TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 117’nci Birleşim

                                                                                     16 Temmuz 2014 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, kızamık mikrobunun yol açtığı SSPE hastalığının Türkiye’deki durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, orman yangınlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, inançlarımıza yapılan saldırılara ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, doğal afetler nedeniyle çiftçilerin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’un Kadıköy ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

3.- Ankara Milletvekili Ülker Güzel’in, İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları dünya insanlık tarihinin utançla hatırlayacağına ilişkin açıklaması

4.- Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in, “Tıpış tıpış, paşa paşa sandığa gitmek zorundasınız yoksa hayatlarınıza müdahale ederler.” gibi söylemlerle oy avcılığına çıkan siyasileri kınadığına ve sandığa korkuyla değil demokratik bir hakkı kullanmak adına gidileceğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Maltepe, Üsküdar ve Sultanbeyli ilçelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Sağlık Bakanlığının birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

7.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, Gazze’de yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve bir an önce bu dramın bitmesini temenni ettiğine ilişkin açıklaması

8.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in yaptığı antidemokratik uygulamalara ilişkin açıklaması

9.- Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün, İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı kınadığına ve gerçek kurtuluşun Filistin devletinin tanınmasından geçtiğine ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’daki tarihî binaların durumuna ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu aleyhte 2 sözü de aldığı için CHP Grubunun söz hakkı kalmadığına ve Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Recai Berber’in, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda 108 teklif ve tasarının birleştirilmiş olduğuna ve teklif sahiplerine bu konuda bilgi verildiğine ilişkin  açıklaması

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kapsamına alınmış gibi gösterilmesine rağmen teklifteki düzenlemelerin tasarı içinde yer almadığına ve bu durumun İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ndeki düzenlemelerin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kapsamında yer almadığına ilişkin açıklaması

 

VI.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, 15/7/2014 tarihli 116’ncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve 19 milletvekilinin, Samsun’un Canik ilçesinde meydana gelen sel felaketine yol açan sebeplerin ve ortaya çıkan mağduriyetlerin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1017)

2.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, Kemal Türkler davasıyla ilgili ortaya atılan iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1018)

3.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1019)

B) Önergeler

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/174)

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/175)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/176)

4.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1797) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/177)

5.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1957) esas numaralı kanun teklifini geri çektiğine ilişkin önergesi (4/178)

6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1372) esas numaralı kanun teklifini geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/179)

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1350) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/180)

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/640) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/181)

9.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1236) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/182)

10.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1688) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/183)

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2198) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/184)

12.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1227) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/185)

13.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1414) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/186)

14.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1595) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/187)

15.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/324) esas numaralı Kanun Teklifi’ni, geri çektiğine ilişkin önergesi (4/188)

16.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1938) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/189)

17.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/139) esas numaralı Kanun Teklifi’ni, geri çektiğine ilişkin önergesi (4/190)

18.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1131) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/191)

19.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1203) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/192)

20.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2083) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/193)

21.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/439) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/194)

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan tarafından, ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması amacıyla 7/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural, Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu tarafından, sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye’nin de adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması amacıyla 21/1/2014 tarihinde  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 19 milletvekili tarafından, kredi kartı borçlarının ekonomik ve sosyal boyutunun araştırılması ve kredi kartı borçlarının uzun vadede ödenebilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 30/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Mersin Milletvekili Ali Öz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

11.- Manisa Milletvekili Recai Berber’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin 'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639)

5.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/892) (S. Sayısı: 605)

 

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan, İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun birlikte verdikleri (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergenin kabul edilmemesi nedeniyle 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

2.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergenin işleme alınmasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

3.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Oktay Vural ve arkadaşları tarafından verilen önergenin, 500 kelimeyi geçtiği hâlde özeti eklenmediği için işleme alınmamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız'ın, Kredi ve Yurtlar Kurumuna borcu bulunan kişilere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43622)

2.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen ihalelere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43623)

3.- Van Milletvekili Nazmi Gür'ün, Başkale'deki spor tesislerinin onarımına ve açılacak yeni tesislere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43624)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, son iki yıl içerisinde yapılan temsil, ağırlama, tören ve tanıtım harcamalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43625)

5.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, uyuşturucu ile mücadele kapsamında İstanbul ili Tuzla ilçesinde gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43768)

6.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar'ın, Kastamonu'ya yönelik yatırımlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/43914)

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Ankara'da sportif altyapının gelişmesi ve amatör spor kulüplerinin desteklenmesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/44027)

8.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in, kamu kurum ve kuruluşlarının engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/44217)

9.- Mersin Milletvekili Ali Öz'ün, üniversite kampüslerindeki yemekhanelerde ve kafeteryalarda satılan yemeklerin içine şap katıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/44218)

10.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, 1 Ocak 2005-10 Haziran 2014 tarihleri arasında açılışı yapılan tesislerle ilgili bazı bilgilere,

- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun, İstanbul'da orman alanlarının azalmasına ve bu konuda alınan önlemlere,

- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın, Çanakkale'de yağışlar sebebiyle yaşanan tarımsal üretim kaybına,

- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, İzmir ve çevresine gıda, tarım ve hayvancılık alanında yapılması planlanan kamu yatırımlarına,

İlişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/45764), (7/45765), (7/45766), (7/45767) 

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 17 Aralık 2013 tarihinden bu yana Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlardaki personel hareketlerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/45987)

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında yurda kaçak yollardan sokulmak istenirken yakalanan dayanıklı tüketim mallarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/45988)

13.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Destek Hizmetleri Başkanlığında görev yapan iki personel hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/46102)

14.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, kuru üzüm rekoltesine ve ithalatına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/46367)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, atık kağıtlar için hurda kağıt tanımının kullanılması adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/46370)

16.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bazı kamu görevlilerinin istifaya zorlandığı iddiasına,

Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşların yaptığı harcamaların bütçe kalemlerindeki ödeneklerle uyumlu olmadığına,

Bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma açılarak mobbing uygulandığı iddiasına,

Bazı kamu görevlilerinin emekliliğe zorlandığı,

İlişkin soruları ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/46643), (7/46645), (7/46647), (7/46648)

17.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir'in, Türk Kirazı olarak anılan kirazda ihracat iadesi yapılmamasına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/46649)

16 Temmuz 2014 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, kızamık mikrobunun yol açtığı subakut sklerozan -söyleyemeyeceğim Hocam, siz onu tamamlarsınız- SSPE hastalığının Türkiye’deki durumuyla ilgili söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Türkan Dağoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Dağoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu arada, Hocam, mikrofonu açmadan evvel…

Sayın milletvekili arkadaşlarım, gerçekten Genel Kurulda bir uğultu var. Arkadaşımız hazırlandı geldi, dinlememiz lazım. Sükûneti sağlarsak iyi olur.

Buyurunuz Hocam.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, kızamık mikrobunun yol açtığı SSPE hastalığının Türkiye’deki durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kızamık hastalığının yol açmış olduğu ensefalit dediğimiz, hatta Sayın Başkanımın biraz evvel söylerken zorlandığı bu panensefalit vakalarının Türkiye'deki durumunu arz etmek üzere huzurunuzda bulunuyorum. Bu konu, daha evvel, 17 Haziran ve 9 Temmuz tarihlerinde sayın HDP milletvekili tarafından da bu kürsüden dile getirildi ve gündeme getirildi.

Öncelikle şunu çok iyi bilmemiz lazımdır ki, kızamık hastalığı… Daha evvel, biz, kızamığın komplikasyonunu sadece zatürre olarak değerlendirirdik, ancak daha sonra, geç devrelerde, yani kızamık hastalığını geçirdikten daha sonra, beş veya altı yıl sonra, hatta bazen daha uzun yıllara giden zamanlar içinde, bunun beyinde yerleştiğini ve burada, “ensefalit” dediğimiz bir hastalığı da gündeme getirdiğini hep beraberce gördük. Ve birkaç haftadır da bunun bu kürsüden dile getirilmesini de zaten bu olayın bir kanıtı olarak değerlendiriyorum ben.

Şimdi, Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu çalışmalarda, bu hastalığın ortaya çıkmasının nedeninin hiçbir şekilde yapılan aşılarla bağlantılı olduğu görülmemiştir ve çok ince yapılan mikro araştırmalarda da yapılan çalışmalarda da beyinde aşıya dair bir virüsün olmadığını, ancak hastalığa dair kızamık virüsünün yerleştiğini yıllar sonra tespit etmişlerdir.

Peki, bu tablo karşısında Türkiye’de Sağlık Bakanlığı bunu karşıdan seyretmiş midir? Tabii ki böyle yapmamıştır, Sağlık Bakanlığı da bunu gündemine almış ve aşılama programlarını arttırmıştır. Bu hastalık doğrudan doğruya aşılamayla doğru orantılıdır ve aşılamayı ne kadar çok fazla üst düzeye getirirsek bu hastalığın oranında da bir azalmanın olacağı kesindir; bunun böyle olduğunu Dünya Sağlık Örgütü de belirtmektedir. Ancak, önergenin verildiği 17 Haziran tarihinde de Diyarbakır’da görev yapan, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, öğretim üyesi olan oradaki arkadaşlarımız da burada dile getirdi ki, buralardaki aşılanmanın Sağlık Bakanlığına bağlı olarak değil oradaki toplumun bilinçlenmesine bağlı olarak diğer bölgelere nazaran daha az olduğu gündeme gelmiştir. Bunun nedenlerine ben burada girmek istemiyorum, o gün bunlara uzun uzun gelindi “Kısırlık yapabilir, çocuğunuz ölebilir.” Dolayısıyla, bu nedenle, hepimiz çok iyi biliyoruz ki o tarihlerde aşılama programları oralarda halk tarafından aksatıldı. Bugün yapılan çalışmalarda, Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalarda, özellikle 2005 yılından sonra aşılamalara çok büyük bir hız verildi ve bugün bu aşı yüzde 98 oranında bütün Türkiye’de, bütün bölgeleri kapsamak üzere yapılmaktadır.

Bu hastalığın en güzel örneklerinden biri -Dünya Sağlık Örgütünün verdiği- Çin’dir. Çin’de kızamık aşılanması yüzde 100’lere ulaştığı için orada bu hastalık görülmemektedir. Ben inanıyorum ki Türkiye’de de bu yüksek aşılanmanın sonucunda bu hastalıklar artık görülmeyecektir. Peki, Sağlık Bakanlığının burada yaptığı şey nedir? Sağlık Bakanlığı bunların ilaçlarını kendisi bizzat bedava olarak vermektedir, aşılamaları zaten bedava yapmaktadır. O zaman da konuşuldu, sayın vekilim burada, aşılamaların zaten yapılacağını söyledi, zaten Bakanlık da yapıyor, bunda farklı bir düşünce söz konusu değil ve burada yapılan bunlara ev hizmeti, ev hizmetinin verilmesi de gerçekten çok önemli bir şeydir.

Nörolog bulunması konusunda, Sayın Vekilim, bu bir üst ihtisas dalıdır, nörolog sayısı Türkiye’de zaten çok azdır ama çocuk hastalıkları uzmanı yeterince vardır ve bu konu gelecekte aşılamayla önlenecektir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum ve teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dağoğlu.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı, konuşmasında, bu hastalığın aşının yapılmasıyla ilgisi olmadığını söyledi. Çok haklı, aşının yapılmamasıyla ilgisi vardır, ancak aşının yapılmama nedenini yöre halkı olarak gösterdi. Bu çok yanlış bir şeydir, aşılamamanın nedeni Sağlık Bakanlığının birinci basamak sağlık hizmetlerini aksatmasıdır, nokta.

Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bozulmuş aşı, bozulmuş aşı!

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, orman yangınları hakkında söz isteyen Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’e aittir.

Buyurun Sayın Baluken.

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, orman yangınlarına ilişkin gündem dışı konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

SSPE hastalığıyla ilgili ilk defa AK PARTİ Grubundan bir milletvekilinin buraya gelip konuşmasını da olumlu bulduk, yani olumlu bir çerçevede konuşmasını. Yeni yasama yılında bence ilk yapmamız gereken şey, bu hastalıkla ilgili bir an önce bir araştırma komisyonu kurup gerçek nedenleri ortaya çıkarmak ve ailelerin problemlerini çözmeye yardımcı olmak olmalı diyorum.

O konuda söyleyecek çok şey var, zaman zaman ifade ettiğimiz için ve süremiz kısıtlı olduğu için bugün değinmeyeceğim.

Değerli milletvekilleri, bugün, orman yangınlarıyla ilgili söz aldım ben. Özellikle seçim bölgem olan Bingöl’de, tam dört gündür, bizim “Ko Spi” dediğimiz Genç ilçesinde, Akdağ bölgesinde bir yangın var ve bu yangın dört gündür söndürülemiyor.

Pazar günü saat 13.00’te bu yangının olduğuyla ilgili haberler bize gelmeye başlayınca, hemen Bölge Orman Müdürlüğü yetkilileriyle görüştük, bize çok tanıdık bir gerekçe söylediler; niçin söndüremediklerinin gerekçesini söylediklerinde, biz bir güvenlik kafasının yine devrede olduğunu hemen hissettik, gördük. Tugay Komutanı, orman söndürme çalışmalarına güvenlik nedeniyle izin vermiyormuş. Bu nedenle, bu mevcut orman yangınına hiç müdahale edemediklerini, ancak geniş bir alanda önlemeye yönelik bazı tedbirler üzerinde çalıştıklarını ifade ettiler.

Tabii, bunu ifade ettikleri zaman, biz de, hadi diyelim ki karadan güvenlik nedeniyle müdahale edemiyorsunuz, ama Türkiye gibi koca bir ülkede herhâlde bir yangın söndürme uçağı ya da bir yangın söndürme helikopteri vardır ve muhtemelen siz birkaç saat içerisinde bunu çağırmışsınızdır diye düşündük. Doğal olarak, diyalektik olarak düşündüğünüz zaman, bölgede koca F16 savaş uçağı filoları olan bir ülkenin yangın söndürme uçaklarıyla ilgili de ciddi bir hazırlığının olmasını beklerdik ama karşıdan aldığımız cevap bizi dehşete düşürdü. Tüm bölgede, bölgenin genelinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir tek yangın söndürme uçağı ya da helikopteri yok. Tam bir rezalet. Ankara ve Adana’yla yazışmalar yaptıklarını, bu yazışmaların sonuçlarını beklediklerini ifade ettiler. Gecenin ilerleyen saatlerinde, hiçbir müdahalenin olmadığını oradaki köylüler bizi defalarca arayıp ifade ettiler. Aradan yirmi dört saat geçti, pazartesi saat 13.00’te aradık, hâlâ ortada bir yangın söndürme uçağı ya da helikopteri yok. Bunun üzerine Bakanlığın yetkilileriyle görüştük, Müsteşarla görüştük. Onun da bunu gerekçelendirecek bir durumu yok. Yani “Bölgede niye bir yangın söndürme uçağı ya da helikopteri yok?”un cevabını Sayın Müsteşardan da alamadık. Adana’dan kaldırılan bir uçak tam on dokuz-yirmi saat sonra bölgeye ulaştı ve göstermelik bir yangın söndürme çalışmasıyla da maalesef hiçbir başarı elde etmeden o gün o çalışmaları bitirdi. Şu anda hâlâ çalışmaların devam ettiği yönünde bilgiler var ama yangın olanca hızıyla devam ediyor.

Orman Müdürü, yangın yerinin yerleşim alanlarından uzak olduğunu gerekçe göstererek kendilerinin rahat olduğunu ifade ediyor. Yani, bir ağaca baktığında bir yaşamı görmeyen, bir hayatı görmeyen, bir insanı görmeyen bir orman müdürünü atamışsınız. Dolayısıyla, onun da bakış açısı… “Yerleşim yerine uzak olduğu için biz şu anda rahatız.” diyor. Böyle bir anlayış olur mu arkadaşlar? Bir kere, bu zihniyette olan personelin Orman Bakanlığıyla, Orman Şube Müdürlüğüyle bir ilgisinin olmaması gerekiyor. Dört günde, kısıtlı bir alanda, bir yangını söndüremiyorsanız orada -kusura bakmayın- Hükûmetinizin varlığıyla ilgili, meşruiyetiyle ilgili bir tartışma başlar. Biz, bu konuda bir an önce etkili bir yangın söndürme müdahalesinin yapılmasını, bu güvenlik kafasının da artık o bölgeden çıkarılması gerektiğini ifade ediyoruz. Bölgede geçen yıl da Mardin’de, Kato’da, Cudi’de ormanlar yanarken müdahale etmeyen güvenlik kafası şimdi de Bingöl dağlarındaki yangına müdahale etmiyor. Bu kafa 90’lı yıllarda ormanlarımızı yakan kafayla aynı kafadır. Bu kafayla ya siz yüzleşeceksiniz, bu kafayı oradan ayıklayacaksınız ya da biz o kafanın şu anda sizde temsil edildiğini ifade edeceğiz.

Akdağ’daki yangının söndürülmesi için bir an önce gerekli yöntemlerin, gerekli tedbirlerin devreye konulması gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Gündem dışı üçüncü söz, inançlarımıza yapılan saldırılar konusunda söz isteyen Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay’a aittir.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, inançlarımıza yapılan saldırılara ilişkin gündem dışı konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle son yıllarda inançlarımıza ve bazı değerlerimize yapılan saldırılar konusunda gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde en çok dinî ve manevi değerlerimiz erozyona uğratılmıştır, saldırıya uğramıştır. On iki yıllık AKP döneminde değer yargıları çarpıtılmış, hırsızlık ve yolsuzluk yapanlar, rüşvet verenler “hayırsever iş adamı” ilan edilmiş, rüşvet “zekât” olarak adlandırılmıştır. Uyuşturucuya başlama yaşı 10’a, alkole başlama yaşı 11’e düşmüştür. İlköğretim okullarında alkol ve uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suç olmaktan çıkarılmıştır. Domuz eti üretimi ve satışı serbest bırakılmış ve bu çiftliklere Ziraat Bankasınca kredi sağlanmıştır. Tam 1.574 Kur’an kursu kapatılmıştır. Zina serbest bırakılmıştır. “Kabataş’ta başörtülü kızımıza saldırdılar.” diyerek oy devşirmeye çalışan Tayyip Erdoğan, telefon açıp başörtülü gazeteciyi işten attırmıştır, AKP aleyhine çalışan başörtülü kızlara hakaret ederek onları hedef göstermiştir. Bazı AKP’li milletvekili, bakan yardımcısı ve yöneticilerin Tayyip Erdoğan’ı kutsayan söylemleri hâlâ hafızamızda iken son olarak İçişleri Bakanı Efkan Ala, Hazreti Muhammed’in Mekke’nin fethi sırasında gurura kapıldığını ve Allah tarafından uyarıldığını, kendilerinin ise gurura kapılmadığını söyleyebilmiştir. Dinî duygularımız oy için istismar edilirken, Kur'an-ı Kerim’le dalga geçen, adı rüşvete, yolsuzluğa karışan bir eski Bakan için bütün AKP’li yöneticiler, sözcüler sessiz kalmıştır. Sizlere soruyorum: İnançlarımıza, dinimize, Kur'an-ı Kerim’e ve değerlerimize yapılan hakaretler karşısında susanlara ne diyorduk?

İmar Kanunu’ndaki “cami” ibaresi “ibadet yeri” olarak değiştirildi, bir tek gayrimüslimin bulunmadığı yerlerde misyonerlik faaliyeti için pıtrak gibi kilise evler açılmasına imkân sağlandı. Yine, Erdoğan bundan Avrupa Parlamentosunda övgüyle bahsetti.

Türkiye’de akla gelebilecek en son şey camilerin kundaklanması ve yakılmasıdır değerli arkadaşlar ancak ne yazık ki ramazan ayında camiler kundaklanıp Kur'an-ı Kerimler yakılmaktadır.

2011 yılında İzmir Alaçatı’da camide Hristiyanlara ibadet yaptırıp bununla övünen Başbakan Erdoğan, soydaşlarımızın yaşadığı Rodos Adası’ndaki 27 cami kapatılıp bunlardan bir kısmı meyhane ve eğlence yeri hâline getirilirken ağzını dahi açmamıştır. Hicap etmeyecekleri bu fotoğrafları sizlere gösterebilirim.

Batı Trakya’da 13 Türk okulu kapatılırken Gökçeada’ya Rum okulu açılmış ve Niğde’de Rum kilisesi açılmıştır. Türkiye’deki kiliseler onarılıp ibadete açılırken, Yunanistan Kavala’daki İbrahim Paşa Camisi kiliseye çevrilmiştir.

Yine Erdoğan, cami imamının yalanlamasına rağmen “Gezi Parkı’nda camide içki içti.” diyerek yalan söyleyip oy bezirgânlığı yapmıştır, ancak aynı Erdoğan, Hükûmet, 31 Aralık 2012 tarihinde Amerikan askerleri Adana’da İncirlik Üssü’ndeki camiye ayakkabılarıyla girip, içki içip, Kur'an-ı Kerim’i parçalamışken ve bu durum da tutanak altına alınıp Hükûmete bildirilmişken maalesef sessiz kalmıştır. Tabii, bunu ben söylemiyorum, bunu şimdiki Adalet Bakanınız Bekir Bozdağ söylüyor, hem de ıslak imzasıyla söylüyor. Bu ıslak imza, öyle Ergenekon, Balyoz davalarındaki ıslak imzaya da benzemiyor.

Değerli milletvekilleri, Türk milleti olarak, milletvekilleri olarak inanç dünyamıza yapılan bu saldırılara karşı yeniden bir uyanışa geçmeye, bu saldırıları yapanlara karşı sessiz kalmaktan mutlaka vazgeçmeye ve sahip çıkmaya davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

10 arkadaşımıza 60’ıncı maddeye göre söz vereceğim.

İsimlerini sırayla okuyorum: Sayın Özkan, Sayın Öğüt, Sayın Güzel, Sayın Enç, Sayın Tanal, Sayın Atıcı, Sayın Türkmenoğlu, Sayın Sarıbaş, Sayın Öztürk, Sayın Eyidoğan.

Buyurun Sayın Özkan…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, doğal afetler nedeniyle çiftçilerin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

İktidar yetkililerine uyarı ve önerilerimi sıralayacağım.

2014 yılında yaşanan kuraklık, aşırı yağış, sel baskını, dolu vurgunu sonucu bitkisel üretim ciddi şekilde zarar görmüştür. Saman, fiğ, yonca, mısır yani yem fiyatları tırmanışa geçmiş, hem de üretim miktarı azalmıştır. Hayvancılığın en önemli girdisi olan yemde yaşanan bu sıkıntı üreticimizi mali olarak sıkıntıya düşürmüştür. Özel bankalara olduğu kadar, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi borçları da ödenemez hâle gelmiştir. Çıkarılan genelgeyle bu borçların ertelenemeyeceği yazılı olarak bildirilmiştir.

İstek: Borçları erteleme kararnamesinden hayvancılık kredisi kullananların yararlandırılması gerekmektedir.

Uyarı ve önerilerimin dikkate alınmasını rica eder, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öğüt…

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’un Kadıköy ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Uzun yıllardır Kadıköy’ün en önemli sorunu olan Kurbağalıdere yıllar içinde İSKİ ve DSİ tarafından güya ıslah edilmiş ama yapılan her iş ve harcanan bütün paralar boşa gitmiştir. Şimdilerde yeniden bir ıslah çalışması yapılmaktadır ama yapılan iş, başlangıç planından uzaktır. Başlangıç planı hatalıdır, bunu İSKİ kabul etmiştir. Bu plan başladığından beri, inşaat başladığından beri Kadıköy’e on dakika bile yağmur yağmış olsa mutlaka ve mutlaka sel basmaktadır. Kadıköylüler bir an önce bu ıslahın ve bu planlamanın bitirilmesini istemektedir.

Ayrıca, yine Kadıköy’ün dört yıldır en büyük problemlerinden birisi Fikirtepe’deki kentsel dönüşümdür. Bu kentsel dönüşümdeki belirsizlik hâlâ devam etmektedir. Burada insanlar tedirgindir; burası, Suriyelilerin bir barınma merkezi olmuştur; esrar, eroin ve uyuşturucu gibi ne kadar problemli satış varsa burada yapılmaktadır. Onun için, bir an önce, buranın Hükûmet tarafından kontrol altına alınması gerektiğini düşünüyorum, müteahhitlerin de verdikleri sözleri yerine getirmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Güzel…

3.- Ankara Milletvekili Ülker Güzel’in, İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları dünya insanlık tarihinin utançla hatırlayacağına ilişkin açıklaması

ÜLKER GÜZEL (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Her zaman gururla hizmet ettiğim Türkiye Cumhuriyeti’nin Parlamentosundan İsrail parlamenteri bayana seslenmek istiyorum: Haksız yere işgal etmiş olduğunuz Filistin toprakları üzerinden kan, kin ve nefret dolu kara vicdanınızı bütün insanlık âlemine gösteriyorsunuz. Siz, asla bir kadın, bir anne ve insan olamazsınız. Dünya insanlık tarihi bu yaptıklarınızı utançla, kara leke olarak hatırlayacaktır.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Enç…

4.- Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in, “Tıpış tıpış, paşa paşa sandığa gitmek zorundasınız yoksa hayatlarınıza müdahale ederler.” gibi söylemlerle oy avcılığına çıkan siyasileri kınadığına ve sandığa korkuyla değil demokratik bir hakkı kullanmak adına gidileceğine ilişkin açıklaması

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin en önemli mekanizmalarının başında demokratik seçimler gelir. 10 Ağustosta ülke olarak 12’nci Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz, millî irade tekrar sandığa yansıyacak. Bu doğrultuda, seçmenini “Tıpış tıpış, paşa paşa sandığa gitmek zorundasınız, yoksa hayatlarınıza müdahale ederler.” gibi korku imparatorluğu yaratan söylemlerle oy avcılığına çıkan siyasileri kınıyorum. (CHP sıralarından gürültüler) Sandığa korkuyla değil, demokratik bir hakkı kullanmak adına gidilir diyorum, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, doğru konuşmadığı için ben de onu kınıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Maltepe, Üsküdar ve Sultanbeyli ilçelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Maltepe’de Başıbüyük Mahallemizde halkın inançlarıyla oynayan, halkın inançlarıyla oy avcılığına çıkan, dini siyasete alet eden zihniyeti kınıyorum. Aynı zamanda, Maltepe ilçesi Başıbüyük Mahallesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi belediye otobüs seferlerini düzenlememektedir. Onun için, İçişleri Bakanını ve Çevre ve Şehircilik Bakanını bu konuda göreve davet ediyorum.

Üsküdar ilçemizde, seçim öncesinde, “İmarınız hayırlı olsun.” sloganını koyan, pankartını asan Üsküdar Belediye Başkanlığı, Yavuztürk Mahallesi’nin hâlen imar sorunu ve mülkiyet sorunu çözülememiştir. Oy nedeniyle Üsküdar halkını kandırmışlardır. Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanını göreve davet ediyorum.

Sultanbeyli ilçemizden merkeze, Mecidiyeköy’e bir saat…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - …bir buçuk saat yol almaktadır.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Vatandaşın umuma açık olan tuvaletlerin…

BAŞKAN - Sayın Atıcı, açık… Sayın Atıcı’nınki devam ediyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sultanbeyli’de umuma açık tuvaletlerin yapılmasını rica ediyorum.

BAŞKAN – İyi, olur, tamam.

Sayın Atıcı, buyurun.

Devam edin, on saniyeniz gitti.

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Sağlık Bakanlığının birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, üç yıldır bu Mecliste Sağlık Bakanlığının birinci basamak sağlık hizmetlerinin kötü olduğunu ve piyasalaştırıldığını söylüyordum ve bunun bedelini halkımızın, bebeklerimizin ödeyeceğini söylüyordum. Maalesef dediklerimiz yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

2012 yılında binde 7,4 olan bebek ölüm hızı 2013 rakamlarına göre binde 7,8’e yükseldi. Az bir yükselme gibi görülebilir, küçük bir hesap yaptığımızda ortalama 1,5 milyon bebeğin doğduğu ülkemizde yılda 600 yeni bebeğin öldüğü anlamını taşır bu hesap. Sağlık Bakanlığını acilen asli görevi olan birinci basamak sağlık hizmetlerini yapmaya ve bu kaliteyi yükseltmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Türkmenoğlu…

7.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, Gazze’de yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve bir an önce bu dramın bitmesini temenni ettiğine ilişkin açıklaması

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de Gazze’de yaşanan insanlık dramını, tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu insanlık dramını lanetliyorum. Kundaktaki bebekler, sivil halk, çocuk, kadın, erkek demeden öldürülüyor tüm dünyanın gözleri önünde. Gazze’de aslında insanlık öldürülüyor.

Hiçbir ülke temel hak ve özgürlükler nutku çekmesin Türkiye’ye. Türkiye’den başka bazı ülkelerde tek tük seslerin çıktığını görüyoruz ama ne yazık ki ölenler Müslüman olunca dünyanın gözü kulağı kapalı oluyor.

Ben, bir an önce bu katliamların bitirilmesi ve özellikle ramazan aylarında, her ramazan ayında aynı senaryoyu görmemiz nedeniyle Müslümanların el birliği, güç birliği içinde buna direnç vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Gazze’de yaşamını yitiren tüm şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum, evlatlarını kaybeden annelere sabırlar diliyorum ve bir an önce bu dramın bitmesini temenni ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş…

8.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in yaptığı antidemokratik uygulamalara ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Kırnıç’a, 2012-2013 öğretim yılı bahar döneminde öğrencilere “Gezi ve Taksim olaylarının türevlerini inceleyerek maksimum ve minimum noktalarını belirleyiniz.” şeklinde soru sorduğu gerekçesiyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner tarafından açılan soruşturma sonucu kamu görevinden çıkarılma cezası verilmiştir. Gezi direnişini bahane ederek öğrencilere, öğretim görevlileri ve öğretim üyelerine karşı yürüttüğü baskı, yıldırma politikalarının yanında, çalışanların da ekmeğiyle oynayan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü, antidemokratik uygulamalarıyla barışın kenti Çanakkale’nin huzurunu bozmuştur. Haksızlığa uğrayan Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Kırnıç’ın görevine iadesiyle, Çanakkale’ye huzursuzluktan başka bir şey getirmeyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü hakkında soruşturma açılması, Çanakkaleliyi, barışın kenti Çanakkale’yi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

9.- Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün, İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı kınadığına ve gerçek kurtuluşun Filistin devletinin tanınmasından geçtiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

İsrail şu mübarek ramazan ayında terör estirmeye devam etmektedir. Tonlarca bombayla sivilleri, çocukları, kadınları katletmektedir. İsrail hiçbir hukuk ve uluslararası kural tanımamaktadır; uluslararası camia sessiz kalmaya devam etmektedir.

İsrail’in gerçek yüzünü bir kadın milletvekili şöyle yansıtmaktadır: “Analar da ölmeli.” İsrail’in katliamlarını ve bu düşünceyi kınıyorum. Bu kimse, bırakın analık, insanlıktan nasibini almamıştır.

Bir an önce barışın sağlanmasını temenni ediyor, Filistin’in yanında olduğumuzu haykırıyor, gerçek kurtuluşun Filistin devletinin tanınmasından geçtiğini ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Eyidoğan…

10.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’daki tarihî binaların durumuna ilişkin açıklaması

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, tarihî binalarımız ya bakımsızlıktan yıkılıyor ya yanıyor ya da yakılıyor. İstanbul Üsküdar’da 80 dönümlük Fethipaşa Korusu’ndaki Hüseyin Avni Paşa Köşkü 28 Haziranda yandı. “Tablolar da yandı.” diyorlar. Gerçekten yandı mı? Bu köşk ve arazi 2009 yılında Cengiz İnşaata satılmıştı. Yangından üç gün sonra itfaiye rapor tuttu. Rapora göre, bu yangının çıkışına dair bir bulgu ve unsur yokmuş. Bu konuda İstanbul Valisi Sayın Mutlu attığı bir “tweet”inde şöyle diyor: “Tarih ve kültür mirasımızı kaybettik, çok üzüldük. İdari inceleme başlattık.” Acaba ne yapıyorlar 28 Hazirandan bu yana? Bu konuda yeterli bir bilgi yok. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ne diyor? Bunların cevaplarını bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özgündüz, sizin 58’inci maddeye göre bir düzeltme talebiniz var, kürsüden söz vereceğim size.

Buyurun, süreniz iki dakika.

VI.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, 15/7/2014 tarihli 116’ncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Dünkü toplantıda Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde yaptığım konuşma sırasında “IŞİD militanlarının Kafkasya, Çeçenistan, Tunus, Fas, Lübnan, Azerbaycan, Libya, Suudi Arabistan’dan gelerek Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtikleri” yönündeki sözümün yanlış anlaşılmalara meydan vermemesi açısından bu şekilde kayıtlara geçmesini istiyorum. Burada dünkü konuşmamda sanki Azerbaycan’ın da bu IŞİD’i desteklediği şeklinde bir beyan geçmiş, bunu düzeltiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve 19 milletvekilinin, Samsun’un Canik ilçesinde meydana gelen sel felaketine yol açan sebeplerin ve ortaya çıkan mağduriyetlerin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1017)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Samsun ili Canik ilçesinde meydana gelen sel felaketine yol açan sebeplerin ve ortaya çıkan mağduriyetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105'inci, Anayasa’mızın 98'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ederiz. 6/7/2012

1) Cemalettin Şimşek                                               (Samsun)

2) Sadir Durmaz                                                       (Yozgat)

3) Alim Işık                                                              (Kütahya)

4) Ruhsar Demirel                                                    (Eskişehir)

5) Sümer Oral                                                          (Manisa)

6) Oktay Vural                                                          (İzmir)

7) Mehmet Günal                                                      (Antalya)

8) Lütfü Türkkan                                                      (Kocaeli)

9) Özcan Yeniçeri                                                     (Ankara)

10) Ali Halaman                                                       (Adana)

11) Mehmet Erdoğan                                                (Muğla)

12) Celal Adan                                                         (İstanbul)

13) Hasan Hüseyin Türkoğlu                                     (Osmaniye)

14) Edip Semih Yalçın                                              (Gaziantep)

15) Zühal Topcu                                                       (Ankara)

16) Mustafa Kalaycı                                                 (Konya)

17) Erkan Akçay                                                       (Manisa)

18) Mesut Dedeoğlu                                                 (Kahramanmaraş)

19) Mehmet Şandır                                                   (Mersin)

20) Bahattin Şeker                                                    (Bilecik)

Gerekçe:

Ülkemizde deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetlere sık sık rastlanmaktadır. Bu afetler içinde depremden sonra en büyük can ve mal kaybına yol açan ise sel felaketidir.

Son olarak 4 Temmuz 2012 günü Samsun'un Canik ilçesinde Mert Irmağı’nın taşması sonucu ırmak kenarında oluşturulan, “Yaşam Kenti Canik” olarak belirlenen kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan 450 haneli TOKİ Kuzey Yıldızı konutlarında yaşayan vatandaşlarımız can kaybına uğramıştır. 10 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, sel güzergâhındaki pek çok konutun da büyük hasar gördüğü sel afeti tüm Türkiye'yi derin üzüntüye boğmuştur.

Samsun'da yaşanan sel felaketinin akabinde yapılaşma ve yer seçimi tartışmaları ön plana çıkmıştır. Özellikle bu olayla birlikte büyük hasar gören ve can kayıplarının büyük bölümünün yaşandığı yer olan TOKİ konutlarının yer seçimi konusunda yanlışlığı ve yeterli fizibilite çalışmalarının yapılmadığı en çok dile getirilen konulardan biri olmuştur.

Bu yaşanan felaketten sonra, çağdaş kentleşmenin bir gereği olan akılcı bir kent planlaması, bu uygulama içerisinde yer alacak olan bina, yol, köprü, sanayi tesisleri, su depoları, park yerleri, yeşil alanlar, atık depolama alanları vb. değişik nitelikli yapılar için yapılacak uygun yer seçimini etkileyen topografya, jeolojik yapı, hidrolojik koşullar, iklim koşulları, yapı malzemeleri gibi jeolojik ve jeoteknik etmenlerin ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilerek öngörülen kent planlaması için gereksinim duyulacak bilimsel verilere dayalı teknikler kullanılarak hazırlanması zorunluluğu daha net bir şekilde görülmüştür.

Siyasi bazı çıkar hesaplarından sıyrılarak kentsel gelişmeyi ve kent planlamasını her şeyden önce bölgenin tüm jeolojik ve jeoteknik koşullarının iyi değerlendirilmesi ve eldeki alanların planlı bir şekilde kullanılması yönünde ele almak gerekir. Samsun'da riskli dere yatağına yapılan TOKİ konutlarında yaşanan can kayıplarından da görülmüştür ki yapılacak her türlü uygulamada yer seçimi, topoğrafik özelliklerine dair fizibilite çalışmalarının yapılması, bölgenin doğal çevre dengesinin korunması, kentte yaşayan vatandaşlarımızın sağlığı, can ve mal güvenliği ve ülke ekonomisi açısından oldukça önem arz etmektedir.

Vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerini vermek; yol, su, elektrik gibi altyapı hizmetlerini sağlamak devletin temel görevidir. Samsun'da yaşanan sel felaketinin bu anlamda etraflı bir şekilde ele alınması, maddi ve manevi travmaya uğramış vatandaşlarımızın kayıplarının tazmininin en kısa zamanda yerine getirilmesi, yaraların bir an önce sarılması gerekmektedir. Doğal afetler nedeniyle aşırı can ve mal kayıplarını önleyecek altyapı sorunları mutlaka çözülmelidir. Samsun'daki sel felaketi kapsamında taşması muhtemel derelerin ıslah çalışması, kapsamlı bir şekilde Türkiye'nin sel haritasının çıkarılmasına dönük çalışmalar, Hükûmet ve ilgili bakanlık tarafından bir an önce başlatılmalıdır.

Samsun'un Canik ilçesinde yaşanan sel felaketinden yola çıkarak, sel felaketlerinden dolayı oluşabilecek olası can ve mal kayıplarının önüne geçmek için Türkiye'nin ayrıntılı bir şekilde sel haritasının çıkarılması, sel ihtimalinin yüksek olduğu yerleşim yerlerinin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması için Meclis araştırma komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

2.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, Kemal Türkler davasıyla ilgili ortaya atılan iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1018)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Zaman aşımı gerekçesiyle failleri ve gerçek sorumluları bulunmadan yargı süreci sonlandırılan Kemal Türkler davasında, faillerin devlet tarafından korunması başta olmak üzere, yargı süreci hakkında ortaya atılan başkaca iddiaların araştırılması, gerçek sorumluların tespiti ve elde edilen bulguların kamuoyu ile paylaşılması için Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mülkiye Birtane                                                    (Kars)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

4) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

5) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

6) Emine Ayna                                                          (Diyarbakır)

7) Altan Tan                                                             (Diyarbakır)

8) Esat Canan                                                          (Hakkâri)

9) Sebahat Tuncel                                                    (İstanbul)

10) Erol Dora                                                           (Mardin)

11) Hasip Kaplan                                                      (Şırnak)

12) Murat Bozlak                                                      (Adana)

13) Ayla Akat Ata                                                      (Batman)

14) Hüsamettin Zenderlioğlu                                     (Bitlis)

15) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

16) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

17) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                        (Muş)

20) Nazmi Gür                                                          (Van)

21) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

23) Leyla Zana                                                         (Diyarbakır)

Gerekçe:

22 Temmuz 1980'de silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden DİSK Kurucusu ve Genel Başkanı Kemal Türkler cinayetinin üzerinden otuz iki yıl geçti. Ölümü ile ilgili dava ise 1 Aralık 2010'da failleri bulunmadan zaman aşımı gerekçesi ile sonlandırıldı. Böylelikle Türkiye tarihinde kara bir leke olan ve devletin açıkça sorumlu tutulduğu bir cinayet davası daha aydınlatılmadan ortada bırakılmış oldu. Davanın görülmeye devam ettiği süre içerisinde, faillerin kim olduğu hakkında ailesi tarafından ifade verilmiş ve faillerin kimlikleri açıkça dile getirilmiş olsa da bu iddialar dikkate alınmayarak dava otuz yıla yakın sürüncemede bırakıldı ve failler yargılanmadan, zaman aşımı nedeniyle iki yıl önce ortadan kaldırıldı.

Türkiye'nin demokrasi sınavlarından biri sayılabilecek bu önemli davanın zaman aşımıyla kapatılması yargının bağımsız hareket edemediğini yeniden gözler önüne koymuştur. Davanın, faillerin korunması için zaman aşımı süresi boyunca bilinçli olarak karara bağlanmadığı yaygın bir kanaat hâline gelmiştir. Ailesi, faillerin devlet tarafından kesin bir şekilde bilindiğini, hatta cinayetten devletin sorumlu olduğunu öne sürmektedir. Saldırı sonucu hayatını kaybeden Kemal Türkler'in kızı, faillerden birinin adını kamuoyu önünde açıkça ifade etmesine rağmen bunun yargı tarafından dikkate alınmaması söz konusu iddiaları güçlendirmektedir.

Kemal Türkler ve benzeri davaların zaman aşımına uğratılarak kapatılması, AKP Hükûmetinin faili meçhul cinayetlerin aydınlatıldığı tezini de ortadan kaldırmaktadır. AKP'nin on yıllık iktidarı boyunca devletin açıkça sorumluluğunun bulunduğu hiçbir faili meçhul siyasi cinayet aydınlatılmamış, failleri yargı önüne çıkarılmamıştır. Katliam olarak anılan davalar ise ya beraatle sonuçlanmış ya da zaman aşımı nedeniyle aydınlatılmadan ortadan kaldırılmıştır. Uludere (Qileban)'de 34 vatandaşın Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanarak katledilmesinin üzerinden yedi ay geçmesine rağmen, sorumlular gözler önündeyken yargı önüne çıkarılan tek kişi yoktur.

Türkiye'de devletin sorumlu tutulduğu davalar karşısında bir yargı geleneği hâline gelen bu tutum binlerce davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınmasına sebep olmuş ve Türkiye çoğu dava karşısında haksız bulunarak, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. Neticede, Kemal Türkler davası da AİHM'e taşındı ve davanın Türkiye aleyhine sonuçlanması sürpriz olmayacaktır.

Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin 23’üncü faslını "Yargı ve Temel Haklar" konusu oluşturuyor. Ancak Kemal Türkler davası gibi, Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşmesi ve yargının demokratikleşmesi açısından hayati öneme sahip davaların AİHM'e taşınması Türkiye'nin demokratikleşme alanında, yargı başta olmak üzere, ciddi sıkıntılarının olduğunu ve bu sıkıntıların bir türlü aşılamadığını bir kez daha gösteriyor. Kemal Türkler davasının AİHM'e taşınması, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi temelinde adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle cezalandırılması ve gerek yargı gerekse temel haklar konusunda üyelik müzakerelerinin tamamlanması açısından sıkıntılarından biri olacaktır.

Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Kemal Türkler davasının yargı aşaması hakkında iddia edilenlerin açıklığa kavuşturulması ve gerçek sorumluların ortaya çıkarılması için bir Meclis araştırması açılmasını Genel Kurulun takdirine sunuyoruz.

3.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1019)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan elektrik kesintilerinin nedenlerinin tespit edilerek doğaya zarar vermeden, çevreye saygılı bir yöntemle, ucuz, kaliteli ve kesintisiz elektrik hizmetinin sağlanması için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mülkiye Birtane                                                    (Kars)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

4) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

5) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

6) Emine Ayna                                                          (Diyarbakır)

7) Altan Tan                                                             (Diyarbakır)

8) Esat Canan                                                          (Hakkâri)

9) Sebahat Tuncel                                                    (İstanbul)

10 Erol Dora                                                            (Mardin)

11) Hasip Kaplan                                                      (Şırnak)

12) Murat Bozlak                                                      (Adana)

13) Ayla Akat Ata                                                      (Batman)

14) Hüsamettin Zenderlioğlu                                     (Bitlis)

15) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

16) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

17) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                        (Muş)

20) Nazmi Gür                                                          (Van)

21) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

23) Leyla Zana                                                         (Diyarbakır)

Gerekçe:

Nüfus ve sanayileşmenin hızla artmasına paralel olarak elektrik enerjisine olan talep giderek artıyor. Türkiye çevreye ve doğaya vereceği zararı göz ardı eden yöntemlerle elektrik üretim kapasitesini gelişmiş ülkelere oranla hızla artırıyor olmasına rağmen kişi başına düşen elektrik tüketimi gelişmiş ülkelerin ve dünya ortalamasının çok altında kalıyor. 2010 Elektrik Piyasası Raporu’na göre, 2009’da Türkiye’de kişi başına düşen elektrik tüketimi 2.000 MWh iken OECD ülkelerinde 8.000 MWh, ABD’de 14.000 MWh’dir, dünya ortalaması ise 4.000 MWh’dir. Durum böyle olmasına rağmen Türkiye yıllık olarak elektrik tüketimi için kişi başına düşen ödeme miktarı ile ilk sıralarda yer alıyor.

Bölgeler arası gelişmişlik farkı göz önünde bulundurulduğunda elektrik hizmetinin en problemli yürüdüğü yerler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri oluyor. Batman, Şırnak, Van, Iğdır, Diyarbakır, Urfa, Bingöl, Ağrı, Hakkâri, Kars, Ardahan ve Siirt gibi kentlerde, binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesini, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan sağlanan bir elektrik hizmeti bulunmuyor. Arazilerinde sulama sistemi kurulan çiftçiler elektrik kesintileri nedeniyle mahsullerinin kurumasından yakınıyor. Urfa'da elektrik kesintilerine bağlı olarak yaşanan su kesintileri nedeniyle tarlalarının çoğu kurumuş durumdadır. Diyarbakır, Şırnak, Van, Mardin gibi yazın klima kullanımını kaçınılmaz kılan illerde kesintisiz bir elektrik hizmeti olmadığından büyük sıkıntılar yaşanıyor. Elektrik kesintilerine bağlı yaşanan su kesintileri ise had safhadadır.

Elektrik kesintileri ve elektrik akımı problemi, şehir merkezleri dâhil olmak üzere ilçe merkezleri ve köylerde tüm halkı olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Özellikle yağmurların, rüzgârların şiddetli olduğu mevsimlerde ve kış aylarında elektrik kesintisi doğal bir hâl almış durumdadır. Kış mevsiminde bölgede binlerce köye elektrik verilemiyor. Kullanılan elektrik son derece düşük ve kalitesiz olduğundan yaz ve kış mevsiminde ek olarak kullanılan elektrikli aletler anında elektrik kesintisine neden oluyor.

Kent merkezlerinde ve ilçelerde iş yapan esnaf ne büro cihazlarını ne de yaptıkları işle bağlantılı elektrikli aletleri verimli olarak kullanamıyor. Resmî dairelerde bir faks, bilgisayarda bir işlem ya da fotokopi makinesinde gereken bir işlem sırasında elektrik kesintisi nedeniyle işlemler saatlerce uzuyor. Organize sanayi bölgeleri kesintiler yüzünden verimli çalışamıyor. Değirmenlere hububat götüren köylüler aynı sıkıntı nedeniyle saatlerce kuyrukta bekliyor.

Elektrik kesintilerinin en önemli sebebi gerekli altyapının olmaması ve kalifiye eleman yetersizliğidir. Bölge genelinde elektrik hatları otuz-kırk yıllıktır. Bu hatlar bakım ve onarımla ayakta duruyor. Üretim kapasitesi düşük trafolar ve yeni yerleşim alanları için ek trafoların kurulmaması elektrik kalitesini düşürüyor ve kesintileri çoğaltıyor.

Köylerin hemen hemen hepsinde ağaç direkler kullanılıyor. Bu direkler vatandaşların arazilerine konumlandırılmıştır. Köy yolları yeterli genişlikte ve asfalt olmadığı için yeni elektrik direkleri kurulamıyor. Köylerde elektrik hattı için kullanılan ağaç direklerin tümünün şebekeden çıkarılması, bütün hatların yenilenmesi, yeni yerleşim alanları için yeni ve kapasitesi yüksek elektrik trafolarının kurulması gerekiyor.

Sayaç okuma bedeline ilişkin tüketicilerin kafasında oluşan şüpheler ortada açık bir adaletsizlik olduğunu gösteriyor. Kullandıkları elektrik miktarı ve süresi ile faturaya yansıyan miktar vatandaşın kafasında çeşitli kuşkulara sebep oluyor. Bu sebeple bu konuda vatandaşın itirazları dikkate alınarak faturalandırma işlemleri üzerinde kapsamlı bir inceleme başlatılmalıdır.

Bütün bu sorunları dikkate alarak kesintisiz, kaliteli ve ucuz bir elektrik enerjisinin sağlanması için bir Meclis araştırması açılmasını Genel Kurulun takdirine sunuyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan tarafından, ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması amacıyla 7/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 16/07/2014 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

İdris Baluken

Bingöl

HDP Grup Başkan Vekili

Öneri:

7 Temmuz 2014 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan tarafından verilen (448 sıra no.lu), “Ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması” amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 16/07/2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’e aittir.

Buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, uyuşturucu madde kullanımının önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Herhâlde çok önemli bir konu olduğunu burada ifade etmeye gerek yok. Eminim ki vicdanı olan tüm milletvekilleri de bu önergeye destek verirler ve yakıcı bir sorun olarak önümüzde duran bu uyuşturucu madde kullanımının önlenmesine dair, Meclisin inisiyatif alacağı bir çalışmayı başlatırlar düşüncesindeyiz. Çünkü bu uyuşturucu madde bağımlılığında özellikle gözle görülür bir artış var ve hemen hemen bütün toplumsal kesimlerde de bu artıştan kaynaklı olarak çok büyük bir kaygı var. Sizler de seçim bölgelerine gittiğinizde eminim ki kendi seçmenlerinizden ya da sizi ziyarete gelen pek çok aileden bu yakınmaları duyuyorsunuz. Özellikle, uyuşturucu kullanımının gençlerin, çocukların normalde emanet edildikleri kurumlar etrafında yuvalanması ise sorunu büsbütün hâlde müdahil olunması gereken bir alan olarak önümüze getiriyor. Bunların en başında okullar ve okul çevreleri geliyor. Anne ve babaların çoğu, sağlıklı bir eğitim alsın diye, kendi geleceğini, toplumun, halkının geleceğini netleştirip katkı sunsun diye çocuğunu okullara gönderirken bu okullar etrafında âdeta pusuya yatmış olan uyuşturucu tacirleri maalesef büyük bir tehlikeyi ülke gündemine getirmiş durumdalar.

Neredeyse liselerde salgın hâline gelen bu uyuşturucu kullanımı ve alınmamış olan tedbirlerin getirdiği yakıcı durum artık ortaöğretim seviyesine, ilköğretim seviyesine de maalesef inmiş durumda ve ilköğretim çocuklarında da madde bağımlılığıyla ilgili klinik vakalar her geçen gün büyük bir sorun olarak önümüze gelmektedir.

Biz bu okul ve okul çevrelerinde özellikle yaygın olan ve yine kullanılmamış harabe binalarda, mezarlıklarda, ıssız olan yerlerde uyuşturucuya rahat ulaşabilme ve buralarda kullanabilmeyle ilgili, bir kere, güvenlik tedbirlerinin tamamen yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Bunun pek çok yerde bilinçli bir politika şeklinde de devrede olduğunu biliyoruz.

Örneğin benim seçim bölgem Bingöl’de, Diyarbakır’da, Van’da, Urfa’da pek çok veliyle görüştüğümüzde, pek çok seçmenimizle görüştüğümüzde, çok yakın noktalarda polis kontrol noktası olmasına rağmen bu uyuşturucu tacirlerine müdahale edilmediğini insanlar bize iletiyorlar ve biz kendi yaptığımız çalışmalarda da, sahada yaptığımız gözlemlerde de gerçekten buna tanıklık ediyoruz. Bu uyuşturucu maddeden dolayı tedavi gören bazı çocukların özellikle karakolda vermiş oldukları ifadeler ve orada içerisine girmiş oldukları diyaloglar da burada gerçekten çok vahim bir durumu ortaya koyuyor. Bir Diyarbakırlı gencin polisin kendisine “Siyasete bulaşmayın da, o tarz işlere girmeyin de ne yaparsanız yapın, biz onlarla çok ilgilenmiyoruz.” dediği şeklinde aktarmış olduğu bilgiler medyaya da yansımıştı, medyanın yazılı basınına da yansımıştı. Bu anlayış, bu zihniyet, gelecek nesillerimizi tehlikeye atan ve neredeyse hepimizin geleceğini bitiren bir zihniyettir. Bu zihniyetin terk edilmesi için bizim bu işi ciddiye aldığımızı bütün topluma hissettirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla Meclisin bu yönüyle bu soruna el attığının, bu sorunu takip ettiğinin bütün toplumda hissedilmesi gerektiğinin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.

Tabii, bu uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili sosyal pek çok faktör var. Yani sosyoekonomik bazı sıkıntılardan tutalım da kişinin yaşadığı, gencin, çocuğun, bireyin yaşadığı sosyal çevredeki birtakım farklı durumlara kadar ya da “özgürlük” tanımının bu tarz madde bağımlılığı üzerinden tanımlanmasından tutalım da bir merak duygusu, bir özentiye kadar çok farklı noktada bu sebepleri burada sıralayabiliriz. Çoğunlukla, bu madde bağımlılığına yakalanan gençlerin, çocukların çoğunda da “Bir defadan bir şey çıkmaz.” anlayışı üzerinden kullanıldığını ve daha sonra bu bataklık içerisinden çıkılmadığını gözlemliyoruz.

Özellikle sivil toplum örgütlerinin hazırladığı raporlar gerçekten kanımızı donduracak bilgiler veriyor. Türkiye’de uyuşturucu kullanım yaşının ortalama 15 ile 24 yaş arasında olduğu ama son dönemde 12-13 yaş aralığında ciddi bir pikin yaşandığı, 10-11 yaş aralığında da kliniklere başvuran vaka sayılarında artışın olduğunu gösteren bulgular var. Yine, bu sivil toplum örgütlerinin yaptığı çalışmalarda daha önce daha çok yüksek gelir grubuna sahip kesimlerde ve metropollerde bu uyuşturucu madde kullanımı yaygınken şimdi daha çok metropollerin varoşlarında sosyoekonomik durumu kötü olan, yoksul olan çevrelerde ve yine yoksul olan illerde bu kullanımın, bu bağımlılığın giderek arttığını gösteren bilgiler var.

Burada Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezinin raporlarını incelediğimizde de yine benzer bazı veriler var, orada da özellikle 15 yaşın altında uyuşturucu kullanımıyla ilgili çok ciddi tespitler var. Tabii, uyuşturucuya bu kadar kolay erişilebiliyor olmasının hiçbir gerekçe olmadan devlet tarafından bir öz eleştiri konusu olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyoruz.

Şunu biliyoruz ki: Türkiye aslında bütün uluslararası uyuşturucu trafiğinin geçiş noktası, geçiş güzergâhı konumunda yer alıyor. Amerika’da hazırlanan 2011 Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Stratejisi Raporu’nda da bu durum tespit edilmiş, yine, Avrupa Birliği ülkelerinin hazırladığı raporlarda da bu var. Bununla ilgili yeterince mücadele edecek bir politikanın üretilmediğini ve yine bu geçiş güzergâhı boyunca da bu uyuşturucunun bizim toplumsal kesimlere nüfuz etmesini önlemeye yönelik önemli bir çalışma ortaya koymadığımızı her şeyden önce itiraf etmemiz gerekir. Rakamlar korkunç: Türkiye’de bir yılda Avrupa Birliği ülkelerinin tamamından 3 kat daha fazla eroin ele geçiriliyor, 2 kat daha fazla esrar ve extacy ele geçiriliyor ama buna rağmen mevcut trafiğin bunun kat kat üstünde olduğuna dair bilgiler var. Dolayısıyla, böylesi bir tablo içerisinde biz gerekli önlemlerin alınmasına yönelik birtakım çalışmaların yapılması gerektiğini buradan tekrar ifade etmek istiyoruz.

Tabii, özellikle son günlerde de bu “bonzai” denen çok öldürücü olan bir sentetik maddeden bahsediliyor. Medyaya yansıyan haberleri sizler de eminim ki okuyorsunuz. Bir marihuana olmadığı için ölüm riski çok daha yüksek. Sentetik olan bonzai ağacının bazı kimyasal maddelerle işlemden geçirildikten sonra çok kolay ulaşılabilir olması ve çok ucuz olması nedeniyle giderek artan bir kullanımı söz konusu. Bu bonzai çok hızlı bir şekilde ölüme doğru götürüyor. Başlangıçta daha hafif semptomlarla başlayan tablo genellikle esrar ve eroin kullanımıyla beraber olduğu zaman çok kısa bir süre içerisinde karaciğer, böbrek yetmezliğinden tamamen bilincin kapanmasına kadar giden ve anbean ölüm duygusunu bireye hissettiren bir ölüm şekli, çok vahim bir ölüm şekli ve bununla ilgili de Sağlık Bakanlığının, Hükûmetin çok ciddi tedbirler alması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu bonzainin şöyle bir özelliği var: Yani, sanırım, İnternet üzerinden 2 TL gibi bir para miktarıyla bile çok rahat ulaşılabilecek küçük paketleri var. Esrar bulamayanlar ya da eroin krizine girenler bir geçiştirici olarak genellikle bunu kullanıyorlar ve nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacaklarını da bilmeden bir ölüm girdabının içerisine saplanıyorlar. Bununla ilgili gerekli tedbirleri almazsak, erişilebilirlik noktasında ya da bu joker uyuşturucu durumuyla ilgili duruma müdahale etmezsek korkarız ki önümüzde ciddi ölümcül madde bağımlılığının ölüm salgınlarıyla karşılaşabiliriz. O nedenle ben bu konuda bütün Meclisin duyarlı olması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Önergemize bütün Meclisten destek beklediğimizi buradan vurgulayarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Adana Milletvekili Sayın Necdet Ünüvar.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisinin üzerinde konuşmak üzere AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, uyuşturucu konusu gerçekten son derece önemli. Sadece bugünü değil, yarını da çok yakından ilgilendiren önemli bir halk sağlığı problemi. Gerçekten her gün konuşulsa yeridir. Her an gündemimizde olması gereken çok önemli bir husus. Tabii, olay sadece kaçakçılık veyahut da farklı sosyal sorunlara yol açma boyutuyla gündeme geliyor ama esasında sağlık açısından, kamusal problemler açısından, sosyal, hukuki, idari yönler açısından, terör açısından, hatta kadına şiddet, sağlıkta şiddet, sporda şiddet gibi konulardaki en önemli etken maddeler açısından da konuşulması gereken bir husus. Ülkemizde Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi koordinasyonuyla yürütülüyor. TUBİM adı altında İçişleri Bakanlığına bağlı bir şube müdürlüğü ama farklı kurumlar, STK’lar da bu kurumsal yapıya destek veriyorlar.

Tabii, madde bağımlılığını tek bir maddeye indirgemek de mümkün değil. Aslında “madde bağımlılığı” dediğimiz zaman tütünü, alkolü, uçucu maddeleri ve uyuşturucuyu birlikte değerlendirmek lazım ama uyuşturucuyla ilgili konular daha dramatik sonuçları itibarıyla gündeme geldiği için doğal olarak daha sık konuşuyoruz.

Tabii, biraz önce Sayın Baluken de bonzaiden bahsetti. Bonzai yeni yeni gündemimize gelen maddelerden birisi, bir psikoaktif madde. Tabii, bu maddeyle ilgili esasında toplumda şöyle bir yanlış algılama var: Bonzai sanki tek bir maddeymiş gibi algılanıyor ama 300 kadar farklı kombinasyonların olduğu madde. En meşhuru bonzai yaprağı üzerine püskürtülme yoluyla piyasaya sürüldüğü için bonzai adıyla anılıyor ama sadece bonzaiden ibaret değil. İlk kez 2010 yılında ülkemizde Isparta, Tekirdağ, Eskişehir ve İstanbul’da gündeme geldi ama şimdi yaklaşık 70 ilimizde emniyet güçlerimizin farklı şekillerde yakaladığı bir madde, kullandığı madde şeklinde gündemimize geliyor.

Bu konularla ilgili, tabii şöyle bir uygulama var: TUBİM önce değerlendirme yapıyor Adli Tıpla beraber, bir maddenin uyuşturucu olduğuna kanaat getirdikten sonra onu Sağlık Bakanlığına bildiriyor, Sağlık Bakanlığı da Bakanlar Kurulu kararı çıkartıyor. Bu çerçevede 110 civarında psikoaktif madde yasak kapsamına girmiş. Ama şöyle bir sorun var: Ucuz, doğrudur. Özellikle ülkemize Çin, Amerika, Macaristan gibi ülkelerden hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerden geliyor, İnternet üzerinden de gelebiliyor. Özellikle uyuşturucu tacirleri piyasa tutmak adına ucuz şekilde piyasaya sürüyor ve bir müddet sonra, artık, uyuşturucu kullananların sayısı arttıkça fiyatının da artacağı çok aşikâr.

Bu konuyla ilgili -tabii, küçük kimyasal ortamda üretilen bir sentetik uyuşturucu yani bu konuyla ilgili özel kimya mühendisleri, özel organizasyonlarla üretilen bir uyuşturucu ve farklı farklı formatlarda kamuoyuna sunuluyor- şöyle bir çalışma yürütülüyor, bunu kamuoyuyla paylaşmakta yarar var: Bu maddeleri tek tek bildirip onu yasak kapsamına almak yerine daha ana bir grup hâlinde yani “jenerik sınıflandırma” dediğimiz şekilde yasak kapsamına almayla ilgili Sağlık Bakanlığı ile TUBİM birlikte bir çalışma yürütüyor Hacettepe Eczacılık Fakültesiyle beraber. Bu jenerik sınıflandırma olduğu zaman daha genel birtakım yasaklamalarla maddenin piyasada bulunabilirliğinin oldukça azaltılabileceği kanaatindeyim.

Tabii, sadece bonzai meselesi de değil uyuşturucu. Uyuşturucunun aslında sadece arzla ilgili boyutu da yok, yani sadece kaçakçılık boyutu da yok. Uyuşturucuyu belli başlı 4 ana başlık altında değerlendirmek gerekir.

Birinci ana başlık: Önleme, koruma. Özellikle burada hedef henüz hiç bağımlılık yapıcı madde kullanmamış genç kitleyi korumak ki TUBİM’in araştırmalarına göre, 2012 rakamları, 15 ila 64 yaş grubunda hayatında 1 kez madde bağımlılığı yapıcı maddeyi deneme oranı yüzde 2,7 civarında. Bu, belki Batı Avrupa ülkelerine göre daha düşük görülebilir ama uyuşturucu giderek daha fazla gündeme geliyor. Çünkü, Türkiye, bir yandan doğal uyuşturucu olan esrarın en fazla üretildiği Afganistan’dan Türkiye’nin batısındaki ülkelere geçiş güzergâhında ki, üç tane ana eksen var, klasik İpek Yolu -Türkiye üzerinden geçen- Kuzey Karadeniz ve Balkan rotası diye. Bu anlamda Türkiye bir geçiş güzergâhında; artma riski var. Öte yandan, sentetik uyuşturucuların da Batı’da üretildiğini biliyoruz, Türkiye’de üretilmiyor ama Türkiye’nin güneyi ve doğusundaki ülkelere geçiş güzergâhında. Dolayısıyla, biz, uyuşturucuyla hiç tanışmamış genç kitleyi koruma anlamında ciddi tedbirler almak durumundayız. Önleme, koruma da kaçakçılığın azaltılması, yani arzın azaltılması ve talebin azaltılması, kullanıcıların azaltılması.

İkinci kısım da tedavi. Hepimiz biliyoruz AMATEM’ler var, ÇEMATEM’ler var yani çocuk yaşta alkol ve madde bağımlılığı kullanımıyla ilgili.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – ÇEMATEM nerede var?

NECDET ÜNÜVAR (Devamla) – Türkiye’de şu anda 2 ÇEMATEM, 28 tane AMATEM var üniversite, Sağlık Bakanlığı ve özel sektöre ait ama Hükûmetimiz önümüzdeki üç yıl içerisinde farklı illerde 13 tane yeni AMATEM, 7 tane ÇEMATEM yapıyor şehir hastaneleri içerisinde.

Rehabilitasyon boyutu üçüncü ana başlık; tıbbi rehabilitasyon ve sosyal rehabilitasyon. Özellikle madde kullandıktan sonra toplumla entegrasyon anlamındaki rehabilitasyonu çok önemsiyoruz ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da bu konuyla ilgili şu anda ciddi bir çalışma yapıyor.

Dördüncü başlık da izleme ve değerlendirme. Tabii, bütün bu farklı boyutlarıyla gündeme gelen uyuşturucunun çok farklı bakanlıklarla ilişkisi var.

Tabii bu konu gerçekten son derece önemli, uyuşturucu konusu ve incelenmeye de değer ama belki Sayın Baluken geçen dönem olmadığı için hatta şu anda da Mecliste olmadığı için bilmiyor olabilir ama geçen dönem biz çok güzel bir çalışma yaptık, AK PARTİ, CHP, MHP ve BDP grupları gerçekten çok güzel bir çalışma yaptık. Şu anda o çalışmayı yapan 16 milletvekilinden 5 tanesi AK PARTİ’de, 1 tanesi MHP’de devam ediyor, CHP’den arkadaşlarımız Parlamentoda değil, BDP’den olan arkadaşımız da rahmetli oldu Sayın Nuri Yaman ve 487 sayfalık, gerçekten çok güzel bir çalışma yaptık -Sayın Reşat Doğru da burada- hatta geçen sefer de yine MHP Grubunun önerisiyle bu Meclis araştırma komisyonunun kurulması önerisinden sonra ben bütün milletvekillerimize hem 487 sayfalık raporu hem de şu özet, bütün önerileri özet olarak, renkli olarak bastırdığımız -dışarıda ben özel gayretle bastırdım- onların hepsini mail ortamında yolladık. Aslında onların içinde bir önemli önerimiz vardı; o da ulusal uyuşturucu koordinasyon üst kurulunun kurulması. Bu konuyla ilgili Hükûmet gerçekten çok önemli bir adım attı ve bu hafta pazartesi günü 6 bakanla beraber Uyuşturucu Komisyonu Başkanlığı yapmış olmam ve şu anda da Sağlık Komisyonu Başkanı olmam hasebiyle beni de davet ettiler ve orada bir yol haritası belirlendi. Sadece bonzainin değil, uyuşturucunun her boyutunun sosyal, toplumsal, sağlık, terör gibi farklı yönleriyle konuşulduğu bir toplantıydı ve periyodik olarak toplanma kararı alındı, ben de o toplantılara katılacağım. Burada 7 tane bakanlık var, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Adalet Bakanlığından oluşan 7 bakanlığın üst düzey yetkilileri periyodik olarak toplanacak ve bu konuyla ilgili konuları hem hayata geçirecek hem de yapılması gereken, alınması gereken tedbirlerle ilgili gerçekten çalışacak. Dediğim gibi, gerçekten, bu konu bizim her an gündemimizde olması gereken bir husus ve sürekli çalışmamız gereken de bir husus.

Geçenlerde bir torba yasa çıktı, TCK’da da birtakım değişiklikler oldu. Biraz sonra, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Bülent Turan da bu konuyla ilgili bilgi verecek. Özellikle, uyuşturucu kullanmanın âdeta, sanki suç olmadığı gibi bir izlenim vardı, o izlenimi ortadan kaldırmaya matuf gerçekten çok önemli bir madde değişikliği yapıldı. Ayrıca, uyuşturucu ekmenin ve satmanın da cezai müeyyidelerinin arttırıldığı çok önemli değişiklikler yapıldı. Biraz sonra Sayın Turan bilgi verecek.

Şimdi, tabii ki, aslında kâğıt üzerinde HDP Grubunun önerisi gerçekten son derece önemli ve bu konunun araştırılması gerekiyor ama biz bu konuyu araştırdık ve bu konuyla ilgili, bütün önerilerimizle ilgili bakanlıklar konuyu gündeme alıyor. Dolayısıyla, bu konu için yeniden araştırma komisyonu kurulması değil, araştırma komisyonunda önerilen önerilerin bakanlıklar ve Hükûmet tarafından hayata geçirilmesi önemli ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECDET ÜNÜVAR (Devamla) – …bununla ilgili de Sağlık Bakanlığımızın koordinatörlüğünde böyle bir çalışma başlatıldı. Zaman zaman bu konuyla ilgili de açıkçası Uyuşturucu Araştırma Komisyonu Başkanı sıfatıyla Meclisi de Parlamentoyu da bilgilendirmeyi kendim için gerçekten elzem bir görev olarak görürüm diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünüvar.

Sayın Hamzaçebi, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu aleyhte 2 sözü de aldığı için CHP Grubunun söz hakkı kalmadığına ve Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önemli bir konuyu görüşüyoruz. Halkların Demokratik Partisinin uyuşturucu maddenin, uyuşturucu madde kullanımının gençliğe ve topluma olumsuz etkileri konulu önerisini görüşüyoruz. Son derece önemli bir konu ancak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu öneri üzerinde söz hakkımız olmadığı için görüşlerimizi ifade edemedik.

Bugüne kadar bu Parlamentoda bütün siyasi parti grup önerileri üzerinde bütün siyasi partiler görüşür, görüşlerini beyan ederler. Bir siyasi parti grubunun önerisiyle ilgili 4 konuşma hakkı vardır; 2 lehte, 2 aleyhte olmak üzere ve bu 4 konuşma 4 siyasi parti arasında paylaştırılır. 3 muhalefet partisi grup önerisi getirmiş ise toplam konuşma hakkı, sayısı 12’dir. Bu 12 sayısı, AK PARTİ de dâhil olmak üzere, 4 parti arasında bölüştürülür. Muhalefet partileri bütün grup önerileri üzerinde görüşlerini ifade etme imkânını bulurlar. Böylesi demokratik bir uzlaşmayı bütün her şeye rağmen gerçekleştirmiş olan bir Parlamentodayız. Ama bugün bu uzlaşmanın AK PARTİ tarafından bir kenara atıldığını, Halkların Demokratik Partisinin grup önerisi üzerindeki 2 aleyhte konuşmanın onlar tarafından alındığını gördüm. Kendilerinden talep ettim, bu talebime olumsuz yanıt verdiler. Ben bu olumsuz tutumu Genel Kurulun ve Parlamentonun, milletimizin takdirine sunuyorum.

Biraz önce, burada, bizim Genel Başkanımızı “Tıpış tıpış seçime gideceklerdir.” şeklinde cümlesini esas alarak eleştiren bir Antalya Milletvekili vardı. Ona demokrasi anlayışının ne olduğunu, demokrasiye karşı tutumun ne olduğunu kendi parti grubunun tutumuna bakarak anlamasını tavsiye ederim.

Teşekkür ederim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kendi de tıpış tıpış gitti. Sorun yok yani.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan tarafından, ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması amacıyla 7/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin lehinde Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanlığının ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması amacıyla vermiş olduğu önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, önümüzdeki dönemde, bence, ülkemizin en önemli konularının başında bağımlılık gelmektedir. “Bağımlılık” dendiği zaman sadece bir madde bağımlılığı değil, madde bağımlılığının dışında elektronik bağımlılık, İnternet bağımlılığı gibi çok çeşitli bağımlılıkları da bunun içerisinde sayabiliriz. Yani cep telefonu bağımlılığından tutun da dizi bağımlılığına, televizyon bağımlılığına kadar birçok konu bunların içerisindedir ve önümüzdeki 21’inci yüzyılın en önemli sorunlarının başında da bence bu gelmektedir. Tabii, bunların başında da özellikle bu konu, yani uyuşturucu konusu her geçen gün ülkemizin ve dünyanın çok önemli bir sorunu olarak karşımızda bulunmaktadır.

Bu sorunla ilgili, tabii, önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine çok önemli görevler düşmektedir. Herhâlde araştırma önergesinin amaçlarından bir tanesi de Mecliste bunun gündeme getirilmesi ve alınması gereken tedbirler ve önlemlerle ilgili olması gerekir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bununla ilgili -biraz önce Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın da söylemiş olduğu gibi- Meclisimizde geçmiş dönemde çok önemli bir araştırma grubu oluşturulmuş ve çok yoğun bir çalışma da yapılmıştır. O çalışmanın yapılmış olmasından dolayı ben, buradan, tekrar, bir kez daha hem Başkanımıza hem de o dönemde görev alan milletvekili arkadaşlarımıza ve ona katkıda bulunan uzmanından diğer insanlarına kadar hepsine teşekkürlerimi arz ediyorum.

Hakikaten çok önemli çalışmalar yapılmış ve çalışmaların neticesinde de yine o çalışmaların sonucunun ortaya konulduğu çok önemli raporlar gündeme getirilmişti. Ancak, tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok farklı bir özelliği var: Araştırma önergeleri çok güzel bir şekilde araştırılıyor, yapılıyor, ondan sonra raporlar hazırlanıyor, hazırlanan bu raporlar işte Meclisimizde tartışılıyor, önerilerin hepsi gündeme getiriliyor. Getirilmesinin sonrasında da bunların, önerilen kısımlarının hepsinin yapılması, gereken -yani kanuni müeyyideler- değişikliklerin yapılması; artı, beraberinde, ondan sonraki dönemlerde de bunların takip edilmesi gerekiyor.

Ancak enteresandır, bütün araştırma önergelerinde olduğu gibi bunda da, yani bu yapılan araştırmalar neticesinde de çok fazla takip neticesinde bir çalışma yapılmamıştır. Yani bir noktada, aylarca, yıllarca emekler veriliyor, o emeklerin neticesinde de çok fazla bir takip edilme durumuyla karşı karşıya kalmıyoruz. Bu alışkanlığı mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisinin değiştirmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinde, biliyoruz, birçok konuda araştırmalar yapılır. Araştırmaların hepsi sonrasında raflara konulur ve onlar tozlu raflarda da başka bir araştırmayı bekler. Ancak bugünkü görüştüğümüz konunun ben önümüzdeki dönemde, hele de 21’inci yüzyılda “Yeni Dünya Düzeni”nin oluşması ve toplumda sosyal yaşamdan itibaren beklentilerin değişmesi, aile yapısındaki bozulmalar ve durumlar ortaya çıkartılınca çok önemli olduğu kanaatindeyim.

Bakınız, bugünlerde “bonzai” diye bir madde de artık uyuşturucu konusunda Türkiye'nin gündemine girmiştir. Bonzai konusunun tabii çok farklı şekilde değerlendirilmesi gerekir, şöyle ki: Uyuşturucuyla ilgili her geçen gün yeni yeni maddeler ortaya konulmakta, yeni yeni maddeler bulunmakta ve bunlar da insanlarımızın hayatını karartmaya devam etmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu sorun sadece belli bir kesimin değil, yaşlısıyla genciyle, fakiriyle zenginiyle, erkeğiyle kadınıyla hepimizin sorunlarıdır, sorunları içerisindedir. Bakınız, Birleşmiş Milletler verilerine göre -uyuşturucudan ölümlerden- dünyada yaklaşık olarak 250 milyon insan uyuşturucu kullanıyor. Bunların içerisinde, yaklaşık olarak ABD’de mesela her yıl 30 bin kişinin uyuşturucudan öldüğü şeklinde bir istatistiki bilgi ortaya konulmaya çalışılıyor. Tabii, bunlara şöyle bir bakmış olduğumuz zaman bunların başında esrar geliyor, amfetamin geliyor, işte kokain geliyor; eroin gibi çok çeşitli şekillerde yoğun bir şekilde kullanılanlar içerisinde şimdi de “bonzai” denen çok tehlikeli ve de süratli bir şekilde önlem alınması gereken bir maddeyle karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

Sağlık Bakanlığının çalışmaları -geçtiğimiz günlerde çalışmalarının olduğunu yakından takip ettik- sadece Sağlık Bakanlığı olarak değil de bütün kurum ve kuruluşların yani Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının, Gençlik ve Spor Bakanlığının veyahut da Millî Eğitim Bakanlığına kadar diğer birçok bakanlığın bu konuda ellerinden gelen gayreti göstermeleri gerekiyor.

Ancak, enteresandır, bakınız, Avrupa’da uygulanan, ülkemizde de bir zamanlar uygulanan ancak 2003 yılından itibaren de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından izin verilmeyen, “ESPAD Projesi” dediğimiz, Avrupa Gençlerde Madde Kullanımı Değerlendirme Projesi vardır. Enteresandır, 2003 yılından itibaren Millî Eğitim Bakanlığı bununla ilgili araştırmayı bir türlü kabul etmiyor, araştırmanın önünü açmıyor veyahut da kapatıyor. Tabii, bunu biz müteaddit defalar dile getirdik. Şahsım olarak bu konuda Millî Eğitim Bakanlığına hem yazılı hem sözlü soru önergeleri vermeye çalıştım. Artı, beraberinde, yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuda en fazla konuşan milletvekillerinden birisiyim. Her zaman da konuşmamda “ESPAD Projesi’ni mutlaka biz tekrar Millî Eğitim Bakanlığı olarak gündemimize getirelim. Bununla ilgili, okullarımızdaki uyuşturucu kullanımının, madde kullanımının son durumunun ne olduğunu tespit edelim, ona göre de önlemler alalım.” diye söylemiş olmama rağmen, maalesef, çok çeşitli mazeretler ortaya konularak -bunların bir türlü- yani Millî Eğitim Bakanlığının bu ESPAD Projesi’yle ilgili izin vermemiş olduğunu görüyorum.

Buradan bir kez daha sesleniyoruz ki Avrupa ülkelerinin hepsinde, yani okulların hepsinde gençler arasındaki istatistiki bilgilerin ortaya konulduğu proje desteklenirken neden bizim ülkemizde bu desteklenmiyor? Bunu da bir manada bu şekilde buradan söylemek istiyorum ki inşallah bizim sesimizi Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri duyar da bununla ilgili projeyi tekrar açarlar ve biz de ülkemizdeki bu konuyla ilgili istatistiki bilgileri tam manasıyla ortaya koymuş oluruz.

Bakınız, Türk Psikoloji Derneği tarafından 15-24 yaş grubunda 7.681 kişide yapılan son araştırmada şöyle bir tablo ortaya çıkıyor ki hepimizi de bu düşündürmesi gerekir diye düşünüyorum: Ülkemizde yüzde 27 insan, yani ilk defa 14 yaşında olmak üzere düzenli sigara kullanıyor, yüzde 9,2’si alkol kullanıyor, yüzde 2,9’u arkadaşlarından en az birinin madde kullandığını ifade ederek maddeyle tanışmış olduğunu ifade etmeye çalışıyorlar. Yine, 7 farklı lisede yapılan araştırmada yüzde 12,2 sigara, yüzde 23,5 alkol, yüzde 2,3 “Hayatta en az bir kere madde kullandım.” şeklinde bir ifadede bulunuyorlar. Dolayısıyla, tiner kullanımının veya çocukların, sokakta bulunan insanların yoğun bir şekilde, kat kat artmış olduğu bir ortamda maalesef uyuşturucuyla ilgili de çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, uyuşturucu kullanılması beyin ve merkezî sistemlerden başlamak üzere bütün vücudu, organları tahrip ediyor. Bu tahrip insanların sadece kendi vücudunda da kalmıyor. Bu tahribin aynı tablosunu insanın ailesinde görüyoruz, toplumda görüyoruz ve toplum yapısında tamamen görüyoruz. Bunların birçoğunu da okullarımızda veyahut da evlerimizde alacağımız basit önlemlerle gidermemiz gerekirken maalesef bunu gideremiyoruz.

Bakınız, şu anda ülkemizde cezaevlerimizde 150 bin civarında hükümlü ve tutuklu bulunuyor. Bu hükümlü ve tutukluların neredeyse yüzde 30, yüzde 40’a varan oranda da uyuşturucu suçlarından dolayı hapishanelerde yatmakta olduğunu görüyoruz. Yani bu oranın gün geçtikçe de artmakta olduğunun görülmesi, demek ki toplumda çok ciddi manada bir sorunun da gündemimize gelmekte olduğunu gösteriyor.

Tabii bunun bir diğer yönüyle de Türkiye'mizin dışında, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk toplumu içerisinde de yoğun bir şekilde uyuşturucu kullanımının ve uyuşturucu suçlarından dolayı insanların cezaevinde yatmakta olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Avrupa cezaevlerinde yapmış olduğumuz araştırmalarda şunları gördük ki: Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık olarak 30 binin üzerinde Türk mahkûm bulunuyor. Bu mahkûmların büyük bir oranı da uyuşturucu kullanımından veyahut da uyuşturucu suçlarından dolayı Avrupa Birliği cezaevlerinde yatıyor. İşte burada şöyle bir konu gündeme geliyor ki: Avrupa Birliği ülkeleri, özellikle uyuşturucu suçundan dolayı kendi cezaevlerinde yatan insanları suçları bittikten sonra, bunların çocukları veyahut da insanların hepsini Türkiye'ye geri gönderiyor. Türkiye'ye geri gönderdiği zaman bunlar köyüne gidiyor, kentine gidiyor, burada bir saatli bomba şeklinde oradaki insanlara bulaştırıyor ve çok ciddi bir sorunla da karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.

Tabii, bunların yanında uyuşturucunun bir yönü de ticaretidir. Şu anda terör örgütlerinin en önemli gelir kaynaklarının başında da uyuşturucu ticareti gelmektedir. Ülkemizde terör noktasında çok büyük sıkıntı çekerken terör örgütünün mali kaynaklarına bakmış olduğunuz zaman bunun yaklaşık olarak 10 milyar dolar civarında büyük bir paraya da tekabül etmiş olduğunu görüyoruz.

Sonuçta, uyuşturucuyla ilgili çok ciddi önlemler alınması gerekir ve alınan önlemlerin takip edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Tabii, geçmiş olan dönemlerde bununla ilgili komisyonlar kurulmuş, araştırmalar yapılmış ama demek ki yapmış olduğumuz çalışmalar veyahut da araştırmalarımız veyahut da alınan neticeler uyuşturucunun önlenmesini tam olarak sağlayamamış. Dolayısıyla, yeni bir komisyonun kurulmasının ben de uygun olacağı kanaatindeyim.

Bu yönlü olarak da kabul oyu vereceğimizi söylüyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Satır, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Biraz evvel Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin sözleri üzerine söz aldım, söz verdiğiniz için de tekrar teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisinin grup önerisi gerçekten önemli bir konu, uyuşturucuyla ilgili konuyu gündeme getirdiler. Bu konuda bütün grupların hassasiyetini çok değerli buluyorum, çok önemli buluyorum. Sorun kendi çocuklarımızın, gençliğimizin sorunu.

Bu konuda daha evvel yapılan şeyler gereği istişarelerle konuşmalar belirleniyor. Muhakkak iyi niyet her zaman esastır fakat bu konunun önemine binaen sağlık, aile ve bağımlılık konusunda uzman olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha evvelki çalışmalarda birinci durumda bulunduğu için hafızayı tazelemek adına Sağlık Komisyonu Başkanımızın konuşmasını ve ceza bağlamında Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikler ve genç bir milletvekili olması dolayısıyla Bülent Turan vekilimizin konuşmasını önemli bulduk. Paylaşımda Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerine bir konuşma daha fazla verilmiştir, yoksa daha evvel yapılan uygulamalardan farklı bir çalışma yapılmamıştır.

Hassasiyeti için Akif Bey’e ve diğer milletvekili arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Bu konunun önemli olduğunu ve bu konuda katkı sunacak her bilginin, her paylaşımın değerli olduğunu açıklamak istiyorum.

Teşekkür ederim.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Daha gelmedik, önceden söylediniz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Meclisin geleneklerine aykırı bir tutum Sayın Başkan. Sayın Grup Başkan Vekilinin açıklaması kendilerini tatmin edebilir ama burada muhalefette bulunan bir siyasi partinin…

BAŞKAN – Sayın Çam, lütfen, tamam.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan tarafından, ülkemizde uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması amacıyla 7/7/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Turan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

HDP grup önerisi aleyhine grubumuz adına söz aldım.

Hepinizin malumu, Türkiye’de son dönemde fazlasıyla gündeme gelen, önemli olduğunu düşündüğümüz bir sorunla ilgili bir gündemimiz söz konusu. Ancak bu sorun hepimizin yüreğini sızlatırken, bu sorun her gün gündemimize gelirken değişmez bazı verileri de bilmek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, uyuşturucu meselesi, bildiğiniz gibi, sadece Türkiye’nin meselesi, bizim meselemiz değil, uyuşturucu meselesi dünyanın sorunu. 200 milyondan fazla kullanıcının söz konusu olduğunu, 500 milyar dolardan fazla ticaretin gündemde olduğunu, terör örgütlerinin, başka birtakım yapıların işin içinde olduğunu, çok farklı yapılanmalarla beraber, ekonomik gerekçelerle beraber gençlerimiz üzerinde büyük bir savaşın söz konusu olduğunu hatırlatmak isterim. Bu, bugünlerin değil bin yılların sorunu; bu, Türkiye’nin değil dünyanın sorunu.

Değerli arkadaşlar, bizim için önemli olan bir başka husus da Türkiye’nin jeopolitik konumu gereği uluslararası transferlerde, bu pazarın doğumunda Türkiye’nin de çok merkezî bir yerde yer alması. Bildiğiniz bazı ülkelerden transit geçişlerin Avrupa’ya veya diğer ülkelere yapılırken Türkiye’nin de kullanılıyor olması bizi endişelendiren bir başka önemli husus. Huzursuzluk gibi, ağır, kuralcı ortamlarda yaşamak gibi birtakım özel ve toplumsal sebeplerin de işin içerisine katılması hâlinde, “Bir d efadan bir şey olmaz.” anlayışının kulaktan kulağa yayılması hâlinde çok trajik sonuçlarla karşılaşıldığını, ölümlerle karşılaşıldığını üzülerek görüyoruz. Az önce, teknik bilgilerin, uyuşturucunun ne olduğunu, alınan tedbirlerin neler olduğunu, daha önceki dönemlerde yapılan çalışmaların neler olduğunu çok kıymetli Sağlık Komisyonu Başkanımız Necdet Ünüvar Bey ifade ettiler.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi hepinizin katkısıyla, zaman zaman farklı yaklaşımlarla, hatta tartışmalarla da olsa beşinci yargı paketinin on beş yirmi gün kadar önce Meclisimizden geçtiğini ve Cumhurbaşkanımızca onaylandığını biliyorsunuz. Bu yargı paketinin çok değişik başlıkları olmakla beraber, en önemli hususlardan bir tanesi de uyuşturucuyla ilgili mücadelede Emniyetin, Adaletin çok daha hızlı ve çok daha net iş yapabilmesi için alınan bazı tedbirlerdi. Bu tedbirleri hatırlatmakta ben fayda görüyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi esrar elde etmek amacıyla kenevir üretiminde suçun cezası düne kadar bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıydı. Bizim Ceza Usul Kanunu’muz gereği, bir yılla başlayan suçların büyük bir kısmının uygulamada hep ertelendiğini, denetimli serbestlik gibi birtakım usuli işlemlerle beraber başka cezalarla karşılaştığını biliyorsunuz. Ancak, geçen hafta yapılan yeni yasal düzenlemeyle bu cezanın alt limiti dört yıla çıkarıldı yani kenevir ekiminin cezası dört yıl ila on iki yıl oldu. Şu anlama geldi bu düzenleme: Kenevirle uğraşan kim varsa ilk tespitte hapse girecek anlamına geldi. “O kurumun kusuruydu, bu kurumun kusuruydu, biz yakaladık o bıraktı.” gibi birtakım sözüm ona haklı ifadelerin artık kullanılmayacağı anlamına geliyor.

Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli düzenleme de, uyuşturucu ve uyuşturucu maddeyle ilgili ihraç, imal ve ithal suçunun cezası on yıldan yirmi yıla kadar hapisken, geçen haftaki düzenlemeyle yirmi yıldan otuz yıla çıkarıldı. Bunlar, uluslararası standartlara baktığımızda çok önemli ve üst cezalar.

Bir diğer düzenleme: Uyuşturucu ve uyarıcı madde satma suçunun cezası beş yıldan on beş yıla kadar hapisken, şimdiki düzenlemeyle on yıldan yirmi yıla kadar çıkarıldı. Bu da önemli bir düzenlemeydi.

Uyuşturucu ve uyuşturucu maddenin çocuğa verilmesi, satılması hâlinde hapis cezasının on beş yıldan aşağı olmayacağı hükme bağlandı. Bir daha söylemek istiyorum: Normal düzenlemenin dışında çocuklar söz konusuysa, çocuğa satmak, çocuğu bu konuda değerlendirmek söz konusuysa on beş yıldan daha az ceza olmayacağı hükme bağlandı.

Vaktinizi almamak için diğer ayrıntılı düzenlemelere girmeyeceğim ama uyuşturucuyla uğraşan, uyuşturucudan para kazanan, insanların hayatını karartan kim varsa eskiye nazaran daha üst cezalarla cezalandırılacağını ve bununla ilgili -eğer örgüt suçuysa- ekstra ceza alacağını, koşullu salıverme gibi, denetimli serbestlik gibi Ceza Kanunu’muzun usul bölümünde düzenlenen birtakım yasal düzenlemelerin geçen haftaki tasarıdan sonra çok daha farklı değerlendirileceğini, uyuşturucunun çok özel gündeme getirileceğini tekrar söylemek isterim.

Tabii, değerli milletvekili arkadaşlarım, sadece cezaların artırılması uyuşturucuyla mücadelede tek sebep, tek etken olmayacaktır; çok önemlidir ama tek sebep değildir. AMATEM ve benzeri kuruluşların çok hızlıca artırılması, -2002 yılında 11 tane olan AMATEM merkezinin bugün itibarıyla 29 olduğunu hepimiz biliyoruz- “Yetmez ama evet.” anlamında çok güzel çalışmalar ama ümit ediyorum, ilgili her türlü adım atılarak bu konunun Türkiye gündeminden bir an önce uzaklaştırılması, gençlerimize bu konuda daha fazla yardımcı olunması hepimizin talebidir.

Yine bildiğiniz gibi, geçen haftalarda basında da çıktı, Uyuşturucuyla Mücadele Üst Kurulu gibi çok önem atfettiğimiz bir üst kurul kuruldu. Bu Üst Kurulda Sağlık Bakanlığı gibi, Adalet, İçişleri, Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Politikalar, Çalışma Bakanlığı gibi 6 önemli bakanlığın bir araya gelip toplantı yapmış olması, Üst Kurulu hayata geçirmiş olması, alınacak tedbirlerin ve bundan sonraki yol haritasının çıkarılmış olması da bizim bu konudaki umudumuzu artırmıştır.

Son yıllarda yapılan Emniyet operasyonlarındaki yoğunluk, alınan başarılı sonuçlar da hepinizin yine malumlarıdır. İlgili bakanlıkların projelerinde her gün hayata geçtiğini, her bakanlığın bu konuda hassas davranıp yeni ve somut adımlar attığını büyük bir onurla, gururla görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, fakat, ne olursa olsun, hangi bakanlık hangi adımı atarsa atsın, “Emniyet şöyle yaptı, Adalet böyle yaptı.” demekten çok öte öncelikle ailelerimizin, anne-babalarımızın sorumluluğu var. Çocuğa en yakın kişi annesidir, babasıdır ve ardından arkadaşıdır. Bu farkındalığın yaratılması açısından gündeme gelen toplantıların, çalışmaların, önergelerin yansımasıyla beraber ailelerin bu konuda çok daha hassas olmasını, eğer şüphelendiği bir husus varsa mutlaka bunu ilgililerle paylaşmasını, buradan yola çıkarak bu büyük mücadelede en çok onların katkı sağlamasını ümit ediyoruz. Gençlerimizin anlık zevkler, anlık kararlar, “Bir defadan ne olur!” anlayışından uzak durarak arkadaşlarına sahip çıkması, öğretmenlerimizin, idarecilerimizin bu konuda adım atması en büyük temennimiz.

Değerli arkadaşlarım, bu konuyu gündeme getiren HDP Grubu başta olmak üzere katkı veren tüm arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Ancak, daha bir hafta, on gün önce yasanın uyuşturucuyla ilgili bölümünde çok önemli düzenlemelerin yasalaşarak buradan geçmiş olması, torba yasa gibi önemli ve çok fazla maddeden oluşan yeni tasarının gündemde olması, torba yasanın toplumun hemen hemen her kesimini ilgilendiriyor olması, Meclisimizin gündeminin yoğunluğu ve en önemlisi de az önce Sayın Ünüvar’ın ifade etmiş olduğu, uyuşturucuyla ilgili söyleneceklerin söylenmesi… O yüzden artık söylenecek söz değil, yapılacak işlemlerin, eylemlerin gündemde olması gerekçesiyle HDP grup önerisi aleyhinde oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, grup önerisi reddedilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural, Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu tarafından, sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye’nin de adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması amacıyla 21/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

16/7/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                               Yusuf Halaçoğlu

                                                                                     Kayseri

                                                                     MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

21 Ocak 2014 tarih, 4/2421 sayıyla TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz İzmir Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Kayseri Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun “Sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye’nin de adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması amacıyla” verdiğimiz Meclis araştırması önergemizin 16 Temmuz 2014 Çarşamba günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konu Meclisin gündemine defalarca geliyor. En son, 21 Ocak 2014’te bu konu gene bir araştırma önergesi üzerinden tartışılmıştı. Üniversite öğretim üyelerinin ve yardımcılarının özlük haklarının son on yılda ne kadar gerilediğini gösteren o kadar çok çalışma var ki buna rağmen hâlâ bu konuda düzeltme yapılmaması akıl alacak iş değildir. Bakın, 2001 ile 2013 arasında millî gelir artışı 7 kat olmuş; memur maaşlarındaki artış 11 kat olmuş, güzel; öğretmenlerde 9,5 kat olmuş, o da iyi, peki.Peki, profesörlere gelelim, profesörlerin maaşları 5 kat artmış. Yani millî gelir 7 kat artıyor, öğretmenlerin 9,5 kat, profesörlerin 5 kat, yardımcı doçentlerin gene 5,2 kat, araştırma görevlilerinin 6,3 gibi -biraz daha iyice ama gene de çok kötü şeye göre, millî gelir artışının altında- doçentler için de 4,2 kat yani millî gelir artışının neredeyse yarısı kadar.

Bu bize bir şeyi gösteriyor: Hem akademisyenlerin arasındaki maaş orantıları farklılaşmış; eskiden doçent ile profesör arasında daha az fark varken şimdi daha çok olmuş çünkü doçentin daha az artmış. Bu, aslında, bizim bilimsel araştırmaya ne kadar az önem verdiğimizi gösteren bir şey.

Bakınız, size çarpıcı bir örnek vereyim -hani, kaymakam, vali, genel müdür kıyaslaması yapmayayım- burada çalıştığımız Meclisteki danışmanlarımız, birinci derecedeki danışman profesör maaşı alıyor aşağı yukarı. Yani, bu nasıl bir dengesizliktir? Yani “Buradaki danışmanlar çok aldı.” falan demiyorum, yanlış anlamayın ama bir profesörün, bir doçentin, bir yardımcı doçentin, bir araştırma görevlisinin, öğretim görevlisinin dünya standartlarının çok altında alması kabul edilebilir bir iş değildir.

Buraya yapılacak yatırım, buraya yapılacak özlük hakları artışı asla boşa gidecek bir şey değildir. Eğer biz gerçekten bilime öncelik vermek istiyorsak, eğer bizim böyle bir derdimiz varsa -olduğu tartışmalı görülüyor- bunu yapmalıyız. Hatta, bunun ötesinde biz bilimsel araştırmalar için özel bir statü de oluşturmalıyız yani bilimsel araştırmaları destekleyen bir yeni anlayış geliştirmeliyiz. Dolayısıyla, çok ciddi bir sıkıntı olduğunu burada görüyoruz ama sıkıntılar keşke sadece maaşla ilgili olsaydı.

Ben bir üniversite öğretim elemanlığından, üyeliğinden gelme bir arkadaşınız olarak yani otuz küsur yılı -doktora dâhil- bu kurumlarda geçirmiş biri olarak şunu söyleyeyim: Üniversitenin olmazsa olmazı üniversitenin teneffüs edeceği ortamdır. Eğer bir özgürlük ortamı yoksa, eğer bilimsel özgürlüğe uygun bir yapı yoksa, uygun bir idari yapı yoksa, yönetimi yoksa -YÖK’ünden üniversite rektörlüğüne, dekanlığına kadar- öyle bir özgür havanın solunmadığı ortamda bilim yeşermez. Bilim aykırı olmayı sever, aykırı olmadığınız zaman bilim üretemezsiniz. Bilim, başı sallayarak “Evet efendim.” ya da birtakım birilerinden birtakım konuları alıp aktararak olmaz; yaratıcılık, üreticilik gerekir, onun için aykırı olmayı gerektirir. Aykırı olmak için de üniversite yönetimlerinin baskısının olmaması gerekir, baskı varsa üretim olmaz, bilim olmaz.

Ama bakın şimdi Türkiye’de bütün üniversiteler taşralaşıyor. Taşralaşma coğrafi anlamda değil, yanlış anlamayın yani bugün Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da burada başkent dışı kentlerde dünyanın en seçkin üniversiteleri var, coğrafi olarak anlamayın. Türkiye’de de bu taşralaşma dediğimiz şey aslında bugün birçok merkezdeki üniversiteleri de kapsayan giderek bulaşıcı bir hastalık olarak yayılıyor yani bilimin ikinci plana atıldığı bir yeni durumla karşı karşıyayız. Bakın, bugün Türkiye’de 176 tane üniversite var, bunun 102’si devlet üniversitesi. Şimdi, bu devlet üniversitelerinde 122 bin öğretim elemanı var, vakıf üniversitelerinde 19 bin yani devlet üniversiteleri yüzde 86’yı temsil ediyor. Vakıf üniversitelerindeki özlük hakları, ücretler devlet üniversitelerinden daha iyi noktada. O yüzden de bir kaçış da oluyor, bunu besleyen bir süreç de var. İyi ama yani, sizin öğrenciniz, öğrenci sayısı, 2013 itibarıyla 5 milyon 89 bin öğrenci devlet üniversitelerinde yani yüzde 93’ü devlet üniversitelerinde, 351 bini vakıf üniversitelerinde. Yani, sizin ne yapmanız gerekiyor? Bir kere, bu devlet üniversitelerinde ana omurgayı oluşturan, üniversite eğitiminin ana omurgasını oluşturan devlet üniversitelerine öncelik vermeniz gerekiyor. Yani, istediğiniz kadar teşvik edin, vakıf üniversiteleri üzerinden bir üniversite eğitimini temellendiremiyorsunuz. Zaten bugünlerde görüyorsunuz, işte, üniversite seçmede olay tam bir piyasa rekabeti hâlinde. Bütün gazetelerde, televizyonlarda üniversite rekabeti… Vakıf üniversiteleri özellikle bu konuda çok büyük bir rekabet içine girdiler. İşte, “Şu kadar burs veriyoruz” vesaire.

Bakın, ben size şunu söyleyeyim samimi olarak: Bugünkü devlet üniversitelerinin -104 tane üniversite var- aşağı yukarı yarısı üniversite niteliğini, kimliğini hak etmiyor. Vakıf üniversitelerinin de yaklaşık üçte 2’si üniversite kimliğini hak etmiyor. Bunlar lise düzeyinde bile değiller belki de bizim dönemimizin, 60’ların liseleri –ben 60’larda liseyi okumuştum- düzeyinde bile değil. Dolayısıyla, burada bir üniversite politikamızın olması gerekiyor. Bu politikanın kuşkusuz bir özlük hakları ayağı vardır ama ikincisi, bu dediğim genel çerçeve yani bu özgürlük ortamının oluşması ayağı vardır.

Bakın, ben size başka bir şey de söyleyeyim: İş güvencesi… Bir üniversite öğretim elemanı eğer iş güvencesi tehdidi altındaysa -ki büyük bölüm bu tehdit altında, araştırma görevlileri, yardımcı doçentler- o zaman nasıl özgürce bilim üretecek her an kafasında bölüm başkanı, dekan, rektör sopası varken? Atılabilir, uzatılmayabilir. Dolayısıyla, bir kere bunu halletmeniz gerekiyor. Yani, böyle bir eğreti statüyle üniversite öğretim elemanlığı bağdaşmaz. Kaldı ki bu eğreti statüler arasında da fark var. Yani, biz araştırma görevlilerini 2 ayrı statüden istihdam ediyoruz üniversitelerde. Bunun bir ayağı, YÖK Kanunu’nun 33’üncü maddesinin (a) fıkrasına göre istihdam edilenler, kadrolular, doğru olanı bu ama daha büyük istihdam ayağı, YÖK Kanunu’nun 50’nci maddesinin (d) fıkrasına göre yani eğreti, yani burslu öğrencilik gibi tanımlanıyor, doktoran bitti mi yallah kapı dışarı. Böyle bir anlayış olur mu? Yani, bir kere, bütün bu 50’nci maddenin (d) fıkrası kapsamında olanların 33’üncü maddenin (a) fıkrası kapsamına geçirilmesi gerekiyor. Siz bunun dışında burs vermek istiyorsanız verin, yüksek lisansta verin. Hatta, size şunu söyleyeyim: Türkiye’de gerek yüksek lisans ve doktora öğrencileri gerekse de tıpta belirli bir sınıftan sonraki öğrenciler bir görünmez emek ordusu olarak kullanılıyor, bedavaya kullanılıyor değerli arkadaşlarım. Burs verecekseniz, işte burada vereceksiniz. Yani, siz üniversitenin işlerinde çalıştırdığınız ama hiçbir şekilde herhangi bir sosyal güvenceye tutmadığınız kişileri mutlaka bir kapsama, bir örgün istihdam kapsamına almanız gerekir.

Dolayısıyla, bilimsel araştırma faaliyetlerinin bir emek süreci olarak tanımlanması gerekir ve burada araştırmacıların haklarının doğru bir şekilde verilmesi gerekir. Üniversite öğretim elemanlarının ücretlerinin mutlaka millî gelire endekslenmesi gerekiyor ve aradaki kayıpların behemehâl, derhâl kapatılması gerekiyor. Çünkü bugünkü ücretle, bugünkü maaş düzeyiyle, bir kere, bir üniversite öğretim üyesinin kendi sosyal statüsüne uygun yaşam koşullarını oluşturması mümkün olmaz hâle geliyor ve giderek ek derslere, araştırma projelerine, vesaire gibi kendi esas işini, esas araştırma ve eğitim işini dışlayan birtakım alanlara kayabiliyor.

O yüzden, bu önergeye biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek veriyoruz ve sizlerin de destek vereceğinizi umuyoruz.

İlginiz için teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oyan.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Zonguldak Milletvekili Sayın Ercan Candan.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERCAN CANDAN (Zonguldak) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye'nin adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması ve bu hususlarda çözümler üretilmesiyle ilgili verilen Meclis araştırması önergesi hakkında AK PARTİ Grubu adına aleyhte söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geleceğin nitelikli insanlarının yetiştirilmesi tabii ki eğitimle mümkündür. Bu eğitimin temelinde de aslında yükseköğretim kurumları yani üniversiteler yer almaktadır, hepimiz hemfikiriz bu konuda.

Tabii, burada bunları konuşurken -biraz önce Hocam da bahsetmişlerdi- üniversitelerle ilgili bazı bilgiler verdiler ama 2002’den 2013, 2014’e gelinceye kadar ne türlü aşamalardan geçtik bunları kısaca verdikten sonra, bu yapılanmayı, bu çerçeveyi biraz daha belirginleştirdikten sonra yorum yapmanın daha mantıklı olacağı kanaatindeyim. Şöyle ki: 2002 yılında 76 üniversitemiz varken, şu anda 176 üniversite var. Bu şu demektir ki üniversite sayısı 2,5 katına çıktı. 2,5 katına çıkarken öğrenci sayımız da aslında 2 milyonun biraz altındayken 5 milyon civarlarına geldi, bu da 2,5 katına çıktı ama biraz önce, bizden önceki konuşmacı arkadaşımızın dediği gibi, öğretim üyesi sayılarında bir yetersizlik var. Bu sayı, doçent, yardımcı doçent, profesörlerin sayısına baktığımızda yaklaşık 28 bin-30 binlerden 60 bin civarına çıkmış. Bu demektir ki üniversite artışına bağlı olarak, öğrenci sayısına bağlı olarak orantılı bir artış yok ama burada gözden kaçan bir şey var, o da şu: Üniversitelere ayrılan kaynaklar. Üniversitelere ayrılan kaynaklar 2002 yılında yaklaşık 2,5 milyar civarındayken bugün 15 milyar civarında. Bunu niye söylüyorum çerçeveyi çizerek? Şunun için söylüyorum: Biz, aslında, AK PARTİ Hükûmeti olarak öncelikle üniversitelerin altyapı ve kaynak sorununu çözmeye odaklandık ama bu arada öğretim üyesi yetiştirme programlarına da yoğunlaştık. Buradaki soruda, soru önergesinde verildiği gibi, evet, bir yerde bir yavaşlık var, bu da öğretim üyelerinin özlük haklarıyla, yani maaşlarıyla ilgili problemler. Bunlarla ilgili biz kendi aramızda, kendi grubumuzda defalarca görüştük, bunu, yeni hazırlanacak olan, hazırlanmakta olan YÖK Yasası’yla beraber ele alalım istedik. Yalnız şurada unutulan bir nokta var, öğretim üyelerinin aslında gelirleri iki kısma ayrılıyor: Bir tanesi döner sermaye kısmı, bir tanesi maaşları ve ek ders ücretleri. Ne yazık ki, döner sermaye uygulamalarının -yine YÖK Yasası’ndan kaynaklanan- gelirleri tamamen tıp fakültesine göre yapılmış. Burada yapısal bazı sorunlar var, problem buradan kaynaklanıyor. Tıp fakültesinde çalışan öğretim üyesi arkadaşlarımızın veya avukatlık mesleğini yapanlarımızın böyle bir problemi yok. Esas, temel bilimlerde, mühendislik bilimlerinde ve diğer sosyal bilimlerde öğretim üyeliği yapan arkadaşlarımızla ilgili sıkıntımız var. Biraz önce dediğim gibi, evet, böyle bir sıkıntımız var ama biz bunu gerek YÖK nezdinde gerek bakanlarımız nezdinde gerek Sayın Başbakanımız nezdinde görüştük, bu çalışmalar devam ediyor, inşallah, en kısa zamanda YÖK Kanunu’yla beraber bunların hepsini ele alacağız.

Tabii, burada gözümüzden kaçan bir şey var: Geçen haftalarda bir kanun çıkartmıştık biz, ne idi bu kanun arkadaşlar? Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun. Neden bunun üzerinde duruyoruz? Şu nedenle: Aslında, Türkiye'de uluslararası bilimle yarışamamamız, aynı zamanda inovasyona dayalı, icada dayalı ürünleri üretemememiz temelde uluslararası yarışta olmamamızdan kaynaklanıyor. Bunun da temel nedenlerinden biri sadece maaş değil arkadaşlar, bu -temel nedenlerinden biri- üniversitelerin döner sermayelerinin ve üniversitelerin araştırma altyapılarıyla birlikte bir motivasyonun olmamasından kaynaklanıyor. Aslında, bu kanun, aynı zamanda üniversitelerde ağır ağır yeni bir değişimi de beraberinde getirecektir. Yani üreten öğretim üyesi kazanacaktır, aynı Amerika’da olduğu gibi, aynı İngiltere’de olduğu gibi. Eğer bir şeyler üretebiliyorsanız kazanacaksınız. Onun için, öğretim üyelerini bir tür üretime yönlendirmek, hizmet ve yeni ürünlere yönlendirmek için bu kanun çok önemlidir, önümüzdeki günlerde bu artışlar aynı zamanda öğretim üyelerimize de yansıyacaktır, tabii ki üretim yapanlar için. Bunun yanında, tabii, bu çıkardığımız kanunun üniversitelerdeki öğretim üyelerinin dünyaya da açılmasını sağlayacağını biz bekliyoruz.

Bu arada, patent gelirlerinin de yine döner sermayeyle ilgili bağlantısı var, yine birçok… Yani dediğim gibi, aslında YÖK Kanunu’nu baştan aşağıya değiştirmemiz gerekiyor, sadece maaşları değil ama bunlar da inşallah önümüzdeki günlerde ele alınacaktır.

Biraz önce, tabii, söyledik, üniversitelerin sadece özlük haklarıyla ilgili sorunları yok, fiziki yapılanma sorunları var. Anadolu’daki, taşradaki üniversiteler hızla gelişiyor. Bu üniversiteler dünden bugüne hemen büyüyecek üniversiteler değil ama görüyorsunuz ki büyük şehirlerdeki birçok üniversitenin yanında Anadolu’da da iyi üniversiteler çıkmaya ve belirmeye başladı; patent almaya başladılar, bilimsel yayınlarda bir yerlere gelmeye başladılar. Bununla beraber, inşallah, önümüzdeki günlerde daha güzel gelişmeler olacaktır.

Bunları neden söylüyorum? Aslında önümüzde duran büyük bir problem var. Bu da ne? Üretememe problemi, projeleri geliştirememe, Türkiye’nin önünde oluşacak problemleri öngörememe problemi var. Mesela, bir örnek veriyorum: Soma’daki olay. Soma’daki olayla ilgili, zamanında hiçbir üniversitemizden orada bir araştırma projesi yapılmamış, oradaki kaza öngörüleri çalışılmamış, oradaki olabilecek hasarlarla, olabilecek üretim artışlarında işçilerin azaltılmasıyla veya mekanizasyon, elektromekanik sistemlerin geliştirilmesiyle ilgili hiçbir çalışma yapılmamış. Neden yapılmamış? Çünkü biraz önce söylediğim gibi, üniversitelerin döner sermaye sistemindeki tıkanıklık sizleri bir yere alıyor ve getirip o işi yürütmemenizi sağlıyor, çünkü öğretim üyesinin cebine doğrudan bir gelir, maalesef olmuyor, ama önümüzdeki günlerdeki çalışmalarda, gerek döner sermayenin düzeltilmesi gerek YÖK Kanunu’ndaki değişiklikler gerekse bu yeni çıkardığımız Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun’un devreye girmesiyle, üniversitelerde yeni araştırma merkezlerinin yapılmasıyla, ben öğretim üyelerinin özlük haklarının gelişeceğine yürekten inanıyorum. Ama bu arada yine söylüyorum, öğretim üyelerinin özlük hakları geliştirilmeli mi? Doğru, bunlarla ilgili de yine diğer taraftan çalışmalarımızı yapıyorum.

Bu arada grubumuz adına aleyhte oy vereceğimizi belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akademisyenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz araştırma önergesi üzerinde konuşuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce iktidar temsilcisi arkadaşı dinlediğimizde, değerli arkadaşlar, sanki on iki senedir başka bir grup, başka bir parti iktidardaymış gibi konuştuğunu gördük.

Değerli arkadaşlar, on iki senedir kim iktidarda? On iki senedir siz bunları yapamadıysanız, on iki senede akademisyenlerle ilgili herhangi bir çalışma yapmamışsanız ne zaman yapacaksınız? Yani iktidarda olmuş ama hâlâ kendisini muhalefette zanneden bir anlayışın, akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili herhangi bir iyileştirme yapma ihtimalinin de olmadığını ifade edebiliriz.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakan Vizyon Belgesi’ni açıklıyor Cumhurbaşkanı adayı olarak, işte, bilim dünyasından bahsediyor, Türkiye'nin 2023’e hazırlanacağını söylüyor. Peki, o zaman bunu kiminle yapacaksınız? Bunu bu ülkenin bilim adamlarıyla yapmayıp dışarıdan bilim adamı mı ithal edeceksiniz?

Türkiye’deki bilim adamlarının, akademisyenlerin 2003’ten bugüne kadar maaş artış oranı sadece ve sadece yüzde 6. On senede yüzde 6 artış olmuş, Türkiye’deki enflasyon vesair ortadayken. Diğer kamu kuruluşlarında bunun, bazılarında 7, bazılarında 9, bazılarında 10 katı artışlar olurken Türkiye’de maaşı artmayan tek kesim, özlük hakları iyileştirilmeyen tek kesim akademisyenler. Ve akademisyenler bu anlamda devriiktidarınız döneminde herhangi bir iyileştirmeye tabi tutulmadığı gibi, biraz önce Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği önergeye siz peşinen de dediniz ki: “Biz bu önergeye ret oyu vereceğiz.”

Peki, her şeyi torbaya dolduruyorsunuz. Otuz altı gündür bu torba yasa görüşülüyor. Soma olarak yola çıkıldı, 60 madde olarak yola çıkıldı, 160 maddeye geldi dayandı. Ben buradan soruyorum: Herkesin hakkını o torbaya doldurmayı biliyorsunuz, akademisyenler üvey evladınız mı, akademisyenler bu iktidarın üvey evladı mı? Acaba akademisyenler toplumun düşünen kesimleri, toplumun düşünce üreten kesimleri olduğu için mi siz akademisyenlere üvey evlat gözüyle bakıyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, akademisyenlerimizi dışlayarak Türkiye’nin ileriye gitmesini sağlayamayız. Türkiye’nin bilim üretmeden… Türkiye’nin sanayi üretiminin son seneler içerisinde, sizin iktidarınızdan öncekine göre ciddi düşüşleri var. Toplam sanayi üretimi içerisinde yüksek teknoloji ürünlerinin her sene artması gerekirken giderek düştüğü bir ülkedeyiz. AR-GE’ye yüzde 2 olarak koyduğunuz hedefin sadece yarısını bile tutturamadınız. AR-GE’ye harcanan paranın giderek azaldığı bir Türkiye’deyiz.

Bir ülke düşünün, akademisyenleri geçim derdinde, ek iş bulmak zorunda kalıyor. Bir ülke düşünün, sanayi üretimi içerisinde yüksek teknoloji üretimi giderek düşüyor. Bir ülke düşünün, orada AR-GE’ye ayrılan pay artmak bir yana, düşüyor ve hedeflerinizin yarısına bile ulaşamıyorsunuz AR-GE noktasında. Peki, bu ülke nasıl ileriye gidecek? Akademisyeni, bilim adamı dışlanan ve geçim derdinde olan bir ülkenin ilerlemesi mümkün değil arkadaşlar.

O sebeple, gelin, bizim bu önergemize… Bir defa da şaşırtın bizi, Türk milletini de şaşırtın, hakikaten de akademisyenlerimizin durumlarını ele alalım. Türkiye’de eğer üniversitede çalışan genel sekreterden, fakülte sekreterinden o üniversitedeki akademisyen daha az maaş alıyorsa -bunu fakülte sekreteri çok maaş alıyor manasında söylemiyorum ama- orada akademisyen eğer sekreterden daha az maaş alıyorsa arkadaşlar, bu adaletsiz sistem ülkeye fayda getirmez. Bizler o akademilerden mezun olup geldik, bugün burada milletvekiliyiz ve bizim çocuklarımız, gelecek nesillerimiz bu akademisyenlerimizin elinde yetişiyor, onların elinde bu hamur yoğruluyor. Eğer akademisyen okuyacak kitabını alamıyorsa, eğer akademisyen sadece evini geçindirmek derdindeyse o nasıl bilgi üretir, o nasıl fikir üretir ve o nasıl çocuklarımızı geleceğe hazırlayabilir?

İktidar mensubu değerli milletvekili biraz önce konuşuyor, diyor ki: “Efendim, YÖK Yasası değişecek. Ondan sonra da akademisyenlerin durumu ele alınacak.” YÖK Yasası, rektörleri değiştirmek söz konusu olduğunda şak diye değişiyor. Mesele rektör atamaksa, mesele orayı yandaşlaştırmaksa hemen bunu yapabiliyorsunuz ama on iki senedir, her nedense, akademisyenlerin durumlarını düzeltecek, iyileştirecek herhangi bir düzenlemeyi yapamıyorsunuz. Üç dönemlik iktidarınızın sonuna gelmişsiniz, hâlâ çıkıp burada bir muhalefet milletvekili gibi eleştiriyorsunuz, diyorsunuz ki: “Şu sorunlar var, bu sorunlar var. YÖK Yasası değişmedi, o yüzden bunları yapamıyoruz.” Arkadaşlar, ne yapmalı? Akademisyenler de Meclisin kapısına mı gelmeli? Bilimle uğraşması gereken akademisyenlerin işi gücü, öğrenciyi, üniversiteyi bırakıp sokaklara mı düşmesi lazım? Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’de sokağa düşmeyenin, sokağa dökülmeyenin hakkı yeniyor; hakkını gelip zorla almak isteyenler ancak onu alıyor. Onun dışında, “Biz akademisyeniz, toplumun saygı duyduğu bir kesimiz, sokağa düşmeyelim, gelip Meclisin önüne kendimizi zincirlemeyelim.” diyen insanlarımız on iki senedir sabırla bekliyor ama haberiniz olsun ki akademisyenlerimizin sabrı tükenmiştir arkadaşlar ve toplumun önünde en saygın noktada bulunması gereken -çünkü bilim üreten, çünkü geleceğimizi şekillendiren- akademisyenler artık boğazına kadar borca batmıştır ve akademisyenler artık Meclisin kapısına doğru yürüyeceklerdir; sonra “Söylemedi.” demeyin arkadaşlar. Ne yapacaksınız, akademisyenlerimize de mi biber gazı sıkacaksınız, polis marifetiyle dağıtacaksınız?

Buradan Milliyetçi Hareket Partisi olarak akademisyenlerimizin durumunun içler acısı olduğunu, akademisyenlerimizin konferanslara gidemediğini, akademisyenlerimizin uluslararası toplantılara katılamadığını, akademisyenlerimizin ev geçindirmek derdiyle yeterince bilim üretemediğini… Buna rağmen yine de iyi üretiyorlar, onu da ifade edeyim parantez içerisinde, bu imkânsızlıklara rağmen yine de akademisyenlerimizden Allah razı olsun, yine de çok iyi işler yapıyorlar ama bir yere kadar. Eğer bir akademisyen bir toplumdaki en düşük gelir seviyesi içerisinde, o kategoride yer alıyorsa, arkadaşlar, bu ayıp hepimizin, bu ayıp Meclisimizin; bu ayıp, hepimizden daha çok iktidar partisinin ayıbıdır. Toplumun akademisyen yani öğretim görevlisi yani bilim üreten, geleceğimizi inşa edecek olan çocuklarımızı yetiştiren kesimleri eve akşam ekmek nasıl götürürüm diye düşünmek zorunda olmamalıdır.

Övünüyorsunuz “Şu kadar üniversite açtık…”

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Yalan mı?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Doğru, yalan değil, mantar gibi üniversite açılıyor. Peki, o üniversitede, orada kimi istihdam edeceksiniz; iş bulamayan, son çare olarak oraya, akademisyenlik gibi yüce bir mesleğe iş bulamadığı için gelen insanlarımızı mı?

Arkadaşlar, bakınız, ben bir akademisyenim, üniversitelerden buraya gelen bir arkadaşınızım ve akademisyenlerimizin durumunu gayet iyi bilen bir arkadaşınızım. Akademisyenlik, toplumun en üstteki katmanının gidip uğraşması, iştigal etmesi gereken bir meslek olmalıdır.

Akademisyenliğin yani geleceğimizi şekillendiren çocuklarımızın öğretmenlerinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİNAN OĞAN (Devamla) – …iş bulamadığı için giden insanlardan oluşmaması lazım diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Ardahan Milletvekili Sayın Orhan Atalay.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizim üniversiteleri nereden nereye getirdiğimizi cümle âlem biliyor. Görmek istemiyorsanız size söyleyecek sözümüz de yok. Ancak, ben bu konuşmamda, özellikle bütün dünyanın gözü içerisine baka baka Filistin ve Gazze’de sergilediği vahşete ilişkin, İsrail’i kınamaya dönük bir konuşma yapacağım değerli arkadaşlar.

İnsanlık tarihine kelimelerle tarifi imkânsız, sayısız vahşetlerin yegâne müsebbibi olarak geçmeyi en fazla hak eden Birinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkan güçlerin hasis menfaatlerinden gayri hiçbir esas gözetmedikleri bir paylaşım sonucu teşkil ettikleri Orta Doğu’nun her geçen gün daha da derinleşen trajedisi gerçekten tahammül sınırlarını çoktan aştı. Asırlarca her türlü dinî, etnik mezhebî ve kültürel kimlikleriyle birlikte yaşamanın tabii geleneğini oluşturmada nispeten daha başarılı, daha ileri bir evreyi temsil eden Orta Doğu toplumlarını tahrik edip kendi elleriyle inşa ettikleri yapay devletçiklere bölüp sonuçta ötekinin canını, malını, ırzını kendisine haram bilmiş insanların her birini, bugün yek diğerinin kurduna çevirmiş, yurtlarını cehennem kılmış, istiklallerini dara çekmiş, istikballerini idam etmiş emperyalizmin maskeli vicdanı ve yalancı yüzü eminim ki yüzüne tükürülmeyi bir kere değil, binlerce defa hatta fazlasıyla hak etmiştir. Tırnak içinde “beyaz insanın” eşkıyalığına kurban edilmiş hangi coğrafyaya bakarsanız bakın, dün için kökü kazınmış Kızılderililerden, Hint kıtasına veya bugün için bir ateş çukuruna dönüştürülmüş Orta Doğu’dan “kader” diye açlıktan ölüm gömleği giydirilmiş kara Afrika’ya kadar beyaz ayakların uğradığı toprakların vicdanına derinden kulak verecek olursanız eminim duyacağınız feryat Akif’in şu mısralarına rahmet okutacaktır:

“Tükürün Ehli Salib’in o hayasız yüzüne!

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahluku görün,

Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün!”

Birinci Dünya Savaşı’yla Osmanlıyı tasfiye ettikten sonra tıpkı açlıktan gözü dönmüş bir sırtlan kümesi misali doyumsuz bir hırsla Orta Doğu’ya saldıran emperyal güçlerin bölgenin zaman içinde tabii olarak oluşmuş birlikte yaşama geleneğini ifsat ettikleri günden bu yana bölge insanına kan kusturan bu projenin en büyük eseri, hiç kuşkusuz göğünde gazap bulutları eksik olmayan, yerinde ise sadece azap üzümleri yetişen, his yoksulu, vicdan sefili, hak ve hürriyet katili İsrail devleti olmuştur. Eminim ki Batı medeniyetinin bundan daha büyük bir medarıiftiharı olamazdı. Tarihsel sicili, bizzat kendi peygamberlerinden kendisine put talebinde bulunmakla, peygamberlerini ve adalet talebinde bulunan insanlarını katletmiş olmakta kirlenmiş; Mısır’da yaşadığı köleliğin, Roma ve Babil sürgünlerinin ya da Nazilerden çektiği cevricefanın ifsat ettiği hasta töresiyle İsrail devleti, efendilerinin gölgesinde, bugün kendisine siyonizmi tanrı, şiddeti din, vahşeti ise günlük ibadet kılmıştır.

Ağlama Duvarı’nın dibinde, sabah akşam “kutsal” diye niteledikleri kitaplarından tezekkür ettikleri şu sözde ayetleri duyduğumuzda ise siyonizmin sadece Filistinliler için değil tüm insanlığı tehdit eden nasıl bir tehlike olduğunu daha iyi idrak edeceğiz. Sözde ayetlerinde şöyle der:

“Rab, İsrail’e şöyle dedi: ‘Sen benim topuzum ve cenk silahımsın; seninle milletleri kıracağım, ülkeleri helak edeceğim. Seninle atı ve binicisini, cenk arabasını ve binicisini, erkeği ve kadını, kocamış adamı ve genci, ere varmamış kızı, çobanı ve sürüsünü, çiftçiyi ve çiftini, valiyi ve kaymakamı kıracağım.’ (Yeremya, bap 51)

‘Ey Kenan, Filistinlilerin vatanı, Rabb’in sözü size karşıdır; seni yok edeceğim, öyle ki artık sende oturan kimse kalmayacaktır.’

‘Ve gömülmeyecekler, toprağın yüzünde gübre gibi olacaklar; leşleri de yerin canavarlarına ve göklerin kuşlarına yem olacaktır.’ (Yeremya, bap 26)

‘Ve senin kökünü kıtlıkla kazıyacağım, arta kalanların da öldürülecektir. Ey ulu kapı, feryat et ey şehir, baştan başa ey Filistin, artık eridin, yok oldun sen.’”

Evet, sakın “ayet” diye zikrettiğim bu metinlerde geçen “Rab” kelimesiyle büyük peygamber Musa’nın Rabb’ini, kitabın da Musa’ya inmiş Tevrat olduğunu düşünmeyesiniz. Çünkü, Musa’nın Rabb’i, Tevrat’ta: “Her kim yeryüzünde haksız yere bir canı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir...” Dolayısıyla, ifadelerde yer alan “Rab” olsa olsa vahşi siyonizm olur, tıpkı bir zamanlar İsrail kavminin kendisine firavunu rab edinmiş olması gibi.

Açıktır ki, bu bilgi ve bilincin vücuda getirdiği sosyal, siyasal, kültürel ve dinsel bir iklimde İsrail devletinin ötekilerle barışık yaşama imkânı asla kalmamıştır. Keza, yarım asrı aşkın tarihinde, hangi mazeret ve yalanlara sığınırsa sığınsın, İsrail’in asla vazgeçemeyeceği geleneksel politikasında bir değişiklik beklemek gerçekten safdillik olacaktır. Çünkü, bağımsız bir Filistin devletiyle sonuçlanacak her bir sürece vahşice saldırmak, Kudüs’ün en küçük bir parçasından dahi vazgeçmemek, diasporadaki Filistinlilerin dönüşünü engellemek, işgal ettiği topraklarda yeni Yahudi yerleşimlerini sürdürmek ve başta su olmak üzere tabii kaynakların bulunduğu toprakları ne pahasına olursa olsun elde tutmak… İsrail’in yegâne varlık sebebi olduğu asla unutulmamalıdır. Nitekim, en sağından en soluna, en liberalinden dincisine kadar iktidara gelen hangi hükûmet olursa olsun bu politikayı izlemiştir. Bundan ödün verenlerin sonu ise Kasım 1995’te fanatik bir dinci tarafından öldürülen İzak Rabin’in akıbeti gibi olacaktır.

Son günlerde Filistin direniş tarihinde önemli bir parametre olan El Fetih ile Hamas arasında gerçekleşen ittifak sebebiyle morali bozulmuş olan İsrail öfkesini, yeryüzünün en daracık zindanına dönüştürdüğü Gazze’ye vahşice saldırılarıyla hem de bütün dünyaya meydan okurcasına, âdeta Filistinlileri bu ittifaka pişman ettirmek istercesine gidermek istiyor.

Bu vahşetin mimarı Netanyahu’nun “Sivilleri yanlışlıkla öldürüyoruz.” ifadesine gelince: Bunun, açık bir yalan olmanın ötesinde, esasında insanlığın zekâsı, aklı ve vicdanıyla alay etmekten başka bir anlamı olmadığını hepimiz biliyoruz. Zira, İsrail’in kurulduğu tarihten bu yana katlettiği insanların yüzde 99’u zaten sivildi.

Yukarıda aktardığım sözde kutsal metinlerinde de açıkça görüldüğü üzere, “düşman” diye tanımlanan Filistinlilere ilişkin asker sivil, genç yaşlı, kadın erkek, insan hayvan, hatta bitki diye bir ayrıma dahi gitmeksizin karşı tarafta yer alan her canlıyı yok etmek artık İsrail için kutsal birer görevdir.

O nedenle, her kim ne derse desin, bugün insanlık için en büyük tehlike, ötekisine karşı kalbine kutsal kitabından kan çekip kin kusan, ateş yağdıran siyonizm tehlikesidir. Başta Orta Doğu olmak üzere, dünyada hiç kimsenin bu tehlikeyi görmezlikten gelmek veya onunla yüzleşmek için yarınları beklemek gibi bir lüksü olmadığı kanaatindeyim.

Son yarım asırlık zamanın açıkça ortaya koyduğu bir başka hakikat ise şudur değerli arkadaşlar: Başta mazlum halklar olmak üzere dünya insanlığının kaderi bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin veto hakkına sahip 5 daimî üyesinin çıkar odaklı reylerine mahkûm edildiği gerçeği artık görmezlikten gelinemez. Dünya bunu mutlaka sorgulamak zorundadır. Uluslararası ilişkilerde eşitlik, adalet, özgürlük ve merhamet kavramlarını telaffuz etmeyi bile irrasyonellik addeden modern diplomasinin öncüleri bu güçlerin, aynı zamanda dünyanın en büyük silah tüccarları oldukları gerçeği de unutulmamalıdır. Bu çelişki çözülmedikçe mazlumların dünyasında kan durmayacak, fesat bitmeyecek ve feryat dinmeyecektir.

Öyleyse, barışa hasret bu dünyanın mazlum halkları başta olmak üzere herkesin unutmaması gereken bir hakikat var, o da şudur: Son asırda on milyonlarca insanın katili olmuş savaşların galipleri tarafından kurulmuş mevcut dünya düzeninde köklü değişiklikler gerçekleşene kadar herkesin ama bütün, bütün insanlığın “adalet, adalet, adalet” diye haykırmak en temel insani ve ahlaki mecburiyetidir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı konuşmasının başında akademisyenlerle ilgili çok şey yaptığını, bizim bunları görmediğimizi ifade ederek sataşmıştır, bizi körlükle itham etmiştir. Müsaade ederseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, biraz önceki hatip, doğal olarak, haklı olarak İsrail’i kınamıştır, hepimiz kınıyoruz. Değerli hatibin bu konuşmasını destekliyorum ve değerli hatibin partisinin de bu konuşmanın gereğini yapması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Dün burada söylemiştim, önce İsrail’le ticaretinizi keseceksiniz, İsrail’in füze saldırısının koordinatlarını tespit eden Malatya’daki üssü kapatacaksınız, Kerkük’ten gelip İsrail’e giden petrol hattını keseceksiniz, ondan sonra konuşacaksınız.

Değerli arkadaşlar, sayın hatip bir profesör ve sayın hatibin İsrail’i haklı olarak kınamanın yanında… Ben burada kendisine sataşayım -vakti yetmedi- Sayın Başkan, lütfen siz de sataşmadan kendisine söz verin ve bir akademisyen olarak burada bugünkü bizim önergemizin konusu olan akademisyenlerle ilgili partisinin ne yaptığını bir anlatsın; son on sene içerisinde akademisyenlerin sadece yüzde 6 zam aldığını ve bunun gerekçesini gelsin, burada anlatsın. Akademisyenlerin neden Hindistan’dan 2,3 kat az maaş aldığını, Türkiye’deki akademisyenlerin Güney Afrika’daki akademisyenlerden 2,5 kat neden az maaş aldığını -hani, Amerika’yla falan kıyaslamıyorum, yanlış anlamayın, Türkiye’den ekonomik olarak daha aşağıda olanlarla kıyaslıyorum- sayın hatip gelsin, lütfen, sataşıyorum kendisine, buradan onları da anlatsın. Bir profesör olarak, bir akademisyen olarak gelsin, buradan desin ki: “Evet, akademisyenler yeterince para alıyor, daha fazlasını istemesin.” Bir akademisyen olarak gelsin, lütfen bunu söylesin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural, Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu tarafından, sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye’nin de adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması amacıyla 21/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama…

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır. Başlayalım…

Sayın Hamzaçebi, Sayın Öğüt, Sayın Özdemir, Sayın Ören, Sayın Tayan, Sayın Ekinci, Sayın Eyidoğan, Sayın Çam, Sayın Güven, Sayın Özkan, Sayın Öz, Sayın Oyan, Sayın Çelebi, Sayın Bilgehan, Sayın Serter, Sayın Oran, Sayın Genç, Sayın Çetin, Sayın Kaptan, Sayın Toprak.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Abdülkadir Aksu?

Sayın Şükrü Erdinç?

Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.17

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulanamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural, Grup Başkan Vekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu tarafından, sürekli değişen ve gelişen bilim dünyasında Türkiye’nin de adının geçmesi için akademisyenlerin özlük haklarıyla ilgili durumlarının uluslararası ve ulusal arenada detaylı bir şekilde araştırılması amacıyla 21/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 19 milletvekili tarafından, kredi kartı borçlarının ekonomik ve sosyal boyutunun araştırılması ve kredi kartı borçlarının uzun vadede ödenebilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 30/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

16/07/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 16/07/2014 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                         İstanbul

                                                                      Grup Başkan Vekili

Öneri:

Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 19 milletvekili tarafından, “kredi kartı borçlarının ekonomik ve sosyal boyutunun araştırılması ve kredi kartı borçlarının uzun vadede ödenebilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla 30/04/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1347 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 16/07/2014 Çarşamba günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Manisa Milletvekili Sayın Hasan Ören.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi hakkında söz almış bulunuyorum.

Bugün, Soma’da canlarını yitiren 301 işçimizin 64’ünücü günü. Böylesine mübarek bir günde canlarını yitirenlerin ailelerine tekrar başsağlığı diliyorum, Allah’tan sabırlar diliyorum. 301 şehidimize rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.

Değerli arkadaşlarım, torba yasa ile yani 61 maddeyle başlayıp bugün 148+1 maddeyle 149’a çıkan torba yasayla ilgili, Parlamento, tahmin ediyorum on beş gün boyunca, belki de bayram da dâhil olmak kaydıyla, ısrarınız üzerine, sabahlara kadar çalışacak. Çalışmadan hiç kaçmıyoruz, sabahlara kadar çalışalım ama bu çalışmayı… Bu kürsüye çıktığımda hep söylüyorum, eğer “Torba yasa içerisinde halkın lehine, güzel kanun tasarıları var.” diyor iseniz, şu Meclis kanalını açın, -“Alo Fatih” demeyelim, “Alo Fatih”ten medet ummayalım- insanlara, sahura kalktıklarında veya yatmadan -öyle bir kültürümüz, alışkanlığımız vardır, sahura kadar yatmayız- magazin izleyeceklerine bu 149 maddenin ne olduğunu, AKP’nin ve muhalefetin halkın lehine olan, olmayan maddeler üzerindeki tartışmalarını izleme fırsatı verin, ama siz de biliyorsunuz ki halkın lehine olan 30 madde var ise halkın lehine olmayan 100 maddeyi de üzerine, içine koyarak bu torbayı çuvala çeviriyorsunuz.

Sayın Başbakan demişti ki Merkez Bankasıyla ilgili: “Benim sanayicim bu kadar yüksek faizle para alamaz, kullanamaz, düşürün, aşağıya çekin.” Merkez Bankası Başkanı da Sayın Başbakanın sözüne uyarak belirli oranda faizleri aşağıya çekti, faizler Türkiye’de 8,75’e indi. Türkiye’de faiz 8,75 iken kredi kartlarında faiz nasıl yüzde 30 olur? Kredi kartlarında gecikme faizi ve normal faizin yüzde 25’ler-yüzde 30’lar düzeyinde olması mümkün müdür? Siz işçiye, emekliye, dar gelirli esnafa, sanatkâra 8,75 ile para vermeyi düşüneceksiniz ama kullandığı kredi kartından da yüzde 30’lar düzeyinde faiz alacaksınız, emeklinin maaşına enflasyon artı 2 puan yani yüzde 3,5-yüzde 4 zam yapacaksınız, bu emekli, bu işçi, bu esnaf, kredi kartını kullanır iken yüzde 30 faiz ödeyecek. Bunda bir denge var mı? Bunda bu insanların lehine bir çıkar söz konusu mudur?

Şimdi bakalım: Şu an kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 1 milyon 858 bin. Bu, sadece kredi kartını tamamen ödemeyenlerin sayısı. Ferdî kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı ise 1 milyon 307 bin. Her ikisini topladığınızda, 3 milyon 165 bin vatandaşımız, şu an kullandığı kredi kartlarıyla ilgili iflas etmiş durumda. Kimisi taahhütte bulunmuş, fellik fellik kaçıyor hapse girmemek için, kimisinin ise ev düzeni bozulmuş, aile yaşamları bozulmuş. Bununla kalıyor mu? Hayır. Bu ülkenin 9 milyon insanı da kredi kartlarının sadece asgari tutarını ödemekle meşgul. Yani, siz ülkede 12-13 milyon insanın evinde huzurunu, güvenini bozmuş durumdasınız. Ne demiştiniz insanlara? “İstikrar eşittir AKP.” Peki, “İstikrar eşittir AKP.” ise, 13 milyon insan kredi kartı batağı içerisinde evinde huzur bulamıyor ise, çocuklarıyla huzurlu bir yaşamı devam ettiremiyor ise sizin bununla ilgili bir sorununuz yok mudur?

Bakınız arkadaşlar, 2011 yılında kredi kartını ödeyemeyen insan sayısı 231 binmiş. 2014 yılında, şu an, kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı üç ay içerisinde 252 bine ulaşmış yani yıl sonu itibarıyla düşünürseniz 600 bin insan kredi kartını ödeyemez duruma gelecek. Peki -torba yasa geliyor- torba yasa geldiğine göre, bunlarla ilgili bir düzenleme yapmak bu Meclisin elinde değil mi? Hani siz özelleştirdiğiniz elektrik idareleriyle ilgili Bakanlar Kurulu kararıyla elektrik borcu bulunan çiftçilere ödenecek destekleme ödemesini “Elektrik borcunu özel sektöre ödemeden alamazsınız.” kaidesi koyuyor iseniz kredi kartlarıyla ilgili de gerekli olan düzenlemeyi bu Meclis yapmak durumundadır.

2008-2009 yıllarında siz değil miydiniz “Ülkede artık Türk parası dışarıdaki parayla eş değerdedir, değer kaybetmeyecek. İster İsviçre frangıyla ister Japon yeniyle, güvenerek gidin, çalın bankanın kapısını, ev kredisi mi alacaksınız, alın İsviçre frangıyla.” diyen siz değil miydiniz? Peki, 2008 Ocak ayında 1 Türk lirası eşittir 1 İsviçre frangıydı. Japon yeni 2008 Ocak ayında 1,39 TL idi, şu anda 2014’te 2,56 TL.

Değerli arkadaşlarım, sizin, maaşlarına yüzde 3,5-yüzde 4 zam yaptığınız bu insanların, şimdi bu ev kredilerini ödemeleri mümkün müdür? Onların beklentisi nedir? Onların beklentisi, Parlamentodan bu konuda, Türkiye’de barış içinde yaşamak için, Türkiye’deki aile yaşamlarının daha düzgün hâle gelebilmesi için, seçtikleri insanlardan medet ummaları kadar doğal olan başka bir şey var mıdır?

Bunun içerisine her türlü affı getirdik, koyduk. Doğru mu yapılmıştır? Birçoğu doğru yapılmıştır. Eğer ülkede sizin söylediğiniz gibi, ekonomi doğru işlemiş olsaydı BAĞ-KUR affına gerek yoktu, SSK affına gerek yoktu, vergi affına gerek yoktu, öğrencilerle ilgili affa gerek yoktu ama öylesine bir ekonomik kriz var ki Türkiye’de, siz insanları kazançlarının ötesinde borçlandırdınız. Şimdi insanlar tıkanma noktasına geldiler, bu borçları ödeyemez duruma geldiler, bu borçlarla ilgili bu Meclisten yardım bekliyorlar.

149 maddeye bir madde daha ekleriz, bankaların kredi kartlarıyla ilgili faizlerini, avukat masraflarını, anaparanın dışında hepsini silip bununla ilgili gerekli olan vadeyi yapar isek, Türkiye'de en az 15 milyon insanın huzurunu, kaçmış olan huzurunu yerine getirme imkânımız var. Bu mübarek günde, sizler de bu halkın temsilcisi iseniz -ki öyle olduğunuza inanıyorum- bu halkın, 15 milyon insanın sorununa çözüm getirmek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, bankaların cebinden 1 lira para çıkmayacak. Varlık şirketi kurduk biliyorsunuz, 4 tane varlık şirketi kurduk. Bankalar tahsil edemeyecekleri paraları paket hâline getirip varlık şirketlerine veriyorlar. 1 trilyonluk paket, 80 bin liraya varlık şirketine veriliyor. Varlık şirketleri, telefonları çalıştırıyorlar, “Hasan Ören, kredi kartı borcun var. Gel, yarısını öde, üçte 2’sini öde, kaldıralım.” diye. Banka onu bilançosunda zarara yazıyor. Peki, o zaman, devletten çıkıyor ise bu para, Meclis, bu konuda 15 milyon insana yardımcı olsun, bu ramazan günü, bu mübarek günde 15 milyonun yaşamını daha düzgün hâle getirmek için gerekli olan düzenlemeyi yapalım. Bunların artık bugüne kadar çektikleri sıkıntıyla ilgili, kredi kartı kullanma alışkanlıklarıyla ilgili yeniden bir beyaz sayfa açılmasını bu Meclisin takdirine bırakıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisine destek vereceğinize inanıyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ören.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Bursa Milletvekili Sayın Hüseyin Şahin.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan yaklaşık yirmi beş gün sonra, inşallah, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez Cumhurbaşkanını milletimiz kendi oylarıyla direkt olarak seçecek. Ben şimdiden bu seçimin milletimize, devletimize hayırlar ve uğurlar getirmesini temenni ediyorum.

Yine, ayrıca, bu mübarek ramazan gününde Filistin’de, Gazze’de masum çocuklara, masum annelere İsrail devletinin yapmış olduğu zulmü, onlara reva görmüş olduğu bu zulmü, masum, korumasız, savunmasız insanlara katledercesine yapmış olduğu bu zulmü burada şiddetle kınadığımı da belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisinin “kredi kartı mağdurları” diye adlandırarak bunların borçlarının ve varlık yönetimine devredilen miktarların araştırılıp bir Meclis raporu hâlinde düzenlenmesiyle ilgili vermiş olduğu bir önerge var. Benden önce kürsüye çıkan çok değerli milletvekili arkadaşımız, ağabeyimiz Hasan Ören Bey'in vermiş olduğu rakamlar var, kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısını 1 milyon 858 bin olarak belirttiler lakin vermiş olduğu önergelerde de 1 milyon 650 bin olarak belirtmişlerdi. Ferdî kredi borcu olanların da 1 milyon 300 binin üzerinde borcunu ödemeyenlerin olduğunu belirttiler ama vermiş olduğu önergede de bu rakamın 1 milyon 190 bin seviyesinde olduğunu belirtmişlerdi. Şunu bir kere hepimizin idrak etmesi lazım: Kredi kartı veya kullanılan kredi…

HASAN ÖREN (Manisa) – Önergenin tarihine bak, önergenin verildiği tarihte doğru rakamlar.

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Yenilediğinizi belirtiyorum burada Hasan Bey.

Kredi kartı veya kullanılan kredi, bankalar veya kredi veren kuruluşlar tarafından kurumlara veya mükelleflere, kişilere verildiği zaman, karşılığında geri ödenmesi maksadıyla verilir. Yani size, şahsınıza bir kurum, bir banka kredi kartı verdiği zaman ona bir limit tahsis eder ve bu limit dâhilinde ,sizin, aslında, bu kredi kartı, ödemelerinize yardımcı olunması için düzenlenmiş bir elektronik plastik kullanım aracıdır yani sizin ödemelerinizi kolaylaştırır ve sizin hayatınıza bir akışkanlık sağlar ama toplumumuzun, kredi kartını kullanma şekli bir kredi aracı şekline dönmüş ve özellikle de en son yaptığımız düzenlemeyle de 5464 sayılı Kanun’da kredi kartlarının veriliş şeklini düzenlemeden önce bankalar neredeyse sokaklarda kredi kartlarının veriliş şeklini düzenlemeden önce, bankalar, neredeyse sokaklarda kredi kartı dağıtır durumdaydılar. Biliyorsunuz, bunu, bir düzenlemeyle engelledik ve kredi kartı talep etmeden, kredi kartı formunu imzalamadan, kredi kartı sözleşmesini görüp okumadan, mükellefin veya bireyin “Kredi kartını ben talep ediyorum.” beyanı olmadan bankaların kredi kartını vatandaşlara vermesini engelledik. Dolayısıyla, kredi kartı talep eden vatandaşımız, kredi kartı limitini belirleyecek bankaya kendi gelirini beyan etmek durumunda, kendi geliri ne kadarsa banka da ona o kadar bir limit tahsis etmek durumunda ve talebi olmadan, imzası olmadan da kredi kartı verememektedir çünkü vermemesi gerekiyor.

Özellikle o son furyada herkese kredi kartının çokça dağıtılması, belki de bu sebebi hazırlayan bir altlık da oluşturmuş olabilir. Ama, biz, bankaların, kredi kartı veya ferdî kredi kullanımından doğan borçların tahsili konusunda, kendi borçlularıyla bu paranın tahsili noktasında sonuna kadar mücadele ettiklerini, onlara gerekli kolaylıkları gösterdiklerini, faiz indirimine gittiklerini, vadeler düzenlediklerini, bu noktadan sonra da tahsil edemedikleri paraları varlık yönetim şirketine devrettiklerini çok iyi biliyoruz. Varlık yönetim şirketine devredilen miktarlar, sizin de dediğiniz gibi, genelde tahsil edilemeyen, tahsil zorluğu olan ve bu tahsil zorluğundan dolayı birçoğu da adresine ulaşılamayan vatandaşlardır, yani, dolayısıyla, kredi kartı kullanıcılarıdır ve bunların da varlık yönetimi şirketi tarafından da tahsili zorlukla yapılmaktadır, çoğu da yapılamamaktadır. Yani burada bir rakam var, 50 milyon liralık bir alacağı için 8-10 milyon lira karşılığında varlık yönetimine, bu alacağını devrediyor. Dolayısıyla, varlık yönetimi, bu 8-10 milyon liradan sonra neredeyse -burada önergeden anlaşıldığı şekliyle- 40 milyon lira kâr ediyor gibi gözüküyor.

HASAN ÖREN (Manisa) – 42 ne oluyor? Banka 42’yi nereye yazıyor?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Bakınız, şimdi, burada, ben, birtakım teknik bilgiler vereceğim: Bankaların, takibe düşen kredi kartı alacakları için bir yılın sonunda - tamamı için karşılık ayırmaları gerekiyor. Karşılık ayırdıktan sonra, herhangi bir tahsilat gerçekleştiğindeyse bu meblağ gelir olarak kaydediliyor. Kurumlar vergisi açısından baktığımızda, söz konusu örnek için, sizin verdiğiniz örnek için söylüyorum, 50 milyon liralık bir takip için bir yılın sonunda karşılık ayrılmış oluyor ve ödenecek kurumlar vergisi matrahından 50 milyon lirayı düşüyor. Doğru, bu vergi istisnası açısından bu doğru. Daha sonra, 10 milyon liralık tahsilat gerçekleştiğinde, bu tutar gelire alınıyor ve 10 milyon TL kurumlar vergisi matrahına eklenmiş oluyor.

HASAN ÖREN (Manisa) – Bankanın ne zararı var, bankanın? Hazine ödüyor o parayı sen…

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Krediyi verdiğinde tahsil edemediği zaman, biliyorsunuz şirketler açısından da öyle, “şüpheli alacaklar”a atar, şüpheli alacakları da tahsil edemediği zaman kurumlar vergisinden düşmüş olur. Banka da bir tüzel kişilik olduğuna göre eğer tahsil edemediyse bu alacağını, tahsil edemediği alacağını, doğrudan, direkt olarak vergiden, matrahtan düşmesi çok normaldir, bunda gayri yasal bir durum yok.

HASAN ÖREN (Manisa) – Vergide yaptığımızın aynısını, yeni sayfa açalım, orada yapalım.

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Varlık yönetim şirketine devredilen dosyaların çok büyük kısmında müşteriye ulaşılamamaktadır; aciz vesikası alınması aşamasına yakın, tahsil kabiliyeti çok düşük dosyalardır. Devirden önce, bankalar, ödeme niyeti olan borçlulara pek çok kolaylıklar sağlıyor, bunu az önce zikretmiştim. Varlık yönetim şirketlerine devir bedeli de alacağın tahsil kabiliyetinin çok düşük olması nedeniyle, aynı oranda düşük olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, kredi kartı alacaklarında da faize faiz işletilmemektedir, yani kredi kartı faiz oranının üzerine, temerrüde düştüğü zaman, bir daha faiz işletilememektedir ve üç ay içinde de takibe geçilmektedir. Bu nedenle, faizin çok yüksek olduğu iddiası gerçeği tam olarak yansıtamamaktadır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Başbakan niye “indirin” diye bağırıyor?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Kredi kartı özel bir durumdur. Bakınız, siz kredi kartını aldığınızda imzaladığınız sözleşmede bu oranlar veya size uygulanacak müeyyideler orada belirtilmektedir. Vatandaşların anapara dışındaki faiz ve ücretler silindiğinde kalan borcu kolayca ödeyecekleri iddiası, yukarıda izah ettiğimiz üzere tam olarak doğru değildir. Bankalarca varlık yönetim şirketine devredilen gecikmiş alacakların mevzuatla düzenlenmiş koşulları ve sınırları mevcuttur. Devre konu alacakların tahsili için öncelikle bankalar nezdinde gerekli tüm tahkikat yapılmaktadır. Varlık yönetim şirketleri nezdinde takibat aşamasında borçluya ulaşıldığında, yine ödeme için kolaylık sağlandığı bilinmektedir.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, şu anda Meclisimizin gündeminde İş Kanunu ve milletvekilleri tarafından verilmiş kanun tekliflerini de içinde barındıran ve milletimizin bizden bir an önce çıkmasını beklediği yasal düzenlemeler mevcuttur. Burada Soma kazasında, elim bir kazada kaybettiğimiz şehit madencilerimiz ve onların yakınlarını yakından ilgilendiren düzenlemeler mevcuttur; yine, taşeron işçilerimizi, taşeron çalışanlarımızı ilgilendiren çok yapıcı düzenlemeler mevcuttur; vergi, Sosyal Güvenlik Kurumu ve BAĞ-KUR alacaklarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili hususlar mevcuttur. Milletimizin bizden bir an önce çıkarılması hususunda ısrarla beklediği bu tasarının kanunlaşması ve milletimiz tarafından da uygulamaya geçirilmesi beklenmektedir.

Bu tasarının daha elzem olduğu, bir an önce yasalaşması konusunda hepimizin hemfikir olduğu düşüncesiyle, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun önerisine katılmadığımızı belirtir, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın hatip şunu söyledi: “Bu varlık şirketleri vergiden muaf.” Yani varlık şirketleri, bankaların 5 liraya devrettiği bir hususu 10-15 liraya tahsil ettikleri zaman, burada resmen vatandaş perişan oluyor. Yani devredilen 5 liraya devrediliyorsa varlık şirketinin 5 lira üzerinden icra takibini yapması lazım. 5 lira üzerinden icra takibi yapmıyor, ana alacak olan 20 bin ise 20 binin tamamını tahsil ediyor. Yani burada varlık şirketi, haksız ve sebepsiz bir şekilde zenginleşiyor, vatandaş da fakirleşiyor.

BAŞKAN – Anladım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bu, yanlış bir bilgi.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kredi ve kredi kartları sorunuyla ilgili, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu çok ciddi bir sorun. Daha önce de değişik vesilelerle tartıştık, sizlere de ilettik. Az önce Sayın Şahin torba kanunla ilişkilendirerek “Bir an önce çıkması lazım.” dedi ama maalesef onun içinde buna ilişkin düzenleme yok, başka kesimlerle ilgili var. Ayrıca, bu sadece ekonomik bir sorun değil. Kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sorunu, artık, sosyal sorun hâline geldi. Birtakım ailelerle ilgili sorunlar büyüdü, dağılmalar var, aile içi şiddet var, bir sürü etkileri var. Ama tabii, bu noktaya nasıl geldik; sadece vatandaş mı acaba kredi kartı borcunu krediyle, kredi borcunu kredi kartıyla, bir kredi kartını diğer krediyle kapatıyor? Hayır. Baktığımız zaman, Adalet ve Kalkınma Partisinin genel politikası, zaten, borcu borçla ödeyen bir hâle gelmiş.

Yani her seferinde Sayın Başbakan da, arkadaşlarımız da burada konuşuyorlar “Nereden nereye?” diye. Şöyle bakıyoruz, 2002 yılında -meşhur sizin söylediğiniz 2002’den biz de başlayalım- 224 milyarlık toplam borç varken şu anda bakıyoruz 1’inci çeyrek itibarıyla 570 milyara dayanmış Türkiye'nin toplam borcu. Ötekilerini de söyleyeceğim, sizin sevdikleriniz var, merak etmeyin.

Şimdi, ama asıl dikkat çekici bir şey var. Özel sektörün borcu 43 milyardan 265 milyar dolara çıkmış. Öyle bir rahatlık var ki, diyorlar ki: “Ya kardeşim, özel sektörün borcu, bir şey olmaz.” Peki, nasıl olacak yani onu alan vatandaş bunun karşılığında ne gelir elde ediyor, geliri artıyor mu, bu şirketler kâr mı ediyor, zarar mı ediyor diye bakıyor musunuz?

RECAİ BERBER (Manisa) – Artmasa verirler mi o parayı?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – İşte “Artmasa verirler mi o parayı?” Veriyorlar.

RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl veriyorlar?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Çünkü artık vatandaşa verdiğini de… Bankalar şöyle yapıyor, yeni bir yöntem bulmuşlar. Batık kredimiz çok gözükmesin diye çağırıyor, diyor ki: “Sayın Berber gelin, şu borcunuz var, şurada şu borcunuz var. Yeni bir kredi için vallahi, normalde kredibiliteniz dolmuş, ne yapalım? Gelin, tamamı ne kadar?” diyorlar: “60 bin lira.” “Biz size 80 bin liralık yeni bir kredi verelim; bu 60’ı ödeyin, 20’yle de ihtiyacınızı giderin.” Adamın 60 bin liralık batağı varken bir anda 100 bin liralık, 80 bin liralık canlı kredisi oluyor. Şimdi, Sayın BDDK Başkanına da “Bunu araştırın.” diye sizin de delaletinizle söylemiştim hatırlarsanız.

Şimdi, arkadaşlar, bu ciddi bir sorun. Yani devletin borcu da vatandaşın borcu da özel sektörün borcu da artıyor. Şimdi, “kâr etmese” diyorsunuz ama ISO’nun 500 şirketi açıklanmış, dörtte 1’i zarar ediyor. Yani bakın, 2013 yılının işte rakamları. İlk 500 şirketten geçen yıla göre…

RECAİ BERBER (Manisa) – Kur farkı değil mi, kur farkı?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yahu, şimdi söylüyorum, siz dediniz ya hani “Ne zararı, kâr ediyor.” diye. Şimdi, onun bilanço analizini burada on dakikada yapacak hâlimiz yok Sayın Berber. Diyorum ki bu bir önceki yıla göre aşırı derecede artmış, zarar eden şirket sayısı. Şimdi, ilk 500 şirket bile zarardaysa, küçük şirketler ne yapacak?

Değerli arkadaşlar, burada, esas itibarıyla baktığımız zaman, bir taraftan Başbakan “Faizler düşsün.” diyor göstermelik olarak, Sayın Şahin de demin “Faizler yüksek değil.” diyor ama bunun sonucu vatandaşımız mağdur. Neyin sonucu? Yıllardır uyguladığınız düşük kur-yüksek faizden kaynaklı. Bakın, Sayın Başbakanın “rant” dediği, “lobi” dediği yer, yüzde 45 artmış, toplam gelirlerine bakarsanız, vatandaşınki yüzde 3-4 artmış, toplam gelir artışı o yılın. Gerçi bunu Sayın Başbakan da söyledi “Bizim dönemimizde 5 kat gelirleri artanlar bugün karşımıza geçti.” diye kendisi de itiraf etti, yani 5 kat normalden… Faiz lobisini kastediyor, biliyorsunuz, hatırlarsanız, geçen sene Gezi olaylarından sonra söylemişti.

Şimdi, burada önemli olan, vatandaşın borcu çok daha kötü durumda değerli arkadaşlar. Yine, size “Nereden nereye?” tablosuyla söyleyeyim: 2002 yılında vatandaşın kredi borcu 1,9; hadi diyelim 2. Yani 2, rakamla 2 milyardan, bir anda, 2014’te bakıyorsunuz, martta 252, nisanda, mayısta biraz daha artmış, tam 127 kat artmış bakın, 127 kat, vatandaşın kredi borcu. Nedir bu? Kredi kartına bakıyorsunuz, 2002’de 4,3 milyar olan kredi kartı borcu şimdi 79-80 milyara çıkmış mart itibarıyla. Yani toplamda 6,3 milyar olan vatandaşın kredi ve kredi kartı borcu martta 331’e, mayısta da 343’e… Ya, tam 55 kat vatandaşın borcu artmış arkadaşlar, on yılda, 55 kat.

Bu neyin sonucu biliyor musunuz?

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Ev almıştır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kredi alanlar ödüyorlar.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Geliyorum, geliyorum ev aldı kısmına; konut kredisi var. Sayın Domaç, oradan mı geldi?

İşte vatandaş evi alıyor, borçlandırılıyor, ipotek altında ama kredisini ödeyemiyor. Ödeyemeyenlerin sayısına bakın bir taraftan, değerli arkadaşlar, ilk dört ayda 523.556 kişiye çıkmış.

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Oran söyle, oran.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Söyleyeceğim.

2013’ün tamamında 941 bin kişi olduğunu düşünürseniz, bu sene geçen senenin neredeyse 2 misline yaklaşacak; 1,5 misli kişi. Toplamda 900 bin geçen sene, şu anda ilk dört ayda 523 bin kişi ödeyememiş.

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Daha sonra düşecek.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Demin rakamları verdim, toplam tutarları verdim. Merak etmeyin, BDDK’nın rakamları, Merkez Bankasının rakamları.

Şimdi, bu, şunun bir sonucu: Tüketim ekonomisine yönelelim, tüketici kredilerini destekleyelim, vatandaşa konut kredisi verelim, ekonomi canlı görünsün. Peki, ihracat nerede? İthalat nerede? Ne kadarını ithal ediyoruz? Vatandaşın tasarruf oranını artırmadan, vatandaşın gelirini artırmadan borçlandırırsanız böyle oluyor.

Onu da söyleyeyim, Sayın Domaç merak ediyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, özel tasarruf oranına bakıyoruz, yüzde 25’lerden yüzde 9,7’ye düşmüş 2013 sonu itibarıyla. Öbür taraftan yükümlülüklerinin harcanabilir gelirine oranına bakıyoruz -oran istiyorsunuz, oran veriyorum- 2002’de yüzde 4,7 iken şu anda yüzde 55, yani yarısından fazlasını geçmiş harcanabilir gelirinin vatandaşın borcu.

Bakın, tekrar söylüyorum: 2002’de yüzde 4,7 borcunun harcanabilir gelire oranı, şu anda yüzde 55,7. Tam tersine, tasarruf oranına bakıyorsunuz -buradan görünmez ama, yani ekran ancak görür, isterseniz siz de oradan bakabilirsiniz- burada da tam tersine bir sorun var, yüzde 25’ten yüzde 9,7’ye düşmüş hane halkının tasarruf oranı.

Dolayısıyla burada sosyal bir sorun var değerli arkadaşlar, bunu görmezden gelme şansımız yok. Vatandaşın, 2003 yılı itibarıyla -bakın, sizin yılla söyleyeyim- 156 milyar varlığı varken borcu sadece 8 milyarmış. Yani yüzde 5,1’iymiş varlığına borcunun oranı, toplam varlıklar, finansal varlıklar üzerinden gidersek. 2014’te ne olmuş? 730 milyar varlık var, artmış, borç 371 milyara çıkmış. Kaç olmuş biliyor musunuz? Burada da yüzde 51’i var toplam. Yani tam 10 kat, yüzde 5,1’den yüzde 51’e oran çıkıyor.

Ya, vatandaş borç batağına girmiş, onu söylüyoruz. Bunun ekonomik, sosyal nedenleri var, bunları araştırmamız lazım diyoruz. İşte, Sayın Berber az önce söyledi, sağ olsun, ilgileniyor. O arada bir liste daha geldi Başkanım elime, 300 küsur kişi, hâlâ dövizzedelerle ilgili ödeyemeyen vatandaşımız var. Vatandaş mağdur. Bir şekilde çözmemiz lazım. Sağ olsun, rahmetli Aslanoğlu’yla beraber aldığımız inisiyatifle -yine yarın da görüşeceğiz- kanuni düzenleme yapmadan bir şekilde çözmeye çalışılıyor ama vatandaş mağdur. Geliyor, listesi geldi, hâlâ sorun var.

Değerli arkadaşlar, öbür taraftan, sadece bankalar değil alacağını tahsil edemeyen. Biliyorsunuz, Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı adayı olunca mal varlığını açıkladı. 2011 yılında da vardı, hâlâ 500 bin lira onun da alacağı görünüyor, kimden olduğunu biz bilmiyoruz ama. Yani demek ki borçlarını kimse ödeyemiyor. Hatta, burada söyledik arkadaşlara, bir sürü, alacak yeniden yapılandırması yaptınız. Bu arada Sayın Başbakanın alacaklarını da bir şekilde aradan çıkarabilirsiniz yani. Ayrıca, evi de yokmuş, burada arkadaşlarımız söyledi. Sayın Başbakanın da burada üç yıldır alamadığı alacakları -demek ki vatandaşın ekonomisi iyi değil ki borcunu ödeyemiyor- bir şekilde onun da tahsilatı için aslında torbada bir ekleme yapabilirsiniz; onun yolunu da göstermiş olalım, her şey nasıl olsa buraya ekleniyor.

Değerli arkadaşlar, ayrıca bu konunun, gerçekten araştırılması gerekiyor. Sayın Başbakan sorunu bir şekilde çözer, başka yerden bulur ama vatandaşımız çok garip durumda, gureba durumda; sosyal etkileri var, boşanmalar var, aile içi kavgalar var, intihar edenler var. Onun için, gelin bu sorunu baştan araştıralım ve çözümlerini birlikte bulalım diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Halkların Demokratik Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Usulden aleyhte söz aldık. Bu İç Tüzük’ü, Allah kerim, değiştireceğiz. Ne demek aleyhte, lehte? Üzerinde konuşamaz mı insan?

Bakın, Meclise ilk geldiğimde verdiğim ilk kanun teklifleri bu kredi kartı faizleriyle ilgilidir arkadaşlar çünkü geldiğim gün de -2007 seçimlerinde geldik ve biliyorsunuz, o büyük dünya krizinin başlangıç yılıydı 2008- bunları verdik, o zaman da izah ettik bankaların nasıl faize faiz yürüttüklerini, nasıl haksızlık yaptıklarını hep söyledik. Daha sonra çok araştırma önergesi verdik, burada da konuştuk, burada da birkaç düzenleme geldi, anlattık fakat bu sorunu bir türlü çözemiyoruz. Bu sorunu bir türlü çözmemizi istemeyen güçler var. Bu güçler kim? Soruyorum: Faiz lobisi mi? Ben iktidar partisinin burada faiz lobisini anlatmasını isterdim. Faiz lobisi mi bunu yapıyor?

Ama size birkaç rakamdan sonra birkaç gerçeği hatırlatmak istiyorum. Bakın, çok yakın veriler bunlar. Bu verilere baktığınız zaman, 2009’da bireysel kredi borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı 165.309; 2010’da 108 bin, 2011’de 150 bin, 2012’de 280 bin ama 2013’te 397 bin ve -2014’te bir ivme kazanıyor, çok önemli bir ivme, dikkatinizi çekerim- şu an, 2014 itibarıyla toplam 265.294, şu an itibarıyla. Borcunu ödemeyen toplam kişi sayısının 3 milyon 183 bin kişi olduğunu düşünün ve aileleriyle bunları topladığınız zaman 20 milyon yurttaşımızı yakından ilgilendiriyor. Arkadaşlar, bu kadar büyük bir rakamın içinde size şunu söylemek istiyorum: Türkiye’de şu anki borç miktarı bireysel kredi borçlarında 343 milyar lira, Türkiye’nin bütçesinden daha büyük. Her ailede, her fertte bir kredi kartı, bir ek kredi kartı var ve son zamanlarda tüketici derneklerini izleyin, aile boşanmaları, kavgalar, birçok adli vaka, intihar vakası maalesef bu kredi borçlarından kaynaklanıyor.

Asgari ücret alan bir işçi düşünün, 800 lira net… O kredi kartıyla bir ödeme yapamadığı zaman ikinci asgari ödemede… Zaten yasayla, üç asgari ödeme yapmadığı zaman otomatikman duruyor. Daha önce limitsizdi, bu bir limite bağlandı, o da Avrupa Birliği müktesebatının sonucu olarak. Şimdi soruyorum size… 343 milyar lira para borç, vatandaşların 20 milyonu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Memurun kirasını, elektriğini, doğal gazını düşünün, telefon faturasını düşünün, bırakın onu, yakıtı düşünün, doğal gazın yüzde 70’lere varan vergilerini düşünün ve Türkiye’deki 49 bankadan 37’sinde yabancıların hissesi var arkadaşlar, 37’sinde. Kim kaçırır böyle yağlı bir ülkeyi, bu kadar rahat sömüreceği bir ülkeyi kim kaçırabilir?

Değerli arkadaşlar, hisseleri yüzde 42’yi geçti bankalarda yabancı sermayenin. “Maalesef yüksek büyümenin etkisi.” diyorlar ama siz bakmayın. Yalnız sene sonu kurumlarda en çok kâr eden kuruluşlara bakın, ilk 18 sırayı bankalar kapıyor arkadaşlar. Nereden kapıyor, size onu da anlatmak istiyorum.

Şimdi, icra takiplerine konan bu kredi kartı borçlarıyla ilgili düzenlemelerin artış oranının da yüzde 7,8 olduğunu söylersem bu rakamın felaketi bir daha ortaya çıkar arkadaşlar ve maalesef mayıs itibarıyla en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 4,3 artışla 1 trilyon 92 milyar 818 milyon TL’ye, menkul değerler de yüzde 2,1’le 292 milyar… Takipteki brüt alacaklar da yüzde 78 artıyor. Yani sektörün, sadece bankaların dönem net kârı 10 milyar lira.

Şimdi, yakın tarihte yapılan açıklamaları size okuyayım, yeni, iki gün önce: 2013 yılında 344 bin kişi bu ödememe durumuna düşen, borcunu ödemeyenler. 2014’ün ilk beş ayında bireysel kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı 225 bine çıktı. Dikkat edin, rakamlar uçuyor, rakamlar tehlike sinyali veriyor. Ben İngiltere’deki The Economist mi ne dergisinin, ekonomi dergisinin getirdiği sinyalleri, tehlikeleri söylemiyorum.

Size biraz da Cumhurbaşkanı adayınızın sözleriyle yüklenmek istiyorum. Ey iktidar, bugün torba kanunu görüşeceğiz, aha bu kadar bir torba. 19 defa mali af yaptınız. Sigorta primlerini, vergileri, cezaları, idareleri, usulsüzlükleri, bilmem neleri neleri kalem kalem üst üste koyup devletin borçlarının hepsinde yapılandırma yapıyorsunuz. Peki, şu banka kredi kartı faizlerinde veya dövizle kredi borcu olanların döviz fırladığında düştüğü konumu düşünerek, bütün elindekini kaybedenlerin, evini kaybedenlerin, yuvasını kaybedenlerin, işini kaybedenlerin mağduriyeti karşısında bu devletin bir vicdani sorumluluğu, insani sorumluluğu, hukuki sorumluluğu, yönetme sorumluluğu yok mudur?

Ey ustalık kabinesinin güzide milletvekilleri, size, buradan, cumhurbaşkanınızın iftar sofrasındaki sözleriyle hitap etmek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Cumhurbaşkanı adayı.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Başkan adayı.

“Faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobi var.” diyor Başbakan, Cumhurbaşkanı adayı. Kredi kartı üzerinden bazı bankaların yıllık 600 trilyon faiz dışı gelir elde ettiğine dikkat çekiyor ve vatandaşlara diyor ki: “Kredi kartı almayın.” Ve arkasından, faiz dışı gelirlerle dünyanın farklı bir Türkiye’yi konuştuğunu, faiz lobisinin güçlü bir Türkiye istemediğini söylüyor, diyor ki: “Ben geçenlerde ‘faiz lobisi’ derken boşuna demedim bunları, bir şey bildiğim için diyorum. Faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobi var. Hani şu ‘kredi kartları’ falan diyorsunuz ya, bunları almayın be.” diyor. Almayın be ya! “Almayın”la çözülür mü arkadaşlar ya, Allah aşkına söyler misiniz? “Kredi kartı almayın...” Almayın siz de. Cebinde kredi kartı olmayan milletvekili var mı? Hanginiz nakitlerle dolaşıyor arkadaşlar Avrupa’da, şurada burada?

Kredi kartı, 1900’lere gelmeden, ilk Amerika’da kullanıldı. Türkiye’deki kullanımı daha yirmi yıllık, otuz yıllık. Diners kredi kartlarını bilirsiniz, yenidir ama dünya iki yüz yıldır kredi kartlarını kullanıyor. Ama kredi kartları kullanıp da zalimce mağduriyete uğrayan, zalimce soyulan, 1 kuruştan zalimce 100 lira tahsil eden bir başka ülke dünyanın hiçbir yerinde yoktur arkadaşlar. İşte örnekler, ben bu kürsüden… Makbuzları çıkardım. 1 kuruşluk borç için banka icra yolluyor, 1 kuruş için ve 1 kuruş borç 504 lira oluyor arkadaşlar. Düşünebiliyor musunuz, bir A4 kâğıdı bir kuruştur arkadaşlar, 1 A4 kâğıdı. Bir avukatın, bir banka memurunun adliyeye gitmesinin benzinini düşünün, dolmuş parasını düşünün, bırakın onu, avukatlık ücretini, bilmem nesini… 1 kuruş üzerinden banka tahsilat yapıp vatandaşa 500 katı ceza değil, 500 bin katı ceza çıkarıyorsa, eğer bu Hükûmet yakasına yapışamıyorsa o faiz lobisinin ortağıdır. Bakın arkadaşlar, sadece o değil, yine 2 kuruşluk borç için, Almanya’da yaşayan bir yurttaşımıza 1.476 TL borç çıkarılmış. Bunun örneklerini çoğaltmak mümkün arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu zulme karşı var mısınız, yok musunuz? Varsanız, bu araştırma önergesine dobra dobra “evet” diyeceksiniz. Biz “evet” diyoruz. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylamaya sunmadan önce yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tanal, Sayın Güneş, Sayın Çam, Sayın Eyidoğan, Sayın Ören, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Genç, Sayın Özcan, Sayın Baydar, Sayın Çetin, Sayın Haberal, Sayın Köse, Sayın Işık, Sayın Seçer, Sayın Türeli, Sayın Çelebi.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Hasan Ören ve 19 milletvekili tarafından, kredi kartı borçlarının ekonomik ve sosyal boyutunun araştırılması ve kredi kartı borçlarının uzun vadede ödenebilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 30/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 16 Temmuz 2014 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve Amasya Milletvekili Avni Erdemir ile 79 Milletvekilinin; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/937, 2/2229) (S. Sayısı: 615)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki 108 adet Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nda birleştirilen işlerden (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’nin geri çekilmesine dair bir önerge verilmişti, okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/174)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

639 sıra sayılı Rapor’da yer alan, Sayın Mesut Dedeoğlu’yla beraber verdiğimiz kanun teklifini geri çekiyoruz.

                                Oktay Vural                                                               Mesut Dedeoğlu

                                      İzmir                                                                    Kahramanmaraş

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, tasarının tümü üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Genel Kurul, benim bu teklifimin geri alma işlemini kabul etmedi, görüşülmesini istiyor. Dolayısıyla ben de bu teklifte, benim kanun teklifimin hangi maddede görüşüleceğine ilişkin, Komisyon Başkanının bilgi arz etmesini istiyorum. Yani, benim bu kanun teklifim için Genel Kurul kararıyla “Görüşülsün.” talimatı verilmiştir. Bu durumda Komisyon Başkanı, Genel Kurulun bu iradesinin bu raporun neresinde yer aldığını ifade etmeli ki bu görüşme yapılabilsin.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sadece başlığında var, içinde yok.

RECAİ BERBER (Manisa) – Başlığında var, başlığında.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Genel Kurul iradesi… Teşekkür ederim sizlere de, bunun, bu teklifin görüşülmesini istediniz. Bu durumda bizim teklifin görüşülmesi gerekiyor efendim.

BAŞKAN – Aynı anda böyle herkes konuşunca katiyen anlamıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, görüşülmesi gerekir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, teklifi zaten şu anda gelen tasarının içerisinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede, nerede?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Komisyonda bunlar dikkate alınmış, gündeme alınmış, değerlendirilmiş. Değerlendirilmesi, mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez Sayın Başkan. Dolayısıyla, şu anda görüştüğümüz raporun içerisindedir efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kabul edileceği anlamına gelmez değil. Ben, nerede olduğunu görün ki kabul edip etmeyeceğinize karar verin…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, bakacaksınız, bunlara bakacaksınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz demediniz mi teklif görüşülsün diye?

RECAİ BERBER (Manisa) – Raporda var.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, grup başkan vekilleri, birbirinizle konuşmayın, veriyor bilgiyi.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Recai Berber’in, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda 108 teklif ve tasarının birleştirilmiş olduğuna ve teklif sahiplerine bu konuda bilgi verildiğine ilişkin açıklaması

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, gündemimizde bulunan tasarı ve tekliflerden, bu elimizdeki tasarı ve tekliflere de benzeşik olan ve benzer maddeler ve benzer kanunlarda maddeler içeren 108 tane teklifte birleştirme yapılmıştır. Bu tekliflerin içerisinde de -bu birleştirme yapıldıktan sonra- teklif sahiplerine de bu konuda bilgi verilmiştir ve bu teklifler birleştirildikten sonra spesifik olarak “Bu teklifin içerisindeki şu madde alınmıştır ya da alınmamıştır.” gibi bir şey söylemek mümkün değil bununla ilgili olarak ama dediğim gibi…

Ayrıca, bu teklifin birleştirilmiş olması, illa ki oradan bir maddenin alınarak bu Plan Bütçe Komisyonu metninin içerisine konulmayı da gerektirmez.

Ayrıca, Komisyon olarak da düşüncemizi istiyorsanız da buradaki bu birleştirmeyle ilgili düşüncenin veyahut da bu birleştirmeye karşı olmanın veyahut da birleştirmeyle ilgili olarak bu teklifin geri çekilmesi düşüncesinin, Genel Kurul aşamasında değil, Plan Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler aşamasında verilmesi gerekirdi diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, efendim, ben sayın Komisyon temsilcisinin yaptığı açıklamayı yeterli bulmadım. Kendisine bir soru da sormak istiyorum: Sayın Oktay Vural’ın geri çekilmesini istediği teklif…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Cevap vermek zorunda da değil aslında, böyle bir usul yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …acaba neyi düzenliyordu da siz bunu söylediniz? Doğrusu o konuda bir bilgi verirseniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bilmiyor ki zaten.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bunların tartışma yeri burası değil, bunların Komisyonda…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi bitirsin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, olmaz ki, böyle bir usul yok ki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Canikli, bir saniye efendim…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Komisyonda tartışılması gereken şeyler efendim bunlar, hepsi raporda var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı efendim?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Komisyon gündemine hâkimdir, önüne gelen bütün konuları görüşmüştür ve kararını vermiştir Sayın Başkanım, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmayı ben yürütüyorum efendim.

BAŞKAN – Ben de sizi dinliyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani, engellemek, geciktirmek için böyle yöntemler de kullanılmaz. İç Tüzük’e uygun böyle bir usul yok Sayın Başkan.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Hariçten gazel okuyan kim? Hariçten gazel okuyor adam Sayın Başkan.

BAŞKAN – İyi, ben ineyim aşağıya da düzenleyeyim ortalığı, öyle mi Sayın Oğan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilinin…

BAŞKAN – Herkes akıl baliğ olmuş ve de cezai ehliyete sahip insanlardan oluşuyor bildiğim kadarıyla milletvekilleri.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir grup başkan vekili ayakta konuşurken iktidar partisinin grup başkan vekili onun konuşmasına müdahale ederek onun konuşmasını kesme hakkına sahip değildir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben Sayın Başkana hitap ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Arkanızdaki çoğunluk size ana muhalefetin grup başkan vekilinin sözüne müdahale etme hakkını vermiyor, lütfen, rica ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Peki, size İç Tüzük’ü ayaklar altına alma hakkı veriyor mu?

Yani, böyle bir şey olabilir mi Sayın Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama hâlâ aynı tutuma devam ediyorsunuz siz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle bir şey olabilir mi ama? Yanlış şey söylüyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hâlâ aynı tutumu göstermeye devam ediyor.

Siz burada ne zaman konuşsanız ben sizi dinliyorum. Sizin şurada ayakta bizim konuşmamıza bile…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, evet, ben sizi dinliyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, izin verin konuşmamı tamamlayayım ama.

BAŞKAN – “Ben de sizi dinliyorum.” diyorum. Ben size başka bir şey söylemedim ki Sayın Hamzaçebi, “Sizi ben dinliyorum.” dedim, “Konuşmamı tamamlayayım.” deyip beni azarlıyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Söyleyecek bir şeyi yok ki, ne yapsın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Derdi bir şey söylemek değil Sayın Başkan, derdi bir şey söylemek değil, bir şey söylememek derdi.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Söyleyeceği bir şey yok ki.

BAŞKAN – “Ben sizi dinliyorum.” dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben konuşurken araya sürekli müdahale olursa konuşma imkânım kalmıyor.

BAŞKAN – Evet, şimdi oturdu yerine, ben de size diyorum ki: “Sizi dinliyorum.”

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama bakın, ben konuşmama devam edeceğim, siz yine araya giriyorsunuz Sayın Başkan, lütfen, rica ediyorum.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – “Maçı nasıl uzatırım?” diyor.

BAŞKAN – Şimdi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm, nokta. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Siz dinliyorum Sayın Başkan, sizi dinliyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Akşener, size söyleyeceğim hiçbir şey yok. Size bir şey söylemeye lüzum görmüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, şimdi, efendim, Genel Kurul benim bu kanun teklifimin görüşülmesini istedi.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Öyle bir şey istemedi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet. Ben geri alıyorum. Yani, bu kanun teklifim demek ki kabul edildi.

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, reddedilmemiş, görüşüldü ve ben de diyorum ki Genel Kurulun bu teklifi görüşme iradesi bu raporun neresinde tecelli edecek?

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Ara bul.

OKTAY VURAL (İzmir) – Neresinde? Yani, Genel Kurul diyor ki: “Bu teklifi…” Şimdi, tasarıyı geri aldığı zaman görüşebilir misiniz? Görüşemezsiniz. Tasarı geri alınmamışsa, reddedilmişse görüşeceksiniz demektir. Ben de diyorum ki: kanun teklifimin görüşülmesi gerekiyor. Bu konuda Genel Kurula bu kanun teklifimin, bu sıra sayısının neresinde yer aldığını ifade etmeye davet ediyorum.

BAŞKAN – Evet.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Verdiği cevap bu kadar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Genel Kurul diyor ki: “Arkadaş, bu kanun teklifini ben görüşmek istiyorum.”

BAŞKAN – Verdiği cevap bu kadar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nurettin Bey ve Adalet ve Kalkınma Partisi diyor ki: “Bu konu doğrudur, bu teklif doğrudur, biz iradenizi kabul edeceğiz.”

BAŞKAN – Tamam, Sayın Başkan da aynı şeyi söyledi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Burada Sayın Başkan, her şey burada, bakılacak. Eğer varsa girmiş, yoksa Komisyon kabul etmemiş anlamına gelir, bu kadar basit.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN – Tamam, hayhay, açalım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, aleyhte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehte.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Lehte.

BAŞKAN – Usul tartışmasını ben açıyorum, talep edildi, ben açıyorum, tamamdır.

Şimdi okuyorum: Lehte Sayın Günal, Sayın Canikli; aleyhte Sayın Öztürk, Sayın Kaplan. Doğru mu almışım?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Doğru değil.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aleyhinde Sayın Vural istedi. En önce o istedi, sonra ben lehte istedim.

BAŞKAN – O zaman ben onu görmedim, sizi görünce. Peki, tamam.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ben lehte istedim, Sayın Vural aleyhte en önce istedi.

BAŞKAN - Hayır, sizi gördükten sonra görmedim.

O zaman, Sayın Kaplan, sizden önce Sayın Vural istediği için kusura bakmayın… Ya da kura çekeceğim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Her gruptan 1 kişi konuşuyor işte, tutanakları getirin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutanakları getirin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben, Sayın Vural’ın aleyhte istediğini görmedim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Efendim, en başta o istedi, ben “lehte” demiştim.

BAŞKAN – Ben itiraz etmiyorum ya!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz itiraz ediyoruz.

BAŞKAN – Sadece duymadığımı söyledim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – E, tamam.

BAŞKAN – Şimdi, görmediğimi, duymadığımı söyledim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz itiraz ediyoruz.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Kaplan’a bir teklifte bulundum, “Hayır.” dedi. Dolayısıyla, tutanaklara bakacağım ve ona göre söz vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru efendim, doğru.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ara verelim, bakalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklara bakın efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle bir tartışmada bir grubun söz hakkı olmak zorundadır ki kendi teklifleri de var.

BAŞKAN – Neyse, yani, ben onu bilmiyorum, kendi aranızda.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani, ya bu nezakete uyacağız ya da her seferinde kura çekeceğiz. Kurban Bayramı’na kadar kura çekmeye hazırız arkadaşlar, siz bilirsiniz.

BAŞKAN – Ben mümkün olduğunca siyasi partilerin yöneticilerinin birbiriyle..

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 3 partiyi buradan uyarıyorum: Vallahi billahi, Kurban Bayramı’na kadar sizi getirir götürürüz buraya.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz, her grubun konuşmasını savunuyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya centilmenlik ya da bir grubun söz hakkı…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ya, geç, biz buradayız zaten.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani, ona göre, keyfiniz bilir, vallahi Kurban Bayramı’na kadar kura çekeriz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oraya, oraya söyleyeceksin; bize değil, oraya.

OKTAY VURAL (İzmir) – Elinden geleni ardına koyma ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Centilmenlikse, her grubun söz hakkı var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah, yapıyoruz işte biz. “Geleceğim, yapacağım…”

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum, tutanaklara bakacağım.

Kapanma Saati: 17.29

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Usul tartışması açmıştık. Tutanaklara baktım, dolayısıyla lehte Sayın Günal, Sayın Canikli; aleyhte Sayın Öztürk, Sayın Vural şeklinde görünüyor.

İlk söz Sayın Ali Rıza Öztürk’te.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Önce lehte değil miydi Başkanım?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Önce lehinde konuşulmuyor mu Sayın Başkan? Sayın Başkan, önce lehte konuşanlara söz verilmiyor mu efendim?

BAŞKAN - Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani usul, önce lehte konuşanların kürsüye çıkması değil midir efendim?

BAŞKAN - Tamam o zaman, ben “aleyhte” dedim, kafam karıştı.

Buyurun, ben sizi alayım lehte Sayın Günal. Çok özür dilerim Genel Kuruldan.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan, İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun birlikte verdikleri (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergenin kabul edilmemesi nedeniyle 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, tabii ki, Sayın Başkanın lehinde söz aldım çünkü Sayın Başkanın yapacağı bir şey yok, buradaki bütün kabahat AKP Grubunda ve Sayın Canikli zaten onun için de sürekli bir saldırı hâlinde.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kime saldırdık, nerede saldırdık?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kime saldırdık?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bakın, burada, “Kanun teklifini geri çekeceğim.” diyor

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Görüşümüzü de mi söylemeyelim? Olur mu Mehmet Bey?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Evet, evet, daha konuşmaya bile tahammülünüz yok. Saldırı hâlinde, şöyle saldırı hâlinde…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Orada kime saldırmışız?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bak, şu anda da saldırı hâlindesiniz. Burada bir usul hatası var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kimseye saldırdığımız falan yok.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen laf at…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Meclis Başkanı buraya yazmış. Bakın, Meclis Başkanı buraya yazmış, Meclis Başkanı kafasından mı uydurdu? Şimdi kafasından mı uyduruyor, nereden yazıyor?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Üsluba bak!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Meclis Başkanına bütün muhalefet partileri itirazlarını iletti, bunun İç Tüzük’e uygun yürümediğini söyledi ve ben de dâhil olmak üzere gittim kendisine bir de sözlü olarak izah ettim, bunun böyle olamayacağını, bu şekliyle bu kanunun kabul edilemeyeceğini söyledim.

Değerli arkadaşlar, Sayın Meclis Başkanının içine eklemediği 8 tane daha madde var çıkarılması gereken, Meclis Başkanının söylediği, Kanunlar Kararların çıkardığı listeye ilave olarak. 3’ünde teslim edilen, 4’ünde görüşmelere başladığımız için illegal olarak, yine, İç Tüzük’e aykırı birleştirilen başka bir teklif var, onda da 8 tane ayrı kanunla ilgili düzenlemeler var, bunların da aynı şekilde bu tasarı içerisinde yer almaması gerekiyor. Bunun tamamı İç Tüzük’e aykırı. Siz de ondan sonra diyorsunuz ki: “Niye saldırıyoruz?” Peki, niye saldırıyorsunuz? Biz size “Bunları çıkaralım, Soma’yla ilgili olanları ertesi gün çıkaralım, hemen götürelim.” dedik. Sonra, “61 maddelik tasarıyı ayıklayın…” Sayın Başkan burada, Soma Komisyonunun tavsiye kararı geldi mi? Geldi. Onu da önerge olarak verdik, aynen burada olduğu gibi, çoğunlukçu bir dayatmayla reddettiniz mi? Evet. Tutanaklar ortada. Son gün gelip benim söylemiş olduğum şey mademki yanlış, Sayın Canikli ona cevap versin: Adalet Komisyonu ne görüştü bugün? Mademki siz haklısınız, niye o madde bizim ısrarımız sonucu çekildi de bugün Adalet Komisyonunda görüşülüyor?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sağlığından dolayı.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ne alakası var CMK 153’ün Plan ve Bütçe Komisyonuyla? Ne alakası var İş Kanunu’nun? Ne alakası var avukatların bandrol ücretinin, avukatlık vekâletnamesinin? Bunların tamamı İç Tüzük’e aykırıdır. Maalesef ve maalesef, Komisyon kendi yetkisini aşarak burada yeni maddeler ihdas etmiştir uyarılarımıza rağmen. Meclis Başkanının uyarısından sonra da yapılması gereken, Sayın Berber’in bizleri çağırıp Meclis Başkanının bu raporunu görüşmek “Burada şu, şu maddeler söyleniyor…” En azından o nezaketi yapıp gene çoğunlukçu dayatmanızla oylayıp buraya şekil açısından sağlam getirebilirdiniz -içeriği zaten yanlış- “Ama biz görüştük, oyladık.” derdiniz ama bizim haberimiz bile olmadan Sayın Berber, aynı anda tak tak tak yazmışlar, imzalamışlar, geri göndermişler. Onun için, bu tasarı geçersizdir, bu tasarının bu hâliyle görüşülmemesi gerekiyor. Yaşanan tartışmaların nedeni de AKP’nin dayatmacı tutumudur diyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aleyhte Sayın Ali Rıza Öztürk.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında, Türkiye eğer Anayasa’sında yazılı olduğu şekilde gerçekten bir hukuk devleti ise o zaman “Hukuk devletinde yasama faaliyeti nasıl olmalıdır?” sorusunun yanıtı Türkiye Büyük Millet Meclisine bakılarak öğrenilebilir. Eğer gerçekten hukuk devletindeki yasama faaliyeti bu Mecliste olduğu gibiyse hukuk devleti aslında öyle çok da güzel bir devlet şekli değilmiş, hemen o devlet şeklinden vazgeçmek lazım! Yok, eğer gerçekten hukuk devletinde olmaması gereken yasama faaliyetini biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde uyguluyor isek bundan vazgeçmemiz lazım.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında, Meclis İçtüzüğü, Anayasa bir kenara bırakılarak ve gerek Meclis içerisinde gerekse ülke yönetiminde, sadece Meclis çoğunluğuna dayanılarak sorunları çözme klasik anlayışı yerleşmiş vaziyettedir. Bu, 61 madde olarak geldi. Aslında, bunun gelme nedeni, bu kanunun gelme nedeni, Soma madeninde yaşanan felaketle ilgiliydi, orada mağdur olan insanların yaralarını sarmak için getirildi, 61 maddeden ibaretti fakat Soma bu çuvalın içerisinde boğuldu, Soma’nın dışında her şey buraya girdi, doldukça dolduruldu bu çuval, artık çuval bu yükü taşıyamaz oldu.

Ve değerli milletvekilleri, yasa yapma tekniği, yöntemi gerçekten ne ahlaka sığıyor ne de usule sığıyor yani doğru olmuyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, uygulamada karşılaştığı her sorunu Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluğuna dayanarak çözmeyi âdet ediniyor ve özensiz yasa yapmayı ısrarla ve inatla sürdürüyor. Bu Mecliste iki ay önce kaldırdıkları ve “reform” olarak ilan ettikleri kanunları iki ay sonra değiştirmekten utanmıyorlar, surat hiç kızarmıyor.

Daha bugün Adalet Komisyonunda görüşülen, bu Plan ve Bütçe Komisyonunda mesele olan teklif, CMK’nın 153’üncü maddesi… Yani, sanık müdafisinin dosyayı inceleme yetkisine sınırlama getiren hüküm, iki ay önce -özgürlükçü bir anlayış olarak- getiriliyor, burada kaldırılıyor ve şimdi, ne hikmetse o anlayıştan dönülüyor; noktasına, virgülüne, o madde tekrar konuluyor. Ya arkadaşlar, iki ay önce yaptığınız mı doğru, şimdiki mi doğru, bir karar verin!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Anlattık onu burada!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Dolayısıyla, bunun içerisine her şeyi doldurarak sorunları çözemezsiniz. Bununla ilgili olmayan ne kadar konu varsa bunun içerisinde, bu, gerçekten Meclis İçtüzüğü’nün 91’inci maddesindeki temel kanunları düzenleyen hükme açıkça aykırıdır. Bu Meclis İçtüzüğü burada dururken, siz Türkiye'yi yönettiğiniz gibi, çoğunluğa dayanarak burada da böyle yapmayın lütfen. Orada da aynısını yapıyorsunuz, hâkimleri, savcıları oradan oraya sürerken burada yasa değiştiriyorsunuz ama değiştirdiğiniz yasalar işe yaramıyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bir ay önce burada Yargıtayı şekillendirmek istediniz. Alın işte, Yargıtay Birinci Başkanını kaybettiniz! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Lehte Giresun Milletvekili Sayın Canikli.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz ilk defa yasa yapmıyoruz, ilk defa torba yasa görüşmelerini gerçekleştirmiyoruz. Bugüne kadar komisyonlarda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda hangi yöntemle görüşülmüş, hangi yöntemle hazırlanmış ise yasalar ve torba yasalar, bu da harfiyen, aynen, birebir o yöntemle hazırlamıştır ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul gündemine gelmiştir. Yani, sanki konuşmalardan ilk defa bu hususlar bu torba yasada gündeme geliyor, daha önce hiçbir şekilde tartışılmayan veya önerilmeyen yöntemler ilk kez, hayata geçirilmeyen yöntemler ilk kez bu torba yasada gündeme geliyor gibi konuşmalar yapılıyor. Bunların hiç birisi doğru değildir arkadaşlar.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Dün de yanlıştı, bugün de yanlış.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bugüne kadar, aynı şekilde, bire bir, her aşaması, komisyondaki aşamalar, Genel Kurul görüşme safhası, birleştirme yöntemleri, bütün aşamaları bire bir aynı olmak üzere…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Buradaki itirazımız bizim aynı.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hepsi yanlış.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …sayısız torba yasa bu Mecliste yasalaştırılmış ve şu anda uygulanmaktadır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – E, siz yanlış yapmaya devam ediyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu da Plan ve Bütçe Komisyonunun iradesini yansıtacak şekilde hazırlanmış, uzun tartışmalardan sonra bütün boyutlarıyla, en ince detayına kadar tartışılmış, değerlendirilmiş ve sonuçta Komisyon kararını vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul gündemine getirilmiş. Bu anlamda hiçbir farklılık yok, İç Tüzük’e bir aykırılık söz konusu değil. 35’le ilgili konuyu zaten dün tartıştık, değerlendirdik, o konu karara bağlandı.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Uygun mu İç Tüzük’e, “Aykırılık yok.” diyorsun, uygun mu?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, amaç o değil. Bakın, amaç engelleme, bunu biliyoruz. Muhalefet bu tasarıyı engellemeye çalışıyor, geciktirmeye çalışıyor, elinden gelen bütün gayreti gösteriyor. Bakın, bu tasarı… Bazılarını beğenmeyebilirsiniz yani beğenmediğiniz zaman o yasalaşmayacak gibi bir yaklaşım içerisinde olamazsınız; esas dayatmacı yaklaşım budur. Görüşünüzü söylersiniz, kanaatinizi ortaya koyarsınız, kamuoyuyla paylaşırsınız, varsa size göre yanlış olduğunu düşündükleriniz, ortaya koyarsınız ama sonuç itibarıyla görüşülür ve burada millî irade ortaya çıkar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yanlış devam ediyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, çok önemli düzenlemeler var. Şimdi, Soma’da 67 kardeşimize aylık bağlanamıyor, her gün gecikiyor. Nedeni, işte bu gösterdiğiniz engelleyici tavırdan kaynaklanıyor. Bakın, taşeron kardeşlerimizle ilgili… (CHP sıralarından gürültüler)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Doğru getirin, doğru getirin, hemen çıkaralım. Yanlış getirmeyin!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …ilk defa reform mahiyetinde bir düzenleme yapılıyor, onlara üç yıllık sözleşme imkânı getiriliyor, kıdem tazminatı imkânı getiriliyor, ücretli izin imkânı getiriliyor ama engelliyorsunuz, evet sonra da engelliyorsunuz; bütün vatandaşlarımızın bunu bilmesi gerekir. (MHP sıralarından gürültüler)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Onları bahane ederek başka şeyler çıkarmayın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Yeterli değil, yeterli değil!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Onları bahane ederek başka istediklerinizi çıkarmayın!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, eleştirmekten bahsetmiyorum, karşı çıkmadan bahsetmiyorum. Siz İç Tüzük’ü de kesinlikle çiğneyerek engellemeye çalışıyorsunuz, yaptığınız budur, yaptığınız başka bir şey değil.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, siz engelliyorsunuz. Dört hafta önce bu çıkabilirdi Meclisten.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sizin yüzünüzden!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kim engelliyor ya!

MUSA ÇAM (İzmir) – Torba hâlinde getirdiniz bunu, torba!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani, eğer o konuda samimi olsanız ve ciddi anlamda sorunları çözen, birçok sorunu çözen bu kanunun o hükümlerine gerçekten destek vermiş olsanız bu şekilde davranmazsınız. Eleştirinizi yaparsınız, kanaatinizi belirtirsiniz ama ondan sonra, sonuçta herkes gereğini yapsın.

Hepinize teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kara para aklıyor musun bu yasayla, kara para? Kara para aklıyor musun? Ayıp ya!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kara parayı aklayacaksın…

BAŞKAN – Sayın Işık, Sayın Hamzaçebi’yi duymuyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama Sayın Başkan, doğru konuşsun, yanlış konuşuyor.

BAŞKAN – Yanlış, doğru da ben Sayın Hamzaçebi’yi duymuyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, sayın hatip bütün Genel Kurulu, muhalefeti itham eden bir hitapta bulundu. Diyor ki: “Siz…”

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, biz de istiyoruz Sayın Başkan.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bize de söz…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, aynı şekilde, biz de muhalefet sayıldığımız için…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İktidar partisi Grup Başkan Vekilinin konuşması gerçekten ibretlik bir konuşmadır. Diyor ki: “Bu yasada Soma’daki madencilere tanınan haklar var. Siz, engellemenizle o hakları engelliyorsunuz.”

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Doğru diyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Doğru, doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben size bir öneri yapıyorum: Bu yasaya, o 301 madencimizin acısının arkasına saklanarak hukuksuz düzenlemeler koydunuz.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – O, lafta sadece.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Görevden alınan kamu görevlilerinin…

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Ya, bırakın Allah aşkına!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …mahkemeye başvurması hâlinde, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesini engelleyen madde koydunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne güzel işte!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ret verirsin, ret verirsin! Ret ver!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Mahkemeyi kazanmaları hâlinde, iptal kararının uygulanmasını engelleyen madde koydunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Geçmeyecek mi buradan o?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Özelleştirme uygulamaları nedeniyle yargının vermiş olduğu iptal kararları üzerinden beş yıl geçtikten sonra iptal kararlarının uygulanmamasını sağlayacak madde koydunuz. Yargı beş yıl önce iptal kararını vermiş. Beş yıldır iptal kararını uygulamıyorsunuz. Hesabı yaptınız, beş yıl geçti; “Beş yılı koyalım ve mahkeme kararlarını uygulamayalım.” Bunu, 301 madencimizin acısının arkasına saklanarak yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Size öneriyorum: Bu maddeleri çıkarın, bu yasayı üç günde çıkaralım. Çıkarın bu maddeleri, Soma madencilerinin haklarını bugün yasalaştıralım, bugün yürürlüğe koyalım, var mısınız?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsini çıkarırız, sen merak etme!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Eğer dürüst iseniz bu konuda gelin, bu önerimi kabul edin, bunu yapalım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Siz istemeseniz de bu yasalaşacak! Bu yasa çıkacak!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, benim konuşmamı kastetmediğim şekilde yansıttı. Söz istiyorum.

BAŞKAN – Tamam, sırayla vereceğim.

Sayın Günal, siz buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır efendim...

BAŞKAN - Sırayla söz vereceğim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, gayet doğru bir şekilde yansıttım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Biz de istedik Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sırayla söz vereceğim diyorum yani siz de kaşlarınızı çatarsanız, imdat! Sırayla geleceğiz dedik.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Tamam Sayın Başkan, sinirlenmeyin.

BAŞKAN – Hayır Sayın Buldan, sizi kastetmiyorum, adamları kastediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – En sessiz biz duruyoruz.

BAŞKAN - Buyurunuz.

3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Sayın Canikli ajite ediyor. Tutanak tam tutulmuştur, getirttirirsiniz -Sayın Berber burada- başında, ortasında, sonunda en az 20 defa “Soma’yı hemen getirin, çıkartalım…”

Ben ileri gidiyorum. Sayın Hamzaçebi diyor ki: “Üç günde…” Şu anda çekiyoruz. Soma’yla ilgili maddeleri getirin, grubum adına, hiçbir konuşma yapmayacağız, akşama çıksın, Cumhurbaşkanına gönderelim. Hazır mısınız?

Gelip de “paralel devlet” diye uydurduğunuz şeyle mücadele edeceğiz diye bütün memur güvencesini kaldıracaksın, haramın içine helal koyacaksın, zehrin üstüne bir parmak bal çalacaksın, sonra da sıkılmadan “Efendim, Soma’yı engelliyor...” Bu terbiyesizliktir. Böyle bir teklif olamaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Ne alakası var!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Engelleyen sizsiniz, engelleyen sizsiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Nasıl konuşuyorsun sen ya!

BAŞKAN – Sayın Günal, lütfen…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Aynen söylüyorum! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bu şekilde konuşamaz!

BAŞKAN – Sayın Günal, lütfen…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bizim engellediğimizi söylemek, çok net söylüyorum Sayın Başkanım, “Muhalefet bunu engelliyor.” demek terbiyesizliktir!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bu şekilde konuşamaz!

BAŞKAN – Lütfen… Sayın Günal, lütfen…

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Muhalefet engellemiyor, muhalefet söylüyor. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

İşte, burada MHP Grubu… Şu anda, Genel Kurulda tek madde olarak oyluyoruz, getirin, o kanundan o maddeleri çekin. Nasıl ki eğer “Bunu muhalefet engelliyor.” diyorsanız bu terbiyesizliktir, ben onu söylüyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, hakaret ediyor, bu şekilde konuşamaz. Sözünü geri alsın.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Muhalefet burada. Sadece Soma değil, yeniden yapılandırmaları da koyun…

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Siz engelliyorsunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” lafını geri alsın Sayın Başkan.

BAŞKAN Sayın Günal…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – …vatandaşın lehine olanları ama yandaşlara havuzu değil, yandaşlara fiyat farkını değil, yandaşlara ihale kıyağını değil, özelleştirmenin üstünü örtmeyi değil, memurun güvencesini ortadan kaldıran, adil yargılanma hakkını ortadan kaldıran maddeleri çekin, geri kalanların tamamını buradan bir gün içerisinde geçirelim, yarın Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı yayımlasın.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ama, engelliyorsunuz işte!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Eğer bunun aksini söylüyorsanız muhalefetin üstüne böyle gelemezsiniz, bunu engellemeye devam ederiz, İç Tüzük’ün getirdiği bütün haklarımızı da kullanırız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Soma’yla ilgili kanunu engelliyorsunuz işte!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Engelliyorsunuz işte, engellemeye devam ediyorsunuz!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Gerçek engelleyen sizsiniz, ramazan gününde milleti buraya hapseden sizsiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Engellemeye devam ediyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, biraz da millet için çalışın, havuzcular için çalışmayın, ihaleciler için çalışmayın biraz da ya! Mübarek ramazanda hiç olmazsa milletin hayrı için çalışın!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Otuz sekiz gün Bütçe Komisyonuna bizi hapseden sizsiniz, dayatmacı anlayışınızdır. Buna itiraz ediyoruz. Ya sözünüzü siz geri alın… Siz geri alırsanız bu terbiyesizlik zaten ortadan kalkmış olur.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Millet bunlara oy vermiyor, kusura bakmayın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Biraz da milletin hayrı için çalışın ya!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, bu “terbiyesiz” lafını geri alsın lütfen.

BAŞKAN – Biliyorum, biliyorum…

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Siz istemiyorsunuz, Soma’yla ilgili kanunun çıkmasını istemiyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hemen çıkaralım, hemen, hemen. Hemen bir saat içinde çıkaralım varsanız.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, bizim konuşmacımız da konuşsun isterseniz, ondan sonra hepsine…

BAŞKAN – İşte, şimdi arabuluculuğu yapın da göreyim.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Soma işçileri için çıkan yasayı istemiyorsunuz!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nereden çıkarıyorsun onu ya!

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – İstemiyorsunuz! Kaç gündür Komisyonda engelliyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bak, bunun hepsini çıkaracağız, sen hiç merak etme!

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Günal, siz bu “terbiyesiz” sözünü geri alın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Terbiyesiz” demedim, “Muhalefet engelliyor.” demek terbiyesizliktir… Israr ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna onlar mı karar verecek? Böyle bir şey olur mu ya!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Muhalefet engelliyor.” demek terbiyesizliktir çünkü biz…

BAŞKAN – Neyse, tutanaklara bakacağım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, Plan ve Bütçe Komisyonunda tam tutanak vardır. Kaç defa teklif ettiğimizi, oradan getirtirsiniz, orada kendilerine de söylediğimizi…

BAŞKAN – Tutanaklara bakacağım canım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Soma’yla ilgili, vatandaşın lehinde olan hususlarla ilgili tavrımız ortadayken “bunu engelliyor” demenin kelimesini söyleyin siz de, cevap verelim.

BAŞKAN – Tutanaklara bakacağım.

Sayın Kaplan, buyurun.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Soma’yla ilgili çıkacak yasayı engelliyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Muhalefet kanunsuzluğu engelliyor, muhalefet hukuksuzluğu engelliyor, öyle diyecek.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Soma’yla ilgili çıkacak yasayı engelliyorsunuz işte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Muhalefet Soma kanununu engellemiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aklayacaksınız, bunun üzerinden ihalecilere rant götüreceksiniz. Yok ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yok öyle bir şey, yok! Sözünü geri al!

OKTAY VURAL (İzmir) – Hadi canım sen de!

4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, arkadaşlar, dinleyin, yedi sekiz saniyemi ziyan ettiniz şimdiden.

Bu torba…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Torba değil, çuval!

HASİP KAPLAN (Devamla) – ...Soma tasarısı olarak, Hükûmet tarafından, 61 madde olarak geldi. Sonra alt komisyonda 106 oldu, sonra 148 oldu. Her seferinde, muhalefet olarak, 3 parti dedik ki: “Soma’yla ilgili olan kısımları çıkarın, hemen üç günde çıkaralım. Yapılandırmayla ilgili bölümü çıkaralım, diğer bölümleri, ihtisas komisyonları var, onlarda tartışalım, konuşalım.” Bize bu kürsüden “Muhalefet bunu engelliyor, Soma yasasını.” demek, çok büyük bir haksızlık.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu yasayı engelliyor, bu yasayı.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, Sayın Canikli, şu gözlere iyi bakın, Soma madencilerinin, şu çocukların gözlerine iyi bakın. Bakın, eğer 301 acının üzerinden, “Soma tasarısı” diye getirip buraya kişiye özel yasa koyarsanız, şirketlere özel yasa koyarsanız, özel sektöre özel yasa koyarsanız, taşeronlaşma koyarsanız, özelleştirme koyarsanız, hukuka aykırı olarak, Anayasa’ya olarak, İç Tüzük’e aykırı olarak hükümler koyarsanız, “Mahkeme kararlarını uygulamam.” derseniz, arsaları taşınmaz yaparsanız, meralara dalarsanız, her yere giderseniz, elbette muhalefet edeceğiz ve size izin vermeyeceğiz. (HDP sıralarından alkışlar) Muhalefet hakkımızdır, bu muhalefeti yapacağız. Bunun adı artık “Soma yasası” değil, bunun adı “rant yasası”dır, “torba yasa”dır. Bunun adını kimse “Soma tasarısı” olarak adlandırmasın, bu haksızlığı yapmayın. Konuşacağız grup olarak ama kimse bu haksızlığı yapmasın, bizi de suçlamayın. Biz iyi niyetle hep konuştuk, siz hep çoğunluğunuza güvendiniz, her şeyi reddettiniz arkadaşlar, samimi olun. (HDP, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Canikli, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Olan biteni bir kez daha buradan ifade ediyorum: Bu yasanın görüşmelerini muhalefet geciktiriyor, engellemek için her şeyi yapıyor.

MUSA ÇAM (İzmir) – Çok ayıp ediyorsunuz, iftira ediyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Doğru mu, değil mi? Söylediğim bu. Dolayısıyla, buradan yola çıkarak kendi kanaatimi söylediğim için hakaret edilmesini aynen, katıyla iade ediyorum size. Çok ayıp şeyler yapılıyor. Ben kanaatimi söyleyeceğim elbette ama bana bu şekilde davranamazsınız, hakaret edemezsiniz; size bin katıyla iade ediyorum hakaretinizi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Havuzcuları savunma, kara paracıları savunma, torba devleti savunma Allah’ını seversen! Demokrasiyi, hukuku savun.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Neyin iyi olduğuna, neyin yanlış olduğuna sadece siz mi karar vereceksiniz? Meclis karar verecek…

MUSA ÇAM (İzmir) – Ayıp, ayıp!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …millet iradesi karar verecek. Sonuçta görüşülecek, oylanacak, herkes her şeyi söyleyecek ve sonuçta karar oradan çıkacak. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama “Doğrusunu ben bilirim, benim dediğimin dışında bir şey yapamazsın, ne yaparsan yap bunu engellerim!” mantığı…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – He, onu sen söylüyorsun.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …demokratik bir mantık mıdır, doğru bir mantık mıdır? Söylemeye çalıştığımız bu değerli arkadaşlar, başka bir şey söylemiyorum ben.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hukuka aykırı iş yapıyorsunuz, hukuksuz iş yapıyorsunuz zaten.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, sadece o değil, bize göre, sizin yanlış bulduğunuz o düzenlemelerin tamamı, hepsi de son derece önemlidir, yapılandırma dâhil olmak üzere.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Tabii, tabii, yandaşlar bekliyor, ihaleciler bekliyor!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ayrıca, söylediğiniz veya gündeme getirilen memurlarla ilgili düzenlemeler de son derece önemlidir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Evet, evet, ihaleciler bekliyor, hepsi bekliyor seni!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ülkenin güvenliği açısından, geleceği açısından, çetelerden temizlenmesi açısından da son derece önemlidir. Biz öyle görüyoruz, biz öyle görüyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Düne kadar değil miydi, düne kadar değil miydi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Reza bekliyor, Reza!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ve bu yasada hiç kimseye, hiçbir şirkete özel bir düzenleme yapılmamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Reza sizinle gurur duyuyor!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunları görüşeceğiz, maddeleri geldiğinde hepsini ayrıntılı bir şekilde görüşeceğiz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Çetelerle iş birliği yapan sizsiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hiçbirisinde özel bir düzenleme yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nasıl yok?

OKTAY VURAL (İzmir) – Reza bekliyor, Reza!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Eğer özel düzenleme görmek istiyorsanız geçmişe bakacaksınız, geçmişe. Bizde bunların kayıtlarının hepsi var.

Değerli arkadaşlar, bunların hepsi milletin bütününü, bütçeyi…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Maddelere gelince duman olacaksın, duman!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – ...devletin mali yapısını ilgilendiren ve yapılmadığı takdirde ciddi anlamda sıkıntıya sokacak olan düzenlemelerdir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangisi, hangisi?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Kamulaştırmayla ilgili düzenlemeler, kamulaştırma düzenlemeleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL(Antalya) – Bir söyle bakalım hangisi? Maliye Bakanı bile karşı çıktı be! Maliye Bakanının karşı çıktığını geçirdiniz be!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ve burada göreceğiz, esas bazı çetelerin, devlette kamulaştırma üzerinden bazı çetelerin para kazanmasını engellemek için getiriyoruz bunları.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Maliye Bakanı bile dedi “Bunu geri çekin.” diye.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangi çeteler, söylesin Başkanım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Zamanı gelince açıklayacağız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce Sayın Hamzaçebi kalktı.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Çete” lafını kullanan ancak çete mensubu olur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın hatip konuşmasında yeniden sataşmada bulunmuştur.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne dedim Sayın Başkan? “Bu kanunu geciktiriyorsunuz.” dedim, bunun neresi sataşma?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – “Muhalefet engelliyor.” dediniz Sayın Canikli.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya sakin ol, sakin ol, sinirlerine hâkim ol ya!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben hâkimim, ben sinirlerime hâkimim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Diline hâkim ol! Nedir ya bu öfke, kin, nefret?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi’yi dinliyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Burayı bu şekilde baskı altına alamazsınız, Meclis iradesinin çalışmasını engelleyemezsiniz!

BAŞKAN – Sayın Canikli, lütfen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İktidar engelliyor kendi torbasını.

OKTAY VURAL (İzmir) - İktidar engelliyor. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Arkadaşlar, izin verin, ben konuşmamı tamamlayayım.

Sayın Başkan, ben ne zaman ayağa kalkıp konuşmaya başlasam iktidar partisinin grup başkan vekili konuşmama müdahale ediyor.

BAŞKAN – Evet, doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kendisi biraz önce kürsüye çıktı, konuştu. Tek bir kelime söylemedim, konuşmasını sonuna kadar dinledim. Konuşmasında yeniden başa döndü, yeniden sataşmada bulundu. İlk söz alma nedenim şuydu: “Muhalefet, Soma işçilerine yapılan olumlu düzenlemeler nedeniyle bu yasayı engelliyor.” dedi.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hiç öyle bir şey söylemedi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bunun doğru olmadığını çıktım, söyledim.

Tekrar çıktı, aynı görüşünde ısrar etmek suretiyle…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – “Bu yasayı” dedi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - …ve yasadan olumlu düzenlemeleri örnek vermek suretiyle benim söylediğimin tamamen aksine bir şey söyledi yani söylediklerimi bir başka anlama gelecek şekilde yorumladı. 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, neresinde sataşma var Allah aşkına? Yapmayın! Hayret bir şey ya!

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, şimdi ben size buradan bir madde okuyacağım. Şimdi, bunun, Soma’da ölen 301 işçimizle nasıl bir ilgisi var acaba? Madde şu: “Madde 112 - Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasının üzerinden beş yıl geçmiş olan özelleştirmeler hakkında verilmiş olan yargı kararları ile ilgili olarak geri alınma yönünde bir işlem yapılmaz.” Yani mahkeme beş yıl önce karar vermiş, “Bu özelleştirme usulsüzdür.” demiş, bunu iptal etmiş. Hükûmet hesap etmiş, “Beş yıl dolduğuna göre beş yıl yazalım.” demiş, dört yıl olsa “dört yıl” yazacaktı, altı yıl olsa “altı yıl” yazacaktı. Beş yıl sonra diyor ki: “Bunları geri almayalım.” Bunun Soma’da ölen 301 işçimizle nasıl bir ilgisi var?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kim var dedi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yazık değil mi? Soma işçilerimizin acısının arkasına saklanıp da bu düzenlemeyi yapmak yakışıyor mu?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bütçeyle alakalı dedi onu, bütçeyle ilgili dedi onu zaten; Soma’yla ilgili demedi ki bütçeyle ilgili dedi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 100’üncü madde diyor ki: Kamu görevlilerinin görevden alınması hâlinde mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı veremez, herhangi bir şekilde iptal kararı vermesi hâlinde de idare bunu otuz gün değil, iki yıl içinde yerine getirir ama bir şartla: “Onu eski görevine de iade etmem, özlük haklarını dikkate alarak bir başka göreve atarım.” Bununla ne ilgisi var Soma işçilerinin?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Tenkit edebilirsiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Paralelcilerin tasfiyesiyle ilgili.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Meralar, Bakanlar Kurulu kararıyla yapılaşmaya açılıyor. Soma işçileriyle bunun ne ilgisi var? Belediyeler bugüne kadar arsalarını yatırım için verebiliyordu, şimdi diyorsunuz ki: “Belediyeler -yatırımcının parası da olmayabilir- hazır binayı versinler birtakım vakıflara.” O vakıfların kimler olduğunu sizler biliyorsunuz. Bunların Soma işçileriyle nasıl ilgisi var? Bunları çıkarın, Soma işçileriyle ilgili olanı bugün yasalaştıralım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, aynı gerekçeyle biz de istiyoruz. Sayın Mehmet Günal…

BAŞKAN – Buyurun.

7.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Canikli, Meclis Başkanının gönderdiği, İç Tüzük’e aykırı olan maddelerin içerisinde bu söylediğimiz rant maddelerinin tamamı yer alıyor. Bakın, Kamu İhale Kanunu’yla ilgili vardı, birisini aşağıda geri çektiniz; Tapu Kanunu’yla ilgili var, kamulaştırmayla ilgili var. Defalarca söyledim, yolsuzluk dosyasının da bir kısmı tutanaklarda var diyorum size. Kayseri’de stadyumla ilgili yapılan hak düşürücü kamulaştırma… Kime kıyak geçiyorsunuz?

Başka bir örnek vereyim, Bakana da söyledik: Devlet Su İşleri denetim yaptıracak su yapılarıyla ilgili, denetimi yapacak olan DSİ, şirketi belirleyecek olan DSİ, ihaleyi verecek olan DSİ. Soruyorum, diyorum ki: Arkadaş, al bunu, sen standardını belirle, Kamu Gözetimi ve Denetimi Kurumu var, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu var, sen kalkmışsın, buraya koymuşsun, bir de ısrar ediyorsun. Peki, hangi şirkete vereceksin? 800 küsur tane HES’in ihalesini sen niye yapıyorsun kardeşim?

Yani, şimdi biz bunlara karşı çıkmayacak mıyız? Burada yetimin hakkı var. Vatandaşın dava açma hakkı düşürülürse; yanlış, sahte mahkeme kararlarıyla tapudaki kamulaştırmalar kesinleştiriliyorsa ve siz bunu düşürüyorsanız, “Memuru otuz gün yerine iki senede yapayım, bana kimse sormasın, ben diktatörlük yapayım.” derseniz… Siz on sene beraber olacaksınız, on birinci sene kavga edeceksiniz. Güneydoğuda paralel devlet kurulmuş, kalkmış burada çetelerle… Asıl, çeteleri ortaya çıkaran sizsiniz. “Çete” demek sadece birinin sizin menfaatinize dokunması değil, menfaat çeteleri de, kara para aklayanlar da çetedir, organize suç örgütleri de çetedir, bundan nemalananlar da çetedir, buna göz yumanlar asıl çeteye destek verenlerdir, aksi takdirde…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Doğrudan bunları destekleyenler de çetedir.

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Biz burada hiç kimseyi korumuyoruz, biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Yarın bu 4 bakan -kaçırdığınız fezlekeye muhatap olan- ve Sayın Başbakan Yüce Divanda yargılandığı zaman onların hukukunu da biz savunacağız, Anayasa’ya ve hukuka uygun olarak yargılanmalarını yine biz savunacağız, diyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sen hayal görmeye devam et. Sen hayal görmeye devam et!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Biz hukukun üstünlüğünden yanayız, onun için bunlara karşı çıkıyoruz.

Soma’yla ilgili, tekrar söylüyorum: Getirin, hemen bir saat içerisinde çıkaralım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zozani.

8.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu İç Tüzük konusunda en tutarlı davranan grup biziz, sebebini de söyleyeyim: Biz, 108 kanun teklifinin tasarıyla birleştirilmesine Komisyonun ilk aşamasında karşı çıktık, “Bu, İç Tüzük 35’e aykırıdır, birleştirilemez.” dedik. Birleştirdiniz, buraya getirdiniz. Şimdi, burada yapılan tartışmalar da İç Tüzük’e aykırı şekilde devam ediyor. Ancak, tekrar İç Tüzük tartışmalarına geri dönmeyeceğiz.

Sayın Canikli’nin galiba psikolojisi bozuk, bu aralar morali çok bozuk.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Benim psikolojim sağlam! Ona sen karar veremezsin! Haddini aşma! Düzgün konuş! Ona sen karar veremezsin!

BAŞKAN – Sayın Zozani, kişiselleştirmeyin lütfen.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Ancak, bakınız, Sayın Canikli’nin, biraz önce, burada, bu kürsüde sarf ettiği sözler bir şekilde izah edilir; Soma’da yaşamını yitiren 301 maden emekçisinin acısının sömürülmesi anlamına gelir. O acıyı sömürdü, o acı üzerine timsah gözyaşı döktü burada. Dolayısıyla, biraz önce burada sarf ettiği sözler bir iktidar partisi grup başkan vekiline yakışan sözler değildir; Meclisten ve Soma emekçilerinden, yaşamını yitiren emekçilerin ailelerinden gelip bu Meclis kürsüsünden özür dilemesi gerekir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Mugalata yapıyorsun şu anda.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Kendisine yakışan budur. Getirirsiniz...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Boş, boş konuşuyorsun!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Boş konuşan sensin!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Boş konuşuyorsun, boş! Çıkarsın kanaatini söylersin, çıkarsın düşünceni söylersin.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Eğer sen boş konuşmamış olsaydın böyle bir boşluğa düşmemiş olurdun, böyle bir handikabın içerisine girmemiş olurdun. Evet, sen boş konuştuğun için böyle bir yanlışın içine düştün. Kabul etmen lazım. Boş konuştuğun için böyle bir gaf yaptın burada.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne gafı ya! Doğru. Engellemiyor musun? Sen engelliyorsun işte.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Muhalefet cevap veriyor, dinleyin.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bu gaftır tabii ki, bu gaftır. Evet, Soma emekçilerinin, Soma’da katledilen, o faciada yaşamını yitiren 301 insanın acısı üzerinden burada duygu sömürüsü yaptın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sen yapıyorsun, sen!

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Gelip özür dilemen gerekir. Gelip burada özür dilemen gerekir. Ayıp yaptığın, ayıp ettin!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıbı sen yapıyorsun!

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.11

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Usul tartışmasında son söz sizdedir Sayın Vural.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan, İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun birlikte verdikleri (2/399) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergenin kabul edilmemesi nedeniyle 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim bu getirilen kanun tasarısı konusundaki görüşlerimizi Plan ve Bütçe Komisyonunda ifade ettik, defalarca basın toplantılarında ifade ettik; hatta, kendileriyle telefonla da görüştüm, kendilerine de “Bakın, bu, Soma ile yeniden yapılandırma konusundaki hususları çıkaralım, bir an önce, bu konuda, sizinle birlikte hemen bunu çıkarırız.” diye açık çek verdim. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tutumumuz samimi olarak bu olmuştur.

Sayın Canikli, hatırlarsınız, bunu söyledim; yapmayın etmeyin, gelin bunları yapalım dedim. Dolayısıyla, bu konuda, Soma’da 301 madencinin yaşadığı bu sıkıntı üzerine, gerçekten, muhalefetin onlara yapılacakları engelleme düşüncesi çok oportünistçe bir yaklaşım. Böylesine bir ifadeyi mübarek ramazanda size yakıştıramadım, gerçekten yakıştıramadım. Yani, böyle bir şey...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dolaylı olarak engelliyorsunuz, onu söylüyorum ben.

OKTAY VURAL (Devamla) - Soma ve yeniden yapılandırmayı kâfi görmüyoruz; doğrudur, yeterli görmüyoruz. Bu madenciler bugün grubumuza geldi, Sayın Akçay’la kabul ettik; ağlıyorlar, “Söz verdiler, bu sözleri yerine getirmediler.” diyorlar. Sizin gruba geldiler mi gelmediler mi, bilmiyorum ama Sayın Başbakanla görüşmelerde bulunan madenciler de geldi. Onların talepleri dikkate alınmamış; bunları dile getireceğiz, yeterli görmüyoruz. Ama gelin, olumluları ayıralım. Bakın, “...”(x) Gelin, bunları ayıralım, bunlarla ilgili ayırmaları yaptıktan sonra -madem sizin bir endişeniz yok, ayıralım; bununla alakası yok, ayıralım, bitirelim- bizim itiraz ettiğimiz konuları gelin, daha sonra görüşün, kanun teklifi olarak getirin.

Sayın Başkan, aslında usul tartışmasının konusu benim teklifim. Şimdi benim teklifim ne oldu? Reddedildiyse burada yazılmaması lazım, kabul edildiyse maddesini gösterin diyorum, yok öyle bir şey. Ne oldu benim teklifim? Genel Kurul diyor ki: “Oktay Vural’ın teklifi doğrudur, ben bunu görüşmek istiyorum.” Komisyon olarak bu teklifi görüşme iradesi var Sayın Başkan, bu teklifi görüşelim. Bu teklifin nerede olduğunu Komisyona bildirin.

Bu bakımdan, yapılması gereken iş... Aslında düğme yanlış iliklendi. Bu torba yasayla ilgili geçen sene de bunlar oldu değerli arkadaşlar. Bakın, dedik ki: Devletin acil ihtiyaçları olabilir; bir araya gelelim, neler acilse hemen çıkartalım. Buna uymadınız. Temel kanun yanlış... Cemil Çiçek de mi bu kanunu engellemek istiyor? Reddetti, iade etti. Cemil Çiçek “İç Tüzük’e aykırı.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) - Kırk sekiz saat geçmeden gündeme aldınız, teklif edilemeyecek hususlar var.

Değerli kardeşlerim, biz burada sadece milletin hukukunu savunuyoruz, sadece. Bizim yandaş medyamız yok, candaş ihalecilerimiz de yok, haram paracı Rızalara da, kara paracılara da geçit yok. Bizim tavrımız açık ve net bir şekilde budur.

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre, komisyonlar kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerinden birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilmektedir. Komisyon raporunda birleştirilen işlerin hangileri olduğu belirtilmektedir. Sıra sayısında da birleştirilen her bir işin metni yer almaktadır. Komisyonun kanun tasarısını esas alarak görüşmelerini yürüttüğü, alt komisyon kurarak bir metin hazırlandığı ve alt komisyon metni üzerinden çalışmalara devam edildiği, bu arada önergelerle yeni maddelerin metne eklendiği komisyon raporundan anlaşılmaktadır. Konsolide edilen kanun tekliflerinin hangilerinden ne ölçüde yararlanıldığı ve metne yansıtıldığı raporda tek tek belirtilmemektedir. Kanun tasarısı esas alınarak üzerinden oluşturulan alt komisyon metninin Komisyon metninde baz alınması ve rapordaki değerlendirmelerin bunu yansıttığı görülmektedir. Raporun ayrıntılı ve çok daha açıklayıcı düzenlenmesi elbette tercih edilir olmakla birlikte, komisyon raporlarını düzenleyen İç Tüzük’ün 42’nci maddesinde komisyon raporlarında içerik olarak konu hakkında komisyonun düşüncelerinin ve yapılan değişikliklerin gerekçelerinin yer alacağı belirtilmektedir. Bu çerçevede, raporun görüşmelerine başlanması yönündeki Başkanlığın tutumu değişmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İç Tüzük’e aykırı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederiz.

Ama ben şunu öğrenmek istiyorum: Ben bir milletvekili olarak kanun teklifi verdim, İç Tüzük’te diyor ki: Kanun teklifleri reddedildiği zaman bir yıl müddetle gündeme getirilmez. Benim şimdi kanun teklifim ret mi ediliyor, kabul mu ediliyor, ne yapacağım ya; bu kanun teklifim ne oldu?

BAŞKAN – İşte kabul edildiğini söylüyorlar, Komisyon Başkan Vekili öyle söyledi, ben öyle anladım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yok, öyle bir şey yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani kabul edildiyse nerede edildi?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Maddesi yok, madde yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangi maddede?

OKTAY VURAL (İzmir) – Reddedildiyse niye birleştiriyorlar Sayın Başkan?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Orada raporda var.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yok, yok, madde yok orada.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Neresinde var, nerede okudun da “Var.” diyorsun ya? Neresini okudun da “Var.” diyorsun?

BAŞKAN – Sayın Komisyon Başkan Vekilinin söylediği şu: Genel Kurulda o kanun metni sonuçta kabul edilecek veya kabul edilmeyecek. Doğru mu anlamışım? Siz tekrarlar mısınız?

Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, Sayın Vural ve sayın arkadaşlarının yanı sıra, bizim bu görüşmekte olduğumuz tasarıyla ilgili görülen -dolaylı ya da dolaysız- 108 tane teklifle ilgili birleştirme yapılmıştır. Bu birleştirme yapılmadan önce bütün teklif sahiplerine bununla ilgili yazı gönderilmiştir, tekliflerinin birleştirileceği ve bununla ilgili olarak görüşlerini Komisyonda belirtmek üzere, teklifleri üzerinde konuşmak üzere Komisyona davet edilmişlerdir.

ALİ ÖZ (Mersin) – Bize yazı mazı gelmedi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, yazı filan yok.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Var. Müsaade eder misiniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, efendim, yok yazı. Doğru söylemiyor. Yazıyı göstersin.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Burada tekliflerin birleştirilmesi demek, bu tekliflerdeki maddelerin tamamının, birinin veya hepsinin burada Komisyon metnine gireceği anlamına gelmiyor, bu değerlendirmeyi yapan Komisyonun kendisidir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Komisyon bir değerlendirme yapmadı.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Netice itibarıyla, Komisyon bu 108 teklif ve tasarıyı birleştirdikten sonra bir metin oluşturmuştur ve bu metni buraya göndermiştir. Aslında burada asıl olan, İç Tüzük’ün 75’inci maddesinin son fıkrası da o şekilde olmasına rağmen, tasarı ve tekliflerle ilgili olarak burada görüşmeye açılması doğru değildir Sayın Başkanım. Yani burada birleştirilmiş… Siz ayrıca burada teklifleri, 108 teklifi ya da tasarıyı ayrı ayrı görüşmüyorsunuz. Burada görüşülmekte olan Plan ve Bütçe Komisyonunun metnidir, esas metin odur, konuşmalar o metin üzerinden yapılmaktadır. Burada bununla ilgili olarak bir maddenin veya bu metnin tamamının Komisyona geri çekilmesi söz konusuysa buna yetkili olan Komisyon ve Hükûmettir, bunun dışında milletvekillerinin bu konuda bir yetkisi yoktur.

Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Komisyon Başkanı bir kere itiraf etti, dedi ki: “İlgili, ilgisiz hepsini birleştirdik.”

RECAİ BERBER (Manisa) – Hayır, “dolaylı, dolaysız” dedi, ayıp ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – “İlgili, ilgisiz” dedi.

BAŞKAN – Tamam, öyle demiştir.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – “Dolaylı, dolaysız” dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, Sayın Başkan, meselenin özü şu: Benim kanun teklifim Genel Kurul kabul ettiği zaman kabul mü edilecek, reddedildiği zaman ret mi edilecek? Yani, ben bunu öğrenmek istiyorum. Benim kanun teklifim nihai olarak bir oylama. Genel Kurul iradesi komisyon iradesinden üstündür, sizi de bağlar.

BAŞKAN – Doğru.

OKTAY VURAL (İzmir) – Diyor ki: “Bu kanun teklifini görüşeceğim ben.”

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Görüştükten sonra ya kabul edecek ya reddedecek, bir diyeceğim yok ama ben şunu öğrenmek istiyorum: Kabul ya da reddedeceği metin nerede?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, onun kararını hukukçular verir, o hukuki bir şey Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, reddedilirse ben bir yıl müddetle bu konuda kanun teklifi veremem.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, hukukçular karar verecek Sayın Başkan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Komisyon Başkan Vekili diyor ki: “Bu görüşüldü.” Teklif falan görüşülmedi.

BAŞKAN – Ben grup başkan vekillerini arkaya rica ediyorum.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.26

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in ;Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde tasarının gündeme alınmasına dair grup önerisinden başlayan ve tümü üzerindeki görüşmelerin başlangıcında da devam eden usul tartışmaları bugün de farklı boyutlarda devam etmiştir. Komisyon raporu ve kabul ettiği metinle ilgili usuli itirazları ve bu itirazlara yönelik lehte ve aleyhteki görüşleri hep birlikte dinledik. Tekraren belirtmemiz gerekiyor ki komisyon raporunu işlemden kaldırma yetkisine birleşimi yöneten Başkan sahip bulunmamaktadır. Tümü üzerindeki görüşmelerden sonra, Genel Kurul, tasarının maddelerine geçilmesini benimseyebilir veya reddedebilir. Geldiğimiz nokta itibarıyla artık tasarının görüşmelerine başlanarak içeriğine dair görüşlerin paylaşılmasının vaktidir diye düşünüyorum ve tasarının tümü üzerindeki görüşmeleri başlatıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, dilekçem var.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Efendim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce siz bir mütalaa beyan ettiniz yani bu şeye geçmeden önce. O mütalaanızda dediniz ki, okursanız: “Efendim, rapor, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine uygun olarak düzenlenmiştir.” Biraz önceki mütalaanızda öyledir. Hâlbuki rapor, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine aykırı. Çünkü İç Tüzük…

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclis Başkanının yazısı var.

BAŞKAN – Hayır, öyle bir ifade yok burada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, var efendim.

BAŞKAN – Hayır, burada canım. Okurum tekrar.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz önce okuduğunuzda.

BAŞKAN – Hayır, öyle bir şey yok. Hayır…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Rapor İç Tüzük’ün 35’inci maddesine aykırı çünkü burada Komisyon kendisine havale edilmemiş işleri…

BAŞKAN – “İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre, komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerinden birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilmektedirler.” dedim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama burada farklı bir şey var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama Meclis Başkanının yazısı var efendim.

BAŞKAN – Şimdi bunların usul tartışmasını yaptık biz de…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama Sayın Başkan, burası çok önemli. Siz bunu sanki atladınız.

BAŞKAN – Yalnız, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir şey daha gelmiş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Meclis Başkanının İç Tüzük 35’e aykırı olduğuna ve raporu reddettiğine ilişkin bu raporun metninde yazısı var. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Evet, onları ben dünden beri herhâlde 150 kere dinledim. Bütün bunları da yaptık. Yalnız, şimdi tekrar bir tane geri çekme önergesi var, onu işleme alacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamam, sizden istirhamım şu: Sayın Başkan, bu konuda Meclis Başkanlığının bir iradesi olduğunu ifade etmeniz. Meclis Başkanının burada bir iradesi var, İç Tüzük 35’e aykırıdır diye.

BAŞKAN – Tamam. Komisyon da geriye göndermiş.

Benim de bu Komisyona, kalkın buradan gidin, bu Komisyon raporunu da istemiyorum, Meclisi de kapatıyorum demek gibi bir yetkim yok! Bitti! Usul tartışması açmaktan beynim döndü!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada Meclis Başkanı niye var Sayın Başkan?

BAŞKAN – Beynim döndü!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, Meclis Başkanı niye var yani?

BAŞKAN – Size yapmıyorum ya Allah aşkına!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Usulsüzlüklere göz yummayacaksınız. Siz orada…

BAŞKAN – İyi. Yok öyle bir yetkim, yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, diyorsunuz ki Sayın Başkan: “Efendim, 35’inci maddeye açık aykırı.”

BAŞKAN - Sayın Genç, bitti.

Sayın Vural’ın bir teklifi var, geriye alma teklifi; onu okutmak zorundayım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/175)

TBMM Başkanlığına

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı içinde birleştirildiği gerekçesiyle tasarının 245, 246 ve 247. sayfalarında yer alan (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi’mle ilgili olarak TBMM İç Tüzüğü’nün 26’ncı maddesi gereğince tarafıma çağrıda bulunmayarak müzakere imkânı verilmemiştir. Ayrıca kanun teklifimle ilgili herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır.

Belirtilen nedenlerle anılan tasarı içine dâhil edilen kanun teklifimizin geri çekilmesi için gereğini arz ederim.

                                   Alim Işık                                                                     Oktay Vural

                                   Kütahya                                                                           İzmir

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hayır, söz hakkı yok bu işlemlerde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, hayır efendim ama…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bu konuda bir açıklama yapmak istiyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Neye göre açıklama?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Gerekçesini okudunuz.

BAŞKAN – Yerinize oturun, size 60’ıncı maddeye göre bir dakika söz verebilirim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, önemli değil yani niye 60’ıncı maddeye göre ki? Yani açık seçik bir usulsüzlük yapılmış ve siz bu usulsüzlüğü örtbas etmeye çalışıyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

BAŞKAN – Evet, ben her şeyleri örtbas etmeye çalışıyorum! Oh, harika, tamamdır… Her şeyleri de en güzel siz biliyorsunuz!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, Meclis Başkanının yetkisi yoksa orada oturamazsınız.

BAŞKAN - Ordinaryüs profesörsünüz bu konuda. Benim saygımı, size olan saygımı, size olan vefamı o kadar istismar ettiniz ki şu andan itibaren sizi dinlemiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Çok güzel… Bravo!

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bir şey demiyorum. Burada yapılan usulsüzlükleri örtbas…

BAŞKAN - Böyle şey var mı canım? “Cahil.” dediniz dünden beri, dünya kadar hakaret ettiniz, hiçbirine cevap vermedim ben size. Son derece dikkatli bir dil kullanıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hakaret etmedim Sayın Başkan, yanlış anlamayın. Bu grup Anayasa’yı da deliyor, İç Tüzük’ü de deliyor.

BAŞKAN - “Cahil.” dediniz, onu dediniz, “Yetersiz.” dediniz, şunu dediniz, bunu dediniz, iade bile etmedim ama artık yani istiap haddim doldu, nokta! Böyle şey yok canım!

Buyurun Sayın Işık.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kapsamına alınmış gibi gösterilmesine rağmen teklifteki düzenlemelerin tasarı içinde yer almadığına ve bu durumun İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dilekçemizde de ifade ettiğimiz gibi, bu kanun tasarısı içerisinde birleştirilerek yer almış bulunan kanun teklifim, tarafıma açıklama yapmak üzere, müzakerede bulunmak üzere herhangi bir çağrı imkânı verilmediği için açıklanamamıştır ve bu tasarıda yer alan maddeler içerisinde de iş ve meslek danışmanlarının mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik herhangi bir düzenleme de yoktur. Yani bizim kanun teklifimiz sözde kapsama alınmış gibi gösteriliyor ama hiçbir şekilde bu kanun teklifinde yer alan düzenlemeler burada bulunmamaktadır.

Bu nedenle, İç Tüzük’e aykırı olarak yapılan bu işlemin iptalini ve kanun teklifimizin geri çekilmesini talep ettik, gereğini saygılarımızla arz ediyoruz. Sizlerin gereğini yapacağını düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Kabul edip etmeyeceklerini Genel Kurul bilir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi oya sunabilir miyim, ondan önce bir şey mi söyleyeceksiniz?

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, oya sunmadan önce toplantı yeter sayısı isteyeceğim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Ha, çok özür dilerim, duymadım.

Teklifi geri çekme önergesini oylarınıza sunmadan evvel yoklama istemi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Seçer, Sayın Aygün, Sayın Tanal, Sayın Türeli, Sayın Çetin, Sayın Özdemir, Sayın Çam, Sayın Köktürk, Sayın Genç, Sayın Çelebi, Sayın Ören, Sayın Ediboğlu, Sayın Özgümüş, Sayın Güven, Sayın Haberal, Sayın Kuşoğlu, Sayın Canalioğlu, Sayın Kaleli, Sayın Tayan, Sayın Toprak.

İki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1899) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/175) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin geri alınmasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (Devam)

BAŞKAN – Tasarının tümü üzerinde, gruplar adına, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Sümer Oral. (Gürültüler)

Sayın Oral, bir saniyecik…

Sayın milletvekilleri, rica ediyorum uğultuyu biraz keselim.

Buyurunuz Sayın Oral. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SÜMER ORAL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına görüşlerimi sunmak üzere huzurunuzdayım. Sözlerimin başında saygıyla selamlıyorum yüce heyeti.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dışarı çıkmak isteyenler biraz hızlıca hareket ederse sevineceğim.

SÜMER ORAL (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “torba” adı verilen ve Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarıyla birlikte peydah olan kanun tekliflerinden bir yenisiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Esasen kanun yapmanın, kanun kodifikasyonunun bir tekniği ve disiplini vardır. Kanunu yapan sadece biz değiliz -hukukun disiplini vardır, kanunu dikkatle çıkarmak lazım- hukukun üstünlüğünü benimsemiş tüm ülkelerde uygulama genelde böyledir. “Ben yaptım oldu.” çalakalem yaklaşımıyla kanuni düzenleme yapılmaz. Türkiye olarak bizim geleneğimizde de bu böyle gelişmiştir fakat Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde “torba yasa” diye bir uygulama ortaya çıktı, belki son derece istisnai durumlarda başvurulabilecek böyle bir uygulama ne yazık ki tam bir kural hâline dönüştürüldü.

Birbiriyle benzerliği, en ufak bir yakınlığı bulunmayan ilgili, ilgisiz konular bir araya getiriliyor, çoğu kez devletin ilgili kurumlarının konuyla ilgili görüşleri dahi bulunmuyor. Temel kanunun bir yeri ve anlamı var fakat “torba” adı verilen bu kanunun ne yeri ne de anlamı var. Öyle anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi bu torba terminolojisini ve torba işini pek sevmiş, hayırlısı.

Sayın Başkan, Soma’da 13 Mayıs günü büyük bir kömür ocağı faciası yaşandı. Yaşananlara kaza demek kesinlikle mümkün değildir; öngörülebilir nedenlerden kaynaklanıyor, ortada ağır bir ihmal ve kusur olduğu açık. 21’inci asırda, bilgi ve teknoloji çağında insan hayatının söz konusu olduğu bir işletmede öngörülebilir risklerin önceden öngörülememiş, tespit edilememiş, önlemi alınamamış olmasını kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Maden ocakları, özellikle kömür ocakları, bünyesinde ciddi riskler barındıran ocaklardır. Bu işletmelerde uygulanan teknolojinin ve bulundurulması gereken tüm cihazların kaliteleri fevkalade önem taşır. Bu konularda maliyetlerden kaçınmak hiçbir şekilde düşünülmez. Etkin, kaliteli ve periyodik denetimlerle ocaklarda çalışma güvenliğinin günün her dakikası için muhafaza edilmesi şarttır. Burada söz konusu olan insandır ve insan hayatıdır. Şayet bu alanlarda ortada bir teknolojik yetersizlik varsa bu durum olayın vahametini küçültmez, aksine daha da artırır. Nitekim, yapılan tüm idari ve adli incelemelerde bu husus tartışmaya mahal olmadan ortaya çıkarılmıştır.

Sayın Başkan, görüşmekte olduğumuz tasarının ele alınmasındaki temel neden, emek şehitlerimizin acılı ailelerinin hiç olmazsa yüreklerine su serpecek ek imkânlar sağlamak, ayrıca bunları gerçekleştirirken maden ve kömür ocaklarının, başta iş güvenliği olmak üzere sorunlarının bir bütün olarak değerlendirilmesiydi. Bu arada önemli diğer konu, toprağın yüzlerce metre altında ekmek mücadelesi veren emekçilerimizin çalışma ve mali koşullarını tatminkâr bir düzeye çıkarmaktı.

Çıkarmakta olduğumuz bu kanunun Soma için özel bir kanun olmasını ısrarla talep ettik, “Adı Soma olmalı.” dedik. Tabii ki Soma’yla birlikte diğer tüm kömür ve maden ocakları bir bütün olarak ele alınacaktı. Soma, kömür denilince ilk akla gelen şehirlerimizin başındadır. Esasen bu yasal düzenlemeye dönük kamuoyunda da oluşan beklenti gerçekte bu istikamette idi. Bu arada, faciadan hemen sonra, kanuni düzenlemenin kısa sürede sonuçlanmasının önemini defalarca belirttik, bu gibi felaketlerde devletin farklı bir duyarlılık içinde olması gerektiğini dile getirdik, “Vatandaş devletin kapısını çalmadan devlet vatandaşın kapısını çalmalıdır.” dedik.

Görüşmekte olduğumuz tasarıda yer alan Soma’yla ilgili düzenlemeler ayrı bir paket hâlinde bir hafta içinde kanunlaştırılamaz mıydı, bunu niye yapmadık? Israr ve uyarılarımıza rağmen makul olanı niye tercih etmedik? Gelişme nedense böyle olmadı; içinde her şeyin ama her şeyin bulunduğu, vergi affına kadar birçok tasarı ve teklifin yer aldığı, bir araya getirildiği bir düzenleme oldu. Komisyona 61 madde olarak geldi, 148 madde olarak çıktı, tam otuz sekiz gün de devam etti. Neticede, hareket noktası olan Soma bu torbanın içine âdeta sıkıştırılmış oldu. Ortaya çıkan tablo ne yazık ki bu.

Faciadan bugüne altmış üç gün geçmiş oldu, çok zaman kaybettik. Bizim de önerdiğimiz olumlu bazı düzenlemelere rağmen, tasarı, mevcut hâliyle, işçilere başlangıçta yetkililerce verilmiş bulunan sözlerin ve iş güvenliğinin kalitesini yükseltme açısından beklenenlerin hayli gerisinde kaldı, taşeron sorunu da bir türlü çözülemedi. Soma’ya ve acılı ailelere keşke Meclis olarak daha samimi yaklaşılsaydı daha yerinde ve kuşkusuz daha şık olurdu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Plan ve Bütçe Komisyonunda, tasarıda yapılan değişiklik ve eklemelerde hukuk ve kural dışına çıkma sadece şekil kapsamıyla sınırlı tutulmadı, tasarının içeriğinde daha ciddi düzeylere ulaştırıldı. Hukuk devleti ve çağın gidişiyle bağdaşmayan, hatta bunlara darbe vuran düzenlemelere yer verildi, bir bakıma hukukun canı okundu. Bunlar, çağdaş dünyanın uygar bir ülkesi olan Türkiye’ye yakışan davranışlar olmadı. Maddeler bölümünde bu konulara daha ayrıntılı olarak gireceğiz.

Bu arada, Plan Bütçe Komisyonunda Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı biçimde tasarıya eklenmiş bulunan maddelerin tasarı metninden çıkarılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından talep ettik. Talep benimsenmedi ancak talebin benimsenmemiş olması bu konuların Anayasa’ya ve İç Tüzük’e aykırı olduğu gerçeğini de ortadan kesinlikle kaldırmaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 13 Mayıs günü yaşanan felaketin, 105 binin üzerinde nüfusa sahip Soma’nın ekonomik hayatı üzerinde yaratmış olduğu ciddi sarsıntı kesinlikle göz ardı edilmemeli. Aktif nüfusun önemli bölümünün ocaklarda çalışmakta olduğu Soma’da, ticari ilişkilerde ve ödemelerde oluşan ve her geçen gün daha da yoğunlaşan durgunluk ve tıkanıklığın boyutu kolayca öngörülebilecektir. Unutulmasın ki vatandaş, özellikle o bölgede, genelde günlük yaşar. Soma’daki bu mevcut ağır ekonomik konjonktürün Hükûmetin gündeminde olduğunu, gerekli tedbirlerin ise kısa sürede alınacağını umuyorum, bunun da takipçisi olacağız. Soma bir bakıma Hükûmetin gündeminden âdeta uzaklaşmış görünüyor ama milletin gündeminden çıkması asla mümkün olmayacak.

Sayın Başkan, izninizle, bu bölümde, tasarıda yer alan mali affa ilişkin görüşlerimi özet hâlinde ifade etmek istiyorum.

Önce şu bilinmeli ki bu tür düzenlemeler hiçbir zaman “af kanunu” adıyla gelmez. Bu isimle gelen bir tasarı ya da teklif bugüne dek pek görülmemiştir; “af” kelimesi genelde telaffuz edilmez. Nitekim, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde çıkarılmış bulunan af kanunları “af” adıyla gelmemiştir, bu kez de böyle olmuştur, “Ödeme kolaylığı getiriyoruz.”,“Alacakları yapılandırıyoruz.” diye sunulur. Ancak, bu düzenlemelerin vergi literatüründe tek bir adı vardır: Af.

Tasarıyla, 30 Nisan 2014 tarihinden önce kesinleşmiş vergilerin anaparalarının TEFE oranında hesaplanacak faizlerinin ödenmesi karşılığında, faiz ve zamların tahsilinden vazgeçilmektedir. Komisyonda, ayrıca, cezalar da anapara kapsamına alındı. Mevcut yapısıyla düzenleme bazı önemli sınırlamaları bünyesinde barındırmakta olsa da netice itibarıyla bir af kanunu, bir af düzenlemesidir.

AKP hükûmetlerince on iki yıllık iktidarı döneminde irili ufaklı olmak üzere 8 defa bu nitelikte af düzenlemeleri yapılmıştır. Bu düzenlemelerin 5’i kanunla, diğerleri genel tebliğlerle gerçekleştirilmiştir. Bu dönem, mali af düzenlemelerine sıklıkla müracaat edilen bir dönem olmuştur. Vergi aflarının Anayasa hükümleriyle engellenmesini ileri sürerek iktidara gelen bir Hükûmetin af bilançosunun bu kadar kabarık hâle gelmiş olmasının hayli dikkat çekici bir tablo olduğunda sanırım herkes müttefik olacaktır.

Sayın Başkan, vergi sistemimizde düzenleme ihtiyacı olduğu kuşkusuz. Ancak, ihtiyaç duyulan düzenlemeler daha çok sistemin genel yapısına dönük olan düzenlemelerdir. Geride bıraktığınız on iki yıla bakıldığında parça parça, dağınık bazı düzenlemelerin yapıldığı ancak bunların bir bütünlük içinde, sistemin tümünü kapsayan tarzda ele alınmış olmadığı görülecektir. Nitekim, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerince bu gerçek tam on iki yıl boyunca hemen hemen her bütçe kanununun Meclise sunuluşunda Maliye Bakanlarının ağzından dile getirilmiş ancak bu istikamette somut adım atıldığı görülmemiştir.

Bu dönemin önemli bir düzenlemesi olan Gelir İdaresinin yapısında 2005 yılında gerçekleştirilen değişikliğin de henüz bekleneni verdiğini ifade etmek mümkün değildir. Türk Gelir İdaresi, vergi denetim ve işlevi ve elemanı olmayan vergi idaresi hâline gelmiştir. İdarenin bağımsızlık konusunu ise değerlendirmeye gerek görmüyorum.

Uzun bir aradan sonra nihayet 12 Haziran 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine bu kapsamda bir kanun tasarısı sunuldu. Gelir Vergisi Kanunu’yla ilgili bu tasarının genel gerekçesinde aynen şunlar dile getiriliyor: “Etkin, basit ve adil bir vergi sistemi oluşturulması, kamu finansmanının sağlam temellere dayandırılması, sürdürülebilir kalkınmayı destekleme, istihdamı, üretimi, tasarruf ve yatırımları teşvik etme, vergiye gönüllü uyumu kolaylaştırma, ekonominin kayıtlılık düzeyini artırma, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak.” gösterilmektedir. Hükûmetin bu gerçeği ve bu ihtiyacı görmesi için aradan tam on iki yılın geçmesi gerekmişti.

Adı geçen bu tasarı ise kapağı açılmadan tam bir yıldır Plan ve Bütçe Komisyonun raflarında unutuldu. Sayın Komisyon Başkanımız da herhâlde bunları dikkatle dinliyordur, Sayın Berber.

Meclise sunmuş olduğu tasarının -buranın altını dikkatle çiziyorum Sayın Başkan- gerekçesinde vergi sisteminde düzenleme ihtiyacının altını çizerek belirten Hükûmetin, tasarıyı Plan Bütçe Komisyonunun raflarında tozlanmaya bırakmaya hakkı yoktur, olmamalıdır.

Tasarı niçin hazırlandı, tasarıdan niye vazgeçildi? Tasarının hazırlanma nedenleri ortadan kalkmadığına göre bu tutumun nedeni mutlaka açıklanmalıdır. Böyle bir tavrın ekonomi yönetiminin, dolayısıyla Hükûmetin samimiyetinin ve sorumluluğunun sorgulanmasına ve tartışılmasına yol açması tabiidir. Bu iddiaları belirtip o düzenlemeyi uygulamaya koymazsanız, kanunlaştırmazsanız kalkıp burada açık açık bunların cevabını vermeniz lazım.

Değerli milletvekilleri, 2000 yılının başında uygulamaya konulan, 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerince benimsenen ekonomik programın temel hedefi, sağlam bir kamu maliyesi zemininde, sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması idi. Hiç kuşku yok ki bütçe ve mali disiplinin sağlanması ve korunmasında vergi sisteminin ağırlığı büyüktür. Bir defaya mahsus özelleştirme gelirleri vergi gelirlerinin yerini tutmaz. Fiskal, ekonomik ve sosyal fonksiyonları dengede bir vergi sistemi, sağlıklı bir ekonominin vazgeçilmez unsurudur ancak geride bıraktığımız on iki yıl içinde bu alanda bir bütünlük içinde yapısal düzenleme gerçekleştirilmemiştir. Oysa beklenen, vergi sistemimizin çağdaş ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasıdır. Özellikle dolaylı ve dolaysız vergi arasındaki uçurum, beyan sisteminin yetersizliği, Gelir Vergisi Kanunu’nun âdeta yamalı bohçaya dönen yapısı; nedense bugüne dek çalışmalar bu istikamette yoğunlaşmadı. Bugün dolaylı vergiler, vergi sistemimiz içinde yüzde 70’lerin üzerine çıkmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde bu oran yüzde 65’teydi. Gayet iyi hatırlıyorum, ilk bütçesinde o günün Maliye Bakanı bu yüzde 65 oranının çok olduğunu, uygulayacağı tedbirlerle bunu aşağıya çekeceğini ifade etmişti. O bütçe sunuşu tahmin ediyorum Bütçe Komisyonunda da vardır. Bir kere daha hatırlamakta yarar var yani ne söylenmiş ve ne gerçekleştirilmiş.

Hükûmete düşen, af kanununu çıkarmaktan çok, af kanunlarının çıkarılmasına yol açan ekonomik ortamı iyileştirmek olmalıdır. Şayet “Aflar siyasi nedenlere dayanmıyor.” diyorsanız uygulanan ekonomik politikanızın sık sık arızalandığını peşinen kabul etmeniz gerekir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk vergi sistemini konu alan bir panelden sizlere küçük bir pasajı iletmek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, o panelde Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek aynen “Tabii ki aflar, Türkiye’de vergi afları her dönemde yapılmış ve bu aflar vergide uyumu ciddi şekilde bozan bir husustur. Her ne kadar şimdi aflar için nitelikli çoğunluk gerekiyorsa da, aslında, belki de af yapılamayacağını Anayasa’da çok açık bir şekilde ifade etmek lazım, belki de Anayasa’mızın değiştirilmez maddeleri arasına sokmak lazım. Vergi afları çok ciddi bir adaletsizlik ortaya koyuyor.” diyor ve ilave ediyor, onları okumayayım. Sayın Bakanın dile getirdiği görüşlerinde samimi olduğunda en küçük bir tereddüdüm olmadı ve sonuna kadar da izledim ama böyle diyen bir Maliye Bakanının döneminde bu tür düzenlemelerin arka arkaya çıkmasını da ekonomi yönetimi açısından gerçekten normal karşılamadığımı ifade etmek isterim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Komisyonda da söyledi Sayın Bakanım, Komisyonda da söyledi, biliyorsunuz.

SÜMER ORAL (Devamla) – Sayın Başkan, sözlerimin sonunda şunları ifade etmek istiyorum: Bu “torba” adı verilen kanuni düzenlemelerden kaçınılmalıdır. Bu, doğru bir yöntem değildir. Yanlış örnek yaratılıyor. Böyle, şekilden yoksun, bu manada, bir bakıma “ucube” diyebileceğimiz düzenlemeye “torba” adını vermekle günlük hayatımızda kullandığımız iplikten ya da kıldan dokunmuş, boyu, hacmi belli, ağzı bükülüp bağlanabilen küçük bir nesne olan torbaya da inanın haksızlık yapıyoruz.

Sayın Başkan, torba kanunu görüştüğümüze göre, konuşmamın sonunda şu G20’yi de bu torbanın içerisinde eklemek istiyorum. Sayın Erdoğan, 11 Temmuz 2014 günü Vizyon Belgesi’ni açıkladığında “Bizden önce G20 üyesi bir Türkiye yoktu, bizimle başladı.” dedi, bu aynen buradadır. G20, 1999’da kuruldu ve Türkiye G20’nin kurucu üyesidir ve kurucu ülkesidir. O günden bu yana da burada devam etmektedir ve G20 1999’da kurulduğunda Adalet ve Kalkınma Partisi yoktu ama G20 süreci vardı. Birinci, ikinci, üçüncü toplantısında da AKP yoktu, buna mukabil süreç vardı. Bu bir hata mıdır yoksa bilerek mi yapılmıştır? Ama her ikisi de hiç doğru olmamıştır.

Sayın Başkan, sözlerimi burada bitirirken değerli milletvekili arkadaşlarıma tekrar saygıyla sevgilerimi sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oral.

Birleştirilen kanun tekliflerinden birinin geri alınmasına dair bir başvuru vardır, okutup işleme alıyorum.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/176)

TBMM Başkanlığına

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 211’inci sayfalarında yer alan (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’mizle ilgili olarak TBMM İçtüzüğü’nün 26’ncı maddesi gereğince çağrıda bulunulmadığı gibi kanun teklifimizle ilgili herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır.

Belirtilen nedenlerle anılan kanun tasarısı içine dâhil edildiği belirtilen kanun teklifimizin geri çekilmesi için gereğini arz ederiz.

Mehmet Şandır                                                         Ali Öz

Mersin                                                                     Mersin

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Öz’ün 60’ıncı maddeye göre…

Bir dakika…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ndeki düzenlemelerin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kapsamında yer almadığına ilişkin açıklaması

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bu kanun tasarısı içeresinde tekliflerimizin birleştirilmiş olduğu ifade edilmekle beraber, verdiğimiz teklifle ilgili bu kanun tasarısı içerisinde herhangi bir ibarenin yer almadığını görüyoruz.

Özellikle Komisyon Başkanının da “Teklifleri bu tasarı içerisinde yer alan milletvekillerine bilgi verilerek, Komisyonda söz almaları temin edildi.” şeklindeki ifadesinin doğru olmadığı kanaatindeyim.

Dolayısıyla, bu teklifle ifade ettiğimiz, uzun süredir Türkiye’de kamuoyunun da gündeminde olan bir ihtiyacı gidermek adına bir kanun teklifiydi fakat hiçbir şekilde değerlendirilmeye alınmadığını görüyoruz. Dolayısıyla, bu teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından değerlendirilmesini arz ediyor, teşekkür ediyorum.

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Şimdi yoklama talebi var.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Başkanım, bir saniye, Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Hemen başlayalım arkadaşlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya geçildi efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebinde bulunduk efendim, ondan sonra…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, bu konuda oylamadan önce bir usul tartışması açılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN - Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, oylamaya geçildi.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Oylamadan önce…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Oylamaya geçildi Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Efendim, geri çekme önergesi işleme konulamaz, bununla ilgili usul tartışması açılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Ama ben görmedim sizi, kimse de söylemedi.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – İşleme konulamaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya geçildi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Geç kaldın, geç, bir dahakinde yaparsın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hayır, gerçekten görmedim, arkadaşlar da söylemedi.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Zabıtlara bakın efendim. (Gürültüler)

BAŞKAN - Siz gürültü yapmazsanız ben arkadaşları dinleyebileceğim, dolayısıyla yani usuletle, suhuletle meseleye bir çözüm bulacağız. Ben açık açık söyledim, Sayın Kubat istemiş, görmedim, buradaki arkadaşlar da beni uyarmadı, o açıdan bir şey demiyorum, dinleyeyim ama.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ama bir saniye, “Görmedim.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Evet, size doğru bakıyordum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yoktu zaten görme şansınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır ben oylama talep ettikten, yoklama talep ettikten sonra ayağa kalktı, dolayısıyla oylama başladı efendim.

BAŞKAN - Onu bilmiyorum.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Siz bu konuda bir irade ortaya koymadınız ki.

BAŞKAN – Bir itirazını dinleyeyim, ondan sonra yapıyorum yoklamayı.

Buyurun.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan, tasarının şu anda 81’inci maddeye göre görüşmelerine başlanılmıştır, biraz önce başladık; dolayısıyla, 75’inci maddeye göre bir geri çekme önergesinin şu safhada artık işleme alınması mümkün değildir. Başkanlığın bu konuda bu önergenin reddine dair bir tutum belirlemesi lazım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Geç kaldın, geç.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Eğer bu şekilde bir tutumunuz yoksa usul tartışması isteyeceğim.

BAŞKAN - Anladım, tamam. Yoklamayı, oylamayı yapayım, ondan sonra usul tartışmasını açarım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – İşleme alınamaz…

OKTAY VURAL (İzmir) – İşleme alınmış işte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Oylama verdik efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, işleme almamanız lazım.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – İşleme alamazsınız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İşleme alınmaması, oylama yapılmaması lazım.

BAŞKAN - İşlem başladığı için yapacağım bir şey yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Usul tartışması önce görüşülür.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Görüşüldü.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Önce istedi, önce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklamaya geçtiniz efendim.

BAŞKAN – Evet, başlayın…

Sayın Hamzaçebi…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Başkanım, sizin bu usulünüze ilişkin bir usul tartışması açılıyor zaten.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Zabıtlara bakın efendim.

BAŞKAN - Hayır, anladım da, başlattım ki.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Ama Sayın Başkanım, bu işlemin usulüyle ilgili bir konu, esasa ilişkin.

BAŞKAN – Ya, ne dediğinizi ben sizin…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Günal, bağırmayın ya, vallahi kulaklarım çınlıyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ama Sayın Başkan geçti.

BAŞKAN – Anladım da kulaklarım çınlıyor yani, car car car! Amma yüksek sesle konuşuluyor ya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Böyle bir şey olur mu Başkanım?

BAŞKAN – Bir şey söylemek istiyorum, herkes için konuşuyorum bunu: Bir ağızdan konuşuyorsunuz. Nefesim kesildi, yani sizin kesilmedi mi, yorulmadınız mı? Hayret bir şey, millet ne kadar enerjik ya!

Şimdi, yoklamayı başlatmış olduğum için bunu yapamıyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Hayır, başlamadı yoklama.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ya kardeşim, hayret bir şey ya, gidin adamlarınızı çağırın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yapamazsınız yoklamayı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklamaya başlandı efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Memurlar mı yönetecek burayı ya?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ne demek ya?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yoklamaya başlandı, geç kaldın işte, bir dahakinde yap. Geç kaldın, bir dahakinde yaparsın; öğrenmiş oldun. (AK PARTİ sıralarından “Bağırma, bağırma!” sesleri)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sen de usulsüz olduğunu biliyorsun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Geç kaldın geç.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Bu yoklama yapılamaz efendim, bunun için usul tartışması açıyoruz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yoklama başlamış Sayın Başkanım, böyle dayatma olmaz.

BAŞKAN – Şimdi, bağrışmayın ya, bir dakika! Bu usul tartışmasını ben açmıyor muyum? Açmıyorum kardeşim, yeter artık ya! Tamam, sonra açacağım, yapmayın Allah aşkına, sıra sıra gidiyoruz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, ama bu usulünüze aykırı bir şey ve biz bu usulü tartışmaya açıyoruz.

BAŞKAN – Ama şimdi, bakın, öyle bir durum ki, ben sizi görmedim; Sayın Hamzaçebi’nin dediğine göre sonra kalkmışsınız, yoklamayı başlattım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Tutanaklara bakalım efendim.

BAŞKAN – Ya, insanları oturtacak mıyım ben?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Oturtacaksınız; yoklama başlamadı. Bu yoklamanın yapılması usule aykırı.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bu yoklamanın yapılması usule aykırıdır efendim, önce buna karar vermeniz lazım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yoklama başladı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, bu kadar yıl vekillik yaptınız, böyle bir şey gördünüz mü ya? Böyle bir uygulama gördünüz mü efendim siz hiç?

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Daha ne kadar bekleyeceğiz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, oturalım mı, bekleyelim mi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Aydın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, cevap vereceğim o tarafa.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 20 arkadaşımız ayakta bekliyor. Buna hakkınız yok efendim, işleme başladınız.

BAŞKAN – Ben isimlerinizi yazdım, sizi şöyle alayım o zaman. Hepinizi yazdım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Lütfen, rica ediyorum, işlemi sonuçlandırın efendim.

BAŞKAN – Ama bu cümleyi…

Bakın, hep sürekli olarak bir emir kipiyle bana konuşuluyor. Ben buraya bir cevap vereceğim, sizin de isimlerinizi yazdım; buyurunuz, oturunuz lütfen, ayakta tutmuyorum.

Ama sürekli olarak ya parmak sallanıyor ya emir kipiyle konuşuluyor, ben bugüne kadar bu çatının altında hiç kimseye emir kipiyle konuşmadım.

Sayın Aydın, yaptığım işlemin doğru olduğuna inanıyorum, dolayısıyla usul tartışması açsam bile aynı fikirdeyim, o nedenle usul tartışması açmıyorum.

Şimdi, yoklama işlemini başlatıyorum…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olur mu öyle şey!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, ama gerekçelerimizi dinlemeniz lazım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan…

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – İsimleri hızlıca okuyayım: Sayın Hamzaçebi, Sayın Sarı, Sayın Seçer, Sayın Tanal, Sayın Eyüboğlu, Sayın Özdemir, Sayın Moroğlu, Sayın Çelebi, Sayın Ören, Sayın Demiröz, Sayın Güven, Sayın Öğüt, Sayın Öz, Sayın Akova, Sayın Haberal, Sayın Köktürk, Sayın Kuşoğlu, Sayın Türeli, Sayın Aydın, Sayın Öztürk, Sayın Toprak.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, oylamadan önce usul tartışması istiyoruz.

Efendim, bu önerge işleme konulamaz.

BAŞKAN – Bu önerge işleme konur da…

Ben usul tartışması yapacağım şimdi.

Lehte, aleyhteleri alayım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Aleyhte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Lehte.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Lehte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, oylamayı tamamlayın “Kabul edenler… Etmeyenler…” diye. Yoklamayı yaptınız.

BAŞKAN – Şimdi, sadece…

Bakın, Sayın Oktay Vural, getirteceğim şimdi tutanakları. Ben tam ağzımı açtım, Sayın Hamzaçebi toplantı yeter sayısı istediği için ona başladık, sunuyorum diyemedim. Dolayısıyla, şimdi de bunu alıyorum. İşlemin kendisi, usulü de bir itiraz… Onları biliyor canım da işte şimdi izah edecek hâlim yok, ne olur… Yani, itiraz etmeyin. Hepsini yaptık, şimdi siz beyefendilerin dediğini yapıyorum. Vallahi ağzım, dilim kurudu. İzah edemeyeceğim yani size ama biliyorsunuz ne yapmak istediğimi.

Lehte, aleyhteleri alayım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Aleyhte.

BAŞKAN - Aleyhte iki arkadaşımızı yazın hemen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Lehte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Lehte.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Lehte.

BAŞKAN – Lehte! İlk defa lehte oluyorlar, çok teşekkür ederim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ben demin de lehteydim Başkanım.

BAŞKAN – Tamam.

Sayın Hamzaçebi, sizi mi yazıyorum Çetin’i mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Lehte ben konuşacağım efendim.

BAŞKAN – Ha, siz konuşacaksınız, tamam.

İftardan sonra yine başlarız tekrar da şu anda pilim bitti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Aydın hiç oturmuyor Sayın Başkanım!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Soma’daki dayıbaşı gibi!

BAŞKAN – Sayın Tanal size de lütfen…

Evet, lehte, Sayın Vural, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

2.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergenin işleme alınmasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında bu konuda bir usul tartışması açmak… Zaten usul belirlenmiştir. Dolayısıyla, bu konuda uygulamalar başlamıştır. Sizler bu konuda irade beyanı da ortaya koydunuz bu önergeleri kabul etmeyerek. Dolayısıyla, Sayın Başkanın yaptığı doğru bir uygulamadır. Netice itibarıyla bir milletvekilinin kendi kanun teklifini geri alması haktır. Yapılacak işlem çok basittir, “Geri alıyorum.” diyecek, kabul ediyorsanız edilecek, etmiyorsanız edilmeyecek. Dolayısıyla, bir milletvekilinin bir teklif verme hakkı olduğuna göre bu teklifini geri alma hakkı da var. Dolayısıyla, kanun teklifleri üzerinde önergeler maddelerine geçilinceye kadar da verildiğine göre bu konuda önergelerin de geri alınma önergesinin de verilmesi mümkündür. O bakımdan, Sayın Başkan, uygulamanız doğrudur.

Bu konuda sakin olmak lazım. Bu çok tartışılacak bir konu değil. Niye? Takdir edersiniz ki değerli milletvekilleri, bir milletvekili kanun teklifi hazırlıyor. Kanun teklifi hazırlamış Sayın Ali Öz ve Mehmet Şandır. Bir irade beyanı var ama o irade beyanı burada yok. Şimdi, vatandaşlar arıyorlar: “Ya, bir taraftan kanun teklifiniz görüşülüyor, diğer taraftan da bunun -açıkçası- reddi için çalışıyorsunuz. Sizin kanun teklifinizle alakası yok mu, nedir?” diye soruyorlar. Bir milletvekili olarak da kendi iradesinin yer almadığı bir kanun teklifi, bir raporun içerisinde bu kanun teklifi önergesini alması haktır arkadaşlar. Yani, bu kadar telaşa gerek yok ki, bu kadar tartışmaya da gerek yok, bir önerge. Yani, ben şimdi kapalı oturum önergesi veremiyor muyum? Verebiliyorum. 72’ye göre görüşmelere devam önergesi verebiliyor muyum? Veriyorum. Bu konuda, milletvekili de teklifi geri alma önergesi veriyor. Bu bakımdan, Sayın Başkanın yaptığı çok doğrudur.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kabahat sizde değil, kabahat bizde!

OKTAY VURAL (Devamla) – Yalnız, bunu işleme almadan önce sizin bu itirazınızı yapmanız gerekiyordu. Maalesef onu yapmadınız çünkü oylamaya geçmişti. Oylamaya geçildiği sırada Sayın Başkanın bu oylama tamamlanmadan bu konuda bir usul tartışması açması da doğru değildi. Sayın Başkan da İç Tüzük’e uygun şekilde hareket ediyor.

Bu bakımdan, Sayın Başkanın bu uygulamasının doğru olduğunu… Bir milletvekilinin kanun teklifiyle ilgili iradesini geri alması, bu konuda Genel Kurul iradesi ortaya çıkmadan önce geri alması, Genel Kurulun reddine ya da kabulüne sunması onun bir İç Tüzük hakkıdır. O bakımdan, bu İç Tüzük hakkı çerçevesinde yetkisini kullanmıştır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Uygulamanızın doğru olduğu kanaatindeyim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Aydın, aleyhte, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, tabii, az önce, gene 75’inci maddeye dayanarak görüşmelere başlamadan önce kanun teklifini geri almak gibi bir hakkın olduğu zaten ifade edilmişti ve bunu da kullandı. Ancak, biz şu anda İç Tüzük 81’inci maddeye göre, ilgili kanun teklifinin, tasarısının -her neyse- görüşmelerine başladık. 81’inci madde çok açık: “Kanun tasarı ve teklifleri; Genel Kurulda, aşağıda belirtilen usule göre görüşülür…” diyor. Ve tasarının tümü üzerindeki görüşmeler açıldı, hatta ilk konuşmacı da tasarının tümüyle ilgili grup adına geldi, görüşlerini açıkladı. Şimdi, tümüyle ilgili görüşmeler açılmışken, hâl böyleyken bir şahsın ve üstelik İç Tüzük 35’e göre birleştirilen bir teklifi “Geri alıyorum.” demesi İç Tüzük’e de hukuka da dürüstlük ilkelerine de iyi niyet kaidelerine de tamamen aykırıdır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu usul meselesi, senin aklın almıyor bunu, usul meselesi bu. 81’le ne ilgisi var bunun, bilmiyorsun ki!

AHMET AYDIN (Devamla) – Dolayısıyla, bunların, görüşmelere başladıktan sonra değerlendirmeye alınmaması lazım. Kaldı ki biz burada İç Tüzük 35’e göre Komisyon metnini görüşüyoruz, bir tek ilgili arkadaşın teklifini, tasarısını görüşmüyoruz. Orada onlarca teklif birleştirilmiş ve belli bir tasarı üzerinde, onun doğrultusunda 35’e göre birleştirilerek Komisyon raporu hâline getirilmiş. Bizim burada görüştüğümüz Komisyon metnidir, Komisyon raporudur.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman 75’inci maddenin ne anlamı var? 75’inci maddeyi açıklasana sen.

AHMET AYDIN (Devamla) – Hâl böyleyken, Komisyon raporunu görüşürken ilgili bir şahsın tek başına “Ben teklifimi geri çekiyorum.” Hele ki İç Tüzük 81’e aykırı olarak “Ben görüşmelerine başlansa bile…”

Diyelim ki son maddeye geldik, kalktı bir arkadaş orada dedi ki: “Ben teklifimi geri çekeceğim.” Böyle bir şey mümkün mü?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Çekebilir, niye çekmesin?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yer almıyorsa çekerim.

AHMET AYDIN (Devamla) – Mümkün değil, görüşmelere başladıktan sonra bu mümkün değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çeker ya.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu teklifin geri çekilmesi talebinin değerlendirmeye alınmaması lazım Başkanlık Divanı tarafından.

ALİ ÖZ (Mersin) – Bu kitap bomboş, bomboş!

AHMET AYDIN (Devamla) – Dolayısıyla, Sayın Başkanım, sizin bu konuyu, bu önergeyi değerlendirmeye alıp, hatta oylamaya gitmeniz doğru değildir, İç Tüzük’e aykırıdır, yine, bildiğimiz dürüstlük ilkelerine aykırıdır. Bir kuralın suistimal edilmesi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz, bütün bu kurallara aykırılık teşkil eder.

Dolayısıyla, Sayın Başkanım, bugüne kadar hakikaten sizin tutumunuzun hep lehinde olduk. Gerçekten Meclisi, bütün gruplarını çok güzel idare ediyorsunuz, ben ondan dolayı da teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Estağfurullah.

AHMET AYDIN (Devamla) – Ama bu tutumunuz doğru bir tutum değildir, İç Tüzük’e aykırı bir tutumdur, dolayısıyla bundan sonraki süreçte bunların suistimal edileceği çok aşikârdır. Bu suistimallere meydan vermemeniz lazım, İç Tüzük’ü uygulamanız lazım diyorum ve kanuna, görüşmelere kaldığımız yerden devam etmemiz lazım diyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu tamamen yanlış konuşuyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Her şeyin doğrusunu sen mi konuşuyorsun ya!

BAŞKAN – Neyse, usul tartışması yapıyoruz, usul tartışması.

KAMER GENÇ (Tunceli) – 75’inci madde “gündeme alınmışsa” diyor. Önce bir oku, oku, okumadan konuşma ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Okudum, okudum!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Diyor ki: “Gündeme alınmışsa…”

BAŞKAN – Şimdi, lehte Sayın Hamzaçebi.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Okumuyorsunuz ya, okumuyorsunuz, “gündeme alınmışsa” diyor.

BAŞKAN – Sayın Genç, Sayın Hamzaçebi’yi dinleyeceğiz, lütfen…

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun çoğunluğunu oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu İç Tüzük maddeleri arasında dağıldı, kayboldu, gitti. İç Tüzük maddelerini aşamıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, gülüşmeler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi be oradan!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İç Tüzük’ü askıya aldınız be!

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – İç Tüzük’ten medet umuyorsunuz. Söyleyecek sözünüz yok, oyun oynuyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, İç Tüzük maddelerinin birisinin diğerine üstünlüğü yoktur. Sayın Aydın bir şeyler söylüyor, 81’inci madde… Sayın Aydın, 81’e gitmeden önce şu 75’inci maddenin son fıkrasını okur musun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Söyledim, uygulandı o.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Uygulandı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ne diyor 75’inci maddenin son fıkrası: “Bu tasarı ve teklifler gündeme alınmışlarsa geri alınmaları için Genel Kurulun karar vermesi gerekir.”

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Görüşmelere başlanmışsa” demiyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Gündeme alınmışsa” diyor, “görüşmelere başlanmışsa” demiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan da geri alma yönündeki talebi Genel Kurulun oyuna sunuyor. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 81’e bak, 81’e!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Aydın, böyle, dürüstlük gibi bir şeyler söylediniz. Gelin, size biraz önce yaptığım öneriyi bir daha yapıyorum, öyle yapalım. Diyorum ki: Şu Soma’yla ilgili, madencilerle ilgili olmayan; vatandaşın lehine olmayan; vergi, prim borç yapılandırması kapsamında olmayan; tam tersine…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Vatandaşın lehine, hepsi milletin lehine.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …belirli işler için, belirli kişileri, iş adamlarını kurtarmak için, belirli kişilere belediyelerden taşınmaz vermek için getirmiş olduğunuz maddeleri çıkaralım, bu tasarıyı hemen yasalaştıralım. Niye bu kadar uzatıyorsunuz? Bu tasarıyı uzatan sizlersiniz, Soma işçilerinin, Soma madencilerinin, maden işçilerinin haklarını almasını, bir an önce bu haklara kavuşmasını engelleyen sizlersiniz…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bırak Allah aşkına!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …vergi, prim, borç yapılandırmasının bir an önce yürürlüğe girmesini engelleyen sizlersiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Vicdan, vicdan, el insaf!

HARUN KARACA (İstanbul) – Bunları istismar etmeyin bu kadar be!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Çünkü toplumun gözüne hoş gözükebilecek bu düzenlemelerin arkasına hukuksuz düzenlemeler koydunuz. Çıkarın bunları diyoruz, geri adım atmıyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bunlar da milletin lehine.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İç Tüzük maddeleri arasında kayboldunuz, İç Tüzük’e bile hâkim değilsiniz. Bakın, Sayın Başkan oylamaya sunuyor öneriyi, ondan sonra ayağa kalkıp söz istiyorsunuz. Neredesiniz daha önce; dinlemiyor musunuz burayı, kürsüyü? Genel Kurulu takip etmiyor musunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Takip ediyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 100’üncü maddeyi çıkarın; hukuk devletini ayaklar altına alan, kamu personelinin sürgün edilmesi hâlinde mahkemede hak arama yolunu engelleyen, mahkemenin o atamaya ilişkin olarak iptal kararı vermesi hâlinde iptal kararı uygulanmaz anlamında düzenleme yapan 100’üncü maddeyi çıkarın. “Özelleştirmelere ilişkin olarak iptal kararları uygulanmaz!” şeklinde düzenleme yapan maddeyi çıkarın. Meraları yapılaşmaya açan maddeyi çıkarın; daha bir iki madde var, bunları çıkarın, bu tasarıyı hemen yasalaştıralım. Samimiyseniz, dürüstseniz, gelin bunu yapalım.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte, Sayın Kubat.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, şu anda görüşmekte olduğumuz 639 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinden birisinin teklif sahibi bu tasarının Komisyon raporunun görüşmelerine başlandıktan sonra bu geri çekme iradesini ortaya koydu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tasarı değil, teklif.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Başlığını okursan “tasarı ve teklif” diye yazar orada. 639, okuyun önce.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Doğan Bey, okuyamaz, okusa da anlayamaz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Şimdi, 75’inci madde, esasen, İç Tüzük’ün 73 ve 74’üncü maddeleri milletvekillerine, Hükûmete bu konuda tasarı ve teklif vermesine ilişkin usulü düzenlemiş. Hemen akabinde 75’inci maddede Hükûmet veya teklif sahibine bu tasarı veya teklifi geri çekmesine ilişkin usulü de düzenlemiş. Gerçekten, burada bilgi vermeden eğer gündeme girmemişse hem tasarı hem teklif geri çekilebilir. Gündeme alınmış ise yani o kırmızı gündeme basılmışsa sıra sayısı ve henüz şurada görüşmelerine başlanmamışsa teklif sahibi, tasarı sahibi elbette bunu çekebilir. Ama 81’inci ve 91’inci maddeye göre, burada uygulama başladıktan sonra artık bu konuda geri alma iradesi ancak 88’inci maddeye göre esas komisyon ve Hükûmete aittir. Dolayısıyla, burada teklif sahibinin bu yöndeki bir geri çekme iradesi hukuken kabul edilemez ve Başkanlık Divanınca da işleme konulmaması gereken bir işlemdir. Benim bildiğim kadarıyla ilk defa böyle bir uygulama oluyor.

Sayın Başkanım, sizden özellikle istirham ediyorum. Kararınız ne olursa olsun, biz sizin tarafsız kişiliğinize saygı duyuyoruz. 63’üncü maddeye göre biz bu konuda ısrar ediyoruz. Bu konuda, Meclisin bundan sonraki uygulamalarına esas olmak üzere, Genel Kurulun kararına başvurmanızı talep ediyorum 63’üncü maddeye göre ki bundan sonra sağlıklı bir uygulama yapılabilsin. Yani, bir kanun tasarı ve teklifinin Genel Kurulda görüşmelerine başlandıktan sonra, artık o görüşülen teklif ve tasarının üzerinde esas komisyon ve Hükûmetin 88’inci madde dışında, milletvekilinin teklifini geri çekme noktasında bir iradesinin geçerli olmadığını; Genel Kurulun ancak bu noktada, kabul veya ret noktasında tasarı ve teklifle ilgili bir karar verme yetkisini haiz olduğunu ve bu nedenle uygulamanın önemli olduğunu. 63’üncü maddeye göre, lütfen, tutumunuzun -lehte olsun, aleyhte olsun- Genel Kurulun oyuna sunulmasını istirham ediyor, talep ediyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kubat.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 75’inci maddesinde teklif sahiplerinin teklifleri geri alma taleplerinin Genel Kurulun oyuna sunulacağı belirtilmekle birlikte, bu oylamanın çalışmaların hangi aşamasında yapılacağına ilişkin bir kural bulunmamaktadır. Başkanlığımızca geri alma talepleri görüşmeleri aksatmayacak, görüşmelerin insicamını bozmayacak şekilde birleşimin uygun bir kısmında işleme alınacak ve Genel Kurulda oylanacaktır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1655) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/176) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, demin konuştuğumuz teklifi, geri alma teklifini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Özellikle tutanaklara geçsin diye söylüyorum.

BAŞKAN – Tamam.

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Öz, Allah rızası için iki dakika durun; dinleyelim, ondan sonra.

ALİ ÖZ (Mersin) – Biraz dürüstlük öğrenelim Sayın Başkanım!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İç Tüzük bu konuyu iki şekilde değerlendirmiş. Şimdi, 75’inci madde görüşmelerin başladığı ana kadar olan düzenlemedir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu nerede yazılı ya? Nerede yazılı?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İç Tüzük 75’te çok açık.

BAŞKAN – Maddelere geçilmeye kadar alınabilir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet efendim, doğrudur.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Görüşmelere başlayana kadar.

BAŞKAN – Maddelere geçilmeyi oyladıktan sonra yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 86’ncı madde görüşmelere başladıktan sonraki kısmı düzenliyor ve 86’ncı madde çok açık bir şekilde görüşmelere başladıktan sonra geri almayı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, 86’ncı madde onunla ilgili değil, 88’inci madde. 86 değil kardeşim ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Pardon, 88.

88’inci madde, “Görüşmelere başladıktan sonra esas komisyon veya Hükûmet tasarı veya teklifi geri alabilir.” diyor. Dolayısıyla, görüşmelere başladıktan sonra bu hak sadece esas komisyonda ya da Hükûmettedir. Onun dışında, görüşmelere başladıktan sonra milletvekilinin geri alma hakkı yoktur, o görüşmelere başlamadan önceki kısımdır. Dolayısıyla tutum yanlıştır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Kayıtlara girdi.

Sayın Ali Öz de sırada…

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ali Bey’e söz verirsiniz de… Bir konuda yanlış olmasın efendim.

88’inci madde, komisyon veya hükûmetin, geri çekme teklifini Genel Kurulda görüşme olmaksızın yerine getirmesini amirdir. Oysa, kanun teklifi sahibi… Çoğunluk iradesiyle ancak geri alma, almama kararı olur. Dolayısıyla ikisi çok farklıdır Sayın Aydın.

BAŞKAN – Sayın Öz, siz ne diyordunuz?

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkanım, hatip konuşmasında, dürüstlük ilkelerine aykırı bir hareket olarak değerlendirdi, o yüzden söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

9.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Burada yaptığımız uygulamanın, öncelikle, doğru olduğuna inanıyorum, bir.

İkincisi, biz kimseden dürüstlük dersi almayız. “Soma’yla alakalı bir yasa çıkartacağız.” deyip de akabinde rantçıların, yandaşların zenginleşmesi için kanun koyarak dürüstlük olmaz; dürüstlüğü de hiç kimseden öğrenecek değiliz. Özellikle Grup Başkan Vekilinin şahsımı da itham ederek dürüstlük dersi vermeye kalkmasını son derece yadırgadığımı ifade ediyorum. Özellikle de dürüstlük konusunda sizden öğreneceğim hiçbir şey olmadığını ifade etmek isterim. Yani bu çatı altında belki hukukun, belki İç Tüzük’ün gerektirdiği uygulamalardan farklı tavır bile sergilemiş olsak, bunun karşılığında dürüstlükle bunu eşleştirmiş olmanızı yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. İnşallah, umarım, bunu başka tekrarlamazsınız. Ama, sözlerinizi size aynen geri iade ediyorum Sayın Aydın.

BAŞKAN – Halkların Demokratik…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, yanlış anladığı için ben düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – İsterseniz sataşın, aldık yolu gidiyoruz nasılsa.

Buyurun.

Bana kaş çatmayın şu andan itibaren, rica ediyorum. Çok özenle rica ediyorum, kaş çatmayın.

10.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Mersin Milletvekili Ali Öz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Başkanım.

Tabii, sayın hatip doktor, biliyoruz, benim de hakikaten sevdiğim de bir arkadaştır. Özellikle böyle bir kastı mahsusanın olmadığını bütün hukukçular bilir, herkes bilir. Medeni Kanun 2’de dürüstlük kuralları vardır, iyi niyet kuralları vardır. Bu, sizin dürüst olmadığınız ya da benim o ifadeyi o şekilde kullandığım anlamına gelmez. Bir kuralı suiniyetle kullanmak vardır, iyi niyetle kuralları aykırı bağdaştırmak vardır. Bu dürüstlük kuralları hukukun evrensel bir kuralıdır. Bunu aslında sadece hukukçuların değil herkesi bilmesi lazım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, sizin uymadığınız kurallar!

AHMET AYDIN (Devamla) – Dolayısıyla, bu kuralı nasıl böyle üzerinize aldınız, böyle bir sonuç çıkardınız… Üzüldüğümü beyan etmek istiyorum. Böyle bir kastım yok. Bunun dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde tekrar edeceğini söyledim. Bu da hukukun evrensel bir kuralıdır, iyi niyete aykırı bir şekilde bir kuralın suistimal edilmesidir. Ben bunu bu şekilde ifade ettim. Yoksa, Hocam, kusura bakmayın, ben öyle bir şey kullanmam. Sizin de bunu bu şekilde algılamanız açıkçası beni üzdü.

Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Dürüst” kelimesinin kelime anlamı o değil.

BAŞKAN – Düzeltti canım, çok sevdiği de bir insanmış.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, açık söylemedi “Dürüstlüğe uymuyor.” dedi.

BAŞKAN – Halkların…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, burada İç Tüzük’te milletvekillerinin kanun teklifini geri alma hakkı varken bu iradeyi ortaya koyanın “İç Tüzük’ü siz istismar ediyorsunuz.” demesi ancak istismarcı bir yaklaşımın tezahürüdür. İstismarcı olduğunu itiraf etmiştir.

BAŞKAN – Anladım.

Teşekkür ederim.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639)(Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun.

HDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, hatibi dinleyemiyoruz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Eğer dinlemek istemiyorlarsa ara verebilirsiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hayır, vermiyorum ara.

Sayın milletvekilleri, lütfen, gürültüyü hafifletirsek…

Buyurunuz Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Önemli bir konu konuşuyoruz arkadaşlar. Bu, bir torba kanun. Bilmeyen, içi dolu zannedecek ama değil. Ben alt komisyondan beri -üye olarak- üst komisyonda çalıştım ve şöyle bir ayırdım “Ne var bunun içinde?” diye, Hükûmetin bütün gerekçesi 1 sayfa. Burası, tamamı muhalefet partilerinin kanun tekliflerinden oluşuyor. Alt komisyon raporu ve şu gördüğünüz muhalefet şerhi -yine muhalefetin- ve yine baktığınız zaman değerlendirme 2 sayfa. Yani, bunun içinde 3 sayfa var, gerisi de gelen önergeler, kanun maddesi olmuş, bu torba olmuş.

Bu torbada harcadığımız otuz sekiz güne yanıyorum arkadaşlar. Otuz sekiz gün; cumartesi, pazar sabah ondan gece bire kadar, ikiye kadar. Harcadığımız iki yüz beş saate yanıyorum. Uygulanan mobbing’e yanıyorum. Angarya çalışmaya yanıyorum. Bütün milletvekillerinin, bütün Bakanlık çalışanlarının, bütün Meclis çalışanlarının cumartesi, pazar bu mübarek ramazan gününde bu şekilde zorla çalıştırılması yapılırken siz bu torba kanunda iş sağlığından, iş güvenliğinden, sendikal haklardan ve özgürlüklerden söz edemezsiniz arkadaşlar. Çünkü Mecliste kendi içinizde bu kadar angarya uyguladıktan sonra, personelinize mobbing uyguladıktan sonra siz gidip bir başka iş kolunda, iş yerinde oranın iş güvenliğini, iş sağlığını sağlayamazsınız. Meclisin öncelikle kendi iş güvenliğini, kendi iş sağlığını, kendi sağlığını ve sağlıklı çalışma koşullarını oluşturması lazım.

İki gündür tartışmaları izliyorum, inanın acıyorum. Meclisin bir saatlik çalışmasının kaç milyon lira olduğunu biliyor musunuz arkadaşlar? Yani hakikaten hiçbir anlamı olmayan, hiçbir şey ifade etmeyen bu usul tartışmalarına... Bu kadar ciddi bir konuyu, taşeron yasasını, Soma’daki 301 canımızın acısının üzerinden dersler çıkarmayı bilimsel olarak tartışmak varken, dünya gerçeklerini konuşmak varken, birbirimizi aydınlatmak varken ne bu tartışma usulü? Yakışıyor mu bize? Yani, gerçekten, canlı yayın olmasını isterdim, halkımızın bizi izlemesini isterdim. Halkımızın bir kısmı İnternet’ten izliyor şu an. Ama bu Meclisin, bu rahatı, bu lüksü nereden?

Bakın, boşaldı Meclis çünkü oylama yok. Elbette, istemeyen dinlemesin; merakı, ilgisi olmayan gelmesin. Bakın, bir iç tüzük çalışması yaptık arkadaşlar ve bu iç tüzükte dedik ki: Haftada bir oylama olsun. Herkes mecburen burada oturmasın. İlgisi olan gelsin, meraklısı gelsin, uzmanı gelsin, bu Meclis çalışsın. 10 kişiyle çalışsın, daha bereketli çalışır.

Şimdi, 61 maddelik bir tasarı geldi, oldu 106 madde arkadaşlar alt komisyonda. Sonra geldi üst Komisyona, oldu 148 madde. Uyardık, Meclis Başkanını uyardık, dedik ki: İç Tüzük 14’e göre sizin görevinizdir, Komisyonu denetleyin. Tüzük’e aykırı olarak kanun önergeleri geliyor. Teklif, Meclis Başkanlığına verilmemiş, havale edilmemiş. Ve üşenmedim 7 Temmuzda şu gördüğünüz şekilde gittim, üst yazısıyla aldım arkadaşlar, Meclis Başkanına ve Plan Bütçe Komisyonuna verdim. Benim Başkanım, Meclis Başkanım, bu Meclisin bu şekilde verimsiz çalışmasının baş sorumlusudur çünkü Komisyonun çalışmasını da düzenlemedi, buradaki tartışmaların da kaynağı oldu. Bana gönderdiği yazı, Meclis raporu görüşüldükten sonra, 15 Temmuzda 18.45’te gelen yazısı Meclis Başkanının. Atı alan Üsküdar’ı geçmiş; Meclis Başkanı bana, burada usul tartışmaları yaşanırken cevap veriyor.

Beni bir şey daha üzdü. Meclis Başkanı 11 Temmuzda Komisyonda maden işçileri, taşeron sistemi görüşülürken “11 Temmuz raporunu inceledim.” diyor. Sayın Çiçek, siz nasıl incelediniz? Biz o gün Komisyonda daha tartışıyorduk, daha rapor yazılmamıştı. Üstelik rapor 13’ünde yazıldı, saat on ikide son numaraları, redaksiyonları yapıldı. Biz dijital ortamdan aldık ve muhalefet şerhini koyduk. Siz 14.00’te Komisyon Başkanımıza bir yazı yazdınız, “Geri gönderiyorum.” dediniz. Komisyon Başkanı bir yazı yazdı, siz Genel Kurula gönderdiniz. Bunun cevabını söyler misiniz, bu torbayı siz mi Genel Kurula gönderdiniz, Komisyon mu gönderdi? Meclis Başkanı, İç Tüzük 14/6’ya göre Genel Kurulu bilgilendirmek zorundadır ama yapmıyor.

Bakın, arkadaşlar, 30 sayfalık bir muhalefet şerhi verdik, biz burada düşüncelerimizi açıkladık ama çok önemli birkaç başlığı sizinle paylaşmak istiyorum.

“Torba” ne demek? İç Tüzük’te “torba” yok arkadaşlar, temel kanun var 91’inci maddede. Torba kanun, farklı konulardaki kanun maddeleri, Danışma Kuruluyla yani 4 parti grubu uzlaşırsa olur ama AK PARTİ maalesef bunu kötü kullanmaya başladı. İlk, çıraklık döneminde 21 Nisanda yaptınız ve orada 163 madde geçirdiniz. Sonra, kalfalık döneminde, yine seçimler öncesi, 13 Şubatta 234 maddelik yine bir torba kanun çıkardınız. Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi var, ustalık dönemindesiniz, 148 maddelik bir şey getiriyorsunuz. Bakın, dikkat edin, her birisi dönem olarak böyle.

Şimdi, siz, hakikaten, bu İç Tüzük’ü yok sayıp, Anayasa’yı yok sayıp Meclisi torbada keklik mi zannediyorsunuz arkadaşlar? Böyle bir anlayış mı var yani? Parlamenter sistemde böyle bir şey var mı arkadaşlar?

Şimdi, bu tasarıya “Soma tasarısı” diyebilir miyiz artık? Mümkün değil. Üç beş tane madde var onlarla ilgili ama verilen sözler tutulmamış. Hükûmet, Soma’da o cenazeler kalkarken verdiği sözleri tutmalıdır. Buradan Hükûmeti verdiği sözleri tutmaya davet ediyorum. Eğer çok merak ediyorsa Hükûmet, bizde listeleri var -şöyle- kendileri getirdiler ve Hükûmetin verdiği sözleri liste hâlinde verdiler. Birkaç tanesini hatırlatalım isterseniz:

“Devlet, teftiş raporlarını tamamlayana kadar kimse madenlere inmeye zorlanmayacak.” Arkadaşlar, otuz yedi gündür Komisyonda bir teftiş raporu gördünüz mü? Yok.

“Kimseye bu süre içinde çıkış verilmeyecek.”

“Maaşlar tam şekilde yatacak, 2 bin TL olacak. 6 maaş ikramiye verilecek.”

“Kanunda yer altında günlük saatler düzenlenecek.” Evet, saatler konusu var, haftalık çalışma saatleri var.

Emeklilik yaşı indirimi kısmen var.

“Ölen madenciler sivil şehit sayılacak.” Ama onu yapmadınız arkadaşlar. Bu torba kanunda, Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde, arada kazara yaşamını yitirmişlerin statüsüne soktunuz. Bu çok ayıp! Bakın, bu çok ayıp! Yapmayın bunu! 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında hak getiriyorsunuz. Hangi terör olayında öldü 301 madenci? Eğer terör arıyorsanız onlar, onları o madenin 2 bin kilometre derinliklerine indiren, kâr hırsıyla indiren, zorbalığın ve kontrol edilemeyen, denetlenemeyen o taşeron ortamının sorgulanması gereken koşullarda öldüler. Niye, buna bu torbada da olsa sivil şehit statüsü tanıyamaz mıydınız?

Geçiyorum... Bunu yapmayacaktınız, yanlış yaptınız, doğru yapmadınız. Biz otuz senedir acıları yaşıyoruz ama inanın, kâr hırsının acısı bazen çok daha fazla acıtıyor.

Yine, ölüm aylığı bağlanacaktı, söz 1.400-1.500. TOKİ’den ev verilecekti, öğrendik ki bir hayırsever işveren vermek istiyor. Yine, resmî tatiller, senelik izinler falan arkadaşlar, bütün bunlar var ve ben, merak ettim, ya çocuklar ne alıyor, ne ödenmiş iş kazası ödeneği diye, bir bordro getirin dedim. Bana şöyle bir bordro geldi: “İş kazası ödeneği: Şerife, Rızgar, Rojda.” Anne ve çocuklar. Biliyorsunuz, emekçinin kaderinde ne kimliği, ne mezhebi, ne dini vardır, hepsi hayatta aynı kaderi paylaşırlar. 385 lira 43 kuruş anneye, çocuklara 92,71, yine çocuğa 92,71 iş kazası aylığı bağlanmış. Sonra ilgimi çekti, bir çocuk daha 71,66; niye daha düşük? Uzmanlardan öğrenmeye çalıştım, doğrusunu isterseniz, anlatmaya çalıştı, anlayamadım. Sonra yani şöyle döndüm, onca acının üzerinde lösemili bir çocuk…

Yani bu kadar travmanın üstüne şu çocukları, şu bebekleri, yaşadıklarımızın hepsini bugün bu kadar sorumsuzca tartışıyorsak, konuşuyorsak, bu Meclis bu konuyu derinliğine konuşamıyorsa, iş güvenliği konuşulmuyorsa, iş sağlığı konuşulmuyorsa, taşeronlaşma konuşulmuyorsa, özelleştirme konuşulmuyorsa, kamulaştırma konuşulmuyorsa, arsalar, taşınmazlar konuşulamıyorsa, meralar, satılan limanlar, TÜPRAŞ konuşulamıyorsa, bu torbanın içine giren özel yasalar konuşulamıyorsa, bu torbanın içine giren ve kanun teklifiyle Anayasa’da ihlal edilen hükümler konuşulamıyorsa, Anayasa hükmüne rağmen bu torbanın içine “Ben mahkeme kararlarını iki sene uygulamayacağım.” diyen anlayış giriyorsa, bu torbanın içine enerji sektörünün acımasız özelleştirmelerinin son olayları giriyorsa, bunun içine -özelleştirme sonucu mahkeme kararlarıyla iptal edilen- 5 tane büyük sektörün yararına düzenleme yapıldığı giriyorsa ve konuşulamıyorsa bizde bir sorun var, Mecliste bir sorun var, iktidarda sorun var, muhalefette sorun var. Birbirimizi sorgulayacağız.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bir aydır bunları konuşuyoruz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Hayır, konuşamıyoruz. Eğer birbirimizi ikna edememişsek, anlatamamışsak konuşamamışız demektir çünkü -Anayasa’ya aykırılıkla- bir kanunla Anayasa’nın değişmeyeceğini ilkokul 1’inci sınıf öğrencisi bilir. Eğer milletvekilleri bunu bilmiyorsa inanın…

Arkadaşlar, bu torbayla kimin torbası doluyor, bir de o yandan bakmamız lazım. Emekçinin mi, işçinin mi, yoksa hakikaten sermayenin mi, TKİ’nin verdiği işverenler sektörünün mü, onların verdiği alt işverenlerin mi, işçilerin parasını kısanların mı, ikramiyelerini kısanların mı, çocukların mamasını kısanların mı, o kablolardan kısanların mı, o ısıda -grizu faciasının- 2 bin metrede sürünerek kazmayla çakılan o alanda, o sıcakta, hissedilen sıcaklıkta bunu öngörememenin… Ki son raporlar bunun ne kadar vahim olduğunu söylüyor.

Arkadaşlar, inanın üzülüyorum, nasıl anlatılır, bunu nasıl anlatmak gerekir diye düşünüyorum. Çok anlattım burada, sığınak odalarını çok anlattım. Bir maden ocağına gittim ve o maden ocağında nasıl bir sığınak olduğunu, göçüklerde, patlamalarda nasıl uzun bir süre, bir ay korundukları alanı, hayat alanını, yaşam odasını gördüm. Evet, Soma’da hep bu konuşuldu. Yapmayın ya! Biz, Soma’da yaşam odası önergesi üzerinde saatlerce konuştuk arkadaşlar, Enerji Bakanı bile lütfedip gelemedi. Ya, bir yaşam odasına tenezzül ettiniz! Ya, bir yaşam odasını kurmak istemediniz, bir yaşam odası, bir sığınak kurmak istemediniz.

Allah’tan korkun, bu ramazan günü, neyi konuşalım sizinle arkadaşlar? Torbaya dolan özelleştirmeleri, taşeronları, partizan kadrolaşmayı, sermayenin, yolsuzluğun, kasa alacaklarının affını, kara paranın, kayıt dışılığın özendirilmesini, işçilerin örgütlenme hak ve özgürlüklerinin yok edilmesini, güvencelerin ortadan kaldırılmasını, yargı kararlarının uygulanmamasını, hukukun yok sayılmasını konuşamadık. Anayasa’nın 138’inci maddesi dedik, kimse dinlemedi. Anlattık: Niye mahkeme kararı varken siz Seydişehir’i, ETİ Alüminyumu, Kuşadası Limanı’nı, Balıkesir SEKA’yı, TÜPRAŞ’ın yüzde 14,76’sını, mahkeme kararlarını sektör lehine uygulamıyorsunuz? Cevabını alamadık.

Arsayı taşınmaz yaptınız. Büyükşehirler, Türkiye’nin yüzde 70 coğrafyasını oluşturuyor. Kırk dokuz yıllığına kiralama, doksan dokuz yıllığına hatta. Hatta tescil… Verin babanızın malı gibi -valilik de size, Hükûmete bağlı- istediğiniz vakfa, TÜRGEV mi olur, başka vakıf mı olur, istediğinize verirsiniz. İstanbul’un belediyelerinin çok güzel kültür merkezleri var arkadaşlar, tarihî binaları var. Verin babam, verin. Vermişsiniz limanları, vermişsiniz ormanları, vermişsiniz denizleri, vermişsiniz petrolü, vermişsiniz madenleri, kurmuşsunuz termik santralleri, nükleer santralleri, her taraftan ithal enerji, her taraftan açık enerji, isteyen istediğini yapıyor bu ülkede. Soma maden işçisinin, Şırnak’ta kuyuya çıkrıkla inen işçinin acıları üzerinden enerji üretileceğini zanneden anlayışlara uyarılarımız oluyor ama bir türlü anlatamıyoruz.

Bakın arkadaşlar, kamulaştırma alanına girdiniz, torba kanuna teklif verdiniz. Bu, Anayasa’da var. Anayasa’yı değiştirmeye kalktınız kanunla. Size anlattım, mülkiyet hakkı kutsaldır -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 no.lu Protokol: Mülkiyet hakkı, Anayasa Mahkemesi- ama siz “hayır” dediniz. Acele kamulaştırma… 2014’te 39 HES, 5 baraj ve 35 tane RES –rüzgâr enerjisi- 41 enerji iletim hattı, toplam 165; acele kamulaştırma alanına giriyorsunuz. Kimin için? Bu kanunlar özel değil mi? Bu, şirketlere özel değil mi arkadaşlar, bu kurumlara? Kimi kandırıyorsunuz?

Şimdi, bunların 65’ini Maliye, 56’sını TEİAŞ, 15’ini EPDK karar almış. Ayrıca DSİ, TOKİ, BOTAŞ, TSE, valilik, mülkiyet… Bunların hepsi yapıyor. Bunların dökümleri var. Fakat bu dökümlere girecek vaktimiz kalmadı.

Pırlanta mücevherlere istediğiniz zaman vergi getiriyorsunuz, istediğiniz zaman kaldırıyorsunuz. İşinize geldiğince.

Risale-i Nur’a el attınız. Allah’tan korkun, Saidi Nursi Norşinli, onu zindanlarda çürüttünüz, mezarını kaybettirdiniz. Zindancısı, kalkmış şimdi mirasçısı olmaya, kitabını basmaya çalışıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hasip Bey, kim bastı onu?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Kitabını devlet basamaz. Devlet basamaz, bunu unutmayın. Devlet, mirasçısı değil, zindancısıdır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O, aslını korumak, aslını....

HASİP KAPLAN (Devamla) – Siz öyle anlayın.

G20 zirvesine para harcanacak, ihalesiz, denetimsiz, keyfinize göre. Vallahi çok güzel arkadaşlar, her şey ihalesiz. 1 milyar, 2 milyar, harca da harca. Kimin parası? Vatandaşın.

Şimdi, alt işveren ilişkisinde, üst işveren ilişkisinde yaşadığımız bütün hataları görüyorsunuz.

Yine, AFAD’da toplanan yardımları resmî yardım gibi yutturmayın. Şeffaf olun, kim yaptı bunu, anlatın. Maaşları verin.

Bakın, kasa alacaklarını affa aldınız, yolsuzlukları af kapsamına aldınız. Yanlış yaptınız.

Avukatlara yönelik düzenlemeler yanlış. Mahkeme kararlarını iki yıl erteleyemezsiniz. Böyle kanun olmaz. Barolar Birliği Staj Yönetmeliği’ne müdahale ettiniz ve hiç yetmiyormuş gibi, bu tüketici hakem heyetinde bile haklarını aramasın diye avukat ücretini kaldırdınız. Ya böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?

İnternet’e erişimi yine yirmi dört saatten dört saate indirdiniz. Galiba bu ara İnternet’te bir şeyler olacak gibi geliyor. Ama şunu bilin: Şu torbaya “Soma torba tasarısı” demeyin. Bu torba, torbası dolanların torbasıdır. Biz bu torbaya karşı muhalefetimizi yapmaya devam edeceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Şimdi, birleşime ara vereceğim ama dönüşümüzde Sayın Çetin hemen sizin sözünüz olacak, onu hatırlatmış olayım.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.20

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Şimdi tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın İzzet Çetin konuşacaktır.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, İzzet Bey’den önce, toplantı yeter sayısı yok. Yani vekiller İzzet Bey’i eğer dinlerlerse belki düşüncelerini değiştirebilirler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tanal, isterseniz bir bir saat ara alın, Allah rızası için.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, Değerli milletvekili arkadaşlarım, 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı –tasarı diyeyim ben ama tasarı mı teklif mi, çok belli değil- üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısı, ön hazırlıkları yapılmadan, bu kanun tasarısından etkilenecek toplumsal kesimlerin görüşleri alınmadan, torba kanun olarak mayıs ayından önceki dönemlerde epeyce tartışılmış olmasına rağmen, sendikal konfederasyonlara bile gönderilmedi. Hatta en büyük işçi sendikaları konfederasyonu TÜRK-İŞ, 14 Mayısta teşkilatlarına “gayriresmî olarak ele geçirdiğimiz taşeron yasası” diye genelge gönderdi. 30 Mayısta bu tasarı Meclise akşam saatlerinde gönderildi, 3 Haziranda görüşmelerine başlandı, 4 Haziranda alt komisyonu kuruldu. Alt komisyon ve esas Komisyonda aralıksız otuz sekiz gün süren görüşmelerde 61 maddeyle başlayan tasarı esas Komisyona 106 maddeyle geldi, 106 maddeden şu anda 148+4+1=153’e çıktı. Şimdi burada ne olacağı, nerelere varacağı çok belli değil.

Tabii, “Hazırlığı iyi yapılmadı.” dedim. Alt komisyon görüşmelerinde AKP’nin çoğunlukçuluk anlayışı tasarının şekillenmesinde etkili oldu, esas Komisyon görüşmelerinde de pek çok kez tasarı konusunda AKP, alabildiğine çoğunluğunu kullanma yöntemini seçti. Muhalefet partilerinin vermiş olduğu önergelerden hiçbirisi dikkate alınmadığı gibi -kitabı çok kalın olduğu için getirmedim- içi gerçekten yanlışlarla dolu kanun teklifleri usulüne uygun olarak, teklif olarak ele alınmadı, önergelere çevrilip önergeler reddediliş biçimiyle geçmiş olmasına rağmen sanki işlem yapılmış gibi kanun tasarısının, kitabın içine dercedildi.

Değerli arkadaşlar, kamuoyunda “Soma kanun tasarısı” olarak bilinen bu kanun tasarısı, Soma’da 13 Mayısta Yaşanan, 301 madencimizin feci şekilde ölümüne yol açan iş cinayeti sonucunda ortamı yatıştırmak amacıyla, taşeron sisteminin azgınlaşmasını da dizginlemek amaçlı olarak sunuldu ama ne yazık ki taşeron sistemini dizginlemek bir tarafa, 301 madencinin -üzülerek söylüyorum- cesetleri üzerinden taşeron sistemi Türkiye’de bu tasarıyla gerçekleştirildi.

Sadece taşeron sistemi gerçekleştirilmedi, bu tasarıyla AKP’nin 17 Aralık 2013 ve 25 Aralık 2013’ten sonra ortaya çıkan kirliliğinin, irininin temizlenmesi de -yine üzülerek söylüyorum- madencilerin cesetleri üzerinden yapılmak istendi. Buna ne AKP’nin ne de herhangi bir kimsenin hakkı da yok, yetkisi de yok. Çünkü, ölen madencilerin ölüm ihbarları yapıla yapıla geldi buraya. O kazadan on beş gün evvel Manisa Milletvekili arkadaşımızın baretiyle burada yaptığı konuşma AKP’nin oylarıyla reddedilmişti.

Aynı anlayış sürdü, hem alt komisyonda hem esas komisyonda sürdü. Niye sürdü? Çünkü AKP’nin asıl amacı Soma’daki maden faciasında yaşamını yitirenlerin geride kalanlarının durumunu düzeltmek ve azgınlaşan sistemi dizginlemek olsaydı 3 muhalefet partisinin de ayrı ayrı hem alt komisyonda hem esas komisyonda vermiş oldukları… Gelin bu Soma faciasında geride kalanlarla ilgili maddeleri, taşeron sistemiyle ilgili maddeleri, sizi anlıyoruz, 47 kez vergi affı yaptınız, prim affı yaptınız, o afları da getirin, üç günde geçirelim diye ayrı ayrı önerge verdik.

İşte burada Başkan, Başkanın yanında -kusura bakmasın- “çavuşo” dediğim arkadaşım ve “dayıbaşı” buralarda gözükmüyor… Üst komisyonda da alt komisyonda da tıpkı madenlerdeki dayıbaşı yöntemiyle çalıştı Komisyon ve Meclis. Meclis bürokratları, Çalışma Bakanlığı bürokratları sabahlara kadar o şekilde çalıştırıldı. Ne var bunda?

Değerli arkadaşlar, gerçekten bu tasarı Soma’da yaşamını yitiren işçilerin geride kalan çocuklarının sorununu çözmeyi amaçlamış olsaydı, o sorunun çözümü 76 milyon yurttaşımızın, acıyı hisseden yurttaşımızın ödediği vergilerden oluşan bütçeden, genel bütçeden karşılanırdı. Ne yaptı AKP? Alt komisyon çalışmaları sırasında burada görüşülmekte olan Türk Ceza Kanunu’na, gece yarısı, 102’nci madde diye bir madde ekleyerek burada, o geride kalanların özlük haklarını İşsizlik Sigortası Fonu’na yıktı.

Başbakan meydanlarda bağırıyor: “İki konut vereceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız.” Onu da genel bütçeden karşılama yerine, sözüm ona hayırsever yurttaşların yapacağı evleri dağıtarak, baba bağından mal bağışlayan mirasyedi gibi hareket ediyor; buna hakkı yok.

Gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti devleti, Anayasa’sının 2’nci maddesinde yazılı demokratik, laik, sosyal hukuk devletiyse, 301 madencinin geride kalan çocuklarına, eşlerine bakabilecek güçte olmalı ve öyleydi. Şimdi, siz 76 milyonun üstlenmesi gereken bir riski sadece emekçilerin İşsizlik Sigortası Fonu’na yıkarak yine kimden yana olduğunuzu gösterdiniz.

Değerli arkadaşlar, her şeye rağmen -3 muhalefet partisini ayırmadan söylüyorum- madencilerle ilgili, Soma’yla ilgili, yer altındaki çalışmalarla ilgili, sosyal güvenliğe ilişkin pozitif düzenlemelerle ilgili desteğimizi alt komisyonda da esirgemedik, esas Komisyonda da esirgemedik. Ufak tefek kırpıntılar var madencilere ilişkin ama kaza sadece Soma’da olmuş gibi, Soma işçilerine, Soma’da yaşamını yitirenlere var; Zonguldak’ta yaşamını yitirenleri, Şırnak’ta yaşamını yitiren madencilerin çocuklarını kapsamayacak şekilde düzenlendi. Amaç o ortamı yatıştırmak, Manisa’yı yatıştırmak, bu arada da bir şey yapıyormuşçasına hareket edip malı götürmek.

Değerli arkadaşlar, gerçekten bu kanun tasarısının içerisinde, yer altındaki çalışmalara ilişkin, çalışma süresinin önce otuz altı saate indirilip -herkesi sevindirdi, biz de destekledik- arkasından, verdikleri önergeyle yeniden kırk beş saate çıkartılmasına tanık olduk.

Pozitif düzenleme olarak: onların, madenlerde çalışanların yıllık izinlerine dörder gün ilave edilmesi pozitif bir düzenleme, katıldık. İzinlerinin işveren tarafından kontrol edilmesine -izin defterlerinin- katıldık. Onların işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alt işverene yıkılması doğru değil, asıl işverenin sorumluluğunda bunu düzenlemeye koydular, bir şey söylemedik.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bütün bunları yaparken taşeron sistemini kalıcılaştırmak için “Hangi işin asıl iş, hangi işin alt işverenin işi, taşerona verilmesi gerektiğine Bakanlar Kurulu yetkili kılınsın.” denildi. Bakanlar Kurulu da 3 sendika konfederasyonunu ve işçi, işveren sendikalarının konfederasyonlarını, suç ortağı olarak yakasına yapıştı ve yanına aldı. Ne yaptı arkasından? Bugüne kadar beş buçuk yılı aştı, en son 5 Şubat 2009’da topladıkları Ekonomik ve Sosyal Konseye üye olmak kaydıyla onların barajlarını 1’e indirdi, sendikal barajları. 2016’ya kadar yüzde 2, 2018’e kadar yüzde 3 olacak barajlar, bir rüşvet gibi sendikalara verilerek yüzde 1 olmasını kabul etti. Bir şey daha yaptı; bu hüküm Anayasa’ya kesinlikle aykırı: Eğer bağımsız sendikalar için yüzde 3, Ekonomik ve Sosyal Konseye üye konfederasyonlara yüzde 1 olarak uygularsanız, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı davranırsınız ve bu madde Anayasa Mahkemesinden, 2 kere 2’nin 4 ettiği gibi gerçekliktir, geri gelecektir.

Bir başka aykırı düzenleme: Eğer alt işveren de toplu sözleşme yaparsa ve sendika, toplu sözleşmeyi kamu işveren sendikalarıyla imzalarsa oluşacak ücret artışını fiyat farkı olarak müteahhide vermeyi kabul ediyor. Burada da zorlama var, yine Anayasa’nın “Herkesin sendikalara üye olma, üyelikten ayrılma hakları vardır, buna müdahale edilemez.” hükmüne aykırıdır, bu da geri dönecektir.

Değerli arkadaşlar, acı olan bir başka olay var: Gerçekten, madencilere ilişkin, Soma’daki işçilere ilişkin düzenlemelerde daha hiçbir şey maden işçilerinin cebine girmedi. Cebine girmedi ama AKP’nin militan kurmayları işverenlere, böyle, hemen hemen… Öyle bir alt işveren hayranlığı doğdu ki içlerinde, daha o düzenlemeler yapılmadan TKİ’yi çağırdılar “Vay efendim, biz izinleri dörder güne çıkardık, ‘Madenlerdeki ücret, asgari ücretin 2 katından az olamaz.’ dedik, bunun bir maliyeti var, biz bu maliyeti SOMA AŞ’ye fark olarak vermek zorundayız.” “Ya kardeşim, bir yürürlüğe girsin, çıkarırız bir kanun, sözleşmenin ya da o farkın yürürlük tarihinden itibaren uygularız.” “Yok efendim, bunu hemen yazacağız.” Yani, ölen madencilerin mezarlarında ot bitmeden, daha o çocukların yaraları, vicdanlarında akan kan durdurulmadan patrona, taşerona ben kaynak aktaracağım. Değerli arkadaşlar, buna hiç kimsenin hakkı yok, böyle bir vicdansızlığı Büyük Millet Meclisinin kabul etmeyeceğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, bunun içerisinde vergi affı var, sigorta prim affı var, gümrüklere yönelik af var, yurt dışında çalışırken emekliliğe erişememiş yurttaşlarımıza yurt dışı borçlanma hakkı var ama yurt içinde bir ayı, iki ayı, bir yılı, iki yılı kalmış, prim eksiği olan, Türkiye’de emeklilik yaşını doldurduğu hâlde prim eksiği olan vatandaşa borçlanma yok. Emeklilikte yaşa takılan yurttaşlarımız seslerini duyurmak için her yola başvuruyor, onların sesini duymak yok. 2000’den önce vergi mükellefi olmuş ama bir biçimde BAĞ-KUR’lu olamamış, o nedenle primlerini tamamlayamamış esnafın borçlanma hakkı yok; yurt dışına istediği kadar var!

Bunun içinde, değerli arkadaşlar, gerçekten, madencilere yönelik düzenlemeler henüz yasalaşmamışken alt işverene -tekraren söylüyorum- kaynak transferi var.

Bunun içinde, özelleştirmedeki yolsuzlukları örtmek için yasaların uygulanmayacağına ilişkin, özelleştirmelere ilişkin düzenleme var.

Bunun içinde, kasa mevcutlarında, işletmenin esas faaliyet alanı dışında elde ettiği gelirlerin, TÜRGEV’e aktarılan bu 99 milyon 999 bin 990 dolarlık paranın yüzde 3 vergiyle meşrulaşması, muhasebeleştirilmesi var.

Bunun içinde, Melih Gökçek, Yenimahalle Şentepe’ye evlerin üzerinden teleferik yapıp yolun altından, binaların altından tünel ya da raylı sistem döşemesi hâlinde kamulaştırma ya da kamulaştırma karşılığında irtifak hakkı kurma gibi zorunluluğu taşımıyor, onlara serbestlik, onları aklama var.

Bunun içinde, Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde değişiklik yapıp “arsa” yerine “taşınmaz” yazarak İstanbul’daki kıyıları, limanları, ormanları, yaylaları, meraları, yaylakları, otlakları, tabiat varlıklarını, kültürel varlıkları bedelsiz ya da düşük bedelle üçüncü kişilere aktarmak ve dolayısıyla TÜRGEV’e aktarabilmek var.

Yine bunun içinde, paralel yapıyla uzun ince bir yolda yıllarca yürüyüp şimdi “Yollarımız ayrıldı.” diyerek onlarla hesaplaşma adına memurları, özellikle Emniyet teşkilatındaki memurları sürgün edip arkasından yargıya giderlerse, yargı kararını iki yıl uygulamama serbestisini istemek var.

Değerli arkadaşlar, bunun altını çizerek söylüyorum: Bu yasa, özellikle memurların tayin, atama, terfi vesair özlük haklarına ilişkin düzenleme 12 Eylül 1981 yılında, Kenan Evren döneminde yapıldı. Kenan Evren bile, memurların bir ay içerisinde eski görevlerine iade edileceğini hüküm altına almışken Recep Tayyip Erdoğan imparatorluğunun yapmış olduğu yasada, iki yıl içinde görevine iade ama aynı görevine değil, ücretinde eksiklik olmadan emsal bir göreve iade ederek memurun burnunu sürtme var.

Yetmedi, hızlarını alamadılar; esas komisyonda gündeme getiremez konuma geldiler. Burada askerlere ilişkin, asker kişiler hakkında tesis edilen atama, görevlendirme ve ayırma işlemleriyle ilgili olarak -aynı polisler ve üst düzey kamu görevlileri gibi- onları da hallaç pamuğu gibi atıp iki yıl sonra görevine iade etmemek için direnmek var. Bunun altyapısını hazırladılar. Bunun altyapısını hazırlamak için de yandaş bir medyaya “Paralel 40 general var.” diyerek altyapısını hazırladılar ama Plan ve Bütçe Komisyonundaki üye arkadaşlarımız buna izin vermediler, vermedik. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, gerçekten, Hacettepe Üniversitesi başta olmak üzere, üniversite arazilerini, üniversitelerdeki tıp fakültelerinin borçları mukabilinde, borçları karşılığı ranta açmak, satmak var.

Başbakan ya da Bakanlar Kurulunun herhangi bir bağış kampanyası yapması hâlinde, o bağışı mükellefin doğrudan doğruya vergiden indirmesi, indirebilmesi var.

Yine, bu tasarının içerisinde, Başbakana zırh oluşturmak için 380 adet, “sektörel izleme ve değerlendirme raportörü” adı altında 380 militan kadro tahsis etmek var; Nereye kullanacağı meçhul, üstelik de bu kadroyu yüzde 75’e kadar artırım yetkisi var.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, bu kanun tasarısı içerisinde emekçiler yok, memurlar yok, köylüler yok. “Torba kanun” dediler, “Taşeron sistemin yaralarını saracağız, Soma’da ölen madencilerin yaralarını saracağız.” dediler. 46 milyon lira toplanmış, Başbakan açıklıyor. Eğer bu millet Başbakana ve AKP’nin politikalarına ve tutumuna, söylemleri ile eylemlerinin bir olduğuna inansaydı şimdiye orada imece usulü her şeyi yapabilirdi. İnandırıcılığınızı yitirdiniz.

Yukarıda, biz milletvekillerini bir kenara bırakın, herkesi orada köle gibi çalıştırdınız, köle gibi muamele yaptınız.

Değerli arkadaşlar, her şeye rağmen, bu kanun gerçekten bir temel kanun olma niteliğinden uzak. Burada görüşmeler yapılıyorsa bu, muhalefet partilerinin olgunluğundan kaynaklanan bir durum. Hangi kanunların temel kanun olabileceği İç Tüzük’ün 91’inci maddesinde son derece açık. Temel kanun olmayan, derme çatma, 74 kanun ya da kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan bir ucubeyi getirip burada bölümler hâlinde görüştürmenin hiçbir haklı gerekçesi yok.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, bu temel kanun olamaz. Bu torba tasarının, değerli arkadaşlarım -altını çizerek söylüyorum- ilkesi yok, kanun yapma tekniklerine uygun değil, anlaşılır değil, kanunların genelliği ilkesine uygun değil. Bu tasarının kuralı yok, bu tasarının ahlakı yok, bu tasarının namusu yok. Gerçekten, çok ilkel yöntemlerle dayatılmış bir tasarı, kanun diye bu millete yutturulmaya kalkışılıyor. Buna hiç kimsenin hakkı yok.

Son sözlerimi söylemeden önce, değerli arkadaşlar, gerçekten, buna “kanun” diyenlere, yargıyı hiçe sayanlara bir paragraf metin okumak istiyorum, daha doğrusu okuma yerine anlatmak istiyorum: Biliyorsunuz “Berlin’de hâkimler var.” cümlesi herkes tarafından bilinen bir cümle. Bunun nereden geldiğine bir baktım. Prusya Kralı Büyük Friedrich, Postdam ormanlarında gezerken çok güzel bir tepede bir değirmen görür, değirmenciyi çağırır, der ki değirmenciye: “Burayı bana sat, ben buraya saray yapacağım.”, “Satmam.” der değirmenci. “Ya, 2 katı para vereceğim.”, “Hayır, istemem.” Der ki: “Kat kat fazlasını vereceğim.”, “Olmaz.” “Ya, sen beni tanımadın galiba, ben Prusya Kralı Friedrich.”, “Bildim, tanıdım.” der. “E, tanıdın da niye vermiyorsun? Ben de zorla alırım.” der, “Hayır, zorla alamazsın, Berlin’de hâkimler var.” der. O zamanlar Prusya Kralı Friedrich adalet reformunu yeni yapmış; o kadar hoşuna gider ki “Demek ki, benim oluşturduğum adalet bana karşı olsa bile, benim halkım ona güvenmiş, ‘Berlin’de hâkimler var.’ diyor. Ben buraya bu sarayı yapacağım…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İZZET ÇETİN (Devamla) – “… ama bu değirmeni Prusya Krallığı var olduğu sürece kimse yıkamayacak.” der.

Adalet anlayışınıza örnek olması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetin.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Recai Berber.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, (1/931) esas numaralı Kanun Tasarısı, arkadaşların çoğunun belirttiği gibi, 30/5/2014 tarihinde Meclis Başkanlığına sunulmuş ve tasarı Başkanlıkça aynı tarihte Komisyonumuza havale edilmiştir. Tali komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu; Adalet Komisyonu, esas komisyon olarak da bizim Komisyonumuza sevk edilmiştir. Bu komisyonların görüşemeyeceklerine dair yazı Komisyon Başkanlığımıza geldi, bunların hepsini Komisyonumuzda arkadaşlarımızla paylaştık.

Tasarı ve tasarıyla birleştirilen kanun teklifleriyle ilgili olarak daha detaylı ve teknik çalışma yapılmasına dair, özellikle muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın talepleriyle birlikte, bir alt komisyon çalışması başlatıldı ve alt komisyondan sonra da değerli arkadaşlar, burada yine belirtildi, 2 AK PARTİ milletvekillerinin teklifi, 68 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin kanun teklifi, 26 Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin teklifi, 12 de Halkların Demokratik Partisine mensup milletvekillerinin teklifi olmak üzere toplam 108 adet kanun teklifi İç Tüzük’ün 35’inci maddesi uyarınca birleştirildi.

Değerli arkadaşlar, hem alt komisyonda hem üst Komisyonda, alt komisyonda yaklaşık yedi gün -fiilen kırk sekiz saat- üst Komisyonda yirmi üç iş günü, yüz elli yedi saat görüşmeler yapıldı. Arkadaşlarımız buna rağmen “Bu kanunla ilgili olarak detaylı konuşamadık, görüşemedik.” gibi ifadeler kullandılar. Üzülerek belirtmek istiyorum ki Komisyonumuzda mutlaka ilgili bakanlarımızın tamamı bulundu. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Bey ve Emrullah İşler Bey olmak üzere, 17 bakanımız Komisyonumuzda bulundu, bilgiler verdi ve paylaşıldı Hükûmetimiz adına.

Yine, aynı şekilde, Komisyonda fikirlerine başvurmak üzere uzmanlar çağırılması konusunda… Biliyorsunuz, İç Tüzük’ümüzde var; buna dayanarak hem kamu kurumlarından hem değişik kurumlardan uzmanlar geldi, ayrıca 22 farklı sivil toplum kuruluşunun temsilcileri -buna sendikalar ve konfederasyonlar dâhil- bu çalışmalarda bulundu.

Değişiklik önergeleriyle ilgili olarak: Komisyonun toplantılarına girebilecek olanlar -31’inci maddenin (2)’inci fıkrası uyarınca- Komisyon üyeleri dışından olmamak üzere, değişiklik önergeleri görüşüldü.

Değerli arkadaşlar, bu değişiklik önergelerinin önemli bir kısmı da muhalefet milletvekili arkadaşlarımız tarafından Komisyonda verildi ve bunların önemli bir kısmında değerlendirmelerde bulunuldu. Muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın yaklaşık 360 önergesi olmuş ve bunlardan da 10 adedi hem değişiklik şeklinde hem de madde ihdası şeklinde -4 tanesi madde ihdası olmak üzere- bu 148 maddenin içinde yer aldı.

Dolayısıyla, ben öncelikle, bu bilgilerden sonra, Komisyonumuzda büyük bir özveriyle… Gerçekten, Plan ve Bütçe Komisyonu her zaman, teknik çalışmalarıyla Meclisimizin önemli çalışmalarını yapıyor ancak bu torba kanun tasarısı ve teklifleri dolayısıyla da çok önemli bir çalışmayı gerçekleştirdi. Ben burada, arkadaşlarımıza iktidarıyla muhalefetiyle, hepsine teşekkür ediyorum. Bu ortaya çıkan eser hepimizindir.

Her şeyden önce, arkadaşlarımız, tabii, burada yer almasını istedikleri ama yer almayan şeyleri söylediler. Hâlbuki, ana başlıklar hâlinde bu kanunda nelerin yer aldığına bir bakacak olursak değerli arkadaşlar, her şeyden önce şunu bilmemiz lazım: Bu kanun tasarısı, Çalışma Bakanlığı tarafından Soma maden faciası dolayısıyla gelmedi. Çalışma Bakanlığımız, yaklaşık iki yıldır çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeleri, hazırlıkları yaptı ve özellikle, yine belirtmek istiyorum ki iş âleminin, özellikle işçi sendikalarının büyük 3 konfederasyonunun temsilcilerinin mutabakat sağladığı hususların bizzat bu kanunda yer alması sayesinde çalışmalar tamamlandı. Çalışma hayatıyla ilgili, taşeronlarla ilgili, geniş anlamda iş güvenliğiyle ilgili düzenlemeler zaten hazırdı ancak bir de Soma’da yaşanan maden faciasında mağdur olan, kaybettiğimiz işçi kardeşlerimizin yakınlarının da haklarını ve birtakım imkânlarını sağlayabilmek açısından bu kanuna dercedildi. Yoksa, hem arkadaşlarımızın hem kamuoyunun dillendirdiği gibi, söylediği gibi bu kanun tasarısı ve teklifi bir Soma kanunu tasarısı, teklifi değildir. Bu kanun çalışma hayatıyla ilgilidir. Bu kanun özellikle vergi borçları başta olmak üzere bazı kamu alacaklarının, kesinleşmiş alacakların yapılandırılmasıyla ilgilidir, bazı arkadaşlarımızın dediği gibi affıyla ilgili de değildir.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Yapma Başkan ya!

RECAİ BERBER (Devamla) – Öncelikle, Soma’yla ilgili olarak, Soma’da meydana gelen maden kazasında hayatını kaybedenlerle ilgili olarak, biz bu kanunun gecikeceğini düşünerek hatırlarsanız, 1 maddesini çıkarıp Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na burada görüşülürken acil olarak koyduk.

Şunu bilmenizi istiyoruz ki: Orada, esasen, işçilerimizin bir kısmının maaşlarını alamamaları gibi bir risk karşısında, özellikle kaza olan maden firmasında çalışan işçilerimize firma tarafından maaşları ödenmese bile, devletimiz tarafından ödenmesini sağlamak amacıyla bu düzenleme yapıldı ve hızlı bir şekilde yasalaştı, hazırlıklar tamamlandı ve -bugün memnuniyetle öğreniyoruz ki- o işçi kardeşlerimiz, normalde ayın 17’sinde mensup oldukları, çalıştıkları firma tarafından maaşları ödenmekle birlikte, özellikle Eynez sahasında, o kanunun birinci fıkrasında belirtilen ikinci maaşlarını da bu hafta içinde alacaklar. O kaza olan ocaktaki işçi kardeşlerimiz için söylüyorum. Aynı şekilde…

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Eynez…

RECAİ BERBER (Devamla) – Eynez sahasındaki.

Ve bu ödemeler, altı ay boyunca, o kanunda belirtildiği şekilde devlet tarafından yapılacak.

Tabii, burada arkadaşlar itiraz ediyorlar, diyorlar ki: “Bu, İşsizlik Fonu’ndan yapılıyor.”

Değerli arkadaşlar, İşsizlik Fonu’nun yarısı devlet tarafından ödeniyor. İşsizlik Fonu’ndan yapılan ödeme, işsiz kardeşlerimize yaptığımız ödemeyle aynı. Dolayısıyla, kaynağının İşsizlik Fonu olması nedeniyle, sanki başka bir yerden, bir yardımdan, bir fondan ödeniyormuş gibi burada değerlendirme yapmak doğru değil her şeyden önce.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Senin değil o para!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Senin değil ki, işsizlerin parası! Bütçeden verelim.

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, aynı şekilde, hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarının tamamı siliniyor bu kanunla. Böylece, ölüm aylığı almalarının, yakınlarının aylık almalarının önündeki engel kalkıyor.

Aynı şekilde, 5 yıl ya da 900 iş günü şartı bu kanunla kaldırılıyor ve yaklaşık 64 işçi kardeşimizin de yakınlarının ölüm aylığı almaları bu sayede sağlanıyor.

Aynı şekilde, madencilerin anne babalarına aylık bağlanması için gereken muhtaçlık şartı kaldırılıyor. Bu kapsamda, yine, bu işçi kardeşlerimiz için, doğrudan doğruya Soma’da kaybettiğimiz işçi kardeşlerimizin yakınlarına sağlanan bir imkân olarak, varsa eş ve çocuklarına, yoksa kardeşlerinden birisine kamuda istihdam edilme imkânı sağlanıyor.

Yine, madenci kardeşlerimizin yasal mirasçılarına bedelsiz konut tahsis edilebileceğine ilişkin düzenleme yapıyoruz.

Arkadaşlarımızın burada, özellikle, işte, meraydı, arsaydı, ormandı, vesaireydi, tartıştıkları konu… Somalı, Manisalı bir kardeşiniz olarak söyleyeyim, orada da, Komisyonda anlattık, hiç öyle bir şey yok; orada tahsis edilecek, TOKİ’ye ya da yapacak olan firmaya tahsis edilecek arsanın bir bölümünün ormandan çıkarılmış, orman vasfını yitirmiş bir saha olması nedeniyle, bir bütünlük olması nedeniyle bu düzenleme, bu yetki alınıyor.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Onlar değil, kentsel tasarım için, kentsel dönüşüm için! Sen çarpıtma konuyu!

RECAİ BERBER (Devamla) – Dolayısıyla, bu yetkinin başka yerlerde… Soma, adı üstünde “Soma.” Soma’yla ilgili, sadece “Soma” yazıyor orada, o madde Soma’yla ilgili.

MUSA ÇAM (İzmir) – Orada başka madde var! Yaylak, kışlak, meralar için düzenleme var orada!

RECAİ BERBER (Devamla) – Onun için, değerli arkadaşlar, yani orada, yok meralar, ormanlar, ondan sonra birtakım yerleri düzenleme değil, bunu bilmenizi istiyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Düzenleyen maddeler de var orada.

İZZET ÇETİN (Ankara) – 115’inci maddeden bahset, 115’inci maddeden.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Özelleştirmeden bahset.

RECAİ BERBER (Devamla) – Ayrıca, biraz önce söyledim, sadece Soma için değil, yer altında çalışan bütün madenci kardeşlerimizle ilgili siz de biliyorsunuz ki reform niteliğinde düzenlemeler var.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerinden bahset.

RECAİ BERBER (Devamla) – Bakın arkadaşlar, sosyal güvenlik reformunun önemli bir ayağı yer altında çalışan işçi kardeşlerimizin emeklilik yaşlarıyla ilgiliydi. Emeklilik yaşı 55’ten 50’ye çekildi ve burada, yıpranma primleriyle beraber, onu da dikkate aldığımızda, yer altında çalışan işçi kardeşlerimiz 43 yaşında emekli olabilecek.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kırkağaç’ta seni şikâyet edeceğim, Soma’da seni şikâyet edeceğim!

RECAİ BERBER (Devamla) – Dolayısıyla, bu düzenleme sadece Soma için değil, bu düzenleme sadece TKİ ya da TTK için de değil, yer altı çalışması yapan bütün madenci kardeşlerimiz için geçerli. Türkiye’de yer altında 50 bin maden işçisi var, 50 bin. Soma’daki 5 bin-10 bin kişi değil, Türkiye genelinde 50 bin maden işçisi var. Aynı şekilde, linyit ve taş kömürü çıkaran maden ocaklarında çalışan kardeşlerimizin ücreti “asgari ücretin 2 katından az olamaz” diye sizlerle beraber bunu gerçekleştirdik.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – “Soma yasası değil.” diyorsun, sadece Soma’dan bahsediyorsun. Hani Soma’yla ilgili düzenleme değildi bu?

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, bugün burada özellikle şu söylendi: “Soma’daki işçi kardeşlerimiz Ankara’ya geliyor. Orada birtakım sözler verildi, yerine getirilmedi.” Ben buraya çıkan herkesten bunu dinledim ama Allah rızası için, birisi de hangi söz verilmiş yerine getirilmemiş onu söylemedi.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Söyleyecek, söyleyecek, bekle söyleyecek.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bekle, söyleyecek.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Olur mu ya? Muhalefet şerhinde bile yazılı.

RECAİ BERBER (Devamla) – Bakın, ben söyleyeyim size.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Kırk gündür söylüyoruz, kırk gündür.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Muhalefet şerhini oku, muhalefet şerhini.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Tutanaklarda var hepsi.

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, orada, söz verenler içinde ben de vardım. Dolayısıyla, orada söz verilenlerin hepsi olduğu gibi, orada hiç gündeme bile gelmeyen, işçi kardeşlerimizin bırakın söylemeyi, talebini, aklından bile geçmeyen birtakım imkânlar, hususlar burada düzenlendi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vay, vay, vay! “Aklından bile geçmeyen!”

RECAİ BERBER (Devamla) – Evet.

İşçi kardeşlerimiz demiş ki güya, en çok gündeme geliyor, bakın ben onu söyleyeyim: “6 ikramiye sözü verildi, ne oldu?”

Şimdi, o ikramiye meselesine bir açıklık getireyim. İşçi kardeşlerimizin temsilcileri Ankara’ya bütün grupları, milletvekillerini ziyarete geldiğinde, Genel Merkezde ilgili bakanlarımızla, işte, Faruk Çelik Bakanımızla, Enerji Bakanımızla toplantı yapıldı, daha sonra da Başbakanımızla bir görüşme yapıldı. O görüşmede bulunan birisi olarak işçi kardeşlerimize ortalama ne kadar ücret aldığı sorulduğunda “1.400 lira civarında” denildi. “1.400 lira ücret çok düşük. Bu ücretin en az, asgari 2 bin lira olması lazım.” diyen Başbakanımız dedi ki: “Bunun bir şekilde 2 bin liraya çıkması lazım.” Bu da ancak 6 ikramiye yani bu ücrete 6 ikramiye verilirse o zaman 2 bin liraya çıkıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya ayıptır ya!

RECAİ BERBER (Devamla) – Hâlbuki biz şu anda, değerli arkadaşlar, evet, biz şu anda asgari ücretin 2 katı yapmakla zaten 2 bin liranın üzerinde bir ücrete çıkarmış oluyoruz ve bunu yasal bir düzenlemeyle yapıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, bak! Ayıp, vallahi ayıp!

RECAİ BERBER (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, burada…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Çarpıtmanın ancak bu kadarı olabilir ya!

RECAİ BERBER (Devamla) – Hayır, hayır, arkadaşlar, bunu söyleyen sendikacı kardeşlerimiz var burada, sendikacı. Ben diyorum ki: Toplu sözleşmenin dışında, yasada ikramiye konulduğu nerede görülmüş?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Niye söz veriyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne söz verdiniz?

RECAİ BERBER (Devamla) – Buranın bir sendikası var, bu şirketin. Sendikası nerede, sendikası, nerede sendika? Sendika gidecek “Arkadaş, bu maaş da bana yetmez. Ben 4 ikramiye, 6 ikramiye istiyorum.” diyecek ve o alacak, o.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Aklın ermez, aklın ermez!

RECAİ BERBER (Devamla) – Onun için, değerli arkadaşlar, biz burada çok önemli bir düzenleme gerçekleştirdik.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sendikayı siz kurdunuz zaten.

RECAİ BERBER (Devamla) – Plan ve Bütçe Komisyonunun bütün üyelerine teşekkür ediyorum. Oy birliğiyle kabul edildi. “Asgari ücretin 2 katından az olamaz.” denildi.

Değerli arkadaşlar, yine aynı şekilde, ücretli izinler dörder gün artırıldı.

MUSA ÇAM (İzmir) – Öyle bir şey yok, suç ortağı yapma bizi, suç ortağı yapma!

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, aynı şekilde…

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bazı hususlar unutuluyor. Gelir Vergisi Kanunu’nda sadece yer altında geçen süredeki ücretler vergiden istisnaydı. Biz şimdi tamamını, ister yer altında ister yer üstünde, ücretlerin tamamını gelir vergisinden istisna hâline getirildi. Değerli arkadaşlarım, net ücret alacaklar. Dolayısıyla…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya zaten istisna kardeşim ya! Gelir vergisi zaten yok, senden önce de yoktu!

RECAİ BERBER (Devamla) – Şimdi, evet, evet.

Şimdi “6 saat neden 45 saat oldu, 36 saat oldu?” Arkadaşlar, bakın, madenciler Türkiye’de ya 3 vardiya çalışacak ya 4 vardiya. 3 vardiya çalışacaksa bunun her halükârda 7,5 saat olması gerekiyor ve özellikle bazı maden işletmelerinin yer altındaki sürenin dışında yer üstündeki çalışmaları da var. Bu çalışmayı altı saatin içine sığdırmamız mümkün değil, dolayısıyla yer üstündeki çalışmayı ayrı değerlendirelim ve otuz altı saatlik yer altı çalışmasını değiştirmeden, bakın, altı saat…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yer altında zaten…

RECAİ BERBER (Devamla) – Sayın İzzet Bey, sen bu işleri çok iyi bilirsin aslında, uzmansın ama niye çarpıtıyorsun, niye bunları görmüyorsun anlayabilmiş değilim.

Değerli arkadaşlar, bunlar, Türkiye’de yer altı madenciliğinin 13 Mayıstan öncesi ve sonrası diye bir milattır, bunu kabul edelim. Nasıl Türkiye 17 Ağustos depreminden sonra konut sektöründe tamamen yeni bir dönem açtıysa, 13…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – 17, 25 Aralık, bu da milat.

OKTAY VURAL (İzmir) – 17 Aralık.

RECAİ BERBER (Devamla) – Bakın, 17 Ağustos depreminden sonra…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olur mu, 17 Aralık depremi oldu.

RECAİ BERBER (Devamla) – Ne aralığı ya Allah, Allah!

Değerli arkadaşlar, 13 Mayıs o kadar önemli ki, bundan sonra madencilik Türkiye’de artık uluslararası standartlarda ve bu esaslara göre yapılacak.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, bak, bak!

RECAİ BERBER (Devamla) – Bunda da özellikle Komisyon üyelerimize teşekkür ediyoruz, madencilik sektörünün uzmanlarına teşekkür ediyoruz; yol gösterdiler, ciddi düzenlemeler yapıldı.

Arkadaşlar, yine, burada çok önemli bir çarpıtma var. Değerli arkadaşlar, şimdiye kadar en çok şikâyet ettiğimiz konu taşeronla ilgili, biz de şikâyet ediyoruz. Taşeronda çalışanların kıdem tazminatı yok, taşeronda çalışanların izni yok, taşeronlar asıl işverenin asıl işleriyle ilgili işler de yapıyor; bunları söylemedik mi?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, sen yarattın kardeşim, sen! Sizin iktidarlarınız yarattı, AKP iktidarları yarattı!

RECAİ BERBER (Devamla) – Şimdi ne yapıyoruz? Değerli arkadaşlar, artık bundan sonra kamuda veya başka yerde kendi asli işiyle ilgili olarak taşeron olmayacak, bitti. Evet, yasa çok açık.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Devrim, devrim.

RECAİ BERBER (Devamla) – Yasa çok açık.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – “Bakanlar Kurulu karar verir.” diyor.

RECAİ BERBER (Devamla) – Arkadaşlar, Bakanlar Kurulu ve yargı kararları da –dikkat edin, yargı kararları- dikkate alınmak suretiyle yapılacak.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Niye Karayolları işçileri için getirmediniz?

RECAİ BERBER (Devamla) – Her şeyden önce, arkadaşlar, bakın, kendi asli işi güvenlik olan…

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Karayolları işçileri ne oldu? Mahkeme kararını niye uygulamıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Sarı, lütfen…

RECAİ BERBER (Devamla) – …kendi asli işi temizlik olan bir firma temizlik konusunda, güvenlik konusunda bile artık taşeron çalıştıramaz, bu kadar açık. Dolayısıyla, asli işlerini taşeron firmalara yaptırmanın önünü kapatıyoruz, bir.

İkincisi…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Nerede yazıyor?

RECAİ BERBER (Devamla) – Biraz incelerseniz görürsünüz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İnceliyoruz. Bana söyler misiniz, nerede yazıyor?

RECAİ BERBER (Devamla) – Aynı zamanda bu insanlar eskiden olduğu gibi bir yıl değil, en az üç yıl süreyle istihdam edilecek. Kıdem tazminatlarını eğer orası ödemezse asıl işveren ödeyecek, ücretlerinin ödenip ödenmediğinden asıl işveren sorumlu olacak. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Arkadaşlar, böyle bir taşeronluk…

ALİ ÖZ (Mersin) – Memurluktan da mı iyi yani? O zaman devlet memurlarını taşerona geçirelim, taşerona!

RECAİ BERBER (Devamla) – Arkadaşlar, taşeron işçilere sendika bile geldi, daha ne istiyorsunuz? Sendikal hakları bile verildi. Dolayısıyla, esasen bugün artık buna “taşeron” demek yanlış olur; tamamen, gerçek anlamda bir hizmet alımıdır; tamamen, gerçek anlamda dışarıdan alınması gereken işlerin yaptırıldığı bir sistemdir. Bu taşeron dönemi Türkiye’de tarih olmuştur, bu yasayla beraber taşeron işi bitmiştir arkadaşlar, bunu bilmenizi istiyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Berber, bu konuşmanı yarın Kırkağaç’ta, Soma’da vatandaşa dinleteceğim.

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, “Burada Türkiye'nin, halkın yararına bir şey yok.” diyor arkadaşlar. Torbada ne varsa var, sayıyorlar “Şunlar yok, bunlar yok…” Arkadaşlar, 35 bin öğretmen kadrosunu ihdas eden bu komisyon değil mi?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Görmezler, görmüyorlar.

MUSA ÇAM (İzmir) – Neden 100 bin değil, neden?

RECAİ BERBER (Devamla) – Allah’ını seversen… Evet, 100 bini de siz çıkarırsınız arkadaşlar.

MUSA ÇAM (İzmir) – 2015’te çıkaracağız.

BAŞKAN – Sayın Çam, lütfen…

RECAİ BERBER (Devamla) – Her şeyden önce, değerli arkadaşlar, şunu bilmenizi istiyorum: Yasayla sosyal güvenlik alanında çok önemli düzenlemeler yapıldı, gördünüz. Bunların en başında, özellikle, çocuk sayısına göre, özellikle kadınlarımız için emeklilikte borçlanma imkânı getirildi. Dolayısıyla, Türkiye’de ev kadınlarının ya da çalışan hanımların…

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Zaten vardı, zaten vardı! Ne getirdiniz?

RECAİ BERBER (Devamla) – Ya, lütfen… Sayısı artırıldı, süresi artırıldı, “Vardı.” demeyin. Bu var olanları da 2008 yılında sosyal güvenlik reformu yapılırken Sayın Bakanımızın çalışmalarıyla bu Parlamento ve AK PARTİ Hükûmeti yaptı var olanları. Daha önce bunları hiçbirisi yoktu, hiçbirisi yoktu arkadaşlar.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Bir sene önce vermiştik kanun teklifini, bu torbada getirdiniz.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Yoktu, yoktu.

RECAİ BERBER (Devamla) – Onun için, değerli arkadaşlar, şunu bilmenizi istiyoruz: Bu kanunla getirilen en önemli temel konuların tamamı rekor niteliktedir. Dolayısıyla, birkaç tane hususu burada yine Türkiye'nin yararına olduğuna inandığımız ve komisyonumuzu da doğrudan doğruya ilgilendirdiğine inandığımız bazı önergeleri arkadaşlarımız…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nasıl ilgilendiriyor, bir de onu söyle, neresinden ilgilendiriyor?

RECAİ BERBER (Devamla) – Evet, çok önemli.

Arkadaşlar, mahkeme kararıyla, Yargıtay kararıyla “fiilî imkânsızlık” denmiş, diyorsunuz ki: “Bu hisseleri, bu özelleştirmeleri geri alın.” Daha önce, bu özelleştirmeler Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla iptal ediliyordu, “Geri alınmaz.” deniyordu; şimdi yasa yapıyoruz gene itiraz ediyorsunuz, insaf yani!

Dolayısıyla, bu yasanın bir an önce çıkması ve Türkiye’nin pek çok alanında ihtiyaç duyulan düzenlemeleri içerdiği için, ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Lütfen, sizlerden istirhamımız, bu yasanın Komisyondaki kadar uzamadan, bayrama kadar, bayram hediyesi olarak Türkiye’ye bunu getirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha erken söyledik, bir günde, bir… Söz verdik, hodri meydan dedik; gel, bir günde çıkaralım, lazım olanları hemen çıkaralım, yarın sabah gönderelim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim.

Biraz önce hatip dedi ki: “Efendim, bunda taşeronlukla ilgili düzenlemeyi yaptık, taşeronluğu kaldırdık.” Ben bulamıyorum dedim, “Okursun.” dedi. Sayın Bakan da burada, Komisyon Başkanı da burada; maddeyi söyleyebilirler mi, nerede taşeronluk? Maddeyi bize bir söylesinler.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Şahıslar adına, Mersin Milletvekili Sayın Vahap Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, Sayın Başkan, Sayın Berber; sizi dinleyince, televizyon ekranlarından sizleri izleyen çalışanlar, kadrolu çalışanlar herhâlde bu dizdiğiniz övgülerden dolayı kadrolu sistemi artık bırakacaklar, taşeron işçi olarak çalışacaklar. Yapmayın Allah aşkına!

Aslında bu konuyla başlamayacaktım ama Sayın Bakanımın bu konuda Soma kazasından sonra bir beyanatı var: “Bu bir sömürü düzenidir, bunu ortadan kaldıracağız.” Ama, şimdi, bakıyorum düzenlemelere, kamuda ihale süresini üç yıl yaptınız; asıl işvereni maaşından, kıdem tazminatından sorumlu tuttunuz. Ama, şimdi 600 bin taşeron işçi var kamuda çalışan, toplamda da yaklaşık olarak 1 milyon 200 bin taşeron işçi var. Bunların kalanı yani 600 bin kadarı da özel sektörde çalışıyor. Onların güvencesi nerede, buradan Sayın Bakana bunu sormak istiyorum bir kere.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir kere bu yasanın Komisyona gelişi, temel kanunun İç Tüzük’e aykırılığı burada çok tartışıldı. Gerçekten “Soma” diye geldi ama bu tasarı Komisyonu komaya soktu.

MUSA ÇAM (İzmir) – Bravo!

VAHAP SEÇER (Devamla) – Otuz sekiz gün, şu kadar saat, geceli gündüzlü… Biz imtina etmiyoruz, elbette ki halkın sorumluluğu, milletin sorumluluğu üzerimizde, onların emaneti üzerimizde, elbette çalışacağız, uyumayız gerekirse ama şimdi Allah’tan korkmak lazım.

Şimdi, bakalım ne yapmışız? 61 maddelik orijinal metin, Sayın Demiröz, olmuş 106 madde; daha sonra, 148+1 ek madde, olmuş 149 madde.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – İhtiyaç varmış.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Şimdi, bizim koşulsuz olarak desteklediğimiz Soma’yla ilgili düzenlemeler, yetmez ama evet; taşeronlukla ilgili düzenlemeler, yetmez ama evet.

Bakın, şimdi, kamu alacaklarını yeniden yapılandırdınız. Af konusuna muhalefetten önce kim karşı çıktı? Sayın Maliye Bakanı karşı çıktı. Peki, sordum Sayın Maliye Bakanına, dedim ki: “Bu bir seçim rüşveti mi arkadaş, bu tasarı popülizm kokuyor?” Dedi ki: “Evet, bu, seçime yönelik yapılan bir düzenleme.” Tutanaklardan çıkartabilirsiniz.

Şimdi, biz, şunu söylüyoruz: Lütfen samimi olalım. 12 Eylül 2010 referandumunu hatırlayacaksınız, burada o dönemde görev yapan arkadaşlarımız var. Orada, HSYK ve Anayasa Mahkemesi düzenlemesi başka bir anlam taşıyordu, onun yanına konan 24 madde farklı bir anlam taşıyordu. Şimdi de aynı. Bakın, son şekliyle tasarıda 100’üncü madde var. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan… Şu sizin daha sonra “çete” olarak değerlendirdiğiniz -tırnak içerisinde söylüyorum- kamuda çalışan memurları sonbahar rüzgârında savrulan yapraklar gibi hani oradan oraya savuracaksınız ya, sonra da mahkeme kararlarını hiçe sayacaksınız, iki yıl sonra -eh, bir yerlere- tekrar “Benzer bir kadroya ama başka bir kuruma bunu verelim.” diyeceksiniz. Böyle bir düzenleme var.

Özelleştirmeyle ilgili düzenleme var, bu çok önemli ve adrese teslim. 5 tane Türkiye’nin saygın kurumu, doksan yıllık cumhuriyetin birikimi, tüyü bitmemiş çocuklarımızın hakkı, bizlerin vergileriyle tohumu atılmış, fidan hâline gelmiş, sulanmış, çapalanmış, gübrelenmiş, dallanmış, budaklanmış tesisler satılmış ellide 1 değerlere. SEKA var, Balıkesir SEKA var; Seydişehir Alüminyum var; limanlar var, Kuşadası, Çeşme Limanı var; TÜPRAŞ’ın 14,76 hissesi var.

Şimdi, öyle bir durum almış ki bakın, yargı yürütmeyi durdurma kararı veriyor ama AKP’yi durduramıyor. Her şeyi durduruyor yargı, AKP’yi durduramıyor. Şimdi, her iki düzenlemede de iptal kararı var, yürütmeyi durdurma kararı var, Anayasa Mahkemesinin kararları var, ona rağmen düzenlemeler yapıyorsunuz. Şimdi “Bu düzenleme çok iyidir, biz de katkı sunalım. Gerçekten toplumun değişik kesimleri, değişik sosyoekonomik sınıflar, işçisi, Soma’da şehit olan madencinin hak sahipleri bunları bekliyor. Hadi, bu zehirli maddeleri görmeyelim.” deyip de kusura bakmayın, sizlerin değirmenine su taşıyamayız, bu engelleme değil.

Ben, Sayın Canikli’yi de yadırgıyorum. Bu tartışmayı Komisyonda da yaptık, tutanakları inceleyin. Şunu söyledik: Lütfen, Soma’yı çıkartın, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri çıkartın, vergiyle ilgili, kamu alacaklarıyla ilgili yeniden yapılandırmayı çıkartın ya da toplumun gerçekten ivedilikle beklediği düzenlemeleri çıkartın, bir an önce buradan geçsin. Biz de eksikleri tamamlayalım, katkılarımızı sunalım, Genel Kurulda yasalaşsın. Burada ayrıldığımız nokta yok. Ama, bu az önce saydığım yasalar… Bakın, şimdi, kusura bakmayın, sizin birtakım siyasi tasarruflarınızın yardımcısı olamayız.

Nur risaleleriyle ilgili bir yasa çıkartıyorsunuz. Şimdi, bu…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hani, nerede?

VAHAP SEÇER (Devamla) – Hayır, bu nereden çıktı yani çok mu ivediydi?

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Biz de soruyoruz “Nereden çıktı?” diye.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hangisi?

VAHAP SEÇER (Devamla) – Efendim, bu nereden çıktı? Yani, şimdi siz bunu tekelinize alacaksınız…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hangi madde?

VAHAP SEÇER (Devamla) – İşte efendim, burada.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Nerede? “Nur” yazıyor mu orada?

VAHAP SEÇER (Devamla) – Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapılan düzenleme; işte, burada. Bunun burada ivedilikle ne alakası var?

Şimdi, meraları… Bakın, dediler ki: “Soma’da hayırsever yurttaşlar konut yapacak.” Yapsın.

RECAİ BERBER (Manisa) – Soma'da yer lazım.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Orada hazine arazileri var orman dışına çıkartılmış, ilim ve fen bakımından artık orman olarak değerlendirilmeyen araziler var, oralara yapsın; getirdiniz, meraları da koydunuz. İtirazımız da… Az önce Sayın Çetin’in itiraz ettiği madde o, onu çıkarttık.

İZZET ÇETİN (Ankara) – 115, 115…

VAHAP SEÇER (Devamla) – Bakın, 115’inci madde var meralarla ilgili.

RECAİ BERBER (Manisa) – “Mera”yı çıkarttık ya oradan.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Bakanlar Kurulu kararıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine meraları alıyorsunuz. Şimdi, geçtiğimiz gün Komisyonda da söyledim: Meralardan ne istiyorsunuz? Türkiye'nin mera varlığı 10 milyon hektara kadar düştü, hayvancılık bitti.

Şimdi, bugün gazetede okudum, yine, Tarım Bakanlığı bayram öncesi kurbanlık hayvan ithal ediyor. Neden ithal ediyorsunuz? Çünkü, Türkiye hayvancılığını bitirdiniz, meraları yapılaşmaya açıyorsunuz, bunu da Bakanlar Kurulu kararıyla yapıyorsunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bizim itirazımız buna. Yoksa “Efendim, toplumun beklediği maddeler varmış, siz bunları engelliyorsunuz. Biz burada memleket faydasına çalışıyoruz, yurttaşın faydasına çalışıyoruz. Soma'daki kazazedelerin yakınları, şehitlerin yakınları bu düzenlemeyi bekliyor da bunu Cumhuriyet Halk Partisi ya da diğer muhalefet partileri engelliyor.” Bunlar yanlış değerlendirmeler.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakın, 112’nci maddenin ve 115’inci maddenin, bunun yanında da İdari Yargılama Usulü Kanunu’yla ilgili düzenlemelerin bu tasarının içerisinden çıkarılması lazım. Bu çalışmaların daha fazla uzamasını istemiyorsak bunları bir an önce bunun içerisinden çıkaralım; diğer, bizlerin katkılarıyla çıkacak olan yasaları çıkaralım, toplumun istediği yasaları çıkaralım.

Şimdi, bu İdari Yargılama Usulü Kanunu çok önemli. Burada yapılan düzenlemelerde, Anayasa 125, Anayasa 138, bunlar görmezlikten geliniyor, baypas ediliyor.

Yine bir gazete haberi: Birçok bakanlıkta özellikle kamu üst düzey yöneticileri yer değişikliğine maruz kalmış. Şimdi, bu yasa böyle geçerse yani İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda değişiklik yaparsanız Türkiye’de yaklaşık olarak 317.911 -bu Bakanlıktan aldığımız rakam- memur arkadaşımızı istediğiniz yerden alacaksınız, istediğiniz yere göndereceksiniz, idari yargıya gidecek, artık yürütmeyi durdurma kararı alamayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHAP SEÇER (Devamla) - Eğer ki bu karara mahkemeden iptal kararı çıkarsa diyeceksiniz ki: “Eski çamlar bardak oldu. Önceden seni otuz gün içerisinde aynı kamu kurumuna, aynı görevine veriyordum ama şimdi iki yıl sonra verme hakkına sahibim.” Artık, memur arkadaşım, kamu çalışanı arkadaşım derdini Marko Paşa’ya anlatacak(!)

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Seçer.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik, buyurunuz.

Süreniz yirmi dakika.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başta Soma faciasında hayatlarını kaybedenlerin yakınları olmak üzere toplumumuzun büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren, son derece önemli düzenlemeler içeren, Komisyon çalışmaları sırasında sosyal tarafların ve milletvekillerimizin katkılarıyla şekillenen, nihayetinde de 148 maddeye ulaşan çok kapsamlı bir yasa tasarısıyla, teklifleriyle huzurlarınızdayız.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Harar yasa, harar.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Tasarı, pek çok bakanlığımızın faaliyet alanlarına giren ve yaklaşık 70 kanunda değişiklik öngören düzenlemeleri içermektedir. Şu anda milletimizin gözü, kulağının Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Milletimizin, bu yasama yılı bitmeden bu tasarının yasalaşması için dört gözle bir beklenti içerisinde olduğunu da vurgulamak istiyorum.

Bakan arkadaşlarımın kendi alanlarıyla ilgili olarak gerekli bilgilendirmeleri tasarıdaki maddeler görüşülürken yapacakları inancı içerisindeyim. Ben sizlere genel olarak tasarıyla, özelde de Bakanlığımı ilgilendiren maddelerle ilgili açıklamalarda bulunmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz, sizlerin de katkılarıyla, on bir yıllık süreç içerisinde çalışma ve sosyal güvenlik alanında son derece önemli reformlar gerçekleştirmiştir. İş Kanunu, sosyal güvenlik reformu, genel sağlık sigortası, intibak düzenlemesi, istihdam paketleri, teşvik uygulamaları, memurlara toplu sözleşme hakkı, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası gibi, toplumumuzun son derece önemli kesimlerini, neredeyse tümünü ilgilendiren önemli reformlar gerçekleştirilmiştir. Ancak, sizlerin de bildiği gibi, sosyal hayat hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamaktadır. Örneğin 2002’den bu yana aktif sigortalı sayımızda 7 milyon, pasif sigortalı sayımızda ise 4 milyon artış gerçekleşmiştir. Bu değişime ayak uydurmak ve toplumumuzun beklentilerine etkin, verimli ve hızlı bir şekilde cevap verebilmek için mevzuatımızı da çağın gereklerine ve bu taleplere cevap verecek şekilde düzenleme zarureti vardır. Yani, mevzuatımızın dinamizmi toplumsal hayatın değişim ve ihtiyaçlarının gerisinde kalmamalıdır. Elbette ki toplumun beklentileri sadece hükûmetlere ya da Meclise değil sivil toplum örgütlerine, sosyal taraflara ve sendikalara da belli oranda sorumluluklar yüklemektedir. Bu da masanın her iki tarafında oturan çalışma hayatının tüm aktörlerinin belli bir iş bölümü ve sorumluluk çerçevesinde sorunlara yaklaşmalarını gerekli kılmaktadır. Sadece ücretlerin konuşulduğu rutin toplantılar yerine iş sağlığı, güvenliğinden sosyal güvenlik haklarına, işsizliği azaltıcı ve istihdamı artırıcı önlemlere, çalışanların haklarını koruyan ve ülkemizin rekabet gücünü artıran politikalara kadar her alanda vizyoner bir bakış açısı, çalışma ve sosyal güvenlik hayatının vazgeçilmezi olmalıdır. “Dünya bir gündür, o da bugündür.” anlayışı yerine, ülkemizin yarınlarını düşünen uzun vadeli politikalara katkı sağlamak toplumsal dinamizmin hassasiyet göstermesi gereken bir durumdur. İşte, biz onun için 2023 diyoruz, biz onun için 2053 diyoruz, onun için 2071 diyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaptığımız tüm bu çalışmalarda sosyal diyaloğu esas alan ve toplumun beklentilerini gözeten bir anlayışla hareket ediyoruz. Burada ısrarla arkadaşlarımız bazı hususlara değiniyorlar, ben özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Bu düzenlemeler, çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler, sosyal güvenlik alanındaki düzenlemeler Soma hadisesinden sonra ortaya çıkmış olan düzenlemeler değildir. Bunu eğer sosyal taraflarla paylaşırsanız üç yıldır üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız düzenlemeler olduğunu görürsünüz. İşte, bu tasarı toplumumuzun beklentilerine cevap veren son derece önemli düzenlemeler içermektedir. Bu sebeple, madde sayısından ziyade içeriğe odaklanmamız gerektiği kanaatindeyim.

Tasarının SGK’yla ilgili bölümü, yaklaşık 15 milyon iş yeri ve sigortalı ile 100 milyar TL’lik alacağı ilgilendirmektedir. Bu amaçla, sigorta prim borçları, sosyal güvenlik destek prim borçları, idari para cezaları, genel sağlık sigortası prim borçları, inşaat ve ihale konusu işlere ait fark ve prim borçları yapılandırılmaktadır. Bu kapsamda, genel sağlık sigortalıların borçlarının anaparasını peşin ödemeleri hâlinde gecikme zamları ve gecikme cezaları tamamen silinmektedir. Bunların dışında prim borçlarında ise peşin ödemelerde gecikme cezası ve gecikme zammı silinerek anapara TÜFE, ÜFE’yle güncellenmektedir. Peşin ödeme yerine taksitle ödemeyi tercih eden vatandaşlarımız açısından vade farkı uygulanarak 6, 9, 12 ve 18 taksit imkânı getirilmekte ve taksitlerin iki ayda bir ödenmesi sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, özellikle Soma faciası elim olayından sonra, arkadaşlarımız tasarıda nelerin yer aldığını burada ifade ettiler ama bir ihtilaf konusu olarak burada takdim edilen, sanki sözler verilmiş de yerine getirilmemiş gibi ifade edilen hususlara da bir açıklık getirmek istiyorum. Biz işçi kardeşlerimizle bir araya geldik, gerek Manisa’da bir araya geldik gerek Ankara’da parti genel merkezimizde bir araya geldik. Onlarla yaptığımız değerlendirmelerde kendilerine ne söz verdiysek bunların tamamını yerine getirdiğimizi ifade etmek istiyorum. Bunları arkadaşlarımız burada ifade ettikleri için ben söylemiyorum ama özellikle sivil şehitlere verdiğimiz haklar ne ise aynı hakları Soma’da hayatını kaybeden kardeşlerimizin hak sahiplerine de verdiğimizi belirtmek istiyorum.

Diğer hususlar: “Efendim, iş yerleri, ocaklar kapalı...” Ocaklar kapalı, doğru. Denetim şu anda devam ediyor. Kapalı ocaklar açılıncaya kadar da onlara gerek yardım olarak gerekse ücretin daha sonra işverene rücu edileceği düzenlemeleri yapmış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, tasarının önemli bölümlerinden bir tanesi de taşeron uygulaması konusudur. Bununla ilgili, tabii, uzun, çok uzun şeyler söylemek mümkün ama kısaca şunu ifade etmek istiyorum: Taşeron uygulaması bugünün uygulaması değil, 1936 yılından beri var olan bir uygulamadır. Bu dönem içerisinde ben gerek bu kürsüden gerek sosyal taraflarla bir araya geldiğimde defalarca söyledim: Burada bir keyfîlik oluşmuş, burada sıkıntılı bir atmosfer var. Bu sıkıntılı durumun, emeğin sömürüsüne dönmesine yönelik bu atmosferin, bu tablonun ortadan kaldırılması gerekiyor dedik. Onun için taraflarla uzunca çalışma yaptık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan, tek parti döneminde kaldı, siz mi devam ettiriyorsunuz bu taşeron uygulamasını?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Şimdi ne geldi, ne getiriyoruz bakınız… Müsaade ederseniz...

Bakınız, alt işveren yani hizmet alımı, İş Kanunu’nun 2’nci maddesi çerçevesinde gerçekleştirilebilecek yani bir teknolojik nedenle veya uzmanlık gerektiren veya işin gereği durumlarında, bu 3 şart aranan hususlarda hizmet alımı gerçekleştirilecek. Başka… Yardımcı işlerde hizmet alımı gerçekleştirilecek. Bu yardımcı işleri de Bakanlar Kurulu olarak belirleyeceğiz, ondan sonra değişme şartı, şansı yok. Onlar belirlenecek ve ondan sonra onun dışındakiler, İş Kanunu’nun 2’nci maddesindeki hususların ve yardımcı işlerin dışındaki tüm çalışma hayatı asıl işçi olarak gerçekleşecek. Şimdi, arkadaşların burada çıkıp “Yahu taşeron uygulamasıyla ilgili ne getiriyor?” ifadeleri… Ne getirdiğini açıkça ifade ediyorum: Yardımcı işler ve İş Kanunu’nun 2’nci maddesinde belirtilen hususlar dışında asıl işverenin asıl işçisi olarak çalıştırılacaklarını belirtiyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Zaten vardı Sayın Bakan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Asıl işveren kamu.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Hayır…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olur mu öyle, zaten vardı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Şimdi, bakınız, yine yasada şöyle düzenleme geliyor: Sizin temizlik işçisi olarak aldığınızı başka bir yerde istihdam imkânınız vardı. Yasa diyor ki: “Hayır, ihalesini yaptığınız iş temizlik işiyse temizlik işinden başka bir yerde istihdam etme imkânınız yok.” Bak, konuşmamın bir yerinde söyledim, buradaki keyfîliklerin tümü ortadan kaldırılıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten öyleydi, yahu uygulamada zaten öyle.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Kıdem tazminatını defalarca burada gündeme getirdik. Kıdem tazminatı uygulamasında mevcut tazminat on iki ayı gerektiriyor, on iki ay çalışmasını gerektiriyor idi ama alt işverenler on bir buçuk ay çalıştırdıkları için bundan mahrum idiler; bu düzenlemeyi buraya yerleştirdik. Artık, taşeron işçilerimizin kıdem tazminatı sorunu ortadan kalkmış bulunuyor, kamu bunu tekeffül ediyor, çalıştığı kurumlar tarafından tazminatları ödenecek.

Ayrıca, örgütlenme, toplu sözleşme hakkını getiriyoruz ve toplu sözleşme neticesinde oluşacak olan farklar da alt işveren bünyesinde çalışan işçilerimize ödenecek.

Yıllık izinlerle ilgili sıkıntıları vardı. Yıllık izin kullanma hakları kendilerine bu düzenlemeyle veriliyor.

Ücretlerin güvencesi… Alt işveren diyor ki: “Ben ödemedim.” Ödemeyince işçi hakkını arama konusunda hem zaman kaybediyor hem de alt işvereni bulup durumunu, âdeta onun muhasebesini inceleme gibi bir durumla karşı karşıya kalıyor idi; bunlar ortadan kalktı. Alt işverenle mali boyutuyla, ücret boyutuyla sorunları çözülmemiş ise onu çözmekle asıl işvereni sorumlu tutuyoruz.

İhalelere üç yıl zorunluluğu geliyor. Üç yıl içerisinde tabii ki gerek iş güvencesi açısından gerekse örgütlenme açısından son derece önemli bir değişim olduğunu burada belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, taşeron uygulamalarının yanında sosyal güvenlik alanında da önemli düzenlemeler gerçekleştirdik. Bu alanda, kadın sigortalılar açısından borçlanabilecek çocuk sayısını 2’den 3’e, borçlanma süresini de dört yıldan altı yıla çıkarıyoruz. Doğum borçlanma hakkını, SSK’lı kadınların yanında BAĞ-KUR’lu kadınlara ve memuriyete başladıktan sonra doğum nedeniyle ayrılıp bir daha memuriyete dönmeyen kadınlara da veriyoruz.

Çocuk sahibi olamayan sigortalılarımız için SGK’nın karşıladığı tüp bebek deneme sayısını 2’den 3’e çıkarıyoruz.

Türk vatandaşlığından izinle çıkan mavi kartlı gurbetçilerimize yurt dışında Türk vatandaşı olarak çalıştıkları süreleri borçlanma hakkı veriyoruz.

Gurbetçilerimizin sözleşmeli ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihi Türkiye’deki işe giriş tarihi olarak kabul ediyor ve bunların daha erken emekli olmalarını sağlıyoruz.

Yurt dışında iş alan işverenlerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla, sigorta prim tavanlarını asgari ücretin 6,5 katından 3 katına düşürüyoruz.

Esnaf ve ziraat odası kayıtlarındaki sigortalı hatasından kaynaklanmayan kayıt geçersizlikleri sebebiyle sigortalılığın iptal edilmesinin önüne geçiyoruz. Yani, bu nedenle emekliliği iptal edilenlerin emekli aylıkları yeniden bağlanmış olacak.

Gayrifaal iş yerlerine ait olan ve borç asılları 100 TL’yi aşmayan alacakları terkin ediyoruz.

Gelir testine girmediği için haklarında prim borcu çıkarılan 5 milyon 300 bin vatandaşımıza gelir testine girmeleri için altı aylık süre veriyoruz.

Disiplin affından yararlanarak memuriyete geri dönenlere verilen borçlanma imkânının başvuru süresini uzatıyoruz.

Ev hizmetlerinde on günden fazla çalışan kadınların sigortalılık işlemlerini kolaylaştırıyoruz, on günden az çalışanların sigortalılığını ise isteğe bağlı hâle getiriyoruz.

SGK bünyesinde Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanlığı kuruyoruz. İş ve meslek danışmanları kadroya geçtikleri için aylıklarında meydana gelen düşüşü gidererek ücretlerine 360 TL’lik bir iyileştirme getiriyoruz. Yersiz olarak ödendiği tespit edilen 65 yaş aylığı ve engelli aylıklarının geri alınmayarak terkin edilmesi düzenlemesi getirilmektedir.

Esnaf ve sanatkârlarımızın odalara olan aidat borçlarının ve odaların birlik ve federasyonlara, birlik federasyonlarının da konfederasyonlara olan katılım payı borçlarının faizlerinin silinmesi, anaparanın ise TEFE-ÜFE’yle güncellenmesi gerçekleştiriliyor.

Vergi borçlarının, vergi cezalarının, emlak ve çevre temizlik vergilerinin yapılandırılması gerçekleştiriliyor.

Artvin-Yusufeli ve Denizli-Acıpayam ilçeleriyle ilgili iskân ve hak sahipliği konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

35 bin öğretmen kadrosu ihdas edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak aday memurken adaylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan memurların görevlerine son verilmemesi düzenlemesi bu tasarıda yer alıyor.

Daha birçok düzenleme bildiğiniz gibi bu tasarıda yer almaktadır. Belki bölümler görüşülürken spesifik olarak bazı alanlara da değinmiş olacağım ama son olarak şunu ifade ediyorum: Taşeron uygulaması kesinlikle yaygınlaştırılmıyor, disipline ediliyor ve çok ciddi sayıda da düşürülüyor. 660 bin taşeron işçisi var şu anda kamuda. Bu rakamı burada söylüyoruz, önümüzdeki dönem içerisinde bunu görüştüğümüz zaman kaç rakamına indiğini hepimiz görmüş olacağız.

Ayrıca, toplu sözleşme yapılmasıyla ilgili kamu işveren sendikasının yetkilendirilmesi konusu: Amacımız, burada taşeron işçilerinin toplu sözleşme yapabilmeleri. Karşılarında tabii ki bir işveren olacak, kamu işvereninin olmasından daha doğal bir şey olamaz diye ifade ediyorum.

Son olarak, bildiğiniz gibi, Plan Bütçe Komisyonunda bu yasa tasarısını değerlendirirken sığınma odası ve benzeri tartışmalar yapılmış idi. Orada arkadaşlarımızla, muhalefetle de bir mutabakatımız vardı. Bu düzenlemenin yönetmelikte olması çok daha doğrudur çünkü sektörler fazladır, maden sektörleri çok çeşitlidir. Her bir maden sektörüyle ilgili düzenlemeyi yasada yaparsanız, bu, yasal düzenleme açısından mümkün de değildir, doğru da değildir. Bundan dolayı Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde bir değişiklik yapacağımızı, bu değişikliği de yasa Parlamentoda görüşülürken Bakanlar Kuruluna, Başbakanlığa göndereceğimizi söylemiştik. Dün itibarıyla bu değişikliği yaptık ve özellikle kömür madenlerinde meydana gelebilecek olan grizu patlamaları ve karbonmonoksit zehirlenmesiyle karşı karşıya kalan işçilerimizin yürüyerek maske ve sağlık merkezlerine ulaşmaları ve bu sağlık merkezlerinden yeni cihazları alıp tekrar yeryüzüne çıkabilmeleriyle ilgili yeni bir düzenlemeyi Bakanlar Kuruluna, Başbakanlığa göndermiş bulunuyoruz. İnşallah kısa zaman içerisinde onaylanıp yürürlüğe girmesinin de önemli olduğunu burada vurguluyorum.

Bölümlerde tekrar huzurlarınızda olmak temennisiyle hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahıslar adına son söz Manisa Milletvekili Sayın Selçuk Özdağ’a aittir.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

148 maddelik bu kanun tasarısı, içerisinde büyük değişiklikleri ve yenilikleri barındırması hasebiyle milletimiz için çok büyük önem arz etmektedir. Doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 20 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bu kanun tasarısıyla çözüm bekleyen konulara, yaşanan mağduriyetlere neşter vurulmakta ve birçok mesele halledilmektedir.

Yasaların yapılma sebebi ve bu yasalara hayat veren toplumsal ihtiyaçlardır. Yasalar toplumun varlığını düzenli biçimde sürdürmesi için vardır ve toplumun huzuru, rahatı, sorunlarının çözümü için yapılır. Toplumda herhangi bir sorunun karşılığı olan yasalar siyaset kurumunun saygınlığına da hizmet eder. Doğal olarak 148 maddeden ibaret olan torba yasa da böyle bir ihtiyacın sonucu hayat bulmuştur.

Demokrasilerde farklı görüşlerin olması tabiidir. Her meselede olduğu gibi görüşmelerine başladığımız bu yasa tasarısında da muhakkak ki eleştiriler olacaktır. Eleştirme ve beğenmeme hakkı da demokratik bir haktır ama her eleştiri ve hoşnutsuzluk toplumun talepleriyle örtüşme anlamına da gelmemektedir.

Üzerinde konuştuğumuz bu yasa tasarısı ihtiyaç ve beklentileri esas almıştır. Korunan, insanlarımızın hukukudur. Belli kesimlerin kayrıldığına dair ileri sürülen iddialar mesnetsizdir.

Tasarıyla sosyal güvenlik, sendikal haklar, eğitim, sağlık, çalışma hayatı ve benzeri konularda ciddi değişiklikler ve yenilikler yapılmaktadır. Bu yasa tasarısıyla özellikle Soma’da yaşanan elim maden kazası sonrasında mağdur olan vatandaşlarımızın yaşadıkları problemler çerçevesinde yer altında çalışan işçilerimize önemli maddi ve sosyal haklar getirilmektedir. Yasayla sosyal güvenlik, BAĞ-KUR primleri yeniden düzenleniyor, borcunu ödemediğinden dolayı sosyal güvenlik imkânından yararlanamayan insanlarımıza yeniden fırsat veriliyor. 2014 yılı Nisan ayı ve önceki aylara ilişkin ödenmemiş olan sigorta primi, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi için hesaplanacak tutarın ödenmesi hâlinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir. Tasarıyla araç muayenesini zamanında yaptıramayanların cezaları ve gümrük vergisi borçları da yeniden yapılandırma kapsamına alınmaktadır. Bu düzenlemeyle hem vatandaş primlerini daha kolay ödeyecek hem de devletimiz tahsil edemediği primlerini tahsil edecektir.

Değerli milletvekilleri, evlerde çalışan temizlik veya bakıcılık gibi işler yapan binlerce kadınımız sosyal güvenlik kapsamına alınmıştır. On günden fazla çalışmalarda artık zorunlu sigorta yapılacaktır. Bu insanların geleceğe umutla bakmalarını temin edecek böyle bir düzenlemenin takdirle karşılanması gerekir. Bu insanları devletin koruyucu kanatları altına almanın neresi yanlıştır? Baştan beri felsefemiz, halkıyla bütünleşen devlettir. Bütün bu adımlar insanlarımızın aidiyet duygularını da güçlendirecektir. Öte yandan, kiralık memur alımı, üst düzey görevlilerin önceki görevlerine dönmelerinin zorlaştırılması gibi düzenlemeler, kamu hizmetlerinin hızlı, çabuk ve etkili bir şekilde yapılmasını amaçlamaktadır. Bundan sonra yürütme organı 10 defa gidip 11 defa gelen memurlarla, mahkemelerle vakit kaybetmeyecek ve böyle bir zulüm de kalmayacaktır.

MUSA ÇAM (İzmir) – Hocam, nasıl olacak, onu bir anlatsana! Hocam, nasıl yapacaksınız, bir anlat onu be!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Aslolan, icranın hızlı işlemesi ve vatandaşın beklentilerinin karşılanmasıdır.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kiralık memur nasıl oluyor, bir anlat!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Eğer kanunda bir yanlışlık varsa Anayasa Mahkemesine gidersiniz, Anayasa Mahkemesi gerekli düzenlemeleri yapar, tekrar buraya gelir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun için vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Anayasa Mahkemesi ne güne duruyor, Anayasa Mahkemesi!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Sonra, muhalefete diyorum ki: Muhalefet, bakın, biz iktidarız, yapıyoruz. Çok çalışın, gayret sarf edin, iktidar olun, gelin bizim yaptıklarımızı değiştirin, Türk toplumunu mutlu hâle getirin.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Emrin olur!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Bizim yaptıklarımızla bu millet bizi 8 defa iktidar yaptı, 9’uncu seçimde de Cumhurbaşkanını da köşke göndereceğiz ve içimizden de bir başbakan çıkarıp 11’inci seçimimizi kazanacağız inşallah, göreceksiniz, bunları da yapacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Hocam, mahkemeleri kaldır o zaman, mahkemeleri kaldır!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, tasarının neler kapsadığıyla ilgili kısa başlıklara değindikten sonra özellikle Soma maden faciasından dolayı Soma’daki ve yurdumuzun dört bir tarafındaki maden işçileriyle ilgili, yer altında çalışan diğer işçileri ilgilendiren hususları biraz açmak istiyorum.

2010 yılında bu Mecliste bir araştırma komisyonu kuruldu, Madenleri Araştırma Komisyonu ve bu Komisyon dört ay çalıştı, bütün partilerin ittifakıyla bir rapor düzenledi. Ardından Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kuruluna bir görev verdi, onlar da çalıştılar, 567 sayfalık bir rapor düzenlediler, Meclise intikal etti. 2012 yılında bu Meclis yeni bir kanun yaptı, İş Güvenliği ve İş Sağlığı Yasası’nı düzenledi. Bu yasanın dünya yasaları içerisinde, Avrupa’daki yasalar içerisinde, Avustralya’daki yasalar içerisinde en ufak bir geri kalır hâli yoktur ama bu yasalar, maalesef, bazı insanlar tarafından uygulanmamıştır. Zaman zaman işverenler tarafından, zaman zaman sendikalar veya sendikaların temsilcileri tarafından, zaman zaman da görevli olan denetleyici müfettişler ve bürokratlar tarafından uygulanmamıştır.

İyi yasalar yaparsınız, kötü insanların elinde kötü tecelli edebilir. Bazen, zaman zaman da eksik yasalar yaparsınız ama iyi insanların elinde de iyi tecelli eder, iyi sonuçlar çıkarabilir. İşte bizim çıkarmış olduğumuz yasa, maalesef, Soma’da kötü bir sonuç çıkarmıştır. İnşallah, bundan böyle bir milat olacak. Biraz önce Recai Berber Bey, Plan Bütçe Komisyonu Başkanımız söyledi, nasıl ki 17 Ağustos Gölcük depremi Türkiye’de inşaat sektöründe bir milatsa, bu da, 13 Mayıs 2014 de inşallah bundan böyle madenlerle ilgili ve de ağır işte çalışanlarla ilgili bir milat olacaktır.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Kaçıncı milat bu?

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Maden işçilerini yakından ilgilendirmesi sebebiyle işveren-alt işveren ilişkilerini düzenleyen önemli değişiklikler getirilmektedir. İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü olacaklardır, bununla ilgili düzenlemeler vardır.

Kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum ve kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına aktarılacak, kıdem tazminatı tutarı iş yerlerinin bütçe tertibinden ve gider kalemlerinden -yetip yetmediğine bakılmaksınız- ödenecektir. Zorunlu ve olağanüstü çalışılması gereken durumlar dışında, yer altı maden işlerinde çalışanlara fazla çalışma yaptırılmayacak, fazla çalışma yaptırıldığı takdirde yüzde 100 zamlı olarak ödeme yapılacaktır.

Yer altı maden işlerinde çalışanlar için yer altındaki çalışma süresi haftada en çok otuz altı saat olacak, günlük çalışma süresi ise yer altında altı saati geçmeyecektir ve işçiler için yıllık ücretli izinler, on dört, yirmi, yirmi altı gün olan izin hakları on sekiz, yirmi dört ve otuz şeklinde düzenlenecektir. Yer altı maden işinde çalışan işçilerin emeklilik hakları 55 yaşından 50’ye düşürülecek ve bunlar yıpranma paylarıyla beraber 43 yaşına kadar düşebilecektir.

Soma’daki maden faciasında hayatını kaybeden sigortalıların Sosyal Güvenlik Kurumuna olan her türlü borçları silinecek, ölüm geliri bağlanan hak sahiplerine prim ödeme şartı aranmaksınız ölüm aylığı bağlanacaktır. Maden kazasında ölenlerin eş ya da çocuklarından birisi mutlaka devlet dairelerinde istihdam edilecek ve bu düzenleme 13 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla geçerli olacaktır.

Linyit ve taş kömürünün çıkarıldığı maden iş yerlerinde çalışan işçilere ödenecek ücret asgari ücretin 2 katından az olmayacaktır. Asgari ücret 941 liradır, 2 katı 1.882 liradır, yılbaşından itibaren ise 2.000 lirayı geçmiş olacaktır ama birileri “Bu, 2.000 lira olmadı.” diyerek bunu gündeme getiriyorlar ve bunu da muhalefet olarak kabul ediyorlar ve muhalefet zannediyorlar, bunu da kamuoyunun takdirine sunuyorum.

Soma’daki ailelere ödenen bu rakam, aile başına şu ana kadar AFAD tarafından toplanan para 46,5 trilyon liradır ve burada ölen, vefat eden, şehit olan 301 kardeşimiz için her aileye 154. 450 TL para ödenecektir. Her aileye gerek Doğuş Grubu tarafından gerekse de Gaziantep Organize Sanayisi tarafından 2 adet ev yapılarak teslim edilecektir.

Türkiye Futbol Federasyonu oradadır. Aynı zamanda Soma Spor oradadır ve Gençlik ve Spor Bakanlığı oradadır, yeni tesisler yapmakta, sosyal yaşamı ve sosyal hayatı yeniden dizayn etmeye çalışmaktadır.

Darkale köyünün turizme açılması için gayret sarf edilmektedir. Yeni maden yatırımları vardır ve buradaki maden yatırımlarında tamamen mekanik sistem kullanılacak, 5 bin kişinin çalışmış olduğu yerlerde 800 kişiyle aynı işler yapılarak belki de ölümlü kazaların önüne geçmiş olacağız.

Değerli milletvekilleri, burada, Soma’da, aynı zamanda, bir termik santral ihalesi daha yapılmıştır; 1 katrilyon liraya mal olmaktadır, beş yıl içerisinde tamamlanacaktır ve burada 3.500 kişi çalışacaktır.

Manisa bir tarım bölgesidir. Manisa aynı zamanda bir sanayi bölgesidir, turizm bölgesidir, eğitim bölgesidir, kültür bölgesidir, tarih bölgesidir. Manisa’da yeni organize sanayiler ihdas ediyoruz, aynen Akhisar’da olduğu gibi, aynen Salihli’de, Turgutlu’da olduğu gibi 4 tane daha. Ve Manisa’da bir tane daha, 6’ncı bölge olmak üzere ve Soma’da da aynı şekilde üç ay önce organize sanayi ihdas ettik ve burada bundan böyle işçi kardeşlerimiz, madencilerimiz sadece madene mahkûm çalışmayacaklar; ELİ’de çalışacaklar, SEAŞ’ta çalışacaklar, Kolin Grubunun yeni termik santralinde çalışacaklar ve organize sanayide çalışmış olacaklar.

Gençlik ve Spor Bakanlığı orada demiştim ve Eynez’de çalışan 5.522 vatandaşımız, kardeşimiz altı ay boyunca maaşlarını devletten alacaklar. Işıklar ve Ata Bacası eğer faaliyete geçmezse üç ay boyunca da bu kardeşlerimin maaşları ödenecektir.

Biz ne söz verdiysek imkânlar dâhilinde… Devletimiz ve Hükûmetimiz güçlü bir şekilde bu kardeşlerimize her türlü sözü verdik. Ben buradan kardeşlerime hayırlı olsun diyorum, Sayın Başbakanımıza teşekkür ediyorum, Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışan tüm üyelere teşekkür ediyorum, sayın bakanlara teşekkür ediyorum.

İnşallah çıkartacağımız bu torba yasayla beraber de 20 milyon insana hayırlı olacak bu kanunun hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdağ.

Sayın milletvekilleri…

OKTAY VURAL (İZMİR) – Sayın Başkan, Sayın Hatip Soma’ya 46.5 trilyon yardım yapıldığını ifade etti. Bu yardım aziz milletimizin yardımıdır. Bu yardımı yapan bütün milletimizin fertlerine şükranlarımızı arz ediyoruz. Dolayısıyla, bu, parti kesesinden ya da Başbakanın kesesinden gitmiş değildir. Millete bir teşekkür borçları vardır. Milletin verdiği yardımlardır. Millete teşekkür etmeyi unuttu zannederim ama bundan böbürleniyor.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkanım, milletimize teşekkür ediyorum. Evet, doğrudur ama milletin yapmış olduğu yardımları da dizayn etmek bir organizasyon yeteneğini gerektirir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bırak ya!

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – O nedenle, Hükûmetimize de teşekkür ediyorum, milletimize de teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – El kesesinden... Bunları siz mi yaptınız be? Bizim de insanımız verdi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İnsan özür diler bir kere, özür diler.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşülen kanun tasarısıyla birleştirilen kanun tekliflerinden 2 kanun teklifinin geri alınmasına dair teklif sahiplerince verilen iki önerge vardır. Sırasıyla okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

4.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1797) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/177)

TBMM Başkanlığına

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 234’üncü sayfalarında yer alan 2/1797 esas numaralı Kanun Teklifimizle ilgili olarak TBMM İç Tüzüğünün 26’ncı maddesi gereğince çağrıda bulunulmadığı gibi kanun teklifimizle ilgili herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır.

Belirtilen nedenlerle anılan kanun tasarısı içine dâhil edildiği belirtilen kanun teklifimizin geri çekilmesi için gereğini arz ederiz.

     Oktay Vural                                                         Emin Çınar

         İzmir                                                               Kastamonu

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Teklifi oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi vardır.

Yoklamayı yapıyorum:

Sayın Hamzaçebi, Sayın Demiröz, Sayın Seçer, Sayın Türeli, Sayın Tanal, Sayın Özel, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özdemir, Sayın Ören, Sayın Öğüt, Sayın Atıcı, Sayın Çelebi, Sayın Susam, Sayın Kaleli, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Haberal, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Öztürk, Sayın Aygün, Sayın Köktürk.

İki dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

4.- İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın birlikte verdikleri, 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1797) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/177) (Devam)

BAŞKAN – Teklifi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

5.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1957) esas numaralı kanun teklifini geri çektiğine ilişkin önergesi (4/178)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam’ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve MHP Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grubu Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nda yer alan kanun teklifini geri çekiyorum.

                                                                                                                              Cemalettin Şimşek

                                                                                                                                       Samsun

 

BAŞKAN – Teklifi geri alma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Bir tane daha teklifi geri alma önergesi daha vardır, onu da okutup işleme alıyorum.

6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1372) esas numaralı kanun teklifini geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/179)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın…”

İZZET ÇETİN (Ankara) – Doğru okumuyor ki.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin…”

İZZET ÇETİN (Ankara) – İsimleri doğru okumuyor ki, atlayarak okuyor Sayın Başkan.

 “…Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grubu Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nda yer alan kanun teklifini geri çekiyorum.

  Ali Öz                                                                                Mehmet Şandır

  Mersin                                                                               Mersin

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, yarısını atladı efendim.

BAŞKAN – Sayın Genç, 500 kelimenin dışında...

KAMER GENÇ (Tunceli) – 500 kelime olmaz ki Sayın Başkan, kanunun kendisi böyle. Bu, başlık efendim.

BAŞKAN – Muhterem, Sayın Oktay Vural…

KAMER GENÇ (Tunceli) – 500 kelime olmaz burada, işlemez. Kanunun adı bu, böyle bir şey olmaz, yanlış olur efendim.

BAŞKAN – Bazılarını Sayın Oktay Vural çizdi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım. Sayar mısınız arkadaşlar.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, efendim, böyle bir şey olmaz. 50 kelimelik şeyi okudu efendim.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, Divan Kâtibi yanlış okuyor.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır.

Birleşime on dakika ara veriyorum

Kapanma Saati: 22.57

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi görüşülmekte olan kanun tasarısıyla birleştirilen tekliflerden birinin geriye alınması talebini içeren bir önerge vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz’ün birlikte verdikleri 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1350) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiklerine ilişkin önergesi (4/180)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve MHP Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nda yer alan kanun teklifi (2/1350) esas numaralı Teklifi’ni geri çekiyorum.

Ali Öz                                                                      Mehmet Şandır

Mersin                                                                     Mersin

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Nerede var Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Tunceli) – 100 kişi yok ya!

(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Rica ediyorum…

Görüşülen kanun tasarısıyla birleştirilen kanun tekliflerinden 3 kanun teklifinin geri alınmasına dair teklif sahiplerince verilen üç önerge vardır, sırasıyla okutup oylarınıza sunacağım.

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/640) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/181)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/640) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

                                                                                          Mahmut Tanal

                                                                                               İstanbul

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Yoklama var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Öğüt, Sayın Türeli, Sayın Tanal, Sayın Demiröz, Sayın Ören, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özdemir, Sayın Atıcı, Sayın Seçer, Sayın Öztürk, Sayın Özel, Sayın Yalçınkaya, Sayın Genç, Sayın Haberal, Sayın Köktürk, Sayın Öz, Sayın Aygün, Sayın Susam.

İki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/640) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/181) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

9.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1236) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/182)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1236) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

                                                                                                                                  Mahmut Tanal

                                                                                                                                       İstanbul

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

10.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1688) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/183)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; CHP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi'nin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1688) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

                                                                               Hülya Güven

                                                                                     İzmir

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2198) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/184)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; CHP Başkanvekili İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/2198) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

Mehmet Akif Hamzaçebi

İstanbul

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

12.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1227) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/185)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1224) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

                                                                                Mahmut Tanal                                          İstanbul

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

13.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1414) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/186)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; İstanbul Milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi’nin; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1414) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

Musa Çam

                                                                                                                İzmir

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

14.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1595) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/187)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili ve CHP Grup Başkan Vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1595) sayılı Kanun Teklifi’ni geri çekiyorum.

Sena Kaleli

                                                                                                      Bursa

BAŞKAN – Önergeyi…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama isteniyor.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Sarı, Sayın Türeli, Sayın Çetin, Sayın Ören, Sayın Demiröz, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özel, Sayın Tanal, Sayın Özdemir, Sayın Çam, Sayın Atıcı, Sayın Çelebi, Sayın Öğüt, Sayın Haberal, Sayın Yalçınkaya, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Köktürk, Sayın Aygün, Sayın Genç, Sayın Seçer.

Yoklamayı başlatıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

14.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1595) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/187) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN – Soru-cevap işlemine geçiyorum.

Soru-cevabın listesini okuyorum: Sayın Işık, Sayın Genç, Sayın Tanal, Sayın Gümüş, Sayın Çelebi, Sayın Yılmaz, Sayın Atıcı, Sayın Öz, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kaplan, Sayın Akçay, Sayın Özel, Sayın Çam, Sayın Öztürk, Sayın Türeli, Sayın Susam, Sayın Şimşek şeklindedir.

Sayın Işık’tan başlıyoruz.

Evet, buyurunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu tasarı içerisine vatandaşlarımızın sabırla beklediği elektrik ve su borçlarının, emlak vergisi borçlarının yapılandırılmasına yönelik bir düzenlemeyi ilave etmeyi düşünüyor musunuz?

Yine, çiftçilerimizin, Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili bir düzenleme eklenecek mi?

Ayrıca, vatandaşlarımızın banka kredi borçlarının yeniden yapılandırılması konusunda bir düzenleme düşünülmekte midir?

İkinci soru: Karayollarında çalışan taşeron işçilerinin, mahkeme kararlarına rağmen bugüne kadar daimî işçi kadrolarına atanmamasının sebepleri nelerdir? Bu durumda mahkemesi sonuçlanmış kaç işçi vardır? Bu tasarı içerisinde bu işçilerin daimî kadroya atanmaları yönünde bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Efendim, bu kanunla, daha ziyade, işte, 67 milyar yani 67 katrilyon liralık vergi alacağı affediliyor. Bunun ne kadarı affedilecek bu kanuna göre?

Ben de biraz önce söylendiği gibi, Karayollarında… Bakın, mesela bizim Elâzığ’da, Karayolları Bölge Müdürlüğünde işçilere götürü olarak verildi yani taşeron işçiye verildi 44 trilyon liraya ama hiçbir iş yapılmadan 44 trilyon lira müteahhide ödendi. Şimdi, Danıştay kararı var, daimî işçi statüsünde görülmesi gereken işler taşeron kanalıyla görülmüyor ama buna rağmen getirilen bu kanunda da bu taşeron meselesi halledilmedi. Bu, hep millete yanlış söyleniyor.

Ayrıca, bu kadar yanlış, İç Tüzük’e aykırı, kanunlara aykırı bir tasarı ve teklifin bu Genel Kurula gelmesi, bu Genel Kurul için yüz karası bir şeydir.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, biraz önce Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Manisa Milletvekili Sayın Recai Berber konuşurken -ben, aynen tutanaktan okuyorum- “Asli işi temizlik olan bir firma, temizlik konusunda, güvenlik konusunda bile artık taşeron çalıştıramaz, bu kadar açık. Dolaysıyla, asli işlerini taşeron firmalara yaptırmanın önünü kapatıyoruz.” şeklinde -tutanakta- kürsüde açıklama yaptı.

Peki, böyle olunca, şu anda mesela Mecliste, taşeronda çalışanlar arasında çaycılık yapan var, restoranda çalışan var, her türlü hizmette çalışan arkadaşlarımız var. Ayrıca, yine, piyasada aynı şekilde taşeronda çalışan arkadaşlar var. Bunların hepsi kadroya mı geçecek, yoksa Recai Berber yanlış bilgilendirme mi yaptı, yanlış bilgi mi verdi? Bu konuya bir açıklık getirir misiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gümüş... Sayın Gümüş burada mı?

Sayın Çelebi…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, buradaki tabloyu bir kez daha gözler önüne sereceğim. Demin yaptığınız konuşmada, işte “600 bin civarında işçi hemen üç yıllık sözleşme sonucunda sendikalı olacak.” diye bir değerlendirme içinde bulundunuz. İş Yasa’sında da, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’nda da buna benzer sorunların giderileceğini söylediniz. 2014 Ocak ayında 87 işçi yaşamını yitirdi. Şubatta 70 işçi, mart ayında 112 işçi, nisan ayında 115 işçi, mayıs ayında 414 işçi, haziran ayında 141 işçi yani tam 939 kişi şu anda yaşamını yitirdi, diğer iş göremez konumda olanlar hariç. Şimdi, her söylediğiniz de burada, işte “Yasalar uygulandığında çok güzel olacak.” diye vaatte bulunuyorsunuz ama çözüm olmuyor.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, bu sendikalarla ilgili görüşleriniz nedir, onu soracağım. Biliyorsunuz “Hükûmetin yandaş sendikası” diye adlandırabileceğimiz bir sendika var. Bu sendika, Hükûmetin desteğini de alarak, kamunun gücünü kullanarak memurların üzerinde ciddi manada bir baskı uyguluyor sendika değiştirme noktasında. Yapılan sınavlarda, görevde yükselmelerde ön şart olarak sendikaları değiştirildikten sonra ancak memurlara birtakım hakların verilmesi sağlanıyor. Bunu yaparken de Hükûmetin gücünü kullanıyor. Bu konuda size defalarca şikâyet gelmesine rağmen bunlarla ilgili ne gibi işlem yaptınız?

Şimdi, buradan size soruyorum: Hükûmet olarak her konuşmanızda ileri demokrasiden bahsediyorsunuz. İleri demokrasilerde Hükûmetin sendikası olur mu? MEMUR-SEN, Hükûmetin sendikası mıdır? Türkiye'de bağımsız sendikacılık yapıldığına inanıyor musunuz Çalışma Bakanı olarak?

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 3 tane kısa ve net soru soracağım; lütfen, kısa ve net cevap verirseniz çok memnun olacağım.

Birinci sorum, aynı zamanda, şu anda salonda bulunan Gençlik ve Spor Bakanını da ilgilendiriyor: Mersin’de Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nu sökmeye başladınız, bunun yerine ne yapacaksınız Hükûmet olarak?

İki: Milletin kürsüsünden “Taşeron, sömürü düzenidir.” demiştiniz, hâlâ aynı fikirde misiniz?

Üç: 11 yerde aldığınız sağlıkta katkı paylarını 2 katına çıkardınız, daha da artıracak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Türkiye'de iş kazalarının önlenmesi noktasında iş güvenliği uzmanlığı ve iş yeri hekimliği yapanlar, işverenlerin emrinde iken, onların maaşlı çalışanları iken bu sorunun çözülebileceğine inanıyor musunuz? Bakanlık olarak iş güvenliği uzmanlığı noktasında yeni bir planlama, yeni bir değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Bir diğer sorum da daha önce defaten, Akdeniz Olimpiyatları öncesinde, Mersin’de yeri değiştirilen Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nun yeşil alan olacağı ifade edilmişti Başbakan ve bakanlarınız tarafından. Buraya AVM yapılacak mı yapılmayacak mı, yapılacaksa hangi şirket tarafından yapılacak? Bunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu sorumu Komisyonda da sormuş ama cevap alamamıştım. Özellikle, SGK’nın kamudan ve özellikle de belediyelerden olan alacaklarını bir tablo hâlinde vermenizi rica etmiştim, onu alamadık. Daha sonra verileceği sözü verilmişti ama burada alabilirsek memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, yaşam odasını niye yönetmelikle düzenliyorsunuz? Bakın, özelleştirme, kamulaştırma, taşeronlaştırma, bunların hepsini kanunla yapıyorsunuz. Bunu açıklar mısınız?

Bir de bu torbadan herkesin beklentisi var. Sicil affı, denetimli serbestlik, akademisyenler, kredi kartı mağdurları, öğrenci kredileri, tarım, elektrik borçları, bilmem ne, herkesin bir beklentisi var. Bu torbada herkesin beklentisi de yüzlerce teklif vardı. Nasıl bir umut ve hayal kırıklığı yarattığınızın farkında mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Soma Kömür İşletmeleri AŞ’de çalışan işçiler temmuz maaşlarını da alamadılar; dün almaları gerekiyordu, bugün geçmesine rağmen alamadılar. Geçen ayki maaşlarını hem gecikmeli olarak hem noksan almışlardı. Fark ne zaman ödenecek?

Eynez Maden Ocağı ve Soma Kömür İşletmeleri AŞ’yle ilgili Çalışma Bakanlığı iş müfettişlerinin teftiş sonucunu aldınız mı, sonuç ne oldu?

AKP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Salih Kapusuz, Soma’da işçilere “Güvenli olmadan madenlere inmeyeceksiniz.” dedi, Enerji Bakanı Sayın Yıldız da “İşçiler madene inmiyor.” diyor. Bu çelişkiyi nasıl gidermek istersiniz?

Teşekkür ederim.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 23 Ekim 2013 günü yine bir soru-cevap işlemi sırasında size siyasi parti mitingine maden işçilerinin zorla götürülmesini sorduğumda “Bir adam bir partiye gönül vermiş olamaz mı? 1 milyon 529 bin işletmemize siyasi yasak mı getireceğiz?” demiştiniz. Soma’da çalışan Komisyonumuzun resmî, Meclis tutanaklarına geçtiğinde… Eşi, partinizden 1’inci sıra belediye meclis üyesi olan şirketin genel müdürünün 30 lira yevmiye verip benzinli araca 150, LPG’li araca 100 liralık tarifeyle işçileri mitinge gitmeye zorladığına ve işçilerin “İşimden olmamak için gittim.” “Korktum da gittim.” “Baskıyla gittim.” “Zorla gittim.” ifadelerini kullandığına, sadece 1 işçinin “Madene inmekten daha iyi olduğu için mitinge gittim.” dediğine şahit olduk ve Meclis tutanaklarına geçti. Hâlâ daha siyasi parti mitinglerine maden işçilerinin götürülmesi konusunda aynı şekilde mi düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bütün soru soran arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.

Sayın Işık “Elektrik, su borçları ve yeniden yapılandırmayla ilgili bazı kalemleri acaba ilave etmeyi düşünüyor musunuz?” diye... Tabii, bu borçların, kamu alacaklarının yapılandırılmasıyla ilgili kurumlar arasında önemli çalışmalar gerçekleşiyor, geçmiş yıllarda olduğu gibi bugün de öyle. Bugün mutabakat sağladığımız hususlar var ama bazı konular da şu anda değerlendirme safhasında. Netlik kazanırsa, burada sizlerle, muhalefetle de paylaşıp bir önergeye dönüştürme imkânımız var ama kararlaştırdığımız hususların tasarıya yansıdığını belirtmek istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz hazırız.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Karayolları işçilerinin mahkeme kararıyla ilgili olarak birkaç soru geldi. Şu ana kadar alt işveren işçi sayısı 5.610, tümden kesinleşen, mahkeme kararı neticesinde kesinleşen 5.700 civarında. Şu anda mahkeme tarafından kesinleşmiş, bunların asıl işçinin veya tüm haklarının, tazminatlarının ödenmesiyle ilgili yargı kararı olduğunu belirtmek istiyorum. “Neden, efendim, bu konu bugüne kadar çözülmedi?” Az önce kürsüden de ifade ettim, gerçekten defalarca taraflarla ve bu yasanın Meclise gelmesiyle ilgili ciddi mücadeleler verdik, ciddi değerlendirmeler, tartışmalar oldu ama inanın bir konu, yani yalnız Karayollarının, muvazaa neticesinde oluşan Karayolları işçilerinin bu haklı durumları bir tek kalem; bunların yanında çözmemiz gereken onlarca, yüzlerce sorun var. Bunların uzlaşıp bir taslak hâline dönüşmesi konusunun kolay olmadığını takdirlerinize sunuyorum ama netice itibarıyla bugün, bu konu huzurlarınıza gelmiş bulunuyor. “Nasıl olacak?” Az önce ifade ettim, artık, alt işveren işçisinin hangi koşullarda alt işveren işçisi olacağı, hangi koşullarda asıl işçi olacağı kesin hatlarla bu tasarıyla netleşmiş bulunuyor. Yani, yardımcı işlerde alt işveren işçisi çalışacak, bunun yanında, teknolojik uzmanlık ve işin gereği hususlarını aynı anda bünyesinde barındıran işlerde alt işveren işçisi veya hizmet alımını gerçekleştirebilecek ama bunun dışında, Karayollarında da, Sağlık Bakanlığında da, bütün kurumlarda artık muvazaa diyebileceğimiz hususun gerçekleşmesi mümkün değil; gerçekleşirse yine yargı kararını verecek ve onu asıl işçi olarak çalıştırmak zorunda kalacak. Tasarının bence en sevinilecek tarafını, hatların artık kesin olarak çizilmiş olması ve kimin ne şekilde istihdam edileceğinin netlik kazanması şeklinde ifade edebilirim.

Şimdi, Sayın Komisyon Başkanımızın az önce burada ifadelerini dinleme imkânım olmadı ama asıl işleri yapanların taşeron işinde çalıştırılamayacaklarını söylediğini söylediniz. Doğrudur, bir işçi, hizmet alımı, yardımcı işler bünyesinde değilse asıl işçidir, kesinlikle çalıştırılamayacak.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Niye katkı yapmıyorsunuz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani, şu anda taşeron olanların durumu ne olacak?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, şimdi, dedim ya, bu konuda hatlar netleşmiştir. Mevcut yargı kararları çerçevesinde, tazminatlarını ödeyip, haklarını ödeyip onu işten çıkarma imkânı olduğu gibi, asıl haklarını ödemeden -çünkü ortada ciddi bir rakam da var sayısal anlamda- asıl işçi olarak bunları çalıştırma imkânı var. İdarenin bu konuda, bir şekilde çalışanın…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, ver parayı, at. “Parayı verdiği zaman atar.” diyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Meclisteki taşeron işçiler ne olacak?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, çalışanın hakkını veren, çözen bir yaklaşım içerisinde olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Sendikalı işçi sayısı, 2014 Ocak istatistiğine göre, çalışan işçi sayısı…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Taşeronun avukatlığını yapıyorsunuz ya!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Arkadaşlar, ben dinledim, beğenmeyebilirsiniz, tekrar soru imkânları var, sorarsınız. Yani, şimdi, çok soru var, başka arkadaşlara haksızlık olacak.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Taşeronun avukatlarısınız siz ya!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – İşçi sayısının 11 milyon 600 bin 554, sendikalı işçi sayısının 1 milyon 96 bin 540 olduğunu belirtmek istiyorum.

Ayrıca, Sayın Çelebi -sendikalı işçi sayısını verdim- İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’yla ilgili temas etti. Arkadaşlar, şimdi bakınız, olay bir politik değerlendirme değil, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası Türkiye’de gecikmeli olarak çıkmış olan bir yasadır. Parlamento olarak, Hükûmet olarak bu yasayı 2012 yılında çıkardık. Evet, zahmetli iştir, zor iştir, sıkıntılı bir iştir, tarafların uzlaşması gerekiyor, keskin tarafları var. Bunu çıkardık ve Avrupa, AB normlarına, ILO normlarına uygun bir düzenlemedir, uygun bir yasadır. Bakın, bu, benim söylemem değil; AB Komisyonuyla bu konunun tartışıldığından, AB Komisyonunun teşekkülünden bahsettim kaç kere Plan ve Bütçe Komisyonunda da.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çevirisi yanlış.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Dolayısıyla, dedim ki: Yasanın eksiği varsa getirin, onu düzeltelim. Ama problem ne, biliyor musunuz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Niye imzalamıyorsunuz ILO Sözleşmesi’ni?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Var, şu anda geliyor...

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Nerede? Hep aynı, hep böyle söylüyorsunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – 3’ünü imzaladık, 2’sini de -şu anda kurumların görüşü alınıyor- imzalayacağız.

Yasa, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, ILO normlarının ötesindedir, AB müktesebatına uygundur. Bunu açıkça ifade ediyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Niye uygulanmıyor?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – İş sağlığı ve güvenliğinde farkındalık çok önemlidir arkadaşlar. Yani, Bakanın konuyu takip etmesi, genel müdürün takip etmesi, müfettişin takip etmesi veya iş sahibinin takip etmesi değil, a’dan z’ye özellikle çok tehlikeli ve tehlikeli işlerde işin farkındalığı çok önemlidir. Eğer biz bunu oluşturamazsak, kesinlikle, mutlaka zincirin halkası bir yerde kopuyor ve bu müessif olaylarla, bu acı olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Onun için sendikaya da görev düşüyor, başta iş sahibine, işin sorumlusuna görev düşüyor, orada görev alan arkadaşlara görev düşüyor.

Diğer bir arkadaşımız, Ali Bey şunu sordu, dedi ki: “Siz, iş güvenliği uzmanını patronun maaşlı elemanı hâline getirirseniz, bundan netice almak mümkün mü?” Değerli arkadaşlar, iş güvenliği uzmanı, teftiş yapan arkadaş değil, iş güvenliği uzmanı, çalıştığı iş yerinde işverene “Eksikler şunlardır, bunları gidermeniz gerekir yasal olarak.” diye ifade eden elemandır. Teftiş ayrı bir şey, müfettiş ayrı bir şey, denetim ayrı bir şey.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama işverenin elemanı değil mi?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şimdi, hayır, bakınız, arkadaşlar, haksızlık etmeyelim. Bakınız, buna bir çözüm varsa biz bunu tartışmaya hazırız.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşverenin elemanı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bu sisteme bir çözüm varsa ama eğer Soma olayında 5 iş güvenliği uzmanı mühendis arkadaş hayatını kaybetmişse “Bunları kendilerini öldürmek için yaptı.” gibi bir yaklaşım doğru olmaz. Onların yargı süreci devam ediyor, çıkacak olan neticeler var. Bu 9 kişi iş güvenliği uzmanı olarak ne işler yaptılar orada? O maaşı alırlarken acaba işverene ne gibi ikazlarda bulundular? Bunlar ne, ortaya çıktığı zaman göreceğiz. Sistem doğru bir sistemdir, teftiş vardır, denetim vardır, Maden Kanunu gereği orada bulunması gereken maden mühendisi elemanı vardır…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Maaşını işverenden alan sistem, doğru bir sistem değil.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – …iş sağlığı güvenliği elemanı vardır ama sistemin işlemeyişi, sistemin ölümle neticelenmesi, meslek hastalığıyla neticelenmesi mutlaka iyi irdelenmesi ve ortaya çıkarılması gereken bir tabloyu önümüze koymaktadır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan, sistem doğruysa o 301 kişi nasıl öldü orada, nasıl?

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Bakan, denetim ayrı bir şey.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, bakınız, müsaade eder misiniz? Sistemin yanlış olduğunu…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Açıklama yapamadınız günlerce, bir açıklama bile yapamadınız, 2 bakan birbirinize girdiniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, yanlış olduğunu… Bakın, ben bütün arkadaşlara sesleniyorum. İş sağlığı güvenliği mevzuatı ve uygulamalarının neresinde, hangi halkanın zayıf olduğunu söylemeniz gerekiyor. Bunu söylemeden bu yasanın getirmiş olduğu önemli düzenlemeleri …

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani, hata Enerji Bakanında mı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Aksaklığı kim yaptıysa hesap verecek, verecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hata Enerji Bakanında o zaman, sizde değil, onu anladım ben.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, denetimde ve bu güvenlik konusunda suç kimdeyse hesabını verecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Anlaşıldı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında bütün sorumluluk. Bütün sorumluluk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında, öyle anladım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, sizin kendi görüşünüz efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, sizin açıklamanız onu gösteriyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Denetimi kamu yapar Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Belediye borçları veya SGK olarak ifade etmek istiyorum. Diğer vergi borçlarıyla ilgili yazılı olarak cevap vereceğimizi ifade etmek istiyorum. SSK olarak 58,6 milyar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – İki dakika daha ekleyin Sayın Bakana, tamamlasın sözlerini.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – …BAĞ-KUR olarak 24 milyar, toplam 85 milyar lira alacak var. Net olarak 45 milyar lira alacak var, faizleriyle, gecikme zamlarıyla 85 milyar liraya çıktığını ifade etmek istiyorum. Belediyelerin borç asılları toplamının ise 4,9 milyar lira olduğunu belirtmek istiyorum.

Sayın Kaplan yaşam odasıyla ilgili bir soru sordu. Değerli arkadaşlar, Komisyonda söz verdiğimiz gibi, maden ocaklarında değil, kömür ocaklarında yaşam odasıyla ilgili düzenlemeyi gönderdik, inşallah, kısa süre içerisinde yönetmelik de yayımlanacak. Burada kömür ocaklarının özelliğinden dolayı, dünyadaki uygulamaları da dikkate alarak, oksijen ferdî kurtarıcı değişim istasyonları olacak. Yani bir patlama meydana geldiği zaman, üzerinde taşıdığı maskeyi takan çalışan, işçi kardeşimiz belli bir müddet sonra bu oksijen ferdî kurtarıcı değişim istasyonuna gidebilecek, orada tekrar yeni maskesini alabilecek ve yeryüzüne çıkabilmek için belli sayıda, mesela, ara yollarda ise 300 metre arayla bu istasyonlar olacak, eğer ana galeri üzerindeyse 500 metre üzerinde… Ki, bu yönetmeliği ben sizlere dağıttım, arkadaşlarımız mutlaka değerlendirme yapacaklardır. Kömür madeni için bu uygulama önemli ama diğer madenler için, ifade ettiğiniz gibi, yaşam odası düzenlemeleri yapılabilir.

Soma’da maaşlar 20’sinde ödeniyor, üç günlük de bir marjı var. 20’siyle 23’ü arasında ödenmediği zaman “ödenmedi” diyeceğiz. Geçtiğimiz ay ödendi ama bildiğiniz gibi, yasal düzenlemeyi yaptık. Bununla ilgili bizim her türlü hazırlığımız var, ödemeyle ilgili.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Diğer sorulara da yazılı cevap vereceğimizi ifade ediyor, çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, görüşülmekte olan kanun tasarısıyla birleştirilen tekliflerden geriye alınması talebini içeren önergeler vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, benim dışımdaki herkesin sorularını yanıtladı neredeyse.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Benimkilere de cevap vermedi.

BAŞKAN – Birçok soruyu cevaplayamadı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, çok kısa, net sorular sordum. Kolaydı sorular ama acıtıcıydı. Bakan niçin cevap vermediğini bize söylesin.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, böyle bir üslup olur mu ya!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) - Böyle bir üslup olur mu Hoca? “Acıtıcı” ne demek?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Eğer yazılı vereceğim diyorsa cevabını…

BAŞKAN – “Yazılı vereceğim.” dedi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir üslup olur mu ya!

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Senin de mi canın acıdı!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ne demek ya! Ne demek ya, o ne biçim söz ya!

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Senin de mi canın acıdı? Tabii, “acıtıcı”, niye cevap vermiyor sorulara?

BAŞKAN – Sayın Atıcı, “Yazılı vereceğim.” dedi.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) - Böyle rezillik olur mu?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Süresi doldu, cevap veremedi.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Yazılı vereceğim.” diyor mu?

BAŞKAN – “Yazılı vereceğim.” dedi, ben duydum, tutanaklarda var.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Peki, kayıtlara girdiyse sorun yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hakaret etmeye hakkı yok kimsenin.

BAŞKAN – Tutanaklarda var.

Evet, şimdi okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

15.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/324) esas numaralı Kanun Teklifi’ni, geri çektiğine ilişkin önergesi (4/188)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Aytuğ Atıcı'nın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Turgay Develi'nin; İzmir Musa Çam'ın; Bartın Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Celal Dinçer'in; Manisa Erkan Akçay'ın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Nurettin Demir'in; Ankara Levent Gök'ün; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Mülkiye Birtane'nin; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Zonguldak Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan 2/324 sıra sayılı Kanun Teklifimi geri çekiyorum.

                                                                                                      İzzet Çetin

                                                                                                        Ankara

BAŞKAN – Önergeyi…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama isteniyor.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Özel, Sayın Türeli, Sayın Ören, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Özdemir, Sayın Tanal, Sayın Atıcı, Sayın Susam, Sayın Çelebi, Sayın Yalçınkaya, Sayın Öz, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Güven, Sayın Haberal, Sayın Genç, Sayın Köktürk, Sayın Seçer, Sayın Çetin, Sayın Özgümüş.

Evet, yoklamayı başlatıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

15.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/324) esas numaralı Kanun Teklifi’ni, geri çektiğine ilişkin önergesi (4/188) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

16.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1938) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/189)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl İdris Baluken'in; Bursa Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Tekirdağ Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Aytuğ Atıcı'nın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Turgay Develi'nin; İzmir Musa Çam'ın; Bartın Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Nurettin Demir'in; Ankara Levent Gök'ün; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Aydın Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Mülkiye Birtane'nin; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Zonguldak Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1938) sayılı Kanun Teklifi’mi geri çekiyorum.

                                                                                                                                Süleyman Çelebi

                                                                                                                                       İstanbul

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

17.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/139) esas numaralı Kanun Teklifi’ni, geri çektiğine ilişkin önergesi (4/190)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl İdris Baluken'in; Bursa Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Tekirdağ Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Aytuğ Atıcı'nın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Turgay Develi'nin; İzmir Musa Çam'ın; Bartın Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Nurettin Demir'in; Ankara Levent Gök; Manisa Erkan Akçay, MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın…”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Benim adımı okumuyor orada Sayın Başkan.

(Kâtip Üye Burdur Milletvekili Bayram Özçelik tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“…İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Mülkiye Birtane; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Zonguldak Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Mahmut Tanal; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan Bütçe Komisyonunda yer alan (2/139) sayılı Kanun Teklifi’mi geri çekiyorum.

                                                                                                                                     İzzet Çetin

                                                                                                                                       Ankara”

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

18.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1131) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/191)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Sadir Durmaz, MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Abdullah Levent Tüzel; Bingöl İdris Baluken; Bursa Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Tekirdağ Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Aytuğ Atıcı; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Turgay Develi; İzmir Musa Çam; Bartın Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Mahmut Tanal; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Celal Dinçer'in; Manisa Erkan Akçay'ın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Nurettin Demir'in; Ankara Levent Gök'ün; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Aydın Ağan Ayaydın, Ercan Cengiz'in; Kars Mülkiye Birtane'nin; Manisa Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Mustafa Sezgin Tanrıkulu; İstanbul Mahmut Tanal; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1131) kanun teklifimi geri çekiyorum.

                                                                                       İzzet Çetin

                                                                                          Ankara

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

19.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/1203) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/192)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara İzzet Çetin’in ve 13 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; İstanbul Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl İdris Baluken'in; Bursa Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara İzzet Çetin'in; Tekirdağ Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Aytuğ Atıcı; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Turgay Develi; İzmir Musa Çam; Bartın Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Mahmut Tanal'ın; İstanbul Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Celal Dinçer'in; Manisa Erkan Akçay'ın; Konya Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/1203) kanun teklifimi geri çekiyorum.

                                                                                      İzzet Çetin

                                                                                         Ankara

BAŞKAN – Ben onu bir alabilir miyim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben sizin duyarlılığınıza teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Neyse, teşekkürü geçelim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Niçin? Çünkü, bakın, biz burada müdahale ettiğimiz gibi siz orada edince… O saate kadar “İstanbul Mahmut Tanal” diyor. “İstanbul Mahmut Tanal” ne demek yani? Burada “milletvekili” ibaresini kullanmak zorunda. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İsterseniz tutanakları getirin, Sayın Kâtip Üyenin…

BAŞKAN – Tamam.

Ben şimdi yazılan metni okuyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani Kâtip Üyenin gerçekten burada doğru okumadığı gelecek olan tutanaklarla anlaşılacaktır.

BAŞKAN – Tamam, bundan sonra ben dikkat edeceğim, nasıl yazıldığına baktım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum, milletvekillerinin isimlerini okuyun lütfen:

20.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/2083) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/193)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grubu Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/2083) kanun teklifimi geri çekiyorum.

                                                                                          İzzet Çetin

                                                                                            Ankara

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

21.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nda yer alan (2/439) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri çektiğine ilişkin önergesi (4/194)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve MHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve MHP Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/439) kanun teklifimi geri çekiyorum.

                                                                               Aytuğ Atıcı

                                                                                 Mersin

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, kâtip üye “MHP Grup Başkan Vekili” diye orada okudu da, önergede “MHP Grup Başkan Vekili” mi yazıyor, başka şey mi yazıyor?

BAŞKAN – “Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, bir önergede nasıl değişiklik yapıyor?

BAŞKAN – Şöyle yapalım: Tekrar okur musunuz, okuyun tekrar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama efendim, tüm önergeleri öyle okudu.

BAŞKAN – Onu yaptıramam kardeş, kusura bakma. Ben yeni fark ettim, fark edildiği için düzeltiyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 639 Sıra Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi’nin; İzmir Milletvekili Musa Çam’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin’in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in; Ankara Milletvekili Levent Gök’ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz’in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yer alan (2/439) kanun teklifimi geri çekiyorum.

                                                                               Aytuğ Atıcı

                                                                                   Mersin

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 25’inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Musa Çam.

Buyurunuz Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

(CHP İzmir Milletvekili Musa Çam Soma’da ölen madencilerin adlarının yazılı olduğu bir pankartı kürsüye astı)

İSMAİL AYDIN (Bursa) - İşiniz gücünüz şov.

CHP GRUBU ADINA MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Soma’da hayatını kaybeden 301 kardeşimizin anısı önünde, mücadelesi önünde saygıyla eğiliyorum, Tanrı’dan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum ve geride kalanlara sağlık, uzun ömür diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Sayın Bakanı da sağlığına kavuşmuş bir şekilde aramızda görmekten büyük bir keyif aldığımızı, kendisine acil şifalar dilediğimizi, sağlıklar dilediğimizi buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 3 Haziranda başlayan, günümüze kadar devam eden bu Plan Bütçe dönemi… Belki, Türkiye Büyük Millet Meclisi olalı, Plan Bütçe Komisyonu Plan Bütçe Komisyonu olalı böyle bir zulmü hiçbir zaman görmedi arkadaşlar.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Sayenizde, sayenizde!

MUSA ÇAM (Devamla) – Neden, Soma. Hayatını kaybeden 301 arkadaşımızı ilgilendiren önemli bir kanun. Bununla ilgili, Plan Bütçe Komisyonunda defalarca dile getirdik, “Arkadaşlar, Soma’yı ilgilendiren, 5510’u ilgilendiren yani iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendiren maddeler toplam 20-25 madde. Bunları ilgilendiren komisyon Çalışma, Sağlık, Aile Komisyonudur, bu kanun oraya gitsin; kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması konusunu ilgilendiren 40-50 madde de Plan Bütçe Komisyonuna gelsin. Eş zamanlı olarak her iki komisyon çalışsın ve Çalışma, Sağlık, Aile Komisyonundan bir an önce Soma kanunu geçsin ve Türkiye Büyük Millet Meclisine, aşağıya insin. Biz de Plan Bütçe Komisyonu olarak, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması konusunu Plan Bütçede görüşelim ve hemen arkasından da o, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna insin.” dedik. Ama anlatamadık bunu ve beş hafta boşuna geçti arkadaşlar ve şimdi, gecenin bu saatlerinde buradaysak, bunun önemli nedeninin, AKP grup başkan vekillerinin ve Plan Bütçe Komisyonu yöneticilerinin bu süreci iyi yönetememesinden kaynaklandığının altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Burada tabii ki alt komisyon başkanının da büyük rolünün olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayenizde!

MUSA ÇAM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 1 ila 25’inci maddeler, genel anlamda Soma’da hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin yakınlarının yaşamlarını, onların geleceklerini, onların ailelerini ve taşeronla ilgili konuları içeren maddelerdir. Dolayısıyla, özellikle Soma’da yaşanan olaylarla ilgili birkaç şeyi söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Soma’da 13 Mayıs 2014 Salı günü büyük bir felaket yaşandı. Maden ocağındaki patlama, yangın sonucunda 301 maden işçisi hayatını kaybetti. Literatürde buna “iş kazası” dendiği söyleniyor. Acaba, gerçekten öyle mi? Alınmayan önlemler, yetersiz denetimler, taşeron denilen ucube çalışma ilişkisi, iş kazası denilen bu faciaların davetçisi değil midir?

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Kolombiyalı ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez “Kırmızı Pazartesi” isimli romanında, herkesin bildiği ancak engel olmak için kimsenin müdahale etmediği bir cinayeti anlatıyor. Roman kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği baştan bellidir. Çevresindeki herkes bu cinayetin işleneceğini biliyor. Kasabadakiler bu cinayeti bekliyor, hiç kimse cinayeti önlemek için harekete geçmiyor ve sonuç olarak Santiago Nasar öldürülüyor. Romanda cinayetin arka planı yanında, bir halkın ortak davranış biçimine dikkat çekiliyor.

Değerli arkadaşlar, Soma’da cinayetin geleceği açık ve net bir şekilde günler önce, aylar önceden bas bas bağırıyor, diyor ki: “Soma’da cinayet geliyor.” Ve bunu ilk keşfeden Manisa milletvekillerimiz Sayın Özgür Özel, Hasan Ören ve Sakine Öz arkadaşlarımız da geçtiğimiz yıl ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisine bir araştırma önergesi veriyorlar çünkü cinayetin geleceğini görüyorlar, adım adım geliyor.

Bu arada, zaten Manisa’da daha önceden, 2011 yılında hayatını kaybeden işçiler var. Azmi Tozlu 27 Haziran 2011’de, Samet Güven var 2 Ağustos 2011’de Uyar Madencilikte, Bahattin Akra var, Hasan Cabaloğlu var, Hasan Gököz var, Murat Yılmaz var, Fahrettin Başkan var, Harun Tufan var, Bilal Çınar var, Süleyman Gülşen var, Ahmet Türk var, Ali Çetinkaya var, Yunus Güçlü var, Mustafa Asal var. Bu işçi kardeşlerimiz zaten daha önceden hayatlarını kaybetmişler göçükte, maden ocağında. Soma bağırıyor, “Geliyorum.” diyor ve bunu fark eden Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri de bununla ilgili önergeyi veriyorlar ama Soma’daki bu olaylardan ne yazık ki Hükûmet bihaber, Sayın Çalışma Bakanımız bihaber, Enerji Bakanımız bihaber. Oradaki cinayet “Geliyorum.” diye bas bas bağırıyor.

Değerli arkadaşlar, birkaç rakam vermek istiyorum sizlere. Bakın, dünyada 1375 yılından beri iş kazalarının kaydı tutulur ve Soma 650 yıldan beri dünyada yaşanmış en büyük 24’üncü maden faciası olarak kara tarihe geçti arkadaşlar.

Almanya’da son büyük maden faciası 1962 yılında oldu ve 299 maden işçisi yaşamını yitirdi. 1962 yılından beri, Sayın Demiröz, Almanya’da maden kazası olmuyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) en son 2012 yılı verilerine göre, madencilikte önde gelen ülkeler arasında, çalışan işçi başına en yüksek ölüm oranı Türkiye’dedir sayın, değerli arkadaşım.

2003-2012 döneminde Türkiye’de, 100 bin maden işçisi başına ölüm oranı 677 kişi Sayın Bakan Erdoğan Bayraktar, 677 kişi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, Erdoğan Bayraktar’a niye söyledin?

MUSA ÇAM (Devamla) – Bu, İngiltere ve Norveç’in 11 katı, Almanya ve Avustralya’nın yaklaşık 6 katı, Polonya ve İtalya’nın yaklaşık 4 katı, Amerika Birleşik Devletleri’nin ise 2,5 katı düzeyindedir arkadaşlar.

Birleşmiş Milletlerin 1948’de kabul ettiği, ülkemizin ise 1949’da onayladığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23’üncü maddesi “Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.” diyor. Ulusal ve uluslararası birçok metinde işçilerle ilgili düzenlemeler mevcuttur. Ancak, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’nin on dokuz yıldır Türkiye tarafından imzalanmış olmaması… Ve bu on dokuz yılın on iki yılında da AKP Hükûmeti iktidarda ve Sayın Faruk Çelik de o koltukta oturuyor ama uluslararası ILO Sözleşmesi 176 ne yazık ki hâlâ imzalanmıyor.

Değerli arkadaşlar, birçok yasa ve yönetmelik çıkmasına karşın bugün de “gönüllü mükellefiyet” hükmünü sürdürüyor; değişen çok şey var gibi görünse de işin üzerinde çok fazla bir şeyin değişmediğini açık ve net bir şekilde görüyoruz.

Bugün, kayıtlı yaklaşık olarak 740 işletmede 49 bin maden işçisi çalışıyor. Ocakların teknik altyapı analizleri mevcut değil. Birçok ocakta havalandırma sistemleri olmadığı gibi, acil durumlara ilişkin gerekli standartlardan da yoksun. Her şeyden önce, maden ocaklarında öncelik iş güvenliği olmalıdır. Oysa, mevcut durumda üretimi artırmak ön plandadır. Maliyetleri en aza indirerek daha fazla üretimi amaçlayan bir sistemin iş güvenliğini ıskalayacağı çok açık ve nettir. Soma’da üretim artırılarak maliyetin düşürülmüş olduğu söylense bile ne yazık ki bunun bedelini işçi kardeşlerimiz hayatlarıyla ve canlarıyla ödediler.

Siz hiç Manisa’nın Soma’sına, Alaşehir’ine, Kırkağaç’ına, Bergama’ya, Kınık’a geldiniz mi Sayın Demiröz? Oradaki annelerin, babaların feryatlarını, çocukların, yetimlerin hâlini gördünüz mü?

Şimdi, Soma’yla ilgili düzenleme yapıyorsunuz. Peki arkadaşlar, Zonguldak’ta hayatını kaybeden ve 3 Haziranda yakınları Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen -Zonguldak’ta, Kozlu’da hayatını kaybeden- işçi kardeşlerimiz için ne yapacaksınız? Niçin onları bu kapsam içerisine almıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA ÇAM (Devamla) – Evet, Soma’yı bu kapsam içerisine almak güzel bir şey ama 1983 yılında, Türkiye’deki maden kazalarında, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz ne olacak?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çam.

MUSA ÇAM (Devamla) – Böyle bir çifte standart olabilir mi arkadaşlar? Bunu kabul etmek mümkün müdür? Bununla ilgili önergelerimizi Plan ve Bütçe Komisyonunda verdik, reddettiler. İktidarınız döneminde 12 bine yakın insan iş hayatında iş kazalarında hayatlarını kaybettiler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Çam, yıllarca sendikacılık yaptın, ne yaptın bu insanlara?

MUSA ÇAM (Devamla) – Onların da bu kapsam içerisine alınması gerekiyor diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çam.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşuyorsun, burada konuşuyorsun, sadece konuşuyorsun. Ne yaptınız bunlara?

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora.

Buyurunuz.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Torba tasarı, kamuoyuna servis edilişi bakımından, Soma’da henüz iki ay önce meydana gelen, ülkenin yaşadığı en büyük maden facialarından biri olan ve 301 madenci işçinin yaşamını yitirmesiyle neticelenen iş cinayetlerinden sonra, Hükûmetin yoğun bir baskı altında kalması ve bu felaketteki sorumluluğunu gizleyebilmek için yaptığı bir düzenleme şeklindedir. Tasarıya, medya aracılığıyla “cumhuriyet tarihinin en büyük affı” şeklinde duyurulan, Maliye Bakanlığına intikal eden borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemenin de eklenmesi sonucu, AK PARTİ, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi, popülist siyasetinin parçası olan, seçim yatırımı olarak değerlendirdiğimiz ve tasarıda yer alan, büyük çoğunluğu yurttaşların aleyhine olan düzenlemeleri gölgelemeyi esas almıştır.

Değerli milletvekilleri, yasama usulü açısından AK PARTİ’nin torba düzenlemeleri Meclise sunması ve her defasında, birbiriyle alakalı olmayan ve müstakil bir yasa tasarısı niteliğinde olmayan düzenlemeleri önümüze getirmesi, Komisyon ve Genel Kurul çalışmaları esnasında da çoğunluğu üzerinden alakasız kanunlarda son dakika önerge değişiklikleriyle bir dayatmada bulunması, AK PARTİ’nin yurttaşların hakkını, hukukunu belirleyen yasama faaliyetine ne denli ciddiyetsiz yaklaştığını gözler önüne sermektedir.

Ayrıca, Hükûmet, taşeronluğu kaldıracak bir irade göstermenin aksine, Soma işçi kıyımının yaşanmasının asli nedeni olan taşeron uygulamasını devam ettirecek ve yaygınlaştıracak olan düzenlemeleri sorumsuzca Soma’ya ilişkin düzenlemelerle birlikte tasarıya eklemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı, Soma gibi karşımıza çıkacak nice işçi kıyımının asıl müsebbibi olan neoliberal iktisadi politikaların yarattığı aşırı kâr hırsının araçları olan emek sömürüsü, güvencesiz çalışma ve taşeron uygulamalarını kaldırmadığı gibi, maden işçilerinin temel haklarını da bir lütuf gibi göstermeye ve AK PARTİ’nin bunu siyasi bir propaganda aracı hâline getirmesine neden olmuştur. AK PARTİ’nin yerel siyasetini tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre dizayn etmesi sonucu bu ülkenin emekçileri neoliberal kamusal dönüşümler ve buna göre şekillendirilen yasal mevzuat karşısında, sermayeye karşı bir bütün olarak savunmasız bırakılmıştır.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ döneminde hayatını kaybeden 13 bini aşkın emekçinin başına gelen iş kazalarının yaklaşık yüzde 90’ının önlenebilir kazalar olduğu bu konunun uzmanları tarafından defalarca ifade edilmiştir. İstihdam rejiminin esnekleşmesi ve bu alanların sermayenin insafına terk edilmesi, bugün içinde bulunduğumuz işçi katliamlarına zemin hazırlayan temel koşullar hâline gelmiştir. Yaşanan bunca acı deneyime rağmen önlem almayan AK PARTİ Hükûmeti, Soma’da yaşanan işçi kıyımı sonrasındaki tutum ve açıklamalarında “işçi güvenliği” kavramına yoğunlaşmak yerine “fıtrat” kavramına yoğunlaşmayı daha bilimsel görmüştür. Bugüne kadar uygulanan ve bir AK PARTİ buluşu olan, iş güvenliğini izlemeye yetkili kişilerin istihdamının işletmeci tarafından sağlanması tam bir işgüzarlıktır. Bir çalışanın patronunu denetleyebilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Denetleme mekanizmalarının konunun uzmanı olan bağımsız kişilerden oluşması gerekmektedir.

Maden işçilerini de kapsayan yer altında çalışan işçilerin çalışma süreleri tasarının 7’nci maddesiyle düzenlenmektedir. Maddeyle İş Kanunu’nun 63’üncü maddesinin birinci fıkrasına “Yer altı işlerinde çalışan işçiler için yer altındaki çalışma süresi haftada otuz altı saat olup günlük altı saatten fazla olamaz.” ibaresi eklenmiş ancak maden işçilerinin genel olarak çalışma süresi haftalık kırk beş saat olarak kalmıştır. Patronların maden işçilerine iki saat eğitim, madene iniş çıkış, vardiya değişimi, yer üstünde kimi işlerde çalıştırma istemleri kabul edilmiş, maden işçisine Soma katliamı sonrası kamuoyuna duyurulan altı saatlik çalışma müjdesinin gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, tasarının 14’üncü ve 17’nci maddelerindeki düzenlemelerle, henüz tümüyle bile yürürlüğe girmemiş olan 6331 sayılı Yasa’da yeni istisnalar yaratılmakta, dolaylı yoldan yasa işlemez hâle getirilmeye çalışılmaktadır. İş güvenliği uzmanları ile iş yeri hekimlerinin bağımsızlığının gözetilmemiş olması, yasanın uygulanmasındaki en önemli sorunlardandır. İş güvenliği uzmanları ile iş yeri hekimlerinin iş güvencesi açısından kuvvetlendirici hükümlere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda iş yeri sendika temsilcisinin güvencesiyle paralellik kurulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Yasanın uygulanmasının takibinde görevli iş müfettişlerinin bağımsız bir kuruluşta temsil edilmemesi, İş Teftiş Kurulunun özerk bir yapı yerine Bakanlık birimi olması da teftişte siyasi müdahale imkânı bırakmaktadır.

Değerli milletvekilleri, torba tasarının 16’ncı maddesinde yer alan düzenlemeyle İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 2’nci maddesinde değişiklik yapılarak, uluslararası deniz yolu ve hava yolu taşımacılığı yapan araçların seyrüsefer hâllerinde kanundan muaf tutulması amaçlanmaktadır. Yeni düzenlemeyle, uluslararası deniz yolu ve hava yolu taşımacılığı yapan araçların seferleri kapsam dışına çıkarılmaktadır. Bu yaklaşımın gerekçesi olarak, bu faaliyetlerin tabi olduğu uluslararası sözleşmelerin bulunduğu öne sürülmektedir. Çerçeve Direktif’in istisnaları içinde yer almayan ve her yıl yüzlerce gemi adamının da iş kazasına maruz kaldığı bu sektörlerin kapsam dışına çıkarılması durumunda, belirtilen sektörlerin artık teftişi de yapılamayacaktır. Uluslararası sözleşmelerin gerekli olan hususları karşılaması durumunda, zaten istisna dışına çıkarılmaya da gerek olmayacaktır. Oysaki gerekçede de yer aldığı üzere, asıl amaç, sektörün rekabette korunmasıdır, “Rekabet sürsün, işçiler ölseler de olur.” denilmek istenmektedir.

Tasarının 12’nci ve diğer maddeleri, AK PARTİ Hükûmetinin muvazaa korkusunu gözler önüne sermektedir. Kamunun personel ihtiyacını karşılamayan, kamu kurum ve kuruluşları ile işletmelerini taşeronlaştırmaya teşvik eden muvazaa kararlarını uygulamayarak kanun dışı taşeronlaştırmayı destekleyen Hükûmet, Anayasa’ya aykırı biçimde uygulamamakta ısrar ettiği muvazaa kararlarının benzerlerinin oluşmaması için tasarıda detaylı düzenlemelere yer vermiştir.

Tasarının 14’üncü maddesiyle, toplu iş sözleşmesi özerkliğine, Anayasa’ya ve Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı düzenlemeler getirilmekte, taşeron işçilerin örgütlenmesinin önündeki engeller de kaldırılmamaktadır.

Öte yandan, özel bir şirket adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin Kamu İşverenleri Sendikası tarafından yürütülmesi, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile toplu pazarlık hakkının temel ilkelerine de aykırıdır. Bu yasa maddelerine rağmen, taşeron şirketler işçilerin haklarını ihlal etmekte, kamu kurumları başta olmak üzere, asıl işverenler ise yasal sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

Sonuç olarak tasarı, işçilerin zaten var olan ancak kamu ve taşeron şirketler tarafından ihlal edilen haklarının daha açık biçimde düzenlenmesinden öteye gitmemekte, işçilere yeni bir hak getirmemektedir. AK PARTİ Hükûmeti, bu düzenlemelerle ölümü gösterdiği taşeron işçileri sıtmaya razı etmeye çalışmakta, medya aracılığıyla yaratılan sanal müjde nidalarıyla taşeron işçilere yeni haklar getiriyor imajı çizmeye çalışmaktadır. Bir başka deyişle, AK PARTİ Hükûmeti, birkaç makyajla taşeron işçilerin sorunlarını çözüyor görünmeye çalışmaktadır. Oysa, bu sorunların kaynağı, işçilerin haklarının ihlal edilmesinin asıl nedeni taşeronlaştırmanın bizatihi kendisidir.

Bu duygularla, tekrar, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 00.38

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, gruplar adına, birinci bölümde söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Uğur Aydemir’de.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, Soma faciasında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, mekânları cennet olsun diyorum.

13 Mayıs 2014 Salı günü, Manisa’mızın Soma ilçesinde, maden sahasında bir kaza meydana geldi. Soma’da elle tutulur, gözle görülür, kalbimizin en derinlerinde hissettiğimiz somut bir acı yaşadık. İnşallah Rabb’im bizlere ve hiçbir ülkeye böyle büyük bir acı, böyle büyük iş kazası bir daha yaşatmasın. Her acı olayda olduğu gibi bu olayda da büyük bir millet olmanın vasfını ortaya koyduk, birbirimize kenetlenerek acıları yüreğimizde hissettik ve acıları paylaşarak kardeşlerimizin acılarını azaltmaya çalıştık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maden kazası olduğu andan itibaren, Hükûmetimiz, devletimizin bütün organlarıyla Soma’da maddi manevi bütün imkânları seferber etmiştir. Psikososyal destek programlarından ayni ve nakdî yardımların hemen yapılmasına kadar tam bir koordine içinde hareket edilmiştir. Sosyal ve psikolojik destek sağlayacak 300 kişilik bir ekip oluşturulmuş ve bu yapılırken Soma’da hayatını kaybeden kardeşlerimizin ailelerinin her bir ferdiyle ayrı ayrı ilgilenilmiştir. Evlerde psikososyal destek verilmiştir. Bu ev ziyaretlerinde, nakdî anlamda sıkıntıları tespit edilmiş ailelere kazanın 2’nci gününden itibaren acil yardım olarak hane başına 1.000 Türk lirası ödenmiştir. Bunun yanında iaşe paketi, yemek ve kumanya destekleri dağıtılmıştır.

Soma’da maden kazasından hemen sonra, hayatını kaybeden madencilerimizin ailelerine sosyal güvenlik haklarının en kısa zamanda teslim edilmesi konusunda gerekli çalışmalar tamamlanarak 301 madencimizin 234’ünün 632 hak sahibine ölüm geliri ve ölüm aylığı bağlama işlemleri tamamlanmıştır. Ölüm aylığı bağlanamayan 67 kardeşimizin aylıkları ise inşallah görüşmekte olduğumuz bu tasarıda yer alan maddeler sayesinde gerçekleşecektir.

Bu tasarının yasalaşması hâlinde, hayatını kaybeden madencilerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan her türlü borçları silinecektir. Ölüm aylığı için gerekli olan “beş yıl sigortalılık” ve “dokuz yüz gün prim ödeme” şartı kaldırılarak hayatını kaybeden madencilerin yakınlarına ölüm aylığı bağlanacaktır. Madencilerin yakınlarından birisi, eş ve çocuklardan birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerden birisi kamuda istihdam edilecektir. Bunun yanı sıra, madenci kardeşlerimizin yasal mirasçılarına konut tahsis edilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından bedelleri karşılanarak konut yaptırılması ve bu konutların madencilerin mirasçılarına kurayla, bedelsiz olarak verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, gelecekte sabit bir gelir kaynağı oluşturmak üzere 2’nci bir konut daha verilecektir.

Bütün bunların yanında, kazanın meydana geldiği Eynez işletmesinde şehit olan 301 madencimizin 630 yakınına ve hâlen o işletmenin sigortalısı olan 2.640 madencimize altı ay boyunca son aldıkları net ücretleri kadar ücretin ödemesi bu hafta içerisinde, cuma gününe kadar, İŞKUR tarafından yapılacaktır.

Ayrıca, Soma bölgesinde bulunan ve faaliyetleri Çalışma Bakanlığımızca durdurulan Eynez, Atabacası ve Işıklar maden işletmelerinde çalışan toplam 5.522 madencimize üç ay boyunca eğer işveren ücretlerini ödeyemezse ücretler de İŞKUR tarafından ödenecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletçe hepimizi hüzne boğan 301 işçi kardeşimizin hayatını kaybettiği Soma maden faciasının üzerinden iki ay gibi bir süre geçti. Soma’da, ülkemizde ciddi bir millî dayanışma örneğine tanık olduk. İnsanımızın hayırseverliği sayesinde yardım hesabında toplanan miktar 46,5 milyon liraya ulaşmıştır. Hayatını kaybeden 301 işçimizin ailelerine 154.450’şer lira olarak paylaştırılacaktır yani yakınlarını kaybeden her bir aileye 154.450 lira ödeme yapılacaktır.

Ayrıca, bu elim olayda hayatını kaybeden kardeşlerimiz geride bize emanet olarak 434 evlat bırakmışlardır. Bunların arasında eğitim çağında olan veya gelecekte eğitim alacak olan 389 çocuğumuz ve gencimiz bulunuyor. Bu çocuklarımıza eğitim hayatları boyunca, Millî Eğitim Bakanlığımız koordinasyonunda, vakıf ve derneklerimiz tarafından burs sağlanacak, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ihtiyaç hâlinde bu çocuklarımıza burs ve yurt konusunda da öncelik tanıyacaktır.

Bu yasa tasarısıyla birlikte, maden sektöründe çalışan tüm işçilerimizi ilgilendiren düzenlemeler de getiriyoruz. Bundan sonra linyit ve taş kömürü çıkaran madencilere ödenecek ücret miktarı asgari ücretin 2 katından az olamayacaktır.

Ayrıca, 55 olan emeklilik yaşı da 50’ye indirilecektir. Bu durumda, mevcut koşullarda yıpranmayla 48,5 yaşında emekli olan bir madenci kardeşim, 43,5 yaşında, inşallah, emekli olabilecektir.

Mevcut mevzuata göre, çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Biz, yaptığımız bu düzenlemeyle beraber madenciler için yer altında çalışma süresini haftalık otuz altı, günlük ise altı saatle sınırlandırıyoruz. Zorunlu ve olağanüstü hâller dışında yer altında çalışan madencilere fazla çalışma yaptırılamayacaktır. Zorunlu ve olağanüstü hâllerde yapılacak fazla çalışma için ise saat başı ücret normal ücretin yüzde 100’ünden az olamayacaktır.

Bunun yanı sıra, maden sektöründe çalışan tüm işçiler için, çalışılmayan günler de çalışılmış gibi yıpranmaya yani fiilî hizmet süresi zammına dâhil edilecektir. Maden yer altı işlerinde çalışanların hafta tatili, genel tatil, ulusal bayram, yıllık izin, sıhhi izin, eğitim, kurs, iş öncesi ve sonrası hazırlık süreleri de yer altında çalışıyormuş gibi SGK’ya bildirilecek, bu süreler de yıpranmaya dâhil edilecektir.

Yer altı işlerinde çalışan işçilerimizin işten çıkarılmasını keyfî bir durumdan da çıkarıyoruz. Çalışanın işten çıkarılması, durumu, kıdemi ne olursa olsun gerekçesiz olmayacak, böylece iş güvencesi güçlendirilmiş olacaktır. Mevzuatımıza göre işe girdikten altı ay sonra başlayan iş güvencesi, madencilerimiz için şu andan itibaren işe girdiği andan itibaren başlamış olacaktır. Ayrıca, yer altında çalışan işçiler için yıllık izin süreleri dört gün arttırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarımızla beraber taşeronlarımıza da işçilerimize de yönelik ciddi düzenlemeler yapıyoruz. Asıl işveren, taşeron çalışmasının neticesi olarak ücretini alamayan çalışanların ücretlerinin alt işveren tarafından ödenip ödenmediği ve varsa ödenmeyen miktarı taşeron firmanın hak edişinden keserek işçilerin banka hesaplarına yatırmakla yükümlü tutulmuş ve maaş ödemesi de garanti altına alınmıştır. Ayrıca, işçinin bağlı çalıştığı taşeron firma değişse bile işçi aynı işyerinde çalışmaya devam ediyorsa izin süreleri, alt işveren değişmemiş gibi daha önceki çalışmaları dikkate alınarak hesaplanacaktır. Ayrıca, taşeronlara da örgütlenme hakkı getirmiş bulunuyoruz bu tasarıyla beraber.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on iki yıldır, iktidarımız süresince, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda, zamanın gereksinimlerine cevap veren reform niteliğinde birçok düzenlemeye imza attık, inanıyorum ki çizdiği hedeflerine koşan yeni Türkiye’de daha nice başarılara imza atmaya ve bunun haklı gururunu milletimize yaşatmaya devam edeceğiz.

Sözlerime son verirken bu yasa tasarısının vatanımıza, milletimize hayırlar getirmesini diliyor, bir kez daha yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydemir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay şahsı adına da konuşacağından kendisine on beş dakika süre veriyorum, ikisini birleştirdik.

Buyurunuz Sayın Akçay.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği üzere, bu görüştüğümüz tasarının, 13 Mayısta Soma’da meydana gelen bu elim maden faciası üzerine ve maden çalışmalarında, maden işletmelerinde maden işçilerinin sorunlarını çözmek ve bu facianın mümkün olduğunca yaralarını sarmak amacıyla ve çalışanların şartlarını iyileştirmek amacıyla hazırlandığı kamuoyuna iktidar tarafından deklare edilmişti ve aynı zamanda maden işçilerine verilen sözlerin yerine getirileceği ifade edilmişti.

Şimdi, bu kanun tasarısı 30 Mayısta Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu, 4 Hazirandan itibaren de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri başladı ve 11 Temmuzda üst Komisyon çalışmaları da tamamlandı. 61 madde olarak gelen, Genel Kurulda geçici maddelerle birlikte toplam 153 maddeye ulaşan bir torba tasarıyı görüşüyoruz.

Sözlerimin başında ifade etmek isterim ki bu torba tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugüne kadar görüşülen torba tasarılar içerisinde usul bakımından da, bazı maddeleri itibarıyla esas bakımından da en berbat tasarılardan birisidir. Âdeta bir facia yaşanmıştır; bir yasama süreci faciası, bir hukuk faciası. Ne Anayasa dinlenmiştir ne İç Tüzük dinlenmiştir ne teamüller, gelenekler dinlenmiştir ve hatta, bütün temel insan hakları bile ihlal edilerek dayatmayla bir yasama süreci geçirilmiştir. Artık öyle bir şey açığa çıktı ki 13 Mayıstan beri, Türkiye, dayıbaşı sistemini, taşeron sistemini konuşuyor ve dayıbaşı, taşeron sistemi de komisyonlara ve Genel Kurula âdeta sirayet etmiştir. Maalesef, bunu söylemek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, birbiriyle alakasız, karman çorman bütün maddeler bu tasarıda aynı torbanın içerisine konulmuş. Konulan bu kuralların açık, ulaşılabilir, öngörülebilir, belli, bütüncül bir anlayışla hiçbir alakası yok; düzenleyici etki analizi yok. 5018 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde öngörülen hesaplamalar yapılmamış. Hesapsız kitapsız bir düzenleme plansız ve programsız geldi. 8 ayrı ihtisas komisyonunda görüşülmesi gerekiyordu, görüşülmedi. 144 sayılı ILO sözleşmelerine göre sosyal diyaloğa aykırı hazırlandı. Ekonomik ve Sosyal Konseyde görüşülmedi. Zaman zaman kavgaya varan gerilimler yaşandı. Ve sadece Hükûmet ve bürokrasi tarafından hazırlanan, Komisyonun çok değerli iktidar partisi milletvekillerince de sadece imzalanan bir tasarı. Ve Komisyon safahatında da -bilinçli mi bilemiyorum ancak- hangi madde görüşülüyorsa o maddeyle hiç alakası olmayan bir sayın bakan ilgili bakanı Komisyonda temsil etti. Bu da gerçekten hiç de doğru olmadı.

Şimdi, gelelim Soma’yla ilgili düzenlemelere değerli arkadaşlar. Tasarıda yer alan Soma, madenler ve maden çalışanlarıyla ilgili maddelerin tasarıdan ayrıştırılmasını ısrarla, defaatle Genel Kurul safahatında dahi dile getirdik ancak anlaşılmaz bir tutumla bu ısrarlı talepler yankı bulmadı. Bunun da sebebini biliyoruz. Tabii, içerisinde sayısı 5-6’yı bulabilecek bazı melun maddeler var ki onlara göstereceğimiz direnci yarın seçim mitinglerinde Sayın Başbakanın veya iktidar partisi yetkililerinin olumlu bazı maddeleri de sayarak “Efendim, bak işte, muhalefet bunları engellemeye çalışıyor.” diyerek bir zülüf perdeleme yapacağı anlaşılıyor.

Soma'da maden kazasından sonra, Başbakan başta olmak üzere, bazı sayın bakanlar ve iktidar partisinin bazı sayın sözcüleri bazı sözler vermişti. Tekrar hatırlatmakta fayda var. Yer altı maden ocaklarının güvenli hâle getirileceği ve kimsenin işten çıkarılmayacağı sözü verildi. Peki, bu söz yerine getirildi mi, şu an itibarıyla maden ocakları güvenli hâlde mi? Değil. Bu söz yerine getirilmedi. Kimsenin işten çıkartılmayacağı; bunun garantisi hâlâ yok, işçi, gönderilen ihtarnamelerle tehdit altında, yarın ne olacağını kimse bilemiyor. Yer altı çalışanlarının mali ve sosyal haklarının iyileştirileceği; bunun da nasıl sulandırıldığını biraz sonra hep birlikte göreceğiz. Yer altı çalışanlarına erken emeklilik hakkı verileceği, maaşların en az 2.000 lira olacağı, 6 maaş ikramiye verileceği, çalışma süresinin altı saat olacağı, TOKİ’den ev verileceği yönünde sözler verildi.

Değerli arkadaşlar, bu sözlerin çok önemli bir kısmı sulandırılarak ve âdeta kandırılarak bir şeyler yapılıyor. Örnek vereceğim. Sayın Recai Berber burada konuşma yaparken dikkatle dinledim. Ne demişti Başbakan? “Maaşlar 2 bin liradan az olmayacak, yılda 6 ikramiye verilecek.” Sayın Berber, burada, sanki “6 maaş ikramiye yerine 2 asgari ücretle bunu telafi ediyoruz.” diyor. Ya, ikisi birden verilecek, hem 2 bin lira maaş hem 6 maaş ikramiye. Siz kimi kandırıyorsunuz? 1 çocuğu olan bir maden işçisinin net alacağı asgari ücret tutarı 891 lira, 2 asgari ücret tutarı 1.782 lira. Başbakan kaç lira dedi? 2 bin lira. Biz kaç lira diyoruz? Önergelerimiz gelecek arkadaşlar. En az 3 asgari ücret tutarında diyoruz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - “5” de ya. “5” de, ne olacak?

ERKAN AKÇAY (Devamla) – “5” değil Sayın Kacır. Neden “5” demiyoruz? Makulü diyoruz. Lütfen, izah edeceğim… Şunun için diyoruz: Çünkü bugün Türkiye Kömür İşletmelerinde, Ege Linyitleri İşletmelerinde yani kamuda çalışan bir maden işçisinin aldığı fiilî ücret aşağı yukarı asgari ücretin 3 katına tekabül ettiği için. Yani, böyle bir mantık bu; yoksa siz rica etseniz bizden, “4” diye önerseniz biz vermeyiz onu, makul ve mantıklı olanı veriyoruz. Şimdi, bu 6 maaş ikramiye yok.

Ondan sonra “altı saat çalışma” dendi -otuz altı saat- gayet güzeldi alt komisyona geldiğinde fakat sonradan maden firmaları iktidar üzerinde büyük bir baskı ve lobi oluşturarak sulandırdılar, dediler ki: “Fiilen çalışılan.” Yani, kazma sallanmaya başlanıp kazmanın bırakılacağı saat olarak sayılınca -Anadolu’da bir söz var “Anan anan, kadın anan.” derler yani değişen bir şey yoktur- fiilen aynı durum devam ediyor anlamı gelmektedir; yedi buçuk, sekiz saat. Zaten Gördes’ten dahi Soma’ya servisle, o külüstür otobüslerle iki saat yol giden işçiler var; bunlar on iki, on üç saat zamanını sadece madene ayırıyorlar. Bu da sulandırılmıştır.

TOKİ’den ev verileceği ifade edildi. Şimdi, “2 ev verilecek.” deniliyor. Seviniyoruz fakat birini filan firma, öbürünü filan firmanın vereceğini öğrendik, ona da ayrıca temas ederiz.

Gelelim taşeronluğa. Maden işçilerine, sayın bakanlar, Başbakan, Hükûmet, iktidar partisi yetkilileri, taşeronluğun kaldırılacağını, bu dayıbaşılığın kaldırılacağını söylediler. Dayıbaşılığı ağzına bile almıyor iktidar partisi. Neden almıyor acaba? Yani bu söz verildi ve AKP’nin dayıbaşılara gıkı bile çıkmıyor. Bunun sebebini ben biliyorum, onları da bu süreçlerde açıklayacağım çünkü dayıbaşı sistemiyle iç içe geçmiş Soma’daki AKP siyasi sistemi, birlikte çalışıyor da ondan. Onu da bu süreçlerde teker teker, somut olarak izah edeceğiz. Zaman ilerliyor, maalesef, keşke bir saatimiz olsa da geniş geniş anlatsak ama maddelerde de konuşacağız, Allah’ın izniyle hepsini çalışma fırsatı bulacağız.

Çalışma saatlerini ifade ettik.

Taşeronluk, hak getire, bilakis sağlamlaştırılıyor, yasal zemini sağlamlaştırılıyor. Yani Sayın Berber konuşurken ben hakikaten hayret ettim; biz otuz sekiz, kırk gün başka bir kanun tasarısı mı görüştük diye bir an endişe de geçirdim, acaba biz mi yanılıyoruz dedim. Âdeta taşeronluğu kaldırmışlar gibi konuşuldu. Zaten genel gerekçesinde de var ve Sayın Bakan da “Efendim, bu 1936’dan beri devam ediyor.” diyor. Çok teşekkür ediyorum 1936’yı referans aldığınız için ama bu 1936 referansı sizi kurtarmaz. Alabildiğine yaygınlaştırılan, yüz binleri aşıp milyonları bulan bir taşeron sistemi.

Gelelim emeklilik sistemine. 2008 öncesine dönüleceği umudu verildi. Somalı maden işçilerinin beklentisi 2008 öncesi uygulamadır. Kısmi bir iyileştirme var yani, bunu ifade etmek gerekir ancak doğru olan 2008 öncesiydi. Buna ilişkin önergelerimiz de var. Normal olan, özellikle yer altı maden işçiliğinde, kömür işçiliğinde yaş şartını kaldırıp prim gün mecburiyetini getirmekte fayda var. Bunda da makul olanın -bizim önergemiz de o şekilde- 4 bin iş günü olduğunu ifade ediyoruz.

Önemli gördüğümüz bir diğer düzenleme de değerli arkadaşlar, kazadan, faciadan zarar gören, hayatını kaybeden maden işçilerinin ailelerinden 1 kişiye kamuda istihdam hakkı veriliyor. Ancak, tabii, Soma dışında daha önceden yaşanan maden kazalarında hayatını kaybeden vatandaşlarımız da haklı olarak feryat ediyor bunun eşit ve adil bir durum olmadığı konusunda. Mutlaka bu düzenlemenin de yapılması gerekir. Tasarının ilk görüşülmeye başlandığı 4 Haziranda Zonguldak’tan, Bartın’dan ve diğer yerlerden pek çok vatandaşımız tasarıya yönelik tepkilerini sırf bu nedene dayandırdılar ki haklılardır. İlk fırsatta bunu genele teşmil ederek daha adil bir yaklaşım sergilemek gerekir. 1 işçi evet, olumludur fakat 2 kişinin istihdam edilmesinde de büyük fayda var. Biliyorsunuz, Soma kırsal kesim bölgesi, maden işçileri tarımdan kopan insanlar ve tamamı da sadece kendi çekirdek ailesini değil anne babasını, hatta kayınpederini, kayınvalidesini de birlikte geçindiren insanlar. Bunların üretimden kopması, çalışmaması çok ciddi bir ekonomik yıkıma da yol açıyor. O nedenle, bu iş hakkından birinin uygun olursa eşe veya çocuğuna, diğerinin ana, baba veya kardeşlerinden birine verilmesini bir sosyal politika olarak daha uygun görüyoruz. Tabii, bazı vicdanlar bunu kabul etmeyebilir, dalgasını geçebilir ama biz bunda samimi ve ısrarcıyız.

Bir de Eynez Maden Ocağında, yer altında, kazadan yaralı veya sağ kurtulan işçilerimizin durumları var. Bunu da Hükûmetin dikkatlerden uzak tutmaması gerekir. O 301 arkadaşının cenazesiyle, naaşıyla saatlerce baş başa kalıp o acıları, o ızdırabı yaşayan işçilerin bir daha yer altında çalışma şansı yoktur değerli arkadaşlar. Bu işçilerimizin de ama yer üstü ama başka alanlarda istihdam edilme mecburiyeti vardır.

Diğer hususları da bundan sonraki konuşmalarımızda dile getirmek üzere hepinize saygılar sunuyorum, iyi geceler diliyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Şahıslar adına son söz Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’e aittir.

Buyurunuz Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on bir buçuk saattir burada çalışıyoruz. Acaba on bir buçuk saattir niye çalışıyoruz arkadaşlar? Bir kanun getirmişler, kanundan başka her şeye benziyor, tasarıya benzemiyor. Meclis Başkanı görevini yapmıyor, Komisyon Başkanı yapmıyor, Hükûmet adına konuşanlar şey etmiyor. Biraz önce Komisyon Başkanını dinledik, hep yalan söylüyor, diyor ki: “Bu meralar yalnız Soma’da inşaat alanına açılıyor.” Aç bakalım 115’inci maddede “Soma” lafı var mı?

Değerli arkadaşlar, ben anladım yani düşündüm, acaba bu AKP’liler, daha bu kadar zaman geçti, niye şimdi vergi affını getirdiler? Biliyorsunuz, 87 katrilyon lira bu tasarıyla vergi affı getiriliyor. Şimdi, Tayyip, Cumhurbaşkanı adayı. Şimdi, neden kavuşturmak istiyorlar? Şimdi, Tayyip hesap açmış bankaya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Saygılı ol!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Saygılı ol Kamer Bey, saygılı ol!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yeniden SSK yapıyorlar. Şimdi, diyecek ki: “Hele getirin bakalım, senin vergini affedeceğiz ama Tayyip’in hesabına bir para yatır bakalım.” Biz bunları biliyoruz arkadaş yani sizin imar aflarınızla geçmişte TÜRGEV’e ne şartlarla birtakım bağışlarda bulunulduğunu bilmiyor muyuz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen oğlunun arsalarına gel, oğlunun arsalarına.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, demek ki arkadaşlar, o kadar çok büyük menfaat var ki bu işte yani…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun arsalarına gel, oğlunun arsalarına.

KAMER GENÇ (Devamla) – …o kadar büyük menfaatler var ki bu insanları bu kadar işkenceyle çalıştırıyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun arsalarından bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu, şimdi, durup dururken şu memlekette, sene sonuna geliyoruz, Cumhurbaşkanı seçimi var, normal olarak Cumhurbaşkanı seçim takvimi başlamış, herkesin gidip çalışması lazım ama Tayyip Erdoğan, tabii, devletin bütün imkânlarından yararlanıyor, bütün televizyonlar ona çalışıyor. Eğer siz dürüstseniz, şimdi Tayyip de dürüstse kendi hesabına kim ne para yatırmışsa açıklasın.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Doğru konuş, saygılı ol, saygılı!

KAMER GENÇ (Devamla) – Eğer bu vergi affı çıktıktan sonra kendi hesabına büyük paralar yatırılmadıysa ben o zaman derim ki: Arkadaş, ben özür dilerim, ama açıklamayacaktır.

Şimdi, arkadaşlar, niye bu kanun geldi, yani bu kanun üzerinde bu kadar ısrar ediyorsunuz? Burada önemli olan birincisi, yargı denetimini ortadan kaldırıyorsunuz. İşte, 100’üncü maddede ne diyor? Anayasa’ya göre yürütmenin durdurma kararı verilebilmesi için, Anayasa’nın 125’inci maddesine göre idari işlemin açıkça kanuna aykırı olması ve buradan doğan zararın telafisinin imkânsız hâle gelmesi...” Kamu hizmetleriyle ilgili bir madde getirmişsiniz “Efendim, kamu hizmetleriyle ilgili verilen işlemlerde telafisi imkânsız zarar olmaz.” diyorsunuz. Şimdi -tabii, zamanımız o kadar dar ki- o öyle olunca otomatikman yürütmenin durdurulmasını kaldırıyorsunuz, mahkeme kararını uygulamayan kişilere ondan sonra cezai ve hukuki sorumluluğu kaldırıyorsunuz yani yargıyı yok ediyorsunuz. Peki, siz burada milletvekilliğine başlarken namusunuz ve şerefiniz üzerine Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağınıza yemin ettiniz. Bu namus ve şeref nerede kaldı arkadaşlar?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Doğru konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Arkadaşlar, tabii, bunun arkasındaki en büyük şeylerden biri de özelleştirmeyle –yargının- verilen ve geri alınması gereken birtakım yerler var. Mehmet Cengiz’e Seydişehir Alüminyum Tesislerini, 7 milyar dolara mal olan bir şeyi 340 milyon dolara verdiniz, 1,5 milyar dolara mal olan Oymapınar Barajı’nı bedava verdiniz. Danıştay burada yürütmenin durdurulması kararını verdi, iptal kararını verdi. E, şimdi, Mehmet Cengiz sizin Tayyip’in en yakın arkadaşı.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ya, doğru konuş, saygılı ol Başbakana!

KAMER GENÇ (Devamla) – En büyük ihaleleri alan o, İstanbul havaalanı ihalesini alan o.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başbakana saygılı ol, Başbakana!

KAMER GENÇ (Devamla) – Evvelsi gün bir vatandaş bana telefon ediyor, diyor ki: “Beyefendi, biz burada öyle kötü şartlarda çalışıyoruz ki…” Arkadaşlar, geçen gün bir işçi dozerle bataklığa batmış ve kaybolmuş, ölmüş.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede olmuş o ya? Kamer, nerede olmuş bu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, basına söyledim, kimse yazmıyor. “O kadar açız, anormal şartlarda çalışıyoruz.” diyor. Türkiye’de hukuk yok. Siz yaptığınız yeminlere şey etmiyorsunuz.

Ayrıca da Özelleştirme İdaresinin verdiği iptal davalarında o kadar büyük yolsuzluk, soygun var ki devletin en kıymetli arazilerini Tayyip Erdoğan getirdi, en yakınlarına verdi -bunların hepsini tek tek saymam mümkün değil- birçoğunda iptal, yürütmenin durdurulması kararı verildi. Şimdi, bunu getiriyorsunuz, onu şey ediyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen oğlunun arsalarından bahset, oğlunun.

KAMER GENÇ (Devamla) – İşte bu kanun çıktıktan sonra Tayyip gidecek “Hele gelin bakalım, siz bu kadar malımızı aldınız, mülkümüzü, getirin, bizim hesaba bir bağışta bulunun.” diyeceksiniz. İşte bunu onun için kavuşturmak istiyorsunuz yoksa ne gerek var ya? Biz tatilden sonra gelelim, bunu çalışalım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan, hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) – Tabii, o kadar çok usulsüzlük var ki insanlarda ar olmayınca, edep olmayınca, utanma duygusu olmayınca her şey yapabilir arkadaşlar. Yani biz her gün burada gelip…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sende var mı utanma duygusu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan, hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) – …bu lafları söylemekten utanıyoruz ya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) – Sizin yolsuzluklarınızı dile getirmekten utanıyoruz ama siz yolsuzluk yapmaktan bir türlü hâlâ utanç duymadınız. Böyle bir şey olur arkadaşlar?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, böyle bir şey olmaz. Böyle bir memleket olmaz. Tamam mı?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine, düzgün konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, sana ne oturup oturmayacağım…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sana ne be! Hayır, sana ne!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine.

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır, oturmuyorum.

BAŞKAN – 639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hadi gel beni oturt o zaman.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun arsalarından bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi efendim…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun arsalarından bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) – Kim oluyor bunlar bana şey ediyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi yürü, otur! Hadi yürü!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bir defa sizin yerinizde… Bakın, böyle bir olayla karşı karşıya kalacaksınız ki bu defa toplum içinde gezemeyeceksiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan! Hadi oradan! Yürü!

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.33

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 01.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

639 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun görüşmelerinin devamı hususunda İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Bölüm görüşmelerinin devam etmesini İç Tüzük 72’nci madde uyarınca arz ederim.

                                                                                                                                    Oktay Vural

                                                                                                                                         İzmir

                                                                                                                          MHP Grup Başkan Vekili

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Seçer, Sayın Çam, Sayın Ören, Sayın Demiröz, Sayın Tanal, Sayın Özel, Sayın Atıcı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Sarı, Sayın Yalçınkaya, Sayın Çetin, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Özgümüş, Sayın Çelebi, Sayın Türeli, Sayın Köktürk, Sayın Haberal, Sayın Öğüt, Sayın Toprak.

Evet, yoklamayı başlatıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 13 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in; Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 5 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 3 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 4 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adana Milletvekili Turgay Develi'nin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Binnaz Toprak'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin'in; İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; İstanbul Milletvekilleri Aydın Ağan Ayaydın ve Ercan Cengiz'in; Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Ankara Milletvekili Levent Gök'ün; Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 1 Milletvekilinin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Musa Çam'ın; Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna'nın; İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Mahmut Tanal'ın; Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Mersin Milletvekili Ali Öz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 3 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 34 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile 20 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin; Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in; Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Manisa Milletvekili Özgür Özel'in; Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile 8 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın; Manisa Milletvekili Hasan Ören’in; Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ve Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ile 37 Milletvekilinin; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/931, 2/115, 2/139, 2/158, 2/195, 2/282, 2/297, 2/298, 2/324, 2/368, 2/399, 2/434, 2/439, 2/453, 2/524, 2/528, 2/555, 2/601, 2/640, 2/689, 2/691, 2/798, 2/885, 2/896, 2/944, 2/1019, 2/1063, 2/1103, 2/1131, 2/1156, 2/1200, 2/1202, 2/1203, 2/1217, 2/1222, 2/1227, 2/1236, 2/1242, 2/1245, 2/1248, 2/1258, 2/1260, 2/1301, 2/1302, 2/1345, 2/1350, 2/1364, 2/1372, 2/1383, 2/1414, 2/1422, 2/1426, 2/1431, 2/1437, 2/1442, 2/1488, 2/1496, 2/1498, 2/1506, 2/1514, 2/1516, 2/1525, 2/1540, 2/1595, 2/1652, 2/1655, 2/1657, 2/1677, 2/1688, 2/1716, 2/1747, 2/1765, 2/1775, 2/1794, 2/1797, 2/1799, 2/1808, 2/1837, 2/1869, 2/1899, 2/1906, 2/1924, 2/1932, 2/1938, 2/1954, 2/1957, 2/1963, 2/1983, 2/1997, 2/2000, 2/2032, 2/2041, 2/2051, 2/2056, 2/2057, 2/2065, 2/2069, 2/2083, 2/2146, 2/2156, 2/2158, 2/2176, 2/2178, 2/2186, 2/2187, 2/2190, 2/2191, 2/2192, 2/2198) (S. Sayısı: 639) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Soru-cevap işlemine geçiyorum.

Yoklama için isimler silindi, okuyorum:

Sayın Işık, Sayın Erdoğan, Sayın Recep Özel, Sayın Bilgin, Sayın Tanal, Sayın Yılmaz, Sayın Çelebi, Sayın İlhan Demiröz, Sayın Tunç, Sayın Oğan, Sayın Vedat Demiröz, Sayın Coşkun, Sayın Yüksel, Sayın Gök, Sayın Yurttaş, Sayın Ercoşkun, Sayın Aydın, Sayın Çetin, Sayın Genç, Sayın Türeli, Sayın Güven, Sayın Özgür Özel, Sayın Şimşek, Sayın Öğüt. Yani 24 arkadaşımız sisteme girmiş.

Sayın Işık? Yok.

Sayın Mehmet Erdoğan, buyurunuz.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu tasarıda getirilen düzenlemeyle daha önce özelleştirilen ve yargı kararıyla özelleştirilmesi iptal edilen ya da yürütmesi durdurulan hangi kuruluşlar satın alanlara peşkeş çekilecektir? Özelleştirme bedelleri güncellenecek mi, yoksa eski bedel üzerinden mi satılacak?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Recep Özel, buyurun.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, taşeron iş yerleri ve işçilere yönelik ne tür düzenlemeler yapılmaktadır bu düzenlemeyle? Taşeron işçilerin durumu bu düzenlemeyle daha mı iyiye gidecek, yoksa daha mı kötüye gidecek?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hâlâ anlamadın mı ya?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Soma maden kazası mağdurlarına yönelik ne tür düzenlemeler yapılmaktadır?

Ayrıca, son soru olarak, şu anda çalışanların ancak yüzde 10’u kıdem tazminatı alabilmektedir, yüzde 90’ı şu veya bu sebeplerle kıdem tazminatı alamamaktadır. Bu, kıdem tazminatı fonu kurulmasıyla ilgili çalışmanın önündeki engeller nedir? Bakanlık olarak ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan… (Gürültüler)

BAŞKAN – Muhteremler, soru soranın sözleri duyulmuyor. Yani isterseniz dinlemeyebilirsiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, bugün kamuda çalışan bir taşeron işçisinin devlete maliyeti ne kadardır ortalama? Bu maliyetin ne kadarı işçinin eline geçiyor? Arada buharlaşan para kimlere gidiyor? Yani öncelikle bunu öğrenmek isterim.

İki: Son on yılda hayatını kaybeden maden işçisi sayısı ne kadardır? Acaba hepsine, her aileden birer kişiye kamuda istihdam hakkı verilmesi sağlanabilir mi?

Son soru da 4/C’lilerle ilgili bir düzenleme düşünüyor musunuz bu torba yasada?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bilgin? Yok.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kamuda asıl işi temizlik olan bir firmada taşeron olarak temizlik işçisi çalışabilir mi? Eğer çalışamıyorsa -biraz önce tekrar sormuştum ben, “Çalışamaz.” demiştiniz yanılmadıysam- peki bunlar kadroya mı geçecek? Yani taşeronu kaldırıyor musunuz? Mesela şu anda Mecliste taşeronda çalışan temizlik görevlisi personel var. Bunlar, bu kanun geçtikten sonra bu Mecliste taşeronda çalışan temizlik görevlileri kadroya mı geçecek?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce, bu, yandaş sendikayla ilgili sorduğum soruya cevap vermediniz. Bu sendika konusunu tekrar soruyorum. Yani bu MEMUR-SEN’e Hükûmet olarak bir desteğiniz var mıdır? Bunların sendika değiştirme noktasındaki baskıları size gelmesine rağmen herhangi bir şey yaptınız mı? Bu turda inşallah cevaplarsınız.

İkinci bir sorum da bu, özellikle yangın mevsiminin içerisindeyiz. Yangın işçileri beş ay yirmi dokuz gün çalışıyor. Bunlar altı ay bir gün ne yapacaklar? Bunların yapacağı işlerin büyük bir bölümünü orman idaresinde birçok iş varken müteahhitlere vererek bu işleri müteahhitler vasıtasıyla yaptırmayı doğru buluyor musunuz? Bu geçici işçilerin kadroya alınması noktasında herhangi bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelebi? Yok.

Sayın İlhan Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, il idare kuruluna katılan müdürler -örneğin tarım il müdürü, ilçe müdürleri- emekli olduklarında müdürlükten dolayı ek göstergeden yararlanıyorlar. Kapatılan Toprak Su’nun ekip başmühendisi, Toprak Su bölge müdürü, Köy Hizmetleri il müdürü, Köy Hizmetleri bölge müdürü olarak emekli olan bu arkadaşlarımız bu haktan faydalanamıyorlar, arada böyle bir adaletsizlik var. Bunu gidermeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz Tunç…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, tasarıya göre yer altında çalışan işçilerimizin çalışma süresi günlük altı saate, haftalık da otuz altı saate düşürülüyor. Soma Maden Kazalarını Araştırma Komisyonunda dinlediğimiz maden işçilerinin haftada bir gün tatil yaptıkları, bunun da dinlenmeleri için yeterli bir süre olmadığı için hafta tatilinin iki güne çıkarılması yönünde talepleri var. İşçi sağlığı ve işçilerin verimli çalışması açısından günlük çalışma saatinin yedi buçuk saat olarak ve hafta tatilinin de iki gün olarak düzenlenmesini düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Oğan…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bugün malumunuz zalim İsrail yeniden saldırılarda bulundu ve 4 günahsız çocuk kumsalda vurularak öldürüldü. Sayın Başbakanın Yahudi Cesaret Madalyası var. En azından bu 4 masum çocuk öldürüldükten sonra Sayın Başbakan Yahudi Cesaret Madalyası’nı geri vermeyi düşünüyor mu? Siz olsaydınız, sizin böyle bir madalyanız olsaydı siz geri verir miydiniz?

Bir de Türkmenler Irak’ta çok zor şartlarda ve maalesef ki 1 milyondan fazla Suriyeli Türkiye’deyken en azından 5 bin Türkmen’i Türkiye alamıyor mu? Türkiye devletinin buna imkânı yok mu? Yoksa onların da Suriyeli mi olması lazım? Söz konusu Türkmen olunca sınırlarımız kapalı ama onun dışında kim olursa olsun sınırlarımız açılıyor.

BAŞKAN – Sayın Vedat Demiröz…

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, BAĞ-KUR’a borçlu olan esnaf ve sanatkârların geçmiş dönem borçlarının ve buna karşılık da prim günlerinin silinmesi ancak haklarının dondurulması yönünde çalışmamız var mıdır, ne aşamadadır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Coşkun? Yok.

Sayın Yüksel…

MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, ev hizmetlerinde çalışan kişilerin, çalışanların ev sahibi tarafından yani işveren tarafından sigortalanması konusunda uygulamada büyük sıkıntılar vardı. Bununla ilgili bir düzenleme yapıldı. Aynı kişi, yanında çalışan… On günden fazla çalışanlar ve on günden az çalışanlar olarak iki tür bir yapılanma yapıldı. Bu yapılanmanın çalışanlar noktasındaki getirdikleri nelerdir? Bir de uygulaması hangi tarihte başlayacak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gök? Yok.

Sayın Yurttaş…

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Bakanım, Çalışma Bakanlığı 2012 yılından bu yana güzel bir hizmete imza atıyor. Bakanlığınız, kurduğu “ALO 170” Bilgi Edinme Hattı ile gerek işçi gerekse işveren açısından çalışma hayatına ilişkin soruların cevaplandırıldığı, şikâyet ve ihbarların alındığı, 7/24 hizmet sunan “ALO 170” iletişim hattını hayata geçirdi.

Şimdi, Soma’da da bununla ilgili bir merkez açmayı düşünür müsünüz? Türkiye’nin en büyük kamusal sosyal sorumluluk projelerinden birisine Soma ilçesinin de dâhil edilmesi, bu sayede Soma iş sağlığı ve güvenliği bilincinin artması ve aksaklıkları şikâyet etme kültürünün gelişmesine de katkı sağlayacaktır.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, daha önceki soru-cevap işleminde Mersin Stadyumu’yla ilgili bir soru sorulmuştu. Bunun TOKİ’ye devredilmiş ve TOKİ’nin tasarrufunda bir alan olduğunu Spor Bakanı arkadaşımdan aldım, size de ifade ediyorum.

ALİ ÖZ (Mersin) – Yeşil alan değil mi Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – TOKİ’nin tasarrufunda bir alandır.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başbakan “Yeşil alan olacak orası.” demişti.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, yeşil alan sözü verince yeşil alan olur ama TOKİ’nin tasarrufunda olan bir alan olduğunu söylüyorum. Sizler de yöre milletvekili olarak ne söz verildiyse takip edersiniz, biz de takipçisi oluruz. Verilen söz yerine gelmediyse son derece yanlış bir uygulama olur ama şu anda TOKİ’ye devredildiğini ve onun tasarrufunda olduğunu söylüyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – “Taşeron bir sömürü düzeni değil midir?” Bununla ilgili benim birçok açıklamam oldu. Şunu ifade ediyorum: Taşeron uygulamaları maalesef çok yaygın bir hâle geldi, mutlaka derlenip toparlanması ve hizmet alımının belli alanlarda olması gerektiği şeklindeki bu ifademin bugün gerçekleşiyor olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Dolayısıyla, bu yaygın ve yayvan düzenleme gerçekten emeğin sömürüsüne neden olmuştur. Bunu da açık yüreklilikle ifade ediyorum. Bugün, bunu el birliğiyle ortadan kaldırmış oluyoruz.

“Sağlık katkı payını artıracak mısınız?” diye söylüyorsunuz. Bizim, sağlık sisteminde katkı payından amacımızın bir gelir elde etmek olmadığını yine defalarca söyledim. Bakınız, 2013 yılında 50 milyar -50 katrilyon- sağlık harcamamız var Sosyal Güvenlik Kurumu olarak. Bunu harcayan bir iktidar, bir devlet, bir yönetimin herhâlde katkı payları konusunda ne düşündüğünü sizler daha iyi anlarsınız. Yani, bir taraftan 50 milyar lira harcayacaksınız, diğer taraftan katkı payları -ki çok cüzi, devede tüy, kulak bile değil- bu noktada olan…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – 11 yerde alınıyor Sayın Bakan, hiçbir yerde 11 yerde yok.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Amacımız nedir? Katkı paylarıyla… Dünyanın her yerinde var, bütün gelişmiş ülkelerinde var ve çok çok daha fazla ve o ülkeler bizim sağlık sistemimizin hangi noktada olduğunu takdirle bizlere ifade ediyorlar, Sosyal Güvenlik Kurumunun örneklerini de kendilerine taşımaya çalışıyorlar. Burada amaç, katkı payıyla -sizler hekimsiniz- farkındalık oluşturmaktır.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – 11 noktada Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sağlık harcamalarında “Nasıl olsa devlet, sosyal devlet…” Dolayısıyla, ihtiyaç olmadığı hâlde “Bu imkânlardan yararlanayım.” veya “Bu ilaçtan istifade edeyim.” anlayışına karşı bir farkındalığın oluşturulması amacını taşımaktadır.

Sendikalarla ilgili şunu ifade edeyim: “Efendim, Hükûmetin gücünü kullanıyor, Hükûmetin sendikası” gibi değerlendirmeleri ben doğru bulmuyorum. Sendikalar bilirler, genel başkanlar bilirler, Çalışma Bakanlığı olarak biz direkt onlarla irtibattayız, gerek işçi sendikaları gerekse kamu işveren sendikalarıyla son derece olumlu diyaloğumuz vardır. Her sorunlarını birlikte çözüyoruz, çözmeye çalışıyoruz ve bütün taleplerine duyarlıyız; birine bir adım, birine bir adımdan fazla bir mesafede olduğumuzu sendikalardan dahi alamazsınız. Bunu açıkça söylüyorum, çok net söylüyorum. Kendilerinin davet ettikleri bütün açılışlara, bütün taleplere biz cevap vermişizdir ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemeleri de yine onlarla, şeffaf bir şekilde yaptığımız toplantılarda gerçekleştiriyoruz; bunu özellikle belirtiyorum.

Kamuda memur alımı ÖSYM sınavı neticesinde, aracılığıyla oluyor. ÖSYM… Sınavlar üniversiteler tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla, bu görevde yükselmelerle ilgili “Şunun, bunun etkisi var.” şeklinde bir değerlendirmenin doğru olmadığını belirtiyorum.

Bunun yanında, “Taşeron işçinin maliyeti nedir?” diye ifade edildi. Tabii, buna yazılı olarak cevap vermemiz uygun olur.

Son on yılda maden kazalarıyla ilgili şimdi aldığım bilgi, belki farklılık da olabilir, onun için söylüyorum, 886 maden çalışanımız diye ifade edeyim ama teyidini yazılı olarak da sizlere yapmamızda yarar var.

Sayın Erdoğan “Özelleştirmeyle ilgili düzenleme var tasarıda…” Arkadaşlar, böyle bir değerlendirme söz konusu değil, bu özelleştirmeyle ilgili eğer madde metnini okursanız ne yapılmak istendiğini çok net bir şekilde görürsünüz.

Sayın Özel, taşeron işçileri… Soma maden kazası neticesinde maden çalışanlarıyla ilgili yapılanları defalarca arkadaşlarımız burada ifade ettiler. Birçok şeyin yapıldığını biliyorsunuz. Dolayısıyla, ben tekrar zamanınızı almak istemiyorum. Bunlar son derece önemli düzenlemeler. Gerek taşeron çalışanlarıyla ilgili gerekse madendeki emekçilerle ilgili son derece önemli kazanımlar, önemli düzenlemelerdir. En basitinden, 55 yaş emekliliğin 50 yaşa ve fiilî hizmet zammından dolayı 43 yaşa çekilmesi bile onlar için son derece önemlidir. Ayrıca, yer üstünde gerek izin gerek tatil olarak geçirdikleri sürelerin fiilî hizmet zammına dâhil edilmesi onların önemli beklentileriydi, onlar gerçekleşmiş oldu. Bunun gibi birçok kazanımları maden çalışanlarımız elde etmiş bulunuyorlar. Ayrıca, Soma’da hayatlarını kaybeden bu kardeşlerimizin ailelerinden bir kişinin de istihdamının gerçekleştirileceğini de bu vesileyle belirtmek istiyorum.

Kıdem tazminatı konusu uygulamada ciddi sorun yaşadığımız bir alandı. Bu, önümüzdeki yasama dönemlerinde tartışılacak ve burada ifade ediyorum, kıdem tazminatı fonuna geçilmesi konusunda ittifak sağlanacak çünkü bütün çalışanların bu haktan yararlanmaları konusundaki emeğin talebi ne yazık ki hâlen emek örgütlerine bile yansımış değil, emek örgütleri bunun farkında değiller ve kıdem tazminatının hâlen yüzde 10’larda çalışana yansıması şeklinde bir uygulamanın devamından yanalar. Garip bir yaklaşımdır. Biz de uzlaşı sağlayamadığımız için kıdem tazminatı fonuna maalesef geçememiş bulunuyoruz.

Sayın Tanal, Mecliste temizlik işçisi… Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinde temizlik işçisi hizmet alımı şeklinde yapılıyorsa, yardımcı iş olarak yapılıyorsa burada çalışan işçiler yine alt iş verenin işçisi olarak çalışacaklardır; hizmet alımı. Bununla ilgili nihai yasa çıktıktan sonra, yardımcı işlerle ilgili Bakanlar Kurulu kararı açıklandıktan sonra bahse konu hangi işler asıl iştir, hangileri yardımcı iş sınıfına giriyor, bunlar netlik kazanacak ve bu şekilde, artık karmaşık bir yaklaşım, bakış açısı ve algı ortadan kalkmış olacak.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani taşeronluk bitiyor mu Mecliste?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok canım ya.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Yılmaz, beş ay yirmi dokuz gün çalışan işçilerin…

Şimdi, altı ay çalışanlarla ilgili bir düzenleme yaptık. Altı ayın altında çalışanlarla ilgili şu anda bir çalışmamızın olmadığını ifade ediyorum.

Bunun yanında, Sayın Tunç, maden işçilerinin haftada bir gün değil de iki gün izin yapma taleplerinin olduğunu söylediler.

Arkadaşlar, burada çalışma saatlerini düşürüyoruz. Dolayısıyla, daha çok gün ışığından maden çalışanlarının yararlanması imkânı sağlanıyor. Saat kırk beş saatten otuz altı saate düşürülünce altı gün, altı saat çalışma şeklinde ortaya çıkıyor. Yani bu konuda ciddi bir itiraz bize gelmedi ama tarafların “Yedi buçuk saat çalışalım ve iki gün tatil edelim.” şeklinde bir yaklaşımı, yönetim açısından bizim için bir olumsuzluk teşkil etmiyor ama yerin altında altı saat, altı gün, haftada da otuz altı saat çalışma konusunda bir mutabakat oluştu, bundan dolayı yasada yerini aldı ama süreç içerisinde, görüşmeler esnasında değerlendirmelerimizi yapabiliriz.

Şimdi efendim, Türkmenlerle ilgili… Tabii, dış politikayla ilgilenen bir arkadaşınız olarak hassas bir konu olduğunu sizler de biliyorsunuz. Gerek Balkan politikalarımızda gerek Orta Doğu’ya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – …dönük politikalarımızda bu konunun hassasiyetini sizler de biliyorsunuz.

BAŞKAN – Şimdi bir dakika ekleyeyim ben. Üç dakika eklemiştim Sayın Bakan size. Şimdi bir dakikayla bu soruyu da tamamlayın, ondan sonra gerisini yazılı verirsiniz herhâlde.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bir diğer konu, Alo 170 için ifade edilen… Gerçekten, Alo 170 son derece önemli hizmetler görüyor; binlerce, milyonlarca müracaat ve bunun neticesinde denetimlere ve vatandaşlarımızın bilgilendirilmesine ciddi katkı sağlıyor. Soma’yla ilgili bir değerlendirme yapalım.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Bakan, madalya soruma cevap vermediniz. Madalyayı iade edecek mi?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Soma’da eğer ihtiyaç varsa onu da değerlendirelim.

Ev hizmetlerinde bir anlamda sigortalılık… 1/1/2015 tarihinde yasa yürürlüğe girerse yüce Meclisin onayıyla, ev hizmetlerinde sigortalılık durumu başlayacak.

Sayın Demiröz, BAĞ-KUR çalışanlarıyla ilgili, BAĞ-KUR borcu olanların hizmet sürelerinin ve borçlarının dondurulmasıyla ilgili bir çalışmamız var mı tasarıda? Yok. Yani, bugün esnaf olmayan, dün esnaf olup bugün esnaflıktan çıkanların sağlıktan yararlanamamaları gibi bir durum söz konusu çerçevesinde bu konu ele alınmış idi. Bu konuyu, yine önergeye dönüşüp dönüşmediğini de görüşmüş olacağız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ben de teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi Birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerinde Başkanlığımıza üç adet değişiklik önergesi verilmiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ben sizden özür dilerim…

BAŞKAN – Ben devam edeyim, özür dilemeyin de şunu okuyayım.

Ancak değişiklik önergelerinden İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve arkadaşlarının önergesinin sıra sayısı başlığı tam olarak kullanılarak hazırlandığından, 500 kelimeyi geçtiği görülmektedir. İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, 500 kelimeyi geçtiği hâlde özet eklenmediği için önergenin işleme alınma imkânı bulunmamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, efendim, burada “değişiklik önergeleri ve gerekçeleri” diyor. Dolayısıyla, buradaki metin tamamen hitaptır. Dolayısıyla, milletvekilleri, 100 tane milletvekili imzaladığı zaman 500 kelimeyi geçiyor diye işleme almamazlık mı yapacaksınız? Öyle bir şey olmaz. Bu yanlış bir uygulama Sayın Başkanım. Dolayısıyla, yani, benim kanaatime göre metne dâhil değildir başlık.

BAŞKAN – Şimdi, benim kanaatime göre de, yapılan uygulamalara göre, metne dâhildir.

Şimdi ne yapacağız? Usul tartışması mı açıyoruz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yani, önergeyle alakası yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, bu konuda metne dâhil olduğuna ilişkin hiçbir ibare yok, “değişiklik önergesi” diyor.

BAŞKAN – Şimdi şey mi yapıyoruz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması o zaman.

BAŞKAN – Usul tartışması, peki.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aleyhinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhinde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O zaman tutanağa bakacağız.

BAŞKAN – Şimdi, bir dakika…

Lehte, lehte, hızlı kalktı; aleyhte, aleyhte.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim tutanaklara bakalım, biz daha önceden..

BAŞKAN – Yok, gördüm, bu sefer gördüm.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama görmeniz değil, işitmeniz önemli Sayın Başkan. Yani, tutanakları getirelim.

BAŞKAN – Sayın Kubat, Sayın Aydın, Sayın Günal…

Sayın Hamzaçebi ile Sayın Vural’a… Öyle mi hâllediyoruz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu konuya geçmeden önce önemli bir şey…

BAŞKAN - Usul tartışması olarak lehte ilk söz Sayın Kubat’ta.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Oktay Vural ve arkadaşları tarafından verilen önergenin, 500 kelimeyi geçtiği hâlde özeti eklenmediği için işleme alınmamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Değerli Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; açılan usul tartışmasında Başkanımızın tutumunun lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ümüzün 87’nci maddesinde, bir kanun tasarı ve teklifinde ne tür değişiklik yapılmasına ilişkin usul ve esaslar detaylı biçimde düzenlenmiştir. Bu 87’nci maddede, verilecek önergelere ilişkin gerek konu gerekse şekil yönünden bir kısım kısıtlamalar getirilmiştir. Örneğin, şarta bağlı önerge verilemeyeceği, yeni bir kanun teklifi niteliğinde bir önerge verilemeyeceği, yine konu bakımından da…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hadi ya, onun hepsini siz verdiniz ya, yeni bir kanun teklifi.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Ya, ciddi olalım biraz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – He, işte, aynen o dediğin oluyor, aynen o dediğin oluyor, aynen. Yeni bir kanun teklifi bunun hepsi.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – 87’nci maddenin birinci fıkrasında da bu, değiştirilmesi, eklenmesi yönünde verilebileceği gibi sınırlamalar getirilmiş.

Yine, şekil yönünden, yazılı olması, imzalı olması ve değişiklik önergelerindeki kelime sayısının 500 kelimeyi geçmemesi bu şekil şartlarındandır.

Değerli milletvekilleri, buradaki 500 kelimeye ilişkin limit, gerek metin gerekse gerekçeleri kapsamaktadır. Nitekim, 584 no.lu 1973 tarihli İç Tüzük’ün teklif metninin Anayasa Komisyonundaki görüşmeleri sırasında, Anayasa Komisyonunun yapmış olduğu değişikliğin gerekçesi de okunduğu zaman burada, kısaca, 500 kelimenin normal 1,5 daktilo sayfasını tutan bir metne tekabül ettiği, sayfa sınırlaması yerine bunun esas alınmasının tatbikatta daha çok uygulanan bir usul olduğundan dolayı bunun benimsediği belirtilmiş. Önergelere böyle bir sınırlama koymanın milletvekillerinin kanun teklif etme ve önerge verme yetkilerini kısıtlama anlamına gelmeyeceği yani siz 500 sayfa bir önerge de verebilirsiniz ama özetini koyacaksınız 500 sayfanın.. Bunun da niye yapıldığını söylüyor, resmî dairelerde de asıl yazıya özet eklenmesinin ihtiyat olduğu, Batı parlamentolarında bu uygulamanın olduğu; yine, bu tarz bir özetin Meclisin kanun yapma işlerini kolaylaştırdığı ve bu hükmün kasıtlı surette uzun önergeler vermek suretiyle Meclisin çalışamaz hâle gelmesi sonucunu doğuran engellemeleri önleme amacıyla verildiği Anayasa Komisyonunun görüşmelerinde belirtilmiş.

Türk Dil Kurumunca yayımlanan Türkçe Sözlük’te metin şöyle tanımlanıyor: “Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünüdür.”

Değerli arkadaşlar, Başkanlığa sunulan bir önergede “Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresinden son noktanın konulduğu, talebin belirtildiği noktanın konulduğu yere kadar olan bölüm metin ve gerekçe olarak bu 500 kelimelik sınırlama kapsamında olduğundan Sayın Başkanımızın bu konudaki tutumu yerindedir.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aleyhte, Sayın Hamzaçebi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadarki uygulamaların 500 kelime çerçevesinde yapıldığını söyleyebilirsiniz ancak bu uygulama yanlıştır. İç Tüzük’ün söz konusu maddesi, önergelerin toplam kelime sayısının 500’den fazla olamayacağına ilişkin maddesi, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu, çoğunluk gücüyle bu yetkinin Parlamentonun elinden alınmayacağı varsayılarak yapılan bir düzenlemeyi ifade etmektedir. Bugüne kadar, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerine kadar, sayfalar dolusu bir kanun adı, tasarı adı olmamıştır. Siz, torba yasa uygulamalarıyla Parlamentonun yasama yetkisine tecavüz ettiniz, bunu elinden aldınız. 500 kelimeyi aşan kanun isimlerini siz getirmek suretiyle bizzat İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin söz konusu hükmünü siz daha başlangıçta ihlal etmiş oluyorsunuz. Sonra, Genel Kurula, milletvekillerine diyorsunuz ki: “500 kelimeden fazla önerge veremezsiniz.” Önce, siz, o İç Tüzük’ün o maddesine saygılı olun, “torba yasa uygulaması” adı altında uygulama getirmeyin; bu kadar uzun, sayfalar dolusu kanun, tasarı adı olmasın. Hem bunu siz yapacaksınız, hem de milletvekillerinin kendi isteklerini, önerilerini ortaya koymak için tasarının adını tam olarak yazmaları hâlinde “Bir saniye, bu tasarının adını yazdığınız zaman, sadece bu ad dahi 500 kelimeden fazla oluyor, o nedenle bu önergeyi işleme koyamayız.” diyeceksiniz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Önce, siz, o hukuksuz uygulamanızı değiştirin, torba yasa uygulamanızı değiştirin ki, İç Tüzük’ün 87’nci maddesi de normal şekilde uygulanabilir hâle gelsin. Bunu kabul etmiyorum. Bugüne kadar böyle uygulanmış olabilir ama bugüne kadar da hiçbir torba yasanın -torba yasalarda dahi- ismi bu kadar, sayfalar dolusu olmamıştır. Bu anlayışınızı reddediyorum.

Otuz saniyem var, birkaç şeyi daha söylemek istiyorum: Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı buraya çıktı, gerçeğe aykırı şeyler söyledi, gerçeğe aykırı şeyler söyledi; “Verdiğimiz her sözü tuttuk.” dedi. Tutmadınız. Bizzat Sayın Recai Berber, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna Somalı işçilerle beraber geldiği zaman “Başbakanımız ücret 2 bin lira olacak, ayrıca 6 maaş da ikramiye verilecek sözünü verdi.” dedi. O sözü tutmadınız, Sayın Berber, bunu Cumhuriyet Halk Partisi grup salonunda siz söylediniz.

RECAİ BERBER (Manisa) – Ne söylediğimi orada söyleyeyim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Daha zaman var, zamanım yetmiyor, pardon.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Söyleyeceğim başka şeyler var, bunlara ilerleyen zamanda veya yarın devam edeceğim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lehte Sayın Aydın.

RECAİ BERBER (Manisa) – Başkanım, sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Efendim?

RECAİ BERBER (Manisa) – Sataşma var, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Hayhay, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye, hangi sataşmada bulundum?

BAŞKAN – Hayır, neyse, ondan sonra size sataşmış olunur.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – “Yalan söylüyor.” dediniz, ismini zikrettiniz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – “Yalan söylüyor.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Şimdi, bakın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, beni dinlemek zorundasınız, bir saniye.

BAŞKAN – Dinliyorum ben sizi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz Meclis Başkan Vekili olarak, sataşma gerekçesini ortaya koymadan bir milletvekiline söz verme hakkına sahip değilsiniz efendim. Hangi kelimemle sataşmışım?

BAŞKAN – “Doğru söylemedi.” dediniz ya siz, “Burada gerçekleri ifade etmedi.” dediniz. Dolayısıyla, ben sizi çok dikkatle dinledim…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, gerçekleri ifade etmediğini söyledim, bunun neresi sataşmadır?

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ne demek o?

BAŞKAN – Tamam, o da gerçekleri ifade ettiğini ifade edecek herhâlde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, İç Tüzük’ün 69’uncu maddesi gayet açıktır, hangi hâlde sataşma olduğunu tarif eder, o çerçevede eğer kendi talebini ortaya koyar ise verebilirsiniz ama ben sataşmada bulunmadım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bulunduğumu iddia ediyorsa kendisi bunu ortaya koysun. Sayın Başkan, veremezsiniz efendim.

BAŞKAN – Tamam, bir dakika. Ben sizi alacağım dinleyeceğim sonra, buyurun.

Ama ben konuşmaları çok dikkatle izlediğim zamanlar özellikle size hiç gerekçe istemeden verdim söz, çünkü ben izlediğim için yani duymadığım zamanlar, bazen işte, konuşmalar oluyor, izleyemiyorsunuz, o zamanlarda sormuşumdur. Bu konuda en fazla muhalefet milletvekillerinin taleplerini yerine getirdim ama siz bu usulün yanlış olduğunu söylüyorsunuz. Haklısınız, gerekçeleri bundan sonra dinleyeceğim, bugüne kadar yaptığım işler yanlışmış.

Şimdi, Sayın Berber, siz niçin sataşmadan söz istiyorsunuz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye, bana bir şey söylediniz, izin verirseniz ben de cevabi cümlelerimi söyleyeyim.

BAŞKAN – Evet, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben bugüne kadar yaptığınız uygulamaların yanlış olduğunu söylemedim. Böyle bir şey söylemedim.

BAŞKAN – Hayır, ben dedim, yanlışmış…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben bitireyim efendim, izin verirseniz.

Şimdi, siz şunu diyorsunuz: “Sayın Hamzaçebi” diyorsunuz bana, “Ben, size, bugüne kadar sormadan, ayağa kalkınca söz verdim.”

BAŞKAN – Hayır, “dinlediğim zamanlar” dedim, “konuşmaları dinlediğim zamanlar” dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aynı tavrı, şimdi…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Anlamak istemiyor!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İzin verir misiniz, bitireyim efendim.

BAŞKAN – Hayır, vereceğim de parantez açtım içine.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ama karşılıklı olunca olmuyor işte, görüyorsunuz, sonra “Lahavle vela” diye başlıyorsunuz.

BAŞKAN – İyi bir şey o, “Allah’ım kuvvet ver.” demek.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Sayın Başkanın ifadesini yanlış anlıyorsunuz, ne yapsın?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz susar mısınız bir, ben Sayın Başkanla konuşuyorum.

Sayın Başkan, kısaca özetliyorum. Herkese sorabilirsiniz, bu sizin hakkınızdır; bana sormadan verdiğiniz zaman, zaten söz isteme nedenimi siz anlamışsınızdır diye düşünüyorum, ama mademki ben itiraz ediyorum, siz sayın konuşmacıdan, talep eden Sayın Berber’den sataşma gerekçesini istemek zorundasınız.

BAŞKAN – İşte oraya gönderdim Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben sataşmadım efendim, kendisi izah etsin, bakalım, belki ben farkında değilim.

BAŞKAN – İşte, tamam, ben de şimdi sizin dediğinizi yapıyorum, burada bir sorun yok.

Evet, siz niçin söz istiyorsunuz?

RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, Soma’dan gelen işçi heyetiyle Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu ziyaretim sırasında ben de orada bulundum, evet ve orada birçok konu konuşuldu ve bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini ve bir tanesinin, özellikle 2 bin liranın üzerinde bir söz verdiğimizi söylediler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bununla ilgili gerçek durumu anlatmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, efendim, bakın, gerçek durumu anlatıyorum değil… (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri, gürültüler)

Sayın Başkan, bakın… (AK PARTİ sıralarından “Saygısızlık yapıyorsun.” sesi)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Saygısızlık yapmıyorum.

İSMAİL DEMİR (Bursa) – Yeter, ayıp ya!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Otur yerine!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, rica ediyorum, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben sizinle konuşuyorum efendim, burada bağırıp çağıran bir kitle var, onlarla konuşmuyorum.

BAŞKAN – Doğrudur.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir kişiye esir mi ediyorsunuz Genel Kurulu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Berber şunu söylerse gayet tabii söz vereceksiniz, “Ben böyle bir söz söylemediğim hâlde Hamzaçebi böyle söylediğimi söylüyor.” diyorsa, elbette… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Şimdi, bir saniye, bir saniye…

Sayın Berber…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şu kitleyi susturur musunuz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tutanakları getirtin.

BAŞKAN - Sayın Berber, ben konuyu anladım. Şimdi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Ben böyle bir şey söylemediğim hâlde Hamzaçebi böyle diyor.” diyorsa elbette…

BAŞKAN – Bakın, net bir şey söylüyor. Şimdi “Ben böyle bir şey söylemedim.” diyor. Siz öyle dediniz, ben öyle duydum. Şimdi ben tutanakları isteyeceğim.

Çok özür diliyorum sizden, şöyle alayım. Bu arada tutanakları alacağım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, olmaz böyle bir şey.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Olmaz böyle bir şey ya!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – İki kere kürsüden indiremezsiniz.

BAŞKAN - Bekliyorum, gitmeyeceğim, buradayım.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ayıp diye bir şey var. İki kez kürsüye çıkıyor, geri gönderiyorsunuz. Bir kişiye Genel Kurulu esir ettiniz burada. Yirmi dakikadır bekliyoruz ya! El insaf!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, madem olumsuz bir şey yaratıyor…

Arkadaşlar, bir dakika…

BAŞKAN – Şimdi, önemli bir şey söyledi, “Ben öyle bir şey demedim.” diyor. Bakın…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Muhteremler, bir kişi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Sözümü bitirebilir miyim?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Buyurun efendim.

BAŞKAN - Bakın, şimdi siz itiraz ettiğiniz için size söylüyorum. Diyor ki: “Ben böyle bir şey söylemedim.” dediği zaman…

RECAİ BERBER (Manisa) – Siz duymadınız mı Sayın Başkan?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, iki defa kürsüden hatip indiriyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bakın, başka bir şey…

Sayın Aydın, arkadaşlarınızı…

Bunun anlamı şu: Bir kişi yani keenlemyekûn, böyle bir konunun olmadığını söylemiş oluyor. Şimdi…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bizim aklımızla alay ediyor, partimizle alay ediyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Allah rızası için ya! İki dakikanın kıymeti yok ama yani iki dakikayı -hayhay- veririm, devam eder gideriz, beşe kadar da otururuz bence bir mahzuru yok. Ama söylemeye çalıştığım şey şu: Sayın Hamzaçebi “Ben böyle bir şey söylemedim.” dediği zaman...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır efendim, ben öyle bir şey söylemedim.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ne dediğini kendisi bilmiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben şunu söylüyorum: “Ben böyle bir şey söylemedim.” demedim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Ne dediniz siz? Ben öyle anladım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ama işte böyle bağırıp çağırınca arkadaşlar sesim size ulaşmakta zorluk çekiyor.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Efendim, ne dediğini bilmiyor kendisi sabahtan beri.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben şunu söyledim efendim: Ben Sayın Berber’in Cumhuriyet Halk Partisi grup salonunda olduğu zaman söylediği bir sözü hatırlattım. Sayın Berber eğer “Hamzaçebi doğru söylemiyor, ben böyle bir şeyi söylemedim.” diyor ise elbette sataşma vardır, söz hakkı vardır ama böyle bir cümle etmedi, ben onu söylüyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

Sayın Berber, ben sizden özür dilerim.

RECAİ BERBER (Manisa) – Estağfurullah Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yani, arkadaşlarınız da çok heyecanlandı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ama olmaz Başkanım ya!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bağıranlar da sizden özür dilesin, oradaki arkadaşlar. Size parmak sallayanlar vardı, biz gördük, not ettik onları.

BAŞKAN – Evet, buyurun.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

11.- Manisa Milletvekili Recai Berber’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin usul görüşmesi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, gecenin bu saatinde, herhâlde kim ne dediğini tam olarak bilmiyor. Sayın Başkan duydu, ben duydum, özellikle geldim. Biraz önce benim kendi konuşmamı yaparken, grup adına konuşmamı yaparkenki konuşmaya atıfta bulunarak söylediniz, dediniz ki: “Böyle böyle söylüyorsunuz, burada gerçek dışı konuşma yaptınız.” Öyle değil mi? Yoksa grup toplantısına atıf yapmadınız, burada benim konuşmama atıf yaptınız ve ben o konuşmada ne grup toplantısına ne başka yere, doğrudan doğruya bu işçilerin, bu işçi kardeşlerimizin Ankara’ya geldiklerinde sayın bakanlarımızla görüşmeden sonra, Sayın Başbakanımızla da görüşmeleri sırasında aldıkları ücretin, ortalama ücretin 1.400 lira civarında olduğunu, bunun düşük olduğunu, bunun 2 bin lira olması için…

HASAN ÖREN (Manisa) – Evet, 2 bin lira olması gerektiğini, 6 ikramiye…

RECAİ BERBER (Devamla) – Bir saniye, söylüyorum, bir saniye sabret.

6 ikramiye olursa ancak bunun 2 bin liraya çıkabileceğini…

HASAN ÖREN (Manisa) – Hayır, yalan! 2 bin lira, 6 ikramiye.

ERKAN AKÇAY(Manisa) – Yanlış, yanlış!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah’tan kork!

ERKAN AKÇAY(Manisa) – 2 bin lira ayrı, 6 ikramiye ayrı.

RECAİ BERBER (Devamla) – Evet. Siz sanki oradaydınız.

Değerli arkadaşlar, biz şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda bu kanunla maden işçilerine, yer altında çalışan işçilere…

HASAN ÖREN (Manisa) – Yazık, sen yapma bari ya!

RECAİ BERBER (Devamla) – …asgari ücretin 2 katından az olmamak üzere ücreti kanuna koyduk ve bu kanunda gösterilen ücret de 2 bin liranın altında değil, 2.200 lira civarındadır, şu andaki asgari ücretle.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 1.780 lira, 1.780.

RECAİ BERBER (Devamla) – Dolayısıyla, bu söz yerine gelmiştir. Ayrıca, ikramiye söz konusu olursa bu ikramiyenin de yasayla, kanunla olmayacağını, toplu sözleşmelerin konusu olacağını, burada da sendikalar…

HASAN ÖREN (Manisa) – Hiçbirini söylemedin, bunları söylemedin. Yanlış bilgi veriyorsun!

RECAİ BERBER (Devamla) – Lütfen, bunların hepsi konuşuldu. Ben burada…

HASAN ÖREN (Manisa) – Bunlar konuşulmadı!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır!

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Yok böyle bir şey!

RECAİ BERBER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, olay tamamen bundan ibarettir. Dolayısıyla, şu anda, bu yasadan sonra asgari ücretin 2 katından az ücret alacak hiçbir madenci kardeşimiz kalmamış oluyor ve dolayısıyla da 2 bin liranın altında ücret alan kalmayacak.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, gerçek budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kimin gerçeği söylemediği ortaya çıktı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, şimdi bakın, sataşma gerekçesiyle söz aldı. Gerçekte…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ne sataştı? Açıklama yaptı, sataşmadı.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ne dedi de sataştı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, saygı gösteriyorum, çıktı, konuştu ama Cumhuriyet Halk Partisi grup salonuna Sayın Berber geldiği zaman Soma işçileriyle beraber geldi. Yalnız bırakmadı ki onları, bizim yanımızda bir iktidar baskısı hissetsinler de iktidarı fazla şikâyet etmesinler diye geldi. Biz de buyurun, hoş geldin dedik, buyurun konuşun dedik.

Şimdi, orada söylediği şudur -ben oradayım, Manisa milletvekillerimiz orada- Sayın Başbakan sordu: “Kaç lira ücret alıyor bu işçiler?” “1.400 lira.” dedi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kuru fasulye gibi kendini nimetten sayıyorsun!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Bu az, 2 bin lira olsun. Ayrıca 6 maaş da ikramiye verelim.” dedi, Başbakan böyle söyledi.

RECAİ BERBER (Manisa) – Ayrıca değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynen öyle!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Berber burada çark ediyor, bunun adı çark etmektir. İşçilerin imzaladığı tutanak var, hepsinin imzaları burada, ıslak imzalı metin burada, arkadaşlarımızda. Sayın Başbakanın verdiği sözler burada: 2 bin lira ücret, ayrıca 6 maaş ikramiye. Evet, biz alışkınız iktidarın çark etmesine, hiç şaşırmıyoruz.

BAŞKAN – Evet, tutanaklara geçti.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ben sizi esefle kınıyorum. Sinir katsayınız yükselmiş. Siz milletvekillerine “kitle” diyemezsiniz. Büyük bir saygısızlık, sizi kınıyorum!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Cevap bile vermiyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Veremezsiniz zaten cevap, hiç veremezsiniz zaten.

BAŞKAN - Evet, lehte Sayın Aydın.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- 639 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Oktay Vural ve arkadaşları tarafından verilen önergenin, 500 kelimeyi geçtiği hâlde özeti eklenmediği için işleme alınmamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, gecenin bu saatinde sinirler biraz geriliyor olabilir de kim, neyi, nasıl konuştuğunu çok iyi idrak etmek durumunda.

Şimdi, Başkanım, öncelikle, az önce açılan usul tartışmasıyla ilgili olarak tutumunuzun lehinde söz almış bulunuyorum. Zira, biz Meclis Genel Kurulu, elimde bulunan İç Tüzük ve İç Tüzük’ün yetersiz kaldığı yerde de Meclis uygulamaları, Meclis teamülleri üzerinde idare ediyoruz ve bugüne kadar bu uygulamalar bu şekilde olmuştur. Kaldı ki İç Tüzük’ün 87’nci maddesi, değişiklik önergelerini düzenleyen 87’nci maddesi çok açık, sarih bir şekilde bunu düzenlemiştir. Bakın, 87’nci maddesinde: “Değişiklik önergeleri gerekçeli olarak verilir. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri beşyüz kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesine beşyüz kelimeyi geçmeyen bir özet eklemek zorundadır.” Şimdi, bir defa “500 kelimeyi geçen önerge verilmez.” demiyor. Evet, 500 kelimelik, bin kelimelik önerge verebilirsiniz, işleme konur ama 500 kelimeyi geçiyorsa gerekçe dâhil… Metnin tamamı, başlık ve gerekçeyle birlikte eğer 500 kelimeyi aşıyorsa 500 kelimelik bir rapor, bir özet eklemek durumundasınız ve o özet orada okunur. İşleme alınan, sizin daha çok kelimeli önergeniz olabilir. Dolayısıyla, siz 500 kelimeyi aşan bu önergeye karşılık olarak meramınızı açıklayacak olan bir özet rapor eklemek durumundasınız ve bu özet rapor orada okunur. Şimdi, birincisi bu. Bu çok açık ve net bir şekilde düzenlenmiştir. İşte, metnin tabirini Doğan Kubat arkadaşımız Türk Dil Kurumunun sözlüğünden size ifade etti. Bütün hepsini ihtiva ediyor, o metnin içerisindeki başlık dâhil, gerekçelerle birlikte tüm kelimeleri ihtiva ediyor; bir bu.

İkincisi: Şimdi, Komisyon raporunu burada görüşüyoruz, orada sıra sayısı almış. Bütün o başlığı sayacağınıza “639 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın, Yasa Teklifi’nin -her neyse- şu maddesinde değişiklik öneriyorum.” diyemez misiniz? Diyebilirsiniz. Çok açık, sıra sayısı belli ve bugüne kadar da birçok önergeyi gerek bizler gerek sizler bu şekilde veriyorsunuz. Sıra sayısıyla birlikte bu önergeyi çok rahat ifade edebiliyorsunuz. Dolayısıyla, bir hakkın suistimal edilmemesi lazım, bir hakkın kötü niyetle kullanılmaması lazım. Eğer gerçekten meramınız gerekçesiyle ifade etmekse, önerge metnini ifade etmekse başlığı kısa tutmak adına sizin elinizde bir takdir hakkı da var ama 500 kelimeyi aşan önergenin de raporunu, özetini eklemek zorundasınız, onda takdiriniz yok. Dolayısıyla, bu teamüllere uygun olarak hareket etmek durumundayız. Aksi takdirde, burada, diyelim ki 2.500-3.000 kelimelik ha bire önergeler verildi, bütün bunları bu şekliyle eğer sunarsak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) – …asıl Meclis çalışmaları o zaman sekteye uğrar diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Sayın Vural, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Buradaki tartışma, değişiklik önergelerinin 500 kelimeden fazla olması hâlinde 500 kelimeden ibaret bir özetin konulması mecburiyeti değil. Evet, 500 kelimeyi aştığı zaman bunun bir özetinin konması gerekir. Burada tartıştığımız konu, başlığın değişiklik önergesine dâhil olup olmadığı konusudur. Yoksa, elbette, 500 kelimeyi geçiyorsa bunun özetinin konması gerekiyor.

Bu şekilde bakıldığında bu başlık dâhil midir, değil midir? Diyor ki: “Değişiklik önergelerinde değiştirilmesi, kaldırılması veya eklenmesi istenen hükümler açıkça belirtilir.” Dolayısıyla, murat olan husus değişiklik önergesidir. Biz kanun metninde değişiklik istemiyoruz ki! Kanunun adında değişiklik istemiyoruz ki kanunun adını zikrediyoruz. Kanunun adını zikrettikten sonra değişiklik önergemizi veriyoruz, bu da 500 kelimelik, 500 kelimenin de daha altında. Yani, böyle çorba yasa, torba yasa getirirseniz, dâhil olmayan önergelerin isimlerini koyarsanız, böyle bir ucube isim koyarsanız netice itibarıyla sonuç böyle olur.

E, bu konuda İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkımız var, niye ismini zikretmeyelim? Burada önerge veren milletvekillerinin isimlerinin okunması, o milletvekillerinin hakkı değil midir? “İş Kanunu Tasarı” deyip de Hükûmetin tasarısının ismi okunduğu zaman hoş, milletvekillerinin ismi okunduğu zaman “Niye okuyorsunuz canım?” Olmaz.

Dolayısıyla, bizim kanaatimize göre, bu metne ad dâhil değildir. O bakımdan, bu konularla ilgili bakıldığında, bundan sonra, açıkçası “Değişiklik önergelerinde açık olmayan şarta bağlı önergeler işleme konulmaz.” hükmünün de aynen uygulanması gerekiyor. Bunun da örneklerini koyacağız. O bakımdan, tartışılan konu…

Şimdi, 100 milletvekili önergeyi imzaladı Sayın Başkan, 100 milletvekili, ne yapacağız? Yani, 200 milletvekili imzaladı önergeyi, milletvekillerinin isimleri, önergeye dâhil mi, değil mi? Şimdi, milletvekili isimleri de dâhil mi? Değil.

BAŞKAN – Şimdi, ilk 5 imza okunuyor ya Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Okunma öyle ama… Ben 500 kelimeyi aşacak şekilde 100 milletvekilini verdim, özetini isteyecek misiniz? Hayır. Dolayısıyla, bizim kanaatimize göre, başlık metne dâhil değildir, değişiklik önergesinin muradı, tamamen kanun metniyle ilgili değişikliktir. Dolayısıyla, başlığın, metne dâhil olmadan 500 kelimenin tayin edilmesi, bence doğru olacak olan budur.

Benim arzım bu kadar, bu bakımdan aleyhte söz aldım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin altıncı fıkrasında değişiklik önergelerinin gerekçeli olarak verileceği ve değişiklik önergeleri ile gerekçelerinin 500 kelimeden fazla olması hâlinde, önergelere 500 kelimeyi geçmeyen bir özet eklenmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Maddeye Anayasa Komisyonunda eklenen düzenleme raporda şu şekilde gerekçelendirilmiştir:

"…verilecek önergelere 500 kelimeyi geçmeyen bir özet eklenmesi şartı konulmuştur. Bu limit gerek metni ve gerekse gerekçeleri kapsamaktadır.       Özet, bizzat önerge sahibinin asıl kastının Genel Kurul tarafından anlaşılmasına yardım eder. Çünkü, uzun metinler ekseriya okunmaz veya okunsa dahi takip edilip anlaşılması güçtür. Önerge özetini dinleyen veya okuyan üye, önerge sahibinin maksadını kolayca anlar. Önergeye ilgi duyarsa daha geniş bilgi almak için önergenin tamamını okuyabilir ve bu süratle de önergelerin kabul edilme şansı daha çok artar. Bu hüküm kasıtlı surette uzun önergeler vermek suretiyle Meclisin çalışamaz hâle gelmesi sonucunu doğuran engellemeleri önler. Madde hükmüne göre özet üyelere basılıp dağıtılacak Mecliste sadece özet okunup asıl metin zapta eklenecektir.”

Başkanlığımıza İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve arkadaşları tarafından 1’inci madde üzerinde verilen değişiklik önergesi, sıra sayısının başlığı kullanıldığından 500 kelimeyi aşmaktadır.