TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  42’nci Birleşim

                                                                                          2 Ocak 2014 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın, Sarıkamış şehitlerini anma etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in, millî şair ve Burdur eski milletvekili Mehmet Akif Ersoy’un 77’nci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Başkanlık Divanı olarak 2014 yılının hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ettiklerine ilişkin konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Sarıkamış şehitlerine Allah’tan rahmet dilediğine, millî şair Mehmet Akif Ersoy’un ve bilim adamı Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölüm yıl dönümlerine ve yeni yılın Türkiye’ye ve dünyaya barış ve nizam getirmesini niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Sarıkamış şehitlerimize Allah’tan rahmet dilediğine ve İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un herkes için önemli bir şahsiyet olduğuna ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, 2014 yılının ülkemize ve dünyaya sağlık, barış, mutluluk getirmesini dilediğine, İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Sarıkamış şehitlerini rahmet ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Cumhurbaşkanlığının, Bakanlar Kurulunda görev alan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın bakanlık görevlerinden istifalarının kabul edildiğine; Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Başbakanın teklifi üzerine bakanlık görevinden alındığına;

Ankara Milletvekili Emrullah İşler’in Başbakan Yardımcılığına, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanlığına, Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam’ın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Birliği Bakanlığına, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, İstanbul Milletvekili İdris Güllüce’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin Ekonomi Bakanlığına, Samsun Milletvekili Akif Çağatay Kılıç’ın Gençlik ve Spor Bakanlığına, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına, TBMM dışından Efkan Ala’nın İçişleri Bakanlığına atandıklarına,

İlişkin tezkeresi (3/1356)

 

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında, Türkiye-Kuveyt Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Türkiye-Bahreyn Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Bursa Milletvekili İsmet Su, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’den müteşekkil heyetin, Kuveyt Devleti Ulusal Meclisi Başkanı Marzouq Ali M. Al-Ghanim ve Bahreyn Krallığı Temsilciler Meclisi Başkanı Khalifa bin Ahmed Al Dhahrani’nin vaki davetlerine icabet etmek üzere 5-8 Ocak 2014 tarihlerinde Kuveyt ve Bahreyn’e resmî ziyaretlerde bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/1357)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel ve 20 milletvekilinin, GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ürünlerin insan ve çevre sağlığı üzerinde yarattığı etkilerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/806)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, un ve ekmeğin üretiminden halka sunumuna kadar olan süreçte halk sağlığını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/807)

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora ve 22 milletvekilinin, cezaevlerinde anneleriyle beraber kalan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/808)

 

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

 

VII.- ANT İÇME

1.- TBMM dışından İçişleri Bakanlığına atanan Efkan Ala’nın ant içmesi

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Genel Kurulun, 7, 14, 21, 28 Ocak 2014 ile 4 ve 11 Şubat 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 8, 15, 22, 29 Ocak 2014 ile 5 ve 12 Şubat 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 521 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek)

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yerel seçimlerde aday olacak bakanların seçim çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı  (7/34226)

2.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, özelleştirilen Seyitömer ve Kangal Termik Santralleri ile Hamitabat Doğalgaz Çevrim Santraline ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/34769)

3.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kapatılan Elektrik İşleri Etüt İdaresine ait taşınır ve taşınmaz malların akıbetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/34770)

4.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Diyarbakır ziyaretine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı  (7/34876)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin cevabı  (7/35301)

6.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2004 MGK kararlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/35485)

 

2 Ocak 2014 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz Artvin’de yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında bütün yurttaşlarımın yeni yılını kutluyor, hepsine saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Artvin son yıllarda büyük seçmen kaybına, büyük kayba uğrayan bir il. Nüfusumuz hızla azalıyor; 1990 yılındaki nüfusla bugünün arasında yaklaşık 30-35 binlik bir azalma var, bundan dolayı müthiş bir azalma var. Bu gelinen noktada, öncelikle bunu vurgulamak istiyorum ama Artvin’e ilişkin sorunlara başlamadan önce, siyasal iktidarın Artvin’e bakış açısını yapmaması gerekenleri yapmak, yapması gerekenleri ise yapmamak şeklinde özetlemek istiyorum. Bu beş dakikalık süre içerisinde, ilçelere ilişkin sorunları kısaca arz etmek istiyorum değerli milletvekilleri.

Yusufeli ilçesinden başlarsak: Yusufeli’de bir kamulaştırma sorunu var, baraj sahası içerisinde kalıyor, kamulaştırmaya ilişkin bu…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, sol tarafınıza bakar mısınız? Duyamıyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bayraktutan.

Sayın milletvekilleri, lütfen sessiz olalım.

Buyurun efendim.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Sayın Başkan, bir daha alabilir miyim?

Gelinen noktada, Yusufeli’nin sorunları var, kamulaştırmaya ilişkin sorunları var. Yusufeli halkı, bir an evvel kamulaştırmaya ilişkin sorunların giderilmesini istiyor, kamulaştırmaya ne zaman başlanacağına ilişkin belirsizliğin bir an evvel ortadan kalkmasını istiyor, ilçe merkezine ilişkin belirsizliğin bir an önce ortadan kalkmasını istiyor ve Yusufeli’nin Kılıçkaya beldesi biliyorsunuz Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanının olduğu yerdir, İsviçre’de kadının adı yokken Kılıçkaya’da kadın belediye başkanı vardı, Kılıçkaya’da ne yazık ki belediye kapatıldı, bunlara ilişkin sorunların ortadan kaldırılmasını istiyor. Bir de büyük marketlere ilişkin sorunlar var.

Yine, Ardanuç ilçemizde bitmeyen bir dere yolu şikâyetimiz var. Bütün bakanlara soruyoruz, beş yıldır soruyoruz, hep öbür yıllara öteliyorlar, dere yolunun bitirilmesini talep ediyoruz. İspir-Olur yoluna ilişkin sorunlar var, bunların kaldırılmasını istiyoruz. Ardanuç ilçesi -buradan defalarca söyledim- adliyenin kapatılmasına ilişkin bu tasarrufun geri alınmasını istemektedir, hastane sağlık ocağına dönüştürüldü, bunun kaldırılmasını istemektedir.

Şavşat ilçemiz: Hopa Dağı Tüneli yapılmaya başlandı, teşekkür ediyoruz ama bunun bir an önce mutlaka Sahara Tüneli’yle birleştirilmesi, o transit yolun gündeme getirilmesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz 2009’da Şavşat’ta bir facia oldu, 5 vatandaşımız ne yazık ki -dere ıslahı yapılmadığı için- hayatlarını kaybettiler. O günden bugüne kadar, Devlet Su İşlerinin orada yapmış olduğu herhangi bir şey yoktur, şehir içi geçişinin mutlaka halledilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

AHMET YENİ (Samsun) – Tünelleri anlat.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Şavşatlının hastaneye ilişkin tereddütleri var, sağlık ocağına dönüştürüleceğine ilişkin kaygıları var. Bunu bir kere daha buradan ifade etmek istiyorum.

Artvinli de şunu ifade etmek istiyor değerli arkadaşlarım: Artvin’de, Cerattepe’de maden istemiyoruz, madenle Artvin’in kirletilmesini istemiyoruz. Bir kere daha yüce Parlamentodan bunu Türkiye’ye haykırmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Borçka’ya ilişkin: Bakın, daha burada milletlerarası anlaşmalarla kabul ettik; Borçka’da bir Muratlı Sınır Kapısı’nın açılması gerekir diye ısrarla ifade ettik, o anlaşmayı kabul ettik. Muratlı Sınır Kapısı’yla alakalı neyi bekliyorsunuz, bunu merak ediyorum? Borçkalı da merak ediyor, Artvinli de merak ediyor değerli arkadaşlarım.

Murgul yüksekokul istiyor, diğer ilçeler de istiyor. Murgul’daki yüksekokulun bir an önce açılmasını, bunun yanında kapatılan Damar Belediyesinin bir an önce açılmasını biraz önce de ifade ettim, Şavşat’ta, kapatılan Meydancık Belediyesinin de bir an evvel açılmasını ifade etmek istiyorum.

Hopa ilçemizde de sorunlar var değerli arkadaşlarım. Sarp Sınır Kapısı ne yazık ki yeterli fiziki koşullara sahip değil. Gürcistan’a gidin, bir de bizim tarafa gelin, iki taraf arasındaki farkı görürsünüz. Bu farkın giderilmesi gerekiyor. Sarp Sınır Kapısı’ndaki iyileştirmelerin mutlaka olması gerekiyor, tır kuyruklarının kaldırılması gerekiyor, köyle Sarp Sınırı arasındaki o fiziki imkânsızlıkların mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor.

İlk olarak, Türkiye’de bir ilçede, ilçe sınırları içerisinde hidroelektrik santrali kuruldu Arhavi’de, duvarlarla çevrildi. Arhavi bu hidroelektrik santraline “Hayır.” diyor. Bakana geçen yıl dedim ki: “Bakın, Kamilet Vadisi’nde bir cinayet işliyorsunuz. Ne zaman bu cinayeti düzelteceksiniz?” Bir yıl önce Bakan dedi ki: “Bugün yarın geliyorum, bu cinayeti mutlaka düzelteceğim.” Bir yıl geçti, Bakan hâlen Arhavi’ye gelmedi. Cerattepe’ye ilişkin cinayeti de söylemiştim. Ne yazık ki Bakan bugüne kadar daha Artvin’e gelmedi. Buradan Enerji Bakanına bir kere daha sesleniyorum: Lütfen, bu cinayetleri durdurun.

Değerli arkadaşlarım, Artvin Türkiye'nin en önemli kentlerinden bir tanesi. Artvin bir cumhuriyet kenti. Artvin’de 4 dil konuşuluyor; Gürcüce konuşuluyor, Lazca konuşuluyor, Hemşince konuşuluyor, Türkçe konuşuluyor ama şunun iyi bilinmesini istiyorum: Bunlar bizim zenginliğimiz değerli arkadaşlarım. Artvinliler her türlü siyasal düşünceye sahiptirler. Bu siyasal düşüncelere sahip olmalarına rağmen, Artvin’den her siyasal düşünce çıkar, bir tek vatan haini çıkmaz; bunu bir kere daha buradan ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Biz bayrağımızı seviyoruz, ülkemizi seviyoruz, devletimizi seviyoruz.

Sözlerimi bitiriyorken diyorum ki Artvin Türkiye’dir, Türkiye de Atatürk; Atatürk Türkiye’dir, Türkiye de Artvin.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Başkanlık Divanı olarak 2014 yılının hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ettiklerine ilişkin konuşması

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı olarak 2014 yılının hayırlı ve uğurlu olmasını, aynı zamanda ülkemize, milletimize iyilikler, güzellikler getirmesini temenni ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz Sarıkamış şehitlerini anma etkinlikleriyle ilgili söz isteyen Kars Milletvekili Ahmet Arslan’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın, Sarıkamış şehitlerini anma etkinliklerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; ben de bütün insanlığın sağlıklı, huzurlu, mutlu bir yıl geçirmesi temennisiyle herkesin yeni yılını kutluyorum.

22 Aralık 1914 Sarıkamış Harekâtı’nın 99’uncu yıl dönümü münasebetiyle düzenlenecek olan şehitleri anma etkinlikleri kapsamında söz aldım. Herkese saygılar sunuyorum, çok teşekkür ediyorum.

Efendim, “Sarıkamış şehitlerini anmak” derken önce o coğrafyadan başlamak lazım, 1000’li yıllarda Anadolu’ya gelip 1033’te şehit olan Ebû’l Hasan Harakânî ve arkadaşlarından başlamak lazım ve yine 1064’te Anadolu topraklarına giren Sultan Alparslan ve arkadaşlarından bahsetmek lazım, Sarıkamış şehitlerinin olduğu ana yani bundan doksan dokuz yıl öncesine gelinceye kadar o coğrafyada verdiğimiz 1,5 milyon şehitten bahsetmek lazım. Dolayısıyla, bütün bunlardan bahsedince Anadolu topraklarının, bu coğrafyanın ne kadar önemli olduğunu, ne kadar ecdadın kanıyla sulanmış olduğunu iyi bilmek ve bunu gençlerimize iyi aktarmak lazım.

Sarıkamış’ta ne oldu? Sarıkamış’ta Balkanlardan, Selanik’ten, Bağdat’tan, Irak’tan, Suriye’den, Filistin’den, Yemen’den, Anadolu coğrafyasının dört bir tarafından ecdat geldi. Ecdat geldi, ecdat sadece vatanı düşünmedi, sadece milleti, memleketi, bunların uğruna donmayı değil, bunların uğruna şehit olmayı göze aldı.

Sadece bununla ölçmemek lazım. Sarıkamış olmasaydı Çanakkale belki de olmayacaktı. Sebebi şu: Güneyden Çanakkale üzerinden istila, kuzeyden Karadeniz üzerinden İstanbul’u istila düşünülmüştü ve Anadolu toprakları böylece peşin peşin peşkeş çekilmiş, bölünmüştü. Hâlbuki, Sarıkamış, Kafkaslarda Rusları bloke edince sadece Çanakkale’de güneyden gelen düşmanlarla mücadele ettik ve Çanakkale’yi böyle kazandık. İşte, onun için Çanakkale’yi, Sarıkamış’ı, ecdat her nerede kanını döktüyse Türkiye’nin, Anadolu’nun her toprağında ecdadı böyle yâd etmek, böyle anmak lazım. Onun için, Ulu Önder Atatürk geleceğimizi gençlere emanet ettiyse bunları bugünkü gençlere iyi anlatmak lazım ancak gelecek genç nesillere de iyi aktarmak lazım. Geçmişimizi iyi bilmez isek geleceği sağlıklı kuramayız. Bunu bilerek, bu düstur üzerine, geçen yıl 20 bin kişi yürüdü, bu sene 30 bin kişi yürüyecek, önümüzdeki yıl, 100’üncü yılda 100 bin kişi yürüyecek. Gençler ecdadını böyle yâd edecek, şühedanın izinde böyle yürüyecek. Onun için, teşekkürü hak eden birçok kişi var, birçok kurum var. Sayın Başbakan ve hükûmetlerimiz Sarıkamış’ı, Çanakkale’yi gençlerin ve ülkenin gündemine getirdiğinden beri, Sarıkamış utancımız değil, gururumuz olmuştur. Sarıkamış’ta yenilmiş olabiliriz ancak Sarıkamış’ı sadece bir yenilgi olarak görmemek gerektiğini zaten izah ettim. Dolayısıyla, bu konuda Sayın Başbakana, Hükûmete, birçok bakanlığın katkısı var, birçok kurumun katkısı var, onlara teşekkür etmek lazım.

Biz Kars milletvekilleri olarak, biz Hükûmet olarak neler yapıyoruz, neler yapmaya çalışıyoruz, bir iki cümle de ondan bahsedeyim. 99 metre yüksekliğinde bir anıt yapıyoruz Kazımpaşa Tepesi’ne. 96 metrekare bayrağı haiz, âdeta o coğrafyâda her yerden gözükebilecek bir anıt yapıyoruz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Ucube olmasın o! Ucube olmasın dikkat et!

AHMET ARSLAN (Devamla) – Onunla birlikte, 850 metrekare kapalı alana sahip olan hilal şeklinde bir tören alanı ve bu tören alanının önünde de 55 metre, yıldız şeklinde bir tabanı olan bayrak direği yapıyoruz.

Yine, Sarıkamış Harekâtı’nın tanıtım ve araştırma merkezi: 35 bin metrekare üzerine kurulu, 11 bin metrekare kapalı alanı olan ve inşaat ihalesine çıkılmış, 9 Ocakta inşaat teklifleri alınacak olan, kümbetlerle çevrili, hilal şeklinde bir başka tanıtım ve araştırma merkezi yapıyoruz. Bu konuda TOKİ’ye, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına, Orman ve Su İşleri Bakanlığımıza, Milli Parklar Genel Müdürlüğümüze çok çok teşekkür ediyoruz.

Tabii, sadece bununla kalmıyoruz. Ecdadın kanıyla suladığı toprakların hakkını vermek için Kars’ta, Sarıkamış’ta, Kağızman’da, Selim’de, Arpaçay’da, Akyaka’da, Digor’da ve Susuz’da, her yerde bölünmüş yollar yapıyoruz, demir yolları yapıyoruz, hastaneler, barajlar yapıyoruz, turizm yatırımları yapıyoruz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Heykelleri yıkıyoruz, anıtları yıkıyoruz da de!

AHMET ARSLAN (Devamla) - Bu konuda, ben, 5’inde anma etkinliğimizde bizimle birlikte yürüyecek herkese şimdiden saygılar sunuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Anıtları yıkıyoruz de.

AHMET ARSLAN (Devamla) – Heykellerle ilgili çok şey söylerim, ucubeyle ilgili çok şey söylerim, Ermenistan’ı kardeş ilan edenlerle ilgili çok şey söylerim ama yeri değil, önemli olan Sarıkamış.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz millî şairimiz ve Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy’un 77’nci ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’e aittir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

3.- Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in, millî şair ve Burdur eski milletvekili Mehmet Akif Ersoy’un 77’nci ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mehmet Akif Ersoy’umuzun vefatının 77’nci yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İstikbalimizin ve istiklalimizin şairi Mehmet Akif Ersoy, 27 Aralık 1936 yılında rahmeti rahmana kavuştu. “Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma; sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecek?” Mehmet Akif de öldükten sonra amel defteri kapanmayanlardan, faydalı ilim bırakanlardan birisi; vefatından sonra birçok mütefekkire, gönül dostuna, Allah dostuna, hak davası olan devlet adamına ve siyasetçiye, öğretmene, öğrenciye ilham ve yol gösterici olmuştur.

Mehmet Akif Ersoy, cumhuriyetimizin ilk meclisinde Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. Fazilet mücadelesinde, Millî Mücadele’de, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’nun topraklarını gezerken Burdur’umuza uğradı ve Burdur’umuzdaki vatandaşlarımız tarafından karşılandı ve bağrına basıldı.

Millî Mücadele’den zaferle çıktıktan sonra, Mehmet Akif Ersoy aynı zamanda Burdur ve Biga’dan milletvekili seçildi. Kendisi, o dönemde evliyalar ve âlimlerin olduğu Burdur ilinin milletvekilliğini bizzat tercih etmiş ve bu mutluluğunu Burdur halkıyla paylaşmıştır.

Mehmet Akif yaşarken bin bir güçlükle, zorlukla, baskıyla, fakruzaruret içerisinde yaşamış olmasına rağmen, şimdi binlerce isimde, okulda, mahallede, sokakta, kültür merkezinde ve Burdur halkının kadirşinaslığı olarak da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde ismi yaşatılmaktadır. 21 bin öğrencisiyle Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde “Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek./Çiğnetmedi namusunu işte, çiğnetmeyecek!” dizeleriyle gençlerimize ümit oldu, ilham oldu.

Biz, Mehmet Akif’i dindar olduğu için seviyoruz. Biz, Mehmet Akif’i inandığı gibi yaşayan adam olduğu için seviyoruz. Biz, Akif’i haksızlık karşısında susmadığı için seviyoruz. Biz, Akif’i mazlumun, garibin gurebanın, fakirin fukaranın yanında olduğu için seviyoruz. Biz, Mehmet Akif’i İstiklal Marşı’nı satmadığı için seviyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Özellikle, sosyal çalkantıların yaşandığı günümüzde, Akif’in bir baba olarak ailesine, çocuklarına yazdığı mektupların okunmasını tavsiye ediyoruz. Nesilden nesile Safahat’ın aktarılmasını tavsiye ediyoruz. Devlet adamları ve siyasetçilerin halkın yanında, halkın dinî ve millî değerleriyle düşünüp onları istikbale taşımanın mihenk taşlarını öğrenmelerini istiyoruz. Mehmet Akif’in ömrü boyunca erdemli, şahsiyetli, vakarlı, dik duruşun nasıl hayatına yansıdığını herkesin bilmesi ve öğrenmesi gerekiyor. Ne acıdır ki İstiklal Marşı’nı yazdığı hâlde, ülkesinden sürgüne gönderilen tek şairdir. Allah’tan sürgüne gitmiştir. İstiklal Marşı’nı yazdığı hâlde, istiklal mahkemelerinde yargılanmaktan kurtulmuştur.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Döndükten sonraki sözünü de söyle. İstismar etme, döndükten sonraki sözünü söyle.

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, ülkesini yöneten devlet adamlarının rehberi ve izinde gittiği Mevlâna olursa, Yunus olursa, Hacı Bektaş olursa, Hacı Bayram Veli olursa, ülkesini yöneten bir Başbakanın baş ucu kitabı Safahat olursa, Mehmet Akif olursa endişelenmeyin, tereddüde düşmeyin çünkü onun yüreğinde gözyaşı medeniyetinin izleri vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – “Müslümanlığın en iyi yaşandığı ülke Türkiye'dir.” demiştir. Onu da söyle, istismar ediyorsunuz.

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) – İçeride ve dış politikada bir tarafta zulmeden varsa, diğer tarafta mazlum varsa Türkiye’nin tavrı ne olacak diye tereddüde düşmeyin.

Mehmet Akif:

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, boğarım! ...

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! ”

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Arkadaşlarına bak, bize bakma!

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) – “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.” (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O “yerim” lafından sonra arkadan ne gelecek diye bekledik! “Rüşvet yerim…”

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) - Ülkeyi yönetenler hedef koymuşsa, “2023”, “2053” ve “2071” diyorsa niye tereddüde düşülür?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) -  Safahat’ta “Rüşvet yerim” yok ama, haberiniz olsun!

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) – Akif ne diyor:

“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Dünyada inanmam, hani görsem de gözümle.

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Bugün olsa ayakkabı kutusu için şiir yazardı!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, hızını alamadı arkadaş ya!

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.

BAYRAM ÖZÇELİK (Devamla) – Mehmet Akif’in hayatımızda en kestirme yol tavsiyesi:

“Allah’a güven, sa'ye sarıl, hikmete râm ol.

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

Mehmet Akif’in ruhu için en güzel hediyemiz Fatiha olsun.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu sisteme girdi, önce ona söz vereyim, sonra size. Siz de lütfen sisteme girin Sayın İnce.

Sayın Halaçoğlu, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Sarıkamış şehitlerine Allah’tan rahmet dilediğine, millî şair Mehmet Akif Ersoy’un ve bilim adamı Seyyid Ahmet Arvasi’nin ölüm yıl dönümlerine ve yeni yılın Türkiye’ye ve dünyaya barış ve nizam getirmesini niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, 22 Aralıkta başlayan Sarıkamış Harekâtı sebebiyle, harekât sırasında -kayıplarıyla beraber- şehit olan 60 bin vatan evladı için Allah’tan rahmet diliyorum.

Ardından, 27 Aralıkta hayatını kaybeden millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u minnet ve rahmetle anıyorum. Makamı cennet olsun, nur içinde yatsın ve onun söylediği gibi, Allah bir daha bu ülkeye İstiklal Marşı yazdıracak bir konuma getirmesin.

Yine, 31 Aralıkta hayatını kaybeden değerli felsefeci ve bilim adamı, üstat Seyyid Ahmet Arvasi Beyefendi’nin ölüm yıl  dönümüdür. Ona da Allah’tan rahmet diliyorum, Allah makamını cennet etsin.

Yeni yılın bütün Türk milletine ve Türkiye’ye, dünyaya barış ve nizam getirmesini, birlik beraberliğimizi bozmamasını, bütün, Türkiye için oyunlar düzenleyenlerin oyunlarının bozulmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın İnce…

 

2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Sarıkamış şehitlerimize Allah’tan rahmet dilediğine ve İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un herkes için önemli bir şahsiyet olduğuna ilişkin açıklaması

 

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de Sarıkamış şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Fakat Sayın Bayram Özçelik’e de şunu hatırlatmak istiyorum: Mehmet Akif İstiklal Marşı’mızın şairi, hepimiz için önemli bir şahsiyet. Bu tür şahsiyetleri istismar etmemek lazım, kamuoyunu yanlış bilgilendirmemek lazım, söyleyip söyleyip de son kısmını eksik bırakmamak lazım. Örneğin, Mehmet Akif Ersoy, Mısır’dayken yazdığı bir mektupta aynen şöyle der: “Müslümanlık da Türkiye’de, insanlık da Türkiye’de; on bir yıl kaldım, on bir saat daha kalsaydım çıldırırdım. Allah benim ömrümden alsın, Mustafa Kemal’e versin.” (CHP sıralarından alkışlar) Bu mektubu da unutmamak lazım. Dolayısıyla, Mehmet Akif İstiklal Marşı’mızın şairidir, AKP’nin şairi değildir.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Satır…

 

3.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, 2014 yılının ülkemize ve dünyaya sağlık, barış, mutluluk getirmesini dilediğine, İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Sarıkamış şehitlerini rahmet ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

 

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de 2014 yılının ülkemize ve dünyaya sağlık, barış, mutluluk getirmesini, kardeşlik hukukumuzun azami derecede artmasını temenni ediyorum, değerli milletvekillerimizin de yeni yıllarını tebrik ediyorum.

İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif’e Allah’tan rahmet diliyor, bir daha istiklal marşı yazılmayacak günler temenni ediyorum.

Sarıkamış Harekâtı’yla ilgili de Sarıkamış Harekâtı’nda vatan topraklarını savunmak uğruna şehit düşen kahraman vatan evlatlarını ebediyete intikallerinin 99’uncu yıl dönümünde rahmetle, minnetle anıyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Cumhurbaşkanlığının, bazı Bakanlar Kurulu üyelerinin istifalarına ve bazı bakanlıklara yapılan atamalara ilişkin bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Cumhurbaşkanlığının, Bakanlar Kurulunda görev alan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın bakanlık görevlerinden istifalarının kabul edildiğine; Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Başbakanın teklifi üzerine bakanlık görevinden alındığına;

Ankara Milletvekili Emrullah İşler’in Başbakan Yardımcılığına, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanlığına, Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam’ın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Birliği Bakanlığına, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, İstanbul Milletvekili İdris Güllüce’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin Ekonomi Bakanlığına, Samsun Milletvekili Akif Çağatay Kılıç’ın Gençlik ve Spor Bakanlığına, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına, TBMM dışından Efkan Ala’nın İçişleri Bakanlığına atandıklarına,

İlişkin tezkeresi (3/1356)

“25/12/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: a) 06/07/2011 tarihli ve B.01.0.KKB.01-08-3-503 sayılı yazımız.

b) 02/11/2011 tarihli ve B.01.0.KKB.01-08/C-2-716 sayılı yazımız.

c) 24/01/2013 tarihli ve B.01.0.KKB.01-08/C-1-76 sayılı yazımız.

ç) Başbakanlığın, 25/12/2013 tarihli ve 69471265.300-01-11024 sayılı yazısı.

d) Başbakanlığın, 25/12/2013 tarihli ve 69471265.300-01-11026 sayılı yazısı,

İlgi (a), (b) ve (c) yazılar ile atanarak Bakanlar Kurulunda görev alan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım bakanlık görevlerinden istifa etmişler ve istifaları kabul edilmiştir. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Başbakanın teklifi üzerine bakanlık görevinden alınmıştır.

Bu sebeple, ekli listede yer alan şahıslar karşılarında belirtilen bakanlıklara Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 109 ve 113’üncü maddeleri ile 3046 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi uyarınca atanmışlardır.

Bilgilerinize sunarım.

                                                                                Abdullah Gül

                                                                                Cumhurbaşkanı

EK: 1 adet liste”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yanlış söylüyor, Erdoğan Bayraktar kendi istifa etti, görevden alınmadı!

 

 

 

“BAKANLAR LİSTESİ

 

ADI VE SOYADI

BAKANLIĞI

Ankara Milletvekili

Emrullah İşler

Başbakan Yardımcısı

 

Başbakan Yardımcısı

Bekir Bozdağ

Adalet Bakanı

 

Sakarya Milletvekili

Ayşenur İslam

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı

 

Antalya Milletvekili

Mevlüt Çavuşoğlu

Avrupa Birliği Bakanı

 

Kocaeli Milletvekili

Fikri Işık

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

 

İstanbul Milletvekili

İdris Güllüce

Çevre ve Şehircilik Bakanı

 

Denizli Milletvekili

Nihat Zeybekci

Ekonomi Bakanı

 

Samsun Milletvekili

Akif Çağatay Kılıç

Gençlik ve Spor Bakanı

 

 

Efkan Ala

İçişleri Bakanı

 

Karaman Milletvekili

Lütfi Elvan

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı”

 

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

 

VII.- ANT İÇME

1.- TBMM dışından İçişleri Bakanlığına atanan Efkan Ala’nın ant içmesi

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 109’uncu maddesine göre atanan ve milletvekili olmayan İçişleri Bakanının Anayasa’nın 112’nci maddesine göre ant içmesi gerekmektedir.

Şimdi, İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala’yı ant içmek üzere kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Ala. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

(İçişleri Bakanı Efkan Ala ant içti)

(AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Biz de yeni görevinde başarılar diliyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, yemini yanlış yaptı.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen oturun!

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel ve 20 milletvekilinin, GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ürünlerin insan ve çevre sağlığı üzerinde yarattığı etkilerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/806)

 

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) güvenli transferi, kullanımı, sınır ötesi hareketler dikkate alınarak…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika ya!

Sayın Başkan, okunan metni, yanlış yaptı... Yahu sana bir laf söylüyorum...

BAŞKAN – Sayın Genç, böyle bir usul yok, lütfen…

“…insan ve hayvan sağlığı üzerindeki riskleri ile biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı, yetişmiş insan gücünün arttırılarak teknolojinin yakından takip edilebilmesi için gerekli önlemlerin alınması amacıyla…”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, niye dinlemiyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye dinlemiyorsunuz canım? Yemini yanlış yaptı.

Şimdi, bu zat, İçişleri Bakanlığına geldikten sonra polis darbesini yaptırmıştır.

AHMET YENİ (Samsun) – Otur yerine be! Yeter be!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Savcının çağırdığı kişileri savcıya getirmemiştir ve İçişleri Bakanı olan kişi polis darbesi yapmıştır. Anayasa’ya nasıl sadakat yemini ediyor?

“…Anayasa’mızın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.”

(AK PARTİ’li bir grup milletvekilinin Bakanlar Kurulu sıraları önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok, lütfen…

AHMET YENİ (Samsun) – Otur yerine!

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Ya otur yerine be, otur ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anayasa’ya sadakat değil, Anayasa’ya sadık kalmayacağına yemin etmesi lazım!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sana ne be, sana ne! Geç yerine!

1)   Ruhsar Demirel                             (Eskişehir)

2)   Mustafa Kalaycı                            (Konya)

3)   Hasan Hüseyin Türkoğlu                (Osmaniye)

4)   Seyfettin Yılmaz                            (Adana)

5)    Yusuf Halaçoğlu    (Kayseri)

6)   Emin Çınar                                   (Kastamonu)

7)   Ali Öz                                           (Mersin)

8)   Mehmet Erdoğan                           (Muğla)

9)   Enver Erdem                                 (Elâzığ)

10)        Alim Işık                                (Kütahya)

11)        Sümer Oral                             (Manisa)

12)        Necati Özensoy                      (Bursa)

13)        Bülent Belen                          (Tekirdağ)

14)        Durmuş Ali Torlak                   (İstanbul)

15)        Celal Adan                             (İstanbul)

16)        S. Nevzat Korkmaz                  (Isparta)

17)        Sadir Durmaz   (Yozgat)

18)        Meral Akşener  (İstanbul)

19)        Tunca Toskay   (Antalya)

20)        Mustafa Erdem (Ankara)

21)        Mehmet Şandır (Mersin)”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, burayı şov alanına döndürdünüz ya! Şov yani şov, tiyatro gibi. Oradan alkış geliyor, böyle bir şey olur mu ya!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, ara verin de bu iş bitsin, ondan sonra…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ara verin de ondan sonra…

OKTAY VURAL (İzmir) – Anlaşılmıyor Sayın Başkan, anlaşılmıyor.

“Gerekçe:

Geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde genetik mühendisliği teknikleri olarak da adlandırılan modern biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş hastalık ve zararlılara dayanıklı bitki çeşitlerinin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası olumsuz etkileri yoğun şekilde tartışılmakta, bu yeni teknolojinin sunduğu olanaklar farklı açılardan sorgulanmaktadır.”

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ara verin Sayın Başkan, öyle şey olur mu ya!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Şu kutlamaları bitirelim ya! Biz bir şey anlamıyoruz ya! Anlaşılmaması için mi yapıyorsunuz bunu Sayın Başkan?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ooo, çarşı hamamına döndü Meclis ya! Bu ne böyle?

BAŞKAN – Sayın milletvekili, neye itiraz ediyorsunuz, anlaşılır gibi değil?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çarşı hamamına döndü!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Baksanıza şuraya! Biz anlamayalım diye mi yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Yeni sayın bakanlar var, sayın milletvekilleri tebrik ediyorlar, biz bunu engelleyemeyiz ki! Lütfen ama, böyle bir şey olmaz yani.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çarşı hamamına döndü burası. Gitsinler makamında tebrik etsinler.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, burası tebrik salonu değil, dışarıda tebrik etsinler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz duymuyoruz.

BAŞKAN – Devam edin lütfen.

“GDO/(Genetiği Değiştirilmiş Organizma), biyoteknolojik yöntemlerle doğal genetik materyali değiştirilerek yeni özellikler kazandırılmış canlıdır. Seçilmiş bazı genlerin bir canlıdan diğerine transferi ile bu genlerin sağladığı özellikler yeni canlıda ortaya çıkmaktadır. Bu işlem birbiriyle hiç ilgisi olmayan türler arasında bile yapılabilmektedir.”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Çadır tiyatrosu gibi!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Anlamıyoruz bir şey.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya Genel Kurula hitap ediyorsunuz, duyamıyoruz diyoruz, anlayamıyoruz  diyoruz. Yani onlar mı önemli, burası, Genel Kurul mu önemli ya?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Şöyle geçsinler, resmigeçit yapsınlar.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Burası tebrik salonu mu efendim? Dışarıda tebrik etsinler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Duymuyoruz diyoruz ya!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Daha sonra yapılır. Ara verin, şu kutlamalar bitsin efendim. Anlamıyoruz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Çadır tiyatrosuna benzettiniz burayı!

“Günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerde transgenik bitki ve hayvanlar üzerindeki modern biyoteknolojik çalışmaların, ulusal, bölgesel ve uluslararası platformdaki sağlık, güvenlik, ekonomik, kültürel ve etik nedenlerden dolayı oluşturduğu tartışmalar karşısında her ülke kendi koşullarına göre, özellikle biyogüvenlik kaygılarından dolayı modern biyoteknolojinin uygulanmasıyla ilgili yasal düzenlemeleri tartışmaya başlamıştır.”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yemini yanlış etti, bir; yukarıdan alkış geliyor, iki. Bunları görmüyor musunuz?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Seni de alkışlayacağız zamanı gelince, sen bir sakin ol.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başkan, ses sisteminde problem var, ses gelmiyor.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Hiçbir şey anlamıyoruz.

“Dünyada nüfusun hızla artması, tarım arazilerinin her geçen gün azalması, aç ve yetersiz beslenen insan sayısındaki artış sebep gösterilerek 70'li yıllardan bu yana modern biyoteknolojik çalışmalara hız verilmiştir. Günümüzde, açlık tehlikesine karşı uluslararası kuruluşların gündemindeki en önemli konulardan birisi gıda güvenliği ve güvenilirliğidir. GDO ürünlerin insan sağlığı ve çevre üzerine olumsuz etkilerini gösteren bilimsel çalışmalar da her geçen gün artmaktadır. Üstelik GDO ürünler yaygınlaştığı hâlde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre dünyadaki açlık tehlikesi daha da artmıştır.

Ülkemizde ve diğer ülkelerde GD ürünlerle ilgili gerek bilimsel alanda gerekse uygulamada birçok olumlu ve olumsuz görüşler vardır. Büyük ölçüde, ürün olarak ithal ettiğimiz ve tüketmekte olduğumuz GDO'ların olası olumlu veya olumsuz yönlerinden etkilenmemek, günümüz koşullarında mümkün değildir. Ayrıca, mevcut tarım alanlarının etkin kullanımı ve teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi gereklidir.

Özellikle, tüketilen GD ürünlerin insan ve çevre sağlığı üzerindeki potansiyel riskleri:

1) GD ürünlerin alerjik reaksiyon riski taşımaları ve dolayısıyla insan sağlığını tehdit etmesi,

2) GD tohumların biyolojik çeşitliliği tehdit ederek çevre ve özellikle toprağın doğal yapısına zarar vermesi,

3) Antibiyotiğe dirençli genlerin hastalık yapıcı mikroorganizmalara geçerek bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların kontrol edilmesini zorlaştırmaları,

4) Dünyada GD ürünlerle beslenen insanlarda ve hayvanlarda olumsuz sonuçlar veren birçok bilimsel çalışma sonuçlarının mevcut olması.

Araştırmanın genel amacı, ülkemizde var olan biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımının sağlanabilmesi için ihtiyaç duyulan verilerin elde edilmesi, insan sağlığı ve çevreye etkileri göz önüne alınarak GD ürünlerin kullanımında duyarlılığın arttırılmasıdır.

Araştırmanın alt amaçları:

1) Ülkemizde gıda ve hayvancılık sektöründe kullanılan GDO ve ürünlerini belirlemek,

2) Ülkemizde GD ürünler ile ilgili yapılan bilimsel çalışmaları belirlemek,

3) GDO ve ürünlerinin insan ve hayvan sağlığı üzerine etkilerini belirlemek,

4 ) GDO ve ürünlerinin tarım alanlarına ve ekolojik dengeye olan etkilerini belirlemek,

5) Araştırmalarda kullanılan laboratuvarları, araştırma konu ve yöntemlerini belirlemek,

6    ) Tarım alanında uygulanan ileri teknoloji uygulamalarını belirlemek,

7) İleri teknoloji uygulamalarında yetişmiş insan gücü sayısı ve niteliklerini belirlemek.

 

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, un ve ekmeğin üretiminden halka sunumuna kadar olan süreçte halk sağlığını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/807)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Un ve ekmeğin üretiminden halka sunumuna kadar olan süreçte halk sağlığını tehdit eden her türlü sorunun tespiti ve çözüm üretimi için Anayasa'nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

                                                                               Hasip Kaplan

                                                                               BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Dünyada 2011 istatistiklerine göre bir yılda 220 milyar dolarlık ekmek tüketiliyor. Türkiye'de ise bir yılda 12 milyon dolarlık ekmek tüketimi yapılıyor. Türkiye, dünya nüfusunun yüzde 1’lik kısmını oluştururken yine dünya nüfusunun 5 katı ekmek tüketmektedir. Bu da Türkiye'nin besin ihtiyacının yüzde 44'ünü ekmekten karşıladığını gösteriyor.

Anadolu geçmişte esmer ekmek tüketiminin yoğun yapıldığı bir coğrafya olmasına karşın, kentleşmeyle birlikte beyaz ekmek tüketimi sürekli artmıştır. Doğru olan, buğdayın tama yakın kısmının ekmeğe dönüştürülmesidir. Ancak son otuz yılda beyaz ekmek üretmek için buğdayın mineralleri ve vitamini atılır olmuş, beyaz ekmek hiçbir besleyici değeri olmayan, posa, vitamin ve minerallerden yoksun bir ekmek hâline getirilmiştir.

Sağlık otoritelerine göre, bu ekmekle sadece mide dolmakta, açlık bastırılmakta, buna karşılık da kan şekeri yükselmekte, bağırsaklarda hastalıklar ortaya çıkmakta ve gerekli vitamin ve mineraller alınamamaktadır. Tam buğday unundan yapılan ekmekte ise çinko, iyot, E vitamini, omega 3, omega 6 yağ asitleri, kalsiyum, D vitamini, protein, karbonhidratlar vardır ve bu ekmekle beslenen kişilerde şeker hastalığı, şişmanlık, kalp ve damar hastalıkları ve kanser daha az görülmektedir. Türkiye'de tüketilen ekmeğin yüzde 90'ından fazlası, ne yazık ki pahalı ancak sağlıksız beyaz undan üretilen, gösterişli fakat hiçbir besin değeri olmayan beyaz ekmektir.

Dünya Sağlık Örgütü "Sadece beyaz ekmek tüketen Türkler, gizli açlık çekiyor. Ekmekte sağlık ve kalite sorununun çözülmesi durumunda çok sayıda hastalıklar önlenebilir." tespitinde bulunuyor. Bu tespitlerde 4 kişiden 1’inin diyabet hastası olduğu, bir başka deyişle 100 kişiden 25'inin şeker hastası olduğu; daha ürkütücü, diyabetli çocuk sayısı ve de diyabetli bebek doğumlarının arttığı görülmektedir. Bununla beraber, Türkiye'de yirmi üç yıl boyunca 136 bin kişi üzerinde inceleme yapan Harvard Üniversitesi, Türkiye'deki kanser vakalarının önemli bir kısmının beyaz ekmekten kaynaklandığını ve beyaz ekmek kaynaklı kanserlerin başında ise mesane kanserinin geldiğini tespit etmiştir. Son yıllarda tam buğday unu/ekmeği konusunda yapılan uyarılar üzerine toplumun tüketim tercihlerinde meydana gelen değişim, fırsatçı üreticileri harekete geçirmiş ve tam buğday ürünü görünümünde kahverengi/kepekli ekmek üretmeye başlamıştır. Oysa bunlar tam buğday ekmeği olmayıp beyaz una kepek veya renklendirici eklenmiş ürünlerdir. Bu işlemin, beyaz unu sağlıklı hâle getirmediği gibi ilave katkı maddeleriyle daha da sağlıksız kıldığı unutulmamalıdır. Ülkemizde, buğday ve ekmeğin tüketiciye ulaşana kadar her aşamasında sağlıksız bir şekilde üretildiği görülmektedir. Bunlardan bir kısmını şöyle özetleyebiliriz;

- Genetik değişikliğin birinci fazı olan hibritleştirmek ile besin değeri düşürülen tohumlardan un elde edilmesi,

- Tahılın yetiştirilmesinde tarım kimyasallarının kullanımı,

- Un yapımındaki hileler ve una kimyasal katkı maddelerinin eklenmesi,

- Besinin yüzde 90'ından fazlasını oluşturan rüşeym ve kepek kısmının undan atılmasıyla beyaz un üretimi,

     - Aşırı miktarda maya kullanımı ve özellikle mayaların GDO'lu olması,

- Ekmek üreten tesisler ve çalışanların temizlik koşullarına riayet etmemesi,

- Ambalajlanmadan satılan ekmeğe üretim, dağıtım, satış ve tüketici tarafından seçilmesi süreçlerinde çok sayıda elin temasıyla bulaşan bakteri ve virüsler,

- Satış noktasındaki saklama koşullarının sağlıksız oluşu, gibi sorunlar halk sağlığını ciddi boyutta tehdit etmektedir.

Bütün bu nedenlerle, ekmek üretim ve tüketim süreçlerinde halkın karşı karşıya olduğu sağlık tehditlerinin ortaya çıkarılması ve çözülmesi için bir Meclis araştırması açılması elzemdir.

 

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora ve 22 milletvekilinin, cezaevlerinde anneleriyle beraber kalan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/808)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Cezaevlerinde anneleriyle beraber kalan çocuklar, anneleriyle birlikte hak ihlallerine maruz kalmaktadırlar. Gerek annelerin gerekse de çocuklarının sorunlarının araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Erol Dora                                                             (Mardin)

2) Pervin Buldan                                                      (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                                       (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                                            (Muş)

5) Murat Bozlak                                                        (Adana)

6) Halil Aksoy                                                          (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                                                       (Batman)

8) İdris Baluken                                                        (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu                                       (Bitlis)

10) Emine Ayna                                                        (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                                                  (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                                           (Diyarbakır)

13) Adil Zozani                                                         (Hakkâri)

14) Esat Canan                                                        (Hakkâri)

15) Sırrı Süreyya Önder                                            (İstanbul)

16) Sebahat Tuncel                                                  (İstanbul)

17) Mülkiye Birtane                                                  (Kars)

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  (Mersin)

19) Demir Çelik                                                        (Muş)

20) İbrahim Binici                                                     (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                                          (Van)

22) Özdal Üçer                                                         (Van)

23) Leyla Zana                                                         (Diyarbakır)

Gerekçe:

Türkiye cezaevlerinde adli ve siyasi suçlardan oluşmak üzere 4 binin üzerinde kadın mahpus bulunmaktadır. Cezaevlerinde toplam kadın mahpus sayısı hapishane nüfusunun yüzde 3 ile 4'ü arasında bir orandadır. Cezaevleri, mimariden güvenliğe, sağlık koşullarından eğitim koşullarına ve hatta aile ziyaretlerine kadar erkek mahpuslara göre düzenlenmiş durumdadır. Genç kızlar, kadınlar, anneler, yabancı uyruklu kadınlar, engelliler ve 0-6 yaş çocuklardan oluşmak üzere çok sayıda farklı ve dezavantajlı gruplar cezaevlerinde kalmaktadır. Adalet Bakanlığı verilerine göre kadın mahpus nüfusundan 300'ün üzerinde anne, 0-6 yaş arasındaki çocuğuyla cezaevlerinde kalmaktadır. Yasal düzenlemeler, hapiste kalan çocukların gündüzleri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ya da eş değer kreş ve yuvalara gönderileceğini ve akşamları da annelerinin yanına geri gönderileceğini öngörmesine rağmen, pratikte maalesef bu uygulanamamaktadır. Cezaevlerinde kalan çocuklar sağlıklı bir sosyalleşme imkânından mahrum kalmakta, anneleriyle birlikte cezaevi koşullarının tüm sıkıntılarını birlikte yaşamaktadırlar.

Son olarak, Pozantı Cezaevinde çocuklara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün ortaya çıkmasıyla beraber çocukların yaşadığı sıkıntılar tüm kamuoyu tarafından açıkça bilinir hâle gelmiştir. Benzeri sorunları, aynı oranda olmasa da cezaevlerinde kalan anneler ve çocukları da yaşamaktadır. Çocuklar bu ülkenin geleceğidir. Cezaevlerindeki çocuklar da bu geleceğin bir parçasıdır. Cezaevlerinde anneleriyle yaşayan çocukların ve annelerinin maddi manevi koşullarının düzeltilmesi, Anayasa’mızda var olan sosyal devlet olmanın sorumluluğu içinde yer almaktadır.

Cezaevlerinde kalan kadın mahkûmlara yönelik tutukevi modelinin geliştirilmesi ve bu modelin acilen tüm hapishanelerde uygulanması gerekmektedir. Buna yönelik girişimler çeşitli sivil toplum örgütleri ve üniversiteler iş birliğiyle geliştirilmesine rağmen, devlet tarafından yeterli destek olmadan bu girişimlerin sağlıklı sonuçlar vermesi mümkün değildir.

Bu sorunlardan hareketle, cezaevlerinde kalan çocukların ve annelerinin sorunlarının araştırılarak cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve buna yönelik gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeleri ortaya çıkarmak amacıyla Meclis araştırması talep ediyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

 

C) Duyurular

1.- Başkanlıkça, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuru

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine de 1 üyelik düşmektedir. Bu komisyona aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin, 10 Ocak 2014 Cuma günü saat 18.00’e kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmelerini rica ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

A) Tezkereler (Devam)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında, Türkiye-Kuveyt Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Türkiye-Bahreyn Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Bursa Milletvekili İsmet Su, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’den müteşekkil heyetin, Kuveyt Devleti Ulusal Meclisi Başkanı Marzouq Ali M. Al-Ghanim ve Bahreyn Krallığı Temsilciler Meclisi Başkanı Khalifa bin Ahmed Al Dhahrani’nin vaki davetlerine icabet etmek üzere 5-8 Ocak 2014 tarihlerinde Kuveyt ve Bahreyn’e resmî ziyaretlerde bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/1357)

 

31 Aralık 2013

                                                        

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında Türkiye-Kuveyt Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Türkiye-Bahreyn Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Bursa Milletvekili İsmet Su, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve Ankara Milletvekili Mustafa Erdem'den müteşekkil heyetin; Kuveyt Devleti Ulusal Meclisi Başkanı Sayın Marzouq Ali M. Al-Ghanim ve Bahreyn Krallığı Temsilciler Meclisi Başkanı Sayın Khalifa bin Ahmed Al Dhahrani’nin vaki davetlerine icabet etmek üzere Kuveyt ve Bahreyn'e 5-8 Ocak 2014 tarihlerinde resmî ziyaretlerde bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6'ncı maddesi uyarınca, Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                  Cemil Çiçek

                                                                      Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                     Başkanı

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Genel Kurulun, 7, 14, 21, 28 Ocak 2014 ile 4 ve 11 Şubat 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 8, 15, 22, 29 Ocak 2014 ile 5 ve 12 Şubat 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 521 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

                                                                                            2/1/2014

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 02/01/2014 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                 Ahmet Aydın

                                                                                   Adıyaman

                                                                     AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 521, 471, 459, 20, 455, 63 ve 391 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10’uncu sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

07, 14, 21, 28 Ocak 2014 ile 04 ve 11 Şubat 2014 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi;

8, 15, 22, 29 Ocak 2014 ile 05 ve 12 Şubat 2014 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi;

14, 21, 28 Ocak 2014 ile 04 ve 11 Şubat 2014 Salı günkü birleşimlerinde 15.00–20.00 saatleri arasında;

15, 16, 22, 23, 29, 30 Ocak 2014 ile 05, 06, 12 ve 13 Şubat 2014 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde 14.00-20.00 saatleri arasında;

02 Ocak 2014 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde 480 ve 480'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

07      Ocak 2014 Salı günkü birleşimde 15.00-23.00 saatleri arasında;

08 Ocak 2014 Çarşamba günkü birleşiminde saat 14.00'te toplanarak bu birleşimde 521 sıra saylı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

09 Ocak 2014 Perşembe günkü birleşimde 14.00-23.00 saatleri arasında;

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24.00'te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

521 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.

 

521 Sıra Sayılı

Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Tasarısı (1/865)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1. BÖLÜM

1 ila 8’inci maddeler

8

2. BÖLÜM

9 ila 16’ncı maddeler

8

TOPLAM MADDE SAYISI

16

BAŞKAN – Evet, Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Tülay Kaynarca, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, grup önerimiz çalışma saatleri ve çalışma gündemini içeriyor. Buna göre, 521 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile 6 uluslararası sözleşmenin gündemin ilk sıralarına alınmasını öngörüyoruz.

Diğer taraftan, grup önerimizde, yine, 15 Şubat 2014 tarihine kadar Meclisin çalışma takvimiyle ilgili önerimiz yer alıyor.

Buna göre, bugün, yine yarım kalan, kamuoyunda “tam gün yasası” olarak bilinen 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşülmesini de öngörüyoruz.

Çalışma saatlerimiz ise şöyle öngörülmektedir: 7, 14, 21 ve 28 Ocak ile 4, 11 Şubatta, salı günleri, sözlü soruların görüşülmesi; devamında ise müteakiben, diğer denetim konuları atlanarak gündemdeki kanun teklifi ya da tasarılarının görüşülmesi öneriliyor. 8, 15, 22 ve 29 Ocak ile 5, 12 Şubat Çarşamba günleri ise sözlü soruların görüşülmemesini öneriyoruz.

Çalışma saatlerine gelince takvimi şu şekilde öngördük: 14, 21, 28 Ocakta ve yine 4, 11 Şubatta, salı günü çalışma saatleri 15.00 ila 20.00 saatleri arasında; 15,16, 22, 23, 29 ve 30 Ocak ile 5, 6, 12 ve 13 Şubatta ise 14.00’te başlayıp saat 20.00’ye kadar çalışmayı öngörüyoruz. 7 Ocak Salı günü 15.00 ila 23.00 saatleri arasında, 8 Ocak Çarşamba günü ise 14.00’te açılıp ilgili yasanın bitimine kadar çalışmayı teklif ediyoruz. Yine, 9 Ocak Perşembe günü de 14.00’te başlayıp 23.00’e kadar çalışılmasını grup önerimiz olarak kabulünüze sunuyoruz.

Ayrıca, 521 sayılı Kanun Tasarısı’nın temel kanun olarak görüşülmesi de önerimizden bir diğeri.

Değerli milletvekilleri, grup önerimizin kabulünü diliyorum.

2014 yılının Türkiye Büyük Millet Meclisindeki yasama çalışmaları için de başarılı ve verimli geçmesini dileyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşamdan beri medya -sosyal medya- Hatay’da silah ve mühimmat dolu bir tırı konuşuyor. Herkes konuşuyor bunu, Türkiye konuşuyor ama Hükûmet konuşmuyor ne yazık ki bu konuda. Savcıya ihbar gidiyor, arama kararı çıkıyor; jandarma arama kararını yerine getirmiyor. Yani burası hukuk devleti mi, dağ başı mı? Nasıl bu karar yerine gelmiyor?

Geçtiğimiz yıllarda Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afyon’dan Kırıkkale’ye bir silah sevkiyatı vardı; normal, rutin, sıradan bir işti. Yolda durduruldu araçlar. Polis verilen evraklara, gösterilen evraklara itibar etmedi, canlı yayınlarla bunlar gösterildi. Acaba, diyorum, o zamanlar, hani sözünü ettiğiniz Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpasın bir parçası mıydı bunlar? Dün akşamdan beri, memleket yıkılmış, Hükûmet gelip burada Türkiye Büyük Millet Meclisine en ufak bir bilgi vermiyor. O tırı yerinden oynatmamanız lazım, o tırın orada durması lazım. Savcı, hâkim, gazeteci, muhalefet, milletvekili, kim varsa onu orada görmesi lazım değerli arkadaşlarım.

Türkiye'nin başını belaya sokuyorsunuz; sadece Hükûmetinizin değil, Türkiye'nin başını belaya sokuyorsunuz. 2013 yılının Haziran ayından bu yana 47 ton silah göndermişsiniz Suriye’ye. Bunu biz söylemiyoruz, bunu TÜİK söylüyor. Nedir bu silahlar? diye sorduğumuzda “Bunlar spor silahları.” diyorsunuz. Yani, iç savaş olmuş bir ülkeye spor silahı nasıl gönderilir, doğrusu bunu merak etmek lazım. O tırlar aranmadıysa eğer, o tırlar aratılmadıysa eğer Suriye’de ölen çocukların kanı o tırları aratmayanların elinde var demektir.

Hatay’da tır aranmıyor, İstanbul’da savcının gözaltı kararı verdiği kişiler için kararlar uygulanmıyor, Başbakanın oğlu ifade vermeye gitmiyor; Türkiye ileri demokrasiyle yönetiliyor! Siz Genelkurmay Başkanı için şöyle dediniz: “Gelecek, Genelkurmay Başkanı da olsa hesap verecek.” Gazeteciler için “Gazetecilerin dokunulmazlığı mı var?” dediniz. “Eski başbakanlar, bakanlar hesap verecek.” dediniz. Yani, demokraside sadece seçime inanmış olsaydınız, 2002’de Hükûmet olduğunuzda eski başbakanları, eski bakanları Yüce Divana göndermezdiniz. Yani, seçimde onları yendiniz, geldiniz Hükûmet oldunuz ama aklanmış kabul etmediniz, onları gittiniz bir de Yüce Divana gönderdiniz.

Sayın milletvekilleri, savcıyı değiştirebilirsiniz, emniyet müdürünü değiştirebilirsiniz, daire başkanlarını değiştirebilirsiniz; duyuyoruz HSYK’yı değiştireceksiniz, yine duyuyoruz Danıştayı değiştireceksiniz. Peki, Danıştayı, HSYK’yı değiştirdiğiniz zaman 2010’da referandum öncesinde söylediklerinizden utanmayacak mısınız hiç? (CHP sıralarından alkışlar) Yani, biz sizi uyardığımızda onlar sizin aklınıza gelmeyecek mi, bundan hiç utanmayacak mısınız? Öz hakiki Danıştay, öz hakiki HSYK da yapsanız çözüm değildir. Çözüm yargı bağımsızlığıdır, çözüm evrensel hukukun uygulanmasıdır, çözüm HSYK’nın özgürleşmesidir. Orada bakan ve müsteşar durduğu  sürece hiçbir zaman çözüm olmayacaktır.

Türkiye, iki haftadır yolsuzluğu konuşuyor. Hesap vermiyorsunuz, tam tersine bir de hesap soruyorsunuz. Yani, yüzsüzlüğün boyutu, yolsuzluğun boyutunu aşmıştır. Onun için hesap vermesi gerekenler, hesap sorar hâle geldi.

“Türkiye ekonomisi zarar ediyor.” diyor, sözlere bakın. İçişleri memuru, pardon az önce İçişleri Bakanı oldu “104 milyar dolar.” diyor, Başbakan “120 milyar dolar.” diyor, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı “49 milyar dolar.” diyor. Hangisi doğru; 120 mi doğru, 104 mü doğru, 49 mu doğru?

Yine, yolsuzluk miktarı da 87 milyar euro. Yani, bir konuştuklarınıza bakın, bir de yolsuzluk miktarına bakın.

Hani ekonomide istikrar vardı? Hani büyük ülkeydik; hani dünyanın 16’ncı büyük, 17’nci büyük ekonomisiydik? Yani, iki dakikada bir büyük ekonomiyi, bir savcı mı bu hâle getirdi? Sayenizde Türkiye’de artık ayakkabı kutuları bile dört saat gözaltına alınabiliyor.

Bugün, telefon dinlemelerinden şikâyet ediyorsunuz. Yakında Başbakanı kimlerin dinlediğini Başbakan açıklayacakmış. E, siz, hukuksuz dinlemelerden yıllarca yararlanmadınız mı? Başkalarına karşı bu kozu kullanırken iyi de size karşı olunca mı kötü oldu? “Fişleme tarihe karışacak.” dediniz. Meğer siz birbirinizi fişlemişsiniz, kendi aranızda bile fişleme yapmışsınız. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü gelecekti; e, gördük, MİT Müsteşarına dokunmamak için alelacele kanun çıkardınız, Başbakanın oğlunun ifade vermemesi için geldiniz, savcı değiştirdiğiniz.

Bakın, değerli arkadaşlarım, herkes haksız; savcı haksız, emniyet müdürü haksız, daire başkanı haksız, polis haksız, muhalefet haksız, medya haksız, bir tek siz haklısınız. Şikâyetlerinize bakın ya: “Devlette çete var.” diyorsun, “Altı ay boyunca bir il dinlenmiş.” diyorsun, “Devlet içinde devlet.” diyorsun, “Orduya kumpas kurdular.” diyorsun, “Savcı iş takibi yapıyor.” diyorsun, “Dış mihraklar yaptı, komplo.” diyorsun. Sen necisin? “Sen necisin?” diye sorarlar adama. Sen Hükûmet değil misin on bir senedir? Bu ülkeyi sen yönetmiyor musun? Bunları biz söyleyebiliriz, siz hangi hakla bunları söylüyorsunuz? Karar veriyor Başbakan, karara bakın: “Genel müdür saf, belediye başkanına iftira atılıyor, rüşvet veren hayırsever, savcı iş takipçisi, operasyon komplo.” Allah Allah, rüşvet verinin değil, alanın değil, ayakkabı kutusunu gösterenin evini basıyorsun.

Değerli arkadaşlar, “Doların yükselmesi kimin işine yaradı?” diyor. Az önce yemini de yanlış etti gerçi, Başkanı uyardım ama duymazlığa geldi, yemin aslına uygun edilmedi burada. Sayın Kamer Genç de ona itiraz etti. Sayın Başkan da bal gibi onu bilmesine rağmen gürültüye getirdi.

BAŞKAN – Sayın İnce, tutanakları getirteceğim, göndereceğim size.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Tutanakları istedim ben.

BAŞKAN – Göndereceğim size, tamam.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yemini yazmıyorlarmış, bence ses kaydına bakın Sayın Başkan, ses kaydına bakarsanız görürsünüz. Yukarıdaki tribünlerden gelen alkışı da, bir tiyatro çadırına benzeyen görüntüyü de bir zahmet kafanızı yere eğmeden karşı tribünlere baksaydınız Meclis tarihinde ilk kez böyle bir yemin töreni olduğunu görürdünüz. Sizi uyarmamıza rağmen görevinizi yerine getirmediniz.

Hükûmetin Türkiye’de istediği: Sayıştay denetlemesin, emniyet soruşturmasın, yargı kovuşturmasın, ayakkabı kutularındaki dolarlara kimse karışmasın; “Çıkalım yandaş medyaya, millete bunları anlatalım, ‘Komplo var, dış mihraklar yaptı bunu.’ diyelim.” Ne komplosu? İsrail’le gizli anlaşmaları yapan sizsiniz. “Amerika’ya stratejik ortak oldum.”, “Bush’un gözlerinden terörle mücadele konusunda kararlılığı anladım.”, “Obama’nın sesini özledim.”, “Parmakla çağrılması bir samimiyet işaretidir.” diyen sizlersiniz, bunları yapan sizlersiniz. Ne diye size komplo kursunlar, ne istediler de vermediniz ki onlar size komplo kursunlar? “İran” dediniz, o da elinizin altından kaydı, sizi yalnızlığa bıraktı. Beceriksizliğiniz, basiretsizliğiniz Türkiye'nin başını belaya sokmuştur.

Bakın, 21/4/2009 günü, Sayın Başbakanın bir paragrafını okuyorum: “Eğer bugün hâkimlerimiz, savcılarımız hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevlerini yapabiliyorlarsa güven verici bir gelişmedir. Bundan kim, neden rahatsız olabilir; bunu kim, neden engellemeye çalışabilir? Ortada son derece ağır, son derece vahim iddialar var, Anayasa’mıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin, bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz.”

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim demiş?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Başbakan demiş bunları, Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

Başbakanın bu sözlerini kendisine hatırlatıyorum. Bırak hukuk işlesin, bırak yargı işlesin; savcıyı, hâkimi, mahkemeyi tehdit etme diyorum, sizlere saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, tüm değerli milletvekillerimizin, ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımızın yeni yılını kutluyorum. Yeni yılın barışa, kardeşliğe ve huzura vesile olmasını arzu ediyorum.

Bu duygularla grup önerisi üzerine grubumuz adına görüşlerimizi sizlerle paylaşacağız.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, bu grup önerisinin Meclisin bir ayını bir bütün olarak planlama önerisi olduğunu göz önünde bulundurarak şunları ifade edebiliriz: Bu grup önerisi kapsamında elbette ki Hükûmet, Meclisin çalışma takvimini belirleme konusunda istediği programı Meclisin önüne getirme hakkına sahiptir, biz de bu hakka saygı gösteririz ancak çalışmaların angarya düzeyinde ve gelişigüzel gündemler şeklinde belirlenmesi son derece yanlış ve sıkıntılıdır. Dolayısıyla, bu çalışma programının eksikli olduğunu ifade ederim. Her ne kadar bu çerçevede lehte söz almış olsam dahi İç Tüzük gereği böyle olduğunu ifade etmek durumundayım ama bu çalışma programının lehinde olmadığımızı ifade etmek isterim.

2014 yılı açısından, Meclis, her zamanki gibi, öncelikle tutuklu milletvekillerinden, tutsak milletvekillerinden yoksun bir yıla daha girmiş oluyor. Geride bıraktığımız üç yıl içerisinde, maalesef, Meclis, kendi milletvekillerinin Meclis çatısı altında yasama çalışmalarını sağlayabilecek bir ön açıcılığa sahip olamadı; böyle bir imkânı, böyle bir hakkı kimi milletvekillerinden sakındı, bunu bilinçli bir siyasi tercih olarak bugüne kadar getirdi. Ancak, özellikle 2013 yılının son günlerinde gündeme gelen ve bizim “çifte hukuk uygulaması” olarak tarif ettiğimiz o hukuki uygulamanın, çifte hukuki uygulamanın 2014’e de sirayet ettiğini maalesef görmüş bulunuyoruz. Cezaevinde bulunan tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması ve Meclis çalışmalarına Meclis çatısı altında devam etmeleri gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim. Umut ediyorum ki zaman kaybetmeden Meclis bu eksikliğini görüp bu eksikliğini bertaraf edecek bir düzenleme yapar ve şu anda cezaevlerinde tutuklu olan milletvekilleri de önümüzdeki günler itibarıyla Meclis çalışmalarına Meclis çatısı altında devam etme imkânı bulmuş olurlar ve böylelikle Meclis de bugüne kadar sürdürdüğü bir ayıptan kurtulmuş olur.

İkinci önemli bir nokta, tutuklu çocukların ve yargılanan çocukların durumudur. Yine geçtiğimiz dönemler itibarıyla sık sık gündeme getirdiğimiz bir konudur. Tutuklu çocuk durumu, siyasi tutuklu muamelesi gören çocuklar dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur ancak Türkiye’de de maalesef böyle bir ayıp vardır ve cezaevlerinde hâlâ tutuklu çocuklar vardır, tutuklu siyasi çocuklar vardır ve Meclis bu soruna da geçtiğimiz dönemler itibarıyla gözlerini yumdu.

Önümüzdeki yılın ana gündem maddelerinden bir tanesi olmasını arzu ettiğimiz diğer bir önemli nokta, cezaevlerindeki hasta tutsakların durumudur. Bakın, isim vererek telaffuz ediyorum. Şu anda İstanbul Metris Cezaevinde bulunan 20 civarında hasta tutuklu Adli Tıbbın raporunu beklemekte. Ayrıca, Metris Cezaevine gidemeyip Türkiye'nin değişik kentlerinde cezaevlerinde bulunan hasta tutukluların durumu içler acısıdır. İnsani bir görev olan, bu insanlara sahip çıkıp dışarıda tedavilerini mümkün kılacak yasal düzenleme maalesef bu Mecliste yapılmadı. Diyarbakır D Tipi Cezaevinde yatmakta olan Halil Güneş’in durumu bütün hasta tutuklular açısından örnek teşkil ettiği için buradan tekrar dillendirmek istiyorum, ifade etmek istiyorum. Kendi başına ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olan ve artık kan kusma noktasına gelmiş ağır kanser hastası Halil Güneş’in dosyası Adli Tıptadır ve maalesef bugüne kadar Adli Tıp ne Halil Güneş’le ilgili ne de diğer hasta tutsaklarla ilgili hiçbir adım atmamıştır. Bu konu da Meclisin öncelikli görevlerindendir ve “buna ilişkin” yeni yılda, 2014 yılı yasama çalışmaları içerisinde bu soruna el atıp çözmesini arzu ediyoruz.

Doğa tahribatı 2014 yılının ana gündem başlıklarından bir tanesiydi. Maalesef, doğa tahribatına ilişkin olarak buradan yapılmış bütün uyarılar, bu kürsüden yapılmış bütün uyarılar dikkate alınmadı ve doğa tahribatı, yapılmakta olan… Özellikle “çantacılar” olarak telaffuz edilen kimi HES’cilere doğa peşkeş çekiliyor. Doğa tahribatının önüne geçmek için bugüne kadar bir şey yapılmadı, bundan sonra mutlaka ve mutlaka Meclisin bu konuda da, bu sorunu gündemine alıp sorunun çözümü için adım atmasını bekliyoruz.

Emekçilerin sorunu yine ana gündem maddelerinden bir tanesidir ve gündeme alınması gereken bir sorundur. Bakınız, daha dün asgari ücret belirlemesi yapıldı. Son dönemlerde, özellikle Sayın Başbakanın tercih ettiği örnekleme üzerinden, ben de, asgari ücretliye reva görülen ücretin neye tekabül ettiğini istatistiklerle sizinle paylaşmak istiyorum, simit hesabı üzerinden sizinle paylaşmak istiyorum. 846 TL olan asgari ücretle 5 kişilik bir asgari ücretli… Ki bunların sayısı Türkiye’de gayriresmî olanları saymıyorum resmî rakamlarla 5 milyon 300 bin insanı ilgilendiren bir belirlemedir bu asgari ücret belirlemesi. Günde kişi başına -yani 5 kişilik bir ailede- sadece 5,5 simit düşüyor. Yani asgari ücretliye reva görülen bu parayla 1 kişi ancak günde sadece 5 tane simit alabiliyor. Ayranı, çayı zaten unutsun gitsin; sadece simit alsa bununla bile baş edemeyecek durumdadır, alamayacak duruma gelmiştir. Dolayısıyla, bu konunun gündeme gelmesi ve acilen emekçilerin sorunlarının giderilmesi konusu Meclisin öncelikli görevleri arasında yer almalıdır.

Son dönemlerde siyaset ve yolsuzluk konuları iç içe geçti ve çokça tartışılıyor. Açık ve net bir öneri getiriyoruz: Kim ki kirliliğe bulaşmışsa hesabını vermek durumundadır. Öyle görünüyor ki kirliliğe bulaşanlar artık gizlenemeyecek duruma da geldi. Bizim, dört parti grubunun birer temsilcisinin geçen sene tam dokuz ay üzerinde çalışarak hazırlamış olduğu siyasi etik yasa tasarısı Meclis Başkanlığında duruyor. Bizim grubumuz dışında, diğer grupların hiçbiri “Bunu öncelikli olarak gündeme alalım ve bu sorunu kökten çözelim.” demedi. Özellikle iktidar partisi grup başkan vekilleri bu tasarının Meclis gündemine gelip yasalaşması konusunda takoz koydular. Siz siyasetin kirlilikten, vesayetten arınmasını arzu ediyorsanız, çalışması yapılmıştır ve dört parti grubunun birer temsilcisinin altında imzası bulunan tasarıyı, siyasi etik komisyonu tasarısını Meclis gündemine getirirsiniz. Böylelikle Meclisi her türlü vesayetten kurtarma şansına sahip oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Yeni yasama döneminde bu konunun gündeme alınmasını ve kabul edilmesini arzu ediyoruz. Bunu yapmadığınız sürece biz daha çokça yolsuzlukları konuşmuş oluruz, çokça vesayet konuşmuş oluruz ama havanda da su dövmüş oluruz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, 2014 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şüphesiz, bu 2014 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarında Türk milletinin iradesini temsil eden milletvekillerimizin kaldırdığı parmakların vicdanlarına göre hareket etmesi dileğimi de bu vesileyle paylaşmak istiyorum.

Aslında, bugün sayın bakanlar atandı, Cumhurbaşkanlık tezkeresi okundu; özetle, rüşvet ve yolsuzluk yolunda pert olmuş, “Niyazi olmuş” 61’inci Hükûmetin bakanlarının yeni bir atama yapıldığına şehadettir. Gerçekten, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde son bütçe oylamasıyla, o oylarınızla akladığınız Bakanlar Kurulunun maalesef yerlerinde yeller esiyor, birçok bakan yok. Dolayısıyla bu Bakanlar Kurulu, 61’inci Hükûmet, tamamen rüşvet ve yolsuzluk yolunda pert olmuş, “Niyazi Olmuş” bir hükûmettir; tablo bunu ortaya koyuyor. Ancak, zihniyetin bu değişikliklerle değişmediği de gayet açık ve net ortaya çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, İstiklal Marşı, Türk milletinin istiklaline uzanan elleri kıran, şanlı bir Millî Mücadele’nin ezeli ve ebedi mesajıdır. Bugün maalesef “istiklal” ifadesi istikbal arayışına kılıf olarak kullanılmaktadır. Özellikle rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üstünü örtmek için “istiklal” kelimesinin kullanılmasını esefle kınadığımı ifade etmek istiyorum.

Mehmet Âkif Ersoy -İstiklal Marşı’nın yazarına verilen- ödüllü olduğu için bu yarışmaya katılmamıştı ve bu ödülün kaldırılması üzerine İstiklal Marşı’yla ilgili yarışmaya katılmış ve kendisinin yazdığı marş, Türk milletinin ezeli ve ebedi İstiklal Marşı olmuştur. Maalesef bugün “istiklal” ifadesi, ayakkabı kutularına yerleştirilmiş hediyelerin üstünü örtmek için kullanılmaktadır. Bunu da esefle kınadığımı ifade etmek istiyorum.

Biraz önce İstiklal Marşı’ndan beyitler okuyan değerli kardeşim, o İstiklal Marşı şairinin hediyelerle yapılan bir yarışmaya katılmayarak iradesini kullandığını gösterince, inşallah… Düşündüm, bu hediyelerin, ayakkabı kutusu içerisinde yer alan hediyelerin üstünü örtmek için “istiklal” kelimesini kullanmasını da kınamasını beklerdim bir Burdur milletvekili olarak her şeyden önce.

Değerli milletvekilleri, 2013 yılını gerçekten yoğun tartışma ve yaygın iftira, yıldırıcı kamplaşma, yozlaştırıcı bağ ve bağlantılarla geride bırakmış bulunuyoruz. 2014 yılının da başlangıcı aslında bunlarla ilgili. Maalesef, Sayın Başbakanın, açıkçası, arkadaşı, AKP genel kurullarının şeref konuğu olan Barzani, yeni yıl mesajında, 500’üncü yıl dönümünü kutladığımız Çaldıran Savaşı’nın Kürdistan’ı böldüğünü ifade ediyor ve 2014 yılının, işte, topraklarına kavuşma yılı olması gerektiğini diyebiliyor. Bu zihniyetin Türk milletinin asil evladı olan Kürt kökenli kardeşlerimiz üzerinde, Türk toprakları üzerindeki bu haydutça yaklaşımını kınıyorum. Gönül isterdi ki Barzani’nin bu hasmane tutumu ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü üzerindeki bu hasmane yaklaşımı üzerine Bakanlar Kurulundan ya da AKP’den birileri de bu Barzani’ye bir laf söylesin. Ama maalesef, anlaşılan o ki Diyarbakır’da Kürdistan’a selam söylemenin boyutunun, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik, birleşik Kürdistan’ı oluşturmaya yönelik bir girişim olduğunu da bu ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan, yılın bugünlerinde, maalesef devletin kurumları, TMSF, siyasi olarak âdeta AKP’nin “havuç ve sopa”sı olarak kullanılmaktadır. Bakın, AKP sıralarından istifa eden bir milletvekilinin görevine son verilmiştir. Neden? AKP’li olursa yoluna devam, AKP’li olmazsa işine son. Böyle bir anlayışla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu nasıl milletin hakkını hukukunu koruyacak? Demek ki bundan önceki atama da siyasi idi, şimdi de siyasi. TMSF bundan önce de özel şirkete İzmir’in AKP İl Başkan Yardımcısını atamıştı. Yine, AKP’li eski bakanları özel sektöre yönetici olarak atamıştı. Türkiye giderek bir parti devleti hâline dönüşmüştür. TMSF’nin takındığı bu tutum, AKP’nin devlet imkânlarını kullanmak suretiyle doğrudan doğruya bu hakları ve sorumlulukları kendi tercihleriyle siyasi amaçla kullandığını gayet açık ve net ortaya koymaktadır.

Evet, 2013 yılı, esas itibarıyla, bakıldığında, Başbakan Erdoğan’ın kırıcı üslubu, kutuplaştırıcı siyaseti, nefreti özendiren dili, barış ve kardeşliği budayan tavrı, şuurunu kaybederek dolduruşa gelenlerin kefene büründürüldüğü bir yıl olarak sona ermiştir. Gerçekten, siyasi sorumluluk mertebesinde bulunan şahısların serin kanlı olmaktan uzaklaştığı, insaf ve vicdanla iplerini kopardığı, akıl ve sağduyudan tehlikeli bir şekilde savrulduğu gözükmektedir. Siyasi ihtirasa gem vurmak yerine anlaşmazlıkları derinleştirecek, insanımızı birbirine düşürerek akla, hayale sığmayacak kasti yanlışları siyaset zannedecek kadar küçülmüş, değer ve vicdan aşınmasına uğramıştır.

2013 yılında maalesef milletimiz için devlet kilitlenmiştir; ekonomi tıkanmış, siyaset tükenmiş, sosyal yapı dağılmış, spor buruşmuş, sanat tahrip edilmiş, özgürlükler tırpanlanmış, fişlemeler artmış, demokrasi duraklamıştır. Buna karşın terörist emeller kamçılanmış, PKK muhatap alınmış, meşrulaştırılmış, silahlı bir şekilde bu coğrafyada varlığı AKP tarafından kabul edilmiştir.

Maalesef, 2013 yılı, milletimizin kaderinin eli kanlı katillere mahkûm bırakıldığı bir yıl olmuştur. Millî birlik ve bütünlüğe verilen zararın yanında devletin otoritesi vatandaşlarımız nezdinde güveni zayıflatmış ve zaafa düşürülmüştür. Doğu ve güneydoğuda PKK paralel devleti âdeta kurtarılmış bölge stratejisiyle derinleştirilmiş ve PKK’nın bölgede asayiş birimleri kurması, mahkemeler kurması ve vergi toplamasına kadar götürülmüştür.

Geride bıraktığımız 2013 yılı ayrışma, çözülme, bölünme, ihanet ve teslimiyetle doludur. 17 Aralıktan bu yana gündemi saran rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, Türkiye’nin nasıl ve tehlikeli bir soygun düzeniyle karşı karşıya olduğunu alenileştirmiştir. Âdeta devletin içerisinde paralel devletle Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvet devleti oluşturulmuş, kara para aklama, örümcek ağları kurulmuştur. Kara para döngüsü Hükûmeti esir almıştır. Hukukun tecelli etmesi açısından, Türkiye’nin aklanıp temizlenmesi bakımından gündemdeki hukuki sürecin devamı maalesef sağlanamamış, soruşturmalarda mahkemelerin aldığı mahkeme kararı fiilî olarak uygulanmamıştır. Fiilî olarak mahkeme kararlarını uygulamayanlar, bizatihi Anayasa’ya darbe vurmuşlardır. Başbakan Erdoğan’ın mahkemelere, savcılara, hâkimlere kara çalması kendisini ve etrafındakileri kurtarmak için şüpheleri başkalarının üzerine çekmesi, kesinlikle, esas itibarıyla, suçlamaların doğru olduğu kanaatini güçlendirecektir.

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını komplolarla izah etmek, dış bağlantılarla itham etmek, paralel devlete atfetmek, pişkinlik şöyle dursun, milletimizin ferasetiyle alay etmektir. Esasen, Türkiye, paralel devletin yanında, paralel hükûmet, paralel başbakan, paralel siyasetle yüz yüzedir. 2013 yılı rüşvet ve yolsuzluk sarmalının deşifre edildiği, namuslu ve vatanperver hukuk insanlarının devreye girdiği bir yıl olarak anılacaktır ama 2013 yılı aynı zamanda rüşvet ve yolsuzluğun üstünü örten bir Hükûmet için kara bir yıl olarak algılanacaktır. Bu bakımdan, 2013 yılında ortaya çıkarılan bu rüşvet ve yolsuzluk çarkına kim ya da kimler dâhilse 2014’te mahkeme önüne çıkartılmalı ve hukukun üstünlüğüne riayet edilmelidir.

2014’te teslimiyete, bölücülüğe, yolsuzluğa yani AKP’ye karşı milletimizin geçit vermeyeceğine yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle 2014 yılının milletimiz, devletimiz, Türk-İslam âlemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, siz değerli milletvekillerimizin ve tüm vatandaşlarımızın yeni yılını tebrik ediyorum.

Teşekkür ederim.

Saygılarımla. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

 

BAŞKAN - Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda boş bulunan ve Barış ve Demokrasi Partisi Grubuna düşen üyelik için Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan  Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek)(x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

9/12/2013 tarihli 26’ncı Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının ikinci bölümündeki 40’ıncı maddesi kabul edilmişti.

Şimdi, 41’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri geliş sırasında göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 41. Maddesinde  "tarafından " ibaresinden sonra gelmek üzere "ülkemizdeki en gelişmiş teknolojilerden faydalanarak" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı                    Özgür Özel                Nurettin Demir

  Mersin                             Manisa                          Muğla

Süleyman Çelebi       Selahattin Karaahmetoğlu

    İstanbul                            Giresun

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 41. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Cemalettin Şimşek                    S. Nevzat Korkmaz          Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Samsun                                 Isparta                           Osmaniye

          Ali Öz                            Mustafa Erdem

          Mersin                                 Ankara

Madde 41: 2238 sayılı kanunun 11. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu kanunun uygulaması ile ilgili olarak tıbbi ölümün gerçekleştiğine, biri kardiyolog, nöroloji veya nöroşirurjiyen biride anesteziyoloji ve reanimasyon veya yoğun bakım uzmanından oluşan iki hekim tarafından kanıta dayalı tıp kurallarına uygun olarak oy birliği ile karar verilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet…

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Cemalettin Şimşek…

BAŞKAN – Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili… (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de konuşmama başlamadan evvel 2014 yılının milletimize, vatanımıza ve ailelerinize, hepinize hayırlar getirmesini diliyorum, başarılar diliyorum.

480 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 41’inci maddesiyle alakalı olarak Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle değerli heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, aslında, ülkemizde meydana gelen, bize göre demokrasi ve hukuk devleti adına çok vahim olan olaylar silsilesine baktığımızda bu madde hakkında verdiğimiz değişiklik önergesinin çok da fazla anlamı yok diye düşünüyorum. 17 Aralıkta ortaya çıkan bu büyük, bu vahim yolsuzluk olayları, bu lağım patlaması ve bu normal insanın kaldıramayacağı mide bulandıran olaylar gerçekten çok üzücüdür.

Öncelikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu olayın peşini bırakmamalı, Meclis araştırması dâhil ne yapması gerekiyorsa yapmalıdır, ama asla bunun peşini bırakmamalıdır. Yoksa, Başbakanın deyimiyle, bu fakir fukaranın, garip gurebanın iki eli yakamızda olacaktır. Benim vatandaşım bir lokma ekmeğe muhtaç iken, öte yandan milyar dolarları haksız olarak cebe indirenlerden hesap soramazsak vah bizim hâlimize, vah bu Meclisin hâline diyorum!

Değerli milletvekilleri, insanoğlu çiğ süt emmiştir. Bütün dünyada zaman zaman olduğu gibi bizim ülkemizde de bu tip olaylar olabilir. Fakat, Ulu Önder Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin bir mısrasında söylediği gibi, bundan daha vahim ve daha elim olmak üzere, bu yolsuzluk işi ortaya çıktıktan sonraki gelişmeler ülkemiz açısından gerçekten çok daha vahimdir. Bugünkü görüştüğümüz kanunun eksik ya da fazla olması çok da o kadar önemli değildir.

Milliyetçi Hareket Partisi, bu Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın mantığına, içeriğine karşı olduğu için elbette ki bugünkü gelen yasanın bu maddesine de, bu yasaya da karşıdır.

Değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ama 17 Aralık operasyonu sonrası gelişmeleri tekrar hatırlayalım diyorum.

Operasyon sonrası, Hükûmet, ilk şaşkınlığını atar atmaz önce operasyonu yapan polis müdürlerini görevden aldı. Neydi gerekçe? Amirine itaatsizlik. İçeriği ise yapılan adli operasyonu amirlerine haber vermemek. Polisler şaşkına döndüler. Bizim ülkemizde adli kolluk yoktu ve polis adli bir olayı takip ederken adli yönetmelik gereği savcının emrine giriyor ve yürütülen soruşturmayı savcı hariç kimseyle paylaşmıyordu. Hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı prensibine göre de böyle olması gerekiyordu. Olaylar böyle bir biçimde, hukuk devleti ilkeleriyle izah edilemeyecek durumda devam ederken 25 Aralık tarihinde savcı kendisine intikal eden bilgi ve belgelerden oluşturduğu ayrı bir dosyayı mahkeme kararı çıkarttırarak kolluğa dosyadaki mahkeme kararında verilmiş olan gözaltıların yerine getirilmesi için talimat veriyor; ancak, bu arada mevcut İstanbul Emniyet Müdürü de bir gece yarısı operasyonuyla değiştiriliyor, dolayısıyla yeni atanan polis şefleri gizli olması gereken bu soruşturmadan amirine haber veriyorlar ve mahkeme kararı uygulanmıyor. Arkasından, savcı dosyadan el çektiriliyor. Bu arada, Adli Kolluk Yönetmeliği de hukuka aykırı ayaklar altına alınıyor. İnsanların kanı donuyor, insanlar büyük bir endişeye sevk ediliyor fakat ifade ettiğimiz gibi, bundan daha elim ve vahim olan şey bu süreçte Başbakanın takındığı tavırdır.

Değerli milletvekilleri, bu süreçte Başbakan büyük bir paniğe kapılıyor. O Kasımpaşalı, yürekli Başbakan gidiyor; yerine, kendine karşılama törenleri düzenlettiren, arka arkaya meydan mitingleri düzenleyerek savcıları, hâkimleri, HSYK’yı, polis şeflerini tehdit ederek “Millî iradenin önünü kesiyorlar.” deyip suçüstü yakalanmanın telaşıyla vatandaşa sığınmaya çalışıyor, kendisini millî iradenin yerine koyuyor. Buradan Sayın Başbakana hatırlatmak isterim ki: Sen millî iradeyi temsil etmiyorsun, senin temsil ettiğin irade çoğunluk iradesidir. Millî irade, yüce Meclisin çatısı altında olan siz değerli milletvekillerinin tamamıdır millet iradesi.

Değerli milletvekilleri, bu çalışmalar bu şekilde devam ederken Sayın Başbakan aynı tavrını devam ettiriyor ve hukuksuzluk olabildiğince ülkemizde devam ediyor diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tekrar görüşmek dileğiyle. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 41’inci Maddesinde "tarafından" ibaresinden sonra gelmek üzere "ülkemizdeki en gelişmiş teknolojilerden faydalanarak" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                                                        Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Haberal, Zonguldak Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HABERAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 2014 yılının hepimiz için sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçmesini temenni ediyorum.

Ülkemizde organ transplantasyonu artık hepimizin gurur duyacağı bir seviyeye gelmiştir. Burada Sağlık Bakanlığının zaman zaman 2238 sayılı Yasa ve 2594 sayılı Yasa’da bazı değişiklikler yapmaya çalıştığını görüyorum. Önce, şu soruya cevap vermek lazım: Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti organ transplantasyonu konusunda o noktaya geldiyse nasıl geldi? Şüphesiz bu yasalarla geldi. O zaman, acaba neden bu yasalarda daima böyle değişiklik öneriyoruz, sebebi nedir?

Değerli milletvekilleri…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şurayı uyarabilir misiniz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen dışarıda sohbet edin.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çay ister misiniz?

BAŞKAN – Lütfen ama…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çay gönderelim.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Burası sohbet yeri değil, burası kanun yapma yeri.

MEHMET HABERAL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, organ transplantasyonlarda organ ve dokular ya yaşayan insanlardan -ki işin başlangıcından beri birinci derecede, ikinci derecede akrabalar tercih edilmekte- veya ölen vatandaşlarımızın organları veya dokuları alınmak suretiyle yapılmaktadır. Maalesef, bu, ülkemizde çıkarılmış 2238 ve 2594 sayılı yasalara rağmen ülkemizde hâlâ canlıdan transplantasyon yüzde 75 civarında, ölen vatandaşlarımızdan alınan organların ve dokuların oranı ise yüzde 25 civarındadır, daha fazla değil. Acaba neden böyle? Tabii, ben her zaman söylüyorum hasta olmak, hasta sahibi olmak, hele hele ölü sahibi olmak çok kolay değildir. Biz hekimlerin görevi hastalarımızı sağlığına kavuşturup toplumumuza kazandırmaktır ama maalesef burada vatandaşlarımızın gerçekten bize olan güveninin acaba bir sarsılması  sonucu mu veyahut da bize güvenmemeleri sonucu mudur ki biz ölen vatandaşlarımızın organlarından yeteri kadar yararlanamıyoruz? Birçok insanımız sağlam organıyla yaşamını kaybedip aramızdan ayrılırken, birçok insanımız da bu organlara ihtiyaç duyarak yaşamını maalesef kaybetmektedir.

Dolayısıyla, biz, eğer insanlarımıza, hasta sahiplerine “Hastalarımıza tıbbın bütün imkânları uygulandı ama buna rağmen onları kurtaramadık.” güvenini verirsek, inanıyorum ki bugün ülkemizde bulunan birçok kronik organ hastası bu ölen vatandaşlarımızın organlarından yararlanmak suretiyle yeniden yaşam kazanacaktır. Burada daima üzerinde durulan ve âdeta bir mazeret gibi gösterilen 2238 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesinde: Bir hastaya beyin ölümü teşhisi koymak için 4 hekim önermiştik.

Değerli milletvekilleri, 1979’u düşünelim. 70’li yıllarda o komisyonlarda tartışırken gerçekten milletvekilleri ve senatörlerin çok önemli gayreti olmuştu ama benim için en zor olan tarafı onları inandırmak, onları gerçekten “Bir beyin ölümü teşhisine nasıl karar verilir?”e getirmekti. Onun için ben Avrupa’dan, Amerika’dan ölen insanların organlarını getirmiş, onları göstermiştim. Dolayısıyla, eğer bir hastanede gerçekten bu hekimler yok ise yani bir kardiyolog, bir beyin cerrahı, bir nörolog, bir anesteziyoloji uzmanı yok ise biz zaten o hastanede bir beyin ölümü teşhisi koyamayız. Dolayısıyla, belki beyin cerrahı veya nöroloğu alterne edebiliriz ama mutlaka kardiyolog, beyin cerrahı, nöroloğ veya anesteziyoloğun olması gereklidir. Kaldı ki beyin ölümü teşhisi konacak hastaların birinci derecede hekimi olan kişinin bu grup içerisinde bulunmaması gereklidir.

Özetle, biz önce hastalarımıza ve hasta sahiplerimize, kendilerine tıbbın bütün imkânlarını uyguladığımızı göstermek zorundayız, onları inandırmak zorundayız. Eğer bunu yaparsak inanıyorum ki sağlam organlarıyla yaşamını kaybeden hastalarımız birçok kronik organ hastası için yeniden yaşam kaynağı olacaktır. Onun için yani burada yasayı değiştirmek veyahut da yasaya ilave edip, doktorun sayısını azaltmak önemli değil, önemli olan insanlarımızın güvenini kazanmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET HABERAL (Devamla) – Dolayısıyla, yasayı değiştirelim, doktor sayısını azaltalım, arttıralım meselesi değil, önemli olan, insanlarımıza, gerçekten vatandaşlarımıza biz hekimlere güveni sağlamaktır.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Madde kabul edilmiştir.

42’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e l'inci Ek sıra sayılı Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 42. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                                        Ali Öz                                     Mehmet Doğan Kubat

                      İstanbul                                              Mersin                                              İstanbul

                    Recep Özel

                       Isparta

 

Madde 42- 2238 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "veya beyan" ibaresi "ibraz edilmedikçe", beşinci fıkrasında yer alan "ve adli kovuşturma ile ilgisi olmayan" ibaresi "ölü muayenesi veya otopsi işlemi tamamlanmış" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Tıp eğitimi için gerekli olan kadavranın yurt içinden yeteri kadar temin edilememesi hâlinde, kadavra veya kadavra parçası, soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar yoluyla ölmüş kimselerden temin edilmemiş olması kaydı ile yurt dışından temin edilebilir. Kadavra veya kadavra parçası temini ile yurt dışından kadavra temin edecek kişi veya kuruluşların yetkilendirilmesine dair usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tıp fakültelerinde eğitim için kadavra bir ihtiyaçtır. Yapılacak düzenleme yerindedir. Ancak kadavra temininin insan hakları ihlallerine çanak tutacak şekilde olması öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

43’üncü maddede iki adet aynı mahiyette önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791,2/159,2/401,2/592,2/7692/1049)'nun 43. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                    Nurettin Demir

                      Mersin                                              Manisa                                               Muğla

              Süleyman Çelebi                      Selahattin Karaahmetoğlu

                     İstanbul                                            Giresun

 

Madde 43- 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasından "ve yan dal uzmanlık" ibaresi çıkarılmış, ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Ancak beşinci ve altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile Bakanlar Kurulunca tespit edilecek il merkezi ve il merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirenler, tekrar Devlet hizmeti yükümlüsü olduklarında istekleri dışında bu yerlere atanamazlar."

Diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Vural                                         Alim Işık                                        Oktay Öztürk

                        İzmir                                              Kütahya                                            Erzurum

                 Lütfü Türkkan                                     Emin Çınar                                           Ali Öz

                      Kocaeli                                          Kastamonu                                           Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın özellikle bu maddesinde şunu ifade ediyoruz, diyoruz ki: Hekimler, Türkiye’de zor şartlarda eğitimlerini tamamladıktan sonra, Türkiye’deki hiçbir kamu kurum ve kuruluşunda muhatap olunmayan bu mecburi hizmet serüvenine her defasında yenileri ilave edilerek sürekli üzerlerine ek külfet, yük getirilerek devam etmekteler.

Şimdi şöyle bir hesap yapacak olursak, normalde ortalama 23 yaşında tıp fakültesini bitiren, tıp fakültesinden mezun olan bir insanın, ana bir dalda ihtisas yapmak üzere minimum dört veya beş yıllık geçen süresini de ilave ettiğiniz zaman, araya mecburi hizmetlerini de koyarsanız, öncelikle temel tıp eğitimini tamamlayıp pratisyen hekim olarak göreve başladığı süre içerisindeki bir yılını koyarsanız, daha sonra tıp eğitiminde uzmanlaşma adına dört veya beş yıllık eğitiminden sonra geriye kalan kısmını tamamlayıp yine bir mecburi hizmet daha koyarsanız, bir aile kurması nereden bakarsanız bakın 31-32 yaşlarına tekabül etmekte. Yani bu ülkenin gerek toplumsal sağlığı gerek bedensel sağlığı gerek zihinsel sağlığı noktasında her türlü gayreti gösteren, fedakârca elinden gelen tüm çabaları sarf eden bu insanlara, bu meslek grubuna, özellikle ana daldaki uzmanlıklarından sonra yeni bir yan dal olarak ihtisas yaptıklarından, onu tamamladıktan sonra 3’üncü kez yeniden bir mecburi hizmet koymanın adil bir davranış olmadığı kanaatindeyiz.

Türkiye’de hekimlerin özlük hakları noktasında, bu kanun maddesini görüşmeye başladığımız andan itibaren de ifade ettiğimiz üzere, özellikle on birinci yılını doldurmuş olan, Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla Türkiye’de sağlık alanında çağ atlattığını ifade eden Hükûmetin, iktidarınızın, maalesef sağlık çalışanlarının özlük hakları gündeme geldiğinde, her defasında değişik bahanelerle bu işten âdeta yan çizdiği görülmekte. Bütçe görüşmeleri aşamasında Maliye Bakanına da yönelttiğim soruda ifade etmiş olduğum üzere, bu hekimleri, 76 milyonun her gün yirmi dört saat insanların kapısını çaldığı, aşındırdığı, zor şartlar altında hizmet veren bu grubu, ne hikmetse göz ardı ediyorsunuz.

Sayın Sağlık Bakanına da daha önce de ifade ettiğim gibi, Mecliste her grupta bulunan, özellikle hekim ve sağlık kökenli milletvekillerinden yüksek bir arzumu huzurlarınızda ifade etmek istiyorum: Bu, haksız bir talep değildir. Maliyeyi, ülkenin bütçesini, Türkiye'nin, özellikle 17 Aralık sürecinden sonra oluk oluk başka yerlere akan paraları gördükten sonra, hekimler adına gerçekten bir kez daha düşünüp gereğini yapmak bu yüce Meclisin görevi olsa gerektir diye düşünüyorum. Bugün, emekli olan uzman hekimlerin emekliliklerinden sonra yeni iş arayışları devam ederken, hayatlarını idame etme noktasında bu zorlukları çekerken hiçbir bahanenin özlük haklarındaki iyileştirmeye engel olmayacağı kanaatini taşıyorum. Burada bu kanunun üniversitelerdeki Tam Gün Yasası’yla beraber çok sayıda alanda yeni düzenlemeler getirdiğini biliyoruz, nöbet ücretlerinde kısmi de olsa iyileştirme teklif ettiğini görüyoruz ancak iş sadece bununla kısıtlı, iş sadece bununla sınırlı olmamalı. Hiçbir kamu kurum ve kuruluşuna dikte ettirilmeyen, yaptırılmayan… Hekimlere mecburi hizmeti önce kaldırıp daha sonra değişik adlar altında getirmiş olmanıza rağmen, en azından yan dal uzmanlık sınavını bitirmiş olanları mecburi hizmetten muaf tutmanın aslında onların -bizim verdiğimiz bir lütuf değil- hakkı olduğuna inanıyor, 2014 yılının tüm sağlık çalışanlarına, yüce Türk milletine, Parlamentomuza hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergenin üzerinde söz isteyen Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve tutuklu milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. Tasarının 43’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, tıp fakültelerinden ve eğitim hastanelerinden mezun olan tabip ve uzman tabiplerin zorunlu hizmet yükümlülüğüyle ilgili yasal düzenlemede mecburi hizmetin tüm hekimler için eşit koşullarda uygulandığı ortadayken, siz, bu tasarıyla Bakanlar Kuruluna yetki vererek “Bazı il merkezleri ve bunlara bağlı yerleşim yerlerinde devlet yükümlülüğünü yerine getirenlere yeniden bir devlet yükümlülüğü doğar ise bunlardan fikir alınmadan başka yerlere atanamaz.” diyorsunuz. Bu, daha önceki yönetmeliklerde ve yasalarda belirlenmiş eşitlik ilkesine aykırıdır. Mecburi hizmet yükümlülüğü varsa tüm hekimler için eşit vardır, bazılarını kayırmaya gerek yok. Özellikle bunu Bakanlar Kurulu kararı aracılığıyla yapmanızı doğrusu yadırgamış bulunuyorum. Eğer bazı bölgelerde mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirirken, Sayın Bakanım, “Mahrumiyet bölgesi, bunları değerlendirmek gerekir.” diyorsanız -Sayın Bakanım, beni dinlerseniz sevinirim- sosyalizasyon puanı dediğimiz, ek ücret dediğimiz, orayı kendi istekleri doğrultusunda teşvikiyle çözmeniz mümkün.

Yine, Sayın Bakanın Komisyonda da ifade ettiği gibi, bu mecburi hizmet yükümlülüğüne getirilen bir başka konu da: Yurt dışında görev yapan 2.500 civarında meslektaşımız var. Sayın Bakan diyor ki: “Türkiye’de hekim açığı var, hekim açığını kapatmak için ben bu hekimlerden yararlanmak istiyorum.” Hayhay, biz de buna katılıyoruz Sayın Bakanım. Ancak, yurt dışına giderken mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyen, hatta Türkiye’de mecburi hizmetten kaçıp Azerbaycan, Bulgaristan, Balkan ve Kafkas ülkelerinde mecburi hizmet yapan hekimleri, şimdi “Türkiye’nin ihtiyacı var.” diye bunları mecburi hizmetten muaf tutmak doğrusu akıllara sığmaz, vicdana da sığmaz.

Bir hekim olarak Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Siz, mecburi hizmet yükümlülüğünden kaçıp tekrar Türkiye’ye gelene hem özel ya da kamu hastanesinde bir norm kadro vermek ve onları yükümlülükten kurtarmak vicdanınıza sığıyor mu?

Değerli milletvekilleri, vaktimin kalan kısmında Türkiye’deki sağlık sisteminin getirdiği değişikliklerden, olumsuz yönde, en çok etkilenen aile hekimleriyle ilgili bazı noktalara değinmek istiyorum. Getirilen yasada, aile hekimlerine özellikle acil servislerde nöbet tutturmak istiyorsunuz. Sayın Bakanım -Sayın Bakan beni dinlemiyor, Komisyon Başkanıyla görüşmenize devam ediyorsunuz ama ben yine de ifade edeyim Sayın Bakanım- hangi maddeyle, hangi yasal uygulamayla acil servislerde aile hekimlerine nöbet tutturuyorsunuz? Aile hekimliği bir sözleşmeydi. Kaldı ki sözleşmede, yönetmeliğin 10’uncu maddesinde esas olarak nöbet tutturulmaması dururken, acil ihtiyacı karşılamak amacıyla aile hekimlerine bu nöbet tutturmaktaki amacınız ne? Dönem dönem, sizin açıklamalarınızdan şunu görüyorum, diyorsunuz ki: “Aile hekimlerine kendi branşlarında bazı hizmet içi eğitimlerini artırmak için hastanelerin acil servislerinde nöbet tutturuyoruz.” Sayın Bakanım, komisyonda da size ifade ettim. Acil servislerde, günde ortalama 750-800 hastanın bakıldığı bir ortamda hangi aile hekimi hizmet içi eğitiminden ya da eğitimden geçmiş olacak?

Kaldı ki bir başka sıkıntı daha var. Aynı aile hekimleri kendi alanlarında, kendi sağlık ocaklarında, kendi bulunduğu yerlerde hasta baktıktan sonra gidip on altı saat bir hastanenin acilinde hizmette bulunacaklar, ertesi günü kalkıp yine kendi bölgelerinde, kendi aile sağlık ocaklarında hizmet verecekler. On altı saatten sonra bunların kendi hastalarına bakmalarının ne kadar vicdana ve ne kadar etik değere tabi olduğunu size bırakıyorum.

Kaldı ki bir başka sıkıntı daha var bunlarda. Sadece nöbetle ilgili kısmı değil, adli uygulamalarda, cenazelerin defin ruhsatlarında ve performansa dayalı gebe ve bebek takiplerinde yine bir asılsızlık ve usulsüzlük var, usulsüzlük demeyeyim de keyfî uygulama var. Mesela, bağlı bulunduğum Kocaeli’nin bazı ilçelerinde, sağlık müdürlüklerine, toplum sağlık merkezlerine bağlı bazı yerlerde nöbet tutulurken bazı yerlerinde tutulmuyor. Adli uygulamalar, polis veya kolluk kuvvetleri, aile hekimini istedikleri saatlerde, istedikleri zaman kendi yerlerinden alarak cenaze defin işlemlerinde kullanmaktadırlar. Bunu vicdanlarınıza bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Bakan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.51

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesi üzerinde aynı mahiyetteki iki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır; önergeler kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

44’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 44'üncü maddesinde geçen "ücret alınmaz." ibaresinden sonra gelmek üzere, "Ancak 2547 sayılı kanun gereğince hizmet veren öğretim üyeleri mesai sonrasında gönüllü hizmet vermek istiyorsa, bu kapsam dışında tutulur.” cümlesinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu

                      İstanbul                                              Giresun

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Oktay Vural                                      Lütfü Türkkan                                     Oktay Öztürk

                        İzmir                                                Kocaeli                                              Erzurum

                       Ali Öz                                            Emin Çınar                                          Alim Işık

                       Mersin                                            Kastamonu                                            Kütahya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerde söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda Tam Gün Yasası olarak bilinen bu yasayla alakalı olarak grubumuzun verdiği önerge hakkında konuşacağım.

Sayın Bakan, siz, tüm Türk milletinin sağlığından sorumlu olduğunuz kadar biz milletvekillerinin de sağlığından sorumlusunuz ama sadece buradakilerin değil, cezaevindeki milletvekillerinin de sağlığından sorumlusunuz. Ben geçtiğimiz günlerde Sincan Cezaevinde -yaptığım bir ziyarette- ziyaret salonunda Sayın Bahattin Şeker’le birlikte Engin Alan Bey’i anca paltoyla beraber ziyaret edebildim. Engin Alan Bey rahatsızdı, grip olmuştu. Onunla beraber bütün mahkûmlar grip olmuştu. O soğuk bekleme salonunda, görüşme salonunda biz bir saati bekleyemeden, görüşme zamanımızı bekleyemeden orayı terk etmek zorunda kaldık.

Buradan Hükûmetinize sesleniyorum: Milletvekilinin sağlığına bu kadar önem vermeyen bir Sağlık Bakanı, İmralı’daki mahkûma da aynı duyarsızlığı gösteriyor mu, yoksa orada “Saçım döküldü.” deyince uzmanlar kurulunu mu gönderiyor? Bu konuyu dikkatinize sunuyorum.

Sayın Engin Alan cezaevinde. Sebebi ne? Sebebi belli. Sebebi, sadece Sayın Başbakan tören alanına geldiğinde ayağa kalkmaması. Bunun bedelini dört yıldır  tutsak olarak ödüyor. Evet, tam dört yıldır Engin Alan, İstanbul Milletvekili, tutsak. Engin Alan’ın içeriye atılması sırasında yapılan operasyona alkış tutanlar şimdi kalkmışlar, “Bize operasyon yapılıyor.” diyorlar. Kim yapıyor? Kimin yaptığından ziyade -operasyon yapılan- sebebi daha önemsiyor Türk toplumu. Zira Engin Alan ayağa kalkmadı diye operasyon yapan güçler, şimdi hırsızlara, rüşvetçilere, soygunculara operasyon yapıyor ve bu operasyonu dış güçlerin gücü olarak, dış güçlerin bir oyunu olarak gören bir Hükûmetimiz var.

Ben buradan Meclisteki bütün arkadaşlarımıza son gelişen olaylarla ilgili birkaç şey hatırlatmak istiyorum. Ercan Vuralhan vardı, Anavatan Partisinin Millî Savunma Bakanı. Bir dönem derlerdi ki “Sabancı mı, Ercan mı?”, öyle bir para sahibi olduğu konuşuluyordu. Niye? Savunma Sanayii Müsteşarlığı o zaman savunma sanayi ile ilgili ihalesiz alımlar yapıyordu, çok ciddi dedikodular çıkmıştı. Gerçekten, yaşamı da o dedikoduları doğrulayacak şekildeydi ama aynı Ercan Vuralhan iki ay boyunca kaldığı otelin ücretini ödeyemediği için eşini otelde rehin bırakmak zorunda kaldı, kendisi de dışarı çıktığında yasak çekten dolayı tutuklandı. Tamah etmeyin. Buğday fıçısını hatırlayın. Fare, o buğday fıçısına girene kadar zorlanır, girer. Girince, bütün o buğday fıçısını bitireceğini zannedip hepsini yer ama dışarı çıkmaya kalktığında dışarı çıkma şansı yok, oradan bütün yediklerini kusarak dışarı çıkmak zorunda. Dolayısıyla, dünya malına bu kadar tamah etmeyin. Gelin, bu Türkiye size oy verdi, bunun gereğini yapın.

Ben, hukukçu değilim. Engin Alan’ın tutukluluğuyla ilgili çalışma yapan bir kardeşinizim. Sayın Engin Alan’ın, hâlen hapiste tutulmasının kesinlikle yasa dışı olduğunu, üstelik bunun akıl, mantık ve vicdana hiçbir şekilde sığmayan Balyoz kararını veren ve onaylayanların bile kabul edeceği kadar basit bir şekilde anlatabileceğini düşünüyorum. Engin Alan tutuklu mudur? Engin Alan milletvekili midir? 2 tane soru var burada. Engin Alan, evet, tutuklu değildir. Zira, hakkında hüküm kesinleşmiştir, Engin Alan hükümlüdür, hapsedilmiştir. İkinci soruyu yanıtlamak daha kolay. Alan’ın şu anda milletvekili olmadığını iddia edebilecek kimse yok, herkes der ki: Engin Alan milletvekili, zira, Adalet Bakanlığı aracılığıyla da mahkeme milletvekilliği kaldırılsın diye tezkere göndermiş.

Bir insanın hangi şartlarda hapsedilebileceği hem Anayasa’nın 19’uncu maddesinde hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci maddesinde listelenmiş. Tutukluluk bu istemin içerisinde. Şimdi, zurnanın zırt dediği yere geleceğiz. Bakın, Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrası, milletvekillerinin bazı istisnai durumlarda tutuklanabilmesine izin veriyor gibi görünüyor ama aynı maddenin üçüncü fıkrası hiçbir istisna getirmeden “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır.” diyor. Ben, burada, herkese diyorum ki: Bu adaletsizliği daha fazla sürdürmeyin, Engin Alan’ı buralara getirin.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, adı tam gün olan ancak tam günden başka her şeyi içinde barındıran bu sakat torba yasanın 44’üncü maddesi üzerine verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Halkımızın sağlığını ticaret konusu yapmayan, sağlığın anayasal bir hak olduğunu kabul eden ve sağlık üzerinden halka yalan söylemeyen milletvekillerini de saygıyla selamlıyorum.

2014 yılının bu ilk toplantısında tüm vatandaşlarımızın eşit, ulaşılabilir, kaliteli ve ücretsiz sağlık hizmeti alabilmelerini diliyorum. Yeni yılda, çocukların, Van’da olduğu gibi üşümemelerini diliyorum. Yeni yılda, çocukların yatağa aç girmemelerini diliyorum, 846 lira asgari ücretle nasıl olacaksa! Yeni yılda, Suriye’de akan kanın bir an önce durmasını ve ülkemin bu akan kana daha fazla ortak olmamasını diliyorum. Yeni yılda, tırlar dolusu silahların ister Türkmen ister Arap ister Alevi ister Sünni hiç kimseye gitmemesini diliyorum.

Az önce burada yemin eden ve bir önceki İçişleri Bakanını aratacağını bize gösteren İçişleri Bakanı “O tırlar, Suriye’ye giden tırlar Türkmenlere gidiyordu.” diyerek ne demek istediğini bize çok iyi bir şekilde ifade etmiştir. O silahlar Türkmen’e de gitse kan akıtacaktır, Arap’a da gitse kan akıtacaktır. Esas, devlet, oraya silah gitmesini engellemek mecburiyetindedir. Devlet, ancak o zaman devletliğini göstermiş olur.

Yeni yılda, yetim hakkı yenmemesini diliyorum. Yeni yılda, yeni yolsuzluklar, yeni rüşvet vakalarının olmamasını diliyorum.

Sayın Bakan, biliyorsunuz, Emniyet Genel Müdürlüğü bir rapor yayımladı. Yayımladığı bu raporda, yolsuzluk konusunda Türkiye’de en çok yerel yönetimlerin, 2’nci sırada da sağlık hizmetlerinin geldiğini beyan etti. Emniyet Genel Müdürlüğünün bu raporu sağlık açısından yüz kızartıcıdır. Bunun da ötesinde, uluslararası şeffaflık örgütleri de şeffaflık konusunda Türkiye'nin çok gerilere düştüğünü bizlere ifade etmiştir.

Sayın Bakan, konu yolsuzluktan açılınca, 112 acil servislerde meydana geldiği iddia edilen yolsuzlukların da yeni yılda açığa çıkarılmasını ve sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmasını da diliyorum.

Yeni yıldaki isteklerim, dileklerim bitmiyor ama kendimiz için değil, halkımız için istiyorum. Yeni yılda tutuklu milletvekilleri olmamasını diliyorum. Yeni yılın bu ilk gününde Sayın Bakan, şu anda biz burada bu yasayı konuşurken bu saçma sapan yasa yüzünden Türk Tabipleri Birliği ve onlarca hekim dışarıda şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde eylem yapıyorlar. Ne eylemi yapıyorlar biliyor musunuz? Tansiyon ölçüyorlar. Ne demek bu? Sizin birazdan bize getireceğiniz bir madde ile -bu tasarıda- hekimlerin acil durumlarda sokaktaki hastalara yardım etmelerini önleyeceğiniz yasa maddesine karşı direniyorlar. Diyorlar ki: “Siz ne yaparsanız yapın, ne kadar yasa çıkarırsanız çıkarın bizim ettiğimiz Hipokrat yemininin üzerinde hiçbir yasa yoktur. Biz, o yeminle, dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan, bize ihtiyaç duyan bütün vatandaşlarımıza yardım etmeye söz verdik, namus şeref sözü verdik.” diyorlar ve bu namus şeref sözünün de gereğini yerine getiriyorlar Sayın Bakan. Yarın bir gün Meclis kapısının önünde siz de düşseniz, hapse girmeyi göze alarak size de yardım edecekler o hekimler, bunu bilesiniz.

Tabii, laf söylemek çok kolay, lafları resme dökmek çok daha zordur. Aynı zamanda sanatçı olan Sayın Doktor Taner Özek, benim bütün bu söylediklerimi bir karikatürle herkese anlatıyor Sayın Bakan. Bakın, bu karikatürü size de gösteriyorum, bu karikatürde diyor ki Sayın Taner Özek: “Bizim ellerimizi kelepçeleseniz de, bizi hapse atmayla korkutsanız da, biz gereğini yapacağız, yeminimizi yerine getireceğiz ve elleri kelepçeli olarak halkımıza yardım edeceğiz.”

Bu madde üzerinde de değerli milletvekilleri, söyleyecek hiçbir şey yok, her tarafı eşitsiz bir madde. Ne demek kamu hastaneleriyle ortak kullanım yapıldığında ek para alınmayacak ama üniversitelerde ek para alınacak? Allah aşkına, Sayın Bakan,  bunu halkımıza bir açıklayın.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

45’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 45. Maddesinde geçen "hastanelerin koordinatörlüğünde veya idari sorumluluğunda olmak" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve ilgili hastanelerin etik kurulunun yazılı onayı alınmak" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                      İstanbul                                              Giresun                                              İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Oktay Vural                                      Lütfü Türkkan                                     Oktay Öztürk

                        İzmir                                                Kocaeli                                              Erzurum

                     Alim Işık                                          Emin Çınar                                            Ali Öz

                      Kütahya                                           Kastamonu                                            Mersin

          Hasan Hüseyin Türkoğlu

                     Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 45’inci maddeye ilişkin olarak vermiş olduğumuz önerge dolayısıyla söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, ikinci gününü yaşamakta olduğumuz 2014 yılının Türk İslam âlemine güzellikler getirmesini Yüce Yaradan’dan diliyorum. Diliyorum ki 2013 yılında Doğu Türkistan’dan Batı Trakya’ya, Kafkaslardan Orta Doğu’ya uzanan coğrafyada varlığını devam ettiren Türk milletinin yaşamış olduğu katliamlar, gözyaşları ve acılar 2014 yılında görülmez, Türk milleti, birliğini, dirliğini, tüm saldırı ve ihanetlere rağmen muhafaza eder.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı, eski Meclis Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin yaptığı bir açıklamada, kendisi Adalet Bakanıyken Yargıtayda görülmekte olan bir dosyanın incelenmek üzere ve görüşü alınmak üzere Pensilvanya’ya, Fethullah Gülen’e gönderildiğini ifade etmiştir.

Eğer bu husus doğru ise, başta Yargıtay olmak üzere tüm yargı mercileri tarafından verilen kararların, bu şekilde birileri tarafından incelendiği ve yargı dışı mekanizmaların sonucu tespit ettiği anlamı çıkmaktadır ki bu durum da başta yüksek yargı olmak üzere tüm yargı kararlarının şaibeli olduğu anlamına gelir. Hâkimlerin, savcıların müzakerelerde harcadıkları zamanlar, aldıkları kararlar, sabahlara kadar yazdıkları gerekçeler için sarf ettikleri emekler heba olmuş demektir. Bu şaibeyi ortadan kaldırmak için hükûmet, Adalet Bakanı veya Sayın Mehmet Ali Şahin bahsettiği ismi ve dosyayı kamuoyuyla paylaşmak zorundadır, bunu yaparken de Adalet Bakanı olarak bu konuda gereğini niçin yapmadığını ya da yapamadığını bizlere ve kamuoyuna izah etmek zorundadır. Eğer bu husus doğru değil ise, Mehmet Ali Şahin Bey hükûmetin elini rahatlatmak ya da dikkat dağıtmak gayesiyle böyle bir hususu ortaya atmış ise, bu gerçek dışı ifadeden dolayı bütün siyasi sıfatlarını ve görevlerini bırakmalı ve Türk milletinden özür dilemelidir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yapmak istediğimiz değişiklikle, bilimsel çalışmalara katılacak sağlık kurum ve kuruluşlarının tespitinde ilgili hastanelerin etik kurulunun da onayının alınmasını sağlamak arzusundayız. Böylece, bazı merkez ve hastanelerde yapılacak klinik araştırmalar için diğer sağlık kurum ve kuruluşlarının da dâhil edilip edilmemesi sürecinde, etik kurulu da söz sahibi olarak, bu kurulların yapılacak bilimsel çalışmalardaki denetleyici özelliği muhafaza edilmesi amaçlanmıştır.

Bu düzenlemenin daha sağlıklı olabilmesi açısından bu önergemizin uygun bulunacağını yüce heyetinizden umuyor ve istirham ediyorum.

Diğer yandan, bir devletin temel vazifeleri sayılmak istense akla hemen gelen kavramlar “güvenlik”, “eğitim”, “sağlık” ve “adalet”tir. Bugün müzakere ettiğimiz tasarı, devletin temel vazifelerinden biri olan sağlık alanında önemli değişiklikler yapan bir tasarıdır.

Sağlıkta dönüşüme dair söylemlerin Hükûmet tarafından çok dile getirildiği bir dönem yaşamaktayız. Gerçekten bir dönüşüm yaşandığı kabul edilmelidir ancak bu dönüşüme dair bazı tespitleri de dile getirmeliyiz. Öncelikle, sağlıkta dönüşüm, köklü değişim hamlelerinin 57’nci Hükûmet döneminde ele alındığının altı çizilmelidir. Bugün, Sosyal Güvenlik Kurumunun sosyal güvenlikte tek çatı olması, sağlık kuruluşlarının tek çatı altında birleşmesi, istenilen eczanelerden faydalanılmasına ilişkin fikrî ve hukuki altyapı 57’nci Hükûmet döneminin konuştuğu, tartıştığı, projelendirdiği çalışmalardır. Özel sağlık kuruluşlarından sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki herkesin yararlanabilmesine ilişkin protokol 57’nci Hükûmet döneminde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında o dönem imzalanmıştı. Bunu hafızalarınıza sunmak isterim. Bugün, on birinci yılını tamamlamış olan AKP hükûmetlerinin kendisinden önce yapılanları yok sayması, inkâr etmesi çok sık rastlanılan bir durumdur. Bu ise vefasızlıktan başka bir şey değildir. Tıpkı 2009’da dünyada baş gösteren finans sistemi kaynaklı krizin Türkiye’yi daha az etkilemiş olmasının sebebinin 57’nci Hükûmet tarafından disipline edilen bankacılık sistemi olmasının AKP hükûmetlerince inkâr edildiği gibi; tıpkı Marmaray Projesi’nin 57’nci Hükûmet tarafından hazırlanmış, projelendirilmiş, finans sözleşmesi imzalanmış, temel atma aşamasına gelinmiş olmasına rağmen bu hususun halktan saklanmaya çalışılmasında olduğu gibi.

Bu düşüncelerle tasarının hayırlı olmasını diler, önergemizin kabulünü istirham eder, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunarım.

Ben bir sağlıkçı değilim, hekim değilim ama sağlıkta yaşanan her olaya da, her iyi şeye ve her kötü şeye de dikkatinizi çekmek isterim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de hedef hep hasta turizmi olmalı. Bana göre, Türkiye’nin ihracatı kadar, etrafındaki ülkelere baktığınız zaman, hasta turizminin ülkemiz açısından ne kadar önem arz edeceğini takdirlerinize sunuyorum. Bugünlerde gerek kamu hastaneleri gerek özel hastaneler kısmen bunu yapabiliyorlar. Libya’dan, Irak’tan, Suriye’den, özellikle komşu ülkelerimizden ve Özbekistan, Azerbaycan, bu tür ülkelerden sürekli hasta geliyor ama bu yetmiyor. Türkiye bir hasta üssü olmalı, bunu başarmalıyız çünkü dünyanın her tarafında, özellikle İngiltere’nin, Amerika’nın, bazı ülkelerin önemli bir gelir kaynağı. Türkiye’nin de buna sahip olması lazım. Bu konuda ben dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Bu konuda özellikle bu hizmeti verirken gerek kamu hastanelerinde gerek özel hastanelerde, bir, lisan eğitimimiz tam değil. Özellikle dünyanın her tarafına baktığınız zaman, dünyadaki doktorların çok önemli bir kısmı tabii İngilizce eğitimi alıyor ve genelde ortak dil İngilizce. Türkiye’de de yalnız hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve diğer görevlilerin lisan eğitimleri tam olmadığı için bu konuda hizmet veremiyoruz. Türkiye’nin en büyük eksiği budur. Türkiye eğer bir hasta turizmine yönelecekse bunu da aşmalıdır. Tabii, bunun bir yerinden başlamak zorundayız.

Ama ben gerek Sağlık Bakanlığına gerek üniversitelere gerekse Millî Eğitim Bakanlığına, özellikle hasta turizmine yönelik bir merkez olacaksa Türkiye, mutlaka bunların dikkate alınmasını bir kez daha hatırlatmak isterim.

Tabii, size bir başka olay: Malatya İnönü Üniversitesinde canlıdan canlıya bir karaciğer nakil merkezi var. Belki çoğunuz bilmiyorsunuz. Bu merkezle gurur duymalıyız. Bu merkez yılda 304 tane, yani 2013 yılında 304 hastayı canlıdan canlıya ameliyat etti. Bu, dünyada bir rekor. Zannediyorum ki Kore’deki bir hastaneden sonra dünyada en çok, canlıdan canlıya ameliyat yapan bir merkez. Bugüne kadar yaklaşık 1.300 hastaya canlıdan canlıya ameliyat yaptı.

Değerli milletvekilleri, bizim elimizde ve kamunun elinde böyle bir, Türkiye’de bazı özel hastanelerde organ nakli yapılıyor ama kamunun elinde yılda 304 tane ameliyat yapan… Örneğin, benim bildiğim, yıllar önce bu işe başlayan bir Başkent Hastanesi var. Türkiye’de dünyayla boy ölçüşecek bu merkezleri çoğaltmalıyız, bu merkezlere destek vermeliyiz. Özellikle, kamunun elinde olan ve en çok ameliyatı yapan bir hastaneye her tür olanağı vermeliyiz, bununla gurur duymalıyız; özel sektör hastanelerimizle, vakıf hastanelerimizle gurur duymalıyız, onlara da destek vermeliyiz. Daha Türkiye’de canlıdan canlıya ameliyatın “a”sı olmazken -ben şükran duyuyorum- Sayın Haberal dünyada örnek oldu. Kim insana sağlık veriyorsa, kim insana bir nebze deva oluyorsa ben o insanların önünde saygıyla eğilirim. Bu açıdan, Malatya İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakil Merkezine devlet olarak, Bakanlık olarak her türlü desteği vermek zorundayız. Bu merkezle Türkiye gurur duyuyor; Bakanlık olarak, Hükûmet olarak gurur duymalısınız. Bu merkezin her türlü ihtiyacı karşılandığı zaman, bugün 304 olan rakam belki yarın 504’e ulaşacaktır. Bu açıdan, ben Malatya İnönü Üniversitesi sayın rektörlerine, Sayın Hilmioğlu, Sayın Çelik Bey ve Sayın Sezai Hocam’a şükran duyuyorum, ellerine sağlık diyorum.

         Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum sayın milletvekilleri.

                                                                               Kapanma Saati: 17.38

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

46’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, beş dakika ara veriyorsun, bir saat geçiriyorsun. Biraz bu Meclisi ciddi yönet!

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Dinler misin beni, dinler misin, Sayın Başkan…

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 ve 480'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısının…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Arkadaş, okuma ya, okuma şunu ya!

“…çerçeve 46 ncı maddesi ile 3359 sayılı Kanuna eklenen ek 11 inci maddenin…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Başkan, bak, çok keyfî hareket ediyorsun, seni şiddetle protesto ediyorum.

“…beşinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını altıncı fıkrasında geçen ‘üç aya kadar’ ibaresinin ‘on güne kadar’ şeklinde değiştirilmesini…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz bir bilen kişi ne diyorsa onu dinle. Böyle bir şey olur mu ya Sayın Başkan!

“…ve altıncı fıkranın sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.”

İsmail Tamer                                                     Ahmet Öksüzkaya                                Hüseyin Üzülmez

Kayseri                                                                    Kayseri                                               Konya

İsmail Kaşdemir Mücahit Fındıklı

Çanakkale                                                                Malatya”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Genç, önerge okunsun cevap vereceğim, lütfen oturun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, tutumun hakkında söz istiyorum.

"Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması halinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır."

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, bir şeye itiraz ediyoruz, milletvekilini dinlemiyorsun! Böyle bir Başkanlık olmaz ya!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen oturun, cevap vereceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani sen diyorsun ki: “Bana hakaret et, ben gideyim tazminat davası açayım.” Böyle bir şey olur mu ya! Ben yerimde bir şeye itiraz ediyorum. Biraz önce, burada, bakan olan kişi yemini eksik yapıyor, ben sana itiraz ediyorum şey etmiyorsun.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Genç, oturun, önergeler okunsun cevap vereceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bana söz vereceksin ama söz vereceksin!

“…Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 46'ıncı maddesi ile eklenen ‘Ek madde 11’in ikinci fıkrasında geçen ‘acil sağlık hizmeti ulaşana kadar’ ibaresinden sonra gelmek üzere ‘ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar’ ibaresi, 6. fıkrasında geçen ‘üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının’ ibaresinden sonra ‘ve yayıncı kuruluşun’ ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.23

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

46’ncı madde üzerinde biraz önce okunan 2’nci önergeyi -sahipleri tarafından değiştirildiğinden- yeniden okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)’un 46’ncı maddesi ile eklenen “Ek madde 11”in ikinci fıkrasında geçen “acil sağlık hizmeti ulaşana” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu

                      İstanbul                                              Giresun

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:       

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı kanun tasarısının 46. madde Ek Madde 11. 2. paragrafta geçen; “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ibaresinin “bir yıldan 5 yıla kadar hapis” olarak değiştirilmesine arz ve teklif ederiz.

                       Ali Öz                                          Lütfü Türkkan                                   Yusuf Halaçoğlu

                       Mersin                                               Kocaeli                                               Kayseri

               Cemalettin Şimşek                                 Ruhsar Demirel

                      Samsun                                             Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Hangisi?

BAŞKAN – Üçüncü önerge.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Üçüncü önergeye katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kürsüye gelmeden evvel Sayın İçişleri Bakanının bir açıklamasını okudum İnternet sitelerinde. Yakalanan tırla ilgili soru soran gazetecilere “Herkes işini bilecek.” diye bir ifade kullanıyor. Ben bu işin ne olduğunu çok merak ediyorum. Şu anda yargıya intikal eden götürme, soyma işleri dâhil midir bu işlere?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Var, var!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Var, var, onlar dâhil!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Rüşvet var mıdır bu işlerin içerisinde? Ayakkabı kutusu var mıdır bu işlerin içerisinde? Bu millet bu tırda ne olduğunu merak ediyor. Bu tıra baskın yapan polisi engelleyeceksiniz, onları alıp bir yere süreceksiniz, ondan sonra bu tırla ilgili masum birtakım ifadeler kullanacaksınız. Bu, Türkiye’yi uluslararası arenada çok güç duruma düşüren birtakım hadiselerin vuku bulması hadisesidir, sonucudur. Türkiye’de tırlarla Suriye’ye neyin gideceğini herkes biliyor, çok saklamaya da gerek yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayakkabı kutusu!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ayakkabı kutusu mu gidiyor? Evet, onu merak ediyorum. Rıza’nın altınları mı gidiyor? Yani, şu anda ortada bir soygun var, bu soygunda kaçırılan mallar var. Bu tırın içinde bu mallar mı var? Türkiye'nin hazinesi mi kaçırılıyor? Merak ediyor millet, biz de merak ediyoruz.

Bir de gündemde olan bir konuyu söyleyeceğim. Sayın bakan çocukları cezaevinde. Daha önce burada da söylemiştim; hiçbir babaya Allah böyle bir acı yaşatmasın, çok kötü bir iştir. Sayın Bakanın, eşinin, oğlunu ziyarete gitmesi en tabii hakkı. Ancak ben Sayın İlker Başbuğ’u ziyarete gitmiştim Silivri’ye. Türkiye’de Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir Paşa. Bir saat boyunca Paşa kendisinin içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalıştı. Bir saat yetmedi, gardiyan geldi “Sayın Paşam, içeri geçer misiniz.” dedi. İlker Başbuğ “Müsaade eder misiniz, bir şey daha anlatacağım.” dedi, “Sayın Paşam, içeri geçin.” dedi. Bakın, bir Genelkurmay Başkanına bir gardiyanın ifadesi bu ve bir saat tamamlandığı için Genelkurmay Başkanı derdest edilip içeri götürüldü. Türkiye’de hayırsever olduğunu hiçbirimizin bilmediği ama son yapılan operasyonlarla beraber hayrının kime dokunduğunu öğrendiğimiz, sayın bakanlara, birtakım bürokratlara rüşvet verdiği iddiasında bulunulan hayırsever iş adamı Rıza Sarraf’ın eşi Sayın Ebru Gündeş haftada 3 kez iki buçuk saat açık görüş yapıyor. Eşi daha fazla görüşsün. Peki, Engin Alan’ın kabahati ne? Engin Alan ayda 1 defa eşiyle bir saat görüşebiliyor, açık görüş, haftada 1 defa da bir saat demir parmaklıklar arkasında görüşüyor. Şimdi, Engin Alan’ın bu millete verdiği zararı anlatın, bir de bu Rıza Sarraf’ın verdiği zararı anlatın. Siz bu memleketi soyanlarla beraber hareket ediyorsunuz, bu memleketi soyanlara imtiyaz gösteriyorsunuz. Aranızda çok temiz olduğunu bildiğim, inandığım insanlar var. Bu soyguna dur demek bizim kadar onların da vazifesi. Bu soygunu durdurmazsanız çocuklarınız, evlatlarınız, torunlarınız bunun hesabını size sorar. Günahtır.

Beytülmal dedik hep beraber, öyle büyüdük. Ee, nerede beytülmal? Beytülmal paramparça ediliyor ve siz de buna seyirci kalıyorsunuz. Bunu kendinize yapılan en büyük zulüm olarak görün. Lütfen bu konuda parti taassubundan kurtulun. İktidar dediğin geçer, biter. Şu anda cezaevinde bulunanlarla yer değiştirirsiniz, yer değiştirmek zorunda kalırsınız. Daha önce de söyledim, biz hapishaneciyiz, gelip oraya sizleri de ziyaret edeceğiz. Şu anda çok kızıyoruz ama ziyaretinize geleceğiz mutlaka. Orada size de bu görüş konusunda sıkıntılar getirildiğinde buralara gelip dillendireceğiz, hapishaneleriniz soğuksa buraya gelip anlatacağız, eşinize ziyaret izni verilmediği zaman buralara gelip anlatacağız. Bu zulme dur demek bizlerin olduğu kadar sizlerin de vazifesi, görevi. O yüzden, gelin, lütfen, bu soyguna dur demeye… Toplumun hazır olduğu… Toplum “Artık soyulmak istemiyoruz. Hırsız var.” diye sokakta bağırıyor. Gelin toplumun bu sesine kulak verin, bu memleketi bu soygundan hep beraber kurtaralım.

Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)’un 46’ncı maddesi ile eklenen “Ek madde 11”in ikinci fıkrasında geçen “acil sağlık hizmeti ulaşana” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu madde üzerinde çok tartıştık. Bu madde komisyonda bizi en çok meşgul eden maddelerden bir tanesiydi ve komisyonda tartışırken biz, canlı örneklerini de verdiğimiz hâlde maalesef o anda Hükûmete bunu kabul ettirememiştik.

Bu madde şunu getiriyordu bizim itirazımız öncesinde, diyordu ki: “Ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirilenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” Kulağa hoş geliyor değil mi? Yani, bir kişi ruhsatsız olarak, bir hekim ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunuyorsa veya yetkisiz kişiler yani o anda Sağlık Bakanlığında çalışmayan birisi bu hizmeti sunuyorsa üç yıl hapis cezası alıyor. Biraz geniş düşününce: Yolda yürürken kalp krizi geçiren, düşen bir insana benim hekim olarak müdahale etmem beni üç yıl hapse attırıyordu. Bunu anlatmaya çalıştık Sayın Bakana uzun uzun. Nihayet “olağanüstü durumlarda acil yardım hizmeti gelene kadar” ibaresini koydurmuştuk komisyonda. Fakat o da yetmedi, uzun uzun anlattık, dedik ki: Bakın, acil sağlık hizmeti geldi. Acil sağlık hizmeti geldiği anda uzman hekim olarak benim işim biter. O acil ambulansından bir ATT dahi çıksa, bir paramedik dahi çıksa, bir hekim dahi çıksa ben artık o hastaya müdahale edemem. Hâlbuki benim hekim olarak görevim o hastayı yaşatmaya çalışmak ta ki tam teşekküllü bir hastaneye gidene kadar. Bunu dinletemedik, dinletemedik, dinletemedik, ta ki uluslararası medya bile ayağa kalktı, uluslararası hekimler ayağa kalktı ve bütün dünyaya, tabiri caizse, rezil olduk.

Bakın, şimdi size bir mektup göstereceğim. Bu, tıp literatüründe “letter” yani editöre mektup olarak yazılan ve çok önemli olmadığı sürece kabul edilmeyen bir akademik yayın şeklidir. Nerede yayınlandığını şimdi size söyleyeceğim, çok iyi bileceksiniz bu dergiyi: British Medical Journal. Nereden tanıyoruz biz bu dergiyi? Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı kendi personeline yazdıran önceki Bakan bu dergide yayınlatmıştı ve çıkıp Türkiye’de bangır bangır “Dünyanın en prestijli dergisi British Medical Journal bizi övüyor.” diye burada halkı aldatmıştı, doğruları söylememişti. O zaman da “Sayın Bakan, bu yazıyı yazan sizin personeliniz.” deyince boynunu bükmüştü. Şimdi, aynı dergide -işte, keser döner sap döner, gün gelir hesap döner- kendi kendine, bizimle hiçbir alakası olmayan, sadece yüreğinde hekimlik sevgisi ve sorumluluğu olan bir hekim, hem de kıdemli bir hekim böyle bir yazıyı kaleme almış ve bu yazıda “Türkiye’de tıbbın tarafsızlığını tehdit eden sağlık yasasına karşı birleşmeliyiz.” diyor ve devam ediyor, diyor ki: “Yakın tarih tıbbın tarafsızlığına yönelik olarak saldırı örnekleriyle doludur. Bu açıdan, uluslararası tıp camiasının tek ses olarak birleşmesi büyük önem taşır. Ey hekimler, gelin bu yasaya karşı birleşin.” dedi Dünya Tabipleri Birliği ve British Medical Journal okuyan bütün hekimler. Bu çağrıya Türk Tabipleri Birliği bugün uydu ve saat beşte burada bir eylem yaptı, Sağlık Bakanlığına çağrıda bulundu ve biz de bu çağrının hassasiyetine binaen uzun uzun tartıştıktan sonra bir düzenleme yapmaya ikna edebildik Hükûmeti. Buradan teşekkür ediyoruz. Burada bir düzenleme yaparak, küçük de olsa bir düzenleme yaparak hekimlik ortamına bu noktada kötülük yapmaktan bir adım geri durdu.

Şimdi, bunu yaparken ikinci bir önerge geldi önümüze. Ya, tam “İyi bir iş yapıyoruz.” derken bir de baktık ki Sağlık Bakanlığı bize bir önerge daha getirdi aynı maddede, 46’ncı maddede. Bir yandan “İyi bir iş yaptık.” derken öbür taraftan bir de baktık ki özel hastanelerin para cezasını kaldırmış. Ya, bunu anlamak mümkün değil. İnsan sağlığının ticari unsur hâline dönüştürülmesinin engellenmesi ve kamu yararının korunması amacıyla Sağlık Bakanlığınca belirtilen bilgilendirme ve tanıtım faaliyetlerinin usul ve esaslarına aykırı hareket edenlere para cezası uygulanıyordu brüt gelirinin yüzde 5’ine kadar, “Bunu kaldırdım.” diyor. Yani “Sen istediğini yapabilirsin ben sana para cezası vermeyeceğim.” diyor. Yani bu maddeyi keşke kirletmeseydik, bu maddeyi keşke kabul etseydik olduğu gibi ve hiç olmazsa bu maddede gönül rahatlığıyla otursaydık diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 ve 480'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 46 ncı maddesi ile 3359 sayılı Kanuna eklenen ek 11 inci maddenin beşinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını altıncı fıkrasında geçen ‘üç aya kadar’ ibaresinin ‘on güne kadar’ şeklinde değiştirilmesini ve altıncı fıkranın sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                  Ahmet Öksüzkaya (Kayseri) ve arkadaşları

 “Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması halinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Maddenin beşinci fıkrasındaki idari para cezası madde metninden çıkarılmaktadır. Diğer taraftan idari yaptırımların aynı isim ve sahiplikteki bütün kurum ve kuruluşlar hakkında uygulanmaması için idari yaptırımın sadece ilgili kuruluş hakkında uygulanması belirtilmekte ve bu husus açıklığa kavuşturulmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

47’nci madde üzerinde iki adet aynı mahiyette önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi,; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi,; Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 47. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

   Oktay Vural                           Lütfü Türkkan                        Ruhsar Demirel

        İzmir                                    Kocaeli                                 Eskişehir

  Oktay Öztürk                                Ali Öz                           Cemalettin Şimşek

     Erzurum                                  Mersin                                   Samsun

     Alim Işık                               Emin Çınar

     Kütahya                               Kastamonu

Madde 47- 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"Ek Madde 12- Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen her türlü saldırı ve kasten yaralama suçu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklama nedeni var sayılan suçlardandır. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında fiilen görev yapan tüm personel, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılır."

Diğer önergenin imza sahipleri:

   Aytuğ Atıcı                             Özgür Özel                           Nurettin Demir

      Mersin                                   Manisa                                    Muğla

Süleyman Çelebi                Mehmet Hilal Kaplan           Selahattin Karaahmetoğlu

     İstanbul                                  Kocaeli                                  Giresun

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerde söz isteyen Ruhsar Demirel, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin 47’nci maddede verdiği önerge üzerine parti grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Valla devri iktidarınızda zaten sağlığın tanımı korkarım ki değişecek. Dünya Sağlık Örgütü onlarca yıl önce bir tanım yaptı “Sağlık, bedenen, ruhen ve sosyal çevreyle birlikte iyilik hâlidir.” diye.

Bakalım ne kadar sağlıklıyız? Aciline 90 milyon hastanın başvurduğu, 2 milyar kutu ilaç tüketilen, milyonlarca MR çekilen ve sahte ilaç cenneti olan bir ülkedeki insanların sağlığından söz edilebilir mi? Maalesef söz edilemez. O yüzden, daha önce yasayla ilgili bir konuşmada ben Bakanlığın adının değiştirilmesini bile teklif ettim parti grubumuz adına “tedavi hizmetleri bakanlığı” olması çok daha uygun olur diye.

Mesela tutarsızlıklarınız var, diyorsunuz ki: “Bu ülkede doktor açığı var.” Hekim açığı varsa, hekimlerin çalışmasını, çalışma alanını ve çalışma saatlerini neden kısıtladığınızı makul bir şekilde ifade eden hiçbir açıklamanız yok sizin de daha önceki bakanların da. Diyorsunuz ki: “Bu ülkede 18 yaşına kadar herkes devletin güvencesi altındadır, sağlık hizmeti alır.” Örnek veriyorum: Doktor Ersin Arslan’ı öldüren çocuk 17 yaşındaydı, bir çocuktu. Öldürme sebebi, sizin hatalı politikalarınız, Sosyal Güvenlik Kurumunun 18 yaşına kadar olan herkesi kapsamamasının örneğiydi. Ama daha acı bir örnek: İki hafta önce Konya’da Ayaz bebek. Hani siz bütün anneleri muayene ediyordunuz? Hani siz gebe kontrolleri yapıyordunuz? Hani Türkiye’de kişi başına muayene sayısı yıllık 8,2’ydi Sayın Bakan? İstatistik yayınlıyorsunuz. Ayaz bebeğin annesini hiç muayene etmediğiniz, bebeği hiç muayene etmediğiniz, askerdeki babasıyla da hiç kimsenin iletişim kurmadığı haberlerden topluma yansıyan örnekler.

Tabii ki bunlar çok normal şeyler çünkü siz devri iktidarınızda, bu on bir yıllık tek başına yaptığınız iktidarda, bu ülkenin moral değerlerini sıfırladınız. Öyle bir sıfırladınız ki bu yasada da var. Mesela diyorsunuz ki: “Ruhsata aykırı ilaç mı ürettin? Ver parasını, yürü git.”

Sayın Bakan, her şey para değildir. Hükûmetinizin de ifadesi bu. Bakın, bakan çocuklarının, eski bakan çocuklarının evinde para bulunuyor, partinizin yetkilileri çıkıp diyor ki: “Ülkeden çıkan para, ülkeye giren para…” Para geliyorsa her ayıbın üstünü mü örteceğiz? Ama mantığınız bu ve hazırladığınız yasalarda da bunlar var. Nitekim, bu şiddetle ilgili yasada da var. Eğer siz her şeyi para diye görürseniz, her şeyi maddiyat üzerine kurarsanız, bu toplumun ruh sağlığının, bu toplumun toplumsal sağlığının iyi olmasını kim bekleyebilir? İşte, bu sebeple, hastanelerdeki doktorlar en çok şiddete maruz kalıyorlar. Nerede biliyor musunuz? Sizin o 90 milyon insanın muayene olmasıyla övündüğünüz acillerde. Çünkü hastalara öyle bir açıklama yapıyorsunuz ki…

Mesela, şimdi, biyometrik okuma geldi.  Acile gidene “Biyometrik okuma yok.” diyorsunuz. Yani Nasrettin Hoca’nın torunlarıyız, amenna ama siz Nasrettin Hoca’nın torunu olmaktan öte bir duruma geçtiniz. Sizin durumunuz çok enteresan. Acile giden bu hastalar ne yapıyorlar? Sırada beklemek istemiyor, triyaj yapılmıyor. Bu sefer sağlık çalışanlarının hepsine şiddet uyguluyorsunuz.

İşte, biz, bu önergemizle, sağlık hizmeti veren -özel kurumlardaki de- bütün personelin, tüm personelin güvence altına alınmasını istiyoruz. Ha, bu yalnızca sağlıkta mı var? Kamuda çalışan herkesin var. Hatta ve hatta şu salonda millete vekâlet etmek isteyen bizlere de uyguluyorsunuz. Bir dakika konuşup on dakika ara veren bir Meclis Başkanı var. Böyle bir şey, böyle bir yasama, böyle bir yasamayı uygulama olabilir mi? Olamaz. Ama hayatta kıbleniz eğer yalnızca yazarkasalar, hayatta kıbleniz yalnızca odalardaki kasalar, para sayma makineleri olursa, amenna. Her şeyin üstünü ört. Parayı veren düdüğü çalıyor devri iktidarınızda.

Yalnızca bir şey söylemek istiyorum: On bir yıldır tek başına hükûmet eden sizin partiniz, siz de bu partinin üç dönemdir milletvekilisiniz, buradaki birçok arkadaş da öyle. Muktedir oldunuz, bundan herkes emin. Yasamanın, yürütmenin, yargının, hepsinin muktediri olmuştunuz ama bugün, yine, paralel devletten bahsediyorsunuz. Sizler öyle bir düzen kurdunuz ki, Tam Gün Yasası çıkardınız, bu yasadan hastaneden ayrılan doktorları kendi yakınlarınızı ameliyat ettirmek için, hatta Başbakanı ameliyat ettirmek için o hastanelere getirdiniz. Yani her şeyin arkasından dolanmayı siz öğrettiniz bu millete. YouTube’a giremeyenlere nasıl gireceğini de öğreten Sayın Başbakanın kendisiydi. Kendi canınız söz konusu olduğunda tam günü delen, kendi çocuklarınız söz konusu olduğunda mahkemelerde, hapishanelerde ziyaretin kapısını sonuna kadar açan; şarkıcıyla, türkücüyle, bizim vergilerimizle oraya buraya uçak kaldıran devri iktidarınızda sağlık çalışanları artık şiddetten ölüyor. Umuyoruz, sizden ve bu şiddetten hep beraber kurtuluruz.

Saygılarımla. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve tutuklu milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. Tasarının 47’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Tasarının bu maddesinde sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet vakalarına karşı alınmış olan tedbire katılmış olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bunun yeterli olup olmayacağını önümüzdeki süreçte hep beraber göreceğiz.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarını araştırmak için komisyon kurulması ne yazık ki, meslektaşımız Doktor Ersin Arslan’ın yaşamını yitirmesi sonrası oluştu; buradan bir kez daha saygıyla anıyorum. Keşke bu şiddet olmasaydı, meslektaşlarımız yaşamlarını yitirmeseydi, biz de bu konuyu tekrar gündeme getirmeseydik.

Sayın Bakanım, dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var: Komisyon Aralık 2012’de çalışmalarını bitirdi ve Bakanlığa, alınması gereken tedbirler, önerilerle ilgili vermiş olduğu raporun üzerinden tam bir yıl geçti. Hemen hemen bir yıl içerisinde beklenen hadise, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddetin azalması olması gerekirken ne yazık ki tam tersi oldu; ortalama her ay bin kişi şiddete maruz kalmakta. Üstelik işin iç açıcı olmayan tarafı, şiddet vakalarının büyük bir kısmı bir türlü düzeltme ve uygun çalışma ortamı yaratmadığınız, yaratamadığınız, hastanelerin acil servislerinde olmaktadır. Acil sağlık hizmetlerini aile hekimlerine yasal olmayan bir zeminde nöbet tutturmayla, geçici görevlendirmeyle, ağır çalışma şartlarını uygulamayla, mobbing uygulamayla düzeltemeyeceğinizi ve şiddetin de önüne geçemeyeceğinizi ne yazık ki anlamış olmanız lazım.

Değerli milletvekilleri, acil servislerde şiddetin artmasının önemli nedenlerinden bir tanesi de Bakanlığın yaptığı uygulamalardır. Bakanlık katkı paylarını artırınca, acilde katkı paylarının azaltılacağı ve ödenmeyeceği nedeniyle vatandaş, hekime, sağlık çalışanlarına, hizmeti almak için acile göç etmeye başladı, hızlandırmaya başladı.

“Performans” denen bir baş belası getirerek hastayla hekim arasındaki güveni ortadan kaldırdınız. Hastalar, performansın olduğu bir zeminde, kendisine sağlıkçıların sunduğu hizmetin, tedavinin, bir sağıtımın acaba performanstan dolayı mı, yoksa gerçekten de bir tedavi gereği mi olduğuna bir türlü karar veremediler. Güvensizlik oluştu. Bu güvensizlik zeminiyle, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının iş yükü artmış oldu.

Şunu bilmenizi istiyorum değerli milletvekilleri: Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet, ne yazıktır ki diğer kamu alanlarındakinin tam 16 katı, 16 katı oranında bir artış var.

Değerli milletvekilleri, sağlık hizmeti verilen ortamlar, aslında insan yaşamıyla doğrudan ilgili olduğu için şiddetin olmaması gereken bir ortam olduğu gibi aynı zamanda sağlığın kaliteli olması açısından da şiddetin hiç yaşanmaması gerektiği bir yer olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, şiddetin artmasında önemli faktörlerden biri de yöneticilerin bu alanı siyasete alet ederek kullandıkları dildir. Şiddetin ortaya çıktığı her yerde temel ilke şudur: Karşılanmayan beklentilerin olduğunu ifade edebilirim. Bu yüksek beklentilerle yöneticilerin söylemleri birleşince vatandaş, gittiği kurumlarda hayal kırıklığına uğrayan vatandaş, hasta yakınları, sorumlu olarak sistemi değil, hekimleri ve sağlık çalışanlarını hedef almaktadır. Bakın, sizlerle bazı söylenenleri paylaşmak istiyorum: “Türk hekimlerine iğne bile yaptırmam.”, “Profesörü vatandaşın ayağına getireceğim.”, “Ben hastanın cebinden doktorun elini çekeceğim.”, “Haydi şimdi hastayı geri çevirsinler de onların alnını karışlayayım.” Bunları kim söylüyor değerli milletvekilleri biliyor musunuz? Sağlık Bakanlığı ve ne yazıktır ki Sayın Başbakan söylüyor.

Aynı Başbakana bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum: “Ben hastanın cebinden doktorların elini çektireceğim.” diyen Sayın Başbakan, ne yazıktır ki bugün kabinesindeki bakanların ve yakınlarının ellerinin yetimin hakkının, yetimin vergilerinin ceplerine uzandığını acaba görmüyor mu, yoksa görmemezlikten mi geliyor?

Değerli milletvekilleri, şunu bilmenizi istiyorum; Sayın Bakanım, hekim olmanız açısından bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Hekimin hakkı olanı almadıkça hastaya hakkı olan hizmeti sunmanın eksiksiz olamayacağını hatırlatmak istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

48’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 48. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                        Özgür Özel                                      Nurettin Demir

                       Mersin                                               Manisa                                               Muğla

                Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu                                Musa Çam

                      İstanbul                                              Giresun                                                İzmir

MADDE 48 – 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 13 - İlk yardım eğitimlerinde teorik ve uygulamalı sınavlar için katılımcılardan alınacak sınav ücreti ile sınavlarda görev alan sınav gözetmenlerine ödenecek ücretler, her yıl Sağlık Bakanlığınca yıllık enflasyon oranları hesaba katılarak belirlenir.

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 48. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                        Erol Dora                                        Ayla Akat Ata

                        Iğdır                                                Mardin                                               Batman

                  İdris Baluken                                       Esat Canan

                       Bingöl                                               Hakkâri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen? Gerekçeyi mi okutuyorum?

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe

İlkyardım eğitimlerinde teorik ve uygulamalı sınavlar için katılımcılardan alınacak sınav ücreti ile sınavlarda görev alan sınav gözetmenlerine ödenecek ücretler için yasada bir taban ve tavan aralık ya da bir referans bir rakam üzerinden yüzde belirtilmemiştir. Bu nedenle düzenleme net değildir.

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 48. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                               Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

MADDE 48 – 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 13 - İlk yardım eğitimlerinde teorik ve uygulamalı sınavlar için katılımcılardan alınacak sınav ücreti ile sınavlarda görev alan sınav gözetmenlerine ödenecek ücretler, her yıl Sağlık Bakanlığınca yıllık enflasyon oranları hesaba katılarak belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Musa Çam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya dileğiyle mutlu yıllar diliyorum.

480 sıra sayılı Kanun’un 48’inci maddesi üzerindeki değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu maddede “İlk yardım eğitimlerinde teorik ve uygulamalı sınavlar için katılımcılardan alınacak sınav ücreti ile sınavlarda görev alan sınav gözetmenlerine ödenecek ücretler, her yıl Sağlık Bakanlığınca yıllık enflasyon oranları hesaba katılarak belirlenir.” diyoruz çünkü burada belirlenecek olan ücretin Bakanlığın iki dudağı arasında bir ücretle belirlenmemesi gerekiyor, bunun enflasyon oranında doğru bir ücretle belirlenmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; torba yasa 8 madde sonra burada yasalaşacak, bir aksilik olmadığı takdirde de Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunulacak ve o imzaladıktan sonra da yürürlüğe girecek ama birkaç şeyi hatırlatmak isterim size.

Bu yasayla hekimlik yapmak suç hâline getiriliyor. Evinizde komşunuz sizin tansiyonunuzu ölçebilir ama mesela, siz hekimsiniz, doktorsunuz, dışarıda yürüyorsunuz; bir vatandaş düştü, tansiyonu düştü, orada yığıldı kaldı, nabzı düştü, ölçmek istediğinizde, müdahale etmek istediğinizde bunu yapma şansınız bir hekim olarak sizin elinizden alınıyor. Buna güler misiniz ağlar mısınız çok merak ediyorum. “Acil hizmet olay yerine gelene kadar hastaya doktorun bakma hakkı varmış.” diyorsunuz. Peki, kim o acil hizmeti verecek olan? Yine yasayla düzenleniyor, acil durumlara müdahale eğitimi almış asker veyahut da polis buna bakacak ama bir hekim buna bakamayacak arkadaşlar. Bu nasıl bir kanun düzenlemesidir, bu nasıl bir yasal düzenlemedir? Yani, gözünden, başından yaralı, bacağı kırık bir yurttaşa hekim yardım edemeyecek ama tıp eğitimi almamış bir asker ya da polis bu hizmeti verebilecektir arkadaşlar. Böyle bir yasal düzenleme olabilir mi, bunu nasıl kabul edebilirsiniz? İşte, bugün burada bu yasayı geçiriyorsunuz ve buna “evet” diyorsunuz. Bir hekimin birine yardım etmesi nasıl suç olabilir, nasıl bir kabahat olabilir, nasıl bir günah olabilir arkadaşlar? Bu nasıl cezalık bir suç olabilir ki? Hasta bakmak rüşvet, şantaj, hapisten kaçma, kamu görevlisine saldırma kadar hapis cezası olan bir suç nasıl olabilir arkadaşlar?

Bu torbadaki maddelerin her birisi hakkında çok şey söyledik, çok şey yazıldı, çok şey çizildi ama sizler ne yazık ki bizleri dinlemediniz ve bu yasaya da “evet” oyunu vererek buradan geçireceksiniz. Bu torba yasanın pek çok maddesi Anayasa’ya aykırıdır, kişi hak ve hürriyetlerine aykırıdır. Bu yasada zorla çalıştırma vardır, halkın, işçinin sağlığını hiçe sayma da; Türkiye’de tıp okumaya da ceza vardır, köleleştirme de. Görüyoruz ki sağlıkta dönüşüme torba dayanmamaktadır. Ne yazık ki bu torba da öncekiler gibi delik deşiktir.

Değerli milletvekilleri, bugün Türkiye’de hastanelerde yaklaşık 12.800 sendika üyesi işçi çalıştırılmaktadır taşeronda ama bu taşeron işçilerin 120 bine yakını kamuda, 20 bini özel sektörde. Toplam, hastanelerde taşeronda çalışan işçi sayısı 150 bin civarındadır arkadaşlar ama bunların kimisi teknisyen, kimisi hemşire, kimisi anestezide çalışıyor, kimisi hekimlik yapıyor. Taşeronda bunlar arkadaşlar ama örgütsüz. Bunların sendikalı olanları toplu sözleşme yapmak için gittiğinde ne yazık ki orada sendika yetki alamamaktadır ve toplu sözleşmeyi bağıtlayamamaktadır. Neden? Çünkü taşeron firmalar daha çok “inşaat, turizm, gıda ve sağlık” diye şirketler kurmuş, inşaat işi de yapıyor, gıda işi de yapıyor, sağlık işi de yapıyor, turizm işi de yapıyor. Yetki için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gittiğinizde “Bu bir sağlık şirketi değil, bir inşaat şirketidir. Dolayısıyla, orada size yetki verme şansımız yok.” deniyor. Burada esas olan çalışan işçiler. Taşeronda çalışanlar bir hastanede çalışıyorsa, esas işveren burada hastanedir ve sağlık iş koluna girmektedir. Ama ne yazık ki, burada bir muvazaa söz konusudur. Bu muvazaadan dolayı da sendika toplu sözleşme yapamadığı için de işçiler kaderlerine terk edilmiştir ve toplu sözleşme yapamamaktadır. 150 bin işçi, bugün, işverenlerin iki dudağı arasındadır arkadaşlar. Bu taşeron uygulaması yanlıştır, bu uygulama külliyen yanlıştır. Ama esas olan, bu Hükûmet sağlığa zararlıdır, AKP sağlığa zararlıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

49’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)’nun 49. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

       Aytuğ Atıcı                             Özgür Özel                       Nurettin Demir

          Mersin                                   Manisa                                Muğla

   Süleyman Çelebi              Selahattin Karaahmetoğlu               Oğuz Oyan

         İstanbul                                  Giresun                                İzmir

MADDE 49- 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ek 9 uncu maddeye göre birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin döner sermayesi gelirlerinden, üniversite rektörü, rektör yardımcısı, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı, dekan yardımcısı ve öğretim elemanlarına yapılmış ek ödemeler için borç çıkarılmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Oğuz Oyan, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada görüştüğümüz tasarı, aslında üniversitedeki eğitim araştırma bütünlüğünü koparan, araştırma fonlarını kısan, döner sermayeyi farklı yerlere yönlendiren bir anlayış doğrultusundadır. Dolayısıyla, kamu üniversitelerini üniversite olmaktan çıkaran, uzaklaştıran bir anlayıştır.

Aslında, bu tasarı Dünya Bankası projesi olan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin bir piyasalaştırma, özelleştirme projesidir. Sağlık hizmetlerinin sosyalizasyonunun tam tersidir, antitezidir; özel hastane hegemonyasının, özel hastane sultasının yasasıdır. Bu tasarı öylesine özel hastaneleri korumakta ve kollamaktadır ki, özel hastanelere üniversitelerden öğretim üyesi teminini yani insan kaynaklarının, hekim kaynaklarının teminini güvenceye almaktadır, yüzde 50 oranında -yüzde 5’i yüzde 50’ye çıkararak- üniversitelerdeki profesör ve doçentlerin özel hastanelerde çalışabilme imkânını getirmekte, Tam Gün Yasası’nı delmektedir. Tam Gün Yasası’nı deliyor, üniversiteleri burada büyük bir çatışma içine itiyor ve kamu üniversite hastanelerinin nitelikli eleman çalıştırma imkânlarını kısıyor.  Dolayısıyla, burada, çifte standartlı bir uygulamanın kapısı ardına kadar açılıyor.

Bu döner sermaye meselesi de şöyle bir ilginçlik taşıyor: Aslında, döner sermayeler kamu-özel ortaklığı denilen mekanizma içinde yani   kamu-özel ortaklığı bir anlamda kirala-devret ortaklığı olarak uygulanıyor. Bu mekanizma içinde -ki döner sermayenin gelirleri esas itibarıyla nedir; hekimlerin emeklerinin karşılığıdır, primler, vergilerden oluşur- peki bu döner sermaye gelirlerini nasıl olur da yönetmeliğe bile aykırı olarak sağlık tesislerinin kira bedellerinin ödenmesinde bir kaynak olarak gösteririz, döner sermaye bütçeleri nasıl böyle bir kaynak olarak gösterilebilmiştir? Danıştayın 13. Dairesi bu konuda yürütmeyi durdurmuştur ama nasıl olmuş da döner sermayeler böyle bir amaç doğrultusunda kullanılmak istenmiştir?

Bir başka şey, Sağlık Bakanlığının tüm ihalelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinin de ihaleyi alacak şirketlere bırakılması yasaya aykırı olarak nasıl düzenlenebilmiştir? Yani, burada, bir kere, Anayasa’nın 2’nci maddesine, sosyal devlet ilkesine aykırılık ama öbür taraftan, Anayasa’nın 7’nci maddesine, yani parlamentonun yasama yetkilerinin devredilemeyeceği maddesine aykırılık söz konusudur. Bütün bunlara nasıl teşebbüs edilebilmektedir, tevessül edilebilmektedir? Bu, aslında, bir anlamda da iktidarın ihaleler kanalıyla giriştiği –bu ihale yasası da biliyorsunuz delik deşik edilmiştir- usulüne uygun olmayan ve saydam olmayan birtakım devirlerin, ihalelerin yapılma yolu olarak kullanılmaktadır. Yani yolsuzluklara kapı aralayan ve bu arada bizzat özel hastaneler kanalıyla Başbakanın aile boyu girdiği alanları koruyan, kollayan bir uygulama olarak ortaya çıkıyor.

Öbür taraftan, böyle bir şey, sağlığa erişimi güçleştiren birtakım uygulamalarda da destekleniyor. Örneğin, bu, merkezî hastane, toplulaştırılmış, tek merkezde toplanan hastane uygulaması aslında hem şehircilik anlayışına aykırı; hastanelerin, hastane birimlerinin şehre dağıtılmasını öngören uygulamaya, planlamaya aykırı hem de sağlığa erişimi güçleştiren bir uygulama olarak ortaya çıkıyor.

Bu bakımdan, bu tasarının, gerçek anlamda halka daha iyi hizmet götürmek, daha nitelikli kamu hizmeti götürmekle bir ilgisi olmadığını, özelde olsun kamuda olsun sunulan sağlık hizmetinin esas itibarıyla kamusal niteliği olduğu gerçeğine aykırı olduğunu bir kez daha buradan vurgular ve tasarının bu şekliyle Türkiye'de sağlık hizmeti alanında iyi sonuçlar getirmeyeceğini bir kez daha tekrarlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN -  Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati : 19.24

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 49’uncu maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.35

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 49’uncu maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ve arkadaşlarının önergesinin yapılan ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

50’nci madde üzerinde üç adet aynı mahiyette önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 50. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                        Erol Dora                                        Ayla Akat Ata

                        Iğdır                                                Mardin                                               Batman

                  İdris Baluken                                       Esat Canan

                       Bingöl                                               Hakkâri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Aytuğ Atıcı                              Selahattin Karaahmetoğlu                           Süleyman Çelebi

                       Mersin                                              Giresun                                              İstanbul

                  Mehmet Şeker                               Mehmet Ali Ediboğlu                                  Oğuz Oyan

                     Gaziantep                                              Hatay                                                 İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Oktay Vural                                      Lütfü Türkkan                                     Oktay Öztürk

                        İzmir                                                Kocaeli                                              Erzurum

                    Emin Çınar                                          Alim Işık                                              Ali Öz

                    Kastamonu                                           Kütahya                                              Mersin

                 Ruhsar Demirel

                     Eskişehir

 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Buldan “gerekçe”  dedi, gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Düzenlemede belirtilen devlet hizmeti yükümlülükleri hangileridir, açık ve net belirtilmelidir.

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Oğuz Oyan, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu geçici maddeyle, yurt dışında eğitim görenler zorunlu hizmetten muaf tutulmakta ya da yurt dışında mesleki faaliyette bulunanlar zorunlu hizmetten muaf tutulmakta. Şimdi, bu, açıkça, Anayasa’ya aykırı ve eşitsizlik ortaya çıkarmakta. Yani, bu ülkenin çocukları bu ülkede eğitim gördüklerinde, bu ülkede sağlık hizmeti verdiklerinde mecburi hizmete tabi olacaklar ama ülke dışında eğitim ya da hizmet verenler muaf olacaklar, üstelik de geldiklerinde özel hastanelerde çalışarak da bu işlevlerini yerine getirecekler.

Şimdi, burada bu anayasal eşitsizliği ortadan kaldırmak lazım. Yani, ya biz bu ülkenin hekimlerine, sağlıkçılarına da mecburi hizmeti kaldırarak eşitliği sağlarız ya da bu maddeyi metinden çıkarırız, böyle bir madde olmaz deriz; onlar da gelirler, Türkiye’deki hekimlerle aynı şartlarda mecburi hizmetlerini yaparlar. Bunun arası olmaz, bunun dışında bir şey olamaz, böyle bir ayrımcılık yapamazsınız. Eğer mesele beyin göçünü tersine çevirmekse, öyle bir şeyse amaç, öyle ulvi bir amaçsa, dediğim gibi, o zaman eşitlersiniz koşulları. Kaldı ki onu dahi başka şekillerde özendirmek mümkündür. Ama eğer birtakım yandaşları -yurt dışında, şurada, burada, Somali’de, başka bir yerde hizmet vermiş- bunları getirmekse, yani burada çok açıkça -tekrar söylüyorum- bir eşitsizlik, bir anayasal aykırılık durumu ortaya çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bakın, buna benzer başka bir şey de, çok ilginç bir başka şey de yani burada müracaat süresinin altı aylık bir zaman dilimi içinde yapılabiliyor olması. “Acaba bu da denetimden kaçışa dönük ya da imtiyazlı kişileri kollamaya yönelik bir durum mudur?” soruları akla geliyor. Tabii, bir başka paralelliği kurmak gerekiyor. O da -birazdan görüşeceğiz madde 52’de- Aile Hekimliği Kanunu’nu değiştireceksiniz o maddeyle ve siz aile hekimlerine, tanımadıkları hastanelerde nöbet tutma ve uzaktan eğitimle uzmanlık kazandırmaya gideceksiniz. Yani on altı saat nöbet tutmayı siz getireceksiniz aile hekimlerine ama yurt dışından gelene muafiyet, yani mecburi hizmet dışında siz bir de bu aile hekimleri, pratisyen hekimlere böyle bir angarya getiriyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, eğer bugüne kadar aile hekimliği uzmanlığını on bir yıldır yapamadıysanız bu başarısızlık sizindir. Bu başarısızlığı şimdi bu aile sağlık ocaklarında çalışan hekimler üzerinden, onlara yük bindirerek böylesine bir eşitsiz biçimde karşılamaya hakkınız yoktur.

Dolayısıyla, buradaki aynı eşitsizlik anlayışının tekrarlandığını görüyoruz aile hekimleri üzerinden. Yani bu, pratisyen hekimleri dönüştürme mantığı, bir anlamda, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin birinci basamağını yani koruyucu sağlık hizmetini tahrip eden bir anlayışa da sahiptir. Yani siz ancak bu birinci basamak hizmetlerini güçlendirerek ikinci, üçüncü basamağa daha sağlıklı, daha nitelikli hizmet verir duruma getirirsiniz. Şimdi siz ne yapıyorsunuz? Birinci basamaktakini alıp hastanede nöbet tutmaya yolluyorsunuz. Yani üstelik de bu aile sağlık ocaklarında hizmet verenlerin yükleri de inanılmaz derecede artmış iken, yani eski sağlık ocaklarından farklı olarak inanılmaz yük artışı, her bir hekime 4 binden fazla insan düşer biçimde artmışken bir de üstüne bunu getireceksiniz ve böylece birinci basamağı, yani koruyucu hizmetleri iyice tahrip edeceksiniz. Yani, bunu yurt dışından hekim getirerek çözemezsiniz. Yurt dışından hekim getirmek iyi bir şey olabilir ama Türkiye’de hizmet verenlerle eşit koşullarda çalışmalarını sağlayarak. Umarım bu anlayışı şu an değiştirme fırsatınız olur.

Teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 50’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına verdiğimiz önergeyle alakalı söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki bu 50’nci madde, özellikle bu kanun tasarısının tamamı komisyonlarda görüşülürken her yönüyle değerlendirilen, gerçekten bir adaletsizlik olduğu olgusu aşağı yukarı herkes tarafından kabul edilen, Türkiye’deki hekimlere yapabileceğimiz en büyük haksızlıklardan biri olarak değerlendirdiğimiz bir madde. Yani, gerçekten, burada ülkemizin hekim açığının olması, gerek pratisyen hekim gerekse uzman hekimlere ihtiyacımızın fazla olması hem Hükûmetin hem de bizlerin kabul ettiği bir gerçek ancak bunu karşılayacağız diye, ülke dışında mesleki faaliyet gösteren tabipleri yurt içerisinde tekrardan istihdam etme adına her defasında, eğitimlerinin her bitiminde, daha doğrusu her fırsat bulduğumuzda mecburi hizmete gönderdiğimiz hekimler, ülkemizde yetişenler dururken dışarıdan gelenlere böyle bir imtiyazı tanımanın çok da adil, hakkaniyetli ve vicdani olmadığı kanaatindeyim.

Bu Tam Gün Yasası zaten baştan itibaren uygulanması itibarıyla, üniversite hastanelerinde, Gülhane Askerî Tıp Akademisinde, eğitim ve araştırma hastaneleri ve bunların ortak kullanım alanlarında, hepsinde farklı farklı uygulamalar ihtiva etmekte. Aslında, sırf bu yönüyle bile düşündüğümüzde kanunun gerçekten hangi amaçla, hangi niyetle hazırlanmış olduğunu bizlere göstermekte. Yani bu kanuna başta hiç kimse itiraz etmezken, özellikle normal statüdeki hastanelerde tam güne Milliyetçi Hareket Partisi olarak karşı çıkmazken, üniversite hastanelerindeki bu uygulamayla tam gün âdeta delik deşik bir hâle getirildi. Kevgire döndürdüğümüz bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Kimin, nerede, ne zaman, nasıl, hangi şartlarda çalışacağı herkes tarafından farklı statülere bağlanan bir yasayı müzakere ediyoruz. Özellikle üniversitelerde bu vereceğimiz zararın, üniversitelerdeki barış ortamını ve gerçekten bilimsel özerkliği ortadan kaldırıcı vasıftaki bir düzenleme yapmanın Türkiye’de sağlık alanında insanlara fayda sağlamayacağını açık bir dille ifade etmek isterim.

Tabii ki burada, mecburi hizmeti başta kaldıran, daha sonra ülke gerçekliğiyle birlikte değerlendirip adını değiştiren, zorunlu hizmet hâline getiren… Ülkemizin gerçekten böyle bir şeye ihtiyacı olduğundan dolayı tamamen biz zorunlu hizmet kaldırılsın demiyoruz ancak mecburi hizmeti özendirici birtakım tedbirler alarak, özellikle yurt dışından ülkede gelip tekrardan görev yapma arzusu içerisinde olanlara farklı bir uygulamayla, Türkiye’de hekimlik eğitimini tamamlamış olanların da haksızlığa uğramaması adına başka bir düzenleme şeklinin mutlaka olması gerekir. Yani burada, içerideki onca hekim arkadaşımızı rencide eden, onların vicdanen kabul edemeyeceği bir uygulamayı başkalarına imtiyaz sağlar vasıfta getirip bu kanunun içerisinde dercetmek doğru bir yaklaşım değil. Eğer gerçekten Türkiye’de hekim ihtiyacımızın ve açığımızın olduğu gerçeği üzerinden ve Türkiye’nin beyin göçünü tersine çevirme açısından böyle bir düzenlemeyi yapıyorsak onların da Türkiye’deki hekimler gibi mecburi hizmetle mutlaka tanışmaları, memleketin her bir yerinde hizmet aşkı içerisinde olmaları… Eğer onlara mutlaka bir ayrıcalık tanıyacaksak farklı statüde, belki daha zamanı kısıtlı tutarak, belki de ekonomik imkânları daha da iyileştirerek aynı şeyi yapabileceğimiz kanaatindeyim. Dolayısıyla, bu, ülkede mecburi hizmet noktasında her defasında farklı uygulamalarla muhatap olan Türk hekimlerini gerçekten incitmiştir, vicdani bir uygulama değildir, hukuken doğru da değildir. Bu maddenin kaldırılmasını bu yüzden ısrarla talep ediyor, özellikle iktidar partisindeki hekim arkadaşlarımızın bu maddeyi oylarken tekrardan kanaatlerini gözden geçirmelerini istirham ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

51’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardıma Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 51. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre yeniden numaralandırılmasını teklif ederiz.

                         

Aytuğ Atıcı                                   Muharrem Işık                     Süleyman Çelebi

            Mersin                                Erzincan                       İstanbul

            Mehmet Ali Ediboğlu                  Mehmet Şeker                   Selahattin Karaahmetoğlu

      Hatay                                     Gaziantep                          Giresun

Ali Haydar Öner

      Isparta

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Oktay Vural                               Lütfü Türkkan             Oktay Öztürk

  İzmir                                           Kocaeli                 Erzurum

Emin Çınar                                    Alim Işık                Ali Öz

 Kastamonu                                    Kütahya                 Mersin

Cemalettin Şimşek

  Samsun

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle ilgili, kanunun 51’inci maddesindeki metnin tasarı metninden çıkarılmasını talep ediyoruz. Tasarı metnindeki bu madde, gemi hastanelerine ihtiyaç duyulan yerlerde gemi hastanesi yapılmasını öngörmekte.

Hakikaten ben merak ediyorum ama biliyorum ki bu özellikle Sayın Başbakanımızın talebidir. Böyle, bir yerde bir şey görünce, hani çocuk oyuncak için “Bundan benim de olsun.” diye ister ya, bu öyle mahiyetle istenmiş bir şey gibi geliyor bana. Türkiye’de sağlık hizmetlerine bugünkü anlamda bir katkı sunacağı kanaatinde de değilim. Onun için, hep böyle popülist yaklaşımlarla Sayın Başbakan “İşte, gemi hastanesi de yaptık.”, kamu özel ortaklığında da şehir hastaneleri kuracak ya! Biz, onun da Türkiye açısından çok fazla anlamlı olmadığını düşünüyoruz, onu da ileride ifade edeceğiz.

Gemi hastanelerine Türkiye’de şu şartlarda ihtiyaç yoktur. Neden ihtiyaç yoktur? Çünkü, OECD raporlarında ve Avrupa Birliği ülkelerine baktığımızda, Türkiye’de hekim sayısı, hemşire sayısı en aşağı düzeylerde, en alt düzeylerde. Zaten, bugünkü fiziki alanlarda istihdam edilmeye ihtiyacımız olan doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personeline, vesaireye daha ihtiyacımız varken; bu hastaneleri, bu gemi hastanelerini ya da kamu-özel ortaklığı şehir hastanelerini kurarak oralara yetişmiş eleman aramak, hekim aramak abesle iştigal gibi geliyor bizlere. Onun için, biz, hem gemi hastanelerine hem de kamu-özel ortaklığına karşı çıktığımızı her zaman ifade etmiştik çünkü kamu-özel ortaklığına gerçekten Türkiye’nin ihtiyacı yok.

Değerli milletvekilleri, bakın, şurada bir ilan var -hani, şey göstermek moda ya, ben bir moda olsun diye göstermiyorum ama 12 Eylül 2013 tarihinde tüm gazetelere bu ilan verildi. İşte “Elinize sağlık.”, “Sağlık kentleri doğuyor.”, “20 milyarlık yatırım geliyor.” deniyor. Değerli arkadaşlar, sanki zannedersiniz ki devletin -kasasında- 20 milyar lirası cebinde var, bu parayla da sizlere kamu-özel ortaklığıyla hastane yaptıracak. Yok böyle bir şey! Bakınız, bunu, 20 milyar lirayı… Devlet, yirmi-yirmi beş sene gibi bir zaman içerisinde, 50 milyar gibi bir para, 50 milyar küsur, belki de daha yüksek bir paradan ödeme yapacak.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de hastanelerin fiziki alanları son yıllarda gerçekten belli bir noktaya geldi, iyileştirmeler kaydedildi. Kamu-özel ortaklığı hastaneleri diye adlandırılan şehir hastaneleri yapımı, yine Başbakanın vatandaşa popülist olarak çıkıp “Bak, size şehir hastaneleri de yaptırdım, daha ne istiyorsunuz?” demesinden öteye bir işe yaramayacak. Üstelik bunların, kamu-özel ortaklığı hastanelerinin işletmeleri de bir kamu hastanesi, kamu hastane birlikleri mantığıyla yönetileceğinden ve birçok alanların da yapımcılarına rant sağlayacağından Türkiye’de bunlara hiç gerek yok diyoruz. Ne bu gemi hastanelerine ne de kamu-özel ortaklığı hastanelerine ihtiyaç yoktur değerli milletvekilleri. Türkiye için daha başka ihtiyaçlarında kullanılması gerekir bunların, bu yatırımların, bu paraların. Bakın, devleti borçlandırdık, yeteri kadar borcumuz var, gırtlağımıza kadar borca battık. İnanın, kamu hastaneleri -ben otuz yıldır takip ediyorum- fiziksel olarak, fizik alanları olarak çok kötü durumda değiller şu anda, iyiler. Böyle bir hastane, gene popülist yaklaşımla yapmaktan öteye başka hiçbir işe yaramayacak.

Bir de özel hastaneler hakkında sizinle konuşmak istiyorum. Gerçi Sayın Bakanımın da benim de olduğu gibi bu işle ilgimiz biraz var ama ilgimiz olduğu için söylemiyorum Sayın Bakanım. Bakın, özel hastaneler önce, ilk önce açılırken çok büyük destek gördü, büyük desteklerle yapıldı. Ama, daha sonra, nedense, hekimler özel hastanelere doğru gidiyor diye önleri kesildi, özel hastaneler şimdi düşman ilan edildi. Hâlbuki bir hastanın kamuya maliyeti özel hastanede diğer hastanelerden çok daha fazla. Bu, hiç dikkate alınmıyor. Sadece “Biz size bedava sağlık hizmeti sunuyoruz.” demek adına vatandaşlar kandırılmaktadır. Bırakınız… Vakti yerinde olan, biraz para ödeyebilecek olan insanların özel hastanelere gitmeleri sağlanmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Devamla) - Ancak kamu hastanelerini de özel hastaneler gibi hizmet verme seviyesine getirerek ödeme gücü olmayan hastalarımızın da daha kaliteli, nitelikli, sayısal olarak çok değil ama nitelikli bir sağlık hizmeti almaları sağlanmalı.

Sayın Bakanım, bir şeyi daha izah ederek, size anlatarak kapatmak istiyorum. Biliyorsunuz, söylemiştim ki şimdi aile hekimlerinde çok yoğunlaşma olur diye sevk mecburiyetini getiremiyorlar. Ancak 3’üncü basamak hastanelere direkt başvurmak bir cinayettir. 1’inci ve 2’nci basamak hastanelere doğrudan ama 3’üncü basamak hastanelere -nitelikli, kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek için- hastaların sevkle gitmesi gerekir diyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim.

Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Ali Haydar Öner, Isparta Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Meclis faaliyetteyken Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarıldı, hâlâ Meclisin gündemine getirilmedi ama o kararname üzerinde tasarı ve teklifleri görüşüyoruz.

Bu kanun kime yarar sağlayacak, doktorlara mı yarar sağlayacak, diğer sağlık çalışanlarına mı, hastalara mı, zengin hastalara mı, yoksul hastalara mı? Askerlik için bir türkü vardı “Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir.” Diye, şimdi “Zenginimiz fark öder, sürünenimiz fakirdendir.” diye yeni bir türkü çıkacak! Bu yasa, halk sağlığına zararlı bir yasadır, halk sağlığına çözüm getirmeyecektir. Bu yasa, Hipokrat yeminine uygun mudur arkadaşlar? Sağlık çalışanları, meslek örgütleri niçin karşı çıkıyorlar? Ana muhalefetin, muhalefet partilerinin görüşleri niye dikkate alınmıyor?

Gemi hastane kiralanacakmış, on beş yıla kadar da süre veriliyor 51’inci maddeyle. Hangi akla hizmet böyle bir madde konulmak isteniyor, şaşıyorum. Gemiler, gemicikler işsiz mi kaldı arkadaşlar? Bir gemi olacakmış, o gemi, hastaneye döndürülecekmiş! Böyle bir geminin yaklaşık maliyeti nasıl hesaplanacak? Muhammen bedelini kim hesaplayacak?

AHMET ARSLAN (Kars) – Uzmanları.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Nerede o uzman?

İhale yapıldığında uygun bedel nasıl belirlenecek? Mevcut hastanelerin her şeyi tamam da bir gemi hastane mi kaldı? O gemi hastane nerede hizmet verecek? Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili, ihtiyaç olan her tarafı gemilerle mi donatacağız, yoksa bir gemiyi şan olsun memlekete diye piyasaya mı çıkaracağız? Bu geminin işletme maliyeti ne olacak arkadaşlar? Bakımı nasıl yapılacak, işletmesi nasıl yapılacak, personeli nasıl istihdam edilecek? Bu kadar afaki bir proje görülmemiştir. Her şey tam olur da ondan sonra bir gemi hastane belki düşünülür, bir şey diyemeyiz. Ama sağlık karavanı uygulamaları var. Ben de valiliğim dönemimde uyguladım, çok da başarılı hizmet verdi. Hem de sağlık hizmetinin temel kavramı çerçevesinde hizmet verdi. Nedir o? Koruyucu sağlık hizmeti. Hasta olduktan sonra tedaviye yönelik hizmetten daha önemlisi, koruyucu, önleyici sağlık hizmetidir. Sağlık karavanları da lavabosuyla, eczanesiyle, doktoruyla, sağlık çalışanıyla, tam donanımıyla çok etkin hizmetler veren, kırsal alanda da yurttaşları sağlık konusunda koruyan, kollayan bir hizmet olur, buna öncelik verirsek çok doğru bir iş yapmış oluruz. Yoksa, şimdiden, sağlık hizmetlerinde gemi hastane uygulamasının kokusu çıkıyor gibi geliyor.

Bu yasa, halk sağlığına zararlı bir yasadır. O bakımdan, sağlığı rant alanına çevirmek doğru bir şey değildir. Eğitim rant alanına çevrildi, bedelli askerlik rant alanına çevrildi, yolsuzluk her yanda görülüyor, bir de bizim Anayasa Komisyonu Başkanımız demiş ki: “Yolsuzluk iddialarını gerçek saysak, çalınan para mı, yoksa, iddiaları tam da seçim ortamında gündeme taşımanın maliyeti mi daha ağır?” Bu “tweet”i atan zat, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasa Komisyonu Başkanı Profesör. Kümesten tavuklar çalınıyor, horoz, gürültü yaptı diye suçlanıyor. Daha ağır bir örneğini Tayfun Talipoğlu verdi, onu burada söylemeye benim dilim varmıyor.

Bu yasa maddesinin metinden çıkarılması fevkalade isabet olacaktır.

Yeni yılınızı kutluyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

52’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 52’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ahmet Aydın                                      Ramazan Can                                Gökçen Özdoğan Enç

                     Adıyaman                                           Kırıkkale                                             Antalya

                 Tülay Kaynarca                                     Sermin Balık                                       Yılmaz Tunç

                      İstanbul                                               Elâzığ                                                Bartın

             Ahmet Berat Çonkar                                Osman Boyraz                                       İlyas Şeker

                      İstanbul                                             İstanbul                                              Kocaeli

                Bayram Özçelik                                      Salim Uslu

                       Burdur                                               Çorum

"MADDE 52 - 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş; yedinci fıkrasında yer alan 'tetkik ve sarf malzemesi giderleri’ ibareleri madde metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir."

“Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’un 52. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin yeniden sıralanıp numaralandırılmasını teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                      Mehmet Şeker                                   Süleyman Çelebi

                       Mersin                                             Gaziantep                                            İstanbul

          Selahattin Karaahmetoğlu                        Mehmet Ali Ediboğlu

                      Giresun                                               Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Oktay Vural                                      Lütfü Türkkan                                     Oktay Öztürk

                        İzmir                                                Kocaeli                                              Erzurum

                       Ali Öz                                             Alim Işık                                          Emin Çınar

                       Mersin                                              Kütahya                                            Kastamonu

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Mehmet Şeker, Gaziantep Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu önerge ne getiriyor? Bu önerge, aile sağlığı merkezinde çalışan hekim arkadaşlarımızın, bulundukları illerin, ilçelerin hastanelerinde acil nöbeti tutmalarını getiriyor. Tabii, burada en büyük sıkıntı, baştan tartışmamız gereken sıkıntı şu: Niçin acil servislere bu kadar hasta gidiyor? 75 milyon nüfusu olan bir ülkenin acil servisine 90 milyon hasta gitmesi kabul edilebilir bir değer değil. Değerli arkadaşlar, bunun nedeni şu: Acil servislerden katkı payı alınmıyor, diğer polikliniklerden katkı payı alınıyor ve acil servislerde bazı tetkikler yapılırken kısıtlama getirilmiyor ama polikliniklerde, örneğin, tetkik ücretini ödemiyor, belli bir rakam ödeniyor. Bu sebepten dolayı da vatandaş acil servislere daha çok gidiyor hem acil servisleri meşgul ediyor hem gerçekten acil olan insanlar bu hizmetten faydalanamıyor hem de orası ciddi anlamda ülkenin ekonomik olarak sıkıntılarını çektiği bir yer oluyor. Peki, ne yapmamız lazım? Öncelikle, acil servislere giden bu hasta sayısını azaltmamız lazım, bunun için girişimde bulunmamız lazım.

Yine, aile sağlığı merkezleri, aile hekimleri bu ülkede gündeme getirilirken yapılması gereken en önemli olay koruyucu sağlık hizmeti olması gerekirken, aile sağlığı merkezinde çalışan aile hekimi arkadaşlarımızı reçete yazan hekimler konumuna getirdik. Bu da tabii, ülke ekonomisi için ciddi kayıptır.

Peki, burada çalışan arkadaşlarımızın sorunları yok mu? Var. İşte, bu nöbet, çok önemli bir sıkıntı. Bu arkadaşlarımız, poliklinik yapan, hizmet veren arkadaşlarımız acil servise gidecekler, kurşunlanan, bıçaklanan, trafik kazası geçiren, kalp krizi geçiren arkadaşlarımıza, hastalara müdahil olmaya çalışacaklar. Tabii, ne kadar olacaklar, bu da tartışma konusu.

Bu ülkede acile başvuran hastaların yüzde 70’i acil hasta değil, maalesef, poliklinik hastası. En önemli neden -bahsettiğim gibi- katkı payı alınması. Aile hekimliğinden reçete katkı payı alınıyor. Eğer bunu kaldırırsa Bakanlık, aile hekimliğinden, reçeteden alınan katkı payını kaldırırsa acil servislere giden hasta sayısı azalır, reçete yazdıran vatandaş, aile hekimine gider ve bu reçeteyi yazdırır.

Yine, dünyanın hiçbir yerinde acilde tıp eğitimi yok. Sayın Bakanlık yetkilileri diyorlar ki: “Bu da bir eğitim.” Doğru ama orada bir eğitim olmayacak, insanlar harala gürele çalışacak, hasta gelecek, onlara müdahil olmaya çalışacaklar.

Yine, aile hekimlerinin çok ciddi bir sorunu arkadaşlar: 2010, 2011 ve 2012 yıllarında maaşları aynı, hiçbir artış maalesef yok. Yine, bu arkadaşlarımızın, ödeme ve sözleşme yönetmeliği gerekçesiyle, iş güvencesi ve özlük hakları da yok. Sözleşmelerin feshi kolaylaşıyor, iş güvencesi ve gelecek endişeleri var, bu koşullarda çalışıyorlar. Maaşa esas hasta katsayıları da yüzde 20 düşürülüyor, maaşlarda yüzde 20’ye varan kayıplar söz konusu. Son sekiz yılda maaşı azalan tek meslek grubu var değerli arkadaşlar: Aile hekimleri. Bunların maaşlarında ciddi azalmalar var.

Bir de bu aile hekimliği merkezinde çalışan arkadaşlarımıza ceza puanları uygulanıyor. Yine, hiçbir devlet memurluğunda olmayan uygulama. Burada, 100 ceza puanı alan hekim ve hemşirenin sözleşmesi feshediliyor, “Git kardeşim, ne hâlin varsa gör.” deniliyor. Bu 100 puan hakkı hem de iki yıl sürüyor ve sıfırlanmıyor, yani her yıl sıfırlanan bir ceza puanı da değil.

Yine aile sağlığı merkezlerinde kiralar çok yüksek. Kamu lojmanlarındaki metrekare fiyatlarıyla endekslenmemiş durumda. Lojman metrekaresi 2 lira 75 kuruş, aile sağlığı merkezinin kira metrekaresi fiyatı 7 liradan başlıyor. 100 metrekare lojman kirası için 275 lira ödeniyor, 100 metrekare aile sağlığı merkezi kirası için de 700 liradan 6.500 liraya kadar uzanan bir rakam ödeniyor.

Değerli arkadaşlar, aile sağlığı merkezinde çalışan hekim arkadaşlarımızı korumak zorundayız. Koruyucu sağlık hizmetlerine önem vermek zorundayız. Bu hekim arkadaşlarımızın acillerde değil, aile sağlığı merkezinde halka daha çok hizmet etmesinin önünü açıp bu konuda gerekli çalışmaları yapmak zorundayız. Aile sağlığı merkezinde çalışan hekim arkadaşlarımızın maaşlarında iyileşmelere gitmek zorundayız ve sonuç olarak, aile hekimliği yapan arkadaşlarımızın bu nöbeti tuttuklarında vatandaşa faydasının olmayacağı inancıyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık, sonuna doğru yaklaşmış olduğumuz tam gün yasasıyla alakalı, son söz olarak, 52’nci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Şimdi burada aile hekimlerine nöbet uygulaması getirmeye çalışıyoruz. Bir kere, aile hekimlerinin, bugün, normal toplum sağlığı merkezlerinde hangi alanlarda görev yaptığını, hangi faaliyetleri yürüttüğünü bir gözden geçirmemiz lazım. Bu arkadaşlarımıza, burada çalışan hekimlere zaten çok fazla sayıda kalem iş yüklemiş durumdayız. Bir hekimin normal çalıştığı alanın dışında başka bir yerde, bir gün sonra bir nöbete gideceğini düşünmesi bile o hekimin, hem o çalıştığı iş ortamında hem de yarın, özellikle de kısa süreli olarak koyduğunuz bu nöbet uygulamasına gideceği yerde kendi iç huzurunu bozar, motivasyonunu bozar.

Siz inanıyor musunuz? Aile hekimleri, zoraki olarak nöbete göndermiş olduğunuz ilçe ve il devlet hastanelerinde, gelen her hastaya, gerçekten, canı gönülden, ben çok iyi bakayım düşüncesiyle mi davranacak, yoksa şu son çıkan kanun tasarısıyla bana yüklenmiş olan angarya saati bir an olsun, nasıl geçerse geçsin diye kaçmak için mi uğraşacak? Yani bunu sahada görmüş, sahada yıllardır hekimlik deneyimi olmuş ve aynı zamanda da acilde çalışan arkadaşlarımızın baktığı pencereden bakarak sizlerle paylaşıyorum.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Hipokrat yemini etmişse yapmaz ağabey.

ALİ ÖZ (Devamla) – Hipokrat yemininde hekimler hastaya bakmaz diye bir şey yok ama hekimi, siz, toplum sağlığı merkezinde zaten görevlendirmişsiniz. Orada da Hipokrat yeminine uygun olarak görev yapıyorlar sayın hocam.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Her saniye Hipokrat yeminiyle çalışılıyor.

ALİ ÖZ (Devamla) – Yani burada, bir taraftan aile hekimlerine hiç olmayan bir şeyi, nöbeti yüklemek vatandaşı da sıkıntıya sokacak.

Bak nasıl olacak? Orada gittiniz, bir vatandaş geldi acile. Bakın hiç hesap etmediğiniz şeyler bile çıkacak. Doktor bir ilacı yanlış yazacak,         -atıyorum size, örnek veriyorum- hekim bir ilacın muadili olan başka bir ilacı yazdı. Eczaneye gidecek, oradan diyecekler ki: “Bu olmadı, git hekime tekrar, bunu paraf ettir gel.” Vatandaş tekrardan o acile geldiğinde, sizin koymuş olduğunuz bu saatle, yeri gelecek aynı hekimi bulamayacak bile, bulamayacak aynı hekimi. Bulamayınca diğer hekim arkadaş da “Ben bunun sorumluluğunu almam, yazan ben değilim.” diyecek ve bir daha o arkadaşımızın nöbeti ne zamansa, o hasta olan vatandaş -en basit örneğini veriyorum- o hekimi tekrardan orada beklemek, belki de günlerce beklemek zorunda kalacak.

Sanki Türkiye’de aile hekimliği modelini çok iyi oturttuk, önleyici hekimlik noktasında her şeyi dört dörtlük, düzgün bir şekilde idame ediyoruz, bunlar yetmiyormuş gibi toplum sağlığı merkezinde çalışan arkadaşlarımıza yeni bir yük daha getiriyoruz. Bunu niye getiriyoruz, biliyor musunuz? Kanunun tamamına baktığınız zaman, içerisinde uzman hekimler var, “hemşire yardımcıları, ebe yardımcıları” diye yeni tahsis ettiğiniz, kurumsal hâle getirmek istediğiniz yeni bir meslek grubu var. Yaptığınız iyileştirmeler de var araştırmacıların haklarıyla alakalı, onda hakkınızı teslim ediyorum size. Baktınız, gördünüz ki ne kaldı bu maddelerin içerisine girmeyen? Aile hekimi kaldı. Dediniz ki: “Aile hekimini ne yapalım?” Onları da boş geçmeyelim bu tasarının içerisinde, onlara da bir nöbet koyalım.

Yani bu nöbet koymanız gerçekten, hakikaten mantıklı, kabul edilebilir, memleketin menfaatine, hekim arkadaşlarımızın çalışma ortamında huzurunu bozmayan, vatandaşa müspet yansıması olacak bir tavır olsa, bizden, Milliyetçi Hareket Partisi olarak karşı durmamızı asla beklememeniz lazım. Yani burada, oradaki çalışan hekimlere on altı saatlik bir nöbet koyarak acil servislerdeki nöbet açığını veya hekim açığını gideremezsiniz. Türkiye’de olması gereken, yapılması gereken, acilde özellikle atlanan, yanlış tanı konulan, ilgili uzmana haber verilmeyen ama son zamanlarda, özellikle acil tıp uzmanlarının yoğunlaşması ve sayısının artmasıyla ülke nefes alır hâle geldi. Gelin, bu nöbeti hiç bu işin içerisine koymayın, elinizden geldiği kadar, özellikle, gelen vatandaşa doğru ve zamanında tanıyı koyabilecek acil tıp uzmanlığının sayısını artırın, gerekirse acil tıp uzmanlarının nöbet sayısını artırın, bedelini ödeyerek.

Bunları yapın, daha faydalı olursunuz diye düşünüyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 52’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                            Ahmet Aydın (Adıyaman) ve arkadaşları

"Madde 52 - 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş; yedinci fıkrasında yer alan 'tetkik ve sarf malzemesi giderleri’ ibareleri madde metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir."

“Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Halen aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına "ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda" diğer sağlık kuruluşlarında nöbet görevi verilebilmektedir. Ancak, sağlık personeli yetersizliğinden dolayı bunların nöbet hizmetine mutlak ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sebeplerden dolayı, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına, ihtiyacı karşılamak amacıyla haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında, ayda asgarî 8 saat nöbet tutmaları mecburiyeti getirilmekte, ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilmesi öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

53’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791,2/159,2/4Ol,2/592,2/769,2/1049)'nun 53. Maddesinde "sorumluluğunda bulunan içme" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve kullanım" ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                              Selahattin Karaahmetoğlu                             Mehmet Şeker

                       Mersin                                              Giresun                                            Gaziantep

                                    Mehmet Ali Ediboğlu                              Süleyman Çelebi

                                               Hatay                                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL TAMER (Kayseri) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 53’üncü madde üzerinde söz almış bulunmaktayım. Öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum, yeni yılınızı da kutluyorum.

53’üncü maddede su tahlilleriyle ilgili olarak… İçme sularıyla ilgili, halk sağlığı ve ödemelerle ilgili maddeler getirilmiş. Tabii, burada getirilen maddeyle özellikle Sağlık Bakanlığının aldığı kuruluşlarda su bedelinin buna karşı mahsup edilmesi belki biraz daha Sağlık Bakanlığından çıkacak parayı azaltmış olur.

Yalnız, tabii, burada önemli olan bu maddeden çok, benim söyleyeceğim başka şeyler var; bunlardan bir tanesi: Sayın Başbakan daha önce “Ben SSK’lıydım, beni de muayeneye çağırdılar.” dediler ve para aldılar demek istediler. Eski Sağlık Bakanımız, Sayın Bakanım siz değil, “Doktorların eli vatandaşın cebinde. Bıçak parası dönemi bitti. Artık vatandaşın tuzu kuru, öğretim üyesine soydurmayacağız.” dedi ama bakıyoruz ki burada ne yazık ki muayene katılım payıyla, acil servisteki yeşil alan, sarı alan uygulamasıyla, on gün içinde aynı branşa giderse orada alınan parayla, tahlil, tetkik farkıyla, reçete katılım payıyla, üç ilaçtan fazla yazıldığı zaman o ilaçlardan alınan parayla, ilaçların yüzdesiyle, muadil ilaçta daha fazla alınan parayla ve özel hastanede çıkan farklarla ne yazık ki tam paralı duruma geldiğini görmekteyiz. Tabii, bu, yıllara göre geçtikçe daha fazla da olacak.

Tabii, burada, özel hastanelerin açılması için özel teşvikler uygulanıyor. Bu da belki diğer hastanelerdeki yığılmayı azaltmak için yapılıyor ama burada alınan farklar ne yazık ki vatandaşın belini bükmektedir. Özel hastaneler tam manasıyla bir sektör hâline geldi, pazar yaratıldı. Tabii, burada, büyüyen bu pazarla birlikte medikal ve diğer ilaç endüstrilerindeki girdilerin artmasıyla birlikte sağlığa büyük bir yük geldi.

2012 yılında vatandaşın cebinden çıkan paranın arttığını görüyoruz, bu sene de arttı, yüzde 16’lardan yüzde 23’lere kadar çıktığını görüyoruz. Ne yazık ki bu harcamalar her gün biraz daha artmaya devam ediyor. Tabii, bu harcamalar yapılırken de vatandaş “İyi sağlık getiriyoruz.” denilerek kandırılmaya devam ediliyor.

Burada diğer bir konu: Biz, özellikle, bu taşra üniversitelerinde tıp fakülteleri açılırken, bizim tabirimizle ya da tabip odasının tabiriyle “uçan profesör” dediğimiz arkadaşlarımızın profesör yapılmasına karşı çıkmıştık ama özellikle verdiğimiz soru önergelerinde bunların oradaki ihtiyaca binaen yapıldığı söyleniyordu. Ama ne yazık ki ihtiyaca binaen olanlar ayda bir sefer gidiyorlar, orada görünüyorlar, geliyorlar, fazla da bir katkısı olmadığını görüyoruz. Ama benim asıl demek istediğim, Çapa gibi bir okulda böyle bir şeyin yapılması hiçbir zaman için doğru bir şey değil Sayın Bakanım. Çapa’da en son, kalp damar cerrahisinde, Çapa’daki bütün hocaların karşı çıkmasına rağmen, oradaki o yılların verdiği ilkelere aykırı olarak ve oradaki öğrenci yetiştirme, derse girme, asistan yetiştirmeyle ilgili hiçbir özelliğe bakılmadan insanlar orada profesör yapıldı. Tabii, şu anda isim vermek istemiyorum ama yapılan profesörün de sizinle yakınlığı olduğunu biliyoruz. Tabii, profesör olduğu zaman hem maaşı artmış olacak hem emekli olduğu zaman daha fazla almış olacak hem de ne yazık ki orada hak eden arkadaşlarımızın önü kesilmiş olacak. Sayın Bakanım, özellikle bugünlerde ortamda bir sürü şey dönerken böyle şeylere artık yön vermemeniz gerektiğini düşünüyorum; böyle şeyler tıbbı öldürüyor, sağlığı öldürüyor, insanı öldürüyor.

Bayramda sizin ziyaret ettiğinizi hastaneyi Sayın Bakanım ben de ziyaret ettim. Kayınpederim rahatsız, onu götürdük. Oradaki, acildeki durumu gördüm, gerçekten acilde perişanlar. Orada hastalar yığılmış, sıra alamıyorlar, bekliyorlar, saatlerce bekliyorlar; siz hâlen sağlıkta çok iyi şeyler yaptığınızı söylüyorsunuz. Ne yazık ki sağlıkta yapılan tek şey, doktorlara ve diğer sağlık çalışanlarına yaptığınız yükten başka bir şey değil; onların memnuniyetine hiç bakmıyorsunuz, onları hiç ciddiye almıyorsunuz.

Ben buradaki sözlerimi bitirirken -biraz sonra gene konuşacağım ama- bir şey anlatmak istiyorum: Bir yaşlı teyze hastalanmış, hastaneye gitmiş. Kulakları fazla iyi duymuyormuş, orada doktor “Neyin var?” diye sorunca teyze cevap verememiş. Biraz sesini yükseltince demiş ki: “Karnım ağrıyor, çok gaz çıkarıyorum, affedersiniz. Hatta, şu anda, burada kaldığım süre içinde 25 seferden fazla gaz çıkardım, hiçbir şey duymadım, kokusunu almadım.” Doktor, muayenesini yaptıktan sonra reçetesini yazmış, eve gitmiş. Bir hafta sonra gelmiş, bir hafta sonra geldiğinde doktora kızmış, demiş ki: “Sen ne yaptın? Verdiğin ilaçlardan sonra, ben gaz çıkardığım zaman koku almaya başladım.” Doktor tekrar bir reçete yazmış, demiş ki: “Şunları da al, bunları da kullan, gel.” Hastanın kulakları duymuyor ve burnu koku almıyormuş.

Ne yazık ki bu ülkede bunu yaşıyoruz, olan şeyleri görmüyorsunuz. Bu gaz çok kötü çıkmaya başladı, bu yapılan, şu son zamanlardaki yolsuzluklardan tutun, yargıda olanlardan ve sağlıkta olanlar, hepsi üst üste geliyor. Lütfen, siz de bu yasa çıkarken iyi bir kulak burun boğaz doktoruna ve göz doktoruna gidin, bunları da görün.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

54’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 54. Maddesinde “Bu sularla ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “halk sağlığını ilgilendiren” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                     Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu

                       Mersin                                              İstanbul                                              Giresun

                 Muharrem Işık                                    Mehmet Şeker                                Mehmet Ali Edipoğlu

                      Erzincan                                            Gaziantep                                              Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Erzincan’a gideceğiz.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Değerli milletvekilleri, tekrar hepinizi selamlıyorum.

Sayın Bakanım belki bugün Erzincan hakkında bir şey söylemedim diye alınmıştır, söyleyeyim bari.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Beraber gideceğiz.

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Erzincan’la ilgili şu anda acil olaraktan yoğun bakımda ve diğer şeylerde de ihtiyacımız olan malzemeler var, onları da karşılarsanız sevinirim.

Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; ben şimdi, on bir yıllık iktidarınız döneminde neler yaptığınızı hem biraz hicvederek hem de anlamanız yoluna giderek anlatmaya çalışacağım. Bunu yaparken de sizlere dua edeceğim aslında. Şöyle: Halkımızın sağlığı yolunda çalışan Bakanlık yöneticilerine yardım eyle Allah’ım. Sağlıkta dönüşümle rantı bölüşen, sağlığı özelleştiren kamu-özel ortaklığı için bol bol arsa sağla Allah’ım. “Saha koordinatörlüğü” adıyla 8 bin dolar maaş alan şanslı kullarının maaş ve harcırahlarını daim eyle Allah’ım. Saha koordinatörü maaşı olarak 8 bin dolar alıp sahaya çıkmayan kullarına, usulsüzce daha nice dolarlı maaşlar nasip eyle Allah’ım. Baş saha koordinatörü olarak yıllardır 10 bin dolar maaş alan kullarının da mutluluğunu ve birlikteliğini daim eyle Allah’ım. Daha nice yandaş dostlarının, saha koordinatörü olarak başlamaları için Dünya Bankası yetkililerinin gönlüne yumuşaklık ver Allah’ım. Özel kalem müdürü iken merkezi İstanbul’da olan Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğüne kararnamesi yazılıp müsteşar yardımcısı olarak Bakanlıkta görevlendirilen şanslı kullarının genel müdür olması için bahtlarını açık eyle Allah’ım. Doldur-boşalt makamı olarak görülen Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğüne daha nice eş ve dostların, genel müdür olarak atanmasını nasip eyle Allah’ım. Hastanelerin kantinlerine göz diken ve ahbaplarına verilmesini sağlayan dernekçi yöneticilerine daha nice hastane kantinleri, hatta askerî hastane kantinleri nasip eyle Allah’ım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Kayınpederini ve sekreterini daire başkanı yaparak kariyer basamaklarını hızla atlatan dernekçi yöneticilerin yakınları olmayı bize de nasip eyle Allah’ım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Sağlıkta bilişimin önemini herkesten önce fark ederek hastane otomasyonları işinden epeyce nemalanan otomasyoncu yöneticilerine yeni işleri herkesten daha önce bulmasını nasip eyle Allah’ım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Otomasyoncu yönetici odasında görev alan sorumsuz yetkili danışmanların hızla yükselişi gibi kariyer basamaklarını da hızla çıkmalarına yardım et Allah’ım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Kamu Özel Derneği Başkanı, Sağlık Bakanlığı Kamu Özel Danışmanı, sağlık yatırımlarında faaliyet gösteren şirketin ortağı olan zeki, çalışkan, uyanık vatandaşımızın bu işlerden para kazanmasını ve bu parayla siyasete girmesini nasip eyle Allah’ım. Çok laf üretip iş yapmayan fakat Kamu Özel Ortaklığı Başkanlığını kullanarak 15 defa yurt dışına giden Daire Başkanının dünyanın geri kalan 170 ülkesini de gezip görmesini nasip eyle Allah’ım, yeni başkanların da aynı yerleri görmesi için yardımcı ol Allah’ım.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” sözünü boşa çıkarmayan ve Bakanlık müfettişlerine buldukları yolsuzlukları kapatmaları için baskı yapan, rapor değiştiren, bu uğurda birçok müfettişi meslekten menetmekten dahi çekinmeyen Teftiş Başkanına güç ver Allah’ım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Dernekçi yöneticilerin kongresinin konaklama parasını döner sermayeden ödeterek suç işlenmesine yol açan hastane idarecilerini Teftiş Kurulunun gazabından koru Allah’ım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Âmin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Tertip ettiği kongreye Bakanlık hastanelerinin döner sermayesinden para aktarılmasını sağlayan, kendini sağlık yönetiminin gelişimine adamış dernekçi yöneticilere yeni dernekler kurmayı nasip eyle Allah’ım. Uzmanlık dernekleri diye kurulan, size ayak bağı olan dernekleri yok etme gücü ver Allah’ım. Tabip odalarını kaldıracak, baş belası doktorların dilini lal, kulaklarını sağır, gözlerini kör edecek güç ver Allah’ım. Ülkenin her iline birer, yetmezse ikişer üçer, tabelası bile olmayan tıp fakültesi açmayı nasip eyle Allah’ım. Açılan, bu tabelası bile olmayan tıp fakültelerinde bol bol yandaş profesörler yapılmasını sağla Allah’ım. Yasalara aykırı diye sürekli şikâyet eden tabip odalarını yok et Allah’ım. Hemşirelik yüksekokulunda üroloji profesörlüğü alan hocaları diline dolayan tabip odalarının, basının ve milletvekillerinin seslerini kökten kes Allah’ım. Hekimler arasında her türlü liyakat ve akademik kriterin dolaylı yollarla yok edilmesini düşünenlerin akıllarını başlarından al Allah’ım.

Danıştay Dava Daireleri Başkanlığı ve Anayasa Mahkemesinin kararlarının her zaman bu şekilde olması için üyelerine uzun ömür ver Allah’ım. Sağlık Bakanlığına taraf karar veren mahkeme üyelerinin ömürlerini uzun eyle, karşı oy yazısı yazanları tez zamanda al Allah’ım.

Aldığımız üç kuruşluk katkı payını sürekli gündeme getiren milletvekillerinin ve tabip odalarının dillerini lal et Allah’ım. Özel hastanelerde ve üniversite hastanelerinde alınan farkları yazan gazetecileri Başbakanın gazabına uğrat Allah’ım. Hükûmeti yıkmak için faiz lobilerince gösteri yapan, çapulcuları tedavi eden doktorların, TOMA’lardaki ilaçlı sularla yıkanmaları için, kaçarken ayaklarındaki dermanı yok et Allah’ım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Amin!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Alerjiye kızamık teşhisi koyarak Sağlık Bakanlığını kızamıkla mücadele etmiyormuş gibi gösteren, bir şey bilmeyen doktorları ıslah et Allah’ım. Akıl ve bilimi temel alan, düşünen, sorgulayan, üreten, bağımsızlığından asla taviz vermeyen sağlık çalışanlarından, özellikle de doktorlardan Sağlık Bakanlığını sen koru Allah’ım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Sayın Bakanım, bunlar on yıldır Sağlık Bakanlığında olan şeyler aslında. Bunlara dikkat edersek çok memnun olurum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 20.34

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

55’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480 sıra sayılı Torba Kanunun 55. Maddesinde yer alan “tarihinde” ibaresinin “tarihinden itibaren” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

     Pervin Buldan                        Erol Dora                         Ayla Akat Ata

            Iğdır                                 Mardin                               Batman

     İdris Baluken                       Esat Canan

          Bingöl                               Hakkâri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 55. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

       Aytuğ Atıcı                  Selahattin Karaahmetoğlu            Mehmet Şeker

          Mersin                                   Giresun                            Gaziantep

   Süleyman Çelebi                  Mehmet Ali Ediboğlu                         

         İstanbul                                   Hatay                                    

MADDE 55- Bu Kanun 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, çakma tam gün tasarısının artık sonuna geldik, yürütme ve yürürlük maddelerini konuşuyoruz. 55’inci madde nedeniyle ben de nelere parmak kaldırdınız, onları bir hatırlatmak istiyorum ve bu vesileyle de ayakkabı kutularına tamah etmeyen, alın teri dışında bir değere yan gözle bile bakmayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, on bir yıldır Türkiye’nin gündeminden çıkarılamayan, tam yetkili olduğunuz hâlde çıkaramadığınız tam günü, çakma tam günü tekrar tekrar konuştuk ve bu tasarı hazırlıkla beraber sekiz dokuz aydır Meclisimizi, komisyonlarımızı işgal etti durdu. Şimdi, bu yasayla nelere el kaldırdınız, nelerin vebalini aldınız, size kısaca hatırlatacağım ve bu akşam muhtemelen rahat uyuyamayacaksınız.

Bu tasarıya “Evet.” Diyerek, milletin mahrem bilgilerinin satılmasına “Evet.” dediniz. Sizi halka havale ediyorum.

Bu yasa tasarısıyla imtiyazlı insanlara yani sizin yandaş ve candaşınız olması muhtemelen olan bazı doktorlara -ki bunlar yurt dışına kaçıp, mecburi hizmet yapmayıp çeşitli kurumlara hizmet etmişlerdi- dediniz ki: “Dönün gelin, sizi mecburi hizmetten muaf tutuyorum, üstelik, ödül olarak da sizi özel hastaneye yerleştiriyorum kadro şartı aramadan.” Helal olsun size! Çok yakıştı doğrusu bu size.

Bu tasarıya el kaldırarak dediniz ki: “Üniversitede çalışan doktorların, hocaların, doçentlerin, profesörlerin yarısı dışarıda çalışabilir, yarısı çalışamaz.” Hangisi çalışır? Kim çalışır? Kim daha çok nereye yanaşır? Bunu sağladınız. Helal olsun size!

Bu yasaya “Evet.” diyerek üniversitelere yeniden hoca farkı getirdiniz. Hani siz, hep, böyle, siyaset yaparak “Hoca farkı yok, hoca farkı yok.” diyordunuz ya, el kaldırarak hoca farkı getirdiniz. Sizi millete havale ediyorum.

İş yeri hekimliğini gene paçavraya çevirdiniz. İş yeri hekimliği için sertifikayı kaldırdınız, iş güvenliğini, işçilerin sağlığını hiçe saydınız. Sizi işçilere havale ediyorum.

Bu yasaya el kaldırarak sağlığı çocuk yaştaki hemşire yardımcılarına emanet ediyoruz. “Hemşireler yetmiyor, açığı hemşire yardımcısıyla kapatacağım.” dediniz. Sizi, o çocuk yaştaki hemşirelere havale ediyorum. Çok ah alacaksınız.

Yine, bu yasayla, aile hekimliğini siz getirdiniz, siz yaptınız, siz bozdunuz ve aile hekimlerine gene nöbet getirdiniz. Sizi aile hekimlerine havale ediyorum.

O kadar çok eşitsizlikler yaptınız ki, bunun hesabını öbür tarafta nasıl verirsiniz beni ilgilendirmez ama bu tarafta bunun hesabını size kesinlikle soracağız. Kesinlikle, bunun hesabını bu dünyada vereceksiniz. Öyle yağma yok! Sadece sandıkta değil, bunu Yüce Divanda da vereceksiniz. O kadar çok eşitsizlik yaptınız ki… Dediniz ki hocalara: “Sen, eğer sivil hastanede çalışıyorsan, yarısı dışarıda, özelde çalışıp para kazanabilir; eğer Sağlık Bakanlığıyla anlaşmalı bir hastanede, ortak kullanım hastanesinde çalışıyorsan çıkamazsın ama Bakanlar Kuruluna yetki veriyorum, o izin verirse çıkabilirsin; eğer askerî doktorsan, hayatta, zinhar çıkamazsın.” dediniz ve ah aldınız.

Bakın, bu yasa tasarısıyla bir şey daha yaptınız, dediniz ki… Askere ve polise, doktor olmadıkları hâlde, sağlıkçı olmadıkları hâlde acil müdahale yetkisi verdiniz. Sizi onların eli altında ölenlerin ailelerine havale ediyorum.

Gezi direnişine katılan hekimlerden intikam almaya çalıştınız bu yasa tasarısında ama boşuna sevinmeyin. Gezi’de gençlere ilk saldırı emrini verdiği iddia edilen şimdiki İçişleri Bakanı dâhil, büyük patron da dâhil, sorumluların hiçbirisi Gezi’de akan kan ve gözyaşından asla kurtulamayacaktır. O yüzden, siz, 17 Aralık yolsuzluğunun arkasında hep Gezi aradınız. Biz doktorlar buna bir teşhis koyduk ve size “Gezi sendromu” dedik, bundan sonra siz Gezi sendromlu insanlar olarak anılacaksınız.

Nihayetinde, yaptığınız yapbozdur, bir tam gün yasası değildir ve bu kadar rezil bir iş ortaya çıkardıktan sonra kendinizle övünüyorsunuz. Bunun da bir adı var, bunun da adını ben koymadım, uluslararası tıp camiası buna “hubris sendromu” diyor, yani kibir sendromu. Hem ortalığı rezil ediyorsunuz hem de “Çok güzel yaptık, çok güzel yaptık.” diyorsunuz ama ruh sağlıklarınızın giderek bozulduğunun farkındayız.

Özellikle büyük patronun ruh sağlığının ciddi şekilde sorgulandığı bugünlerde “Aşağıdan yukarıdan/Yolun sonu görünüyor.” diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480 sıra sayılı Torba Kanunun 55. Maddesinde yer alan “tarihinde” ibaresinin “tarihinden itibaren” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                      Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu değişiklik ile kanun metninin daha anlaşılır olması amaçlanmıştır. Bu nedenle maddenin tasarı metninde değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

56’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 56. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                     Süleyman Çelebi                           Selahattin Karaahmetoğlu

                       Mersin                                              İstanbul                                              Giresun

                  Mehmet Şeker                               Mehmet Ali Ediboğlu

                     Gaziantep                                              Hatay

MADDE 56– Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, yürütmenin yürümemesi için söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, uyguladığınız politikalarla, çıkarttığınız yasalarla toplumun dengesini bozdunuz, toplumun sağlığını bozdunuz. Biz “Temiz toplum, temiz siyaset.” dedik; siz toplumu travmatik, siyaseti patolojik hâle getirdiniz. Toplumda yargıya güven yok, polise güven yok. Burada halkın sağlığını konuşacağınıza hekim emeğinin sömürüsünü konuşuyorsunuz. Burada yolsuzlukları ve soydukları yoksulları konuşacağınıza hayalî komploları konuşuyorsunuz. Burada insanca yaşamı konuşacağınıza dolaylı vergilerle emekçilerden aldığınız, kutulara koyduğunuz paraları konuşuyorsunuz. Burada yurtta sulh, cihanda sulh konuşacağınıza tır dolusu silahları konuşuyorsunuz. Burada çocuklara adalet aramamız gerekirken yetim hakkı yiyenlere ağlıyorsunuz. Burada Roboski’de vuranları ortaya çıkaracağınıza soyguncuları aklamaya çalışıyorsunuz. Burada özgürlükleri genişletmeyi konuşacağınıza insanların evlerine karışıyorsunuz, Manisa’da Başbakana kutuyu gösteren bir kadını gözaltına alıp sorguluyorsunuz. İnsanlar Gezi’de yitirdikleri oğullarına ağlarken sizler bityeniği aradınız. Sizler, vicdan yerine parayı, hukuk yerine fetvayı, sevgi yerine nefreti, inanç yerine metayı koydunuz. Daha fazla kâr için emek hırsızı, daha fazla mal için doğa katili, daha fazla iktidar için yalancı oldunuz, daha ne olacaksınız?

Bir ülkede asgari ücret ne kadar düşük tutuluyorsa, o ülkede demokrasiden o kadar çok uzaklaşılıyor demektir. Bir ülkede dolaylı vergiler ne kadar yüksek tutuluyorsa, yolsuzluklar, adaletsizlikler, ayrımcılık o kadar büyük demektir. Daha ele geçmeden eriyen artışa “zam” denilebilir mi? Asgari ücrete verilen zamma baktığınızda, asgari bir vicdanın kalmadığını görüyoruz. Kısacası, 17 Aralık yolsuzluğunun bedeli ve ekonomik sonuçları yine emekçiye çıktı.

Başbakan sürekli bir komplodan ve dış güçlerden bahsediyor. Evet, bir komplo var, uluslararası güçler de var ama bu, uluslararası sermayenin hükûmetle Türkiye halkına  ve emekçilere yönelik bir komplosudur. Hükûmet neredeyse yolsuzluğu unuttu, yolsuzluk araştırmasını bıraktı ve yolsuzluğu kimin nasıl ortaya çıkardığıyla uğraşmakta. Siz “Yolsuzluklarla mücadele ediyoruz.” derken, yolsuzluğun ortaya çıkmaması için mücadele ediyormuşsunuz. Gelişmeleri “siyasete darbe” olarak tanımlamak, yolsuzluk yapan ve rüşvet alanları suçsuz göstermektir. Karşı karşıya olduğumuz şey, büyük bir rüşvet bataklığıdır. Burada hâlâ başı dik tutmaya çalışanlar, bataklığa en fazla batmış olanlardır. Birileri hâl⠓Cambaza bak.” diyor, gördünüz mü ne cambazlıklar dönüyormuş meğer bu ülkede! Bu ülkede yolsuzluk iklimi düzeni, olmayan demokrasimiz, yok olan hukukumuz, kalmayan adaletimizdendir. Sizler iktidar içinde iktidar olma kavgası verirken halk bunlara sessiz kalacak sanmayın.

Değerli arkadaşlarım, son olarak da Sayın Bakana şunu söylüyorum: Saatlerce arkadaşlarımız burada değerlendirmeler yaptılar. Hepsi de, sağlık alanıyla ilgili bu ülkede neler olduğunu tek tek arkadaşlarım anlattılar. Hâlen gemiyle sağlık hizmetlerinin verileceği söyleniyor. Sayın Bakan, bu, bugünkü Radikal gazetesi. Bu, Üsküdar’daki devlet hastanesi, Üsküdar’daki.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Beraber gidelim, bakalım.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Oranın ne hâlde olduğunu, nasıl bir bakım yapıldığını oranın başhekimi anlatıyor, ben değil. Onun için, gelin, İstanbul’daki o virane olmuş hastaneleri çözün, Türkiye’deki gerçekten sürünmekte olan hastaların sorununu çözün, ondan sonra diğer işlere bakın diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

226

 

 

Kabul

:

209

 

 

Ret

:

17

(x)

 

Kâtip Üye

Mine Lök Beyaz

Diyarbakır

Kâtip Üye

Bayram Özçelik

Burdur”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu teşekkür konuşması yapacaklardır.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, sizleri gecenin bu saatinde saygıyla selamlıyorum.

2014’ün bu 2’nci gününde, ülkemizin sağlık alanında önümüzdeki süreçte sıkıntılarını kısmen hafifleteceğine inandığımız bir torba kanunun geçmiş olması dolayısıyla hepinize emeklerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Ama öncelikle, sizlerin, ailelerinizin, sevdiklerinizin, 75 milyon ülke insanımızın 2014’ün ve geleceğinin daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu, barış içinde, huzur içinde bir ülke ve bir dünya oluşmasını temenni ediyorum.

Tabii, gerek komisyonlar aşamasında gerekse herhâlde bir aydır zaman zaman görüştüğümüz Genel Kurul aşamasında her türlü katkıyı sağlayan muhalefet milletvekili arkadaşlarımıza, iktidar milletvekili arkadaşlarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Muhalefetin, tamamını olmasa bile, bazı önerilerini ve taleplerini makul görerek kabul ettiğimizi, ortak aklı bulmaya çalıştığımızı herhâlde muhalefet de kabul edecektir. Ben, bu anlamda, katkıları dolayısıyla teşekkür ediyorum ama iki cümle söylemek istiyorum.

Bir: Biz asla kibirli olmadık ve asla da kibirli olmayacağız. AK PARTİ’nin milletin karşısında kibirli olma gibi bir anlayışı hiç olmadı, inşallah da olmayacaktır.

Diğeri, değerli arkadaşlarımız bizi millete havale ettiler, teşekkür ediyorum. Millete havale olmak bizim için şereftir, bundan da onur duyuyoruz çünkü Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” demiştir ve milletin olacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tabii, “Yurtta sulh, cihanda sulh.” tabii ki başımızın tacı ama bir cümle daha var: “Muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki bir Türkiye ve Türk milleti.” demiştir. İnşallah, gemi hastaneleriyle, şehir hastaneleriyle ve sağlıktaki bütün dinamiklerimizle muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki bu yolculuğu sizlerin de katkılarıyla ama inşallah biz başaracağız diyorum.

Katkılarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz de teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 7 Ocak 2014 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.58

 



(x) 480 ve 480’e 1’inci Ek S. Sayılı Basmayazı 3/12/2013 tarihli  24’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.