25 Şubat 2014 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşimini açıyorum.

 

Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapılacaktır.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır. Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kastamonu’nun orman ve su sorunları hakkında söz isteyen Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’a aittir.

Buyurunuz Sayın Çınar. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, lütfen, biraz sessiz olursak kürsüdeki sayın milletvekilini daha iyi duyacağız.

Buyurunuz efendim.

 

 

 

 

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kastamonu ilinin orman ve su işleri ve diğer sorunlarıyla alakalı gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Kastamonu Batı Karadeniz’in güzide illerinden bir tanesidir. İlimizin 20 tane ilçesi, 1.071 köyü, 3.520 yerleşimi bulunmaktadır. Dağınık bir coğrafyaya sahip olan Kastamonu ilinin beraberindeki sorunları da ciddi manada devam etmektedir. Özellikle AKP’nin 2002 yılından bu tarafa iktidar olduğu dönem içerisinde, Kastamonu ili maalesef bu iktidardan yeterince fayda alamamış, birçok önemli kuruluşunu da özelleştirmeler vasıtasıyla kaybetmiş durumdadır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Kastamonu ili tarım, hayvancılıkla geçinen illerimizden bir tanesidir. Özellikle bünyesinde bulundurduğu 17 bin evliyası, millî mücadeledeki vermiş olduğu asaletleriyle önde gelen illerimizden bir tanesidir. Ama bu on iki yıllık AKP iktidarı döneminde yatırımlar itibarıyla bakıldığı noktada Kastamonu maalesef diğer iller itibarıyla alması gerekeni alamayan illerimizden bir tanesidir. Özellikle işsizlik Kastamonu ilinin ciddi manada sorunlarından bir tanesidir. Bu sorunla mücadele eden Kastamonu ili son zamanlarda...

Özellikle ben bu konuşmayı talep ettiğimde, Sayın Orman ve Su İşleri Bakanının da konuşmamı dinleyeceğini ümit ederek bu konuşmayı talep etmiştim.

23’üncü DSİ Bölge Müdürlüğünde yapılan bir uygulamayı burada, Genel Kurulda sizlerle paylaşmak istiyorum. Elektrik teknisyeni İŞ-KUR müracaatıyla alımı planlanan 2 tane eleman noktasında Kastamonu 23’üncü DSİ Bölge Müdürlüğüne ve Ankara Genel Müdürlüğe müracaat yapan 6 tane işçi arkadaşımızın son durumda neler yaşadığını sizlerle paylaşmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olur musunuz, lütfen.

EMİN ÇINAR (Devamla) – Tabii, değerli milletvekili arkadaşlarımın beni dinlemeleri, dinlememeleri çok önemli değil. Bugün Başbakanın ve oğlunun “tape”lerinin gündeme geldiği 17 Aralıkta başlayan yolsuzluklar... Kastamonu’da beraberinde yaşanan bir skandalı ortaya koyan bir milletvekilini dinlememek acziyetini gösteren bu milletvekillerini kendi hâllerine bırakmak istiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Seni tanıyamadım, sen nereden geldin? Sen ne zaman geldin, ne zaman vekil oldun sen?

EMİN ÇINAR (Devamla) – Benim ekmek bekleyen Kastamonu’daki hemşehrim Devlet Su İşlerine bir müracaatta bulunuyor değerli arkadaşlar, KPSS puanı en ön sırada. Ama, yapılan değerlendirme neticesinde 6 tane müracaattan… İŞKUR vasıtasıyla yapılan bu müracaat neticesinde, 1 arkadaşımızın, yine Kastamonulu hemşehrimizin ehliyetinin yeterli olmamasından dolayı mülakata alınmamasına sebep oluyor ama diğer Kastamonulu hemşehrilerimle beraber Sayın Bakanın hemşehrisi olan Afyon Şuhutlu 2 vatandaş Ankara, genel müdürlüğe müracaatını yapıp yine bakan torpiliyle yapılan mülakatlar neticesinde Kastamonu’da benim işsiz bekleyen vatandaşlarımın önüne geçerek…

Bu 2 değerli vatandaşımızın biz işe girmesinden endişeli değiliz ama Kastamonu’nun ekmeğinin yenmesinden duyduğumuz rahatsızlığı burada beyan etmek istiyorum.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – O yeğenlerini falan alır, üzülme. Yeğenin olması lazım oraya girmesi için.

EMİN ÇINAR (Devamla) – KPSS puanı düşük olmasına rağmen bu 2 vatandaş Afyon Şuhutlu, Sayın Bakanın hemşehrisi, İŞKUR müracaatı neticesinde elektrik teknisyeni olarak bu mülakatlarda göreve başlıyor. İkametleri Kastamonu’da değil, Kastamonu’yla herhangi bir bağlantısı yok. Maalesef, KPSS puanlarına baktığınız zaman müracaatlar içerisinde birisi 3’üncü sırada, birisi 5’inci sırada. Üstelik bu müracaatı yapan arkadaşlarımızın beş yıllık yeterli deneyimi ortaya koymaları gerekmesine rağmen, bu deneyimin de var olup olmadığı şüphesi söz konusu.

Tabii, ben Sayın Bakanın burada kendisinin bulunup bu konudaki, bizim ortaya koyduğumuz iddiaları cevaplandırmasını arzulardım ama maalesef kendileri bugün burada değil. Ben özellikle AKP’nin grup başkanları, değerli milletvekilleri vasıtasıyla Kastamonu’da yaşanan bu emeğin, hakkın yenmesini bu kürsüden bir kere daha ifade etmek istiyorum. Kendilerinin, bu millî mücadelede, düşman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN ÇINAR (Devamla) - …ayağı basmayan bu ilde verilen en fazla şehidin olmasına rağmen haksızlığın giderilmesi için bir an önce adım atmalarını bekliyorum.

Genel Kurulu tekrardan saygıyla selamlıyor, sizleri Allah’a emanet ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

 

Gündem dışı ikinci söz, Şırnak’ın sorunları hakkında söz isteyen Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şimdi, vicdanınıza, insafınıza, insani yanınıza sesleneceğim. 15 bin yurttaşı mülteci olan bir Türkiye -dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi- 15 bin yurttaşı 90’lı yıllardan bu yana Mahmur kampında olan bir Türkiye, onun da Şırnak ili sizi rahatsız ediyor mu, etmiyor mu? Bakın, yirmi yıldır, köyleri yakıldığı için, evleri yakıldığı için, bahçeleri yakıldığı için giden bu 15 bin yurttaşınız, sızın yurttaşınız hâlâ mülteci hayatı yaşıyorsa 21’inci yüzyıl Türkiyesi’nde bu yüz karası değil mi, bunu soruyorum.

Güvenlik. Şırnak deyince güvenlik akla geliyor. HES barajları yapılıyor, güvenlik barajı yapıyoruz 12 tane. Hezil Çayı’na, Habur Çayı’na, gidiyorsunuz, Botan Çayı’na, her yere güvenlik barajı yapıyoruz. Niye güvenlik barajı yapıyorsun kardeşim? “Elektrik üreteceğim.” Adı niye güvenlik barajı? “Ee, güvenlik.” Şırnak’ta bir güvenlik sendromu var arkadaşlar. Şimdi de güvenlik yolu sendromu var. Güvenlik yolu, bakın, Şırnak’ta, Uludere’de, Roboski’de 34 yurttaşımızın katledildiği yerde bir haftadır yaşanan olayları hiç kimse görmüyor. Herkes aklını takmış tapelere, kayıtlara, elbette bunlar önemlidir, bunun gereği yapılacak ama eğer ülkenizde Kobralar ateş açıyorsa, obüs topları ateş açıyorsa, roketler ateş açıyorsa bir çözüm sürecinde, bir barış ve kardeşlik sürecinde, orada bugün, bu sabah saat altıda Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’a gaz fişekleriyle hedef alınarak, onun yanındaki danışmanı dâhil, Uludere Belediye Başkanımız ve Roboski halkının, yüz kişilik bir ailenin saldırıya uğraması size hiçbir anlam, ifade vermiyorsa yarın, Kobra’ların, Sikorsky’lerin, F16’ların ve bu silah seslerinin arttığı ve cenazelerin geldiği zaman da bu Meclisin yapacak bir şeyi kalmayacaktır. Buradan Hükûmeti uyarıyoruz: Güvenlik yolu yapmaya kalkmak Uludere’de, akıl kârı değil, F16 bombalarının paramparça ettiği canların olduğu yerde, üstelik sıfır noktasında, üstelik Türkiye topraklarında değil… Irak Kürdistan’ına giriyorsunuz, başka bir ülkeye giriyorsunuz, otuz yıllık çatışma sürecinde “Koxe spi” olarak bilinen Beyaz Tepe’ye hiçbir gün asker çıkmamışken, Karaçalı Tepesi’ne bir gün olsun asker çıkmamışken orada güvenlik yolu… Bu yol refah yolu olamaz mı arkadaşlar?

Bakın, dünyanın -Meksika’dan da büyük- en büyük kara sınır ticareti Şırnak’tadır, Habur Kapısı. Bakıyorsunuz rakamlara, Habur Sınır Kapısı’ndan 2012’de yapılan ihracatın rakamlarıyla Türkiye’deki 81 ilin içinde 15’inci derecede, 1 milyarın üstünde ihracatı var. Ee, ihracat doğru, değil mi? Ama yüzde 95’i başka illerden, bizim kapılardan geçmiş; Şırnaklı yapmamış yani kardeşim, sevgili kardeşim, mesele bu, Şırnaklı yapmamış. Mersin’den gelmiş orada yapmış, Adana’dan gelmiş orada yapmış, İstanbul… Ama Şırnak’tan, hep oradan gelip geçmişler arkadaşlar.

Şimdi, Şırnak’ın kömürü var ya asfaltiti, vanadyum madeni var orada. Vanadyum madeni uçak sanayisinde kullanılıyor… Başladı termik santral furyasına. Şu an üç ünitesi çalışan bir termik santralden sonra altı tane termik santralin kömüre dayalı olarak ruhsatı veriliyor.

Zenginlikleri al, kömüre boz, karbondioksite boz, çevreyi kirlet, orayı sömür; orada zulmet, vatandaşı öldür, kardeşini öldür, “yurttaşım” de, “Türkiye” de, “insan hakları” de; hırsızlık yap, yolsuzluk yap, adaletsizlik yap, hukuksuzluk yap! Bir haftadır çıkardığınız kanunlara bakın. Allah aşkına, bu kanunlardan ne bekliyorsunuz, ne! Bu torbalar neleri dolduracak, neleri! Gidin Uludere’de barış ve kardeşlik sürecine sahip çıkın. Eğer gerçekten kardeşlik sürecine sahip çıkmazsanız, yarın kan akarsa ve onun üzerinden milliyetçilik, ırkçılıkla gündemi saptırıp kendini kurtaracağını sanan birileri varsa hata ediyor. Bir haftadır konuşuyorum, bakanlara söylüyorum, yetkililere söylüyorum ama sonuç alamıyorum. Uyarıyorum buradan; bir Roboski katliamı daha yaşanmadan Hükûmet önlem alsın. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkan, Hükûmet nerede? Bu gündem dışıları Hükûmet cevap versin diye yapıyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hükûmetin Meclis önüne çıkmaya yüzü mü var ya?

BAŞKAN – Evet, gündem dışı üçüncü söz, darbeler hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 12 martta yapmak istediğim bir konuşmayı yapıyorum, darbeler üzerine. Bir iktidar var, sürekli olarak darbe mağduru siyaseti yapan ve üstelik de karşısındaki partileri, başta Cumhuriyet Halk Partisi ama Türkiye’nin sol aydınlarını darbecilikle suçlayan. 

Şimdi, ben bu darbelerden en çok yararlanan akımın dinci siyaset olduğunu bir kere burada söyleyeceğim ve bunun aynı zamanda darbe çağrısı yapmaya kadar vardığını da göstereceğim. Bakın, şimdi size 12 mart öncesinde 16 şubatta yayınlanan “Yeniden Millî Mücadele” adlı bir dergiyi gösteriyorum. Derginin manşetinde Tağmaç ve altında “Komünistlere Karşı Ordu Millet El Ele.” Bunun içinde çok ilginç isimler var, bu yazarları arasında yani Aykut Edibali, Cemil Çiçek, Melih Gökçek, Taha Akyol, Atilla Yayla, Hüseyin Gülerce, Ali Müfit Gürtuna gibi. Ve bunun içinde bir çerçeve içine alınmış bir mesaj var, Cemil Çiçek’ten gelen mesaj. O sırada Cemil Çiçek, mücadele birliği İstanbul sancağı idare heyeti adına söylüyor ve Tağmaç’ın Kurban Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesaja desteğini  ve bağlılıklarını iletiyor ve orduyu bu derginin başyazısından itibaren göreve çağıran bir mesajlar dizisi var.

Değerli arkadaşlarım, kim darbeci, kim darbeleri teşvik etmiş, kim darbelerden çıkar sağlamış bunu bir kez daha düşünmekte yarar var. Tabii, bu darbeler Türkiye’de her zaman antikomünizm üzerinden, antiterör söylemi üzerinden yapılmıştır ama her zaman dini kullanmıştır. 1980’de Evren’i hatırlayın, elinde Kur'an’la mitinglerde dolaştığını.

1971 darbesiyle ilgili size bir ilginç şey daha söyleyeyim. 1971 darbesinden, 12 Mart muhtırasından sonra Hava Kuvvetlerinin uçağıyla Necmettin Erbakan yurt dışından getirilmiş ve siyasete sokulmuştur. Yani bu nasıl bir illiyet bağlantısı olduğunu bir kez daha bize gösteriyor.

Gelelim 1997 28 Şubata. 28 Şubat sürecinden sonra, Refah Partisinin kapatılmasından sonra yerine Fazilet Partisi kuruluyor. Peki, Fazilet Partisinin içinde iktidar mücadelesi veren Abdullah Gül ve Necmettin Erbakan’dan, bu mücadeleden Necmettin Erbakan galip çıktıktan sonra Fazilet Partisinin yeniden kapatılması gündemdeyken Fazilet Partisinin kapatılması için başsavcılığa belge taşıyan kim, kimler? Şu an Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zatımuhterem ile Başbakan Yardımcısı, görevini hâlen sürdüren, Bülent Arınç. Bunlar, Fazilet Partisinin kapatılması ve bu kapatılma üzerinden kendilerine mili görüş çizgisinden kopma ve böylece bir meşruiyet zemini oluşturmak için yapmışlardır ve arkasından da utanmadan, partilerin kapatılmasına, bunun darbeci bir zihniyet olduğuna dair bir söylem de geliştirmeyi kendilerine yedirmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu yalanlarla, bu dolanlarla nasıl iktidar olunduğunu biliyoruz. Kabataş olayı gibi bir yalanın nasıl uydurulduğunu, nasıl böyle bir kurgunun yapıldığını, nasıl bunun altında kalındığını görüyoruz. Kabataş olayı vesilesiyle Türkiye'de bir iç savaş kışkırtıcılığının Başbakanın ağzından nasıl yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu iktidarın iktidardan gitmemek için her türlü yalana dolana, her türlü düzene, talana başvuracağını bir kez daha görüyoruz. Aslında, bunlar tabii, çok, başlangıç olarak baktığınızda AKP’nin icat ettiği şeyler de değil. Almanya’da Hitler rejiminin 1933 yılında iktidarını sağlamlaştırmak için yaptığı şey Reichstag yani meclis binasının yıkılmasını Nazi güçlerine yaptırmak, suçlu olarak komünistleri göstermek ve arkasından Weimar Anayasası’nı alaşağı etmek, tarumar etmekti. Böylece anayasayı çiğnedi, ortadan kaldırdı. O zamanki Alman mahkemeleri bunun bir komplo olduğunu kanıtladıkları hâlde atı alan Üsküdar’ı geçmiş ve Hitler anayasal rejimi rafa kaldırmıştı bile.

İşte, o yüzden, değerli arkadaşlar, askerî diktalardan daha tehlikeli olan şey sivil diktalardır. Askerî diktalar, sonuçta, Türkiye örneğinde en azından, geçicidir, geçici olmuştur hep. Ve insanların bir umudu vardır. Bu umut yeni demokratik rejime geçmektir. Ama sivil faşizm geldi mi gitmez. İşte, tam da şimdi olan budur.

Bugün, 17 Aralıktan sonra başlayan, dün itibarıyla Youtube’a düşen belgelerden görüldüğü gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla) – …iktidar yolsuzluklarda boğulmaktadır ve bunu delilleri karartmak…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Onlar sahte belgeler, sahte.

OĞUZ OYAN (Devamla) – …ekranları karartmak üzerinden alt etmeye…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hocam sahte şeyler üzerinden, gönderiler üzerinden nasıl konuşuyorsunuz ya!

OĞUZ OYAN (Devamla) – …faşizmi daha da, sivil darbeyi daha da koyulaştırarak geçiştirmeye çalışmaktadır. Bundan kurtuluş yoktur değerli arkadaşlarım.

Demokratik bir ülkede ne gerekiyorsa onu yapın, kendi Başbakanınızı istifaya zorlayın. Bu görev sizin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Emriniz olur, emriniz olur. Yarından tezi yok, istifa edecek!

OĞUZ OYAN (Devamla) – Bunu yapmazsanız…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sisteme girmiş sayın milletvekillerimize 60’a göre söz vereceğim.

Sayın Korkmaz…

 

 

 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dün akşam, İnternet sayfalarında Sayın Erdoğan’ın oğluyla yaptığı konuşmalar yayımlandı. 17 Aralık hırsızlık operasyonu sabahı olduğu anlaşılıyor bu konuşmaların. Dinleyenleri, gerçekten, dehşete düşüren, yüzünü kızartan bir konuşma. İnsan bu konuşmaları dinledikten sonra, Allah evladın da hayırlısını, babanın da namuslusunu versin cümle Muhammed ümmetine diye dua ediyor.

Trilyonlarca liralık paranın Erdoğan’ın oğlu Bilal’in konutunda biriktirildiği ve paraların konuttan kaçırılmasının konuşmaları olduğu anlaşılıyor.

Erdoğan “Bu tapeler montaj.” diyor, “Benim sesim değil.” yahut “Bilal’in sesi değil.” demiyor, yahut “Bu paralar yok.” demiyor. Yargı organlarının mutlaka harekete geçmesi lazım. HSYK ve MİT yasalarının niye bu kadar alelacele Meclise getirildiği daha net anlaşılıyor. Hırsızlık çamuru üzerinde hiç kimse daha fazla oturamaz. Hele hele bu insanların insanlığından, iffetinden, hatta imanından kimse bahsedemez. Meclisimizi harekete geçmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Sayın Erdemir…

 

 

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sormak istiyorum. Bir lider kaybettiğini bildiği bir mücadeleyi niye sürdürür? Dünyaca ünlü İngiliz tarihçi Kershaw da bu sorunun yanıtını arayan bilim insanlarından biridir. 2011 yılında yayımlanan “The End” adlı kitabında Hitler’in yaşamının son bir yılını incelemiştir. Hitler “Savaşları bitiren, bir tarafın savaşın artık kazanılamaz olduğunun farkına varmasıdır.” demiştir. Buna rağmen 1944’te kaybettiği aşikâr olan bir savaşı Mayıs 1945’a kadar sürdürmüştür. Kershaw’un çalışması, bir liderin ve çevresindeki kadronun sanrılarının nasıl büyük bir hatalar zincirine yol açabileceğini göstermiştir.

Bugün Türkiye’de de otoriter bir liderin ve etrafındaki dar kadronun gerçeklikten bütünüyle koptuğu bir dönemi yaşıyoruz. Bu sanrılı kadronun doymak bilmeyen iktidar hırsı Türkiye’de demokrasiye, ekonomiye ve hukuk devletine büyük zarar vermektedir. Korkum odur ki ileride tarihçi Kershaw bir The End kitabını da Erdoğan için yazacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sayın Atıcı…

 

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bingöl’ün Adaklı ilçesi halkının nasıl aldatıldığı ve bizzat Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz tarafından nasıl oy avcılığı yapıldığını anlatmak istiyorum.

Yıl 2009, yerel seçim öncesi. Bakan, Adaklı halkına bir müjde veriyor, “50 yataklı devlet hastanesi temeli atacağız.” diyor. Yerel seçimi bir başka parti kazanıyor, 50 yataklı devlet hastanesi önce 35 yataklı hastaneye sonra 20 yataklı entegre aile sağlığı merkezine dönüşüyor yani Adaklı halkı cezalandırılıyor. 10.500 nüfusa bir tek ambulans veriliyor. Aynı Bakanın “Adaklı yollarının kötü olmasından utanıyorum.” dediğini kayıtlardan çıkarabilirsiniz. Bu Bakan gereğini yaptı mı? Hayır. Köy yollarından vazgeçtim, Adaklı-Karlıova yolu bile hâlâ stabilize. Merak ediyorum, hangi yüzle Adaklı’dan oy istemeye gideceksiniz? Adaklı’nın bu ihtiyaçları acilen giderilmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Atıcı.

Sayın Türkoğlu…

 

 

 

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde görmediği bir yönetim krizi yaşamaktadır. Devletin kurumları, hatta aynı kurum içinde çalışanları karşı karşıya gelmekte, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler Cumhurbaşkanınca birer birer onaylanmakta, bağımsız mahkemelerin kararları uygulanmamakta, Cumhurbaşkanı MİT Müsteşarına, Başbakan oğluna yargıya ifade vermemesini söylemektedir.

Ortaya çıkan dinleme tapelerinde ve görüntülerdeki tablo ise çok daha vahimdir. Toplum bunu yakından takip etmektedir. Artık taksilerde, dolmuşlarda insanlar Ferdi Baba, Orhan Baba yerine bu kayıtları dinlemektedirler. Yargıtay ve diğer yargı mercileri bu hususları aydınlatmalıdır. Hükûmet ise yargı ve emniyetle oynayarak bu şaibeleri örtbas etmek yerine aydınlığa çıkmasına, aydınlığa kavuşmasına müsaade etmelidir. Toplum şaibe altındaki Hükûmetin neler yaptığını merak etmektedir. Buna izin verilmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkoğlu.

Sayın Yeniçeri…

 

 

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1992 yılında Ermeni kuvvetleri Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında çoluk çocuk demeden vahşi bir katliamı gerçekleştirmiştir. İşgal edilmiş Azerbaycan topraklarında gerçekleştirilen bu soykırımı bir kez daha lanetliyorum. Aradan geçen yirmi iki yıla karşın bu işgalin hâlâ kaldırılmamış olmasından da büyük ders almamız gerektiğinin altını çiziyorum.

AKP iktidarının Ermenistan’la imzaladığı Zürih Protokollerinin Ermenistan’ı şımartmış olduğu ve uzlaşmış bir tavır takınmasına neden olduğu herkes tarafından anlaşılmalıdır. Türkiye ve Azerbaycan, Azerbaycan topraklarının işgal altından kurtulması için her alanda harekete geçmek zorundadır. AKP Hükûmetinin ve Azerbaycan hükûmetlerinin daha fazla, Hocalı kurbanlarının ruhlarını rencide etmemelerini, derhâl harekete geçmelerini bekliyor, saygılar sunuyorum. .

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Tanal…

 

 

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli bakanlar -sorum sayın bakanlara ama cevap verebilecekler mi bilemiyorum- Başbakanın Üsküdar Kısıklı’da oturduğu villalar kaç dönüm arsa üzerine kuruludur? 17 Aralık 2013 tarihinden bugüne kadar Başbakanın ve ailesinin Kısıklı’da oturduğu villalarda ve bahçelerinde herhangi bir kazı işlemi yapılmış mıdır? Kazı işlemi yapılmışsa bu, gece mi yapıldı, gündüz mü yapıldı? Niçin bu kazı işlemi yapıldı? Eğer burada bir kazı işlemi gerçekleşmiş ise gömü haritası var mıdır? Bu, Hazineye bildirildi mi? Bu kazı işleminde herhangi bir arkeolog görev yaptı mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –   Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Sarıbaş…

 

 

 

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birçok telefon ve bu konuda halkımızdan aldığım ihbarları burada ifade etmek üzere sormak istiyorum. Halkımız diyor ki: “Her sabah biz tapelerle mi uyanacağız? Bu tapelerde en son çıkan ve gerçekten diğer 2 bakanın oğlu gibi Başbakanın 2 oğlunun da bu tapelerde yer almasından sonra, gerçekte ülkenin hızlı  bir şekilde yasal değişmeleri, özellikle MİT devletine doğru gidişimizin bundan dolayı hızlandığını ve MİT devleti kurulmasının nedenlerini anladık.” Bu anlamda da Recep Tayyip Erdoğan, oğluyla birlikte bu tapelerden sonra, Başbakanlıktan istifa edecekler mi ve kendileri ettikten sonra savcılığa giderek ifade verecekler mi? Bu ifadelerinden sonra Türkiye'nin önünün açılmasını sağlayacaklar mı? Bu ülkeye daha zarar vermeye ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı böyle bir devletin soyulmasına engel olacaklar mı?

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın  Sarıbaş.

Sayın Hamzaçebi…

 

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, her salı günü saat 13.30’da Cumhuriyet Halk Partisi Grup Genel Kurulu toplantısı yapılır. Bu toplantıda Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ülke gündemine yönelik değerlendirmeler yapar. Bu değerlendirmeyi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konuşmasını özel televizyonların bir bölümü tamamen yayınlar, bir bölümü kısmen yayınlar ama Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olan Meclis TV kesintisiz yayınlar. Meclis TV’nin kesintisiz yayınlamakta olduğu bu toplantıdaki Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması bugün kesintiye uğramıştır. Sayın Kılıçdaroğlu bugünkü konuşmasında, dün akşam Sayın Başbakanla oğlu arasında geçtiği iddiasıyla İnternet’e düşen tapeleri paylaşmıştır. Tapelerin Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmasına konu olduğu sırada Meclis Televizyonu yayını kesmiştir. Meclis Televizyonunun bu yayını kesme hakkı yoktur. Bu yayına müdahale, bir milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kürsüsündeki konuşmasına müdahaleden daha farklı değildir. Meclis Başkanının buna hakkı yoktur. Sayın Meclis Başkanını kınıyorum, göreve davet ediyorum. Bu demokrasi dışı tutumunu Parlamento önünde kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Sayın Özgündüz…

 

 

 

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bugün Sayın Genel Başkanımızın kamuoyunu ilgilendiren, bir ülkenin Başbakanının bir soruşturma sebebiyle panikleyip apar topar oğlunu arayarak evde para temizliği yapmasını istemesi konusunu gündeme taşıdığı sırada, Meclis Televizyonu yayını keserek milletin iradesine aykırı bir davranışta bulunmuştur. Bir insan eğer meşru yoldan bir para kazanmışsa ve bunu oğlunun evinde saklıyorsa bunun ortaya çıkmasından rahatsız olmaz, sabahın sekizinde telefon ederek “Bu temizliği yap.” demez, diyemez. Ancak bu, yolsuzluk, hırsızlık sonucu elde edilen paraysa ve bu da ülkenin Başbakanıysa bu konu artık bütün kamuoyunu ilgilendiren, haber değeri olan bir olaydır, özel hayat değildir. Bunu da ana muhalefet partisinin dile getirmesi gayet doğaldır ve meşrudur. Buna karşı Meclis Televizyonun tutumu, kabul edilemez, TRT’nin bir kanalı olan ve milletin kaynağıyla, Türk milletinin parasıyla yayın yapan TRT’nin bu tutumunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Sayın Yılmaz…

 

 

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabii, son iki aydır birileri dolarları sayarken, birileri dolarları götürürken millet gerçek gündeminden uzaklaşıyor. Hafta sonu gezdiğim Toroslarda ve Çukurova’da gerçekten kuraklıktan dolayı çiftçi kan ağlıyor. Buğday üreticilerinde rekoltede yaklaşık yüzde 50’ye yakın düşüş var. Sebze üreticisi perişan vaziyette, mısır ekmek için çalışmanın içerisine girmişler, onla ilgili ciddi sıkıntıları var. Bununla ilgili burada dile getirmemize rağmen Orman Bakanı diyor ki: “’B’, ‘C’, ‘D’ planlarımız hazır, merak etmeyin.” Tarım Bakanı: “Kuraklıkla ilgili ciddi endişeler taşıyoruz.” diyor. Hükûmetin 2 bakanının bile tezat teşkil ettiği bir yerde çiftçilerimiz gerçekten çok ciddi sıkıntılar içerisinde. Bir yanda kredi kartı, kredi borçları, diğer yanda verimlerini alamamaları, bir yandan da tarlalarının ipotek altında olması gelecekle ilgili kaygıları gittikçe artırmaktadır. Hükûmeti bir an önce milletin gerçek gündemine dönmeye davet ediyoruz. Birilerinin dolarları götürdüğü dönemde bu çiftçilerimizin sıkıntılarına da çare bulunması gerektiğine inanıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Genç…

 

 

 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bugün Hükûmetin başında oturan zat, ortaya çıkan delillerle yolsuzluğu teşhir edilmiş ve fiilen, ahlaken ve siyaseten Başbakanlık makamında oturmaması gereken bir kişidir. Dolayısıyla şu anda Mecliste, Türkiye’de bir Hükûmet yoktur. Hükûmetin olmadığı bir yerde Parlamentonun çalışması meşru değildir. Dolayısıyla eğer ahlak varsa birilerinde, siyaset varsa, hukuk varsa bu kişinin istifa etmesi lazım. Her şey ortadadır. Dolayısıyla bunu görmemezlikten gelemeyiz. Bir milletvekili olarak, hangi milletvekili olursa olursun, hangi partiden milletvekili olursa olsun, bu çatı altında oturan herkesin dürüst, ahlaklı ve ülkenin menfaatini koruyan karakterde olması lazım. Şimdi, bu zat, yolsuzluğu ortaya çıkmış ve teşhir edilmiştir. Ayrıca Genel Başkanımız bunu dile getirirken de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, kendisi da zaten yolsuzluklara ortak birisidir, onun talimatıyla Sayın Genel Başkanımızın bu yolsuzlukla ilgili beyanlarının kamuoyuna yansıtılması engellenmiştir. Bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi televizyonundan yeniden verilmesini diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın Öğüt…  

 

 

 

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Ardahan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümünü kutluyorum ama Ardahan’daki çiftçilerimiz ve esnafımız çok perişan durumda. Esnaf siftah yapamadığı gibi, çiftçilerin yem bitkileri parası hâlen ödenmedi. Bana “Şubat ayında ödeyeceğiz.” dediler. Bunu da rica ediyorum Sayın Bakandan, bir an evvel Ardahan’daki çiftçilerin yem paralarının ödenmesini hızlandırmalarını rica ediyorum. Bu hafta ödensin lütfen.

 

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Elvan, buyurunuz.

Yerinizden lütfen.

 

 

 

 

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, dün akşam Sayın Başbakanımızla ilgili olduğu iddia edilen kaset hakkında değişik ifadeler kullanıldı muhalefet temsilcileri tarafından. Başbakanlık tarafından biliyorsunuz açıklama yapıldı, bunun tamamıyla montaj olduğu ve ahlaksızca bir saldırı olduğu konusunda bir açıklama yapıldı. Biz de aynı kanaatteyiz, bu, tamamıyla montaj ürünü olup ahlaksızca bir davranıştır, hiç kimsenin, hiçbir siyasi partinin hukuk dışı, yasa dışı kasetler üzerinden siyaset yapması doğru değildir. Hepimizin hukuka ihtiyacı var, her birimiz, her bir milletvekili hukuka saygı göstermelidir. Hukuk dışı, yasa dışı kasetler üzerinden bugün bir parti siyaset yapar, yarın başka bir parti ama hepimiz, hep birlikte, tüm milletvekillerimiz, tüm Meclisimiz yasa dışı, hukuk dışı uygulamalara karşı hep birlikte mücadele etmeli diyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elvan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, burada yasa dışı önemli değil olayın özü önemli yani…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

KAMER GENÇ (Tunceli) – …Tayyip Erdoğan’la oğlu böyle bir konuşma yapmış mı yapmamış mı? Önemli olan yasa dışı değil.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Böyle bir konuşma yaptığı sabit dolayısıyla yasa dışı değil. Hırsızlıktan kaçamazsınız. Bunu savunamazsınız.

BAŞKAN – Siz,  sözünüzü söylediniz, Sayın Bakan sözünü söyledi, lütfen, sakin olunuz

KAMER GENÇ (Tunceli) Sayın Başkan, doğru bilgi vermiyor ki. Hükûmet sırasında oturarak…  Yasa dışı meselesi değil, olayın özü doğru mu yanlış mı? Olayın özü doğru, kendisi de biliyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hepsi yalan, hepsi yalan, külliyen yalan.

BAŞKAN - Son olarak, Sayın Ekşi, buyurunuz.

 

 

 

 

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Ulaştırma Bakanı buradayken izninizle sormak istiyorum. Karadeniz’i en kısa şekilde Akdeniz’e bağlayacak olan, bir kısmı Topçam Barajı ve Melet suyu üzerindeki HES’lerin inşa edilebilmesi için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce esasen yaptırılmış bulunan 94 kilometrelik yolun tamamlanması görevinin Karayolları Genel Müdürlüğünce üstlenildiği doğru mudur? Söz konusu yolun yapım çalışmaları hangi aşamadadır? Hangi kısımlar tamamlanmıştır, hangi kısımlar yapım aşamasındadır? Bunların hangi tarihte tamamlanması programlanmıştır? Hangi proje kısımları proje veya ihale aşamasındadır? Bu soruları geçen sene sordum, bugüne kadar yanıt almadım. Umarım ki sayın bakan bu soruları bu vesileyle yanıtlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

                                                                                                                                

 

                                                                   

                                                                                                           24 Şubat 2014

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

İstanbul Milletvekili Muhammed Çetin’in NATO Parlamenter Asamblesi Türkiye Delegasyonu üyeliğinden istifa etmesiyle boşalan üyelik için 28/03/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkileri Düzenlemesi Hakkında Kanun’un 2’nci maddesine göre Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkanlığınca bildirilen ve mezkûr Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca Başkanlık Divanında yapılan incelemede uygun görülen İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un üyeliği Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                            Cemil Çiçek

                                                                              Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                         Başkanı

 

 

 

                                                                                                                                                                          25 Şubat 2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kosova Meclisi Çevre ve Alan Planlama Komisyonu ve ile İnsan Hakları Komisyonu üyelerinden müteşekkil bir heyetin 26 Şubat-1Mart 2014 tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak resmî bir ziyaret gerçekleştirmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 24/02/2013 tarihli ve 66 sayılı Karar’ı ile uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti 28/03/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkileri Düzenlemesi Hakkında Kanun’un 7’nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                    Cemil Çiçek

                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                       Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde engelli vatandaşlarımız toplam nüfusun 12,29'unu -yaklaşık 8.5 milyon- oluşturmaktadır. Farklı özür gruplarında bulunan bu vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne yönelik olarak bu güne kadar etkin ve kalıcı önlemler alınamamıştır. Engellilerimizin yaşamakta olduğu sorunlar her geçen gün artmaktadır. Özellikle engelli vatandaşlarımızın istihdam sorunu, topluma katılmaları için fiziki koşulların yetersizliği sürekli dile getirilmesine rağmen çözüme yönelik ciddi adımlar atılmamaktadır.

Engellilerimizin yaşadığı sorunların saptanması, çözümü için etkin ve kalıcı önlemlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                                                                              

1) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

 2) Hurşit Güneş                                                       (Kocaeli)

 3) Mehmet Ali Susam                                               (İzmir)

 4) Mehmet Şeker                                                     (Gaziantep)

 5) Tufan Köse                                                         (Çorum)

 6) Haydar Akar                                                        (Kocaeli)

 7) İhsan Özkes                                                        (İstanbul)

 8) Ali Özgündüz                                                       (İstanbul)

 9) Melda Onur                                                         (İstanbul)

10) Namık Havutça                                                   (Balıkesir)

11) Kazım Kurt                                                         (Eskişehir)

12) Mehmet Volkan Canalioğlu                                  (Trabzon)

13) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

14) Turgay Develi                                                     (Adana)

15) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                    (Kayseri)

16) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

17) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

18) Tanju Özcan                                                       (Bolu)

19) Hülya Güven                                                       (İzmir)

20) Sabahat Akkiray                                                 (İstanbul)

21) Mehmet Ali Ediboğlu                                           (Hatay)

22) Sedef Küçük                                                       (İstanbul)

23) Mevlüt Dudu                                                       (Hatay)

24) Ramazan Kerim Özkan                                        (Burdur)

25) Mehmet S. Kesimoğlu                                         (Kırklareli)

26) Bülent Tezcan                                                    (Aydın)

Gerekçe:

Ülkemizde, engelli vatandaşlarımız toplam nüfusun 12,29'unu (yaklaşık 8,5 milyon) oluşturmaktadır. Farklı özür gruplarında bulunan bu vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne yönelik olarak bugüne kadar etkin ve kalıcı önlemler alınamamıştır. Özürlülerimizin yaşamakta olduğu sorunlar her geçen gün artarken, özellikle engelli vatandaşlarımızın en büyük sorunu olan istihdam konusunda ciddi adımlar atılmamaktadır. Hatta kamunun elinde bulunan ve özürlülerin kanuni hakkı olan memur ve işçi kadroları dahi doldurulmamaktadır.

Engellilerle ilgili yasal düzenlemeler; engellilerin yetenekleri doğrultusunda eğitilmesi, meslek kazandırılması, verimli kılınarak sosyal ve ekonomik refahlarının sağlanması amacıyla mesleki rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasını güvence altına almaktadır. Buna karşın uygulamada sorunlar devam etmektedir.

 

Çalışamayan, çalışamayacak durumda olan engellilere 2022 sayılı Yasa gereği aylık yapılan sosyal yardım 225,17-337,75 TL arasında muhtaçlık yardımı yapılmaktadır. Bu miktar engelli vatandaşlarımızın yaşamlarını insan onur ve saygınlığına yakışır bir şekilde sürdürmeleri ve asgari temel ihtiyaçlarını karşılamaları için yeterli değildir. 225,17 TL muhtaçlık yardımı alan bir kişi, bakıma muhtaç ise bu kişiye evde bakım desteği verilmemektedir. Engellilerimizin en büyük sorunlarından biri de toplumun her kesiminde olduğu gibi işsizliktir. Engellilerimizin istihdamı konusunda yasal zorunluluklar bulunmasına rağmen bu sorun hâlâ devam etmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 53’üncü maddesine göre bu sayının yüzde 4 oranında memur statüsünde özürlü personel istihdam edilmesi gerekmektedir. Bu da kamuda memur statüsünde 51 bin engelli vatandaşımızın istihdam edilmesi anlamına gelmektedir.

Bir diğer ifadeyle hem 4857 sayılı İş Kanunu hem de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre özürlülere kullandırılması gereken memur ve işçi kadroları boş bırakılmıştır. Bu engelli vatandaşlarımıza tanınan kanuni bir hakkın yok sayılmasıdır.

Engelliler sağlık desteğine en fazla ihtiyaç duyan toplum kesimini oluşturmaktadır. Bu vatandaşlarımızın gelirleri son derece kısıtlı olduğu ve yaşadıkları sorunlar bilinmekteyken engellilerden neden muayene, ilaç, tıbbi malzeme, ameliyat ve yatarak tedavi için katkı payı alınmaktadır? Bu insanlar geçim için kaynak bulamazken katkı payını nasıl ödeyecektir?

Engellilerin yaşamlarını kolaylaştıran tıbbi destek araçlarının tekerlekli sandalye, işitme cihazı gibi araç ve gereçlerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan bedelleri düşük tutulmaktadır.

Sağlık kurulu raporlarının, Maliye Bakanlığı tarafından keyfi biçimde yeniden değerlendirilerek engelli vatandaşlarımızın gelir vergisi indiriminden ve emeklilik hakları kısıtlanmaktadır.

İmar Yasası’nda 1997 yılında yapılan değişiklikle yapıların engellilere uygun olarak inşası zorunlu tutulmuştur. 2005 yılında çıkarılan 5318 sayılı Özürlüler Yasası’nın geçici 2’nci maddesi emretmektedir. Kamuya açık alanların, binaların ve hatta toplu taşıma araçlarının yedi yıl içinde engellilere uygun hâle getirilmesini emretmektedir. Verilen süre ise 2012 Temmuz ayında son bulmaktadır.

Engelliler kent yaşamının her alanında engellemelerle karşı karşıyadır. Otobüs, alt ve üst geçitler, pek çok kamu kurumu engellilerimizin kullanımına uygun değildir ve konuda hiçbir somut adım atılmamaktadır.

Yukarıda kısaca değinilen konular engelli vatandaşlarımızın yaşamak zorunda kaldığı sorunlarla ilgili sadece birkaç ana başlıktır. Engelli vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların saptanması, çözümü için etkin ve kalıcı önlemlerin alınması için bir araştırma komisyonu kurulması uygun ve yerinde olacaktır.

 

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları için halkın bilinçlendirilmesi, hastalığın gerçek boyutlarının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması için Anayasanın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederim.

                                                                               Hasip Kaplan

                                                                                     Şırnak

                                                                       BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe

Kene, kan emici ve gözsüz bir dış parazittir. Özellikle göçmen kuşlarla hastalıkları yaydıkları bilinmektedir. İnsan , koyun, köpek, kedi, deve gibi canlıların derilerine yapışarak kanlarını emer. Halk arasında bu parazit kene olarak bilinir.

Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Özellikle bahar-yaz dönemlerinde artış göstererek, kenelerden insanlara bulaşan RNA virüsünün vücuda girmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Bu keneler, piknik alanlarından ormanlık alanlara, tarlalara hatta bu alanların dışındaki her yerde karşımıza çıkabilmektedir. Hastalığın genellikle ısırılmadan sonra 1-3 günde de ortaya çıkabildiği görülüyor.

Hastalık, Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da görülürken son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran ve Pakistan'da tek tek vakalar şeklinde ortaya çıkmıştır. İlk olarak 1944 yılında Kırım'da,1956 yılında ise Kongo'da görülmüştür. Bu yüzden, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” adıyla dünya tıp literatürüne geçmiştir. Türkiye'de ilk kez 2002'de görülen hastalık, içinde bulunduğumuz yaz aylarında alarm veriyor.

Kırsal arazide piknik, balık veya kara avı yapmak, çalışmak veya başka bir nedenden dolayı bulunan kişilerin kene tarafından ısırılma konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, çiftlik hayvanlarıyla yakın temasta olmak kene ile enfekte olma riski taşır.

Özellikle Orta Anadolu ve Orta Karadeniz Bölgesi’nde yani Kelkit Vadisi başta olmak üzere Gümüşhane, Tokat, Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat, Kastamonu, Karabük ve Çankırı illerinde yoğunlukla görülmektedir. Yıllara göre kene vakaları: 2002-2003 yıllarında vaka sayısı 150, ölüm sayısı 6; 2004 yılında vaka sayısı 249, ölüm oranı 13; 2005 yılında vaka sayısı 266, ölüm oranı ise 13; 2006 yılında vaka sayısı 438, ölüm oranı 27; 2007-2008 yılında ise büyük artış yaşandı. 2007'de 717 olan vaka sayısı 2008'de 1.315'e yükseldi. 2007'de 33 kişi hayatını kaybederken 2008 yılında 135 kişi hayatını kaybetmiştir.

Bilinenin aksine, bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre, hastalığın aslında eskiden de var olduğu fakat az sayıda ortaya çıktığı için farkına varılmadığını, birdenbire çok sayıda vaka ortaya çıkınca farkına varıldığını belirttiler. Bu gibi salgınların ortaya çıkışında her zaman yaban hayvanı ve buna bağlı olarak virüs taşıyan kene sayısının artışıyla ilgilidir. Türkiye'de azımsanmayacak boyutlarda bir ekolojik rejenerasyon olduğu, gerek ormanlaşma gerekse kendiliğinden ortaya çıkan çalılık alanlar yaban hayvanları sayısını arttırmaktadır.

Kenelerin ısırması ile korku ve endişe hâlini alan vakalar, ölümlerle sonuçlanmaya devam ederken toplumun her kesiminde huzursuzluğa sebep oluyor. Bir yandan halkın can güvenliğini tehlikeye sokarken, diğer yandan ekonomimizi de etkiliyor. 21’inci yüzyılda hâlâ insanlarımızın kene vakaları yüzünden ölebilmesi, bu hastalığa karşı korunamamak ülkemizin ayıbı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kırım Kongo kanamalı ateşi vakaları için halkın bilinçlendirilmesi, hastalığın gerçek boyutlarının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerekmektedir. Halkın korku, endişe ve panikten kurtarılması gerekirken tedbir ve çözümlerin alınması da gerekmektedir. Ülkede, kenelerden korunmak ve kenelerin sonunun tamamen ortadan kaldırılması için tedbir alınması gerekmektedir. Sorunun bütün boyutlarıyla araştırılarak tespit edilmesi, önlem alınması, alınacak önlemlerin ve yürütülecek politikaların belirlenmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulmasında yarar bulunmaktadır.

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son on yıllık süreç içerisinde giderek artma eğiliminde olan ve kişilerin düşünce ve ifade hürriyetinin önünde bir insan hakkı ihlali teşkil eden yaptırımlar ve bu yaptırımlar kapsamında yer alan tutukluluk hâlleri ile bu minvalde ülke gündeminin en önemli hassasiyeti olan tutuklu seçilmişlere ilişkin sürecin bütün boyutlarıyla araştırılarak gerekli çalışmaların yapılması için Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

                                                                                                                                   Hasip Kaplan

                                                                                                                          BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Devletin varlık nedeni, haklar toplumunun geçerli olduğu bir hukuk düzenini sağlamaktır. Ancak hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal açılım veya ilerleme, yasalarda görülmediği gibi, Anayasa’ya ve insan hakları ilkelerine aykırılık ve çelişkiler açıkça gözlenmektedir. DGM'lerin kaldırılması, adil yargılanma hakkının sağlanması anlamında çok önemli adımdı. Buna karşılık, bunların yerine özel yetkili mahkemelerin kurulmuş olması, Anayasa’ya aykırılık oluşturduğu gibi, doğal hâkim ilkesini, adil yargılanma hakkını da ihlal etmektedir. Bununla birlikte; Türk Ceza Yasası'nın 215, 216, 217, 220/6’ncı, 7’nci ve 8’inci vesair maddelerinde, Terörle Mücadele Kanunu, 2911 Sayılı Kanun'da bu hak alanını sınırlayan çok önemli düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemeler, kişilerin ifade hürriyetinin önünde engel olup, yaşanan tutukluluk ve gözaltı hâllerinin artışı durumun açık ispatı hâline gelmiş bulunmaktadır.

Bu minvalde az evvel ifade ettiğimiz üzere son bir yılı aşkın sürede; 3.151 kişi tutuklanmış, 8.575 kişi gözaltına alınmıştır. 14 Nisan 2009 tarihi itibarıyla yürütülen operasyonlar kapsamında, Barış ve Demokrasi Partisi yönetim kadrosu, üyesi, seçmeni yahut sempatizanı olan 7 bini aşkın kişi tutuklanmıştır. Şu an cezaevinde; milletvekili seçilmiş olmasına rağmen vekilliği düşürülmüş Sayın Hatip Dicle haricinde 5 tutuklu milletvekilimiz, yerel yönetimlerden 32 belediye başkanımız, 15 belediye başkan yardımcısı ile başkan vekilimiz, 93 belediye meclisi üyemiz, 13 il genel meclisi üyemiz, 35 parti meclisi üyemiz, 10 MYK üyemiz, 200'ü aşkın parti yöneticimiz ile onlarca avukat, gazeteci, akademisyen, yazar, öğrenci, insan hakları savunucusu, sendikacı tutuklu bulunmaktadır. Bu tablo umut kırıcı olmanın ötesinde demokratik bir topluma olan inancı yok etmektedir.

12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde yaşananlar, halkın, iradesini Hatip Dicle'nin milletvekili olması yönünde kullandığı halde vekilliğinin düşürülmesi, akabinde binlerce insanın kendisine vekil tayin ettiği milletvekillerinin tutukluluk hallerinin devamı, özünde halkın iradesinin yok sayılması anlamına gelmektedir. Özellikle yeni anayasa yapım sürecinin olgunlaştığı şu günlerde halkın iradesinin eksikli bir şekilde yer aldığı bir Meclisin bu süreci yürütüyor oluşu, meşruluk zeminini zedelemektedir.

Açıkladığımız bu hususlar, ülkenin ruh hâli ve reflekslerine dair olup toplumun büyük bir kesimi açısından önem arz etmektedir. Zira, halkın iradesini yansıttığı oyları cezaevi parmaklıklarının ardında kalmış, demokrasinin mihenk taşları yerinden oynamıştır. Bu nedenle, hak taleplerine yönelik insan hakkı ihlalleri ile bunun en mühim örneğini oluşturan tutuklu milletvekillerinin durumlarının açıklığa kavuşturulması adına Meclis araştırması açılmasını talep etmek gerekmiştir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

 

 

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de 1 üyelik düşmektedir. Bu komisyona aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 3 Mart 2014 Pazartesi günü saat 18.00’e kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Japonya Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunun vaki davetine icabetle Japonya'ya bir resmî ziyaret gerçekleştirmesi öngörülmektedir.

Söz konusu heyetin Japonya ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                               Cemil Çiçek

                                                               Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                  Başkanı

 

 

                                               Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Toplantı yeter sayısı…

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Işık, Sayın Çelebi, Sayın Öğüt, Sayın Sarıbaş, Sayın Demiröz, Sayın Bayraktutan, Sayın Öner, Sayın Özgündüz, Sayın Erdemir, Sayın Seçer, Sayın Ekşi, Sayın Korutürk, Sayın Bilgehan, Sayın Dinçer, Sayın Aksünger, Sayın Köse, Sayın Genç, Sayın Haberal.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Oğuz Kağan Köksal? Burada.

Sayın Muzaffer Çakar? Yok.

Sayın Salim Uslu? Burada.

Sayın Şükrü Ayalan? Burada.

Sayın Gürsoy Erol? Burada.

Böylece toplantı yeter sayımız vardır.

 

 

 

BAŞKAN – Başkanlık tezkeresini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1089) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınması saygılarımla arz ederim.

                                                                              

                                                                               Uğur Bayraktutan

                                                                                        Artvin

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan.

Buyurunuz Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Artvin ili Hopa ilçesi Kemalpaşa beldesinin ilçe olmasına ilişkin ben ve 50 milletvekili arkadaşımız tarafından verilen kanun teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kemalpaşa, Hopa’yla Sarp arasında kalan, denize kıyısı olan şirin beldelerimizden bir tanesi. Uzun yıllar medeniyetlere ev sahipliği yapan, arkasından tarih süreci içerisinde, 31 Mart 1918’de Brest-Litovsk Anlaşması ile Ruslar tarafından terk edilen, 14 Mart 1921’de millî sınırlara katılan, arkasından 1936 yılında Hopa ilçesi Artvin il sınırlarına dâhil olan şirin bir beldemiz. Elli bir yıl bucaklık yapıyor, arkasından 1987 yılında ise Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararla bu yerin, bu beldenin belediye olmasına ilişkin bir karar alınıyor, 1989 yılında ise belde belediyeye kavuşuyor.

Değerli arkadaşlarım, Kemalpaşa’yı göremeyenler için diyorum, Kemalpaşa -ilçe nüfusu- köyleriyle beraber 8.664 nüfusa sahip olan, gerçekten ciddi potansiyeli olan, Doğu Karadeniz’in en uç noktasında en şirin beldelerimizden bir tanesi. Belde merkezinde yaklaşık 5.600 kişi, köylerde 3.400-3.500 kişi civarında vatandaşımızın, yurttaşımızın yaşamış olduğu gerçekten şirin bir beldemiz. Yaz aylarında ise Kemalpaşa’nın nüfusu -bu nüfuslar da sabit kalmıyor- 15 bin-20 bin nüfusa dayanak teşkil edebilecek olan bir nüfusa geliyor.

Kemalpaşa’da her türlü kamu kuruluşu var değerli arkadaşlarım. Bakın, 220 kişinin çalışmış olduğu bir çay fabrikası var, 4 tane ilköğretim okulu var, çok programlı lise var, çay fabrikasının dışında Jandarma Komutanlığı var, bölge trafik istasyonu var, TELEKOM var, PTT merkezi var, her türlü kamu kuruluşları var. İlçe merkezini görürseniz, belde merkezini görürseniz bu dediklerimin doğru olduğunu görürsünüz. Bunun haricinde, 1989 yılında kurulmuş olan ve bugün çok başarılı çalışmalarını yürüten -buradan da Yalçın Emiralioğlu’nu şükranla anıyorum- bir belediyemiz de var. Yani, bu beldenin ilçe olabilmesi için gerekli olan bütün altyapı kurulmuş vaziyette. Bunun haricinde, ekonomik potansiyel olarak da 12 bin metrekare kapalı alanı olan bir AVM’si var, otelleri var, 750’yi aşkın ticarethanesi var ki bunlar sadece tekstile ilişkin ürünleri satan mağazalar.

Bunların haricinde, turizm amaçlı belde statüsünü kazanmış gerçekten çok önemli bir beldemiz. Bu belde yıllardır ilçe olma hayaliyle yanıp tutuşuyor değerli arkadaşlarım. Bu konuda çok ciddi çalışmalar olmasına rağmen ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir adım atılmamış ve herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. Özellikle çay tarımı, turizm, rafting, trekking, yapılması gereken bütün doğa turizmi var, her türlü altyapı var, ekonomik gelişmeler var. Kemalpaşa’nın ciddi anlamda bunu hak ettiğine inanıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Kemalpaşa’nın adı, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın adıyla özdeş, cumhuriyetimizin banisiyle ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın önderinin adını taşıyor. Bu anlamda da özel bir önem arz ediyor.

Sarp Sınır Kapısı’na 2,5 kilometre, Hopa’ya çok yakın. Diğer taraftan, Doğu Bloku -Doğu Bloku demeyeyim- Gürcistan’dan, diğer ülkelerden gelen turistlerin bir anlamda odak noktası. Yılda 6 milyon turistin giriş çıkış yapmış olduğu, 500 bine yakın kamyonun, 500 bine yakın otomobilin giriş çıkış yapmış olduğu bir yer. Sarp gümrüğü de aynı zamanda mücavir alan olarak Kemalpaşa sınırlarına dâhil. O nedenle, buranın herhangi bir şekilde ilçe olmaması, burada kaymakamlık olmaması güvenlik açısından, sağlık açısından, diğer açılardan ciddi anlamda eksikliklere neden olmakta. Bu nedenle, bu beldemizin bir an evvel ilçe statüsüne kavuşmasında yarar var.

Değerli arkadaşlarım, ben inanıyorum ki muhalefet adına da… Muhalefet olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 50 milletvekili bunun altına imza koyduk. İnanıyorum ki MHP Grubu, diğer grubun da bu konuda “evet” oyu kullanacağına yürekten inanıyorum ama bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum, bakın: Değerli AKP milletvekilleri, bu, Kemalpaşa’daki sizin adayınızın seçim kampanyasında kullanmış olduğu afiş. Diyor ki: ”Önce Hizmet, Hedef: İlçe” diye. Eğer Kemalpaşa adayınız doğruyu söylüyorsa, lütfen, AKP Grubu, sizler de Kemalpaşa adayınız doğrultusunda Kemalpaşa’nın ilçe olması için “evet” oyu verin. Eğer Kemalpaşa adayınız halkı yanıltıyorsa o konuda bir şey diyeceğim yoktur. Biraz sonra Hanya ile Konya’nın ne olduğu ortaya çıkacaktır.

O anlamda, Kemalpaşa çok önemlidir ve ilçe statüsünü hak etmiştir. İlçe olması için gerekli olan bütün altyapıya, bütün koşullara sahiptir.

Değerli arkadaşlarım, ben Kemalpaşa’yı yıllardır tanıyorum, yıllardır gidiyorum. Kemalpaşa halkı “Karadeniz uşağı Amerikan uşağı olmayacaktır.” diyecek kadar bağımsızlığına, özgürlüğüne sahip olan devrimci bir halktır. Kemalpaşalıların hepsini tanıyorum; hepsinin odalarına gidin, evlerine gidin, yatak odalarına kadar girin, hiçbirinin evinde, yatak odasında para sayma makinaları yoktur, dolarlar yoktur, ayakkabı kutularının içerisinde euroları bulamazsınız ama Kemalpaşalıların evlerinde neyi bulursunuz biliyor musunuz? Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarını bulursunuz.

Bu düşüncelerle kanun teklifimize destek vermenizi umuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bayraktutan.

Bursa Milletvekili İlhan Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Demiröz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Artvin Hopa Kemalpaşa beldesinin “Kemalpaşa” adıyla ilçe olmasına ilişkin kanun teklifinde şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Evet, ben Bursa Milletvekiliyim ama doğdum yer Artvin, doyduğum yer Bursa. Artvin ili Hopa ilçesi Kemalpaşa beldesi deyince ilk aklıma gelen, ilkokul yıllarımda ailemle beraber denizle ilk tanışmam oldu. O bakımdan Kemalpaşa’nın bendeki özelliğinden bu şekilde bahsetmek isterim. Ve devam ediyorum, o tarihlerde beraber olduğum rahmetli babamı bir kez daha rahmetle anıyorum. Çünkü, son günlerde çocuklarına kötü örnek olarak, onlara milyar dolarları, 30 bin avroları tanıtan babaları gördükçe, her zaman saygı duyduğum, onur duyduğum babamı bir kez daha rahmetle anıyor ve onun önünde saygıyla bir kez daha huzurlarınızda eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Kabuğuna sığmayan beldeler, ilçeler var. Bunlardan birisi de Artvin Hopa Kemalpaşa beldesidir. Turizmi var, tarımı var, ticareti var, sınır kapısı var. Bu bakımdan çok önemli olduğunun, hakikaten, ilçe olmak için aday olduğunun altını bir kez daha çiziyorum. Ayrıca, Ulu Önder Atatürk’ün ismini taşıyan pırıl pırıl bir sahil şeridi olan Kemalpaşa beldesinin ilçe olması çok önemlidir. Bütün altyapısının hazır olduğunu değerli Artvin Milletvekili arkadaşım anlattı. Ben de biraz bu beldedeki çayla ilgili, çay tarımıyla ilgili konuşmak istiyorum.

Beldede ÇAYKUR Kemalpaşa fabrikası ve 3 adet orta, özel şirketlere ait çay fabrikaları var. Hükûmetin bu tarım politikasıyla, o bölgenin tek geçim kaynağı olan çay üzerinde oynanan oyunlarla, bu bölgede de çay artık Çin’den, Hindistan’dan ithal edilerek gelmek üzere. Nasıl mı diyeceksiniz: ÇAYKUR fabrikaları tam kapasiteyle çalışma şansına sahip değildir. Böyle olunca, o bölgedeki çayların ancak yüzde 51’ini alabilmektedirler arkadaşlar. Yüzde 49’unu özel sektörün alması gerekir ama bugün gelin görün ki ÇAYKUR’a ait fabrikalar, hiçbirisinde modernizasyon yapılmadan, herhangi bir işlem yapılmadan, ta eski yıllardan beri gelen alışkanlıklarıyla devam ediyorlar ve üzerine tek kar yağan ve hiç ilaç atılmayan tek çay, Rize ve bizim Artvin bölgesinde yetişen çaylarımızdır. Bu özelliğini her fırsatta herkesin bilmesi gerekir diye düşünüyorum ama bundan yoksun olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının maalesef bu konulara hiç eğilmediğini ifade etmek istiyorum.

2012 yılında 1 lira 10 kuruştu çay, 12 kuruş prim veriliyordu. 2013 yılında 1 lira 20 kuruş, 12 kuruş da prim veriyorlar. Arkadaşlar, bu taban fiyatına rağmen, az önce bahsettiğim gibi, özel sektör burada çayı 80 kuruşa, 90 kuruşa alıyor ve bu gidişatla da o bölgedeki çay tarımının sona ermesi için veya sona erdirmek üzere özel çabalar sarf edilecek.

Değerli arkadaşımın vermiş olduğu Kemalpaşa beldesinin ilçe olmasına dair teklifi canıgönülden destekliyorum. Zannediyorum ki, siz değerli arkadaşlarımız da bu önergemize olumlu oy vereceksiniz ve bir gün Rize’den Artvin’e doğru geçerken, Hopa’yı geçtikten sonra, 2,5 kilometre sonra, Sarp’a giderken, Kemalpaşa ilçesinde mola vererek o güzelim çaylardan tadacaksınız diyorum.

Önergemize olumlu oy vermek üzere sizleri davet ediyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.08

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın (2/1089) esas numaralı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınması önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Şimdi, alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. 

 

 

3.-Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

21/2/2014 tarihli 66’ncı Birleşim’de İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen kanun teklifinin birinci bölümünde yer alan 5’inci maddesi kabul edilmişti.

Şimdi, 6’ncı maddeyi görüşeceğiz.

6’ncı madde üzerinde üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 6 ncı maddesindeki “belirlenmiş” ibaresinin “tespit edilmiş” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık                               Hasip Kaplan             Adil Zozani

Muş                                              Şırnak                  Hakkâri

Altan Tan                                İbrahim Binici            İdris Baluken

Diyarbakır                                   Şanlıurfa                Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 6. Maddesinin sonundaki “Bakanlar Kurulu’nca tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar” ifadesinin “İçişleri ve Maliye Bakanlığınca müştereken tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar uygulamaya en alt limitle devam edilir.” ifadesiyle değiştirilmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                İzzet Çetin              Vahap Seçer

İstanbul                                        Ankara                 Mersin

Mehmet Ali Susam                     Tufan Köse              İlhan Demiröz

İzmir                                            Çorum                  Bursa

Celal Dinçer                              Müslim Sarı              Rahmi Aşkın Türeli

İstanbul                                       İstanbul                İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                       Mehmet Günal            Seyfettin Yılmaz

Konya                                          Antalya                 Adana

Lütfü Türkkan                       Adnan Şefik Çirkin

Kocaeli                                         Hatay

Madde 6- 2464 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici madde 7- Kanunun 96 ncı maddesinin (A) fıkrasının ikinci paragrafı gereğince Bakanlar Kurulunca tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar, 2013 yılında uygulanmak üzere belediye meclislerince belirlenmiş olan bu Kanunun 15 inci maddesinde, 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (III) numaralı bendinde, 56ncı maddesinde, 60ıncı maddesinde ve 84 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan maktu vergi ve harç tarifeleri gözden geçirilerek Bakanlar Kurulu kararıyla uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kalaycı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun, belediye meclislerine vergi ve harç tarifesi belirleme yetkisini veren hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, bu yetki 6487 sayılı Kanun’la Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bakanlar Kurulu, 18 Aralık 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla, anılan vergi ve harçların tarifesini belirlemiştir ancak Bakanlar Kurulu bazı vergi ve harçları insafsızca, acımasızca 5 kat, 6 kat artırmıştır. Enflasyonun yüzde 7’lerde olduğu bir dönemde; tabela vergisinin, işgaliye harcının, eğlence vergisinin, hafta tatili ruhsat harcının yüzde 500, yüzde 600 artırılması, AKP Hükûmetinin hiçbir ölçüsünün kalmadığına, âdeta şuurunu kaybettiğine delalet etmektedir. AKP Hükûmeti Deli Dumrul olmuş, esnaf ve sanatkârı haraca bağlamak istemiştir. Gelen yoğun tepkiler üzerine, Bakanlar Kurulu 18 Şubat 2014 günü yani geçen hafta Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla, anılan vergi ve harçları yeniden belirlemiştir. Şimdi de görüştüğümüz maddeyle, belediye meclislerinin 2013 yılı için belirlediği vergi ve harçların uygulanması öngörülmektedir. Bu düzenlemeyle tekrar başa dönülmüş olup bu madde Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesine ve Anayasa’ya açıkça aykırıdır. AKP Hükûmeti ne yapmak istediğini bilmez bir durumdadır. Yedi ay gecikmeyle bir karar alıyor, iki ay sonra bu kararını değiştiriyor, bu kanun teklifiyle de bu kararlarını yok sayıyor ve belediye meclisi kararının uygulanmasını öngörüyor. Bunun adı beceriksizlik, iş bilmezlik ya da saçmalık değilse nedir? Olan esnafımıza, sanayicimize ve belediyelerimize olmuştur, durduk yere esnafa çile çektirilmiş, esnafla belediyeler karşı karşıya getirilmiş, sonuçta konu hukuki anlamda yine çözülememiştir.

AKP Hükûmeti, esnaf ve sanatkârımızın sorunlarına çözüm getirecek yerde yeni sorunlarla karşı karşıya bırakan uygulamalar yapmakta, verdiği sözlerin üzerine yatmaktadır. AKP, perakende sektörünü düzenleyecek yasal düzenleme sözü vermesine karşın bu sözünü tutmamış, yabancı sermaye lobilerine boyun eğmiştir. Sayın Başbakan, esnaf ve sanatkârı bu lobilere yem dahi etmek istemiştir.

Son on yıl içerisinde AVM sayısı 62’den 310’a çıkmış olup, yakın zamanda 368’e çıkması beklenmektedir. Esnaf ve sanatkârımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Verilen sözlerin tutulmasını, perakende sektörünü düzenleyecek yasanın acilen çıkarılmasını beklemektedir.

Esnaf ve sanatkârımız, vergi ve prim borçlarını, kredi borçlarını, vadesi gelen senetlerini kazanamadıkları için ödeyemez duruma gelmiştir. Vergi ve prim yüklerinin azaltılmasını ve ödeyemedikleri borçlar için kolaylık getirilmesini, verilen sözlerin tutularak çıkarılan torba kanunlara kendileri için de bir madde konulmasını beklemektedir.

Esnaf ve sanatkârlar sosyal sigorta uygulamalarında eşitlik istemektedir. Bu kapsamda, hastalık ve ayakta tedavi süresinde kendilerinin de geçici iş göremezlik ödeneği alabilmesini ve esnaf ve sanatkâr kadınların doğum borçlanması yapabilmesini istemektedir.

Esnaf ve sanatkârlar, vergi mükellefiyeti ve oda kaydı bulunmasına rağmen, kayıt ve tescili olmadığı gerekçesiyle hizmetine saydıramadıkları zorunlu sigortalılık sürelerini borçlanarak hizmetine saydırmayı, böylelikle emekli olabilmeyi istemektedir. Yanında çalıştırdığı ve primini ödediği sigortalıdan daha düşük emekli aylığı alan esnaf ve sanatkarlar, intibak yasası dile dillendirilen kanunda, BAĞ-KUR emeklilerinin niye görmezden gelindiğini sormakta ve emekli aylıkları arasındaki eşitsizliğin giderilmesini beklemektedir. Zaten düşük aylık bağlanan esnaf ve sanatkârımız emekli aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesine, emekliyken çalıştı diye geçmiş yıllara ait yüklüce borçlar çıkarılmasına isyan etmekte, bu uygulamanın kaldırılmasını beklemektedir.

Allah gani gani rahmet eylesin, Merhum Necmettin Erbakan 2002 seçimleri öncesi Van’da yaptığı konuşmada “Bunların eline değil devlet, leblebici dükkânı bile verilmez.” demişti, meğer ne kadar doğru söylemiş.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kalaycı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 6. Maddesinin sonundaki “Bakanlar Kurulu’nca tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar” ifadesinin “İçişleri ve Maliye Bakanlığınca müştereken tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar uygulamaya en alt limitle devam edilir.” ifadesiyle değiştirilmesini arz ederiz.

                                    Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 561 sıra sayılı torba kanun teklifinin 6’ncı maddesi üzerinde özellikle “İçişleri ve Maliye Bakanlığınca müştereken tespit edilecek karar yürürlüğe girinceye kadar uygulamaya ait en alt limitte devam edilir.” diye değişiklik yapmak üzere söz almış bulunuyorum ve kanun teklifinin üzerinde de özellikle de haksızlığın giderilmesi konusunda mutlaka gündeme girmesinde fayda var, değişiklik yapılmasında fayda var diye düşünüyorum.

Çok değerli milletvekilleri, öncelikle, çilekeş esnafımızın sorunlarına siftah başlayarak güne gelen, güne etrafını süpürerek başlayan esnafın sorunlarına ve burada harçlarla ilgili sorunlarına geçmeden önce bugünkü ülkenin gündeminde olan ve gerçekten tapelere düşen, oğullarına babalarının iyi örnek olacağını ve oğullarının babaları konusundaki nasihatlerini söyleyen Sayın Başbakanın, bugün de 2 bakanıyla birlikte, oğullarıyla birlikte kendisinin de bu konuda oğluyla birlikte görüştüğü konuşmalar gündeme düşmüştür. Onun için, ben şunu söylemek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihten bugüne değin böyle bir hükûmet gelmemiştir, böyle bir hükûmetin on iki  yıl içerisinde yönetimine baktığımızda, Türkiye’de hiçbir kurumun ve hiçbir kuruluşun kendisinin bu kadar kötü yönetildiği ve bu anlamda da bu yönetim tarzı içerisinde her taraftan bozulduğu bir yönetim biçimi Türkiye’de AKP’nin bugünkü dönemine kadar, on iki yıl içerisinde görülmemiştir. Onun için de Türkiye’nin tekrar yeni bir sayfa açması ve dünyada yeniden, tekrar değerinin kazanması ancak Başbakanın istifasıyla ve bugünkü Hükûmetin buradan istifasıyla olabilir. Bu anlamda da bu Hükûmet meşru bir hükûmet değildir ve bu anlamda da gelecek kuşaklarımızın ve… Hükûmetin yolsuzluklarını bir an önce örtmesi için kendisinin hesap vermesinin  ve savcıların karşısına bizzat giderek de ifade vermesinin doğru olacağı inancındayız.

Bu anlamda, bu ifadelerimden sonra, çilekeş esnafımızla birlikte şunu ifade etmek istiyorum: Bu kanun 2011 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ancak, iptal edilmesine rağmen,  belediyelerin 2012 ve 2013 yılında yasaya uygun hâle gelmeden ve yine bu kanundaki, 15’inci madde de dâhil olmak üzere, bu Harçlar Kanunu hep 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’na devam etmiştir. Bu, yasaya ve Anayasa’ya uygun olmadığı hâliyle 2013 yılında da tekrar çıkarılmış ve 2014 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla gündeme getirilmiş. Ancak, burada belediyelere verilen bu yetkinin dışında, Hükûmet esnafa bakışını hiç değiştirmemiş ve en yükseklerden yani harçların, baktığımızda, en yüksek limiti olan 60 lira gibi, kanunun en yüksek rakamlarını almış ve esnafımızı ezmeye devam etmiştir. Bunun için de yine hızlı bir şekilde burada esnafımızın, bu paralar, harçlar ve her şeyiyle birlikte, tabela, reklam vergileriyle birlikte alırken şunu da yapmaya devam etmektedir: Yine, bunu da hızlı bir şekilde düzelteyim diyerek yine, bu ikinci ayın içerisinde, 18 Şubatta, yine burada Bakanlar Kurulu kanunu Resmî Gazete’de yayımlanırken aynı gün buraya da teklif verilmiş ve bugünkü kanun buraya getirilmiştir.

Şunu sormak istiyorum: Acaba ne zaman AKP Hükûmeti Anayasa’ya uygun davranacaktır? Ne zaman… Anayasa’yı iki yıl çiğnemesine rağmen, ancak bugüne kadar, bugün bu teklifle gelmiştir ve Hükûmet olarak, Hükûmetin tasarısı olarak değil, yine milletvekillerinin teklifi olarak gelmiştir. Buradan esnafımızın, Türkiye’deki esnafımızın gerçekten önemli kısmının… 2 milyon 850 bin esnafımız var iken 2004’te, bugün bu sayı 1,5 milyonun altına inmiştir. Onun için de bu esnafımızın, 2012 yılındaki esnafımızın tükenmesinin tek nedeni, AKP’nin bu yaklaşımıdır, bu vergiler de dâhil olmak üzere onu kötü bir şekilde yönetmesidir. Can çekişen esnafımızın bir an önce bundan kurtulması için burada alt limitlerin uygulanmasını öneriyor, sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbaş.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.36

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

561sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesi üzerindeki Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Bu işlemi elektronik cihazla yapacağım.

İki dakika süre veriyorum.

 

 (Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın  milletvekilleri karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Kanun teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 6 ncı maddesindeki “belirlenmiş” ibaresinin “tespit edilmiş” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın  Tan, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın  Başkan, sayın  milletvekilleri; bu yerel yönetimler kanunuyla ilgili olarak defalarca huzurunuza geldim. Birçok sefer bu konuyla ilgili görüşlerimi sizlere arz ettim şahsım ve partim adına.

Değerli arkadaşlar, bu kanunlar ilk olarak paldır küldür Meclise geldiği zaman da ısrarla şunu söyledik: Lütfen, bu kanunları böyle günübirlik, kendi ihtiyacınıza göre düzenlemeyin, doğru düzgün düşünelim, tartışalım, konuşalım, memleketin ihtiyacı neyse bu ihtiyaca binaen bir seferde derli toplu bir kanun düzenlemesi yapalım, bu kanunları böyle çıkaralım dedik ama maalesef, her seferinde, iktidar partisi, bu tavsiyelerimizi, önerilerimizi, tekliflerimizi değerlendirmedi ve şimdi de tekrar yine, bu klasik torbanın içerisine, eski asker hurçları vardı, nasıl her şey doldurulursa, yine bu torbanın, hurcun içerisine bir şeyler doldurarak yine bir madde, bu yerel yönetimlerle ilgili, idareyle ilgili doldurulmuş ve getirilmiş bulunuyor. Burada da ne yapılmak isteniyor, bunun artısı ne, eksisi ne, yine bilen yok. Onun için, daha önceki eleştirilerimizi yineliyoruz: Bu şekle lütfen son verin. Bu, ülkeyi yönetme şekli değil. Kendi ihtiyacınıza göre size lazım olanı değil, ülkenin ihtiyacına lazım olanı getirirseniz, belki biz de doğru düzgün bir yola girmiş oluruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu yerel yönetimlerle ilgili, özellikle bugünkü maddenin konusu olan vergilerle alakalı olarak itirazlarımızı yine defalarca söylemiştik. Mantık olarak, mantalite olarak, sistem olarak, merkezin yetkilerinin yerele devredilmesi doğru ama siz öyle yapmıyorsunuz, yerele devrediyormuş gibi yapıyorsunuz; yine, bir taraftan çay kaşığıyla verdiğinizi büyük kepçeyle toparlayıp tekrar el altından bütün yetkileri merkeze alıyorsunuz. Jeotermal kaynakların tıpkı yerel yönetimlere bırakılmaması gibi, maden ruhsatlarının bırakılmaması gibi, koordinatör vali uygulaması gibi birçok mevzuda yine bütün yetkileri bir şekilde merkeze alıyorsunuz.

Şimdi, vergi meselesinde de dünyada bunun örnekleri var. Mesela, yerinden yönetimin, eyalet sisteminin olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde ve yine dünyanın bu şekilde yönetilen birçok ülkesinde, yerel vergi koyma yetkisi var belli sınırlar içerisinde yerel yönetimlerin.

Yerel teşvikleri belirleme yetkileri var; mesela, Kastamonu yerel yönetimi büyükşehir -ki şu an büyükşehir değil, öyle farz edelim- olduğu vakit -Kastamonu bir ormancılık şehri, büyük bir şekilde bu sanayi var- bu konuda yerel vergileri indirebilmeli. Yine, aynı şekilde, bir turizm şehrinde -bu Antalya olur, Marmaris olur, Bodrum olur veya tarih, kültür ve din turizmiyle ilgili Urfa olur, Diyarbakır olur, Erzurum olur- yine belli vergileri indirebilmeli, teşvikler sağlayabilmeli veya artırabilmeli, ilave kaynaklar üretebilmeli. Şimdi, siz, bu yetkileri yerel yönetimlere vermediğiniz vakit, yine bütün bu oranları ve bütün bu miktarları merkezden belirlediğiniz vakit o yerel yönetimin eli kolu yine bağlı. Yani kendine bir imkân, bir rant üretip bu üretilen rantı tekrar kamuya döndürebilme yetkisi eğer yoksa bu yerel yönetimlerde, zaten orada klasik bir vergi memuru gibi, bir defterdar gibi, bir mal müdürü gibi çalışmaktan öte bu ekonomik mevzularda, vergi konularında bir yetkisi olmaz. Teşvikler de aynı şekilde, imar yetkileri de aynı şekilde. Mesela ne yaptınız? Türkiye’de şu an en fazla konuşulan imar yolsuzlukları! Kalktınız bu imar yetkisini ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesinden bir çok alanda aldınız, mesela Ulaştırma Bakanlığında, Karayolları, Devlet Demir Yolları, Özelleştirme İdaresi kendi imarını kendisi yapıyor, kendi rantını kendi üretiyor. Peki, o zaman, şehrin bütünlüğüyle olan ilişkisi ne? Yerel yönetimin bunlardan istifadesi ne? Bunların hepsi yine pas geçilen, baypas edilen mevzular olarak önümüzde duruyor.

Uzun uzadıya konuşmak lazım ama maalesef bu imkânı da bu Mecliste bulamıyoruz. Bu şekilde, ekonomik olarak bu düzenlemelerle de yerel yönetimlerin bir yere varma şansı yok.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

7’nci maddeye geçiyoruz.

7’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 7 nci maddesindeki “ve” ibaresinin “ile” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sarık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                 Sırrı Süreyya Önder                                    Altan Tan

                       Bingöl                                              İstanbul                                            Diyarbakır

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı  kanun teklifinin çerçeve 7 nci maddesinde yer alan “mal, hizmet ve” ibaresinin “mal ve hizmet alımları ile” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                 Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                      Kocaeli                                                Hatay

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 7. maddesinde 17. maddede belirtilen “Bu kanun gereği ihtiyaç duyulan mal, hizmet ve yatırımların finansmanında kullanılır” ifadesindeki “finansmanında” kelimesinin önüne “yeni milli parkların” ifadesinin eklenmesini arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

Mehmet Ali Susam Tufan Köse                               İlhan Demiröz

                        İzmir                                                Çorum                                                Bursa

                   Celal Dinçer                                       Müslim Sarı                                  Rahmi Aşkın Türeli

                      İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İlhan Demiröz.

BAŞKAN – Sayın Demiröz.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekküre ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sayılı Yasa Teklifi’nin 7’nci maddesinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Sizleri, televizyon başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Madde 7’yle “Bu kanuna tabi alanlardan elde edilecek gelirler, Orman ve Su İşleri Bakanlığı döner sermayesine gelir kaydedilir.” Millî park alanlarıyla ilgili. Değerli arkadaşlar, zaten millî park bırakmadınız, orman da bırakmadınız. Ondan sonra da fon yerine döner sermayeye bunların aktarılmasını söylüyorsunuz. Ben o zaman şunu söylüyorum… 2/B görüşülürken Orman ve Su İşleri Bakanlığına “2/B’den elde edilecek gelirde lütfen dik durun, biz de sizi destekleyelim; yüzde 90’ını TOKİ’ye, başka kurumlara aktarmayın. Ama, şimdi anlıyorum ki Orman Ve Su İşleri Bakanı haklı çünkü babalara ve çocuklarına para lazım, dolar lazım, yeşiller lazım. Onun için, orman için kullanılması gereken bu ödeneklerin TOKİ’lerde, başka yerlerde kullanılmasına göz yumuldu.

Değerli arkadaşlar, orman konusunu açmışken 2/B’yle ilgili bazı konularda fikirlerimizi paylaşmak istiyorum. Evet, 2/B’yle ilgili, torba yasada, gerekli görüşmeler daha sonraki maddelerde yapılacak ama benim bölgemde bir sıkıntı var. Bu sıkıntı da 2/B Yasası’yla ilgili, Tabiat Varlıklarını Koruma tarafından sit alanı ilan edilen bölgeler. Nereler bunlar? 21 tane köyümüz var: Cumalıkızık, Hamamlıkızık, Fidyekızık, Karahıdır, Mürseller, Soğukpınar, Yiğitali, Dobruca, Demirkapı, Alacahırka, Mollafenari, Çekirge, Tuzaklı, Kirazlı, İnkaya, Süleymaniye, Hüseyinalan, Bağlaraltı, 75. Yıl, Piremir, Teferrüç.

Değerli arkadaşlar, buradaki çiftçilerimizdeki sıkıntı şu: Bu arkadaşlarımız, 2/B arazileriyle ilgili, atadan, dededen kalma ve daha sonra bu yasayla ilgili, orman vasfını kaybetmiş bu alanlarda hak sahipleri. Müracaat ediyorlar ve bu müracaatlarında dosya paralarını, bin lirasını, 2 bin lirasını veriyorlar. Peki ondan sonra ne oluyor? İlgili köylü vatandaşlarımız gittikleri zaman “Hayır arkadaşlar, burası sit alanı ilan edildi.”

Şimdi, mesela, Yiğitali Köyü’nün 1000 dönüm alanı sit alanı olarak ilan edilmiş ve Yiğitali Köyü de diğer köylerimiz gibi Uludağ eteklerinden Bursa’ya kuşbakışı bakılan çok güzel köylerimizden birisi; hepsi birbirinden güzel. E, şimdi, buradaki vatandaşlarımız tedirgin. Diyor ki vatandaşımızın birisi: “Ben Ormanla ihtilafa düştüm, hapis yattım. Hapis yattığım bu bölge için, parayla 2/B olarak alacaktım, şimdi de karşıma sit alanı olarak çıktı. Ben ne yapacağım?”

Bir başka korkuları daha var çünkü bu vatandaşlarımız, yurttaşlarımız, köylülerimiz, çiftçilerimiz artık bu Hükûmete güvenmiyor. Diyor ki: Bazı uygulamalar var. Nerede var? Urla’da var. Urla’da da diyor, bu bölgeler neydi? Sit alanıydı. Yarın diyor, bu sit alanından bu bölgeler çıkarılırsa, benim bin dönüm 2/B alanı sit alanından çıkarılarak buralara villalar konursa biz bu köyde nasıl dururuz? Evet, doğru diyor arkadaşlarımız, çiftçi kardeşlerimiz. Uygulanmak istenen ve yukarıda saydığım 21 pare köydeki durum bu şekilde. Bu konuyla ilgili görüşmeler yapıyoruz. Bursa’nın, değerli arkadaşlar, 11 tane milletvekili var, Başbakan Yardımcımız var ama hâlâ bu konuyla ilgili hiçbir çözümün alınmadığını... Torba yasasına bu konuyla ilgili öneri vereceğiz ama reddedileceğini biliyoruz. Buradan da bu arkadaşlarımızı, bu 21 köye şikâyet ediyorum, bu konuya sahip çıkmadıklarını bir kez daha huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, iyi  günler diliyorum. Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Elektronik cihazla oylama yapacağım.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 7 inci maddesinde yer alan “mal, hizmet ve” ibaresinin “mal ve hizmet alımları ile” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şunları hatırlıyorsunuz, değil mi? Bu Maslak 1453 vardı. Bu madde tabiat alanlarını, millî parkları kapsıyor. Ali Ağaoğlu, bu 17 Aralıktaki soruşturmada ifadesi alınmıştı ve Maslak ormanlarında at koşturarak pazarlık yapıyordu. Burası, çevre ve şehircilik il müdürlüğü tarafından imar planları yapılmış, yapılaşmaya açılmıştı ama muhalefet partisi milletvekilleri olarak bu konuyu hem Meclis gündemine getirmemiz hem basın toplantısı düzenlememiz, akabinde de kamuoyunun gündemine gelince Orman ve Su İşleri Bakanlığı Ali Ağaoğlu’nun iznini iptal etti ama ne yazık ki durulmuyor. Şimdi de yeni bir sıkıntı ortada.

Bakın, İstanbul’da “tabiat parkı” denen bir alan Serdar Bilgili tarafından Ege Turizm ve Gayrimenkul Şirketine yirmi dokuz yıllığına kiraya veriliyor. Kiraya verildiğine bir şey demiyoruz ama İstanbul’daki ormanlara… Sayın Ekonomi Bakanı gitti mi, paradan sorumlu Bakan? Buralara para gözüyle bakmayın. Buralar oksijenin kaynağıdır, buralar ekosistemdir, oralar böceklerin, kuşların, ağaçların olduğu yerdir. Oranın maddi gelirinin 2 bin katı, 20 bin katı, 200 bin katı fonksiyonel değeri vardır. Bir oksijeni parayla ölçemezsiniz. Ama bugün, orada da Maslak’ta Ali Ağaoğlu’na yapılan uygulamanın bir benzeri ne yazık ki tabiat parkında yapılıyor değerli milletvekilleri. Ne yapılıyor orada? Bakın, orada bir imar planı yapılıyor. Bu imar planına göre, tabiat parkı kisvesi altında burada 70 bin kişi kapasiteli eğlence merkezi, lokantalar, havuzlar, stadyum ve birtakım yapılaşmalar yapılıyor. Burası ne oluyor değerli arkadaşlar? Ne ihtiyaç var? Zaten İstanbul’a yapmadığınız AVM kalmadı, İstanbul’un silüetlerini bozdunuz. Bakın, çıkın, kat kat binalar göğe doğru yükseliyor. Şimdi, İstanbul’daki bu kıt kanaat ormanlardan ne istiyorsunuz? Bu ormanları, birileri para kazanacak diye, buraları imara açmanın, yapılaşmaya açmanın hangi gerekçesi olabilir? Bu nasıl orman sevdasıdır? Başbakan ağzını açtı mı “Bilmem kaç milyar fidan diktim.” diyor. Yahu, siz bırakın fidan dikmeyi de şu mevcut ormanları yapılarıyla koruyun. Ama sizdeki bu anlayışı gerçekten anlamakta zorlanıyoruz. Yani, İstanbul bugün 16-17 milyon nüfusuyla, artık stresin yoğun olduğu, hava almanın zor olduğu, yaşam şartlarının zor olduğu bir yer. Eğer burada elimizdeki orman alanlarını koruyamazsak, millî parklarımızı koruyamazsak, tabiat parklarımızı koruyamazsak geleceğimize ihanet etmiş oluruz, çocuklarımıza ihanet etmiş oluruz. Bunlara müsaade edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi, burada da aynı uygulamayla karşı karşıyayız. Niye yirmi dokuz yıllığına kiraya veriyorsunuz? Ne olacak, oradan yılda 1 milyon dolar, 2 milyon dolar alsanız ne, almasanız ne. Sayın Hükûmete sesleniyorum: Bırakın orada 16 milyon İstanbullu yürüyüşünü yapsın, havasını alsın ama orayı Serdar Bilgili’ye vermişsiniz, paralı giriş, oraya 70 bin kişi kapasiteli bir yapı yapılacak, orada birtakım imar planlamasıyla, imar düzenlemesiyle yapılaşmalar yapacaksınız ve ormanın varlığını bozacaksınız. Bunu alışkanlık hâline getirdiniz değerli milletvekilleri. Gerçi ne söylersek boş, siz ki zaten Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi olarak orman arazisinin üzerinde oturuyorsunuz. Daha buna bile cevap veremediniz buradan defalar kere dile getirmeme rağmen. Şu anda, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezinizin otoparkı bile orman arazisidir. Biz bunları söyledikten sonra -oraya ruhsat almak için belli bir miktarda yeşil alan olması gerekiyordu- oranın, Adalet ve Kalkınma Partisi adına ruhsatını alırken bile siz orayı yeşil alan gösterdiniz. Şimdi, duyuyorum ki -biz burada konuştuk ya bunları- yasal kılıf bulmuşlar, belediyeyle takas yapmışlar; Ormana Ankara Büyükşehir Belediyesi bir yer vermiş, bu şekilde bir takas yapmışlar ve hâlâ, şu anda, parkınız yine Büyükşehir Belediyesinin alanı içerisinde yani yeşil alan içerisinde. Yeşile verdiğiniz önem buradan da ortaya çıkıyor.

Diğer bir husus Gazi yerleşkesi. Ormancıların alın teri olan, 100 yaşındaki ağaçların olduğu yeri bir gecede 1’inci dereceden 3’üncü derece sit alanına çevirdiniz, “Orada 10 yaşında ağaçlar var.” diyerek rapor verdiniz. Nasıl sit alanlarına çevirdiniz? Urla’da Başbakanın villalarının olduğu yerde de 1’inci derecedeki sit alanını 3’üncü derece sit alanına çevirirken aynı anlayışa sahipsiniz. Bu anlayışlarla bu milletin malını mülkünü gasbediyorsunuz. İnşallah, bunların hepsinin hesabı birer birer sorulacak. Bunlardan kurtuluş yok.

Sayın milletvekilleri, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 7 nci maddesindeki “ve” ibaresinin “ile” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, Meclisi hiç bu kadar keyifsiz görmemiştim. Bugün, bu maddede, hele parklar söz konusu olunca millî ve doğal parklar, biraz siyaset yapmayalım diyeceğim. Şöyle birkaç şey okuyayım: “Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz  gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer  değiştirmeyen yıldızlar gibidir. Merak ediyoruz ki  gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizim için çok güç. Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekleri, beyaz kumsal sahilleri, karanlık ormanlar ve   sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce  yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su atalarımızın anılarını taşır, biz buna inanırız.” Evet, doğal parkları ve millî parkları korumak için fazla söze gerek yok sanırım.

Tabii, buradan hemen bir atasözüne geçmek istiyorum. Bu da şöyle: “…”(x) “Bal hırsızlığı yapanı arı sokar.” Buda bir atasözü: “…”(x) “Şıra körlere, def sağırlara fayda sağlamaz.” Ondan sonra Nazım der ki:

“Kendi kendimize yarışmaktayız gülüm,

Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,

Ya dünyamıza inecek ölüm,

En güzel deniz henüz gidilmemiş olanıdır,

En güzel çocuk henüz büyümedi,

En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımızdır.”

Evet, bunlar, bu gördüğünüz sözlerin her birisi ayrı bir dilden, kültürden; kimi Seattle şefinin mektubu, kimi Kürtçe bir atasözü, kimi Nazım’dan, kimi de aslında Dilbere’de doğayı çok güzel tanımlar “…”(x) Bunu da çevirmek için çevirmene ihtiyaç var, çevirmenden başka Kürtçe bilen stenograflara ihtiyaç var fakat isteyen arkadaşlar yanıma gelirse, kuliste onlara Feqiye Teyran’ın sözlerinden Ey Dilbere’nin sözlerine geçerken Aram’ı da anma konusunda bir sözümüz olacak ve Gandhi’nin “Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.” sözlerini hatırlatmak istiyorum. Gerçekten, göze göz ilkesi tüm dünyayı savaşlarda, Birinci, İkinci Dünya Savaşlarında ve günümüzde çok çok zorlamıştır. Bu sözlerin kimisi doğayla ilgili, kimisi bağlarla, “...”(x) diyor, kimisi çevreyle ilgili ama bir gerçek ki Türkiye'nin elde avuçta kalan doğal parkları ve millî parkları olarak değerlendirilebilecek alanları metrekare hesabına vurulduğu zaman, Türkiye dünya fukarası olan ülkelerden birisi durumundadır. Böyle olunca da ister istemez şunu söylüyoruz: Doğayı korumak, ormanı korumak, millî parkları korumak doğal akışına bırakmakla olur. Orayı kâr aracıyla değil, orayı döner sermayeyle değil, oraya çok daha fazla yatırım yapılması gerektiğini düşünen bir partiyiz, çevreciyiz, bu konuda duyarlıyız. Bizim de sözümüz bu. Bu yöndedir önergemiz.

Hepinize saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci maddeye geçiyoruz.

8’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim ya da gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 8 inci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                    Esat Canan                                          Altan Tan                                         İdris Baluken

                      Hakkâri                                            Diyarbakır                                             Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 8. Maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

              Mehmet Ali Susam                                   Tufan Köse                                        Kamer Genç

                        İzmir                                                Çorum                                               Tunceli

                   Celal Dinçer                                       Müslim Sarı                                      İlhan Demiröz

                      İstanbul                                             İstanbul                                               Bursa

              Rahmi Aşkın Türeli

                        İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 8 inci maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                 Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                      Kocaeli                                                Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önce Milliyetçi Hareket Partisi.

Sayın Günal, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddede yine özel bir düzenleme var maalesef. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde Kamu İhale Kanunu’nda, Devlet İhale Kanunu’nda yapılan düzenlemeleri artık biz saymaktan yorulduk. Bu da başka bir düzenleme getiriyor. Tabii, arkadaşlarımız bunun -basit bir- işte, bankamatik yeri veya Milli Emlaktan kiralanan şeylerle ilgili, ilgili temsilcilerin, şube müdürlerinin ihmalinden kaynaklandığını söylüyorlar. Peki, bu şartlarda bunları…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, üç tane önergeyi okutmadan iki önergeyi okuttunuz; üç önergeyi okutun, ondan sonra işleme koyun.

BAŞKAN – Sayın Genç, aynı mahiyette olduğu için hepsi okundu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Aynı mahiyette değil. Üç tane önergeyi okuyacaksınız. Aynı mahiyetteki önergeleri…

BAŞKAN – Sayın Genç, gerekli şey yapıldı.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bu tarafta da çok şey var da, onları bekliyorum aslında. Arkadaşlar arkada muhabbete dalmışlar.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Sayın Başkanım, biraz da, bu taraftan da gürültü olduğu için duydum. Müdahale ederseniz…

Arkadaşlar, artık, herhâlde, yoklamayı…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Günal, devam ediniz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben uyarmaktan yoruldum, siz konuşmaktan yorulmadınız. Lütfen, sessizlik rica ediyorum.

Buyurunuz efendim.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Çok teşekkür ederim Başkanım.

Bu ihale mevzuatındaki düzenlemeler, maalesef, AKP klasiği oldu arkadaşlar. Burada ne yapıyoruz, biliyor musunuz? O anda götürüp sözleşmesini yenilemeyen ilgili birimlerin temsilcilerinin yaptığı ihmali biz burada kanunla temizliyoruz. Burası birilerinin ihmalini temizleme yeri değil, ne kadar iyi niyetli olursa olsun. Öbür yatıranlar ne olacak? Bunun hesabını sorması gereken biz değiliz. Neymiş efendim, ihalelere giremezlermiş. Ya, giremiyorsa, o zaman ilgili müdürünü çağıracak, o kurum kendi içinde cezasını kesecek. Bunun böyle olduğunu bilmiyorsa, o müdürünü, o temsilcisini, o vekilini çalıştırmayacak.

Şimdi, biz burada kanunların genelliği ilkesini çiğniyoruz. Burada, maddede yazıyor. 83’üncü maddenin ilgili fıkrasına baktım, burada bunların bir yığın ihaleden menedilmesi gerekir diyor. Koyduğumuz kanun maddesini, değerli arkadaşlar, burada eğer siz bunu kaldırırsanız… “Bir yıl katılamaz.” diyor. Ya, katılmıyorsa sorumluluğunu biz niye Meclis olarak üstleniyoruz? O kurum özel hukuk tüzel kişisi de olsa, eğer o temsilcisi veya şube müdürü, her neyse, kim yapmadıysa bunun sorununu burada biz Mecliste… Herkesin sorununun çözme yeri değil ki.

Şimdi arkadaşlarımız yukarıda görüşüyor. Ben çıkamadım. Değerli Komisyon Başkanımızın yanında CHP temsilcisi arkadaşımız gitti. Dövizzedeler var, bankadan çektikleri konut kredileriyle ilgili sorun var. Onlara dedik ki: “Sizi kanun yoluyla çözmeyelim.” Bankalar Birliğiyle şimdi yukarıda arkadaşlar konuşuyor. Peki, bu arkadaşların şube müdürleriyle ilgili şeyi niye kanunla çözüyoruz Sayın Bakanım? Kanunların genelliği yok mu? Siz hukukçusunuz. Kabinenin bir üyesi olarak size de sesleniyorum.

FARUK BAL (Konya) – Yandaş himayesi vardır, yandaş.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Kişiye özel düzenleme yapıyoruz. Orada 40 bin aileyi ilgilendiren bir mağduriyet var bankaların yanlış bilgilendirmesinden dolayı. İyi niyetli insanlar var, onlara hâlâ diyoruz ki hepimiz, “Siz bunda anlaşın, biz kanuni düzenleme yapmayalım.” Bu ne peki? O zaman bu da Millî Emlaktan, işte, bankamatik yeri kiralayan, büfe yeri kiralayan yerler. Dolayısıyla artık bundan vazgeçelim.

Bakın, değerli arkadaşlar, bu İhale Kanunu’na sürekli böyle yamamalar, ilaveler, istisnalar, muafiyetler koyarak bunu içinden çıkılmaz hâle getirdik. Başka örnek söyleyeyim: İhalelerin yasaklanması gerekeni yasaklamıyorsunuz. Yukarıda da örnek verdim, benim temsilcisi olduğum Antalya ilinde TEDAŞ’ın özelleştirilmesi yapıldı. 1,1 milyara satın alan yapılan sözleşmeden, yapılması gereken sözleşmeden sonra caydı, ihale teminatını yaktı, sonra döndü, tekrar yapılan ihaleye girdi -nasıl oluyor, benim aklım ermiyor- yarı fiyatına, 550 milyona aldı 1,1 milyar olan şeyi. İhaleye sokulmaması gerekeni… Burada da benzeri bir şey yapıyoruz. Bunun boyutu, küçüğü büyüğü, suçlusu, kimin ihmali olduğu bizi ilgilendirmiyor. Kanunların genelliği ilkesi var. Orada bunu ihaleye sokmamanız gerekirken teminatını yaktı. E, ben yarı fiyatına alacağımı bilsem ben de yakarım 40-50 milyon teminatımı, yeniden girerim, 500 milyon kârım varsa 50 milyonu veririm. Bunda bir şey yok. Aynı firma aldı arkadaşlar.

Şimdi burada da geliyoruz, “Efendim…” diyorlar, “…bankanın müdürü unutmuş, bankamatik sözleşmesini yenilemiş, e bu banka diğer ihalelere girmesin…” E, girmesin, bizim işimiz değil. Sorumlusunu da bulsun, o müdürle ilgili, temsilcisiyle ilgili de bunu yapsın.

Gelin, kişiye özel düzenleme yapmaktan vazgeçelim. İhalelerde nelerin olduğunu görüyoruz. Onun için, bunu geri çekin diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günal.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, işlemi yanlış yaptınız. Bakın, önergeler, önce geliş sırasına göre tümü okunur, sonra aykırılık sırasına göre işleme konulur. Siz iki önergeyi okudunuz, bizim önergemizi okumadınız. Şimdi yeniden önergelerin üçünü okuyacaksınız ve aykırılık sırasına göre işleme koyacaksınız.

BAŞKAN – Aykırılık sırası yok burada efendim, aynı mahiyetteki önerge işlemini yapıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, anladım da bizim önergeyi okutmadınız diyorum. Bizim önergeyi okutmadınız.

BAŞKAN – İmza sahiplerini okuduk efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, hayır efendim, önergemizi okumadınız. Bizim önergeyi okuyacaksınız, ondan sonra işleme alacaksınız önergeleri. Usul böyle efendim. Buradaki memurlara sorun bilmiyorsanız.

BAŞKAN – Olur, sorarım efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – E sorun işte o zaman, sorun.

BAŞKAN – Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi adına kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kamer Genç.

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, önergemizi okutmadan öbür önergeyi okutamazsınız. Olmaz, yanlıştır.

Sayın Başkan, usul böyle.

BAŞKAN – Sayın Genç, aynı mahiyette olduğu için okutmadım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, aynı mahiyette olur, değişik olur, önce bütün önergeleri okutmak zorundasınız. Arkasından da aynı mahiyette olan önergeleri işleme koyacaksınız. İşte oradaki memur arkadaşlara sorun, usul böyle.

BAŞKAN – Siz konuşacak mısınız şimdi önerge sahibi olarak? Buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben konuşacağım ama bizim önergeyi okumadınız ki.

BAŞKAN – Okuduk önceden efendim.

Buyurunuz lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Kahramanmaraş) – Kamer, lambayı bırak Kamer.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, adalet bitmiş memlekette, adalet bitmiş. Adaleti mecburen arayacağız işte.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – O da senin gibi tozlanmış artık.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 561 sayılı Yasa Teklifi’nin 8’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, burada, öyle mantıksız bir kanun getirmişsiniz ki, diyorsunuz ki: “Türkiye genelinde faaliyet gösteren tüzel kişiler…” Bu “Türkiye geneli” nedir? Yarı illerde midir, üçte 1 illerde midir, nedir? Şimdi, tabii, ben Danıştayda hâkimlik yaptığım için biliyorum. Yalnız, bu, yargının karşısına gittiğimiz zaman şey edebilir. Yani “Türkiye genelinde faaliyette bulunan” nedir? Niye tüzel kişilere bu hakkı tanıyorsunuz da özel kişilere tanımıyorsunuz? Bunların temsilcilerinin yaptıkları hatalardan dolayı, ihale bedelinin 3 mislini ödemek suretiyle ihaleden yasaklanmasını kaldırıyorsunuz. Bu sizin, herhâlde, ya Tayyip Bey’in bir yakınının veyahut da bu bakanların birisinin yakınının bir ihalede yasak kararı var, onu kaldırmak için getirdiğiniz bir madde. Böyle bir madde olmaz, uygulanması imkânsız bir madde. Düşününüz, 100 milyar liralık bir ihaleye giren adam usulsüzlük yapmış, 300 milyar lira ödeyecek de ihale yasağı kalkacak. Bunlar mantıksız.

Şimdi, bakın, iktidar partisine bir tavsiyede bulunuyorum: Arkadaşlar, bakın, yıllardır biz bu Parlamentoda görev yapıyoruz. Bizi burada her gün çıkıp da efendim, hırsızlıktan, yolsuzluktan, soygundan bahsetmek zorunda bizi bırakmayın. Biz de istiyoruz ki, şu Parlamento kürsüsüne çıktığımız zaman kibar insanlara hitap edelim, insanlara saygı duyalım, nezaket kuralları içinde yapalım ama arkadaşlar, iktidar partisi bize bu şansı vermiyor.

Bakın, şimdi, Tayyip Bey diyor ki: “Halk Bankası Genel Müdürünün evinde bulunan para devletin parası değil.” Peki, kimin parası? Peki, bu parayı niye Halk Bankası Genel Müdürüne verdiniz? Halk Bankası -KİT raporundan konuşuyorum- 1 tane tüccara 575 milyon dolar kredi vermiş ve batmış. Yahu, 575 milyon dolar krediyi bana verin, ben 300 milyon dolarını vereyim bana veren banka müdürüne. Yani arkadaşlar, bu, banka parasıdır. Ayrıca da, şimdi, Tayyip Bey, oğluyla konuşuyor “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı? Sıfırla.” O da diyor ki: “Ya, baba senin talimatlarını yerine getirdim ama işte 30 milyon euro kalmış bir yerde.”

Şimdi, yahu, sıfırlama… Peki, arkadaşlar, bakın, bunlar gerçekten yüz kızartıcı şeyler. “Oğlum, evdeki paraları sıfırladın mı?” “Baba senin talimatın gereği birtakım yerlere gönderdim ama 30 milyon euro kalmış, onları da işte birtakım yerlere veriyoruz.” Yahu, sayın milletvekilleri, bakın, bizden önce bu meseleyi sizin halletmeniz lazım. Ben şahsen utanıyorum ya, her gün çıkıp da burada hırsızlıktan, yolsuzluktan bahsetmek hakikaten sıkıyor beni çünkü ben insanlara saygı duyuyorum ama siz bunları kendi aranızda çözün.

Arkadaşlar, Başbakanlık makamı artık boştur. Yolsuzlukta… Eğer hakikaten yanlışsa çıkaralım bir araştırma komisyonu kuralım, o ses kayıtlarını inceleyelim, eğer hakikaten yanlışsa, hay hay.

Şimdi, bakan diyor ki burada: “Yasa dışı yollarla elde edilmiş ses kayıtları.” Yasa dışı yollarla değil beyler, yani önemli olan olayın özü, olayın özü.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Yasal mı onlar? Yasal mı onlar?  Allah Allah…

KAMER GENÇ (Devamla) – Benim gördüğüm kadarıyla Tayyip Erdoğan’ın oğlunun dinleme kayıtları var. Dinleme kayıtları olunca, savcılık kayıtları da dinlenmiş, ondan sonra babasıyla konuşurken dinlemeye takılmış. Burada artık yani kanun dışı yollarla dinlenme yok.  Ayrıca, o hâkim ve o savcıları da kınıyorum. Peki, Tayyip Erdoğan’ın bu kadar oğluyla yaptığı konuşmalarda, orada arkadaşlar, kasalarda yok artık, depolarda para var, depolarda, Türkiye’deki bütün paralar Tayyip Bey’in depolarında.

AHMET YENİ (Samsun) – Vay anasına be!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, oraya hemen gidip, polislerle müdahale edip o depoları bassalardı -işte, İçişleri Bakanının evindeki kasalar gibi, Halk Bankası Genel Müdürünün evindeki 4,5 milyar dolar gibi- eğer Tayyip Bey’in oğlunu bassalardı, o zaman depolarda belki birkaç katrilyon civarında para bulacaklardı. Ama, o işleri de yapmadığı için görevlerini ihmal etmişlerdir. Onların hakkında bence soruşturma açmak lazım; açık açık çıkmış ortaya, diyor ki: “Ondan sonra şu kadarını şuraya verdik.” “Tunç” diye birisine 10 milyon dolar veriyor, bilmem birilerine…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Yalan yalan, yalan onlar.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, yalansa çıkaralım ortaya arkadaş, yalansa çıkaralım ya, ben de en az sizin kadar memnun olurum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Nereden bildin yalan olduğunu, beraber mi çalışıyorsun da yalan?

KAMER GENÇ (Devamla) - Hakikaten eğer bu konular yalansa, ortaya çıkarsa vallahi de billahi de ben sizin kadar memnun olurum. Çünkü, biz bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanlığı makamında oturan kişinin yolsuzlukla, hırsızlıkla suçlanmasını istemiyoruz ya, böyle bir şey olmaz arkadaşlar, bu devlet ayakta kalmaz. Sizden de rica ediyorum, her gün bizi çıkarıp da bu kürsülerde bu lafları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - …dinletmemek için bunun tedbirini alalım arkadaşlar. Deniz Fenerinde bunu yaptınız, 17 Aralıkta bunu yaptınız, vallahi utanıyorum ya, siz de biraz utanın ya! (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya bak, ben de cevap vermeyeceğim ha. Bugün ne oldu sana, gayet olumlu, iyi gidiyordu, bir şey yoktu?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, sizi dürüstlüğe davet ettim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Feneri eline alınca bir şey oldu ya.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Sakık, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, ben de hepinizi selamlıyorum.

Evet yani bu maddeyle ilgili çok fazla sizinle bir şey paylaşmayacağım çünkü bizi ihaleler falan, hiçbir şey ilgilendirmiyor. Evet, gerçekten bu ülkede daha önceleri bu konuda muhalefet partisiyle de nasıl bir konsensüs sağladığınızı ve ihalelerle ilgili nasıl düzenleme yaptığınızı da biliyoruz. Şimdi bizim gerçekten bu konuda çok fazla bir derdimiz yok. Bunu söylediğimizde medya da zaman zaman cımbızla sözcükleri alır ve kendisine göre bir haber yapar.

Şimdi, ben bir başka konuyla ilgili Parlamentoyu bilgilendirmek istiyorum: Biz, hemen hemen her hafta içi birkaç kez seyahat ederiz, VIP’den geçiş yaparız ama gördüğüm bir manzara gerçekten bu ülkenin nasıl bir üçüncü dünya ülkesi olduğunun bir göstergesi. Her tarafta bir koruma ordusuyla gelen bakanlar var, koruma ordusuyla gelen eski bakanlar var, koruma ordusuyla gelen milletvekilleri var, koruma ordusuyla gelen belediye başkanları var.

Şimdi, geçen gece İstanbul’dan geliyorum. Geldim, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin havaalanında ve bir indim, 20-25 kişilik bir koruma ordusuyla, BMW bir tarafta, Audi bir tarafta, birkaç araç. Kardeşim, yani bu ordu ne? Bu ülke sizin babanızın çiftliği mi? Siz kimden korkuyorsunuz?

Bakın, biz, bu ülkenin muhalifleriyiz, sokaktayız, her gün muhalefet yapıyoruz ve hiçbir korumamız yok, hiçbir güvencemiz yok. Siz kimden korkuyorsunuz? Üç günlük bakanlık yapınca size kim bu hakkı veriyor? O yetmiyor, Genel Kurulda, salonlarda, bakıyoruz, milletvekilleri, bakanlar koruma ordusuyla, dünyayı fethetmiş gibi…

Kardeşim, yarın öbür gün bu göreviniz bitecek. Bu Genel Kurulda kimden korkuyorsunuz, salonlarda kimden korkuyorsunuz? Siz VIP’de kimden korkuyorsunuz? Melih Gökçek geliyor, onlarca korumayla, terör estiriyor. Uçağa biniyorsunuz… Bir vatandaş, uçağa geldi bindi, yanı başımda, bize böyle tepeden bakıyor. Ya, bu kim, bu Genelkurmaydan mı geldi, bu derin devletin adamı mı, neyin nesi? İstanbul’da indik, merak ettim, gittim baktım, silahını aldı, mermiyi önüne verdi. Sordum, bu kim? Vallahi, Başbakanın korumasıymış.

Kardeşim, bu ne ayrıcalık, bu ne terör? Oradaki, VIP’teki polisler döndü bana dedi ki: “Bakın, Sayın Vekilim, biz de devletin memurlarıyız,  bunlar da böyle memur. Bu, VIP’yi kullanıyor, VIP muamelesi görüyor ve buradan bize tepeden bakıyor.” Sadece oradaki güvenlik güçlerine tepeden bakmıyor, milletvekiline de bakıyor, bize de bakıyor ve sonra araştırdım, evet… İlk önce “Cumhurbaşkanının koruması.” dediler. Cumhurbaşkanlığının baş korumasını aradım “Bizde böyle bir eleman yok.” Sonra, Sayın Başbakanın koruması olduğunu… Şimdi, gerçekten sevgili arkadaşlar, yani siz ne yapmak istiyorsunuz? Siz, bu ülkede, gerçekten bu ülkeyi babanızın çiftliği mi zannediyorsunuz? Üç günlük bakanlık yapınca ömür boyu sizi birileri koruyacak, devletin beş tane, altı tane aracı sizi mi koruyacak? Üç günlük hasbelkader bakanlık yapmış arkadaşlarımız var. Ne olacak yani sonsuza dek bu saltanatınız devam mı edecek? Ben, sizden rica ediyorum buradaki koruması olan bütün vekillerden ve bakanlardan, bir bütün olarak eski vekillerden, eski bakanlara kadar, bu Parlamentoda bu koruma terörünü durdurunuz. Biz, buna tahammül edemiyoruz. Genel Kurulun dışındaki bu uygulamaları çok ahlaki bulmuyoruz, demokratik toplumlarda, ülkelerde bunlara yer yoktur. Bu koruma terörüne son verin.

Teşekkür ediyorum. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

Aynı mahiyetteki bu üç önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla yapacağım.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır.

Önergeler kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddeye geçiyoruz.

9’uncu madde üzerinde de gene aynı mahiyette 3 önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 9 uncu maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık                                 Hasip Kaplan              Adil Zozani

Muş                                               Şırnak                  Hakkâri

Esat Canan                                 İdris Baluken

Hakkâri                                          Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 9. Maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  İzzet Çetin               Vahap Seçer

İstanbul                                         Ankara                  Mersin

 

Mehmet Ali Susam                        Tufan Köse               İlhan Demiröz

İzmir                                             Çorum                  Bursa

Celal Dinçer                                Müslim Sarı              Rahmi Aşkın Türeli

İstanbul                                        İstanbul                 İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekle olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                          Mehmet Günal             Seyfettin Yılmaz

Konya                                           Antalya                 Adana

Lütfü Türkkan                         Adnan Şefik Çirkin

Kocaeli                                           Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu aynı mahiyetteki?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9’uncu maddedeki önergemiz üzerine söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar; bir Hükûmet on iki yıllık iktidarı boyunca Kamu İhale Kanunu’nda, 2886 sayılı İhale Kanunu’nda ve Kamu İhaleleri Sözleşmeleri kanunlarında neden 175 defe değişiklik yapar? Bu soru önemlidir fakat cevabını da iktidar tarafından bulamamaktadır, iktidar bunun cevabını verememektedir. Neden 64 konuda kamu ihalelerinde muafiyet getirilmiştir? Şimdi bu torba teklifte de yine Kamu İhale Kanunu’yla ilgili iki madde var, düzenleme var. İhaleden yasaklı olanlar bu yasaktan kurtarılıyor ve oldukça akıl dışı bir yöntemle. Bu değişiklerin bir tane amacı var: Kamu ihalelerini yandaşlara peşkeş çekmek değerli arkadaşlar, başka da bir amacı yok. Tarihin hiçbir döneminde hiçbir iktidar AKP iktidarı kadar yolsuzluğa batmamıştır. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları derken dün gece de yine Sayın Başbakanın, oğluyla telefon görüşmeleri kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü. Şimdi, çıkın işin içerisinden, bu da yeni bir milat olmuştur. Ayrıca yıllardır, Sayın Başbakanın İsviçre’deki banka hesaplarından konuşulur ve biz de “acaba” diyoruz. Ancak, görünen o ki Sayın Erdoğan’ın bırakın bankayı, evindeki, depolarındaki milyar dolarlardan, eurolardan bahsediliyor. Sayın Başbakan “17-25 Aralık operasyonlarını dış güçler ve çeteler yaptı.” diyerek yolsuzlukları örtmeye çalışmaktadır. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ne dedi? “Başbakan emretti, ben yaptım.” dedi. Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasındaki telefon konuşmaları da ve dolaylı ikrarlar da bunu teyit etmektedir.

Değerli arkadaşlar, Hazreti Ömer: “Doğru yoldan saparsam kılıçlarınızla beni doğrultun.” demişti. Demek ki Müslüman, hata ve haksızlık karşısında pasif kalamaz. Sayın Başbakan Erdoğan, âdeta diktatörlükte, baskıda sınır tanımamaktadır. Sayın Başbakan ne dediyse hep, gurup olarak “Çok yaşa.” dediniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aynen. Çok yaşa…

ERKAN AKÇAY (Devam) – Yine Sayın Başbakan…

Yine öyle demeye de devam edin. 77 milyonun kul hakkını yiyenleri, yolsuzluk yapanları korumak için kanun çıkarılıyor, yine “Çok yaşa.” devam ediyorsunuz. Şimdi soruyorum sizlere: Mahşerikübrada 77 milyonun kul hakkının hesabını nasıl vereceksiniz? Bütün bu haksızlıklar karşısında neden susuyorsunuz?

Şimdi, hukuku şimdilik bir tarafta tutalım. Araf Süresi’nin 179’uncu ayetinde Allahutaala ne diyor, ona bakalım: "Andolsun ki, biz, cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar. Gözleri vardır, onlarla görmezler…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O, sensin işte.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – “Kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar, hayvanlar gibidirler. Hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafil olanlar onlardır.”

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sizi tarif ediyor.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Ayrıca şair diyor ki:

“Efendiler pek açsınız, bu yüzünüzden bellidir 

Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

Soy, sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray

Hepsi sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay

Hepsi sizin, hepsi sizin, hazır hazır, kolay kolay

Yiyin efendiler yiyin, bu iç açıcı sofra sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı ülke, verir nesi varsa, malını

Vücudunu, hayatını, umudunu, hayalini

Bütün esenliğini, gönlünün bütün sevincini

Hemen yutun, düşünmeyin, haramını, helalini

Yiyin efendiler yiyin, bu iç açıcı sofra sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akçay.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yalan ve iftira!

BAŞKAN – Sayın Köse buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisimizde tatlı bir telaş var. 17 Aralıktan beri sürekli çalışıyoruz. Geçtiğimiz günlerde HSYK’yı çıkarttık, demokratikleşme paketi adı altında yine faşizan önlemlerinizi içeren bir kanunu çıkarttık, geçtiğimiz hafta yine İnternet düzenlemesi, bu hafta MİT Kanunu geliyor, yine demokratikleşme paketi adı altında bir sürü yalan yanlış işler yapacaksınız. Öyle bir düzen kuruyorsunuz ki, her şeyin ama her şeyin Başbakana bağlı olduğu ve Başbakana bağlı olan hiçbir şeye de dokunulamayan bir düzenin peşindesiniz. Niye böyle bir düzen kuruluyor? “Açım” diyen insanların Meclis önünde kendini yakmaya çalıştığı, açlıktan ölen çocukların olduğu, evine ekmek götüremediği için intihar eden kadınların olduğu, dershaneye çocuğunu yazdıramadığı için intihar eden insanların olduğu bu memlekette, yoksul halkımızın onuruyla yaşam mücadelesi verdiği bu memlekette niye böylesi bir düzene ihtiyaç duyuluyor? Niye her şey Başbakana bağlansın? Niye Başbakana bağlı olan hiçbir şeye dokunulmasın?

Değerli arkadaşlar, 17 Aralık bir milat, 17 Aralık, cumhuriyet tarihinde belki Osmanlıların tarihinde de görülmeyen bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun başlangıcı. O tarihten beri ortalık toz duman. Her yeni güne bir rezillikle başlıyoruz, yeni bir rezillikle, maalesef. Her gün ortaya çıkan ses kayıtlarıyla, belge ve haberlerle ortalığa iktidarın maalesef pislikleri saçılıyor, maalesef. İşte, bu çabanızın, bu telaşınızın sebebi; öznesi olduğunuz, şüphelisi olduğunuz, ileride de sanığı olacağınız bu rezaletin üstünü olabildiğince kapatmak, tek derdiniz bu. Korku dağları sardı. Yargılanacaksınız, çok iyi biliyorsunuz ki bu kadar yolsuzluğun, rüşvetin, hırsızlığın ardından yargılanmamanız mümkün değil. Onun için “komplo” diyorsunuz, onun için “paralel yapı” diyorsunuz, onun için “kumpas” diyorsunuz, “dış güç” diyorsunuz, “faiz lobisi” diyordunuz, şimdi bir de vaiz lobisi çıkardınız, “vaiz lobisi” diyorsunuz ama bunlar bu pislikleri örtmeye maalesef yetmeyecek, yolsuzluğa bulaşanları da -hepinize söylemiyorum- kurtarmayacaktır.

Şimdi, Başbakan diyor ki: “Uydurun, uydurun, uydurun ama uydurmanın da bir ahlakı olur.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Çalmanın ahlakı yok mu?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Doğru, uydurmanın da bir ahlakı olur ama şunu bilin: Bunların hiçbirisi uydurma değil. Zaten Başbakan da “Yalan.” demiyor, “Böyle bir konuşma olmadı.” demiyor, “Montaj bunlar, montaj yapıldı.” diyor.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Ne anladın o zaman sen bundan?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, size dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyorsunuz, bin yıl yaşasın. Samimi değilsiniz, “uyduruyor” dediğiniz yapı “Bülent Arınç’a suikast yapılıyor.” diyerek devletin beynini, devletin kalbini, kozmik odayı ararken hiçbiriniz bu konuda ses çıkarmıyordunuz. Aklınız neredeydi o zaman? Parasız eğitim istedi diye gençlerimiz, üniversite öğrencilerimiz hapislerde çürürken hiçbirinizin vicdanı bu konuları dile getirmeye yetmiyordu. Demokratik gösterilerde insanlar öldürülürken, gözleri çıkarttırılırken neredeydiniz? Hiçbirinizi göremedik o günlerde. Cumhuriyet gazetesine bomba atanlarla, Danıştaya saldırıp katliam yapan katillerle, bilim adamı Türkan Saylan’ı, gazeteci Soner Yalçın’ı, Fatih Hilmioğlu’nu, İlker Başbuğ’u, Mustafa Balbay’ı aynı dosyalarda yıllarca cezaevinde süründürürken de hiçbirinizin aklına uydurma gelmiyordu.

Hak, hukuk, insanlık, adalet, zulmü yalnızca sana yapılan olarak görüp başkalarına yapılana izleyici kalmak değildir. “Millî irade” diyor Sayın Başbakan bugün, “Millî irade” diyor, “Sandık” diyor, “Şimdi Türkiye’yi millet yönetiyor.” diyor. Ya Türkiye’yi millet yönetiyor, doğru. Millet yönetsin. Millet, yönetsin diye size oy verdi ama millet, soysun diye Başbakana oy vermedi ki. Milletten soygunlarınızı da gizlemeye çalışıyor Başbakan.

Yine diyor ki: “Muhalefet partileri sandık dayağı yiyorlar, sandık dayağı yemekten bıkmadılar.” Cumhuriyet Halk Partisi, doğru, zaman zaman sandık dayağı da yemiştir, diğer siyasi partiler de zaman zaman sandık dayağı yemiş olabilirler ama Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman yetim hakkı yemiyor. Yetim hakkı yemiyor. Sizlerden özellikle diliyorum, özellikle suça bulaşmamış olanlardan diliyorum. Suça bulaşmamış olanlar, bu karanlık düzene göz yummasınlar. Göz yumanlar da bu düzene, bu karanlık düzene ortak olmuş sayılıp ona göre yargılanacaklardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Köse.

Sayın Zozani, buyurunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, esasında bu torba yasaları konuşurken, burada değerlendirmeler yaparken bir şekilde Türkiye’deki temel sorun alanlarına da değinme şansına sahip olabiliyoruz. Şimdi burada yeni bir muafiyetten, Kamu İhale Yasası’nda yeni bir muafiyetten söz eden bir madde üzerinden değerlendirme yapıyoruz. Bu değerlendirmeyi yaparken biraz da günümüze, etrafımızda olup bitenlere bakmakta fayda var ya da olup bitenlerin kaynağını bir değerlendirme, irdeleme şansı veriyor bu bize.

Şimdi, bakın, Türkiye’de, ne yazık ki, son dönemlerde yolsuzluk, usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırmak meşrulaştı, artık sıradanlaştı, toplum içerisinde “Ya olmuşsa olmuş.” havasına büründürüldü. Oysaki böylesi bir çürümüşlüğü toplum nezdinle meşrulaştırmanın önümüze getireceği toplumsal felaketi tasavvur etmek lazım.

Nereden kaynaklanıyor? Yani bir Hükûmet bu kadar töhmet altına nasıl girdi? Varsayalım ki söylenenlerin tamamı iddiadan ibaret olsun. Peki, bu iddiaların bu şekilde sürekli dillendiriliyor olması sizde bir rahatsızlık yaratmayacak mı, yaratmıyor mu? Yaratıyor olması gerekir. Ya çıkarsınız dersiniz ki “Evet, bunların hiçbirisi gerçek değildir.” delilleriyle birlikte ortaya koyarsınız ya da kaynağına inersiniz, kaynağını görürsünüz.

Bakın kaynağı nerede?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – ...olduğu yerde.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Sayın Metiner, siz, ikinci dönemi garantilemişsiniz, kendinizi fazla yormanıza gerek yok ama, galiba AK PARTİ ikinci dönemini göremeyecek senin, o yüzden kendini yorma.

Şimdi, bakın, bu Hükûmet döneminde çıkarılmış olan Türk Ticaret Kanunu var. Bakın, kaynağı size söylüyorum, sorunun kaynağını size ifade etmeye çalışıyorum. Türk Ticaret Kanunu’nda işverene hülle şirket kurma olanağı verildi. On binlerce işçi bu şirketler tarafından çalıştırıldı, emeğine el konuldu, sonrasında hülle şirket kurmak suretiyle bu borçlarından kurtulma olanağı buldu. Kim yaptı bunu? Sizin Hükûmetiniz çıkardı. Sizin Hükûmetleriniz bunu getirdi. İhale Yasası’yla ilgili olarak yapılan değişikliklerin haddi hesabı yok. Niye bu kadar muafiyet yaratıyorsunuz? Türkiye genelinde, işveren camiası üzerinde, Hükûmetinizin uygulamaları sonucunda, bir bütün olarak, bütün iş adamlarının, bütün müteahhitlerin fişlendiğini artık görmek gerekiyor. Bu, bir fişleme yasasıdır ama bunu yaparken de, bakın, hülle yoluyla işçiyi dolandıran iş adamları bütün ihalelere girebiliyor. Size örnekleriyle söyleyebilirim, isim verebilirim size. İhaleye girebiliyor. Binlerce işçiyi dolandırmış, emeğine el koymuş, sömürmüş, o ihaleye girebiliyor çünkü hülle yoluyla onu kurtarmışsınız. Ama galiba yüzdesini ödemeyen müteahhide iş verilmiyor.

Bir uygulamayı sizinle paylaşacağım: Hakkâri merkezde 3 kilometrelik bir yol, hak ediş 7,2 milyar… Valilik şehir merkezindeki güvenlik yolunu -“Ben bu kadar parayı veremem, vermeyeceğim.” diyor- teknik elemanlara daralttırıyor, asfaltlı yolu daralttırıyor, 2,4’e ihaleye çıkarttırıyor, yüzde 33 kırımla 1,4’e ihale ediyor. Üç ay sonra yol bozuluyor. İçişleri Bakanına sorduk. Sayın Güler döneminde sorduk, Sayın Ala döneminde bize cevap  geldi. “Herhangi bir usulsüzlük yoktur.” E bu usulsüzlük değilse, gerisi, hepsi meşrudur demektir.

Bunu ifade etmek istedim. Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Zozani.

 

Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebini yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çıray, Sayın Ören, Sayın Köse, Sayın Seçer, Sayın Öz, Sayın Aksünger, Sayın Genç, Sayın Ekşi, Sayın Özkan, Sayın Aygün, Sayın Ağbaba, Sayın Ekinci, Sayın Öner, Sayın Onur, Sayın Türmen, Sayın Küçük, Sayın Havutça, Sayın Özgümüş, Sayın Danışoğlu.

Sayın milletvekilleri, üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

3.-  Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561)  

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Madde 9’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 9 kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte  olan  561   sıra  sayılı  yasa  teklifinin   10  uncu maddesindeki "eklenmiştir" ibaresinin "dâhil edilmiştir" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                                               İdris Baluken                                    Sebahat Tuncel

                                                   Bingöl                                              İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 10 uncu maddesinde ver alan "bu Kanun kapsamında" ibaresinin "OSB içinde yer alan taşınmazlarla ilgili" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                                              Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                                                   Kocaeli                                                Hatay

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 10. Maddesindeki ek 2. maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

"Katılım, kalkınma, yatırım bankaları ile diğer bankalar da bu kanun kapsamında finansal kiralama işlemleri yapabilir."

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Tufan Köse                                         İzzet Çetin

                      İstanbul                                              Çorum                                               Ankara

              Mehmet Ali Susam                                   Vahap Seçer                                       Celal Dinçer

                        İzmir                                                Mersin                                              İstanbul

                   Müslim Sarı                                      İlhan Demiröz                                 Rahmi Aşkın Türeli

                      İstanbul                                               Bursa                                                 İzmir

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Veli Ağbaba.

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP döneminde âdeta kanun yapma tekniğine dönüşen bir uygulamayla yani torba kanunla yine karşı karşıyayız. Bu dönemde, torba yasa, yasaları değiştirme tekniği; ayakkabı kutusu ise mevduat toplama tekniği oldu.

Bugünkü torba kanunda yok, yok. Orman Kanunu da var, İhale Kanunu da var, İnternet Kanunu da var, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu da var. Ben de organize sanayi konusu hakkında konuşacaktım ama gündem gereği biraz organize işler konusunda konuşmak şart oldu.

Değerli milletvekilleri, tüm Türkiye 17 Aralıkta başka bir sabaha uyandı. 17 Aralıkta, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısıyla on bir yıldır ülkeyi birlikte yönettiklerinizi bir günde “Haşhaşi” yaptınız. On bir yıldır birlikte yönettiğiniz arkadaşlarınızın bir günde “vaiz lobisi” olduğuna tanık olduk. O kadar gözünüz döndü ki vaizi bile lobici yaptınız. 17 Aralıkta, dolarların esiri olanların, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ayakkabı kutularına giydirdiğine tanık olduk. 17 Aralıkta, Türkiye tarihindeki en büyük yolsuzluk, hırsızlık, çalıp çırpma olayıyla karşı karşıya kaldık. Başbakan ne dedi? “Paralel yapı” dedi. Aynı Amerikan filmlerindeki gibi, orada da suçlular: “Eyvah, federaller geliyor.” derler, suçlular federalleri görünce korkarlar. Siz de rüyanızda bile “Eyvah paraleller, eyvah paraleller” diyorsunuz ve her gece bunu sayıklıyorsunuz. Para var, kasa var, saat var, kaset var, ne deniyor? “Paralel, paralel, paralel.”

Değerli milletvekilleri, bakan, ailesini almış, özel uçağıyla Cidde’ye gitmiş, “Gitmedim.” diyen yok; 700 bin TL’lik hediye saat alınmış, “Almadım.” diyen yok; bir başka bakana elbise kılıfında rüşvet gitti diyorlar, “Gitmedi.” diyen yok; “tape”lerde yolsuzluk var, hırsızlık var, ihale var, millete küfür var ama bunlara “Yalan.” diyen yok; bakanın oğlunun evinde 6 çelik kasa var, “Kasa çıkmadı.” diyen yok; banka genel müdürünün evinden 4,5 milyon dolar çıkmış, “Çıkmadı.” diyen yok.

Değerli arkadaşlar, Allah’ını seven söylesin, vicdanı olan biraz söylesin, helal paranın, alın teriyle kazanılmış paranın, yasal yollarla kazanılmış paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Elinizi vicdanınıza koyun söyleyin -belki siz inanabilirsiniz, belki fakir fukara da inanabilir ama- lütfen, sizden rica ediyorum, biraz vicdanlarınıza biraz da mantığınıza danışın.

Değerli arkadaşlar, bu kadar yolsuzluk ve hırsızlık var, Başbakan ne diyor: “Sandıkta hesaplaşalım.” Bakın, değerli milletvekilleri, ben Başbakanın mahalle bakkalı olsam Başbakana veresiye vermem. Niye Başbakana veresiye vermezsin? Çünkü, ay sonunda, verdiğim malzemelerin, verdiğim bisküvinin, yoğurdun parasını istemeye gittiğim zaman Başbakan ne diyecek? Gel, seçimde hesaplaşalım. Onun için mahalle bakkallarına da söylüyorum, Başbakana borç vermeyin değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, sandıkta yapılan icraatın siyaseten hesabı görülür. Hırsızlığın, yolsuzluğun, işlenmiş her türlü suçun hesap verme yeri mahkemedir, hâkim önüdür, Yüce Divandır. Hırsızlıkla övünmeyi, sadece ve sadece sizin gibi çok yetenekli siyasetçiler yapar.

Değerli arkadaşlar, 17 Aralık benzeri bir operasyon dünyanın herhangi bir yerinde olmuş olsaydı neler olurdu? Yer yerinden oynardı, kıyamet kopardı; bir tane namuslu, bir tane vicdanlı siyasetçi istifa ederdi. Bizde ne oldu? Yapanlar belli, failleri belli; peki ne oldu? Polis, emniyet müdürü görevden alındı.

Olayın vahametini, rezilliğini, kepazeliğini anlamak için birkaç tane örnek vermek istiyorum size.

Değerli arkadaşlar, Cilvegözü’nde 18 kişi, Reyhanlı’da 52 kişi, yine, Hatay’da Abdullah Cömert polis tarafından katledildi. Bırakın valiyi, bırakın emniyet müdürünü bir tek polis görevden alınmadı; ne zaman polis hırsızı yakaladı, ne zaman Suriye’yi kan gölüne çeviren AKP’nin açıkça desteklediği terör örgütüne silah gönderen tırlar durduruldu, polis darmadağın oldu. Evde kendi parası ile lahmacun yiyen polisi miting meydanında gündem yaptınız, miting meydanında polisi yuhalattınız ama değerli arkadaşlar, AKP polisi ve AKP’nin desteklediği çetelerce katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın katillerine ödül verdiniz.

Değerli arkadaşlar, suçlu aramaya gerek yok, ben size suçluyu söylüyorum: Ne faiz lobisi ne vaiz lobisi ne porno lobisi ne robot lobisi, suçlu arkadaşlar, hayırsız evlat lobisi.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Grubumuza dönük sayın konuşmacı “sizin gibi siyasiler” ve “hırsızlık” kelimelerini kullandı. O yüzden, grubumuz adına ve milletvekillerimiz adına İdris Şahin Bey cevap verecek müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Şahin.

 

 

 

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu kürsünün ne anlamı ifade ettiğini, milletin sözcüleri olarak, milletin vekilleri olarak bu kürsüyü hangi amaçlar doğrultusunda kullanacağını çok iyi bilen bir iktidarın mensuplarıyız. Ancak, biraz önce burada konuşma yapan hatibin bağlı olduğu partinin 2005 kongresine sizleri bir götürmek istiyorum.

2005 kongresinde, geçmiş Genel Başkanları Sayın Deniz Baykal’ın şu anki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül’e hitaben şu sözlerini bir sefer daha hatırlatmam gerekliliğine inanıyorum. Sayın Baykal aynen şunları ifade ediyordu, diyordu ki: “Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisini, sermaye gruplarına, onların iş birlikçilerine ve dışarıdan var olan onların destekçilerine teslim etmeyeceğiz.” Ama, maalesef, Sayın Deniz Baykal’ın Cumhuriyet Halk Partisi, bugün onun ifade ettiği gibi sermaye gruplarının ve onların dışarıdan destekçilerinin hamisi pozisyonundakilerle birlikte iş birliği yapar hâle gelmiştir ama gücünü milletten alan ve her zaman milletinin karşısında hesap vermeyi kendine bir boyun borcu olarak kabul eden AK PARTİ iktidarı ise, her zaman milletine gitmeyi, milletine hesap vermeyi ve onlarla iş birliği yapmayı kendisine düstur edinmiştir. İşte, buraya çıkıp geçmişinizi unutarak, kirliliklerinizi, İSKİ skandallarınızı, İstanbul’da yaşattıklarınızı bu milletin unuttuğunu zannediyorsanız aldanıyorsunuz. Eğer bir hırsız arıyorsanız aynaya geçip, karşısına dikilip bakmanız lazım…

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Bugünden bahset, bugünden bahset.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – … kendinizle bütünleştiğini çok net olarak göreceksiniz.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Bugünden bahset.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Bu kürsüde, bir daha, sözlerinizi özellikle geçmişinizi gözünüzün önüne getirerek ifade etmenizi tavsiye ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şahin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın konuşmacı konuşmasıyla grubumuza sataşmıştır efendim, söz istiyorum. Sayın Deniz Baykal’ın genel başkanlık dönemine girerek…

BAŞKAN – Evet.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en iyi savunma saldırıdır. Biraz önceki hatip böyle bir yöntemi benimsedi. Yine, güzel bir atasözümüz vardır: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” Ama bu sefer bastıramayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

17 Aralıkta Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş ölçüde bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonu yapıldı. 4 bakan istifa etmek zorunda kaldı. Bakanlara, onların yakınlarına, Başbakanın çocuklarına uzanan bir soruşturma başladı ve o tarihten bu yana Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu ve Hükûmeti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini o yolsuzluk soruşturmasını örtecek yasalarla doldurdu. Devamı var, birkaçı buradan çıktı, birkaçı geliyor. Siz, şimdi, bırakmışsınız onları, geliyorsunuz buraya; yok Sarıgül, yok Sayın Deniz Baykal, başka şeyler söylüyorsunuz.

Sarıgül, İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığına…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Baykal söylemedi mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …Mansur Yavaş, Ankara’da Büyükşehir Belediye Başkanlığına gidiyor. Bunları kaybedeceksiniz, iktidarı kaybedeceksiniz.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkanım, Genel Başkanınız bu ifadeleri Genel Kurulda kullandı mı kullanmadı mı, ona bakacaksınız. 2005’teki kongrede kullandı mı kullanmadı mı, ona bakacaksınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, dün İnternet’te ciddi bir iddia ortaya konuldu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O yalanlandı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ciddi bir iddia ortaya konuldu.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Baykal yalan mı söylüyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Biz buraya önergeyi getireceğiz…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Baykal yalan mı söylüyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …önergeyi getireceğiz. Siz, gücünüzü, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak gücünüzü elbette grup olarak milletten alıyorsunuzdur, buna inanıyorum; tüm milletvekillerini, bu salonda bulunan Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerini bu nedenle kutluyorum, milletten aldığınıza inanıyorum ama Hükûmetiniz, Başbakanınız gücünü milletten değil, ayakkabı kutularından, para kasalarından alıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Sorun buradadır. Bu hesap mahkemede görülecektir. Ayrıca, millete tabii ki seçimlerde hesap vereceksiniz.

Sözlerimi bitirirken sizlere saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili konuşmasında “AK PARTİ’nin, gücünü, ayakkabı kutularından aldığı” gibi bir ithamda bulundu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, Başbakanın…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Grup başkanımızdır efendim. Müsaade ederseniz, iki dakika…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “AK PARTİ’nin” demedim ama “Başbakanın” dedim.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Havuzdan alıyor, havuzdan.

 

 

 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 Aralıktan bugüne Türkiye siyaseti bir sınavdan geçiyor. Meşru, seçilmiş, demokratik Hükûmet, sistem…

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Seçmişler ama hata yapmışlar.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - …ve onun meşru siyasi temsileri şantajın ve kasetin yanında mı yer alacaklar, yoksa demokrasinin, sandıkla gelenin, sandıkla gidenin yanında mı yer alacaklar? (CHP sıralarından gürültüler)

Sayın Deniz Baykal’a İdris Bey’in atıfta bulunması önemlidir çünkü Sayın Deniz Baykal, orada, o kongrede önemli bir şey söyledi “Ben sizin ağababalarınıza teslim olmayacağım.” dedi. Bizim eğer parayla pulla işimiz olsaydı…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Yok mu?

MAHİR ÜNAL (Devamla) - …biz o ağababalarıyla ittifaklar oluşturur, koalisyonlar kurar, onların yurt dışındaki ağababalarıyla da savaşmazdık. Biz onlarla savaşa savaşa bugünlere geldik ve şu anki savaşımız da sizin ağababalarınızla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bizim parayla pulla, ayakkabı kutusuyla işimiz olmaz; olmadı da olmayacak da.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Tezkereler nerede, tezkereler nerede?

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Biz, emanet aldığımız milletin iradesini sandıkta tekrardan millete teslim edeceğimiz güne kadar bu savaşı, bu mücadeleyi vereceğiz. Dolayısıyla, bizim yaslandığımız yer, gücümüzü aldığımız yer sandıktır, milletin iradesinin tecelli ettiği yerdir.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Yaslandığınız duvar yıkılıyor!

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Dolayısıyla, bizi sandıkta yenemeyecek olanlar kasetlerle, kutularla oynamaya devam etsinler, millet olup bitenin farkındadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ağbaba.

Bir dakika sessiz olursanız…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili, biraz önce, az önce söz verdiğinizde benim konuşmalarımı başka anlama gelecek şekilde ifade etti, düzeltmek istiyorum, bir önceki konuşmasında.

BAŞKAN – Konuşmanızı yanlış anlama gelecek şekilde değiştirdi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Şahsına sataşma yok efendim, grup adına da cevap verildi zaten, şahsına sataşma yok.

BAŞKAN – Buyurunuz düzeltiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Neresini düzeltecek?

 

 

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ben tabii gruba “hırsız” falan demedim ama birkaç şey sormak istiyorum müsaade ederseniz. Bu dönemdeki -benim tanıdığım- birkaç ifadeyi sizden merak ediyorum: Acaba bacanağı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu mu icat etti? Örneğin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sayın Binali Yıldırım’ın bacanağına operasyonu biz mi yaptık? Yine bacanak var, kayınpeder var, kayınbaba var, kayın var, şimdi bir de hayırsız evlat çıktı. Bunları biz icat etmedik arkadaşlar. Bakın, bunları biz icat etmedik. Burada bu cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlığıyla, en büyük yolsuzluğuyla karşı karşıyayız.

Şimdi, diyorsunuz ki Amerika’ya düşman olmuşsunuz, Pensilvanya’ya.

Pelsinvanya’ya tur düzenleyen biz değildik, Pensilvanya’dan altı ay önce randevu alıp etek öpen de biz değildik, hiçbir milletvekilimiz Pensilvanya’da etek öpmedi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Geçen gün görüşmediniz mi?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Etek öpen de sizsiniz, on bir yıldan beri kol kola, el ele yürüyen de sizsiniz.

Hırsızlık, hırsızlık var mı? Ben size söyleyeyim: Sabah, ATV ihalesi var, kayıtları var arkadaşlar. Yanlışsa “Yanlış.” deyin, yalansa “Yalan.” deyin, biz de özür dileyelim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yalan!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bunlarla ne alakası var?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın, para kutusu var mı yok mu? 6 tane para kutusu çıktı çıkmadı mı? 700 bin liralık saat var mı yok mu? Ondan sonra, kutu var mı yok mu? Yolsuzluk var mı yok mu? “Yok.” diyemiyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yok.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Her alanda, bakın, her yerden pislik fışkırıyor, her açılan evden pislik çıkıyor, her açılan evden yolsuzluk çıkıyor. “Yok.” deyin, gelin, biz de özür dileyelim.

Bakın, milletin bilmem  nesine koyanlar sizin döneminizin ürünü. Bir günde, bir haftada 680 milyon dolar toplayanlar sizin yandaşlarınız, sizin zengin ettiğiniz insanlar. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi döneminde olmadı. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda, milletvekilleri dâhil, adayları da dâhil, hiçbirinin kirli el sıktığını, kanlı el sıktığını söyleyemezsiniz, söyleyenler de cevabını alır.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) –  Esed’in elini kim sıktı?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Siz bunların hesabını verin.

Bakanlar niye istifa etti örneğin, bakanlar niye istifa etti?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) –  Esad’ın elini kim sıktı?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Niye şu inşaatı yapamıyorsunuz artık, niye?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yapıyoruz, yapıyoruz. Sivas’ta yaptık onu.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakanlarınız sizin niye istifa etti, bunun cevabını verin, niye istifa etti? Eğer temizse, dürüstse bakanlarınız niye istifa etti?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Eğer temizseniz, dürüstseniz siz yapın hadi!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hırsızlığa, yolsuzluğa batmış bir grup var, kusura bakmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Etik değerler için istifa etti, yargı süreci devam ediyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

 

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

 

 

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 10 uncu maddesinde ver alan "bu Kanun kapsamında" ibaresinin "OSB içinde yer alan taşınmazlarla ilgili" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                            Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri, buyurunuz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun Hasan’a, Fatih Sultan Mehmet bir yazı, bir ferman gönderir, der ki: “Kişi, devletine mağrur olur, haddini tecavüz eder, mülkü İslam olan memleketime saldırırsa iktidarını kaybeder. Şevval ayında gelip zulmünü mazlumların üzerinden kaldıracağım.”

Değerli milletvekilleri, gerçekten, bizim burada bir konuyu atlayarak, sürekli bir biçimde değerlendirme yaptığımız görülüyor, o da şu: İktidar partisi, kendi konsepti içerisinde kimi zaman torba, kimi zaman da spesifik olaylara karşı ürettiği yasaları Meclise getiriyor ve sunuyor. Bugün de yine bir torba kanunla karşı karşıyayız, ki bu konuda söylenmedik söz, yapılmadık ikaz, ortaya konulmadık eleştiri kalmamıştır.

Şimdi, bu tasarıda, çevreyle ilgili düzenlemelerden ihaleyle ilgili düzenlemelere, ihaleyle ilgili düzenlemelerden millî parka, organize sanayiyle ilgili düzenlemelerden kara avcılığına kadar içerisinde yok yok olan bir torba yasayla karşı karşıyayız. Genel ilke olarak şunu ifade edebiliriz ki: Eğer, bir parlamento ne kadar çok bu tür torba yasa çıkarıyorsa, o parlamento, o kadar çok yasamayı ciddiye almıyor demektir.

Şimdi, bakın, bu çıkardığımız tasarılar veyahut bizim önümüze, gündeme getirilen tasarıların çıkış menşesileri, nedenleri nelerdir, onlara biraz temas etmek istiyoruz. Şimdi, bu 17 Aralıktaki ayakkabı kutusu meselesi, HSYK düzenlemesini getirdi; Başbakanın İnternet’e düşen ses kaydı, İnternet’e sansür kanununu getirdi; dershanelerle ilgili olgu, Millî Eğitim Kanunu’nu getirdi; tırlara yönelik MİT ve Emniyet arasındaki karşıtlık, bildiğiniz gibi, MİT Yasası’nı gündeme getirdi, milletin ihtiyaçları için değil savunma ihtiyaçları için yasa çıkarıyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi, kimyasını ve sağduyusunu büyük ölçüde bu yönü itibarıyla yitirmiştir.

AHMET YENİ (Samsun) – Yitirmedi Hocam, yitirmedi.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bir öfkenin, bir tepkinin, bir savunmanın ve bir intikam duygusunun yasalarını buraya getiriyorsunuz. Getirdiğiniz bu yasalar, önümüzdeki süreçte göreceksiniz, sizin elinizi ayağınızı bağlayan yasalar olacaktır. Şikâyet ediyorsunuz, diyorsunuz ki: “Özel yetkili mahkemede bir hâkim şu kadar fişlemiş hem de şu kadar insanı dinlemiş hem de Başbakanı dinlemiş, şunu dinlemiş, bunu dinlemiş.” Dün size ben orada söyledim: Bu kadar yetkiyi TİB Başkanına verirseniz, o sizi dinler. Bu kadar yetkiyi götürür de siz, eğer, MİT Müsteşarına verirseniz yarın o sizi dinleyecektir; hem kelsiniz hem fodul, hem kendiniz getiriyorsunuz yetkiyi veriyorsunuz hem de “Yandım Allah!” diye çıkıp bağırıyorsunuz, buna hakkınız yok. Bir defa, bu işleri getiren de, yasaları çıkaran da ve bu sistemi kuran da sizsiniz, sonucuna da katlanması gerekenlerin siz olduğunuzu burada yüksek sesle ifade etmek istiyorum.

Şimdi, gelelim maddeye. Organize sanayi bölgelerinde yapılan yatırımların finansmanında -finansmanı elbette hayati önem taşır- bu konudaki katılım, kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama işlemi yapması doğrudur. Ancak, niye yalnızca katılım, kalkınma ve yatırım bankaları bu finansal kiralamayı yapacaklar da diğer bankalar bu finansal kiralamayı yapmayacaklar?

AHMET YENİ (Samsun) – Leasing şirketleri var, ayrı şey; onlar leasing yapabilir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bunları da dikkate almak lazım.

AHMET YENİ (Samsun) - Hocam yanlış söylüyorsun, bilmeden girdin o işe!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Organize sanayi bölgelerinin de, her şeyden önce, cazip, çekici ve etkileyici hâle getirilmesi her şeyden önemlidir.

AHMET YENİ (Samsun) – Hocam bilmeden girdin o işe! Öyle değil Hocam!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bu bakımdan, çok açık bir biçimde söyleyelim ki organize sanayi bölgeleri, planlı ve dengeli sanayileşme için vardır; çarpık gecekondu ve sanayileşmeyi önlemek için vardır; bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak için vardır; Türkiye markaları yaratmak için vardır; üretim, istihdam ve ihracatı geliştirmek için vardır; kayıt dışı ekonomi için mücadele için vardır. Önündeki bütün imkânları da geniş bir biçimde kullanacak ve ciddi bir biçimde ele alınması gereken bir durum söz konusudur. Aksi takdirde, organize sanayi bölgelerinin sınırlandırılması, organize sanayi bölgelerinin fonksiyonlarının dışına çıkarılması son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

Organize sanayi bölgelerinin sayısız sorunları vardır ama zamanım yok, bunları anlatmaya vaktim yok ama şunu söyleyeyim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Organize sanayi bölgelerinin ciddi bir biçimde desteklenmesi ve aynı şekilde de gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.

Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte  olan  561   sıra  sayılı  yasa  teklifinin   10  uncu maddesindeki "eklenmiştir" ibaresinin "dâhil edilmiştir" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                              Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tekrar hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Evet, bu olup bitenlerin karşısında gerçekten insanın nutku tutuluyor, nefes alamıyor yani diliyorum, umuyorum, söylediğiniz noktadayız. Eğer o noktada değilsek gerçekten vahim bir noktadayız. Biz, onun için birçok şeyin netleşmesinden sonra son sözlerimizi söyleriz.

Sevgili arkadaşlar, bakın, bir seçim sürecindeyiz. Seçim sürecinde, biz Kürt coğrafyasında seçim start’ını verdiğimizde, ilk söylediğimiz şuydu: “Burada düşman partiler yok, bütün partiler birbirleriyle yarışacaklar ama bir kardeşlik hukuku içerisinde bu yarış olacak.” ve buna riayet ettik ama zaman zaman nahoş şeylerin de olduğunu gördük ama biz BDP olarak bunun karşısında hep durduk.

Son günlerde, özellikle dikkat edin, son günlerde Keşan’da başlayan, İstanbul’da ve sonra İzmir’de, Urla’da HDP’nin saldırıya maruz kaldığını... Daha önce, üniversitelerde Kürt öğrencileri aynı saldırıya maruz kaldılar. Sonra, Kürt mahallelerine aynı saldırılar gerçekleşti. Bu saldırıları gerçekleştirenleri tanıyoruz, onları biliyoruz. Onlar bu barış sürecinden önce, gelen asker ve polisin cenazesinde timsah gözyaşları akıtarak süreci sürekli tetikliyorlardı. Şimdi, şükürler olsun, bir yıla yakın bir süredir silahlar susmuş, kan yok, gözyaşı yok, ölüm yok yani biz cezaevlerinin kapısındayız ama biz morgun önünde değiliz, biz mezarlıkta değiliz, hastanenin önünde değiliz ama bundan rahatsız olan kesimler sokakları tetikliyorlar. Urla’da HDP bürosunun açılışında, ne yazık ki, ağır bir saldırıya arkadaşlarımız maruz kaldılar. İstanbul’da, Kadıköy’de aynı şekilde saldırıya maruz kaldılar. Keşan’da saldırıya maruz kaldılar. Utanmadan da şunu söylediler: “Sizin Urla’da işiniz ne?” Peki, Urla kimin babasının çiftliği? Şimdi, Urla’da bu sözü söyleyenler acaba nereden geldiler, Urla’da o topraklara sahip oldular? Bu toprakları devletin baskısından, zulmünden terk edip oralara gidip oraları vatan edinenlere bu hakkı, bu sözü kim söyleyebilir? Bu yetmiyor…

Bakın, Hocalı katliamı bir katliamdır, biz de bu katliamı gerçekleştirenleri kınıyoruz. Ama her yıl bunu bir gerekçe olarak… İstanbul’da belli odaklar vardır, ırkçı, milliyetçi, ulusalcı kesimler, bundan bir yıl önce eski İçişleri Bakanı bunlara öncülük ediyordu, Taksim’in göbeğinden ta Agos gazetesinin önüne kadar yürüyorlardı. Bu sefer, eski İçişleri Bakanı yok orada ama aynı grup Agos gazetesinin önüne kadar gidip diyor ki: “Biz hepimiz Ogün Samast’ız.” Ve Ermeni vatandaşlarımıza ve kardeşlerimize hakaret ediyorlar, Hükûmet bu konuda seyirci ve o failleri alıp bir türlü yargılamıyor. Bir tek eksik şey, İdris Naim Şahin bu sefer yok orada ama aynı sloganlar, aynı söylemler orada devam ediyor.

Bakın, sevgili arkadaşlar, HDP ve BDP bu ülkede barışın teminatıdır. Yani iki farklı ırmak gibiyiz biz. Sayın Öcalan’ın da 21 Martta söylediği gibi, nasıl Sakarya ve Meriç, Fırat’a ve Dicle’ye kardeşse BDP’yle Halkların Demokratik Partisi öyle kardeş partidirler. Biz, Kürt coğrafyasında, HDP de Türkiye coğrafyasında halkların kardeşliğini bütünleştirmek adına siyaset yapıyoruz. İki farklı ırmak gibiyiz ama tek bir ırmakta buluşmak üzere siyaset yapıyoruz.

Bazı şer odakları, yani, bu barış sürecini içine sindiremeyenler, sokağı tetikleyerek, BDP’yi, HDP’yi tehdit ederek eğer sonuç almaya çalışıyorlarsa, vallahi, biz sizleri tanıyoruz, otuz yıldır sizin zulüm politikalarınıza hiçbirimiz boyun eğmedik ve eğmeyiz de. Hele hele, Kürtleri tehdit ederek, Kürtleri korkutarak sonuç almaya çalışanlar dönüp Kürtlerin tarihlerine baksınlar. Kürtlerin nasıl -bir zoru, zulmü- yoktan var olduklarını iyi görürler. Herkesi akıllı olmaya davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 11 inci maddesindeki “ve” ibaresinin “ile” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                   Halil Aksoy                                       İdris Baluken

                        Ağrı                                                 Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı yasa teklifinin 11. maddesinin sonundaki “esas usuller” ifadesinin önüne “tüm” kelimesinin eklenmesini arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Namık Havutça                                    İlhan Demiröz

                      İstanbul                                             Balıkesir                                               Bursa

               Uğur Bayraktutan                                    Ali Sarıbaş

                       Artvin                                             Çanakkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 11 inci maddesinde yer alan “Bakanlıkça” ibaresinden sonra gelmek üzere “çıkarılacak yönetmelikle” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                  Lütfi Türkkan                                      Şefik Çirkin                                       Erkan Akçay

                      Kocaeli                                                Hatay                                                Manisa

              S. Nevzat Korkmaz

                       Isparta

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de kamu ihaleleri üzerine görüşlerimi ifade etmek istiyorum. 57’nci Hükûmet zamanında çıkarılan bir Kamu İhale Kanunu var. Bir sistem kurulmuş kamu ihalelerinin üzerindeki siyaset baskısını kaldırmak ve objektif değerlendirmelerle ihaleyi hak edene vermek üzerine ancak AKP Hükûmeti tarafından bu sistem perperişan edilmiş. Şu ana kadar, belki 30 kez değiştirilmiş, her bir madde belki kendi içerisinde birçok kez değişikliğe uğramış. Yine, efendim, yandaşları memnun etmeye, onların semirmesine yol açmaya yönelik bir düzenlemeyle şu anda Genel Kurula geliyorsunuz. Zaten, AKP gelecekte herhâlde en çok bu hususla eleştirilecek, en çok bu hususla mahkûm edilecek.

TÜRGEV’e yapılan bağışlar var, daha önce de buradan söyledim, Başbakanın oğlu Bilal Erdoğan’ın da yönetimde olduğu TÜRGEV Vakfına yapılan astronomik bağışlar var.

Değerli arkadaşlar, bakın, ben burada şirket isimlerini vermeyeyim ama 200 trilyon, bir şirketin vermiş olduğu bağış miktarı 200 trilyon. Efendim, 6 trilyon, 5,5 trilyon vesaire. Şirketleri sıkıntıya sokmamak adına burada bahsetmiyorum, isimlerini vermiyorum.

Biz bu kürsüden söylemekten yorulduk, siz bu düzenlemeleri getirmekten yorulmadınız, çünkü, arkadaşlar, işin içerisinde büyük paralar var, komisyonlar var, rant var, çünkü işin içerisinde söz verdiğiniz yandaşlarınızı zengin etme konusu var.

Merak ediyorum, yetmedi mi arkadaşlar, bu yandaşlarınızı zengin ettiğiniz, yedirdiğiniz, içirdiğiniz yetmedi mi? Şike, yalnızca sporda, yeşil sahalarda, kapalı spor salonlarında olmuyor, sizler milyonlarca taraftarı olan spor kulüplerini bile hukuki olmayan birtakım delillerle mahkûm ediyorsunuz, ancak aslanı kediye boğdurmakta üzerinize yok, haklıyı haksıza mağlup ettirmekte üzerinize yok.

Asıl şikeci sizsiniz. Evet, AKP’ye söylüyorum, asıl şikeci sizsiniz. Kamu ihale sisteminde hak edene değil, hak etmeyene veriyorsunuz ihaleleri, işte şike budur. Bunun, yarın çoluğunuza çocuğunuza mutlaka haklı bir izahı olmalı, yoksa bu ayıpla, ne yarın rûzi mahşerde Yaradan’ın huzuruna çıkarsınız ne de bugün çoluk çocuğunuzla yüzleşebilirsiniz.

AKP, her konuda olduğu gibi bunu da alelacele, yangından mal kaçırırcasına bir torba kanun şeklinde getiriyor, ne hak ne İç Tüzük ne kanun umurunda değil, yeter ki işi olsun, yeter ki söz verdiği birilerini memnun etsin. Dolayısıyla, “adalet” kelimesi, partinizin başındaki “adalet” kelimesi, AK PARTİ’nin “A”sını tamamlamak üzere oraya kondurulmuş bir kelime. İçi boş, inandığınız bir kavram değil, eğer öyle olsaydı, bugüne kadar bu eleştirilerimize karşı kapı duvar şeklinde sessiz kalmazdınız. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı neye benziyor biliyor musunuz arkadaşlar? Artık bu son çıkan tape’ler, dinlemeler ve neredeyse bütün kahvelerde insanların ağızlarına kadar düşmüş bu rezaletlerden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi derede çırpınan ama bir türlü oksijen alamayan balıklara benziyor. Yani, kıymetli arkadaşlar -AKP milletvekillerine söylüyorum- sizi besleyen artık istismar alanları da kalmayınca oksijen alma şansınız kalmadı. Yani son belli, Adalet ve Kalkınma Partisi için son belli ve bundan kaçamayacaksınız. Dolayısıyla, artık bu yeme içme işlerini bir tarafa bırakması lazım. Yani devleti yönetiyorsunuz, devletin kaynaklarını kullanıyorsunuz. Namuslu ve dürüst olmak sadece kendisinin yememesi içmemesi anlamında değil, çevresine de yedirmemesi gerekiyor, siz çünkü bu emanetin üzerinde oturuyorsunuz.

Artık herkes birbirine sormaya başladı, o kadar karamsar bir hava var ki “Ne olacak bu memleketin hâli?” diyor. Ne olacağı belli. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi adalete, hakkaniyete, hukuka böyle sırtını dönmeye devam eder ise Allah muhafaza, bu ülkenin, bu milletin sonu karanlık gözüküyor. Birazcık el insaf diyoruz AKP milletvekili arkadaşlarımıza, birazcık Allah korkusunu hatırlamanızı istiyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı yasa teklifinin 11. maddesinin sonundaki “esas usuller” ifadesinin önüne “tüm” kelimesinin eklenmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.

Sayın Ören, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar sırasındaki milletvekillerinin yerinde olmak istemezdim. Gerçekten zor günler yaşıyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen buna karar verme ya Sayın Ören!

HASAN ÖREN (Devamla) – Çıkan hatiplerin hepsi o kadar sıkıntılı ki kimisi 2005 kurultayından, Cumhuriyet Halk Partisinin kurultayından medet umuyor, kimisi ise daha gerilere gidip yirmi yıl önceki İSKİ’den bahsediyor. Ne kadar sıkıntılı durumdasınız, çok sıkıntıdasınız.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Hasan Bey, biz rahatız, siz kendinize bakın.

HASAN ÖREN (Devamla) – Ama bu kürsüye gelip bugün yaşananları anlatmak durumundasınız. Bunları anlatmadığınız süre içerisinde sadece kendinizi kandırırsınız. Eriyorsunuz; en son kamuoyu yoklamalarında 35’e düşmüşsünüz. Bu erime devam edecek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Milletvekilliğinden istifaya var mısınız?

HASAN ÖREN (Devamla) – Bu erimeyle ilgili bunu durdurmanız mümkün değil. İstediğiniz kadar bağırın…

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) – Gel istifaya.

HASAN ÖREN (Devamla) – …istediğiniz kadar ayağa kalkın, zıplayın…

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – CHP kaç görünüyor o ankette?

HASAN ÖREN (Devamla) – …ama siz, bu hırsızlıkları, bu yolsuzlukları, bu soygunu anlatamazsınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu Manisa’nın CHP İl Başkanlığı…

HASAN ÖREN (Devamla) – Anlatmak istiyor iseniz bu kürsüye geleceksiniz. En son çıkanları duydunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne alakası var?

HASAN ÖREN (Devamla) – Konuyla ilgili ihtisas sahibi olanlar şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Cenabı Allah’ın verdiği bu sesi taklit etmek mümkün değildir.”

RECEP ÖZEL (Manisa) – Şimdi sizinkini ekleyelim de gör orada.

HASAN ÖREN (Devamla) – “Montajın montajı ise, siz nasıl montaj yaparsanız yapın, hangi gün konuşulanları toplayıp montajlar iseniz  o belli olur.”  diyor. Yani, ne yaparsanız yapın, Başbakanın Bilal Erdoğan’la konuşması doğrudur. Siz bunu, ne söylerseniz söyleyin, ne kadar inkar ederseniz edin…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yani uzman görüşü müdür bu?

HASAN ÖREN (Devamla) – …toplumun içinde Adalet ve Kalkınma Partisinin böylesine bir soyguna…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya sen uzman mısın Hasan Bey? Montaj uzmanı mısın?

HASAN ÖREN (Devamla) – …böylesine bir hırsızlığa ev sahipliği yapmasını kabul etmiyoruz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ayşenur Arslan… Çok ayıp!

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Hayallerle yaşayın durun, hayallerle!

HASAN ÖREN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabii ki laf atacaksınız.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ayşenur Arslan’ın tutumu bile…Çok ayıp, hiç yakışmıyor!

HASAN ÖREN (Devamla) – Böylesine uzun bir dönem içerisinde, 17 Aralıktan bu yana bu kadar tapeler çıkacak, bu kadar konuşmalar yapılacak ve hırsızlıkla ilgili,  soygunla ilgili, bırakın Cumhuriyet Halk Partisini…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Biz kasetle gelmedik, kasetle gitmeyeceğiz!

HASAN ÖREN (Devamla) – …kendi seçtiğiniz bakan bile yani Başbakanın atadığı Bakan…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hiç yakışmıyor bu üslup sana!

HASAN ÖREN (Devamla) – …Erdoğan Bayraktar diyecek ki: “Ey Başbakan, ben bu imarla ilgili izinleri senden aldım, sen söyledin, ben yaptım. Eğer ben istifa ediyor isem Sayın Başbakan, sen niye istifa etmiyor musun?” Bu kadar korumak zorunda mısınız? Nasıl bir içgüdüdür bu, nasıl bir heyecandır bu? Tamamen bir insana adapte olmuşsunuz, bununla ilgili belki içinizde, yarınız da bunların olduğunu biliyor. Bilmenize rağmen söyleyemiyorsunuz, bildiğiniz hâlde söyleyemiyorsunuz.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Hayal aleminde yaşıyorsun Hasan Bey!

HASAN ÖREN (Devamla) – Yoksulluktan yağmalamaya geçtiniz. Şimdi, yağmalamanın sonunda ne geldi? E bunları yaptınız, bunların hesapları sorulacak. Sorulmaması mümkün mü? O zaman yargıyı düzenlemeniz lazım. Şimdi, yargı düzenlemesine geçtiniz.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Birgül Hanım’a sor!

HASAN ÖREN (Devamla) – Peki, hani, böyle iddialar karşısında, -yani Başbakanın, oğluyla yaptığı konuşmaların iddia olduğunu düşünelim- bu iddiaların karşısında erki elinde tutan insanların soruşturmanın selameti için kenarda olması gerekli değil mi?

MEHMET ERSOY (Sinop) – Olur canım, olur!

HASAN ÖREN (Devamla) – Metiner, Ergenekon’da öyle demediniz mi?

MEHMET ERSOY (Sinop) – Birgül Hanıma’a sor, Birgül Hanım’a, ne diyor?

HASAN ÖREN (Devamla) – Genelkurmay Başkanını içeriye atar iken tapeler geçerliydi, konuşmalar geçerliydi, ıslak imzalar geçerliydi, şimdi, çıkınca geçerli değil.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kendinle çelişme!

HASAN ÖREN (Devamla) – Yani, sokakta oynayan çocuklar gibisiniz. Hani, meşe oynarken kaybeden ağlar ya, o duruma düşüyorsunuz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kendinle çelişiyorsun, kendinle!

HASAN ÖREN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bitmiştir.

İçinizdeki arkadaşlarımız artık kafalarını kaldırsın. Bu usulsüzlük, bu soygun Türkiye’de yaşayan yurttaşlarımızın kabul edeceği bir şey değildir.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Birgül Ayman Güler’e sorun.

HASAN ÖREN (Devamla) – Bunu kabul etmek mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleriyle bunu örtemezsiniz. Onları eleştirerek, geriye dönerek bu hırsızlığı, usulsüzlüğü yok edemezsiniz. Bununla ilgili son sözüm…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Millet söyleyecek, millet!

HASAN ÖREN (Devamla) – …hırsızlık ve usulsüzlük yapanların ar damarı çatlamış ama toplardamarlarınız toplamaya devam ediyor.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – CHP’ye bak, CHP’ye!

HASAN ÖREN (Devamla) – Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ören.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Çıray,  Sayın Ören, Sayın Serter,  Sayın Akar, Sayın Seçer, Sayın Demirçalı, Sayın Acar,  Sayın Öz, Sayın Erdemir, Sayın Özkan, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Türmen, Sayın Ekşi, Sayın Havutça, Sayın Ekinci, Sayın Yıldız, Sayın Öner.

Sayın milletvekilleri, üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

3.-  Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisinin önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 11 inci maddesindeki “ve” ibaresinin “ile” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın  Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın  Başkan.

Evet, arkadaşlar, yirmi dakika sonra canlı yayın bitiyor ve ondan sonra İnternet yasaklarını konuşacağız tabii.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz gidersiniz, biz kalırız.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama, ben İnternet yasakları konusunda burada canlı yayın kesilmeden bir iki söz söylemek istiyorum.

Bu torba kanunla ilgili gerekçelerimizi koymuştuk. Şimdi, tabii, Cumhurbaşkanı cumhuriyet tarihinde, Meclis tarihinde bir ilki gerçekleştirdi; Köşk’te onayladı yasayı, sonra aradı Meclisi dedi ki: “Şu kanunun şu şu maddelerini değiştirin.” İki saat içinde kanun teklifi verildi.

Bir gecelik gelin diye bir çiçek duydunuz mu? Bir gecelik gelin isminde bir çiçek; sarı ayçiçeğinin yapraklarını beyaz düşünün, kocamandır, gece on ikide açar, sabah saat beşte o açan bembeyaz yapraklar -ortada sarı şeyleri var- sabah kapanır. Bu çiçek, bazen iki sene de, üç sene de, beş sene de açar.

Ben, Sakarya Karasu’daydım, oradan bir öğretmen hemen çağırdı beni: Lütfen, gelin balkona… Diğer komşular da geldi. Ben de misafirlikteydim ve o çiçeği gördük, onun açılışını gördük; tıpkı şu an ekranlarda tane tane yavaşlatılmış gibi açılan yapraklarını. Sonra çayımızı içtik, hep beraber kapanışını gördük. Saat on ikiydi, dört buçuk gibi kapandı, o çiçeğin ömrü dört buçuk saatti. Bu İnternet Kanunu’nun ömrü bu çiçek kadar bile olamadı arkadaşlar. 20.30’da Sayın Cumhurbaşkanı yurt dışından döndü, onayladı, iki saat sonra kanun teklifi geldi Komisyona; biz gece gündüz çalışıyoruz ya… Halkımıza bu arada bunu da buradan ifade edeyim: Çok çalışkan bir Meclis, fabrika gibi vardiya usulü de değil, çalışıyoruz. İki saat sonra kanun teklifi geldi. Ne değiştiriyorsunuz arkadaşlar? Trafik kayıtlarını denetim altına alıyoruz, E yine TİB Başkanına bağlı olacak. Arkadaşlar, TİB Başkanı yargı makamı değil. Anayasa’nın 22’nci maddesi haberleşme özgürlüğüyle ilgili olarak çok açık bir tanım koyar: “Hâkim kararı olmadıkça yasaklanamaz.” Şimdi, bunu dolanmak için, Anayasa Mahkemesinin önüne gelen bu olayı kesmek için getirilen kanun teklifiyle, efendim, ne olacak? İşte, yasaklama kararı verdikten sonra yirmi dört saat içinde sulh ceza yargıcına gidecek. Olmadı arkadaşlar! Özgürlükleri yasaklamaya başladığınız anda özgürlüklerin dışında arayışlar başlar arkadaşlar; kripto para etmez, her türlü yasak para etmez. İnternet yasakları… Uydu üzerinden yurt dışından, başka servislerden, başka makamlardan aranmaya başlanır. Bunun size ispatını herkes gösterebilir arkadaşlar. Bilişimle, teknikle, yasalarla, yasaklarla oynamanın anlamı yok arkadaşlar. O devirler bitti, eskidendi onlar. Şimdi yasaklar zamanı değil. Özgür olun, şeffaf olun yani şöyle o kadar rahat olun ki vicdanınıza inen yumruklar olmasın, böyle hissetmeyin kendinizi, özgür hissedin. Kendinizi güvensizlikle dolu bir sessizlik, korku içinde hissetmeyin; açık olun, net olun, rahat olun.

Yine, tapınaklarda ikili oynayan güçler çok huzur bozucudur arkadaşlar; paralel olsun dikey olsun fark etmez. Ama şunu çok iyi bilelim… Yunus Emre’nin  “Yazık, bütün ömrün eyvaha vardı/Büyüklenmek, seni yoldan ayırdı.” diye çok güzel bir sözü var, onu söylemek istiyorum. Yasaklarla kimse büyüklenmeye kalkmasın arkadaşlar.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde 11’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 11 kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 12 nci maddesinde yer alan “Bakanlıkça” ibaresinden sonra gelmek üzere “çıkarılacak yönetmelikle” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                    Erkan Akçay                                      Mehmet Günal

                       Konya                                               Manisa                                              Antalya

                Seyfettin Yılmaz                                   Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                       Adana                                               Kocaeli                                                Hatay

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 12. maddesinin sonundaki “Bakanlıkça belirlenir” ifadesinin “Bakanlıkça öncelikle belirlenir” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                          Kadir Gökmen Öğüt                               Süleyman Çelebi

                      İstanbul                                             İstanbul                                              İstanbul

                  İlhan Demiröz                                       Ali Sarıbaş

                        Bursa                                             Çanakkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 12 nci maddesindeki “avlaklar” ibaresinin “av sahası” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                   Halil Aksoy                                       İdris Baluken

                        Ağrı                                                 Bingöl

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurunuz efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, bugün biraz duygusalım, bağışlayın.

Ukrayna’da bir grup polis diz çökerek aynen “Halkımızdan özür diliyoruz baskı uyguladık diye.” İnanıyorum, bu ülkede bir gün polis halkın önünde diz çökerek “Biz kardeşlerimize haksızlık yaptık, çok gaz sıktık, çok cop vurduk, çok haksızlık yaptık.” diye özür dileyecek, göreceğiz ve çok yakında, buna inanın.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Gezi eylemleri hariç.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Gezi’de, Nevroz’da, her yerde, hayatın olduğu her yerde, itirazın olduğu her yerde. Yeter ki meşruiyet içinde, meşru hak arayışlarında dimdik ayakta durulabilsin.

Ben şuna şaşıyorum: Hatırlar mısınız Kızıltepe’de 13 yaşında bir çocuğa yaşından fazla kurşun sıkılmıştı. Delik deşik edilmiş bedeniyle yere serildikten sonra onun dosyasını Eskişehir’e sürgün etmişlerdi ve onu öldüren polislerin hepsi ceza almadan dosyayı kapatmışlardı hatırlıyor musunuz? Çok yazdı, çok çizildi “Kızıltepe’de Kaymaz Olayı” diye.

Avrupa İnsan Hakları mahkemesi ne dedi? “Siz yaşam hakkını ihlal ediyorsunuz, sizi mahkûm ediyorum.” Kimi mahkûm etti? Bu konversiyonlarda bağlı olan sözleşmeli hükûmetleri mahkûm eder. Hükûmeti mahkûm etti, aslında Türkiye’yi, 77 milyon insanı değil, sözleşmeli Hükûmeti, konversiyonun tarafı olan Hükûmeti. Ey Hükûmet, seni devlet şahsında mahkûm ediyorum diyor. 21’inci yüzyılda yaşam hakkından, insan hakları hukukundan mahkûm olmak ne rezil bir şeydir biliyor musunuz? İnsan öldürmekten mahkûm olmak. Mahkûm olmanın çok çeşitleri var.

Biz adaleti herkes için düşündüğümüz zaman, inanın bu ülkede çok ama çok yol alacağız. Adaletin herkes için eşit olduğu, hukukun herkes için olduğu, insan haklarının herkes için olduğu bir Türkiye hayal değil arkadaşlar. 12 Eylül darbe Anayasası’nı değiştirmek hayal değil bu ülkede. Bu ülkede eğer siyaset bitmişse, tıkanmışsa, çözüm olamıyorsa, kendini yaratamıyorsa, üretemiyorsa, çözemiyorsa -İnternet yasaklarını bırakın bir kenara- her gün her gün, servis servis, perde perde, bölüm bölüm yayınlar başlıyorsa bir şey var, siyaset kurumunda bir şey yanlış gidiyor demektir. Halk bizi, hepimizi sorguya çeker arkadaşlar. Hükûmet yanlış yapıyorsa muhalefete bakar “Siz doğru yapıyor musunuz?” diye. Bir yanlış karşısında üç muhalefet partisi de bir araya gelemiyorsa veya bir doğru etrafında bu Mecliste iki parti bir araya gelemiyorsa, bir sorunun çözümünde konuşulamıyorsa, bir darbe anayasasını aradan otuz beş yıl geçmesine rağmen değiştiremiyorsak, bir seçim sistemini demokratik bir şekilde değiştiremiyorsak biz bu insanlara ne vermişiz, ne verdik? Yalan söyledik meydanlarda, “Bu darbe anayasasını değiştireceğiz.” dedik, daha da gericileştirdik, daha da zorbalaştırdık, daha da yasakçılaştırdık. Onun içine Avrupa Birliğinden serpilen birkaç tane özgürlük maddesini de kopara kopara torbalarla torbalaştırdık arkadaşlar, torba torba, yama yama oldu o Anayasa. Kenan Evren’in anayasası yaşıyor, Kenan Evren’in ruhu yaşıyor, generallerin ruhu yaşıyor bu Mecliste, yasaklar yaşıyor. Özgürlüklere getirilen, İnternet kısıtlamaları, basına yarın MİT Yasası’yla gelecek kısıtlamalar, bütün insanlara yasak, kısıtlama ve zorbalık ve baskı ve cezaevinde olan insanlar…

Özgürlük niye sizi korkutur arkadaşlar? Çok güzel bir şeydir özgürlük, mavi gökler gibi ıssız, uçsuz bucaksız. Yıldızlara tutunabileceğiniz kadar özgürce düşünmeye başladığınız zaman, inanın, Türkiye’de çok şey değişecek. Buna inanıyorum ben. Biz değişmesek Türkiye’de 76 milyon hepimizi değiştirecek, bu Meclisi değiştirecek; bir başka döneme başka insanlar, başka partiler bu Mecliste olacak. Yasaktan yana olanlar kaybedecek, özgürlüklerden yana olanlar kazanacak.

Saygılarımla…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeye okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 12. maddesinin sonundaki “Bakanlıkça belirlenir” ifadesinin “Bakanlıkça öncelikle belirlenir” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Öğüt, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı torba kanunun 12’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Yine, aceleye getirilmiş, eminim ne olduğunu sizin bile bilmediğiniz bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Yine, seçim öncesi, işinize gelen yasaları alelacele geçirme telaşı içindesiniz ve yine her zaman ki gibi muhalefeti görmezden gelmek suretiyle yapmaktasınız.

Bu torba yasayla, üçüncü köprü yoluyla yok edilen yeşil alanlar, göletler, avlaklar, ormanlar, yaşam alanlarının altyapıları tamamen yok edilmektedir. Ama Gezi’de başlayan direniş bugün ODTܒde de devam etmektedir. Bu yeşil alanların yok edilmesine bu toplum engel olacaktır.

Değerli milletvekilleri, hadi, yandaş medya “Alo Fatih”ten korkuyor, onu herkes öğrendi, ya milletin temsilcilerinin bulunduğu Meclis TV’nin dahi yayınlarının kesilmesine ne diyorsunuz, nasıl içinize sindiriyorsunuz? Bakınız, Sayın Başbakan 2009 seçimleri öncesinde “Türkiye’de hukuk var, demokrasi var, yerleşmiş bir sistem, oturmuş kurumlar var, kurallar var. Bu ülkede fikri hür, vicdanı hür savcılar var, hâkimler var.” diyordu. Yine aynı tarihlerde Ulaştırma Bakanı olan Sayın Binali Yıldırım telefon dinleme eleştirilerine karşılık “Yanlış işiniz, yasal olmayan işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın, istediğiniz kadar konuşun.” diye fetvalar veriyordu. O sahte delil ve dinlemelerle bu ülkenin yurtseverleri beş yıldır içeride yatmakta, zulümhanelerde gün saymaktadırlar. Tam beş sene sonra, o günün fikri, vicdanı hür savcıları bugünün paralelleri mi oldu? Sizi kim kandırmış? Devleti on bir yıl boyunca kandırılarak mı idare etmişsiniz?

2011 yılına geri dönelim. Sayın Başbakan seçimler öncesi, 4 Mayıs 2011’de yaptığı bir konuşmada Sayın Deniz Baykal için, “Bak, Hacı Bektaş Veli ‘Eline, beline, diline hâkim ol.’ diyor. Bu konu, bu kaset özel değil genel.” diye konuşuyordu. O günlerde size defalarca söyledik, “Bu kasetleri üretenleri bulun.” dedik. Bulmak istemediniz, tepe tepe de kullandınız. Bugün, “Bu komplonun Türkiye'nin hayrına değil, şerrine olduğunu lütfen görün. Bu komplonun benzerleri Baykal’a, Demirel’e, Erbakan’a da yapıldı. En sert cevabı vermezsek bu komploların benzerleri yapılmaya devam edilecektir.” diyebiliyor. Ne demişler: “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” Bu millet artık uyanmıştır. Bu millet Ergenekon, Balyoz gibi toplum vicdanını rahatsız eden davalarda artık ne oyunlar döndüğünü sizin sayenizde çok net anlamıştır. Sizlerin acımadan bu ülkenin aydınlık yüzleri olan gençlerimizi susturmaya, sizden olmayanların geleceğini karartmaya çalıştığınızı, afiş astığı, panolara şiir yazdığı, yemekhaneden parası olmadığı için parasız yemek yediği için, üniversite içerisinde parasız çay dağıttığı için soruşturmalar başlatıp davalar açarken de bu rektörler, hâkimler, savcılar, polisler yine paraleldi, değil mi?

Hiç duymamış olmayı tercih edeceğimiz konuşmalar günlerdir İnternet’te dolaşıyor. Biz dinlediğimizde utanıyoruz, siz inkâr etmemekle birlikte, “montaj” deyip geçiştiriyorsunuz. Hoş, Başbakan “Mecliste tuzluk var.” dediğinde de hiç üstünüze alınmamıştınız. Sansür uygulamak için çok çaba sarf ettiğiniz İnternet fenomeni Baattin, sizleri bu konuda tiye almıştı. Birçoğunuz belki görmüşsünüzdür, ben burada dile getiremiyorum maalesef.

Sizler bu ülkenin yöneticileri olarak milletin değil, kendinizin ve yandaşlarınızın cebini doldurmayı seçtiniz. Üstelik, bunu alnınızın akıyla, emeğinizle değil; rüşvetle, emekçinin ve emeklinin cebinden çalarak, kursağından alarak yaptınız, umutlandırarak, bir parmak bal çalarak yaptınız. Bugün, tüm emekliler gibi, emekli astsubaylar da kan ağlamaktadır. Daha yeni, özlük haklarıyla ilgili sorunları çözülmediği için, duymazdan gelindiği için mart ayında ölüm orucunu başlatacaklarını açıkladılar. Kaçınızın haberi var acaba? Kaçınız “Ne sorunlar var?” deyip araştırıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet artık halk nezdinde meşruiyetini yitirmiştir. Bir an evvel istifa etmelidir ve sandığa gitmelidir.

Sayın milletvekilleri, “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâl┠diye bir şiir vardı. Şiir hâlâ güncelliğini ne yazık ki korumaktadır. Ona buna “vatan haini” dediğiniz için bu şiiri bir daha hatırlatmak istiyorum: “Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim/Vatan çiftliklerinizse/kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan/vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan/vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın/fabrikalarında al kanımızı içmekse vatan/vatan tırnaklarıysa ağalarınızın/vatan, mızraklı ilmühalse/vatan, polis copuysa/ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan/vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa ben vatan hainiyim/Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla/Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 12 inci maddesinde yer alan “Bakanlıkça” ibaresinden sonra gelmek üzere “çıkarılacak yönetmelikle” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddede kara avcılığıyla alakalı düzenlemeler yapılıyor. Tabii, kara avcılığında köy tüzel kişiliğine buradan katkı sağlanması düşünülmüş ama daha önce de meralar düzenlenmişti köy tüzel kişiliğine katkı sağlasın, köydeki hayvancılıkla uğraşan insanlara katkı sağlasın diye ama daha sonra tuttunuz meraları kiralanabilir alanlar hâline getirdiniz. Köylülerin faydalanabileceği alanları kiralanabilir, oradan menfaat elde edilebilir hâle getirdiniz. Dolayısıyla da köylünün buradan çok fazla faydalanamayacağı ortaya çıktı.

 Yine, bu dinlemelerle ilgili her gün yeni şeyler çıkıyor. Buradan geçmiş dönemlerde “Yahu arkadaş, herkes dinleniyor, gelin bununla ilgili bir çözüm bulalım, çözüm üretelim.” dediğinizde “Devletin güvenliği için, efendim, şunun güvenliği için veya şu yasa gereğince dinleniyor.” diye hep savunma yaptınız. Şimdi, sıra size gelince, sizin dinlenmelerinizle alakalı konular gündeme gelince, burada eleştiri getiriyorsunuz veya yerinizden sataşmalarda bulunuyorsunuz.

Arkadaşlar, bakın, geçmiş dönemde birçok kurum dinlendi, birçok insan dinlendi hatta Türkiye’de yaşayan 70 milyon insanın hepsi telefonunda konuşurken kendisinin dinlendiğinden şüphelenerek “Yahu, bunu telefonda konuşmayalım.” diyordu ama siz bunu görmediniz, duymadınız. Dolayısıyla, demek ki Başbakan da dinlenebiliyormuş, bakanlar da dinlenebiliyormuş. Bugün ortaya çıkınca bundan şimdi muzdarip olduğunuzu söylüyorsunuz. O zaman bundan muzdaripseniz, başkalarına yapılanları reva görmeyecektiniz, başkalarına yapılanları da haksızlık kabul edecektiniz, o zaman üstüne gidecektiniz bu meselenin. O zaman üstüne gitmediniz, oh, hatta güldünüz, hoşunuza gitti “MHP barajın altında kalsın da tek başımıza Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğu elde edelim.” diye çıktınız, bir de seçim meydanlarında bununla ilgili konuşma yaptınız ama gün geldi, sizin başınıza geldi bu iş. Yani ben  bundan hoşnut değilim, dinleyenler de kimse cezasını da bulmalı ama bununla alakalı dün tedbir almadınız, dün hoşunuza gitti, bugün sizin başınıza geldi, onu anlatmaya çalışıyorum.

Arkadaşlar, onun için, yapacağımız her şeyi hakkaniyetli, Allah rızası için, herkese yarayacak, herkesin hakkını koruyacak şekilde yapmamız lazım. Sadece kendinize özgü şeyleri koruyacak, kendi menfaatinizi koruyacak, kendi siyasi geleceğinizi garanti altına alacak şekilde bir yasa tasarısı hazırlarsanız gün gelir sizin başınıza patlar ve kabak patladığı zaman da ondan sonra bağırmanın bir anlamı kalmaz artık. Dolayısıyla, bu yasa tekliflerini hazırlarken, kanunları hazırlarken vicdan çerçevesinde, Allah korkusu gözeterek, bütün insanlarımızın hak ve hukukunu gözeterek hazırlamamız lazım. Yoksa hepimiz bundan mağduriyet yaşarız, hepimiz bundan sıkıntı duyarız.

Bu maddede yine işte kara avcılığında, köy tüzel kişilerine kara avlaklarının fayda getireceğiyle alakalı düzenleme yapıyorsunuz. Avcılık Türkiye’de bitmek üzere. Avcılığı aslında Türkiye’de yaban hayatını koruyarak, yabani hayvanların hakkını da koruyarak turizm kazancı hâline de getirebiliriz ama ne yazık ki bununla alakalı şu ana kadar on iki yıllık iktidarınızda hiçbir şey yapmadınız. Hatta “Av hayattı bitti.” denilecek kadar da Türkiye’de yaban hayatı azaldı ne eskisi gibi insanlar doğru düzgün gidip av yapabiliyorlar, belki bundan geçimini çıkartan insanlar vardı, onu bile sağlayamıyorlar. İşte, Antalya’nın dağlık, kırsal alanlarında dağ keçisi, yaban geyiği… Mesela, bununla ilgili çok güzel turizme dönüştürüp ülkemiz gelir de elde edebilir ama tabii ki dediğim gibi, yaban hayatını da koruyarak.

Yine bu yasada işte, demin az önce de bahsettim, mera arazileri. Her çıktığımda söylüyorum, bu 2/B arazilerinin satışında yakında hazine arazilerinin satışı başlayacak. Bununla alakalı bir an önce tedbir alın. Bakın, daha önce söyledik “Dinlemelere tedbir alın.” diye, dinlemediniz. Yine buradan haykırarak söylüyorum, tutanaklara geçsin diye söylüyorum: Bununla alakalı bir an önce tedbir alın. Bu arazileri çiftçiler satın alsın. Eğer bu arazileri çiftçiler alamazsa -Allah göstermeye- kan dökülür, bunun sorumlusu da siz olursunuz. Onun için, bununla alakalı bir an önce tedbir alalım; köylüyü, çiftçiyi, orada yaşayan insanları, bu tarlaları ekip diken insanları koruyalım, onlar bu tarlaları satın alsınlar. Yoksa bu     -Allah göstermeye- çok kötü sonuçlar doğurur, bunun vebali de sizin boynunuzda asılı kalır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Varlı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde 12’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 13 üzerinde 3 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 13 üncü maddesi içerisindeki “münhasıran” ibaresinin “özellikle” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                       Nazmi Gür

                       Bingöl                                                 Van

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerine de istemleri hâlinde söz vereceğim.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 13. Maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

              Mehmet Ali Susam                                   Tufan Köse                               Mustafa Sezgin Tanrıkulu

                        İzmir                                                Çorum                                               İstanbul

                   Celal Dinçer                                       Müslim Sarı                                      İlhan Demiröz

                      İstanbul                                             İstanbul                                               Bursa

              Rahmi Aşkın Türeli

                        İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 13 üncü maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                 Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin                                  Erkan Akçay

                      Kocaeli                                                Hatay                                                Manisa

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Evet, Sayın Günal, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin gerekçesinde 5015 sayılı Petrol Kanunu’yla uyumlu hâle getirilmek istendiği söyleniyor, amaç bu deniliyor ve petrokimya üretiminde kullanılmak üzere ilgili üretici firmalara, işleme lisansı olanlara aynı zamanda LPG ithal izni veriliyor. Bu özel bir düzenleme olduğu için bu düzenlemenin yapılmasına karşıyız. Çünkü şu anda yaklaşık olarak 70 civarında firma bunun ithalatını yapıyor. Dolayısıyla, burada yeni bir ithalatçı grubu yaratılıyor bir taraftan. Diğer taraftan da, tabii, hukuka aykırılık var. Hem hukukun genelliği ilkesine aykırı hem rekabet hukukuna aykırı. “Neden?” diyeceksiniz. Sadece petrokimya sektörüne özel bir düzenleme yapılıyor.

Ben soruyorum şimdi, Sayın Bakanlar burada, petrokimyanın dışında Sayın Bakanımı ilgilendiren millî savunma sanayisinde kullanılmıyor mu bunlar? Yani demir çelikle ilgili yerde kullanılmıyor mu? Sizin Bakanlığınızı ilgilendiren yerler var, örnek. Siz buradasınız diye söylüyorum. Peki, onlara niye ithal izni vermiyoruz da sadece münhasıran petrokimya sektöründe kullanılmak üzere?

Bir de, burada, geçmişten bugüne, yakıt kaçakçılığıyla ilgili, kayıt dışı olanlarla ilgili Sayın Başbakanın açıklamaları var, petrolle ilgili de var. Yarın, yeniden, bu dâhilde işleme rejimine benzer şekilde, burada da alıp iç piyasaya satmayacaklarını nasıl kontrol edecekler? Bu da ayrı bir konu.

Ayrıca, en önemlisi, burada maliyenin gelir kaybı ne olacak? Komisyonda konuştuk. Her vazgeçtiğiniz bir gelir dönüp vatandaşın sırtına biniyor. Yine, Eylül ayının 20’leri gelince Orta Vadeli Program’da, yine, Maliye Bakanımız arzı endam edecek ve diyecek ki: “Kusura bakmayın, gelir hedeflerimiz tutmadı. Bunları vatandaşa ÖTV olarak, KDV olarak bindireceğiz.” Şimdi, bunların hesabını sorduk. Doğru dürüst bir etki analiziyle, teklif olarak geldiği için, maalesef, yapılmamış. Yani buradan bir vergi kaybımız var. Bunu da yarın vatandaşa yükleyeceğiz. Bunların da hesabının kitabının yapılması gerekiyor. Maalesef, sormamıza rağmen, arkadaşlarımız, kanun teklifi olarak geldiğinden dolayı, böyle bir düzenleme getirmediler. Gerçekten de her eksilen vergi, yarın size, yol su elektrik olarak diyor ya, aynen, ÖTV, KDV, özel iletişim vergisi olarak dönüyor. Burada konuşuyoruz, biliyorsunuz. Ama bunun hesabını sormadılar Sayın Ünal. Güzel söylüyorsunuz da soruyoruz arkadaşlar: “Etki analizi yok ama en azından ne kadarlık bir ÖTV’den vazgeçeceğiz? Bunu ithal eden sektörde, petrokimya sektöründe ne kadarlık bir LPG kullanılıyor acaba?” diye sorduk, maalesef bunlar da eksik kaldı. Dolayısıyla bu çalışmaları yaparken hangi sektöre katkısı olacak, nasıl olacak, diğer sektörlerde bununla ilgili ihtiyaç var mı? Ki Sayın Bakan burada olduğu için aklımıza geldi, söylüyoruz. En önemli, demir çelik sektöründe de kullanılıyor. Artı, böyle bir düzenlemede rekabeti koruyalım, düzenleme yapalım derken tam tersine rekabeti bozucu etkileri var.

Onun için, gelin… Burada vatandaşı sıkıntıya sokacak ve gelir kaybını telafi etme yolları gösterilmeden yapılan şeyler maalesef yanlış oluyor. İşte, günlerdir tartıştığımız şey bu. Tekliflerin havalesinde sorun yaşadınız. Her seferinde Hükûmet tasarısı olarak gelmesi gereken düzenlemeler, iki tane arkadaşımız imza atıyor, sağ olsunlar, bakanlıklar getiriyor şu talebimiz var diye, buraya geliyor. Öyle olduğu zaman Başbakanlığın hazırladığı düzenleme mevzuatıyla hiç alakası olmayan -etkisi, boşluğu, yarın vergi kaybı, rekabet hukukuna etkisi nedir- düzenleme olmadan buradan kanunlar geçiyor. Sonra ne yapıyoruz? Henüz Cumhurbaşkanından, imzadan çıkmadan buraya değişiklik teklifi geliyor.

Onun için, gelin, bir kere bu kanun yapma tekniğinden vazgeçelim Sayın Bakanım, burada yarın vatandaşa yüklenecek olan, bu ÖTV kaybına yol açacak olan, maliyenin gelir kaybına yol açacak olan bu düzenlemeyi de buradan kaldıralım ve kanunların genelliği ilkesine uygun, varsa eğer bir düzenleme, teşvik edilmesi gereken bir şey varsa, bütün sektörleri düzenleyecek şekilde, onlara da destek olacak şekilde bir izin verelim. Yoksa burada sadece yeni bir ithalatçı grubu yaratmanın ötesinde, o sektörde bir iki firmaya düzenlemede birazcık kolaylık sağlamanın dışında bir amacı bulunmadığı görülüyor.

Bu çerçevede bu maddenin bu tekliften özel düzenleme olduğu gerekçesiyle çıkarılmasını talep ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günal.

Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi üzerine kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Sezgin Tanrıkulu.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, buyurunuz efendim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kürsüyü çok fazla kullanmıyoruz ama arkadaşlarımız da burada, sizler de buradasınız. Bugün Genel Başkanımız da ifade etti, yani gerçekten de bu cumhuriyet tarihinin en ağır, en zor günlerinden geçiyoruz. Yani birbirimizin gözüne bakacak bile durumumuz kalmamış.

Ben bir kez dinledim o dün yayınlanan kasetleri ve bir daha dinlemek istemedim ama bu cumhuriyetin bir yurttaşı olarak gerçekten de utandım ve bir avukat olarak, bir insan hakları savunucusu olarak yıllarca yasa dışı dinlemelerle, hukuk dışı dinlemelerle mücadele ettim. Bu kürsüde çok konuştum bu konuları ama hepiniz sessiz kaldınız.

Bugün iki buçuk yıl boyunca partimizin verdiği bütün soru önergelerini, araştırma komisyonu önergelerini ve yasa tasarısı önerilerini çıkardım ve sosyal medyada paylaştım. Burada yasa tasarıları getirdik, sizler duvar oldunuz, duvar, bir yerden geçmedi.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Tasarı getiremezsin, evvela öğren, tasarı getiremezsin.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Susar mısın!

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Tasarı getiremezsin, öğren!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Susar mısın!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Eğer sende zerre kadar utanma olsa, burnun kızarsa orada konuşmazsın, dinlersin ilk önce. Tamam mı? Zerre kadar burnun kızarıyorsa eğer susarsın, ilk önce dinlersin.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen hatibi düzgün konuşmaya davet eder misiniz?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, duvar oldunuz, hepiniz duvar oldunuz ve ben listesini bugün yayınladım değerli arkadaşlar. O gün neredeydiniz, söyler misiniz bize? Niye bugün mağdurluk edebiyatı yapıyorsunuz? Kaç tane yasa tasarımız var orada yasa dışı dinlemelere, hukuk dışı dinlemelere karşı çıkmak için. Kaç tane soru önergesi verdik, bir tanesine cevap vermediniz. “Bir gün gelecek, sizi vuracak.” dedik ve geldi, sizi vurdu; geldi, sizi bugün vurdu değerli arkadaşlar.

Bakın, 2005 yılında, değerli arkadaşlar, 1 Temmuz 2005 yılında sizin iktidarınız döneminde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tüm Türkiye’yle ilgili olarak yasa dışı dinleme kararı aldı, tüm Türkiye’yle ilgili olarak. Ben suç duyurusunda bulundum, MİT Müsteşarı hakkında bulundum. Baro Başkanıydım, milletvekili değildim. Bizim cesaretimiz o kadar. Hâkim ve savcılar hakkında suç duyurusunda bulundum, ta o zaman bulundum ve tüm Türkiye’deki iletişimi dinlemeye karar vermişlerdi. Ne yapıldı o zaman? Size de ilettim. Bakanlarınız burada, o zamanki Bakan şimdi Meclis  Başkanı; ona da  söyledim “Bakın, bu hukuk gelir sizi vurur.” dedim ve şimdi geldi sizi vurdu. Bu kadar büyük, bu kadar büyük gerçekten, değerli arkadaşlar, insanın tahmin etmeyeceği kadar.  Dinlediğim zaman şok oldum ya. Hakikaten şok oldum. Başbakan adına, bakanlar adına bu cumhuriyetin yurttaşı olarak utandım, utandım. Hakikaten utandım, gerçekten utandım.

Değerli arkadaşlar, bakın, utandım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yani, sen onu gerçek mi kabul ediyorsun?

RECEP ÖZEL (Isparta) – O dinleme değil ki, o montaj ya! O dinleme değil ki!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Utandım değerli arkadaşlar, utandım. Bu cumhuriyetin yurttaşı olarak utandım, sizler adına utandım.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O dinleme değil ki, çarpıtıyorsun, çarpıtıyorsun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, insanların, çocuklarına bırakacakları en değerli şey onurlarıdır onurları. Onurlarını, haysiyetlerini miras bırakırlar; para değil, sağa sola sığmayan para değil, onur bırakılır onur, haysiyet bırakılır.

Bu cumhuriyet sizlere Başbakanlık vermiş, milletvekilliği vermiş, bakanlık vermiş, her şeyi vermiş; bundan daha büyük bir onur var mı? Nedir bu, nedir bu kibir? Nedir bu kadar çok para hırsı, nedir? Nereye koyacaksınız bütün bunları, nereye götüreceksiniz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ya, bunlar sahte sahte, montaj montaj!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Nereye götüreceksiniz değerli arkadaşlar? Sizlere soruyorum nereye götüreceksiniz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ya, montaj bu montaj!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, gerçekten gerçekten utanmanız lazım, herkesin utanması lazım. Türkiye'nin bu hâlinden, Türkiye’yi getirdiğiniz bu hâlden herkesin utanması lazım ve başta da sizlerin utanması lazım. Bakın  burada bütün yasama çalışmalarımıza engel oldunuz bu konuda.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, sen imzana sahip çıkamadın, imzana!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Beraber engelleyebilirdik. On bir yıl boyunca iş tuttunuz, on bir yıl boyunca. Ama Başbakan, tek bir yerde doğru bir söz söyledi, Kazlıçeşme’de. Kazlıçeşme’de doğru bir söz söyledi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Her  sözü doğrudur, her  sözü doğrudur, rahat ol sen!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) –  “Milyonları evlerinde tutmayı beceremiyoruz,  zor tutuyoruz.” dedi. Evet, hangi milyonlar olduğu bugün ortaya çıktı değerli arkadaşlar. Hangi milyonlar olduğu ortaya çıktı.

Bakın, sizin…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sen kasetle mi siyaset yapıyorsun ya! Sen kaset siyaseti mi yapıyorsun?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Evet, siyaset yapıyoruz tabi iki.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Kasetle siyaset olmaz! Kaset siyaseti yapıyorsun. Dün durduğun yerde niye durmuyorsun?

 MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Ama onurumuzla yapıyoruz, haysiyetimizle yapıyoruz. Çocuklarımıza bırakacağımız tek iş vardır, onurumuzdur onurumuz. Ne para, ne kibir, onurumuzdur; bunu böyle bilmeniz lazım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dün haklı olarak şikâyet ettiğin şeyi bugün niye kullanıyorsun? Dün haysiyetli bir şey yapıyordun sen.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bugün de yapıyorum, bugün de aynı şeyi yapıyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bugün niye bunun üstünden siyaset yapıyorsun?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bütün yaptıklarım ortada, bütün yaptıklarım ortada benim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yanlış yapıyorsun. Sen yanlış yapıyorsun. Bunu senin vicdanın da biliyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bütün yaptıklarım ortada değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bu kürsüde söylediklerim, bu Meclis çatısı altında yaptıklarım benim onurumdur. Keşke siz de bunun onda 1’ine sahip olsanız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dün söylediğin şeyler doğruydu, bugün yanlış şeyler söylüyorsun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ayıp, ayıp! Keşke sen de gelsen burada onurunla konuşsan! (         AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa teklifinin 13 üncü maddesi içerisindeki “münhasıran” ibaresinin “özellikle” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                 Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Yapılan bu değişiklikle bu metnin daha anlaşılır olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece birinci bölümde yer alan maddelerin oylaması tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.17

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 14 ila 26’ncı maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde gruplar adına ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Tezcan.

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hem devletin hem hükûmetin hem de bu milletin hiç hak etmediği bir kara lekenin altında görüşmeler yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, dünden bu yana yaşananlara bir bakın. Aslına bakansanız, 17 Aralıktan bu yana yaşananlara dönüp bir bakalım. Bakın, Türkiye’de yolsuzlukla, hırsızlıkla, usulsüzlükle, rüşvetle, zorla haraç almakla ilgili neredeyse ciltler dolusu roman yazılabilecek bir müktesebatın oluştuğunu ne yazık ki gördük.

Sayın milletvekilleri, bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi görüşmelerini yapabilmesi için Hükûmetin hazır bulunması gerekir. Hangi hükûmetin? Meşru hükûmetin hazır bulunması gerekir. Bugün ne yazık ki, Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Başbakan da meşruiyetini yitirmiştir, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de meşruiyetini yitirmiştir. Meşruiyetini yitiren bir Hükûmetin olduğu yerde Türkiye Büyük Millet Meclisi herhangi bir yasama faaliyetini ya da Genel Kurul çalışmasını yapamaz.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu milletin en zor zamanlarında, yoksulluğun diz boyu olduğu zamanlarda bu çatının altında bu Meclis, gazi Meclis milletinin yokluğuyla el ele vererek ulusal Kurtuluş Savaşını verdi. Yedi düvele karşı bu topraklar işgal edildiğinde Tekâlif-i Milliye emirlerini çıkarıp Anadolu’nun her yerinde vatandaşına dedi ki:  “Vatan işgal altında, namusumuz işgal altında, onurumuz işgal altında, “Gelin ey milletim, onurumuzu birlikte kurtaralım." dedi. Onun için 2 öküzü olan 1’ini verdi, 2 çift çorabı olan 1’ini verdi, 1 çift çorabı olan tekini verdi. Emzikteki çocuğunun rızkından çıkarıp getirdiler, bu gazi Meclis milletin onurunu kurtarsın diye, yokluklar içerisinde ulusal kurtuluş savaşını versin diye gönül gönüle, el ele birlikte mücadele etti.

Değerli arkadaşlar, o zaman işte bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisine “Gazi Meclis” dedik. İşte bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeyin üzerindedir ve milletin onurunun sahibidir. Şimdi, milletin onuru göz göre göre çiğneniyor, beytülmale el uzatılmış, beytülmal talan edilmiş ve “Talan ortaya çıkmasın.” diye bir gece yarısı Başbakan telefonun başına geçiyor, çocuklarına: “Yedi sülalenizi birden toplayın, kardeşini, enişteni, damadını, birlikte bu paraları kaçırın." diyor. Sevgili Milletvekilleri, bunu anlamak mümkün mü? Böyle bir Mecliste milletin onurunu korumak ve kurtarmak söz konusuyken, gazi Meclisin onuruna yakışır faaliyet yapmak söz konusuyken milletin ve Hükûmetin alnındaki bu karayı silmediğimiz sürece biz yasama faaliyeti yapamayız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yolsuzlukların üstünü örtmenin bir aracı hâline geldiği ve getirildiği sürece o yolsuzluğun ortağı olur, o çalınan karanın ortağı olur. Şimdi hep beraber yapacağımız bir şey var sevgili milletvekilleri, ben Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarıma ve Adalet ve Kalkınma Partisine söylemiyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün milletvekili arkadaşlarımızın, hepsinin bu yaşananlar karşısında rahatsız olduğunu biliyorum ya da en azından olacağını düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, 17 Aralıktan bu yana Türkiye’de bütün bir sistemi yolsuzluk üzerine yürütmeye çalışan bir anlayışın, tek başına devleti ve sistemi kontrol etmeye çalıştığı bir düzenle karşı karşıyayız. Buna dur diyecek olan sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisidir; milletin onurunun şahlandığı yerdir, milletin onurunun ifade edildiği yerdir.

Değerli arkadaşlar, bakın, Gazi Meclisin alnına bu lekenin sürülmesine, Gazi Meclisin alnına bu karanın çalınmasına müsaade etmeyelim ve hep beraber, meşruiyetini yitirmiş olan bu Hükûmet istifa etmediği sürece yasama faaliyetlerine son verelim. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz; biz, yolsuzluğun Meclisi değiliz; biz, haram üzerine kurulan, inşa edilen binaları koruyacak bir Meclis değiliz. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz, bu milletin yokluğunda ve yoksulluğunda onunla el ele vermiş, Anadolu’dan Ankara’ya gelip en yoksul günlerde milletin onurunu korumuş ve kurtarmış Meclisin milletvekilleriyiz. Titreyip kendimize döneceğiz. Kimsenin kulu olmayacağız, Allah’ın kulu olmaktan başka. Allah’ın kulu olmaktan başka kimsenin önünde kul gibi biat etmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, ses kasetlerini dinledik, dinlediniz. Akıllara zarar, akıllara zarar. 1 milyar eurodan bahsediliyor, 1milyar euro. Bu milletin malı bu para, bu milletin malı, yetimin hakkı. 5 milyon insanımız işsiz, 5 gençten 1’isi işsiz. Bu memlekette 700-800 lira asgari ücret, emekli geçinemiyor. 1 milyar euroyu nereden buldun diye Başbakana soracak onurlu bir Meclis istiyoruz ve bu Meclis bunu soracaktır, sormasını bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, günlerden bu yana bir şeye alıştırdılar bu milleti. Sevgili milletim, bu nasıl iştir? “Bismillah”la başlayıp “Elhamdülillah”la bitirdiğin sözün arasında hırsızlık yapıyorsun bu memlekette. Dinimizde böyle bir şey var mı? Bismillah ile elhamdülillahın arasına hırsızlık sığar mı? Hangi inanca bu sığar? Konuşma “Bismillah”la başlıyor, “Paraları kaçır.”la devam ediyor, “Elhamdülillah”la sona eriyor. Değerli arkadaşlar, şeytanın bile aklı şaşar böyle duaya, şeytanın bile aklı şaşar.

Şimdi, biz, burada, bugün, sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi, sanki Türkiye Cumhuriyeti’nde bugüne kadar, iki aydan bu yana, Parlamentoda alelacele geçirilen bu yasalar, bu değişiklikler Başbakanın usulsüz elde ettiği paraları korumak ve bu yolsuzluğu örtmek için çıkarılan kanunlar değilmiş gibi burada yasama faaliyetine devam ediyoruz.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Yalan söyleme! Yalan söyleme!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Tarih bunu herkesten soracak; tarih bunu bugün burada suskun kalanlardan da soracak, bugün kürsüden çıkıp haykıranlardan da soracak. Şimdi, şunun hesabını verin, itiraz etmeyin arkadaşlar… Ben milletvekillerini suçlamıyorum, ben iktidar yetkisini elinde bulunduran, meşruiyetini yitirmiş Başbakanı suçluyorum. Ben devlet gücünü kullanarak, elindeki yetkiyle bu milletin, yetimin, yoksulun hakkına el uzatan Başbakanı ve onun arkasında duran Hükûmeti suçluyorum. Ben beytülmali kendi cebi gibi gören ve beytülmale el uzatmaktan çekinmeyen, sıkılmayan Başbakandan bahsediyorum, sizden bahsetmiyorum. Üzerinize alınmayın, üzerinize alınmayın. Ama siz de diyorsanız ki “Biz bu sistemin parçası olacağız.” Siz de diyorsanız ki “Biz bu sistemin içinde olacağız…”

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Akıllı ol biraz! Akıllı ol! Akıllı ol, akıllı! Sesini yükseltme! Akıllı ol! Adam gibi konuş!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Ben akıllıyım! Aklınızı başınıza alın! Ben akıllıyım! Aklınızı başınıza alın!

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Adam gibi konuş! “Başbakan” diyemezsin. Ahlaklı konuşacaksın!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Ahlak dışı hiçbir şey söylemiyorum. Ahlakla davranmak istiyorsanız… Ahlak dışılık milletin gözü önünde cereyan ediyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – İftira ediyorsun, iftira!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bu memleketin varlığına, yetimin yoksulun hakkına el uzatanlara itiraz etmektir ahlaklı olmak.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Asılsız, mesnetsiz iftiralarda bulunuyorsun! Karanlık kasetler adına konuşuyorsun!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Ahlaklı olmak, dürüst, namuslu milletin malını koruyabilmektir. Ahlaklı olmak devlet imkânlarıyla salma salıp iş adamlarını soyarak, beytülmali soyarak zengin olmak değildir; ahlaklı milletvekili bunu yapar.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tezcan.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Konuşmacı grubumuza dönük, Grup Başkanımıza dönük son derece ağır ithamlarda bulundu.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazen sözün bittiği yere gelirsiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Zaten bitmiş söz!

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Aynen öyle!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Aynen öyle, doğrudur Başkan!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Sizin hafızanızla, yaşadıklarınızla birileri çıkar ve âdeta bunu yok sayarak, sizinle alay eder gibi, gözünüzün içine bakarak, sizin unuttuğunuzu zannederek, bu ülkede 24 tane bankanın içi boşaltılırken susanlar, yolsuzlukların diz boyu olduğu…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Kim boşalttı?

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bunları mazur gösteriyor mu?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – …ekonominin, sistemin, siyasal sistemin çöktüğü günlerde konuşmayanlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz daha mı çok çaldınız?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – …bugün karanlık kasetlerle operasyon yapılırken o karanlık kasetleri kendi siyasetlerine malzeme yaparak, sanki bunlar hakikatmiş gibi hakaret etmeyi kendilerinde bir hak olarak görürler ve bunu da siyaset yapmak zannederler. Bizler sizin söylediğiniz her şeyden ariyiz ve uzağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mahir Bey, inanarak mı savunuyorsun, inanıyor musun?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Söylediğiniz her şeyi size misliyle iade ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok zor Mahir Bey, çok zor!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Biz onurumuzla, haysiyetimizle, ahlakımızla, dürüstlüğümüzle burada siyaset yapıyoruz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Hangi dürüstlük? Hangi dürüstlük?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Liderimizle, partimizle, iktidarımızla alnımız ak, gönlümüz ak, yolumuz da aktır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi dürüstlük? Tayyip’in evindeki katrilyonlar nereden? Tayyip Erdoğan’ın evinde bulunan katrilyonlar nereden geliyor, onu söyle!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Dolayısıyla, siz hangi karanlık kaset siyasetinin değirmenine su taşıdığınıza bakın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İşiniz zor, işiniz zor Sayın Ünal, işiniz zor!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mahir Bey, acıyorum size, vallahi acıyorum!

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Daha dün Genel Başkanınız ağababalarına teslim olmadığı için kasetle gitti, onu kasetle götürenler bizi kasetle götüremeyecekler…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne zor yapıyorsun bu konuşmaları, ne zor!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sizin işiniz zor.

MAHİR ÜNAL (Devamla) –…ve buna tarih de millet de şahittir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç yakışmıyor sana bu konuşmalar.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İşiniz zor, Allah size yardım etsin.

 

 

 

 

 

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Mehmet Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Ünal’a sorun, o Tayyip’in oğlunun evindeki paralar nereden gelmiş? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Günal.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kamyonlarla taşımışlar, tırlarla taşımışlar o paraları, onlar nerede?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – İspat et Kamer!

BAŞKAN – Müsaade ederseniz kürsüdeki milletvekiline söz vereceğim.

Buyurunuz Sayın Günal.

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Sayın Ünal kısa bir şey söyledi. Doğrudan bize söylemedi ama her seferinde söylüyor, “şu kadar bankayı” diye ağzına pelesenk etti. 57. Hükûmetin Bakanı Sayın Bal burada geçen gün size ayrıntılı olarak cevap verdi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hayır, siz üzerinize niye alınıyorsunuz ki?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bir dakika yani, işte, şimdi, her seferinde söylediniz de ben de söyleyeyim. Tam tersine, 57. Hükûmet o bankalarla ilgili BDDK Kanunu, Bankacılık Kanunu çıkarıp uygulayan, batık durumda olan bankaları alıp rehabilite eden…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, Korkmaz Yiğit’ler, Alaattin Çakıcı’lar, Mesut Yılmaz’lar; onlar arasında o…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Siz de cevap verirsiniz Sayın Ünal. Sayın Ünal, bir dur, sen de cevap ver. Bana kızma, bak ben sataşmadan söz istemedim, bir şey söylüyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hayır, ben bir şey söylemedim ki.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Halk Bankasını soyup soğana çevirdiniz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Halkbankın tek kuruşuna kimsenin eli dokunmadı!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – 30 milyon euro’yu açıkla bir, 30 milyon euro’yu.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ben de diyorum ki o bankalar daha önce batmıştı, geldiğinde almıştı. Şimdi, siz batan bankaları bırakın, biz başka batan şeyleri konuşmayacağız. Burada, kanunda bir sürü şey var. Siz zorla yani bizi başka şey konuşmaya zorlandırıyorsunuz.

Diyorum ki biz kanunu çıkardık, ele aldık, bunların hepsi rehabilite edildi, görev zararları da tasfiye edildi, bankacılık reformu yapıldı. Elinize sağlam teslim ettik, başka bir şey demiyorum. Ha, söylersen onların da cevabını veririm, o ayrı konu yani dağarcığımızda hepsi var. Sadece bir cümleyle düzelttim. Yoksa, kalkıp başka şeyleri de söyleyebilirdim Sayın Ünal.

Değerli arkadaşlar, bu kanun bir garabet. Yani, geçen gün uzun tartışma yaptık biliyorsunuz. Arka arkaya, arka arkaya eklenen tekliflerle aceleden, hatta eksik imzası olan teklifler, aceleden arkadaşımızın yerine atılan imzalar, böyle garip bir… Ya, böyle bir kanun yapma tekniği olmaz. İçerisinde her şey var. Plan ve Bütçe Komisyonuyla ilgili olmayan maddeler de var, oradan geliyor, İnternet Kanunu’nu yetiştirelim, falanca şeyde acil sahibinden bir şey var, unutmuşuz, onu da yetiştirelim. Burada, Bakanlar Kurulumuzun hepsine söylüyoruz ama eski Komisyon Başkanımız olarak asıl Sayın Elvan’a söylüyoruz: Bakanlar Kurulunun, Plan ve Bütçe Komisyonunun, yasamanın ve Meclisin namusunu size emanet ediyoruz. Yani, diğer bakanlarımızın da var, en çok sizin emeğiniz var. Hem bürokrasiden değerli çalışma arkadaşım olarak hem de Plan Bütçe Komisyonu Başkanımız olarak… Bu kanun yapma tekniğine son verilmesine -Sayın Başbakana da arz edin- bir çözüm bulalım. Ha, varsa bir kanun, alın, sahip çıkın, Bakanlar Kurulundan tasarı olarak getirin buraya, biz de eksiğini fazlasını tamamlayalım, süreçlerden geçsin. Az önceki maddede söyledim, etki analizi yapılmadan geliyor. ÖTV’den vazgeçtik, ne olacağı belli değil.

Şimdi, buranın içerisinde sağlıktaki yap-kirala-devret sistemi var, hiçbir etki analizi, maliyeti yok. Söylüyoruz, diyoruz ki: Önümüzdeki yirmi beş seneyi ipotek altına alıyorsunuz. Bununla ilgili etki analizine gerek yok, ben size tekrar rakamları vereyim, defalarca verdim -Sayın Başkan da biliyor, değerli arkadaşlarım da biliyor, Sayın Sağlık Bakanı da biliyor, bilenler beni bağışlasın, tekrar olacak, bilmeyen arkadaşlarım varsa - net bir şekilde şimdi sizin insafınıza sunacağım: Geçen yıl, 2013’te, bu Sağlık Kanunu çıkarken önlerine koydum, 2013 yılı yatırım programında 5,1 milyar TL’yi bulan 88 tane yatırım vardı ve bunun tamamı 2014, 2015 yılı içerisinde tamamlanacak. Komisyon görüşmeleri sırasında hem Hazinenin hem Kalkınma Bakanlığının, eski DPT’nin müsteşar yardımcılarını da davet ettik, arkadaşlarımız da oradaydı. Hazine garantisi vardı, öbür taraftan da YPK kararlarıyla ilgili kendisine soru sorduk: “Sizin, orta, uzun vadedeki sağlıkta yatak hedefiniz nedir, şu anda durum nedir?” dedik, “On binde 26” yani, 10 bin kişiye düşen yatak sayısı… “Hedefiniz nedir?”, “30”, “Türkçesini söyleyin.” dedik; bize söyledikleri rakam, şu andaki mevcut yatak kapasitesine 25 bin kişi daha eklendiği zaman tamamlanıyor. “Ee, peki, bu 88 tane hastane işletmesinin, tesisinin tamamlandığı durumda, 2015 yılında yani hangi rakama gelmiş olacağız?” diyorum, ilave 27 bin daha gelmiş olacak.

Şimdi, benim insafım, vicdanım, aklım ermiyor. Öbür taraftan, burada YPK kararı var, orada da diyor ki: “Yapacağınız yeni hastaneleri, yatak kapatarak, yeni yatak kapasitesi yaratmadan yapın.” Şimdi ben anlamadım, zaten, orta, uzun vade hedefini 2015’te tutturacaksak -burada DPT’den gelmiş Sayın Bakanıma da söylüyorum- bu kadar şeyin altına niye giriyoruz değerli arkadaşlar? Şu anda, bakın -5,1’di geçen sene, bu senenin yatırım programı önümüzdeki günlerde tekrar gelir, bakarız, ne kalmış, hangisi tamamlanmış ama- böyle bir garabet var. Durmadan da Sayın Başbakanla beraber Sağlık Bakanımız dolaşıyor “Efendim, şehir hastaneleri kuruyoruz…” Kim ödeyecek bunun faturasını? Yani, böyle bir model olabilir mi? Bakın, elimizde çalışmalar var, raporlar var, bunun beşiği olan İngiltere’de, Kanada’da, İrlanda’da ne kadar zarar edildiğini söyleyen raporlar var, parlamento raporları var.  Soruşturma komisyonları kurulmuş “Yüzde 87 daha pahalıya geliyor normal ihale yönteminden.” diyor birincisi. Yani, şu anda her tarafta sorun var, Avustralya’da, Kanada’da, İrlanda’da… Ben size, burada elimde makaleler var, göstereyim, gazete haberleri var ve komisyon raporları var. Şimdi, bir taraftan İhale Kanunu’nu elliyoruz, orasını oradan alalım, burasında bunu affedelim, buna muafiyet getirelim; öbür taraftan, elimizde, yeni yatak kapasitesi yapmadan, sadece yıldız yenilediğimiz gibi otellerde, daha farklı bir yere topluyoruz. Ya, birkaç tanesini yapın diye defalarca söyledim, tamam, bir model deneyin, bir görelim. Önümüzdeki yirmi beş sene, 50 milyara yaklaşan bir maliyetin altına Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu milleti niye sokuyorsunuz? Yani, böyle bir model toptan bir model olabilir mi? Bu seferde konuşuyor arkadaşlarımız, içerisini de biliyoruz, aynı anda -Sayın Bakan varken söylediğim için söylüyorum, şimdi kendisi yok ama arkadaşlarım şahittir- hem harcama yetkilisi hem ihale yetkilisi bir arkadaşımız gelmiş, daire başkanı yetkisiz, imzaları atıp gidiyor, böyle bir şey olur mu? Sonra da diyor ki: “Bu sözleşmeler tamamlanmış.” Kim tamamladı? O sözleşmelerin kiminde eksik imza var. Yani, normalde ilgili genel müdürde olması gereken yetkiyi kalkıp burada biz daire başkanına vermişiz, daire başkanı normal daire başkanı olmuş, imza yetkisi olmayan daire başkanı olmuş, KHK çıkarmışsınız, ondan haberi yok arkadaşların.

Dolayısıyla, bu gibi harcamalar milletin üzerine yeni vergi yükü getiriyor. Bütçedeki her açık, her birimizin üzerine yeni borç, bu da bunu ödemek için yeni yeni ÖTV, KDV, özel iletişim vergisi gibi vergiler getiriyor. Bakın, bunların etki analizlerini yapmadan, bunları bu şekliyle yapmadan yapabilmemiz, bu yatırımları başarabilmemiz mümkün değil.

Şimdi, bizim uyarılarımızın bir kısmına ilişkin arkadaşlarımız, güya, düzenleme getiriyor ama yine, mevcut olan sözleşmeler üzerinde Sayın Bakana işlem yapma yetkisi veriyor. Söyledik Sayın Bakan “Sizi ağır töhmet altında bırakır bu.” dedik. Niye? Ya, şimdi, bitmiş olan sözleşmede hukukta bunun üzerine yeni düzenleme yapılır mı? Biz o şartları biliyor olsaydık başka türlü ihaleye girerdik, başka şirketler girerdi. Daha önce bu lafları hatırlıyorsunuz. Sonradan TELEKOM’a sağlanan özel vergi hakları gibi birtakım özel kolaylıklar sağlanınca büyük iş adamları dedi ki: “Bunu bilseydik biz de girerdik ihaleye.” İhaleye gireceksiniz, sözleşme bitecek ve de o ihale süresi boyunca, yani yirmi beş sene boyunca Sayın Bakan “Ben kafama göre düzeltirim.” Böyle bir şey yok. Bakanı da töhmet altında bırakır, yarın çok dedikodular çıkar, hiçbir şey olmasa da çıkar. En ufak bir şey olduğu zaman da hemen “Bunun altında bir çapanoğlu var.” diye bakılır, normaldir. Onun için, böyle bir yöntem olamaz.

Bu arada, devletin işleyişinde bir düzen, nizam, organizasyon olması lazım. Daha önce de söyledim: Millî Eğitim Bakanlığı ayrı aldı, Kültür ve Turizm Bakanlığı “Ben adaya bilmem ne yapacağım.” dedi, aldı; Sağlık Bakanlığı geldi, aldı. Bakanlığın merkez birimi dahi bunlar için o kadar proje parası öderken Sayın Bakan, önceki bakan bize geldi, dedi ki: “Bunu taşra birimleri yapsın.” Yani şimdi, burada bir dağınıklık var. Yap-işlet-devret modeli geldi, kamu-özel ortaklığı bir model olarak geldiyse bunu tek elden yürütecek kuruluş, Sayın Bakanın da, benim de eski mensubu olduğumuz Kalkınma Bakanlığının içerisinde özel daire var. Bu, bu iş için kurulmuş. Organizasyonunu da yapan, koordinasyonunu da sağlayan birim orada. Ama ondan memnun olmuyor arkadaşlar. Niye? “Ya, DPT’ciler işi yokuşa sürüyor.” Onun için de bakanlık yapıldı zaten, DPT olmaktan çıktı. Dolayısıyla, burada, hepsinin tek elden yürütülmesi, önceliklerin görülmesi, bunun maliyetlerinin hesaplanması, kamuya maliyetinin hesaplanması, önümüzdeki yıllarda alternatif maliyetlerinin hesaplanarak, etki analizlerinin yapılarak buraya gelmesi lazımdı. Maalesef, şimdi, burada 1 maddelik bir düzenleme yapıyoruz. Bunu düzeltmiyoruz, ne yapıyoruz? Daha önce yapılan sözleşmelerden mağdur olmuş birilerinin mağduriyetini gidermek veya mevcut sözleşme üzerinde düzenleme yapma yetkisi verebilmek için… Neymiş? Sadece Etlik Hastanesinde, efendim, yer teslim edilememiş. Buna özel düzenleme yapın. Genel olarak sözleşme yetkisi verdiğimiz zaman bu kadar, milyonlarca liralık, 50 milyara yaklaşan toplam yirmi beş yıllık maliyetli ihalelerde eğer Bakan, kendisi düzenleme yapma yetkisi alırsa bizim bunu, kusura bakmayın, sadece iyi niyetle açıklama şansımız yoktur. Hele hele ortalıkta tartışılan, konuşulan konulara gelince, yarın ne olacağını bilemeyiz.

Böyle bir yetkinin Sayın Bakana verilmesi tehlikelidir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günal.

Şahsı adına Konya Milletvekili Faruk Bal.

Buyurunuz Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu kaçıncı torba yasası, ben saymadım. Kaçıncı olduğunu da, gerçi, öğrenmek istiyorum ama bir bilinmez, sanki cebir denklemi mübarek.

Bilinen tek şey var değerli milletvekilleri, o da: Eğer AKP’nin zülfüyârine dokunan herhangi bir kanunda bir madde varsa koy torbaya. Eğer AKP’nin yandaşı sermaye sahiplerinin ayağına dokunan bir taş varsa ve bu bir kanun maddesiyse koy torbaya. Eğer AKP’nin yandaş hâle getirdiği kamu görevlilerinin ayağına dokunan bir taş varsa, o da bir kanun maddesiyle ilgiliyse koy torbaya. İhaleye fesat karıştırmayla ilgili düzenlemeleri engelleyen, ihaleye fesat karıştırmak isteyenlerin önünde bir engel varsa, onu da koy torbaya. Eğer bir yandaşın vergide bir sorunu çıkmışsa, onu da koy torbaya. Maliyeyle, sigortayla ilgili bir sorunu varsa, koy torbaya. Eğer bir kamu görevlisi görevini suistimal etmiş mahkûm olmuşsa onu da maydanoz maddesi yap, koy torbaya. İlgili ilgisiz 20-30 tane kanunda değişiklik yapan bir kanun teklifini veya tasarısını getir Meclisin önüne. Burada da parmaklarda akıl olmaz tabii de parmağa hükmeden aklı yerinden çıkararak, biat kültürüyle donatarak “Kaldır parmağı, indir parmağı geçti torba yasası” diyerek, Türkiye’nin bugüne gelmiş kadar olduğu sorunlarına AKP herhangi bir çare aramadı, bulamadı. Bu torba kanunlar tamamen AKP’nin yandaşlarına, AKP’yle ilgili olanlara ve AKP’ye destek verenlerin önündeki yasal engelleri kaldırma amacıyla düzenlenmiş, kanun yapma tekniğine, Anayasa’ya, İç Tüzük’e aykırı bir düzenlemedir. Buraya kadar yapılan işlerde dilimize pelesenk olan güzel bir tabir var, o da: Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır.

Şimdi, AKP, torba yasalarıyla önüne gelen pek çok engeli kaldırarak kendisini, yandaşını, kendisine destek verenlerin sorunları halletti ama gerçek sorunu, Türkiye’nin gerçek gündemini artık yaşamaktan bıkmış, sorunlarla boğuşmaktan bıkmış, cinnet hâline gelmiş olan alanlara herhangi bir torba yasasında yer vermiyor.

AKP, torba yasalarında  4/C’ciler için herhangi bir madde yok. AKP’nin torba yasalarında taşeron işçileri için herhangi bir madde yok. AKP’nin 300 bine yakın öğretmen adayının -40 bin tanesi bu şubatta atama bekliyordu- derdine derman olacak bir madde yok torba yasasında.

Türkiye’nin değerli milletvekilleri, 3 tarafı değil, 6 tarafı denizlerle çevrili, içinde bolca göl ve nehirler var, su ürünleri var, su ürünleri mühendisleri var; bunlar okullarda okudular, meslek sahibi oldular, bunlar meslekleriyle ilgili herhangi bir işte çalışamıyorlar, bunlarla ilgili torba yasasında herhangi bir hüküm yok. Türkiye tarım yönünden çökme devrine girmiştir, köyler boşalmıştır, hayvancılık berbat bir vaziyettedir, binlerce ziraat mühendisi, veteriner iş beklemektedir, bunlara torba yasasında herhangi bir madde yok. Teknik öğretmenler var Türkiye’de, teknik öğretmenler birtakım okullarda çocuklara bilgi versin diye devlet tarafından okutulmuştur, bunlara torba yasasında çare yok. Astsubaylar var, astsubay emeklileri var, bunlar perişan bir vaziyette sanki ordunun zencisi gibi davranılıyor, bunlara torba yasasında bir madde yok. Uzman çavuşlar var, erbaşlar var, bunlara torba yasasında çare yok. Kıtlık geliyor kıtlık, kuraklık diz boyu olmuş, düzenlenen birtakım bununla ilgili işlerde pancar üreticilerinin tonaj meselesine çare yok. Yine, bu kıtlıktan dolayı devlete taahhüt etmiş olduğu pancarı veremeyecek olan çiftçi, kuraklık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK BAL (Devamla) – nedeniyle düzenlenen birtakım faaliyetlerden yararlanamayacak ve onlarla ilgili torba yasasında herhangi bir şey yok. Ne var? Ne olduğunu gelecek maddelerinde göreceğiz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bal.

Şahsı adına, İzmir Milletvekili Rıza Mahmut Türmen.

Buyurunuz Sayın Türmen. (CHP sıralarından alkışlar)

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Sayın Başkan, bu 5651 sayılı İnternet Yasası’na getirilen değişiklikler bütün 17 Aralık yasalarında olduğu gibi hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan değişikliklerdir. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği öneriler ise bu problemleri, sorunları çözmemektedir. Şöyle ki, iki tane çok temel insan hakkı ihlali vardır burada: Bir tanesi, özel yaşamın gizliliği ihlal edilmektedir; diğeri, ifade özgürlüğü ihlal edilmektedir. Özel yaşamın ihlaliyle ilgili olarak 5651 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde getirilen değişikliğe bakmak gerekir. Buna göre yer sağlayıcılar, iki yıldan fazla olmamak üzere bütün bilgileri saklamakla, bütün bilgileri toplamakla yükümlüdürler ve aynı zamanda, yer sağlayıcılar, TİB talep ettiği takdirde bu bilgileri hâkim kararı olmadan TİB’e vermekle yükümlüdürler. Bu, özel yaşamın ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Marper-İngiltere davasına baktığınız zaman, kişisel verilerin toplanması, saklanması ve hâkim kararı olmadan hele başka bir makama verilmesi özel yaşamın ihlali olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık getirilen değişikliğin, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen değişikliğin bununla hiç ilgisi yoktur. Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen değişiklik, mahkeme kararıyla bu bilgilerin talep edilmesine ilişkindir. Mahkeme kararıyla bu bilgiler talep edildiği takdirde TİB bu bilgileri alacak ve mahkemeye verecektir, bu farklı bir şeydir. Ama bu değişiklik, 5651 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle ortaya çıkarılan insan hakkı ihlalini yani özel yaşamın ihlalini etkilememektedir, bu ihlal olduğu gibi kalmaktadır. Yani Cumhurbaşkanı bunu geri gönderirken buradaki insan hakları ihlalini gidermek gibi bir düşüncesi varsa eğer, geri göndermeden, işte pazarlık ederek bu insan hakkı ihlallerini gidermek gibi bir düşüncesi varsa bu amaç gerçekleşmemiştir.

İkinci olarak ifade özgürlüğüyle ilgili (9/a) maddesi ciddi kuşkular taşımaktadır. (9/a) maddesinde iki ayrı durum düzenlenmektedir. Birinci durumda, eğer bir kişi özel yaşamının ihlal edildiğini ileri sürerse bu iddia TİB Başkanlığına gönderilecek, TİB Başkanlığı onu birliğe bildirecek ve dört saat içinde erişim engellenecektir hâkim kararı olmadan, hâkim kararı bulunmadan erişim engellenecektir. Yirmi dört saat sonra, bu, sulh ceza mahkemesine götürülecektir. Yani, önce, efendim, erişim engellenecek, ondan sonra mahkeme kararı çıkacaktır. Bu, bizatihi; bu, başlı başına bir ifade özgürlüğünün ihlalidir. Yani, önce erişimi engelle, ondan sonra mahkeme kararı çıkar.

İkinci durumda, gecikmesinde sakınca olan hâllerde TİB, resen erişimi engelleme hakkına sahiptir. Şimdi, yapılan değişiklikle bu erişimi engelleme kararına itiraz edilebilirken, itiraz yerine TİB’in yirmi dört saat içinde bu kararı sulh ceza mahkemesine götürmesi kabul edilmiştir. Ama, temel problem ortadan kalkmamaktadır; gene erişim engellenmekte, idarenin kararıyla erişim engellenmekte, ondan sonra mahkeme kararı alınmaktadır. Bu, ifade özgürlüğünün açık bir biçimde ihlalidir. Yani, erişimi engellemenin idari bir kararla yapılması, ondan sonra mahkemeye gidilmesi, ifade özgürlüğüne yapılan sınırlamanın ihlalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Özel hayata saldırının, ifade özgürlüğüyle ne alakası var Sayın Türmen?

RIZA TÜRMEN (Devamla) – Kaldı ki efendim, sulh ceza mahkemesi, karşı tarafın yani engellemeye maruz kalan kişinin, tarafın görüşünü almadan karar verecektir ki bu da ayrıca adil yargılama hakkının ayrı bir ihlalidir. Bütün bunları topladığımız zaman görüyoruz ki Plan ve Bütçe Komisyonunda getirilen değişiklikler, 5651 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle ortaya çıkan insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmakta yetersiz kalmaktadır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türmen.

Şimdi, soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

On beş dakika bu bölümde soru-cevap. Yedi dakikasını sorulara, sekiz dakikasını cevaba ayıracağım.

Sayın Genç, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Biraz önce, Hükûmet sırasında oturan arkadaşımız, Bakan, dedi ki: “Efendim, bu Tayyip Erdoğan’la oğlu arasındaki konuşmalar, hukuksuz olarak elde edilmiş bilgilerdir.” dedi. Şimdi bizim anladığımız kadarıyla, 17 Aralık olayında Tayyip Erdoğan’ın oğlunun dinlenmesi için savcılıktan karar alınmış, mahkemeden karar alınmış ve o karar nedeniyle Tayyip Erdoğan’la oğlu arasındaki konuşmalar dinlenmiş. 17 Aralıkta bazı bakanların çocuklarının, işte evleri aranınca Tayyip Erdoğan da paniğe kapılmış, oğluna telefon etmiş. “Oğlum, bak, depolarda para dolu, bu paraları bir yerlere aktar, ondan sonra da bizim paralar yakalanmasın.” demiş. Ama tabii, burada, hâkim ve oradaki polis de görevini ihmal etmiş, savcı da görevini ihmal etmiş çünkü bu konuşmaları dinlediği hâlde anında Tayyip Erdoğan’ın oğluna baskın yapsalar o depolardaki paraları yakalayacaklar. Dolayısıyla bunlar görevlerini ihmal etmişler. Yani size göre burada dinlenme hukuksuz olarak nasıl yapılmış?

BAŞKAN –Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Buyurunuz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Başbakan Üsküdar Kısıklı’da oturuyor. Oradaki, Kısıklı’daki villalar, yani kendisinin, kayınbiraderinin ve çocuklarının oturduğu villalar, kaç dönüm üzerinde? Ve aynı zamanda bu evlerinin bulunduğu villalarda bahçede kazı yapıldığı söyleniliyor. Bu kazı hangi tarihte yapıldı? Bu kazı işlemi niçin yapıldı? Bu kazı işleminde orada tarihî bir eser, bir şey mi vardı? Hiç arkeolog filan orada bulundu mu? Bunun sebebi nedir acaba, bize bilgi verir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Yılmaz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sizden önce görev yapan Ulaştırma Bakanıyla ilgili çok ciddi iddialar ortada. Özellikle bu havuz oluşturularak medyaya 680 milyon dolar civarında para toplanıyor. Buraya para yatıran iş adamları belli. Bu parayı yatıran iş adamlarının özellikle Ulaştırma Bakanlığından aldığı ihalelerde aşağı yukarı belli. Bir bakan olarak bu iş adamlarının aldığı ihaleleri bir müfettiş vasıtasıyla inceletme imkânınız oldu mu, böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor musunuz? Gerçekten burada ciddi farklar var mı?

Yine bu, özellikle Sayıştay raporlarında -şimdi rapor yanımda yok ama- yaklaşık maliyetle hak edişler arasında 4 kata yakın fark var. 4 tane tren yolu yapım ihalesinde 1 milyarken ödenen para 4 milyara çıkıyor. Bu 4 katlık artış neden kaynaklanıyor? İşte, bu iş adamları, bunlardan para kazandığı için mi böyle bir havuz medyasına 100-150 milyon dolar verme gereğini hissedebiliyor? Yoksa, böyle bir ortamda kimse kimseye borç vermiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Erdemir…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yolsuzluk kayıtlarıyla ilgili olarak YouTube’daki kaydı 1 gün içinde 2 milyon 385 bin kişinin izlediğini görüyoruz. Yine, 24 saat içinde Twitter’daki 10 “trend topic”in 7’sinin yolsuzlukla ilgili olduğunu görüyoruz. Ekşi Sözlük’te de 24 saat bile dolmadan yolsuzlukla ilgili 2 binin üzerinde “entry” girildiğini görüyoruz. Bu da bir Ekşi Sözlük rekoru. Belli ki İnternet filtresi, sansürü ve torba yasaları işe yaramıyor. İnternet ’in fişini kökten çekmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sayın Ekşi…

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İstanbul Büyükşehir Başkanlığı tarafından yaptırılan 22 kilometre uzunluğundaki Kadıköy-Kartal metrosunun toplam maliyetinin 3 milyar 100 milyon Türk lirası olduğu doğru mudur? Bu hattın kilometre maliyetinin 140 milyon Türk lirasını bulduğu anlaşılmaktadır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Ankara’da yaptırılmakta olan metro hattının kilometre maliyetinin 90 milyon Türk lirası olduğu hesaplandığı, İzmir’deki benzeri bir hattın maliyetinin ise 56 milyon lira olduğu dikkate alındığında Kadıköy-Kartal hattının yapımında birilerinin yolsuzluk, hatta hırsızlık yapmış olması ihtimali var mıdır? Sayın Bakandan bu konuda açıklama yapmasını rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 4 Bakan hakkındaki fezlekeler neden Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmiyor? Kırk beş güne yakın gün geçti, buna rağmen, hiçbir kımıltı yok ve bu konu kamuoyunda uyutulmaya çalışılıyor. Bakanların oğulları tutuklu olduğu hâlde bakanlar tutuksuz olduğu için mi böyle oluyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi ne zamandan beri ağır şekilde yakın suç kanıtları olan sanıkları korumak ve kollamakla görevli bir tavır takınıyor?

Başbakan ile oğlunun konuşmaları hepimize acı verdi. Bu konuşmalarla ilgili soruşturma yapılacak mıdır? Yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu da örtbas mı edecektir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 17 Aralıktan sonra ortaya dökülen pisliklerin yayılmasını engellemek için İnternet yasaklarını çıkardınız. Daha sonra, bu bilgilere erkenden ulaşabilmek için MİT yasasını çıkarmakla meşgulsünüz. HSYK yasası çıkararak örtülemeyecek olan delilleri buharlaştırma çabası içerisindesiniz. En son, özel yetkili mahkemeler yasasıyla da “Ola ki bütün bunlara rağmen bir gün yargılanırsak bari bizim çocuklar bizi yargılasınlar.” diye bir çaba içerisindesiniz. Karşınızdaki orantısız zekânın farkında mısınız bilmiyorum. Bu orantısız zekâlı gençler şu anda, başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere, bütün büyük şehirlerde sokaktalar Sayın Bakan. Sesleri buraya kadar gelmiyor gibi görünmekle beraber, bütün Türkiye’yi inim inim inletiyorlar. İnanın, şu anda sizin yerinizde olmak istemezdim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Özellikle, dünkü kaset hadisesiyle ilgili olarak şunu ifade edeyim: Hem Başbakanlık tarafından hem şahsım tarafından açıklama yapıldı. Bunun tamamıyla montaj ve ahlaksızca yapılan bir saldırı olduğunu bir kez daha ifade ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru mu yanlış mı, onu soruyoruz, ahlaksızlığı bırak.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Doğru mu, yalan mı, onu söyle, ahlaksızlığı boş ver. Doğru mudur, yalan mı?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru mu yalan mı? Doğruysa, yalan değilse, aksi ispatlanırsa istifa edecek misin?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Ve şunu ifade etmek istiyorum: Bizler açısından siyaset kurumu son derece önemlidir. İki aydan beri hukuk ayaklar altına alınıyor, hukuk çiğneniyor ve maalesef…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kaç yıldan beri, kaç yıldan?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, on iki yıldır hukuk çiğneniyor.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - …gayrihukuki, gayriahlaki bu davranışları siyaseten kullanmak isteyen siyasi partilerimiz var.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Neden ahlaksız oluyor?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Bunu ben yadırgıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Allah Allah!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yolsuzluğa ne diyorsunuz Sayın Bakan?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Eğer biz demokrasi için mücadele edeceksek hep birlikte etmeliyiz. Dün…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Önce hırsızlığı yargılayacaksınız, sonra…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – O paralar neden saklanıyor?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Efendim, bu yolsuzluklarla ilgili olarak şunu ifade edeyim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanları Rıza Sarraf örümcek ağına alacak, adaletten bahsedeceksiniz, değil mi?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Hatırlarsanız…

OKTAY VURAL (İzmir) – Medya havuzu nerede?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Lütfen… Lütfen…

Hatırlayınız, Sayın Baykal’la ilgili kaset çıktığında…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Oraya dokunma!

OKTAY VURAL (İzmir) – Soruşturma yanlış mı?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen, Bakanın sorulara cevap vermesine müsaade edin.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - …ve Sayın MHP’li milletvekilleriyle ilgili kaset gündeme geldiğinde… (Gürültüler)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Neden suç işlediniz? Neden yapılanları açığa çıkardınız?

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Bakan konuşma yapıyor. Ayıp ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, Bakanın açıklamalarını dinleyiniz.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Hem soruyorsunuz hem dinlemiyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yargıda yargılanıyorlar, “yalan” diyor ya!

BAŞKAN – Sakin olunuz lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Baykal’ın evinde 30 milyon avro mu çıktı ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Olay yüzde yüz doğru.

BAŞKAN - Dinleyiniz lütfen….

Buyurunuz Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Bu konuyla ilgili olarak, maalesef, muhalefet partilerimiz tarafından gerekli savunma bile yapılamamıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Paralar ortada! 30 milyon euro nereye gitti?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Eğer biz siyaset kurumunu üstün tutmak istiyorsak, siyaset kurumunu gerçekten güç sahibi yapmak istiyorsak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluk çetesini üstün tutmaya hakkımız yok.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Lütfen… Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluk çetesiyle karıştırmayın.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) –Arkadaşlar, lütfen, ben konuşmamı bitireyim, elbette söz söylemek isterseniz yine devam edebilirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluk çetesiyle ilgili soruşturma var!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Ama biz bugüne kadar yolsuzluklarla mücadele ederek Türkiye’deki bu büyümeyi gerçekleştirdik, bu güçlenmeyi sağladık.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Neyin mücadelesinden bahsediyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluk çetesi.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluk çetesiyle ilgili soruşturma var.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yolsuzluğun başı sizsiniz!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Bir diğer husus değerli arkadaşlar: Bizim özellikle İnternet’e yönelik olarak İnternet’e yasak getirdiğimizi, İnternet’e sansür getirdiğimizi ifade ediyorsunuz. Ben çok merak ediyorum, lütfen bir arkadaşımız gelsin burada açıklasın, biz neyi yasaklıyoruz? Biz neye sansür koyuyoruz?

FARUK BAL (Konya) – Sayın Bakan, dün Youtube’a girilemiyordu.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Bakın, biraz önce, İnternet Yasası’na yönelik olarak, özel hayatın gizliliğine yönelik olarak bir ifade kullanıldı, burada kullanıldı. Dendi ki: “Bu kişilik hak ve hürriyetlerine…”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Rüşvet ve yolsuzluğun mazereti olamaz Sayın Bakan.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi” diye siz söylediniz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Ya, lütfen arkadaşlar, bir müsaade edin. Müsaade edin, ben kendim aktarayım. Siz de bu dediğiniz “İfade özgürlüğünün ihlali anlamına geliyor.” şeklinde bir ifade kullanıldı.

Değerli arkadaşlar, bakınız, bilakis biz, kişilik hak ve hürriyetini koruyan bir düzenleme yaptık burada. Özel hayatın gizliliği bir kişinin mağduriyetini…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tayyip’i korumak için düzenleme yapıyorsunuz, Tayyip’i, Tayyip’i! Tayyip’i korumak için düzenleme yapıyorsunuz, başkasını korumuyorsunuz!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Değerli arkadaşlar, Deniz Baykal mağdur olmuştur.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Deniz Baykal’ın mağduriyetini gidermek kişilik hak ve hürriyetlerini korumaktır.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yıllar geçti Sayın Bakan, niye ortaya çıkarmadınız? Şimdiye kadar niye ortaya çıkarmadınız? Siz Hükûmetsiniz, neden açıklamadınız, kim yaptı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Ama siz diyorsunuz ki: “Kişilerin mağduriyeti bizim açımızdan önemli değil, kişilerin hakkı ihlal edilsin.” Böyle bir şey söz konusu olamaz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Nasıl dizayn çalışması yapılıyor, bunları neden açıklamıyorsunuz? Kim yapıyor bu dizayn çalışmasını?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – İnternet Yasası’nda şunu ifade edeyim: Kişilik hak ve hürriyetlerine yönelik yapmış olduğumuz düzenlemeler var, özel hayatın gizliliğine yönelik yapmış olduğumuz düzenlemeler var. Lütfen dikkatli inceleyiniz diye düşünüyorum, incelemenizi tavsiye ediyorum. Eğer dikkatli bir şekilde incelerseniz eski İnternet yasasına göre oldukça liberal, oldukça açık ve İnternet’e yasak getirmeyen bilakis İnternet’in daha fazla kullanımına imkân sağlayan bir düzenleme.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Siyasi dizaynı kim yapıyor Sayın Bakan, bunu açıklayın. Biz sorularımıza cevap verilmesini istiyoruz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sizin istediğiniz gibi mi cevap verecek sorulara?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Tabii, siz istediğiniz gibi her şeye hâkimsiniz! Bu Meclisin iradesi de, bu milletin iradesi de hiçbir işe yaramıyor, ancak siz kendi Başbakanınızı korumasını biliyorsunuz!

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Car, car, car, car, car! Öf! Hayret bir şeysin ya! Ya, bir konuşuyor, konuşuyor. Dinle, dinle, sordun, dinle, dinle! Allah Allah ya! Böyle bir şey var mı ya? Sorma o zaman!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu ifade edeyim: Eğer bir kesim millî iradeden güvenini kaybetmişse, millî iradeden güç alamayacağına inanmışsa başka yol ve yöntemlere başvururlar. Bugünkü yaşanan hadise budur, bundan ibarettir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, millî irade rüşvet ve hırsızlığın ruhsatı mı be!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Bakın, 30 martta seçimler olacak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanlar niye alındı Bakanlar? Bakanlar niye alındı?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Cezaevindeki hırsızların ne günahı var?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Lütfen korkmayınız, sandığa gidiniz, sandıkta halkımız bunun cevabını verecektir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanlar niye alındı?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Cezaevindeki hırsızların günahı ne?

OKTAY VURAL (İzmir) – O bakanlar alındı ha?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Kimse millî iradeden kaçmasın, kimse millî iradeden kaçmasın. Millî…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu bakanlar niye alındı? Bu bakanlar niye alındı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Lütfen, değerli arkadaşlar… Eğer yanlış…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne değerli arkadaşları! Soruşturması devam ediyor, fezlekeleri gönderilmiş bakanlar.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Biraz sakin olun da dinleyelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kimi savunuyorsun sen? Havuz medyası mı oluşturmak için, havuz mu oluşturdun sen de? Sen de mi havuzda yüzüyorsun? Sen de mi havuzda yüzüyorsun?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Değerli arkadaşlar, eğer yanlış yapılan bir şey varsa vatandaş bunun gerekli cevabını verecektir ama lütfen saygı duyalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yargıda devam ediyor, “yok” diyorsun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, cezaevindeki hırsızların günahı ne?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sen de mi havuzda yüzüyorsun?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Cezaevindeki hırsızların günahını anlat bize.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Lütfen, lütfen… Lütfen haddinizi biliniz!

OKTAY VURAL (İzmir) – “Lütfen” tabii! Yargıda devam ediyor diyorum, nasıl “yok” dersin?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) –  Lütfen haddinizi bilin, lütfen haddinizi bilin!

OKTAY VURAL (İzmir) – Yargıda devam ediyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı efendim? Bu nedir böyle? Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Bakanın açıklamasını dinleyiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yargıda devam eden bir şeye nasıl “yok” diyorsun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen uyarır mısınız!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Lütfen haddinizi biliniz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sen de haddini bil!

Yargıda devam ediyor, soruşturma var.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen uyarır mısınız!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın Vural…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Ben sizi herhangi bir şeyle itham etmedim, itham etmedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluktan alınmadı mı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Beni bu şekilde itham edemezsiniz”

OKTAY VURAL (İzmir) – Rüşvet ve yolsuzluktan alınmadı mı?

BAŞKAN - Sayın Vural…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Beni bu şekilde itham edemezsiniz. İtham edemezsiniz beni.

OKTAY VURAL (İzmir) – Onlara havuz medyasıyla ilgili soruşturma niye açılmadı?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, çok rica ediyorum. Böyle bir usul ve böyle bir konuşma tarzı yok.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Beni bu şekilde itham edemezsiniz. Eğer ispat etmezseniz namertsiniz!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, oturuma on dakika ara veriyorum.

                                                                   Kapanma Saati: 21.08

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Bakan, sizin sözünüz eksik kalmıştı. Bir buçuk dakikalık bir süre size tekrar vereceğim.

Buyurunuz efendim.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Türmen’in de dile getirdiği bir husus -yıldırım kararı- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İnternet’le ilgili vermiş olduğu bir karar var. Bu karara baktığımızda, Türkiye’nin ölçüsüz bir karar aldığını ifade ediyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İnternet’i tamamıyla kapatma yerine sadece sakıncalı olan bölümü kapatın şeklinde bir tavsiyede bulunuyor ve Türkiye’yi 30 bin euro tazminat ödemeye mahkûm ediyor yıldırım kararında.

Eğer bu mevcut, İnternet’le ilgili yasamız şu an devam etmiş olsaydı bu problemleri bundan sonra da yaşamaya devam edecektik. Ancak bu, yeni yapılan düzenlemeyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu bu karara uygun bir düzenleme yapmış olduğumuzu görüyoruz. Nedir bu? Burada İnternet’i bir bütün olarak kapatma yerine, sadece o sakıncalı olan bölümün engellenmesi, işte bu yeni yapılan düzenlemeyle getiriliyor. Dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tavsiyesine de, bir anlamda, burada, bu şekilde uymuş oluyoruz.

Ben çok teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elvan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, oturuma ara vermeden söz istemiştim ama ara verdiğiniz için söz verme imkânı bulamadınız, daha doğrusu, beni dinleme imkânı bulamadınız.

BAŞKAN – Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan, konuşmasında, bu düzenlemelerin gerekçesi olarak Sayın Baykal’la ilgili bazı değerlendirmeler yapıp onu bu düzenlemenin, İnternet düzenlemesinin gerekçesi olarak ifade etti.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Hayır, örnek olarak verdim, sadece örnek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – O nedenle, eski Genel Başkanımız olan Sayın Deniz Baykal’la ilgili bu değerlendirme nedeniyle 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İnternet’e getirilen yeni düzenlemelerin, yeni kısıtlamaların tek bir gerekçesi vardır. 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması nedeniyle gerek sosyal medyada, gerekse diğer alanlarda, İnternet’te meydana gelen, Hükûmet aleyhine olan haberlerin, tweet’lerin engellenmesi, onların kontrol altına alınmasıdır. Başka hiçbir amacı yoktur.

Eğer, gerçekten, Sayın Deniz Baykal’la ilgili olarak, 2010 yılında yaşanan hadise nedeniyle Hükûmet bir önlem almak isteseydi, o hadiseyi emsal kabul edip bu kötü uygulamaya yönelik bir önlem almak isteseydi, bu önlem o zaman alınabilirdi. Ne zaman bu yola başvuruluyor? 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasından sonra başvuruluyor ve bu düzenlemenin meşruiyetini sağlamak için Sayın Deniz Baykal’a sığınılıyor. Doğrusu bu açıklamayı samimi bulmuyorum. Sayın Bakanın bakanlık yapma konusundaki iyi niyetini biliyorum ama bu açıklama doğru değil Sayın Bakan, bu açıklamayı lütfen yapmayın. İnternet’e getirilen kısıtlamanın tek amacı, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının üzerini örtmektir.

Sayın Rıza Türmen burada gerekli açıklamaları yaptı. AİHM’nin kararı var, Yıldırım kararı. O zaman hâkim kararıyla yapılmış olan, hâkim kararına dayalı olarak bir İnternet sitesinin yasaklanmasını dahi AİHM mevzuatın belirsizliği olarak almış ve bunu insan haklarına aykırı olarak değerlendirmiştir. Bu düzenlemelerin AİHM kararlarına uygunluğu hiçbir şekilde yoktur.

Sayın Bakanın bir cümlesine katılıyorum: “İki aydan bu yana Türkiye’de hukuk ayaklar altına alınmıştır.” Evet, iki aydan bu yana Hükûmet tarafından Türkiye’de hukuk ayaklar altına alınmıştır.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – On iki yıldır, iki ay değil.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Saygılar sunuyorum hepinize, iyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elvan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Özellikle, hukukun Hükûmet tarafından ayaklar altına alındığını ifade etti Sayın Akif Hamzaçebi Bey, bunu kabullenmek mümkün değil. Hukukun ayaklar altına alındığını herkes biliyor. Artık bir kaset siyaseti başladı Türkiye’de.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Siz yaptınız Sayın Bakan.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – On iki yıldır hukuk ayaklar altında Sayın Bakan, on iki yıldır. On iki yıldır Türkiye’de hukuk kalmadı.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Bu kaseti çıkaranları, bu yasa dışı uygulamaları piyasaya sürenleri herkes biliyor. Bunu özellikle ifade etmek istedim.

İkinci olarak da, burada, değerli arkadaşlar, İnternet yasasıyla getirilen düzenleme, birincisi, kişilik hak ve hürriyetlerini koruyan bir düzenleme. Yani kişilik haklarını, eğer dikkatli incelerseniz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tayyip’in yolsuzluklarını örtmek için getiriyorsunuz bunu, Tayyip’in yolsuzluklarını örtmek için getiriyorsunuz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – İkincisi de -özel hayatın gizliliğini- bizatihi kişinin mağduriyetini önleyen bir düzenleme.

Şimdi, burada biz hangi durum olursa olsun mutlaka ve mutlaka bir mahkeme kararını istiyoruz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Mahkeme mi kaldı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – …ama gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde TİB Başkanlığı engellemeyi yapıyor ve yirmi dört saat içerisinde mahkemeye başvuruyor ve mahkeme de kırk sekiz saat içerisinde bunu neticelendirmek zorunda. Dolayısıyla, ister trafik bilgileri olsun ister özel hayatın gizliliğine yönelik olsun ister kişilik haklarının çiğnenmesine yönelik olsun, hangi husus olursa olsun tüm bu hususlarda mutlak suretle mahkeme kararı aranıyor. Bunu bilmemiz gerekiyor ve sizler de biliyorsunuz, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde bunların birçoğunun mahkeme kararı olmadan engellendiğini de hepimiz biliyoruz. Ama Türkiye’de mahkeme kararı olmadan hiçbir engelleme gerçekleşmeyecek. Yani bunun farkında olalım ama birçok gelişmiş ülkede, hepimiz biliyoruz, engelleme gerçekleşiyor mahkeme kararı olmadan, siz o siteye girmek istediğiniz zaman karşınıza bir yazı geliyor, “Bu site bulunamamıştır.” ifadesi geliyor. Hâlbuki o ülke tarafından o site engellenmiştir.

Bizim gayet açık, gayet şeffaf bir düzenleme yaptığımız ortada. Ama lütfen bunu başka yerlere çekmeyelim.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elvan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben özür dilerim, Sayın Bakan şunu söyleyemiyor: Yani bu kasetlerin içeriği doğru mu, yanlış mı? Yani bunu istiyoruz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, hâkim mi ya o, hâkim mi de, nereden bilsin? Nasıl doğru mu, yanlış mı ya!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İçeriği doğru mu, yanlış mı? Rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık özel yaşamın gizliliğiyle kapatılamaz, örtülemez…

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ahlakında, hiçbir dinde, hiçbir toplumda… Rüşvet, hırsızlık ahlaksızlıktır.

BAŞKAN – Sayın Tanal, bunları söylediniz, soru cevap bölümünde bunları söylediniz. Bakanın verdiği cevaplar da ortada. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

 

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

Şimdi ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. İkinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

İkinci bölümün ilk maddesi 14’üncü maddeden başlıyor.

14’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa tasarısının 14 üncü maddesindeki "ve" ibaresinin '"ile"' ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                       Nazmi Gür

                       Bingöl                                                 Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin  çerçeve 14 üncü maddesinde yer alan “Muhtelif” ibaresinin “İlgili” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                   Erkan Akçay                                     Lütfü Türkkan                                      Şefik Çirkin

                       Manisa                                              Kocaeli                                                Hatay

                     Faruk Bal

                       Konya

T. B. Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 14. maddesinin sonundaki “fiyat endeksine yapılmış sayılır” ifadesinin “fiyat endeksine göre yapılmış sayılır” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslandoğlu                            Süleyman Çelebi                               Rahmi Aşkın  Türeli

                      İstanbul                                             İstanbul                                                İzmir

                Haluk Eyidoğan                                     Ali Sarıbaş                                                                             İstanbul                    Çanakkale                                                 

BAŞKAN – Son okuttuğum önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın  Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN  (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Çelebi…

BAŞKAN –  Buyurunuz Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, ben de hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Aslında dün akşamdan beri Türkiye’de tam bir trajedi yaşanıyor ama bunun üzerinin kapatılması konusunda da her şey yapılmaya çalışılıyor ve gündem yeniden değiştirilmeye çalışılıyor.

Şu anda görünen tablo şu: Sayın Başbakan bugün grup toplantısında yaptığı açıklamada bu tapelerin veya bu bantların tamamen şantaj niteliğinde olduğunu söyledi fakat bunu kesinlikle yalanlamıyor “Benim konuşmam değil.” demiyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dedi.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yalanlıyor.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Hayır.

Yani “çarpıtılmıştır” diyor, “montaj yapılmıştır” diyor, “şantaj yapılmıştır” diyor. Tamamen montaj yapıldığını söylüyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Gerçeği yansıtmadığı, gerçekle ilgisi olmadığı söylendi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Montaj yapıldığını söylüyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yani, bu kadar da çarpıtma olmaz ki ya! Süleyman Bey, ayıp oluyor ama ha!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Arkadaşlar, bakın “Böyle bir konuşma yapmadım.” demiyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) –  Kardeşim, diyor, ne anlama gelir bu konuşma ya!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Hayır. “Böyle bir konuşmam, benim çocuğumla böyle bir konuşmam olmadı.” demiyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – “Montaj” diyor.

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Montaj bu, montaj.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) –  O nedenle, o nedenle, tamamen…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, bak, şimdi, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında da… Söyle, Kılıçdaroğlu hakkında da çıktı; ne diyeceksin buna, söyle!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) –  Şimdi, değerli arkadaşlar, yeni yeni montajlar üretilebilir de.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İşinize geldi mi “üretilir” değil mi?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) –  Kendisi, Genel Başkanınız çıkar, “Bu, benim beyanım değil.” der…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, bunu dedi ya şimdi!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Tamam, Başbakan bunu söyledi, söyledi bugün Başbakan.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - …bu kürsüde de gelir burada hesabını verir, onu söyler. Dolayısıyla, ilk önce bunun bugün ne noktaya geldiği çok net görüyoruz.

İkinci önemli konu şu değerli arkadaşlarım: Şimdi, Grup Başkan Vekilimiz de söyledi, burada bu yapılan düzenlemelere ilişkin göndermeler ya eski Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal’la ilgili oluyor veya MHP’ye yapılan operasyonla ilgili bunlar bir referans noktası oluyor. Oysa o yıl yapılan… Tam 2010’dan bu yana, bu konuda buraya bu kadar çeşitli öneriler geldi, buralarda çeşitli defa yasa teklifleri konuşuldu, dört yıl, on yıl bu Hükûmetten bunların düzeltilmesi istendi ama düzeltilmedi.

Ne zamandan beri bu işlerle uğraşıyoruz? 17 Aralık önemli bir dönemeç noktası ama 17 Aralıktan önce de Gezi’deki eylemlerin de bütünlüğünde, orada yapılan süreci de kapsayan bir yeni operasyon başlatıldı. Bu operasyonun içinde ne var? Bu operasyonun içinde değerli arkadaşlarım, tam bir sansür var. Hani 12 Eylülde kitaplar toplatıldı, bir şekliyle bir yerlere dizildi, 12 Eylül cuntası, askerî yönetim birtakım sansürler uyguladı, şimdi yeni bir sansürleme yeniden başlatıldı. Bu sansürü yalnız İnternet’le ilgili düzenleme olarak görmeyin, bakın üst üste çıkan yasalar, HSYK’la ilgili yapılan düzenlemeler, şimdi getirilen bu İnternet’le ilgili yapılan düzenlemeler, Millî Eğitim Bakanlığında yapılması düşünülen düzenlemeler, MİT Yasası’yla…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne var ya bunda, Millî Eğitim Bakanlığında ne var?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Ne var? Orada işte atamalar, orada da korku toplumunun yaratılmasına ilişkin her şey var. Dolayısıyla…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – İnanmadığın konuşmayı yapma.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Çok inanarak yapıyorum bunları.

Tam bir korku toplumunun yaratılmasına yönelik, tam bir…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Korku toplumunu kimlerin yarattığını görüyorsunuz, karanlık kasetlerle, montajlarla nasıl bir şantaj ve karanlık dünya yaratılıyor görüyorsunuz ve onu destekliyorsunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Korku toplumunun nasıl yaratıldığını, nasıl bir tehdit altında insanların tutulmak istenildiğini şu anda görüyoruz, şu anda bu yaşanıyor. Bu yasal düzenlemelerin bütününe bakarak bunları söylüyorum. Tam bir sansürleme, tam bir baskı rejimi, tam bir diktatörlüğe doğru sistemin gittiği bir noktada.

Ben, şimdi halkımıza bir çağrı yapıyorum Sevgili Başkan da buradayden. Sevgili Uğur Mumcu’nun güzel bir sözü vardı: “Vurulduk ey halkım, unutma bizi.” Ben de “Söylüyoruz ey halkım, uyanık tut kendini.” diyorum ve bu çağrıda bulunuyorum çünkü bu süreç bir soygun süreci, bu süreç tam bir baskı süreci, bu süreç tamamen bir faşizme gidiş sürecidir. Buna karşı direnmek bizim de namus borcumuzdur.   

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çelebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 14 üncü maddesinde yer alan “Muhtelif” ibaresinin “İlgili” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bu ülke çok başbakan gördü, hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardı. Ebediyete intikal edenler için Allah’tan rahmet diliyoruz, hayatta olanlar için de Allah uzun ömür versin. Hepsinin mutlaka bu ülkeye birtakım hizmetleri oldu, taş taş üzerine koyandan Allah razı olsun.

Önemli olan, değerli milletvekilleri, şu gök kubbenin altında hoş bir seda  bırakabilmek. Siyaset, aktif siyaset herkes için bir gün bitecek. Önemli olan, daha sonra arkasından kendisinin yüzünü kızartacak laflar söylenmemesi. “Mezarlıklara bir bakın, kendilerini vazgeçilmez sanan fânilerle dolu mezarlıklar.” der büyüklerimiz. Büyüklerimizin de dediği gibi değerli arkadaşlar, önemli olan yüzümüzü kızartacak, bizi mahcup edecek şeyler yapmamamız. Ben, şahsi olarak meseleye hep şöyle bakmışımdır: Bir insanın ne her söylediği doğrudur ne her söylediği yanlıştır, önemli olan doğrularını bulup onun arkasında saf tutabilmektir. Kürsüde çok sert eleştiriler yapılabilir ancak bu eleştirileri meydanlara, sokaklara taşımamak lazım. Hakikat acı da olsa hepimizin hayatında deniz fenerleri gibi mutlaka yol gösterici bir özelliğinin kabul edilmesi lazım. Yaradan kendisine yönelik hak ihlalleri bile affedeceğini buyururken “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin.” diyor, hele hele kibri şirk sayıyor. İnsanların eksiklikleriyle alay etmeyi, bundan böbürlenmeyi hoş görmüyor yüce yaradan. Bir Başbakan var ki milletin huzurunda, seçim zaferi için her şeyi yapabilecek, her değeri ayaklar altına alabilecek, insanların onurlarıyla, haysiyetleriyle oynayabilecek bir üslubu siyaset üslubu olarak kullanacak birisi. Maalesef elinin, dilinin ayarı yok, devlet adamının üslubu hiç yok. Zaten demişti “Öfke, benim için bir siyaset üslubudur.” Bu öfkenin içinde değerli arkadaşlar, kibir var, aşağılama var, hakaret var, kul hakkı çiğnemek var. Sayın Genel Başkanımızın evlenmemiş olması, çocuğunun olmamasıyla ilgili sözde kafa buluyor. Haddine değil de bu bel altı vuruşla siyaseten bir şeyler kapmak istiyor. Gerçekte, aslında kendisini komik duruma düşürdüğünün farkında değil. Sanırım tepkiler size de geliyordur değerli milletvekilleri. Bizleri arayan, mesaj çeken, bizlere kadar gelip yüz yüze konuşan insanlar, özellikle hanımlar aynen şunları söylüyor, bir tanesi diyor ki: “Ben, on sekiz yıllık evliyim. Çocuğum olmadı, Allah nasip etmedi. 2002’den beri AK PARTİ’ye oy veriyorum, ellerim kırılsaydı da vermeseydim. Benim hanımlık, benim kadınlık onurumla alay ediyor, beni hakir görüyor, beni eksik görüyor, hakkımı helal etmiyorum.” Erdoğan öfkesini kusarken binlerce çocuksuz aileye hakaret ediyor. Belki de içinizde de bu durumda olan arkadaşlarımız var.

Değerli arkadaşlar, Sayın Genel Başkanımız söyledi, nikâhı da, ölümü de Allah yazıyor, çocuk sahibi olmak da bir nasip işi, yarına çıkıp çıkmamak da yine Yaradan’ın bileceği iş. Anadolu’da bir söz var: “Gelin ata binmiş ‘Ya nasip.’ demiş.” derler. Nikâhlanmak da, çocuk sahibi olmak da ancak Yaradan isterse olur. Sonra, senin, benim, Sayın Başbakan, çocuğumuz var da başımız göğe mi erdi? Allah herkese hayırlı evlatlar nasip etsin. (MHP ve CHP sıralarından “Âmin.” sesleri) Kimine evlat verir, hırsız, uğursuz, yolsuz yapar, dünyayı zindan eder; kimisine evlat vermez milletin çocuklarını ona evlat kılar. Bu sözler hadsizlik, ayarsızlıktan öte, iman noksanlığıdır. Bunun en iyi inançlı insanlar tarafından bilinmesi lazım. Bilmiyorsa ya cahilliğindendir, ya da iman zayıflığındandır. Bu sözlerden dolayı Sayın Erdoğan çoluk çocuk sahibi olamamış, Allah nasip etmemiş bütün ailelerden özür dilemelidir.

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Allah onlara da 3 çocuk nasip etsin.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ve bu Mecliste ya da Meclis dışında Allah’tan korkup kuldan utanan her milletvekilinin, herkesin tepki vermesi lazımdır bu sözlere ve Başbakana insanların onuruyla oynama hakkına sahip olmadığını bu Meclis ve milletimiz hatırlatmalıdır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa tasalısının 14 üncü maddesindeki "ve" ibaresinin '"ile"' ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan bu değişiklikle metnin daha anlaşılır olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14’üncü madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 15 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                           Oktay Vural                          Mehmet Günal

      Konya                                       İzmir                                   Antalya

S. Nevzat Korkmaz                    Seyfettin Yılmaz                          Erkan Akçay

           Isparta                                 Adana                                   Manisa

                                                  Faruk Bal

                                                     Konya

"MADDE 15- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (j) ve (ö) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"j) Trafik bilgisi: Taraflara ilişkin IP adresi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini

ö) İçeriğin yayından çıkarılması: İçerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin sunuculardan veya barındırılan içerikten çıkarılmasını veya yurtdışında yerleşik olan içerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin Türkiye Cumhuriyeti çıkışlı IP'lerden ulaşılmasının engellenmesi"

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge de aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa tasarısının 15 inci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                      Sırrı Sakık                      Hasip Kaplan                         Adil Zozani

                        Muş                                   Şırnak                               Hakkâri

                         Esat Canan                                   İdris Baluken                                              

                       Hakkâri                               Bingöl                                        

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Ferit Mevlüt Aslanoğlu         İzzet Çetin                                 Tufan Köse

                          İstanbul                           Ankara                                     Çorum

                        Vahap Seçer              Rahmi Aşkın Türeli                           Celal Dinçer 

                         Mersin                               İzmir                                      İstanbul

                         Müslüm Sarı                 İlhan Demiröz                         Osman Oktay Ekşi

                        İstanbul                             Bursa                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu iki önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ekşi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İnternet yasasında son olarak yapılmış değişikliği, bugün benden önce konuşan bir saygıdeğer arkadaşımın ifade ettiği gibi, birkaç saat sonra yani Sayın Cumhurbaşkanımızın imzalamasından birkaç saat sonra değiştiren bir öneri geldi huzurunuza. Bu yüksek heyetin yasa yapma konusundaki beceriksizliğinin sanıyorum ki tarihe geçmiş bir rekoru oldu. Bu yasa önerisi dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanının görüşlerini de kamuoyu öğrendi. Ona göre Sayın Cumhurbaşkanı yapılan değişiklikten, yani daha önce geçen metne göre huzurunuza gelmiş olan değişiklikten tatmin olduğunu, o nedenle de yasayı imzaladığını ifade buyurdular. “Sayın Cumhurbaşkanının bu kanaatlerinin acaba dayandığı ciddi gerekçe nedir?” diye bendeniz yasayı inceledim. Herhangi bir önemsenmeye değer hususun yasada değişik bir şekilde karşımıza çıkmadığını yani İnternet ile uygulamaya giren iletişim özgürlüğünü ciddi şekilde daraltan -Sayın Bakanın kanaati tam tersi- ve demokrasimizden söz etme imkânını bile artık elimizden alan son değişiklik maalesef bu huzurunuza gelen son şekliyle sadece kozmetik dahi denmeyecek kadar hafif birtakım kelime farklılıklarından ibaret bir değişikliktir. Yapılan nedir? Dört madde değiştiriliyor, fıkra ilave ediliyor. Yapılan sadece vatandaşa yüklenmiş olan mahkemeye başvurma yükümlülüğünün idareye aktarılmış olmasından ibaret. Bunun da ciddiye alınabilecek ve işin özü açısından önemsenecek hiçbir tarafı olmadığını baştan sizlere arz etmek isterim.

Saygıdeğer milletvekilleri, İnternet aracılığıyla kullanmakta olduğumuz iletişim özgürlüğü konusunda, bu siyasi iktidar zamanında ülkemiz maalesef uluslararası ölçümlere göre 80 ülke arasında 58’inci düzeydedir yani dibe bir hayli yakındır. Bu dediğim ifade 2012 yılına ait bir değerlendirmedir. Oysa bugün, 2014 tarihinde yapılan değişiklikle öyle zannediyorum ki artık 80’inci olmasak bile 79’uncu olacak kadar aşağıya inmiş olduğumuzu söylemek mümkündür.

Sevgili dostlarım, bu konuda özgürlüklerimizin genişletildiğini ifade eden Sayın Bakanın dediklerinin aksine, maalesef, İnternet’le ilgili durumumuz, 36 bin kullanıcının, daha doğrusu 36 bin sitenin menedildiği bir ülkede yaşadığımız dikkate alınırsa, Bakanın sözleriyle taban tabana zıt bir gerçeğin karşımızda olduğu ortaya çıkar. Böyle, bu kadar geniş şekilde siteleri menedilmiş başka bir ülke bulmak medeni dünyada maalesef mümkün değildir. Kaldı ki getirilen bu yeni yasa Türkiye’yi o durumdan da daha aşağı itecek ve bizi medeni âlemin dışına çıkaran bir gerçek ortaya koyacaktır. Nitekim, bütün medeni dünyadan ve siyaset âleminin önemli isimlerinden Türkiye’deki bu İnternet yasası değişikliğinin Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizi dahi tehlikeye sokacak kadar önemli bir demokrasiye darbe olduğunu ifade eden pek çok insan var.

Bu gerçekleri dikkate aldığınız takdirde, Sayın Başbakanın özellikle dün akşam İnternet sitelerine düşen sözlerinin yirmi dakika içinde yasaklanmasına, yani sitelerden çıkarılmasına rağmen 2 milyon 200 bin yere dağıldığını eğer dikkate alırsanız, bu çabaların her şeye rağmen boşa çıkacağını buradaki çoğunluk üyelerine, çoğunluk teşkil eden partinin mensuplarına özellikle belirtmek isterim. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, iletişim özgürlüğünü herhangi bir şekilde sonuna kadar menetme imkânınız olmayacaktır; çok denenmiş bir oyun, sizin de karşınıza aynı sonuçla çıkacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)                

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elvan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, Sayın Ekşi, özellikle şahsıma yönelik olarak, burada yapılan düzenlemenin kozmetik nitelikte olduğunu ifade etti.

Öncelikle şunu hatırlatmak isterim: Birincisi, yapılan değişikliklerden ilki, trafik bilgilerinin tanımına yönelik olarak burada bir daraltmaya gittik ve şu anda tüm Avrupa Birliğinin direktifinde yer alan, tüm gelişmiş ülkelerde yer alan tanıma uygun bir tanım yapıldı.

İkincisi, bu trafik bilgilerinin, mutlak surette mahkeme kararı olmadan TİB Başkanlığı tarafından kullanılamayacağına dair bir düzenleme getirildi ve tüm bilgiler, trafik bilgileri mahkeme kararına bağlandı.

Üçüncüsü, özel hayatın gizliliğine yönelik, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde TİB Başkanlığına verilen kapatma yetkisinden sonra, yine Anayasa’mızın 22’nci maddesinde ifadesini bulan “Yetkili merciin kararı -yani TİB Başkanlığının kararı- yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.” Dolayısıyla, Anayasa’nın 22’nci maddesinde belirtilmiş olan husus buraya konmuş durumda.

Son olarak şunu ifade edeyim: Özellikle İnternet alanında ciddi bir yasaklama getirildiği ifade edildi, 36 bin civarında sitenin yasaklandığı ifade edildi. Tabii, bu rakamın altında, onu özellikle ifade edeyim. 36 bin rakamı doğru bir rakam değil.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – 40 bin aslında da ben 36 bin…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – İkincisi, bu sitelerin, kapatılan sitelerin yüzde 99,9’u tamamıyla çocuk pornografisi ve müstehcenliğe yöneliktir. Özellikle, kişilik hak ve hürriyetlerine yönelik kapatılan site sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bunu ifade etmek istedim.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Elvan.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ekşi.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakan özelimle ilgili aktarımında hata yaptı. İzin verirseniz düzeltmek istiyorum hatasını.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ekşi. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Saygıdeğer arkadaşlarım, bendenizin ifade ettiğim 36 bin rakamı uluslararası kaynaklardan alınmış bir rakamdır. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bazı bürokratların bazı gerçekleri küçültme amaçlı verdiği rakamlar Sayın Bakanı aldatıyor olabilir.

İkinci nokta, Sayın Bakan burada sadece trafikle ilgili bilgi ve ona ilişkin değerlendirmesini aktardı. Aslında, birkaç gün sonra huzurunuza gelecek olan MİT teşkilat yasasında trafikle ilgili bilginin dışında, içerikle ilgili bilginin de hiçbir sınır tanımadan devlet tarafından, devletin bir birimi tarafından talep edilip alınacağını göreceksiniz. O zaman, Sayın Bakanın bu tarihte söylediği değerlendirmenin -kırk sekiz saat sonra- tamamen aksi bir gerçek hepinizin karşısına çıkacaktır. Bunu dikkatinize sunmak istedim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyoruz Sayın Ekşi.

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

 

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisinin önergesinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme, meclisten geçen internet yasasındaki anti demokratik uygulamaları ortadan kaldırmadığı gibi, trafik bilgisine dair mahkemeyi dolaylı yoldan devreye sokuyormuş izlenimi uyandırmaktadır. Pratikte yasanın getirdiği anti-demokratik düzenlemeleri ortadan kaldırmamaktadır.

BAŞKAN -  Aynı mahiyetteki bu iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                                                        

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 15 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 15- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (j) ve (ö) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"j) Trafik bilgisi: Taraflara ilişkin IP adresi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini

ö) İçeriğin yayından çıkarılması: İçerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin sunuculardan veya barındırılan içerikten çıkarılmasını veya yurtdışında yerleşik olan içerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin Türkiye Cumhuriyeti çıkışlı IP'lerden ulaşılmasının engellenmesi"                                                                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

 

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Sayın Bal, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamento tarihini yazacaklar, on bir yıllık AKP iktidarı devrine geldiğinde üç önemli özellikten bahsedecektir: Bir, torba kanunu; iki, demokratikleşme adı altında diktaya yöneliş ve üçüncüsü, parmak demokrasisi.

Torba yasalarıyla ilgili, AKP, kendisinin ve yandaşlarının önünde ayağına değen taşları teker teker, ilgisine, ilişkisine bakmaksızın, bir torba içerisine koyup bu şekilde parmak demokrasisinden yararlanarak Meclisten geçirmektedir. Bu torba yasasında, AKP’lilerin, zenginleşmiş hâliyle, AKP yandaşlarının önündeki engelleri birer birer dağdan aşırırcasına geçirdiğini, fakirin de düz yolda şaşırdığını biraz önce ifade etmiştim.

Bu  torba yasalarında taşeron işçileriyle ilgili herhangi bir iyileştirme yok; 4/C’lilerle ilgili herhangi bir iyileştirme yok; şimdi, 17 Aralıktan bu yana yüzde 25 civarında olan devalüasyon karşısında ortaya çıkan dövizzedeleriyle ilgili herhangi bir durum yok; atama bekleyen 40 bin öğretmenle ilgili herhangi bir öneri yok; su ürünleri mühendisleriyle, teknik öğretmenlerle, astsubaylarla, uzman erbaşlarla ilgili herhangi bir hüküm yok; kuraklık, kıtlık nedeniyle zor durumda bulunan pancar üreticilerinin şimdi başına bela olan tonaj cezalarıyla ilgili herhangi bir öneri, herhangi bir madde yok. Dolayısıyla, bu, sadece ve sadece, AKP’nin, önümüzdeki süreç içerisinde ve içinde yaşadığımız süreçte, 17 Aralıktan bu yana ortaya çıkan tapeleri, kasetleri, kasalardaki, kutulardaki milyon dolarları gizlemek üzere medya mecralarını susturma operasyonundan ibarettir.

Değerli milletvekilleri, üç cins basın bulunmaktadır: Birincisi yazılı basın, gazete, mecmua vesaire. İkincisi görsel basın, televizyon. Üçüncüsü de İnternet mecrası. Birinci cins basına baktığımızda, AKP, devri iktidarında zülfüyârine dokunan, kendisini eleştiren, bir şekilde AKP’nin beğenmediği kişileri köşelerinden attırmış, gazetelerinden kovdurmuştur. Bunların isimlerini sizlere saymak istiyorum, sadece bilinenlerini veya kamuoyunun ismen tanıdıklarını: Banu Güven, Nuray Mert, Oktay Ekşi, Tufan Türenç, Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Cüneyt Ülsever, Can Dündar, Ruşen Çakır, Yavuz Baydar, Haluk Şahin, Deniz Ülke Arıboğan ve bu kapsam içerisinde yüzden fazla gazete çalışanı, köşe yazarı, AKP’nin telefon talimatlarıyla, basın müşavirlerinin talimatlarıyla veya Başbakanın talimatıyla gazetelerinden kovulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, yazılı basındaki bu durum, görsel basında aynen görülmektedir. Görsel basında ise yeni bir hat kurulmuştur: “Alo Fatih” hattı. Sayın Genel Başkanımızın televizyonun alt yazısında geçen bir çift cümlesine tahammülü olmayan Başbakan, ta Fas’tan Fatih’e “Alo” diyerek “II. Fatih”e talimat verdirerek, ifade özgürlüğünü, siyaset hürriyetini, halkın haber alma hakkını bertaraf ederek görsel basını da bu hâle getirmiştir.

Bu, tabii ki İnternet mecrasına da yayılan bir alandır ve kasaların, kutuların, milyon dolarların, kasetlerin, ses bantlarının İnternet mecrasında yayılmasını engellemek üzere bu kanun buraya gelmiştir. Her ne kadar, bu kanunun maddesini Çankaya Köşkü’nden Sayın Cumhurbaşkanı atmış ise bu dahi bir demokrasi ayıbıdır, bu dahi parmak demokrasisinin ne hâle geldiğini göstermektedir, bu dahi yürütme organının başı olan Cumhurbaşkanının talimatıyla bu Meclisten birtakım düzenlemeler yapılması durumunu ortaya koymuştur ki bunun demokrasiyle bir alakası yoktur, bunun basın hürriyetiyle bir alakası yoktur.

Sözün özü: Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde basın gayrihürdür, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde basın sansür edilir. İşte, demokrasinin ortaya koyduğu marka budur, AKP’nin ortaya koyduğu demokrasi etiketi de bundan ibarettir. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok. (AK PARTİ sıralarından “Var, var!” sesleri)

Sayın milletvekilleri, “Burada 139 kişi var.” diyorsanız karar yeter sayısı var ama görünmüyor. Onun için on dakika veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.01

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, 15’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde dört önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifinin 16 ncı maddesiyle 5651 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen dördüncü fıkra madde metninden çıkarılmasını ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Aydın                                                  Mehmet Doğan Kubat                                  Recep Özel

 Adıyaman                                                               İstanbul                                               Isparta

Fatih Şahin                                                        Hakan Çavuşoğlu

 Ankara                                                                     Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561  sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 16 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı Oktay Vural                                  Mehmet Günal

  Konya                                                                      İzmir                                                Antalya

S. Nevzat Korkmaz                                             Seyfettin Yılmaz                                      Faruk Bal

  Isparta                                                                    Adana                                                Konya

Erkan Akçay

  Manisa

"MADDE 16 - 5651 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

''(3) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerini yurt içinden yürütenlere, bu kanun kapsamındaki bildirimler yalnızca yasal tebligat adreslerine veya bu kanun kapsamında bildirimleri almak için kurmuş oldukları elektronik şikayet mekanizmaları üzerinden yapılır. Yurtdışında faaliyette bulunanlar için bildirimler Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılır. Bu fıkra hükmüne uygun olarak yapılmayan bildirimler nedeniyle içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının sorumluluğuna gidilmez."'

''(4) Başkanlık, bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 5 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca mahkemelerce talep edilen trafik bilgilerini isteyebilir.

(5) Trafik bilgisi ancak bir suç soruşturması ve/veya kovuşturması kapsamında mahkemelerce talep edilmesi hâlinde Başkanlık tarafından içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve/veya erişim sağlayıcıdan alınarak verilir."

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte okutup işleme alacağım, önerge sahiplerine isterlerse ayrı ayrı söz vereceğim.

Buyurunuz:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı yasa tasarısının 16 ncı maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                       Esat Canan

                       Bingöl                                               Hakkâri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

                    Tufan Köse                                   Mehmet Ali Susam                                  İlhan Demiröz

                       Çorum                                                İzmir                                                 Bursa

                   Müslim Sarı                                     Aykan Erdemir                                Rahmi Aşkın Türeli

                      İstanbul                                               Bursa                                                 İzmir

                   Celal Dinçer

                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan katılmıyoruz ancak şunu ifade edeyim: Bu önergeler ile trafik bilgilerinin mahkeme kararına tabi olmaması sağlanıyor, onu özellikle ifade etmek istiyorum. Yani, TİB Başkanlığı mahkeme kararı olmadan trafik bilgilerine erişebilecektir, o anlama geliyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Önerge üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi adına Sayın Erdemir.

Buyurunuz Sayın Erdemir. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve eğer hâlâ yayın kesilmediyse televizyon ve bilgisayar ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Sayın Bakanım, üzülerek ve affınıza sığınarak sizi ve şahsınızda Bakanlar Kurulunu eleştirerek sözlerime başlamak zorundayım.

“Minareye kılıf yasası” olarak da adlandırılan 5651 sayılı İnternet Yasası’na yama getiren torba yasayı yeni bir torba yasayla yamamayı hedefleyen bu değişiklikler, anlamadıysanız tekrarlayayım, 5651 sayılı İnternet Yasası’na yama getiren torba yasayı yeni bir torba yasayla yamamayı hedefleyen bu değişiklikler hayal kırıklığına yol açmıştır. Buradan görebildiğimiz kadarıyla delik büyüktür, yamaya yama tutmamıştır; izin verirseniz izah edeyim.

Dün kamuoyuna bomba gibi düşen rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, yüzsüzlük, arsızlık ve ahlaksızlık kaydını daha yirmi dört saat dolmadan Youtube’da 2 milyon 385 bin kişi izlemiş, Twitter’da 10 “trend topic”in 7’si bu yolsuzluk üzerine. Ekşi Sözlük’te yirmi dört saatte 1.988 “entry” girilmiş ve bir rekor kırılmış.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Meydanlar ne diyor, ona bak!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Burada sormadan edemeyeceğim: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı uyuyor mu?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sivas’a bak, Yozgat’a bak!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Demin de aynı şeyleri söylemiştin. Sen unutuyor musun söylediklerini?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - TİB Başkanı Ahmet Cemalettin Çelik uyuyor mu?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Millet ne diyor, ona bak!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Ahmet Bey, MİT’te dinlemeden sorumlu birimin başında bulunuyordu.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sivas’ı izledin mi?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - 17 Aralıktan yalnızca yedi gün sonra kendisini TİB Başkanı atayarak vizyonunuzun enginliğini tüm dünyaya gösterdiniz ama belli ki bu yeterli gelmiyor.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yozgat… Yozgat mitingini izledin mi?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Bu aşamada bir “Alo Ahmet” hattı düşünülebilir mi? “Alo Fatih” kadar verimli çalışan, Başbakan tak diye emredince İnternet’i şak diye kapatan bir “Alo Ahmet”i bu ülkeye çok görmeyin lütfen! Türkiye bu kadar zayıf, Türkiye bu kadar güçsüz, Türkiye bu kadar işe yaramaz sansür ve filtreleri hak etmemektedir. Sizden beklentimiz, gerekli sansür teknolojilerini bir an önce temin etmenizdir. Kuzey Kore, Çin, İran, Suudi Arabistan… En ileri baskı tekniği, en ileri sansür tekniği neredeyse bulalım, parası neyse ödeyelim. Otoriter ülkeler içinde en beceriksizi olma ayıbından iktidarınızı kurtaralım.

Bakın, Gezi Parkı’ndan bugüne, 17 Aralıktan bugüne orantısız zekâ kullanan gençlerin sansürünüzü ve filtrenizi madara etmesi hepimizi müteessir ediyor. Benim tavsiyem İnternet’in fişini kökten çekmeniz yönündedir. Zaten Sayın Başbakan “Sosyal medya baş belasıdır.” demiştir, “Twitter ile olmaz, tezek kokusunu hissedeceksiniz.” demiştir; Türkiye'nin bilgi toplumu ve bilişim vizyonunu işaret etmiştir. Sağlam bir iradeye sahip olduğu sürece İnternet’siz de yaşanır.

Değerli milletvekilleri, korkmayın; rüşveti, yolsuzluğu, hırsızlığı, yüzsüzlüğü ve ahlaksızlığı eleştirmek için 17 Aralıktan bugüne kamuoyunu meşgul eden kayıtları, tapeleri ve fotoğrafları kullanmayacağım, bunlar benim için yok hükmündedir. Bu ülkede dönen dolapları idrak edebilmek için kayıtlara, tapelere ve fotoğraflara gerek yoktur; insanın birazcık aklı ve vicdanı olması, hak ve hukuk inancı olması yeterlidir. AKP iktidarını sıfırlamam için de yine bu rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık kayıtlarına ihtiyacım yoktur. Siz gencecik çocukları rant uğruna, ikbal uğruna, beton uğruna; Abdullah’ı, Mehmet’i, Ethem’i, Medeni’yi, Ali’yi, Ahmet’i rant uğruna katledip bir rahmet dilemekten, bir başsağlığı dilemekten kaçınınca ben de vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu gibi sizi sıfırladım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Vatandaşın kimi sıfırlayacağı belli olur, az kaldı.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Yine, siz Marmara İlahiyat Fakültesinin “Yunus Emre” olan adını bu milletin bir tarafına koyacağını ifade eden ve Sayın Başbakanın kankası olan bir müteahhidin adıyla değiştirince, evet, Yunus Emre’nin adını o müteahhidin adıyla değiştirince ben sizi öyle bir sıfırladım ki geriye ne Bilal’in 30 milyon avrosu ne Barış’ın 1 milyon doları kaldı. Sizi öyle bir sıfırladım ki istibdat rejiminize de bundan gayri söyleyecek sözüm kalmadı. Allah topunuzu ıslah etsin. (CHP sıralarından “Âmin, âmin.” sesleri, alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme, meclisten geçen anti demokratik internet yasasının olumsuzluklarına ek olarak kişisel bilgi ve verilerin korunması ilkesine aykırıdır. Bu sebeple ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bu iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561  sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 16 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 16 - 5651 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

''(3) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerini yurt içinden yürütenlere, bu kanun kapsamındaki bildirimler yalnızca yasal tebligat adreslerine veya bu kanun kapsamında bildirimleri almak için kurmuş oldukları elektronik şikâyet mekanizmaları üzerinden yapılır. Yurtdışında faaliyette bulunanlar için bildirimler Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılır. Bu fıkra hükmüne uygun olarak yapılmayan bildirimler nedeniyle içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının sorumluluğuna gidilmez."'

''(4) Başkanlık, bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 5 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca mahkemelerce talep edilen trafik bilgilerini isteyebilir.

(5) Trafik bilgisi ancak bir suç soruşturması ve/veya kovuşturması kapsamında mahkemelerce talep edilmesi hâlinde Başkanlık tarafından içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve/veya erişim sağlayıcıdan alınarak verilir."

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SIRRI SÜREYYA BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bal, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha huzurunuzdayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha önce söz aldığım maddelerde basın hürriyetiyle demokrasi arasındaki ilişkiyi ifade etmeye çalışmıştım. Evet, basının üç tane mecrası var demiştik.  Bunlardan bir tanesi yazılı mecra: Gazete, mecmua ve sairleri. Bunların, on bir yıllık AKP Hükûmeti döneminde köşe yazarlarının, nasıl talimatlarla, Başbakanın emirleriyle işlerinden çıkarıldığını, bunların yüzü aştığını ve böylece yazılı basının kontrol edildiğini ifade etmiştim. Görsel basına ilişkin olarak da “Alo Fatih” hatlarının kurulduğu ve bu “Alo Fatih” hatlarının sadece bir tek televizyon kanalıyla ilişkili olmayıp yandaşlaşmış olan tüm kanallarda veya candaş olup da korkutulmuş, vergi borçlarıyla veya vergi cezalarıyla korkutulmuş olan tüm kanalları kastetmiştim. Buna rağmen, Sayın Başbakanın, ısrarla geride kalmış üç beş tane cılız ve yayın alanı son derece zayıf olan televizyon kanallarını işaret ederek bunlarla hesaplaşma derdinde olduğunu bugünkü konuşmasında ve daha önceki konuşmalarında da dinlemiştik.

Sıra İnternet’e geldi. İnternet’te elbette sorun var değerli milletvekilleri. On bir yıldır AKP iktidarında bu sorun yaşanıyordu. En azından bilmekteyiz ki Milliyetçi Hareket Partisi dinlenmiştir, buna ilişkin İnternet yayınları yapılmıştır, bununla ilgili deliller de Milliyetçi Hareket Partisi tarafından yetkili mercilere iletilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisinin, İnternet kanallarına düşen yayınları ve görüntüleriyle ilgili olmak üzere Ömer Faruk Bayındır isimli bir kişinin bu işi organize ettiğini yetkili mercilere ilan ettik.

OKTAY VURAL (İzmir) – İbrahim Faruk…

FARUK BAL (Devamla) – Ömer Faruk Bayındır kim? AKP’nin belediye meclisi üyesi. Ne yapmıştır? Yayınları yapan, Amerika Kıtası’nda bulunan bir İnternet sitesiyle, telefonuyla, kendi telefonuyla “Ne zaman yayınlayacaksınız? Nasıl yayınlayacaksınız?” diye defalarca konuştuğu tespit edilmiştir. Telefon numarası bellidir.

İki: Bu şahıs kendi kredi kartıyla yayın ücretini ödemiştir, kredi kartının numarası bellidir.

Üç: Milliyetçi Hareket Partisini gözetleyen siyah, donanımlı, camları siyahlaştırılmış bir araçtır ve bu aracın da fotoğrafları bildirilmiştir. Sayın Bakana sorduk: Bulabildiniz mi faili? İkrar etti ki Sayın Beşir Atalay: “Bulamadık.” Yanında bulunan MİT mensupları vardı görüşmeler sırasında, “Siz bulabildiniz mi?” dedik. “Hayır, bulamadık.” dediler ve bu görüntüler üzerinden Sayın Başbakan “Genel, genel…” diyerek oy devşirme işini tamamladı.

Sıra geldi 17 Aralığa. 17 Aralık, 25 Aralık ve 2 Ocak, demokrasi ve yolsuzluk tarihinde çok önemli üç tane tarih. Bu tarihlerde ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvetle, kara parayla ilgili sorunlar AKP’yi son derece de rahatsız etti çünkü bakanlarına, bakan çocuklarına ve oradan da Sayın Başbakana ve çocuklarına kadar ulaşan bir operasyondu. Bu operasyonda AKP korktu, telaşa kapıldı, panikle birlikte önce polisleri hak ile yeksan etti. Arkasından, hâkim ve savcıların elinden dosyaları aldı. Fezlekeleri kırk beş gün Adalet Bakanı inceledi. Bunların içerisindeki delilleri ve muhtemel şüphelileri tespit etti, gerekli tedbirleri aldı ve talimatlar yağdı. Bu talimatlar yargıya talimattı, polise talimattı, “Ankara böyle istiyor, soruşturmayı durdurun.” talimatı. Gün geldi, iş basına yansıyınca AKP’nin aklı başına geldi. İnternet’te bu yolsuzlukların, tapelerin, konuşmaların, görüntülerin yayınlanmasını engellemek amacıyla bu kanun getirildi. Aynen HSYK kanununda yapılan değişiklikle birlikte HSYK’nın AKP’nin şubesi hâline getirilmesi gibi, aynen dershanelerle ilgili kanunda olduğu gibi ve aynen polis teşkilatında yapılmış olan operasyonlar gibi Türkiye AKP’nin diktatörlüğüne doğru bir gidişatın içine sürüklendi.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar sizin parmaklarınızla ortadan kaldırılabilecek bir iş değil, bir bilen var. Cenab-ı Zülcelal her şeyi bilir, her şeyi görür ve her şeye kadirdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK BAL (Devamla) – Bir de bunun öbür dünyada mahkemeikübrası var. Bu dünyada belki parmaklarınızla istediğinizi yapabilirsiniz ama öbür dünyada neredeyiz, nereye gideceğimizi ancak Cenabı-ı Zülcelal bilir. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifinin 16 ncı maddesiyle 5651 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen dördüncü fıkranın madde metninden çıkarılmasını ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Aydın (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yalnızca mahkemelerce talep edilen trafik bilgilerinin istenilebilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, komisyonun salt çoğunlukla katılmadığı önergeyi işlemden alacağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sayılı Kanun Teklifinin 16 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                     Oktay Vural                                      Mehmet Günal

                       Konya                                                 İzmir                                                Antalya

                     Faruk Bal                                      Seyfettin Yılmaz                                S. Nevzat Korkmaz

                       Konya                                                Adana                                                Isparta

 “MADDE 17- 5651 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye altıncı fıkra eklenmiştir.

3) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin iletişimin içeriğinin tespitine ve dinlenmesine imkan vermeyecek nitelikteki ve bu maddenin 4 üncü fıkrasında belirtilen kapsamdaki trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.

(4)  Trafik bilgisi ancak bir suç soruşturması ve/veya kovuşturması kapsamında mahkemelerce talep edilmesi halinde Başkanlık tarafından yer sağlayıcı ve/veya erişim sağlayıcıdan alınarak verilir.

(5)  Yer sağlayıcı ancak, kanundaki açık yetkiye dayanarak kamu kurum ve kuruluşlarca yapılan talepler ile mahkeme kararına dayalı olarak yargı makamlarınca yapılan taleplere istinaden faaliyetleri neticesinde elde ettiği kişisel veriler ile bilgi ve belgeleri açıklayabilir. Bu fıkra kapsamında yer sağlayıcıya yöneltilecek taleplerde istenilen bilgi ve belgelerin hangi amaçla kullanılacağı hususları, talepte bulunan yetkisi, talebin amaçla ne şekilde sınırlandırıldığı, talep edilen bilgilerin ancak amaç doğrultusunda kullanılacağına dair taahhüt ve amaç doğrultusunda kullanılacak bilgilerin gizliliğinin sağlanması için alınacak korunma tedbirleri gerekçeleriyle birlikte detaylı olarak belirtilir. Yer sağlayıcı bu fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Başkanlığın bu Kanun ve diğer Kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında bu fıkra hükmüne uygun şekilde talep ettiği bilgileri Başkanlığa teslim eder ve bu Kanunda yer sağlayıcılara yüklenen yükümlülüklerin ifasını teminle sınırlı olmak üzere Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alır. Yurtdışında yerleşik olan yer sağlayıcılara yöneltilecek bilgi taleplerinde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası adli yardımlaşma anlaşmalarının hükümleri uygulanır.

(6) Trafik verisi olarak trafik bilgisinden fazla bilgi istenemez"

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Komisyonu davet etmem gerekiyor Sayın Başkan.

Sayın Kalaycı ve arkadaşlarının yeni madde ihdasıyla ilgili bir önergesi vardır, Komisyonu davet ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Söyle: “Bizimkileri de davet ediyorum, gelin.” desin. AKP Grubu dâhildi.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, Komisyonun toplanamayacağı, salt çoğunlukla katılamayacağı anlaşılmıştır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Bir dakika ya gelen var, geliyorlar ya.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Ben gelen kimse görmüyorum.

Salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, hâlâ geliyor arkadaşlarımız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ben yoldayım, daha geliyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bizim özgül ağırlığımız daha fazla.

BAŞKAN – 21 kişi göremediğim için burada…

OKTAY VURAL (İzmir) – Çoğunluk var efendim burada, var. 3 kişiye 1 kişi; 4 kişiye bir 1 kişi.

BAŞKAN – Evet, şimdi, Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Şimdi, 17’nci maddeye geçiyoruz.

17’nci madde üzerinde üç önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                     Oktay Vural                                      Mehmet Günal

                       Konya                                                 İzmir                                                Antalya

              S. Nevzat Korkmaz                               Seyfettin Yılmaz                                    Erkan Akçay

                       Isparta                                               Adana                                                Manisa

                     Faruk Bal                                        Lütfü Türkkan

                       Konya                                               Kocaeli

"MADDE 17- 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddenin birinci fıkrasının birinci bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"(1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda kuvvetli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak, orantılık ilkesine uygun olarak çocuğa, gençliğe ve aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesini teminen erişimin engellenmesine karar verilebilir. İnternet sitesinin tamamındaki içeriğin bu bentteki koşulları açıkça taşımaması durumunda internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. "

"(15) Bu maddeye göre soruşturma aşamasında verilen hakim kararı ile 9 uncu ve 9/A maddesine göre verilen hakim kararı birden fazla sulh ceza mahkemesi bulunan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen sulh ceza mahkemeleri tarafından verilir.

(16) Bu kanun kapsamında URL bazlı erişimin engellenmesi yapacak erişim sağlayıcıların bunu teminen kuracakları sistemin kuruluşu ve işletme maliyetleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ödeneğin kullanılmasına ilişkin hususlar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. URL bazlı erişimin engellenmesi sisteminin erişim sağlayıcılar tarafından kurulması, işletilmesi, gizlilik ve güvenliğe ilişkin hususlar ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkartılacak yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Saylı Kanun Teklifinin 17 nci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  Murat Bozlak                                      İdris Baluken

                       Adana                                                Bingöl

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

              Mehmet Ali Susam                                   Tufan Köse                                   Rahmi Aşkın Türeli

                        İzmir                                                Çorum                                                 İzmir

                   Müslim Sarı                                      İlhan Demiröz                                      Celal Dinçer

                      İstanbul                                               Bursa                                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Aksünger, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasayla ilgili beklentiler Cumhurbaşkanının veto etmesi noktasındayken… Memlekette böyle bir makul adam beklentisi vardı. Tabii, o makul adam da konjonktür gereği veya farklı bir telefon trafiğiyle İnternet’le ilgili yasayı veto etmedi ama şunu söylemek istiyorum: Bu dört tane yasanın da hiçbir şey değiştirme imkânı mevcut değil.

Bir şeyi anlamakta güçlük çekiyorum: Ya bu memleketteki milleti aptal yerine koyuyorsunuz, ya bizleri, hangisi? Şunu söyleyeceğim de o yüzden bunu söyledim: IP adresi ile URL adresinin farkı ne mesela? Bir adam diyelim ki suç işledi, o adamı bulacaksınız. Adamın sadece IP adresini takip ediyorsanız, gittiği adresi bilemedikten sonra suça istinat bir şey çıkarabilir misiniz? Mümkün değil. Yani, bunu niye anlatıyorsunuz millete? Sadece bir algıyı yönetmek amacıyla anlatıyorsunuz, şundan: “Yahu oldu böyle bir hikâye, acayip bir kamuoyu tepkisi var, 3-4 tane maddede değişiklik yapalım da millet de -Bakın, kamuoyu tepkisi vardı, bazı maddelerde işi hafiflettik- desin ki: ‘Özgürlükleri daraltacak konuları kaldırdı.’ ” Ne yazık ki böyle değil.

Sayın Bakanım, söylediğiniz konular da doğru değil. İrlanda örneğini verdiniz Komisyonda, işte İngiltere örneğini verdiniz. Binlerce yer… Bazı kelimelerle ilgili konuların yasak olduğunu söylediniz. Google’ın kendisinden… Ben bizzat kendim görüşüyorum, böyle bir şey mevzubahis değil. Zaten 5651’in tamamen karşısında olduğumuzu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bize verdiği mahkûmiyet kararlarından dolayı da hepimiz biliyoruz. 8’inci maddedeki katalog suçları, bu memlekette neyin ceza hukuku içerisinde olup neyin bürokratın elinde olduğunu siz tayin ettiniz yani yargıyı orada ortadan kaldırdınız.

Şimdi, Türkiye tarumar edilmişse Türkiye’de tarumarı siz yaptınız. Dinleme komisyonları kurdunuz, itibar etmediniz. O dinleme komisyonlarında tavsiye kararları yazdınız, başka hiçbir şey yazmadınız. Arkadaşlar biliyor, hiçbir şey yazılmadı orada, hatta gülündü geçildi bazı konular; çoğu yere aslında toz kondurulmadı, çoğu görevliye toz kondurulmadı. “Millî İstihbarat Teşkilatı ne yapar dedik?” Dediler ki: “Emniyet istihbarattan kaynaklanıyor.” E orayı siz yapmadınız mı? Başbakanın kendisi “Ne istediniz de vermedik.” derken emniyeti mi verdiniz, istihbarat tarafını mı verdiniz, millî istihbarat burada mı kaldı? Şimdi konu kaldı da bunları bir İnternet yasakları getirerek halledeceğinizi mi zannediyorsunuz? Teknik olarak bunun imkânsız olduğunu zaten anlattık. Boşuna yırtmayın kendinizi. 2 milyon 300 bin kişi tıklamış bunu. Engelleyin engelleyebiliyorsanız. Mümkün değil ki. Konu bununla alakalı değildi zaten. Bu ülkede o kadar kötü şeyler yapıldı ki geçmişte, devlet kademelerinin hepsi tarumar edilmiş…

Arkadaşlardan birisi çıktı, dedi ki: “Hukuk herkese de lazım.” Evet, doğru, doğru. Davalar olduğunda, sahte dijital deliller ortaya konulduğunda hiç kimse kalkıp nutuklar atmıyordu ve bu… Aslında, yarın da, belki söyleyeceksiniz, işte, montajlayacaksınız belki de birkaç tane liderin, belki muhalefet partilerinin genel başkanlarının konuşmalarını, yarın montajlayıp millete dinleteceksiniz belki de.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Zaten var.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Buradan mı yol bulacaksınız yani, buradan mı su yolu götüreceksiniz yani, bu mu hikaye?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Erdal Bey, var zaten.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Arkadaşlar, bakın, ne bunları yaparak, bu çocuk oyunlarıyla bu milleti aldatabilirsiniz, ne de bir başkasını. Teknik olarak mümkün olan konular var ama…

Bunu şundan dolayı söylüyorum: Dinleme komisyonu olduğunda biz bunları zaten ifade ettik, bazı konuları ettik ama bunlar oraya yazılmadı ki zaten. Hani yazsaydınız “Haklısınız.” diyecektim yani. Yazmadınız bunların hiçbirini.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Geçen haftaki kanunda, yazdıklarımızı gerçekleştirdik.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Dinleyelim dediğimiz adamları dinletmediniz. Yani şimdi, Hanefi Avcı bazı şeyler söylüyordu. Adamla ilgili idam sehpaları kurdunuz. Dinleyelim dediniz, dinlemediniz. Ben şahsen, bizzat kendim gittim, dinledim adamı neler olduğunu anlattığında. O adam söyledi bazı şeyleri, siz kabul etmediniz. Kitaplara yazdı, kabul etmediniz hiçbirisini.

Şimdi, bu ülkede, eğer sizseniz yargı, sizseniz savcı, sizseniz mahkeme, bugün TİB Başkanı da BTK Başkanı da aynı görevleri sizden devralıyor şu anda. Size ne ya, size ne, böyle bir şeyle ilgili uğraşıyorsunuz! Sonra da millete… Kalkıp algı yöneteceksin.

Meydanlarda Başbakan diyor ki: “Çocuk pornosu konusu.” Yapmayın ya, ne çocuk pornosu konusu! Deniz Baykal diyorsunuz, MHP’nin üst düzey yöneticileri diyorsunuz. Ya, üç sene, dört sene geçti aradan, faillerini mi buldunuz da böyle konuşuyorsunuz ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Var, biz bulduk, AKP’li Meclis üyesi, İbrahim Faruk Bayındır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bulduk da kapattılar üstünü.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Var mı böyle bir şey ya! Niye milleti kandırıyorsunuz bunlarla ilgili yani? Hiçbir şey de bulamazsınız yani. Çocuk pornosuyla ilgili, hiçbir ülkede, ister gelişmiş -bunu daha önce de söyledim- ister az gelişmiş, böyle bir ahlaksızlığa hiçbir yerde izin verilmiyor. Bunun arkasına sığınıp yolsuzluk, rüşvet işleri yapmayın. Bunların hepsi… Yazık, bu liderlere de yazık, bu insanlara da yazık, bu halka da yazık.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksünger.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Elvan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – …şahsımla ilgili, yanlış ifadeler kullandığımı konuşmacı ifade etmiştir, lütfen cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz yerinizden.

 

 

 

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, öncelikli olarak, Sayın Aksünger -Google’ın- İngiltere’de böyle bir yasak olmadığına dair bir ifade kullanmıştır, benim böyle bir ifade kullandığımı, yasaklama olduğunu ancak böyle bir hususun söz konusu olmadığını söylemiştir. Kendisine web sitesini veriyorum ben, lütfen alsın. “Wikipedia.org” bölümüne girerseniz, orada, İngiltere’de 100 bin tane kelimenin Google’da yasaklandığını ve arama yapamadığını görürsünüz, 100 bin kelime ve bunlarda “yasaklanmıştır” veya “engellenmiştir” şeklinde ifade kullanılmıyor. Nasıl bir ifade kullanılıyor? Sadece “bulunamamıştır” şeklinde ifade kullanılıyor. Evet, İngiltere’de mahkeme kararı olmadan bu 100 bin kelime ve kavram Google tarafından engellenmekte, engellenmesine rağmen, bu, sadece “bulunamamaktadır” şeklinde bir ifadeyle ekrana çıkmaktadır. Bunun dışında, yine, İngiltere’deki Erişim Sağlayıcıları Birliği ve İnternet Gözlem Vakfı kara liste oluşturabilmekte, bununla da mahkeme kararı olmaksızın bunların erişimi engellenebilmektedir. Burada şunu ifade edeyim…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Neyle ilgili? Çocuk pornosu…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sadece çocuk pornosu değil efendim, burada şunu ifade edeyim: Bugün bizim getirmiş olduğumuz düzenlemelerin tamamı, istisnasız tamamı mahkeme kararına tabidir. Biraz önce sizin vermiş olduğunuz önerge mahkeme kararını ortadan kaldırmaktadır değerli arkadaşlar. Bir taraftan diyorsunuz ki “Mahkeme kararı olsun.”, diğer taraftan önerge veriyorsunuz, “Mahkeme kararı olmasın.” diyorsunuz. Burada neyi anlatmak istiyorsunuz siz, ben bunu anlamış değilim.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Elvan.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aksünger.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, sözlerimi açabilir miyim? Yanlış anlamakla itham ederek benim doğru ifade etmediğimi söyledi Sayın Bakan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aksünger, düzeltiniz.

 

 

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Bakanım, şimdi, şöyle bir durum var: Sizin söylediğiniz 100 bin tane kelime, ben Google’dan aldım, Google’ın Türkiye Müdüründen aldım zaten bütün hepsini. Yani orada sitelerin yazdığı şu olabilir: İngiltere’de metro operasyonu, metro olayı olduktan sonra işi değiştirdiler güvenlik nedeniyle bazı şeyleri, mahkeme kararıyla bazı konularla ilgili aramalar yasaklanmış olabilir. Ama bunun yüzde 90’ı çocuk pornosu, doğrudur, çocuk pornosu, bunu kabul ediyorum. Başka bir konu değil zaten, dünyanın her yerinde böyle.

Ayrıca, İngiltere’de söylediğiniz bu ISPA normalde sizin dediğiniz gibi bir dayatmayla, iktidarın veya oradaki Hükûmetin dayatmasıyla kurulmuş bir birlik değil, buradaki erişim sağlayıcıları birliği gibi değil, kanun çıkartıp kurulmuş bir birlik değil. Bunu siz iktidar olarak zorla, kanunla kurduruyorsunuz, orada öyle bir şey yok. Burada sadece bir vakıf daha var, tavsiye kararları alıyor, ISPA’e kendisi söylüyor bununla ilgili şeyi, her tarafta da bakın.

Ayrıca, sitesi var, ben size o zaman sitesi var, ben size o zaman onun sitesini vereyim. Bu sitede de ne olmuş biliyor musunuz? Bu örneği vermekle de büyük bir hata yapıyorsunuz. Neden biliyor musunuz? Bu site Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına bir ödül vermiş. Ne ödülü olduğunu biliyor musunuz? İnternet Düşmanı Ödülü vermiş, bakın sitesine, örnek verdiğiniz bu kurumdan bahsediyorum, İnternet Düşmanı Ödülü vermiş ya. Vermeyin bari burayı, hani, yanlış yapıyorsunuz bununla ilgili konuya. Gidin bakın yani.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ama Sayın Bakan bilmiyor, bilmeden vermiş. Bilerek mi verdiniz yoksa? Başbakan duymasın sakın.

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Aynısı İrlanda örneği var. İrlanda örneğinde de çocuk pornosunun dışında tavsiye kararı hiçbir şey yapmıyor. Siz kolluk kuvveti gibi çalıştırmak istiyorsunuz. MİT’ten personel getirip oraya yeni bir MİT yaratmak istiyorsunuz. Ne derseniz deyin, sizin iyi niyetinizle alakalı değil, yukarıdan birilerinin telefonuyla alakalı iş bunlar. Orası MİT gibi çalıştırılacak, bunu herkes bilsin.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksünger.

 

 

 

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme, meclisten geçen anti demokratik internet yasasının olumsuzlukları daha da derinleştirilmektedir. Bu sebeple ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 17- 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddenin birinci fıkrasının birinci bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"(1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda kuvvetli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak, orantılık ilkesine uygun olarak çocuğa, gençliğe ve aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesini teminen erişimin engellenmesine karar verilebilir. İnternet sitesinin tamamındaki içeriğin bu bentteki koşulları açıkça taşımaması durumunda internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. "

"(15) Bu maddeye göre soruşturma aşamasında verilen hakim kararı ile 9 uncu ve 9/A maddesine göre verilen hakim kararı birden fazla sulh ceza mahkemesi bulunan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen sulh ceza mahkemeleri tarafından verilir.

(16) Bu kanun kapsamında URL bazlı erişimin engellenmesi yapacak erişim sağlayıcıların bunu teminen kuracakları sistemin kuruluşu ve işletme maliyetleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ödeneğin kullanılmasına ilişkin hususlar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. URL bazlı erişimin engellenmesi sisteminin erişim sağlayıcılar tarafından kurulması, işletilmesi, gizlilik ve güvenliğe ilişkin hususlar ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkartılacak yönetmelikle belirlenir.”

       Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın  Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN  (Karaman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Lütfü Türkkan.

BAŞKAN –  Buyurunuz Sayın Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesiyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddede, 5651 sayılı Kanun’un 8’inci maddesine fıkra eklemek istiyorsunuz. 8’inci maddeye göre, İnternet’te intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar site yasaklamayı gerektiriyor. Siz “Bu suçları işleyen sitelere, eğer birden fazla sulh ceza mahkemesi varsa HSYK’nın belirlediği mahkemeler ceza versin.” demişsiniz. Maddenin içeriğinde site kapatmayı gerektiren maddelere baktığımızda orada ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili olan dikkat çekiyor. Velev ki bir sitede Atatürk’e hakaret edildi ve ilgili yerde de birden fazla sulh ceza mahkemesi var. O zaman ne olacak? Adalet Bakanlığının sekretaryası olan HSYK devreye girecek ve belirleyeceği bir mahkemeye “Konuya sen bak.” diyecek. Yani daha öz Türkçe bir şey söyleyelim mi? Artık HSYK Adalet ve Kalkınma Partisinin arka bahçesi olmuş. O da yandaş bir hâkime, baktığı bir mahkemeye atayacak, “Atatürk’le ilgili bu suça sen bak.”  diyecek. O yandaş hâkim ne yapacak? Ben ceza vereceklerini, Atatürk’e hakaret edilen bir siteyi kapatacaklarını hiç zannetmiyorum, keşke öyle olsa ama hiç zannetmiyorum. Ama, ben sizden bir şey rica ediyorum, bakın, etmeyin, eylemeyin Atatürk düşmanlığı bu kadar fazla, gerçekten fazla. Atatürk, bu ülkeyi kurmuş, korumuş, cumhuriyeti kurmuş, bize kadar ulaşmasına vesile olmuş. Bakın, on iki senedir iktidardasınız, gül gibi ülkeyi ne hâle getirdiniz. Düşman tarafından işgal edilmiş bir ülkeden bir millet yarattı bu Atatürk. Belki de Atatürk’ün bizim en çok sevdiğimiz bir sözü var: “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü. O söz sizi çok rahatsız ediyor olabilir, bundan dolayı da Atatürk’ü sindirememiş olabilirsiniz.

Gelelim 8’inci maddedeki diğer şıklara, İnternet’te intihara yönlendirmek suç, bu tarz siteler kapatılıyor. Elbette insanları intihara yönlendiren siteler kapatılsın, sahipleri ağır cezalar alsın. Ama, şu gerçeği de unutmayın: İntihara sadece İnternet yönlendirmiyor, siz de yönlendiriyorsunuz; insanlar geçim sıkıntısından, psikolojik bozukluklardan intihar ediyorlar. Meslek gruplarından örnekler vereyim size: Polisler, askerler, öğretmenler, esnaf; esnaf borç batağında yüzüyor, icra memurlarıyla cebelleşiyor. Biraz evvel, bir avukat arkadaşım anlattı, 2 icra memurunun konuşmasını dinliyor, diyor ki birisi: “Eve gittiğimde artık inanır mısın ister istemez gözüm ayakkabı kutusuna takılıyor.” Ola ki orada da bir şey çıkabilir. Böyle bir algı oluşmuş. Bu esnaf maalesef, biraz evvel bahsettiğim, sizin döneminizde kepenk kapatan esnafın önemli bir kısmı intiharı tercih ediyor. Eğer intihar vakalarının artmasını istemiyorsanız esnafın üstündeki borç yükünü kaldırın. Yüzde 7 enflasyon olan bu ülkede esnafa yüzde 500 vergi ödetmeyin.

8’inci maddenin içinde bir de kumar oynatan sitelerle ilgili bir düzenleme var. Kapatıyorsunuz kumar oynatılan siteleri. E, kapatın… Bütün Türkiye’yi kumarbaz yaptınız. Herkes Spor Toto, Loto, Millî Piyango

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – At yarışları…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ne yani kumarı esas siz oynatıyorsunuz. Sizinle rekabet ediyor diye mi siteleri kapatıyorsunuz? Demek ki onda da rekabet istemiyorsunuz siz. Kumarbaz bir Hükûmetin kumar oynatan İnternet siteleriyle rekabetini sona erdirmek için getirilen bir yasa olarak görüyorum ben bunu. Millet, kumara bağladı sizin zamanınızda. Dikkat edin, son on yılda şans oyunlarından yaklaşık 45 milyar lira satış hasılatı elde etmiş bu kurumlar. Hani kumar haramdı? O kumardan gelen paralarla siz maaşlarınızı alıyorsunuz, yemek yiyorsunuz, su içiyorsunuz, haberiniz olsun.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sen de alıyorsun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ben almıyorum, evet, ben almıyorum arkadaşlar.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Arkadaşların alıyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bilen bilir, ben almıyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Arkadaşların alıyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ben kendimden mesulüm, ben maaş almadım daha.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Grup Başkan Vekilin alıyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Arkadaşların alıyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Onlar hiç kumara “Haram” deyip siyaset yapmadılar. Siz hep “Kumar haram.” deyip deyip geldiniz ama hep haramları siz yediniz. Çocukların evinde haram çıktı, damatların evinde haram çıktı. Bu milletin bütün rızkını çocuklarınızla, yandaşlarınızla paylaştınız. Cenabı Allah sizin belanızı verecek ama önce biz vereceğiz haberiniz olsun! Bu milletin bütün rızkını yediniz. Bakın, Meclise bakıyorum, ölü evi gibi, utanıyorsunuz çünkü, farkındayım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan, hadi! 

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Kendine bak, kendine! Ne hâlde devraldık biz biliyor musun?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkkan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Kumarbaz olduğumu ifade etti Sayın Başkan. 

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Evet “Kumarbaz Hükûmet” dedim, “Hükûmet kumarbaz.” dedim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, Bakan her şeye cevap veriyor. Bu da yeni usul herhâlde.

BAŞKAN – Şimdi, iki dakika buyurunuz Sayın Bakan.

 

 

 

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, şunu ifade edeyim: İlgili arkadaşın öncelikle…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İlgili değil…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Konuşan arkadaşımızın öncelikle…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Milletvekili…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Milletvekilimizin öncelikle 8’inci maddeyi bir okuyup yapılan düzenlemenin ne olduğunu bir anlamasını beklerdim. Onu dahi anlamadan burada kullandığı ifadeler, hele hele Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, işte bir mahkeme için hangi sulh ceza mahkemelerine    gönderileceğini falan ifade etti. Buradaki amaç şu değerli arkadaşlar: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu… Örneğin Ankara’da yirminin üzerinde sulh ceza mahkemesi var. Bunlardan iki veya üç tanesini ihtisas mahkemesi olarak tayin edecek yoksa herhangi bir davaya yönelik olarak…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, komisyonda söyledim bunu, niye kabul etmediniz?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – …Adalet Bakanlığı veya HSYK herhangi bir sulh ceza mahkemesini tayin etmeyecek.

İkinci bir husus, diğer bir husus değerli arkadaşlar, katalog suçlarından sadece müstehcenlik ve çocuk pornosu dışındakilerin tamamı mahkeme kararına tabidir. Eğer mahkeme Atatürk’le ilgili veya kumarla ilgili herhangi bir karar verirse o zaman yasaklanma veya engelleme söz konusu olacak.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Mahkemenin görevlendirmesiyle ilgili konuştum.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Dolayısıyla sanki bunu Atatürk’e yönelik bir düzenleme yapıyormuşuz gibi burada bazı ifadeler kullanılması son derece yanlıştır. Zaten mevcut olan 5671 sayılı Yasa’mızda bu düzenleme vardı, burada herhangi bir değişiklik de yapmıyoruz. Daha önceki  düzenleme neyse o aynen yer alıyor.

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elvan.

Buyurunuz Sayın Akar.

 

 

 

 

 

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Aygün, Sayın Özgündüz, Sayın Akar, Sayın Çelebi, Sayın Acar, Sayın Tanal, Sayın Öz, Sayın Küçük, Sayın Ekşi, Sayın Serindağ, Sayın Çıray, Sayın Türmen, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Tanrıkulu, Sayın Atıcı, Sayın Demiröz, Sayın Ekici, Sayın Seçen, Sayın Köktürk.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

 

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

3.-Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

 

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge daha vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilir. Bu nedenle önergeyi okutacağım ve komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:              

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sayılı Kanun Teklifinin 17 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                     Oktay Vural                                      Mehmet Günal

                       Konya                                                 İzmir                                                Antalya

                     Faruk Bal                                    S. Nevzat Korkmaz                                Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                                Isparta                                                Adana

                                                                           Erkan Akçay

                                                                               Manisa

“MADDE 18 – 5651 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, beşinci, altıncı, sekizinci, dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir, üçüncü ve dokuzuncu fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

(1)          İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek kişiler içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasın ister. Uyarı yönteminin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde veya bu Kanun hükümlerine göre yapılan talep neticesinde içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından içeriğin yayından çıkartılmaması durumunda sulh ceza hakimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hal içeriğin yayından çıkartılması talebinin sonuçlarının beklenmesinin telafisi imkansız zararlar doğurma ihtimalinin çok kuvvetli olması ve içeriğe erişimin engellenmesi dışında ihlalin engellenemeyeceğinin muhakkak olmasını ifade eder.

(2)          İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içerisinde cevaplandırılır.

Bu sürede cevaplandırılmayan talepler reddedilmiş sayılır. (3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda gecikmesinde sakınca bulunan hallerde veya bu Kanun hükümlerine göre yapılan talep neticesinde içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından içeriğin yayından çıkartılmaması veya cevapsız bırakılması durumunda Hakim bu maddede belirtilen kapsamda; içeriğe erişimin engellenmesine karar verebilir. Hakim bu madde kapsamında vereceği içeriğe erişimin engellenmesi kararlarında gecikmesinde sakınca bulunan durumu gerekçelendirir, uyarı yöntemine başvurulduğunu ve sonuçsuz kaldığını, içeriğe halen erişildiğini kararında tespit eder. Uyarı yöntemine başvurulmadan yapılan talepler gecikmesinde sakınca olması durumunda dahi reddedilir. Erişimin engellenmesi kararları oranlıIık ilkesine uygun olarak verilmelidir. Oranlılık ilkesi erişime engelleme kararı ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dahilinde bulunan zarar arasında makul bir oranının bulunması, oransızlık durumunda erişimin engellenmesine ilişkin kararının verilmemesini ifade etmektedir. Erişimin engellenmesi kararı önemli bir zararın meydana gelmesini önlemek için verilmelidir. Bir tarafın şahsi ihtiyacını karşılayıp pek çok insana zarar vermesi ihtimali bulunan bir konuda erişimin engellenmesi kararı verilemez.

 

(4) Hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şekilde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. İnternet sitesinin tamamındaki içerik ilgili kişinin kişilik haklarına yönelik açık bir ihlal içermedikçe internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. İnternet sitesinin tamamının erişiminin engellenmesine ilişkin kararlarda birinci ve ikinci fıkra hükümlerinde belirtilen esaslar detaylı olarak gerekçelendirilir. Bu şartları taşımayan internet sitesinin tamamının erişiminin engellenmesine yönelik kararlar Başkanlık tarafından işleme alınmaz ve bu maddenin beşinci fıkrasına göre bu karara itiraz edilir. Başkanlık itiraz haklarının kullanılması maksadıyla bu maddenin 5inci fıkrası kapsamındaki taraflara da haklarını kullanmak üzere davayı ihbar eder.

(5) Hakimin bu madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Başkanlığa Birliğe gönderilir.

(6) Hakim bu madde kapsamında yapılan başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Bu kanun kapsamında verilen erişimin engellenmesine ilişkin tüm kararlara tedbirin uygulandığı internet sitesini meşru hukuki amaçlarla kullanan kişiler, Başkanlık ve tedbirin uygulandığı internet sitesini işleten yer sağlayıcı da itiraz edebilir. İtiraz edene tebliğ veya tefhim edilmeyen kararlardan dolayı itiraz süresinin geçtiği gerekçe yapılarak itiraz reddedilemez.

(8) Birlik Başkanlık tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhal, en geç dört saat içerisinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.

(9) Bu kanun ve diğer kanunlardaki dayanaklar doğrultusunda verilecek erişiminin engellenmesi kararlarında bu maddenin ikinci fıkrasındaki esaslara uyulur. Erişimin engellenmesine ilişkin tüm kararların gerekçesinde üçüncü fıkradaki ilkelere ne şekilde uyulduğu gerekçelendirilir. Bu gerekçelendirmeyi içermeyen kararlar Başkanlık tarafından uygulanmak üzere erişim sağlayıcılara gönderilmez, gerekçelendirme yapılması için kararı veren merciiyle iade edilir."

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunluğunuzla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkanım, ben Komisyon üyelerini davet ediyorum.

Buyurun.

Sayın Başkan, Komisyonun salt çoğunluğu bulunmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılmadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Madde 18’e geçiyoruz.

18’inci madde üzerinde üç önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561  sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 18 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Kalaycı                             S. Nevzat Korkmaz                                 Oktay Vural

                       Konya                                              Isparta                                                İzmir

               Seyfettin Yılmaz                                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal

                       Adana                                              Manisa                                             Antalya

                                                                             Faruk Bal

                                                                               Konya

"MADDE 18- 5651 sayılı Kanunun 9/A Maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

"(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden gerçek kişiler, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde uyarı yöntemini kullandıktan ve sonuçsuz kaldığını tespit ettikten sonra Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isleyebilir.

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlâline neden olan yayının tam adresi (URL), uyarı yönteminin ne şekilde kullanıldığı ve sonuçsuz kaldığı, hangi açılardan hakkın ihlâl edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması halinde talep işleme konulmaz.

(3) Başkanlık kendisine gelen talebi gecikmesinde sakınca olması, içeriğe erişimin engellenmesinin oranlılık ilkesine uygun olması, içeriğe erişimin derhal engellenmesi dışında hakkın korunmasının imkanının olmaması, uyarı yönteminin kullanılmış olması ve sonuçsuz kalmış olması açılarından değerlendirerek ve gerekçelendirilerek derhal veya yirmidört saat içerisinde içeriğe erişimin engellenmesi kararı verilmesi için sulh ceza hakiminin kararına sunar veya bu nevide olmayan talepler için içeriğe erişimin engellenmesi kararı alınması için sulh ceza hakimine başvurulması için talepte bulunan kişiye ihtarda bulunur. Sulh ceza hakimi tarafından bu fıkra hükmüne uygun olarak verilen kararlar Başkanlık tarafından derhal veya dört saat içerisinde erişim sağlayıcılar eliyle uygulanır.

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır. Bu madde kapsamında yapılan erişimin engellenmelerinde internet sitesinin tamamına erişimin engellenmesi işlemi uygulanmaz.

(6) Hâkim tarafından bu maddenin üçüncü fıkrasına dayalı verilen kararlara karşı Başkanlık ve 9 uncu maddenin altıncı fıkrasında sayılan taraflarca 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz edene tebliğ veya tefhim edilmeyen kararlardan dolayı itiraz süresinin geçtiği gerekçe yapılarak itiraz reddedilemez.

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır."

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 18. Maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                            İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

       İstanbul                                                             Ankara                                               Mersin

Müslim Sarı                                                           Tufan Köse                                   Rahmi Aşkın Türeli

  İstanbul                                                                  Çorum                                                 İzmir

İlhan Demiröz                                                       Rıza Türmen                                       Celal Dinçer

    Bursa                                                                    İzmir                                                İstanbul

Mehmet Ali Susam

     İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Sırrı Sakık                                                           Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

    Muş                                                                      Şırnak                                               Hakkâri

İdris Baluken                                                      Sebahat Tuncel

  Bingöl                                                                   İstanbul

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeye komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Özgündüz konuşacak.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, dün sizin, Hükûmetin yayın organı olan iki gazetede bir haber çıktı biliyorsunuz, 3 bin kişilik bir liste yayınlandı. O listede benim de adım vardı, 2011 Nisanından itibaren dinliyormuşsunuz. Hayırlı olsun, dinleyin. Bizim, tabii, alnımız açık, başımız dik, herhangi bir hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet olayımız yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kim dinliyormuş?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Kim dinliyor? Mahkemenin verdiği bir karar. “Selam örgütü” diye bir şey uydurmuşsunuz, onu da söyleyeyim, Selam örgütü… Bunun, dinlemenin, asıl odak noktası…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bize niye söylüyorsun?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bir dinleyin, izah edeyim, ondan sonra itirazınız varsa gelin, söyleyin.

Değerli arkadaşlar, bir defa, o 3 bin kişilik liste aynı soruşturma kapsamında dinleme olayı değil, bunu söyleyeyim. Birkaç soruşturma dosyası var, örneğin, şu andaki İçişleri Bakanı, Başbakanlık Müsteşarı, MİT Müsteşarı, sizin diğer milletvekillerinizin dinlenmesi olayı bu dosyayla ilgili değil. Bu, “Selam terör örgütü” denilen uyduruk soruşturma, Hükûmetinizin Suriye ve Orta Doğu politikasına karşı çıkan kesimlerin dinlenmesi olayıdır. Suriye politikasını eleştiren bütün unsurlar –şahsım da bunların içinde olmak üzere- burada dinlemeye alınmış, övünün!

Sizinkilerle ilgili başka soruşturma… 17 Aralıkla ilgili dinlemelere düşenler var, bir başka yasa dışı dinlemeler var, gayriyasal dinlemeler var, bunların hepsini getirip aynı listede yayınlayarak sanki, işte, “Ey muhalefet, bakın, bizim besleyip büyüttüğümüz paralel yapı sizi de dinliyor.” gibi bir algı yaratmaya çalışıyorsunuz, öyle değil.

Ben, dün gittim cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulundum. Eğer samimiyseniz bu konuda, gelin arkadaşlar Meclis soruşturma komisyonu kuralım, samimimi misiniz? Siz önerge verin, biz varız.

İki, benim bir milletvekili olarak yasama dokunulmazlığım hiçe sayılarak, Anayasa ihlal edilerek, Ceza Muhakemesi Kanunu ihlal edilerek, Türk Ceza Kanunu hükümleri ihlal edilerek hakkımda mahkeme bir karar verip dinleyebiliyorsa Bilal Erdoğan niye diye dinlenmesin arkadaş? Başbakanın oğlu olmaktan başka hiçbir sıfatı olmayan, sıradan bir vatandaş niye dinlenmesin arkadaş, niye dinlenmesin?

S.NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Olur mu? Senin var mı 30 milyon avron ya!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Şimdi, bu kişi dinlenirken… Babasıyla yaptığı görüşme eğer doğruysa çok vahimdir ülkem adına; ben, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanının içine düştüğü durum adına üzülüyorum. Eğer böyleyse…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yalanlar, yalanlar…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Dinleyin, yalansa gelin izah edin.

Gelin bu konuda da soruşturma komisyonu kuralım, Meclis soruşturma komisyonu kuralım, doğruysa siz Yüce Divan’a gönderecek misiniz, parmak kaldıracak mısınız?

OKTAY VURAL (İzmir) – Kuralım, hazırız, varız, hadi bakalım.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Meclis soruşturma komisyonu kuralım Başbakan hakkında, bu iddiayı araştıralım, o zaman Başbakanı Yüce Divan’a göndermeyen… Ne diyeyim şimdi, değil mi? Eğer milletin vekiliyseniz o zaman ona parmak kaldıracaksınız. Onuru, şerefi, milletin vekili olan o zaman gerçekse gönderecek. Gelin kuralım, buyurun, temizleyelim. Siz verin önergeyi, hadi bakalım, hodri meydan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hadi, varız biz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öyle saçma sapan iddialara şey yapılır mı ya? Montaj olduğu çok net.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Arkadaşlar, bakın, montaj mıdır, değil midir, araştıralım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Montaj olduğu sabit.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Meclis soruşturması komisyonunu kuralım ve araştıralım, getirin önergeyi. Biz “evet” vereceğiz, getirin önergeyi. Araştıralım arkadaş. Samimi misin? “Montajdır.” deyip sıyıramazsınız, kıvıramazsınız. Böyle dediğiniz sürece daha çok batarsınız. Yarın bilirkişiyi şeye alsak ne olacak, “Bu gerçektir.” çıksa ne yapacaksınız?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bunu mahkemeler soruşturacak zaten.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Peki, söz veriyor musunuz, bu gerçek olduğu zaman siz bu Başbakanı azledecek misiniz, bu Başbakanı Yüce Divana gönderecek misiniz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Madem montajdı, savcıyı, polisi, hâkimi, niye görevden aldılar?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Hadi, söz verin, milletin karşısında söz verin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme, Meclisten geçen İnternet yasasındaki antidemokratik uygulamaları ortadan kaldırmadığı gibi, mahkemeyi dolaylı yoldan devreye sokuyormuş izlenimi vermesine rağmen sorunu çözücü bir durum ortaya çıkarmamaktadır. Pratikte yasanın getirdiği antidemokratik düzenlemeleri ortadan kaldırmamaktadır. Bu sebeplerle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter  sayısını arayacağım.

…Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.44

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını öngören aynı mahiyetteki iki önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

 

 

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561  sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 18 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 18- 5651 sayılı Kanunun 9/A Maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

"(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden gerçek kişiler, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde uyarı yöntemini kullandıktan ve sonuçsuz kaldığını tespit ettikten sonra Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isleyebilir.

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlâline neden olan yayının tam adresi (URL), uyarı yönteminin ne şekilde kullanıldığı ve sonuçsuz kaldığı, hangi açılardan hakkın ihlâl edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması halinde talep işleme konulmaz.

(3) Başkanlık kendisine gelen talebi gecikmesinde sakınca olması, içeriğe erişimin engellenmesinin oranlılık ilkesine uygun olması, içeriğe erişimin derhal engellenmesi dışında hakkın korunmasının imkanının olmaması, uyarı yönteminin kullanılmış olması ve sonuçsuz kalmış olması açılarından değerlendirerek ve gerekçelendirilerek derhal veya yirmidört saat içerisinde içeriğe erişimin engellenmesi kararı verilmesi için sulh ceza hakiminin kararına sunar veya bu nevide olmayan talepler için içeriğe erişimin engellenmesi kararı alınması için sulh ceza hakimine başvurulması için talepte bulunan kişiye ihtarda bulunur. Sulh ceza hakimi tarafından bu fıkra hükmüne uygun olarak verilen kararlar Başkanlık tarafından derhal veya dört saat içerisinde erişim sağlayıcılar eliyle uygulanır.

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır. Bu madde kapsamında yapılan erişimin engellenmelerinde internet sitesinin tamamına erişimin engellenmesi işlemi uygulanmaz.

(5) Hâkim tarafından bu maddenin üçüncü fıkrasına dayalı verilen kararlara karşı Başkanlık ve 9 uncu maddenin altıncı fıkrasında sayılan taraflarca 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz edene tebliğ veya tefhim edilmeyen kararlardan dolayı itiraz süresinin geçtiği gerekçe yapılarak itiraz reddedilemez.

(6) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır."

                                                 Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Günal, buyurunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) -  Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arkadaşlar görünce “Bir şey mi dinleteceksin?” diyor da, yok, bir tarife bakmak için elime aldım.

Tabii, bu İnternet’le ilgili çok konuşuldu, çok yazıldı. Ne hâle geldiğimiz ortada. Yarım yamalak gönderdik, getirdik, bitti. Benim takıldığım bir şeyler var. Az önce Elvan buradaydı, şimdi Sayın Yılmaz var, Sayın Bakanımız değişmiş. Sürekli olarak teknik konular var.

Bugün de Sayın Bakan açıklama yapmış “Bu ses kaydı montaj.” diye. Şimdi, ben bu “montaj” kelimesini anlayamadım. Terime baktım, diyor ki: “Ayrı ayrı, parça kayıt veya görüntüleri birleştirerek kullanılacak işe uygun hâle getirme veya parçaları birleştirme.” diyor. Yani, sahte bir kayıt, bir de sesle ilgili kayıtlarla ilgili herhangi bir şey yok. Tabii, ayrıca bunun montaj olduğunun anlaşılması için bir işlemden geçirilmesi gerekmiyor mu? Bilmiyorum, Millî Savunma Bakanlığımızda, Genelkurmayda da bir şey varsa…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Eğer bir şey yoksa ve bir şey  ortaya çıkıyorsa montajdır, bu kadar basit. Teknik incelemesi yapılacak.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hayır, bu kayıt sahtedir demiyorlar, dikkat edin, bu uydurmadır demiyorlar. Montaj belli parçaların birleştirilmesi anlamına geliyor. İçine başka şeyler konmuştur, o ayrı. Ben onu algılamaya çalışıyorum yani tamamıyla reddedilen bir şey yok gibi görünüyor.

İkincisi: Yine, bugün Sayın  Başbakanın konuşmasında enteresan şeyler dinledim, dedi ki, kardeşim -yani düne geçtik mi bilmiyorum şimdi saate bakmadım bugün derken- TÜBİTAK’ta “Kriptolu telefonları dinlemişler.” Şimdi, anlayamadığım, haberin içeriğini, Sayın  Başbakan konuşurken cümleyi dinledim ama yeniden bir daha okudum, TÜBİTAK’ın açıklamalarına baktım. Ha, daha önce bakanların kendi aralarında ve devlet yetkililerinin konuşması için kriptolu MİLCEP-K1  kodlu telefon üretilmiş. Şimdi, bugünkü konuşmanın yüzde 90’ı bu ses kaydının ne olduğu üzerineydi. Şimdi, o zaman, şunu mu anlıyorum, bilemiyorum, Sayın  Bakanım da millî güvenlikten de sorumlu, millî savunmadan da sorumlu olduğu için… Kriptonun önemli alanlarından birisi de askeriyenin unsurları var. Yani, şimdi, bu dinlenen telefonlar TÜBİTAK’ın verdiği kriptolu telefonlar mı? Onu anlayamadım, bir de onu öğrenmek istiyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakan söyledi, “Kriptolu telefonlarımızı dinlemişler.” diyor

MEHMET GÜNAL (Devamla) –  Çünkü, diyor ki: “Kriptolu telefonumuzu bile dinlemişler mi?”

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Aynen öyle diyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) –  Bir de arkasından da orada da “Sayın  Bakanımız gidecek bir operasyon yapacak.” diyor. TÜBİTAK’la ilgili, birkaç gün önce de, başkan yardımcısı yine bu böcekle ilgili bilirkişi dosyasını hazırlayan yerde bir açıklama yapmıştı, haber yer aldı, TÜBİTAK Başkanlığı bunu yalanmış “Bizden böyle bir talep olmadı.” diye. Ya, Başkanlığa talep gider mi? Raporu kim hazırlayacaksa ona bu talep gider. Ben onu da anlayamadım.  Yani, bunların hepsi birbiriyle gerçekten ilişkili mi? Kriptolu telefonlar meselesi nedir, bunlar dinlenebiliyor mu yoksa bunu verdikleri için TÜBİTAK içinde de o zaman Sayın  Başbakanın tabiriyle “Paralel bir yapı” var da onu mu temizleyecekler? Gerçekten, üst üste geldiği için bu kavramlar biraz kafamı karıştırdı. Bir de seste montaj olur mu? Yani, görüntü montajını biliyoruz, fotoğrafta montajcılık var veya işte montaj sanayisi var dışarıdan ithal ettiğimiz…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Var, var. 3 konuşmayı birleştirmişler!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - …parçaları birleştiriyoruz ama şimdi bu mevcut bir parça birleştirmesi mi, montaj bunu tam karşılamıyor. Eğer, Sayın Başbakanın kastettiği “Bu dinlemeler sahte, bu ses kayıtları sahte, birisi taklit etmiş.” diyorsa o zaman bu montaj terimi bunu karşılamıyor gibi geliyor.

Demin Sayın Bakan -kusura bakmayın Sayın Bakanım- Sayın Elvan her soruya teknik olarak cevap verip “Google”dan bakıyor da onun için aklıma geldi, ben kafama takılan soruları buradan sormuş olayım kendisine, cevap hakkı yine geldiği zaman da saklıdır.

Yani, hakikaten bu kafa karıştırıcı bir şey, kavram kargaşasından kurtularak konuşmamız lazım. Bu kayıtlar sahteyse ayrı bir konu, yasal değilse ayrı bir konu veya içinde bir kısmı doğru bir kısmı çarptırılmışsa ayrı bir konu, onun için bu kavram kargaşasından kurtulmak için ve işin aslının anlaşılması için bu konuların açıklığa kavuşturulması gerekiyor diye düşünüyorum.

İnternet konusu, o zaman, bütün bunlar ortaya çıktıktan sonra geldiğine göre bir tepki yasası olarak geliyor. Bunun içerisinde tabii ki bu düzeltmeleri önemli buluyoruz ama geride kalan bir çok madde var. Az önce geçen maddelerde olduğu gibi önergelerimiz kabul edilmedi. Yine, yarın, bu düzeltmeleri de düzeltmek zorunda kalmazsınız inşallah diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 18’inci madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

T. Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 19. maddesinin sonundaki “değiştirilmiştir” ifadesinin “düzenlenmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                          Rahmi Aşkın Türeli                               Süleyman Çelebi

                      İstanbul                                               İzmir                                                İstanbul

                   Vahap Seçer                                        Ali Sarıbaş                                     Süleyman Çelebi

                       Mersin                                             Çanakkale                                            İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 19 uncu maddesinde yer alan “9.189” ibaresinin “9200”şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

                Mustafa Kalaycı                                    Lütfi Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                       Konya                                               Kocaeli                                                Hatay

                     Faruk Bal                                         Erkan Akçay                                      Mehmet Günal

                       Konya                                               Manisa                                              Antalya

                Seyfettin Yılmaz

                       Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 19 uncu maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                    Sebahat Tuncel

                       Bingöl                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Köy korucularına yönelik bu madde ile anlaşılmaktadır ki köy koruculuğu sürdürülmek isteniyor. Uygulamaya geçildiği günden bu yana onlarca faili meçhul ve yargısız infaz gibi ağır suçlara bulaşmış ve köyler için bir tehdide dönüşmüş olan koruculuk uygulamasını derhal kaldırmalıdır. Bu sebeplerle ilgili maddenin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 19 uncu maddesinde yer alan “9.189” ibaresinin “9200” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya)  ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurunuz.(MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepiniz saygıyla selamlıyorum.

19’uncu maddede, on-on beş yıl arasında hizmeti bulunan ve 55 yaşını doldurmamış köy korucularının maaşlarında düzenleme getiriliyor. Bunu olumlu buluyoruz ve destekliyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz önce Hükûmet adına Sayın Bakanı izlerken burada demokrasiden, özgürlüklerden bahseden bir konuşma dinledik. Yani getirdikleri kanunları, demokrasinin gereği olarak özgürlükleri genişleten birtakım çalışmalar olarak ifade etti. Keşke dedikleri gibi olsa ama ne yazık ki demokrasiyi ve özgürlükleri kısıtlayan maddelerle karşı karşıyayız, uygulamalarla karşı karşıyayız, kanunlarla karşı karşıyayız.

Şimdi, 2002 yılında iktidara geldiğinizde hâkimiyeti ele alabilmek adına Avrupa Birliğine ve geniş özgürlük alanlarına  sarılarak birtakım çalışmaların içerisine girdiniz ama kademe kademe ülkede kurum ve kuruluşları ele geçirdikçe demokrasiden ve özgürlüklerden uzaklaşmaya başladınız. Şimdi bunu görmediğiniz müddetçe, uyarı mekanizmasını yapmadığınız müddetçe bugünkü yaşadıklarınız kaçınılmaz.

Bakın, denetimleri ortadan kaldırdınız, Sayıştayın denetimini ortadan kaldırdınız, Meclisin denetimini ortadan kaldırdınız, Kamu İhale Kurumunda (KİK) 50-60’ın üzerinde değişiklik yaparak kontrol mekanizmasını, birtakım ihaleleri kapsam dışına bıraktınız. Denetim mekanizmasının dışına çıktıkça kendinizi sorgulamaz hâle getirdiniz.

Şu anda ülkeyi yöneten Başbakan öyle bir noktaya geldi ki kendisinden başka hiçbir sözün ve iradenin geçerli olmadığını görecek bir noktaya geldi. Bunun uyarı görevini kim yapacak? İşte birtakım insanların  yapması lazım. Bunlardan bir tanesi kim? Milletvekilleri ama bunu yapmaktan bile kaçınır hâle geldiniz. Böyle olunca da birtakım aksaklıklar, birtakım yanlışlıkların ortaya  çıkması kaçınılmaz hâle geldi. Sadece bir örnek vereyim, bakın, partinizden istifa eden milletvekilleri var, neredeyse -haberlerden izliyoruz- adamları uçağın kapasından dışarıya atacaksınız. Kütahya’da Başbakan diyor ki: “Bunlar demokrasi düşmanıdır, millet iradesine ihanet etmiştir.” E, peki, siz CHP’den milletvekili alırken çok demokrat oluyorsunuz da sizin partinizden istifa ettiği zaman adamları uçaktan atacak noktaya niye geliyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Geçen gün havaalanında bir belediye başkanıyla  karşılaştım, bizim partimizden AK PARTİ’ye geçmiş. Sıkılıyor “Ya işte üzerime gelmeyin, zaten mahcubuz.” E, peki, niye geçtin kardeşim? “Ya, benim bir projemin onayı vardı, bizim partiye geçerseniz anca o şekilde yaparız diyerekten geçmek zorunda kaldım.” dedi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Şimdi, bunlardan bahsederken demokrat olacaksınız ama başka bir noktaya geldiği zaman demokrasiden kaçacaksınız. Bunlar oldu mu, olmadı mı? CHP’den milletvekilini alırken demokratsınız, sizden başka bir partiye geçtiği zaman “Millet iradesine darbe.” diyorsunuz. Bugün de geldiğiniz noktaya bakın, iyi hesaplayın.

Şimdi, kendinizi sorgulamazsanız, kendinizi eleştirmezseniz, yanlışları görmezseniz bugün bu noktaya gelirsiniz. Bugün geldiğiniz nokta iyi bir nokta değil, istediğiniz kadar görmemeye çalışın. Şimdi, ben size soruyorum: Allah’ınızı severseniz, hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmayan yüzde 60, 70, 80 milletvekili var, tasvip etmeyen de milletvekili var. Hiç aklınıza gelmiyor mu “Ya, bu milletin malı çalınıyor mu? Bu kamunun malı tarumar ediliyor mu? Bizim acaba bakanlarımız, Başbakanımız harama bulaştı mı?” Eğer bulaştıysa sizin de boğazınızdan haram lokma geçmediyse başkasının haramını niye savunur hâle geliyorsunuz? Niye bunu sorgulamıyorsunuz? Veya sorgulama gereğini niye hissetmiyorsunuz? Hemen, birden pat pat pat, hepiniz birden patırdıyorsunuz. Ama sorgulayın, artık görün bunu. Devlet olarak dünya tarihinde görülmemiş, dünya kurulduğundan beri devlet eliyle, hükûmet eliyle devletin bu kadar soyulduğu bir dönem bin yıldır yaşanmamış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Marcoslar vardı, Marcoslar, hatırlar mısın? Ayakkabı koleksiyonu yapıyordu, bunlar da kutu koleksiyonu yapıyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bırakın, asrın yolsuzluğunu, ne asrın yolsuzluğu! Bin yıldır, iki bin yıldır böyle bir soygun görülmemiş. Bu soygunu sorgulamayacak mısınız? Bu haramı sorgulamayacak mısınız? Günah değil mi? Yazık değil mi? Haram varsa ortada niye buna ortak olasınız? Niye çıkarmıyorsunuz? Hepimiz maaş alıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Milletin beş kuruşunu birisi haksız yere yiyorsa ona soru sormak bizim hakkımız değil mi? Burada oturmak için mi maaş alıyoruz biz? (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 19. maddesinin sonundaki “değiştirilmiştir” ifadesinin “düzenlenmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Sayın Çelebi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi tekrar saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Aslında bu kürsüye çıkıp teknik konuları konuşmuyoruz dikkat ederseniz. Çünkü yasal, hukuksal zeminleri konuşamıyoruz. Konuştuğumuz da aslında bir şey ifade etmiyor çünkü uygulamada da yapılan yasalar değil uygulamalarla şekilleniyor her şey. Çünkü bugüne kadar birçok yasal düzenlemelere rağmen, o yasal düzenlemelerin dışında uygulamalar uzun zamandan beri yapılagelmektedir. Bu anlamda, hukuksuzluğu; bu anlamda, adaletin işlemediğini ve yasaların da işlemediğini en net şekilde görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, dün akşamdan itibaren, bugün sokağa çıkanlar, bugün Ankara’da ODTÜ önünde sokağa çıkanlar, bugün İzmir’de meydanlara inenler, bugün Kadıköy’de meydanlara inenler, Eskişehir’de, Antalya’da meydanlara inenler demek ki Sayın Başbakanın bugünkü grup toplantısında söylediği beyana inanmıyorlar ki sokaktalar. Onları bir ikna etmek lazım. Onlar, hani sizin tanımladığınız gibi bir paralel yapının ürünü insanlar değil, çok net bildiğim için söylüyorum, onlar sizin söylediğiniz gibi bir yapının ürünü değil.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Hepsi Gezici, Gezici.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Peki, nedir onlar? Bu ülkenin gerçek demokratları…

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Gezici, Gezici.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …yurtseverleri, sosyalistleri, solcuları -tabii ki- bu ülkenin gerçek üreticileri, emekçileri nasıl bir yanlış yapıldığını görüyorlar ve onun için de diyorlar ki: “Biz bu sürece inanmıyoruz.”

Şimdi, ODTܒde polis anons ediyor, diyor ki yapmış olduğu anonsunda polis: “Hepinizi kameralar tespit etmektedir, tespit ediliyorsunuz. Geleceğinizi tehlikeye atmayın.” Oysa o gençler orada, değerli arkadaşlar, copa rağmen, gaz bombasına, tazyikli suya rağmen, kendilerine zulüm etmek için direnmiyorlar, o gençler orada kendi gelecekleri karanlığa gitmesin diye mücadele ediyorlar. Geleceğine ilişkin kaygıdan dolayı alanlarda bu mücadele veriliyor ve onun için de bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Dolayısıyla, şimdi, her gelişinizde burada sandık hesabından bahsediyorsunuz; “İşte, sandıkta hesaplaşalım.” Güzel, sonuna kadar sandıkta hesaplaşalım.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Hesaplaşacağız.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Bizim kaygımız sandıkta değil, bir tek şeyde…

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Nerede?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Onu söylüyorum, onu açıklayacağım. Sandıktan filan kaygı duymuyoruz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Neden duyuyorsunuz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Elektrikleri söndürmeyin, oyları çalmayın. Hiç sandıktan filan korkmuyoruz, bundan emin olun, hiç korkmuyoruz, hiç korkmuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bak, oy çalmayın, elektrikleri söndürmeyin. Ondan sonra, sandıkta gerçekten sizinle 30 Martta hesaplaşacağız. Buna yüreğimle inanıyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Cezaevindeki hırsızın günahı ne!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Ayrıca, değerli arkadaşlar, sandık diye tutturdunuz, sandıkla başladınız, sandıkla bitiriyorsunuz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sandık görevlileri yok mu?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, 32 insanın fezlekesi bu Meclise geldi. Niye 5 bakanın fezlekesi gelmiyor, burada konuşamıyoruz? Niye o 5 bakanın fezlekesi sürekli erteleniyor? Onları hep sandıkta mı konuşacağız?

OKTAY VURAL (İzmir) – Savcı ayarlayacak, savcı.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Hepsi sandığa mı ihale edilecek? O sorumlular, bu ülkede yanlış yapanlar bu Meclis önünde hesap vermeyecekler de nerede verecekler bu hesabı?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Memlekette hırsızlar sandıkta mı “Suçsuzum.” diyorlar, mahkemeye çıkıyorlar. Allah Allah!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Nerede bu hesabı sorma imkânına sahip olacağız? Yani, burada olmayacaksa nerede olacağız arkadaşlar?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sandıkta.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Bizim Genel Başkanımız, başka siyasi partilerin genel başkanları, milletvekillerinin hepsi hakkında fezlekeler geliyor ama 5 bakanın fezlekesi buraya gelmiyor, buraya yansımıyor, burada konuşmuyoruz. Peki, diğer konulardaki iddiaları… Meclis araştırmalarını yapalım diyoruz, “Hayır.” diyorsunuz. Peki, diğer konuda yapılan yanlışlıkları konuşalım, “Hayır.” Siz bir şeyin üzerini kapatmakla meşgulsünüz. Artık bu ülkede şeffaf olmanın zamanı geldi ve geçti.

 Herkesi şeffaflığa, dürüstlüğe ve bütün bu yapılan haksızlıkları ortaya çıkartmaya davet ediyorum. Oylarınızı böyle kullanmanızı diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çelebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde 19’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 19 kabul edilmiştir.

Madde 20’nin üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 20 nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Sırrı Sakık                                      Hasip Kaplan                                     Adil Zozani

                        Muş                                                 Şırnak                                              Hakkâri

            Sırrı Süreyya Önder                               İdris Baluken

                     İstanbul                                             Bingöl

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 20. Maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           İzzet Çetin                                      Vahap Seçer

        İstanbul                                             Ankara                                              Mersin

     Tufan Köse                                 Mehmet Ali Susam                                 Müslim Sarı

         Çorum                                               İzmir                                               İstanbul

   İlhan Demiröz                                    Celal Dinçer                                Rahmi Aşkın Türeli

          Bursa                                              İstanbul                                               İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 20 nci maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

  Mehmet  Günal                                Mustafa Kalaycı                               Seyfettin Yılmaz

        Antalya                                              Konya                                               Adana

    Erkan Akçay                                       Faruk Bal                                      Lütfü Türkkan

        Manisa                                              Konya                                              Kocaeli

Adnan Şefik Çirkin

          Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

Önce gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde ile 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına bir bent eklenerek "Jeotermal Kurul" isminde bir kurul oluşturulmakta ve 3. Havalimanı çalışmaları esnasında ortaya çıkan yeraltı sularında ortaya çıkan kamu yararı tartışmalarının önüne geçmek için bir düzenleme öngörülmüştür. Kurul; havalimanı, otoyol, köprü gibi kamuoyunda oldukça tartışmalı yatırımlarda ortaya çıkan bu durumlarda Çevre Etkisel Değerlendirme (ÇED) raporlarına ve sivil toplum, meslek odalarının görüşlerine ihtiyaç duyulmaksızın, kamu yararına karar verecek bir yapıyı öngörmektedir. Tamamı Bakanlar'dan yani, yürütme erkinden oluşan bu Kurul'un, yürütmenin ihale ettiği ve faaliyet alanına giren işlerde, çevresel etkileri analiz etmesinin ve kamu yararını gözetmesinin mümkün olmayacağı çok açıktır. Bu nedenle, bu maddenin tekliften çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okuyun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kurulun hangi usuller çerçevesinde çalışacağı, hangi bilimsel-teknik verilerle karar vereceği, kamu yararını nasıl belirleyeceği belli değildir. Doğanın yok edilmesine yol olabileceği, o nedenle böyle bir Kurulun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarının tespiti ve kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşları ile üniversitelerin katılımının sağlanması gerektiği düşünülmektedir.

BAŞKAN – Sayın Demiröz, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

3/6/2007 tarih ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun ilgili maddesinin birinci fıkrasına bir bent ekliyorsunuz ve bir kurul kuruyorsunuz Kalkınma Bakanlığının Başkanlığında.

Değerli arkadaşlar, ben il özel idaresinden emekli olmuş bir arkadaşınızım. Jeotermalle ilgili çalışmaları çok yakinen biliyorum. Bu kurula bu görevi verdiğiniz takdirde bu kurulun bunu başka amaçlarda kullanacağını, kamu yararı kararının sadece 3 kişilik bir kurulla verilmesinin çok sakıncalı olacağını ifade etmek istiyorum. Yanlış bir karardır. Önergemiz doğrultusunda bu maddenin çıkarılmasını talep ediyoruz.

Buradan hareketle şunu söylemek istiyorum: Bugüne kadar bu torba yasalarda bu son bir hafta içerisinde 53 artı 1, daha sonra da bugün olduğu gibi 22 madde konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu torba yasaların içerisinde bir tane tarımla ilgili, çiftçilerle ilgili maalesef hiçbir şey göremedik. Hatta, bu 22 maddelik torba yasanın görüşülmesi sırasında Bütçe Planda da görüşmelere katılmamıza rağmen, ve Bütçe Planda da iki tane çok değerli Bursa Milletvekili olmasına rağmen, çiftçilerin sorunlarıyla ilgili, Bursa Karacabey’deki sulama birliğiyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını özellikle belirtmek istiyorum.

“Neydi bu?” derseniz, değerli arkadaşlar, Türkiye’nin her tarafında var ama Karacabey’de; Sultaniye, Akhisar, Ortasarıbey, Durumtay, Beylik, Ovaesemen’de, 10 köyümüzde 2.600 dosya var. 2.600 dosya sadece üretim yaptıkları için. Sulama birliklerine borcu olduğu için bu arkadaşlarımız icralık. İçeride yatan arkadaşlarımız var, traktörü icra olan arkadaşlarımız var ama gelin görün ki buna rağmen, bu 2.600 dosyayla ilgili, bu arkadaşlarımızın isteklerinin sadece ve sadece üretimle ilgili su kullanmak olduğunu… Faizlerinin silinmesini ve bu konuda bir yapılanma yapılmasını istemişlerdi ama maalesef ve maalesef Bütçe Planda da arkadaşlarımız bunu dikkate almadılar ama ben buradan sizin huzurunuzda söylüyorum: Karacabey’de, Mustafakemalpaşa’da bu arkadaşlarımı özellikle şikâyet edeceğimi, bu konuları sahip çıkmayacağımı da söyleyeceğimi buradan huzurlarınızda ifade etmek isterim.

Yine, aynı şekilde, bir başka konumuz var arkadaşlar. Bizim İnegöl ilçemiz var. İnegöl ilçesinde Fevziye, Çaylıca, Doğanyurdu, Paşaören, Süle, Hasanpaşa, Konurlar, Elmaçayır, Ortaköy, Turgutalp, Akbıyık, Karagölet, Lütfiye, Hocaköy’deki çiftçi arkadaşlarımız çok sıkıntıda. 2006 yılında bir kredi almışlar bankadan, Halkbankasından, Ziraat Bankasından ama bu kredileri çiftçiler bu zor durumlarından dolayı ödeyememişler. Bunlarla ilgili çok büyük bir sıkıntıları var. Köydeki arazisi gitmiş, evi gitmiş; köyde oturuyor, diyor ki: “Mezara girecek yerim kalmadı.” Ama hâlâ, bu kadar ödemelerine rağmen bu arkadaşlarımız borçlarıyla ilgili bir mesafe alınamadığını ifade ediyorlar. Binlerce arkadaşımız var ama bizimle görüşebilen arkadaşımızın sayısı bir parmak sayısı kadar. Neden? Onlar da çekiniyorlar. Lütfen bu konuları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bırakmadan, hep beraber, Plan Bütçe Komisyonundaki arkadaşlarımızın yardımıyla bunları çözmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize iyi akşamlar dileyerek saygılar ve sevgiler sunuyorum. Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Aynı mahiyetteki bu üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Madde 20’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci madde üzerinde aynı mahiyette, gene, üç önerge vardır. Okutuyorum ve birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 21 inci maddesinin kaldırılmasını arz ve talep ederiz.

                   Sırrı Sakık                                      Hasip Kaplan                                     Adil Zozani

                        Muş                                                 Şırnak                                              Hakkâri

               Mülkiye Birtane                                  İdris Baluken

                        Kars                                                Bingöl

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Haydar Akar                                     Sedef Küçük

        İstanbul                                            Kocaeli                                             İstanbul

   İlhan Demiröz                                      Sakine Öz                                         Faruk Bal

          Bursa                                              Manisa                                              Konya

  Mehmet  Günal                                Mustafa Kalaycı                               Seyfettin Yılmaz

        Antalya                                              Konya                                               Adana

    Erkan Akçay                                Adnan Şefik Çirkin                               Lütfü Türkkan

        Manisa                                               Hatay                                              Kocaeli

             

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Son günlerde ardı ardına yapılan düzenlemelerde olduğu gibi, bu teklifte, toplumun beklentilerinin karşılanması, çalışanlar ile esnaf, çiftçi ve sanayicilerin sorunlarına çözüm getirilmesi yerine, usulsüzlük ve yolsuzluklar nasıl örtülebilir, denetimden ve yargıdan nasıl kurtulunabilinir, onca gelişmeye rağmen hâlâ kamu arazileri ve ormanlar nasıl talan edilebilir ve yandaş müteahhitlere nasıl imkânlar sağlanabilir mahiyetini taşıyan düzenlemeler yer almaktadır. Bu teklifle Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’na eklenen düzenlemeyle bir kurul oluşturulmaktadır. Kurulun Kalkınma Bakanının Başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile diğer ilgili bakanlar olmak üzere asgari 3 kişiden oluşması öngörülmektedir. Bu kurulda su yönetiminden yer altı sularının korunmasından sorumlu bakanın bulunmaması manidardır. Bu maddeye göre, jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile devlet ve il yolları, otoyollar, demiryolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, maden, petrol, doğal gaz işletmeleri, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi, faaliyetin yapılamaz hâle gelmesi durumunda jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ve yatırımla ilgili kararı kurul verecektir. Kurulun hangi usuller çerçevesinde çalışma yapacağı, çalışma ve karar süreçlerinin ne olduğu, hangi bilimsel, teknik verilerle karar vereceği belli değildir. En önemlisi, kamu yararına hangi yatırımın öncelikli olacağına bu kurul nasıl karar verecektir? Bakanların vereceği kararın siyasi olacağı açıktır. Kamu yararına karar alma yetkisi tanıyan bir düzenleme neden kamuoyunda tartışılmadan alelacele bu torbaya konulmuştur? Bu düzenlemeye konu hangi projeler yapılmaktadır veya yapılacaktır? Bu teklifte üçüncü havaalanı projesiyle ilgili bir konuda yargının yürütmeyi durdurma kararını aşmak için ve bazı projeler kapsamında yapılması planlanan faaliyetlerde ortaya çıkabilecek doğal kaynakların yok sayılmasına yol açabilecek düzenleme yapılmaktadır. Özel ve adrese teslim mahiyet arz eden bu madde tekliften çıkarılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, demokratik rejimi diğer yönetim şekillerinden ayıran en önemli fark yönetenler ile yönetilenler arasındaki açık, şeffaf, saydam ilişkiler ağıyla bu sistemin oluşturması arzulanan temiz, ahlaklı, dürüst ve erdemli siyaset anlayışıdır. Demokratik yönetimler gizli kapaklı ilişkilerin, karanlık hesapların, tezgâh altı münasebetlerin görülmediği, kayırmaların, arka çıkmaların, yandaşlara peşkeş çekmelerin olmadığı faziletli idareler olmalıdır.

Bugün her alanda rüşvet ve yolsuzlukları, ahlaki yozlaşmayı değişik türevleriyle görmek ve karşılaşmak doğal bir akış gibi algılanmaya başlanmıştır. Aslında en tehlikelisi de budur. Sayın Başbakan “’Yolsuzluk’ dendiğinde şunu anlarım: Devletin kasası soyuluyor mu, soyulmuyor mu?” diyerek yolsuzluk anlayışını ortaya koymuştur. Bu tanıma göre eğer devlet kasasından çalınmıyorsa yolsuzluk olmuyor. Yani yandaşlara ihale dağıtmak, ihalelerden komisyon almak, kamu arazilerini yağmalamak, imar düzenlemeleri yaparak köşeyi dönmek, sit alanlarının statüsünü değiştirerek vurgun vurmak, iş adamlarına rant alanları sağlamak, bu rantlardan bir kısmını sözde hayır kurumu vakıflara yönlendirmek, iş adamlarına salma yapmak, bir medya grubu için havuz oluşturup o havuza milyon dolarlar toplamak, Hükûmetle içli dışlı olan bir iş adamından rüşvet almak, uçağıyla umreye gitmek, 700 bin liralık hediye saat almak gibi uygulamalar Sayın Başbakana göre yolsuzluk sayılmıyor. Öyle ya, devletin kasasına giren çıkan bir şey yok.

Böyle bir anlayışla yönetilen ülkemizde daha nelerle karşılaşılacağını ve yolsuzlukların hangi boyutlara ulaştığını anlamak zor değildir. Bu yapılanların da gerek hukuki açıdan gerekse inançlarımıza göre yolsuzluk olduğu, haram olduğu açıktır. Dünya Bankası tarafından yapılan ve en yaygın kullanılan yolsuzluk tanımı “Kamu gücünün özel çıkarlar için kötüye kullanılması.” şeklindedir. Ülkemizde kamu gücünü özel çıkarları için kullanmayı kendine hak ve imtiyaz olarak gören ve yolsuzlukların tüm örneklerini sergileyen bir iktidar yönetimiyle karşı karşıyayız.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kalaycı.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme ile oluşturulan kurul ilgili sivil toplum kurumlarının ve bilim insanlarının görüşlerine ihtiyaç duyulmaksızın, yapılmakta olan inşaat alanlarının çevreye zarar verdiği halde kamu yararı bahanesiyle sürdürülmesini amaçlamaktadır. Dolayısıyla Bakanlardan yani yürütme erkinden oluşan bu Kurul’un, yürütmenin ihale ettiği ve faaliyet alanına giren işlerde, çevresel etkileri analiz etmesinin ve kamu yararını gözetmesinin mümkün olmayacağı çok açıktır. Bu nedenle, bu maddenin tekliften çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN –  Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Haydar Akar.

BAŞKAN –  Sayın Akar, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sıra sayısı 561 olan kanun teklifinin 21’inci maddesine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum.

Şimdi, bu maddeye baktığımızda bir kurul oluşturuluyor. Bu kurul, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı ve onun da altında 3 kişiden oluşan bir kurul. Bu kurulun amacı ne? Bu kurul, kamu yararı görülen jeotermal kaynaklarının uygun olup olmadığına ve kullanılıp kullanılmayacağı hakkında kamu adına karar verecek.

Şimdi, garip bir şey var burada: Nereden çıktı diyebilirsiniz, bunca maden varken, sadece jeotermal su için böyle bir kurul kurulması  ve kamu yararı adına kararı verecek olması yani oradan bir tren hattı geçiyorsa, limansa, farklı bir özelliği varsa o arazinin, bu kurula gidecek ve bu kurul  bu kararı verecek.

Şimdi “Bu nereden çıktı?” diyebilirsiniz. İşte arkadaş, 17 Aralık bu, 25 Aralık bu, dünkü 24 Şubat bu. Böyle özel kanunlar getiriyorsunuz, özel kanunlardan sonra da “hırsızlık var, yolsuzluk var” diye konuştuğumuzda burada, sizi itham ettiğimizde kıyameti kopartıyorsunuz. Aha, size bir özel kanun. Şimdi, bu, nereden çıktı? Bu Aliağa’da, 2007’de MTA bir sondaj yapıyor ve 700 metrede jeotermal su buluyor. Bayağı kaliteli bir  su ve bir ihale yapıyor, 4734’e göre yani Kamu İhale Kanunu’na göre bir ihale yapıyor ve bir şirket bu ihaleyi kazanıyor. Ama aynı Enerji Bakanlığı, başka bir şirkete, orada, aynı arazide rafineri kurma izni veriyor. Bayağı da ciddi bir yatırım bu. Fakat bu iki şirket  birbirine düşüyor çünkü aynı arazi üzerinde hem jeotermal ısıdan 25 megavatlık bir enerji kaynağı elde  etmeye çalışan bir şirket, yine  bir başka şirket de rafineri kurmaya çalışıyor hemen PETKİM’in yanında Aliağa’da. Sonuç: Mahkeme, mahkeme bu olayı çözemiyor, çözülecek tabii de, beklemek lazım. Ama, bu arada da adrese dayalı bir kanun çıkarıyoruz ve burada bir kurul oluşturuluyor, sanki TTK’da yapılmış gibi, Taş Kömüründe yapılmış gibi ya da normal Kömür İşletmelerinde yapılmış gibi madenlerimizde yapılmış gibi sanki bir benzeri olmayan bir şey getiriliyor buraya ve diyorlar ki: “İşte, bu kanunu yapalım ve adrese dayalı bir ilgili şirkete verelim.” Şimdi ben bu şirketin hangi şirkete vereceğini biliyorum bunu, ya adlarını da söylemek istemiyorum, aslında ciddi bir yatırım da var orada. Hangi şirkete verileceğini biliyorum, “yapmayın” diyoruz. Niye “Yapmayın” diyoruz arkadaşlar? Çünkü, böyle kamu yararı 3 kişilik kurullarla falan oluşmaz, bir şirket için bu iş yapılmaz. Üşenmedim, araştırdım “Acaba böyle bir olay Türkiye’nin başka bir yerinde var mı?” diye. Böyle bir olay da yok hiçbir yerde. İşte, bunun gibi işler yaptığınız zaman, bu insanlar geliyorlar sizi bu kürsülerden yolsuzlukla suçluyorlar.

Yine, sadece burada mı oluyor bu iş? Defalarca Kamu İhale Kanunu’nu değiştirdiniz ve geçen hafta görüştüğümüz torba yasada sadece 15 madde Kamu İhale Kanunu’yla ilgiliydi. Neydi hatırlıyor musunuz? Yine, bir arkadaşımız burada işte yasaklı olan müteahhitlerin içeride kalan teminatlarını çekebilmeleri, alabilmeleri için yasa teklifi vermişti. Hep adrese dayalı bir iş yapıyorsunuz, yaptığınız işlerin adreslerine baktığınızda da hani havuz vardı ya havuz, 630 milyon dolarlık havuzdaki şirketler o şirketleri görüyorsunuz. Nerede görüyorsunuz? TCDD’de görüyorsunuz. Yani gidin, hızlı tren ihalelerine bakın -geçen hafta orayı KİT Komisyonu olarak inceledik- gidin, oraya bakın, aynı şirketleri göreceksiniz. Karayolu ihalelerine bakın, aynı şirketleri göreceksiniz, hiç dikkatinizi çekiyor mu Anadolu’nun kentlerine giderken? “Duble yol yaptık.” diyorsunuz, duble yolu yapanların hangi şirketler olduğuna hiç baktınız mı? Ya da elektrik dağıtım şirketlerini hangi şirketlerin aldığına baktınız mı? Ya da Karayolları, TCDD’deki hızlı tren ihalelerini hangi şirketlerin aldığına baktınız mı? Toplam 6 7’yi geçmeyen şirket aynı zamanda madenlerimizi de redevans usulüyle hangi şirketlerin aldığına  baktığınızda 6 7’yi geçmeyen şirket hani sizin havuzunuza para aktaran var ya… Tabii, Başbakanın havuzunda ne kadar olduğunu tam olarak bilmiyoruz, hesabını da yapamadık çünkü en son kalan paranın 30 milyon euro olduğunu söylüyor Bilal. Oradan geriye doğru gittiğimizde, amcaya verilen paya baktığımızda, enişteye verilen paya baktığımızda, eve yatırılacak parayı bilemediğimiz için hesabı tam tutturamadık. Bu, havuz probleminden de zor bir problem oldu. İşte bunlarla karşılaşmak istemiyorsanız böyle özel yasalar çıkartmayın diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Aynı mahiyetteki bu üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 22 nci maddesindeki ''eklenmiştir'" ibaresinin ''dâhil edilmiştir'" ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                   Sırrı Sakık                                      Hasip Kaplan                                     Adil Zozani

                        Muş                                                 Şırnak                                              Hakkâri

                 İdris Baluken                                       Erol Dora

                       Bingöl                                              Mardin

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 22 nci maddesinde yer alan “altı ay" ibarelerinin "bir yıl" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                                  Mehmet Günal                                Seyfettin Yılmaz

         Konya                                              Antalya                                              Adana

    Erkan Akçay                                Adnan Şefik Çirkin                               Lütfü Türkkan

        Manisa                                               Hatay                                              Kocaeli

       Faruk Bal

         Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 22 nci maddesiyle 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna  eklenmesi öngörülen geçici ikinci maddenin sonuna aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ahmet Aydın                           Mehmet Akif Hamzaçebi                    Mehmet Doğan Kubat

                    Adıyaman                                           İstanbul                                            İstanbul

                 Mustafa Ataş                                     Recep Özel                                       Fatih Şahin

                     İstanbul                                             Isparta                                              Ankara

                   İdris Şahin                                  Hakan Çavuşoğlu                                            

                      Çankırı                                               Bursa                                                   

“(6) Kanunun 8 inci maddesine göre revize edilerek onaylanan proje alanlarında kalan taşınmazlardan İdarece satılanlar proje kapsamında değerlendirilmek üzere proje sahibi idareye devredilir. Devirden önce söz konusu taşınmazları satın alan hak sahiplerinin ödedikleri bedel dahil her türlü bilgi ve belgeler proje sahibi idareye Kanunun 8 inci maddesi kapsamında işlem tesis etmesi amacıyla devredilir.

(7) Kanunun 8 inci maddesine göre proje alanında kalan ve Maliye Bakanlığınca proje sahibi idareye devredilecek taşınmazların bedeli, anılan Bakanlıkça devrin uygun görüldüğü yıla ait emlak vergi değeri üzerinden tahsil edilir."  

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 22 nci maddesinde yer alan Geçici Maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Akif Hamzaçebi                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Veli Ağbaba

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Malatya

 

                  Mahmut Tanal                                      Haydar Akar                                     Haluk Eyidoğan

                      İstanbul                                              Kocaeli                                              İstanbul

"(6) 2/B alanlarında 6292 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kadastro tutanakları kesinleşen veya güncelleme listeleri tescil edilen alanlar ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kadastro tutanakları kesinleşecek veya güncelleme listeleri tescil edilecek alanlarda proje alanı belirlemek isteyen idarelerce kesinleşme ve tescil tarihinden itibaren bir yıl içinde, bu alanın sınırları tespit edilerek, alana ait uydu fotoğrafları, varsa her türlü ölçekteki plan, parselasyon planı, mülkiyet bilgileri, kadastral paftaları ve halihazır haritalarıyla birlikte proje alanı sınırı onaylamak üzere belediyeler tarafından valilikler aracılığıyla, TOKİ tarafından doğrudan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bu alanlar, adı geçen Bakanlık tarafından talebin intikal tarihinden itibaren altı ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanır ya da reddedilir ve teklif sahibi idareye bildirilir. Onaylanan planlar uyarınca belediyelere devredilen taşınmazların tapuları mali gücü de dikkate alınarak belirlenen bedeller üzerinden hak sahiplerine devredilir.

(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla belediyelerce özel proje alanı uygulaması yapılmak üzere mülkiyeti belediyelerce Hazine'den devralınan yerlerde; hak sahipleri tarafından daha önce Hazine'den devralınan parseller bulunması halinde, bu parseller hak sahiplerinin talebi üzerine Hazine'ye iade edilerek aynı usullerle özel proje alanı uygulaması kapsamına dahil edilerek değerlendirilmek üzere belediyelere devredilir. Bu halde daha önce Hazine'ye yapılmış olan ödemeler hak sahiplerine iade edilir.

(8) Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan ve 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmesine rağmen, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2'nci maddesinin (B) bendi uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılma işlemi henüz yapılamayan yerlerin orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2'nci maddesinin (B) bendi uygulaması ile 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesine göre kadastro çalışması, öncelikle büyükşehir belediyesi olan yerlerden başlanılmak üzere en geç bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanır. Bu yerler de, 6292 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde hak sahiplerine satılır."

BAŞKAN – Bu son okuttuğum önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) -Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2/B konusunu Hükûmet becerememiştir, başaramamıştır, sınıfta kalmıştır. 19 Nisan 2012 tarihinde 2/B kanunu Parlamento tarafından kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına o gün yaptığım son konuşmada şunu söyledim, tutanaklarda vardır “Bu kanun çözmemiştir, çözüm için bir kez daha buraya geleceksiniz." dedim. Maalesef yanılmadım, yanılmayı arzu ederdim, yanılmadım, buraya geldiniz 30 Ocak 2013 tarihinde 6412 sayılı Kanun’la 2/B kanununda değişiklik yaptınız. Yine bu küsüye çıktım, yine dedim ki: “Bu kanun da olmadı, bir daha geleceksiniz buraya.” Maalesef yine yanılmadım, yanılmayı arzu ederdim. 8 Mart 2013 tarihinde 6444 sayılı Kanun Parlamento’da kabul edildi. Yine bu kürsüye çıktım “Yine olmadı, yine bir daha geleceksiniz." dedim. Maalesef yanılmadım, şimdi 2/B kanununda değişiklik yapıyorsunuz. Tekrar söylüyorum: Bu da derde deva değil, bir kez daha geleceksiniz buraya çünkü 2/B’yi bilmiyorsunuz, vatandaşın derdini bilmiyorsunuz, otellerin kırmızı halılarında yürümekten, Beykoz’daki vatandaşın arasında, Sultanbeyli’deki vatandaşın arasında, Ümraniye’deki vatandaşın arasında yürümeyi unuttunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün Ümraniye’den 2.500 imzalı bir dilekçe geldi grubumuza Ümraniye 2/B Platformu: “Derdimiz büyük, Hükûmete derdimizi duyuramıyoruz." dediler ama sizin umurunuzda değil.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sayısız kanun teklifi verdik. En son verdiğimiz teklif iktidar partisinin teklifiyle birleştirildi, dedik ki: 2/B için zamanında başvuru yapamayan vatandaşlara altı ay ek süre verelim, peşinatı ve taksiti zamanında ödememiş olanlara yine altı ay ek süre verelim. Siz “üç ay” demiştiniz, neyse ki bizim altı aylık önerimizi kabul ettiniz.

Bir şey daha söyledim, özel proje alanı uygulaması var 2/B kanununda. Bazı belediyeler özel proje alanı uygulamasına gitmek suretiyle vatandaşın bedelden kaynaklanan sorununu çözmeye çalışıyor. Beykoz’da bu var ama özel proje alanı uygulaması yapılan yerlerde daha evvel ne olur ne olmaz düşüncesiyle Millî Emlaktan tapusunu alıp Millî Emlake borçlanan vatandaşlarımız var. Tapuyu almış, üzerinde şerh var ama bir yandan oradaki arazileri belediyeye devretmiş Millî Emlak. Şimdi, belediye diyor ki tapusunu almış olana vatandaşa: “Sen Millî Emlake başvurdun, aldın. Almasaydın kardeşim.” İşte onun sorununu çözmek için yine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak onun adına, benim verdiğim teklifte bir madde vardı. Komisyonda kabul etmediniz, neyse ki komisyondan buraya gelene kadar aklınız başınıza geldi, bunu kabul ettiniz. Buna memnun oldum, buna memnun oldum. Beykoz’un Görele köyünün sorununu çözmek için çırpınıyorum ama maalesef size bunu anlatma imkânı olmuyor.

Bir şey daha söylüyorum: Gelin sadece Beykoz’un Görele köyünün sorununu çözmeyelim, Ümraniye’nin Elmalıkent Mahallesi’ni çözelim, Ihlamurkuyu’yu çözelim, Hekimbaşını çözelim, İnkılap Mahallesi’ni çözelim, Kazım Karabekir’i çözelim; ihtilaflı olan Cemil Meriç Mahallesi’nin sorunu çözelim. Gelin, özel proje alanı uygulamasında otuz günlük ve üç aylık başvuru sürelerini bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir yıla çıkaralım, Ümraniye Belediyesi de başvursun “Özel proje uygulaması yapacağım.” diye Millî Emlaktan tapuyu alsın, vatandaşın bütçesine uygun bedelle bu araziyi vatandaşa devretsin. Gelin, Sultanbeyli’nin Hasanpaşa Mahallesi’nin sorunu çözelim. Sokağın bir tarafı 2B, bir tarafı orman. Bir taraf tapu alacak, alabilirse o da, alamıyor, fiyatlar yüksek. Bari, gelin kanunen bunları eşit konuma getirelim, bir tapu vermenin yolunu açalım. Bizim önergemiz bunları kapsıyor.

Bunu kabul etmeyeceksiniz. Belki kabul edersiniz, bilemiyorum, anlatıyorum yine ama şu olsun istemiyorum, hep böyle oldu: Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. Bakın, kaçtır geliyorsunuz buraya. Gelin, isterseniz ara verelim, şu önergemizi inceleyelim beraber, aklın yolu bir, bunu kabul edelim. Kabul etmeyeceğinizi bildiğim için diğer önergede müşterek vermiş olduk. Beykoz’un Görele köyünün sorununu çözmek için diğer önergede de bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak imzamız var.

Değerli milletvekilleri, 2/B sorunu çözülmemiştir. Bunlar kısmi sorunlar; Ümraniye’de, Sultanbeyli’de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …Beykoz’da çözmeye çalışıyoruz ama Türkiye’de 545 bin vatandaşımız tapu alabilecek konumda iken bunların yaklaşık olarak -sayısal olarak bir rakam vereceğim- sadece 408 binine tapu verilme aşamasına gelmiştir.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – “Sadece” biraz fazla oldu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Diğerleri tapu alabilecek durumda değildir. Satın alma başvurusu yapan kişi sayısı 634 bin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 22 nci maddesiyle 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna eklenmesi öngörülen geçici ikinci maddenin sonuna aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Aydın (Adıyaman) ve arkadaşları

“(6) Kanunun 8 inci maddesine göre revize edilerek onaylanan proje alanlarında kalan taşınmazlardan İdarece satılanlar proje kapsamında değerlendirilmek üzere proje sahibi idareye devredilir. Devirden önce söz konusu taşınmazları satın alan hak sahiplerinin ödedikleri bedel dahil her türlü bilgi ve belgeler proje sahibi idareye Kanunun 8 inci maddesi kapsamında işlem tesis etmesi amacıyla devredilir.

(7) Kanunun 8 inci maddesine göre proje alanında kalan ve Maliye Bakanlığınca proje sahibi idareye devredilecek taşınmazların bedeli, anılan Bakanlıkça devrin uygun görüldüğü yıla ait emlak vergi değeri üzerinden tahsil edilir."  

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Evet, kim konuşacak?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle; Kanun Teklifinin çerçeve 22 nci maddesiyle 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 2 nci maddeye eklenmesi öngörülen altıncı fıkrayla; 6292 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre belirlenen proje alanlarında revize yapılması durumunda, revize işlemleri öncesi ilgisi defterdarlıklar ve malmüdürlüklerince satışa konu edilen taşınmazların tüm uygulamanın proje sahibi idarece alan bütünlüğü içinde gerçekleştirilmesi için proje sahibi idareye devri ve ayrıca, devirden önce idarece satılan taşınmazlar karşılığı tahsil edilen bedellerin hak sahipleri ve mevcut haklarını içeren belgelerle birlikte Kanunun 8 inci maddesi kapsamında işlem tesis etmesi amacıyla proje sahibi idareye aktarılması amaçlanmıştır.

Diğer taraftan, 6292 sayılı Kanunun 8 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Teklif sahibi idare tarafından onay tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde onaylanan proje alanı Maliye Bakanlığına gönderilerek, proje alanı içinde kalan 2/B alanlarındaki taşınmazların devrinin talep edilmesi üzerine, bu taşınmazlardan Maliye Bakanlığınca uygun görülenler, hak sahipleri ve mevcut hakları da belirtilmek suretiyle emlak vergi değeri üzerinden talep sahibi idareye devredilir. Devir bedeli peşin veya bu Kanunda belirtilen sürelerde taksitle ödenebilir. " hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, proje alanında kalan ve Maliye Bakanlığınca proje sahibi idareye devri uygun görülen taşınmazlar ilgili defterdarlıklar veya malmüdürlüklerince oluşturulan komisyonlar marifetiyle hak sahipliği yönünden incelettirilmektedir. Yapılan inceleme sonucunda proje alanında kalan taşınmazlarda kullanıcısı bulunan ve Maliye Bakanlığınca değerlendirilmesi halinde doğrudan satışa konu edilmesi gereken taşınmazlar emlak vergi değeri üzerinden, iadeye konu edilmesi gereken taşınmazlar ise bedelsiz olarak ve hak sahiplerinin diğer hakları da belirtilmek suretiyle proje sahibi idareye devredilmektedir.

Açıklanan sebeplerle, yine, Önergeyle; Kanun Teklifinin çerçeve 8 inci maddesiyle 6292 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 2 nci maddeye eklenmesi öngörülen yedinci fıkrayla; proje alanında kalan taşınmazlardaki hak sahipleri ve mevcut haklarının belirlenmesi sürecinin uzun sürmesi nedeniyle Maliye Bakanlığınca proje sahibi idare lehine devre uygun görüş verdiği tarih ile devrin gerçekleştiği tarih arasında oluşan yıl farkından emlak vergi değerlerinin etkilenmemesi, ilgili defterdarlıklar veya malmüdürlüklerinin devri geç yapması nedeniyle proje sahibi İdare aleyhine oluşabilecek durumun engellenmesi, daha önce bu kapsamda yapılan devirler ile bundan sonra yapılacak devirler arasında tarih farkından kaynaklanan bedel farklığının oluşmasının önlenmesi ve aynı proje alanı içerisinde uygulama birliğinin sağlaması, devir bedeli olarak Maliye Bakanlığının uygun görüş verdiği yıl emlak vergi değerinin esas alınarak bu bedel üzerinden taşınmazların proje sahibi idareye devredilmesi amaçlanmıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, efendim, biraz önce Akif Bey bu önergeyle ilgili, sadece Beykoz’da çok kısmi bir çözüm getirdiğini ifade etti yanlış anlamıyorsam.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, Beykoz’daki Görele köyü…

OKTAY VURAL (İzmir) – Görele köyü, çok kısmi bir çözüm. Dolayısıyla, bu konuda eğer gerçekten şey varsa 2/B’lerle ilgili daha kapsamlı bir çözüm oluşturması için grup olarak başka bir önergeyle birlikte imza atmaya da hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yani, çok ciddi bir sorun var, sadece kısmi olarak çözülüyor. Onların da çözülürken diğerlerinin de çözülmesi için Adalet ve Kalkınma Partisine grup olarak da çağrıda bulunuyoruz, biz de hazırız bu konuda. 2/B’lilerle ilgili bir sorunu çözmek konusunda bir irade varsa buna da hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum efendim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, teşekkür ediyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir yanlış anlaşılma olmasın. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önergemiz hem Beykoz Görele köyünde yaşanan sorunu hem de Sultanbeyli olsun, Ümraniye olsun, çok yaygın bir şekilde tüm Türkiye’deki sorunu çözmeye yönelik bir düzenlemeyi de içeriyor. Özel proje alanlarında başvuru süresinin uzatılmasına yönelik önerimiz, tüm Türkiye’yi kapsayan bir öneridir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, daha geniş bakalım.

BAŞKAN – O zaman, sayın grup başkan vekilleri, bu konuda görüşme yapacaksanız…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Efendim, biz oylayalım, prosedüre devam edelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye ya? Herkese teşvik edelim, hayırlı olsun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – 1.530 hak sahibi bundan faydalanıyor. Bir köy olarak düşünmeyin, 1.530 hak sahibi bundan faydalanıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – İyi, güzel, 2.530 olsun.

BAŞKAN – Şimdi bunu oylayalım ama eğer daha farklı bir şey yapacaksanız onun için de uygun görürseniz biraz ara veririz. Bunu oylayalım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, bir bilgi vereyim yine izninizle.

Şimdi, bizim önergemizin, biraz önce kürsüde açıkladığım önergemizin kabul edilmeme ihtimalini dikkate alarak Beykoz Görele köyündeki sorunu çözmeye yönelik önergeyi…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ortak imzaladık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –…Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuyla birlikte imzaladık. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, oradaki önergeye de desteğimiz var efendim.

BAŞKAN -  Peki.

Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 22 nci maddesinde yer alan “altı ay" ibarelerinin "bir yıl" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                  Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul)  - Katılmıyoruz.

BAŞKAN -  Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Mahir Bey, bu yetmez ama hep “evet”lerden çekiyoruz. Yani 2/B yine vatandaşın sorununu çözmeyecek.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yani sizinle bunu konuşmuştuk hatırlıyorsanız.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, bunu konuştuk, bunu söylüyorum ama yetmiyor yani yetmiyor, sıkıntı orada.

Şimdi, bu 2/B'yle ilgili saatte ne söylersek söyleyelim; 2/B Yasası 2012’de 19 Nisanda geldiğinde bu kürsüden belki onlarca konuşma yaptım, o zaman da biz ne söylediysek -cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur anlayışıyla- “Biz doğruyu biliyoruz, yapıyoruz; bizim yaptığımız doğru.” dediniz üç ay sonra bir daha geldiniz. Yine “Yanlış yapıyorsunuz.” dedik, “Yok, doğru yapıyoruz; bu, son, 2013’ün Şubat ayı son.” dedi Maliye Bakanı, dört ay geçmeden bir daha geldi, bir daha geldi, şimdi bir daha geldi. Yani burada haklı olduğumuzu filan söylemek istemiyorum ama burada bu olaya sadece para olarak baktınız. Yani Maliye Bakanı…

Şimdi, bu, Torosların hiçbir köylüsünün problemini çözmüyor. Maliye Bakanı oradan gelecek paralara baktı, buradan kaç milyar dolar para gelir, bu parayla ben ne yaparım, cari açığı mı kapatırım, bütçe açığını mı kapatırım, buna baktı, Toroslardaki köyün derdinden anlamıyor ki.

Bizim Orman Bakanı da sağ olsun “İşi üzerimden atayım.” dedi, Maliye Bakanlığına devretti, iş Maliye Bakanının üzerine kaldı. Peki, şimdi problemi çözdünüz mü? Çözemediniz. Bu aldığınız paralar da doğru yere gitse ona da amenna diyeceğiz. Ama bakıyoruz ki bu alınan paralar da, o orman köylüsünden, o fakir köylüden, gariban köylüden esirgediğimiz haklar da bakanların çocuklarının dolaplarında çıkıyor, öbürünün bilmem kasasında çıkıyor, öbür tarafta milyar dolarlardan bahsediliyor, bilmem kimin evinde milyar dolarlar. Şimdi, yazık değil mi, günah değil mi ya? Binlerce… Bakın, burada 817 bin hak sahibinden 408 bin kişiye satış yapılmış şu ana kadar, aradan geçmiş neredeyse iki yıl. Burada bir yanlışlık da ne oldu? Burada dendi ki: “2013 Şubat ayı son tarih.” Gariban adam… Burada iki tane gariban kesim vardı. Bir tanesi, yüz yıldır, yüz elli yıldır, babadan kalma, o orman köylüsü vardı, gariban orman köylüsü, bir onların alma şansı yoktu; bir de İstanbul’a göç edenler vardı -işte biraz önce Sayın Hamzaçebi’nin de söylediği gibi, Ümraniye’de, Beykoz’da, Şile’de- hızlı nüfus artışıyla beraber “İstanbul’un dağı taşı altın.” demiş, gelmiş. Zaten, bu yerleri bir gecekondu arazi mafyasından almış. Yani, kendiliğinden gelip de ormanını falan filan açmamış ha, gecekondu mafyasından almış. Ondan sonra da tekrar devlet olarak bunları alacak. Getirdiniz “Şubat ayında son.” dediniz, bu gariban orman köylüsüyle İstanbul’daki gariban vatandaş bunları alamayacak olunca, bu sefer İstanbul’da kim devreye girdi? Yeniden bir mafya devreye girdi, arazi mafyası devreye girdi, bu emlak simsarları devreye girdi, dedi ki: “Bakın, bu yerleri, şubat ayında, mart ayında tarih son, aldınız aldınız, alamadınız, elinizden komple gidecek.” “Biz buraları toplayalım.” diye İstanbul’da birileri topladı. Orman köylerinde de birçok vatandaş alamadı, orada da değerli yerleri birileri topladı. Olan gene fakir fukaraya, garip gurebaya oldu. Hani diyorsunuz ya, fakir fukaranın, garip gurebanın edebiyatını yaptınız ama fakir fukara, garip gurebaya hep sırtınızı döndünüz. Onlara 100 lira, 200 lira, 300 lira maaş bağlayarak, bir torba kömür vererek veya makarna vererek bu işi halledeceğiniz sandınız. Onların garibanlığı devam ediyor, onların fakirliği devam ediyor ama sizin yandaşlarınız, maşallah, malı almışlar, götürüyorlar, milyon dolarları topluyorlar, gidiyorlar. Yani böyle bir ortamda, şimdi, neyi çözdünüz siz? 2/B’yle çözülen hiçbir şey yok, paraları yok. Ya, bunların zaten hakkı. Hakkı olanı vermekten imtina ediyorsunuz. Buralarda bas bas bağırdık: Şu 31, 32’nci madde kapsamına girenlere bunları ya yüzde 10-15 rayiç bedelde ya da ücretsiz verelim. Ormanı koruyan bunlar, sıkıntıyı çeken bunlar, orada yokluk içerisinde yaşayan bunlar dedik, ne oldu? Yok, gene bunlara yok.

Diğer taraftan, o orman köylerinden İstanbul’a gelip arazi mafyasının eline düşen gariban kesim de orada. Gelin, bunların sıkıntısını da çözelim dedik. Şimdi, bu 2/B’den kim yararlandı, biliyor musunuz? Bu rantçılar var ya, rantçılar; bu, koyları moyları kapatıp çeviren rantçı kesim bu işten faydalandı. Onlar yerleri aldılar ama esas hak eden garibanların birçoğunun problemi gene çözülmedi, yine çözülmeyecek. Yani, yaptığınız kanun çok bir işe yaramadı.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 22 inci maddesindeki “eklenmiştir” ibaresinin “dâhil edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                           Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu önerge ile maddenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilmiş önerge doğrultusunda madde 22’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, yeni bir geçici madde ihdasına dair önerge vardır. Bildiğiniz üzere, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak, geçici madde olarak görüşülmesinde komisyonun salt çoğunluğunun katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunluğu, 21 üyesiyle katılıyorsa önerge üzerinde yeni bir geçici madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunluğuyla katılmaması hâlinde, önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz teklif ederiz.

                  Mahmut Tanal                                Malik Ecder Özdemir                                 Vahap Seçer

                      İstanbul                                               Sivas                                                Mersin

                  İlhan Demiröz                                    Erdal Aksünger

                        Bursa                                                 İzmir

MADDE 23 – 6292 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanun kapsamında 2/B alanlarında olup 6 ncı maddenin onikinci fıkrası uyarınca hak sahiplerine satılamayan taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten üç ay içinde hak sahiplerince idareye başvurulması halinde bir defaya mahsus olmak üzere bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabilir. Ancak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) - Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerini Komisyon sıralarına davet ediyorum, buraya.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Gelelim mi, samimi misin?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Bursa milletvekilleri var, 2 arkadaş, Bütçe Planda. Bursa’yla ilgili bu konu. Oraya katılıp katılmadıklarını çok iyi takip ediyorum. Evet, özellikle Bursa’da söyleyeceğim, Bursa’nın konusu.

BAŞKAN – Evet…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Geliyor, geliyor efendim.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Geliyor arkadaşlar. Belki diğer arkadaş, Hüseyin Bey de gelebilir, Hüseyin Şahin.

BAŞKAN – Evet, çoğunluğunuz yoktur.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) - Çoğunluğumuz bulunmadığından dolayı katılamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılamadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Şimdi, madde 23’e geçiyoruz.

Madde 23 üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır okutuyorum ve birlikte işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 23 üncü maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Sırrı Sakık                                      Hasip Kaplan                                     Adil Zozani

                        Muş                                                 Şırnak                                              Hakkâri

                 İdris Baluken                                  Ertuğrul Kürkcü

                       Bingöl                                              Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           İzzet Çetin                                      Vahap Seçer

        İstanbul                                             Ankara                                              Mersin

     Tufan Köse                                 Mehmet Ali Susam                                 Müslim Sarı

         Çorum                                               İzmir                                               İstanbul

İlhan Demiröz                                      Celal Dinçer                                Rahmi Aşkın Türeli

                       Bursa                                              İstanbul                                               İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Mehmet  Günal                                  Mustafa Kalaycı                               Seyfettin Yılmaz

        Antalya                                              Konya                                               Adana

    Erkan Akçay                                       Faruk Bal                                      Lütfü Türkkan

        Manisa                                              Konya                                              Kocaeli

Adnan Şefik Çirkin

          Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın  Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Erkan Akçay…

BAŞKAN – Sayın   Akçay, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 23’üncü maddede verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifinin 23’üncü maddesiyle Sağlık Bakanına sözleşmeleri değiştirme ve bedel artışına gidebilme yetkisi verilmektedir. Bu düzenleme, değerli arkadaşlar, ihaleye fesat karıştırılmasına neden olabilecek bir düzenlemedir. Acaba “Bu yasa kimin için yapılıyor?” sorusunu sormak da çok önemli bir sorudur ve çok ciddi bir şaibe söz konusudur. Resmen, yolsuzlukların yolunu açan bir düzenlemedir. Hayret ediyorum, iktidarın gözü ne kadar kara ve ne kadar pervasızca davranıyor. Sanki bu düzenlemeleri yapmakla iktidar, hiç iktidardan gitmeyecekmiş gibi bir anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum yani bir gün iktidardan ayrılmayacağınızı mı düşünüyorsunuz? 6428 sayılı bu Kanun’a göre devlet hastane projesi için gereken kamu arazisini girişimciye bedelsiz olarak verecek. Tesislerin inşa edilmesi ve alınan hizmetler karşılığında özel girişimciye yirmi beş ila otuz yıla varan süreyle ve çok yüksek tutarlarda kira ödenecek. Hastaneler için yatırımcı firmalara en az yirmi beş yıl bağımlı kalındığı için tıbbi cihaz alternatifleri, sarf malzemesi tercihi gibi konularda inisiyatif Sağlık Bakanlığından özel sektörün eline geçecektir.

Değerli milletvekilleri, Manisa şehir hastanesi kamu-özel sektör iş birliği modeliyle yapılmaktadır diyeceğim ama yapılacaktır demek zorundayız. Çünkü, 2004 yılında AKP’nin bir seçim vaadi olarak gündeme gelmişti, 2008 yılına kadar hiç ses seda çıkmadı, zaman zaman biz de gündeme getirdik ve 2009 yılında da Manisa Belediyesi tarafından arazi tahsisi de gerçekleştirildi. 23 Aralık 2010 tarihinde hastane inşaatı için 7 adet ön yeterlilik başvurusu yapıldı ve Manisa şehir hastanesi inşaatının temeli gündeme geldikten tam dokuz yıl sonra, arazi tahsisinden dört yıl sonda, ön yeterlilik başvurusundan üç yıl sonra yani 1 Aralık 2013 tarihinde nihayet temeli atıldı; yalnız, üç aylık bir süre geçmesine rağmen daha henüz bir çivi çakılmış da değil.

Soru önemlidir, sorumuz şu değerli arkadaşlar: Hastaneler klasik yöntemle çok daha ucuza yapılabilecekken neden çok daha pahalı olan kamu-özel iş birliği modeliyle ihale tercih edilmektedir, acaba burada da havuz yüzdelerimi söz konusudur? Klasik yöntemle ihale edilen Erzurum Devlet Hastanesi -1.200 yataklı- 193 milyon liraya mal olmuştur, oysa kamu-özel sektör iş birliğiyle ihale edilen ve ön fizibilite raporuna göre sabit yatırım maliyeti 123 milyon lira olan 568 yataklı Manisa şehir hastanesi 1 milyar 606 milyon liraya mal olacaktır, o da bugünkü fiyatlarla ve ön fizibilite rakamlarına göre. Bu, tam bir soygun düzenidir. Ön fizibilite raporuna göre Manisa şehir hastanesinin toplam maliyeti 123 milyon lira iken sadece yıllık bina kirası 64 milyon lira olarak belirlenmiştir. Yani iki yıllık kira ile hastane bedeli -sabit yatırım- karşılanacak, geri kalan yirmi üç yıl için kira ödenmeye devam edecektir. Yirmi beş yılda Manisa şehir hastanesi için en az 1 milyar 600 milyon lira kira ödenecektir. 123 milyon lira sabit yatırım maliyetini çıkartırsak Manisa şehir hastanesi için fazladan ödenecek ödeme miktarı 1 milyar 400 milyon lirayı geçmektedir ve üstelik, kapalı ve şaibeli yatırımlardır bunlar. Bu konuyla ilgili verdiğimiz soru önergelerinin hiçbirine de cevap alamadık. Israrla, Sağlık Bakanlığı, bu sorularımıza cevap vermemektedir. Fizibilite rakamı nedir, ihale bedeli miktarı nedir; belli değil, bunları bilmiyoruz, sadece ön fizibilite rakamlarına göre konuşuyoruz.

Kamu-özel iş birliğiyle, özel sektör iş birliğiyle yapılan hastaneler Türkiye’deki yatak sayısını da artırmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Aksine, mevcut yatak sayılarının azaltılması kaydıyla bu ihalelere izin verilmiştir Yüksek Planlama Kurulu kararına göre.

Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi üzerinde Sayın Sarı. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Sarı.

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada, Hükûmetin meşruiyetinin kalmadığı bir ortamda ve denetim yetkisini tırpanlamış, yasama görevinin yolsuzlukların ve hırsızlıkların aklanmasına yöneltildiği bir parlamentoda konuşma yapıyorum. Yolsuzluğa bulaşmış bakanlara ve onların çocuklarına dokunulmadığı bir ülkenin Parlamentosudur bu. Bu Parlamento siyasetin, iktidarın, hükûmet etme araçlarının kişisel ikballer için âdeta ayaklar altına alındığı bir siyasal iklimin Parlamentosudur.

Dün gece yarısına doğru ortaya saçılan kirli ilişkilerin kayıtlarını dinlediğimizde bu ülke adına, bu Meclis adına, siyaset adına, bu yoksul ve yoksun halk adına utandık. Başbakanın böylesine ilişkiler içine girdiğini gördükçe yüzümüz kızardı. Bir babanın çocuklarını böylesine kirli ilişkiler ağına soktuğunu gördükçe rahatsız olduk. Bir Başbakanın kendi çocuklarıyla nereden geldiği belli olmayan paraları, gece yarıları nereden nereye kaçıracaklarını tasarlamasından hicap duyduk.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, sen ona gerçekten inanıyor musun?

METİN KÜLÜNK (İstanbul) - Yanında mıydın?

MÜSLİM SARI (Devamla) - Bizler maalesef AKP iktidarı altında her geçen gün geleneklerimizin, göreneklerimizin, bize öğretilen kimi değerlerin ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ayıp, ayıp ya.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Dün ortaya saçılan kirli ilişkilerin hiçbir değer, hiçbir inanç, hiçbir nizamla ilişkisi yoktur.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Senin ağzına hiç yakışmıyor Müslim Bey, senin ağzına hiç yakışmıyor.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Bu kirli ilişkiler insan sevgisi olan hiçbir dünya görüşünün içinde barınamaz.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Yanındaydın galiba?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya bunun aslı çıkarsa ne yapacaksın? Hangi yüzle konuşacaksın burada?

MÜSLİM SARI (Devamla) - İnancımızı, dinimizi, milliyetimizi, inandığımız değerleri hiç kimse hırsızlıklara kalkan  yapmasın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hangi yüzle konuşacaksın burada?

MÜSLİM SARI (Devamla) - Bizler yaşananlardan tıpkı ünlü oyun yazarı William Somerset’in dediği gibi, bir insanın aç olduğu için değil, hırsız olduğu için çaldığını acı bir tecrübeyle öğrenmiş olduk.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Hırsızları bu millet biliyor, biliyor.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Bu Mecliste “hırsız var” diye bağırırken boşa bağırmamışız.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Aynaya bak.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Evet, hırsız var. Artık Hükûmetin hiçbir meşruiyeti kalmamıştır.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Saygısız.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bütün Parlamentoyu itham ediyor Sayın Başkan, uyarır mısınız?

MÜSLİM SARI (Devamla) - Artık bu hırsızlıktan rahatsız olanlarla olmayanların karşılıklı saflaştığı bir ülkedeyiz.

Ben buradan başta AKP milletvekillerine ve bütün yurttaşlarımıza  seslenmek istiyorum.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yeter artık Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen dinleyiniz, sakin olunuz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Nesini dinleyelim? Hakaret ediyor, nesini dinleyelim?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Neyi dinleyeceğiz?

MÜSLİM SARI (Devamla) – Dinleyin, dinleyin lütfen.

Ya hırsızlıktan yana olacaksınız ya da onun  karşısında olacaksınız. Son olaylardan sonra başka hiçbir seçeneğiniz kalmamıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Hayal görüyorsun!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletimizin, devlet geleneğimizin, siyasetin ve Meclisin bu denli ayaklar altına alınması ve bu sıraların buna izin verenler tarafından işgal edilmesi kabul edilemez.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – 30 Marta az kaldı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tahrikçi! Tahrikçi!

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Aynaya bak, aynaya!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Bu sıralara seçimle, halkın oyuyla gelmiş insanların…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Göreceksiniz, 30 Martta göreceksiniz.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – 30 Martı bekle, acele etme.

MÜSLİM SARI (Devamla) – …o halkın parası üzerinden gerçekleştirilen kirli ilişkilere göz yumması kabul edilemez. Sizler ufak bir miktarı bile 30 milyon euro olan, evlere sığdıramadıkları paraların gece yarıları…

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Hepsi yalan!

MÜSLİM SARI (Devamla) – …hava karardığında bizzat Başbakanın talimatıyla ortadan kaldırılmaya çalışıldığını öğrendiğinizde hiç utanmadınız mı?

İHSAN ŞENER (Ordu) – Utanmıyor musun!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Hiç rahatsız olmadınız mı?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, bunun yalan olduğu, montaj olduğu ortaya çıkınca nasıl, hangi yüzle konuşacaksın burada?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Provokatör seni, provokatör!

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Ahlaksızsın, ahlaksız!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Hatırlar mısınız, bundan on yedi yıl kadar önce Ali isimli bir çocuk Gaziantep’te bir işletmeden 3 arkadaşıyla birlikte baklava ve fıstık çaldıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve dokuz yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan be!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede var artık? Öyle bir şey yok ki ya! Hayal görüyorsun!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Zavallısın sen, zavallı!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onların öyle bir cezası yok artık.

MÜSLİM SARI (Devamla) – Daha geçenlerde Antalya’da 15 yaşında bir çocuk bakkaldan 4 ekmek, 650 gram peynir ve 2 paket süt çaldığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Muhalefet edecek hiçbir argümanın yokmuş senin, zavallısın.

MÜSLİM SARI (Devamla) – Çocuğun babası yoktu, annesi ise apartmanlarda merdiven siliyordu.

Siz insanları açlığa, yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm ettiniz. Birileri halkın parasını çalarken halkı da soğuktan ölen çocuklarını sırtlarında çuvallarla taşımaya mahkûm ettiniz.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Okuduğun iktisat dersine yazık!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Ancak ben bir kez daha sesleniyorum: AKP saltanatının sonu gelmiştir.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – O yazıyı sana kim yazdı ya, o yazıyı sana kim yazdı?

MÜSLİM SARI (Devamla) – Bu ülkenin güzel çocukları daha güzel bir gelecek için sokak ortasında vurulup öldürülürken birileri kendi çocuklarıyla paraları iç etmenin derdindeymiş.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Sin önce kendinize bakın, kendinize!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Yazık!

MÜSLİM SARI (Devamla) – Ama AKP iktidarının sonu gelmiştir artık.

“Saraylar, saltanatlar çöker,

Kan susar bir gün, zulüm biter...”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (Devamla) – “Ey her şey bitti diyenler…”

İHSAN ŞENER (Ordu) – Hayal! Bu kadar sorumsuzlukla hiçbir şey yapamazsınız, bu kadar sorumsuzluk fazla ya!

MÜSLİM SARI (Devamla) – “Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler…”

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yeter ya!

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Yeter!

MÜSLİM SARI (Devamla) – “Ne kırlarda direnen çiçekler… (AK PARTİ sıralarından “Yeter!” sesleri, gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

MÜSLİM SARI (Devamla) – Ne kentlerde devleşen öfkeler,

Henüz elveda demediler,

Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek,

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.” (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN –Teşekkür ederiz Sayın Sarı.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yürü, yürü oradan be! Yazık sana be, ayıp sana be! Utan, utan!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bir kere uyarmadınız, bir kere. Ayıptır, nasıl Başkanlık yapıyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – “Hırsızlar var burada, hırsızlar var.” dedi, hiçbir grubu ayırmadı. Yazıklar olsun!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Beş dakika boyunca hakaret etti bize. İç Tüzük’e uygun konuşması lazım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sakin olunuz. Burada…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Niye uyarmadınız?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Siz de bu iddianın altındasınız. “Hırsızlar var.” dedi.

BAŞKAN – Lütfen, yerinize oturunuz, lütfen… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Konuşma devam ederken yapacaktınız bu uyarıyı. Konuşma bitti, uyarı yapıyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Grup ayırmadı burada, bütün gruplar için konuştu.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kürsüde konuşan milletvekillerini dinlemekle yükümlüsünüz. Cevap verecek olan, kalkar cevabını verir.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Böyle bir yönetim olmaz. Burada beş dakika hakaret etti, şimdi neyin uyarısını yapıyorsun, şimdi neyin uyarısını yapıyorsun!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hakaret edemez!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Özür dileyecek burada, özür dileyecek.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ne söyleyeceksin, ne anlatacaksın?

BAŞKAN – Çok rica ediyorum, sakin olunuz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Neyi rica ediyorsun, ne rica ediyorsun! Beş dakika burada hakaret etti bize, terbiyesizlik yaptı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Niye uyarmadınız? Niye uyarmıyorsunuz?

BAŞKAN – Cevap verecek olan kalkar cevap verir. Önce dinleyiniz, sonra da cevabınızı veriniz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ne anlatacaksın şimdi? Sen burada uyaracaktın onu.

BAŞKAN – Böyle usul yok sayın milletvekilleri. Kürsüde…

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Temiz bir dille konuşması lazımdı, temiz!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bu nasıl bir yönetim!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – “Hırsızlar var.” dedi burada, ses çıkaramadınız, ses çıkarmadınız. Bütün gruplara söyledi, size de söyledi.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Tarafsız yönetmiyorsunuz bu Meclisi, tarafsız yönetmiyorsunuz, taraflı yönetiyorsunuz. Yakışıyor mu oraya bu?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, böyle Genel Kurulu yönetemeyiz ve böyle bir müzakere yapamayız. Bunu çok saygısızca görüyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 01.18

 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

23’üncü madde üzerindeki son önergenin gerekçesini okutacağım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Onu okutmadan önce, buyurunuz Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Az önceki oturumda, konuşmacı hem grubumuza dönük hem de Grup Başkanımıza dönük ifadelerde bulundu. Bundan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasetin tek limanı vardır, o da ahlaktır. Siyasetin bir hukuku vardır, bir haysiyeti vardır, bir onuru vardır. Eğer meşruiyetten bahsediyorsanız, siyasetin meşruiyeti, öncelikle demokratik, meşru, hukuki zeminde kalmaktır. Bu da bir ahlakı gerektirir. Eğer siz hangi karanlık köşelerde üretildiği belli olmayan, tamamen itham, iftira ve isnattan ibaret olan bir malzeme üzerinden siyaset yapıyorsanız ve bunu hakikatmiş gibi kabul edip kendi siyasetinizi bunun üzerine inşa ediyorsanız öncelikle burada ne haysiyet ne onur ne de ahlak vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, biz eğer meşruiyetten bahsediyorsak meşruiyetin kaynağı sokaklarda aranmaz. Meşruiyetin kaynağı bellidir. Meşruiyetin kaynağı toplumsal egemenliktir. Milletin sandıkta size emanet ettiği ve sizin anayasal zeminde, hukuk zemininde kalarak, yasal çerçevede kalarak, Mecliste tüzük çerçevesinde, yasa çerçevesinde kullandığınız şeydir meşruiyet. Buraya gelip, buradan “Siz meşruiyetinizi kaybettiniz, siz artık Hükûmet olarak meşru değilsiniz.” demek meşruiyeti yok etmez ama bir şey yapar: Sokağı harekete geçirir. Sokağı neden harekete geçirirsiniz? Eğer antisiyaset yapıyorsanız, siyasetle sonuç alamayacağınıza inanmışsanız o zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHİR ÜNAL (Devamla) - …sokakta meşruiyet aramaya başlarsınız ve insanlık tarihi, sokaktaki hareketin demokrasi aracılığı ile sandığa evrilmesi tarihidir. Şimdi, siz bunu alıyorsunuz tekrar sokağa dökmeye çalışıyorsunuz. İşte budur ahlaki olmayan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünal.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, biraz önceki arada yani aradan önceki toplantıda, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu işgal etmiştir, işgale yeltenmiştir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Buralara kadar gelerek, sıralarımıza kadar girerek bize fiilî bir saldırıda bulunmaya teşebbüs etmişlerdir. İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, demokratik ve hukuki bir zeminde kalmak siyasetin en önemli kuralıdır. Demokratik ve hukuki zeminde kalmak şu Genel Kurul salonunda olmak demek değildir, bu yeterli değildir. Siz çoğunluğunuza güvenerek bizim grubumuzu işgal etmeye kalkışıyorsunuz, grubumuza fiilî saldırıda bulunmaya kalkıyorsunuz

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Öyle bir şey olmadığını biliyorsun ya!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben burada Grup Başkan Vekiliyim, benim sıramın önüne kadar gelip meydan okuyan, orada üst perdeden konuşan arkadaşlarınız var.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O kürsü hakaret etme kürsüsü değil.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bunlara engel olmaya teşebbüs etmiyorsunuz…

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Hakaret etmedik.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …ama Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önüne gitmeye çekiniyorsunuz nedense. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kimse yok, kimse yok. Boş orası, boş.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet.

Acaba hangi nedenle? Bunu millete nasıl izah edeceksiniz?

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Demek ki siz çekiniyorsunuz, siz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ayıp! Ayıp denen bir şey var, bakın.

Değerli milletvekilleri, 17 Aralıktan bu yana Hükûmetinizin ana görevi yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının üstünü örtmek olmuştur. Sizler buna alet oluyorsunuz. Buna alet olmayın değerli arkadaşlar. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu ayrı bir yere koyuyorum. Hükûmetinizin yolsuzluklarına “dur” deme zamanı gelmiştir. Bu yasalara “hayır” deyin. Bütün bunların hepsi yolsuzlukların üstünü örtmeye yöneliktir.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Hadi oradan be, hadi oradan!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Seçimlerde bunun hesabını vereceksiniz ama seçimlerden önce bunun hesabını yargıda vereceksiniz. Kendilerine güveni olmayanlar Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna fiilî saldırıya teşebbüs ederler.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Yapma Başkan, ya!

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Yalan ve iftiralarla siyaset yapmayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bunlar kendinize güvensizlikten kaynaklanıyor, korkudan kaynaklanıyor, beceriksizlikten kaynaklanıyor, liderinize karşı mahcup olmama, onun gözüne girme duygusundan kaynaklanıyor ama o duygu hiçbir işe yaramayacak.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Yalan ve iftiralarla bir yere varamazsınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İyi geceler diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

 

3.-Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde ile 21 Şubat 2013 yılında kanunlaşan 6428 sayılı Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda değişiklik öngörülmekte ve yapılan sözleşmelerde Sağlık Bakanı’nın onayı ile sözleşmelerde değişiklik yapılabilmesinin önü açılmaktadır. Geçen sene kanunlaşan bu yasanın ciddi düzeyde spekülasyonlara neden olduğu ve kamuya getirdiği malî yük hesap edildiğinde, her ne kadar “sözleşme bedeli değiştirilmemek şartıyla” dense de, bu düzenleme ile sözleşmede yapılacak değişiklikler birçok soruna neden olacaktır. Zira yasa çıkarken kamu-özel ortaklığı ile yapılması öngörülen bu sağlık tesislerinin; etki analizi, fizibilitesi, kamuya getirdiği risk, finansman modeli gibi hususlar; ne yasayı görüşen milletvekillerine, ne de kamuoyuna sunulmamış ve bu konuda ciddi kaygılar yaratmışken, bir de sözleşmelerin taraflarca değiştirilmesinin mümkün kılınması birçok yolsuzluğu, hırsızlığı ve istismarı beraberinde getirecektir. Bu nedenle, bu düzenlemenin madde metninden çıkarılması gerekmektedir.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 24 üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                    Sabahat Tuncel

                       Bingöl                                              İstanbul

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 İzzet Çetin                                         Vahap Seçer

                      İstanbul                                              Ankara                                               Mersin

              Mehmet Ali Susam                                   Tufan Köse                                   Rahmi Aşkın Türeli

                        İzmir                                                Çorum                                                 İzmir

                   Celal Dinçer                                       Müslim Sarı                                      İlhan Demiröz

                      İstanbul                                             İstanbul                                               Bursa

                           

                           

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                 Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin                                  Erkan Akçay

                      Kocaeli                                                Hatay                                                Manisa

                     Faruk Bal

                       Konya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de konuşmamda böceklerden bahsedeceğim ama Sayın Başbakanın odasında bulunan böceklerden değil, ormandaki böceklerden bahsedeceğim bu akşam size. Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifinin 24’üncü maddesiyle ilgili konuşacağım.

Hazırladığınız bu kanun teklifinde yine döktürmüşsünüz. Okuyanınız var mı bilmiyorum, tüm düzenlemeleri kendi çıkarlarınıza nasıl uygunsa öyle yapmışsınız, her şeyi kılıfına uydurmuşsunuz, kanun teklifinin 24’üncü maddesi de onlardan biri. Bakın, madde açık, ne diyor: “Yapılan ihalelere karşı açılan davalarda idari yargı mercilerince verilen kararların gerekleri  mevcut ihale dokümanında ve sözleşmelerde gerekli düzenlemeler yapılarak yerine getirilir ve işler buna göre yürütülür.” Nereden geldi, böyle, durup dururken nasıl böyle bir kanuna ihtiyaç oldu diyeceksiniz. Sebebi şu: İstanbul’a yapılacak olan üçüncü havalimanı, gerekçesi bu aslında bu kanunun. Geçen sene, hatırlıyorsunuz o yapılan ihaleyi. Havuza para aktaran müteahhitlerin aldığı bu konsorsiyum bu havalimanını yaparken İstanbul’un kuzey bölgesinde, Arnavutköy ormanlarını talan etmek üzere bir proje hazırladılar.

Ben İstanbul’u iyi bilirim. O canım Arnavutköy ormanlarının da iyi bilirim. Bakmaya kıyamazsınız. Hakikaten yemyeşil bir doğa harikası. Gözünüzden kıskanırsınız. Ama bu arkadaşlar buraya havalimanı yapacaklar. Hangi havalimanını yapacaklar, biliyor musunuz? Üçüncü havalimanı. Hani daha önce Başbakanın Büyükşehir Belediye Başkanıyken itiraz ettiği, yapımını çok saçma bulduğu, çağ dışı bulduğu havalimanını yapacaklar. Bu havalimanını yapmak için 700 bin ağaç kesilecek, evet, 700 ağaç. O ağaçlardaki kuş yuvalarını, sincap yuvalarını düşünün, hepsi telef olacak. Hani böcekler dedim ya, hemen aklınıza Başbakanın odası geldi. Öbür böcekler de telef olacak. Doğa hakikaten mahvolacak.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Havaalanı yapmayalım yani. “İstemezük.”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – İstanbul’un giderek artan nüfusunun içme suyu ihtiyacını karşılayan bu ormanların betonlaştırılması yağan yağmurun toprağa karışmasına da engel olacak. Siz hep lafı böyle anlarsınız ya. Havalimanı yapmak için daha düzgün alanlar bulunabilir, orman katliamına ihtiyaç yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bırak Allah aşkına.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Böylece yer altı suları, dereler ve akarsular da beslenemeyecek. Yani halkın içme suyu ihtiyacı doğrudan engellenecek. Proje alanı sınırının batısında Terkos Gölü var. Hâliyle, Terkos Gölü’nü besleyen dereler tehlike altında kalacak. Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Sazlıdere havzaları da imha edilecek.

Sadece bu kadar da değil. Havalimanı hizmete girdiğinde çok yoğun bir araç trafiği de yaşanacak. Günlük ortalama 100 bin araçtan bahsediliyor. Oradaki hava kirliliğini düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Bu yoğunluk, İstanbul trafiğini, zaten yoğun olan İstanbul trafiğini, gerçekten, bir arapsaçına çevirecek. Havaalanıyla ilgili, benim saydığım bu olumsuzlukları, hâliyle, yargı da gördü. İstanbul 4. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi ve inşaat durdu. İnşaat durdu ama Adalet ve Kalkınma Partisi durmadı. Hazırladığınız kanun teklifinin içine yargının verdiği yürütmeyi durdurma kararının önüne bu maddeyi eklediniz yani hep yasaların önünden arkasından dolaştırarak birtakım maddelerle yasaları delmeye devam ediyorsunuz. Allah encamınızı hayreyleye ama iyi gitmiyor emin olun, bakıyorum, görüyorum, iyi gitmiyor. Keşke iyi gitse!

Üçüncü havalimanı projesi usulsüzlük, rant ve doğa katliamının birleşimidir. Buraya nereden bakarsanız bakın, katliam, yağma ve şaibedir bu. Biraz insafa davet ediyorum sizi. Biraz Allah korkusuna sahipseniz, 700 bin ağaç kesilecek, buna acıyın. 700 bin ağaç çok önemli bir miktar, insanın vicdanı sızlar ama olanın sızlar tabii. Bir ağaç kaç yılda yetişiyor, biliyor musunuz? Ektiğiniz bir ağacın size yüzünü dönmesi bile asgari on sene alıyor. Bu ahir ömrümüzde kaç tane ağacın yetişmesine tanık olabileceğiz, düşünün.

Siz de bunları biliyorsunuz aslında, ben biliyorum, ama söylemeye diliniz varmıyor, tıpkı daha önce iddia edilen hırsızlıkları, yolsuzlukları, arsızlıkları söyleyemediğiniz gibi. Sizden istirham ediyorum: Lütfen şu at gözlüklerinizi çıkarın artık, gerçekleri görün beyler. Hayatta her şey siyaset değil. Hayat devam ediyor. Bu şekilde susarak, koruyarak, saklayarak hiçbir yere varamazsınız ama gerçekleri haykıranlara destek verirseniz tarih sayfalarında yerinizi alırsınız.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkkan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkanım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Her şeye cevap vermek zorunluluğun yok Bakan! Sen de yeni bir âdet çıkarttın ha!

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sen “700 bin ağaç” dersen o da cevap verir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen de yeni bir âdet çıkarttın Sayın Bakan ya.

BAŞKAN – Nedir, ne söylemişti sataşma olarak?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, üçüncü hava limanına yönelik olarak ifade ettiği hususlar tamamıyla yanlış olan hususlardır. O konuya bir açıklık getirmek istiyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kanunun genelinde yaparsın açıklamanı bitince Sayın Bakan.

BAŞKAN – Buyurunuz, açıklama getiriniz, düzeltiniz.

 

 

 

 

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Şimdi, Sayın Başkan, öncelikli olarak yürütmeyi durdurma kararı üçüncü havalimanına yönelik bir karar değildir. Bu, tamamıyla ÇED’e yönelik, ÇED’le ilgili askı süresine yönelik bir husustur. Aslında Kamu İhale Kanunu’na tabi olduğu düşünülerek böyle bir başvuru yapılmıştır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre, ÇED hazırlandıktan sonra ihaleye çıkılması gerekiyor, ancak biz orada Kamu İhale Kanunu’na göre ihaleye çıkmadık, 3996 sayılı Kanun’a göre ihaleye çıktık. Dolayısıyla 3996 sayılı Kanun’da da ÇED raporu öngörülmemektedir. Ancak Yüksek Planlama Kurulu kararıyla ÇED’in de yapılması gerektiği ve kim alıyorsa bu işi ÇED’e uygun olarak orada işlem yapması ifade edilmiştir.

İkinci husus da o bölgede ağaçların kesilmesine yönelik ifade ettiği konudur. Ben Değerli Milletvekilimize şunu sormak isterim: Kendi dönemlerinde o bölgede onlarca maden işletmesine ruhsat verilmiş midir, verilmemiş midir? Orada yüzlerce çukur açılmış mıdır, açılmamış mıdır? İşte bu havalimanıyla bu çukurlar kapatılacaktır, oradaki kötü görüntü ortadan kalkacaktır ve kesilen ağacın en az 8-10 katı da o bölgede ağaç dikilecektir efendim.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elvan.

 

 

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisinin aynı mahiyetteki önergesinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde ile 23. Maddede yapılan 6428 sayılı Kanundaki değişikliğin, yani Sağlık Bakanı'nın onayı ile sözleşmelerde değişiklik yapılabilmesinin; süreci devam eden ihalelere ve sözleşmesi imzalanmış işlere de uygulanacağı öngörülmüştür. Mevcutta imzalanmış veya ihale süreci devam eden işler ile ilgili sözleşmede yapılacak böylesi bir değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğu tartışmaya oldukça açık bir husustur. Bu değişikliğe ihtiyaç duyulmasının tartışmalı olmasının ve 23. Maddedeki değişikliğin, yani sözleşmelere müdahale etmenin istismara, yolsuzluklara açık olması durumundan hareketle bu maddenin madde metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aytuğ Atıcı.

BAŞKAN – Sayın Atıcı, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 24’üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Kaba kuvvete başvurmayan, rüşvete bulaşmayan, yolsuzluk yapmayan, hırsızlığa tevessül etmeyen, tüm bu ahlaksızlıkları savunmayan ve alkışlamayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. 24’üncü madde ile…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira atmayan ve yalan söylemeyen!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, demin yaşanan olay iğrenç bir olaydı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İHSAN ŞENER (Ordu) – Çok iğrenç, çok iğrenç. Niye? Beş dakika oradan hakaret etti, iftira yaptı.

MUSTAFA HAMARAT (Ordu) – Konuşun konuşun, konuşun siz. Millet görüyor ne mal olduğunuzu, konuşun. 

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Kaba kuvvetle bizi susturacağınızı  zannediyor iseniz yanılıyorsunuz. Grup Başkan Vekiliniz ahlaktan bahsetti. Grup Başkan Vekiliniz ahlaktan bahsetti, sanıyorum bu ahlakı herkes için öne sürdü.

İHSAN ŞENER (Ordu) –  Tabii ki.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Herkes, ahlaktan nasibini alacak.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Ama siz asla almayacaksınız!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bu kürsüde kaba kuvvetle bizi korkutacağınızı zannediyor iseniz yanılıyorsunuz.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Siz de hakaret ederek seçimi alacağınızı düşünüyorsunuz.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Allah’a verilecek bir canımız var, başka bir şeyimiz yok; buyurun gelin, alın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İHSAN ŞENER (Ordu) –  Kahramana bak be, kahraman!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Şimdi, 24’üncü madde ile iki değişiklik yapıyorsunuz. Hangi konuda iki değişiklik yapıyorsunuz? Kamu özel iş birliği konusunda. Bir hatırlatayım, kamu özel iş birliği konusunda o  mübarek elleriniz kalkarak nelere “evet” demişti, şimdi neyi değiştiriyorsunuz:

Kamu özel iş birliğiyle sizler, bizim ev sahibi olduğumuz hastanelerden bizi çıkarıp kiracı konumuna getirmiştiniz hem de yirmi beş yıllığına. 5 hastane yapacak parayla 1 hastane yapmaya “evet” demiştiniz; işte, o yasayı şimdi değiştiriyorsunuz.

İki önemli değişiklik yapıyorsunuz, ikisi de yolsuzlukla alakalı, ikisi de yolsuzlukla alakalı. Bakın anlatıyorum:

Bir, bir ihale düşünün, süreç devam ediyor, sözleşme imzalamışsınız, işlem devam ederken değişiklik yapma yetkisini alıyorsunuz bu kanunla farkında mısınız bilmiyorum? İhale yapılmış, ihale bitmiş, işlem yürüyor, siz diyorsunuz ki: “Ben bu kanunla değişiklik yapmayı istiyorum.” Yani  ihaleye  kanunla fesat karıştırıyorsunuz. Bakın, açık açık ihaleye kanunla fesat karıştırıyorsunuz.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Siz öyle anlıyorsunuz, sen öyle anlıyorsun!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Eğer “İhaleye kanunla fesat karıştırmıyoruz.” diyorsanız bu kanun maddesini çekin. Maç başlamış, oyun başlamış, maç başladıktan sonra kural değiştiği nerede görülmüş, böyle bir saçmalık olabilir mi? Olamaz. Bunu asla yapamazsınız. İhalenin fizibilite çalışmasında öngörülmeyen, projede olmayan, maliyet getiren bir işi bir gece yatıp sabah kalkıyorsunuz ve “Ben bu işi yaparım.” diyorsunuz, olur mu? Olmaz. Nasıl olur? Ya hayal olur ya kanunla olur, siz bunu kanunla yapmayı yani fesadı kanunla getirmeyi tercih ediyorsunuz.

Biraz önce, Sayın Bakan demiştiniz ya “Hukuk ayaklar altında iki aydır.” İşte bu, hukuku ayaklar altına alan sizsiniz Sayın Bakan; açık ve net bir şekilde.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Acaba?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Keşke bu kadarla kalsanız bakın, nasıl hukuku çiğniyorsunuz? 2’nci yaptığınız değişiklikle Danıştaya meydan okuyorsunuz, diyorsunuz ki: “Ey, Danıştay ben bir ihale yaptım, beni şikâyet ettiler, sen de Danıştay olarak bu ihalenin bir maddesini iptal ettin.” Normalde ihale iptal olması gerekirken siz ne diyorsunuz Sayın Bakan? “Ben gelirim, Danıştay bana ne söylüyorsa bu ihaleye monte ederim.” E kardeşim, o zaman bunu baştan yapsaydım, belki “A” şahsı değil, belki de “B” şahsı ihaleyi kazanacaktı ama siz oyunu başlattınız, daha sonra manipüle ederek fesat karıştırıyorsunuz. Bunun adı açıkça, net bir şekilde fesat karıştırmaktır. Niye biliyor musunuz? Çünkü, o ihaleyi yandaşa verdiniz, o havuza para koyan adamlara bu ihaleyi verdiniz. Şimdi kanunla efendim “Danıştay istedi.” diye “Ben yandaşıma bu işi yapmam.” diyorsunuz, kanun çıkarıyorsunuz, “Bu ihale yandaşta kalsın.” diyorsunuz.

EŞREF TAŞ (Bingöl) – Açık ihale yapılıyor, açık. Bunu sen de alabilirsin.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Bu, açık, net bir şekilde ihaleye fesat karıştırmaktır ama diyeceksiniz ki: “Ya, Aytuğ Bey, boş ver bunları 17 Aralıktan itibaren Türkiye’yi rezillik götürüyor, bu kadarcık da olsun.” Olsun mu? E, olsun size yakışanı yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

(AK PARTİ sıralarından “Hadi Yallah!” sesi)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Terbiyeli konuşun, terbiyeli konuşun! Sayın Grup Başkan Vekili… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Atıcı, teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, lütfen…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Tamam.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Tamam değil, terbiyeli konuşacak Sayın Ünal!

BAŞKAN – Genel Kurulda müzakere üslubuna lütfen uyunuz. Hakaret etmeyiniz lütfen.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ben, size hakaret ettim mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ettin tabii…

BAŞKAN – Sayın Atıcı, lütfen yerinize geçiniz.

Teşekkür ediyoruz. 

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Ben, hakaret etmedim. Aynını iade ediyorum sana. Terbiyesiz!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yaptın işte…

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Bizi korkutacaklarını sanıyorlar.

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.   

Şimdi, sayın milletvekilleri, yeni bir madde ihdasına dair önerge vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, eğer katılmazsa Komisyon işlemden kaldıracağım. 

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                         Mehmet Doğan Kubat                                  Salih Koca

                      İstanbul                                             İstanbul                                             Eskişehir

                    İdris Şahin                                         Recep Özel                                     Hakan Çavuşoğlu

                      Çankırı                                               Isparta                                                Bursa

                    Fatih Şahin

                       Ankara

MADDE 25 - 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken belediyeler  adına tescil edilen ve belediyelerce konut veya işyeri yapılmak üzere bedelsiz olarak veya bedeli karşılığında gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilen ancak, Hazinece ilgili belediye aleyhine açılan davalar sonucunda mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi üzerine mera özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre meralık vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ile doğrudan Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlardan; herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece her hangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve halen tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazlar, tahsis tarihindeki arsa değerine devir tarihine kadar geçen süre için yasal faiz eklenerek belirlenecek bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla adlarına tahsis yapılanlara veya bunların haleflerine devredilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca belirlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –  Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın  Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılmış olduğu için önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen var mı? Yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN - Madde üzerinde açıldığı için gerekçe okumuyoruz.

Hiçbir söz talebi olmadığı için önergeyi oyluyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Yeni  madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Karar yeter sayısı da vardır.

Böylece, teklife yeni bir madde ilave edilmiştir, madde sayıları da ona göre teselsül ettirilecektir.

Şimdi, daha önceki maddeler üzerinden devam ediyoruz, düzeltme sonra yapılacaktır.

Madde 25 üzerinde üç önerge vardır, ikisi aynı mahiyettedir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 25. maddesine (c) fıkrası olarak aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

(c) Bu yasanın 23 ve 24. maddeleri 1.1.2030 yılında yürürlüğe girer.

          Mehmet Akif Hamzaçebi                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Müslim Sarı

                      İstanbul                                             İstanbul                                              İstanbul

 

                  Ali Özgümüş                                      Haydar Akar                                  Kadir Gökmen Öğüt

                      İstanbul                                              Kocaeli                                              İstanbul

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 25 inci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “yayımı tarihinden” ibaresinin “yayınlandığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini  arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                    Mülkiye Birtane

                       Bingöl                                                 Kars

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                Mustafa Kalaycı                                   Lütfü Türkkan                                     Mehmet Günal

                       Konya                                               Kocaeli                                              Antalya

                Seyfettin Yılmaz                                    Erkan Akçay                                  Adnan Şefik Çirkin

                       Adana                                               Manisa                                                Hatay

                     Faruk Bal

                       Konya

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki bu iki önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddede ifade düzeltmesi yapılmaktadır.

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu önerge ile maddenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum aynı mahiyetteki bu iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 25. maddesine (c) fıkrası olarak aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

(c) Bu yasanın 23 ve 24. maddeleri 1.1.2030 yılında yürürlüğe girer.

Mehmet Akif Hamzaçebi (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet de katılmıyor.

Buyurunuz efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim kanun teklifimizde bir madde daha vardı o da 2008 yılında Japon yeni ve İsviçre frangına endeksli olarak konut kredisi kullanan vatandaşlarımızın kurun aşırı yükselmesi nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerinin giderilmesi, bu amaca yönelik bir maddeyi Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz teklifimizde düzenlemiştik. Teklifimiz iktidar partisi teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında onunla birleştirildi, yaklaşık 30 bin vatandaşımızın İsviçre frangı ve Japon yenine endeksli krediler nedeniyle doğan bir mağduriyeti vardır. O yıllarda, 2008 yılında, bankaya konut kredisi almak üzere giden vatandaşlarımız bankalar tarafından Japon yeni ve İsviçre frangına endeksli konut kredisi kullanmak üzere yönlendirilmiştir. Bankalar bunun gerekçesi olarak, bu yabancı paralara endeksli kredilerde bu paraların değer kazanmıyor olması nedeniyle, son on yıldır Türk parasıyla olan seviyesinin, kurun, aynı seviyelerde seyretmiş olması nedeniyle son derece güvenli olduğunu vatandaşlarımıza ifade etmişlerdir ve vatandaşlarımız da bu krediyi bankaların yönlendirmesi nedeniyle kullanmışlardır. Türk lirası krediye göre son derece avantajlı, daha uzun vadeli, kefil, teminat gibi konularda çok daha esnek olan bu krediyi vatandaşlarımız kullanmıştır. Fakat, 2008 yılından sonra bu iki yabancı parada olağanüstü artış meydana gelmiş ve vatandaşlarımız olağanüstü zor duruma düşmüşlerdir. Kredilerinin taksitlerini ödeyememişler, taksitlerini ödeyemedikleri için birçok vatandaşımızın evi banka tarafından geriye alınmış, ev satışa çıkarılmış; vatandaşımızın 300 bin liraya almış olduğu ev banka tarafından 200 bin liraya satışa çıkarılmış ve vatandaşımız hem o evin kredi borcu nedeniyle bir zarara girmiştir hem evin daha düşük fiyatla satılmış olması nedeniyle zarara girmiştir. Böylesi çifte zarar nedeniyle psikolojisi bozulan, aile birliğini kaybeden, eşinden ayrılan, çocuklarından ayrı yaşamak durumunda kalan, çocuklarını okullarından almak zorunda olan birçok vatandaşımız, birçok aile ortaya çıkmıştır. Yıllardır bu vatandaşlarımız “Derdimize çözüm bulun.” diye Türkiye Büyük Millet Meclisine, milletvekillerimize mail gönderiyorlar, mektup gönderiyorlar, telefon ediyorlar, cep telefonlarımıza SMS mesajı gönderiyorlar. Bunu dikkate aldık Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bir teklif verdik. Plan ve Bütçe Komisyonunda bu teklifimizin görüşülmesi sırasında iyi bir ortam oluştu, vatandaşlarımız oraya geldiler, dertlerini anlattılar ve sonuçta Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız Sayın Recai Berber de konuya ilgi gösterdi. Milliyetçi Hareket Partisi de, Barış ve Demokrasi Partisi de ilgi gösterdi ve konuya yasal düzenleme olmaksızın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yapacağı bir düzenlemeyle çözüm bulunacağı noktasına gelindi.

Bugün bu konuda saat 17.00’de Plan ve Bütçe Komisyonunda…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bankalar Birliği Başkanım, Sayın Hamzaçebi, Bankalar Birliği…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bankalar Birliğinin düzenlemesiyle -düzeltiyorum- bir çözüm bulunması kararlaştırıldı. Saat 17.00’de Plan ve Bütçe Komisyonunda bu konuda bir toplantı oldu, tüm siyasi partiler buraya katıldı. Sonuçta, belli bir limit öngörülmek suretiyle yani 300 bin liraya kadar olan krediler bu kapsama alınmak suretiyle bir çözüm bulundu. Bankalar Birliği şimdi, üzerine mutabık kalınan bu çözümü bir Bankalar Birliği genelgesine dönüştürmek suretiyle bankalara duyuracak ve 2008’den bu yana ağır bir yük altında kalmış olan bu vatandaşlarımız bir nefes almış olacak. Belki bütün vatandaşlarımız Japon yeni ve İsviçre frangına endeksli kredi kullanan bütün vatandaşlarımızın sorunu arzu ettiği şekilde çözülmemiş olabilir ama bizim yasal düzenleme çözüm önerimiz karşısında Bankalar Birliği genelgesiyle de bir çözüm bulunmuş olması önemli bir adımdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben bu vesileyle tüm bu kredi kullanan mağdur vatandaşlarımızı selamlıyorum. Bu konuda emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, partililerimize teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde 25’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

Madde 26 üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum.

T. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 26. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu kanun hükümlerini Ulaştırma ve Sağlık Bakanlığı müştereken yürütür.”

          Mehmet Akif Hamzaçebi                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Müslim Sarı

                      İstanbul                                             İstanbul                                              İstanbul

                   Haydar Akar                                      İlhan Demiröz                                        Sakine Öz

                      Kocaeli                                                Bursa                                                Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Tasarısının 26’ncı maddesinde yer alan “hükümlerini” ibaresinin “hükümleri” şeklinde değiştirilmesini ve “Kurulu” ibaresinden sonra gelmek üzere “tarafından” ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                       Adil Zozani

                         Muş                                                 Şırnak                                               Hakkâri

                  İdris Baluken                                 Sırrı Süreyya Önder

                       Bingöl                                              İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı kanun teklifinin 26 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Kalaycı                                   Mehmet Günal                                   Seyfettin Yılmaz

                       Konya                                               Antalya                                               Adana

                   Erkan Akçay                                     Lütfü Türkkan                                 Adnan Şefik Çirkin

                       Manisa                                              Kocaeli                                                Hatay

                                                                             Faruk Bal

                                                                                Konya

“MADDE 125- Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür.”

BAŞKAN – Komisyon bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Günal, buyurunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sabahın erken saatlerinde hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir torbanın daha ağzını büzüyoruz, daha doğrusu hararın ağzını. Bizim oralarda tığla kapatırlardı artık şiştiği için pamuktan, maalesef, sürekli olarak ağzını kapatma işine çuvaldızla… Batıracağız yani bir taraftan ama biraz da kendimize doğru batırsak iyi olacak gibi geliyor.

Değerli arkadaşlar, baştan da söyledim, arada, maddelerde de söyledim, bu kanun yapma süreci ve tekniği yanlış. 14 tane ayrı kanunda düzenleme yaptık; usule aykırı bir şekilde, kırk sekiz saat geçmeden komisyonda birleştirdiniz, orada da uyardık; acil, aceleden, sahibinden, ihtiyaçtan kanun yapma fabrikasına döndü burası. Maalesef, henüz daha mürekkebi kurumadan, pardon, daha imza atılmadan, ön açıklamayla artık burada madde değiştirir hâle geldik. Burası kanun fabrikası değil, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama organı, yasa yapma organı; önümüze getirilenleri onaylama makamı, onaylama Meclisi değil arkadaşlar.

Şimdi, yani artık girmiyorum oraya, tekliflerin birinde imza yok, birisi ikame edilmiş -tırnak içerisinde söyleyeyim artık, ayıp olmasın- sonradan eksik olduğu görülerek. Maalesef, burada birtakım düzenlemeler yapılıyor. Söyledik, bakın, her seferinde “İhale Kanunu’nda geliyor.” dedik. Rekabete aykırı, ihaleden men kararını kaldıran bir düzenleme yapıyoruz. Bunun farkında olarak mı yapıyorsunuz, “Nasıl olsa arkadaşlar getirdiyse doğrudur.” diye mi kabul ediyorsunuz, ben gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Yani, hiçbir arkadaşımızın çıkıp da “Ya, Hocam, bu kadar şey söyledin. Bakanlarımız cevap veriyorlar ama elhak, şurasında şu doğruluk var.” dediğini görmedik. En az elli defa burada konuşuldu, kanun yapılırken konuşuldu, arkadaşlarımız şehir hastaneleriyle ilgili önergelerde konuştu. “Yirmi beş senenizi, bizim değil sadece, çocuklarımızın, önümüzdeki yirmi beş senesini ipotek altına alıp bizi borçlanma, yükümlülük altına sokuyor bu sözleşmeler.” diyoruz, kimseden ses yok. Yani, bu söylediklerimize inanmıyorsanız maddelerini getirip tekrar gösterelim, ilgili birimlere sorun, Kalkınma Bakanlığına sorun, görüşler var, değerlendirmeler var, onlar da yazmışlar. Neyin doğru olduğuna burada bakmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, böyle bir kanun süreci olmaz. Bitimine kadar yapalım, getirelim, onları ekleyelim, bunları çıkaralım; böyle bir şey olmaz. Burada koymuşuz: “Yürütme yetkisi Bakanlar Kuruluna ait.” Peki, söylediğim maddede kime ait? Sağlık Bakanına ait. 23, 24’üncü maddelere bakın bakalım, sözleşmeleri kim değiştiriyor? Hatta, daha önce yapılmış olan sözleşmeleri değiştirme yetkisi, hatta önümüzdeki o söylediğim yirmi beş yıllık sözleşme süresi içerisinde kendisi alıp değiştirme yetkisi kime veriliyor? Sağlık Bakanına veriliyor.

Değerli arkadaşlar, burada, gelen kanunlarda aciliyetin ötesinde, ihtiyaç nedir, bununla ilgili eleştiri var mıdır, bunların içerisinde bize getireceği maliyet nedir, bunların hesaplanması lazım. Demin vergiyle ilgili olanını söyledim. Yani, belli bir yere bir şey yapıyorsunuz, güzel, birilerine özel düzenleme yapıyorsunuz. “Peki, bunun maliyeti nedir?” diyoruz, yok. Etki analizi var mı? Yok. Peki, nasıl bir kanun? Bu çıkardığınızı biz çıkarmadık, Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği’ni Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı hazırladı, yani Başbakanlık hazırladı. Dolayısıyla, hiç olmazsa kendi hazırladığımız yönetmeliğin hükümlerine uyalım diyoruz. Böyle bir kanun yapma süreci olmaz değerli arkadaşlar.

Sırf, İnternet’le ilgili düzenleme yetişsin diye onu getirip Plan ve Bütçe Komisyonunda tartıştırıyorsunuz. Bizimle ne alakası var, böyle torba mı olur? Adalet Komisyonundan geçmesi lazım, “Anayasa’ya aykırılık var.” diyoruz, MİT Kanunu da geldi, aynısı Anayasa Komisyonunda... Tali komisyona gelmiş, Sayın Başkanımız da “Görüşmeye gerek yok, işimiz var.” diye geri göndermiş.

Onun için, böyle bir şey olmaz, kanun yapma süreci aceleye getirilmemelidir, torba kanun da artık kanun tekniği olmaktan çıkmalıdır. İç Tüzük değiştirirken –bir daha öneriyorum- Meclise yılda bir defa sanki kendine özel KHK çıkarma yetkisi gibi… O da, dönem kapanırken çıkması gerekir, onda da bütün komisyonlarda arkadaşlarımız oturacak, gruplar anlaşacak, öyle çıkması gerekir diyor, gecenin bu saatinde eksiklerine rağmen hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyoruz Sayın Günal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Tasarısının 26’ncı maddesinde yer alan “hükümlerini” ibaresinin “hükümleri” şeklinde değiştirilmesini ve “Kurulu” ibaresinden sonra gelmek üzere “tarafından” ibaresinin eklenmesini arz ve talep ederiz.                                                                          

                                                            Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu önergeyle maddenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN -  Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 26. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu kanun hükümlerini Ulaştırma ve Sağlık Bakanlığı müştereken yürütür.”

                                   Mehmet Akif Hamzaçebi (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun teklifi çok temel olarak üç konuda düzenleme yapıyor diye özetleyebiliriz.

Birincisi, İnternet’le ilgili düzenlemeler. Daha önce kabul edilen İnternet yasasındaki yasakçı düzenlemeler burada atılan birkaç mütevazı adımla yumuşatılmak isteniyor ama kanunun özündeki yanlışlıklar hâlâ duruyor. Yani, yürütme organında müdahale yetkisinin olması kanunun temel sorunudur, o sorun henüz çözülmüş değildir.

İkinci olarak, Sağlık Bakanlığının kamu-özel iş birliğiyle yaptırmakta olduğu hastanelere ilişkin olarak yapılan düzenleme son derece yanlıştır. İhaleler yapılmış, sözleşmeler düzenlenmiş, bundan sonra, bu düzenlenmiş olan sözleşmelere o sözleşme şartlarını değiştirecek şekilde yasayla müdahale edilmektedir. Ayrıca,  bu müdahale bugüne kadar düzenlenmiş olan sözleşmelerle de sınırlı değildir. Bu kanunun yayımından sonra, on yıl sonra, yirmi yıl sonra, otuz yıl sonra yapılacak olan ihaleleri ve ihaleler sonrasında düzenlenecek olan sözleşmeleri de değiştirme yetkisini Sağlık Bakanlığı kendisine almaktadır. Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Yasayla rekabet eşitliği bozulmaktadır, yasayla âdeta ihaleye fesat karıştırılmaktadır.

Bakın, değerli milletvekilleri, şu İhale Kanunu değişikliği merakınızı bir kenara bırakın. Bu  konudaki her değişiklik Hükûmetinizin başına iş açmıştır, açacaktır. Burası karanlık bir alandır. Bunu bana anlatmaya geldi arkadaşlarımız, Sağlık Bakanlığından arkadaşlarımız geldi. Dedim ki: Bugüne kadar sorun yaşadı iseniz, yapılmış olan ihalelerde Bakanlığın yeteri kadar tecrübe sahibi olmaması nedeniyle bir sorun yaşamış iseniz bir geçici madde düzenlemesiyle bu sorunları aşalım; tarif edin o sorunları bu geçici maddede, bunu çözmeye çalışalım. Bunu anlayabilirim dedim. Ama bundan sonra, ilanihaye sonsuza kadar bütün ihaleleri ve onların sözleşmelerini değiştirecek şekilde bir yetki almanızı ben kabul edemem. Sonra yatırımcı bir milletvekilimizle, eski bir siyasi partinin bir milletvekiliyle bana geldi. “Aman, bu çok önemli bir madde.” dedi. Aynı şeyi kendisine anlattım. Bana dedi ki: “Akif Bey, siz son derece haklısınız. Ben size ‘Haksızsınız.’ diyemem.” dedi. Yatırımcının bile yanlış bulduğu -yani kendi bireysel çözümü açısından belki doğru buluyor olabilir ama- objektif esaslara göre kendine anlattığımızda yanlış bulduğu bir düzenlemeyi şimdi Sağlık Bakanlığı bir kanun maddesi olarak getiriyor. Kişilerin iyi niyetli olması yeterli değildir. Sağlık Bakanlığındaki arkadaşlarımıza “Kötü niyetlidir.” diyemem, böyle bir düşüncem yok. Ama bu uygulama idarenin elinde karanlık bir alan yaratmaktadır. Bu karanlık alanda her türlü yanlış şeyler olabilir. Bu, son derece yanlıştır.

Yine, jeotermal sularla ilgili düzenleme, ilgili yasadaki düzenleme yanlıştır. Bir yerde hangi yatırım yapılacak, buna Kalkınma Bakanının Başkanlığında muhtelif bakanlardan oluşan bir kurul karar verecek. Bırakalım, yargı bunu kendi kendine çözsün. Bugüne kadar yasalar bu şekilde gelmiş. Neden buna yasayla müdahale ediyoruz? Bunu doğru bulmuyorum.

Ve 2/B’yle ilgili birkaç değerlendirme yaparak konuşmamı bitireceğim. 2/B’yle ilgili olarak bugüne kadar Maliye Bakanlığına başvuran vatandaşımızın, hak sahibi olabilecek vatandaşımızın sayısı 817 bin kişidir. Bunun 634 bini başvurmuştur. Başvuran kişilerden 545 bininin hak sahibi olabilecek şekilde kendisine satış yapılabileceği anlaşılmıştır. Yani “Toplam 817 bin 2/B arazisi kullanıcısından 545 bini satış yapılabilir konumda.” diyerek Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilmiştir ve daha başlangıçta 271 bin kişi bu yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Büyük umutlar vatandaşa verilmiştir ama bu vatandaşlar kapsam dışında bırakılmıştır. Satış yapılabilecek olan 545 bin vatandaşımızın da 408 binine satış yapılmıştır. Yasanın şartlarının ne kadar yanlış olduğunu bu rakamlar ortaya koymaktadır. Buradaki düzenlemeler de çözüm olmayacaktır.

Yasanın olumlu düzenlemelerini destekliyoruz, 2/B gibi ama olumsuz düzenlemelerini desteklemiyoruz.

Teşekkür ederim, iyi geceler dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 26’ncı madde kabul edilmiştir.

Böylece, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylaması tamamlanmıştır.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucu:

 

“Oy sayısı

:

228

 

  Kabul

:

222

 

  Ret

6(X)

                                                         

Kâtip Üye

Muhammet Bilal Macit

İstanbul

Kâtip Üye

Fehmi Küpçü

Bolu”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır.

Şimdi de 4’üncü sırada yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 26 Şubat 2014 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere Birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 02.36



(x) 561 S. Sayılı Basmayazı 21/2/2014 tarihli 66’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümlerde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

 

 

 

(x) Bu bölümlerde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

 

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren  tablo tutanağa eklidir.