03 Temmuz 2014 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk çocuklarının problemleri ve alınması gereken tedbirler hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Reşat Doğru’ya aittir.

Buyurun Sayın Doğru.

 

 

 

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Avrupa’da yaşayan Türk gençlerinin sorunlarıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Başta ekonomik ve diğer sebeplerden dolayı yurt dışına çalışmaya giden insanlarımız bu ülkelerdeki yüksek seviyedeki hayat şartlarını görünce buraların cazibesiyle oralara yerleştiler, ailelerini de götürdüler. Sonuçta, ikinci, üçüncü ve dördüncü nesle doğru gidiyoruz. Buna bağlı olarak toplumlar arası kültür alışverişi hız kazanmış, insanlarımızda, sosyal ve kültürel yapıda önemli değişimler olmuştur. Eşini ve çocuklarını Türkiye’de bırakıp gidenlerin bazıları orada tekrar evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuşlardır. Ailelerini yanına alanların ve diğerlerinin de iş buldukları ülkelerin şartlarına uyumsuzluktan kaynaklanan ciddi sorunları olmuştur. Uyumsuzluk sonucu çocukların eğitimleri aksamış, birçok başka sorunlar da maalesef ortaya çıkmıştır. Türk çocukları arasında alkol, sigara, uyuşturucu madde bağımlılığı çok ciddi sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ailesi ve çevresiyle sürekli çatışma hâlinde bulunan, uyumsuz, psikolojik sorunları olan gençlerin sayısı giderek artmaktadır. Bu gençler arasında suç işleme oranı da maalesef çok yüksektir.

Avrupa Birliği ülkelerindeki cezaevlerinde 30 binin üzerinde Türk mahkûm bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu uyuşturucu suçundan dolayıdır, bu sayı giderek de artmaktadır. Doğu-Batı kültürü arasında kalan Türk gençleri iki kültürü de yeterince öğrenemediklerinden hayatta, eğitimde başarısız olmaktadırlar. Ancak, güçlü aile desteği alabilenler, karşılaştığı sorunları yenebilmiş, eğitimlerini başarıyla tamamlayabilmiş, çalışma hayatında başarılı olmuşlardır; başarısız olanları çok kötü bir hayat beklemektedir.

Ayrıca, bunların yanında, Avrupa’da çeşitli ülkelerde, örneğin Almanya’da, gençlik dairelerinin binlerce Türkiye kökenli çocuğu ailelerin elinden koruma adı altında haksız yere aldıkları görülmektedir. Bu çocukları kendi öz kültürlerinden uzak ailelere vererek yetiştirmektedirler. Kayıtlara da “Türk” değil, “Alman vatandaşı” olarak geçmektedir. Yani, Türk çocuğu ailesinden çeşitli sebepler ileri sürülerek zorla alınmaktadır. Anne, baba ve akraba, çocuğa ulaşamamakta, çocuk kaybedilmektedir. Hatta, bazen aile arasındaki basit bir kavgadan, sudan sebepten, çocuklar ailelerden koparılmaktadır. Aileler de kanunları iyi bilmediklerinden perişan olmakta, ne yapacağını bilememektedirler. Bundan dolayı da sahipsiz Türk çocuklarına destek olmak, onların haklarını savunmak için kurulan sivil toplum kuruluşlarını devlet maddi ve manevi yönden mutlaka desteklemelidir. Almanya genelinde bu konuda birçok dernek faaliyet göstermektedir ancak bunların başında özellikle bir tane dernekten size bahsetmek istiyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, şu uğultuyu kesebilir misiniz?

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Kamil Altay ve arkadaşlarının kurduğu “Umut Yıldızı Derneği” diye çok önemli bir dernek vardır. Bu dernek çok farklı şekilde çalışmakta, bu çocukların ailelerine ulaşmaya çalışmaktadır, her türlü fedakârlığı da yapmaktadır. Bu dernek ve diğerlerine mutlaka desteklemek mecburiyetindeyiz. Onları desteklersek o insanlara daha fazla sahip çıkmış oluruz ve Türk çocuklarına sahip çıkılmış olur.

O insanlar korunmalı, onlarla beraber olunmalıdır çünkü saygıdeğer milletvekilleri, hem mağdur çocuk hem de mağdur aile sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yabancı düşmanlığının her geçen gün arttığı Avrupa ülkelerinde aileye, topluma özellikle devletimize çok önemli görevler düşmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Kültür Merkezleri, çocuklar ve gençlere cazip olacak çeşitli projeler hazırlamalı, çocuklarımıza sahip çıkmalı, Türkiye’mize getirmelidir. Çocuklarımıza millî ve manevi değerlere göre yetiştirmeleri noktasında çalışmalar yapmalı ve ülkemizi sevdirmeliyiz. Türkçeyi çok iyi şekilde bilen, en iyi şekilde konuşan, tarihini her noktasında bilen, tarihiyle ilgili konuşmalar yapabilen, onu iyi anlamış olan, ülkesinin her türlü millî ve manevi değerlerine sahip olan ve sahiplenmesi gereken çocukları yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Bu şekilde ancak gençlerimize sahip çıkabiliriz çünkü Avrupa Birliği ülkelerinde ve diğer yerlerde 3,5 milyonun üzerinde Türk’ün olduğu yerde geçlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkmazsak tarihî bir sorumluluk altında kalır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, konuşmacıyı dinlemeyip gürültü çıkaran arkadaşları şiddetle kınıyorum.

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Artvin’de yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a aittir.

Buyurun Sayın Bayraktutan. ( CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri televizyonları başında izleyen, özellikle Oruçlu köylülere, Orcuklulara hitap etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu Parlamento kürsüsünden Artvin’de yaşanan Cerrattepe katliamıyla ilgili birçok konuşma yaptım, Cerrattepe’deki maden işletmeciliğinin şimdi başka bir boyutunu anlatmak istiyorum. Artvin’in en güzel köylerinden bir tanesi olan Oruçlu köyü, Deriner Barajı’nın yapımı nedeniyle baraj havzası içerisinde kaldı. Baraj havzası içerisinde kalması nedeniyle köy başka büyük bir rakıma taşındı. Daha önce bu köyün bulunduğu yer Çoruh havzası içerisindeydi, şimdi ise havza içerisinden baraj nedeniyle köy daha yüksek bir rakıma taşınmak zorunda kaldı değerli arkadaşlarım.

Bu köyü şöyle düşünün: Artvin’in en güzel köylerinden bir tanesiydi, en güzel meyvenin, en güzel sebzenin olduğu köydü, yüz yıl evvel Rus işgalinde kalmıştı, vatansever insanların yaşadığı muhteşem bir köydü, özel bir Artvin köyüydü.

Değerli arkadaşlarım, öyle bir köydü ki bu köyün mezarları 100 metre suyun altında kaldı, insanları yeni bir yerleşim birimi içerisine geçtiler. İnsanlar zannettiler ki barajdan kurtulduk. Barajın kendileri üzerindeki sergilemiş olduğu felaketi kenara koyduğunu zannettiler ama gelinen noktada başka bir belayla karşı karşıya kaldılar.

Değerli arkadaşlarım, Cerattepe’de çıkartılmak istenen madenle ilgili olarak yapımcı firma kapalı galeri usulüyle bunu yapacağını söylemişti, şimdi yeni bir başvuruda bulundu, dedi ki: “Hayır, ben bunu kenara koyuyorum. Kapalı galeri usulüyle yapmayacağım, açık alan işletmesi yapacağım. Açık alan işletmesi yapmış olduğum bu barajın yollarını da, madeni Murgul’a taşımak, oradan da Samsun’a aktarmak için yeni köyün,      Oruçlu köyünün, eski adıyla Orcuk’un taşınmış olduğu bu köyün ortasından yol geçireceğim.” Geçen haftalar içerisinde Köy Muhtarlığı bir tutanak tuttu. Muhtarlığın tuttuğu tutanakta, köye yabancı kişilerin gelerek yol çalışmasına ilişkin etütler yaptığını, yabancı firmanın yetkililerinin herhangi bir kurumdan izin almadan köyün ortasından yol geçireceğini, köyün hemen üzerinde bulunan ormanlık alanlarda, köylünün yaylalarında, kışlaklarında, dağlarında yapılması istenilen Cerattepe’deki madencilik faaliyetiyle ilgili olarak bir atık barajı yapılmasına ilişkin çalışmalar yapıldığını ne yazık ki tespit ettiler, tutanaklarla bunu ortaya koydular. Jandarmayı çağırdılar, jandarma hiçbir şey yapmadı.

Buradan bütün Türkiye’ye haykırıyorum: Artvin’in en güzel köylerinden bir tanesi olan Oruçlu köyünü Deriner Barajı havzası içerisinde kalması nedeniyle yok ettik değerli arkadaşlarım. O köylülerin mezarlarını 100 metre suyun altında bıraktılar. Annelerine, babalarına, dedelerine, nenelerine bir Fatiha okuyacak mezar taşları yok. Şimdi onları kenara koyduk, aldık onlara diyoruz ki: “Hayır, bunlarla yetinmedik, sana ikinci bir hançer saplamamız gerekiyor.” Yeni yerleşim yerinden madencilik faaliyetiyle ilgili geniş bir yol geçirilmesi isteniyor. Oruçlu köyünde yaşayan bütün yurttaşlarım, bütün vatandaşlarım altına attıkları imzayla bu yolu istemediklerini, kendi köy sınırları içerisindeki madencilik faaliyetine karşı çıktıklarını tutanaklarla belli ettiler, önümüzdeki dönem içerisinde de yapacakları hukuki ve demokratik mücadelelerle de bu yol çalışmasına, bu madencilik faaliyetine karşı çıktıklarını ifade edecekler. Ben buradan, bu şanlı mücadeleyi yürüten Oruçlu köyünün halkını hiçbir siyasal düşünce ayrımı yapmaksızın saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Yöre milletvekili olarak onların mücadelelerinin yanlarında olduğumu bir kere daha yüce Parlamentodan ifade etmek istiyorum.

Artvin’in bir başka sorunu daha var: Arhavi. Arhavi’de de bir sorun var değerli arkadaşlarım. Geçen hafta içerisinde Parlamentoda düzenlemiş olduğum basın toplantısıyla dile getirdim. MNG Holding, Mehmet Nazif Günal -buradan adını da veriyorum- Arhavi’nin evladı, Arhavi’de Kamilet Vadisi’nde yürütülmekte olan bir hidroelektrik santralin çalışmasına ilişkin olarak, bütün kuralları göz ardı ederek, hukuk kurallarını kenara koyarak, kamu otoritesini kenara koyarak, İl Özel İdaresinin “Burada siz herhangi bir şekilde yol yapamazsınız.” şeklindeki kararlarına rağmen doğayı katlediyor, Kamilet Vadisi’ni katlediyor. Buradan Mehmet Nazif Günal’a sesleniyorum: Sen de o toprakların çocuğusun, Arhavi’nin çocuğusun, bırakın bunları bir kenara. Kamilet Vadisi’ne sizin dokunmanız değil, ondan sadece su içmeniz gerekir.

O nedenle, buradan MNG Holdingi orada işletmesi devam etmekte olan orta regülatörüne ilişkin, yol yapım çalışmasına ilişkin ikinci kez yürütmeyi durdurma kararına rağmen faaliyetini sürdüren MNG Holdingi bir kere daha kınıyorum ve buradan Mehmet Nazif Günal’a bir kere daha sesleniyorum: Arhavi’de cemaat yurdu yapmakla, Artvin merkeze TÜRGEV yurdu yapmak arasında gelgitler arasında gelip de Kamilet Vadisi’ni lütfen katletme. Eğer oraya ilişkin iddian varsa, 2019 yılında belediye seçimleri yapılacak, gelirsin Arhavi’de belediye başkan adayı olursun, biz de senin siyasi iddialarını anlarız. Sen o yörenin, o toprakların çocuğusun, Arhavi’yi katletme, Kamilet Vadisi’ni katletme, doğayı yok etme; eğer yok edersen ne Arhavili seni affedecektir, ne Artvinli seni affedecektir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Kayseri’de Erciyes için yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’e aittir.

Buyurun Sayın Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugünkü konuşmamda sizlere biraz Kayseri’yi tanıtacağım, Kayseri’den bahsedeceğim.

Kayseri Orta Anadolu’nun göbeğinde, etrafı âdeta çölleşmiş bir yerde, kendi ekmeğini taştan çıkaran bir şehir konumundadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü milattan önce 4000 yıllarına kadar giden bir tarihe sahiptir. Pek çok uygarlıklar gelip geçmiştir ama Kayseri neyiyle meşhurdur? Ticaretiyle meşhurdur.

Son yıllarda Büyükşehir Belediyemizin yapmış olduğu, beş yıl öncesinde başlatılan bir Erciyes Projesi vardır. Erciyes Projesi’ne beş yıl önce başlanmış, bugün, artık, yaklaşık bir buçuk-iki yıl sonra da tamamlanacak olan bir projedir. Erciyes Projesi, aynen, Kayseri’yi şu şekle getirmiştir: Hani Erciyes’in karı Kayseri’nin kârı olmuştur. Bu hâle dönüştürmüştür.

Burada ben Değerli Başkanımızı da sevgiyle anıyorum. Kendisine hizmetlerinden dolayı da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Nasıl olmuştur bu olay? Önce altyapı çalışmaları yapılmış, alttaki yollar yapılmış, kanalizasyon yapılmış. Hemen onun üzerinde de 22 tane otel ihaleye çıkarılmış ve ihale sonucu çeşitli firmalara pazarlanmıştır. Bunlardan 2 tanesi yapılmış ve şu anda da toplam 200 kilometre uzunluğu olan pistlerin 100 kilometresi bitmiş ve bugün için, artık, hizmete sunulmuştur. İki yıl sonra da diğer oteller bitecek, aynı zamanda, Kayseri Erciyes ayrı bir konuma yükselecektir.

Şöyle dünyaya baktığımızda bir Innsbruck’u hatırlayalım. Size Avusturya’nın Innsbruck’unu hatırlatmak istiyorum. Oradaki 600 ila 700 bin nüfuslu şehirde, bugün 30 bine yakın ticari işletme söz konusudur. Hemen akabinde, buradan ekmek yiyen daha binlerce insan mevcuttur burada. Şöyle, baktığımız zaman, 2010 yılında bu şehir, sadece dağdan elde ettiği, bu işletmelerin getirmiş olduğu sistemle 7 milyar dolar gibi bir gelir elde etmiştir. Kayseri, kendi etrafında hiçbir şey olmamasına rağmen, işte bu yeni projeye imza atmış, önemli projelerin de büyük bir kısmını bitirmiş durumdadır.

Değerli arkadaşlar, özellikle Kayseri’de yapılacak otellerde bir günde 6 bin kişi ikamet edecek, 25 ila 30 bin kişi arasında Kayseri’ye turist gelmiş olacaktır. Tabii ki bir saat içerisinde bu telesiyejden faydalanan da 35 bin kişi civarında olacaktır ki bu öyle küçümsenecek bir olay değildir.

Bunun en önemli özelliklerinden bir tanesi, üç ayağı bulunan Kayseri Turizm Master Planı’nın üçüncü ayağında ise şu işletmeler bulunmaktadır: Mekanik tesisler -bunların büyük bir kısmı bitmiş- liftler, karlama üniteleri hazırlanmış, sosyal tesislerin 2 tanesi bitmiş, diğerleri yapılmış vaziyette, restoranlar, otoparklar, sağlık üniteleri, alışveriş üniteleri, günübirlik alanlar, kayak tesisleri ve cami gibi tesisler yer almaktadır. Konaklama tesislerinin mevcut 800 adet civarında olan yatak kapasitesi bugün için hizmete girmiştir.

Onun yanında, yine, kış sporlarının yanında da yaz için de spor alanları planlanmış, Alp tarzı kayak, kar sörfü, dönüş kayağı, serbest sitil kayak turları, kuzey disiplini gibi kayakla ilgili sporların yanında ayrıca tırmanma, dağ yürüyüşü, dağ bisikleti, uçurtma ve paraşüt gibi de yine, yazın yapılacak spor aktiviteleri yapılmıştır.

Kısaca şunu demek istiyoruz: Kayseri kendisinin, Erciyes’in karını görmüş, bunu kâra çevirmeyi başarmıştır, başlamıştır, iki yıl sonunda da bu bitecektir. Burada emeği geçen, başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmaz üzere, tüm projede emeği geçen herkesi kutluyorum, tebrik ediyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural, söz talebiniz var, buyurun.

 

 

 

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, bir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sorularımızı yönlendiriyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında bakanlara bu soruları tevcih ederek cevap arıyoruz yani Anayasa’nın bize verdiği denetim görevini yapıyoruz. Hem milletvekillerinin gönderdiği sorular hem de bakanın verdiği cevaplar, yetkisini kullandıkları millî egemenliği nasıl temsil ettiklerini ve nasıl gördüklerine ilişkin önemli belgelerdir. Bu çerçevede, benim İçişleri Bakanına 2013’ün Ekim ayında yönelttiğim sorular vardı: “Ankara’da bulunan hangi cadde ve sokaklardaki otopark işletmeciliği hangi kişi ve kurumlar tarafından yapılmaktadır? Cadde ve sokaklardaki o otoparkların özel kişilere, firmalara verilmeleri nasıl gerçekleşmiştir? Park ücretlerini belirleyen kurul var mıdır? Tahsilattan herhangi bir kesinti yapılıyor mu?” diyerek sorularımı tevcih ettim.

Sayın Başkan, dışarıdan atanmış, bürokratik oligarşinin, derin AKP’nin temsilcisi ve hukuk devletini tehdit eden bir İçişleri Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına saygısızlık yaptığını düşündüğüm şu cevabı göndermiştir:

“İlgi yazı ekinde İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural’ın -şu- esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Ankara ilinde otoparkların kiraya verilmesi ve denetlenmesine ilişkin iş ve işlemler mevzuat hükümleri çerçevesi dâhilinde yapılmaktadır.

Gereğini arz ederim.

Efkan Ala

Bakan”

Şu cevaba bakın! Bu cevap size gelse yırtarsınız, atarsınız. Meclis Başkanlığına böylesine tepeden bakan bürokratik oligarşinin Bakanlar Kurulundaki temsilcisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına ve milletin egemenliğini temsil eden bu egemenlik çerçevesinde denetim yetkisi veren milletvekiline bu cevapla hakaret etmiştir. Kendisine aynen, bunu iadeli taahhütlü gönderiyorum. Haddini bileceksin, milletvekilinin sorduğu soruları geçiştirmeyeceksin. Bunu paylaşmak istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bankaların hukuka aykırı uygulamalarının araştırılarak, tüketici haklarının etkin şekilde korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

1) Alaattin Yüksel                                                     (İzmir)

2) Hülya Güven                                                        (İzmir)

3) Candan Yüceer                                                     (Tekirdağ)

4) Faik Tunay                                                           (İstanbul)

5) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                      (Kayseri)

6) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

7) Bülent Tezcan                                                      (Aydın)

8) Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

9) Özgür Özel                                                           (Manisa)

10) Rahmi Aşkın Türeli                                             (İzmir)

11) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

12) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

13) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

14) Ali Rıza Öztürk                                                   (Mersin)

15) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

16) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

17) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

18) Turgut Dibek                                                      (Kırklareli)

19) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

20) Melda Onur                                                        (İstanbul)

21) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

22) Hasan Ören                                                        (Manisa)

 

Gerekçe: Türkiye'de bankaların hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle halkımız büyük bir mağduriyet yaşamakta, çeşitli adlar altında alınan haksız ücretler nedeniyle açık şekilde sömürüye uğramaktadır.

Başta kredi kartı aidatları olmak üzere, bankacılık işlemlerinden haksızca alınan ücret ve komisyonlar Bankacılık sektörünün neredeyse temel gelir kaynağı hâline gelmiştir. Örneğin, bankacılık sektörünün kredi kartı aidatı adı altında elde ettiği gelir yıllık 4,5 milyar TL düzeyine ulaşmıştır ki birçok mahkeme kararı ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin verdiği binlerce kararla hukuka aykırılığı tespit edilmiş olan bu ücretlerden sağlanan gelir, bankacılık sektörünün yıllık karının yüzde 25'i düzeyindedir. Türk bankacılık sektörü temel faaliyetleriyle değil, vatandaştan aldığı haksız ücret ve komisyonlarla ayakta durmaktadır. Nitekim, son günlerde bankaların kredi kartlarını hiç kullanmayanlardan bile ücret talep etmeye başladığı, bazı bankaların kredi kartı borçlarını bildiren sesli ya da mesajla bildirim sistemini kullananlardan arama başına 5 lira ücret aldığı gibi haberler kamuoyuna yansımaktadır.

 

 

Mevduat hesapları üzerinden ise haksız bir şekilde "hesap işletim ücreti" almakta olan bankalar, öğrencilere burs vermek amacıyla açılan hesaplardan bile bu ücreti tahsil etme yoluna gidebilmektedir. Birçok ücret ve komisyonun yanı sıra otomatik para çekme makinelerinde yapılan basit bir bakiye görüntüleme işleminden de ücret alınmaya başlamıştır. İşin vahim tarafı benzer hukuksuz uygulamaların devlet bankaları tarafından da yapılıyor olmasıdır.

Bankalar haksız şekilde tahsil ettikleri bu ücretlerin dayanağı olarak müşterileriyle imzaladıkları sözleşmeleri göstermektedir. Oysa bu sözleşmeler Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a da Banka ve Kredi Kartları Kanunu’na da aykırıdır. Bu durum üst mahkemeler de dâhil olmak üzere mahkemelerin ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin verdikleri kararlarla sabittir. Nitekim bu haksız ücretlere karşı Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine ve yargı makamlarına başvuran mağdurlar ödemek zorunda kaldıkları paraları geri alabilmektedir. Fakat Türkiye'de yaklaşık 21 milyon kişide 51 milyon civarında kredi kartı olmasına rağmen Tüketici Hakları Hakem Heyetlerine başvuran kişi sayısı, 2011 yılı verilerine göre 55 bini dahi bulmamaktadır. Bankaların vurdumduymaz bir şekilde hukuksuzluğa devam etmesini sağlayan da bu durumdur.

Sektörde tüketiciler aleyhine büyük bir başıboşluk ve hukuksuzluk hâkimdir. Mevcut kanunlar bankalar tarafından hiçe sayılırken, bu kanunların getirdiği koruma mekanizmaları ise vatandaşlarımız tarafından etkin şekilde kullanılamamaktadır. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu sanki devletin değil bankaların temsilcisi gibi davranmakta, bu düzensizlik ve hukuksuzluk karşısında hiçbir tedbir almamaktadır.

Anayasa'nın 172. maddesine göre, "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder." Dolayısıyla, söz konusu haksız uygulamalar karşısında asıl iş Hükûmete düşmektedir. Fakat Hükümet de BDDK gibi bu hukuksuzluğun devam etmesine ve yoksul halkımızın sömürülmesine göz yummaktadır.

 

Halkın yüce Meclisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu konuda üzerine düşeni yapması, kuruluş amaçlarının ve varlık sebebinin doğal gereğidir. Halka ve halkın çıkarlarına, halkın Meclisi de sahip çıkmazsa ülkemizin demokrasiyle yönetildiğinden söz etmek mümkün olmayacaktır.

Bu gerekçelerle bankaların hukuka aykırı uygulamalarının araştırılarak, tüketici haklarının etkin şekilde korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Asgari düzeyde karşılanamayan ihtiyaçlar esas alınmak üzere yoksulluk ve yoksulluğun nedenlerinin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105'nci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim. 21/06/2012

1)   Mahmut Tanal                                                 (İstanbul)

2)   Haydar Akar                                                   (Kocaeli)

3)   Musa Çam                                                      (İzmir)

4)   Yıldıray Sapan                                                (Antalya)

5)   Namık Havutça                                               (Balıkesir)

6)   Haluk Eyidoğan                                              (İstanbul)

7)   İhsan Özkes                                                    (İstanbul)

8)   Aylin Nazlıaka                                                (Ankara)

9)   Candan Yüceer                                               (Tekirdağ)

10) Celal Dinçer                                                  (İstanbul)

11) Özgür Özel                                                    (Manisa)

12) Hülya Güven                                                  (İzmir)

13) Bülent Tezcan                                                (Aydın)

14) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                               (İstanbul)

15) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                               (Kayseri)

16) Ali Rıza Öztürk                                               (Mersin)

17) Rahmi Aşkın Türeli                                         (İzmir)

18) Ali İhsan Köktürk                                           (Zonguldak)

19) Kadir Gökmen Öğüt                                        (İstanbul)

20) Ali Sarıbaş                                                    (Çanakkale)

21) Turgut Dibek                                                  (Kırklareli)

Gerekçe:

Yoksulluk bireylerin veya halkımızın yaşantısını sürdürebilecek asgari refah düzeyini yakalamaması durumudur. Bu yoksulluk biçiminde bireyin ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılanamamaktadır.

Yoksulluk, ülkeden ülkeye veya coğrafyadan coğrafyaya değişik nedenlerle ortaya çıkabilir. Başlıca nedenler arasında çevresel nedenler, ekonomik nedenler, siyasi nedenler ve toplumsal nedenler sayılabilmektedir.

Yoksulluğun bariz nedenlerinden olan ekonomik nedenler arasında işsizlik en başta yer almaktadır. Koşulların yetersizliğinden seçilen kalitesiz yakıtlar, oluşturduğu çevresel son, gıda israfları, yoksulluğu tetiklemektedir. Ekonomik yetersizlikler nedeniyle sulamada yapılan su israfları, açtığı tahribat sonucunda yoksulluğu tetiklemektedir.

Siyasi politikalar, büyük yoksulluklara neden olabilmektedir. Özellikle izlenen yanlış politikalar, tarıma ve ağaçlandırmaya yapılan düşük destek, sanayinin çarpıklaşması, kirlilik, yoksulluğu beslemektedir. Eğitime verilen desteğin çok az olması, yoksul bir nesil yetişmesine neden olmaktadır.

Aşırı nüfus artışı yaşanan ülkelerde yoksulluğun önemli bir sorun olduğu bilinmektedir. Özellikle doğum kontrol konusunda bilinçsiz ve yetersiz bir ülke, aşırı nüfus artışlarına ve çarpık kentleşmeye yol açabilmektedir. Beyin göçleri ve tarihteki yönetim biçimleri insanları ve toplulukları yoksul bırakabilmektedir.

Ülkemizde temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında yaşanan artış, gelir seviyesinde artış olması gerekirken hiçbir artış olamaması nedeniyle toplumda yoksulluk oranı hızlı bir yükseliş sergilemektedir. Ülkemizde fiyat artışlarındaki büyüme sürerken işsizlik oranında da büyüme yaşanmaktadır. Ülkemizin nüfusu hızlı bir artış gösterirken bu artışla birlikte yoksulluk oranı da artmaktadır.

Yoksulluğun önüne geçilmesi, yoksulluk sınırında yaşayan vatandaşlarımızın durumlarında iyileştirme yapılabilmesi için gerekli planlamaların yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. En temel ihtiyaçlar olan gıda, elektrik, doğal gaz fiyatlarında artış yoksulluğu artıran nedenlerin başında gelmektedir.

Tüm bu konular kapsamında ülkemizdeki yoksulluğun nedenlerinin tespiti ve yoksullukla mücadelede çözüm odaklı çalışmalara öncülük edebilmek amacıyla Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tarımda girdi maliyetleri sorununu etraflıca araştırmak, konunun taraflarıyla görüşmek, maliyetleri aşağı çekecek yöntem ve tedbirleri araştırmak amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1)       Mehmet Ali Susam      (İzmir)

2)       Hülya Güven                                                      (İzmir)

3)       Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                (İstanbul)

4)       Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                (Kayseri)

5)       İhsan Özkes                                                        (İstanbul)

6)       Celal Dinçer                                                       (İstanbul)

7)       Musa Çam                                                          (İzmir)

8)       Özgür Özel                                                          (Manisa)

9)       Rahmi Aşkın Türeli      (İzmir)

10)   Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

11)   Haluk Eyidoğan                                                 (İstanbul)

12)   Ali İhsan Köktürk          (Zonguldak)

13)   Ali Sarıbaş                                                          (Çanakkale)

14)   Hasan Ören                                                        (Manisa)

15)   Ali Rıza Öztürk                                                    (Mersin)

16)   Kadir Gökmen Öğüt    (İstanbul)

17)   Namık Havutça                                                  (Balıkesir)

18)   Turgut Dibek                                                       (Kırklareli)

19)   Melda Onur                                                         (İstanbul)

20)   Mehmet Hilal Kaplan (Kocaeli)

21)   Ahmet İhsan Kalkavan                                     (Samsun)

Uygulanmakta olan tarım politikaları, ürün maliyetinin fiyatından fazla olmasına, böylece çiftçinin üretmekten uzaklaşmasına neden olmaktadır. Tarım ürünlerinin fiyatlarında yıllara göre artış, tarım girdi fiyatlarındaki artışın çok gerisinde kaldığından tarım üretimimiz çıkmaza girmiştir. Hatalı politikalar bir yanıyla ekonomimize ağır darbe vururken, diğer yanıyla vatandaşlarımızın yeterli, sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimini zorlaştırmaktadır.

Çiftçinin üretmekten uzaklaşması bugün 74 milyonlara ulaşan ve her geçen gün artan ülke nüfusunun beslenmesini imkânsız hâle getirmiştir. İhtiyacı karşılamak amacıyla ithalat başlamış, ithalat yapılan ürün türlerinin sayısının ve miktarının artması tarım ürünleri ithalatını cari açıkta önemli bir kalem hâline getirmiştir.

Ülkemiz 2011 yılında, hububat ve hububat ürünlerine yaklaşık 2 milyar dolar, bitkisel yağa 3 milyar dolar döviz ödemiştir. Tekstil ülkesi olan Türkiye, 5 yıldan beri her yıl 1 milyon ton pamuk ithal etmektedir. Geçen yıl dünya çapında pamuk fiyatlarının artmasıyla pamuk ithalatının faturası 3 milyar doları aşmıştır. Türkiye'nin 2011 yılı toplam ithalat rakamı 240,8 milyar dolardır ve bu rakamın 8,8 milyar doları tarım ithalatına aittir.

Kendi çiftçimizden esirgediğimiz teşviki, ithalat yoluyla başka ülkelerin çiftçilerine sağlamış oluyor; kendi çiftçimiz yerine onları zenginleştiriyor, refahlarını arttırıyoruz.

Çiftçimizin içinde bulunduğu çıkmaz durumu daha iyi tarif edebilmek açısından girdi ürünlerinin ve ürün fiyatlarının son on yıl içerisindeki değişimleri karşılaştırılmalıdır:

1 litre mazot 2002 yılında 1,09 TL, 2012 yılında ise 3,76 TL seviyesindedir. Ayrıca mazotun geçtiğimiz aylarda 4 lira seviyelerine kadar yükseldiği de unutulmamalıdır. Buna karşın 1 kg ekmeklik buğday 2002 yılında 230 kuruşken 2012 yılında 665 kuruş olmuştur. Yani üreticimizin 1 litre mazot alabilmesi için 2002 yılında 4,73 kg buğday satması gerekirken 2012 yılında 5,65 kg buğday satması gerekmektedir.

Benzer sonuçlar gübre ve yem gibi diğer ürünler için de geçerlidir. Örneğin A. Sülfat ton başına fiyatı 2002'den bu yana 5 kat artmıştır. Bu artış üre fiyatında 6,5 kat, DAP fiyatında ise 4,5 kat seviyesinde olmuştur. Buna karşın tarım ürünleri fiyatları mısır ürününde 2002 yılında 250 TL/ton iken 2011 yılı fiyatı 530 TL/ton olmuştur. Ayçiçeği ürününde ise 2002 yılında 460 TL/ton iken 2011 yılında 1.200 TL/ton olmuştur. Ortalama artış ise 2-2,5 kat seviyesinde kalmıştır.

Tarım üreticisinin tarım sektöründe tutunabilmesi için bu sektörden yeterli geliri sağlıyor olmaları gerekmektedir. Öyle ki ülkemizin "patates ambarı" olarak bilinen İzmir'in Ödemiş ilçesinde bugün itibariyle 1 kg patatesin maliyeti 30-40 kuruş iken 1 kg fiyatı 10 kuruşa kadar düştüğü çiftçi ürününü toplamaya dahi kalkışmamış, ürünü tarlada kalmıştır.

Mevcut tarım politikası sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Yeniden yeterli ve sürdürülebilir tarımsal üretime dönmek, çiftçimizin karnının doymasını, onun da bütün ülkenin karnını doyurmasını sağlayabilmek için girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesinde tarımda kullanılan mazottan ÖTV ve KDV'nin kaldırılması gibi doğrudan yöntemlerin yanı sıra, kümelenme şirketleri yoluyla toplu ürün satın alma, lojistik, depolama gibi yöntemleri ve yurt dışında üretilen girdilerin yurt içinde üretilmesini sağlayacak AR-GE ve bilimsel çalışmalara teşvik verilmesine kadar dolaylı yöntemler tercih edilebilir. Tarım Kanunu'nda GSMH’nın yüzde 1'i düzeyinde destekleme bütçesi ayrılacağı öngörülmüştür. Bugüne kadar bunun yarısına bile güçlükle ulaşılan desteklemelerin etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

 

 

BAŞKAN - Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda boş bulunan ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna düşen bir üyelik için İzmir Milletvekili Hülya Güven aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/894) (S. Sayısı: 593) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’nci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesinin 1 fıkrasında geçen “Bu Kanunu amacı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yükseköğretim kurumları ve kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ait” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.”

Alim Işık                                                              Reşat Doğru                                     Mustafa Kalaycı

 Kütahya                                                                    Tokat                                                 Konya

Yusuf Halaçoğlu Murat Başesgioğlu                      Mehmet Günal

    Kayseri                                                                İstanbul                                              Antalya

Ali Halaman

   Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 1. Maddesinin 1. Fıkrasında yer  alan “Bu kanunun amacı,” ibaresinden sonra gelmek üzere, “Türkiye’de AR-GE yatırımlarının artmasını ve üniversiteler ile sanayinin işbirliğinin sağlamayı teminen” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Ali Susam Haluk Ahmet Gümüş                 Ümit Özgümüş

       İzmir                                                                Balıkesir                                              Adana

Haluk Eyidoğan Gürkut Acar                                   Ali Sarıbaş

    İstanbul                                                               Antalya                                            Çanakkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Haluk Ahmet Gümüş, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun.

HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı üzerinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum.

Ülkemiz gelişmekte olan ekonomiler arasında yer almaktadır. Gelişmekte olan ekonomiden gelişmiş bir ekonomiye sahip bir ülke hâline gelmek çetrefilli ve zor bir iştir.  Bu süreçte planlı, bilimsel çalışmalarla sürekli desteklenen ve stratejik perspektif sahibi bir yaklaşım gerekmektedir. Araştırma geliştirme çalışmalarının önemine vurgu yapılırken sıkça bahsi geçen orta gelir tuzağı, bugün ülkemizin tam da karşı karşıya geldiği bir husustur. Gelişmiş bir ekonomi olma gayreti sergileme dönemine girmiş ülkemizin, tüketime dayalı büyüme modelini bir kenara bırakırsak, üretime dayalı bir büyüme ritmi tutturulması gerekmektedir. Ancak, sadece üretmek de yetmez. Bunu yaparken katma değeri yüksek mallar üretmeli, bunun için de teknoloji girdisini yükseltmelidir. İhracatçılarımızın sıkça şikâyet ettikleri kâr marjlarının düşüklüğü sorunu ancak bu orta gelir tuzağıyla başa çıkmak için örgütlenmiş bir ekonomik büyüme modeliyle aşılması mümkündür. Orta gelir tuzağı tam da Türkiye gibi orta gelir grubuna, yüksek gelir gelir grubu ekonomilere dâhil olmaya gayret gösteren ülkelerin mücadele ettikleri bir durumdur. Orta gelirli ülkelerin üretim süreçlerinin ve dolayısıyla ihracatçılarının katma değerlerini yükseltmekte yetersiz olmaları durumunda karşılaştıkları bir handikaptır. Katma değeri yükseltmek için teknolojiye, araştırma geliştirme faaliyetlerine kararlı bir şekilde yatırım yapılması gerekir. Bunu gerçekleştirmek için de uzun vadeli, kararlı ve planlı bir ekonomi yönetimi şarttır.

1960’lı yıllarda, Türkiye’yle benzer bir ekonomik yapıya ve büyüklüğe sahip Güney Kore’nin nasıl olup da orta gelir tuzağına düşmeden gelişmiş ekonomilere dâhil olduğu sıkça bahsedilen konulardan birisidir. Güney Kore, 1960’lardan başlayarak üreten bir ekonomi olma yolunda adımlar atmış ve bu üretim sürecinde giderek kalitesi ve düzeyi artan bir teknoloji katmayı becermiştir. Tabii bu konuda uluslararası dengeler açısından da Güney Kore’nin bulunduğu konumun özellikle değerlendirildiğini ve Güney Kore’nin de periferi ülkelerden birisi olarak seçilip özellikle yatırım noktası olarak değerlendirildiğini de unutmamak gerekir.

Bu alanda istikrarlı bir yükseliş gerçekleştirmenin şart olduğu ortadadır. Oysa Türkiye, 1960’larda ithal ikameci sanayisini geliştirip orta düzeyde teknoloji üretirken, 1980’lerde ihracata dayalı bir büyüme trendine girerek, düşük teknolojiye geri dönmüş, 1990’larda yeniden orta düzey teknoloji üretimine yönelmiştir. Süreklilik arz eden bir stratejiyle sürekli teknoloji ilerleten Güney Kore ise orta gelir tuzağına düşmeden gelişmiş ekonomiler arasına dâhil olmayı başarabilmiştir.

1980’lere kadar başa baş giden ekonomiler arasında fark, bu tarihten itibaren ülkemiz aleyhine ciddi şekilde açılmıştır. Katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünleri ihracatımızın toplam ihracatımız içindeki payı çok düşüktür. 2000’li yılların başında yükseliş göstermiş olsa da 2002’den itibaren yeniden düşüş trendine girilmiştir. Bu oranı yükseltebilmek ancak kapsamlı bir kalkınma ana üs stratejisiyle mümkündür. Bunun için de bugünü iyi analiz etmek, gelecekte ne olduğunu görebilmek lazım. Unutmamak lazım, dünyanın önemli raporlarına göre, şu anda ileri gelen ülkelerdeki raporlara göre on yıl önceki yapılan gelecek tahminleri bugün tamamıyla kökten olarak değişmiştir ama Hükûmet bunun hâlâ farkında değildir.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

TBMM Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesinin 1. fıkrasında geçen “Bu Kanunun amacı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yükseköğretim kurumları ile kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ait” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.”

                                                        Reşat Doğru (Tokat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

593 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bir ülkenin gelişmesi, kalkınması, teknolojik açıdan büyümesine, ilerlemesine ve araştırma-geliştirme harcamalarının büyüklüğüne bağlıdır. Az gelişmiş ülkelere bakılınca, araştırma-geliştirme harcamalarının millî gelir içindeki payının çok az,  gelişmiş ülkelerde ise çok yüksek olduğu görülür. Gelişmiş ülkeler millî gelirden büyük bir payı araştırmaya ayırırken, yeni teknolojileri ekonomiye uygulamakta, kalkınması da daha fazla olmaktadır. Bu konuda İsveç 2,8; ABD ve Japonya 2,71; Avusturya 2,30 oranında millî gelirden pay ayırırken, maalesef, ülkemiz ancak yüzde 02 ile 06 arasında pay ayırmaktadır. Bu oran, ülkemizin çok geride kaldığının, teknoloji konusunda atılımlar yapamadığının açık delilidir. Son on yılda her bütçe konuşmasında “AKP iktidarının araştırma-geliştirmeye daha fazla pay ayırması gerekir.” denilmesine rağmen maalesef fazla mesafe alınamamıştır. Ülkemiz şayet dünyada söz sahibi olmak istiyorsa bu payı mutlaka yüzde 2’lerin üzerine çıkarması gerekmektedir.

Ayrıca, ülkemizde araştırma-geliştirme faaliyetlerinde bulunan teknik eleman ve bilim adamlarının  sayısı da maalesef yetersizdir, çok azdır. Türkiye’mizde 10 bin kişiye düşen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan eleman sayısı AB ülkelerine göre en sonda yer almaktadır. Türkiye, 10 bin kişi başına teknisyende 0,5; bilim adamı noktasında 1,5 itibarıyla çok çok gerilerdedir. Almanya ve Hollanda’da bu oranlar 10 kat daha yüksektir. Bundan dolayı bilimsel yayın sayısı da diğer ülkelere göre çok azdır. Bir ülkede her 100 bin kişiye düşen bilimsel makale sayısı ne kadar çok ise, bu, gelişmişliğin en bariz göstergesidir.

Ülkemizde üniversiteler bünyesindeki teknoparklar çok ciddi şekilde desteklenmelidir. Sanayi ve üniversite beraber çalışmalı, aynı dili de kullanmalıdır. Ancak, üniversitelerimizde çalışan okutmanından araştırma görevlisine, öğretim görevlisine, öğretim üyesine kadar herkes çok zor şartlar altında görev yapmaktadır, yaşamlarını idame ettirmektedir. Maaşları çok yetersiz, kadroları ise YÖK tarafından maalesef verilmemektedir veyahut da çok zor verilmektedir. Üniversite personeline verilen ücretler Millî Eğitim Bakanlığında çalışan öğretmenlerin çok altında kalmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı öğretmeni büyük geçim sıkıntısı içerisindeyken üniversitede çalışan bütün hocalarımız da maalesef aynı girdap içerisine girmişler ve çok büyük problemlerle karşı karşıya kalmışlardır. Üniversite öğretim elemanlarına acaba Hükûmet ne zaman elini uzatacak, bu insanların mağduriyeti nasıl giderilecektir? Bir de bu insanlardan araştırma ve geliştirme noktasında bir şeyler istiyoruz, Türkiye’mizin kalkınmasına katkı istiyoruz. Ancak, bu noktada süratli bir şekilde bu insanların durumlarını iyileştirici kararlar alınmalı, onların maaşlarını artırıcı veya döner sermayeden gelirlerini artırıcı birtakım girişimlerde bulunmalıyız.

Son yıllarda küreselleşme faaliyetleri büyük hızla devam etmektedir. Küreselleşmenin bir parçası olan AR-GE faaliyetlerinde de yüksek artış vardır. Türkiye olarak burada da geri kalmamamız gerekmektedir. Rekabetten dolayı, teknolojik yeniliklerle elde edilen üretimler firmalar tarafından başkalarına verilmemekte ya da çok büyük paralar istenmektedir. Bundan dolayı da büyük şirketler AR-GE departmanlarını kurmak ve geliştirmek mecburiyetindedir. Firmalar kendi AR-GE ekipmanlarını kurmalı, desteklemek de devletin görevi olmalıdır. AR-GE için gerekli iş ve beyin gücünün sağlanması için devlet, üniversite ve özel sektör iş birliği çok iyi bir şekilde yapılmalıdır. AR-GE politikaları uygulanırken de dışarıdan yöntem ithal edilmemelidir, milletin kendi koşullarına uygun yeni bir yaklaşım tarzı benimsenmelidir. Ancak, bu yapılırken yabancı ülke örnekleri de iyice incelenmelidir.

Teknolojik gelişmede ülkeye yabancı sermaye getirilmeli ancak yerli sermaye ve yerli sanayi unutulmamalı, her türlü destek onlara verilmelidir. Yerli sermaye ve şirketler mutlaka ama mutlaka desteklenmelidir. Bugün, AR-GE’de güçlü olan İrlanda, İsrail gibi ülkeler toplumlarının refah seviyesini 3 katına çıkarırken Türkiye yerinde sayıyorsa işte, burada bir sorun var demektir. “Ekonomik istikrar sağlansın, daha sonra AR-GE konularına eğilelim.” yaklaşımı çok ama çok yanlıştır.

Ülkemizin gelişmekte olan dünyada daha fazla beklemeye zamanı yoktur diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Karar yeter sayısı….

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.51

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

593 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

 

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

                                                                                                                            Kapanma Saati: 15.01

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

593 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve arkadaşlarının önergesinin 2’nci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 2'inci maddesinde yer alan "ifade eder" ibaresinin "temsil eder" ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Faysal Sarıyıldız                                    İdris Baluken

                        Iğdır                                                 Şırnak                                                Bingöl

                   Adil Zozani                                  Sırrı Süreyya Önder

                      Hakkâri                                             İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 2. Maddesinin 1) bendinde bulunan "bünyesinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "bir özel kalem müdürü iki danışman ve bir sekreterden" ifadesinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Ali Susam Haluk Ahmet Gümüş                 Ümit Özgümüş

       İzmir                                                                Balıkesir                                              Adana

Haluk Eyidoğan Gürkut Acar                                   Ali Sarıbaş

    İstanbul                                                               Antalya                                            Çanakkale

TBMM Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 2. maddesinin 1.fıkrasının c) bendinde geçen “teknisyenleri” ibaresinin “teknik elemanı”, d) bendinde geçen “Teknisyen” ibaresinin “Teknik Eleman”, n) bendinde geçen “ürün” ibaresinin de “mal” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                       Mustafa Kalaycı                                  Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                               Konya                                               Kayseri

                   Ali Halaman                                   Murat Başesgioğlu                                 Mehmet Günal

                       Adana                                               İstanbul                                              Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla  selamlıyorum.

Araştırma alt yapılarının desteklenmesini öngören bu tasarı, geç kalınmış ve içeriği yetersiz olsa da önemli bir düzenleme niteliğindedir.

Türkiye, bilim, teknoloji ve yenilik performansında dünyada hâlâ çok gerilerde bulunmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı 2013-2014 Küresel Rekabet Raporu’na göre Türkiye, küresel rekabet gücü sıralamasında 148 ülke arasında 44’üncü, inovasyon kapasitesinde 45’inci, AR-GE’de üniversite-sanayi iş birliğinde 52’nci, bilimsel araştırma kurumlarının kalite sıralamasında 63’üncü, şirketlerin AR-GE harcamalarında 68’inci, bilim insanı ve mühendis sayısında 53’üncü, faydalı model ve patent sayısında ise 41’inci sırada yer almaktadır.

Dünyada yüksek büyüme oranlarını yıllara sâri bir biçimde sürdürebilen ülkelere bakıldığında bu ülkelerin katma değeri yüksek ürünler ürettikleri ve ihracatlarını da bu ürünlere dayalı olarak gerçekleştirdikleri görülmektedir. Ülkemizde bu şekilde bir üretim ve ihracat yapısına geçilebilmesi için AR-GE, yenilik ve teknoloji alanında önemli bir atılım yapılması gerekmektedir ancak sanayimiz bir türlü AR-GE yoğun üretim yapısına geçememektedir.

2002 yılında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 0,53’ü olan AR-GE harcamalarımız 2012’de yüzde 0,92’ye yükselmiştir. Bu oran, Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda belirlenen yüzde 2 hedefinin çok altında kalırken aynı zamanda, Avrupa Birliği ortalamasının da yarısının altında kalmıştır. Aynı dönemde, millî gelirin yaklaşık 3,5 kat arttığı dikkate alındığında, AR-GE harcamaları için aynı nispette kaynak ayrılmadığı görülmektedir. AR-GE harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2018 yılı için yüzde 1,8; 2023 yılı için yüzde 3 olarak hedeflenmiştir. Ancak, AKP iktidarının geçmiş yıllar performansına bakınca gelecek için umutlu olmak gerçekçi değildir. Zira, geçmiş beş yılda sadece 0,25 puan, geçmiş on yıldaysa sadece 0,39 puan artış gösteren bu oranın önümüzdeki beş yılda 2 katına çıkması, gelecek on yıldaysa 2,08 puan artış kaydetmesi gerçekçi görünmemektedir.

Tüm dünyada büyümenin motor gücü, ekonomilerin imalat sanayisine dayalı ihracat yapabilme kapasitesidir. Yüksek teknoloji ürünlerinin sanayi üretimi ve ihracatındaki payı birçok ülkede çift hanelere ulaşmışken Türkiye’de AKP döneminde iyice düşmüştür. Ülkemizde 2003 yılında yüzde 5,7 olan yüksek teknoloji ürünlerinin sanayi üretimi içindeki payı 2012 yılında yüzde 3,5’e gerilemiş; yine, 2002 yılında yüzde 6,2 olan yüksek teknoloji ürünlerinin ihracat içindeki payı da 2012 yılında yüzde 3,7’ye düşmüştür.

Yenilik ve teknoloji altyapısı güçlü olmayan ve imalat sanayisindeki sıçramaya dayanmayan bir üretim yapısıyla yüksek büyüme hedeflerine ulaşılması da mümkün değildir. AKP döneminde, tüketime, sıcak paraya ve ithalata dayalı politikalar sonucu, Türk sanayisi yurt dışından gelen ucuz ara mallarının tahribatıyla karşı karşıya kalmış ve sektörel öncelikleri, giderek montaja dayalı, ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiştir. Türkiye, sanayileşme bir tarafa, gittikçe sanayisizleşmektedir. İstanbul Sanayi Odasının, 249 büyük sanayi kuruluşumuzun               2001-2010 yılı verilerine dayanan çalışması, sanayimizin montaj ağırlıklı bir hâl aldığını, katma değerin nispi olarak azaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hem sanayimiz hem de ihracatımızın ithalata bağımlılığı kaygı verici boyutlara yükselmiştir. Bunu sadece enerji ithalatıyla açıklamak da mümkün değildir. Dâhilde işleme rejimi kapsamında, firmaların taahhüt ettiği ihracat ile buna bağlı ithalatın oranı yüzde 62,1’e yükselmiş yani bir başka deyişle 100 dolarlık ihracat için 62 dolarlık ithalat yapılmaktadır. Bizim ülke olarak ekonomide yeni ufuklara, yeni projelere ve çarelere ihtiyacımız vardır.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 2. Maddesinin 1) bendinde bulunan "bünyesinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "bir özel kalem müdürü iki danışman ve bir sekreterden" ifadesinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                Haluk Eyidoğan (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Haluk Eyidoğan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Eyidoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şüphesiz ki bilimsel ve teknolojik gelişmenin anahtarlarından biri de gelişmiş araştırma ve geliştirme altyapılarıdır. Bu kanun tasarısında öngörülen yapılanmanın mekân ve materyalini konuşurken o mekânları yüceltecek, evrenselleştirecek bilim insanlarını da konuşmamız lazım. Araştırma altyapılarına ruh ve vücut verenler iyi yetişmiş, üstün yetenekli, donanımlı bilim insanları ve teknokratlardır. O bilim insanlarını keşfeden, yönlendiren ve yetiştiren, eğitim öğretim sistemini evrensel ölçülerde mutlaka oluşturmalıyız. Yetişen bilim insanlarının gereksinme duyduğu teşvikleri oluşturmalıyız. Bilim insanlarını istihdam eden kurumların durumunu konuşmalıyız. Şu soruyu kendimize sormalıyız: Türkiye’de inşa ettiğimiz ve sürekli orasıyla burasıyla oynadığımız eğitim politikalarında bilim insanı yetiştirme vizyonu ve misyonu nedir? Devlete, vakıflara, özel kurumlara ait okullardan mezun olanların bilim ve teknoloji üretiminde yerini bilen var mı, bir istatistik değerlendirme var mı?

Biliyorsunuz beyin göçü hâlâ sürüyor. İlkokuldan hatta ana okulundan başlayan eğitim sürecinde bilim insanı potansiyelini taşıyan çocukları, üstün yetenekli ve üstün zekâlı çocukları keşfetmek için ne yapıyoruz? Türkiye’de üstün yetenekli ve üstün zekâlı çocukların nüfusa oranı yüzde 2’dir. Tahminen Türkiye’de 340 bin üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuğumuz var. Bu keşfettiklerimizi nasıl yetiştiriyoruz? Bakanlıkta Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürlüğünün durumu nedir? Bakanlığın stratejik plana aldığı çalışmalara hâlen başlamadığı haberlerini duyuyoruz. Hükûmet, üstün yetenekli bireyler için 2009-2013 Stratejik Planı’nı 2013-2017’olarak yeniledi. 2009-2012 arasında birçok toplantılar yapılmış ama bugün değişen bir şey yok, alanında yetersiz olan kişiler yüzünden kararlar alınamıyor, plan ve uygulama yapılamıyor.

Bilim ve sanat merkezleri kuruldu. Tahmin ediyorum sayısı 20-25 arasında. BİLSEM sayısı artırıldı ama buralarda yapılan görevlendirmeler adamı olanlar yöntemiyle yapılıyor iddiası var. BİLSEM’ler bazı okulların üst katında veya amacına uygun olmayan okullarda açılıyor. On sekiz yıldır açık olan BİLSEM’lere 2013 Martına kadar hiç program çalışması yapılmadı, yasal düzenleme de hiç yapılmadı ve hâlâ yetersiz bir yönergeyle idare edilmeye çalışılıyor.

Türkiye’de üstün yetenekli ve zekâlı çocukların sayısının yüzde 2 olduğunu söylemiştim. Araştırmacı bilim insanı havuzuna önemli katkı sağlayacak üstün yetenekli çocukların eğitiminde erken tanılama çok önemlidir. Eskiden 1’inci sınıflarda yapılan seçim artık 4’üncü sınıftan sonra yapılmaktadır. Gecikme nedeniyle üstün yetenekli çocuklar kaybediliyor. Üstün yetenekli çocukların eğitimi okullarda destek eğitimi odalarına sıkıştırılmaya çalışılıyor. İlkokullarda onlara kim ders verecek? Dersi boş geçen öğretmenler ders veriyor çünkü diğerleri otuz saatten fazla derse giremiyor.

Size acı bir tespit aktarayım: Üstün yetenekli ve üstün zekâlı çocuklara okulların çoğunda ne yazık ki engelli muamelesi yapılıyor çünkü ilgili o okullara daha çok engelli ve otistik çocuklar başvuruyor. Bugün birçok çocuk, anne ve babalarının ve onları fark eden öğretmenlerinin gözü önünde heba olup gidiyor. Ülkeler için, AR-GE yapan kurumlar için üstün yetenekli çocuklar ileride kocaman meyve ağaçlarına dönüşecek birer tohumdur. AR-GE’nin insan ve altyapı kaynağı olan üniversitelerimizin durumunu da, bugünkü YÖK’ü de, yükseköğretim sistemini de bu anlamda mikroskopun altına koymalıyız.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 2'inci maddesinde yer alan "ifade eder" ibaresinin "temsil eder" ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Zozani. (HDP sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, tasarının tamamı üzerinde dün genel olarak yaklaşımlarımızı, görüşlerimizi sizlerle paylaşmıştık. Bu tasarının mevcut hâliyle Türkiye’de ileri teknoloji yaratımına zemin oluşturma şansının zayıf olduğunu ifade ettik.

Türkiye sanayisinin ağırlıklı olarak mevcutta artık kaporta sanayisi olduğu gerçeğinden hareket edersek, artık beyinsel üretimi hedef alan, beyinsel üretimi önceleyen bir tasarı olmanın ötesinde biraz da dostlar pazarda görsün misali gecikilmiş bir tasarı olarak buraya getirildi ve dolayısıyla burada ilaveten esasında söylenebilecek çok şey yok burada. Yine de umut ediyoruz, temennilerimizi ifade ediyoruz ki gelişmelere, ileri teknoloji yaratımına vesile olmasını arzu ediyoruz. Mevcut yaklaşımlarla, mevcut kaynak yaratımıyla bunun mümkün olmadığını görmek gerekir.

Dün de ifade ettim, bugün de tekrar ifade ediyorum: Mevcutta rakamsal olarak verilen yüzde 1’lik dilime yakın AR-GE yatırımlarına yönelik teşvikler ya da oraya yatırılan payın da sadece ve sadece savunma sanayisinin gelişimine yapılmış yatırımın ötesinde olmadığını ifade ettik. Üniversitelerimizin bu konudaki hâli, bu konuya ilgisi içler acısıdır.

Bakın, daha ülkenin neredeyse üçte 1’lik kesiminin karanlıkta olduğu bir dönemde siz ileri teknolojiden söz ediyorsunuz. Artık köylüler elektrik kesintilerinden kaynaklı olarak toplu hâlde gösteriler yapmaya başladı. Gösteriler yapılıyor, bugün de TEDAŞ binası yakılmış. Neden? Borçlarını ödeyemiyorlar. İçme amaçlı olarak çalıştırdıkları kuyularda kullandıkları elektriğin borcunu ödeyemedikleri için elektrikleri kesiliyor, bu kesintiden kaynaklı olarak da şimdi birçok yerde eylem var. Özellikle Büyükşehir Belediyesi Yasası burada geçtikten sonra, yeni dönem uygulamasında Hükûmetin, devletin geçmişten bugüne kadar tahsil edemediği borçları büyükşehir belediyelerine yükleyerek çözüm üretme arayışı vardır. Alın işte, Şanlıurfa’da çiftçiler ayakta, köylüler isyan ediyor. Siz de büyükşehir belediyesine diyorsunuz ki: “İçme suyu sayacını evlere bağlamak durumundasınız.” çünkü o yasayla birlikte bütün köyleri mahalle statüsüne getirdiniz. Büyükşehir belediyeleri de o köylere… O köylerdeki bütün evler, kullanıcılar sayaç takmak durumundadır ama takamıyor çünkü şu ana kadar öyle bir sistem yok, devlet öyle bir sistem geliştirememiş. Vatandaş kendi imkânlarıyla, yaptıkları sondajlarla içme suyunu yer altından temin ediyor, tamamıyla kendi imkânlarıyla bunu yapıyor. Toplu olarak da oraya bir elektrik sayacı konulmuş ve tek sayaçtan köyün bütün su ihtiyacı karşılanıyor. On milyarlarca borç birikmiş ve siz şimdi Büyükşehir Belediye Yasası’ndan itibaren belediyelere “Gidin, bu borcu tahsil edin.” diyorsunuz, belediyeler de bunu yapmıyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bunu yapabiliyor mu, çıkın, burada ifade edin. Köylere bu yönlü içme suyu temini konusunda Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi köylülere hizmet götürebiliyor mu? Götüremiyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Götüremiyor, sıfırda, sınıfta kalmış. Halk mağdur.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Niye götüremiyor? Çünkü siz istediğiniz kadar “ileri teknolojik üretim” deyin, orası daha orta çağ koşullarında yaşıyor, orta çağı aşamamış. Siz ileri teknolojiyi kaporta taşıma olarak algılayabilirsiniz, bu şekilde kabul edebilirsiniz ama dünyanın kabul ettiği ileri teknoloji gelişimi kaporta taşımaktan ibaret değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Bırakın ileri teknolojik gelişmeyi birçok ilde insanlar hâlâ mevcut koşullarda, bu çağda karanlıkta yaşamak durumunda kalıyorlar ve buna çözüm üretmek konusunda Hükûmet kılını kıpırdatmıyor.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hakikaten mağdur, çok doğru söyledi hatip. Bu çağda on iki saat elektrik kesintisi…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 3. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "ile Milli Eğitim Bakanından" ibaresi, "Milli Eğitim Bakanı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanından" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümüş                           Malik Ecder Özdemir

                        İzmir                                               Balıkesir                                               Sivas

                           

                 Ümit Özgümüş                                   Haluk Eyidoğan                                     Gürkut Acar

                       Adana                                               İstanbul                                              Antalya

 

                    Ali Sarıbaş

                    Çanakkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 3'üncü maddesinin 'ç' bendinin, "Araştırma altyapısının bünyesinde kurulduğu yükseköğretim kurumunun önerdiği yönetim kurulu üyeleri listesinin içinden araştırma altyapılarının yönetim kurulu üyelerini onaylamak." şeklinde değiştirilmesini, "ı" maddesinin ise tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Faysal Sarıyıldız                                    İdris Baluken

                        Iğdır                                                 Şırnak                                                Bingöl

                   Adil Zozani                               Hüsamettin Zenderlioğlu

                      Hakkâri                                               Bitlis

TBMM Başkanlığına,

593 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3. Maddesinin 1. Fıkrasının son cümlesinde geçen “usul ve esasları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bakanlar Kurulunca çıkartılacak” ibaresinin, 2. Fıkrasının g) bendinde geçen “malların” ibaresinden sonra gelmek üzere “en yakın diğer araştırma altyapısına” ibaresinin eklenmesini ve (j) bendinin madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                        Zühal Topçu                                  Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                             Ankara                                              Konya

                Mehmet Günal                                Yusuf Halaçoğlu                             Murat Başesgioğlu

                      Antalya                                             Kayseri                                             İstanbul

                  Ali Halaman

                       Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Zuhal Topçu, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Topçu. (MHP sıralarından alkışlar)

ZÜHAL TOPÇU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii bu gibi çalışmalarda başarıyı elde edebilmek için öncelikle zihinsel dönüşümlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor ama baktığımızda bu zihinsel dönüşümlerin ne kadar gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de gerçekten tartışılabilir diye düşünmekteyiz. Çünkü baktığımızda, şu anda elimizde bulunan bu araştırma merkezlerinin veya üniversitelerin ne kadar kullanılıp kullanılmadığı, hangi performansı gösterdikleri ve girdi-çıktı analizlerinin nasıl yapıldığı elimizde şu anda. Şimdi bakıldığında şu andaki verilerde bu elimizde bulunan kapasitenin ve yıllardır bu kuruluşlara yapılan harcamaların nasıl sonuç vermediğinin göstergelerinin hepsi elimizde bulunmaktadır ve on iki yıldaki uygulamalara, politikalara baktığımızda da bu altyapıyla beraber insan unsurunun da nasıl telef edildiğine hepimiz günbegün şahit olmaktayız. Bu planlamalardan önce, acaba, elimizde 200’e yakın üniversite var, bunlara yapılan harcamalar var; girdi-çıktı analizlerinin sonuçları ne, bunlar bize nasıl bir tablo, nasıl bir resim sunmaktadır; buradaki personel nasıl istihdam edilmektedir ve buralarda hangi projeler nasıl geçmektedir; bazıları neden geçememektedir; bunların düşünülmesi lazım. Şu anda gerçekten hastalıklı bir yapı var ve bu yapının üzerine -bu hastalık teşhis edilmeden tekrar bu hastalığın üzerine- farklı analiz edilmeden bir binanın tekrar inşa edilmesi düşüncesi var burada.

Acaba üniversitelerin yenilik üretme kapasiteleri nedir? Üniversiteler hangi sıralamada, dünya sıralamasında nerede bulunmaktadır? Önce bunlara bir bakmak lazım.

Elimizdeki kapasiteleri nasıl daha iyi değerlendirebiliriz, insan unsurunu nasıl çalıştırabiliriz? Şu anda, özellikle üniversitelerden özel sektöre veya diğer kurumlara personel kaçışı bulunmaktadır çünkü üniversitelerin çalışma ortamına baktığımızda, çalışma kültürüne baktığımızda gerçekten içler acısı hâli bizleri üzmektedir. İstihdam edilen personel acaba hangi kriterlere göre alınmaktadır? Özellikle darbe kurumu olarak yıllardır üniversitelerin tepesinde bulunan YÖK bu kriterleri nasıl değiştirmiştir, nasıl bir baskı uygulamaktadır? Bunların da incelenmesi lazım. Bu kadrolara alınan insanlar hangi liyakatle, hangi niteliklere sahip olmakla alınmaktadır? Çünkü, bu insanlar, özellikle yenileşme çalışmaları veya bir şeyi üretme kapasitesi üzerine kurulmaktadır.

Buradan hareketle, şimdi üniversitede çalışan personelin maaşlarına baktığımızda, özellikle bunlara yeniliğe ve üretmeye endeksli bireyler olarak, araştırmaya endeksli bireyler olarak baktığımızda, bir araştırma görevlisinin 2.251 lira, yardımcı doçentin 2.693 lira, doçentin 3.544 lira, profesörün de 5.040 lira aldığı artık rakamlarla karşımızda. Ve son yapılan açlık ve yoksulluk sınırı çalışmalarına baktığımızda da, açlık sınırının 1.167 TL olduğunu, yoksulluk sınırının da 3.772 TL olduğunu artık rakamlar bize gösteriyor. Bu durumda, araştırma görevlisi, yardımcı doçent ve doçentin yoksulluk sınırında olduğunu görmekteyiz. Acaba, bütün bu gerçeklere rağmen hangi düşünceyle bu yeni yapılanmaya gidilmektedir? Öncelikle, elimizde bulunan değerleri, bu mücevheri en iyi şekilde değerlendirip ondan sonra çözüm yolu üretmenin çok daha faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Bunun için, özellikle üniversitelerin ve araştırma merkezlerinin yeniden organize edilmesi, yeni bir organizasyona tabi tutulması ve bundan sonra ihtiyaca binaen yeni çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Teşekkür ediyoruz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 3’üncü maddesinin 'ç' bendinin, "Araştırma altyapısının bünyesinde kurulduğu yükseköğretim kurumunun önerdiği yönetim kurulu üyeleri listesinin içinden araştırma altyapılarının yönetim kurulu üyelerini onaylamak." şeklinde değiştirilmesini, "ı" maddesinin ise tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. .

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kurul, bilimsel ve teknolojik bir değerlendirme yapabilecek kompozisyonda olmadığından, araştırma altyapısının kullanımına ilişkin kararların Yönetim Kurulu'na bırakılması önerilmektedir. Bu düzenlemeyle bilimsel bilgi üretim süreci daha sağlıklı işleyebilecektir. Zira altyapı bünyesindeki Ar-Ge süreçlerinin yönetimi de merkezileştiği ve ilgili üniversitenin yetki ve sorumluluğundan çıktığı takdirde altyapı ile üniversitenin eğitim-araştırma süreçlerinde kopukluk olacaktır. Bürokratikleşme ve "tek-tipleşme" eğilimi artacak ve yaratıcılık ve yenilikçilik azalacaktır. İlgili üniversitenin, altyapı bünyesindeki Ar-Ge faaliyetlerinin başarı veya başarısızlığındaki rolünü belirleme imkânı kalmayacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 3. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "ile Milli Eğitim Bakanından" ibaresi, " Milli Eğitim Bakanı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanından" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                         Malik Ecder Özdemir (Sivas) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Başkan.

Evet, önerge üzerinde söz isteyen Malik Ecder Özdemir, Sivas Milletvekili.

Buyurun Sayın Özdemir. (CHP sıralarından alkışlar)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın başında yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Grubumuzun bu kanun tasarısı üzerindeki düşüncelerini milletvekillerimiz ifade ediyorlar. Ben bana ayrılan beş dakikalık sürede bir başka önemli konuyu yüce Meclisin gündemine getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, dün tarihlerden 2 Temmuzdu. Bu tarih, belki birileriniz için bir anlam ifade etmiyor olabilir ama içinde birazcık insan sevgisi, birazcık vicdan sahibi olan her insan için bu tarih önemli bir tarihti. Bundan tam yirmi bir yıl önce, 2 Temmuzda, Sivas’ta Madımak Oteli’nde bir insanlık suçu, bir dram yaşanmıştı. Aralarında Behçet Aysan, Asım Bezirci, Metin Altıok gibi edebiyatçılardan; Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen’in de bulunduğu şair ve sanatçılardan; Koray Kaya, Menekşe Kaya, Asuman Sivri, Yasemin Sivri gibi daha 14, 15 yaşını doldurmamış, tek kusurları barışa ve kardeşliğe semah dönmek olan gencecik çocuklardan oluşan toplam 33 insanımız Madımak’ta hunharca katledilmişlerdi. Aradan yirmi bir yıl geçmiş olmasına rağmen, bu katliamın tertipleyicilerinin, gerçek anlamdaki faillerinin yakalanıp adalet önüne çıkarılmamış olması ve uzun süreden bu tarafa devam eden dava hakkında takipsizlik kararı verilmiş olması bu acıyı daha da derinleştirmektedir.

 

Değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki bu katliamı düzenleyenlerin, Madımak’ı ateşe verenlerin tek hedefi oradaki 33 yurttaşımızdan ibaret değildi; bu katliamı düzenleyenlerin asıl hedefi, laik demokratik cumhuriyetimizdi. Alevi’si Sünni’si, Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Laz’ıyla birlikte bir arada yaşayan… Nazım’ın ifadesiyle, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşama arzumuz ve isteğimiz aslında Madımak’ta boğulmak istenmiştir.

Geçmişte Maraş’ta, Çorum’da, yine Sivas’ta aynı mezhep kavgaları düzenlenmeye çalışıldı ve buradan Türkiye’de bir iç savaş çıkarmayı hedefleyen çoğu zavallılar bir şeyi görememişlerdi: Anadolu insanının mayasını tanıyamamışlardı çünkü Anadolu’da, daha doğrusu Avrupa’da 13’üncü yüzyılda mezhep kavgalarıyla insanlar birbirlerini gırtlaklarken ve bugün 13’üncü yüzyıldan sonra bugün Suriye’de, Irak’ta, mezhep çatışmalarıyla ülkeler kan gölüne dönmüşken eğer bizim ülkemizde iktidarın her türlü kışkırtmasına rağmen bir mezhep kavgası çıkmamışsa, bunu laik demokratik cumhuriyete, doksan yıllık cumhuriyetimizin birikimine borçluyuz.

Değerli arkadaşlarım, tıpkı Suriye’de IŞİD’cilerin, “Şeriat kuracağız.” diyenlerin söylemine benzer bir biçimde Madımak’ın önünde sekiz saat toplanan güruh -orada sekiz saat boyunca “Laiklik yıkılacak, şeriat gelecek.” diyenler- aynı ifadelerde bulunuyorlardı. Bu söylemden, bu mezhep çatışmasından hiç kimseye bir fayda gelmeyeceğini hep birlikte görmemiz gerekiyor.

Bugün “Herkesi kucaklayacağım.” iddiasıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerine iddialı girmeye çalışan Sayın Başbakan, “Hatay’da 53 Sünni yurttaşımız öldü.” derken, “Camide içki içtiler.” yalanına sığınıp meydan meydan bu yalanı söylerken, “Türbanlı bacımıza saldırdılar.” derken, Türkiye’de bir mezhep kavgasını körüklemeye çalışıyordu.

Değerli arkadaşlarım, dün 19 milletvekili arkadaşımızla Sivas’taydık. 10 bin insan, yirmi bir yıldan bu tarafa yorulmadan, Türkiye’nin her tarafında olduğu gibi, Sivas’ta bir demokratik talebi dile getiriyorlar. Nedir o? Madımak’ın utanç müzesi olması. İşin acı tarafı, on iki yıldır ne Sayın Başbakandan ne Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde oturan zatımuhteremden ne de heyetinizden, Hükûmetten lehte ya da aleyhte bu konuyu telin eden tek bir cümle duymadık, on iki yıldan bu tarafa duymadık. Bu duyarsızlığınız karşısında insanlar ister istemez “Sükût ikrardan gelir.” diyerek buradan bir çıkartmayla içinizden birileri “Oh oldu, iyi ki oldu, yandılar.” mı demek istiyorlar? Çünkü, içinizde hâlâ milletvekili olup bu davanın sanıklarının avukatlığını yapan milletvekilleri var, Bakanlık koltuğunda oturanlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, yirmi yıldan bu tarafa söylenen bu demokratik talebi Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir kere daha gündemine getirmek istiyorum. Orada aydınlanma müzesi olmasını isteyenler bir çatışma için değil, insanlık adına, bundan sonra bu tür katliamlar yaşanmaması dileğiyle bir ibret müzesi olması talebimiz var. Bu talebi bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisinin dikkatine sunmak istiyorum.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

 

 

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Susam, Sayın Ayaydın, Sayın Eyidoğan, Sayın Dibek, Sayın Toptaş, Sayın Işık, Sayın Acar, Sayın Erdemir, Sayın Tanal, Sayın Demiröz, Sayın Özkan, Sayın Gök, Sayın Bayraktutan, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Özgümüş, Sayın Haberal, Sayın Köktürk ve Sayın Serter.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.56

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

593 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında istenen yoklama isteği üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

YOKLAMA

BAŞKAN - Şimdi, yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

3 - Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/894) (S. Sayısı: 593) (Devam)

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 4. Maddesinin 1. Fıkrasında bulunan "Yükseköğretim Kurulu Başkanı" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nun görevlendireceği birer üye" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Ali Susam               Haluk Ahmet Gümüş        Ümit Özgümüş

    İzmir                                       Balıkesir                     Adana

Gürkut Acar                            Haluk Eyidoğan

   Antalya                                     İstanbul

                                                          

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 4'üncü maddesinde yer alan "Komite, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve TÜBİTAK Başkanından oluşur." ibaresinin, "Komite, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı, TÜBİTAK Başkanı ve ilgili Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşur." ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Faysal Sarıyıldız                                    İdris Baluken

                        Iğdır                                                 Şırnak                                                Bingöl

                   Adil Zozani                                  Sırrı Süreyya Önder

                      Hakkâri                                             İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 4. Maddesinin (1) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Yusuf Halaçoğlu                                 Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal

                      Kayseri                                               Konya                                               Antalya

                     Alim Işık                                         Ali Halaman                                   Murat Başesgioğlu

                      Kütahya                                               Adana                                               İstanbul

                 Mustafa Erdem

                       Ankara

“(1) Komite, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı, Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı, TÜBİTAK ve KOSGEB Başkanından oluşur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Erdem, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Milletvekilleri, 4’üncü madde üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

AR-GE, kurulması istenen bir kurum olarak bir ideal hedefi gösterme anlamında çok önemli bir misyon üstlenmektedir. Ancak burada hatırlatılması gereken bir husus, burada üzerinde durulması gereken husus, kemâlâtın kemâlât ile olmayacağıdır. Bugüne kadar, ülkemizde AR-GE benzeri pek çok kurum vardır, devlet kurumlarında da pek çok kurumlar hâlâ bu fonksiyonu icra ettiğini iddia etmektedir. Örnek olarak söylemem gerekirse, geçmişte TRT’de Araştırma İmalat Dairesi vardı, TRT çalışanları orası için “huzurevi” tabirini kullanırlardı.

Devletin başka yerlerinde bir sürü APK’lar vardır ama buralar işe yaramayan depo vazifesi görmekte, bir şekilde yönetimin istemediği kadrolar tarafından buralar değerlendirilmekteydi.

Burada, üzerinde durulması gereken husus eğer bir AR-GE kurulması gerekiyor ve bu AR-GE ile ülke için yararlı hizmetler yapılacak ise eşyanın tabiatına uygun olarak yapılması lazım gelir.

Değerli milletvekilleri, AR-GE bir irade işidir, AR-GE bir iman işidir, AR-GE bir ideal işidir, AR-GE bir ruhu işidir. Bugün, uluslararası karşı karşıya kaldığımız manzarada, milletler arası mücadelede öne çıkan ülkelerin hangi ideallere, hangi ülkülere, hangi değerlere sahip olduğunu düşündüğünüzde ülkemizin hâlâ patinaj yapıyor olmasının arkasında yatan gerçeğin millet olarak bu değerlerimizden koptuğumuz, millet olarak bu ruhu yitirdiğimiz, millet olarak bu öz güvenden mahrum olduğumuz içindir.

AR-GE yapabilmek için öncelikle altyapı çalışmalarının fevkalade önemli olduğuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Ama gelin görün ki fiilî olarak üniversiteler bu işin sorumluluğunu üstlenmesi lazım gelirken, gerek alet edevat veya kurumsal kimlik adına gerekse orada çalışan personel adına ihtiyaca ne kadar cevap vereceği hususu takdirlerinize arz olunur. Bir şekilde üniversite hocalarının veya oradaki araştırmaların ekonomik olarak başkalarına bağımlı hâle getirildiği, ailesini ve çoluğunu çocuğunu maişet itibarıyla düşünür konuma sokulduğunda o insanların yarınıyla ilgili bu ülkenim kazanım kazandırabilmeleri ne kadar doğru olacaktır?

Bir başka hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. AR-GE bütün kurumlar arasındaki bir eş güdüm sayesinde başarılı olabilir. Biz, bırakın AR-GE’yi, devlet kurumları arasındaki uyumu, bir büyükşehir belediyesi içerisinde uyum olmadığını görüyor ve devlet imkânlarının nasıl israf edildiğini üzülerek ifade ediyoruz. PTT’si ayrı çalışıyor, ASKİ’si ayrı çalışıyor, TELEKOM’u ayrı çalışıyor, elektriği ayrı çalışıyor, birinin yaptığını diğeri bozuyor. Şimdi, siz AR-GE olarak eğer bu hedefleri bir bütün etrafında toplayamaz, bunu bir ülke ideali hâline getiremezseniz yapılacak işler bu anlamda da bir anlam ifade etmeyecektir.

Bir başka hususa daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Ülkemizde  AR-GE’nin ürettiği projeleri değerlendirebilecek bir irade var mıdır? Öncelikle, gerçekten üstün zekâlı Türk insanın ürettiği projeleri, başkalarınınkinin daha pahalısına mal olacağı gerekçesiyle bugüne kadar çöpe atan bir toplum özelliği gösterdik mi, göstermedik mi? Amerika’dan alınır, İsrail’den alınır, Çin’den alınır ama benim Türk milletimin yapmış olduğu ürünlerin bir şekilde kıymetihükmiyesi olmaz ise sizin yapacağınız AR-GE’nin bir anlamı olmayacaktır. AR-GE’de üretilen ürünlerin bir ürün olarak kıymet ifade edebilmesi için AR-GE’de çalışanlara saygı gösterilmesi ve devlet erkânının onlara itibar etmesi lazım gelir. TÜBİTAK’ta çalışanlar bir devlet kurumu niteliğinde çalışırken, bugün sizlerle birlikte paralel yürürken, bize çatışır vaziyette olmalarına rağmen nasıl oluyor da bu paralel  üretenlerin sonuç itibarıyla ürettiklerinin bir kıymetihükmiyesi olmuyor, bunu takdirlerinize arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Amerika’ya gitmeye gerek yok, uzaya çıkmaya gerek yok, kendimize dönelim, inanç değerlerimize sahip çıkalım, “İki günü eşit olan ziyandadır.” hükmünü ve “İnsan ancak çalışırsa bunun karşılığını alır.” hükmünü öğrenelim.

O zaman AR-GE kurmaya gerek olmayacaktır diye düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 4'üncü maddesinde yer alan "Komite, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve TÜBİTAK Başkanından oluşur. " ibaresinin, "Komite, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı, TÜBİTAK Başkanı ve ilgili Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşur." ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Türkiye'de, sivil toplum kuruluşlarının toplumun bugününü ve geleceğini ilgilendiren kritik konularda karar alma mekanizmalarında bağlayıcı bir politik temsille bulunmaları elzemdir. Araştırmaların belirlenmesi, altyapılarının oluşturulması, fonlarının ve harcamalarının denetlenmesi ve esas olarak tüm bunların yönetimi, sadece devlet mekanizmalarında tekelleşmemelidir. Sivil toplum kuruluşlarının tüm bu süreçte aktif şekilde rol alabilmelerini sağlamak, merkezi bir devlet anlayışını aşmak için büyük öneme sahiptir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 4. Maddesinin 1. Fıkrasında bulunan "Yükseköğretim Kurulu Başkanı" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nun görevlendireceği birer üye" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                           Mehmet Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Susam. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge ile neyi anlattığımızı tüm Mecliste bulunan milletvekili arkadaşlarımıza ve Bakan ve Komisyona bir kez daha anlatmak istiyorum.

Bu kanunda bir genel gerekçe yazmışsınız: “AR-GE ve yenilik politikalarının temel amacı teknolojik ve yenilik faaliyetlerinin özel sektör odaklı artırılarak faydaya dönüştürülmesi, yeniliğe dayalı bir ekosistem oluşturularak araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi ve markalaşmış teknoloji yoğun ürünlerle ülkemizin küresel ölçekte yüksek rekabet gücüne erişmesine katkıda bulunması olarak tespit edilmiştir. Özel sektörün yenilik yapma yeteneğinin artırılması, araştırmacı insan gücünün geliştirilmesi, araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi, araştırma desteklerinin etkinliğinin artırılması ile araştırma altyapılarının etkin kullanımının sağlanması bu kapsamda öne çıkan politika alanlarını teşkil etmektedir.”

Peki, biz ne diyoruz? Nasıl bir yapı kurmuşsunuz bunun için? Araştırma Altyapıları Kurulu, altında İzleme Ve Yeterlilik Değerlendirme Komitesi ve Araştırma Alt Yapıları Kurulunun organları olarak Yönetim Kurulu, Danışma Kurulu ve müdürlükler. Peki, buralara kimi atamışsınız? Araştırma Altyapıları Kuruluna 3 tane bakanı atamışsınız, İzleme Ve Yeterlilik Komitesine 3 tane müsteşarı atamışsınız, ondan sonra da diyorsunuz ki genel gerekçede: “Üretilen ürünün ticarileştirilmesini ve piyasada bu ürünün ticari bir niteliğe kavuşmasını sağlamaya çalışacak bu komite.” Nerede burada ticarileştirecek kurumlar? Nerede Türkiye Odalar Borsalar Birliği, nerede KOBİ’lerin temsilcisi TESK? Neden bunları bu komitelere koymuyorsunuz? Derseniz ki “Yönetim Kurulunda var.” ama Yönetim Kurulu asıl Araştırma Altyapıları Kuruluyla bütün vizyonu, politikayı, ne yapılacağını talimat olarak Yönetim Kuruluna veriyor. Eğer o politikaların içerisinde ticari kesim yoksa, onların temsilcileri yoksa bu yaptığınız değişiklik üniversitede yapılmış çalışmaları ve araştırmaları, edinilmiş bilgiyi ticari ürüne dönüştürmeye hangi katkıyı sağlayabilecek? Bunu bakanlar mı yapacak, müsteşarlar mı yapacak, YÖK temsilcisi mi yapacak yoksa ticaretin gerçek vizyonuna sahip girişimci iş adamlarıyla, bu kesimlerin ortaklaşa bir yönetimde yer almasıyla mı olacak? Bunu dikkate almadan nasıl yapacaksınız? (CHP sıralarından alkışlar) Onun için, size söylüyorum, bunu bir kez daha düşünün Sayın Bakan.

Gene, bu kurullardan iş âlemini ve girişimcilik ruhunu dışlayarak oluşturduğunuz bürokratik yapıyla hiçbir sonuç almanız, eski yapıdan bir adım öteye gitmeniz mümkün değildir. Piyasanın durumu şudur: Piyasa, gerçekten, AR-GE noktasında kamunun desteğini beklemekte, kendi de katkı koymaya çalışmaktadır. Ama kamu bu konuda bir destek vermeye niyetliyse bu desteğin piyasanın hangi ihtiyaçları doğrultusunda olacağına, piyasada hangi ürünlere talep var veya hangi alanda AR-GE’nin daha etkin bir şekilde kullanılmasına ihtiyaç var, rakiplerimiz hangi durumda, biz hangi alanda eksiğiz, bunların net bir şekilde ortaya konulabilmesi ancak bu konuda araştırma altyapılarının kurullarında özel sektörün ve girişimcilerin olmasıyla mümkün. Özellikle de KOBİ düzeyindeki firmaların temsilcilerinin olmasına ihtiyaç var.

Bakınız, Sayın Bakanım, size söylüyorum: KOBİ’ler biraz güçlendikleri zaman firmalarını satıyorlar ve büyük uluslararası sermaye alanında genişleyen KOBİ’lere cazip paralar verip satın alıyor, onlar bu piyasadan çekiliyorlar. Niye çekiliyorlar biliyor musunuz? AR-GE’ye veya o piyasadaki rekabete yetmiyor güçleri. Siz işte bunları kucaklamalısınız. Bu çalışma onları içine alırsa, onlara güvence verirse, kamu, siz “Yürüyün, arkanızda ben varım, ben size destek vereceğim.” derseniz Türk firmaları artık kendilerini güçlü hissedip uluslararası rekabet piyasasında olabilirler. Ama siz şimdi onları kendi kaderine bırakıyor, bürokratik yapıyla yeni bir yapı kuruyorsunuz. Onun için öneriyorum, önerimizi dikkate alın. Bu, Türk piyasası için önemlidir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 5’inci maddesinde yer alan “kazanır” ibaresinin “sahip olur” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan                                                    Faysal Sarıyıldız                                    İdris Baluken

  Iğdır                                                                       Şırnak                                                Bingöl

Adil Zozani                                                        Mülkiye Birtane                                             

  Hakkâri                                                                    Kars

TBMM Başkanlığına

593 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. maddesinde geçen “kurul tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere  “belirlenen objektif ve bilimsel ölçütlere göre” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Alim Işık                                                          Murat Başesgioğlu                                   Ali Halaman

 Kütahya                                                                  İstanbul                                               Adana

Yusuf Halaçoğlu Mustafa Kalaycı

 Kayseri                                                                    Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 5. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “Kurul tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere,  “kendilerine yapılan başvurudan itibaren 60 gün içinde” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Ali Susam Haluk Ahmet Gümüş                 Ümit Özgümüş

 İzmir                                                                      Balıkesir                                              Adana

Turgut Dibek                                                         Gürkut Acar                                        Ali Sarıbaş

 Kırklareli                                                                Antalya                                            Çanakkale

Haluk Eyidoğan

 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

Önerge üzerinde söz isteyen Turgut Dibek, Kırklareli Milletvekili.

Buyurun Sayın  Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

5’inci maddeyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Sizleri öncelikle saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, önergeyle ilgili düşüncelerimden önce, ülkenin yoğun gündemi içerisinde bence çok ihmal edilen bir kesimin sorunundan bahsetmek istiyorum. Ben yaklaşık bir hafta evindeyim, bölgemdeydim, Kırklareli’ndeydim. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi benim bölgemde de çiftçimiz buğday mahsulünü biçiyor, hatta ciddi anlamda biçildi, yavaş yavaş artık sona gelindi diyebiliriz. Onların yaşadığı sıkıntıları anlatacağım, Sayın Tarım Bakanımızın da, Sayın Eker’in de burada olması bence bir avantaj, bir şans, belki benim konuşmamdan sonra Sayın Başkan uygun görürse o da bir iki cümleyle düşüncelerini açıklarsa çünkü kamuoyu gerçekten bu açıklamaları bekliyor.

Değerli arkadaşlar, bu yıl Toprak Mahsulleri Ofisi farklı bir yol izledi. Ben baktım daha önceki yıllarda neler yapmışlar: İşte, geçtiğimiz yıl, haziran ayının daha başlarında, 7 Haziranda, bir müdahale alım fiyatı açıklamış Bakanlık. Vatandaş sürekli buğdayı, arpayı açıklanan fiyatlar üzerinden almak üzere ilan yapmış. 2012’ye baktım, yine 18 Haziranda böyle bir açıklama yapmış Bakanlık. Fakat bu yıl, Temmuz ayının ilk haftasındayız, Bakanlık, Toprak Mahsulleri Ofisi vasıtasıyla herhangi bir alım yapmak üzere bir açıklamada bulunmadı yani bir müdahale fiyatı açıklamadı, bunun yanında fiyat açıklamadan da üreticinin buğdayını, mahsulünü emanete almak üzere de herhangi bir girişimde bulunmadı.

Tabii, “Niye böyle bir uygulama içerisinde oldu Bakanlık?” diye bunu vatandaşımız soruyor. Ben de ilgililerle görüştüm bulunduğum ilimde, işte Kırklareli’nde, ilçelerde, ofis müdürleriyle de görüştük. Sayın Bakanla da az önce burada ayaküzeri en azından bu konuyu değerlendirme fırsatı buldum. İletilen şu, Sayın Bakanın da ilettiği şu: “Bu yıl üreticimiz buğdayını serbest piyasada düşündüğü, arzu ettiği fiyatlardan satabiliyor.” anlayışında Bakanlık. Yani biz müdahale edersek, biz bir fiyat açıklarsak zannediyorum şöyle bir düşünce içerisindeler “Bizim açıkladığımız fiyat serbest piyasada üreticinin sattığı fiyatın altında olacak, dolayısıyla üretici bu konuda mağdur olacak; biz şu anda izlemedeyiz, ciddi bir izleme yapıyoruz, günlük takip ediyoruz, gerekirse müdahale edeceğiz.” şeklinde bir düşünce var.

Değerli arkadaşlar, bakın, Türkiye büyük bir ülke, 780 bin kilometrekarelik alanımız var. Şimdi, her yerde homojen bir üretimin olduğunu, sorunların benzer olduğunu düşünmek de bence çok yanlış. Yani, arz talep dengesinin her yerde üretici lehine oluşuyor gibi düşünmesi Sayın Bakanın veya Bakanlığın, ben ne kadar doğru takdirlerinize bırakıyorum. Benim bölgemde bir defa bu düşünce kesinlikle yanlış. Belki üretimin ilk günlerinde yani buğday üretiminin ilk günlerinde, o arz talep dengesi üretici lehine olmuş olabilir çünkü yeni üretiliyor mal, yeni çıkıyor, tüccar veya fabrikalar bu malı istenilen fiyattan almış olabilir ama şu an -haberleri takip edin, sizler de girin bakın; benim ilimde de aynı şey var, Edirne’de  de- üretici götürmüş buğdayını borsaya, verilen fiyatlar nedeniyle tepki göstermiş, satmadan tekrar evine dönmüş. Buğdayını satacak fiyatı bulamadığı için geriye dönüyor.

Şimdi, Sayın Bakanın bu konuyu bence tekrar gündemine alması lazım. Trakya’da çiftçimiz ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor. Bakın, buğdayı fabrikalar alıyor. İşte, un fabrikaları alıyor, yem fabrikaları alıyor. Onların ithalat izinleri de var, dışarıdan ithalat bağlantılarını da yapıyorlar. Az önce alt yazıda da gördüm. Toprak Mahsulleri Ofisi de -bunu sembolik olarak mı yapıyor bilmiyorum- 10 bin ton buğday, 10 bin ton arpa ithalat izni almış, o da ilginç. Onunla ilgili de Sayın Bakan açıklarsa… Bu izni ne yapacaklar, niye alıyorlar, her yıl mı alıyorlar, merak ediyorum. Ama buğdayı üreticiden alan serbest piyasada fabrika sahipleri. Fabrika sahipleri zaten almışlar. Yeterince benim bölgemde un fabrikası yok, yem fabrikası yok. Geriye ne kalıyor? Tüccar dediğimiz bu işi alıp satanlar kalıyor. Değerli arkadaşlar, onlar da bu buğdayı kime satacaklar? Tabii ki fabrikalara satacaklar. Yani fabrikaya satacağı buğdayı üreticiden fabrikanın alacağı fiyattan alır mı? Ne yapıyor? 4 kuruş, 5 kuruş onlar da aşağıdan alıyorlar, 10 kuruş aşağıya alıyorlar ve üretici ister istemez, fabrikalar buğdayını almadığı için tüccarın o vermiş olduğu düşük fiyata mahkûm oluyor. Burada mutlaka Toprak Mahsulleri Ofisinin devreye girmesi lazım yani “çiftçinin kara gün dostu” dediğimiz Ofisin devreye girmesi lazım.

Fiyat açıklaması, benim bölgemde müdahale fiyat açıklaması mutlaka yapmaları gerekiyor Sayın Bakanım. En kötü ihtimalle şunu yapın acil olarak: Çiftçimiz gelsin ofise, malını döksün, emanete döksün, fişini alsın ne kadar döktüğüne göre. Bu arada tüccarın o spekülasyon yapabilecek fiyatlarına maruz kalmasın ve mağdur olmasın.

Sizlerden bunu talep ediyorum ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

TBMM Başkanlığına

593 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. maddesinde geçen “kurul tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere  “belirlenen objektif ve bilimsel ölçütlere göre” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili.

Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, aslında tabii ki Türkiye'nin en büyük ihtiyaç duyduğu konulardan bir tanesi AR-GE çalışmaları ve ülkemiz bu konuda da çok geri kalmış bir nitelik taşıyor maalesef. Bu yasada daha teferruatlı tenkit ettiğimiz birtakım hususların da -keşke- yerine gelmesi hâlinde -kurulmuş olsaydı- çok daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Şimdi, tabii, üniversitelerde görev yaptık. Üniversitelerde bir birim var araştırma, geliştirmeyle ilgili ve burada birtakım maddi destekler sağlanılmaktadır. Fakat, bu maddi desteklerin sağlandığı birçok üniversitede bütçeden alınan bu paraların birçoğu aslında hedeflerine ulaşamayan bir biçimde harcanmaktadır, harcanmıştır yani birtakım ihtiyaçların giderilmesine yönelik harcamalar yapılmıştır. Ama, bazı üniversitelerimiz de vardır ki gerçekten çok ciddi çalışmalar yapmaktadır. Mesela -bilmiyorum,     içinizde haberi olan var mıdır, bilgisi olan var mıdır- Yeditepe Üniversitesinin bu alanda yaptığı çalışmalardan çok önemli bir iki hususundan bahsetmek istiyorum.

Birincisi, petrol üretimi cihetine gidiyor yani şöyle söyleyeyim, mermer tozu ile birtakım bakterilerden meydana gelen bir karışımla petrol üretimi cihetine giriyor ve bayağı ciddi bir aşama da kaydetmiş durumda.

Keza, buna benzer olmak üzere daha organik bir gübre üretimi konusunda çalışmaları var.

Yine, kan değerlerinin, kan ölçümlerinin yapılması konusunda da yapılan çalışmalarda süreyi çok daha kısaltan, yarım saate kadar indiren, on dakikaya kadar indiren bir çalışma düzeni içerisinde devam ediyor. Ama, bunların sunulabilmesi için de uluslararası birtakım yerlerden birtakım başka çalışmalar da var. Bu çalışmaların uluslararası platformda ticarete dönüştürülebilmesi konusunda da büyük engeller meydana getiriliyor özellikle İsrail ve Amerika tarafından.

Değerli milletvekilleri, aslında, şimdi, birçok bilgisayar dağıttınız, işte “tablet bilgisayarlar” adı altında ama fiyaskoyla neticelendi. Neden? Çünkü altyapısı yoktu. “Bilgisayar” dediğiniz zaman, içerisine yüklediğiniz bilgiler çerçevesinde size bilgi sunar ve hizmet verir. Ama, siz bunun altyapısını hazırlamazsanız tabii ki bir faydası size dokunmayacaktır. Nitekim daha henüz Türkçe yazılım karakterlerini ihtiva eden bir yazılımımız olmadığını göz önüne alacak olursanız bilgide ileriye gitmek veya araştırmalarda ileriye gitmek gibi bir durum söz konusu olmaz. Dolayısıyla, öncelikle bunlara ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu bakımdan “‘Kurul tarafından’ ibaresinden sonra gelmek üzere” dedik. “Belirlenen objektif ve bilimsel ölçütlere göre” sözünü özellikle koyduk; şundan dolayıydı: Şimdi, herhangi bir çalışma düzeni içerisinde, biliyorsunuz ki bizim ülkemizde belli bir zaman dilimi içerisinde gayet düzgün kurallar uygulanırken birdenbire birtakım kişilerin etkileriyle farklılıklar meydana gelir ve bunlar göz ardı edilir. İşte, “Efendim, bunlar kanunda yer almadığı için.” denir. Hâlbuki böyle bir ibare aslında daha önce ölçütleri belirlenmiş olan… Onlarla birlikte karar verileceğinin belirtilmesinde hiçbir zarar yok, fayda vardır diye düşünüyorum Sayın Bakan. Dolayısıyla, bunların burada reddedilmesinin bir anlamını da göremiyorum. Bunu göz önüne almamız lazım.

Şimdi, üniversitelerimiz, tabii ki AR-GE’ye yönelik çalışmalarda muhakkak ki alt kadronun temelini oluşturacak insanları yetiştiren bir birimimizdir. Dolayısıyla, bu bölgelerde -siz de belirlemişsiniz- aslında tematik laboratuvarların kurulmasında çok büyük fayda olduğunu düşünüyorum. Yani, bölgesel laboratuvarların olmasını, o üniversitelerden farklı insanların orada araştırma yapmasını sağlayacak en önemli hususlardan biri olacaktır. Çünkü bir laboratuvar kurmak çok pahalıdır, öyle ucuz bir iş değildir. Bunun bu şekliyle yerine getirilmesi ve bunlarda            -dediğim gibi- özellikle objektif ve gerçekten bilimsel ölçütlere göre karar verilmesi son derece önemlidir. Paranın hiç olmazsa heba edilmesinin önüne geçilir. İnşallah, 49 üniversitede merkezî araştırma laboratuvarları var, 45’inde  kurulmaya çalışılıyor, bunun sayısı artar ama her şeyden önce şunu söyleyeyim: Kadro konusunda çok büyük sıkıntılar var üniversitelerimizde, buralara kadro sağlamamız lazım ama o kadroyu sağlayamıyoruz çünkü ücretler yetersiz, üniversitelerdeki kişilere  verilen ücretler yetersiz. Yani bir araştırma görevlisi olarak giren kişi 1.700 lirayla, 1.800 lirayla nasıl araştırma yapacak, bu mümkün değil. Bunun göz önüne alınması ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun tasarısının 5’inci maddesinde yer alan “kazanır” ibaresinin “sahip olur” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Yapılan değişiklik ile madde metninde anlam bütünlüğü sağlanarak metne açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Araştırma Altyapılarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları" başlıklı 6'ncı maddesinin birinci fıkrasının "ç" bendindeki "yükseköğretim kurumları" ibaresinden sonra gelmek üzere "yerel yönetimler " ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                  İdris Baluken                                   Faysal Sarıyıldız

                       Bingöl                                                Şırnak

                  Pervin Buldan                                      Adil Zozani                                                

                        Iğdır                                                Hakkâri                                                  

                Mülkiye Birtane

                        Kars

TBMM Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin sonuna “veya bu faaliyetlere katılanlar desteklenmeli” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                       Mustafa Kalaycı                                  Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                               Konya                                               Kayseri

                Mesut Dedeoğlu                                    Ali Halaman                                   Murat Başesgioğlu

                 Kahramanmaraş                                         Adana                                               İstanbul

                 Mehmet Günal

                      Antalya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 6. Maddesinin 1. Fıkrasının (ğ) bendinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Ümit Özgümüş                                     Sedef Küçük                                Ramazan Kerim Özkan

                       Adana                                               İstanbul                                              Burdur

                    Ali Sarıbaş                              Mehmet Volkan Canalioğlu

                    Çanakkale                                            Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ümit Özgümüş, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Özgümüş. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Daha önce bir konuşmamda söylemiştim, özellikle Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonuna teknik konularda yasa tasarıları geldiği için, çok fazla siyasi tartışmaların olmadığı, teknik konuların konuşulduğu bir Komisyon burası ve biz genellikle Komisyonda, uygulamadan gelen, sanayiden gelen, ticaretten gelen insanlar, bürokratların ve zaman zaman da üniversite hocalarının hazırladığı yasa tasarılarının ne zaman, nerede yanlış olacağını, ne zaman, nerede uygulama imkânı olmadığı konusunda orada yardımcı olmaya çalışıyoruz ve ilginçtir, zaman zaman Komisyonda veya alt komisyonda AKP milletvekilleri de bizim görüşümüze katılırken oylamaya geldiği zaman hem komisyonlarda hem Genel Kurulda Hükûmet katılmıyor, Komisyon katılmıyor ve önerilerimiz reddediliyor. Hâlbuki, iyi niyetle, daha sonra kanunu, o kanunu değiştiren bu kanuna, bu kanunu değiştiren bu kanuna geçilmemesi için yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Daha önce, biliyorsunuz, geçen dönemde bir Türk Ticaret Kanunu çıktı, üniversite hocasının, hayatında bir kilo bir şey alıp satmamış bir üniversite hocasının hazırladığı kanun teklifinin uygulamaya geçmeden önce 42 maddesi değiştirildi. Teşvik uygulamayla ilgili pratikte yanlışları söyledik, ne zaman, nerede yanlışa gideceğini söyledik, reddedildi. Sayın Bakan çok iyi bilir, bugün hiçbir işe yaramayan, kaynak israf eden kalkınma ajanslarıyla ilgili, uygulanamayacak veya uygulamada yanlışa gidecek çok maddeyi söyledik, reddedildi.

Bu kanun geldiğinde… Alt komisyona geldi, ben alt komisyondayım ve burada ileride bürokratların başına, üniversite hocalarının başına sorun açabilecek çok tehlikeli ve yanlış bir madde var. O maddenin çıkarılması gerektiğini Komisyonda söyledik. Arkadaşlarımız destek verdiği hâlde Genel Kurula geldiğinde tasarıda olduğu gibi kalmış olduğunu gördük.

Şimdi, kanun tasarısının 6’ncı maddesinin (ğ) bendi diyor ki: “Araştırma altyapılarında üretilen bilgi ve geliştirilen teknolojilerin ülke ekonomisine, sınaî ve sosyal gelişmeye katkıda bulunacak ticari değerlere dönüşmesini sağlamak amacıyla ve Kurul onayıyla şirket kurmak ve/veya kurulmuş şirketlere ortak olmak.”

Değerli arkadaşlar, araştırma altyapılarında daha çok, temel bilimlere sahip, temel bilimler disiplinini almış üniversite hocalarının, bilim adamlarının çalışması amaçlanıyor. Yani, orada ana teknolojiyle, kimyayla, gen teknolojisiyle uğraşacak olan hocaları, eğer orada ticarileşecek bir ürün, bir buluş bulunmuşsa niye akçeli işlerle uğraştıralım? Eğer orada gerçekten bir şey üretilmişse ve ticarileşecekse araştırma altyapıları bunu                -bugün yatırım yapmak isteyen, girişimci olmak isteyen binlerce, on binlerce sermaye sahibi var- o sermaye sahibine aktarmalı ve oradaki bilimle uğraşan hocaları, bilimle uğraşan bilim adamlarını -hepsinin hoca olması şart değil- bu akçeli işlerden uzaklaştırmak zorundayız. Bunun çok önemli sakıncaları var. Yarın bu insanlar mahkeme karşısına çıkabilir. Kuracakları, belki daha önemlisi ortak olacakları şirketlerin değerlemesinde sıkıntılar yaşanabilir. Hangi şirketlere ortak olunacağı, hangilerine ortak olunmayacağı konusunda subjektif hareket edebilirler ve savcılık karşısına çıkabilirler. Kurulacak olan şirketler anonim şirketler. Anonim şirketlere araştırma altyapılarının koyacağı para devletin parası ve kamunun parası. Yarın bir gün bu şirketler iflas ettiği zaman kamunun parası yok olacak. Eyvallah, orada risk alındı ve kaybedildi ama başka sıkıntılar da var, onlar da şu: Kimyayla, bilimle, nanoteknolojiyle, gen teknolojisiyle uğraşan bilim adamını getirip buranın yönetim kuruluna koydunuz, ortak olduğunuz şirketin yönetim kuruluna koydunuz. Şirket batarsa sorun yok ama şirket batmadan eğer bu şirketin Maliyeye ve sigortaya borçları olursa bunlar, yönetim kurulu üyeleri şahsi olarak bunlardan sorumlu. Orada çalışan bilim adamı ya da hoca otuz yılda biriktirdiğini bir gün içerisinde kaybedebilir. Öyle olunca çekin bunları bu akçeli işlerden, şirket kurmasınlar, ancak burada üretilen ve ticarileşebilecek bilgilere finansman desteği verecek Türkiye’de bir Halk Bankası var, Halk Bankasını satma yerine tekrar onu misyon bankası hâline getirebiliriz ve Halk Bankası bunlara destek verebilir. Ayrıca bu tür yerlerden gelen, bu tür araştırma alt yapılarından, araştırma kuruluşlarından gelen ve ticarileşecek ürünler için destek verebilecek Türkiye’de girişim sermayesi ortaklıkları var. Bunlardan bir tanesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin büyük sermayesine sahip olduğu KOBİ GİRİŞİM AŞ var ve başka bankaların var. Onlar da bu tür şirketlere rahatlıkla finansman sağlayabilirler ve böylece bu sakıncalı işlerden kurtulurlar.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin sonuna “veya bu faaliyetlere katılanlar desteklenmeli” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili.

Buyurun Sayın Dedeoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 593 sıra sayılı Araştırma Alt Yapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üniversitelerimizde bilgi ve teknolojiye dayalı olarak yeni ürünlerin geliştirilmesi ve yeni üretim tekniklerinin gerçekleştirilmesi ülkemiz açısından çok büyük önem taşımaktadır. AR-GE çalışmaları bir ülkenin bugünü ve geleceğin refahı açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, AR-GE konusu yalnızca ülkemizin değil, bütün dünyanın üzerinde titizlikle durduğu en önemli konulardan biri hâline gelmiştir. Bugün neredeyse ülkelerin gelişmişlik düzeyi AR-GE çalışmalarına ayrılan bütçelerle tahmin edilmektedir.

Ülkemizde AR-GE için ayrılan paylar maalesef yetersiz bir durumdadır. AR-GE çalışmaları daha fazla desteklenmeli ve daha fazla pay ayrılmalıdır. Ülkemizin geleceği ve refahı açısından AR-GE çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Özellikle üniversiteler ayrılan düşük AR-GE payları nedeniyle araştırma yapamaz hâle düşmüşlerdir. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi de bu üniversitelerimizden sadece bir tanesidir.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin başta AR-GE olmak üzere pek çok konuda sorunu bulunmaktadır. Üniversitemiz 1992 yılında kurulmuş ama aynı yıllarda kurulan üniversitelerle mukayese ettiğimizde, maalesef ki üzülerek ifade ediyorum, çok gerilerde kalmış. Bunun sebeplerinin en başında yeterli ilginin gösterilmemesi, kadronun tahsis edilmemesi, yeterince bütçeler hazırlanıp takdim edilmemesi, yatırımların yapılmaması ve nihayetinde yeni bölümlerin açılamaması ve öğrencilerin alınamaması sebeplerini sayabiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitemizin sorunları da, bu beklentileri de artarak devam etmektedir. Verimli ve kaliteli bir eğitim için problemlerin bir an önce aşılması gerekmektedir. Üniversitemizin problemleri arasında fiziksel mekân problemleri, kamulaştırma problemleri, sosyal alanlar problemi ve akademik ve idari personel problemi üst sıralarda yer almaktadır. Üniversitenin akademik ve idari personel kadrosu neredeyse üniversitenin ilk kuruluşunda yer alan 3 fakülte için ihdas edilen kadrolardan oluşmaktadır. Sonradan kurulan Tıp Fakültesi başta olmak üzere 6 fakülteyle birlikte meslek yüksekokulları da bu kadroları kullanmaktadırlar. Üniversite, fakülte, yüksekokul ve meslek okulu sayısı artığı için eğitim veren bölüm ve program sayısı da hızla artmaktadır.

Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin eksiklerinin en kısa sürede tamamlanması gerekiyor çünkü bu insan sağlığıyla eş değer bir oranda. Ziraat Fakültesinin araştırma veya uygulama alanlarıyla ilgili ulaşım sorunu bulunmaktadır. Bu alanlar, fakülteye 25 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Fakültenin üretim tesislerinin de yine en kısa süre içerisinde yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitemizin Fen Edebiyat Fakültesinin ofis, sınıf ve laboratuvar gibi fiziki mekân problemleri de bulunmaktadır. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, kendisine ait binası bulunmadığı için İktisadi ve İdari Bilimler binasında geçici olarak, Eğitim Fakültesi de kendisine ait bir binası bulunmadığı için Fen Edebiyat Fakültesine ait binada eğitim ve öğretim görmektedir. Güzel Sanat Fakültesi ne yazık ki Atatürk Kültür ve Spor Merkezinin salonundan bozma derslik ve atölyede eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, Orman Fakültesinin de hizmet binası problemleri bulunmaktadır. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun spor tesisi ve çeşitliliği konusunda, Sağlık Yüksekokulunun da bina ve fiziki mekân problemi de ayrıca bulunmaktadır. Yükseköğretim Kurulunca kurulması onaylanarak Bakanlar Kurulu onayına sunulan Göksun Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, Yabancı Diller Yüksekokulu ve Elbistan Uygulamalı Teknoloji Yüksekokulunun da problemi bulunmaktadır.

Bu sorunların bir an önce eğitim alanında çözüme kavuşması gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin kabulünü dileyerek yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Araştırma Altyapılarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları" başlıklı 6'ncı maddesinin birinci fıkrasının "ç" bendindeki "yükseköğretim kurumları" ibaresinden sonra gelmek üzere "yerel yönetimler" ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                                                                                                                   İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Araştırma-geliştirme çalışmalarının yerel ihtiyaçları, imkânları ve kaynakları en iyi bilen yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülmesi yerelin ihtiyaçların saptanması ve yerel kaynakların değerlendirilmesi açısından daha uygun olacaktır.

Bu gerekçeler dikkate alınarak bu önergeyle, araştırma altyapılarının yerel yönetimlerle ortak çalışmalar yapabilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun tasarısının 7. Maddesindeki “müdürlükten” ibaresinin “altyapı müdüründen” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                       Mustafa Kalaycı                                  Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                               Konya                                               Kayseri

              Murat Başesgioğlu                                   Ali Halaman                                      Mehmet Günal

                      İstanbul                                               Adana                                               Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Araştırma Altyapılarının Organları" başlıklı 7'nci maddesindeki "yönetim kurulu, danışma kurulu ve müdürlükten" ibaresinin "yönetim ve danışma kurulu ile müdürlükten" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                  İdris Baluken                                   Faysal Sarıyıldız                                   Pervin Buldan

                       Bingöl                                                Şırnak                                                 Iğdır

                   Adil Zozani                                     Mülkiye Birtane

                      Hakkâri                                                Kars

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 7. Maddesinin 1. Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümü                                   Levent Gök

                        İzmir                                               Balıkesir                                              Ankara

                 Ümit Özgümüş                                   Namık Havutça                                      Ali Sarıbaş

                       Adana                                              Balıkesir                                           Çanakkale

                Haluk Eyidoğan

                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 7’nci madde üzerinde söz aldım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, AKP hükûmetleri döneminde çalışma yaşamında yaşanan, iş, emek dünyasındaki sorunlar tam bir kaos hâline gelmiştir. Bakın, iş yaşamında yaratılan tahribat öylesine vahim tablolar ortaya koyuyor ki işte, en son 301 kardeşimizi kaybettiğimiz maden faciasından sonra, işçi hakları, taşeron sistemi gündemimize geldi ve inanın, şu anda taşeron sistemi sizin hükûmetleriniz döneminde uygulanan ve iş yaşamında neredeyse kalıcı hâle gelen, bir sistem hâline gelen bu taşeron sistemi işçilerimizin âdeta çağdaş köle hâline gelmesini sağlıyor.

Bakın, Soma faciasıyla ilgili Soma Komisyonunda konuşuyoruz değerli arkadaşlarım. İnanın, az önce Komisyonda işveren işe “Daha fazla nasıl para kazanırım.” noktasından baktığında orada, Soma’da işçilerimiz… Aynı aileden burada defalarca söyledik, Bigadiç’in bir köyünde aynı aileden 3 erkek evlat aynı madende çalışıyor, 3 kardeşten 2’si hayatını kaybediyor, sağ kalan da bize soruyor: “Namık Ağabey, o madene gidersek biz yaşar mıyız?” Bakın, bu iş artık yaşam mücadelesi hâline geldi. Aynı şekilde insanlar sadece madenlerde ölmüyor, işte, belediyelerdeki taşeron sistemiyle neredeyse yaşayan ölü hâline gelmiş. Susurluk Belediyesinde tam 130 işçi kardeşimiz bir şekilde taşeron firmaya geçmek için zorlanmış ve bunların 76’sı işten atılmış. Hafta sonunda ben Susurluk’taydım. Susurluk’ta o kardeşlerimiz, işten atılan, ekmeği elinden alınan, işi elinden alınan ve parklarda haftanın üç günü eylem yapmaya zorlanan işçi kardeşlerimizin ızdırabını burada onlara söz verdiğim için sizlere ifade ediyorum.

Bakın, bu taşeron sistemi Türkiye’de çalışma yaşamını işverenlerin acımasız kâr hırsının bir teslimiyeti hâline geldi değerli milletvekili arkadaşlarım. Sadece AKP döneminde -ben size şey veriyorum- 2002 yılında siz iktidara geldiğinizde 387 bin taşeron işçi vardı. Bugün 1,600 milyon taşeron işçisi var Türkiye’de. Neredeyse çalışma yaşamının, kamu çalışma yaşamının tamamı taşeron işçilere teslim edilmiş durumda. Şimdi, bakın, taşeron işçi sayısı sizin iktidarınız döneminde tam 4 kat artmış. Böyle bir çalışma ve istihdam sisteminde o işçilerin iş güvencesinden yoksun, yarın evladına ekmek götürüp götüremeyeceği belirsiz, sendika, örgütlenme hakları tamamen yok, tamamen işverenin iki dudağı arasına alınmış…

Bakın, Susurluk’ta bir kardeşimiz 17 defa -hangi iktidar gelirse gelsin- işten atılmış, 17 kez ve öyle bir İş Kanunu var ki Türkiye'de biliyorsunuz şu anda, o 76 işçi kardeşimiz İş Kanunu’na göre dava açacaklar, işe iade edilecekler ama işveren isterse bizim İş Kanunu’muz gereği kanunen mahkemeler haklı görse bile işe almayabiliyor yani onun kıdem tazminatını öde, haklarını öde, gene kapının önüne koy, gene aç bırak. Böyle bir sistem dünyanın hiçbir yerinde yok. Bakın, Uluslararası Çalışma Örgütü, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çalışmayı kutsal bir hak olarak değerlendiriyor. Bizim yasalarımızda, Anayasa’mızda, İş Kanunu’muzda işçilerin emeği, çalışma hakkı kutsal olarak değerlendiriliyor.

Evet, bugün bu mübarek günlerde, Müslüman âleminin oruç ayı olan ramazan ayında bu işçi kardeşlerimize belediyeler iftar çadırları kuruyor, iyi, güzel. Peki, bu insanların yasalara dayanan, haklara dayanan çalışma statülerini ne zaman tanıyacağız? İnsanları böyle iftar sofralarında sadece bir ay içerisinde yedirip içirip doyurarak vicdani rahatlama mı sağlayacağız sadece? O belediye başkanlarına Hükûmetin ve iktidarın, özellikle ona şunu söylemesi lazım: İftar çadırlarında insanları doyurmak evet, bir dayanışmadır, bir kültürdür ama o çalışan insanların haklarını kutsal bilmek esas olan görevdir. Siyasi iktidarın burada ana görevi taşeron köle sistemini düzeltecek yasal düzenlemeleri buraya getirmektir. O belediyede çalışan, madende çalışan, kömürde çalışan insanlarımıza insanca yaşayacak koşulları yaratmaktır, bu yasal düzenlemeleri yapmaktır diyorum ve Susurluk’ta ekmeğinden, aşından, işinden olan kardeşlerimizin haklarının teslim edilmesi için siyasal iktidarı o belediye başkanıyla ilgili gereken girişimleri yapmaya davet ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Araştırma Altyapılarının Organları" başlıklı 7'nci maddesindeki "yönetim kurulu, danışma kurulu ve müdürlükten" ibaresinin "yönetim ve danışma kurulu ile müdürlükten" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                                                     Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu değişiklik ile metninin daha anlaşılır olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun tasarısının 7. Maddesindeki “müdürlükten” ibaresinin “altyapı müdüründen” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                      Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Teknoloji üretimi, bilimsel teknolojik buluşlar, AR-GE ve yenilik konusunda anahtar kurumlar üniversitelerdir. Üniversitelerin bu anlamda kendilerinden beklenen katkıyı yapabilmeleri de ülkemizin genç ve zeki beyinlerinin üniversitelerimize çekilebilmesine, akademisyenliğin ve araştırmacılığın cazip bir meslek hâline getirilmesine bağlı bulunmaktadır. Ancak, ne yazık ki, üniversitelerimiz ücret ve maddi imkânlar açısından yetenekli gençler için cazip yerler olmaktan çıkmıştır. Bugün, üniversitelerden mezun olan başarılı öğrencilerin akademik kariyer yapmaktan kaçınmaları ya da akademik kariyerlerine devam etmemelerinin önemli sebeplerinden biri, farklı kurum ve kuruluşlarda elde edecekleri gelirin akademik personel olarak elde edecekleri gelirden çok daha yüksek olmasıdır. Bu nedenle üniversiteler nitelikli akademik personel temininde güçlük çekmekte ve var olan personelini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum üniversitelerin ARGE, yenilik ve proje üretim kapasitesiyle Türkiye’nin iddialı hedeflerine katkısı açısından ciddi bir tehlike sinyalidir. Bugünkü ücret yapısıyla öğretim elemanları çalışma zamanlarının çoğunu geleceğin nitelikli insanlarını yetiştirmek, bilimsel araştırmalar yapmak, proje ve patent geliştirmek gibi aktiviteler yerine ek derslerde harcamaktadır. Bilgi toplumu olmanın önemini kavramış, iddialı hedefleri olan bir ülkede ekonomik durumlarını düzeltmek için öğretim elemanlarının önündeki seçenek daha fazla derse girmek olmamalıdır. Bugün ikinci öğretime ek ders ücretleri akademisyenleri araştırma yapmaktan caydıran bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, üniversite öğretim üyelerinin mali, idari, hukuki, akademik, özlük ve sosyal haklarıyla ilgili sorunları henüz bir çözüme kavuşturulmamıştır. Kendi mesleğine cebinden para harcamak zorunda olan akademisyenler değil bilimsel araştırma yapmak ay sonunu bile getirememekte ve maddi sıkıntılarla boğuşmaktadır. On iki yıllık AKP döneminde akademisyenlerin hayat standartları iyice gerilemiş, maaş artışları diğer meslek gruplarının gerisinde kalmıştır. Üniversite hocası ücret sorununu yüksek sesle konuşmaktan, açıkça dile getirmekten utanmakta, yüzü kızarmakta, gururunun kırılacağını düşünmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre akademisyenlerin yüzde 59’u imkânı olsa başka kuruma geçmek istemekte, yüzde 61’i de çocuklarının akademisyen olmasını istememektedir.

Son iki yıldır akademisyenlere birçok söz ve müjde verilmiştir. YÖK Başkanı, Millî Eğitim Bakanı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Maliye Bakanının son iki yıl içinde yaptıkları açıklamalarda akademisyenlerin maaşlarının iyileştirileceği belirtilmiştir. Başbakanın da akademisyen maaşlarına zam yapılması için 7 Mayıs 2013 tarihinde Maliye Bakanına talimat verdiği açıklanmıştır ama verilen sözlerin hepsi boş çıkmıştır. Görüldüğü gibi birçok yetkili ağızdan ümit verici konuşmalar yapılmış, akademisyenler umutlandırılmış, haksızlıkların sona ereceği düşünülmüş ancak bugüne kadar akademisyenler yok sayılmış, görmezden gelinmiştir. Yıllardır unutulan ve unutuldukça da maaşları her geçen gün daha fazla eriyen akademisyenler özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda artık umutlarını yitirmişlerdir. Akademisyenlerin özlük hakları mutlaka iyileştirilmelidir. Üniversite personelinin ücretlerinin mutlaka ve behemehâl statülerine yaraşır bir seviyeye çıkarılması gerekmektedir. Akademisyenler maaşları genç, zeki ve yetenekli beyinleri üniversiteye çekecek düzeye mutlaka getirilmelidir. Üniversitelerden mezun olan başarılı gençlerin öncelikli olarak üniversiteyi tercih etmeleri sağlanmalıdır. Yüksek ücret, kariyerinin başlangıçta gençler için en önemli cazibe unsurudur.

Teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

(MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593  sıra sayılı kanun tasarısının 8. maddesinin 1. fıkrasında geçen  “sivil toplum kuruluşlarından” ibaresinden önce gelmek üzere “meslek  odaları ve” ibaresinin eklenmesini, “beş” ibaresinin “yedi”, “dokuz” ibaresinin de “on bir” olarak değiştirilmesin, son cümleden önce “Ancak üyelerin en az üçü Yükseköğretim kurumlarından olmak zorundadır.” cümlesinin eklenmesini, 2.fıkrasının a) bendinde geçen “onaylayarak” ibaresinin “hazırlayarak onay için kurula sunmak” olarak değiştirilmesini, g) bendinden geçen “müdürünü belirlemek” ibaresinin de “üç müdür adayını belirleyerek birinin onayı için kurula sunmak” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                             

                     Alim Işık                                       Mustafa Kalaycı                                  Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                               Konya                                               Kayseri

                 Mehmet Günal                                      Ali Halaman                                               

                      Antalya                                               Adana

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/894 esas numaralı "Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun" tasarısının "Yönetim Kurulu" başlıklı 8. maddesinin 4. fıkrası olarak aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve hâlihazırda 4. fıkra olan fıkra numarasının (5) olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mihrimah Belma Satır                          Mehmet Doğan Kubat                                Ramazan Can

                      İstanbul                                             İstanbul                                             Kırıkkale

               Osman Aşkın Bak                               Hakan Çavuşoğlu                                 Mustafa Kalaycı

                      İstanbul                                               Bursa                                                Konya

(4) İleri ve tematik araştırma laboratuvarlarında yönetim kurulu gerek görmesi halinde yetkilerinin bir bölümünü devretmek amacıyla, oybirliğiyle en az biri ilgili yükseköğretim kurumundan olmak üzere kendi aralarında üç kişiden oluşan bir icra komitesi oluşturabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 8. Maddesinin 1. Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümüş                                  Levent Gök

                        İzmir                                               Balıkesir                                              Ankara

                 Ümit Özgümüş                                     Gürkut Acar                                        Ali Sarıbaş

                       Adana                                               Antalya                                            Çanakkale

                Haluk Eyidoğan

                      İstanbul

(1)"Yönetim kurulu, araştırma altyapısının karar organıdır ve araştırma altyapısıyla ilgili her türlü idari ve mali sorumluluğu haizdir. Yönetim kurulu, araştırma altyapısının ilgili olduğu yükseköğretim kurumunun rektörü, Yükseköğretim Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nun görevlendireceği birer üye ile diğer sivil toplum kuruluşlarından seçilecek üyelerle birlikte en az beş, en fazla dokuz üyeden oluşur. Yönetim kurulunun yapısı, çalışma usul ve esasları ile yönetim kurulu başkanının seçimi yönetmelikle düzenlenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Yönetim Kurulu" başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                  İdris Baluken                                   Faysal Sarıyıldız                                   Pervin Buldan

                       Bingöl                                                Şırnak                                                 Iğdır

                   Adil Zozani                                     Mülkiye Birtane

                      Hakkâri                                                Kars

"(1) Yönetim Kurulu, araştırma altyapısının karar organıdır ve araştırma altyapısıyla ilgili her türlü idari ve mali sorumluluğu haizdir. Yönetim kurulu, araştırma altyapısının ilgili olduğu yükseköğretim kurumundan iki, diğer yükseköğretim kurumlarından iki, özel sektörden bir, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından iki ve sivil toplum kuruluşlarından seçilecek iki üye olmak üzere cinsiyet eşitliği ilkesi dikkate alınarak toplam dokuz üyeden oluşur. Yönetim kurulunun çalışma usul ve esasları ile yönetim kurulu başkanının seçimi yönetmelikle düzenlenir”

BAŞKAN –Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

 

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yönetim kurulu üyelerinin hangi kurumdan kaç kişi olacağının yönetmelik yerine kanunlarla belirlenmesi keyfi uygulamalarının önüne geçecektir. Ayrıca üyelerin seçilmesi hususunda cinsiyet eşitliğinin dikkate alınması ile de yönetim organlarında kadın-erkek eşitliğinin oluşmasını sağlayacaktır.

Bu değişiklikle yönetim kurulu üyelerinin hangi kurumlardan kaç kişi olacağı hususları yönetmeliğe bırakılmamış ve kanunla düzenlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 8. Maddesinin 1. Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(1) "Yönetim kurulu, araştırma altyapısının karar organıdır ve araştırma altyapısıyla ilgili her türlü idari ve mali sorumluluğu haizdir. Yönetim kurulu, araştırma altyapısının ilgili olduğu yükseköğretim kurumunun rektörü, Yükseköğretim Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nun görevlendireceği birer üye ile diğer sivil toplum kuruluşlarından seçilecek üyelerle birlikte en az beş, en fazla dokuz üyeden oluşur. Yönetim kurulunun yapısı, çalışma usul ve esasları ile yönetim kurulu başkanının seçimi yönetmelikle düzenlenir."

                                                                                                                    Levent Gök (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök. (Alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 593 sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara’mızın Mamak ilçesi, özellikle dar gelirli insanlarımızın, işçilerimizin ve ekmeğini taştan çıkartan insanlarımızın yaşadığı, gelir düzeyi bakımından Ankara’mızın daha geri planda kalan ilçelerinden bir tanesidir. Burada yaşayan insanlarımız, onurlarıyla geçimlerini sağlamakta ve Ankara’mızın en güzide semtlerinden biri olmasına karşın her türlü adaletten yoksun belediye hizmetlerine, devletin imkânlarını alamayan bir ilçe olarak, ne yazık ki, Ankara’mızın merkez ilçelerinden biri olarak hayatlarını sürdürmeye devam etmektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böylesine onurlu ve dürüst insanların yaşadığı Mamak ilçesinde, geçtiğimiz haziran ayının başında, bir belediye otobüsünün yakılması sonucunda, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Tuzluçayır Mahallesi, Şirintepe, Şahintepe, Karatepe, Çağlayan, General Zeki Doğan, Aşık Veysel gibi Mamak ilçesinin en büyük mahallelerinde, ki toplam nüfusu 100 bini bulan bu mahallelerdeki otobüs güzergâhlarını değiştirmek suretiyle yaklaşık bir ayı aşkın bir süredir Mamak halkına ve Ankaralılara eziyet etmektedir. Bu değiştirilen otobüs güzergâhları sonucunda yurttaşlarımız şu ana kadar kullanmış oldukları, yaklaşık otuz yıldır, kırk yıldır kullanmış oldukları güzergâhların ötesinde bir başka güzergâhın, otobüslerin yönlendirmesi sonucunda evlerinden, iş yerlerinden neredeyse birkaç kilometre uzakta inmekte, otobüslerden inen yaşlılarımız ve hastalarımızı yakınları bir başka arabayla gelip alıp evlerine götürmekte, daha yürümeye müsait olan yurttaşlarımız ellerindeki pidelerle ve aldıkları erzakla yürüyerek birkaç kilometre giderek büyük bir mağduriyet yaşamaktadırlar. Büyükşehir Belediye Başkanının Mamaklılara söylediği şudur: “Otobüsü yakanı bulun, ben sizin otobüs güzergâhınızı tekrar vereyim.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir hukuk devletinde eğer biz adaletten söz ediyorsak -elbette, böyle bir kamu malına zarar verenlerin faillerinin yakalanması gerekir ama- bunu yapmak elbette ki devletin emniyet güçlerine düşen bir iştir, yargının işidir. Bu işle uzaktan yakından ilgisi olmayan yüz binlerce Mamak halkının, otobüsün yakılması suretiyle, bir eziyete dönüştürülen güzergâh değişikliğinden dolayı çektiği bu eziyetin sorumluluğunu kim üstlenecektir? Bu konuda İçişleri Bakanına soru önergesi veriyoruz, İçişleri Bakanı soru önergemize lütfedip cevap vermiyor.

Değerli arkadaşlarım, ulaşım hakkı bir anayasal haktır. Siz bunu bir başka gerekçeyle değiştiremezsiniz. İstanbul’da da otobüsler yanıyor. Örneğin, Kızılay Meydanı’nda bir otobüs yakıldığı zaman, Kızılay’a giden bütün otobüslerin oraya girmesini yasaklayacak mısınız? Böyle bir mantık olabilir mi?

Bakın, mübarek ramazan ayındayız. İnsanlarımız evlerine gidiyor oruçlarını açmak için. Yetişemiyorlar Sayın Bakan. Yetişemiyorlar, gerçekten yetişemiyorlar. İftar çadırlarına yetişemiyorlar, evlerine erzakları ulaştıramıyorlar. Bir mübarek ramazan ayında iftarını açmaktan dahi yoksun bıraktığımız bir dönemi yaşıyoruz. Buna engel olmamız gerekir.

Ben, geçtiğimiz hafta Melih Gökçek’e bir hafta süre verdim bu güzergâhı değiştirsin, eski hâline getirsin diye ama yapmadı, bugün hakkında görevini kötüye kullanmaktan dolayı suç duyurusunda bulundum.

Elbette benim yapacağım imkânlar farklı, iktidarın yapacağı imkânlar farklı. Ben, Hükûmeti temsil eden Sayın Bakandan ve AKP sözcülerinden bu konuda Mamak halkının yanında olmalarını bekliyorum. Ben, hepinizin vicdanına güveniyorum. Böyle bir eziyet, cezaların şahsiliği prensibinden dolayı Mamak halkına çektirilemez, çektirilmemelidir. Şimdi, bizi televizyon ekranından izleyen Mamak halkı, bir an önce otobüs güzergâhlarının normal hâle getirilmesini hepimizden bekliyor. Bu konuda talimatı verecek olan elbette iktidardır. Biz muhalefet olarak görevimizi yapıyoruz ama sizlerden de beklentimiz bu ramazan ayında derhâl bu işi çözmek ve Mamak halkının ulaşım sorununu bir an önce gidermektir.

Bu nedenle, ben, bu konudaki anlattığım bu tabloyu hepinizin dikkatine sunarak konuya ilgiyi çekmek istedim.

Sayın Bakan ve AKP sözcülerinin huzurunda, Mamak halkının bir an önce eksi güzergâhlarına kavuşması dileğiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/894 esas numaralı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısının "Yönetim Kurulu" başlıklı 8. maddesinin 4. fıkrası olarak aşağıdaki fıkranın eklenmesi ve hâlihazırda 4. fıkra olan fıkra numarasının (5) olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

4) İleri ve tematik araştırma laboratuvarlarında yönetim kurulu gerek görmesi hâlinde yetkilerinin bir bölümünü devretmek amacıyla, oybirliğiyle en az biri ilgili yükseköğretim kurumundan olmak üzere kendi aralarında üç kişiden oluşan bir icra komitesi oluşturulabilir.

                                       Mihrimah Belma Satır (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile ileri ve tematik araştırma laboratuvarlarında yönetim kurulu tarafından önemli görülen konuların yönetiminin doğrudan yönetim kurulu üyeleri ya da yönetim kurulu üyelerinden oluşan icra komiteleri aracılığıyla yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                                                        

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593  sıra sayılı kanun tasarısının 8. maddesinin 1. fıkrasında geçen  “sivil toplum kuruluşlarından” ibaresinden önce gelmek üzere “meslek  odaları ve” ibaresinin eklenmesini, “beş” ibaresinin “yedi”, “dokuz” ibaresinin de “on bir” olarak değiştirilmesin, son cümleden önce “Ancak üyelerin en az üçü Yükseköğretim kurumlarından olmak zorundadır.” cümlesinin eklenmesini, 2.fıkrasının a) bendinde geçen “onaylayarak” ibaresinin “hazırlayarak onay için kurula sunmak” olarak değiştirilmesini, g) bendinden geçen “müdürünü belirlemek” ibaresinin de “üç müdür adayını belirleyerek birinin onayı için kurula sunmak” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                               Yusuf Halaçoğlu (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN -  Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

 

Gerekçe:

Uygulamada çıkabilecek bazı sorunların önlenmesi, yönetim kurulunun yapısının genişletilmesi ve müdürün kurul tarafından atanmasının sağlanması amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Danışma Kurulu" başlıklı 9'uncu maddesinin birinci fıkrasında "özel sektör" ibaresinden sonra gelmek üzere ",sivil toplum kuruluşları" ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

 

                  İdris Baluken                                   Faysal Sarıyıldız                                   Pervin Buldan

                       Bingöl                                                Şırnak                                                 Iğdır

                   Adil Zozani                                         Erol Dora

                      Hakkâri                                              Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 9. Maddesinin 1. Fıkrasında geçen “ilgili meslek” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sivil toplum” ibaresinin eklenerek “yirmi” ibaresinin “yirmi beş” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Alim Işık                                        Mehmet Günal                                   Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                              Antalya                                              Kayseri

                Mustafa Kalaycı                                     Ali Halaman

                       Konya                                                Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 9. Maddesinin 1. Fıkrasının sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümüş                                Ümit Özgümüş

                        İzmir                                               Balıkesir                                              Adana

                Haluk Eyidoğan                                     Levent Gök                                         Ali Sarıbaş

                      İstanbul                                              Ankara                                             Çanakkale

                   Gürkut Acar                                        Tufan Köse

                       Antalya                                               Çorum

"Yükseköğrenim kuruluşları hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarından Danışma Kurulu'na gelecek üye sayısı, üye tam sayısının üçte birinden fazla olamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tufan Köse, Çorum Milletvekili.

Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan otuz dört yıl önce Çorum’da, Anadolu’nun çok güzel bir coğrafyasında, bir parçasında büyük acılar, kıyımlar ve işkenceler yaşandı, acıyla ölüm kol kola gezdi. Mayıs sonunda başlayıp 4 Temmuza kadar devam eden yaklaşık kırk günlük olaylar sürecinde Alevilerin inanç önderleri diri diri fırınlarda yakıldı, aralarında hamile kadınların olduğu, engellilerin olduğu, çocukların da olduğu 57 kişi katledildi. Olayların zirve yaptığı yani otuz dört yıl önce yarın, 4 Temmuz günü, yalnızca 4 Temmuz günü 17 kişi katledildi. Acılarının önünde, anılarının önünde saygıyla eğiliyorum.

Fakat bütün bu acılara karşın Aleviler bağırlarına taş bastı, bir gün olsun öç almak için ayağa kalkmadılar, acıyı bal eylediler, acılarını bilince dönüştürdüler. Peki, Aleviler acıyı bal eylediler, acılarını bilince dönüştürdüler de ne oldu? Otuz dört yıl geçmesine karşın Çorum’da yapılan katliamdan dolayı kendilerinden bir kez olsun özür mü dilendi? Hayır. Gerçek katiller bulunup cezalandırıldı mı? O da hayır. Aleviler, memleketimizde inançlarını özgürce yaşayabilen eşit yurttaşlık haklarını mı alabildiler bu süreç içerisinde? Onu da alamadılar.

Peki, Çorum, Maraş, Sivas katliamlarına ortam hazırlayan siyasal söylem ve yapıda bir değişiklik oldu mu? Elbette onda da bir değişiklik olmadı, hatta daha da beter oldu.

Şimdi, Cumhurbaşkanı adayı da olan Başbakan, miting meydanlarında -Başbakanlığı da bırakmadan Cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan- Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanını mezhebinden dolayı “Önemli olan boy değil, soy, soy, soy!” diye, böyle güçlü vurgularla, miting meydanındaki insanlara yuhalattı. Siyasal söylem hiç değişmemiş, tahrik söylemi hiç değişmemiş. 14 yaşında ölen bir çocuğu miting meydanlarında yuhalattı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç uymuyor bu konuşma, hele şu vakitte hiç uymuyor!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ramazanda konuşulacak şey mi?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yani ülkeyi böldü ve gelecek yüzyıllara sirayet edecek şekilde böldü.

Peki, olmayan bir olayı “Camide içki içildi.” yalanını defalarca söyledi mi? Söyledi. “Başörtülü bacım saldırıya uğradı.” dedi mi hiç olmayan bir şeyi, “Görüntüleri var.” dedi mi? Dedi. Cumhurbaşkanı olmak istiyor şu anda, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, milletin birliğinin ve beraberliğinin temsil edileceği makama gelmek istiyor. Yakışıyor mu bu söylemler Cumhurbaşkanına? Yakışıyor mu? Yakışıyor mu?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Millet oy verecek nasıl olsa ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – 2002’de öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2013’te öldürülen kadın sayısını bin yaptı diye mi cumhurbaşkanı mı olacak Başbakanımız? Öyle mi? 2002’de 1.963 Amerikan Doları olan dış borcumuzu 5.105 dolar yaptı diye mi biz bunu Cumhurbaşkanı yapacağız değerli arkadaşlar?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ona millet karar verecek, millet!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Onun için mi yapacağız? Dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu 2’nci ülke olduk diye mi biz Sayın Başbakanı Cumhurbaşkanı yapacağız acaba? (AK PARTİ sıralarından “Sana ne, sana ne”” sesi)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz yapmayacaksınız, millet yapacak, millet!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yoksa iftar çadırlarında verdiği yemek sayısını artırdığından dolayı övündüğü için mi Cumhurbaşkanı yapacağız?

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  Millet karar verir ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ya, biz isteriz ki herkes kendi evinde ya da dostlarının evinde iftar yapsın.

Değerli arkadaşlarım, bakın, böyle bir adayı, “Hem laik hem Müslüman olunmaz.” diyen bir adayı, “Demokrasi bir tramvaydır. Gideceği yere kadar gidilir, orada inilir.” diyen bir adayı mı biz Cumhurbaşkanı mı yapacağız?

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Adayınızın adı neydi?

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Çatıya çıkın!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Onun için, böyle bir adayı mı yapacağız?

2012’de “Mütareke döneminde sayısı çok artan hayat kadınlarının sayısı 120 binin üzerine çıktı.” diyen Başbakanı mı Cumhurbaşkanı yapacağız? Soruyorum size.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen adayını konuş ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ya da asgari ücretin 800 lira olduğu memlekette, 700 bin liralık rüşvet saatini koluna takan bir adamı sekiz yıl milletvekili, bakan yaptı diye mi Cumhurbaşkanı yapacağız bu Başbakanı? Soruyorum size.

Beyler, değerli arkadaşlar, bu millet ocağın altını fazla açtı, siz dibinize tuttunuz, siz dibinize tuttunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Ya sen bizi bırak kendine bak ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Şimdi, ocağın altını kıstı.

Ekmelettin Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin varlığını ve birliğini temsil etmek üzere Cumhurbaşkanı olacaktır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Samimice mi konuşuyorsun, samimi misin? Tanıyor musun sen onu? Adını yanlış söyledin ama!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Tanıyor musun?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Tanıyoruz tabii, tanıyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Hatip, Sayın Başbakanımızla ilgili…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Aydın… Söyleyeceklerinizi buyurun söyleyin, tutanaklara geçmesi anlamında.

Buyurun.

 

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, bir defa, tabii, kendi adayıyla ilgili konuşamadı ama her nedense Sayın Başbakanımızla ilgili ileri geri, çok kötü, çok tatsız ithamlarda bulundu.

Birincisi, Cumhurbaşkanı olmasına kararı millet verir ve bugüne kadar 8 seçim yapıldı, her seferinde aynı ifadeler kürsüde dile getirildi ama milletin hakemliğine gittik.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Anlamıyorlar ki.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Her seferinde millet Sayın Başbakanımızı baş tacı etti. Bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Türkiye’nin başı, devletin başı olarak inşallah bu millet, milletin gönlünde taht kuran bu Başbakanı, Sayın Başbakanımızı Cumhurbaşkanı olarak seçecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

ALİ ÖZ (Mersin) – Tamam, devlet imkânlarını kullanmadan gitsin bakayım hadi.

 

3.- Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/894) (S. Sayısı: 593) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

593 sıra sayılı Kanun Tasarısının 9. Maddesinin 1. Fıkrasında geçen “ilgili meslek” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sivil toplum” ibaresinin eklenerek “yirmi” ibaresinin “yirmi beş” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                            Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Danışma Kurulunun yapısının genişletilerek üye sayısının artırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının "Danışma Kurulu" başlıklı 9'uncu maddesinin birinci fıkrasında "özel sektör" ibaresinden sonra gelmek üzere ",sivil toplum kuruluşları" ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

 

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerine söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili. (HDP sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Önerge üzerinde söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benim dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var, onu sizinle paylaşmak üzere söz aldım.

Şimdi, Mardin Büyükşehir Belediyesinde yaşanan bir dramı ifade… Aslında dram da değil yani bir ucubelikten söz edeceğim. Mardin Büyükşehir Belediyesi, biliyorsunuz, son Büyükşehir Yasası’yla birlikte büyükşehir belediyesi olanlardan bir tanesidir. Ancak, Türkiye’nin pek çok yerinde pek çok ilimiz büyükşehir statüsüne geçti, Mardin de bunlardan bir tanesiydi. Büyükşehir belediyesi statüsüne geçen diğer yerlerde büyükşehir belediyelerine bir sorumluluk yüklendi ama sorumluluğa denk gelecek biçimde de kaynaklar aktarıldı. Ancak, Mardin Büyükşehirde bunun yerine farklı bir uygulamaya gidildi. Örneğin, Mardin Büyükşehir Belediyesi şu anda bin civarında köye hizmet götürmek durumundadır, bütün ilçelerine hizmet götürmek durumundadır. Daha önce diğer illerde yaşanan varlıkların büyükşehir belediyesine geçirilmesi uygulamasının tam tersi Mardin Büyükşehir Belediyesinde işlendi. Mardin Büyükşehir Belediyesine devredilmesi gereken varlıklar Hazineye devredildi ama bütün borçlar, sorumluklar Mardin Büyükşehir Belediyesine devredildi. Mesela, 1.618 arsanın Büyükşehir Belediyesine devredilmesi gerekirdi, bunlardan sadece 1 tanesi Mardin Büyükşehir Belediyesine devredildi, o da mezarlık. Geriye kalan arsaların tamamı Hazineye devredildi.

İl özel idareleri, biliyorsunuz, büyükşehir belediyelerine devredildi kadrolarıyla birlikte, varlıklarıyla birlikte. Mardin İl Özel İdaresi binası Hazineye devredildi, YİKOB’a devredildi, YİKOB’un kullanımına tahsis edildi. Bina dahi Belediyeye verilmedi.

Borcunu ödediği farklı bir uygulamadan söz edeceğim şimdi size: Mardin’de Atatürk Kültür Merkezi var. Daha önce Belediyenin bünyesindeydi bu Kültür Merkezi. 20 milyon civarında borcu var, bu binanın borcu yani Atatürk Kültür Merkezinin borcu Mardin Büyükşehir Belediyesine devredildi, “Sen bu borcu öde.” dendi ama Kültür Merkezinin kendisi belediyeye devredilmedi.

Mesela, borcunu ödediği başka bir yatırımdan söz edeceğim: Mova Park var Mardin’de. Parkın borcu Belediyeye devredildi, Parkın kendisi Belediyeye devredilmedi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hangi belediyeye devredildi?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Esasında sizin onu kazanacağınızı umduğunuz bir belediyeye devredilmiş, ismini telaffuz etmeyeyim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yine belediyeye devredilmiş ama.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Mardin Havaalanı civarındaki 5 arsa, ayrı bir arsa, değeri yüksek olan arsa, Belediyeye ait olan arsa Belediyeden alınmış, Hazineye devredilmiş. Bunların hepsi 30 Mart seçimlerinden önce olmuş, bu uygulamalar 30 Mart seçimlerinden önce olmuş. İl özel idaresine ait 61 araç valiliğin kullanımına verildi, diğer kurumlara devredildi ama il özel idaresinin tüm borçları belediyeye verildi. Artuklu Belediyesi hizmet binası yoktu. Mardin Büyükşehir Belediyesinin kullandığı hizmet binası seçimlerden önce Artuklu Belediyesine devredildi. Artuklu Belediyesine ait 115 milyon lira borç büyükşehir belediyesine devredildi. Toplamda Mardin Büyükşehir Belediyesinin 580 milyon civarında borcu oluşturuldu ama elindeki bütün kaynaklar elinden alındı.

Şimdi, bu uygulama eğer vicdana sığıyorsa sizin vicdanınıza havale ediyorum. Sayın Başbakanın, ilgili bakanların imzasıyla oluşmuş bu garabetin bir an önce ortadan kaldırılması gerekir, belediyeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – …devredilmesi gereken mülklerin bir an önce belediyeye devredilmesi gerekir. Bu konuyu dikkatinize sunmak istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler..: Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının “Araştırma Altyapısı Müdürü” başlıklı 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Müdür” ibaresinin “İdari Müdür” olarak değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

İdris Baluken                                                     Faysal Sarıyıldız                                   Pervin Buldan

 Bingöl                                                                     Şırnak                                                 Iğdır

Adil Zozani                                                             Erol Dora

 Hakkâri                                                                   Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 10. maddesinin 1. fıkrasında geçen “en az lisans mezunu” ibaresinin “en az doktora derecesine sahip şekilde değiştirilmesini ve “seçilir” ibaresinin “seçtiği üç aday arasından Kurulca atanır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Halaçoğlu Mustafa Kalaycı                           Mehmet Günal

   Kayseri                                                                  Konya                                               Antalya

Alim Işık                                                          Murat Başesgioğlu

 Kütahya                                                                  İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 10. Maddesinin 1. Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.                                                                  

Mehmet Ali Susam Haluk Ahmet Gümüş                 Ümit Özgümüş

         İzmir                                                              Balıkesir                                              Adana

Ramazan Kerim Özkan                                            Gürkut Acar                                        Ali Sarıbaş

         Burdur                                                            Antalya                                            Çanakkale

  Haluk Eyidoğan

        İstanbul

 

1) "Müdür, yönetim kurulunun oy çokluğuyla alacağı karar ile en az yüksek lisans mezunu olan ve araştırma altyapısının çalışacağı ilgili bilim dallarından birinde en az yedi yıllık tecrübeye sahip kişiler arasından seçilir; üç yıl süreli sözleşmelerle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilir."                 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ümit Özgümüş, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın  Özgümüş. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum.

Daha konuşmamı dinlemeden Komisyon ve Hükûmetin birisi katılmıyor, birisi katılamıyor. Her geldiğimde söylüyorum, ikisinin arasındaki farkı bilmiyorum, kim niye katılır, katılamaz. Onun için, burada yasada, tasarıda yanlış olan bazı konuları tarihe not düşsün diye açıklamaya çalışacağım. Çünkü, daha önce açıkladığım ve yine Komisyonun katılmayıp Hükûmetin katılamadığı bazı konularda daha sonra sorunlar çıktı. Burada da sorunlar çıkacak. Biraz önce, yine, kabul edilmeyen önerge ilgili de ileride mahkemelik olunduğu zaman buradaki kayıtlardaki şeyler ortaya çıkacak. Çünkü, bu tür tasarılar hazırlanırken, şu anda bizim alt komisyonda görüştüğümüz Rekabet Kanunu’nda olduğu gibi kopyala yapıştır yöntemi uygulanıyor -bir yere geldiği zaman- başka bir kurumdan alınıyor, doğru yanlış mı üzerinde çalışılmadan üzerinde tartışılmadan yeni maddeye ekleniyor. Yanlış olduğunu söylediğimiz zaman da ilgili bürokratlara bunu nerden çıkardınız diye “Şeker Kanunu’ndan aldık, BDDK’dan aldık, oradan aldık yapıştırdık.” Şimdi, burada da buna benzer kopyala yapıştır yöntemiyle maddeler var. Bunlardan bir tanesinin sakıncasını aslında daha önce kalkınma ajanslarında gördük, şimdi oradan buraya kopyala yapıştır yöntemiyle almışlar.

14’üncü maddenin (3)’üncü fıkrası diyor ki: Kamu kurum ve kuruluşlarından gelen kişiler, burada, araştırma altyapılarında çalıştıktan sonra, bu şekilde istihdam edilenler… Yani, kamu kurumundan gelenler, araştırma altyapılarındaki görevleri sona erdiğinde, öğrenim durumlarına göre diye devam ediyor, en geç altı ay içerisinde yapacağı başvuru üzerine en geç üç ay içerisinde atanır.

Şimdi, kalkınma ajanslarında bunun sıkıntıları yaşandı, Sayın Bakan biliyor, soru önergesi de verdim, sözlü olarak da sordum. 2 tane personel oradan ayrıldığında tekrar kamuya döneceğini o anda beyan etmediği için kalkınma ajansından kıdem tazminatı alıyor -kıdem tazminatı verilmez dediği hâlde yasa- ondan sonra kamudaki görevine tekrar geri dönüyor. Bir sene sonra bunu ben ortaya çıkardığımda, yasal yoldan üzerine gidilerek verilen kıdem tazminatları geri alınıyor; Bakan bir tanesinin alındığını söylemişti benim soru önergeme cevapla, bir tanesinin de alınacağını söylemişti.

Şimdi, bakın, burada araştırma altyapılarından birisi kamudan geldi ve kamuya dönecek, altı ay içerisinde başvurma hakkı var. Hâlbuki, Yargıtayın yerleşik kararlarına göre, bu insanlar oradan ayrılırken bir ay içerisinde kıdem tazminatlarının ödenmesi lazım. Kıdem tazminatlarını ödediniz, verdiniz, ondan sonra üç ay sonra, dört ay sonra tekrar eski görevine dönmek için gitti kurumuna dilekçe verdi. Tekrar yasal yollardan bu insanlara verdiğiniz kıdem tazminatını geri almaya çalışacaksınız. Öyle olunca, biz bunu baştan, 14’üncü maddeye geldiğinde, önergemiz de var eğer kabul ederseniz… Araştırma altyapısından ayrılırken zaten kamuya döndüğünde kamu onu tekrar işe almak zorunda olduğu için, ayrılırken benim yanında bulunsun ben tekrar eski kurumuma döneceğim diye.

9’uncu maddede önemli bir şey var, orada Danışma Kurulu 5 kişiydi, 20 kişiye çıkarılmasını önerdik. Kırk yılda bir de olsa o kabul edilmiş, 20 kişiye çıkmış Danışma Kurulu. Ama orada çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenecek. Bizim orada ısrarla söylemek istediğimiz şey: 20 kişilik Danışma Kuruluna yönetmelik hazırlanırken yine akademik kişiler, yine üniversiteden hocalar doldurulmasın, uygulamanın içerisinden gelen kişiler olsun. Bir yerde bir araştırma yaparken TÜBİTAK’a gitmiş, KOSGEB’e gitmiş, SANTES’e gitmiş ve zorluklarla karşılaşmış insanlar da olsun, onlar da o yapının içerisinde olsun.

Sayın Bakanım da buradayken bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Kalkınma ajanslarında bir performans sistemi getirdiniz, Türkiye’nin her tarafından şikâyetler geliyor. Ay sonunda o kalkınma ajansının koyduğu kriterlere göre, performans kriterine göre -oradaki genel sekreterin yetkisinde- genel sekreter 250, 500, bilmem kaç lire ek maaş verebiliyor. Bu, her yerde şu anda doğru kullanılmıyor, yanlış kullanılıyor. Ay sonu geldiğinde oradaki genel sekretere yakın kişiler, dayı, akraba, hısım torpiliyle cemaat, tarikat torpiliyle, siyasi yakınlık torpiliyle, aslında göstermelik kriterler yerine yakınlık derecesine göre performansa dayalı prim alıyor. Bunlarla ciddi biçimde ilgilenilmesi gerektiğini düşünüyorum ve tekrar saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 10. maddesinin 1. fıkrasında geçen “en az lisans mezunu” ibaresinin “en az doktora derecesine sahip şekilde değiştirilmesini ve “seçilir” ibaresinin “seçtiği üç aday arasından Kurulca atanır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Yusuf Halaçoğlu (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Araştırma altyapısı müdürünün lisans mezunu olması yeterli değildir. Araştırma altyapısının vizyonu ve yapılacak işlerin belirlenmesi ve izlenmesi hususunda müdürün etkisi ve önemi dikkate alındığında, altyapı müdürünün en az doktora düzeyinde akademik yeterliliğe sahip kişilerden seçilmesinin daha faydalı olacağı düşünülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Kanun Tasarısının “Araştırma Altyapısı Müdürü” başlıklı 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Müdür” ibaresinin “İdari Müdür” olarak değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu önerge ile müdür yerine “idari müdür” ifadesinin kullanılması amaçlanmıştır. Zira, müdür yalnızca idari işlerin yürütülmesinden sorumlu olup, ilgili bilimsel ve akademik konular yönetim kurulu başkanına (araştırma altyapısı başkanı) bırakılmalıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun teklifinin 11'inci maddesinin 5'inci fıkrasın da geçen "bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren ve kamu yararına çalışan dernek veya vakıflara" ibaresinin çıkarılmasını 6'ıncı fıkrasında “Bu madde kapsamındaki protokoller" Kurul ibaresinden sonra gelmek üzere "ilgili yükseköğretim kurumu" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  İdris Baluken                                   Faysal Sarıyıldız                                      Erol Dora

                       Bingöl                                                Şırnak                                               Mardin

                  Pervin Buldan                                      Adil Zozani

                        Iğdır                                                Hakkâri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 11.madde başlığındaki “ve işletme hakkı devri" ibaresi ile (5) fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Yusuf Halaçoğlu                                 Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal

                      Kayseri                                               Konya                                               Antalya

              Murat Başesgioğlu                                     Alim Işık

                      İstanbul                                             Kütahya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sayıştay denetimine ve ihale mevzuatına tabii olmadan, üniversitelerin şirket kurması veya şirkete ortak olmasının önünün açılması, detayların ise yönetmelik ve protokollere bırakılması çok geniş bir hareket ve suiistimal alanı bırakmaktadır. Bu nedenle araştırma altyapılarının işletme hakkının özel sektöre, bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren ve kamu yararına çalışan dernek veya vakıflara devredilebilir olması sakıncalı görülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı kanun teklifinin 11'inci maddesinin 5'inci fıkrasın da geçen "bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren ve kamu yararına çalışan dernek veya vakıflara" ibaresinin çıkarılmasını 6'ıncı fıkrasında “Bu madde kapsamındaki protokoller" Kurul ibaresinden sonra gelmek üzere "ilgili yükseköğretim kurumu" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Adil Zozani (Hakkâri) ve arkadaşları

BAŞKAN –Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Ülkemizde, hâlihazırda araştırma altyapılarının işletilmesi için bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren ve kamu yararına çalışan dernek veya vakıflar bulunmaktadır. Kanun teklifinde böyle bir değişikliğe gidilmesinin gerçekte karşılığı yoktur. Gerçekte bir karşılığı olmayan düzenlemenin ayrıca suiistimallere ve kayırmacılığa kapı aralanmak istenmiştir. Değişiklik ile bu sorunun giderilmesi amaçlanmıştır. Madde 6'da yapılan değişiklikle tasarı metninin daha anlaşılır olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Böylece, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşlerine başlıyoruz. İkinci bölüm, geçici madde 1 dâhil olmak üzere 12 ila 21’inci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili.

Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Tasarı’nın ikinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Komisyon Başkanımıza teşekkür ediyorum, en azından bizi bu konuda enforme etti, brifing aldık, izleyebildiğimiz kadarıyla bilgilendirildik.

Gerçekten tasarının konusu araştırma altyapılarının desteklenmesi, adı da “Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı”.    AR-GE ve yenilik politikalarının temel amacı, teknoloji ve yenilik faaliyetlerinin özel sektör odaklı artırılarak faydaya dönüştürülebilmesi. Özel sektör, sayenizde, AKP sayesinde, Hükûmet sayesinde her şeyi faydaya çok çabuk dönüştürebiliyor. AR-GE’ye de gerek yok, 17-25 Aralık meselesi ortada, hakikaten özel sektör açısından çok verimli geçiyor. Yeniliğe dayalı ekosistem oluşturacakmışsınız, araştırma sonuçlarını ticarileştirilecek ve markalaştırılacak, teknoloji yoğun ürünlerde küresel ölçekte yüksek rekabet gücüne erişmesine katkıda bulunacaksınız. Biz 17-25 Aralıkta yeniliğe dayalı ekosistemin nasıl  yaratıldığı gördük, olayların nasıl ticarileştirildiğini de gördük.

Bu konuda sizin yönettiğiniz ülkemizde marka oldu. Sayın Başbakan da bu olaydan gerçekten rahatsız Sayın Bakan, bunu konuşmalarından anlıyoruz. Daha önce iş birliği içinde olduklarınız size tezgâh kurmuş fakat siz hâlâ muhalefetle iş birliği yaptığını iddia ediyorsunuz, böyle bir şey olmaz. Ben size o zamanlar bütçe esnasında yaptığım konuşmalarda, görüşmeler esnasında sordum, bir tek dayak yemediğimiz kaldı. “Hukuk dışı elde edilmiş delil.” dediniz. Tamam, dedik. Meraktan sorar “Sayın Başbakanım bu var mı yok mu?” diye sorarsınız dedik, üzerimize yürüdünüz neredeyse orada. Biz sizle kaldı ki mesai arkadaşıyız. Ben mesai arkadaşlarıma da oradan teşekkür ediyorum, bizi bilgilendirdiler.

AR-GE riskli bir yatırım, geri dönüşümü uzun vadede, o da olursa maliyeti özel sektöre çok yüksek. Özel sektör pratik bir yol tutuyor, aralarında temayüz edenler var, onlar AR-GE’ye ihtiyaç duymadan 17-25 Aralıkta olduğu gibi farklı bir işle, yöntemle bu işi beceriyorlar.

Şimdi, sizin bir finansmanı belli olmayan sanayi stratejiniz var, AR-GE olmadan nasıl, ne iş yapacak? Sizin geldiğinizden beri yaptığınız katkılar, üretimde yüksek teknolojinin daha iyi kullanılabilmesi, daha çok kullanılabilmesi... Yüksek teknolojili üretimin fevkalade arttığını gösteren bir emare var mı? İhraç ettiğiniz mallarda yüksek teknoloji ürünü -buralarda söylendi- yüzde 3’ler düzeyinde, ithal ettiklerinizde yüzde 13-14’ler düzeyinde. Bunun övünülecek, sevinilecek, memlekete iyi diye lanse edilecek bir tarafı da yok, zaten yapamıyorsunuz da.

Şimdi, bu, AR-GE’yle ne kadar ilişkilendirilebilir, bilmiyorum. AR-GE için bilim adamı, mühendis istihdam edeceksiniz, alanınızda bilim ve teknoloji geliştireceksiniz, yeni bilgi elde edeceksiniz veya mevcutla yeni ürün, yeni bilgi elde edeceksiniz. Şimdi, AR-GE için ne yapacaksınız? Temel araştırma, uygulamalı araştırma, deneysel gelişim. Sürece bakarsanız, araştırılacak konuya ilişkin yeni bilgi, belge ve deney, gözlem lazım. Bununla ilgili daha spesifik bir pratiğe irca edeceğiniz bir işlem lazım. Bunun da ötesinde yeni malzeme, ürün ve araçların üretimine, yeni işlemlerin, sistemlerin, hizmetlerin kurulmasına veya mevcutların geliştirilmesine yönelik çalışma olması lazım. Yardımda etkinlik sağlayacaksınız. Yardımda ne kadar etkinlik sağlayıp sağlamadığınız tartışılır. Bize rakamların arttığını söylüyorsunuz, istihdamı vesaire, ama oradan elde edilen çıktının ülke ekonomisine katkısı konusunda bir şey ifade edemiyorsunuz. Yoksa, gerisi iyi yazılmış, bürokratların uğraştığı bir şey.

Bir de merak ettiğim bir şey: Burada bu işle uğraşması gereken TÜBİTAK. Bu işle uğraşması gereken TÜBİTAK’ın durumuna bakarsanız, siz orada bilimsel çalışmıyorsunuz, tekniğe uygun çalışmıyorsunuz. Neyle ilgili çalışıyorsunuz? Yeni atanan Sanayi Bakanı TÜBİTAK’la ilgili söyledi, hissen doğru olmadığını düşünüyor. Siz o günleri hatırlarsınız, o demeçleri. Yani hissen. Şurada bulabilirsem söyleyeyim bir daha, ne diyor? Söylediği bu konuda, hissen, dinleyerek o işin ne olmadığını? Gerçek olmadığını, ne yapıyor? Söylüyor. Böyle bir Sanayi ve Teknoloji Bakanı da evlere şenlik. Şimdi, devam edelim.

Yardımların kuşkusuz neyi var? Riskleri de var. Biraz önce TÜBİTAK dedik, “paralel” diyorsunuz, değiştiriyorsunuz, inanmıyorsunuz. Şimdi ben bu tasarıya baktım. Bu tasarı Başbakanın imzasıyla 17/3/2014 tarihinde  Türkiye Büyük Millet Meclisine yazılmış. Şimdi böyle yazılan bir tasarının muhtemelen birkaç ay önceden de çalışmaları bürokrasi tarafından ne yapılıyor? Hazırlanıyor. Siz yarın buradan çıkacak olumsuz bir sonuca da “Paralel devletin bürokratları.” diye bu arkadaşları lekelemeye kalkarsanız ben çok üzülürüm. İyi incelendi mi bu sizin tarafınızdan? Hangi memurlar izledi?

Şimdi, olaya baktığınız zaman, olayı çok net ve açık bir şekilde ortaya koymak lazım Sayın Bakan. Bu olması gereken bir şeyse mutlaka burada tartışılıyor, oluyor ama olumsuz bir netice aldığınız zaman yıllardır birlikte hareket ettiğiniz, ne istedilerse verdiğinize söyledikleriniz gerçekten yakışan bir şey değil. Hele muhalefete onlarla iş birliği içinde –en azından kendi siyasi partim açısından söylüyorum- onlarla birlikte hareket edildiğini söylemek… Hayâ duygularının dumura uğradığını ifade etmek istiyorum. Böyle bir şey söylenmez.

2010-2014 yıllarını strateji kapsıyor. Uzun vadeli bir vizyonu yok sanayi stratejisinin. Nasıl geliştireceksiniz, ne yapacaksınız? Dün yanlış anlamadıysam, televizyonda izliyordum, 800 milyar dolar millî gelirden bahsettiniz. Bu sizin gururunuz, ülkenin de gururu öyle değil mi? 800 milyar dolar millî gelir. 3 misli arttı öyle değil mi kişi başına dolar sizin hesabınıza göre? Maliye Bakanı burada bütçe konuşmasında -hiç olmasın, bilim namusuyla- bunun TL bazında reel fiyatlarla 1,4 kat arttığını söyledi. Bunun başka ölçme yöntemleri de var, bunu rahatlıkla söyleyebilirim ama doğruyu söylemiyorsunuz Sayın Bakan “Millî gelir arttı.” diyorsunuz. Millî gelir ilk çeyrekte 4,3 arttı ama dolar bazında yüzde kaç arttı? Sorun bakalım yanınızdaki, yönünüzdeki arkadaşlara. Çok iyi bildiğini bildiğim arkadaşlar var. Yüzde 7 reel olarak dolar bazında düştü. Niye söylemiyorsunuz bu kürsüden? “3 misli arttı.” derken dolar bazında onu söylüyorsunuz. Bunun bir mukayese mantığı var. Maliye Bakanını sev, sevme, en azından buraya koymuş kitabına. Ne? Satın alma gücü paritesi, dolar, reel fiyatlarla TL. En azından bunun doğrulukla söylenmesini isterdim.

Şimdi, zaman zaman bu konuda Sayın Numan Kurtulmuş sizin ekonomi politikanızla ilgili birtakım bir şeyler söylüyor. Lütfen onları bir okuyun ve Numan Bey’le bir tartışın. Numan Bey kendisini hâlâ eski partisinde sanıyor.

Yani, şimdi sizin arkanızda devlet memurları var, bir şeyler söylüyorsunuz ama olmayanların nasıl konuştuğunu, partinizin ekonomi politikasıyla ilgili neler söylendiğini bir takip edin bakalım.

Şimdi, 2008’den bu yana 10.500 dolardan, dolar bile hesap etseniz… Ne yapıyorsunuz?” Orta gelir tuzağı” falan diyorsunuz da aynı kalıyorsunuz.

Bir de şu Merkez Bankası Başkanına “paralelci” mi diyeceksiniz, başka bir şey mi diyeceksiniz; alacaksanız iki satır bir kanunla alın adamı görevden de kurtulsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Milletin haysiyetiyle bu kadar oynanmaz ya! İstemiyorsanız -her şeyi değiştiriyorsunuz- değiştirin onu da, gerekli düzenlemeyi yapın. Bu olayda da gerçekten destek verilir ama bu olayın da hesabını tutun. Tutmuyorsunuz onu. Zaten bugüne kadar bunun gelmesinin sebebi de bu işi iyi yapmamanızdan kaynaklanıyor.

Ben yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. Bütün arkadaşların Ramazanını tebrik ediyorum. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Kemal Değirmendereli, Edirne Milletvekili.

Buyurun Sayın Değirmendereli. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, dünyanın gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyinde göz ardı edilmemesi gereken bakış açısı şu olmalıdır: Yeni düzende artık sadece büyük balık küçük balığı yutmuyor, hızlı balık da yavaş olanı yutuyor. Teknolojinin olağanüstü hızla ilerlediği küresel düzende ülkelerin bu yarışta yerini alabilmesi için; hızlı, dinamik, hedef odaklı çalışan, üreten ve güçlerini birleştiren bir felsefeyle ilerlemesi kaçınılmazdır.

Peki, biz bu hususta, dünya ölçeğinde nerelerdeyiz, neler yapıyoruz, neler hedefliyoruz, aslında neler yapmalıyız? Bu kanunla araştırma ve geliştirme altyapılarımızı geliştirelim diyoruz. Çok olumlu ancak bunun için bazı gereklerin altını çizmemiz gerekiyor. AR-GE gerçekten elit bir iştir. AR-GE yapısını geliştirmede olmazsa olmaz gerekenler: Birincisi; inovasyon, yenilikçilik, yaratıcılık, girişimcilik, stratejik planlama, teşvik ve eğitim konularıyla birlikte değerlendirilmezse bir başarıyı elde etmemiz söz konusu olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, AR-GE yarışının en temel taşı, eğitilmiş, donanımlı nesillerdir. Genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Bu nüfusu değerlendirmek elimizde. Bu genç nüfusu, üreten, yeni ve ihracata dayalı teknolojileri geliştiren ve küreselleşmeye de açık alanlarda yol aldırmamız gerekiyor.

Ancak, değerli milletvekilleri, 2013 OECD göstergelerine baktığımızda AR-GE merkezlerini oluşturacak bu potansiyel altyapımıza bakacak olursak 15 yaş grubunda fen, okuma ve matematik alanlarında yeterlilik göstergesinde 38 ülke arasında maalesef 34’üncü sıradayız. Doktora seviyesinde -ki bu AR-GE merkezleri için en önemli kaynak kişileri oluşturur- mezuniyetler arasında, 39 ülke arasında 35’inci sıradayız maalesef. Yine, dünyanın önde gelen 500 üniversitesi arasında sadece 4 üniversitemiz yer alabilmekte. Hâlbuki gayrisafi millî hasılamızla orantıladığımızda, diğer ülkelerin üniversiteleriyle orantıladığımızda bizim gayrisafi millî hasılamıza oranla 8 üniversitemizin ilk 500 içerisinde olması gerekiyor, oysa 184 üniversitemiz var ama sadece 4 üniversite ilk 500’e girebiliyor.

Burada çok önemli bir eksikliğin de altını çizmek istiyorum. Gayrisafi millî hasıladan yükseköğrenime ayırdığımız payla 1,1’le yine OECD ülkeleri arasında 36’ncı sıradayız maalesef.

Yine, AR-GE merkezlerini oluşturacak araştırmacı sayısı açısından bakacak olursak kişi başına 1 milyon, mesela Finlandiya’da 7.700 kişi düşüyor, Singapur’da 6 bin, Güney Kore’de 5 bin, bizde ise sadece 884 kişi düşüyor.

Yine, çok üstünde durduğumuz, hep beraber üstünde durduğumuz, arzu ettiğimiz, “2023’te ilk 10 ekonomi arasına girelim.” derken bizim önümüzdeki 16 ekonomiden en az AR-GE’ye pay ayıran İspanya 20 milyar dolar ayırmış 2012’de.

Yani bizim bu hedeflere ulaşmak için daha büyük katkılar koymamız gerekiyor. Burada, bu yasa görüşmeleri sırasında AR-GE’yi ön planda tutan bir anlayışla şunun altını çizmek istiyorum: Güney Kore örneğine bakacak olursak, Güney Kore, ihracata yönelik AR-GE ürünlerine destek vererek bu noktaya geliyor ve Sayın Bakan, çok önemli bir konuda üretmeyen AR-GE merkezlerini Güney Kore kapatmış durumda. Yani bu kanunda benzer maddeler yok ama bizim de bu konuları önemsememiz gerekiyor.

Yine, değerli milletvekilleri, ülkeler inovasyon odaklı bir kalkınmayı 3 önemli hususla gerçekleştirebilmekteler: Yetenek, teknoloji ve hoşgörü. Yaratıcılığın önemi açık ancak oluşumu için de açık sosyal, kültürel ve coğrafi bir ortama, bir ekosisteme ihtiyaç vardır. Yetenek ve teknoloji kullanımıyla ortaya çıkan güç, toplumsal hoşgörünün yüksek olduğu bölgelere yönelip o bölgeyi geliştirmektedir, hatta dünyadaki trendleri bile oluşturmaktadır. Açık rejimler inovasyon ve yaratıcılık ile yeni sektörlerde ilerleme sağlayabiliyorlar. Yaratıcı bireylerin ekonomik değer yaratabileceği bir iklim inşa edilebilmesi için, sadece ekonomik ve teknik açıdan bakmayıp eğitim, sanat, siyasal kültür alanlarını da göz ardı etmemek gerekmektedir. Siyasal iradenin yargıya müdahale ettiği, siyasi amaçlarla girişimcinin vergi gibi hususlarda cezalandırıldığı, farklı görüşlere sahip olanların isimlerinin çizildiği, özel hayata müdahale edildiği, medyanın kimilerinin tekelinde olduğu bir ortamda girişimcilik, yaratıcılık ve yenilikler beklemek imkân dâhilinde değildir. Ülkemiz gelişmiş ülkelerle ürün kalitesi ve yeni ürünler bazında rekabet edebilmek için, araştırma ve geliştirmeye önem vererek yeni değerler yaratmalı, ürettiğini dışarıya satabilme yetisine sahip özel sektörü de yaratmalıdır. Ancak, özel sektörün AR-GE’ye ayırdığı kaynağın yüzde 42’lere çıktığı ifade edilmekle beraber bu kanun kapsamında özel sektöre AR-GE planlamasında görev alan kurullarda yer verilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, hangi alanda hangi teknolojileri geliştireceğimizi planlayacak bir yapı hâlen maalesef kurulamamıştır. Bakanlıklar arası iş birliği bu kanunla bile yeterli ölçüde yapılandırılmamıştır. Söz gelimi, Türkiye'de AR-GE’nin en fazla yapıldığı savunma sanayisi ve Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı bu kurullar içerisinde görev almamıştır.

Eğitim sistemi teknoloji altyapısını besleyecek en önemli etkendir. İmam-hatip odaklı bir eğitim sisteminin yeni teknolojiler üretme ve yaratıcılıkta bu kanunla hedeflere ulaşma konusunda bizi sonuca götürmeyeceğini hep birlikte görmemiz gerekmektedir değerli arkadaşlar. Normal liseleri imam-hatip liselerine çevirmenin mantığını anlamak mümkün değildir. Bu eğitim anlayışı da araştırma altyapılarını destekleme yasasından verim almayı mümkün kılmayacaktır.

Sonuç olarak Hükûmetin yönetimi, yönetim felsefesini değiştirmesi gerekmektedir. Yaratıcılık ve girişimcilik, düşünce özgürlüğü ve toleransla desteklenmelidir. Bu zihniyet değişmedikçe bu kanunlarla da fayda sağlamak mümkün olmayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.12

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

593 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölüm üzerine grubumuz adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarıyla ilgili olarak, eksikleri ya da olması gerekenleri ifade etmeye devam edeceğiz çünkü özü itibarıyla karşı çıktığımız bir tasarı değildir; hatta, biraz daha olgunlaşsın, biraz daha iyi bir tasarı olsun dediğimiz bir tasarıdır nihayetinde bu tasarı ve gecikmişliğiyle birlikte mevcutta da kendi içinde bazı aksaklıkları, eksiklikleri barındırdığını görüyoruz.

Şimdi, konuşmamın bu bölümünde ya da bu konuşmamda ağırlıklı olarak bizim eksiklik gördüğümüz yani bu sistemin, kurulacak olan ARGE sisteminin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı konusundaki tereddütlerimizi ifade edeceğim.

Dünyada yetişmiş beyin gücü yetiştirme süreçleri bellidir. Esasında böyle bu konuda yeniden dünyayı keşfetmemize gerek yok. Türkiye’deki eğitim sistemi bize bu konuda yeterli veri vermiyor. Yetişmiş beyin gücünü elde etme ve üretim aşamalarında ondan yararlanma noktasında çok zayıf olduğumuzu ifade ediyoruz. Uzun yıllar Türkiye, dışarıya beyin göçü veren bir ülke pozisyonundadır. Yetişmiş, bu konularda yetişmiş, uzmanlaşmış insanların çoğunlukla dışarıya gitmek durumunda kaldıklarını, burada istihdam imkânları ya da kendilerini, kabiliyetlerini geliştirme olanakları bulamadıklarını ifade ettik durduk. Bugün de benzer bir durumla yüz yüzeyiz. Siz bu insanları eğer burada istihdam edecekseniz onların yaşam koşullarına olanak sağlayacak, onların bilimsel gelişimine olanak sağlayacak altyapı çalışmalarını da yapmak durumundasınız. Laboratuvarlara alet koymakla “Gidin burada araştırma, inceleme yapın.” demekle olacak bir şey değil bu. Bilim insanının ülkede kalıp, ülkedeki bilimsel gelişimin, teknolojik gelişimin önünü açmasını arzu ediyorsak ki arzu ettiğimiz nokta burasıdır, o zaman onların burada kalmasını sağlayacak altyapı çalışmalarının da yapılması gerekir. Siz bir araştırma uzmanına, bir akademisyene 2 bin lira vererek “Türkiye’de gel bilimini icra et.” derseniz, bu, gerçekle bağdaşmaz. Bu insanların burada kalmasını sağlayacak yasal, teknik düzenlemelere ihtiyaç vardır deriz.

İkinci olarak, dikkat ederseniz artık her meslekte üniversite aşamasından sonra mesleğe geçiş sınavları yapılmaya başlandı Türkiye'de. Son olarak, mesela, şu anda komisyonda avukatların da mezuniyetten sonra sınavla avukatlık mesleğine geçişini tartışmaya başladık, ona ilişkin yasal düzenlemeler getiriliyor. Yavaş yavaş ileride bu mühendisliğe de uygulanacak, tüm  mesleklerde bu uygulanmaya başlayacak. Peki, eğer insanlar kendi alanlarında üniversiteleri bitirdikten sonra, diplomasını aldıktan sonra siz yeniden bir mesleki yeterlilik sınavına tabi tutuyorsanız bu ne anlama gelir? O aşamaya kadar verdiğiniz bütün eğitimden şüphe duyduğunuz anlamına gelir. Haklısınız, şüphe de duymak gerekir çünkü mevcut eğitim müfredatımızda yetişmiş beyin gücü elde edemiyoruz ya da kıt olanaklarla elde edebiliyoruz, sınırlı sayıda buna ulaşabiliyoruz. Olanlar da zaten bugüne kadar ki aşamalarda hep dışarıya gitmek durumunda kaldı.

Mesela, Amerika’da bir icada imza atmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ortaya çıktığında ertesi gün Türkiye'deki birçok gazetede ya manşettir ya da sür manşettir. Buna ilişkin özlemdir bu. Bu özlemi ifade ederiz biz. Peki, bu insan Türkiye'de bu üretimi yapamaz mı? Türkiye'de bundan yararlanamaz mıyız? Yararlanamıyoruz çünkü ona burada bu olanakları sunamıyoruz. Eğitim sistemimiz burada buna cevaz vermiyor. İnsanlarımızın önünü burada açamıyoruz, üretim aşamalarındaki yetişmiş beyin gücü neredeyse yavaş yavaş erime noktasına geliyor. Birçok sektörde kalifiye eleman sıkıntısı yaşar duruma geldik. Türkiye'de ara sanayide çalışan insanların yüzde kaçı bir mesleki formasyondan geçerek orada çalışıyor? Herhangi bir ildeki bir sanayi sitesini bir değerlendirin, orada çalışan, örneğin tekstilde çalışan insanlar; kaç tanesi bu işin eğitimini alarak bu işi yapıyor, orada istihdam ediliyor? Sınırlı sayıdadır çünkü bizim eğitim sistemimiz ara elaman yetiştirmeye göre kurgulanmadı Türkiye'de hiçbir şekilde. Meslek liseleri bu konuda siyasetin malzemesi yapılarak değerlendirildi. Dolayısıyla burada ara elaman yetiştirecek meslek liseleri, meslek yüksekokulları bu konuda doğru dürüst tartışılmadı. Eğitim sistemi yetişmiş beyin gücü elde etme noktasında kurgulanmış değil. Burada problemler var.

Şimdi, böyle bir atmosferde, böyle bir ortamda biz araştırma altyapılarının geliştirilmesine dönük bir tasarıyı tartışıyoruz. Adını çok güzel koyabilirsiniz, size cazip gelebilir, her birimize cazip gelebilir -Komisyon aşamalarında da biz bunları tartıştık, bunları konuştuk- ismen caziptir, evet. Herkes böyle bir uhde içerisinde bu işe yaklaşıyor, bu tasarıya böyle bir uhdeyle herkes yaklaştı; kimse siyasal bir fark koyarak bu işte bir değerlendirme içerisinde olmadı ama olması gerekeni konuşma noktasında, bunun altyapısını geliştirme noktasında gayretleri yeterli gördüğümüzü ifade edemeyiz.

O nedenle eğer gerçekten siz burada başarı elde etmek arzusu içerisindeyseniz domates yetiştirir gibi bilim insanı yetiştiremeyeceğinizi bilmeniz gerekir. Tohumu toprağa atıp on beş gün sonra filizlendiğini zannediyorsanız bu konuda bu mümkün değil. Yıllara sari bir emek sürecinden söz ediyoruz. Emek verilecek bu noktada. Siz de ona altyapı sağlayacaksınız bu yetişmiş beyin gücüne ulaşabilmeniz için. Hiçbir şey yok, hiçbir altyapı düzenlemesi yok, yeteri kaynak ayırımı yok ama işte tabela laboratuvarları kuracağız. Tabela laboratuvarları dışında başka bir şey olmayacak mevcut durumda. Bu mekanizmanın, tabelanın ötesine geçebilmeniz için, yani fiziğin yanına kimyayı koyabilmeniz için öncelikle bunun altyapısını da güçlendirmeniz gerekir. Beyinsel altyapısını güçlendirmeniz lazım. Bunun da tek yolu var: Eğitim formasyonunu gözden geçirmekten geçiyor bu. Bunu yapabilirsek başarılı oluruz, bunu yapabilirsek biz işte bu tasarıda amaç edinen hedeflere ulaşabiliriz diyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İkinci bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye sanayileşme hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Sanayi sektörü diğer sektörlere daha az kişinin çalıştığı, buna karşılık daha yüksek bir millî gelirin ve katma değerin ortaya çıkarıldığı bir alandır ancak ne yazık ki Türkiye’de işler bu yönde gitmemektedir. Ülkemizde sanayimizin millî gelir içindeki payı azalmaktadır. İmalat sanayinin gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı 2002 yılında yüzde 19,2 iken bu oran 2013 yılında yüzde 15,3’e kadar gerilemiştir. Türkiye henüz sanayileşmiş bir ülke olmadan bu oranın gerilemesi sanayimiz, ekonomimiz ve ülkemiz için sağlıklı bir gelişme değildir.

İstanbul Sanayi Odası, Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2013 Yılı Araştırması sonuçlarını açıklamıştır. Bu araştırmada da, sanayi üretiminin ekonomi içindeki ağırlığının giderek azaldığı açıkça görülmektedir.

500 büyük sanayi kuruluşunun 2004 yılında 81’i, 2010 yılında 66’sı, 2012 yılında 63’ü zarar ederken, 2013 yılında bu rakamın 129’a yükselmesi son on yılın en olumsuz rakamı olarak kayıtlara geçmiştir.

2012’de İSO 500 şirketlerinin ödediği finansman giderleri faaliyet kârının yüzde 34’üne denk gelirken, 2013’te bu oran yüzde 53’e yükselmiştir. Bu da, şirketlerin yaptıkları kârın yarısından fazlasını finansman gideri olarak geri ödediklerini göstermektedir. 500 büyük sanayi kuruluşunun kârlılığının da, ihracatının da azaldığı bu araştırmayla tespit edilmiştir.

Kârlılık ve öz kaynaklardaki azalma nedeniyle, şirketler finansman sağlamak için daha fazla yabancı kaynak kullanımına yönelmiştir. İSO araştırması, şirketlerin borç ve öz kaynak oranının 2013’de son on yılın zirvesine çıktığını ortaya koymuştur. Buna göre, borç ve öz kaynak oranı 2013’de 20,4 puan artarak yüzde 132,4’e yükselmiştir, gelişmiş ülkelerde bu seviye yüzde 70’lerdedir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet ve yandaş takımı ne derse desin, istediği kadar pembe tablo çizsin, ekonomide çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Millî sanayimiz, üreticimiz zor durumdadır. Girişimcilerimiz, sanayicimiz, yeni yatırımlar bir yana, mevcut yatırımlarını sürdüremez hâle gelmiştir. Rekabet gücü giderek tükenmektedir. Birçok sanayici, iş adamı ve esnaf borç batağına girmiştir. Piyasada tahsilat yapılamamaktadır. İcralar artmakta, iflaslar baş göstermektedir. Özetle, Türkiye ekonomisinin şaftı kaymıştır. AKP zihniyeti ise milyonlarca insanımızı açlığa, sefalete, işsizliğe sürükleyen ekonomik politikalarda ısrar etmektedir. Üretime sırt çevirmiş, ithalata kucak açmış, aşırı derecede finanslaşmış bir ekonomik sistemin aş, iş ve umut üretmesi imkânsızdır. Teknoloji geliştirebilen, yenilikçiliği, girişimciliği ödüllendiren, ekonomik alan hâkimiyetini kurmak için küreği kavrayan ve bilgi üretebilen bir ekonomik atılıma ihtiyaç bulunmaktadır. Ezberlerin tekrarıyla, bilindik önerilere tutunmayla ve başkalarının insafıyla Türkiye ekonomisine kalıcı bir dinamizm ve istikrar kazandırmak nafile bir çırpınıştır.

Açıktır ki AKP Hükûmetinin ekonomi politikasında üretim perspektifi yoktur. Türkiye, üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan bir ülke hâline getirilmiş durumdadır. Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkarılması için ülkeyi sıcak para, faiz ve borç batağından çıkartacak, ülkemizi ithalat cenneti olmaktan kurtaracak üretim, istihdam ve ihracat odaklı yeni plan ve programlara ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak, AKP Hükûmetinde ne böyle bir plan ve programı hazırlayacak ne de uygulayabilecek güç ve kararlılık maalesef bulunmamaktadır.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İkinci bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili…

Evet, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 13. maddesinin (4). fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Yusuf Halaçoğlu                                 Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal

                      Kayseri                                               Konya                                               Antalya

                     Alim Işık                                     Murat Başesgioğlu

                      Kütahya                                             İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İşletme hakkının devri fıkrasının çıkarılması öngörüldüğünden bu fıkranın da çıkması gerekir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 14.maddesinin (8) fıkrasında geçen "Bu madde kapsamında" ibaresinin "Bu maddenin (4). fıkrası kapsamında" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yusuf Halaçoğlu Mustafa Kalaycı                          Mehmet Günal

   Kayseri                                                                  Konya                                               Antalya

Murat Başesgioğlu                                                   Alim Işık

   İstanbul                                                                Kütahya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İş akdi ile çalıştırılanlarla, görevli olarak çalışıp ücretlerini kurumlarından alanlar arasında mecburi hizmet yükümlülüğü açısından ayrım yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı "Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun" tasarısının "Yeterlik, Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme" başlıklı 15. maddesinin 2. ve 5. fıkraların aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, 8. fıkra olarak aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve hâlihazırda 8. fıkra olan fıkra numarasının (9) olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mihrimah Belma Satır                                      Mehmet Doğan Kubat                                Ramazan Can

    İstanbul                                                               İstanbul                                             Kırıkkale

Hakan Çavuşoğlu Osman Aşkın Bak                         Recep Özel

     Bursa                                                                 İstanbul                                               Isparta

(2) Yeterlik değerlendirmesine tabi tutulacak araştırma altyapıları Bakanlık tarafından belirlenir ve değerlendirme Sekretarya tarafından yapılır.

(5) Kurul, araştırma altyapılarına beş yıl için yeterlik kararı verir. Yeterlik kararı verilmiş araştırma altyapılarının yeterlik koşullarını sürdürme hususu izlenir ve değerlendirilir. Kurul, bu Kanun hükümlerine aykırılık olması veya izleme değerlendirme sonucuna göre araştırma altyapılarının faaliyetlerini yerine getirmesinde aksaklık olması durumunda araştırma altyapılarına gerekli iyileştirmeleri yapması için süre verebilir, altyapının yeterliğini iptal edebilir veya sınıfını değiştirebilir.

(8) İzleme ve değerlendirme süreçlerinde Bakanlık ve Sekretarya tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgenin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından istenilen sürede verilmesi zorunludur.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile yeterlilik, koordinasyon, izleme ve değerlendirme süreçlerine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisin Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 17. Maddesinin 4. Fıkrasında bulunan “elde edilecek gelirin” ibaresinden sonra gelmek üzere “en az yüzde yirmisi” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümüş                                Ümit Özgümüş

                        İzmir                                               Balıkesir                                              Adana

            Ramazan Kerim Özkan                              Haluk Eyidoğan                                     Gürkut Acar

                       Burdur                                              İstanbul                                              Antalya

                    Ali Sarıbaş                                  Mehmet Doğan Kubat

                    Çanakkale                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Yeni buluşlar yapmayı teşvik etmek amacıyla fikri haktan, buluşu gerçekleştiren kişiye ayrılacak paya alt limit getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’incı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

19’unci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 593 sıra sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 19. Maddesinin 1. Fıkrasında bulunan “Bakanlık tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yükseköğrenim Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun görüşleri alınarak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Mehmet Ali Susam                             Haluk Ahmet Gümüş                          Ramazan Kerim Özkan

                        İzmir                                               Balıkesir                                             Burdurx

                Haluk Eyidoğan                                   Ümit Özgümüş                                      Ali Sarıbaş

                      İstanbul                                               Adana                                             Çanakkale

BAŞKAN –Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Çıkartılacak yönetmelikte işin içinde bulunan eğitim ve iş dünyasının da görüşlerinin alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler..: Madde kabul edilmiştir.

Geçici 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir. 

Böylece, tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

227

 

 

 

 Kabul

:

226

 

 

 

 Çekimser

:

1

(x)

 

 

 

                     Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

        Muhammet Rıza Yalçınkaya                          Bayram Özçelik

                       Bartın                                               Burdur”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz teşekkür konuşması yapacaktır.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çok kısa bir teşekkür konuşması için huzurunuzdayım.

Öncelikle, gerek Sanayi Komisyonumuzda gerek Plan ve Bütçe Komisyonumuzda tasarımıza eleştirileriyle, görüşleriyle katkı veren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Genel Kurulumuzda da bütün parti gruplarına teşekkür ediyorum.

Son derece güzel bir tartışma ortamı içinde, ülkemizin geleceği adına, 2023 vizyonumuz ve Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’mız açısından son derece önem taşıyan, hayati önem taşıyan bir kanunu, bir reform tasarısını hep birlikte kabul etmiş olduk. Ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu vesileyle, bu tasarıda emeği geçen bütün bürokrat arkadaşlara, akademisyenlere, çeşitli aşamalarda görüş veren, destek veren ilgili tüm kesimlere de huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.

Tekrar hayırlı olmasını diliyor, hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

4’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile İran İslam Cumhuriyeti Sağlık ve Tıbbi Eğitim Bakanlığı Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanlarında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

4.- Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile İran İslam Cumhuriyeti Sağlık ve Tıbbi Eğitim Bakanlığı Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanlarında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/428) (S. Sayısı: 163) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye-İran Hududunda Yeni Kara Hudut Kapılarının Açılmasına Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye-İran Hududunda Yeni Kara Hudut Kapılarının Açılmasına Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/450) (S. Sayısı: 10)  

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyon bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 8 Temmuz 2014 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.49

 



(x) 593 S. Sayılı Basmayazı 2/7/2014 tarihli 111’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.