TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                34’üncü Birleşim

                                                                                             17 Aralık 2013 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

                 I.– GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

                 II.- GELEN KÂĞITLAR

                 III.- YOKLAMALAR

                 IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

                 A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ

 

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

                 2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz’ün 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

7.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın, Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın yaptığı açıklaması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

11.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

13.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Van Milletvekili Özdal Üçer’e 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimde verilen kınama cezasına ilişkin açıklaması

6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van Milletvekili Özdal Üçer’e 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimde verilen kınama cezasına ilişkin açıklaması

7.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Van Milletvekili Özdal Üçer’e kullanmadığı bir cümle üzerine kınama cezası verildiğine ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Van Milletvekili Özdal Üçer’in geçen tutanak hakkında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve Meclisten özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van Milletvekili Özdal Üçer’in geçen tutanak hakkında yaptığı konuşmasının da kınama cezasını gerektirdiğine ilişkin açıklaması

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, bütçe görüşmelerinin, bütçeyi yapan iradeye güvenin kalmadığı bir ortamda yapıldığına ilişkin açıklaması

11.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu’nun 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, vergi denetiminde zaman zaman siyasi müdahalenin söz konusu olduğuna ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine kurumlar vergisi tarhiyatının kanuni olmadığına ilişkin açıklaması

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Van Milletvekili Özdal Üçer’e kullanmadığı bir cümle üzerine kınama cezası verildiği ve bu cezanın geri alınması gerektiğiyle ilgili açıklamasına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Başkanlığa yazılı başvurusu üzerine İç Tüzük’ün 155’inci maddesi gereğince inceleme başlatılacağına ilişkin konuşması

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Hırvatistan Parlamentosu Turizm Komisyonu Başkanı ve Hırvatistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Goran Beus Richemberg ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

 

1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında TBMM ile bağlı kurum ve kuruluşların kamu ihale mevzuatından istisna sağlanarak yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı  (7/32191)

2.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, TBMM arşivlerinin dijital ortama aktarılması konusunda yapılan ihaleyle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/32194)

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, İçtüzüğün 37. maddesi uyarınca TBMM Başkanlığınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmak üzere Danışma Kuruluna götürülen KHK’lara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı  (7/32551)

4.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Sayıştayın bazı kamu kurumlarının 2012 yılı hesaplarını denetleyememesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı  (7/32556)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/33352)

6.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, TBMM personeli ve basın mensuplarının kullanımı için planlanan çipli kartlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/35032)

 

17 Aralık 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Dilek YÜKSEL (Tokat)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Gündemimize göre 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün bir tur görüşme yapacağız. Turdan sonra ise 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı 8’inci maddesine kadar görüşülecektir.

12’nci turda Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun bütçe ve kesin hesapları ile Gelir Bütçesi yer almaktadır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (*)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (*)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerindedir.

Turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekilleri sisteme girebilirler.

Şimdi 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın “Gelir ve Finansman” başlıklı 2’nci maddesini okutuyorum:

Gelir ve finansman

MADDE 2 - (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

(I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 394.634.401.000 Türk Lirası,

(II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 7.222.934.000 Türk Lirası öz gelir, 41.928.551.000 Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 49.151.485.000 Türk Lirası,

(III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 2.984.186.000 Türk Lirası öz gelir, 19.658.000 Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 3.003.844.000 Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 76.000.000 Türk Lirası olarak tahmin edilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, on ikinci turda söz alan sayın milletvekillerinin adlarını okuyorum:

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına: İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak, Uşak Milletvekili Mehmet Altay, Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün, Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, Kayseri Milletvekili Ahmet Öksüzkaya, Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacak olan sayın milletvekilleri: Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşacak sayın milletvekilleri: Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Kütahya Milletvekili Alim Işık.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına konuşacak olan milletvekilleri: Hakkâri Milletvekili Esat Canan, Van Milletvekili Özdal Üçer, Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan.

Şahısları adına: Lehine Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, aleyhine İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu.

Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ilk konuşmacı İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak.

Buyurunuz Sayın Bak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Genç nüfusa sahip olan ülkemizde hiç şüphesiz Gençlik ve Spor Bakanlığı son derece kritik görev ve sorumluluklar üstlenmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığımızca gençliğe ve spora yönelik yatırımlar yapılmakta ve ülkemizin gelecek kuşaklarına her alanda en iyi olanaklar sağlanmaktadır. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sporcu geçmişi ve gençlere verdiği önem herkesin malumudur. Sayın Başbakanımızın da destek ve direktifleriyle Türkiye spordaki yükselişini hız kesmeden devam ettirmektedir. Daha önce 4 kez aday olduğumuz olimpiyat oyunları ev sahipliğinde 2020 Olimpiyat Oyunları oylamasında ilk kez finale kalınmıştır. Yunanistan’ın ekonomik nedenlerle düzenleyemediği 17’nci Akdeniz Oyunları’na rekor sürede hazırlanarak oyunlar tarihindeki en başarılı organizasyonu gerçekleştirdik. Türkiye Akdeniz Oyunları’nda 24 branşta 47 altın, 44 gümüş ve 37 bronz olmak üzere toplam 128 madalya kazanarak oyunlar tarihinde ilk kez ikinci olmuş ve büyük bir başarıya imza atmıştır.

Bakanlığımız özellikle tesisleşme alanında büyük bir atılım gerçekleştirmiş ve birçok şehrimizde modern tesisleri halkımızın hizmetine sunmuştur ve sunmaya devam etmektedir. Tesisleşme hamlesinin yanı sıra amatör spor kulüplerine verilen destek de artırılmıştır. Yaklaşık 10 bin spor kulübümüze ayni ve nakdi toplam 30 milyon liralık yardım sağlanmıştır. Ayrıca sporu tabana yayma amacıyla okullardaki spor faaliyetleri geliştirilmiş ve okul spor faaliyetlerindeki branş sayısı 21’den 31’e, bu faaliyetlere katılan öğrenci sayısı da 582.961’den 687.148’e ulaşmıştır. Sporda başarılı olan Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde uygulanan üniversiteler arası müsabaka sisteminin bir benzeri “ÜNİLİG” adıyla ülkemizde de düzenlenmeye başlamıştır. 9 branşta düzenlenen ve hızla büyüyen organizasyona 2013-2014 sezonunda, henüz ikinci yılı olmasına rağmen, 106 üniversiteden 6.127 öğrencimiz iştirak etmiştir. ÜNİLİG hem performans sporunun gelişimine hem de üniversite kampüslerine taşınan spor heyecanıyla üniversite gençliğinin spor kültürünün gelişimine katkı sunmaktadır.

Performans sporunun geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası spor müsabakalarında daha iyi sonuçlar alması için Sportif Yetenek Tarama Projesi, Olimpiyat Hazırlık Merkezleri ve Olimpiyat Enstitüsü projeleri hayata geçirilmektedir. Bu projeler sayesinde 5 milyon çocuğumuzun yetenek taramaları yapılacak, sportif başarısını kanıtlamış gençlerimizin daha iyi imkânlarla ve bilimsel metotlarla başta olimpiyat oyunları olmak üzere, uluslararası müsabakalara hazırlanmaları sağlanacaktır. 2013 yılında ülkemizde düzenlenen Mersin 17’nci Akdeniz Oyunları, WTA Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası, Dünya Okçuluk Kupası, U20 Futbol Dünya Kupası organizasyonları başarıyla tamamlanmıştır. 2014 yılında da Dünya Kadınlar Basketbol Şampiyonası, Ritmik Jimnastik Dünya Şampiyonası, Eskrim Büyükler Dünya Kupası gibi birçok organizasyona çeşitli şehirlerimizde ev sahipliği yapılacaktır.

Bakanlığımız, 2014 yılı bütçe sunumu incelendiğinde talep edilen 6 milyar 926 milyon 113 bin liralık bütçenin 5 milyar 862 milyon 584 bin lirası yani yaklaşık yüzde 85’inin YURTKUR’a ayrıldığını görmekteyiz. YURTKUR bütçesinin de neredeyse yarısı öğrencilerimize burs ve kredi olarak ödenmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yürüttüğü faaliyetlere ilişkin birtakım sayısal verileri sizlerle paylaşmak istiyorum: Ülke genelinde gençlik merkezi sayısı 171’dir. Bu merkezlerin aktif üye sayısı Bakanlığımızın kuruluşuyla birlikte 65 binden 421 bine çıkmıştır. Bu merkezlerden faydalanan gençlerimiz, güzel sanatlardan bilim ve teknolojiye, sosyal sorumluluk çalışmalarından basın ve yayın faaliyetlerine, spor etkinliklerinden geleneksel el sanatları çalışmalarına ve doğal çevreyi koruma faaliyetlerine kadar birçok alanda hizmet almaktadır.

Gençliğimiz için düzenlenen gençlik şurası çalışmaları vardır. Ardından, gençliğimizin sorunlarının tespiti ve gençlerimizin arasındaki sosyal dayanışma ve farkındalığın artırılması için on binlerce gencimizin katıldığı gençlik kampları düzenlenmiştir. Gençlik lideri eğitimi çalışmaları, gençlik trenleri, Türkiye Akdeniz Gençlik Barış Gemisi gibi uluslararası organizasyonlar Bakanlığımızca düzenlenmiştir. Bu çalışmalardan dolayı Sayın Bakanımızı ve ekibini tebrik ediyorum.

Bir de hepimizi üzen sporda doping gibi toplumsal sorunlara yönelik olarak da kararlı bir şekilde mücadele edilmektedir. Türk sporunda doping sorununu araştırmak üzere kurulan Meclis araştırma komisyonumuz çalışmalarını titizlikle sürdürmektedir. Komisyonumuzun çalışmalarında ilgili bakanlıklar, sporcular ve ilgili paydaşlar dinlenmektedir. Bu hizmetlerin artarak devam etmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığına verilecek 2014 bütçesinin milletimize hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bak.

Uşak Milletvekili, Mehmet Altay.

Buyurunuz Sayın Altay. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALTAY (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, son on yılda ekonomik ve sosyal alanda büyük bir ilerleme gösterdiği gibi, sporda tesisleşme ve uluslararası spor organizasyonları düzenlemede de başarılı bir performans sergilemiştir. Nüfusunun yarısı 30 yaşın altında olan ülkemiz, Avrupa’da genç nüfusun toplam nüfusa oranının en yüksek olduğu ülkedir. Gençlik ve Spor Bakanlığımız da sahip olduğumuz bu genç nüfusun ilgi, ihtiyaç ve sorunlarını saptamakta, sosyal ve sportif alanlarda destekleyici politikalar oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığımızca son yıllarda gençlere yönelik burs, kredi ve barınma  imkânları iyileştirilmiş, beslenme yardımları artırılmıştır. Yeni yurt binalarının yapımı ve kiralama yoluyla yurt kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Yurtlarımızda kalan gençlerimiz için sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle, sosyal ve kişisel gelişimlerine yönelik çalışmalara da ağırlık verilmektedir. Bilgi ve teknoloji çağında gençlerimizin bu imkânları en üst seviyede kullanmaları amacıyla, yurtlarımızda kalan tüm öğrencilerimize ücretsiz İnternet erişimi sağlanmıştır. Nitekim, bu özelliklere sahip yeni nesil yurtlardan bir tanesi de 2012 Eylül ayında hizmete açılmış olan Uşak öğrenci yurdudur.

Değerli milletvekilleri, iyileştirilen burs ve kredi imkânları çerçevesinde, 2002 yılında 451.550 öğrenciye öğrenim kredisi verilmekteyken, 2013 yılında yurt içinde ve yurt dışında toplam 871.537 öğrenciye öğrenim kredisi, 432.572 öğrenciye burs olmak üzere 1 milyon 304 bin 109 öğrenciye burs ve kredi imkânı verilmektedir. 2002 yılında öğrencilere ödenen aylık burs kredi miktarı 45 TL iken, 2014 yılı itibarıyla 300 TL olmuştur. Yurtlarda kalan öğrencilerimize aylık 201 TL beslenme yardımı ile bu miktar 501 TL’ye kadar çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye genelinde yüzme havuzları, futbol sahaları, gençlik merkezleri, spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri spor tesislerinin yapımı, mevcut spor tesislerinin bakım ve onarımı, modernizasyonu gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Ayrıca, ülkemizin ev sahipliğini üstlendiği çeşitli uluslararası spor organizasyonlarında kullanılmak üzere ilave spor tesisleri de yapılmaktadır. Bakanlığa tahsis edilen ödeneklerle 2013 Yılı Yatırım Programı’nda 48 adet yüzme havuzu, 267 adet futbol sahası, 155 adet gençlik merkezi, 193 adet spor salonu, 21 adet atletizm pisti, 25 adet TOKİ ve belediyelerle protokol kapsamında yürütülen stadyum ve 80 adet diğer spor tesisleri olmak üzere toplam 789 adet proje yürütülmektedir. Bu kapsamda, seçim çevrem olan Uşak ilimizde de Uşak kapalı spor salonu olmak üzere birçok yatırım programa alınmış durumdadır.

Değerli milletvekilleri, seçim bölgem olan Uşak, ata sporumuz cirit dalında Türkiye’de en fazla sporcu ve takıma sahip olan ilimizdir. Bayan ve erkek cirit takımları ile Uşak, ata sporumuz olan ciritin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması yönünden çok önemli bir görev üstlenmektedir. Bu kapsamda, Uşak’ta cirit sahası yapımı 2014 Yatırım Programı’na alınmış ve projelendirme çalışmaları devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi görüşülürken seçim bölgem olan Uşak ilimizin gururu Uşak Sportif Basketbol Takımı’ndan da söz etmeden geçemeyeceğim. Zira, takımımız, bu sene amatör bir ruhla yükseldiği Beko Basketbol Ligi’nde, isim sponsoru dahi olmadan, çok mütevazı bir bütçeyle büyük başarılara imza atmaktadır. Bu bağlamda, Sayın Bakanımıza, Uşak Sportif Basketbol Takımı’na bugüne kadar ki desteklerinden dolayı özellikle teşekkür ediyorum. İnşallah, bundan sonra da artarak devamını özellikle temenni ediyor, bu duygu ve düşüncelerle 2014 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Ulupınar.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 yılı bütçe görüşmeleri üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığımız, özellikle nüfusumuzun yüzde 42’sini oluşturan 24 yaşın altındaki gençlerimize hak ettiği önemi vermek üzere, daha önce çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen gençliğe yönelik hizmetlerin tek bir çatı altında toplanması ve koordinasyonunun sağlanması amacıyla kurulmuştur. Bu hizmetlerin yürütülmesinde Bakanlık bünyesinde Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Eğitim, Kültür ve Araştırma Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur. Bakanlığa bağlı kuruluşlar ise Spor Genel Müdürlüğü, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığıdır.

Gençlik merkezleri, gençlerin ilgi ve istekleri doğrultusunda gençlerin serbest zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirmeleri, gençleri zararlı alışkanlıklara karşı bilinçlendirmek ve zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak amacıyla sanatsal, sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler, tarihî ve kültürel geziler, kamplar düzenleyen merkezlerdir. 2002’de gençlik merkezi sayısı 102, üye sayısı 19.919 iken, 2013’te gençlik merkezi sayısı 170, üye sayısı 401.424’e yükselmiştir.

2002’de aylık öğrenim kredisi 45 TL iken, 2014 Ocak ayı itibarıyla öğrenim kredisi 300 TL’ye, yüksek lisans öğrencisine 600 TL’ye, doktora öğrencisine 900 TL’ye, beslenme yardımı 220 TL’ye yükseltilmiştir, öğrenim harcı kaldırılmıştır.

Kredi Yurtlar Kurumunun 2002 yılında 77 il ve 59 ilçede 188.187 olan yatak kapasitesi 2013 yılında 81 il, 145 ilçe ve 2’si Kuzey Kıbrıs’ta olmak üzere 310 bine ulaşmış, yüzde 60-70 olan doluluk oranı yüzde 90’a çıkmıştır.

YURTKUR, sosyal devlet anlayışı gereğince şehit, gazi ve terör nedeniyle köyleri boşaltılanlara, anne ve babası vefat edenlere, öğrenimlerini yetiştirme yurdunda ve Darüşşafaka Lisesinde barınarak tamamlayanlara, yüzde 40’ın üzerinde vücut fonksiyonu kaybı olanlar ile malul aylığı alanların çocuklarına 2011 yılından itibaren kayıtsız şartsız burs vermeye başlamıştır. Ayrıca, bu öğrencilerden yurt ücreti de alınmamaktadır.

Ülkemiz, son yıllarda çok büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmıştır. Son yıllarda gerçekleştirilen en büyük yatırımların başında Mersin 2013 Akdeniz Oyunları gelmektedir. Mersin’de yaklaşık 210 milyon TL’lik yatırım yapılmıştır.

Bakanlığımızın Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde de yürüttüğü projeleri bulunmaktadır; spor salonu, gençlik merkezleri, kayak tesisleri, sentetik yüzeyli atletizm pisti olmak üzere toplamda 40 projesi devam etmektedir.

Gençlik ve Spor Bakanlığımızın Zonguldak ilimizde yapımı tamamlanan ve devam eden projelerine değinmek istiyorum: Zonguldak Merkez Spor Salonu bin seyirci kapasiteli olup yapımı devam etmektedir. İlimiz Merkez Kapalı Yüzme Havuzu 500 seyirci kapasiteli olup arazi temini yapılmış, zemin etüt çalışmaları devam etmektedir.

Yine, ilimiz merkezinde yapılması planlanan gençlik merkezinin sözleşmesi imzalanmış olup yer teslimi yapılmıştır.

Alaplı Gümeli Spor Salonu ihalesi ve yer teslimi yapılmıştır. Alaplı Çim Yüzeyli Futbol Sahası hizmete sunulmuştur. Yine, Alaplı’da 500 kapasiteli öğrenci yurdunun inşaatı bitme aşamasında olup kısa sürede hizmete sokulması planlanmaktadır.

Devrek Stadyumu tribün yapımı, Devrek Çim Yüzeyli Futbol Sahası ve 300 kapasiteli öğrenci yurdunun ihalesi yapılmıştır.

Çaycuma gençlik merkezinin proje çalışmaları tamamlanmış, ihalesi ve yer teslimi yapılmıştır.

Kilimli gençlik merkezi zemin etüt çalışmaları yapılmış, ihale işlemleri devam etmektedir.

Kandilli Çim Yüzeyli Futbol Sahası yapımı tamamlanmıştır.

Ereğli gençlik merkezi arsa tespiti yapıldı, ihale aşamasındadır.

2003 yılı itibarıyla Zonguldak merkez ve ilçelerimizdeki yurtların öğrenci kapasitesi 1.394 iken bugün itibarıyla bu sayı 3.367’dir. 2003 yılında Zonguldak’ta 74, Çaycuma’da 568, 2004 yılında Zonguldak’ta 154, 2005 yılında Devrek’te 140, 2006 yılında Ereğli’de 356, 2010 yılında Zonguldak’ta bin öğrenci kapasiteli yurtlarımız hizmete açılmıştır.

Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bütün yurt genelinde yaptığı yatırımlar hızla devam etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 2014 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ulupınar.

Amasya Milletvekili Avni Erdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Erdemir.

AK PARTİ GRUBU ADINA AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı Spor Genel Müdürlüğü ve Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gençlerimiz bizim en büyük zenginliğimiz, en büyük gücümüzdür ve en önemli güvencemizdir. Şükürler olsun ki genç ve dinamik nüfusumuzla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gıptayla baktığı bir ülke konumundayız. Bu zenginliğimizin farkında olan AK PARTİ Hükûmeti, Türkiye’nin dinamik gücünü temsil eden gençliğimizi ülkemizin kalkınması ve gelişmesi hususunda önemli bir kaynak olarak görmüş, gençlerimizin aile içinde, yaşadıkları çevrede, okullarda ve sosyal mekânlarda iyi yetişmeleri, bilinçli birey olmaları, kültür ve sporla ruh ve bedenlerini zenginleştirmeleri için çok önemli hizmetler gerçekleştirmiştir.

Her şeyden önemlisi, ülkemiz, AK PARTİ iktidarı döneminde uluslararası spor organizasyonu yapabilme potansiyelini geliştirmiş, bu organizasyonlara ev sahipliği yapmış ve dev uluslararası organizasyonların önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir. İktidar olarak bu büyük organizasyonları ülkemiz için fırsata dönüştürdük ve cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir spor tesisi yapma hamlesi başlattık. Yüzme havuzu olmayan il, spor tesisi olmayan ilçe kalmasın istiyoruz. Sadece 2013 Yılı Yatırım Programı’yla 789 spor tesisi projesi yürütüyoruz. Yine, 155 gençlik merkezini yatırım programına aldık, yapımları hızla devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, iktidarımız döneminde yüksek öğrenim gören öğrencilerimiz için de önemli yenilikler, önemli fırsatlar, önemli imkânlar sunduk. Yurt binası sayısını 193’ten 368’e, yatak kapasitesini de 188 binden 311 bine çıkardık. Kısaca, 2003’ten günümüze ilave 149 bin yatak kapasiteli yurt binası hizmete açtık. Gençlerimiz her şeyin en iyisine, en güzeline, en kalitelisine layıktır anlayışıyla yurt binalarının konforunu artırdık. Bunun için yurtlarımızda koğuş sisteminden oda sistemine, ranza sisteminden bazalı sisteme geçtik. Odaları 1 ve 3 kişilik, içerisinde banyo, tuvalet, mini buzdolabı bulunan bir konforda oluşturduk. Geçtiğimiz yıl itibarıyla, bütün yurtlarımıza fiber İnternet ağı kurarak yurtlarda kalan öğrencilerimizi ücretsiz İnternet’le buluşturduk. Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kalan öğrencilerimize 2002 yılında aylık 15 lira beslenme yardımı yapılırken biz beslenme yardımını 1 Ocak 2014 itibarıyla 220 liraya çıkardık. Gençlerimize olan muhabbet ve ilginin sonucu olarak, yıllardır uygulanan üniversite harçlarını yine biz kaldırdık. 2002 yılında 451.550 öğrenciye öğrenim kredisi veriliyordu, hiçbir öğrenci burs alamıyordu. Biz bugün sadece 432 bin öğrenciye karşılıksız burs, 871 bin öğrenciye kredi veriyoruz ve isteyen her öğrenci iktidarımız döneminde kredi alabiliyor. 2002 yılında lisans öğrencilerine ödenen aylık burs ve kredi miktarı 45 lira iken, 1 Ocak 2014 itibarıyla bunu 300 liraya yükselttik.

Değerli milletvekilleri, burada bir hususu paylaşmak istiyorum: Geçmiş yıllarda yurtların doluluk oranı yüzde 70’leri geçmez iken bugün yüzde 90’ların üstüne çıkmıştır. Geçmişte öğrenciler zorunlu olmadıkça yurtlarda kalmak istemezken hizmet kalitesi ve sunumundaki artışla birlikte öğrencilerimiz yurtlarda kalmak için can atar hâlâ gelmiştir. Öğrencilerimizin memnuniyeti artmıştır. Bu durum bizi de memnun etmektedir çünkü biz inanıyoruz ki geleceğin Türkiye’sini inşa edecek olan bu gençlerimiz ne kadar iyi şartlarda yetişirse ülkemizin bahtı da o kadar açık olacaktır.

Bu anlayışla, bütçemizin ülkemiz, milletimiz  ve gençlerimiz için hayırlı olmasını diliyor, bu hizmetlerin gerçekleşmesinde emeği geçen, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Bakanımıza ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Çelebi.

AK PARTİ GRUBU ADINA EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelir bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tüm dünyada, IMF başta olmak üzere, birçok kuruluşun Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmeler yaptığını hepimiz bilmekteyiz. Sizlere uluslararası kuruluşlar tarafından Türkiye'nin gerek ekonomik performansı gerek ihracat performansıyla ilgili olarak birkaç hususu aktarmak istiyorum: AK PARTİ hükûmetleri olarak yürütülen gelir politikalarının temel amaçları, vergi sisteminde etkinlik ve adaletin artırılması, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, makroekonomik istikrarın korunması, yurt içi tasarrufların artırılması, istihdam, yatırım ve rekabetçiliğin artırılması, bölgesel ve sosyal gelişmişlik farklarının azaltılması, çevresel ve sosyal politikaların desteklenmesidir. Türkiye, on bir yıllık AK PARTİ Hükûmetleri döneminde, sadece 2002 yılına göre değil, sadece 2001 ekonomik krizine göre değil, önceki tüm hükûmetlere nazaran çok daha başarılı bir performans sergilemiş, yapılanlara katbekat fazlasını eklemiş, Türkiye’yi ilklerle, rekorlarla tanıştırmıştır.

Türkiye şu anda dünyada en çok döviz rezervi bulunan 20’nci ülke.

Değerli arkadaşlar, özellikle bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Bundan on bir yıl, on iki yıl, on beş yıl veya yirmi yıl öncesini düşünün. “IMF’den 500 milyon dolar gelecek.” diye gazeteler manşet atardı. Türkiye'nin özellikle o dönemde bir şefi vardı, hepiniz benden çok daha iyi bilirsiniz, Carlo Cottarelli Türkiye’ye gelecek, Hazinemizi inceleyecek, mali politikalarımızı denetleyecek; ki, o da eğer başarılı bulursa 500 milyon dolar, 1 milyar dolar krediyi serbest bırakacak. Ertesi gün veya bir hafta süreyle Türkiye’deki bütün gazeteler manşet atardı. Şunu sizlere aktarmak istiyorum: On beş, yirmi yıl öncesi Türkiye’yi düşünün, bugünkü Türkiye’yi düşünün. Elinizi vicdanınıza koyun, aradaki farkı sizlerin insafına bırakıyorum. Özellikle yine o dönemde bizim Türkiye şefi neredeyse, inanın, bana göre veya Türkiye’deki insanlara göre de Cumhurbaşkanıyla veya Başbakanla neredeyse denk tanınan hâle gelen bir şahıstı.

Borç alan bir ülke durumundan, borç veren ve kredi açan bir ülke durumuna, kredi veren bir ülke konumuna geldik. Bunu bizim aziz ve necip milletimiz zaten takdir ediyor. Bunun sebebi de 3 dönemdir AK PARTİ yüzde 50 oyla tek başına iktidara geliyor.

Yine, kişi başına millî gelirde Avrupa’da 30’uncu sıradayız.

Merkez Bankasının rezervi dünyada rekor düzeyde, şu andaki rezervimiz yaklaşık olarak 135 milyarın üzerindedir.

Türkiye 2013 yılının 3’üncü çeyreğinde yüzde 4,4 düzeyinde büyürken AB Bölgesi yüzde 0,1 oranında büyümüştür. Tarihin oluşturmuş olduğu bu ekonomik makas özellikle AK PARTİ hükûmetleri döneminde daraltılmaya başlanmıştır. Bu, tabii, yüz yılı aşkın bir süre olduğu için bizim AK PARTİ hükûmetleri döneminde özellikle gayrisafi milli hasıladan ve üretime endeksli bir ekonomik bağlamla bu daha da daraltılmaya başlanmıştır. Yine, gayrisafi millî hasıla 230 milyar dolardan bugün itibarıyla 820 milyar dolar seviyesine çıkarılmıştır. Millî gelirimiz 3.500 dolardan 11 bin dolar seviyesine tekabül etmiştir.

Değerli milletvekilleri,  konuşmam biraz uzun ama anladığım kadarıyla bu yetmiyor. Birkaç tane hususu ben sizlere arz etmek istiyorum.

2014 yılında 403 milyar 175 milyon TL bütçe gelir tahsil edilmesi öngörülmektedir. Bu bütçe geliri içinde ağırlıklı pay vergi gelirleriyle oluşturulmaktadır. Biz şimdiye kadar bu vergilerle neler yapmışız: Dev proje Marmaray, ilk Türk helikopteri ATAK helikopterinin uçması, ilk uydumuz Göktürk’te, ilk millî tankımız Altay’ın yürümesinde, millî gemimiz MİLGEM’de, hızlı trende, Boğaz’ın incisi olacak üçüncü köprüde –üçüncü boğaz köprüsünü yapan da Ağrılı bir iş adamımız biliyorsunuz- otoyollarda, duble yollarda, ilçe yollarında…

Sadece biz son iki yıl içerisinde Ağrı merkez ve köylerinde 362 kilometre sıcak asfalt yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Ağrı’da 2002 yılında 17 kilometre olan bölünmüş yol ağını 2013 yılında 301 kilometreye çıkardık. Ben bu konuda özellikle bize desteklerini esirgemeyen Sayın Başbakanımıza çok teşekkür ediyorum.

Ben bu vesileyle, 2014 yılı bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diler, hepinize saygılar arz ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çelebi.

Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yetiş.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; son bir hafta on günden beri, özellikle muhalefet,  iktidarın performansını, karnesini ölçmeye, notlarını vermeye çalışıyor.

Ancak bugün ben biraz -madem bütçeyi konuşuyoruz, aslında bütçe bir yönüyle sadece iktidarın değil, muhalefetin de karnesinin notunu vermek demektir- müsaadenizle, şöyle, kısaca, beş dakika içerisinde birkaç başlıkta muhalefetimizin de hâlipürmelalini biraz ortaya koymak istiyorum.

Şimdi, öncelikle, malum, Mevlânâ’nın bir pergel metaforu vardır. O  der ki: “Bir ayağınız sabit kadem olmalı, diğer ayağınızla da bütün bir evrensel olanı kuşatabilmelisiniz, 70 bin âlemi kuşatmamız lazım.” Şimdi, bizim siyasi partilerin bana göre iki ayağı olmalı; bir ayağıyla yereli, diğer ayağıyla da bu evrenseli temsil edebilmeli, kavrayabilmeli.

Şimdi, bugün, işte, malum, birkaç gün önce, bir milletvekili yemin ederek tekrar burada Genel Kurul çalışmalarına katılmaya başladı ve bu yemin metninde biliyorsunuz -hepimizin ettiği yemin metnidir- “…herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden…” diye bir ibare kullanıyoruz. Şimdi, aynı milletvekiliyle birlikte 21 CHP’li milletvekili “Laik Devlet Özgür Toplum Bildirisi” diye bir bildiri yayınladı geçtiğimiz günlerde ve burada ifade aynen şöyle: “Kadın kıyafetini siyaset yapmanın aracı kılarak kadın sömürüsünün en çarpıcı örneklerini sergileyen iktidar partisi…” Burada kastedilen başörtüsü, cümlenin devamında zaten geliyor. Yani ilk defa, başörtüsünü kadın sömürüsünün en çarpıcı aracı olarak tanımlayan bir yaklaşımı burada görebiliyoruz. Yüzde 75’inin başörtülü olduğu ya da başörtüsünün önünde engel olmadığını, olmaması gerektiğini düşünen bir Türkiye toplumu içerisinde bu mantığın ne kadar yerel olduğunu hepinizin takdirlerine sunmak istiyorum.

Yine, hepimizin çok yakinen hatırladığı gibi, geçmiş dönemde bir milletvekili arkadaşımız burada “Türk ulusuyla Kürt milliyeti eşit olamaz.” ifadesi kullanmış ve buradan da bu ülkenin bin yıllık tarihi içerisinde birlikte, beraberce yaşamış olan, etle tırnak mesabesinde yakınlaşmış olan bir toplumu da böylesi bir yaklaşımla ayrıştırmaya doğru götürmüştür. Bu da ortak bir geçmişten, ortak tarihten, ortak hafızadan gelen ve ortak geleceği kurmak üzere olan, yeniden kurmak için çabalayan bir toplum için acaba, kardeşliğimizi bina etme noktasında ne kadar yereldir, bunu da ortaya koymak lazım.

Değerli arkadaşlar, ikinci ayağımız ise demokratikleşme ayağıdır. Bakın, son on yıllık süreç içerisinde Türkiye'deki vesayetçi anlayışı biz geriye doğru götürdükçe, sürekli Silivri’nin önünde, işte, birtakım darbecilerin yargılanması sürecinde ana muhalefet partisinin en ön safta olduğunu ve bu yargılamaların itibarsızlaştırılması için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu hepimiz birlikte gördük; hatta öyle bir noktaya geldi ki, son, işte, bir yıl içerisinde Gezicileri de gaza getirerek ve Gezi kültürünü bir anlamda Parlamentoya da taşımak suretiyle, sokaktan medet uman bir anlayışı da burada birlikte yaşadık. Yani sandığı küçümseyen, hatta burada, bu kürsüde bile, “Ben anlamıyorum, bu insanlar nasıl size hâlâ oy veriyor.” diyerek, zımnen seçmeni de küçümseyen, seçmenin seçim tercihini de küçümseyen bir anlayışla, burada sandığı ve seçmeni küçümseyen yaklaşımları da hepimiz birlikte gördük.

Değerli arkadaşlar, bu ülkenin geleceği, iktidarıyla muhalefetiyle ortak bir gelecek inşa edebilecek yeni bir anlayışa ve yeni bir çerçeveye ihtiyaç duyuyor. Yeni Türkiye'yi siz 19’uncu yüzyılın laikliğiyle, pozitivizmiyle kurmaya çalışırsanız, hâlâ tek tipçi ulus devlet anlayışıyla kurmaya çalışmaya kalkışırsanız, bu ülkeden ve bu milletten de alacağınız herhangi bir şey yok.

Ben, dün, maalesef muhalefetin yeni bir özelliğini de gördüm burada, renk körü de olmuşuz, kırmızıyla yeşili karıştırıyoruz, çünkü her seçimde kırmızı gösterilen ve yeşili iktidara gösteren seçmene karşın, burada iktidara kırmızı gösterme –maalesef- renk körlüğünü de muhalefet göstermiştir burada. Ümit ederim ki hepimiz birlikte yeni Türkiye'yi kurma noktasında daha yakın çalışabiliriz.

Halil Cibran’ın bir sözü vardır “Ceylanlar kaplumbağalara koşmayı öğretemezler.” diye; inşallah, biz bu muhalefete bunu öğretmeye çalışacağız.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yetiş.

HASAN ÖREN (Manisa) – Size biz koşmayı öğretebilir miyiz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Yetiş konuşmasında çok açık bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisini hedef alarak sataşmada bulunmuştur, 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisinin bazı milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine başörtülü olarak gelen bazı kadın milletvekillerimiz nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisinden kendi kafalarında bekledikleri tepkiyi göremeyince hâlâ oralara giderek kendilerine göre bir senaryo yazıp bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar.

Ben şuradan açık ve net bir şekilde ifade ediyorum: Biz, kadınlarımızın başörtüsünü, onların özgürlüğü çerçevesinde ele alırız. İster inancı nedeniyle başörtüsünü kadınımız taksın isterse bir başka nedenle taksın, demokratik özgürlükçü bir devlete düşen görev, onun o kıyafetini özgürlükçü bir çerçevede ele almaktır, demokrat olmak bunu gerektirir ama sizler, burada konuşan sayın hatip, bunu özgürlükçü bir çerçevede ele almak yerine, mensup olunan siyasi geleneğin, siyasi anlayışın laiklik, sekülarite karşısında bir zaferi olarak alırsanız siz demokrat olamazsınız, bu anlayışa sahip olanlar demokrat olamazlar.

“Ergenekon’da yargılanan darbeciler” dedi. Çok üzüntü duyuyorum, Ergenekon’da hukuk katledilmektedir. Ergenekon’da katledilen hukuka Anayasa Mahkemesi “Dur.” dedi. Anayasa Mahkemesinin demek ki hukuka uygun özgürlükçü bir anlayışla verdiği bu karara da siz karşısınız. Gezi’de özgürlükçü bir hareket vardı. Bu özgürlükçü hareketi bile anlayamayanlar, sandık yaklaşıyor, o sandıkta kalacaklardır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN – Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Erdoğan.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Gelir İdaresi bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarından önce Türkiye’de çok ciddi bir siyasi istikrarsızlık vardı. Tabii, bu siyasi istikrarsızlığın en büyük nedenlerinden bir tanesi koalisyonlardı. Millî devletleri kurabilmek ve geliştirmek için, daima güçlü iktidarlara ihtiyaç vardır. Eğer güçlü bir iktidarınız yoksa, güçlü bir ekonominiz yoksa, güçten bahsetmek, millîlikten bahsetmek sizin elinizde olmaz çünkü bugün Orta Doğu coğrafyasında olduğu gibi, yer altı zenginliklerinizi başkaları kontrol eder ve size başkaları kefen biçer, sınırlarınızı başkaları tayin eder. Bunun yolu, en başta millî harp sanayisinden geçer. Bugün itibarıyla AK PARTİ iktidarı, millî harp sanayisinde -geldiğimiz noktada- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüzde 55  teçhizat ve malzemesini kendi üretmiş noktaya gelmiş bulunuyor.

Tabii, AK PARTİ iktidarından önce bütçelere baktığımızda, az gelişmişliğin veya kalkınmamışlığın gereği olarak, hep savunma sanayine paralar aktarılmış. Bu, AK PARTİ iktidarıyla beraber sona erdirilerek ağırlık millî eğitim, sağlık ve sosyal politikalara, sosyal giderlere dönüştürüldü. Böylece ülkenin gerek kalkınmasında gerek ülke ekonomisindeki gelir kalemlerinden artıya geçen rakamların halkın refahına doğru, sağlığına doğru, eğitimine doğru aktığını görüyoruz. Tabii, bu, bazen yol olarak karşımıza çıkıyor, bazen baraj olarak karşımıza çıkıyor ve halkın gelişmişlik seviyesi gittikçe artıyor.

Peki, bundan önce neden bu olmuyordu? Çünkü olması mümkün değildi. Bütçenin yüzde 80’lere kadar kısmını faize verirseniz yatırıma neyi ayıracaksınız? Halkın refahına neyi ayıracaksınız? Ülkenin kalkınmasına neyi ayıracaksınız? IMF’ye avuç açarsınız, dünyaya avuç açarsınız, John Perkins’in de söylediği gibi, Dünya Bankasının ya da ulusal projelerin kuklası hâline gelirsiniz.

Tabii, bugün geldiğimiz noktada, sadece benim ilim Gaziantep’te bir Çetintepe Barajı vardı ve bir Ardıl Barajı. Bu, dillere destan, bölgemde bir hikâye ve bunun lafını ettiğiniz zaman bürokrasiden önünüze gelen laf “O, fizibil değil, rantabl değil.” Kaynaklara baktığınızda kaynak yok, yatıracak kaynak yok. Bir Kayacık Barajı başlatılmış, tam AK PARTİ iktidarından on sekiz buçuk yıl önce temeli atılmış ve on sekiz buçuk yıldır bekliyor. AK PARTİ iktidarının ikinci yılında temeli atıldı. Şimdi, bileşik kaplar sistemiyle onun yanına bir de kardeş baraj daha kurduk, Doğanpınar. Revize ederek, alanı da genişleterek bizim Gaziantep’imizin, Barak Ovası dediğimiz Oğuzeli ve Kilis bölgesini sulayacak dev bir projeye imza atıldı.

Çetintepe ne oldu? Çetintepe, bölgemizde âdeta -demin anlattığım gibi- herkesin konuştuğu, her siyasi iktidarın da ilk dile getirdiği bir projeydi, maalesef gerçekleşmiyordu çünkü büyük bir projeydi. Biz, geçen ay Çetintepe’nin temelin attık. “Fizibil değil” denen ama terfilerle suyu yer üstüne çıkarılan, ayrıcalıklı bazı yerlerin projeleri gerçekleşirken tam 710 bin dönüm araziyi sulayan, Gaziantep’in kırk yıllık su ihtiyacını gideren; Maraş’ın Pazarcık, Adıyaman’ın Besni, Gölbaşı; Gaziantep’in Araban, Yavuzeli ilçelerini ihya eden bu proje, yılda tam 250 milyon TL bölgeye ek katma değer sağlıyor.

Ardıl; yine, elli yıldır konuşulan “rantabl değil” diye bakanlıklarda, bürokraside engellenen bu projenin temelini bu ay attık ve bu barajla tam 25 bin dönüm arazi sulanacak. Kılavuzlu, Nur Dağı, İslahiye, Hatay Amik Ovası ve Maraş’ı ihya edecek bu projenin temelini attık, geliştirdik, artık sulama noktalarına doğru gidiyoruz. Bunlar neyle oluyor arkadaşlar? Gelirin iyi kullanılmasıyla oluyor. “Üçkağıt lobisi” dediğimiz faiz ekonomisini durdurup üretim istihdam, yatırıma dönüştürdüğümüzden oluyor.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bir düzeltme yapmak istiyorum buradan.

Şimdi, sayın hatip istikrardan bahsederken sanki koalisyon hükûmetlerinin veya koalisyonun “antidemokratik” gibi bir anlam taşıdığını ortaya koydu. Biliyorsunuz ki koalisyonlar da demokrasinin bir parçasıdır. Bunu özellikle belirtmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Efendim, güçsüzlüğünden bahsettim.

BAŞKAN – Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Üstün.

AK PARTİ GRUBU ADINA FERAMUZ ÜSTÜN (Gümüşhane) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2014 Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Kamu İhale Kurumu bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubum adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

2002 yılında 4734 sayılı Yasa’yla kurulmuş ve kamu tüzel kişiliğini haiz idari, mali özerkliğe sahip bir üst kurul olarak teşkilatlanan Kamu İhale Kurumunun temel üç görevi vardır. Bunlardan birisi, idarelerce yapılan ihalelere karşı gerçekleştirilen şikâyetleri incelemek, sonuçlandırmak; diğeri, mevzuat düzenlemesi yapmak, uygulamaya yön vermek; üçüncü olarak da eğitim hizmetleri vermektir. Kurum, bu görevlerini 17 yönetici, 113 Kamu İhale Uzman Yardımcısı, 139 idari olmak üzere toplam 269 personelle yerine getirmektedir.

Ülkemizde 2012 yılında yaklaşık 94,5 milyar liralık kamu alımı yapıldı ve bu tutarın gayrisafi millî hasılanın yaklaşık olarak yüzde 7’sine tekabül ettiği dikkate alındığında kamu ihale sisteminin ve bu sistemin en önemli bileşeni durumundaki Kamu İhale Kurumunun önemi sanırım daha iyi anlaşılabilir. Kamu alımı, 2013 yılının ilk dokuz aylık döneminde de 81,2 milyar lira olarak gerçekleşmiştir.

Kurumun şikâyet  ve inceleme görevi kapsamında 2011 yılında 4.670, 2012 yılında 5.282 adet şikâyet incelemesi yapılmıştır. 2013 yılının ilk dokuz aylık döneminde de bu rakam 3.510 olarak gerçekleşmiştir.

Kamu İhale Kurumuna yapılan şikâyet başvurularının 2011’de yüzde 74’ü, 2012’de yüzde 76’sı otuz günden az bir sürede neticelendirilmiştir.

Kurumun, şikâyet başvuruları üzerine verdiği kararlar idari yargı denetimine tabi olup, tamamının İnternet sitesinden yayınlanması kamu denetimine açık olduğunun göstergesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ihale işlemlerinin etkin, şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütülmesi, işlem maliyetlerinin azaltılması, ihalelere katılımın ve rekabetin artırılmasının en etkin yollarından biri de elektronik ihale sisteminin hayata geçirilmesidir. Bu anlamda, Elektronik Kamu Alım Platformu 2010 Eylül tarihi itibarıyla kademeli bir şekilde devreye alınmıştır.

İdareler, ihale dokümanını mevzuata uygunluk denetimi yapan akıllandırılmış program sayesinde EKAP üzerinden hazırlayabilmektedir. İhale ilanları ise sistem tarafından otomatik olarak oluşturulmaktadır. Böylelikle kırk gün olan en uzun ihale ilan süresi fiilen yirmi sekiz güne indirilmiş bulunmaktadır.

Kamu İhale Bülteni’nde yıllık yayınlanan ilan sayısı yaklaşık olarak 339 bindir.

Değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kurumunun daha sade ve daha anlaşılır bir ihale mevzuatı oluşturma hedefinin elektronik araçlarla desteklenmesi nihai olarak -hem uygulayıcı idarelere hem de ihalelere katılanlar bakımından- getireceği kolaylıkların yanı sıra ülke ekonomisi açısından da önemli maliyet avantajları sağlayacaktır.

Şu ana kadar EKAP sisteminin devreye alınmasıyla sağlanan tasarruf 3 milyar liranın üzerindedir. İhale dokümanlarının EKAP üzerinden indirilmesi, 7.700 ağacın kesilmesinin önlenmesine karşılık gelmektedir. Bu tasarrufun gelecekte daha da artış göstermesi beklenmektedir.

EKAP, ihalelerde rekabetin artırılmasına katkı sağlamaktadır. Ülkenin herhangi bir yerinden, en uzak bir yerinden en uzak bir yerindeki ihalelere katılma şansı, doküman alma imkânı bulunmaktadır. Örneğin Gümüşhane’den İzmir’e ihale mevzuatına hiç gitmeye gerek kalmadan dokümanları temin etme imkânı bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın son bölümünde de sizlere Kamu İhale Kurumunun 2014 yılı bütçesi hakkında kısa bilgi arz etmek istiyorum.

Kurumun gelirleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtildiği üzere esas itibarıyla kanun kapsamında yapılan ihalelere ilişkin olarak bağıtlanan sözleşmelerden alınan on binde 5 oranındaki kurum payından, ihalelere ilişkin itirazen şikâyette bulunan isteklilerden alınan bedellerden ve ihale ilanları yan gelirlerinden elde edilmektedir. Kurum ödenekleri içinde yer alan “Cari transferler” başlıklı harcama kaleminden hazineye 2013 yılının ilk on aylık döneminde 58,9 milyon lira aktarılmıştır. Kamu İhale Kurumunun 2014 yılı bütçesi kapsamında 2014 yılında elde edilecek gelir 111 milyon olarak tahmin edilmiştir. Bu gelirin 27,7 milyon lirası personel gideri ve SGK prim katkı gideri olarak, 33,7 milyon lirası mal ve hizmet alımları giderleri olarak tespit edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERAMUZ ÜSTÜN (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle 2014 yılı bütçemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Üstün.

Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Soysal.

AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Bu vesileyle heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Özelleştirme olgusu, bilindiği üzere 1980’li yıllarla birlikte ülkemiz gündemine girmiştir. Bununla birlikte, ekonomik faaliyetler yürüten devletin rolünde bir değişim olmuş, özelleştirme fikri ve bunun uygulamalarıyla devlet, asli görevi olan refah ve güvenliğe odaklanmıştır. 1986 yılından itibaren temelleri atılan, özellikle 1994 tarihli Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’la Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kurulmasıyla kurumsallaşmasını tamamlayan ülkemiz özelleştirmesinde, tamamı kamuya ait veya kamu iştiraki olan kuruluşlardaki kamu paylarının özelleştirme kapsamına alınması yoluyla yürütülen başarılı program neticesinde bugüne kadar 203 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış devir işlemi yapılmış, bu kuruluşlardan yüzde 93’ünde kamu payı kalmamıştır. 1986-2002 yılları arasında yalnızca 8 milyar ABD doları düzeyinde özelleştirme uygulaması gerçekleştirilmişken; 2003 yılından itibaren özelleştirmedeki kararlılık ve ekonomide sağlanan istikrar sonucu, özelleştirme uygulamalarında büyük mesafe alınmış ve neticede, 2003 ile 2013 Kasım ayı sonuna kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının toplam tutarı 49,2 milyar ABD doları olmuştur. Bu elde edilen gelirin özelleştirme fonundan hazineye 36,4 milyar ABD doları, ilgili kuruluşlara 3,8 milyar ABD doları, kapsam ve programdaki kuruluşlara ise borç ve sermaye olarak 12,5 milyar ABD doları tutarında aktarma yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetlerinden önce kuruluşlar özelleştirme programına alınıyor, yıllarca bu kuruluşların kaderi belirsizliğe terk ediliyor, özelleştirilecekler diye yatırımları gerçekleştirilemiyor, yapısal, mali sorunları devam ediyordu. Sonuç olarak, bu kuruluşlarda çözümsüzlük hâkimdi. Yirmi yılı aşkın süredir özelleştirme programında bulunup özelleştirmesi gerçekleştirilemeyen Türk TELEKOM, TÜPRAŞ, ERDEMİR, PETKİM, TEKEL ve benzeri birçok kuruluşun özelleştirilmesi yine bizim dönemimizde gerçekleştirilmiştir.

Özelleştirme sonrası, çalışanların hakları maksimum seviyede gözetilmiş, çalışanlar mağdur edilmemiştir. Özelleştirilen kurumlarda 657 sayılı Kanun’a tabi personel ile sözleşmeli personel, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil haklarını kullanmışlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de sektörler itibarıyla Türkiye’nin özelleştirme performansından sizlere kısaca bahsetmek istiyorum. İlk olarak TEDAŞ’a bağlı 18 adet elektrik dağıtım şirketi ki bunlar, 2009 yılında Başkent, Sakarya, Meram; 2010 yılında Osmangazi, Çamlıbel, Uludağ, Çoruh, Fırat, Yeşilırmak; 2011 yılında Trakya; 2013 yılında ise Akdeniz, Boğaziçi, Gediz, Aras, Dicle, İstanbul Anadolu Yakası, Van Gölü ve Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ özelleştirilmiş olup, elde edilen özelleştirme geliri 12,7 milyar ABD doları düzeyinde olmuştur. Yapılan bu elektrik dağıtım özelleştirmeleri neticesinde, Eylül 2013 itibarıyla özel sektör payı yüzde 100’e ulaşmıştır.

Diğer bir konu ise elektrik üretimi. Burada da öncelikle kurulu gücü küçük olan akarsu santralleriyle başlanılmış, bu kapsamda 2008’de 9, 2010’da 50, 2012 yılında da 17 santralin özelleştirme ihaleleri gerçekleştirilmiştir. Bugüne kadar üretim özelleştirmelerinden 4,3 milyar ABD doları gelir elde edilmiştir.

Bir diğeri otoyollar ve köprüler. Bu da Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olup, tek paket hâlinde fiilî teslim tarihinden itibaren yirmi yıl süreyle işletme haklarının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesine karar verilmektedir. Bugüne kadar 8 otoyol, 2 de köprü özelleştirilmiştir.

Bir diğeri BAŞKENTGAZ. Hepinizin bildiği üzere, yoğun geçen bir çalışmadan sonra özel sektörle idare arasında 31/05/2013 tarihinde imzalanan hisse satış sözleşmesiyle BAŞKENTGAZ’ın yüzde 100 oranındaki hissesinin devri gerçekleştirilerek özelleştirme süreci tamamlanmıştır.

Bir diğeri TÜRKŞEKER. Malum olduğu üzere Portföy A şeker fabrikalarının ihalesi teklif alınamadığından 28/11/2008 tarihinde, Portföy B ve C şeker fabrikalarında gerçek ihaleler ise Özelleştirme Kurumunun 9/10/2012 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL SOYSAL (Devamla) – Bir diğeri Milli Piyango, bir diğeri Halk Bankası, bir diğeri Türk TELEKOM, limanlar ve taşınmazlar olarak bu özelleştirmelerden bahsedebiliriz.

Ben, bu vesileyle 2014 yılı bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Soysal.

Kayseri Milletvekili Ahmet Öksüzkaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Öksüzkaya.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 2014 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Gözetimi Kurumu bağımsız denetim konusunda kapsamlı bir hukuki yapının oluşturulması amacıyla, 2011 yılında, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulmuştur. Bağımsız denetimden geçmiş finansal raporlama, belirli işletmeler için yeni Türk Ticaret Kanunuyla zorunlu hâle getirilmiştir. Şirket murakıplığı sistemi de kaldırılarak bağımsız denetim sistemi benimsenmiştir.

Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler çağımızda sermaye piyasalarının hareketliliğini artırmıştır. Günümüzde, dünyadaki birçok borsada çok sayıda yabancı şirket işlem görmektedir. Bu durum, güvenilir mali bilgilerin uluslararası standartlarda yatırımcılara sunulmasını da zorunlu kılmıştır. Güvenilir olmayan bilgilere dayanılarak alınacak kararlar, yapılacak yatırımlar hem topluma hem de karar alıcılara büyük zarar verebilmektedir. Geçmişte bunun acı örnekleri dünya genelinde yaşanmıştır.

2000’li yılların başından itibaren, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer gelişmiş ülke ekonomilerinde birçok büyük şirket yanlış verilen raporlar yüzünden yatırımcısını mağdur etmiş ve kendisi de iflas etmiştir. Bu durum, finansal tabloları hazırlama ve denetleme sürecinde yer alanların güvenilirliklerine büyük ölçüde zarar vermiştir. Bu bakımdan, gerek yatırımcılar gerekse karar alıcılar finansal bilgilerin ölçülmesinde bağımsız güvence ararlar. Özellikle birden fazla ülkede faaliyet gösteren şirketler birbirlerinden farklı düzenlemelerle, farklı muhasebe uygulamalarıyla karşılaşmaktadır. Bu durum, finansal raporlama düzeninde uyumlaştırma ihtiyacını doğurmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zaman zaman yaşanan küresel ekonomik krizler, kurumsal yönetim yaklaşımı ile muhasebenin ve finansal bilgilerin önemini daha da gözler önüne sermiştir. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok gelişmiş ülke, bireysel yatırımcıyı korumak ve finansal raporlama sürecinin güvenilirliğini artırmak amacıyla daha sıkı tedbirler almak zorunda kalmıştır. Bu tedbirlerin en somut ve yaygın olanı, muhasebe ve denetim üzerindeki kontrollerin sıkılaştırılması ve bu alanda kamu gözetimi sisteminin kurulmasıdır. Muhasebe ve denetime ilişkin hizmetlerin devlet otoritesine bağlı gözetim kurumlarına verilmesi suretiyle bağımsız denetim üzerinde kamunun vesayeti tesis olunmuştur. Bağımsız denetim, bu anlamda, işletmelerin idari ve mali açıdan sürdürülebilir, sağlam bir yapıya ulaşmasında kilit rol oynayan önemli bir faktördür.

AK PARTİ hükûmetlerinin temel önceliklerinden birisi de ekonominin özel sektör vasıtasıyla büyümesidir. Kamu otoritesi, yatırımcıyı korumak ve piyasaların sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlamak üzere gerekli her türlü tedbiri almakla mükelleftir. Bu açıdan, denetim mekanizmalarının ekonomik yapının gelişmesine uygun şekillendirilmesi ve eski denetim anlayışından sıyrılması hayati bir önem arz etmektedir.

Kurum açısından bu dönemdeki en önemli gelişme, 2013 yılı için, Bakanlar Kurulu kararıyla bağımsız denetime tabi olacak firmaların ölçütlerinin belirlenmesidir. Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan kriterler dikkate alındığında, bağımsız denetime tabi olan firma sayısı bugün itibarıyla 2.500 civarındadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin Türkiye’nin dört bir tarafına ihtiyaç duyduğu yatırımı götüren, eğitim ve sağlığı öne çıkaran, reel ekonomiyi destekleyen, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanmış, toplumsal refahı artırmayı amaçlayan, ekonomik, mali istikrarı gözeten bir bütçe olduğunu belirtmek istiyorum. Ülkemizin imkân ve ihtiyaçları doğrultusunda, orta ve uzun vadeli hedeflerimize bir adım daha yaklaşabilmek için hazırlanan 2014 yılı bütçesinin milletimize hayırlar getirmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öksüzkaya.

Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz.

Buyurunuz Sayın Demiröz.

AK PARTİ GRUBU ADINA VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığının 2014 bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benim gibi elli yaş üstü olan arkadaşlarım bilir, Sayın Grup Başkan Vekilimiz de bilir.

Maliye Bakanlığı siyasetten arındırılmış bir kurum olarak yıllardır görev yapıyor. Bizim 1975, 1980, 1985’li yıllarda vergi kartlarımız vardı; “GA” derdik, “gelir vergisi”; “GB” derdik, “gerçek kişilerin muhtasar beyanname numaraları”; “KA”, ”KB”ler -Haydar Bey hatırlamaz ama biz iyi hatırlıyoruz- bir sürü numara.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sataşmadan söz alacağım şimdi.

VEDAT DEMİRÖZ (Devamla) - Kartları kaybettiniz mi Maliyede arar dururdunuz ama bugün, gerçekten, modern dünyada Maliye Bakanlığı çok güzel bir seviyeye gelmiş durumda. Şu anda gerçek kişiler T.C. kimlik numarasıyla Maliye Bakanlığına veya vergi dairelerine gittikleri zaman normal numaralarıyla, T.C. kimlik numaralarıyla işlemlerini yapmaktadırlar.

Bugün gelir vergisi beyannamelerinin hepsi on-line’la veriliyor, İnternet  üzerinden gönderiliyor. Geçmişte martın 15’ine kadar beyanname arar,  daha sonra elle doldurur, tahakkuk sırasında bekler ve aldığımız tahakkukları vezneye geçerek ödemeye çalışırdık. Şu anda, bir tuşla ödemelerimizi yapıyoruz, defterlerimizi elektronik ortamda takip edebiliyoruz, faturalarımızı elektronik ortamda düzenleyebiliyoruz, “Borç yoktur.” yazısını, dileyen mükellef dilediği zaman bir tuşla masasının başında alabiliyor, çağrı merkezleriyle bütün bilgilere ulaşabiliyoruz, yeni nesil POS cihazlarıyla, özellikle yazarkasayla iş gücümüz azalıyor ve Maliye Bakanlığı bütün bu kolaylıkları hem mükellefler nezdinde hem de bu işi yapan yeminli mali müşavir, mali müşavir ve muhasebeciler nezdinde sağlayarak ülkemizi çağdaş bir Maliyenin yapması gereken seviyeye getirmiş durumdadır. Bu nedenle, başta Bakanımız ve diğer bürokratlarını kutluyorum.

Maliye Bakanlığının bugünkü yapılanmasına gelince, doğrusu Gelir İdaresi Başkanlığını biraz daha devreye sokmamız lazım. Elindeki denetim yetkisi alınmış durumda Gelir İdaresi Başkanlığının. Bunu bir an önce eski düzeyine getirmek için bazı çabalar sarfetmek lazım.

Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünün bir AR-GE kuruluşu gibi çalışması lazım. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde “vergi kredisi” diye bir müessese var. Bizde sadece indirimler yapılıyor. Vergi indirimlerini matrahtan indiriyoruz, kalanı vergilendiriyoruz. Oysa ki gelişmiş ülkelerde vergi kredi sistemiyle hem sektörel hem bölgesel hem de sosyal amaçlı teşvikler sağlanıyor. Bunun üzerinde Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünün çalışması lazım.

Maliyenin fahri olarak 90 bine yakın mali müşavir kadrosu var. Bunlar özel sektörde çalışıyor ve Maliye ile mükellef arasında köprü vaziyetinde. Bu arkadaşlarımızın sorunları var. Bu arkadaşlarımızın tahsilat sorunları var, katma değer sorunları var, tahsil edemedikleri ücretlerin katma değerlerini ödüyorlar ve tahsil edemedikleri ücretler üzerinden de aynı zamanda gelir ve kurumlar ödüyorlar. Madem bunlar bizim fahri elemanlarımız bunların ücretlerinin tahsilatında ecrimisil gibi bir müessese oluşturularak tahsilat takip edilmelidir. KDV ve muhtasar beyannameleri birleştirilmelidir. 4’üncü dönem geçici vergi beyannamesi bir an önce kaldırılmalıdır.

Vergi Denetim Kuruluna gelince, bu Kurul içerisinde bazı grup başkanlıkları oluşturduk. Bu grup başkanlıkları, en üst düzeydeki “üstat” dediğimiz insanların yeni arkadaşları denetlemesi, okuma kurullarında yer alması, onları eğitmesi gerekiyor çünkü artık bundan sonra denetimde kalite önemli, yoksa nicelik bakımından sayıların artırılmasının bir önemi yok. Raporlar endişe duyduğumuz şekilde gelmeye başladı. Bazen kanuna, bazen özelgeye, bazen mahkeme kararlarına uygun olmayan raporlar düzenleniyor. Bunların okuma kurullarında engellenmesi gerekiyor.

Zamanımız az, vergi gelirlerini artırıcı bazı sözler söyleyecektik ama onları da artık yazılı olarak vereceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben şimdi tamamlayacağım.

VEDAT DEMİRÖZ (Devamla) - Ben yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçemiz hayırlı olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Konuşmacı adımı da söyleyerek “Haydar Akar bu konuları bilmez.” dedi ama.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Latife yaptı ya.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) – Latife yaptı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) –  Bunlara cevap vermek istiyorum müsaade ederseniz, 69’a göre.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Akar.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz’ün 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) –  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvelki konuşmacı arkadaşımız Haydar Akar’ın bu konuları bilmediğini söyledi. Neyi anlatırken? Türkiye’deki bilişim sektörünü anlatırken, nereye geldiğini anlatırken.

Haydar Akar’ın mesleği bu arkadaşlar. Belki bu Meclisteki en iyi bildiğim konulardan bir tanesi bu. Sevgili konuşmacı arkadaşımız Türkiye’nin bugün bilişim noktasında geldiği seviyeye baktığında, dünyadaki ülkeleri sıraladığında Türkiye’nin 90’ıncı sıralarda falan olduğunu çok rahatlıkla görecek. Yine, kendi arkadaşlarının geçen yıl İnternet komisyonu diye adlandırdıkları, aslında “information technol” komisyonu dediğimiz komisyondaki rapora bakarsa Türkiye’nin bu konuda, hem yazılım konusunda hem donanım konusunda hem de altyapı konusunda ne kadar eksik olduğunu göreceksiniz. Yani, AKP’nin iktidara gelmesiyle Türkiye çağ falan atlamış değil. Burada övünerek bahsettiğiniz bir şey var. Hani diyorsunuz ya böyle “Gökyüzüne uydu fırlattık.” falan diye, kaç tane uydu var biliyor musunuz gökyüzünde? 987 tane uydu var arkadaşlar, Somali’nin bile uydusu var. Yani, sizin yaptırmış olduğunuz, fırlatmış olduğunuz uyduyu da Somali aynı rampadan fırlatıyor, sizin yaptırmış olduğunuz software’i de Somali aynı firmaya yaptırıyor. Dünyada 3 tane şirket var bunları yapan.

Şimdi, niçin söylüyorum bunları? Ya, sanki sizden önce Türkiye yoktu, yeni baştan yaratmış gibi oldunuz. Yani, böyle bir olay yok arkadaşlar. Gerçekten, bilişim sektöründe, özellikle devlette, e-devlet’te çok gerideyiz. Niye, söyleyeceğim. Bir de bütün devlet daireleri, kurumları, bakanlıkları bir yazılım kurmuşlar, ortak bir yazılımı yok devletin. Aslında ERP programları dediğiniz zaman bir tek yazılım yaparsınız devlete ve bütün kurumlar kullanır ve müthiş tasarruf yaparsınız. KİT Komisyonunda bunları incelediğimizde, bu yazılım alımlarında büyük yolsuzluklar olduğunu görüyoruz. Software alımlarında, hardware alımlarında büyük yolsuzluklar olduğunu görüyoruz ama bir tek kurum olmuş olsa bunların önüne geçmiş olursunuz, müthiş bir tasarruf yapmış olursunuz diyorum, teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Başkan, ben gençliğine sayarak  “Bugünleri hatırlamaz.” dedim, düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Tabii, efendim.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) - Yani genç gördüğüm için, o kadar yaşlı olduğunu bilmiyordum.

BAŞKAN - Evet, yani…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Duyamıyorum efendim, bir dakika… Buyurun.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, hatibin konuşmasında eksik bıraktığı bir nokta var. Tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum. Hatip, elektronik ortamı o kadar övdü ki -ben mali müşavirim- hâlen vergi iadesi alacak mükellefler aylarca beklemekte, beklemek durumunda. Sayın Maliye Bakanımız burada,  bu sorunu bir an evvel çözsünler yani yatırımcılar bu konuda çok çekiyor, sanayiciler çok çekiyor. “Her şey çok çabuk oluyor.” dediniz Sayın Hatip ama böyle bir şey yok.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz efendim.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Sakarya Milletvekili Engin Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Özkoç, süreniz on bir dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2012 yılında Gençlik Spor Bakanlığı ve Kredi Yurtlar Kurumunun yaptığı harcama ve işlemleri gerektiği gibi denetleyemedim çünkü siyasi iktidarın yönlendirmesi ve Sayıştay üst yönetiminin Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği raporları budaması neticesinde, milletin bana verdiği görevi yerine getirmekte eksik kaldım. Bundan dolayı milletimden özür diliyorum ve bunu protesto ederek sözlerime başlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, ben Sakaryalıyım. Sakarya, gerçekten, hüznün ve acıların kentidir. Sakarya, yirmi yılda bir, yirmi beş yılda bir depremle sarsılır. İnsanlar Sakarya’da öz varlıklarını yitirirler. Sakarya’da ayakta olmak, Sakarya’da iş dünyasında olmak, Sakarya’da kendisini var edebilmek ayrı bir maharet ister. Ülkemin çok güzel bir köşesidir Sakarya. Benim yaşadığım kentte 73 bin öğrenci okuyor.

Benim yaşadığım kentin Sakaryaspor diye çok güzel bir spor kulübü var. Bu Sakaryaspor Hakan Şükürleri yetiştirdi, partinizden ayrıldı. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Maşallah… Maşallah…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bu Sakaryaspor Oğuzları yetiştirdi, Aykutları yetiştirdi. Bu Sakaryaspor bugün Üçüncü Lig’de.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kocaelispor da öyle vallahi!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bu Sakaryasporun, borcundan dolayı yani depremler yaşamış bir kentte, hüzünler, acılar yaşamış bir kentte, oraya sponsor olamamış iş adamlarının, destek olamamış olan iş adamlarının yaşadığı bir kentte ve belediye başkanlarının orada bu spor kulübünü terk ettiği, bıraktığı bir kentte Sakaryasporun bugün transfer yapma hakkı dahi engellenmiş.

Bakın, şimdi, Sayın Bakanımız oturduğu yerden ve bu kürsüye gelerek şöyle sesleniyor Türkiye’ye: “Biz bu kente 106 milyon TL civarında bir para harcayarak stadyum yapıyoruz.” Hangi takıma? Üçüncü Lig’de olan bir takıma. Nereye? Sakarya’ya. Peki, Sakaryaspor ne kadarlık bir para yüzünden, vergi borcu yüzünden… Depremler yaşamış bir kentin takımı, Hakanları, Oğuzları, Aykutları yetiştirmiş bir Sakaryaspor 17 trilyonluk bir borçtan dolayı transfer yapamıyor ve Üçüncü Lig’de.

Peki, bu stadı kendi bütçelerinden mi yapıyorlar? Hayır, Sakarya’ya ait olan bir yeri TOKİ yoluyla, TOKİ’ye vererek ve bir AVM kurarak yani bir rant sağlayarak, 106 milyondan çok çok fazla öte bir rant sağlayarak oraya bir stadyum gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Peki, ben de Sayın Bakana sesleniyorum -aynı zamanda Millî Eğitim Komisyonunun bir üyesiyim ya- benim deprem görmüş kentimde 73 bin öğrenci yurtlarda kalıyor. 73 bin öğrenci için şu anda 4.574 öğrencinin kalabileceği yurt var. Diğerleri nerede kalıyor biliyor musunuz? Çok katlı binalarda. Bugün 6 şiddetinde bir deprem olursa, daha çok insanın ölebileceği, evlatlarımızın yok olabileceği, canlarımızın gidebileceği binalarda, üstelik de çok paralar ödeyerek kalıyorlar. Kim göz yumuyor buna? Hükûmet göz yumuyor. Kim göz yumuyor buna? Milyarlarca lirayı TOKİ kanalıyla rant sağlayıp, stadyumlar yapıp, yurtlar yapmayan iktidar göz yumuyor buna. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, bu yurtlarda kalan insanların, bu öğrencilerimizin Sakarya’da yarın gerçekten başlarına bir şey gelirse bunun bir tek sorumlusu vardır, o da şimdiki iktidardır.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Orada oturuyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Evet.

Şimdi, onlar bu kürsüden çıkıp diyorlar ki: “Şu kadar stat yaptık.” Bakın, ben size söylüyorum. Sakarya’da inşaatı devam eden 25 bin seyirci kapasiteli stadyumun ihale bedeli 106 milyon TL civarındadır. Adapazarı Çökekler köyünde yapımı devam eden 16 derslik Çökekler Köyü İlkokulunun maliyeti 3,5 milyon TL’dir. Stadyuma harcanan parayla buna benzer 30 adet okul yapılabilmektedir. Adapazarı 8 derslik Şehit Mustafa Özen İlkokulunun maliyeti 1 milyon 600 bin TL civarındadır. Adapazarı Nurettin Tepe İlkokulunun maliyeti 1 milyon 100 bin TL’dir. Stadyuma harcanan parayla bu okullara benzer 66 ila 96 arasında değişen okul yapılabilir.

Değerli arkadaşlarım, biz “Stadyumlar yapılmasın.” demiyoruz ama size bir şey söylüyorum, Sakarya’da 876 bin kişi yaşıyor. Yaşayan nüfusun altı yaş yukarısı hiç okuma yazma bilmeyen, okuma yazma bildiği hâlde ilkokulu  dahi bitirmemiş yüzde 22, ilkokul ve ortaokul mezunu yüzde 45, yani Sakarya’da yaşayan nüfusun yüzde 70’i ilkokul ve ortaokul mezunu, yüzde 9’u yüksekokul mezunu. Türkiye’yle  bu, neredeyse başa baş. Bu benim rakamlarım  değil, 2012 TÜİK rakamlarıdır. Siz “Türkiye’de millî eğitim hamlesi başlatacağız.” diyorsunuz, siz milletin mülküyle stadyumları yapıyorsunuz ama size çok net bir şey söyleyeyim, sadece ve sadece diktatörlerin ülkesinde olabilecek olayları gerçekleştiriyorsunuz. Kasımpaşa kaçıncı ligdeydi? Üçüncü. Lig’deydi. Şimdi kaçıncı ligde? Birinci Lig’de. Şimdi hangi statta oynuyor? Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda oynuyor. Şimdi, işte, benim anlatmak istediğim budur. Sakaryaspor Birinci Lig’de oynuyordu, hakkıyla oynuyordu, futbolcu yetiştiriyordu, orada oynattığı futbolcular Türkiye’nin, gerçekten, yetiştirdiği futbolcu evlatlarıydı. Şimdi, bir diktatör, kendi stadyumunu kuruyor, kendi takımını kuruyor, kendi takımını oynatıyor ve futbolu çirkinleştiriyor.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sabah sabah konuştuğun söze dikkat et!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Futbolda, çirkinleştirdiği futbolda kendi takımını Birinci Lig’de şampiyon yapmaya çalışıyor. Bu, anlaşılabilir bir şey değildir.

Değerli arkadaşlarım, bir konuya daha değinmek istiyorum. Ne demek bu seyircisiz oynanan maçlarda, seyirci cezası verilen maçlarda bayan seyircilerin stada alınması, ne anlama geliyor? Yani bayan seyirciler seyirci değil mi?

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Seyirci değil!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bayan seyirciler seyirciden sayılmıyorlar mı?

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – İnsan sayılmıyorlar!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bunun ne anlama geldiğini Bakanlığımızın açıklıyor olması gerekir. Sizin seyircisiz oynama cezasını kaldırmanız gerekir, bu bir; spordan siyasetin elinin çekilmesi gerekir, bu iki; kadınlara karşı yaptığınız bu haksızlıktan derhâl vazgeçmeniz gerekir, bu üç.

Seyirci cezası veriyorsunuz, stadyuma kadın seyircileri alarak onları aşağılıyorsunuz. Ne demektir?

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – İnsan değil mi?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Kadınlarımız seyirci değil mi? Madem kadınlarımız insan ve seyirciler, onları hakkı olduğu gibi stadyumlara alacaksınız, seyircisiz bir maç cezası verdiğiniz yerde kadınlarımızı almayacaksınız.

Değerli arkadaşlar, ben Türkiye'nin evladıyım, Sakarya’nın çocuğuyum. Sakarya’da stat yapacaksanız, Sakarya’da kendi hükûmetinizin öz varlıklarıyla gelin stadınızı yapın, ama önce Sakaryasporu hak ettiği yere getirerek yapın, Kasımpaşa’yı değil. Önce Sakarya’nın çocuklarına hak ettiği değeri verin. Sakarya’da 73 bin öğrenciye TOKİ kanalıyla yurtlar yaparak hak ettikleri yerde yaşatın. Çocukların hayati tehlikeyle çok katlı binalarda yaşamasını bundan sonra engelleyin.

İktidar, bireyleri için, yurttaşları için, kendi çocukları için vardır, yandaşları için değil.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkoç.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Konuşmacı, Genel Başkanımızı itham eder bir şekilde, diktatör olduğunu niteleyerek bir konuşma yaptı, statlar üzerinden; izin verirseniz sataşmadan cevap vermek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada konuşan değerli milletvekilim stat adlarından diktatörlük çağrışımı yapmaya çalıştı. Sayın Başbakanın Kasımpaşa doğumlu olması, Kasımpaşa Stadı’nın da Recep Tayyip Erdoğan Stadı olarak değerlendirilmesinin bir diktatörlük unsuru olduğunu ifade etmeye çalıştı. Yani, her stadyuma ismi verilenleri diktatör olarak nitelemeye kalkarsak, mesela, Kayseri’de Kadir Has Stadyumu var, Şehit Kamil Ocak Stadyumu var Gaziantep’te.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kadir Has parasıyla yaptırdı yalnız.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – İnönü Stadyumu var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İnönü Stadyumu var, Trabzon’da Avni Aker Stadyumu var, İstanbul’da İnönü Stadyumu var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayatta mı bunlar?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Ankara’da İnönü Stadyumu var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Türkiye’deki 50 vilayette Atatürk Stadyumu var.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya ) - Atatürk’le aynı kefeye mi koyuyorsun?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Kim kimi Atatürk’le kıyaslıyor? Ayıp be!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Yani, stat isimleriyle ilgili eğer bir şeyi diktatörlükle vurgulamaya kalktığınız zaman büyük hata yaparsınız.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Atatürk’le kimi kıyaslıyorsun?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Siyaseti edebiyle, adabıyla yapmamız gerekir yani bükemediğiniz bileği “diktatör” diye nitelendirmek…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bükülecek, göreceksiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) –…maalesef, Cumhuriyet Halk Partili bazı milletvekillerinin burada genel üslubu hâline geldi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Az kaldı, az!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bugün Türk sporuna yapılan olimpiyat stadı niteliğinde statları 30 büyük şehrimize kazandıran bir iktidarı alkışlamak yerine “diktatörlük” olarak suçlamak büyük bir aymazlıktır diye düşünüyorum. O anlamda, kalkıp da burada Sakarya’dan, Sakaryaspordan ve dün bizden istifa etmiş bir milletvekilinin adını kullanıp basit bir siyaset üslubu, maalesef…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sakaryalı olduğu için kullanıyor. Adam Sakaryaspordan yetişti.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …sizlere yakışmıyor, ana muhalefet partisinin temsilcisine yakışmıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, daha çok istifa edecekler var Elitaş. Hangisini savunacaksın?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Açık söylüyorum: Stat isimlerini, eğer verilen kişileri diktatör olarak sınıfladığınız takdirde bumerang gibi geri teper, size vurur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Aymazlıkla suçladığı için söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

Lütfen, yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

Buyurunuz.

4.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değerli milletvekilleri, konuşmalarımda genellikle saygısızlık etmemeye çalışırım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Çok saygılı konuşuyorsun, doğru!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kendi üslubum içerisinde, milletin bana verdiği yetkiyi kullanmaya çalışıyorum. Benim sözlerimi saygısızlık olarak algılıyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuyla bugünkü Başbakanı aynı kefeye koymanın hangi saygı olduğunu size iade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz aynı kefeye koyuyorsunuz.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz, gerçekten Başbakana ve Genel Başkanınıza saygı ve sevgi duyuyor olabilirsiniz. Her hükûmette her genel başkana karşı bunu anlayışla karşılıyor olabiliriz. Biz kendi çerçevemiz içerisinde eleştirilerimizi yapacağız ve tahammül edeceksiniz. Ama sizden rica ediyoruz, her ulusun gerçekten bağlı olduğu ve o ulusun değer verdiği kahramanları vardır. Bu ulusun bir kurucusu vardır ve bu ulusun kurucusu için dünyada sözü geçen liderler “Yüz yılda bir çıkar o da maalesef Türkiye’de çıkmıştır.” diye (CHP sıralarından alkışlar) gururla tarihe adını yazdırdıkları Mustafa Kemal Atatürk’le Genel Başkanınızı “Aynı stadyumda adları vardır, stadyuma adları verilmiştir.” diye bahsederek, aynı örnek içerisinde kullanmanız dahi doğru değildir. Bana söz söyleyebilirsiniz, başka şekilde beni hatalı bulabilirsiniz ama verdiğiniz örnek ne bu Meclisin ne de bu ülkenin kurucusunun hak ettiği bir sıfat değildir.

Saygılarımla arz ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Demagoji yapıyorsun, sözün nereye gittiği belli.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkoç.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN - Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2014 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerinde Spor Genel Müdürlüğünün bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Ben de sözlerime başlamadan önce, 2012 yılında kurumun yaptığı harcama ve işlemleri gerektiği gibi denetleyemedim çünkü siyasi iktidarın yönlendirmesiyle Sayıştay üst yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği raporları budadı. Milletimin bana verdiği bütçe hakkını kullanarak vatandaşımın ödediği vergilerin usulüne uygun olarak harcanıp harcanmadığını tespit etmem, Hükûmet ve Sayıştay üst yönetimi tarafından engellenmiştir. Sözlerime bu durumu protesto ederek başlamak istiyorum.

Yine, devamla, geçen hafta içerisinde vefat eden 1992-2000 yılları arasında Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyeliği, 2000-2004 yılları arasında Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekilliği yapan, amatör sporlara önem veren, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Başkanlığını da yapan ve spora önemli hizmetleri bulunan Sayın Orhan Saka’yı rahmetle anıyor ve Türk sporuna başsağlığı diliyorum.

Sevgili milletvekilleri, Sayın Gençlik ve Spor Bakanı, her konuşmasında, Türkiye’yi âdeta tesis inşaatına çevirdiğini ve tesisleşmeyle ilgili altyapıyı bitirmeden insana yapılacak yatırımı sportif performansa çevirmenin mümkün olmadığını vurgulamaktadır. Elbette, her konuda olduğu gibi, spor konusunda da yapılan her yatırım insana yapılan yatırımdır. Spor denilince akla yalnızca futbol gelmemelidir. Ne var ki ülkemizde spor denince öncelikle akla gelen futbol olmaktadır. Bunun böyle algılanması doğaldır çünkü futbol bir gösteri sporu olmasının yanı sıra aynı zamanda endüstridir, bugün futbol endüstrisiyle, ülkeler aynı zamanda tanıtımını da yapmaktadırlar, buraya kadar doğru.

Ancak, 76 milyon nüfusa sahip ülkemizde 2002-2013 yılları arasında lisanslı sporcu sayısının 4 milyon 687 bin 862 olduğu belirtilirken, bu sporcuların branşlara göre dağılımını artırmak ve başarı sağlamalarına yönelik olarak politikalar geliştirilmiş midir? Örnek olarak sıralarsak, erken çocukluk eğitiminden başlamak üzere, tüm eğitim kademelerinde spor eğitimi, içerik ve uygulamalar olarak iyileştirilmiş midir? Sağlıklı ve hareketli bir yaşamın gereği olarak toplumda spor yapma kültürünün yerleştirilmesi, spor hizmetlerinin kalitesi ve çeşitliliği artırılarak sporun geniş kitlelere yaygınlaştırılması ve başarılı sporcular yetiştirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmış mıdır ya da yapılmakta mıdır? Vatandaşların fiziksel hareketliliğini teşvik edecek programlar geliştirilmiş midir? Uygun rekreasyon alanları oluşturulmuş mudur? Spor tesislerinin yapımı ve işletiminde, başta kamu-özel iş birliği modeli olmak üzere, alternatif finansman ve işletme modelleri hayata geçirilmiş midir? Kamuya ait tüm spor tesisleri bütün vatandaşların kullanımına açık hâle getirilmiş midir? Spor hekim ihtiyacının ne kadar olduğu tespit edilmiş midir? Uluslararası düzeyde başarılı sporcular yetiştirebilmek için sporcu seçme, yönlendirme ve normlaştırma sistemleri geliştirilmiş midir?  Uygun fiziksel altyapı geliştirilerek ve yeterli donanıma sahip antrenör desteği sağlanmış mıdır?

Bütün bunları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü hayata geçirmek durumundadır. Yoksa “Şu kadar tesis yaptık.” derken bütün bu sorulara da cevap verilmelidir. Temel hedef, sporu geliştirerek başarıyı artırmak ise günübirlik değil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlayışla spora yatırım yapılmalıdır ama ne yazık ki ülkemizde spor el yordamıyla gitmektedir. Bunun en bariz göstergesi de Türkiye Futbol Federasyonu dışında 57’si bağımsız, 4’ü bağlı olmak üzere toplam 61 spor federasyonu faaliyet gösterirken bu federasyonlardan Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden, Spor Toto Teşkilatı yardımlarından kaynak aktarılarak faaliyetlerini sürdürmeleri istenmektedir.

Sayın Bakanımız, Futbol Federasyonu dâhil olmak üzere bütün federasyonlar kan ağlamaktadırlar ve Hükûmete bağlı olarak başarı sağlamaya çalışmaktadırlar. O nedenle, bunların özerk olduğunu söylemek anlamsızdır. Bunların sözde özerk ama özde Hükûmete bağlı olması başarıyı getirmemektedir. Bunlara kendi bütçelerini, kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak bütçeleri bir an önce hayata geçirmek durumundasınız.

Bugün bakıldığında spor kulüpleri hâlen 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve 4721 sayılı Medeni Yasa hükümleriyle yönetilmektedir. Spor kulüpleri herhangi bir dernekle aynı statüdedir.  Oysa, acilen, spor kulüplerinin kendi yasalarının çıkarılması gerekmektedir. Böyle bir yasa tasarısının Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Türkiye Futbol Federasyonu tarafından hazırlanmış olduğu bilinmekte ancak akıbeti bilinmemektedir.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; bugün, spora hizmet eden yönetici, amatör antrenörü, amatör sporcu ve yan unsurların sağlık sorunları çoktur ve sağlık sigortaları yoktur.             Her ne kadar Sağlık Bakanlığı ile Spor Bakanlığı arasında yapılan protokolle sporcuların tedavileri için kısmen rahatlama sağlanmış görülse bile kalıcı sağlık güvencesine kavuşturulamamıştır.

Sayın Bakan, ülke sporunun sorunları o kadar çok ki saymakla bitiremeyiz ama vaktimiz elverdiğince saymaya, anlatmaya devam edelim.

Örneğin, amatör sporun ve kulüplerin sorunlarına da değinecek olursak önemli sorunlardan önceliklisi tesis eksikliğidir. Amatör takımlarımızın maç ve idman yapacağı ortam yetersizdir. Müsabaka oynanan sahalarda sakatlanmalara ve her türlü sağlık sorunlarına karşı ambulans ve sağlık elemanlarının hazır olmaları gerekmektedir. Yeterli güvenlik önlemleri alınmamaktadır.

Amatör spor kulüplerimizin tesis sorunlarının yanı sıra vize, filiz lisans ve transfer bedellerinin, bütçelerine göre yüksek olması, kulüplerimiz için çok ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Amatör spor kulüpleri sponsor bulamamaktadır. Sponsor yasası vardır ancak sponsor olmak isteyenler, amatör sporlara destek vermemektedir.

Her ne kadar 5393 ile 6360 sayılı Yasalarda “Belediyeler sporu teşvik için gerekli maddi ve ayni yardım yapar.” deniyorsa da, belediyeler kendi takımlarına bunu kullandırmakta ve sınırları içindeki diğer takımlara eşit olarak kullandırmamaktadırlar.

Ulaşımları da ayrı bir derttir. Takımların haftada iki idman, bir maç yaptığını düşünürsek ulaşım bedeli olarak 200 lira vermektedirler haftada ve bu parayı amatör kulüp yöneticileri ya cebinden vermektedirler ya da bakkaldan, manavdan, kasaptan karşılayarak bu maçlara gitmektedirler.

O nedenle, sayın milletvekilleri, buradan, fedakârca, bu toplumun gençleri için gayret sarf eden amatör spor kulüp yöneticilerini kutluyor ve tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, tesis yapmakla övünen Sayın Bakan, dünyanın döndüğünü söylüyor ama içinde dönen sorunlardan bahsetmiyor. Şöyle ki: Son yıllarda spor tesislerinin rant kapısı hâline geldiğini söylemiyor. Biraz önce değerli milletvekili arkadaşım da söyledi, şehir merkezlerindeki saha ve statlar TOKİ’ye devredilmekte, buralara konut ve iş merkezleri yapılmaktadır. İnsanlar kilometrelerce uzağa spor yapmaya, izlemeye gitmek zorunda bırakılmaktadırlar.

Bu modern statlarda on beş günde bir müsabaka oynanmakta ve diğer günler atıl vaziyette beklemektedirler. Oysa şehir merkezindeki spor tesisleri, yaşayan tesislerdir. Buralar, statların yanında manavlara, bakkallara, seyyar satıcılara bir ekonomik girdi de sağlar ve bir hareket olurdu. ve insanlar stada yürüyerek gider ve orada maçları izlerlerdi. Eğitimde taşımalı sistemi getirdi bu Hükûmet, şimdi Sayın Bakan da sağ olsun, sporda taşımalı sistemi getirdi. Artık, insanları statlara on beş yirmi kilometrelik yere götürüp getirerek taşıyacaklardır ve bunun en bariz örneği de Trabzon’da yaşanmaktadır. Trabzon’a stat yapıyoruz diyen Hükûmet, neye karşılık yapıyor bunu? Amatörlerin mabedi sayılan Yavuz Selim Stadı’nı, Avni Aker’i ve yanı sıra Orman Lojmanlarını, Spor Salonu ile Akçaabat Fatih Stadı’nın yerlerini imara açarak, TOKİ’yle protokol yaparak, konut yapmak üzere devrederek dolgu alanı üzerine Trabzon’a Akyazı Stadı’nı yapıyorlar, tebrik ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, ayrıca, süremiz daralıyor ama üç önemli konuya da dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi: Profesyonel futbol liginde mücadele ederken amatör lige düşen kulüplerimizin birikmiş prim borçlarını acilen silmeniz gerekiyor, onların hareket sahasını genişletmek için. Onun için, 5510 sayılı Yasa’ya ilave etmemiz gerekiyor.

İkincisi: Müsabakada görev yapan hakem, gözlemci ve temsilcilerin yanı sıra saha komiserleri de görev yapmaktadırlar. Ancak 6222 sayılı Yasa’nın 20’nci maddesinde gözlemci, hakem ve temsilci sayılmasına rağmen, saha komiserleri sayılmamaktadır ve bunlar çok düşük bir maliyetle maç başı 17 lira alarak maçlara gidip görev yapmaya çalışmaktadırlar. Bu konuyu da acilen gözden geçirmeniz gerekiyor.

Üçüncü olarak: 15 bin spor yöneticisi ve antrenörlük mezunu varken 2010-2012 yılları arasında verdiğiniz kadro sayısı 41 ve bu yıl da yapmış olduğunuz sınavda bu mezunlardan 10 kişi için sınav açtınız. Bu, sizce yeterli midir?

Sayın Bakanım, sahada alın teriyle mücadele eden insanlar, kulüpler, futbolcular, oyuncular var. Kulüplerin haklarına, sporcuların emeklerine ve bunların sahada gösterdiği mücadeleye karşı, bilhassa Türkiye Futbol Federasyonunca adalet anlayışı içerisinde sahip çıkılmalı ve hukuk uygulanmalıdır. Ancak Futbol Federasyonu Başkanı, dün akşam yapmış olduğu konuşmada “Şike dosyası kapandı.” demiştir ancak Trabzonluların vicdanında ve kamuoyunun vicdanında bu kapanmamıştır.

Ben 2014 bütçesinin Spor Genel Müdürlüğüne ve Gençlik ve Spor Bakanlığına hayırlı olmasını diliyorum. 920 milyon 749 bin TL’yle Spor Genel Müdürlüğünün neler yapabileceğini yakinen takip edip bileceğiz.

Hayırlı olsun diyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Canalioğlu.

Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu… (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kuşoğlu.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum bu vesileyle.

“Maliye Bakanlığı bütçesi” dedim, Maliye Bakanlığı demek devlet bütçesi demek, devletle ilgili olarak söz almış bulunuyorum bir anlamda. Çünkü maliye bakanlıkları yoksa devlet de yoktur, hatta maliye bakanlıkları devletten önce kurulan bakanlıklardır, çalışmaya başlayan bakanlıklardır, devletle eş değer olan bakanlıklardır.

Biraz önce, iktidar partisine mensup Değerli Milletvekili Sayın Demiröz dedi ki: “Siyasetten arındırılmış bir Maliye Bakanlığı.” Evet, siyasetten arındırılması gereken bir Maliye Bakanlığı; ben de ona katılıyorum. Maliye bakanlıklarının siyasetten arındırılması gerekir ama maalesef bu dönem, Maliye Bakanlığının hem devlet olma niteliği yok oldu hem de siyasetten arındırılmadı. Maalesef siyasetin oyuncağı hâline getirildi, maalesef diyorum. Maalesef, bunu üzülerek söylüyorum, benim de içinden yetiştiğim bir Bakanlığın böyle olmaması gerekirdi. Bunun için Sayın Bakanı ve “staff”ını suçlamıyorum ama Başbakanlığın, genel olarak iktidarın bu konudaki tutumunu doğru bulmak maalesef mümkün değil.

Yani en başta yapılan, çok başarılı olan cumhuriyet kurumları olan Hesap Uzmanları Kurulunun, maliye müfettişliği ve gelirler kontrolörlüğünün kaldırılmasıydı. Bugün, Gelir İdaresi Başkanlığının denetim birimi yok, böyle bir şey olamaz. Gelir İdaresi Başkanlığı gibi bir kurumun denetim birimi yok, denetim yapamıyor. Bağımsız olması gereken bir kurum denetim yapamaz vaziyette. Böyle bir Maliye Bakanlığı, böyle bir Gelir İdaresi, böyle bir anlayış olamaz değerli arkadaşlar. Bu, çok önemli bir husus.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Denetlenince kokusu çıkacak, kokusu.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, birçok denetim yapılıyor. Bu denetimlerin ben Maliye Bakanlığından yönlendirildiğini düşünemiyorum, hepsi siyasi denetimler. Başarısız bir şekilde denetim yapılıyor ama iş dünyasına müthiş bir korku salınmış vaziyette. Maliye Bakanlığının böyle bir anlayışı, devletin böyle bir anlayışı asla olamaz, olmamalıdır. Yani sadece denetim birimiyle ilgili değil, geçen dönem gelir ve kurumlar vergilerini birleştiren bir kanun tasarısı, Sayın Bakanca Plan ve Bütçe Komisyonuna sunuldu. Biraz önce bahsettiğim gibi Vedat Bey de onun Alt Komisyon Başkanı. Alt Komisyon çalışmalarına başladık ama hâlen devam edemiyoruz. Büyük ihtimalle geri çekildi ama Maliye Bakanlığının bundan haberi yok, Başbakanlık tarafından geri çekiliyor ya da bekletiliyor. Yani, Maliye Bakanlığı böyle bir durumda olacak Bakanlık değildir arkadaşlar, olmaması gerekir.

Millî emlak kiralamaları veya satın almaları, Başbakanlığın iznine bağlı  yani Maliye Bakanlığının gücü yetmiyor, Maliye Bakanlığı bu konuda yeteri kadar inisiyatif kullanamıyor. E tabii, bir yığın da kuyruk söz konusu, bir yığın bekleme söz konusu; vatandaşın, iş dünyasının mağdur edilmesi söz konusu. Maalesef bunları yaşıyoruz.

Varlık barışı yani en son yapılan… Galiba bu dönemde, bu iktidar döneminde sekize yakın af kanunu getirildi -ki Maliye Bakanlığının bunu kabul etmesi mümkün değil- bunlardan bir tanesi de varlık barışı. 70 milyara yakın bir beyan söz konusu; 10 milyar lira getirildi, 209 milyon lira Maliye Bakanlığınca alındı, tahsil edildi. 209 milyon lira için Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarıyla oynadık. Kimse para getirmedi demektir bu. 10 milyar lira için, 209 milyon lira için Maliye Bakanlığının vergi egemenliğiyle oynanmasını anlamak mümkün değildir, bunu kimse de savunamaz.

Bu Sayıştay raporları bu birkaç senenin konusu. Bu konuda da Maliye Bakanlığının çok büyük bir ihmali vardır değerli arkadaşlarım. Düşünebiliyor musunuz, 5018 sayılı Kanun -Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu- 2005 yılında yürürlüğe giriyor, 2003 yılında çıkan bu kanuna iki sene de hazırlık süresi veriliyor. Diyor ki: “Maliye Bakanlığı, Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi bununla ilgili gerekli hazırlığı yapsın.” Ama maalesef 2005’ten bugüne kadar bu hazırlıklar yapılamıyor. Bugün komisyonda yaşadık, Maliye Bakanlığı ile Sayıştay suçu birbirlerine atıyorlar. Hazırlanan yönetmelik, Maliye Bakanlığının bilgisi dışında hazırlanmış. Sayıştay diyor ki: “Hayır, biz kanuna göre hazırladık, her şey kanuna uygundur.” Ve bugün denetim yapılamamasının, gerçek anlamda Sayıştay denetimi yapılamamasının bu ülkede sorumlularından bir tanesi de Maliye Bakanlığı olarak ortaya çıkıyor. Bu da çok çok çok çok üzüntü verici bir durum maalesef. Sayıştay denetimi sonuç olarak basit bir hadise değil, bir bütçe hakkı, sonuç olarak halkın iradesini gösterememesidir, basite alınacak bir konu değil ama maalesef, bu sorunu, sıkıntıyı yaşadık.

Tabii, sadece Sayıştay raporlarıyla ilgili değil, Maliye Bakanlığı, bütçeyle ilgili olarak da maalesef, burada iyi niyetli değil. Ödenek üstü harcama 15 milyar lira değerli arkadaşlarım 2012’yle ilgili olarak. 15 milyar lira ödenek üstü harcama var ve Maliye Bakanlığına yedek ödenekten verilen yetki 665 milyon lira olduğu hâlde 2012 Bütçe Kanunu’nda, ne kadar kullanmış Maliye Bakanlığı yedek ödenekteki yetkisini biliyor musunuz? 31 milyar lira olarak kullanmış. 665 milyon lira nerede, 31 milyar… Ama, yıl sonunda sıfırlamış. Yıl içerisinde, bunları personel harcaması, işte “Doğal afetlerde kullanıyorum.” vesaire diye alıyor, her yerde kullanıyor, ondan sonra da yıl sonunda sıfırlıyor. Böyle bir bütçe olmaz, böyle bir bütçe anlayışı olmaz, böyle bir Maliye Bakanlığı olmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, ek bütçe yapılmasını gerektiren bir durumun istismar edilmesidir, tamamen böyledir, bunu Maliye Bakanlığının yapmaması lazım. Yani, herkes yapar ama Maliye Bakanlığı yapmaz. Bakın, birçok bakanlığı kaldırabilirsiniz, 20 küsur bakanlığın çoğunu kaldırabilirsiniz ama Maliye Bakanlığını kaldıramazsınız. Maliye Bakanlığı, baştan dediğim gibi, devlettir, devlet kurallarıyla çalışmak zorundadır, kuralı koydu mu uyması gereken bakanlıktır. Böyle bir şey olabilir mi? Kendisi, bütçeyi istismar eden bakanlık durumuna düşüyor.

Şimdi, bugün bir başka iktidar söz konusu olsaydı, 2012 yılının kesin hesabını bugün onaylamasaydı, bakanlık bürokratlarının durumu ne olurdu? Bir başka bakanlığın yani 2012 yılındaki iktidarın -bu sene bir başka iktidar varken- kesin hesabını onaylamasa ve soruşturma açsa ne olur Bakanlığın durumu, bürokratların durumu? Bunlar dikkat edilmesi gereken hususlar, bunlar boşlukta olan hususlardır. Bunları Plan ve Bütçe Komisyonunda da söyledik, “Bu boşluğun doldurulması gerekir.” dedik, hâlen bunlar yapılamıyor.

Sayıştay denetimi cari yıl içerisinde yapılır değerli arkadaşlarım, yani zamanında yapılır. 2013’ün denetimi, 2013 yılında kurulacak olan bir komisyon tarafından veya Plan ve Bütçe Komisyonu içerisindeki bir alt komisyon tarafından Sayıştay denetçileriyle birlikte yapılır, onların çalışmalarına gözetmen olarak katılınır. Bütün dünyada da aşağı yukarı böyle yapılmaktadır, sonradan yapılmaz. Sonradan yapıldığı zaman, şimdi olduğu gibi “Efendim, yargıya intikal edenler var, Meclise göndermiyoruz. Efendim, kendilerine sorduk, düzeltecekler, onları da göndermiyoruz.” denir.

Bakın, Maliye Bakanlığıyla ilgili Sayıştay denetçilerinin yaptığı raporda 35 vurgulanacak husus var yani 35 eleştiri hususu var ama 14 tanesi Sayıştay raporuyla Meclise bildirilmiş, bize bildirilmiş. Onlar da kırpılmış vaziyette ve birçoğunda “Efendim, haklısınız ama 2014’te düzeltilecektir.” diyor. Peki, o 2013’teki yanlışlık ne olacak? 2012’deki yanlışlık ne olacak? Bunlara değinilmiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir denetim anlayışı olabilir mi? Buna Maliye Bakanlığı seyirci kalabilir mi?

Bakın, Global Financial Integrity (GFI), Küresel Finansal Dürüstlük Örgütü diye bir örgüt var, bu bir rapor yayınladı geçen cuma günü. Bu örgütün, Küresel Finansal Dürüstlük Örgütünün amacı yolsuzluklara karşı uluslararası bir duyarlılık oluşturmak. Geçen cuma günü açıklanan verilere göre -bu, 2011’den beri bu çalışmaları yapıyor- 2011’de -en son 2011 verileri var- 10,2 milyar dolar Türkiye’den kaçırılmış vaziyette, tespit edilen rakam. 10,2 milyar dolar Türkiye’den kaçırılmış vaziyette ve Türkiye’den 2001’le 2011 arasında 37 milyar dolar para çıkışı var; 37 milyar dolar!

Biz diyoruz ki: “Doğrudan yatırımlar bu dönemde arttı.” Hayır, bu dönemde doğrudan yatırımlar arttığı kadar Türkiye’den kaçırılan para da arttı, yani yolsuzluklar da arttı. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu da görmemiz lazım; yolsuzluklar arttı bakın ve buna seyirci kalıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 2011’den beri küçülmeye başladık. Geçen sene 2,2; bu sene 3,5-4 civarında bir büyüme tahmin ediyoruz ki bu tabii, Türkiye için ihtiyaç olan 7’nin çok altında bir büyüme, büyük bir sıkıntı getirecek. Bunu, özellikle mükellef sayısındaki durum da net olarak gösteriyor. Maalesef, bazı sayıları vereceğim: Mükellef sayısında son yıllarda bayağı bir düşüş söz konusu. Gelir vergisi faal mükellef sayısı mesela 2002 Ekiminde 1 milyon 741 iken 2012 Ekiminde 1 milyon 765 bin, 2013 Ekiminde de 1 milyon 800 bine ulaşmış. Bir artış yok. Bu, düzeltmelerle beraber dikkate alındığında hiçbir şey değil.

Kurumlar vergisinde de aynı şekilde; hatta bir düşüş var kurumlar vergisi faal mükellef sayılarında. 2002 Ekiminde 583 bin olan faal mükellef sayısı 2012 Ekiminde 663 bine çıkmış, 2013 Ekiminde düşmüş, 662.380’e düşmüş. Yani büyük sıkıntılar var.

Bir de çok acele olarak şunu söyleyeyim, Maliye Bakanlığının dikkat etmesi gereken bir husus: Sayın Bakan da sunumunda millî eğitim harcamalarının artırıldığını söyledi. Millî eğitim harcamaları artıyor ama öğrenci sayısı arttığı için öğretmen sayısı da artıyor, bina sayısı da artıyor, ona paralel olarak önemli bir artış var ama ben size bir rakam vereyim; Bu dönem özellikle MİT ve Emniyet harcamaları artıyor. Bakın, MİT'in -2006’dan sonra Başbakanlık bütçesinden çıkarıldı- 352 milyon lira olan 2006’daki rakamı binde 20’ymiş, şimdi 0,24’e çıkmış. Emniyetin 2002’de 2 milyar 430 milyon olan bütçesi, yüzde 2,48’den 2014’te 3,79’a çıkmış. Bu, enteresan değil midir? Askerî harcamalar azalıyor nispeten ama Millî Savunma ve Emniyet harcamaları artıyor ve buna Maliye Bakanlığı da seyirci kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) - Hâlbuki bütçenin dağılımıyla ilgili olarak Maliye Bakanlığının çok daha fazla etkili olması gerekir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Maliyeyle ilgili olarak söylenmesi gerekenler çok ama şimdilik bu kadarla iktifa edelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kuşoğlu.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Demiröz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Kuşoğlu konuşmasında yeni gelir vergisi tasarısının Hükûmet tarafından geri çekildiğini ifade etti. Alt Komisyon Başkanı olarak bir açıklama yapmak istiyorum çünkü kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Bakan cevap verir efendim, Hükûmet yetkilisi cevap versin efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hükûmet çekmiş, Alt Komisyon değil. “Hükûmet çekti.” diyor.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Hayır, yok öyle bir şey işte.

BAŞKAN – Düzeltme hakkınızı söyleyin efendim.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Peki.

BAŞKAN - Söyleyin yani orada.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Ben Alt Komisyon Başkanıyım.

KEMAL EKİNCİ (Bursa) - Yok canım, çok memnun oldum.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Biz de memnun olduk efendim.

BAŞKAN – Lütfen buyurunuz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Haziran sonu itibarıyla Komisyonumuza tasarı gelmiştir Hükûmet tasarısı olarak. Komisyonumuz, Alt Komisyonuna havale etmiş ve temmuzun ilk günlerinde torba yasa nedeniyle bunu görüşme fırsatı bulamadık. Yeni dönemde de bütçe çalışmaları başladı, bugüne kadar geldik. Eğer kendi Alt Komisyon üyelerinizi verebilirseniz her gün toplanabiliriz. Önümüzdeki günlerde geniş bir katılımla, sivil toplum kuruluşlarının, TÜRMOB’un, TOBB’un, hepsinin bilgilerini alarak reform niteliğindeki bu kanunu inşallah yasalaştıracağız, üst kurula çıkaracağız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bahane çok, yolsuzluk çok, icraat yok!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, Sayın Demiröz öyle bir açıklama yaptı ki sanki muhalefet, Alt Komisyon üyelerini vermediği için Komisyon toplanamıyor gibi bir değerlendirme yaptı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hükûmetin çektiği açıklamasına benzer.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bunun gerçekle hiçbir ilgisi yok. Alt Komisyon Başkanı gündemine hâkimdir, toplantıyı duyurur, bildirir, o komisyon üyeleri de toplantıya gelir. Yani, şimdi, bu “Eğer verebilirseniz biz toplanmaya hazırız.” beyanını doğru bulmuyorum.

BAŞKAN – Konu netleşmiştir Sayın Hamzaçebi.

Teşekkür ederiz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hemen verelim yani.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Demiröz doğru söyledi, verin gelsinler. Hükûmetin çektiği asılsızmış.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, ben de Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun alt komisyon üyesiyim. Alt komisyon istendiği zaman toplanabilir. Bu bütçeden sonra…

BAŞKAN – Bu bilinen bir gerçek efendim.

Teşekkür ediyoruz.

İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu…

Buyurunuz Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığının bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Maliye Bakanlığının bütçesiyle ilgili konuşmaya başlamadan önce, bugün sabah bütün gazetelerde ve medya kuruluşlarında okuduğunuz üzere, Türkiye’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasının başlatıldığı…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Yolsuzluklar bitmişti hani?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) –…bu kapsamlı yolsuzluk soruşturması kapsamında, üç bakanın çocuklarının gözaltına alındığı, tanınmış bazı iş adamlarının gözaltına alındığı ve Halk Bankası Genel Müdürü dâhil, bazı bürokratların gözaltına alındığı bilgileri basında yer almaktadır.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Biz hiç kimsenin gözaltına alınmasıyla ilgili sevinmeyiz. Umuyorum ki herkesin hakkını, hukukunu koruyacak bir süreç işler ve yine umuyorum ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bu soruşturma, birtakım grupların siyasi çatışmaları içerisinde birbirlerine şantaj olarak kullanılmaz ama bu ülkenin onlarca yıldır süren en önemli problemi olan yolsuzluk ve yetim hakkının yenilmesine engel olacak bir süreç başlar diye düşünüyorum. Ben eminim ki şu an Parlamentoda bulunan dört parti de yetimin hakkının yenilmesi, gelir ve kaynak dağılımının bozulması, insanların emeklerinin sömürülmesi konusunda gayret gösterecek tüm adli ve idari görevleri siyasal olarak destekleyecektir ve yine umuyorum ki iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, bu süreci doğru dürüst götürebilmesi amacıyla yargı ve emniyet organlarına gerekli her türlü desteği yapacaktır.

Değerli milletvekilleri, bugün İstanbul’da başlayan yolsuzluk süreci, bizim için yeni bir süreç değil. Biz yolsuzlukların olduğunu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü tutuklamalardan öğrenmedik. Yaklaşık iki buçuk yıldır, bu kürsüde, bugünkü tutuklama konuları da dâhil olmak üzere, Türkiye'nin millî gelirini düşüren,  Türkiye’de kaynak dağılımını bozan, Türkiye’de ezilenin hakkını devlet eliyle ezenlere transfer eden sistemi anlatmaya çalıştık.

Bugün bunun kilit kurumlarından biri olan Maliye Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşacağız ama Maliye Bakanlığının bir bütçesi yok, en azından Sayıştay öyle diyor. Sayıştay şöyle diyor: “Bana bütçesini ispat edemedikleri için, bana rapor ve tabloları gönderemedikleri için ben görüş bildiremedim.” Şimdi, Maliye Bakanlığı nasıl bir bakanlık? Sadece kendi hesabını değil, bütün devletin hesabını tutması gereken bir bakanlık ama Sayıştay yani anayasal denetim kuruluşu, bu Bakanlığın bir hesabının olmadığını söylüyor. Aslında bu Bakanlığın bir hesabı ve bütçesi var ama Sayıştaya hesap veremiyor ve bunun arkasında, çok karanlık, çok korkutucu, bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturmadan daha ağır iddialar var değerli arkadaşlar. Çünkü, bu görmüş olduğunuz Maliye Bakanının, bağlı ve ilgili kuruluş olan Gelir İdaresi Başkanlığının “vergi uzlaşması” diye bir silahı var. Buna “silah” diyorum çünkü bu, bir hukuki enstrüman olarak kullanılmıyor değerli arkadaşlar ve Sayıştayla ilgili sorun da bu silahın haksız kullanılması iddiasıyla ilgili ortaya çıkıyor. Sayıştay, anayasal kurum olarak her türlü gizli bilgi, belgeyi görme hakkına sahip olan, devletin bütün işlemlerini denetleme hakkına sahip olan Sayıştay, bu vergi uzlaşmalarını incelemek istiyor. Öncelikle küçük mükelleflerin vergi incelemesini, vergi uzlaşmasını Sayıştaya inceletiyorlar ancak ne zaman ki büyük mükelleflerin vergi uzlaşmalarını incelemek istediğinde Sayıştay, bu bilgi ve belgeler Sayın Bakan ve bürokratları tarafından Sayıştaya verilmiyor. Daha sonra öğreniyoruz ki, bize gönderilmemiş olan gizli Sayıştay raporundan, Sayıştayda budanmadan önceki hâlinden öğreniyoruz ki Sayıştaya makro rakamlar veriliyor. Sayıştaya verilen makro rakamlar da bu ülkedeki çürümeyi göz önüne koyuyor çünkü Sayıştaydaki uzlaşmalara ilişkin tespitler şunu söylüyor: Küçük mükelleflerle yapılan vergi uzlaşmalarında küçük mükelleflerin beli kırılmış. Bu küçük mükelleflerin vergilerinin yüzde 90’ı bu mükelleflerden zorla alınmış. Ancak, Maliye Bakanlığının merkezinde kurulan ve 3 milyon lira ve fazlası vergiyi inceleyen, büyük mükellefleri inceleyen Vergi Uzlaşma Komisyonu’nda vergilerin yüzde 90’ı silinmiş değerli arkadaşlar, vergi cezalarının tamamı silinmiş değerli arkadaşlar.

Daha sonra, Maliye bürokratları içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisinin atadığı dürüst muhafazakâr bürokratlar bize bir ihbar dilekçesi gönderiyor. Bu, 4 sayfalık bir ihbar dilekçesi. Bu ihbar dilekçesinin içerisindeki yazılış üslubundan, baktığınızda, içeride bütün konulara vâkıf bürokratların yazdığı anlaşılıyor ve bu ihbar dilekçesi şunu söylüyor: “Bu, Türkiye’de deprem etkisi yaratacak şiddette, muhafazakâr geçinen bürokratlara dair bir ihbardır.”

Ben, bunu Sayın Maliye Bakanına defaaten sordum. Sayın Maliye Bakanına kamu ihalelerini de sordum. Sayın Maliye Bakanı, önce beni Bakan Yardımcısına gönderdi. Herkesin bilmek hakkı olan, sadece milletvekillerinin değil, Ayşe teyzenin, Osman amcanın, hepsinin bilmesi gereken kamu ihaleleriyle ilgili bilgiyi alamadım. Bakan Yardımcısına gittim, beni çocuk gibi oyaladı. Kamu İhale Kurumunun Başkanına gittim, sanırsınız cumhurbaşkanı edasıyla, vermek zorunda olduğu bilgileri bana vermedi. Bu Kamu İhale Kurumunda yasayla yapılan yolsuzlukları, yasa çıkarılarak yapılan yolsuzlukları bu kürsüde anlattım. Ben bunların tamamını Maliye Bakanına sordum değerli arkadaşlar, şimdi bu kürsüden soruyorum. En son, baktık çare yok, Twitter’dan sormaya başladık. Benim gibi yüzlerce kişi Maliye Bakanına bu ağır soruları sorduğunda, Sayın Maliye Bakanı Twitter’dan kedi resmi gönderiyordu. Şimdi biz burada Maliye Bakanıyla karşı karşıyayız. Sayın Maliye Bakanına soruyorum: Sayıştay denetçileri, sizin Bakanlığınızın ilgi alanında olan –siz “bağımsız” diyorsunuz, bağımsızlığını da anlatırım ben size- vergi uzlaşmalarını incelemek istedi mi? Siz bu vergi uzlaşmalarını Sayıştay denetçilerinin incelemesine açtınız mı? Eğer “gizli”, “vergi gizliliği”, “vergi mahremiyeti” gerekçesini ortaya koyuyorsanız, Ankara’daki küçük mükellefleri niye Sayıştaya incelettiniz? Bu vergi mükellefiyetindeki gizlilik, mahremiyet, sadece, AKP’nin çok yakınındaki ihale baronları için mi vardır? Buradaki ihbar mektubu ne diyor biliyor musunuz? Dört şirketin adını vermiş, bu dört şirketin tamamı ihale baronu ve buradaki bürokrat –diğer bürokratlar bu konuşmayı naklediyor- diyor ki: “Siz bazı uzlaşmalarda rakamın sıfırlanmasının veya yüzde 90 oranında düşürülmesinin sebebimucibini anlayamazsınız. Burada ulvi amaçlar vardır, bu ulvi amaçlara zarar vermemek gerekiyor.”

Sayın Bakan, ihale baronlarının vergisinin silinmesindeki ulvi amaçlar nedir acaba? Ve sayın bürokratlar, sizin “ulvi amaçlar” diye sildiğiniz, vergi cezasını sıfıra indirdiğiniz iş adamı, bugün gidin, 90 trilyona “Falcon 5X” marka bir uçak almış, İstanbul-New York arasında kesintisiz uçabiliyor. İşte, o ulvi amaçlarla, o iş adamı uçuyor!

Bir başka iş adamının vergi cezası sıfırlanmış, vergi borcu yüzde 90 oranında silinmiş değerli arkadaşlar. Kim bu firma? Ankara’da, hatırlar mısınız Kılıçdaroğlu ile Gökçek arasındaki sayaç tartışmasını? İşte, o sayaçları, başta Gökçek olmak üzere, AKP’li belediyelere fahiş fiyatlarla sattığı iddia edilen firma. (CHP sıralarından alkışlar) Ve bu firmayla alakalı, yine bürokratlar kendi arasında konuşurken şunu söylüyor, diyor ki: “(…) cemaatine üretmiş olduğu her sayaç başına çok ciddi tutarlarda yardım yapmaktadır. Bu yardımı gözetmek gerekir. (…) cemaatine tabi olan üst düzey bürokrat ise -bir üst düzey, en üst düzey bürokratın adını veriyor- bundan başkası değildir.”

Değerli arkadaşlar, cemaatler Allah’a ulaşmak üzere bir araya gelmiş, tarikatlar ona giden bir yol olarak kabul edilir. Hiçbir tarikat, hiçbir cemaat, yüzyıllardır Türkiye'de var olan cemaat, burada vergi uzlaşmalarında haksız ceza silmek için yoktur değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kul hakkı!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Haram olsun!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Hiç kimse, kul hakkını yemek üzere, yetim hakkını yemek üzere, vergilerimizi yağmalamak üzere bir araya gelemez. Ben eminim ki burada adı geçen cemaatler de buna isyan edecektir, çünkü hiç kimsenin temiz duygularını, kolunda 400 bin dolarlık saat olduğu iddia edilen bürokratlar -bu çakma da olabilir, çakmaysa da ayıptır- bu şekilde kullanmamalıdır değerli arkadaşlar ve Maliye Bakanı, TOKİ Bakanı, Enerji Bakanı, zamanında gelip bu Meclisi bilgilendirmiş olsaydılar bu konuda, biz, bu belgeli iddialarımızı -bu bir iddia, elimdeki mektup, onu söylüyorum, belgeleri de var ama- bilgilendirmiş olsaydı, bugün Türkiye ekonomisi bu hâlde değildi.

Bugün bütün milletimizin geleceği, bu yolsuzluklar dolayısıyla karanlık bir tehdit altındadır. Bize düşen, bütün parlamenterlere düşen, bu yolsuzluklarla sonuna kadar mücadele etmek, bedelini eğer -benim partim de dâhil- ödemesi gereken varsa, bizlerin içine de girmiş olanlar varsa, herkese ödeterek bu ülkeyi temizlemektir.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erdoğdu.

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel… (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yüksel.

CHP GRUBU ADINA ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçeleri üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce, asıl konuma girmeden önce, Sayın Bakanımdan, Maliye Bakanımdan bir ricam olacak. Sayın Bakanım, siz bir köylü çocuğusunuz, 9 çocuklu bir ailenin çocuğusunuz. Ben de bir köylü çocuğuyum. İlkokulu 5 sınıflı ve beş yıl süreyle bir öğretmende okudum, tahmin ediyorum siz de öyle. Şu anda köylü çocukları okula gidemiyorlar, şu anda köylü çocukları taşımalı eğitim kaldırıldığı için traktör kasalarında, kamyon kasalarında, eşek sırtında okula gitmektedirler. Millî Eğitim Bakanına sorduğumuzda başını öne eğmiştir, bir yanıt verememiştir. Biz biliyoruz ki 120 trilyon gibi bir bütçe, siz kendisine ek olarak ayırırsanız bu sorun çözülecektir. Bu arada, tabii, yüzde 630 bütçesinin arttığını söyleyen Millî Eğitim Bakanlığı bu parayı nereye harcıyor, onu da sorarsanız iyi olur. Çünkü, okullara hizmetli vermemektedir, okullara yakacak vermemektedir, taşımalı eğitime kaynak ayırmamaktadır, yurtlar yapmamaktadır. Bu parayı nereye harcamaktadır, doğrusu, sorsanız iyi olur.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılı sonunda AKP Hükûmeti, bir kez daha Meclisi devre dışı bırakarak, kanun hükmünde kararnameyle Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunu oluşturma kararı almıştır. Aradan iki yıl geçmesine rağmen bu kurul hâlen kuruluşunu tamamlayamamış, düzenleyici bir kurul vasfına ulaşamamıştır. Kurum hâlen denetim standartlarının tamamını yayımlayamadığı hâlde 1/12/2014’ten itibaren işletmelerin bir kısmı için, şirketlerin bir kısmı için 31/12/2013 finansal tabloları dâhil bağımsız denetimden geçmek zorunluluğunu getirmiştir. Bu standartlar ne zaman tamamlanacak, ne zaman meslek personeli bu standartları çalışıp özümseyecek de uluslararası geçerliliği olan bir denetimi başaracak? Yine kervan yolda düzülecek anlaşılan.

Bu arada, Kamu Gözetimi Kurumu, ülke genelinde yüksek kalitede ve güvenilir bir finansal raporlama ve bağımsız denetim ortamı oluşturmayı hedeflemektedir. Bir taraftan uluslararası yüksek standartlar getirip denetçilerin denetimi hedeflenirken, diğer taraftan bakanlıklarınız ve bağlı kamu kurumlarının Sayıştay denetçilerine yanlış ve eksik bilgiler verilmesine göz yumulmuş, var olan Sayıştay raporlarının da Meclise getirilmesi Hükûmetçe engellenmiştir. Bu durumda, 2012 Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşülmesi ve onaylanması mümkün değildir. AKP çoğunluğunca onaylanması hâlinde de geçerli değildir, meşru değildir.

Bu konuda söylenecek çok söz var ama süremiz kısıtlı olduğu için, ben, güzide kurumumuz Özelleştirme İdaresi Başkanlığından söz etmek istiyorum.

Bu arada, değerli arkadaşlar, Milas’taki Yatağan termik santrallerinin özelleştirilmesine karşı mücadele eden işçiler açlık grevine başlamışlardır. Buradan selam olsun direnişteki Yatağan işçilerine ve Yatağan işçilerinin mücadelesi bizim mücadelemizdir diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Özelleştirme Yüksek Kurulu, Başbakanın başkanlığında, 4 bakandan oluşan, Maliye Bakanı, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dan oluşan bir kuruldur. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bu kurula bağlı olarak çalışmaktadır. Başbakanımıza bağlı olmayan bir kurum haşa düşünülemez. Nitekim, Türkiye’de de tek tek -şimdilik Türkiye’de,  belki daha sonra sınırlarımızı aşabilir- tüm maden ruhsatlarını verme işini kendine bağlamıştır Başbakanımız. Gezi Parkı da Başbakanımıza bağlıdır. Gözü gibi bakar Gezi Parkı’na, gözü olanın gözünü çıkarır!

On yıl içerisinde, Türk Telekom, TÜPRAŞ, ERDEMİR, TEKEL, SEKA ve PETKİM gibi sanayi tesisleri başta olmak üzere, limanların tamamı, 195 kamu tesisi, 2.629 arsa, bina ve lojmanlar AKP’ye yakın yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına satıldı. Alınan yargı kararları ise uygulanamamaktadır. AKP iktidarı, Cumhuriyet Dönemi’nde elde edilen değerlerimizi satıp savan, hayırsız, mirasyedi evlat gibi davranmıştır. Hukuksuzluğunun yanında, kendilerince belirlenen Özelleştirme Ana Planı amaçlarının da dışına çıkarak  kanun tanımazlığını da göstermiştir. Tarihimiz, doğal ve kültürel değerlerimiz rant uğruna heba edilmiştir. Tüm bunları gerçekleştirirken, kanun hükmünde kararnamelerle, hatta AKP çoğunluğuna dayanarak yasalar çıkarılıp yargı engeli aşılmıştır, gerekirse de yargı kararları uygulanmamıştır.

Türkiye’nin en zararlı üç kurumunu görüşeceğiz. Maliye Bakanlığını da sayarsak bununla birlikte dört bakanlık oluyor, çünkü Maliye Bakanlığı da yüzde 70, yoksullardan vergi alarak ve bu arada, taraf olmayan bütün kurumları, muhalif kurumları, belediyeleri, iş dünyasının en saygın kurumlarını bertaraf etmekle meşguldür. Ama, Maliye Bakanlığı dışında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve TOKİ bu ülkenin en zararlı kurumlarıdır. AKP Hükûmeti içerisinde ülkemize, kentlerimize ve de halkımıza en çok zarar veren dört kurumdur bu kurum.

Bu iddialarımı İzmir örneğinden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Önce AKP çoğunluğunca özelleştirmelerin önündeki tüm engeller kaldırılmıştır, kanun hükmünde kararnamelerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve TOKİ’ye plan yapma, yaptırma ve ruhsatlandırma yetkisi tanınmıştır. Arkadaşlar, bu çok tehlikeli bir yetkidir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, kapsamına aldığı işletme, tesis ve gayrimenkulü mal sahibi olarak kendisi yeniden planlıyor, yoğunluğu maksimuma çıkarıyor,  bu arada varlık eğer bir yandaşa satıldıysa, sonradan, satıldıktan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devreye giriyor, ek yoğunluk artışları veriyor, yollar, parklar ve kamu hizmet alanları da ticari alana dönüştürülüveriyor.

Değerli milletvekilleri, Kınık’ta 1.200 dönüm –Kınık bizim en uzak ilçemizdir- mera vardı. Bu mera daha önce hazine tarafından, Kaymakamlık tarafından köylülere tahsis edilmiş, köylüler kooperatif aracılığıyla burayı ıslah etmişler, bu arazide kuyular çakmışlar, traktörler almışlar, alet edevatlar almışlar, bu araziyi işliyorlar, besiciye, sütçüye ucuz silajlık mısır yetiştiriyorlar ama bunları yaparken köylüler, bu sene bir de baktık ki Maliye Bakanlığı, hazine bu araziyi bir süt firmasına, tek bir süt firmasına önce bir yıllığına, olmazsa ikinci yıl ücretsiz tahsis ediyor. Sonra da isterse bu süt firması, kırk dokuz yıllığına burayı bir tek süt firmasına tahsis edecektir.

Değerli arkadaşlar, İzmir’deki yağmalardan ilk örnek İzmir Mavişehir’den. İzmir Büyükşehir Belediyesince 2010 yılında onaylanan planda Emlak Bankasına ait, Özelleştirme İdaresince satışa çıkarılan bir ticaret alanı var, yani otopark ve rekreasyon alanı. Burası Gayrimenkul Yatırım Ortaklığından satılıyor. Tabii, otopark ve rekreasyon alanları var, onlarla birlikte bedel biçiliyor. Satıldıktan sonra yandaşa, bu otopark ve rekreasyon alanı, yollar hemen ticaret alanına dönüştürülüveriyor. Yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının el çabukluğuyla bu dönüştürülüyor.

Bunun gibi çok örnek var. Kentin merkezinde –sürem kalmadığı için- limana 100 bin metrekare AVM planlayabiliyor bu kurumlar, 38 bin metrekare otel planlayabiliyorlar, 3.500 metrekare dükkân planlayabiliyorlar. Karayollarının arazilerini, “Ağaçlı Yol” diye İzmirlilerin bildikleri Karayolları arazilerini yok pahasına gene AKP Belediye Meclis üyelerine satabiliyorlar.

Değerli arkadaşlar, kentin hemen her tarafında, kentin merkezinde, göbeğinde, kenarlarında ne kadar TEKEL’e ait, kamu kurumlarına ait araziler varsa, arsalar varsa bunların hepsi bir şekilde bu kurumlar tarafından, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yeniden planlanıyor ve yoğunluk artışları getirilerek satılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Belediye hizmet alanlarını bile bu arada satıp, belediyelere de otopark yapmak için, altyapı tesisi yapmak için “Tekrar, o satılanlardan, yüksek fiyatlarla satın alın.” deniliyor.

Söylenecek çok şey var, vaktim yetmedi.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Sayın Hamzaçebi’nin çok kısa bir söz talebi vardır.

Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ankara Gölbaşı yakınlarında bugün askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopter yüksek gerilim hattına çarpması sonucu düşmüştür. Bu kaza sonucunda 2 pilotumuz şehit olmuştur. Ben şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkûr ederiz Sayın Hamzaçebi.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Efendim biz de başsağlığı dilemek istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

2.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu elim kazadan dolayı hem vefat eden, şehit olan askerlerimizin ailelerine hem silahlı kuvvetlerimize hem Türk milletine başsağlığı diliyoruz. Allah’ın yeni kazalardan esirgemesini diliyoruz.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Elitaş, buyurunuz.

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, ben de teşekkür ediyorum.

Şimdi öğrendiğimiz bilgi çerçevesinde, Ankara Gölbaşı Konya Yolu üzerinde, 10’uncu kilometrede helikopterimiz yüksek gerilim hattına çarparak düşmüş. En son bilgi -ne derece doğru bilmiyorum ama- 4 askerimiz şehit olmuş diye haberlerde geçiyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, Türk milletinin başı sağ olsun.

İnşallah böyle bir kazayla bir daha karşılaşmayız diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, bana da söz verebilir misiniz?

BAŞKAN – Tabii, Sayın Buldan, buyurun lütfen.

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ankara Gölbaşı yakınlarında askerî eğitim uçuşu yapan bir helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak düşmesi sonucu 4 askerin şehit olmasına ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu olarak yaşanan kazada yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Buldan.

Birleşime bir saat ara veriyorum sayın milletvekilleri.

Kapanma Saati: 12.19

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Dilek YÜKSEL (Tokat)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak.

Buyurun Sayın Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on sekiz dakikadır.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın  Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçe, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yıllık görüştüğü kanunlar içerisinde en önemli olan kanun tasarısıdır çünkü bir yönüyle beytülmaldir. Eğer iktidar partisi kendisini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlıyorsa en öncelikle, bu söylediğimiz “beytülmal” teriminin idrakinde olması gerekir. Peki, buradan hareketle, bugün sorduğumuzda, acaba, beytülmal şuuru, bilinci içerisinde Türkiye’nin kaynakları harcanıyor mu ve acaba, beytülmal bilinci içerisinde bu kaynaklar yönlendiriliyor mu? Bu soruya “Evet, doğru, bu şekilde yapılıyor.” diye cevap bulabilmemiz, yapılan uygulamaları ve gelinen noktayı doğru değerlendirdiğimizde mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, burada, her şeyden önce, üzerinde konuştuğumuz bütçe, Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesi. Dolayısıyla, buradan ben “Ülkemizin geleceği biziz, gelecek bizim.” şuuru içerisinde ülkesine ve geleceğine sahip çıkan, şuurlu, akıllı, bilinçli gençlerimizin hepsine en derin saygılarımı sunuyorum, onlar önünde ihtiramla eğiliyorum çünkü onlar bizim istikbalimiz, onlar bizim göklerde dalgalanan bayrağımızın teminatlarıdır, gelecek onlardır, geleceğimiz onlardır. Öyleyse, onlara yapılacak olan yatırım, onlara yapılacak olan harcama, en düzenli, en helalinden ve en hak edilmiş şekilde olmalıdır. Sporcularımıza gelince onlar da emekleriyle, alın terleriyle, bütün enerjileriyle ülkemizi ulusal ve uluslararası alanda temsil eden ve bizleri yeri geldiğinde İstiklal Marşı’mızla, bayrağımızın göndere çekilmesiyle onurlandıran kardeşlerimizdir; onlara da selam ve saygılarımı sunuyorum.

Konuşmamın hemen başında söylediğim beytülmal açıklamasından hareketle, iktidarın yürütme organında görev yapan değerli arkadaşlarıma ben sormak istiyorum: Acaba, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde direkt ve dolaylı harcanan ve denetiminde olması gereken bütün kaynaklar bu şuur içerisinde harcanıyor mu? Acaba “muhafazakâr demokrat” dediğimiz, kendisini öyle niteleyen bir iktidarın yürütme organındakiler, Hazreti Ömer’in kendi işini görürken ayrı, devletin işini görürken ayrı mumları yaktığının bugünkü uygulamasının içinde olduklarını söyleyebilecekler mi? Ben, gönül rahatlığıyla bunun hesabını veremeyeceklerinden eminim. Çünkü, bizim burada söylediğimiz birçok şey, basında dile gelen, sektörün içerisinde olan insanların, muhataplarının, aktörlerinin gazetelere, medya organlarına yansıyan bilgiler, belgeler, bulgular Bakanlığın hercümerç içerisinde ve tarumar olduğunun işaretlerini vermektedir.

Değerli milletvekilleri, Bakanlık doğru yönetilmemektedir, beytülmal doğru organize edilip doğru harcanmamaktadır, har vurup harman savrulmaktadır. Âdeta, çok ödül vermek, Bakanlığın bir noktada kendi icraatlarının susturulması veya partidaş edinmek için, sempati toplamak için kaynaklar israf edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, bir spor vizyonu, bir spor misyonu ortaya konulamamıştır. AKP iktidara geldiğinde, 2002 yılından 2014 yılına, on bir buçuk yıldır geçen zaman içerisinde, ortalama 10 yaşında olan bir çocuğun, bugün, olimpik sporcu olabilecek yaşa erişmiş olması gerekir. 21-22 yaşları, 20’li yaşlar bir sporcu için en verimli olunacak çağlardır, yaşlardır. Öyleyse, eğer, bugünkü iktidarın gerçekten doğru bir spor vizyonu ve politikası olmuş olsaydı, bugün Türkiye’nin birçok olimpik branşta, uluslararası alanda başarılarla dolu yıllar geçirmesi gerekirdi. Spor dallarına baktığımızda böyle bir başarıdan söz etmek mümkün mü? Hayır. Aksine, skandallarla anılan bir ülke konumuna gelmiştir Türkiye. Bu skandalları bölüm bölüm, zaman zaman buralardan dile getirmemize rağmen, Bakanlık yerinde ve zamanında incelemeleri ve tedbirleri başlatmamış ve almamıştır. Burada, akla başka sorular gelmektedir ve skandallar hâlen devam etmektedir.

Değerli arkadaşlar, yapıya baktığımızda, federasyonlar sözde özerktir. Federasyonlar sporun gelişmesi için en önemli kurumlardan birisidir. Peki, sözde özerk olan federasyonlar için, vicdanen rahat bir şekilde, acaba Sayın Bakan ve yetkilileri “Evet, biz federasyon seçimlerinde tarafsız kaldık.” diyerek göğsünü gere gere bunu söyleyebilecek mi? Eğer Spor Bakanlığının bürokratlarının, delegelerinin yüzde 60’ını oluşturduğu federasyonlarda “Bakanlık bürokratlarının seçim tercihlerine tesir etmedim.” diyebiliyorlarsa, “Bakanlık koridorlarında federasyon başkanları belirlenmedi.” diyebiliyorlarsa ben alınlarından öpeceğim. Peki, o zaman, eğer federasyonların seçimlerinde bu kadar müdahil olan Bakanlık, federasyonlardaki usulsüzlüklerden, yolsuzluklardan, hesapsızlıklardan ben sorumsuzum diyebilir mi? Mesuliyetsiz, hissiyatsız, gerçeklerden uzak, kaçak olmazsa sorumsuzum diyebilir.

Bakın, değerli arkadaşlar, burada zaman zaman, çeşitli federasyonlarla ilgili olarak çeşitli konuları gündeme getirdik ama burada, bizim sözlerimiz karşısında, yetkililer tarafından ve Sayın Bakan tarafından -gerek basına düşen gerekse Meclis kürsüsüne kadar taşınmış konularda- ciddi, doğru cevaplar verilerek kamuoyu ve bizler aydınlatılmadık. Hep haber spikeri gibi, yatırımlardan, tesislerden, sözde başarılardan, sporcu lisansının yüksekliğinden bahsedildi.

Geçenlerde bir milletvekili arkadaşımızın yönelttiği soru önergesine verilen çok enteresan bir cevap var: Türkiye’de 73 bin civarında lisanslı kadın güreşçi olduğu söylenmiş. Ben soru önergesini yazılı olarak görmedim ama hayretler içerisinde dinledim arkadaşımızdan. Türkiye’deki sporcu sayısının, lisans sayısının artmış olması demek, sporda çok başarılı bir alana intikal edilmiş demek değildir değerli arkadaşlar.

Tabii ki bütün bunlar doğru değerlendirilmeli. Federasyonlardaki seçimler, federasyondaki usulsüzlükler, yolsuzluklar… Burada, Sayın Bakan çıktı, Tekvando Federasyonuyla ilgili üzerinde spekülasyonlar olan antrenörün görevden alındığını söyledi. Ama, o federasyonun sitesinde hâlen daha o antrenörün istifa ettiği ama yönetim kurulunun değerlendireceği yazılmakta. Sayın Bakan, bu federasyonlar sizlerin bürokratlarınız vasıtasıyla seçiliyor ve mahkeme kararını uygulamadığınız bir federasyon bu. Burada, Sayın Bakanın, Bakan seviyesinde birisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde verdiği bir sözün havada kalmasını ben ibretle izliyorum.

Değerli milletvekilleri, federasyonlardaki usulsüzlükler, yolsuzluklar bunlarla bitiyor mu? Hayır. Bakın, Ju Jitsu Federasyonu Başkanı Orhan Özaktı, tutuklanmış. Neden gözaltına alınıyor biliyor musunuz? Çok enteresandır, insan kaçakçılığından. Yani, federasyon sporcusu gibi evrak düzenlenip bazı “PKK militanları” diyebileceğimiz tipte insanlar sporcu gibi yurt dışına çıkartılıyor federasyon vasıtasıyla ve oralarda, ülkelerde iltica ediyorlar, Türkiye'ye dönmüyorlar. Peki, federasyonlarda…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Hangi federasyon?

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Sayın Bakanın Bakanlığından haberi yok ki bizden soruyor “Hangi federasyon?” diye.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Öyle bir federasyon yok. Senin spordan haberin yok. Öyle bir federasyon yok. Tutanaklara doğru geçsin diye soruyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Tabii, tabii, tutanaklara doğru geçiririz. Mesela, Muay Thai Federasyonu…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Hayır, hayır, deminki federasyonun adını bir daha söyle, tutanaklara doğru geçsin.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Muay Thai federasyonu Başkanı var... Muay Thai Federasyonu Başkan Vekili 2009 yılında, basına da yansıyan şekilde aynı haberlerle federasyonda sporcu gibi gösterilip iltica eden bölücü unsurların varlığından söz ediliyor ve gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Federasyonun sitesinde hâlen daha bu arkadaş “Başkan Vekili” olarak yer alıyor.

Değerli milletvekilleri, bu Bakanlığın kendisinden haberi yok. Bu Bakanlık olayları takip etmiyor. Bu Bakanlık kendisine ihbar edilen, getirilip Sayın Bakanın masasına konulan dinleme bantlarını, telefon dinlemelerini, şunları bunları bile dikkate alıp soruşturma açmıyor zamanında. Bakan sadece bu mesuliyetsiz davranışlarda değil…

Bakan BESYO açıyor. Şimdi onu dile getireceğim size. Gençlerin istikbalini karartmak, onların umutlarıyla oynamak en büyük hilekârlıktır. 2013 yılının Şubat ayında, 2.bin BESYO mezununun dörtte 3’ünün -BESYO mezunları olmak üzere- Bakanlık kadrolarına alınacağı söyleniyor. Yani, 1.500 kişilik bir kadronun BESYO mezunlarından Bakanlık kadrolarına alınacağı söyleniyor. Peki, bu BESYO mezunu çocuklar kimler? İşte, Türk sporunda bilimini yapan ve uygulamanın içerisinde olan, belki birçoğu sporcu olan çocuklarımız. Bu çocuklarımızdan 1.500’ünün kişinin Gençlik ve Spor Bakanlığı kadrolarına alınması, hem uygulama içerisinden gelip hem bilimini yapmış çocuklarımızın, sporun gelişmesi için en önemli kilometre taşlarından birisidir. O çocuklar umutsuzluk içerisinde “tweet”lerin başında bekliyorlar, Bakana ne “tweet”ler atmışlar, Bakanlıktan ne “tweet”ler gelmiş; o “tweet”ler de elimde. Bizzat Sayın Bakanın “tweet”i var: “2013 yılı içinde ayrıca dörtte 3’ü BESYO mezunları olmak üzere 2.bin kadronun atamasını KPSS sonuçlarına göre gerçekleştireceğiz.” diyor Sayın Bakan. 2013 yılının 3 Şubatında, Bakanın “tweet”leri var burada ve bu çocuklar o ümitler içerisinde KPSS sınavlarını… Adaletsizlik de istemiyorlar. Ama, Sayın Bakan ne yapıyor? Bunlardan 700-800’ünü tanesini başka bakanlıklardan geçiş yaparak Bakanlık bünyesine alıyor ve bu çocuklar perişan hâlde. Spor böyle gelişir mi? E, gelişmez. Eğer siz buradaki eleştirilerimize rağmen… Sayın Bakana tekrar soruyorum. Şu andaki Sayın Müsteşarı -buradaki mesele şahsiyat yapmak değil, şahsiyetlerle uğraşmak da değil- öz geçmişinde sporcunun hiçbir kenarından, mahallesinden uğramamış, ziraat mühendisi. İsterseniz size öz geçmişinden bazı alıntılar söyleyeyim: Ankara Üniversitesi Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanlığında 1995’te yüksek lisans yapmış, 2000 yılında doktora almış, 2001 yılında Çanakkale Ziraat Fakültesinde Tarla Bitkileri Bölümünde Yardımcı Doçent olmuş, 2008 yılında Kırıkkale’de meslek yüksekokulunda organik tarımda bir dalda gelişme kaydetmiş, 2010 yılında Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalında Doçent olmuş.

Sayın milletvekilleri, sporun mahallesine uğramamış, öz geçmişinde -Müsteşarlık olarak yayınlanan öz geçmişine baktım Sayın Müsteşarın- hiçbir,  ne bir spor kulübü ne bir spor dalı... Sayın Bakan, böyle bir Spor Bakanlığı yönetilemez. BESYO’dan, antrenörlükten, spor yöneticiliğinden, rekreasyon bölümlerinden mezun olmuş, millî sporcularımız olmuş, akademilerden mezun olmuş, spor hukukundan mezun olmuş, hukukçu kimliğiyle, spor hukukuyla, uluslararası spor tanımlamalarıyla tanışmış insanlar var iken bir ziraat mühendisinin, doçentinin, Spor Bakanlığında Müsteşar olmasını neye bağlıyorsunuz Sayın Bakan? İnsan mı kalmadı  Türkiye’de?  Şahsiyat yapmak değil, spor hukukunda çok gelişmiş bir idareci olur anlarım, başka alanlarda gelişir anlarım ama böyle bir alanda, böyle bir durumda bunun değerlendirilmesine halkımızın ve BESYO’dan mezun olan çocuklarımızın ben bilhassa dikkatlerini çekiyorum.

İnanıyorum ki bizim yönetimimizde, bilimi ve uygulamayı esas almış vaziyette, ilk tercih edeceğimiz çocuklarımız, alandan ve işin biliminden gelen çocuklarımız olacaktır, onlar ümitsiz olmasınlar. Türkiye'nin geleceğinin inşallah, doğru, vizyon sahibi ve misyon sahibi insanlarla şekilleneceği günler de olacaktır.

Değerli arkadaşlar, elbette ki gençlik, eğitim, üniversiteler, Kredi ve Yurtlar Kurumu, bunlarla ilgili de çok problemlerimiz vardır. Öğrenci evlerine birtakım yaptırımlar getirildi, gençlik ithamlar altına alındı. Bunlar çok acı olaylardır. Eğer, hakikaten bir hastalık var ise devletin bunları bir baba şefkatiyle tanımlaması ve uygulamaya alması lazım. Bütün gençliği töhmet altında bırakacak şekilde ki, öğrenci evlerini töhmet altında bırakacak şekilde ki uygulamalarla ülke yönetilemez, ülkenin geleceğinin kaderi çizilemez.

“Üniversite açtık” diyorlar. Açılan üniversiteleri de doğru tartışmak lazım.

Değerli milletvekilleri, vakıf üniversiteleri açılıyor, yap-işlet-devret modeliyle yatırımlar yapılıyor, köprüler yapılıyor, yollar yapılıyor, özel sektörün -bilhassa derslikler- millî eğitimde ve başka alanlarda yaptığı hayırlar oluyor, iktidar mensupları “Biz yaptık.” diyerek bunları açıyor. Geçmiş hükûmetler zamanından süregelen yatırımlar oluyor “Biz yaptık.” diyerek… Ya, hiç olmazsa “Tamamladık.” deyin değerli arkadaşlar, “Biz yaptık.” demeyin, hiç olmazsa “Hayırseverler vasıtasıyla yapıldı.” deyin, hiç olmazsa “Yap-işlet-devret modeliyle yaptık, bütçeden buna bir şey ayırmadık. Dolayısıyla, bütçeye bir yük getirmedi, yap-işlet-devret modeliyle bunlar yapılıyor.” deyin.

Kredi ve Yurtlar Kurumunda gelinen noktada yapılan atamalarla, spor il müdürlüklerinde yapılan atamalarla ve başka alanlarda yapılan tercihlerle sporun yönetilmesi ve gençliğin istikbalinin doğru tayin edilmesi mümkün değildir.

Vakıf üniversiteleri… Vakfın eğer bir anlamı var ise vakıf vakfetmekten geliyor ise bugünkü vakıf üniversiteleri eğer devletten pay alıyorsa bu vakıf üniversitelerini vakfın gayesinde tanımlamak mümkün değildir değerli arkadaşlar. Vakıf sahiplerinin, vakfedenlerin devletin bütçesinden pay alması demek, vakfa başka ellerin karışması demektir, vakfın başka amaçlara yönelmesi demektir.

Dolayısıyla, bütün bu duygu ve düşüncelerle, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yönetilemediğini ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın tarumar olduğunu sizlerle paylaşıyorum.

Orhan Saka ağabeyimizin rahmete yürüyüşünü de üzüntüyle öğrendik. O, çok efendi, kibar, spora çok hizmeti geçmiş bir spor insanıydı. Allah rahmet eylesin diyorum, acılarını paylaştığımı ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunırmak.

Manisa Milletvekili Erkan Akçay.

Buyurunuz Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi bütçesi hakkında, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Şahsım ve partim adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu 2014 bütçe görüşmelerine, maalesef, Sayıştay denetim raporları ve Sayıştay denetimi damgasını vurdu. Ne zaman bütçeyle ilgili söz söyleyecek olsak -artık bir borç hâline geldi ki- mutlaka Sayıştay denetiminde yaşanan, bize göre geçen yıldan beri kronik hâle gelmiş ve artık skandala dönüşmüş, Sayıştayın denetim sorununu dile getirmeden konuya girmek mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, bütün yolsuzluklar kural dışı davranmaktan çıkar. Bütçe kural demektir, devlet kural demektir, devlet demek, aynı zamanda denetim demektir. Şeffaf olacaksınız, hesap verebilir olacaksınız ve mutlaka denetleneceksiniz. Eğer bir yapıda -ister kurum olsun ister özel şirket olsun- bir denetim mekanizması işlemiyorsa orada yolsuzluklar kaçınılmazdır.

Bütün yolsuzluklarda üç silahşorlar görev alıyor. Gündeme taşınan, artık iyice ayyuka çıkan yolsuzluklarda da bu üç silahşorlar arzıendam ediyorlar: Bir, siyasetçi; iki, iş adamı; üç, bürokrat. Bu kaçınılmazdır, bu üçlü bir araya gelmez ise yolsuzluklar yapılamaz.

Sayıştay ne yapar değerli arkadaşlar, aziz vatandaşlar? Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapar, bütçe harcamalarını ve gelirlerini denetler. Peki, bir Hükûmet neden denetimden kaçar? Çok aşikâr hâle geldi ki Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti on bir yıldır denetimden çekinmekte, korkmakta ve kaçmaktadır. Yaptığı bütün düzenlemeler denetimden kaçmaya yöneliktir. Peki, neden? Bir şeylerden mi korkuluyor? Elbette, mutlaka. Korkan kişi denetimden kaçar. Ve iktidar, maalesef, Sayıştayı iğdiş etme yoluna girmiştir, devamlı ihale kanunlarıyla oynamıştır. Enişteler bazı işler çeviriyor, oğullar, kızlar birtakım faaliyetlerde bulunuyor ve bunların da faaliyetlerinin alanının birçoğu kamu kaynaklarıyla ilgili.

Muhterem arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir, ciddi bir devlettir. Bu devleti aşiret gibi, aile şirketi gibi yönetemezsiniz yani iktidar olmak demek bu ülkenin tapusunu ele geçirmek değildir. İktidar sahipleri -hangi iktidar sahibi olursa olsun- iktidar olmakla ülkenin tapusunu eline geçirdiğini zannetmemelidir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe kanunuyla da Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hükûmete, bir yıl süreyle kamuya gelir toplama ve bu gelirleri harcama yetkisi vermektedir. Bütçe kanununda, Hükûmetin siyasi, sosyal, idari ve ekonomik politikalarını görürüz ve bunlar yansır. Aynı zamanda, bütçe, hükûmetin sorumluluklarını da göstermektedir. Bütçelerde esas olan, tüm toplumun topyekûn faydasıdır. Bütçenin temel alınması gereken ilkelerinden birisi, ülkenin toplam faydasıdır. 2014 bütçesinde de ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, mali ve sosyal durum bütçeye yansımaktadır. Bütçe, hem ekonominin hem de hükûmetin aynasıdır.

Bu çerçevede, şunları söyleyebiliriz: Bütçe, sağlıksız bir yapıdadır çünkü mali yapı ve ekonomi maalesef hastadır. Ekonominin yapısal sorunları on bir yıldır çözülememiştir. Bu yapısal sorunlar daha da derinleşmiştir. Üretim ekonomisinin hiçbir işareti yoktur. Ekonominin hâli pür melalini yani can sıkıcı, üzücü, dertli durumunu bir cümleyle ifade edecek olursak bugün, Türkiye ekonomisi ürettiğinden fazla tüketen, kazandığından fazla harcayan, borçlanmaya ve ithalata dayanarak ekonomiyi çeviren, dış ticaret ve tasarruf açığı ve buna bağlı olarak cari açıkla birlikte sağlıksız bütçe yapısıyla yaralı bir ekonomidir ve ekonomi pastası reel anlamda büyütülememiştir. Oysa Hükûmet, ekonomiyi sürekli “İyi, iyi, iyi…” diyerek sanki psikologların “İyi, iyi.” de “İyi söyle, iyi düşün.” telkinleri gibi, âdeta acıdan mutluluk çıkarmak istiyor. Ya, Hükûmet sadist midir ki halktan mazoşist bir tavır bekliyor? AKP “İyi, iyi…” telkinleriyle, güneşin her doğuşunda aynı manzarayı yansıttığını sanmamalıdır. Adalet ve Kalkınma Partisinin gördüğü ve halka göstermek istediği bir seraptır.

Şimdi, sizlere, Hükûmetin gösterdiğiyle ülkenin yaşadığı ve vatandaşlarımızın yaşadığı bazı hususları başlıklar hâlinde ifade etmek istiyorum. Bazı söylenceleri var AKP Hükûmetinin, ben bunlara ahir zaman hurafeleri diyorum. Bu ahir zaman hurafelerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu ahir zaman hurafelerinden birisi “Borç veren bir ülke olduk.” Hükûmetin ekonomi kurmayı olarak bilinen bir sayın bakanı “Borç veren bir ülke olduk.” dedi. İşte, bu, bir ahir zaman hurafesidir, aldatmacasıdır. Oysa on bir yılda Türkiye'nin borçluluğu her alanda korkunç derecede artmıştır. Örneğin, vatandaşlarımızın borçlarına bakalım: 2002’den günümüze bankalara olan nakdî kredi borcu 20 kat artmıştır, 52 milyardan 1 trilyon 23 milyar liraya yükselmiştir -tüm bankacılık sistemine- bireysel, ticari, kurumsal borçların tamamı, 20 kat artış. 2007’de bu 251 milyar lira idi. 2007’den bu yana 4 katlık bir artış söz konusu.

Faiz lobisini kendi eliyle besleyen, kendilerini 5 kat zengin ettiği için teşekkür edilen Sayın Başbakan çıkmış “Kredi kartı kullanmayın, evinizde ne var ne yok götürürler.” diyerek vatandaşa boş nasihatlarda bulunmaktadır. Bu borçlar çok ciddi bir tehlike işaretidir. 2002’den 2012’ye hanehalkının borçluluğu 44 kattan fazla arttı. Özel sektörün dış borçları 5 kat arttı ancak Hükûmetin sayın bakanları “Bana ne özel sektörün borçlarından kardeşim!” demektedir. Kardeşim, özel sektörün ihracatına sahip çıkmıyor musun? Bu özel sektörün ihracatıyla övünmüyor musun? Madem övünüyorsun, borçlarına neden sahip çıkmıyorsun? Özel sektörün ihracatına sahip çıktığın gibi borcunun da derdinin dermanı olmak durumundasın. Sonra, bu borçlar hepimizin, ülkenin borcu değil mi?

Merkezî yönetim iç borç stoku yüzde 171, toplam dış borç yüzde 184 arttı. Türkiye ekonomisi aslında bir borç batağına düşmüştür. Her ne kadar millî gelir mukayeseleriyle bu borcun normal olduğunu, sürdürülebilir olduğunu zaman zaman ifade etmeye çalışsalar da artık, bu sürdürülebilir olmaktan gittikçe uzaklaşmaya başlamıştır.

Bu borcun üzerine kalkıp bir de borç vermekten bahsederseniz, o zaman biz de sizleri Sultanahmet’te toplayıp Libya’da, Suriye’de dağıtan kişilere benzetiriz. AKP vatandaşı, esnafı, çiftçiyi ne kadar çok borçlandırdığıyla övünüyor. Bir hükûmet vatandaşlara ne kadar çok kredi verdiğiyle, ne kadar çok borçlandırdığıyla övünür mü? Bizim Hükûmetimiz övünüyor. “Esnafa 2002’de 154 milyon lira borç verilirken şimdi 9 milyar lira kredi veriyoruz.” diye övünüyor. Ya, bu borçlar, esnafın borçları 59 kat artmış. Yani, esnafa “Ben sizi 59 kat borçlandırdım benim politikalarım yüzünden.” diyor ve buradan bir övünç çıkarıyor. Yine, bu dönemde çiftçinin borçları da 530 milyon liradan 40 milyar liraya çıkmış ve 75 kat artmıştır. Siz neyle övünüyorsunuz?

Gelelim büyümeye: Büyüme de bir ahir zaman hurafesidir. Hükûmet, büyüme hedeflerine hiçbir zaman ulaşamamıştır. “On yılda millî gelir 4 kat arttı.” diyor. On yılda, Türkiye ekonomisi 1998 sabit fiyatlarıyla sadece yüzde 62,3 büyümüştür. Cari fiyatları görüp sabit fiyatları neden görmezden geliyorsunuz? Ve yine AKP “Ak Hedefler” başlığıyla, “Ak Hayaller” başlığıyla duyurduğu hedeflerinde, 2015’te millî gelirin 1 trilyon 76 milyar dolara yükselmesini öngörüyor. 2015 için OVP’ye, Orta Vadeli Program’a bakıyoruz, rakam 928 milyara düşmüş ve bu hedefler hayalden öteye geçememektedir. Hükûmet, 2012’deki gibi 2,2’lik büyümeye dahi sevinir ve bununla övünür duruma gelmiştir. Büyümedeki temel sorun borca, tüketime ve ithalata dayalı büyümedir.

İmalat sanayisine bakıyoruz, artış, büyüme oranı 4,9’da kalmış. Tasarruf oranı yüzde 18,6’dan yüzde 12,6’ya düşmüş. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 69,9’dan, yüzde 70’ten 60’a düşüyor ve cari açık 2014’te de hâlâ can yakmaya devam edecek, millî gelirin yüzde 7’sine ulaşmış vaziyette. Çiftçi, esnaf, sanayici, emekli muzdarip, işsizler ordusu iş ve aş bekliyor. Ancak, bu bütçeyle 2014’te de vatandaşı yine hasret, yine hüsran bekliyor. Bir hükûmet ki vatandaşı simide mahkûm etmiş, övünüyor. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Böyle bir yapıdan sağlam bir bütçe çıkması mümkün mü? Sayın Başbakan “5 kişilik bir aile 3 öğün çay ve simit tüketse 450 lira eder.” diyor. Ancak, simit 1 lira olduğuna göre çay parası hesaba dâhil edilmemiş, çaylar şirketten herhâlde! Millî geliri on bir yılda 4 kat artırdığını iddia eden bir hükûmet hesabını çay, simit üzerinden yapamaz, yapmamalıdır. Madem “4 kat artırdım.” iddiası vardır, vatandaşı da simit mukayesesine mahkûm edemezsiniz. Bu mukayesenin yaşam kalitesi üzerinden yapılması gerekir. Bu göstergelerde Hükûmet bir iyileşme sağlayamamıştır.

Harcamalara baktığımızda, değerli arkadaşlar, bütçede en çok kısılan yatırım ödenekleri olmuştur. Yatırım giderleri de on bir yılda 2002’deki yüzde 11,5’tan yüzde 9,5’a düşmüştür. Bütçe yatırımlarının millî gelir içindeki payında da düşüş vardır, artış yoktur. Bütçede kamu yatırımından uzaklaşan AKP kamu-özel iş birliği modelleriyle ülkenin ve bütçe imkânlarının gelecek yirmi beş otuz yılını ipotek altına almaktadır, âdeta ülkenin gelecek imkânları bu modelle gasbedilmektedir. Bu model, bütçe açığının düşük görülmesine, yükümlülüklerin uzun vadeye yayılmasına, israfa ve hizmetlerin pahalılaşmasına yol açacaktır.

Ulaştırma yatırımlarıyla ilgili Sayıştay raporlarında Hükûmete yönelik ciddi tespitler vardır. Ulaştırma yatırımlarında Hükûmet kendi yaptığı programlara uymamaktadır. Plansız ve programsız işler yapıldığı ifade edilmektedir. Yatırım programı, ödenek ve iş programı bağlantısı kopmuştur. Yatırım programında yer alan projeler için öngörülen ödenekler yıl içinde devamlı değiştirilmekte ve iş programları anlamsız hâle gelmektedir.

Sayın Başbakan ve Hükûmet evlerde ve yurtlarda kızlı erkekli kalındığı söylentileriyle toplumda kışkırtma, kamplaştırma ve ötekileştirme yaparken öğrencilerin yurt ve kalacak yer sorunlarıyla ilgili bütçede bir hamle ve atılım göremiyoruz. Gençlerimizin, öğrencilerimizin yurt sorunları var. Buna ilişkin bir hamle görebiliyor muyuz? Göremiyoruz. 2014’te yükseköğrenim öğrencileri için yurt yapım ödeneği 520 milyon lira iken taşıt alım ödeneği 503 milyon liradır. Suriyeli mülteciler için yapılan harcama 4 milyar liradır. Taşıt ve bina kiralamalarındaki israf başlı başına ayrı bir konudur.

Değerli milletvekilleri, gelelim vergilere. Vergiler ekonominin aynasıdır. Beyana dayalı gelir ve kurumlar vergilerinden doğru dürüst vergi toplanamamaktadır. O yüzden de Hükûmet dolaylı vergilere, ithalattan ve borçla yapılan tüketim harcamalarından alınan KDV’ye ve ÖTV’ye yüklenmektedir. Millet bankalara borçlanmasa, ithalat azalsa neredeyse Hükûmet vergi toplayamayacak. Kurumlar vergisi rekortmenlerinin ilk 100’ünde 23 bankanın bulunması aziz milletimize çok şey anlatmaktadır ve her şeyi de ayan etmektedir. 2014 yılında vergi gelirleri içindeki beyana dayalı gelir vergisinin oranı yüzde 1,4 -geçici vergi de dâhil- geçici vergi de olmasa yüzde 1’in de altına inecek, kurumlar vergisinin oranı yüzde 8,8.

Değerli arkadaşalar, dolaylı vergiler 2014 bütçesinde yüzde 71’e ulaşmaktadır. Her ne kadar Hükûmet, Kalkınma Bakanlığı, tablolarında dolaylı vergileri yüzde 68,3 olarak gösterse de gerçekte durum öyle değildir. Motorlu taşıtlar vergisini, aslında bir servet vergisi olmasına rağmen, bir dolaylı vergi olarak tahsil etmektedir ve oranı da 2,5’u buluyor ve bu çerçevede yüzde 71’e ulaşan -ki bana göre de 2014 sonunda yüzde 71’i de aşacağını tahmin ediyorum dolaylı vergilerin- böyle bir bütçeye “Hazreti Ali bütçesi” denilemez.

Ve AKP Hükûmetinin vergi anlayışını şu şekilde örneklendirmek istiyorum: Pırlanta, elmas, yakut ve inciyi halkın zorunlu ihtiyacı olarak mı görüyor acaba Hükûmet? Görüyor ki 1 Ağustos 2004’te KDV oranını sıfıra indirdi, halkın ekmek, peynir, zeytin, süt, yumurta, ilaç, kefen bezi gibi -tırnak içinde, ünlem- lüks ihtiyaçlarını da KDV’ye tabi tutuyor. Şimdi de pırlanta ve elmasta ÖTV’yi sıfırlama çalışmaları yapılmaktadır.

Diğer görüşlerimizi de bundan sonraki konuşmalarımızda ifade etmek üzere muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

Kütahya Milletvekili Alim Işık…

Buyurunuz Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ile gelir bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle sizleri ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, bütçe kanunu Hükûmetin gelecek bir yıl boyunca gerçekleştireceği faaliyetler için yapacağı harcamaların ve bu harcamalar için toplayacağı gelirlerin yer aldığı bir kanundur yani bütçe bir nevi bir ülkenin gelecek planlamasına yönelik mali tablolar belgesidir.

Bütçenin iki temel kaleminden birisi gelirler, diğeri de giderlerdir. Bu iki kalem birbirine eşit olduğunda denk bütçeden, gelirlerin fazla olması hâlinde bütçe fazlasından, giderlerin fazla olması hâlinde ise bütçe açığından söz edilir. Arzu edilenler denk bütçe veya fazla veren bütçe iken istenmeyeni bütçe açığıdır. 2014 bütçesi de ne yazık ki önceki bütçelerde olduğu gibi yine istenmeyen, açık veren bir bütçedir. Toplam 403,2 milyar TL’lik gelire karşılık 436,4 milyar TL’lik giderin hedeflendiği 2014 yılı bütçesinde ne yazık ki 33,2 milyar TL bütçe açığı söz konusudur. Önceki yıllarda gerçekleşen değerler ve 2014 yılının bir seçim yılı olduğu dikkate alındığında, bu açığın daha da büyük olma ihtimali yüksektir.

Gelirlerin yüzde 86,4’ünü yani yaklaşık 345 milyar TL’sini vergi gelirleri oluşturmaktadır. Geçen yıla göre vergi gelirlerinde yüzde 7,1’lik bir artış hedeflenmiştir. Yani, bu bütçede, en yüksek yüzde 20’lik gelir grubuna dâhil olan ve yaklaşık yüzde 5’lik nüfusa karşılık gelen 400 bin kişinin dışındaki 76 milyon vatandaşımıza ek vergi vardır, mal ve hizmetlere zam vardır çünkü vergi gelirlerinin çok büyük bir bölümünü her vatandaşımızdan eşit miktarda alınan dolaylı vergiler oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle 2014 yılında fakirler daha da fakirleşecek, zenginler ise daha da zenginleşecektir çünkü bu bütçeyle gelir dağılımındaki dengesizlik daha da büyümekte ve en alt gelir grubuyla en üst gelir grubu arasındaki fark tam 9 kata çıkmaktadır. Kişi başına düşen millî geliri 10 bin doların üzerine çıkartmakla övünen Hükûmetin bu gelir dağılımı, çok basit bir örnekle 2 bin dolarlık ve 18 bin dolarlık millî gelirlere sahip 2 grubun 10 bin dolar ortalamasına benzemektedir. Bir tarafta açlık sınırının altında kalan milyonlar varken öbür tarafta zevküsefa için de yaşayan, gemilerle açık denizlere açılan mutlu bir azınlığın bulunduğu Türkiye'deki bu dengesizlik, son on bir yılda intihar, hırsızlık, fuhuş, kaçakçılık ve benzeri gibi olumsuzlukların da hızla artmasına yol açmış ve yol açmaya devam edecektir.

Merkez Bankası verilerine göre 2002 yılında harcanabilir hanehalkı gelirlerinin yüzde 4,7’sini oluşturan borç ödemeleri, 2013 yılında yüzde 55,2’ye yükselmiştir yani bir eve giren her 100 Türk liralık gelirin borçlara ayrılan kısmı, son on bir yılda, ne yazık ki tam 12 kat artmıştır. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu verilerine göre vatandaşlarımızın bankalara olan borçları son on bir yılda 19,4 kat, bankacılık sistemindeki takipteki alacaklar ise 9,04 kat artmıştır. Bu son dönemde borcunu zamanında ödeyemediği için yaklaşık 100 bin vatandaşımız cezaevlerine girip çıkmış, 300 bine yakın vatandaşımız da cezaevine girmemek için evinden kaçak durumdadır. Dolayısıyla bu durum yuvaları yıkmıştır, yuvaları dağıtmıştır. Diğer yandan Adalet Bakanlığı verilerine göre 2002 yılında toplam 8,2 milyon dolayında olan icralık dava dosyaları sayısının, 2013 yılında 3 kata varan bir artışla 22 milyona yaklaşması da vatandaşlarımızın borç yükü altında nasıl ezildiğinin ve AKP hükûmetlerinin ülkemizi ne hâle getirdiğinin çok açık birer göstergeleridir.

Kısaca özetlemek gerekirse 2014 yılı bütçesinde, ek yatırım ve üretim olmadığı için işsiz gençlerimize yeni istihdam ve umut yoktur; emekliye, memura, işçiye, asgari ücretliye, çiftçiye, esnafa herhangi bir destek yoktur; engelli, yaşlı ve hastalarımıza dönük ek bir harcama da yoktur; taşeron işçisine, 4/C’liye, 5 ay 29 gün çalışan geçici veya mevsimlik işçiye herhangi bir umut da yoktur. Velhasıl, milyonlarca gencimizin iş, aş ve eş bulma umudu da kalmamıştır.

“Peki, bu bütçede neler vardır?” derseniz, bu bütçede yaklaşık 96 milyar dolarlık dış ticaret açığı yani 166 milyar dolarlık ihracata karşılık 262 milyar dolarlık ithalat vardır.

Değerli milletvekilleri, buraya çıkan iktidar partisi ve Hükûmet sözcüleri, ihracatta  rekor kırdıklarını söylerken maalesef, bu ithalat rakamlarını ağızlarına almaktan gocunmaktadırlar ama gerçek budur.

Diğer taraftan, bu bütçede 56 milyar dolarlık cari açık vardır, borç vardır, yeni borçlanma vardır, her hafta 1 milyar TL’lik faiz ödemesi vardır yani resmî faiz lobisi bulunmaktadır. Son on bir yılda olduğu gibi AKP hükûmetleri öncesindeki  cumhuriyet hükûmetleri döneminde yapılmış ancak değişik sebeplerle şimdiye kadar satılamamış ve kâr eden kamu kuruluşlarının satışından beklenen yaklaşık 7 milyar TL’lik de özelleştirme geliri vardır.

“Özelleştirme” demişken konuşmamın bu bölümünde de Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bütçesi üzerindeki görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi, Özelleştirme Yüksek Kurulunun kararlarını uygulamak ve hükûmetlerle özelleştirilmesine karar verilen kuruluşlara ilişkin her türlü işlemin yerine getirilmesi amacıyla, Başbakanlığa bağlı olarak 1994 yılında 4046 sayılı Kanun’la kurulan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bugüne kadar bir çok kuruluşun özelleştirilmesine yönelik iş ve işlemleri yürütmüş ve hâlen yürütmeye devam etmektedir.

Kuruluşundan bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden elde edilen toplam 60 milyar dolara yaklaşan özelleştirme gelirlerinin yaklaşık 50 milyar doları son on bir yılda gerçekleştirilmiştir. Yani, AKP hükûmetleri işbaşına geldiğinden bu yana cumhuriyet tarihi boyunca önceki dönemlerde ne yapılmışsa onu satmaya ant içmiş ve satmıştır. Özelleştirme gelirlerinin yaklaşık yüzde 85’i hazineye aktarılarak AKP’nin bütçe açıkları kapatılmaya çalışılmış, maalesef, çok düşük bir miktarı yeni yatırımlar için kullanılabilmiştir.

AKP hükûmetleri döneminde yapılan özelleştirmelerden en çok etkilenen il ise maalesef, benim seçim bölgem olan Kütahya ilimiz olmuştur. Son on bir yılda Kütahya ilimizde bulunan şeker fabrikası, azot fabrikası, Eti Gümüş Anonim Şirketi, Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ, Seyitömer Termik Santrali ve Kömür İşletmesi ile KÜMAŞ yani Kütahya Manyezit İşletmelerinin satışlarından tam olarak toplam 3 milyar 153 milyon dolarlık yani bugünkü parayla yaklaşık 6,5 milyar TL’lik gelir elde edilmiştir. Buna karşılık, aynı dönemde yani 2003-2013 yılları arasında Kütahya iline yapılan tüm kamu yatırımları toplamı -yani duble yollar, kamu binaları, su tesisleri, göletler, barajlar ne varsa- Kalkınma Bakanlığının resmî verilerine göre, sadece ve sadece 1,488 milyar TL yani yaklaşık 1,5 milyar TL olabilmiştir. Bir başka değişle, Kütahya’nın 6,5 milyar TL’lik parası hazineye gitmiş, bunun 1,5 milyar TL’lik kısmı geri alınabilmiştir. Geriye kalan 5 milyar TL Kütahya’nın AKP hükûmetlerine hediyesi olmuştur. Bu dönemde Kütahya ilinin AKP’ye verdiği toplam 15 milletvekiline ve yüzde 65’lik oy desteğine karşılık aldığımız budur değerli milletvekilleri. Ama üzülerek ifade edeyim ki 14 Aralık 2013 tarihinde Kalkınma Bakanlığı bütçesi üzerine konuşan bir değerli ilimiz iktidar partisi milletvekili, on bir yılda Kütahya’ya toplam 4,6 milyar TL kamu yatırımı ve transfer harcamasının yapıldığını belirtmiştir.

Şimdi buradan soruyorum: Değerli arkadaşım, bu 4,6 milyar TL’nin içerisinde devletin memurlarına verdiğiniz paraları da mı sayıyorsunuz? Şimdi, bu nasıl bir anlayıştır? 1,5 milyar TL kendi malından geri alabilmiş. Bunlar olmasaydı, satılmasaydı, özelleştirme yapılmamış olsaydı en kötü ihtimalle bu bütçelerden bu 1,5 milyar TL zaten gelecekti. Şimdi, siz kaybettiklerinizi görmüyorsunuz, bir de üstüne üstlük orada çalışan devlet memurlarına da harcanan parayı Kütahya’ya gelen yatırım olarak söylüyorsunuz. Bu, insafsızlıktır. Bu, doğru bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla Kütahya, maalesef, AKP hükûmetleri tarafından ödüllendirilmesi gerekirken âdeta cezalandırılmış bir ildir. Yaşanan aile dramlarını, boşanan yuvaları, yaşanan intiharları ve kazalarda yaralanan insanlarımızı bunun içine katmıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri döneminde yapılan özelleştirmeler ne yazık ki birçok usulsüzlüğü ve yolsuzluğu da beraberinde getirmiştir. Hemen hemen yapılan her özelleştirmenin ardından birçoğu medyaya da yansıyan yolsuzluklar ve usulsüzlükler kamuoyunun gündemini meşgul etmiş ve bugün de meşgul etmeye devam etmektedir. Daha önceden olduğu gibi bugün de medyaya yansıyan ve bazı bakanların oğullarının da isimlerinin geçtiği yolsuzluk operasyonlarının değerlendirilmesini siz değerli milletvekillerimizin ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum. Bu konu yeniden dikkate alınmalı ve yeniden, mutlaka, AKP hükûmetleri tarafından değerlendirilmelidir.

Özelleştirmelerle ilgili olarak 2014-2016 döneminde hâlen satışları devam eden elektrik üretim santrallerinin yanı sıra, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi vardır. Yani, bugüne kadar birçok insanımıza ekmek veren şeker fabrikaları satılacaktır.

Buradan şeker fabrikalarında çalışan işçilerimize sesleniyorum: Değerli kardeşlerim, malınıza sahip çıkınız.

Otoyollar ve köprüler de satılacaktır. Şans oyunları yani millî piyango da satılacaktır. AKP’nin son dönemde  herkesi kumarbaz ettiği bu müesseseler de satılacaktır. Ve en sonunda toplam 340 adet taşınmaz satılmak üzere programa alınmıştır. Bu taşınmazlar içerisinde kamu binalarından arsalara kadar birçok değerli varlık vardır. Özelleştirme kapsamına alınan bu yeni kuruluşlar, maalesef, yapılacak bu yeni satışlar yeni yolsuzluklara, yeni usulsüzlüklere de yeniden kapı aralayacaktır.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada birçok çalışanın mağduriyeti yine kamuoyunun gündeminden düşmeyecektir. Bugün, Kütahya’da ve birçok yerde işçilerin ne hâle düştüğünü inanıyorum ki sizler de çok iyi biliyorsunuz. Bu vesileyle kendi çalıştıkları ekmek teknelerini sattırmamak için açlık grevine giden ancak medyanın yazmaya bile cesaret edemediği Muğla Yatağan Termik Santrali işçilerinin onurlu mücadelesini yürekten kutluyorum. Bu mücadeleye destek veren vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu mücadelenin diğer illere de, illerimize de örnek olmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, son dönemde sürekli kamuoyunun gündemine yenilerinin eklendiği yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının temelinde, her şeyi para olarak gören AKP zihniyetinin yanında, maalesef, Kamu İhale Kanunu’nda AKP döneminde yapılan yeni düzenlemeler yatmaktadır. 2002 yılında yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, kamu kurum ve kuruluşlarında yapılacak ihalelere ilişkin usul ve esasları düzenleyen oldukça önemli kanunlardır. Ancak AKP hükûmetlerinin işbaşında bulunduğu son on bir yılda en fazla değişiklik yapılan kanunlar ne yazık ki bu kanunlardır. Yani parayla ilgili, ihaleyle ilgili olan kanunlardır. Bu dönemde söz konusu kanunlar toplam 27 kez değiştirilmiş ve bu 27 kez değiştirilme sırasında tam 80’e yakın madde yeniden düzenlenmiştir. Öyle tipik örnekler vardır ki bir yıl öncesinde yapılan madde değişikliği, aynı yıl içerisinde veya ertesi yıl bir daha değiştirilmiştir. Sebep, ihalelerde istedikleri yandaşlara ihaleyi verecek bazı düzenlemeleri ortadan kaldırmaktır. Tüm bu düzenlemelerin ardından artık Kamu İhale Kurumunun eli kolu bağlanmış; kurum, getirilen muafiyetler sonucunda, yapılan ihalelerin ancak yüzde 4’lük bir bölümünün denetimini yapabilecek hâle getirilmiş olup âdeta artık ortadan yitirilmiştir, kaybedilmiştir.

Kurum kanununda yapılan düzenlemeler sonunda, AKP tarafından getirilen istisna ve muafiyetlerin bazıları özellikle dikkat çekmektedir. Bunların başında meşhur FATİH Projesi, Marmaray Projesi, demir yolları, hızlı tren ihaleleri, BOTAŞ alımları, MİT, MASAK, spor federasyonları ve kömür dağıtımı ihaleleri gelmektedir. Artık, bu istisna ve muafiyetlerden dolayı, neredeyse kurum ve kanuna tabii olmak bir istisna hâline gelmiş; kurumun varlığının bir önemi kalmamıştır. Bu hâle getirilmiş bir kurum için bütçe yapmaya bile gerek kalmamış. Kurum çalışanlarında kurumun ne zaman kapatılacağı beklentisi oluşmaktadır.

MİT’in, kamu kurum ve kuruluşlarına ait ihalelere katılacak MHP’li ve CHP’li iş adamlarını fişleyerek ihalelere girmelerinin yasaklandığı iddiaları, 14-15 Haziran 2013 tarihlerinde medya organlarında da yer almıştır. Bu konuya ilişkin soru önergelerimiz, ne yazık ki bugüne kadar Hükûmet tarafından cevaplandırılmamış ve bu iddialar Hükûmet tarafından da yalanlanmamıştır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangisi cevaplandı ki!

ALİM IŞIK (Devamla) – Son olarak, 2011 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve millet iradesi hiçe sayılarak çıkartılan 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulan Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçesi hakkında da birkaç cümle eklemek istiyorum. Uluslararası standartlara uyumlu bir şekilde Türkiye muhasebe ve denetim standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak ve böylece bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak amaçlarıyla kurulan bu kurum, ne yazık ki sadece söylemde var ama eylemde olmayan bir kurum niteliğindedir.

Sayıştay denetiminin engellendiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapmakla görevli bu kurumun kaldırılmak istendiği bir dönemde, denetime ilişkin standartları geliştirmekle görevli bir kurumun herhangi bir anlamı yoktur. Dolayısıyla, bu kurumun bütçesinin de gerçekte bir önemi bulunmamaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerle ve her türlü olumsuzluğa rağmen, 2014 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler, yüce heyetinizi tekrar saygılarımla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Baluken.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Van Milletvekili Özdal Üçer’e 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimde verilen kınama cezasına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, şimdi, dün gece burada bir tartışma yaşandı. Buradaki tutanaklar üzerinden, Van Milletvekilimiz Sayın Özdal Üçer’in “Kürdistan İşçi Partisi üyesiyim. Bundan gurur duyuyorum.” cümlesini sarf ettiği ve bunun tutanağa geçtiği ifade edildi.

Bunun üzerine, hem grup başkan vekilleri arkada bir toplantı yaptık hem de burada grup başkan vekillerine önce söz verildi ve daha sonra Sayın Özdal Üçer’e Genel Kurul tarafından bir kınama cezası oylandı ve bu şekilde bir karar çıktı.

Şimdi, Van Milletvekilimiz Sayın Özdal Üçer böyle bir cümle kullanmadığını ifade ediyor, bizler de bugün Tutanak Hizmetleri Müdürlüğüne gittiğimizde ses kayıtlarında böyle bir cümleye rastlamadık. Nitekim, oradaki uzmanların da ses kayıtlarını dinlemesiyle sayın milletvekilimizin böyle bir cümle kullanmadığı kanaati orada da, oradaki uzmanlar tarafından da dile getirildi.

Dolayısıyla, muhtemelen, ya buradaki psikolojik ortamdan dolayı ya da diğer siyasi partilerin grup başkan vekillerinin tavrından dolayı, yönlendirmesinden dolayı arkadaşımıza karşı haksız bir uygulama yapılmış ve haksız bir ceza verilmiştir.

Biz, bu durum itibarıyla, bu kınama cezasının geri alınmasını, o tartışmayla ilgili bütün hususların da tutanaktan çıkarılmasını istiyoruz. Bu nedenle de Genel Kurula ara vermenizi, grup başkan vekilleriyle bir toplantı yapıp ses kayıtlarının tekrar dinlenmesini Barış ve Demokrasi Partisi olarak talep ediyoruz çünkü aksi hâlde, bu Meclisin güvenilirliğine dair ciddi bir kuşku oluşacaktır. Milletvekilimizin sarf etmediği cümleler de eğer burada yazdırılıp ses kaydında ispatlanamıyorsa burada çok ciddi bir sorun ve sıkıntı vardır.

BAŞKAN – Sayın Baluken, çok vahim bir iddia ortaya koydunuz. Yani tutanaklar… Şunu demek istiyorsunuz yanlış anlamadıysam: “Tutanaklarda var yazılı olarak…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ses kaydında yok.

BAŞKAN – “…fakat ses kayıtlarının incelenmesinde bu gerçekleşmemiş.” diyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet, evet.

BAŞKAN – Böyle bir şeyi kabul edemeyiz tabii ama bunu da nasıl bir şekilde tekrar tespit edeceğimizi bir…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, toplantıya ara verip ses kayıtlarını dinlemenizi, grup başkan vekillerinin ses kayıtlarını dinlemelerini ve oradaki uzmanların da ses kayıtlarıyla ilgili görüşlerini almanızı tavsiye ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Baluken, eğer müsaade ederseniz bu görüşmeleri bitirelim, ondan sonra bu isteğinizi yerine getireyim de konuşalım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ama burada önemli bir husus var Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tabii efendim, günümüz uzun, bu…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, biz bu koşullar altında bu oturumun sürdürülmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Olur mu öyle şey!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Çünkü ola ki bir milletvekilimiz bir cümle kullandığı zaman, eğer tutanaklarla ilgili böyle bir güvensizliğimiz var ise yine farklı bir şekilde oraya yansıtılabilir, yazdırılabilir ve önümüze getirilebilir. Dolayısıyla, şu anda ara vermeniz ve bu konuyu netleştirmeniz, milletvekilimizle ilgili kınama cezasını da geri almanız gerekir.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurunuz.

6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van Milletvekili Özdal Üçer’e 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimde verilen kınama cezasına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, dünkü tartışmadan haberim yok, arkadaşlarımın ifadesi çerçevesinde ifade ediyorum: Dün burada konuşan Van Milletvekili “PKK terör örgütü üyesi olmaktan gurur duyuyorum. PKK terör örgütü, terör örgütü değildir.” diye… Türkiye Büyük Millet Meclisi o konuyu değerlendirmiş ve kınama cezası vermiş. Şu anda Sayın Baluken’in ifade ettiğine göre, Van Milletvekili PKK terör örgütü üyesi olmaktan gurur duymadığını ifade etmiş…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, öyle bir cümle yok Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …PKK terör örgütünün de, PKK’nın da terör örgütü olmadığını ifadesi anlamında tutanaklarda var ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu anlamda bir cümle oraya yazılmış.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tutanaklarda var ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öyle bir şey yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) -…ses kayıtlarında olmadığını ifade ediyor.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bunu grup başkan vekillerinin incelemesi değil, Meclis Başkanlığının tutanaklarla ses kayıtlarını inceleyip o konuda bir karar vermesi gerekir.

BAŞKAN – Şimdi, bu konuda…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkanım, ismimin geçtiği bir asılsız ithamla karşı karşıyayım ve uydurma bir yaklaşımla karşı karşıyayım. Ben, bununla ilgili, kendimi doğrudan ilgilendirdiği için ve hem şahsım hem ülke açısından çok hayati bir konu olduğu için söz talep ediyorum. Kendi açıklamalarımın doğrudan açıklamasını yapabilecek iradeye ve kabiliyete sahibim. Sayın Başkanın benim adıma açıklama yapma gibi bir hakkı, yetkisi yoktur. Neyse bu konuda ben açıklama yapayım diye sizden müsaade istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, tabii, Sayın Üçer, bu talebinizi yerine getirebiliriz çünkü geçmiş tutanaklarla ilgili bir düzeltme talebiniz vardır. Onun için, beyanınızın düzeltilmesi üzerine buyurunuz Sayın Üçer.

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, 16/12/2013 tarihli 33’üncü Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz her türlü siyasal tartışmaya açık ve tartışmalarla, insani diyaloğa dayalı tartışmalarla her türlü sorunun çözülebileceği kanaatindeyiz ve bu konuda diyalogdan hiçbir zaman çekinmedik ama hakaret, küfür, tehditlere ilişkin bizim insani refleksler geliştirmemiz de bizim en doğal hakkımız. Hiç kimsenin bir halkı terörize eden gerçekleri gerçek dışı bir dille ifade etme hakkına sahip olmadığını ifade etmek istiyorum. Ben bir siyasi temsilci olarak, bir Kürdistanlı olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu ülkede cumhuriyet tarihinin kuruluşundan bu yana, karanlık birtakım güçlerin bu devlette halkları karşı karşıya getirdiğini ve devlet adına devlet güçlerinin birçok katliamının olduğunu ve bu yapılan katliamları basında çarpıtıp farklı örgütlere mal ettiğine tanıklık eden bir birey olarak ben, Kürdistan’da kurulmuş Kürdistan İşçi Partisinin bir parti olarak kurulduğunu ama o dönemin siyasi koşullarının buna elverişli olmadığını ve kendisine yönelen devlet baskısından dolayı silaha sarılmak zorunda kaldığını ve PKK’nin bir özgürlük hareketi olduğunu mitinglerde de ifade etmişim, bunun hukuki sorumluluğunu üstüme alıyorum. PKK’yi bir terörist örgüt olarak görmediğimi, özgürlük hareketi olarak değerlendirdiğimi her platformda ifade etmişim. Bunun için idam sehpasında kendi sehpamı tekmeleyecek kadar bir iradeye sahibim ve burada PKK’ye atfedilen katliamların, PKK’ye atfedilen suçların aslında devlet güçleri tarafından işlendiğini; köylerin yakılıp yıkıldığını, on binlerce insanın asit kuyularına atıldığını, insanların idam edildiği…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aynısını söylüyor, düzeltmiyor ki.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - köylerde yakılan canlı canlı insanların olduğunu, buna ilişkin eski valilerin, eski askerî yetkililerin açıklamalarının olduğunu ifade ettim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Dinlediğimiz şeylere bak ya.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Ama burada ayrı bir sorun var. Bu Mecliste, ben söylediğim her sözün arkasındayım. Aynı Deniz Gezmiş gibi, ben idam sehpasını kendi ayaklarımla tekmelerim doğruyu söylemek pahasına. Çünkü, ben burada bu iş için görev aldım ve halka söz verdim, değerlerime söz verdim. Değerlerimden asla geri adım atmam, değerlerimi sahipsiz bırakmam. Ama önemli bir sorun, Meclisin güvenilirliği açısından birileri, söylenmiş ya da söylenmemiş sözleri, kendi tutanağını birilerine siyasi baskı oluşturup yapıyorsa o zaman Meclisin takdirine bırakıyorum.

Benimle ilgili de, benim ifadem alınmadan, benim görüşlerime başvurulmadan, benimle ilgili bir hukuki sürecin başlatılmış olması, kınama cezasının verilmiş olmasını da bir Meclis skandalı olarak değerlendiriyorum. Bir, en adi mahkemelerde bile ifadeye başvurulur, savunmada değerlendirilir, direkt muhatabı olan bensem, benim görüşlerime…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - …benim değerlendirmeme başvurmaksızın beni kınayan bir güdümlü Meclisi de ben kınamak istedim, kınıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, ses kayıtlarında olmadığını ifade ettiği bir konu şu anda tekrar kürsüden hatip tarafından devam ediyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Şu anda söylüyor, neyini düzeltecek.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu anda söyledi zaten onu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aynen konuştun onu.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Üçer.

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Van Milletvekili Özdal Üçer’e kullanmadığı bir cümle üzerine kınama cezası verildiği ve bu cezanın geri alınması gerektiğiyle ilgili açıklamasına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir konuya açıklık getireyim. Ondan sonra size söz vereceğim Sayın Halaçoğlu.

Şimdi, Sayın Üçer, İç Tüzük’ün 58’inci maddesi uyarınca düzeltme hakkını kullanıp geçen birleşimdeki olan şeyleri düzeltme hakkını kullanarak sözlerini dile getirdi.

Şimdi, Sayın Baluken’in, tutanaklarda yanlış geçtiğini ve ses kayıtlarında…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olmayan cümleyi yazma.

BAŞKAN – …olmayan cümleyi yazma konusundaki itirazı İç Tüzük’ün 155’inci maddesi uyarınca işleme alınacak. Bunun için şu anda benim yapabileceğim bir şey yok. Arzu ederseniz, o İç Tüzük’ün şu kadar bir maddesini okuyayım size: “Tam tutanağın bastırılıp dağıtılmasından başlayarak onbeş gün içinde ilgililer, gereken düzeltmelerin yapılması için Başkanlığa yazıyla başvurabilirler.

Bu başvurma üzerine, Başkanlık Divanı, gereken incelemeyi yapar. Başkanlık Divanı düzeltme istemini haklı görürse, bir düzeltme yayımlanır ve ait olduğu tutanak dergisine eklenir.” diyor efendim. Onun için, benim şu anda sizin bu talebinizi yerine getirme durumum yok. Siz, Başkanlığa bunu başvurursunuz, Sayın Özdal Üçer de dile getirdi geçen birleşimdeki tutanaklarla ilgili sözlerini de, siz de o şekilde başvurursanız…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Van Milletvekili Özdal Üçer’e kullanmadığı bir cümle üzerine kınama cezası verildiğine ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ortada bir kınama cezası var.

BAŞKAN – Bu, şimdi…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, olmayan, kullanmadığı bir cümle üzerine bir milletvekiline verilmiş olan bir kınama cezası var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu anda aynı cümleleri yine kullandı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha ağırını kullandı.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dolayısıyla, bununla ilgili durumun düzeltmesi gerekiyor.

BAŞKAN – Şimdi, ama, Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bu, bir siyasi linçtir.

BAŞKAN – …bunu resmî olarak…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, “Üyesiyim.” demek ayrıdır, “PKK’nin siyasi görüşlerini savunuyorum.” demesi ayrıdır. “Ben Kürdistan İşçi Partisinin üyesiyim.” şeklinde kullanmadığı bir cümle var. Sayın Özdal Üçer, PKK’nin dile getirmiş olduğu siyasi fikirleri, düşünceleri, ideolojileri savunabilir ama tutanağa “Üyesiyim.” yazdırmak ayrı bir husustur.

BAŞKAN – Sayın Baluken, İç Tüzük’ün 155’inci maddesini okudum, gayet açık ve net. Tespit olduktan sonraki -sizin bu iddianız, söylediğiniz şey vahim bir olay- bir dönemde bu işlem yapılabilir ancak, ben onu bilemiyorum, İç Tüzük’e bağlı olarak…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, ben…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ama, bunu hemen tüketmemiz gerekmiyor mu? Yani, burada…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, ben böyle bir itirazda bulunmayacağım.

BAŞKAN – E, tüketemiyoruz efendim, İç Tüzük’ün 155’inci maddesi açık.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, Başkanlık Divanı yarım saatlik bir ara vererek bu durumu netleştirebilir, yarım saatlik bir ara vererek bu durum netleşebilir.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Bu Meclis, kendi yaptığı eksikliği düzeltsin, ben böyle bir itirazda bulunmayacağım. Sonu nereye giderse gitsin, ben böyle bir itirazda bulunmayacağım. Bu Meclis kendisi düzmece birtakım…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Nitekim, Tutanak Hizmetleri Müdürlüğü buraya beş dakika mesafede bir…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Bu Meclis, kendisi düzmece birtakım…

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Halaçoğlu.

8.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Van Milletvekili Özdal Üçer’in geçen tutanak hakkında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve Meclisten özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, her şeyden önce, az önce hatip, Anayasa’nın hem başlangıç ilkelerine hem de 126’ncı maddesine aykırı bir konuşmada bulundu. Hem Türkiye’de olmayan kürdistandan bahsetti hem de kürdistanda bir partinin bir milletvekili olduğunu ifade etti.

Şimdi, hem terör örgütüne hem de uluslararası olarak kabul edilmiş bir terör örgütüne mensup olmasından dolayı övündüğünü… Terör örgütünü öven bir konuşma yaptı.

Şimdi, ettiği yemine aykırı davranan bu vekilimizin her şeyden önce Meclisten özür dilemesi gerekli.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var Sayın Başkanım?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tabii ki alakası var. Yani, bu hareketle….

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, sayın milletvekili burada istediği düşünceyi dile getirir, ona siz karar veremezsiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Burası bölücülük kürsüsü değil öyle.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Meclisin kürsüsünden olmayan bir kürdistandan bahsedecek ve bölücülük yapacak, bunu kimse kabul edemez.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gitsin o ülke neresiyse orada yapsın.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, şu anda konuşulan konular…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, konuları birbirine karıştırmayalım lütfen. Talep ayrı bir taleptir, sizin söylediğiniz ayrı bir konudur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aleni olarak kürsüde konuşma yaptı.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.

9.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Van Milletvekili Özdal Üçer’in geçen tutanak hakkında yaptığı konuşmasının da kınama cezasını gerektirdiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yapmanız gereken, biraz önce açıkladığınız gibi, İç Tüzük’ün 155’inci maddesini uygulamak. Şu anda, İç Tüzük’ün 155’inci maddesini uygulamak, grup başkan vekilleriyle ara verilip yapılacak toplantıda ortaya çıkabilecek bir durum tespiti olması mümkün değil. Az önce ifade ettiğiniz gibi, konu Meclis Başkanlığı tarafından değerlendirilecek ama asıl altı çizilmesi gereken nokta şu: Milletvekili çıktı: “Kürdistan doğumluyum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.” Kürdistan’da kurulmuş bir siyasi partinin yasal zemin bulamadığından dolayı silaha sarılarak o partinin üyesi olduğunu ifade ederek yine bir kınama cezasını gerektirecek eylemde bulunmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aynen…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Üyesi olduğunu ifade etmedi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Söyledi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Üyesi olduğunu ifade etmedi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O anlamda, bu konunun İç Tüzük’ün 155’inci maddesi çerçevesinde yapılması gerekir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Açık suç. Ceza Kanunu’ndaki suçun, yapılan övme işi.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, ben bunu söylemedim, kınama cezasını Meclis tekrar oylasın…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu andaki yapılan konuşma yine İç Tüzük’ümüzün kınama cezasını gerektirecek bir konuşmadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.37

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Dilek YÜKSEL (Tokat)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

VIII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Başkanlığa yazılı başvurusu üzerine İç Tüzük’ün 155’inci maddesi gereğince inceleme başlatılacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, daha önceki oturumda Sayın Baluken’in dile getirdiği konu: İç Tüzük 155’inci madde gereğince, onların, Sayın Baluken’in Başkanlığa yazılı başvurusu üzerine inceleme başlatılacaktır. Prosedürü böyle işleteceğiz.

Bilginize sunulur.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Demin, dünkü olayları düzeltmek için çıkan sayın hatibin tekrar Meclis kürsüsünden yine anayasal suç işlediğinin kayıtlara girmesini istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Barış ve Demokrasi Partisi…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, ben de konuşmamı, benim bir milletvekili olduğum göz önünde bulundurularak… Bir milletvekiliyim. Anayasa’nın tümden değiştirilmesini teklif etme, görüşme, değerlendirme hakkım olduğu ve ülkenin gerçeklerini kendi perspektifimden değerlendirme hakkım olduğu ve bu konuda Mecliste yapmış olduğumuz konuşmaların hepsinin aleni, şeffaf ve net olduğu, suç olmadığı iddiasını dile getirip, tutanağa geçmesini istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Üçer.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Hakkâri Milletvekili Adil Zozani.

Buyurunuz efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

BDP GRUBU ADINA ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesini değerlendireceğiz. Nesini değerlendireceğiz? Şikeye mi değineceğiz, dopinge mi değineceğiz, spor camiasının içerisine saplandığı bataklığı mı değerlendireceğiz? Siz üçüzlerin geçen sene bir araya getirerek alelacele burada çıkardığınız şike yasasını mı değerlendireceğiz? Nesini değerlendireceğiz? Bize söyleyin, deyin ki “Şu noktadan değerlendirin.” biz oradan değerlendirelim. Değerlendirilecek bir tarafı yok, batacağı kadar batmıştır, üzerine söylenecek şey yoktur.

Maliye Bakanlığının bütçesini değerlendireceğiz. Aynı soruyu soruyorum: Nesini değerlendireceğiz? Atı alan Üsküdar’ı geçmiş, zengin olan zengin olmuş, fakir fukaranın sofrasındaki ekmek her gün biraz daha küçülüyor. “IMF’ye borç veriyoruz.” diye babalanıyorsunuz ancak IMF’nin tam 100 katı uluslararası finans kuruluşlarına borçlanmışsınız, nesini değerlendireceğiz? Hangi noktadan tutup değerlendireceğiz? Söyleyin, biz, o noktadan tutup değerlendirelim. Batacağı kadar batmış, beter olsun.

Gelir İdaresi Başkanlığını değerlendireceğiz. Bana söyleyin lütfen      -bütün konuşma başlıklarım olduğu için- neresinden değerlendireyim Gelir İdaresi Başkanlığını? Zenginin vergi borçlarını affetmekle mükellef olan bu Başkanlığın nesini değerlendireceğiz? İşçinin, fukaranın, emeklinin her ay başı boğazına sarılan, sonuna kadar vergilerini, primlerini tahsil eden ama zengine gelince borçlarını affeden bu kurumun nesini değerlendireceğiz? Batmış batacağı kadar, daha beter olsun.

Kamu İhale Kurumunu değerlendireceğiz. Bugün konuşulanlardan sonra, bunun üzerine söylenecek bir şey var mı? Söyleyin ey iktidar partisi milletvekilleri, söyleyin ey Bakan, değerlendirilecek bir tarafı kalmış mı? İşinize gelen bütün ihaleleri şu ya da bu şekilde yasal düzenleme, değişiklik yaparak, esneterek kalbura çevirdiğiniz bu kanunun nesini değerlendireceğiz, bu kurumun nesini değerlendireceğiz? Batmış batacağı kadar, beter olsun.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığını değerlendireceğiz. Nesini değerlendireyim? Aynı soruyu soruyorum: Nesini değerlendireceğiz? Satacak bir şeyiniz kalmış mı? Artık, bütçeyi, bir kerelik vergilerle, bir kerelik gelirle ayakta tutmaya çalışıyorsunuz. Satacak bir şeyiniz kalmadı, hepsini sattınız. Yapacak bir şey var artık bu saatten sonra, bu kuruma da gerek kalmadı, bu kurumun şemsiyesi altında satacağınızı sattınız, değerlendirilecek bir şeyi yok, bütçe ayrılmasına gerek yok, bu kurumu lağvetmek gerekir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunu değerlendireceğiz. Aynı soruyu soruyorum: Nesini değerlendirelim? Sayıştay raporlarından başlayarak mı değerlendirelim? İsterseniz oradan bir değerlendirme yapalım. Olmayan Sayıştay raporları üzerinden bir değerlendirme yapalım isterseniz burada. Her şeyi kılıfına uydurmak, her şeyin bir gerekçesini oluşturmak bu Hükûmetin marifetleri arasındadır. Dolayısıyla, bu kurumun da değerlendirilecek bir tarafı kalmadı.

Ancak, değerlendireceğimiz şeyler var, konuşmam bunlardan ibaret değildir, değerlendireceğimiz çok şey var. Ne Sayıştay, ne doping, ne Şike Yasası, ne özelleştirme ne de peşkeş çekilen kamu kurumları ve arazileri üzerinde hiçbir değerlendirme yapmayacağız ancak değerlendireceğimiz bir konu var, hem de çok önemli bir konu var; müstemleke hukukunu burada konuşacağız, sömürge hukukunu burada konuşacağız, sizinle bugün bunu tartışacağız. Sizinle bundan sonra sömürge hukuku, müstemleke hukuku bu ülkede var mıdır yok mudur, onun üzerine konuşacağız.

En son dün, belki bir yerden düzelir diye beklenti içerisinde olmuştuk. Hoş, sizden bir beklentimiz de yok ama dünkü milletvekillerimizle ilgili olan karar malumun ilanıydı ancak belki kafanıza o reklam filmlerindeki gibi bir saksı düşmüştür deyip bir yerden düzeltmeye başlarız diye beklemiştik ancak bu da yok. Kafanıza düşen saksılar da artık kâr etmiyor. Ama sözlerimin başında şunu ifade edeyim: Alma garibin ahını, çıkar aheste aheste! Siz, bu vurdumduymazlığın, bu bana neciliğin hesabını eninde sonunda vermek durumunda kalacaksınız. İstediğiniz kadar kafanızı kuma gömün, çıplak gerçek ortadadır. Herkes görüyor, Türkiye kamuoyu görüyor ve bu gerçeklik sizin bitişiniz anlamına gelecektir.

Faysal Sarıyıldız, Gülser Yıldırım, Selma Irmak, Kemal Aktaş, İbrahim Ayhan ve Hatip Dicle niçin cezaevlerindeler? Bugün benim burada söylediklerimin bir kısmını farklı şekillerde ifade ettikleri için şu anda cezaevindeler. O müstemleke mahkemeleriniz eğer bugün karar vermiş olsaydı öngörülen cezalar çerçevesinde hepsi dışarıda olmuş olurdu ama rehin tutuyorsunuz. Evet, siyasi iradeyi yargının arkasına koyarak arkadaşlarımızı, binlerce arkadaşımızı bugün cezaevlerinde rehin tutuyorsunuz. Neye karşılık rehin tutuyorsunuz? “Aman bu ülkede Kürtlerin sesi soluğu çıkmasın, aman bu ülkede Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerinden söz edilmesin!” Kusura bakmayın ama buradan bir kez daha ifade edeceğim. Biz bu günleri çok gördük, çok yaşadık. Bunlar geçmişte yaşadıklarımızla, yaşananlar yanında hafif kalır. Biz bu günleri atlatacağız, hem de alnımızın akıyla mücadele ederek bu günleri de atlatacağız. Ama o gün, biz de, sizler de geriye dönüp baktığımızda bu uygulamalar karşısında, bu sömürge hukuku karşısında sessiz kalanlarınız başınızı önünüze eğip çocuklarınızın dahi yüzüne bakamayacak durumda olacaksınız. Tıpkı bugün, 18 Ağustos 1992’de Şırnak’ta 116 vatandaşın katline tanıklık etmiş, o dönemin valiliğini yapmış ve bugün konuşan Mustafa Malay’ın durumuna düşersiniz. Ne diyor, açın bakın. İnternet ortamında hepiniz şu dakika itibarıyla onun açıklamalarına ulaşabilirsiniz. “Ben askeriyeyi sorumlu buluyorum o katliamlarda. Çünkü, asker geliyordu, sivillerin, insanların iş yerlerini, evlerini tahrip ediyordu, insanları, genç yaşlı demeden katlediyordu. Maalesef kötü şeyler yaptı.” diyor. Ne zaman oldu bunlar? Bakın, sadece bir olayı anlatıyorum; 18 Ağustos 1992. 26 Mart 1994’te, yine aynı bölgede, Koçağılı ve Kuşkonar köylerinde olup bitenleri size hatırlatayım, 38 sivil vatandaş katledilmişti. Yine, 15 Ocak 1996’da, Güçlükonak’ta 11 vatandaş katledilmişti.

Şimdi, ileri demokrasiden söz edenler için de bir iki örnek vereyim isterseniz. Kuşkonar köyünde olup bitenler, Koçağılı köyünde olup bitenler ile Roboski’de olup bitenler arasında hiçbir fark yoktur. Roboski’deki katliamın failleri nasıl bu devletin yönetenleri ise, o dönemin katliamlarının failleri de bu devletin yöneticileridir. Buna karşı sesiniz çıkacak mı? Buna karşı “Dur.” diyecek misiniz? Sizden beklediğimiz budur.

Emin olun, bu bütçenin ne hayrı kalmıştır ne de bereketi, bu bütçenin ne hayrı vardır ne de bereketi. Varsa yoksa, redde, inkâra, asimilasyona dayanan bir üçlü  koalisyon vardır şu anda karşımızda. Kürtler söz konusu olduğu zaman MHP’si, CHP’si, AKP’si bir oluyor “Aman Kürtlerin sesi çıkmasın…”

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “PKK’nin sesi çıkmasın.” diyoruz biz. Kürtlerle bir derdimiz yok, derdimiz PKK.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Güneş balçıkla sıvanmaz, eninde sonunda bu gerçekleri kabul edeceksiniz, eninde sonunda bu gerçekleri kabul etmek durumunda kalacaksınız. Nasıl ki cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Kürtler tarihin hiçbir evresinde, 90 küsur yıllık cumhuriyet ömründe hiçbir zaman olağan mahkemelerde kendilerini ifade etme imkânı bulamadılarsa bugün de aynı durumdur. Özel yetkili mahkemeleri biz burada konuştuğumuzda daha bir buçuk yıl önce, aynen bu kürsüden ifade ettik, “Biz saf değiliz. Allem edersiniz, kallem edersiniz, kendinizi ayıklarsınız, Kürtleri özel statüde bir mahkemede yargılamaya devam edersiniz:” dedik, Meclis kayıtlarında vardır. O gün söylediklerimizin bugün bizi doğruluyor olması bizi hiç mutlu etmiyor. Ama gerçekliğinizi yüzünüze ifade ettik, gerçekliğinizi yüzünüze ifade ettik. Kürtler söz konusu olunca atalarınızın tarihini dahi inkâr edecek noktaya geliyorsunuz, Kürtler söz konusu olduğunda atalarınızın tarihini dahi inkâr edecek noktaya geliyorsunuz. Örnekleriyle, geçmiş konuşmalarımızda burada yüzünüze ifade ettik.

Daha ilk günden bugüne Meclis ayıplı işliyor. Bu halkın seçilmiş iradesinin Mecliste olması gerektiğini ifade ettik. Hiçbir çifte standardın arkasına sığınmadık. Hatip Dicle dedik, Faysal Sarıyıldız dedik, Kemal Aktaş dedik, İbrahim Ayhan dedik, Mustafa Balbay dedik, Mehmet Haberal dedik, Engin Alan dedik. Ama hiçbiriniz çıkıp bunu burada cesaretlice ifade etmediniz. Meclis iradesine sahip çıkmadınız, kendi iradenize sahip çıkmadınız. Boşverin birbirinize atıp tutmakla. Biz bu Meclis kürsüsünde çifte standarda sığınmadan konuşan tek grup olduk. Bununla da onur duyuyoruz, övünç duyuyoruz ama hiç kimse çalınmış milletvekilliğinin bu Meclise yakışmadığını ifade etmedi, “Çalıntı vekillik olmaz.” demedi burada. Ancak, Meclisin bu döneminde çalıntı vekilliğe de tanıklık ettik. Her defasında çıkıp burada söylersiniz, “Kürtlerle Türkler etle tırnak gibidir.” dersiniz. Rica ediyorum, bunu artık söylemeyin çünkü siz bu benzetmeyi yaptığınız sürece bizim aklımıza hep şu geldi: Biz tırnak olduk, siz hep et oldunuz. Uzadıkça kesmeye çalıştınız, uzadıkça bu tırnağı budamaya çalıştınız. Yetti Kürt halkının ödediği bedel. Kürt halkı üzerinden hiç kimseye ama hiç kimseye artık karanlık hesaplar yaptırmayacağız, bunu bilmenizi istiyoruz. Hiçbiriniz, artık, burada Kürt halkı üzerinden kendi karanlık hesaplarınızı göremeyeceksiniz. Bugün Türkiye’de olup bitenlerin tamamının ana sorun kaynağı Kürt sorunudur, Kürdistan sorunudur ve bu sorun çözülmeden Türkiye’de siz hiçbir şey yapamazsınız.

Bütçeden sadece bir örnek sizinle paylaşacağım, Sayın Maliye Bakanı burada, Plan ve Bütçe Komisyonu sunumunda yer alan bir ifadeyi sizinle paylaşacağım: “Bugüne kadar devlet Kürt sorunundan kaynaklı olarak -o ‘terör sorunu’ olarak ifade ediyor ama ben ‘devletin Kürt halkına karşı savaşı’ olarak ifade ediyorum- doğrudan 400 milyar dolar para harcadı, dolaylı olarak 1 trilyon dolar para harcadı.” Son on bir aydaki, son bir yıldaki görece düzelmeyle birlikte bir gerçekliği gördük, o da şu: Bütçe açığı yarı oranında azaldı. Oysaki geçen seneki bütçe görüşmelerinde bu bütçe açığının katlanabileceği tahmini vardı. Bu tahminlere ilişkin olarak geçen yılki bütçe görüşmelerinde aynı bakanın herhangi bir itirazı olmamıştır. Yarı oranında -yani 15 milyar Türk lirası gibi bir paradan söz ediyorum- bir azalma oldu. Sizin için bu sözüm hiç para etmeyebilir ama ekranları başında bizi izleyen, Türkiye’de, Mezopotamya’da yaşayan tüm halklarımıza şunu ifade etmeye çalışıyorum, onlara söylüyorum: En azından bu yıl içerisinde sofranızdaki ekmek bir dilim daha küçülmedi, savaştan kaynaklı olarak bir dilim daha küçülmedi ancak zengine, rantçıya, vurguncuya sağlanan imkânlar karşısında, sizin savaştan dolayı koruyabildiğiniz bu bir dilim ekmeğiniz, görüyoruz ki iki dilim olarak gitmiş.

Bütün bu tabloları göz önünde bulundurduğunuz zaman bir tercih yapmak zorundasınız. Bu işlere öyle dolambaçlı yaklaşılmaz. Kulislerde farklı, arka odalarda farklı, buraya geldiğinizde, seçmene selam göndereceğiniz zaman farklı konuşmayın. Bu sözüm, sansürcü üçüzlerin tamamınadır. “Arkada söylediklerinizi burada da söyleyin, kişisel olarak, bireysel olarak söylediklerinizi burada da çıkın, söyleyin. Grup olarak bir araya geldiğinizde, birbirinize yaslandığınızda, Türkiye’de yaşayan halklar üzerinden hamaset politikalarını terk edin” diyoruz. Bu gerçekliği kabul etmek durumundasınız. Bizler milletvekilleri olarak, BDP Grubu milletvekilleri olarak, Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri olarak sizin bu çifte standartlı yaklaşımlarınızı her aşamada deşifre edeceğiz, kamuoyuyla paylaşacağız.

Türkiye kamuoyuna doğruyu söylemiyorsunuz, Türkiye kamuoyuyla gerçekleri paylaşmıyorsunuz ve gizliyorsunuz. Ancak, bu gizlemeleriniz, bilmelisiniz ki sizin sonunuzu beraberinde getirecektir ve eminim sizlerin sonu, siyaseten sizlerin sonu Türkiye’de yaşayan bütün halklar açısından hayırlara vesile olacaktır ve biz bunu göreceğiz, hep birlikte göreceğiz.

Kürdistan gerçekliğini gizleyemeyeceksiniz, Kürt gerçekliğini gizleyemeyeceksiniz, halkların bu coğrafyada bir arada, eşit, özgür ve demokratik bir biçimde yaşamasının önüne geçemeyeceksiniz. Önüne geçmeye kalkışırsanız, bu nehir sizleri yutacaktır, bunu bilmenizi istiyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın  Zozani.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın  Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın  hatip kürsüdeyken Milliyetçi Hareket Partisinin de içinde olduğu üç grubu kastederek “Söz konusu Kürtler olunca hepiniz iş birliği yapıyorsunuz.” gibi bir konuşma yaptı. Kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum: Milliyetçi Hareket Partisinin bin yıllık kardeşliği olan Kürt kardeşlerimizle en ufak bir problemi yoktur ama Milliyetçi Hareket Partisinin bu ülkede 40 bin insanımızın kanını döken, canını alan PKK’yla sorunu vardır. Bu, dün de vardı, bugün de vardır, yarın da olacaktır. Bu 40 bin şehidimizin hukukunu yargı önünde sormadıktan sonra da biz bu davadan vazgeçmeyeceğiz, kayıtlara geçsin efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın  Korkmaz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – 40 bin insanın öldüğüne ilişkin araştırma yapılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN – Van Milletvekili Özdal Üçer.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – 40 bin insanın ölümüne ilişkin gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz zaten Sayın  Korkmaz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bizler, parti olarak 1984’ten bugüne kadar gerek Kürdistan’da gerek Türkiye’de yaşanmışların tamamının araştırılıp kamuoyuyla şeffaf bir biçimde paylaşılması için defalarca yasa teklifi verdik, Meclis araştırması önergesi verdik, bunun için hakikatleri araştırma komisyonunun kurulmasını önerdik ve bugün ben kürsüde, dönemin Şırnak Valisi Mustafa Malay’ın açıklamalarını okudum. Eğer ki tersi bir kanaatte olanlar varsa bu Mecliste “hodri meydan” diyoruz, birlikte bu suçların tamamının üstüne gidelim diyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Zozani.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bir de Hükûmeti dinleyelim Sayın Başkan, Hükûmet ne diyor bu tartışmalarda? Hiç sesini çıkarmıyor Hükûmet “Kapalı Kapılar Ardında Washington” dizisini oynuyor.

BAŞKAN – Van Milletvekili Özdal Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Üçer.

BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun bütçesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu selamlıyorum.

Bütçe görüşmelerine geçmeden önce, Halkların Demokratik Partisi adına, Halkların Demokratik Partisinin eş başkanları ve milletvekillerinin KCK davalarında tutuklu olan bütün siyasi tutukluların ve başta da sayın milletvekillerimizin özgür kalması talebiyle yapmış oldukları açlık grevini bir demokrasi direnişi olarak saygıyla selamlıyorum. Sayın eş başkanlarımıza ve sayın milletvekillerimize saygılarımı, devrimci muhabbetlerimi iletiyorum. Bu devrimci direniş içinde yer almak için bana da müsaade etmelerini talep ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi tabii, onlar müsaade ettikten sonra, ben de onların bu direnişine sonuna kadar dâhil olacağımı belirtmek istiyorum.

Kredi ve Yurtlar Kurumu yani Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ve YÖK, 80 Anayasası’nın kurumu olan YÖK’ün lağvedilmesi gerekliliğini, her siyasi parti değişik cenahlardan değerlendirip bir kanaat olarak ifade etmiştir. Yani, YÖK, darbe, cunta darbesinden sonra kurulmuş bir kurum ve darbeye hizmet etmek amacıyla kurumsallaşmış bir yapı; üniversitelerin bilimsel özgünlük, özerklik yapısına aykırı bir kurum. YÖK, bu halkın sırtına bindirilmiş bir yük; bu yük aslında yok olmalıdır; YÖK yüktür, yok olmalıdır. Görüşümüzü her platformda dile getirdik.

Tabii, YÖK’ün yok olması, yerine daha demokratik, şeffaf bir kurumun, daha bilimsel özgünlüğe, özerkliğe sahip bir kurumun kurulması talebimiz, yükseköğrenimin kalitesinin geliştirilmesi ve yükseköğrenim çağında bulunan gençlerimize yapılacak hizmetlerin kalitesinin artırılması taleplerimizi gölgelemiyor.

Türkiye’de milyonlarca genç var. Dünyada genç nüfusu ve çocuk nüfusu en yoğun olan ülkelerden biri Türkiye’de, gençlere ve çocuklara yönelik politikaların, aslında ne kadar gençlere ve çocuklara hitap ettiğini gençlere sormak lazım. Keşke imkân olmuş olsaydı da üniversite öğrencileri kendilerine yönelik tutumların ve kendi eğitimlerine ayrılmış bütçenin ne kadar demokratik, şeffaf olduğunu kendileri bu kürsüde değerlenmiş olsaydı. Zaten milletvekilliği yaşının 25’e düşürülmüş olması bundan sonra gençlerin sesinin Mecliste daha güçlü haykırılacağını gösteriyor ama partiler bu konuda eğer gençlerin önünü açacak demokratik bir işleyişi geliştirirlerse.

Yükseköğrenim çağındaki üniversite, ön lisans, lisans ve yüksek lisans çağındaki öğrencilere devlet katkısı sunmak; onların eğitimlerini sağlıklı, güvenli bir ortamda sürdürebilmeleri için, bilimsel bir kimliği geliştirebilmeleri için ve ileriki yaşamlarında ülkenin tümü için yararlı birer yurttaşa dönüşebilmeleri için hizmet etmesi gereken kurumlar aslında gençlere eziyet etmekten başka bir şey yapmıyor.

Üniversiteyi kazanan, zor badireler sonrası üniversiteyi kazanan öğrenciler, eğer babası trilyonları götüren bir ihaleci değilse, eğer kamu ihalelerine girip köşeyi dönmüş değilse, kaçakçılıktan, şuradan buradan nemalanmış değilse, bir memur, bir işçi, bir gariban, bir işsiz ise üniversiteye gittiğinde Kredi Yurtlar Kurumuna başvurmak zorunda kalıyor. Ama Kredi Yurtlar Kurumu yeterli olmadığı ve öğrencilerin tamamına yetecek bir hizmet sunulmadığı için çoğu dışarıda kalıyor, evlerde kalıyor. Evlerde kalırken çok büyük eziyetler yaşıyor. Bunu üniversite yıllarında hemen hemen herkes de yaşamıştır. Tabii, farklı betimlemede bulunduğum sınıfsal kesim için bu böyle olmamıştır.

Biliyor musunuz üniversite kazandığı hâlde üniversite okuyacak bir harçlığa ve orada, üniversiteyi kazandığı ilde barınacak bir ekonomik güce sahip olmadığı için üniversiteyi terk etmek zorunda kalan kaç öğrenci var? Ben burada resmî olarak soruyorum, yanıt almak istiyorum. Üniversite sınavlarında belli bir bölümü kazandığı hâlde, gidip kayıt yaptığı hâlde daha sonra 1’inci ya da 2’nci, 3’üncü, 4’üncü sınıfta ekonomik olanaksızlıklarından dolayı üniversiteyi bırakmak zorunda kalan kaç öğrenci var? Bununla ilgili bir araştırma yapılmış mıdır? Hayır. Binlerle, on binlerle, yüz binlerle ifade edilecek bir sayıdır.

Peki, bir devlet kendi gençlerinin üniversite eğitiminin sorumluluğunu üstlenemiyorsa bu nasıl bir devlet, nasıl demokratik bir devlet, nasıl kamusal hizmeti esas alan bir devlet, nasıl bir sosyal devlettir? Bunu Meclisin ve halkın takdirine bırakıyorum.

Üniversite öğrencilerinin harçlıklarına cüzi zam yaparak seçim öncesi, ben -Kredi ve Yurtlar Kurumu veyahut da Başbakanlık- öğretim kredisini şu kadar artırıyorum diyerek bütün eğitim sorunlarını çözebileceğini iddia eden iktidar, bu konuda üniversite sorunlarını çözmekten uzak, üniversite eğitimini gençler için bir işkence tezgâhına dönüştürmektedir.

Üniversiteyi kazanan bütün öğrenciler Kredi Yurtlar Kurumuna başvuruyor ama koşulları elverişli olduğu hâlde, orada kalmaya hak kazandığı hâlde kayıt yaptıramayanlar oluyor ama bu yıl içinde 2.200’ü aşkın yani yaklaşık 2.500 kişi ya bir siyasetçinin referansıyla ya da bir bürokratın referansıyla hiç hakkı olmadığı hâlde başkalarının hakkını gasbederek misafir statüsünde yurtlara alınıp bu yurtlarda barındırılıyor. Ondan sonra, bu kişiler üzerinde, bu kişilere sağlanan ortamlar itibarıyla cemaat faaliyetleri veyahut da farklı misyonerlik faaliyetleri yürütülüyor. Peki, bu soruyu da resmî olarak soruyorum: Üniversiteye, Kredi Yurtlar Kurumuna kayıt döneminden sonra ilk bir iki ay içinde sadece misafirlik statüsünde alınan veyahut da prosedüre bağlı olarak geçici olarak alınan kaç kişi var, bunların isimleri nedir, referansları kimlerdir?

Bu, açıkça gösteriyor ki Kredi Yurtlar Kurumu, herkese açık, şeffaf ve eşit hizmet etmesi gereken bir kurum, birilerinin özel çıkarlarına hizmet edecek şekilde işletiliyor. Bu bile başlı başına bir suçtur; Hükûmetin, idarenin yapmış olduğu bir suçtur. Bu suçu görmezden gelmemelidir Meclis. Bu suçların araştırılması ve sorunların çözüme kavuşturulması için Meclisin inisiyatif alması gerekmektedir.

Krediler verildi, 10 lira, 20 lira, 30 lira zamlarla krediler verildi. Peki, üniversite öğrencileri kredileri aldılar, öyle böyle kıt kanaat geçindiler, üniversiteyi bitirdiler. Üniversiteyi bitirdikten sonra hemen İcra Kuruluna başvuruluyor ve en yüksek faiz oranıyla, hiçbir özel bankanın bile yüklemediği faizlerle o krediler geri tahsil edilmeye başlanıyor. Kredi borcunu ödemediği için, ödeyemediği için kaç genç icraya verilmiştir? Bunun Hükûmet tarafından açıklanmasını istiyorum, resmî olarak Sayın Başkandan rica ediyorum. Aynı zamanda, söylediklerimin yazılı soru niteliğinde değerlendirilip resmî olarak, yazılı olarak cevaplandırılmasını talep ediyorum. Gösterecektir ki bu verilen sayılar, Türkiye’de gençler bizzat Hükûmet tarafından faiz tuzağına düşürülmekte ve bağımlı hâle getirilmekte, ondan sonra icrayla baş edemeyecek bir güçte kıskaç altına alınmaktadır. Peki, teşvik kredileriyle, hibelerle yolsuzluk yapan firmalara çok büyük hibeler, teşvik kredileri, karşılıksız krediler veren, düşük faizli krediler veren, Başbakanın yakınlarına, milletvekillerinin yakınlarına, siyasi grupların yakınlarına çok düşük faizlerle krediler veren kurumlar, teşvikler veren kurumlar neden bu ülkenin geleceği olan gençlerin ve çocukların eğitimi için karşılıksız bir teşvik vermiyor? Bunu sorgulamak lazım sosyal devlet anlayışı kapsamında. Ama, yok, bunu sorgulamayacağız, üniversitede “Ben kötü eğitim koşullarında insanlık haklarının peşine düşüyorum.” diye basın açıklaması yapan öğrenciler tutuklanacak, gözaltına alınacak, üniversiteler basılacak, gaz bombaları atılacak, gaz bombalarıyla üniversiteler savaş alanına çevrilecek ve orada eğitime ayrılması gereken bütçe, gaz bombalarına ve o gaz bombalarının sahipleri olan özel firmalara peşkeş çekilecek. Askerî ve polisiye harcamalar biraz kısıtlanır, eğitime ve sağlığa ayrılırsa bu ülkede çarçur edilen paralar bu ülkenin bütün sorununu çözme gücünde, kapasitesindedir. Tabii, öğrenciler için Kredi ve Yurtlar Kurumu ödenek bulamazken, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar konut yapamazken, yurt yapamazken aynı iktidar bir yıl içinde Kürdistan’da, Van’da, Şırnak’ta, Erzincan’da, Diyarbakır’da ve ismini şu an saymadığım Kürdistan bölgesindeki bütün illerde tam 104 karakol yapmakta. Peki, hani barıştı? Hani sosyal politikalar desteklenerek bu ülkenin eğitim sorunları çözülecekti? Bu karakolların ödenekleri hemen temin edilebiliyor ama üniversite öğrencilerinin sorunlarını çözecek ödenek temin edilemiyor. Böylesi bir sosyal devlette siz, askerî, polisiye ve savaşa dönük yatırımların ayyukta olduğu bir ortamı nasıl değerlendirirsiniz?

Demek ki bu ülke, geleceğe, eğitime, sağlığa bütçe ayırmıyor. Savaş için tank, top, panzer, gaz bombası, silah ve plastik mermi alıyor ve o alınan silahlarla Gever’de, Yüksekova’da 3 genç, iki gün içinde kafasına  bizzat devletin polisi tarafından aleni bir şekilde kurşun sıkılarak katlediliyor. Gerekçesi de efendim, onlar PKK’liydi. Peki, PKK’liyse bunlar PKK’li de olmak suçsa yargı ne güne duruyor? Sivil eylemde bulunan insanlara, sivil eylemde bulunup da “Ben demokrasi istiyorum.” demek mi terörizmdir, yoksa devletin silahını doğrultup da gençlerinin kafasına sıkmak mı terörizmdir, bunun sorgusunu yapıyoruz. Bunu söylediğimiz için biz yargılanacaksak yargılanalım. Eğer o gençler polislerin kafasına sıkmış olsaydı biz, o zaman, bugün, o gençleri eleştiriyor olacaktık. Ama bu terörü yapan polislerse ve o polisler de bu devletin memurlarıysa ve benim, senin verdiğin, o vurulan gençlerin ödediği vergilerden o silahların mermileri alınıyorsa, o zaman “Burada bir devlet terörü var.” dediğimizde, anayasal suç işlemiş sayılıyorsak bu suç değildir, bu doğruyu haykırmaktır. Bu doğruyu haykırmak için biz zaten halka söz verdik, bu görevi üstlendik. Bunu söylemekten de imtina etmeyeceğiz. Zaten bu ülkede birileri doğruyu söyledi diye, haksızlığı dile getirdi diye katledilmedi mi? Gençler katledilmedi mi? Üniversiteli gençler tutuklanmadı mı, vurulmadı mı?

Şu an bu komisyonda yer alan memurların birçoğu bile kendi çocuklarını okutmakta belki zorluk yaşıyorlar ama trilyonluk hesaplara gelince kâğıt üzerinde “Bazı hesaplar iyidir, bazıları kötüdür.” şeklinde yaklaşacaksak, sadece matematiksel yaşayacaksak bu yetmez.

Bize “Bölücü.” diyorsunuz, bazı eylemlerimiz bölmeyi, paylaşmayı gerektirebilir. Bölmenin aslında matematiksel olarak iyi öğretilmediğini        -okullarda- bölmenin çarpmadan daha iyi olduğunu, sürekli çarpmanın dayatmasından daha iyi olduğunu ifade etmek isteriz. Bölmek kötü bir şey değil. Bölmek aynı ekmeği 10 kişiyle paylaşmak demektir. Bölmek, 1 ekmeği 1 kişiye çarpmak, onun katsayısını alıp birine peşkeş çekmektense 1 ekmeği 10 dilime bölüp 10 kişiyle eşit şekilde paylaşmak demektir.

Bizim “Özerk Kürdistan olsun, demokratik yönetim olsun, Türkiye’de demokratik birlik olsun, belli yönetim birimleri bölünsün.” şeklindeki yaklaşımımızı bu ülkenin bütünlüğünü bozmaya dönük bir girişim olarak algılamak matematiksel ve siyasal, düşünsel, zihinsel bir zafiyettir.

Biz bazı bölgelerin isimleri ana dilde ifade edilsin, özerk yönetimleri olsun, demokratik işleyiş olsun derken insanlar handikaba boğulsun, kaosa sürüklensin demiyoruz. Özgürlük olsun herkes için özgürlük. Dünyada en kutsal kavramlardan biridir özgürlük; dil için özgürlük, din için özgürlük, kültür için özgürlük, felsefe için özgürlük, bilim için özgürlük. Özgürlükten kimseye zarar gelmez. O yüzden belirtiyoruz ki -bu konuyla direkt itham edildiğim için belirtiyorum- eğer PKK’nin siyasal olanakları sağlanmış olsaydı, eğer köyler yakılmamış olsaydı, 17 bin köy yakılıp milyonlarca insan asit kuyularına atılmamış olsaydı, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri güpegündüz evinin önünde taranmamış olsaydı, o karakollarda, sınırda 1 bidon mazot kaçırdı diye vurulan çocuklar, gençler olmamış olsaydı -inanıyorum ki- bugün PKK bu kürsüde siyaset yapıyor olacaktı. Bu siyaset, demokrasi olsun ama “Çözüm olacak.” diyenler PKK’siz, önderliksiz bir çözüm istiyorlarsa bunun olmayacağını matematiksel olarak bilmek lazım, zihinsel olarak algılamak lazım. Bu sorun Kürt’süz çözülmez, bu sorun PKK’siz çözülmez, bu sorun Sayın Öcalan’sız çözülmez, bu sorun Kürdistan’a ilişkin projeler geliştirmeden çözülmez. Bunu anlatacak zamanımız var, konuşmaya da hakkımız var.

Şimdi, Kürdistan’da kurulan 104 karakolda, son dört yıl içinde görev yapan uzman çavuşlar, askerler, resmî komutanlar tarafından, birebir, aleni şekilde katledilen kaç genç var, bir bidon mazot taşıdı diye? Roboski’de çocuklar niçin katledildi? “Efendim, içinde gerilla olabilirdi.” Yani bir insanın gerilla olmasında onun savaş uçaklarıyla imha edilmesi hukuku var mı? Yoktur arkadaşlar. Siz hukuku savunacaksanız evrensel ilkeleriyle sahiplenmek zorundasınız. Ama yok, “Söz konusu Kürt olunca biz hukuku da hiçe sayıyoruz, demokrasiyi de hiçe sayıyoruz, kendi hukukumuzu da, kendi Anayasa’mızı da, demokratik Anayasa’yı da, evrensel hukuku da hiçe sayıyoruz.” diyorsanız, o zaman, söyleyecek sözümüz yok.

Zulme karşı direnen milyonlarca insan şehadet şerbetini içti. Eğer zulme direniş çerçevesinde insanlar yaşamını yitiriyorsa o şehadet şerbetini içenler çok oldu ve bu savaş ortamında yaşamını yitiren çok insan oldu. Bu coğrafyada akan her kan bizim kanımız, toprağa düşen her can bizim canımız. Biz bu topraklarda kan akmasın, canlar soğuk toprağa düşmesin diye mücadele veriyoruz. Yoksa, biz birileri gibi, holdingler oluşturmak ve birileri gibi, kendimize ailemize, çocuklarımıza rant sağlamak için… Biz eğer rantçı bir siyaseti hedef almış olsaydık bu kadar hedef olmazdık, bu kadar saldırıya maruz kalmazdık, bu kadar linç edilmezdik.

Arkadaşlar, biz canımız pahasına tek bir şeyi korumaya çalışıyoruz, onurumuzu; halkımızın, kendimizin onurunu korumaya çalışıyoruz ve bunu yaparken de kimsenin onuruna, hakkına zarar vermemeye çalışıyoruz. Biz demokratik bir birliktelikten, demokratik bir çözümden, çocuklarımıza, gençlerimize özgür bir ülke, mutlu yarınlar bırakabilme; bunu, sadece Kürtler, Kürdistan için değil; Kürtler, Türkler, Lazlar, Çerkezler, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Müslümanlar, herkes için, dünyadaki bütün halklar için, bütün çocuklar için, bütün gençler için… Aynı, Deniz Gezmiş’in haykırdığı gibi “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği.” deyip özgürlük mücadelemizi yükselteceğiz ve demokrasi kazanacak, özgürlük kazanacak, halklar kazanacak, çocuklarımız kazanacak, gençler kazanacak; üçkâğıtçılar, çapulcular, yolsuzluk yapanlar halka hesap verecek. Biz bunu haykırıyoruz. Bunu söylemek de suçsa bu suçu işliyoruz, “Kır hâkim kalemimizi.” diyoruz.

Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Üçer.

Muş Milletvekili Demir Çelik.

Buyurun Sayın Çelik. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakikadır.

BDP GRUBU ADINA DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve partim adına saygı ve sevgiyle selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, bu kürsüden, benim de içinde bulunduğum birçok arkadaş tarafından, yüreklerimizi burkan, acılarımıza acı katan ve siyasi olmasının ötesinde hukuk dışılığı vurgusu üzerinde sıkça durduğumuz bir kararı paylaştık. Hatip Dicle, Faysal Sarıyıldız, Selma Irmak, Gülser Yıldırım, Kemal Aktaş ve İbrahim Ayhan milletvekili arkadaşlarımız, bir kez daha, hukuksuzluğun, siyasal saiklerin ve kaygıların eseri, ürünü olarak tutsaktır. Rehine muamelesine tabi tutulmak üzere cezaevlerindeki daracık hücrelerine hapsedilmiş bulunmaktadırlar. Öncelikle, bu kararı kınadığımı, bu kararın yeniden gözden geçirilip alınma anına, kararın milletvekillerimizin özgürlüğüne kavuşturulması anına kadar da mücadele azminde, kararlılığında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; altı milletvekilimizin de içinde bulunduğu, MHP’den Engin Alan’ın, Cumhuriyet Halk Partisinden Mehmet Haberal’ın ve Mustafa Balbay’ın da bulunduğu 8 milletvekili, sizin bizim gibi Yüksek Seçim Kuruluna mevcut koşullarını dikkate alarak ibraz ettikleri belgeler nezdinde “Milletvekili olabilme hakkını haizdir.” ibaresini içeren belgeleriyle il seçim kurullarına, onun aracılığıyla Yüksek Seçim Kuruluna müracaat eden şahsiyetlerdi. Bu müracaatla, onların seçilebilirliği önünde bir engel olmadığının gerekçesi olarak seçime ve seçim sürecine dâhil olmalarına yol açılmıştır, ancak ne yazıktır ki yüksek oylarla seçilebilme hakkını haiz bu milletvekillerimiz, âdeta hakları gasbedilircesine hukuk devletiyle bağdaşmayan, yine otoriter, katı merkeziyetçi devlet zihniyetinin hegemonik gücüyle bunlar özgürlüklerinden alıkonuldular. Üç yılı bulan bir zaman diliminde dilimizin döndüğünce yerlerinin Meclis olduğunu, onların yerinin yanımız ve saflarımız olduğunu ifade etmeye çalıştık ama söz konusu olan hukuk “Adalet mülkün temelidir.” belirlemesinden beslendiği ve oradan gıdasını aldığı için, anlıyoruz ve görüyoruz ki bu hukuk, mülk ve mal sahibi içindir, bu hukuk, iktidar ve egemenlik sahibi insanlar içindir. Biz ezilenler, yoksullar, emekçiler, ötekileştirilen Kürtler, Aleviler ve diğer halklar için adaletten, özgürlükten, hukuktan bahsedilmemeli. Bizim boşu boşuna böylesi bir hukuk mededi ummak, boşu boşuna böylesi bir adalet beklentisi içerisinde olmamızın yol açtığı bir zaman kaybı, israf ve kaynağa dönük bir kısım israflarla karşı karşıya olduğumuzu ancak ifade edebiliriz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başkanım; evet, biz bunu biliyoruz, Kürt olmaktan dolayı biliyoruz, Alevi olmaktan dolayı biliyoruz, öteki olmaktan dolayı biliyoruz. 1920’den bu yana doksan yılı aşkın bir süredir, doksan üç yıl boyunca katliamlar,  soykırımlar, göçertmeler, yargısız infazlar, köy yakmalar, köy boşaltmalar ve sürgünlerden biliyor, tanıyoruz. İstiklal mahkemelerinden, sıkıyönetim mahkemelerinden, devlet güvenlik mahkemelerinden, özel yetkili mahkemelerden ve darbe anayasaları ve yasalarından biz çok iyi tanıyoruz bu sistemi. Kimliğimiz için, kültürümüz için, dilimiz için istediklerimizin ne kadar suç teşkil ettiğini, onlar nezdinde ne kadar suçlu olduğumuzu çok iyi biliyor, tanıyoruz. Ama Türkiye nüfusunun yüzde 80’i-90’ı bu suçsuz, günahsız halkın ve onun kimlik adına, kültür adına, dil adına yürüttüğü mücadeleden haberi yok. Birileri kriminalize ediyor, terörize ediyor. Biz bu manada, toplum nezdinde itibarsızlaştırılmanın, ötekileştirilmenin günah keçileri durumuna geldik, geliyoruz.

Türkiye'nin batı yakasına uygulanan hukukla Türkiye'nin doğu yakasına, Kürdistan’a uygulanan hukuk aynı değilse buradan kardeşlik çıkmaz, barış hiç çıkmaz, özgürlüklerden bahsedilmez. Hukuk hepimiz için olacaksa, hukuk evrensel toplumdan, demokratik toplumdan, ekolojik toplumdan beslenecekse sizi de, bizi de, herkesi de kapsayan, kucaklayan, adalet dağıtan, özgürlük dağıtan bir nitelikte, özellikte olmalıdır. Adalet, eşitlik ve özgürlük dağıtan hukukun gereği ve sonucu olarak da bugün içeride tutsak olarak rehine muamelesiyle karşı karşıya bırakılan başta milletvekili arkadaşlarımız olmak üzere 20 belediye başkanımız, 150 il genel meclisi, belediye meclis üyemiz, 6 merkez yürütme kurulu üyemiz, 60 parti meclisi üyemiz ve 8 bini aşkın yöneticimiz, buralarda demokratik siyasetin, yürütücüsü, aktörü, öznesi olmak durumundaydı ama ne iktidarın kendisi ne onun yürütmesi, bırakın özgürlükten, barıştan bahsetmeyi âdeta malı çalanın kılıfına uydurması manasında bizlerle, irademizle, özgürlüklerimizle dalga geçer gibi soruna yaklaşmaktadırlar. Düşününüz, bir Anayasa Mahkemesi tüm mahkemelerin üstüyse; Yargıtay gibi, Danıştay gibi yerel tüm mahkemelerin kararlarını belirleyebilme hakkına sahipse, bu hakka sahip olan mahkemenin verdiği içtihat ise, bu mahkemenin verdiği karar diğer mahkemeleri bağlayan nitelikte ise Sayın Mustafa Balbay için verilen karar tutsak olan tüm milletvekilleri için geçerli olmalıydı. Kaldı ki Sayın Mustafa Balbay haksız, hukuksuz olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından öngörülen otuz yılı aşkın bir cezaya çaptırılmışken tahliye olabiliyorsa, bugün örgüt üyeliğinden tutsak olan milletvekillerimizin yattığı infaz bile yatması gereken süreyi doldurma durumuna ve olanağına kavuşmuşken onlar hâlâ tutsaksa, onlar hâlâ cezaevlerinin hücrelerinde hapsedilmeye mahkûm kılınmışsa, bu, hukuki değil siyasidir. Bu bir skandaldır. Bu skandalın altında sadece ve tek başına Hükûmet, AKP kalmayacaktır, hepimizin günahı, suçu büyüktür.

Bu Meclis yasama faaliyetini, yasamayla birlikte denetim faaliyetini yürütmek gibi bir görevi halktan devralarak siyasal temsiliyet hakkına kavuşmuşsa, biz AKP’nin iktidarının insafına, icazetine, iznine terk etmeyecek kadar özgürlüklerimizin savunucusuysak bütün siyasal partiler buna “dur” diyebilmeli, “…”(x) “yeter” diyebilmeli. Hukuksuzluk nereye kadar, ne zamana kadar ve ne ana kadar durdurulabilecek?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yönüyle, Halkların Demokratik Partisinin süresiz açlık grevi eyleminin yanında ve arkasında olduğumuzu ifade ediyor, diğer siyasi partilerden milletvekillerinin de bu hukuk dışı, tamamıyla siyasi olan kararı geri aldırıncaya, ortadan kaldırıncaya kadar eylemimize, süresiz, dönüşümsüz, açlık grevi eylemine katılmanızı bekliyoruz. Milletvekilleri de yetmez, 76 milyon insan artık yüz yıl öncesinin bir kısım paradigmaları ve zihniyetleriyle bu ülkenin yönetilemeyeceği, yönetilme olanağının kalmadığı gerçeğiyle yüzleşerek onlar da sokakta, meydanda, alanda bu katı merkeziyetçi, hükümran devlet zihniyetine karşı itiraz edebilmelidirler, itirazlarını yükseltebilmelidirler.

Bakın, doksan yıl öncesinde devlet “İmtiyazsız, sınıfsız bir toplumuz.” algısı ve belirlemesi üzerine Kürt’ü, Alevi’yi, Ermeni’yi, Arap’ı, Çerkez’i yok sayarak, Hristiyan’ı, Süryani’yi yok sayarak merkez ile din arası, merkez ile kimlik arası, merkez ile çevre arası çelişkileri çözüme kavuşturmadan bugünlere geldi. Hâlâ, tekçi, katı merkeziyetçi, otoriter zihniyet; ısrarının gerekçesidir. Bu manada da Kürt’ün dili için, kimliği için, Alevi’nin inancı ve ibadeti için yükselttiği ses devlet tarafından düşman olarak görülmekte, bunlara düşman hukuku uygulanmaktadır. Bu düşman hukukunun gereği olarak Zilan’da, Koçgiri’de, Ağrı’da, Dersim’de Kürtler nasıl ki katliamlara tabi tutulduysa; Aleviler Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta Gazi’de, en son örneği olarak da Kürtler 2011’in 28 Aralığında Roboski’de savaş uçaklarının bombalarına maruz kaldılar. İşte, tekçi, katı merkeziyetçi devlet zihniyeti bugün bizedir, yarın bir başkasınadır. Bu manada, devlet ve onun hegemonik gücü özgürlük vermeyecek, adalet vermeyecek, eşitlik hiç vermeyecek. Biz insan olarak, rengimiz, dilimiz, kültürümüz, inancımız ne olursa olsun, eğer ki adalet için, özgürlük için, eşitlik için varsak, bunun için ölümleri göğüsleyecek kadar onurlu olmanın şerefini taşıyorsak buna dur demeli. Bu keyfiyetçi, kendine göreci anlayıştan bir an evvel yargı vazgeçmeli. Hükûmet de işi hep taca atar gibi “Bu, cemaat-AKP arası çelişkidir, birileri nemalanmak istiyor.” gibi sudan bir bahaneyle bu işi kurtaramaz. İzahatı da mümkün değil. Yargının ne denli bağımlı olduğunu, yargının mevcut yürütmeye ne denli tabi olduğu gerçeğini biz yaşaya yaşaya, göre göre biliyoruz, farkındayız.

O nedenle, Hükûmet demokratik çözümü fırsata dönüştürebilmenin olanaklarına sahipken, demokratik çözüm üzerinden onurlu bir barışa halkların, kimliklerin, inançların ulaşmasına fırsat verebilme olanağına sahipken bu ve benzeri yanlışlıklardan geri dönmenin erdemliliğini de, vicdani sorumluluğunu da yerine getirmelidir. Eğer bunu yapmayacaksa “Ayıptır, günahtır, yazıktır!” demekten de öte bizim söyleyebilecek sözümüz vardır. Bu söz de; özgürlüğümüz için, barış için, kardeşlik için doyasıya mücadeledir, demokratik mücadele alanıdır.

Bu manada da, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tutsak milletvekillerimiz ve seçilmişlerimizin tümü başta olmak üzere, cezaevlerinin boşaltılıp insanların, tutsakların ve rehinelerin özgürlüklerine kavuşturulması bugünün olmazsa olmazı durumuna gelmiştir. Biz 12 Eylülde bile cezaevlerinde yatarken bu kadar zalimane bir uygulamaya şahitlik, tanıklık etmedik. Bakın, 12 Eylül zindanlarında tutsak olanların sayısı 80 bindi. Bugün 132 bine varan tutuklu ve hükümlüler, hükümlü sayısı, ülkede âdeta bir karabasan gibi, tutsakların, rehinelerin, hükümlülerin vazgeçilmez bir noktada olduğu durumunu bize hatırlatır.

O nedenle, başta Hatip Dicle’nin çalınan, gasbedilen milletvekilliği hakkı olmak üzere, Sayın Selma Irmak’ın, Sayın Gülser Yıldırım’ın, Sayın Faysal Yıldız’ın, Kemal Aktaş’ın ve İbrahim Ayhan’ın hemen tezelden yüksek yargıya verilen dilekçelerinin karşılığı olarak karar verilmeli, verilen kararın gereği de milletvekillerimiz bizim sizin gibi yürüttüğümüz, yaptığımız demokratik siyasetin yürütücüsü pozisyonuna, hakkına kavuşturulmalıdır. Demokratik siyaset böylece anlam ve değer kazanır. Yoksa, silah susturmuşuz, susturulan silahlarla birlikte tetikten çekilen parmakların bir gün yeniden ölüm kusacağı ayan beyan ortadayken sonsuza kadar bu işin gitmeyeceği bilinciyle hareket etmek, bu bilinçten mevcut rehine muamelesi gören tutsakların özgürlüklerine yol açmak herkesten çok Meclisin görevidir diyor, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Şahsı adına, lehinde, Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç.

Buyurunuz Sayın Erdinç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının bütçeleri üzerine şahsım adına lehte söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyadaki mevcut ekonomik sistemin insani bir değer ifade etmediği bilinen bir gerçektir. 2008’de yaşanan ekonomik kriz sonrası dünyada hem finans hem ekonomi sadece tasarruf sahibi olanlara temellendirildi, bireyin sadece piyasadaki rolü üzerinde duruldu, aile gerçeği göz ardı edilip görmezden gelindi.

Dünyadaki insanların yüzde 6’sı dünyadaki tüm servetlerin yüzde 40’ını elinde bulunduruyor. Yüzde 94’lük kesim olan 7 milyara yakın insan yüzde 60’ını bölüşüyor. Bu mevcut olan ve itibar da edilen durum, hakkaniyetli olmadığı gibi ahlaki de değildir. Ekonomi, sadece sayısallıkla ele alınacak bir şey değildir, insanidir, insani de olmalıdır.

Ekonomide kaynaklar, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde kullanılabilmelidir. Böyle olması, kalkınmanın planlanmasında yardımcı olabileceği gibi ekonomiyi de başarıya ulaştırır. Bunun anlamı piyasanın düzenlenmesi demektir. Bu durum ahlaki olan bir değerdir.

Ülkemizde Hükümetler, dışarıdan sürekli borç alarak ve halka dolaylı vergi çeşitleri uygulayarak bütçe açıklarını kapatmaya çalışmışlardır. Halkın ekonomisini halkı sıkboğaz yaparak bozmuşlardır. Bu durum, 1 liranın 6 sıfırlı hale getirilmesine yol  açmıştır. Ülkemizde herkes, yeni doğan, doğacak çocuklar borçlu konumda idi.

Türkiye, IMF’yle ilişkilerini 1947 yılında başlattı. İlk stand-by anlaşmamız 1961 yılında yapıldı ve o günden bu yana 19 stand-by anlaşması yapıldı ve son olarak 2013 Nisan ayında 19 stand -by anlaşması son borç taksidinin ödenmesiyle sonlandırıldı.

Cumhuriyetin kuruluşundan 3 Kasım 2002’ye kadar AK PARTİ iktidarından önce yetmiş yedi yıl boyunca iktidar olmuş partiler, özellikle 1960-1980 askerî darbe yönetimleri ve koalisyon ortaklı olan hükûmetler, ülke ekonomisinde başarılı olamamışlardır. Ülke, defalarca ekonomik krizlere mahkûm edilmiştir. “Devlet ekonomisi” dediklerini başaramamışlardır. Yıllarca Keynes iktisadını uyguladılar, sahiplenip Keynesçi de oldular; hâlâ, öyle olan ve uygulanmasını isteyenler var. Farklı bir şey söyleyemiyorlar; bildikleri, bilecekleri, itibar ettikleri odur, o kadardır.

Bir ülkenin ekonomisinin dengeli, güçlü olabilmesi için devletin ekonomisi ile halkın ekonomisi dengeli olmak zorundadır. Ekonominin sağlam temeli bulunmalıdır. Mali güce sahip, elinde yeterli dövizi, altın stoku, yer altı kaynakları, sanayi, teknoloji, gıda, tarım ürün üretimine, stokuna sahipliliğiyle dengeli olunabilir; aksiyle olunamaz, bugüne kadar olunamadı, olunmuyor da.

3 Kasım 2002 genel seçimleriyle partimiz iktidara gelince öncelikle mali disipline önem verdi; bu durum kararlı olarak sürdürülüp hem devletin hem de halkın ekonomisi büyütülmeye çalışıldı. Bu çalışmalar başarıyla devam ettirilip istikrarlı olarak büyüme oranları artırılıp sürdürüldü. Paramızdan 6 sıfır atıldı. Ekonomik, sosyal, siyasal başarılar sadece ekonomide sayısallıklarla değil, insani, ahlaki gerçeklere önem vererek insanların ihtiyaçlarının karşılanması olduğu gibi aileye önem verilmesiyle de mümkündür. AK PARTİ’nin ekonomideki bu dengeli yaklaşımı ile 2008’de dünyada yaşanan ekonomik kriz ülkemizi teğet geçmiştir. Bunun yanında, 2013 yılı itibarıyla 150 milyar dolar ihracat seviyelerine ulaşılmış, bu hedefimiz inşallah on yıl içerisinde 500 milyar dolar seviyelerine çıkacaktır. 3.500 dolar olan kişi başına millî gelir 2002’den sonra, bugün itibarıyla 11 bin dolar seviyelerine ulaşmıştır.

AK PARTİ olarak başarılarımızı artırarak ülkemizin insanlarına ve tüm insanlığa hizmet için gayretimizi sürdüreceğiz. Tüm dünyada saygınlığımız, güvenliğimiz daha da artacak, ülkemiz yeni dünya düzeni içinde istikrar, refah, huzur, saygı, sevgi ve hoşgörü bilincinde devam ederek ilerleyecektir. Bugünümüz dünden iyi olduğu gibi inşallah yarınımız da bugünden iyi olacak diyor, 2014 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erdinç.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Vural.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, bütçe görüşmelerinin, bütçeyi yapan iradeye güvenin kalmadığı bir ortamda yapıldığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir hususu belirtmek istiyorum. Bütçeler önemli belgelerdir ve bütçe görüşmeleri çok önemlidir çünkü burada sayın bakanlar bütçelerini sunarken aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi nezdinde ve halk nezdinde bir güven oylaması olmaktadır. Ama, o kadar talihsiz soruşturmaların yaygınlaştığı bir ortam içerisinde, bu kadar yolsuzluklarla ilgili sayın bakanların ilişkilerinin açığa çıktığı bir ortam içerisinde, artık bu bütçeyi yapan iradeye olan güvenin tamamen sıfırlandığını dolayısıyla bu bütçeyi yapanlara güvenilmez bir ortam içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerlendirme yaptığını paylaşmak istiyorum. Gerçekten artık bu bütçeyi yapan bakanlara güven sıfırlanmıştır. Umarım Türkiye Büyük Millet Meclisi de bunlarla ilgili hükmünü verecektir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN - Hükûmet adına ilk önce Gençlik ve Spor Bakanı

Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakikadır.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde Hükûmet adına, Bakanlığımız adına görüşlerimizi ifade etmek ve bütçe büyüklüklerimizden söz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu en kalbî saygılarımla selamlıyorum.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, sözlerimin hemen başında bugün iki acı hadise yaşandı Türkiye'de. Önce, Ankara’da bir askerî helikopterimiz düştü ve 4 askerimiz şehadet mertebesine erişti. Ankara’daki helikopter kazasında, feci kazada hayatını kaybeden ve şehadet şerbetini içen asker personelimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk milletinin başı sağ olsun.

Yine, az evvel intikal eden bir bilgiye göre, Mardin’de de bir helikopter faciası yaşandı. Oradan henüz bilgi gelmiş değil ama temenni ederiz ki Mardin’deki kazada bir şehidimiz olmamış olsun.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, bütçe kanunu ve görüşmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihî evraklarıdır, önemli evraklarıdır. Bütçe tutanakları aynı şekilde tarihî önemi haiz olan evraklardır. Bugün burada yapılan konuşmalar vesilesiyle tutanaklara girmesini istediğim birkaç cümleyi bütçemden ayrıca, şahsım ve Hükûmetimiz adına ifade etmeyi bir görev olarak değerlendiriyorum.

Çok değerli milletvekilleri, PKK bir terör örgütüdür. PKK eli kanlı bir terör örgütüdür. PKK’nın amacı ve hedefleri herkes tarafından bilinmektedir. Ülkemizin birliğine, milletimizin dirliğine kasteden bir terör örgütüdür. Otuz yıllık terörle mücadele tarihimiz boyunca çoğu asker, polis ve korucu olmak üzere 40 bin canın son bulmasına neden olan bir terör örgütüdür. Türkiye'de bir çözüm sürecinin varlığı, demokrasi ve hukuk içerisinde terör meselesine çözüm bulma arayışı ve çabası PKK’nın terörist faaliyetlerini hoşgörme ya da meşrulaştırma aracı olarak kullanılamaz, buna müsaade etmemiz de bizden beklenemez.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sen bu zihniyetle barış sürecini ağzına bile alma!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Arnavut’uyla tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek millet olarak…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu zihniyetle barış sürecini ağzınıza almayınız lütfen!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – …geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da omuz omuza yaşamaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bu zihniyetle barış sürecine katkı sunamazsınız çünkü.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – 26 Ağustos 1071’de Malazgirt Ovası’nda Sultan Alparslan’ın ordusunda Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın kaderi Alparslan’ın kılıcıyla birleşmiştir. Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın kaderini bir daha ayırmak, ayrıştırmak hiçbir kulun haddine değildir ve Alparslan gibi, Selahattin Eyyubi gibi liderler…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – MHP’ye bekliyoruz sizi MHP’ye… (MHP sıralarından gürültüler)

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – …Anadolu’nun hem liderleri hem manevi erenleridir. Hiç kimse Türk milletinin birlik duygularını sınamaya, test etmeye kalkışmamalıdır.

Kardeşiz, Türk’üyle, Kürt’üyle kardeşiz. Türk’ler cumhuriyetin anayasal ve eşit yurttaşları olduğu gibi Kürt’ler de cumhuriyetin anayasal ve eşit yurttaşlarıdır. Mühim olan, anayasa temelinde eşitliğimizi kabul edebilmek ve topyekûn tek millet olduğumuzu hep birlikte idrak edebilmek, telaffuz edebilmektir.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve bağlı kuruluşları yaklaşık 12 milyar liralık bir bütçe büyüklüğüyle ülkemizin gençlerine hizmet etme çabası ve arayışındadır. Bildiğiniz bir rakamı bir kez daha sizlerle paylaşmak isterim. Türkiye'nin yaklaşık 76 milyon olan nüfusunun yüzde 50,5’u 30 yaşının altındadır. Yüzde 50,5’u 30 yaşının altında olan Türkiye nüfusu, bölge ülkeleriyle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’yle kıyaslandığında gençlik enerjisiyle topluma ve insanlığa umut vadeden bambaşka bir potansiyele ve varlığa dikkatlerimizi çekmektedir.

Spor Genel Müdürlüğü, Kredi ve Yurtlar Kurumu ve bağlı diğer birimlerimizin bütçelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok saygıdeğer milletvekilleri, rakamlardan söz edildi, yurt yapılmadığından söz edildi, gereken ödeneklerin ayrılmadığından söz edildi. Biraz grafiklerle bunları anlatmak ve daha kalıcı olmasını sağlamaya gayret etmek istiyorum. 2002 yılında bünyemizdeki Kredi ve Yurtlar Kurumunun toplam bütçesi 494 milyon lira. 2014 yılında, bugün konuştuğumuz kanuna göre Kredi ve Yurtlar Kurumunun bütçe büyüklüğü 5 milyar 862 milyon 584 bin lira. Yani tam 12 katlık bir artış var Kredi ve Yurtları Kurumunun bütçe büyüklüğünde. Bu rakam çok önemli.

Bir diğer gösterge: Burs ve kredi rakamlarında nereden geldiğimiz nereye devam etmekte olduğumuz. Çok saygıdeğer milletvekilleri, 2002 senesinde, Türkiye’de, YURTKUR tarafından verilen burs yok, sıfır. 2004’te 54.724. 2014 bütçesiyle, şu an görüşmekte olduğumuz bütçe kanunuyla, yükseköğrenimde öğrenim bursuna kavuşacak olan gençlerimizin sayısı 372.477 ve yine öğrenim kredisi olarak 2002 yılındaki rakam 451.550 kişi. Bugünkü kanunla, 2014 yılı itibarıyla yükseköğrenim kredisi kullanmaya hak kazanacak olan gençlerimizin sayısı 1 milyon 79 bin 886 kişi. Hemen şunu ifade etmek lazım: 2002 senesinde burs ve kredinin miktarı sadece 45 liraydı, bugün Başbakanımız tarafından iki gün önce açıklanan rakamlar doğrultusunda, aylık 300 lira. 2002 yılında üç aylık ödemeler hâlinde yapılmaktaydı, bugün aylık düzenli ödemeler hâlinde yapılıyor. 2002 senesinde temmuz, ağustos, eylül aylarında burs ve kredi ödemesi yoktu, bugün itibarıyla dokuz ay değil, yılın on iki ayında burs ve kredi ödemelerine devam ediyoruz.

Şöyle bakıldığı zaman, burs ve kredi rakamlarının nereden nereye geldiği çok rahatlıkla görülebilecektir: 45 liradan bugün itibarıyla tam 300 liraya ulaşmış bulunmakta. Yükseköğrenim kredisini başvuran her gencimize tahsis ettiğimiz bilgisini de bu vesileyle sizlerle paylaşmak isterim. Lisans için 300 lira, yüksek lisans için 600 lira, doktora öğrencileri için tam 900 lira olmak üzere burs ve kredilerimizi vermeye devam ediyoruz ve yine burada, geçen yıl ilk defa olarak başlattığımız uygulama doğrultusunda, askerî okul öğrencileri, harp akademileri öğrencileri, polis okulu, polis meslek yüksekokulu ve polis akademisi öğrencilerine de artık yükseköğrenim kredisinden yararlanma imkânını getirmiş bulunuyoruz. Bu yıl itibarıyla, 2.282 askerî okul öğrencisi ve 7.760 polis okulu öğrencisi yükseköğrenim kredisi imkânından yararlanmış bulunmaktadır.

Enflasyona göre artış oranı nedir? 45 liradan 300 liraya çıkarırken, değerli milletvekilleri, on iki yılın kümülatif enflasyon rakamlarıyla kıyaslandığında, aslında 45 liralık rakamda enflasyona paralel artışlar yapılmış olsaydı olması gereken yer aylık 117 lira, aylık 117 lira, enflasyona göre. Enflasyon üstünde devam eden artışlarla bugün bu rakamın ulaştığı yer 300 lira düzeyidir lisans için. Dediğim gibi, yüksek lisans 600, doktora öğrencileri için 900 lira aylık burs veya kredi ödemesi yapılmaktadır. Toplam sayı 1 milyon 450 bin kişidir, burs ve kredilerin toplamı. Yani, ülkemizdeki yaklaşık olarak her 2 üniversite öğrencisinden 1’i devletten ya burs veya yükseköğrenim kredisi almaktadır.

Bu arada, yükseköğrenim kredileriyle ilgili burada çıkardığımız bir kanunla yapmış olduğumuz bir düzenleme: Öğrenci, okulundan mezun olur olmaz değil, mezuniyetinin üzerinden iki yıl geçtikten sonra ve bir işe girmiş olmak kaydıyla kredi geri ödemeleri başlıyor. Genç, mezun oldu, iki yıl geçti, bir işe girmediği takdirde kredi borcunun taksitlerinin geri ödemeleri başlamıyor, dilekçe vermesi hâlinde. Dolayısıyla, bunun da çok özel bir yenilik olduğunu sizlerle paylaşmak isterim.

YGS ve LYS’de ilk 100’e giren 4.081 öğrenci, ayrıca amatör spor dallarından herhangi birinde millîliği bulunan 7.947 öğrenciye bir aylık burs rakamının 3 katı özel burs olarak ödenmektedir. Yine, şehit ve gazilerimizin çocukları, terör nedeniyle köyleri boşaltılanların çocukları, anne ve babası vefat edenler, öğrenimlerini yetiştirme yurdunda sürdürenler, Darüşşafaka Lisesi mezunu olanlar veyahut yüzde 40’ın üzerinde maluliyeti bulunanlara da otomatik olarak burs tahsis edilmektedir.

Bir diğer konu, saygıdeğer milletvekilleri, yurtlarımızın yatak kapasitesi. 2002 senesinde Türkiye’de toplam yurt yatak sayısı 188 bin fakat 1 ve 3 kişilik oda diye bir model yok. Duş, tuvalet, ders çalışma masası, kütüphanesi odanın içinde bazalı sistem, böyle bir model yok. Tamamı ranza, tamamı koğuş olmak üzere 2002 senesinde Türkiye’deki toplam yatak kapasitesi 188 bin. Geçen yaz 25 bin yatak kapasitesinden eksiltmeye gittik ranzaları azaltarak. Toplamda 188 bin rakamından 35 bin eksilttik ranzadan bazaya geçerek; bunu 35 bin eksik olarak düşünmeniz lazım. Bugün itibarıyla geldiğimiz rakam 310.894 yatak düzeyidir.

Kredi ve Yurtlar Kurumunun toplam bütçe büyüklüğü içerisindeki yatırım paylarını da sizlerle paylaşmak istiyorum: Sadece yurt inşaatlarına ayrılan kaynaklar 2002 senesinde 79,5 milyon, 2004’te 79,1 milyon, 2008’de 96 milyon, 2011’de 271 milyon ve şu an görüşmekte olduğumuz bütçe kanunuyla Kredi ve Yurtlar Kurumuna tahsis edilecek olan yatırım kaynağı 664 milyon lira. Ayrıca, 350 milyon lira öz gelir kaynaklarımızdan bu yatırımlara ilave edilecek ve 1 milyar 30 milyon liralık yurt yatırımı gerçekleştireceğiz 2014 yılı yatırım döneminde.

Çok değerli milletvekilleri, bir diğer grafiğimiz şudur: “Yurt yapılmıyor, gereken sayıda yurt yatak kapasitesi artırılmıyor.” diyenlerin görmeleri lazım bunu. Hâlen yatırım programımızda bulunan, resmî yatırım programımızda bulunan inşaatı tamamlanma aşamasında olan, inşaatına devam edilen, yer teslimi aşamasına gelen, ihalesi yapılan veya projesi çizilen 183 yurt projemizin toplam yatak kapasitesi, burada gördüğünüz gibi 123.360 kişi; 310 bin dışında 123.360. İlana çıktığımız, ön kira protokolü doğrultusunda ilana çıktığımız yatak kapasitesi sayısı ise 100.250. Bunların aşama aşama değerlendirmeleri yapılıyor. Çok kısa bir süre içerisinde nihai kararlar verilecek ve ön kira sözleşmeleriyle birlikte protokoller imzalanarak hazır olanlar derhâl teslim alınacak, diğerlerinin inşaatına hızla başlanacak. Toplam hedef yatak kapasitemiz devam eden yatırımdaki projelerimiz, ön kiralamalarla birlikte 534.504 yatak. 2014 yılı Yatırım Programı’yla yatırıma dâhil edilecek olan kapasiteler bunun dışında.

2 yurdumuz yurt dışında var, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 1’i Lefke’de “Bülent Ecevit” adını verdik, “Bülent Ecevit” adıyla Lefke Yurdu hizmetine devam ediyor. Bir diğerini henüz bitirdik Gazimağusa’da. Gazimağusa’daki yurdumuza da “Profesör Doktor Necmettin Erbakan” adını verdik. O yurdumuz da birkaç ay içinde “Necmettin Erbakan” adıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki yükseköğrenim öğrencilerine hizmet vermeye başlayacak.

Yurtlarımızda 318 şehitlerimizin evladı, 1.337 gazilerimizin çocukları, yetiştirme yurdundan gelen 528, burslu uluslararası yabancı öğrenci 5.925, maddi zarureti olduğundan dolayı bize para ödeyemeyen, ücretsiz barınan 7.542 olmak üzere toplam kapasitenin yüzde 5’ine tekabül eden miktarda 15.650 gencimiz ücretsiz olarak barınmaktadır. Az evvel yurtlara yerleşmede “torpil” gibi kavramlardan söz edildi. Değerli milletvekilleri, “yüzde 5’lik Genel Müdür kontenjanı” diye bir uygulama vardı, 1996 senesinden bu yana devam eden. Bu yaz  itibarıyla yüzde 5’lik Genel Müdürlük kontenjanını ortadan kaldırdık. Yerleştirmelerin yüzde 100’ü merkezî sistemin adalet kriterleri doğrultusunda yapılıyor.

Ayrıca, yurtlarımızda barınan her bir gencimize aylık 220 lira düzenli yemek katkısı ödemesi gerçekleştiriyoruz. 2002 senesinde bu katkı günlük 50 kuruştan aylık sadece 10 liraydı. Ayda 220 lira yurtlarımızda kalan gençlerimize yemek katkısı gerçekleştiriyoruz.

Bir diğer konu, sadece binalar, burslar, rakamlar, yüksek miktarda paralar değil gençlerimizin değerler eğitimi, gençlerimizin ülkemizin değerlerini kavraması, içselleştirmesi ve hissetmesi yönünde de yurtlarımızda çok sayıda seminer düzenlenmekte. Bu programlarda da gençlerimizin özgüveni yüksek bireyler olarak geleceğe hazırlanması hedeflenmektedir. Liderlik okulları, kişisel gelişim akademileri, kariyer ve farkındalık seminerlerine bugün kadar katılan gençlerimizin sayısı 184.581’e ulaşmış bulunmaktadır. Ayrıca İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy’u anma geceleri, Çanakkale Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Günü, Kutlu Doğum Haftası gibi etkinliklere katılan gençlerimizin sayısı da  bir hayli yüksek rakamlara ulaşmış bulunmaktadır. İlave, 310 bin gencimize yurtlarımızın tamamında geniş bant, ücretsiz İnternet hizmeti 1 Haziran 2013 tarihinden bu yana verilmektedir. Bunun da bir yıllık maliyeti 100 milyon liraya ulaşmaktadır. 660 bin metre fiberoptik kablo döşemesiyle 23 bin adet access point yerleşimi bütün yurtlarımıza yapılmıştır, bu hizmetlerin bilâbedel gençlerimizin emrine sunulabilmesi amacıyla.

Çok değerli milletvekilleri, az evvel grafikte de ifade ettim, 183 tane yeni yurt inşaatımız var. Bunların vadettiği yatak kapasitesi 123.360 kişi. Şimdi, bunlardan size söz etmek istiyorum. 25 adet yurt inşaatı henüz tamamlandı. Bunlardan bir tanesini, bugün Konya’da 1 bin kişilik bir yurdumuzu Sayın Başbakanımız hizmete açtı. 54 yurdumuz, inşaatı devam aşamasında; 14 yurdumuz, inşaat ihalesi yapılmış, sözleşme aşamasında; 20 yurdumuz, inşaat ihalesi aşamasında; 52 adet yurt projesinin proje çizim çalışmalarına devam ediliyor ve 18 adet yurt yatırım projesinin de kamudan, üniversitelerden, belediyelerden arsa tahsisi bilgilerinin toplanmasına devam ediliyor.

Şöyle hızlıca size bir miktar sayayım. Tamamlananlar: Adana 1.000; Afyon 750, Afyon Şuhut 300, Ankara Çubuk 560, Bingöl 750, Bursa 1.000, Edirne 1.000, Edirne Uzunköprü 500, Elâzığ 1.000, Erzincan 1. Kısım 500, İstanbul Davutpaşa 500, Kahramanmaraş Göksun 300, Kayseri Develi 300, Kırıkkale Keskin 300, Kırşehir Kaman 500, Malatya Arapgir 500, Manisa Gördes 300, Manisa Salihli 500, Mersin 3.500, Muş 1.000, Niğde 500, Ordu Fatsa 500, Van 5 bin, Van Muradiye 750, Yalova 500 olmak üzere 25 noktadaki yurtlarımız tamamlandı.

Şöyle birkaçını size sayayım: İnşaatına devam edilen 54 yurt projesi: Adıyaman 300, Afyonkarahisar Emirdağ 500, Ağrı 750, Ankara Haymana 300, Antalya 1.530, Antalya Korkuteli 300, Ardahan 750, Aydın Nazilli 500, Aydın Kuşadası 480, Balıkesir Bandırma 500, Bayburt 750, Bitlis 1.000, Bolu 500, Burdur 500, Gölhisar 500, Bursa İnegöl 500, Çankırı 1.000, Çorum Osmancık 300, Denizli Honaz 300, Edirne Havsa 300, Gümüşhane 750, Isparta 400, İzmir 300, İzmir Buca 1.000, Kahramanmaraş 960, Kars Sarıkamış 300, Kayseri Pınarbaşı 250, Kırşehir Mucur 300, Konya Akören 300, Konya Hadim 300, Konya Kulu 300, Konya Akşehir 500, Konya Ilgın 300, Konya Karapınar 300, Kütahya Gediz 500, Kütahya Tavşanlı 500, Mardin 750, Milas Muğla 500, Nevşehir 500, Ordu Ünye 500, Samsun 1.000, Samsun Ondokuz Mayıs 400, Sivas 500, Tekirdağ Çorlu 500, Tokat 300, Tokat Zile 300, Erbaa 300, Tokat Turhal 500, Trabzon Akçaabat 650, Van Erciş 600, Yozgat 1.000, Zonguldak Alaplı 480. Allah bereket versin. Bunlar inşaatı devam edenler.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Kız-erkek öğrenci yurtlarını niye ayırdınız ilçe bazında?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Ayrıca ihalesi yapılan sözleşme aşamasında 14 yurt. Saymıyorum, zamanım tükeniyor.

Ayrıca ihale aşamasında olan 20 tane, ayrıca proje aşamasında olan 52 tane, ayrıca arsa tahsisi aşamasında olan 18 tane yurt inşaatımız var.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Yurda gitmeyi zorlaştırdığınızın farkında mısınız kız-erkek öğrenci yurtlarını ilçe bazında ayırdığınız için? Çocuklar okula gidemiyor.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Ona da ayrıca geleceğim.

Ön protokolle kiralama konusunda grafiklerimizi az önce verdim saygıdeğer milletvekilleri. 72 il, 8 ilçe olmak üzere 80 yerleşim yerinde toplam 100.250 yatak kapasitesine tekabül eden miktarda yurt kiralama ilanımızı verdik. Çok kaliteli, nitelikli binalar, projeler, kampüs içlerinde bile çok değerli arsalar geldi, bunların değerlendirmelerini de hızla yapacağız. Geçen hafta itibarıyla 26 bin yatak kapasitesinin uygunluk onayı yönetim kurulumuzdan geçmiş durumda.

Çok değerli milletvekilleri, Kredi ve Yurtlar Kurumu önemli bir kurum. Kredi ve Yurtlar Kurumu üniversite gençliğine hizmet eden bir kurum. Bu yönüyle de bakıldığında elbette ki hizmetlerini aksatmaksızın devam ettirme gayesini, gayretini sürdürdüğümüz bir kurum.

Geçiyorum şimdi Spor Genel Müdürlüğüne.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Ne oldu ilçe bazında kız-erkek öğrenci yurtları?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Spor Genel Müdürlüğümüzün bütçe rakamlarına baktığınız zaman değerli milletvekilleri, 2002 yılında yatırımlar dâhil, memur maaşları dâhil toplam bütçemiz 220 milyon lira, 2013 yılında ulaştığımız rakam 1 milyar 521 milyon lira. Yani 2002’ye göre tam 8 katına varan bir bütçe artışı söz konusu Spor Genel Müdürlüğü bütçesinde.

Çok değerli milletvekilleri, tesisleri tek tek saymaya zamanım yetmeyebilir ama şöyle bir grafikle sizlerle paylaşmak isterim. Bu eserler hepimizin. Cumhuriyetin yurttaşı olan, Türkiye’yi seven, insanımıza hizmet etmekten gurur duyan herkesin bu tablodan dolayı mutlu olması lazım. Şu an Türkiye’de devam eden spor yatırımlarının adedi 789, 2002 senesinde ihalesi yapılabilen spor yatırımlarının sayısı sadece 5 tane idi. 2002 senesinde Spor Genel Müdürlüğünün toplam yatırım bütçesi 65 milyon liraydı, bunun da yüzde 50’sini kullanabildiler, 30 milyon lirada kalabildiler. Bugün Spor Genel Müdürlüğünün yatırımlarının toplam rakamsal büyüklüğü 1,8 milyar lira.

(BDP sıralarından ve HDP’li bir grup milletvekili tarafından döviz gösterilmesi)

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – 21 tane atletizm pisti, 25 tane stadyum, 48 tane yüzme havuzu, 80 tane tenis kortu, jimnastik ve diğer spor tesisleri, 155 adet gençlik merkezi -müstakil binalar bunlar- 193 il veya ilçemizde spor salonları; 267 tane sentetik çim yüzeyli, soyunma odaları, tribünleri, gece aydınlatmaları olan futbol sahaları; toplam 789 tane spor tesisinin inşaatına devam ediyoruz canla başla.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, bunlara biraz şöyle temas etmek istiyorum: Akdeniz Oyunları’nın ayrıntılarına girmeyeceğim. Şu grafik üzerinden gittikten sonra, stadyumlar… Stadyumlar bizim merkezî bütçemizin, yani bu kanunla, kanun kabul edildiğinde alacağımız ödeneğin dışında bütçelendirilen işler. Gayrimenkul takas yöntemiyle stadyumların yapımını gerçekleştiriyoruz, onlarla da ilgili size şimdi ayrıntılı bilgi vereceğim.

Daha önce de ifade etmiştim, 1994-2002 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapan hükûmetler sekiz senede sadece 1 tane stadyum yapabildiler, İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadı. Atatürk Olimpiyat Stadı borçla yapıldı, Hazine garantili kredi kullanıldı. Bugün İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu olarak bizler İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nın Hazineye olan borçlarını hâlâ ödemeye devam ediyoruz. Bunun da sizler tarafından bilinmesinde, değerli milletvekilleri, çok çok büyük fayda olduğu kanaatindeyim. Sekiz senede 1 stat, o da 12’nci senesinde hâlâ borçları ödenen bir stat ve İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nı gerçek ve modern bir stadyuma dönüştürebilmek için en az yeniden bir stadyum parası kadar daha para harcamak lazım. İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadı’nın güzel olan tek tarafı var, o da adının “Atatürk” olması ama inşallah, stadyumu adına yakışan bir proje hâline getireceğiz.

Adana Stadyumu, 33 bin kişilik, yüzde 3 inşaat düzeyinde, ihalesi yapıldı. Afyonkarahisar Stadyumu yüzde 85 inşaat düzeyinde. Ankara, ihale aşamasında, kuruldan yeni geçti arsa onayımız. Antalya Stadyumu yüzde 13 inşaat düzeyinde fakat maalesef, hâlâ yerel makamlardan ruhsatını alabilmiş değiliz. Batman, 30 Aralık 2013 tarihinde yani bu ayın son günü ihale edilecek. Diyarbakır Stadı, 30 Ocak 2014 tarihinde, yeni yılın birinci ayının otuzuncu günü ihale edilecek. Eskişehir Stadı yüzde 11 inşaat düzeyinde, Gaziantep Stadı yüzde 10 inşaat düzeyinde. Hatay Stadı’nın ihalesi 14 Kasım 2013 tarihinde yapıldı, yer teslimine devam ediliyor. İzmir’de biri Karşıyaka, diğeri Göztepe’de olmak üzere iki yeni stadyum yapacağız. Karşıyaka Stadı’nın ihale tarihi 28 Ocak 2014, Göztepe Stadı’nın ihale tarihi  29 Ocak 2014.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Bakan, TOKİ mi yapacak, siz mi yapacaksınız?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Kocaeli Stadı 33 bin kişilik olacak, ihalesi yapıldı, yer teslimi yapıldı. Malatya Stadı, inşaatına devam ediliyor, yüzde 25 düzeyinde. Mersin Stadı, Akdeniz Oyunları için yaptık, geçen yılın haziran 20’si itibarıyla teslim aldık ve kullandık. Sakarya Stadyumu, inşaatına başlandı, ihalesi doğal olarak yapıldı, yüzde 5 inşaat düzeyinde. Samsun Stadyumu yüzde 15 inşaat düzeyinde, fiziki gerçekleşme olarak. Sivas Stadyumu 25 bin kişilik ekolojik bir stadyum, yüzde 25 inşaat düzeyinde ve Trabzon Akyazı Stadyumu, 40 bin kişi olarak ihale ettik fakat Trabzon’un fetih tarihi olmasından dolayı kamuoyundan gelen talep üzerine 41.461 kişilik stadyum olarak Trabzon Akyazı Projesi’ne devam ediyoruz. Konya’da Büyükşehir Belediyesiyle, Bursa’da Büyükşehir Belediyesiyle, Çorum’da yine il Belediyesiyle stadyumlar yapacağız. Konya Belediyesiyle yapmakta olduğumuz stadyum yüzde 50 fiziki gerçekleşme düzeyinde, Bursa da yüzde 70 fiziki gerçekleşme düzeyinde. Rize Stadyumu, Rize Yatırım AŞ tarafından tamamlandı ve teslim edildi, bunları geçiyorum.

Değerli milletvekilleri, 151 ilçe ve 42 ilimizde spor salonları yapıyoruz. Demin olduğu gibi tek tek saymaya kalkarsam kalan beş dakikalık süremi tüketmiş olurum. Tek tek sayamıyorum ama kısaca atlayarak birkaç ilimizden bahsedeyim. Adıyaman: Merkez ilçe, Gerger; Afyonkarahisar: Merkez ilçe ve Bayat, spor salonu yapılan yerler. Ağrı: Tutak ve Diyadin; Çanakkale: Biga ve Ayvacık; Çankırı: Merkez ilçe; Çorum: Kargı; Denizli: Babadağ; Diyarbakır: Merkez -merkezdekini bitirdik- 5 bin kişilik, Bismil, Çınar, Dicle; Düzce’de merkez ve Cumayeri; Erzurum’da Uzundere; Eskişehir’de merkez ve Beylikova. Atlayarak gidiyorum bunları. Ordu’da Korgan ve Ünye; Uşak’ta Kalfa Korusu Spor Salonu; Van’da merkez, 5 bin kişilik inşaatı devam ediyor. Olimpiyat şampiyonu Vanlı tekvandocumuz Nur Tatar adına, Van 5 bin kişilik spor salonunu inşa ediyoruz. Yozgat’ta Saraykent, Çayıralan; Sinop’ta merkezde; Sivas’ta merkez, Kangal ve Koyulhisar’da; Şanlıurfa’da merkezde 5 bin kişilik spor salonunu bitirdik. Ayrıca Harran’da spor salonu inşaatına devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de 46 ilimizde olimpik veya yarı olimpik kapalı yüzme havuzu olmadığını tespit ettik. Bunların bazıları depreme dayanıksızlığı nedeniyle -Siirt örneğinde olduğu gibi- yıkılması gerekenler, bazı illerimizde hiç yok. 46 ilimiz, bunları size hızla sayıyorum. 46 ilimizde olimpik veya yarı olimpik kapalı yüzme havuzlarının inşaatına devam ediyoruz. Aksaray tamamlandı, Amasya bitmek üzere, Ankara, Antalya proje aşamasında, Artvin, Aydın, Bartın… Aydın’da ihalesini yaptık, belediye tarafından inşaat mühürlendiği için ilçelerden birine kaydırıyoruz, onu hemen ifade edeyim. Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Düzce, Edirne Keşan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Iğdır, Hakkâri, Karabük, Kars, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Mardin, Mersin tamamlandı. Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu tamamlandı. Osmaniye, Rize tamamlandı. Samsun Bafra, Siirt, Sinop, Şırnak, Trabzon Of, Tunceli, Uşak, Van tamamlandı ve açtık. Yalova tamamlanmak üzere. Yozgat ve Zonguldak’ta da 46 ilimize 46 tane olimpik veya yarı olimpik yüzme havuzunun yapımını ya tamamladık ya inşaatına devam ediyoruz ya da bir 5-10 tanesinin ihale sürecindeyiz.

Gelelim lisanslı sporcu sayılarına. Sadece inşaat değil, bina değil, tesis değil; tesisleşme ve sporcu gelişimini birlikte, paralel değerlendirmek lazım. İnsana yapılan yatırım bunların hepsi. İnsanların bundan yararlanarak nerelerden nereye geldiğini de bu arada görmek lazım.

Biraz daha geriye çıkayım herkes görsün. 2002 senesinde Cumhuriyet Türkiyesi’nin toplam lisanslı sporcu sayısı 278 bin 47. 2002’deki toplam lisanslı sporcu sayımız 278 bin 47. 2013, bugün itibarıyla Türkiye’deki toplam lisanslı sporcu sayımız 4 milyon 760 bin 326. 278 bin 47 nerede, 4 milyon 760 bin 326 rakamı nerede! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Dopingciler nerede, dopingciler!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, tabii, bir diğer konu, bu kadar gençlikle ilgili yatırımlar yaparken, bu kadar gençlik projeleri yürütürken, şu an tam 125 tane gençlik temelli tarih, doğa, kültür, medeniyet, değerler eğitimi; Sarıkamış, Malazgirt, Dumlupınar, Çanakkale, Türkiye’nin dört bir tarafına, ecdadın ruhunu yeri geldiğinde Fatihalarla yâd eden, yeri geldiğinde tarih ve medeniyet birikimimizi hatıralara sunuveren programlar gerçekleştiriyoruz.

2002 senesinde gençlik programlarımızın tamamına katılan gençlerimizin toplam sayısı 47.100 kişi, 2013 senesinde gençlik programlarımıza katılan gençlerimizin sayısı 2 milyon 410 bin 910 kişi; hamdolsun. Nereden nereye geldik ve inşallah çok daha iyi şeyler olacak.

Kız-erkek kampların ayrılmasıyla ilgili itirazlar vardı. Hemen ifade edeyim: 2002 senesinde toplam projelere katılan gençlerimizin sayısı 47 bin; 47 binin yüzde 30’u kızlar, yüzde 70’i erkekler. Kız-erkek kamplarında doğa kamplarını, deniz kamplarını, dağ kamplarını, izcilik kamplarını ayırdıktan sonra kamplara katılan gençlerimizin sayısı 47 binden 2 milyon 410 bine ulaştı; ayrıca, kamplara katılan kızlarımızın oranı da yüzde 30’lardan yüzde 49 rakamına ulaştı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Gençlerimiz öyle istiyor, ne yapalım?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Demek ki, toplum bu işe bu anlamda destek veriyor.

Çok saygıdeğer milletvekilleri -zaman tabii yetmiyor- Türkiye Cumhuriyeti devlet tarihinin 2. Gençlik Şûrası’nı 2012 yılında gerçekleştirdik. Gençlik araştırmaları üzerine bilimsel yayınları istifledik, arşivledik, bilimsel çalışmalara bütün faaliyetlerimizle yön verdik ve yine ulusal gençlik ve spor politika belgesini oluşturduk.

Az evvel bir sayın milletvekili şöyle bir ifade kullandı -aslında zamanımı o konuyla tüketmek istemem ama- dedi ki: “Sayın Bakanın haberi yok, yönettiği Bakanlıktan da haberi yok. Ju Jitsu Federasyonu Başkanı Özaktı tutuklanmış, neden? Hesabını ver.” Değerli milletvekilleri, Ju Jitsu diye bir spor federasyonu yok. Spordan çok anladığını zanneden milletvekili aslında spordan anlamıyor, anlamadığını da bu şekilde belgelemiş oluyor. Adında federasyon olan her şey Gençlik ve Spor Bakanlığıyla ilintili ve ilişkili değildir. Mesela, Türkiye'de Bakkallar ve Bayiler Federasyonu diye bir federasyon var, benimle alakası yok; mesela, Türkiye'de Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu diye bir federasyon var, onun da bizimle ve Bakanlığımızla alakası yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Acil 112’ler bağlı mı acaba!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Bu Ju Jitsu Federasyonu neyse bilmiyorum, bunun da Gençlik ve Spor Bakanlığıyla alakası yok, bu muhtemelen bir dernek. Sayın Milletvekilimiz bu anlamda anlaşılıyor ki yanıltılmış.

OKTAY VURAL (İzmir) – Acil 112’ler nereye bağlı!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Çok saygıdeğer milletvekilleri, emek verdiniz, katkı sağladınız, milletimiz için gayret sarf ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gençlik Spor Bakanlığına mı!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Emeğinize, heyecanınıza, hissiyatınıza layık olmaya gayret ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Acil 112’ler Gençlik Spor Bakanlığına mı bağlı!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, seni kimse dinlemiyor, herkes telefonlarda başka işle meşgul.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Gençlik ve Spor Bakanlığının ve bağlı kuruluşlarının 2014 yılı mali bütçesinin milletimiz ve gençlerimiz için hayırlı uğurlu olması temennisiyle sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan, acil 112’ler Sağlık Bakanlığına mı Gençlik Spor Bakanlığına mı bağlı, onu çıkartamadım ben!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kılıç.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Terör meselesinde bir iki kelam etmediniz ya, ben de sizden farklı bir beklenti içindeydim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Kız-erkek öğrenci yurtlarına gelemediniz bir türlü.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Gençler onu istiyormuş, öyle anlaşıldı.

BAŞKAN – Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Maliye Bakanı bu kadar operasyonların olduğu bir dönemde neyin hesabını verecek, hangi gelirin hesabını verebilecek? Kevgire dönmüş, rantlar uçuşuyor havada.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Şimşek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Müsaade ederseniz, bu konuşmamda, Maliye Bakanlığındaki gelişmelerden çok, değerli milletvekili arkadaşlarımızın yaptıkları eleştiri, tespit ve değerlendirmeler hakkında ben de görüşlerimi sizlerle paylaşmayı daha faydalı buluyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Arkadaşlar telefondan son gelişmeleri okuyorlar, dinlemiyorlar.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, önemli eleştirilerden bir tanesi Sayıştayla ilgili eleştirilerdir. Ben hem Plan Bütçe Komisyonunda hem de Genel Kurula sunuş konuşmamda açık ve net olarak ifade ettim. Sayıştay denetimi çok önemlidir. Sayıştay denetimi, özellikle biz yani kamu idarecileri açısından dış denetim olarak yol gösterici olması anlamında büyük değer katan bir denetimdir ve dolayısıyla, Sayıştay denetiminin kaliteli ve kapsamlı bir şekilde yapılması ülkemizin faydasınadır. Burada birtakım sıkıntılar yaşandı fakat müsaade ederseniz şunu söyleyeyim: Harcama denetimi anlamında en ufak bir eksiklik yok. Biz Sayıştaya Maliye Bakanlığı olarak 25 milyon kaydı elektronik ortamda verdik, muhasebe birimlerimizde bu kayıtların bütün bilgi, belgelerini hazır tuttuk. Dolayısıyla, harcama denetimi yapılması gereken yerde yapılmıştır.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisine Sayıştay tarafından 4 rapor sunulmuştur: Genel uygunluk bildirimi, dış denetim genel değerlendirme raporu, faaliyet genel değerlendirme raporu, mali istatistikler değerlendirme raporu. Bu raporların tamamı Sayıştay tarafından Meclisimize sunulmuştur ve bunlarda -iddia edildiği gibi- fikir, görüş vermeme hususu da yaşanmamıştır.

Peki, sorun nereden kaynaklanıyor? Sorun, kamu idareleri bazında mali tablo denetiminden kaynaklanıyor. Burada da sorun şuradan kaynaklanıyor: Türkiye’de borçlanmayı hazine yapar. Borçlanmayı hazine yaparken idarelerin kodunu girerek yapmaz yani bütçe açığına, kamunun genel borçlanma ihtiyacına binaen hazine borçlanma yapar. Gelirleri kurumlar toplamaz. Gelirlerin tamamını Maliye Bakanlığı, işte, Gelir İdaresi toplar. Dolayısıyla, mesela mülkler. Bakanlıkların mülkiyet sahibi olması söz konusu değildir. Mülklerin tamamı, işte, hazine mülküdür, Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğü tarafından yönetilir ama kamu kurumlarına tahsis edilir.

Şimdi, idareler bazında mali tablo denetimi dediğimiz denetim şudur: İdareler bazında, bizim, bilanço, mizan vesaire gibi tabloları üretip vermemizdir. Biz bu işin başından beri Sayıştaya dedik ki: Mevcut devlet yapısıyla bizim sizlere anlamlı, tutarlı, bu türden rapor üretmemiz mümkün değil. Çünkü hazine borçlanıyor, Maliye gelir topluyor, Maliye, Millî Emlak, işte, hazine mülklerini yönetiyor. Dolayısıyla, idareler bazında bir tek yapılmayan bu mali tablo denetimi buradan kaynaklanıyor.

Şimdi bu problemi çözmemiz lazım. Bu problemi çözmek için Sayıştayla birlikte ortak bir komisyon kurduk ve bu komisyon şimdi bakacak, eğer Sayıştayın Yönetmeliği çerçevesinde bundan sonra denetim yapılması konusunda karar çıkarsa, biz oturacağız, buna göre kanun yani her türlü mevzuat değişikliğine gideceğiz veya sistem değişikliğine gideceğiz ve bunu mümkün kılacak ne gerekiyorsa yapacağız ama olur da Sayıştay, idare bazında bu mevcut sistemle mali rapor üretilmesi yani bilanço, mizan vesaire üretilmesi noktasında diğer ülke uygulamalarına paralel olarak -bunun istisnaları var, Avustralya, İngiltere gibi birkaç istisna var- “Bu raporlara artık ihtiyaç yoktur, ben zaten diğer bütün denetimleri yapıyorum.” derse de zaten o zaman da ona göre yönetmelik değiştirilir.

Yani özetle, bu çalışma grubu, bu komisyon ne karar verirse o çerçevede gereğini yapacağız.

Şimdi, diğer önemli bir eleştiri, Sayıştay raporlarıyla ilgili olarak, denildi ki mesela: “Sayıştay denetim raporlarında yer alan bulguların tamamı nihai raporda yer almıyor. Yani Meclise gönderilen rapordaki tespitler, eleştiriler vesaire, bunlar niye ham rapordan olduğu gibi Meclise gelen raporlarda yok?”

Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayıştay Kanunu’nun 38’inci maddesi ve Denetim Rehberi uyarınca Sayıştayca hazırlanan ön raporlar birer taslak denetim raporudur. Bunlar idareye gönderiliyor. İdare otuz gün içerisinde cevap veriyor. Örneğin Maliye Bakanlığının raporu yazıldı. Maliye Bakanlığıyla ilgili olarak, bakın, “Denetim yapılmadı.” deniyor, Maliye Bakanlığıyla ilgili denetim yapıldı; Maliye Bakanlığıyla ilgili olarak 35 tane eleştiri, tespit var. Demek ki denetim yapıldı.

Peki, nihai yani Meclisimize gelen raporda niye 15 tane bulgu var, niye 15 tane tespit var da 35’i yok? Şundan dolayı: Şimdi, bu raporları -bunlar ham rapor- Maliye Bakanlığına gönderdiler. Maliye Bakanlığı otuz gün içerisinde cevaplar verdi. Bu cevapların bir kısmı tatmin edici bulundu veya düzeltici işlem yapıldı. Mesela, hatalı bir uygulamamız varsa hemen düzeltmişiz, dolayısıyla raporlamaya gerek kalmamış veya idare… Onların hepsi var arkadaşlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İnanıyor musunuz buna?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bu arada şunu da söyleyeyim: Maliye Bakanlığıyla ilgili ham denetim raporundaki 35 tespitin tamamını sizinle paylaşacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Var zaten, onları açıkladık.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bizde var zaten, paylaşmanıza gerek yok.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Yani, ben arkadaşlara söyledim, o tespitleri, bizim cevapları… Yani bizim hiç gizli saklımız yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Var zaten elimizde.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – E, tamam, varsa o zaman sorun yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan ama…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama siz niye göndermiyorsunuz?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Ama müsaade edin, ben konuşayım. Bak, şimdi, karşılıklı konuşursak…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama doğruyu, gerçekleri söyleyelim Sayın Bakan. Siz Maliye Bakanısınız.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Sayın Erdoğdu, ben sizi dinledim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam ama burada oturuyorum.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Lütfen, bir bitireyim yani bakın çünkü karşılıklı konuşursak konuşmamı yapamam ve bakın, dikkat edin, ben “Maliye şunu yaptı bunu yaptı.” demiyorum. Burada yapılan eleştirilere sadece cevap vereceğim. Niye? Siz bunu hak ediyorsunuz. Ben sizin eleştirilerinize cevap vereceğim ama müsaade edin bitireyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama Sayın Bakan, operasyonlar onu göstermiyor.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar…

OKTAY VURAL (İzmir) – Operasyonlar birçok şeyin olduğunu gösteriyor.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, özetle şunu anlatmaya çalışıyorum: Ham raporla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan raporlar arasındaki farklılıkların temelinde; bir, o raporlar buraya gelmeden önce yapılmış ve dolayısıyla işlevselliğini yitirmiş tespitler Sayıştayın tabii ki takdirinde olan bir konu olarak konulmamış veya…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Gel bir araştırma komisyonu kuralım, gel!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, oradan…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Araştırma komisyonu kuralım.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Öyle bir usul yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ham raporla ham yapmak aynı şey mi!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, ikinci önemli…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, milyarlarca liralık vergi yolsuzluğu çıkarılabilir bir tespit değildir, rica ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dinleyiniz lütfen.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Özetle şöyle: Sayıştay denetimini yapmıştır. Sayıştay denetim yapmasaydı bu kadar tetkikte bulunamazdı. Sayıştayın tespit yapabilmesi için bütün kayıt, bilgi, belge ve raporlar verilmiştir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, uzlaşma tutanakları verildi mi Sayıştaya?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Hatta üretilmesi anlamlı olmayan kurumlar bazında mizan dahi üretilip verilmiştir ama tabii ki istenilen formatta olmadığı için görüş vermemiştir.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Gel hep beraber yapalım, siz de biz de.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, gelelim ikinci konuya. Kamu İhale Kurumuyla ilgili eleştiriler yapıldı, istisnalar konusu gündeme getirildi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sakın yüzde 7,5 demeyin, yüzde 30’u yüzde 7,5 yapmayın.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, 2012 yılında mevcut bütün istisnalar çerçevesinde yapılan kamu alımlarının toplam alımlara oranı yüzde 7,6.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu  doğru değil ama Sayın Bakan.  Avrupa Birliği raporu bile yüzde 30 diyor.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Türkiye’de 2012 yılında 94,4 milyar liralık ihale yapılmış. Bunun 7,2 milyar lirası istisna ve kapsam dışı alımlardan oluşmaktadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, bu bilgi doğru değil. Yakışmıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Doğrudan devri ne kadar?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İstisna sadece 3/g diyorsunuz, pazarlık usulü…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, kanunun yürürlüğe girdiği 1/1/2003 tarihinden önce var olan yedi istisnanın ki bunlar KİT’lerle ilgilidir…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, istisna sadece 3’üncü madde değildir.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) –…2012 yılı itibarıyla değeri 7,2 milyar liradır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, Avrupa Birliği yüzde 30 diyor Sayın Bakan, lütfen ya!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Ve bütün istisnalar içerisindeki payı yüzde 87’dir. Yani, 2003 yılından önce var olan istisnalar, bugün devam eden istisnalar, bugün istisnaların yüzde 87’sini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, AK PARTİ iktidarı döneminde ilave edilen istisnaların toplam tutarı 2012 yılı için 900 milyon lira civarındadır yani yüzde 1 civarındadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu rakam doğru değil.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Kanunun “İstisnalar” başlıklı maddesinde yer alan bent sayısı çoktur, doğrudur, birçok değişiklik yapmıştır. Benim şahsi görüşüm şu: Avrupa Birliği mevzuatı neyse biz aynı mevzuatı, aynı istisnaları, aynı eşit değerleri getirelim, bütün istisnaları da kaldıralım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Neden yapmıyorsun?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Benim tercihim bu yönde ve bu yönde de şu anda çalışma yaptırıyorum.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Gel, bir araştırma komisyonu kuralım Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Ve şu anda bu yönde de çalıştırma yaptırıyorum, şu anda Kamu İhale Kurumu bütün kanunu bu çerçevede gözden geçiriyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yedi yıldır bu çalışma hazır, bürokraside Sayın Bakan, biz yazdık, kendimiz çalışırken.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Araştırma komisyonu kuralım, gel ya!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, “İstisnalar” başlığı altında yapılan alımların yüzde 95,57’si kamu teşebbüslerinin ticari faaliyetlerle ilgili alımları, savunma, güvenlikle ilgili alımlar, AR-GE’yle ilgili faaliyetlerden oluşmaktadır ve bunların çoğu Avrupa Birliğinde zaten istisnadır. Dolayısıyla, aslında burada istisna, bu kanunlara, bu düzenlemelere de gerek yoktur ve o nedenle de düzeltilmelidir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu da doğru değil, Avrupa Birliğinde sivil toplum örgütleri de kamu ihale kanununa tabidir.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Öte yandan, alımların istisna kapsamında olması herhangi bir düzenlemeye bağlı olmaksızın alımların yapılabileceği anlamına gelmiyor. İstisna kapsamındaki alımlar da kurallara tabidir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Evet ve kanunidir kökenleri.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, bu kuralların usul ve esasları idarece hazırlanır, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu, Sayıştayın görüşleri alınarak yürürlüğe konulur. Bunların hepsi denetime tabidir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Doğru değil, sektörler kanunu...

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, uzlaşma müessesesi… Uzlaşma müessesi, 1961 yılından beri Türkiye’de devam eden bir uygulamadır. Bu müessesenin amacı nedir? Müessesenin amacı, ikmalen, resen veya idarece tarh edilen vergi veya kesilen cezalarda dava yoluna başvurmaksızın vergi idaresiyle mükellefin anlaşması suretiyle vergi alacağının bir an önce hazineye intikal etmesini sağlamaktır. Bunu ben söylemiyorum, kanun çıkartılırken böyle yazılmış. Uzlaşma komisyonlarının tahakkuk etmiş vergi borcunu indirmek ya da sıfırlamak gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Tarhiyat sonrası uzlaşmayla ilgili usul ve esaslar ta 1999 yılında bir yönetmelikle çıkarılmış ve Resmî Gazete’de yayımlanmış.

Şimdi, burada, bu uzlaşma müessesinde, yazılan inceleme raporunun ilgili mevzuata uygun olup olmadığı… Geçmişte gördük, Maliye Bakanlığı tarafından çıkartılan sirküler, tebliğ ve özelgelere aykırı raporlar yazıldığını biliyoruz, mahkemelerden bunların döndüğünü biliyoruz. 2009’a kadar da bu geçerliydi. 2009 yılında bir kanun çıkarttık, mükellefi korumak için bir kanun çıkarttık.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakanım, hep büyük patronların lehine midir? O zaman niye küçük esnafa yüzde 90 yazdınız cezayı?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Geleceğim ben onlara.

Şimdi, raporda maddi hatanın olup olmadığı, mevzuata uygun olup olmadığı, idarenin bu konudaki uygulamaları, görüşü, olayın yeterince delillendirilip delillendirilmediği, tarhiyatın yargı mercilerinde söz konusu yapılması hâlinde kaybedilip kaybedilmeyeceği gibi yönetmelikte çok açık bir şekilde bunların dikkate alınacağını söylüyor. Bu çerçevede, her bir rapor, yukarıdaki hususlar dikkate alınarak tabii ki değerlendiriliyor.

Şimdi, Sayın Erdoğdu buradalar, çok teşekkür ediyorum geldikleri için.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Rica ederim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Hassasiyeti için de teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Gündeme birkaç şey getirdiler ama bir müsaade etsin, nezaket göstersin, ben bitireyim ondan sonra, tekrar, müdahalesi varsa konuşsun çünkü on dakikam var.

Şimdi, Sayıştay denetçileri vergi uzlaşma tutanaklarını istediler, doğrudur. Sayıştay denetçileri Merkezî Uzlaşma Komisyonu, Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu ve Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Uzlaşma Komisyonunda da incelemelerde bulundular. Dolayısıyla, birinci soruya evet.

Şimdi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 5’inci maddesi gereğince, kimlere mahrem bilgilerin verilebileceği, bu mahrem bilgilerin yayınlanması hâlinde, vergi mahremiyeti ihlali hâlinde yani ne tür yükümlülükler olacağı açık ve net bir şekilde kanunlarda ifade edilmiştir. Şimdi, Gelir İdaresi…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, verginin aleniyeti de vardır, değil mi?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın, müdahale etmeyin dedim. Yani böyle bir usul yok, yani lütfen... Ben size saygı gösteriyorum, sorunuza cevap veriyorum. Gelip burada Maliye Bakanlığının yaptığı şeyleri anlatabilirdim. Size saygı gösterdiğim için anlatıyorum ama böyle bir şey yok ki arkadaşlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, ben de size saygı gösteriyorum. Vergi aleniyetinden de bahsediliyor. Ben nezaketsizlik etmedim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, ama, bakın, müdahale ediyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu Meclisin…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bizden bu tutanaklar istenmiştir. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı -benim bir bilgim dahi olmamıştır, “Bakan engelledi.” diyor, benim haberim dahi olmadı böyle bir talepten çünkü idareden talep edilmiş- idare de demiş ki: “Vergi mahremiyeti nedeniyle biz bunu veremeyiz, verirsek suç olur.” Ama kendilerine, toplulaştırılmış hâlde, uzlaşmaya konu tutarlar, uzlaşma sonucu tutarlar, uzlaşılmayan tutarların bilgisi verilmiştir Sayıştaya. Az önce sordum: “Uzlaşmalarda, küçük ölçekli, büyük ölçekli mükellef ayrımı yapılıyor mu? Bu yönde istatistikler üretiliyor mu? Sayın Erdoğdu’nun ortaya koyduğu yüzde 90, yüzde 10 anlamında bir istatistik var mı?” Arkadaşlar “Yok öyle bir şey.” diyorlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayıştay raporu var.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bu çerçevede tutulan istatistik yok. Dolayısıyla eşitlik ilkesine bir aykırılık söz konusuysa ben gereğini yaparım.

Benim 3 tane önerim var bu konuda yüce Meclisimize:

1) Gelecek sene Vergi Usul Kanunu’nu buraya getireceğim. Uzun bir süreden sonra Vergi Usul Kanunu’nu gözden geçiriyoruz.

Gelin, hep beraber eğer bu konunun, uzlaşma müessesesinin kaldırılmasına sizler inanıyorsanız ben Bakan olarak dünden razıyım. Bakın, Bakan olarak ben uzlaşma müessesesinin kaldırılmasından yanayım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Seneye Hükûmet olmayacak ki efendim.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – 2) Peki, “Bunu kaldırmayalım, Sayıştaya bu bilgilerin verilmesinin önünü açalım.” diyorsanız onu da açalım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Zaten açık, vermiyorsunuz. Onun önü açık.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla)- Peki. “Vergi mahremiyetini kaldıralım.” diyorsanız vergi mahremiyetini de kaldıralım.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Usulü niye yapmıyorsunuz?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Çünkü ben Kuzey Avrupa ülkeleri gibi Türkiye’de herkesin şeffaf olması gerektiğine…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Dışarıya açık değil, Sayıştaya açık.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - …kimin ne kadar vergi vermesi gerekiyorsa her şeyin ortaya çıkmasını istiyorum. Benim o açıdan en ufak bir tereddüdüm yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Rant lobilerini de açıklayın. Hodri meydan!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayıştay denetim kurumu.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyiniz.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, diyelim ki, şimdi, Sayın Erdoğdu dedi ki: “Elimde bir tane 4 sayfalık ihbar mektubu var.” Ben, Sayın Erdoğdu’yu davet ediyorum, lütfen bunu savcılarımızla paylaşın.

Kim, nerede, ne hata yapıyorsa onun sonuçlarına katlanır.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kurun bir araştırma komisyonu, verdik önergeyi.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Açık ve net olarak altını çiziyorum, elinizde bir ihbar mektubu, ilave bir bilgi varsa mutlaka iletin.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakan, önergemizi verdik, araştırma önergesi.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın Erdoğdu bana dedi ki: “Ben randevu istedim, Bakan Yardımcısına yönlendirdiniz.” Kayıtlara baktım, 2012 Eylül ayında bir günde sadece Sayın Erdoğdu beni telefonla aramış, ben o gün seyahatteydim, arkadaşlar demişler ki: “Milletvekilleri aradığında Bakan Yardımcısına yönlendiriyoruz.” Bakan Yardımcımla, anladığım kadarıyla, birkaç kez görüşmüşsünüz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakanım, öyle değil ama ya! Aşk olsun!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakan Yardımcımla görüştüğünüz zaman, sadece ve sadece Kamu İhale Kurumundan bilgi talebinizi gündeme getirdiğiniz bana iletildi.

Şimdi, Kamu İhale Kurumuna sordum, hatta söyledim, dedim ki: “Bu bilgilerin tamamını verelim.” Dediler ki: “Biz 2011 yılında 2 CD olarak, 2003-2011’in bütün rakamlarını verdik fakat 2011’den sonra, EKAP kapsamında bütün bilgileri artık İnternet’ten yayınlıyoruz.” Dolayısıyla, tekrar bütün gelen bu talepleri biz artık İnternet’e yönlendiriyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beraber İnternet’e girelim, bakalım var mı?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Ben dedim ki: “Yine de Sayın Erdoğdu’ya niye vermediniz.” “Sayın Erdoğdu dedi ki telefonda –Kamu İhale Kurumu Başkanımız söylüyor- bu talebinin akademik bir çalışmayla ilgili olduğunu, ekonometrik bir modelde kullanmak için bu bilgileri CD ortamında istediğini söyledi.” Şimdi, değerli arkadaşım, akademik bir çalışma için Kamu İhale Kurumunun web sitesinde var olan bilgileri Kamu İhale Kurumunun zamanını harcatarak…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, yok, yok.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – “Var.” diyorlar arkadaşlarımız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Arkadaşlarınız doğru söylemiyor, ben ne yapayım ya!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, EKAP’ta yılda 150 bin civarında ihale yapılıyor, 200 bin civarında sözleşme bilgisi var. Dolayısıyla, bu konu da çok açık ve net.

Şimdi, beş dakikam var. Bana dediler ki: “Mükellef sayılarında azalma var.” Mükellef sayılarında… Arkadaşlar, 2004 yılında bir kanun çıkartmışız, resen terkinin önünü açmışız. Resen terkini dikkate alırsanız, yani aslında, fiilen daha önce işletmesini kapatıp faaliyeti sonlandıran şirketleri dikkate alırsanız… Bakın, size rakamlar vereyim: Gelir vergisi mükellef sayısı yüzde 23,5 artmış, kurumlar vergisi mükellef sayısı yüzde 116 artmış, gelir vergisi mükellef sayısı yüzde 315 artmış, gelir stopaj vergi mükellef sayısı yüzde 66,5 artmış, katma değer vergisi yüzde 0,4 artmış, yani artmamış, basit usulde ticari kazançta ise mükellef sayısında yüzde 10’luk bir düşüş var.

Değerli arkadaşlar, yine, sürekli eleştirilen önemli konulardan bir tanesi dolaylı vergilerdir, dolaylı-dolaysız vergi dengesidir. Değerli arkadaşlar, OECD tanımını kullanırsak, uluslararası tanımı kullanırsak, 2002 yılında dolaysız vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı yüzde 52,7; dolaylı vergilerin payı yüzde 47,3 yani dolaylı vergilerin payı 2002 yılında yüzde 47. Şimdi, gelelim 2013 yılı rakamlarına: OECD sınıflamasına göre, dolaylı vergi oranı yüzde 46,1’e düşmüş, doğrudan vergi oranı yüzde 53,9’a çıkmış. Peki, Türkiye’de dolaylı vergilerin düzeyi yüksek mi? Birkaç alanda yüksek ama toplam dolaylı vergilerin millî gelire oranı yüzde 12,6; Avrupa Birliği ortalaması yüzde 13,4. Yani Avrupa Birliği ortalamasına oranla dolaylı vergiler daha düşük…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Toplam vergilere bak, toplam vergilere!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …ama OECD ortalaması yüzde 11, OECD ortalamasına göre de biraz yüksek.

Bizim sorunumuz, doğrudan vergilerin düşük olması.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Nüfusun üçte 1’i yoksulluk sınırının altında!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bunu düzeltmek için de gelir vergisi reform tasarısını Meclise getirdim.

Ben, getirir getirmez çok değerli muhalefetin grup başkan vekillerini ziyaret ettim, “Ne olur, şu Meclis kapanmadan ve biz bütçe dönemine girmeden şunu komisyondan çıkartalım.” dedim. Çok teşekkür ediyorum, anlayış gösterdiler ama gerçekleşmedi.

Ben hâlâ diyorum buradan, gelin, şu gelir vergisi reformunu yapalım. Mükemmel bir şey değil, ama mükemmel olmamasına rağmen, verginin tabana yayılması, beyanname sisteminin yaygınlaşması, istisnaların, imtiyazların azaltılmasına yönelik çok önemli bir adımdır.

Değerli arkadaşlar, önemli diğer bir eleştiri, her zaman olduğu gibi borç konusunda, özel sektörün borcu noktasında.

Bakın, 2002 yılında özel sektörün borcu milyar dolar olarak 43 milyar dolar, 2012 yılında bu 228 milyar dolara çıkmış ve 2013’ün üçüncü çeyreği itibarıyla 252 milyar dolar civarına çıkmış.

Millî gelire oranına bakalım, özel sektörden bahsediyorum: Özel sektörün borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı, yaklaşık yüzde 19’dan yüzde 31’e çıkmış.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti devletinin toplam dış borcu nedir? Toplam dış borcuna gelince, 2002 yılında 129,6 milyar dolardan 367,3 milyar dolara çıkmış.

Toplam borcun millî gelire oranı 2002 yılında yüzde 56,2 iken, bugün yüzde 44,8’dir. Bütün dünya… Borca millî gelire oran olarak bakın, başka türlü bakamayız, öbür türlü hakikaten yanlış yorum ve değerlendirmelerde…

Dolayısıyla, özel sektör borcu dâhil olmak üzere Türkiye'nin borcu millî gelire oran olarak artmamıştır, azalmıştır, ben kamuya da zaten hiç bulaşmıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Özel sektör borcu millî gelire göre artmıştır!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Diğer önemli bir konu, bunun bir faiz bütçesi olduğu, her ay, bilmem, işte, 1 milyar lira faiz ödendiği.

Şimdi, mutlak rakam olarak doğru, 50 milyar lira civarında bir faiz bütçesi var, ama şunu söyleyeyim: Faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı 1983’ten bu yana en düşük düzeyde. Faiz giderlerinin millî gelire oranı 1992’den bu yana en düşük düzeyde. Yine, faiz giderlerinin bütçe giderleri içerisindeki payının 1985’ten bu yana en düşük düzeyde olduğunu da ifade etmek isterim.

Diğer önemli bir eleştiri yedek ödenek konusu. Bu, aslında, esas itibarıyla bütçe kanunundan kaynaklanıyor. 5018 sayılı Kanun, tabii, yedek ödeneği hükme bağlamış fakat bizim buraya getirdiğimiz kanunlar çerçevesinde yani bu Meclisin bana verdiği yetkiler çerçevesinde birtakım işlemler yapıyoruz ve bu işlemler çerçevesinde yedek kullanımı yani personel giderlerinin zaman zaman yedeğe alınması ve bunların belli çerçevelerde kullandırılması hususu eleştirilebilir bir husustur ama bu kanun da Meclisten geçiyor ve bu kanunu sizler onaylıyorsunuz. Bu kanunları sizler onayladığınız için…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Rahatsızsan değiştir Sayın Bakan!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Benim bir tek yükümlülüğüm var: Bu kanun kapsamında yani bu yetkiler kapsamında yedek ödenekten yapılmış her türlü işlemi sizinle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – …şeffaf olarak paylaşmak benim yükümlülüğümdür, ona da razıyım.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İstersen 5018’i de değiştirirsin.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şimşek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Maliye Bakanına vermiş olduğu bilgiler için teşekkür ediyorum. Ancak, Sayıştay denetim raporlarıyla ilgili olarak Sayın Bakan öyle bir açıklama yaptı ki Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Sayıştay raporları konusunda gerek bugüne kadar gerekse bugünkü sözcülerimizin kürsüden yapmış olduğu açıklamalardan çok daha farklı bir görüş ifade ettiler. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini çok daha farklı bir noktaya taşımak suretiyle -niyet görüşü belki taşımak değil ama- yapmış olduğu açıklamayla bize 69’uncu maddeye göre bir açıklama hakkı doğdu efendim, söz istiyorum o nedenle.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, aynı şekilde bizim de Sayıştay raporlarıyla ilgili denetim hakkımızın kısıtlandığı ve Sayıştay raporları doğrultusunda bir bütçe gelmediğine ilişkin itirazlarımız vardı. Dolayısıyla, bu konuda grubumuzun milletvekillerinin bu konudaki iddialarının daha farklı olduğunu ifade ettiler. Bu konuda da partimize söz verirseniz memnun oluruz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Komisyon için önerge verdik ya!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ben de aynı gerekçeyle -tekrar etmek istemiyorum- grubumuz adına söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çünkü, Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapıyor.

BAŞKAN – Peki efendim. Sırayla size söz vereceğim, yalnız bir şey söylemek istiyorum.

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Hırvatistan Parlamentosu Turizm Komisyonu Başkanı ve Hırvatistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Goran Beus Richemberg ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Avrupa Birliği Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında ülkemizi ziyaret etmekte olan Hırvatistan Parlamentosu Turizm Komisyonu Başkanı ve Hırvatistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Sayın Goran Beus Richembergh ve beraberindeki milletvekillerinden oluşan heyet şu anda Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar. Kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum efendim.  (Alkışlar)

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

 

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu, sizi de dinleyeyim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, Sayın Maliye Bakanı konuşmalarında 4-5 kere ismimi anarak, söylediğim bilgilerin doğru olmadığını ima ederek şahsıma sataşmıştır. Ben iki dakikalık, kürsüden söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturunuz. Sırasıyla söz vereceğim.

Bir hususu daha belirtmek istiyorum sayın milletvekilleri. Umarım hukuk işler ve tutuklu olan sayın milletvekillerimiz bu Genel Kurulun çatısı altına gelir ve yemin ederler.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun sayın milletvekillerinin seçmiş oldukları yöntemin vücutlarına zarar vermeyen bir şey olmasını dilerdim. Lütfen, o pankartları kaldırırsanız sevineceğiz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Pankartlar vücudumuza zarar vermiyor Başkanım.

BAŞKAN – Yani, bu şeyinizi dile getirmiş oldunuz. Bunu da Meclisin nezahetine  uygun bulmuyoruz. Lütfen, pankartları kaldırırsanız sevinirim.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, sizin talebiniz…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmama atfen, bir federasyon olmadığından bahsetmiş. Bir federasyon vardır. Konuyla ilgili, mümkünse bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Daha sonra size de söz vereceğim, sırayla. Önce Sayın Hamzaçebi’ye söz veriyorum.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce şunu ifade etmek istiyorum: Hukuk İstanbul’da farklı, Diyarbakır’da farklı uygulanamaz, hukuk hepimiz içindir. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar) Tutuklu milletvekillerinin yeri cezaevi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu bir kararla hukuku yüceltirken, mahkemelerin, vermiş olduğu kararlarla hukuku zedelemesi kabul edilemez. Ben hukukun uygulanmasını ve tutuklu tüm milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmasını arzu ediyorum. Bu dileğimi ifade ettikten sonra konuya ilişkin görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Sayın Maliye Bakanı Sayıştay raporlarıyla ilgili bir bilgi verdiler. Sayın Bakan dediler ki: “Biz 25 milyon kaydı, harcama kaydını Sayıştaya verdik.” Bu çok önemli bir bilgi, Sayın Bakana çok teşekkür ediyorum.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Sadece harcama değil yalnız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Eğer 25 milyon harcama kaydı Sayıştaya verildiyse -ki Sayın Bakanın sözünü doğru kabul ediyorum, Sayın maliye bakanları daima doğruyu söylerler- bu kayıtlar Sayıştayda olduğu hâlde Sayıştay görevini yapmamış, Türkiye Büyük Millet Meclisine denetim bulgularını içeren raporu göndermemiştir. Sayın Bakan o konuda da bir görüş ifade etti ama işin Sayıştay tarafını kurtarmaya yönelik o ifadeler doğru değil.

Şimdi, Sayıştay Adalet Bakanlığı bütçesinin harcamalarını denetlemiştir -Adalet Bakanlığını örnek veriyorum- ama bu denetim sonucunda Sayıştayın Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş olduğu rapor 6 sayfalık bir rapordur. Rapor şu, sayfa sayısı 6, sonuç bölümü sadece bir cümleden oluşuyor. Sayıştay diyor ki: “İlgili kurum bana gerekli mali tabloları, bilgileri, belgeleri vermediğinden ben denetim yapamadım. Bu nedenle görüş bildiremiyorum.”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kim doğruyu söylüyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru bilgi vermemiştir, Türkiye Büyük Millet Meclisini yanıltmıştır. Sayıştay Kanunu’nun 38’inci maddesi gayet açık. Sayıştay yaptığı düzenlilik denetimi ve performans denetimi sonucunda düzenlediği raporları önce ilgili kurumlara tebliğ eder, ilgili kurumlar cevaplarını verir. Bu cevaplardan uygun gördükleri olabilir, görmedikleri olabilir ama bunun sonucunda nihai bir metni, raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Mali tablolarla ilgili, kurum vermemiş olabilir ama harcama belgelerini verdi, Sayın Bakan öyle söylüyor. Harcama belgeleri sonucunda düzenlenen uygunluk denetimi raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmemiştir. Konu buradadır. Sayıştay görevini yapmamıştır, milletin bütçe hakkını parlamenterlerin kullanmasına engel olmuştur.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kim yalan söylüyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bu bütçe, bu nedenle denetim hakkını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …elimizden aldığı için meşru bir bütçe değildir sayın milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Mehmet Günal, Antalya Milletvekili…

BAŞKAN – Sayın Günal, buyurunuz efendim.

6.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef, Sayıştay raporlarının ne kadar önemli olduğunu baştan beri söylüyoruz ama bugün sabahtan itibaren başlayan operasyonlarla demek ki birtakım söylediğimiz usulsüzlüklerin, yolsuzlukların olduğu sizlerin de bilgisi dâhiline girmiş oldu.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Nereden biliyorsun?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Biz kimseyi şu anda töhmet altında bırakmıyoruz.

Sayın Bakanım, siz de biliyorsunuz, bize laf kalabalığı yapmayın. Bize açmayacaksınız, vergi mahremiyetini Sayıştay denetçilerine açacaksınız. Siz Maliye Bakanı olarak, siz Vergi Denetim Kurulu Başkanı olarak bakabiliyorsunuz da Sayıştay Başkanı neden bakamıyor bu vergi incelemelerine, ben anlamıyorum! (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Anlamaz, anlamaz!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yani, devletini incelemesine açacaksın. Bana bütün bilgileri ver demiyorum, bana raporları gönder demiyorum. Ver, Sayıştay incelesin, bir de onun incelediklerinin özetini bize gönder. Ne kadarlık vergi uzlaşması yaptın, ne kadarlık vergiden vazgeçtin, hangi şirkete aittir demiyoruz biz sana. Onu geçsin, denetçiler incelesin ama bize desin ki: “10 tane firmayla ilgili uzlaşma sağladık. Şu kadar ana paradan, şu kadar vergi ziyaından vazgeçtik.” Bakın, bir dakika, yani siz bunu Sayıştay denetçisine vermiyorsunuz. Bunun önü açık, bunu Sayıştay Kanunu engellemiyor, lütfen…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Verdik biz onu.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Nasıl verdiniz? Niye “Vermediniz.” diyorlar? Sayıştayın, şu anda bize gelen kadarıyla, gelir idaresine ilişkin, bakalım bakalım, ne vermişsiniz? Raporun raporunun özetinin özetinin özetinde bile bir sürü şey yazıyor. Size yukarıda söyledik, lütfen laf kalabalığına getirmeyelim. Zaten iyi niyetli olsanız… Yukarıda “30 Nisanda geriye çektiğiniz kanun teklifi duruyor, 124 arkadaşımız imza atmış.” dedim, itiraz etmeseydik geçmişti. Hadi, onu beklemediniz, 8 Aralıkta çıkan yönetmelik değişikliği ne demek oluyor? “Önümüzdeki sene de, kusura bakmayın, biz size Sayıştay denetimi falan yaptırmayız. Yapılanlar da şimdiye kadar aradan kaçmış, onlar bize yansımış. Size bundan sonra onları da yansıtmayacağız.” diyorsunuz Sayın Bakanım. Böyle iyi niyetli olsanız… Siz güzel konuşuyorsunuz, yumuşak konuşuyorsunuz ama bir taraftan da 8 Aralıkta Sayıştayın bundan sonraki denetim sürecini, kanunu dahi beklemeden, o kanun çıkarma sürecinin uzun olacağını düşünerek, siz buraya getirmişsiniz.

Dün okudum, bakın, burada söyledim değerli bakana, 2’nci maddesi, Sayıştayın göstermiş olduğu, şu kadar. Bize gelen dış denetim raporundakinde dahi diyor ki: “Kanunun öngördüğü şekilde üretilememekte ve Sayıştay denetimine sunulamamaktadır. Bu durum 5018 sayılı Kanun’un öngördüğü mali saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.” diyor. Buna daha başka ne açıklama yapabiliriz Sayın Bakan? Onun için, lütfen kılıf aramayalım; adam gibi, Sayıştaya bilgilerinizi, belgelerinizi verin. Zaten Sayıştayın bulduğu belgelerle, bilgilerle yapması gerekirdi. İlave verecekseniz de verirsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Lütfen yanıltmayalım diyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Sayın Adil Zozani konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Zozani, buyurunuz.

7.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayıştay raporlarının nelerden ibaret olduğuna ilişkin burada çokça teknik açıklamalar yapılabilir, sunulan raporların isimleri de sayılabilir, verilebilir, dış denetim, genel uygunluk vesaire. Bunları ifade edersiniz. Geldi mi bunlar? Genel uygunluk bildirim geldi çünkü gelmeseydi siz bütçeyi Meclise getiremeyecektiniz. 5018’e göre, bütçeyi Meclise getiremeyecektiniz genel uygunluk bildirimi olmasaydı. Dolayısıyla, oradan vaziyeti kurtarmışsınız, ancak, üstünü örtemeyeceğiniz şeyler var.

Şimdi, 25 milyon verinin Sayıştaya verilmiş olması “Sayıştaya denetim yap.” demek anlamına gelmiyor, Sayıştaya samanlıkta iğne ara demişsiniz. Yasal mevzuatta problem mi var? Beklerdik ki çıkın burada, evet, şu şu maddelerde problem var, bunların düzeltilmesi gerekir, önümüzdeki sene bu çerçevede yeni raporlar düzenlenmesini sağlayacağız… Ancak, yasal düzenleme meselesini gündeme getirmediğiniz için önümüzdeki yılın da aynı minval üzerinden raporların getirilemeyeceği anlamına gelir.

Sayın  Bakan, niye düzenlilik raporundan söz etmiyorsunuz, niye performans denetiminden söz etmiyorsunuz? Yani, ilgili yasa 6085, hem düzenlilik denetimini, hem performans denetimini dayatıyor. Sayıştay ne düzenlilik denetimini yapabilmiştir ne de performans denetimini yapabilmiştir. Dolayısıyla, performansın denetlenmediği, düzenlilik açısından bütçe harcamalarının denetlenmediği bir ortamda, “Sayıştay rapor vermiştir.” demeyin, komik duruma düşersiniz.

Bir önemli nokta daha, Sayıştay diyor ki: “Yargıya intikal ettireceğimiz raporlar konusunda bilgi veremeyiz.” Meclis Başkanlığının -tarihi yanlış hatırlamıyorsam- 3 Kasım itibarıyla Meclis Genel Kuruluna sunduğu Sayıştay raporu özetinde deniliyor ki: “Birçok ihalede tek isteklinin katılmış olması hâlinde, ihale sonuçlandırılmıştır.” “Birçok” ifadesi kullanılıyor orada. Bunu sorduk. Nihayetinde bu incelemeye tabi bir konu, esasında sizin dediğiniz ifade çerçevesinde gizlilik içeren bir bilgidir, ancak biz bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda sorduk ve Sayıştay Başkanlığından bize bu konuda cevap geldi. Dilerseniz, cevabı size verebiliriz. Ancak, orada bizim sormuş olduğumuz soruyu da düzenleyerek kendi işlerine geldiği biçimiyle ifade etmişlerdir. “Birçok” ibaresini “bir tek ihale” ibaresine dönüştürerek cevap vermişlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – İkinci önemli nokta da -mutlaka ifade edilmesi gerekir- Sayıştay raporlarında özellikle ihalelere ilişkin olarak sık sık zeyilname düzenlenmiş olmasını da bir problem alanı olarak Meclise ihbar etmiştir. Bu konunun da gereğinin yapılması gerekiyor. Sizin bu zeyilnamelerle ilgili olarak da burada hesap vermeniz ya da sorulara cevap olmanız gerekir. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zozani.

Buyurunuz Sayın Erdoğdu.

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz ne zaman bir yolsuzluk konusunu, bir suistimal iddiasını gündeme getirsek, Hükûmetin yetkilileri çıkıp bir gizlilikten, bir devletin gizliliğinden, ticari sırdan bahsetmektedir.

Bakın, değerli milletvekilleri, Sayıştay bizim adımıza denetim yapıyor. Bizler, bütün bu Parlamento, gerektiğinde savaş kararı alabilen bir Parlamentoyuz. Şimdi, düşünün ki 3 tane bürokratın -Maliye Bakanlığında Uzlaşma Komisyonunda- her yıl, 1,5-2 katrilyon lira vergiyi ve cezasını haksız ve hukuksuz olarak sildiklerine yönelik çok ciddi bir iddia var ve Sayıştay bunu incelemek istiyor, Sayıştaya bilgiler vergi mahremiyeti dolayısıyla verilemiyor. Böyle bir mantık olabilir mi?

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Doğru mu, değil mi Sayın Bakan?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Sayıştay inceleyemeyecek, vergi müfettişleri inceleyemeyecek, bütün bu ülkenin kaderini 3 tane bürokratın gizli kapaklı işlerine mi terk edeceğiz? Ki Sayıştayın böyle bir anayasal yetkisi var; Sayın Maliye Bakanı biliyor, bütün bürokratlar biliyor, hepimiz biliyoruz ama söyleyemiyoruz çünkü Maliye Bakanı bize farklısını söylüyor. Böyle bir şey yok. Sayıştayın, Anayasa’ya göre; Sayıştayın, teşkilat kanununa göre, her türlü gizli bilgiyi inceleme yetkisi var.

Bakın, burada, kamu bankalarıyla ilgili çok önemli yolsuzlukları dile getirdik. Sayın bakanlar çıktı “ticari sır” dedi, üstünü kapattı. Biz “Kamu bankasına hangi güvenlik şirketinden ihaleyle hizmet aldınız?” diyoruz, diyor ki “Bankacılık sırrı.” “Nereden bilgisayar aldın? Nasıl ihale yaptın?” diyoruz, “Bankacılık sırrı.” Ama ne oldu? Bakın, bugün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli günlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli siyasal ve ekonomik kırılması yaşanmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturma buz dağının küçük bir kısmıdır değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Ama eğer Hükûmet şimdiye kadar muhalefeti dinleseydi, biz hepimiz görevimizi iyi yapıyor olsaydık, bugün 4 bakanın çocuğu belki tutuklanmayacaktı, belki önlemleri zamanında alacaktık. Eğer, bir yetim hakkı yenilmişse, denetim mekanizmalarıyla, önleyici kontrol mekanizmalarıyla engel olacaktık. Ama Hükûmetin sözcüleri, her zaman bu kürsüye çıkıp “yalan, iftira” diye belgeli iddialarımızın üstünü kapattılar. Ortaya çıkan yolsuzluklara “gizli bilgi” dediler, “ticari sır” dediler. Yani, düşünün ki bu ülkenin milletvekilleri dâhil herkesin en özel hayatı kasetlerle ortadayken -ki özel hayatın gizli olması gerekir- devlet karartılarak, devletin bütün gözleri kör edilerek, Sayıştay kör edilerek, teftiş kurulları kör edilerek bir sürü yolsuzluk işlendi. Bugün bunun ilk günü, cumhuriyet tarihinin ilk günü, umuyorum ki bu soruşturma vatana, millete hayırlı sonuçlarla nasiplenir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tutuklu değilmiş, gözaltıymış; teknik bir terim eksikliği oldu. Özür diliyorum, tutanaklara geçecek şekilde düzeltiyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederiz.

Sayın Elitaş...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bu konuyla ilgili efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş.( AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan konuyu gereğince aydınlatıcı bir şekilde açıkladı…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sen niye çıktın?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …ama maalesef iki yıldır kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bak sen!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bilgi kirliliğiyle sanki bu Hükûmetin bütün kurumlarının denetiminden kaçırıldığı iddia edilmeye çalışılıyor.(CHP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, Sayıştayın kuruluşu 1800’lere gider.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İnkâr ettikçe batacaksınız!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 1924 yılından bu tarafa Sayıştay, kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerini denetler, aldığı yetki Anayasa’nın 162’nci maddesi. Sayıştayın kuruluşu Anayasayla düzenlenmiş: “Sayıştayın nasıl denetim yapacağının usul ve esasları kanunla düzenlenir.” diyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, Aralık 2010 tarihinde bir yeni Sayıştay Kanunu çıkarmışız, 2003 yılında 5018 sayılı Kanun’u çıkarmışız. Daha önce 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu’yla ile yapılan denetimler 5018 sayılı Kanun kapsamında, çerçevesinde olmuş. Aralık 2010… Usul ve esasları Sayıştay ne zaman ortaya çıkarmış? Sayıştay da Aralık 2011 tarihinde usul ve esasları belirlemiş. Bunda ne diyor: “Kamu kurum ve kuruluşlarının, bilanço usulüne göre ben denetlemelerini yapacağım.” Ama bilanço usulüne göre denetlemelerini yaparken standart bir işlem uygulamış. Hiç olamayacak, olma imkânı da bulunmayan bir şekilde menkullerinin, hazineye ait gayrimenkullerin, tahsis edilmiş gayrimenkullerin kurum ve kuruluşların bütçesinde, bilançosunda var olmasını ifade etmiş. Açık ve net ifade ediyorum, altını çiziyorum: Seksen sekiz yıldır Sayıştay Türkiye Cumhuriyeti bütçesini, hükûmetinin bütçesini nasıl denetliyorsa aynı denetlemeyi yapmış. (CHP sıralarından gürültüler) 5018 sayılı Kanun çerçevesinde ortaya çıkan ve 2010 tarihli Sayıştay Kanunu çerçevesinde ortaya çıkan denetleme, bilanço usulü denetlemeyle ilgili hazır olmadığından dolayı 8 Aralık 2013 tarihinde Sayıştay bu konuyu Maliye Bakanlığı ve muhasebe usul ve esasları, genel kabul görmüş muhasebe usul ve esasları çerçevesinde denetlemek üzere, sistemi, usul ve esasları belirlemek üzere üç yıllık süre uzatımı yapmış.

Değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 163’üncü maddesinde, bütçenin denetlenmesi genel uygunluk bildirimiyle olur. Seksen sekiz yıldır aynı genel uygunluk bildirimi 2012 yılında da verilmiştir, 2013 yılında da verilmiştir. Milletin bu konuda kafasını karıştırmaya, yanlış yönlere gitmeye hiç kimsenin hakkı hukuku yoktur. Kim yolsuzluk yaptıysa, kim bu milletin tüyü bitmedik yetiminin hakkını yediyse sonuna kadar hesap vermesi gerekir.

Yüce milleti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş. (MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir)  – Sayıştay uygunluk bildirimi değil, uygunsuzluk bildirimi vermiş.

BAŞKAN - Konu netlikle anlaşıldı zaten sayın milletvekilleri.

Buyurunuz Sayın Uzunırmak.

12.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on ikinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Keşke Sayın Bakan bizi bu kadar haklı çıkartan bir konuya daha centilmen bir üslup içerisinde cevap verseydi. Ben diyorum ki: “Sayın Bakanın Bakanlığından haberi yok.”

Bakın, değerli arkadaşlar, 2012 Bükreş Ju-Jutsi Ümitler Avrupa Şampiyonası, 2012 Viyana Ju-Jutsi Büyükler Dünya Şampiyonası, Ju-Jutsi Gençler Balkan Şampiyonası 2012 Bükreş, Ju-Jutsi Antrenörlük Kursu 2013 Sofya Bulgaristan. Bunlar Ju-Jutsi Federasyonuna Bakanlık onaylı katılınmış olan müsabakalar diye Federasyonun listesinde var, Bakanlık onaylı. Ju-Jutsi ve Brezilya Jiu-Jutsi Siyah Kuşak 7. Dan ülke temsilcisi olarak orada beyan ediliyor. Aktif olduğu branş ve kademeler beyan ediliyor.

“18/11/2013 tarihli, ilgili makama Ju-Jutsi ve Brezilya Jiu-Jutsi Başkanlığı Yurt Dışı Faaliyet Programı’nda yer alan 20-26 Kasım 2013 tarihlerinde Romanya Bükreş’e gidecek olan sporcuların listesi…” diyor ve bu sporcuların göğüslerinde ay yıldız var. Haber veriyor gene, diyor ki:        “Ju-Jutsi Millî Takımı dünya şampiyonasına katıldı.”, “Ju-Jutsi Millî Takımı dünya kupasından döndü.” Eğer Spor Bakanlığı bunları takip etmiyorsa, yalanlamıyorsa veya kabul ediyorsa bunları kim takip edecek, kimin işi bu değerli arkadaşlar?

Şimdi, ben başka bir şeyi daha merak ediyorum ve soruyorum: Acaba, Ju-Jutsi Millî Takımında millî sporcu olarak spor yapmış kimselerden, çocuklarımızdan millî olduğu için o kontenjandan BESYO’lara giren var mıdır? Eğer BESYO’lara giren varsa o kontenjandan, Sayın Bakanın bunlardan da haberi yoksa, böyle bir millîlikleri falan kabul etmiyorsa, evet, o zaman tabii ki Bakkallar Federasyonunun yöneticisi olur, Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakkallar almazlar onu, Hamamönü’de ancak…

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Bakkallar Federasyonunun başka federasyonlardan haberi olmaz. Dolayısıyla, Bakanlık böyle yönetilemez. Bakanlığın böyle yönetilemediğini Sayın Bakan bize verdiği cevapta bizzat kendisi itiraf etmiştir. Gereğini Sayın Başbakanın yapmasını diliyorum veya milletin yapmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunırmak.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kılıç.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkanım, aynı süreyle söz talebim var, hem sataşma var hem söylediklerim çarpıtıldı dolayısıyla uygun görürseniz İç Tüzük’e göre…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kılıç.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

9.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın, Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Genel Kurulu öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Uzunırmak, centilmence bir konuşma üslubu benimserseniz centilmence bir konuşma üslubuna muhatap olursunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sen mi tayin edeceksin bunu!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Hakaret etmeden saygılı biçimde konuşursanız hakarete maruz kalmadan saygılı bir konuşmaya muhatap olursunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Senin kelime haznen yetmez bana yetişmeye, spiker!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Bu arada, tutanak görevlilerine, stenograflara ifade edeyim: Jui-jitsu, jui –tire- jitsu.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ben Bakanlık yapmadım, kusura bakma, sporcuyum ben.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla ilgili, ilişkili 61 tane spor federasyonu var. Bunların büyük çoğunluğu 2006 yılında özerkliklerini alan özerk spor federasyonları, bazıları da özerkliği olmayan, Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerine devam eden spor federasyonları. 61 tane spor federasyonunun içerisinde Jui -tire- Jitsu Federasyonu adıyla bir tek spor federasyonu bulunmamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede yer alıyor bu federasyon?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bunlar kim?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) - Dolayısıyla, bizim Gençlik ve Spor Bakanlığı ve ayrıca Spor Genel Müdürlüğü olarak yönetmek, yönlendirmek, bütçe temin etmek, faaliyetlerini denetlemek, Teftiş Kurulumuzla faaliyetlerini gözetmek ya da gözetlemek durumunda olduğumuz federasyonlar 61 tanedir, bunların arasında da Jui -tire- Jitsu Federasyonu adıyla bir federasyon bulunmamaktadır. Ama, vakta ki Türkiye'nin herhangi bir yerinde dernekler mevzuatına paralel biçimde Jui    -tire- Jitsu Federasyonu Derneği adıyla bir federasyon kurulmuş olabilir. Bir derneğin faaliyeti sportif olsa bile “federasyon” ibaresiyle dernekleşmiş olması o federasyonun bir spor federasyonu olduğu anlamına gelmez.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Spor mu bu, spor mu? Niye denetlemiyorsunuz?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – O federasyona Spor Genel Müdürlüğünün veyahut Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçe temin etmesi anlamına gelmez, orayı denetlemesi anlamına gelmez.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oraya dönme, bize bak! Spor mu bu, dal mı? Kim bunlar, kim? Olur mu? Sen neyin bakanısın ya! Allah, Allah! “Millî takım” diyor adam ya!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Kanunla, tüzükle, yönetmelikle İçişleri Bakanlığı dernekler masasına bir yazılı soru önergesi verdiğiniz takdirde bu federasyonu kim kurdu, ne zaman kurdu, nerede kurdu, kimlerle beraber kurdu, tüzüğü nedir, faaliyetleri nelerdir, nereden gider, nereden gelir; bunları öğrenmeniz mümkün.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Futbola niye karışıyorsun? Basketbola niye karışıyorsun? Futbola niye karışıyorsun sen o zaman?

BAŞKAN – Lütfen, sakin dinleyiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle bağırıp çağırmak var mı? Hoşuna gitmeyince bağırıyor.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Denetim yolları var, yazılı soru önergesi var, sözlü soru önergesi var, araştırma önergesi var, İçişleri Bakanından yazılı soru önergesiyle, sözlü soru önergesiyle sorarsınız, bunu rahatlıkla öğrenirsiniz. Ama, siz “Var.” diyorsunuz diye  bana bağlı Jui -tire- Jitsu Federasyonu adıyla bir spor federasyonu olacak değil ya.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Spor sana bağlı mı?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Bakkallar Bayiler Federasyonu var dedim, doğru ama bize bağlı değil. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu var, doğru ama bize bağlı değil.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Karıştırma konuyu, karıştırma. Futbol bağlı mı sana?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Jui-Jitsu Federasyonu adıyla -Spor Genel Müdürü orada; ona bağlı, bünyesinde, özerk ya da değil- herhangi bir federasyon yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Futbol sana bağlı mı da konuşuyorsun?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – İşte, Türkiye Güreş Federasyonunun eski başkanı burada; federasyonun ne olduğunu ben de biliyorum, o da biliyor, sizler de biliyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sen bilmiyorsun!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Hata edilebilir, yanlış söylenebilir ama insan illa yanlışını ispat etmek için ısrar etmek durumunda değildir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kim denetleyecek bunları? Sen Spor Bakanı değil misin?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kılıç.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Uzunırmak.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Elimizdeki belgeler adı geçen kurulun Bakanlık onayına sunduğu ve “millî takım” adını taşıyan, göğsünde ay yıldızlı bayrağı taşıyarak müsabakaya katılan ekiplerdir. Eğer Spor Bakanlığı millî takım amblemi taşıyarak, göğsünde ay yıldız taşıyarak uluslararası müsabakalara Bakanlık onayıyla katılan sporculardan haberdar veya mesul değilse bu Bakanlık neyin bakanlığıdır?

OKTAY VURAL (İzmir) – 112 Acilin!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ama jui -tire- jitsi…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Jitsu, jitsu…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Başkanım, bir daha söylesin.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Aydınlı, Anadolu çocuğu o; bilmez bu işleri.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Tireyi çok önemsiyorsa Sayın Bakan İzmir’in Tire ilçesi, orada bir ev kiralayayım, orada otursun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunırmak.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Gençlik ve Spor Bakanı bir önceki konuşmasında, kürsüden yaptığı konuşmada “Aydın’da yapacağımız stadı…”

BAŞKAN – Duyamıyorum; sayın milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olursanız.

Evet…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan “Aydın’da yapacağımız stadı belediye mühürledi.” anlamında bir açıklama yaptı. Şimdi, bir şeyin mühürlenebilmesi için inşaatın başlaması lazım; oysa, Aydın’da başlayan bir inşaat yok. Şimdi belediye başkanıyla görüştüm, bize “Aydın’da stat yapmak için herhangi bir başvuru yapılmış değil.” dedi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Karıştırmıştır o, olur öyle şey, o kadar olur yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir başka yerde havuz yapmak için başvuru yaptılar, statla ilgisi yok, bir başka yerde…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Yüzme havuzu… (CHP ve MHP sıralarından “Aaa!” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Peki, konu anlaşılmıştır sayın milletvekilleri.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Ne “Aaa!” Tutanaklarda var, yüzme havuzu. [CHP ve MHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar(!)]

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sallama böyle, sallama…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Tutanaklarda var, aç bak, yanlış söyleyen grup başkan vekiliniz. “Aaa!” ne! Tutanaklarda var, yüzme havuzu. (CHP, MHP ve BDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Stat-havuz…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Cümlemi bitireyim.

…havuz yapmak için başvuru yapıyor, ancak havuz yapılmak istenen yer de yeşil alan olduğu için, “Ona izin vermedik.” diyor belediye. Ben soruyorum: Acaba, mühürlenen neresidir? Bir inşaat yoksa nereyi mühürledi, merak ediyorum doğrusu.

BAŞKAN – Konu netleşti herhâlde.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.38

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Dilek YÜKSEL (Tokat)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, aleyhinde söz sırası İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu’na ait.

Buyurunuz Sayın Danışoğlu. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

AYŞE ESER  DANIŞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2014 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı on ikinci tur görüşmeleri üzerine aleyhte söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Toplumun devlete, hükûmete, Meclise güven duyabilmesi için bütçenin şaibesiz ve şeffaf olması gerekiyor. Biz, maalesef, gelmeyen Sayıştay raporları nedeniyle meşruiyeti tartışmalı bir bütçeyi konuşuyoruz. Bütün milletvekillerinin bu duruma itiraz etmesi gerektiğini de düşünüyorum.

Sayın Bakan, gençlik ve spor adına Bakanlığının çalışmalarını açıkladı, ben de gençlik politikaları üzerine görüşlerimi aktaracağım. Türkiye, 29,7 yaş ortalaması ve 14-15-24 yaş aralığında 13 milyona yakın genciyle Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip. Bu, sosyal, ekonomik, beşeri ve politik açıdan önemli bir fırsat penceresidir ama maalesef değerlendirilememektedir. Hükûmetin çalışmaları gençlerin ne bugünkü sorunlarını çözebilmekte ne de yarına ışık tutabilmekte. Maalesef Türkiye’de bir gençlik politikası yoktur. Politikasızlık burada kendi başına bir gençlik politikasıdır. Gençliğe hizmet sunan kurumlar arasında ortak bir strateji yoktur, ortak bir gençlik tanımı bile yoktur ama gençler arasında maddi olanaklar, eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda belirgin bir eşitsizlik var. Gençlere sunulan hizmetler daha çok proje bazlı olduğundan geçici kapsam ve ulaşılabilirlik açısından sınırlı ve eşitsiz ve bu eşitsizlik ve yoksunluk, yaşamlar boyu sürmekte hatta gelecek nesillere de yansımakta. 2012 UNICEF Türkiye Raporu’na göre, 15-24 yaş grubunda nüfusun ancak yüzde 36’sı tam zamanlı olarak eğitime devam etmekte yüzde 32’si ne eğitim ne de çalışma yaşamında, boşta geziyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koordinasyonunda hazırlanan bir raporda da ortaokul çağındaki çocuklardan 117.480’inin okulu terk ettiğini öğreniyoruz. 15-17 yaş grubunun yüzde 66’sı ortaöğrenime devam etmiyor. Çocukluk ve gençliğe dair tüm politikaların bütüncül bir anlayışla biçimlendirilmesi gerekiyor. Bu arada işsizlik de artıyor, bugün rakamlar açıklandı. Tabii, genç işsizliği de buradan payını alıyor.

Sayın milletvekilleri, üniversitelerde özgür düşünce ve ifade özgürlüğünün sesi kısılmaya çalışılıyor. 2013 Haziran verilerine göre 2.776 tutuklu ve hükümlü öğrenci var, ayrıca sözde iyileştirilmiş YÖK Disiplin Yönetmeliği’yle 5.229 öğrenci disiplin cezası almış, çoğu uzaklaştırma. İktidar gençleri nasıl bir tehdit olarak görüyor ki sisteme itirazı olan her öğrenci cezalandırılıyor.

Bir diğer konu, üniversiteler arasında eğitimin kalitesi. Öğrenci başına öğretim üyesi, laboratuvar, barınma olanakları gibi konularda, alanlarda derin uçurumlar var. Sayın Bakan bursların arttığından, yeni yurt yatırımlarından bahsetti. Bunların da yeterli olmayacağını zannediyorum çünkü çok büyük bir ihtiyaç var. Yeni yapılacak yurtlar bizi memnun eder ama on bir yıllık iktidarın sonunda her yer binalarla dolduktan sonra nihayet sıranın yurt yapımına gelmesi de çok sevindirici. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu iktidar gençliğe, geleceğe dair ne umut verebilir? Hükûmetin bir bakanı “Bizden mucit çıkmaz, ara eleman yetiştirmeye odaklanalım.” diyorsa gençliği ucuz emek deposu olarak görüyor demektir. Bu mu gençlere umut verecek? Sanatçı olmak isteyen gençler tiyatrolar kapatılırken, müzisyenler dava edilirken, heykeller yıkılırken bu ülkede nasıl bir gelecek kuracak?

Değerli milletvekilleri, gençler sadece yarının emanetçisi değil, bugünün de ortağı olmak istiyorlar. Gençleri susturma, yaşam biçimlerine müdahale etme, onları ezerek şekillendirme politikaları demokrasilerde olmaz. Onlara hakları olan özgürlükleri tanır, yollarını açacak destekleri verirsek biz de geleceğimize güvenle bakabiliriz.

Son olarak Sayın Bakana kendi Bakanlığının 2012’de yaptığı bir araştırmasını hatırlatmak istiyorum: Buna göre, gençlerin yüzde 34,1’i Gençlik ve Spor Bakanlığının ismini dahi duymamış, yüzde 64,4’ü ise Bakanlığın övündüğü gençlik merkezlerinden haberdar bile değil. Gençlerin refahına gelecek olursak: Beşte 1’i hiçbir sosyal güvenlik kurumundan yararlanmıyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kendi resimlerini asmaktan fırsat bulamıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Danışoğlu.

Şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Yirmi dakika, on dakikası sorulara ait.

Buyurunuz Sayın Halaman.

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Benim sorum Maliye Bakanına: Türkiye'nin her tarafında işte vergi daireleri var, ilde, ilçede. Dolayısıyla, buna karşılık da mükellefler var. Sayın Bakanımız demin de ifade etti yani uzlaşma komisyonlarıyla ilgili ama bu uzlaşma komisyonlarıyla ilgili son zamanlarda özellikle menfi söylentiler var. Sayın Bakanımız bunun için net bir şey söyleyebilir mi?

İkinci sorum Spor Bakanımıza: Adana’nın Kozan ilçesinin 500 kişilik yurdunun yapımı ne oldu? Cevap verirse memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlk sorum Sayın Maliye Bakanına: Sayın Bakan, 26 Kasım 2012 tarihinde hizmete açılan Zafer Bölgesel Havaalanı’na bugüne kadar Hazineden ne miktarda teşvik sağlanmıştır? Kaç yıl süreyle, yolcu başına her yıl ne kadar teşvik verilmesi düşünülmektedir? Bu konudaki düşüncenizi alabilir miyim.

İkinci sorum Sayın Gençlik ve Spor Bakanına: Uluslararası ve Avrupa olimpiyatlarında madalya kazanan sporcuları yetiştiren antrenörler, eğer yurt dışına Bakan oluruyla gitmedikleri takdirde ödül yönetmeliğindeki haklardan yararlanamıyorlar. Bu konuda, örneğin, Naim Süleymanoğlu’nun antrenörü olan ve benim de hemşehrim olan Hilmi Pekünlü mağdur durumdadır. Bu sorunun çözümü konusunda bir çalışma yapabilir misiniz, konuya ilişkin görüşünüz nedir?

Bir de, şu ana kadar Bakanlığınızca gençlik merkezlerinde görevlendirilen kaç personel bulunmaktadır?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Halkın çocukları Gezi’den, bakanların çocukları köşeden içeriye alınıyor. Sayın bakanlara tavsiyem: Çocuklarınıza sahip çıkın.

Sayın Maliye Bakanına iki sorum var. Birinci sorum: 6327 sayılı Yasa’da, bireysel emeklilik sisteminde on yılını tamamlamadan ya da 56 yaşını doldurmadan önce ayrılanların ana para üzerinden kesilmiş stopajlarını geri alabilecekleri düzenlenmişti. İade süresi bir yıl olarak belirlenmiş ve müracaat tarihleri Ağustos 2013’te sona ermiştir. Gelir vergisi stopaj iadesi almaya hak kazanmış vatandaşlarımız, hâlâ ödemelerinin ne zaman yapılacağını bilememektedir. 100 bin kişiyi ilgilendiren bu soruyu altı ay kadar önce sormuştum ama bir yanıt alamadım. Cevaplandırırsanız sevinirim.

İkinci sorum: Bugün Türkiye’de 130 bin öğretmen açığı var, 30 binden fazla ücretli öğretmen çok kötü sosyal koşullarda görev yapmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Sayın Karaahmetoğlu…

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sorum Gençlik ve Spor Bakanına.

Sayın Bakan, 2011 genel seçimleri öncesi seçim bölgem Giresun’a “Çotanak Arena” isimli bir stat yapılması vaadi vardı. 2011 bütçe görüşmelerinde bu sorumun karşılığı olan bir yanıt vermediniz. 2012 yılı bütçe görüşmelerinde aynı soruyu sorduğumda da “Sayın Canikli bu konuda basın açıklaması yaptı.” diye bir cevap verdiniz. Ortada hâlâ bir şey yok. 2013 bütçe görüşmelerinde… Yine soruyorum: Giresun’a “Çotanak Arena” isimli stat ile Giresun’un Görele ilçesine planda olan 300 yataklı öğrenci yurdu yapımı 2014 yılı programında var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Karaahmetoğlu.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli ilinin büyükşehir il sınırlarıyla genişletilmesiyle birlikte yeni ilçeler kuruldu. Bu ilçeler Kartepe, Başiskele, Dilovası, Darıca ve Çayırova ilçeleri. Bu ilçelerde iktidarınız döneminde hangi spor tesislerini yaptığınızı çok merak ediyorum, onu bildirirseniz sevinirim.

İkinci sorum: Yine, bugün Kocaeli’de -yapmaya çalıştığınız, aynı Sakarya’daki gibi- stadı yıkıp yerine AVM yapmaya çalışıyorsunuz hisse paylaşımı yöntemiyle ve bununla stat yapacağınızı ifade ediyorsunuz. Bu yapacağınız stat Sakarya il sınırında. Sakarya ve Kocaeli, her ikisi de Üçüncü Lig’de, Birinci Lig’de oynayacak bir takımları bile yok. Niye iki şehre bir stat yapmayı düşünmüyorsunuz da her ile ayrı ayrı stat yapma çabası içerisindesiniz, bunu çok merak ediyorum gerçekten.

Yine, Türkiye’de fert başına en çok vergi veren Kocaeli ilinde hangi profesyonel branşlarda birinci liglerde takım var, voleybolda, basketbolda?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Topal…

RAMİS TOPAL (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim sorum Maliye Bakanımıza: Sayın Bakan, Hükûmetiniz on yıldır Amasya’ya bir kamyon, bir greyderle çevre yolu yapmaya çalışıyor, ne yazık ki bitiremiyor. Bu bütçenizde Amasya’nın çevre yolunun bitmesi için bir bütçe ayırdınız mı, ayırmadınız mı, onu merak ediyorum.

İkincisi: 2013 yılında Amasya’dan ne kadar vergi topladınız, 2014 yılında Amasya’ya ne kadar bu vergiden pay ayıracaksınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topal.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Spor Bakanına soruyorum: Bu Adana ilimizin Pozantı ilçesinin takımı BAL ligine çıktı ama stadı yok. Programa alındı biliyorum, ne zaman başlayacak Sayın Bakan, bunu bir öğrenmek istiyorum.

Maliye Bakanımıza sormak istiyorum: 2011-2012 ve 2013 yıllarında bütçe gelirleri içinde bir defaya mahsus ya da geçici gelirlerin miktarı nedir? Ayrıntılarıyla verebilir misiniz?

Yine, bu memur konut politikanız iktidara geldiğinizde neydi, bugün nedir? O gün söyledikleriniz o günde mi kaldı? Bugün daha farklı bir düşünceniz var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Fırat? Yok.

Sayın Dedeoğlu…

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Birinci sorum Sayın Spor Bakanımıza: Kahramanmaraş Çağlayancerit ilçemizde kapalı spor salonumuz yoktu. Ancak, yeri tespit edildi, istimlak çalışmalarının tamamı bitti. Temenni ediyorum ki 2014 yılında bu spor salonumuz o ilçemize kazandırılır.

Bununla beraber, ilçelerimizde sentetik saha maalesef ki hiç yok. Yine, Bakanlığınızdan, Kahramanmaraş’ın ilçelerine sentetik saha yapılması konusunda yardımlarınızı rica ediyoruz.

İkinci sorum Maliye Bakanımıza: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitemiz Tıp Fakültesi, nihayetinde, uzun uğraşlardan sonra bitti ama ne yazık ki personel eksikliğimiz çok fazla, asistanlarımız eksik, teçhizatımız eksik. Bir tıp fakültesi hastanesinin devreye girebilmesi için, malumlarınız, ödeneğe ihtiyaç vardır. Önümüzdeki 2014 yılında ödeneklerinin tahsis edilmesi konusunda yardımlarınızı bekliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Maliye Bakanı, ağustos ayında Yatağan, Milas, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleriyle kömür havzalarının özelleştirilmesine ilişkin kararı Resmî Gazete’de yayımladınız. Muğlalı hemşehrilerimiz bu yanlışa direniyor. Şimdi, özelleştirmenin altı ay ertelendiği iddia edilmektedir. Bu ertelemeden maksadınız, mahallî seçimlerin geçmesini beklemek midir, yoksa kararınızı gözden geçirmeyi mi düşünüyorsunuz ya da henüz hangi yandaşınıza vereceğinize karar veremediğiniz için mi bu özelleştirmeyi ertelediniz?

Sayın Gençlik ve Spor Bakanına sormak istiyorum: Üniversiteye yeni kayıt yaptıran gençlerin yüzde kaçı Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurtlarına yerleşebilmektedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Sayın Yüksel…

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Şimşek, okula gidemeyen on binlerce köy çocuğunun taşımalı eğitimi için gerekli ödeneği Millî Eğitim Bakanlığına verecek misiniz?

Sayın Kılıç, Karşıyaka Örnekköy stadının yapımı için Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu iki yıldır “Yeri tahsis edin, karşılıksız yapayım.” derken niye yanıt vermiyorsunuz? Karşıyaka ve Göztepe statlarını kim, hangi yöntemle yapacaktır?

Bir de, kız, erkek öğrenci yurtlarını ilçe bazında ayırarak öğrencilerin okula gitmesini zorlaştırdınız. Böylece o öğrencilere zulmettiğinizin ve başarısızlığa ittiğinizin farkında mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Sayın Moroğlu…

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Şimşek, geçen yıl yasama döneminde sizinle de görüşmüştüm, iki defa da Milli Emlak Genel Müdürlüğüne bu dileğimizi ilettik. Bayraklı Belediyesinin Atatürk Mahallesi’nde ve Çay Mahallesi’nde pazar yeri yapmak için iki tane ortak parseli, ortak olduğunuz yeri istemesine rağmen bir yıla yakın bir zamandır böyle bir sonuç alınamadı. Gidiyoruz, “İmzada.” deniyor, en son “Başbakanın imzasında.” deniyor. Siz, geçen dönem “Tamam, bunu hallediyoruz.” demenize rağmen hâlâ hallolmadı. Ben bu fırsatı değerlendirip onu halletmenizi istiyorum, bir.

İkincisi de Kınık’taki kalkınma kooperatifinin kullandığı 1.200 dönüm arazinin tekrar kooperatif tarafından kullanılmasını sağlamanızı Kınıklı köylüler adına rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Moroğlu.

Buyurunuz, Sayın Bakan, önce kim konuşacak?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Ben konuşayım.

BAŞKAN – Sayın Şimşek, buyurunuz.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlara da soruları için teşekkür ediyorum.

Şimdi, uzlaşma komisyonlarıyla ilgili olarak az önce söylediğime ilaveten söyleyecek çok fazla bir şeyim yok. Benim kişisel görüşüm şu: Madem uzlaşma komisyonları sorun yaratıyor, yani vatandaşın, 76 milyonun hakkı olan vergiler noktasında idare bir yetki kullanıyor, bu yetkinin de sınırları çizilmiş olmakla birlikte sıkıntılı, o zaman ben diyorum ki Vergi Usul Kanunu’nda değişikliğe giderken ya bunu yeniden düzenleyelim -ben buna hazırım- ya da tamamen kaldıralım. Eğer idare ile mükellef arasında bir sorun varsa onu da sadece yargı çözsün. Yani bundan sonra uzlaşma müessesesi olmamasını ben şahsen tercih ederim; yani, işin özü bu.

Zafer Havaalanı’na verilen teşvikler soruldu. Benim bildiğim kadarıyla Zafer Havaalanı, yap-işlet-devret modeliyle özel sektöre yaptırıldı. Hazineden bu anlamda bir teşvik bilgim yok.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Taşınan yolcu başına…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) –  Ama sizin muhtemelen kastettiğiniz garanti kapsamında yolcu başına; onun da bilgisi henüz bana ulaşmadı, dolayısıyla ulaşırsa ben sizinle paylaşırım.

Diğer bir… Bireysel emeklilik konusu soruldu. İadeler şu anda yapılıyor, iadeler yapılacak. El yordamıyla, maalesef, geçmişte bu bilgiler toplanmış, bu bilgiler bize o şekilde iletildi. Biraz zaman alıyor ama epey bir ilerleme de kaydettik, epey yeni personel de bu konuda tahsis ettik. Son durum bana getirilmedi ama önümüzdeki maddelerde bilgi gelirse sizlere ulaştıracağım.

Öğretmenlerle ilgili bir soru vardı ama sonunu duymadım; kusura bakmayın ona cevap veremiyorum.

Çevre yoluna bütçe ayrıldı mı? Doğrusu bilmiyorum. Çevre yolunu il özel idaresi yapıyorsa il özel idaresi imkânlarından yapıyordur. Eğer Ulaştırma Bakanlığı yapıyorsa Ulaştırma Bakanlığına zaten bayağı bir bütçe veriyoruz; inşallah, o çerçevede tamamlanır. Dolayısıyla bilmiyorum yani mikro düzeydeki projelerle ilgili olarak bilgi yok bende.

“Amasya’dan ne kadar gelir toplandı?” Şöyle söyleyeyim: 2012 yılı için bende rakamlar var; 2012 yılında toplanan, tahsil edilen gelir 358 milyon 120 bin 718 lira, yani 358,1 milyon lira. Toplam gider yani Amasya’ya yaptığımız harcama ise 837 milyon 858 bin 367 yani yaklaşık 837,9 milyon lira. Dolayısıyla Amasya’ya neredeyse 3 katına yakın bir yatırım ve diğer özelliklerde harcama yapıyoruz.

Şimdi, bir defaya mahsus gelirler soruldu 2011, 2012, 2013; önümde yok ama merak etmeyin, bir iki gün beraberiz, ben bu soruların hepsine cevap veririm. Şu anda önümde yok, gelirse cevap vereceğim.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesiyle ilgili; doğrudur, personel eksikleri bana iletildi. O konuda biz bir adım atıyoruz, yardımcı olacağız; diğer konularda da yatırım nitelikli olanlara Kalkınma Bankası, cari mal ve hizmet nitelikli onlara biz elimizden gelen desteği tabii ki verdik, vereceğiz.

Muğla termik santralleriyle ilgili bir soru vardı. Özelleştirilmesi ertelenmedi, program çerçevesinde devam ediyor; ayrıca, ihaleler de tamamen şeffaf. Dolayısıyla, siz de girip veya herhangi bir insan girip en yüksek fiyatı vererek kazanabilir.

Taşımalı eğitim noktasında şöyle söyleyeyim: Biz şu anda, 2012-2013 yıllarında taşımalı eğitim kapsamında zaten 1,2 milyon öğrenciyi taşıyoruz yani ve 1,7 milyar lira para harcıyoruz. Sizin muhtemelen bahsettiğiniz husus İzmir’deki bir husus. Orada ilin tamamının genişletilmesi istendi, bütçede de biz bunu öngörmemiştik; ilave 120 milyon lira bizden ödenek istendi, bu konuyu takdir edersiniz ki çalışmamız lazım çünkü niye?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, Kütahya’da eylül ayından beri 5 kuruş ödenmedi.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Hayır, hayır…

Değerli arkadaşlar, ama bakın, şu anda büyükşehirlerde bütün ile yaygınlaştırmayı sadece bir yerde yapamayız, bu konuları çalışmadan, bütçelendirmeden “pat” diye…

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Bakan, vardı bu zaten, kaldırdınız bu sene.

BAŞKAN – Sayın Şimşek, süreniz doldu.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) - Şimdi, değerli arkadaşlar, yanımdaki Bakan arkadaşım: “Zamanımı yiyorsun.” diyor, onun için ben burada duracağım, geri kalanlara ya yazılı cevap vereceğim…

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şimşek.

Buyurunuz Sayın Kılıç.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Bakanımıza çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, müsaadenizle ben de hızlıca sorulara cevap verme gayretinde olacağım.

Milliyetçi Hareket Partisi Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın sorusu: Sayın Halaman, Adana Kozan 500 kişilik öğrenci yurdu 19 Kasım 2013 tarihinde ihale edildi, 2014 yılında hem inşaatına başlayıp hem bitirmeyi hedefliyoruz.

Sayın Alim Işık, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilinin sorusu: Hilmi Pekünlü meselesi karmaşık bir mesele Sayın Işık. Müstakil kanun çıkarılarak ancak kişiye özel bir düzenleme yapıldığı takdirde çözümü mümkün. Şu anki yönetmelikler ve mevzuat çerçevesinde ödül alma hakkı maalesef yok.

Sayın Karaahmetoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili… Sayın Karaahmetoğlu, Giresun stadyumuyla alakalı Bakanlığımız ile Toplu Konut İdaresi arasında protokol sürecini başlattık, “Çotanak Arena”yı inşallah Giresun’a kazandıracağız. İlk defa bu kadar net olarak ifade ettim çünkü stadyum yükümüz bir hayli fazlaydı. Çoğunun inşaatı başladığından dolayı bir miktar artık rahatız. Size de o bilgileri resmî evrak şeklinde, imzalı metinleri size de göndereyim. Sizin de resmî evrak üzerinden bilginiz olsun. Giresun’a da hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Sayın Akar, Kocaeli’de neler yapılıyor? Hemen ifade edeyim: Gebze Gençlik Merkezi, Çayırova Spor salonu, Darıca Gençlik Merkezi, Dilovası Spor Salonu, Gölcük Gençlik Merkezi, Kartepe Maşukiye Sentetik Futbol Sahası, Kocaeli Merkez Spor Salonu, Kocaeli Merkez Buz Pateni Salonu, Kocaeli Merkez Çok Amaçlı  Antrenman Spor Salonu, 11 salonlu proje, Kocaeli Başiskele Sentetik Çim Yüzeyli Futbol Sahası. Bütün bunlar, Gençlik ve Spor Bakanlığı  tarafından yapımına devam edilen projeler. Ayrıca Kocaeli İl Özel İdaresi ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanlığıyla 1/2 veya 1/3 esasına dayalı çok sayıda spor tesisi yapım protokolümüz var. Kendilerine de teşekkür ediyorum.

Sakarya ve Kocaeli’ne ortak bir stadyum yapılmasıyla ilgili fikrinizi keşke geçen seneki bütçe görüşmelerinde ifade etseydiniz. O gün yol yakındı, Kocaeli ve Sakaryalılara sorar, böyle bir karar alabilirdik ama böylesi parlak bir fikir, doğrusunu isterseniz, bizim aklımıza gelmedi. Biz, o nedenle, hem Sakarya’da bir stadı ihale ettik ve inşaatına başladık hem de Kocaelinde ayrıca bir stadı ihale ettik ve yer teslimini yaptık, inşaatına başlayacağız ama bu noktadan sonra maalesef ikisine tek stadyum yapmak için geri dönme şansımız artık kalmadı.

Sayın Yılmaz, Adana Pozantı ilçe stadının ihale talimatını gönderdik. En kısa süre içerisinde bu stadyumun ihalesi yapılacak ve Pozantı’ya kazandırılacak.

Sayın Dedeoğlu, Çağlayancerit’e spor salonu yapacağız. Ayrıca Kahramanmaraş’ta çok sayıda sentetik çim yüzeyli futbol sahası yapımına devam ediyoruz. Söz gelimi, Çağlayancerit sentetik çim yüzeyli futbol sahasının yapımı tamamlandı. Kahramanmaraş’ın diğer ilçelerinde de düşüneceğiz. Salon da 2014 yılı yatırım programında planlanmış durumda. Bunu da bilginize sunmak isterim.

Sayın Erdoğan “Üniversitelilerin yüzde kaçı yurtlara yerleşiyor?” dedi. Ben, şöyle ifade edeyim: Devlet yurtlarına yerleşmek için müracaat edenlerin yüzde 47’si, bugün itibarıyla devlet yurtlarına yerleştirilmiş bulunmaktadır. Yani, bu, şu demektir aslında: Müracaat edenlerin içerisinden yurt hakkı çıktığı hâlde gelip kayıt yaptırmayanlar var, onların yerine yedek kontenjanlardan devam ettiğimiz kayıtlar var. Bu nedenle, sezon başında yurtlara yerleşmek için müracaat edenlerin tam yarısı devlet yurtlarına yükseköğrenim öğrencisi olarak yerleşmiş bulunmaktalar.

Karşıyaka Stadı’nı ne zaman yapacaksınız? Az evvel de ifade ettim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Örnekköy, Örnekköy…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Yüksel, Örnekköy’de stadyum yapmayacağız çünkü arazi dere yatağı çıktığından dolayı. İzmir’de de son selleri siz de gördünüz, son sellerin İzmir’i ne hâle getirdiğini. Örnekköy dere yatağı bir arazi. Orada stadyum yapamıyoruz maalesef, mimar ve mühendislerimiz proje çizimini kabul etmedi.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Bakanlığınız karar verdi aynı yere.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Karşıyaka Kulübü’nün mevcut arazisinde stadyumu yapacağız. Belediye Başkanının “Ben yapayım.” talepleri var ama raylı sistem örneğinde olduğu gibi başlar, bitiremezse diye biz devlet imkânlarıyla inşallah başlayıp bitireceğiz. Bu noktada en ufak bir tereddüdünüz olmasın. Ayrıca, Göztepe’nin ihalesini de 29’unda yapacağız.

Aydın Belediye Başkanlığıyla ilgili hemen… Özlem Çerçioğlu, Belediye Başkanımızı da üzmek istemeyiz ben bilgiyi tekraren söyleyeyim. Sayın Hamzaçebi burada ifade etti, “stadyum” dedi Tutanaklara da baktım, ben “stadyum” demedim, “Aydın Kapalı Yüzme Havuzu” dedim. İhalesini yaptık, 16 Ağustosta müteahhide yer teslimini de gerçekleştirdik. 16 Ağustos tarihli yazı burada. Müteahhidin talebi üzerine İl Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğümüzün Aydın Belediyesine gönderdiği yazı: “Konu: Aydın Merkez Kapalı Yüzme Havuzu yapım işine ait ruhsat hakkında…” Maalesef, bu yazıya henüz ruhsat cevabı verilmedi ama şöyle bir hayra vesile oldu. Aydın merkeze planladığımız yarı olimpik kapalı yüzme havuzunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – …gecikmeden sonra Nazilli ilçemize kaydırdık. Aydın merkeze de 2014 Yılı Yatırım Programı’nda tam olimpik yani 50 metre kulvarı olan bir kapalı yüzme havuzu koymayı programımıza dâhil ettik.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kılıç.

Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla 12’nci turda yer alan bütçelerin bölümlerini…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim.

Ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım ve yoklama talebini yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Ayaydın, Sayın Öner, Sayın Canalioğlu, Sayın Ören, Sayın Çıray, Sayın Susam, Sayın Danışoğlu, Sayın Tayan, Sayın Demiröz, Sayın Küçük, Sayın Kaleli, Sayın Moroğlu, Sayın Özkan, Sayın Öğüt, Sayın Kurt, Sayın Serter, Sayın Güven, Sayın Ağbaba, Sayın Toptaş.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

A) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Maliye Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Hesabı

 

Ğ) GELİR BÜTÇESİ (Devam)

 

BAŞKAN – Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

29) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                      5.831.770.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     1.164.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                     113.178.600

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         5.946.113.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         4.705.002.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                4.694.943.698,84

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                        10.058.301,16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İçişleri Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.14) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           34.162.330

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      120.450

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                         553.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                         2.049.030

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                     883.864.190

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            920.749.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                  1.370.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        890.749.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              28.630.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        920.749.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Spor Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         1.232.900.100,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                1.227.547.019,89

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           5.353.080,11

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)    CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          731.341.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                    1.195.287.752,38

Ret ve İadeler (-)                                                                                                                                                         19.706,80

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.13) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ÖDENEK CETVELİ

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           50.790.300

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      563.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetler                                                                    49.588.300

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                 5.761.642.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         5.862.584.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                             349.750.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                    4.912.584.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                           188.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Alacaklardan tahsilat                                                                                              412.250.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                    5.862.584.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2)Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         4.873.306.191,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                4.869.214.782,19

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           4.091.408,81

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)    CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          4.449.878.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                    4.721.050.455,21

Ret ve İadeler (-)                                                                                                                                                    9.546.091,43

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

12) MALİYE BAKANLIĞI

1) Maliye Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                   69.610.813.900

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                 106.587.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      06                                    İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                  1.853.030.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                         3.623.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                    Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                            41.025.463.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                    112.599.516.900

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Maliye Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                       85.131.581.491,85

Bütçe Gideri                                                                                                                                              84.611.540.527,01

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                    3.198,70

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                      520.044.163,54

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

12.76) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                      2.276.304.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     1.340.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         2.277.644.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         2.232.100.136,60

Bütçe Gideri                                                                                                                                                2.179.669.229,54

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                        52.430.907,06

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                           186.440,00

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2014 yılı merkezi yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.06) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           23.187.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                   87.813.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            111.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               66.532.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              44.468.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        111.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                            106.512.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                   105.224.177,08

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           1.287.822,92

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          89.000.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                       107.370.792,61

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.35) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           11.403.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                         600.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                   12.384.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                              24.387.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                     335.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              24.051.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      06                                    Sermaye Gelirleri                                                                                                                1.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          24.387.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                               21.751.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                      20.579.549,35

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           1.171.450,65

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          20.629.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                          20.712.651,62

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 yılı merkezi yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.10) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                         520.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                   29.985.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                              30.505.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               10.847.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                          19.658.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        TOPLAM                                             30.505.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                               20.500.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                      11.852.162,95

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           8.647.837,05

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Net Tahsilat                                                                                                                                                          20.871.557,93

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu  2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Böylece, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 2014 yılı merkezî yönetim bütçeleri ve 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesapları kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, on ikinci turdaki görüşmelerin tamamlanmasıyla birlikte 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarılarının 1’inci maddeleri kapsamına giren bakanlık ve ilgili kuruluşların bütçeleri ve kesin hesapları ile gelir ve finansman ile ilgili 2’nci maddenin görüşmeleri tamamlanmış bulunmaktadır.

Şimdi, program uyarınca, sırasıyla, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın maddelerini görüşüp oylamalarını yapacağız.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın gider bütçesiyle ilgili 1’inci maddesini tekrar okuttuktan sonra oylarınıza sunacağım.

 

2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Gider, Gelir, Finansman ve Denge

Gider

MADDE 1 - (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 428.396.493.000 Türk Lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 48.647.481.000 Türk Lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 3.003.844.000 Türk Lirası,

ödenek verilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi 1’inci maddeyi daha evvel kabul edilmiş bulunan cetvelleriyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir bütçesine ilişkin 2’nci maddeyi tekrar okutuyorum:

Gelir ve finansman

MADDE 2 - (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

(I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 394.634.401.000 Türk Lirası,

(II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 7.222.934.000 Türk Lirası öz gelir, 41.928.551.000 Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 49.151.485.000 Türk Lirası,

(III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 2.984.186.000 Türk Lirası öz gelir, 19.658.000 Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 3.003.844.000 Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

(2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 76.000.000 Türk Lirası olarak tahmin edilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi 2’nci maddeye bağlı cetvelin bölümlerini okutup ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

 

B - C E T V E L İ

KODLAR                     AÇIKLAMA                                                                  201 YILI BÜTÇE GELİRİ

01                                 Vergi Gelirleri                                                                         378.016.251.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03                                 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                8.177.870.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04                                 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                           1.556.576.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

05                                 Diğer Gelirler                                                                            28.375.933.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

06                                 Sermaye Gelirleri                                                                       8.752.239.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08                                 Alacaklardan Tahsilat                                                                   142.407.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                      TOPLAM BÜTÇE GELİRİ                                                      425.021.276 000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09                                 Ret ve İadeler ( - )                                                                     30.386.875.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                      NET BÜTÇE GELİRİ                                                              394.634.401.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi 2’nci maddeyi kabul edilen ekli cetveliyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bir saat ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.44

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır.

BAŞKAN – Madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Kars Milletvekili Mülkiye Birtane.

Buyurunuz Sayın Birtane. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA MÜLKİYE BİRTANE (Kars) – Teşekkürler Sayın Başkan.

(Hatip tarafından hatip kürsüsüne fotoğraf asıldı)

Eğer, dünkü hukuk skandalını yaşamamış olsaydık bu konuşmayı Şırnak Milletvekilimiz Sayın Selma Irmak kendisi yapacaktı. Bir kez daha bu kararı kınıyor, bütün tutuklu vekillerin derhâl serbest bırakılmaları gerektiğini belirtiyorum.

Ayrıca, Halkların Demokratik Partisinin başlatmış olduğu özgürlük eylemlerini selamlıyor, arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu belirterek Sayın Selma Irmak’ın göndermiş olduğu metni okuyorum:

“Barış ikliminin çözüme dair umutlarımızı her şeye rağmen diri tuttuğu bir zamanda, bu ülkenin geçmişinde kara bir leke olarak duran, tutuklu bulunduğum Diyarbakır Cezaevinden, namıdiğer “5 no.lu”dan sizleri selamlıyorum.

Halklarımızın ortak emeği, çabası ile kurulan ve ortak iradeyi temsil eden Meclise, barışçıl ve eşitlikçi ortak bir gelecek kurma gayretinde olan fedakâr ve direngen halklarımıza onurlu (Botan) Şırnak halkı şahsında en derin selam ve saygılarımı sunuyorum.

Sözlerime, 5 Aralık 2013 günü kaybettiğimiz siyahi ve Afrikaner halkların ışığı, barış büyücüsü, büyük lider Nelson Mandela’yı anarak başlamak istiyorum. Irkçı, faşist bir rejimi alt etmeyi, barışçıl, eşit ve ortak bir yaşamı öfkeyle değil, sevgiyle kurmayı başaran Madiba ‘Yanlış olduğunu düşündüğümüz bir şeyle savaşırken bile ağzımızda kinin acı tadı olmaz.’ der. Güney Afrika’da ahlaki bir soykırım yaratan, insanların kendilerine duydukları saygıyı sinsice yok eden Apartheid rejiminin beyinlere değil, kalplere hitap edilerek ancak teslim alınacağını söylüyordu. Onun yarattığı devrimin sırrı bu idi. Daha önce Mahatma Gandhi de aynı ışığın yolunu izlemişti, ‘Göze göz dünyayı kör eder.’ derken şiddetin şiddeti doğuracağı ve herkesin kaybedeceği bir gerçeğe işaret etmekteydi.

Yüz yıllık bir sorun olan ve hepimizi kıblegâhımızda vuran Kürt sorunu da devletin şiddetiyle doğmuş, baskı, katliam, yok sayma, terbiye etmeyle serpilmiş ve günümüze yalnızca ocaklarımıza düşen kor değil, ruhlarımıza da düşen öfke olarak süregelmiştir.

Bugün geldiğimiz nokta, şiddetin şiddetle, baskının dirençle karşılandığı ve bunun sonucunda körleşen ufuklarımızda yeniden geleceğin ışığını arama çabasıdır. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz barış süreci çok kıymetlidir. Yaşlıların gençleri defnettiği bir süreçten çıkma ümidi çok azizdir, göz nuru gibi korunmayı gerektirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş harcında, sevinçte ve kıvançta birlik ruhu vardır ancak teklik zehriyle zehirlenmiştir. Kutsal devlet dogmatizmi, demokratik gelişimi engellemiştir.

Sayın Öcalan’ın olağanüstü çaba ve emeği, Sayın Başbakanın ve Hükûmetin çözüm sürecini başlatma ve sürdürme konusundaki kararlılık söylemleri ile yüz yıllık kördüğümün kara yazgısı çözülme safhasına girmiştir. Ne var ki barış süreçlerinde her mevsim bahar değildir. Barış süreciyle yakalanan pozitif atmosfer, gerekleri zamanında yerine getirilmezse devam etmez. Güney Afrika deneyimi ve Nelson Mandela’nın durumu ile Sayın Öcalan’ın durumu ve İmralı’da süren gelişmelerin gerçek anlamda bir müzakere niteliğine kavuşması için, stratejik olarak ele alınmak ve doğru bir yöntem üzerine oturtulmak durumundadır. Hâlihazırda, aleni olmayan devlet heyeti ve BDP heyetiyle devam eden görüşmeler, formatı belirlenmiş, yasal çerçevesi netleşmiş stratejik müzakerelere dönüşmedikçe sürecin hassas dönemi sona ermeyecek, her an köprüden aşağıya uçma tehlikesi barındıracaktır.

Sayın Öcalan’ın vakar ve saygıyla, bizzat Sayın Başbakanın kendisiyle özgür ve eşit bir zeminde aleni müzakereye başlaması ve ‘dost ülkeler grubu’ benzeri bir ara bulucu heyet tarafından izlenmesi, bizi bir barış anlaşmasına, şiddetten arındırılmış, kalıcı barışın tesisine götürecektir. Sürecin üstlenilecek, hesaplanmış riski budur. Bu risk, kanlı bir süreci kapatma, pozitif barış sürecine taşıyıcı rol oynaması itibarıyla alınmaya değerdir. Aksi hâlde, şiddetin dünyalarımızı kör ettiği bir ortamda hepimiz, tüm Türkiye kaybedeceğiz.

Bu hafta İnsan Hakları Haftası. Bu vesileyle insan hakları mücadelesinin tüm emekçilerini saygı ve şükranla selamlamak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti her ne kadar Anayasa’ya göre demokratik bir hukuk devleti olarak tanımlansa da devletin baskısı, güvenliği ve kutsiyeti ekseninde oluşan güvenlik çemberi, insan hakları ihlallerini her zaman en tolere edilebilir suç kapsamında ele almıştır. Kurumsallaşmış, hesap sorulmazlık ve cezasızlık bir devlet geleneği olarak benimsenmiştir. Türkiye’deki bu cezasızlık rejiminin temeli, büyük ölçüde İttihat ve Terakki Dönemi’ne uzanan, devletin kutsal çıkarlarını devlet içinde devlet oluşturma pahasına koruma refleksine dayanan bir ceza, adalet sistemine dayanır. İşkence, yargısız infaz, zorla kaybetme gibi ağır hak ihlalleri, uluslararası hukuka aykırı suçlar olarak belirlenmiş olup devletin suçları soruşturmak, failleri yargılamak ve cezalandırmak gibi yükümlülükleri tespit edilmiştir. Oysa Türkiye’de cezasızlık, hukuki ve fiilî olarak devam edegelen bir durumdur.

Bütün çatışmalı süreçlerde barışın tesisi, onarıcı adaletin gelişimi ve toplumun sağaltımı için geçmişle yüzleşme, hesaplaşma en önemli unsur olarak görülmüştür. Türkiye’de de gerçek anlamda bir barıştan, halkların birbirini hem kalben hem beynen kucaklayacağı bir süreçten söz edeceksek, ağır insan hakları ihlallerini, toplu katliam, toplu gömülme, köy yakma, göçertme, işkence, zorla kaybetme, faili meçhul gibi insanlığa karşı işlenmiş suçları soruşturmayı hedefleyen hakikat komisyonlarının bir an önce kurulması gerekmektedir. Hakikat komisyonları uzlaşı ve barışın sağlanmasında etkin bir role sahipken, cezasızlıkla mücadelede de etkin bir yöntemdir.

Bu temelde, barış sürecinin başlangıcında yaşanan Roboski vahşeti bir an önce aydınlatılmayı beklemektedir. Daha dün, Yüksekova’da Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir’in katledildiği, süreci provoke amaçlı vahim olay, Roboski katliamında devletin takındığı hesap sormazlık ve cezasızlık tutumundan cesaret alarak vuku bulmuştur.

Yine, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiye yönelik suikastın çözüm sürecine karşı açık bir sabotaj denemesi olduğu aşikârken fail Ömer Güney hakkındaki soruşturmanın ciddiyetten uzak ve zamana yayılarak yapılması, devletle ilgili şüphelere neden olabilmektedir.Fail Ömer Güney’le ilgili belge, bilgilerin Fransa yetkili mercileri ile paylaşılması, soruşturmanın bir an önce sonuçlandırılması, çözüm sürecinin karşısındaki ulusal, uluslararası karanlık güçlerin açığa çıkarılması ve provokasyonların engellenmesi açısından elzemdir, hayatidir.

Hak ihlallerinin en açık biçimde yaşandığı mekânların başında ise devletin aynası olan cezaevleri gelmektedir. Türkiye’deki cezaevleri öteden beri romanlara, filmlere konu olduğu gibi, insanlık dışı muamelenin yaşandığı, hak gasplarının, işkence ve katliamların süregittiği, sürgün ve vahşet düzeyinde uygulamaların insanlara reva görüldüğü, toplumun âdeta kanayan gizli yarası olma hâlidir.

Çocuk tutukluların cezaevlerinde yaşadığı şiddet, taciz, tecavüz vakaları, bu ülkenin geleceğinin karartılması, bu uygulamalara sessiz kalınıp cezalandırılmaması, toplum ahlakının dejenere edilmesidir. Cezaevlerinde insan onuruna yaraşır bir yaşam standardının oluşturulması devletin ve Hükûmetin en temel sorumluluğudur.

Hepinizi cezaevlerindeki tüm arkadaşlar adına saygıyla selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum.

09/12/2013

Tutuklu BDP Şırnak Milletvekili

Selma Irmak

Diyarbakır Cezaevi”

(BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Birtane.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Akçay.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçe kanununun 3’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum ve sözlerime başlarken değerli milletvekilleri, Ziya Paşa’dan bir beyit okuyarak sözlerime başlamak istiyorum:

“Ümmîd-i vefa eyleme her şahs-ı degalde

Çok hacıların çıktı haçı zir-i begalde”

Yani “Her hileci, alavere dalavereci kişiden vefa bekleme, çok hacıların koltuğunun altından haçı çıktı.” diyor Ziya Paşa. Tabii, bunu da hangi amaçla söylüyorum? Vallahi, ben, gerçekten bilemiyorum, her nedense bu beyit aklıma geldi. Bunu da yüce Meclisle paylaşmak istedim.

Milletimiz, AKP’nin ekonomik ve mali politikalarından artık bunalmıştır. Hükûmetin ekonomi politikalarının güvenilirliği kaybolmuştur ve bu güven bunalımının tamir edileceği de görülmemektedir.

Muhterem arkadaşlar, sabahki konuşmamda da 2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’ndaki vergi gelirlerini ve 2013 yılı gerçekleşmeleriyle ilgili bazı değerlendirmelerde bulunmuştum ve bu değerlendirmeler yarım kalmıştı. Ben kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

Öncelikle, hatırlayacaksınız, pırlanta, elmas, yakut ve inciden ÖTV’nin kaldırılmaya çalışıldığını; halkın zorunlu harcamalarından, ekmek, peynir, zeytin, süt, yumurta gibi temel ihtiyaçlarının da KDV’ye tabi tutulduğunu ifade etmiştik. Yine, yat ve gemilerin deniz taşıtlarının akaryakıtından ÖTV almayan Hükûmet, çiftçinin kullandığı mazottan hem ÖTV hem KDV almaya devam etmektedir ve bunlardan da bir kuruş indirmeye yanaşmamaktadır. 2013 yılındaki vergi gerçekleşmeleri, Türkiye ekonomisinin kötü gidişatını göstermektedir ve 2013 yılı, Hükûmetin vergi eziyetinin arttığı bir yıl olmuştur. Daha yılın ilk gününe vergi zammıyla başlandı. Örneğin, 2012’de yeniden değerleme oranı 7,8 olarak belirlenmesine  rağmen, damga ve harçlar yüzde 15 oranında arttırılarak âdeta yeni vergiler konulmuştur. Bununla birlikte, gelir vergisi vergi dilimi tarifeleri de yeniden değerlenme oranında artırılmayarak, düşük tutularak âdeta gizli ek vergi konulmuştur.

Sayın Maliye Bakanı, 2012 yılının son haftasında “Zenginden daha fazla vergi alınacak.” açıklamasını yapmıştı oysa Hükûmet, zenginlerin faiz gelirleri üzerinden alınan gelir vergisi oranlarını yüzde 15’ten yüzde 10’a indirmiştir. 2013 yılında vergi gelirleri gerçekleşme tahmini 325 milyar liradır. Bu rakam, BOTAŞ ve TEDAŞ’tan gelen 13-14 milyar liralık borç ödemesiyle hesaplanmıştır. Nitekim, Maliye Bakanımız da geçen yıl komisyondaki konuşmasında, BOTAŞ’ın ve TEDAŞ’ın yükümlülüklerini yerine getireceği tahminini, varsayımını dile getirmişti. BOTAŞ ve TEDAŞ ödemeleri ile 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Kanunu kapsamında yapılan ödemeler, bütçenin suni gelirleridir. Bu ödemeler yapılmamış olsaydı, 2013 yılı vergi gelirleri de bundan 13-14 milyar lira daha az olacaktı veya bu vergi borçları zamanında ödenseydi, 2013 yılının gelirleri sayılamayacaktı.

Şimdi, 2014 yılına geliyoruz. 2014 yılı vergi gelirleri hangi esaslar, kriterler baz alınarak hesaplanıyor değerli arkadaşlar? Şunlar: 2013 yılı vergi geliri beklentisi, yüzde 5,3 enflasyon, yüzde 4 büyüme, yüzde 6 deflatör dikkate alınarak 2014 vergi gelirleri tahmin ediliyor ve 2014 vergi beklentisi 348 milyar lira. TEDAŞ, BOTAŞ ve 6111 sayılı Yasa kapsamındaki gelirleri de dikkate almazsak 2013’ten 2014’e 36 milyar liralık vergi artışı öngörüldüğünü görüyoruz. Bu rakamlar da 2014 bütçesinde tam yüzde 11,5’luk vergi artışına tekabül etmektedir.

Buradan da Hükûmete soruyorum: 2014’te büyüme beklentisi yüzde 4; enflasyon 5,3; deflatör yüzde 6; toplam tüketim artışı beklentisi 3,2; istihdam artışı beklentisi 2,1; ihracat artışı beklentisi 8,4; ithalat artışı beklentisi yüzde 4,1 ancak vergi gelirlerindeki artış beklentisi yüzde 11,5; bu nasıl gerçekleşecek? Demek ki vergi artışlarıyla bilhassa dolaylı vergilere yani fakir fukaraya yüklenecek Hükûmet. Buradan çıkardığımız sonuç  bu. Neticede, ekonominin bu hasta hâli, mali yapının sağlıksız yapısı bütçeyi de sağlıksız hâle getirmektedir.

Bu çerçevede, 2014 bütçesini bir seçim ve zam bütçesi olarak niteliyoruz. Vergi gelirleri, faiz dışı fazla, harcamalar, bütçe dengesi gibi hedef beklentiler bu bütçenin bir seçim ve zam bütçesi olduğunu göstermektedir. E tabii, seçim bütçesi seçimden evvel kullanılır; peki, zamlar ne zaman yapılır? Elbette seçimden sonra yapılır. Yani  “Seçimlerden önce zam yapacak kadar akılsız değiliz ya!” demişti bir zamanların eski başbakanı.

Değerli arkadaşlar, mali disiplinin yok sayıldığı bir anlayışla hazırlanan bu bütçe, milletimizin beklentilerini, devletimizin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Bununla birlikte, bu bütçe, atama bekleyen 300 bin öğretmenin, ziraat mühendislerinin, balıkçılık, su ürünleri mühendislerinin, veterinerlerin kadro taleplerine de cevap veremiyor. Bu bütçe, milyonlarca işsiz insanımıza iş ve aş vadetmemektedir ve anlaşılan odur ki 2014 yılı içinde, işsizlik, ekonominin en büyük tehditlerinden biri olmaya devam edecek.

Türkiye ekonomisinin ve maliye sistemimizin en önemli sorunlarından birisi de maalesef kayıt dışılıktır. Kayıt dışılık, haksız rekabetle gelir dağılımını bozmakta, ülke ekonomisinin büyümesini engellemektedir. Kayıt dışılık, vergi yükünü dar bir kesim üzerine bırakmaktadır. Kayıt dışı ekonomi vergi yapısını bozmakta, vergi adaletinin ve vergi bilincinin azalmasına neden olmaktadır yani bunlarda hemfikiriz. İktidarın da söyleyeceği, muhalefet olarak bizlerin de tespit edeceği hususlar bunlardır. Millî gelire oranı da yüzde 30’ların üzerindedir ekonomideki kayıt dışılığın ve millî gelirin üçte 1’ine tekabül etmektedir.

Peki, Sayın Maliye Bakanı da İzmir İktisat Kongresi’nde kayıt dışılığı bir iktisadi terör olarak, başlı başına bir terör olarak tanımlamıştı fakat Hükûmetin kayıt dışılıkla mücadele söylemlerinin vergi gelirlerine yansıması nedir, ona bakmamız gerekir ve bu anlayışın kayıt dışılıkla mücadele söylemlerinin vergi gelirleri açısından yansımasını dolaylı ve doğrudan vergilerde ancak görebiliriz. Bu verilerde de maalesef geriye gidiş söz konusudur.

2002 yılı sonunda, Türkiye’de 59,6 milyar Türk lirası vergi toplanmıştır. Bunun 19,3 milyarı gelir üzerinden, gelir ve kurumlar vergisi yani doğrudan vergi alınmıştır. Doğrudan vergilerin vergi gelirleri içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 33’tür. Bu oran, 2013 Ekim itibarıyla yüzde 27,5’e düşmüştür, on aylık rakam. Gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı büyük düşüş göstermiştir. Bu tabloda, kayıt dışılıkla mücadele söylemleri maalesef pek bir anlam ifade etmemektedir. Hükûmet başlı başına terör olarak tanımladığı olguyla başa çıkamamakta ve âdeta onu beslemektedir.

Diğer görüşlerimizi de bundan sonraki konuşmalarımızda ifade etmek üzere hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Çıray.

CHP GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, Adalet ve Kalkınma Partisinin hiç gelmeyeceği zamanların geldiğini görüyoruz. Burada kendilerini çok uyarmıştık tarihin en büyük hesap soruluşuna muhatap olacaksınız diye fakat o sırada, ne yazık ki, bizim bu iyi niyetli eleştirilerimizi ciddiye almadılar. Nihayet, keser dönüyor sap dönüyor. Bugün, eğer gerçekten millî iradeye inanıyor olsalardı, bu Parlamento Hükûmetin harcamalarını denetleyebilseydi ve denetleme yetkisi engellenmemiş olsaydı bugün bütün bu yaşanan olaylar yaşanmamış olacaktı. İşte, demokrasinin fazileti buradaydı, demokrasiyi anlayamadıkları yer burası oldu.

Bugünlerde baskınlarla… Ben doğrusu, bu akşam, buraya Sayın Bakanı beklemiyordum  yemekten sonra, bu Hükûmetin istifa etmiş olması gerektiğini düşünüyordum. Bakanlar Kurulunun büyük çoğunluğunun çocuklarının büyük iddialarla tutuklandığı ve bakanlar hakkında arka arkaya iddiaların ortaya atıldığı süreçte, doğrusu, bu Hükûmete yakışacak en demokratik tavır istifa etmek olmalıydı. Hükûmet ve onun yetkilileri bu olan biteni “Cemaatle aramızda kavga var.” diyerek onlara yüklemeye kalkarak küçültemez çünkü hadisenin mahiyeti sabittir. Tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu başlamıştır. Dolayısıyla, Sayın Başbakan ve Adalet ve Kalkınma Partisinin temsilcileri Türk milletine doyurucu açıklamalar yapmak zorundadırlar. Aksi hâlde, işte, bütün bu yanlış süreçlerin sonucu, sadece Bakanların yargılanmasına değil onların evlatlarına kadar uzanır,  böyle büyük bir yanlıştır bu.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakanın hangi imkânlardan geldiğini biliyoruz. Hiç şüphesiz, hepimiz sıradan insanlarız ama Sayın Başbakanın tavırları ne yazık ki hiç böyle değildi. Bugün, yolsuzluk iddiaları hakkında ne diyor diye baktım, Sayın Başbakan “Allah bes, baki heves.” demiş yani “Bize Allah yeter.” diyor. Şüphesiz böyle ama davranış biçimi böyle değil, davranış biçimine baktığında bizimkiler “Servet bes, baki heves.” diyorlar. Onun için söylüyorum, normal demokrasilerde bu Hükûmetin istifa etmiş olması gerekirdi.

Değerli arkadaşlar, eğer Türk milletinin geleceğini ipotek altına alan bir kibir olmasaydı Sayın Başbakanın kibri bizim sorunumuz olmazdı ama Türkiye’yi getirdiği noktayı her anlamda görüyoruz. Nitekim, bu iktidarın on iki yılı geride kaldı ve sonunda bu iktidarın gidiş yolu açıldı, tüm iktidarlar gibi ömrünü doldurdu. Bu gidiş hızlanacak çünkü gerçeklerin üstündeki örtünün kalktığını hep beraber izliyoruz. Türk milleti, kamu kaynaklarının son derece sofistike yöntemlerle yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini bugün dehşetle izliyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de bütün bu süreçleri örtbas edebilmek için, hukuku ve Anayasa’yı tek parti devletinin emrine vermek için, bir postmodern referandum da yapıldı. O referandumda Başbakanın keyfîlikleri anayasal teminat altına alındı, böylece dünya tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturacak ve kahramanlarla katillerin değiş tokuş edilmesinin yolunu açacak hukuksuzluk süreci başladı. Şimdi, bazıları bunu “evet”lerin doğruluğuna delil olarak göstermek istiyorlar ama bu, bizim aklımıza, zekâmıza, vicdanımıza hakarettir.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bilgelik arayacaksak eğer, başka bir yere, yakın tarihimizin en soylu eylemine, Taksim’de yükselen büyük, medeni direnişe bakmamız gerekir. Buna “Büyük, medeni direniş” diyorum. Bu asil direniş, bir diktatörlük özentisinin Türk milletinin üzerine kâbus gibi çöken özlemlerinin tükenişidir. Bu asil direniş, milletimizin totaliter bir anlayışı sifonu çekerek tarihin çukuruna gönderdiği zamanların dilimidir.

Yüce Meclisin üyeleri, Sayın Başbakana göre demokrasi gelip geçici bir tramvaydan başka bir şey değildir, dolayısıyla Türk milletine de “bu millet” demeye başladılar. Bana sorarsanız Türk milletine “bu millet” demekle isabet ediyorlar çünkü Türk milleti, gelecekte, kendisine “bu millet” diyen siyasetçilere şükran duyacak, “Bunlar benden değil, ‘bu millet’ dedikleri tuhaf milletin mensupları.” diyecek. Çünkü Türk milleti “bu milleti”ne karşıdır çünkü Türk milleti, radikal İslamist barbarlıklara ve ırkçı fantezilere karşı çıkanların milletidir.

Değerli arkadaşlar, geride kalan on iki yılda çok karanlık birikti. Bu karanlığın kendine özgü bir kokusu var. Koku o kadar yoğun ve zehirleyici ki bir zamanlar toz kondurulmayan Baransu’nun bavullarından birinin kapağı aralandığında bile Türk milleti boğulacak gibi oluyor. Şimdi, korkuyla bazı sırlarınızın kozmik odaların karanlıklarında kalmasını hayal edebilirsiniz ama geçmişte siz nasıl başkalarının kozmik odalarına girdiyseniz şimdi başkaları da sizin kozmik odalarınıza girecek.

Değerli milletvekilleri, şişirme başarı hikayelerinin sonuna gelindi. Mesela, Sayın Başbakanın kişi başına millî gelirin on yılda 3 kat arttığı palavrası ortaya çıktı. Gerçek artış on yılda yüzde 45. Millî gelir artışı da seksen yılın ortalaması olan yüzde 5 civarında. Bu iktidarın bizi dünyanın 17’nci büyük ekonomisi yaptığı hikayesi de boş bir hikâye çünkü Türkiye, zaten çok uzun yıllardır dünya ekonomisinde 17’nci, 16’ncı sırada yer alıyor.

Meclisin değerli üyeleri, tekrar Gezi’ye dönmek istiyorum. Gezi, Türkiye’nin ikinci 9 Eylülüdür, İzmir’in temsil ettiği değerlerin İstanbul’un kalbinde bütün Türk milleti ve Türkiye için yankılanmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Birey vatandaşların kendileriyle ilgili her karara katılma arzularının etkili bir yansımasıdır. Biat kültürüne karşı modern anlamda ilk yığınsal sosyokültürel karşı çıkıştır. Ufkumuzda bireyin merkeze alındığı yeni bir kültürel doğuşun habercisidir. Türk milletinin asla “bu milleti” olmaya razı olmayacağının işaretidir. Postmodern diktatörlük rejiminin bu topraklarda asla tutmayacağının göstergesidir. Siyasetin karşılamak zorunda olduğu büyük bir değişim talebinin işaretçisidir. Özetle, Gezi, özgürlükçülerin TOMA’cılara karşı zaferidir.

Şimdi, dileğim ve duam, Taksim Gezi direnişin ruhuna uygun bir siyasete katkıda bulunmaktır.

Değerli arkadaşlar, Türk milletinin Adalet ve Kalkınma Partisinin gerçek siyasi anlayışını fark etmekte gecikmesinin çeşitli nedenleri vardır. Birincisi: Hepimizin zaafları vardır, bu işte çok büyük usta olan Sayın Başbakan ustalığını şahikasına vurdurarak bu zaaflardan yararlanmasını çok iyi bildi. Mesela, “Şeyh uçmaz, mürit uçurur.” sözünün manasını da çok iyi kavramıştı, gereğini de elhak yerine getirdi. Yani uçurulmak için uçurtması gerekiyordu, birilerine uçurttu. Bu işin havuç kısmıydı, bir de sopa kısmı var. Sopanın tam etkili olabilmesi için güçler birliği rejimi gerekiyordu. Bu da postmodern bir referandumla “Yetmez ama evet.” diyenlerin suç ortaklığı sayesinde 12 Eylül 2010 referandumuyla sağlandı. O referandum, biraz önce ifade ettiğim gibi, keyfîliklerin anayasal teminat altına alınmasıydı.

Değerli arkadaşlar, biz, Türkiye’de bu tür olayların hiç olmamasını temenni eden bir siyasi partiyiz, Türkiye’nin enerjisinin bu tür olaylarla hiç kaybedilmemesi gerektiğini temenni eden, isteyen ve bunu icraata geçirecek bir siyasi partiyiz. Biz rakibimizi bu şartlarla yenmek istemezdik ama uyarmıştık bu kürsüden, tutanaklara bakarsanız birçok konuşmamızda bunu göreceksiniz. Bugün ben daha büyük umutlar için bu heyecanla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çıray.

Şahsı adına Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu…

Buyurunuz Sayın Selamoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 2014 Yılı Mali Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesinde şahsım adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum.

Unutanlara ve 25 yaşına kadar olan evlatlarımıza anlatıyorum. AK PARTİ’den önce, ülkemize gelen turistlerin alay ettiği çok sıfırlı paramız vardı, 6 sıfırını attık. Bizden önceki koalisyon hükûmeti 1 milyar dolar bulabilmek için IMF’in günlerce kapısında beklemişti, bugün 5 milyar dolar borcu IMF’e biz veriyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Irak politikasını 1 milyar dolara satan sizin Hükûmetiniz.

TÜLAY SELAMOĞLU (Devamla) – AK PARTİ’den önce aileler çocuklarının okul kitaplarını bulmak ve almak için kuyruklarda bekler, kitapçıları gezerdi; bugün kitaplar sıraların üzerinde. AK PARTİ’den önce parasızlıktan çocuklarını okutamayan aileler vardı, on bir yılda 2 milyon çocuğumuzun annesine yaklaşık 2,8 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Meslek liselerindeki katsayısı uygulamasını kaldırdık.

AK PARTİ’den önce hastanelerde hastalar rehin kalıyor, ilaç bulamıyordu. Hastaneleri tek çatı altında birleştirdik, doğumların hastanelerde ücretsiz yapılmasını sağladık, 18 yaşına kadar tüm çocuklarımızı sağlık sigortası kapsamına aldık. AK PARTİ’den önce tedavi için Ankara’ya, İstanbul’a gelen hastalarımız vardı artık hastalarımız kendi illerinde, kendi hastanelerinde tedavi oluyor.

Sayın milletvekilleri, iktidara geldiğimiz günden itibaren 16.744 kilometre bölünmüş yolu ülkemize kazandırdık, 81 ili birbirine bağladık. On altı yılda yüzde 40’ı yapılan Karadeniz Sahil Yolu’nun yüzde 60’ını altı yılda tamamladık. 16 hükûmet 6 bakan eskiten Bolu Tüneli’ni, en son soğuk hava deposu yapmaya karar vermişlerdi, biz tamamladık. Türkiye’yi hızlı ve hızlandırılmış trenle biz tanıştırdık. İllerimize bir saatlik mesafede havaalanları yaptık. Ecdadımızın yüz elli yıllık hayali Marmaray’ı biz yaptık.

Sayın milletvekilleri, çocuklara, engellilere, kadınlara pozitif ayrımcılık getiren Anayasa değişikliğini biz gerçekleştirdik. 5378 sayılı Engelliler Kanunu’nu ve uygulamasına yönelik 15 yönetmeliği çıkardık. Bakıma muhtaç tüm engellileri bakım hizmeti kapsamına aldık. Erken emeklilik, bakım ücreti, eğitim ve taşıma desteğini AK PARTİ olarak biz gerçekleştirdik.

AK PARTİ’den önce yangın söndürme helikopterleri İsrail ve Yunanistan’dan kiralanırdı, bugün başka ülkelere biz gönderiyoruz. AK PARTİ’yle Altay tankımız, ATAK helikopterimiz, İnsansız Hava Aracı ANKA Proje’miz, MİLGEM savaş gemilerimiz ortaya çıktı. AWACS uçaklarımız birkaç ay içerisinde hizmete alınacak. Askerlerimizin eline cumhuriyet tarihinde ilk defa millî bir piyade tüfeği verdik. Uydu, yeni nesil roket ve füze teknolojilerine büyük yatırım yaptık, bunları kendi teknolojimizle üretir hâle geldik.

Sayın milletvekilleri, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nu biz çıkardık. KÖYDES ve BELDES programlarıyla Türkiye’nin alt yapısını yaptık, yapıyoruz.

Yirmi bir yıl uygulanan olağanüstü hâli Hükûmet olduktan on iki gün sonra kaldırdık. Bu ülkede askerî mahkemeler vardı, DGM’leri biz kaldırdık. Bilgi Edinme Yasası’nı çıkardık, insan hakları ihlallerinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânını biz getirdik. Anayasa değişikliğine “Hayır.” deyip bu değişiklikten faydalanan milletvekillerimiz oldu.

Sayın milletvekilleri, AK PARTİ’den önce dinî inançlarından dolayı, özellikle kızlarımız, üniversitede okuyamıyor, kamu kuruluşlarında çalışamıyor, hukuki hiçbir engel olmadığı hâlde milletvekili olamıyorlardı. Bu ülkede ikna odaları kurulmuştu. Her şey değişti.

“Hükûmetsiniz, yapacaksınız.” diyorlar. O zaman sorarlar adama: Bizden önceki hükûmetler neden yapmadı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, yeni bir Türkiye inşa ettik, Türkiye’yi daha da büyüttük; Türkiye’yi, millî iradeyi daha da güçlendirerek büyüteceğiz.

Ya söyleyecek sözü olmalı insanın ya da susacak edebi.” diyor Hazreti Ebubekir. Çok şükür, bizim söyleyecek sözümüz var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Selamoğlu.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) – Sayın hatip, konuşması esnasında, benim de Bakan olduğum dönemdeki IMF borçlarıyla ilgili gerçek dışı bilgi vermiştir.

Açıklamak üzere söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bal.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu’nun 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, Goebbels’in bir sözünü hatırlatarak yalanın, tekrar ede ede doğruymuş gibi bir algı yarattığını ifade etmiştim, bugün de aynı olayla karşı karşıya kaldık.

Milliyetçi Hareket Partisinin koalisyon ortağı olduğu 57’nci Hükûmet döneminde, on yılda on bir hükûmetin bıraktığı ekonomik tortular temizlenmiştir; bankacılık ve finans sektöründe yapılanma gerçekleştirilmiştir; hırsızlar, uğursuzlar, tüyü bitmedik yetim hakkı yiyenler Amerikalardan, Bulgaristanlardan kulaklarından tutularak getirilip yargıya teslim edilmiştir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Niye gittiniz, bekleseydiniz dönem sonunu?

FARUK BAL (Devamla) – Dolayısıyla o hükûmetin yapmış olduğu işleri, yalan yanlış ifadelerle halka anlatmak yanlıştır.

“IMF’e borçlandınız.” Evet, IMF’le 22,5 milyar dolarlık stand-by anlaşması yapılmıştır. 18’inci stand-by anlaşmasının 8,5 milyar doları bizim hükûmetimiz zamanında kullanılmıştı, kalanını siz kullandınız. 19’uncu stand-by anlaşması ne zaman yapılmıştır?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Biz ödedik hepsini, hepsini biz ödedik. Sıfır şu anda borç.

FARUK BAL (Devamla) – Kes sesini, dinle! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, ya süreme ekleyin ya da insicamımı bozmasın.

BAŞKAN –  Devam ediniz Sayın Bal, devam ediniz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Oradan emir veremez Sayın  Başkanım.

BAŞKAN – Lütfen, sakin dinleyiniz sayın milletvekilleri.

FARUK BAL (Devamla) – Dinlemesini bil, dinlemesini!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Benim ne yapacağıma o karar veremez  Sayın Başkan. Buna ancak Başkanlık Divanı karar verir.

BAŞKAN –  Lütfen, sakin dinleyiniz.

FARUK BAL (Devamla) – Zülfüyâre dokununca, gerçekleri duymaya başlayınca sıçrama yerinden! Dinlemesini bil!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hükûmeti bırakıp kaçan sizsiniz!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Erbakan’a da mı aynı şeyi söylüyorsun sen?

FARUK BAL (Devamla) – 18’inci stand-by anlaşmasını biz yaptık. 19’uncusunu kim yaptı? (AK PARTİ ve MHP  sıralarından gürültüler)

BAŞKAN –  Lütfen sakin dinleyiniz.

FARUK BAL (Devamla) – 2005 yılında IMF’le stand-by anlaşması yaparken deprem var mıydı…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Biz ödedik, biz ödedik.

FARUK BAL (Devamla) – …zelzele var mıydı, çağın afeti var mıydı, ekonomik kriz var mıydı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) –  Sıfır borcumuz, hepsi  bitti.

FARUK BAL (Devamla) – Niye gittiniz Türkiye'nin yularını IMF’e teslim ettiniz? Niye 1 milyar dolara Türkiye'nin Irak politikasını Amerika’ya sattınız? Bunları satan sizsiniz. Edepli, adaplı ve doğruca konuşun.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Barajın altında niye kaldınız?

BAŞKAN –  Teşekkür ederiz Sayın Bal.

Sayın milletvekilleri, kürsüde bir milletvekilimiz konuşurken lütfen dinleyiniz, sonra cevap vermek isterseniz söz alınız. Lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Sayın Başkan…

BAŞKAN –  Buyurunuz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Konuşmacı “AK PARTİ iktidarı döneminde Türkiye’yi 1 milyar dolara sattınız.” diye ağır bir ithamda bulunmuştur. İzin verirseniz söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Elitaş.

Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın yaptığı açıklaması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her ne hikmetse geçmiş iktidarla ilgili bir konu gündeme getirildiğinde Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili arkadaşlarımın büyük bir alınganlık içerisinde olduğunu görüyoruz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Ya, bakan idi, sorumluydu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Yani siz o iktidar içerisinde 3 partiden 1’isiniz. Biz, 3 partiden 1’i olan bir şeyin, bu kadar alınganlığın yani “Yarası olan gocunur.” ifadesinden kaynaklandığını görüyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Allah, Allah, sen kimi kastettin?

FARUK BAL (Konya) – 2’si ortada yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, siz o zaman 3 ortaklıydınız, size güvenmedi dünya, size güvenmeyince 4’üncü ortağı zorla getirdiler, size kabul ettirdiler.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakan, doğrusunu anlat da konuşmasın!

FARUK BAL (Konya) – Biz gömlek değiştirenlerden değildik, gömlek değiştirenlerden olsaydık bize güvenirdi dünya.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Herkes hatırlıyor, başbakan yardımcıları dahi o zaman IMF’nin Türkiye masası şefinden randevu almakta zorlanırlardı. Türkiye masası şefinin kim olduğunu bugün bizim yaş grubumuzda veya o günkü dönemi çok iyi hatırlayanlar ismini de çok iyi bilir, adamın zevkini de bilirler; Galatasaray’ı tutardı, şiş kebap severdi, adı da Cotarelli’ydi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Şimdi de siz kotarıyorsunuz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ama, şimdi IMF’nin başkanını artık bu millet hatırlamıyor. Eskiden 1 kuruş alabilmek için IMF ve Dünya Bankası sizin iktidarınıza, sizin Hükûmetinize -“sizin” diyorum, açıkça söylüyorum; hep sahipleniyorsunuz- 57’nci Hükûmet dönemindeki 3 parçalı iktidara güvenmediğinden dolayı bir teminat istediler.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakan, söylesene kim kullandı onu!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - O teminat kimdi? Sayın Kemal Derviş’ti. Sayın Kemal Derviş’i, 3 siyasi partinin oluşturduğu koalisyon Hükûmeti döneminde güvensiz bulduklarından dolayı buraya güvenilir  bir kişi olarak, teminat olarak gönderdiler.

FARUK BAL (Konya) – Sizi de iktidar yaptılar, gömlek değiştirdiler!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sonra da sizi buldular!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, sizi şeye düşüren oydu o zaman öyleyse.

Bakın, 2000 Aralık ayında 19 tane banka iflas etti.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Ya, Sayın Bakan, söyle kim kullandı IMF kredilerini! Söylesene, doğrusunu söyle, kim kullandı!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sizin döneminizde oldu ve o bankalara da izinlerin bir kısmı sizin zamanınızda verildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Yanlışları doğru gibi anlatmak -az önce söylediniz ya- sizin en büyük özelliğiniz o yüzden sürekli bunu yapıyorsunuz, yalan ve yanlış bilgileri halkın gündemine oturtmaya çalışıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, sayın vekil…

BAŞKAN - Duyamıyorum sayın milletvekili…

FARUK BAL (Konya) - …benim konuşmamda geçen hususlara cevap vermek üzere çıktı, yalan yanlış yeni ithamlarla o dönemin hükûmetine ve şahsıma sataşmada bulundu.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bakanda bilgisi var ya!

BAŞKAN - Sayın Bal, bunun önünü alamayız.

FARUK BAL (Konya) - Alacağız efendim.

BAŞKAN – Çünkü şöyle bir şey: Siz söylediniz, o da cevap verdi. Bunun ötesinde size yönelik bir şey tekrar söylemedi.

FARUK BAL (Konya) - İlave olarak “Size dünya güvenmedi.” dedi. Dünyanın güvenmesini isteyen bir iktidar değildik. Biz, milletin bize güvenmesini isteyen bir iktidardık. AKP gibi gömlek değiştirerek yabancılar tarafından iktidar edilmiş bir iktidar olmadığımızı…

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Bu da hafıza işte!

BAŞKAN – Tutanaklara geçti Sayın Bal söylediğiniz, tamam, yeterli.

FARUK BAL (Konya) – Dış güçlerin…

BAŞKAN – Tamam Sayın Bal, tamam, söylediğiniz tutanaklara da geçti.

Teşekkür ediyoruz. 

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Millet oy verdi millet, millet oy verdi, 2 kişiden 1 kişi oy verdi!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Milletin oylarına saygı duyun ya!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Milletin oyu ne olacak?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Çok yakında göreceğiz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin bir şekilde dinleyiniz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

 

BAŞKAN – Şahsı adına Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz.

Buyurunuz Sayın Korkmaz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Grup Başkan Vekili Sayın Elitaş çıktı, dünyanın bize güvenmediğini söyledi. Efendim, zaten, Büyük Orta Doğu Projesi’ni elinde tutan dünyanın bize güvenmemesinden biz büyük bir onur duyuyoruz. Bunlar, size güvendiler, sizi iktidar yaptılar ve size destek oldular.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Millet yaptı, millet!

RECEP ÖZEL (Isparta ) – Millet yaptı!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Müsaade edin… Müsaade edin. Bak, sizin dinledik, müsaade edin.

“Cotarelli ismini şimdi hatırlayanınız var mı?” diyor. Kundaktaki bebeklere bile Barzani’yi, Öcalan’ı ezberlettiniz. Bu sizin eseriniz.

“Efendim, şunu yaptık, bunu yaptık, bu bizim eserimiz.” dedi biraz önce gelen AKP’li hatip. Evet, sizin bugün gerçekten tarihe geçmiş bir büyük bir eseriniz daha var. Bundan önce de bazı hükûmetlerde yolsuzluğa karışan birtakım üst düzey yöneticiler, bakanlar olurdu ama herhâlde ilk kez kabinenin bakanlarının âdeta organize suç şebekesi gibi suçlandığı bir dönem de sizin eseriniz Sayın Elitaş, onu da tarih yazıyor.

Evet, biraz önce, sabahki oturumda Sayın Maliye Bakanı geldi, dedi ki: “Efendim, uzlaşma müessesini kaldırmak istiyorsanız, yahut işte, şeffaf bir vergi sistemi istiyorsanız ben hazırım.” Sanki buraya on bir yıllık bir Hükûmetin Bakanı gibi değil de, seçim meydanlarında oy isteyen bir siyasetçi edasıyla geldi.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Hazırlanmamışsınız konuşmaya, savruluyorsunuz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Yani, Sayın Bakan, madem bunların doğru olduğunu düşünüyordunuz, elinizi kolunuzu tutan mı vardı, niye yapmadınız? Ha, bakın, muhalefet de sizinle aynı görüşte yani şeffaf bir vergi sistemi konusunda, uzlaşma müessesesinin kaldırılması konusunda madem aynı görüşte neden muhalefetle görüşmenizi, diyaloğunuzu -Genel Kurulda- kırk yılda bir gelerek kurmaya çalıştınız? İşte, muhalefet grupları orada. Onları ziyaret edip onların da desteğini istemek çok mu zordu? Efendim, Maliye Bakanımızın bu söylediği “İşte, efendim, getirin önerinizi, yapalım, edelim…” Millete çok şey kaybettirdi. Bunun faturasını kim ödeyecek Sayın Bakan?

Burada, kıymetli arkadaşlar, doğruyu seslendirmek lazım. Eğer zamana göre, mekâna göre konuşmaya kalkarsanız buna kargalar bile güler.

Bakın, Sayın Maliye Bakanının bir Avrupa geçmişi var yani asla bir imada bulunmak istemiyorum, İngiltere’de yaşamış. Yani, parlamenter sistemin ocağı… Parlamenter sistemlerde Sayın Bakan, bu hükûmetin denetlenmesi görevini parlamentolarda kim yapar? Kesin hesap komisyonu yapar. Kesin hesap komisyonu İngiltere’de kime teslim edilmiş? Muhalefete teslim edilmiş. Niye bu gerçeği bugüne kadar hiç dillendirmeniz? İç Tüzük çalışmalarında biz bunu -Sayın Elitaş, siz de oradaydınız- defalarca dile getirdiğimizde neden umacı görmüş gibi saçlarınız diken diken oldu? Bakın, her tarafta yapılan doğrular, işinize gelmediği zaman görmüyorsunuz, görmemezlikten geliyorsunuz. Ama sizin bu metal körlüğünüz millete çok şey kaybettiriyor, bunun hesabını kim verecek?

Burada hesaplar yapıldı yani yaklaşık on bir yıllık AKP iktidarında 160 milyar dolar bütçe gelirini 11’le çarpın, üzerine özelleştirme gelirlerini koyun, üzerine verilen bütçe açıklarını koyun, aldığınız dış borçları koyun, yaklaşık AKP Hükûmeti 2 trilyon dolar civarında kaynak kullandı bu on bir sene içerisinde. Denetlenmeyen, bu 2 trilyon doların hesabını vermeyen bir hükûmet olabilir mi? Denetimden niye kaçıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Yani başı dik, alnı açık olan hükûmet, parti kendisi ister denetimi. Niye kaçıyorsunuz? Bakın, teftiş kurullarını perişan ettiniz. Sizin Maliye Bakanlığınızda da Türkiye’nin en iyi yetişmiş elemanları vardı, hesap uzmanları vardı, maliye teftiş kurulu vardı. Diğer bakanlıklardaki teftiş kurullarını iğdiş ettiniz, iç ve dış denetim diye bir şey çıkardınız, ne deve ne kuş, Sayıştayı perişan ettiniz, perişan ettiniz.

Arkadaşlar, denetlenmeyen hükûmet olur mu? Olursa bu hükûmetin bulunduğu ülkenin rejimi demokrasi olur mu? İşinize geldiği gibi konuşmaktan vazgeçin, zaten, kıymetli arkadaşlar, bu işin sonuna doğru gelindi, bunun hesabını vereceksiniz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İsmimden de bahsederek, sayın konuşmacı, sataşmada bulundu. Hem İç Tüzük Komisyonundaki yaptığımız faaliyetlerle ilgili sataşmada bulundu ve halkı da Sayıştay raporuyla yanılttığımızı ifade etti. İzin verirseniz iki dakikada açıklamak istiyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Bizim teklifimizi reddettiniz.” dedim. Yanlış mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sataşmaya meydan vermeyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tabii buyurun, lütfen. 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Bizim teklifimizi kabul mu ettin Mustafa Bey, onu mu açıklayacaksın?

BAŞKAN - Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

11.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bal, az önce çok güzel bir şey söyledi değerli milletvekilleri; “Yalanı kırk kere söylersiniz ki doğru olduğunu anlatabilesiniz.” diye.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Öyle bir şey demedi, sen kimi dinledin ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, elimde 2001 yılı Sayıştay Başkanlığının Genel Uygunluk Bildirimi var. Bu da 2000 yılı Sayıştay Başkanlığının Genel Uygunluk Bildirimi, bu da 2012 yılı Sayıştay Başkanlığının Genel Uygunluk Bildirimi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, hatip bana mı cevap veriyor, Sayın Bal’a mı cevap veriyor?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Rahatsız oldun, dur.dinle!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Yani yıllar itibarıyla baktığımızda Sayıştay Başkanlığının yaptığı uygunluk bildirimi aynı ama az önce ifade ettiğim gibi, Sayın Başkanın grup başkan vekillerine söz verirken ifade ettiğim gibi, biz 5018 sayılı Kanun paralelinde çıkan 6085 sayılı Kanun’a koyduğumuz bir hüküm çerçevesinde “Sayıştay denetim usul ve esaslarını kendisi belirler.” derken maalesef Maliye Bakanlığıyla istişare etmeden bilanço usulüne göre denetimi esas almış. Onun da geçiş süreci olacağından dolayı 8 Aralık 2013 tarihinde üç yıllık bir erteleme getirmiş. Şu 2000 yılı, 2001 yılı, ondan önceki yıllar da var, hepsi aynısı.

Milletime diyorum ki bakın, size her gün -farklı farklı- aynı şeyleri söylüyorlar “Sayıştay denetiminden kaçtı.” diyorlar. Seksen sekiz yıldır denetim neyse aynı denetim yapılıyor. Seksen sekiz yıldır bu ülkede Sayıştay 1924 yılından bu tarafa yaptığı kamu bütçesini, genel bütçeyi denetlerken aynı usul ve esaslar çerçevesinde denetimini yapıyor. 2012 yılı kesin hesabının denetimi de aynı şekilde ama bundan sonra 5018 paralelinde çıkan 6085 sayılı Kanun gereğince Maliye Bakanlığı ve Sayıştay daha şeffaf bir denetimi ortaya çıkarabilmek için usul ve esasları belirleyecektir. Bu bilgiyi de milletimizin bilgilerine sunuyorum. Yani yalan söyleye söyleye, farklı farklı ifadeleri kullanarak millete gerçek olmayan bir şeyi inandırmanız mümkün değildir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Elitaş Sayıştay raporlarıyla ilgili -Cumhuriyet Halk Partisi- olarak ciddi bir iddiada bulundu: Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermesi gereken raporları göndermemiştir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Göndermiştir.” diyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, Sayın Elitaş konuşmasında tüm muhalefeti itham ederek “Yalan söylüyorsunuz.” demiştir. 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Şimdi söz vereceğim Sayın Hamzaçebi ama bu konuyu daha önceki oturumlarda tartışmıştık, tekrar dönüp dönüp aynı konuyu tartışmayalım. Size söz veriyorum, bu oturumda da, bundan sonra bu konuyu tekrar tartışmamamızı rica ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, sadece yerimden tespit yapacağım, o kadar, söz istemiyorum.

BAŞKAN – Soru-cevap bölümünde yapınız lütfen.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Elitaş’ın vermiş olduğu bilgiler doğru değil. Sayıştay, öteden beri, genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir, göndermektedir, gönderecektir; bunda herhangi bir değişiklik yok. Sayıştayın göndermediği rapor, Sayın Maliye Bakanının söylediği gibi, biz 25 milyon harcama kaydını Sayıştaya verdik, Sayıştay bunları denetledi veya denetleyebilir, o denetim sonucuna göre düzenlenen rapordur. Bizim derdimiz budur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bu mu? Bu değil mi, bu değil mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hem de Sayın Elitaş bir şey daha söylüyor, bakın…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Bu değil mi?” diyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, genel uygunluk bildirimi ayrı. Konuyu saptırmayın, o her sene geliyor, her sene geliyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Saptırmıyorum. Bu ne?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 25 milyon harcama belgesini Sayıştay denetledi, raporunu göndermedi. İşte Adalet Bakanlığı raporu, 6 sayfa, son cümlesinde diyor ki: Bana, Adalet Bakanlığı gerekli mali tablo, bilanço, bilgi ve belgeleri vermediği için…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Bilanço usulü” diyor. Mali tablo ne zaman çıktı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …ben denetimi yapamadım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Mali tablo ne zaman çıktı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Bakanın açıklamasından o harcama belgelerini denetlediğini anlıyoruz. Mali tabloyu vermemiş olabilir, o ayrı bir denetim, o, mali tablo denetimidir, Harcama denetimi, uygunluk denetimidir; uygunluk denetimi raporları düzenlenmek zorundadır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Hamzaçebi, mali tablo ne zaman çıktı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Elitaş bir şey daha söyledi, üçüncü bir şahıs gibi konuşuyor, diyor ki: “Sayıştay, durup dururken bilanço istedi kurumlardan.” Sayın Elitaş, çıkardığınız kanunu hatırlamıyorsunuz. Durup dururken istemedi, bu Parlamentonun kabul ettiği 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’yla 6085 sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca istedi. Keyfî olarak istemedi. 

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Hamzaçebi, bu 2000 Genel Uygunluk Bildirimi ve işte, bu da 2012 Genel Uygunluk Bildirimi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hukuksuz bir şey yaptınız. Bir yönetmelikte… Sayın Maliye Bakanı, sizi de uyarıyorum. O yönetmelikte 2013-2014-2015 yıllarını konsolide olarak gönderirseniz suç işlemiş olursunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bilanço esasını kim istedi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Lütfen… Maliye Bakanları suç işlemez. Bu yönetmeliği Sayıştayın çıkarmış olması sizi sorumluluktan kurtarmaz. Sizi hukuka uymaya davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Pardon efendim. Şu rakamların geçmesini istiyorum kayıtlara.

BAŞKAN – Buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Geçen yıl Sayıştayın denetlemesi gereken kurum sayısı 6 binin üzerinde, denetlediği kurum sayısı 180 civarında. Neredeyse orada 800 denetçi olduğunu da düşünürseniz…

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – 180 değil, 358.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – … düşünürseniz 1 denetçiye 1 rapor bile düşmüyor. O raporlar da Meclise gönderilmemiştir. Bütün bu rakamlardan niyetin iyi mi kötü mü olduğunu Meclisin takdirine arz ediyorum.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bütçe hakkını kullandırmıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, 2000 Genel Uygunluk Bildirimi burada, bu da 2012 Genel Uygunluk Bildirimi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Rakamlar yanlış mı? Rakamlar yanlış mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bunu okursan görürsün neleri eleştirdiğini.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Rakamlar yanlış mı?

BAŞKAN – Bu konu son derece net bir şekilde açığa kavuştu efendim, İki oturumdur bu tartışılıyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Hiç mi vicdanınız yok ya, 800, 900 denetçi, her 1’i bir kurumu denetlese 800 kurum yapar.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi soru-cevap bölümüne geçiyorum.

Süremiz on dakikadır. Beş dakika, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize söz vereceğiz.

Sayın Işık sisteme girmiş.

Buyurunuz efendim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, başka sorularım vardı ama sadece şunu söylemek istiyorum. Bu kamuoyuna yansıyan yolsuzluk iddialarıyla ilgili sizin görüşünüzü almak istiyorum. Yani, dürüstlüğünüze inandığım ve gerçekten millet malını bizim kadar korumakta hassas olduğunuza inandığım için soruyorum: Bunları içinize sindirebiliyor musunuz? İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sisteme girmiş başka sayın milletvekilimiz yok.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tabii, şu anda yargıya intikal etmiş, daha doğrusu erken aşamadaki birtakım soruşturmalarla ilgili bir soru sordunuz. Takdir edersiniz ki benim bu konuyla ilgili yorum yapmam doğru olmaz. Çünkü henüz…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Başka bir ülkede olsaydı… Yani, siz Amerika’yı gördünüz, İngiltere’yi gördünüz Yani, tarafsız, siyasi olarak bir değerlendirme yapmanızı istemiyoruz.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Ben sadece kendimle ilgili söyleyebilirim. Yani, gerçekten benim çevremde veya benim şahsımla ilgili böyle bir durum çıksa ben o tercihi yapabilirim rahat bir şekilde ama dediğim gibi, henüz bu konularda yorum yapmak için çok erken, doğru olmaz. Yargıya intikal etmiş bir husustur, benim yorum yapmam doğru olmaz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür ederiz Sayın Bakan, diğer bakanlarımız da inşallah sizin gibi düşünürler, muhatap olan bakanlar.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Müsaade ederseniz birkaç soru vardı, o sorularla ilgili olarak ben zamanı değerlendireyim.

Sayın Işık, bundan önceki seansta Zafer Havaalanı’yla ilgili bir soru sormuşlardı. Ben o konuyu araştırdım. Zafer Havaalanı 2 milyon yolcu kapasiteyle projelendirilmiş, daha sonra da 24/11/2012 tarihinde tamamlanarak hizmete girmiş. Anılan havalimanı 21/03/2044 tarihine kadar işletme süresi çerçevesinde ihale edilmişti. Dolayısıyla burada bir yolcu garantisi söz konusu; dış hat yolcu garantisi 500 bin yolcuyla sınırlıdır ve yolcu başına 10 euro taahhüt edilmiştir, iç hat yolcu sayısı ise 350 bin kişiyle sınırlanmıştır ve yolcu başı 2 euro olarak taahhüt edilmiştir. Özetle bu rakamlar…

Yine başka bir soru vardı bir önceki seanstan kalma, bireysel emeklilikle ilgili arkadaşlarımızdan birisi sormuştu.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar 419.922 başvuru oldu ve bu başvurulardan 309.412 adedin işlemi tamamlandı, yani 319.412 kişiye biz ödeme yaptık. Bugüne kadar 237 milyon 839 bin lira ödeme yapmışız. Şimdi geriye -buradaki rakamlardan bakıyorum- yaklaşık bir 110 bin kişi kaldı. Fakat bu 110 bin yine daha önce de ifade ettim bu kâğıt ortamında el yordamıyla yapılan başvuru ve belgeler. Bunların bir kısmının belgelerinin de eksik olduğuna dair şimdi dosyaları inceledikçe ortaya çıkıyor. Biraz zaman alabilir; bu, Maliyenin tipik bir yaklaşımla, hani ödemeyi geciktirme diye bir tarzı olmaz. Yani böyle bir husus söz konusu değildir. Biz bunları bir an önce ödemek istiyoruz ama dosyaların tabii ki tamamlanması lazım. O nedenle şu ana kadar dediğim gibi 310 bin civarında kişiye ödeme yapılmış, 110 bini kişi civarında tabii ki başvuru dosyası duruyor.

Yine her ne kadar daha önceki seanslarda sorulmadıysa da gündeme gelen bir husus “IMF’den ne kadar kaynak kullanıldı?” diye. Tabii, ısrarlı bir şekilde benim cevap vermem istendi, öyle bir usul yok ama ben buradan vereyim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – O zaman sormuş olalım Sayın Bakan. IMF’den ne kadar kaynak kullanıldı? Bunun ne kadarı AKP döneminde, ne kadarı diğer dönemlerde kullanıldı?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, ben, Hazine Müsteşarlığının kamu borç bülteninden -kasım  ayı, sayfa 11- okuyorum bu rakamları: Şimdi, 2003 yılı başı itibarıyla -bunlar dolar bazında- IMF borç stoku 24 milyar 92 milyon dolar, o sene kullanılan miktar 1 milyar 770 milyon. Şimdi, şöyle söyleyeyim: 2003 ile 2013 artık bu ay itibarıyla diyelim, toplam bu dönemde IMF’den kullanılan kaynak miktarı 13,3 milyar dolar fakat bu dönemde IMF’ye ödenen miktar 43 milyar 473 milyon dolar. Aradaki fark -burada net kullanım, yani daha önceki dönemlerde- bu dönemde net kullanım eksi 30 milyar 174 milyon. Yani bu dönemde net olarak 30 milyar 174 milyon dolar IMF’ye ödenmiş.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kurnazlık yapma Sayın Bakan! Kurnazlık yapıyorsun!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Arkadaşlar, bakın, Hazine Müsteşarlığının sayfasından bahsediyorum, kurnazlık yapmıyorum. Lütfen… Nezaket yani!

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kurnazlık yapıyorsun, kurnazlık yapıyorsun.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Ben nezaket gösterip sorularınıza cevap veriyorum. Size hiç yakıştıramadım şahsen.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Orada öyle sorulmadı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kurnazlık, sizin aklınıza gelir ancak.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) - Şimdi, değerli arkadaşlar, özetle, tabii ki AK PARTİ hükûmetleri döneminde de IMF’den kaynak kullanımı söz konusudur, rakamı söyledim ama önceki dönemden kalıp da net olarak ödenen burada yaklaşık rakamlar itibarıyla söylüyorum, 30 milyar dolar civarında. Dolayısıyla, Türkiye şununla gurur duymalıdır: Artık hakikaten programı ve yani varsa sorunlarını çözme yöntemleri, başkaları tarafından dikte edilmiyor. Ben çok kısa bir süre de olsa IMF programının olduğu bir dönemde bakanlık yaptım. Onlarla hatta sonradan imzalanmayan bir programın müzakeresine de katıldım. Türkiye’nin böyle bir badireyi atlatmış olması, bundan kurtulmuş olması bence Türkiye için çok önemli bir kazanımdır. Yani Türkiye’nin bu noktada geldiği -bence- aşama önemlidir, olaya bu çerçevede bakmakta fayda var.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Bakanım, Sayın Bakanım…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Son bir husus da Sayıştay konusunda… Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayıştayın harcama denetimi yapması için biz dediğim gibi bütün muhasebe kayıtlarını verdik, ilgili belgeleri de hazır tuttuk. Sayıştay harcama denetimini yapmıştır. Harcama denetimi sonucunda bir kamu zararı söz konusuysa onun raporu, zaten takdir edersiniz ki Türkiye Büyük Millet Meclisi bir mahkeme olmadığı için, ilgili daireye gidecektir. Sayıştayda biliyorsunuz savcılar istihdam edilmektedir ve ilgili daire, varsa kamu zararı bunun tazminini sağlayacaktır. Bizim çıkardığımız, hep birlikte çıkardığımız kanun da bunu öngörüyor zaten. Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisini mahkeme yerine koymuyor fakat sisteme ilişkin genel… Tabii ki bütün bu raporların uygunluğuna ilişkin raporlar gelmesi lazım. Burada gelmeyen rapor idareler bazında… Bakın, şunu da söyleyeyim: Mesela üniversiteler özel bütçeli olduğu için yani mizan çıkartabildikleri için, efendim, mesela Karayolları, kendi mülkleri, kendi borçlanmaları vesaire yapabildikleri için mesela onlarla ilgili bu mali rapor, idare bazında mali raporlar gitmiştir, onaylanmıştır. Genel bütçeli yani diyelim ki Maliye Bakanlığı veya Adalet Bakanlığı, burada sorun şu: Varlıklar, borçlanmalar, gelirler, giderler her şeyin dengede olması lazım mizanın tutarlı olması için. Bunu idareler bazında biz anlamlı bir şekilde üretemiyoruz şu an itibarıyla. Sayın Hamzaçebi bu konulara çok vâkıftır eminim, “Hazine birliği” ilkesini benden muhtemelen daha iyi biliyorlardır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Estağfurullah!

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Hayır, hayır yani bu kadar açık ve net konuşuyorum. Siz de biliyorsunuz ki kamu idareleri kendileri borçlanmaz, mülk edinmezler. Böyle bir durumda bu mizanların da anlamlı olmayacağını siz de biliyorsunuz ama bakın, ben yine söylüyorum: Eğer bu çalışma sonucunda “İlle de kamu mizan üretecek.” denilirse biz oturacağız, kamunun sistemini Sayıştayın bu talebine göre değiştireceğiz; yok, eğer dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, ben harcama denetimini yapayım, diğer uygunluk denetimlerini yapayım ama idareler bazında “Hazine birliği ilkesi nedeniyle mizan üretilemez, bu nedenle yapılmasın.” diye bir karar çıkarsa da ona da saygı gösteririz. Yani işin özü bu. Harcama denetimi yapılmıştır.

Bu raporlar hangi çerçevede buraya gelir? Tabii ki -siz de biliyorsunuz- kanunla belirlenen bir husustur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – O raporlar kapsamlı mı gelecek, dar mı gelecek, hangi çerçevede gelecek, tabii ki yüce Meclisin takdirinde olan bir konudur, Sayıştayla ilişkili bir konudur. Bu konuda, bizim Maliye Bakanlığı olarak hiçbir şekilde müdahalemiz olmamıştır, olmayacaktır. Ben denetimden yanayım, geniş kapsamlı denetimden yanayım. Bu konuda en ufak bir tereddüt olmasın.

BAŞKAN – Süremiz doldu Sayın Bakan, teşekkür ederiz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, tutanaklara geçmesi için bir şeyi ilave etmek istiyorum.

Sayın Maliye Bakanına çok teşekkür ediyorum açıklamaları için. Sayıştayın harcama denetimine ilişkin raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmemiştir. Asıl tartıştığımız konu budur. Diğer konu, yani genel bütçeye dâhil dairelerin her biri için mali tablo çıkarılması, mizan çıkarılması, bilanço çıkarılması 6085 sayılı Yasa görüşmeleri sırasında Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Haftalardır aynı şeyleri konuşuyoruz ya! Yeter ya!  Aynı kelimeler, aynı cümleler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bizim tarafımızdan gündeme getirilmiştir. Bunu genel bütçeye dâhil kurumlar için sadece Maliye Bakanlığı mı çıkaracaktır, her bir kurum mu çıkaracaktır? İktidar partisi ve Sayıştay temsilcileri bunu her bir kurumun çıkaracağını söylemiştir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, kaç günden beri aynı kelimeler, aynı cümleler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bakın, bizim o zaman yaptığımız uyarı bugün burada sonucunu göstermiş oluyor. Maalesef, devlet sistemini, devlet teşkilatını, devlet muhasebe sistemini bilmeyen bir anlayış, mali tabloların nasıl üretileceğini de bilmediği için Sayıştayla Maliye Bakanlığı arasında mali tablo problemi olmuştur ama ana problem, tartıştığımız konu, devletin harcamalarının denetimi sonucunda düzenlenen raporların Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeyişidir. Bunun hiçbir mazereti yoktur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, bir cümleyle de ben açıklık getirilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Hangi konuya?

FARUK BAL (Konya) – O da şu: Türkiye'nin IMF’le yapmış olduğu stand-by anlaşmasıyla almış olduğu para ile ödemiş olduğu paralara yeni bir konu daha ilave edildi Sayın Bakanın ifadesiyle. O da 43 milyar dolarlık AKP döneminde bir ödeme yapıldığına ilişkin. Meclis konuşmalarında polemik konusu ve çatışma konusu olan bir durumda ikinci bir rakam daha Sayın Bakanın ifadesiyle ortaya çıkmış oluyor.

Eğer izin verirseniz, 57’nci Hükûmet döneminde kaç para alınmıştır? Bunun ne kadarı o dönemde kullanılmıştır? AKP döneminde niçin 2005 yılında bir –IMF- stand-by anlaşmasına ihtiyaç duyulmuştur ve ne kadar alınmıştır? Bunlar bilinirse Meclisteki karşılıklı tartışmalar da ortadan kalkar.

BAŞKAN – Sayın Bal, soru-cevap bölümlerimizde bu soruları sorabilirsiniz.

Şimdi, madde üzerinde bir önere vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                                                                                       İstanbul

"Denge

Madde 3 - (1) 1 inci maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın bütçe görüşmelerini düzenleyen 162’nci maddesinin “…değişiklik önergeleri üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır” hükmü gereğince önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

"2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle Maliye Bakanına verilen;

"Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinin "Personel Giderleri" ile "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri" tertiplerinde yer alan ödenekleri, Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini Karşılama ödeneği" ile gerektiğinde "Yedek ödenek" tertibine; diğer ekonomik kodlara ilişkin tertiplerde yer alan ödenekleri ise 5018 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan sınırlamalara tabi olmaksızın Maliye Bakanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek" tertibine aktarma yetkisi, 5018 sayılı Kanun’un 21’inci maddesindeki kamu idareleri bütçeleri arasında ödenek aktarımının kanunla olacağı ile personel giderleri tertiplerinden diğer tertiplere aktarma yapılamayacağına ilişkin kurallarına açıkça aykırıdır.

Yine, aynı şekilde, Maliye Bakanına 6’ncı maddenin birinci fıkrasının (b) bendiyle, "Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden, hizmeti yaptıracak olan kamu idaresinin isteği üzerine bütçesinden yıl içinde hizmeti yürütecek olan idarenin bütçesine" üstelik "fonksiyonel sınıflandırma ayrımına bakılmaksızın" ödenek aktarma yetkisi verilmesi; 5018 sayılı Kanun’un 21’inci maddesindeki kamu idareleri bütçeleri arasında ödenek aktarımının kanunla olacağı kuralına aykırıdır. Kurumlar arası ödenek aktarımının "fonksiyonel sınıflandırma ayrımına bakılmaksızın" verilmesi ve böylece örneğin (X) idaresinin bütçesindeki bir yatırım harcamasının, (Y) idaresinin bütçesine tüketim harcaması olarak aktarılabilmesi ise bütçede değişiklik yapılması anlamına gelir ki Anayasa’nın 163’üncü maddesindeki "Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez." kuralı karşısında, Bakanlar Kuruluna verilmeyen bütçede değişiklik yapma yetkisinin Maliye Bakanına verilmesi Anayasa’nın 163’üncü maddesine aykırıdır.

6’ncı maddenin ikinci fıkrasıyla, kamu idarelerinin kendi bütçeleri içinde yapacakları ödenek aktarımının yüzde 20'yi aşması hâlinde, yüzde 20'yi aşan ödenek aktarımlarını yapma yetkisinin Maliye Bakanına verilmesi, 5018 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinde, kamu idare bütçeleri içinde yapılacak ödenek aktarımlarının kamu idareleri tarafından yapılacağı kuralı karşısında, 21’inci maddesine ve ayrıca Maliye Bakanının aktarma yetkisinin Maliye Bakanlığı bütçesinin "yedek ödenek" tertibiyle sınırlı olduğuna ilişkin 23’üncü maddesine aykırıdır.

6’ncı maddenin sekizinci fıkrasındaki, "Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır." şeklindeki düzenleme 5018 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrasındaki, "Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmaları kanunla yapılır." kuralına aykırıdır.

6’ncı. maddenin dokuzuncu fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerinde, Maliye Bakanına kamu idaresi bütçelerinde yer alan ödeneklerden harcanmayan kısımları ertesi yıl bütçelerine devren ödenek kaydetme yetkisi verilmesi, 5018 sayılı Kanun’un "Ödeneklerin kullanılması" başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki, "Cari yılda kullanılmayan ödenekler yıl sonunda iptal edilir." kuralına açıkça aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Özdemir, Sayın Havutça, Sayın Öner, Sayın Demiröz, Sayın Serter, Sayın Güler, Sayın Akova, Sayın Dudu, Sayın Özcan, Sayın Toptaş, Sayın Işık, Sayın Acar, Sayın Değirmendereli, Sayın Haberal, Sayın Çıray, Sayın Kuşoğlu, Sayın Atıcı, Sayın Tayan, Sayın Öğüt.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

 

İKİNCİ BÖLÜM

Bütçe Düzenine ve Uygulamasına İlişkin Hükümler

Bağlı cetveller

MADDE 4- (1) Bu Kanuna bağlı cetveller aşağıda gösterilmiştir:

a) 1 inci madde ile verilen ödeneklerin dağılımı (A).

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsilin devam olunacak gelirler (B).

c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C).

ç) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E).

d) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F).

e) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H).

f) Çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelere göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal ve diğer sınırlar (İ).

g) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K).

ğ) 11/8/1982 tarihli ve 2698 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Kanununun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonlarının öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M).

h) 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca milli müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak hayvanların alım değerleri (O).

ı) 3634 sayılı Kanun uyarınca milli müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (P).

i) 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmette kullanılacağı ve kaynağı ile 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi kurumların yıl içinde satın alacakları taşıtların azami satın alma bedelleri (T).

j) Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V).

BAŞKAN – 4’üncü madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan.

Buyurunuz Sayın Aydoğan. (BDP sıralarından alkışlar)

(Hatip tarafından hatip kürsüsüne fotoğraf asıldı)

BDP GRUBU ADINA NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün buradan, hâlen Mardin Cezaevinde tutuklu bulunan Mardin Milletvekilimiz Sayın Gülser Yıldırım adına  söz almış bulunuyorum. Kendisinin Meclise gönderdiği, kaleme aldığı bir yazıyı sizlerle paylaşacağım. Bu vesileyle hem kendisini buradan selamlamak istiyorum hem de sizleri selamlıyorum ve yine, bugün Diyarbakır 5 ve 6 no.lu mahkemelerinin aldığı bir kararla, hukuk dışı bir kararla aramızda olmayan Urfa Milletvekilimiz Sayın İbrahim Ayhan’ı, Van Milletvekilimiz Sayın Kemal Aktaş’ı, Şırnak milletvekillerimiz Sayın Faysal Sarıyıldız’ı ve Sayın Selma Irmak’ı da selamlamak istiyorum. Ve elbette ki atlamayacağım -Amed’de- Diyarbakır’da 85 bin kişinin oyunu alarak seçilen sevgili arkadaşımız, değerli yoldaşımız, ağabeyimiz Sayın Hatip Dicle’yi de buradan grubumuz adına selamlamak istiyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

“Ben, BDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım. Öncelikle sizleri saygıyla selamlıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sizler gibi halkın iradesiyle seçilmiş bir milletvekili olarak şu an sizlerle aynı mekân ve atmosferde bu duygu ve düşüncelerimi yüz yüze paylaşmam gerekirken, maalesef diğer tutuklu vekil arkadaşlar gibi sizlere duvarların ardından ulaşmaya çalışıyorum. Bu satırları kaleme alırken 2014 yılına dair, daha demokratik bir Türkiye umuduma dair dilek ve temennilerimle başlamak isterdim. Ancak bu mektubu kaleme aldığım ilk günlerde Gever’de yaşanan provokasyonda Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ve Bemal Tokçu’nun polis kurşunlarıyla katledilmesi umutlarımı bir kez daha ertelememe sebep oldu. Bu ülke tarihinin en büyük utançlarından biri olan Roboski katliamının yıl dönümünde, daha bu katliamın failleri bulunmamış ve yargılanmamışken başka bir katliamın yaşanması, dile getirmek istediğim onlarca konuyu yeniden ertelememe sebep olmuştur.

Bugün yargı adı altında bizlere reva görülen rehin tutma politikası geçmişten günümüze nasıl ki halkımızın ve insanlığın vicdanında mahkûm olmuşsa bugün de yarın da mahkûm olmaya devam edecektir. Adalet ve yargı adı altında partimizin seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, parti yöneticilerinin rehin alınması tarihten gelen antidemokratik bir zihniyetin devamıdır.

Sayın milletvekilleri, acaba dünyada demokrasiyle yönetildiğini iddia eden hangi ülkede bu denli seçilmiş milletvekili, siyasetçi, gazeteci, avukat, çocuk, anne, kadın ve genç cezaevlerine doldurulmuştur? Yine, hangi ülkede toplumun en doğal ve en demokratik hakkı olan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine bu kadar zalimane bir yönelim olmuştur? Yargının korumasına alınan güvenlik güçleri birçok toplumsal gösteride bilerek ya da hedef alarak gencecik insanlar katletme yoluyla halklara gözdağı vermektedir. Gever’de katledilen 3 Kürt genci bu yönelimin ve sindirme politikasının bir devamıdır. Daha önceki tüm olaylarda olduğu gibi, yine polisler ve yine halkın yitip giden evlatları; yani bu halkın onurlu evlatları, bütün bu yaşanan acılara karşı sessiz sedasız uyuklayan bir adalet sistemi!

Bu halkın bir vekili olarak halklara yaşatılan bütün bu haksız ve hukuksuz uygulamaları, acıları derinden hissediyor ve paylaşıyorum. Yine, halklara bu acıları yaşatan ve böylesi insanlık dışı uygulamaları reva gören zihniyet ve onun devamcılarının tarihin karanlık sayfalarında yok olacağına dair olan inancımı her zaman koruyorum.

Katledilen, yaralanan, cezaevlerine atılan çocuklarımızı, gençlerimizi, topluma iktidar eli ve zihniyetiyle yaşatılan acıları, katledilen kadınları ve her gün yüreği milyon kere parçalanan anaların durumunu dile getirmeye bu satırlar asla yetmeyecektir. Bunların başında, hâlen faillerinin bulunup yargı önüne çıkarılmadığı, faili malum Roboski katliamı geliyor. Yine, Gezi Parkı direnişinde katledilen gençlerimiz geliyor.

Sayın vekiller ve beni duyan tüm vicdan sahibi insanlar, tarih bize bir kez daha gösterdi ki bir halk inkâr, imha ve asimilasyonlarla yok edilemez. Bir halkın en meşru hakkı, kendi rengi ve hakikatiyle yaşama hakkıdır. Kendi kimliği ve ana diliyle özgürce yaşaması ve insan olmaktan kaynaklı tüm hakları, sadece insan kimliği taşıyor olmasındandır. Aynı oranda tüm inanç grupları da bu haktan yararlanmalıdır.

Maalesef, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri egemen bütün siyasal iktidarlar ve anlayışlar tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil mantığı üzerinden yürütülmüştür. Doksan yıllık tarihe baktığımızda, yaşanan bütün katliamların, sürgünlerin, soykırımların, asimilasyon ve göç politikalarının kökeninde bu şoven, eril ve tekçi zihniyet yatar. Tarihten dersler çıkarmak yerine, bu zihniyet hâlen kendini yeniden üretmek ve devam ettirmek istemektedir. 21’inci yüzyılda olup kendi yanlışında bu denli ısrar etmek, durumu daha vahim hâle getirmektedir. Son otuz yıllık savaşın yarattığı çatışma ortamında işlenen büyük insanlık suçları, muhaliflere ve Kürtlere uygulanan şiddet, bu ülkede halkların haklı ve meşru taleplerini geriletmemiş, tam tersine, gittikçe büyüyen bir özgürlük ve eşitlik talebini yükseltmiştir. Bu gerçeklik bütün dünya halklarının tarihinde de geçerli bir durumdur. Bütün yaşanmışlıklar toplamında, günümüze kadar Kürt özgürlük hareketinin ve Sayın Abdullah Öcalan’ın pek çok kez diyalog ve demokratik çözüm girişimleri olmuştur ama bütün bu çabalar bir sonuca ulaştırılamamış ve aynı acılar yaşanmaya devam etmiştir. Yine, tüm Türkiye’nin ve dünyanın görüp tanık olduğu 2013 Nevroz’unda yine çözüm süreci ve iradesi halklara sunulmuştur. Bu tarihî çatışmasızlık fırsatı, beraberinde Hükûmetin ve Türkiye halkının temsilcileri olarak bizlere tarihî bir sorumluluk yüklemiştir.

Yine bu çözüm süreciyle birlikte, AKP Hükûmeti tarafından dillendirilen demokratikleşme paketleri söylemi, bu halklarda bir beklenti ve umut yaratmıştır. Ancak, bu umudu ve beklentiyi karşılayacak, çözüm sürecini bir üst aşamaya taşıyacak, tıkanmayı önleyecek bir adım ve irade henüz ortaya konulmamıştır. Bunun en bariz örneği, Rojava’da yürütülen politika ve din adı altında örgütlenen çetelere sunulan sınırsız imkân ve destekte kendini göstermektedir.

Tüm bu politikalarla mı binlerce yıllık tarihî geçmişi olan ve beraber yaşamış halklar olarak, birlikteliğimizi geleceğe taşıyacağız? Köle-efendi ilişkisinde ne dostluk ne de kardeşlik gelişmez ama temelinde özgürlük, eşitlik ve demokrasi ilkesi olan her birliktelik beraberinde en güçlü sevgi ve saygıyı geliştirir. Oysa, şu an yapılanlar söz konusu bu duygu ve düşünceden yoksun politikalardır. Dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde halklar arasında sınırlar kaldırılırken, farklılık temelinde bir arada yaşama kültürü gelişirken Kürdistan halkının 4 parçaya bölünmüş yüreği, bu yürek üzerinde döşenmiş mayın tarlaları ve çekilen dikenli teller yetmiyormuş gibi, bir de yeni duvarlar örülmeye çalışılmaktadır. Nusaybin’de, Rojava’da, Ceylânpınar’da, bugün de Roboski’de halkın yaralarının üzerine teller ve duvarlar örülüyor. Roboski katliamının yıl dönümünde bunların yaşanması manidardır. Düşünüyorum da, halkımız duvarların arasında, üstü açık cezaevlerinde rehin alınmaya, teslim alınmaya çalışılırken, bizlerin kapalı cezaevlerinde tutulması arasında nasıl bir fark olabilir ki? Halkın iradesi cezaevlerine kapatılırken varlığı ve birliği de duvarlarla tutsak edilmeye çalışılıyor.

Ben tutuklu bir vekil olarak şunu söylüyorum: Bu halka ve tercihlerine saygı duymayan bir anlayışın bizlere de saygı duymasını beklemiyorum. Haktan, adaletten, vicdandan kopmuş bir yargının bağımsızlığı değil, öncelikle etiği tartışılmalıdır. AKP iktidarına ucu dokunan ya da dokunma ihtimali olan konularda anında kişiye özel yasalar çıkarılırken, yargının bağımsızlığını ve nereye bağımlı olduğunu neye göre değerlendireceğiz? Böylesi bir yargı sistemi hangi kriterler üzerinden işletilmektedir? Anayasa Mahkemesinin verdiği kararları bile hiçe sayan bir yargı bağımsızlığını hangi demokratik kavramla açıklayabilirsiniz? Bu durum, hukuk sistemini kuranların kendi kurdukları hukuksal sistemi yok saymalarıdır.

Sayın vekiller, bu acıların bir daha yaşanmaması, anaların yüreğinin bir daha kanamaması için, hepimiz cesur ve kararlı bir biçimde elimizi taşın altına koyup temelleri yanlış atılmış olan ve güncelliğini gün geçtikçe yitiren Türkiye'nin demokratikleşme hamleleri için mücadele etmeliyiz. Bu koşullarda, her ne kadar tutuklu olsam bile, her şeyden önce bir kadın ve bir anne olarak duvarların sınırlayıcılığını aşan bir düzeyde üzerime düşen her türlü sorumluluğa hazırım.

Bir kez daha hepinizi saygıyla selamlıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Gülser Yıldırım

BDP Mardin Milletvekili

Mardin Cezaevi” (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydoğan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, bir şeyi dile getirmek istiyorum. Şimdi, kürsüye bir resim asıldı. Kürsüye herhangi bir şey asılmasının doğru olup olmadığını, öncelikle, herkesin değerlendirmesi lazım. Ayrıca, burası grev yeri değil, Meclisin içerisi. Bunların, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, doğru olmadığının kayıtlara geçmesini istiyorum. Kaldırılmasını istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Meclis Başkanı değil Sayın Başkan!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – O sizin görüşünüz Başkan!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu. Ben gereken uyarmada bulundum efendim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kalaycı.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Hazreti Mevlânâ, ölümü vuslat yani sevgiliye, Yüce Yaradan’a kavuşma anı, vefat gününü ise Şeb-i Arus yani düğün gecesi olarak tanımlamıştır. Hazreti Mevlânâ Şeb-i Arus’a 17 Aralıkta Konya’da ulaşmıştır. Konya’da Hazreti Mevlânâ’nın ölüm gününün hatırası olarak her yıl vuslat yıl dönümü anma etkinliği ve Şeb-i Arus merasimi düzenlenmektedir. Bugün de Konya’da Şeb-i Arus merasimi yapılmaktadır. Ancak, son yıllarda, farklı yerlerde ve farklı tarihlerde “Şeb-i Arus” diye adlandırılan birçok alternatif etkinlikler yapılmaktadır. Bunlardan İstanbul’da 13 Aralıkta 2’ncisi yapılan etkinlik, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla düzenlenmekte ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi sponsorlar arasında yer almaktadır.

Mevlânâ’yı anmak ve anlamak için her zaman ve her yerde program yapılmalıdır ancak Konya dışında alternatif Şeb-i Arus programları, vuslat törenleri düzenlenemez. Hazreti Mevlânâ’ya ve Mevlânâ diyarı Konya’ya saygı gösterilmelidir. Geçen hafta sonu İstanbul’da yapılan etkinliğe katılarak özel destek veren Sayın Başbakan, bugün Konya’ya acaba hangi yüzle gelmiştir? Sayın Başbakanın ve AKP zihniyetinin amacı nedir? Vuslat törenlerini, Şeb-i Arus merasimini İstanbul’a taşımak mıdır? Buna asla müsaade etmeyiz. Sayın Başbakan, Kültür ve Turizm Bakanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKP zihniyeti şunu iyi bilsin ki, biz Konyalılar Şeb-i Arus’u size yedirtmeyiz. Şeb-i Arus programı, UNESCO Kültür Mirası Anlaşması’nda olduğu şekilde, devlet eliyle sadece Konya’da yapılmalıdır. Yedi yüz kırk yıldır Şeb-i Arus’un adresi Konya’dır. Yıllarca icra edilen vuslat yıl dönümü etkinlikleri Konya’da yapılmaktadır; tüm dünya bunu biliyor, AKP zihniyeti de böyle bilmelidir. Konyalılar Sayın Başbakana ve AKP zihniyetine bunu elbette öğretecektir.

Ayrıca, Şeb-i Arus merasimi maalesef siyasi gösterilere de sahne olabilmektedir. Şeb-i Arus siyasi ya da ticari gayeyle anılacak bir gün değildir.

Yine, manevi âleme yolculuğu anlatan sema da bugün düğün ve derneklerde hatta alkollü yerlerde bile çıkar amacıyla sergilenir hâle gelmiş, âdeta eğlence hâline dönüştürülmüştür. Şeb-i Arus ve semanın aslına uygun yapılmaması, siyasi ve ticari bir kazanç kapısı olarak görülmesi, her şeyden önce Hazreti Mevlânâ’nın ruhunu incitmektedir. AKP Hükûmeti bu konuda yapılan uyarılara duyarsız kalmamalı, gerekli önlemleri almalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle, büyük Türk ve İslam düşünürü Mevlânâ Celâleddin Rûmi’yi minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. Onun insan, tabiat ve Allah sevgisinin ve yüksek fikirlerinin insanlığı ilelebet aydınlatmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti şaşırmış vaziyettedir; ne dediğini, ne yaptığını bilmez bir durumdadır. Sayın Başbakan ve Millî Eğitim Bakanı 2014 yılında 10 bini şubatta olmak üzere 50 bin öğretmen atanacağını açıklamıştır. Hâlbuki, AKP Hükûmeti tarafından hazırlanan 2014 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın şu an görüştüğümüz 4’üncü maddesinde 4 bini öğretim üyesi, 36 bini de diğer tüm memurlara ait olmak üzere en fazla 40 bin memur atanması öngörülmektedir. Şimdi, Sayın Başbakanın sözüne mi inanacağız yoksa bütçe kanununa mı inanacağız? Sayın Başbakanın  dediği mi olacak, bu kanunun dediği mi olacak? Sayın Başbakan ve bakanların sözleri başka, hazırladıkları bütçe tasarısı başka şey diyor.

AKP Hükûmeti 2014 yılında memur alımlarını 2013 yılı atamalarının yarısı kadar yapmayı planlamaktadır. Görüşmekte olduğumuz bu maddeye bağlı (İ) cetveline göre, kamu idarelerine bir önceki yılda çeşitli nedenlerle ayrılan personelin yüzde 50’si oranında açıktan atama imkânı kaldırılmış ve atama sayısı sınırı 2014 yılı için sadece 40 bin olarak öngörülmüştür. 40 binle  sınırlanan toplam atama sayısının da 4 bini öğretim üyesi, 36 bini diğer memurlarla ilgilidir. Sayın Başbakan ve Millî Eğitim Bakanı ise 50 bin öğretmen atanacağını söylüyor. Ne olacak şimdi? Böyle hesapsız ve kitapsız bir hükûmeti bugüne kadar hiç gördünüz mü? Böyle kendi kendiyle çelişen ve böyle kendiyle tutarsız açıklama yapan bir hükûmetle hiç karşılaştınız mı? Anayasa’mızın 162’nci maddesine göre, bütçe kanunu tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi esnasında gider artırıcı ve gelirleri azaltıcı önerge verilememektedir. Sayın Maliye Bakanına soruyorum: “Sayın Başbakan emrettikten sonra Anayasa ve kanunlar vız gelir, çiğner, geçeriz.” mi diyorsunuz, yoksa “Biz her şeyi kılıfına uydurmayı iyi biliriz.” mi diyeceksiniz? Ya da yıl içinde ek bütçe mi yapacaksınız? Bu atamaları nasıl yapacaksınız? Eğer sayı artacaksa, Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz ihtiyaç kadar öğretmen atanması teklifini niye reddettiniz?

Evet, kim ne derse desin şu anda ciddi bir öğretmen açığı vardır. Millî Eğitim Bakanı da 127 bin öğretmen açığı olduğunu açıklamıştır. Buna karşın atama bekleyen 300 binin üzerinde öğretmen adayı bulunmaktadır. Dolayısıyla, hem şubat ayında hem ağustos ayında, ihtiyaç kadar her branştan öğretmen atamaları mutlaka yapılmalıdır, ama Maliye Bakanı “Diğer birimlere hiç memur almasanız bile en fazla 36 bin öğretmen alınabilir, fazladan öğretmen alınırsa vergileri artırırım.” diyor. Sayı 50 bine çıktığına göre vergi zamlarına hazır olun.

Sayın Maliye Bakanı, siz başka şey bilmez misiniz? Artırdığınız vergiler yetmedi mi? Bu vatandaşa ağır vergiler yüklemeyi, yaptığınız vergi zulmünü daha nereye kadar sürdüreceksiniz? Siz Türk milletinin canına okumakla mı görevlisiniz?

AKP Hükûmetinin eğitim anlayışı, eğitime bakışı çok sakat. Öğretmenleri az çalışıp fazla maaş almakla suçlayan, hakir gören bir zihniyetten bu ülkeye hayır gelir mi? Eğer ülkemizi yeniden ayağa kaldırmak, sözü dinlenen ve kudretli bir konuma getirmek istiyorsak, mutlaka eğitim ve öğretimin sorunlarını ve öğretmenlerimizin sıkıntılarını bitirmek durumundayız. Öğretmen sayısından tasarruf olmaz, bunun çok daha ağır faturası çıkar.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin bakanları atama sözü verip, sözlerinin üzerine de yatmaktadır. Ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, veteriner hekimler ve teknikerler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanının 5.567 adet atama yapılacağı sözünün yerine getirilmesini beklemektedir.

Sayın Tarım Bakanı, dün, burada -2014 yılı için 6 bin sözleşmeli pozisyon talebinde bulunuldu-, “Bütçe imkânları çerçevesinde, Maliye Bakanlığının vereceği kadro çerçevesinde de biz 2014 yılı içinde bu alımlarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Sayın Maliye Bakanı, bu talebi karşılayacak mısınız? Yoksa “Bak, vergileri artırırız.” mı diyeceksiniz. İhtiyaç olan personel alımları için vergileri artırmakla tehdit eden AKP Hükûmetinin kendisi ise israf içinde ve saltanat sürmektedir. AKP Hükûmeti, vatandaşa talkını vermekte kendi salkımı yutmaktadır. İsrafın en fazla görüldüğü alanlardan birisi kamuda taşıt kullanımıdır. Kamudaki taşıt israfı başka ülkelere bakılınca daha net bir şekilde görülmektedir. İngiltere’de 12 bin, Japonya’da 10 bin, Almanya’da 11 bin, Fransa’da 9 bin kamuya ait taşıt bulunmaktayken Türkiye’de bu rakam 90 binler düzeyindedir.

2013 yılında 7.492 taşıt alımı öngören AKP Hükûmeti, görüşmekte olduğumuz 4’üncü maddeye bağlı T Cetveli’nde kamuya 2014 yılında tam 6.298 araç alınmasını öngörmüştür. Bu sayıya kiralık araçlar dâhil değildir. Maliye Bakanının Komisyonda verdiği bilgilere göre, 15 Ekim 2013 tarihi itibarıyla, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince 12.151 araç hizmet alımı suretiyle kullanılmaktadır. 2012 yılında taşıt alımları için 683 milyon lira, taşıt kiralamaları için 617 milyon lira ve akaryakıt için 2,9 milyar lira harcama yapılmıştır. Bu uygulamalar ve rakamlar kamu harcamalarında tasarruf ve etkinlik iddialarını bertaraf etmektedir. O nedenle, öncelikle kamuda israf ekonomisi bertaraf edilmelidir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kalaycı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu.

Buyurunuz Sayın Dudu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEVLÜT DUDU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bugün Ankara Gölbaşı’nda meydana gelen helikopter kazasında şehit olan subaylarımıza ve askerî personelimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve tüm halkımıza başsağlığı ve sabır diliyorum.

Ve yine, bir hukukçu olarak, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ cezaevinde tutulan milletvekillerine karşı yapılan haksız ve hukuk dışı uygulamayı kınıyorum, bir an önce Parlamentodaki yerlerini almalarını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin on bir yıldır hazırladığı ve uyguladığı bütçelerle, acaba, bazı kişilere ve yandaşlarına “Yürü ya kulum.” denmiş midir, denmemiş midir? Bu bütçeler kimin yararına olmuştur? Halkın yararına olmadığı kesin. Ama bütçelerin yarar getirdiği kesimler ve kişiler acaba yırtık ayakkabıyla siyasete girenler olabilir mi, yandaşlar olabilir mi, mesela, 4x4 ciplere binen yeni yetme zenginleriniz ve gemicik sahipleri olabilir mi? İşte, bütün bunları bugün başlatılan soruşturma sonucunda göreceğiz. Bu bütçeler kimlere yaramış, onu da göreceğiz, AKP’nin adaletini de göreceğiz.

Değerli milletvekilleri, bir haftadan bu yana bütçe görüşmeleri devam ediyor ve bu kürsüye gelen iktidar partisi milletvekilleri iktidarın, Hükûmetin icraatlarını savunmaya, kendilerine övünecek hususlar üretmeye çalışıyorlar. Şunu kabul etmek gerekir ki bu gerçekten zor bir iş sizin açınızdan. Ben bu bir haftalık masalların bir kısmını şöyle özetleyebilirim: “Geliştik.” diyorsunuz, “Büyüdük.” diyorsunuz, “Millî geliri artırdık.” diyorsunuz. Evet, millî gelir anlaşılmaz bir şekilde artıyor ama halkımız da anlaşılır bir şekilde yoksullaşıyor, zora düşüyor. TÜRK-İŞ’in araştırmasına göre Ekim 2013’te 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 3.470 lira. Peki, aylık olarak Türkiye’de kaç ailenin eline bu para geçiyor? Dolayısıyla, Türkiye’de kaç aile yoksulluk sınırının altında yaşamını sürdürmeye çalışıyor?

Bakın, TÜİK rakamlarına göre millî gelirin dağılımı: Yüzde 20’lik dilimlere ayrılmış millî gelirin dağılımı açısından toplum kesimleri. İlk yüzde 20’nin aldığı pay millî gelirden 1 birimken, son yüzde 20’nin yani daha fazla pay alan kesimin aldığı pay 8 birim, tam 8 katı ve bu başarınızı ve istikrarınızı 2011’de de, 2012’de de sürdürmüşsünüz. Millî gelir dağılımındaki adaletsizlik yönünden sizi gerçekten kutluyorum.

Bu Hükûmeti ve icraatlarını savunmak zor bir iş demiştim. Ben bu konuda size biraz yardımcı olmak istiyorum. Bazı rakamlar vereceğim, yine TÜİK rakamları, devletin resmî rakamları: 2002’den bu yana tüketicilerin banka borcu 6,6 milyardan 321,2 milyara çıkmış. Artış miktarı tam 49 kat. Bununla övünebilirsiniz mesela. Tüketicilerin borcu 2003 yılında yıllık gelirinin yüzde 5,5’u iken 2012 yılında borç gelirin yüzde 50,7’sine çıkmış. Bu konuda da başarınız görünüyor. Vatandaşın finansal borçları 23 kat artmış. Borçlu vatandaş sayısı, bankalara borçlu vatandaş sayısı Aralık 2002’de 1 milyon 655 bin kişiyken Haziran 2013’te 13 milyon 879 bin kişiye çıkmış. Buradaki artış miktarı da 8 kat. Bununla da övünebilirsiniz. Batık tüketici kredisi 2002’de 278 milyon, 2013’te 9,1 milyar TL. Artış hızı, artış oranı 32 kat. Bu da bir övünç kaynağı olabilir sizin açınızdan. Borcunu ödemeyen vatandaş sayısı Aralık 2002’de 847 bin kişi, Eylül 2013’te  2 milyon 835 bin kişi. Borcunu ödeyemeyen vatandaş sayısı da 1 milyon 991 bin kişi artmış. Karşılıksız çek tutarı 2002’de 2,2 milyar, 2012’de 16,2 milyar. AKP karşılıksız çek tutarını da 14,2 milyar TL artırmış, artış hızı 7 kat. Bu da bence bir övünç kaynağı olabilir sizin açınızdan. Protesto edilen senetler 2002’de 499 bin adet, 2012’de 1 milyon 75 bin. Protesto edilen senet sayısında 575 bin adetlik bir artış var. İcra dairelerindeki dosya sayısı 2002’de 8 milyon, 2012’de 21 milyon 6 bin. Burada da 12 milyon 740 bin adetlik bir artış var. İşte, on bir yıldır halk bunlarla boğuşurken Hükûmet ve yandaşları ne durumda, bu halk bunu da görüyor.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da sizin için övünülecek bir şey bulmuş, diyor ki Sayın Bakan: “Çin’de şu an işçilik ücretleri 450 dolar civarında, bizde ise 400 dolar civarında.” Ekonomi Bakanı söylüyor bunu ve bununla gurur duyuyor. Sayın Bakan, ben sana ne diyeyim! Eskiden “En ucuz iş gücü Çin’de.” denirdi ama sen artık Türkiye’nin bu konuda Çin’i geçtiğini, Çin’in rekorunu kırdığını söylüyorsun ve bununla övünüyorsun. Söyleyecek kelime bulmak gerçekten mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri on bir yıldır kapitalizmin en vahşi şeklini uyguluyor. Nerede sizin gelir adaletiniz? İşçiler tersanelerde, madenlerde, fabrikalarda ölüyor. Nerede sizin iş güvenliğiniz? Nerede sizin Allah korkunuz? Yırtık ayakkabıyla siyasete girip en zengin başbakanlardan biri olmayı becerebiliyorsunuz, sıra vatandaşa gelince kulaklarınız sağır, gözleriniz kör, vicdanınız firar etmiş.

Değerli milletvekilleri, bugün sabah saatlerinde başlatılan operasyon ve bunu izleyen soruşturma zannımca aynen Gezi Parkı olayları gibi bu yıl içinde yaşadığımız çok önemli bir dönüm noktasıdır, kırılma noktasıdır.

Gezi Parkı’nda özgürlük, demokrasi talep eden o pırıl pırıl gençler inançlarının peşinde koşuyorlardı; onlara söylemediğinizi bırakmadınız, etmedik hakaret bırakmadınız, “çapulcu” dediniz, “terörist” dediniz. Bütün bunlar yetmedi çıktınız bir de anne babalarına bir tavsiyede bulundunuz “Çocuklarınıza sahip çıkın.” dediniz.   Tekrar söylüyorum: O çocuklar, o gençler, sadece ve sadece inançlarının peşinde koşuyorlardı.

Peki, bugün sabah gözaltına alınan bakan çocukları, bürokratlar, acaba neyin peşinde koşuyorlar?

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Çocuklarına sahip çıkarlar, çıkarlar!

MEVLÜT DUDU (Devamla) – Bunu, bunu size sormak istiyorum: Kul hakkının peşinde koşuyor olabilirler mi mesela? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, ben burada gerçekleri söylüyorum. Unutmadan söyleyeyim, biraz önce verdiğim rakamlar da TÜİK’in rakamları demiştim. Nasıl Sayıştay denetimini engelliyorsanız, bence size bir  tavsiye, TÜİK’i de biran önce kapatın, vatandaşın gerçekleri öğrenmesini engellerseniz, bu sayede ve sizin masallarınıza daha kolay inanmalarını sağlarsınız.

Yine, bugünkü operasyonla ilgili aynen Gezi Parkı çocuklarına söylediğinizi size iade ediyorum. Lütfen, çocuklarınıza sahip çıkın.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın Dudu.

Şahsı adına, Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şerbetçioğlu.

MUSTAFA KEMAL ŞERBETÇİOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde şahsım adına lehte konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2014 yılı bütçesi partimizin hazırladığı 12’nci bütçedir. Bütçemiz 2014 yılının seçim yılı olmasına rağmen seçim bütçesi olmaktan çok uzak; eğitime, sağlığa, adalete, emniyete, ulaşıma ve toplumun her kesimini gözeten sosyal harcamalara önemli payların ayrıldığı, insan merkezli hazırlanmış, gerçekçi ve başarılı bir bütçedir. Başarılı bütçeler başarılı demokrasilerin ürünüdür. Demokrasinin olmadığı yerde siyasi istikrardan, siyasi istikrarın olmadığı yerde ekonomik istikrardan, ekonomik istikrarın olmadığı yerde kalkınma ve refah toplumundan bahsedemezsiniz.

AK PARTİ 2002 Kasım ayından bugüne bu şuurla millet iradesini ipotek altına alan tüm vesayet gruplarıyla mücadele etmiş ve “sessiz devrim” olarak nitelenen demokratik reformları başarıyla hayata geçirmiştir.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Artık kimse yemiyor bunları, yemiyor!

MUSTAFA KEMAL ŞERBETÇİOĞLU (Devamla) - En temel hak ve hürriyetlerin kamusal alanlara hapsedildiği karanlık günlerden uzun tutukluluk süreleri de dâhil olmak üzere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının sağlandığı aydınlık günlere “herkes için demokrasi, herkes için adalet” düsturuyla ulaşılmıştır. Nasıl ki güneş ziya ve hararetinden faydalandırmada muhataplarını ırklarına, dini inançlarına, mezheplerine ve yaşam tarzlarına göre ayrıma tabi tutmuyorsa aynen onun gibi partimiz de toplumun tüm katmanlarını özgürleştirmede, temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almakta aynı cömertliği göstermiştir. Milletimiz demokrasinin kıymetini AK PARTİ iktidarının reformlarıyla yaşayarak öğrenmiştir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla devletle millet barıştırılırken değişim ve dönüşüme ayak uyduramayan veya direnen bir kısım vesayetçi anlayış mensupları maalesef millete ve Meclise güvenmediklerinden bu süreci doğru okuyamamışlardır. Ne zaman ki toplum tüm fertleriyle yeni Türkiye’nin, demokratik Türkiye’nin olmazsa olmaz olduğunu kabul eder ve kazanımlarına sahip çıkma kararlılığını gösterirse ancak o zaman atılan bu dev adımlar toplumsal barışın, birlikte yaşamanın ve büyük Türkiye hedeflerinin lokomotif gücü olacaktır.

AK PARTİ, söyledikleriyle değil, yaptıklarıyla temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan, özgürlükleri önceleyip yasakları yasaklayan bir parti olduğunu göstermiştir. Hatırlamak gerekirse, olağanüstü hâl uygulamasının kaldırılması, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılması, EMASYA Protokolü’nün kaldırılması, Yüksek Askerî Şûra kararlarına karşı yargı yolunun açılması, 1982 Anayasası’ndaki antidemokratik vesayetçi maddelerin değiştirilmesi, Millî Güvenlik Kurulunun yapısının değiştirilmesi, başörtüsü yasağının sona  erdirilmesi, işkenceye sıfır tolerans gösterilmesi politikası, 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açılması, faili meçhul cinayetler döneminin sona erdirilmesi, mafya ve çetelerin ülke gündeminden çıkarılması, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının getirilmesi, bunların sadece cüzi bir kısmıdır.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat)- Vallahi çok duygulandım konuşmandan!

MUSTAFA KEMAL ŞERBETÇİOĞLU (Devamla) - Dünyada 3 genel seçim, 2 yerel seçim, 2 halk oylamasını sürekli oylarını artırarak kazanan başka bir parti yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu başarı tesadüfi değildir. Akif’in deyişiyle, Allah'a dayanan, saye sarılan, hikmete ram olan inançlı ve samimi bir Başbakan ve vefalı yol arkadaşlarının azim ve sebatının neticesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Görünen o ki önümüzdeki süreçte de başka bir rakip olmayacaktır. Bir kısım muhalefetin, halkın demokrasi taleplerini herkes için demokrasi bağlamında bir kez daha gözden geçirmekten ve öz eleştiri yapmaktan başka çaresi yoktur. Ancak bu sayede toplumsal mutabakat ve iç barışın temin edileceğini ve geleceğe hep beraber emin adımlarla yürüyebileceğimizi düşünüyor, bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şerbetçioğlu.

Manisa Milletvekili Hasan Ören.

Buyurunuz Sayın Ören. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten haklı olduğunuz bir konu var. Her muhalefetin konuştuğunda, çok sıkıştığınızda söylediğiniz cümle, bu Parlamentoda görev yapan herkesin kabul ettiği bir cümle. Ne diyorsunuz? “Millet bizi seçti. Milletten büyüğü yok.” Bunun ötesine, bunun üstüne bir söz söylemek de mümkün değil. Seçilebilmek için ne yaptık? Dosyalarımızı, gittik, partilerimize verdik, bağımsız aday olanlar da Yüksek Seçim Kuruluna verdiler. Yüksek Seçim Kurulunun verdiği kararla Resmî Gazete’de yayınlandı ve bizim halkın önüne çıkıp oy istemeyle ilgili yolumuz açıldı. Buradaki bütün milletvekilleri bu yöntemle buraya geldiler.

Peki, bugün cezaevinde olan milletvekili arkadaşlarımızı… Sizi ve bizi halk seçtiyse onları kim seçti? Onlar için bu yüce Meclisin, bu mabedin yapacağı bir görev yok mu? Kendinizi hiç sorumlu tutmuyor musunuz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne yapalım yani, yargıya müdahale mi edelim?

HASAN ÖREN (Devamla) - Yarın, bugünler geçtikten sonra bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Yargı diyorsunuz değil mi? (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Yargıya talimat mı verelim?

HASAN ÖREN (Devamla) - Peki, 2002 yılında Sayın Başbakanın önünü açar iken bu kutsal, bu güzel Mecliste sizinle biz karar vermedik mi? Önünü açıp, Anayasa’yı değiştirip bugün milletvekili bile olması mümkün olmayan Tayyip Erdoğan’ı bu ülkeye Başbakan yapmadık mı? Ne zaman unuttunuz, nasıl unuttunuz? Yalnız başınıza çıkarma imkânınız yoktu?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Ne teklif getirdiniz? Ne teklif getirdiniz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teklifin ne, teklifin?

HASAN ÖREN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, teklifim, cezaevinde bugün halk iradesiyle seçilmiş olan milletvekillerinin tümünün bu Meclise gelip görev yapmasıdır. Bunu da yapabilecek olan bu Meclistir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hangi partiden?

HASAN ÖREN (Devamla) - Partisi önemli değil. Sizden olunca iyi, BDP’den olunca kötü, CHP’den olunca kötü mü? Böyle bir anlayış olabilir mi?

Bugün aslında burada daha vakur, daha ağırbaşlı bir Meclis çalışmasının geçebileceğini düşünmüştüm çünkü gerçekten sizler için, hatta bizler için de üzücü bir gün yani bakanlarımızın çocukları gözaltına alınmış. Bir ailenin içerisinde en değer verdiğimiz varlıkların gözaltına alınması ne muhalefeti ne iktidarı mutlu eder çünkü bizdeki aile kavramı farklıdır ama muhalefet o vakur hâliyle sabahtan bu yana bunun üzerine hiç gitmiyor. En ağır konuşmayı Mevlüt arkadaşım yaptı ama bakıyorum hiç etkilenmemişsiniz. Sanki bugün Türkiye’de bir deprem olmamış, sanki sizin partinin bakanlarının çocuklarının gözaltına alınmasıyla ilgili bir hicap yaşar durumda değilsiniz. Kırk tane günde…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yargı…

HASAN ÖREN (Devamla) -  İşinize geldi mi yargı. Ergenekon’a geldi mi, KCK davalarına geldi mi, savcıya emir vermeye geldi mi –Başbakan- “Bu memleketin savcıları, hâkimleri ne iş yapıyor?” diyecekler ama işinize gelmediği zaman yargıya sığınacaksınız. Yasama, yürütme, yargı hepsi yasamanın emrindedir.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Yargının kararını bekle, daha erken.

HASAN ÖREN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, çifte standart yok. Kırk tane twit atmayı beceren sayın bakanlarımızın parmakları tuşlara mı gitmiyor? Niye twit atmıyorlar bugün? Ne oluyor? (CHP sıralarından alkışlar) Penguen dizilerini gösteren televizyonlar, şimdi Çocuklar Duymasın dizilerini gösteriyorlar. Böylesine bir diktatörlük yarattınız bu ülkede.

YUSUF BAŞER (Yozgat) - Hadi be!

HASAN ÖREN (Devamla) - Hiçbir televizyon bugün sizin bakanlarınızın çocuklarının yaptığıyla ilgili suçlama karşısında sağır oldular, dilsiz oldular, âmâ oldular, görmüyorlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Üç ay sonra göreceğiz.

HASAN ÖREN (Devamla) - Ama iğneyi kendinize batırın, çuvaldızı başkasına. Bakın, küçücük iğne ne kadar canınızı acıttı. Acıttı değil mi? Acıtacaktır, yanlış yaptığınız süre içerisinde bunun hesabını vereceksiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) -  Görüşürüz.

HASAN ÖREN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben her zaman şunu söylüyorum…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - AK PARTİ seçimi ekimde yapalım dedi, kabul etmediniz.

HASAN ÖREN (Devamla) - Burada laf atmakla… Partin izin versin, gel buradan konuş ama partinde öyle bir disiplin anlayışı var ki, kim ne konuşursa ya disipline gidilir, atılır veya partiden ihraç edilir. Demokrasiyi uygulayan bir parti değil ki. İçinize sinmemiş demokrasi. Demokrasiyi içine sindiremeyen bir partide problem fazla olur.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Aynaya bak önce sen! Önce aynaya bak!

HASAN ÖREN (Devamla) – Ben bu konu üzerinde hepinize şunu tavsiye ediyorum: Demokrasi hepimiz için geçerlidir, demokrasiyle ilgili bugün bu ülkeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN ÖREN (Devamla) – …yaptıklarınızı yarın size yapacaklar. Hiç bundan kuşkunuz ve kaygınız olmasın.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İki ay var,  iki ay sonra bakacağız.

HASAN ÖREN (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Sandık geliyor…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ören.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, konuşmacı parti grubumuza ve milletvekillerimize sataşmada bulunurken “Partinizde öyle bir disiplin var ki konuşabilenler disipline verilir, partiden atılır, partin izin verirse gel buradan konuş.” diye partimizi itham eden bir konuşmada bulunmuştur. İzin verirseniz iki dakikada çıkmak istiyorum.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Tutanaklara geçti.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Elitaş, bunları sataşmayla kaldıramazsınız, kaldıramazsınız, olmaz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

13.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kürsüde nasıl konuşulacağı belli.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın bakanlar gelsin onlar cevaplasın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Hasan Bey’in buradaki konuşması İç Tüzük’ün kendisine verdiği yetki çerçevesinde oldu. Ben de o sataşmadan dolayı İç Tüzük’ün 69’uncu maddesi çerçevesinde burada konuşuyorum.

Şunu ifade etmeye çalışıyorum: Bugün yapılan operasyonlarla ilgili henüz gözaltı süreci devam ederken bu insanları, bu kişileri suçluymuş gibi itham etmek söylemlerinizin tamamen tersine düşer.

OSMAN AYDIN (Aydın) – Gezi’deki gençlere de aynı işi yapmadınız mı Sayın Elitaş? Niye rahatsız oluyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gezi’de destan yazdınız!

HASAN ÖREN (Manisa) – Niye rahatsız oluyorsunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, “Yargı bitene kadar herkes masumdur.” karinesini unutmamamız gerekir. [CHP, MHP ve BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar(!)]

OSMAN AYDIN (Aydın) – O, çok şükür!

HASAN ÖREN (Manisa) – Anlaştık, anlaştık!

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ergenekon tutuklamalarında da keşke bunları söylemiş olsaydınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Balbay 10 Aralık tarihinde burada bir konuşma yaptı.

HASAN ÖREN (Manisa) – Savcılara yol gösterdiniz, savcılara!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Kendi açısından da güzel bir konuşma yaptı ama ben şunu beklerdim… Büyük bir kısmınız ayakta alkışladınız.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Günaydın, günaydın!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 12 Eylül 2010 tarihindeki Anayasa değişikliği sürecinde Sayın Balbay demeliydi ki: Bakın değerli milletvekilleri…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – O Ergenekon dalgalarında insanlar patır patır tutuklanırken de aynı şeyi söyleseydiniz keşke.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …bakın Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli, seçilmiş üyeleri, 12 Eylül Anayasa değişikliğiyle ilgili 26 maddelik kısımda…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Televizyonlar canlı yayın yapıyorlardı!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …ben de dâhil olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisiyle oluşturulan koalisyon bu Anayasa değişikliğiyle ilgili olumsuzluk yönünde müthiş bir mücadele verdik. Olmasın diye gayret ettik.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – HSYK’yı anlat, HSYK’yı anlat!

HASAN ÖREN (Manisa) – İşine gelmedi değil mi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ama gördük ki, gördük ki…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – HSYK’yı anlat, HSYK’yı anlat!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – “12 Eylül Anayasa değişikliğiyle birlikte, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını veren Adalet ve Kalkınma Partisinin bu konuyu savunan milletvekilleriyle birlikte …

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Beş sene içeride tuttunuz, neden söz ediyorsunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - …yüzde 58 bunu destekleyen halkıma teşekkürlerimi borç biliyorum.” demesini beklerdim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – İçeride beş yıl yatırdınız, onun borcunu ödeyin…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) -  Ama Sayın Balbay, teşekkür etmedi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Beş yıl fuzuli yatırdınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) -   Siz de teşekkür etmediniz. (CHP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kim teşekkür edecek? Ayıp, ayıp!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Gelin, Anayasa’yı değiştirelim diyoruz. 60 maddeyle ilgili Anayasa Uzlaşma Komisyonunun yaptığı değerlendirmeyi gelin değiştirelim diyorsunuz, önce “evet” diyorsunuz; sonra çark ediyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Vekiller niye içerideler?

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul)- Ya, böyle olacağını bilseydin “evet” demezdin zaten.

HASAN ÖREN (Manisa) – 2002’de Anayasa değişikliği yaptınız, hangi teşekkürü yaptınız Mustafa Bey!

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Elitaş.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 21.56

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

 BAŞKAN – 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi 4’üncü madde üzerindeki soru-cevap işlemini yapmaya başlıyoruz.

Burada süre on dakikadır.

Sayın Kaleli… Yok.

Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, Gümüşhane’deki altın madenleri için hangi firmalara ruhsat verilmiştir? Bu firmaların ortaklıkları hangi uyruktandır? Kaç adet ruhsat verilmiştir? Bu ruhsatların toplam alanı Gümüşhane’nin yüzölçümüne oranı nedir? Halk bu alanlara girebilmekte midir? Dünya ortalamasında 1 ton topraktan 25 gram altın çıkarken Gümüşhane’de bu oran 125 gramdır. Bu firmalar kaç gram üzerinden beyanname vermektedir? Çıkardıkları cevhere mukabil yüzde kaç vergi vermektedirler?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bakanlığınız bünyesinde çalışan bazı personele uzun yıllardır görevde yükselme sınavı açılmadığı, dolayısıyla bu mağduriyetin nasıl giderileceği konusundaki düşünceleriniz nedir?

İkincisi: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Bakanlığınızdan talep ettiği 6 binden fazla mühendis ve tekniker kadrosunun serbest bırakılması konusunda Bakanlığınız görüşü nedir?

Üçüncü sorum: Bilindiği gibi, kamu zararı nedeniyle Danıştayca özelleştirilmeleri iptal edilen Seydişehir Alüminyum, SEKA, Kuşadası ve Çeşme limanları ile TÜPRAŞ’ın yüzde 14,76’lık hisselerinin satışları 6330 sayılı Kanun’la yargı kararının uygulanması yönünde Bakanlar Kurulunun kararına bırakıldı. Ancak Bakanlar Kurulunun bu kararını, uygulamama kararını Anayasa Mahkemesi de daha sonra, kararı iptal ettikten sonra Başbakan ve Özelleştirme Yüksek Kurulu üyelerine onar bin lira ceza verildi.

Bu kargaşanın sonucu ne oldu? Şu anda söz konusu bu özelleştirmelerle ilgili gelinen nokta nedir açıklarsanız sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’de genç işsiz sayısı, TÜİK’in verilerine göre yüzde 20 dolayında, yani 5 gençten 1’i maalesef işsiz. Bu, önemli bir sorun ama asıl trajik olan, mezuniyetten sonra iki sene iş bulamayan gençlerimiz atanamadıkları için kredilerini ödeyemiyorlar. Bu insanların iş bulması konusunda herhangi bir çalışma yapılamadığına göre bu kredilerin geri ödenmesi konusunda iptal edilmesi ya da yeni bir ödeme planı yapılması konusunda bir çalışmanız var mı; onu özellikle rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Sayın Kaleli…

SENA KALELİ (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gezi olaylarına katılan girişimciler mali denetimlere tabi tutuldular ve ceza uygulamaları oldu. Buna bağlantılı olarak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine yapılan baskınlarla bağlantılı bir çapraz kontrol müdür, yoksa ideolojik bir uygulama mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaleli.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Halaçoğlu’nun sorusuna ilişkin elimde bir veri yok. Altın ruhsatlarını biz vermiyoruz ancak ilgili bakanlıktan sorduktan sonra biz bunları öğrenirsek size tabii ki iletiriz. Bildiğim kadarıyla Başbakanlık onayından sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu onayları veriyor, bilgiler muhtemelen kendilerindedir.

Beyanname konusuna gelince, belki orada firma ismi vermeden yani altın sektöründe iş yapanların beyannamelerine ilişkin toplulaştırılmış rakam verilebilir, vergi mahremiyeti çerçevesinde.

Sayın Işık, görevde yükselme sınavını açmayı düşünüyoruz. Yani, şu anda bir hazırlık söz konusu ama Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talebine ilişkin şu anda bir değerlendirmede bulunamam. Sebebi de şu: Birincisi, bu talebe ilişkin Devlet  Personelden bize iletilmiş bir görüş yok ama daha önemlisi 2014 yılı için bütçede biz belli bir personel alımını öngördük. Bu personel alımına ilişkin dağılım noktasında henüz bir çalışma yapmadık. Yani genel anlamda 74 binlik bir personel alımı öngörüldü ama bunun dağılımına ilişkin muhtemelen şubat ayına doğru bir çalışma yapılır, o çerçevede bir karara bağlanır.

Özelleştirmeye ilişkin, daha doğrusu iptal karına ilişkin bir soru vardı. Tabii ki Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçesiyle birlikte henüz yayınlanmadı, iptal edildi ama henüz yayınlanmadı. Bakanlar Kurulu kararı iptali için Danıştayda açılan dava süreci devam ediyor. Dolayısıyla, bu aşamada bunu söyleyebilirim. Yalnız şunu da ifade edeyim: Burada bu süreçler yaşanmadan önce Özelleştirme İdaresi olarak bu varlıkların tekrar kamu tarafından alınmasına yönelik olarak biz davalar açmıştık yani onun da bilinmesinde fayda var, dolayısıyla şu anda süreç böyle.

Gelelim diğer konulara… Sayın Demir’di yanlış hatırlamıyorsam, genç işsizlikle ilgili bir sorusu vardı. Şimdi, öncelikle şunu söyleyeyim: Türkiye’de genç işsizlik oranı Avrupa Birliğinin epey altında ama sizin sorunuz da o değil, sizin sorunuz bu kredi… Tabii, öğrenciler mezun olduktan iki yıl sonra kredi geri ödemesine başlıyorlar, isteğe bağlı olarak bir yıl da erteleyebiliyorlar. Geri ödeme süresi de öğrenim süresi kadardır. Yani örneğin dört yıl tabii ki öğrenim görmüşse dört yıl içerisinde geri ödenmesi lazım.” Buna ilişkin ilave bir çalışmamız var mı?” Şu anda benim bildiğim bir çalışma yok.

Gezi olaylarıyla ilişkili vergi denetim konusu soruldu, bu konu önemli bir konu. Keşke -yani bunu bütün samimiyetimle söylüyorum- vergi mahremiyeti olmasa da kendi nezdinde -ben şirket veya vakıf, STK ismini vermeyeceğim- şu veya bu nedenle denetim yapılan mükelleflerin bunu gerek kendileri gerekse basın üzerinden ima ederek Gezi olaylarıyla ilişkilendirmeleri bizi de çok üzüyor. Aslında bu Gezi olaylarıyla ilişkilendirilen birçok denetim kararı ya bir yıl önceden -denetim kararı değil hatta denetimin kendisi- başlamış ya da çok önceden kararı verilmiş. Bakın, bu sene Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı 70 bin vergi incelemesi yapmış olacak, 70 bin. 2011 yılında -yanlış hatırlamıyorsam- bu 16 bindi. Şimdi, belki gelecek sene 100 bine hatta elimde imkân olsa bütün mükellefleri en az yılda 1 kez denetleyecek bir mekanizmayı ben milletin lehine görüyorum ve bunların Gezi olaylarıyla ilgisi de yok. Çünkü bu denetimler, belki Gezi olayları sonrasında sonuçlanmıştır fakat denetimler genelde bir yıl alıyor.

SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Bakan “Gezi olaylarına katıldınız mı?” diye sorular sorulmuştu.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Hayır, hayır, yok, ben  sizin sorunuza saygı duyuyorum. Ben sadece açıklamaya çalışıyorum.

Çünkü vergi mahremiyeti nedeniyle spesifik konularda benim bilgi verme imkânım yok ama şunu açıkça söylüyorum: Bugün, özellikle Gezi olaylarından sonra ortaya çıkan birtakım denetim sonuçlarının otomatik olarak gerek denetime tabi olanların gerekse basının Gezi’yle ilişkilendirmesi bizi üzüyor çünkü bunların hemen hemen tamamının denetimi çok önceden ya başlamış ya kararı çok önceden verilmiştir. Örneğin, her yılın şubat ayında -yanlış hatırlamıyorsam- bir genel anlamda denetim planı yapılır, ondan sonra da uygulamaya konulur. Mesela, 2013 yılında başlayan denetimlerin çoğu bu mahiyettedir ama ihbar veya savcılık talepli birtakım denetimler, tabii ki bu planlamada öngörülmeyen denetimler kapsamındadır. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum: Maliye Bakanlığının ideolojik birtakım yaklaşımlarla denetim yaptığı algısı Türkiye’nin çok zararınadır. Biz, yatırım iklimini iyileştirmeye çalışıyoruz, Türkiye’ye yatırımı çekmeye çalışıyoruz, Türkiye’deki yatırımcıların yatırımlarını artırmaya çalışıyoruz çünkü yatırım olmadan, istihdam olmadan vergi de olmaz. O nedenle, bu konularda bütün bu hassasiyetlerimize rağmen, maalesef vergi mahremiyeti beni sınırlıyor. Keşke olmasaydı, ben, size, teker teker yapılan bütün bu denetimlerin ne zaman başladığını, konunun ne olduğunu açıklayabilseydim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Herkese eşit davranın vergi konusunda.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şimşek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi, nedir?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir konuda bir katkı vermek istiyorum. 60’ıncı maddeye göre söz talebim oldu.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, vergi denetiminde zaman zaman siyasi müdahalenin söz konusu olduğuna ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine kurumlar vergisi tarhiyatının kanuni olmadığına İlişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın açıklamalarını doğru kabul etmek isterim ancak bugün vergi denetiminde zaman zaman siyasi müdahale söz konusu olmaktadır. Koç grubuna yönelik olarak Gezi olaylarından sonra yapılan denetimlerin siyasi olmadığı konusunda güven veren bir açıklama yapılmamıştır. Bunu bütün kamuoyu bilmektedir. Bu iddiam herhangi bir bürokrat arkadaşımı veya Sayın Bakanı itham etmeye yönelik bir iddia veya kanaat değildir. Ama belki talimat kendilerine çok yukarıdan geldiği için, onlar bu konuda herhangi bir şey yapma imkânı bulamamış olabilirler.

İkincisi: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine, cenazelere gönderilen çelenkler nedeniyle bir iktisadi işletme oluşturduğu gerekçesiyle yapılmış olan kurumlar vergisi tarhiyatı kanuna aykırıdır Sayın Bakan. Bunun terkin edilmesi gerekir.

Bunu ben bürokratik kademelere iletmiştim ve şunu sormuştum: Acaba Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine bu nedenle yapılan bir tarhiyat var ise, diğer derneklere, vakıflara çelenk gönderme faaliyeti nedeniyle iktisadi işletme oluşturduğu için kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmış mıdır? Bu inceleme yapılmış mıdır? Yapılmadı ise, bütün bu vakıflar ve dernekler için iktisadi işletme oluşturduğu gerekçesiyle tarhiyat yapılacak mıdır? Ama benim önerim şudur: Bu tarhiyat yanlıştır. İktisadi işletme yoktur. Yazıktır, günahtır! Kanuna aykırıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

BAŞKAN – Madde üzerinde beş önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı”nın 4’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve tekli ederiz.

                      Mehmet Akif Hamzaçebi                                                Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                   İstanbul                                                                         İstanbul

d) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idaresi ve kurumlarının nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F).

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısının 4 üncü maddesine bağlı (E) cetvelinin 16 ve 22 nci sırası hükümlerinin aşağıda yer alan şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Elitaş                            Mehmet Doğan Kubat                              Metin Külünk

                      Kayseri                                             İstanbul                                            İstanbul

            H. Bayram Türkoğlu                                İlyas Şeker                                        İdris Şahin

                       Hatay                                              Kocaeli                                             Çankırı

"16. Kalkınma Bakanlığı bütçesinin 32.01.35.00-01.2.1.00-1-07.1 tertibinde yer alan ödeneği; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) üyesi ülkelere teknik ve mali destek sağlamak amacıyla, ülkemiz ve diğer üye ülkelerin kamu kurum ve kuruluşları ile, İİT bünyesinde ekonomik ve ticari alanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlarca teklif edilen program ve projelerden, İSEDAK sekretaryası görevini ifa eden Kalkınma Bakanlığı tarafından uygun görülenlere kullandırılmak üzere Kalkınma Bankasına aktarmaya Kalkınma Bakanı yetkilidir. Söz konusu program ve projeler çerçevesinde oluşabilecek harcamalar, program ve projelerin yürütülmesi esnasında Kalkınma Bankası tarafından talep edilebilecek komisyon, transfer, döviz kuru farkı ve benzeri nitelikteki harcamalar ile projelerin değerlendirilmesine ilişkin hizmet alımları bu ödenekten karşılanır. Bu ödenekten yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kalkınma Bakanı yetkilidir."

"22. Kalkınma Bakanlığı bütçesinin 32.01.35.00-01.2.1.00-1-07.2 tertibinde yer alan ödenek; İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) nezdinde sekretarya hizmetlerinin geliştirilmesi, üye ülkeler arasında işbirliğinin artırılması ve üye ülkelerde beşeri ve kurumsal kapasitenin iyileştirilmesi amacıyla İSEDAK Sekretaryası tarafından hazırlatılacak bilimsel araştırma ve geliştirme raporları, analitik çalışmalar ve benzeri dokümanlar ile düzenlenecek eğitim programları, çalışma ziyaretleri ve benzeri faaliyetler için uluslararası kuruluşlar ile yabancı kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilere İSEDAK sekretarya hizmetlerini ifa eden Kalkınma Bakanlığı tarafından kullandırılır. Bu ödenekten yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kalkınma Bakanı yetkilidir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı"nın 4 üncü maddesine bağlı (E) işaretli cetvele aşağıdaki sıranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay                              Oktay Vural              Sümer Oral

Manisa                                           İzmir                   Manisa

Alim Işık                                Mustafa Kalaycı           Mehmet Günal

      Kütahya                                      Konya                           Antalya

"81. Doğacak giderler Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinde yer alan ödenekten karşılanmak şartıyla, bu Kanunun 4 üncü maddesine bağlı (İ) işaretli cetvelin (II) numaralı bölümünün "Kamu Görevlilerine İlişkin Toplam Atama Sayısı Sınırı"na tabi olmaksızın, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına 127.000 kadro, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına 4.000 kadro ihdas edilebilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı"nın 4 üncü maddesine bağlı (E) işaretli cetvele aşağıdaki sıranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay                           Yusuf Halaçoğlu          Mesut Dedeoğlu

Manisa                                         Kayseri                 Kahramanmaraş

Oktay Vural                               Sümer Oral              Alim Işık

İzmir                                            Manisa                 Kütahya

Mustafa Kalaycı                       Mehmet Günal

  Konya                                        Antalya

"81. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun "Diğer istisnalar" başlıklı 7 nci maddesinin uygulanması kapsamında çiftçilerin tarımsal üretimde kullandıkları ve 4760 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı listede yer alan malların teslimlerinde ortaya çıkan özel tüketim vergisi ve katma değer vergisine ilişkin giderler, Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinde yer alan ödenekten karşılanır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca müştereken belirlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı"nın 4 üncü maddesine bağlı (E) işaretli cetvele aşağıdaki sıranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Oktay Vural                               Erkan Akçay             Yusuf Halaçoğlu

   İzmir                                         Manisa                    Kayseri        

Mesut Dedeoğlu                                    Sümer Oral                  Alim Işık

 Kahramanmaraş                                      Manisa                      Kütahya        

   Mustafa Kalaycı                               Mehmet Günal

Konya                                          Antalya

“81. Asgari ücret kapsamında çalışmakta olanlara ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde ortaya çıkan giderler, Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinde yer alan ödenekten karşılanır.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, son okuttuğum üç önergeden ikisi gelir azaltıcı, birisi ise gider artırıcı nitelikte önergelerdir. Anayasa’nın 162’nci maddesinin son fıkrasına aykırılık teşkil ettiği için önergeleri işlemden kaldırıyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısının 4 üncü maddesine bağlı (E) cetvelinin 16 ve 22 nci sırası hükümlerinin aşağıda yer alan şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Elitaş                            Mehmet Doğan Kubat                              Metin Külünk

                      Kayseri                                             İstanbul                                            İstanbul

          Hacı Bayram Türkoğlu                              İlyas Şeker                                        İdris Şahin

                       Hatay                                              Kocaeli                                             Çankırı

 

"16. Kalkınma Bakanlığı bütçesinin 32.01.35.00-01.2.1.00-1-07.1 tertibinde yer alan ödeneği; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) üyesi ülkelere teknik ve mali destek sağlamak amacıyla, ülkemiz ve diğer üye ülkelerin kamu kurum ve kuruluşları ile, İİT bünyesinde ekonomik ve ticari alanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlarca teklif edilen program ve projelerden, İSEDAK sekretaryası görevini ifa eden Kalkınma Bakanlığı tarafından uygun görülenlere kullandırılmak üzere Kalkınma Bankasına aktarmaya Kalkınma Bakanı yetkilidir. Söz konusu program ve projeler çerçevesinde oluşabilecek harcamalar, program ve projelerin yürütülmesi esnasında Kalkınma Bankası tarafından talep edilebilecek komisyon, transfer, döviz kuru farkı ve benzeri nitelikteki harcamalar ile projelerin değerlendirilmesine ilişkin hizmet alımları bu ödenekten karşılanır. Bu ödenekten yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kalkınma Bakanı yetkilidir."

"22. Kalkınma Bakanlığı bütçesinin 32.01.35.00-01.2.1.00-1-07.2 tertibinde yer alan ödenek; İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) nezdinde sekretarya hizmetlerinin geliştirilmesi, üye ülkeler arasında işbirliğinin artırılması ve üye ülkelerde beşeri ve kurumsal kapasitenin iyileştirilmesi amacıyla İSEDAK Sekretaryası tarafından hazırlatılacak bilimsel araştırma ve geliştirme raporları, analitik çalışmalar ve benzeri dokümanlar ile düzenlenecek eğitim programları, çalışma ziyaretleri ve benzeri faaliyetler için uluslararası kuruluşlar ile yabancı kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilere İSEDAK sekretarya hizmetlerini ifa eden Kalkınma Bakanlığı tarafından kullandırılır. Bu ödenekten yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kalkınma Bakanı yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe

16 sıra numarasında teklif edilen değişiklikle Kalkınma Bakanlığının İSEDAK Koordinasyon Ofisi sıfatıyla İSEDAK'a sekretarya hizmeti sağladığı, üye ülkeler ifadesinin İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelere atfen kullanıldığı ve bahsi geçen projelerin İSEDAK Koordinasyon Ofisi Sıfatıyla Kalkınma Bakanlığı tarafından uygun görüleceği ve onaylanacağı hususlarına açıklık getirilmeye çalışılmaktadır.

22 sıra numarasında teklif edilen değişiklikle Kalkınma Bakanlığının İSEDAK Koordinasyon Ofisi sıfatıyla İSEDAK'a sekretarya hizmeti sağladığı ve yurtdışından hizmet alımına ilişkin harcamaların bu sıfatla yapılacağı hususlarına açıklık getirilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı"nın 4 ncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

d) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idaresi ve kurumlarının nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F).

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe

Geçmiş yıl bütçelerinde olduğu üzere "2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı”nın 6. maddesiyle Maliye Bakanına verilen yetkiler, 5018 sayılı Kanun ile Anayasanın 161 ve 163. maddelerine aykırı olmanın yanında 5018 sayılı Kanunun öngördüğü saydamlık ve hesap verebilirliğe dayalı mali sistemi işlemez kılmakta ve ayrıca yine 5018 sayılı kanuna aykırı "ödenek üstü harcamalara" yol açmaktadır.

5018 sayılı Kanunun temelinde, "stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme" yattığından kamu idarelerinin bütçeleri, kalkınma planı     -stratejik plan-performans programı-bütçe gibi birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan ve yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir yapı oluşturan bütünsel bir süreç olarak tasarlanmıştır.

5018 sayılı Kanunda mali sistem performans esaslı kurgulanmış iken, örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde "okul öncesi eğitim" faaliyetine tahsis edilen ödeneğin, Maliye Bakanı tarafından DSİ Genel Müdürlüğü'nün "tatlı su balıkçılığı" faaliyetine aktarılması, stratejik plan-performans programı-bütçe esasına dayalı performans odaklı bütçeleme sistemini işlemez kılmakta ve sistemden beklenen, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli kullanılması ve hesap verebilirliğin sağlanması amaçlarının gerçekleşmesini sekteye uğratmaktadır.

Çünkü, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin "okul öncesi eğitim" faaliyetine tahsis edilen ödenek, Milli Eğitim Bakanlığının stratejik planındaki misyon ve vizyon çerçevesinde belirlenen belirli bir hedefe ulaşmak için konulmuş ve performans göstergesine bağlanmıştır. Söz konusu ödeneğin DSİ'nin "tatlı su balıkçılığı" faaliyetine aktarılması, bir yandan Bakanlığın "okul öncesi eğitim" faaliyetinden beklenen faydanın gerçekleşmemesine ve "okul öncesi eğitim" faaliyetinin performansının değerlendirilememesine yol açarken; diğer yandan DSİ Genel Müdürlüğünün bütçesine hedefi ve önceden belirlenmiş performans göstergesi olmayan bir kaynak girişi olduğundan sağlayacağı fayda ölçülememekte ve değerlendirilememektedir.

Bu durum, Maliye Bakanına Bütçe Kanunlarıyla verilen yetki çerçevesinde yapılan tüm ödenek aktarmaları için istisnasız geçerlidir.

5018 sayılı Kanuna göre kamu idareleri bütçesine konulan ve faaliyet ve projelere tahsis edilen tüm ödeneklerin kaynağını performans programından alması ve hedef ve göstergelerinin önceden belirlenmesi gerekmektedir. Kamu idaresi bütçelerinde belirli kamusal faaliyet ve projelere tahsis edilmiş ödeneklerin başka kurumlara aktarılması, ödenekleri aktarılan idarelerin performans hedefli bütçelerini çökertirken; söz konusu ödeneklerin aktarıldığı kamu idareleri ise bu ödeneklere ilişkin ölçülebilir hedeflere dayalı herhangi bir programlama ve bütçeleme yapmadıkları ve bunları performans göstergelerine bağlamadıkları için, neyi niçin yaptıkları konusunda bir fikirleri olmamanın yanında, bu idarelerin bütçelerine aktarılan söz konusu ödenekler bağlamında hesap verebilirlikleri de bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, 5018 sayılı Kanunun öngördüğü stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme sistemi, bütçe kanunlarında Maliye Bakanına verilen yetkilerle işlemez kılınmaktadır.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Sarı, Sayın Havutça, Sayın Öner, Sayın Topal, Sayın Toptaş, Sayın Acar, Sayın Demir, Sayın Ayaydın, Sayın Atıcı, Sayın Baydar, Sayın Değirmendereli, Sayın Işık, Sayın Haberal, Sayın Korutürk, Sayın Güven, Sayın Moroğlu, Sayın Kuşoğlu, Sayın Toprak, Sayın Aygün.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilmiş diğer önerge doğrultusunda 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi okutuyorum:

Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler

MADDE 5 - (1) Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği:

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan ödeneklerin yetmeyeceği anlaşıldığı takdirde, ilgili mevzuatının gerektirdiği giderler için "Personel Giderleri" ve "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri" ile ilgili mevcut veya yeni açılacak tertiplere, Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.1 tertibinde yer alan ödenekten aktarma yapmaya,

(2) Yedek Ödenek:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinde yer alan ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinde mevcut veya yeni açılacak (01), (02), (03), (05) ve (08) ekonomik kodlarını içeren tertipler ile çok acil ve zorunlu hâllerde (06) ve (07) ekonomik kodlarını içeren tertiplere aktarma yapmaya,

(3) Yatırımları Hızlandırma Ödeneği:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3 tertibinde yer alan ödenekten, 2014 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar esaslarına uyularak, 2014 Yılı Yatırım Programının uygulama durumuna göre gerektiğinde öncelikli sektörlerde yer alan yatırımların hızlandırılması veya yılı içinde gelişen şartlara göre öncelikli sektör ve alt sektörlerde yer alan ve programa yeni alınması gereken projelere ödenek tahsisi veya ödeneklerinin artırılmasında kullanılmak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin projelerine ilişkin mevcut veya yeni açılacak tertiplere aktarma yapmaya,

(4) Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.5 tertibinde yer alan ödeneği, yatırım nitelikli giderler açısından yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin her türlü doğal afet giderlerini karşılamak amacıyla mevcut veya yeni açılacak tertiplerine aktarmaya,

Maliye Bakanı yetkilidir.

BAŞKAN – 5’inci madde üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Binici.

(Hatip tarafından hatip kürsüsüne fotoğraf asıldı)

BDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 5’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tutuklu milletvekillerimiz Sayın İbrahim Ayhan, Sayın Gülser Yıldırım, Sayın Faysal Sarıyıldız, Sayın Kemal Aktaş ve Sayın Selma Irmak’ın seçilmesine gösterilen tahammülsüzlük, Sayın Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin iptaliyle dışa vurulmuştur. Cezaevine tıkılarak yıllarca hapsedilen millî iradenin son günlerde bölük pörçük de olsa serbest bırakılmasını anlamlı bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yine, ifade etmek isterim ki, İstanbul mahkemelerinin Sayın Mustafa Balbay hakkında vermiş olduğu kararı, gecikmiş bir adaletin tecellisi olarak değerlendiriyorum. Ancak, emsal oluşturması gereken Sayın Balbay hakkındaki bu karar Diyarbakır’da görmezden gelinmiş ve yok sayılmıştır. Bu nedenle, Kürt siyasetçilere dayatılan sömürge hukuku kararını şiddetle ve nefretle kınıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Biz de kınıyoruz.

İBRAHİM BİNİCİ (Devamla) – Biz sizi kınıyoruz.

Ayrıca, değerli yoldaşlarım ve mücadele arkadaşlarım olan Halkın Demokrasi Partisinin sayın milletvekillerinin Diyarbakır mahkemelerinin kararı karşısında başlatmış oldukları açlık grevlerini saygıyla, sevgiyle selamlıyorum yoldaşlarım.

Değerli milletvekilleri “Görülen lüzum üzerine…” diyerek başlayan ifadelere hemen hepinizin bir şekilde tanıklık ettiğinizi düşünüyorum. Sözlü ya da yazılı olarak anlatımlarına bu şekilde giriş yapanlar, başta da ifade ettikleri üzere zaten gördükleri yani bildikleri lüzumu açıklamak istemezler. İfade sahibinin gördüğü veya bildiği fakat açıklamaktan imtina ettiği o lüzum, eğer kendisiyle sınırlı veya sadece kendisini bağlayan sonuçları doğuruyorsa burada toplumsal açıdan bir sıkıntı yok demektir çünkü ortaya çıkacak olan olumlu veyahut da olumsuz sonucun etkileri sadece lüzum sahibinin