TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  82’nci Birleşim

                                                                                              29 Nisan 2014 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’un sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Veteriner Hekimler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı  konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da sulu tarım yapan çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Sapanca Gölü’nün kurutulmaması ve su ihtiyacının karşılanabilmesi için gereken tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Meclisi ve Hükûmeti, çocukların güvenliği ve sağlığı için gereken önlemleri almak üzere birlikte mücadele vermeye çağırdığına ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, sağlıkla ilgili kişisel verilen korunması için kanun çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

6.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’nın Seydikemer ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin kuraklık nedeniyle yaşadıkları sorunlara ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Halk Bankası eski Genel Müdürünün Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine atanmasının yanlış olduğuna ilişkin açıklaması

9.- Bursa Milletvkili Aykan Erdemir’in, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan İznik’e gereken özenin gösterilmesi için ihtiyaç duyulan kaynağın acilen ayrılması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 6495 sayılı Yasa’nın uygulama yönetmeliğinin derhâl çıkarılarak şehit ailelerinin ve gazilerin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, taş ocaklarının doğanın, tarımın ve insanlığın düşmanı olduğuna ve Malatya’da açılan taş ocaklarına verilen ruhsatların bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, HDP olarak, bütün işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladıklarına ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’ne, Hayatlarını İş Kazalarında Kaybeden Aileler Platformu’nun 28 Nisanın anma ve yas günü olarak ilan edilmesi önerisini CHP Grubu olarak desteklediklerine, Parlamento Muhabirleri Derneğinin 50’nci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarına, HDP’ye grup oluşturmaları nedeniyle hayırlı olsun dileğinde bulunduklarına ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladıklarına ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, YSK’nın Hatay’da kısıtlı oldukları için oy kullanamayan kişilerle ilgili yaptığı tespitlere ve yeni Parlamento grubu HDP’ye başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, resmî olarak Meclis çalışmalarına başlayan HDP’nin çalışmalarının hayırlı ve uğurlu olmasını dilediğine ve güney Kürdistan’da yapılan bombalı saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

17.- Samsun Milletvekili Ahmet Yeni’nin, bazı sendikaların 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlamak için ısrar etmelerine işçilerin karşı çıkması gerektiğine ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

18.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ve Gezi olaylarına katıldıkları için iş akitleri feshedilen Ankara Büyükşehir Belediyesi işçilerinin yanında olduklarına ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Parlamento Muhabirleri Derneğinin 50’nci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, kadın çiftçilere “ehil” sıfatı verilmemesinin kadın hakları açısından sakıncalı olduğuna ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 20 milletvekilinin, yaş meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/916)

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan ve 19 milletvekilinin, elma üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/917)

3.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ve 20 milletvekilinin, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/918)

 

B) Meclis Soruşturması Önergeleri

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 milletvekilinin, Ekonomi eski Bakanı M. Z. Çağlayan hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın İran’a altın ihracatı yapması işlerinde imtiyaz sağladığı, Gana’dan kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığı ve bu eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet oluşturduğu, TCK’nın 204 ve 252’nci maddelerine uyduğu; İçişleri eski Bakanı M. Güler hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve söz konusu şahıs için koruma polisi görevlendirdiği, bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği, bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi için girişimlerde bulunduğu ve bu eylemlerin TCK’nın 204, 255, 252 ve 285’inci maddelerine uyduğu; AB eski Bakanı E. Bağış hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 252’nci maddelerine uyduğu; Çevre ve Şehircilik eski Bakanı E. Bayraktar hakkında, bir suç örgütünün yönetici ve üyelerinin kendilerine sağlanan ve miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı menfaatler karşılığında kişiye özel imtiyazlı imar planlarını onaylattıkları ve imar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yumdukları ve denetimlerden sorunsuzca geçmelerini sağladıkları ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 257’nci maddelerine uyduğu iddialarıyla Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)

 

 

 

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

 

D) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Başkanlığındaki heyetlerin;

Moldova Meclis Başkanı Igor Corman ile Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in vaki davetlerine icabet etmek üzere adı geçen ülkelere,

Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Ştefan Zgonea’nın davetine icabetle Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamenter Asamblesi Açılış Toplantısı’na katılmak üzere Romanya’ya,

Resmî birer ziyarette bulunmaları hususlarına ilişkin tezkeresi (3/1479)

 

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın Romanya Senatosu Dışişleri Komitesi Başkanı Petru Filip’in vaki davetine icabetle Türkiye-Romanya-Polonya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları Ortak Toplantısı’na katılması hususuna ilişkin tezkeresi (3/1480)

 

E) Önergeler

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, (2/271) esas numaralı Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/155)

 

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar haklarındaki (9/7) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin İç Tüzük’e aykırılığı tespit edilerek geri çekilmesinden sonra (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis Başkanlığı tarafından Genel Kurula sevk edilmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in usul tartışması üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Soma’daki tüm maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla 23/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; (9/8), (9/3), (9/4), (9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergelerinin 5 Mayıs 2014 Pazartesi günkü gündemin “Özel Gündemde Yer alacak İşler” kısmının sırasıyla 1, 2, 3, 4 ve 5’inci sıralarına alınmasına, Anayasa’nın 100’üncü maddesi gereğince Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin TBMM Genel Kurulunun 5 Mayıs 2014 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ve bu görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 6, 13, 20 ve 27 Mayıs 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 7, 14, 21 ve 28 Mayıs 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 564 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, noter ücretlerinin düzenlenmesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/127) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

2.-   İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Bakanlığın Ankara’daki taşınmazlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2781) Cevaplanmadı

3.-   Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3151) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

4.-   Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, süt sığırcılığı projesi kapsamında tahsis edilen hayvanlarla ilgili ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3593) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

5.-  Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ve Diyarbakır’daki ailelere yönelik sosyal destek projelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3610) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

6.-   Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bazı illerdeki verilere yönelik gelir getirici projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3612) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

7.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, engelli ve yaşlı vatandaşlara yapılan ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3860) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

8.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından kiralanan araçlar ile diğer taşınır mallara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/3882) Cevaplanmadı

9.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından kiralanan taşınmazlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3926) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

10.-   Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlığa bağlı birimlerde görev yapan engelli personel sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3954) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

11.-   Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında sosyal ve ekonomik destek sağlanan ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3957) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

12.-   Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Türkiye’nin yoksulluk haritası konusundaki çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3958) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

13.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında sosyal ve ekonomik destek sağlanan ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3967) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

14.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınır mal satışlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4038) Cevaplanmadı

15.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınmaz satışlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4052) Cevaplanmadı

16.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık kadrolarına ve personel durumuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/4119) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

17.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında Bakanlıkta hizmet alımı yoluyla veya sözleşmeli olarak çalıştırılan personele ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4167) Cevaplanmadı

18.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından yardım alan ailelerin sayılarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4227) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

19.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından yardım alan ailelerin sayılarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4228) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

20.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/4229) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

21.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/4230) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

22.-   Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, ailesinin geliri belirli bir tutarı geçen engellilerin engelli aylıklarının kesildiği iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4369) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

23.-    Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık tarafından kiralama yoluyla kullanılan hizmet binalarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4567) Cevaplanmadı

24.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, muharip gazilerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/5071) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

25.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şehitlik ve gazilik maaşlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/5072) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

26.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yardıma muhtaç vatandaş sayısına ve yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5073) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

27.-   Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’daki yardıma muhtaç vatandaş sayısına ve yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5074) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

28.-   Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5202) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

29.-   Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, kadınların toplumda yaşadığı sorunlar konusunda duyarlılık sağlamak amacıyla yürütülmekte olan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5266) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

30.-   Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Adana'daki sokak çocuğu sayısına ve sokak çocukları ile ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5275) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

31.-   Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, gönüllü kuruluşların faaliyetlerinin arttırılmasına yönelik çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5311) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

32.-   Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük çalışmalarının desteklenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5325) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

33.-   Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından özel sektörün sivil toplum kuruluşlarını desteklemesini sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5326) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

34.-   Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından kadınların ve sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük çalışmalarının desteklenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5327) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; 5578 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporları (1/788, 2/1599) (S. Sayısı: 564)

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, MNGIE hastalığına yakalanan bir vatandaşa ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/38450)

2.- Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker'in, Türkiye'de ALK testinin yapılabileceği bir patoloji laboratuvarı bulunup bulunmadığına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/38832)

3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta madde bağımlılığı tedavisi gören hasta sayısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/39168)

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, AR-GE'ye ayrılan kaynağa ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40213)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, kamu kurum ve kuruluşlarında işe alım mülakatlarında ayrımcılık yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/40243)

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ankara'da doğal gaza zam yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40311)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, boraks üretimi ve ihracatına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40313)

8.- Burdur Milletvekili Hasan Hami Yıldırım'ın, Burdur'da meydana gelen elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40474)

9.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, olası kuraklık durumunda yaşanacak enerji üretimi kaybına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40475)

10.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın, kamuya ait kömür madenlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40476)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'da Bakanlığa ait olan gayrimenkul, arsa ve araziler ile bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/40624)

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, enerji ve madencilik sektörlerinde AB Müktesebatına uyum sağlanması adına yürütülen çalışma ve projelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40686)

13.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Türkiye'nin bir enerji koridoru haline getirilmesi adına yürütülen çalışma ve projelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40687)

14.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, istatistik ve planlama altyapısının güçlendirilmesi adına yürütülen çalışma ve projelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40688)

15.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, kamuda kadın istihdamına ve bu sayının artırılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/40689)

16.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, Bakanlığın AR-GE çalışmalarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/40740)

17.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, TÜRGEV'e yapılan bağış ve yardımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40906)

18.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray'ın, Başbakan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmaları ile ilgili yayınların cezalandırılmasına yönelik rapor düzenlemeleri konusunda RTÜK uzmanlarına talimat verildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40911)

19.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Türk Hava Yollarına ait bankolarda ses kaydı yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/41206)

20.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, TRT'nin yayınlarında siyasi partilerle ilgili haberlere ayrılan zamana ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41282)

21.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, 2012 ve 2013 yıllarına ait ithalat verilerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/41369)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'da Bakanlığa ait olan arsa ve araziler ile bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/41702)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Suriyeli sığınmacıların Şanlıurfa mitingine zorla götürüldüğü iddialarına,

Yerel seçimlerde alınan güvenlik önlemlerine ve görevlendirilen güvenlik görevlisi sayısına,

Bir inşaat firmasının aldığı ihalelere,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41885), (7/41887), (7/41890)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir televizyon kuruluşunun yayınlarına sansür uygulandığı iddialarına,

İşsiz vatandaşların iş bulmaları karşılığında iktidar partisi teşkilatlarına bağış yapmak ve üye olmak zorunda bırakıldıkları iddiasına,

Bazı mitinglere öğrenciler, fabrika işçileri, belediye çalışanları ve Suriyeli sığınmacıların zorla götürüldüğü iddialarına,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41886), (7/41888), (7/41889)

 

 

 

29 Nisan 2014 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlayacağız.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, İstanbul’un sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’e aittir.

Buyurunuz Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, biraz sessiz olursak kürsüdeki Sayın Milletvekilini daha iyi duyacağız, lütfen efendim.

Buyurunuz.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’un sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul’un sorunlarıyla ilgili söz almış bulunmaktayım.Bugün kentimizin en önemli problemleri; trafik kaosu, imar kirliliği, ormanların talanı ve kuraklık tehlikesi yani yüz günlük su rezervinin kalmış olmasıdır. Ama ben yine bu hafta, İstanbul halkını ilgilendiren en önemli sorunun 1 Mayıs ve Taksim Meydanı olduğuna inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, iki gün sonra 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nü kutlayacağız. Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Avrupa’ya yüz milyonlarca emekçi, baskısız, sömürüsüz bir düzen özlemini alanlardan haykıracak. Ne var ki hepinizin hatırlayacağı üzere geçtiğimiz yıl İstanbul’daki 1 Mayıs olayları tüm dünyanın tanıklık ettiği bir rezalete dönüşmüştür. Bunun tek sorumlusu, her durum ve fırsatta işçisini, emekçisini ezmeye çalışan AKP hükûmetidir. Sizin deyiminizle “Fevkalade orantılı bir müdahale” neticesinde yüzlerce kişi yaralanmış, hastaneye kaldırılmış, kalp krizi geçirmiş -sadece kamuoyuna yansıdığı kadarıyla- bir kişi görme yetisini yitirmiş, bir diğeri de beyin ameliyatı geçirmiştir. Dünyanın her ülkesinde 1 Mayıs, adına yaraşır gibi kutlanırken İstanbul’da “Fevkalade orantılı müdahale”nin bilançosu budur.

Görevi emniyeti sağlamak olan polisler, çoluk çocuk, genç yaşlı bir yana hastaneleri, parti otobüslerini gaz yağmuruna tutmuştur. İstanbul Valisinin “marjinal gruplar” olarak nitelediği, Başbakanın “militan” diye adlandırdığı bu ülkenin işçileri, emekçileri ve onların örgütlü mücadelesine destek veren milyonlardır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, gürültü var efendim.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (Devamla) - Bakınız, 1 Mayıs, 2010, 2011 ve 2012’de Taksim’de kutlanırken polisin tek bir müdahalesi olmamış, tek bir damla kan akmamıştır; ta ki sizler, geçen seneki 1 Mayıs kutlamalarını tüm dünyanın tanıklık ettiği bir rezalete dönüştürene kadar. Gazcı valiniz hafta sonunda nedamet getirmiş, Gezi direnişi sırasında iyi yönetemediğini itiraf etmiştir. Hükûmetin başı “Turist sayısı azalıyor.” yalanına sarılmışken vali yine turist sayısının arttığını söylemiştir. Şimdi ise “Esnaf zarar görür.” yalanına sığınıyorlar.

Kahraman mı, paralel mi olduğuna karar veremediğiniz polisleriniz müdahale etmez, ağlamaktan sorumlu bakanınız tehditlerine son verirse bu 1 Mayıs şenlik ve bayram havası içinde geçecektir.

Bakınız, bu fotoğraf -2010 yılı 1 Mayısında Taksim’e çıkan- Tarlabaşı yokuşunda asılan afişin fotoğrafıdır. Algı yönetiminde ve bunun yanı sıra toplum hafızasını küçümseyerek kendi söylediklerini inkâr eden AKP, tam dört yıl önce Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına açarak Taksim’e duyulan özlemi istismar etmiştir.

2010 1 Mayıs sonrası, Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında yaptığı o konuşmada şunları söyledi: “2010 1 Mayısı Türkiye'nin nasıl değiştiğinin, nasıl olgunlaştığının, tabularını nasıl yıktığının, statükoyu nasıl aştığının, tahrik ve provokasyonun korkularından nasıl sıyrıldığının somut bir abidesi olmuştur. Türkiye bu manzara için, bu bayram havası için tam otuz iki yıl beklemiştir. Taksim’deki dostluk, kardeşlik ve dayanışma tablosu Türkiye'nin çetelerle mücadelesinin bir eseridir.”

Şimdi sormazlar mı “Ne değişti?” diye! “Taksim’den ümidinizi kesin, devletle bir gerilime girmeyin.” diyorlar. Tahrik ve provokasyon korkularınız tekrar mı nüksetti? Bir kez olsun söylediğiniz ve yaptığınız birbirini tutsun. Ya gerçek demokrat olun ya Putin türü Avrasyalı bir iktidar olun, karar verin.

Değerli milletvekilleri, şunu bilin ki gösteriler izne tabi değildir. DİSK ve KESK’in yapmış olduğu başvuru neticesinde, 22 Kasım 2010 tarihinde verilen kararla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğuna hükmetmiştir. Bu, yüz yıllık bir mücadelenin eseridir, yürütmenin başının herhangi bir lütfu değildir.

İstanbul’da 1 Mayıs alanı Taksim’dir çünkü emekçiler için Taksim demek inatlaşma değil, demokrasi mücadelesinin olmazsa olmazlarındandır çünkü Taksim 37 insanımızın katledildiği meydandır. Emekçilere yapılan en kanlı saldırı olan 1977 katliamının ardından -bu kardeşlerimiz katledilmiştir- bu meydanın adı “Taksim” olmuştur, bu nedenle Taksim 1 Mayıs alanıdır ancak “emek” ve “emekçi” kelimelerinin anlamını bilmeyenler bunu idrak edemezler.

Myanmarlı insan hakları savunucusu San Suu Kyi’nin bir sözü var: “İnsanı yoldan çıkaran güç yani kudret değil, korkudur.” Gücü kaybetme korkusu gücü kullananları bozar, yoldan çıkartır. En baskıcı ve ezici düzenlerde bile cesaret yükseldikçe yükselir, zira korku uygar insanın doğal hâli değildir. Yaşasın 1 Mayıs işçi ve emekçinin mücadele günü!

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Gündem dışı ikinci söz, Veteriner Hekimler Günü hakkında söz isteyen Kars Milletvekili Yunus Kılıç’a aittir.

Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Veteriner Hekimler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün sizlere, dünyanın insanlık tarihi kadar eski olan, hayvanların evcilleştirilmeleriyle başlayan ve çok yakın zamanlara kadar modern anlamda bilim dalı hâline gelmemiş olan, ülkemizde de tarihi çok eski olmayan bir meslek grubundan ve onun hizmet alanı ile ülkemize ve insanlığa yapmış olduğu katkılardan bahsetmek istiyorum.

Bu arada, aynı zamanda, bugün Parlamento Muhabirleri Derneğinin de 50’nci kuruluş yıl dönümü. Bizimle beraber, bu Mecliste, ülkemizin bilgilendirilmesine, gündemin takibine katkı sağlayan bu emektar meslek grubunun da bu gününü kutluyor, bütün çalışanlarına sağlık, sıhhat diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, veteriner hekimlik, aslında dünyayla birlikte, insanlıkla birlikte başlayan ve ampirik düzeyde uzun yıllar, bin yıllar süregelmiş olan, insanlığın özellikle beslenme noktasında sıkıntıya girdiği yıllarda anımsanmış olan, önemi artan ve gıda yoksulluğunun çözümüne de kendine ihtiyaç duyulduğu devirlerde önemli katkılar sunan ve bu manada da bilimsel alanda hoşgörü görmeye başlayan, dünyada yerini almaya başlayan bir meslek grubu. Hepiniz bilirsiniz, en zor olan, gecesi gündüzü olmayan, hastanın bizzat ayağına giden, zor şartlarda çalışan bu meslek grubu, ilk olarak 1762 yılında Fransa’da bilimsel bir meslek grubu olarak ortaya çıkıyor, okulları kuruluyor. Bunun sebebine baktığınız zaman, özellikle Avrupa’da, o yıllarda sığır vebası gibi… İnsanların hayvansal proteine en fazla ihtiyacı olduğu yıllarda çok ciddi hayvan ölümlerini takiben, toplumsal bir ihtiyaçtan doğan ve buradan dünyaya yayılan bir meslek grubu.

Ülkemize baktığınız zaman arkadaşlar, aynı sebeplerle, özellikle 1800’lü yıllardan sonra ülkemizde de hayvan hastalıklarının artması ve insanlarımız için ana geçim kaynağı, besin kaynağı olan hayvansal üretimin düşmesiyle beraber hatırlanan ve Askerî Veteriner Okulu olarak kurulan, daha sonra 1889’da Sivil Veteriner Okulu olarak hayata geçen ve Atatürk’ün Ankara’ya taşıyarak modern bir yapıya kavuşturmuş olduğu veteriner fakültesi görünümüne de o yıllardan sonra kavuşuyor.

Aslında, saygıdeğer milletvekilleri, hekimlik genel bir kavram; tıp hekimliği ve veteriner hekimlik bunun ayrılmaz iki parçası. Eski yıllarda sadece hayvan sağlığını korumaya yönelik bir meslek olarak görülmüş olan veteriner hekimlik, bu manada da dünyada gerekli saygınlığı görmüş olmasına rağmen ne yazık ki gelişmemiş ülkelerde bu saygınlığını bir türlü oturtamamış, buna kavuşamamış ve dolayısıyla da hayvansal üretim bu ülkelerde genellikle medeni ülkelerdekinin, gelişmiş ülkelerdekinin çok gerisinde kalmış. Oysa, biz şu genel kabulü biliyoruz: İnsanların, toplumların yeterli hayvansal gıdayı alamadıkları takdirde bilimi, teknolojiyi üretmeleri, geliştirmeleri, kullanmaları asla mümkün değildir. Bu gerçekten hareketle baktığınız zaman, dünyada veteriner hekimliğin geliştiği, tek tip, tek sağlık içerisine yerleştirildiği, entegre edildiği, tıp eğitiminin içerisinde yeterli saygıyı, hürmeti gördüğü ülkelerde hayvansal üretimlerin son derece artmış olduğunu, toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olduğunu görürüz. Bu, aslında ülkemizin de son yıllarda üzerinde durduğu önemli kavramlardan bir tanesi ama ne yazık ki bu manada hak etmiş olduğu yere hâlâ gelemediğini görüyoruz.

Bu manada, Hükûmet olarak veteriner hekimliğini tıp hekimliği içerisine, sağlığın içerisine, üretimin içerisine, gıdayla olan, gıda eksikliğiyle olan mücadelenin içerisine hak ettiği ölçülerde yerleştirmemiz gereken bir süreçten geçiyoruz. Bu manada, AK PARTİ’nin geldiği güne kadar istihdamda ciddi sıkıntılar çeken bu meslek grubu, son on yılda yaklaşık 6 bin kişiyi istihdam etmiş, istihdam problemlerini ciddi ölçülerde çözmüş ama özlük haklarıyla olan problemlerinin ve özellikle veteriner uzmanlık eğitimiyle alakalı olan taleplerinin hâlâ devam ettiğini biliyoruz. Hükûmet olarak, onların bir meslektaşı olarak ve bir akademisyen olarak bu meseledeki katkımızın süreceğini ve veteriner hekimlikle alakalı gerek özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili gerekse veteriner hekimliğin icrasında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …meydana gelen sıkıntıları bir an önce aşmak noktasındaki gayretimizin devam edeceğini söylüyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kılıç.

Gündem dışı üçüncü söz, 1 Mayıs İşçi Bayramı hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı  konuşması

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, 1 Mayıs, işçilerin birlik, mücadele, dayanışma gününü bu karanfille kutluyorum. Hepinizi bir kez daha selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1 Mayısın ilk başladığı, ilk mücadele verildiği tarihten bugüne kadar tam yüz yirmi sekiz yıl geçti. Yani Amerika’daki işçiler kölelik koşullarına karşı, on dört, on altı, on sekiz saat çalışmaya karşı bir mücadele verdiler ve sekiz saat çalışma gücünü elde ettiler ve tam aradan yüz yirmi sekiz yıl geçti ve 1 Mayıs İşçi Bayramı olalı da tam yüz yirmi beş yıl geçti. Yüz yirmi beş yıldır bütün ülkelerde 1 Mayıs, işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanıyor. Keşke bugün biz de bu ülkede 1 Mayısı özgürce kutlama hakkına sahip olsaydık; bugün keşke yine kölelik koşullarında çalışma bu ülkede olmasaydı. Bugün hâlen ülkemizde on iki, on üç, on dört saatlik çalışma koşulları devam ediyor, hâlen bu ülkede çok acımasız bir taşeron uygulaması devam ediyor.

4/C’li bir arkadaşımız 4/C statüsüne geçtiği için intihar etti ve dün Diyarbakır’da öldü ve 22’nci ölüm.

Keşke 4/C statüsündeki insanların koşullarını iyileştirdiğimiz bir Türkiye olabilseydi, keşke biraz önce bu karanfilleri bize dışarıda dağıtan genç öğretmenlerin atamaları yapılmış olsaydı ve intihar etmemiş olsalardı, keşke bu ülke şu anda gerçekten bu yaşanan iş kazalarının, iş cinayetlerinin son bulduğu bir ülke olsaydı, böyle bir coşkuyla 1 Mayısı kutluyor olabilseydik. Hâlen yasakların egemen olduğu, tanziminin iktidar tarafından şekillendirildiği bir 1 Mayıs sürecini yeniden bir gerilim süreci olarak yaşıyoruz. Bunu bu ülke hak etmiyor değerli arkadaşlar.

Bakın, biraz önce Kadir Gökmen Öğüt bu kürsüden gösterdi ama yeterince anlaşıldı mı bilmiyorum: “Artık 1 Mayıs Hem Bayram Hem Taksim’de. Kutlu Olsun.” Yapan, bu ilanı yapan kim? AKP’nin İstanbul İl Başkanı. Hem Taksim hem 1 Mayıs tatil. Nerede yaptılar? Taksim’de. Peki ne oldu Taksim’de? 2010’da 1 Mayıs kutlandı mı? Kutlandı. Herkese örnek gösterdiniz mi? Gösterdiniz. 2011’de kutlandı mı? Kutlandı. Herkese örnek gösterdiniz mi, bütün dünyaya “örnek 1 Mayıs” diye söylediniz mi? Söylediniz. Peki, 2012’de kutladınız mı? Kutladınız. Peki, bir sorun oldu mu? Olmadı. Peki ne oluyor? Yeni tanzim şu: Cumhurbaşkanlığı seçimi var, bu işçiler bir araya gelip, böyle, birlikte bu sorunlarını, işte emeklilikte yaşa takılanları, işte taşeron uygulamasını, 4/C statülerini, işsizlik sorununu, yoksulluk sorununu haykırmasınlar, birlikte olmasınlar diye... Ankara’da bile…

AHMET YENİ (Samsun) – Başka yerde yapamazlar mı?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Senin buna aklın ermez, senin kafan çalışmaz bu işlere, sen başka işlere bak.

AHMET YENİ (Samsun) – Çalışır!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – O nedenle…

AHMET YENİ (Samsun) – Başka yere, başka yere!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Olmaz ama, böyle konuşamazsın, olmaz; herkesin kafası çalışıyor.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Diktatörce konuşmasın oradan, laf atmasın, bilmediği şeylere konuşmasın.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Herkesin kafası çalışıyor. Olmadı, olmadı…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Şimdi, dolayısıyla değerli arkadaşlarım, bu 1 Mayısta da artık bu yasakların kalktığı, özgürce 1 Mayısın kutlandığı bir dönemi yaşıyoruz, yaşamak istiyoruz ve artık bu oyun oynanmasın istiyoruz, bu sendikaların üzerindeki bu oyunlara artık iktidarın son vermesini istiyoruz.

Ankara’da, bakın, birlikte kutluyorlardı bütün örgütler, şimdi onları da ayırdı. İktidar, Başbakan TÜRK-İŞ’le görüştü, “Sizin ne işiniz var bu DİSK’le, KESK’le beraber.” dedi, onu da ayırdı. Şimdi iki ayrı miting Ankara’da da kutlanacak, bu da başarıldı. Şimdi, İstanbul açısından da, Taksim açısından da böyle bir sorunla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Ben 1 Mayısı, bir kez daha işçilerin birlik, mücadele, dayanışma gününü kutluyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çelebi.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Satır.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı, bir az evvel, kendisine cevap veren bir milletvekili arkadaşımıza “Senin kafan çalışmaz, diktatörce konuşmasın.” dedi.

BAŞKAN – Efendim?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – “Senin kafan çalışmaz, diktatörce konuşmasın.” dedi. Bu üslubu kendisine ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna yakıştırmadığımı, grubumuzdaki herhangi bir arkadaşa böyle bir söz söylemesini de doğru bulmadığımı, özür dilemesi gerektiğini ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Doğrudur efendim.

Teşekkür ederiz.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hepimizin kafası çalışıyor!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çalışmaz, çalışmaz!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Çalışıyor!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Senin kafan çalışmaz!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Çalışıyor, çok iyi çalışıyor.

BAŞKAN – Şimdi gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın milletvekillerine birer dakika söz vereceğim.

Buyurunuz Sayın Halaman.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da sulu tarım yapan çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, ben özellikle -bugün de tarımla ilgili bir yasa geliyor- Adana bölgesinde sulu tarım yapan yani çiftçilik yapan insanların son zamanlarda özellikle Enerji Bakanlığının yani TEDAŞ’ın elektriği özelleştirmesinden dolayı yani dağıtımını, tahsilatını özel sektöre vermesi dolayısıyla bu sulu tarım yapan, dinamo kullanan, yer altından su çekenleri -baraj suyu kullananlarla ilgili- “Elektrik parasını ödemedi.” diyerek, “Elektrikte kaçak çok.” diyerek kaçak payı zammı yaparak bunu vermeyenleri icraya verip adliye kapılarında çiftçinin beklemesine, tarımla uğraşan insanların mağduriyetini Enerji Bakanı, Su Bakanı, dolayısıyla Tarım Bakanının, zaten havalar iyi gitmedi, dolayısıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Akar.

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Sapanca Gölü’nün kurutulmaması ve su ihtiyacının karşılanabilmesi için gereken tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, bugünlerde yeterince yağmur yağmaması veya son aylarda istenilen düzeyde kar ve yağmur yağmaması sonucu Sakarya ilinin içme suyunu, Kocaeli ilinin sanayi ve içme suyunu karşılayan Sapanca Gölü kurumak üzeredir. Sapanca Gölü’nü besleyen dereler üzerinde 28 adet su dolum tesisi bulunmaktadır ve bunun yanında da yine, Kocaeli bölgesinden -Balaban Deresi gibi- Sapanca Gölü’nü besleyen derelerin yönü Kocaeli’nin içme suyu ihtiyacını karşılayabilmek için Yuvacık Barajı’na doğru yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu derelerin aktığı yerdeki can suyu ihtiyacı da ortadan kalkmakta, aynı zamanda, Sapanca’nın ihtiyacı olan dereler de kurutulmaktadır. Bir an önce, Sapanca Gölü’nün kurutulmaması için ve su ihtiyacının karşılanabilmesi için gereken tedbirlerin alınmasını rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Öz…

3.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Meclisi ve Hükûmeti, çocukların güvenliği ve sağlığı için gereken önlemleri almak üzere birlikte mücadele vermeye çağırdığına ilişkin açıklaması

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, çocuklarımıza huzurlu ve güvenli bir gelecek kurmamız gerekirken bugün çok derin iki acıyla sarsıldık. Kayıp çocuklarımızdan yavrumuz Umut’u Manisa Akhisar’da, güzel Gizem’i Adana’da yitirdik. Çocuklarımıza Allah’tan rahmet ve kederli ailelerine başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum.

Şiddete, istismara uğrayan, ailesinden koparılan, farklı nedenlerle ailelerinin gözü yollarda kalan çocuklarımızın güvenliği ve sağlığı için, Meclisimizi ve Hükûmeti, partilerüstü bir anlayışla çalışmaya, alınması gereken önlemler için birlikte mücadele vermeye çağırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Sayın Atıcı…

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, sağlıkla ilgili kişisel verilen korunması için kanun çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, son günlerde bazı kimseler eczanelere gidip bizim mahrem sağlık bilgilerimizi sorgulamak ve almak üzere çalışmalar yapmaktalar. Sayın Sağlık Bakanı da “Olmaz böyle şey, yapılmamalı.” diye bir söylemde bulunmuş. Ancak çok iyi biliyoruz ki, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, AKP Hükûmeti, bütün mahrem bilgilerimizin, bütün sağlık bilgilerimizin satılabileceğini buraya da getirmeden Bakanlar Kurulunda karara bağlamış idi. Şimdi, Çalışma Bakanı ülkedeki reçete bilgelerini 72 milyona satmışken hiçbir Hükûmet yetkilisi “Biz yaptık, başkaları yapmaz.” diyemez. Bu iş başından beri yanlıştır. Acilen kişisel verilerin korunması kanunu çıkarılmalıdır ve Çalışma Bakanı da Sağlık Bakanı da “Biz hata yaptık.” diyerek özür dilemelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Tüzel…

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, bugün Parlamentoda grup oluşturan Halkların Demokratik Partisini ve milletvekili arkadaşlarımı Türkiye halklarının işçi, emekçi kadın ve gençlerini emek, demokrasi ve barış mücadelesinde başarı dileklerimle selamlıyorum.

1 Mayıs İşçi Bayramı’na doğru işçi sınıfımıza saldırılar sürüyor. Geçen hafta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, haziran grevine katıldıkları için 14 kamu emekçisini işten attı. Bu emek düşmanlığının hesabı verilmelidir.

1 Mayısa üç kala Bursalı çocuk işçi, Nevşehirli madenci iş cinayetlerine kurban giderken Başbakan yasaklar peşinde. Taksim Meydanı’nı isteyen sendikacıları şımarıklıkla suçlayan Başbakana söylenecek şey,  iş cinayetleri, atılmalar, kölelik son bulsun diye 1 Mayısta alanlara çıkmak istemek değil, bunlar sürsün diyerek yasakçı siyaset yapmak asıl şımarıklıktır.

İşçi sınıfının birlik ve mücadele günü 1 Mayıs kutlu olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Erdoğan…

6.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’nın Seydikemer ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Muğla ilimizin Seydikemer ilçesine bağlı Kumluova ve Karadere Mahallelerinde 28 Nisan günü yağan dolu nedeniyle üreticilerimizin seraları çok ciddi zarar gördü ve 1.500 dönümden fazla cam ve plastik sera kullanılamaz hâle geldi. Zaten çok düşük fiyatlarla ürün satmakta olan köylülerimizin bu zararları telafi etmeleri mümkün değildir. Tarım Bakanlığının buradaki zararları tespit ederek muhakkak bu çiftçilerimize destek çıkması gerekmektedir.

Yine, bu süreçte, diğer bölgelerimizde de meydana gelen tabii afetler nedeniyle zarar gören bütün çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Sayın Varlı…

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin kuraklık nedeniyle yaşadıkları sorunlara ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilindiği gibi, ülkemizde bir tarımsal kuraklık yaşanıyor; İç Anadolu Bölgesi’nde, Akdeniz Bölgesi’nde, daha doğrusu güneydoğu, GAP bölgesi hariç Türkiye'nin her tarafında bir kuraklık yaşanıyor. Bundan dolayı buğdayda çok aşırı derecede bir verim düşüklüğü yaşanacak. Dolayısıyla, Türkiye'nin, ihtiyacını karşılaması mümkün değil. Çiftçiler de zaten gübre, mazot ve işçilik girdisiyle zor günler geçirirken bir de böyle bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında çok sıkıntılı bir dönemin içerisine girecekler. Onun için, Hükûmetin bir an önce bu kuraklıkla alakalı tespitleri yaptırıp çiftçinin tarım krediye, Ziraat Bankasına olan borçlarının yeniden yapılandırılması, borcu olmayanların da düşük faizli kredilerle desteklenmesi lazım.

Hakikaten, kendi bölgemden biliyorum, buğdayı birçok insan silaj yapmak için biçiyor şu anda. Pamuk ektiler, kuraklıktan dolayı pamuk olmadı, söktüler, tekrar yeniden pamuk ekiyorlar, dolayısıyla maliyeti ikiye katlıyor ve aşırı derecede bir sıkıntı var. Bunu, lütfen Hükûmet dikkate alsın.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Varlı.

Sayın Çam…

8.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Halk Bankası eski Genel Müdürünün Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine atanmasının yanlış olduğuna ilişkin açıklaması

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’de Kültür Bakanı Maria Miller 7 bin euro usulsüz harcama yaptığı için istifa etti. Maria Miller ev alıyor ve ev alırken kullandığı kredi miktarını doğru deklare etmediği nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı ve Başbakan Cameron da istifasını kabul etti.

Yine, Avustralya’nın Yeni Güney Galler Eyaleti Başbakanı Barry O'Farrell’in 3 bin dolar değerinde bir şarabı bir iş adamından hediye kabul ettiği ortaya çıktı ve Başbakan “Şarabın fiyatının bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum.” demesine rağmen kamuoyundan gelen baskılar sonucunda Başbakanlıktan istifa etmek mecburiyetinde kaldı.

Fakat bizim ülkemizde, Halk Bankası Genel Müdürünün ayakkabı kutularında 4,5 milyon dolar bulunuyor ama istifa ediyor fakat arkasından da Ziraat Bankası Yönetim Kuruluna atanıyor. Yani şöyle: Ciğer, kediye emanet edilmiş oluyor.

Şimdi, sormak istiyoruz buradan Hükûmete: Dünyada bu kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA ÇAM (İzmir) - …istifalar olurken, istifalar gerçekleşirken bu nasıl yapılıyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çam.

Sayın Erdemir…

9.- Bursa Milletvkili Aykan Erdemir’in, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan İznik’e gereken özenin gösterilmesi için ihtiyaç duyulan kaynağın acilen ayrılması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bursa, bu yıl, 18 Nisan Dünya Kültür Mirası Günü’nü daha büyük bir coşkuyla kutladı. Dünya Kültür Mirası Günü’nden üç gün önce Bursa’nın göz bebeği ilçemiz İznik’te, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilmenin sevinci yaşanıyordu. İznik, listeye Türkiye’den giren 54, dünyadan giren 1.628 kültür varlığından biri olmaya hak kazandı. Emeği geçen tüm yetkililere teşekkür ediyoruz. Ne yazık ki, yine nisan ayı içinde, İznik Roma Antik Tiyatrosu’ndaki kazı çalışmaları ödenek yetersizliği nedeniyle durduruldu. Kısa bir süre sonra da İznik’in Elmalıdağ yamacında bulunan “Berber Kaya” adlı iki bin iki yüz yıllık lahdin 17 ayrı parçaya ayrılmış olduğu ve herhangi bir restorasyon çalışması yürütülmediği basında yer aldı. Değeri dünyaca tescillenmiş İznik’e gereken özenin gösterilmesini, ihtiyaç duyulan kaynağın acilen ayrılmasını bir kez daha hatırlatır, saygılar sunarım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sayın Yeniçeri…

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 6495 sayılı Yasa’nın uygulama yönetmeliğinin derhâl çıkarılarak şehit ailelerinin ve gazilerin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

6495 sayılı Yasa’yla şehit aileleri ve gazilere tanınan iş hakkı kapsamı genişletilerek bütün harp ve vazife malulleri ile terör mağdurlarına da iş hakkı tanınmıştı. Yasada, uygulama usul ve esaslarıyla ilgili olan uygulama yönetmeliğinin yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren dört ay içerisinde çıkarılacağı da hüküm altına alınmıştı. 2013 tarihinde dört aylık süre dolmuş olmasına rağmen, hâlen yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe sokulamamıştır. Ne yayınlanmaz yönetmelikse, bundan dolayı, şehit ve gaziler büyük mağduriyet çekmektedir. Bu keyfî ve ciddiyetsiz tutum nedeniyle, terörden zarar görmüş vatandaşlarımız, şehit aileleri ve gazilerimiz mağdur olmaktadır. İlgili yönetmeliğin derhâl çıkarılarak bu mağduriyetin giderilmesi gerekiyor. İktidarı, şehit aileleri ve gazilerimizle empati kurmaya davet ediyor, derhâl bu mağduriyete son vermesi için yetkilileri bir kez daha uyarıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Ağbaba…

11.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, taş ocaklarının doğanın, tarımın ve insanlığın düşmanı olduğuna ve Malatya’da açılan taş ocaklarına verilen ruhsatların bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Teşekkür ederim.

2004 yılında yürürlüğe giren Maden Yasası’nın ardından, tüm Türkiye'de olduğu gibi Malatya’da da gelişigüzel taş ocağı ruhsatı verilmeye başlandı. Dağı, ovası cennet olan Malatya taş ocağı cenneti oldu. Artık herkes yaşayarak görüyor ki taş ocakları, başta insan sağlığı olmak üzere, hayvancılığı, tarım arazilerini ve su kaynaklarını yok ediyor. Doğanşehir Kelhalil, Dedeyazı, Akçadağ, Karapınar ve Cevizpınar, Yeşilyurt Kozluk köyü, Örnek köy, Arguvan’ın bazı köyleri, Arapgir’in Alıçlı köyünde hayatı olumsuz etkiliyor. Görgü, Haçova, Kuyulu, Kuşdoğan, Fatih ve Duruldu Mahallelerini, yani Çerkezyazısı’nı da olumsuz etkileyen bu taş ocağı var. Bölgede yaşayanlar taş ocağının kapatılması için defalarca girişimde bulundu, Bakanlığa başvurdular, ben de defalarca Mecliste gündeme getirdim, ancak sonuç değişmedi; şimdi de öğrendik ki, bırakın taş ocağının kapatılmasını, firmalar kapasite artırmak için Bakanlığa başvuruyor, Bakanlık da olumlu yaklaşıyor bu duruma.

Ben buradan çağrı yapmak istiyorum. Taş ocakları doğanın düşmanı, tarımın düşmanı, insanlığın düşmanı; bunlara ruhsat verenlerin bir kez daha bu ruhsatları gözden geçirmelerini diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Sayın Yüksel…

12.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye'de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 15’ini yetiştiren İzmir Kemalpaşa ilçemizde, Bağyurdu, Ören, Sütçüler, Yiğitler, Armutlu beldelerimizde tam bir afet yaşanmıştır. Bölgede on dakika süren dolu yağışı, kiraz, erik, üzüm, şeftali gibi meyvelerin yüzde 80’ini telef etmiştir, özellikle tam da hasattaki ihraç ürünü kirazın yüzde 90’ı zarar görmüştür. Köylünün bir yıllık emeği yok olmuştur. Zarar tespit çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılması, üreticilerimizin yaşamlarını sürdürebilmeleri ve yeniden ürün yetiştirebilmeleri için desteğe ihtiyaçları vardır. Çiftçilerimizin her türlü borçları ertelenmeli, yeniden faizsiz kredi olanağı sağlanmalıdır. Köylü perişan durumdadır ve iklim değişikliği nedeniyle çok yerde afet yaşanmaktadır. Çiftçiye yardım edebilmek için Afet Yasası’nın yeniden Mecliste ele alınıp düzenlenmesi gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Sayın Kaplan…

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, HDP olarak, bütün işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladıklarına ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Halkların Demokratik Partisi olarak başta Taksim olmak üzere Türkiye’nin her yerinde kutlanacak olan 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin bayramını kutluyoruz.

Ey Hükûmet! Panzer sürmeyin, TOMA’dan su sıkmayın, gaz atmayın, barikat kurmayın; bayramda yasak, dayak, tutanak, nutuk olmasın; bayram da emekçiler için bayram tadında geçsin, kutlansın; emekçiler özgür olsun ve eğitim emekçileri, atanamayan bütün öğretmenler hep aklınızda olsun diyoruz. Bütün işçilerin 1 Mayıs işçi bayramını, emek bayramını kutluyoruz buradan.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Hamzaçebi…

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’ne, Hayatlarını İş Kazalarında Kaybeden Aileler Platformu’nun 28 Nisanın anma ve yas günü olarak ilan edilmesi önerisini CHP Grubu olarak desteklediklerine, Parlamento Muhabirleri Derneğinin 50’nci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarına, HDP’ye grup oluşturmaları nedeniyle hayırlı olsun dileğinde bulunduklarına ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladıklarına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

28 Nisan tarihi Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılan istatistikler bu açıdan durumumuzun iyi olmadığını göstermektedir. 100 bin kişi arasında, her 100 bin kişiden iş sağlığı ve iş güvenliği açısından iş kazalarına uğrayan vatandaşlarımızın sayısı açısından Avrupa’da 1’inci durumdayız, dünyada 2’nci durumdayız. Böylesi kötü bir tabloyu düzeltmek Türkiye’nin en önemli görevlerinden birisidir.

Dün, Parlamentonda, siyasi parti gruplarını ziyaretleri kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu da ziyaret eden Hayatlarını İş Kazalarında Kaybeden Aileler Platformu 28 Nisan tarihinin anma ve yas günü olarak ilanını öneriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu öneriyi destekliyoruz. Bunu desteklememizin nedeni, Türkiye’nin böylesi bir acı tabloyu giderek azaltarak ortadan kaldırmasıdır.

Bugün, ayrıca, Parlamento Muhabirleri Derneğinin kuruluşunun 50’nci yıl dönümü. Meclisin yayınlarının kısıtlandığı, basın üzerinde büyük bir sansürün olduğu, haberleşme özgürlüğüne Hükûmet tarafından müdahale edildiği bir süreçte, Parlamento muhabirlerini ve onların derneğini, onların varlığını son derece önemsiyoruz; 50’nci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun diyorum.

Halkların Demokratik Partisine, Türkiye  Büyük Millet Meclisinde grup oluşturmaları nedeniyle hayırlı olsun diyorum, Parlamento çalışmalarında başarılar diliyorum.

1 Mayısın tüm çalışanlara, tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. 1 Mayıs Bayramı’nı kutluyorum, emekçilerin bu bayramını kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Sayın Öğüt…

15.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, YSK’nın Hatay’da kısıtlı oldukları için oy kullanamayan kişilerle ilgili yaptığı tespitlere ve yeni Parlamento grubu HDP’ye başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüksek Seçim Kurulunun, AKP’nin “Kısıtlı oldukları için oy kullanamazlar.” diye öne sürdüğü Hatay’daki 5.600 kişinin oy kullanıp kullanmadığının tespitini yapacağı, bu sebeple, izne ayrılan bazı hâkimleri göreve çağırdığı bilinmektedir. YSK, Hatay’da da ilçe seçim kurulundan, oy kullanma ehliyeti olmadığı hâlde oy verenlerin tespitini istemiştir.

Kamuoyu özellikle Hatay’la ilgili bazı soruların yanıtını beklemektedir: Burada 5.600 kişinin oy kullanma ehliyetinin olmadığı kim tarafından, nasıl tespit edilmiştir? Bu bilgi için Sağlık Bakanlığının veri tabanı kullanılmış mıdır? Bu bilgiye isteyen her parti erişebilecek midir? Bu bilgilerin tüm illerde tespiti mümkün müdür? İlaveten, itiraz edilen diğer il ve ilçelerde de böyle bir tespit çalışması yapılacak mıdır?

Yeni Parlamento grubu HDP’ye de başarılar dilediğimi buradan iletmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, bu soru kime soruldu? Böyle bir usul yok!

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurunuz.

16.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, resmî olarak Meclis çalışmalarına başlayan HDP’nin çalışmalarının hayırlı ve uğurlu olmasını dilediğine ve güney Kürdistan’da yapılan bombalı saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Halkların Demokratik Partisi bugün resmî olarak Meclis çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Öncelikle, tüm ülkemize ve halkımıza hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Türkiye’deki tüm farklılıkları, halkları, kültürleri, inançları, ezilen kimlikleri, emekçileri kapsayacak yeni bir siyasetin yolunun açıldığını belirtmek istiyoruz. Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim kültürünün, Türkiye’deki demokrasi, özgürlük, barış ve kardeşlik mücadelesinde bizim mücadelemize, HDP’nin mücadelesine ilham olacağını belirtmek istiyoruz. Türkiye’deki radikal demokrasi mücadelesinde yeni bir kulvarın açıldığını, sol sosyalist kesimleri, Müslüman demokratları, liberal demokratları bu kulvarda yanımızda görmek istediğimizi ifade etmek istiyorum.

Yine, dün güney Kürdistan’ın Xaneqin kentinde yapılan bir bombalı saldırıda 30’un üzerinde Kürt’ün yaşamını yitirdiğini ve onlarcasının yaralandığını; bugün de Xaneqin kentinin Sediya ilçesinde yapılan çifte bombalı saldırıda yine 30 insanımızın yaşamını yitirdiğini ve onlarcasının yaralandığını büyük bir acıyla öğrenmiş bulunmaktayız. Yaşamını yitiren tüm insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Bu konuşmayı yapmadan önce ajanslara düşen son dakika haberinde de Şam’da bir dinî enstitüye yapılan saldırıda 14 Suriyeli öğrencinin yaşamını yitirdiğini yine büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Gerek Kürdistan’daki gerek Suriye ve Orta Doğu’daki bu savaş sürecinin bir an önce bitmesi, halkların iradesine dayalı bir barış sayfasının bir an önce açılmasını Halkların Demokratik Partisi olarak talep ediyoruz. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Hükûmetine de gerekli sorumlu politikaları üretmeleri çağrısında bulunuyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Sayın Yeni…

17.- Samsun Milletvekili Ahmet Yeni’nin, bazı sendikaların 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlamak için ısrar etmelerine işçilerin karşı çıkması gerektiğine ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkanım, hayatımı yirmi beş yıl banka işçisi olarak sürdürdüm. 1 Mayıs İşçi Bayramı, AK PARTİ döneminde resmî bayram olarak kanunlaştı. Yıllarca işçileri istismar edenler 1 Mayısı bayram dahi yapamadılar. İşçi Bayramı’nı, işçilerimiz devletin kutlamalar için müsaade ettiği meydanlarda kutlamak istemektedirler. Bazı sendikalarımızın Taksim’de ısrar etmelerine işçilerimiz karşı çıkmalıdırlar.

1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeni.

Sayın Gök…

18.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığına ve Gezi olaylarına katıldıkları için iş akitleri feshedilen Ankara Büyükşehir Belediyesi işçilerinin yanında olduklarına ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben de tüm emekçi arkadaşlarımızın 1 Mayıs Bayramı’nı  kutluyorum. 1 Mayıslar iktidarın ve ülkeyi yönetenlerin istediği yerde değil, o bayramı kutlamak isteyen emekçi kardeşlerimizin arzu ettikleri yerde kutlanmalı ve iktidar da bunun önünü açmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediyesinde, Gezi olaylarına katıldıkları için iş akitlerinin feshedilmesi yanında, olağanüstü bir şekilde, çalışanlar üzerinde baskı artmış ve çalışanların büyük bir çoğunluğu pek çok dış ilçelere sürülmüşlerdir. Yani bir yandan işçi kıyımı, emekçi kıyımı, AKP’nin elinde bulunan tüm kadrolarda olanca hızıyla devam etmektedir. İşte, bu şartlarda 1 Mayısı kutlayacağız. Ama herkes bilmelidir ki emek en yüce değerdir ve biz de parti olarak onların yanındayız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gök.

Sayın Satır…

19.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Parlamento Muhabirleri Derneğinin 50’nci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, 29 Nisan 1964 tarihinde Parlamento Muhabirleri Derneği kurulmuştur. Halkın haber alma hürriyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki temsilcileri olarak görev yapan Parlamento muhabirlerinin doksan dört yıllık Parlamento geleneğimizin ayrılmaz bir parçası olduklarına inanıyor, siyaset ve halk arasında köprü görevi yapan Parlamento muhabirlerinin ellerinde taşıdıkları aynanın hiç kırılmamasını temenni ediyorum.

Bu vesileyle, Parlamento Muhabirleri Derneğinin kuruluşunun 50’nci yılını  kutluyor, bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da Türkiye Büyük Millet Meclisinin tamamlayıcı bir unsuru olarak görevlerini başarıyla yürüteceklerine inandığım bütün Parlamento muhabirlerine selam ve saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Satır.

Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ayşenur İslam, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 1253, 1513, 1808, 1820, 1822, 2008, 2027, 2067, 2091, 2094, 2095, 2104, 2162, 2173, 2233, 2273, 2330, 2331, 2332, 2333, 2458, 2643, 3093, 3094, 3095, 3096, 3224, 3288, 3297, 3333, 3347, 3348 ve 3349’uncu sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 20 milletvekilinin, yaş meyve ve sebze üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/916)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemiz genelinde yaş meyve ve sebze üreticilerimizin sorunları bir türlü çözüme kavuşturulamamıştır. Özellikle seçim bölgem olan Mersin ilinde yaş meyve ve sebze üreticilerimizin sorunları her geçen yıl katbekat artmıştır.

Mersin ilimizin Silifke ilçesinde erik, çilek, limon; Anamur ve Bozyazı ilçelerinde muz, çilek; Aydıncık'ta örtü altı sebzecilik, çeşitli meyveler; Gülnar'da kayısı, şeftali, badem; Mut ilçemizde kayısı, zeytin; Tarsus'ta narenciye, tahıl ve bağcılık; Erdemli'de limon, örtü altı sebzecilik; merkez ilçelerimiz olan Akdeniz, Yenişehir, Toroslar ve Mezitli'de sahil kesimlerinde turunçgil, örtü altı sebzecilik, orta kısımlarında ise meyvecilik ve bağcılık üretimi yapılmaktadır. Yapılan bu üretimler ülkemiz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamaktadır.

Yaş meyve ve sebze üreticilerimizi özellikle tarım girdileri oldukça zor durumlara düşürmekte ve yaşamlarını idame ettirme konusunda sıkıntılı günler geçirmesine neden olmaktadır. Örneğin, Haziran 2002 yılında yüzde 21'lik amonyum sülfat gübresinin tonu 180 TL iken bugünkü fiyatı 700 TL, yüzde 33 nitrat gübresinin tonu 200 TL iken bugünkü ulaştığı rakam 900 TL'yi bulmaktadır. Yine 2002 Haziranda mazotun litresi 1 TL iken bugün ise 4 TL'nin üzerindedir.

Ancak seçim bölgem olan Mersin'de üreticilerimiz 2002 yılında limonun kilosunu 50-60 kuruşa satarken geldiğimiz bugünde kilosunu 35-40 kuruşa satarak sezonu sona erdirmiştir. Portakal 2002 yılında kilosu 27-35 kuruş iken bu yıl 30-40 kuruş aralığındadır. Yine üreticilerimiz 2002 Haziranda üretmiş oldukları mandalinanın kilosunu 35-45 kuruşa satarken bu yıl 40-50 kuruş aralığında satabilmektedir. Bu örnekleri diğer meyve tür ve çeşitlerinde çoğaltmak tabiatıyla mümkündür.

Görüldüğü üzere yaş meyve ve sebze üreticilerimizin kullanmış oldukları tarım girdilerinin fiyatları kat kat artarken üretmiş oldukları meyve ve sebzelerin satışında herhangi bir değişiklik olmamıştır. Hatta bazı ürünlerde geriye doğru hareketlilik de gözlenmiştir.

Bu zor şartlar altında her ne pahasına olursa olsun üretimlerini sürdürmeye çalışan çiftçilerimizin çarklarını döndürmek için Ziraat Bankasından kullanmış oldukları işletme kredi limitlerinin aşağıya çekilmesi de üreticilerimizde ağır hasarlar meydana getirmiştir.

Örneğin örtü altı yetiştiricilikte 1 dekar işletme kredisinin 2011 yılında 10 bin lira alarak kullanan örtü altı sebze üreticilerimizin 2012 yılında bahse konu işletme kredileri 4,6-4,8 bin TL civarına düşürülmüştür. 2012 yılında 40 kuruş/kg maliyetle üretilen biberi ortalama 30-40 kuruşla satan çiftçimiz, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine borçlarını ödeyemez hâldedirler. Bu çiftçimiz, başka kaynaklardan borç bularak Ziraat Bankası borçlarını ödese bile geriye aynı miktarda kredi alamadıkları için şu anda borcunu da ödeyemeden ne olacağını endişeyle beklemektedir.

Eğer bu durum düzeltilmezse çiftçi üretemeyecek ve elindeki tarlası, bahçesi satılacaktır. Bu çok açık bir şekilde görülmektedir.

Keza, Mersin ilimizde mart ayında yaşanan don ve dolu doğal afeti nedeniyle turunçgil ve meyve üreticilerimiz de zor durumda kalmışlar, banka borçlarını ödeyemez hâle gelmişlerdir.

Yaş meyve sebzelerimizin ihracatında önemli rol oynayan Suriye ve İran gibi ülkeler ile olan gerginlikler nedeniyle, bu ürünlerimizin ne bu ülkelere ne de yol güzergâhı bakımından bu ülkelerden geçilmesi gereken diğer ülkelere satışı engellemiştir.

Tüm ülke genelimizde yaş meyve ve sebze üreticilerimizin sorunlarının araştırılıp, çözüm yollarının üretilmesi amacıyla Anayasa’mızın 98’inci ve Meclis İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Ali Rıza Öztürk                               (Mersin)

2) Celal Dinçer                                  (İstanbul)

3) Muharrem Işık                                (Erzincan)

4) Mehmet Şeker                                (Gaziantep)

5) Ahmet İhsan Kalkavan                    (Samsun)

6) Osman Aydın                                 (Aydın)

7) Kadir Gökmen Öğüt (İstanbul)

8) Mahmut Tanal                                (İstanbul)

9) İhsan Özkes                                   (İstanbul)

10) Mustafa Sezgin Tanrıkulu             (İstanbul)

11) Veli Ağbaba                                 (Malatya)

12) Ali Özgündüz                               (İstanbul)

13) Haydar Akar                                 (Kocaeli)

14) Ramis Topal                                (Amasya)

15) Selahattin Karaahmetoğlu            (Giresun)

16) Ali Sarıbaş                                  (Çanakkale)

17) Mehmet Volkan Canalioğlu           (Trabzon)

18) Gürkut Acar                                 (Antalya)

19) Özgür Özel                                  (Manisa)

20) Ali İhsan Köktürk   (Zonguldak)

21) Bülent Tezcan                              (Aydın)

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan ve 19 milletvekilinin, elma üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/917)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde yaklaşık olarak 2,5 milyon ton üretimi gerçekleştirilen elmanın son yıllarda bodur ve yarı bodur çeşitlerinin dikilmesi ile bahçeler yenilenmiş, tüketicinin de talebinin daha yoğun olduğu yeni standart çeşitler artırılmıştır. Elma üretiminde görülen olumlu gelişmelere rağmen üretici emeğinin karşılığını alamamaktadır. Ülkemiz dünya elma üretiminde 3’üncü sırada iken elma üreticisinin yeterli geliri elde edememesi ve üretim aşamasında yaşanan sorunlar karşısında 6’ncı sıraya gerilemiş bulunmaktayız.

Elma üreticilerinin en büyük sorunu başta pazarlama ile birlikte depolama imkânlarının yetersizliği, paketleme, ambalajlama ve sınıflandırma işlemlerinin eksikliğidir. Elma üreticisi pazarlama sorununu aşabilmek için çaba göstermektedir. Ancak, hâlen maliyetin altında ürün satılmakta, hatta üretici alıcı bulmakta zorlanmaktadır.

Tüketici talebine yönelik üretim gerçekleştirmek amacıyla bahçeler yenilenmiş, pazar sorununu çözmek amacıyla üretici birlikleri kurulmuştur. Ancak, kurulan birlikler resmiyette var olmasına rağmen henüz uygulamada aktif hâle gelememektedir. Özellikle üretici birliklerinin ticari faaliyet yapamaması birliklerin aktif olmasındaki en büyük engellerin başında yer almaktadır.

Ülkemizin depolama kapasitesi yetersiz olup elma üretimimizin yarısı depolara girmemekte ve yetersiz depolarda muhafaza edilmektedir. Bu da elma kalitesinin çabuk yitirilmesine neden olmakta, ürünün önemli bölümünün hasadı takiben iç pazara sunulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu elmalar marketlerde, depolarda saklanmış ithal edilen ürünlerle aynı anda satışa sunulmakta olup çok düşük fiyatlara rağmen alıcı bulmakta zorlanmaktadır.

Tüm bu sorunlar karşısında çıkış yolu bulamayan elma üreticisi elmasını pazarlayamamaktadır. Elma fiyatları her yıl bir önceki yıla göre gerilemektedir. Meyve suyu fabrikaları ise stoklarının yeterli olduğunu belirterek alım yapmak istememektedirler. Geçen yıl 25 kr/kg'dan elma alan fabrikalar bu yıl 8-9 kr/kg'dan almaktadırlar.

Üretilen 2,5 milyon ton elmanın sadece %0,3'ü ihraç edilebilmektedir. Elma ihracatının artırılması gerekmektedir. İhracat denilince sadece AB akla gelmemeli, diğer pazarlar da dikkate alınarak bir pazar araştırması yapılmalıdır. Bunun için geçmiş yıllarda verilen ihracat iadesi desteği yeniden uygulanmalıdır.

Ülkemizdeki elma üretilen bölgelerden biri de Bolu ilimize bağlı Seben ilçemizdir. İlçede uzun yıllardır çiftçilerimiz bu meyvenin üretimini yapmaktadırlar. Golden, Starking, Amasya ve Grany Smith cinslerinin yetiştirildiği bölgede, 2009 yılında 11.200 ton, 2010 yılında 9.800 ton, 2011 yılında ise 10.500 ton üretim yapılmıştır. İlçede yaklaşık olarak bine yakın üretici bulunmakta, 13.755 dekar alanda ise dikili ağaç bulunmaktadır. İlçenin ekonomisinde elma yetiştiriciliği hayati öneme sahipken üretici ülke genelindeki sorunları yaşamaktadır.

Bu düşünceler doğrultusunda, Seben ilçemiz başta olmak üzere, üretim aşamasından pazarlamaya kadar olan süreçte elma üreticisinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Tanju Özcan                                                             (Bolu)

2) Celal Dinçer                                                             (İstanbul)

3) Hurşit Güneş                                                            (Kocaeli)

4) Muharrem Işık                                                          (Erzincan)

5) Veli Ağbaba                                                             (Malatya)

6) Mehmet Şeker                                                          (Gaziantep)

7) Özgür Özel                                                               (Manisa)

8) Ahmet İhsan Kalkavan                                               (Samsun)

9) Osman Aydın                                                            (Aydın)

10) Kadir Gökmen Öğüt                                                 (İstanbul)

11) İhsan Özkes                                                            (İstanbul)

12) Mahmut Tanal                                                         (İstanbul)

13) Haydar Akar                                                           (Kocaeli)

14) Ramis Topal                                                           (Amasya)

15) Selahattin Karaahmetoğlu                                       (Giresun)

16) Ali Sarıbaş                                                             (Çanakkale)

17) Mehmet Volkan Canalioğlu                                      (Trabzon)

18) Gürkut Acar                                                            (Antalya)

19) Ali İhsan Köktürk                                                    (Zonguldak)

20) Bülent Tezcan                                                         (Aydın)

3.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ve 20 milletvekilinin, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/918)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Her yıl yaz mevsiminin yaklaşmasıyla artan kene ölümleri tekrar ortaya çıkmıştır. Kenelerin ısırmasıyla artan ve yurttaşlarımızı paniğe sokan vakalar ölümlerle sonuçlanmaktadır. Ülkemizde Kırım Kongo kanamalı ateşiyle son iki haftada 18 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir.

Yurttaşlarımızın hayatını kaybetmesine neden olan kenelerden korunmak ve Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığını önlemek amacıyla TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri ve Anayasa’nın 98’inci maddesi gereğince Meclis araştırmasını arz ederiz.

 

1) Bülent Tezcan                                                          (Aydın)

2) Celal Dinçer                                                             (İstanbul)

3) Hurşit Güneş                                                            (Kocaeli)

4) Haydar Akar                                                             (Kocaeli)

5) Muharrem Işık                                                          (Erzincan)

6) Ahmet İhsan Kalkavan                                               (Samsun)

7) Veli Ağbaba                                                             (Malatya)

8) Mehmet Şeker                                                          (Gaziantep)

9) Kadir Gökmen Öğüt                                                   (İstanbul)

10) Osman Aydın                                                          (Aydın)

11) Özgür Özel                                                             (Manisa)

12) Mahmut Tanal                                                         (İstanbul)

13) İhsan Özkes                                                            (İstanbul)

14) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                        (İstanbul)

15) Ramis Topal                                                           (Amasya)

16) Selahattin Karaahmetoğlu                                       (Giresun)

17) Ali Sarıbaş                                                             (Çanakkale)

18) Mehmet Volkan Canalioğlu                                      (Trabzon)

19) Gürkut Acar                                                            (Antalya)

20) Ali İhsan Köktürk                                                    (Zonguldak)

21) Ali Rıza Öztürk                                                        (Mersin)

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, bir Meclis soruşturması önergesi vardır. Önerge bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Meclis soruşturması önergesini okutuyorum:

B) Meclis Soruşturması Önergeleri

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 milletvekilinin, Ekonomi eski Bakanı M. Z. Çağlayan hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın İran’a altın ihracatı yapması işlerinde imtiyaz sağladığı, Gana’dan kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığı ve bu eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet oluşturduğu, TCK’nın 204 ve 252’nci maddelerine uyduğu; İçişleri eski Bakanı M. Güler hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve söz konusu şahıs için koruma polisi görevlendirdiği, bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği, bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi için girişimlerde bulunduğu ve bu eylemlerin TCK’nın 204, 255, 252 ve 285’inci maddelerine uyduğu; AB eski Bakanı E. Bağış hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 252’nci maddelerine uyduğu; Çevre ve Şehircilik eski Bakanı E. Bayraktar hakkında, bir suç örgütünün yönetici ve üyelerinin kendilerine sağlanan ve miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı menfaatler karşılığında kişiye özel imtiyazlı imar planlarını onaylattıkları ve imar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yumdukları ve denetimlerden sorunsuzca geçmelerini sağladıkları ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 257’nci maddelerine uyduğu iddialarıyla Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasa'nın 2’nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. (AYMK., E. 2006/23, K. 2010/27, T. 4.2.2010; AYMK., E. 2008/105, K. 2010/123, T. 30.12.2010; AYMK., E. 2006/23, K. 2010/27, T. 4.2.2010; AYMK., E. 2006/65, K. 2009/114, T. 23.7.2009)

Hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 36’ncı maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma, adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. (AYMK., E. 2008/102, K. 2010/14, T. 21.1.2010)

Anayasa'nın 38’inci maddesine göre ise, "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." Buna göre, her türlü suçun sanıkları, başta 38’inci madde olmak üzere, Anayasa ve yasaların korumasında olan, suçsuzluk varsayımından yararlanması gereken kişilerdir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin, adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Şu hâlde, yüklenen suç ne olursa olsun, tüm sanıkların suçsuzluk karinesinden yararlanması ve kendini savunabilmesi için her türlü olanağın sağlanması gerekir. (AYMK., E. 2007/68, K.2010/2, T. 14.1.2010; AYMK., E. 1991/18, K. 1992/20, T. 31.3.1992)

Öte yandan, Anayasa'nın 98’inci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları arasında sayılan ve Başbakan veya bakanlar hakkında bu görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili Meclis soruşturması açılmasına dair usul ve esaslar yine Anayasa'nın 100’üncü maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 107 ila 113’üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir.

T.B.M.M İçtüzüğü'nün 107’nci maddesine göre; "Görevde bulunan veya görevinden ayrılmış olan Başbakan ve bakanlar hakkında Meclis soruşturması açılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği bir önerge ile istenebilir. Bu önergede; Bakanlar Kurulunun genel siyasetinden veya bakanlıkların görevleriyle ilgili işlerden dolayı hakkında soruşturma açılması istenen Başbakan veya bakanın cezai sorumluluğu gerektiren fiillerinin görevleri sırasında işlendiğinden bahsedilmesi, hangi fiillerinin hangi kanun ve nizama aykırı olduğunun gerekçe gösterilmek ve maddesi de yazılmak suretiyle belirtilmesi zorunludur."

Bu bağlamda; 17 Aralık 2013 ve 25 Aralık 2013 gününden itibaren medyaya ve kamuoyuna yansıdığı üzere;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Narkotik Suçlar Bürosunun 2012/120653 no.lu soruşturma dosyası ile hakkında suç örgütü kurmak ve yönetmek, resmî belgede sahtecilik, kaçakçılık, rüşvet alıp vermek ve benzeri suçları işlediği iddia edilen şüpheli Rıza Sarraf ve bu suçlarla bağlantılı olduğu iddia edilen bir kısım şahıslar 17 Aralık 2013 günü gözaltına alınmış, haklarındaki soruşturma hâlen devam etmektedir. İddia edilen bu eylemlerin işlendiği tarih itibarıyla, Ekonomi Bakanı olarak görev yapan Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı olarak görev yapan Mardin Milletvekili Muammer Güler ve Avrupa Birliği Bakanı olarak görev yapan İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkında, bakanlık görevini yürüttükleri sırada şüpheli Rıza Sarraf ile bir suç ilişkisine girdiklerine dair iddialar kamuoyu gündeminde yer almıştır.

Yine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 25 Aralık 2013 günü "Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama, resmî belgede sahtecilik" iddialarıyla gözaltına alınan ve aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu bazı şüphelilerle; iddia edilen suçların işlendiği tarih itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak görev yapan Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın Bakanlık görevini yürüttüğü sırada bu eylemlerin bilgisi dâhilinde olduğu iddia edilmektedir.

Bu kapsamda;

1) Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan hakkında: Rıza Sarraf’tan sağlanan, miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında;

a)    Bu şahsın İran'a altın ihracatı yapması işlerinde imtiyaz sağladığı,

b) Gana'dan kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek, altının Dubai'ye çıkışını sağlamaya çalıştığı iddia edilmektedir.

Yukarıda sayılan ve Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan tarafından işlendiği iddia edilen eylemler, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, 5237 sayılı TCK’nın 204’üncü (Resmî belgede sahtecilik) ve 252’nci (Rüşvet) maddelerine tekabül ettiğinden, bu iddiaların gerçekliğinin araştırılması ve soruşturulması gereği ortaya çıkmaktadır.

2) İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler hakkında: Rıza Sarraf’tan sağlanan, miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında;

a) Bu şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve adı geçen şahıs için koruma polisi görevlendirdiği,

b) Bu şahısla birlikte gözaltına alınan bazı şüphelilerin ve yakınlarının yasaya aykırı olarak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına geçirilmesini sağladığı,

c) Bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği,

d) Bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi için girişimde bulunduğu iddia edilmektedir.

Yukarıda sayılan ve İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler tarafından işlendiği iddia edilen eylemler, 5237 sayılı TCK’nın 204’üncü (Resmi belgede sahtecilik), 255’inci (Nüfuz ticareti), 252’inci (Rüşvet) ve 285’inci (Gizliliğin ihlali) maddelerine tekabül ettiğinden, bu iddiaların gerçekliğinin araştırılması ve soruşturulması gereği ortaya çıkmaktadır.

3) Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış hakkında: Rıza Sarraf’tan sağlanan, miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında;

a) Bu şahsın turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği,

b) Bu şahısla ilgili bir soruşturma olup olmadığı yönünde ilgili kurum ve kuruluşlarda araştırılma yapılmasını sağladığı,

c) Bu şahsın faaliyetiyle ilgili olarak basında haber yapılmasının önlenmesi için girişimlerde bulunduğu,

İddia edilmektedir.

Yukarıda sayılan ve Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış tarafından işlendiği iddia edilen eylemler, 5237 sayılı TCK’nın 255’inci (Nüfuz ticareti) ve 252’nci (Rüşvet) maddelerine tekabül ettiğinden, bu iddiaların gerçekliğinin araştırılması ve soruşturulması gereği ortaya çıkmaktadır.

4) Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar hakkında:

Bir suç örgütünün yönetici ve üyelerinin kendilerine sağlanan ve miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı menfaatler karşılığında;

a) Kişiye özel imtiyazlı imar planlarını onaylattıkları,

b) İmar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yumdukları ve denetimlerden sorunsuzca geçmelerini sağladıkları;

İddia edilmektedir.

Bu eylemlerin bir kısmının Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar'ın görevde olduğu sırada ve onun bilgisi doğrultusunda gerçekleştirildiği; ayrıca bu Bakanlıktan iş alan bazı şirketlerin yemek işlerinin yakınlarının ortağı olduğu şirketlere verilmesi için tavassut ettiği iddia edilmektedir.

Yukarıda sayılan ve Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar tarafından işlendiği iddia edilen eylemler, 5237 sayılı TCK’nın 255’inci (Nüfuz ticareti) ve 251’inci (Görevi kötüye kullanma) maddelerine tekabül ettiğinden, bu iddiaların gerçekliğinin araştırılması ve soruşturulması gereği ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca, adı geçen bakanlar, TBMM Başkanlığına verdikleri 19/3/2014 tarihli dilekçeleri ile de kendileri hakkındaki iddiaların hesap verme sorumluluğunun bir gereği olarak bir soruşturma komisyonu kurularak araştırılmasını talep etmişlerdir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle;

Ekonomi eski Bakanı Mersin Milletvekili Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Mardin Milletvekili Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Trabzon Milletvekili Erdoğan Bayraktar hakkında, bakanlık görevini yürüttükleri sırada ve görevleriyle ilgili işlerden dolayı işlendiği iddia edilen ve cezai sorumluluğu gerektiren eylemlerinin soruşturularak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için, Anayasa'nın 100’üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 107’nci maddeleri gereğince Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Süreyya Sadi Bilgiç                                              (Isparta)

2) Erol Kaya                                                             (İstanbul)

3) Nurdan Şanlı                                                        (Ankara)

4) Fevai Arslan                                                         (Düzce)

5) Osman Çakır                                                        (Düzce)

6) Abdulkerim Gök                                                    (Şanlıurfa)

7) Seyit Eyyüpoğlu                                                   (Şanlıurfa)

8) Ekrem Çelebi                                                       (Ağrı)

9) Şirin Ünal                                                            (İstanbul)

10) Adnan Yılmaz                                                     (Erzurum)

11) Safiye Seymenoğlu                                             (Trabzon)

12) Abdullah Nejat Koçer                                          (Gaziantep)

13) Derya Bakbak                                                     (Gaziantep)

14)      Ünal Kacır                                                     (İstanbul)

15)      Sermin Balık                                                 (Elâzığ)

16)      Sevim Savaşer                                              (İstanbul)

17)      Tülay Kaynarca                                              (İstanbul)

18)      Muhammet Bilal Macit                                    (İstanbul)

19)      Mehmet Geldi                                                (Giresun)

20)      Yaşar Karayel                                                (Kayseri)

21)      Bedrettin Yıldırım                                          (Bursa)

22)      İsmail Aydın                                                  (Bursa)

23)      Hüseyin Şahin                                               (Bursa)

24)      Cahit Bağcı                                                   (Çorum)

25)      Osman Kahveci                                              (Karabük)

26)      Cengiz Yavilioğlu                                          (Erzurum)

27)      Mustafa Gökhan Gülşen                                 (Kastamonu)

28)      Ülker Güzel                                                   (Ankara)

29)      Ali Küçükaydın                                              (Adana)

30)      Pelin Gündeş Bakır                                        (Kayseri)

31)      Sadık Badak                                                  (Antalya)

32)      Soner Aksoy                                                  (Kütahya)

33)      Cem Zorlu                                                     (Konya)

34)      Nesrin Ulema                                                (İzmir)

35)      Ali Aydınlıoğlu                                               (Balıkesir)

36)      Mehmet Domaç                                              (İstanbul)

37)      Ahmet Erdal Feralan                                      (Nevşehir)

38)      Zeki Aygün                                                    (Kocaeli)

39)      Ömer Faruk Öz                                              (Malatya)

40)      Mehmet Akyürek                                            (Şanlıurfa)

41)      İsmet Uçma                                                   (İstanbul)

42)      Sebahattin Karakelle                                     (Erzincan)

43)      Kemalettin Aydın                                           (Gümüşhane)

44)      Ahmet Arslan                                                 (Kars)

45)      Mehmet Süleyman Hamzaoğulları                   (Diyarbakır)

46)      Uğur Aydemir                                                (Manisa)

47)      Mehmet Kerim Yıldız                                      (Ağrı)

48)      Gönül Bekin Şahkulubey                                (Mardin)

49)      Ahmet Haldun Ertürk                                      (İstanbul)

50)      Ali Gültekin Kılınç                                          (Aydın)

51)      Fatma Salman                                               (Ağrı)

52)      Orhan Atalay                                                 (Ardahan)

53)      Sıtkı Güvenç                                                  (Kahramanmaraş)

54)      İlhan Yerlikaya                                              (Konya)

55)      Salih Fırat                                                     (Adıyaman)

56)      Selçuk Özdağ                                                (Manisa)

57)      İsmail Güneş                                                 (Uşak)

58)      Mehmet Sarı                                                  (Gaziantep)

59)      Mehmet Erdoğan                                            (Gaziantep)

60)      Halil Özcan                                                   (Şanlıurfa)

61)      Mehmet Metiner                                             (Adıyaman)

62)      Zeynep Karahan Uslu                                     (Şanlıurfa)

63)      Murtaza Yetiş                                                (Adıyaman)

64)      Hüseyin Tanrıverdi                                        (Manisa)

65)      Ali Şahin                                                       (Gaziantep)

66)      Muzaffer Yurttaş                                            (Manisa)

67)      Suat Kılıç                                                      (Samsun)

68)      Ahmet Tevfik Uzun                                         (Mersin)

69)      Suat Önal                                                      (Osmaniye)

70)      Orhan Karasayar                                            (Hatay)

71)      Ercan Candan                                                (Zonguldak)

72)      Afif Demirkıran                                              (Siirt)

73)      Sevde Bayazıt Kaçar                                      (Kahramanmaraş)

74)      Temel Coşkun                                               (Yalova)

75)      Osman Aşkın Bak                                           (İstanbul)

76)      Mehmet Yüksel                                              (Denizli)

77)      Adem Tatlı                                                    (Giresun)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekilleri 4 eski bakanla ilgili olarak daha önce vermiş oldukları soruşturma önergesini geri çektiler, onun yerine biraz önce sizin okuduğunuz soruşturma önergesi talebini içeren yazıyı verdiler.

Biz, o zaman, Cumhuriyet Halk Partisi olarak söz konusu Meclis soruşturma önergesi –Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclis soruşturma önergesi- verildiği zaman, bunun İç Tüzük’e uygun olmadığını ifade etmiştik. Aslında Meclis Başkanlığının böyle bir soruşturma önergesini İç Tüzük’ün 107’nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iade etmesi gerekirdi. Maalesef Meclis Başkanlığı, Meclis Başkanı daha doğrusu, tarafsızlığını yitirmiş olduğu için bu soruşturma önergesini işleme koydu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna geldi.

Öyle anlaşılıyor ki bunun İç Tüzük’e aykırılığı tespit edildi -muhtemelen Meclis Başkanı veya Başkanlığı da kendilerini uyarmış olabilir- başka, tabii ki, mahzurlar da görüldü, siyasi birtakım mahzurlar görüldü ve Adalet ve Kalkınma Partisi o zaman “Bizim verdiğimiz önerge yeterli, İç Tüzük’e uygundur.” derken, şimdi o önergeyi geri çekip bir başka önergeyi buraya vermiş durumda. Meclis Başkanlığı, daha önceki soruşturma önergesini Genel Kurula sevk etmek suretiyle İç Tüzük’e aykırı davranmıştır efendim.

Bu usul nedeniyle, usuldeki bu yanlışlık nedeniyle ben usul tartışması açıyorum Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Aleyhte.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte Sayın Başkanım.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Aleyhte.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Aleyhte.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, önce lehte olana vereceksiniz herhâlde.

BAŞKAN – Evet, lehte Sayın Aydın, buyurunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, önce usul tartışmasını isteyenin konuşması lazım, usul tartışması talebinde bulunan arkadaşın konuşması lazım, hangi usulle ilgili tartışma açmış.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Usul, önce lehte.

BAŞKAN – Şimdi, tabii, demin Sayın Hamzaçebi açıklamayı yaptı. Siz “Lehte.” dediğiniz için siz de lehinde şey yapabilirsiniz ama nasıl arzu ederseniz.

O zaman, Sayın Aydın, çünkü usul önce lehte, sonra aleyhtedir. Siz usul tartışmasının lehinde söz aldığınız için Sayın Kubat, lehte.

Sayın Aydın yerine Sayın Kubat, buyurunuz efendim, beş dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar haklarındaki (9/7) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin İç Tüzük’e aykırılığı tespit edilerek geri çekilmesinden sonra (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis Başkanlığı tarafından Genel Kurula sevk edilmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekilleri, partimiz mensubu milletvekilleri tarafından verilen Meclis soruşturma önergesinin usulen görüşülemeyeceğine ilişkin açılan usul tartışmasında Başkanlığın tutumu, zımni tutumu bunun görüşülmesi yolunda olduğu için, lehinde bunun görüşülebileceğine dair söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle de yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 98’inci maddesinde Meclis soruşturması, TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları arasında sayılmış; yine, Anayasa’nın 100’üncü maddesinde de Meclis soruşturması açılmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.

100’üncü maddede “Başbakan ve bakanlar hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin -yani 55 milletvekilinin- vereceği önerge soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar.” şeklinde emredici hüküm yer almıştır.

Yine, aynı maddenin ikinci fıkrasında bu komisyonun kuruluş ve çalışma usulü düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında raporun görüşülmesi usulü düzenlenmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 107 ve devamı maddelerinde de yine Meclis soruşturması açılmasına ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

107’nci madde, görevde bulunan veya görevinden ayrılmış olan başbakan ve bakanlar hakkında Meclis soruşturması açılmasının 55 milletvekili tarafından önerge vermek suretiyle istenebileceğini hükme bağlamıştır. Bizim partimize mensup milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığına sunulan (9/8) esas no.lu Meclis Soruşturması Önergesi’nde bu sayı gerçekleşmiştir.

Yine, 107’nci maddenin ikinci fıkrasında “Bu önergede; Bakanlar Kurulunun genel siyasetinden veya bakanlıkların görevleriyle ilgili işlerden dolayı hakkında soruşturma açılması istenen Başbakan veya bakanın cezai sorumluluğu gerektiren fiillerinin görevleri sırasında işlendiğinden bahsedilmesi, hangi fiillerinin hangi kanun ve nizama aykırı olduğunun gerekçe gösterilmek ve maddesi de yazılmak suretiyle belirtilmesi zorunludur.” şeklinde bir düzenleme getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, biz, geçen ay içerisinde de bu konuda benzer bir önerge vermiştik ve burada usuli tartışmalar, muhalefetimizin de kendilerince haklı, bizce de değerlendirilmeye layık eleştirileri vardı. Biz, bu eleştirileri de dikkate almak suretiyle, parti grubumuza mensup önerge sahiplerinin, daha önceki önerge sahibi milletvekili arkadaşlarımız, verdikleri önergede bütün bu… Anayasa’nın 100 ve İç Tüzük’ün 107’nci maddesinde bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin usuli şartların tamamının şu önergeyle karşılandığı çok net biçimde önerge okunduğu zaman görülecektir. Burada kendilerine birtakım suçlar isnat edilen sayın eski bakanlar hakkında tek tek bu isnat maddelerinin neler olduğu ve bu eylemlerin neler olduğu, bunların Türk Ceza Kanunu ve diğer ceza kanunlarında hangi hükümleri, maddeleri ihlal ettiği açık bir biçimde belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu şeklî şartları gerçekleştirmiş olması bağlamında bu önergenin İç Tüzük ve Anayasa’ya aykırı bir yönü yoktur.

Aynı önergede verilmesi noktasında ileri sürülen itirazlara da şu cevabı vermek isterim: İç Tüzük ve Anayasa’da “Ayrı, illa ayrı düzenlenmesi gerekir.” şeklinde bir emredici hüküm yoktur. Geçmiş uygulamalarda da birden fazla bakanın farklı eylemlerden dolayı aynı soruşturma önergelerinde haklarında soruşturma açılması istendiğine dair uygulama örneklerimiz de mevcuttur. Dolayısıyla, gerçekten, önerge, muhalefetin de verdiği önergelerle, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından dört ayrı önergede belirtilen hususları da mündemiç bir önergedir.

Bu anlamda önergenin görüşülmesinde Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine aykırı bir yön olmadığından Başkanımızın bu önergenin görüşülmesi gerekliliğine ilişkin tutumunun lehinde olduğumu belirtiyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kubat.

Aleyhinde Sayın Hamzaçebi.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 19 Mart 2014 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırdık. Milliyetçi Hareket Partisi ve Barış ve Demokrasi Partisi ile bazı bağımsız milletvekillerimizin de desteğiyle o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü toplandı. Toplantının konusu 4 eski bakanla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığından Türkiye Büyük Millet Meclisine intikal etmiş olan fezlekelerin görüşülmesi, bu fezlekelerde yer alan iddiaların Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulmasıydı. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu bu görüşmeyi engellemek için Genel Kurulun dışında bekledi, temsilci olarak birkaç milletvekilini içeride bulundurdular, beklediler ki muhalefet partisi 184 kişilik toplantı yeter sayısını bulamazlar, Meclis de kendiliğinden toplanamaz, biz de bunu görüşmeyiz ve bu işten kurtuluruz. Niyet buydu ama burada gerçekten iyi bir sınav veren muhalefet partileri ve bağımsız milletvekilleri toplantıyı gerçekleştirdiler. Onun üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri dışarıdan içeriye girmek zorunda kaldılar. Niyetiniz görüşmek değildi, sadece kaçamadığınız için buraya geldiniz, gelmek zorunda kaldınız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – İçerideydik, buradaydık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ve onlar okunmayınca, o gün akşam, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, daha doğrusu Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, 4 eski bakanla ilgili dört ayrı Meclis soruşturma önergesi verdiler. Bakanlarla ilgili olarak ileri sürülen suç iddiaları neyse bunları önergeye arkadaşlarımız yazdı ve Meclis Başkanına verdiler. Aynı gün akşam saatlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi de bizi takip ederek, uydurma bir önergeyle Meclis soruşturma talebini Meclis Başkanına verdiler. Önerge uydurma çünkü bir suç iddiası yok. 4 eski bakanla ilgili olarak sadece -hepsini aynı kefeye koymuşlar- “nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma” şeklinde, böyle, onları da kırmayacak şekilde bir üslupla bir ifade ortaya konulmuş. “Bu incelensin ama bunu incelerken -diyor o önerge- asıl bunları medyaya kim sızdırdı, kim haber konusu yaptı, bunlara da bunun hesabını soralım.” cümlelerini buraya yazmışlar.

Önerge İç Tüzük’e uygun değil. Bu suçların görev sırasında işlenip işlenmediği yazılı değil. Fiiller neler, bunlardan hiç söz edilmemiş. Biz, bunu, ertesi hafta Genel Kurulda gündeme getirdik. Sözcüleriniz kürsüye çıktı “Hayır, bu, İç Tüzük’e gayet uygun.” dediler. “Açın, bakın Ceza Kanunu’nu, şunu, bunu, İç Tüzük’e gayet uygun.” diye bu kürsüde aslanlar gibi onu savundunuz.

Şimdi, İç Tüzük’e uygun olmadığı ortaya çıktı. Ama sadece bir İç Tüzük’e saygı gereği bunu düzeltmiyorsunuz tabii ki. Yani keşke İç Tüzük’e, hukuka saygının gereği bunu buraya getiriyor, düzeltiyor olsanız. O zaman fark edemediğiniz şuydu, siyaseten akıl edemediğiniz konu: Aslında bir yolsuzluğu örtbas etmek istiyorsunuz ama -yani o bakanlarınız bunlara bulaşmış olduğu için- nasıl örtbas edeceğinizi de bilemediğiniz için telaşla bir şey yazmışsınız. Fark ettiniz ki “Buraya rüşvet iddiasını biz yazmadık. Yazmayınca ileride, bu, tekrar soruşturma konusu olur, başımız derde girer, rüşveti de yazalım da bunu öyle kapatalım.” Getirme nedeniniz o. Bu yolsuzluğu örtbas etmek için getiriyorsunuz.

Eleştirmek istediğim Meclis Başkanının tutumudur Sayın Güldal Mumcu’nun tutumu değil, Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in tutumudur. Bu önergeyi İç Tüzük’e aykırı olduğu için iade etmesi gerektiği hâlde iade etme cesaretini gösterememiştir, hukuku çiğnemiştir. O gün, o dosyaları, bilgileri Genel Kurulun bilgisine sunmamak suretiyle hukuku çiğnemiştir.

Değerli milletvekilleri, ben, şuna gönülden inanıyorum: Bu Parlamento, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu birisinin emrinde asker olan bir grup değildir. Bu yolsuzluklara hiç kimsenin Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda “Gönül rahatlığıyla örtbas edelim.” diyecek bir cümlesi yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 1 Mart tezkeresinde bu Parlamento, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu iyi bir sınav vermiştir. Burada da iyi bir sınav vereceğine, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu içerisindeki milletvekillerimizin sağduyularının bu soruşturma ve bu önergelerin görüşülme sürecinde galip geleceğine inanmak istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Bingöl Milletvekili İdris Baluken…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, ikinci lehte bizde değil miydi?

BAŞKAN – Lehteydi o.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Nasıl? İki tane lehte vardı bizde. Bir lehte, bir aleyhte; ikinci lehtenin bizde olması lazım.

BAŞKAN – Değil efendim; iki tane lehte vardı bir sizin, bir de Sayın Buldan’ın ve Buldan’ın yerine şimdi Sayın Baluken konuşacak.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Kubat’ın da vardı lehte sözü.

BAŞKAN – Siz Sayın Doğan Kubat’a devrettiniz sözünüzü.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, sırasını devrettik. İkinci lehte o olduğu için ilk o konuşacaktı.

BAŞKAN – Evet, yanlış anlamışsınız efendim. Birinci lehte siz, ikincisi de Sayın Buldan’dı efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır biz yanlış anlamadık da, siz yanlış uygulamış olabilirsiniz Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin bizim konuşmamızdan, kürsüden konuşmamızdan, bu konuda rahatsız olmasını da kendisine yakıştırmadığımı ifade etmek istiyorum.

Bu soruşturma önergesi buraya geldiğinde, biz grup başkan vekilleri olarak Meclis başkan vekiliyle bir toplantı yaptık ve bu toplantıda, verilen soruşturma önergesinin usule uygun olmadığını, İç Tüzük’e uygun olmadığını İç Tüzük’teki ilgili maddeden çok açık bir şekilde ifade etmiştik. Çünkü İç Tüzük’ün 107’nci maddesinde şöyle deniliyor soruşturma önergeleriyle ilgili: “Bakanlar Kurulunun genel siyasetinden veya bakanlıkların görevleriyle ilgili işlerden dolayı hakkında soruşturma açılması istenen Başbakan veya bakanın cezai sorumluluğu gerektiren fiillerinin görevleri sırasında işlendiğinden bahsedilmesi, hangi fiillerinin hangi kanun ve nizama aykırı olduğunun gerekçe gösterilmek ve maddesi de yazılmak suretiyle belirtilmesi zorunludur.” denilmişti. Daha önce AK PARTİ’nin getirdiği soruşturma önergesinde bu fiillerden hiç bahsedilmiyor. 4 sayın bakan hakkındaki iddianamede hangi fiillerin olduğu, bu fiillerin hangi maddeye aykırı olduğuyla ilgili hiçbir şey yok. Biz bunu hem arkada yaptığımız toplantıda ifade ettik hem de Genel Kurulda yaptığımız konuşmada ifade ettik ama buraya çıkan AK PARTİ’nin sayın grup başkan vekilleri ısrarla bu soruşturma önergesinin usule ve İç Tüzük’e uygun olduğunu ifade ettiler ve sayısal çoğunluk, parmak çoğunluğu sizde olduğu için de -parmak çoğunluğuyla- muhalefetten gelen bu uyarıları dikkate almadınız. Bunu hep yapıyorsunuz. Muhalefet doğru bir şey söylese bile siz doğru olduğunu bile bile yanlış kararların altına imza atıyorsunuz. Doğrusu hem ayıp ediyorsunuz hem de ülke açısından yanlış yapıyorsunuz.

Sizin böyle yapmanıza alıştık ama Meclis Başkanının ısrarla sanki AK PARTİ’nin buradaki -Genel Kurul- işleyişini gözetecek şekilde bir işleyişi yürütmesini de artık bir kenara bırakması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Meclis Başkanı, verilen soruşturma önergesinin İç Tüzük’e aykırı olduğunu çok iyi biliyor. Bunu bilmesine rağmen daha önce vermiş olduğunuz soruşturma önergesini kabul etmesi, itirazlarımıza rağmen de Genel Kuruldaki görüşmeden çekmemiş olması büyük bir ayıptır. Bugün de bu ayıp ortaya çıkmıştır. Bunun yanlış olduğunu siz de fark ettiniz ve soruşturma önergesine, İç Tüzük’e uygun şekilde fiilleri yazmak zorunda kaldınız. Burada sorun, soruşturma önergesine teknik açıdan fiilleri yazıp yazmadığınız değil, sorun 17 Aralık operasyonundan sonra sizin takınmış olduğunuz tavır. 17 Aralıkta iki şey ortaya çıktı: Birincisi, yolsuzlukla mücadele. İkincisi, ortaya çıkan paralel devletle mücadele. Bu iki konuda kamuoyunda ve halkta yoğun bir beklenti var.

Biz, 17 Aralığın hemen ertesinde, Meclise, o zaman Barış ve Demokrasi Partisi olarak iki araştırma önergesi verdik; hem yolsuzlukla mücadele konusunda hem paralel devletle mücadele konusunda Meclisin inisiyatif almasını önerdik ama maalesef o önerilerimiz bugüne kadar Meclis gündemine gelmiş değil. Sizler de bu konuda Meclisi devreye koyacak, kamuoyunu, halkı tatmin edecek hiçbir çalışma yürütmediniz. Eğer o fırsatı doğru değerlendirebilseydiniz, yolsuzluğun üzerine sizler gidebilseydiniz, aynı zamanda bu paralel devletle de etkin bir mücadele ortaya koymuş olsaydınız, bu ülkenin gündemine, demokratikleşmeyi sağlayacak çok ciddi bir temiz eller operasyonunu bugüne taşımış olabilirdiniz ama maalesef bugüne kadar bu konuda iktidar partisi olarak üzerinize düşeni yapmadınız.

Bakın, bugün yolsuzluklarla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi dört soruşturma önergesi vermiş. Biz biliyoruz ki sizin verdiğiniz önerge de daha çok CHP’nin verdiği önergelerin önünü almak ve oluşturduğunuz komisyonla biraz aklama komisyonu şeklinde bir işleyişi esas alıyor. Doğrusu bunu öngörüyorsanız, bunu yapacaksanız büyük bir yanlış yaparsınız. Bu yolsuzlukların üzerine Meclisin korkusuz bir şekilde gitmesi lazım, iktidar partisinin buna öncülük etmesi lazım, paralel devletle mücadeleyi de gündemden düşürmemeniz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Her gün paralel devletten şikâyet edip bugüne kadar hiçbir şey yapmamış olmak da çözümsüzlüğün ta kendisidir diyorum.

Dolayısıyla Meclis Başkanını, bundan sonraki işlemlerde İç Tüzüğe uygun hareket etmeye davet ediyorum. Muhalefetten ya da iktidar partisinden gelip gelmemesine bakmadan, Meclis Başkanı bu İç Tüzük’e uymak zorundadır diyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, Sayın Hatip konuşmasında öncelikle “Benim konuşmamdan niye rahatsız oluyorsunuz?” dedi; bir. İkincisi “AK PARTİ grup başkan vekilleri ayıp ediyor.” dedi, birtakım ifadeler kullandı. Bir başkası, en sonu, önemli olan “AK PARTİ milletvekilleri bu önergeyi ilgili bakanları aklamak üzere vermiştir.” gibi bir anlamsız ifade kullanmıştır.

Efendim, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu sataşma değil ki. Bu bal gibi bir eleştiri. Her şeye sataşma derseniz, olmaz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşbihtir, tespittir, eleştiridir.

BAŞKAN – İzah edecek efendim.

Buyurunuz.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in usul tartışması üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Çok değerli arkadaşlar, Meclis İç Tüzüğü’müzün 107 ve devamı, Anayasa’mızın 100’üncü maddesi, soruşturma komisyonunun hangi usullere ilişkin olarak kurulacağını, talep edileceğini çok açık yazmıştır. Orada da “onda bir milletvekili” derken, 55 milletvekilinin kurulma talebiyle bu komisyonun kurulabileceğini, önerilebileceğini ifade etmiştir. İlgili arkadaşlarımız ilgili imzalarını tamamlayarak komisyon talebinde bulunmuştur; birincisi bu. Ve doğru bir taleptir.

Kaldı ki o talep esnasında, henüz Meclis Başkanlık Divanı tarafından gönderilen fezlekenin o özet kısmı, soruşturmayla ilgili kısmı okutulmamıştı. Birtakım iddialar yersiz, eksik olabilir.

Üçüncüsü ve en önemli husus: 55 milletvekiliyle bu komisyonu kurabilirdiniz, talep edebilirdiniz 17 Aralıktan 19 Marta kadar. Peki, niye hiç kılınızı kıpırdatmadınız? Niye, siz samimiyseniz, içtenseniz, gerçekten bunun üzerine gitmek istiyorduysanız, 19 Marta kadar, ta ki AK PARTİ Grubu milletvekilleri, AK PARTİ’li milletvekilleri o komisyon kurulması noktasında talepte bulunmadan önce böyle bir talebiniz olmadı? 19 Marta gelir gelmez, siz kurmuyorsanız da, AK PARTİ Grubunun milletvekilleri, bugüne kadar hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmedi, hiçbir yolsuzluğu kapatmadı ve ilgili bakanlarla ilgili ne iddia varsa her türlü kapsamlı iddialara da yer vermek suretiyle bir önerge verdi.

Evet, yetersiz olabilirdi belki. Daha sonra bütün iddialar, basında yer alan iddialar, burada okunan iddialar, fezlekeler, hepsi bir araya getirilmek suretiyle, samimi olan arkadaşlar gerçekten imzasını çekmek suretiyle o önergeyi düşürdüler ve tam derinlemesine bir soruşturma yapılması adına, kiminle ilgili ne iddia varsa, daha kapsamlı, daha detaylı bir önerge verdiler. Ve komisyon kurulmasını ilk önce AK PARTİ’li milletvekilleri talep etti, kusura bakmayın.

Dolayısıyla, biz, AK PARTİ olarak bugüne kadar hiçbir yolsuzluğun üzerini kapatmadık, bundan sonra da kapatmayacağız diyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Aydın konuşmasında “Adalet ve Kalkınma Partisi soruşturma önergesini verene kadar Cumhuriyet Halk Partisi vermedi.” şeklinde bir değerlendirmeyi de yapmak suretiyle…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – “Bütün muhalefet vermedi…” Bize de söz hakkı doğmuştur.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Doğrudur, biz vereceğimizi söylediğimiz ana kadar vermediler efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …gerçeğe aykırı bir ifadede bulunmuştur. Partimizin politikası öyle değildir. 69’uncu maddeye göre söz istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı gerekçeyle bizler de söz istiyoruz Sayın Başkan. Bütün muhalefeti zan altında bıraktı.

FARUK BAL (Konya) – Biz de Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, özellikle bilinmesini istiyorum: 19 Martta geldiğimizde ilk yaptığımız basın toplantısı açıklamasında eğer… Ana muhalefet -55 milletvekili vardı hazırda- soruşturma komisyonunu bugüne kadar talep etmedi. Onlar istemiyorsa da biz açacağız dedik ve ondan sonra ana muhalefet soruşturma komisyonu talebinde bulundu. İlk veren AK PARTİ milletvekilleridir.

BAŞKAN – Sayın Aydın, siz izah ettiniz. Şimdi, Sayın Hamzaçebi açıklama getirmek istiyor.

Buyurunuz efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Niye vermediniz bugüne kadar?

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

Sayın Aydın, sizi ben ciddi bir hukukçu olarak bilirim, gerçeğe aykırı bu açıklamalarınızı yadırgadım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerçeğe aykırı değil, biz talep ettik.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Böyle parti menfaati uğruna insanlar gerçekleri saptırmazlar. Hiç doğru değil.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerçeğe aykırı değil. Siz saptırıyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Gerçeği ben size açıklayacağım.

Şu da sorulabilir, hep sordunuz: 17 Aralıktan bu yana bu soruşturma önergesini Cumhuriyet Halk Partisi niye vermedi? 55 imzayla niye vermedi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Evet. Niye vermediniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Her zaman verebilirdi. Hukuken vermek mümkün ama biz, bakanlar hakkında bir soruşturma önergesi talep etmek gibi bir işi ciddi bir iş olarak alırız, savcılık bir çalışma yapıyorsa o çalışmanın, o soruşturmanın sonucunun ortaya çıkmasını bekleriz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Beklemek zorunda değilsiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Efendim, bekle…

Siz, tabii, Meclis Başkanlığıyla   birlikte   bir  ittifak  kurduğunuz  için -Meclis Başkanıyla- bu suçu gizleme ittifakı, hesap edemediniz bazı şeyleri. Parlamentonun son çalışma günleri… 28 Şubat Cuma günü burada çalışıyoruz. “MİT yasasını da çıkaralım.” diye bizimle bir temas yürüttünüz hemen uzlaşmayla. Bu uzlaşmayla çıkmaz, uzlaşmayla çıkacak olan bir yasa değil, dünya kadar problem var burada dedim. Hemen ertesi günü, 1 Mart günü öğlen saatlerinde -saat onda sabah- Meclisi tatile soktunuz. Niye soktunuz biliyor musunuz? Meğer o fezlekeler Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına gelmiş; saklıyorsunuz bunu, gizliyorsunuz Meclis Başkanıyla birlikte; birkaç gün daha Meclis çalışırsa bu duyulur, bu fezlekeler Genel Kurulda konuşulur, bunu istemiyorsunuz. Aman Meclisi tatile sokalım…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Zaten bütün iddialar, bütün “tape”ler sizde vardı.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Bunu cümle âlem konuştu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hanımefendi, size hiç yakışmıyor laf atmak.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Allah Allah, izin mi alacağız?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – O kıyafetinizin şıklığı o laf atmanın sakilliğini gizleyemiyor.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ne alakası var?

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – İzin mi alacağız?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ayıp, olmuyor.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Biz  her zaman şıklığımızı koruyoruz, siz partililerinize konuşun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hamzaçebi, doğruyu söyle, doğruyu!

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – İzin mi alacağız? İzin mi alacağız?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sakladınız, gizlediniz; o ortaya çıktı, gizlediğiniz; onun üzerine biz Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdık.

Hepinize saygılar sunuyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, o fezlekelerin hepsi sizde vardı zaten, “tape”ler vardı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Niye getirmediniz o zaman soruşturma komisyonu talebinizi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bütün “tape”ler, bütün fezlekeler zaten sizde vardı.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hanginiz konuşacaksınız, Sayın Baluken mi?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Grup adına konuşacağım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı gerekçeyle…

BAŞKAN – Aynı gerekçeyle, buyurunuz, açıklama getirmek istiyorsunuz. Sonra size söz vereceğim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, sataşmadım ki arkadaşlara.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Grup adına ama araştırma önergesinde konuşan biri olarak daha önce bu konuda, “Yapılmadı.”  dedi, ona…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, hangi gerekçeyle sataştım? Ben İdris Bey’e sataşmadım ki.

BAŞKAN – “Muhalefet olarak böyle yapmadınız.” dediğiniz için efendim, muhalefet…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 55 milletvekili yok ki, ben ana muhalefete söyledim.

BAŞKAN – “Muhalefet” dediniz efendim, onun için…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 55 milletvekili olan ana muhalefet, diğer muhalefetin 55’i yok ki.

BAŞKAN – Müsaade ediniz, iki dakika…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Baba muhalefetiz Sayın Aydın, bizi öyle küçümseme ha!

BAŞKAN – İki dakika izah etsin o da.

Buyurunuz efendim…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama Sayın Başkanım, doğru söylüyorsunuz, arkadaşımız da konuşsun, ben konuşmaktan da gocunmam ama hak neyse, hukuk neyse o olsun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Aydın, burada bir de baba muhalefet var ha, ona göre, konuşurken kavramlara dikkat et!

BAŞKAN – Sayın Aydın, müsaade edin, hak ve hukuk yerini bulsun.

Buyurunuz Sayın Baluken.

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın bugün gerçekten bizi şaşırtıyor, muhalefetin burada konuşmasından rahatsız oluyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, bak gene söz hakkı doğuyor.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şimdi, genel bir değerlendirme yaptınız ve muhalefet partilerinin bugüne kadar 17 Aralıkla ilgili Meclis Genel Kurulunda yeterince bu işin üzerine gitmediğini ima ettiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, niye komisyon kurma talebi vermedi?

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şimdi, Sayın Hamzaçebi zaten ifade etti…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Komisyon dedim.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Yani bir soruşturma önergesinin verilmesi ve komisyon kurulması için, doğal olarak, soruşturma iddianamesinin içeriğini öğrenme ve fezlekelerin içeriğini öğrenme gibi bir bekleme olabilir ama o güne kadar Meclis Genel Kuruluna defalarca 17 Aralık operasyonuyla ilgili araştırma önergeleri geldi. Hem Cumhuriyet Halk Partisi hem Barış ve Demokrasi Partisi hem de Milliyetçi Hareket Partisi defalarca “Bir komisyon kuralım. Yolsuzluk nerede yapılmış…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama o, araştırma önergesiyle olmaz, o, soruşturmayla olur.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …boyutu nedir; bunu hep beraber açığa çıkarmak için Meclis inisiyatif alsın.” diye Genel Kurulda gündem işletti ve Meclis tutanaklarında -isterseniz çıkaralım- bütün o görüşmelerde yapılan konuşmalar ortadadır. Bütün o süreçlerde siz, Meclisin, 17 Aralık operasyonuyla ilgili, yolsuzlukların üzerine gidilmesiyle ilgili talebi için “ret” oyu verdiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Araştırma önergesi olmaz İdris Bey, soruşturma olur burada.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şimdi, “ret” oyu vermişseniz, buraya gelip farklı bir algı yaratmayın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama işte araştırma olmaz.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Şimdi şöyle bir algı içerisindesiniz: Biz, işte bu iddialar ortadayken seçime gittik, seçimde de yüksek oranda oy aldık. Dolayısıyla, bir yönüyle sandıkta sanki bu yolsuzluklar aklanmış gibi bir algı da var sizde.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olur mu öyle bir şey!

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Böyle bir algı var ise bunun yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.

Soruşturma önergelerinden de korkmamanız, araştırma önergelerinden de korkmamanız ve yolsuzlukların üstüne gitmek için de sizin öncülük yapmanız gerekir. Bugüne kadar bu, sizin açınızdan bir yetersizlikti. Bundan sonra oluşacak soruşturma komisyonunda da bu duyarlılıkta olmanızı bekliyoruz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu duyarlılıkta olmasak bir talepte bulunmayız İdris Bey.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Eğer duyarlılık olmasa bu talep orada okutulmazdı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – CHP dört tane vermiş ya.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – CHP bizden sonra verdi.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, açıklama yaptı Grup Başkan Vekili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, yolsuzluklarla ilgili, paralelle ilgili araştırma önergesini veren, geçen hafta da bu konuda konuşan bir milletvekiliyim malum.

BAŞKAN – Evet.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bizi yok sayarak sataşmada bulundu. Grup adına konuştum ve imzası olan, bu kürsüden konuşan biri olarak cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen, mikrofonu açayım, söyleyiniz, izahınızı yapınız lütfen.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman hiç gerek yok Sayın Başkan, yani bize demediğini bırakmayacak… 55 tane imzam olsa ben zaten soruşturma önergesini sizden çok önce verirdim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İdris Bey cevap verdi Hasip Bey, sana ne oluyor?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 100 bilmem kaç milletvekilim olsa Anayasa Mahkemesinde bilmem ne yapardım. Yani milletvekili sayımız 34, inşallah önümüzdeki seçimlerde 334. Ona güvenerek bize oradan saldırmayın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ona halk karar verir, ona halk karar verir Hasip Bey.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Burada da “Ana muhalefete söyledik.” deyip, bizi de küçümseyip… Burada militan demokratik muhalefet var, baba gibi muhalefet ediyoruz, açık söyleyeyim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya sekiz seçimdir gidiyoruz, hep “önümüzdeki seçim” diyorsunuz, dokuzuncuda gene gideriz, kafanızı yormayın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Buyurunuz Sayın Bal, aleyhte olarak, buyurunuz efendim.

Onun için de, hem aleyhte hem o sataşmadan dolayı size bir dakika daha süre vereceğim.

Buyurunuz.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, iki dakika değil mi efendim benim sataşmadan dolayı hakkım? İki dakika efendim…

BAŞKAN – Buyurunuz efendim, tamamlarsanız…

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşan sayın hatibin sözlerini değerlendirerek başlamak istiyorum.

Parlamenter demokrasiler tehdit altına girdiğinde elbette ki muhalefete görev düşer ama ondan önce, yapımız, sistemimiz itibarıyla, bu Meclisten hükûmet çıkarmış olan, hükûmet çıkaran parti grubuna, kendi içerisinde, kendine çekidüzen verebilme görevi düşer. Parti grubu içerisinde yolsuzluğa bulaşmış, rüşvete bulaşmış, kara para aklama işlerine bulaşmış, saatlerle, poşetlerle, paketlerle, birtakım milyon dolarlarla uğraşmış olan bakanların parti içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu, Adalet ve Kalkınma Partisinde olmayan bir durumdur. Olmaması doğaldır; AKP tek adam yönetimine göre dizayn edilmiş bir parti olduğu için, kendi içerisinde kendi hukuksuzluklarını düzeltme, ona çare bulma gibi bir ehliyet ve liyakati yoktur.

Diğer taraftan, 17 Aralık ve 25 Aralık tarihleri Türk siyasi hayatında ve Türk hukuk tarihinde çok önemli olayları işaret etmektedir. Bu iki tarih Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir hükûmetin 4 bakanının, çok ciddi iddialarla çocuklarının ve ileride kendilerine ulaşabilecek delillerle haklarında soruşturma başladığının tarihidir. Milliyetçi Hareket Partisi hakka, hukuka, adalete ve tüyü bitmedik yetim hakkına önem veren bir parti olarak bu konuyla ilgili her türlü yolu, yöntemi denemiş ve bu konunun gündemde tutulabilmesi için, ilgililerin hesap verebilmesi için gerekli mücadeleyi yapmış bir partidir. Ancak, sayın hatip konuşurken İç Tüzük’ün 107’nci maddesini bilmesi gerekir, Anayasa’nın da 100’üncü maddesini bilmesi gerekir. Orada der ki: “55 milletvekilinin imzasıyla araştırma önergesi verilebilir.” Bu 55 milletvekili bir şekil şartıdır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 1’i cezaevinde olan Engin Alan Paşa’mız olmak üzere toplam 52 milletvekili olduğu için, bu önergeyi verme imkânına sahip değildi.

VII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış, Ekonomi eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar haklarındaki (9/7) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin İç Tüzük’e aykırılığı tespit edilerek geri çekilmesinden sonra (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi’nin Meclis Başkanlığı tarafından Genel Kurula sevk edilmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

BAŞKAN – Usul üzerinde, buyurun.

FARUK BAL (Konya) - Diğer taraftan, 17 Aralık ve 25 Aralık tarihlerinde yapılmış olan operasyonları, Adalet ve Kalkınma Partisi, kendi içerisinde bir sonuca ulaşarak hukuken muhatapları hakkında gerekli araştırma ve soruşturmaları başlatmak yerine, bunların üstünü örtebilmek, bunları kapatabilmek, bunları kamuoyundan gizleyebilmek için olmadık yollara başvurmuşlardır. Bu olmadık yollardan bir tanesi de şudur: 19 Mart tarihinde Meclis, bu olayı görüşmek üzere, olağanüstü toplantı yapmak suretiyle bir araya gelmiştir. Burada Adalet ve Kalkınma Partisi, meselenin üstünü örtmek… Olaya karışmış olan, haklarında çok ciddi iddialar bulunan bakanların isimlerini telaffuz etmişler ama fiilleriyle ilgili tek kelime, yasal kelime, İç Tüzük’ün ifade ettiği anlamda kanuni tanım ifade etmemek suretiyle bunu kamuoyundan gizlemeye çalışmışlardır. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine karşı bir saygısızlıktır, bu saygısızlık maalesef Meclis Başkanlığı tarafından da aynen Meclisten geçirilmek suretiyle Meclisin kararı hâline getirilmiştir. O derecede karar hâline getirilmiştir ki o toplantıda milletvekillerinin, Meclise gelmiş olan soruşturma evrakını inceleme yetkileri bile ellerinden alınmıştır.

Diğer taraftan, değerli arkadaşlarım, 17 ve 25 Mart tarihlerindeki olaylar, Türk siyasi hayatında vahşi ve vahim bir olaydır. Bu vahşi ve vahim olay bizim hukukumuza göre suçtur; bu vahşi ve vahim olay bizim örfümüze, âdetimize göre ayıptır ve bizim itikadımıza göre de günahtır.

Adalet ve Kalkınma Partisi, bundan sıyrılmak yerine, bunun üstünü örtebilmek için olmadık yollara başvurmuş ve “paralel devlet” diye bir şey icat ederek gayrimelhuz, gayrimüşahhas bir hedefe doğru devletin tüm kurumlarını harekete geçirerek bu yolsuzluğun üstünü kapatabilmek için çare aramaktadır. Eğer bir paralel devlet arıyorsanız açık seçik vardır, bir değil iki tane vardır. Bir tanesi, AKP’nin yandaşlarının devlet kademeleri içerisine girmiş, partizanca hareket eden, valisinden, müsteşarına kadar oluşmuş olan bir AKP devleti; diğeri de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde vatandaştan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşından vergi toplayan, Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşını terör örgütüne asker alan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin birimlerinin, ordusunun, polisinin mensuplarından kimlik soran ve “Karakol yaptırılmasın.” diyerek de yolları kapatıp birtakım faaliyetlerde bulunan... Paralel devlet varsa bu iki paralel devletle uğraşmak lazım. Onun yerine, 17 Aralık ve 25 Aralık tarihlerindeki operasyonlarda milyon dolarların delilini tespit eden polislere, milyon dolarların delilini tespit eden savcılara karşı “paralel devlet” suçlamasıyla yapılmış olan bir karalama ve bununla da yolsuzluğu, rüşveti örtme operasyonu maalesef burada sizin parmaklarınızla bir anlam ifade edebilir ama mahkemeyikübrada hiçbir anlam ifade etmez.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.

Sayın milletvekilleri, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergesi biraz önce bilgilerinize sunulmuştu.

Yapılan usul tartışmasının benim bu önergeyi işleme alıp almamam konusunda olmadığı netlik kazandığı için görüşmelere devam ediyoruz.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Meclis Soruşturması Önergeleri (Devam)

1.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve 76 milletvekilinin, Ekonomi eski Bakanı M. Z. Çağlayan hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın İran’a altın ihracatı yapması işlerinde imtiyaz sağladığı, Gana’dan kaçak yollarla yurda sokulmak istendiği iddia edilen 1,5 ton altınla ilgili adli ve idari soruşturmaları engelleyerek altının Dubai’ye çıkışını sağlamaya çalıştığı ve bu eylemlerin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet oluşturduğu, TCK’nın 204 ve 252’nci maddelerine uyduğu; İçişleri eski Bakanı M. Güler hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın araçlarına trafikte emniyet şeridini kullanma imtiyazı verdiği ve söz konusu şahıs için koruma polisi görevlendirdiği, bu şahısla ilgili adli veya istihbari çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılması için talimat verdiği, bu şahsın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi için girişimlerde bulunduğu ve bu eylemlerin TCK’nın 204, 255, 252 ve 285’inci maddelerine uyduğu; AB eski Bakanı E. Bağış hakkında, bir şahıstan sağlanan miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı maddi menfaatler karşılığında bu şahsın turizm belgeli bir otel kiralama girişimi ile yakınlarına vize alınması işleri için aracılık ettiği ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 252’nci maddelerine uyduğu; Çevre ve Şehircilik eski Bakanı E. Bayraktar hakkında, bir suç örgütünün yönetici ve üyelerinin kendilerine sağlanan ve miktar ve değeri tespit edilemeyen bazı menfaatler karşılığında kişiye özel imtiyazlı imar planlarını onaylattıkları ve imar planlarına aykırı olarak yapılan bazı projelerin usulsüzlüklerine göz yumdukları ve denetimlerden sorunsuzca geçmelerini sağladıkları ve bu eylemlerin TCK’nın 255 ve 257’nci maddelerine uyduğu iddialarıyla Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8) (Devam)

BAŞKAN – Anayasa'nın 100’üncü maddesindeki “Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar.” hükmü uyarınca, biraz önce okunan Meclis soruşturması önergesinin görüşülme gününü de kapsayan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisini biraz sonra işleme alacağım.

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de 1 üyelik düşmektedir. Bu Komisyona aday olmak isteyen, siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 5 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 18.00’e kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Şimdi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, okutup ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

D) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Başkanlığındaki heyetlerin;

Moldova Meclis Başkanı Igor Corman ile Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in vaki davetlerine icabet etmek üzere adı geçen ülkelere,

Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Ştefan Zgonea’nın davetine icabetle Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamenter Asamblesi Açılış Toplantısı’na katılmak üzere Romanya’ya,

Resmî birer ziyarette bulunmaları hususlarına ilişkin tezkeresi (3/1479)

28/4/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Başkanlığındaki heyetlerin;

1) Moldova Meclis Başkanı Igor Corman ile Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner'in, vaki davetlerine icabet etmek üzere adı geçen ülkelere resmî ziyaretlerde bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6'ncı maddesi,

2) Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Ştefan Zgonea'nın davetine icabetle, Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamenter Asamblesi Açılış Toplantısı’na katılmak üzere Romanya'ya resmî ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9’uncu maddesi

uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Cemil Çiçek

        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                        Başkanı

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çıray, Sayın Atıcı, Sayın Ağbaba, Sayın Çam, Sayın Toptaş, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Özel, Sayın Haberal, Sayın Kaplan, Sayın Akar, Sayın Özkoç, Sayın Tayan, Sayın Danışoğlu, Sayın Güler, Sayın Dinçer, Sayın Işık, Sayın Özkan, Sayın Genç.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:16.47

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Tezkereler (Devam)

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek Başkanlığındaki heyetlerin;

Moldova Meclis Başkanı Igor Corman ile Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in vaki davetlerine icabet etmek üzere adı geçen ülkelere,

Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Ştefan Zgonea’nın davetine icabetle Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamenter Asamblesi Açılış Toplantısı’na katılmak üzere Romanya’ya,

Resmî birer ziyarette bulunmaları hususlarına ilişkin tezkeresi (3/1479) (Devam)

BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın Romanya Senatosu Dışişleri Komitesi Başkanı Petru Filip’in vaki davetine icabetle Türkiye-Romanya-Polonya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları Ortak Toplantısı’na katılması hususuna ilişkin tezkeresi (3/1480)

29 Nisan 2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın Romanya Senatosu Dışişleri Komitesi Başkanı Petru Filip’in vaki davetine icabetle Türkiye-Romanya-Polonya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları Ortak Toplantısı’na katılımı öngörülmektedir.

Adı geçen komisyon başkanının söz konusu toplantıya katılımı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

 

Cemil Çiçek

TBMM Başkanı

 

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Soma’daki tüm maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla 23/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/4/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/4/2014 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                         İstanbul

                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Soma’daki tüm maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla 23/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1060 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 29/4/2014 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İlk konuşmacı Muş Milletvekili Demir Çelik. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz efendim.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri şahsım ve Halkların Demokratik Partisi adına saygı ve sevgiyle selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum. Halkların Demokratik Partisinin bugün ilk kez Türkiye Meclisinde siyasal temsiliyet hakkını kazanmasından kaynaklı, önemsediğimden ibaret bir konuşma yapmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işçiler, Sanayi Devrimi’yle birlikte kendilerine göreceli verildiği sanılan özgür emeklerini satmaktan öte, taşınmaz ya da taşınır, hiçbir olanağı, imkânı olmayan kesimdir; yoksuldur, açtır, sefalet içerisinde yüzen kesimdir, emeğinden başka da satacak  bir değeri yoktur. Emeğini satmak adına, bazen bizlerin girmekten ürküntü duyduğumuz izbe yerlerde, güneşin girmediği, özgürlüklerin, hakların hiçe sayıldığı yerlerde yaşamlarını idame ettirme, ailelerini geçindirme arayışının dışında bir çabaları, gayretleri, arayışları, niyetleri de yoktur.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, biraz sessiz olursak…

DEMİR ÇELİK (Devamla) – Emeğini satmak durumunda kalan bu kardeşlerimiz, bu vatandaşlarımız, asgari ücretle, grev ve toplu sözleşmeden yoksun, sendikal örgütlenme hakkından yoksun, sadece ve tek başına, yaşamın kuru ekmek ve katıkla geçeceği günler için, maden ocaklarında, limanlarda, tersanelerde, fabrikalarda, tarlalarda yaşam sürdürmek koşuluyla karşı karşıyalar. Bu insanlarımız, bu vatandaşlarımız, bu kardeşlerimiz sosyal güvenlikten yoksun oldukları, sendikalı oldukları için, onlar ve aileleri mağdurdur; mağduriyet üzerinden her gün edebiyat yapan siyasal partilerin görmediği, görmek istemediği bir realite olarak karşımızda durmaktadırlar.

Son on dört yıldır, işçilerin on binlercesi bu duyarsızlığımızın sayesinde, bu vurdumduymazlığımızın sayesinde, görmeme ısrarında bulunuyor olmamızdan kaynaklı yaşamını yitiriyor. İnsanlarımız maden ocaklarında, tersanelerde, limanlarda, fabrikalarda, tarlalarda yaşamını sürdürüyorken bu Meclis onların güvenlik içerisinde yaşamasının koşulunu yaratamıyorsa, bu Meclis onların insani yaşam koşullarına erişmesinin olanaklarını, imkanlarını yaratmıyorsa her şeyden önce sorgulanması gereken, bu eksiklik olmalı. O nedenle, işçi kıyımlarına, işçi ölümlerine duyarsız kalmanın her şeyden önce, bir vatandaş olarak, bir vekil olarak yüreğimi sızlattığını ifade etmek istiyorum. Hele hele iki gün sonrası da 1 Mayıs. 1 Mayıs ki dünya işçi, emekçi bayramı; 1 Mayıs ki dünya işçi sınıfının birlik, dayanışma günü. Birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayısın bayram coşkusuyla alanlarda, meydanlarda hak mücadelesinin bayramına dönüştürülmesi gerekirken yasakçı zihniyete takılarak alanlar işçilere, meydanlar işçilere dar edilmek isteniyor. Hani özgürlükler? Hani barış? Hani kardeşlik? Hani hak ve hukuk? İşçi olunca, öteki olunca, mazlum olunca, yoksul olunca hiçbir haktan, hiçbir özgürlükten nasibini almayacak ama zenginseniz, mal, mülk sahibiyseniz, elit siyaseti yürütüyorsanız, egemenseniz, iktidar sahibiyseniz her türlü hakkı kendinizde görme alışkanlığından vazgeçiniz. Artık, egemen varsa onun mazlumu, yoksulu, yönetileni de vardır, onu da dikkate alan bir algı ve anlayışla yaklaşmak gerekirken ölümlerin ardı arkası kesilmiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işçiler bizim vurdumduymazlığımızın sayesinde, işçiler sosyal güvenlikten yoksun olmaktan dolayı yaşamlarını yitiriyor ama aynı işçiler, aynı çalışanlar siyasilerin keyfî yaklaşımları, uygulamalarıyla da sosyal ve siyasal travma yaşıyor.  Bu insanlarımız yoksulluk sınırı olan 3 milyon 500 bin gibi bir rakamın çok altında maaşa sahip, o özlük haklarının verdiği kıt kanaat geçinme durumu ve koşullarıyla karşı karşıyadır. Yetmezmiş gibi, keyfî davranıyoruz, kendimize göre yönetiyoruz.

Son zamanlarda duyuyoruz ve işitiyoruz ki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek’in keyfî yaklaşımı ve uygulamalarıyla, 657’ye tabi TÜM BEL-SEN üyesi 14 arkadaşımızın, kardeşimizin -Haziran 2013’teki Gezi olaylarından kaynaklı yaşanan hukuksuzluğa vurgu yapmak, eleştirmek adına basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle- iş akitleri feshediliyor, işten atılıyorlar. Bu keyfî uygulamanın hesabını birileri sormak durumunda. Eğer hukuk devleti isek, eğer hâlâ vicdanlarımız kararmamış, körelmemişse demokratik hukuk devletinde olması mümkün olmayan bu keyfî uygulamalar bir an evvel son bulmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her rejimde, her sistemde mutlaka iktidar vardır ama demokrasi dediğimiz siyasal sistemde muhalefet de vardır. İktidarın, muhalefet olmaksızın, muhalefetin eleştirel, ön açıcı yaklaşımını dikkate almaksızın keyfî uygulamaları bizi mutlak iktidara götürür, bizi otoriterizmden de öte totaliter, monark yönetimlere götürür. Biz buna el birliğiyle, yürek birliğiyle “Dur” demek zorundayız, bugün sıra bizdedir. Keyfî uygulamaların arkasında olur, sahiplenirsek sıranın kime geleceği belli olmaz. O nedenle, kendinize yapılmasını istemediğiniz muamele ve uygulamalardan kaçınmak insan olmanın, ahlaki, vicdani toplum savunucusu olmanın olmazsa olmaz kriteridir. Böylesi keyfî uygulamalara Meclis duyarsız davranacaksa, herkesin yaptığının yanına kâr kaldığı bir sistem, olsa olsa yüz yıl öncesinin, yüzlerce yıl öncesinin keyfî, padişahvari, krallık rejimlerinde rastlayabileceğimiz uygulamalardır.

Biz yönetim dışında kalmış olabiliriz, biz iktidar dışında kalmış olabiliriz ama iktidar dışında da kalmış olsak, muhalefet de olsak, yönetim dışında da olsak biz milyonlarız. Bu milyonların açlığı, yoksulluğu, sefaleti eğer bir gün görülmezse, dikkate alınmazsa, ölümlerin önüne geçilmezse, inanın, kendisini bizden saymayanların da kurtulmak adına çabalarının yetersiz kalacağı, bir ölüm korkusu çemberiyle karşı karşıya kalırız. O nedenle, 2002’den bu yana, on ikinci yılını doldurmak üzere olan AKP iktidarının keyfî, kendine göreci, benmerkezci anlayışından sıyrılması, olması gereken tek adımdır. Bunda ısrar etmek, sadece AKP’ye kaybettirmeyecektir; Türkiye halklarına, Türkiye kimliklerine, inançlarına, kültürlerine, çoklu kültürüne, kimliğine zarar verir.

O nedenle, işçi ölümlerinin önüne geçmek, onları sosyal güvenlik sahibi yapmak, toplu iş ve grev hakkı sahibi yapmak bizim temel görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Bunun gereği olarak, bundan sonra, 28 Nisan, işçi ölümlerinin gerekçesine binaen yas günü ilan edilmeli, yeni işçi ölümlerinin yaşanmaması adına Mecliste tüm siyasi partilerin duyarlılığıyla gerekli yasal ve anayasal değişiklikler yapılarak toplum güvenliği sağlanmalı.

Ne Başbakanın ne MİT’in ne de özel kişilerin güvenliği bu Meclisin gündemi olmamalı. Meclisin gündemi tarihsel, siyasal, sosyal değerlerimizden bir bütündür, toplumun güvenliğidir, toplumun ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçları karşılamak Meclisin temel görevi diyor, saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Manisa Milletvekili  Özgür Özel.

Buyurunuz Sayın Özel.(CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

51 milletvekili arkadaşımızla birlikte verdiğimiz araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

1 Mayısa iki gün kaldı. İki gün içinde, dünyanın dört bir tarafında, Havana’dan Tokyo’ya, Moskova’dan Washington’a kadar her yerde, işçi sınıfında tatlı bir telaş var, bayramlarını kutlamak istiyorlar. Bu kutlamaların yapılacağı meydanlarda hazırlık yapılıyor, güzergâhlar belirleniyor, kutlama törenleriyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılıyor. Oysa Türkiye'de, işçiler istedikleri meydanlarda bayramlarını kutlayamıyorlar. Başbakanın, valinin, İçişleri Bakanının dayattığı bir meydandaki kutlamalara Türkiye'de İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Emniyeti hazırlanıyor 40 bin polisle. 40 bin memur, 40 bin gösterici bir yere toplandığında başlı başına bir haberdir ama herhâlde, dünyanın hiçbir yerinde, 40 bin kişi bir hak, bir özgürlük kullanılmasın, bir bayram kutlanmasın diye hazırlık yapmaz. 50 tane yeni, gıcır gıcır, dumanı üstünde TOMA. Dışarıya elektrik verebilen, dokunanın çarpılacağı, yeni mücadele gücü olan TOMA’larla hazırlık yapıyorlar, sanki polis teçhizatının sergileneceği bir polis bayramı. Böyle bir anlayışı şiddetle kınıyoruz. İki kıtayı birbirine bağlayan, dünyanın göz bebeği bir kentte, 2014 yılında 40 bin polis 1 Mayıs hazırlığı yapıyorsa bu, o vali için, İçişleri Bakanı için, Başbakan için ve iktidar partisi grubu için bir utanç vesilesidir, bunun altını çizmek istiyorum.

Bunun yanında, 1 Mayısın bayram olması için, AKP son günlerde sürekli “Onu biz bayram yaptık.” diyor. Bu, dilinden düşüremediği millî iradeyi küçümsemektir. 1 Mayıs, 2009 yılında, 4 siyasi parti grubunun uzlaşısıyla bu Meclisten geçmiş, bayram olmuştur ama -o günü, ne siyasi parti grupları ne iktidar partisi ne Başbakan- 1 Mayısı Türkiye emekçi sınıfı, işçi sınıfı söke söke bayram yapmıştır, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)

O tarihlerde utanmadan, sıkılmadan AKP’nin il başkanlığının bastırdığı bir afişi dikkatlerinize sunmak istiyoruz: “1 Mayıs, hem bayram hem Taksim’de kutlu olsun.” diyor. Bunu iktidar partisi milletvekillerinin dikkatine sunuyorum, ümit ediyorum bununla ilgili söyleyecek bir sözünüz vardır. İktidar partisi grubuna sataşıyorum, çıkın, cevap verin, “1 Mayıs Taksim’de kutlanacak müjdesini bu afişe yazan bizler, 1 Mayısı yasakladık, gerekçemiz de budur.” deyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yenikapı’yı yeni yaptık, Yenikapı yoktu o zaman.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Yenikapı’yı yeni yaptınız. Yenikapı âdeta şudur: Bir işçi sınıfı, kendi sınıf mücadelesinin gereği olarak, kendi mücadelesinin sembolü olan bir alanda, şehitler verdiği, kayıplar verdiği 1977 1 Mayısının taziyesini, kutlayacağı bir yerde… Şimdi, dünyada ve Türkiye’de kaybettiği itibarını geri kazanmak isteyen birilerinin özgürlükçü, tarihle hesaplaşan, taziye mesajlarını verdiği bir noktada kendi ülkesindeki 1 Mayıs 1977’nin taziyesini ve Gezi şehitlerinin taziyesini veremiyorsa o yaptığı taziyenin de bir kıymeti yoktur, içtenliği yoktur, bu da böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sebep olanlara yazıklar olsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Taksim’de serbestçe 1 Mayıs kutlandığında bugüne kadar hiçbir olay olmadı ama Taksim yasaklandığında neler olduğunu hep birlikte gördük.

Şimdi, bir meydan savaşına hazırlanıyorsunuz. Oysa, geçen sene, Galatasaraylı taraftarlar, yasaklanan Taksim Meydanı’nda, “Düşersiniz, çukurlar var!” denen Taksim Meydanı’nda, yasaktan dört gün sonra şampiyonluk kutladılar. Bu sene, nisan ayının son günlerinde, Fenerbahçe taraftarı Taksim Meydanı’nda şampiyonluğu kutladı.

Bir işçi kardeşimizi düşünün, Fenerbahçe ya da Galatasaray taraftarı, üzerinde takımının forması varsa Taksim Meydanı ona açık ama üzerinde işçi önlüğü varsa Taksim Meydanı ona yasak ama AKP’nin tüm kıdemli, tüm yetkili ağızları diyorlar ki “Bu bir siyasi yasaklama değildir.” Ufak atın da civcivler yesin! Bu söylediğinize kimseler inanmaz. Orada, 1 Mayısta Taksim Meydanı’na işçi önlüğüyle çıkıp meydanda kutlamaları yapmak, takımların futbol maçlarında kazandıkları zaferleri kutlaması kadar -en az- meşrudur, onurludur ve eninde sonunda, size rağmen, yine de bu hak söke söke geri alınacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Geçen sene “Çukurlar var, düşersiniz!” diye yasakladığınız meydan bu sene metrekare olarak genişledi ama bu sene de oraya yasak koyuyorsunuz. Çünkü, mesele, Türkiye’de Taksim Meydanı’nın genişlemesi ya da daralması değil; mesele, Türkiye’de özgürlük alanının, demokrasi alanının daralıyor olmasıdır. Meydanlar istediğiniz kadar büyük olsun, demokrasi ve özgürlükler daralıyorsa işte o zaman işçi sınıfının Taksim’e çıkmasına da izin vermezsiniz; karşı karşıya bulunduğumuz durum budur.

Taksim sembolik önemdedir, tarihî önemdedir, sınıfsal bir öneme sahiptir. Ama, Taksim Meydanı için “Size büyük bir meydan yaptık, gidin orada kutlayın. Eğer oraya gitmek istemez de Taksim’e çıkmak isterseniz başınıza geleceklerden siz mesulsünüz.” demek, ülkenin tamamını kucaklayacak bir devlet adamı dili ve söylemi değildir. Bu demokrasi dili de değildir, bu özgürlükler dili de değildir. Bu olsa olsa otoriter bir dildir, bu olsa olsa faşizan bir dildir, bu olsa olsa diktatöryal bir dildir ve bu dil, ne ülkeye ne de bu dilin sahibine son sentezde fayda etmeyecektir. (CHP  sıralarından alkışlar)

Bugün verdiğimiz araştırma önergesi Soma’daki işçi kayıplarıyla ilgiliydi. Soma’da maden ocaklarında sürekli patlamalar oluyor ve o patlamalarda işçilerimizi kaybediyoruz. Verdiğimiz soru önergelerine cevap: “10 kere denetledik, 66 tane kusur; şu kadar para cezası verdik.” Sonuç: Yeni patlama, yeni ölümler.

Peki, bir şirket var; adı Uyar Madencilik, Manisa milletvekilleriyle en iyi ilişkiler hâlinde. Bu madencilikte o kadar büyük sıkıntılar, kusurlar var ama son kazaya kadar defalarca denetlendi, bir türlü ceza almadı. Peki, bu işin kerameti ne? Bu işin kerameti ve hikmeti bu barette gizli arkadaşlar, bu barette. Sayın Başbakan Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’na çıkar, der ki: “Somalı işçi kardeşlerim burada mı?” Askerî bir disiplinle dizilmiş 3 bin Somalı maden işçisi baretleri kaldırır, neşesiz, mutsuz, heyecansız, dimdik durur çünkü bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır, ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler; maden patlar, işçi ölür. Ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan’a yetmektedir! (CHP sıralarından alkışlar)

Meydanlardaki bu baret selamlamasını gündeme getirdiğimde Sayın Bakan Faruk Çelik, tutanaklarda var, aynen şöyle dedi: “Ne var bunda? Yani, bir vatandaş siyasi bir partiye üye olamaz mı? Bir vatandaş bir siyasi partiye gönül vermiş, işçisine izin verip, ücretini verip onu bir mitinge götüremez mi?” Bu da siyasi tarihimize, bu Meclisin tutanaklarına böyle geçti. Böyle bir anlayış olmaz. “İşçi benim işçim, parasını veririm, ister madene sokarım ister mitinge götürürüm ister pikniğe götürürüm.” anlayışı olmaz. Yeryüzü sıcak olsun diye, o soğuk maden ocağına inip alnının terini ekmeğine tuz eyleyen işçilerin emeklerini, alın terlerini, yaşama mücadelelerini bir siyasi partinin geleceğine, onun ikbali için, genel başkanının oradaki miting meydanını doldurmasına, alkışlamasına tahvil etmeye çalışanlar, bu yaptıklarının hesabını eninde sonunda, tarih karşısında, hem Türkiye işçi sınıfına hem de bu ülkenin güzel emekçi insanlarına verecekler arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Dünyanın hiçbir yerinde, çalışma ve sosyal güvenlik bakanları kazalardan sonra “Arkadaşlar öldüler ama cesetleri yanmamıştı, güzel öldüler.” demez. Dünyanın hiçbir yerinde, başbakanlar “Bu mesleğin fıtratında ölüm var.” demez. İnsanın fıtratında ölüm var, hayatın kendisinde ölüm var ama “Bu mesleğin fıtratında ölüm var.” demez. Dünyada başbakanlar böyle ölümler olunca istifa ederler ama bizimki pişkin pişkin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …fıtrat göndermesi yapmaktadır.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş.

Buyurunuz Sayın Yurttaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Manisa’mızda, hafta sonunda, Alaşehir ilçemiz, Şehzadeler ilçesi ve Saruhanlı’da dolu hasarı meydana gelmiştir. Çiftçilerimizin zararlarının tespiti yapılmaktadır. Çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi ileterek sözlerime başlamak istiyorum.

Manisa, yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından zengin bir ilimizdir; tarım kentidir, sanayi kentidir, maden ve turizm kentidir.

Soma ilçemiz, kömür madenleri açısından ve enerji üretimi açısından önemli bir ilçemizdir. Aynı zamanda, Gördes’te nikel madeni, Turgutlu Çaldağı’nda nikel madeni çıkarılmaktadır.

Jeotermal açıdan Manisa’mız zengin bir bölgeye sahiptir. Manisa’da Salihli ile Alaşehir arasında Türkiye'nin en sıcak jeotermal suyu -287 derece sıcaklığında- çıkarılmıştır; enerji üretiminde, konut ısıtmada, kaplıcada ve seracılıkta kullanılacaktır.

Soma, bizim, ekmeğini taştan çıkaran yani kömürden çıkaran çalışkan işçilerimizin memleketidir. Burada maden ocakları, kömür madenleri ve aynı zamanda enerji üretimi yapılmaktadır. Soma’nın genç, çalışkan Belediye Başkanı Hasan Ergene’nin yapmış olduğu projelerle bölge ısıtma sistemi yani SEAŞ’ın üretiminden elde edilen buharla tüm konutların, ilk etapta 8.100 konutun ısıtılması planlanmaktadır.

Yıllarca çevreyi kirleten SEAŞ’ın bacalarına 9 milyon euro harcanarak AK PARTİ döneminde filtreler takılmış ve AK PARTİ’yle çevre temizliği sağlanmıştır.

Tüm kazalarda ölen işçilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı, bir işçi emeklisinin çocuğu olarak tebrik ediyorum. AK PARTİ sayesinde, 1 Mayıs, işçi bayramı ve resmî tatil olmuştur. Burada, 2009’da bunun bayram olduğu ifade edildi; evet, AK PARTİ iktidarında bu, bayram yapılmıştır.

Yer altı madenlerimizin yeryüzüne en güvenilir yöntemle çıkarılmasının yanındayız. Yine, Haziran 2012 yılında, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası AK PARTİ tarafından hizmete sokulmuştur. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla hareket etmeye ve bir insanımızın bile burnunun kanamaması için gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz. Kamu ve özel sektörde aynı hassasiyeti göstereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hiçbir kurum ve kuruluşa karşı bu konuda toleransımız olamaz. Çare madenleri kapatmak değil; üretim ve istihdamı artırmak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli çalışmaları yapmaktır.

İş kazalarının olduğu Soma’da, bahsedilen Darkale Maden İşletmesi kapatılmıştır, artık orada üretim yapılmamaktadır. Benden önce konuşan değerli Manisa Milletvekili arkadaşımız, buradaki şirketlerle Manisa milletvekillerinin bir diyaloğunun olduğundan bahsetti. Ben değerli kardeşime şunu hatırlatmak istiyorum: 2013 yılında, yılbaşında Sayın  Kılıçdaroğlu’nun ziyaret ettiği maden, en çok kazaların olduğu ve kapatılan Soma Darkale madenidir. Soma’da ELİ Müessesesi, İmbat Madencilik ve Soma Kömür İşletmeleri olmak üzere, yaklaşık 14.200 kişiye iş kapısı mevcuttur. ELİ Müesseselerinde 1.456 kişi çalışmaktadır. Kaza sıklık oranı, 1 milyon iş saatinde meydana gelen kaza sayısı olarak 5,6’dır. Kaza ağırlık oranı, bin iş saatinde meydana gelen gün kaybı olarak 0,19’dur. İmbat Madencilikte yılda 5,5 milyon ton kömür üretimi gerçekleşmektedir. 5.250 personel çalışmakta, 93 mühendis, 201 tekniker, 30 iş güvenliği uzmanı çalıştırılmaktadır. Soma Kömür İşletmelerinde 5.600 personel çalışmakta; 102 mühendis, 200 tekniker, 14 iş güvenliği uzmanı çalıştırılmaktadır.

Yer altı kömür madenciliği dünyanın en ağır ve en tehlikeli işleri arasında sayılmaktadır. Soma’daki maden işletmelerinin madencilik sektörü açısından dünyadaki ve Türkiye’deki pek çok madene göre daha iyi konumda olduğu bu rakamlardan da ortaya çıkmaktadır.

Soma’da çalışan firmalar iş kazalarını önlemek için mevzuatın istediği tüm önlemleri almalarına rağmen, işin doğası gereği, tehlikeli ve ağır işlerde zaman zaman istenmeyen kazalar olmaktadır.

AK PARTİ’yi işçi düşmanı gibi göstermek, AK PARTİ’yi özgürlüklerin düşmanı göstermek hiç kimsenin ne haddinedir ne de hakkınadır. Evet, bugüne kadar iş sağlığı ve güvenliği konusunda tedbirleri aldık. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı çıkardık. İnşallah, bu dönem içerisinde taşeron işçilerle ilgili yasayı da Meclisimize getireceğiz. Kıdem tazminatları, iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınacak tedbirler ve taşeron işçilerin özlük haklarının iyileştirilmesi de ümit ediyoruz ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Meclise bu dönem içerisinde getirilecek ve taşeron işçilerimizin kaygı ve endişeleri giderilecektir. Bu konuda, yine, taşeron işçilere de müjdeyi AK PARTİ iktidarı verecektir. Evet, talepler var.

Geçmişe dönüp baktığımızda aldığımız yol ortadadır. AK PARTİ, iş sağlığı ve güvenliği konusunda nasıl bugüne kadar önlemleri aldıysa bundan sonra da aynı önlemleri almaya devam edecektir.

1 Mayıs İşçi Bayramı. Evet, biz istiyoruz ki işçilerimiz en geniş meydanlarda bayramlarını kutlasınlar. Biz, özgürlüklerden yanayız; başörtüsü özgürlüğünü getiren biziz, okuma özgürlüğünü getiren biziz, düşünce özgürlüğünü getiren biziz. İşçilerimize bu 1 Mayısı resmî tatil ilan edip bayram yapan bir iktidarı “işçi düşmanı” olarak suçlamak hiç kimsenin haddine değildir. Ben bir işçi çocuğuyum, işçi emeklisinin çocuğuyum ve bu konuda AK PARTİ’nin yapmış olduğu çalışmalar herkes tarafından takdirle izlenmektedir. Sendikal düzenlemeler AK PARTİ sayesinde çok ileri bir safhaya gelmiştir. Evet, yapacak daha çok işimiz var ve bu işlerimiz olduğu için bugüne kadar millet bize girdiğimiz tüm seçimlerde, 3 genel seçimde oy verdi; işçisi de oy verdi, memuru da oy verdi, işvereni de oy verdi, vermeye de devam ediyor. İnşallah, bundan sonraki dönemde de hem işverenlerin hem işçilerin sorunlarını çözecek olan, iş sağlığı ve güvenliği konusunda en güzel düzenlemeleri kimsenin burnu kanamayacak şekilde yapacak olan da AK PARTİ’dir.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Yüce Meclisi ve bizleri televizyonları karşısında izleyen değerli hemşehrilerimi, tüm vatandaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yurttaş.

Manisa Milletvekili Erkan Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, Soma’daki maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması ve bu kazalara karşı gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik Meclis araştırma komisyonu kurulmasıyla ilgili grup önerisinin lehinde söz aldım. Muhterem heyetinizi Milliyetçi Hareket Partisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde enerji talebinin yerli üretimle karşılanma oranı gittikçe azalmaktadır. 1990’lardaki yüzde 48 oranından 2012 yılında yüzde 27’ye kadar düşmüştür. Türkiye’nin birincil enerji tüketiminin yüzde 87’sini karşılayan doğal gazın yüzde 98’i, petrolün yüzde 91’i ithal edilirken linyit kömürünün tamamı ülkemizde üretilmektedir ve Türkiye'deki yaklaşık 2 milyar tonluk linyit kömürü rezervinin 753 milyon tonu Soma’dadır. Soma’da günde 15 milyon ton tüvenan linyit kömürü üretilmektedir. Soma’da üretilen linyit kömürü Soma termik santrallerine yakıt temin etmekte, ısınma ve sanayide ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, iş kazalarında Avrupa'da 1’inci, dünyada 3’üncü sıradadır. Türkiye'deki işçi ölümleri ortalaması ise Avrupa Birliğinin 8,5 katıdır. Türkiye'de 2002-2013 yılları arasında toplam 880 bin iş kazası yaşanmış, bu kazalarda 13.442 vatandaşımız yani işçimiz hayatını kaybetmiştir. Dolayısıyla, AKP döneminde Türkiye'de ortalama her gün 219 iş kazası meydana gelmiş ve bu kazalarda da günde ortalama 4 işçi hayatını kaybederken 5 işçi de iş göremez hâle gelmiştir. 2002 yılındaki iş kazalarında 872 işçi hayatını kaybederken, 2013 yılında iş kazalarında 1.235 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu rakamları iş kazalarındaki artışa dikkat çekmek amacıyla söylüyorum.

Yine, TÜİK’in 2013 iş kazalarını araştırma sonuçlarına göre iş kazası oranının en yüksek olduğu sektör madencilik sektörüdür. Madencilik ve taş ocakçılığı sektöründeki kazaların toplam kazalar içindeki payı yüzde 13,4’tür. Maden işçileri iş güvenliğinin hiçe sayıldığı maden ocaklarında düşük ücret ve uzun mesai saatleriyle çalışmaktadır. Maden işçileri yaptıkları iş ve çalışma koşullarından dolayı genç yaşta sağlık sorunlarıyla boğuşmak zorunda kalmaktadır. Özelleştirme, taşeronlaştırma ve rödovans gibi yanlış uygulamalar ve bilhassa denetimin yeterince yapılmaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır. Türkiye, ölümlü maden kazalarında dünyada 1’incidir.

2013 yılı sonu itibarıyla Soma’nın nüfusu 105 bindir. Soma’da çalışan nüfusun yaklaşık 16 bini maden çalışanıdır. Maden çalışanlarının 14 bini özel sektörde, 2 bini kamu madenlerinde çalışmaktadır. Maden çalışanlarının yaklaşık 12 bini de yer altında çalışmaktadır. 105 bin kişinin yaşadığı Soma’da, 2013 yılında, sadece Soma Devlet Hastanesinde 650 bin poliklinik, 150 bin acil yardım hizmeti verilmiştir. Yine, 2013 yılında Soma ilçemizde 5 bin iş kazası meydana gelmiştir. Bu kazaların yüzde 90’ı maden ocaklarında, maden sahalarında yaşanan kazalardır. Maden kazalarının birçoğunu da yanık yaraları oluşturmaktadır. Soma Devlet Hastanesinde yanık ünitesi olmadığı için özellikle maden kazalarındaki yanık yaralıları başka illere sevk edilmek için saatlerce bekletilmekte, bu da ölümlerin artışına neden olmaktadır. Acilen Soma Devlet Hastanesinde de yanık ünitesi kurulması ihtiyacı vardır. Bugüne kadar Soma’daki Türkiye Kömür İşletmelerine bağlı Ege Linyit İşletmesindeki kazalarda 79 madenci hayatını kaybetmiştir.

Bazı özel maden şirketlerindeki kaza istatistikleri ise âdeta insanın kanını dondurmaktadır. AKP’li bir milletvekilinin arkasında olduğu iddia edilen “Uyar Madencilik” adındaki bir şirket 17 Aralık 2003 yılında kamudan Darkale maden ocağını kiralamıştır. Bu maden ocağında 2011 yılında 238    –lütfen, dikkatinizi çekiyorum değerli milletvekilleri- 2012 yılında 255 iş kazası olmuş, 2003-2013 yılları arasındaki kazalarda da 10’dan fazla işçi hayatını kaybetmiştir. Biraz önce de sayın konuşmacıların dile getirdiği üzere bu bilhassa Darkale maden ocağı işletmelerinin işçileri yıllardır AKP’nin Manisa seçim mitinglerine zorla baretleriyle  birlikte getirilmektedir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kadrolu!

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Âdeta mitingler için kadrolu hâle getirilmiştir.

Bu Darkale  maden ocağında her geçen yıl kazaların artmasına, yer altında ruhsat ihlali yapılmasına ve bu şirketin devlete yaklaşık 30 milyon sosyal güvenlik prim borcu olmasına rağmen şirket faaliyetine devam etmiştir.

Soma’da Uyar Madenciliğin işlettiği Darkale ve Azyak’ta meydana gelen kazaları da geçtiğimiz 2013 yılı bütçe görüşmeleri sırasında da defaatle dile getirdik ve bu konuda da soru önergeleri verdik.

Soru önergemizi cevaplandıran Sayın Enerji Bakanı, Uyar Madenciliğin Soma Darkale mevkiinde yer altı ocağını 17 Aralık 2003 tarihinden bu yana kiraladığı cevabını veriyor ve Darkale maden ocağında 20 Ekim 2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda yapılan teftiş sonucunda 7 madde hâlinde mevzuata aykırılık tespit edildiği için  kapatıldığını bildirdi. Bu iş yerinde 2006, 2007, 2011 ve 2012 yılında olmak üzere toplam 5 denetim yapıldığı söylendi. Yapılan bu denetimler sonucunda Uyar Madencilik şirketine 202 milyon lira idari para cezası verildiği ve ayrıca bu madencilik şirketinin de yer altından sınır ihlali yaptığı yani hırsızlık yaptığı, maden çaldığı da söz konusudur. Bu, Bakanlığın verdiği bilgi dâhilindedir yani Bakanlık da bunu bilmektedir.

20 Ekim 2013 tarihinde meydana gelen ölümlü kazalar nedeniyle yapılan denetimler sonucu yaklaşık 800 işçinin çalıştığı Darkale maden ocağı kapatıldı ve Uyar Madencilik işçilerinin kıdem ve ihbar tazminatını da ödememiştir.

Darkale ocağında 8 saat çalışması gereken işçiler 12 saat çalıştırılıp primleri ödenmemiştir. Azyak’ta yer üstünde birikmiş binlerce ton şlam, toprakla örtülmediği için yanmakta, aşırı derecede çevre kirliliği oluşmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu maden kazalarını azaltmak için öncelikle denetim savsaklanmadan çok etkin hâle getirilmelidir. Maalesef, AKP iktidarının en zayıf olduğu, en yanlış iş yaptığı konuların başı, genel olarak ifade ediyorum, denetim konusudur. Yani “denetim” kavramını asla ağzına almak istememekte ve denetimden sürekli kaçmaktadır. Bu denetim etkin kılınmalı, yaptırımlar caydırıcı hâle getirilmelidir ve maden ocaklarında taşeron sistemi de kaldırılmalıdır. İş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendis iş akdi ve ücret yönünden işverenden bağımsız olmalıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 176 sayılı Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi mutlaka onaylanmalıdır. İş güvenliğiyle ilgili, yeterince, gerekli denetime ilişkin ve eğitime ilişkin çalışmalar da yapılmalıdır.

Maden işçilerinin aldıkları ücret yetersizdir. İş güvenliği taşeron patronların iki dudağı arasındadır. İş güvenliği yeterli olmayan ocaklarda düşük ücretle, uzun mesai saatleriyle çalışan madencilerimiz yaptıkları iş ve çalışma koşullarının olumsuzluğu nedeniyle de genç yaşta çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmaktadır.

Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akçay.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Erkan Akçay’dan önce kürsüde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşan bir milletvekili Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2012 yıl başını geçirdiği madenle ilgili olarak “O madeni işleten şirketle bizim değil, sizin ilginiz var.” diyerek sataşmada bulunmuştur. Söz istiyorum efendim.

Sayın Özgür Özel konuşacak.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

AKP Grubu adına konuşan Manisa Milletvekilimiz Sayın Muzaffer Yurttaş, kapatılan Uyar Madencilikle ilgili olarak, partilerinin bu madenle bir ilgisinin olmadığını ancak Sayın Genel Başkanımızın yeni yıla bu madende girdiğini ifade ederek açıklanmaya muhtaç ve fevkalade yanlış yöne çekilen bir ifade kullanmıştır, onun için kürsü almış bulunuyorum.

Sayın Genel Başkanımız yeni yıl kutlamasını Zonguldak’taki bir maden ocağında yapmak üzere planlamasını yapmış, gerekli başvurularda bulunmuştur. Ancak, aynı tarihte o maden ocağında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının yeni yıla gireceği gerekçe gösterilerek Sayın Genel Başkanımıza bir başka madeni tercih edebilecekleri ifade edilmiş, bunun üzerine, Ege Linyitleri İşletmesi Uyar Madenciliği kendisi tespit ederek “Bu madene gidebilirsiniz.” demiştir. Sanki Cumhuriyet Halk Partisinin kendi tercihiymiş gibi yapılan ima doğru değildir.

Ama doğru olan şudur: Uyar Madencilik her soruşturma geçirdiğinde Manisa milletvekilleriyle birlikte TKİ Genel Müdürünün odasında gidip gerekli görüşmeler yapılmıştır. Sayın Tanrıverdi o maden ocağındaki kişilerin ismiyle kendi adını kefalet koymuştur. Her seferinde çıkıp bu kürsüden savundunuz ve o maden ocağında 66 tane kusur bulunup binlerce yaralı, onlarca ölüm ortaya çıkana kadar kılınızı kıpırdatmadınız. Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet partilerinin konunun araştırılmasına yönelik verdikleri tüm önergeleri reddettiniz, verilen tüm soru önergelerine dolambaçlı yollardan, madeni koruyarak ilgili bakanlar cevap verdiler. Mitinglerinizde -bizim mitingimizde yok- sizin mitinginizde o madenin işçileri taşındı.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yurttaş.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Konuşmacı şahsıma sataşmada bulunmuştur. 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Hangi konuda? Nasıl?

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – AK PARTİ’nin, AK PARTİ milletvekillerinin Uyar Madenciliği savunduğunu belirtmiş ve TKİ’nin müdürünün odasına giderek bu konuyu savunduğumuzu belirtmiştir. Bu yanlış bilgiyi...

BAŞKAN – Evet, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

6.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim gayemiz Soma’yı ve Somalıyı savunmaktır. Hiçbir maden şirketiyle ne partimizin ne milletvekillerimizin bir ilişkisi söz konusu değildir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yemin et Muzaffer Ağabey, inanacağım! Yemin et, inanacağım!

MUZAFFER YURTTAŞ (Devamla) – Evet, ben bahsettiğiniz o toplantıların hiçbirinde olmadım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Muzaffer Ağabey, yemin et, çıkıp özür dileyeceğim!

MUZAFFER YURTTAŞ (Devamla) – Olmadım, olmadım...

Ayrıca, şunu da belirtmek istiyorum: Soma’daki bu maden sekiz ay önce kapatılmıştır. Bu madenin işçilerinin bir kısmı İmbat Madencilik, bir kısmı da Soma Kömürlerine geçiş yapmıştır. Burada Milliyetçi Hareket Partisine ait milletvekilimiz konuşurken Soma’daki yanıklardan bahsetti. Evet, iktidarımız zamanında, Soma’da, 49 bin metrekare, içerisindeki malzemelerle birlikte yaklaşık 60 trilyon liraya mal olacak, 300 yataklı, tam donanımlı bir devlet hastanesinin yüzde 75’i tamamlanmıştır. Bu yıl içerisinde de Somalının, işçilerimizin hizmetine geçirilecektir.

Bizim partimizin Soma’daki herhangi bir madenle ilişkisi asla olamaz. Olanlar, olduğunu söyleyenler partimize ve milletvekillerimize iftira etmektedirler.

Ben Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yurttaş.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Soma’daki tüm maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla 23/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup daha sonra oylarınıza sunacağım.

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; (9/8), (9/3), (9/4), (9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Önergelerinin 5 Mayıs 2014 Pazartesi günkü gündemin “Özel Gündemde Yer alacak İşler” kısmının sırasıyla 1, 2, 3, 4 ve 5’inci sıralarına alınmasına, Anayasa’nın 100’üncü maddesi gereğince Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin TBMM Genel Kurulunun 5 Mayıs 2014 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ve bu görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 6, 13, 20 ve 27 Mayıs 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 7, 14, 21 ve 28 Mayıs 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 564 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/04/2014 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki  önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                               Mihrimah Belma Satır

                                                                               İstanbul

                                   AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 564, 531, 554 ve 423 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3, 4, 5 ve 6’ncı sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

Haftalık çalışma günlerinin dışında 05 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 14:00'te toplanması;

(9/8), (9/3), (9/4), (9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin; 05/05/2014 Pazartesi günkü gündemin “Özel Gündemde Yer alacak İşler” kısmının sırasıyla 1, 2, 3, 4 ve 5’inci sıralarına alınması ve Anayasa’nın 100’üncü maddesi gereğince Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusundaki görüşmelerin TBMM Genel Kurulunun 05/05/2014 Pazartesi günkü birleşimde yapılması ve bu görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

6, 13, 20 ve 27 Mayıs 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,

7, 14, 21 ve 28 Mayıs 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi,

30 Nisan 2014 Çarşamba günkü birleşiminde 521 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

6, 13, 20 ve 27 Mayıs 2014 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 21:00 saatleri arasında,

7, 8, 14, 15, 21, 22, 28 ve 29 Mayıs 2014 çarşamba ve perşembe günkü birleşimlerinde 14:00 - 21:00 saatleri arasında,

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24:00'de günlük programın tamamlanamaması halinde günlük programın tamamlanmasına kadar;

Çalışmalarını sürdürmesi;

564 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

 

564 Sıra Sayılı

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı

(1/788, 2/1599)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1. BÖLÜM

Çerçeve 1 inci madde ila çerçeve 5’inci maddeyle ihdas olunan 8/Ğ maddesi arası

13

2. BÖLÜM

Çerçeve 5’inci maddeyle ihdas olunan 8/H maddesi ila 12’nci maddeler arası

12

TOPLAM MADDE SAYISI

25

BAŞKAN – Önerinin lehinde İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat.

Buyurunuz Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; grubumuz tarafından verilmiş öneri lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, grup önerimizde  Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu haftaki gündemi ve mayıs ayındaki çalışma gün ve saatlerine ilişkin bazı teklifler yer almaktadır. Buna göre, 4 tane kanun teklifi ve tasarısının gündemin ön sıralarına alınması, bunlardan 564 sıra sayılı –ki temel kanun olarak görüşülmesi önerilmektedir- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerinin, eğer yüce Genel Kurul önerimizi kabul ederse, bugün yapılması ve yarın da bitimine kadar Genel Kurulun çalışması önerilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, yine, biraz önce de gündeme geldi, eski 4 bakan hakkında Cumhuriyet Halk Partisi ve AK PARTİ Grubu milletvekillerince verilmiş olan 5 adet soruşturma önergesinin 5 Mayıs Pazartesi günü saat 14.00’te Genel Kurul toplanmak suretiyle özel gündemde görüşülmesi önerilmektedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Salı günü görüşelim, pazartesi tatil.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) - Mayıs ayında çalışma günlerimiz salı günü saat 15.00-21.00, çarşamba ve perşembe günleri de 14.00 ile 21.00 arasında olacaktır.

Önerimize desteklerinizi bekler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Vekilim, salı günü görüşmeyi yapalım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kubat.

Aleyhinde İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce kürsüye çıktığımda fezleke konusunu konuşmuştuk ama zamanın yeterli olmaması nedeniyle bazı görüşlerimi tam olarak sizlere ifade edememiştim.

Şimdi, Sayın Kubat Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisinde nelerin olduğunu söyledi. Öneriye göre, bakanlar hakkındaki Meclis soruşturma önergeleri herhangi bir iş günü değil yani Meclis televizyonunun yayın yaptığı günlerde değil pazartesi günü yapılacak. Bunun tek nedeni var: Bu görüşmelerin milletin gözünden kaçırılması. Başka hiçbir nedeni yok.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Son gün olması…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Efendim, son günle ilgisi yok. O zaman getirin yarın görüşelim. Bugüne kadar bir aylık bir süre vardı, bir aylık süreyi kullanmadınız, son gün diye getirip pazartesine koyuyorsunuz. Bugün yapalım, yarın yapalım veya pazartesi yapıyor isek gelin hep beraber karar alalım, eğer korkmuyorsanız o görüşmeleri Meclis televizyonu yayınlasın. Hadi, var mısınız? Eğer niyetiniz milletin gözünden bunu kaçırmak değil ise gelin “Varız.” deyin, Meclis televizyonu bunları yayınlasın.

İkincisi: Biz, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri Meclis soruşturma önergelerini 19 Mart tarihinde verdik, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri de o tarihte verdi ama sonra onu geri çektiler, İç Tüzük’e uygun yeni önergeyi geçen hafta verdiler yani biz daha önce verdik bunu. Öyle olduğu hâlde Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisinde Meclis soruşturma önergelerinin görüşülme sırası olarak 1’inci sıraya Adalet ve Kalkınma Partisi kendi önergesini yazmış. Niye değiştiriyorsunuz sırayı? Niye ilk sıraya Meclise intikal ettiği sıraya göre Cumhuriyet Halk Partililerin önergesini koymuyorsunuz? Niye? Samimi değilsiniz. Samimi olsanız bu önergeler daha önce geldiği için onu ilk sıraya koyarsınız. Niyet samimi değil. Niyet, bu soruşturmaları usulen burada açıyor gözükmek, Cumhuriyet Halk Partililerin önergelerini reddetmek ve bu yolsuzlukların üstünü kapatmak ama ben Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu içerisinde bu yolsuzluğun kapatılmasına izin vermeyecek milletvekilleri olduğuna inanıyorum. Bu bir sınavdır. 1 Mart 2003 tarihinde bu Parlamentonun verdiği onurlu sınavı Parlamento bir kez daha gösterecektir, buna inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, 1 Mayıs tarihi yaklaşıyor. Türkiye’de 1 Mayıs tarihi, 1 Mayıs emek bayramı kutlamaları iki yıldır sorunlu, daha önce de sorunluydu. 2008 yılında o zamanın Hükûmeti Taksim’deki 1 Mayıs kutlaması talebine izin vermedi. Daha sonra 2010 yılında 1 Mayıs bayram ilan edildi. Hatta o zaman Adalet ve Kalkınma Partisi 1 Mayısı bayram ilan etmiş olması nedeniyle şöyle bir afişi İstanbul’da astı: “Artık 1 Mayıs hem bayram hem Taksim’de, kutlu olsun. Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı.” Bakın, millete o zaman böyle bir cümleyle, böyle bir sloganla, afişle 1 Mayıs bayramı takdim edildi: “Artık 1 Mayıs Taksim’de kutlanacak.” Çok güzel, biz de bundan mutlu olduk o zaman. 2011 yılında kutlandı, sorun olmadı. Gayet güzel. Kısıtlamalar kaldırıldı. 2012 yılında kutlandı. 2013 yılıyla beraber sorunlar başladı. Şimdi tekrar 1 Mayıs nedeniyle Taksim vatandaşlara kapatılıyor. Şimdi, bunu kapatan Hükûmet, bunu kapatan anlayış kendisinin demokrat olduğunu söylüyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı olan bir ülkedir, bu sözleşmeye imza atmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yine, Türkiye’yle ilgili davaları gören bir mahkemedir. Sizin yani Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin 1 Mayıs 2008 tarihinde Taksim Meydanı’nda yapılacak kutlamalara izin vermeme yönündeki işlemi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürülmüş ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu iptal etmiştir. Şunu demiştir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: Toplantı ve gösteri özgürlüğü ifade özgürlüğünün bir parçasıdır. Toplantı ve gösteri özgürlüğünü ifade özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden ayıramazsınız. Bunu bu konuda… Yani toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak isteyenlerin belirli hakları vardır. Elbette hiçbir hak demokraside sınırsız değildir ancak eğer bir yerin, bir mekânın tarihsel önemi var ise, mekânın, yine, sembol olma özelliği var ise toplantı yapmak isteyenler o meydanı talep etme hakkına sahiptirler. Taksim Meydanı, 1 Mayıs 1977 tarihinde orada meydana gelen ve 34 vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan acı olay nedeniyle o olayın sembolü olan bir yer olmuştur ve 1 Mayıs geleneksel olarak orada kutlanır.

Şimdi “Bu meydanı ben size vermiyorum.” demek, durup dururken gerilim yaratmaktır. “Yenikapı’ya git, Maltepe’ye git…” Görünüşte özgürlükçü gibi gözüken bu tavır, gerçekte vatandaşlarımızın elinden bu meydanın alınması yani ifade özgürlüklerinin elinden alınması, sınırlandırılmasıdır. 2011 yılının 1 Mayısını barış içerisinde o meydanda kutlamadık mı? Herkes yok muydu orada? 2012’de yok muydu? Neden bundan kaçınıyorsunuz?

Bir dönem “Peyami Safa” isimli romancımızın bir romanı vardı, çok meşhurdu o romanı bir dönem: “Fatih-Harbiye.” Toplumdaki kutuplaşmayı -kutuplaşma demeyelim- daha doğrusu, toplumda farklı görüşlere, farklı yaşam anlayışlarına sahip kesimlerin arasındaki farklılıkları vurgulayan, bunun üzerine kurulmuş olan bir romandır; önemli ve güzel bir romandır. Fatih, “muhafazakâr” olarak isimlendirdiğimiz vatandaşların, o yaşam anlayışındaki vatandaşların sembolü olan bir ilçe olarak, yerleşim yeri olarak o romanda anlatılır. Harbiye de daha “modern” olarak isimlendirilen yaşamın içinde olan vatandaşlarımızın sembolü olan bir semt olarak o romana girmiştir.

Şimdi bu “Fatih-Harbiye” ikilemi eskilerde kaldı, şimdi “Yenikapı-Taksim” ikilemi var, “Yenikapı-Taksim” karşıtlığı var. Fatih-Harbiye’de bir karşıtlık yoktu ama Yenikapı-Taksim’de bir karşıtlık var; Taksim’de özgürlük isteyenler, Yenikapı’da özgürlüğe taraftar olmayanlar var. Böylesi bir karşıtlığı, Peyami Safa’dan yıllarca sonra bu Hükûmet Türkiye’nin önüne getirdi, koydu.

Şimdi, bu Hükûmet ne diyordu? “Biz her türlü vesayete karşıyız.” Vesayeti kim savunur, kim ister? Jakoben devlet anlayışına sahip olanlar ister. Jakoben devlet anlayışı, toplumla devlet arasında, yönetici kesim arasında hiyerarşik bir ilişki olduğunu kabul eder. Bu hiyerarşik ilişki uyarınca, yöneticiler, hükûmettekiler toplumu kendi anlayışlarına göre biçimlendirmek isterler. İşte, tam da şimdi jakoben bir anlayış Türkiye’de yönetimde var. Kendi istediği gibi toplumu biçimlendirmek istiyor. Ceberut devlettir bu. “Benim istediğim yerde gösteri yapacaksın, benim istediğim yerde miting yapacaksın. Ben istemiyorsam mitingi de yapmayacaksın, gösteriyi de yapmayacaksın.” Bu anlayıştan özgürlük çıkmaz, bu anlayıştan demokrasi çıkmaz.

Değerli milletvekilleri, Hükûmete şunu tavsiye ediyorum: Meydanlardan korkmayın. Meydanlardan sadece ve sadece otoriter yönetimler korkar. Meydanlardan korkulmaya başlandığı anda bu korkunun, inanın, ecele faydası yoktur. Bugün arkanızda halk desteği olmuş olabilir ama bu destek süratle, bir anda kaybolabilir. Gelin, bu meydanları millete yasaklamayalım, bu 1 Mayısı bir kavga ve gerilim konusu olmaktan çıkaralım; barış içinde, el ele kutlayalım; bütün görüş sahipleri, bütün fikir sahipleri meydanlarda olsun, meydanları millete açalım.

Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Doğan Kubat grup önerimizden  bahsetti. Grup önerimizle 564 sıra sayılı Toprak Reformu Kanunu’nu gündemin 3’üncü  sırasına almayı planlıyoruz.

Yine, 531, 554 ve 423 sıra sayılı uluslararası sözleşmelerin, gündemin 4, 5 ve 6’ncı sıralarına alınmasını ve diğer işlerin de buna göre teselsül ettirilmesini öneriyoruz.

Toprak Koruma Kanunu iki bölüm şeklinde temel kanun olarak görüşülecek ve 25 maddeden oluşmakta. İki bölüm hâlinde Genel Kurulun gündemine gelecek.

Haftalık çalışma günlerini ise: 5 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 14.00'te Genel Kurul toplanarak (9/8), (9/3), (9/4), (9/5) ve (9/6) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin  gündemin "Özel Gündemde Yer alacak İşler" kısmının 1, 2, 3, 4 ve 5’inci sıralarına alınmasını, sayın bakanlarla ilgili soruşturma önergelerinin görüşülmesini öneriyoruz.

Biz soruşturma önergelerini Genel Kurulun gündeminden kaçırmayı düşünmüyoruz. Şayet, kaçıracak olsaydık bu önergeleri vermezdik; dolayısıyla bu önergeleri verdiğimiz için görüşülecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  6, 13, 20 ve 27 Mayıs Salı günleri  bir  saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer kısımdaki işlerin görüşülmesi; 7,     14, 21 ve 28 Mayıs 2014 Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü soruların görüşülmemesi, 30 Nisan 2014 Çarşamba günkü birleşimde 521 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar; 6, 13, 20 ve 27 Mayıs 2014 Salı günkü birleşimlerde 15.00–21.00 saatleri arasında; 7, 8, 14, 15, 21, 22, 28 ve 29 Mayıs 2014 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimler ise 14.00–21.00 saatleri arasında, günlük programların 24.00’te tamamlanamaması hâlinde programa devam edilmesi ve çalışmaların bu şekilde sürdürülmesini AK PARTİ grup önerisi olarak Genel Kurulun takdirlerine sunuyoruz.

Grup önerimize desteklerinizi bekliyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Can.

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu.

Buyurunuz efendim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin teklifini göz önüne aldığımızda şunları görüyoruz: Geçen dönemde ileriye sürdükleri, özellikle “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında söz konusu olan ve Anayasa’nın 100’üncü maddesi gereğince, Meclis soruşturması açılıp açılmaması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisine verdikleri önergenin şu şekliyle tekrar ele alınmasında yarar görüyorum. Her şeyden önce, o tarihte hatırlarsanız verilen önergenin eksik ve yetersiz olduğunu özellikle vurgulamıştık, 100’üncü maddeye göre, hangi sebeple suçlandıkları, hangi maddeye göre suçlandıkları ve cezalandırma istediklerinin de belirtilmesinden söz etmiştik ama o tarihte bunlardan kaçınıldı, verilmedi ancak bugün bununla ilgili gelen önerge detaylı ve 100’üncü maddeye de uygun şekilde hazırlanıp verilmiş. Ancak, burada şunu özellikle belirtmek istiyorum: Bu önergenin pazartesi günü ele alınması, gerçekten AKP’nin bugüne kadar yapmış olduğu yolsuzluklarının olmadığı ve bundan yüzlerinin akıyla çıkacakları, bunun bir iftira olduğu şeklindeki iddialarını çürütmektedir. Zira, Meclis pazartesi günü bu konuyu görüşecekse, kamuoyundan gizlenen, televizyonlar kapalı olduğu için kamuoyunun bunlardan haberdar olmayacakları bir güne getirmiş olmaları, aslında kendilerinin de suçsuzluklarına inanmadıklarının önemli bir göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır. Zira, bu kadar bu konuda kendilerinden emin iseler pazartesi günü getirmelerini anlamak mümkün değildir. “Efendim, son günü pazartesi.” gibi bir iddiayla ortaya çıkmaları da kabul edilemez. Zira, bir ay geçti, bu bir ay içerisinde bütün günlerin sanki suyu çıktı, en son güne getirmek gibi bir duruma girdiler.

Şimdi, değerli milletvekilleri, aslında, suçlu ve yolsuzlukla itham edilen 4 bakanla ilgili olarak kendilerinin de bir dilekçeyle bu konuda bir komisyon kurulması isteğinde bulundukları ifade ediliyor. Şimdi, şurasını muhakkak ki iyi düşünmemiz lazım, bu bakanlar gerçekten toplum içerisinde önemli bir şekilde suçlanmaktadırlar ve herkesin âdeta kafasına nakşedilmiş bir suçluluk meselesi var, yolsuzluk meselesi var. Madem bu bakanlar suçsuz, öyleyse bu insanlara bir an önce aklanma hakkının da verilmesi gerekir ve bunun kamuoyunun nezdinde yapılması birinci derecede önemlidir.

Şimdi, siz, hem Mecliste bu komisyonun kurulmasıyla ilgili bütün görüşmeleri hasıraltı edeceksiniz, kamuoyundan gizleyeceksiniz hem de bu insanların aklanması konusunda rahat bir şekilde kendilerine savunma izni vermeyeceksiniz. Aslında bir komisyon kurulmasına bile gerek yoktur bu konuda. Doğrudan doğruya, mademki bu bakanlar aklanmak için başvuruda bulundular, Meclis bir yargı organı değil, öyleyse,  bu yargı organı olmadığı için, bu komisyonun herhangi bir şekilde bu bakanları suçlaması veya suçlamaması da söz konusu olmadığına göre, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu bakanların özgür iradeleriyle yargılanmalarına izin  vermesi görevini yerine getirmesi gerekir. Böylece bakanlar doğrudan doğruya mahkemeye gitsinler ve aklansınlar. Eğer dediğiniz gibi bunlar düzmece ise, birtakım, işte, uyduruk “tape”lerle meydana gelmiş böyle bir suçlama yapılıyorsa o zaman yapacağımız en önemli iş, bu insanların kendilerini aklamalarına fırsat vermektir. Siz istediğiniz kadar Mecliste komisyon kurulmasını reddedin, bununla ilgili bir komisyon kurulmasını reddedin bu durum daha da sizleri suçlandıracaktır, sadece bakanları değil, sizi de suçlu hâle getirecektir çünkü onların yargılanmasına fırsat verecek bir işi savsakladığınız anlaşılacaktır. Dolayısıyla, onların bir an önce aklanmaları, toplum içerisinde de yüzlerinin akıyla dolaşabilmeleri için mahkemelere çıkmalarına bu Meclisin izin vermesi gerekir. Bu izinle mahkemelere çıksınlar, aklansınlar. Adil mahkemelerden söz ediyorsak o zaman bunun yapılması lazım. Yok, “Mahkemeler adil değildir.” diyorsanız, “Mahkemelere güvenmiyoruz.” diyorsanız, o zaman siz yürütmesiniz, yürütme organı olarak veya Meclis yasama organı olarak bu mahkemelerin adil yargılama imkânı verecek şekilde düzenlenmeleri gerekir. Eğer bunu düzenlemiyorsak mahkemelere suç bulamazsınız. Dolayısıyla, bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı en önemli işlerden bir tanesi bu gündem maddesinde, bu bakanlara kendilerini özgür iradeleriyle savunma hakkını tanımaktır. Nitekim, burada sizler de yazmışsınız: Mahkûm edilmeden hiç kimsenin suçlu sayılamayacağını belirtmişsiniz. Evet, bu uluslararası hukukta da geçerlidir, yani İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de geçerlidir, kişiye savunma hakkı vermeden yargılanamayacağı, yargılanmadan da mahkûm edilemeyeceği belirtilir. Öyleyse suçlanan ve suçlulukla itham edilen bu kişilerin bir an önce hukuk karşısına çıkarılmalarına izin vermelisiniz.

Hukuk dediğimiz zaman, aslında hukuk, Türkiye Büyük Millet Meclisin alacağı kararlarla önüne set çekilecek bir kuruluş ve merci değildir. Hukuk, tamamen bağımsız şekilde hareket edip adil bir yargılamayla kişilere adalet dağıtmakla mükelleftir. Bunu yapmadığımız taktirde bundan sonraki bütün Mecliste meydana gelen olaylar, dışarıda meydana gelen olayların hiçbirisi mahkemelerin aldıkları kararlarda güven vermeyecektir ve hukuka saygıyı da ortadan kaldıracaktır, bu da ülkede bir kaos ortamına doğru iter toplumu. Bu bakımdan, bunların bir an önce, pazartesi günü eğer yapılacaksa bile Meclis televizyonunun açılması, halka duyurulması ve herhangi bir şekilde komisyon kurulmadan doğrudan doğruya Meclisin yargılanmaya izin vermesi en doğru harekettir diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi de İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

E) Önergeler

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, (2/271) esas numaralı Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/155)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/271) esas numaralı Kanun Teklifimin İçtüzük 37’ye göre Genel Kurul’da görüşülmesini saygılarımla arz ederim.

                                                                               Ahmet Toptaş

                                                                           Afyonkarahisar

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş.

Buyurunuz Sayın Toptaş.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21’inci maddesinde yapılmasını teklif ettiğimiz değişikliklerle şehit yakınları ve malullere ve malul gazilere tanınan hakların daha da genişletilmesini; ulaşımda pozitif ayrımcılıktan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı okullarda eğitim gören öğrenci ve öğrenci adaylarının da bu haklardan yararlanmalarını; şehit yakınları ve malullerin yerelde ulaşım olanaklarından ücretsiz olarak yararlanmalarını; hak sahibi şehit yakınları ve malullerin kira yardımından on yıl yerine on beş yıl süreyle yararlanmalarını istedik.

Yine bu teklifle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü okullarındaki öğrenci ve öğrenci adaylarından hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına ve malul olanlara iş imkânları sağlanmasını; evli şehit personele sağlanan iş hakkının ikiye çıkarılmasını, bir hakkın şehidin kardeşlerinden biri, diğerini eş ve çocuklarından birinin kullanmasını; malul gazi personelin kendisinin iş hakkını kullanabilmesi, kendisi çalışamayacak durumda ise bu hakkı eş ve çocuklarından birinin kullanması veya hakkını kardeşlerinden birine devretmesinin sağlanmasını istedik.

Yine bu teklifle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğünde personel yetiştiren orta dereceli okullar, meslek yüksekokulları ile akademilerde öğretim gören öğrenci ve öğrenci adayları ile bu iki kurum hesabına veya kendi hesabına okumaktayken terör eylemlerine muhatap olarak hayatını kaybedenlerin hak sahibi yakınları ile malullerin yurt içi ve yurt dışında tedavi olanaklarından yararlandırılmaları; yaşamak için gerekli hareketleri yapamayanlara rehabilitasyon ve bakım merkezlerinde masrafları devlet tarafından karşılanarak mağduriyetlerinin giderilmesinin sağlanmasını istedik.

Yine, operasyon hazırlıkları ve intikalleri esnasında meydana gelen kazalarda hayatını kaybedenlerin hak sahibi ve malullerinin de sayılan haklardan yararlanmalarını sağlamak istedik.

Değerli milletvekilleri, terör eylemlerine muhatap olan şehitlerimizin bize emanet bıraktığı eş ve çocukları ile yakınlarına, malul gazilerimize ve malul kalanlara karşı borç ödemek amacıyla yaptığımız ve yapmamız gereken bu iyileştirmeleri içeren kanun teklifimizi 02/01/2012 tarihinde Meclis Başkanlığına sunduk. Hükûmet, bizim teklifimizden aylar sonra benzer konularda 04/07/2012, 12/07/2012, 12/07/2013 ve 02/06/2014 tarihlerinde dört ayrı yasa teklifi yaparak, yasa tasarısı değişikliği yaparak teklifimizde talep edilen bir kısım iyileştirmeleri yaptı. Ne gariptir ki bizim kanun teklifimiz Hükûmetin tasarılarıyla birlikte ele alınmadı, -biz yedi ay önce vermiştik- alınsaydı, komisyonlarda bizim teklifimizde talep ettiğimiz iyileştirme önerilerimiz de görüşülür, eksik kalanlar da tamamlanırdı.

Muhalefet milletvekillerinin aynı konudaki tekliflerini yok sayan ve bizim tekliflerimizi diğer yasa teklifiyle birleştirmeyen komisyonların yaptıkları eylemler, millî iradeyi temsil eden bütün milletvekilleriyle iktidar milletvekilleri arasındaki farkı ortaya koyması bakımından anlamlıdır, manidardır. İktidar milletvekillerinin tekliflerinin anında komisyona havale edilip, alelacele görüşülüp gündeme alınmasını anlıyorum. İktidar, kendine acilen lazım olan “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası, İnternet Yasası, MİT Yasası” gibi yasa tekliflerini kendi ihtiyacı için apar topar çıkarırken, şehit yakınları ve malul gaziler için çıkardığı yasaların yasa emri olduğu hâlde uygulama yönetmeliklerini iki yılda çıkaramıyorsa, 1915 yılında yaşananlardan dolayı Ermenilere üzüntülerini bildiren ve taziyelerini bildiren Hükûmetin, şehit yakınlarımıza da, gazilerimize de bir özür borcu vardır diye düşünüyorum.

Hâlâ yönetmelik çıkmadığı için iki yıldır çıkarılan yasal haklardan yararlanamayan şehitlerimizi ve yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toptaş.

Niğde Milletvekili Doğan Şafak…

Buyurunuz Sayın Şafak.

DOĞAN ŞAFAK (Niğde) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Ahmet Toptaş tarafından 02/01/2012 tarihinde verilen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine şahsım adına söz aldım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun nasıl işlediğini bugün bir kez daha görmüş bulunmaktayız. Verilen kanun tekliflerinin iki yıl aradan sonra Genel Kurulda ancak görüşülüyor olması bir talihsizliktir.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda değişikler yapmış, ancak yaptığı düzenlemelerin kapsamı vermiş olduğumuz kanun teklifinden daha sınırlı kalmıştır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21’inci maddesindeki değişikliklerle, kamu görevlileri yurt içinde ve yurt dışında kamu konutlarından yararlanmaktayken malul olanların kendileri, ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimleri, Kamu Konutları Kanunu’nda gösterilen özel tahsisli konutlarda oturanlar hariç olmak üzere, bir yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam ederler. Bu süre sonunda kamu konutlarından çıkarılacaklar ile kamu konutundan yararlanamayanlar ve özel tahsisli konutlarda oturanların istekleri hâlinde ikametgâh olarak kullanacakları yurt içindeki taşınmazın kira bedeli on beş yıl süreyle devletçe karşılanır. Mevcut kanundaysa kira bedeli on yıl süreyle karşılanmaktadır. Ayrıca, uzman çavuş, astsubay ve subay yakınları bu haktan yararlanırken şehit erlerin ve gazilerin aileleri bu haktan yararlanamamaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, serbest dolaşım kartı uygulaması iki yıl önce yasallaşmış ama geçtiğimiz günlerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yönetmelik yeni çıkarılmıştır. Çıkan yasada, iki yıl sonra, serbest dolaşım hakkı kullanma hakkı için yönetmelik çıkartan iktidar, geçen iki yılda şehit yakınlarını, harp malulü ve gazilerimizi, yakınlarını mağdur etmiştir.

Bizim önerimiz, bu yasa çıktıktan sonra, iki yıl boyunca mağdur edilen şehitlerimizin, gazilerimizin ve onların yakınlarının verilen bu bir haktan iktidarın sorumsuzluğu yüzünden yararlanamaması nedeniyle, ilgili ve yeni bir düzenlemeyle, geçmiş iki yıla dönük belirlenecek miktarda bir ödeme yapılmasıdır. İktidar partisi olmanız, çoğunluğun sizde olması nedeniyle bu hatayı düzeltmeniz gerekmektedir. Yaptığınız yasalarla, geç çıkardığınız yönetmeliklerle vatandaşı sorunlarla baş başa bırakmaktasınız. Gelin, hep birlikte, Meclis olarak bu sorunu çözelim. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu göreve hazırız. Bu vatan için canlarını seve seve veren şehitlerimizin emaneti olan yakınlarının, bedenlerini düşünmeden siper eden gazilerimizin ve onların yakınlarının bu mağduriyetini ortadan kaldırmak görevimiz değil mi?

Sayın milletvekilleri, yine bu kanun teklifiyle, şehit yakınları, gazi ve yakınlarına terör mağduriyetleri nedeniyle ikinci iş hakkı önerilmektedir. Hükûmetiniz tarafından çıkarılan yasayla bu hak verilmiş görülmektedir. Yine Temmuz 2013 yılında çıkartılan yasa düzenlemesinde, dört ay içerisinde ilgili bakanlık tarafından yönetmelik çıkartılacağı belirtilmiştir. Buna rağmen, Nisan 2014 yılına gelinmiş olmasına rağmen hâlâ bir yönetmelik ortada yoktur, maalesef çıkartılmamıştır. Şehit ve gazi işlemleri şube müdürlüklerine şehit yakınları, gazi ve yakınları bir yıldır ikinci iş hakkından yararlanmak için müracaat etmişler, birkaç gün önce bu müdürlükler tarafından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı il müdürlüklerine evraklarını yeni teslim etmelerine rağmen yönetmelik çıkmadığı için herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlar, kanun teklifimize ret oyu vereceğinizi biliyoruz. Şehit ve gazilerimizin yakınlarının sabırsızlıkla beklediği yönetmeliğin bir an önce çıkartılmasını Meclis kanalıyla iletiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şafak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.28

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI(x)

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, noter ücretlerinin düzenlenmesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/127) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

2.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Bakanlığın Ankara’daki taşınmazlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2781) Cevaplanmadı

3.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3151) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, süt sığırcılığı projesi kapsamında tahsis edilen hayvanlarla ilgili ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3593) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

5.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ve Diyarbakır’daki ailelere yönelik sosyal destek projelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3610) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

6.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bazı illerdeki verilere yönelik gelir getirici projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3612) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, engelli ve yaşlı vatandaşlara yapılan ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3860) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından kiralanan araçlar ile diğer taşınır mallara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/3882) Cevaplanmadı

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından kiralanan taşınmazlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3926) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlığa bağlı birimlerde görev yapan engelli personel sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3954) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında sosyal ve ekonomik destek sağlanan ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3957) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

12.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Türkiye’nin yoksulluk haritası konusundaki çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3958) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında sosyal ve ekonomik destek sağlanan ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3967) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınır mal satışlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4038) Cevaplanmadı

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınmaz satışlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4052) Cevaplanmadı

16.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık kadrolarına ve personel durumuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/4119) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında Bakanlıkta hizmet alımı yoluyla veya sözleşmeli olarak çalıştırılan personele ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4167) Cevaplanmadı

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından yardım alan ailelerin sayılarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4227) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından yardım alan ailelerin sayılarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4228) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/4229) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/4230) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, ailesinin geliri belirli bir tutarı geçen engellilerin engelli aylıklarının kesildiği iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4369) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık tarafından kiralama yoluyla kullanılan hizmet binalarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/4567) Cevaplanmadı

24.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, muharip gazilerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/5071) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şehitlik ve gazilik maaşlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/5072) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yardıma muhtaç vatandaş sayısına ve yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5073) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’daki yardıma muhtaç vatandaş sayısına ve yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5074) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

28.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5202) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

29.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, kadınların toplumda yaşadığı sorunlar konusunda duyarlılık sağlamak amacıyla yürütülmekte olan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5266) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

30.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Adana'daki sokak çocuğu sayısına ve sokak çocukları ile ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5275) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

31.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, gönüllü kuruluşların faaliyetlerinin arttırılmasına yönelik çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5311) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

32.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük çalışmalarının desteklenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5325) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

33.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından özel sektörün sivil toplum kuruluşlarını desteklemesini sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5326) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

34.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Bakanlık tarafından kadınların ve sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük çalışmalarının desteklenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/5327) ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın cevabı

BAŞKAN – “Sunuşlar” bölümünde belirttiğim üzere, birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini cevaplandırması için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ayşenur İslam’ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlü soruları cevaplandırmak üzere huzurunuzda bulunuyorum.

Sayın Reşat Doğru’nun sorusuyla başlıyorum. Sayın Reşat Doğru noter ücretleri hakkında bilgi istiyor, “Acaba bir indirime gitmeyi düşünüyor musunuz?” diyor. Adalet Bakanlığınca her yıl mart ayından önce noterlik ücret tarifesinde yapılacak değişiklikler ve ücretlerdeki artışlar ele alınmaktadır. Bu hususta Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınmakta, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu tarafından saptanan tüketici fiyat endeksini ve gayrisafi yurt içi hasıla oranında meydana gelen artışlar değerlendirilmekte ve buna göre artışlar yapılmaktadır. Bu kapsamda, 2004 yılında noterlik ücret tarifesinde yüzde 7,5 oranında bir artış uygun görülerek tarife hazırlanmıştır.

Sayın Ali Halaman’ın sorusu: Adana ve ilçelerindeki sokak çocuklarını soruyor, ayrıca “Ülkemizde ne kadar sokak çocuğu var?” Bakanlığımıza bağlı çocuk ve gençlik merkezlerine yönlendirilen ve sosyal destek hizmetlerinden yararlandırılan kayıtlı çocuk sayısı 120. Ülkemiz genelinde ise belirtilen sebeplerle 10.213 çocuğa hizmet verilmiş olup, koruma ihtiyacı içindeki tüm çocuklar durumlarına uygun sosyal hizmet modellerinden yararlandırılmaktadırlar.

Bir başka soruda Türkiye’de hâlen “sokak çocuğu” olarak adlandırılan, ayrılmış ailelerin veya kimsesizlikten dolayı sokakta bulunan sokak çocuklarının sayısı isteniyor. Kuruluşlarımızdan hizmet alan çocukların bölgelere göre dağılımı: Akdeniz Bölgesi’nde 2.306, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 3.027, İç Anadolu Bölgesi’nde 1.442, Ege Bölgesi’nde 1.001, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 535, Marmara Bölgesi’nde 1.649, Karadeniz Bölgesi’nde 253 çocuk.

Bakanlığımız hizmetlerinden yararlandırılan çocuklar, yukarıda belirtilen sebeplerle sokakta risk altında olan çocuklarla sınırlı değildir. Söz konusu çocukların ailelerini, kardeşlerini ve sokakla ilişkilendirilmeyen ancak risk altında olan çocukları da bu hizmetler kapsamaktadır.

Bir başka soruda terör örgütünün gösterilerinde ön plana çıkan çocukların tespiti ve ıslahı için neler yapıldığı soruluyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10’uncu maddesi gereğince dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin, tüm çocuklar kanun önünde eşit haklara sahiptir. Bu çerçevede, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gereğince, korunma ihtiyacı içinde bulunan tüm çocuklar hakkında ilgili mahkeme tarafından hükmedilen koruyucu ve destekleyici tedbirler çerçevesinde hizmetlerimiz yürütülmektedir.

Sayın Özcan Yeniçeri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından gençlerin ve STK’ların gönüllülük çalışmalarının desteklenip desteklenmediğini soruyor, “Gençlerin gönüllülük hakkındaki bilgilendirilmeleri sağlanıyor mu?” diyor, bunlarla ilgili çalışma ve projelerin olup olmadığını soruyor.

Bakanlığımız hizmetlerini, katılımcı bir anlayışla, verimli bir düzeyde gerçekleştirmek için toplumun her kesiminin katkısı ve iş birliğiyle yürütmek bizim temel hedeflerimizden birisidir. Bu bağlamda, kurumlarımızda koruma ve bakım altında bulunan gençlerimizin bilgilendirilmeleri, hayata hazırlandırılmaları konularında “Nar Taneleri Projesi” uygulanmaya devam edilmektedir. Gençlerimiz üniversite sınavlarına hazırlanmaktalar. Bu konularda illerimizde üniversite öğrencilerinin bilgi ve birikimlerinden yararlanıyoruz. Ayrıca, Bakanlığımız, çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitsel, sanatsal ve sportif faaliyetlere katılarak eğitilmeleri ve sosyalleşmeleri için, Masa Tenisi, Güreş, Badminton, Yüzme, Voleybol ve Satranç Federasyonlarıyla birlikte her yıl faaliyetler düzenlemektedir.

Sayın Yeniçeri’nin başka bir sorusu: “Kadınların yaşadıkları sorunlara ilişkin, duyarlılık sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ve projeler var mı?”

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı 2014-2018 yılları içinde güncellenmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, eğitim, ekonomi, yoksulluk, yetki ve karar alma mekanizmaları, sağlık, medya ve çevre alanlarında, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katkılarıyla hedef ve stratejiler belirlenmektedir. Ayrıca, Bakanlığımız tarafından yürütülen 2009 IPA-1 Aile İçi Şiddetle Mücadele İçin Kadın Konukevleri Projesi kapsamında, ilgili taraflara yönelik, kadına karşı şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitim programları düzenlenmesi, 26 ili kapsayan mevcut durum analizleri ile eğitim ihtiyacı analizleri çıkarılması ve hizmet birimlerimize yönelik iyi uygulamalara örnek geliştirilmesi planlanmaktadır. Projenin tanıtım toplantısı 7/5/2014 tarihinde gerçekleştirilecektir.

Bunun yanı sıra, kadının insan haklarının korunması ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında farkındalık artırmak ve bilinç düzeyi yükseltmek amacıyla Türkiye’de Kadınların Ekonomik Fırsatlara Erişiminin Artırılması Projesi kapsamında “Adım Adım Anadolu” buluşması toplantıları, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği iş birliği ile gençlere yönelik fikir kampları; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği iş birliğinde kadın çiftçi eğitimleri de düzenlenmektedir.

Sayın Yeniçeri’nin bir başka sorusu: “Eğitim hakkından yararlanamamış kadınların eğitim imkânlarından yararlandırılması mümkün müdür, böyle projeler var mıdır?” Bakanlığımız tarafından geliştirilen ve 81 ilde eş zamanlı olarak Aralık 2012 tarihinden itibaren başlatılan Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri Projesi ve Kadınlar İçin Meslek Eğitim Projesi kapsamında, örgün eğitim dışında kalmış kadınların yeniden eğitime kazandırılması ve mesleki açık öğretim lisesine yönlendirilmesi yoluyla kadınların toplumsal yaşama daha fazla dâhil olması, ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmeleri sağlanmaktadır.

Sayın Yeniçeri’nin bir başka sorusu: “2014 Ocak ayı itibarıyla kadınların ve STK’ların gönüllülük çalışmalarının desteklenmesiyle ilgili çalışmalar var mı, projeler var mı? Ayrıca, kadınların gönüllülük adına bilgilendirilmesinin sağlanması için neler yapıyorsunuz?” Avrupa Birliği 2009 Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) çerçevesinde, Bakanlığımızın yararlanıcısı olduğu, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yerel ve Ulusal STK’ların Kapasitesinin Güçlendirilmesi Hibe Programı yürütülmektedir. Program kapsamında, kadına karşı şiddetin önlenmesi, kadınların güçlendirilmesi ve haklarının korunması, kadın-erkek eşitliğinin geliştirilmesi gibi alanlarda sivil toplum kuruluşlarınca hazırlanan küçük ölçekli projelere hibe destekleri sağlanmaktadır. 11 ilde farklı sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülmekte olan 19 projeye hibe desteği verilmiştir. Projeler 1/2/2014 tarihi itibarıyla başlamış olup uygulanma süreleri 12 ila 24 ay arasında değişmektedir.

Sayın Yeniçeri’nin bir başka sorusu: “2014 yılı Ocak itibarıyla toplumsal gönüllülük bazlı faaliyetlerin sayısının artırılması ve hâlihazırdaki gönüllü kurumların desteklenmesi adına çalışmalarınız ve projeleriniz var mı?”

Avrupa Birliği 2009 Katılım Öncesi Mali Yardım çerçevesinde, Bakanlığımızın yararlanıcısı olduğu Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yerel ve Ulusal STK’ların Kapasitesinin Güçlendirilmesi Hibe Programı yürütülmektedir biraz önce söylediğim gibi. Program kapsamında, kadına karşı şiddetin önlenmesi, kadınların güçlendirilmesi ve haklarının korunması, kadın-erkek eşitliğinin geliştirilmesi gibi alanlarda sivil toplum kuruluşlarınca hazırlanan küçük ölçekli projelere hibe destekleri sağlanmaktadır, biraz önce söyledim. 11 ilde sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülmekte olan 19 projeye hibe desteği verilmiştir. Bunların uygulama süreleri on iki ila yirmi dört ay arasında değişmektedir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Kadınların İnsan Haklarının Geliştirilmesi Ortak Programı kapsamında 2013 yılı içerisinde 9 sivil toplum kuruluşu hibe kazanmış durumdadır. Hibe programının ikinci teklif çağrısı başvuruları değerlendirme süreci de hâlen devam etmektedir.

Öte yandan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı, 2014-2018 yılları için güncelleniyor. Bu kapsamda, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, eğitim, ekonomi, yoksulluk, yetki ve karar alma mekanizmaları, sağlık, medya ve çevre alanlarında kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katkılarıyla birtakım hedefler ve stratejiler belirlenmeye devam edilmektedir.

Sayın Alim Işık’ın soruları:

2002-2013 döneminde vakıflardan ayni veya nakdî yardım alan aile veya kişi sayılarının yıllara göre dağılımını öğrenmek istiyor. 2011 yılında 2 milyon 72 bin, 2012 yılında 2 milyon 891 bin 165, 2013 yılında ise 3 milyon 96 bin 489 haneye yardım yapılmıştır.

Bir başka sorusu: “Anılan dönemde dağıtılan ayni veya nakdî yardım türleri ve tutarlarının yıllara göre dağılımı nasıl olmuştur?” Bakanlığımızca uygulanan sosyal yardım programları arasında şartlı nakit transferi, eşi vefat etmiş kadınlara ve muhtaç asker ailelerine yönelik yardım programlarının ve 2022 sayılı Kanun kapsamında ödenen aylıkların yanı sıra gıda, barınma ve eğitim yardımları da yer almaktadır.

2011-2013 döneminde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu giderleri şu şekilde gerçekleşti: 2011 yılında 2 milyar 622 milyon 412 bin 735 Türk lirası, 2012 yılında 3 milyar 99 milyon 582 bin 115 Türk lirası, 2013 yılında 3 milyar 844 milyon 838 bin 15 Türk lirası. Ayrıca, 2012 yılında genel bütçeden 2022 sayılı Kanun kapsamında aktarılan tutar 2 milyar 911 milyon 191 bin 180 Türk lirası, 2013 yılında ise 3 milyar 181 milyon 501 bin 208 Türk lirasıdır.

Yine Sayın Alim Işık’ın bir başka sorusu: “Anılan dönemde vakıflardan yardım alan vatandaşlarımızın sayılarının giderek artmasının sebepleri nelerdir? Anılan dönemde yardıma muhtaç aile ya da kişi sayısının nüfus artış oranlarından daha yüksek oranlarda artış göstermesinin sebepleri nelerdir?” Sosyal yardımların tek çatı altında toplanması sonucunda, diğer kurumlarca verilen sosyal yardımların tek bir kurumun hedef kitlesinde birleşmesinden kaynaklanan hedef kitlede ve kaynaklarda beklenen artış, bu gelişmelerle eş zamanlı olarak tasarlanan sistemlerce muhtaç kişilerin merkezî sorgulamalar aracılığıyla daha aktif ve ölçülebilir kriterlere göre belirlenmesi ve programların düzenlilik temeline alınması sayesinde öngörülen düzeyin altında gerçekleşmiştir.

Bir başka sorusu Sayın  Alim Işık’ın: “Bakanlığınızca bu konuda yapılmış bir çalışma var mıdır, varsa hangi sonuçlara ulaşılmıştır?” Bakanlığımızca yoksulluğun azaltılması ve sosyal yardımların etkinliğinin sağlanmasına yönelik geniş çaplı araştırmalar devam etmektedir. Sosyal yardım programlarına ilişkin etki değerlendirme araştırmalarıyla sosyal yardım programlarının etkinliği araştırılmaktadır. Programların iyileştirilmesine ve etkinliğinin sağlanmasına yönelik politikalar da elan geliştirilmeye devam edilmektedir.

Yine, Sayın  Alim Işık’ın sorusu: “Hâlen ülkemizde muharip gazi olarak hayatlarını sürdüren kaç gazimiz  bulunmaktadır?” Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından kendilerine aylık bağlanan muharip gaziler ve eşlerinin toplam sayısı 47.990’dır.

Sayın  Işık bir başka soruda, hâlen muharip gazilere verilen net maaş tutarlarını ve diğer haklarını soruyor. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan güncel bilgilere göre, sosyal güvencesi olmayan gazilere 796 lira, dul eşlerine 597 lira aylık bağlanmaktadır. Sosyal güvencesi olan gazilere ise 525 lira, onların dul eşlerine de 394 Türk lirası aylık bağlanmaktadır.

Muharip gazilerin diğer sosyal haklarını da şu şekilde özetleyebiliriz: Kendisi, eşi, 25 yaşından küçük çocukları ile anne ve babası ücretsiz seyahat hakkından yararlanmaktadır. Kendisi ve eşi için sağlık hizmetlerinde katılım payı muafiyeti vardır. Mesken vergisi muafiyeti vardır ancak bu mesken vergisi muafiyeti tek mesken için uygulanmaktadır, 200 metrekareyi aşmayan tek mesken için. Ayrıca, elektrik enerjisi ücreti indirimi yüzde 40 olarak uygulanmaktadır, su ücreti indirimi yüzde 50 olarak uygulanmaktadır.

1005 sayılı Kanun’a tabi olan gazilerimizin çocuklarının, 31/8/2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararı ile yüksek öğrenimde katkı payı ve öğrenim ücreti ödememe hakları da mevcuttur. Ayrıca, TSK bünyesinde görev yapmakta iken muharip gazi olanların çocuklarına askerî okullara girişte giriş koşullarını sağlamaları hâlinde ek puan veya kontenjan verilerek öncelik sağlanmamaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olarak faaliyet yürüten huzurevlerinden de ücretsiz yararlanma hakları vardır.

Sayın Alim Işık’ın sorusu: “Muharip gazilerin maaşlarının çok düşük olduğu, sosyal güvencelerinin bulunmadığı ve malul gazilere sağlanan bazı özlük, mali ve sosyal haklardan yararlandırılmadıkları iddiaları doğru mudur? Doğruysa gazilerimiz arasındaki bu ayrımcılığın sebepleri nelerdir? Muharip gazilerin sorunlarının çözümü konusunda Bakanlığınızca şimdiye kadar nasıl bir çalışma yapılmış ya da yapılmaktadır? Bakanlığınızın konuya ilişkin görüşü ve 2014 yılı programı nedir?”

Daha önce, tüm İstiklal Savaşı, Kore ve Kıbrıs gazilerimize yani muharip gazilere vatani hizmet tertibinden 5750 gösterge rakamının memur maaş katsayısıyla çarpılmasından bulunacak tutar ödenmekteyken 6/3/2007 tarihinde yapılan düzenleme ile mağduriyetin giderilmesi amacıyla sosyal güvencesi olmayanların aylıkları asgari ücretin net tutarına yükseltilmiştir. Gazilerimiz arasındaki maaş farklılığının giderilmesi ve diğer sosyal hakların iyileştirilmesine yönelik talepler Bakanlığımız ve ilgili bakanlıklarca da değerlendirilmektedir.

Sayın Alim Işık’ın sorusu: “Hâlen şehit ailelerine verilen şehitlik maaşları ile gazilerimize verilen gazilik maaşlarının net tutarları ne kadardır?” Terör, harp ve vazife malullerine yönelik yapılan ödemelere ait rakamlar, personelin rütbesi, eğitim durumu, hizmet yılı, maluliyet derecesi, sosyal güvenlik mevzuatındaki diğer düzenlemeler ve benzeri kriterlere göre değişmekte olup bu kapsamdaki iş ve işlemler Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yürütülmektedir.

Bir başka soru: “Şehitlik ve gazilik maaşlarının 2002-2013 dönemindeki artış oranı ne kadar olmuştur? Şehitlik ve gazilik maaşlarının günümüz şartlarında oldukça düşük kaldığı ve verilen maaşlarla geçinmenin mümkün olmadığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise şehitlik ve gazilik maaşlarının artırılarak yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi konusunda Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır yoksa bu konuda bir çalışma yapılarak anılan maaşların artırılması ve diğer hakların iyileştirilmesi sağlanabilir mi?”

Şehit yakınları ve gazilerimizin maaşlarına ilişkin 6495 sayılı Kanun’la sağlanan iyileştirmeler özetle şöyledir: Aylık miktarının artırılması ve malullerin çalışması durumunda maluliyet aylığının kesilmemesi sağlanmıştır. 2330 sayılı Kanun ve harp malulü kapsamındakilerle tüm er ve erbaşların aylıklarında yüzde 25 artış sağlanmıştır. Çalışmaya devam eden malullerin maluliyet aylığı kesilmeyerek iki aylığı birden alma ve sonraki çalışmalarından  dolayı emekli olabilme imkânı getirilmiştir. Vazife malullerinde derece ve kademe ilerlemesi yapılmıştır. Vazife malulü kamu görevlilerine derece, kademe ilerlemesi yapılırken aylıklarında artış sağlanmış ve uygulama farklılıkları da giderilmiştir.

Terör mağduru sivil vatandaşlara şartsız aylık bağlanması sağlandı. Bu vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya engelli hâle gelenlere, sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın, asgari ücret tutarında aylık bağlanabilmesi imkânı getirilmiştir.

Bir başka soru yine Sayın Alim Işık’a ait: “Bakanlığınızca şehit yakınları ve gazilere yönelik 2014 yılı programı nasıldır?” İstihdam hakkının kapsamı genişletilmiştir. 6518 sayılı Kanun’la istihdama yönelik uygulamalar Bakanlığımız tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Ücretsiz seyahat hakkı kapsamı genişletilmiştir. Ücretsiz seyahat kartı başvuruları şehit, gazi bilgi sistemi üzerinden alınmaya başlanmıştır. Gazi Evi Projesi kapsamında şehit yakınları ve gazilerimizi sosyal ve kültürel bakımdan desteklemek ve topluma adaptasyonlarına katkıda bulunmak amacıyla eğitici, geliştirici danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verileceği Gazi Evi modeli üzerinde pilot il olarak seçilen Sakarya, Çanakkale, Gaziantep, Kütahya, Kars ve Kilis’teki çalışmalarımız devam etmektedir.

Sayın Özcan Yeniçeri’nin sorusu: “2014 yılı Ocak ayı itibarıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından merkezî yönetimin ve yerel yönetimlerin yanı sıra, özel sektörün de sivil toplum kuruluşlarını desteklemesini sağlamak ve bu desteği teşvik etmek adına yürütülmekte olan çalışma ve projeleriniz var mı?” 16/7/2013 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Vilayetler Evinde “Şehit Yakınları ve Gaziler Buluşması” adıyla iftar düzenlenmiştir. İftara Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile şehit yakınları ve gaziler katılmıştır. Başkanlığımızca hazırlanan ve 18-21/9/2013 tarihleri arasında uygulanan Kıbrıs Gazileri Buluşması Projesi kapsamında, illerimizden gelen Kıbrıs gazilerinin otuz dokuz yıl sonra Kıbrıs’ı yeniden ziyaret etmeleri sağlanmıştır. 25-27 Ekim 2013 tarihlerinde Kızılcahamam’da şehit yakınları ve gazileri bilgilendirme çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Çalıştayda Bakanlığımızın çalışmaları, kanuni düzenlemeler ve sosyal hakları içeren bilgiler verilmiştir. 18 Mart 2014 tarihinde Bakanlığımız tarafından 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü dolayısıyla şehit ailelerine yönelik tanışma toplantısı ve akşam yemeği organizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu organizasyonların tümünde sivil toplum örgütleri ile de etkileşimde bulunulmuştur. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 40’ıncı yılı münasebetiyle Türkiye Muharip Gaziler Derneğiyle koordinasyon içerisinde bisikletle barış turu projesinin 2014 yılı Temmuz ayında gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bunun yanında, şehit yakınları ve gaziler alanında faaliyet yürüten STK’ları destekleyici çalışmalarımız da devam ediyor.

Sayın Alim Işık’ın sorusu: “Kütahya ilimizde 2002-2013 döneminde ayni veya nakdî yardımda bulunan vatandaşlarımızın toplam sayıları, bunlara yapılan yardım tutarlarının yıllara göre dağılımı nasıldır?”

Kütahya iline yapılan yardım tutarları şöyle: 2012 yılında 18.823 haneye 33 milyon 436 bin 60 Türk lirası, 2013 yılında 17.931 haneye 33 milyon 385 bin 306 Türk lirası ödenmiştir.

Başka bir soru: “2002-2013 döneminde Kütahya ilinde toplam nüfus düşerken yardıma muhtaç vatandaşlarımızın sayılarının ve dağıtılan yardım tutarlarının giderek artmasının sebepleri nelerdir?”

Kütahya ilinde yapılan yardımlara ilişkin biraz önce verdiğim        2012-2013 yıllarına ait rakamlar karşılaştırıldığında yardım alan hane sayısı ve yardım tutarlarının düştüğü görülmüştür, herhangi bir artış yoktur.

Bir başka soru: “2002-2013 döneminde yapılan özelleştirmelerin ilimizde yaşanan yoksullaşmaya etkileri nasıl olmuştur, bu konuda Bakanlığınızca bir çalışma yapılmış mıdır?” Bakanlığımız yoksulluğun azaltılması ve sosyal yardımların etkinliğinin artırılmasına yönelik araştırmalarına ülke bazında devam etmektedir.

Bir başka soru: “Kütahya ilinde yardıma muhtaç vatandaşların azaltılması için şimdiye kadar Bakanlığınızca neler yapıldı?” Bakanlığımızca yürütülen sosyal yardım politikaları Türkiye genelinde tüm bölge ve illeri kapsayacak şekilde geliştirilmektedir. Bu nedenle, yoksulluğun azaltılmasına ilişkin Türkiye genelinde yürütülen sosyal yardım politikaları bölgesel ve illere ilişkin geçerliliklere de sahiptir.

Bir başka soru: “Bakanlığınızın konuya ilişkin görüşü, 2014 yılı Kütahya programı nasıldır?” Bakanlığımız Türkiye genelinde tüm il ve ilçelerde yürüttüğü ve bundan sonra yürütmeyi planladığı sosyal yardım politikalarını objektiflik ilkesine dayalı ve hak temelli bir anlayışla tüm yurt sathında geliştirmeye devam etmektedir.

Sayın Alim Işık’ın sorusu: “2011-2013 döneminde yardıma muhtaç oldukları gerekçesiyle ayni ya da nakdî  yardım talebinde bulunan vatandaşlarımızın toplam sayılarının yıllara göre dağılımları nasıl olmuştur?” 2011 yılında 2 milyon 72 bin, 2012 yılında 2 milyon 891 bin 165, 2013 yılında 3 milyon 96 bin 489 haneye yardım yapılmıştır.

Başka bir sorusu Sayın Işık’ın: “2011-2013 döneminde dağıtılan ayni veya nakdî yardım tutarları nasıldır?” 2011-2013 döneminde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu giderleri şu şekilde gerçekleşmiştir: 2011 yılında 2 milyar 622 milyon 412 bin 735 Türk lirası, 2012 yılında 3 milyar 99 milyon 582 bin 115 Türk lirası, 2013 yılında 3 milyar 844 milyon 338 bin 15 Türk lirası, 2012 yılında genel bütçeden 2022 sayılı Kanun kapsamında aktarılan tutar 2 milyar 911 milyon 191 bin 180 Türk lirasıdır, 2013 yılında ise 3 milyar 181 milyon 501 bin 208 Türk lirasıdır.

Bir başka sorusu: “2011-2013 döneminde yardıma muhtaç vatandaşlarımızın sayılarının ve dağıtılan yardım tutarlarının giderek artmasının sebepleri nelerdir?” Sosyal yardımların tek çatı altında toplanması sonucunda diğer kurumlarca verilen sosyal yardımların tek bir kurumun hedef kitlesinde birleşmesinden kaynaklanan hedef kitlede ve kaynaklarda beklenen artış, bu gelişmelerle eş zamanlı olarak tasarlanan sistemlerce muhtaç kişilerin merkezî sorgulamalar aracılığıyla daha objektif ve ölçülebilir kriterlere göre belirlenmesi ve programların düzenlilik temelinde alınması sayesinde öngörülen düzeyin altında gerçekleşmiştir.

Bir başka sorusu Sayın Alim Işık’ın: “Bu konuda Bakanlığınızca yapılmış ya da yapılmakta olan bir araştırma çalışması var mıdır, varsa çalışmada hangi sonuçlara ulaşılmıştır?” Bakanlığımızca yoksulluğun azaltılması ve sosyal yardımların etkinliğinin sağlanmasına yönelik geniş çaplı araştırmalar devam etmektedir. Sosyal yardım programlarına ilişkin etki değerlendirme araştırmaları ile sosyal yardım programlarının etkinliği araştırılmakta, programların iyileştirilmesine ve etkinliğinin sağlanmasına yönelik politikalar geliştirilmektedir.

Esas numaraları söylemem gerektiği konusunda bir uyarı aldım. Onun için, devam etmeden önce Sayın Alim Işık’ın sorusunun esas numarasını söyleyeyim; (6/5074) esas numaralı soruya devam ediyoruz.

Bir başka soru: “Yardıma muhtaç vatandaşlarımızın azaltılması için şimdiye kadar Bakanlığınızca ne gibi önlemler alınmıştır?” Bakanlığımızla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolüyle sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvuran, kayıtlı bir işte çalışmayan, sosyal güvenceden yoksun kişilerden sosyal yardım alanların istihdam imkânlarından öncelikli olarak faydalandırılması sağlanmıştır ve sağlanmaktadır. Böylece, sosyal yardım alan kişilerin çalışarak kendi geçimlerini sağlayabilecek hâle gelmeleri hedeflenmektedir. Bakanlığımız tarafından öncelikli olarak ülkelerin yoksulluk oranlarının karşılaştırılmasında bir kıstas olarak kullanılan kişi başı günlük harcaması satın alma gücü paritesine göre 4,3 dolar sınırının altında yaşayan nüfusun kalmamasına yönelik olarak önlemler alınmaktadır. Bu kapsamda, 3/10/2013 tarih ve 17 sayılı Bakanlık genelgesiyle sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına, söz konusu hedef kitlede yer alan yoksul vatandaşların sosyal yardımlardan öncelikli yararlandırılmasına ilişkin husus duyurulmuştur.

Bir başka soru: “Bakanlığınızın konuya ilişkin görüşü ve 2014 yılı programı nasıldır?” Bakanlığımız, hâlihazırda yürüttüğü ve bundan sonra yürütmeyi planladığı sosyal yardım politikalarını objektiflik ilkesine dayalı ve hak temelli esas alacak şekilde geliştirmeye devam edecektir.

Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3593) esas numaralı sorusu şöyle: “Süt Sığırcılığı Projesi içinde her aile 2 montofon inek almıştır. Beş yıl ödemesiz, her yıl 1.080 lira ödemeleri gerekiyor. Ailelerin aldığı sığırların ödemelerinin mart ayında değil de ekim ayında yapılması hususunda bir çalışma var mı?” Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarıyla desteklenen Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi yani “KASDEP” olarak andığımız proje ve gelir getirici projelerin geri ödemelerine ilişkin olarak fon kurulunca alınan çeşitli kararlar çerçevesinde vatandaşlarımıza yönelik ödeme kolaylıkları zaman zaman sağlanmaktadır.

Sayın Doğru’nun (6/3610) esas numaralı sorusu: “Tokat, Diyarbakır illerinde son beş yılda kaç aileye, ne miktarda kırsal alanda sosyal destek projesi desteği verildi?” Son beş yılda Diyarbakır ilinde 16 proje dâhilinde 1.075 aileye toplam 20 milyon 208 bin 95 Türk lirası, Tokat ilindeyse 3 proje dâhilinde 130 aileye toplam 4 milyon 514 bin 547 Türk lirası kaynak aktarılmıştır.

Sayın Alim Işık’ın (6/3860) esas numaralı sorusu: “Engelli, yaşlı veya bunların yakınlarına Bakanlığınızca yapılan maaş veya diğer ödemelerin kişi başına aylık net tutarları ne kadardır?” Aralık 2014 dönemi için 2022 sayılı Kanun kapsamında yürütülen engelli aylıkları kapsamında verilen aylık tutarları şöyledir: Yaşlı aylığı 141 lira, yüzde 70 ve üzeri engelli aylığı 424,69 Türk lirası, yüzde 40 ila 69 arası engelli aylığı 283,13 Türk lirası, engelli yakını aylığı -ki 18 yaş altını kastediyoruz- 283,13 Türk lirası. Ayrıca, Bakanlığımız Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından bakıma muhtaç engelli veya yaşlı bakımını gerçekleştiren akrabasına da ayda 2013 yılı ikinci altı ayı için 730 lira ödeme yapılmaktadır.

Bu amaçla, 2012-2013 yıllarında yapılan toplam ödemeyi soruyor Sayın Işık. 2022 sayılı Kanun kapsamında 2012 yılında toplam 2 milyar 911 milyon 191 bin 180 Türk lirası ödeme yapılmıştır. 2013 yılında ise 3 milyar 325 milyon 608 bin 850 Türk lirası ödeme yapılmıştır.

Bakanlığımız Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2012 yılında 398.335 bakıma muhtaç engelli veya yaşlı için toplam 2 milyar 944 milyon 114 bin 529 Türk lirası, 2013 yılı ilk altı ayında ise 421.093 bakıma muhtaç engelli veya yaşlı için toplam 1 milyar 994 milyon 700 bin 57 Türk lirası evde bakım ücreti ödemesi yapılmıştır.

“Bakanlığınızca engelli veya yaşlı vatandaşlarımıza yapılan ödemelerin artırılmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa, çalışma ne aşamadadır? Çalışmanın içeriği ve uygulaması nasıldır? Yoksa, bu konuda bir çalışma yapılarak vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi sağlanabilir mi? Bakanlığınızın bu konuya ilişkin görüşü ve 2013 yılı programı nasıldır?” 2022 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle bu kapsamda verilen aylıklardan yararlanabilmek için belirlenen muhtaçlık sınırı yükseltilmiştir. Diğer taraftan, Bakanlığımızın yaşlı ve engelli vatandaşlarımızın hayat standartlarının yükseltilmesi, hizmetlere erişiminin kolaylaştırılması, mevcut mevzuat hükümlerine göre kapsama alınmayan, daha doğrusu alınamayan vatandaşların bu kapsama dâhil edilmesi gibi konulardaki çalışmaları da devam etmektedir.

Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3957) esas numaralı sorusu: “Tabii afet nedeniyle muhtaç duruma düşen aileler veya yakınlarını kaybederek kimsesiz ve korumasız kalmış ailelere sosyal ve ekonomik destek sağlanmaktadır. Bu şekilde 2012 yılında toplam kaç adet aileye sosyal ve ekonomik destek sağlanmıştır? Sosyal ve ekonomik destek sağlanan bu kişilerin aynı yıl içinde illerimize göre dağılımı ve destek miktarı hangi şekildedir?” 2012 yılında 619 kişiye 26 milyon 939 bin 872 Türk lirası afet yardımı kapsamında yardım yapılmıştır. 2012 yılında Türkiye genelinde illere göre yapılan afet yardımları ve kişi sayılarını gösteren tablo şu şekildedir: Adana, 100 kişi, 353.851 lira; Adıyaman, 27 kişi, 79.534 lira; Afyon, 2 kişi, 97.347 lira; Ağrı, 105 kişi, 302.020 lira; Aksaray’a 47.350 lira aktarılmış, kullanılmamış; Amasya, 1 kişi, 26.400 lira; Ankara’ya 258.600 lira aktarılmış, kullanılmamış; Antalya, 5 kişi, 1 milyon 522 bin 604 lira; Aydın, 5 kişi, 949 bin lira; Balıkesir, 50 kişi, 572.300 lira; Batman 307.650 lira; Bingöl 985 bin lira; Bitlis, 3 kişi, 357.450 lira; Bolu, 5 kişi, 83.695 lira; Burdur 20 bin lira; Bursa, 2 kişi, 1 milyon 828 bin 891 lira; Çanakkale, 53 kişi, 143.600 lira; Çankırı, 1 kişi, 357 bin lira; Çorum, 14 kişi, 51.823 lira; Denizli, 6 kişi, 116.808 lira; Diyarbakır, 3 kişi, 55.982 lira; Düzce, 1 kişi, 15 bin lira; Edirne, 4 kişi, 80.957 lira; Elâzığ, 9 kişi, 205.436 lira; Erzincan, 1 kişi, 9.671 lira; Erzurum, 1 kişi, 410.500 lira; Eskişehir, 2 kişi, 41.783 lira; Gaziantep 547.500 lira; Giresun, 4 kişi, 54.782 lira; Gümüşhane, 4 kişi, 161.968 lira; Hakkâri 2 milyon 435 bin lira; Hatay, 114 kişi, 278.850 lira; Iğdır 132.500 lira; Isparta 10 bin lira; İstanbul 1 milyon 927 bin 250 lira; İzmir 1 milyon 175 bin 50 lira; Kahramanmaraş, 3 kişi, 27 bin lira; Karabük, 1 kişi, 14.093 lira; Kars 127.600 lira; Kastamonu, 8 kişi, 158.855 lira; Kayseri, 1 kişi, 25 bin lira; Kırşehir, 1 kişi, 20 bin lira; Kilis, 28 kişi, 245.115 lira; Konya, 1 kişi, 171.845 lira; Kütahya, 2 kişi, 547.427 lira; Malatya, 1 kişi, 106.694 lira; Manisa, 3 kişi, 177.018 lira; Mardin, 1 kişi, 251.150 lira; Mersin, 3 kişi, 800.919 lira; Muğla iline aktarılan 518.300; Muş 92.150; Nevşehir 76.500; Ordu, 5 kişi, 269.493 lira; Osmaniye, ile aktarılan 57.625 lira; Rize, 1 kişi, 5.398 lira; Sakarya, ile aktarılan 100 bin lira; Samsun, 5 kişi, 2 milyon 3 bin 400 lira; Siirt, ile aktarılan 97.850; Sinop, 10 kişi, 600.822 lira; Sivas, 1 kişi, 105.200 lira; Şanlıurfa, ile aktarılan 68.500 lira; Şırnak, ile aktarılan 651.300 lira; Tekirdağ 351.350 lira; Tokat 7 bin lira; Trabzon, 1 kişi, 40.792 lira; Tunceli, 2 kişi, 38.107 lira; Uşak, 6 kişi, 118 bin lira; Van, 4 kişi, 2 milyon 815 bin 600 lira; Yalova, ile aktarılan 20 bin lira; Yozgat, 9 kişi, 224.613 Türk lirası. Genel Toplam: 619 kişi, 26 milyon 939 bin 872 Türk lirası.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/3958) esas numaralı sorusu şöyle: “Türkiye’nin yoksulluk haritası konusundaki çalışmalar tamamlanmış mıdır? Harita hangi şekilde oluşmuştur? Bölgelerimiz ve illerimiz bu haritada kaçıncı sırada ve ne şekilde yer almaktadır? En yoksul bölgeler ve iller hangileridir? Kahramanmaraş bu haritanın neresinde yer alıyor?”

TÜBİTAK’la iş birliği içerisinde yürütülen Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sistemleri Projesi kapsamında sosyal yardım yapılan hanelere ilişkin olarak il ve ilçe bazlı bilgiler elimizde mevcut. Sosyal yardım haritası oluşturulmasına ilişkin çalışmalarımız ise hâlen devam ediyor. Bakanlığımız Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sistemi verilerine göre 2013 yılında yapılan sosyal yardım miktarları açısından Kahramanmaraş 14’üncü sırada yer almıştır.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/3967) esas numaralı sorusu: “Olağanüstü bir felaket, hastalık veya kaza geçiren, belli bir süre kendisinin ve geçindirmekle yükümlü bulunduğu aile fertlerinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olanlara sosyal ve ekonomik destek sağlanmaktadır. Bu şekilde 2012 yılında toplam kaç adet kişiye sosyal ve ekonomik destek sağlanmıştır? Sosyal ve ekonomik destek sağlanan bu kişilerin, aynı yıl içinde, illerimize göre dağılımı ve destek miktarı hangi şekildedir?”

Olağanüstü bir felaket, hastalık veya kaza geçiren, belli bir süre kendisinin ve geçindirmekle yükümlü bulunduğu aile fertlerinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan kişilere 2012 yılı içerisinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan yapılan afet yardımları yani ev yapım, ev onarım, yangın, kira, ev eşyası ve benzeri yardımlar, ayrıca diğer sağlık yardımları kapsamında 2012 yılı içinde Türkiye’de toplam 26.674 haneye 13 milyon 86 bin 307 lira yardım yapılmıştır.

Sayın Alim Işık’ın (6/4228) esas numaralı sorusu: “2002-2013 döneminde Kütahya ilinde anılan vakıflardan ayni veya nakdi yardım alan aile ya da kişi sayılarının yıllara göre dağılımı nasıl olmuştur?”

Kütahya iline yapılan yardım tutarları 2012 yılında 18.823 haneye 33 milyon 436 bin 60 Türk lirasıdır. 2013 yılında 17.931 haneye 33 milyon 385 bin 306 Türk lirası yardım yapılmıştır.

“2002-2013 döneminde dağıtılan yardım türleri ve tutarlarının yıllara göre dağılımı nasıl olmuştur?” diye sorarlar.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce Kütahya ilinde yoksul vatandaşlarımıza yönelik olarak şartlı nakit transferi, muhtaç asker ailelerine, eşi vefat etmiş kadınlara yönelik yardım programlarının yanı sıra gıda, yakacak, barınma gibi çeşitli sosyal yardım programları da yürütülmektedir. Bu kapsamda, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından Kütahya iline yönelik yürütülen faaliyetler kapsamında 2012 yılında 18.823 haneye 33 milyon 436 bin 60 Türk lirası, 2013 yılında 17.931 haneye 33 milyon 385 bin 306 Türk lirası yardım yapılmıştır.

Tekrar soru: “Kütahya ilimizde yardım alan vatandaşlarımızın sayılarının giderek artmasının sebepleri nelerdir? 2002-2013 döneminde Kütahya ilinin nüfusu yaklaşık 100 bin kişi azalırken yardıma muhtaç kişi sayısının artmasının sebebi nedir? Bakanlığınızca bu konuda yapılmış bir çalışma var mıdır? Varsa çalışmada hangi sonuçlara ulaşılmıştır?”

Kütahya ilinde yapılan yardımlara ilişkin 2012-2013 yıllarına ait rakamlar -biraz önce verdim- karşılaştırıldığında yardım alan hane sayısı ve yardım tutarının düştüğü görülmüştür. Dolayısıyla, yardım alan vatandaşlarımızın sayısı giderek artmamaktadır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, Kütahya’da yardıma ihtiyacı olan insan yokmuş demek! Herkes mutlu!

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – Yardıma ihtiyacı olan insan sayısı var fakat artmıyor Sayın Vekilim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Herkes mutlu, Hocamı belediye başkanı seçmediğine göre!

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – “Bakanlığınızın konuya ilişkin görüşü ve 2013 programı nedir?” diyor Sayın Işık.

Bakanlığımız Türkiye genelinde tüm il ve ilçelerde yürüttüğü ve bundan sonra yürütmeyi planladığı sosyal yardım politikalarını objektiflik ilkesine dayalı ve hak temelli bir anlayışla geliştirmeye devam edecektir.

Sayın Işık’ın (6/4230) esas numaralı sorusu: “2002-2013 döneminde Kütahya ilimizde 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırına karşılık gelen yıllık gelir miktarları nasıl değişmiştir? Kütahya ilimizde, anılan dönemde belirlenen yoksulluk sınırlarının altında bir gelire sahip aile veya kişi sayılarının ve toplam nüfus içindeki paylarının yıllara göre değişimleri nasıl olmuştur? 2002-2013 döneminde Kütahya il nüfusu azalırken yoksulluk sınırının altında kalan ailelerin sayılarının giderek artmasının sebepleri nelerdir? 2002-2013 döneminde Kütahya’da AK PARTİ hükûmetleri tarafından yapılan özelleştirmelerin ve yeni yatırım yapılmamasının bu sonuçlara etkisi olmuş mudur? Bakanlığınızın konuya ilişkin görüşü nasıldır?”

TÜİK’in yayınlamış olduğu yoksulluk çalışmalarında tüketim harcamasına dayalı olarak mutlak ve göreli yoksulluk sınırı 1 dolar; 2,15 dolar; 4,3 dolar olarak tanımlanan yoksulluk sınırları ile harcaması bu sınırların altında kalan yoksul nüfus oranlarıyla hesaplanarak verilmektedir. TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre, kişi başı günlük harcaması satın alma gücü paritesine göre 2,15 doların altında kalan fert oranı 2011 yılında yüzde 0,14 iken bu oran 2012 yılında yüzde 0,6 olarak gerçekleşmiştir. 4,3 dolar sınırına göre ise 2011 yılında yüzde 2,79 olan yoksulluk oranı 2012 yılında yüzde 2,27’ye düşmüştür.

Sayın Reşat Doğru’nun (6/3612) esas numaralı sorusu: “Batman, Tokat, Diyarbakır, Yozgat illerinde kaç aileye, ne miktarda gelir getirici proje desteklenmiştir?”

Soru kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarıyla 2007-2014 yılları arasında Batman ilinde 36 adet gelir getirici proje desteklenmiş ve 84 aile için toplam 860.600 Türk lirası kaynak aktarılmıştır.

Diyarbakır ilinde 506 adet gelir getirici proje desteklenmiş ve 1.106 aile için toplam 10 milyon 672 bin 212 Türk lirası kaynak aktarılmıştır.

Tokat ilinde 353 adet gelir getirici proje desteklenmiş ve 680 aile için toplam 6 milyon187 bin 351 Türk lirası kaynak aktarılmıştır.

Yozgat ilinde 182 adet gelir getirici proje desteklenmiş ve 334 aile için toplam 3 milyon 094 bin 861 Türk lirası kaynak aktarılmıştır.

Sayın Alim Işık’ın (6/4229) esas numaralı sorusu: “2002-2013 döneminde anılan ilimizde  4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırına karşılık gelen yıllık gelir miktarları nasıl değişmiştir?”

Bunları mükerrer olduğu için tekrarlamıyorum, biraz önce cevap verdim aynı soruya.

Sayın Ali Halaman’ın (6/4369) esas numaralı sorusu: “Özürlü maaşı alıp ailesinin geliri 2 bin lirayı geçen özürlülerin maaşlarının kesildiği doğru mudur? Doğru ise özürlü vatandaşlarımızın bu mağduriyetlerini gidermek için Bakanlık olarak ne gibi çalışmalarınız vardır?”

2/8/2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 12/7/2013 tarihli Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 73’üncü maddesinin (n) bendiyle 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un bazı hükümleri değiştirilmiştir. Bu değişikliğe göre 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlı ve engelli aylıkları için uygulanan muhtaçlık sınırı Bütçe Kanunu’nda belirtilen 1620 gösterge rakamı ile memur maaş katsayısının çarpımından bulunan 124,40 Türk lirasından hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’üne yükseltilmiş olup 2014 Ocak-Haziran dönemi için 255,22 Türk lirasıdır. Bu kapsamda ailenin gelirinin 2 bin Türk lirası olması aylıkların kesilmesi için doğrudan bir neden oluşturmamakla birlikte, hane içinde kişi başına düşen gelir dikkate alınmak suretiyle işlem tesis edilmektedir. Hane içinde kişi başına düşen geliri asgari ücretin 1/3’ünden az olanlara aylık bağlanmaktadır. 2022 sayılı Kanun uyarınca, aylık almakta iken ekonomik muhtaçlık durumu ortadan kalkanların kanun gereğince aylıklarının kesilmesi gerekmektedir.

Ali Halaman’ın (6/5202) esas numaralı sorusu: “Adana’da personel açığı var mıdır? Varsa personel açığını nasıl gidereceksiniz?”

Adana Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde, İl Müdürlüğü dâhil 17 kuruluşta 222 kadrolu personelimiz hizmet vermektedir. İhtiyaç duyulduğunda eksikler giderilmektedir.

“Adana ilinde yapılacak kamu hizmetleriyle ilgili olarak 2014 mali yılı bütçesinden ayrılan ödenek ne kadardır?”

Bakanlığımızca il bazlı bütçe yapılmamakta olup ihtiyaçlar doğrultusunda kurum ve kuruluşların talep ettikleri ödenekler bütçe imkânları da değerlendirilerek aylık olarak gönderilmektedir.

Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/3151) esas numaralı sorusu: “2002 yılından itibaren AK PARTİ iktidarları döneminde Bakanlığınıza istisnai kadrodan başta özel kalem müdürü olmak üzere bakanlık müşaviri, basın ve halkla ilişkiler müşaviri olarak kaç kişi istihdam edilmiş ve sınavsız devlet memurluğuna atanmıştır?”

Bakanlığımız 8/6/2011 tarihli 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulmuş olup Bakanlığımıza istisnai kadrodan 3 kişi açıktan atama, diğerleri nakil veya kurum personeli olmak üzere 19 kişi bakanlık müşaviri, 4 kişi özel kalem müdürü ve 4 kişi de basın ve halkla ilişkiler müşaviri olarak atanmıştır.

Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3954) esas numaralı sorusu: “Bakanlığınıza bağlı merkez ve taşra teşkilatı birimlerinizde toplam kaç personel görev yapmaktadır?”

Merkez ve taşra teşkilatımızda 28/4/2014 tarihi itibarıyla 13.080 personel görev yapmaktadır.

“Görevli bu personelden toplam kaç kişi engelli kadrosunda işçi, memur olarak çalışmaktadır?”

Toplam personelin 335 kişisi engelli kadrosunda görev yapmaktadır.

Sayın Alim Işık’ın (6/4119) esas numaralı sorusu: “2002-2013 Bakanlığınız ve anılan kurum veya kuruluşlarda istifa, emeklilik, ölüm gibi nedenlerle boşalan kamu personeli kadroları sayısı ne kadardır? Bu kadroların boşalma yıllarına göre dağılımları nasıl olmuştur?”

Bakanlığımız, 3/6/2011 tarihli 633 sayılı KHK’yla kurulmuş olduğundan 2012 sonrasına cevap verebiliyorum. 2012 yılında 155 personelin emekli olması, 38 personelin istifa etmesi, 4 personelin müstafi sayılması nedeniyle toplam 197 personel kadrosu boşalmıştır. 2013 yılında 83 personelin emekli olması, 29 personelin istifa etmesi, 1 personelin de müstafi sayılması nedeniyle 113 personel kadrosu boşalmıştır.

“Bu dönemde boşalan bu kadroların kaçına yeni personel alımı yapılmıştır?” deniyor.

Boşalan kadrolar ile alınan ek kadro izinleriyle birlikte 2012 yılında 1.059, 2013 yılında 439 personel atanmıştır.

Devam ediyorum: “Hâlen kurum ve kuruluşlardaki kadrolu personel sayısı toplamı ne kadardır? Söz konusu kadrolu personelin kadro unvanlarına göre dağılımı nasıldır? Hâlen anılan kurum veya kuruluşlarda toplam kaç kadro boştur? Bu kadroların kaçının 2013 yılında doldurulması düşünülmektedir?”

Bakanlığımız bünyesinde 28/4/2014 tarihi itibarıyla 1.291 personel merkez teşkilatında, 11.789 personel de taşra teşkilatında olmak üzere 13.080 personel görev yapmaktadır. Bakanlığımız merkez teşkilatında 1.019, taşra teşkilatında 5.509 kadro olmak üzere toplam 6.528 adet boş kadro bulunmaktadır. Bu kadrolardan 3.310 adedine açıktan atama yoluyla işlem yapılmak üzere Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığından izin talep edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geriye kalan çok az sayıda soruya daha sonra cevap vermek üzere süremin dolması sebebiyle konuşmama burada son veriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bir dakika Sayın İslam, Sayın Doğru’nun bir sorusu var.

Buyurunuz efendim.

Süreniz bir dakika.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat ilinden Bakanlığınıza müracaat eden insanlar sosyal destek projelerinden ve gelir getirici projelerden yardım alamadıklarından şikâyet ediyorlar. Siz gerçi 130 aileye 4 milyon civarında yardım yapıldığını ifade ettiniz. Acaba kaç aileye bu şekilde bir yardım oldu yani kaç kişi müracaat etti de siz buna bu kadar yardım ettiniz? Birinci sorum o.

İkincisi: Noter ücretleriyle ilgili olarak yüzde 70’ler civarında 2013 yılında artış olduğu söylendi yanlış anlamadıysam. Bu yüzde 70 oranlarının çok yüksek olması herhâlde düşünülebilir. Çünkü şu anda en küçük bir vekâlet için bile çok büyük para ödenmektedir ve halktan bu yönde çok büyük şikâyet vardır.

Diğer bir konu: 2022 sayılı Kanun’la 65 yaş üzerindeki fakir insanlara verilen üç aylık ücret çok düşük miktardadır, 391 yani 400 lira civarındadır. Bu da aylık yani 130-140 lira civarına falan isabet ediyor. Yani, bir Aile Bakanlığı olarak 140 lirayla insanlar yani bir karı koca nasıl geçinebilir? Bununla ilgili olarak herhangi bir düşünceniz veya çalışmanız var mıdır bunu öğrenmek istiyoruz.

Diğer bir konu da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurunuz Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – Sayın Başkan, aklımda kaldığı kadar sorulara cevap vermeye çalışacağım.

BAŞKAN – Tabii, buyurunuz.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – Noter ücretlerindeki artış yüzde 75 değil yüzde 7,5; böyle söylemiştim.

Tokat ilinden kaç ailenin müracaat ettiğini, daha doğrusu destek alan 130 ailenin müracaat eden aile sayısının yüzde kaçı olduğunu şu anda hafızamdan cevaplandırmam çok mümkün değil ama bu sorunuza cevap verelim. Herhangi bir ilimize karşı herhangi bir şekilde, hiçbir şekilde bir ayrımcılık yapılmamaktadır. Alınan bütün talepler son derece objektif kriterlerle değerlendirilmektedir. Karşılanması mümkün olan destek talepleri de bu objektif kriterler sonucunda karşılanmaktadır.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Karşılanmayanlara bir cevap verilebilirse Sayın Bakan, niçin karşılanmadığına dair.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – En azından bugünden sonra… Yani geçtiğimiz birkaç aydır cevap verildiğini söyleyebilirim, bundan sonra da verilmeye devam edilecek.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, 2 kişi daha kaldı.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakana da verdiği cevaplar nedeniyle teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum yeni görevinde.

Özetle birkaç konuyu Sayın Bakana görevine yeni gelmiş olduğu için, sorular da eski olduğu için tekrarlayıp hatırlatmak istiyorum. Muharip gazilerin yakınlarına bir iş hakkı, maaşlarının artırılması ve faizsiz konut kredisinden yararlandırılma talepleri var. Eğer bu konulara çözüm bulunabilirse o kesimin de mutlu olacağını düşünüyorum. Tabii malul gazilerin de gerek gazilik maaşlarının gerekse şehit ailelerine verilen şehitlik maaşlarının düşük kaldığı, gerçekten bunun artırılması gerektiği talebi var.

Engelli ve yaşlı maaşlarının artırılmasının yanında üç ay yerine aylık ödemelerin yapılması birçok kişinin rahatlamasına yol açacaktır çünkü üç ayda bir verilen maaşlarda ciddi sıkıntılar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Buyurunuz Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – Sayın Başkan, Sayın Milletvekili; çok teşekkür ediyorum hem iyi dilekleriniz için hem sorularınız için.

Muharip gazilerle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu talepleri kendilerinden ve onları temsil eden arkadaşlarımızdan alıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor.

Engelli maaşlarının ödenmeleriyle ilgili yine çalışmalarımız devam ediyor. Mümkün olduğu kadar uygun koşullarda ve uygun miktarlarda maaşların ödenmesi için azami gayreti sarf ettiğimizden emin olmanızı arzu ederim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım teşekkür ederim.

Cevap verdiği için Bakana da teşekkür ediyorum.

Ben son üç yıldır özellikle –eskiden pek yoktu, bu dış politikadan zannedersem kaynaklandı- bu Adana ve çevresinde genelde, böyle, cami önlerinde, sokaklarda, caddelerde çok küçük kız çocukları, aileler, dolayısıyla erkek çocukları sürekli olarak “Yok mu bize yardım eden?” diyerek piyasalarda dolanıyor, her yerde böyle bir sıkıntı veriyor. Sosyal Politikalar Bakanı olarak bunlar için yapılacak bir şey yok mu? Sayın Bakanımıza bunu soruyorum.

Sağ olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurunuz Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Devamla) – Sayın Başkan, sahipsiz çocuklarla ilgili ya da ebeveyni olmayan çocuklarla ilgili birtakım projeler yürütüyoruz, refakatsiz çocuklarla ilgili birtakım projeler yürütüyoruz, henüz sonuca gelebilmiş değiliz. Son yıllarda komşu ülkelerdeki felaketler dolayısıyla ülkemizde sahipsiz ve refakatsiz çocuk sayısının bir hayli arttığını gözlemliyoruz. Onun için bu tür çocuklarla ilgili ne gibi çalışmalar yapmamız gerektiğini tartışıyoruz ve araştırıyoruz. Hatta size şimdi şunu söyleyebilirim: Çocuk Hizmetleri Genel Müdürümüz ve onunla birlikte bir ekip şu anda Kilis’teler, bu konuyu araştırıyorlar. Bakanlığımızdan nasıl projeler yaparsak sorunu engelleme yolunda adımlar atmış oluruz diye araştırıyoruz tüm Türkiye'de. İnşallah size, yakın bir zamanda daha sevindirici, daha somut şeyler söyleyebilecek hâle geliriz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İslam.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakanıma bir söyleyeceğim 60’a göre.

BAŞKAN – Sayın Bakan, yerinize geçebilirsiniz, çok teşekkür ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Soru önergeleri cevaplanmıştır.

Siz, 60’a göre söz istiyorsunuz.

Buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, kadın çiftçilere “ehil” sıfatı verilmemesinin kadın hakları açısından sakıncalı olduğuna ilişkin açıklaması

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım…

Pardon, Nevzatçığım, affedersin...

BAŞKAN – Siz, 60’a göre söz talebinizi yerine getirin, sonra…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama Sayın Bakan…

BAŞKAN – Ama soru-cevap işlemi değil bu, biliyorsunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hayır, bu soru değil efendim ama kendisinin duymasını istiyorum kadın hakları yönünden.

BAŞKAN – Evet, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Kadın hakları yönünden ama…

Nevzat Bey, eğer müsaade ederseniz bir dakika…

Sayın Bakanım, biraz sonra bir kanun görüşülecek. Size bu kanunda kadın hakları açısından şikâyetimi iletiyorum: Özellikle mirasçılardan erkekler ehil çiftçiyse mal ona veriliyor. Eğer kadın çiftçi değilse, kadının eşi çiftçiyse kadının çiftçi olup olmadığına bakılmadan “ehil” sıfatı verilmiyor. Bu kanun kadın hakları açısından bana göre sakıncalıdır. Kadın hakları açısından size şikâyet  ediyorum. Bunun önleminin alınması lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aslanoğlu.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.58

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sıraya alınan, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; 5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; 5578 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporları (1/788, 2/1599) (S. Sayısı: 564) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 564 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp, maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 564 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu hafta 26 Nisanda Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladık. Bu anlamlı günde biz 3 kardeş veteriner hekim, 1 enişte, 1 de yeğen, 5 kardeş bu mutluluğu hep beraber yaşadık.

Ayrıca, Burdur’umuzun ayrı bir güzelliği vardır; 1’inci Dönem’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy temsil etmiştir. Mehmet Akif Ersoy da bir veteriner hekimdir, onun oğlu veteriner hekim ve torunuyla hafta sonunda beraberdik. Ben de 22, 23 ve 24’üncü Dönem’de, vatan şairimiz, meslektaşım Mehmet Akif Ersoy’un ilinde bu bayrağı taşımaktan mutlu olduğumu sizlerle paylaşmak isterim.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde doğal yaşamın olması için toprağın stratejik önemini bilen ve toprağa gönül veren her kişi, kurum ve kuruluş ülke topraklarının korunmasını, geliştirilmesini ve planlı kullanımına yönelik bütünsel bir düzenlemenin yaşama geçirilmesini zorunlu görmektedir.

Korunması gereken Taksim Meydanı değil, ülkenin yedi bölgesine dağılmış bizi biz yapan topraklarımızdır. İşçilerin seslerine kulak verilmesi, fuzuli tartışmaları bırakıp hiçbir vatandaşımızın burnunun kanamasına müsaade etmeyelim. İnatlaşmaya gerek yok. Bir an önce 1 Mayısın Taksim Meydanı’nda kutlanılması için Sayın Bakana da büyük görevler düşmektedir.

Anayasa’mızın 44’üncü maddesi toprağın verimli, ekonomik olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önleme ve 45’inci maddesi ise tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önleme konularında devleti görevli saymıştır. Pekâlâ devlet bu görevini layıkıyla yapabiliyor mu? Bakın, ben hemen hemen ayda en az birkaç kez bölgem olan Burdur’a gidip geliyorum. Ankara çıkışından Polatlı’ya kadar hatta Burdur’a, Antalya’ya kadar korunan 1 metrekare toprak parçası göremiyorum. Satılık bir yer dahi yok, her taraf parsellenmiş. Kimi yerler benzin istasyonu, kimi yerler lokanta, kimi yerler tır parkı, atölye, fabrika ve konutlarla işgal edilmiş durumda. Yani âdeta buralarda “toprağı korumayın” deniliyor. Biz de burada hâlâ toprağın korunması üzerine tasarılar hazırlıyoruz.

Devlet, topraklarımızı korumak için vardır. Oysa ülke toprakları birer birer pazarlanıyor, topraklar kayboluyor. Konuya hep beraber sahip çıkmalıyız. Bu Hükûmet döneminde benzeri görülmemiş bir toprak kıyım politikasıyla karşı karşıyayız. Bugün topraklarımızı, kamu kurum ve kuruluşlarımızı, devlet kaynaklarımızı korumak şöyle dursun, sistemli bir şekilde yok edilmesi için çalışılıyor. Anayasa’mızın hükümleri ve diğer kurumlarla günümüze kadar korunan kaynaklar çeşitli yasal değişikliklerle parasal kaynağa dönüştürülmek isteniyor. Oysa para her şey değildir. Gerekirse parasız da yaşayabiliriz ama topraklarımızdan vazgeçemeyiz, onsuz yaşayamayız. Ne diyoruz? “Toprakla koyun, gerisi oyun.” Ayrıca ne diyoruz? “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır."

Değerli arkadaşlarım, döneminizde bir bakanımız SEKA özelleştirilmesinde, SEKA için “Stratejik yermiş, ne stratejisi? Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına.” diyordu. Çıktı ve sonuç, SEKA, topraklarıyla beraber Yunanlıların oldu. O dönemde şeker fabrikaları için ne diyorlardı? “Kâr edeni de zarar edeni de satacağız.” Sonuç, şeker fabrikaları satıldı. Ancak mücadelemiz sonucunda Burdur Şeker Fabrikasını topraklarıyla beraber kurtardık. PETKİM, TÜPRAŞ, TELEKOM, Sümerbank gibi birçok kurum ne kadar acıdır ki topraklarıyla beraber yabancılara ve yerli şirketlere özelleştirme adı altında satıldı. Bugün ülkemizin en güzel kıyı şeritleri yabancıların işgali altında. Yabancılar Türkiye’ye her yıl tatile gelip tatil beldelerinde para harcayacağına kendine toprak alıp bir ev veya villayla mülk ediniyor. Öyle beldelerimiz var ki Türk’ten çok yabancı yaşıyor. Topraklarımız el değiştiriyor. Bu duruma “dur” demeliyiz.

Değerli arkadaşlarım, adım adım ülke toprakları pazarlanıyor. Ekonomi kötüye gittikçe iktidar ne yapacağını bilemez bir şekilde kaynak yaratmak için ülkeyi pazarlama yoluna gidiyor. Yakında kendi ülkemizde misafir konumuna düşersek kimse şaşmasın. Zaten topraklarımız işgal altında. Ülkenin en önemli sanayi tesisleri, stratejik tesisleri, topraklarımız birer birer elden çıkarılıyor. Kendi deyimleriyle “Babalar gibi satılıyor.” Örnek istiyorsanız, Adapazarı, İstanbul, Antalya, Muğla, Mersin illerine bakın, görürsünüz.

Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan Osmanlının borçlarını öderken Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde binbir fedakârlıklarla, özverilerle fabrikalar kuruldu; çağdaş medeniyetler seviyesine bir an önce ulaşabilmek için sanayi hamleleri yapıldı. İlk şeker fabrikası, ilk traktör fabrikası, ilk kâğıt fabrikası, ilk cam fabrikası ve gübre fabrikaları, diğerleri ne büyük gururlarla, coşkularla açıldı. Şimdi ise bunlar tam bir aymazlık içerisinde yabancılara neredeyse arazi fiyatlarına satılıyor.

Topraklarımız satılıyor. GAP bölgesinin en verimli arazileri yabancılara sözüm ona “organik tarım yapılacak” diye peşkeş çekiliyor. Bunun önüne geçmek her yurtseverin boynunun borcudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de arazi yetenek sınıflandırması yapabilecek teknik elemanlar sadece kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışmaktaydı ve bu kurum bu konuda uzman personel dışında, araç gereçleri, laboratuvarları, arşivi ve veri tabanıyla bu yasanın uygulanmasında ve denetlenmesindeki işlerliği sağlayabilecek tek kurum konumunda olmasına karşılık göz göre göre kapatıldı. Dolayısıyla da bu araziler için başvuruda bulunan kişiler özel idareler kapsamındaki idari ve teknik karmaşa içinde ve yetki ve sorumlulukların kime ait olduğu bilinmez bir durum içerisinde kaldılar. Bu durumda söz konusu olan tarımsal bütünlüğü bozup bozmama konusunda karar verecek merci neresidir, bilinmiyor. Bizim dileğimiz, Köy Hizmetlerinin tekrar eski konumuna getirilmesidir. Böylelikle, kanun daha iyi bir işlerlik kazanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar binlerce dönüm tarım arazileri yok edildi. Mera ıslah çalışmaları yetersiz kaldı. Meralar yakıldı, anızlar yakıldı, ormanlarımızın yok edilmesine göz yumuldu. Orman arazileri yok edildi. Bazı bölgelerde bu yok edilen arazilere tekrar ağaç dikmek yerine golf alanları yapıldı. Orman içinde otel yapalım diye ormanlar yok edilip beş yıldızlı oteller inşa edildi. Bunların acısı yıllar sonra sizlerden, bizlerden sorulacaktır.

Mera Kanunu kapsamında yürütülen ıslah çalışmaları henüz istenilen seviyenin çok gerisindedir. Yayla ve meralar yeterince sahip çıkılmadığı için işgal edilerek her geçen yıl azalmakta ya da erozyonun etkisi altında çoraklaşmaktadır. Mera alanları daralmaktadır.

Yetiştiricilerin, çiftçilerin durumu her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Ülke ekonomisindeki çarpıklık yetiştiriciyi çok fazla etkilemiştir. Yetiştirici, uygulanan kotalar nedeniyle muzdariptir. Suni artışlar hariç, yetiştirici ürününü üç dört yıl öncesinin fiyatına dahi satamamaktadır. Buna karşın, yem, mazot, gübre, ilaç gibi girdilerde yüzde 200-300’lere varan artışlar olmuştur. Köylünün, çiftçinin beli bükülmüştür, birçoğu ata, dede meslekleri olan çiftçiliği terk ederek şehirlere göç etmiştir.

Köyden şehre büyük oranda bir göç vardır, bu da hem hayvancılığımızı olumsuz etkilemekte hem de şehirlerde çarpık bir sosyal yapılanmaya neden olmaktadır. Öncelikle çiftçiyi, yetiştiriciyi köyünde tutmanın formülleri aranmalıdır. Gerçi Avrupa Birliğinin dayatmasıyla da “Kırsal nüfusu azaltacağız.” anlayışı içerisinde üretimden kaçış var. Bu kaçışların nedeni sadece toprağın parçalanması değil; dünyanın pahalı mazotunu kullanan çiftçinin bizde, dünyanın en pahalı gübresini kullanan çiftçinin bizde, dünyanın en pahalı ilacını kullanan çiftçinin bizde olmasının da etkisi çok büyüktür.

Bugün çiftçimiz lirayla mazot alıyor, kuruşla buğday satıyor; lirayla mazot alıyor, kuruşla pancar satıyor; lirayla mazot alıyor, kuruşla süt satıyor. Böyle bir durum da söz konusu, bu konuda ise Hükûmet ancak “destek” diyerek günü geçiştiriyor.Çiftçi kardeşlerime  sesleniyorum: Yetiştirdiğiniz hangi ürünün kilosundan veya litresinden 3,5 lira para kazanıyorsunuz? Hükûmet sizin kullanmak zorunda olduğunuz mazotun her litresinden 3,5 lira para kazanıyor. Böyle herkes ülke yönetir!

Bakın, benim Burdur’um günde bin ton süt veriyor. Hep verdiklerinizi söylüyorsunuz. Bin ton süt demek, Burdur halkından günde 80 bin lira KDV almak demek. En az 3 misli yem kullanıyor, en az 240 bin lirada da yemden KDV alınıyor. Burdur halkı günde 320 bin lira KDV ödüyor sadece sütten, yemden. Mazotu, gübreyi, ilacı, elektriği, bezi, urganı, yorganı, dirgeni saymıyoruz; sadece sütten ve yemden alınan para günde 320 bin lira. Yani, Burdurlu üretici bu Bakanlığa, devletimize eski parayla günlük 320 milyar katkı koyuyor, verdiğimiz bu.

Verdiğinizi söylüyorsunuz da aldıklarınızı söylemiyorsunuz, bunu hesap olarak sizlerle paylaşmak isterim.

Hayvancılıkta gerekli teşvik ve desteklerin yapılması, uygulanabilir tarımsal kalkınma planlarının yapılmasıyla mümkün olabilir. Bunun için de hükûmetlerin tarım ve hayvancılığa gereken önemi vermeleri gerekmektedir.

Bütçe ödenekleri tekrar gözden geçirilmelidir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı üvey evlat konumundan acilen çıkarılmalıdır. Gayrisafi millî hasıladan ayrılan pay yüzde 1’dir şu anda. Bu mutlaka ve mutlaka bu önümüzdeki dönem bütçesinde yüzde 2 olarak değerlendirilmelidir.

Toprak koruma ve arazi kullanımındaki aksaklıklar yüzünden ülkemizde tarımsal üretim bitme noktasına geldi. Bakın, bugün pancar üreticisi kan ağlıyor, tütün, anason, tahıl üreticisi kan ağlıyor. Yem bitkileri üreticisi son derece mağdur durumda, hayvanına yedireceği yemini üretmekte sıkıntı çekiyor. Bu yüzden hayvancılık bitme aşamasına geldi. Meraların yetersizliği nedeniyle küçükbaş hayvan sayısında çok büyük azalma oldu, kimse bunların farkında değil. Damızlık hayvanlar kasaplık fiyatına pazarlarda satılıyor. Süt üreticileri, et üreticileri hayvanlarını ellerinden çıkarma çabası içerisindeler. Uygulanan kotalar çiftçimizin, köylümüzün durumunu iyice kötüleştirdi. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bölgelerde geçim sıkıntısı nedeniyle köyden kente büyük göçler yaşanıyor. Bunu istatistikler söylüyor. Biz burada havanda su dövüyoruz.

Bunlar olurken, ülke genelinde yaklaşık 67 ilde don olayı yaşandı. Üzüm, fındık, ceviz, badem, kayısı, elma ve armut üreticisi bu yıl perişan olacak. Aynı şekilde, yağışların azlığından dolayı tahıl üreticisi de mağdur olacak. Bu bölgelerdeki üreticilerimiz için kamu bankalarındaki borçlar faizsiz ertelenmelidir. Ayrıca, bir dönem olsun, bu üreticimize can suyu olarak faizsiz krediler verilmelidir, üreticilerimizin istekleri bu yönlüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki EPDK’nın talebi üzerine elektrik faaliyetlerinde bulunmak ya da jeotermal kaynaklı seralar için ihtiyaç duyulan arazi teminlerine karşı değiliz, burada tarımsal arazilerin kullanılmasına da bir ölçüde karşı değiliz. Yalnız, bu tarım arazilerinin kullandırılması için mutlaka verimli tarım arazilerinin kullanılması gerekmiyor. Bu tesisler her çeşit arazi üzerinde inşa edilebilir. Ancak, üretken ve sürdürülebilir tarımın ise verimli topraklardan başka şansı yoktur. Arazilerimiz her zaman kullanım kabiliyetlerine göre değerlendirildiğinden tarıma en elverişli topraklar haksız işgale uğramaktadır. Bir örnek olarak, kara yolu güzergâhı seçimlerinde bu unsurlar değerlendirilmediğinden, birinci ve ikinci sınıf tarım arazileri ortadan bölünecek şekilde seçilmekte ve böylece hem yola hem de bu yolun çevresinde yığılan endüstri ve kent alanlarına büyük miktarlarda arazi kaptırılmaktadır. Bu tesisler için arazinin verim oranı kriterleri dikkate alınmalıdır.

Toprağı korumanın esası, araziyi kabiliyetlerine göre kullanmak ve mevcut sınırlayıcı etmenleri belli ölçülerde azaltmak üzere gereken önlemleri almaktır. Zira, arazi kullanım yetenek sınırları bakımından ülkemizin durumu oldukça ilginç ve problemli bir görünüm arz etmektedir. Sürülebilir arazi toplamımız yüzde 34 iken, sürüme uygun olmayan arazilerin toplamı yüzde 60’tan fazladır. Bunun en önemli nedeni de topoğrafik yapıdır. Bu durum da mevcut toprak varlığımızı korumanın önemini ortaya koymaktadır. Topraklarımızı ve arazilerimizi kabiliyetlerine uygun şekilde kullanmak, gelecek nesillere karşı en önemli borcumuz ve görevimizdir.

Bunların yerine getirileceği inancıyla kanunun hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ancak, biraz önce gayrisafi millî hasılayı yüzde 1 olarak değerlendirdim ama Hükûmet olarak farklı yöntemler seçiyorsunuz ancak ayrılan kaynağın yüzde 0,5’ini veriyorsunuz. Türk köylüsü altı yıllık alacaklı sizlerden. Bu alacağını da önümüzdeki dönemde köylümüzle paylaşmanızı rica ediyorum.

Yine, meslektaşlarım olarak veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, ziraat mühendisleri, ziraat teknisyenleri, su ürünleri mühendisleri, gıda mühendisleri Bakanlıktan kadro beklemektedir. Ben hem grup başkan vekilini hem Bakanlık yetkililerini uyarıyorum: Geçmişte verdiğiniz sözlerin yerine getirilmesi için bizlere devamlı mesajlar gelmektedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kimi uyarıyorsun, kimi?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Bakanlığı uyarıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Grup Başkan Vekili olarak…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilini uyarıyorum: Bakanlar Kurulu üyeleriyle bunu mutlaka görüşmeniz gerekiyor. Hem Maliye Bakanı hem Tarım Bakanı, bütçeden sorumlu Bakan söz verdiği hâlde ziraat mühendislerine, veteriner hekimlere, su ürünleri mühendislerine, gıda mühendislerine ayrılan kadro kaynak anlamında aktarılmamıştır. Tarım Bakanlığı bu kadroların bir an önce aktarılmasını beklemektedir. Sizlere de geliyor aynı mesajlar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Satır’ı müstakbel bakan olarak mı uyarıyorsunuz şimdiden?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Ya, müstakbel bakan. Her şey zaten Sayın Kubat’tan burada değerlendiriliyor, o ne derse belirli oranda Hükûmet yetkilileri ona uyuyor çünkü Meclis’in boşluğundan o, sağ olsun, burada sağlam duruyor. Gerçi koltukların yüzü kızarıyor ama denecek bir şey yok. Gecenin bu vaktinde ancak 6 AKP’li milletvekiliyle kanunu görüşüyoruz. Sağ olsun Bakanımız geldi.

Bunlar, Sayın Bakanım, size mi hakaret yoksa Komisyon Başkanına mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Saat, saat…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Yani, bunu anlayabilmiş değilim. Bunlar, yani, nereye gittiler bunlar bu saatte? Cuma saati değil, bayram namazı değil, yani, Regaip Kandili değil, Miraç Kandili değil. Yani, nereye gitti bu arkadaşlar?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Kalplerimizle beraber, merak etmeyin.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Yani, bunu bir yerlerde tutmanız lazım.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Her şey kontrol altında, merak etmeyin.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Yani, Sayın Başbakan görse herhâlde sopayla kovalar bunları. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün, bakın, çiftçinin dertlerini düşünüyoruz, çiftçinin dertlerini burada değerlendirmeye çalışıyoruz. Memlekette don olayı var, kuraklık olayı var, bunların konuşulması gerekiyor, ne yapmamızın konuşulması gerekiyor. Nasıl bir ödenek ayıracağız, Tarım Bakanlığını nasıl rahatlatacağız, çiftçilerimizi nasıl rahatlatacağız? Bunu desteklememiz gerekiyor ama ne yazık ki ne Bakanlar Kurulunda…

Sayın Bakan yasak savma anlamında yanımıza geldi; bugün de bulmuşken, müsaade edin, biraz da konuşalım. Laf atacak arkadaşınız da yok. Benim milletvekilleri de, seçimi kaybedince onlar da görünmüyor, Burdur’dan.

Bayram nerede, Bayram? Bayram da yok maşallah. Hami sağ olsun gelip gidiyor ama Bayram kayboldu.

Yani, arkadaşlar, bakın, sorunlar büyük.

AHMET ARSLAN (Kars) – Burdur’u örnek alsak sizin, 70 tane ilin hiç buraya gelmemesi lazım.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Evet.

Şimdi, Burdur örnek bir il, çalışkan bir il, üreten bir il. Burdur’umuz üretimi seviyor. Bakın, biraz önce söyledim: Bin ton, günlük, süt üretiyoruz. İneğin boğazından giren yem süt olup çıkıyor. Öyle dereden toplanmıyor, günlük, günlük… Bin ton, günde bin ton sütümüz var ve ödediğimiz paranın da Burdur’umuza kaynak olarak aktarılmasını istiyoruz, hem tarımsal destekler anlamında hem de kuraklığı destekleme anlamında Burdur’umuza bu desteklerin verilmesini diliyorum, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkan.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu.

Buyurunuz Sayın Zenderlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 564 sayılı yasa üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Tabii ki bugün, dünyanın, iki yüz yıldan beri Avrupa’nın çözmüş olduğu sorunları biz yeniden ele alıp bunu nasıl çözebiliriz… Bugün bu kanun üzerinde konuşmaktayız. Aslında iki yüz yıl Avrupa’nın gerisinde, bu toprak reformuyla ilgili, bu yasayla ilgili izlenmekteyiz. Ancak AK PARTİ iktidarı ülkeyi şirket mantığıyla yönetme eğilimini sürdürmektedir. Tüm yasa tasarılarında olduğu gibi bu tasarıda da sermayenin iktidar yanlıları izlemektedir. Tasarı gerekçesinde mülkiyet hakkına değinmemiş ancak mülkiyet hakkının kamu yararı ilkesi gereğince sınırlandırabilmiştir. Bu tasarının hazırlandığı ifade edilirken kamu yararı kavramı bu kadar iktidar ve iktidar yanlıları lehine kullanan başka bir iktidara rastlamak mümkün değildir.

Yeni tasarı gerekçesinde Fransa’yla Danimarka arasının bölünmemesi için miras konusu üzerinde, tek bir mirasçıda toplandığını ve arazinin bütünlüğünün korunduğuna işaret edilmiştir. Bu ülkelerde arazinin piyasa değeri üzerine araziyi işleten mirasçının diğer mirasçılar tazminat ödendiğini belirtmiştir. Ancak bu tasarıda diğer mirasçıların koruyucu hiçbir mekanizması geliştirilmemiştir, ehlî mirasçıya geniş yetki tanınmıştır. Netice itibarıyla, bu yasayla kamu kurum, kuruluşlarıyla, büyük finans kuruluşlarına destek açık bir şekilde ortaya konmuştur. Büyük finans kuruluşları desteklenirken, birey bu destekten yoksun bırakılmaktadır. Küçük toprak sahiplerinin mülksüzleştirilip fakirleştirilmesini, büyük sermayenin zenginleşmesini öngören bu tasarının bu şekilde kabul edilmesi mümkün değildir.

Gelişmiş ülkelerde olan iki yüz yılı aşkın bir sürelik deneyimi Türkiye kısa sürede gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Ancak, toprağa bağlı yaşamın hüküm sürdüğü ülkemizde toprak sorununun esasının sosyolojik dokuyla      direkt ilişkili olduğu kabul edilmeden, teknik düzenlemelerle sorunun çözülmesi mümkün değildir. Aslında söyleniyor, toprak işleyenin olmalıdır. İşletmeyi modernleştirmedikten sonra bu topraktan nasıl bir verim alınacak? İşte, görüyoruz, bu yıl kuraklık söz konusudur. Sayın  Tarım Bakanımız acaba bu konuda nasıl bir tedbir almıştır, merak ediyoruz.

Türkiye’de ise toplumda uygulanan örneklerle -kimi kaynaklarda Osmanlı Dönemi’nden günümüze değin- değişik toprak reformları yapıldığını görmek mümkündür. Çünkü, tarihe baktığımızda, bu yönlü dönemlerde birçok arazilerin işletene, mülk sahiplerine ve diğerlerine bölüştürüldüğünü de biliyoruz. Ayan Meclisinden günümüze değin bu toprakların 1839’larda, 1876’larda çıkarılan yasalar temelinde bu düzenlemeler her ne kadar yapılmışsa da günümüze baktığımızda, 1920’li yıllarda da 1936, 1938’li yıllarda da bir kadastro sorununu, bir toprak reformu yapıldığını da görmek mümkündür. Ancak bu, tabii ki çağımıza, günümüze cevap olabilecek bir düzeyde değildir.

Günümüz Türkiye halklarının  ihtiyacı olan şey öncelikle topraktır, toprak reformudur. Topraksız köylü toprak sahibi yapılmalıdır ama gördüğümüz daha dev şirketlere bu toprakları nasıl peşkeş çekeriz, nasıl onları rant sahibi yapabiliriz arayışıdır. Bu vesileyle, bu yasanın çok mantıklı uygulama yönlerinin az olduğunu ifade etmek istiyorum.

En büyük toprak ağası siz de biliyorsunuz ki hazinedir. Örnek olarak Bitlis’ten verebilirim. Yıllardır bu toprağı işleten insanlarımız… Ne hikmetse Hükûmet tarafından kamu adına tutup herkese peşkeş çekilmektedir. Kimin adına satıyorsun? Belli değildir. İhaleler gizli kapılar arkasında yapılıyor, emlak diye bir kurum tarafından yapılmaktadır; kime verdiği de aylar sonra, yıllar sonra ancak ortaya çıkmaktadır. Bunun en bariz örneğini Bitlis’in Papşin’de, Başhan’da, Suvar’da, bu köylerde görmek mümkün, örnek olarak veriyorum. Bu anlayışın hâkim olduğu ülkeler, daha çok ürün elde etmek için toprağı işletmeye çalışıyor. Ama Türkiye’ye bakıyoruz -kimin kime nasıl rant sağlayacağı konusunda sanki bir iş birliği çerçevesi içerisinde- bu toprak reformu veya bu Toprak Kanunu zaman zaman çıkarılıp birbirlerini ağırlamaktadırlar.

Türkiye’de kadastro çalışmalarının ve mülkiyet tespitlerinin geç yapılması toplumsal sorunların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Fransızlar Hatay’ı sömürge olarak aldığında ilk yaptıkları iş kadastro olmuşken, Türkiye, övündüğü tarihinde mülkiyet çalışmalarına önem vermemiştir. 2003 yılıyla birlikte bu eksiklik güya Hükûmet tarafından görülüp Dünya Bankasına finansman desteği olup neredeyse bütün kadastro birimleri bitirilmiş, sadece 400’ün altında birim kalmıştır. Ancak, Hükûmetin bu kangren durumunu sadece sosyal ve siyasal bazda ele aldığımızda, bu eksikliği ranta çevirmek kaygısıyla hareket edip fırsatçılık yapmıştır. Bu durum, halk içerisinde mülkiyet kaosunun yaşanmasına da sebep olmuştur.

Kadastro çalışmalarında şirketler kâğıt üzerinde milyonlarca lira para kazanmaktadırlar. Oysa ki şirketlere harcanan bu kadar para Tapu Kadastronun kendi birimlerine aktarılsaydı eminim ki daha çok faydalı olabilirdi.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nu bütünlükle mantık oluşturmadığından yerleşim yerleri özellikle dikkate alınmamıştır. Bu durumu bölgesel olarak incelediğimizde bile anlaşılmaktadır. Birçok alanda biliyoruz ki -baba, dede, nine- hâlen tapuların birçoğu onların adınadır. Çoluk çocuk çoğalmış, soyu sopu çoğalmış, topraklar da bölüne bölüne -kerte kerte birbirlerine bölünmüş- bugün de artık işlevsiz hâle gelmiştir. Bu yönüyle eğer değerlendirirsek önemlidir bu yasa ama öbür yönden kaygımız, 2/B Yasası’nda olduğu gibi toprağa ihtiyacı olanlara toprak verilmiyor. Kime veriliyor? İşte, otel yapan, motel yapan… Veyahut da başka şirketler “Kendi çıkarları için nasıl işletebilirler?” anlayışı içerisinde bu toprakları verimsiz hâle getirmektedirler. 

Şu an ülkemizde gayrimenkulle ilgili olarak 7 bakanlık ve onlara bağlı onlarca genel müdürlük sorumluluk almaktadır ve her kurum, gayrimenkulleri gerek teknik gerekse hukuki olarak kendine göre yorumlamaktadır. Mülkiyet çalışmalarının sermayeye, ranta değil, halkın sorunlarını çözen mantığa dayalı olması gerekir. Gayrimenkulle ilgili bütün kurumların tek bir çatı altında toplanmasına özen gösterilmesine rağmen, özerk bir yapı çalışması konusunda herhangi bir veriyi burada görmemekteyiz.

Getirilen yasa tasarısı büyükşehir belediyesinin yetki alanlarına herhangi bir atıfta bulunmamıştır. 6360 sayılı Yasa, büyükşehir belediyelerine her türlü tarım projesi geliştirebilecekleri şeklinde ucu açık bir yetki tanımıştır. Yasa tasarısında tarım arazileriyle ilgili toplulaştırma çalışmalarının Bakanlıkça yürütüleceği belirtilmektedir. Bu anlamda yerel otoritelerin herhangi bir etkisi kalmamaktadır. Oysa olması gereken, halkın en yakın birimi olan yerel yönetimleri toprak üzerindeki faaliyetlerde söz sahibi yapacak düzenlemelerin hayata geçirilmesidir.

Türkiye Ziraat Odalar Birliğinin verilerine göre 1995-2013 döneminde toplam tarım alanları yüzde 11,3 azalarak 26,83 milyon hektardan 23,81 milyon hektara gerilemiştir. Tarım alanlarının -şehirleşmede- sanayi tesislerine dönüştürülmesi, tarım alanlarının azalmasında en büyük etken ve nedendir. Bu nedenle, yıllar boyunca birinci sınıf sulamaya uygun tarım arazileri imara açılarak sanayi ve yerleşim yerleri yapılmıştır. Şehir, ilçe ve beldelerde tarım arazileri imara açılarak burada büyük bir rant yolunu da açmaktadır. Burada da tarım arazilerinin verimliliği düşürülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak Türkiye'de önemli oranda arazinin tapusunun hâlen -dediğim gibi- büyükannelerin veya ninelerin, dedelerin üzerinde olduğunu ifade ettim. Arazi konulu davalar on yıl boyunca sürmektedir. Buradaki sıkıntı -hukuki açıdan baktığımızda- bu mahkemelerin günlerce değil yıllarca sürdüğünü de ifade etmekte yarar vardır.

Araziler el değiştirme kararları nedeniyle çok sayıda cinayetlere ve kavgalara neden olmuştur. Bu kavgaların nedenlerinden biri arazi sorunudur, mera sorunudur. Bunu siz de biliyorsunuz. Bu yasaları getirirken halka danışarak, gerçekten bölgede bir etüt yaparak özellikle doğu ve güneydoğu dediğimiz Kürdistan bölümünde de bunu yapsaydınız daha çok verimli olacaktı bu yasa, daha çok verimlilik aksedecekti ama baktığımızda bu yasada böyle bir şey yok. Yani, böyle, kendi başına birisi oturmuş, kendi mantığına göre nasıl eviririm çeviririm misaliyle böyle bir yasa çıkarmıştır. Bizim temennimiz, dileğimiz odur ki gerçekten toprağın işleyenin olması gerektiği; bu parçalanan toprakların dev şirketlere değil, gerçekten halka verilmesini talep etmekteyiz.

Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zenderlioğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; -kaldıysa kalanlara diyoruz tabii- hepinizi saygı, sevgi, hürmetle selamlıyorum.

Tabii, konumuz, Türkiye'nin önemli bir sıkıntısı olan arazilerin parçalı hâle gelmesi ve bunun ziraatta üretimi düşürmesi ve bu noktada çıkarılan bir kanun. Kanunda eksikler buluyoruz, kanunda birtakım mahzurlar buluyoruz ama Sayın Tarım Komisyonu üyemiz Seyfettin Yılmaz Bey’in de ifadesiyle, Komisyondaki ifadesiyle bunu bir millî mesele olarak kabul ediyoruz ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu tasarıyı, kanunu destekliyoruz; önce bunun bilinmesinde fayda görüyorum.

Ama, şunu da ifade etmek lazım sayın milletvekilleri: Çiftçinin ikinci bir mesleği olmaz. Yani, çiftçi, elinden arazisini aldığınız zaman gidip başka bir mesleği icra edemez çünkü bilmez. Siz, bu kanunla bir şekilde anlaşsalar dahi aralarında aileler, mirasçılar çiftçiliği bırakacak olanın hâlini düşünmüyorsunuz. Evet, “O, onun kabahati.” diyebilirsiniz ama bu toplumsal bir gerçek. Yani, bugün ben çiftçiyim, bugün benim arazimi elimden aldığınız an benim ikinci bir mesleğim olmazsa, her ne kadar üç beş kuruş oradan bir para temin edersem o para batar, bir şey bilmem ben çünkü.

Bugün, içinde yaşadığımız günlerde Reyhanlı Barajı münasebetiyle bizim arazilerimiz istimlak ediliyor. İkinci bir mesleğimiz yok, verilen parayla ne yapacağımızı bilemiyoruz ve bir şekilde -Allah saklasın- kim, hangi çiftçi arazisini devlete verip, istimlak ettirip cebine parayı koyarsa bunların yüzde 90’ının bu parası batacak, bir şey bildiği yok çünkü. Bu, önemli bir eksik sayın milletvekilleri. Bu düşünülmeli ve ilerleyen dönemde gerekirse buna ilave tedbirlerle bu önümüzde bulacağımız, ileride karşılaşacağımız bu sorun bir şekilde çözülmeli.

Bunun yanı sıra çiftçinin durumu önemli. Yani biz, bu kanunu çıkarıyoruz ama şu anda çiftçi ne durumda bunu sorgulayamıyoruz.

Bugün don sıkıntısı oldu, önemli oranda gelir kaybı oldu donda fakat aynı zamanda bir de kuraklık sorunu var, şu anda perişan. Mesela Malatya’da, birçok yerde dondan zarar gören ürünler oldu ama kimse farkında değil. Biz mısır ekmişiz, mısırımız don yedi, duruyor yani kurumadı ama bunun ek maliyetleri var sayın milletvekilleri. Kuraklık çiftçinin belini bükmüş durumda.

Şimdi, bakıyoruz buraya, Amerika Devlet Başkanı Obama, California’da kuraklıktan zarar gören çiftçilere 173 milyon dolarlık bir paket hazırlamış. Hükûmetimiz ne yapıyor? Kuraklık baş gösterince hemen birçok üründe, buğday, mısır, pirinç, bunlarda sıfır gümrükle ithalin kapısını açıyor. Şimdi bu yanlış demiyorum, tüketiciyi de düşünmek lazım. Hükûmet burada doğrusunu yapıyor ama eksik yapıyor. Peki, bu malları üretenler, dolayısıyla bu yıl üretemeyenler ne yapacak? Buna karşı bir tedbir var mı? Hayır, yok, asla. Bu anlayış, bu zihniyet bu çiftçiyi bitirir.

Şimdi, buğdayımız var, bütün ovada, bütün Amik Ovası’nda –Hatay’dan bahsediyorum- buğdaylar bir karış. Biraz daha uzun olan, biraz daha gelişmiş buğdayları da vatandaş ot niyetine kullanmak üzere yem bitkisi şeyinde biçiyor ama yüzde 60’ı, 70’i yem bitkisi dahi olamıyor ve çiftçi faizciye, tefeciye yem olacak. Yani, bu çok önemli bir şey ve Sayın Bakanın bu konuda bir tedbiri var mı, onu da duyarsak memnun oluruz.

Şimdi, ne oluyor sayın milletvekilleri? Tabii, çiftçinin meselesini herkes bilmez. Çiftçinin statüsü ortada yani bu Mecliste bulunan çiftçi sayısından çiftçinin statüsü ortada. Bildiğim kadarıyla, kendi parti grubumuzda bir Muharrem Bey var, bir de biz varız; diğer partilerin gruplarında da… Çünkü çiftçinin statüsü düşmüş. Bu elbette ki son on iki yılın faturası değil yani bütün faturayı son on iki yıla kesmek de doğru değil ama son on iki yılda, baktığımız zaman, işte “Tarımsal gelir arttı, tarımsal ihracat arttı, şu arttı, bu arttı.” ama tarımın millî gelirdeki payı düşüyor.

Şimdi, Sayın Bakan bir konuşmasında -bildiğim kadarıyla- Amerika’daki kayıtlı çiftçi sayısının yüzde 1 olduğundan veyahut çiftçilik yapanların yüzde 1 olduğundan, Türkiye’de yüzde 25 olduğundan, bu oranın ülkenin gelişmesi adına düşmesi gerektiğinden bahsediyor. Devamla “Birdenbire de bu nüfusu köyden boşaltmak istemiyoruz.” diyor ama yapılan uygulamalar köylerdeki nüfusu boşaltıyor. Benim köyümün yarısı yok, İstanbul’a çalışmaya gitmiş. Niçin? Siz çiftçinin gelirini düşürürseniz çiftçiden geçinenlerin de geliri düşer, olay bu kadar basit ve çekip İstanbul’a gidiyor. Ne oluyor sayın milletvekilleri? Bulduğu işte çalışıyor. Her yer İstanbul değil, Reyhanlı’ya göçen var, Kırıkhan’a göçen var, buralarda iş miş yok. Bu vatandaşlarımızın, bu kardeşlerimizin her birisi birer sosyal bomba oluyor toplum içerisinde. Meslek yok, para yok, iş yok, çocukları iyi yetişmiyor, korkunç bir nesil geliyor ve ülkenin önümüzdeki yıllarda birçok sorununa temel olacak ve ülkenin millî sorunu hâline gelecek bir nesil geliyor. Hükûmet döneminde, asayiş olaylarının, boşanma hadiselerinin artış oranına bir bakmak lazım on iki yıldır. Bunlar toplumu birbirinden ayrıştırıyor.

Şimdi, Amik Ovası’nda… Bu da yetmezmiş gibi -yani yukarısı öyle takdir etmiş- Cenab-ı Allah vermemiş. E, aşağısı da vermiyor yani Hükûmet de vermiyor.

Şimdi, bakın, pamuğun sulama dönemi bundan iki ay sonradır sayın milletvekilleri. Bilen bilir, Haziran 15’te sulanır pamuk, 15’te başlar. Şu anda biz yeni çıkmış 3 yapraklı pamuğu sulamaya başladık. Sulama dönemi üç ay olan bir ürünün sulama dönemi beş aya çıktı Sayın Bakan. Masraf yükselecek. Bu, çıkarabilene. Adam ekmiş, çıkaramamış, çıkmamış. Biz “darbuz” deriz ona, nem yok toprakta ve çevirmiş, bir daha ekiyor. Nasıl? Sulayarak. Yani o da bir nevi sulamaya başlamış netice itibarıyla. Tam bu aşamada TEDAŞ özelleşmiş, gardiyan gibi özel sektör firmaları geliyor, ellerinde pense, çiftçinin elektriğini kesiyor. Yahu, bir barışmak lazım. Bunu özelleştirdiniz, bu bir politika, Hükûmetinizin takdiri. Peki, bunu özelleştirirken çiftçiyi niye düşünmediniz?

Sayın Tarım Bakanı, biz çiftçiyiz, bizim sahibimiz sizsiniz. Sizden rica ediyorum, yani Hükûmetin maliyesi çiftçiye acımaz, Hükûmetin Hazine Bakanı çiftçiye acımaz, acırsanız zatıaliniz acır ve sizden bunu bekliyoruz, çok rica ediyoruz. Şimdi, bir barış yapalım. Değerli arkadaşlar, PKK’yla barışıyoruz, Ermenistan’la barışıyoruz, bir barış da çiftçiyle yapalım.

Yine, Sayın Bakan dönecek diyecek ki: “Efendim, siz böyle diyorsunuz ama çiftçi bize veriyor.” Yahu, ne yapalım? Veriyorsa veriyor yani günah mı ediyor? Bunu tersine çevirelim Sayın Bakan. Çiftçi sizin seçmeniniz, değil mi efendim? Ayrıca, bu dönemde biraz eksildi, onu da hatırlatırım.

MUSA ÇAM (İzmir) – Çiftçi celladına âşık.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Yani ben o kadarını demeyeyim ama Sayın Bakandan böyle bir tavır bekliyorum.

Şimdi, buğday çiftçisinin hâli bu. Ziraat Bankası vadeleri geldi haziran ayında. Şimdi, Ziraat Bankasının faizleri kulüpçü faizini geçmiş. Bir daha anlatayım, bu kürsüden anlattım: Kumarcının akşam parası biter, kulüpçüden parayı alır, faizini de peşin verir ve yüksek... Mazot fiyatları korkunç. Şimdi, enflasyon yüzde 8, yüzde 10, yüzde 11... Bununla da övünüyoruz iktidar partisi olarak, değil mi? Gübre fiyatları yüzde 30 oranında artmış. Şu gün kullanılan, “taban gübresi” diye tabir ettiğimiz 18-46, geçen yıl 1.150 lira, bu yıl 1.450 lira. Çiftçinin enflasyonu yüzde 30 sayın milletvekilleri. İlaç fiyatları yüzde 20-30 oranında artmış.

MUHARREM VARLI (Adana) – Mısır kaç lira, mısır?

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Mısır düşmüş yani.

Şimdi, çiftçinin ürünü aynı oranda artıyor mu? Hayır. Sayın Bakan destekten bahsediyor, “Şu kadar destek veriyoruz. Sizin döneminizde şu kadardı, bizim dönemimizde bu kadar.” diyor. Bu destek kurtarmıyor. Burada bir yanlış olsa gerek. Şimdi, bu desteğin bir bölümü de -belki Sayın Bakanın kusuru yok ama- hırsızlara gidiyor. Yani, hepsi çiftçiye gidiyor zannetmeyin Sayın Bakan, bir kısmı da yolsuzluk yapıyor vatandaşın. Yani, devletin parası... Bu Hükûmet bir takdir buyurmuş, Hükûmet işte “Size şu kadar yardım edeceğim.” demiş ama bunu istismar eden de var yani o rakamların hepsi bizde değil maalesef. Bulunursa bulunuyor, bulunamazsa kesesine kalıyor. Şimdi bunları da göz önüne almak lazım.

Zeytinyağı üreticisi aynı şekilde. Yani, çiftçinin durumu zor. Geçen sene neredeyse üretimimiz kadar Türkiye’ye kaçak zeytinyağı girmiş, fiyatı düşürmüş. Edirne, çeltik üreticisi, pirinç, ayçiçeği üreticisi... Türkiye pirincinin yüzde 50’si Edirne’den çıkar. Pirinç çok suya ihtiyacı olan bir bitkidir. Yok, kuraklık var. Tamam, pirinci ithal ediyoruz, pirinç pilavını ucuza yiyoruz ama bu, çiftçiye çok pahalıya patlıyor. Karşılığında çiftçinin durumunu dengeleyecek bir önlem almıyoruz. Buğdaydaki bu sorun hayvancılığı tetikleyecek, hayvancılıktaki sorunları tetikleyecek, saman bulunamayacak, fiğ bulunamayacak. Adam söylüyor, diyor ki: “Fiğ ektim...” Fiğ sulanmaz yani normal tarlada fiğin sulanması çok doğru bir şey değildir çünkü aşırı gider ama kuraklık olmuş, fiğ de olmamış, yetişmemiş. Yarın yem bitkilerinin fiyatı artacak, saman bulunamayacak. Bunların tedbirleri var mı? Bunu bilmiyoruz, varsa buradan duymak istiyoruz.

Özellikle elektrik meselesi önemli yani bu su olmazsa bu kuraklıkta bu çiftçi neyle sulayacak? Ve çiftçi olarak  -biraz evvel de ifade ettim- şunu Meclisin huzurunda söylüyorum: Sahibimiz Sayın Tarım Bakanıdır. Sahip çıkacağınıza da inanıyoruz Sayın Bakan yani bizim için Hükûmetin üyeleriyle kavga etmenizi rica ediyoruz. “Benim çiftçimin durumu bu, Ziraat Bankası bu.” Bunu söylemenizi rica ediyoruz, sonuna kadar arkanızdayız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Havuza kredi veriyor, Türkiye’ye değil havuza.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Buyurun efendim?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ziraat Bankası havuza kredi veriyor, çiftçiye değil.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Yani şimdi arayı bozmayalım, sorunları çözeceğiz, o yüzden yumuşak yumuşak şey yapalım, kavgayla bir yere varamıyoruz çünkü. Yani böyle devam edelim, akşamın şu saatinde de sizleri fazla yormayalım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Biz de üzüm yiyelim, bağcıyı dövmeyelim.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Şimdi, bakın şurada önümde bir şey var hazır çiftçiden bahsetmişken. Aksaray’da 2 bin küsur dönüm, 2.635 dönüm arazi -mera arazisi olarak da geçiyor bu- buradan çıkarılmış, AFAD’a, afet yardım fonundaki ihtiyaçlara göre düzenlenmek üzere, bir depo yapılması adına tahsis edilmiş. Bu olacak iş değil, bu olacak bir iş değil. Yani bu vatandaş koyununu kuzusunu nerede otlatacak? Aksaray’da bunu yapamazsa o civardaki insanlar ne yiyecek, ne içecek?

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Çirkin.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geliyoruz. Sayın Çirkin’in konuşması bitene kadar süreyi uzatmayı oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

Buyurunuz.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Devam edin, çok güzel gidiyor.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Yok, devam etmeyeyim artık.

BAŞKAN – Buyurun, devam ediniz siz, sözünüzü bitiriniz.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Efendim, arkadaşlardan yoğun talep var.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim, siz devam edin, konuşun.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Şunu ifade etmek istiyorum son olarak, somut önerileri de sunmak istiyorum: Bugün, Ziraat Bankası borçları faizsiz ertelenmeli, yeniden yapılandırılmalı ve çiftçiye yeni kredi açılmalı, bir can suyu verilmeli. Yani yukarısı öyle takdir etmiş ama aşağısı da yukarısına bakmamalı ve çiftçiyi ayaklandırmalı.

TEDAŞ, özelleştirme noktasında, çiftçi tarafından hayırla anılmıyor. Bu sorun çözülmeli, devlet bu konuda taksitlendirmeyi, yeniden yapılandırmayı bir an evvel yapmalı. Yani sorunlarımız büyük ama vaktimiz az, sayın milletvekillerimiz de haklı olarak gözümüze bakıyor.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sevgiler sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çirkin.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 30 Nisan 2014 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.59

 



(x)  Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir.

(x)  564 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.