TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                79’uncu Birleşim

                                                                                              22 Nisan 2014 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, Türkiye çiftçisinin ve hayvan üreticisinin sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

2.- Ankara Milletvekili S. Sencer Ayata'nın, yurt dışı seçim bölgesine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün, 30 Mart yerel seçim sonuçları ve sonuçlara itirazlara ilişkin gündem dışı konuşması

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 380 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 17 ve 25 Aralık tarihlerinde yapılan soruşturmalarda kara para aklama ve gayriahlaki ilişkiler gibi iddialarla Türk yargısı önünde olan bir kişinin Türk Bayrağı arkasında olmak üzere bir pazarlamaya tabi tutulmasını kınadığına ve Adana’daki seçimlerle ilgili herhangi bir sıkıntı olmadığına ilişkin açıklaması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, soruların cevaplandırılması sırasında soru sahiplerinin isimlerinin de okunması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, soruların cevaplandırılması sırasında soru sahiplerinin isimlerinin de okunması gerektiğine ve Süleyman Aslan’ın Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine atanmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklaması

4.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 380 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/910)

2.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ve 23 milletvekilinin, çam fıstığı üretiminde ve ihracatında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/911)

3.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/912)

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1465)

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

D) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, (2/182) esas numaralı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/153)

 

 

 

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasî Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 27 milletvekili tarafından Suriye’de sarin gazı kullanılarak yapılan katliamda Türkiye’nin rolü olduğuna dair dile getirilen iddiaların araştırılması amacıyla 10/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun 22 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 15’inci ve 21’inci sıralarında bulunan 429 ve 536 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 5’inci ve 6’ncı sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Deniz Feneri e.v davası ile ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/126) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, kredi kartı kullanıcılarının haklarının korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/477) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, küçük esnafın sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/482) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis-Adilcevaz’da esnafın borçlarının ertelenmesi ve esnafa faizsiz kredi verilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/560) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

5.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 662 sayılı KHK ile Sayıştayın denetim kapsamından çıkartılan anonim ortaklıklara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/653) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, esnaf ve sanatkârlara sıfır faizle kredi kullandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/761) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, cari açık için alınacak tedbirlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/873) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

8.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, çiftçilere verilen kredilere ve bankacılık sistemindeki yabancı sermaye oranına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1254) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçilerin kredi borçlarından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1418) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ziraat Bankasının tarım ve hayvancılık sektörüne verdiği kredilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1419) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, döviz kredisi kullanımına ve geri ödemelerine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1448) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

12.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, 2011 yılında ülkemize giren bir miktar paranın kaynağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1452) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türk Lirası ile ilgili düzenlemelere ve emisyon hacmindeki artışa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1465) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizle ilgili değerlendirmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1466) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

15.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bankaların kredi verirken masraf adı altında yaptıkları kesintilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1596) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, KOBİ’lerin kullandıkları kredilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1659) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Hazine Müsteşarlığı merkez teşkilatındaki boş kadrolara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1681) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir kredi derecelendirme kuruluşu ile ilgili değerlendirmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1718) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir kredi derecelendirme kuruluşu ile ilgili değerlendirmelerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1719) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Ziraat Bankasında çalışan güvenlik görevlilerinin özlük haklarından kaynaklanan mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1760) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da Özel İdare Müdürlüğü tarafından işletilen süt fabrikasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1784) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kanuni takibe düşen ve borcunu ödeyemeyen kişilerle ilgili çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1998) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, karşılıksız çek sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2001) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

24.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, 2/B arazilerinin alımında kullanılmak üzere köylülere sıfır faizli ve uzun vadeli kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2007) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da bir KOSGEB şubesi ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2176) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki mevcut bankaların ATM eksikliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2178) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılığı geliştirecek yeni bir teşvik sistemine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2179) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki illeri kapsayan yeni teşvik sistemi ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2212) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2279) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılığı kalkındıracak bir teşvik sisteminin hazırlanıp hazırlanmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2388) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

31.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli sanayi ürünlerinin teşvik edilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2474) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Halkbank’ın bir bölüm hissesinin halka arz edilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2510) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

33.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, devlet destekli sigortadan faydalanan çiftçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2612) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

34.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2011 ve 2012 yıllarında protestolu senet miktarlarına ve bunların değerlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2633) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında yaşanan karşılıksız çek olaylarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2705) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

36.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, ülkemizdeki altın stokuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2738) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

37.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, esnaf ve sanatkârlara verilen teşviklere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2949) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

38.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, taş kömürünün teşvik kapsamına alınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2998) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

39.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bağlı kurum ve kuruluşların istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3146) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

40.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankalarca alınan çeşitli masraflara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3174) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

41.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2013 yılları arasında Ankara’da kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve icra takibine uğrayan kişilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3263) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman, Muş ve Şırnak illerindeki sigorta bedellerinin yüksekliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3345) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkâri ve Diyarbakır illerindeki sigorta ücretlerinin yüksekliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3390) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

44.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Çamlıdere ilçesi Halk Bankası şubesinin kapatılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3442) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankalar tarafından başlatılan ziynet altın satışına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3520) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tarım sektöründe kullanılan banka kredilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3527) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

47.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulu üyelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3564) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, halka arz işlemleri ile küçük yatırımcıların borsaya katılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3588) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, konut kredilerinde yeniden yapılandırma uygulamasından yararlanılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3599) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı illerinde ATM’lerin sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3637) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum illerinde ATM’lerin sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3643) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, karşılıksız çekle ilgili alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3716) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3775) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Ağrı ve Iğdır’da Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3776) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’ta Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3777) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elâzığ, Van, Batman, Hakkâri, Muş ve Şırnak’ta Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3778) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

57.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, kredi kartı borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3816) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

58.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kredi kartlarıyla ilgili olarak BDDK’ya yapılan şikayetlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3819) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

59.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankaların müşterilerinden ATM için kullanım ücreti alacakları iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3820) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, protestolu senet sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3842) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

61.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen denetimlere ve kesilen idari para cezalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3970) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

62.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, konut ve ihtiyaç kredisi borcu bulunan kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4288) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

63.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finans sektörünün geliştirilmesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4428) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

64.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finansal sistemdeki farklı kuruluş ve enstrümanlar arasında rekabeti bozucu unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4445) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

65.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüne ve kayıt dışı ekonomiye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4482) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

66.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kredi başvurularında Ziraat Bankası tarafından çiftçilerden istenen belge ve masraflara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4507) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

67.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 4/C statüsünde çalışan personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/4541) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

68.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ücretsiz personel servisi uygulaması bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4543) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

69.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından kiralama yoluyla kullanılan hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4545) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

70.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/4694) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

71.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4695) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

72.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4696) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

73.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4697) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

74.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4698) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

75.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4700) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

76.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4705) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

77.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finans kurumlarına borçlarını ödeyemeyenlerin sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5027) Cevaplanmadı

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tasarruf yetersizliği sorunu ve sektördeki gelişme potansiyelinin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5033) Cevaplanmadı

79.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından müşteri bilgilerinin korunması konusunda gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5034) Cevaplanmadı

80.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından finansal sistemin rekabet gücünün artırılması ve işlem-aracılık maliyetlerindeki etkinliğin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5035) Cevaplanmadı

81.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tüketici ihbar ve şikâyetlerinin değerlendirilmesi ile araştırma ve analiz kapasitesinin artırılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5036) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

82.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, bir kamu bankasının verdiği kredi kartlarına ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5408) Cevaplanmadı

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/865) (S. Sayısı: 521)

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/681) (S. Sayısı: 429)

6.- Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/818) (S. Sayısı: 536)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hastane İşletme ve Devir Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/873) (S. Sayısı: 533)

8.- Türk Kültür ve Mirası Vakfı Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/866) (S. Sayısı 538)

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 380) Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

2.- (S. Sayısı: 429) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

3.- (S. Sayısı: 536) Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

4.- (S. Sayısı: 533) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hastane İşletme ve Devir Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı Taşlıçay’da Nevruz kutlamalarına katıldıkları gerekçesiyle bazı vatandaşlar hakkında soruşturma açıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/24075) Ek cevap

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bir sağlık kuruluşunun gereksiz göz ameliyatı yaptığı iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/30541) Ek cevap

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun 2011-2013 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu davalara ve hukuk ve danışmanlık hizmeti alımlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’in cevabı (7/37882)

4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında, yıllara göre bağlı kurum ve kuruluşların taraf olduğu davalara,

2002-2014 yılları arasında, yıllara göre bağlı kurum ve kuruluşlar bünyesinde görev yapan kadrolu ve sözleşmeli avukatlara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/38498), (7/38499)

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Ankara'da ve ülke genelinde haberleşme, acil durum çağrı ve bilgi sistemleri alt yapısı ile acil müdahale ve yardımlar için ulaşım sistemleri geliştirilmesine yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/39767)

6.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun, Fiskobirlik'in 2006-2013 yılları arasındaki borcuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/39799)

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, bazı şirketlerin vergi borçlarına,

Bazı şirketlere verilen teşvik, destek, hibe ve kredilere,

İlişkin soruları ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/39843), (7/39844)

8.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, 2011-2014 yılları arasında gerçekleşen atama, nakil ve görevden almalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/40178)

9.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, 16+1 tipi araçlar için ödenen Motorlu Taşıtlar Vergisine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/40236)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Vergi İnceleme Otomasyon Sistemi için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/40383)

11.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, bağlı, ilgili ya da ilişkili kuruluşlara karşı vatandaşlar tarafından açılan davalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/40739)

12.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun, yurt dışına çıkış yapan araçların üzerinde trafikten men şerhi, haciz ve yakalama kararı olup olmadığı yönünden kontrol edilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/40818)

13.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, 2011-2014 yılları arasında gerçekleşen atama, nakil ve görevden almalara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/40830)

14.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, kamuda kadın istihdamına ve bu sayının artırılmasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/40834)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Başbakan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmalarına,

Başbakan'ın oğlu ile ilgili çeşitli iddialara,

İran-Türkiye-Avrupa Doğal Gaz Boru Hattı Projesi ile Projenin Türkiye bölümünü üstlenen şirkete,

Bir sigorta şirketi ile ilgili iddialara,

Başbakanın bazı sosyal medya platformlarının kapatılabileceği yönündeki ifadelerine,

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında basına yansıyan ses kayıtlarının silinmesi talimatı verildiği iddiasına,

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekiline ait olduğu iddia edilen Sayıştay Raporlarıyla ilgili ses kayıtlarına,

Ağrı iliyle ilgili bazı verilere,

Adıyaman iliyle ilgili bazı verilere,

Berkin Elvan'ın ölümüyle ilgili iddialara,

Başbakan’ın danışmanları hakkındaki iddialara,

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinden vatandaşlara fakirlik yardımı adı altında seçim parası dağıtıldığı iddiasına

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40886), (7/40887), (7/40888), (7/40903), (7/40905), (7/40907), (7/40908), (7/40909),  (7/40910), (7/40913), (7/40914), (7/40916)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir inşaat projesi ile ilgili usulsüzlük iddialarına,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Bir vakıfla ilgili iddialara,

Maliye Bakanlığı tarafından bir vakfa Hazine arazilerinin düşük bedelle satıldığı iddiasına,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40889), (7/40890), (7/40891), (7/40892), (7/40893), (7/40895), (7/40896), (7/40897), (7/40899), (7/40900), (7/40901), (7/40917)

17.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Cumhuriyet Halk Partisinin bazı seçim afişlerinin engellendiği iddialarına,

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinin dinlendiği iddialarına,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40894), (7/40898)

18.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, Bakanlar Kurulu tarafından alınan acele kamulaştırma kararlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40912)

19.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kabataş'ta başörtülü bir kadına saldırıda bulunulduğu iddiasına dair görüntülere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/40919)

20.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının atanmaları konusundaki sorunlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/40980)

21.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, Kamu İhale Kanunu'nda yapılan değişiklikler ile Kanun'un uygulanmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/41208)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Gezi Parkı eylemlerine destek verdiği ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu hakkında sosyal medyada paylaşımda bulunduğu için aleyhinde soruşturma açılan personel olup olmadığına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41271)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kaz Dağlarında yürütülen maden arama çalışmalarına,

Kamu bankalarının son beş yıllık kâr-zarar oranları ile son beş yılda kullandırdıkları kredilere,

Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunan vatandaşların sayısına,

Bir medya grubuna karşı açılan soruşturmalarla ilgili iddialara,

2010-2014 yılları arasında görevi sırasında saldırıya uğrayan doktor ve sağlık personeli sayısı ile öğretmen sayısına,

Hükûmet üyelerinin yasa dışı örgütlenmelerle mücadele konusundaki açıklamalarına,

Türkiye ile Suriye arasındaki sınır kapısı sayısına ve sınır kapılarının durumuna,

Adli makamlara ve emniyete tehdit edildiği için başvuruda bulunan ve koruma talep eden gazeteci, bilim insanı, sanatçı ve yazar olup olmadığına,

Halkbank'ın faaliyetlerine,

Başbakan'ın bazı davalara müdahale ettiği iddiasına,

Ziraat Bankası'nın faaliyetlerine,

Vakıflar Bankası'nın faaliyetlerine,

Nijerya'ya THY aracılığıyla silah ve mühimmat gönderildiği iddiasına,

TMSF'nin elinde bulunan basın yayın organlarına ve bunların satışlarına,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41272), (7/41273), (7/41274), (7/41275), (7/41276), (7/41277), (7/41279), (7/41280), (7/41285), (7/41286), (7/41287), (7/41288), (7/41290), (7/41291)

24.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun, son 10 yılda TMSF tarafından el konulan taşınmazlara ve bunların devredilmesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41283)

25.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, MİT Müsteşarı ile Fethullah Gülen arasında yapıldığı iddia edilen bir görüşmeye ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41284)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir gazetenin medya grup başkanı ile arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasına ve basına müdahale iddiasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41289)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Gezi Parkı eylemlerine destek verdiği ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu hakkında sosyal medyada paylaşımda bulunduğu için aleyhinde soruşturma açılan personel olup olmadığına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/41344)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2002-2014 yılları arasında şahsının ve ailesinin mal varlığındaki değişime,

Bir vakfın hesabına Suudi Arabistan'dan para gönderildiği iddialarına,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41541), (7/41568)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul'da sorumluluk alanına bağlı birimlere ait olan arsa ve araziler ile bunların satış ve kiralama işlemlerine,

Ankara ilinde sorumluluk alanına bağlı birimlere ait gayrimenkullere ve bunların satış ve kiralama işlemlerine,

Ankara ilinde sorumluluk alanına bağlı birimlere ait arsa ve arazilere,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41542), (7/41544), (7/41545)

30.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Başbakan ile bir medya grubu sahibi arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41543)

31.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş'ın, TRT'nin siyasî partilerin seçim faaliyetlerine ilişkin yayınlarında iktidar partisine daha fazla zaman ayırdığı yönünde değerlendirilmelerde bulunulduğu iddia edilen RTÜK Rapor’una ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41546)

32.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Başbakanlık VIP uçak filosundaki araçlara ve 17 Aralık 2013 tarihindeki uçuşlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41547)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Ceylânpınar tarım arazilerinde iki sınır kapısı açıldığı iddialarına,

IŞİD'in Türkiye'de terör eylemi yapacağı iddialarına,

El -Kaide ve Türkiye uzantılarına yapılan operasyonda kaç kişinin tutuklandığına,

Bir üst düzey bürokratın kardeşinin El Kaide örgütünde olduğu iddialarına,

Şırnak ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Siirt ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Muş ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Mardin ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Kilis ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları mahkeme kararlarına,

Bingöl ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Sosyal medya temsilcisi olarak yetiştirilen kişiler bulunduğu iddialarına,

El Kaide terör örgütünün Türkiye'deki militanlarının sayısına,

Batman ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Adıyaman ilinden Suriye'ye savaşa gidenler olduğu iddialarına,

Bir arazinin devri konusunda usulsüzlük yapıldığı iddialarına,

İstanbul'daki bir metro ihalesine,

Bir eski bakanın ortak olduğu iddia edilen şirketlerin ödedikleri vergilere,

Kaybolan ve çalınan seçim mühürlerine,

Atanmak üzere YÖK tarafından Cumhurbaşkanı'na önerilecek rektör adaylarının belirlenmesine müdahale ettiği iddiasına,

Sosyal paylaşım sitelerine erişimin engellenmesine,

17 Aralık 2013-1 Ocak 2014 tarihleri arasında Türkiye'den İsviçre'ye giden kişilere,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41548), (7/41549), (7/41550), (7/41551), (7/41552), (7/41553), (7/41554), (7/41555), (7/41556), (7/41557), (7/41558), (7/41559), (7/41560), (7/41561), (7/41562), (7/41563), (7/41564), (7/41565), (7/41569), (7/41571), (7/41572), (7/41573)

34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'da kamuya ait bir arazinin bir vakfa verildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/41570)

22 Nisan 2014 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Türkiye çiftçisinin ve hayvan üreticisinin sorunları ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, Türkiye çiftçisinin ve hayvan üreticisinin sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

 

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İnsanların gıda ihtiyaçlarının karşılanması açısından son derece stratejik bir sektör olan tarım ve hayvancılık sektörü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de ekonomisi ve sosyal yapısında en önemli sektörlerin başında gelmektedir. Diğer sektörlere hammadde temin etmesi, ciddi bir istihdam alanı olması, millî gelir ve ihracattaki payı nedeniyle tarım, her cumhuriyet hükûmetlerinin önemsemesi gereken bir sektör olmak durumundadır. Ülke nüfusunun sağlıklı ve dengeli beslenmesi, gıda güvenilirliği üreticisinin refahı, tüketicisinin korunması, kollanması gibi konuların sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için ülkede uygulanan tarım politikaları ciddi bir önem arz etmektedir. AKP’nin on iki yıllık devriiktidarında diğer temel ve stratejik sektörler gibi tarım da ne yazık ki hak ettiği değeri bulamamıştır. Çiftçimiz, üreticimiz, besicimiz, ürünü para etmediği için, ürettiği ürünü değerinde satamadığı için ve de girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı yoksulluğa itilerek doğduğu toprakları terk etmeye zorlanmış, ürettiğine, üreteceğine pişman edilmiş, âdeta tarım sektörü yok edilmeye çalışılmıştır. Özellikle son yedi yıldır hayata geçirilen vizyonsuz, öngörüsüz ve günü kurtarmaya yönelik uygulamalar, ülke tarımının sorunlarının çözümünden öte daha da artmasına sebep olmuştur. O yüzdendir ki geçtiğimiz yıllarda ithal ete, ithal kurbanlığa, hatta ithal samana bile mecbur kalmış idik.

Değerli milletvekilleri, bu sene genelde kurak bir kış sezonu geçirdik. Umut bağladığımız nisan yağmurları da yeteri kadar olmadı. Özellikle tahıl ambarı konumundaki orta Anadolu’da buğday ve arpalar kuraklıktan çok ciddi zarar gördü. Pek çok bitki soğuklama ihtiyacını bile karşılayamadı. Meyve ağaçları erken çiçek açtığından don vurdu, zarar gördü, bu sene de meyvecilikte ciddi sıkıntılar görülecektir. Bu kuraklık hayvancılığımızı da olumsuz etkileyecektir. Çiftçi ekinini sulamak istiyor, pancar, patates, soğan ve diğer ürünleri ekmek için tarlasını hazırlamak istiyor. Yağmur olmayınca sulayarak hazırlamak istiyor. Kuyuda su var ancak elektrik borcundan dolayı elektriği kesmişler. Açmak için ise abone parası istiyorlar. Para yok, elektrik de yok dolayısıyla tarla ekime hazırlanamıyor değerli milletvekilleri. Acilen çiftçilerimizin tarımsal sulamada kullandığı elektriğin borçları yeniden yapılandırılmalı, çiftçilerimizin tarlalarını ekilebilir hâle getirmeleri sağlanmalıdır.

Çiftçilerimizin Ziraat Bankasına, tarım kredi kooperatiflerine olan borçları acilen, çiftçilerimizin ödeyebileceği şekilde yeniden yapılandırılmalıdır ki çiftçilerimiz ihtiyacı olan yeteri kadar ilacı, gübreyi kullanabilsin, traktörüne mazot koyabilsin. Ayrıca arpa ve buğday taban fiyatları acilen açıklanmalıdır, çiftçimiz tüccara boğdurulmamalıdır. Unutmayalım ki çiftçide para olmazsa esnaf mağdur olur. Esnaf mağdur olursa fabrikalar üretimi keser ve işçi çıkartmak zorunda kalırlar. Onun için  çiftçilerimizin sorunları acilen çözülmeli, tarlaları ipotekten, traktörü ve hayvanı hacizden kurtarılmalıdır. En önemlisi, tarımsal girdiler olan mazot, ilaç, gübre, tohum, fidan, fide ve tarımsal sulamada kullanılan elektrikten alınan ÖTV ve KDV acilen kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu kürsüden söyledim, tekrar tekrar söylemeye devam ediyorum: Dört çeker cipe konulan mazot ile traktöre, biçerdövere, patpata ve sulama motoruna kullanılan mazotun aynı fiyattan satılması kabul edilemez.

Değerli milletvekilleri, milletimizin reel gündemine dönelim. Çiftçi perişan, işçi perişan, emekli perişan, öğrenci perişan, atanamayan öğretmen, ziraat mühendisi, veteriner hekim, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisi, peyzaj mimarları perişan. Emeklilikte yaşa takılanlar, bedelli askerlikte yeni bir yaklaşım bekleyenler, vekil öğretmen ve imamlar perişanlar. İşsiz kalmakla karşı karşıya gelen uzman çavuşlar nezdinde ne MİT Yasası var ne HSYK var, hiçbir şey umurlarında değil. Cumhurbaşkanı kim olacak, hiç umurlarında değil. Seçim sistemi dar bölge mi olacak, daraltılmış bölge mi olacak, hiç umurlarında değil.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, sanayicinin atölyesinde ateş var; esnafın dükkânında ateş var;  çiftçinin ahırında, tarlasında, bahçesinde ateş var; ailenin mutfağında, cebinde ateş var; yüzde 90 insanımızın ocağında ateş var, yangın var. Gelin bu yangını hep beraber söndürelim, belirsizlikleri ortadan kaldıralım, gerçek gündeme gelelim.

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı konuşmaya Hükûmet adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Afyon Milletvekili Sayın Kemalettin Yılmaz’ın yaptığı gündem dışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, tabii, şu hususu bir kez daha yüce Meclisten vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum: Geçtiğimiz mart ayının son günü ile nisan ayının ilk üç gününde Türkiye genelinde bir don vuku buldu. Meyve bahçeleri, yer yer sebze bahçeleri bundan zarar gördü. Yaklaşık altmış vilayet bir şekilde bundan etkilendi. Bununla ilgili, tabii, hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Ancak, bildiğiniz gibi don, sigorta kapsamında. Özellikle, meyvelerde ve çiçeklenme sürecinde yüzde 66, 67’ye kadar Bakanlık tarafından sigorta poliçeleri desteklenmek suretiyle bu konuda çiftçilerimize destek sağlanmaktadır. Gerek don gerek dolu gerek sel gerek yangın gerek fırtına gibi birçok doğal afet, Bakanlığımız, Hükûmetimiz döneminde çıkarılan yasayla ve devlet tarafından da yüzde 50’si sübvanse edilmek suretiyle destekleme kapsamına alınmış durumda. Tabii, buradan bir kez daha çiftçilerimize bu tür… Çünkü, tabiat şartlarına, risklerine son derece de açık bir sektör olması hasebiyle mutlak surette bu sigorta imkânından çiftçilerimizin istifade etmesini arzu etmekteyiz.

Tarım sigortaları kapsamında meydana gelen don zararlı hasar tazminatları kesin ekspertizlerden sonra en kısa süre içerisinde ödenecektir.

Kuraklıkla ilgili olarak, şubat, mart ve nisan yağışları tarımsal kuraklık riskini önemli ölçüde azaltmış. Nisan sonu ve mayıs yağışları da bundan sonraki süreçte kuşkusuz belirleyici olacak.

Tabii, Hükûmetimiz, özellikle çiftçilerimizin -sigorta yaptıran ve yaptırmayan bütün üreticilerimizi kapsamak üzere- 60 ildeki, borçlarının ertelenmesiyle ilgili de bir çalışma başlatmıştır. Şu anda bu borçların ertelenmesiyle ilgili Hazine Müsteşarlığımız gerekli çalışmayı yapıyor -ama siyasi olarak karar- Sayın Başbakanımız tarafından talimat verildi ve ilgili departmanlarımız bununla ilgili çalışmakta. Bunu da bu vesileyle yüce Meclisin bilgisine sunmak istiyorum. Toplamda 700 bin civarındaki üreticimize 2013 yılı içerisinde 18 milyar liranın üzerinde, 18 milyar 300 milyon lira civarında kredi kullandırıldığını biliyoruz. Tabii bunların hepsi aynı şekilde don afetine maruz kalmış değil, bunlar hesaplanıyor ve bunların borçlarının bir yıl süreyle ertelenmesi gündemde, bununla ilgili çalışma şu anda yapılıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında tabii, tarım sektörü, tabiat şartlarına bağımlı olması ve yüksek risk ihtiva etmesine rağmen Hükûmetimiz döneminde uygulanan doğru strateji ve uygulanan doğru politikalarla, hazırlanan projelerle Avrupa’ya da, dünyanın birçok ülkesine nispetle de çok yüksek oranda büyüme kaydetmiş durumda. Son 10 yılın 9’unda Türkiye’de tarım sektörü büyüme kaydetti. 2004-2013 yıllık ortalama tarımsal büyüme sabit fiyatlarla yüzde 2,7 ve aynı dönem Avrupa Birliği 28 üye ülkenin büyüme ortalaması yüzde 0,6. Dolayısıyla bizim bu dönemdeki nüfus artış hızımızı dikkate aldığımızda -ki binde 13- 2004-2013 arasında sabit fiyatlarla ortalama yıllık yüzde 2,7’lik bir büyüme önemli bir büyümedir. Bununladır ki Türkiye'nin tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla artışı, cari fiyatlarla yüzde 222 oranında bir artış kaydetti. 36 milyar Türk lirasından 116 milyar Türk lirasına çıktı tarımsal gayrisafi yurt içi hasılamız.

Keza dolar fiyatlarıyla da yüzde 157'lik bir artış var. 23 milyar dolardan yaklaşık 62 milyar dolara çıktı Türkiye'nin tarımsal gayrisafi yurt içi hasılası. Burada da 3 kata yakın bir artış olduğunu görüyoruz. Sabit fiyatlarla keza tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla yüzde 27,3'lük bir artışla önemli bir büyüme kaydetti.

Tarım ürünleri ihracatımız yine 2002 yılında 4 milyar dolar düzeyinden 2013 yılında yaklaşık 18 milyar dolara çıktı ve tarımın kullanmadığı ham maddeleri, tarımsal ham maddeleri, sanayinin kullandığı kauçuk dâhil olmak üzere bütün tarım ithalatını, ham maddeleri dâhil etsek bile Türkiye'nin net bir tarım ihracatçısı ülke olduğunu bu yıl, bu rakamlar ortaya koymaktadır.

2002 yılında 161 ülkeye 1.480 çeşit tarım ürünü ihraç edilirken 2013 yılında 192 ülkeye 1.681 çeşit tarım ürünü ihracatı gerçekleştirildi. İhracatımızın yıllık ortalama artışı yüzde 12 oranında. Yine...

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - İthalat Sayın Bakan...

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - İthalat ihracattan daha az.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Hep ihracatı anlatıyorsunuz, ithalatı da söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Daha az, daha az, 17...

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - 17; 12'den küçük mü?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Evet.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Daha az diyorsunuz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - 17; 12'den küçük mü?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Evet. İhracatımız ithalatımızdan net daha fazla, hiç endişe etmeyin.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Hayır, hayır net fazla... Rakam söyleyin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanısınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Türkiye'nin gıda maddeleri dış ticaretinde net ihracatçı ülke konumunu yaklaşık 6 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla... Bakın, tam rakam söylüyorum, şimdi bunu da ifade edeyim. 3,7 milyar dolardan 16,8 milyar dolara çıktı ve bu, yaklaşık 6 milyar dolarlık net dış ticaret fazlası demek. Yani Türkiye ithal ettiğinden yaklaşık 6 milyar dolar daha fazla dünyaya gıda maddesi satıyor. On yıllık dönem içerisindeki tarımsal gıda maddeleri dış ticaret fazlamız 43 milyar dolar, ihracat fazlamız. Bu, tabii, kuşkusuz desteklerle oldu. 2013 yılı içerisinde 8 milyar 750 milyon dolarlık bir tarımsal destek ödememiz gerçekleşti. 2014 yılı Programı’mız 9,7 milyar Türk lirası ve bu mart ayı sonu itibarıyla ödediğimiz miktarı bunun 3 milyar 757 milyon Türk lirası. Bu, tabii, bugüne kadarki, yılın ilk üç ayında ödediğimiz miktar. Bu akşam hesaba yatırılacak olan 639 milyon Türk lirası destekle birlikte ki bu akşam yatıyor, yarın hesapta, kartı olanlar, çiftçilerimiz çekebilecekler, diğerleri de perşembe sabahı bu bankalardan kendileri gidip çekebilecekler ama kartı olanlar bugünden, bu akşamdan, bu geceden itibaren çekebilecekler. 639 milyon lira, bunun 520 milyon lirası büyükbaş hayvan desteği, 70 milyonu tarım sigortaları prim desteği, 20 milyonu sertifikalı tohum kullanım desteği, 11 milyonu kırsal kalkınma desteği, 10 milyonu sertifikalı tohum üretim desteği ve 7,5 milyon lirası da hastalıklardan ari tazminat aşı desteğidir. Bu desteklerle birlikte toplamda yaklaşık 4,450 milyar Türk lirasına baliğ olmaktadır bu yılın ilk dört ayında ödediğimiz para. Toplamı 9,7 milyar -yıl toplamı- ama ilk dört ayı içerisinde işte, bu akşam yatırılacak olanla birlikte bunun yaklaşık yarısı, yüzde 40’ın üzerindeki miktarı çiftçinin hesabına yatmış oluyor.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan, akaryakıtta KDV, ÖTV ne kadar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu, tabii, şunu beraberinde getiriyor: Üretim artışlarını, işte, o biraz önce arz ettiğim büyümeyle ilgili rakamlar aslında bunların bir yansıması. Bakın, 2013 yılı içerisinde Türkiye'nin toplam tahıl üretiminde ciddi bir artış meydana geldi. On yıllık periyoda baktığımızda toplam tahıl üretiminde yüzde 22’lik bir artış var. Bu sene, 2013 yılındaki buğday cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı 22 milyon tonluk bir üretimle. Mısır keza bir üretim rekoru kırdı 5,9 milyon ton resmî kayıtlı üretim rakamıyla. Çeltik 900 bin tonluk bir üretimle yine rekor bir üretim gerçekleştirdi ve ayçiçeği de 1,5 milyon tonluk bir üretimle yine cumhuriyet tarihinin bugüne kadarki rekorunu gerçekleştirmiş oldu.

Toplam meyve üretiminde on yılda 13 milyon tondan 18 milyon tona bir yükseliş var, yüzde 35 oranında. Toplam sebze üretiminde de keza 25 milyon tondan yaklaşık 28,5 milyon tona bir yükseliş söz konusu.

Şimdi, bizim, tabii, Hükûmetimiz döneminde başlatılan ilave destekler var, daha önceden verilmeyen destekler. Bunlar önemli miktarda, tabii, verimliliği de, randımanı da, üretimi de etkiliyor. 2014 yılında 63 kalemde destek veriyoruz. Bu, 2002 yılında sadece 10 kalemden ibaret idi. Gerek bu girdilerle ilgili, mazot, gübre, sertifikalı tohumla ilgili sağlanan destekler gerekse prim destekleri ve gerekse krediler kuşkusuz çiftçinin bu alandaki hem üretim gücünü etkilemiş olumlu düzeyde hem de Türkiye'nin millî gelirine de sanayisine de önemli katkı sağlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarımsal kredi kullanımı… Malum dünyanın her yerinde çiftçi tarımsal kredi kullanır. Türkiye’de 2002 tarihinde çiftçi 530 milyon lira kredi kullanırken Ziraat Bankası artı tarım kredi kooperatifleri toplamında 2013 yılında 17 milyar Türk lirası kredi kullandı. Bu, on bir yılda 93 milyar lira kredi kullandı demektir ama bunu hemen şu şekilde yorumlamayalım… İşte “Çiftçi borçla yaşıyor.” gibi bazen yorumlar yapılıyor.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Aynen öyle, borçla yaşıyor…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Eskiden Ziraat Bankası kullandırdığı kredinin yüzde 38’ini geri alabiliyordu, şu anda Ziraat Bankası yüzde 98 oranında verdiği krediyi çiftçiden geri alabiliyor.

Kırsal kalkınma destekleri bizim dönemimizde getirildi. 4.733 tane tarıma dayalı sanayi tesisi kuruldu. Buna yaklaşık 1 milyar lira hibe destek ödendi. 46 bin kişi bugün buralarda çalışıyor ve iş sahibi oldu. Kırsalda, özellikle az toprak sahibi olan kardeşlerimizin oralarda istihdamına imkân sağlanmış oldu.

Keza, makine, ekipman ve bireysel sulama desteklerini, ki sık sık dile getiriliyor, örneğin damla sulama yatırımları, onların makine ekipmanlarına getirilen hibe desteklerini de toplamda dâhil ettiğimizde 1,9 milyar lira biz 2006, 2007’den bu yana bir kırsal kalkınma desteği sağlamış olduk. Keza, Avrupa Birliği ile müzakere sürecindeki desteklerden de biz istifade ettik. Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze, su ürünleri, arıcılık, seracılık, tıbbi ve aromatik bitkiler, yerel ürünler, el sanatları ve kırsal turizm alanında bugüne kadar 4.568 projeyle sözleşme imzalandı. Bunların proje tutarı 1,8 milyar Türk lirası. Bunun 1,1 milyar lirası da hibe olarak sağlanıyor ve bunun 523 milyon Türk lirası da hâlen ödenmiş durumda.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunlar, tabii, uygulamalar, devam ediyor bu projeler. Çiftçilerimizin bunlardan daha fazla istifade etmesini arzu etmekteyiz.

Hayvancılıkla ilgili olarak da şunu arz edebilirim: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında Türkiye'nin hayvansal üretim değeri hasılası 5,9 milyar dolar idi, bugün bu 18 milyar dolar. Hayvansal hasılada dolar bazında 3 kattan fazla bir artış meydana geldiğini görüyoruz. Gerek büyükbaş hayvan sayısında… Ki artık otuz yıl öncesiyle, Türkiye’de ilk hayvan sayımının yapıldığı 1984 ile mukayese ediyoruz. Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı 1984 yılında 12,9 milyondur; 2013 yılında bu rakam 14,5 milyondur. Tabii, biz devraldığımızda bu 9,9 milyona düşmüştü, yüzde 23 azalma varmış o tarihte, şimdi yüzde 46 artış söz konusu. Kültür ırkı oranı yüzde 3’ten yüzde 41’e çıkarıldı. Küçükbaş hayvan sayısında da keza devraldığımız noktaya nispetle yüzde 21’lik bir artış var, şu anda 38,5 milyona yaklaşan küçükbaş hayvan sayısı var.

Süt üretimi 8,4 milyon tondan 18,2 milyon tona; kırmızı et üretimi 421 bin tondan 996 bin tona yükselmiş durumda. Tavuk eti üretimi 700 bin tondan 1 milyon 750 bin tona, yumurta üretimi 11,6  milyardan 16,5 milyara ve su ürünleri yetiştiriciliğinde de üretim 61 bin tondan 233 bin tona çıktı. Bunların hepsinde, gerek ortalama verimlerde gerekse toplam üretimde ciddi bir artış var.

Bu arada şunu ifade edebilirim memnuniyetle; bu, Türkiye'nin gurur tablosu: Türkiye’den on üç yıl sonra, 2013 yılında Avrupa Birliğine süt ve süt ürünleri ihracatımız yeniden başladı. Esasen hiç başlamamıştı daha önce, yapılan çalışmalarla bu sağlandı. 2013 yılında cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı ve Türkiye, tarihinde ilk kez sertifikalı gebe düve ihracatına başladı. İki ülkeyle bağlantılar yapıldı, ihracat, sevkiyat başladı. Gebe düve ihracatı hiç olmamıştı cumhuriyet tarihinde. Keza 2014 yılı Mart ayında, geçen ay da yine bir ilk yaşandı; bu defa damızlık gebe Saanen keçisi ihracatı da başladı. Bunlar, Türkiye hayvancılığının gerçekte kaydettiği gelişmeyi göstermesi açısından önemli. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu da hayvancılığa verilen desteklerin toplam destekler içerisindeki payının yüzde 4,4’ten yüzde 31’e yükseltilmesiyle gerçekleşti. 2013 yılında bizim sadece hayvancılık için ödediğimiz para 2 milyar 722 milyon Türk lirası, biz bunu devraldığımızda hayvancılığa ayrılan destek sadece 83 milyon Türk lirasıydı. Toplamda 2003-2013 döneminde hayvancılık için harcanan destek -ki bunlar karşılıksız, hibe destekler- 12,2 milyar lira, ayrıca sıfır faizli kredi uygulamasında da 240 bin üreticiye 7,6 milyar lira faizsiz kredi sağlandı bu zaman zarfında. Tabii bunlarla, gerek altyapıyla gerekse üretimle, üretim destekleriyle ilgili olarak artırılan bu destekler, uygulanan politika ve projeler, verimliliğin artması, yem bitkileri ekiliş alanının 2 katına çıkmış olması bütün bu gelişmelerin sağlanmasında etkili bir faktör oldu.

Bundan sonraki süreçte, özellikle sulama altyapısının geliştirilmesi, tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçecek kati uygulamaların yapılması… Toplulaştırmanın hızlandırılmasında 4 milyon hektar tamamlandı, 2-2,5 milyon hektar da bu yıl sonuna kadar tamamlanacak, onu da bilginize arz etmek istiyorum çünkü bunlar tarımın temel meseleleri. Üretici dünyanın her yerinde desteklenmek durumunda. Biz de bunu dikkate alıyor ve üreticimizi bütün gücümüzle destekliyoruz. Üreticimiz de sağ olsun bunun karşılığını veriyor ve Türkiye dünyanın şu anda 7’nci büyük tarım ekonomisi, Avrupa’nın da 1’inci büyük tarım ekonomisi hâline bu üreticilerimiz tarafından getirildi. Kendilerine müteşekkiriz ve don hadisesi sebebiyle de kendilerine geçmiş olsun diyorum bir kez daha. Hükûmet de borç ertelemesiyle ilgili süreci de başlattı, onu da tekraren ifade etmek istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, ben, gündem dışı beş dakikada, çiftçilerin bana buraya ulaştırmış oldukları mesajları verdim ama Sayın Bakan yirmi dakika konuştu, hiçbirine müşahhas bir cevap veremedi. Bu konuda bir açıklama yapmak istiyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Dinlememişsin demek ki.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, o Sayın Bakanın takdiri. Hangi konuya nasıl cevap vereceğini bilemem ki yani.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ama çiftçiler bizden bekliyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gündem dışı konuşmaya cevap veriyor. Biz Sayın Bakanı yönlendiremeyiz yani.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ama hiçbir tane soruma cevap vermedi Sayın Başkanım. Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Efendim, siz gündem dışı konuşma istediniz, beş dakika süre verdim, konuştunuz. Sonra Sayın Bakan çıktı, cevap verdi.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ama cevap arkasından yirmi dakika yalan yanlış bilgilerle bizi ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdi efendim, yüce Meclisi de yanlış bilgilendirdi.

BAŞKAN – Ama cümleler doğru değil yani “Yalan yanlış bilgiler.” demekle belki sizin…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Üstelik benim konuşmamı da çarpıttı Sayın Bakan.

BAŞKAN – Ne diye çarpıttı, ne söyledi çarpıttı Sayın Yılmaz?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Çiftçilerin beklemekte olan elektrik borçlarının yeniden yapılandırılması, sulamada kullanılan elektrikte ÖTV ve KDV’nin kaldırılması konusunda çalışmalar yapıldığını söyledi ama çiftçinin mağduriyeti devam ediyor efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Evet, gündem dışı ikinci söz, yurt dışında…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, benim de bir itirazım var. Sayın Bakan rakamları takla attırmakta çok usta.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mahir…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Şu anda, bugünkü yirmi dakikalık konuşmasına cevap vereceğimiz hususlar var. Müsaade ederseniz, bu konuda iki dakika konuşmak istiyorum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ben cevap verdim.

BAŞKAN – Sayın Demiröz, gündem dışı konuşma efendim. Sayın Yılmaz gündem dışı…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) –  Sayın Bakan yirmi dakika konuştu Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ne yapalım, İç Tüzük öyle diyor efendim.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Hayır ama söylenen rakamlarla ilgili sormak istediğimiz hususlar var.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sen sordun, ben cevap verdim.

BAŞKAN – Böyle bir şey yok ki efendim. Söz konusu…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkanım…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen ama olur mu Sayın Altay? Biliyorsunuz İç Tüzük’ü. Yani, başka zaman buralara kadar geliyorsunuz, söylüyorsunuz. Lütfen ama…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yine gelmemi istersiniz Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sataşmadan dolayı söz istedi.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, sataşma nedeniyle söz istiyorsanız iki dakika söz veriyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Lütfen siz oturun Sayın Milletvekilim, size söz yok, net şekilde söyleyeyim yani.

Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz'ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Anadolu kan ağlıyor. Anadolu’da ocaklara ateş düşmüş vaziyette. Çiftçi perişan, tarlasını ekemiyor, tarlasını ekime hazırlayamıyor. Ben burada bunları defalarca dile getirdim. Çiftçiler bekliyor Sayın Bakanım. Bu elektrik borçları ne zaman yeniden yapılandırılacak? Buradan isterseniz çıkalım, Polatlı’dan Emirdağ’a, oradan Bolvadin’e, Çay’a, Sultandağı’na, Konya Ovası’na kadar inelim, çiftçi, üretici, besici durumundan memnun mu görelim. Burada yirmi dakika boyunca Türkiye'de âdeta pespembe bir tablo çizdiniz. Anadolu kan ağlıyor, çiftçi perişan, üretici perişan.

Yaptığınız desteklemeler âdeta devede kulak kaldı. Ne zaman mazottaki, tohumdaki, ilaçtaki, gübredeki, yemdeki ÖTV ve KDV’yi kaldıracaksınız? Bunları bekliyor.

Hizmetleriniz aksıyor Tarım Bakanlığı olarak. Ne zaman ve ne kadar ziraat mühendisi, veteriner hekim, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisi, peyzaj mimarı istihdam edeceksiniz? Maliye Bakanlığına suçu atıyorsunuz, “Kadro vermedi.” diyorsunuz. Hizmetleriniz aksıyor, bunun farkında mısınız Sayın Bakanım?

Çok ciddi gıda rezaleti yaşanıyor Türkiye’de, gıda terörü estiriliyor. Bunlara ne zaman engel olacaksınız? Türkiye’yi yirmi dakika boyunca âdeta tozpembe gösterdiniz.

Tekrar söylüyorum: Halep oradaysa arşın burada. Buyurun Sayın Bakan, beraber Polatlı’dan Konya Ovası’na kadar gidelim, kim memnun? Memnun olsunlar, ben milletvekilliğinden istifa edeceğim. Buyurun siz de Bakanlıktan istifa edebilecek misiniz?

Evet, susuyorsunuz; söyleyecek bir şeyiniz yok. Buyurun Anadolu’ya çıkalım.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Yeni geliyoruz daha ya.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Biz Anadolu’dan yeni geliyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Devamla) – Biz de Anadolu’dan geliyoruz, biz başka yerden gelmiyoruz değerli kardeşlerim. Buyurun gidelim, görelim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Burada çiftçiler sizden müjde bekliyor ama “yapılacak, edilecek, tutulacak”larla oyalıyorsunuz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, yurt dışı seçim bölgesi konusunda söz isteyen Ankara Milletvekili Süleyman Sencer Ayata’ya aittir.

Buyurun Sayın Ayata. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Ankara Milletvekili S. Sencer Ayata'nın, yurt dışı seçim bölgesine ilişkin gündem dışı konuşması

 

S. SENCER AYATA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir siyasi rejimin meşruiyeti, o siyasi rejimin temsilde adalet ilkesini gerçekleştirme düzeyine göre ölçülür. Türkiye’de -hepimiz biliyoruz- bu konuda çok önemli eksiklikler var. Bunların bazılarını konuşmalarımızda sıklıkla dile getiriyoruz. Ne gibi? Örneğin, kadın temsilinin güçlendirilmesi gibi. Ne gibi? Yüzde 10 seçim barajı gibi.

Ama daha az değinilen konular var. Ben bunların bir tanesini bugün gündeme getirmek istiyorum. 2008 yılında çıkartılan 298 sayılı Yasa’yla yurt dışında yaşayan seçmenlere genel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve referandumlar için bulundukları ülkelerde oy kullanma hakkı tanınmıştı. Bu, kuşkusuz çok önemli bir gelişmedir ama temsil konusuna ilişkin çok önemli sorunları da beraberinde getiren bir düzenlemedir. 12 Haziran seçimlerinde gümrüklerde kullanılan oy miktarı sadece 128 bindi, bu nedenle de illerdeki milletvekili dağılımına önemli etki yapmadı. Ama bakınız, bugünlerde Almanya’da çok önemli değişiklikler olmakta, çok yakın bir gelecekte yurt dışında oy verecek seçmenlerimizin sayısı 2-3 milyona ulaşma ihtimali taşımakta. Böyle olunca, illerimizdeki milletvekilleri dağılımını doğrudan belirleyecek bir gelişmeden söz etmiş oluyoruz.

Mevcut sistem kısaca şöyle işliyor: Diyelim ki yurt dışından oylar geliyor. Bunların toplamı Türkiye’deki oylara bölünüyor ve bir oran bulunuyor. Bu durumda, örneğin yüzde 5 ise bu oran, bu yüzde 5 oranı bütün illere tek tek eşit oranda dağıtılıyor ama daha önemlisi, bir siyasi partinin yurt dışında aldığı oy oranı seçim bölgesine de olduğu gibi yansıyor. Örneğin, bir A partisi yüzde 35 oy aldıysa o ile de bu yüzde 35 oy oranı olarak yansıyor. Şimdi, bunun anlamı nedir? Bunun sonucuna gelelim. Brüksel’de yaşayan bir yurttaşımızın kullandığı oy, Bursa’da yaşayan bir seçmenin oy verdiği partinin bu ilde kazandığı milletvekili sayısını değiştirebilir. Bu, siyaseten çok önemli bir durumdur.

Sorun sadece bu değil, bir başka soruna dikkat çekmek istiyorum. Yurt dışında oy kullanan seçmenler partilere oy veriyor. Oysa birçok ilde bağımsız aday var. Bu bağımsız adaylar bu oylardan yararlanmıyor, bu bir haksızlık durumudur. Yurt dışında oy kullanan seçmenler açısından bakıldığında ise tanımadıkları adaylara oy verme gibi bir durumla karşı karşıyayız.

Çözüm nedir? Çözüm şu: 298 ve 2839 sayılı Kanunlarda gerekli değişiklikler yapılarak bir yurt dışı seçim çevresi oluşturulması gerekmektedir. Yurt dışından gelecek oylar tek bir seçim bölgesi gibi düşünülmeli ve yurt dışında yaşayan yurttaşlarımıza da bulundukları yerden seçilme hakkı ve imkânı tanınmalıdır. Bu çevreden seçilecek milletvekilleri “yurt dışı milletvekili” sıfatını alabilmelidir. Başlangıç olarak yurt dışı seçim çevresinde her 300 bin seçmene 1 milletvekilliği verilmesi üzerinde durulabilir. Bu durumda, mevcut 550 milletvekilliğine 10 yeni milletvekilliği eklenmesi söz konusudur. Yurt dışı seçim çevresi, örneğin, Fransa’da 2012 seçimlerinde uygulanmıştır ve 11 milletvekili yurt dışından seçilmiştir. İtalya’da Temsilciler Meclisinde 12, Senatoda 6 vekil yurt dışından seçilmiştir.

Yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın ülkemize çok önemli katkılarını biliyoruz. Ben bunları burada sıralamak istemiyorum. Yurt dışında temsil eden milletvekilleri, bunlar yurt dışındaki seçmenlerimizi temsil ettiklerinde, yurttaşlarımızın sorunlarını daha iyi dile getireceklerdir, Türkiye'nin dış dünyayla ilişkileri çok daha sağlam bir zemine oturacaktır ve aynı şekilde de Türkiye, temsilde adalet ilkesinde çok önemli bir ilerleme kaydetmiş olacaktır. Bu konuyu dikkatinize sunuyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, 30 Mart yerel seçim sonuçları ve sonuçlara itirazlar hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Metin Külünk’e aittir.

Buyurun Sayın Külünk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün, 30 Mart yerel seçim sonuçları ve sonuçlara itirazlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en kalbî duygularla sizleri selamlıyorum.

Güzel bir çalışma haftası olsun temennisiyle, 23 Nisan 1920’de, Hacı Bayram’da kılınan namazın ardından edilen dualarla milletin yekûnunu ifade eden, milletin ruhunu ifade eden, milletin aklının bütünüyle temsil edildiği, yeni bir devletin kuruluşunun ifadesi olan cumhuriyetimizin kuruluş gününü de bu vesileyle tebrik ediyorum, inşallah, bu topraklarda, bu necip milletin, bu coğrafyanın ruhuna, aklına uygun olarak kurduğu bu devlet geleneğinin kıyamete dek yaşayacağından emin olarak tekrar sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Biraz evvel sayın milletvekilimizin yurt dışındaki vatandaşlarımızın Parlamentoda temsili hususunda ifade ettiği cümlelere ben de aynıyla iştirak ediyorum. Yurt dışında seçme hakkı var, ancak seçilme hakkı noktasında da Parlamento iradesinin tecelli ederek dışarıdaki vatandaşlarımızı temsil etmek üzere bir milletvekili seçim bölgesi oluşturulmasının, gelecek Türkiye'si açısından, yeni Türkiye açısından da çok anlamlı olduğunu ifade ediyorum ve hazırladığım kanun teklifini de bugün Grup Başkan Vekilliğimize teslim edeceğimi de bu vesileyle Saygıdeğer Hocamla da paylaşmış oluyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Son derece önemli bir konu. Bu, son derece önemli bir konu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz onu vermişiz, Meclise vermişiz.

METİN KÜLÜNK (Devamla) – Vermek başka bir şey, icra etmek başka bir şey. Bu ülkede, bu ülkenin tüm problemlerinin çözümünü AK PARTİ konuşmuyor, gerçekleştiriyor, biz konuşmayız iş yaparız, hiç endişeniz olmasın.

Söz alma gerekçem şu: Kartal’da 30 Mart yerel seçimleri yapıldı, YSK’nın ve YSK kadrolarının anlamsız tavırları, görevlerini bihakkın yerine getirmemelerinden dolayı üzgünüm ki bugün Kartal’da milletin iradesi tecelli etmemiş ve de şu anda makamda oturan insan millî iradeyi temsil etmeyerek orada oturmaktadır.

Neden? Seçim sonuçlarında yüzde 4 geçersiz oy vardır. Bu geçersiz oyun sebebinde Yüksek Seçim Kurulu görevlilerinin, özellikle de Kartal’da Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi gibi hareket eden İlçe Seçim Kurulu Müdiresinin bizatihi parmağı vardır bütün adımlarda; beraberinde buradan da Yüksek Seçim Kurulunu ve Adalet Bakanlığını göreve davet ediyorum, açıkça ihbar ediyorum. Kartal’da Yüksek Seçim Kurulu, Seçim Kurulu Müdiresi tarafgir davranmıştır, bir partinin partizanı gibi davranmıştır, adaletli davranmamıştır. Çünkü evladı, Kartal Belediye Başkanının yanında sosyal medya uzmanı olarak çalışmaktadır, bir. İki: YSK’nın resmî temsili makamındaki sandık başlarındaki sandık kurulu resmî görevlileri tarafgir davranmışlardır, Kartal’da seçim sonuçlarını etkileyecek şekilde seçime müdahil olmuşlardır. Belediye başkanlığı oy pusulaları sandık başkanları tarafından seçmene kasten verilmemiştir. Belediye başkanlığı oy pusulaları seçmene kasten verilmediği gibi, aynı zarfta kullandırılması yönünde atılan yönlendirme adımlarıyla seçmenin iradesine ipotek konulmuştur, gasbedilmiştir seçmenin iradesi.

Beraberinde, sandık kurulunun etrafında güvenlik tedbiri alınması gerekirken, denetlenmesi gerekirken, incelenmesi gerekirken, maalesef, YSK mensupları tarafından, resmî görevliler tarafından bu yapılmamıştır.

Yine beraberinde, sandık başkanlarının seçmene, il belediye başkanlığı, ilçe belediye başkanlığı oy pusulalarını kasten ve bilerek vermediğini bazı seçmenlerin bize bizatihi başvurması yoluyla öğrenmiş bulunuyoruz. Bunu da aslında, bu seçimin üzerindeki şaibenin en önemli başlığı olarak ifade ediyoruz. Ki seçimlerde geçersiz oy oranı yüzde 4. Biz bu seçimi yaklaşık 7 bin, 8 bin farkla kaybetmiş gözüküyoruz. Eğer o yüzde 4 oylar tekrar sayılsaydı, YSK’nın anlamsız genelgesindeki, 138 sayılı Genelge’deki anlamsız 43’üncü madde eğer yürürlükte olmasaydı biz Kartal seçimlerini alırdık ve Kartal seçimlerinde milletin iradesi sandığa şaibesiz bir şekilde yansımış olurdu.

Bugün Kartal’daki seçimlerin sonuçları şaibelidir, tarihe kayıt düşüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, sayın hatip Kartal seçimleri üzerinden oradaki İlçe Seçim Kurulunun Cumhuriyet Halk Partisi militanı gibi çalıştığından da bahsederek hem partimizi zan altında bırakmıştır hem de ilgili bürokratı zan altında bırakmıştır. İzin verirseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün yaptığı gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Kartal seçimleri öyle 5 oyla, 10 oyla, 50 oyla, 100 oyla değil, benim bildiğim kadarıyla, 7-8 bin oy farkla Cumhuriyet Halk Partisi tarafından…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – 3.500-4 bin oy…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 5 bin küsur…

ENGİN ALTAY (Devamla) – 3.500 mü? 5 bin, bendeki bilgi.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – 14 bin de geçersiz oy var.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Neyse şimdi dosyayı indirmedim, hiç önemi yoktur. Sayın milletvekilimin seçim bölgesi midir bilmiyorum yani bir hassasiyet göstermesi normal ama bir milletvekilinin buradan ilçedeki bir memuru, bürokratı Cumhuriyet Halk Partisi partizanı gibi davranmakla itham etmesini çok sempatik bulmadım. Eğer şaibeli bir seçim arıyorsanız -Türkiye’de çok şaibeli seçimler var da- önce yaşadığınız yere, Ankara’ya bir bakacaksınız ve taraftar bir partizanlık yapan bürokrat arıyorsanız Melih Gökçek’e mazbata veren İlçe Seçim Kurulu Başkanına ve onun orada söylediklerine bir bakacaksınız. Bunun altını çizmek istiyorum.

Sayın milletvekilim şunu yapıyor olabilir: Yüksek Seçim Kurulunun Yalova kararından sonra, Başbakanın talimatı çerçevesinde verdiği Yalova kararından sonra “Biz de Yüksek Seçim Kuruluna kızıyoruz, bak, ara sıra bizi de kızdırıyor.” diyerek Yüksek Seçim Kurulunu aklamak, Yüksek Seçim Kurulunu masum göstermek gibi bir derdi varsa ona bir şey demem, siyasetin gereğidir, yapılır ama Sayın Külünk, el insaf, Kartal seçimleri… Her yerde yüzde 4, yüzde 5 geçersiz oy var. Geçersiz oyları hakkaniyet içinde saysak, bırak sen Kartal’ı, Ankara başta olmak üzere, Adana gibi birçok yerde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Adana’da katlarız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – …belediyeler sizin elinizden alınıp hakikaten partilerin adaylarına teslim edilir diyorum. Lütfen, Yüksek Seçim Kurulunu aklamak için Kartal’la ve Kartal seçmeninin iradesiyle bu kadar oynamayın. Seçmen iradesine saygı göstermek burada oturan herkesin görevidir.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural, söz talebiniz var.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 17 ve 25 Aralık tarihlerinde yapılan soruşturmalarda kara para aklama ve gayriahlaki ilişkiler gibi iddialarla Türk yargısı önünde olan bir kişinin Türk Bayrağı arkasında olmak üzere bir pazarlamaya tabi tutulmasını kınadığına ve Adana’daki seçimlerle ilgili herhangi bir sıkıntı olmadığına ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle bir konuyu ifade etmek istiyorum.  Özellikle bu 17 Aralık ve 25 Aralık tarihlerinde yapılan soruşturmalarda, özellikle kara para aklama, haram para aklama ve gayriahlaki ilişkiler olmak üzere çok kapsamlı iddialarla hâkim önüne çıkan ve Türk yargısının önünde olan bir şahsiyetin, bir kara para aklamacının, televizyonlarda ve medyada aklanmak istenircesine, Türk Bayrağı arkasında olmak üzere bir pazarlamaya tabi tutulmasını kınıyorum. Bu konuda fezlekeler Türkiye Büyük Millet Meclisindeyken böylesine şüpheli olanların Türk Bayrağı’nı bir istismar vasıtası olarak kullanıp üstelik de Adalet ve Kalkınma Partisinin ekonomik politikalarını başarıya ulaştıran şahsiyet olarak lanse edilmesi karşısında, AKP’nin yandaşı medyanın bunu pazarlaması karşısında, herhâlde, muhtemelen yeni Bakanlar Kurulunda ekonomiden sorumlu bir bakan olarak atanılması düşünülüyor ama böylesine bir kişinin bu şekilde pazarlanmış olması Türk medyasının yüz karasıdır.

Biraz önce Engin Bey’in ifade ettiği konu, efendim, Adana’da Milliyetçi Hareket Partisi 21 bin oyla Büyükşehir Belediye Başkanlığını almıştır. Bu konuda itirazlar olmuştur, her itirazda da Milliyetçi Hareket Partisinin oyu artmıştır. Ne kadar enteresandır ki Adana’daki seçimlerle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin adayları -beraber, birlikte- ortak basın toplantısıyla “Seçimler yenilensin.” demişlerdir. Dolayısıyla, bu paradoksu da bu şekilde ifade etmek istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Adana’daki seçimlerde gerekli dersi verdiğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla, Adana’daki seçimlerle ilgili herhangi bir sıkıntı olmadığını da belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, izin verirseniz bir hususu dikkatinize sunmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, böyle bir usulümüz söz konusu değil efendim. İç Tüzük’ün…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre…

BAŞKAN – 60’ıncı madde… Efendim, 59’uncu madde ortada. Gündem dışı konuşuyoruz Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, biz 60’ıncı maddeyi görmezden gelemeyiz ki. Siz söz vermeyebilirsiniz ama milletvekilinin söz talebini dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Evet.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – İç Tüzük’e aykırı davranamazsınız.

Tekrar ediyorum… Efendim, bakın, ne diyor: “Pek kısa…”

BAŞKAN – Aykırı davranan ben değilim efendim, sizsiniz. İç Tüzük’ün 59’uncu maddesi çok net: “En fazla 3 kişiye söz verir, sonra hükûmet adına cevap verecek bakanlar varsa sayın bakanlara söz verir.” diyor.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Müsaade buyurun.

“Pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye Başkan, yerinden konuşma izni verebilir.” Bugüne kadarki uygulama… Sizin dışınızdaki tüm Başkan Vekilleri bunu uyguluyor.

BAŞKAN – Efendim, 59’uncu maddeyle ilgili değil o.

Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin uygulamamanız İç Tüzük’ü uygulamamak anlamına gelir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, okuyalım 60’ıncı maddeyi: “Adını önceden kaydettirmeyen ve oturum sırasında Başkandan söz almayan hiç kimse konuşamaz.”

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Kaydettirdim, ismimi kaydettirdim, orada var.

BAŞKAN- Evet, teşekkür ediyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 80, 83, 98, 112, 142, 190, 315, 383, 384, 404, 405, 415, 416, 476, 518, 529, 546, 547, 575, 586, 737, 738, 742, 877, 879, 880, 906, 938, 1018, 1080, 1101, 1184, 1200, 1243, 1267, 1409, 1453, 1549, 1566, 1622, 1688, 1724, 1755, 1804, 1806, 1834, 1852, 1862, 1891, 1897, 1948, 1992, 1993, 1994, 1995, 2027, 2030, 2031, 2052, 2167, 2446, 2576, 2593, 2630, 2655, 2689, 2691, 2693, 2830, 2831, 2832, 2833, 2834, 2836, 2841, 3133, 3139, 3140, 3141, 3142 ve 3507’nci sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

2’nci sırada okutacağım Meclis araştırması önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni tutanak dergisinde yer alacaktır.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/910)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'de her geçen gün artan ve ölümlerle sonuçlanan kene ısırmasıyla meydana gelen Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken tedbirler konusunda Anayasa‘nın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Reşat Doğru                                                             (Tokat)

2) Cemalettin Şimşek                                                   (Samsun)

3) Mesut Dedeoğlu                                                       (Kahramanmaraş)

4) Seyfettin Yılmaz                                                       (Adana)

5) Emin Çınar                                                              (Kastamonu)

6) Alim Işık                                                                  (Kütahya)

7) Faruk Bal                                                                 (Konya)

8) Adnan Şefik Çirkin                                                   (Hatay)

9) Mehmet Şandır                                                         (Mersin)

10) Mehmet Erdoğan                                                    (Muğla)

11) Mehmet Günal                                                        (Antalya)

12) Kemalettin Yılmaz                                                  (Afyonkarahisar)

13) Ali Halaman                                                           (Adana)

14) Ali Uzunırmak                                                        (Aydın)

15) Enver Erdem                                                          (Elâzığ)

16) Ali Öz                                                                    (Mersin)

17) Muharrem Varlı                                                      (Adana)

18) Ruhsar Demirel                                                      (Eskişehir)

19) Hasan Hüseyin Türkoğlu                                         (Osmaniye)

20) Lütfü Türkkan                                                         (Kocaeli)

Gerekçe:

“Kene ısırması hastalığı” da denilen Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) keneler tarafından bulaştırılan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgularla seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur.

Bu hastalık bahar ve yaz dönemlerinde artış göstermektedir. Kene ısırmasından iki ile on iki gün arasında değişen ortaya çıkış süreci vardır. Belirtilerin ilk ortaya çıkışından dokuz-on gün sonra hastalarda iyileşme belirtileri görülür ancak hastaların yüzde 30'u rahatsızlığın ikinci haftasında ölür. Ayrıca, temasla dokunma ile doktora, hemşireye, sağlık personeline de bulaşır. Bu bulaşma neticesi ülkemizde hayatını kaybeden doktorlar, hemşireler ve sağlık personeli vardır.

Bu hastalık dünyada 1944'lü yıllarda ortaya çıkmış olmasına rağmen, ülkemizde 2000'li yılların başında Tokat ili başta olmak üzere İç Anadolu illerinde yoğun bir şekilde görülmeye başlamıştır.

Her yıl onlarca insan bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetmektedir. Çok önemli bir sağlık sorunu hâline gelmiştir ancak Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere bütün yetkililer hastalığa ciddi manada yaklaşmamakta, gerekli önlemleri de almamaktadır. Son olarak, geçtiğimiz pazar günü Çorum ilinde genç bir insan olan 29 yaşındaki Berat Keleş bu hastalıktan dolayı hayatının baharında ölmüştür.

Yıllardan beri gündemde olan kene kâbusu neden çözümlenmemiş, devam etmektedir? Halkımız bu kâbustan dolayı baharın, yazın gelmesini istememektedir. Çiftçi, hayvan üreticisi tarlaya, bahçeye, meraya giderken korkmaktadır. Üretim neredeyse durma noktasına gelmektedir. Bazı yerlerde yoğun kene varlığı görülmüştür. Yazın köyüne, kasabasına kene korkusundan dolayı insanlar gitmemektedir. Halkımız, uzun yıllardan beri ülke gündeminde olan bu konunun neden çözümlenmediğini, bir arpa boyu bile yol alınmamasını sorguluyor. Ancak, unutulmamalıdır ki insanların en önemli varlığı sağlığıdır. Sağlığın tavizi, nemelazımcılığı olmaz. Mutlaka çözüm bulunmalıdır. Sağlık Bakanlığı, İç Anadolu Bölgesi’nde araştırma merkezleri kurmalıdır. Bu merkezlerde çeşitli uzmanlar görev almalı, konu iyice araştırılmalıdır. Bu hastalıkla ilgili koruyucu hekimlik olarak mutlaka aşı bulunmalıdır. Aşı çalışmaları geniş kadrolarla yapılmalıdır. Dünyanın bazı yerlerinde çalışma yapıldığı iddiaları vardır. Bunlar araştırılmalıdır. AR-GE merkezlerinde çalışma talep edilmelidir. Sağlık Bakanlığı, doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanlarına saldırılardan vazgeçmelidir. Bu hastalığın tedavisinde sağlık çalışanları için risk vardır. Bulaşabilen bu hastalık, her türlü negatif şartlara rağmen, doktordan hemşiresine kadar her türlü fedakârlık yapılarak tedavi edilmektedir. Bu insanların çalışmalarını takdirle karşılamak lazımdır. Sağlık Bakanı ve Hükûmet gerekli önlemleri alırken sağlık personelinin de yanında olduğunu ifade etmelidir. Sağlık personelleri suçlanarak hiçbir yere varılamamıştır.

Bu hastalıkta risk grupları şunlardır: Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler, kasaplar, piknik yapanlar, korunmasız yeşil alanlarda çalışanlar, doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları.

Keneyle mücadele ederken koruyucu hekimlik yanında halkın bilinçlendirilmesi de çok önemlidir. Yaklaşık 500 civarında insan bu hastalıktan ülkemizde hayatını kaybetmiştir. Bundan dolayı da keneyle ilgili, insanlar bilgilendirilmeli, sağlık personeli eğitim almalıdır.

Keneyle mücadelede haşere ilaçları kullanılmaktadır. Kullanılan kimyasal ilaçlar ortalama 1 milyar lirayı geçmektedir. Ayrıca, çevre de bu ilaçlarla kirlenmektedir. Keneyle mücadelede Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ortak çalışmalıdır. Küresel sermayenin bir rant politikası da olabilir mi diye düşünülmelidir.

Konunun TBMM tarafından da araştırılması ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığından halkın korunması için gereken tedbirlerin alınması amacıyla, önergemiz hazırlanmıştır.

 

2.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ve 23 milletvekilinin, çam fıstığı üretiminde ve ihracatında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/911) (x)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemiz çam fıstığı üretiminin yarısının karşılandığı İzmir Bergama Kozak havzası, çam fıstığı üretiminde, son yıllarda yaşanan fıstık çamı ağaçlarındaki ibre kuruması ve buna bağlı verim düşüklüğüyle yöre insanının mağduriyetinin giderilmesi ve çam fıstığına dayalı ihracat ve ekonomik kayıpların önlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını teklif ederiz.

Saygılarımızla.

1) Birgül Ayman Güler                                             (İzmir)

2) Aytun Çıray                                                          (İzmir)

3) Oğuz Oyan                                                           (İzmir)

4) Erdal Aksünger                                                     (İzmir)

5) Rahmi Aşkın Türeli                                              (İzmir)

6) Hülya Güven                                                        (İzmir)

7) Musa Çam                                                            (İzmir)

8) Mehmet Ali Susam                                                (İzmir)

9) Mehmet Volkan Canalioğlu                                    (Trabzon)

10) Muhammet Rıza Yalçınkaya                                 (Bartın)

11) Hasan Ören                                                        (Manisa)

12) Ayşe Nedret Akova                                              (Balıkesir)

13) Ali Sarıbaş                                                         (Çanakkale)

14) Gökhan Günaydın                                               (Ankara)

15) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

16) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

17) Osman Aydın                                                      (Aydın)

18) Vahap Seçer                                                       (Mersin)

19) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

20) Dilek Akagün Yılmaz                                           (Uşak)

21) İlhan Demiröz                                                     (Bursa)

22) Süleyman Çelebi                                                (İstanbul)

23) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

24) Hurşit Güneş                                                      (Kocaeli)

Özet Gerekçe:

Bergama Kozak havzasında yetişen çam fıstığı, kalitesi ve lezzetiyle dünyada aranan bir marka değerdir. Türkiye'de çam fıstığı Türk Standartları Enstitüsü tarafından Kozak, Aydın, Maraş tipi olmak üzere üç sınıfa ayrılmış, "Kozak tipi" yumuşak, iri ve dolgun gövdeli olarak tanımlanmıştır.

Dünyada çam fıstığı sürümü yılda 20 bin ton civarındadır. Türkiye'nin tahmini potansiyel üretimi ise 2.500 ton/yıl büyüklüğündedir. Türkiye dünya ticaretinde yüzde 10 civarında bir paya sahiptir. Dünya çam fıstığı ticaretinde 10 bin ton ile en büyük paya sahip olan Çin'in üretimindeki gerileme nedeniyle Türkiye'nin ağırlığı artmıştır. Zaten yüksek fiyatlı bir tarım ürünü olan çam fıstığında fiyatlar daha da yükselmiş, 20 avro/kg olan fiyat 40 avro/kg düzeyine çıkmıştır.

Kozak havzası fıstık çamlarındaki ibre kurumaları ve verim düşüklüğü, 2005 yılından beri giderek yükselen bir sorundur. Sorun, geçen yedi yıl boyunca, sorunun boyutlarına uygun bir ilgi ve derinlikle ele alınmamıştır. Bu durum, hem yöreyi hem ülke ekonomisini zarara uğratmaktadır.

Araştırma ve incelemelerde, yaşanan kayıp ve verim düşüklüğünde

1) Ekolojik faktörlerin,

2) Çiçeklenme ve döllenme dönemindeki sıcaklık değerlerinin,

3) Rüzgâr hızının,

4) Böcek ve mantarların,

5) Hava kirliliğinin,

6) Yanlış-sık ağaç ekiminin etkili olabileceği belirtilmiştir. Ulaşılan sonuçlar, nedenleri tam bir açıklıkla ifade etmekten uzak kalmış durumdadır. Dolayısıyla uzmanlar, soruna karşı ne tür önlemler alınabileceği konusunda yol gösterici olamamaktadır.

1) Sorun, üretimde yaşanan düşüşlerle yıldan yıla büyüyerek devam etmekte, önümüzdeki dört yılda daha da büyüyecek görünmektedir. Verim düşüklüğünün nedenlerini belirlemek ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak gerekmektedir.

2) Verim düşüklüğü sorununun başka üretici ülkelerde yaşanıp yaşanmadığı, yaşanıyorsa özelliklerinin ne olduğu, başka ülkelerce ne tür çalışmalar yürütüldüğü bilgisi doğrudan ve doğru bir biçimde edinilmelidir.

3) Çam fıstığının mikroklima özelliklerinde kendine özgü koşullarda yetişen bir ürün olması, yetiştiği toprağı, havayı, suyu, rüzgârı vb. pek çok etkeni seçmesi, konu üzerinde çok geniş ve kapsamlı çalışmayı zorunlu kılmaktadır.

4) Türkiye çam fıstığı üretiminin merkezi olan Kozak havzası, ağır sanayi tesislerinin kurulu bulunduğu Aliağa'nın yakınında bulunmakta ve buradan gelen hava kirliliğine maruz kalmaktadır. Yine bölgede yoğun bir şekilde faaliyeti sürdürülen madencilik çalışmaları ve buna bağlı çevre kirlilikleri de soruna kaynaklık eden nedenler arasında sayılmaktadır.

Genel görüş, sorunun "ekolojik değişiklik ve çevre sorunları"ndan kaynaklandığı yönündedir. Başka bir deyişle "ekolojik değişiklik" için kendi ellerinden bir şey gelmemekte, çevre sorunlarının çözümünün de kendi ellerinde olmadığını belirtmektedir. Bu, üretici için çaresizlik noktasıdır. Eğer sorun bu ise, kapsamının ve kaynaklarının -madenler, barajlar, küresel ısınma ve benzeri- net biçimde belirlenmesi, köylünün zararının giderilmesi ve üreticiye başka seçenekler gösterilmesi için bir kamu planlaması yapılması gerekmektedir.

5) Çam fıstığının ülke ekonomisine katkısını artırmak için üretim, işleme ve ticaret sisteminin geliştirilmesi, bunun için gerekli tarımsal bilginin yanı sıra mekanizasyonun yaratılıp yaygınlaştırılması, uygun örgütlenme tipleri belirlenerek bunların kurulması bakımından gerekli önlemler alınmalıdır.

Üreticilerin ya da yerel yöneticilerin tüm bu etkenlerin araştırılacağı bir çalışmayı yürütmeleri olanaksızdır. Konuya, kamu otoritesinin ve gücünün çok yönlü yaklaşımının sağlanması gerekmektedir. Özellikle iklim değişikliği temelinde, Kozak havzasına düşen yağmur oranları, sıcaklık ve rüzgârların ölçülebileceği istasyonların kurulması ve buna benzer ciddi donanımları gerektiren çalışmalar kamu yetkisi ve gücü ile mümkün olabilecektir.

Ortada araştırılması ve yanıtlanması gereken pek çok soru ve çözüme kavuşturulması gereken büyük bir sorun bulunmaktadır. Ülke-bölge insanının ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel değerlerinin korunması için Anayasa’nın 98 ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması yaşamsal bir önem taşımaktadır.

3.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/912)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde son yıllarda görülen iklim değişimlerinden dolayı, aşırı yağışlar, sel, dolu, don gibi afetler daha fazla yaşanmakta ve tarım ürünleri daha fazla etkilenmektedir. Bu yüzden çiftçilerimiz ürettikleri ürünleri maliyetinin altında, pazarlarda düşük fiyatlara sattıkları için özellikle Sakarya ili, ilçesi, belde ve köylerinde bulunan üreticilerimiz aldığı kredileri ödeyememiştir. Bu nedenle çok sayıda çiftçimize hacizler gelmiştir. Bu iddiaların incelenmesi ve tespiti amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Celal Dinçer                                          (İstanbul)

2) Durdu Özbolat                                        (Kahramanmaraş)

3) Hülya Güven                                          (İzmir)

4) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                       (İstanbul)

5) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

6) Malik Ecder Özdemir                                            (Sivas)

7) Ali Demirçalı                                                        (Adana)

8) Dilek Akagün Yılmaz                                            (Uşak)

9) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

10) Hurşit Güneş                                                      (Kocaeli)

11) Tolga Çandar                                                     (Muğla)

12) Ramazan Kerim Özkan                                      (Burdur)

13) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

14) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

15) Ahmet İhsan Kalkavan                                       (Samsun)

16) Osman Aydın                                                      (Aydın)

17) Kadir Gökmen Öğüt                                            (İstanbul)

18) Mahmut Tanal                                                    (İstanbul)

19) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

20) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

21) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

Gerekçe:

Tarımımızın en önemli sorunlarından ve gündem maddelerinden biri de tarımsal desteklemeler konusudur. Tarıma verilecek doğru ve yeterli destekler, yapısal sorunların çözümüyle birlikte bugün ithalatçı olduğumuz birçok üründe üretim, verimlilik, kalite ve standardının artmasını sağlayacaktır. Tarım, önemli bir istihdam alanı olduğu gibi, nüfusumuzun üçte 1’inin geçimini sağlayan stratejik bir sektör durumundadır.

İstihdamın 6 milyon 143 bini tarım sektörünün sağladığı günümüzde istihdama, sanayi sektöründen daha fazla katkı sağlayan tarım sektörü, özellikle girdi fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkilenmektedir.

Örnek olarak: 2011 yılında gübre fiyatları yüzde 42-48, mazot fiyatları yüzde 20 oranında artmıştır. Şubat 2012 itibarıyla son bir yıllık artış, gübrede yüzde 21-24, mazotta yüzde 20 düzeyinde gerçekleşmiştir. Elektrikte ise 2011 yılı ekim ayından bu yana tarımsal sulama abone grubunda yüzde 21,1; tarımsal amaçlı soğuk hava depolarında yüzde 26,3; seralarda ve hayvancılık işletmelerinin elektrik aldığı ticarethane abone grubunda ise yüzde 4,8 fiyat artışı olmuştur. Başta gübre, mazot ve elektrik olmak üzere tarımsal girdilerde daha fazla vergi indirimini ve desteği, bu sektör hak etmektedir.

Tarımsal işletmelerin, üretimin her aşamasında ihtiyaç duyduğu krediyi düşük faizle, kolay ve zamanında kullanması sağlanmalıdır. Ancak uygulamada bankalar üreticilerden memur kefil, ipotek olarak menkul ve gayrimenkul istemeye devam etmektedir. 1 yıllık işletme kredilerinde Ziraat Bankası tarafından yüzde 2 kredi kullandırma komisyonu alınmaktadır.

Yatırım kredilerinde ilk kredi açılırken toplam kullandırılan kredi tutarının yüzde 2'si kadar komisyon alınıyor. Ayrıca, her yıl için kredi bitene kadar kalan anapara üzerinden yüzde 1 dönemsel komisyon kesiliyor. Bunun dışında ipotek bedeli, limit tesis masrafı alınıyor. Hayat sigortası, tarım sigortası yaptırılması talep ediliyor. Bankanın talep ettiği komisyon, ipotek, sigorta ve diğer masraflar çiftçimizin yoğun şikâyetlerine ve mağdur olmalarına neden oluyor. Bankacılık sisteminde bu konularla ilgili yeniden bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

Ziraat Bankasından kredi kullanamayan çiftçiler, maalesef yüksek faiz uygulayan özel bankalara yöneliyor. Bazı özel bankalar, hiç yapılandırmaya gitmeden muhammen bedelin yüzde 40'ı üzerinden arazilere el koymaya başlamıştır. Özellikle yabancı sermayeli bankalar tarafından bu uygulamanın yapılması manidardır.

Örnek olarak, Sakarya ili Geyve ilçesinde Akdoğan, Çukurköy, Karacaören köylerinde köylülerin tüm arazilerine haciz işlemi başlatılmıştır.

Bu konuda, Ziraat Bankası, tarım kredi kooperatifleri ve kamu bankalarına kaynak aktarılarak selektif kredilerde rekabete girmeleri sağlanmalı ve üreticimizin kredi ihtiyacı uygun koşullarda karşılanmalıdır.

Yukarıdaki tespitler doğrultusunda Anayasa’mız gereği bir Meclis araştırması açılması zorunlu görülmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Başbakanlığın bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

Okutuyorum:

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1465)

17 Nisan 2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ hakkında tanzim edilen ve ilgi (b) yazı ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iadesinin talep edildiğine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Beşir Atalay

Başbakan Yardımcısı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hangi fezleke efendim, soruşturma mı?

BAŞKAN - Yasama dokunulmazlık dosyası efendim.

Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan (3/1395) esas numaralı dosya Hükûmete geri verilmiştir.

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de bir üyelik düşmektedir. Bu Komisyona aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 28 Nisan 2014 Pazartesi günü saat 18.00’e kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasî Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 27 milletvekili tarafından Suriye’de sarin gazı kullanılarak yapılan katliamda Türkiye’nin rolü olduğuna dair dile getirilen iddiaların araştırılması amacıyla 10/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun 22 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                       22/04/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 22/4/2014 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Engin Altay

Sinop

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 27 milletvekili tarafından, "Suriye'de sarin gazı kullanılarak yapılan katliamda Türkiye'nin rolü olduğuna dair dile getirilen iddialar" konusunda 10/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin (11 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 22/4/2014 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 10 Nisan 2004 tarihinde yüce Meclise verdiğimiz, Suriye’de sarin gazı kullanılarak yapılan katliam konusunda uluslararası alanda ülkemizi zan altında bırakan iddialar hakkında genel görüşme önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Çocukların ölümüne sebep olanları, aracı olanları veya taraf olan herkesi her şartta lanetleyebilen milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, genel görüşme, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Genel Kurulda görüşülmesi olarak tanımlanır. Bizler de, önergede imzası bulunan milletvekili arkadaşlarım toplumun üzerinde kuşaklar boyunca bir leke olarak kalabilecek bir konunun önüne geçmek için halkımız adına denetim görevimizi yerine getirmek istiyoruz, bunu bir iç politika malzemesi yapmıyoruz, kimse başka türlü yorumlamamalıdır. Bu şekilde karanlıkta kalan bazı devlet faaliyetlerini aydınlatarak dünyanın karşısında alnı açık şekilde ve dimdik durmak istiyoruz. Böylece, ülkemiz olarak çocuklarımıza, torunlarımıza karşı tarihsel sorumluluğumuzu da yerine getirmiş olacağız. Çünkü geçmişte yaşanan bazı tarihî olayların toplumları ne kadar meşgul ettiği ve derinden yaraladığını çok iyi biliyoruz.

Maalesef, ülkemiz ve Başbakanın adı bugünlerde uluslararası alanda Suriye’de Guta bölgesinde sarin gazı ile yapılan insanlık dışı katliamla birlikte anılmaktadır. Türkiye isminin bir makalede bile olsa bu şekilde geçmesi gerçekten utanç vericidir. İktidar, bu iddianın ortaya atılmasına neden olacak şekilde Suriye iç savaşında taraf tutmuş, komşuluk ilişkileri bir yana diplomatik kuralları bile yok saymış, savaşmak için her fırsatı değerlendirmek istemiştir. Bu tutumlar uluslararası alanda Türkiye'yi her türlü oyuna açık hâle getirmiştir. Nitekim benzer iddialar Suriye’nin komşuları olan Irak, Lübnan, Ürdün ve hatta can düşmanı olan İsrail’e bile yapılmamıştır. Türkiye'nin başındaki beceriksiz dış politika yapıcıları kraldan çok kralcı davranarak ve hatta açıkça Suriye’deki iç savaşın iç işimiz olduğunu ilan ederek ülkemizi dünyada hedef noktasına koymuştur.

“Türkiye'nin Suriye’de kimyasal silah kullanımında rol aldığı” gibi utanç verici bir iddianın ortaya atılmasının sebeplerini şimdi tek tek incelememiz gerekiyor. Başbakan Büyük Orta Doğu Projesi’nin, dolayısıyla bu savaşın eş başkanlığını yaparken uyguladığı beceriksiz, “sıfır sorun” sahte isimli dış politika yüzünden yanı başımızdaki savaşın sonuçlarını en hafif deyimiyle öngörememiştir. Hatta hayallerin etkisinde yaşayan yöneticiler komşu iç savaşını fırsata çevirmek bile istemiştir. Başbakan savaşın sonuçlarını öngörmemek bir yana gizliden gizliye müdahil olduğu Suriye savaşına açıktan müdahil olmak istediğini 2013 Eylül ayında G20 Zirvesi’ne giderken “Her türlü koalisyona girmeye hazırız.” diyerek açıkça söylemiştir. Şimdi, bu şekilde açıkça bir ifadeden sonra dünya kamuoyundan bu şekilde iddialar gelmesini yadırgamamak gerekiyor, ama çıkıp bunlara adamakıllı, Hükûmetin cevap vermesi gerekiyor. Onun için, bizim bu genel görüşme önerimizi iç politika malzemesi yapmaktan çıkarıp derhâl Hükûmetin açıklayıcı, doyurucu bilgiler vermesini de bekliyoruz.

Batılı güçlerin Suriye’ye müdahale gerekçesi neydi hatırlayalım. ABD’nin kırmızı çizgisi olarak da biliniyordu. Diyorlardı ki: “Suriye halkına karşı eğer devlet kimyasal silah kullanırsa bu bizim kırmızı çizgimizdir.” İşte bu kimyasal silah Suriye’de Şam’a yakın Guta bölgesinde kullanıldı. Yani kırmızı çizgi aşılmış oldu, yani Suriye’ye dışarıdan müdahale gerekçesi doğmuş oldu, öyle gibi görünüyordu hadise. Peki, gerçekten böyle miydi? Bilmiyoruz. Niye bilmiyoruz? Çünkü her türlü müdahale hazırlığı yapılmış idi ancak son anda iptal edildi. Her şey hazırdı, Amerika, bir tek, düğmeye basacaktı ama aniden bir şey oldu ve bu kararından vazgeçti. İyi ki bu savaş iptal edildi, yoksa sizin sayenizde şimdi fakir çocukları her zaman olduğu gibi ölmeye, savaşmaya gidiyor olacaktı. O nedenle, Suriye’ye müdahale yapılmasından vazgeçildiğinin nedenlerini mutlaka mutlaka araştırmamız gerekiyor, ki bu iddialara cevap verebilelim.

2013 G20 Zirvesi’nde iktidarın başı bütün dünyadan önce savaş çığlıkları atarken hemen bitişik odada Obama ve Putin Suriye’ye dış müdahale yapılmaması konusunda konuşuyordu ve Başbakan bu toplantıya alınmadı, hatta bu toplantı Erdoğan’a haber  bile verilmedi. 2011 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Libya’ya müdahalesinden sonra Suriye’ye müdahalenin şartlarını açıklamıştı. Biliyorsunuz, Amerika Birleşik Devletleri Libya’ya hiç tereddüt etmeden müdahale etti ama aynı müdahaleyi Suriye’ye yapmak istemedi. O zaman Dışişleri Bakanı “Kardeşim, ne kırmızı çizgisi, ne kimyasal gazı? Bakın, 100 bini aşan bir mülteci sayısı var. Ne duruyorsunuz daha, saldırın Suriye’ye.” diye bütün dünyayı kışkırtıyordu. İşte bu nedenle savaşa hazır bir ülke sanki savaşın gerekçelerini ortaya çıkarıyormuş gibi bir hava yaratıldı. O yüzden bu iddialar ortaya atıldı, bu iddiaların derhâl uygun şekilde, güzel verilerle, delillerle yalanlanması gerekiyor. “Vallahi biz yapmadık.” demekle bu iş olmaz.

Şimdi, 2013 Mayıs ayında önemli bir hadise yaşandı ülkemizde. Adana ve Mersin’de yapılan operasyonlarda El Nusra üyeleri 2 kilogram sarin gazıyla yakalandı değerli arkadaşlarım. Şimdi, sen ülkende sarin gazıyla El Nusra’yı yakalayacaksın, ondan sonra bu gibi iddialar çıktığında “Vallahi ben yapmadım.” diyeceksin. Üstüne üstlük bütün dünyayla dalga geçer gibi kalkacak Moskova Büyükelçimiz “Efendim, o sarin değildi, antifrizdi.” diyecek. Herkesi bize güldürdünüz ama kimsenin benim ülkeme gülme hakkı yoktur, hiç kimsenin benim ülkemle dalga geçmeye hakkı yoktur, hiç kimsenin sizin yüzünüzden benim ülkemi iğrenç bir kimyasal savaşa müdahil olarak göstermeye de hakkı yoktur. O yüzden, çıkacaksınız, burada bu kimyasal savaşa müdahil olmadığınızı delillerle, ispatlarla halkıma anlatacaksınız. Bakın, El Nusra mensupları 2 kilogram sarinle yakalandıktan sonra ne oldu? Yirmi beş yılla yargılanmaya başlandı, bir de baktık ki serbest kaldılar. “Ya, kardeşim, siz parasız eğitim isteyen çocukları içeri tıkıyordunuz, bu adamları niye serbest bıraktınız, ötmelerinden mi korktunuz?” diye insanlar size soruyorlar. Haksızlar mı? Değiller.

Bakın, bu kimyasal savaşta Suriye’de 1.300’den fazla insan katledildi ve daha günler bile geçmeden bu kimyasal saldırıdan sonra Suriye tarafının, Suriye devletinin bu işi yaptığını söyledi Hükûmetimiz ve elinde çok ciddi deliller olduğunu söyledi ve dünyayı derhâl müdahaleye çağırdı. Tabii bu kadar acelecilik ve belgelere bu kadar hızlı ulaşma hevesi bizi şüpheli konuma getirdi tüm dünyada ve bu iddiaların ortaya çıkmasına neden oldu. Daha sonra Suriye çıktı “Ben yapmadım.” dedi ve Amerika müdahaleden vazgeçti. Çünkü orada kullanılan sarin gazı ile Suriye’nin elindeki sarin gazı arasında farklılıklar bulundu. O nedenle, siz, çıkıp, MİT olarak “Kardeşim, benim elimdeki sarin gazını tahlile gönderiyorum. -İngiltere’de bunun laboratuvarı var- Bakın, orada kullanılan ile burada bulunan aynı değil. Benim burada bir müdahalem yoktur.” demek zorundasınız.

Adana’da sarin gazıyla yakalanan El Nusra’nın elebaşı Heysem Kassab, kimdi bu adam? Daha önce hangi eylemleri vardı? Başka faaliyetler oldu mu? Türkiye’den, serbest bırakıldıktan sonra, nereye kaçtı, hangi kapıdan çıktı? Bütün bunlar cevap bekleyen sorular. Aynı olayda yargılanan 10 kişiye ne oldu? Bütün bunlar cevap bekliyor.

Kalkmış, dünyada 2 tane çok ünlü, çok meşhur gazeteci, ciddi, güvenilir gazeteci bunları raporlamış. Bunları raporladı diye de, siz, bu 2 insanı düşman ilan ettiniz. Hayır, bu iddiaları ciddiye almak zorundasınız.

İnşallah, bu işte bizim parmağımız yoktur, ama bizi rahatlatın. Gelin, bu genel görüşmeyi kabul edin ve bizi rahatlatın. Türkiye  kamuoyunu rahatlatın ve deyin ki: “İşte ispatı. Biz yokuz.” Ama sakın, AKP adına çıkacak olan konuşmacı “Vallahi biz yapmadık.”, “Reddediyoruz.”, “Külliyen yalan.” gibi lafları hiçbir şekilde etmemelidir.

Bakın, biz öyle bir ülkeyiz ki çocuklar için bayram yapıyoruz ve insanlık suçu işlemek istemiyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Hasip Kaplan…

Yine aleyhte söz isteyen Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

CHP’nin vermiş olduğu bu önergeyi dikkatle okudum. Önerge, ortaya koyduğu iddia ile kullandığı dil arasında çelişkiler olan bir önerge. Bakın, önergeden bazı ifadeleri okuyorum: “Katliamda Türkiye’nin rolü olduğuna dair iddialar uluslararası kamuoyunda giderek artmaktadır.” Kim bunu tespit ediyor; kamuoyunda arttığı, bu spekülasyonların yükseldiği hususunu tespit eden otorite kim? Pasif bir özne üzerinden dolaylı bir anlatım kesinlikle ikna edici değildir.

İkincisi “Amerika Birleşik Devletleri’nin niçin Suriye’ye harekât yapmaktan vazgeçtiği tartışılmış ancak kesin bir kanaate varılamamıştır.” Bu kanaate varmayan kim? Amerika’nın bu müdahaleyi yapmadığına ilişkin tartışmalar tabii ki oldu ama burada ima edilen şekilde değil. Onu da anlatacağım yeri geldiğinde.

Üçüncüsü, burada bir başka şey, David Shedd’e hitaben yazıldığı ifade edilen bir rapora dayandırılmaktadır. Önergenin dili sürekli dolaylı, imalı, kesin bir kanıt olmaksızın sadece “mışlı” ifadelerle ortaya konulan bir anlatıya yaslanıyor. Anlatı, önergenin anlatısı…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Biz de “Siz yaptınız.” demiyoruz Naci Bey, “Araştıralım.” diyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim, iddia bize ait değil.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Aytuğ Bey burada o kadar ateşli bir konuşma yaptı ki -gerçi her zamanki üslubu olabilir- insan o ateşli konuşmayı dinleyince o ateşli konuşma bağlam itibarıyla “Evet, siz yaptınız.” diye bağıran bir konuşma gibi anlaşılıyor. Çünkü, bu heyecan, bu öfke, bu kızgınlık, sadece spekülasyon ve iddialara ilişkin bu hararetli anlatım biçimi niçin yapılıyor acaba, buradaki kasıt ne? Bunu bir soru işareti olarak ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlar, 21 Ağustos 2013 tarihinde Şam’ın Guta bölgesinde yapılan kimyasal saldırı sonucu 1.400 kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler, konuya ilişkin araştırma heyeti düzenledi. Guta’daki bu kimyasal saldırının karadan karaya roketler vasıtasıyla yapıldığı hususu kayıt altına alındı. Bunu yapabilme konusu -Birleşmiş Milletlerin kayıtları üzerinden konuşuyorum- muhalefetin böyle bir kapasitesi olmadığı, bunun Esed güçleri tarafından yapıldığına ilişkin kuşkuya yer bırakılmayacak şekilde Birleşmiş Milletlerin raporlarında ifade edildi.

Şimdi, Amerika bir kırmızı hat olarak bu sarin gazı kullanımını, kimyasal silah kullanımını ifade ettiği hâlde niçin vazgeçtiği sorusunu arkadaşlar eğer o dönemi yakın bir şekilde takip etselerdi bilirlerdi. Putin’in 12 Eylül tarihinde Amerikan halkına hitaben kaleme aldığı mektubu, üstlendiği inisiyatifi ve Suriye’nin alelacele, oradaki Esed rejiminin alelacele elindeki kimyasal silahların denetimini Birleşmiş Milletlere bırakma kararını ve bunun üzerinden herhangi bir askerî operasyon olmaksızın -ki Putin, yazısında da bahseder, böyle bir operasyon her hâlükârda Suriye’deki sivillere ilişkin kayıplara yol açacaktır, üstelik Amerika’nın geçmişteki, Irak ve Afganistan’daki operasyonlarına da atıf yapar Putin bu yazısında- dolayısıyla diplomatik yollara bir imkân ve şans tanınması doğrultusunda bir inisiyatif üstlendi. Sonrasında Amerika’nın İngiltere ve Fransa’yla birlikte Suriye’ye karşı askerî harekâta girmemesinin en önemli sebeplerinden biri bu inisiyatiftir ve Birleşmiş Milletlerin kontrolüne Esed rejiminin kendi kimyasal silahlarını teslim etme kararıdır.

Dolayısıyla, burada “Efendim, Amerika, sonradan bu işin arkasında başkalarının olduğunu düşündü. O yüzden bu kararı böyle almak istemedi, başka yöntemler kullanmak istedi.” tarzında şaibe doğurucu değerlendirmeler kesinlikle yanlıştır.

Şimdi, bu iddialar nereden geliyor? Bu iddialar Seymour Hersh diye bir gazeteciden geliyor. Bu gazeteciye ilişkin araştırma yaptığınızda sürekli karşınıza kafanıza sanki sopayla vurur gibi “Pulitzer ödüllü gazeteci, Pulitzer ödüllü gazeteci” diye… Böylelikle buradaki ifadesini sanki sahih bir ifade, Türkiye’yle ilişkili olduğu iddiasını ve imasını sahih bir ima imiş gibi anlatan hegemonik bir dil olduğunu görürsünüz; oysaki bu Seymour Hersh dediğimiz arkadaş, bir kere, daha önceki yıllarda da zaman zaman yanlış çıkan kehanetlerde, şaşırtıcı birtakım ifadelerde bulunmuş bir gazetecidir. Gazetecilikte galiba böyle mühim olaylara ilişkin haberler yaptığınızda o yüksek adrenalini sürdürmek için sürekli, benzer türden haberler yapmak ve skandalvari olaylar ortaya çıkartmak gibi bir sarhoşluğun içine giriyorsunuz.

Bu Seymour kardeşimiz de mesela “Amerika İran’ı işgal edecek.” diye dört yıl önce bir kehanette bulunmuş, Pulitzer ödüllü bu gazeteci. Amerika İran’ı işgal etti mi? Hayır. Aynı zamanda “Ladin’in Amerika tarafından öldürüldüğü kocaman bir yalandır.” diye yazılar yazmış. Yalan mı acaba? Ladin’in nasıl öldürüldüğüne dair belgeseller var, çeşitli kanıtlar var.

Sonuçta Pulitzer ödüllü bu gazetecimizin sınıfta kaldığı haberleri olduğunu da unutmayalım. Kaynak olarak gösterilen kişinin gazetecilik müktesebatına dair de muhakkak bir araştırma yapmak… Onun da kaynağı belirsiz kişilere atfen, üstelik Beyaz Saray ve onlar tarafından yalanlanan birtakım açıklamalarına bel bağlayarak, gelip burada ima ve dolayın üzerinden Türkiye’ye nasıl bir sonuç çıkartılabilir -Suriye’yle ilişkisi bakımından- tarzından bağlama yerleştirilebilecek, öyle anlaşılabilecek bir tutumdan kaçınalım derim.

Dolayısıyla, ben doğrusu CHP’nin böyle bir olay üzerinden… Aytuğ Bey her ne kadar “Bizim niyetimiz, açığa çıksın, bu konular berraklık kazansın.” tarzında suretihaktan görünen bir ifade kullandı ama ben öyle düşünmem. Ama Türkiye’deki insanlar, şu bizi dinleyenler şöyle düşünebilirler, o konuda da sizi uyarayım: “CHP her vesile, her türlü şaibeyi ve uluslararası iddiayı, Suriye’ye ilişkin o kirli savaşın başka yerlerdeki kirli uzantılarını Türkiye’de hasım olarak gördüğü AK PARTİ’yi zor duruma düşürmek için sonuna kadar kullanma eğiliminde.” şeklinde bir bağlama yerleştirebilirler.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Düşünmezler, bilakis…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Öyle zaten.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ben, tabii, CHP gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda çok önemli rol üstlendiğini her zaman ifade eden ve devleti sahiplenme konusunda hayli güçlü retoriği olan bir partinin, bir anlayışın, bir kolektif bilincin böyle bağlama yerleştirilebilecek, yerleştirildiğinde de haklı gerekçeleri olacak insanlara karşı daha dikkatli bir dil ve araştırma önergesi sunması gerektiğini düşünürüm.

Şimdi, Aytuğ Bey diyor ki: “Her vesile Suriye’yle savaşmak için fırsat kollayan iktidar…”

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet, cuma namazı kılacaktınız ya orada. Ne oldu, hani?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Yani Allah için, şimdiye kadar bu iktidar, sizin dediğiniz gibi, savaş çıkartmak isteseydi o uçak düşürüldüğünde zaten bu savaşı çıkartırdı. Al sana kanıt, uçak düşmüş, savaşı çıkart.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Cuma namazı ne olacak? Naci Bey, cuma namazı ne olacak?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Suriye’nin vurup vurmadığı belli değil Hocam.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bakın, kendi hayal dünyanızda olup bitenleri değerlendirirken gerçekten temennileriniz ile korkularınızı birbirine karıştırıyorsunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Çok korkuyoruz Hocam, vallahi çok korkuyoruz, doğru söylüyorsunuz!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – 2011’den bu yana Suriye’de bir iç savaş yaşanıyor. Eğer dediğiniz gibi bu iktidar “Hele bir fırsatını kollayayım, şu Suriye’ye de haddini bildireyim, burayı arka bahçem hâline getireyim.” diye bir rüya görmüş olsaydı, sizin dediğiniz mantıkla davranmış olsaydı bunun verileri vardı ama demek ki sizin bu varsayımınız doğru değil ki bu veriler olmasına rağmen Türkiye çok sağlam bir şekilde durdu.

Bakın, bu sarin olayı dolayısıyla büyük bir çoğunluğu çocuk olmak üzere 1.400 kişi hayatını kaybetti. Buradaki insani duyarlılığı en azından Meclis önergesi olarak buraya getirmenizi de saygıyla karşılıyorum ama ben CHP’den beklerdim ki… Suriye’de 100 binin üzerinde insan öldü. Bu insanlar havadan Esad rejiminin attığı varilli bombalarla öldürüldü. Çoluk çocuk, pazar yerleri, kolları bacakları koptu. Allah rızası için gelip bir önerge verdiniz mi buradaki insanlık dramına ilişkin? Vermediniz. Bugün niye bu önergeyi veriyorsunuz? Biraz önce söylediğim o bağlama yerleştirilebilecek yani CHP’nin “Her vesile iktidara nasıl vururum?” diyerek bu kirli savaşın uluslararası uzantılarını kullandığı şeklindeki bağlama yerleştirilebilecek bir anlayışa açık hâle geliyorsunuz böylelikle.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok itham ediyorsunuz, çok ağır itham ediyorsunuz partimizi.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Benim görevim uyarmak. Sizin partiniz aynı zamanda bizim partimiz. Hepimiz biriz, bu ülkenin insanlarıyız.

Çok teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Atıcı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, sayın hatip iddialar ile söylemlerimizin uyuşmadığı şeklinde suçlayıcı bir ifade kullandı. Söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Atıcı.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Aslında, sataşma da yok doğrusu.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Var Başkanım, itham etti.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bostancı, benim tarzımı biliyorsunuz. Hakikaten, biraz ateşli konuşma yaparım, biraz da sivri dilim vardır. Fakat bu konuyu iç politika malzemesi yapmayacağımı daha ilk cümlelerimde söyledim. Yine de yapmayacağım. “Bu konuyu Suriye savaşıyla da bağdaştırmayacağım.” dedim ve Suriye savaşıyla bağdaştırmayacağım, sizin minderinize gelmeyeceğim.

Bizim derdimiz şudur: Bizim derdimiz, bu sarin gazında Türkiye'nin parmağı var mıdır yok mudur? Ben olmamasını diliyorum ama bu iddialara çıkıp burada “Ya efendim, basit iddialar.” denmemesi gerekir.

Seymour Hersh ciddi bir gazetecidir. “Gazetecinin her söylediği tutar.” diye bir kaide yoktur. Ancak bu adam ciddi bir adamdır, Pulitzer ödüllüdür ve ciddi bir dergide, her biri on sayfa olmak üzere üç ay arayla iki makale yayımladı. Daha sonra iddialar niye artıyor diyorum. Daha sonra bu makaleye atfen çığ gibi makaleler büyüdü. Onun için buradan cevap vermek zorundasınız. Neden mi? Bakın, İnternet’e girin, “sarin gazı” deyin ve karşınıza neler çıkıyor, söyleyeyim: Hitler, İran-Irak Savaşı, Saddam Hüseyin, Halepçe-Kürt katliamı, Japonya metro terörü, El Nusra Cephesi’nden Adana ve Mersin’de ele geçirilen sarin gazı ve en sonunda Şam Guta.

Şimdi, benim ülkemi bu kadar karanlık ithamlar arasında bulundurmaya hakkı yoktur bu Hükûmetin, hiçbir hükûmetin. Bakın, inanın, kelimelerimi seçerek yazdım, seçerek konuşuyorum, çok da mülayim olmaya çalışıyorum. Bir tek beklentim var: Çıkın, kabul edin genel görüşmeyi. Bakın, bir şeyi ispatlamaya da çalışmıyorum. Genel görüşme açalım ve Hükûmetimiz yüce milletimize, bize, Parlamentoya delilleriyle beraber desin ki: “Ben yapmadım.” Oh be diyelim.

Ben bunu istiyorum. Hiç polemiğe girmeyeceğim. Ne olur bir gözden geçirin.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Sayın Başkan, Sayın Bostancı’nın bahsettiği sarin gazı olayıyla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Yok, öyle bir usulümüz yok Sayın…

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – 60’ıncı maddeye göre bir açıklama yapmama müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Evet, Sayın Atıcı cevap verdi zaten.

Teşekkür ediyorum.

Şimdi…

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Benim bahsedeceğim açıklama farklı bir açıklama, Meclisin bu konuyu bilmesini istiyorum.

BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok ki, açıklama yapmanın İç Tüzük’te yeri yok yani böyle...

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Gerçek olmayan bir bilgiyi kendisi söyledi, ben gerçek olan…

BAŞKAN – Böyle bir şey söz konusu değil efendim. Burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği bir öneri var; bu öneri üzerinde iki lehte, iki aleyhte söz isteyen sayın milletvekilleri var, söz veriyorum bunlara, bunun haricinde söz vermem söz konusu değil.

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Sarin gazı meselesiyle ilgili Türkiye’de bir dava görülüyor ve şu anda o dava devam ediyor. Meclisin, Genel Kurulun bu konuda bilgilendirilmesini istiyorum. Kendisi bu konuyu açtı ve ben davayı izleyen birisi olarak Meclise bu bilgiyi vermek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasî Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 27 milletvekili tarafından Suriye’de sarin gazı kullanılarak yapılan katliamda Türkiye’nin rolü olduğuna dair dile getirilen iddiaların araştırılması amacıyla 10/4/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun 22 Nisan 2014 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Adnan Şefik Çirkin, Hatay Milletvekili.

Buyurun Sayın Çirkin. (MHP sıralarından alkışlar)

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı, sevgi, hürmetle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetimiz vasıtasıyla, üç yıldır süren Suriye iç savaşında, Türkiye, gerçekten, bu tarihe kadar, cumhuriyetin doksan küsur yıllık tarihinde olmayacağı kadar çamura, olmayacağı kadar batağa saplanmıştır ve diplomatik açıdan da yarın bir gün kendisini zor durumda bırakacak ilişkilere girmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak öncelikle bu konudaki net tavrımızı, yani Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu konudaki görüşünü ortaya koyarak daha sonra bu konuyla ilgili fikirlerimizi beyan edeceğiz.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, 15 Nisan 2014 tarihinde yaptığı grup konuşmasında bu konuya atfen bakın ne diyor: “Biz AKP’ye elbette muhalifiz, elbette demokratik itirazlarımızı hiç yüksünmeden, kaçınmadan, gevşemeden yaparız, yapıyoruz ancak hiçbir şekilde Hükûmetin, komşu bir ülkede binlerce masum sivilin öldürülmesi caniliğine kimyasal silahlarla önayak olduğuna, teşvik ettiğine, ortam sağladığına, destek verdiğine inanmayız, inanamayız. Türk devlet geleneğinde böyle bir alçaklık olmamış ve olmayacaktır. Türk tarihinde masumlara ölüm saçmak, terör ihracı yapmak, yapanlara kol kanat germek şimdiye kadar görülmemiştir. Bu nedenle, ülkemiz aleyhinde sürdürülen karalama kampanyasına Hükûmet süratle engel olmalı, eldeki bilgi ve belgelerle Guta’daki iğrenç soykırımda en ufak parmağının olmadığını delilleriyle kanıtlamalıdır. Aksi takdirde, bu kirli oyunun taraftarları içimizden devşirilen taşeronlar yardımıyla gün geçtikçe mevzi elde edecek ve Türkiye’ye uluslararası camia da kuşkuyla bakacaktır.”

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı münasebetiyle ortaya koyduğu devlet yanlısı bu tavrın bir kıymeti, bir alıcısı olmalıydı ama yok. 15 Nisanda bu açıklama yapılmış, bugün 22 Nisan, Hükûmette en ufak bir hareket yok.

Şimdi, şunu diyebiliriz: “Efendim, bunu zaten Suriye kullanmıştır.” Zaten bunu Hükûmet olarak, Dışişleri olarak dediniz. Sayın Başbakan daha sabahına Suriye Devlet Başkanı Esad’ı suçlayarak, canilikle suçlayarak bunları söyledi. Şimdi bunu eldeki delillerle, bilgilerle ispat edeceksiniz yani bu sarin gazını Türkiye’nin vermediği noktasındaki eldeki en basit argümanımız Suriye’nin attığını ispat etmek. Bunu ispat edemiyorsunuz. Ortaya bir laf atıyorsunuz, ondan sonra da Türkiye’nin acımasızca karşı karşıya kaldığı bu suçlamalarda kılınızı kıpırdatamıyorsunuz. Dışişleri ağzını açamıyor. Bakın, 28 Ağustos… 21 Ağustosta bu sarin gazı kullanılmış. Ben Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili olarak, şahsım bir iddiada bulunmuşum,  Habertürk’te Sayın Muharrem Sarıkaya’nın köşesinde de yayınlanmış. Benimki bir iddia, bize gelen bir bilgi. Milliyetçi Hareket Partisindeki hâkim kanaat, kimyasalı, kimyasal silahı muhaliflerin kullandığı yönünde. “Kimyasalı bizdeki verilere göre Zahran Alluş yönetimindeki İslam Tugay Örgütü, Guta’dan Duma’ya attı.” demişiz. Bu bir bilgi; doğru mu, değil mi, ama bir iddia. Peki, bunun aksini ispat edebiliyorlar mı? Yok. Yetmiyor, Ertuğrul Özkök’ün köşe yazısı, 18 Ocak 2014… Amerika Birleşik Devletleri’nin en prestijli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Institute of Technology’den Theodore Postol, Richard Lloyd; bunlar Birleşmiş Milletler silah denetçisi. Bunlar da kimyasalı muhaliflerin attığını iddia ediyor. Biz de Suriye attı diyoruz.

Şimdi, Amerika farklı bir devlet, konuşmaz, konuşturur. Yani, Seymour Hersh at torbasından çıkmadı. Bunu birileri konuşturuyor ama burada bu iddiayı ortaya koyacak olan Hükûmet, Türkiye’yi temize çıkarması gereken de Hükûmettir. Kimyasalı Suriye’nin kullandığı yolunda eldeki bilgiyi ortaya koymalıdır,  Türkiye’yi bu utançtan kurtarmalıdır. Hükûmet, Meclisi gerekirse bir kapalı oturumda bilgilendirmelidir. Yarın bir gün önümüze gelecektir. Hükûmet bu konuda kendisini savunabilmelidir, Türkiye’yi savunabilmelidir. Bakın, Milliyetçi Hareket Partisi bir sorumluluk örneği gösteriyor ve bu konuda muhalif olduğu hâlde Hükûmete destek veriyor ama Hükûmet, Sayın Dışişleri Bakanı kılını kıpırdatmıyor, kıpırdatamıyor. O zaman neye dayanarak iddia ettik bunu, Türkiye’yi nasıl böyle bir duruma soktuk? Büyük bir sorumsuzluk örneğini her konuda, Suriye’yle ilgili her meselede olduğu gibi bu meselede de ortaya koydunuz.

Sayın milletvekilleri, Sayın Dışişleri Bakanı ve Hükûmet acaba Suriye konusunda hangi öngörüsünü ortaya koydu ve hangi öngörüde haklı çıktı? “Savaş üç ayda bitecek.” dedi, üç sene geçti, “Emevi Camii’nde namaz kılacağız.” dedi, Kocatepe Camisi’yle Hacı Bayram Veli ancak ellerine kaldı ve döküldükçe dökülen kanın, bir şekilde, benzinle gitmek suretiyle Türkiye, Hükûmet değil sadece, ortağı oldu.

Emsal olmaktan bahsediyoruz. Daha dün ben merkez ilçe başkanlığımızla bir kunduracı esnafımızın yanında otururken bir Suriyeli geldi. İyi giyimli, münevver, belli; belli ki savaştan evvel ülkesinde bir statü sahibi. 1 lira istedi, 1 lira. İşte, sizin ortaya bıraktığınız Suriyeliler bunlar. Kamplarda 20-30 bin kişiye bakıyorsunuz. Evet, orada güzel de bakılıyor ama yüz binlerce Suriyeli namusu, şerefi, haysiyeti ortada; kadını kızı, yaşlısı genci dileniyor. Bunlar herkesin gözü önünde oluyor. Yani, öngörüsüzlükte ISO 9000 ödülü olsa Sayın Dışişleri Bakanı bunu birinci olarak alır. Hangi öngörüsü tuttu acaba Suriye konusunda ve Türkiye ne duruma geldi? Bugün Keseb’de… Keseb yanıyor. Peki, Mısır’da Esma’ya ağlayan göz Mısır’ın Esma’sına ağlarken Türkmen’in Esma’sına gelince niye kuruyor? Onun kabahati Türk olmak mı? Hâlbuki o da Müslüman.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Saçmalıyorsun sen, saçmalıyorsun!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Ne oluyor?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Saçmalıyorsun!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Vallahi, hiç önemli değil, duyamıyorum.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, lütfen.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Terbiyesizlik!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Beyefendi, duyamıyorum, duymamı gerektirecek değerde de bir söz söylediğinizi sanmıyorum. Her şey ortada.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Saçmalıyorsun!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Ya, sevgili kardeşim, Türkmen temsilcileri çıkıyor, “Silahımız yok.” diyor, “Mermimiz yok.” diyor, “Giyeceğimiz yok.” diyor, “İlacımız yok.” diyor; siz ne konuşuyorsunuz o zaman? Çıkın buraya “Şunu gönderdik.” deyin, çıkın “Şunu gönderdik buraya.” deyin. Gelin, Türkmen’le konuşun. Çıkın, benden sonra çıkın bu kürsüde bunu söyleyin, beni utandırın. Boş konuşmayın. Yeni daha yeni; Keseb’te, Bayır’da, Bucak’ta, Türkmenler ortada kalmış, siz burada konuşuyorsunuz, biz burada bu sıralarda oturuyoruz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Şandır o kürsüden teşekkür etti bize.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Kime?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Bize, bize.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Ya bu teşekkürü sizin kadar istismar eden başka bir siyasi parti yok.

BAŞKAN – Sayın Çirkin, Genel Kurula konuşun lütfen.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Size teşekkür etmek de artık istismar oluyor ya. Ayıptır, ayıptır!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Paralelcilerle iş birliği yapıyorsunuz. Tırları kesen paralelcilerle iş birliği yapıyorsunuz.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) –  Yani, bir kere teşekkür ettiyse 50 tane yanlış mı yapacaksın? Türkmen katlediliyor, Türkmen kelleleri Halep’te direklere asılıyor. Bağıracağına gel benimle beraber, Bayır-Bucak’a gidelim haydi!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Türklerle de, onlarla da bir tek AK PARTİ ilgileniyor.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Gel beraber gidelim. Ne yaptı AK PARTİ Türkmen’e, ne yaptı? Niye bağırıyor o zaman Türkmen?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Şandır burada teşekkür etti.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Niye Türkmen kelleleri asılıyor? Bunun hesabını verecek yerde ne burada bağırıp çağırıyorsunuz? Bir hesabını verin önce.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz paralelcilerle iş birliği yaptınız, yardımları engelleyen…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Türkmen’e ne yaptınız? Türkmen liderleri niye bağırıyor? Türkmen kadınları niye aç kalıyor?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz paralelcilerle iş birliği yapın, engelleme görevini yapın, tamam.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Namusuna tecavüz ediliyor. Ne yaptınız, ne, söyleyin! Bir Türkmen olarak bunun hesabını soruyorum size, ne yaptınız? Hadi konuşun.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sizin dış müdahaleyle…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Yani ben seviyesiyle eleştirmeye çalışıyorum ama siz Türkmen’in kanını elinize bulaştırdınız.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Özde milliyetçi olacaksınız, sözde değil!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Türkmen’i ortada bıraktınız, unutmayın bunu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen Türk bile değilsin, bağırma oradan! Konuşma!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Şandır teşekkür etti o kürsüden bize.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – İyi ki bir teşekkür etti be!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Edecek tabii, yaptık çünkü.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Senin anladığın konular değil onlar, otur orada hadi!

Şefik, gel buraya.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Bir sene oldu teşekkür edeli. Şu dediklerimizi düşünün.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Çünkü o oradan geldi.

BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu, lütfen…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Şu dediklerimin yalan olduğunu ispat edin. Ayıptır!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bunlara paradan, kasadan bahset, onlardan anlar bunlar.

BAŞKAN – Evet, Sayın Çirkin, teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen bunlara paradan, kasadan bahset. Bu işlere uzak onlar.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sen paralelcilerle iş birliği yap, Türkmenlere giden yardımları engelle; senin yaptığın budur!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Avantadan bahset, rüşvetten bahset, onların konusu o. Ne anlayacak bunlardan?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hamaset…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – “Hamaset.” deme. Gel, benimle beraber Bayır-Bucak’a git. Göz de atma, ayıp! Kan dökülüyor orada.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Çirkin…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hadi, hadi!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Ne diyorsun sen?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öncelikle, Suriyelilere…

BAŞKAN – Sayın Çirkin, lütfen…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Benim böyle bir üslubum var mı, ne tahrik ediyorsun?

(Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in AK PARTİ sıralarına yönelmesi)

BAŞKAN – Sayın Çirkin…

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:16.45

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde, aleyhinde ikinci konuşmacı Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına -birazdan, yakında da Halkların Demokratik Partisi Grubu adına bu kürsüde konuşmaya başlayacağız- Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında Suriye olayı, üç yıl süren çatışma, içeride yaşananlar ve içeride süren iç çatışma ve ülkemize yansımaları çok boyutlu ele alınması gereken bir konu. Bunlar için de bir iddia -Amerika’da bir gazetede köşe yazarının yazmasıyla ilgili- araştırma önergesi olarak geldi. Bu konunun etrafında Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlar, denetimler var, sonradan olanlar var, bazı araçlarda yakalanan malzemeler var ama bir gerçek var ki insanlık suçu olarak işlenen bu suçlarda daha önce Halepçe’de kimyasal kullananların, Saddam gibi diktatörlerin, Kimyasal Alilerin ki onlar biliyorsunuz idam edildi… Halepçe’nin acısı sürerken kim bu gazları üretiyor, kim bunları satıyor, kim bunları araştırma ve denetime tabii… Bütün bunlar çok ciddi bir araştırma konusu bilimsel olarak.

Suriye ile ilgili olayı da bir bütünlük içinde irdelemek gerekiyor. Altı ayda Esad rejiminin yıkılacağı varsayılarak, hatta Türkiye’de 100 bine yakın mülteci olacağı hesabı yapılarak Suriye muhalefetine yapılan destek, daha sonra Katar’ın, Suudi Arabistan’ın desteklediği İslami radikal örgütler; El Kaide, El Nusra ve IŞİD şu an… Şu an Türkiye’nin bütçesinden milyarlarca lira Suriye -Özgür Suriye Ordusu adı altında- muhalefetine ve bu örgütlere veriliyor. Maalesef, 2012 yılında İçişleri Bakanlığının bizzat imzasıyla sınır illerine gönderilen, Kilis Valiliğine gönderilen yazı aynen şöyleydi: “Suriye’deki muhalif gruplar, El Nusra tarafımızdan desteklenmektedir. El Nusra, -bakın dikkatinizi çekiyorum- mensuplarının lojistik olarak desteklenmesi, korunması ve kollanması.”

Şimdi, bakın, yazı basında çıktı, elimizde de var; Hükûmetin bu konuda bir açıklama getirmesi gerekiyor. El Nusra, IŞİD ve El Kaide desteği ne noktadadır şu an geldiğimiz noktada? Çünkü, orada, “Rojava” dediğiniz Kürtlerin yaşadığı coğrafyada, Afrin’de, Kobani’de, Serekani’de, Cizir mıntıkasında en çok büyük saldırılarını yaptılar. Bu örgütlerin yaptığı saldırıların yanında basına düşenler, insanların ciğerini söküp yiyebilenlere, insanların kellesini uçurabilenlere, genç kadınları, kızları rahatlıkla katledip bunu propaganda olarak dünya kamuoyuna, İnternet’e servis edenlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin yardım etmesi, bu suça, insanlığa karşı işlenen bu suça iştirak etmek demektir arkadaşlar. Çok açık söylüyorum, uluslararası bir hukukçu olarak bunu ifade ediyorum.

Türkiye, bu Suriye muhaliflerini, Özgür Suriye Ordusu’nu -Çırağan Sarayı’nda, Antalya’da- silahlarıyla beraber davet edip, toplantılar yapıp bunların Antakya’dan Antep’e, Antep’ten Şanlıurfa’ya kadar farklı farklı yerlerde ülkemiz içinde kamplarını da oluşturmuş durumda. Akçakale’den, Ceylanpınar’dan, Suriye hududundan yol geçen hanı gibi geçebilmektedirler ve geçtikleri zaman da Silahlı Kuvvetlerimiz onları tespit ettiği zaman bu unsurlara yardım etmektedir.

Peki, soruyorum: Ceylanpınar’dan Antakya’ya kadar olan sınır ticaret kapıları açıkken, oradaki muhalefete destek yapılırken, sağlık, yiyecek, gıda, ilaç, her türlü yardım yapılırken Kürtlerin yaşadığı, Kürtlerin kantonlarını ilan ettiği bölgelerde, Serekani’den itibaren Derik’e kadar, Tirbespi’ye kadar neden -Qamişlo-Nusaybin Kapısı dâhil Şenyurt Kapısı- bütün bu kapılar kapalıdır arkadaşlar? Neden oraya giden ilaçlara bile, bebekler için giden sütlere el konuluyor; neden giyim, acil ihtiyaçlara izin verilmiyor? Türkiye Cumhuriyeti devleti Suriye'de yaşayan farklı etnik unsurlara ve inançlara düşman mıdır; sadece oradaki bir kesimin destekçisi, hamisi ve kışkırtıcısı mıdır? Bu, çok tehlikeli bir dış politikadır. Dış politikayı siyaset, ideoloji ve mezhep düzeyine indirdiğiniz zaman dünyada dış politika siyaset diplomasisi rotasından çıkar.

Şimdi, 1 milyona yakın mültecinin yaşadığı Türkiye'den, her gün sınır boylarında -küçük botlarda- Ege Denizi’nde Suriyeli mültecilerin cesetlerinin toplandığı bir Türkiye'den; Türkiye'de yaşayan 1 milyona yakın mültecinin tamamen işçi sömürüsüne tabi tutulduğu, günde 5 lira, 10 lirayla on iki saat çalıştırıldığı bir Türkiye'den bahsediyoruz. Sonra ne oluyor? Hükûmet Irak'ta Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle, KDP’yle beraber hendek kazmaya başlıyor. Daha önce duvar ördü, tel örgü çekti, sıkıntılarını yaşadık. Türkiye ile özellikle Kürt yerleşim bölgeleri arasındaki noktalarda, Nusaybin başta olmaz üzere, bunlar yapıldı; şimdi de Kürtlerin, Rojava Kürtleri ile Başur Güney Kürdistan Kürtlerinin arasına hendek kazılıyor. Bu, AKP-KDP hendek kardeşliğidir. Bu hendek kardeşliği aynı halkı, Kürt halkını Suriye'de ve Irak'ta hendeklerle ayırma zihniyetidir ki Birinci Dünya Harbi’nde emperyalizmle sınırları çizip 4 parçaya ayırdıkları zaman Kürdistan’ı, bu zihniyetin üstüne İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da mayınları döşediklerinde bu ihanet geliyor 21’inci yüzyılda hendek kazısında ortaklığa dönüyor. Bu, güvenlik için yapılamaz arkadaşlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. 100 bini aşkın insanın hayatını kaybettiği, Halep gibi bir şehrin yerle bir olduğu, üç yıldır savaşın sürdüğü ve bütün dünya dengelerinin altüst olduğu, savaş uçaklarının düştüğü, füzeli senaryoların ilan edildiği, seçimlerin bile bununla bağlantılı olarak ertelenebileceğinin söylendiği, Esad’ın 3 Haziranda Cumhurbaşkanlığı seçimine gireceği bir Suriye’den bahsediyoruz. Böyle devasa iç sorunlarıyla, her şeyiyle Türkiye’yi etkileyen bir konuda bir Meclis araştırmasının yapılması veya bir oturumda Dışişleri Bakanının gelip son gelişmeler hakkında bilgi vermesi, bütün grupları bilgilendirmesi burada 77 milyonun çıkarlarının korunması açısından son derece hayatidir. Neden bu duruma geliniyor? Hendek arkadaşlığı, hendek kazarak, duvar örerek… Kürtlere, Alevilere, oradaki Süryanilere, oradaki Ermeni cemaatlerine, hatta IŞİD’in saldırısına uğrayan Türkmenlerin durumuna, hepsine baktığımız zaman bütün bu zihniyetin diktatörlük, başkanlık tarzı anlayışların ürünü olduğunu görürüz.

Bu nedenle, böyle bir araştırmanın bütün boyutlarıyla diğer araştırma önergeleriyle birleştirilerek yapılmasında fayda gördüğümüzü ifade etmek istiyorum.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 15’inci ve 21’inci sıralarında bulunan 429 ve 536 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 5’inci ve 6’ncı sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

                                                                               22/4/2014

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 22/4/2014 Salı günü yaptığı toplantıda, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 15’inci ve 21’inci sıralarında bulunan 429 ve 536 sıra sayılı Kanun Tasarılarının gündemin bu kısmının sırasıyla 5’inci ve 6’ncı sıralarına alınması ve bu kısmında bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi önerilmiştir.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

                  Ahmet Aydın                                                                                               Engin Altay

       Adalet ve Kalkınma Partisi                                                                          Cumhuriyet Halk Partisi

           Grubu Başkan Vekili                                                                                 Grubu Başkan Vekili

 

                  Oktay Vural                                                                                              İdris Baluken

        Milliyetçi Hareket Partisi                                                                         Barış ve Demokrasi Partisi

           Grubu Başkan Vekili                                                                                 Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, (2/182) esas numaralı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/153)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/182) esas numaralı Kanun Teklifi’m kırk beş gün içinde komisyonda görüşülmediğinden İç Tüzük’ün 37’nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 26/1/2012

Mahmut Tanal

İstanbul

BAŞKAN – Teklif sahibi Mahmut Tanal İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca direkt olarak Genel Kurula getirmek istediğimiz kanun, Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’dir.

Nedir bu kanun da? 19/4/1990 tarihinde 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu çıkartılmış ve bu kanunla mal edinmelerin denetlenmesi yoluyla haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması hâlinde uygulanacak hükümler belirlenmiştir.

Kamu kesiminde yolsuzlukların önlenmesi, temiz yönetimin gerçekleştirilmesi, kamu hizmetlerinde saydamlık, dürüstlük, hesap verilebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik ilkeler doğrultusunda yürütülmesi düşünülen tedbirlerden biri de mal bildiriminde  bulunma zorunluluğudur. Mal bildirimi, kamu görevlilerinin kendilerine, eşlerine ve çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacakları, borçları hakkında yetkili makamlara vermekle yükümlü oldukları bildirimdir.

Mal bildirimi, seçimle veya atanarak işbaşına gelen tüm kamu görevlilerini kapsamaktadır. Ayrıca, bu yükümlülüğün kapsamına siyasi parti genel başkanları, gazete sahipleri, noterler, vakıflar ve kamu yararına çalışan derneklerin yöneticileri gibi özel kişiler de girmektedir. Bu anlamda, örnek bir lider olarak Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, İnternet sitesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş olduğu mal bildirimini açıklamış ve aleniyet kazanmıştır, kamu tarafından bilinmektedir. Bu açıdan, bunun Türk siyasi tarihine örnek teşkil etmesi açısından da tüm genel başkanların bu örnek davranışı sergilemesini bekliyoruz.

Mal bildirimi, kamuda atanarak veya seçilerek göreve gelen yetkililerin haksız kazanç elde etmelerini önleme amacı taşıyan önemli demokratik bir araçtır. 3682 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu yürürlüğe girdiği tarihten bu yana sorgulanmaya kapalı olması sebebiyle yeterince faydalı olamamıştır. Siyaset kurumu, bugüne kadar, halk tarafından şeffaf bir şekilde analiz edilmediğinden dolayı bir güven kaybı yaşamakta, sürekli kan kaybetmektedir. Çağdaş, sosyal hukuk devleti  olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yolsuzluklarla, haksız ve usulsüz mal edinmeyle tam anlamıyla mücadele etmek için toplumu yöneten kişilerin yine toplumun bireylerince denetimi ve incelenmesi amacıyla doğruluk, dürüstlük, hesap verilebilirlik, şeffaflık ilkelerinden yola çıkarak demokratik, çağdaş, saydam bir devlet anlayışının ortaya konulması gerekmektedir. Mevcut siyasi iktidarın bu konuda yapılmış herhangi bir çalışması yoktur. Yolsuzlukla mücadele için daha kararlı önlemler alınmalı, bu kanunların uygulanması için daha aktif unsurlar kullanılmalıdır.

Yolsuzluklar ülkemizde sağlıklı bir demokrasinin işlemesine engeldir. Temiz toplum ihtiyacı demokrasinin gereğidir. Yolsuzluk devlet düzenini bozmaktadır. Yolsuzluk tüm kurumları, kuruluşları yozlaştırmaktadır. Yolsuzluk, aynı zamanda bir çürümedir. Yolsuzluk toplumda huzursuzluk getirmekte, yolsuzluk aynı zamanda yoksulluk da getirmektedir. Bu açıdan, yolsuzlukların engellenmesi için şeffaflık önemli bir unsurdur. Bu açıdan, gerçekten bu mevcut olan ilgili 3628 sayılı Yasa’da “Mal bildiriminin gizli olması gerekir.” deniliyor. Bizim önermiş olduğumuz bu teklifle bunun şeffaf hâle getirilmesi lazım, bu gizliliğin kaldırılması lazım, herkes tarafından erişilebilir, görünebilir olması lazım. Eğer mal bildirimi sürekli bu şekilde gizli olursa gerçekten siyasi kurumlara, seçilmiş olanlara, atanmış olanların tamamına şu gözle bakılıyor: “Efendim, bunlar siyasetten geçiniyorlar.” Siyasetteki kişilerin mal varlığının artışını halkın mutlak suretle görmesi lazım. Yani, bir siyasetçi nasıl zenginleşiyor, bu mal varlığı listesindeki değerler nasıl artıyor, halkın bunu görmesi lazım. Eğer siyasetçi bundan korkuyorsa, mal varlığının açıklanmasından, vatandaşın erişmesinden korkuyorsa demek ki hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete bulaşıyor anlamı çıkıyor. Eğer biz, Türkiye’nin her tarafında “Rüşvet var, yolsuzluk var.” sloganlarını duymak istemiyorsak, yolsuzluk ve rüşvete son vermek istiyorsak 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’ndaki mal bildiriminin gizli olmasını kaldırıp açık, şeffaf olmasını sağlamamız gerekmektedir. Bu konuda kararınızı verirken elinizi vicdanınıza koyun, sıradan bir vatandaş olarak vatandaş ne istiyorsa kulağınızı vatandaşa verin.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bir milletvekili adına söz isteyen Levent Gök, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Gök.(CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli arkadaşımızın vermiş olduğu önerge üzerine, kanun teklifi üzerinde söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Yarın, 94’üncü yılını kutlayacağımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, bu bayramı bize kazandıran ve ülkemizin kuruluşuna katkı sağlayan başta Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını saygıyla anarak sözlerime başlamak istiyorum.

Yarın önemli bir gün, bu önergemizle de ilgili önemli. Mustafa Kemal ve arkadaşları modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken laik cumhuriyet olmasını, halk egemenliğine dayanmasını ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmasını amaçlamışlardı. Bu nedenle, cumhuriyetin kuruluşundan sonra, zorunlu olarak götürülen bir tek parti döneminden sonra, cumhuriyeti kuran kadrolar bir an tereddüt etmemişler ve ülkemizi çok partili hayata sürüklemişlerdir. Bundan amaç, muhalefet olsun, çok seslilik olsun, her şey konuşulabilsin ve hiçbir şeyin üstü örtülmesin, yönetenler de hesap verebilir olsun arzusunda bulunmuşlardı.

İsmet Paşa bir gün bir yurt gezisine gittiğinde kendisine bir hediye verilir. Ankara’ya döndüğünde bakar ki bir takım elbise, bir kumaş hediye edilmiştir. İsmet Paşa, derhâl bunun değerini öğrenir ve kendisine hediye eden kuruma bir faturayla derhâl bunun parasını gönderir ve o zamanki Ulus gazetesinde de bunu yayımlatmak suretiyle bir devlet adamının aldığı hediye karşısındaki tutumunu belirler.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin ulaştığı bu günlerde tartışılan en büyük konulardan bir tanesi yolsuzluk. İşte bu önerge de yolsuzlukların üzerine gidilmesi bakımından çok önemli. AKP’li arkadaşlarımızın tavrı gerçekten bu konuda önemli olacaktır. Neden korkacağız, mal beyanının şeffaf olmasından niçin korkacağız ve açık olur ve bilinirse ve bu mal beyanına bütün kamu ulaşırsa, halk ulaşırsa yönetenler niçin korkacaklar, soru buradadır. Biz bunu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz ve yönetenlerin Türkiye halkına hesap verebilir bir konumda olmasını arzu ediyoruz. Bu çok açık bir beyandır, çok açık yüreklice bir taahhüttür. Altına hepimizin imzasını atması gereken bir önergeyi tartışıyoruz. Çünkü yolsuzlardan arındırmanın birinci yolu da kamu erkini kullananların, kamu ihalesini yapanların, ülkeyi yönetenlerin, ülkenin gidişatına yön verenlerin bir müddet sonra sahip oldukları mal varlıklarıyla ilgili artışların gizlenemez olmasından kaynaklanmaktadır.

Bakın değerli arkadaşlarım, bu ülkede siz eğer siyasete Karun girip Karun çıkmıyorsanız ortada bir hata vardır ama Harun girip gemiciklerle daha sonra Karun çıkıyorsanız ortada bir sorun vardır. İşte bu mal beyanı da bunun içindir. Eğer biz bunlardan kaçınırsak, bunları yapmazsak biz yolsuzlukların hâkimleri sürerek, emniyet müdürlerini sürerek örtüleceğini zannederiz ama dünya kamuoyu bunu yutmaz.

Bakın, dünyada bütün devletlerin yolsuzluklarını araştıran Uluslararası Şeffaflık Örgütü vardır değerli arkadaşlarım, sivil bir örgüttür ve bu örgüt her yıl bir rapor yayınlamaktadır. Siz istediğiniz kadar ülkemize “demokrasi” deyin, istediğiniz kadar “Biz seçimleri kazandık, yolsuzluk yok.” deyin, dünya kamuoyu bunları yutmaz ve Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2013 yılında yayınladığı raporda Türkiye’ye 10 üzerinden 4,9 puan vererek sınıfta bırakır; 56’ncı sıradayız, demokrasi konusunda 163’üncü sıradayız.

Yani, şimdi, dünya kamuoyu baktığı zaman, ülkedeki yolsuzluklar üzerine, iddialar üzerine o hükûmet ne yapıyor ona bakıyor; soruşturuluyor mu, soruşturulmuyor mu; ilgili bakanlar, bürokratlar ne yapıyor bunlara bakıyor değerli arkadaşlarım.

İnşallah önümüzdeki günlerde burada bakanların fezlekelerini konuşacağız. Tavırlarınız bir kez daha görülecektir ama biz istiyoruz ki Türkiye 10 üzerinden 10 alacak bir yolsuzluk sınavından başarıyla çıkan bir ülke olsun. Bunun için çabalıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz ama biz biliyoruz ki bu teklifimizi de reddedeceksiniz.

Sınıfta kalan sizler olmuyorsunuz, sınıfta kalan Türkiye olur diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI(x)

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Deniz Feneri e.v davası ile ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/126) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, kredi kartı kullanıcılarının haklarının korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/477) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, küçük esnafın sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/482) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis-Adilcevaz’da esnafın borçlarının ertelenmesi ve esnafa faizsiz kredi verilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/560) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

5.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 662 sayılı KHK ile Sayıştayın denetim kapsamından çıkartılan anonim ortaklıklara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/653) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, esnaf ve sanatkârlara sıfır faizle kredi kullandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/761) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, cari açık için alınacak tedbirlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/873) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

8.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, çiftçilere verilen kredilere ve bankacılık sistemindeki yabancı sermaye oranına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1254) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçilerin kredi borçlarından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1418) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ziraat Bankasının tarım ve hayvancılık sektörüne verdiği kredilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1419) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, döviz kredisi kullanımına ve geri ödemelerine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1448) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

12.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, 2011 yılında ülkemize giren bir miktar paranın kaynağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1452) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türk Lirası ile ilgili düzenlemelere ve emisyon hacmindeki artışa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1465) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizle ilgili değerlendirmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1466) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

15.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bankaların kredi verirken masraf adı altında yaptıkları kesintilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1596) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, KOBİ’lerin kullandıkları kredilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1659) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Hazine Müsteşarlığı merkez teşkilatındaki boş kadrolara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1681) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir kredi derecelendirme kuruluşu ile ilgili değerlendirmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1718) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir kredi derecelendirme kuruluşu ile ilgili değerlendirmelerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1719) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Ziraat Bankasında çalışan güvenlik görevlilerinin özlük haklarından kaynaklanan mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1760) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da Özel İdare Müdürlüğü tarafından işletilen süt fabrikasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1784) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kanuni takibe düşen ve borcunu ödeyemeyen kişilerle ilgili çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1998) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, karşılıksız çek sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2001) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

24.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, 2/B arazilerinin alımında kullanılmak üzere köylülere sıfır faizli ve uzun vadeli kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2007) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da bir KOSGEB şubesi ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2176) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki mevcut bankaların ATM eksikliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2178) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılığı geliştirecek yeni bir teşvik sistemine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2179) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki illeri kapsayan yeni teşvik sistemi ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2212) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2279) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılığı kalkındıracak bir teşvik sisteminin hazırlanıp hazırlanmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2388) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

31.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli sanayi ürünlerinin teşvik edilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2474) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Halkbank’ın bir bölüm hissesinin halka arz edilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2510) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

33.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, devlet destekli sigortadan faydalanan çiftçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2612) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

34.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2011 ve 2012 yıllarında protestolu senet miktarlarına ve bunların değerlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2633) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında yaşanan karşılıksız çek olaylarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2705) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

36.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, ülkemizdeki altın stokuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2738) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

37.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, esnaf ve sanatkârlara verilen teşviklere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2949) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

38.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, taş kömürünün teşvik kapsamına alınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2998) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

39.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bağlı kurum ve kuruluşların istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3146) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

40.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankalarca alınan çeşitli masraflara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3174) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

41.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2013 yılları arasında Ankara’da kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve icra takibine uğrayan kişilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3263) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman, Muş ve Şırnak illerindeki sigorta bedellerinin yüksekliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3345) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkâri ve Diyarbakır illerindeki sigorta ücretlerinin yüksekliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3390) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

44.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Çamlıdere ilçesi Halk Bankası şubesinin kapatılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3442) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankalar tarafından başlatılan ziynet altın satışına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3520) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tarım sektöründe kullanılan banka kredilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3527) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

47.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulu üyelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3564) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, halka arz işlemleri ile küçük yatırımcıların borsaya katılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3588) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, konut kredilerinde yeniden yapılandırma uygulamasından yararlanılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3599) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı illerinde ATM’lerin sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3637) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum illerinde ATM’lerin sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3643) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, karşılıksız çekle ilgili alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3716) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3775) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Ağrı ve Iğdır’da Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3776) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’ta Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3777) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elâzığ, Van, Batman, Hakkâri, Muş ve Şırnak’ta Ziraat Bankasına olan kredi borcu nedeniyle icra yoluyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3778) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

57.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, kredi kartı borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3816) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

58.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kredi kartlarıyla ilgili olarak BDDK’ya yapılan şikayetlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3819) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

59.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankaların müşterilerinden ATM için kullanım ücreti alacakları iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3820) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, protestolu senet sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3842) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

61.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen denetimlere ve kesilen idari para cezalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3970) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

62.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, konut ve ihtiyaç kredisi borcu bulunan kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4288) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

63.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finans sektörünün geliştirilmesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4428) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

64.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finansal sistemdeki farklı kuruluş ve enstrümanlar arasında rekabeti bozucu unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4445) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

65.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüne ve kayıt dışı ekonomiye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4482) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

66.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kredi başvurularında Ziraat Bankası tarafından çiftçilerden istenen belge ve masraflara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4507) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

67.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 4/C statüsünde çalışan personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/4541) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

68.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ücretsiz personel servisi uygulaması bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4543) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

69.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından kiralama yoluyla kullanılan hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4545) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

70.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/4694) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

71.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4695) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

72.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4696) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

73.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4697) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

74.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4698) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

75.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4700) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

76.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 10. Kalkınma Planı’nda öngörülen tasarruf hedefinin yatırımlar ile sosyal politikalara etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4705) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

77.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, finans kurumlarına borçlarını ödeyemeyenlerin sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5027) Cevaplanmadı

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tasarruf yetersizliği sorunu ve sektördeki gelişme potansiyelinin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5033) Cevaplanmadı

79.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından müşteri bilgilerinin korunması konusunda gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5034) Cevaplanmadı

80.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından finansal sistemin rekabet gücünün artırılması ve işlem-aracılık maliyetlerindeki etkinliğin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5035) Cevaplanmadı

81.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tüketici ihbar ve şikâyetlerinin değerlendirilmesi ile araştırma ve analiz kapasitesinin artırılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/5036) ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı

82.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, bir kamu bankasının verdiği kredi kartlarına ilişkin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan sözlü soru önergesi (6/5408) Cevaplanmadı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri “Sunuşlar” bölümünde belirttiğim üzere, birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini cevaplandırması için Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan, süre bir saattir.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 Nisan 2014 tarihli Genel Kurulunda Adalet Bakanımız tarafından cevaplandırılması istenen (6/126) esas numaralı sözlü önergesiyle birlikte Başbakan Yardımcılığıma ait 56 adet ve Sayın Başbakanımıza ait 25 adet soru önergesine Hükûmetimiz adına cevap vermek için söz almış bulunmaktayım. Bazı soru önergeleri aynı veya benzer mahiyette olduğu için o soru önergelerini de birleştirerek cevaplandıracağım ve cevapları bir saat içerisinde tamamlamaya çalışacağım. Sözlerimin başında hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

(6/126) esas numaralı soru önergesi: Adalet Bakanlığının İnternet sitesinde yayımlanan 29 Eylül 2011 tarih ve 23 sayılı, 11 Ekim 2011 tarihli ve 26 sayılı basın açıklamaları ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İnternet sitesinde yayımlanan 8 Eylül 2011, 27 Eylül 2011 ve 17 Şubat 2012 tarihli basın açıklamalarında, soru önergesine konu hususlar hakkında yapılan işlemler ayrıntılı olarak kamuoyuyla paylaşılmıştır. Basın açıklamalarında da belirtildiği üzere, soru önergesinde bahsi geçen soruşturma savcılarının görevden alınmaları konusunda Adalet Bakanlığı ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun herhangi bir tasarrufu söz konusu olmamıştır.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2 Kasım 2011 tarihli yazısıyla, soru önergesine konu edilen soruşturmanın yürütüldüğü esnada bazı şüpheli müdafilerin soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları hakkında şikâyetçi oldukları ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Kurul müfettişlerini görevlendirdiği, görevlendirilen müfettişlerin yaptıkları inceleme sonucu ilgili cumhuriyet savcılarının yazılı savunmalarını istedikleri; bunun üzerine, başsavcılıkça yapılan değerlendirme sonucunda soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının spekülatif değerlendirmelere maruz kalarak yıpratılmamaları, yürütülen soruşturmanın da olumsuz ve haksız ithamlara maruz kalmaması, soruşturma üzerinden adalet ve yargıya olan güven duygusunun sarsılmaması için ilgili cumhuriyet savcılarının soruşturmadan alınarak yerlerine 2 ayrı cumhuriyet savcısının görevlendirildiği bildirilmiştir.

(6/477), (6/1596), (6/3174), (6/3819), (6/3820) ve (6/5036) esas numaralı soru önergeleri: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılım Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4’üncü maddesinde, bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışında kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirlenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun “Sözleşme şartları” başlıklı 24’üncü maddesinin 4’üncü fıkrası “Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.” hükmünü amirdir.

Söz konusu kanuna istinaden çıkarılan Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik’in 17’nci maddesinin 5’inci fıkrasının (c) bendinde, sözleşmeye bağlı olarak kart hamillerinden alınabilecek ücret, komisyon, masraf ve vergilerin neler olacağına dair açıklamaların sözleşmede gösterileceği belirtilmiş, aynı maddenin 2’nci fıkrasının (ğ) bendinde de sözleşmede belirtilen ücret, komisyon, masrafların kart hamilinin hesabına borç kaydedilebileceği kart hamiline bildirilecek hususlar arasında sayılmıştır.

BDDK’nın 2011/1 sayılı Genelgesi uyarınca, bankaların bireysel müşterilere sundukları hizmetler yani para aktarma işlemleri, bireysel krediler, kredi kartları ve banka kartları, mevduat hesapları, ATM kullanımı, kiralık kasa ücretleri, menkul kıymet işlemleri, çekler ve senetler ile ilgili diğer işlemler karşılığı tahsil ettikleri masraf, ücret, komisyon ve her türlü faiz dışı unsur ve yasal kesintinin yanı sıra bazı bankacılık ürünleri için faiz oranları bilgileri BDDK’ya bildirilmektedir. Bu itibarla, bankalarca uygulanan ücret bilgileri BDDK’nın İnternet sitesinde kamuoyuna duyurulmakta olup bu bilgilere İnternet sitesinin ana sayfasında yer alan “Bankacılık Ürünleri ve Hizmet Ücretleri” bağlantısından erişilebilmektedir. Söz konusu tutarlarda değişiklik olması hâlinde veriler İnternet sitesinde eş anlı olarak güncellenmektedir.

Diğer taraftan, 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Temel ilkeler” başlıklı 4’üncü maddesinin (3)’üncü fıkrasında bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde tüketiciden alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esasları kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde belirleme yetkisi, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının görüşünün alınması suretiyle, BDDK’ya verilmiştir. Bu kapsamda, BDDK tarafından finansal tüketicilerden faiz dışında alınacak ücret, komisyon ve masraflara ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik taslağı hazırlanmıştır. Anılan taslağın yürürlüğe girmesiyle birlikte, bankaların tahsil edebilecekleri ücret, masraf ve komisyon kalemlerinin aynı ad altında toplanması ve adil olmayan seviyede yüksek ücret tahsil edilmesinin önüne geçileceği beklenmektedir.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 31’inci maddesinin (3)’üncü fıkrası uyarınca, 28 Mayıs 2014 tarihinden itibaren kart çıkaran kuruluşlar bireysel müşterilerine aidatsız kart sunma durumunda da olacaklardır.

Öte yandan, BDDK tarafından finansal tüketicilerin korunmasına yönelik etkinliğin artırılması ve finansal tüketicilerin sorunlarına ilişkin kalıcı çözümler getirilmesi amacıyla Finansal Tüketici İlişkileri Daire Başkanlığı kurulmuştur.

BDDK bünyesinde, finansal tüketicilerin bilinçlendirilmesi kapsamında kredi kartı kullanımı, tasarruf hedefi, kredi kartı ve banka kartı şifre güvenliği konularını kapsar şekilde üç ayrı kamu spotu hazırlanmış, ulusal televizyon kanallarında yayınlanmaya başlamıştır.

Finansal tüketicilerin bilinçlendirilmesi için hizmet verilecek bir İnternet sitesi kurulmasına ilişkin çalışmalara da başlanmış olup 2014 yılında faaliyete geçmesi planlanmaktadır.

(6/482), (6/761), (6/2949) esas numaralı soru önergeleri: Esnaf ve sanatkârlarımız, özellikle işletme sayılarının çokluğu, ülke çapında istihdam seviyesi, bölgesel kalkınma ve gelişmeye katkıları yönüyle çok önem verdiğimiz bir kesimdir. Bu bağlamda, 2002 yılı sonu itibarıyla 402 adet esnaf ve sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi, kredi kullandırabilirken 31 Mart 2013 tarihi itibarıyla  956 adet esnaf ve sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi kredi kullandırabilecek duruma gelmiştir.

2002-2012 döneminde yaklaşık 850 bin esnaf ve sanatkârımız, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri kefaleti aracılığıyla kredi kullanmıştır. 2002 yıl sonu itibarıyla kredi kullanan esnaf ve sanatkâr sayısı 63.520 iken 31 Mart 2013 tarihi itibarıyla kredi kullanan esnaf ve sanatkârlarımızın sayısı 259.990’a yükselmiştir.

Türkiye Halk Bankasının kuruluş misyonu, kalıcı bir ekonomik kalkınma, sosyal denge ve toplumsal barışın korunması için uygun koşullarla esnaf, sanatkâr ve küçük meslek sahibine kredi vermektir. Esnaf ve sanatkârlara ucuz kredi yoluyla destek olmak için gelir kaybı uygulaması kapsamında Halk Bankasınca belirlenen faiz oranlarının bir kısmı her yıl Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen oranda hazine tarafından karşılanmaktadır. 2014 yılı bütçesinde Halk Bankasına yapılacak gelir kaybı ödemeleri için 528 milyon lira ödenek ayrılmıştır. 2014 yılına devreden krediler ile 2014 yılı içerisinde kullanılacak kredilerde hazine destek oranı yüzde 50 olarak belirlenmiştir. Böylece, 2014 yılında da esnaf ve sanatkârlara yansıtılacak faiz oranı azami bir yıl vadeli açılacak kredilerde yüzde 4, bir yıldan uzun vadeli kredilerde yüzde 5 olarak uygulanmaya devam etmektedir.

KOSGEB desteklerinden hizmet sektöründe faaliyette bulunan esnaf ve sanatkârların yararlanabilmesini de ayrıca sağlamış bulunmaktayız.

Esnaf ve sanatkârlarımızın dünyada değişim ve dönüşüme intibakları ve olumsuzluklardan etkilenmelerinin önüne geçilmesi amacıyla Esnaf ve Sanatkârlar, Değişim, Dönüşüm, Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planı da hazırlanmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanan bu belge, 9 Nisan 2010 tarih ve 2010/4 sayılı Kararı’yla YPK tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.

(6/560) esas numaralı soru önergesi: 4-14 Kasım 2011 tarihleri itibarıyla Bitlis’te yaşanan don afeti ile 23 Ekim 2011 tarihinde Van’da meydana gelen deprem nedeniyle zarar gören Bitlis’teki gerçek ve tüzel kişilerin düşük faizli kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin 2011/2534 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 10 Ocak 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

(6/653) esas numaralı soru önergesi: Hazine Müsteşarlığının görev alanındaki kamu payı yüzde 50’den az olan özel kanunlarla kurulmuş anonim ortaklıklar ve bu ortaklıklardaki kamu hissesi şu şekildedir: Türk Telekomünikasyon AŞ yüzde 31,68, Anadolu Ajansı yüzde 47,75, Borsa İstanbul yüzde 49, Emeklilik Gözetim Merkezi AŞ yüzde 0,01.

Diğer taraftan, 233 sayılı KHK’nın “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesi uyarınca kamu iktisadi teşebbüsü, iktisadi devlet teşekkülü ve kamu iktisadi kuruluşlarının ortak adı olup sermayesinin tamamı devlete ait olan teşebbüsleri ifade etmektedir. KİT’lere ilişkin denetimler düzenli olarak Sayıştay Başkanlığı tarafından yapılmaktadır.

(6/873) esas numaralı soru önergesi: Küresel krizden çıkış sürecinden itibaren ılımlı ve istikrarlı bir artış sergileyen ihracatımız, 2014 yılı Ocak-Şubat itibarıyla da güçlü seyretmektedir. Temelde Avrupa kaynaklı ticaret ortaklarımızın göreli olarak pozitif ekonomik görünümü ve kur hareketlerinden kaynaklanan rekabet avantajı sayesinde ihracat performansındaki olumlu seyrin 2014 yılında da devam etmesini beklemekteyiz. Makroekonomik istikrarın korunması ve sürdürülmesi amacıyla, vatandaşlarımızın gelirlerine kıyasla aşırı borçlanmalarının önlenmesi ve 2010 yılından bu yana alınan tedbirlere ilave olarak 2013 yılının Ekim ve Aralık aylarında bir dizi makro ihtiyati tedbir hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda kredi kartlarında limit tahsisi ve limit artırımına ilişkin kurallar getirilmiştir; kredi kartlarında asgari ödeme oranları artırılmış, nakit çekiminde kısıtlamalar getirilmiş ve tüketici kredilerinin risk ağırlığının artırılması suretiyle söz konusu kredilerin maliyetleri artırılmıştır.

Konut kredilerinde olduğu gibi taşıt kredilerinde de asgari peşinat uygulaması getirilmiş, ayrıca tüketici ve taşıt kredilerinin vadesinin otuz altı ve kırk sekiz ayla sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler 2014 yılından itibaren yürürlüğe girmiştir.

Diğer yandan, 2014 yılı Şubat ayından itibaren kredi kartlarıyla yapılan işlemlere ilişkin taksit sayısı sınırlandırılması, uygulamaya konulmuştur.

Onuncu Kalkınma Planı’nda yer alan 25 adet öncelikli dönüşüm programlarından biri olan “Yurtiçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı” tasarrufu teşvik edici politikaların yanı sıra aşırı borçlanmayı ve israf azaltıcı politikaları da içermektedir.

(6/1254) esas numaralı soru önergesi: 2007 yılından itibaren Ziraat Bankası tarafından 4 milyon 233 bin 706 üreticiye toplam 61,2 milyar lira tarımsal kredi kullandırılmış olup bu kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98,14’tür.

Yıllar itibarıyla uygulanan cari ve üreticiye yansıyan faiz oranları ise şöyledir, 2007’den itibaren söylüyorum: 2007 cari oran yüzde 17,5, üreticiye yansıyan yüzde 0 ila 13,1; 2008’de de aynı; 2009’da cari oran yüzde 15, üreticiye yansıma yüzde 0 ila 11,25; 2010’da cari oran yüzde 13, üreticiye yansıyan yüzde 0 ila 9,75; 2011’de cari oran yüzde 10, üreticiye yansıyan yüzde 0 ila 5; 2012’de cari faiz oranı yüzde 10 ve 12, üreticiye yansıyan faiz oranı yüzde 0 ila yüzde 9 arasında; 2013’de cari faiz oranı yüzde 8 ve 11, üreticiye yansıyan faiz oranı yüzde 0 ila 8,25 arasında.

Soru önergesinin ikinci  kısmıyla ilgili olarak ise bankalardaki yabancı hissedarların -halka açık paylar hariç- hisse oranlarına tekabül eden öz kaynak ve aktif toplamları esas alınarak yapılan hesaplamaya göre, Aralık 2013 itibarıyla, bankacılık sektörü öz kaynak toplamı içindeki yabancı payı yüzde 25,6’dır, bankacılık sektörü aktif toplamı içindeki yabancı payı ise yüzde 27’dir.

(6/1418) esas numaralı soru önergesi: Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince tarımsal kesime kullandırılan düşük faizli kredilere ilişkin usul ve esasları düzenleyen 2014/5767 sayılı ve daha önceki Bakanlar Kurulu kararlarında “Bu karar kapsamında açılan kredilere vadesinde, hesap devresinde, taksit vadesinde ödenmemesi hâlinde vade tarihinden itibaren geciken tutarlar için bu karar hükümleri uygulanmaz. Vade tarihinden itibaren bu krediler banka ve T KK mevzuatı çerçevesinde tahsil ve tasfiye edilir.” ve ayrıca “Bu kararda yer almayan hususlarda Bankacılık Kanunu hükümleri ile bankanın ve TKK’nın kredilendirme usul, esas ve  mevzuatları uygulanır.” hükümleri yer almakta olup bu kapsamda kullandırılan kredilerin tahsiline yönelik olarak Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından yapılan icra işlemlerinin durdurulmasına ya da kredilerin vadelerinin uzatılmasına veya hibeye çevrilmesine ilişkin olarak Hazine Müsteşarlığınca yürütülen bir mevzuat çalışması bulunmamaktadır.

Ayrıca Doğu Anadolu’daki çiftçilerimizin üretimine devam edebilmeleri için aldıkları kredilerin hibeye çevrilmesi konusunda ise yine yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır.

(6/1419) esas numaralı soru önergesi: 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’da bankalara bedeli önceden ödenmeden görev zararı verilemeyeceği hükme bağlandığından düşük faizli vade uzatımı uygulanmasının Ziraat Bankası tarafından resen gerçekleştirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

(6/1448) esas numaralı soru önergesi: BDDK veri tabanında yer alan verilerden yararlanılarak dövize endeksli tüketici kredisi kullanan müşteri sayılarına ilişkin bilgiler şu şekilde hazırlanmıştır: 2008 yılı sonu itibarıyla 30.854 olan kredi müşterisi sayısı 2009’da 25.385’e, 2010’da 19.387’ye, 2011’de 12.722’ye, 2012’de 11.446’ya, 2013 sonu itibarıyla ise 8.422’ye düşmüştür. BDDK veri tabanında il bazında dövize endeksli tüketici kredisi kullanan müşteri sayısıyla ilgili bilgiler bulunmamaktadır. Kredi geri ödemelerinde aksamalar olması durumunda ilgili banka ile müşteriler arasında imzalanmış bulunan sözleşmelerde yer alan düzenlemeler ve özel hukuk hükümleri uygulanmaktadır.

Döviz cinsi ve dövize endeksli kredi kullanımına ilişkin 2009 Haziran ayında 32 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda yapılan düzenlemeyle ihtiyatlı, risk yönetimini ön planda tutan, firmalarımızın ve bankalarımızın risklerini artırmayacak bir sisteme geçilmiştir. Bu düzenlemeyle getirilen en önemli husus, döviz geliri olmayan firmaların da belli limitler çerçevesinde döviz kredisi kullanmasına imkân sağlanmasıdır. Bu düzenlemeyle beraber, döviz gelirleri olmayan firmalar ortalama vadesi bir yıldan fazla ve tutarı 5 milyon dolardan daha yüksek olmak üzere yurt içinde yerleşik bankalardan döviz kredisi kullanabilmektedirler. Döviz cinsinden borçlanmaya ait bir alt sınır konulmasının nedeni de, büyük miktarlı döviz kredisi talep eden firmalarımızın kur riskine ilişkin değerlendirmeyi ve bankaların da söz konusu firmalarla ilgili risk kontrolünü daha iyi yapabilecek olmalarıdır.

Öte yandan, tüketicilerin dövize endeksli kredi kullanabilmeleri nedeniyle bu düzenleme öncesinde kur riskine açık olmakta, bu da hem tüketici bazında hem de makro düzeyde kur riskinin izlenememesi ve yönetilememesi sonuçlarını beraberinde getirmekteydi. Yapılan düzenlemeyle tüketicilerin yurt içinden ve yurt dışından sadece döviz cinsinden değil, dövize endeksli kredi kullanmalarının da önüne geçilmiştir. Ayrıca, çeşitli zamanlarda yapılan alt düzenlemelerle 2009 Haziran ayından önce tüketicilere kullandırılmış olan dövize endeksli kredilerin kredi taksit tutarı, faiz oranı ve kredi süresinin yeniden yapılandırılmasına, başka bir döviz cinsine endekslenmesine, TL’ye dönüştürülmesine veya başka bir bankaya devredilmesine imkân sağlanmıştır.

Bu kapsamda Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulunun almış olduğu İsviçre frangı veya Japon yenine endeksli olarak kullandırılan konut kredilerinin Türk lirası cinsinden yeniden yapılanmasına ilişkin temel prensiplerin belirlendiği tavsiye kararı Türkiye Bankalar Birliğinin İnternet sitesinde 4 Mart 2014 tarihinde kamuoyuyla paylaşılmıştır.

BAŞKAN – Sayın Bakan, soru numaralarıyla birlikte soru sahibini de, sayın milletvekillerinin isimlerini de söylerseniz daha iyi olur, notlarınız arasında varsa tabii.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Devamla) – Notlarımın arasında maalesef yok.

BAŞKAN – Buyurun, devam edin o zaman numaralarıyla.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Olur mu Sayın Başkan, mutlaka duyurulması gerekir.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Devamla) - (6/1452) esas numaralı soru önergesi…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Sena Kaleli’nin soru önergesi, zabıtlara geçsin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Devamla) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İnternet sitesinde yayınlanan “Ödemeler Dengesi Metodolojisi ve Türkiye Uygulaması” başlıklı detay bilgi setinde de yer aldığı şekilde, ödemeler dengesi istatistikleri, bir ekonomide yerleşik kişilerin (merkezî hükûmet, parasal otorite, bankalar, gerçek ve tüzel kişiler) diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurt dışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları mal, hizmet ve sermayeye ilişkin ekonomik işlemlerin sistematik kayıtları olarak tanımlanan ve çift kayıt ilkesi doğrultusunda Merkez Bankası dâhil tüm bankalardan, diğer kamu kurumlarından ve çeşitli anketler gibi farklı kaynaklardan toplanan veriler kullanılarak aylık olarak hazırlanmaktadır.

Çift kayıt ilkesi gereğince ödemeler dengesi istatistikleri konusu işlemlerin mahiyetlerine ve finansman şekillerine göre mutlak değer olarak aynı ancak biri pozitif diğeri negatif işaretli çift kayıtla eş anlı olarak kaydedilmesi gerekmekte ve bunun sonucunda teorik olarak “Net Hata ve Noksan” kaleminin sıfır olması beklenmektedir ancak uygulamada “Net Hata ve Noksan” kaleminin sıfırdan farklı olması genel olarak verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanının farklılıklar yaratmasından ortaya çıkmaktadır. “Net Hata ve Noksan” kalemi ayrıca hesaplanamamakta ancak “kalan” bir değer olarak tabloya işlenmektedir.

(6/1465) esas numaralı soru önergesi: Ülkemizde ilk kez gerçekleştirilen paramızdan altı sıfır atılması operasyonu kapsamında 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren dolaşıma verilen E8 Emisyon Grubu yeni Türk lirası banknotlar ile 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren dolaşıma verilen E9 Emisyon Grubu Türk lirası banknotlara ilişkin olarak Banknot Matbaası Genel Müdürlüğünde basılan ve Emisyon Genel Müdürlüğünce teslim alınan banknot miktarları yıllar itibarıyla şöyledir: 2005 yılında banknot miktarı 1 milyar 406 milyon 760 bin, banknot tutarı 36 milyar 517 milyon 616 bin. 2006 yılı; adet 892 milyon 238 bin, tutar 28 milyar 790 milyon 331 bin. 2007; adet 613 milyon 48 bin, tutar 21 milyar 177 milyon 660 bin. 2008; adet 241 milyon 966 bin, tutar 2 milyar 770 milyon 970 bin. 2009 yılı; adet 1 milyar 540 milyon 246 bin, tutar 74 milyar 352 milyon 650 bin. 2010 yılı; adet 664 milyon 794 bin, tutar 24 milyar 315 milyon 260 bin. 2011 yılı; adet 758 milyon 455 bin, tutar 37 milyar 197 milyon 460 bin.

Yıllar itibarıyla emisyon hacmindeki değişimler de şu şekilde: 2004 yılında tutar 13 milyar 465 milyon 236 bin 966. 2005’te; 19 milyar 612 milyon 18 bin 803, yüzde 45 bir artış var. 2006’da; 26 milyar 815 milyon 150 bin 603, artış yüzde 36,73. 2007 yılında; 27 milyar 429 milyon 388 bin 907, değişim yüzde 2,29. 2008; 31 milyar 743 milyon 434 bin 114, artış yüzde 15,73. 2009; 38 milyar 340 milyon 287 bin 128, değişim yüzde 20,78. 2010 yılı; 48 milyar 937 milyon 559 bin 941, değişim yüzde 27,64. 2011 yılı; 55 milyar 103 milyon 173 bin 646, değişim yüzde 12,60.

Merkez Bankası, ilgili kanunu uyarınca Hükûmetle birlikte Türk lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almakla görevlendirilmiştir. Bu görev gereğince Türk lirasına kazandırılan itibarı perçinlemek ve dünyada bilinirliğini artırmak amacıyla bir simgeye ihtiyaç duyulmuş olup Türk lirasını anlaşılabilir, özgün, estetik, elle yazımı kolay ve akılda kalıcı şekilde temsil edebilecek bir simge belirlenmiştir.

(6/1466) esas numaralı soru önergesi: Küresel çapta birçok kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Moody’s, S&P, IIRA, DBRS, R&I, JCRA tarafından ülkemize yönelik kredi değerlendirmesi yapılmaktadır.

Kredi derecelendirme kuruluşları bağımsız özel sektör kuruluşlarıdır. Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelere kredi notu verilmesinde izledikleri yöntemleri metodoloji raporlarıyla yayımlamaktadırlar. Bu raporlarda ülkelere kredi notu verilirken o ülkenin “ekonomik, finansal, sosyal gelişmişlik, siyasal risk” gibi unsurlarının dikkate alındığı belirtilmektedir. Her ne kadar kredi derecelendirme kuruluşları söz konusu raporlar vasıtasıyla kredi değerlendirme süreçlerini kamuoyuyla paylaşsalar da, bu raporlar ülkelere not verilmesi sürecini tam anlamıyla aydınlatmada yetersiz kalmaktadır. Kredi değerlendirme sürecinde hangi göstergenin ne kadar ağırlığa sahip olduğu hususu da net değildir.

Küresel kriz döneminde birçok ülkenin kredi notu düşürülürken Türkiye kredi notu 2 kademe artırılan ender ülkelerden biri olmuştur. Bu dönemde ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’nin kredi notu düşürülmüştür. En son eylül ayında Türkiye’nin yerel para cinsinden kredi notu S&P tarafından artırılarak “BB+”dan “BBB-”ye getirilmiştir. Piyasalar ülkemiz riskini kredi derecelendirme kuruluşlarından daha düşük olarak ölçmektedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemiz ekonomisi hakkında en doğru ve en etkin şekilde bilgilendirilmesi için de kurumlarımız azami hassasiyeti göstermektedir.

(6/1659) esas numaralı soru önergesi: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 2014 yılı Şubat ayı itibarıyla KOBİ kredileri, toplam kredilerin içerisinde yüzde 25,8’lik bir paya sahiptir. KOBİ kredileri, 2014 yılı Şubat ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artmıştır ve toplam aktiflerdeki büyümenin de üzerinde bir artış gerçekleştirmiştir. KOBİ kredilerinin işletme ölçeğine göre takibe dönüşüm oranları Şubat 2013 ve Şubat 2014 itibarıyla karşılaştırıldığında sırasıyla; mikro işletmelerde yüzde 4,4’den yüzde 4’e gerilemiş, küçük işletmelerde değişmeyerek yüzde 3,1 olarak gerçekleşmiş, orta büyüklükteki işletmelerde ise yüzde 2,6’dan yüzde 2,7’ye yükselmiştir. Bu oranlara bağlı olarak KOBİ kredileri içinde takibe dönüşüm oranı Şubat 2014 itibarıyla son bir yılda yüzde 0,1 azalarak yüzde 3,2’ye gerilemiştir. Takibe düşen kredilerin artış hızları değerlendirildiğinde, toplam takipteki krediler geçen yılın aynı dönemiyle yüzde 27,9 oranında artmıştır. Takibe düşen müşteri sayısı Şubat 2013-Şubat 2014 döneminde yaklaşık 23.912 kişi azalırken takipteki müşterilerin toplam müşterilere oranı son bir yıllık dönemde yüzde 12’den yüzde 9,2’ye gerilemiştir.

(6/1681) esas numaralı soru önergesinin Hazine Müsteşarlığınca verilen cevabında, boş bulunan kadrolarla ilgili mevzuat çerçevesinde ve ihtiyaca uygun olarak atamalar yapıldığı Müsteşarlığımızca bildirilmektedir.

(6/1718) ve (6/1719) esas numaralı soru önergeleri: Kredi notunun not ve görünümden oluşan iki bileşeni bulunmaktadır. Not, borçlanıcının kredi değerliliğini gösterirken, görünüm, notun ilerideki dönemde hangi yöne doğru gideceği konusunda ipucu vermektedir. Anılan kuruluşun açıklamalarına bakıldığında, not görünümü değişikliğine gerekçe olarak yurt içindeki ekonomik gelişmelerden ziyade Avrupa’daki krizle bağlantılı hususlara ağırlık verilmektedir. Ülkemiz ekonomisinin temellerinin ne kadar güçlü olduğu zaten bilinmektedir. Ülkemiz, yurt dışından finansman, ticaret ya da beklenti kanalıyla gelebilecek her türlü riske karşı çok önceden başlayan ve sistemli bir şekilde yürütülen bir çalışmayla gerekli tedbirleri almış ve almaktadır.

Tüm bu gelişmelere bakıldığında, kararın dengeli olmayan bir bakış açısıyla alındığı değerlendirilmektedir. Nitekim, başka kuruluşlar söz konusu kredi derecelendirme kurumundan çok daha farklı değerlendirmeler yapmıştır. Nihayetinde, uluslararası iş dünyası ve yatırımcılar bütün bu değerlendirmeleri okuyup nihai kararlarını kendileri verecektir. Söz konusu karar sonrasında piyasada kayda değer bir tepki olmamış ve bu da etkisizliği net bir şekilde ortaya koymuştur.

Kredi derecelendirme kuruluşları bağımsız özel sektör kuruluşlarıdır. Ancak, son finansal krizle birlikte bu kuruluşların kredi değerlendirmeleri ve faaliyetleri birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Her ne kadar kriz sonrasında söz konusu kuruluşlar yeniden yapılandırma sürecine girmiş olsa da kredi notu kararları kuruluşun ülke ekonomisi hakkında subjektif bir değerlendirme olmaya devam etmektedir.

Krizden önceki süreçte kredi derecelendirme kuruluşları ülke ekonomilerindeki gelişmelere yavaş tepki vererek piyasanın gerisinde kalmaları sebebiyle eleştirilmişlerdir. Hâlen de bu kuruluşlar bu durumdan tam kurtulmamıştır. Ülkemizin uygulamakta olduğu güçlü ekonomi politikaları Türkiye’nin çok farlı bir konuma gelmesini sağlamıştır. Ülkemizin son yıllarda büyüme ve istihdam alanlarındaki performansı dünyadaki sayılı örnekler arasında yer almaktadır. Kamu borç stokundaki iyileşme, artan doğrudan yabancı yatırımlar gibi pek çok gösterge bu başarının ekonominin hemen her alanına yayılmış olduğunu göstermektedir. Ülkemiz, yapısal bir sorun olan cari açık alanında enerji ithalatına bağımlılığın azaltılması, iç tasarrufların artırılması, rekabet gücünün yükselmesi gibi birçok alanda ciddi somut sonuçlar doğuracak adımlar atmaktadır.

(6/1760) esas numaralı soru önergesi: Ziraat Bankası tarafından güvenlik hizmeti özel bir firmadan satın alınmakta olup ödemeler de ilgili firmaca yerine getirilmektedir. Meydana gelen aksamanın tekerrür etmemesi yönünde de gerekli önlemler alınmıştır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, bize gelen listelerde milletvekillerinin isimleri var burada.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Devamla) – (6/1784) esas numaralı soru önergesi: Ağrı İl Özel İdaresinin maliki olduğu ve Ağrı Merkez Fırat Mahallesi’nde bulunan süt fabrikası 3 Nisan 2007 tarihinde açık ihale usulüyle ihale edilmiş olup iş AĞSAN Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi, firma adına Çiğdem Öztürk uhdesinde kalarak adı geçen kişiye kiraya verilmiştir ancak kiracı sözleşmede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmediği ve kirasını ödemediği için söz konusu idare tarafından tahliye davası yerel mahkemede açılmış olup yargı süreci devam etmektedir.

(6/1998) esas numaralı soru önergesi: Finansal kuruluşların ve müşterilerin bilgi düzeyleri arasındaki farklılıklar, ürün çeşitliliği, ürün ve hizmet sözleşmelerinin karmaşıklığı gibi faktörler tüketicilerin taraf oldukları işlemleri ve kendi finansal kapasitelerini doğru analiz edebilme ve sözleşmeleri adil müzakere şartlarında tesis edebilme imkânlarını sınırlandırmakta, zaman zaman finansal tüketicilerin mağduriyetine yol açabilmektedir. Bu durum finansal tüketicinin korunmasına yönelik düzenleme ve denetim çerçevesini ve tüketicilerin finansal bilincinin artırılmasını sağlıklı bir finansal katılım süreci ve finansal riskler açısından son derece önemli kılmaktadır.

Bu çerçevede; Hazine Müsteşarlığının genel koordinasyonunda BDDK, SPK, Merkez Bankası ve TMSF tarafından iş birliği içerisinde “Finansal Erişim, Finansal Eğitim ve Finansal Tüketicinin Korunması Stratejisi” taslağı hazırlanmıştır. Finansal ürün ve hizmetlerin tüm kesimlere yayılmasını amaçlayan strateji taslağıyla, finansal ürün ve hizmetlere erişimin artırılması, finansal ürün ve hizmetlere yönelik bilgi ve bilincin artırılması ve ilgili aktörlerin öncülüğünde finansal tüketicinin korunmasına yönelik etkin tedbirlerin alınması şeklinde üç temel hedef öngörülmektedir. Taslak metin değerlendirme için Başbakanlığa gönderilmiş olup metnin önümüzdeki dönemde bir Başbakanlık genelgesi ekinde uygulamaya konulması öngörülmektedir. Stratejinin uygulamaya konulmasıyla birlikte bugüne kadar kredi kartlarına ve tüketici kredilerine ilişkin olarak zaman zaman gündeme gelen olumsuzlukların önemli ölçüde giderilebileceği düşünülmektedir.

(6/2001), (6/2633), (6/2705), (6/3716), (6/3842) esas numaralı soru önergeleri: Finansal İstikrar Kurulu 8 Haziran 2011 tarih ve 27958 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulmuş olup finansal sistemin bütününe sirayet edebilecek sistemik risklerin belirlenmesi, izlenmesi ve bu tür risklerin azaltılabilmesi için gerekli tedbir ve politika önerilerini tespit etmek, ilgili birimlere sistematik risklerle ilgili uyarılar yapmak, uyarı ve politika önerileriyle ilgili uygulamaları takip etmek, ilgili kurumlar tarafından hazırlanacak sistemik risk yönetim planlarını değerlendirmek, sistemik risk yönetimine ilişkin koordinasyonu sağlamak ve kurumlar arasında politikaların ve uygulamaların koordinasyonunu sağlamakla görevlidir. Bu kapsamda, finansal istikrarın gereği olan kararlar kurul koordinasyonunda ilgili otoritelerce alınmaktadır.

Protestolu senet ve çeklere ilişkin raporlara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının İnternet adresinden ulaşılabilmektedir.

(6/2007) esas numaralı soru önergesi: Tarımsal üretime yönelik olarak kullandırılan düşük faizli kredilere ilişkin esaslar Bakanlar Kurulu kararları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının tebliğleriyle düzenlenmekte olup 2012, 2013 ve 2014 yılı düşük faiz kredisi uygulamalarına ilişkin yayımlanan tebliğlerde “Dağınık ve parçalı arazilerinin birleştirilmesi suretiyle tarımsal işletmelerinin ekonomik ölçeğe kavuşturulmasının sağlanmasına yönelik olarak, hisseli tarım arazilerindeki hisse paylarının diğer hissedarlar tarafından satın alınması ya da hisseli olup olmadığına bakılmaksızın bitişik arazilerin satın alınmasına yönelik kredi talepleri, banka ve tarım kredi kooperatiflerinin kendi iç mevzuatları paralelinde olmak kaydıyla bu kapsamda değerlendirilebilir.” hükmü yer almaktadır. Bu itibarla 2/B arazilerinin edindirilmesine yönelik olarak Ziraat Bankası tarafından resen düşük faizli kredi kullandırılması mevcut düzenlemeler çerçevesinde mümkün bulunmamaktadır.

(6/2176) esas numaralı soru önergesi: KOSGEB hizmet ve desteklerine başvuruların doğrudan kamu hizmetlerini sunan birime yapılmasıyla hizmet ve desteklerin başvuru yapılan ilk kademeden sunulması ve sonuçlandırılması, başvuru mercisi ile karar/onay mercisi arasında birden fazla kademe oluşturulmaması amacıyla KOSGEB 81 ilde teşkilatlandırılmıştır. Bu bağlamda, Ardahan ilinde faaliyet gösteren KOBİ’lere KOSGEB hizmet ve desteklerini daha etkin ve hızlı bir şekilde sunabilmek adına KOSGEB Ardahan Hizmet Merkezi Müdürlüğümüz 27 Eylül 2013 tarihinde kurulmuştur. Fiziki altyapının oluşturulması ve gerekli insan kaynağının temin edilmesi sürecinde, Ardahan ilinde faaliyet gösteren KOBİ ve girişimcilere hizmet ve desteklerimiz Kars Hizmet Merkezi Müdürlüğümüz tarafından sunulmaya devam edilecektir.

(6/2178), (6/3637) ve (6/3643) esas numaralı soru önergeleri: Bankaların şubesi bulunmayan il ve ilçelerde ATM kurup kurmayacakları ilgili bankaların operasyonel imkânları ve politikaları çerçevesinde kendilerince kararlaştırılmaktadır.

(6/2179), (6/2212) ve (6/2388) esas numaralı soru önergeleri: Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde “Etçi ve Kombine Irklarla Kurulacak Damızlık Sığır İşletmesi Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi” 2009 yılında başlatılmıştır. Proje kapsamında 50 büyükbaş ve üzeri hayvancılık işletmesi kuran yatırımcılara inşaat için yüzde 30, makine, ekipman ve gebe düve alımı için yüzde 40 hibe desteği verilmektedir. Proje kapsamında bugüne kadar DAP illerinde toplam 172 hayvancılık tesisi yatırıma alınmıştır. Bu işletmelere toplam 123 milyon lira hibe desteği sağlanacak olup bunun 45 milyon lirası ödenmiştir. Proje 2015 yılına kadar devam edecektir.

2012 yılında yenilenen ve kapsamı genişletilen Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar çerçevesinde belirlenen limitlerde damızlık dâhil entegre hayvancılık yatırımlarına genel teşvik sistemi ve bölgesel teşvik sistemi kapsamında önemli teşvikler de sağlanmaktadır. Bu yatırımlara, bölgelere göre uygulamaları ve oranları değişmekle birlikte gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi ve faiz desteği sağlanmakta olup yatırımın 6’ncı bölgede yapılması durumunda ilave olarak gelir vergisi stopaj desteği ile sigorta primi işçi hissesi desteği de sağlanmaktadır. DAP illerimizin büyük bir kısmı 6’ncı bölgede yer aldığından bu kapsamda yatırımlar için oldukça cazip bir konumdadır. Sağlanan destekler ve yatırımlar sonucunda TÜİK verilerine göre 2002-2013 döneminde DAP illerinde toplam sığır sayısı yüzde 30 artarak 2,5 milyon baştan 3,2 milyon başa yükselmiştir.

(6/2279) esas numaralı soru önergesi: Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak BDDK’ca yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır.

(6/2474) esas numaralı soru önergesi: Ülkemizde yatırım teşvik uygulamaları, 19 Haziran 2012 tarihli ve 28328 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve anılan kararın uygulamasına ilişkin 2012/1 sayılı Tebliğ çerçevesinde yürütülmektedir.

Anılan karar ve tebliğ kapsamında ülkemizde gerçekleştirilecek olan yatırımlar, Dünya Ticaret Örgütü nezdinde taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar gereğince yerli ve yabancı ayrımı yapılmaksızın gerekli şartları yerine getirmeleri koşuluyla desteklenmektedir.

(6/2510) esas numaralı soru önergesi: 14,15,16 Kasım 2012 tarihlerinde yapılan talep toplama sonucunda gerçekleştirilen Halk Bankasının ikincil halka arzında halka arz edilen tutarın yüzde 10’u yurt içi bireysel, yüzde 10’u yurt içi kurumsal, yüzde 80’i yurt dışı kurumsal yatırımcılara tahsis edilmiştir.

Personel maaş ödemesi konusunda 5.194 resmî kurumla anlaşma yapılmıştır.

(6/2612) esas numaralı soru önergesi: Ülkemizde tarım sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınabilmesi için devlet destekli bir sigorta mekanizmasının devreye sokulması düşünülmüş ve bu amaçla 14 Haziran 2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Devlet destekli tarım sigortaları sisteminde bitkisel ürünler, seralar, büyük ve küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanları ve su ürünleri için tüm Türkiye çapında dolu, don, yangın, heyelan, fırtına, hortum, sel, su baskını, deprem, taşıt çarpması, kar ve dolu ağırlığı ile hayvan hastalıklarının neden olacağı zararlar için sigorta teminatı sağlanmaktadır.

Ayrıca 2014 yılından itibaren arıcılık sigortası da sisteme dâhil edilmiş olup söz konusu sigortayla fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, taşıt çarpması, sel ve su baskını ile kovanların nakliye esnasında çarpma, çarpışma, devrilme, yanma gibi nedenlerden dolayı kovanlarda meydana gelecek zararlar sigorta kapsamına alınmıştır.

Anılan kanun kapsamında ilk poliçelerinin kesilmeye başlandığı 2006 yılı ile 2013 yılları arasında 977.189 üretici tarafından devlet destekli tarım sigortaları yaptırılmış olup meydana gelen hasarlara istinaden 159.143 üreticiye 1 milyar 142 milyon 187 bin 805 lira hasar ödemesinde bulunulmuştur.

Ardahan ilinde ise 2006-2013 yılları arasında 934 üretici tarafından devlet destekli tarım sigortaları yaptırılmış olup meydana gelen hasarlara istinaden 179 üreticiye toplam 600.164 lira hasar ödemesinde bulunulmuştur.

(6/2738) esas numaralı soru önergesi: 3 Kasım 2002 tarihindeki Merkez Bankası altın mevcutları 119,3 tonken 16 Nisan 2014 tarihi itibarıyla söz konusu miktar 493,2 tona yükselmiştir. Merkez Bankası altın mevcutları yurt dışı muhabirlerinden Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve Bank of New York, New York ile İngiltere Merkez Bankası Bank of England, Londra nezdindeki hesaplarında banka idare merkezinde ve İstanbul Altın Borsasına tutulmaktadır. Altın mevcutlarının önemli bir bölümü ihtiyaç duyulduğunda anında dövize çevrilebilmesi amacıyla yurt dışında tutulmakta olup 16 Nisan 2014 tarihi itibarıyla yurt dışında tutulan altın miktarı Federal Reserve Bank of New York, New York nezdinde 28,7 ton ve Bank of England, Londra nezdinde 426,1 ton olmak üzere toplam 454,8 tondur.

(6/2998) esas numaralı soru önergesi: Yatırımlarda devlet yardımları hakkında kararın tasarrufları katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirmek, üretimi ve istihdamı artırmak, uluslararası rekabet gücünü artıracak ve araştırma-geliştirme içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımlar ile stratejik yatırımları özendirmek, uluslararası doğrudan yatırımları artırmak, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek, kümelenme ve çevre korumaya yönelik yatırımlar ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek noktasında ülke ekonomisine önemli katkılar sağlaması beklenmektedir.

Bununla birlikte, yeni yatırım teşvik sistemi dinamik bir yapıdadır. Bu anlayışla süreç içerisinde reel sektör talepleri, ekonomik ve sektörel gelişmeler takip edilmekte ve gerekli görülen düzenlemeler ivedilikle mevzuat düzenlemesine yansıtılmaktadır.

Bu kapsamda, gerek sosyoekonomik açıdan en az gelişmiş bölgemiz olan 6’ncı Bölgede gerçekleştirilecek yatırımlara sağlanan istihdam desteklerinin artırılmasını, gerek uygulamada ortaya çıkan ihtilaflı hususların netliğe kavuşmasını sağlamak üzere mevzuat düzenlemesinde değişikliklere gidilmiştir. Taş kömürünün de aralarında bulunduğu 4/B grubu madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretimi yatırımlarına öncelikli yatırım statüsü kazandırılmıştır, böylelikle söz konusu yatırımların yatırım yerine bakılmaksızın, destek oran ve sürelerinin önemli boyutlara ulaştığı beşinci bölge desteklerinden yararlandırılmaları sağlanmıştır.

15 Haziran 2012 tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla yürürlüğe giren değişiklikle, kömür üretimine yönelik madencilik yatırımları mevzuatta belirlenen şartları sağlamaları hâlinde vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, faiz desteği gibi bölgesel sistemden 5’inci bölge desteklerinden yararlanabilmeye başlamıştır.

(6/3146) esas numaralı sorunun cevabı: 2002 yılından bu yana Başbakanlık kadrolarına teklifim üzerine Mustafa Rumeli özel kalem müdürü olarak; Halit Ertuğrul, Aydın Haskebabçı ve Nilüfer Orhan ise basın ve halkla ilişkiler müşaviri olarak, toplam 4 kişi atanmıştır.

(6/3263) esas numaralı sorunun cevabı: Gerek Adalet Bakanlığı gerekse BDDK nezdinde bankalara olan borçları nedeniyle veya diğer şekillerde gerçek veya tüzel kişi ayrımında icra takibine alınmış kişi sayılarına ve borç tutarlarına ilişkin soru önergesinde istenen detayda istatistikler bulunmamaktadır.

BDDK veri tabanında yer alan bilgilere göre, Ankara iline ilişkin takipteki kredi tutarı 2007 yılında 1 milyar 68 milyon TL iken 2012 yılında 2 milyar 525 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan, aynı dönemde toplam kredi hacminin de hızla arttığını gözlemledik. Oranları verecek olursak, 2007 yılında -Ankara ili için söylüyorum- takipteki kredi tutarı yüzde 3,57; 2008’de 3,49; 2009’da 4,42; 2010’da 3,32; 2011’de 2,94; 2012’de 2,73; 2013’te de 2,53. Yani 2009 krizinden bu yana her yıl düzenli olarak takipteki alacak miktarı Ankara ilinde de toplam krediye oranla düşmektedir.

(6/3345) ve (6/3390) esas numaralı soruların cevapları: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 12’nci maddesi kapsamında sigorta tarifeleri sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirlenmektedir.

Kara Yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası primleri 2008 yılı Temmuz ayından bu yana, Kara Taşıtları Kasko Sigortası primleri ise 1991 yılından bu yana sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirlenmektedir. Bu nedenle, bu konuda kamu tarafından yapılmış bir fiyat belirlemesi söz konusu değildir. Aynı şekilde konut ve iş yeri sigortalarında sigorta primleri, şirketlerin risk kabul koşullarına ve sigortacılık ilkelerine göre serbestçe belirlenmekte olup sigortacılığı düzenleyici kurum olan Hazine Müsteşarlığının fiyatlara müdahalesi söz konusu değildir. Sigorta yaptıracakların, acenteler nezdinde araştırma yaparak kendileri için uygun prim tutarlarında sigorta yaptırmaları gerekmektedir.

(6/3442) esas numaralı sorunun cevabı: Ankara ili Çamlıdere ilçesinde hizmet vermekte olan Halk Bankası Şubesi, yeniden yapılanma sürecinde kârlılık ve verimlilik ilkeleri de dikkate alınmak suretiyle 1 Mart 2002 tarihi itibarıyla Ankara Kızılcahamam Şubesine devredilerek kapatılmıştır. Çamlıdere ilçesindeki vatandaşlarımıza yönelik banka hizmetleri Kızılcahamam Şubesi tarafından yerine getirilmektedir. Ayrıca, Çamlıdere ilçesinde bir adet Halkbank ATM’si bulunmaktadır.

Ülkemizin ekonomik gelişimi ve Halk Bankasının büyüme politikalarına paralel olarak yeni hizmet birimleri açılmaktadır. Bu hizmet birimlerinin açılışında bankacılık işlemlerinin kârlılık ve verimlilik esasları doğrultusunda gerçekleştirilmesi ilkesi başta olmak üzere bankanın belirleyeceği kriterler göz önünde bulundurulmaktadır.

(6/3520) esas numaralı sorunun cevabı: BDDK veri tabanında bulunan bankaların kıymetli maden depo hesaplarına ilişkin bilgilerden, kıymetli maden depo hesaplarında ciddi bir artış yaşandığı görülmektedir. Aralık 2011’de 14,3 milyar TL olan bu hesapların toplam tutarı, yıldan yıla artarak Aralık 2013’te en yüksek düzey olan 21 milyar liraya ulaşmıştır.

(6/3527) esas numaralı sorunun cevabı: Tarım sektörü de diğer sektörler gibi yatırım ve işletme giderlerinin karşılanmasını teminen finansmana ihtiyaç duymakta olup tarımsal kesim tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de finansman ihtiyacını gerektiğinde kredi kullanarak karşılamaktadır.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin ve tarımsal büyümenin sağlanması açısından asıl önemli olan nokta, tarımsal kesimin finansman ihtiyacının uygun koşullarda karşılanmasıdır. Bu kapsamda  tarımsal üretimin geliştirilmesi amacıyla Ziraat Bankasınca kullandırılan tarımsal kredilere uygulanan cari faiz oranı 2002 yılında yüzde 59 iken bu oran 31 Mart 2014 tarihi itibarıyla bir yıla kadar vadeli kredilerde yüzde 0 ila 8, bir ile dört yıl arasında vade olan kredilerde 0 ila 10 ve dört yıldan uzun olan kredilerde ise 0 ila 11 seviyesine inmiştir. Hazine tarafından sübvansiyonu yapılan tarımsal kredilerde ise bu oranlar kredi konularında ve kredinin vadesine göre yüzde 0 ila yüzde 8,25 arasında değişmektedir.

Şubat 2014 dönemi itibarıyla banka grupları bazında ziraat ve balıkçılık sektöründe kullandırılan kredi tutarları şu şekildedir: Kamu bankaları 23 milyar 780 milyon TL, yerli ve özel bankalar 8 milyar 99 milyon TL, yabancı bankalar ise 5 milyar 413 milyon TL nakdî kredi kullandırmıştır. Kamu bankalarının bu sektörde kullandırdıkları kredilerden 731 milyon TL’si, yerli ve özel bankalardan 318 milyon TL’si, yabancı bankalardan ise 309 milyon TL’si takipteki alacaklara aktarılmıştır.

(6/3564) esas numaralı sorunun cevabı: 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 7’nci maddesinde, genel müdür dâhil 7 üyeden oluşan banka yönetim kuruluna atanacakların 5411 sayılı Kanun’da aranan nitelikleri haiz olması gerektiği belirtilmiş, ancak genel kurul tarafından seçilecek üyeler bakımından en az on yıllık mesleki deneyime sahip olma şartı aranmayacağı hükmü açıkça vurgulanmıştır.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “yönetim kurulu üyeleri” başlıklı 23’üncü maddesindeyse yönetim kurulu üyelerinin Bankacılık Kanunu’nun 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması gerektiği belirtilerek, genel müdür için öngörülen şartların yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası için de aranacağı hükme bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin birinci fıkrasında da banka genel müdürlerinin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde; mühendislik alanında lisans düzeyinde öğretim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık mesleki deneyime sahip olmaları gerektiği belirtilmiştir.

İller Bankası AŞ’ye yönetim kurulu üyesi olarak atanacakların aranılan şartları taşıyıp taşımadıkları yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir ve Sayın Bayram Keskin’le ilgili olarak herhangi bir rapor BDDK’ya ulaşmamıştır.

(6/3588) ve (6/4428) esas numaralı soruların cevapları: SPK, 6362 sayılı Kanun’un kendine verdiği yetki doğrultusunda ikincil mevzuat çalışmalarında yatırımcı tabanının genişletilmesi ve yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik çeşitli yenilikler, tedbir ve önlemler almıştır ve gerektiğinde söz konusu mevzuatta değişikliğe de gidilmektedir. Yatırımcıların bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla Kurul tarafından yeni bir İnternet sitesi hazırlanmış olup 19 Ocak 2011 tarihinden itibaren ilgililerin kullanımına açılmıştır. Yatırımcıların, yatırım araçları, yatırım yaparken dikkat edilmesi gereken konular, yatırımcı olarak sahip oldukları haklar ve izinsiz halka arz ve sermaye piyasası faaliyetleri hakkında bilgilendirilmeleri hedeflenmektedir.

Ayrıca, ülkemizdeki finansal okuryazarlık düzeyi ile sermaye piyasası farkındalığını artırmaya yönelik eğitim ve tanıtım faaliyetlerinde bulunulmasına yönelik yatırımcı seferberliği kapsamında, Kurulca çeşitli eğitim ve tanıtım faaliyetleri ile konferanslar düzenlenmektedir.

Yatırımcıların sağlıklı karar vermelerini kolaylaştırma, yatırımcıların etkin bir şekilde temsil edilebilmesi ve azınlık pay sahiplerinin haklarını güçlendirme yönünde kurumsal yönetim alanında önemli değişiklikler yapılmıştır. Ayrıca, Dünya Borsalar Federasyonunun verileri incelenmiş, Borsa İstanbul’un, çalışma kapsamına alınan 31 borsa arasında, işlem ücretleri bakımından en düşük oranı uygulayan borsa olduğu da tespit edilmiştir.

(6/3599) esas numaralı sorunun cevabı: BDDK veri tabanında, kredi faiz oranlarında veya kredi maliyetini etkileyen diğer hususlarda meydana gelen değişiklikler nedeniyle yeniden yapılandırılan veya yeniden ödeme planına bağlanan kredilerle ilgili olarak kredi borçlusu sayısına ilişkin bilgi bulunmamaktadır.

(6/3775), (6/3776), (6/3777) ve (6/3778) esas numaralı soruların cevabı: Ziraat Bankasının kamuya açıklanan finansal tabloları, denetim raporları ve faaliyet raporlarında yer alan veriler haricinde talep edilen bilgilerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Sırların saklanması” başlıklı 73’üncü maddesi kapsamında banka sırrı olduğu mütalaa edildiğinden paylaşılması mümkün bulunmamaktadır.

(6/3816) esas numaralı sorunun cevabı: Şubat 2014 dönemi itibarıyla bankaların BDDK’ya yaptığı raporlamalardan elde edilen bilgilere göre, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankalarca çıkartılan bireysel kredi kartı sayısı 50 milyon 146 bin 706’dır. Bu rakama, bakiyesi bulunmayan kartlar ile ana karta bağlı olarak işlem gören ek kartlar dâhil değildir.

Şubat 2014 dönemi itibarıyla bankaların BDDK’ya yaptığı raporlamalardan yine elde edilen bilgilere göre, bankaların bireysel kredi kartı alacağı 86 milyar 161 milyon liradır. Bu rakamın 81 milyar 57 milyon lirası canlı alacaklardan, 5 milyar 104 milyon lirası ise takip hesaplarında izlenen alacaklardan oluşmaktadır. Bankalarca kullandırılan krediler nedeniyle icra takibinde olan müşteri sayısı bilgisi BDDK veri tabanında bulunmamakta olup Şubat 2014 itibarıyla bankaların BDDK'ya yaptığı raporlamalardan elde edilen bilgilere göre, 1 milyon 964 bin 943 bireysel kredi kartı hamili bankalarca takip hesaplarında izlenmektedir.

Şubat 2014 dönemi itibarıyla bankaların BDDK’ya yaptığı raporlamalardan elde edilen bilgilere göre, bireysel kredi kartı alacakları da dâhil olmak üzere, bankaların bireysel kredi alacağı 341 milyar 982 milyon TL’dir. Aynı dönemde bankaların toplam kredi alacağı ise 1 trilyon 109 milyar 63 milyon liraya ulaşmıştır. Bu rakamlara takip hesaplarında izlenen tutarlar da dâhildir.

Hazine Müsteşarlığımız tarafından 2012 yılında gerçekleştirilen denetimlere ilişkin bilgilerin sunulduğu (6/3970) esas numaralı sorunun cevabı: Hazine Müsteşarlığında, Hazine Kontrolörleri Kurulu tarafından, Avrupa Birliği tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ne mali iş birliği çerçevesinde sağlanan fonların denetimi ile 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde denetimler yapılmaktadır. Bu kapsamda toplam 102 adet rapor yazılmıştır. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen bir rapor sonucunda, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından 764.916 lira idari para cezası kesilmiştir.

Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile sigortacılık ve özel emeklilik alanında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların her türlü faaliyetlerinin denetimi gerçekleştirilmektedir ve bu kapsamda 133 adet denetim gerçekleştirilmiştir. Hazine Müsteşarlığı tarafından, denetim raporları ile izleme sonuçlarına göre 2012 yılında sigorta ve emeklilik şirketlerine 26 adet ve sigortacılık ile özel emeklilik şirketlerinde faaliyet gösteren diğer kişi ve kurumlara 42 adet olmak üzere toplam 68 adet idari para cezası kesilmiştir. Bunların da toplam tutarı 1 milyon 76 bin 355 liradır.

(6/4288) esas numaralı sorunun cevabı: BDDK kurumu veri tabanında, kamu görevlisi ayrımında bir kredi bilgisi bulunmamaktadır.

(6/4445) esas numaralı sorunun cevabı: BDDK, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 94’üncü maddesinde ifade edildiği gibi, finansal hizmetler sektörünün geliştirilmesi amacıyla işlem ve aracılık maliyetlerinin azaltılarak bankaların kârlı, verimli ve rasyonel çalışmalarının ve finansal piyasaların tarafları arasında rekabet ortamının sağlanması görevine sahiptir. Ayrıca, bahse konu Kanun’un 80’inci maddesinde, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği, üyeleri arasında haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbiri almak ve uygulamak göreviyle yetkilendirilmiştir. Buna ilaveten, haksız rekabeti önlemek amacıyla bankaların ilan ve reklamlarında uyacakları esas ve şartlar tür, şekil, nitelik ve miktarları itibarıyla BDDK’nın uygun görüşü alınmak suretiyle anılan birliklerce tespit edilmektedir.

6362 sayılı Kanun’un 88’inci maddesi uyarınca Kurul Başkanı tarafından oluşturulan program uyarınca yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla denetimler yürütülmektedir. Kurul Başkanı, oluşturulan program dışında incelenmesine gerek gördüğü hususlarda da program dışı denetim yaptırabilmektedir.

(6/4482) esas numaralı sorunun cevabı: Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde, Türkiye’nin bilim, teknoloji ve yenilik kapasitesinin artırılması amacıyla uygulanan politikalar doğrultusunda AR-GE’ye ayrılan kaynak miktarı ve bilim insanı sayısı ile özel sektörün AR-GE faaliyetleri harcaması ve araştırmacı istihdamı artmıştır. Üniversiteler, kamu kurumları ve özel sektörde araştırma altyapıları yaygınlaştırılmış, ülkemizde bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretiminde yenilikçiliğe ve ürün geliştirmeye yönelik çalışmaların AR-GE teşvikleri kapsamında desteklenmesine ve bu çalışmaların teknoloji geliştirme bölgelerine sağlanan avantajlardan yararlandırılmasına devam edilmiştir. Önümüzdeki dönemde, Onuncu Kalkınma Planıyla teknoloji ve yenilikçilik faaliyetlerinin özel sektör odaklı artırılması, araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması amaçlanmaktadır.

2013 yılı fiyatlarıyla 2002 yılı yatırım programında 654 milyon lira ödenek tahsis edilen kamu bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarına, 2013 yılında 3 milyar 586 milyon lira ayrılmıştır.

Türkiye’de güçlü bir toplumsal ve siyasi iradeyle toplumun tüm kesimlerinin katıldığı kapsamlı bir mücadele stratejisi oluşturularak kayıt dışılıkla da mücadele edilmektedir. Bu doğrultuda, Onuncu Kalkınma Planı kapsamında Kayıt Dışılıkla Ekonominin Azaltılması Programı hazırlanmıştır. Söz konusu programla kayıt dışı ekonominin boyutunun ve etkilerinin ölçülmesi, denetimlerinin ve yaptırımların daha etkili kılınması, kurumlar arası koordinasyonun ve veri paylaşımının artırılması, toplumsal mutabakatın sağlanması ve kaçakçılıkla etkin bir şekilde mücadele edilmesi öngörülmektedir.

(6/4507) esas numaralı sorunun cevabı: Ziraat Bankasınca tarımsal krediler uygulama esas ve usullerine göre kullandırılacak tarımsal krediler karşılığında likit değerler, banka teminat mektubu, alacak temliki, çek senet rehni, taşınmaz ipoteği, taşınır rehni, kefalet, Kredi Garanti Fonu kefaleti gibi unsurlar teminat olarak alınabilmekte olup memur kefil istenmesi yönünde herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Bununla birlikte Ziraat Bankasında kredi değerlendirme süreci KOBİ Değerlendirme Modülü sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Müşterinin moralitesi, ödeme gücü ve Ziraat Bankasıyla ilişkileri dikkate alınarak kredi risk analizi ve kredibilite değerlendirmesi yapılmakta ve kredi karşılığında alınacak teminatlar ile marj oranları sistem tarafından belirlenmektedir.

(6/4541) esas numaralı sorunun cevabı: Hazine Müsteşarlığı merkez ve bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesine göre çalışan personel bulunmamaktadır.

(6/4543) esas numaralı sorunun cevabı: Hazine Müsteşarlığı ile Ekonomi Bakanlığı arasında ortak kullanılan yerleşkede görevli personele yönelik servis hizmetleri, Hazine Müsteşarlığı ile Ekonomi Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereği Ekonomi Bakanlığınca yürütülmektedir.

Hazine Müsteşarlığının İstanbul ilinde bulunan bağlı birimlerinden Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün personeli için 24 adet servis aracı ve Sigorta Denetleme Kurulu İstanbul Grup Başkanlığı personeli içinse 3 adet servis aracı olmak üzere toplam 27 adet servis aracı hizmet vermektedir.

(6/4545) esas numaralı sorunun cevabı: Hazine Müsteşarlığının kiralık binada hizmet veren merkez teşkilat birimi bulunmamaktadır.

(6/4694) esas numaralı sorunun cevabı: TÜİK’in Düzey 2 sınıflamasına göre açıkladığı istihdam verilerine göre Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan bölgelerinde toplam istihdam, 2004 yılındaki 299 bin sayısından 2013 yılında 385 bin sayısına ulaşmıştır.

Söz konusu bölgelerde nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünlerinde çalışanların sayısı ise 2004 yılındaki 189 binden 2013 yılı itibarıyla 208 bine yükselmiştir. Dolayısıyla, bölgede tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayanların sayısında artış olmuştur.

Diğer taraftan İŞKUR’un meslek edinmeye yönelik düzenliği kurslar ve katılımcı sayılarına bakıldığında 2012 yılında Ardahan’da 79 kurs düzenlenmiş olup kurslara 2.761 kişi katılım sağlamıştır. 2013 yılında ise düzenlenen kurs sayısı 167 olarak gerçekleşmiş, bu kurslardan 208 kişi yararlanmıştır.

Ayrıca 2013 yılında Ardahan’da İŞKUR'a başvuruda bulunan 3.322 kişiden 727 kişi işe yerleştirilmiştir.

(6/4695), (6/4696), (6/4697), (6/4698), (6/4700) ve (6/4705) esas numaralı soruların cevabı: Ulusal ölçekte hane halkı tasarruflarıyla beraber şirket tasarrufları ve kamu tasarruflarının toplamına karşılık gelen tasarruflar harcanabilir gelirlerin tüketim harcamalarından arta kalan kısmına karşılık gelmektedir. Tasarruflar, hane halkları için tüketimi ve refahı yaşam döngüsünün evreleri arasında dengeleme imkânı vermektedir. Tasarrufların ülke için önemi ise yatırımlarla olan ilişkisidir. Tüketim malları ve hizmetleri için kullanılmayan gelir fiziksel ve insan sermayesinin geliştirilmesini finanse etmektedir. Hedeflenen yüksek düzeyde ve sürdürülebilir büyümenin ve kalkınmanın sağlanması yalnızca hâlihazırdaki üretim kapasitesinin ve sistemin verimliliğinin artırılmasıyla sağlanması mümkün görülmemektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde fiziksel sermayenin yenilenmesi ve yeni yatırımların finansmanı bakımından tasarruflar hayati öneme sahiptir. Uzun dönemli ve uluslararası analizler kişi başına millî gelir ile tasarruf oranları arasında pozitif bir ilişkinin olduğunu göstermektedir.

Küresel ekonomide yaşanan belirsizlik ortamında yatırımlarda ve dolayısıyla büyüme ve kalkınma süreçlerinde istikrarın korunabilmesi için finansman kaynağı olarak yurt içi tasarrufların önemi büyüktür. Yurt içi tasarrufların yatırımları finanse etmemesi durumunda bu açık yurt dışı kaynaklarla finanse edilmektedir. Ancak, yurt dışı kaynaklara erişimin zorlaşması durumunda da yatırımlar baskılanmaktadır. Bu nedenle, tasarrufları artırma politikası yatırımların baskılanması pahasına değil, bilakis yüksek düzeyde yatırım ihtiyacını daha istikrarlı bir şekilde karşılayabilmek ve finanse edebilmek için tasarlanmıştır.

Onuncu Kalkınma Planı çerçevesinde 2013 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yüzde 13,3 olarak gerçekleşen yurt içi tasarruf oranlarının 2018 yılında yüzde 19’a artırılması planlanmaktadır. Söz konusu tasarruf artışı yatırımları baskılamayacak, tam tersine 2013 yılında gayrisafi yurt içi hasıladaki payı yüzde 20,9 olan toplam yatırımların payının 2018 yılında yüzde 24,4’e yükseltilmesi hedefine ulaşılmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca bu genel makroekonomik çerçeve sayesinde işsizlik oranının 2013 yılındaki yüzde 9,7 değerinden 2018 yılında yüzde 7,2’ye düşürülmesi de planlanmaktadır.

Onuncu Plan’da öngörülen bölgesel gelişme politikalarıyla, bir taraftan bölgesel gelişmişlik farkları azaltılarak refahın ülke sathında daha dengeli yayılması sağlanırken diğer taraftan tüm bölgelerin potansiyelini değerlendirip rekabet güçlerini artırarak ulusal büyümeye ve kalkınmaya katkılarının azami seviyeye çıkarılması hedeflenmektedir ve bu çerçevede Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi uygulanacaktır. Bu bölgelerin ulusal pazarlarla ve bölgelerle bütünleşme düzeyi yükseltilecektir. Sınırda yer alan bölgelerin sınır ötesiyle ekonomik ve sosyal ilişkileri gerçekleştirilecektir.

Onuncu Kalkınma Planı gerek gruplar gerekse bölgeler arası gelir dağılımının iyileştirilmesi, yoksulluğun azaltılması konusunda önemli hedefler ortaya koymuştur.

2013 yılı Mayıs ve Haziran aylarındaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, Sayın Bakan, teşekkür ediyoruz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Devamla) – Sayın Başkan, burada bitiriyoruz, değil mi?

BAŞKAN – Evet. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, soruların cevaplandırılması sırasında soru sahiplerinin isimlerinin de okunması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan soru sahiplerinin isimlerini de zikretmediği için sunuşu, bilgilendirmesi Genel Kurulda da hoşnutsuzluk yarattı. Ben tutanaklara geçmesi bakımından, Sayın Bakanın cevapladığı soruların bizle ilgili kısmının Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt, Bursa Milletvekilimiz Sena Kaleli, Tunceli Milletvekilimiz Kamer Genç ve Balıkesir Milletvekilimiz Namık Havutça’ya ait olduğunu tutanaklara ve Genel Kurulun bilgisine sunuyorum. Bundan sonra da milletvekillerinin isimlerinin zikredilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, soruların cevaplandırılması sırasında soru sahiplerinin isimlerinin de okunması gerektiğine ve Süleyman Aslan’ın Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine atanmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, bu soruların okutulmamasına ilişkin bir prensip kararı aldık ama soruların okutulmaması, milletvekillerinin isimlerinin zikredilmemesi anlamına gelmiyor açıkçası. O bakımdan, milletvekillerimize ismiyle hitap edilmesi lazım. Bizim gruptan da Sayın Ali Halaman, Sayın Mesut Dedeoğlu, Sayın Alim Işık, Sayın İsmet Büyükataman, Özcan Yeniçeri Bey’e herhâlde vakit yetmedi galiba, onları cevaplandırdı ve onların sualleri vardı.

Bu vesileyle bir hususu ifade etmek istiyorum Sayın Bakan buradayken. Bankacılık sisteminin güvenilir esaslara dayalı olarak yürütülmesi gerekiyor. Şu anda ayakkabı kutularıyla ilgili ve üstelik çeşitli “tape”lerde verdiği kredilerle ilgili sorgulanan bir banka genel müdürünün şüpheli durumda olduğu ve bunlarla ilgili fezlekelerin Meclise geldiği bir ortam içerisinde bu şahsiyetin, Süleyman Aslan’ın Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine atanarak, Ziraat Bankasına, yüz elli yıllık tarihî bir kuruma atanmasını doğru bulmadığımızı, dolayısıyla Ziraat Bankası gibi bir kurumun güvenilirliğini, itibarını muhafaza etmek, aynı zamanda çalışanlarla ve yönetim kurullarıyla ilgili atılacak adımlarda dikkate alınması gerekiyor. Ziraat Bankasının itibarını zedeleyen böyle bir atamayı, özellikle müşteri ilişkileri ve kamuoyu açısından bu itibarı zedelediği için de böyle bir atamayı doğru görmediğimizi… Böylesine bir kimsenin banka yönetim kuruluna atanmasının zatıaliniz tarafından “Siyasi iradenin tercihidir.” demek suretiyle geçiştirilmesini doğru bulmuyorum. Bu bakımdan, bankacılık sektörünün “güvene esas” özelliğini muhafaza edecek şekilde, böyle bir kişinin yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmasının temin edilmesinin, Ziraat Bankasının geleceği açısından, millî bir bankanın geleceği açısından çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Alınan karar gereğince, diğer denetim konularını görüşmüyor ve  gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan,  Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

3.- Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/865) (S. Sayısı: 521)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 380 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 380 sıra sayılı, sanal ortamda işlenen suçlarla ilgili, partim adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında belki de çok da geciktirilmiş bir anlaşma bu. 2001 yılında aslında Avrupa’da Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş ve bugün Türkiye'de yaşanan bir sürü sıkıntıyı ortadan kaldırması gereken bir kanun 2010’dan beri getirilmediği için, ızdırap duyulan bir sürü konuyu, hepimizin de aslında toplumsal olarak sıkıntısını duyduğu bir konuyu giderecek olan bu kanunu biz de tasvip ederek getirdik. Zaten benim bu konuda çok ısrarım olduğu için arkadaşlarıma, mesela bütün grup başkan vekillerine de -onlar mutabık olduklarını söylediği için söylüyorum- herkes mutabık olarak getirdi.

Ne var bunda? “Çocuk pornosu” diyoruz ama aslında çocuk pornosunun legalize olarak, resmî olarak cezasını verecek olan kanunu yapma işi bunun üzerinden geçiyordu, bugüne kadar bütün konuşulan konuların hepsi fiktif konulardı.

Peki, başka ne vardı? Ergenekon gibi, Balyoz gibi, KCK gibi davalara konu olan bir sürü sahte delille ilgili, serverlara girip yaratılan CD’lerle ilgili konularda aslında bunun üzerinden geçilmesi gerekirken ortada olmayan bir kanundan dolayı verilen hükmün hepsi normalde geçersizdi ama bir vesileyle bu ülkede bunların hepsi yaşandı, kanunu ve temel uluslararası sözleşmesi olmamasına rağmen yaşandı. Bugün getirilen nokta doğrudur diyorum ama yeterli de değildir.

Neden değildir? Çünkü, kişisel veriler kanununun Meclise getirilmemesinden dolayı yaşanan sıkıntılar bu kanunun gelmesiyle giderilmeyecek bir sürü konu olduğunu bize ifade ediyor. Aslında, Avrupa Birliği uyum çerçevesinde biz devamlı şunu söylüyoruz… Arkadaşlar çıkıyor diyor ki: “Avrupa Birliği çifte standart yapıyor.” Ben şimdi şunu anlamakta güçlük çekiyorum: Nasıl bir çifte standart yapıyormuş? Seçim meydanlarında Başbakan çıktı, dedi ki: “Biz, Twitter’ı, Facebook’u veya YouTube’u kapatacağız.” Ne zaman dedi? “Seçimden sonra kapatacağız.” dedi. Neden? Çünkü, mevcuttaki kanunlar zaten bunları yapmaya engeldi, engel olduğu için kanun çıkartıp kapatacağız dedi. Peki ne yapıldı? Seçimlere bir hafta kala kapatıldı. Aslında dayanağı olmayan, kanunu olmayan bir şekilde bütün perdeler indirildi, sahne kapatıldı, tiyatro bitti. Nasıl yaptılar bunu? İki dudağının arasından çıkan kelimeyle kapattılar. Şimdi, çok üzüntü verici, aslında birilerinin yüzünün kızarması lazım. Bazı bakanlar gelip burada şunu ifade ettiler, “Geçmiş dönemde yaşanan YouTube’un kapatılması, Twitter’ın kapatılması gibi konulardaki vahim konuları bu 5651 üzerinde yapacağımız değişiklikle gideriyoruz. Nasıl gideriyoruz? Ya, tüm siteleri kapatmayacağız. Böyle bir şey olur mu?” diyorlardı. “Bu, aslında dünyanın hepsinin ayıplayacağı bir şey.” diyorlardı kendileri, Plan ve Bütçe Komisyonunda böyle konuşuyorlardı, burada öyle konuşuyorlardı geldiklerinde, ne yaptılar ama? “Biz URL denilen adres bazında karartma veya erişime engelleme yapacağız.” dediler, bir hafta… Başbakanın kendisi “Ben böyle bir kanun görmüyorum, o yüzden, seçimden sonra kanunla yasaklayacağız bunu.” demesine rağmen kanunsuz bir uygulamayla Twitter, YouTube da o sosyal mecraların hepsi kapatıldı. Ne oldu şimdi? Avrupa Birliği sana çifte standart mı yapmış oluyor? Avrupa Birliğinde böyle bir şey dediğinde ne diyorlar? Resmen bizle alay eder gibi, Avrupa Konseyinde bir sürü insan gülüşerek, neredeyse fıkra gibi şeyler anlatarak Türkiye’nin Başbakanıyla kafa buldu neredeyse. Ee, şimdi çifte standart mı yapmış oldu Avrupa Birliği?

Şimdi, bununla birlikte, kişisel veriler kanunu var. Geçenlerde BTK’ya yönetmelikle verilen bir yetkinin iptali vardı Anayasa Mahkemesi tarafından. Danıştay, Anayasa Mahkemesine başvurdu, 5809 sayılı Kanun’un 51’inci maddesinin iptalini istedi. Neden istedi biliyor musunuz? Bunu çok iyi anlamak lazım, neden istediğini; dedi ki: “Kişisel verilerin güvenliğinin korumasını BTK’ya veremezsiniz.” Niye dedi biliyor musunuz? Çünkü BTK’nın da güvensiz bir kurum olduğunu söylüyor. Yani benim kişisel verilerimi BTK güvence altında tutacak olan yönetmelik çıkartamazsınız dedi; kanunun ilgili maddesini, 51’inci maddesini iptal etti. Ne demek istiyor? Çünkü Avrupa böyle söylüyordu, siz de çıkıp şimdi diyorsunuz ki: “Avrupa bize çifte standart uyguluyor.” Hayır, uygulamıyor, gereğini yapıyor. Siz kabile devleti gibi yönetiyorsunuz ülkeyi, kanunda olmamasına rağmen keyfî uygulamalarla bunların hepsini yapıyorsunuz. Bakın, çok basit bir örnek vereceğim size, -Milletvekilimiz burada, Nurettin Demir- Nurettin Demir’e yapılan inanılmaz saldırılar var, binlerce hem de. Ben bir hafta, on gündür İnternet  üzerinde bunları takip ediyorum, Twitter’da yapılan inanılmaz saldırılar var. AKP’li olduğu aslında çok net, açıkça ortaya koyan… Kimler olduğu önemli değil, ama şimdi o isimleri vererek suçlamak istemiyorum, çok ciddi aslında sıkıntılar var.

Nurettin Demir bununla ilgili TİB Başkanına mail attı, Ali Rıza Öztürk de burada, o da mail attı. Ne yapmış kendisi bir söylesin bakalım. Yapmaz, mümkün değil. İşte, çifte standart burada, uygulamanın ne kadar kötü olduğu burada ve inanılmaz tehditler var Nurettin Demir’e, görüntülerle ilgili kendisiyle hesaplaşma üzerinden, korkutulma üzerinden, tüm ailesi de dâhil olmak üzere tehdit ediliyor, ama kimse bir şey yapmıyor.

Peki, nasıl oldu? Hani burada iddia ediyorlardı? TİB Başkanına birisi yazı yazacak… Buna da karşıyım tabii, yargıdan geçmesi gerekir, TİB Başkanından geçmesi gerekmez. Nurettin Demir’in de başına gelse böyle, Ali Rıza Öztürk’ün de başına gelse böyle, Başbakanın da başına gelse böyle olması lazımken çifte standart olduğu için bu iş, kesinlikle muhalefetteki bir milletvekilinin bu mağduriyeti giderilmez, halkın da mağduriyeti giderilmeyeceği gibi. Giderilmez yani. Aslında, normalde, çok açık söylüyorum, gerçekten yüzü kızarması gereken kişilerin gelip burada hesap vermesi lazım bununla ilgili, bu iddiaları ortaya koyanlar.

Şimdi, Twitter geldi buraya, Twitter’la anlaşma yaptıklarını iddia ediyorlar, o da doğru değil. Yani millete böyle manipülasyon yapmayın, bunlar da doğru değil, ama adamları felaket bir şekilde korkuttunuz. Zaten Twitter da yanlış yapıyor şu anda, kanunsuz bir uygulama yapacak, buzlanma diye bir şey yapacak, kanunsuz bir uygulama. Yani bu kapatmadır zaten, buzlanma dediğin ne ki? Ama tehdit edildi gerçekten, sosyal mecranın tüm sahipleri şu anda tehdit edilir durumda. Çok örneğini gösterdik işte bunların, çifte standart örneklerini gösterdik.

Şimdi, dönem dönem bakıyoruz, meydanlarda bağırılıyor. Bazı kurumlar düşman ilan edildikten sonra, bazı kurumlar da dost ilan ediliyor. Ben size dönem dönemki düşmanları şöyle bir anlatayım, kimler düşman olmuş, Başbakan kimleri düşman ilan etmiş, şöyle bir gözden geçirelim. Türk Silahlı Kuvvetleri düşman olmuş, emniyet istihbarat ve emniyetin kendisi düşman olmuş. Yargıtay bir dönem düşman, Danıştay düşman olmuş, MİT bir dönem düşman olmuş, TÜSİAD düşman olmuş; CHP, MHP, BDP, sendikalar düşman olmuş. Bunların hepsinin düşmanlıklarını ve o söylediklerini, hepsini, kürsülerde anlattıklarını dün gibi hatırlıyoruz. Avrupa Birliği düşman olmuş; Suriye, İran, Irak, Libya, Mısır, Almanya, İsrail düşman olmuş; TÜBİTAK düşman olmuş. TİB bir dönem düşmandı, BTK düşmandı, paralel yapı çıktı yeni düşman, basın düşmandı; İzmir’de balkondaki kadın düşmandı, oradan bağıran kadın düşmandı; Zekeriya Öz’ü çok seviyordu, o düşman oldu bir tarafından; lahmacun yiyen polis düşman oldu, “Anasını alıp git.” diyen çiftçi düşman oldu, odasını dinleyen MİT’çi de düşman oldu. Yani, şimdi, düşmanlar değişiyor yeri geldiğinde. İsmet İnönü, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Deniz Baykal düşmandı; Maliki, Merkel ve Sarkozy düşmandı. Ya şimdi o kadar çok düşman var ki bunların hepsi karşı komple, aslında bir aklıselim adam kendisi mi yani? Burada bir problem yok mu?

Ya, bu kanunların hangisini uyguluyorsunuz zaten? Getirseniz ne olur? “Sanal ortamda işlenen suçlar” bu memlekette çok derdi, mahkemelerdeki sorunları gerçekten ortadan kaldırabilir ama mesela, Ergenekon’daki veya Balyoz’daki 5 no.lu CD’yle ilgili konunun bununla alakalı olduğunu biliyor muydunuz? Göreceğiz önümüzdeki süreçte. Peki, onunla alakalıysa 5 no.lu CD -burada, kanunun içerisinde bunlar yazıyor- onların cezasını verebilecek misiniz? Bu araştırmaları yapabilecek misiniz? “Bir sürü masum insan yatıyor içeride.” diyorsunuz da yaptınız mı bunların araştırmalarını? Hayır. Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi, bunun sürecinden sonra aslında kişisel verilerin korunması kanununun gelmesiyle birlikte çok önemli şeyler ifade ediyor ama yapana, uygulayana, pratiğe dökene çok şey ifade eder, öbür türlü bir şey ifade etmez. Bunlar doğru şeyler değil.

Şimdi, aslında, tasarıdaki bütün konuyu okuduğum zaman baktım, o zaman tabii, AKP Grup Başkan Vekiline de gittim, dedim “Bunu niye imzalamıyorsunuz?” Dedi ki: “Sizden veya MHP’den, BDP’den, şundan bundan…” Baktım, bütün arkadaşlara tek tek gittim “Ya sizin itirazınız var mı?” “Yok.”, “Sizin var mı?” “Yok.”, “Sizin var mı?” “Yok.” Niye gelmiyor? Üç haftadır yine gelmiyor, ancak geldi zaten. Öyle nefesi sıkıntılı bir kanun ki bu. Aslında, çok şeyi de değiştirebilecek bir sözleşme bu ama inanıyorum ki uygulaması, pratiği doğru olursa değiştirir, öbür türlü doğrusu olmaz. Uygulanmayan kanun çıkarsanız veya sözleşmeyi imzalasanız ne olur diyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Zozani. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de sanal ortamda işlenen suçlarla ilgili sözleşmeye dair kanun tasarısı üzerinde grubumuzun görüşlerini sizlerle paylaşacağım.

Öncelikle, böyle bir sözleşme gerekli midir? Güncel olsa, bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir sözleşme olsa “Evet.” deriz. Yani, on beş yıl önceki bir sözleşme ve on beş yıl önceki sanal erişim ile bugünkü sanal erişimi yan yana koyduğunuz zaman hiç de bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir sözleşme olmadığı apaçık ortada. Dolayısıyla, ihtiyaç mı, değil mi noktasından meseleye bakmayacağız.

Böyle bir sözleşme ihtiyaçtır ama günün ihtiyaçlarına cevap  veren şekliyle dizayn edilmiş bir sözleşmeye ihtiyaç vardır. Ki, 2001 yılında imzalanmış bu sözleşmenin de 5 maddesine zaten çekince koyuyorsunuz, bari çekinceleri kaldırın. Yani, on beş yıl içerisinde, on dört yıl içerisinde bu çekincelerinizi ortadan kaldıracak gelişmelerin var olmuş olması gerekir, bu gelişmelerin olması gerekir. Niye çekince koyuyorsunuz, onu anlamış değiliz. Hele hele, son dönemlerdeki tartışmalardan hareketle bu meseleye baktığınız zaman, bu çekincelerin hiçbir şekilde olmaması gerekir.

Server merkezlerini Türkiye’ye çekmek için bu kadar takla attığınız bir dönemde, sanal suçlarla ilgili olarak imzalanmış bir anlaşmayı bugün kanun tasarısı olarak Mecliste görüşüyor isek bu çekincelerin varlığı abesle iştigaldir, başka da bir şekilde bunu ifade etmek mümkün değildir. Şimdi, biz bilgi alma özgürlüğü, haber alma özgürlüğü merkezli bakıyoruz bu işe. Haber alma özgürlüğünü nasıl yorumluyoruz, hangi pencereden bakıyoruz? Bu şekilde bakıyoruz. İnsanların kişilik haklarının ihlal edilmesini hiçbir surette kabul etmiyoruz, onaylamıyoruz da. Yalnız, kişilik hakkını yorumladığınız zaman, çok geniş bir çerçevede bu işi ele alma şansına sahipsiniz. Birisine hakaret ediliyor diye kişilik hakkını elinden alma gayretine girerseniz, aynı şekilde o hakkın karşılığı olan yani insanın haber alma özgürlüğünü de elinden almış olursunuz. Geçtiğimiz ay Mecliste kabul edilen İnternet yasakları bunun zeminini hazırladı. “Kişilik hakları” adı altında yapılan engelleme tam bir hak ihlalidir, haber alma özgürlüğünün engellenmesidir. Bu Meclis bunu yaptı. Bu iktidar bu Meclise böyle bir yasayı onaylattı.

Son bir buçuk ay içerisinde Türkiye’de medya organlarını bir inceleyin, neler olmuş Türkiye’de? Mesela ben size bir örnek vereyim. Birçok defa ifade ettim. Ben o gün de yaptığımız konuşmalarda söyledim, dedim ki: Parti genel başkanlarının yaptığı konuşmalar burada sansürlenecek. Meclis çatısı altında parti genel başkanlarının konuşmaları sansür edildi mi, edilmedi mi? Sansür edildi. Yapılmamış konuşmalar da sansür edildi bu süre içerisinde. Bir örnekle sizinle paylaşmak istiyorum. Partimizin 28 Mart 2014 Urfa mitingi sanal ortamda sansür edildi. Başlanmamış bir miting, yapılmamış konuşma İnternet ortamında erişime kapatıldı. Hangi saatler içerisinde? Saatleri de veriyorum: Urfa mitinginde partimiz Eş Genel Başkanı Sayın Demirtaş saat 15.35’te konuşmaya başlıyor, saat 16.08’de konuşması bitiyor ama bu saatler içerisinde, öncesinde İnternet  ortamında canlı yayınlar kapatıldı, erişime engellendi.

Şimdi, sormak istiyoruz: Hangi suç fiiline dayanarak siz o konuşmayı sansürlediniz? Bilmek istiyoruz: Yapılmamış konuşmayı siz nasıl biliyordunuz da İnternet ortamında derhâl sansürlediniz? O zaman bir şey yaptınız, o zaman bir şey yaptınız: Öncesinde partimizin Eş Genel Başkanının bulunduğu ortamlarda konuşmasını hazırladığı ortamları dinlettiniz, neleri konuşacağını önceden haber aldınız, bunun üzerine konuşmasını İnternet  ortamında, TİB’in kararıyla sansürlediniz. Çıkıp birilerinin burada bunu izah etmesi gerekir: Genel Başkanımızı, Eş Genel Başkanımızı hangi ortamlarda dinlediniz, hangi hakka dayanarak dinlediniz? Son dönemlerde ortam dinlemelerinden çok muzdaripsiniz ya, çok şikâyet ediyorsunuz da; bu değilse neye  dayanarak siz o sansürü gerçekleştirdiniz, bilmek istiyoruz. Sayın Bakanın Hükûmet adına bu sorumuza cevap vermesi gerekir.

Tekrar soruyorum: 28 Mart 2014, Urfa mitingi; yapılmamış konuşma neye dayanarak önceden TİB kararıyla sansürlendi? Bunu bilmek istiyoruz Sayın Bakan, çıkıp burada açıklarsanız çok memnun oluruz. Bizim aklımıza şu geliyor: Siz önceden Eş Başkanımızın bulunduğu ortamları dinlettiniz, ortam dinlemesine dayalı olarak Hükûmetinizin hoşuna gitmeyeceği şekilde konuşmalar yapacağını öğrendiniz ve sansürlediniz. Bunu bilmek istiyoruz.

Bir başka örneği daha, bakın, bu Meclisin bir ayıbı var ve yaklaşık iki yıldır hâlâ bu ayıbı temizlemiş değil. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin 2012 “Nevroz”u sonrası çıktı aynen şurada, şu açıklamayı yaptı -şu anda Bakanın oturduğu sırada oturuyordu- gensoru görüşmeleri esnasında dedi ki: “Biz iki hanım milletvekilinin kendi aralarındaki konuşmalarından hareketle ‘Nevroz’da nelerin olabileceğini önceden öğrendik.” “İki hanım milletvekili” dediği, bizim iki kadın milletvekili arkadaşımızın kendi aralarındaki telefon görüşmesi. Çıktı, burada söyledi, itiraf etti, milletvekilinin telefonunun dinlendiğini burada İçişleri Bakanı itiraf etti. Ne yaptı Meclis bugüne kadar? Hiçbir şey. O gün, o saat itiraz ettik, o dakika itiraz ettik. Sizden ses çıktı mı? AKP grup başkan vekillerine, diğer vekillerin hepsine soruyorum: O gün sesiniz çıktı mı? “Milletvekili yasama çalışmaları yaptığı sürece, aktif milletvekilliği yaptığı süredeki telefon konuşmaları ve iletişim mekanizmalarında dokunulmazlık kalkanı altındadır.” diyebildiniz mi? “Ey Bakan, siz hangi gerekçeyle milletvekillerini dinlediniz?” diyebildiniz mi? Demediniz. Şimdi, çıkıyorsunuz, “Biz dinleniyoruz, Başbakan dinleniyor, Cumhurbaşkanı dinleniyor, Genelkurmay Başkanlığı dinleniyor.” diyorsunuz. Eğer o gün sahip çıkmış olsaydınız, sizin bakanınızın o uygulamasına “Hayır.” demiş olsaydınız bugün haklı çıkabilirdiniz.

Ben bu Meclis çatısı altında asosyal medyaya hiçbir şekilde bulaşmayan vekillerden biriyim. Siz “sosyal medya” diyorsunuz, ben hiçbir şekilde öyle de tarif etmiyorum, benim açımdan asosyal medyadır. Hiçbir şekilde asosyal medya üzerinden bir erişimim de söz konusu değildir. Piyasada adıma açılmış sahte hesaplar vardır, hiçbiri bana ait değildir. Hiç kullanmadım, Twitter’i mivitırı -sizin deyiminizle- hiç kullanmadım, kullanmam da. Dolasıyla, benim çıkıp şurada Twitter’la, asosyal erişim mekanizmasıyla ilgili olarak söz söyleme hakkımın olduğunu düşünüyorum ama sizin yok. Neye dayanarak yok biliyor musunuz? Çünkü, siz aktif bir şekilde kullanıyorsunuz. Sadece siz değil, “Twitter mivitır hepsini kapatıyorum.” diyen Başbakanın kendisi kullanıyor. Hem de kaç takipçisi sizinle paylaşayım, siz de mutlaka biliyorsunuzdur ama  ben bir kez daha sizinle paylaşayım. Başbakan Erdoğan’ın Twitter takipçileri, 4 milyon 208 bin 281 takipçisi var. Kaç “tweet” atmış Sayın  Başbakan biliyor musunuz? Şimdi, bakmadık içeriklerine. Kime ne kadar hakaret etmiş, ne söylemiş, içeriklerini Allah var incelemedim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hakaret yok hakaret.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Ne söylemiş bilmiyorum ama kaç “tweet” atmış biliyor musunuz? 3.043 “tweet” atmış. Ne zamana kadar? 20 Marta kadar. 20 Marttan sonra Başbakan kesmiş, girmemiş bir daha. Şimdi, 3 bin “tweet” atan bir Başbakanın “Ben Twitter mivitır tanımam.” diyebilmesi mümkün mü? Mümkün değil.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – “Tweet” atmaktan bıkmış olabilir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sadede gelelim.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Şimdi, eğri oturup doğru konuşmak lazım. Saadet ortada, görmek isterseniz görürsünüz. (AK PARTİ sıralarından “saadet değil” sesi) Saadet arıyorsanız, İdris Naim Şahin’le ilgili biraz önce söylediklerimi hatırlarsınız. Saadet arıyorsanız, 28 Mart 2014 Urfa mitingiyle ilgili sansürü hatırlarsınız.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Saadet Partisinden AKP’ye geçme…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Dolayısıyla, bu konuda sizin çok şey söyleme şansınız yok. Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama dünyadaki bütün liderler, devlet başkanları, parti genel başkanları hepsi bu asosyal medyanın bütün erişim mekanizmalarında isim sahibiler. Papa’dan Obama’ya, Merkel’den Erdoğan’a kadar herkes kullanıyor; Sayın Gül kullanıyor, herkes kullanıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü kapitalizmin çarkını bu şekilde işletmek istiyor, kapitalizmin çarkı bu şekilde dönüyor. İnsanlar, bu asosyal medyanın erişim mekanizmasını etkin bir şekilde kullanabilmek için asgari bin TL’lik bir cihaza ihtiyaç duyarlar. Günbegün bu asosyal erişim mekanizması kendini yenileyerek, versiyon yenileyerek, sürekli bir şekilde toplumu tüketime alıştırıyorlar, bu anlamda bir tüketim yoğunluğu var. Şimdi, bunların hepsini kabul ediyor musunuz? Kabul ediyorsanız Ahmet Bey, kapatacağım ben buradan.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kısmen kabul ediyoruz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Arkadaşlarınız da kullanıyor!

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Bakın, kim kullanıyorsa bu konuda kapitalizmin yoğun tüketim çarkına herkes kendi cenahından biraz su dökmüş oluyor. Açık ve net eleştirilerim bu konuda vardır; bir basın mensubu, meslekten, gazeteci olan biri olarak bunu söylüyorum. Gerçekten, özellikle, toplumu giderek asosyalleştiren bir fonksiyona dönüştü bu. Eğer, bunu engellemeye dönük bir çabanız varsa, toplumu asosyal bu tezgâhtan kurtarmaya dönük bir çabanız varsa eyvallah deriz ama yasakçı zihniyete eyvallah dememiz mümkün değildir. Bu anlamda, size ucu dokunduğu zaman sizin bağırmanızı anlamam ben, anlam da vermem.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kapalı mı olsun açık mı olsun Twitter, ne demek?

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Kullanan kullanıyor zaten. Her türlü sansürcü yaklaşımın karşısındayız, asla ve asla.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hakarete de karşıyız.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Hakarete de karşıyım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kişisel saldırılara da karşıyız.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Ama bu ülkede birisi hırsızlık yapıyorsa hırsıza da hırsız diyebilmek gerekir, anlatabiliyor muyum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Doğru söylüyorsun.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Ama yok, hırsıza hırsız demek suçtur.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Ama siz diyorsanız “Hırsıza hırsız demeyin, başka bir şey deyin.” o başka. Buradaki uygulamalar, hırsıza hırsız diyemeyeceğiniz uygulamalar üzerine şekillenmiş. Sizin de bütün gayretiniz bu. Yoksa Twitter’dan, şundan bundan rahatsız olduğunuz yok.

Üç ay öncesinden Twitter’ın server merkezinin Türkiye’ye taşınması için, yasa çıkarmak için Plan ve Bütçe Komisyonunda kırk tane takla attınız. Orada neler konuştuğunuzu biliyoruz. O gayretleri… Ama bakın “Twitter’ı kapatmak yoluyla şirkete şantaj yaparım, merkezini daha erken Türkiye’ye çekerim.” yoluna giderseniz bu da doğru bir karşılık vermez. Nitekim geldiler, görüştünüz, ne karşılık aldınız? Hiç. Hiçbir karşılık alamadınız çünkü bu çarkın içerisinde varsınız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Mahkeme kararları uygulanmaya başlandı, takip etmediğin için bilmiyorsun Adil Bey.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Ben mahkeme kararlarını takip ediyorum, takip edebilmem için illa da Twitter’a girmek gerekmiyor Ahmet Bey. En son Twitter’a gidiyor, orada da buzlanıyor mahkeme kararları, anlatabiliyor muyum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hatta sürekli uygulanmaya başlandı, farkı oldu yani.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Sayın Başkan, şimdi, bu sözleşmede -anlam bulması için- öncelikle bu çekinceli maddelerin kalkması gerekir. 5 maddede çekinceniz var, bu çekincelerin bir anlamı yok. Bu sözleşmeyi eğer gerçekten anlamlı kılmak istiyorsanız bu çekinceleri kaldıracaksınız.

İki: Bu sözleşme imzalandığı zaman ne Twitter vardı ne Facebook vardı ne de başka bir şey vardı. Güncellenmiş bir sözleşmeye ihtiyaç vardı, bu konuda bunlara da cevap vermiyor.

Şimdi, Türkiye’de giderek toplumsal hastalığa dönmüş bir İnternet kullanımı vardır, sanal erişim kullanımı vardır. Bunların da önüne geçmek için ayrıca tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaçların hepsini hatırlatarak konuşmamı burada sonlandırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.  (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz de Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi’ne katılıyoruz. Buna göre iç hukukumuzun da uygun hâle getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Sanal ortamda birçok suç işleniyor, birçok insanın canı yanıyor, bunların mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor. Nerede insanların canını yakan, insanlara haksız uygulama yapılan ortamlar varsa onlarla ilgili hukuk çerçevesi içerisinde, uluslararası hukuk ve iç hukukumuz çerçevesinde gerekli düzenlemelerin mutlaka yapılması gerekiyor. Fakat, şunu belirtmek istiyorum ki ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisinin şöyle bir anlayışı var: On iki yılın sonunda geldiğimiz nokta itibarıyla, eğer ucu kendine dokunuyorsa, yapılan uygulamalardan Adalet ve Kalkınma Partisi zarar görüyorsa ona karşı ciddi bir mücadeleye başlıyor. Ama, yapılan uygulamalar, yapılan sözleşmeler, yapılan anlaşmalar eğer muhalif kesimi ilgilendiriyorsa onlarla ilgili bir düzenlemeye girmeyi kabul etmiyor ve ondan nemalanmayı ön plana çıkaran bir anlayışın içerisine giriyor. Burada şunu belirtmek lazım: Demokrasi hepimiz için geçerli, hukuk hepimiz için geçerli, adalet hepimiz için geçerli. Eğer başkaları için uygulanan, istediğimiz şeyleri kendimize geldiğinde uygulamıyorsak mutlaka bunlarla ilgili bir karşılığa ve sonuca katlanmak zorunda kalıyoruz. Ne yapıyorsak onlar karşınıza çıkıyor. Çünkü “ilahî adalet” denen bir adalet vardır ve ilahî adaletten hiçbir şekilde kurtuluş yok. Çünkü gücünüz itibarıyla Türk yargısını dizayn edebilirsiniz, Türk mahkemelerini dizayn noktasına getirebilirsiniz, yönetimi dizayn edebilirsiniz ama ilahi adaletten kurtuluş yoktur, mutlaka bir gün herkes ilahi adalette hesap verecek. Buna bakarak buna göre adımlarımızı atmamız ve düzenlememiz gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlar, 2002 yılında iktidara gelirken, kasım ayında, şöyle bir bakın, basının yüzde 90’ı, yüzde 95’i Adalet ve Kalkınma Partisine karşı bir tavır sergiliyordu. O basının karşı olmasına rağmen, 2002 yılında millet iradesiyle iktidara geldiniz. Burada yapılması gereken neydi? Adil olmak gerekiyordu. Ama, on iki yılın sonunda siz ne noktasına geldiniz? Adil olmayı bir kenara bırakarak şunun peşine gittiniz, dediniz ki: “Herkes benim gibi düşünmek zorundadır. Herkes benim düşüncelerimi savunmak zorundadır.” Bunun için ilk iş olarak iktidara geldikten sonra basın üzerinde bir operasyon başlattınız ve basını ele geçirdiniz. Bugün Türk medyasının yüzde 80’i, yüzde 85’i, yüzde 90’ı iktidar partisinin yayın organı gibi. Bir Pravda oluşturdunuz. Birçoğunun sahibi… Ne yazık ki Sayın Başbakan ve onun talimatını verdiği kişiler tarafından yönetiliyor. Şimdi, bunu kabul edin, etmeyin, bugün uygulamalara bakın geçmiş yıllar itibarıyla, uygulama şöyle gelişiyor: Önce TMSF basın-yayın organlarına el koyuyor, akabinde “yandaş iş adamları” dediğimiz iş adamları bu medya grubunu satın alıyor. Bir bakın, bugün medya sahibi olanların, TMSF’den alanların hemen hemen tamamına yakını devlet ve belediyelerden iş alan iş adamları ve ondan sonra şunu yapıyorsunuz: Bu basını ele geçiriyorsunuz, sahibinin adının “Ahmet”, “Mehmet”, “Ali”, “Veli” olması önemli değil -bunların bütününün sahibi- Başbakan ve ekibinin oluşturduğu bir ekip tarafından manşetler bile dizayn ediliyor. Bugün birçok gazeteye, televizyona baktığınız zaman aynı algıyı oluşturmak için aynı amaca yönelik manşetleri atıyor. Bunlar hepimizin gözünün önünde gelişen olaylar. Yani şuna tahammül edemiyoruz: Bu ülkede muhalefet de demokrasinin bir gereğidir ama Sayın Başbakanın bir muhalefet partisinin liderinin konuşmasına dahi tahammül edemediği yerde siz hangi haktan, hukuktan, adaletten bahsedeceksiniz? Bir kere düşünün, Fas’tan “Alo Fatih” diyerek Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasına müdahale eden, onun konuşmasını, Genel Başkanımızın konuşmasını kaldırtan veya herhangi bir gazetede Hükûmetin aleyhine olabilecek veya Hükûmetin politikalarına ters gelebilecek bir olaya bile tahammülü olamayan bir Başbakanın yönettiği ülkede hangi demokrasiden bahsedeceğiz, hangi hukuktan bahsedeceğiz, hangi adaletten bahsedeceğiz?

Şimdi, çok açık ve net söylüyorum, gelinen nokta: Her şey 17 Aralık ve 25 Aralığa kadar kontrolünüz altında gidiyordu. Dün “iyi” dediğinize bugün “kötü” diyorsunuz, dün övdüğünüzü bugün yeriyorsunuz yani burada bir tutarsızlık var mı, yok mu? Elinizi vicdanınıza koyun, Anayasa Mahkemesiyle ilgili Sayın Başbakanın, Başbakan Yardımcılarının ve Hükûmet sözcülerinin ifadelerine bakın. AK PARTİ’yle ilgili kapatma davasının görüşüldüğü o mahkemede Anayasa Mahkemesini yere göğe sığdıramayan Sayın Başbakan, bugün Anayasa Mahkemesinin verdiği birtakım kararlar neticesinde aynen şu ifadeyi söylüyor: Bunlar millî değil, bunlar birtakım ekibin, gücün elemanları gibi... Yargıyı suçlayacak noktaya getiriyor. Yargıya saygı duymayan bir Başbakanla  karşı karşıyayız değerli milletvekilleri.

Atatürk Orman Çiftliği’nde birinci derecedeki sit alanı bir gecede üçüncü derece sit alanı hâline getirildi. 70-80 yaşındaki ağaçlar kâğıt üzerinde bir gecede 10 yaşında gösterilerek, oradaki birtakım ağaçlar yok sayılarak, düzmece birtakım raporlarla –çok açık ifade ediyorum- birinci derecedeki sit alanı üçüncü derece sit alanına çevrildi ve Başbakanlık Konutu yapılmasının önü açıldı. Peki ne oldu? Mahkemeye gitti birtakım sivil toplum örgütleri ve mahkeme şu kararı verdi, dedi ki: “Buradaki uygulama yanlıştır. Yürütmeyi durduruyoruz.” Başbakan ne dedi, beyanat veriyor: “Kim takar mahkeme kararını. Güçleri yetiyorsa gelsinler, bu işi durdursunlar.” Arkadaşlar, bunu söyleyen, bu ülkenin Başbakanı ne yazık ki. Bir ülkenin Başbakanı “Kim takar mahkeme kararını.” diyorsa, “Kimin gücü yetiyorsa gelsin bu inşaatı durdursun.” diyorsa, burada hukuktan bahsedebilir misiniz? Burada demokrasiden bahsedebilir misiniz? Burada adaletten bahsedebilir misiniz? Allah aşkına, ben size soruyorum, bir ülkenin Başbakanı hukuk kurallarına karşı, mahkeme kararlarına karşı bu kadar rest çekerse, o ülkede demokrasi olur mu? Kaosun önünü açıyorsunuz, kaosun önünü açacak uygulamalardır bunlar.

Dün, bu ülkenin askerleri, generalleri içeriye alınırken “Bu ülkede bağırsaklar temizleniyor. Bu işleri yapan savcılar ne kadar kahraman savcı.” dediğiniz ortamda, onları övdüğünüz bir ortamda, o savcıyı övdüğünüz ortamda… Medyada, basında onlarla ilgili olumlu lafları söyleyen Sayın Başbakan, bakanlar, Hükûmet sözcüleri siz değil miydiniz? Birden ne oldu? Birden, bunları yapanlar hain oldu. Eğer bir insan yanlışsa dün de yanlıştır, bugün de yanlıştır. Bir insan doğruyu söylüyorsa dün de söylemeli, bugün de söylemeli. Yani, burada, bu Hükûmetin düşünmesi gereken en önemli unsur doğruların yönü şaşmış, doğrular kişilere göre değişiyor, doğrular uygulamalara göre değişiyor: Sayın Başbakanın ve Hükûmetin hoşuna giderse doğru, hoşuna gitmezse yanlış! Yani, bununla nereye kadar gidebileceğinizi düşünüyorsunuz?

Yani, şimdi, siz diyeceksiniz ki, çıkacak birçok sözcü: “Ya, 30 Martta gördük.” 30 Martta hiçbir şey görmediniz değerli milletvekilleri. 30 Martta, işte, o medyaya niye ihtiyaç duymuşsunuz, biliyor musunuz? Medyanın şu anda yüzde 90’ı elinizde. Alın listeyi, önünüze koyun. “Merkez medya” dediğiniz, dün eleştirdiğiniz medya, sizin talimatlarınızla hareket ediyor. Yani, düşünün, bir ülkenin Sayın Başbakanı, neredeyse, köy bakkalı açacak, 30 tane televizyon, 45 tane kanal canlı yayınla Sayın Başbakanın konuşmasını veriyor, gazeteler aynı noktaya vuruyor.

Yani, şu yapıldı bu süreç içerisinde: 17 Aralık ve 25 Aralık, bir travma oluşturdu. Ortada hırsızlık ve yolsuzluk olmasına rağmen, bunu ne kadar saklarsanız saklayın, konuşmamın başında da söylediğim gibi, mahkemeleri dizayn edebilirsiniz, polisleri dizayn edebilirsiniz, yapıyı dizayn edebilirsiniz ama Allah şahit ki ilahi adaletten kurtulamayacaktır bunu yapanlar. Kimin boğazından haram lokma geçmişse, bu haram lokmanın geçmesine kimler destek vermişse, bu haram lokmanın yenmesi için kim ön açmışsa, bunlar, ilahi adalette mutlaka ve mutlaka hesap verecektir. Verecek, bunun kurtuluşu yok, hiç kurtuluşu yok. Yani, yargıdan kurtulabilirsiniz, dizayn edebilirsiniz ama inançlı insanlar şunu biliyor ki ilahi adaletten kurtuluş yok.

30 Martta, işte, o ele geçirdiğiniz medyayla beraber, hani algı siyasetini… Beşir Atalay “Ben çok iyi bir algı yöneticisiyim.” diyor ya, “Bu seçim sistemini, bu yapıyı ben götürdüm, benim ekibim götürdü.” diyor. Bir ekip çalışmasıyla ne yaptınız bu süre içerisinde, 17 Aralık ve 25 Aralıktan sonra? Sanki ortalıkta, bu fakir fukaranın, garip gurebanın, o aziz milletimizin, o Anadolu’nun masum ve garip insanlarının hakları yenmemiş gibi, onların mallarına el uzatılmamış gibi, kul hakkı yenmemiş gibi, bir şeyin üzerine kilitlendi bütün medya, dediler ki: “Millî iradeye darbe var. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin başından indirilecek, Türk demokrasisine darbe vurulmaya çalışılıyor.” Buradan defalarca söyledik, üç dört ay geçiyor, ister kapalı oturum yapın ister açık oturum yapın, başta, Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli olmak üzere, MHP grup başkan vekillerimiz ve milletvekilleri olarak dedik ki: “Bu işin arkasında kim var? Bu ülkeye kim darbe yapıyor, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kim darbe yapıyor? Bu işin arkasında Amerika mı var, İngiltere mi var, Fransa mı var, İsrail mi var? Ve onun yerli iş birlikçileri kimlerse çıkın, açıkça belgeleriyle ortaya koyun, bu yüce Meclis, millî iradenin en üst organı, Millet Meclisi sizin arkanızda kaya gibi dimdik durur.” Ama şunu yapmaya çalışırsanız… Birtakım bakanlarınız hırsızlığa, yolsuzluğa karışmış, iddialar var haklarında. Başbakana kadar uzanan iddialar varsa bunları çıkıp doğru bir şekilde açıklamak dururken, burada bu fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını birilerinin yemesini doğru dürüst açıklamak gerekirken bir algı yöntemiyle “millî iradeye darbe”,” Recep Tayyip Erdoğan’a darbe” diye... Sabah darbeyle kalktık, akşam darbeyle yattık. Yani, vatandaş ne olduğunu şaşırdı. Vatandaş, bu noktada, medyanın yüzde 85-90’ının uyguladığı bu algı yöntemiyle bu olayın tahlil edilmesi noktasında ciddi sıkıntıya düştü çünkü bizim milletimiz hassastır, bizim milletimiz duyarlıdır, bizim milletimiz, demokrasiye yapılan darbelere taviz vermez. Bunu çok iyi bildiğiniz için hırsızlığı, yolsuzluğu, üçkâğıdı, şunu bunu bir kenara bıraktık, seçim boyunca darbeyle yattık, darbeyle kalktık. Ve sonuç itibarıyla, milletimiz “Aman, ola ki bir hata yapmayalım.” diye bir kararsızlığın içerisinde kaldı.

Buna rağmen, iyi düşünmeniz lazım. Buna rağmen, bütün bu medya baskılarınıza rağmen, algı yöntemlerinize rağmen -Adana’da sahadaydım- bütün kamu kurum ve kuruluşları devrede olmasına rağmen, valilerin, kaymakamların -açık söylüyorum- sanki devletin valisi, kaymakamı değil, Adalet ve Kalkınma Partisinin il ve ilçe başkanı gibi çalıştığı, bütün imkânların seferber edildiği ortamda eğer 2,5 milyon seçmen, 2,5 milyon oy kaybediyorsanız ve Milliyetçi Hareket Partisinin de oyu 2,5 milyon artıyorsa millet bir mesaj vermiştir. Ama şunu unutmayın: Milletimiz eninde sonunda hırsızlık ve yolsuzluk yapanlara gerekli cezayı ve gerekli yaptırımı yapacaktır. Bu süre içerisinde algıyla bunu götürmüş olabilirsiniz ama ilelebet bunu götüremezsiniz.

Değerli milletvekilleri, burada yapılması gereken şudur: “Senin suçlun”, “senin hırsızın”, “benim hırsızım” olmaz; “senin adaletin”, “senin hukukun” olmaz. Bugün gelinen nokta itibarıyla, artık, hâkim ve savcılar karar verirken tereddüt etmeye başladılar. Hâkimler ne diye karar verir? Türk milleti adına karar vermesi gereken bir hâkimi, verdiği karardan dolayı yok “falancanın hâkimi”, “falan cemaatin hâkimi”, “falan partinin hâkimi”, “falanca grubun savcısı.” gibi suçlayacak bir yapıya geldik. Bu, birinci ağızdan yapılıyor. Bir ülkenin Başbakanı, hâkimini, savcısını bu şekilde suçlarsa, adaleti bu ülkede nasıl tecelli ettireceğiz?

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bakın, bu ülke birçok yoklukla mücadele etmiştir, imkânsızlıkla mücadele etmiştir ama eğer bir ülkede adaletsizlik hâkim olursa, emin olun, onun telafisi mümkün değildir. Ondan dolayı bu olaya şahsi bakmamak lazım, bu olaya parti mantığıyla bakmamak lazım. Hırsızlığı kim yaparsa yapsın hırsızdır. Rüşvet alan, nereden olursa olsun rüşvet almıştır, hangi partiden olursa olsun. Ahlaksız, hangi gruptan olursa olsun ahlaksızdır. Yanlış yapan, kiminle yol yürüyorsa yürüsün yanlıştır. Eğer biz, yanlışa yanlış, hırsıza hırsız, haksıza haksız demezsek bu ülke için çıkış noktasını bulamayız. Ondan dolayı, çıkarılan kanunlar çok önemli değil. Değerli milletvekilleri, bir kanunu uygulayacak anlayış ve zihniyet önemli. Önce anlayış ve zihniyetimizi değiştirerek bu işin içerisinden çıkabiliriz.

Ben konuşmamı Ceyhan’daki bir uygulamayla kapatmak istiyorum. Biliyorsunuz, 30 Martta Ceyhan Belediyesi, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından alındı ve burayı alan Belediye Başkanının ilk icraatına Ceyhan Balkan Türkleri Derneğini gece on iki buçukta zabıtasını göndererek boşaltmayla başladı. Bunu kınıyorum, bu muhacirlerimizden üç gündür telefon yağmuruna tutuluyoruz. İçinizde Balkan Türkü olan, o kökenden gelen arkadaşlarımız var. Onların, Balkan Türkleri Derneği… Bakın, Mükremin Duygun, Akdeniz Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı. Bir gece yarısı, on iki buçukta, zabıta marifetiyle bir dernek boşaltılıyorsa… Ve oradaki insanlardan yüzlerce telefon alıyorum iki gündür: “Biz terörist miyiz? Bize niye terörist muamelesi yapılıyor?” diyor. Bunu, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grubu ve milletvekillerinin dikkatine sunuyorum.

Bir belediyenin ilk işi… Üç yıl sözleşmesi var Ceyhan Belediyesiyle. “Daha önceki sözleşmeyi Milliyetçi Hareket Partisinin belediyesi yaptı.” diye onları mağdur etmenin bir mantığı var mı? Biz de Adana’da 5-6 tane belediyeyi Adalet ve Kalkınma Partisinden aldık ama hak, hukuk, adalet neyse onu uygulamak lazım. Hiç kimsenin, muhacirlerimizi, Balkan Türklerimizi rencide etmeye hakkı yoktur. Bu konuyu da Hükûmete ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun dikkatlerine sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın konuşmacı, konuşmasında Grup Başkanımıza, Başbakanımıza çeşitli atıflarda bulundu. “Yargıya saygı duymuyorum. Kim takar mahkeme kararını!”, bir de hırsızlık ve yolsuzluk iddialarıyla ilişkilendirmeye çalıştı. Sataşmadan söz istiyorum.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – İddialardan bahsettik. İddialar yok mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – Anlaşılan, kendi grubuna söylediğinizi iddia ediyor.

Buyurun Sayın Aydın.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın 380 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet, konuşmacıyı dinledim, konuşmalarını tek tek böyle not almaya çalıştım doğru bir şey var mı diye. Tek bir doğru söyledi: “İlahi adaletten hiçbirimiz kaçamayız.”

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Evet, göreceğiz ilahi adaleti.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu kadar insana hadsizce, hesapsız bir şekilde, vicdansız bir şekilde o kadar suçlamaları peş peşe sıralamak ne adaletle ne izanla hiç örtüşmez.

Bakın, değerli arkadaşlar, soruşturma önergeleri verildi. Evet, bizler de bu soruşturma komisyonu için verdiğimiz önergeyi muhalefetten gelen eleştirileri de dikkate alarak yeniden geri çekiyor ve bu manada bütün iddiaları kapsar şekilde yeni bir soruşturma komisyonu kurulması noktasında önergemizi veriyoruz. Şimdi, arkadaşlarımız bu önergeleri tek tek verecekler ve biz bu önergeleri görüştüğümüz zaman, zaten o konuşmalar burada yapılacak. Arkasından, soruşturma komisyonu kurulduğu zaman, o vakit zaten soruşturma komisyonu, gizli bir şekilde bu soruşturmayı yürütecek ve Meclis çatısı altında yapacağız. Bir taraftan yargının yürüttüğü, bir taraftan Meclisin yürüttüğü konular var. Ama, şimdi buradan kalkıp da her seferinde bu kürsüden “birtakım iddialar” deyip de bir grubu tümden, peşinen, masumiyet ilkesini, lekelememe hakkını bir tarafa bırakarak mahkûm etmenin vicdanla hiçbir ilişkisi olabilir mi Allah aşkına ya? Bu kadar vicdansızlık olabilir mi?

Evet, “Millet kararını verdi 30 Martta.” diyorsunuz. Bakın, sekiz seçimdir karar veriyor. Siz, hiç bu milletten bir mesaj almadınız mı ya? Bir ders çıkarmadınız mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Allah aşkına, hâlâ, diyorsunuz ki: “2,5 milyon oy eksilttiniz, biz 2,5 milyon oy artırdık.”

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Siz 2 milyon oy kaybettiniz. Siz mesajı almadınız mı Ahmet Bey?

AHMET AYDIN (Devamla) - 2009 seçimlerinde kaç oy almıştık, biz yüzde kaça çıktık? Yüzde 38’lerden yüzde 45,5’lara çıktık. İl genel meclisi oylarında 2009’da kaçtınız, kaç oldunuz? Sekiz seçimdir… Ya, yenilen pehlivan güreşe doymaz derler ama hakikaten de öyle.

Bari bir mesaj alın. Biz yüzde 45,5 dedik. Niye yüzde 50 olmadık, niye yüzde 60 olmadık, onun hesabını yapıyoruz, muhasebesini yapıyoruz. Şu belediyelerin bir kısmını niye biz kaptırdık, onun muhasebesini yapıyoruz. Siz hiç bunun muhasebesini yapmadınız mı Allah aşkına ya?

Bu millet siz böyle yaptığınız müddetçe zaten sizi iktidara getirmez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Vicdansızlıkla suçladı beni de. Ona cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

Sataşma nedeniyle iki dakika…

5.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; beni iyi dinlerseniz veya tutanakları alırsanız, bir grubu suçlayıcı bir konuşmanın içerisine girmedim ama eğer siz, suçluluk psikolojisiyle bir savunmaya giriyorsanız, buna diyeceğimiz bir şey yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kim olursa olsun elinde mahkûmiyet kararı olmadan hiç kimseyi suçlayamazsınız.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Biz şunu söylüyoruz: Bakın, hiç kimseyi suçlamıyoruz ama burada, eğer bu yüce milletin temsilcisiysek, eğer Anadolu coğrafyasında, o Adana’nın dağlarında, Torosların dağlarındaki o fakir fukara, garip gurebanın bir kuruş hakkı birileri tarafından yenmişse, mutlaka bunun ortaya çıkarılması lazım.

Şimdi, siz de biliyorsunuz, grup olarak biz de biliyoruz, yani kurulan komisyonun çoğunluk üyesi sizden, hep beraber göreceğiz. Ben Mecliste yeni bir milletvekiliyim, iki buçuk senedir ama Adalet ve Kalkınma Partisinin parmakları kalktığı zaman, biz ne kadar şey söylersek söyleyelim hiçbir mana ifade etmiyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Peşin hükümlü olma.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim, alıyorsunuz kararı gidiyorsunuz. Onun için kendi kendimizi kandırmayalım veya bizi çocuk yerine koymayın Ahmet Aydın Bey.

Objektif olarak şunu söylüyoruz, bakın her zaman söylüyorum: Eğer boğazınızdan haram lokma geçmemişse… Boğazından haram lokma geçmeyen kişi, çıkar Türk adaletine ve Türk yargısına güvenir. Bizim söylediğimiz bu. Ama bunun yolu şuysa, burada soru işareti gelir: Siz soruşturmayı yürüten savcıları, soruşturmayı yürüten hâkimleri, mahkemeleri değiştirirseniz, HSYK’da, milletin çoğunluğuyla, yüzde 58’le değişen, “Üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü getireceğiz.” dediğiniz anayasal değişikliği burada Adalet ve Kalkınma Partisinin oy çoğunluğuyla değiştirirseniz ve yandaş yapılabilecek birtakım yapılanmaların içerisine girip de, ondan sonra da “Ya, bu işte bir şey yok.” derseniz kendi kendimizi kandırmaktan öteye gitmeyiz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Burası karar verecek, Meclis karar verecek.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Onun için, biz Allah’ın adaletine güveniyoruz. Yani bu noktadaki sizin çoğunluk iradenizle yaptığınız düzenlemelere inanmadığımız için, Allah’ın adaletinden kurtuluş yok diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bunlar ortaya çıksın. Zaten bir adam masumsa masumdur. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, masum olduğunu mu ispat edecek bir adam?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380) (Devam)

 

BAŞKAN – Tasarının tümü üzerinde Hükûmet adına söz isteyen Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği Bakanı.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum. Sizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Avrupa Birliği Bakanı ve eski Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı ve Onursal Başkanı olarak Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin -Avrupa Konseyinin bir sözleşmesinin- Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun bugün Meclisimizin gündemine gelmesinden büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim ve özellikle de tüm grupların bu konuda desteği için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Aslında, Avrupa Konseyinin 204 tane sözleşmesi var. En son sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili sözleşmeydi ve İstanbul Sözleşmesi: Bu sözleşmeye ilk imza atan ülke, Türkiye olmuştur ve Meclisinde onaylayan ilk ülke de Türkiye olmuştur yani ilk onaylayan Meclis de Türkiye Büyük Millet Meclisi olmuştur. Fakat bugün baktığımız zaman, hâlâ, Avrupa Konseyinin bazı sözleşmelerini onaylamadığımızı ya da imzalamadığımızı görüyoruz. Aslında, Türkiye'nin bu konuda daha hassas olması gerekiyor. Yıllardır, biz de on iki yıldır, bu konuda çaba sarf ediyoruz.

Fakat bu sözleşmelerin, biraz önce, Sayın Zozani güncelliğini yitirdiğini söyledi. Bunlar güncelliğini yitiren sözleşmeler değildir. Öyle olsaydı, 1950 yılında hazırlanmış ve 1954 yılında bizim imzaladığımız ve 1954 yılında onayladığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de güncelliğini yitirmiş olurdu. Fakat Avrupa Konseyi ek protokollerle… Eğer bir değişiklik yapılması isteniyorsa ya da ekleme yapılması isteniyorsa, sözleşmeye bir ek protokol hazırlanıyor ve bu ek protokol de ülkelerin imzasına açılıyor ve ülkeler de bunu imzalayarak ve meclislerinde onaylayarak o güncelliği sağlıyor. Fakat burada önemli olan, her ülkenin sadece bu sözleşmeyi imzalaması yetmez, sadece meclisinde onaylaması yetmez, bu sözleşme doğrultusunda kendi ulusal yasalarını da çıkarması gerekiyor. Umarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu konvansiyon onaylandıktan sonra burada buna uygun yasayı hep birlikte kabul eder, birlikte bu yasayı çıkarırız.

Aslında, son günlerde en çok tartıştığımız konu şu: Bir taraftan, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü -buna sosyal medya da dâhil- diğer taraftan, kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve özellikle de özel hayatın gizliliğinin korunması ve bu ikisi arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağız? Bu ikisi arasındaki dengeyi sağlamak için, aslında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, birçok uluslararası konvansiyon ve de birçok uluslararası karar ve tavsiye kararları, âdeta, bir yol haritası çizmiş, bir rehberlik edinmiş. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesi ile 10’uncu maddesine baktığımız zaman, daha 1950 yılında kişilerin özel hayatının gizliliğinin korunması konusunda neler yapılması gerekiyor ve ifade özgürlüğü anlamında nasıl değerlendirilmesi gerekiyor…

Aynı şekilde, 1970 yılına baktığımız zaman, Avrupa Konseyinin kararları var, tavsiye kararları var. İnternet’le ilgili, bilgisayar ve İnternet ortamı, teknoloji daha günlük hayatta yeni kullanılmaya başladığı zamanda bile uluslararası örgütlerin bu anlamda aldığı kararlar var. Fakat maalesef, Türkiye özellikle Avrupa Konseyinin 108 no.lu Sözleşme’sini imzalamasına rağmen hâlâ Meclisimizde onaylanmadığını görüyoruz ve 47 ülke içinde sadece San Marino hiç imzalamamış ve imzalayıp da onaylamayan ülke de sadece Türkiye. Bunu da bir an evvel çözmemiz lazım ki özellikle bilgilerin otomatik işleme tabi tutulduğu bir ortamda kişisel verilerin saklanmasıyla ilgili bir konvansiyondur. Bunun mutlaka bir an evvel uygulanması lazım, imzalanması lazım, daha doğrusu Meclisimiz tarafından onaylanıp gerekli düzenlemelerin yapılması lazım.

Sayın Zozani, burada BDP Eş Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş’ın Şanlıurfa mitinginde İletişim Başkanlığının, TİB’in bir engelleme yaptığını söyledi. Biz İnternet Dairesi Başkanını aradık ve böyle bir işlemin yapılmadığı konusunda bize bir bilgi verdi. Tabii, kendilerinden yazılı bilgiyi de alacağız, size de iletmelerini isteyeceğiz fakat burada işin doğrusu, böyle bir iddia mantıklı da gelmiyor. Niye mantıklı gelmiyor? Sayın Demirtaş, Eş Başkan, her platformda konuşma yapabilir ve yapıyor da. Sadece söyleyeceklerini Şanlıurfa mitinginde mi söyleyebilir? Hayır. Grup toplantısında konuşuyor mu? Konuşuyor, canlı yayında yayınlanıyor. Diğer platformlarda veya seçim zamanında birçok mitingde konuşma imkânı buldu mu? Buldu. Niye sadece Şanlıurfa mitinginde özellikle konuşması dinlensin önceden ve o gün konuşmasının İnternet ortamında yayınlanması engellensin? Bize, doğrusu, mantıklı gelmiyor, zaten TİB’den aldığımız bilgi de böyle bir işlemin hiçbir şekilde yapılmadığıdır.

Dolayısıyla, değerli Başkanım, çok teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için. İnşallah, en yakın zamanda bu sözleşmeye uygun yasaların Meclisimizden geçmesini de arzu ediyoruz ve sözleşmenin hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Başka söz talebi yok.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, Genel Başkanımızın konuşmasının sansürlenmesiyle ilgili ben bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun yerinizden.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 380 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, elbette ki Genel Başkanımız, eş genel başkanlarımız herhangi bir radyo, televizyon ya da basın organıyla kamuoyuna ulaşabilir, herhangi bir ilde miting de yapabilir ama Şanlıurfa ilimizin, seçim döneminde hassas bir süreç yaşaması ve Şanlıurfa’daki konuşmasının özellikle Şanlıurfa kararsız kitlesi üzerinde de etkisi olacağı düşünülerek böyle bir sansürleme olduğu kanaati var bizde. Bununla ilgili gerçek zeminde bir araştırma yapılması talebi vardı. Yani bunun gerekçe gösterilerek işte Sayın Başkan başka yerlerde de konuşabilir, konuşuyor ama Urfa konuşmasında sansürleme olmamış gibi değerlendirme yapılması yanlıştır diye ifade etmek istedim.

BAŞKAN – Sayın Bakan yazılı cevap aldıktan sonra da bildireceğini söyledi zaten gruba.

Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380) (Devam)

 

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birinci maddeyi okutuyorum:

 

SANAL ORTAMDA İŞLENEN SUÇLAR SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) Hükümetimiz adına 10 Kasım 2010 tarihinde Strazburg’da imzalanan “Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi”nin çekinceler ve beyanlar ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Soru-cevap işlemine gerek görmediniz herhâlde?

BAŞKAN – Kusura kalmayın, ben sizinkini görmedim, doğru.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Önemli değil.

BAŞKAN - Buyurun.

CHP GRUBU ADINA AYTUĞ ATICI (Mersin) - Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz aldım, düşünce ve ifade özgürlüğüne saygılı milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, “Sözleşmeyi hazırlayan kim?” diye baktığımızda Avrupa Konseyini görüyoruz. Peki, bu sözleşme ne zaman imzaya açıldı? 2001 yılında. Tam 33 ülke, 2001 yılından bu yana bu anlaşmaya taraf oluyor, 14’ü de imzalamış ancak bizim gibi onay aşamasında. Biz ne zaman imza koymuşuz bu sözleşmeye? 2010 yılında. Peki, sözleşme ana hatlarıyla ne diyor? Yani sanal ortamda işlenen suçlar konusunda mücadele eden bu sözleşme, ana hatlarıyla ne diyor? Diyor ki: “Önce suçu tanımlayalım. Sanal ortamda işlenen suç ne demek, önce onu bir tanımlayalım, daha sonra bu suça göre ülkeler ceza hukuklarını uyumlu hâle getirsinler.”

E güzel, önce bir suçu tanımlayacağız. Suç nedir? Yani, kişisel haklara saldırı, suç mudur, değil midir? Evrensel bir şeydir, tabii ki suçtur. Sanal ortamda hakaret suç mudur? E herkes bilir, ortaokul çocuğuna sorsanız yine bilir, “Evet suçtur.” der. E peki, sanal ortamda iktidarı eleştirmek suç mudur? E “Hayır.” der ortaokul çocukları ama acaba AKP buna ne der? “Sanal ortamda Hükûmeti eleştirmek veya Başbakanı eleştirmek suç mudur?” diye sorar isem, AKP’ye oy verenlerin, tahminime göre, yüzde 80’i “Evet suçtur.” diyecek. E Başbakan da böyle düşünüyor ki TİB Başkanına yetki veriyor ve iki dudağını kıpırdatarak istediği siteyi kapatıyor. Demek ki anlayış bu, bu anlaşma o yüzden çok iyi. Eğer buna imza koyduğunuz gibi yasalaştırır iseniz neyin suç neyin suç olmadığını da kabul etmiş olacaksınız, o yönden çok mutluyum.

Bu sözleşmeye “Budapeşte Sözleşmesi” de deniliyor. Şöyle bir gerekçesine baktım Budapeşte Sözleşmesi’nin, bu konuştuğumuz sözleşmenin, gerekçesinde diyor ki: “Siber ortamda özgürlüklerin korunması amaçlanmıştır.” “Allah Allah, bu gerekçeyi kim yazmış?” dedim. Bir de baktım altında Recep Tayyip Erdoğan imzası var. Evet yani gerçekleri söylüyorum. “Sanal ortamda özgürlüklerin korunmasını amaçlıyorum.” diyor Recep Tayyip Erdoğan ve gerekçenin altına imzayı atarak bu sözleşmeyi, kanunlaşması için Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderiyor. Şaka gibi, değil mi? Şaka gibi, doğru.

Peki, imzaladığınız bu sözleşme ve bugün yasalaştırmaya çalıştığımız bu sözleşme “Özgürlükleri genişletin.” derken, size “Twitter’ı kapatın.” mı diyor? Hayır. Mahkeme, açma kararı verdiği hâlde “Mahkemeyi de dinlemeyin.” mi diyor? (AK PARTİ sıralarından “Hepsini dinliyor, sadece seni dinlemiyor.” sesi) Öyle demiyor. Oradan Sayın Milletvekili bilmeden laf atıyor, kimin attığını da görmedim, “Hepsini dinliyoruz.” diyor. Sayın Milletvekili, konuşmak için önce bilgi sahibi olmak lazım, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmanız gerekiyor.

Twitter’ın açılmasıyla ilgili, mahkemenin verdiği karara Başbakanınız uymadığı için Anayasa Mahkemesi karar vermek zorunda kaldı ama Başbakan, Anayasa Mahkemesinin kararına da “Talimat verdim, bizim çocuklar açacaklar.” dedi. Yani, Anayasa Mahkemesi karar veriyor, sanki Başbakanın talimatına ihtiyaç varmış gibi.

Değerli arkadaşlarım, hukuk hepimize lazım, bugün bana lazım, yarın sana lazım. O yüzden, biz evrensel hukuku gerçekten savunmak mecburiyetindeyiz, ne olursa olsun, canımızı acıtsa da hukuku savunmak mecburiyetindeyiz, başka türlü bunu yapamayız.

Peki, imzaladığımız bu sözleşme “YouTube’u kapatın.” mı diyor? Hayır. Peki, YouTube kapandı, mahkeme karar verdi, “Açın.” dedi. Bana laf atan Sayın Milletvekili, acaba açıldı mı YouTube? Mahkeme kararı var önümüzde, hani dinliyorduk mahkeme kararlarını? Açıldı mı YouTube? Açılmadı. O yüzden, laf atarken de biraz şöyle güzel laf atarsanız, güzel bir sohbet yapmış oluruz.

Şimdi, bu sözleşme, Telekomünikasyon İletişim Başkanının canının istediği siteyi kapatmasına izin veriyor mu? Vermiyor. Yani, ne sözleşmesi imzaladığınıza dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu sözleşme sizi zor durumda bırakacak, bu sözleşme size biraz demokrasi öğretecek, biraz hukukun üstünlüğünü öğretecek çünkü bu sözleşme, burada kanunlaştıktan sonra Anayasa’mızın dahi üstünde olan bir sözleşme hâline gelecek.

İmzaladığımız bu sözleşme, acaba “Kim ne derse desin kaydet.” mi diyor size? Hayır. Peki, siz kaydediyor musunuz? Evet. “Twitter’da, İnternet’te, sanal ortamda kim konuşuyor, kim ne diyor, takip et.” mi diyor? E, hayır. Yani, bu sözleşme sizin işinize yaramayacak. Ama bu sözleşmenin imza tarihini başından sizlere söyledim. Bizim imzalama tarihimiz 2010 yani 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk olaylarının ortaya saçılmasından önce. Ben iddia ediyorum, bu eğer 17 Aralık rüşvet ve yolsuzlukların ortaya saçıldığı günden sonra gündeme gelseydi Başbakan bunu asla Meclise sevk etmezdi. Ben buradan uyarıyorum: Sayın Başbakan, bu sizin işinize yaramaz. Bu, gerçekten İnternet’te biraz özgürlük getiriyor, gerçekten neyin suç olup neyin suç olmadığını anlatıyor. Haberiniz olsun, yanlış yapıyorsunuz; kendinize, kendi ayağınıza sıkıyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Her şeyi siz mi biliyorsunuz ya Allah aşkına?

AYTUĞ ATICI (Devamla) –Yani, yasalaşırsa eğer, bu sizin işinize yaramayacak Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bir tek siz biliyorsunuz, kimse bilmiyor zaten. Herkese ders verir gibi böyle…

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Sayın Aydın, arkadaşlar laf atıyorlar ama ben grup başkan vekillerinden daha güzel laf atmalarını bekliyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – İkaz ediyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben ikaz ediyorum, ikaz ediyorum.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Daha içi dolu, daha güzel, daha on ikiden vuran, burada beni susturan, burada beni bozan laflar atmanı bekliyorum yani, hem de donanımlı laflar bekliyorum.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Seni düzeltiyor.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Eğer bunu yaparsanız memnun olurum ama diğer milletvekili arkadaşlarım sizin kadar tecrübeli olmayabilirler.

İmzaladığınız bu sözleşme size “Korku imparatorluğu yarat.” mı diyor? Hayır, demiyor. Peki, bu sözleşme size “Düşünceyi suç sayın.” mı diyor? Hayır, demiyor. Tam tersi, “Düşünceyi yaymayı özgürleştireceğim.” diyor Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gerekçesinde, dikkatinizi çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakın, İnternet konusu önemlidir. Birçok uzmana göre, dünyada İnternet konusu yazıdan sonraki en büyük buluştur. Bir şey yazıyorsun, bir tuşa basıyorsun, dünyanın her tarafına yayılıyor. Yani yazıdan sonra dünyanın en önemli buluşu olarak niteleniyor İnternet ama insanımız sansür yoluyla bu güzellikten sayenizde mahrum bırakılmak isteniyor, tıpkı Osmanlının matbaayı yasaklaması gibi. Bakın, o bizi nasıl geri götürdü, siz de İnternet’i yasaklayarak bizi geri götüreceksiniz. Ama bundan daha kötü bir şey var: İnternet’i siz yasaklarsınız, biz gelir açarız. Ama daha kötü bir şey yapıyorsunuz; sansürden daha kötü olarak, insanları izliyorsunuz. Yani diyorsunuz ki: “İnternet’ten ne yazarsanız yazın, takip edeceğim, saklayacağım, yeri zamanı geldiğinde senin aleyhine kullanacağım.” Dediğiniz şey bu.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Seçim döneminde onu siz yaptınız.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yani en son çıkarılan telekomünikasyon ve iletişimle ilgili İnternet Yasası’na bakar iseniz orada ne yaptığınızı anlayabilirsiniz.

Bakın, kendinizi o kadar emniyete almak istiyorsunuz ki yani TİB’in uyguladığı dinlemeler yetmez gibi bir de ayrıca MİT'e ayrı bir dinleme istasyonu kurdurdunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – 30 Martta ne oldu?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yani bütün bunları değerlendirip sizin dikkatinize sunmak istiyorum.

Arkadaşlar, hem özgürlükleri korumak üzere uluslararası anlaşma imzalıyorsunuz hem de bütün özgürlükleri kısıtlıyorsunuz, ülkemizi de uluslararası camiada küçük düşürüyorsunuz. Çok enteresan; yani bir insan kendini kendi devletinden korumaya çalışır mı? Siz bunu öğrettiniz bizim insanımıza. Dediniz ki: “Ben sana zarar verebilirim, kendini koru.” Koruyacağız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Başka söz talebi? Yok.

Soru-cevap işlemi yapacağız.

Sayın Atıcı, buyurun.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan değişmiş. Yahu, bir beş dakika konuştuk, Bakan değişiyor. Vazgeçtim. Yani ben Avrupa Birliğiyle ilgili bir soru soracaktım, şimdi sorsam bir anlamı olmayacak.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyoruz vazgeçtiğiniz için Sayın Atıcı, sağ olun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1)Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Söz talebi? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Söz talebi? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

224

 

 

Kabul

:

222

 

 

Ret

:

2

(x)

 

Kâtip Üye

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

Kâtip Üye

Dilek Yüksel

Tokat”

BAŞKAN – Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/681) (S. Sayısı: 429) (XX)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 429 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ROMANYA HÜKÜMETİ ARASINDA AVRUPA İŞLERİ KONUSUNDA MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 4 Nisan 2012 tarihinde Bükreş’te imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Avrupa İşleri Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                          :                      253

Kabul                                               :                      249

Ret                                                   :                         4      (x)

                                                       

Kâtip Üye

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

                     Kâtip Üye

                    Dilek Yüksel

                   Tokat”

BAŞKAN -  Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

6’ncı sırada yer alan, Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/818) (S. Sayısı: 536)  (xx)

 

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 536 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRK AKADEMİSİNİN KURULUŞuna DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 23 Ağustos 2012 tarihinde Bişkek’te imzalanan “Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türk Akademisinin Kuruluşuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                   : 248

Kabul                                         : 243

Ret                                            : 4

Çekimser                                    : 1 (X)

                   Kâtip Üye                                         Kâtip Üye

                  Muhammet Rıza Yalçınkaya                          Dilek Yüksel

                                 Bartın                                              Tokat”

BAŞKAN – Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.49

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın  milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

7’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hastane İşletme ve Devir Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hastane İşletme ve Devir Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/873) (S. Sayısı: 533) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 533 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SOMALİ FEDERAL CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HASTANE İŞLETME VE DEVİR PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 27 Haziran 2013 tarihinde İstanbul'da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Somali Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hastane İşletme ve Devir Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Söz talebi? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

205

 

 

 

Kabul

:

205

 

(x)

 

 

Kâtip Üye

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

Kâtip Üye

Muhammet Bilal Macit

İstanbul”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

8’inci sıraya alınan Türk Kültür ve Mirası Vakfı Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

8.- Türk Kültür ve Mirası Vakfı Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/866) (S. Sayısı 538)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Diğer işlerde de Komisyonun hazır bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 94’üncü yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması ve günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla yapılacak görüşmeler için, 23 Nisan 2014 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.06



(x)  (10/911) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

(x) Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir. 

(x)  380 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(XX) 429 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x)    Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx)   536 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 

(X)  Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x)  533 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir