi, bu cümle de son derece yerindeydi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ya, ben bunu sormadım ki, ben başka bir şey söyledim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Onun için, emeklilik üzerinde, yaş üzerinde popülist bir yaklaşım içerisinde olmayalım, doğru olmaz diyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Yok popülist değil, ben size başka bir şey sordum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ben de çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Sayın Bakan, yıpranma hakkını söylemediniz.

BAŞKAN - İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddelerin, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 01.19

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 01.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

26’ncı madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

639 sıra sayılı tasarının 26 ncı maddesiyle KDV Kanununun 17. maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinde yapılması öngörülen değişikliğin “el değiştirme” ibaresinin “ve borsa üyeleri arasında yapılan teslimler” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rahmi Aşkın Türeli                             Bülent Kuşoğlu                               Süleyman Çelebi

          İzmir                                               Ankara                                             İstanbul

     Özgür Özel                                      Müslim Sarı

        Manisa                                             İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 26 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Erkan Akçay                 Mustafa Kalaycı         Ahmet Kenan Tanrıkulu

          Manisa                            Konya                              İzmir

       Sümer Oral                  Mehmet Şandır                Muharrem Varlı

          Manisa                            Mersin                            Adana

MADDE 26- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendindeki "Külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia)" ibaresi "Külçe altın ve külçe gümüş teslimleri ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye'de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi," şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın sonuna aşağıdaki bentler eklenmiştir.

"aa) Çiftçilere tarımsal üretimde kullanılma amacıyla yapılan motorin teslimleri. (Bakanlar Kurulu dekar başına ve ürün türüne göre teslim miktarını belirleme yetkisine sahiptir.)"

"bb) Tarımsal sulama, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliği, büyükbaş ve küçükbaş işletmeleri ve fideciler, entegre sera tesisleri, kesme çiçek üreten ve paketleyen tesisler ile tohumculuk kuruluşları gibi tarımsal üretimde bulunan işletmelere elektrik teslimleri."

"cc) Gübre, ilaç, tohum, fide ve yem teslimleri."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesini düzenlemeyi öngören 26'ıncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     İdris Baluken                  Pervin Buldan                  Hasip Kaplan

          Bingöl                              Iğdır                              Şırnak

        Erol Dora                   Nursel Aydoğan

          Mardin                         Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İlgili madde anayasa ve iç tüzük gereklerine aykırılık teşkil etmektedir. Değişiklik ile bu sorunun giderilmesi amaçlanmıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.40

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

26’ncı madde üzerinde Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkerelerinin (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) 26 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                  Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

MADDE 26- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendindeki "Külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia)" ibaresi "Külçe altın ve külçe gümüş teslimleri ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye'de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi," şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın sonuna aşağıdaki bentler eklenmiştir.

"aa) Çiftçilere tarımsal üretimde kullanılma amacıyla yapılan motorin teslimleri. (Bakanlar Kurulu dekar başına ve ürün türüne göre teslim miktarını belirleme yetkisine sahiptir.)"

"bb) Tarımsal sulama, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliği, büyükbaş ve küçükbaş işletmeleri ve fideciler, entegre sera tesisleri, kesme çiçek üreten ve paketleyen tesisler ile tohumculuk kuruluşları gibi tarımsal üretimde bulunan işletmelere elektrik teslimleri."

"cc) Gübre, ilaç, tohum, fide ve yem teslimleri."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Muharrem Varlı konuşacak.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Muharrem Varlı, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26’ncı madde üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddede yine pırlanta, gümüş, altın gibi değerli eşyaların borsada işlem görmesi hâlinde KDV oranını sıfırlıyorsunuz, borsada işlem görmezse KDV alınacak. Tabii, geçmişte yapılan düzenlemeye göre bu bir miktar daha iyi bir düzenleme ama biz de önergemizde diyoruz ki: Gelin, her kesime bir şeyler verdiniz, çiftçilerimize de bir şeyler verelim. Mazotta, gübrede, tohumda KDV oranını sıfırlayalım, çiftçimiz bundan faydalansın. Ama Sayın Komisyon ve Sayın Bakan buna katılmadılar.

Ben buradan köylümüze, çiftçimize ve milletimize Hükûmetinizi şikâyet ediyorum. Her kesim, bakın, sanayici bundan faydalanıyor, efendim, esnaf bundan faydalanıyor, işçi bundan faydalanıyor, memur bundan faydalanıyor ama çiftçiye hiçbir şey yok. Niye? Çünkü çiftçi üvey evlat, çünkü çiftçinin sahibi yok. Şimdi, çiftçiyle ilgili verilen önergeyi reddettiğinizi burada teyit ettiniz ve sizi buradan milletimize şikâyet ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Yani arkadaşlar, sanayicinin vergi borçlarıyla ilgili yapılandırma yapıyorsunuz, efendim, sigorta borçlarıyla ilgili yapılandırma yapıyorsunuz, her kesime veriyorsunuz ama çiftçiye geldi mi “İstemezük.” diyorsunuz. “Vermezük.” diyorsunuz, hiçbir şeyi kabul etmiyorsunuz. Ya, bu çiftçi üvey evlat mı bu ülkede? Niye bunu kabul etmiyorsunuz arkadaşlar? Yani herkese bol keseden dağıtırken bu çiftçiye gelince niye bu kadar cimrileşiyorsunuz? Bu çiftçiyi niye bu kadar öteliyorsunuz? Çiftçiyle nedir sizin derdiniz? Bu ülkenin insanlarını doyuran, bu ülkenin ihracatına katkı sağlayan... Rusya’ya yaptığınız ihracatta, evinizde o taze taze domatesleri yerken, buz gibi karpuzları yerken hiç mi bu çiftçileri düşünmüyorsunuz? Hiç mi Allah’tan korkunuz yok sizin?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne biçim laf bu ya!

MUHARREM VARLI (Devamla) – Yani değerli arkadaşlarım, bakın, çiftçiyi...

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ayıp ediyorsun böyle ya.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Sen konuşma, senin aklın ermez!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Senin aklın ermez!

MUHARREM VARLI (Devamla) – Çiftçiyi bu kadar öteleyen, çiftçiyi bu kadar ihmal eden başka bir hükûmet daha gelmemiştir bu ülkede.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Millet bu üsluba oy vermiyor işte.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Evet şimdi, mazot, 8 silindirli lüks cipe binen bir insanla traktörüne mazot koyup tarlayı sürmeye giden insan aynı ücreti ödüyor. Ama gemicilik şirketi kuranlar lüks yatlara 1.500 liraya mazot koyuyorlar. Yahu, bu Allah’tan reva mıdır? Bu, çiftçiye bir zulümdür, zulüm. Sizlerin bunu yapmanızı esefle karşılıyorum. Çiftçiyi bu kadar geri plana itmenizi, çiftçiyi göz ardı etmenizi esefle karşılıyorum ve kınıyorum. Çünkü herkese verirken, herkesi memnun ederken çiftçiyi hep elinizin tersiyle itiyorsunuz, çiftçiyi görmezden geliyorsunuz.

Arkadaşlar, bakınız, bu ülkede üreten, bu ülkenin insanlarını doyuran, hatta ihracatımızı büyük oranda gerçekleştiren çiftçimizi hep yok sayıyorsunuz. Mazotta hep söz verdiniz, “Mazotu ucuz vereceğiz.” diye, hâlâ niye vermiyorsunuz mazotu ucuz? Niye gübredeki KDV oranını sıfıra düşürmüyorsunuz? Zümrütte, altında, gümüşte bunu yaparken, zengin insanların kullandığı maddelerde bunu yaparken çiftçinin temel girdilerinde niye bunu göz ardı ediyorsunuz? Sizin çiftçiyle ilgili bir derdiniz yok, bir sıkıntınız yok; çiftçiyi ezmek, çiftçiyi tarlasından vazgeçirmek, köyünden koparmak için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz ama inadınıza bu çiftçi üretmeye devam edecek, inadınıza bu ülkenin insanlarını doyurmaya devam edecek.

RECEP ÖZEL (Isparta) – “İnadına AK PARTİ.” diyecek ha, “İnadına AK PARTİ.” diyecek.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Öyle mi diyecek? Göreceğiz, bakacağız bakalım. Doğru, derse de kendi bileceği iş. Ben burada çiftçinin hakkını savunuyorum, ben de bir çiftçiyim. Eğer bu yapılanları görmezden gelip hâlâ size oy veriyorsa benim diyecek bir şeyim yok kardeşim o zaman. Yani, ben çiftçinin hakkını savunuyorum, diyorum ki: Mazotu ucuzlatalım, gübreyi ucuzlatalım, KDV’yi burada da sıfırlayalım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Niye yapmadınız?

MUHARREM VARLI (Devamla) – Ama siz diyorsunuz ki: “Yok, biz reddediyoruz.” O zaman, bu çiftçi hâlâ size oy verecekse o da çiftçinin bileceği bir şey, benim yapabileceğim bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, arkadaşlar, burada alın teriyle ekmeğini kazanan insanları koruyacağınıza hâlâ laf atıyorsunuz, hâlâ sataşıyorsunuz. Bu tavrınızı da kınıyorum.

Hepinize hayırlı geceler. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 02.00

 

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 02.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 120’nci Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemin 5’inci sırasında yer alan, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

5.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/892) (S. Sayısı: 605)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurul görüşmelerinde Komisyonun hazır bulunamayacağı anlaşılmıştır.

Kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 20 Temmuz 2014 Pazar günü, alınan karar gereğince, saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 02.02



(x)  639 S. Sayılı Basmayazı 15/7/2014 tarihli 116’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.