TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

78’inci Birleşim

17 Nisan 2014 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Turizm Haftası’na ve turizm sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz'ün, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21’inci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın, Balıkesir’de son zamanlarda yoğun olarak yaşanan su kirliliğine ilişkin gündem dışı konuşması

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı rahmetle ve saygıyla andıklarına ilişkin konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, CHP Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, MHP Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

3.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, BDP Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, AK PARTİ Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

5.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kuveyt-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 9/4/2014 tarih ve 68 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1464)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel ve 20 milletvekilinin, kayıt dışı işlerde çalışan kadınların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/907)

2.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 21 milletvekilinin, Erzincan Refahiye’de bulunan Gülen ve Dumanlı ormanlarındaki katliamın önlenmesi ve ormanların kesim ihalesindeki şaibelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/908)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 22 milletvekilinin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki kurum ve kuruluşlarda yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/909)

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 538, 359, 399, 379, 432, 104 ve 495 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Danışma Kurulu önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yeni ihdas edilen 13’üncü maddesi üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yeni ihdas edilen 13’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümünün oylanmasından önce oyunun rengini belli etmek üzere şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Sataşmalar nedeniyle verilen sözlerdeki sürenin Başkanlıkça bir dakika olarak değiştirilmesinin teamüllere ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563)

4.- Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/865) (S. Sayısı: 521)

5.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Oturumu yöneten Başkan Vekiline hakaret ettiğinden dolayı, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e, iki birleşim için Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın cevabı (7/40115

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, sevk tehir işlemleriyle ilgili doktora ve yüksek lisans öğrencileri arasında ayrımcılık yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/40395)

 

17 Nisan 2014 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlayacağız.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Turizm Haftası vesilesiyle turizm sektörü ve sorunları hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Mehmet Günal’a aittir.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, her zamanki gibi sessiz olma ricamı iletmek istiyorum size. Lütfen…

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Turizm Haftası’na ve turizm sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, hem söz verdiğiniz için hem de sükûnete çağırdığınız için.

Değerli arkadaşlar, bu hafta, Turizm Haftası olması münasebetiyle gündem dışı söz aldım. Maalesef, gündem dışı konuşuyoruz. Gündemin içinde çok gereksiz tartışmalar, lüzumsuz siyasi çekişmeler, baskı devletine doğru götürecek kanuni düzenlemeler yer alıyor. Buradan defalarca söylemiş oldum, ülkemizin gerçek sorunlarına ait yapısal önlemler alınması gereken hususlar maalesef konuşulmuyor, tartışılmıyor. Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda birçok önlem alındı, alınmaya çalışıldı. Tamamı da “Efendim tasarruf açığı var, efendim cari açık var, bunu önleyelim.” diyor ama maalesef, yıl sonu itibarıyla 32 milyarın üzerinde döviz getirisi sağlayan turizm sektörüyle ilgili on bir yıldır, iktidarlarınız döneminde, söylemiş olduğum yasal düzenlemeler hâlâ yapılmadı ve yapılmasına da pek yakın zamanda başlayacağınız gibi bir kanaatimiz yok.

Değerli arkadaşlar, sektörümüzün birçok sorunu var. Sezon açıldı. Turizm Haftası nedeniyle bunları dile getirmek istedim yeniden. Birçok otelci arkadaşımızla, sektör temsilcisiyle, Otelciler Birliğiyle, federasyonla yapmış olduğumuz görüşmelerde bazı kanuni düzenleme eksiklikleri defalarca dile getirildi. Geçtiğimiz ay içerisinde, yine sezon başında kendileriyle görüştüm. Çok büyük beklentileri var ama bunun için partiler üstü bir gayretle Hükûmetin bir an önce, bekleyen kanun tasarısı, turizm çerçeve kanun tasarısı -bunun içerisinde teşviki de var, örgütlenmesi de  var, Kıyı Kanunu da var, birçok çalışmayla ilgili, istihdamla ilgili hususlar var- maalesef gündemde yer almıyor. (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Sayın Başkanım, boşuna siz uyarıyorsunuz ama arkadaşlar yoklama var diye geldi, isterseniz, “yoklama yok” derseniz giderler, şu anda sorun yok.

BAŞKAN – Her an yapabiliriz yoklama.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hakikaten, değerli arkadaşlar, bakın, burada birçok şey konuşulur, “Efendim ‘her şey dâhil’den oldu, şundan oldu, esnaf sıkıntıda.” denir ama temel konu, turizmin bu şekliyle kendi başına gidiyor olmasından kaynaklanıyor. Otelciler bir yerde, operatörler bir yerde, seyahat acenteleri bir yerde, bir sorumlusu yok. Maşallah, Turizm Bakanımız yani iki sefer, herhâlde bir başladığında bir brifing almaya geldi, sonra da bir şeye gitti. Bilmiyorum, Gökcen Hanım, Antalya’da kaç sefer gördünüz?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Gelmesin, gelmesi önemli değil ki.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yani, defalarca bekliyoruz, diyoruz ki: Sayın Bakanım, burada bir şey var -arkadaşlarla da toplandık, bütün milletvekilleriyle- bir sene oldu. Gelin, bunu, biz hep beraber Bakana gidelim, neyse eksiği gediği bu kanunu çıkaralım dedik. Burada defalarca çıkarıyorsunuz, MİT Kanunu’yla sabahlara kadar uğraşıyoruz; ondan önceki kanunlarla uğraştık; “paket” dediniz, uğraştık. Gelin bir sefer de hem de ülkenin ekonomisine katkıda bulunan en önemli sorunlarımızdan bir tanesi olan cari açığın kapanmasında önemli bir faktör olan turizm gelirleriyle ilgili bir çalışma yapalım.

Bunun ötesinde sektörün bütün bu sorunlarını, yasal sorunlarını hep beraber gözden geçirelim. Bununla ilgili araştırma önergesi de verdim. Henüz, tabii, araştırma komisyonu için gelen her önerge burada parmaklarla reddedildiği için o da pek dikkate alınmadı. Burada yapabileceğimiz birçok çalışma var değerli arkadaşlar.

Sektör şu anda sezonu açtı. Bunlar devam ediyor ancak kış sezonu geldiği zaman burada çalışan işçilerimiz maalesef işsiz kalıyor. Bu nedenle, özellikle Kıyı Kanunu’ndaki birtakım çalışmalar, ecrimisille ilgili çalışmalar, birtakım faaliyetler var, yüzme havuzları var, bunların sağlık kontrolleri var bunlarla ilgili sorunlar var ve yabancıların çalışmasıyla ilgili ve kış döneminde, az önce belirttiğim gibi, en azından istihdam teşviki sağlanması, o sürede de istihdamın artırılabilmesi için kış süresince beş altı ay boş, kapalı olduğu dönemde de belki vergilerini, primlerini azaltarak veya düşürerek veya sıfırlayarak birtakım çalışmaların yapılması gerekiyor.

Tabii, bunların tamamı için de ciddi anlamda bir turizm çerçeve kanununu burada gündeme almamız lazım. Ben iktidarıyla muhalefetiyle bütün arkadaşlarıma, başta turizmle ilgili illerimizin milletvekilleri olarak bir komisyon kurulmasını  ve Sayın Bakanın da bu konuda öncülük etmesini bekliyorum. Tekrar hatırlatıyorum çünkü bu, ülke meselesidir sadece Antalya’nın meselesi değildir. 

Teşekkür ediyoruz. İnşallah iyi bir turizm sezonu geçiririz diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günal.

Gündem dışı ikinci söz, sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Öz.

2.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz'ün, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21’inci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekizinci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatının yirmi birinci seneidevriyesi nedeniyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, merhum Cumhurbaşkanımızın hayat hikâyesi, aslında ülkemizin ve demokrasimizin bir başarı hikâyesidir. Halkın içinden bir vatandaşın, devlet memurluğundan bürokrasinin en tepe noktalarına kadar yükselip ardından siyasete girip siyasette de Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına kadar uzandığı bir başarı hikâyesidir.

Merhum Özal’ın ülkemizin siyasi tarihinde farklı ve unutulmaz kılan, şüphesiz, pek çok özelliği vardır ama bunların arasında değişim ve dönüşüm sürecinde lokomotif işlevi gören düşünce hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti, rahmetli Özal’ın ülkemizde çığır açma noktasında önemli mihenk taşlarıdır. Bu ilkeler çerçevesinde uzun yıllar siyasete ve ülke gündemine egemen olmuş uzlaşmaz tutuma, kısır döngü kargaşalara, kavgalara, icraattan çok demagojik sataşmalara hapsolmuş siyasi mücadelelere son vererek halkımızı ortak değerler etrafında bir araya getirmeyi başarmış, insanımıza moral ve motivasyon, ülkemize de büyük bir dinamizm kazandırmıştır.

Turgut Özal, bürokrat, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak, ülkemizin, her alanda kalkınması için olağanüstü çaba göstermiştir. Büyük hedefler ortaya koyarak fikirleri ve ileri görüşlü yaklaşımlarıyla köklü değişimlerin ve dönüşümlerin gerçekleştirilmesinde önemli bir etken olmuştur. Demokrasimizin gelişmesi ve ekonomimizin dışa açılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Demokrat, sivil ve dindar kişiliğiyle milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Tüm bunları, bir süre bizim de çetin bir mücadele verdiğimiz türlü vesayetlere, olumsuz şartlara ve tehditlere rağmen başarmıştır. Tüm inanmışlığıyla, halkına hizmet yolunda adanmışlığını ifade ettiği “Benim iki gömleğim var; birisi bayramlık, diğeri idamlık.” ilkesiyle ve inancıyla bu ülkeye hizmet etmiştir.

Merhum Özal, bizlere kalan en büyük miras ekonomi politikalarında, dış ticarette, enerjide ve her alanda ortaya koyduğu büyük değişim ve dönüşüm hamleleri kadar eylem ve söylemleriyle de zihinlerimizde önemli bir yer edinmiştir. O dönemde Özal’ın muhalifleri dahi bu zihinsel değişimin dışında kalamamışlardır. Sağlığında Turgut Özal’ı acımasızca eleştirenlerin, muhalefet edenlerin, şimdi siyaseten olsa bile Özal’a sahip çıkmaları manidardır. Bazıları, bu tutumu onu istismar etmek için göstermiş olsa dahi bu, kendisinin “Beni yirmi yıl sonra daha iyi anlayacaklardır.” demesiyle açığa çıkmıştır.

Rahmetli Cumhurbaşkanımız, Türkiye’de birçok işin öncülüğünü yapmakla beraber, Malatya’mıza da birçok hizmet kazandırmıştır. Bu hizmetlerin başında gelen de, Turgut Özal Tıp Merkezidir. Bugün, bu Turgut Özal Tıp Merkezinde -sadece Malatya değil, ülkemiz değil, Orta Doğu’dan, Avrupa’dan- özellikle karaciğer nakli noktasında önemli dönüşümler yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Turgut Özal, ekonomik alanda ortaya koyduğu başarılar kadar, demokratikleşme ve insan hakları alanında da çok önemli atılımlar yapmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163’üncü maddeleri Rahmetli Özal zamanında kaldırılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisinin tanınması, kişisel başvuru hakkının kazanılması yine Rahmetli Özal’ın girişimleriyle olmuştur.

Özal’dan sonra Türkiye, maalesef, AK PARTİ iktidarına kadar reformların durduğu, istikrarın bozulduğu, ardı ardına ekonomik krizlerin yaşandığı, siyasetin kan kaybedip, askerî vesayetin tekrar hâkim olduğu bir dönem yaşamıştır. Özal döneminde Türkiye’nin sürekli gelişen ve güçlenen yolculuğu, bugün AK PARTİ iktidarıyla hızla devam etmektedir. Aziz milletimiz için son nefesine kadar daha müreffeh, daha demokratik, daha özgür bir Türkiye yaratmak amacında olan Rahmeti Özal’ı, rahmetle, şükranla ve minnetle anıyorum.

Yine aynı zamanda, 12 Eylül darbe planlarının zeminini oluşturmak gayesiyle Malatya’mızda Alevi-Sünni kardeşliğini bozmak ve bu kardeşliğe zarar getirmek bahanesiyle dönemin Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, aynı şekilde, bombalı bir paketle şehit edilmiştir. Bugün, onun da ölüm yıl dönümüdür. Onu da buradan rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftası nedeniyle de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FARUK ÖZ (Devamla) - …her birimizin Peygamber Efendimiz’in ahlakıyla ahlaklanmamız temennisiyle, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Başkanlık Divanı olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı rahmetle ve saygıyla andıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Biz de Divan olarak, sekizinci Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’ı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.

Şimdi gündem dışı üçüncü söz, Balıkesir’de son zamanlarda yoğun olarak yaşanan su kirliliği hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’ya aittir.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'ın, Balıkesir’de son zamanlarda yoğun olarak yaşanan su kirliliğine ilişkin gündem dışı konuşması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’nin çok önemli gündemi arasında Balıkesir’de yaşanan su ve çevre kirliliğinin yarattığı acil sorunlarla ilgili söz almak durumunda kaldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Balıkesir genelinde su kirliliği ve beraberinde çevre kirliliği büyük endişe yaratmaktadır. Öyle ki, eşsiz coğrafyası ve zenginliğiyle Türkiye’nin tarım ve hayvancılığının başkenti olan, turizm, mitoloji, sosyal, kültürel, jeolojik ve ekolojik birçok zenginlik ve çeşitlilik barındıran ilimiz Balıkesir, bugün su kirliliğiyle büyük bir alarm veriyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2012 yılı İl Çevre Sorunları Envanteri’nde Balıkesir’in su kirliliği birinci öncelikli sorun olarak tespit edilmiştir. Hava kirliliği ikinci ve üçüncü sorun olarak da atık kirliliği gelmektedir. Kanalizasyon şebekesi, evsel nitelikli ve sanayi atık sularının arıtılmaması ya da yetersiz arıtılması, foseptik atıklar, kimyasal gübre kullanımı, su kirliliğinin nedenleri olarak tespit edilmiştir. Bu kirlilik nedenleri Manyas, Gönen, Bandırma, Susurluk, Erdek ve Marmara’da yoğun olarak görülmektedir.

Sayın milletvekilleri, su kirliliği, Türkiye’yi doyuran, tarım ve hayvancılığın başkenti Balıkesir’in en önemli iki ilçesi Gönen ve Manyas’ta artık yaşamı tehdit eder noktaya gelmiştir. Öyle ki devletin resmî verileri, AKP Hükûmetinin ilgili bakanlıklarının verileri bu tehdidi açıkça ortaya koymaktadır. Gönen Çayı, Gönen ilçesinden sonra, organik madde, azot ve çözünmüş oksijen parametreleri açısından kirli ya da çok kirli su sınıfında yer almaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığının verdiği bilgilere göre, Gönen Çayı evsel ve endüstriyel atık su kaynaklarının etkisi altında bulunmaktadır. Bu yoğun kirlilik, çevreyi ve halk sağlığını ciddi derecede tehdit eder duruma gelmiştir. Türkiye’nin marka olmuş baldo pirincini, Gönen etini yetiştiren köylerimiz, köylülerimiz için bu durum dayanılmaz bir noktaya gelmiştir. Öyle ki Ulukır’da, Hasanbey’de, Gündoğan’da, Sarıköy’de, Tuzakçı’da, Bostancı’da, Gebeçınar’da, Havutça’da ve Misakça’da, bu köylerde bu kirlilik, insanlarımızın sağlığını ve yaşamını açıkça tehdit eder durumdadır.

Değerli milletvekilleri, Marmara Denizi’ne dökülen Gönen Çayı’nın geçtiği Misakça Köyü yakınlarında 14 Şubatta toplu balık ölümleriyle ilgili bir soru önergesi verdim. Bununla ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı yaptığı değerlendirmede, vatandaşlarımızın bununla ilgili bir şikâyeti olmadığını, şikâyete maruz bir durum olmadığını ve incelenemediğini söylüyor; oysa ben bu kürsüde, bir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunu defalarca ifade ettim ve buradan bir kez daha ifade ediyorum: Bakın orada toplu balık ölümlerinden sonra sıra insanların ölümlerine gelmiştir Sayın Bakan. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Siz, ilgili basını ihbar olarak kabul etmiyorsunuz, ben buradan ihbar ediyorum: Türk Ceza Kanunu 181 ve 182’ye göre Gönen’de, Manyas’ta kasten çevreyi kirletme suçu işlenmektedir. Eğer siz hâlâ bunları ihbar olarak kabul etmiyorsanız, yazılı bir dilekçe arıyorsanız, sizin o zaman o Bakanlık koltuğunda ne iş yaptığınızı Türkiye merak ediyor.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bakın geçen hafta sonunda Manyas’ta Manyas Belediye Başkanımızı ziyaret ettim. Ziyaret esnasında Manyas’a bağlı Koçoğlu Köyü’nden bir muhtar arkadaşımız geldi. Bir pet şişenin içerisinde su getirdi. Suyun rengi, bizim Meclisteki koltukların renginde. Dehşete düştüm ve “Muhtar, ne oluyor bu su?” dedim. “Bu suyu kullanıyor çocuklar.” dedi. “Ee, kardeşim bunun içinde ne var?” İnanın değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri, suyun rengi korkunç derecede ve dedim ki: “Bu suyu içen adam nasıl içiyor?”  Aynen bir fanta suyu, fantayı kabul edin, böyle bir su.

Bakın, Balıkesir, Güney Marmara’nın en ciddi yaşam alanlarından bir tanesi. Manyas Kuş Cenneti, A sınıfı diplomaya sahip. Kuş türleri yok oluyor, sularımız kirleniyor. Şimdi, Sayın Bakana defalarca bunları burada ifade ediyoruz. Ya insanların toplu ölümlerini mi bekleyeceğiz? Balıklar toplu ölüyor, kaplumbağalar toplu ölüyor; Erdek Körfezi’nde durum bu, Manyas Kuş Cenneti’nde durum bu. Ee, o zaman şikâyet dilekçesi bekleyecekse Sayın Bakan bunları incelemek için, vallahi bizim bölgede insanlar artık Bursa Tıp Fakültesine, otobüs otobüs kanser araştırması yapmaya gidiyor.

O nedenle Türkiye'nin gündemi çok yoğun, biliyoruz ama insanlarımızın yaşamı, gıda güvenliği Türkiye'nin ve dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bugün gıda güvenliğinin en önemli temelini suyun temizliği teşkil etmektedir. O bakımdan Kızılderili atasözünde söylendiği gibi: “Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde beyaz adam, paranın karın doyurmayacağını görecektir.” diyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Havutça.

Sayın Hamzaçebi buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, CHP Grubu olarak  8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün eski Başbakanlarımızdan Türkiye Cumhuriyeti’nin 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21’inci ölüm yıl dönümü. 21’inci ölüm yıl dönümünde Sayın Turgut Özal’ı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak rahmetle anıyoruz. Sayın Turgut Özal uyguladığı ekonomi politikasıyla Türkiye ekonomisinin dışa açılmasında, ekonomimizin rekabete alışmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu önemli rolünü, yapmış olduğu hizmeti ölüm yıl dönümünde bir kez daha anıyorum. Kendisine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Halaçoğlu…

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, MHP Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak rahmetli Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal’ı rahmetle anıyoruz. Memlekete hizmet eden her insanın muhakkak ki defterleri ahirette açıktır. Allah makamını cennet etsin. Memlekete hizmet edenler için Allah her zaman onların yollarını açsın. İyi dileklerimizi tekrar sunuyoruz.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz, sağ olun.

Sayın Pervin Buldan buyurun.

3.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, BDP Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de BDP Grubu olarak merhum Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz ve bir kez daha kendisine Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Merhum Turgut Özal, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda köklü değişimlerine öncülük yapmış ve demokrasi tarihine de bir yön vermiştir. Turgut Özal, aynı zamanda, kişiliği, yaşayışı, sıcaklığı ve fikirleriyle halktan birisi olduğunu her daim göstermiştir. Ülkemizin her zaman Turgut Özal gibi cumhurbaşkanlarına ihtiyacı olduğu vurgusunu yaparak kendisini BDP Grubu olarak bir kez daha saygıyla anıyor, ailesine başsağlığı dileklerimizi iletiyor, teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Elitaş…

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, AK PARTİ Grubu olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı 21’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andıklarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugün 17 Nisan, rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatının 21’inci yılı. Türkiye’ye yaptığı hizmetler gerçekten çok önemli. Türkiye’nin yeni bir yol haritasını çizmesinde, devlet yönetiminin halkla birlikte olmasında ve sivilleşmesinde çok önemli katkı sağlamış bir siyasi kişilikti. Kendi tabiriyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağ atlamasının ilk temel taşlarını yerine yerleştiren önemli bir şahsiyetti. Belli bir zaman onunla birlikte çalışmanın mutluluğunu yaşamış bir arkadaşınız olarak, Türkiye’nin hem iktisadi tarihine hem siyasi tarihine önemli katkılar sağlayan bir devlet adamıydı. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz, ailesine sabırlar diliyoruz. Ülkemiz için büyük bir kayıp olduğunu ifade ediyor, tekrar millet olarak onu saygıyla, hürmetle yâd ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Kuveyt-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 9/4/2014 tarih ve 68 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1464)

15/4/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 9 Nisan 2014 tarihli ve 68 sayılı Kararı ile Kuveyt-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu parlamenter heyetin resmî ziyareti, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7. Maddesi uyarınca Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                      Cemil Çiçek

TBMM Başkanı

BAŞKAN – Bilginize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel ve 20 milletvekilinin, kayıt dışı işlerde çalışan kadınların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/907)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başta ev işlerinde çalışan kadınlar olmak üzere kayıt dışı işlerde çalışan kadınların sorunlarının belirlenmesi, ekonomik ve sosyal haklarının düzenlenmesi ile can güvenliklerini tehdit eden etmenlerin ortadan kaldırılabilmesi için gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla Anayasa’mızın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1)                     Ruhsar Demirel   (Eskişehir)

2)                     Oktay Vural                                      (İzmir)

3)                     Yusuf Halaçoğlu  (Kayseri)

4)                     Sadir Durmaz      (Yozgat)

5)                     Seyfettin Yılmaz  (Adana)

6)                     Emin Çınar                                       (Kastamonu)

7)                     Mesut Dedeoğlu  (Kahramanmaraş)

8)                     Ali Öz                                               (Mersin)

9)                     Hasan Hüseyin Türkoğlu                 (Osmaniye)

10)                  Sinan Oğan                                      (Iğdır)

11)                  Cemalettin Şimşek                          (Samsun)

12)                  Murat Başesgioğlu                           (İstanbul)

13)                  Ali Halaman                                     (Adana)

14)                  Sümer Oral                                      (Manisa)

15)                  Muharrem Varlı    (Adana)

16)                  Alim Işık                                           (Kütahya)

17)                  Necati Özensoy   (Bursa)

18)                  Emin Haluk Ayhan                           (Denizli)

19)                  Tunca Toskay      (Antalya)

20)                  Ahmet Kenan Tanrıkulu                   (İzmir)

21)                  D. Ali Torlak                                     (İstanbul)

Gerekçe:

İşsizlik, göç, rekabet toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile birlikte değerlendirildiğinde kadınların küreselleşme diye tanımlanan süreçte yaşanan ekonomik gelişmeler neticesinde kayıt dışı ekonominin önemli bir kısmını oluşturduğu düşünülmektedir. Çeşitli araştırmalar İstanbul'da yaklaşık 400.000 kadının kayıt dışı olarak ev işlerinde (temizlik, çocuk, yaşlı veya hasta bakımı vb) çalıştığını göstermektedir.

Ancak bu gözlem ve tespitleri destekleyici bir bilimsel çalışma ne yazık ki yoktur. Bu kadınlar sosyal haklardan mahrum kalmalarının yanı sıra; psikolojik ye fiziksel şiddetten, taciz ve tecavüze kadar varan kötü muamelelere maruz kalmaktadırlar. Ve bunu "Her şey kapı kapanınca başlar" diye ifade etmektedirler.

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) tarafından; geçen yıl 51 ev işçisi kadının iş kazalarında öldüğü,400'den fazla ev işçisi kadının taciz ve tecavüze uğradığı, 3.000 kadının iş kazası geçirdiği belirtilmektedir.

Kayıt dışı çalışmaları nedeniyle hastalandığında, hamile kaldığında, iş kazası geçirdiğinde, kaza sonrası bakıma ihtiyaç duyduğunda veya hayatını kaybettiğinde hiçbir sosyal haktan yararlanamamaktadırlar. Türkiye'de; ev hizmetlerinde çalışanların yalnızca yüzde 1'inin sigortalı olduğu tahmin edilmektedir. Mevcut mevzuatta ev işçisi kadınlar “'işçi” bile sayılmamaktadır.

Özel İstihdam Bürolarının (ÖİB) kurulması da soruna çözüm getirmemiş. Bu bürolar aracılığıyla bulunan işler için yapılan sözleşmelerde; görev tanımı, çalışma saatleri, izin günleri gibi konular hiçbir zaman dikkate alınıp değinilmemiştir. Ayrıca ÖİB'lerin kontrol ve denetiminin yetersizliği nedeniyle yaşanan sorunlar katlanarak büyümektedir.

Araştırmanın genel amacı "Kayıt dışı çalışan kadınlara yönelik, çalışan sağlığı ve iş yeri güvenliğinin sağlanabilmesi, ekonomik, sosyal haklarının düzenlenebilmesi ve ÖİB'lerin etkin ve sürekli kontrol ve denetimlerinin sağlanabilmesi" için gerekli önlemlerin alınmasıdır.

Araştırmanın alt amaçları:

1) Son beş yıla ait ev kazalarına maruz kalan, kazalarda yaralanan, kalıcı fiziksel engelli olan veya hayatını kaybeden ev işçilerinin sayısını belirlemek,

2) Son beş yılda, psikolojik ve fiziksel şiddetten, taciz ve tecavüze kadar varan kötü muameleye maruz kalan ev işçilerinin sayısını belirlemek,

3) Saldırıya veya kazaya maruz kalan ev işçilerinin hukuki hak arama süreçleri konusunda bilgi düzeyini ölçmek,

4) Son beş yılda, sigorta ve sosyal haklardan yararlanabilen ev işçilerinin sayısını belirlemek,

5) ÖİB'lerin sayısını, illere göre dağılımını ve bürolara kayıtlı ev işçilerinin sayısını ve niteliğini belirlemek,

6) ÖİB'lerin hangi kurum tarafından, nasıl ve hangi aralıklarla denetlendiğini belirlemek,

7) ÖİB'lere kayıtlı ev işçilerinin işe yönlendirilmesinde kullanılan yol ve yöntemleri belirlemek.

2.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 21 milletvekilinin, Erzincan Refahiye’de bulunan Gülen ve Dumanlı ormanlarındaki katliamın önlenmesi ve ormanların kesim ihalesindeki şaibelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/908)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Erzincan Refahiye'deki Gülen ve Dumanlı ormanlarındaki katliamının önlenmesi, ormanların kesim ihalesindeki şaibelerin araştırılması, bu ihalelerden rant sağlayanların belirlenmesi, kural tanımadan yapılan orman kıyımının bir an önce durdurulması ve bu konuda yapılması gerekenlerin tespit edilmesi amacıyla Anayasa’nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Muharrem Işık                                                      (Erzincan)

2) Celal Dinçer                                                        (İstanbul)

3) Aylin Nazlıaka                                                     (Ankara)

4) İlhan Demiröz                                                      (Bursa)

5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                     (İstanbul)

6) Mehmet Şeker                                                      (Gaziantep)

7) Namık Havutça                                                     (Balıkesir)

8) Refik Eryılmaz                                                     (Hatay)

9) Durdu Özbolat                                                      (Kahramanmaraş)

10) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

11) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

12) Musa Çam                                                          (İzmir)

13) Kadir Gökmen Öğüt                                            (İstanbul)

14) Rahmi Aşkın Türeli                                             (İzmir)

15) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

16) Ahmet İhsan Kalkavan                                        (Samsun)

17) Doğan Şafak                                                      (Niğde)

18) Bülent Tezcan                                                    (Aydın)

19) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

20) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

21) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

22) Mehmet Volkan Canalioğlu                                 (Trabzon)

Gerekçe:

Erzincan ili Refahiye ilçesi Gülen ve Dumanlı ormanlarında aşırı miktarda ağaç kesimi yapılmaktadır. Sarıçam olarak bilinen bu çam türünün özellikle son yıllarda bu bölgelerimizde kontrolsüz bir şekilde kesildiği tespit edilmiştir. Özellikle 2005 yılından itibaren yapılan birçok ihalede şaibeler olduğu bilinmektedir. Bu şaibeler, özellikle Erzincan'da mahkemeler tarafından da bu tespit edilmiştir. Bütün bunlara rağmen kesimler yine devam etmektedir.

Sarıçam odunu günümüzde kullanılan en değerli kerestedir. Parkeden doğramaya, mobilyadan kaplamaya birçok alanda değerlendirilen bu ağaç türü ne yazık ki yüksek rant değeri sebebiyle çok kontrolsüz ve acımasız bir şekilde kesilmektedir. Bu konudaki tüm çabalarıma rağmen şu ana kadar gerekli hiçbir önlem alınmadı. Kesim yapılırken tıraşlama şeklinde yapılmaktadır. Yüz yirmi yıllık ömrü olan ve en değerli zamanına yüz yirmi yılda ulaşılan bu ağaç ne yazık ki bu bölgede genç yaşlı demeden kesilmektedir. Dikim işlemleri ise çok yavaş yürütülmektedir. Kesim yapılırken seyreltmeler yapılması gerekiyor. Oysaki yukarıda belirttiğim gibi tıraşlama yapılmaktadır.

Burada çok büyük rant olduğunu düşünüyorum. Özellikle 2005 yılından sonra verilen ihalelerin kimlere verildiği, verilirken hangi kriterlerin göz önünde tutulduğu, siyasilerle herhangi bir rant ve iş ilişkilerinin olup olmadığı konusunun araştırılması ve ihale şartlarının doğru bir şekilde yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekiyor.

“Ülkemizde ormanlarımız yanıyor.” diye feryat ederken Refahiye ilçemize bağlı Gülen ve Dumanlı ormanlarının birilerine rant sağlamak için ihale edilip edilmediğinin araştırılması gerekiyor. Yeni dikim yapıldığı zaman eğer iyi bakım yapılmazsa genç ve orta yaşlı meşelere kar kırması, kar devirmesi ve fırtına büyük zarar vermektedir.

Bütün bu sebeplerden dolayı bu çok değerli ormanlarımız tamamen yok olmadan korunması için gerekli tüm tedbirler alınmalıdır. Bu olay diğer bölgeler açısından da örnek olacağından bu konunun derinlemesine araştırılması gerekir.

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 22 milletvekilinin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki kurum ve kuruluşlarda yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/909)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bulunan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki kurum ve kuruluşların incelenmesi, sorunların belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) İdris Baluken                                 (Bingöl)

2) Pervin Buldan                                (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                 (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                     (Muş)

5) Murat Bozlak                                 (Adana)

6) Halil Aksoy                                    (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                 (Batman)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                (Bitlis)

9) Emine Ayna                                   (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan     (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                     (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                                  (Hakkâri)

13) Esat Canan                                  (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                      (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel     (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane     (Kars)

17) Erol Dora                                     (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü     (Mersin)

19) Demir Çelik                                 (Muş)

20) İbrahim Binici                              (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                   (Van)

22) Özdal Üçer                                  (Van)

23) Leyla Zana                                  (Diyarbakır)

Gerekçe:

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki kuruluşların temel ilkeleri şöyle sıralanmıştır: Anayasa’da belirtilen sosyal devlet olma ilkesi çerçevesinde kuruluş felsefesi; insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine ve uluslararası sözleşmelere bağlı çalışmak, bilimsel veriye dayalı sürdürülebilir hizmet vermek, iş birliğine açık, tarafsız ve şeffaf olmak, tüm hizmet verilen kesimlerin ve çalışanların memnuniyetini sağlamak. Bunun yanı sıra, söz konusu kurumlarda sosyal açıdan dezavantajlı çocuk ve gençlerimiz toplumsal yaşama hazırlanmakta ve bu kesimlerin ihtiyaçları giderilmektedir. Planlanan vizyon ve misyon böyle iken çocuk yuvalarımızda sorunlar her geçen gün büyümekte, kamuoyunda sıkça gündemleşmektedir.

Söz konusu kurum ve kuruluşlarda çocukları topluma kazandırmak bir yana, kötü muamele ve yasa dışı yaklaşımlarla çocuklar sosyal hayattan kopuk hâle getirilmektedir. Basına sık sık yansıdığı şekli ile çocuklara işkence yapılması, yuvalardan kaçırılan çocuklar, insanlık dışı bir şekilde satılmak istenen çocuklar, taciz gibi birçok sorun ilgili kurumlarda yaşanmıştır.

Tüm bu sorunların yanı sıra, kamu idaresinin çocuk yuvaları için ayırdığı ödeneğin düşük olması ve hizmetin dışarıdan satın alınması yolu ile gerçekleştirilmesi söz konusu sorunları içerisinden çıkılmaz hâle sokmuştur. Özel kurum ve kişilere devredilen hizmet anlayışı beraberinde çocuklara yönelik güvenli ve şeffaf yaklaşımı da aşındırmıştır. Ayrıca, sorunları katı merkeziyetçi, bürokratik yöntemlerle çözme anlayışı nedeniyle, taşra hizmeti veren bu tür hassas kurumlardaki olumsuz durumlar merkeze taşınamamakta ve bir şekilde üstü örtülmektedir.

Bunlardan hareketle, başta taşradaki çocuk yuvaları olmak üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki kuruluşlardaki ihlallerin incelenmesi, ihlale uğramış çocukların belirlenip gerekli tıbbi ve rehabilite edici yardımların yapılması, çocuklara yönelik ihlallerin sebeplerinin kaynağına inilerek bu sebeplerin ortadan kaldırılma yolunun bulunması, merkezî bütçeden ayrılan ödenek miktarının yeterliliğinin araştırılması, hizmet alımında özelleştirmeden kaynaklı sorunların belirlenmesi ve çocuklarımızın daha iyi şartlarda yaşamaları, eğitim almalarının yolunun açılması amacıyla bir Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.32

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 538, 359, 399, 379, 432, 104 ve 495 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

17/4/2014

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 17/4/2014 Perşembe günü yaptığı toplantıda aşağıdaki önerinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

                 Mustafa Elitaş                             Mehmet Akif Hamzaçebi                            Yusuf Halaçoğlu

         Adalet ve Kalkınma Partisi                     Cumhuriyet Halk Partisi                      Milliyetçi Hareket Partisi

     Grubu Başkan Vekili             Grubu Başkan Vekili Grubu Başkan Vekili

                                                                           Pervin Buldan

                                                                 Barış ve Demokrasi Partisi

                                                                     Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmında bulunan 538, 359, 399, 379, 432, 104, 495 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

Süreniz on dakikadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisin çalışmalarını çorbaya çevirdik. Şimdi, Meclis Başkan Vekili ara veriyor yirmi dakika, niye ara verdiği belli değil. Oraya bir Danışma Kurulu kararı geliyor, “Efendim, şu şu kanunları hemen gündeme alalım.” Hangi kanunları aldığı belli değil. Bu, bizim, 1935 yılı Tunceli kanunlarına benzedi. Tunceli kanunlarında, istiklal mahkemelerinin verdiği kararları getirip oradaki valiye onaylatıyorlardı. Tunceli’nin bir Abdullah Paşa Valisi vardı. Bir gün, işte bu Seyit Rıza’nın asılması olayında, İhsan Sabri Çağlayangil’in hatıralarında var, diyor ki: “Bizim elimize yazdı verdi; ‘35 kişinin idamı uygundur.’ diye. Oraya, işte Abdullah Paşa’nın da idamına karar versek, yazsak ismini, Abdullah Paşa da idam edilecek.” Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi de ona döndü. Bir bakıyorsunuz, şimdi buraya geliyor kanunlar, inceleyemiyoruz, ne var içinde bilemiyoruz, ondan sonra hemen bunları gündeme alıyorsunuz. Ya bir bakalım, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddi bir kurumdur. Bu kurumun burada görüşülecek kanunları bilmesi lazım.

Bir MİT Kanunu getirmişsiniz, tam bir dikta yönetiminin Türkiye’de uygulanması için gereken her türlü tedbir var. Bir MİT oluşturuyorsunuz, MİT adam öldürecek. Ne yapacak, yakalanınca ne olacak? Ondan sonra da MİT diyecek ki: “Bu bizim adamımızdır.” MİT’in Başkanı kim? Şu anda Başbakanlık makamında bulunan kişi, buna bağlı. E peki, bu memlekette nasıl demokrasi olacak? Her gün yüzlerce yolsuzluk var.

Taraf gazetesinde de işte, bugün yazmış adam. İstanbul’daki bu metro ihalesini alan firma, efendim, ihaleden iki gün önce kurulmuş, 750 milyon euroluk usulsüz ihaleyi almış, yurt dışında paravan firmalar kurmuş. Getirilen o kadar kabarık faturalar var ki burada, bu faturalarla devleti talan etmiş. Şimdi, eğer bu hırsızlık yapanlardan soru sorulmayacaksa, bundan hesap sorulmayacaksa görevi ne bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin?

Şimdi, bu Halk Bankasının Genel Müdürünün evinde, biz zannediyorduk ki efendim, işte 450 milyon dolar, meğer 600 milyon dolar yakalanmış.

Şimdi, AKP son zamanlarda KİT Komisyonunu da çalıştırmıyor arkadaşlar, KİT Komisyonu, bakın. Bundan önce, KİT Komisyonu bu aylarda alt komisyon çalışmalarını bitiriyordu ve esas komisyon çalışıyordu. Biz tesadüfen Halk Bankasının hesaplarını inceledik. Arkadaşlar, Halk Bankası 2012 ve daha eski yıllarda, bakın, bir firmaya 575 milyon dolar kredi vermiş arkadaşlar, 575 milyon dolar, bu müdür vermiş. Şimdi, Tayyip Erdoğan diyor ya: “Bankanın parası değil.” 575 milyon dolar kredi verdiği bu firma batmış. Ondan sonra, bu firmanın da teminat gösterdiği arazilerine gitmişler, bakmışlar; “Ya bu nasıl battı, bunu paraya çevirelim.” Bakmış ki teminatla aldığı araziler hazine arazisi.

Şimdi, arkadaşlar, sayın milletvekilleri, devletin, bankanın 575 milyon dolar kredisini batıran bir banka müdürünü, şimdi getiriyor hem de Ali Babacan -sanki orada neyin başıymış gibi, belirtmiyor- diyor ki: “Bu siyasi iradenin tasarrufudur.” E, sen bakan değil misin?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, temiz bir dil kullansın.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sen orada neyin başısın Ali Babacan, neyin başısın? Sen onu söyle.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Temiz bir dil kullan ya! Temiz bir dil kullan!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ve getiriyorlar arkadaşlar, 575 milyon dolar… Bu, yalnız 575 milyon değil, o sene Halk Bankasında batan para 2 katrilyon lira. Bu krediyi alıp batıran kişilerin toplam sayısı 58, bu KİT raporunda var, bende değil. Peki, biz bunları incelemeyecek miyiz arkadaşlar? Bu memlekette hırsızlık yapan, yolsuzluk yapan, Tayyip Erdoğan’a dayanarak hep ödüllendirilecek mi?

Arkadaşlar, ben soruyorum şimdi, o Genel Müdürün evinde bulunan 6 milyon dolar nereye gitti? Tayyip Bey’in çocuklarının vakfına mı gitti, yoksa başka bir yere mi gitti, yoksa ki bu Genel Müdüre mi gitti? Ya, ben milletvekiliyim, ben yetimin hakkını aramak zorundayım, bunu sizin aramanız lazım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Genç, konuya davet ediyorum sizi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu para nereye gitti, para, para?

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen, konuya gelir misiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu para nereye gitti, ben bunu bulmak istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Oğlunun hesabını versene!

BAŞKAN – Sayın Genç, söz aldığınız konu hakkında konuşun lütfen.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, getirmiş burada eften püften şeyleri, inceleyelim… Bu devletin temeli ne arkadaşlar? Temel yolsuzluklarla sarsılmış.

Bakın, Denizbank: Denizbank Vakıflar Bankasına aitti. Ne yapıldı? Zorlu Holdinge 69 milyon dolara satıldı. 69 milyon dolara Zorlu Holding onu aldı, çok kısa dönem sonra bunu 2,4 milyar dolara sattı. Bakın, arkadaşlar, 69 milyon dolara alınmış, 2,4 milyar dolara satılıyor ve bir sene geçmeden yapılan kâr 1 milyar 931 milyon dolar. Şimdi, bu holding gitti, Karayollarının İstanbul’daki o arazisini aldı, ondan sonra orada inşaat yaptı. Gittiğiniz zaman, köprüye yaklaştığınız zaman, devasa bir inşaat; imar hukuku yok, görüntü yok, İstanbul’un çirkin manzaralarından birisi. Orada 200 küsur bin metrekarelik inşaat yapılması lazımken 383 bin metrekare daha kaçak inşaat yapılmış; bu “tape”lerde yazıyor, gazetelere intikal eden şeylerde. Şimdi, buna ruhsat vermemişler, Çevre Bakanı vermemiş, sonra o da Çevre Bakanına diyor ki: “Ben işi patronunla hallettim.” E, patronuyla hallettin ne oldu? 383 bin metrekarelik kaçak inşaatın yapıldığı yerin ruhsatı veriliyor ama bize intikal eden bilgilere göre, efendim…

BAŞKAN – Sayın Genç, sizi konuya davet ediyorum. Bu size yaptığım birinci ihtardır.

KAMER GENÇ (Devamla) - …Tayyip Bey’in oğlu da…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Önemli bir konu, niye müdahale ediyorsun Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Devamla) – Sen şimdi beni ihtar et de ben şimdi diyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi yolsuzluklarla uğraşacak, bu yolsuzlukların hesabını bulacak. Şimdi, benim ne söyleyeceğimi bildiği için, onları söylememi engellemek için beni ikaz ediyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, seni kendi hâline bıraktık…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – 30 Martta ne oldu, 30 Martta?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu 383 bin metrekarelik kaçak inşaatın ruhsatına kim aracılık yaptı? Söyle bakalım, sen Meclis Başkanısın.

BAŞKAN – Siz Meclis Genel Kuruluna konuşabilirsiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) – İşte, sana ediyorum. Bana müdahale ediyorsun da…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ona edemezsin…

BAŞKAN – Bana bir şey söyleme hakkınız yok sizin, Genel Kurula hitap edin.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sanki ona sen mi aracılık yaptın? Hayır. Tayyip Erdoğan etti, ondan sonra Tayyip Erdoğan’ın oğlu da oradan, o büyük inşaattan 3 tane mağaza almış mı almamış mı? Gidelim araştıralım arkadaşlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Senin oğlun da almış!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Senin oğlun nerede? 

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede oğlun senin? Oğlun  ne  yaptı, oğlun?

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, araştıralım mı araştırmayalım mı? Ya, bakın, bunlara deniliyor ki bu kadar kaçak inşaat yapılmış, bu kaçak inşaata ruhsat verilmiş ve bu kaçak inşaata ruhsat verirken de Tayyip Erdoğan buna aracılık yapmış…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Kamer…

KAMER GENÇ (Devamla) –… ve burada da Tayyip Erdoğan’ın oğlu da orada 3 tane mağaza almış.

BAŞKAN – Sayın Genç… Sayın Genç… Sayın Genç…

Sayın Genç, lütfen konuya gelin, bu size ikinci ihtarımdır.

KAMER GENÇ (Devamla) – Eğer bunu almışsa, gidelim, araştırma yapalım, eğer hakikaten doğru değilse araştıralım, doğruysa araştırmayalım arkadaşlar. Biz kimseye iftira atmıyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İftiranın âlâsını atıyorsun sen!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, 17 Aralıkta ortaya çıktı, 4 tane bakan istifa etti, 1 tanesini de azlettiniz ya! Bir bakanı azletmek nedir biliyor musunuz? Bir bakanı azlettiğiniz zaman demek ki bunun affedilmez suçu var. E, Tayyip Erdoğan bunu azlettiğine göre, evvela bunu öncelikle Yüce Divana sevk etmesi lazım. Yani, durup dururken, bir kişinin bir suçu yokken bakanlıktan azledilir mi arkadaşlar? Azletmişse o zaman onu…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç azletme yok, görevden alma var, azletme yok.

KAMER GENÇ (Devamla) –… Yüce Divana sevk edelim ve bunun eğer hakikaten yolsuzlukları varsa tespit edelim. Niye azledildi? Bakan dedi ki:           “Ya, ben yaptığım imar yolsuzluklarının büyük bir kısmını Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yaptım, istifa etmesi gereken Tayyip Erdoğan, ben değilim ki.” E, şimdi, ortada böyle iddialar varken bunları Meclis araştırmayacak, ondan sonra…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Kamer, martta ne oldu Kamer?

KAMER GENÇ (Devamla) – …bu işleri araştırmayacak ve ondan sonra ne yapacağız? Fasa fiso kanunlarla… 2-3 tane anlaşma getireceğiz, ondan sonra o anlaşmada da konuşmayacağız, biz burada konuştuğumuz zaman, işte, bu Meclis Başkan Vekili gibi birisi tabii bizi konuşturmamak için her türlü çareye başvuracak.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – 30 Martta ne oldu, 30 Martta?

KAMER GENÇ (Devamla) – Arkadaşlar, bu memleket böyle gitmez. Bu memlekette yapılan yolsuzlukların, soygunların hesabı yok. Türkiye, her yönüyle çökertilmiş…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen oğlunun hesabını verebildin mi? Verdin mi sen? Verdin mi oğlunun hesabını?

KAMER GENÇ (Devamla) – …tarımıyla, ekonomisiyle, her şeyiyle batırılmış…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun dairelerine gel!

KAMER GENÇ (Devamla) – …yolsuzluklar batağına saplanmış.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun dairelerine gel!

KAMER GENÇ (Devamla) - Âdeta bugün siyasi iktidar yolsuzluklar batağının içinde çabalıyor kurtulmak için.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun dairelerine gel!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, yiğitliğiniz varsa, namusluysanız, arkanızda bir pislik yoksa araştırma verelim. Şimdi getirmişsiniz bir tane soruşturma önergesi vermişsiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Oğlunun dairelerini getir, oğlunun dairelerini!

KAMER GENÇ (Devamla) – Soruşturma önergesini de bu 4 tane bakanı aklamak için yapıyorsunuz. Böyle soruşturma önergesi olur mu? Soruşturma önergesinde iddialara bağlı soruşturma komisyonu.

Bu itibarla, Meclisi hep fuzuli işlerle uğraştırıyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süreniz bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - …yolsuzlukları araştırmasını engelliyorsunuz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Kamer Genç, oğlunun dairelerini getir, oğlunun dairelerini!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Cevap veremiyor ki kaçıyor işte!

BAŞKAN – Danışma Kurulunu oylarınıza…

Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Danışma Kurulu üzerinde bir konuşma rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun, lehinde on dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gerekçesini anlamadık Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Zozani, müsaade edin, ben idare edeyim Meclisi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Müsaade sizindir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Danışma Kurulu üzerinde konuşmak istiyor, gerekçe söylemek zorunda değil, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün grup başkan vekili arkadaşlarımızla, tüm siyasi partilerle mutabık kaldığımız bir konu vardı. Bugün gündemimizde olan MİT Kanun Teklifi’nin görüşülmesini bitirdikten sonra, uluslararası sözleşmeler konusunda bizim 2 tane sözleşmemiz var, muhalefet partilerinin de “Hangi sözleşmeler görüşülecek?” şeklindeki bir ifadesinin… Arkadaşlarımızdan aldığımız bilgi çerçevesinde bugün Danışma Kurulunu getirdik.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde esas olan bir gelenek vardır. Maalesef, 63’e atıf yaparak bu görüşmeler yapılıyor ama 19’uncu maddede Danışma Kurulunun ortak getirdiği önergelerde, herhâlde bir gelenek itibarıyla veya grupların imzasına, grup başkan vekillerinin imzasına saygı gereğince ya grup başkan vekilleri buradaki niyetlerini dile getirir… Çünkü, bu Danışma Kurulu önergesi 4 siyasi parti grubunun birlikte hazırladığı, mutabık kaldığı bir konudur ama sayın milletvekili burada bütün gelenekleri, teamülleri ve etik kuralları da bir tarafta yıkarak, maalesef, hakaretlerini, iftiralarını sıralamak üzere bir fırsat hâline dönüştürdü.

Bakın, değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; kişi nasılsa, kendisinin hakkı, hukuku, uygulaması, icraatları, eline imkân gelse ne yapacağıyla ilgili düşünceleri neyse başkasını o şekilde görürmüş. İnsanın bütün hayali, bütün isteği, arzusu hırsızlık ve yolsuzluk, nüfuz ticareti yapmak veya yakınlarına peşkeş çekmek, yakınlarına imkân sağlamaksa başkasını da hep aynı şekilde görür, değerlendirirmiş. Yıllarca devlet memurluğu yapmış, hakkında çeşitli söylentiler ortaya çıkan birisinin, yani, buradan kalkıp da bir ülkenin Başbakanına gazete haberlerinde veya Twitter’da ne olduğu belirsiz şekilde yazılan cümlelerle ithamda bulunması, isnatta bulunması, kendinin ne yapmak istediğinin göstergesi olarak ortaya çıkmış.

Sayın bakanlarla ilgili yapılan bir soruşturma çerçevesinden önce bakanlar kendileri hakkında araştırma komisyonu kurulması dilekçesini hem AK PARTİ Grubuna hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiler. İlk defa olan bir hadise. Bununla ilgili, bakın, siz “Eğer o fezlekeler buraya gelmezse, dosyalar görülmezse soruşturma komisyonu olmaz.” dediniz ama bizim 19 Mart tarihinde, soruşturma komisyonu kurulmasıyla ilgili sayın bakanların, eski bakanların verdikleri dilekçe doğrultusunda verdiğimiz önerge çerçevesinde, ya gelecek hafta ya mayıs ayının ilk haftasında bu soruşturma komisyonlarının kurulup kurulmamasıyla ilgili mesele gündeme alınacak.

Değerli milletvekilleri, buraya çıkıp da yapılan uzlaşma, anlaşma çerçevesinde bir fırsat bilerek iftira kampanyasını yürütmek, iftira hareketini de yapmak herhâlde herkesi rahatsız eder diye düşünüyorum. Söylenenlerin hiçbirisi doğru değildir, yapılan ithamların hepsi iftiradır, yapılan ithamların hepsi yalandır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – E araştıralım, yanlışınız varsa araştıralım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Eğer öyle bir şey varsa gensoruyla ilgili ya da soruşturma komisyonu kurulmasıyla ilgili önerge verirsiniz, o önerge Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda değerlendirilir, dikkate alınır ama burada, sürekli iftiralar yaparak “Şunu yapalım, bunu yapalım, yiğitseniz.” diye… Bırak senin yiğitliğini! Nerede yiğitlik kaybolmuş da sen bize yiğitlik taslıyorsun?

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bana sataştı, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Gerekçesini söyleyin lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim “Yalan söylüyor.” dedi. Kendisi benim…

BAŞKAN – Kayda geçireceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN -  Kayda geçsin diye soruyorum gerekçesini.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kayda girdi. Diyorum, hakkımda bir sürü iftiralar attı.

BAŞKAN – Buyurun, sataşmadan dolayı bir dakika süre veriyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye bir dakika veriyorsun?

BAŞKAN – Öyle istedi, tasarrufum öyle gerekti.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Keyfî yönetilemez bu kurum Sayın Başkan, bir dakika veremezsiniz.

BAŞKAN – Evet, verebilirim.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Danışma Kurulu önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Mustafa Elitaş, yiğitliğin varsa, namusun varsa, şerefin varsa araştırma önergelerini verelim, kabul edelim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Doğru konuş!

BAŞKAN – Lütfen, temiz bir dille konuşun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır efendim, bir şey söylüyorum, bana iftira atıyor.

BAŞKAN – Yani, şimdi size söz veriyorum…

KAMER GENÇ (Devamla) – Sen konuşma! Bir defa sen konuşma!

BAŞKAN – Sizi ilgilendirmiyor…

KAMER GENÇ (Devamla) – Ondan sonra, soruşturma komisyonu…

BAŞKAN – Bana bir kere “siz” diye hitap edin!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bir araştırma önergesini verelim. Bu araştırma önergesinde, kim yalan söylüyor, kim iftira atıyor ortaya çıksın arkadaşlar. Yani, işte benim de dediğim bu.

Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak, oğlunun vakfına kimler bağışta bulunmuş, ne kadar bağışta bulunmuş, 100 milyon dolar nereden gelmiş, nasıl bu hesapları görmüş? Tayyip Erdoğan’ın kızının vakfına kimler ne bağışta bulunmuş? Türkiye'nin neresinde Tayyip Erdoğan’ın çocukları büyük bağış almışlar? Hangi belediyeler bunlara bağış yapmışlarsa buyurun araştıralım. İhalelerdeki yolsuzlukları, İstanbul Belediyesinin yaptığı köprü ve kavşak ihalelerindeki yolsuzlukları bulalım. İmar yolsuzluklarını bulalım. Yahu, yiğitlik işte budur.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen oğlunun dairelerine gel!

KAMER GENÇ (Devamla) - Çıkalım, araştırma önergesini verelim, araştırma önergesinde herkes çıksın… Biz de o zaman bunları size söylemeyiz ama siz kaçıyorsunuz, çoğunluğunuzun şeyiyle her şeyi kapatıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – Gelip ondan sonra şey yapıyorsunuz.

BAŞKAN - Süreniz bitti.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, konuşan kişi benim şerefimle haysiyetimle oynayacak şekilde bir şeyler söyledi ama bu kişiye eğer ben cevap verirsem kendi şerefimi aynı teraziye koyma eksikliğini görmüş olurum. Onun için cevap vermek istemiyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz isteyen milletvekillerine, teamüller gereği, başkan vekilleri iki dakika, üç dakika gibi süre verirler. Sizin bunu, bu teamülü bir kenara bırakarak Sayın Kamer Genç’e bir dakika vermeniz doğru değildir efendim. Bu teamüldür, gelenektir, bunu bozmaya sizin hakkınız yoktur. Bunu lütfen dikkate alın, bir daha böyle bir şeye meydan vermeyin efendim.

BAŞKAN – Teamüller değişmeyecek diye bir kaide yok, ben İç Tüzük’e uygun davrandım Sayın Hamzaçebi.

Teşekkür ederim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum. 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yönetemiyorsun!  Senin şimdi içinde korku var.

BAŞKAN – Bana “Siz” diye hitap edin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Adil yönetemiyorsun!

BAŞKAN – Bana “Siz” diye hitap edeceksiniz. Size cevap vermem. Bana “Siz” diye hitap edin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Senin o kürsüyü terk etmen lazım!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Meclis Başkan Vekiline hakaret ediyor.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurun. 

SIRRI SAKIK (Muş) – Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 538, 359, 399, 379, 432, 104 ve 495 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi (Devam)

SIRRI SAKIK (Muş) - Sevgili arkadaşlar, ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Dün, buralarda yine seslendirdiğimiz bir konu vardı. Aslında biz buraya uzun süre faili meçhul cinayetlerle ilgili Meclis araştırması önergeleri getirdiğimizde AKP Grubunun niye reddettiğinin göstergesi, dün burada yaşanan bir olay ne kadar haklı olduğumuzun bir göstergesi çünkü o dönemde görev almış birçok aktörün AKP sıralarında vekil olarak oturduklarına dün tanıklık ettik. Bunlardan biri kimdi? Sayın Akbulut, Tekirdağ Milletvekili. Altı yıl Urfa’da valilik yapmış. Valilik yaptığı dönemde Urfa’da onlarca meçhul cinayet işlenmiş. Bunlardan biri Nazım Babaoğlu, Özgür Gündem gazetesi muhabiridir. Biri Hüseyin Toraman.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bana müdahale ediyordun, ona niye müdahale etmiyorsun?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hatip konuşuyor Sayın Genç, lütfen…

SIRRI SAKIK (Devamla) – Diğeri Muhsin Melik’tir, bizim il başkanımızdır.

İl başkanımız Urfa’da katlediliyor ve bu vali orada görevli. Onun için, dün, MİT Yasası görüşülürken açık ve net olarak söyledim: Geçmişten ve bugüne kadar yaşanan bütün faili meçhul cinayetlerde MİT, JİTEM, kontrgerilla, köy korucularının bölgede oluşturduğu bir havuzda cinayetler işleniyordu ve buradan, sizin o karanlık dönemde görev yapmış valileriniz, olağanüstü hâl bölgesinde görev yapmış valiler, o dönem orada görevli olan herkesin bu faili meçhul cinayetlerde sorumluluğu vardır. Çünkü vali çıkıp bir tek kelime edemedi. Çünkü vali orada faili meçhul cinayetleri kimlerin işlediğini çok iyi biliyor. Bizzat…

BAŞKAN - Sayın Sakık, dün bunlar konuşuldu, yeterince tartışıldı.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Siz benim ne konuşacağıma Başkan…

BAŞKAN - Ben karar veremem, sadece ihtarda bulunmak durumundayım.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Lütfen. Ben Kamer Genç menç değilim Başkan, lütfen. Bana bunları söyleyemezsiniz.

BAŞKAN - Lütfen, konuya davet ediyorum sizi.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ben bir karanlık dönemin…

BAŞKAN -  Konuştuğumuz konunun içeriğine sizi davet ediyorum, lütfen.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sayın Başkan, bu kadar militanca davranırsan karşında militan görürsün.

BAŞKAN - Nasıl isterseniz. Nasıl isterseniz.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bir dönemin faili meçhul cinayetleri işlenmiş ve burada -bakın Sayın Başkan- o dönemin faili meçhul cinayetlerinde bire bir o havuzun içerisinde olan bürokratlar vardır ve inkâr da etmiyor. Ve bu Meclisin bir an önce bunları açığa çıkarması gerekir. Dün bunlara vurgu yaptım, bu konuda cevap alamadık, CHP sıralarından da sesler yükseldi ama bir cevap yok. Eğer gerçekten bu ülkede barışı ve hukuku inşa edeceksek, geçmişimizle yüzleşeceksek ilk önce faili meçhullerden yola çıkacağız. Kim nerede, nasıl katledildi, bunları bilmek hepimizin görevi.

Siz bir hukukçusunuz, ben sizin demokrat kimliğinizi bilirim. Sizin bu şekildeki müdahalenizi size gerçekten yakıştırmadığımı belirtmek istiyorum.

BAŞKAN -  Sayın Sırrı Sakık, bana lütfen laf atmayın, ben Meclisi yönetiyorum, bazı görevlerim var, onları yerine getiriyorum. Lütfen Genel Kurula hitap edin, lütfen.

SIRRI SAKIK (Devamla) – O zaman…

Sevgili arkadaşlar, dün burada da belirttim ama ne yazık ki, ulusalcı ve milliyetçi cepheden bir linç kampanyası başladı benimle ilgili. Ne söylemiştim ben dün burada? Ben geçmişten bugüne kadar MİT’in bu kadar cinayet işlediğini açık net olarak burada seslendirmeme rağmen… Ama asıl hedeflerinin Oslo ve İmralı görüşmeleri olduğunu söylediğim kesimler, işte onların  uzantıları, kalemşorları, televizyonları, dün akşam ekranlarda bize hakaret ediyorlar, küfürler ediyorlar. Ben de o alçaklara buradan küfür ediyorum. Benim bir medyam yok, bir televizyonum yok, o alçaklara buradan sesleniyorum: Siz Kürt halkının düşmanısınız. Sizin buralarda “MİT Yasası demokratik bir şekilde geçsin, MİT’in yetkilerini nötr bir hâle getirelim.” öyle bir derdiniz yok. Siz bu savaşın devam etmesini istiyorsunuz, siz çatışmanın devam etmesini istiyorsunuz; siz AKP’yle sandıkta hesaplaşamıyorsunuz, Kürtler silahlı mücadeleye başlasın, yeniden silahlı mücadeleyle bu topraklarda kan aksın istiyorsunuz. Benim dün vurgulamak istediğim buydu. Siz bizim üzerimizden ve yakamızdan düşün. Bu ülkede bazı kalemşorlar, bazı yazarlar çizerler uzun süredir, bir yıldır yaşanan bu süreçten ciddi şekilde rahatsızlık duyuyorlar. Niye? Barış sağlanırsa bir daha kitap yazamayacaklar, bir daha kalemlerini oynatamayacaklar, bir daha televizyonlarda yorum yapamayacaklar, bir daha bu topraklarda barış olduğu zaman siyaset de yapamayacaklar.

Ben barış sevdalısı bir insanım sevgili arkadaşlar. Bakın, barış için nereye gittim? Ağrı’ya, Türkiye’nin en yoksul iline gittim. Demokratik siyasetin hayat bulması için gittim. Benim Ağrı’da ne işim var? Demokratik siyaset hayat bulsun ki bir daha bu topraklarda silahlar konuşmasın. Onun için gittim. Aynı akşam “Kazandığım seçimi barış görüşmelerini sürdüren bütün aktörlere, Sayın Öcalan’a da armağan ediyorum.” dedim. Bu kadar barış sevdalısıyım. Ve aldığım seçimleri armağan ettim. Sonra hilelerle karşılaştım. Sonra ne oldu? Kazandığımız seçimler onlarca kez yenilendi. Buna rağmen sonuç değişmedi. Kent geriliyordu, ülke geriliyordu. Barış süreci için kalktım, kazandığım seçimi, bu kez bir dilekçe vererek İl Seçim Kuruluna, bu kent gerilmesin, barış süreci zarar görmesin, Türkiye yeniden bir çatışma ortamına sürüklenmesin diye kazandığımız seçimi bile barışa heba etmiş, feda etmiş bir gelenekten geliyorum. Aslında, bu kadar yürekli, bu kadar onurlu, barışa bu kadar özlem duyan insanların bu topraklarda barışı ne kadar büyütmeye çalıştığını görmeniz gerekirken ne yazık ki, televizyonlarda hakaretlere maruz kalıyoruz ve saldırıya maruz kalıyoruz ve söylediklerimiz anlaşılmıyor. Oysa ki, o kadar açık ve net olarak söylüyoruz ki… Ben sadece, MİT’in bu barış görüşmelerinde göstermiş olduğu çabadan dolayı MİT’in bu çabasını önemsediğimi söyledim, şimdi de aynı şekilde söylüyorum. Yoksa geçmişten bugüne kadar MİT’in karanlık işlerini, cinayetlerini, Kürtlere karşı, sosyalistlere karşı işlediği bütün cinayetleri biliyorum. Bu cinayetlerin bir an önce açığa çıkması için onlarca kez Meclis araştırması önergeleri veren de biziz, ama buna rağmen, sanki biz MİT’ten yana bir tavır almışız.

Bu MİT’in mağduruyum sevgili arkadaşlar. Otuz yıllık savaştan geliyorum. Otuz yıllık savaşta bedel ödemiş aileler ne bedel ödemişse öyle bedel ödeye ödeye gelmişim, direne direne gelmişim, hiçbir yerde bir lütuf sonucu buralarda değilim, verdiğim mücadele sonucu buradayım. Ama artık biz yorulduk, sorunumuz yoruldu. Barış ve kardeşlik bu topraklarda hayat bulmalıdır. Biz Kürtler bu pencereden bakıyoruz. Sizin tuzunuz kuru olabilir, sizin gözyaşlarınız olmayabilir, ama biz acı çekiyoruz, acılarımızın sonlanması lazım.

Ve size dün de söyledim, keşke Parlamento bu görevi yapmış olsaydı. Keşke milletvekilleri, 4 siyasi partinin temsilcileri, bu görüşmelerde MİT değil de bizatihi Parlamento görev almış olsaydı ve bu görüşmeleri bu Parlamento yapmış olsaydı. Ama Parlamentonun yapmadığı bir görevi eğer MİT üstlenmişse ve MİT’in de bu barış sürecinde bir katkısı varsa bu konuda hiçbir kompleksim de yoktur.

Yanlış anlaşılmalardan dolayı dün Grup Başkan Vekilimiz Pervin Buldan ben yokken bir açıklama yapmış. Yani ben burada neyi söylediğimi çok iyi biliyorum. Hatta burada gelirken kendisi de alkışladı. Sonra neyin değiştiğini bilmiyorum. Bir miktar sosyal medyadaki fırtınalardan dolayı beni kollamak, korumak adına böyle bir şey…

Evet, yani hepinizin hassasiyetleri var, şununuz var. Hele Roboski’yle ilgili, bilmem neyle ilgili hepimizin hassasiyeti çok çok var. Ve biz ölüm çemberinden çıkıp geldik. Ve kendisi yanlış anlaşıldığını, “Ben yanlış anladım.”, bu şekilde gelip… Kardeşçe bir hukukumuz var tabii ki ama keşke olmasaydı bunlar.

Bizim bu konudaki taleplerimiz çok açık ve nettir. Yani söylediklerimizi çok iyi biliyoruz, ne söylediğimizi çok çok da iyi biliyoruz. Bazı bize tepeden bakan kesimlerin zaman zaman bizim bu konuda ne söylediğimizi bilmediğimizi… Vallahi, biz otuz yıldır bu mücadeleden geliyoruz ve açık ve net olarak söylüyoruz: Kürt hareketi ne istediğini çok iyi biliyor. Sayın Öcalan ne istediğini çok iyi biliyor, hangi türde ne görüşmeleri yapacağını çok çok iyi biliyor. Artık dost gözüküp de Kürtlerin yakasından lütfen elinizi çekin. Biz ne istediğimizi çok iyi biliriz. Kürt halkı önderiyle, Kürt halkı temsilcileriyle, grubuyla bu ülkede neyi istediğini çok iyi biliyor.

Ben hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir konuşmacı kaldı Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ben…

BAŞKAN –Grup önerisi üzerine mi konuşacaksınız, sataşmadan mı yoksa açıklama mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, ben bir konuda usul tartışması açacağım, o da şudur…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz, Sayın Kamer Genç’e sataşma nedeniyle bir dakika söz verdiğiniz zaman ayağa kalktım, Meclisin teamüllerinde sataşma nedeniyle verilen sözlerin iki dakikadan az olmadığını ifade ettim.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz de “Teamüller değişmez.” diye bir şey söylediniz.

BAŞKAN – Teamüller değişebilir dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, pardon, “Teamüller değişebilir, değişmeyecek diye bir şey yok.” dediniz. Teamüller İç Tüzük’ün bir parçasıdır.

BAŞKAN – Elbette.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz bunları değiştirmek suretiyle İç Tüzük’ü çiğnediniz. Bu nedenle tutumunuz hakkında, sizi çalışma usullerine davet etmek suretiyle usul tartışması açıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, usul tartışması açıyorsunuz.

Siz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte konuşacaksınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Lehte.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Lehte.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte kim dedi önce? Siz mi dediniz?

Sayın Hamzaçebi’ye veriyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, buraya da bakın!

BAŞKAN – Lehte Sayın Elitaş’a veriyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte Sayın Halaçoğlu’na veriyorum.

Sayın Zozani’ye de lehte veriyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Benim yerime Altan Tan Bey’i yazın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi, süreniz üç dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Sataşmalar nedeniyle verilen sözlerdeki sürenin Başkanlıkça bir dakika olarak değiştirilmesinin teamüllere ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis başkan vekilleri Genel Kurul oturumlarını İç Tüzük’e uygun olarak yönetmek zorundadır. İç Tüzük’te yazılı olmayan konularda Meclisin teamülleri Başkanlık Divanına ışık tutar. Birçok konuda ihtilaf olduğu zaman Başkanlık Divanı “Meclis, Genel Kurul daha önce bunu böyle uygulamıştı, böyle bir teamül, gelenek yerleşmişti.” diyerek o geleneğin ışığında sorunu çözer. Zaman zaman tartışmalar nedeniyle Genel Kurula ara verildiği olur; arka tarafta toplanırız ve yine Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı eski uygulamaları önümüze getirmek suretiyle uygulamanın bu şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade eder.

Dolayısıyla, teamüller değişmez diye bir şey yok, teamüller değişir demek elbette mümkündür ancak bu değişikliği dört siyasi parti oturup kararlaştırır, o şekilde karara bağladıktan sonra uygulamaya koyarız. Başkanlık Divanında oturan kişi “Bunu ben değiştirme hakkına sahibim.” diyerek değiştiremez.

Kürsüde konuşan milletvekilinin hitabından, konuşmasının içeriğinden mutlu olmayabilirsiniz, onu beğenmeyebilirsiniz, onu eleştirebilirsiniz. Bütün bunlar İç Tüzük çerçevesinde, farklı konuşmacılar tarafından bu kürsüde ifade edilir. Ama, o konuşmayı beğenmemek, o milletvekilinin tutumunu, üslubunu beğenmemek, Meclis Başkan Vekiline, ona daha az söz verme hakkını vermez. Bu, doğrudan demokrasiye müdahale olur Sayın Başkan. Bu konuda ben sizi dikkatli olmaya davet ediyorum. Böyle bir hakkınız yoktur. Lütfen o cümlenizi düzeltin. Eğer düzeltmez iseniz yani bundan sonraki uygulamalarda bu şekilde yine davranmaya devam ederseniz Genel Kurulda bu sürekli sorun olur. Meclis Başkanlık Divanının, Meclis Başkan Vekilinin, İç Tüzük gereği, Anayasa gereği Genel Kuruldaki milletvekillerinden daha yukarıda, daha yüksek bir seviyede oturduğunu biz biliyoruz. Yoksa, bir mimari tasarım hatası nedeniyle sizin yukarıda, yüksekte oturduğunuzu düşünmüyoruz. Lütfen bunu dikkate alın, Genel Kurulu teamüllere ve İç Tüzük’e uygun olarak yönetin.

Teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu lafları iyi anla!

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lehte olmak üzere. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, yaptığımız tartışmanın bu sonuçlara gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi teamüllere aykırı bir hareketten dolayı ortaya çıkıp burada konuşma gereğini hisseden, teamüllere uymayan, grup disiplinini bir tarafa atan, yani yönetimi, parti disiplinini, birlikte hareket etme kabiliyetini hiç sayan, yok sayan birinin yanlış hareketinden ortaya çıkan bir durumdur. Esas olan şudur: Grup başkan vekillerinin, dört siyasi partinin imzaladığı, birlikte karar verdiği bir Danışma Kurulu önerisinde -ki herkes mutabıktır- sadece aralarında anlaşma yapılır, denir ki: “Ben şöyle şöyle bir mesaj vermek istiyorum. Bu mesajla ilgili bu konuyu konuşacağım. İki dakika konuşurum, üç dakika konuşurum.” der, onu yapar ve gereken de budur, olan da budur, yıllardır koyduğumuz teamül de budur. Ama maalesef, teamül biri tarafından bozulup şu anda onun hakkında “Teamüllere aykırı.” diye söylemek farklı bir durum.

Teamül nereden ortaya çıkar? Değerli arkadaşlar, hiç olmamış bir konuyla ilgili yapılan bir uygulama yoksa, o konuda Meclis Başkanının görüşmeler çerçevesinde ortaya koyduğu tutum ve davranışlar doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun o konudaki aldığı karar gereğince İç Tüzük’te açık bir durum varsa, İç Tüzük’te net bir hüküm yoksa… Yani 69’uncu maddede “Başkan buna beş dakikayı geçmemek üzere söz verir.” diye bir ifade var. “Beş dakikayı geçmemek üzere söz verir.” ifadesi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – On dakika.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – On dakika.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 69’uncu maddede. 63’üncü maddede on dakika.

69’uncu maddede Başkan sataşmadan dolayı ona beş dakikayı geçmemek üzere verir ama yeni bir sataşmaya meydan vermemek kaydıyla. Şimdi, sataşmalarla ilgili Meclis Başkanlığının…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Usul tartışması on dakika. Niye üç dakika veriyor?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Mesela şu anda yapılan iş teamüllere aykırı, bana laf atmak teamüllere aykırı. Biz teamül konuşuyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya sen teamülü bilmiyorsun ki, sen teamülü bilmiyorsun. Sen her gün burada çıkıp da körü körüne savunuyorsun ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ama orada Grup Başkan Vekili otururken bütün teamülleri yıkarak sen bana laf atıyorsun. Yani nerede kaldı bu teamül? Neyin teamülünü konuşuyoruz?

63’üncü maddede de der ki: “Usul tartışmasında söz lehte ve aleyhte olmak üzere ikişer kişiden en çok dört kişiye verilir.” Biz usul tartışmalarını üçer dakikayla teamül hâline getirdik ama grup önerilerinde veya Danışma Kurulu önerilerinde hâlâ teamülümüz on dakika olarak devam ediyor. Eğer grup başkan vekilleri, biz bir araya gelip veya Meclis Başkanlığı Başkanlık Divanında “Danışma Kurulu önerilerine bundan sonra beşer dakika veriyoruz.” derse o da teamül hâline gelir çünkü ucu açıktır.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar yaptığımız sataşmalardaki verilen süre iki dakikadır ama söyleyen kişi hakaret ettiğinden dolayı, Başkanlığın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne sadakatinden dolayı bir dakikayla sınırlandırılmıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bana sataştı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Doğrusu iki dakikalık teamüldür.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Halaçoğlu…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce konuşma yapan kişi dedi ki: “Bu teamülleri bir milletvekili bozdu.” Bunun kafası hâlâ almamış. Bu…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, ne demek bu ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teamüller terbiyesizliğe müsaade etmiyor.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika, bir dakika efendim.

Danışma Kurulu kararı üzerine milletvekilleri konuşur. Ben en azından bugüne kadar Danışma Kurulu kararı üzerinde 20 defa konuşmuşum. Açsın tutanakları bir öğrensin. Öğrenmiyorsan gel ben sana öğreteyim.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu’na yol verir misiniz lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tabii.

Diyorum ki: Ben teamülü bozmadım efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yani, Sayın Başkan, şunun neresi teamüle uygun?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cahiliyetiyle mücadele ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teamül hakkında usul tartışması açarken herhâlde bunları da dikkate almamız lazım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, biz tabii ki bütün gruplar olarak birtakım uluslararası sözleşmeler konusunda fikir birliğine vardık ve oy birliğiyle Danışma Kurulu olarak birtakım maddeleri belirledik.

Şimdi, burada, tabii, bunları her şeyden önce değersiz kanun maddeleri gibi göstermek son derece yanlış çünkü uluslararası sözleşmeler Türkiye Cumhuriyeti’nin başka ülkelerle ilişkilerini tespit eden maddelerdir, kanunlardır, sözleşmelerdir. Dolasıyla, bunu böyle nitelendirmek son derece yanlış olur. Ancak, tabii ki her milletvekilinin bu durum karşısında söz alma hakkı vardır ve söz aldığı takdirde de bu yerine getirilir ve Sayın Başkan yerine getirmiştir. Burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ama tabii olan şey şudur: Bir milletvekili bu kürsüye çıktığı takdirde, burada, söz konusu, söz almak istediği konuda konuşması yerinde olacaktır. Bunun dışına çıkmış olması, maalesef Millet Meclisinde, bugün Meclisimizde sık sık karşılaştığımız konulardan bir tanesidir.

Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Meclisin saygınlığını bozmamak her milletvekilinin yapması gereken konudur. Gerek iktidar partisine mensup olanlar gerekse muhalefete mensup olanlar buna azami dikkat göstermeliler. Zira, dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, orada teamüllerin birçok anayasa maddesinin de yerine geçmiş olduğunu görürsünüz. Özellikle, mesela, İngiltere’de yazılı olmayan anayasal maddeler vardır ve bunlar uygulanır. Herhangi bir şekilde de hiç kimse tarafından bunlar değiştirilmez.

Burada Sayın Başkanın bir dakikaya indirmesini yadırgadım doğrusunu isterseniz. Her ne kadar fazla konuşma olursa olsun, bu Millet Meclisidir, herkes fikirlerini söylemek mecburiyetindedir, hürdür bunda. Bunun kısıtlanması doğru olmayacaktır. Dolayısıyla, en azından teamül olan iki dakikanın herhangi bir şekilde eksiltilmesi yanlış olmuştur. Böyle olmaması, “teamül” dediğimiz şeyin de kolay kolay bozulmaması gerektiği fikrindeyiz. Nitekim, bu birçok ülkede aynı şekilde devam eder. Bizde maalesef sürekli bir yenilenme, kabuk değiştirme gibi bir düşünce var bazı konularda. Hâlbuki bazı konularda yenilenme aslında geriye götürür insanları. Dolayısıyla, geleneklere sahip olmak, sahip çıkmak ve teamülü değiştirmemek, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi bir saygın kurumun yerine getirmesi gereken bir husustur.

Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Lehte olmak üzere Sayın Altan Tan…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; meclislerin işleyiş tarzı, tarihî miraslarıyla, gelenekleriyle de bağlantılı. İstediğiniz kadar, istediğiniz iç tüzükleri yazın getirin ama neticede teamül dediğimiz şey on yıllar, bazen yüzyıllar içerisinde oluşan geleneklerin bütünüdür ve bunlar da İç Tüzük’ün bir parçasıdır. Bizim 1876’dan bu yana bir Meclis geleneğimiz var; Birinci Meşrutiyet, İkinci Meşrutiyet, ondan sonra da 1920’den sonra devam eden bir Meclis geleneğimiz var.

Şimdi, burada teamülleri, gelenekleri oluşmuş ve yerleşmiş kalıpları yok kabul edemeyiz ve bunları da yine istediğimiz şekilde yorumlayamayız; yorumladığımız vakit veya kendi partimize, kendi düşüncemize yakın insanlara farklı farklı uyguladığımız vakit yine o Meclisin saygınlığına gölge düşürmüş oluruz. Dolayısıyla, şu ana kadar oluşan bir gelenek var, bu geleneğe de  -işte buna- teamül deniliyor. İki dakikayı bir dakikaya indirmeyi doğrusu biz de yadırgadık.

İkincisi: Sayın  Başkanın Meclis Başkan Vekili olduktan sonra yönetim tarzındaki uygulamalarıdır. Ben kendi şahsım adına bunu söylemek istiyorum, inan edin, biraz otoriter ve biraz buyurgan buluyorum, müdahaleci buluyorum. Mesela, biraz evvel, bizim bir arkadaşımızın da konuşmasına işte “Bu konuda değil, mevzuyla alakalı... Dün bunları konuşmuştunuz.” şeklinde bir müdahaleleri oldu. Değerli arkadaşlar, burada neyi nasıl konuşması gerektiğini bilen kişilerdir milletvekilleri. Bana göre hiç doğru olmayabilir, boş olabilir, gereksiz olabilir ama bunun kararını verecek olan kimdir? Bunun kararını  verecek olan millettir, işte zabıtlardır, tutanaklardır, canlı yayınlardır. Eğer o milletvekili -tırnak içinde- bana göre boş, yanlış, değersiz konuşuyorsa buna benim milletvekili olarak da müdahale şansım ancak kalkıp karşı bir cevap vermektir, Başkan olarak da bunun takdirini millete bırakmaktır. Onun için bu müdahaleleri de ben biraz kastı aşan veya yetkiyi aşan müdahaleler olarak görüyorum.

Üçüncüsü de: Bir İç Tüzük Komisyonu çalışıyor uzunca bir zamandır Mecliste. Madem bu kadar ciddi sorunlarımız var, madem her gün bunlarla karşılaşıyoruz, bunun da bir an önce sonlandırılma mecburiyeti vardır. Bu tartışmaların yolu, bütün bu deneyim ve teamüller doğrultusunda yeni bir iç tüzüğü doğru düzgün yapmak ve ondan sonra da hakkaniyetle uygulamaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum, Danışma Kurulu önerisinde karar yeter sayısı.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bir usul tartışması yaşandı benim davranışımla ilgili olarak. Ben, elimden geldiği kadar eşit ve tarafsız olarak Meclisi İç Tüzük’e ve elbette ki teamüllere uygun yönetmek istiyorum ve yönetmeye de çaba harcıyorum. Bu konuda takdir edenler takdirlerini belirtiyorlar, takdir etmeyenlere de teşekkür ediyorum.

Benim, süreyle ilgili olarak, süreyi belirleme konusunda tüzük olarak yetkim var.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hissisin, hissi davranıyorsun!

BAŞKAN – “Teamüllere aykırı.” diyorsanız…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Adamına göre davranıyorsun!

BAŞKAN – …keşke bu itirazlarınızı örneğin Meclis usulsüz olarak kapatıldığı zaman da gösterseydiniz, ben de bu itirazlarınıza saygı duyardım. Bu yüzden, tutumumda herhangi bir değişiklik yapmıyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

1.- Danışma Kurulunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 538, 359, 399, 379, 432, 104 ve 495 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, ama muhalefeti saymadınız, hep beraber sayın.

BAŞKAN – E, kaldırmadılar el!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bir daha oylamaya sunun efendim.

BAŞKAN – Kaldırmadılar el Sayın Elitaş!

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.34

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir önceki oturumda usul tartışması sonrasında açıklama yaparken “Keşke Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu usulsüz kapatıldığında da bu gibi itirazları yapsaydınız.” gibi bir değerlendirme yaptınız.

BAŞKAN – Yaptım, evet, söyledim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben böyle bir şey hatırlamıyorum. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun İç Tüzük’e aykırı bir şekilde kapatıldığını hatırlamıyorum ben. Eğer böyle bir şey varsa siz açıklayın, ben ona göre bir değerlendirme yapayım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, ben bu konuda polemiğe girmek istemiyorum ama ara verdiğimde gelirseniz size açıklayacağım, tamam mı?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Biz de merak ediyoruz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ben de merak ediyorum, milletvekili olarak merak ediyorum.

BAŞKAN - Şu anda açıklamam.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır ama efendim, Genel Kurula bir açıklama yaptınız ve bir ithamda bulundunuz.

BAŞKAN – Şu kadar söyleyebilirim, sizin nöbetçi olmadığınız bir günde, Meclis, yine böyle gergin bir ortamdı, usulüne uygun olmayarak bir başka Meclis başkan vekilimiz tarafından kapatıldı, usulüne uyulmadan. Tarihini istiyorsanız ben bulurum ara verdiğimiz zaman, size söylerim. Hangi Meclis başkan vekilimiz olduğunu da o zaman iletmiş olurum size.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir Meclis başkan vekilimizin Genel Kurulu kapattığı bir oturumda ben buradaydım.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’e aykırı şekilde kapatıldığı yönünde itirazları olmuştu.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Eğer o günkü oturumu kastediyor iseniz o günkü oturum İç Tüzük’ün 68’inci maddesine uygun bir şekilde kapatılmıştır. Ben hiçbir aykırılık görmedim. Eğer aykırı bulsaydım Divanda kim olursa olsun yine bu görüşümü söylerdim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Böyle itirazlarınıza, haklı ve yerindeki itirazlarınıza elbette hepimiz saygı duymak zorundayız, saygı duyarız da ama benim hatırladığım ve bildiğim olayda usulsüz kapatıldı diye bir tartışma ortamı yaşanmıştı.

Teşekkür ederim.

Bu konuyu kapatıp gündeme devam ediyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim, Meclisin usulsüz kapatıldığına dair sizin oturumlarınızda da oldu. Nasıl oldu? Beş dakika ara veriyorsunuz, içeri gidiyorsunuz -biz dün yaşadık mesela, daha önceki günlerde de yaşadık- geliyorsunuz, Hükûmet gitmiş, komisyon gitmiş. Bu, kanuna karşı hiledir.

BAŞKAN – Sayın Tanal, o da öyle olmadı. Komisyon burada olmadığı için içeri girdim, kendi grubumdan da bir yığın eleştiri aldım. Bunu mu söylüyorsunuz bana?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani iktidar sizin oturumlarınızda yapıyor…

BAŞKAN – Lütfen, rica ederim Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama bunu siz yapıyorsunuz.

BAŞKAN – O konuyla bu konu arasında hiç ilgi yok. Komisyon burada olamadığı için içeri girdim, Meclis kapandı. O konunun görüşülmesi kapatıldı, kanunu görüşmeyi bıraktık ve başka kanunlara geçtik. Çok iyi hatırlıyorum.

Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, yani orada iktidar ve komisyonla anlaşarak bu işi yapıyorsunuz. Kanuna karşı hiledir bu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, komisyon olmadığı zaman müteakip kanuna geçmek zorundasınız. Keyfî yönetiyorsun Meclisi. İnsan bir defa doğru dürüst İç Tüzük’ü okur gelir, ondan sonra oturur.

BAŞKAN – Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan,  Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563)(x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin ikinci bölümünde yer alan 11’inci maddesi kabul edilmişti. Şimdi 12’nci maddenin görüşmelerine başlayacağız.

12’nci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı kanun tasarısının 12’inci maddesinin yasa metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Adil Zozani                                       Hasip Kaplan                                         Erol Dora

                      Hakkâri                                               Şırnak                                               Mardin

                     Altan Tan                                          Sırrı Sakık                                      Ertuğrul Kürkcü

                    Diyarbakır                                              Muş                                                 Mersin

                Gülser Yıldırım                                     Halil Aksoy

                       Mardin                                                Ağrı

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Ali Serindağ                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Celal Dinçer

                     Gaziantep                                            İstanbul                                              İstanbul

                Süleyman Çelebi

                      istanbul

BAŞKAN – Şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 12. Maddesinin Anayasaya aykırı olmasından dolayı teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Hasan Hüseyin Türkoğlu                            Mesut Dedeoğlu                                       Alim Işık

                     Osmaniye                                       Kahramanmaraş                                        Kütahya

                   Bülent Belen                                       Reşat Doğru                                    Mehmet Erdoğan

                     Tekirdağ                                               Tokat                                                 Muğla

                 Özcan Yeniçeri                                     Erkan Akçay

                       Ankara                                               Manisa

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay konuşacak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12’nci madde üzerinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlarken… Bugün MİT Yasası gibi çok önemli bir kanunu görüşüyoruz ancak görüşmelerde Hükûmet sıralarında MİT Müsteşarı yok. Acaba, böylesine önemli bir kanun görüşmesinde MİT Müsteşarı nerede, neden bu görüşmelere katılmıyor ve merak ediyorum, acaba İmralı’ya, Kandil’e mi gitti MİT Müsteşarı, buraya gelmiyor? Dün yedi saatte neredeyse 5 bakan değişti, MİT Müsteşarı yok. Hükûmetin bakanları MİT’e yaverlik mi yapıyor Allah aşkına? Zaten bu, kanun teklifi hâlinde geldi tasarı hâlinde gelmesi gerekirken, teklif yapılıyor, tasarı yok; sürekli bakanlar değişiyor ve MİT Müsteşarı yok.

Efendim, bu MİT Yasası’nın MİT’in yani Hükûmetin terör örgütüyle görüşmesini yasal hâle getireceği söyleniyor, ki doğru. Ama bundan ileri bir durum var değerli arkadaşlar, aziz milletim; artık söz konusu olan MİT-PKK- KCK görüşmesi değildir, MİT-PKK iş birliği söz konusudur. Bu KCK hadiselerinden... Geçmişte yaşanan Hakan Fidan olayıyla ilgili -geçen yıl da  burada görüşmeleri yapılan- özel kanun çıkarılmıştı, o zaman ortaya çıkan hadiseler gösterdi ki ortada bir iş birliği söz konusu. Ve zamanın ilgili Bakanı Bekir Bozdağ ne dedi? “KCK’daki bin tane MİT elemanı deşifre oldu.” dedi. Yani bin MİT elemanı varsa bunlar molotof atmışlar, kiminin ölmesine, kiminin yaralanmasına sebep olmuşlar, “Bunlar deşifre oldu.” diyor.

Aslında MİT’in KCK’ya sızması değil de, KCK’nın MİT’e sızmasının söz konusu olduğu ortaya çıkıyor ve artık MİT-PKK güzellemesi yapılmaya başlandı ve PKK da bu yasa önerilerini pek sevdi. Zaten bazı düzenlemelerinin de Öcalan’ın talebi olduğu herkesin malumu.

Değerli arkadaşlar, bu MİT Yasası’yla yeni bir paralel yapılanma kurulmaktadır ve ülkeye, millete ve devlete vereceği zararları bugünden hesap etmek de kolay değil. Ve sonra oturup yine bu iktidar sahipleri ağlayacaklar “Ne kadar safmışız, ne istediler de vermediler.” diye ve bu yeni yapı bir bumerang gibi mutlaka iktidarı da vuracaktır, bu kaçınılmaz. Kurulan bu MİT rejimiyle herkes dinlenecek, fişlenecek, kontrol edilecek; herkes baskı, tehdit ve şantaj altında kalacak. Denetlenemeyen, hesap sorulamayan ve her türlü provokasyona açık bir yapı kuruluyor.

Değerli milletvekilleri, on iki yıllık AKP iktidarının en zayıf olduğu noktalardan biri bana göre AKP iktidarında yeterli devlet kültürü ve bilincinin olmayışıdır ve hatta yokluğudur. AKP iktidarında devlet bilinci yok, sığ bir partizanlık vardır. Tarihimizde devleti için evlatlarını feda eden devlet adamları, devlet yöneticileri, padişahlar vardır, sadrazamlar vardır. Artık, günümüzde, AKP iktidarıyla evlatları ve kendi istikballeri için devleti feda eden bir anlayış hâkim olmaya başlamıştır.

Bu getirilen MİT Yasası’yla -ben “MİT” demiyorum, artık bu bir “tit” yasasıdır veya “rit” yasasıdır; Tayyip Erdoğan, Recep teşkilatı- Türkiye Cumhuriyeti bir istihbarat devletine dönüştürülüyor ve Başbakan da Türkiye Cumhuriyeti’ni bir istihbarat teşkilatıyla yönetmek istiyor. AKP Hükûmeti freni boşalmış, vitesten atmış yokuş aşağı giden bir kamyon gibi, millet nefesini tutmuş bekliyor ve son çarpışma anını bekliyor.

Bu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan kısa bir açıklama yapacak.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sayın konuşmacı tabii “Devlet ciddiyeti yok.” gibi iktidarımızı suçlayan ifadeler kullanıyor. Biz on iki yıldır Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetiyoruz ve Türkiye Cumhuriyeti devleti dünyanın büyük, kişilikli, onurlu ülkelerinden biridir ve bu cumhuriyetimizin en önemli kurumlarından birinin yasasını görüşüyoruz. Buradaki konuşmalara da o yönde özen gösterilmeli.

“Mit Müsteşarı yok.” gibi eleştiriler… Burada, biliyorsunuz, şu sıralarda oturması gereken Hükûmet ve Komisyondur, başka kimsenin olması gerekmez ama MİT’ten de, ilgili kurumlardan da yöneticilerimiz vardır. Bu işin şu anda sorumlusu Komisyon ve Hükûmettir. O tür eleştirilere de gerek olmadığı kanaatindeyim.

Arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, söz alabilir miyim bir dakika?

BAŞKAN – Karar yeter sayısı mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yok, hayır, Sayın Bakana cevap vermek istiyorum.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Neye cevap vereceksin ya!

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden bir dakika…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şimdi, getirdiğiniz…

BAŞKAN – Peki, oradan söyleyin, kayda geçer, ayakta söyleyebilirsiniz.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Bakanınkini herkes duyuyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Mikrofonu açar mısınız. Sayın Bakanın açıyorsun, bunu niye açmıyorsun?

BAŞKAN – Tamam, ya sisteme girin veya ayakta söyleyin, o da sisteme giriyor zaten, kayda geçiyor.

Açık, buyurun.

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan cevap verdi ama aslında bana göre yeterli cevabı verememiştir.

Benim eleştirim, bunun bir tasarı hâlinde değil kanun teklifi hâlinde getirilmesidir.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – O çok konuşuldu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ortada bir kanun teklifi var ama MİT Müsteşarı yok. O zaman, siz niye bir tasarı olarak getirmediniz bunu? Bu çok önemli bir sorudur. Bu, AKP Hükûmetinin de bu konularda kaçamak güreşmesinin bir neticesidir ve itham ediyorum, bu gerçekten siyasi bir omurgasızlıktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı isteyeceğim.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.02

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Kanun teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Şimdi aynı mahiyetteki diğer iki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 12. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasının arz ve teklif ederiz.

Süleyman Çelebi (İstanbul) ve arkadaşları

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Erol Dora (Mardin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hakkâri Milletvekili Sayın Adil Zozani konuşacak.

Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz, 12’nci maddenin teklif metninden çıkarılmasını öneriyoruz. Sebebi de şu: Şimdi, toplum içerisinde, özellikle toplumun dokusuyla, kutsallarıyla uyuşmayan kavramlar vardır. Bu kavramlar, muhbir, ihbarcı, jurnal, ajan, ispiyoncu kavramlarıdır. Birisi birisini hakir görmeye kalkışırsa ya da birisine bir ithamda bulunmak isterse bu kavramları kullanarak ifade ediyor. Bu madde de toplumun kutsallarıyla uyuşmayan bir madde olduğu için çıkarılmasını teklif ediyoruz. Bilirsiniz, eskiden Osmanlılarda kuşçular sevilmezdi. Kuş besleyenlere toplum iyi gözle bakmazdı. Sebebi de şu: Saray jurnallerinin büyük kısmı kuşçuluk yapar, mahalleyi kuşçuluk yaparak gözetler, mahallede olup bitenleri saraya yetiştirirlerdi. O nedenle kuşçular Anadolu’nun birçok kentinde iyi gözle görülmezler. Kuşçuluk eşittir jurnalcilik anlamında değerlendirildiği için buna hep böyle bakılırdı.

Şimdi, burada da, bu maddede yapılan düzenlemede bir kere jurnale bir teşvik var, ispiyonculuğa teşvik var, ihbarcılığa teşvik var yani toplumun değerleriyle, temel değerleriyle uyuşmayan ne varsa bu maddede teşvik unsuru olmuş. Hem de öyle haklarla bir teşvik yapılıyor ki yani adam bir defa MİT’e ajanlık yapmış olsun, bir yerde bir şekilde yardımcı olmuş olsun bütün hakları elde ediyor. MOSSAD’ın kanunundan ilgili madde alınmış, olduğu gibi konulmuş. Bilirsiniz, MOSSAD en güçlü olduğu dönemde 27 kadrolu subayla örgütlüydü, gerisi, toplumun tamamı MOSSAD ajanı olarak değerlendirilir, her İsrailli ya da her benî İsrail MOSSAD’ın potansiyel ajanı olarak görülür ve o şekilde değerlendirilir. Şimdi, 77 milyon insanı MİT’in potansiyel ajanı durumuna getiren bir madde burada. Böyle bir şeyi kabullenmek, böyle bir şeyi doğru bulmak mümkün değildir, sizlerin de doğru bulmamanız gerekir. Hangi akılla bu madde kaleme alınmış, açıkçası şaşıyorum. Öyle zannediyorum ki üzerinde çok böyle kafa da yorulmamış. CIA kanunundan bir parça alınmış konulmuş, KGB kanunundan bir parça alınmış, konulmuş, MOSSAD’ın, Muhaberat’ın kanunundan, uygulamalarından parçalar alınmış, “copy-paste” bir kanun metnine dönüştürülmüş. Üzerinde kafa yorulmuş olsaydı toplumun bu kadar kutsallarıyla çelişen, toplumun kutsallarıyla bu kadar alay eden bir yasa metni oluşturulamazdı. Düşünen biri böyle bir şeyi kaleme almaz. Türkiye’de toplumu bilen, toplumun değer yargılarını bilen birisi böyle bir metin kaleme almaz. Açıkçası, şimdi sorsam: “Kim kaleme aldı?” Yani böyle bir metni kaleme alan bir insan çıkıp “Ben bunu kaleme aldım.” diyemez. Öyle zannediyorum -ki üç dört günlük tartışmalar neticesinde açığa da çıktı-teklifte imzası olanların  teklif metnini yazmadığı da artık anlaşıldı burada diye düşünüyorum. Dolayısıyla, teklif metnini imzalayanlar da teklif metnini okumadan imzalamışlar. Bu da çok açık ve net. Bu nedenle şimdi sormak istiyorum: Gerçekten, bunu kim yazmış, kim getirmiş buraya? Toplumun değer yargılarıyla bu kadar çatışmalı bir maddeyi kim önümüze koydu? Herhâlde sahip çıkmaz. MİT desen, zaten öyle bir durumda, artık MİT, sen ne yaptın diye sormaya hakkı da kalmadı bu saatten sonra. MOSSAD’ın ilgili maddesi olduğu gibi copy-paste yöntemiyle buraya konuldu, Türkiye’nin, toplumun değer yargılarıyla çatışan bir maddedir. O nedenle çıkarılmasını teklif ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Diğer önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman Çelebi konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sakın 1 Mayıstan bahsetme.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – 1 Mayıs…

LEVENT GÖK (Ankara) – 1 Mayıs… 1 Mayıs…

BAŞKAN – Laf atmayalım lütfen.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, ben de 12’nci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Aslında, değerli arkadaşlarım, bu yasa teklifi ortaya konulduğu günden beri Türkiye’de yaşanan süreci hep beraber biliyoruz. Bunun öncesi var, sonrası var. Aslında, bu bir MİT Yasası’nın ötesinde, tam bir Gestapo yasası. Tam bir Gestapo yasası çıkarılıyor. Bu yasanın altına imza atanlar bir gün bu yasanın bedelini ödeyecekler.

Bu yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyoruz. Anayasa’ya aykırılıkla ilgili iddialarda bulunuyoruz ama AKP’nin çoğunluk yapısı… Ne Anayasa ne uluslararası yasalar, onlar umurunda değil. Parmaklarını kaldırıyorlar ve mevcut, hani, çoğunluğumuz da var… Önce bir yasayı daha da abartarak sunuyorlar, sonra birkaç tane tepki gelince basından, kamuoyundan, biraz yumuşatmış gibi yapıyorlar. Aslında, temel hedefe doğru ulaşıyorlar, yani istedikleri yasa bu. Ama birkaç tepki… Yani çıtayı daha yukarıdan tutup daha kötü, daha ceberut, daha zulümcü bir yasayı ortaya koyuyorlar. Hatta bunu, televizyon kanallarında yorumcular “Çok güzel bir yasa geliyor.” diye de okşuyorlar, güzel bir, pembe bir tablo çiziyorlar, sonra yasalarda değişiklik yapıldığı zaman da önergelerle, “Aaa, çok da güzel düzeldi.” diye paketleyip bu toplumun önüne koyuyorlar.

Değerli arkadaşlar, bu yasa çıktığında şimdi AKP saflarında olabilirsiniz, şimdi buna irade koyarsınız ama -ola ki- bir gün, AKP’yi eleştireceğiniz gün, bilin ki bu yasa sizi de vuracak, o yasa size de bir gün zulmedecek.

Bu yasa, değerli arkadaşlarım, Ziverbey’le bağlantılı bir yasadır. Bu yasa, 12 Eylül darbecilerinin bugün yargılandıkları, yasa dışı yaptıkları işlemlerin yasal kılıfının hazırlanma sürecidir; ona yeni bir kılıf örtme, yeni bir kılıf bulma yasasıdır. 12 Eylül uygulamalarıyla ilgili, geçmişte yapılan işkencelerin, Diyarbakır’da, Ankara’da, İstanbul’da Otağı Hümayun’da yapılan işkencelerin şimdi hesap verme sürecinin yeniden onarım yasasıdır bu yasa. Bunu ben böyle görüyorum çünkü bu yasa çıktığında -bu yasa yalnız bilgi yasası noktasında değil, istihbarat yasası olarak bu yasayı kimse okumasın- bu yasa artık bundan sonra operasyonları başlatma yasası olacak ve operasyonlar başladığı zaman da o kapılar çalındığında, o kapılar ve o taksiler, o araçlar gereçler, o bilgisayarlar, İnternetler, Facebooklar denetlendiğinde nasıl bir zulümle, nasıl bir diktatörlükle, bir dikta rejimiyle karşı karşıya kaldığımızı hep beraber göreceğiz.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, bu yasa bu anlamda ceberut bir anlayışın ürünüdür. Dolayısıyla, bu yasanın Anayasa’ya aykırılığı konusunda burada ortaya koyduğumuz görüşlerin bir tanesi bile dikkate alınmadan “Ben yaptım, oldu.” mantığını burada da görüyoruz. Sonra da Anayasa Mahkemesi bir karar verdiğinde, hemen Anayasa Mahkemesini baskılanma altında tutan baskıları da hep beraber görüyoruz. Çünkü Anayasa Mahkemesine bundan sonra gidildiğinde özgürce o kararların verilmeyeceği bir kuşatmanın, bir dolanmanın burada da, hep beraber, yapıldığını görüyoruz.

Özü şu: Saatlerce burada konuşuyoruz, günlerce arkadaşlarımız bu konuda görüşlerini söylüyor. Biz şunu söylüyoruz: Bu yasa için niye peki bu kadar mücadele veriyoruz, bu kürsüde kendimizi yoruyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz. Ya siz?

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Onun hesabını siz verin diyorum, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle önergeyi okutup komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini ve müteakip madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                     Beşir Atalay

                                                                                                                                       Kırıkkale

                                                                                                                              Başbakan Yardımcısı

MADDE 13- 2937 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 2- Bu maddede belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kurulmuştur.

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yürütülen Devlet istihbarat hizmetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından görevleri gereği yürütülen güvenlik faaliyetlerine ve istihbari nitelikteki faaliyetlere ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığınca hazırlanacak yıllık raporlar Başbakanlığa gönderilir. Başbakanlıkça bu raporlar üzerine hazırlanacak yıllık rapor Mart ayı içinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonuna sunulur. Komisyon, incelemelerini ve görüşmelerini raporun kendisine intikalinden itibaren doksan gün içinde tamamlar ve hazırlayacağı raporu bu süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunar.

Komisyonun üye sayısı on yedidir. Üye dağılımı siyasi parti gruplarının parti grupları toplam sayısı içindeki yüzde oranlarına göre yapılır.

Komisyonun görevleri şunlardır;

a)          Milli güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak,

b) Güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek,

c) Kendi faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamak,

d) Güvenlik ve istihbarat hizmetleri sırasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini ve bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmek.

Komisyon görüşmeleri kapalı oturumla yapılır. Kapalı oturumda komisyon üyeleri, ilgili bakanlar, görevli hükûmet temsilcileri ve Komisyonda görev yapan yasama uzmanları ile stenograflardan başkası bulunamaz.

Komisyon çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgelerin saklanmasında ve korunmasında gizlilik esastır. Komisyon görüşmelerine katılanlar ile bu görüşmelere herhangi bir suretle vâkıf olanlar, Komisyon çalışmaları ve görüşülen konular hakkında hiçbir açıklama yapamaz ve bunları sır olarak saklamakla yükümlüdürler.

Komisyon tarafından hazırlanan raporları ve bunların eklerini taşıyan, çoğaltan, teslim alanlar da dâhil olmak üzere tüm görevliler, bu raporların ve eklerinin korunması için gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadır.

İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporlarda, komisyon raporlarında ve bunların ekleri ile komisyon tutanaklarında, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmez.

Komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin olarak bu maddede hüküm bulunmayan hallerde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hükümleri uygulanır.

İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporların hazırlanmasına ve kapsamına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir.

BAŞKAN –  Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Efendim, izninizle Komisyon üyelerini Komisyon sıralarına davet etmek istiyorum.

BAŞKAN –  Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – İçişleri Komisyonu üyesi arkadaşlar, buyurun efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Salt çoğunluğunuz var zaten.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Ben onları da davet edeyim de…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Komisyonun kurulmasını bütün partiler istiyordu da o yüzden çağırıyoruz.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, salt çoğunluğumuz vardır, öneriye katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Gruplar adına ilk söz, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan’da.

Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle bugün Çarşema Sor Bayramı’nı kutlayan Ezidi kardeşlerimizin, kirvelerimizin bayramı kutlu olsun diyoruz. Keşke olanak olsaydı, gidebilseydik. (…)(x) bileklikleri takılır ve bu gelenek nazardan korur denilir. İşte, ülkemizin çok renkli inancı, mozayiği, güzelliği budur.

Değerli milletvekilleri, şu an MİT Kanunu’yla ilgili Meclise önemli bir teklif sunuldu ve önerinin, teklifin altında Sayın Beşir Atalay’ın Başbakan Yardımcısı olarak sunulması daha da anlamlı. Hükûmetin bu öneriyi sunması, Parlamento dışından yani yasama dışından yürütmenin bunu sunması iyi. Yani bakılırken bu, öyle anlaşılıyor. Ama öyle mi? Yani yasamanın görevini, yasama organının yapacağı, üstleneceği bir öneriyi, bir denetim görevini yürütme öneriyor. Demek ki yasamaya öneren arkadaşlarımız bu konuda çalışmamışlar, sadece yürütme çalışmış.

Ama, inanın arkadaşlar, komisyon çalışmalarından buraya kadar benim özellikle önemsediğim konu, sadece en hassas görev olduğu için değil, Millî İstihbaratın istihbarat verilerinin, MİT’in Parlamento tarafından denetimi, hukuk devletlerinde… Eğer istihbarat gibi, operasyon gibi, dinleme gibi, verilere ulaşma gibi, devlet  sırrı gibi, gizlilik gibi en önemli görevleri verdiğiniz bütün kurumların doksan dört yıllık cumhuriyet tarihi geleneği içinde mazisi bizi ürküttüğü için, korkuttuğu için, insan hakları ihlalleri ve hukuksuzlukla dolu olduğu için, biz, Parlamentonun,  milletin iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin bir denetim görevi yapmasını son derece önemsiyoruz.  Barış ve Demokrasi Partisi olarak, hem komisyonda hem de bu teklifin tümü üzerinde yaptığımız görüşmelerde bunu açıkça ifade ettim.

Şimdi soruyorum arkadaşlar: Böylesi bir kurum var mıdır başka ülkelerde, yok mudur; varsa nasıldır; Hükûmetin önergesinde sunulan model nedir? İnanın, burada ilgili arkadaşlar varsa, şaşkınlığımı gizleyemiyorum arkadaşlar. Biz, MİT’in denetlenmesi için bir komisyon Mecliste beklerken bu teklifle MİT’e Meclisin öneriler sunması şeklinde bir komisyon kurulması olarak önümüze gelmiş, öneriler komisyonu. Yani nasıl anlatayım? İnanın arkadaşlar, şaşkınım.

Mardin Lisesinde okurken bir gün bizim öğretmenimiz, bir arkadaşımızı tahtaya kaldırdı, sözlüye ve tahtanın önünde şöyle bir durdu, karşısında, bir baktı, bir baktı, dedi ki: “Sivri burun, yumurta topuk, İspanyol paça, düşük kemer, kalın postal, sekiz düğme, uzun favori, top ense. Ben senin nerene soru sorayım? Sen bana soru sor, sen sen. Otur yerine.” demişti. Şimdi, bu tekliften sonra bu komisyon gelirse devletin sırrı, gizlilik deyip MİT’i buraya getirdiğiniz zaman bu Meclis ne diyecek: “Ben senin nerene soru sorayım? Sen bana soru sor, sen.” Yasama organı bu düzeye düşürülmemeli arkadaşlar. Bakın, dikkatinizi çekiyorum.

Dünya örneklerini tek tek okuyacağız. Bütün dünya örneklerinde var, çıkardık. Şöyle bir baktım, nasıl oluyor bu? Elimdeki dünya örneklerine bir baktım, bu var, isim olarak var, güvenlik ve istihbarat komisyonu, hepsinde var. Hollanda’da -bu örnekleri de Hükûmetten aldık, ayrıca bir çalışma yaptık, ikisini de karşılaştırmalı olarak vereceğim-  Parlamento İstihbarat ve Güvenlik Hizmetleri Komisyonu var arkadaşlar. 2 muhalefet partisi en çok oya sahip olan iktidarla eşit oluşturuyor, bilginiz olsun. 9 üyesi bulunuyor ve bunların alt komisyonları var. Birleşik Krallık’ta, İngiltere’de 9 üyelidir, bunların bir de alt komisyonları var. Parlamentoda en büyük 2 parti genellikle var, onlardan oluşuyor. Şimdi dönüyoruz, İspanya’ya bakıyoruz, İspanya çok farklı bir model, en demokratik denetim modeli, 2002’de getirmişler; Gizli Fonlar Komisyonu var, istihbarat faaliyetlerinin üzerinde en etkili denetimi yapan birim. Dönüyoruz, İspanya kanunlarına göre, hizmete özel ise gizlilik dereceli bilgiler parti ve grup liderlerine verilir. Kişiye özel gizlilik derecesi bilgilere ise parti ve grup liderlerine ilaveten Gizli Fonlar Komisyonu, Başbakan ve Parlamento sözcülerinin erişim hakları var. Şimdi, geçiyoruz Fransa’da 8 üyeden oluşuyor, 4’ü muhalefetten. Amerika Birleşik Devletleri’nde komite, kongre, temsilciler meclisi ve senato bir arada oluyor, 8 ve orada da eşit bir şekilde, çoğunluk partisi 8, 7’de muhalefet partilerinden oluşuyor. Nasıl denetleme yaptıkları yazılı. Şimdi ben buradan bunu çıkardıktan sonra bu teklifte 17 üyeli bir komisyon öneriliyor arkadaşlar. Biz buraya araştırma komisyonu kurmuyoruz. Kimse kimseyle dalga geçmesin. Biz buraya denetleme komisyonu kuracaksak denetleme komisyonu gibi olacak işlevi, görevi, denetimi ve üye sayısı. Eğer siz muhalefeti yok sayıp 17’li araştırma komisyonu gibi üyeleri dağıtırsanız…

Siz, bugün çoğunluksunuz. 2015’te de seçim var. Her zaman çoğunluk olmaz, her zaman da pilav yenmez arkadaşlar, değişebilir her şey, bir de değişme ihtimalini de düşünün, düşünün. Böyle bir komisyon muhalefet partilerinin eşit üyesinden olur, uzmanlarıyla çalışır, kuralları olur, İç Tüzük’e de yeni bir hüküm koyarsanız, doğrusu budur. Biz, İç Tüzük çalışmalarında bunu gördük. Şimdi burada bakıyorum “Görevleri” bölümüne geliyoruz arkadaşlar. Burada denetim yok. Okuyun bana, bir tane denetim var mı? “Millî güvenliğe ilişkin öneri sunmak.” MGK mı burası arkadaşlar? Bakın “Güvenlik, istihbarat konularında görüşleri izlemek, hazırlamak, sunmak, geliştirmek.” Bu Parlamento birilerinin hizmet yeri mi arkadaşlar? Ödevlerini, derslerini mi burada yapacak? Burası denetim yeridir arkadaşlar. Yanlış var.

Bunun kurulması önemli. Bunun kurulmasını istemek bile Hükûmet adına… Bu adımı takdir ediyorum ama böyle bir adımın yanlış bina edilmesinin üstüne biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak onay vermeyiz. Böyle bir yanlış olur mu arkadaşlar? Bir şey yapacaksanız tam yapın. Bir komisyon kurmak istiyorsanız gereğini yapın. Şimdi siz gereğini yapamıyorsunuz, İngiltere’nin M16’sı, 15’ine uymuyorsunuz, İsrail’in MOSSAD’ına uymuyorsunuz, Almanya’nın BND’sine uymuyorsunuz, ABD’nin CIA’sına uymuyorsunuz, e kardeşim, Rusya’nın da KGB’si değişti biliyorsunuz yeni isimler aldı federal ile ulusal farklı… Şimdi, AGİT’in, Avrupa Birliğinin, Birleşmiş Milletlerin Cenevre merkezinde kurulu DCAF –büyük harflerle- merkezi var, bari orada kontrol sistemine, silahlı güçlerin denetimiyle ilgili kurallara uyun. Yok. Avrupa Birliğinin 1402 sayılı denetleme kararlarına uyun Parlamentonun. O da yok. Peki, siz neye uyarsınız? Hukuka uymazsınız, sözleşmelere uymazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Getirdiğiniz model ters bir model, yanlış bir model. Biz buna karşıyız arkadaşlar.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belki bazı milletvekillerimizin bildiği ama bir kısmının da bilmediğini düşündüğüm bir fıkrayı sizlere anlatarak konuşmama başlamak istiyorum.

Napolyon tekrar dünyaya gelmiş, Obama’nın misafiri olmuş, yemekler yenilmiş bitmiş sonuçta ayrılırken Napolyon demiş ki: “Mister Obama, sizin elinizdeki bu silah gücü benim elimde olsaydı Waterloo Savaşı’nı kaybetmezdim." demiş. Yine bir gün Putin’in misafiri olmuş, yemekler yenilmiş, yemek bitmiş, uğurlanırken Napolyon tekrar söz almış demiş ki: “Sayın Putin, sizin elinizdeki bu KGB benim elimde olsaydı ben Waterloo Savaşı’nı kaybetmezdim.” Sonra, Napolyon Ankara’ya gelmiş, Sayın Erdoğan’ın misafiri olmuş, yemekler yenilmiş bitmiş, ayrılırken Napolyon’un dediği şu: “Sizin emrinizdeki bu basın benim elimde olsaydı Waterloo Savaşı’nı kaybettiğimi hiç kimse duymazdı.” (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Şimdi, Başbakanın emrindeki MİT’in ne olduğunu herhâlde Napolyon bilmiyordu, eğer bilseydi o cümleyi Putin yerine herhâlde Başbakana da edebilirdi.

Değerli milletvekilleri, bizim tartışmamız gereken asıl sorun Millî İstihbarat Teşkilatının Başbakanın kişisel istekleriyle, talimatlarıyla iş yapıp yapmadığıdır.

Şimdi, buraya Sayın Başbakan Yardımcısı bir önerge vermiş, görünüşte bir Parlamento denetimini gerçekleştirmek üzere bir komisyonun kurulmasını Genel Kurula öneriyor. Ama burada sorulan sorulara Başbakan Yardımcısı cevap vermiyor. Çorum Milletvekili Arkadaşımız Sayın Tufan Köse bir değerlendirme yaptı “Beni niye fişlediniz? Millî İstihbarat Teşkilatı beni neden fişlemiştir?” diye. Sayın Başbakan Yardımcısının vermesi gereken cevap “Hayır, Sayın Tufan Köse, Millî İstihbarat Teşkilatı seni fişlememiştir.” demek olmalıdır. Bir Cumhuriyet Halk Partili Milletvekili neden fişlenir? Neden bizim istihbarat servislerimiz, gizli istihbarat birimlerimiz, emniyet teşkilatlarımız, hükûmetteki bir partinin muhalifi olan kişilerle ilgili olarak tuzaklar hazırlar, tuzaklar kurar? Bunlar karşısında, bunlar medyaya sızdığında, neden bunlara ilişkin bir açıklama yapılmaz? Bu sorular cevap bekliyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Yapamaz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bu sorular cevap bekliyor. Bu sorular cevaplanmadığı sürece, bu sorulara açıklıkla “Biz yanlış işler de yaptık.” şeklinde bir cevap verilmediği sürece, bu göstermelik komisyon hiçbir işe yaramayacaktır, hiçbir işe yaramayacaktır. Hâlen, o yerel seçim sürecinde ortaya konulan bu iddialar, onun öncesinde Sayın Tufan Köse’nin de fişlendiği yönünde kamuoyuna sızan, basına sızan bilgiler cevaplanmadığı sürece bu alan karanlıkta kalacaktır, kurulacak olan bu komisyonun hiçbir önemi olmayacaktır, kurulacak olan komisyon göstermelik bir komisyon olacaktır.

Önerge şunu düzenliyor: Türkiye  Büyük Millet Meclisinde bir güvenlik ve istihbarat komisyonu kurulsun. Bu güvenlik ve istihbarat komisyonu, güvenlik ve istihbarat birimleri tarafından hazırlanan raporların Başbakanlık tarafından konsolide edilip son şekli verildikten sonra düzenlenen raporun, belgenin Meclise intikalinden sonra bu rapor üzerinde gerekli değerlendirmeleri yapsın.

Denetim değil, burada denetimle ilgili herhangi bir cümle yer almamaktadır yani “Kurulan komisyon istihbarat birimlerinin faaliyetlerini denetleyecek.” şeklinde bir cümle burada yer almamaktadır. Bu, denetim komisyonu değildir, kimse kimseyi kandırmasın. Tam tersine, komisyona öyle görevler verilmiş ki: “Millî güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak.” Burası yasama organı. Yasama organı yürütme organının emrinde değildir, “Millî güvenlikle ilgili şunları hazırla, şunları yap.” değildir. İkinci görev: “Güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek.” Sana ne yani Hükûmet size ne oluyor? Parlamento izleyebilir, izlemeyebilir, bu kendi takdirinde bir olaydır. Siz bunu nasıl vermeyi düşünebilirsiniz, yürütme organı ne güne duruyor, bu birimler ne güne duruyor, onlar izlemiyor mu?

Diğer görev: “Kendi faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamak.” Diğer görev: “Güvenlik ve istihbarat hizmetleri arasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini, bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmek.” Denetimle ilgili bir cümle yok. Başbakanlığın usulen buraya göndereceği rapor üzerine görüşme yapacak, bitecek. “Denetim” kelimesi yok burada.

Geçen hafta ben “Diğer ülkelerde uygulama nedir?” şeklinde bir bilgi talep etmiştim. Sayın Bakan bana bir bilgi notu iletti, diğer milletvekili arkadaşlarımla da bu notu paylaştım, bazı ülkelerdeki uygulamalardan örnekler veriliyor. Bari bu dağıttığınız nottaki örneklere uysaydınız. Örneğin, İngiltere’deki uygulamada bu komisyonun, İngiltere’deki parlamentoda kurulan komisyonun başkanını hükûmet iki muhalefet partisinin görüşünü alarak belirliyor. Hadi, gelin bu komisyonun başkanını iktidar ve 2 muhalefet partisi birlikte belirlesin veya 3 muhalefet partisi birlikte belirlesin; getirin hadi, böyle bir öneriyi getirin. İşte İngiltere, demokrasinin beşiği olan bir ülke ve İngiltere örneğini de bizlere vermişsiniz ama bu örnekle ilgili bir adımınız yok burada. Diğer ülkelere bakıyorum, İspanya’ya bakıyorum, yine kurumsal, ciddi düzenlemeler yapmışlar burada. İspanya dışında, Amerika Birleşik Devletleri’yle kıyas kabul etmez zaten bunu hiçbir şekilde değerlendirmiyorum. Fransa, yine parlamento denetimini, istihbarat birimleri üzerindeki parlamento denetimini en geç kabul eden ülke olmakla birlikte yine Türkiye’nin ilerisinde, onlarla kıyaslanamayacak ölçüde geride.

Sadece bir şekil şartını tamamlamaktan ibaret olacak olan bir önerge ama bu önergeyle, elbette bizim istihbarat birimlerimiz üzerinde yasama organının denetimi vardır algısı yerleştirilmeye çalışılacak. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

Diyelim bu komisyonu kurdunuz, bu rapor Başbakanlıktan geldi, komisyon bunu görüştü; e ne olacak sonra? Bu rapor Genel Kurula gelecek mi? Hayır, burada böyle bir şey yok. Sadece komisyon görüşecek, o kadar. “Bunlar devlet sırrıdır.” deniliyor. Ee, devlet sırrı kanununu çıkarmadınız daha, daha 1’inci sırada bekliyor. Korktu Hükûmet onu… Geçen 23’üncü Parlamento döneminde gündeme alındığı bir hafta tam onu çıkaracaktık yukarıdan bir el Parlamentoya uzandı “Aman bunu çıkarmayın, bunu çıkarmayalım.” Ya ne devlet sırrı? Zaten her şeyin gizli olduğu, Başbakanın Millî İstihbarat Teşkilatına, güvenlik birimlerine verdiği kişisel, siyasi talimatların gereğinin yerine getirildiği ve bunların toplumdan gizlendiği bir yerde devlet sırrı kavramı hiçbir anlam ifade etmiyor. Bırakalım onları da bir cümle koyalım: “Bu kurumlara, istihbarat teşkilatına Başbakanın vermiş olduğu kişisel talimatlar açıklanır.” Gelin bunu koyalım. Bugüne kadar da Başbakan buraya hangi talimatları vermiştir bunları açıklayan bir hükmü buraya koyalım. Hangi siyasi amaçlar için hangi işler yapılmıştır? Bunların aydınlatılması gerekiyor. Bunlar aydınlatılmadığı sürece bu teşkilat, bu şekliyle kendi kendisine zarar verecektir. Ben Millî İstihbarat Teşkilatını buradan uyarıyorum. Siyasetin bu isteklerine lütfen alet olmayın. Millî İstihbarat Teşkilatı ulusal bir kuruluşumuzdur. Biz bu kurumumuzla övünmek istiyoruz. Bu isteğimizi bir kenara atmayın. Milletin kurumu olmalıdır. Gerçekten Türkiye'nin güvenliği konusunda Türkiye’ye hizmet eden bir kurum olmalıdır. Başbakanların kişisel istekleriyle, siyasi düşünceleriyle hareket eden kişiler bu kurumda olmamalıdır, hareket eden yapılar bu kurumda olmamalıdır; bunlar tasfiye edilmelidir, bunların hesabı da kendilerine sorulmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Kayseri Milletvekili Sayın Yusuf Halaçoğlu konuşacak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında sürekli olarak medyada çıkan MİT’in denetlenemediği, denetimsiz bir yetki verildiği şeklindeki ifadeler üzerine zannediyorum ki dostlar alışverişte görsün hesabı MİT’in denetlendiğine dair kamuoyunda bir göz boyama maddesi teklif edildi, getirildi, eklendi çünkü burada hakikaten demin de söylendiği gibi denetimle alakalı hiçbir ifadenin yer almadığını görüyorsunuz. Mesele 17 kişiden meydana gelen bir komisyon kurulması değil. Yani bununla ancak şunu sağlayabilirsiniz, bunun görevlerine baktığınızda: Bir kişiye bir makam arabası verirsiniz, onun dışında herhangi bir katkısı olmayacağını düşünüyorum çünkü ileriye sürülen maddeye baktığınız zaman gerçekten ilginç şeylerle karşılaşıyorsunuz. “Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yürütülen Devlet istihbarat hizmetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından görevleri gereği yürütülen güvenlik faaliyetlerine ve istihbari nitelikteki faaliyetlere ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığınca hazırlanacak yıllık raporlar Başbakanlığa gönderilir. Başbakanlıkça bu raporlar üzerine hazırlanacak yıllık rapor Mart ayı içinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonuna sunulur.”

Şimdi, arkadaşlar, zaten kılıfını bulmuş olan kişiler tarafından gönderilen rapor ve içeriği hiç belli olmayan, talimatlardan hiç haberiniz olmayan bir konuda denetleme yapacaksınız. Bu, her şeyden önce mümkün değil. Yani devlet sırrı niteliğindeki konuları göremeyeceksiniz, belgeleri göremeyeceksiniz, kişileri sorgulamaya alamayacaksınız. Neyi denetlediğinizi zannediyorsunuz? Zaten onun denetlenmediğini ortaya koyan arkadaki cümleler yer alıyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Denetleme yok zaten.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Açıkçası şöyle söylüyor: “Komisyonun görevleri şunlardır…” Bakın, bu komisyon görevleri bugün Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin üzerine yüklenmiş olan görevlerdir. “Milli güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak…” Bu, Meclisin işi değil, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin işi. “Güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek…” Başka işi yoktu komisyonun; dünyayı izleyecek, neler yapılıyor… Araştırma kurumu mu burası veya bu komisyon araştırma kurumu niteliği taşıyan bir komisyon mu? Böyle bir şey olabilir mi?

Arkadaşlar, burada yapılacak iş… Zaten bu da Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin işi. Ayrıca “Kendi faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamak…” Yani komisyon kendi faaliyetlerine ilişkin bir rapor hazırlayacak, MİT’le ilgili değil. Yani dünyada ne oluyor, Türkiye'de neler yaptılar? Peki, arkadaşlar, böyle derken hangi görev verildiğini bilmeden bu komisyon neyi inceleyecek, rapor hazırlayacak? Yani Başbakanlık hukuki mi verdi emri, görevi, MİT bu görevi yerine hukuki getirdi mi, getirmedi mi, nereden bileceksiniz, nasıl bir rapor hazırlayacaksınız? Ya adamlar uyuşturucu kaçakçılığı yapmışsa, adam kaçakçılığı yapmışsa, tetikçilik yapıp adam öldürmüşse, birtakım başka istihbarat kurumlarıyla iş birliği yapmışsa peki, bunu nasıl denetleyeceksiniz? Kim denetleyecek bunu? Yani Meclis mi denetleyecek? Peki, nereden haberi olacak? Çünkü hepsi devlet sırrı niteliği taşıyor. Kimi kandırıyorsunuz siz? “Güvenlik ve istihbarat hizmetleri sırasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini ve bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmek.” Peki, bana söyler misiniz? Bir sürü yasak getiriyorsunuz, açıklanamayacak yasa getiriyorsunuz, basında açıklayamıyorsunuz, yayınlayamıyorsunuz, hukuka başvuramıyorsunuz, savcı sizinle ilgili herhangi bir işlem yapamıyor ve diyorsunuz ki: “Siz bireysel hakları koruyacaksınız.” Kim koruyacak? Meclisin komisyonu mu koruyacak, hukuk mu koruyacak? Yani hukuk devleti olmaktan mı çıkıyorsunuz? Yani bakın, arkadaşlar “MİT’e verilen görevler” diyorsunuz. Hukuki olup olmadığını bilmeden bu komisyon nasıl inceleme yapacak?

İkincisi: Demin dediğim gibi, illegal işler yaptı MİT, insanları öldürdü veya insanlar üzerine baskı kullandı, fişledi. Peki, ben nasıl haberdar olacağım bundan? Beni fişlediler; gizli, devlet sırrı. Nasıl izleyeceğim? Komisyon nereden bilecek bunu? Çünkü hiçbir belgeyi komisyona vermiyorsunuz burada.

Şimdi Sayıştayı denetleme unsuru olarak, kurumu olarak koymuşsunuz, Sayıştay yaptığı denetlemeyi bile Meclise sunamadıktan sonra, siz bana söyler misiniz, böyle bir yetkiyi verdiğiniz bir kurumun yarın içinden birtakım çatlaklar çıkmayacağını nereden bilirsiniz? (MHP sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla siz iktidar olarak, MİT’i kendi güvenirliğini yitirecek bir kurum hâline sokamazsınız. Buna hiç kimsenin hakkı yoktur. MİT, saygın bir kuruluş olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan bir kuruluştur. Buna, hiç kimse, bir şekilde ayaklar altına alacak, tartışılacak ve güvenirliğini kamuoyunda yitirecek bir şekil veremez, buna kimsenin hakkı yoktur.

Ardından komisyonu kuruyorsunuz, dosyayı hazırlatıyorsunuz, hazırlanan dosyanın kime verileceği bile belli değil. Kime verecekler bu dosyayı? Diyelim ki suç unsuru çıktı. Bu, komisyon tarafından tespit edildi. Her şeye rağmen, yani 17 kişinin içerisinde iktidara yakın olan isim sayısı, üye sayısı çok. Hadi buna rağmen çıktı diyelim. Peki, bu komisyonun raporu nasıl mahkemeye gidecek? O yok burada. Yani nereye başvuracaksınız? Suç duyurusunda bulunabilecek misiniz, bulunamayacak mısınız? Nedir bu işin aslı? Nereye gidecek?

Arkadaşlar, bütün bunları göz önüne aldığınızda tek yaptığınız şey, kamuoyundaki tepkileri azaltmak için göz boyamaya çalışıyorsunuz. Böyle bir denetleme olmaz. Denetletecekseniz şunu yapın Mecliste: Her türlü bilgiyi belgeyi açıklayacak şekilde, görecek şekilde bir komisyon kurun, bu komisyonda iktidarın sayısı kadar muhalefetin de üye sayısı olsun, eşit olsun ve ondan sonra kararın ne olacağını görelim. Bunu yapabilir misiniz? Yapamazsınız çünkü zaten arzu ettiğiniz biçim bu şekilde. Ama unutmayın ki devran döner farklı bir biçim kazanır bu Meclis. O zaman ne yapacaksınız? Alınan buradaki bütün kararlar, yapılan işlemler gün yüzüne çıkmayacak mı zannediyorsunuz? O zaman nasıl altından kalkacaksınız?

Diğer taraftan şöyle bir düşünce içerisindeyim: Dediğimiz gibi, MİT yıpratılmamalıdır. MİT toplum arasında, kamuoyunda tartışılır hâle getirilmemelidir.

Bakın, bugün kaç kere MİT’in birtakım faili meçhullere alet olduğu söylendi. Siz, yarın bu yasayla birlikte MİT’i bütün faili meçhullerin müsebbibi ve faili olarak ortaya koymuş olacaksınız. Yapmasa bile bu hâle getireceksiniz, getiriyorsunuz; tartışılır hâle getiriyorsunuz.

Sizin hakkınızda da MİT birtakım fişlemeler yapacak. Sizin hakkınızda da birtakım istihbari bilgiler toplayacak. Yarın ortaya çıkardığı zaman, o da mı paralel olacak, ona da mı paralel diyeceksiniz? Siz yapıyorsunuz bunları. Görmeniz gerekir. Yanlış yaptığınız zaman “devlet” denilen mefhumu da ortadan kaldırırsınız. “Devlet” denilen şey bir kültürdür, devlet adamı olmak bir kültür meselesidir. Devleti yıpratmamak, Türkiye’de sadece milletvekillerinin değil, her bireyin mecburi olduğu bir vazifedir. Ama öyle yasa çıkarıyorsunuz ki ne yapacağınızı siz de bilmiyorsunuz.

Şimdi, ardından diyorsunuz ki: “İlgili kurumlar ve Başbakanlıkla hazırlanacak raporlarda, komisyon raporlarında  ve bunların ekleriyle komisyon tutanaklarında devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmez.” Şimdi, MİT’in yaptığı her iş devlet sırrı niteliğinde olmayacak mı yani? Yani MİT magazin programlarına mı çıkacak, magazin işleri mi yapacak, magazin peşinde mi koşacak MİT? Her yaptığı devlet sırrıdır MİT’in. Yani siz o zaman nasıl, neyi denetleteceksiniz? Buraya koymayacağınızı söylüyorsunuz yani kendi kendinizle tenakuza düşüyorsunuz. Bir taraftan savcılar MİT Başkanının izni olmadan personel hakkında… MİT Başkanı hakkında Başbakan veremiyor. Peki, Başbakan yolsuzluk yaptıysa ne olacak? Yani Amerika’da başkanı kanun karşısına çıkaranlar Türkiye’de neden çıkaramıyor? Hani hukuk devleti?

Arkadaşlar, yapmayın, yanlış yapıyorsunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hükûmet adına Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay konuşacak.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, çok yeni, çok önemli bir yapı oluşturuluyor. Yüce Meclisin içinde “güvenlik ve istihbarat komisyonu” diye bir komisyon ilk defa kuruluyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Kurulsa da bir işe yaramaz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Tam size göre bir komisyon!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Tabii, şunu dilerdik ki siyaset kurumu devletin en önemli istihbarat ve güvenlik gibi işlerinde yeni bir fonksiyon, denetlemesine yeni bir ekleme yapıyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Var mı denetleme? Denetleme var mı?

FARUK BAL (Konya) – Denetleme yok, denetleme yok; rapor hazırlıyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – “Denetleme” diye bir kelime var mı?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen Sayın Bakanı dinleyelim.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Siyaset kurumuna biz çok önem veriyoruz. Burası millî iradenin temsilcisidir ve…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Milletle alay ediyorsunuz, alay, alay! Milletle alay ediyorsunuz!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Şimdi, bu muhalefetten birisi bari şunu deseydi: “Ya, teşekkür ederiz, bu gerçekten önemli bir şey.”

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Var mı denetleme, var mı? Teşekkür edecek… Var mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ama bunu diyemiyorlar. Niye diyemiyorlar biliyor musunuz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Makam arabası tahsis ediyorsunuz, başka bir şey yapmıyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Değerli dostlarım, çünkü bu ülkede demokratikleşme adına, millî iradeyi koruma, güçlendirme adına hangi adım varsa AK PARTİ atıyor… (CHP sıralarından gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Muhalefeti yok ettiniz be!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …ve muhalefet bunu hazmedemiyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Muhalefeti yok ettiniz, El Muhaberat kurmak…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Yine, bir ilk adım atıyoruz, yine büyük bir reform yapıyoruz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Nedir reform, nedir?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Aman ne reform, ne reform!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …ve bunu da AK PARTİ yapıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani bunu hazmetmek mümkün değil.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Reforma bak! Reforma bak!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Onun için de muhalefetin bununla ilgili bu kadar ileri söz söylemesini hiç yadsımıyorum. Muhalefet ne yapsın?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz milletle alay ediyorsunuz!

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Söz verdiniz, söz; “Parlamento denetimini getireceğiz.” diye. Bir tek “denetim” kelimesi var mı burada?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Muhalefet ne yapsın? Ancak hatip konuşurken çıkıp nasıl laf atarım, o.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Laf atmak değil, siz o kürsüden Parlamento denetimi...

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Şimdi, değerli milletvekilleri…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Denetim mi var burada?

BAŞKAN – Sayın Toptaş, lütfen…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ama milletle alay ediyor, böyle bir şey olabilir mi Sayın Başkan?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Anlatayım…

BAŞKAN – Cevap verirsiniz, böyle bir usul yok, kalkar cevap verirsiniz.

Lütfen, Bakanı dinleyelim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Çok ayıp bir şey ama, yani millete doğruyu söylemek lazım. Böyle bir komisyon olabilir mi?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Çok önemli bir komisyon kuruyoruz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hiçbir anlamı yok, hiçbir önemi yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – 3 tane muhalefet temsilcisi yerden yere vurdu, bizlerle ilgili çok olumsuz şeyler söyledi; dinledik, hiç ses çıkarmadık, bir kelime bile, tam otuz dakika. Şimdi, müsaade ederseniz, zaten yedi dakikam kaldı, onu da ben kullanayım.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Bakan, teknik konuş, teknik; burada propaganda yapma.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisine çok önemli, yeni bir fonksiyon kazandırıyoruz. Yürütme bu önergeyi veriyor çünkü yürütme diyor ki: “Ben açığım, gel denetle.”

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Nereye açık, nereye? Ya, burada “Açığım.” demek ayıptır ya!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne bağırıyorsun ya?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ve siyaset kurumuna, millî iradeye saygımızı bir defa daha ifade ediyoruz.

Diğer ülke örneklerinin hepsi incelendi. Her ülkenin tabii ki kendine özgü şartları olabilir, biz de kendi ülkemiz için böyle bir önergeyi buraya huzurunuza getirmiş oluyoruz.

Şimdi, burada şöyle enteresan şeyler duyuyorum: “Yani, işte bu göstermelik” yahut da “göz boyama.” Şimdi, bakın, değerli milletvekilleri, ben şöyle okuyayım tane tane, belki tam okuyamadılar, inceleme imkânı bulamadılar.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – İnceledik merak etme.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) –  “2937 sayılı Kanun’a aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Millî İstihbarat bu maddede belirtilen görevleri yerine getirmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kurulmuştur.”

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Görevlerini okuyun lütfen.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – “Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yürütülen devlet istihbarat hizmetleriyle Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından görevleri gereği yürütülen güvenlik faaliyetlerine ve istihbari nitelikteki faaliyetlere ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığınca hazırlanacak yıllık raporlar Başbakanlığa gönderilir.” Bu ilk defa oluyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Önceden gönderilmiyor muydu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Başbakanlık ya Teftiş Kurulu aracılığıyla ya Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü vardır veya Kamu Güvenliği Müsteşarlığı aracılığıyla bunu komisyona, Türkiye Büyük Millet Meclisine -bu raporları derleyecek, bütünleştirecek- gönderecek. Bu komisyon bu raporları ilgili kurumu da çağırarak MİT Müsteşarı ve ekibine veya Maliyedeki MASAK ve ekibine o raporlarla ilgili soru soracak.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Burada öyle bir yetki yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Aynen bugün KİT’in yaptığı gibi soru soracak, efendim, bilgi alacak, raporları inceleyecek…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Soruya cevap verilecek mi, onu söyle.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ama ben anlatıyorum, dinlersen ne olduğunu anlayacaksın, dinlemezsen anlayamazsın.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ama doğruyu söylemiyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, rica ediyorum.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Okumuyorsun, dinlemiyorsun da. O zaman ne yapacağım ben?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Doğruyu söyleyin, sizin yapacağınız tek şey var: Doğruyu söylemek.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Efendim “…Komisyona sunulur. Komisyon -burayı dikkatle dinleyin- incelemelerini ve görüşmelerini –“inceleme” ve “görüşme” diyoruz- raporun kendisine intikalinden itibaren doksan gün içinde tamamlar ve hazırlayacağı raporu bu süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunar.” Şimdi, bütün komisyonlar bunu yapıyor. Dinleyecek, soru soracak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı… Şimdi, sayın konuşmacının birisi diyor ki: “Nereye sunacak?” Hâlbuki şunu okusa bu burada yazıyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Yazmıyor, yazmıyor!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ondan sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu raporu isterse Genel Kurulun gündemine getirir, eğer orada önemli hususlar varsa. Yoksa KİT Komisyonu raporlarında olduğu gibi işlem görecek.

Şimdi, ana paragraf okunursa hepsi açık. Bunun dışında, ekstra görevler de yani biz şunu da düşündük: Türkiye Büyük Millet Meclisinde evet, Savunma Komisyonumuz var, İçişleri Komisyonumuz var ama özellikle istihbarat ve millî güvenlikle ilgili yurt dışı incelemeler yapabilecek, hükûmetin bu konulardaki çalışmalarını değerlendirecek, yeni öneriler getirecek bir komisyon olsun. Yarın bu Meclis içinde istihbarat konusunda, millî güvenlik konusunda uzmanlaşmış milletvekillerimiz olacak ve inanın bu bizim için bir kazanım olacak. Yani biz bu komisyonu, bu açıdan tam bir denetleme komisyonu ve çok önemli bir komisyon olarak görüyoruz ve demokratik bir reform olarak görüyoruz. Bunu okuduğunuz zaman zaten görülüyor.

Şimdi, burada tabii söylenen her şeye de cevap veremiyorum ama…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Dilek ve temenniler komisyonu bu Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …şunu en azından ifade etmek istiyorum.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Her şeye değil hiçbir şeye cevap vermiyorsunuz Sayın Bakan, kendi bildiğinizi okuyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Burada sizin söylediğiniz ve eleştirdiğiniz her şeye cevap verdim. Komisyon ne yapacak, nasıl çalışacak? Hepsi bunu içinde de var.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – “Denetleme” kelimesi var mı Sayın Bakan, “denetleme” kelimesi var mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ayrıca, bu komisyon denetleme komisyonudur.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Var mı denetleme göreviyle ilgili yetkisi, orada yazıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Eğer şu ana paragrafı okursanız bu bunu anlatır.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Yasa teklifinde var mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Evet, efendim, burada, bundan sonra yüce Meclis MASAK ne yapıyor, MASAK nasıl çalışıyor, hangi imkânları var veya MİT nasıl çalışıyor, MİT'in hangi tesisleri var, dinlemeyi nasıl yapıyor, çalışma sistemi nedir veya jandarmanın veya emniyetin? Bunun hepsini bu komisyon bilecek, çağıracak, soracak.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Onları geç, onları geç.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ve ilk defa, işte ortalıkta konuşulan telefon dinleme gibi, şu gibi, bu gibi konularda biz şunu arzu ettik: Biz, tabii, yürütme olarak bu konularda çok açıklamalar yapıyoruz ama bizzat sistemin nasıl yürüdüğünü -MASAK’ta, MİT’te vesaire- bu komisyonumuz bilsin ve gerektiğinde bunu Genel Kurula da getirsin.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Böyle bir görevi yok komisyonun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Böyle bir komisyon kuruyoruz. Ülkemiz için, bu yüce Meclis için hayırlı olsun diyorum ve insan hakları açısından da…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Ne insan hakkı!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …ülkemizin geleceğinde Meclisin her konudan bilgi sahibi olması ve söz söylemesi açısından, millî iradenin gerçekten millî irade gücünde olması açısından çok önemli bir önergedir bu. Bugünkü desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşması sırasında muhalefet partileri kapsamı içerisinde Milliyetçi Hareket Partisini de ilzam edecek sözler söylemiştir.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz de söz almıştı. Siz mi söz alıyorsunuz? Devredecek misiniz sözünüzü?

FARUK BAL (Konya) – Grup adına ben istiyorum efendim.

BAŞKAN – Nedir gerekçeniz, ne dedi?

FARUK BAL (Konya) – “Muhalefet partileri gelip burada el kol hareketleri yapıyor.” diyerek aşağıladı muhalefet partilerini. Milliyetçi Hareket Partisi için de “Söyleyecek sözleri yok.” dedi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – “El kol hareketi yapıyorlar.” demedim.

BAŞKAN – “El kol hareketleri yapıyorlar.” demedi ama peki, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Demedim.

BAŞKAN – “El kol hareketi.” demediniz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Ben öyle bir şey demedim.

BAŞKAN – Demediniz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Hayır.

BAŞKAN – Demediniz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Hayır ama öyle diyor.

BAŞKAN – Hayır, öyle demedi.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, bakın, sadece bu hareketinizden dolayı söz istiyor değil Sayın Bal.

Sayın Bakan…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – “Muhalefetin tabii görevi eleştiriyor.” dedim.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya, tamam, sakin ol ya.

BAŞKAN – Sayın Bakan, sadece bu…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Bakan, niye saygılı değilsiniz?

BAŞKAN – Hadi buyurun, idare edin kendinizi.

FARUK BAL (Konya) – Elinizi de böyle kaldırarak salladınız.

BAŞKAN – Hadi önergeleri de oylatın, lütfen, ben de seyredeyim sizi, lütfen. Yani, sizlerin sesinizi yükseltmeniz benim yapacağım işi engellemiyor, bunu önceden söyleyeyim size.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bakan yükseltince ne oluyor peki?

BAŞKAN – Siz de karışmayın, ben biliyorum ne yapacağımı.

Sayın Bakan, sataşmadan söz istediler, gerekçe olarak söylediklerinin arasından bir tanesi buydu. Şimdi cevap verecek.

Buyurun Sayın Bal.

Süreniz iki dakikadır.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yeni ihdas edilen 13’üncü maddesi üzerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben sabırlı olan bir insanım, herkese de sabır niyaz ediyorum, Cenab-ı Allah ne kadar verirse ona razı olun.

Tabii, çok hırçın bir yapıda Sayın Bakan. Sayın Bakan akademik unvanı olan bir insan, yaşlı bir insan bize göre, tecrübe sahibi de bir insandır. Bu kadar hırçınlaşması, Adalet ve Kalkınma Partisinin on iki yılda inşa ettiği parti devletinden istihbarat devletine geçiş gibi bir sorumluluğu üstlendiği için bunun altında eziliyor. Dolayısıyla, AKP her şeyi yapmış on iki yılda, yaptı, doğru.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Cevap hakkı…

FARUK BAL (Devamla) – Devleti partileştirdi, bu doğru. Şimdi istihbarat devletine doğru gidiyoruz, bu da doğru. Bunun siyasi sorumluluğu Sayın Bakanda, bu da doğru. O hırçınlaşmasında kim hırçınlaşsın? Elbette ki o hırçınlaşacak.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Tarihe geçecek tarihe. Tarihe geçecek, kara tarihe.

FARUK BAL (Devamla) – Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin tüm sorunlarında olduğu gibi Millî İstihbarat Teşkilatının konumunu, özelliğini iyi bilen bir partidir; Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküşten kurtaran Teşkilatı Mahsusa olduğunu bilen bir partidir; Kuvayımilliye ruhuyla hareket eden bir partidir; millî istihbaratın ne kadar önemli olduğunu bilen bir partidir ama Milliyetçi Hareket Partisi, Millî İstihbarat Teşkilatını AKP devleti hâline getirecek, parti devleti hâline getirecek, Anayasa’ya, insan haklarına, evrensel değerlere aykırı olan bu uygulamaya sonuna kadar karşıdır ve olmaya da devam edecektir. Dolayısıyla, Sayın Bakanın Milliyetçi Hareket Partisini de kastederek “Onların bir önerisi yok…” Niçin yok önerimiz? Şimdiye kadar bütün maddelerde biz öneri verdik, bütün maddelerde öneri verdik. Bunun Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin,evrensel değerlere aykırı olduğuna ilişkin, bununla bir istibdat devleti kurulduğuna ilişkin önergeler verdik, onları hiç mi okumadınız Sayın Bakan? Bir tanesini bari okusaydınız. Sizin  akademik unvanınıza uygun bir şekilde burada konuşmanız gerekirdi.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahsı adına Konya Milletvekili…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan “Önerge vermediler” işte, “Okuduklarını anlamıyorlar.” gibi kelimelerle…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Önerge vermediler demedim.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) –…bizi de muhatap aldı Sayın Bakan.

BAŞKAN – Şimdi, bakın, Sayın Bakan da “Öyle bir şey söylemedim.” diyor. Ben Sayın Atilla Kart’a söz veriyorum…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Tutanağı getirin.

BAŞKAN – Tutanakları getireceğim, oturumu da değiştirmeyeceğim, tamam.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Tamam, bakın tutanağa ya. Önerge vermediler niye diyeyim ben.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN - Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, şahsınız adına konuşacaksınız.

Buyurun.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan bu MİT tasarısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin yönetiminde ve anayasal yapılanmasında sekiz dokuz yıldan bu yana sürdürülen tahribat, nihai darbelerle kırılma noktasına, kırılma aşamasına gelmiştir. Artık, iki yıldan bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Demokles’in kılıcı”  gibi sallanmakta olan devlet sırrı tasarısını gündeme getirmeye gerek yoktur. Bu tasarıyla, MİT tasarısıyla, devlet sırrı tasarısıyla ulaşılmak istenilen bütün amaçlara ulaşacak durumda Hükûmet, bunu yakın zamanda göreceksiniz değerli arkadaşlarım.

Bu tasarının Türkiye’de demokrasi ve hukukun son kırıntılarını da yok ettiğini, gerçekten rejimin dönüştürülmesini sağladığını dehşetle ve kaygıyla görüyoruz. Bunu bir muhalefet polemiği yaklaşımı anlayışı içinde söylemiyorum. Gerçekten, on iki yılın uygulamalarını bire bir bu Mecliste yaşayan, gözlemleyen bir milletvekili olmanın sorumluluğuyla ve dehşetiyle ifade ediyorum. Türkiye’de artık rejim fiilen dönüşmüştür. Bakın, MİT eliyle, İçişleri Bakanı eliyle, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı eliyle Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumları doğrudan Başbakana bağlı hâle getirilmiştir. Yavuz Donat’ın 11 Temmuz 2003 tarihinde Sabah gazetesinde sürmanşet haberi hatırlayınız: “Erdoğan’ın ‘Özel Tim’i”. Erdoğan’ın özel timi bu tasarıyla tamamlanıyor değerli arkadaşlarım. Bunu biraz vicdanınızda sorgulayın, biraz değerlendirin, biraz sorumluluğunuzu idrak edin. Böyle bir süreci yaşıyoruz, böyle bir dönemi yaşıyoruz.

Bakın, 2004-2005 yıllarından bu yana Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Başbakanlık odaklı olarak sürdürülen legal ve illegal unsurların Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 kilometre mesafede faaliyet gösterdiği bir odağı anlatıyoruz. Bu odak nasıl bir odaktı? Parti memuru ve cemaat memuru yapılanmasını oluşturdu ve şimdi o yapıyla uğraşıyorsunuz, o yapıyla mücadele ediyorsunuz. Bu yapıyı siz yarattınız. Yeni paralel yapılanmaları yaratıyorsunuz ve bunları yasal koruma altına alıyorsunuz, örgütlü yapıya dönüştürüyorsunuz, bunları hiyerarşik yapıya dönüştürüyorsunuz. MİT mevzuatını bütün diğer mevzuatın önüne geçiriyorsunuz. MİT mevzuatına âdeta Anayasa normu getiriyorsunuz. MİT’i diğer kurumların üstüne çıkarıyorsunuz, hiyerarşik bir yapı kazandırıyorsunuz ve böyle bir düzenlemeden sonra bu dönemin asli sorumlusu olan Beşir Atalay ciddiyetten söz ediyor, öyle mi? O Beşir Atalay ki Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı görüşmeleri esnasında kendisine “Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti’nde o illegal karargâhta ‘yabancı uzman’ adıyla görev yapanlar var, bunların sayısı nedir?” diye soruyoruz; bize çok kızıyor, çok öfkeleniyor Sayın Beşir Atalay, kızar gibi yapıyor. 5 kez, 6 kez soruyoruz, nihayet cevap veriyor, geliyor bu kürsüye, ne diyor? “Ben de bilmiyorum.” diyor değerli arkadaşlarım, “Ben de bilmiyorum.” diyor. Bunu söyleyen kim? Bunu söyleyen dönemin İçişleri Bakanı. Bunu söyleyen kim? Bu tasarının sorumluluğunu üstlenen Bakan ve kendisine ya sen hangi ülkenin Bakanısın diyoruz. Hangi ülkenin Bakanısın sen? Sen taşeron Bakan mısın diyoruz? Bunları söylemek durumunda.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne demek ya? Saygısızlık ya!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bu nasıl bir ifadedir ya, böyle bir ifade olur mu?

ATİLLA KART (Devamla) – Bunları bugün söylemiyorum, 2010 yılı Şubat ayında söylüyordum.

BAŞKAN – Lütfen temiz bir dille konuşun.

Laf atmayın sayın milletvekilleri.

ATİLLA KART (Devamla) – Sayın Başkan, ne söylediğimi çok iyi biliyorum.

BAŞKAN – Ben laf atmayın sayın milletvekilleri diyorum.

ATİLLA KART (Devamla) – 2010 yılı Şubat ayında Meclis tutanaklarında mevcut. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanına bu sözleri söylemiş olmaktan dolayı, gerçekten, yurttaş olarak derin bir üzüntü duyuyorum ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı bu söylemi hak ediyor. 2010 yılı Şubat ayında bunları söylüyoruz, neden bir dava açmadın Sayın Bakan? Bu çok ağır bir ithamdır, neden dava açma cesaretini gösteremedin, neden dava açma sorumluluğunu gösteremedin, neden bu özgüveni gösteremiyorsun? Çünkü sorumlusun, çünkü bu yaratılan tablonun asli sorumlularından birisin, suçunu biliyorsun, eylemlerini biliyorsun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kart.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı mı istiyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  (Devam)

3.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yeni ihdas edilen 13’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son konuşmacının söylediklerini iade ediyorum. Taşeron Bakan, vesaire, onlara yakışır. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu, şerefli…

KAMER GENÇ (Tunceli) – O kelimeler biraz fazla.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Hiçbir bakana nasip olmamıştır, on iki yıldır alnım ak, başım dik, her gün buradayım ve Bakanlık yapıyorum, tamam mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hesap ver, hesap!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Biz öyle kimsenin taşeronluğunu yapmayız.

AK PARTİ Hükûmeti Türkiye Cumhuriyeti’ni büyütmekle meşgul, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumakla meşgul.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Çin Komünist Partisine çevirdiniz burayı.

FARUK BAL (Konya) – Milyon dolarları saymakla meşgul, milyon dolarları!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Türkiye’yi demokratik bir ülke hâline getirmekle meşgul.

Bak, getirdiğin teklif o. Tutanaklar açılsın bakılsın, sayın milletvekilinin o şekilde naklettiği şey tamamen yalandır. O günkü Meclis tutanakları getirilsin ve bakılsın.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Çoğulcu demokrasiyi kaldıracaksınız.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Benim söyleyeceğim budur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Hukuk devletini ayaklar altına aldınız. O kadar da hukukçu var orada, ne işe yarıyorsa!

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına, Kırıkkale Milletvekili…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, İdris Şahin’e devrediyorum.

BAŞKAN – Çankırı Milletvekili Sayın İdris Şahin konuşacak.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, kanun teklifi sahibi isimlerden biri olarak yaklaşık iki ayı aşkın süredir gerek Meclis İçişleri Komisyonunda gerekse de Genel Kurulumuzda teklifimize olumlu önerileriyle katkı sunan bütün milletvekillerimize ve özellikle de bu son öneride katkı sunan Değerli Bakanlar Kuruluna şükranlarımı sunuyorum.

Öncelikle herkesin şunu çok netliğiyle bilmesi gerekir: Bir kanun teklifinin süreç içerisinde olgunlaşması gerekir. Başlangıçta belirli eksiklikleri olabilir, bizler de bu eksikliklerin varlığını her şekliyle kabul eden milletvekilleriyiz. Sonuç itibarıyla ilahi bir emrin uygulayıcısı değil Parlamento; sosyal olaylara göre, duruma göre değişiklikler arz edebilen… Bir kanun teklifinin, hem komisyonda hem de Genel Kurulda yapılacak katkılarla olgunlaşmasını bekleyebilecek kadar öz güven sahibi insanlarız. Bu teklifin arkasında, gerçek anlamda söylemek gerekirse, Millî İstihbarat Teşkilatı bu ülkenin göz bebeği… Onun günün çağdaş normlarına ihtiyaç duyduğu pek çok değişikliklerde öncülük etmek ve bu noktada da teklifte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu da ifade etmek istiyorum ve özellikle, Komisyonun ilk çalışma gününde, muhalefetimizin eleştirileri üzerine Sayın Bakanımızın “Madem bu kadar endişe var, dolayısıyla bunun kapsamını biraz daha genişletelim ve istihbarat teşkilatlarımızı denetim altına alalım ve bunu da Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurmak suretiyle gerçekleştirelim.” sözünün…

FARUK BAL (Konya) – Nerede denetim?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  …arkasında ısrarla durmak suretiyle bugün burada bu madde ihdasıyla gerçekleştiriyor olmuş olmamız da…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Denetim yok, burada denetim yok!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – …AK PARTİ kadrolarının ve Hükûmetinin ne kadar demokratik özgüvene sahip olduğunun ve bu ülkede tabu olarak gösterilen pek çok konuda öncü adımları attığının ve milletimizle birlikte beraber yürüdüğünün bir sefer daha kanıtıdır bu önerge. O yüzden, önerge sahibi olan Hükûmetimizi yürekten kutluyorum. Sadece bizler değil, her seferinde milletimiz de Hükûmetimizin özgüvenini kutluyor ve her daim arkasında oluyor.

Yalnız, şunu buradan ifade etmem gerekiyor: Yaklaşık iki aydır, teklifimize dair eleştirileri irdelediğimizde, köşe yazılarına baktığımızda teklife dair eleştirilerin odağında yer alan kesimlerin tamamının… Ülkemizde son bir yıldır başarıyla yürütülen ve kardeş kanının akıtılmasına son veren çözüm süreci ve Çözüm Komisyonuna karşı olanlarla bağımsız bir Türkiye'nin inşası için özellikle 1982 Anayasası’yla birlikte kurulmuş olan vesayet kurumlarını tek tek ortadan kaldıran AK PARTİ iktidarına karşı duran kitlenin MİT Kanun Teklifi’ne de bir blok hâlinde karşı çıktığını görüyoruz. İşte, bunlar, Parlamentonun bir ferdi olarak, milletin yegâne temsilcisi olarak Parlamentoda bizi ziyadesiyle memnun ediyor. Çünkü aynı yüzler ve aynı isimler her seferinde olduğu gibi milletin isteğinin dışında hareket etmekte, oysa AK PARTİ milletimiz ne istiyorsa onu bu Parlamentoya getirip öncelikli gündem maddesi hâline getiriyor ve bu ihtiyaçları bir bir gideriyor.

Bunlardan biri de MİT Kanun Teklifi ve özellikle de bu denetim komisyonunun kurulmuş olması. Ben inanıyorum ki, bu komisyonun kurulmasıyla birlikte, kafalarda soru işareti olarak kalan bir kısım hadiselerin, eylemlerin soruşturulmak suretiyle… Özellikle bunu ifade ediyorum…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Soruşturma yok, denetim yok İdris Bey.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Değerli Milletvekilim, bakınız, 1/(2)’nci fıkranın son cümlesinde aynen şunu ifade ediyor: “Komisyon, incelemelerini ve görüşmelerini raporların kendisine intikalinden itibaren doksan gün içerisinde  tamamlar.” diyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Başbakanlık raporunu…

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Eğer bu Millet Meclisi kendine özgüveni varsa karşısına muhatap olarak aldığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı…

ATİLLA KART (Konya) – MİT’in faaliyetlerini incelemiyor, Başbakanlığın raporunu inceliyor Sayın Konuşmacı.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - …Mali Suçları Araştırma Kurulu ve devlet istihbarat hizmetlerini yürüten bu kurumlardan milletin arzu ettiği ve cevap beklediği konuların tamamının cevabını alabilecek güçtedir.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Öyle bir şey yok.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Bu yönde en ufak bir tereddüdünüz olmasın diyorum ve milletimize inanın…

ATİLLA KART (Konya) – Göstermelik bir düzenleme.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - …Parlamentonun gücüne inanın diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Şimdi soru-cevap bölümünü yapacağız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Soru-cevap bölümüne geçemedik bir türlü.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın hatip konuşması sırasında muhalefet partilerinden çözüm süreci karşıtı olanların bir blok hâlinde burada bu yasa teklifine karşı çıktığını söyleyerek partimizi de o blokun içerisinde zikretti.

BAŞKAN – Öyle bir algı çıkmadı Sayın Baluken.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Öyle bir ifade kullanılmadı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öyle kullanıldı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Öyle anlaşıldı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Düzeltiyor da.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Çözüm sürecine kimler karşı çıkıyorsa köşe yazılarında ve yine Çözüm Komisyonuna kimler karşı çıkıyorsa, benzer mahiyette bir blok oluşturduklarını ifade ettim.

BAŞKAN – Öyle bir sonuç çıkmadı Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani çözüm süreci karşıtlığıyla partimizi o blokun içerisinde göstermek doğru değil.

BAŞKAN – Hayır, hayır, öyle bir şey çıkmadı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O zaman genelleme yapmasın, niye genelleme yapıyor?

BAŞKAN – Şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Süremiz on dakika, bu sürenin beş dakikasını soru kısmına ayıracağım, beş dakikasını da cevap kısmına ayıracağım.

Sisteme giren milletvekilleri var, sırasıyla soru sormak için söz vereceğim.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, getirilen bu ek maddeyle bir göz boyama yapılıyor. Şimdi, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı bir rapor hazırlıyor, Başbakanlığa veriyor, Başbakanlık da bunu güvenlik ve istihbarat komisyonuna sunuyor. Şimdi, “Bunun hazırlayacağı rapor da Meclis Başkanlığına sunulur…” Ne yapılacak ondan sonra? Meclis bu raporu müzakere edecek mi, etmeyecek mi?

Ayrıca, buraya da getirilen şeylerle gizlilik ilkesi getiriliyor. Yani acaba, bu Mecliste şimdiye kadar siyasi parti komisyonlarının katıldığı, müzakere ettiği hangi konu gizli kalmış? Böyle bir şey yoktu zaten, eşyanın tabiatına aykırı.

Bir de ayrıca da burada “Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmez.” diyor. Zaten AKP’nin yaptığı bütün yolsuzluk ve suistimallerin hepsi devlet sırrı diye gizleniyor. İşte, bankalarda kime kredi verildi, gizleniyor, ihale yolsuzlukları gizleniyor, Millî İstihbarat, işte, kamyonlara dolduruyor, MİT bombaları götürüyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu ikinci paragrafta, “İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığınca hazırlanacak yıllık raporlar Başbakanlığa gönderilir.” deniliyor. Hiçbir denetim bağımsız denetçiler tarafından yapılmadıkça denetim raporu hazırlanmış sayılmaz. Bu Sayıştay denetimi mesela Sayıştay denetçilerince, KİT Komisyonu için yine Sayıştay denetçilerince hazırlanır. Burada kendileriyle ilgili, faaliyetleriyle ilgili rapor hazırlanıyor, bunun denetim olması mümkün değil. Bununla ilgili olarak denetçilerle görüştünüz mü? Buna denetim demek denetim kurallarına göre mümkün değildir, bu sadece kendi faaliyetleriyle ilgili bilgi vermedir, dolayısıyla bu komisyonun denetim komisyonu olması da mümkün değildir. Bununla ilgili sizden ayrıntılı bilgi bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Güler…

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Sayın Bakan, kurulan komisyonun fonksiyonunu gösteren bir sözcük kullanılmamış. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunda, yasama faaliyeti gösteren komisyonlarda ayrı bir ibare bulunmaz ama denetleme fonksiyonunu yerine getiren KİT gibi komisyonlarda bu fonksiyon özellikle belirtilir. Sizin kurduğunuz komisyon güvenlik ve istihbarat komisyonu, görevleri itibarıyla da genel bir öneri ve danışma işlevi yapar durumda. Bu, adı ayrıca belirtilmediğine göre, acaba bir yasama işlevi gören komisyon mudur, yoksa savunduğunuz gibi denetleme komisyonu mu?

İkinci olarak, bunu neden kanun teklifi olarak getirdiğinizi sormak istiyorum. Son derece önemli bir yasa, neden kanun tasarısı olarak hazırlamadınız? Bürokrasiye, sivil toplum örgütlerine, toplumun değişik kesimlerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 22 Haziran 2012 tarihinde RF-4 uçağı Akdeniz’de düştü. Uçuşla ilgili bu planlamayı MİT mi yapmıştı, Genelkurmay Başkanlığı mı yapmıştı? Yani düşen uçağımızdaki planlamayı yapan… Alçak uçuş ne kadardaydı? Yani, o “alçak uçuş” dediğimiz, ne kadar alçak fitte uçuyordu, 70 miydi, 100 müydü, 200 müydü, 300 müydü, bu konuda bilgilendirir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özgündüz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, şimdi getirdiğiniz bu yeni madde ihdasıyla komisyon, raporun kendisine intikalinden itibaren doksan gün içinde çalışmasını tamamlayacak. Ancak, bu çalışmasında yani Genel Kurula sunulacak raporda devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belge bulunamayacak. Ayrıca, komisyonun oturumları gizlidir, komisyona sadece komisyon üyeleri, hükûmet temsilcileri, yasama uzmanları katılacak. Yani, bu kadar… Yani, komisyonda devlet sırrı görüşülecek ancak Genel Kurulun haberi olmayacak. Böyle bir komisyonda hükûmet temsilcileri var yani siyasetçi dışında bürokratlar olacak. Peki, siz hakikaten buradaki kişiler, komisyon üyeleri dâhil, bunlar hakkında da bir güvenlik soruşturması, MİT’ten bir belge, bilgi mi isteyeceksiniz? Bu komisyona üyeler nasıl seçilecek? Burası ayrı bir kuruluş oluyor. Yasama uzmanı bilecek ama ben milletin temsilcisi olarak orada görüşülenleri bilmeyeceğim. Buna nasıl bir formül düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Son soru soracak olan kişi Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu teklifle ilgili olarak temel eleştirilerimiz Anayasa’ya aykırılığı idi, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin ihlal edildiği idi, PKK’yla yapılan görüşmelerin yasal statüye oturtulmaya çalışıldığı, bu konuda suç işlemiş MİT görevlilerinin affedilmesi idi ve denetim yokluğu idi. Buna ilişkin eleştirilerimizin hiçbirisi karşılanmadı ama elimizde “denetim komisyonu” diye bir önerge var. Ben affınıza sığınarak söylüyorum, çok uyduruk bir şey bu.

Bakın, bu komisyonun görevleri: Öneri sunmak, gelişmeleri izlemek, rapor hazırlamak, öneriler geliştirmek. Görevleri bunlar. Bunların nasıl bir denetim komisyonu görevi olduğunun izah edilmesi lazım. Bu önerinizin altında imzası olan şahıs Genel Kurulu bilgilendirsin lütfen.

Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hükûmet yalan söylüyor Sayın Başkan, Hükûmet yalan söylüyor. Halkı, milleti yanıltıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Bakan, elli saniye fazla cevap verebilirsiniz.

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu raporlarla ilgili tabii, yine, “Ne olacak bu raporlar?” gibi, “Türkiye Büyük Millet Meclisi bu raporları ne yapacak?” gibi…

Değerli milletvekilleri, bizim önergemizin ikinci sayfasındaki şu cümleyi dikkatlerinize sunuyorum: “Komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin olarak bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hükümleri uygulanır.” Biliyorsunuz, İç Tüzük’te komisyonların nasıl kurulup nasıl çalışacağı, üye seçimi vesaire hepsi var. Burada sadece gizlilik esası getiriyoruz. Doğrusu, bu konular… Tabii, çok şey sorulacak, kurumun yetkilileri gelecek. Yani bu hassas konuların gizli bir toplantıda görüşülmesi makuldür.

Diğer sorular, hani, yıllık raporlar, işte “Bunlar nasıl denetleme raporu olacak?” gibi yahut “Nasıl hazırlanacak?” Yine orada bir ifade var: “İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporların hazırlanmasına ve kapsamına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir.” Doğrusu, burada şöyle düşüncelerimiz var: Yani burada, tabii, soru içinde Sayın Kuşoğlu’nun da ifadesi yer alıyor. Yani biz de doğrusu iş yoğunluğuna bakıyoruz ama Başbakanlık Denetleme Kuruluna bu raporu hazırlatabiliriz diye, o yönetmelikte. Burada belki, Başbakanlıkta bir Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü var yani ikisi dışında düşünemiyoruz. Evvelden tabii, Yüksek Denetleme Kurulu vardı. O olmadığı için Başbakanlıkta, herhâlde teftiş kurulu olur gibi…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Bakanım, “belki”yle olur mu bu işler?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) –Ama bunun bir yönetmeliği çıkacak ve o yönetmelikte bunlar ifade edilecek.

Bu raporların ne olacağı… Tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına raporunu verdikten sonra Başkanlık bunu Genel Kurulun gündemine getirebilir, başka işlem yapabilir.

FARUK BAL (Konya) – Gizli olduğu için Genel Kurulun gündemine gelmez.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – O, İç Tüzük’le belirlenen şeyler ve Başkanlığın takdiridir, onu ifade etmek istiyorum.

“Bu tasarı değil de neden teklif?” Tabii, çok tartışıldı, yani Sayın Güler’in sorusu. Bu bir denetleme komisyonu, önce onu söyleyeyim, danışma işlevi görmek için değil. Bunu, tabii, teklif olarak milletvekillerimiz getirdi ama biz de sonradan Hükûmet olarak çok çalıştık hem Komisyonda hem Genel Kurulda. Sizlerin de desteğiyle, pek çok önergeyle değişiklik yaptık. Yani milletvekilinin yasama katkısını burada göz ardı etmiyoruz.

Bu, Sayın Tanal’ın sorusuyla ilgili… Doğrusu bilemiyorum, şu anda bir şey söyleyemiyorum ben. Benim bildiğim bir konu değil.

“Bu gizlilik meselesi ne olacak, işte, nasıl görüşülecek? Üyeler nasıl seçilecek?” bunların hepsi, tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisinin işi ve burada biraz önce okuduğum ifade gereğince İç Tüzük’ümüze uygun şekilde bunlar yapılacak; onun dışında ekleyeceğim bir şey yok.

Tabii, burada...

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Sayın Bakan, suç tespit edilirse ne olacak?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – “Anayasa’ya aykırılık” veya “uydurukluk” falan gibi kelimeler, tabii, kendilerine aittir.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Yaptırım yok Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) - Tekrar şunu ifade edeyim kalan son sürem içinde: Doğrusu büyük bir reformdur bugünkü yapılan ve bu ileride görülecektir, yüce Meclis de bunu görecek. İlk defa Türkiye’de çok tartışılan istihbarat, telefon dinleme, bu istihbarat kurumlarının çalışması, hangi yöntemle çalıştığı, hangi imkânlara sahip olduğu, hepsini bu komisyon bilecek ve Meclisin bilgisi ve denetimi altında olacak. Bu komisyonun amacı budur. Bunu…

FARUK BAL (Konya) – Olmayacak Sayın Bakan, “gizli” diyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Yok böyle bir şey, yok böyle bir şey!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Siz “Olmayacak.” diyorsanız katılmazsınız, olmaz ama biz öyle olacak diye kuruyoruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ATİLLA KART (Konya) – Siz öyle diyorsunuz, biz de inandık, öyle mi? Biz de inandık!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – İnanmayabilirsin.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Niye inanalım sana? Hani, ne zaman doğru söyledin ki inanalım?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yeni madde olarak görüşülen 13’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Kanun Teklifine eklenmesi önerilen 13. maddesiyle eklenen Ek Madde 2’nin 2. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını teklif ederiz.

                  Ali Özgündüz                                     Mahmut Tanal                                       Aytuğ Atıcı

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Mersin

               Uğur Bayraktutan                                    Levent Gök                                                

                       Artvin                                               Ankara

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne Genel Kurul görüşmeleri sırasında eklenen 13 üncü maddesinin Teklif Metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mahmut Tanal                                      Müslim Sarı                                     Bülent Kuşoğlu

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Ankara

                   Levent Gök                                     Süleyman Çelebi

                       Ankara                                              İstanbul

BAŞKAN – Okunan son önergeye Komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal konuşacak önerge üzerinde.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, devlet yalan söylemez, devletin yalan söylememesi gerekir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ama bakanlar söyler!

MAHMUT TANAL (Devamla) – Devletin hukukla donatılması lazım, hukuk dışına çıkmaması lazım. Tabii, şüpheler niye iktidarın üzerine geliyor? Bugüne kadar -tabii, Meclis İçtüzüğü’ne göre temiz dil kullanmam gerekiyor- hakikate aykırı beyanlarda bulunduğu için herkesin şüphesi had safhada. Neden? Mesela -Bakan gitti ama Sayın Ulaştırma Bakanı burada- 22 Haziran 2012 tarihinde Akdeniz’e düşen uçağımız, şehit olan 2 pilotumuz vardı, Allah’tan rahmet diliyorum. Bu uçakla ilgili bu uçuşun sebebi neydi? Eğitim uçuşu muydu, yoksa sınırda bilgi toplama uçuşu muydu?

İki: Bu uçuşla ilgili -MİT’in yetkili personelleri burada- özellikle biraz önce soru olarak sordum. Bu uçuş daha önce askeriye tarafından planlanan uçuş dışında MİT’in belirlediği bir uçuş muydu? Eğer MİT’in belirlediği bir uçuşsa… Tüm milletvekillerinin hep söyledikleri şudur, deniliyor ki: “Burada bir istihbarat devleti var, istihbarat örgütü var, Türkiye istihbaratla idare ediliyor.” MİT yetkililerinin, gayet rahat, İç Tüzük’e göre gelip bu konuda burada konuşma hakları var. Bu Parlamento bu işin gerçek yüzünü öğrenmek istiyor. Bu uçağın rahmetli pilotları 70 fitte mi uçuyorlardı, yoksa MİT tarafından verilen uyarı üzerine -“Biraz daha alçaktan uçun.”- 40 fite indiler mi bunlar? Peki, bunlar sınırda uçuşu yaparken esasen burada “Suriye’nin o kadar riskli bir bölge olması nedeniyle tüm savaş uçaklarımız teyakkuz hâline girsin, her an için bir saldırı olabilir, biz Suriye’ye saldıracağız…” Böyle bir planlama var mıydı? Tabii, burada bir başka sorun, yurt dışına -yani sınır aşmayla ilgili- bu tür uçuşlarla ilgili -aynı zamanda Uludere’de de bu hadise oldu- Genelkurmay Başkanının sınır aşmayla ilgili yetkisi vesairesi yok. Peki, buna Başbakanın yetki vermesi gerekiyor, burada Başbakan yetki verdi mi? Vermediyse bu sınır aşmayla ilgili MİT mi verdi? Sözün kısası, Akdeniz’de düşen uçağımızın sorumlusu… Benim almış olduğum duyumlara göre, bana gelen bilgilere göre, MİT uçuş planlamasını, güzergâhını değiştirdiği için olmuştur deniliyor.

İki: Bugüne kadar 40 fit veya 70 fit şeklinde uçuşun, alçak uçuşun yapılması yasak, mevcut olan yasaya göre 100 fitten aşağı uçuş yapılamaz deniliyor. Peki, bu MİT nasıl böyle bir görevlendirme yapabiliyor?

Üç: Peki, Başbakanın böyle bir talimatı yok. Bu yasa getiriliyor, yasada ne deniliyor:  “Efendim, görev alanına, bilgiyle ilgili toplama alanına giren her türlü konuda dava açılamaz, tazminat ödenemez, sorumluluk olamaz.” Bu sorumluluğunuz… Acaba bu uçağın düşmesine sebebiyet veren kişileri aklamak için, yine MİT’i sorumluluktan kurtarmak için mi getirdiniz, MİT mensuplarının bunda sorumluluğu yok mudur?

Onun için, tüm siyasal iktidara hodri meydan diyoruz, Genelkurmay Başkanlığında askerî savcılığın düzenlemiş olduğu iddianameyi kamuoyuna açıklayınız. Burada, evet, savcılığın bir gizlilik kararı var. Hükûmet düşen bu uçaktan, 2 pilotumuzun şehit olmasından sorumludur, başta sorumlu MİT’tir. MİT uçağın güzergâhını değiştirmiş midir? Bu sorular açıklığa kavuşmadığı müddetçe hiç kimse sizin yakanızı bırakmayacak. Ahlaka aykırı, uluslararası sözleşmelere aykırı yasa yapılamaz. Böyle bir yasayla kurtulacağınızı zannediyorsanız, kamu vicdanından kurtulamazsınız en azından. Ben, sizi önce Allah’a havale ediyorum, sonra yüce Türk milletine havale ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bu dosyayı halka açıklayınız, açıklamazsanız bunun altında kalacaksınız.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yoklama yapacağız, peki.

Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Kart, Sayın Atıcı, Sayın Acar, Sayın Tanal, Sayın Güler, Sayın Serindağ, Sayın Kuşoğlu, Sayın Genç, Sayın Köse, Sayın Öz, Sayın Gök, Sayın Eyidoğan, Sayın Altay, Sayın Tayan, Sayın Haberal, Sayın Özdemir, Sayın Öztrak, Sayın Özgümüş, Sayın Dibek, Sayın Moroğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN – Bu arada, Sayın Toptaş burada mı acaba?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, buradayım.

BAŞKAN – Sayın Toptaş, “Tutanakları okuduktan sonra size söz vereceğim.” şeklinde bir beyanda bulunmuştum. Tutanaklar burada, ben burada sataşmaya mahal verecek hiçbir yer görmedim. Dilerseniz siz de bir okuyun, eğer öyle, yani benim algımın dışında bir algı oluşturursanız düşüneceğim.

Buyurun.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, ben biliyorum. “Okusanız, anlasanız” diye hitap ederek… Ben Komisyon üyesiyim.

BAŞKAN – “Okusanız… Araştıramadınız herhâlde, süre yok.” diyor.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Araştırdık, çok öneri de sunduk.

BAŞKAN – Ama yani insan bunu söyleyebilir.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Buna rağmen, bunu bile bile, bizzat kendisi varken Sayın Bakanın…

BAŞKAN – Bir de üstelik diyalog şeklinde geçmiş ikinizin arasında; bir siz cevap vermişsiniz, bir orası cevap vermiş, neyse.

Ben sözümü yerine getirdim.

Teşekkür ederim, sağ olun.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan kendisi varken ben bu eleştirilerimi söyledim. Dedi ki: “Bir parlamento denetimi şart.” Hatta geçen gün buradaki konuşmasında da “Parlamento denetimi getirmek üzere -salı günü- bir önerge hazırlıyoruz, Hükûmetimizin çalışması var.” dedi. Ama bir denetim getirilmedi, onu söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.

Bir sataşma yok, tespit etmiş olduk.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Kanun Teklifine eklenmesi önerilen 13. maddesiyle eklenen Ek Madde 2’nin 2. fıkrasının madde metninden çıkarılması teklif ederiz.

Ali Özgündüz (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı konuşacak önerge üzerinde.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 563 sıra sayılı, halkın MİT Yasası olarak bildiği yasaya eklediğiniz sözde denetim maddesi üzerine verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Muhaberat devleti kurmaya çalışmayan tüm milletvekillerini de saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yolsuzlukları sistemli bir şekilde aklamaya çalıştığınız yasalar zincirine eklediğiniz yeni bir yasayla karşı karşıyayız ve bu MİT Yasası’nı şu anda görüşüyoruz. Daha önce ne yasaları çıkarmıştınız, hatırlayın; bu iddialar ortaya çıktığında, bu yolsuzluk iddiaları yayılmasın diye İnternet Yasası çıkardınız, İnternet’i ortadan kaldırdınız ama yine yayıldı. Peki, İnternet’le yayılmayacak bazı deliller vardı, neydi onlar? Halkın gözüyle gördüğü deliller vardı. Bunları yok saydırmak için yeni bir kanun tasarladınız, HSYK Kanunu’nu getirdiniz ve burada yine bir hukuk katliamı yaptınız.

Yetti mi? Yetmedi. Başbakanın bir şeye daha ihtiyacı vardı. Başbakan akıllı bir insan, Başbakan yaşadıklarından ders alan bir insan. Başbakan şöyle düşündü, dedi ki: “Acaba geriden ne geliyor? Acaba bu kadar suç isnadı, bu kadar iddia, bu kadar vahim olayların arkasından ne gelecek? Benim bunu bilmem lazım.” ve karşınıza nur topu gibi bir MİT Yasası getirdi. MİT Yasası’nı getirmekteki amacı Başbakanın, bundan sonra gelecek olan iddialara veya saptamalara önceden sahip olmaktı. Yani, erken uyarı sistemini, radar sistemini kendine ve eşlik eden şürekâsına kazandırmaktı. Hani, uçaklar bir ülkeden bize yaklaşırken hemen tespit edilir, gereği yapılır ya, işte bu yasayla siz, size gelecek olan tehlikeleri önceden görüp yok etmeye çalışacaksınız.

Bakın, birkaç tane örnek vereceğim size, niçin bu yasayı getirdiğinizi daha iyi anlayacaksınız. Şimdi, MİT mensuplarına diyorsunuz ki: “Ey MİT mensupları, kardeşlerim, gidin, benim adıma istihbarat toplayın, bütün bu istihbaratı sadece bana getirin, üstelik, gidin, gerekiyorsa suç işleyin. Hiç merak etmeyin, ben sizi koruyacağım. Hiç kimse sizi soruşturamayacak. Size dokunanı alimallah yakarım.” E, MİT mensupları da böyle bir koruma zırhı içerisine bürünüyorlar ama diyorlar ki size: “Efendim, bunun hukuk devletinde yeri yoktur. Ben denetimsiz kaldım, beni de usulen denetleyecek bir mekanizma kurun.” MİT çünkü akıllı. MİT satranç oyununu iyi bilir, bir sonraki hamlede uluslararası camiadan ne geleceğini bilir. Biz de sizi uyardık, dedik ki: “Bir denetim mekanizması kurun Allah aşkına. Bu kadar koruma içerisine aldığınız insanlar ülkemize zarar verebilirler.” Siz de dediniz ki: “Peki. Böyle bir denetim mekanizması kuralım. Nasıl kuralım? E, ne yapalım? En güzeli, Meclis denetim mekanizmasını getirelim.” 17 kişiden oluşan bir komisyon kuruyorsunuz ve bu MİT yetkililerine diyorsunuz ki: “Koçum, sen koş, her emrimi yerine getir, ben seni koruyacağım, üstelik de Türkiye Büyük Millet Meclisine seni denetlettireceğim –tırnak içerisinde-“ 17 kişinin kaç tanesi AKP’den olacak? 10 kişi, geri kalan 7 kişi muhalefetten olacak. E, şimdi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Yapmayın Allah aşkına! Eğer bir denetim mekanizması kuracak iseniz gerçekten denetleyin. Ha, diyelim ki gerçekten denetim mekanizması kurdunuz. E, be, kardeşim, MİT, 3-5 tane füze attırıp savaş çıkardıktan sonra veyahut da Süleyman Şah Türbesi’ni bombalayıp benim ülkemi savaşa soktuktan sonra sen bu MİT’i denetlesen ne olur, denetlemesen ne olur! İş işten geçtikten sonra, kan aktıktan sonra sen MİT’i denetlesen ne olur, denetlemesen ne olur!

Değerli arkadaşlarım, bizi kandıramadınız. Bu getirdiğiniz ek madde ile sözde denetim yapmaya çalışacaksınız ama aslında MİT’in işleyeceği suçları -dikkat edin- legalize edeceksiniz yani kanun kılıfına uyduracaksınız, zaten kanun kılıfında ama bir de Türkiye Büyük Millet Meclisinin kılıfına uyduracaksınız. Gelin bu sevdadan vazgeçin.

İyi akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Böylece teklife yeni madde eklenmiş olup diğer maddeler buna göre teselsül ettirilecektir.

Şimdi, herhangi bir karışıklığa mahal bırakmamak için sıra sayısının mevcut maddeler üzerinden görüşmelerine devam ediyoruz.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.56

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 Sıra Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 13. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Ali Serindağ                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Celal Dinçer

                     Gaziantep                                            İstanbul                                              İstanbul

                 Bülent Kuşoğlu

                       Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Hasip Kaplan                                       Adil Zozani                                     Ertuğrul Kürkcü

                       Şırnak                                               Hakkâri                                              Mersin

                     Erol Dora                                          Sırrı Sakık                                          Altan Tan

                       Mardin                                                 Muş                                              Diyarbakır

                   Halil Aksoy                                     Gülser Yıldırım

                        Ağrı                                                 Mardin

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önerge Anayasa’ya aykırılık önergesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 13. Maddesinin Anayasaya aykırı olmasından dolayı teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Mesut Dedeoğlu                           Hasan Hüseyin Türkoğlu                                 Alim Işık

                 Kahramanmaraş                                       Osmaniye                                            Kütahya

                   Reşat Doğru                                       Bülent Belen                                    Mehmet Erdoğan

                        Tokat                                               Tekirdağ                                              Muğla

                 Özcan Yeniçeri

                       Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu konuşacak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de Hükûmetin gündemi son olaylardan sonra milletin gündeminin önüne geçmiş durumdadır. Türkiye, 17 Aralık olaylarından sonra çok zor günler yaşmaktadır. Yaşanan bu olaylardan ve hukuksuz düzenlemelerden dolayı, bütün dünyanın gözü Türkiye'nin üzerine çevrilmiş durumdadır.

Hükûmet, HSYK ve İnternet yasalarının ardından MİT Kanunu’nu da Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmiş bulunmaktadır. Bu kanun MİT’e çok geniş yetkiler vermektedir. Bu yetkiler, ülkemizde tartışma konusu hâline gelmiş, kamuoyuna da mal olmuş ve rahatsızlık hâline gelmiştir. Son günlerde Hükûmet, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne ve özgürlüklere zarar verecek düzenlemelere gitmektedir. Yargı bağımsızlığı ortadan kalkmıştır. Türkiye’de hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku tercih edilmiştir. Bu düzenlemelerden sonra Türkiye'nin yönünün nereye olacağı belirsiz hâle gelmektedir. Yaşananlar, Türkiye açısından gerçekten üzüntü ve endişe verici durumdadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatı ülkemizin en önemli kurumlarından biridir. Bu kurum, Türk milletinin millî değerlerinin korunması ve devlet olma konusunda çok önemli çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarına da devam etmeye çalışmaktadır. Burada görev yapan personelin büyük bir çoğunluğu vatan ve millet sevgisini ön planda tutmaya çalışmaktadır. Bu kurumu siyasallaştırmak, siyasetin emrine sokmak hiç kimseye bir fayda sağlamaz, ülkeye ve hukuka mutlaka zarar verecektir. Tam tersine, verimli ve başarılı bir şekilde çalışması da engellenmiş olmaktadır. MİT Yasası’nda Hükûmet tarafından verilen düzenleme bu kurumu tamamen siyasallaştıracaktır. Hükûmet, bu kanun teklifiyle Millî İstihbarat Teşkilatına çok geniş yetkiler vermektedir. 13’üncü yani bu maddede de istenilen geniş bütçeler ayrıca takdim edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet tarafından verilen bu yetkiler Türkiye’yi bir istihbarat  devleti hâline dönüştürecektir. Bu nedenle, toplumun hemen hemen bütün kesimleri bu yasa teklifine tepki vermektedir. En önemlisi de bu kanun teklifi bu hâliyle Anayasa’ya ve hukuka aykırıdır. MİT’e olağanüstü yetkiler getiren teklif ülkemizi hukuk devleti olmaktan biraz daha uzaklaştıracaktır. Bu teklifte MİT personelinin yargılanması âdeta imkânsız hâle gelmektedir. MİT Müsteşarı ise yalnızca Yargıtay tarafından yargılanabilecektir. Sağlanan bu dokunulmazlık doğru değildir. Hukuk dışına çıkan kişiler görevleri ne olursa olsun mutlaka yargılanmalıdır, hukuk bunu gerektirir. Aksi takdirde, ülkemizde hukuk devleti, demokrasi ve insan haklarından söz etmek mümkün değildir.

Kanun teklifinde yer alan diğer düzenlemeler de tartışmalıdır. Bankalar, finans kurumları, vergi daireleri, özel şirketler, dernekler, sendikalar hatta siyasi partiler bile MİT’e bilgi ve belge vermek zorunda bırakılmaktadır. Bu kanun teklifiyle MİT bütün vatandaşların tüm banka hesaplarına, mevduatına, tapu kayıtlarına ve sağlık bilgilerine, kısaca tüm kişisel bilgilerine rahatlıkla ulaşabilecektir. Yine, bu tekliften sonra kişisel bilgilerin hiçbir gizliliği kalmayacaktır. Pek çok soruşturma MİT’ten gizli yürütülemeyecektir. MİT’ten bilgi ve belge saklayanlara da ayrıca hapis cezası verilebilecektir. Sınırsız dinleme yapabilecek olan MİT, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gizli bilgi ve belgelerine de rahatlıkla ulaşabilecektir. Bütün bu düzenlemeler, anayasal düzene, hukuk sistemine, çoğulcu demokrasiye, temel hak ve hürriyetlere aykırı bir düzenlemedir.

Bu vesileyle değişiklik önergemizin kabulünü dileyerek yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 Sıra Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 13. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan(Şırnak) ve arkadaşları

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Bülent Kuşoğlu (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan konuşacak.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; genellikle demokratik ülkelerde, toplumlarda, hukuk devletlerinde istihbarat örgütleri denetlenir. Nasıldır bu denetim? Bir iç denetimleri vardır, bu idaridir, hiyerarşiktir. İkincisi, yürütmenin denetimi vardır, hükûmet Başbakana bağlı olduğu için Teftiş Kurulunun bir denetimi söz konusu. Yargısal denetimi vardır, bütün idarenin işlemleri yargının denetimindedir. Bir de medya, sivil toplum denetimi vardır demokratik ülkelerde. Beşinci olarak da Meclis denetimi var. İşte en son bir komisyon kurulması olayı, güvenlik ve istihbarat komisyonu kurulması.

Şimdi, bu güvenlik ve istihbarat komisyonunu kurarken o kadar acele veya işin ehli olmayan bir teklif hazırlamışsınız ki –yürütme- şöyle diyor bu demin kurduğunuz komisyonda: Çalışması Bakanlar Kurulu –yani yürütme- tarafından konulacak yönetmelikle belirlenir. Şimdi, Allah aşkına, Meclis bir komisyon kurdu bu yasayla, değil mi? Meclisin komisyonları neye göre çalışıyor arkadaşlar? İç Tüzük’e göre çalışıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Kendi tüzüğüne göre.

HASİP KAPLAN (Devamla) – İç Tüzük’e göre çalışıyor, siz, İç Tüzük yerine Bakanlar Kurulunun… Yani yürütme Meclisin komisyonunun nasıl çalışacağına karar verecek. Yani yürütme bu komisyonun yönetmeliğini yapacak. Hayır, arkadaşlar, burada yanlış yapıyorsunuz.

Bakın, bu parlamenter denetimle ilgili bütün komisyonları inceledim. Bir kere hepsinde fren-denge sistemi –ki Amerika’yı örnek aldığınız iddia ediliyor- muhalefet ve iktidar arasında bir denge var. En fazla 1 milletvekili çoğunluk partisinde fazladır arkadaşlar. Şimdi, ne yapıyor bu parlamenter demokrasilerdeki denetim? Bir, hukuka uygunluk denetimi yapıyor. İki, verimlilik denetimi yapıyor. Üç, etkinlik denetimi yapıyor. Dört, insan hakları sözleşmelerine uyum denetimi yapıyor. Beş, bütçe, muhasebe denetimini yapıyor Sayıştayla beraber, Sayıştay dışında. Altı, istihbarat politikalarını denetliyor. Denetliyor, önermiyor bakın, dikkat edin, hepsi denetleme ve bütün bu denetlemelerden sonra, şu an, evet, Türkiye’de en kapalı kutu, kurum MİT. Yani İttihat Terakkiden günümüze kadar Türkiye’de Millî İstihbarat Teşkilatının geldiği nokta bu.

Denetim zafiyeti olduğu zaman parlamenter demokrasilerde ne olur? İnsan hakları ve hukuk ihlalleri artmaya başlar. Bunu niye örnekliyorum: 90’lı yıllarda binlerce köyün yakılması ve binlerce faili meçhul cinayet davasının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi o tarihlerde iç hukuk yollarının tüketilmesine gerek görmeden başvurularını incelemeye başlamıştı çünkü “Hukuk yoktur.” deniyordu, “Hukuk etkili bir yol değildir.” deniyordu.

Şimdi, buradan baktığımız zaman, bu çerçevede bakıldığı zaman, bizi demokratik ülkelerdeki denetim kurumlarıyla kıyasladığımız zaman, bari bunun adını “denetim komisyonu” koysaydınız. Yine, bir tekriri müzakere yapın, bence adı “denetim komisyonu” olsun. Yani hakikaten “öneri komisyonu” olarak kurulması, cidden, akademisyenler ve televizyon programı tartışmalarında göreceksiniz, çok ilginç bir şekilde tiye alınabilir. Yani hukuk tekniği açısından da doğru değil. Çünkü, burada, dünya örneklerine baktığımız zaman, bunların hiçbirisinde böyle bir komisyon yok. Böyle bir komisyon olmayınca ne olacak? Denetim fonksiyonlarını netleştireceksiniz. Neyi denetledin? Evet, meslek sırrı, devlet sırrı, gizlilik, bunlar var, herkes bununla yükümlü ama bu uygulandığı zaman mutlaka Parlamentonun denetimini hissetmesi lazım kurumların. Hissettiği zaman, denetim, görevini yaptığı zaman bir işe yarayacaktır. Aksi takdirde bir anlamı olmayacak, kâğıt üstünde bir kurum olarak kalacaktır. Bunu ifade etmek istiyorum.

Saygılarımla… (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan bir açıklama talebinde bulundu. Küçük bir açıklama vereceğiz 60’a göre.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Evet, Sayın Başkanım, bir değerli milletvekilimiz, sanıyorum yanlışlıkla yaptı, “Bakanlar Kurulunun hazırlayacağı yönetmelikle Meclisin komisyon çalışması düzenleniyor.” dedi, öyle değil. Okuyorum aynen: “İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporların hazırlanmasına ve kapsamına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir. Komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin olarak bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hükümleri uygulanır.” Bu ikisini tekrar düzeltmek için okudum.

Teşekkür ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İzah etmek istiyorum.

BAŞKAN – O zaman yerinizden söz vereyim size.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İsterseniz ayakta da…

BAŞKAN – Sataşma yok. Lütfen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yok, ayakta yapayım, siz de yorulmayın, ben de yorulmayayım.

BAŞKAN – Ben sizi oturmaya davet ediyorum, daha rahat konuşursunuz.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, şimdi, İç Tüzük, Meclis Komisyonlarının çalışma biçimini gösterir. Burada Meclis çoğunluğu AK PARTİ’den, e, Hükûmet de AK PARTİ’den, iç içe girmiş yasama-yürütme. E şimdi diyor ki: “Burada Bakanlıkla, Başbakanlıkça raporların hazırlanması yönetmelikle belirlenir.”

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – O idarenin işi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, bakın, idarenin işi idareye, Meclisin işi Meclise kardeşim, yürütmenin işi yürütmeye, yasamanın işi yasamaya.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Öyle zaten.

BAŞKAN – Farklı bir şey söylemedi ama, Sayın Bakan farklı bir şey söylemedi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karıştırmayın birbirine.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Karıştırmıyoruz, aynen öyle.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karıştırmışsınız, yanlış yapmışsınız, benden söylemesi.

BAŞKAN – Sayın Bakan farklı bir şey söylemedi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Ben de onu açıkladım zaten. Aynen öyle.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli üyeler; 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, istihbarat kuruluşları devlet aklının, devlet ruhunun, devlet birikiminin bir imbikten geçerek bulunduğu yerlerdir ya da bulunması gereken yerlerdir; çok önemli kuruluşlardır, muhakkak olmaları gerekir ama aynı zamanda çok tehlikeli kuruluşlardır. Eğer devletlerin değil de, biraz önce bahsettiğim şekilde, devlet ruhunu yansıtmıyor da hükûmeti yansıtıyorsa, hükûmetin ruhunu yansıtıyorsa ülkeler için çok tehlikeli hâle gelebilirler. Bu konuyla ilgili birçok yayın var, film var, sizler de bunları izlemişsinizdir. Çok önemli bir konudur bu. Bu konuyla ilgili bir kanun teklifi veriliyor. Aslında tasarı olarak -arkadaşlarımın da belirttiği gibi- gelmesi gerekirken, maalesef biz bunu yeterince tartışmıyoruz, yeterince önem vermiyoruz, bu şekilde kanunlaştırmaya çalışıyoruz. Büyük sıkıntılar olacaktır. Aslında çok değerli iktidar mensuplarının bu konuda çok daha sorumlu davranmaları gerekir, herkesin sorumluluğunun müdrik olması gerekir. Maalesef bu şekilde bu kanun çıkıyor, daha sonraki yıllarda sizlerin de sıkıntıları bu konuyla ilgili olarak olabilecek. Çünkü hiç kimseyi bu tür kanunlar ayrı tutmaz, bu tür uygulamalar ayırmaz. Herkes için sıkıntı olacaktır.

Bu 13’üncü maddeye gelinceye kadar birçok eleştiri yapıldı -ben de katılıyorum- birçok haklı eleştiri yapıldı. 13’üncü madde bir mali hüküm. MİT için tedarik edilmesi uygun görülen istihbarat ve güvenlik amaçlı ihtiyaçlar için gereken kaynağın Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan aktarılan tutarlardan harcanmasını öngörüyor.

Şimdi, bununla ilgili 2011 yılında bir düzenleme yapılmış, bir kanun hükmünde kararname. Hatırlıyor musunuz, 2011 yılında kanun hükmünde kararnameler çıkmıştı Türkiye Büyük Millet Meclisi açık olduğu hâlde. Onlardan birinde MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğüyle ilgili olarak da tedarik edilecek malzemenin Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan alınması öngörülmüştü. Ama Savunma Sanayii Müsteşarlığı alacaktı bütün bunları. Şimdi bununla, buna ilave olarak -bu madde hükmüyle- Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan paranın Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına aktarılması, MİT’in kendi usullerine uygun olarak bunu, aynı zamanda, alması öngörülüyor ve Emniyet Genel Müdürlüğü de devreden çıkarılmış vaziyette. Bu, tabii, bütçe prensiplerine de aykırı bir durum. Kanun hükmünde kararname de aykırıydı, bu durum da aykırı. Bunu daha da gayriyasal hâle getiren bir düzenleme; bu yönden de bütçe prensiplerine aykırı, hukuka aykırı.  Bununla ilgili olarak sizleri uyarayım, gerçi dinlemiyorsunuz ama hiç olmazsa kayıtlara bu şekilde geçmesinde fayda var.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu böyle yapılıyor da MİT’in paraya mı ihtiyacı var? Bakın, Başbakanlık bütçesinden MİT bütçesi çıkarılarak ayrı bir bütçe olarak düzenlendiğinden beri yani 2006 yılından beri size Millî İstihbarat başlangıç ödeneğini ve bütçedeki yüzde oranlarını okuyacağım, MİT’in hiç de paraya ihtiyacı olmadığını göreceksiniz.

Bakın, 2006’da 352 milyon 570 bin lirayken ve binde 20’lik bir yer tutuyorken  bütçede, bu son üç yılda özellikle artıyor. 2012’de 750.942 lirayla, bütçenin binde 21’ine tekabül ediyor; 2013’te 995.569 lira oluyor, binde 24’üne tekabül ediyor; 2014’te de 1 milyar 58 milyon 707 bin lira oluyor, bu da yine bütçenin binde 24’üne tekabül ediyor. Paraya ihtiyacı yok Millî İstihbarat Teşkilatının yani bu fondan ilave olarak kaynağın getirilmesi yanlış. Emniyet Genel Müdürlüğünün buradan çıkarılması da yanlış. Bunlarla ilgili denetim olmaması da yanlış. Biraz önce soruma Sayın Başbakan Yardımcısı cevap verdi; Başbakanlık, Teftiş Kurulunu denetim için devreye sokabilir ama bunun kanunda olması lazım, kendisi çok daha iyi bilirler, bunun kanunda yer alması lazım muhakkak. Çok yanlış bir kanun çıkarıyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – …tedvini itibarıyla, mantığı itibarıyla baştan aşağı yanlış.

Çok değerli arkadaşlarımı uyarıyor ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, tespitimizi yerine getirelim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Kart, Sayın Moroğlu, Sayın Acar, Sayın Bayraktutan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Soydan, Sayın Atıcı, Sayın Akagün Yılmaz, Sayın Öz, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Ekşi, Sayın Öztürk, Sayın Korutürk, Sayın Haberal, Sayın Köktürk, Sayın Özgümüş, Sayın Öztrak, Sayın Erdemir.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı kanun tasarısının 14’üncü maddesinde yer alan “yürürlüğe girer” ibaresinin, “yürürlüğe girmektedir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan                               Adil Zozani               Ertuğrul Kürkcü

    Şırnak                                       Hakkâri                     Mersin

 

Erol Dora                                 Gülser Yıldırım            Halil Aksoy

 Mardin                                          Mardin                      Ağrı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet istihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 14. Maddesinin "yayımı" ibaresi "1 Ocak 2015 tarihinde" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Hasan Hüseyin Türkoğlu                            Mesut Dedeoğlu                                       Alim Işık

                     Osmaniye                                       Kahramanmaraş                                        Kütahya

                   Reşat Doğru                                     Özcan Yeniçeri                                  Mehmet Erdoğan

                        Tokat                                                Ankara                                               Muğla

                   Bülent Belen                                     Lütfü Türkkan

                     Tekirdağ                                             Kocaeli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 Sıra Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 14. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Ali Serindağ                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Celal Dinçer

                     Gaziantep                                            İstanbul                                              İstanbul

               Mustafa Moroğlu

                        İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Moroğlu konuşacak.

Buyurun.

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda değişikliğe ilişkin iki arkadaşımızın verdiği kanun teklifi üzerinde görüşmeler yapıyoruz ve biz de muhalefet milletvekilleri olarak günlerdir uyarılarımızı yapıyoruz ama ne yazık ki birer birer maddeler oylanıyor ve geçiliyor. Çünkü milletvekili arkadaşlarımız bu konuşmalarda düşünmeye ve düşünmeye göre karar vermeye yönelmiyorlar.

Buradan bütün yurttaşlarımızın şu sorduğumuz soruları dikkate almasını bu yüce Meclisin kürsüsünden iletmek istiyorum: Niye bu yasa on iki yıl sonra gündeme geldi? On iki yıl öncesine göre bugün olağanüstü koşullarda mıyız, olağanüstü şartlar mı yaşıyoruz? AKP milletvekillerinin ve Hükûmetin başının iddiasına göre, on iki yıl öncesine göre çok daha demokratik ortamdayız, çok daha ileri düzeydeyiz ama ne mümkün ki MİT Yasası on iki yıl öncesine göre çok daha antidemokratik bir şekle bürünüyor ve MİT’in yetkileri kimsenin hesap soramayacağı bir şekilde gündeme getiriliyor. Bunun gündeme gelişinin tarihi de… Mutlaka AKP iktidarının ihtiyaçları üzerine düzenlendiğinden kuşku yok çünkü ilk defa MİT Müsteşarının ifadeye çağırılmasıyla gündeme gelen bir değişiklik yapıldı. İkinci değişiklik de 17 Aralıktan sonra ortaya çıkan yolsuzluklara ilişkin, bütün soruşturmaların gizlenmesine ilişkin bir ihtiyaçtan ötürü gündeme geldi. Ve bu ihtiyaç karşısında 2 milletvekili arkadaşımız, İdris ve Alpaslan arkadaşlarımız sanırım bir gece düşündüler, “MİT’in yetkileriyle, bu yetkilerle bu yolsuzlarla ilgili soruşturmaların ve yurt dışında yapılabilecek faaliyetlerin yürütülmesi mümkün değil ancak bunu yasa dışı yollardan yaparsak yürütebiliriz ama yasa dışı yaptığı zaman da MİT bu faaliyetleri, Hükûmetin savcılarınca, hâkimlerince, Jandarma teşkilatlarınca yakalanıyor, suçüstü yakalanıyor. Onun için, bunları yasal hâle getirelim.” düşüncesiyle hareket ettiler herhâlde. Bu yasa tasarısı da onun için, bu kanun tasarısı da onun için gündeme geldi.

Şöyle bir şeyi hatırlatmak isterim: Anayasa değişikliği, 2010 yılında referandumla Anayasa değişikliği yapılırken de bu Anayasa değişiklikleri, HSYK’yla bu kadar uğraşmanız bir gün gelir sizi de vurur ve bu kanunlar, bu yetkiler size karşı da uygulanır diye uyardık, hiç dikkate alınmadı ve “paralel yapı” diye ilan ettiğiniz yapı, beraber yürüdüğünüz, beraber yollarda ıslandığınız bu yapı bir gün geldi, sizi de aynı HSYK’nın yetkileriyle, aynı savcıların yetkileriyle ve çıkardığınız kanunlarla yargılamaya başladı.

Bu kanun teklifiyle bir kez daha uyarıyoruz: Bugün yetki verdiğiniz MİT yetkilileri, MİT kurumu ve üyeleri ya da bugün ve yarın orada görev alacak kişiler başka paralel yapıların inisiyatifine girerse -ki girme ihtimali sizin bu tarzınızla, devleti bölüşme kaygınızla ve iktidarda kalabilmek için yeni ortaklar arama kaygınızla devam edip gidecektir- bir gün bu kanunlarla sizi de yargılayabilirler, bu kanunlarla hiç sorgusuz sualsiz yine geçmişte olan yasa dışı uygulamalarda olduğu gibi faili meçhul cinayetler işlenebilir, bu kanunlarla altın kaçakçılığı yapılabilir, kara para aklamaları yapılabilir, bölüşümde sorun çıktığında da bu kanunlarla MİT yetkilileri Hükûmetin, milletvekilinin, bakanların -her türlü- Cumhurbaşkanının yetkilerinin üstüne geçebilir çünkü bu kanunla kendimize vermediğimiz yetkileri onlara veriyoruz.

Buradan bir kez daha sizi uyarmak istiyorum. Vaktimiz az, bir gün önce Manisa Milletvekili Özgür Özel’le paylaştığımız bir fıkrayla geçiştirelim. Baba oğluna soruyor: “Oğlum, dün okulda ne dersi gördünüz?” “Baba, dinamit yapmayı gördük ve dinamit patlatmayı gördük.” “Oğlum, yarın okulda ne göreceksiniz?” “Baba, sende de insaf, okul mu kaldı.” diyor. Ne yapacağız? Bu yasayı yaptıktan sonra umarım Millet Meclisinin yeni yasalar yapmaya ihtiyacı kalmayacak değerli arkadaşlarım. Bunu bir kez daha buradan bütün yurttaşlarımıza iletmeyi Cumhuriyet Halk Partisinin bütün milletvekilleri adına bir görev sayıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte  olan 563 sıra sayılı Devlet istihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 14. Maddesinin "yayımı" ibaresi "1 Ocak 2015 tarihinde" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde, Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan konuşacak.(MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel, evvelsi gün vuku bulan elim bir saldırı sonucu eşini ve kızcağızını kaybeden 18’inci  Dönem milletvekili Sayın Adnan Yıldız’a başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum. Maalesef, eski bir milletvekilinin ülkenin asayişsizlik boyutunda, Ali kıran baş kesen gibi elinde pompalı tüfekle gezen caniler tarafından eşinin ve kızının öldürülmesine sessiz kalan Parlamentoyu da buradan kınamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MİT Kanunu’yla ilgili toplumda genel bir kanaat var. O kanaat de şu: MİT’te yapılan bir kanun değişikliğiyle beraber Türkiye’de muhaliflere yönelik bir saldırı serisi gerçekleşecek. Bunun doğru olduğunu kabul etmezsiniz, reddedebilirsiniz ama ben Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımla konuştuğumda bu kanunun bir dış operasyona yönelik olarak çıkartıldığını söylüyorlar. Bakın, Türkiye, bu dönemde olduğu kadar hiçbir dönemde yabancı servislerin çöplüğü hâline gelmemiştir. Suriye’deki bu kapıların açılmasından sonra Türkiye'de MİT’in “Kontr Espiyonaj” dediğimiz dairesi iflas etmiş, bütün servislerin en vasıfsız elemanları Türkiye'de cirit atmıştır. Ama, maalesef, bu konuda MİT naçar kalmıştır. Sebebi: MİT Türkiye'de siyaseti dizayn etmeye kalkmıştır, esas sorun budur, MİT gerçek vazifesinden ayrılıp Türkiye'de siyaseti dizayn etmeye kalkmıştır.

Ben geçen gün bir söz ettim Sayın Mahir Ünal’a, buradan sarf etmek istiyorum: Bir gün bu oyunu bitiren yine Hakan Fidan olacak dedim, çıkacak sahneye: “Beyler, oyun bitti, hepiniz aşağıya.” diyecek. Siz eğer bu kanuna “Evet.” derseniz, bu kanunla verdiğiniz yetkilerle beraber MİT en son sizin ipinizi çekecektir, göreceksiniz. Bu sözlerimi de lütfen bir kenara not ediniz.

Yurt dışı operasyonlar yapacaklarmış. Şimdiye kadar yurt dışı operasyonları yapan MİT hangi kanuna dayanarak yaptı veya bu konuda hiçbir kanun çıkmamış mıydı? MİT’e yurt dışında operasyonlar yapacak böyle bir yetki vermiyor muydu kanunlar? Hayır, milleti kesinlikle kandırmayın.

Bu kanun en az 3 veya 4 defa değişecektir çünkü bu hâliyle hüküm sürmesi mümkün değildir. Geçmiş dönemde MİT’ten en çok çeken takımsınız siz. Ben hatırlıyorum, şu anda milletvekili sıralarında oturan arkadaşlarım var, bir kuruma müdür olmak için MİT’ten gelen olumsuz raporu için aylarca uğraştı. MİT’in doğru dizayn edilmesi için siyaset kurumunun o MİT’in üzerinden elini çekmesi lazım. Ama, maalesef, şu anda MİT Adalet ve Kalkınma Partisinin gençlik kolu örgütü gibi, operasyon örgütü gibi çalışmaktadır. Muhalifleri sindirmek için her türlü sistemi, her türlü yöntemi denemektedir. Bu, bir gün sizin başınızda da umulmadık belalara yol açacaktır, bunu da size hatırlatmak istiyorum.

Yeni bir denetim komisyonu kurmuşsunuz. Sayın Bakan -sizin belki konunuz değil ama Sayın Beşir Atalay’a selam söyleyin- bu komisyonla, siz, MİT’in sadece kırtasiye ve mazot giderlerini denetlersiniz, başka hiçbir şeyi denetleyemezsiniz. Bakın “İlgili kurumlar ve Başbakanlıkça hazırlanacak raporlarda, komisyon raporlarında ve bunların ekleriyle komisyon tutanaklarında devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmez.” diyor. Siz, neyi denetleyeceksiniz? Sadece mazot paraları ile kırtasiye giderlerini denetleyeceksiniz. Milleti kandırmayın. Bu işler bu kadar ucuz değil, sizin anladığınız kadar ucuz değil en azından. Bunu  böyle bilmenizi istiyorum.

Bakın, Sayın Bakanım, sayın bürokratlar -orada oturuyorsunuz, size de hatırlatmak istiyorum- bu yetkiyle “geçmiş döneme ait PKK’yla yapılan görüşmelerin meşrulaştırılması” meselesinin hukuki bağlamda çözüldüğünü zannediyorsunuz, asla çözülmüyor. Onlar suç olarak kalmaya devam edecekler. Bundan sonraki süreçte, o suçların mutlaka ve mutlaka hesabı sorulacak. Lütfen, kendi gelecekleri için sizi kullananlara asla ve kata müsaade etmeyin. Bu, sizin gelecekte vereceğiniz hesabın şeklini değiştirmeyecek; bu kanun, sizin sorumluluğunuzu da asla ve kata ortadan kaldırmayacaktır.

Türkiye öyle bir hâle geldi ki bağımsız olması gereken bütün kurumların içine ettiler, maalesef. Bugün Merkez Bankasına, Yeni Şafak gazetesinin Genel Müdürünü atamışlar. Yahu, Merkez Bankası bağımsız olması gereken kurumların başında gelirken Yeni Şafak gazetesi Genel Müdürünün Merkez Bankasında ne işi var?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN     (Devamla) - Yazıklar olsun diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Arpalık, arpalık!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı kanun tasarısının 14’üncü maddesinde yer alan “yürürlüğe girer” ibaresinin, “yürürlüğe girmektedir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Adil Zozani (Hakkâri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora konuşacak.

Buyurun Sayın Dora. (BDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 563 sıra sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama geçmeden önce, bildiğiniz gibi önümüzdeki pazartesi Paskalya Bayramı’dır. Bu vesileyle bütün Hristiyan vatandaşlarımızın Paskalya Bayramı’nı kutlar, kendilerine saygı ve sevgilerimi sunarım.

Ülke güvenliği, yurttaşların güvenliği gibi konular açısından günümüz dünya konjonktüründe ülkelerin kendi istihbarat birimlerini oluşturmaları ve bu birimleri çeşitli konularda yetkilendirmeleri elbette önemli bir konudur. Ancak, istihbarat teşkilatının önemli bir kurum olması; görevlerinin muğlak tanımlanmasına, görevlerinin ifa biçimlerinin sorgulanamaz olmasına ve kanuni sorumluluklarının yok denecek kadar az olmasına gerekçe yapılamaz. Öyle ki bir ülkenin istihbarat kurumunun tanımı, bileşenleri, karar alma ve uygulama mekanizmaları ve hesap verme mekanizmaları da ülkenin genel yönetim tarzıyla yakından ilgilidir.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle MİT, bir taraftan denetime kapalı ancak diğer taraftan ülke genelinde istihbarata hâkim bir konuma getirilmeye çalışılmakta, böylece yeniden dizayn edilmeye çalışılan iktidarın güvenliğini sağlamak hedeflenmektedir. Ancak, iktidarı sağlamlaştırmaya dönük bu adım ülke demokrasisinin, hukukun üstünlüğünün, kişi hak ve özgürlüklerinin, kısaca hukuk devletinin bindiği dalı kesmekle eş anlamlıdır. Teklif, tüm gerçek ve tüzel kişileri MİT’in emirlerini yerine getirmekle yükümlü memurlar gibi değerlendirmektedir. Kısaca, MİT Yasası’nda değişikler öngören teklifle birlikte, şeffaf olmayan, âdeta bir tür gözetim ve denetim toplumu yaratılmaktadır. Bu kanun teklifiyle hukukun üstünlüğü ilkesi yerini istihbaratın üstünlüğü ilkesine bırakmaktadır.

Değerli milletvekilleri, unutmamak gerekir ki Türkiye’de “devletin menfaatleri” denildiğinde toplumun genelinin zihninde oluşan fotoğraf aynı değildir. Devlet menfaatleri ile yurttaşların genelinin menfaatleri birbiriyle uyuştuğunda ancak ortak bir menfaatten bahsedilebilinir. “Devlet” dediğimiz mekanizma bulunduğumuz coğrafya üzerinde yaşayan tüm yurttaşların hak ve hukuklarını gözettiğinde ve koruduğunda olumlu bir anlam kazanabilir; aksi durumda yani ülkede yaşayan yurttaşların bir bölümünü makbul yurttaş, bir bölümünü ise makbul olmayan yurttaş biçiminde zımnen de olsa bölen bir devletçilik anlayışı kapsayıcı değil, dışlayıcı ve ötekileştiricidir.

Değerli milletvekilleri, örneğin, ülkemizde yaşayan milyonlarca Kürt yurttaşımız evrensel hukukça kabul edilmiş birçok haktan hâlen mahrumdur. Kürt yurttaşlarımızın kimliklerine dair her türlü hak talepleri devlet menfaatlerine aykırı görülerek günümüze kadar reddedilmiş ve reddedilmekle de kalmayıp hak talebinde bulunan çok sayıda kişi devlet organları tarafından çeşitli biçimlerde cezalandırılmışlardır ve hâlen cezalandırılmaya devam edilmektedir. İnançlar konusunda da Türkiye devleti kapsayıcı değildir, kapsayıcı da olamamıştır. Örneğin, ülkemizde yaşayan milyonlarca Alevi yurttaşımızın inançları kamusal alanda hâlen yok sayılmakta, en temel talepleri bile devletçe reddedilmektedir. Alevi yurttaşlarımızın da hak taleplerine devletin yanıtı yok sayma, asimilasyon, nefret söylemleri veya şiddet olmuştur.

Buradan hareketle, devletin menfaatlerinin yurttaşların bir bölümünün menfaatleriyle çelişmesini hiçbir bilimsel, mantıksal ve ahlaki felsefe ya da disiplinle açıklayabilmemiz mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, devlet menfaati yurttaşlarını etnik ya da inançsal kimliklerine göre fişlemek, baskı altında tutmak, korkutmak ve kendince tek tip bir yurttaş yaratmaya çalışmak değildir, çağdaş demokrasilerin hiçbirinde böyle bir devlet menfaati yoktur. Tabii ki yalnız Anayasa’da yazılmış olması yetmez, gerçek anlamda demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olabilmemiz için Türkiye’deki bütün vatandaşlarımızın etnik ve inançsal kimliklerine bakmadan hepsini oldukları gibi, sözde değil özde vatandaşlar kabul ederek kendilerini kendi kültür ve renkleriyle ifade edebilmeleri için yasal ve anayasal altyapıyı bir an önce hayata geçirmemiz gerektiğine inanıyor, bu duygularla tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı dedim ya! Duymuyor musun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Duymadım.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Nasıl konuşuyorsun? Nasıl konuşuyorsun?

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Otur yerine, otur!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunu yapmak zorundasın bakın…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen grup üyenize biraz terbiye öğretir misiniz. Duymadım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Divan usulüne göre değil…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, Meclis Başkanlık Divanına hakaret ediyor, disiplin cezası verilmesi lazım. Öyle şey olur mu ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Divanda bir parti mensubu var, bu Divanla devam edemezsiniz.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, rica ediyorum, lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu Divanla devam edemezsin Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle şey olur mu ya?

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısını istedim, bu Divanla da devam edemezsiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Önerge oylandı Sayın Başkan, önerge oylandı.

BAŞKAN – Kabul edenler...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anayasa’nın 94’üncü maddesine göre…

BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istedim, niye aramıyorsunuz?

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

15’inci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

KAMER GENÇ (Tunceli) – Baksana karar yeter sayısı istiyorum, niye aramıyorsun karar yeter sayısını?

BAŞKAN – Şimdi istersiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine! (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı kanun tasarısının…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, baksana bana, bu Meclisi böyle yönetemezsiniz! Sen bu Meclisi bu şekilde yönetemezsin!

“…15’inci maddesinde yer alan "bakanlar kurulu yürütür" ibaresinin, "bakanlar kurulu tarafından yürütülür" ibaresi…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben sana bir laf söylüyorum, Divan bu hâlde devam edemez, tek partiden oluşamaz, Anayasa’nın 94’üncü maddesine aykırı bir Divan…

“…ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Hasip Kaplan                                       Adil Zozani                                     Ertuğrul Kürkcü

                       Şırnak                                               Hakkâri                                              Mersin

                     Erol Dora                                       Gürsel Yıldırım                                     Halil Aksoy

                       Mardin                                               Mardin                                                 Ağrı

                  İdris Baluken

                      Bingöl”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Dinlemiyor musun, sağır mısın?

BAŞKAN – Size söyleyecek laf bulamıyorum, size söyleyecek laf bulamıyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

BAŞKAN – Sağır olmak ayıp bir şey değildir.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 15. Maddesinin "Bakanlar Kurulu" ibaresi "Başbakan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mesut Dedeoğlu                           Hasan Hüseyin Türkoğlu                                 Alim Işık

                 Kahramanmaraş                                       Osmaniye                                            Kütahya

                   Reşat Doğru                                     Özcan Yeniçeri                                  Mehmet Erdoğan

                        Tokat                                                Ankara                                               Muğla

                   Bülent Belen

                     Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 15. Maddesinde geçen "Bakanlar Kurulu" ibaresinin "Cumhurbaşkanı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Ali Serindağ                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Celal Dinçer

                     Gaziantep                                            İstanbul                                              İstanbul

           Osman Taney Korutürk

                      İstanbul

BAŞKAN – Okutulan son önergeye Komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Osman Korutürk konuşacak. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Korutürk.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben bunun sana hesabını çok soracağım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) –  Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Meclis Başkan Vekili, milletvekili konuşurken dinlemek zorundadır. Bu, çok seviyesizce bir davranış biçimidir.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Ya, sen ne çok seviyelisin! Otur ya!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) –  Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne bağırıyorsunuz be?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Korutürk.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yasanın son maddesi hakkında konuşuyorum. Yasanın son maddesi: “Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.” Bizim önergemiz de bunun, Anayasa’ya aykırı olduğu için, yasa metninden çıkartılması.

Şimdi, muhtemelen diyebilirsiniz ki “Böyle bir madde üzerinde böyle bir önerge verilir mi, böyle bir şey konuşulur mu?” Demeyin. Çünkü 15 maddelik bu yasa konusunda başından beri gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek Milliyetçi Hareket Partisi gerek Barış ve Demokrasi Partisi mensubu milletvekili arkadaşlarımız ayrı ayrı ve çok doğru noktalarda sizleri ikaz etmeye çalıştılar. Bu madde üzerindeki konuşmam Cumhuriyet Halk Partisinin sizleri bu vahim sorumluluktan kurtarabilmek için size atmış olduğu son can simididir. Burada çok ciddi bir Anayasa ihlali yapıyorsunuz; Anayasa’nın değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 2’nci maddesini ihlal eden bir yasayı kabul ediyorsunuz.

Millî İstihbarat Teşkilatının Türkiye’nin göz bebeği olduğunu, çok mümtaz bir teşkilat olduğunu bu yasanın sunumunu yapan Sayın Şahin bizlere burada anlattı. Doğrudur, Millî İstihbarat Teşkilatı çok zor koşullarda memleket istihbaratına, memleketin varlığına, bütünlüğüne hizmet eden bir kurumdur, böyle kalması gerekmektedir ama siz bu yasayı kabul ettiğiniz zaman, bu yasa, Millî İstihbarat Teşkilatını Hükûmetin yasa dışı her türlü işini yürütebileceği bir el teşkilatı hâline getirecek, bu mümtaz teşkilattan, bu güzide konumdan alacak ve bu yarın öbür gün size de ters tepecektir. Yarın öbür gün gelecek olan iktidarlar bunu size karşı kullanırlar, bunu düşünün. Hiç kimse eline geçen böyle bir fırsatı değiştirmez. Elinize bir kurumu getiriyorsunuz, bu kurumu Türkiye’nin Millî İstihbarat Teşkilatı gibi şanlı bir isminden âdeta bir muhaberat teşkilatı hâline getiriyorsunuz. Yasanın 1’inci maddesine baktığınız zaman, 3’üncü maddesine baktığınız zaman, 7’nci maddesine baktığınız zaman çok vahim durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Hiçbir denetimi yok. Hâkimler, savcılar hiçbir şekilde üzerinde nüfuz sahibi değil. Bir yerde bir savcıya intikal ettiği zaman hadise “Bu MİT konusudur.” dediğiniz zaman savcının yetkisini elinden alıyorsunuz.

Ayrıca bu yasanın içerisinde çok önemli bir şey daha var arkadaşlar. Yasanın genel gerekçelerle ilgili bölümünün sondan ikinci paragrafına baktığınız zaman burada diyorsunuz ki: “Millî İstihbarat Teşkilatına operasyonel hareketler yapabilme yetkisi vermek ihtiyacı ortaya çıkmıştır.” Bu ne demek? Daha önce böyle bir yetki yoktu demek, operasyonel yetkisi yoktu demek. Yoktu da zaten. Biz bunun olmadığını hem Mecliste daha önce söyledik hem soru önergeleriyle dile getirdik ama o zaman tır kamyonlarına Adana’da, daha başka yerlerde yapılan operasyonlardan, Başbakan, niye çıktı da “Çılgına  döndüm bunları duyunca.” diyor? Yetkisiz operasyon yapıyordu, operasyona yetkisi yoktu, sadece istihbari yetkisi vardı ama şimdi siz, bunu, burada “Genel Gerekçe” kısmında itiraf ediyorsunuz; “Böyle bir ihtiyaç doğmuştur, onun için koyuyoruz.” diyorsunuz.

Bu yasa, Türkiye’nin işleyişini değiştirecek bir yasa. Bu yasayla hiç akla gelmeyecek şeyler bu Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılabilecek. Sayın Şahin’in burada yapmış olduğu takdimde söylediği güzide konumdan Millî İstihbarat Teşkilatını alıyorsunuz, Orta Doğu bataklığının karanlık konumlarının içerisine bir muhaberat teşkilatının yerine getiriyorsunuz. Size söylediğim gibi, bu sizlere atmış olduğumuz son can simidi. Bunu düşünün ama biliyorum gene reddedeceksiniz, bu önergeyi de reddedeceksiniz. O zaman biz ne yapacağız? Anayasa Mahkemesine gideceğiz. Anayasa Mahkemesi bu yasayı mutlaka bozacaktır. Böyle bir yasanın bir hukuk devletinde olabilmesi mümkün değil. Hiçbir yerden misal veremezsiniz, hiçbir yerden örnek veremezsiniz. Yok böyle bir şey; hukuk devletlerinde yok, hukuk devleti olmayan yerlerde var. Vaktiyle bizler giderdik, bulunduğumuz Orta Doğu diktatörlüklerinin dışişleri bakanlarından protokoler temaslar yapardık, bizi ağırlarlardı, sonra giderdik o ülkenin muhaberat başkanıyla görüşürdük, ne yapılacaksa onunla yapardık.

Burada bu konuya bir kere daha dikkatinizi çekiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Saydın mı, var mıdır? Burada kimse yok. Başkan Vekili, burada 100 kişi yok! Yazık olsun sana be! Yazık olsun!

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 15. Maddesinin "Bakanlar Kurulu" ibaresi "Başbakan " olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru konuşacak.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, kaç kişi var karar yeter sayısı için, öğrenebilir miyim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – AKP militanı gibi Meclisi yönetiyorsun. Yazık olsun sana! Bu ayıp sana yeter!

BAŞKAN – Buyurun.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 563 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa’ya aykırılığı ortada olan bir MİT Kanunu görüşülmesi tamamlanıyor. Kanun teklifi üzerinde birçok konuda yanlışlığıyla ilgili hemfikir olunan bir sürü söylem var. Ancak bu teklif kanunlaşırsa, resmî ve özel kurumlar, toplumun her kesimi, her türlü bilgi, belge ve kayıtları herhangi bir izne tabi olmadan, elektronik ortama girme ve diğer yöntemler uygulanarak, MİT tarafından rahatlıkla takip edilecektir. Yani MİT’in başındaki şahıs, istediği her türlü bilgiye adli izin olmadan rahatça ulaşabilecek ve istediği yere de rahatça verebilecektir. Sonuçta, iktidar herkesi istediği şekilde izleyebilecek ve fişleyebilecektir.

Bunlar, özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti esaslarına, yani Anayasa’ya aykırıdır. Yani MİT mensupları, insanların her türlü hareketini izleyecek ve bundan da, maalesef, sorumlu olmayacaktır. Ancak bu konuda suç işlediği tespit edilen MİT görevlisine hiçbir işlem de, maalesef, yapılmayacaktır. Bu, tamamen imtiyazlı bir sınıf yaratma çabası olarak değerlendirilmelidir.

Bu kanun teklifiyle yeni ortaya çıkacak MİT, her türlü işi istediği gibi yapabilen, hiçbir sorumluluğu olmayan, yargı önünde hesap vermeyen bir kurum olmayacak mıdır? Yani MİT tam bir bağımsız ancak siyaset kurumunun başının tam kontrolünde olacaktır. Bu durum, AKP iktidarı için bugün gerekli olabilir ancak 2015 seçimlerinden sonra, maalesef AKP iktidarı kaybedince,  o zaman çıkarılan bu kanundan da en çok o zaman şikâyetçi olacakları da ortadadır.

Bugün önlenemeyen yasa dışı dinlemeler, fişlemeler, insanlara kurulan kumpaslar ortadadır. Bundan da istihbarat servisleri suçlanmaktadır. Operasyonel görev yetkileri artacak olan MİT’in acaba bundan sonra neler yapabileceğini hep beraber göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken şudur ki, bugün istediği imkânlar yarın şikâyetçi olacağınız birçok konu olarak karşınıza çıkabilir. Devlet makamları hiç kimseye kalmamıştır. Bir gün mutlaka makamlar biter,  o zaman da reel dünyayla karşılaşılır. Demokrasisi yerleşmiş ülkelerde bakılınca toplumu yöneten güçlerin bağımsız ve eşit olarak çalıştığı görülür. Güçlerin eşit olması, dengeli çalışması, birbirlerini denetlemeyi, kontrolünü sağlar. Siz hiçbir kuruma ayrıcalık vermemelisiniz çünkü ileride herkese bu lazım olabilir.

Teklifte yer alan “Bu Kanun ile diğer kanunlarda aynı konuyu düzenleyen farklı hükümler bulunması hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanır.” şeklindeki ibare kişisel verileri, özel hayatın gizliliğini, iletişim ve basın özgürlüğünü koruyan diğer kanunlardaki hükümleri Millî İstihbarat Teşkilatı için geçersiz kılacaktır.

Temel hak ve hürriyetleri hedef alan teklifin hemen her yerinde Anayasa’ya aykırı hükümler bulunmaktadır. Teklifte yer alan hükümler bağımsız mahkemeler ve yargıya müdahale etmekte, hâkim güvencesini yok ederek yargı erkinin yani yargı gücünün Anayasa teminatı altındaki bağımsızlığını ortadan kaldırmaktadır. Eşitlik, özel hayatın gizliliği, temel hak ve hürriyetlerin korunması gibi ilkeler maalesef çiğnenmektedir, çiğnenmektedir.

Teklif, ayrıca, haberleşme basın hürriyetine de aykırı hükümler, ağır yükümlülükler ve cezalar getirmektedir. Bu yasa geçerse siyasi özgürlükler rafa kalkacağı gibi, Millî İstihbarat Teşkilatı iktidara muhalefet eden herkesin peşine de rahatça düşebilecektir. Özellikle son zamanlardaki fişlemeler göz önüne konulursa demek ki rahatça herkes fişlenebilecek, herkes yakından takip edilecektir. Bundan böyle, Başbakan Erdoğan, şahsına yönelik eleştirileri doğrudan Türkiye’ye yapılmış göstererek muhaliflerine, hür basına da maalesef göz açtırmayacaktır. Muhalif siyasi partilerle bunların yönetici ve üyelerinin artık Millî İstihbarat Teşkilatının sürekli takibi, tacizi ve beraberinde  göstermek zorunda olduğu faaliyetlerinin yakın takipte olduğu bir ortamla da beraber kalınacaktır. Yani sonuçta serbestçe siyaset yapma imkânının ortadan kalkmış olduğu ve beraberinde de tamamen Millî İstihbarat Teşkilatının kontrolünde olunan bir sistemle karşı karşıya kalınacaktır.

Bunların hiçbirisini demokrasiyle anlatmak ve demokrasiye uygun olduğunu anlatmak mümkün değildir. Yani sonuçta Anayasa’ya aykırı olan bir kanun, işte, çoğunluğun kabul etmesiyle beraber şu anda kanunlaşma durumunda görülmektedir ama sonuçta şu da unutulmamalıdır ki: Bir gün bunların hepsi ters döner ve o zaman da şikâyetçi olduğunuz konularla sizler de karşılaşabilirsiniz diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 563 sıra sayılı kanun tasarısının 15'inci maddesinde yer alan "bakanlar kurulu yürütür" ibaresinin, "bakanlar kurulu tarafından yürütülür" ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET ERSOY (Sinop) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken konuşacak.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MİT Yasa Teklifi üzerindeki 15’inci madde üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa teklifiyle ilgili neler yapmak istediğinizi ve bizim Barış ve Demokrasi Partisi olarak duruşumuzu bütün maddeler görüşülürken arkadaşlarımız ifade ettiler. Ancak buradan özellikle bazı hususlara tekrar dikkatinizi çekmek için bazı şeyleri vurgulamak istiyorum.

Aslında cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Türkiye’de demokrasi açısından temel sorun, devlet ve birey ya da devlet ve toplum arasındaki denklemde devleti olanca düzenlemelerle koruyan, bireyi, toplumu ve halkı yok sayan kutsal devlet anlayışı karşısında halkı ve bireyi bugüne kadarki bütün düzenlemelerde hor gören bir anlayış maalesef bütün bu sorunları önümüze getirmiş durumda.

Bugün yapmış olduğumuz düzenlemede de bu denklemin aynı şekilde korunduğunu, devletle birey arasında, devletle toplum arasında devletten yana inisiyatif kullanan bir AKP anlayışının Meclis Genel Kuruluna bir düzenleme getirdiğini görüyoruz.

Biz net söylüyoruz: Birey karşısında, toplum karşısında devleti küçültmeden, devlete karşı bireyi, halkı, toplumu korumadan bu ülkede demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir. Nitekim, bu yapmış olduğunuz düzenlemede de özellikle, devletin bir istihbarat kurumuna olağanüstü yetkiler veren, deyim yerindeyse eski Türk filmlerinin “Dünyayı kurtaran adam” tadında bir düzenlemesini bir yasa teklifiyle buraya getiren bir anlayışın ötesine maalesef geçemediniz ve bunu yapamadığınız için de daha önceki hükûmetlerden, daha önceki iktidarlardan ve hatta daha önceki darbecilerden farklı bir noktaya maalesef bugün gelemediniz.

“Kutsal devlet” metaforunu bugün MİT kurumu üzerinden, istihbarat kurumu üzerinden yasalaştıran bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Hesap veremez ve denetlenemez bir kurumun bu ülkenin başına neler açacağını sizler de bu işin acısını en iyi çekenler olarak çok iyi biliyorsunuz. Bu ülkede Kürtlerin, Alevilerin, solcuların, sosyalistlerin çektiği kadar siyasal İslamcıların da bu denetlenemez ve hesap veremez devlet kurumlarından çok fazla çektiğini biliyoruz.

Dolayısıyla, yapmış olduğunuz düzenlemeyle AB kriterlerinden giderek uzaklaşan, demokratik hukuk devletinin normlarını kendi içerisinde içselleştiren bir hükûmet olma pratiğinden de son derece uzağa düştünüz. Bizim açımızdan yapılması gerekenlerin tekrar net olduğunu vurgulamamız bu kürsüde önemlidir ve bunu ifade ederken de içimiz sıkılıyor ve hicap duyuyoruz.

Biz bu Meclisi -işte birkaç gün sonra 23 Nisanda 94’üncü yılını geride bırakacağız- doksan dört yıl önceki Kurucu Meclisin iradesine davet ediyoruz; Kurucu Meclisin, bütün halkları, bütün inançları, bütün farklılıkları kendi içerisinde taşıyan o ruhuna, o duygusuna ve o coşkusuna davet ediyoruz. Maalesef ki, o kurucu iradenin ortaya koymuş olduğu 21 Anayasası ıskalandığı için, 24 Anayasası’nın tekçi anlayışıyla kutsal ceberut devlet anlayışı doksan dört yıl boyunca gündemleştirildiği için bugün hâlâ ülkede yakıcı sorunlar yaşanmaya devam ediyor. 21 Anayasası’nın özü ve 1920 Kurucu Meclisinin kurucu ruhuna bu Meclisin davet edilmesinin tekrar önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bu yasa teklifi burada tartışılırken özellikle çözüm süreci üzerinden ortaya konan bütün tartışmaları son derece anlamsız bulduğumuzu tekrar ifade ediyoruz. Çözüm süreci üzerinden eğer bir düzenleme yapılacaksa bir müzakere çerçeve yasasının bu Meclis gündemine gelmesi, bir ucube olan Terörle Mücadele Kanunu’nun bir an önce kaldırılması, demokratik siyaset yapma önündeki engellerin, basın özgürlüğü önündeki engellerin, düşünce, ifade, örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin de bir an önce kaldırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, siyaset kurumu mekanizmasıyla bir istihbarat devleti yaratacak olan bütün yasa teklifleriniz maalesef doksan dört yıllık ezberin ötesine geçemeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Ben, bu duyarlılıkla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu önergemizin de önemli olduğunu, Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmeye aykırı olan bu teklifi de geri çekmenizin önemli olduğunu tekrar hatırlatıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Şimdi teklifin tümünün oylamasından önce, oyunun rengini belli etmek üzere, lehte olmak üzere, Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel’e söz veriyorum.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin iki haftadan beri süren görüşmelerinin son aşamasına geldik. Gerçekten, devletin varlık sebebi vatandaşını korumak, gözetlemek, ülkenin varlığını ve bütünlüğünü, birliğini temsil etmek anlamında istihbarat faaliyetlerinin önemli olduğu herkesin hemfikir olduğu bir konu. Bunun üzerinde, yeniden, Millî İstihbarat Teşkilatımızın çağa uygun, bilime dayalı, gerçekten dünyada ne olup bittiğini gören, duyan istihbarat hizmetleri bu anlamda yeni dünyaya ayak uydurması gereken bir ölçüde ele alınıp getirildi, muhalefetin de katkılarıyla iyi bir şekilde neticelendi.

Ben bu kanunun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah, istihbarat faaliyetlerimizin dünyada gerçekten parmakla gösterilir güzel hizmetler etmesini, milletimizin, devletimizin birliğine, bütünlüğüne hizmet etmesini temenni ediyor, oyumun kabul olduğunu beyan ediyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte olmak üzere Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının tümü üzerinde, ne yolda oy kullanacağımı belirtmek üzere İç Tüzük’ün 86’ncı maddesi uyarınca söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Oyumu belirtmeden evvel, Sayın Beşir Atalay’a yönelik olarak daha evvelki konuşmamda “taşeron” nitelendirmesini 17 Şubat 2010 tarihli birleşimde ve 3 Mart 2010 tarihli birleşimde dile getirdiğimi, ifade ettiğimi, burada gerekçeli olarak bunları anlattığımı bir kez daha hatırlatıyorum ve aynı nitelendirmeyi bu gerekçelerle bir kez daha tekrarlıyorum. Burada, Sayın Beşir Atalay’ın bu suçlamalara, bu nitelendirmelere siyaseten cevap veremeyecek durumda olmasının da Türkiye adına, Türkiye siyaseti adına talihsiz bir tablo olduğunu bir kez daha ifade etmek gereğini duyuyorum. Sayın Bakan, işte, o zaman dile getirdiğim tutanaklar, o zaman ki belgeler. Aradan dört yıl geçiyor, ağzınızı açamaz hâldesiniz. Bu, aslında Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri adına bir utanç belgesidir, bir ayıp belgesidir.

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla, daha doğrusu özü itibarıyla tasarı niteliğinde olan bu düzenlemeyle MİT’in görev ve yetki alanı belirsiz hâle getirildiği için, ucu açık hâle geldiği için, MİT mevzuatı diğer mevzuatın önüne âdeta bir Anayasa normu hâline getirildiği için ve MİT kurumsal olarak diğer kurumların hiyerarşik olarak üstüne çıktığı için, çıkarıldığı için, Türk Ceza Kanunu’nda 4 bölüm hâlinde düzenlenmiş olan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalara MİT doğrudan müdahale eder hâle geldiği için, bu düzenlemelerden sonra artık yasama denetiminin ve soru önergesinin fiilî anlamda işlerliğinin kalması mümkün olmadığı için, MİT mevzuatı ile artık bundan böyle, değerli arkadaşlarım, cezaların şahsiliği yerine müşterek ve müteselsil sorumluluk esası getirildiği için, Anayasa’nın 137’nci maddesindeki “Kanunsuz emir ve talimat olamaz.” ilkesi ayaklar altına alındığı için, Uludere ve Reyhanlı olaylarında, Oslo görüşmelerinde, şike davasında, Silivri ve KCK yargılamalarında, Mısır ve Suriye ilişkilerinde karartmalar yapıldığı ve artık bundan böyle denetlenemez hâle geldiği için, 17 Aralık operasyonu bu düzenlemeyle MİT koruması altına alındığı için, devlet eliyle çeteleşmenin, yeni Yeşilleri yaratmanın güvencesi, yasal güvencesi yaratıldığı için, MİT, İçişleri Bakanı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı vasıtasıyla artık Türkiye’nin kamu yönetiminde Erdoğan’ın özel timi yaratıldığı için, MİT’le ilgili iddia ve suçlamalarda artık cumhuriyet savcıları görev yapamaz hâle geldiği için, cumhuriyet savcılığı mekanizması resen harekete geçemez hâle geldiği için, anayasal rejim artık fiilî anlamda tek parti rejimine dönüştürüldüğü için, bunun nihai darbesi gerçekleştirildiği için, bu sebeplerle, özü itibarıyla tasarı niteliğinde olan bu düzenlemeye karşıyım.

Bu anlayışla elbette sizi tarihî sorumluluk ve veballe karşı karşıya bırakırken, cumhuriyet ve demokrasimizin yetersiz de olsa mevcut kazanımlarının kifayetsiz ve muhteris bir kadronun kişisel ve siyasi ikballerine elbette üstün geleceğini, galebe çalacağını, cumhuriyetin yurttaşlarının bu bilince, bu sorumluluğa ve sağduyuya sahip olduğunu bir kez daha ifade ediyorum ve sizleri tarihî sorumluluğunuzla, vebalinizle baş başa bırakıyorum değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkan, sataşma var, cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, açıklama mı yapacaksınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Hayır, sataşma var, cevap vereceğim.

BAŞKAN – Ne dedi? Gerekçesini öğrenelim, kayda geçsin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – “Taşeron” dedi bana.

BAŞKAN – Buyurun iki dakika… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, kanunda ben de 86’ncı maddeye göre söz istemiştim. Açıklar mısın bana? Başkan… Başkan…

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre son sözün milletvekiline ait olduğunu hatırlatıyorum.

BAŞKAN – Biliyorum, onu biliyorum, sataşmadan söz aldı sadece kendisi, kanunla ilgili konuşmayacak.

ATİLLA KART (Konya) – Buna göre konuşmadan sonra söz hakkımı tekrar saklı tutuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kart, kanunla ilgili görüş belirtmeyecek, sataşmadan söz aldı Sayın Bakan.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, ben de sana bir şey soruyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu anda milletvekili olarak konuşuyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bu son sözü ben istemiştim.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – İzah eder misin? Son sözü ben istemiştim. Nasıl? Bir izah et ya! Orada,  yanındakilere sor bir bakalım.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  (Devam)

4.- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın 563 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümünün oylanmasından önce oyunun rengini belli etmek üzere şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce burada kinle, nefretle dolu bir konuşma yapan Sayın Milletvekilinin…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, sen sağır mısın, sen sağır mısın?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) –…bütün konuşmalarını kendisine iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, bir dakika! Milletvekiline sen cevap vermek zorundasın be! Sen bir milletvekiline cevap vermek zorundasın ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – “Taşeron” ifadesini kendisine iade ediyorum. Biz Türkiye için çalışırız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye cevap vermiyorsun? Perişan edeceğim seni ama. Bak, şerefli ve namuslu hareket et. 

BAŞKAN – Ya, dur! Hayret bir şey ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – İnsanımız için çalışırız. Onlar gibi yurt dışında Türkiye aleyhinde, kimi zaman Esed’i savunan, kimi zaman bilmem kimi savunan politikalar izlemeyiz. Taşeronluk odur. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni, vatandaşımızı, insanımızı düşünürüz. Biz Türkiye’yi büyütüyoruz. Taşeron odur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Taşeron onun kafasıdır, iade ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Esad’la ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptınız, Şimdi “Esed” diyorsunuz. Yazıklar olsun!

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, “taşeron” nitelendirmesini hangi gerekçelerle kullandığımı ifade etmiştim. Doğrudan şahsıma yönelerek çok ağır ifadeler kullandı, suçlayıcı ifadeler kullandı.

BAŞKAN – “İade ediyorum.” dedi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Bakana “taşeron” diyen cevabını alır.

ATİLLA KART (Konya) – Bunlara cevap vermem gerekiyor. Elbette, ayrıca grubuma yönelik değerlendirmeler yaptı, onu grup değerlendirecektir ama ben şahsıma yönelik…

BAŞKAN – Sayın Kart, buyurun, iki dakika…

5.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ATİLLA KART (Konya) – Değerli arkadaşlarım, bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Bakın, değerli milletvekilleri; 17 Şubat 2010 tarihli 62’nci Birleşim, 3 Mart 2010 tarihli 68’inci Birleşim… Tutanaklardan okuyorum değerli arkadaşlarım, tutanaklardan aktarıyorum. Burada neyi soruyoruz? 5-6 kez, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kanunu’nun görüşmelerinde, orada, işte, 1 kilometre ötede, illegal karargâhta görev yapan yabancı uzmanları soruyoruz, istihbarat uzmanlarını soruyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Başı da Beşir Atalay!

ATİLLA KART (Devamla) – Orada, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî sorumluluğu altında görev yapan kamu görevlileri, yine, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî sorumluluğu altında görev yapan ama cemaate mensup olan kamu görevlileri ile –yine, çok açık olarak söylüyorum, kayıtlara geçmesi gerekiyor- ABD’nin istihbarat birimlerini sorguluyoruz. Orada, o sayının başlangıçta 500 iken 3 bine ulaştığına dair belgeler var, bilgiler var. Bunları 1 kez sormuyoruz, 5 kez soruyoruz, 6 kez soruyoruz, Sayın Bakan cevap vermiyor. En nihayet geliyor cevap veriyor: “Ben de bilmiyorum.” diyor. Tutanaklar burada. “Ben de bilmiyorum.” diyor. Ben de diyorum ki: “Ben bir yurttaş olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanının bu cevabını kabul edemiyorum. Sen hangi ülkenin bakanısın? Sen hangi ülkenin bakanısın?” diyorum.  “Sen taşeron bakan mısın?” diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Son seçimde yüzde 45 oy almış AK PARTİ Hükûmetinin Bakanı.

ATİLLA KART (Devamla) – Bu çerçevede, bu gerekçeyle, bir kez daha soruyorum. Şahsına yönelmeden, doğrudan, Hükûmetin politikalarını kastederek ve sizin oradaki kifayetsiz muhteris konumunuzu…

BAŞKAN – Sayın Kart…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – “Kifayetsiz muhteris” dedi, yine sataştı, tekrar hakaret ediyor.

ATİLLA KART (Devamla) - …oradaki o tutumunuzu dile getirerek “taşeron” nitelendirmesini yapıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kart.

ATİLLA KART (Devamla) – Bunu bu gerekçeyle bir kere daha tekrar dile getiriyorum değerli arkadaşlar.  (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kart…

Cevap verecek misiniz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Hayır.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Çankırı Milletvekili İdris Şahin ve Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/2011) (S. Sayısı: 563) (Devam)

BAŞKAN - Evet, sayın milletvekilleri, teklifin görüşmeleri tamamlanmıştır.

Teklifin tümünü…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bakın, ben sana dedim ki biraz önce…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

BAŞKAN – Bakın…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bir dakika…

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Yeter be!

BAŞKAN – Susun arkadaşlar.

KAMER GENÇ (Tunceli) -  Bir dakika beni dinler misin? Sabahtan beri, şurada bir milletvekili olarak…

BAŞKAN – Bana “siz” diye hitap edin, dinleyeceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika…

BAŞKAN – “Siz” diye hitap edin dinleyeceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, şimdi, şöyle: Sabahtan beri karar yeter sayısını istiyorum duymuyorsunuz.

BAŞKAN – Size… Evet, öyle algılıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İkincisi: Söz istiyorum yani bir şey söylemek istiyorum, beni görmemezliğe geliyorsunuz. Ayrıca da son söz  benimdi ikinci sırada, niye bunu başkasına verdiniz? Onu evvela izah etmek zorundasınız. Birinci son söz Sayın Hamzaçebi’nindi, ikincisi benimdi. Siz, pekâlâ, Sayın Kart’a söz verirken birinci söz Sayın Hamzaçebi’nindir, ikinci Kamer Genç’indir ama Sayın Hamzaçebi konuşma sırasını Atilla Kart’a vermiştir diyebilirdiniz ama hiçbir şey demediniz, Sayın Kart’ı şeye çağırdınız. O kürsü keyfî yönetilecek bir kürsü değil. Lütfen, bakın, Bakın, beni çıldırtmaya sevk ediyorsunuz ve suç işlemeye tahrik ediyorsunuz. Bakın, suç işlemeye tahrik ediyorsunuz. Onurumla oynuyorsunuz. Bakın Sayın Başkan Vekili, onurumla oynuyorsunuz. Beni burada…

Bakın, ben konuştuğum zaman bana cevap vermek zorundasınız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Otur yerine!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle, beni küçük düşürücü şekilde burada davranırsanız size de Sadık Yakut’a verdiğim tazminatı göze alarak çok ağır hakaretler yaparım, neticede sana da tazminat öderim ama biraz sizden rica ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sabrınıza hayranım.

BAŞKAN -  Konuşsun, konuşsun, tamam.

Lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani insanların haysiyetiyle oynamayın. Ben otuz üç senedir milletvekiliyim.

Bakın, sözümü dinlemiyorsunuz, beni dinlemiyorsunuz, burada konuştuğum zaman yüzünü başka yere çeviriyorsun.

BAŞKAN -  Bitti mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sizi insanlığa davet ediyorum.

BAŞKAN - Bitti mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bitti evet.

BAŞKAN – Tamam, peki.

Teklifin görüşmeleri tamamlanmıştır, teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama ayrıca ben bu teklife de karşıyım. Bu diktatöre insan öldürme yetkisini tanıdığı için bu teklife karşıyım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tayyip bu MİT’le insanları öldürecek, bu teklife onun için karşıyım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Saçmalıyor ya, saçmalıyor ya!

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Oturumu yöneten Başkan Vekiline hakaret ettiğinden dolayı, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e, iki birleşim için Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sizlere 161’inci maddenin (3)’üncü fıkrasını okuyorum: “Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanına, Başkanlık görevini yerine getiren Başkanvekiline hakarette bulunmak, sövmek veya onları tehdit etmek yahut Türkiye Cumhuriyetine veya onun Anayasa düzenine sövmek…”

İçinde bulunduğumuz birleşimde Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tehdit etmiştir.

BAŞKAN - …içinde bulunduğu, yapmış olduğu bütün davranışlarıyla bu hükme uygun davranmıştır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ceza verelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bu nedenle, kendisine 162’nci maddenin (1)’inci fıkrasına göre ceza verilmesini Genel Kurula teklif edeceğim.

Yalnız, yine, yasa gereği, hakkında teklifte bulunduğum milletvekilinin bir savunma hakkı var, kendisi  savunabilir veya başka birine savunma yaptırabilir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hangi eylemi aykırı Sayın Başkan? Hangi davranışı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan sözünüzü bitirin önce.

BAŞKAN - Teklifim baki.

Şimdi Sayın Milletvekili kendisi veya bir başkasına savunma hakkını kullandırabilir. Şimdi o aşamadayız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben savunacağım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, elbette Türkiye Büyük Millet Meclisinde herkesin konuşmasına, üslubuna tabii ki dikkat etmesi gerekir.

BAŞKAN – Elbette.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Buna herkesin riayet etmesi gerekir. Böyle olaylar olduğu zaman veya böyle sözler sarf edildiği kanaati ortaya çıktığı zaman, usul, Meclis Başkan Vekilinin oturuma ara vermesi ve grup başkan vekillerini davet etmesidir efendim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bu kadar aleni şeye olur mu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, bunu yapmadan bu işleme doğrudan teşebbüs etmenizi ben doğru bulmadım.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Milletvekili konuştuğuna dikkat edecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gene belki böyle bir yol bu konuşmalarda, toplantıda ortaya çıkabilir, çıkmayabilir, bilemiyorum ama sonuçta böyle bir yolu denemeden buna başvurmanızı doğru bulmadım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Dilerseniz oturuma ara verelim, bunu bir değerlendirelim, ondan sonra…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Eylem başladı Sayın Başkan. Genel Kurul karar verir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Ben devam ediyorum görüşmelere.

Savunmanızı yapacak mısınız veya başka bir milletvekiline mi yaptıracaksınız savunmanızı?

ATİLLA KART (Konya) – Suçlamayı belirtmediniz Sayın Başkan. Hangi konuşma, hangi eylem? Ama somutlaştırmadınız.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, ne dedi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cezayı verdin mi?

BAŞKAN – Teklif ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben teklif ediyorum. Savunmanızı yapacak mısınız, başka birine mi yaptıracaksınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben yapacağım.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hep taraflı oldunuz, o da milletvekili. Bakanınız hop oturuyor hop kalkıyor…

MAHMUT TANAL  (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, sizi dinliyorum.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Terör havası estiriyorsun Başkan, doğru değil bu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, şimdi, bahsettiğiniz konularla ilgili bir milletvekili öyle bir üslup kullanırsa İç Tüzük’ümüzün amir hükümleri uyarınca Sayın Başkanlığınızın öncelikle uyarıda bulunması gerekir.

BAŞKAN – Hiç böyle bir usul yok.

MAHMUT TANAL  (İstanbul) – Gayet açık ve net. Sizin bu şekilde herhangi bir uyarıda bulunmamanız ve bugüne kadar her eylemini hangi oturumda, hangi maddede onu açık ve net belirtmeniz gerekir iken bunları yapmaksızın toplu olarak, yani içinizde bugüne kadar birikmiş, birikmiş, birikmiş ve artık bir şey hâline gelmiş… Yani…

BAŞKAN – Sayın Tanal, açıklama yaparken bana hakaret etmeyin veya beni tanımlamayın.

MAHMUT TANAL  (İstanbul) – Hakaret etmiyorum ben. Hakaret etmiyorum, gayet rahat…

BAŞKAN – Beni tanımlamayın.

MAHMUT TANAL  (İstanbul) – Bakın, Sayın Başkan, ben hakaret etmiyorum ama siz böyle diyecekseniz de, bu disiplini elinizde kılıç olarak kullanacaksanız da benim hakkımda da aynı cümleleri sarf edebilirsiniz. Yani sizin bu yaptığınız…

BAŞKAN – Sayın Tanal, bakın, böyle bir usul yok. Siz bana İç Tüzük’ün -siz de hukukçusunuz, ben de- hangi maddesinde “Sırayla böyle bir uygulama yapılır.” diye bir kural var, gösterin, sözümü geri alacağım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana beş dakika süre verir misiniz?

BAŞKAN – Gösterin…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Beş dakika süre verin, ben size göstereceğim.

BAŞKAN – Böyle bir şey yok.

Savunma yapacak mısınız sayın milletvekili? Sayın milletvekili savunma yapacak mı? (Gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkanım…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye…

BAŞKAN – Duymuyorum, sizi duymuyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, ben yapacağım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan… (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, sizi dinliyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi siz topluca bir değerlendirme yaptınız… (Gürültüler)

BAŞKAN – Duymuyorum ki Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Arkadaşlar…

BAŞKAN – Peki, on dakika ara verelim, grup başkan vekillerini arkaya alalım.

Kapanma Saati: 19.31

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

İç Tüzük’ün 162 ve 163’üncü maddesini uygulayacaktık.

Şimdi, ilgili kişiye veya istediği herhangi bir kişiye savunma yapması için söz vereceğim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, hangi madde neyi gerektiriyor onu okuyacağım.

BAŞKAN – Hayır Sayın Tanal.

Savunma yapacak mısınız?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, bu yola başvuramazsınız.

BAŞKAN – Sayın Genç, savunma yapacak mısınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yapacağım, yapacağım da…

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi sözümden dolayı…

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, hayır, efendim, bir dakika, önce öğrenmek istiyorum, hangi sözümden dolayı size hakaret ettiğimi…

BAŞKAN – Peki, söyleyeyim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, onu söyleyin de ona göre ben savunayım.

BAŞKAN –  Söyleyeyim, peki, söyleyeyim. Tutanaklar içeride veya da burada, söyleyeyim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, bir söyleyin, evet. Yani hangi sözümün hakaret anlamına geldiğini, onu öğreneyim.

BAŞKAN – Şimdi, bu söyleyeceğim lafı hakaret olarak algılamıyorum ama yakıştıramadığım için söylüyorum: “Ya, sen sağır mısın, sen sağır mısın!” Bunu hakaret olarak algılamıyorum. “Niye cevap vermiyorsun? Perişan edeceğim seni. Şerefle ve namusla hareket et. Yazık olsun sana be, yazık olsun! AKP militanı gibi Meclisi yönetiyorsun. Yazık olsun sana. Bu ayıp sana yeter.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çok hakaret etmiş ya.

BAŞKAN – “O kürsü keyfî yönetilecek bir kürsü değil. Lütfen, bakın, beni çıldırmaya sevk ediyorsunuz. Sadık Yakut’a verdiğim tazminatı göze alarak çok ağır hakaretler yaparım. Neticede sana da tazminat öderim ama biraz da sizden rica ediyorum.”

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Bunun hesabını sorarım.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tehdit de etmiş.

BAŞKAN – Bunlardan dolayı, sizden 163’e göre savunma alacağım. Bir teklifim var, ona göre oylama yapacağım.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Savunulacak bir tarafı yok ki.

BAŞKAN – Buyurun, on dakika. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Neyini savunacak bunun ya, neyini, neyini!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, hemen niye kuşku duydunuz? Şimdi, yani benim…

(AK PARTİ sıralarından bir grup milletvekili Genel Kurul salonunu terk etti)

KAMER GENÇ (Devamla) –Tamam, hepiniz bir çıkın bakalım buradan, hepiniz çıkın, tamam mı, çok güzel. Peki, hepiniz çıkın.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Savunmayı dinlemeden nasıl karar vereceksiniz?

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, sayın milletvekilleri, ben zaten onlarla konuşmuyorum. Ben, şimdi, burada millete ve bu kürsüye konuşurum.

Bakın, şimdi, Sayın Başkanın bana karşı olan tutumunu bir videodan seyretmesini rica ediyorum.

Ya rica ediyorum Sayın Başkan, videodan şey edin. Zaten siz böyle bir karar verirseniz bu kararı Anayasa Mahkemesine götüreceğim ve bu videoyu da o Anayasa Mahkemesine seyrettireceğim.

Şimdi, burada siz beni milletvekili olarak kabul etmiyorsunuz. Ben “Sayın Başkan…” diyorum, duymuyorsunuz, “Sayın Başkan…” diyorum, duymuyorsunuz. Bir şey söylüyorum, Divan Kâtibine okutturuyorsunuz.

Şimdi, bakın, ben yedi sene Meclis Başkan Vekilliği yaptım ve orada şunu söyledim: Ben Türkiye Büyük Millet Meclisini yönettiğim zaman Allah’ın huzurunda hesap veren bir insan gibi kendimi görüyorum. Bakın, o kürsü çok kutsal bir kürsüdür.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O yüzden o kürsüye o kadar ağır hakaretle konuştun.

KAMER GENÇ (Devamla) – O, Atatürk’ün kürsüsüdür. Orada oturan kişi bu milletin temsilcisidir, bu millet adına hareket ediyor ve çok adaletli ve hakkaniyete uygun hareket etmesi lazım.

Şimdi, bakın, o kadar anormal kanunlar geliyor ki, biz de yıllarca… Bakın, otuz üç sene milletvekilliği yapan bir insanım; her kanunun bu memlekete, bu millete ne getirip ne götürdüğünü iyi bilen bir insanım. Benim amacım, bakın, Meclisin çalışmasını da engellemek değil. Dolayısıyla, size diyorum ki yani sizi uyarma kabîlinde, daha iyi bir kanun çıkması için, milletin lehine iyi kanunlar çıkması için, bu memlekete sağlıklı bir yasama düzenlemesi yapılması için…

(AK PARTİ sıralarından  bir grup milletvekilinin konuşmacı kürsüsüne sırtını dönmesi)

MAHMUT  TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim, sözünü kesiyorum, milletvekilleri sırtlarını sizin Divana döndüler, Başkanlığınıza saygısızlıktır bu.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – O Divana saygısızlıktır.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Dönerek oturamazlar, bu hakarettir, hakaret.  

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya neyse şimdi, o bana karşı değil.

BAŞKAN – Sözünü kesmeyin lütfen.

Buyurun, sizi dinliyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Meclis Başkanlığına onlar hakaret ediyor, bana karşı değil ki.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hakaret odur; o, Divana yapılan hakarettir.

KAMER GENÇ (Devamla) – Peki, şimdi, bu manzara hoşunuza gidiyor mu Sayın Başkan? Gidiyor mu yani? Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde oturan kişi sırtını kürsüye dönecek. O zaman çıksın gitsin. Yani böyle bir şey olur mu? Kaldı ki ben kimsenin arkasına da hayran değilim yani, böyle bir şey de yok yani. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen…

KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla, böyle bir şey olmaz yani.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan... Sayın Başkan…

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Terbiyesizsin ya sen, gerçekten terbiyesizsin ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, size yapılan hakareti…

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu tamam sen de çevir arkanı Bayram, sen de çevir arkanı.

BAŞKAN – Sonra da size söz vereceğim.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Seviye iyice düştü.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, ama uyarmanız gerekir.

BAŞKAN – Uyardım…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O kürsü terbiyesizlik yapma kürsüsü değildir.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen yerinize…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Orada ahlaklı olacaktır!

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Terbiyesizlik yapmayacak!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, Mustafa, oturur musun yerine! Mustafa otur!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen karışma!

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen… Savunma yapıyor kendisi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Mustafa otur sen yerine, sen otur yerine!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sözünü geri alsın.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sen şimdi otur yerine.

Şimdi, eğer siz…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, şu anda Milletvekili savunma yapıyor. Lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama terbiyesizlik savunma değildir.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, “Savunma değildir.” ne demek yani? Ben bu lafları niye söylediğimi size söylemek istiyorum.

Şimdi, sayın başkan kürsüsünde oturan benim sözümü dinlemezse, beni milletvekili yerine koymazsa, ben her konuştuğumda başkasıyla konuşursa o zaman nasıl olur Mustafa? Benim yerime kendini koy, benim yerime bir kendini koy yahu Mustafa, biraz vicdanlı ol.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - “Mustafa” diye hitap edemezsin!

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır, benim yerime kendini koy.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ya, senin yerine geçmektense ölmeyi tercih ederim ben.

KAMER GENÇ (Devamla) – Keşke ölsen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Allah göstermesin! Allah göstermesin!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ölsen vallaha bu millet de rahat eder.

Seninle zaten hesaplaşacağız, şimdi mesele değil.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ya, bununla muhatap olmayın ya!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, Sayın Başkan, bakın, bu memlekette bu kadar yolsuzluk oluyor, bu kadar hukuksuzluk oluyor. Ben muhalefet partisi milletvekiliyim yahu, elbette bunları dile getiririm yahu. Dile getirirken de niye rahatsız oluyorsunuz? Ben biliyorum. Şimdi, bu kanundan sonra, yani, işte, bizi konuşturmamak için anlaşmalar getireceksiniz, işte, Kamer Genç’i konuşturmamak için böyle bir ceza vereceksiniz.

Yani sizin ceza vermeniz benim için önemli değil ama ben Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına saygı duyuyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı çok kutsal bir makamdır, o makamda görev yaptığım için o makama kesinlikle hakaret etmeyi düşünmüyorum ve hakaret ettiğimi de zannetmiyorum. Sadece, sizin bana karşı güttüğünüz özel bir davranış biçimine karşı gerçekten üzülüyorum. Yani, şimdi, milletvekili olarak bir defa “Sayın Başkan” diyorum, bakmıyorsunuz; iki defa “Sayın Başkan” diyorum, bakmıyorsunuz; söz istiyorum, söz vermiyorsunuz; usulsüzlük yapıyorsunuz, usulsüzlüğü söylememize müsaade etmiyorsunuz. Sayın Başkan, şimdi, biz orada size hitap ederken evvela bir deyin ki: “Buyurun Sayın Milletvekili.” Devam edersek o zaman dersiniz ki “Kardeşim, ben sana söz vermedim.” Ama hiç kale almamak milletvekilinin şeref ve haysiyetiyle, onuruyla oynamak demektir.

O bakımdan, yani siz o kadar zor duruma bizi düşürüyorsunuz ki ben bu durum karşısında her zaman da çıkıp da benim kişiliğimi alçaltıcı, kişiliğime hakaret edici bir davranış içinde bulunduğunuz için sizi de uyarıyorum. Size karşı da bir tehdit kelimesini de kullanmadım. “Bak, Sayın Başkan, beni rencide ediyorsunuz, haysiyet ve onurumu rencide ediyorsunuz, lütfen beni de bu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde, salonda bir milletvekili olarak görün.” dedim. Siz bunu görürseniz, hayhay, ben söz istediğim zaman bir karşılık verin, yine söz vermeyin. Zaten, Başkanın takdiri var ama siz beni hiç görmezliğe verirseniz, ondan sonra  ben de kendi hakkımı savunmak zorundayım. Çünkü meşru zeminlerde siz Türkiye Büyük Millet Meclisini yönetmezseniz meşruiyetten ayrılırsanız, İç Tüzük’ü askıya alırsanız, onları efendim uygulamazsanız, milletvekili olarak… Sizin orada daha olgun Başkan Vekili olarak davranmanız lazım. Milletvekilinin haysiyetiyle oynanırsa, oynarsanız, onun sözlerini dinlemezseniz, o zaman milletvekilinin de kendisi…

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Oldu, bir de parmağınızla işaret edin de, ne yapacağımız, ne tarafa döneceğimize de bakayım Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Evet ama dinlemeniz lazım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun devam edin Sayın Konuşmacı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Neyse… Siz şimdi cezayı vereceksiniz, verin, ben zaten ceza almaktan da korkmuyorum ama ben vicdanen, size hakaret etmediğim inancındayım çünkü o nedenle hiçbir zaman size hakaret kastıyla hareket etmedim. Sadece bir milletvekili olarak benim bu salonda varlığımı kabul edeceksiniz.

Fazla bir şey de söylemek istemiyorum, saygılar sunuyorum.  (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Milletvekili, Sayın Genç, ben size karşı tutumumda hiçbir eşitsizlik gösterdiğimi düşünmüyorum çünkü ben her seferinde diğer milletvekillerimize karşı “sayın” kelimesiyle hitap ederim, “siz” diye konuşurum, size de aynı şekilde davranıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Öyle yaparsanız teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ama siz görüşmeleri yaparken her istediğiniz zaman elinizi kaldırıp, usule uymadan söz ister ve konuşursanız -kusura bakmayın- ben işlemi tamamlamadan sizi dinleyemem. İşlemi tamamlayacağım ancak sizi ondan sonra dinleyeceğim.

Şimdi, ben teklifimi, iki birleşimden geçici olarak dışarı çıkartılmasına ilişkin teklifimi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz. Bakın, bizim konuşma hakkımızı engelliyorsunuz Sayın Başkan. Eğer böyle devam ederseniz biz burada konuşamayız. Muhalefetin sesini kesemezsiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Genç açık bir özür dilerse bu cezayı geri alacağım.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Hayır, hayır, öyle bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Size bunu teklif ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, benim zaten size hakaret etme kastım yoktu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Anasına küfredenlere aynı şeyi yaptı mı bu Meclis? Ölmüş anasına küfrettiler ya, dövdüler adamı burada ya.

BAŞKAN – Duymuyorum ki.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben size hareket etmediğimi söyledim. Eğer hakaretimi yani o konuşmaları bu anlamda anlamışsanız sizden özür diliyorum.

BAŞKAN – Özür diliyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, beni eğer o anlamda anladıysanız…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, kürsüden…

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Başkan, olmaz!

BAŞKAN – Ne dedi? Duymuyorum ki arkadaşlar ya! “Özür diliyorum.” mu dedi?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Evet, evet özür diledi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, kürsüden özür dileyecek.

BAŞKAN – Buyurun kürsüden özür dileyecekmişsiniz. Sayın Genç, lütfen.

Sayın Genç…

Mikrofonu açıyorum oradan özür dileyin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Ya, herkes ayakta, bir durun ya!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, haydi onun lafı tamam kötü bir şey de, anasına küfredildi, yapmadınız; söyledi, yapmadınız, yazık ya! Yazık gerçekten!

BAŞKAN – Sayın Genç, ben sizle konuşuyorum, kimseyi dinlemiyorum. Bir dakika gelebilir misiniz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bana şimdi savunma hakkı mı veriyorsunuz?

BAŞKAN – Hayır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi siz cezayı…

BAŞKAN – Sayın Genç, size bir ceza verdim, geçici olarak 2 birleşim Meclisten dışarı çıkarma cezası verdim, kürsüden oyladım, bitti ama yine de size diyorum ki…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, oyladınız zaten.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Meclis Başkanından açıkça özür dileyecek.

BAŞKAN – …kürsüden veya oturduğunuz yerden mikrofonla açık açık benden ve bu makamdan özür diler iseniz bu cezayı geri alacağım; bu teklifim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, ben Meclis Başkanlık Divanına bir hakaret etmişsem özür dileyeceğim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Ya, duymuyorum arkadaşlar!

Sisteme girin lütfen.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, bu Mecliste dövülenler için de yapsaydınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Ya, itiraz eden milletvekilleri lütfen 163’üncü maddeyi okusun.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, bu diktatörlüğü Meclise de kuruyorsunuz Sayın Başkan. Bunun adı diktatörlüktür.

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?

BAŞKAN - Sayın Elitaş, buyurun, nedir?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz şu anda İç Tüzük’ün 163’üncü maddesini uyguluyorsunuz.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İç Tüzük’ün 163’üncü maddesinin 4’üncü fıkrası…

BAŞKAN – Evet, onu uyguluyoruz şu anda.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Müsaade edin.

…”geçici olarak Meclisten çıkarma cezasına uğrayan bir milletvekili izin alıp kürsüden açıkça af dilerse Meclise girme hakkını kazanır.”

BAŞKAN – “Kürsüden” diyor, evet, özür dilerim…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ya, talimat verme artık, yeter be!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O milletvekili gelecek sizden…

BAŞKAN – Tamam Elitaş, tamam Sayın Elitaş, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bir dakika Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Size görevinizi mi öğretiyor Sayın Grup Başkan Vekili?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, olabilir, ben herkesi dinlerim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Sayın Başkan, müsaade eder misiniz…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Size görevinizi mi öğretiyor?

BAŞKAN – Şimdi, bakın…

MUSTAFA ELİTAŞ  (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki, Sayın Başkan, Mustafa Elitaş’ın…

BAŞKAN – 163/dördüncü fıkra… Geçici olarak Meclisten çıkarma cezasına uğradınız mı?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet.

BAŞKAN – Uğradınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Tamam, bitti.

BAŞKAN – İzin alacaksınız ve kürsüden açıkça af dilerseniz cezamı geri alacağım.

Şimdi,  Sayın Genç, şuraya gelir misiniz…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Elitaş’a sorun, Sayın Elitaş’a!

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen kürsüye gelir misiniz…

Buyurun.

Açıkça özür dilerseniz makamdan, Meclise girme hakkını kazanacaksınız. (Gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Sayın Başkan, ben, ne sizden özür dilerim ne bu gruptan özür dilerim. Sizin verdiğiniz ceza benim için onurdur. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Tamam, o zaman tamam.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bizim onurumuzu niye iki paralık ediyorsunuz Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Devamla) – Siz kimsiniz bana ceza vereceksiniz ya! Siz benim yaptığım… Yolsuzluklara karşı rahatsızsınız, hesap vereceksiniz. Ben sizden özür dilemem.

BAŞKAN – Meclis idare amirlerini göreve çağırıyorum.

Meclis idare amirleri lütfen göreve…

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne saygılı olduğum için yapacağım. Ben sizden ne özür dileyeceğim ya!

BAŞKAN - On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.16

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

------0------

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

4’üncü sırada yer alan, Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/865) (S. Sayısı: 521)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonun bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleriyle kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 22 Nisan 2014 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Bütün milletvekili arkadaşlarıma iyi hafta sonları diliyorum.

Kapanma Saati: 20.27



(x) 563 S. Sayılı Basmayazı 9/4/2014 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dilde kelime ifade edildi.