TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  32’nci Birleşim

                                                                                            15 Aralık 2013 Pazar

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- YOKLAMALAR

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER

1) Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi i 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) Ondokuz Mayıs Üniversitesi

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) Bülent Ecevit Üniversitesi

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) Gaziosmanpaşa Üniversitesi

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) Ahi Evran Üniversitesi

a) Ahi Evran Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) Kastamonu Üniversitesi

a) Kastamonu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) Düzce Üniversitesi

a) Düzce Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) Uşak Üniversitesi

a) Uşak Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) Namık Kemal Üniversitesi

a) Namık Kemal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) Erzincan Üniversitesi

a) Erzincan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) Aksaray Üniversitesi

a) Aksaray Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) Giresun Üniversitesi

a) Giresun Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) Hitit Üniversitesi

a) Hitit Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) Bozok Üniversitesi

a) Bozok Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) Adıyaman Üniversitesi

a) Adıyaman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) Ordu Üniversitesi

a) Ordu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) Amasya Üniversitesi

a) Amasya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) Sinop Üniversitesi

a) Sinop Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) Siirt Üniversitesi

a) Siirt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) Karabük Üniversitesi

a) Karabük Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi

a) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) Çankırı Karatekin Üniversitesi

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) Artvin Çoruh Üniversitesi

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) Bitlis Eren Üniversitesi

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) Kırklareli Üniversitesi

a) Kırklareli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) Bingöl Üniversitesi

a) Bingöl Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) Muş Alparslan Üniversitesi

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) Mardin Artuklu Üniversitesi

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) Batman Üniversitesi

a) Batman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) Ardahan Üniversitesi

a) Ardahan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) Bartın Üniversitesi

a) Bartın Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) Bayburt Üniversitesi

a) Bayburt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) Gümüşhane Üniversitesi

a) Gümüşhane Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) Hakkâri Üniversitesi

a) Hakkâri Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkâri Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) Iğdır Üniversitesi

a) Iğdır Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) Şırnak Üniversitesi

a) Şırnak Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) Tunceli Üniversitesi

a) Tunceli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) Yalova Üniversitesi

a) Yalova Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) Türk Alman Üniversitesi

a) Türk Alman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) Bursa Teknik Üniversitesi

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İstanbul Medeniyet Üniversitesi

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

a) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) Necmettin Erbakan Üniversitesi

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) Abdullah Gül Üniversitesi

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) Erzurum Teknik Üniversitesi

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

10.- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

15 Aralık 2013 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün bir tur görüşme yapacağız.

Dokuzuncu turda Dışişleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (x)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (x)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER

1) Ankara Üniversitesi

a) Ankara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) Orta Doğu Teknik Üniversitesi

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi i 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) Hacettepe Üniversitesi

a) Hacettepe Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) Gazi Üniversitesi

a) Gazi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İstanbul Üniversitesi

a) İstanbul Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İstanbul Teknik Üniversitesi

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) Boğaziçi Üniversitesi

a) Boğaziçi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) Marmara Üniversitesi

a) Marmara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) Yıldız Teknik Üniversitesi

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) Ege Üniversitesi

a) Ege Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) Dokuz Eylül Üniversitesi

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) Trakya Üniversitesi

a) Trakya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) Uludağ Üniversitesi

a) Uludağ Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) Anadolu Üniversitesi

a) Anadolu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) Selçuk Üniversitesi

a) Selçuk Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) Akdeniz Üniversitesi

a) Akdeniz Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) Erciyes Üniversitesi

a) Erciyes Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) Cumhuriyet Üniversitesi

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) Çukurova Üniversitesi

a) Çukurova Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) Ondokuz Mayıs Üniversitesi

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) Karadeniz Teknik Üniversitesi

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) Atatürk Üniversitesi

a) Atatürk Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İnönü Üniversitesi

a) İnönü Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) Fırat Üniversitesi

a) Fırat Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) Dicle Üniversitesi

a) Dicle Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) Yüzüncü Yıl Üniversitesi

a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) Gaziantep Üniversitesi

a) Gaziantep Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) Harran Üniversitesi

a) Harran Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) Süleyman Demirel Üniversitesi

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) Adnan Menderes Üniversitesi

a) Adnan Menderes Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) Bülent Ecevit Üniversitesi

a) Bülent Ecevit Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) Mersin Üniversitesi

a) Mersin Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) Pamukkale Üniversitesi

a) Pamukkale Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) Balıkesir Üniversitesi

a) Balıkesir Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) Kocaeli Üniversitesi

a) Kocaeli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) Sakarya Üniversitesi

a) Sakarya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) Celâl Bayar Üniversitesi

a) Celâl Bayar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Celâl Bayar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) Abant İzzet Baysal Üniversitesi

a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) Mustafa Kemal Üniversitesi

a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) Afyon Kocatepe Üniversitesi

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) Kafkas Üniversitesi

a) Kafkas Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) Niğde Üniversitesi

a) Niğde Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) Dumlupınar Üniversitesi

a) Dumlupınar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) Gaziosmanpaşa Üniversitesi

a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) Kırıkkale Üniversitesi

a) Kırıkkale Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) Galatasaray Üniversitesi

a) Galatasaray Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) Ahi Evran Üniversitesi

a) Ahi Evran Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) Kastamonu Üniversitesi

a) Kastamonu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) Düzce Üniversitesi

a) Düzce Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi

a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) Uşak Üniversitesi

a) Uşak Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) Namık Kemal Üniversitesi

a) Namık Kemal Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) Erzincan Üniversitesi

a) Erzincan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) Aksaray Üniversitesi

a) Aksaray Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) Giresun Üniversitesi

a) Giresun Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) Hitit Üniversitesi

a) Hitit Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) Bozok Üniversitesi

a) Bozok Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) Adıyaman Üniversitesi

a) Adıyaman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) Ordu Üniversitesi

a) Ordu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) Amasya Üniversitesi

a) Amasya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) Sinop Üniversitesi

a) Sinop Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) Siirt Üniversitesi

a) Siirt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) Karabük Üniversitesi

a) Karabük Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi

a) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) Çankırı Karatekin Üniversitesi

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) Artvin Çoruh Üniversitesi

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) Bitlis Eren Üniversitesi

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) Kırklareli Üniversitesi

a) Kırklareli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) Bingöl Üniversitesi

a) Bingöl Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) Muş Alparslan Üniversitesi

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) Mardin Artuklu Üniversitesi

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) Batman Üniversitesi

a) Batman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) Ardahan Üniversitesi

a) Ardahan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) Bartın Üniversitesi

a) Bartın Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) Bayburt Üniversitesi

a) Bayburt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) Gümüşhane Üniversitesi

a) Gümüşhane Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) Hakkâri Üniversitesi

a) Hakkâri Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkâri Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) Iğdır Üniversitesi

a) Iğdır Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) Şırnak Üniversitesi

a) Şırnak Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) Tunceli Üniversitesi

a) Tunceli Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Tunceli Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) Yalova Üniversitesi

a) Yalova Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) Türk Alman Üniversitesi

a) Türk Alman Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

a) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) Bursa Teknik Üniversitesi

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İstanbul Medeniyet Üniversitesi

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

a) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) Necmettin Erbakan Üniversitesi

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) Abdullah Gül Üniversitesi

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) Erzurum Teknik Üniversitesi

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekilleri sisteme girebilirler.

Dokuzuncu turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına: Nazmi Gür, Van Milletvekili; Erol Dora, Mardin Milletvekili; Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili.

AK PARTİ Grubu adına: Volkan Bozkır, İstanbul Milletvekili; Halil Özcan, Şanlıurfa Milletvekili; Abdullah Çalışkan, Kırşehir Milletvekili; Muhyettin Aksak, Erzurum Milletvekili; İdris Güllüce, İstanbul Milletvekili; Mevlüt Akgün, Karaman Milletvekili; İlyas Şeker, Kocaeli Milletvekili; Orhan Atalay, Ardahan Milletvekili; Fikri Işık, Kocaeli Milletvekili; Sevde Bayazıt Kaçar, Kahramanmaraş Milletvekili; Mehmet Sağlam, Kahramanmaraş Milletvekili; Osman Çakır, Düzce Milletvekili; Ercan Candan, Zonguldak Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: Osman Taney Korutürk, İstanbul Milletvekili; Mustafa Serdar Soydan, Çanakkale Milletvekili; Sena Kaleli, Bursa Milletvekili; Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili; Metin Lütfi Baydar, Aydın Milletvekili; Recep Gürkan, Edirne Milletvekili.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Yıldırım Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili; Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Milletvekili; Zühal Topcu, Ankara Milletvekili.

Şahısları adına: Lehte söz isteyen Ali Şahin, Gaziantep Milletvekili; aleyhte söz isteyen Ali Haydar Öner, Isparta Milletvekili.

Şimdi Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Nazmi Gür, Van Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA NAZMİ GÜR (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Dışişleri Bakanı yok galiba? Biz herhâlde yine duvarlara konuşacağız. Oysa…

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Bizler varız ya.

NAZMİ GÜR (Devamla) – Dışişleri Bakanı yok.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Milletvekiliyiz ama biz de.

NAZMİ GÜR (Devamla) – Olsun, yok, Dışişleri Bakanı yok, onun burada olması gerekiyordu. Herhâlde “Bu muhalefet ne konuşursa konuşsun, ben gene bildiğimi okurum.” diyor Sayın Bakan. Olsun, bildiğini okusun, canı sağ olsun.

Değerli arkadaşlar, hiç kuşkusuz, Türkiye dış politikasının en kritik dönemlerinden birisi Suriye krizi ve buna bağlı olarak Kürtlerle olan ilişkileridir. Bir yandan, Avrupa Birliği süreci, öte yandan Sayın Başbakanın sık sık dile getirdiği farklı arayışlar, örneğin Şanghay Beşlisi ya da Şanghay İşbirliği Örgütü gibi hedefler Türkiye'de bu Hükûmetin dış politikası konusunda nasıl bir kafa karışıklığı içinde olduğunun en güzel kanıtıdır.

Bugün cumhuriyet tarihinin en istikrarsız Orta Doğu’sunda bulunuyoruz değerli arkadaşlar. Daha da vahim olan ise bu istikrarsızlıkta Türkiye devletinin de büyük payı vardır, izlenen yanlış dış politikaların çok büyük bir payı vardır. Ne yazıktır ki, Kürtlere komşu olmak yerine El Kaide’yle komşu olmayı yeğleyen bir AKP dış politikası vardır bugün. Suriye’yle olan yaklaşık 940 kilometrelik sınırlarının büyük bir kısmını radikal grupların denetimine vermesi, onlara lojistik destek, kamp sağlaması, silah sağlaması ve nihayetinde, bunların bir bumerang gibi Türkiye'ye dönmesi hiç de şaşılacak bir durum değildir değerli arkadaşlar.

Her ne kadar, bugün, AKP Hükûmeti, El Kaide’yle bağlantılı El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere yardımı kesmiş gibi görünüyorsa da, bugüne kadar bu örgütlere yapmış olduğu destek ortadadır. Uluslararası yardım kuruluşlarının sağladığı yardımların, özellikle onların denetimindeki bölgelerden Suriye’nin içlerine, Suriye halklarına ulaşmaması için de bu gruplar özel çaba sarf etmektedir.

Değerli arkadaşlar, bugün hâlen Rojava’da -bizim “Rojava Kürdistan” dediğimiz- Suriye halkların Rojava Kürdistan’ına tehdidini sürdüren bu örgütler maalesef Türkiye'den destek almaya devam etmektedir.

Açık olmak gerekirse, bu akla zarar politikalar neticesinde, neredeyse Afganistan’dan Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, bu gruplar, radikal gruplar egemenliklerini ilan etmiş durumdadırlar. Bunda da, Türk dış politikasının yanlışlıklar içinde sürdürdüğü, AKP’nin sürdürdüğü yanlış dış politikanın payının olduğunu söylemekte fayda var.

Değerli arkadaşlar, biz BDP olarak, AKP dış politikasının karar vericilerinin Türkiye’yi bölgesel bir güç hâline getirmek uğruna anlamsız tehlikelere sürüklediğini, maceralara sürüklediğini hep söyledik, hep eleştirdik. Kaldı ki, AKP’nin bölgesel güç olma kavramından çıkardığı anlamların da tutarsızlıklar içerdiğini görmekteyiz. Örneğin, kışa dönen Arap Baharı sürecinde Türkiye'nin benimsemiş olduğu müdahaleci dış politikada ortaklaşmaya giden ülkelerden birinin Suudi Arabistan Krallığı, diğerinin de Katar Emirliği olması, kamuoyuna, bir bataklığa kimlerin ipiyle girildiğinin, bu kuyuya hangi güçlerin ipiyle inildiğinin en güzel kanıtıdır.

Sayın Davutoğlu ve Sayın Erdoğan, Arap Baharı sırasında, AKP Hükûmetinin sürdürdüğü aktif katılımla ilgili olarak, daha önce Türkiye'de dış politikaların “Su akar Türk bakar.” konseptinde olduğunu defalarca dile getiriyorlardı, bundan yakınıyorlardı ve bu sözden yola çıkarak aktif, müdahaleci bir Türk dış politikası geliştirmek için bir çaba içine girdiler. Ama ne yazıktır ki, bu pasif durumdan çıkalım derken -aktif konuma, müdahaleci konuma derken- evdeki bulgurdan da olunmuş durumda.

Değerli arkadaşlar, AKP’nin, her yerde söz sahibi olma iddiasını taşıyan bir ruh hâlini pratiğe geçirme hevesi olduğunu görüyoruz. Sebebi ise, bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında seyirci konumdan çıkıp aktör olmak. Tabii, bu anlaşılır bir durumdur ve her demokratik hükûmetten beklenilen bir şeydir. Başkalarının piyonu olmaktansa güçlü bir aktör olmak her zaman daha iyidir. Tercih böyleyse bunda problem yok. Ancak, şunu söylemekte fayda var: “Hangi bedeller karşılığında? Aktör olunacak ama hangi bedeller karşılığında? Bunun karşılığında Türkiye neleri ödedi, hangi bedelleri ödüyor?” Bu sorunun cevabının bir kısmı Suriye krizi sebebiyle hayatını kaybeden yurttaşlarımızın sayısında gizlidir. Şu ana kadar, 70’in üzerinde yurttaşımız Suriye krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Suriye’yle sınırdaş olan illerimizin ekonomik kayıplarını, Türkiye’nin ekonomik kayıplarını ise saymıyoruz değerli arkadaşlar, söylemiyoruz bile.

Değerli milletvekilleri, BDP olarak Türkiye’nin izlemesi gereken dış politikayı özetle buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum: Bölge devletleriyle yürütülen ilişkilerde -yaklaşım bağlamında- “ağabeylik” rolünden artık Türkiye’nin vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye ne bölgenin ağabeyi olabilir ne bölgenin ağası olabilir ne de bu politikalarla Türkiye bölgede güç ve iradeyi temsil eden bir bölge devleti olabilir. Oysa, Türkiye’nin hegemon olma isteği, bölgede eski Osmanlı ruhunu dirilterek “Osmanlının eski topraklarında yeni bir şahlanışla -böyle hani damarlarımızı titretecek- Türklüğün at koşturduğu eski alanlarda yeniden egemen olacağız.” hülyası, arkadaşlar, bugün maalesef İran’ın, Rusya’nın, Çin’in kayasına çarpmıştır. Onun için, Türkiye bir an önce bu hegemon güç olma hülyasından da sevdasından da vazgeçmelidir. Türkiye, bölge devletleriyle kuracağı demokratik ilişkilerle, içeride de kendi iç sorularını çözerek, demokratikleşerek, ekonomisini demokratik temellerde geliştirerek, hakça ve adaletçe paylaşarak, kalkınarak ancak bölgede güç olabilir. Aksi takdirde, Türkiye’nin bu politikalarla bölge gücü olmasının imkânı yoktur değerli arkadaşlar.

Dış politikada Osmanlı mirası üzerinden politika üretmek yerine demokratik cumhuriyet ilkeleri üzerinden politikalar yürütmek daha tutarlı olacaktır kanısındayız. Aksi durumda, Suudi Arabistan, İslam devleti mirası; Yunanistan, Helen mirası; İtalya, Roma mirası; İran, Pers mirası üzerinden siyaset yapmaya kalkışırsa, Allah korusun gerisine siz karar verin. Tabii, bu arada Kürtlerin de eski Med İmparatorluğu üzerinden bir dış siyasete dönüşmesi… Ki biliyorsunuz bölgenin, Orta Doğu’nun yükselen gücüdür Kürtlerin bugünkü demokratik gücü, onlar da böyle bir yaklaşım sergilerlerse geri kalanını siz tahmin bile edemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, dış politika Türkiye’de yaşayan tüm halkların ve kimliklerin benimseyebileceği ilkeler çerçevesinde geliştirilmelidir, halklarımıza hizmet etmelidir. Sadece tek bir etnik ve mezhepsel kimliğin hassasiyetlerini önceleyen bir dış politika hem ülke içinde hem ülke dışında istikrarsızlık ve çatışma yaratma potansiyelini barındıracaktır. Bu bağlamda, AKP Hükûmeti Türkiye toplumunun bir parçası olan Kürtlerin, Alevilerin ve diğer bütün halkların hassasiyetlerini dikkate alarak iç politikada da, dış politikada da bu hassasiyetleri dikkate alarak politikalar oluşturmak zorundadır. Eğer etnik temelde bir Türk dış politikası varsa karşısında muhakkak farklı etnik kavramlarla anılacak dış politikalar olacaktır, bunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Eğer Hükûmet Sünni eksenli bir dış politika oluşturacaksa karşısında Alevi dış politikası ya da deyim yerindeyse farklı mezheplere sığınan, onların üzerinden temellenen, şekillenen dış politikalarla karşı karşıya kalacaktır. Asıl ürkütücü olan budur değerli arkadaşlar. Orta Doğu da kavgayı da başlatacak olan, Orta Doğu’da halkları boğazlaştıracak olan da bu yaklaşımdır. Onun için, Hükûmetin bu etnik ve mezhepsel temelli dış politikalarından bir an önce vazgeçmesini tavsiye ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, dış politika felsefesinin hangi temeller üzerine oturtulması gerektiği çok kritik bir meseledir ve bu sadece uluslararası ilişkilerin değil, iç politikanın da alanına girer ve onun köklerinden etkilenir. Yani, içerideki yaklaşımınız ne ise, ideolojik, siyasal yaklaşımınız, felsefi yaklaşımınız neyse bu ruh hâli, bu durum aslında dış politikanıza da yansır. İşte, AKP’nin üzerinde şekillendiği ideolojik, siyasal durum, bu ruh hâli, maalesef, dünya gerçeklerini de göz ardı edecek şekilde dış politikasına da yansımaktadır.

Bir hükûmet dostunu ve düşmanını ayırt etmede, bölgenin binlerce yıllık medeniyet tarihini doğru tahlil etmelidir. Eğer bu Hükûmet dostunu ve düşmanını tahlil ederken, analiz ederken, bölgenin… İçinde yaşadığımız, bizi kuşatan coğrafyanın, Orta Doğu’nun, Kafkasların, Balkanların ve nihayetinde Akdeniz’in ve Kuzey Afrika’nın, bu hinterlandın içinde Türkiye kendini merkeze koyacaksa ve yeniden tanımlayacaksa hiç kuşkusuz bu bölgedeki dost ve düşman tanımlamasını da çok iyi yapmak zorundadır. Aslında dostu olanını düşman gibi görürse ve ona her türlü eziyeti çektirirse kaybeden Türkiye olacaktır.

Değerli arkadaşlar, biz şovenizmden uzak, popülizmden uzak, etnik milliyetçilikten ve mezhepçilikten uzak bir Türkiye arzuluyoruz ve bu temelde de Türkiye’nin dış politikasının bu ilkeler üzerinde şekillenmesini öneriyoruz, dile getiriyoruz. Bu bağlamda, Kürtlerle olan ilişkilerin Türkiye dış politikasında en az iç politika kadar öncelikli olduğunu söyleyebiliriz. Irak Kürdistanı’nda resmiyet kazanan Kürt yönetimiyle olan ilişkiler… Tabii ki biz bu ilişkileri destekliyoruz, özellikle Hükûmetin güney Kürdistan hükûmetiyle sürdürdüğü ilişkilerin, ekonomik, diplomatik ilişkilerin, sosyal ilişkilerin, kültürel ilişkilerin daha da ilerletilmesi gereğine inanıyoruz. Ama, burada da yine Hükûmetin kimi zaman içine düştüğü şekilcilik, şekilci yaklaşım ve tereddüt edici yaklaşım, maalesef, Kürt politikasında da ayrımcı bir hatta olduğunu -Türkiye’yi ürküten tarafların olduğunu- gösteriyor. Bu konuda bence rahat olmalı Türkiye. Çünkü, özellikle Sayın Barzani’yle ve güney Kürdistan hükûmetiyle yürüttüğü doğal gaz, petrol yani enerji anlaşmaları Türkiye’nin geleceği için, halklarımızın kardeşleşmesi için son derece önemli, stratejik bir adımdır.

Değerli arkadaşlar, tabii, bu, aynı zamanda üsluplarımıza ve davranışlarımıza da yansıyor. Bir taraftan “Kürt” demekten kaçınacağız, bir taraftan “Kürdistan” demekten kaçınacağız. Öte yandan, Sayın Başbakanın bir kezcik de olsa Diyarbakır’da Sayın Barzaniyi karşılarken “Kürdistan” demesi “Kürdistan yönetimi” demesi kimilerimizi kızdırmış, kimilerimizi sevindirmiş, kimilerimizi de derin düşüncelere sevk etmiştir. Bence bir gerçeği görmek gerekir: Orada bir Kürdistan vardır, orada Sayın Barzani’nin liderliğinde bir Kürt Federasyonu söz konusudur. Irak Anayasası gereği Kürt Federasyonu resmiyet kazanmıştır ve bugün Türkiye o Kürt Federasyonu ile diplomatik, siyasi, ticari ilişkilerini sürdürüyor. Ama değerli arkadaşlar, yine bu şekilci yaklaşımlara bakarsak tabii ki Irak Anayasası’na göre Kürdistan bölgesinin bir bayrağı ve bir sembolü vardır. Sayın Barzani’nin Türkiye’yi her ziyaretinde, Türkiye, ısrarla Irak Bayrağı yanına Kürdistan Bayrağı’nı koymaktan imtina etmektedir. Oysa Türkiye’den giden bakanlar, Hewler’e giden bakanlar yani Erbil’e giden bakanlar, Sayın Başbakan mutlaka arkasında Irak Bayrağı’yla birlikte Kürdistan Bayrağı’nı ve Türkiye Bayrağı’nı da görmektedir. Hiç olmazsa bu diplomatik nezaketi bundan sonra göstermek gerekir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin “Kürdistan” ifadesini bütçe metinlerinden çıkarması ile ilgili olarak da birkaç şey söylemek gerekir söz açılmışken. Türkiye Hükûmetleri ve dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı elinden gelse bütün bütçesini “Kürdistan” kelimesini tüm dünyanın hafızasından silmeye harcar, böyle de bir yaklaşım var. Biz bu ikili yaklaşımı, bu tereddütlü yaklaşımı eleştiriyoruz tabii ki. Şurası gerçektir değerli arkadaşlar: Kürtlerin yaşadığı coğrafya, sosyolojik ve tarihsel boyutlarıyla tanımlanan “Kürdistan” ifadesi 1924 Anayasası’nın hayata geçmesi sonrasında Türkiye halklarının hafızasından çıkarılmaya çalışılmıştır. Ancak biz Kürtlerin, Kürt halkının hafızasından ve dünya halklarının belleğinden bu kavramı silmek ise mümkün değildir. Hatırlayın, bir dönemler Türkiye’ye gelen turistlerin cepleri aranır, haritaları aranır. Eğer bu haritada hasbelkader bir “Kürdistan” kelimesi görülürse bu turistlere gerçekten çok büyük zorluklar çıkarılır. Bu haritaları nereden aldıkları, kimlerden temin ettikleri konusunda turistlerin sorguya çekildiğini bu ülkede hatırlamalıyız.

Değerli arkadaşlar, yine bu ayrımcı tutum şimdi bile sürüyor. Örneğin bu turistler ülkeye girerken “Sizin Diyarbakır’da, Van’da, Hakkâri’de, Şırnak’ta, Ağrı’da ne işiniz var, siz Bodrum’a, Antalya’ya, Marmaris’e gidin.” gibi yaklaşımlarla bu Hükûmetin ve devletin yaklaşımlarını bir kez daha hem içte hem dışarıda, altını çizerek söylüyorum hem içeride ve dışarıda göstermeye çalışıyorum.

Yine, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz uzun bir süredir “Kürdistan bölgesel hükûmeti” olarak bilinen meşru Hükûmet yine Dışişleri Bakanlığı tarafından “Irak Bölgesel Kürt Yönetimi” olarak algılanıyordu. Artık bunun da değişmesi gerektiğini…

Bir gerçeği ismiyle anmanın, onu ismiyle çağırmanın çok daha gerçekçi yaklaşım olduğunu söylemek istiyoruz. Bunun için, değerli arkadaşlar, oranın adı “Kürdistan bölgesel yönetimidir”, “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi”dir; bunun Başkanı Sayın Mesut Barzani’dir ve Türkiye, eğer gelecekte de ilişkilerini sürdürmek istiyorsa, eğer gerçekten hem içerde ve dışarıda Kürtlere, Kürt halkına saygıyı kendine hedef seçecekse bu dili de, bu davranışı da değiştirmek zorundadır.

Türkiye'nin bölgesel istikrara sunabileceği katkı gerçekten de çok fazladır fakat bunun tarihsel şartları söz konusudur değerli arkadaşlar. Türkiye eğer bugün kendi bölgesinde  barışına ve istikrarına katkı sağlayacaksa öncelikle kendi evinde kendi Kürtleriyle barışmak zorundadır. Bu bağlamda, demokratik ve çözüm sürecinin, barış sürecinin derinleştirilerek sürmesi ve uluslararası bütün örnekleri göz önünde bulundurularak çözüm sürecinin artık bir müzakere sürecine evrilmesi Türkiye’ye kazandıracaktır. Tıpkı Güney Afrika’da olduğu gibi, tıpkı Kuzey İrlanda’da olduğu gibi, bu sorunlar, çatışmalı süreçler muhakkak muhataplarıyla bir masa etrafında oturup bu işi müzakere etmekle çözülür. Siz eğer muhatabınızı tanımazsanız, siz eğer muhatap almazsanız bu sorunların çözümü, bu sorunların üstesinden gelmek de mümkün değildir. Onun için, eğer gerçekten Orta Doğu’da Türkiye güçlü demokrasisiyle, sağladığı iç barışıyla örnek olacaksa, rol model ülke olacaksa Kürtleriyle barışmalı, Kürt sorunu demokratik, siyasal yöntemlerle çözülmeli. İşte, o zaman göreceksiniz ki Türkiye hem kendi bölgesinde hem de kendi bölgesini aşacak bir şekilde bir dünya gücü olacaktır. Türkiye ancak demokrasisiyle, kendi içinde oluşturacağı barış ve istikrarla dünya gücü olabilir, bunun aksini düşünmek ise hayaldir değerli arkadaşlar.

Biz, tabii, BDP olarak dış politika oluştururken her fırsatta kendi önerilerimizi, eleştirilerimizi, düşüncelerimizi hem Sayın Dışişleri Bakanlığıyla hem Parlamentoyla hem Hükûmetle defalarca paylaştık. “Kürtlerle ittifak yapın.” dedik, “Sadece kendi içinizdeki Kürtlerle değil, çevrenizdeki Kürtlerle de ittifak yapın.” dedik. Çünkü Kürtler artık sadece Türkiye’de yaşamıyor, Suriye’de, Rojava Kürdistanı’nda yaşayan, güney Kürdistan’da yaşayan, doğu Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin yüzü Batı’ya dönüktür, Batı değerlerine dönüktür. Bu yönüyle de bakıldığında Kürtlerle geliştirilecek tarihî bir ittifak, size kazandırır, sizi güçlendirir. Aksi, sizin ayağınıza çelme olur, sizin Kürtlere karşı yürüteceğiniz hasmane bir tutum, düşmanca bir tutum sizlere kaybettirir, Türkiye’ye kaybettirir.

Değerli arkadaşlar, AB’yle olan ilişkilerin gerilmesine müsaade edilmemelidir. Bugün Türkiye farklı arayışlara girmemelidir. Biraz önce bir arkadaşımız burada konuşurken Şanghay Beşlisinden söz ederken çok katmanlı politikadan söz etti. Bu, çok katmanlı bir politika değildir, bu bir siyasal tercihtir. Ya tercihinizi Avrupa Birliğinden yapacaksınız -ki Türkiye 2005’le birlikte Avrupa Birliğine tam üyelik hedefiyle, bu stratejiyle hareket ediyor, Hükûmet hareket ediyor- ya da “çok katmanlı politikalar” adı altında başkalarına aba altından sopa göstermekten vazgeçmelisiniz. Bu, bir blöftür, biz bunun farkındayız. Şanghay Beşlisi’ne, Şanghay İşbirliği Örgütüne girmek bir blöftür. Tıpkı, NATO üyesi iken Çin’den füze almak gibi değerli arkadaşlar. Bunun kadar hatalı bir dış politika olamaz, bunun kadar hatalı dış politika yönetimi olamaz.

Tabii ki özellikle Sayın Davutoğlu son bir aydır komşu ülkeleri geziyor; Irak, İran, Ermenistan, Yunanistan, Kıbrıs, Rusya gibi ülkeleri geziyor.

Hükûmetin Suriye konusunda şimdiye kadar yaptığı yanlışlardan vazgeçme yönünde kimi sinyaller vermesi, yine Ermenistan’la bundan sonra özellikle diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Türkiye’nin atacağı adım, yine Kıbrıs konusunda Türkiye’nin atacağı somut adımlar Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine de çok ciddi katkı sağlayacak, Türkiye’nin kendi bölgesinde de etkin ve güçlü bir rol oynamasını sağlayacaktır.

Tabii ki biz Hükûmetin “komşularla sıfır sorun” politikasını şimdiye kadar eleştirdik çünkü neredeyse komşumuz kalmamış duruma gelmiştik. Yeniden, Hükûmetin özellikle İran’la, Irak’la, Ermenistan’la, Yunanistan’la, Kıbrıs’la, Rusya’yla diplomatik ilişkilerine şimdiye kadar izlediği yoldan farklı bir yolla girmesi -ki umuyoruz öyledir- Türkiye’nin gerçekten bu yanlışlardan vazgeçtiğinin bir kanıtıdır. Tabii, Sayın Davutoğlu bunun böyle olmadığını söylüyor, Sayın Davutoğlu dinamik bir politika izlediğini söylüyor. Sayın Davutoğlu yine bu Türk dış politikasındaki değişikliklerin bölgedeki dinamizmden kaynaklandığı, aslında stratejinin aynı olduğunu söylüyor ama burada bir şeyi daha Sayın Bakana söylemek gerekir: Bu çark edişi, bu U dönüşünü bu yaklaşımlarla kapatamazsınız. Siz eğer gerçekleri yaparsanız, doğruları yaparsanız dış politikada, şimdiye kadar izlenen yanlış tutumlarınızdan vazgeçerseniz, yanlış politikalardan vazgeçerseniz, komşularınızla iyi ilişkiler kurma konusunda çaba gösterirseniz, Türkiye’yi güçlendirecek, güç duruma sokacak değil ama güçlendirecek politikaları yaşama geçirirseniz, bizler sizin arkanızda oluruz, bunu tereddütsüz yerine getiririz. Bu konuda da sizin hiçbir kuşkunuz olmasın.

Tabii, Türkiye dış politikasını, öncelikleri itibarıyla şöyle sıralamak gerekir değerli arkadaşlar:

Öncelikle, komşularla sıfır sorun politikası.

Daha sonra, biliyorsunuz, Medeniyetler İttifakı.

Arap ülkeleriyle ticari ve siyasi yaklaşımın artırılması ki burada Sayın Başbakanın Arap ülkeleri lideri ya da Müslüman dünya lideri olma hevesi söz konusuydu.

Yine, değerli arkadaşlar, Afrika’ya açılım ki. Bu son derece olumlu bir yaklaşımdır. Türkiye'nin sadece belli bir bölgede sıkışık kalan bir politika izlemesi elbette beklenemez. Afrika’yla, Latin Amerika’yla, dünyanın geri kalanıyla diplomatik siyasi ilişkileri geliştirmesi tabii ki son derece önemlidir. Biz, bu yapılan iyi şeyleri takdir etme konusunda da hiç kaçınmayız.

Yine, değerli arkadaşlar, Suriye’ye yönelik Türkiye'nin müdahaleci siyaseti.

Avrupa Birliği ilişkilerinde kontrollü yavaşlama. Özellikle Kıbrıs’ın dönem başkanlığında bu kontrollü yavaşlamayı hepimiz gördük, tanık olduk.

NATO’yla daha yoğun bir iş birliği, Füze Kalkanı Projesi,. Malatya’ya yerleştirilen füzeler fakat Çin füzesi üretimi konusunda Çin’le varılan anlaşma…

Enerji nakil hatlarının Türkiye’den geçirilmesi ve Rusya ile sürdürülen rekabet.

İsrail’le yaşanan siyasi krize rağmen askerî iş birliğinin sürdürülmesi.

Ermeni soykırımı yasa tasarılarına karşı diplomatik girişimler.

Avrupa’da Kürt siyasetçilerin tutuklanması ve Türkiye’ye iadesinin yürütülmesi çalışmaları.

Türkiye dış politikasının öncelikleri olmuştur.

Bir önceliği daha burada vurgulamak gerekir: Biliyorsunuz, Türkiye dış politikasının özel bir alanı daha vardır artık mücadele ettiği, savaştığı. O da Avrupa’da yayın yapan Kürt televizyonlarının kapatılmasıdır. Neredeyse bunu özel zevkler arasına koymuş durumdadır Türkiye. Eğer içeride Kürtlerinizle barışıyorsanız, dışarıda Kürtlerle savaşı sürdüremezsiniz. Şimdi de Roj TV’nin yerine kurulan televizyonları Norveç’i sıkıştırarak kapatmaya çalışmanız ne demokrasi ve barış sürecine, çözüm sürecine hizmet eder ne de çokça sözünü ettiğiniz kardeşlik politikalarına hizmet eder.

Bir kez daha burada özellikle büyükelçilik çalışanlarının yaşam koşullarını dile getirerek sözlerime son vermek istiyorum değerli arkadaşlar. Bizler hep konuşurken dış politikayı, yanlış politikaları söyledik ama dış politikada çalışan, Dışişleri Bakanlığında çalışan emekçilerin, çalışanlarının sorunlarını gündeme getirmedik. Bizler, Dışişleri Bakanlığında çalışan emekçilerin, emekleriyle bu çalışmalara hizmet eden insanların da sorunlarının farkındayız; bu sorunların çözümü konusunda da Hükûmeti ve Sayın Bakanı çözmeye, bu sorunlarını çözmeye davet ediyoruz.

Beni dinlediğiniz için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAZMİ GÜR (Devamla) - …hepinize teşekkür ediyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı Erol Dora, Mardin Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında, Çevre Bakanlığı bütçesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir ülkede, demokrasi, toplumun kendisiyle ilgili kararlara müdahil olabileceği ölçüde anlamlı, işlevsel ve kalitelidir. Demokrasinin, temsilî bir mekanizma değil katılımcı ve müzakereci bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Bu anlamda, siyasetin çözüm üretebilme kapasitesi müzakere süreçlerini inşa edebilmesiyle ilişkilidir. Hesap verebilmeye, denetlenebilmeye açık ve hazır olmak, bir iktidarın demokratlık ve şeffaflık karnesinde önemli noktalardır. Zira, bir bütçenin denetlenebilir olması ya da olmaması, iktidarın diğer alanlardaki politika ve icraatlarının da bir aynası niteliğindedir. Bütçe üzerinde yapılan görüşmeler ve yürütülen tartışmalar artık sembolik bir seremoninin ötesine geçmek zorundadır. Özellikle üzerinde konuştuğumuz Çevre Bakanlığı gibi tüm ekosisteme dair sorumluluğu olan bir bakanlığın bütçesi üzerinde etkin bir toplumsal katılım ve denetleme sağlanmadan demokrasi kavramı ancak bir iddia düzeyinde kalır. Öyle ki kaynaklarının kullanımında söz sahibi olamayan bir toplumun diğer karar süreçlerinde de etkin olması beklenemez.

Değerli milletvekilleri, 5 Haziran 1972’de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı’nın ünlü “Dünya Çevre Bildirgesi”nin ilkeler bölümünde şöyle denilmektedir: “İnsanın onurlu ve huzurlu bir hayata izin verecek kalitede bir çevrede özgürlük, eşitlik ve elverişli hayat şartları içinde yaşaması temel hakkıdır.” Bu ilke, çevre hakkı kavramının belirtildiği bir belge niteliğindedir.

Bu bağlamda, çevrenin korunması, insanlık ve tüm canlılar için yaşam kaynaklarının gözetilmesi, doğa ve kültür mirasının yaşatılması ve geliştirilmesi noktasında son derece duyarlı olmamız gereken bir çağda ve coğrafyada yaşıyoruz. Temel insan haklarının bile yeterince korunamadığı ülkemizde, çevre hakkını savunmayı ve doğanın haklarından söz etmeyi bu nedenle anlamlı ve gerekli bulduğumu belirtmeliyim.

Değerli milletvekilleri, özgürlük yalnızca insanların hakkı değildir; özgürlük, aynı zamanda göller, ırmaklar, ağaçlar ve hayvanların, kısaca tüm ekosistemin hakkıdır. Unutmamak gerekir ki insan bu ekosistemin yalnızca bir parçasıdır. Deyim yerindeyse, dünyanın sahibi değildir, kiracısıdır ve komşularıyla yani ekosistemin diğer üyeleri olan hava, su, toprak ve diğer canlılarıyla iyi geçinmek zorundadır.

Değerli milletvekilleri, konuşmamı, çevrenin korunması konusunda çok büyük öneme sahip yasal bir mevzuat olan ÇED raporuyla ilgili sürdürmek istiyorum. Türkiye’de çevresel etki değerlendirme süreci denildiğinde, mevzuat açısından aklımıza ilk olarak ÇED Yönetmeliği ve Çevre Kanunu gelir. Çevre Kanunu’nun 10’uncu maddesi, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetler sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin ÇED raporu almasını şart koşmuştur. “ÇED raporu” denilen bu belgeyle amaçlanan ise hayata geçirilecek, inşa edilecek projenin yol açabileceği bütün olumsuz çevresel etkilerin önceden tespit edilip gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak ve söz konusu projenin onaylanması ya da onaylanmaması noktasında gerekli verilere ulaşabilmektir.

Kısaca “ÇED Yönetmeliği” olarak anılan bu yönetmeliğin ilk yürürlüğe girdiği 1993 yılından bu zamana kadar geçen süre içinde 1997’de 1 kez, 2002 yılında 2 kez, 2004, 2008 ve 2009’da 1’er kez ve 2011’de 2 kez olmak üzere toplam 8 defa değişikliğe gidilmiş, yönetmelik 3 kez tamamıyla yürürlükten kaldırılmıştır.

Yatırım ve enerji sektörünün baskılarıyla ortaya çıktığını düşündüğümüz değişikliklerle ÇED Yönetmeliği her geçen yıl biraz daha çevre koruması amacından uzaklaşmış, yapılan her değişiklik yatırımcıların önünü biraz daha açmayı hedeflemiştir.

Değerli milletvekilleri, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından tutulan 1993-2010 yıllara arasındaki ÇED kararları istatistiklerine göre on yedi yıllık dönem içinde verilen 33.824 ÇED kararından sadece 32 tanesine “ÇED olumsuz” raporu verilmiştir. “ÇED gerekli değildir.” kararı sayısı ise 31.285’tir.

Dört bir yanı doğal sit alanı, koruma havzası, orman, tarihî sit alanı olan ülkemizde doğanın ve çevrenin emanet edildiği Bakanlığa bağlı birimlerce verilen kararlara dair vahim rakamlar ortadadır.

Bu arada “ÇED olumsuz” raporu verilen bu 32 projenin iptal olduğu gibi bir yanlış anlamaya yol açmayalım. Bu projeler çeşitli şekillerde değiştirilerek, bir kısım projeler parçalara bölünerek yeniden başvuruda bulunulmuş, bunlardan önemli bir kısmı da “ÇED olumlu” veya “ÇED gerekli değil” kararlarıyla uygulamaya konulmuştur.

1993 yılında yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’nin geçici 3’üncü maddesiyle de bu tarihten önce yapımına başlanmış projeler Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’ndan muaf tutulmuşlardır. Bunun en somut örneği kamuoyunda Hasankeyf’in sular altında bırakılması olarak bilinen ve Dicle Nehri üzerinde kurulacak olan Ilısu Barajı Projesi ve benzeri pek çok büyük proje 1993 yılından önce yatırım programına alınmış olduğu gerekçesiyle çevresel etkileri analiz edilmeden, hesaplanmadan ve özetle devlet tarafından çevre umursanmadan uygulamaya konmuştur.

Değerli milletvekilleri, ÇED raporlarının hazırlanma sürecinde işletmenin kurulacağı yerleşim yerinde yaşayan halkın proje konusunda bilgilendirilmesi adı altında bazı toplantılar yapılmaktadır. Formalite hâline gelmiş bu uygulamada halkın itirazları dinlenir ve raporlara kaydedilir. Karar aşamasında halkın itirazlarına aslında hiçbir değer verilmediği az önce belirttiğim istatistiki rakamlardan bellidir.

Bu arada, halkı bilgilendirme toplantılarının suistimali ile ilgili trajik bir konuya da mutlaka değinmek gerekiyor. Bilindiği gibi on yıllarca süren çatışmalı ortam sürecinde devletçe boşaltılmış veya güvenlik kaygılarıyla terk edilmiş binlerce köy ve mezra bulunmaktadır. Dolayısıyla, boşaltılan köylerinden ayrılmak zorunda kalmış ve gerek başka şehirlere gerekse başka ülkelere göç etmiş insanların çoğunun işleme konulan bu projelerden haberi bile olmamaktadır. Bir başka deyişle, insansızlaştırılmış bu köyler taş ocaklarının, maden ocaklarının, hidroelektrik santral işletmelerinin insafına terk edilmiştir. İnsansızlaştırılmış bu köylerde ÇED raporlarına dair toplantı yapılacak bir halk yaşamamaktadır. Dolayısıyla, insanları göçertilmiş bu köyler devlet eliyle her türlü talana açık hâle getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliği Türkiye 2013 İlerleme Raporu’nda da önemle belirtildiği gibi Türkiye nisan ayında Çevresel Etki Değerlendirmesi’ne ilave muafiyetler getirmek suretiyle çevre alanındaki yatay mevzuatını ÇED direktifinin gereklilikleriyle tutarlı olmayan bir şekilde değiştirmiştir. Bunun sonucu olarak Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi’ndeki nükleer santraller, mikro ölçekli hidroelektrik santraller İstanbul’daki 3’üncü köprü ve yeni havaalanı da dâhil olmak üzere büyük çaplı birçok altyapı projesi ÇED raporu kapsamı dışında tutulmuştur.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliğine uyum sürecinde sıkça gündeme gelen doğa korumasıyla ilgili çerçeve mevzuatı ve ulusal biyoçeşitlilik stratejisi ve eylem planı henüz kabul edilmemiştir. Biyolojik çeşitliliği korumak adına yeterli bir mevzuat da henüz bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili olarak Edremit Körfezi’ndeki Havran’da bulunan 10 farklı türden 20 bin yarasanın eşleşmek ve yavrularını büyütmek için kullandığı mağaraların tüm eylemlere rağmen baraj kapaklarının kapanmasıyla sular altında kalması neticesinde yaşanan yarasa katliamı hâlâ hafızalardaki yerini korumaktadır.

Değerli milletvekilleri, elbette kapsam olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde görülen ancak çevreye etkileri bakımından değinilmesi gereken bir konu da maden işletmeciliği, özelde ise altın madeni işletmeciliğiyle ilgili sorunlardır.

Çanakkale’de yaklaşık on beş yirmi yıldır süren ve ağırlıklı olarak değerli metallerle ilişkili madencilik faaliyetleri girişimi, bugün itibarıyla kritik bir aşamaya ulaşmıştır. Madenler, Çanakkale, Merkez, Çan, Bayramiç ve Lapseki ilçe sınırlarında ve Kaz Dağları yöresinde bulunmaktadır. Arama faaliyetlerinin işletme faaliyetine dönüşmek üzere olduğu bölgede, binlerce sondajın yapıldığı ve daha bu ilk sondajlarda bölgedeki köylerde suların bulanıklaştığı, musluklardan çamurlu suların aktığı ve  bazı köylerin artık damacana suyu içer hâle geldiği belirtilmektedir. Bu ilk sondajlarda bu durumun yaşanması, bu bölgede yer altı su rezervlerinin karşı karşıya olduğu tehlikeyi gözler önüne sermektedir. Maden şirketleri her ne kadar önlemlerini alacaklarını belirtseler de bölgeyi önemli tehditler beklemektedir. Bunlar arasında yer altı ve su üstü kaynaklarının kirlenmesi ve bölgedeki su rezervlerinin yetmemesi, asit kaya drenajı ve buna bağlı ağır metal içeriği yüksek asidik suların bölgeyi kirletmesi, gürültü kirliliği ve tozluluğa bağlı kirlilik, kaza ve yangın riski, bölgedeki ormanlık alanların yok olması, insanlarda çeşitli hastalık ve bozuklukların ortaya çıkması, tarımın ve hayvancılığın olumsuz etkilenmesi, bölgenin ekolojik yapısının geri dönüşümsüz tahribi, ormanlık alanların ve su kaynaklarının göreceği zarara paralel olarak bölgede bulunan doğal yaşam formlarının zarar görmesi sayılabilir.

Doğayı da insan emeğini gördüğü gibi, meta olarak gören ve onu sömürmeyi amaç edinmiş bir ekonomik sistemde, çevre kirliliğinin her yanı kapladığı ve insanları bozulmamış doğal yaşam alanı aramaya yönelttiği bir dönemde, en büyük hazine doğal yaşamın ve biyoçeşitliliğin sürdüğü alanlardır. Böyle bir durumda, Çanakkale ve Kaz Dağları bölgesini altın şirketlerine açmak, oluşacak bütün olumsuz etkilerin sorumluluğunu üstlenmekle eş anlamlıdır.

Bir ülkenin doğal zenginlikleri ancak ve ancak o topraklar üzerinde yaşayan insanların ve doğanın yararına kullanılabilir. Bu kaynakların, halka rağmen, sayılı ortaklara sahip olan, yerel ya da çok uluslu şirketlere bırakılması o topraklarda yaşayanların yaşam haklarına saldırı ile eş değerdir. Özellikle, bu saldırının, o ülkede yaşayan insanların yasal haklarını tıkayan kanunlar ve yönetmelikler yoluyla yapılmasının izahı olamaz.

Değerli milletvekilleri, hidroelektrik santraller bu kaynaklarımızı tehdit etmeye devam ediyor ve maalesef, ilgili bakanlıklar bu uygulamadan vazgeçmiyorlar. Akarsuya müdahale yöntemleri suyun akışını keserek ya da akarsuyun yatağını değiştirerek yapılmakta, HES yapımı sonrasındaki etkilere baktığımızda, akarsuların doğal akışı ve yapısı değiştiriliyor, HES inşaatından sonra su kalitesinin bozulmasına neden oluyor. Sudaki oksijenin miktarının azalması, çözünmüş oksijenin düşmesi bölgedeki tüm canlıların yaşamını etkiliyor, tehlikeye atıyor. Sudaki canlıların, mikroorganizmalardan balıklara kadar, bu oksijene ihtiyacı olan canlıların yaşamı tehlike altında kalıyor. Yine, suyun orada tutularak azalması, akışındaki azalma ya da etraftaki ağaçların, hayvanların, tüm canlıların bu suya ulaşamamasına neden olduğu gibi, onların da hayatlarında ciddi bir tehdit olmaktadır. Akarsular deltalardan geçerek denize ulaşıyor. Akarsuyun akmasını engellediğinizde tortulara bağlı olarak akarsuyun taşıdığı besin maddelerini de tutmuş oluyoruz.

Son olarak: Diyarbakır’da yapımı süren Kulp ve Silvan HES inşaatlarına tepkiler sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü sessiz sedasız, Diyarbakır’ın içinden geçen Dicle Nehri üzerine 3 yeni HES inşaatı için de çalışma başlattı. Böyle giderse çok yakın zamanda üzerine HES kurulmamış dere yatağı kalmayacak ve daha uzun zaman diliminde de daha vahim sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.

Değerli milletvekilleri, artan sanayileşme, hızlanan kent yaşamı ve devamında üretim ve tüketim politikaları fosil yakıt kaynaklı iklim değişikliğini insanlık için ciddi bir sorun hâline getirmektedir. Doğanın hızla yok olması, yeni kent yaşam alanları için ormanların kesilmesi, sulak alanların kurutulması gibi birçok ekosistemin tahribatıyla iklim değişikliğinde dengeler bir kat daha bozulmaktadır. Bugün için iklim değişikliği daha fazla sera gazı salımı ve bu gazları tutan ve yutan alanların daha fazla tahrip olması ile ciddi bir noktaya ulaşmıştır. Bu gelişmeler olurken vahim konu, Türkiye'nin, İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı’nda hâlâ genel bir ulusal sera gazı emisyon hedefinin olmamasıdır. Kopenhag uzlaşması ile 140'tan fazla ülke sera gazı azaltım, sınırlama ya da gönüllü projeler için bildirimde bulunurken Türkiye herhangi bir taahhüt vermekten kaçındı. Genel düzeyde hedef koymayan Türkiye, 1990 yılına göre 2011’de sera gazı emisyonlarını yüzde 124 artırdı. Bilindiği gibi, sera gazlarının miktarındaki artış, gezegenin sıcaklık ortalamasının artmasına yani küresel ısınmaya yol açmaktadır. Bu gerçeklik ortadayken Türkiye'nin bu sorumluluktan feragat etmesi düşünülemez. Hükûmet bu konuda gerekli adımları atmalıdır.

Çevre konusunda bir diğer önemli nokta nükleer santraller meselesidir. Nükleer santraller, kurulumu uzun süren ve yüksek maliyetli olan tesislerdir. Ömrünü tamamlayan tesislerin sökülmesi işlemi de uzun süreli ve oldukça risklidir. Ayrıca dünyada şu ana kadar radyoaktif artıkların güvenle saklanabilmesine yönelik bir formül bulanabilmiş değildir. Kaldı ki gelişmiş dünya ülkeleri nükleer enerjiden kurtulmanın yollarını arıyorken Türkiye’nin de yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerekir. Doğaya, insana ve geleceğe saygılı ve güvenli enerji politikaları üretmek, devletlerin yurttaşlarına ve dünyaya karşı önemli bir sorumluluğudur.

Değerli milletvekilleri, bir diğer değinilmesi gereken konu, kentsel dönüşüm politikalarıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kendisine slogan edindiği "marka şehirler" yaratma hayali; şehirlerin akciğerleri niteliğinde yeşil alanları arsalara dönüştürmek suretiyle tam anlamıyla bir kıyıma neden olmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının geçtiğimiz aylarda almış olduğu "yapı rezerv alanı" kararı Diyarbakır'ın en önemli yeşil ve doğal alanı olan Hevsel Bahçelerinin kentleşmeye açılmasına neden olacak, bu karar ekolojik bir yıkım anlamına gelecektir.

Hevsel Bahçelerinde 180'den fazla kuş türü yaşıyor. Türkiye'nin sayılı ve bölgenin en büyük kuş cenneti olan Hevsel de, yiyeceğin bolluğu kuşlar için bulunmaz bir nimet olduğundan dolayı kuşlar açısından önemli bir durak. Göçmen kuşlar, Dicle Vadisi'ni ve dolayısıyla Hevsel Bahçelerini istasyon olarak kullanıyor. Kuşların yanı sıra, kirpi, tilki, sansar, su samuru, domuz ve sincap gibi onlarca hayvan türü var. Eskiden Diyarbakır'ın sebze ve meyve ihtiyacının karşılandığı Hevsel Bahçelerinde tarım hâlâ yapılıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve sivil toplum kurumları tarafından Hevsel Bahçelerini de kapsayan Diyarbakır Surlarının UNESCO dünya mirası listesine alınması için başlatılan çalışmalara, Kültür ve Turizm Bakanlığı da destek verirken, Çevre Bakanlığının aldığı bu karar, doğru bir politikanın ürünü değildir.

Kentsel politikalar yeniden ele alınmalı, doğal çevre ile uyumlu, tüketime yönelik olmayan, kirletmeyen, tarihsel ve kültürel çevreyi insan ölçekli kentsel dokuları koruyup geliştirmeyi amaçlayan yeni politikalar oluşturulmalıdır.

Kentsel düzenlemelerde Bakanlıkla birlikte yerel yönetimlerin de üzerine düşen önemli konulardan biri de engelli bireylerin daha kolay hareket edebilecekleri, hizmetlere daha kolay erişebilecekleri, engellenmişlik hissini yaşamayacakları mekânsal düzenlemelerin acilen uygulamaya geçirilmesidir. Bu kapsamda zorunluluklar getirici yasal düzenlemeler getirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, “Çözüm olarak neler yapılabilir?” diye düşünüldüğünde, en başta gayrimenkul ve mülkiyet çalışmalarının sermayeye, ranta değil, halkın sorunlarını çözen mantığa dayalı oluşturulması sağlanmalı ve gayrimenkulle ve mülkiyetle ilgili kanunlar bölgesel farklılıklar baz alınarak yapılmalı, şu ana kadar yapılan muhtar, bilirkişi beyanlarının arkasına sığınarak değil, vatandaşlar bilgilendirilip her sürece dâhil edilerek yapılmalıdır.

Doğal kaynaklardan ihtiyaçlarını karşılamak her canlının hakkıdır. Bu nedenle, doğal kaynakları genelde insanların tekeline, daha özelde insanların kurdukları kâr hırsı güden şirketlerin tekeline vermek hiçbirimizin haddine değildir. İnsan yaşamı ve etkinliklerinin ekolojik değerleri tüketen değil, yeniden üreten ve doğadaki diğer türlerle uyumlu hâle getirilmesi için çalışılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL DORA (Devamla) – Birçok düşüncem vardı ancak zaman yetmediği için bunları dile getiremeyeceğim.

Tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. 2014 bütçesinin de hem ülkemize hem bütün vatandaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Eğitim, Türkiye’de en önemli ve en hassas konulardan birisidir. Elbette ki bu kadar önemli ve bir o kadar da sorunlu bir konuyu sınırlı bir süre içerisinde dile getirmek mümkün değildir.

Şu bilimsel gerçeği hatırlatmakla başlamak istiyorum: Şayet bir sistemin temeli, yani merkezi, yani aslı bozuksa, çürükse elbette ki ferîleri de en baştan itibaren küçük doğar, çürük doğar ya da çürümeye yüz tutar.

Tekçi, ırkçı, ezberci, asimilasyoncu bir eğitim sisteminden sorundan başka bir şey beklemek de çok mümkün görünmemektedir ama ben yine de kayda geçsin ve bir kez daha ifade edilsin diye sorun alanlarının her birini birer cümleyle özetlemeye çalışacağım.

Başta Millî Eğitim Bakanlığının isminden başlamak istiyorum. Neden “Millî Eğitim Bakanlığı” da “eğitim bakanlığı” değil? Neden “demokratik eğitim bakanlığı” değil? Bunu hiç düşünebildiniz mi? Bu başlı başına bir sorun.

Keza, eğitim emekçilerinin mali ve özlük sorunları var. Ataması yapılmayan öğretmenler sorun. Kadrolaşma ve yandaş sendikacılık noktasında sorunlar var. Muhalif ve demokrat eğitim emekçilerine uygulanan bir taciz, daha doğrusu mobbing uygulaması var. Öğretmenlerin ve yöneticilerin atama ve yer değiştirmelerinde usulsüzlük ve gasbedilen haklar var. Eğitim durumu, eş durumu, sağlık özrü durumu itibarıyla ivedilikli bir şekilde işletilmeyen bir sorun var. Eğitim emekçilerinin bölgelere göre dağılımındaki eşitsizlikler yanında ücretli öğretmenlerin sorunu var. Öğretmen yetiştirmedeki yanlış politikalar ve öğretmen yetiştirmedeki niteliksiz eğitim diye bir sorun var. Öğretmensiz okul ve öğrenciler, öğrencisiz öğretmenler var. Sürekli değiştirilen eğitim sistemi, eğitim sisteminde merkezî Hükûmetin baskısı var. Her gelen hükûmetin, hatta her gelen bakanın kendisine göre eğitim sistemini değiştirmesi gibi bir bozukluk var. Eğitim sisteminin merkeziyetçiliği, karar mekanizmalarında öğretmen, öğrenci ve veli gibi eğitimin temel bileşenlerini söz sahibi etmemek gibi bir durumu var. Merkezî sınavlar var. Eğitimde hızla düşen nitelik, kamusal eğitimin dönüşümü ve standartlaşması diye bir sorun var. Eğitimin ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi, piyasacı ve rekabetçi bir anlayışa teslim edilmesi var. Tekçi, inkârcı ve asimilasyoncu politikalarla eğitim müfredatı ve uygulamalarının şekilsizleşmesi var. Irkçı, cinsiyetçi, ötekileştirici eğitim içeriği var. Ana dilde eğitim almayan milyonlarca öğrenci var. Yatılı okullar; yatılı okullardaki temizlik, sağlık, kalite sorunları var. Taşımalı eğitim, taşımalı eğitim öğrencilerine verilen düşük maliyetli, kalitesiz öğle yemekleri, yemekhanesi olmayan taşıma merkezleri var. Çocuk yoksulluğu, eğitim dışında kalan milyonlarca öğrenci var, yoksulluktan ötürü. Çalışan öğrencilerin, çocuk gelinlerin, tutuklu öğrencilerin, devamsız öğrencilerin, engelli öğrencilerin sorunları var. Özel eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezleri; bu merkezlere bağlı olup hiç eğitim almayan ya da çok kalitesiz eğitim alan öğrenciler var. Okulların fiziki, eğitsel ve donanımsal yetersizlikleri ve okullar arasında merkezden taşraya, batıdan doğuya doğru gittikçe artan bir eşitsizlik var. Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmaması, mevcut okul öncesi eğitimin uygun olmayan sınıflarda yapılması gibi bir sorun var. Rehberlik hizmetindeki yetersizlikler var. “Okul ve toplum bağının eğitsel değil, ekonomik gereksinmeler üzerinde kurulması” diye bir sorun var. Okullara bütçe ayrılmaması, hatta “okulları kendi kaynaklarını kendilerinin bulmasına zorlamak” gibi bir durum var. Denetimdeki yetersizlik ve dengesizlikler, ihalelerdeki usulsüzlükler var. “FATİH Projesi” adı altında eğitimde bilinçsiz teknoloji kullanımı var. İdarecilerin özel tamircilerine dönüşen öğretmenler, meslek liselerindeki kalitesiz ve düşük eğitim sistemi var.

Anadolu liseleri, imam-hatipler, dershaneler, 4+4+4 eğitim sistemindeki problemler bütün hızıyla devam ediyor. Yaşamını yitiren öğrenciler, okullardaki temizlik, ısınma sorunları var. Kürt ve solcu öğrencileri linç etmek gibi bir anlayış hâlâ okullarda hâkim. Çift öğretim ve birleştirilmiş sınıflar var.

Görüldüğü gibi, yukarıda sadece başlık olarak belirtilen sorunlar, eğitim sisteminin sahip olduğu kronik sorunların sadece belli ve bir bölümünü içermektedir. Burada bu sorun alanlarının her birini tek tek açmamız da zaten mümkün değil. AKP Hükûmeti bu sorunları çözmek yerine, her gün bu sorunlara yenilerini ekliyor. Mesela, dershaneler yeni bir sorun oldu, önümüze çıkarıldı; belli bir ölçüde uzlaşma olduysa da sorun olmaya önümüzde günlerde de devam edecek. Keza, yine Başbakan her defasında bir şey söylüyor, kimsenin haberi yok. Altı yıllık üniversiteleri sekiz yılda, dört yıllık üniversiteleri altı yılda bitirme zorunluluğu gibi bir şey söyledi Başbakan. Keza “81 ilde 81 kitap” projesiyle okullara gönderilen cemaat kitapları da göz önüne alınırsa, sorunlar o hâle gelmiştir ki içinden çıkılmaz bir durumdur.

Eğitime verilen değer sadece bütçeden ayrılan payın nominal olarak büyüklüğüyle ölçülemez değerli arkadaşlar. Eğitimin kronik sorunları tüm bileşenlerin ortak ve demokratik katılımını sağlayacak mekanizmalar aracılığıyla çözülebilir; bu da kamusal, ücretsiz, demokratik, bilimsel, laik, ana dilde özgürlükçü, eşit ve eleştirel nitelikli bir eğitim sisteminin inşa edilmesinden geçer.

Eğitimde esas olan, bu rakamların ve diğer fırsatların artması değildir; tüm toplumun hiçbir ayrımcılığa uğramadan ve eşit bir şekilde olanaklardan yararlanmasıdır. Sadece sayılar üzerinde bir değerlendirme yapıldığı zaman, nominal olarak Bakanlık bütçesinin arttığı ifade edilebilir ancak bilindiği üzere, kamu personelinin neredeyse yarısı yani yüzde 48’i Eğitim Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışmaktadır. Doğrudan hizmet gördüğü yurttaş sayısı bakımından 17 milyon insana hitap etmektedir, aileleri de bu sayıya eklersek neredeyse toplumun tamamına yakını bu Bakanlıktan hizmet bekliyor. Bağlı kurum ve kuruluşlar, okullar vesaireler sayısı bakımından da diğer kurum ve kuruluşlara göre açık ara öndedir.

Bakın şöyle bir gerçeklik de var: Eğitime ayrılan payın neredeyse yüzde 80’ni personel harcamalarına gidiyor. Mal ve hizmet alımına ayrılan payın Bakanlık bütçesine oranı ise sadece yüzde 8’dir. Yatırımlara ayrılan payın toplam Bakanlık bütçesine oranı, AKP iktidarından önce -2002 yılında- yüzde 17’ydi, yüzde 9’luk bir düşüş var şu durumda. Gerçek anlamda eğitime ayrılan bütçeyi en iyi yansıtan veri eğitim yatırımlarıdır.

Değerli milletvekilleri, eğitim bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 17’lik artışının temel nedeni 4+4+4 sistemidir, bu sistemin yarattığı sorunlardır, okul ve derslik açıklarının yanı sıra, özellikle, okulların altyapı ve donanım eksikliklerinin maliyetlerinin artmış olmasından kaynaklanmaktadır. 2012 yılında uygulamaya konulan 4+4+4 sisteminin toplam maliyetinin 40 milyar lira olduğunu da belirtmek gerekir.

Bakınız, Eğitim Bakanlığı 2013-2014 eğitim öğretim yılında, bir önceki yıla göre yaklaşık 3 milyon daha fazla öğrenciye hizmet verecektir. Derslik başına düşen öğrenci sayılarının hızla artmasının önüne geçebilmek için 2014-2016 döneminde her yıl ortalama 26 bin yeni dersliğe ve ortalama 4,6 milyar liraya ihtiyaç vardır. Ancak, Bakanlık 2014 yılı derslik yapımı için sadece 1,5 milyarlık bir bütçe ayırmıştır. Sayın Başbakan bütçe konuşmasında, derslik konusunda, 2002 ile 2013 rakamlarını kıyasladı. Gelsin de bir görelim bakalım, Ağrı köylerinde eğitim nasıl yapılıyor. Hâlâ birleştirilmiş sınıflarda 50-60 öğrenci bir arada okuyor. Hatta İstanbul’un varoşlarında bile durum aynen böyledir.

Değerli milletvekilleri, aynı şekilde Türkiye’de öğrenci sayısındaki artış, derslikle birlikte öğretmen gereksinimini de ortaya çıkarmaktadır. Bakanlık, mevcut öğretmen açığının 130 bin civarında olduğunu belirtmektedir. Sayın Bakan, uzun süre, 2014 Şubatında öğretmen ataması yapılamayacağını belirtmişti hatta komisyon görüşmeleri aşamasında da herhangi bir plan açıklanmamıştı. Ancak, daha sonra, şubatta 10 bin, ağustosta 40 bin öğretmen atamasına yönelik planlar Başbakan tarafından açıklandı. Belli ki Başbakanın aklına seçim geldi de onun için böyle bir açıklama yaptı. Merak da ediyoruz doğrusu, Bakan “2014’te atama yok.” diyor, Başbakan çıkıyor “50 bin öğretmen atayacağız.” diyor. Düşünün artık koordinasyonsuzluğu, eğitimin içinde bulunduğu durumu. Ayrıca, atama yapılacak olan branşların dağılımının nasıl bir eğitim stratejisi çerçevesinde oluştuğu da belli değildir. Zira, Eğitim Bakanın bunlardan haberi dahi yoktur.

Değerli milletvekilleri, bugün Türkiye’de 400 bine yakın ataması yapılmayan öğretmen bulunmaktadır. Peki, ihtiyaç nedir? İhtiyaç 130 bindir. Peki, neden atama yapılamıyor? Bahane hazır: “Yeterli kaynak yok.” Şimdi, sayın milletvekilleri, ben size kaynağı göstereyim: İnsanların üzerine az gaz atın veya sıkın, az polis alımı yapın, Rojava’daki çeteleri desteklemeyin, örtülü ödeneği kısın ve öğretmen atamaları yapın. Bu kaynak buna fazlasıyla yetiyor. Türkiye, dünyada gayrisafi yurt içi hasılanın en yüksek oranını savunma harcamalarına ayıran 14 ülkeden biridir. Kamu Harcamalarını İzleme Platformu “Türkiye’de savunma harcamalarının sadece yüzde 10’u bile kısıtlansa 400 bin öğretmenin işe alınması ve ortalama memur maaşıyla görevlendirilmesi mümkündür.” diyor. Peki, ne yapıyor bu durumda? Öğretmen ihtiyaçlarına karşılık, Bakanlık bünyesinde 70 bine yakın ücretli öğretmen ucuz iş gücü olarak güvensiz bir şekilde çalıştırılıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer bu ülkede devletin kasti tutumu ya da ihmali sonucu çocuklar yaşamını yitiriyor ve Eğitim Bakanlığı bu konuda hiçbir girişimde bulunmuyor, açıklama dahi yapmıyorsa o ülkedeki eğitime dair tüm göstergeler anlamsızlaşır. Bakın, Roboski’de F-16’larla bombalanan, 34 yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan ve bunların içerisinde 19’u çocuk ve öğrenciydi -bununla ilgili Bakanlık herhangi bir açıklama yapmıyor- çocuk ve öğrenci bunlar. Bu arada belirtmek gerekir, katliamın üzerinden iki yıl da geçti, uçak belli, pilot belli, emreden belli değil, hâlâ bir özür dahi dilenmedi. Devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren yalnızca Roboski’de katledilen çocuklar da değildir. Son altı yıl içerisinde 59 çocuk devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu, nedeniyle yaşamını yitirdi, bunlardan 25’i ilkokul öğrencisiydi.

Değerli milletvekilleri, yine bizim için çok önemli bir konu da ana dilde eğitimdir. Günümüzde dünya ülkeleri incelendiği zaman, Birleşmiş Milletler üyesi 194 ülkenin 113 tanesinde birden çok resmî dilin olduğu ve İngiltere, İspanya, İtalya, İsveç , Almanya, Çin, Hindistan, Rusya ve benzeri birçok ülkede ana dilde eğitim ve öğretim  yapıldığı görülmektedir. Çok sayıda uluslararası belgede ana dilde eğitimin önemi vurgulanmakta ve hiç kimsenin ana dilini öğrenmekten alıkonulamayacağı belirtilmektedir. Mücadeleler sonucunda, 2012 yılında yapılan bir düzenlemeyle, Kürtçe seçmeli ders olarak okul müfredatlarına girdi. Altını çizmek istiyorum bu noktanın, Kürtler, seçmeli dersi seçmeyerek, taleplerinin ana dili öğrenimi değil ana dilde eğitim olduğunu, bir bütün olarak, bir daha ifade etmişlerdir tutumlarıyla. Öncelikle belirtmek gerekir, dersin okutulmasının 5’inci sınıftan başlatılması kısıtlayıcı bir durumdur. Ayrıca, dersin verilebilmesi için getirilen “asgari 10 kişinin seçmesi” kuralı insan haklarına aykırı ve yine kısıtlayıcı bir durumdur. Bu şartlar sağlansa bile bu kez de dersi verecek öğretmen ve materyal sorunu ortaya çıkmaktadır. O dersi seçtirmemek için gereken her şey yapılmıştır.

Yeri gelmişken, 900 civarında öğretmen çeşitli üniversitelerin Kürtçe yüksek lisans programlarını bitirdiler ve hâlâ istihdamı bekliyorlar. Böylece, atanamayan öğretmenler sorununa Kürtçe öğretmenleri de eklenmiş oldu.

Son olarak açıklanan demokrasi paketinde, Kürtlerin ana dilde kamusal eğitim talebi yine görmezlikten gelinmiştir. Özel okulların lise kısmında kısmi olarak Kürtçe eğitimin yapılacağı ifade edilmişti. Bu fasit daireden çıkmak lazım yani tekrardan. Söz gelimi, 2002 yılındaki özel kurs, paralı ana dil eğitimine yeniden geri dönmeyelim. Bu konuda Hükûmet, acilen, ana dilde kamusal, parasız eğitim ve öğretimin önünü açacak yasal ve anayasal düzenlemeleri hayata geçirmek zorundadır.

Değerli milletvekilleri, 4+4+4 sisteminin olumsuz sonuçlarından bir tanesi de kuşkusuz, altmış aylık çocukların okula başlamış olmasıdır. Deyim yerindeyse bu alan tam bir yazboz tahtasına çevrilmiştir. Neyse ki eğitim yılı başında Bakanlık, Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişiklik yaparak uygulamadan vazgeçti. Hiç kuşkusuz, eğitim sisteminin merkezî sınav odaklı hâle getirilmesi de önemli bir sorun alanıdır. Aslında bu, bilinçli bir politikanın sonucudur. Amaç, eğitimi yerel, özgün ve özerk bağlarından koparmaktır; farklılıkları ve eşitlikleri görünmez kılarak ülkenin genelinde eğitimi piyasaya açmak, standartlaştırmak ve eğitim alanlarını kontrol altına almaktır.

Her eğitim ortamı o ortamda var olan koşullara göre özgündür. Öğretmen, öğrenci, veli profilleri bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal durumlarına göre şekil alabilir. Eğitim müfredatı oluşturulurken bu özgün koşulları mutlak suretle göz önünde bulundurmak zorundadır. Örnek vermek gerekirse, Çankaya’daki bir eğitim ortamının koşulları ile Ağrı’nın bir dağ köyündeki eğitim ortamının sahip olduğu koşullar aynı mıdır? Bu nedenle, yapılan her merkezî sınavın sonuçları açıklandığında sondan birinciler bellidir, baştan beri bellidir; Hakkâri’dir, Şırnak’tır, Ağrı’dır, Bitlis’tir, Muş’tur. Asimilasyon politikalarının yuvası hâline gelen YİBO’ların sorunları hâlâ devam etmektedir. Bu okulların büyük çoğunluğu, yüzde 70’i yani, Kürt coğrafyasındadır. Kapatılacakları söylenmişti, herhangi bir şey şu ana kadar yok.

Yine, başta Kürt coğrafyasındaki köylerde olmak üzere Türkiye’de birçok yerde eğitim taşımalı sistemle yapılıyor mu? Yapılıyor. Medyada görmüşsünüzdür, kamyon ve traktörlerle, römorklarla okullara gitmeye çalışan çocuklar var. Yaşananlar tam bir rezalettir. Kolunda bir tezekle okula giden çocuklar var. Onlarca çocuk yaşanan kazalarda yaşamlarını yitirdi.

Yine, Hükûmetin uygulamaya koyduğu, tüm illerde tüm işlerde olduğu gibi Okul Sütü Projesi’nde de halkın gözünü boyamış bir durum söz konusudur. Çocukların haftada üç gün ve bir yılda sadece dört ay süt içmeleri yeterli görülmüştür. Çocuklarımızı siyasi malzeme yapan AKP iktidarı Okul Sütü Projesi’ni de ne yazık ki planlayamamıştır. Keza, aynı şekilde FATİH Projesi de tıpkı Okul Sütü gibi bir proje olmakta, devam ediyor ve çökmüştür. Bu projede yaşanan ihale yolsuzluklarını bugün burada anlatmamız çok mümkün görünmüyor zaman nedeniyle.

Değerli milletvekilleri, önemli bir konu da kuşkusuz üniversite ve öğrencilerin içerisinde bulunduğu olumsuz durumdur. Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunları yoksulluktur. Yapılan araştırmalar her 4 öğrenciden 1’inin maddi olanaksızlıklar nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kaldığını ortaya koymaktadır.

Yine, yurt ve barınma meselesi çözülmüyor. Devlet yurtlarının toplam kapasitesi 310 bindir. Açık öğretim hariç lisans ve ön lisans öğrencilerinin toplam sayısının yaklaşık 1 milyon 900 bin olduğunu düşünürsek, Kredi ve Yurtlar Kurumu mevcut ihtiyacının sadece yüzde 16’sını karşılıyor. Bu çok düşük bir rakam. 1,5 milyondan fazla öğrenci kendi kaderlerine terk edilmiş sayılır. Bugün bir üniversite öğrencisinin barınma, beslenme ve ulaşım masrafları için toplam 700 Türk lirası gerekiyor. Eskiden üniversiteyi kazanmak büyük bir başarı sayılırdı, şimdilerde tamamlamak artık bir maharet olmuştur.

Bu sorunların yanı sıra, 12 Eylülün ürünü olan YÖK hâlâ devam ediyor. Mevcut pratikler haksız ceza alan öğrenciye bir üst makama başvurup bu cezayı düzeltme şansını da vermiyor. Tek seçenek idare mahkemeleridir, o da, öğrencilerin oraya dava açmak için öngörülen parayı ödemesi bile mümkün değildir.

Önemli bir konu da tutuklu öğrenciler meselesidir değerli milletvekilleri. Tutuklama gerekçeleri ise evde bulunan ders notları, kitaplar, basın açıklamalarına katılmak, YÖK’ü protesto etmek gibi faaliyetler. Hatta, yanı sıra, saç kestirmemek, şemsiye taşımak, poşu takmak, halay çekmek gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL AKSOY (Devamla) – …konular da problem. Yani, tutuklamaları için delil sayılmış. Bunlar büyük haksızlıklardır. Bu öğrencileri terör suçlusu şeklinde görmek ve düşünmek büyük bir haksızlıktır. Bu nedenle, bu öğrencilerin bu son dönemlerde üzerinde uygulanan bir uygulama daha var.

Sayın Başkan, bir dakika alabilir miyim?

BAŞKAN – Hayır, kimseye vermedim.

HALİL AKSOY (Devamla) – Evet, şimdi, bir problem alanı daha doğmuş değerli milletvekilleri. Öğrencilerin Ermeniler üzerine yapmış oldukları tezler veya yapmış oldukları çalışmalar isteniyor. Bu tezler henüz yazılmamış, öğrenciler çalışıyor. Bunun adı ne olsa gerek?

BAŞKAN – Evet, Sayın Aksoy, teşekkür ediyorum.

HALİL AKSOY (Devamla) – Besbelli ki bu, öğrencileri yeniden fişlemektir. Bunu da kabul etmek mümkün değildir.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Fişlemekle ne alakası var, yapılan bir çalışmadan bahsediliyor ve çalışmaları isteniyor. Fişlemeyle ne alakası var?

HALİL AKSOY (Ağrı) – Niye Ermeniler, niye Ermeniler sadece?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Çünkü Ermenistan soykırım iddiasında bulunuyor da onun için.

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına ilk konuşmacı Volkan Bozkır, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığımız bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabiatıyla, beş dakikalık bir konuşma süresi zarfında dış politikada bir ufuk turu yapmak mümkün değil. O nedenle, önemli gördüğüm bazı hususları dile getireceğim.

Son otuz yılda meydana gelen ve Sovyetler Birliği’nin çökmesi, 11 Eylül terör saldırısı, benzeri görülmemiş ekonomik kriz ve Arap Baharı gibi her biri deprem niteliğindeki gelişmelerle dünya politika sahnesinde paradigma değişmiştir. Amerika Birleşik Devletleri de Saddam Hüseyin, Kaddafi, Usame Bin Ladin gibi, Amerikan halkının tanıdığı yegâne isimlerin ortadan kalkmasıyla artık dışarıya asker gönderebilmek için kamuoyunu ikna etme imkânını kaybetmiştir. Avrupa Birliği ise ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten mefluç durumdadır.

Uluslararası platformda böyle bir tablo ortaya çıkarken AK PARTİ hükûmetlerinin siyasi istikrar, ekonomi ve demokrasi alanında kaydettiği başarılarla Türkiye'nin dünya politika sahnesinde oynadığı rol de değişmiştir. Yıllarca az sayıda konuya teksif olmuş, başka yerlerde alınan kararları uygulamak zorundaki güçsüz devletlere mahsus politika zorunlu olarak değişmiştir. Türkiye, uluslararası bir aktör hâline gelmiş ve bölgesel ve uluslararası sorunların çözümüne yönelik karar mekanizmalarının da içinde yer almaya başlamıştır. Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin bu yeni konumunda geniş bir uluslararası platformda rol oynamaya başlamıştır. Türkiye sadece bölgesinde ve geleneksel alanlarda değil, artık, Afrika’da, Latin Amerika’da, Uzak Doğu’da, Orta Asya’da ve daha birçok platformda etkin bir şekilde mevcuttur. 13 komşusu bulunan Türkiye, komşularıyla cumhuriyet tarihinin en iyi ilişkilerini yaşamaktadır. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve KKTC’yle ilişkilerimiz gerçekten üst düzeydedir. Nispi sorun yaşadığımız Irak’la da ilişkilerimiz olması gereken noktaya doğru ilerlemektedir. Hâlihazırda sorun yaşanan Suriye’de halkını katleden liderle ilişki kesilip halkın yanında yer alma doğru kararıyla geleceğe bir anlamda yatırım yapılmıştır. Suriye’de demokratik, hukuka ve insan haklarına saygılı bir yönetim başa geldiğinde Türkiye ve Suriye devletleri ve milletleri arasında da uzun yıllar sürecek sağlam bir dostluk mümkün hâle gelecektir. İki süper güç Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu’yla ilişkilerimiz örnek düzeydedir. Avrupa Birliği müzakere sürecinde yeni bir faslın açılmasıyla durgunluk giderilmiştir. Yarın imzalanacak olan ve üç buçuk yıl sonra vizenin tamamen kaldırılmasına imkân sağlayacak anlaşmayla da elli yıllık bu ilişki en önemli adımlarından birisine şahit olacaktır.

AK PARTİ hükûmetleri yönetiminde Türkiye böylesine önemli bir tablo sergilerken ana muhalefete baktığımızda üzüntü duyacağımız davranışlar gözlemlenmektedir. Pazartesi günü gensoru vesileyle Sayın Cumhuriyet Halk Partisi  Genel Başkanına, kendisine dış politika kılavuzları  tarafından yaptırılan yanlışlıkları dile getirmiştim. Bunlara ilaveten bir de yurt dışına giden Cumhuriyet Halk Partisi heyetleriyle sorun var. Suriye’ye bir CHP heyeti gidiyor, 150 bin cana kıymış Esad’la sarmaş dolaş oluyor. Sonra bir başka CHP heyeti Mısır’a gidiyor, darbecilerle halvet oluyor. Yarın, Suriye’de ve Mısır’da demokrasiye, insan haklarına ve hukuka saygılı bir yönetim avdet ettiğinde Suriye ve Mısır halklarının yüzüne nasıl bakılacak bunu anlamak mümkün değil. Şurası kesindir ki, Cumhuriyet Halk Partisi ziyaretlerinin bu katil ziyareti ve darbe turizmi gezileri hiçbir zaman unutulmayacaktır. CHP Genel Başkan Yardımcısı basın toplantısı yapıyor, diyor ki: “Bizim birçok ülkede büyükelçimiz kalmadı.” Ancak, bundan da dış politikayı kınama vesilesi çıkartıyor. Ancak, Genel Başkan Yardımcılığı görevini önce devredip sonra tekrar geri aldı. Sayın Korutürk’ün Tahran Büyükelçisiyken “istenmeyen adam” ilan edildiğini de unutuyor. CHP’nin hayranlıkla izlediği ve desteklediği 28 Şubat döneminin Türkiye-İran ilişkilerinde açtığı yaralar hâlâ hatırlanıyor.

Bütün bu tabloya rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekten yurt dışında parasına, Türk Hava Yollarına, pasaportuna gurur duyulan bir ülke hâline gelmiş olmaktan dolayı gurur duyulması gereken bir tablo var. Bundan ben ve bütün Türkiye gurur duyuyor. Cumhuriyet Halk Partisinin de bundan gurur duymasını bekliyoruz ve tavsiye ediyoruz.

Dışişleri Bakanlığımızın bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyorum ve yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın hatip, konuşmasında, partimizin çeşitli yetkililerinin yurt dışına yaptığı ziyaretleri “katil ziyaretleri” diye niteleyerek grubumuza, partimize açıkça saygısızlıkta bulunmuştur. Söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Açıkça…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Açıkça saygısızlıkta ve hakarette bulunmuştur. Söz talep ediyorum.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – İsim de vererek.

BAŞKAN – Hakaret değil de…

Buyurun Sayın Altay.

Yani, kimsenin kimseyi eleştirme hakkı yok aslında Mecliste.

Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sizin, hatibin konuşmalarını teyit etmenizi de hiç anlamadım.

BAŞKAN – Buyurun… Buyurun…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yani, bizim yaptığımız ziyaretlerin…

BAŞKAN – Efendim, sataşma olup olmadığı anlamında söylüyorum.

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, biraz önce konuşan sayın hatibin yaptığı dış politika değerlendirmesini dinlerken masal dinlediğimi düşündüm yani hatibin söyledikleriyle Türkiye'nin ve bölge ülkeleriyle olan ilişkilerimiz bakımından durumu değerlendirdiğimde, hatibin Adile Naşit’in –rahmetli- çocuklara anlattığı masallar gibi masalları bu Parlamentoya anlatmasını yadırgadığımı söylemek isterim.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Size öyle gelmiş!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hatibin söylediklerinin hangisini düzelteceğimi bilmiyorum ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye, Orta Doğu ve dünyanın merkezi AKP değil, Recep Tayyip Erdoğan değil; bir. 13 komşu ülkemizden hangisiyle aramızda ciddi, samimi, karşılıklı güvene dayanan bir ilişki var, bunu biz görmüyoruz; tam tersine komşu ülkelerimizin hemen hemen tamamıyla güven sorunu yaşıyoruz. Bu, çok çeşitli uluslararası raporlarda da gündeme taşınıyor, en son mesela Amerika’dan bir rapor ben size söyleyeyim: “Türkiye’nin dış politikası, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin mezhepçi ve romantik siyasetiyle giderek desteklenemez ve bölgedeki mevcut sorunları daha da derinleştirir bir hâl aldı.” Ve gene, özellikle Suriye konusunda izlediğiniz mezhepçi politika yüzünden bütün dünyada Türkiye’ye şöyle bakılıyor: “Türkiye, dış politikada tümüyle mezhepçi, kontrolsüz, dengesiz, ufuksuz, vizyonsuz bir süreç sergiliyor.” kanaati tüm dünyada oluştu. Oluşan bir kanaat daha var bütün dünyada; doğudan batıya, kuzeyden güneye: “Türkiye’nin başında kontrolsüz, beceriksiz bir diktatör oturuyor.”…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - …kanaati de var.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Ayıp… Ayıp…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Ayıp… Ayıp…

ENGİN ALTAY (Devamla) – İlaveten, bizim bu sırada Suriye’ye ziyaretlerimiz Mısır ve Türkiye haklarının arasındaki dostluğu…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sayın Başbakanla böyle konuşulur mu ya!

ENGİN ALTAY (Devamla) – …güveni, tarihsel kadim dostluğu pekiştirmeye yöneliktir. Biz katillerle görüşmüyoruz, katilleri Türkiye’deki kamplarda besleyip onları başka ülkelere terörist saldırılar yapmaya gönderen sizin Hükûmetinizdir. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Diktatör olsa böyle konuşamazsın!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Diktatör Suriye’de ya!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teröristleri ben mi besliyorum Türkiye’de.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Bir defa dersin bir defa! Diktatör deme hakkın olmaz, bir defa dersin ikinciyi dedirtmezler adama.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Herkes söylüyor bunu.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Siz söylüyorsunuz, herkes söylemiyor.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun…

Önce, bir Sayın Korutürk…

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Sayın Başkan, benden önceki hatip hakkımda yanlış bilgi verdi.

BAŞKAN – Sayın Korutürk, ne diye yanlış bilgi verdi, ne söyledi?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Sadece benim hakkımda değil Türkiye’nin dış politikası hakkında da yanlış bilgi verdi.

BAŞKAN – Ne söyledi Sayın Korutürk?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – “Osman Korutürk İran’da istenmeyen kişi ilan edilmiştir.” diyor, böyle bir şey yok onu izah etmek istiyorum efendim.

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Sırası gelince konuşsun efendim yani böyle…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Korutürk…

Sataşma nedeniyle iki dakika…

2.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, benden önce konuşan hatibin, Adalet ve Kalkınma Partisi adına dış politikadan bahseden hatibin milletvekili olduğunun hemen üzerinden geçen iki buçuk sene içerisinde mesleki bilgilerini unuttuğunu üzüntüyle görüyorum.

Dış politikada istenmeyen kişi ilan edilmesi çok vahim bir hadisedir. İstenmeyen kişi ilan edilmeden önce başka yollara başvurulmaya çalışılır.

Kudüs hadiseleri diye bilinen hadiselerde “Humeyni’nin yolunu Türk halkı da takip etmelidir.” diyen İran Büyükelçisini, biz, Türkiye olarak sınır dışı etmedik. Ben o sırada Tahran’da Büyükelçiydim. Hükûmetimden aldığım talimat üzerine -ki o dönemdeki Hükûmet ani ve duygusal kararlarla çalışmazdı- İran Dışişlerine dedik ki: “Büyükelçinizi geri çekin, başka bir büyükelçi için agreman isteyin. Biz kendisine müsaade edelim, o gelsin ve bu işi kapatalım.” Bu biraz sürdü fakat sonunda bu yapıldı. İran Büyükelçisi Bagheri kendi hükûmeti tarafından geri çekildi. Onlar da buna mukabele olarak “Siz de lütfen hükûmet olarak kendi büyükelçinizi geri çekin, başka birisini tayin edin.” dediler. 2 büyükelçi de istenmeyen şahıs ilan edilmeden oradaki görevlerinden ayrıldılar. Bunu bilmemek veya çarpıtmak, yanlış söylemek çok şaşılacak bir hadise. Çünkü bir büyükelçinin “persona non grata” (istenmeyen adam) ilan edilmesine giden yolda bunu engellemek için birçok şey vardır, bunların hepsini yapmak lazım ve biz o tarihte bunları yapmıştık. Bu dönemde medya üzerinden diplomasi yapılmaya çalışıldığı için başımıza bu geldi. En son Hüseyin Avni Botsalı’dan önce sınır dışı edilen gene Mısır’dan edilmişti ve altmış bir sene önce edilmişti. Onun için, bunları yanlış söylemeyelim, doğrusu neyse onu bilelim.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Satır.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Grup Başkan Vekili konuşmasında Sayın Başbakanımıza “diktatör” dedi, diktatörle yönetilen bir ülkeden bahsetti, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Satır, sataşma mı bu?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Tabii efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bütün yetkilerin tek elde toplanmasıdır diktatörün sözlük karşılığı, öyle değil midir?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Satır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Bu hakaret aslında, sataşma değil.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sözlüğe bak, sözlüğe.

3.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize güzel bir çalışma günü diliyorum. Şu ana kadar konuşmalarımız gayet güzel gidiyordu, değerli konuşmacıların fikirlerinden de istifade ediyorduk.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili arkadaşımız yaptığı konuşmada Grup Başkanımız Sayın Başbakanımızdan “diktatör” diye bahsetti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet.

MİHRİMAH BELMA SATIR (Devamla) – Maalesef, terminolojilerinde bu kelimeyi sık sık kullanıyorlar.

Şunu belirtmek isterim ki: Türkiye Cumhuriyeti’nde ciddi oy oranıyla iktidar olmuş bir iktidarın ve bir Hükûmetin Başkanıdır Sayın Başbakanımız. Bugüne kadar -bildiğiniz gibi- 3 yerel seçim, 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi ve 2 referandum geçirdik. Hepsinde artan oy oranıyla ve artan halk desteğiyle iktidara geldik. Nasıl olur da böyle bir başarının kahramanını diktatör olarak kabul edebilirsiniz? Bugünkü oy oranlarında da gösteriyor ki oy oranımız ciddi anlamda artıyor ve bu “diktatör” dediğiniz kişinin başkanlığındaki Adalet ve Kalkınma Partisi felsefesi tekrar iktidara gelmenin ve yerel yönetimlerde büyük bir başarıyla yoluna devam etmenin ışığını bugünden görüyoruz.

Bu anlamda kullandığınız kelimeyi size iade ediyorum. Daha saygılı konuşmanızı tavsiye ediyorum. Türkiye'de seçilmiş kişilere, özellikle başbakanlara saygı duymamız gerektiğini tekrar söylemek istiyorum.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Diğerlerine duymayalım, sadece Başbakana duyalım!

MİHRİMAH BELMA SATIR (Devamla) – Türkiye dünyada bildiğiniz gibi, bizlerin, hepimizin bildiği gibi yükselen değerdir. Türkiye yükselen bir yıldızdır. Bunun en önemli sebebi iktidarımızdaki her milletvekilinin, Bakanlar Kurulumuzdaki her bakanımızın, özellikle ve önemle Başbakanımızın eseridir.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sözlüğe de bir baksanız Başkanım, sözlüğe. Sözlüğe bir bakın, sözlüğe.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Seçilerek gelen çok diktatör gördük.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına ikinci konuşmacı Halil Özcan, Şanlıurfa Milletvekili.

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ÖZCAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığının 2014 Mali Yılı Bütçe Tasarısı’nın yüce Meclisin onayına sunulması vesilesiyle AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2013 yılı tüm dünyada önemli siyasi ve ekonomik gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Bu hızlı değişim dalgası içinde tüm dünyanın dikkati esasında Türkiye'nin mücavir bölgelerinde yaşanan yoğun değişim ve dönüşüme odaklanmıştır. Balkanlarda kalıcı istikrarın önündeki engellerin henüz kalkmadığı, Güney Kafkasya’da donmuş itilafların bir türlü çözülemediği bir dönemdeyiz. Orta Doğu’da ise bölgenin önümüzdeki on yıllar içindeki kaderini belirleyebilecek hayati bazı gelişmeler vuku bulmaktadır.

Bir tarafta Suriye'de 21’inci yüzyılın en büyük insanlık trajedisi tüm bölgeye yayılma eğilimine girerken diğer tarafta Arap halklarının üç yıl önce hak, onur, özgürlük ve ekmek için başlattıkları devrimlerin kaderini etkileyebilecek nitelikte Mısır'da bir askerî darbe gerçekleştirilmiştir. Yine, yıl içinde İran’ın nükleer programıyla ilgili olarak yürütülen müzakerelerde uzun süre sonra ilk defa somut ilerleme sağlanmış, İsrail ve Filistin arasında ABD’nin ara buluculuğunda görüşmeler yeniden canlandırılmış, önümüzdeki yıl genel seçime gidilecek olan Irak’ta mezhepsel ve etnik ayrımlar ülke bütünlüğünü tehdit edebilecek boyuta ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, Orta Doğu'da mezhepsel ve etnik kimliklerin millî kimlikleri aşındırarak öne çıktığı, bu ayrımlar temelinde çatışmaların körüklendiği, ezcümle istikrarsızlık emarelerinin arttığı bir resimle karşı karşıyayız. Bu gelişmeleri göz ardı ederek, özellikle Suriye ve Mısır'da yaşananları öne çıkarıp bazı genellemelere başvurarak Türkiye'nin dış politikasını acımasızca eleştirmek, hakkaniyete sığmadığı gibi, gerçeklerle de bağdaşmamaktadır.

Gelişen demokrasisi, büyüyen ekonomisi ve küresel düzeyde etkin ilkeli dış politikasıyla Türkiye, bölgesindeki bu yoğun değişim dalgasında halkların gıptayla baktığı bir örnek niteliğindedir. İşte, bu ilkeli dış politikanın bir gereği olarak Suriye'de sivil halka karşı uygulanan 21’inci yüzyılın en büyük vahşetine karşı çıktık. Aynı anlayışla Mısır'da meşru bir şekilde işbaşına gelmiş bir yönetimin askerî bir darbeyle görevden alınmasına tepki verdik. Irak'ta mezhepsel ve etnik gerginliklerin tırmanması karşısında tabii ki sessiz kalamazdık. Söz konusu dış politika duruşunun, bu ülkelerle ilişkilerimizde bazı konjonktürel sıkıntılara yol açma pahasına takınılmış olması önemlidir. Unutulmamalıdır ki değeri günler, aylar ile değil asırlarla ölçülen diplomasi hamlelerinde hep kazanan, ilkeli bir tutumla tarihin doğru tarafında yer alanlar olmuştur. Suriye de 10 binden fazlası çocuk olmak üzere 110 bini aşkın insanın hayatına mal olan, ülke nüfusunun yarısını evlerini terk etmek zorunda bırakan, nüfusun üçte 1’ini acil yardıma muhtaç duruma düşüren bu şiddet sarmalının bir an önce sonlanması için Türkiye yoğun bir çaba göstermektedir. Çünkü biz, komşusu açken uyumayı haram sayan bir anlayışa mensubuz. Bu yüzden, kışı nasıl geçireceğini bilmeyen 10 milyona yakın Suriyeli kardeşimizin acısını dindirmek bizim için en önemli önceliktir. Bu yöndeki uluslararası çabaların hepsinde Türkiye vardır. Esad rejiminin kimyasal silah kullanmasının ardından, hemen bir adım atılması için Birleşmiş Milletlere ilk başvuran ülke Türkiye olmuştur.

Değerli milletvekilleri, "dünyanın annesi" olarak tanımlanan Mısır'ın beş bin yıllık uzun tarihinde, 2011'deki Tahrir devrimi sonrasında ilk defa halkın özgür iradesi iktidara gelmiştir. Ne acıdır ki bu yönetim sadece bir yıl sonra askerî bir darbeyle görevden alınmıştır. Türkiye'nin demokrasiye yapılan bu açık saldırıya en güçlü tepkiyi veren ülke olması bir rastlantı değildir. Kendi demokratik tecrübemizden aldığımız acı dersler hepimizin hafızalarında tazedir.

Burada bizi Mısır'ın iç işlerine müdahaleyle, bazı siyasi grupları kayırmakla itham edenler olmuştur. Bu iki ithamı da katiyetle reddediyoruz. Türkiye, dost ve kardeş Mısır için temel hak ve hürriyetlerin korunması, demokratik kurumların ihdası için hukuk temelli bir düzenin tesisinden başka bir şey istememektedir. 350 milyonluk Arap dünyası tarihsel bir süreçten geçerken Mısır'daki gelişmeler uzun vadede tüm bölgedeki istikrar açısından belirleyici olacaktır. İşte, bu nedenle, Türkiye, Mısır'da iki kardeş halkın yararını gözeten bir politika izlemektedir. Kardeşlik bağımız bu zorlu dönemi aşacak kadar sağlamdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin dış politikası, tabiatıyla sadece Orta Doğu'dan ibaret değildir. Gerçekten de son yıllarda büyük bir atılım gerçekleştirilmiş ve Asya Pasifik'ten Latin Amerika'ya kadar dünyanın en ücra köşesinde dahi Türk Bayrağı dalgalanır olmuştur.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Dışişleri Bakanlığımızın 2014 bütçesinin ülkemize ve yüce milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ adına üçüncü konuşmacı Abdullah Çalışkan, Kırşehir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığımızın 2014 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yüzyıllık bölgesel düzenlerin çatırdadığı, ekonomik ve siyasal güç dengelerinin yer değiştirdiği ve hegemon güçlerin derin meşruiyet krizlerine girdiği bir süreçten geçmekteyiz. Bu küresel kriz atmosferine rağmen Türk dış politikası AK PARTİ iktidarında tarihî bir ivme kazanmıştır ve bu ivme Türkiye’ye içinde bulunduğumuz tarihî kırılma anıyla şekillenen bölgesel ve küresel sistemde yön verici ve belirleyici bir aktör olma imkânı tanımıştır.

20’nci yüzyılın başından beri farklı formlarda ve aralıklarla devam eden jeopolitik depremler idamesi yerli aktörlerin nesne konumunda tutulmasına bağlı olan bir küresel ve bölgesel alt sistemler bütününü ortaya çıkardı. Birinci Dünya Savaşı ve Sykes-Picot, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş, ardından Yom Kippur Savaşı ve Camp David bölge ve dünyaya ilişkin tüm güç ve egemenlik algılamalarını, paradigmaları ve edilgen zihniyeti tesis etti.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi, 11 Eylül saldırıları akabindeki Afganistan ve Irak fiyaskoları, 2007-2008 küresel finans krizi ve son olarak Arap isyanları Sykes-Picot’u, Soğuk Savaş paradigmalarını ve Camp David düzenini yerle bir etti. Tarihin kırılma anlarından birini yaşadığımız bu kritik dönemde Türk dış politikası dönüşmüş, dönüştükçe aktifleşmiş, aktifleştikçe de merkezî bir ülke konumuna gelmiştir. Dönüşen sadece Dışişleri Bakanlığımızın teknik altyapısı değil, aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel ve küresel meselelere yaklaşım tarzı ve etki gücü de olmuştur. Dönüşen Türkiye aynı zamanda dönüştürücü bir etkiye de kavuşmuştur. Uluslararası kurumlarda artan görünürlüğüyle, Avrupa Birliği yolunda katettiği aşamalarla, Orta Doğu’da yeri doldurulamaz varlığıyla, Balkanlar, Kafkaslar ve Afrika’da artan etkinliğiyle ve en önemlisi, halklar nezdindeki referans güç pozisyonuyla Türk dış politikası tarihin sadece en aktif değil, aynı zamanda en başarılı dönemini de yaşamaktadır.

Türkiye, devam eden küresel ve bölgesel depremlere rağmen, demokratik ve çoğulcu bir meşruiyet ve istikrar adasıdır. İlkesizliğin kol gezdiği coğrafyalarda ilkesel siyasetin, baskı ve zulmün kıskacında yaşayan coğrafyalarda adaletin ve açlık ve yoksulluğun hükmettiği coğrafyalarda da insanlığın sesi olmuştur. Türkiye, Mısır’da demokratik değerlerin, Suriye’de adaletin, Somali’de insanlığın sesidir.

Türk dış politikasını olaylarla değil, süreçlerle ve bağlamıyla birlikte değerlendirdiğimizde görürüz ki Türk dış politikası günü kurtarmaya değil, ilkeleri tesis ve takviye etmeye yönelik çok boyutlu bir gündem takip etmektedir.

Bu, içinden geçtiğimiz küresel kriz dönemi, Türkiye ile bazı eski düzen mensubu aktörler arasında sorunlara sebep olsa da nihayetinde, tarih ve siyaset birçok örnekte görüldüğü gibi Türk dış politikasıyla paralel bir mecrada akmaktadır. Türk dış politikasına son kullanma tarihi dolmuş paradigmalar perspektifinden bakanların, Türk dış politikasına olay bazlı analiz sığlığında yaklaşanların, dış politika gelişmelerini küresel ve bölgesel bağlamından koparılmış bir şekilde değerlendirenlerin, dış politikamızı iç siyasi hesaplara malzeme yapma sorumsuzluğunu gösterenlerin ve en acısı, dış politikamızı akmaz kokmaz ve edilgen bir çerçeveye hapsetmek isteyenlerin bunu anlaması mümkün değildir ve anlamalarını da beklemiyoruz. Bu sorunlu ruh hâlini şair bundan beş asır önce ne güzel anlatmış:

“Cihân-ârâ cihân içindedür arayıbilmezler,

O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; paradigmaların altüst olduğu ve eski ezberlerin birer birer bozulduğu bu kritik dönemde zamanın ruhuna adapte olan ve dünyanın dört bir yanındaki faaliyetlerini artırarak devam ettiren Türkiye gibi aktörler içinde bulunduğumuz tarihî kırılma anı ile şekillenen yeni bölgesel ve küresel sistemin başat aktörleri olacaktır.

Bu dönüşüm ve gelişimde büyük emeği olan, başta Sayın Bakanımız Ahmet Davutoğlu olmak üzere, tüm büyükelçilerimize ve Bakanlık personelimize teşekkür ediyorum.

Dışişleri Bakanlığının 2014 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diler, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına dördüncü konuşmacı Muhyettin Aksak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçe kanunu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, yeniden yapılandırılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının temiz ve yaşanılabilir bir çevre, kaliteli ve sağlam yerleşim alanları üretmek, yapı malzemelerini denetlemek, hayat standartlarını yükseltmek, marka şehirler oluşturmak, çevresel faaliyetleri denetlemek, ulusal coğrafi bilgi sistemini kurmak, iskân projelerini gerçekleştirmek, mahallî idarelere mali ve teknik destek sağlamak, tabiat varlıklarını korumak, enerji verimliliğini artırmak gibi birçok alanı kapsayan bir görev yelpazesi mevcuttur.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2013-2017 dönemini kapsayan beş yıllık stratejik planı yürürlüğe girmiştir. Bu plan çerçevesinde “yaşanabilir bir çevre ve marka şehirler” vizyonu doğrultusunda hedefleri belirlenmiş ve çevre görüşmelerini yaptığımız 2014 yılı bütçesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı için 1 milyar 329 milyon Türk lirası, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü için 720 milyon Türk lirası olmak üzere merkezî yönetim bütçesinden toplam 2 milyar 50 milyon Türk lirası ödenek öngörülmüştür.

Türkiye de son yıllarda hızla gelişen bir ülke konumuna gelmiş, 1927’de yüzde 24 olan şehirleşme oranımız bugün yüzde 72 seviyesini geçmiş bulunmaktadır. Yaşadığımız bu hızlı şehirleşme beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma gibi sorunlar şehirlerimizin sağlıklı büyümesini engellemiştir. Şehirlerimiz, kalitesiz ve çarpık yapılaşma nedeniyle doğal afetler karşısında çok fazla can ve mal kaybı riskini taşımaktadır. Yine, bu yapılarda gerekli olan yalıtımlar yapılmadığı için millî servet kaybına yol açmıştır.  2012 yılında çıkarttığımız ve kamuoyunda kentsel dönüşüm olarak bilinen yasayla şehirlerimizde afet riskini taşıyan binaların dönüşümüne başlanılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız bu konuda büyük aşama katetmiş, 2013 yılı için hedeflediği 200 bin konut dönüştürülmesi rakamını şimdiden geçmiş bulunmaktadır. Bakanlığımız, cumhuriyetin 100’üncü yılında 3,5 milyon konutu dönüştürerek vatandaşlarımızın güvenle yaşayabilecekleri, afetlere dayanıklı konut üretmeyi hedeflemiş bulunmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın, 2013 yılı içerisinde gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm çalışmalarındaki başarı oranı 2023 hedefini şimdiden gerçekleştireceğini göstermektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız halkımızın beklentilerine cevap vermek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürmektedir. Halkımızın daha huzurlu, kaliteli, sağlıklı bir yaşam sürmesi için kentsel dönüşüm projeleri kapsamında geride bıraktığımız bir yılda 750 milyon Türk lirası kaynak kullanarak bu konuda çok ciddi bir sınav vermiştir. Belediye Başkanlığı yapmış birisi olarak kentsel dönüşümün çok hızlı bir şekilde yapılması gerektiğine inanıyor ve söz konusu yasanın çıkarılmasında emeği geçenlere bu vesileyle çok çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, atık su arıtma hizmetleri hızla yükseltilmiştir. AK PARTİ iktidara geldiğinde nüfusun yüzde 35’i bu hizmetten yararlanırken bugün yıl itibarıyla bu oran yüzde 72 olmuştur. 2002’de 145 olan su arıtma tesisi bugün 444’e ulaşmış ve arıtma tesisleri 3 kat artırılmıştır. Yaşanabilir bir çevre ve marka şehirler vizyonunda hizmet üreten Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızı bu çalışmalarından dolayı kutluyoruz. Peygamber Efendimiz “Yarın kıyamet kopacağını bilseniz bile bugün elinizdeki fidanı dikiniz.” buyurmaktalar. Bu ilkelerin, bu inancın insanları olarak, yaklaşan yılbaşı dolayısıyla acaba ne kadar çama kıyılacağı merak konusudur. Bu konuda bütün toplumun duyarlı olması gerekmektedir. Beddua etmek bizim geleneğimizde yoktur ama olayın ehemmiyetini ortaya koymak için, çam devirenler için “devrilsinler” ifadesini kullanıyor, “Mesele, üç beş ağaç meselesi değil.” diyenlerin dışındaki çevreye duyarlı olan kişileri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHYETTİN AKSAK (Devamla) - …bu konuda daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

Bu vesileyle 2014 yılı mali bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına beşinci konuşmacı İdris Güllüce, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Çevre ve şehircilik sorunu hem dünyanın hem ülkemizin en önemli sorunlarından birisi. Dünyayı çok acımasızca tüketen insanlık çevre bilincine çok çok geç ulaşmıştır ancak milletimizde çevre hassasiyeti asırlar önce var olagelmiştir. Dünyayı ve çevreyi tüketmeme, koruma anlayışı kültürümüzün derinlerinden gelmektedir. Bütün yaradılmışların hukukunu korumakla kendini sorumlu tutan insanımız bütün dünyaya çevrecilik örneği vermiştir.

Değerli milletvekilleri, dünyanın en dinamik nüfusuna sahip olan milletimiz, 1950’li yıllardan sonra köylerden şehirlere göçmüş, çok hızlı şehirleşmeye sebep olmuştur. Göçlerin hızlı oluşu, nüfus artışı konut talebini doğurmuştur. Kamu bu talebi karşılayamadığı için çarpık şehirleşmenin önü alınamamıştır. Çarpık yapılaşmanın yaygın olması, ülkemizin deprem kuşağında olması ve yapı stokunun teknik hizmet görmemiş olması kentsel dönüşümü mecburi kılmıştır. Depremin getirdiği sıkıntılar teknik şartnameyi ve mevzuatı değiştirmeyi gerektirmiş, Bakanlık deprem ve modern şehircilik gerekçesiyle mevzuatta gereken değişiklikleri yapmıştır. Dönüşümle ilgili kanun düzenlenmiş, kanun anlaşmayı esas almıştır; dönüşecek yapı sahiplerine gerekli destek verilerek yapılacaktır. Kanun uygulamasında yerel yönetimler etkin bir şekilde yetkilendirilmiştir.

Modern şehircilik gereği olarak, ekonomik ömrünü bitirmiş, afet riski taşıyan binalar yıkılıp yerine güvenli ve yaşanabilir yapılar oluşturmak amacıyla kentsel dönüşüm hamlesi başlatılmıştır. Kentsel dönüşüm ile insanların mutlu, huzurlu yaşadığı, yaşanabilir bir çevrenin olduğu ve marka şehirler hedeflenmektedir. Kentsel dönüşüm hamlesini iktidar, muhalefet el ele vererek yapmak mecburiyetindeyiz. Burada muhalefete de önemli görev düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, geçen dönem yüce Meclisimizin takdiriyle Deprem Komisyonu Başkanlığı yaptım. Belediye ve 1999 depremi tecrübesiyle biliyorum ki ülkemizin yapı stoku canımızı sıkacak ve bizi üzecek durumda. 2011 yılına kadar 19 ilimizde uygulanan Yapı Denetim Sistemi artık 81 ilimizde uygulanmaktadır. Yapı malzemelerinin denetiminin geçmişte yapılmamış olmasının da getirdiği başka bir sıkıntı yaşamaktayız. Artık yapı malzeme denetimi yapılmaktadır.

Bakanlıkça Yapı Müteahhitliği Bilgi Sistemi kurularak Türkiye’de inşaat yapmak bir düzene sokulmuş, herkesin bir düzen içerisinde inşaat yapması sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, dünyada en fazla ihtilaf olan konu gayrimenkul konusudur. En zor paylaşılan, en fazla çeşitliliği olan gayrimenkul üzerinde çalışılarak dönüşüm yapılacak. İhtilaflara müsait olan ve paylaşılması zor olan bir konuya el atılmış durumda. Bu yüzden de dönüşüm oldukça zor bir iş. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımızı ve Bakanlık personelini bu kadar zor bir işe el attıkları için ve… “Hüner zor olanı başarmaktır.” atasözünden yola çıkarak, zoru başlatmışlar ve zoru da epey bir şekilde çözmüşlerdir. Bundan dolayı Sayın Bakanımızı, Bakanlığı ve Bakanlık çalışanlarını tebrik ediyorum, kutluyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına altıncı konuşmacı Mevlüt Akgün, Karaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, gelecek yıllarda ülkemizin refah seviyesini belirleyecek konuların başında çevre ve şehircilik konuları gelmektedir. Ülkemizdeki hızlı şehirleşme bir taraftan plansız ve çarpık yapılaşmaya neden olurken diğer taraftan da doğal kaynakların ölçüsüz kullanılmasına ve çevre kirliliğine yol açmıştır. Hükûmetimizin en önemli icraatlarından biri olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çevrenin korunması ve kentsel altyapının iyileştirilmesi, kentlerin yaşam standartlarının yükseltilmesi, sürdürülebilir kentsel gelişmenin sağlanması, yaşanabilir mekânların oluşturulması amacıyla 2011 yılında kurulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, çevre ve şehircilik alanında Bakanlığımızın geniş bir görev yelpazesi bulunmaktadır. Bu çerçevede halkımızın hayat kalitesini sağlıklı ve planlı bir biçimde yükseltmek, çevresel şartlar konusunda refahı en üst seviyelere taşımak hedeflenmektedir. Özellikle gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma sorunlarının çözümüne yönelik olarak 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun 2012 yılında  Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile can ve mal emniyeti bakımından riskli yapılar ortadan kaldırılarak daha sağlam, daha konforlu, daha estetik yapılar elde edilecek, halkımızın ulaşım, altyapı, sosyal donatı sorunları çözülerek planlı alanlarda yaşaması temin edilmiş olacaktır. Bu kapsamda ülkemizin dört bir yanında kentsel dönüşüm çalışmaları başlatılmış, bu çalışmalar halkımızın ve kamuoyunun büyük beğenisini kazanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, yine Bakanlığımız tarafından yürütülen çok önemli çalışmalar arasında çevre kirliliğini önlemek, çevre standartlarını yükseltmek, iklim değişikliğiyle mücadele konuları da bulunmaktadır. Bu kapsamda Bakanlığımızca yapılan destekler sonucunda son yıllarda kanalizasyon şebekesi ve atık su arıtma tesisi sayısında önemli artışlar olmuştur. Ülkemizde, 2002 yılında belediye nüfusunun yüzde 35’ine atık su arıtma hizmeti verilirken, bu oran 2013 yılında yüzde 72’ye çıkmıştır. Ayrıca, katı atık su arıtma tesislerinin enerji giderlerinin yüzde 50’si Bakanlıkça karşılanmaktadır. Şehirlerimiz için çok önemli olan katı atık düzenli depolama tesis sayısı ülke genelinde 69’a ulaşmıştır. Bu tesisler ile 903 belediyede yaklaşık 45 milyon kişiye hizmet verilmektedir. Bakanlığımız, İller Bankası kanalıyla ülkemizde bulunan belediyelerin altyapı sorunlarını gidermek için büyük çaba sarf etmektedir. İller Bankasından belediyelerimize verilen kredi ve hibe yardımlarında geçmişle kıyaslanamayacak oranda büyük artışlar sağlanmıştır.

Büyük ve güçlü Türkiye hedefini gerçekleştirmek için bölge ve parti ayrımı gözetmeksizin ülkemizin tamamına bu hizmetler götürülürken, milletvekili olduğum Karaman ilimize de 5 adet atık su arıtma tesisi, katı atık düzenleme, depolama tesisi gibi tesisler kazandırılmıştır. Ayrıca, Karaman’ımıza, kentsel dönüşüm çerçevesi ve TOKİ yatırımları ile 2003-2013 yılları arasında toplam 235 milyon TL’lik yatırımla 2.486 konut, 4 okul, 5 spor salonu, 1 hastane, 1 sevgi evi ve onlarca hizmet binası ve sosyal donatılar kazandırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasette murat, gök kubbede hoş bir seda bırakmak ve milletin hayır duasını almaktır. Bir bilge kişi der ki: “Er kişi odur ki bırakmalı bir eser/Eser bırakmayanın yerinde yeller eser.”

Sözlerime son verirken, yarım milyon konut üretimi gibi diğer bir başarıya imza atmış ve konut sahibi olmayı hayal olmaktan çıkarmış olan Sayın Başbakanımız başta olmak üzere çalışkan ve üretken Bakanımıza ve tüm Hükûmetimize bütçe vesilesiyle teşekkür ediyor, 2014 yılı bütçesinin hayırlı olması dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına yedinci konuşmacı İlyas Şeker, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2014 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2012 yılı gerçekleşen bütçesi 649 milyon 273 bin 087,41 TL olup 2014 yılı tahminî bütçesi ise, 720 milyon 642 bin TL’dir. Hayırlı projelerde kullanmalarını diliyorum.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, yüz altmış altı yıldan beri hizmet veren köklü bir kurum olup yurt genelinde yılda 20 milyona yani yaklaşık nüfusun yüzde 25’ine hizmet vermektedir. Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü mülkiyet ve buna ilişkin hakların tesisini ve muhafazasını yapan, mülkiyet hakkının dayanağı olan topoğrafik kadastral haritaları ülke koordinat sisteminde üreten Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, e-devletin en önemli fonksiyonlarından birini yerine getirmektedir.

Kurum, AK PARTİ iktidarıyla 2003 yılından günümüze kadar her biri kısa, orta ve uzun vadede ülkemizin büyümesine katkı sağlayacak olan birçok projeyi gerçekleştirmektedir. Bu projelerden uygulamaya konulan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi, kısa adıyla TAKBİS Projesi’yle güncel tapu ve kadastro bilgilerini diğer kurum ve kuruluşların kullanımına hızlı, kolay ve güvenilir bir şekilde elektronik ortamda sunmaktadır.

Yine, TUSAGA-Aktif Projesi’yle hassas ve homojen doğrulukta topoğrafik kadastro haritalarının üretimi hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. TUSAGA-Aktif Projesi’nden toplam 4.700’ün üzerinde kamu kurumu ve özel sektör 7/24 saat esasına göre hizmet almaktadır.

Bugün itibarıyla ülke genelinde yerel sorunları olan 325 birim dışında ülke kadastrosu bitirilmiş olup vatandaşlarımızın kullanımına sunulmuştur. Ayrıca, geçmiş yıllarda yapılan kadastral haritaların büyük bir çoğunluğu grafik ve fotoğraf yöntemiyle yapıldığı için uygulama kabiliyetlerini kaybettiğinden, kendi seçim bölgemde de olduğu gibi, bu bölgelerde de kadastro yenileme çalışmaları da devam etmektedir. Yine, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kadastro tapulama çalışmalarında tescil dışı bırakılmış olan yerlerin kadastro çalışmaları da yine kurum tarafından yapılmaktadır. Ayrıca, ülkemizde yapılan bu kadastro çalışmalarının dışında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de kadastro yenileme çalışmaları kurum tarafından yapılmaktadır. Diğer taraftan, AK PARTİ iktidarı ile ilk defa kurum aracılığıyla orman kadastrosu ve seçim bölgemde de olduğu gibi 2/B kadastroları da yine kurum tarafından yapılmaktadır.

Sonuç itibarıyla, cumhuriyetin kuruluşundan 2003 yılına kadar 39.240 birimin kadastrosu yapılmışken, 2003-2013 yılları arasında yani son on yılda 12.407 birimin kadastrosu yapıldı. 2003’e kadar yılda ortalama 350 birimin kadastrosu yapılırken, 2003 yılından sonra yıllık ortalama 1.750 birimin kadastrosu yapılmıştır. Grafikte de 1924’ten 2013 yılına kadar yıllık kadastronun yapılış seyrini görmekteyiz. 1951 yılına kadar neredeyse kadastro yapılmamış, 1950 yılında bir ivme alıp 1978’lerde biraz yükselip ve 2003 yılında maalesef 1951 yılının seviyesine tekrar inmiş 2003 yılında AK PARTİ iktidarıyla birlikte tekrar yükselerek 2013 yılı itibarıyla tamamlanmıştır.

Kadastro Lisesinde okurken, hiç unutmuyorum, “tasarruf hukuku” diye bir dersimiz vardı ve bu dersimize de -Allah rahmet etsin- Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Galip Esmer geliyordu. O zaman sormuştuk “Hocam, bu kadastro ne zaman bitecek?” diye. Aynen şu ifadeyi kullanmıştı: “Çocuklar yirmi yıl içerisinde bitecek.” demişti. Aradan yirmi yıl geçti, 2000’li yıllarda yöneticilerin, idarecilerin beyanatlarına bakıyoruz yine “Yirmi yılda bitecek.” diyorlardı ancak 2003 yılında AK PARTİ’nin gelmesiyle bunun kaderi değişmiş oldu.

Uygulamaya konulan çağdaş projelerle artık mülk sahipleri yerlerini satmak için taşınmazın bulunduğu il ve ilçeye gitmeden bulundukları yerlerdeki tapu müdürlüklerinde satış işlemlerini yapabilmektedirler. Her alanda olduğu gibi tapu ve kadastro alanında da AK PARTİ ırakları yakın ederek erişilmesi zor ve imkânsız olan hizmetleri vatandaşımızın ayağına getirdi.

Hükûmetimizin verdiği hedefler doğrultusunda projeleri hayata geçiren, katkı koyan tüm Kadastro çalışanlarına teşekkür ediyorum.

2014 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bütçenin hazırlanmasında başta Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm bakanlarımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına sekizinci konuşmacı Orhan Atalay, Ardahan Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ATALAY (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim bütçesi üzerinde konuşmak istiyorum.

Bugün çocuklarımız adına Sayın Bakanımızdan bir istekte bulunmak istiyorum.

Değerli Hocam, zatıalinizden çocuğuma öyle bir okul istiyorum ki giriş panosunda Akif’in şu beyti yazılı bulunsun: “O iman farzı katidir diyor tahsili irfanın/ Ne cahil kavmiyiz biz Müslümanlar şimdi dünyanın.”

Bahçesinde ise arıların konacağı rengârenk çiçekleri, dallarında kuşların ötüştüğü ağaçları bulunsun. Ve en önemlisi, çocuğumun yeteneklerini keşfedecek ortamları olsun ki akıl yürütmeyi, bilgiye erişimi, analitik düşünmeyi, sorun çözmeyi öğreneceği gibi, fikir, edebiyat, sanat, estetik ve hitabet sanatını da öğrenebilsin.

Sayın Bakanım, Talim Terbiye yeni bir müfredat hazırlasın. İnsanlığın serüvenine dair güçlü ve sahih bir hafıza oluşturabilecek tarih dersiyle birlikte, özgürlüğün sırrını ve sınırını öğretecek ahlak felsefesine de yer verilsin. Hayatta hakiki irşat için aklın veya bilimin tek başına yeterli olmayacağını, vicdana ve fazilet hissine de ihtiyaç olduğuna dikkat çekilsin.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Vekilim, Bakanla görüşmüyor musunuz? Keşke yüz yüze konuşsaydınız bunları!

ORHAN ATALAY (Devamla) – Hayat bilgisinde ise, esasında ana baba bir kardeşler olan insanların tıpkı bir tarağın dişleri gibi eşit, her farklılığın ise tıpkı gökkuşağının her bir rengi gibi tabii, her renk ve dilin ise kutsal birer ayet olduğu öğretilsin ki çocuğum da her insanın tüm temel hak ve hürriyetleriyle birlikte doya doya yaşama hakkı olduğuna saygı gösterebilsin.

Sayın Bakanım, bir öğretmen gönderin, bir insan inşa etmenin zorluğunun farkında olsun ki hamurundan bir fazilet abidesi çıkaracak mahareti bulunsun. Frenk lorduna müritlik yapmamış, benliği ölmemiş, hiç kimseye zangoçluk etmemiş biri olsun isterim. Aksi takdirde, kendi dağını çöp gibi görür, onu da yel alır gider. Hem buralı olsun hem bugünü yaşasın; bir ayağı burada, diğeri dünyayı dolaşsın. Bu tarihe ve bu toprağa yabancı biri olabilir ama asla buraya yabancılaşmış biri olmasın. Bilginin finansal zeminlerde metalaştığı bir dünyada yaşadığının farkında olsun ki eğitim öğretimin amacını öğrenebilsin. Yoksa her yıl dünyanın beyaz yarım küresinde fiyatları dengelemek adına yüzbinlerce ton gıda okyanuslara dökülürken siyah yarım kürede bir kuru ekmek ve bir kutu ilaç bulamadığı için her yıl milyonlarca çocuğun ölümünü anlayamaz.

Sayın Bakanım, öğretmeni çocuğuma farklı bir tarih öğretsin. Çoğu kere ırkçılıkla malul milliyetçilikler adına yazılmış, çoğu da kurmaca, tarihî destanlar, efsaneler yerine, dünden bugüne ibretlik adına daha sahih fotoğraflar çekilsin.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kurmaca efsaneler neymiş ya?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kim kurmuş onları, onları yazmamışlar mı?

ORHAN ATALAY (Devamla) – Kitabın girişinde savaşın ne olduğu, niçin yapıldığı; hangi sonuçlara, ölümlere, yıkımlara, acılara neden olduğu mutlaka yazılsın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Dipnotu yok mu o konuşmanın?

ORHAN ATALAY (Devamla) – Dünyanın, esasında herkese yurt olmaya yeter, kaynaklarının ise herkesin karnını doyurabilecek bollukta olduğunun altı çizilsin. Nice zorba kralların tarih boyunca insanları kendilerine kul edip her birisinin çıkarları uğruna yek diğerine karşı birer canavara dönüştürdüklerinden de söz etsin.

Değerli Bakanım, çocuğumun sırasına bir kitap bırakın. O kitapta insan için asıl olanın kendi emeği, emek istismarının ise haram olduğu yazılsın. Helal lokmanın, alın terinin, göz nurunun kıymetinden bahisler de içerecek o kitapta bir çiftçinin  nasırlı ellerine bakıp da “Allah bu elleri cehennemde yakmaktan hayâ eder.” diyen Sevgili Peygamberimin sözüne de yer verilsin.

Sayın Bakanım, o okula bir müdür atayın; merhamet ile adaleti, disiplin ile babacanlığı, cömertlik ile tasarrufu, istişare ile iradeyi tıpkı bir desendeki iki renk gibi iç içe ustalıkla işlemiş olsun. Çocuklara arada bir de, öldürmenin kötülüğü ile yaşatmanın iyiliğinden, yıkmanın zararı ile yapmanın faydasından, çalışmanın fazileti ile tembelliğin rezaletinden, hayânın güzelliği ile edepsizliğin çirkinliğinden de söz etsin.

Sevgili Hocam, çocuğum sadece iyi bir insan olsun isterim. Ne bilgi yığınlarına ne de totaliter ideolojilere hamallık yapsın istemiyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Vekilim, o kurmaca efsaneler hangisi, hakikaten merak ediyorum.

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Niye üstüne alınıyorsun ki? Zorun mu var üstüne alacak?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına dokuzuncu konuşmacı Fikri Işık, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Malatya ve Adıyaman’da trafik kazalarında hayatını kaybeden görev şehidi öğretmenlerimiz Derya Şahin, Emine Coşkun, Azize Çelik, Alişan Ergen, Erhan Yaşar ve Çetin Kuşbay ile şoför Bilal Andiç’e Allah’tan rahmet, yaralanan öğretmenlerimize de acil şifalar diliyorum. Bu vesileyle tüm şehit öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik sistemlerde seçilmiş iktidarların vazgeçilmez sorumluluğu bireyin, toplumun ve ülkenin geleceğini teminat altına alacak çalışmaları yapmasıdır. Her bireyin, her toplumun ve her ülkenin geleceğini garanti altına almasının en önemli yolu iyi eğitimdir. Hükûmetlerin hizmet önceliklerini gösteren ve bunların somut olarak belirlendiği en önemli belgelerden birisi ise bütçe kanunu tasarısıdır. AK PARTİ iktidarının 12’nci bütçe kanunu tasarısının da yine en temel özelliği, önceliği eğitim olmuştur. Zira, parti programımızda “Eğitim her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur.” ve “Bu nedenle partimiz, kamu kaynaklarının tahsisinde birinci önceliğin eğitime yapılacak yatırımlara verilmesi gerektiğine inanır.” ifadesi önemle vurgulanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetleri on iki yıldır sadece en fazla bütçeyi eğitime ayırmakla kalmamış, aynı zamanda eğitim harcamalarının bütçe içindeki payını 2002’ye göre yüzde 9,4’ten 2014’te yüzde 18’e yükseltmiştir. Bunun anlamı, 2014’teki vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 22,5’u eğitime harcanacaktır. Bu, cumhuriyet tarihimizin rekorudur. Eğitime ayrılan bu devasa bütçe sayesinde eğitimde altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik çok önemli adımlar atıldı. İki örnek vermek istiyorum: AK PARTİ iktidarı olarak 11 yılda 205 bin yeni derslik yaparak, 140 yılda yapılan dersliğin yüzde 60’tan daha fazlasını ülkemize kazandırdık. Yine, eğitim kadromuza 408 bin yeni öğretmen kazandırdık ve iktidara geldiğimizde 552 bin olan öğretmen sayımızı 810 bine çıkardık. Bununla da yetinmiyor, 2014 yılında 50 bin yeni öğretmeni daha eğitim kadromuza katıyoruz. Bu bütçeyle birlikte 2002 yılındaki öğretmen sayımızı net olarak 300 bin artırmış oluyoruz, dile kolay. Avrupa’daki pek çok öğrenci sayısından fazla öğretmeni on bir yılda eğitime kazandırmış oluyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bütçeyle Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 55,7 milyara, toplam eğitim bütçesiyle ise 78,5 milyara ulaşmaktadır. Bu da hem Bakanlık hem eğitim bütçesinin 2002 yılına göre 7 kattan fazla arttığını göstermektedir. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığımızın yatırım bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 31, 2012 yılına göre yüzde 100, 2002 yılına göre ise yüzde 400 artış göstermiştir. Bunun yanında, biz eğitimciler eğitimin en temel unsurunun öğretmen olduğunu çok iyi biliyoruz. Eğitim sistemimize kazandırdığımız her bir öğretmenimizi eğitimde kalite artışına yönelik bir beşerî yatırım olarak görüyoruz. Dolayısıyla bütçemizde öğretmenlerimize ayırdığımız ücret ve harcamaları sadece personel gideri olarak değil, aynı zamanda eğitim kalitemize yönelik bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. AK PARTİ olarak öğretmenlerimizin hayat şartlarının ve refah seviyelerinin yükseltilmesi noktasında çok önemli çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar en somut ifadesini, OECD 2013 Eğitime Bakış Raporu’nda “2000 yılına göre en yüksek öğretmen maaş artışı sağlayan ülke Türkiye” şeklinde bulmuştur. Hiçbir zaman gelinen seviyeyi yeterli görmüyoruz ve görmeyeceğiz. Öğretmenlerimize ve dolayısıyla ülkemize daha iyi bir gelecek hazırlamak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on bir yıldır eğitime harcanan bütçenin ve verilen emeğin ürüne dönüşüyor olduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyor, önümüzdeki sürecin eğitimde reform dönemi olacağını ifade etmek istiyorum. 2014 yılının eğitim açısından 2013 yılından daha başarılı, daha verimli ve daha bereketli olması dileğiyle başta her zaman olduğu gibi bu yıl da eğitim için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRİ IŞIK (Devamla) – …Başbakanımız olmak üzere, Bakanımıza ve Hükûmetimize, yüce Meclisin siz değerli üyelerine ve bütçenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına onuncu konuşmacı Sevde Bayazıt Kaçar, Kahramanmaraş Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEVDE BAYAZIT KAÇAR (Kahramanmaraş) – Millî Eğitim Bakanlığının 2014 mali bütçe görüşmeleri üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçesinde eğitime ayrılan kaynaklar bir önceki yıla oranla yüzde 15,4 artırılarak 78 milyar 5 milyon liraya çıkmıştır.

Millî Eğitim Bakanlığının işi zordur, sorumluluğu ağırdır. Çocuklarımızı şekillendiren Bakanlığımızdan haklı olarak çok beklentilerimiz var, beklentilerimiz ne kadar yüksek ise eleştirilerimiz de o kadar büyük oluyor hâliyle.

Sayın Bakanım Nabi Avcı’nın çeşitli kereler ifade ettiği gibi, başka bir bakanlıkta bir işi yaparsınız, sonuçlarını birkaç ay içerisinde görürsünüz, yanlışı düzeltmek veya doğruyu paylaşmak çok zaman almaz, oysa Millî Eğitim Bakanlığında sonuçları görmek en az sekiz on yılınızı alır. Bu sebepten genellikle siyasi iktidar millî eğitim altyapısıyla ilgili değişikliklere cesaret edemez denilir. Ancak, AK PARTİ Hükûmeti cesaretle, kararlılıkla ve samimiyetle on bir yıldır millî eğitimle ilgili köklü yeniliklere ve düzeltmelere imza atıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; düşünen, algılayan ve problem çözme yeteneği gelişmiş nesiller istiyoruz; demokratik değerleri ve millî kültürü özümsemiş, insan haklarına saygılı, paylaşma ve iletişime açık nesiller istiyoruz; sanat ve estetik duyguları güçlü, öz güven ve sorumluluk duygusu yüksek, bilim, teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın nesiller istiyoruz. Böyle nesiller yetiştirebilmek için millî eğitimde şunları yaptık:

On iki yıllık zorunlu kademeli eğitim sistemine geçtik. Bu sistemle, ortalama eğitim süresini yükseltmek, dünyadaki çağdaşlarıyla rekabet edebilecek donanıma erişmiş nesiller yetiştirmek, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerini ve geliştirmelerini sağlamak, eğitim sistemlerini demokratik ve esnek bir yapıya kavuşturmak amaçlandı.

Millî eğitimin en büyük projelerinden biri olan FATİH Projesi, bilgi iletişim teknolojilerini eğitim sürecinin temel araçlarından biri hâline getirmeyi amaçlıyor.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanması için ücretsiz ders kitabı temini, şartlı eğitim yardımları, taşımalı eğitim gibi uygulamalara geçildi.

Yatılı bölge okullarımızın sayısı 3 kat artırıldı.

50-60 kişilik sınıflardan 30-35 kişilik sınıflara gelindi.

Başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandı. İlköğretimde net okullaşma oranı 2002 yılında yüzde 90,98 iken 2012-2013 eğitim yılında yüzde 98,80’lere yükselmiştir. Ortaöğretimde net okullaşma oranı 2002 yılında yüzde 50,57 iken 2012-2013 eğitim öğretim yılında yüzde 70’lere ulaşmıştır.

Burada, bir parantez açmak istiyorum. Ortaöğretimde uygulanan SBS sınavları kalktı. Artık, tüm Türkiye'nin genelinde 6 temel derse ait sınavlara ilişkin sorular Bakanlığımızca hazırlanarak okullara gönderiliyor ve ortak sınavlar gerçekleştiriliyor. Yeni dönemde değişen en önemli hususlardan biri de anne-baba olarak hepimizin yaşadığı “Ya bir şey olur da çocuğum sınava giremezse.” endişesinin ortadan kalkmasıdır. Normal sınav zamanında sınava giremeyen ve mazeretli olan bütün çocuklarımız için telafi sınavları yapılıyor. Artık “4 yanlış 1 doğruyu götürür.” uygulamasından da vazgeçildi.

Yükseköğretime baktığımızda, 2002 yılında 53 devlet, 23 vakıf olmak üzere üniversite sayısı 76 iken 2003-2013 yılları arasında 51’i devlet, 49’u vakıf olmak üzere 100 yeni üniversite kurulmuş ve böylece, toplam üniversite sayısı 176 olmuştur.

Üniversite öğrencisi, vaktizamanında 45 lira burs alırken şimdi 480 lira burs ve kredi alıyor, 11 kat artmıştır. Üniversitelerimizde hizmet veren akademik personelin sayısında da ciddi bir artış olmuş, 2002-2003 eğitim yılında 76.090 iken 2012-2013’te bu sayı yüzde 72 artışla 130.653 olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gayretimiz, daha önce de söylediğim gibi demokratik değerleri ve millî kültürü özümsemiş, insan haklarına saygılı; paylaşıma, iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, öz güven ve sorumluluk duygusu yüksek, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın nesiller yetiştirmek düşüncesiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına on birinci konuşmacı Mehmet Sağlam, Kahramanmaraş Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Öğretim Kurulu bütçesi üzerinde, AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim neden önemli? Bugün, dünyada kalkınmış ülkelere baktığınız zaman ve ülkelerin amaçlarına baktığınız zaman en önemli konu teknoloji üretme, inovasyon, yeni icatlar, çeşitler ve aşağı yukarı teknik bakımdan daha pahalı işler yapabilecek bir nesil yetiştirme oluyor.

Şimdi, enteresandır, Kanada Toronto Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, bir ülkenin okuryazarlık oranını 1 puan artırdığınız zaman işçi verimliliğinde 1,5 ve gayrisafi millî hasılada da 1,3 puan artış gözleniyor. Şimdi, özellikle, dünyada çok önemli iki örneği var yükseköğretimle kalkınma arasındaki ilişkinin. Zannederim 1970’lerde, Birleşmiş Milletler Asya’ya bir heyet gönderiyor; İsveçli, ekonomi Nobeli almış Gunnar Myrdal adlı bir profesör başkanlığında 40’a yakın bilim adamı Asya’ya gönderiliyor, deniyor ki: “Asya’nın problemi nedir, bir inceleyin, gelin.” İki üç yıllık incelemeden sonra dört ciltlik bir rapor hazırlıyorlar, raporun adı “Asya’nın Dramı.” Vardıkları sonuç şu: Asya’da müesseseleşme yok, eğitim noksanlığı var, yetişmiş insan gücü yok. Bu defa, aşağı yukarı yirmi beş otuz sene sonra, 90’ların sonuna doğru Dünya Bankası bir heyet gönderiyor Asya’ya, neler oldu Asya’da diye. Onların hazırladığı raporun ismi ise “Asya’nın Mucizesi.” Bu rapor, Asya’nın mucizesini eğitimdeki atılımlara, özellikle de yükseköğretim konusundaki, Asya ülkelerinin, özellikle Uzak Doğu Asya ülkelerinin uyguladıkları çalışmaya ve modellere bağlıyor. Bu da uluslararası düzeyde yükseköğretimin uygulamada gerçekten kalkınma bakımından neler yapabileceğini gösteren en önemli örneklerden birisi.

Şimdi, dünyaya bakıyorsunuz, İkinci Dünya Harbi’nden sonra elit eğitimden kitle eğitimine geçiliyor yükseköğretimde. Yani yüzde 5’lerde, 10’larda asrın başında, 19’uncu asrın başında; en ileri ülkelerde bile çağ nüfusunun ancak yüzde 6’sı, 7’si yükseköğretimden geçiyor. İkinci Dünya Harbi sonrasına bakıyorsunuz, hemen hemen, gelişmiş ülkeleri bir tarafa bırakın, gelişmekte olan ülkelerde bile, Doğu Avrupa ülkelerinde bile yükseköğretimden geçen çağ nüfusunun oranı yüzde 50’leri geçiyor. Bizimle beraber başlayan Kore’nin, 60’larda aşağı yukarı bizimle eşit durumda olan Kore’nin bugün yükseköğretimdeki okullaşma oranı çağ nüfusunun yüzde 75’idir, bunun yüzde 50’si de lisans düzeyinde eğitim yapmaktadır.

Şimdi, bu anlamda düşündüğünüz zaman, Türkiye’nin bugün bile ulaştığı düzey lisans eğitimi düzeyinde yüzde 30’ların üzerine çıkamamıştır. Yüzde 30 ise gelişmiş ülkeler için asgari yükseköğretimden çağ nüfusunu geçirme oranıdır.

Şimdi, öyle ise bugün aşağı yukarı… Yükseköğretim Kurulu kurulduğunda 29 üniversitesi var Türkiye’nin, bugün ise 175 üniversitesi var. Şimdi, bu 29 üniversitenin yönetimi için Yükseköğretim Kurulu 24 tam zamanlı üyeyle çalışan bir kurum o zaman. Sonra bu, 9 tam zamanlı, gerisi yarı zamanlı olmak üzere 21 üyeye indiriliyor. Düşünün, 29 üniversitenin koordinasyonundan sorumlu olan Yüksek Öğretim Kurulu, 175 üniversitenin sorumlu olduğu dönemde sadece 9 tam zamanlı üyeyle çalışıyor ve kurul üye sayısı da 21’e düşmüş. Öyleyse bu yapı, bu 175 üniversitenin artık yükünü çekemiyor. Burada mutlaka birtakım değişikliklerin yapılması gerekiyor.

Şimdi, ne yapıyor Yüksek Öğretim Kurulu? Şimdi, en önemli üzerinde durduğu konu öğretim üyesi yetiştirmek. Bu, olayın odak noktası çünkü Yüksek Öğretim Kurulu sistemlerinde, üniversitelerde veya Yüksek Öğretim Kurulunda öğretim üyesi yetiştirme üzerinde durursanız, iyi öğretim üyesi yetiştirirseniz, yeterli öğretim üyesi yetiştirirseniz çadır altında ders yapsa bile kaliteli öğrenci yetiştirebilirsiniz. Öyleyse, Yüksek Öğretim Kurulunun bu yönde aldığı karar, önümüzdeki dönemde yapacakları bakımından doğru bir karardır. Akreditasyon ve kaliteye önem verme ikinci hedefleri arasında gözüküyor, sonra da uluslararası temaslar ve uluslararası düzeyde yükseköğretimle yapılan işlerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – …Türkiye'yi de onlara katmak bunlar arasında gözüküyor.

Şimdi, üniversitelerin yönetiminde, dedim ki, odak noktası öğretim üyesi ama burada en önemli olay akademik hürriyet. Şimdi, bakınız, bilim adamı bir çevrede, bir iklimde yetişen nadide bir çiçeğe benzer. Eğer bilim atmosferini yarattığınız takdirde bu çiçek açar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sürekli bilim atmosferi yaratılmıyor demek ki.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – …ürün verir ama eğer akademik atmosferi sağlayamazsanız…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Başkanım, biraz süre verin.

BAŞKAN – Olur, Sayın Sağlam’a vereyim, ondan sonra siz isteyin değil mi? Teşekkür ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yok, hayır yani…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Onu eleştiriyoruz zaten. Bravo Sayın Başkan. Bunları geç söylediniz, bunları.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – …bilim atmosferini sağlayamazsanız bilim adamını şu veya bu şekilde üretken hâle getiremezsiniz. Bunun için, eğer siz akademik hürriyeti sağlayacak bir yönetişim, bir yönetim kuruyorsanız gerek YÖK’te gerek üniversitelerde akademik hürriyetiniz de varsa herhangi bir sıkıntıya gerek olmadan bu işi yürütebilirsiniz, faydalı bir şekilde yürütebilirsiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Benim süremi kullanabilir Sayın Başkan.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, eski Millî Eğitim Bakanı ya, konuşsun.

MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu da arz etmek istiyorum: Özellikle…

BAŞKAN – Sayın Sağlam, teşekkür ederim, lütfen…

MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Zamanımız doldu galiba. Peki, özür diliyorum efendim.

İyi günler, saygılar. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - AK PARTİ Grubu adına on ikinci konuşmacı Osman Çakır, Düzce Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğrenci Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Meclisimizi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1750 sayılı Kanun’un 52’nci maddesi çerçevesinde öğrencileri bir üst kuruma yerleştirme amacıyla kurulmuş olan bir merkezin üzerinde konuşacağız. Üniversite ve yüksekokullara giriş sınavlarını tek merkezli hâle getirmek amacıyla kurulmuş bu kurul. 3 Mart 2011’de çıkarılan 6114 sayılı Kanun’la çağın gerekleri göz önünde bulundurularak vizyoner bir anlayışla yeniden yapılandırılmıştır. Kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli bir kuruluş hâline gelmiştir. ÖSYM, 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’la verilen yetki ve sorumluluk çerçevesinde yükseköğrenime geçiş sınavı, lisans yerleştirme sınavı gibi 16 çeşit, hatta 20 çeşide varan çeşitli sınavlar yapmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaç duyduğu kurum, kadro ve pozisyonlarında görev almaya yönelik sınavlar, görevde yükselmeye yönelik sınavlar, gerektiğinde yerleştirmelere yönelik sınavlar, özel hukuk tüzel kişilerinin talep ettiği ölçme ve değerlendirme işlemlerini yapmak, bütün bunlar için yılın 52 haftasının 42 haftasını sınav organizasyonuyla geçiren önemli bir kurumdur. Sınavlara yıl içerisinde 10 milyonun üzerinde insan katılmaktadır. Talebin arzdan fazla olduğu her alanda sıralama, tercih veya seçim yapmak bir zorunluluktur. Devletin sunduğu ve sıralama, tercih veya seçim gerektiren iş ve işlemler toplumun bütün kesimlerini bire bir ve yakından ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, tüm bu işlemlerin hak ve adalet ölçüsüne en uygun şekilde yapılması kamu otoritesinin en önemli ve öncelikli görevleri arasındadır.

Kurumda 2011 yılının başlarında yeni yönetimin iş başına gelmesiyle, özellikle sınav güvenliğine yönelik pek çok adım atılmıştır. 2013 tarih ve 28726 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 6495 sayılı Kanun’la, sınavlarda sorulan soruların aleniyet kazanmasıyla, bilimsel olarak kaliteli soruların bir daha kullanılamayacak olması, geçmiş yıllarda soruların adaylarca bilinmesinin bilimsel olarak da soruların ölçme özelliğini ortadan kaldırıyor olması, soru havuzu oluşturulmasının zorunluluk oluşturması ve soruların gizliliğinin temini bakımından diğer tüm uluslararası kuruluşların da yaptığı gibi, sınavlarda  sorulan soruların sınav sonunda açıklanmaması, kurumun sınavlarında  sorulan soruların Bilgi Edinme Kanunu kapsamından istisna sayılması hükmü getirilmiştir, bu önemli bir hükümdür.

Bütün yapılanların yanında ÖSYM’nin zamanın gereklerinden ötürü tüm sınavları sadece çoktan seçmeli sınav yöntemine göre yapıyor olması, eksiklik, yanlışlık gibi gösterilerek hep eleştirilmiştir. Daha modern seçme usullerinin intibakı ve Millî Eğitimin bu konudaki gelişimi ve öngörülerinden hareketle, sadece sonuç odaklı değil, aynı zamanda süreç odaklı bir anlayışın benimsenmesiyle açık uçlu sorularla sınavların organize edilmesi ve elektronik sınava geçiş için fizibilite çalışmalarına başlanmıştır. 2013 yılı içinde 2.700 kadar öğrencinin katıldığı bir deneme sınavıyla açık uçlu sorularla yüksek öğretime geçiş sınavının ve gönüllü adayların katılımıyla, elektronik sınav yöntemiyle yabancı dil sınavının denemeleri gerçekleştirilmiştir.

Önümüzdeki yakın yıllara sari olarak elektronik sınava geçilmesi, modern çağın gerekliliği olarak görülmektedir. Bunun için gerekli olan bütün çalışmalar plana dâhil edilmiş ve başlanmıştır. Özellikle üniversite giriş sınavlarında okulu merkez alan eğitim anlayışının gereği olarak, 2013 YGS ve LYS’sinde din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de dâhil, ortaöğretim müfredatında tüm zorunlu derslerden sorular sorulmuştur. Dolayısıyla, burada yapılan çalışmaların hepsi hem adaletli bir seçim ortaya çıkartmak hem de doğru sonuçlara varmaktır.

Ben, bu çerçevede, Düzce ilimize bir yıl içerisinde 38 tane okul kazandıran ve bunun gerekli ödeneğini hazırlayan Sayın Ömer Dinçer Bey’e ve bunu uygulayan Sayın Nabi Bey’e teşekkür ediyorum ve 2014 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına son konuşmacı Ercan Candan, Zonguldak Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERCAN CANDAN ( Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı çerçevesinde üniversiteler bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Üniversiteler bulundukları topluma yön veren, sanayi ve teknolojinin gelişmesine lokomotiflik eden kurumlardır. Artık ülkelerin gücünü askerî güçler değil, daha çok, ürettikleri bilgi, üniversitelerde üretilen bilgi ve bu bilginin teknolojiye ve topluma entegresi bu gücü oluşturmaktadır. Onun için, üniversitelerimize bu bilgi çağında çok daha büyük görev düştüğünün biz farkındayız.

Sayın milletvekilleri, iktidarımız döneminde ortaöğretime katılımın ve okullaşma oranının yükselmesi genç nüfusumuzun yoğunluğu ve buna bağlı yükseköğretime olan talebin fazlalığı hepimizin malumudur. Dolayısıyla, bugüne kadar yükseköğretime yapılan yatırımlar, ülkemizin her iline yaygınlaştırılan üniversiteler ve vakıf üniversitelerinin kurulmasının desteklenmesiyle çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır.

Sizin de malumunuz olduğu üzere 2002 yılında devlet üniversitelerinin toplam sayısı sadece 76 idi. Hâlbuki 2013 yılında devlet üniversitelerinin sayısı 175 adete çıkmıştır.

METİN LÜTFİ BAYDAR (Aydın) – 105’e… 175 hepsi, vakıf üniversiteleriyle; devlet, 105 oldu.

ERCAN CANDAN (Devamla) – 175’e çıkmıştır, özür diliyorum.

2002 yılında örgün öğretimdeki öğrenci sayımız 1 milyon 250 bin iken, bu sayı bugün 2 milyon 700 bine çıkmıştır yani yaklaşık artış yüzde 117’dir. Bu, 2 milyon 700 binlik sayı aslında Avrupa’daki birçok devletin toplam nüfusundan daha fazladır. Dolayısıyla, burada eleştirilecek işler yapılırken birçok nokta gözden kaçırılmış, atlanmış olabilir ama önemli olan, burada doğru stratejiyi belirlemektir, bu kadar hızlı artışın karşılığında.

Bu on yıllık süreçte tabii ki birçok ilerlemeler kaydettik, bunlardan bir tanesi de tabii ki bütçe. 2002 yılında bizim bütçemiz, üniversitelerin bütçesi 2,5 milyar lira iken bugün bu bütçe 17 milyar liraya ulaşmıştır, bu da yaklaşık yüzde 576’lık bir artışı beraberinde getirmektedir.

Çok enteresan bir şey vardır: Üniversite kaynaklı patentlere baktım, 2002 yılında yapılan patent sayısı çok ilginç; sadece 6 tane başvuru var ve sadece 2 tanesi tescil ediliyor, çok ilginç. 2013 yılında ise bu rakam, 433 başvuruya ve 92 tescile ulaşıyor. Bu yeterli midir? Hayır, yeterli değildir. Daha çok çalışmamız gerekiyor, Batılı ülkelerdeki üniversiteler ve Uzak Doğu’daki üniversitelere baktığımızda geridedir ama diğer dünya ülkelerine baktığımızda oldukça ileridedir, daha çok çalışmamız gerektiğinin bir göstergesidir.

Ayrıca, burada, 11 bin dolar millî gelirimiz var, bunu artırabilmemizin yolu katma değeri yüksek olan ürünler üretmektir. Bu da yine, patentlerden ve dolayısıyla, üniversitelerden geçmektedir.

Uluslararası yayın sayımıza baktığımızda, 2002’de 8.400 civarındayken şu anda 117 bine çıkmıştır, yani yüzde 1.281’lik bir artış vardır. Daha çok, kaliteli uluslararası yayınlar yapmamız gerekiyor, daha patente dayalı yayınlar yapmamız gerekiyor, bunu da biliyoruz.

İlk 500’deki üniversite sayımız az, bunu daha çok artırmamız gerekiyor, bunun da farkındayız. Bunun için gerekli stratejiler üzerinde zaten YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığımız çalışmaktadır.

Akademik personel sayımız 2002’de 76 bin iken 133 bine çıkmıştır, daha çok artırmamız gerektiğinin farkındayız.

Bu arada, bazı katsayılar vardı, meslek lisesi mezunu olarak o günkü katsayıya ben takılsaydım bugün ben de burada olmayacaktım belki. Bu bir zulümdür, çok şükür, bunu da kaldırdık.

Ben, 2014 bütçesinin toplumsal duyarlılığı olan, toplumun geleceğine ışık tutan bir bütçe olduğuna inanıyorum. Sosyal yönü güçlü olan üniversiteli gençlerimizin, üniversitelerin ve tüm toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını dikkate alan bir bütçe olduğuna inanıyorum, tabii ki bu imkânlar kapsamında.

2014 bütçesinin hazırlanmasında emeği geçen herkese buradan teşekkürlerimi sunuyor, 2014 bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce milletimize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Osman Taney Korutürk. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24’üncü Yasama Yılının ilk üç yılında, 2012 ve 2013 yılı bütçe görüşmelerinde Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken Genel Kurulda yaptığımız konuşmalarda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türk dış politikasının bugün içine düştüğü ve giderek de saplanmakta olduğu perişan durum dolayısıyla kaygılarımızı dile getirdik, eleştirilerimizi somut noktalardan hareket ederek sıraladık. Bu yanlışların, Türkiye Cumhuriyeti’ni, yer aldığı çok geniş coğrafyada ve sorunlu bölgede, kuruluşundan bu yana yumuşak güç kullanan barışçı yapısı, ahde vefa alışkanlığı, sözüne güvenilirliği ve istikrar olucu, çatışmalarda da ara bulucu rolüyle sağlamış olduğu ağırlıklı kimlikten giderek uzaklaştırdığını Sayın Bakanın ve Hükûmetin dikkatine getirdik. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin hiçbirine danışılmadan, görüşülmeden, bir ulusal uzlaşı aranmadan yürütülen dış politikanın bugün Türkiye’yi başka ülkelerin iç kavgalarına taraf olan, güvenilmez, siyasetini ağır ifadeler içeren ve herkese üstten bakan demeçlerle medya üzerinden yürüten, duygusal ve ani kararlar alıp bunları sert ve kesin ifadelerle “Kusuru bakmayın.” yahut da “Kusura bakmasınlar ama.” diye açıklayıp daha sonra kusura bakmaması istenenler kusura bakıp baskı uygulamaya başlayınca bunlardan 180 derece dönen, kararlarından döneceği bilindiği için de aldığı her siyasi kararda dış baskıya tabi olan, güvenilmez ve zayıf bir ülke konumuna getirdiğini birçok defa söyledik. Bu bağlamda, Sayın Bakanın komşularımızla, diğer ülkelerle ve özellikle Suriye, Mısır, İsrail, merkezî hükûmeti baypas edip Kürdistan bölgesel yönetiminden enerji almak konusunda ısrarlı olunması sonucu ilişkilerimizin gerilip gerilip gevşediği Irak, Çin’den füze savunma sistemi alınmasından başlayan ve bölge politikalarımız konusunda da anlaşmazlığa zaman zaman düştüğümüz ABD, müzakere sürecinin giderek yavaşladığı, tek bir faslın açılmasından dahi büyük mutluluk duyduğumuzu açıkladığımız Avrupa Birliği, uzunca bir süredir sosyalistlerin iktidarda olmasına rağmen Sarkozy zamanında Türkiye’nin AB üyeliğinin engellenmesi maksadıyla bloke edilmiş olan fasılları, kendisi Türkiye’nin AB üyeliğine taraf olmamasına rağmen açmamakta direnen Fransa ve diğer birçok ülkeyle ilişkilerimiz açısından Sayın Bakana sorular yönelttik. Somut sorularımızın hiçbirisine ne Plan ve Bütçe Komisyonunda ne Dışişleri Komisyonunda ne de Genel Kurulda Sayın Bakandan cevap alabildik. Sayın Bakanın bütün söylediği, Hükûmetin -Afrika başta- yurt dışında şu kadar sayıda temsilcilik açtığı, Türkiye’deki dış temsilciliklerin sayısının bu kadar arttığı, Türkiye’nin dışarıda en çok temsil edilen ülkeler arasında bilmem kaçıncı sırada olduğu, İstanbul’un dünyada en fazla konsolosluk bulunduran şehirler içinde New York’tan sonra 2’nci geldiği, kendisinin yurt dışı gezilerinin kaç misli arttığı, kaç kişiyle kaç günde ne kadar konuştuğu gibi, kendi başına fazla bir anlam ifade etmeyen ama lojistik ağırlıklı bilgilerden ibaret kaldı.

“Kendi başına fazla bir anlam ifade etmeyen” diyorum çünkü biz dış temsilciliklerin sayısını alabildiğine artırırken aynı zaman dilimi içinde Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya gibi birçok büyük ülkede dış temsilciliklerin sayısını tasarruf ve iş rantabilitesi mülahazalarıyla azaltma cihetine gittiklerini açıkladılar. Ama hiçbiri bunu dış politikada bir başarı ya da başarısızlık kıstası diye takdim etmeye kalkışmadı.

“Kendi başına bir anlam ifade etmeyen” diyorum çünkü son dört yıl içinde dış temsilciliklerimizin sayısı yüzde bilmem kaç artmış olmasına rağmen, EXPO 2015 için Paris’te 2009 yılında yapılan seçimlerde Türkiye olarak 68 oy almış ve EXPO’yu 11 oyla Milano’ya kaptırmış ama aslında 6 oy almış olsak kazanabilecek bir konumda bulunmuşken Afrika’nın tamamında ve Güney Amerika’nın büyük bir bölümünde bu tarihten sonra açtığımız büyükelçilikler 27 Kasım tarihinde Paris’te yapılan EXPO 2020 oylamasında aldığımız oy sayısının 33’e düşmesini ve EXPO yarışında Yekaterinburg’un da altına, 3’üncü sıraya düşmemizi engelleyememiştir.

“Kendi başına bir anlam ifade etmeyen” diyorum çünkü bütün bu yaygın dış temsilcilik ağımız, Sayın Başbakanın 2020 Olimpiyatları’nı İstanbul’a yüzde yüz alacağımız umuduyla, beraberinde 600 kişiye yaklaşan bir heyetle on altı saat duraksız uçarak gittiği Arjantin’den eli boş dönmesine mâni olamamıştır.

Korkarım, Bakanın olmayan başarılarının göstergesi olarak birazdan da tekrarlayacağından hiç şüphe duymadığım bu rakam ve sıralamalarla, belki de kürsüden bize tekrar göstereceği tüm Afrika kıtası üzerine yemyeşil yayılan Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliklerinin grafikleri önümüzdeki aylarda New York’ta Birleşmiş Milletlerde yapılacak BM Güvenlik Konseyi 2015-2016 dönemi üyeliğini kazanmamızı da sağlayamayacaktır.

Sağlayamayacaktır çünkü bu kıstaslar bir ülkenin dış politikasının başarı kıstasları değildir.

Sağlayamayacaktır çünkü dış temsilcilik sayısında dünyanın kaçıncısı olduğumuz veya İstanbul’un konsolosluklar bakımından dünyada hangi sırada geldiği, perişan bir dış politika ile gittikçe kısılan özgürlüklerin, otoriterleşen bir rejimin, olmayan kuvvetler ayrılığının, siyasetleriyle üzerinde mutabık olunmayan ülkelere yönelik hakaret içeren değerlendirmelerin ve bu ülkelerle kesilen ya da kesilmesine sebep olunan ilişkilerin sarstığı eski ve güçlü saygınlığımızı bize geri vermeye yetmemektedir.

İnsanlar bir ülkenin dünyadaki temsilcilik sayısı itibarıyla kaçıncı olduğuna, dışişleri bakanlığında kaç personel çalıştırdığına değil, insan hakları alanında kaç ülke içinde kaçıncı sırada olduğuna, temel hak ve özgürlükler alanında dünya skalasındaki yerine, gösteri ve yürüyüşlerde güvenlik güçlerinin orantılı mı, orantısız mı güç kullandığına; kitle gösterilerinde polis müdahalesi neticesinde kaç kişinin ölüp kaç kişinin yaralandığına; hapishanelerinde kaç gazeteci, kaç asker, kaç öğrenci yattığına ve bunların hangi delillere dayalı olarak mahkûm edildiğine, hangi savunma hakkına sahip olduğuna; adaletin bağımsızlığına, tarafsızlığına; rejimin tam demokrasi mi, melez demokrasi mi, otoriter rejim mi olduğuna; kadına karşı şiddetin yıllar içinde azaldığına mı, eksildiğine mi bakarak o ülkeyi değerlendirmektedirler? Bu bakış açısıyla yapılan değerlendirmelerin sonuçları da ne yazık ki ülkemiz hakkında uluslararası camiada hiçbirimizin istemediğimiz, arzu etmediğimiz olumsuz bir algının giderek yerleşmesine sebep olmakta; bunun sonuçlarından biri olarak da Türkiye, son dönemde girdiği tüm uluslararası seçimlerde, yarışlarda hezimetlerle karşılaşmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; Hükûmetin ve Sayın Bakanın hayalci dış politika uygulamaları ve maceracı siyasetleriyle hâlâ karşı karşıyayız, bu konuda hiçbir düzelme olmadı. Dolayısıyla bizim eleştirilerimiz de esas itibarıyla aynen, ancak güçlenerek ve ülkemizin geleceği hakkında duyduğumuz endişenin artmasına yol açacak şekilde devam ediyor. Bunları burada tekrarlamayacağım.

Bugün bana tanınan kısa sürenin elverdiği olanaklar içinde, konuşmamın kalan kısmında, belki Hükûmetin bundan sonra bu bölgede ne yapmasının doğru olacağı konusunda bizim görüşlerimizi söyleyeceğim. Suriye’yle başlayalım. Suriye’yle sınırımız kevgire dönmüş vaziyettedir. El Kaide, An Nusra, Irak-Şam İslam Devleti ve daha bir sürü radikal örgüt at koşturuyor; Türkiye’de cihat için savaşçı devşiriyor, Suriye’de düşmanlarının ciğerini söküp yiyor; Kuzey Suriye’de Kürt ve Nusayri bölgelerinde etnik temizlik yapıyor; Şam’da her gün birbirini ve masum halkı vuruyor, öldürüyor. Türkiye’de 1 milyona yakın Suriyeli sığınmacının büyük bir kısmı sokaklarda sürünüyor, kalanı da kamplarda değişik yöntemlerle yaşamını sürdürüyor.

Şimdi, artık, Hükûmetin yapması gereken bir şey var. Sokak mitinglerinde başarıdan bahsedip de “Aynada kendi yüzünüze bakabiliyor musunuz?” diye soracak yerde, “150 bin kişi öldürüldü.” diyecek yerde, o 150 bin kişinin kaç tanesinin acaba Türkiye’den giden silahlarla öldürüldüğünü bir anlatması lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

“Aynaya bakabiliyor musunuz?” Bakıyoruz tabii. Aynaya baktığımız gibi Türk halkının yüzüne de bakıyoruz, uluslararası camianın da yüzüne bakıyoruz ve iftiharla bakıyoruz çünkü biz bu politikanın ortağı değiliz. Hükûmete önerimiz, Suriye konusunda artık çatışmacı söylem ve eylemi bırakıp Cenevre 2 görüşmelerinin arifesinde, Suriye’de barışın tesisine yönelik uluslararası girişimlere göstermelik olarak ve kerhen değil, gerçekten barış odaklı ve yol gösterici bir konumla katkıda bulunmasıdır. Ve mutlaka ama mutlaka biraz daha az konuşması, hatta susmasıdır. Medya üzerinden yürütülen diplomasinin doğru sonuç verdiği görülmemiştir. Bu olsa olsa birkaç büyükelçimizi daha istenmeyen kişi ilan ettirir.

Öte yandan Suriye’de oyun nasıl biterse bitsin bölgenin ve Türkiye'nin başına dert olacağı kesin olan radikal örgütlerin buradaki faaliyetine bir an önce son vermek üzere Hükûmet bu örgütlere de desteği, hatta bunlarla teması derhâl kesmelidir. Bunları sınırlarımızın dışına çıkarmalıdır. Kızlı erkekli oturulduğu gerekçesiyle öğrenci evlerini basacağına, 7 Aralık 2013 günü BBC’nin canlı görüntülerle Nusaybin’den yaptığı yayında radikal terör örgütlerinin Türkiye’de kullandıklarını öne sürdüğü güvenlikli evleri basmalıdır.

Suriye’deki hiçbir örgüte silah ve silahlı eğitim vermemelidir, vermeyeceğini de dünyaya ilan etmelidir. El Kaide’yi, An Nusra’yı, Irak-Şam Devleti’ni ve diğerlerini terör örgütü olarak gördüğünü açık seçik açıklamalıdır.

Mısır’a gelince, halkın demokratik talepleriyle öne çıktığı bir noktada yapılan darbe ne yazık ki bu memleketteki demokrasiyi sekteye uğratmıştır. Yapılması gereken, Mısır’la teması kesmek değil, bizim kötü tecrübelerimizi Mısır’la paylaşmak ve demokrasiye bir an önce dönüş için Mısır’ı teşvik etmekti. Buna bir an önce girişmelidir.

İsrail ve Mısır’la ilişkilerimiz Orta Doğu açısından çok önemlidir. Bu ilişkilerin normalizasyonu için Hükûmet bir şeyler yapmalıdır ve her şeyden önce dış politikayı, artık bu noktada hiç olmazsa muhalefetle, milletle burada Mecliste, belki kapalı oturumlarda tartışmalıdır.

Ermenistan’la başlatılan süreci mutlaka ve mutlaka bizimle paylaşmalıdır, halkın temsilcileriyle paylaşmalıdır.

Sayın Başbakan millî iradeden bahsediyor, burada yapmış olduğu bütçe konuşmasında sürekli millî iradeden bahsetti. Millî irade dış politikayı kapsamıyor mu? Dış politikada Hükûmetin uyguladığı politika millî iradeden tamamen kopmuştur. Hükûmetin yapması gereken, her zaman yaptığı iç politikaya ilişkin anketleri bir de Suriye konusundaki politikası için geniş bir şekilde yapması ve onun neticesine bakmasıdır. Bu anketler de gösterecektir ki Suriye politikasını Türk halkı desteklememektedir.

Ermenistan politikasını beraber burada çizmemiz lazım. Kıbrıs politikasını birlikte düzenlememiz lazım. Öyle olduğu takdirde bu politikalar millî politika olur. O zaman sizler de diyebilirsiniz ki: “Dışarıda, gittiğimiz zaman da bize yardım edin, bu politikalarda bize arka çıkın.” Biz sizin politikalarınıza arka çıkabilecek konumda değiliz, bilmiyoruz ne yapıyorsunuz ama neticelerini görüyoruz ve neticeleri bizim için de, memleket için de kötü.

Hükûmet nihayet millî iradenin gereği olarak, dış politikasını vakit geçirmeden -biraz önce de söylediğim gibi- AKP’nin dış politikası olmaktan çıkarmalı, bunu Türkiye'nin ulusal politikası hâline dönüştürmelidir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı Mustafa Serdar Soydan, Çanakkale Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

İnsanoğlu sebebi olduğu, başta küresel ısınma olmak üzere, çevre sorunlarının kendi varlığı ve geleceği üzerinde yapacağı felaketlerin ne kadar farkındadır? Bizler doğanın sağlığının insan sağlığının temeli olduğunun ne kadar farkındayız?

Gelecek nesilleri mutlu ve refah düzeyi yüksek bir ortamda yaşatmanın yolu, gelişmiş toplumlarda hâkim olan kalkınma anlayışının yaşama geçmesiyle mümkündür. Bu anlayış insanın yaşam kalitesini geliştiren, büyüme ve üretimin dengeli paylaşımını sağlayan; sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, barınma, dengeli ve yeterli beslenme olanağı sunan anlayıştır. İnsanlığın temel amacı, hızla yok edilen doğal yaşam alanlarının, insansız doğanın veya insan etkisinin sınırlı olduğu doğal alanların korunması ve kollanmasıdır.

Bugün, bizlere miras bırakılan, bizlerin de gelecek nesillere bırakacağımız doğanın, yaşamı nasıl sürdürülebilir kılacağını veya yaşamın yaşayanlar tarafından rant uğruna nasıl yok edilmekte olduğunu anlatacağız. Küresel ısınma ve iklim değişikliği yaşamımızı tehdit ediyor. Atmosferdeki karbondioksit düzeyi her geçen gün biraz daha yükseliyor. Önümüzdeki yüz yıl içinde küresel sıcaklığın 6 derece, yirmi beş yıl içerisinde ise sıcaklığın 3,5 derece artacağı bilim insanları tarafından ifade edilmektedir. Söz konusu sıcaklık artışının bir sonucu olarak yeryüzündeki canlı türleri büyük oranda nesillerinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır. Küresel ısınma küresel gıda sorununu doğrudan etkileyen ve gıda krizlerine davetiye çıkaran önemli bir dinamiktir.

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin bir başka önemli sonucu da su kaynaklarının azalmasıdır. Bu azalış, çevresel etkilerinin yanında sürdürülebilir yaşamı engelleyecek boyutlara ulaşmaktadır. Bugün hâkim olan vahşi kapitalist anlayış, toplumsal ilerlemeler öne sürülerek, ekonomik menfaatler ve geçici çözümler uğruna toprağı, havayı ve suyu doğrudan etkileyecek birçok projenin hayata geçirilmesiyle büyük ekolojik yıkımlara yol açacaktır.

Doğanın sahibi biz değiliz, kullanım hakkı yalnızca bize ait değil; onu dilediğimizce tahrip etme özgürlüğümüz yoktur ve de olmamalıdır. Bizlerin doğayı ele geçirip onun üzerinde kısa vadeli çıkarlarımız uğruna gelecek nesilleri düşünmeden yaptığımız her değişiklik en az bizim kadar yaşam hakkı olan diğer tüm canlı türlerinin yaşam haklarını gasbetmektedir.

AKP Hükûmeti ne yapıyor? Bir yandan, gelişmiş ülkelerin ciddi yatırımlar yaptığı yenilenebilir enerji kaynaklarına, rüzgâr ve güneş enerjisine gereken yatırımı ve özendirici politikaları yaşama geçirmiyor. Bir yandan da, gelişmiş ülkelerin kendi ülkesine kurulmasına dahi izin vermediği eski teknolojiye sahip çimento fabrikalarına, demir çelik fabrikalarına, termik santrallere izin vererek çevreyi acımasızca tahrip ediyor; gelecek kuşaklara zehir saçan kara bulutlar, madencilerin acımasızca delik deşik ettiği coğrafyalar bırakıyor; kirlenmiş denizler, yok edilmiş bitki örtüsü, katledilmiş ormanlar, can suları kesilmiş dereler, kirlenmiş yer altı ve yer üstü suları bırakıyor.

Sayın milletvekilleri, şu anda ülkemizin dört bir yanında yaşamını, geleceğini korumak isteyenlerin feryadı yükseliyor. Bir feryat da Kaz Dağları’ndan yükselmektedir. Bayramiç Kurşunlu köyündeki maden sahasında dram yaşanmaktadır. Soluduğu havayı, içtiği suyu korumaktan, çevresine sahip çıkmaktan başka hiçbir beklentisi ve talebi olmayan Kurşunlu köylüleri, yaşamlarını gelecek kuşaklara bırakacağı temiz hava ve suya adamıştır. Sadece yetkililerden soluduğu havanın, içtiği suyun, beslendiği toprakların kirlenmeyeceğini duymak istiyorlar, onlara inanmak istiyorlar. Bayramiç Kurşunlu köyünde yaşayan Bircan Işık Sayın Başbakana sesini duyurmak için feryat ediyor, “Çığlığımıza kulak verin.” diyor. Sayın milletvekilleri, Kaz Dağları Kurşunlu köyünde yaşayan Bircan Işık şu sözlerle feryadı dillendiriyor, hiçbir harfine, kelimesine dokunmadan aktarmaya çalışacağım: “Devlet büyüklerimize şöyle soruyorum: Biz ne yaptık da bu zulmü hak ettik? Neden biz başımızı yastığa koyduğumuzda rahatça uyuyamıyoruz? Bu takırtıyı, bu tukurtuyu biz burada dinlemek zorunda mıyız? Buraya gelip bu hâlimizi görmelerini istiyoruz. Bütün yetkililere buradan sesleniyorum, özellikle Başbakanımıza sesleniyorum. Ben de onun bir kızıyım, Sümeyye’siyim. Onun Sümeyye’si nasıl rahat uyuyorsa ben de bu köyde onun Sümeyye’si gibi uyumak istiyorum. Bunu duysun benim Başbakanım, gelsin bu madeni durdursun. Onun kızı gibi uyumak istiyorum, Sümeyye gibi uyumak istiyorum. Bütün bu köylüler ağlıyor; nineler, dedeler, herkes ağlıyor ‘Ne yapacağız, nereye gideceğiz?’ diye. Bu heyelan, bu toprak, bütün her şey köyün içine inecek. Yağmur yağdığında hepsi aşağıda, köyün içinde, hepsi köyün içine inecek. Ben sabah uyandığımda pencereden perdeyi açtığımda ilk gördüğüm maden oluyor. Ben buna bakmak, bunu görmek için ne hak ettim? Daha önceden ben etrafıma, doğaya bakıyordum, şimdi, maden ocağına bakıyorum. Hani köylü milletin efendisiydi, niye bizi eziyorsunuz, biz ne yaptık da bizi eziyorsunuz, niye bize zulüm ediyorsunuz?” Evet arkadaşlar, Bayramiç Kurşunlu köyünde yaşayanların dile gelen feryadı işte bu. Kaz Dağları’nın kalbinden ve tarımın göz bebeği Biga Ovası’ndaki termik santrallerin yarattığı kara bulutların arasından yükselen feryatlar, ülkemizin dört bir yanında çınlıyor.

İstanbul’da üçüncü köprü, çevre yolu inşaatlarında binlerce ağaç ve bitki örtüsü yok ediliyor. Atatürk Orman Çiftliği’nde Sayın Başbakanın yeni ofisi için binlerce ağaç katledildi. Yalova’da Atatürk’ün bir çınar ağacının dallarını kesmemek için kızaklarla 5 metre ileriye taşıttığı Yürüyen Köşk’ün bahçesindeki ağaçlar, bugün bahçe kenarına yapılacak çitler uğruna kesiliyor. Bu iktidar ve yerel yöneticileri, ODTܒde yol yapımı için binlerce ağaç katliamı yapan, üniversiteyi bir gece yarısı operasyonuyla yüzlerce iş makinasıyla işgal eden ilk siyasal iktidar olarak tarihe geçmiştir. Bilim yuvasını işgal ederek tarihe geçen, yeşili seven, yeşile hasta olan Sayın Başbakan, yapılanları “Yol medeniyettir.” diye açıklamaktadır. Sayın Başbakanın, ileri demokrasi ve medeniyet anlayışı bu olsa gerek.

Şimdi, sormak istiyorum: Ormanın, yeşilin, binlerce bitki örtüsünün yaşadığı yerin kalbinden, viyadükler, otobanlar, bölünmüş yol geçirmek nasıl bir medeniyettir? Soluduğumuz havayı temizleyen yirmi yıllık, otuz yıllık o ağaçları kesip yerine fidan dikmek nasıl bir medeniyettir?

Sayın milletvekilleri, “Ormanımdan bir dal kesenin başını keserim.” diyen Fatih Sultan Mehmet, Osmanlının çevre anlayışını vurgularken; cumhuriyet anlayışı ise Atatürk’ün bir ağacın dallarını korumak için Yalova Köşkü’nün yerini değiştiren anlayıştır. Bugünün anlayışı ise büyümeyi, şehirleşmeyi, ulaşım planlamasını, çevreyi görmezden gelerek sadece rant uğruna yapan anlayıştır. Bu anlayış da “Yeşile hastayım.” diyen Sayın Başbakanın medeniyet anlayışıdır.

Çevre Bakanlığının bütçe görüşmelerinde, yeşile hasta olan Sayın Başbakana hatırlatmak istiyorum: ODTÜ ormanlarının kalbine, Atatürk Orman Çiftliği’ne, İstanbul Boğazı’nın sırtlarına, Kaz Dağları’nın içine yol açmak medeniyet değildir. Medeniyet, Batılı ülkelerin yüzyıl önce yaptığı şehirlerin altını demir ağlarla örmek, metro yapmaktır. Medeniyet, doğayla bütünleşip sürdürülebilir bir yaşam kurmaktır. İktidarın bir Afrika atasözüne kulak vermesini diliyorum: “Kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemelidir. Sular yükseldikçe balıklar karıncaları, sular çekildikçe karıncalar balıkları yer yani kimin kimi yiyeceğini suyun metcezri belirler.”

Sayın milletvekilleri, sözlerimi tamamlarken şunu bilmenizi istiyorum: Çevreye, yaşama ve geleceğe karşı sergileyeceğiniz anlayışla ya vahşi kapitalizmin daha da vahşileşmesine, acımasızlaşmasına, geleceğimizi yok etmesine izin vereceğiz ya da çevreye ve yaşama duyarlı, büyüme ve üretimin dengeli paylaşıldığı sürdürülebilir bir kalkınmanın önünü açarak gelecek nesillere yeşil bir iz bırakacaksınız.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Sena Kaleli, Bursa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Sorgulayan, direnen, eşitlikçi, özgürlükçü, doğa ve barışsever insanları Allah, insan, doğa sevgisi ve gücüyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konumuz çevre olunca, önce Meclis Genel Kurulundaki yarattığımız çevre kirliliğinden başlayalım. Otogarda otuz üç yıl çalıştım. Kadın olarak otogarda çalıştığım sürede böyle küfür ve şiddete tanık olmadım. Tehdit edildim, densiz bir rakibim tarafından otobüslerimiz otogara sokulmadı, yazıhanemiz yıkıldı. Terbiyemizi bozmadan, hukuk ve uzlaşı yoluyla hakkımızı aldık. Hoş, o gün adalete güvenimiz vardı. Otogarda adalet, nesnel tutum sağladığımız için kimse küfre gerek de görmedi. Saygın ortamda çalışmanın huzurunu ve bereketini yaşadık. Ayıplamak, yargılamak, kınamak istemiyorum ama onaylamadığımı, rahatsızlığımı, yakıştırmadığımı ifade ediyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar) Namusta ve küfürde erkeklerin mülkiyetini kabul etmediğimi beyan ediyorum. Bu kutsal çatıya, giydiklerimiz, oyumuz, boyumuz, soyumuzla değil, sözlerimiz, davranışlarımızla ve adaletimizle saygınlık kazandırmak zorundayız. Denetimsiz iktidar, denetimsiz Meclis olamaz.

Gelelim konumuza. Türkiye’de üç ana sorun vardır: Yoksulluk, yolsuzluk, yoksunluk. Bunlar, her alanda var olan şiddetin de nedenleridir. Eksik ahlak algısı, özgürlük ve adalet açığı, hak hukuk ihlalleri, bilgi ve üretim eksikliği, çifte standartlı demokrasi anlayışı yoksunluk sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu yoksunluklar doğanın ve insanın şiddetine de tetikçi olmaktadır. Nüfus artışını destekleyen politikalar da çevresel ve sosyal itici güç olarak her anlamda baskıyı artırmaktadır.

İnsanlık tarihi, hak, emek, eşitlik, özgürlük ve mülkiyet kavramları etrafında verilen mücadelelerin tarihidir. İçinde bulunduğumuz yüzyıl ve gelecek yüzyılların yeni mücadele alanı ise çevre ve tükenen kaynaklardır. Savaşlar ve şiddet sonucu elde ettiğimiz toprakları, güya insana hizmet adına, yine şiddetle tüketiyoruz. Azalan, soyları tükenen canlı türleri, ısı artışı, hava kirliliği, kuraklık, çölleşme, açlık, susuzluk, tayfunlar, kasırgalar kaçınılmaz sondur.

Dikkat edin, en ölümcül, en şiddetli kasırgaların ismi Katrina, Wilma, Rita gibi kadın isimlerine denk gelmiştir. Şiddet gören doğanın da, kadının da kendilerine tehdit arttıkça mukavemeti de sabrı kadar güçlü olur. Kadınlar da doğa gibi üretken ve besleyicidir, çevre farkındalıkları da gelişmiştir. Bu nedenle, açlık ve susuzluk projelerinin öncüleri hep onlar olmuşlardır. İnsanoğlu, doğanın dengesini bile bile doğaya egemen olmaya çalışmıştır. Tan Oral’ın yazdığı gibi “Gurur ve başarı gözlerimizi kör ettiği için insan doğaya karşı yürüttüğü savaşı kazanmıştır ama ‘Doğa kaybetti.’ diyememiştir.” Aslında, hâkimiyet bir yanılsamadır. Doğa, gücünü ve nimetlerini verirken de öcünü alırken de sınır tanımamakta, insan ayrımı yapmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, dünya hepimizin ortak yaşam alanıdır. İnsanın insanlığa, çevreye ve doğaya sorumluluğu vardır. İnsan kadar doğanın da hakları vardır, bu bir küresel sorumluluktur. Bu bağlamda, ülkelerin birbirlerinin yaşam hakkına zarar vermemek için tarafı olduğu Rio Sözleşmesi’ne göre Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri ve çevresel sürdürülebilirlik iş birliğine gerek görülmüştür.

Ülkemizde, beğenmediğiniz geçmiş iktidarlar döneminde uluslararası sözleşmelerin tarafı olunması, biyolojik çeşitliliğin korunması, çevre politikalarının kurumsallaştırılması ve kalkınma planının bir parçası olması gibi önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bugün de çalıştaylar düzenlenmekte, analizler yapılmakta, eylem planları yapılmaktadır ancak izlenen politikalar, oluşturulan kurumlar, eylemler sorun ortaya çıktığında ve uluslararası gerekliliklere göre belirlenmekte, onlar da baypas edilmektedir.

AB İlerleme Raporu’nda sera gazı hedefinin envanterinin olmadığı, veri ve izleme sistemimizin olmadığı, bütçe, AR-GE, insan kaynağı, teşvik yetersizliklerinin olduğu, bütünleşik su ve arazi yönetiminin olmadığı, kurumlar arası yönetsel karmaşa olduğu, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın AB müktesebatına uygun olmadığı ve birçok uyumsuzluklar ve eksikler yer almaktadır. Yönetmeliklerle Kıyı Yasası imar affı ve ÇED muafiyetleri getirilerek büyük projeler kapsam dışına itilmiştir. Ancak, ne hikmetse, AB İlerleme Raporu’nda Türkiye’nin çevre politikalarına övgü olduğu şeklinde haberlerle kamuoyu yanıltılmaktadır.

Bütün bu olumsuzlukların en çarpıcı örneklerinin yaşandığı yerlerden biri de seçim bölgem olan Bursa’dır. Evliya Çelebi’nin de “Velhasıl sudan ibarettir Bursa.” sözüyle andığı Bursa, artık, velhasıl ocaklardan ibarettir.

11.900 kilometrekaresinin 6.900 kilometrekaresi maalesef altüst edilmiştir ve bu Bursa, birinci derece verimli toprakları olan Kabulbaba, Maksempınarı ve Başköy’ün su kaynaklarını taş, mermer ve maden ocaklarına; kentin akciğeri ve oksijen deposu olan asırlık ağaçlarını yangınlara; yanlış yer seçimlerinden, zemin etütlerinin yapılmamasından ötürü hak sahiplerini mağdur eden TOKİ'ye; dünyaca ünlü kirazın yetiştirildiği Kozağacı Vadisi’ni termik santrale; (CHP sıralarından alkışlar) Yenişehir merasını oto test merkezine; Alaçam’ı BESOB Sanayi Sitesi’ne; içme suyu kalitesindeki Nilüfer, Kulaca, Kalburt, Kirmasti dereleri, Uluabat ve İznik Gölü’nü sanayi ve evsel atıklara kurban etmiştir. Bursa şimdi temiz ve kaliteli havasını da arar olmuştur. Raporlara göre Bursa, hava kirliliği açısından Dilovası’nı da geçmiştir.

Trakya’da Ergene Ovası da çeltik değil, zehir tarlalarına dönüşmüştür. Bu manzara Türkiye'nin geneli için geçerlidir. Samsun’da dere yataklarına TOKİ'ler yapılarak can kaybı olmuştur. İskenderun’da yapılacak 700 metre mesafede 3 termik santral ve kirli oyunlar vahimdir.

Yapılan araştırmalara göre, AB ülkelerinde nükleer ve termik santrallerin üretim zincirinde meydana gelen kaza ve gizli maliyetlerin, sağlık sorunlarının yarattığı maliyetin, çevresel ve toplumsal maliyetin, doğayı yok etme pahasına yapılan tüm projelerin getirisinden fazla olduğu saptanmıştır. Bu konuda duyarlı olanlara terörist muamelesi göstermek, marjinalize etmek, insanlığa yakışmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, ister Evrim ister Yaradılış Teorisi’ne inanalım, ekosistemimizi, doğal kaynaklarımızı, kültürel ve tarihî değerlerimizi yok ederek, sorumsuz davranarak, inancımızı da yok sayıyoruz. Cennet gibi dünyayı, cehenneme çeviriyor, kıyamete doğru gidiyoruz. İnsana hizmet sanrısıyla Allah’ın bahşettiği doğayı yok ederek ruhumuz kemale erecek, cennete mi gideceğiz? İnsanlığın hizmet önceliği temiz hava, temiz su, sağlıklı gıdanın sağlanmasıdır. Türkiye, gelişmiş ülkelerin hatalarını tekrarlamadan, farkını ortaya koyarak sürdürülebilir kalkınma planları yapmalıdır, rahat ve çevre bir arada planlanmalıdır.

Önerilerim çok, vaktim yetmeyecek. Doğa yoksa biz de yokuz. Yerkürenin haklarına saygılı olmazsak demokrat da olamayız. Sınır ötesi iş birliği yapmazsak komşularımızın zarara uğramasına neden oluruz.

Bu düşüncelerle bütçenin ülkemize, doğaya ve Bakanlığa hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı, Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim bütçesiyle ilgili söz aldım.

Ancak, konuşmama başlamadan önce, AK PARTİ’nin -kendi ifadeleriyle- değerli milletvekillerini bir konuda uyarmak istiyorum. İsminizin sürekli olarak “AK PARTİ” olarak telaffuz edilmesini istiyorsunuz. Ancak, “AK PARTİ” demekle, değerli milletvekilleri, aklanmak olmuyor. Aklanmanın yolu, Sayıştay raporlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine açılmasından geçiyor. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan bütçe sunuş konuşmasında öğretmenlerle ilgili birtakım veriler açıkladı, Sayın Işık da onların bir kısmını tekrarladı. Sayın Başbakanın verilerine göre, mevcut öğretmen sayımız 810 bin. Oysa, bakıyoruz şu anki Millî Eğitim Bakanlığının kadrolu öğretmen sayısına yani norm kadro sayısına bakıyoruz, 9/12/2013 rakamını veriyorum, kadrolu öğretmen sayımız 735.208’dir, 2 de sözleşmeli vardır. Şimdi, Başbakan 810 bin diyor ama 735 bin. Geçelim bunu, çok önemli bir fark olmayabilir.

Başbakan “Öğretmen sayısını 2 katına çıkardık, 407 bin artırdık.” diyor. Değerli arkadaşlar, öğretmen sayısındaki artış, on bir yıllık iktidar döneminizde sadece 210.593’tür. Bu, Millî Eğitim Bakanlığının verisidir. Şimdi, 210 bin az bir rakam mıdır? “Yo, iyi bir rakamdır.” denilemez. Neden? Çünkü aynı dönemde, on bir yıl içerisinde öğrenci sayısı 3,5 milyonun üzerinde artmıştır, 3 milyon 594 bin 900 TL’lik artış. Buna karşı, öğretmen ihtiyacı 117.815’tir yani bu sayıyı 30 kişilik sınıfa bölerseniz 117.815 öğretmen eder. Bunu koyun bir tarafa. Artı, emekli olan ve istifa eden öğretmenler… Milliyetçi Hareket Partisinden Sayın Büyükataman’ın verdiği bir soru önergesine alınan yanıt, 157.153 kişinin istifa ve emeklilik yoluyla 2011 yılı sonuna kadar ayrıldığıydı. Onu, bugüne uzatırsanız o da eder en az bir 180 bin. Bunları topluyoruz, Millî Eğitim Bakanlığının ihtiyacı on bir yılda 290 bin artmış ama yapılan öğretmen ataması 210.593 ile sınırlı kalmıştır.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yanlış bilgi!

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Demek ki neymiş? Burada bazı gerçeklerin üstü örtülmüş.

Değerli arkadaşlar, zaten tablo o kadar açık ki. Eğer öğretmen eksiği, öğretmen açığı varsa bununla övünemezsiniz siz, “Biz şu kadar öğretmen atadık.” diye övünemezsiniz. Bakınız, açık büyüdü, 127 bin idi, bugün itibarıyla 128.329’dur öğretmen açığı. Onun için öğretmenler üzerinden kimse siyaset üretmesin, öğretmenlerin hakkı olan verilsin, bizim iddiamız, isteğimiz ve talebimiz budur. (CHP sıralarından alkışlar)

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, yine, burada yaptığı konuşmada, zaman dilimlerini 2’ye ayırdı: “Ak yıllar ve kayıp yıllar.” AKP dönemini “ak yıllar”, ondan öncesini “kayıp yıllar” olarak ilan etti. Değerli arkadaşlar, şimdi, ak mı, kara mı, kayıp mı, biz bir şey söylemeyelim, rakamlar konuşsun. Bakınız, size, 1998 yılında bütçe yatırımlarından Millî Eğitim yatırımlarına ayrılan payı gösteriyorum, niye bu tarihi gösteriyorum? Çünkü, bu dönem bir yapısal değişim dönemidir. Yapısal değişim dönemlerinde yatırım bütçeleri yüksek olur. Bakınız, kaçmış? Yüzde 37,33. Bugün kaç? Yüzde 14,26. Şimdi de bir yapısal değişim dönemi yaşıyoruz. Dolayısıyla, öyle “ak yıl, kayıp yıl” falan derken rakamları konuşturun, rakamları, siyaset yapmayın.

Şimdi, başka bir sayıyı sizlerle buluşturmak istiyorum: 845.407, bu rakam size ne ifade ediyor? Bilen var mı, Sayın Bakanım? Bana çok şey ifade ediyor. Bu rakam değerli arkadaşlar, içinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılındaki kayıp öğrenci sayısıdır, kayıp yılların kayıp öğrenci sayısıdır. Sadece 58.407 öğrenci, 8’inci sınıftan 9’uncu sınıfa geçerken, hani on iki yıl zorunlu eğitim oldu ya, o arada kaybolmuştur. Bu, çok büyük bir sayıdır, 17 milyon öğrencinin neredeyse on yedide 1’ini siz eğitim sistemi içinde tutamamışsınız, kaybetmişsiniz. Bu, herhâlde “ak yıllar” diye adlandırılan yıllara değil, “kayıp yıllar”a yakışacak bir sayıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Gelelim PISA sınavlarına. Çok konuşuldu, ayrıntıya girmiyorum. Bir tek veri vermek istiyorum size. Bakınız, 2012 yılında yapılan PISA sınavında, matematik formüllerini algılamada Türkiye, 65 ülke içinde 62’nci oldu. Değerli arkadaşlar, bu, başarı mıdır? Bu, eğitimin kalitesini gösterir çünkü PISA, uluslararası bir sınavdır.

Laf PISA sınavından açılmışken Sayın Bakanın bir konuya dikkatini çekmek istiyorum: Bir yıldır bildiğim hâlde, bunu, ilk defa, burada açıklama ihtiyacı duydum; daha önce söylemedim çünkü söylersem uluslararası bir skandala neden olabilirdi. Sayın Bakan, 2012 yılında, sınav yapılmadan önce, Millî Eğitim Bakanlığının çok üst düzey bir bürokratı, bir müsteşar yardımcısı, sınav sorularının öğretmenler aracılığıyla öğrencilere çözdürülmesi için, soruları elinde bulunduran bürokratlara ağır baskı uygulamıştır. Ancak, bunun açıklanması, ortaya çıkması hâlinde, hem Türkiye sistemden diskalifiye olacak hem de büyük bir uluslararası skandal ortaya çıkacaktı. O bürokratların direnmesiyle, ısrarıyla bu gerçekleştirilmemiştir. Bundan sonraki sınavlar için, hem bu konuyu dikkatinize sunuyorum -böyle bir şeyi bilmediğinizi ve yanında olmayacağınıza da samimiyetle inanarak bunu söylüyorum- hem de ne yazık ki o direnci gösteren bürokratların, bugün, o görevde olmadıklarının da altını çizmek istiyorum. İsterseniz isim isim de size takdim edebilirim daha sonra. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; şimdi, millî eğitim, gerçekten -çok objektif bir değerlendirmeyle bakıyorum- en başarısız olduğumuz alandır yani AKP’nin en başarısız olduğu alan millî eğitimdir; bunda artık hiç kuşku yoktur. Bir yapılan, hemen arkasından bozulmaktadır. Değerli milletvekilleri, böyle bir şey olabilir mi? Yani, siz 4+4’ü getiriyorsunuz, sonra yeni bir reform çalışması başlatıyorsunuz. “SBS’yi kaldırdık.” diyorsunuz, SBS yavruluyor, SBS’cikler ortaya çıkıyor. Siz, genel liseleri kapatıyorsunuz, Anadolu liseleri kontenjanlarını da bu arada boş bırakıyorsunuz. Yani, söyleyecek çok şey var, zaman yok ama nereden baksanız başarısızdır.

İşte, bu başarısızlığı örtülemek için, bir reklam projesi ortaya koydunuz. Bu reklam projesi, bir promosyon kampanyası, bir PR çalışması, FATİH Projesi. FATİH Projesi karnesini size sunuyorum: Notu bol bir hocaydım üniversitede, yine bol not verdim.

Bakınız, proje 2014’te bitecekti, 2015’e sarktı, bitmedi, belki 2016’ya sarkacak. İlkokul ve anaokullarına tablet dağıtma hedeflenmişti, hedeften çıkarıldı. Şu anda, mevcut öğrencilerin sadece yüzde 0,48’ine tablet dağıtıldı. Öğretmenlerin sadece yüzde 2,28’ine tablet dağıtıldı. Uzaktan eğitim merkezlerinin sadece binde 3’ü tamamlandı değerli arkadaşlar. 2 alanda nispi bir başarıdan söz edilebilir, o da ancak orta alacak, üçte 1; o da altyapı işleri tamamlanan dersliklerle ilgilidir. Altyapı işleri tamamlanan derslikler, yerel ağ bağlantısı yapılan okullar yüzde 12, derslikler yüzde 33 gibi oranlara ulaşmıştır. Yani bu reklam projesi, ne yazık ki, bugün itibarıyla geçerliliğini yitirmiştir ve sadece tablet dağıtarak da eğitimde kalite artışı sağlanamayacağını dünyada eğitimden anlayan herkes zaten bilmektedir. Tablet bir yardımcıdır, bir yardımcı araçtır ama eğitimin kalitesini artıracak bir gücü ne yazık ki yoktur.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Tabletten kastedilen belki uyuşturucu haptır!                                                                  

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, şimdi, bir başka önemli konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum, o da şudur: İktidara geldiğiniz günden bu yana -gelmediğiniz zamanlar da dâhil- sürekli olarak Atatürkçü eğitimi “tek tipleşme” olarak nitelediniz ama siz anaokullarından başlayarak kendi tek tip insanınızı yarattınız.

Bakınız, bu, Konya’da bir anaokulu. Sayın Bakanım, lütfen bakın. Bu çocuklar ne yapıyor, biliyor musunuz? Bu çocuklara umre oyunu oynattırılıyor, oyunda kazanan, umre bileti kazanıyor. Bu nedir?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Çok güzel bir fotoğraf.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Bu, özgür bir eğitim midir?

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Evet.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne kadar özgür.

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Yoksa bu, tek tip, AKP tipi insan yaratmak için kurguladığınız bir eğitim midir?

Değerli milletvekilleri, eğitimde sınıfta kaldınız. Millî Eğitim bütçesine “Ret” oyu vereceğimizi açıklıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) -  İlla getirip buraya bağlayacaksınız.

LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Sayın Başkanım, şahsıma yönelik, “yalan” veya “yanlış” ifadelerde bulunduğuma dair bir beyanatı olmuştur, açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN -  Ne söyledi?

LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Bizatihi şahsımı, bizatihi ismimi kullanarak “kayıp yıllar” dediğimi, özellikle 1990’lı yılların, o yılların kayıp yıllar olmadığını, bu konuda yanlış…

HALUK KOÇ (Samsun) – Bakan konuşur, öyle bir usul yok.

BAŞKAN -  Buyurun Sayın Elvan, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, öğretmen konusuna gelmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bizden önceki on yılda, toplam alınan, atanan öğretmen sayısı 132.500’dür, 132.500’dür.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Toplam sayı…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Bakan konuşsun.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - AK PARTİ iktidarları döneminde atanan öğretmen sayısı tam 408 bindir. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkan, böyle bir şey yok efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Ona sataştı, ben ayrıca cevap vereceğim.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Öğretmen başına düşen öğrenci sayısından bahset.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - İkinci bir husus, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 2002 yılında 28 idi değerli arkadaşlar. Bugün öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 20’dir.

Diğer bir konu: Evet, “kayıp yıllar” dediniz. Biz kayıp yıllarda toplamış olduğumuz vergilerin yüzde 87’sini faiz için ödüyorduk, faiz. Toplamış olduğumuz vergilerin neredeyse tamamı faize gidiyordu, bir bütçeden bahsetmeniz mümkün değildi, bütçeler asli fonksiyonlarını yerine getirmiyordu.

Enflasyona bakalım, “kayıp yıllar” dediğimiz yıllarda, ortalama enflasyon yüzde 77’ydi, bizim dönemimizde ortalama enflasyon yüzde 9’un altına düşmüştür değerli arkadaşlar.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Not başarısından bahset!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Bir başka husus: O dönemde, kayıp yıllarda…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Matematik başarısından bahset!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Başbakanın simit hesabına benzedi!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - …devlet memurunun maaşı, bankalardan alınan borçlarla ödeniyor idi. Zorunlu tasarruf bu nedenle çıkmıştır, KEY için yapılan ödemeler bu nedenle ortaya çıkmıştır.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sataşma bunun neresinde, neye cevap veriyor?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Son olarak şunu söyleyeyim değerli arkadaşlar: Lütfen, Atatürk’ü kullanmayınız.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Siz kullanıyorsunuz.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, hepimizin lideridir ama şunu unutmayınız: Atatürk’ün paradan, puldan, devlet dairelerinden resmini kaldıran sizsiniz, AK PARTİ değildir. (CHP sıralarından gürültüler)

SENA KALELİ (Bursa) – Geç, geç bunları!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bırakın!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, buyurun...

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – “Yalan söyledi.” dedi, düzeltmek istiyorum. Beni yalancılıkla itham etti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – “Yalan söyledi.” dedi, öyle mi?

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Evet.

ENGİN ALTAY (Sinop ) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Öyle bir şey söylemedi Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yeri geldiği zaman, 69’un kullanımıyla ilgili, Başkanlık Divanında oturumu yöneten başkan vekillerinin birbirinden ayrı tavrı olur. Sayın Elvan’ın adı geçti sadece, cevap hakkı verdiniz. Sayın Elvan da kendisine atfedilen konuyla ilgili değil de hem Sayın Serter’i yalancılıkla itham etti, bir…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hayır, yalancılıkla değil, “Yalan  söylediğimi iddia etti.” dedi.

ENGİN ALTAY (Sinop) – …hem partimize sataşmada bulundu, iki.

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Hayır efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Serter’e şahsı olarak söz talep ediyorum. Sonra da ben, partimize sataşmadan dolayı söz talep ediyorum.

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Ben yalancılıkla itham etmedim Sayın Altay.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Tutanaklara bakın, öyle bir şey söylemedi.

BAŞKAN – Ama sataşma nedeniyle iki ayrı söz verilmez ki. Yani Sayın Serter…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nasıl verilmez? Sayın Başkan, olur mu öyle şey? Partiye ayrı sataştı Sayın Başkan, olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Sayın Altay, bir saniye.

Sayın Serter söz aldığı zaman hem şahsı adına sataşma nedeniyle ve hem de partinizin mensubu olması nedeniyle, parti adına, sataşma nedeniyle cevap verir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, Sayın Elvan’a söz vermeniz bence doğru değildi, verdiniz. Sayın Serter, şahsıyla ilgili konuşacak, ben partimle ilgili konuşacağım. Talep ediyoruz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ama dayatıyorsunuz Sayın Başkan Vekili.

BAŞKAN – Sayın Altay, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun sayın milletvekillerinin konuşması bitene kadar devam edecektim, sizlere söz hakkı verdikten sonra kesme durumunda kalırım zaman itibarıyla, onu söyleyeyim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Böyle bir şey olur mu? Bu yaptığınız tehdit! Tehditle burayı yönetemezsiniz!

BAŞKAN – Hayır, şunun için söylüyorum…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Orayı tehditle yönetemezsiniz Sayın Başkan!

BAŞKAN – Sayın Altay, bu, tehdit değil…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kesersen kes! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Ne bağırıyorsun! Allah Allah!

ENGİN ALTAY (Sinop) - Karışmayın siz!

BAŞKAN – Zaman açısından bir şey anlatmak istiyorum, niye tehdit algılıyorsunuz ki?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bu yaptığınızı size hiç yakıştıramadım. Yani ben size nezaketen “Bizim hatiplerimizin konuşması bitene kadar ara vermeyelim.” dedim, “Tamam.” dediniz, sözü er kişi verir, isterseniz kesin.

BAŞKAN – Sayın Altay, sizin söyledikleriniz… Sayın Altay, dinler misiniz? O zaman, söylediklerimi, kusura kalmayın, anlayamıyorsunuz. Tehdit yok ortada, tehdit maksadıyla söylemediğimi söyledim. Zaman açısından…

ENGİN ALTAY  (Sinop) – İki dakikayla mı değişecek Sayın Başkan?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Niye verdiniz…

BAŞKAN – Ama sizin söyledikleriniz, size çok güzel yakışıyor.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ne demek Sayın Başkan? “O zaman ara veririm.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Çok güzel yakışıyor. Niye tehdit olarak algılıyorsunuz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ama niye “Ara veririm.” diyorsunuz Sayın Başkan. “İkiniz söz isterseniz ara veririm.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Burası Genel Kurul, hemen hazırsınız yüksek sesle konuşmaya, kavgaya, tehdide hemen hazırsınız yani!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yüksek sesle, mikrofona geçsin diye söylüyorum.

BAŞKAN – Bu düşüncenizi değiştirmeniz gerekir yani!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, Serter’e söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Evet, sataşma nedeniyle Fatma Nur Serter’e iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

5.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle şunun altını çizeyim, elimde kesin bilgi ve belge olmadan tek kelime konuşmam. Burada sizlere sunmuş olduğum bütün veriler, resmî belgelerden alınmış verilerdir, Millî Eğitim Bakanlığının verileridir, TÜİK’in, Türkiye İstatistik Kurumunun istatistik yıllıklarında yayınlanan verilerdir. Tek tek bütün rakamlar doğrudur ve resmî istatistiklerde bulunabilecek niteliktedir.

Ben bambaşka şeylerden söz ettim, burada Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı bambaşka noktaya olayı çekti. Ben eğitimde ak yılların olmadığını anlattım ve neden anlattığımı bir daha tekrar etmek istemiyorum. 2002 yılında 524.615 olan öğretmen sayısının 2013’te 735.208’e çıkmış olması, Millî Eğitim Bakanlığı ve TÜİK verisidir, aksini ispat size düşer. Ben size istatistik yıllıklarını öneriyorum. Aradaki fark 210.593’tür; 210.593 ise 407 binden epeyce küçüktür.

Dolayısıyla, burada konuyu bambaşka yöne çekerek, hiç söylemediğim şeyleri söylemişim gibi davranarak, beni yalancılıkla itham edenler, konuyu çarpıtmadan, benim söylediğim iddialara cevap verselerdi bir anlam ifade ederdi.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, Sayın Altay, buyurun.

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

ENGİN ALTAY (Sinop) – Madem ben de yerimden çok kısa şunu söylemek istiyorum.

Bize Atatürkçülük dersi vermeye kalkmadan önce, o Genel Başkanınıza söyleyin, “Atatürk” kelimesini ağzına almayı bilsin.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Genel Başkanımıza laf söylemeyin!

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sürekli anıyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Mecburiyet hâline getiriyorsunuz! 

ENGİN ALTAY (Sinop) – O bir kere alsın, bütün iddialarımızı geri çekeceğiz. Recep Tayyip Erdoğan’ın ben “Atatürk” dediğini hiç duymadım! Hiç duymadım!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hadi canım!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Böyle bir partinin mensuplarından alacak Atatürkçülük dersimiz yoktur, bir; paradan Atatürk’ün resminin kaldırılması çok bayatladı. Bunu Türkiye’de bilmeyen kalmadı. O günkü kanunların gereği olarak yapılmış uygulamadır, iki.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – İşinize gelmiyor o, değil mi?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN - Evet, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Lütfü Baydar, Aydın Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA METİN LÜTFİ BAYDAR (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamı üç ayrı heyet raporuna rağmen Adli Tıp Kurumunda bulunan tıp doktorlarının, ettikleri Hipokrat yeminini unutmaları nedeniyle bin yedi yüz on dört gündür tutuklu bulunan değerli meslektaşım, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu Profesör Doktor Fatih Hilmioğlu’na ve atanamayan 10 binlerce öğretmene armağan ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli milletvekilleri, 2014 yılı bütçesini konuşuyoruz. 2000’li yılların herhangi bir bütçesi gibi 2011, 2012, 2013 yıllarının Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin bir benzeri bütçe. Rakamların belli bir amacı, özelliği ve ruhu olmaksızın bir katsayıyla çarpılıp elde edilen bütçelerden biri şu an önümüzde. Bu bütçe de öncekiler gibi Bakanlığın yükseköğretim tanımlamalarında belirttiği, ufku geliştiren, yeni fikirler ortaya koyan bir anlayışı ifade etmek yerine basmakalıp, klişe kelimeleri kullanan ve her sene kendini tekrarlayan bir bütçe düşüncesine sahiptir. Maalesef, bu bütçenin ruhu yoktur.

Bütçeden önce Hükûmetin eğitim karnesini PISA raporlarından gördük. Sürpriz de olmadı aslında. 2003’ten beri her üç yılda bir raporlama yapan PISA verileri malumu ilam ediyor. Yıllardır her defa tekrar tekrar gördüğümüz ve içimize sindiremediğimiz veriler. “Başarı, başarı” diyorsunuz, sonuç ortada. Önceki raporlarda olduğu gibi Endonezya, Ürdün, Kazakistan ve pek çok Orta Doğu, Asya ülkesinin önünde yer almışız. 64 ülke arasında yine ortalamayı geçemedik, 42’nci olduk. Sayenizde yıllardır, on koca yıldır 40’ıncı sıraları mesken tuttuk. Eserinizle övünebilirsiniz!

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Nereden aldın peki?

METİN LÜTFİ BAYDAR (Devamla) – Yaratmakla övündüğünüz eğitim sistemiyle, ortalama olarak günde on beş saniye okuyan bir nesil geldi bugün; sizin eseriniz, görün. Eğitim sistemiyle yarıştığımız ülkeler yılda kişi başına 6 kitap okusun, biz yılda 6 kişiye 1 kitap okutamayalım! Hâliyle, tabii ki PISA verileri, OECD’nin eğitime bakış verileri hep olumsuz olacak.

Sonuçta, yükseköğretime gelen öğrenci de bu nesilden gelecek. Okumayan, Türk ve dünya klasiklerini bilmeyen, insanlığın gelişim seyrinden, tarihten, kültürden, bilimden, fenden habersiz gençlerimiz, politikası olmayan ve her bakanla yeniden şekillenen, yazboza dönen bir Bakanlığın insafına terk edilen yurdumun güzel insanları, umudumuz, geleceğimiz bu nesillerden her sene 2 milyon kişiyi üniversite sınavına alıp 1 milyon kişiyi kapıdan geri çeviren sınav sistemiyle, insanımıza yalnızca hüsran sunmaktasınız. Bu hüsranlardan sonra PISA benzeri raporlardan da öyle yıldızlı pekiyi bekleyemezsiniz, bulamazsınız. Bu öğrenciler yükseköğretim sisteminde öyle harikalar yaratamaz. Hele 2023 vizyonuna ortak etmeyi düşünüyorsanız, hiç beklemeyin.

Yükseköğretim sadece bina değildir. İçine personelin doldurulduğu, yalnızca derslikler ve mekânların olduğu yerler de değildir. Üniversiteleri susturursanız, sindirirseniz, kendinize biat etmesini isterseniz, o üniversitelerden yaratıcı düşünce, buluş, icat, patent çıkartamazsınız. Sonuçta, bumerangın bir gün gelip sizi vurduğunu görürsünüz.

Bakanlık, her ne kadar üniversiteleri, hızla değişen ve dönüşen dünyada bir yandan bilgiyi yöneten ve dönüştüren, diğer yandan geleceği oluşturan gençleri yetiştiren kurumlar olarak açıklasa da, bütçe rakamlarını gördüğümüzde, bu yazılanların göz boyama ve illüzyon olduğunu, gerçeği yansıtmadığını anlıyoruz.

2014 bütçe rakamlarıyla bir değerlendirme yaparsak, toplam yükseköğretim bütçemiz 17 milyar Türk lirası, yaklaşık 8 milyar dolar. O çok övündüğünüz 800 milyar dolarlık millî gelirin yüzde 1’i yükseköğretime giden. Hani diyorsunuz ya “800 milyar dolara çıkardık millî geliri.” diye, onun yüzde 1’ini yükseköğretime ayırıyorsunuz.

Bu 8 milyar dolar 104 üniversiteye nasıl dağıtılmış ona da bir bakalım: 37 üniversitenin bütçesi 75 milyon Türk lirasının altında. Bunların 9 tanesi de 50 milyon Türk lirasının altında bütçeye sahiptir. 75-150 milyon Türk lirası sınırında 25 üniversite var. 150-300 milyon Türk lirası bütçesi olan 30 üniversite bulunmakta.

Gelelim amiral gemilerine, yatırım ve kaynaklar büyüklere gitmektedir. 500 milyon Türk lirası üstü bütçeye sahip 4 üniversite var ki toplam bütçeleri 2,5 milyar Türk lirasıdır. Bu 4 üniversitenin bütçesi, 75 milyon Türk lirası bütçeli 37 üniversitenin bütçesinden daha fazladır.

Üniversite sistemi bütçe sistemi gibidir. Bir tarafından çekiştirilmiştir. Çekebilen, kendine doğru kaynakları aktarmakta, dolayısıyla bütçe amorflaşmaktadır. Sonuçta her ile bir üniversite kampanyası, bu bütçe rakamlarıyla sadece sözde kalmış, fiyasko olmuştur.

Genel olarak ifade ettiğimiz bu değerlendirmeden sonra bir gerçeği daha ilave etmek isterim ki bu bütçelerin yüzde 80’ini aşan bir kısmı, personel giderleri için kullanılmaktadır, yüzde 80, 8 milyar doların yüzde 80’i personel.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bütçenin yüzde 80’i nasıl personel giderlerine ayrılır?

METİN LÜTFİ BAYDAR (Devamla) – Onun yüzde 20’si cari ve yatırım olarak kullanılacak.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ya sen rektörsün, üniversite hocasısın! İnsaf ya!

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen.

METİN LÜTFİ BAYDAR (Devamla) – Rektör olduğum için böyle konuşuyorum Fikri Bey, rektör olduğum için böyle konuşuyorum. Senden daha hâkimim rakamlara.

Geri kalan da cari giderler ve yatırımlar. Bu cari gider ve yatırımlar ile üniversiteler nasıl bilim yapacak, 2023 hedeflerine nasıl ulaşacak? Tablo önünüzde. Üniversitelerin bu kaynak dağıtımındaki adaletsizliğinden yeni adaletsiz uygulamalar doğacaktır. Sündürülmüş bir bütçeden sindirilmiş bir üniversite çıkar, bunu unutmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, ülkemizin geleceği, yetişmiş insan, nitelikli akademik ve araştırmacı potansiyeline de değinmek istiyorum. Toplam potansiyelimiz, 130 bin akademik personel; üst dağılımda ise 17.807 profesör, 10.962 doçent, 27.385 yardımcı doçent, 41 bin araştırma görevlisi, 30 bin civarında öğretim görevlisi ve uzman bulunmakta. Bu 130 bin akademik personelin yalnızca 57 bini doktoralı.

İhtiyacımız nedir? Türkiye'nin gelecek vizyonunda kaç doktoralı araştırmacıya ihtiyacımız olacaktır? Bunların yetiştirilmesi için ne tür önlemler alınmalıdır? Nitelikli beyinleri ülkemize ve üniversitelere çekebilmek için, bırakın çekmeyi, üniversitelerde tutabilmek için ne yapmaktasınız? Bu bütçe yapısı, bu maaş sistemi, bu akademik tebaalaştırma mantığı ve biat kültürü ile neyi başarmayı hedefliyorsunuz? Kendinize yakın olan vakıflara niteliklerine bakmadan kurdurduğunuz apartman gibi yeni vakıf üniversitelerinden mi söz etsem, yoksa “12 Eylül ürünü.” diye avaz avaz bağırdığınız, ele geçirince gıkınızı çıkarmayarak parti teşkilatı gibi çalıştırdığınız ne idüğü belirsiz YÖK’ten mi? Hangi yanlışınızdan söz etsem? (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Hocam, biraz yavaş konuş.

METİN LÜTFİ BAYDAR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2014 yılında, 176 üniversiteli, 130 bin akademik personelli, 17 milyar Türk lirası bütçeye sahip bir yükseköğretim sistemimiz var. Size göre Türk yükseköğretim sistemi gelişmekte. Vakıf üniversitelerine her ilde açtırdığınız yüksek lisans programlarıyla, düzenli ders yapılmayarak verilen diplomalarla, “Hap yap, para kap.” mantığıyla eş değer, ucube bir eğitimi siz ortaya çıkardınız. Bir de bu tabloya akademisyenlerin bir türlü giderilemeyen maddi ve manevi sorunlarını ekleyin; alın size dünyayla yarışacak gençleri çıkaracak olan üniversiteler! Mümkün mü? Güldürmeyin bizi arkadaşlar ya, bununla olmaz bu iş.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeni üniversitelerin açılmasına, mevcut üniversitelerin daha da güçlendirilmesine her zaman destek verdik fakat Hükûmetle, üniversiteler konusunda farklı düşünmekteyiz.

İlk olarak, özgür düşünce ortamını üniversitelerde maalesef yok ettiniz. Kendisi gibi olmayana yaşam hakkı tanımayan bir üniversite yarattınız. Özgür beyinler ile bireylerin yetiştirilmesi üniversitelerin vazgeçilmez evrensel koşuludur. İkinci olarak, yeni kurulan üniversiteleri tematik bir yapıda oluşturamadınız. Üçüncü olarak, ülkemizin gelişmesinin temeli bilimsel özerklik ve bilimsel üretim yeteneğinin önündeki en büyük engel olan YÖK derhâl yok edilmelidir. Dördüncü olarak da üniversitelerin bağımsız olması için öncelik bütçe özerkliğidir. Bağımsızlığın temeli mali özerkliktir. Maalesef yüzde 2 öz kaynakla bu da başarılamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, ÖSYM bütçesiyle ilgili bir değerlendirme yapacak olur isem; herkesin güvendiği bir kurumu artık hiç kimsenin güvenemediği bir kurum hâline dönüştürdünüz. ÖSYM Başkanının göreve geldiğinden bu yana yapılan on beş sınavdaki şaibesinin halkta yarattığı güven bunalımını nasıl aşarsınız bilemem.

Üniversiteleri işsizliği geciktirme amacıyla kullanan ve genç işsizliğini cumhuriyet tarihinin en üst noktasına taşıyan bu AKP hükûmetlerinden ve bütçelerinden kurtulacağımız günlerin bir an önce gelmesi dileklerimle hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Muharrem IŞIK (Erzincan)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Recep Gürkan, Edirne Milletvekilli.

Süreniz on dakikadır Sayın  Gürkan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA RECEP GÜRKAN (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında, devlet üniversitelerinin bütçeleri üzerine Cumhuriyet Halk Partisi  Grubu adına söz almış buluyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce bir açıklama yapmak istiyorum. Yemek arasından önceki oturumda Sayın Başkana Grup Başkan Vekilimiz bir not ileterek Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmaları bittikten sonra yemek arası verilmesini talep etmişti, Sayın Başkan da kendisi buna “Tamam, öyle yaparız.” dedi. Ancak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan bir konuşmacı kaldığında, Sayın Başkan yemek arası verdi.

Sayın Başkan, Sadık Yakut olarak söylediğiniz sözü, verdiğiniz sözü tutup tutmamanız sizi ilgilendirir, bizi ilgilendirmez ama Meclis Başkan Vekili olarak, gazi Meclisin koltuğunda oturan birisi olarak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturan birisi olarak, verdiğiniz sözü tutup tutmamanız bizi ilgilendirir. Bu, çok yanlış bir davranıştı Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, eğitimin bir ömür boyu sürmekte olduğu gerçeğini kabul ettiğimizde, eğitimi bir bütün olarak ele aldığımızda, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin önemini, yükseköğretimde üniversitelerimizin bütçelerinin önemini kavramak mümkün olur. Toplumun tamamını ilgilendiren bir bütçeyi görüşüyoruz. Hata payının sıfır olması gereken bir bütçeyi görüşüyoruz. Atacağımız adımlarla bir neslin kaderini değiştirdiğimiz, değiştireceğimiz bir bütçeyi görüşüyoruz. “Ben yaptım oldu.” demenin çok yanlış olduğu, telafisinin mümkün olmadığı gerçeğini hiçbir zaman unutmamamız gereken bir bütçeyi görüşüyoruz. Bütçeyi görüşüyoruz ama Sayın Millî Eğitim Bakanı, komisyon sıralarında yok. Sabahtan beri izliyorum, bu üçüncü bütçe görüşmeleri milletvekili olduğumdan bu yana, ilk kez, Millî Eğitim Komisyonundan hiç kimsenin, ama hiç kimsenin, Millî Eğitim bütçesi görüşülürken komisyon sıralarında oturmadığına şahit oldum, ne Komisyon Başkanı ne de komisyondan herhangi bir üye.

Değerli arkadaşlar, eğer biz Millî Eğitimin bütçesi görüşülürken millî iradenin temsilcisi olan Komisyon Başkanına dahi orada yer bulamıyorsak vay hâlimize! Bir şey daha dikkatimi çekti: Eski Millî Eğitim bakanlarından, eski YÖK başkanlarından Sayın Mehmet Sağlam’a da beş dakika söz verilmiş usulen. Şunu merak ettim: Acaba Sayın Mehmet Sağlam’a aykırı fikirlerinden ötürü mü bu kadar az söz verildi, kısa söz verildi, yoksa 28 Şubatın Millî Eğitim Bakanı olduğu için mi bu kadar az söz verildi?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; okullaşma oranı, atanamayan öğretmenler, bölgeler arası yaşanan fırsat eşitsizlikleri, fiziki altyapı yetersizlikleri, barınma sorunu, müfredatın güncellenmesi, nicelik ve nitelik bazında yaşanan problemleri de göz önüne aldığımızda, eğitim alanında yaşadığımız sorunlar gerçekten çok büyük. Yıllardır az da olsa sorunlarla yolunda giden bir taşımalı eğitimimiz var. Bu taşımalı eğitim, devri iktidarınızda taşımasız eğitime dönüştürüldü. Hatta, bazı illerimizde, batı illerimizde, örneğin İzmir’de eşekle taşımalı eğitime dönüştürüldü. Bu kış gününde bu çocuklara yazıktır, günahtır! (CHP sıralarından alkışlar)

Bütçe rakamlarını objektif olarak ele aldığımızda, maalesef, ihtiyaçlarımızı giderecek artışların bütçe rakamları içerisinde olduğunu göremiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu yıl üniversitelere 673 bin öğrenci kayıt yaptırdı, 370 bin öğrenci de yurt başvurusunda bulundu, bunlardan ancak 87 bini yurtlara yerleşebildi. Yetkililere sormak istiyorum: Bu sene, çok azı dışında, yurt yedek listelerini neden açıklamadınız? Sadece benim istediğim, benim uygun gördüğüm öğrenciler mi yurtlara yerleşsin. dediniz? Peki, yurda yerleşemeyen yaklaşık 283 bin öğrenciye ne dedi Sayın Başbakan biliyor musunuz? “Başının çaresine bak kardeşim, başının çaresine bak!” dedi. Üniversiteleri nicelik olarak artırdınız, kontenjanları artırdınız ama yurtları aynı oranda artıramadınız. Şimdi “100 bin kişilik yer arıyoruz.” reklamlarına çıktınız, bunlarla sorunu çözmeye çalışıyorsunuz.

Yaşam mücadelesi veren, çok zor koşullarda eğitimlerini sürdürmeye çalışan bu öğrencilerin başına ahlak zabıtası kesildi Sayın Başbakan. Ona göre, kimse masum olamazdı; gençlere güvenmiyordu. Sebebini anlamak tabii ki mümkün değil. Ve demokrasi adına ibretlik bir manzara ortaya çıktı, Sayın Başbakan şu açıklamada bulundu, diyor ki: “Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor; üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenciyle aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik, bunun bir şekilde denetimi yapılacak.”

Değerli arkadaşlar, kızlarla erkeklerin birlikte kalmasını eleştirenlere şunu sormak istiyorum: Bu durum hukuken yasa dışı mı? Kendi yetiştirdiğimiz -kız olsun, erkek olsun- evlatlarımıza güvenmiyor muyuz ya da güvenmeyecek miyiz? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Zinayı Türk Ceza Kanunu’ndan hangi hükûmet kaldırdı, sormak istiyorum sizlere. Hangi hükûmet kaldırdı, bunu biliyor muyuz acaba?

On bir yıllık AKP iktidarındaki bazı göstergeleri sizlerle paylaşmak istiyorum; TÜİK, Adalet Bakanlığı gibi resmî kurumlarımızın rakamlarıdır bunlar: Boşanma sayısı yüzde 29 artmış, intihar sayısı yüzde 40 artmış, kasten adam öldürme sayısı 2,2 kat artmış, cinsel saldırı suç sayısı yüzde 63 artmış, çocuk cinsel istismarı suç sayısı 3,8 artmış ve cinsel taciz suç sayısı 4,3 oranında artmış arkadaşlar, hanehalkının yani vatandaşın ödediği faizler de tam 12 kat artmış. O nedenle, artık, bu millete, bu aziz, bu büyük millete muhafazakârlık ve dindarlık üzerinden siyaset yapmayın. İcraatlarınız ortada, önce bunları düzeltin.

Sayın Başbakan türban üzerinden yaratmak istediği kutuplaşmayı yaratamayınca, başarısız olunca çıkmaza girdi. Bundan sonra her konuda ama her konuda bir kutuplaşma politikasını ortaya koyduğuna şahit olacağız.

Gezi olaylarından sonra öğrencilere taktı kafayı ama Gezi olaylarındaki -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun- o öğrenciler, o “kudretli dünya lideri” denilen Başbakanın karizmasını çizdi arkadaşlar, o gencecik çocuklar onun karizmasını yerlere düşürdü.

Sayın Başbakan, geçen hafta, benim seçim bölgem olan Edirne’deydi. Edirne’deki konuşmasında, Balkan savaşlarının, 1912-1913’teki Balkan savaşlarının 100’üncü yılına atfen aynen şu ifadeleri kullandı: “Yüz yıl önce Osmanlı ordusu Edirne’yi düşmandan kurtarmak için ilerlerken birileri ne diyordu, biliyor musunuz? Gençler, bunu iyi dinleyin, gideceğiniz her yerde bunu anlatmanız lazım. Edirne’de o zaman yaşayanlar ‘Edirne’ye Enver gireceğine Bulgar girsin.’ diyorlardı. Yüz yıl önce bu densizliği yapanlar, işte bugün de aynısını yapıyorlar, Türkiye o eski Türkiye olsun istiyorlar.” diye devam etti konuşmasına.

Değerli arkadaşlar, 1912-1913 Balkan savaşları gerçekten Türk tarihinin trajik bir safhasıdır, sayfasıdır. Bakınız, bu söz doğru mudur? Doğrudur. Birileri “Edirne'ye Enver gireceğine Bulgar girsin.” demiş midir? Demiştir. Kim demiştir? Size açıklayayım: O dönemde İttihat ve Terakkinin rakibi olan, düşmanı olan, bugünkü torunlarının dedesi, atası olan o dönemin Hürriyet ve İtilaf Partisi, o dönemin liberal ve muhafazakâr partisinin mensupları demiştir. Kimdir bunlar? Damat Ferit Paşa, İsmail Bey, Rıza Tevfik, Rıza Nur. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başbakana şunu hatırlatmak istiyorum: Edirne öyle bir şehirdir ki Sayın Başbakan, memleketini seven, toprağını seven, vatana ihaneti sözcüğünden çıkarmış insanlarla doludur Edirne; Edirne öyle bir şehirdir ki yüzyıllarca Balkanlardan, Avrupa’dan gelen saldırılara karşı Anadolu’yu korumuş bir şehirdir Edirne; öyle bir şehirdir ki Edirne, cumhuriyete, Atatürk’e, Atatürk ilke ve devrimlerine sonuna kadar bağlı bir şehirdir Edirne. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Başbakan, hiçbir Edirnelinin dedesi, atası, babası savaşlarda kümeslere kaçıp saklanmamıştır; canını vermiştir, kanını vermiştir, bugün de vermeye devam edecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gürkan.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

 

BAŞKAN – Sizin açıklamanız nedeniyle ben de açıklama yapmak istiyorum Sayın Gürkan.

Sayın Metin Lütfi Baydar gelerek, Sayın Baykal’ın Meclise geleceğini, Sayın Serter’le birlikte konuşmasını Sayın Baykal geldiği anda yapmak istediklerini belirterek 3 defa -Sayın Grup Başkan Vekiliniz de dâhil olmak üzere- talepleri üzerine ara verme süresini değiştirdim. Yoksa, Cumhuriyet Halk Partisi konuşmaya başlamadan önce yemek arası verilecekti Sayın Gürkan. Sizin tabirinizle Atatürk’ün koltuğunda oturan Başkan Vekili olarak da sözümün arkasında dururum, rahat olun, Sadık Yakut olarak da her zaman sözümün arkasındayım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tamamen ihtiyaç nedeniyle ara verilmiştir. Bunu izah ettim biraz önce ama tekrar açıklama gereği hissettim.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Satır, söz talebiniz var.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bir konuda açıklama yapmak istiyorum müsaadenizle.

Geçtiğimiz oturumda Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Altay “O Başbakanınıza söyleyin ‘Atatürk’ adını ağzına alsın.” gibi bir cümle kullandı. Sayın Altay’ın hitap tarzını takdirlerinize ve kendisine bırakıyorum. Şunu söylemek isterim ki: Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sadece bizim değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin Başbakanıdır.

“Atatürk” isminin alınıp alınmamasıyla ilgili de müsaade ederseniz birkaç cümle söylemek istiyorum. Biz devlet büyüklerimizi sözde değil, özde severiz, sayarız ve değer veririz. Atatürk’le ilgili konuya gelince, Soyadı Kanunu’ndan önceki tarihî olaylarda ve konularda “Gazi Mustafa Kemal” ismi kullanılır, Soyadı Kanunu’ndan sonra “Atatürk” soyadının alınmasından sonraki tarihî olaylarda ve konularda “Mustafa Kemal Atatürk” ismi kullanılır. Bununla ilgili çok yakın zamanda yaşadığımız bir olayı size aynı cümlelerle söylemek istiyorum. 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı’nda, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Millî Kütüphane konferans salonunda düzenlenen programda Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cümlesini okumak istiyorum: “Aramızdan ayrılışının 75’inci yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle yâd ediyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarına…” vesaire vesaire vesaire, devam ediyor. Sayın Altay’ın söylediği gibi “Atatürk” ismi kullanılmıyor değil, tarihî kronolojik sıraya göre, en basit kurala göre kullanılıyor. Bunu takdirlerinize sunuyorum.

Açıklama izni verdiğiniz için de teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok güzel.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, ben de böylece Başbakanın çok nadiren de olsa “Atatürk” ismini ağzına almasından çok mutlu oldum. Kendisine çok teşekkür ediyorum, çok çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Evet, ben teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Yıldırım Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi iki dakikadır.

MHP GRUBU ADINA YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini aziz milletimizle paylaşmak için söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken yüce Meclisi saygıyla selamlıyor, yeni bütçenin devletimize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan diliyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, geçen pazartesi günü, Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun kendisine yöneltilen gensoruya ilişkin sunduğu cevaplara hiçbir anlam veremediğimi itiraf etmeliyim. Sayın Davutoğlu, beğendiği ve kendisine örnek aldığı merhum Dışişleri bakanları Fuat Köprülü’den, Fatin Rüştü Zorlu’dan; kefenden, idamdan bahsetti. Bunları dinlerken benim zihnimde bazı sorular belirdi.

Bir: AKP’nin kurucularından olan, bu iktidarda da uzunca bir süre Dışişleri Bakanlığı yapan ve bugün Cumhurbaşkanı olan Sayın Abdullah Gül’ün adını niçin zikretmediniz? Sayın Gül’ün Dışişleri Bakanlığındaki hizmetlerini Sayın Davutoğlu beğenmemekte midir, yoksa unutmuş mudur?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nifak var, nifak aralarında.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Sayın Bakan tekrar bu kürsüye geldiğinde Sayın Gül hakkındaki kanaatlerini bir iki sözle de olsa ifade ederse çok memnun oluruz.

İki: Bu korku ve ölüm psikolojisi, kefenler, bir şeyler anlattılar. Sebebi nedir bunların? Hani siz duble yollarda 5’inci viteste giden ileri demokrasinin mimarlarıydınız! Siz Sayın Başbakanın “ustalık dönemi” diye nitelediği bir devrin, hem de Sarıgüllerin dahi “dünya lideri” olarak nitelendirdiği bir liderin Dışişleri Bakanı değil misiniz? Nereden çıktı şimdi bu kefen söylemi, bu idam sözleri? İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesi bile yok. Burasını Mısır mı zannediyorsunuz? Kaldı ki şayet gerçekten Türkiye'nin hayrına ve lehine çalışmalar yürütüyorsanız, çekinecek, gocunacak neyiniz var Sayın Bakan? Yoksa bizden sakladığınız gizli faaliyetleriniz mi var da onların korkusu mu geceleri sizi bunaltıyor? Bu iki konudaki merakıma bir cevap verebilirseniz birçok milletvekili arkadaşımızı da benzer kaygılarından azat edersiniz diye düşünüyorum.

Sayın Davutoğlu, bir husus daha var: Amerika kaynakları Suriye’de kimyasal silahların El Nusra cephesi tarafından kullanıldığını geçtiğimiz günlerde açıkladı, Sayın Loğoğlu da geçen günkü konuşmasında değindi. Esad ihtimali söz konusu olduğunda sergilediğiniz cevvaliyetin bir benzerini şimdi niçin bu örgüte karşı göremiyoruz Sayın Bakan? El Nusra’nın üzerine neden gidemiyorsunuz? Bu noktada da bir açıklama istemek hakkımızdır diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, birçok defalar tekrarladığımız üzere, hâlihazırdaki Dışişleri Bakanlığının izlediği politikalar Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleneksel dış politika çizgisiyle çelişmekte ve zıtlaşmaktadır.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak dış politikadaki sorunları iki farklı kategoride ele alıyoruz. Birincisi, AKP Hükûmetinin sebebiyet verdiği dönemsel sorunlar. İkincisi ise doğrudan Türk devletini bağlayan yapısal sorunlardır. Dış politikada hâkim konjonktüre bağlı hatalar yapılabilir, yanlışlara düşülebilir. AKP bunu Suriye’de, Mısır’da ve kısmen de olsa İsrail’de yaptı. Hepsinin telafisi basit bir iktidar değişimiyle mümkündür. Ne var ki, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundan bu yana üç meselesi vardır ki bunlar siyasi partilerin günlük uğraşlarını aşan millî bir niteliğe tabidir. Birincisi Misakımillî, ikincisi Kıbrıs, üçüncü ve sonuncusu ise 1915 meselesidir. İktidarlar gelir geçer ve fakat, baki kalan devlettir. Her parti iktidar olduğunda kendi görüşleri doğrultusunda bazı kararlar alabilir ve onları tatbik edebilir, bu iktidarların en tabii hürriyetidir ama iş sıraladığımız üç millî meseleye geldiğinde, burada çok geniş bir mutabakat aranmalı ve keyfî davranmaktan kaçınılmalıdır.

“Millî” denilen meseleler zaman aralıklarının ötesindedir ve iktidarlardan çok, topyekûn, devleti ve milleti bağlar. Dolayısıyla da söz konusu sahada işlenecek tek bir kusur yapısal neticeleri de beraberinde getirir.

Değerli milletvekilleri, bugün iktidar da, muhalefet de “Misakımillî” mefkûresini kulağa hoş gelen bir söylem ve kitlelerin gözünü boyamak için kullanılan bir propaganda aracı zannediyor. Bir şeyi açıkça ifade etmek istiyorum: Misakımillî, “Tek bir çakıl taşı dahi…” ile başlayan kuru sohbetlere veya bir ucuz popülizm kaynağına katiyen indirgenemez.

O coğrafyada, özellikle de Musul ve Kerkük’te, hatta Erbil’de, Süleymaniye’de yaşayan, daha doğrusu, bugün, yaşamaya çalışan Türkmen nüfusun maruz kaldığı imha, sürgün ve caydırma politikalarının devlet katında bir karşılığı vardır. Fakat, öyle anlaşılıyor ki siyasi iktidar açısından ortada endişelenilecek bir hadiseler zinciri bulunmamaktadır. Bakınız, eskiden oralarda bir tek yaprak dahi kımıldasa Ankara’da fırtınalar kopardı. Zira, bilinirdi ki Musul’da ve Kerkük’te yaşananlar doğrudan bizim güneydoğumuza etki eder. Şimdi ise, AKP iktidarıyla birlikte, Kuzey Irak’taki tufanlar Ankara’da bir tek yaprak dahi oynatmıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü AKP Misakımillîci değildir BOP’çudur, Kürdistancıdır ve Barzanicidir.

Değerli milletvekilleri, görüyorsunuz, son bir haftadır, güzel Türkiye’mizin bazı il ve ilçelerinde terör örgütü yeniden ayaklanma provaları yapmak suretiyle birilerine gözdağı veriyor. Her devlet, kendisine isyan eden ve kolluk kuvvetlerine saldıran, kurşun sıkan örgütleri, yapıları itlaf eder. Bunu bir kere daha, herkes aklına sokmalıdır. Biz, temel insan hakları bağlamında derdini, talebini kırmadan, dökmeden, dış teşvike dayanmadan duyurmaya çalışan Kürt veya herhangi, ne kökenden olursa olsun, bütün Türk vatandaşlarımızı bağrımıza basarız. Ama bu talepleri istismar eden, sömüren ve kötüye kullanan teröristlerin kaderinde yok edilmek vardır; bu, işte bu kadar basittir.

Diğer yandan, bir bakıyorsunuz, Kuzey Irak’taki kabile reisi, AKP’den de aldığı güçle, Türkmenleri öz vatanlarından sürüyor, zulmediyor, onları katlediyor ve kendince sindirmeye çalışıyor. Türkmen kardeşlerimizin uğradığı hunhar saldırıların, yaşadıkları faşizm örneklerinin haddi hesabı yok. Bu kabile reisi 19’uncu yüzyıl kafasıyla Kuzey Irak’ta bir etnik temizlik yapıyor, sizler de seyrediyorsunuz. Nerede insan sevgisi? Nerede barışçıl tutum? Nerede Müslüman’ın zulüm gördüğündeki infial? AKP’nin “barış” kavramından anladığı yalnızca Türk düşmanlığı mıdır? Herhâlde başka bir şey değildir.

Millî dış politikamız açısından Irak’ın toprak bütünlüğü bir yapı taşı niteliğindedir. 2003’teki askerî operasyonun ardından millî menfaatlerimizle doğrudan çakışan bir manzara zuhur etmiştir. Gerçekten de Irak parçalara ayrılmış ve toprak bütünlüğünü yitirme noktasına gelmiştir. Irak’ın kuzey bölgesinde kurulan özerk yönetim yapısı Türkiye'nin egemenliğini ve millî birliğini açıktan tehdit etmektedir. Bu yapının varlığının ülkemiz ve insanımız açısından ne denli yıkıcı mahiyette olduğunu son dönemlerde cereyan eden hadiselerle milletçe daha iyi idrak etmekteyiz. Oysa, AKP ne yapıyor? “Kürdistan bölgesel yönetimi” diyor, öyle tanımlıyor, öyle kabul ediyor, dolayısıyla da oradaki kabile reisinin ölüm politikalarını tasvip ediyor. Ne yapıyor AKP? 2014’teki seçimlerde güneydoğudan birkaç bin oy daha fazla alabilmek adına, imzalanacak petrol anlaşmalarının rantını yandaşlarına yedirebilmek adına Türk’ü, Türkmen’i rafa kaldırıyor. Peki, Mecliste bu safsataya kim karşı çıkıyor? Açıkça söylüyorum ki sadece biz, Milliyetçi Hareket Partisi. Milliyetçiler, baskılara, oldubitti yaklaşımlara direniyor, hem de aslanlar gibi. Biz, bu ülke içinde savaşmış şehitlerimizin aziz hatıralarını yâd ediyor, gazilerimize verdiğimiz sözü yerine getiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, gelelim Kıbrıs’a. Kıbrıs meselesinde son derece hassas ve ciddi gelişmeler yaşanmakta ve AKP Hükûmeti bu konuda gereken hassasiyeti maalesef göstermemektedir. Örneğin, son olarak, Kuzey Kıbrıs Futbol Federasyonu Güney Kıbrıs Federasyonuna bir spor kulübü gibi bağlandı. Bu çok vahim bir gelişmedir ve bu mesele bir oldubittiye getirildi.

Ayrıca, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarının Kıbrıs Adası üzerinden Avrupa’ya taşınması konusu önemli, bunun bilincindeyiz ancak böyle bir kazanım uğruna Kıbrıs Türklüğünden ödün verilmesini kesinlikle kabul etmeyiz. Maalesef, AKP’nin, enerji lobisinin talepleri ve/veya akrabalarla yapılacak doğal gaz anlaşması karşılığında Kuzey Kıbrıs’tan vazgeçmeye meyilli olduğu toplanan verilerin ışığında açıktır. Kuzey Irak’taki tablonun aynısını AKP iktidarı Kıbrıs’ta da çizmek istiyor. AKP için, toprak, millî kimlik, Türklük, tabii kaynaklar karşılığında pazarlık edilebilir ve değiştirilebilir değerler gibi gösteriliyor. Bu kafa güya tüccar kafası ya da belediyeci kafası ama belki de ellerinden bu kadar geliyor.

Kıbrıs, AKP iktidarından önce bir davaydı, bugün ise bir sorun şeklinde sunuluyor. Bir hususu açıkça ifade edelim: İktidarın ve ana muhalefetin atıf yaptığı Kıbrıs sorunu 1974’teki barış harekâtı vasıtasıyla çözülmüştür. Türkiye’ye düşen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası platformda meşruiyet kazanmasına vesile olmaktır, Kıbrıs Türkü’nün hakkını, hukukunu korumaktır. Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığını yok sayan her türlü teşebbüs ve inisiyatif geçersizdir.

Şimdi, buradan AKP’lilere sormak istiyorum: İhvan Baharı’ndan sonra niçin Kuzey Kıbrıs’ı kardeşlerinize tanıttıramadınız? Darbe oldu, yanlarında yer aldınız; iç savaş çıktı, silah yolladınız; “kalkınma” dediler, çimento verdiniz. E, bu esnada, o çok gururlandığınız yurt dışı ziyaretlerinizde bir kerecik Kıbrıs’ın ismini de geçirseydiniz yahu, Kıbrıs’ı gündem maddesi yapsaydınız. Kıbrıs’ı tanıtmak size bu kadar mı yük oldu, bu kadar mı külfet oldu?

Bir hakikati buradan ilan ediyorum: Şehit kanlarıyla alınmış bir mübarek vatan toprağını pazarlık konusu yapmanıza izin vermeyeceğiz. Her fırsatta dilinize doladığınız Abdülhamit Han’ın manevi mirasına sahip çıkabilecek kalibre maalesef sizde yok. Bunu hem Misakımillî meselesinde hem de Kıbrıs melesinde açıkça ispat ettiniz.

Merhum Erbakan’ın öğrencileri, burada karşımda duruyorsunuz. Söylemeliyim ki çok tembel bir sınıfsınız çünkü hep sınavlardan kalıyorsunuz. Rahmetli Hoca, top oynamak için sınıftan kaçtığınızı söylerdi, doğruymuş. Bir tarafta Kıbrıs Fatihi Erbakan, diğer tarafta “müzakereciler”den, “ver kurtulcular”dan oluşan “BOP”çu, “top”çu haylazlar! Peki, Kıbrıs’ı hâlâ dava addeden kim? Türkiye Büyük Millet Meclisinde sadece Milliyetçi Hareket Partisi. Evet, ruhları şad olsun, merhum Erbakan’ın da, merhum Ecevit’in de Kıbrıs meselesindeki emeklerini biz hatırlıyoruz ve hayırla yâd ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, AKP döneminde, Yunanistan, 2004 yılından bu yana, Ege ve Akdeniz’de 53 ada, 18 adacık ve 34 kayalıkta doğrudan ve dolaylı şekilde fiilî egemenlik tesis etmiş, oralara Yunan bayrakları dikmiş, limanlar ve gümrükler inşa etmiştir. Peki, AKP ne yapıyor? AKP Hükûmeti sessiz. Bu sessizlik, gelecekte karşımızda Yunanistan’ın bu olup bittilerini zımnen, hatta resmen tanıdığımız anlamına gelecek. Elbette, Türkiye’nin bir adacık veya kayalık derdi yok fakat bu hassasiyetimiz “Ege, deniz hâkimiyeti” adı altında değerlendirilmelidir. AKP açısından her şey maddi olduğu için sembolik ve manevi kıymet atfedilen boyutlarını anlayamıyorlar herhâlde. Son yapılan alelacele seyahatler, alelusul açıklamalar bu meselelerin derinlemesine incelenmediğinin ve ciddi bir bakış açısına sahip olunmadığının delilidir.

Değerli milletvekilleri, 1915 meselesi de çetrefillidir, zordur. Birinci Dünya Savaşı esnasında insanlığın yarısı, hatta belki yarıdan fazlası çeşitli acılara, felaketlere muhatap kalmıştır. Türkler ve Ermeniler, işte bu kategoride yer alan iki millettir. AKP “hümanist” maskeli güruhun dizdiği kapanlara düşüyor bu konuda da.

Son günlerde ortaya attığınız, Sayın Bakan, bu “adil hafıza” nedir? O dönemde Ermeni çetelerince öldürülen 518 bin Müslüman’ı da kapsayacak mıdır bu “adil hafıza”? Buna da bir iki sözle cevap verebilirseniz çok seviniriz.

Çok bunaltıcı geçecek olan 2015 süreci yaklaşırken alınan hiçbir tedbir, yürütülen hiçbir karşı kampanya yok. Proaktif yani ön alıcı bir dış politika izlemekle övünen iktidar nedense bu meseleye ilişkin felç olmuş. Tarihin en şerefli milletini katil olmakla kimse itham edemez, etmemelidir de. Allah’a hamdolsun ki bizim geçmişimizde soykırım, gaz odaları, krematoryumlar, toplama ve çalışma kampları yoktur. Bu anlamda, Batı, esasen, kendi kabahatini örtmek ve hafifletmek için 1915 meselesini kaşımaktadır. Neden? Çünkü “Bizden önce de bu ayıbı yapanlar oldu, hem de bunu Müslümanlar yaptı, biz ilk değiliz.” demek suretiyle vicdanlarını temizleyeceklerini zannediyorlar. Teşhisi doğru koymazsak tedaviyi doğru uygulayamayız. Geçen gün yaptığınız gezide de bu eksikliği görmüşsünüzdür, fark etmişsinizdir diye umuyorum.

Buradan, AKP’liler için özel bir parantez açmak istiyorum: Hani siz diyorsunuz ya “Tüm Arap ve İslam coğrafyasında Başbakanımız itibar görüyor, seviliyor, sayılıyor.” diye; bu, gerçeği yansıtmıyor. Nereden, biliyor musunuz? Bu Ermeni meselesiyle alakalı ta Mağrip ülkelerinden akademisyenler, tarihçiler ellerinde belgelerle geliyor ve bizleri buluyor, Milliyetçi Hareket Partisini buluyor. Ne diyorlar, biliyor musunuz? “Size başvurduk, zira AKP Hükûmetinin Ermeni meselesinde adım atmayacağını biliyoruz. Belki siz bir şeyler yapabilirsiniz.” diyorlar. Biz de diyoruz ki: “Bu bir parti meselesi değil, devlet meselesidir. Doğrudan Hükûmet yetkililerine gidin, onlarla da konuşun.” Ama, tabii, merak da ediyor ve soruyoruz: “Bu yoğun ilginizin sebebi nedir?” Verdikleri cevap enteresan: “1915’te Osmanlı vardı ve Osmanlı tüm İslam âleminin mülkü idi. Biz de Müslüman’ız, bugün Türk kardeşlerimize yardım etmek istiyoruz.” Ya, Türk’ün derdi, Müslüman’ın derdidir değerli AKP’liler. Tarihte de, bugün de, Kuzey Irak’ta da, Kıbrıs’ta da, Batı Trakya’da da, Balkanlarda da, Kırım’da da, Doğu Türkistan’da da bu böyledir.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin dış politikada yaptığı ve yapmakta olduğu hataları her fırsatta dile getiriyoruz. Dış politikayı iyi yönetemeyen Sayın Dışişleri Bakanı hâliyle Bakanlığı da iyi yönetememektedir. Gerçekten, Dışişleri içerisinde merkez ve yurt dışı atamalarında liyakat esasına bakılmaksızın arkadaş, eş ve dost çevrelerinin etkilerine açık hâle gelinmiştir. Yurt dışındaki büyükelçiler de pasivize edilmiştir. Bazı büyükelçiler, bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ziyaretlerinde baş başa görüşmelere bile alınmamakta, gönderdikleri raporlara itibar edilmemektedir. AKP’nin bakan ve milletvekilleri yurt dışındaki resmî etkinliklerde protokol sıralamasında artık büyükelçilerden önce gelmekte ve bu durum, Türkiye’nin o ülkelerdeki görüntüsüne de zarar vermektedir. İşte, Sayın Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığının içindeki eserlerden bazıları bunlardır.

Değerli milletvekilleri, son olarak, Almanya’dan Bakanlığınıza ulaştırılan Deniz Feneri dosyasını ne yaptınız Allah aşkına? Onu, gereğinin yerine getirilmesi için Adalet Bakanlığına yollamanız gerekiyordu. Yoksa yanlışlıkla suçlulardan birinin eline mi geçti bu dosya? Bunu mutlaka açıklığa kavuşturmalısınız, aksi takdirde çok büyük vebal altında kalacaksınız.

Konuşmama son verirken Sayın Davutoğlu’nun eleştirilerimize ve ihtarlarımıza kulak asmasını rica ediyoruz. Sayın Bakan AKP’deki Erdoğan sonrası dönem için hesaplar yapmak yerine vazifelerine yoğunlaşmalıdır.

Bu vesileyle, yeni bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Gruba adına ikinci konuşmacı Ahmet Kenan Tanrıkulu, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bir dakika artıralım Sayın Başkan süreyi.

BAŞKAN – Bir dakika da ekliyorum, süreniz yirmi bir dakika.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2014 yılı bütçe ve kesin hesapları üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Ekonomik ve sosyal geleceğimizi belirlemede bütçelerin çok önemli görevleri bulunmaktadır. Bu bütçelerin sosyoekonomik ve siyasal yol haritaları olduğu öteden beri hepimizin malumudur. O yüzden, dengeli, hesap verebilir, kaliteli, güvenilir ve sürdürülebilir bütçeler olması iktidarın da en önemli görevidir. Ancak, geldiğimiz noktada, bu bahsetmiş olduğumuz nitelikleri taşıyan yeterli hizmet ve yatırımları sunabilecek bütçeleri de maalesef bu Genel Kurulda görüşemiyoruz.

Bu kapsamda, 2012 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kabul edilen başlangıç ödeneğine baktığımız zaman, 930 milyon Türk lirasıyken yıl sonunda, gerçekleşen harcaması yüzde 100’ün de üzerinde artarak 1 milyar 939 milyon lira olmuş. Hemen ardından, 2013 yılı yani bu içinde bulunduğumuz yılın ödeneğine baktığımız zaman, yine Bakanlığa 1 milyar 830 milyon lira ödenek tahsis edilmiş. Bu yıla geldiğimiz zaman sayın milletvekilleri, yani 2014 yılı için 1 milyar 329 milyar ödenek tahsis edildiğini Bakanlığa görüyoruz ancak burada enteresan bir hesap var; bu yılın  Bakanlık bütçesi 550 milyon lira geçen yılınkinden daha düşük yani bu da yaklaşık olarak yüzde 30’a varan bir azalmaya gidildiğini gösteriyor. O zaman, aklımıza şu soru geliyor: Bu yüzde 30’luk yani 550 milyonluk indirimi acaba Bakanlık hangi çevre ve şehircilik hizmetinden veya tapu kadastro hizmetinden vazgeçerek karşılayacak? Ayrıca, bu yıl içerisinde yine dağıtılan 389 adet temizlik aracının hangi partili belediyelere verildiğini de yine öğrenme hakkımız bu bütçe üzerinden olması gerekir diye  düşünüyorum ancak gelin görün ki biz bunları sorarken, maalesef, Sayıştay raporlarının elimize geçmemesi sebebiyle ve oradaki detaylı bilgilerin bir şekilde örtülmesi sebebiyle bütçe hakkını bu Meclisin milletvekilleri kullanamıyor.

Değerli milletvekilleri, sadece kesilen ağacın yerine ağaç dikmekle çevreci olduğunu düşünen ve kendisini “En çevreci Hükûmet” diye ilan eden bir Hükûmetle karşı karşıyayız. Bunların ayırdığı çevre koruma hizmetleri ise sadece ve sadece 284 milyon lira. Bu ödenek, toplam bütçe ödeneğinin ancak  binde 1’ine tekabül ediyor. Şimdi, bu durumda, konuşulan bütün siyasi ve hamasi söylemlerin arkasında rakamsal bir desteğin olmadığı da çok açık ortada.

Değerli milletvekilleri, öte yandan 720 milyon lira civarında da bir ödenek tahsis edilmiş yine Bakanlığın bağlı kuruluşu olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne. Biz, burada öncelikle, daha önce de, geçtiğimiz yıl bütçelerinde de söylediğimiz bir eleştiri konusunu gene huzurunuzda bir kez daha ortaya koymak istiyoruz. O da şudur sayın milletvekilleri: Çevre hizmetlerinin sık sık yeniden yapılandırılan ve böylece kurumsal hafızaları da bir yandan yok edilen birtakım bakanlıklara gördürülmeye devam edilmesinin ve bu isabetsiz olan yaklaşımı, yine burada bir kez daha bu tutanaklara geçirilmesini vurgulamak istiyoruz. Bugün, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’ye şöyle bir göz attığımız zaman, burada Bakan Yardımcısının yeri yok sayın milletvekilleri ve Bakanlık Müsteşarı Bakandan sonra gelen en üst düzey kamu görevlisi olarak gösteriliyor. Bu “yeniden yapılandırma” adı altında, aynen diğer bakanlıklarda da olduğu gibi, ortaya konulan karmaşa, son yıllarda âdeta aşılması gereken bir engel olarak çevre olgusunun göz ardı edilmesi için önümüze getirilen bir paravan gibi karşımızda durmaktadır. Çevreci politikaların etkinliğinin azaltılmasının birçok sonucunu biz hep birlikte yaşıyoruz ve görüyoruz. Bunlardan çok önem verdiklerimi kısmen aşağıya alacağım.

Bir tanesi, kentlerimizdeki plansız yapılaşmanın etkisiyle ortaya çıkan trafik karmaşası ve trafiğin getirdiği çevre kirliliği.

Bir diğeri, belli merkezlerdeki rant artışlarının ortaya koyduğu yoğun arazi kullanımı kaynaklı çevre sorunları.

Bir başka konu, başta su olmak üzere bütün doğal kaynaklarımızın hızla kirlenmesi ve tükenmesi ve nihayet bölgeler arası nüfus dağılımındaki aşırı dengesizliklerin meydana getirdiği, günlük hayatta karşımıza çıkan çevresel sorunlar.

Bu ve bunun gibi birçok problemin artmasının en baş sebebi sayın milletvekilleri, çevreci yaklaşımların tamamıyla göz ardı edilmesidir. Biz 2014 bütçesine baktığımız zaman, biraz önce söylediğim, bu ana hatlarını çizmeye çalıştığım çevresel sorunlara yol açan ihmalkâr anlayışın maalesef bu bütçe içerisinde de devam ettiğini ve bundan sonra da bunun kolay kolay değişmeyeceğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu tespitlerimize paralellik arz eden ve çevre, şehircilik alanındaki başarısızlıkları bazı uluslararası raporlarda da görüyoruz. Burada enteresan olan şudur: Avrupa Birliğinin 16 Ekim 2013 tarihli Türkiye İlerleme Raporu’na göz attığımız zaman, bu raporda, Sayın Bakanın belirttiğinin aksine, çok daha fazla olumsuz hükümler karşımızdadır ve önemli tespitler yapılmıştır.

Bakın, bu rapor şöyle söylüyor bu tespitlerini: Türkiye’nin, Nisan 2013’te, çevresel etki değerlendirmesine yani kısa adı ÇED’e ilave birtakım muafiyetler getirmek suretiyle, Avrupa Birliğinin ÇED direktifinin gereklilikleriyle tutarlı olmayacak şekilde değiştirildiği ve bunun sonucu olarak da Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi’ndeki nükleer santraller başta olmak üzere, mikro ölçekli hidroelektrik santraller, İstanbul’daki üçüncü köprü ve  buna ilave yeni havaalanı dâhil olmak üzere birçok büyük çaplı altyapı projesinin ÇED kapsamı dışında tutulduğunu belirtiyor bu rapor.

Yine bu rapora göre, ÇED Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle 1993 öncesi yatırım programına alınan bütün projeler ÇED’den muaf tutulmuş ve bu sağlanmış. Ayriyeten, bu projeler için, Sayın Başbakanın “uluslararası faiz lobisi” diye adlandırdığı birtakım uluslararası finans kuruluşlarından da kredi alabilmek için kendi iç hukuk sistemimiz bir kenara bırakılmış ve orada yer almayan uluslararası finans kuruluşlarının kriterlerine göre de ÇED raporları hazırlanmaya başlanmış. Sınır ötesi istişareler yapılmasına yönelik usuller uyumlu hâle getirilmediği için ve Türkiye, ÇED konusunda sınır ötesi iş birliğine yönelik gerekli ikili anlaşmaları zamanında da yapmadığı için Stratejik Çevresel Değerlendirme Direktifi’nin uyumlaştırılmasına da henüz başlanmadığı bu raporda belirtilmiş. Şimdi, biz çevre faslında birtakım görüşmeler yapıyoruz Avrupa Birliğiyle ilgili ama maalesef bu söylenilenleri de göz ardı ediyoruz.

Öbür taraftan, su kalitesi konusunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığından Orman ve Su İşleri Bakanlığına aktarılmasının ardından da sorumlulukların net bir şekilde paylaşılmaması sebebiyle bu iki kurum arasında koordinasyon sağlanamamış, birtakım sorunlar ortaya çıkmış ve neticede de su yönetimi maalesef etkin bir şekilde yapılamamış. Rapor bütün bunları doğru ve objektif bir şekilde tespit etmiş sayın milletvekilleri.

Bakanlık tarafından bir yandan şehirlerimizi çevreye uyumlu bir biçimde modern hâle getirmenin ve insanımızın daha mutlu ve huzurlu yaşamasını temin etmenin ana yükümlülük olduğu belirtilirken öte yandan bu ana hedefle asla ve kata örtüşmediği anlaşılan ve insanlarımızın mutluluğunu sadece konut ve iş yeri yapmak olarak anlayan inşaatçı bir anlayış çevreci diye bize yutturulmaya çalışılmaktadır. Avrupa’ya baktığımız zaman, İspanya veya Portekiz gibi bize göre ekonomik ve sosyal şartları daha yakın olan birtakım ülkelerde aşırı betonlaşmaya yol açan bu tür yaklaşımların çevresel ve doğal kaynakları ağır tahribatla tüketmesinden dolayı orta ve uzun vadede hem ekonomik hayatı hem de sosyal hayatı tehdit edebileceği ve birtakım risklerin de ortaya çıkacağı tespit edilmektedir. Konut stokunda ortaya çıkan arz fazlasının ülkeleri hem sosyal anlamda hem de ekonomik açıdan hırpalayacağı çok açıktır. Bu meyanda baktığımız zaman, borçlanma yoluyla bu konutları alan vatandaşlara önemli bir risk ve yük binmektedir. Öte yandan, bu konutları hesapsızca yapan inşaat sektörü ve müteahhitlik sektörü sıkıntıya girmektedir ve nihayet, bu sistemi finanse eden bankacılık kesimi de mali yönden problemlerle ve sıkıntılarla karşılaşmaktadır. İşte, bu noktada, Bakanlık konut yapma çılgınlığını bir kenara koyup bunu daha fazla körüklemeden, konut ihtiyacına, konut arzına göre bakarak ve aynı zamanda, inşaat sektörünün finansmanı, çevresel ve doğal kaynaklar arasındaki bilimsel temelli bir dengeli politikaya da oturtmak zorundadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, adında “çevre” olmasına rağmen, çevresel sorunlara ve çevreyle ilgili yaşamsal meselelere bu kadar uzak mesafede duran bir bakanlığı da dünyada göremiyoruz. Enteresandır, diğer kısmı yani “şehircilik” kavramı da on bir yıldır şu şekilde bu Bakanlık tarafından yürütülmektedir. Üzerinde yapılaşma olsun veya olmasın ama en başta kamu arazisi olursa çok ehven olabilir; o tür bir araziyi özellikle fahiş fiyatlarla satılan rezidans gibi, AVM gibi, otel gibi veyahut “home office” gibi birtakım inşaatlarla yükselterek onların rayiç değerini, yoğunluklu olarak inşaat yapma yarışı hâlinde bir şehircilik anlayışı karşımızda durmaktadır. Anlaşılıyor ki hazine arazilerini yüksek emsal alarak öncelikle bu arazilere sahip olma ve arkasından da buralarda lüks inşaatlar yapma olgusu ve bunları da tabii, daha sonra yüksek fiyatlardan satma hırsı içinde olunması bir çevre ve şehircilik anlayışı olarak karşımızda duruyor.

Değerli milletvekilleri, konut yapımında bölgesel ihtiyaçlara bakmadan, bu ihtiyaçları göz ardı ederek ve ihtiyaçları bir adalet duygusu içerisinde veya bir denge içerisinde gözetmeden, özellikle de 2012 Van depreminde ortaya çıkan konut ihtiyacını gidermeden, biz, şehircilikle ilgili, şehirleşmeyle ilgili veyahut kentsel dönüşümle ilgili meselelerimizi burada görüşemeyiz ve çözemeyiz. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde aşırı emsal artışlarıyla ve yüksek borç ilişkisine dayanan âdeta sanal bir saadet zinciriyle övünmek ve bunu gelişmiş bir çevre ve şehircilik anlayışı olarak ortaya koymak mümkün değildir.

Sayın milletvekilleri, bizim önümüzde uluslararası bir anlaşma ve bir çerçeve vardır. İşte, önümüzdeki hafta da bu anlaşmanın uzatılmasıyla ilgili, ilgili komisyona bir anlaşma tasarısı da gelecektir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi’nden bahsediyorum ve bunun diğer uzantısı olan Kyoto Protokolü kapsamında yapılması gereken o kadar çok, yığınla iş varken bizim Bakanlığımız sadece ve sadece ilgili idarelerce iki aydır verilmeyen yapı ve yapı kullanım ruhsatlarının, izinlerinin Bakanlıkça verilmesiyle övünerek bir iş yaptığını ve icraat yaptığını söylemektedir. Enteresan olan, bir yandan ülkenin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarını yapacaksınız ve bunu yüzde 97 gibi bir oranda başardığınızı iddia edeceksiniz öte yandan, bu fiziki planların arazi kullanım kararları üzerinde herhangi bir olumlu etkisinin gösterilememesi nedeniyle planlama yaklaşımınızın ne kadar sakat olduğunu ortaya koyacaksınız. Ayrıca, bu üst ölçekli planlarınız daha alt ölçekli nazım planlarınızla veyahut da uygulama imar planlarınızla da uyumlu olmaması nedeniyle planla ilgili hiyerarşik yapınızda da ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaksınız.

Sayın milletvekilleri, komisyonda Sayın Bakanlık, Türkiye'nin 60 milyar dolardan daha fazla enerjiye para veren bir ülke olduğundan bahsederek nükleer santral yapmadan bu işin altından kalkılamayacağını ve HES’lerle bu işin olmayacağını, ufak derelerin mahvedildiğini, artık 10 megavattan daha aşağı enerji üretecek HES’lere de kesinlikle izin verilmeyeceğini açıklamış ve bu açıklamasından sonra da 2014 tarihinden sonra yani bugünden itibaren bunun hesabının kendilerinden sorulmasını ifade etmiştir ve bunlar da tutanaklara girmiştir. Şimdi, âdeta bir ikrar ve günah çıkarma şeklindeki bu açıklamalarla on bir yıllık iktidar arasındaki dönemde kendi tanımlarıyla ufak derelere yapılan HES’ler sonucu yok olan endemik yapının, ekosistemin bozulmasının, fauna ve floral yapının hesabının kimlerden sorulacağı maalesef açıklanamamaktadır.

Şimdi, açıklanamayan bir başka konu daha vardır. On bir yıldır, gerek HES yapılan yörelerdeki vatandaşlarımız ve gerekse duyarlı bilim adamlarının ortaya koyduğu çalışmalar ve onun yanı sıra biz siyasetçilerin bu platformlardan dile getirdiğimiz meseleler ve tespitlere kulak asmadan, bırakın, hukuken olmasa bile, ahlaken veya siyaseten bunların sorumlusu da mı olmayacaktır? Buraya çıkıp “Bunun sorumlusu şudur.” diye bir açıklamada mı gelmeyecektir sayın milletvekilleri? Özel çevre koruma bölgeleri, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları gibi korunan alanların Bakanlık merkezinde Tabiat Varlıkları Koruma Merkez Komisyonu ve bazı illerde Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarında yeniden ele alınarak bu alanlarda nasıl daha çok inşaat yapılabileceği imkânlarının böyle hararetli bir şeklide araştırılıp konuşulması ne türlü bir korunan alan yaklaşımı içerisinde olduğumuzu da milletimize burada göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de toplam 2.095 tane yapı denetim kuruluşu var ve bu kapsamda, yine 24 bin 910 mimar ve mühendis de denetçi belgesine sahip olmuş. Bütün bunlara rağmen, bu kadar yapı denetim elemanı ve kuruluşa rağmen, bu alandaki ciddi sorunlar hâlen devam ediyor ve bununla ilgili de çözüm getirilmesi maalesef yakın planda gözükmüyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Odaları da kendilerine bağlıyorlar.

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla) – Bu bağlamda, Bakanlığın asli görevinin dahi ne şekilde yapıldığı yolunda tartışmalar yaşanırken enteresan olan -sayın milletvekilimin de dediği gibi- yaklaşık 11-12 adet mimar ve mühendis odasının yapacağı denetimlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesine alınmasında acaba ne gibi bir kamusal fayda vardır? Bunu ben Sayın Bakandan açıkçası duymak istiyorum.

İşte, bütün bu politikalar, ortaya konulan bu strateji çerçevesinde maalesef çevreci bir anlayışın izine de rastlanmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, “Türkiye’nin Çernobil’i” denilen bir bölgeden şimdi bahsetmek istiyorum. İzmir Gaziemir’de, yaklaşık altmış yıldır bir kurşun fabrikası hizmet etmektedir. Bu fabrika, çevreye verdiği kirlilik, bizlerin de bölgede yaptığı yerinde incelemeler ve ikazlar sonucunda geçici olarak faaliyet dışına konulmuştur ancak verdiğimiz soru önergelerinde, değişik bakanlıklara sorduğumuz önergelerde ve sorularda her kurum ve bakanlık topu bir başkasına atmış, yeterli ve tatmin edici bir cevapla kamuoyu karşısına çıkılmamıştır. Burada radyoaktif bir kirliliğin olduğu tespiti vardır, burada kimyasal atıklar vardır, burada tehlikeli atıklar vardır ve bunların ciddi bir şekilde bertaraf edilmesi meselesiyle karşı karşıyayız. Ancak, Bakanlık ne yapmıştır? Maddi bir para cezası uygulayarak burada işini yaptığını ve rahat ve huzur içerisinde de bir kenara çekildiğini düşünmektedir. Ama, ağır metal ve radyoaktif maddelerden meydana gelen bu kirlilik, hâlen bölgede sıkıntı vermektedir, hatta daha enteresanı bu fabrika ve işletme civarda bir başka bölgeye taşınmıştır ve orada da faaliyetlerine devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, tapu ve kadastroyla ilgili çok ciddi sıkıntılar vardır ama daha enteresanını söyleyeyim. Geçtiğimiz hafta, TAKBİS sisteminde üç günü aşan bir arızayla karşı karşıya kalınmıştır. Yaklaşık bu üç günlük döner sermaye kaybı 45 milyon lira olmuştur. Burada 55 milyon parsel bilgisinin bulunduğu bilgiler de maalesef güvenlik anlamında sıkıntıya girmiştir.

Şimdi, toprak satışıyla ilgili çok ciddi problemler var. 2003-2012 arasında 164.834 yabancıya 240 milyon metrekare arazi satılmış sayın milletvekilleri. Bu, ciddi bir rakam. Anayasa Mahkemesi diyor ki: “Toprak, devletin vazgeçilmesi imkânsız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesi.”

Ben bu sözlerle bu bütçenin, yetersiz ve kifayetsiz olmasına rağmen, 2014 yılı için hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Zühal Topcu, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin 2014 bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükûmetin 2014 yılı içinde Millî Eğitim Bakanlığına ayırdığı bütçenin büyük bir bölümü -zaten sizlerin de bahsettiğiniz gibi- yaklaşık yüzde 70’i sadece personel giderleri için ayrılmıştır. Yatırıma, eğitimin geliştirilmesine ve planlanmasına yeterince kaynak ayrılmadığını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan bakıldığında bütçenin kalan kısmıyla altyapı sorunlarını, personel ve öğretmen açıklarını çözmenin 2014 yılı için pek mümkün görünmediğini görmekteyiz. Şimdi, birçok sorunlar var biliyorsunuz. Bu sorunları çözmek bir yana, acaba eğitim sektörünün itici gücü ve lokomotifi olan öğretmenlere ödenen ve Millî Eğitim bütçesinin yüzde 70’ini oluşturan personel ödemeleri ne kadar tatminkârdır ve günümüz hayat standardını karşılamada ne kadar yeterlidir?

Şimdi, bunları biraz irdelediğimizde karşımıza gerçekten çok komik bir tablo çıkmaktadır. On bir yıllık AKP iktidarı döneminde öğretmenlik mesleği hiçbir dönemde olmadığı kadar itibar kaybetmiştir. 2002 yılında en düşük devlet memuru maaşından yüzde 100 daha fazla maaş alan öğretmen, bugün, en düşük devlet memuru maaşını almaktadır. On yıl önce lise mezunu bir polis memurundan yüzde 4 daha az maaş alan öğretmen, bugün, bu polis memurlarından yüzde 22 daha az maaş almaktadır, onu belirtmek istiyoruz. Özellikle 1930 yılında öğretmen maaşı 90 lira, 97 tane çeyrek altın alıyor; 2002 yılında bir öğretmenin maaşı 470 lira, 20 tane çeyrek altın alabiliyor; 2013 yılında 1.894 lira, 11 tane çeyrek altın alabiliyor.

Sayın Başbakanın 2014 bütçe açılış konuşmasındaki simit açılımını biz de yıllara göre öğretmen maaşları üzerinden değerlendirmek istiyoruz. Elde ettiğimiz sonuç gerçekten hazin, onu belirtmek istiyoruz. Yine, Sayın Başbakanın simit hesabı 3 öğün üzerinden 5 kişilik öğretmen ailesine uygulandığında çok komik rakamlar çıkıyor. Önce, 2002 yılında 1 simidin fiyatı 20 kuruş. Bugün, 2013’te 1 simidin fiyatı 1 lira. 1,40 olduğu da söyleniyor ama biz 1 liradan aldık. Artışa baktığımızda yüzde 400 artış olduğunu görüyoruz. Çay fiyatı 2002’de 10 kuruş, şu anda 1 lira; artış yüzde 900. Öğretmen maaşı ise 470 lira 2002 yılında, 2013 yılında 1.894 TL; artışa baktığınızda yüzde 303 artış.

Şimdi, buna baktığımızda gerçekten içler acısı. 2002’de çay ve simit parası olarak, yalnızca çay ve simitle beslenen bir ailenin bütçesinden ayırdığı pay yüzde 28 iken 2013 yılında maaşının yüzde 48’ini çay ve simide veriyor. Şimdi, bakıyoruz, Sayın Başbakan simit hesabını yaparken akşam pazarında -biliyorsunuz- elde kalan simitlerin, 3 tanesi 1 liraya verilir, acaba bunun üzerinden mi yaptı hesabını, sormak istiyoruz.

Bir ikincisi de neden sürekli özellikle asgari ücretliler ve öğretmenler simit hesabından değerlendirilir, neden et hesabından değerlendirilmez? Biz de artık bunu özellikle Sayın Başbakanın ve iktidarının takdirlerine bırakıyoruz.

Şimdi, OECD ülkelerinde 1.675 saat, Türkiye'de ise yıllık zorunlu çalışma süresi 1.816 saat olan günümüzde ve hâlâ birleştirilmiş sınıflarda 257 bin öğrenciye hocalık yapan öğretmenlerin mesleklerine yönelik görüşlerinin nasıl algılandığına baktığımızda, yine gerçekten üzücü tabloyla karşılaşıyoruz. TÜRK EĞİTİM-SEN’in yaptığı araştırmada öğretmenlerin yüzde 97’si mesleklerinin itibar kaybına uğradığını kabullenmişler; yüzde 67’si tükenmişlik sendromundan bahsediyorlar. Özellikle yüzde 80’i de ayda yarım kilo ile 2 kilogram arasında et tüketebildiklerinden bahsediyorlar. Yüzde 82’si ise hem çocuklarına hem de kendilerine ekonomik ve sosyal olarak iyi imkânları sunamadıklarından bahsediyorlar. Ve özellikle yine sinema, tiyatro, konser, sergi ve sosyal, kültürel etkinliklere öğretmenlerin yüzde 70’i “Ayırabileceğim bütçe yok.” diye belirtiyor. Ve burada hemen şunu da belirtmek istiyorum: Özellikle öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesinde hem liselere geçişte hem de üniversitelerde sosyal etkinliklerden not verilmesini değerlendirdiğimizde, aile bütçesiyle de bunun dengelenmesi gerektiğini de vurgulamak istiyoruz.

Yine, Sayın Başbakan, 2003 yılında “İstiyoruz ki benim öğretmenim, çarşıda, pazarda mendil satarak kendi maişetini temin etmesin. Öğretmenim ‘Bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim?’ veya ‘Bu akşam eve gıda olarak ne götüreceğim?’ bunu düşünmek zorunda kalmasın; bunu gidermenin, bunu ortadan kaldırmanın çaresini bulacağız.” diye söz vermişti. Ama baktık ki, Sayın Başbakan, öğretmenlerin, on bir yıllık kendi iktidarları süresince, hâlâ aynı düşünce ve kaygı içinde olduklarının acaba farkında mıdır? Öğretmenlerin en çok hakarete kendi iktidarları döneminde uğradıklarının acaba farkında mıdır, bunu sormak istiyoruz.

Bir de Sayın Başbakan, 2003 yılında öğretmenlere saat hediye etmişti. Biz, o saatlerin 2011 yılında durduğunu da burada vurgulamak istiyoruz.

Yine, önemli olan sorunlardan bir tanesi atanamayan öğretmenler. Gerçekten, atanamayan gençlerimizin sorunlarına çözüm bulunması gerekiyor. Her dalda, Sayın Bakanımız, özellikle öğretmen atamalarına yönelik projeksiyon yaptıklarını da belirtmişti ama bu projeksiyonların çok fazla işe yaramadığını da görebiliyoruz. Çünkü, yine kendilerinin belirttiği şekliyle, 127 bin ihtiyaç olduğunu vurgulamışlardı. Ama burada bir çözüm üretemediklerini de görüyoruz.

Buna rağmen, yine, kendilerinin verdikleri rakama göre 30 binden fazla ücretli öğretmenin görev yaptığını görebiliyoruz. Acaba bunların formasyonu var mı? Bunlar hangi alanda görev yapıyorlar? Eğitim gibi önemli bir konuda bunların hâlâ belirsizlik içerisinde olması Türkiye için bir utançtır diyoruz. Bunu da belirtmek istiyoruz özellikle.

Şimdi, baktığımızda, seçmeli derslere neden öğretmen bulunamıyor? Şu anda buna cevap verebilecek konumda da değil. Bunu da söylemek istiyoruz.

Ataması yapılacak branşları nasıl belirliyorsunuz Sayın Bakan, sormak istiyoruz. Branşlar için ihtiyaç analizi yapılmakta mıdır? 6.200 sınıf öğretmeni ihtiyacının yüzde kaçını alacaksınız? 5 bin edebiyat öğretmeninin yüzde kaçını alacaksınız? 9 bin zihinsel engelli öğretmeniniz var mı acaba, planlamasını yaptınız mı? 5 bin tane okul öncesi öğretmene ihtiyacınız var, bunların yüzde kaçını alacaksınız?

Bizim -özellikle vurgulamak istiyoruz- Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz önergeyle gündeme gelen, Peygamber Efendimiz’in hayatı ve Kur’an-ı Kerim veya din kültürü dersleri için 17 bin öğretmene ihtiyacınız var, bunları nereden karşılamayı düşünüyorsunuz? Çünkü, ilahiyat fakültelerinde formasyonu da kaldırdınız. Bunların da acilen cevaplanması gerekiyor.

Şimdi, atanamayan öğretmenlere baktığınızda, gerçekten psikolojileri de çok bozuk. 35’ten fazla genç arkadaşımızın intihar ettiğini de basından öğrendik. Bunlara da acele çözüm bulunması gerekiyor.

Rehber öğretmenlerine geldiğimizde: Özellikle 4+4+4’te rehber öğretmenlere çok daha fazla ihtiyaç olacağını biliyoruz ve bu sizin de vurgulamalarınız arasındaydı. Bakıyoruz ki 12 bin tane, şu anda -yine resmî kayıtlardan aldığımız verilere göre- rehber öğretmene ihtiyaç var ama elinizde bunları sağlayacak rehber öğretmeniniz yok. Acaba bunları felsefe veya sosyoloji mezunlarından sağlayarak bu problemi çözme… Çünkü öğrencilerin yönlendirilmesi çok önemli, meslek tercihleri önemli. Bunları neden çözüme kavuşturmak istemiyorsunuz? Dünya standardında 1 rehber öğretmene 250 öğrenci düşmesi gerekiyorken Türkiye’deki bu sayının, rehberlik ve araştırma merkezine düşen öğrenci sayısının neredeyse 7.400 olduğunu vermek istiyoruz.

Yine, aynı problemlerle karşı karşıya olan bilişim öğretmenleri var. Burada, siz, bilişim teknolojileri derslerini kaldırdınız ve aynı zamanda, formatör öğretmenliği gündeme getirdiniz. Yüz on saat ders vererek bunları o öğretmenlerin yerine istihdam ediyorsunuz. Ve özellikle “asrın projesi”  diye verdiğiniz ama kimsenin detaylı bilgiye sahip olmadığı, üzerinde bir sürü uçuk kaçık rakamların dolaştığı bir garabet olan FATİH Projesi’ni gündeme getirirken siz bilişim öğretmenlerini, teknoloji öğretmenlerini yok saydınız. Bunlara da dikkatinizi çekmek istiyoruz. Ve özellikle, Allah rızası için, şu FATİH Projesi’ne yönelik olarak bizleri bilgilendirirseniz çok mutlu olacağız, onu da belirtmek istiyoruz. FATİH Projesi’nin içeriğinde 2014 yılında bunun bitmiş olacağını söylüyorsunuz ama 2014 yılı da geldi, hâlâ somut veriler elimizde yok.

Sınav sistemine geliyoruz: “TEOG” olarak adını değiştirdiğiniz ve… Sizin iktidarınız döneminde en fazla oynanan alanlardan bir tanesi de sınav sistemleri oldu. Şimdi, bunu da “temel eğitimden ortaöğretime geçiş” olarak alıyoruz. Şimdi, çocuklarımız, özellikle sınava giremeyenler, mağduriyet bildirenler dün ve bugün sınavlarına girdiler. Şimdi, buradan, sınavlardan edindiğimiz tecrübelere göre, hâlâ deneme yanılma yöntemleriyle mi siz bu sınavları götürüyorsunuz? Bizim endişelerimiz var. Şimdi, bu sınavların seçici olmadığı ve bu yaptığınız ilk TEOG sınavında 3 tane sorunun yanlış sorulduğu ve soruların seçici olmaktan uzak olduğu -özellikle basına yansıyan- uzmanların verileri arasındaydı. Şimdi, sınava 1 milyon 300 bin öğrenci giriyor. Bu öğrencilerin yarıştıkları okul kontenjanlarına baktığınızda, bunu, 300 bin olarak diyebilirsiniz, 400 bin deyin, neyse, artırabilirsiniz ama acaba bütün öğrencilerin veya yarısının tam puan aldığını düşündüğünüzde bu yerleştirmeleri nasıl yapacaksınız? Yarın, büyük bir problem alanı olarak tekrar karşınıza çıkacaktır. Bu sınavların geçerlilik ve güvenirliğini nasıl sağlayacaksınız? Şu anda bir öğretmenimizin gönderdiği bilgiye göre de bu sınav soru kitapçıklarından bir tanesi çalınmış, “Akıbeti ne?” diye soruyorlar, onun da bilgisini almak istiyoruz.

Şimdi, özellikle Sayın Bakanın bir açıklaması vardı; bazı hocalar not konusunda cimri, bazıları bonkör diye. Özellikle bu değerlendirmelerde notların geçerliliği ve güvenirliğini nasıl sağlayacaksınız? Bunu denetlemeyi nasıl yapacaksınız? Özel okullar ve devlet okulları arasındaki not farkını nasıl ayarlayacaksınız? Bir de bugün telafi sınavlarına giren öğrenciler eğer daha başarılı olurlar ise ikinci dönemde telafi sınavına girecek öğrencilerin sayısının artmasını nasıl önleyeceksiniz?

PISA sınavlarından bahsetmek istemiyorum, zaten çok bahsedildi ve son iki haftadır da gündemde.

Yine, önemli sorun alanlarından bir tanesi, açık liseler. Özellikle zamanını eğitimde, formel eğitim düzeyinde yaş sınırını geçmiş olanların açık liseleri kullandığı bir gerçek, bunu biliyoruz ama son elde ettiğimiz, özelikle açık lisenin kendi web sayfasından elde ettiğimiz verilere göre, şu anda açık lisede eğitim gören öğrenci sayısı 1 milyona yaklaşmış durumda. Şimdi, bu açıdan bakıldığında olaylara, normalde, aslında okullara devam eden öğrenciler her gün okullara gittiği hâlde derslerini toparlayamıyorlar ve tam öğrenmeyi gerçekleştiremiyorlar. Acaba açık lisede alacakları yirmi saatlik derslerle bu öğrenmeyi nasıl gerçekleştirecekler ve çağı yakalayan 2023 Türkiye’sine nasıl ulaşacaklar? Şu anda dershanelere gidiyor büyük bir çoğunluğu, acaba dershaneler kapandığında nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacaksınız? Ki bir de 15, 16, 17 yaşındaki gelişim döneminde olan gençlerin eğitim ihtiyaçları açık liselerde nasıl karşılanacak? Bunları da lütfen düşünce alanınıza almanızı belirtiyoruz.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Dershane…

ZÜHAL TOPCU (Devamla) - Dershane konusuna da -çok tartışıldı- girmek istemiyoruz. Nasıl olsa ileride bu da gündeme gelecek. Onun için bu konuyu da geçmek istiyoruz.

Bu yıl da biliyorsunuz üniversitelerde boş kontenjanlar kaldı, 118 bin boş kontenjan kaldı, geçen yıl da bu şekilde olmuştu. O zaman oturup düşünmeniz lazım. “Acaba her ile bir üniversite açıyoruz ama neden bu üniversitelerde bu kontenjanlar boş kalıyor?” diye bunu düşünürseniz, belki projeksiyonlarınızda daha olumlu veriler elde edebilirsiniz.

Yine, bugün veya dün basından elde ettiğimiz verileri paylaşmak istiyorum: Her ile bir üniversite açıldı ve biraz önce konuşan Sayın Mehmet Sağlam’ın sözüyle de bunu pekiştirmek istiyorum: “Çadırda da eğitim yapsanız, eğer kaliteli hocalardan eğitim alıyorsanız o eğitimden korkmayınız.” diye. Biz de aynı şeyi söylüyoruz, eğitim kalitesi çok önemli. Basında yer alan bir haber, doğruluğunu Sayın Bakandan teyit etmek istiyoruz veya YÖK Başkanımızdan: Tunceli Üniversitesinde Hemşirelik Meslek Yüksekokulunda derslere veteriner hekimler giriyormuş, anatomi derslerine. Biz de bunu basından aldık, lütfen, bunların doğruluğunu teyit etmek istiyoruz. Üniversiteler açılıyor ama kütüphaneleri yeterli mi, gerekli iletişim ağları var mı, akademik kadrosu var mı? Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor, bunları da vermek istiyoruz.

Meslek liselerinde yine aynı sorunlar devam ediyor. Birinci sınava giren, meslek lisesini bitiren birinci sınava giren öğrencilerin yalnızca yüzde 27’si ikinci sınava girme hakkını elde ettiler yani barajı geçtiler. Bu çocuklara yalnızca iki yıllık meslek yüksekokullarını reva görüyorsunuz. Bunların da yeniden acilen planlanması lazım. Bu çocukların, özellikle hem ara kademe insan gücünü kaliteli hâle getirmek ve bunların üniversitede çeşitli alanlara… Katsayı kaldırıldı ama bu çocukların önü hâlâ tıkalı ve bu çocukların önlerinin açılabilmesi için bu mesleki ve teknik eğitimin tekrar göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Üniversitelere geldiğimizde, üniversitelerin birçok sorunu var; özellikle maaş ve özlük sorunları, YÖK’ün merkeziyetçi yapısı, insan kaynaklarını değerlendirme, bir sürü şeyler var burada. Bunları da hızlı geçmek istiyoruz.

Özellikle, üniversitelerde araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanun’a göre üç değişik maddeyle alınıyor; 33, 35 ve 50/d maddeleriyle. Bunlardan bazıları doktoralarını bitirdikten sonra üniversitelerin kapılarının önüne konuyor. Bu çocuklardan faydalanmak lazım, bu çocukları herhangi bir üniversitede değerlendirmek gerekiyor doktora çalışmalarını yaptıktan sonra, doktoralarını bitirdikten sonra kapı önlerine konmaması için. Ve bu üç ayrı maddeden alınan araştırma görevlilerinin tekrar tek madde başlığı altında birleştirilmelerini de belirtmek istiyoruz.

Üniversite öğretim elemanlarının maaşlarına geldiğimizde, artık bunların yoksulluk ve açlık sınırında olduğunu belirtmek istiyoruz. Özellikle öğretmenlerin ve üniversite elemanlarının maaşları bu derecede ve ihtiyaçlarını karşılar düzeyde değil. Bundan otuz yıl önce araştırma görevlilerinin maaşı mühendis maaşından yüzde 38 daha yüksekti ama şu anda baktığımızda, bunun çok daha altında kaldığını görebiliyoruz. 2002 yılında 1.500 TL maaş alan bir profesörün maaşı on bir yıl sonra 2,6 kat artmış ama hâkimin maaşının, avukatın maaşının çok daha fazla miktarlarda arttığını görebiliyoruz.

2003 yılında, Sayın Başbakan, benim de öğretim üyesi olarak çalıştığım Gazi Üniversitesine gelmişti. Orada yaptığı bir konuşmada, özellikle öğretim elemanlarının özlük haklarıyla ilgili olarak “Geçim sıkıntısı içinde olduğunuzu, bilimsel yayınları izlemekte zorlandığınızı biliyorum. Bu ülkenin aydınlık beyinleri olarak size özveri yakışır ancak marifet her zaman iltifata tabidir. İnşallah, bu iltifatı biz hocalarımızdan eksik etmeyeceğiz.” demişti.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Hocalarımızı seviyoruz biz.

ZÜHAL TOPCU (Devamla) – Biz de seviyoruz.

Ben o zaman umutlanmadım çünkü güvenmemiştik zaten ama birçok hocamız umutlanmıştı. Ama, o hocalarımızın artık AKP iktidarına karşı umutlarını yitirdiğini de söylemek istiyoruz, burada belirtelim.

YÖK’ün getirdiği ve dayattığı sistem, ideolojik, merkeziyetçi, dayatmacı ve otoriter bir sistemdir ve bunun böyle olduğunu son uygulamalarından da görebiliyoruz. Üniversite öğrenci konseyi seçimlerinde sürekli olarak bir erteleme içerisine giriyor burada. Neden hâlâ öğrenci konsey seçimlerine bir tarih verilmedi? Demokrasiden bu kadar mı korkuyorsunuz? Bunu belirtmek istiyoruz. Üniversitelerin, öğretim üyelerinin sorunlarını çözdünüz de öğrenci konseyleri mi kaldı? Laboratuvar, kütüphane, altyapı sorunlarını çözdünüz, öğrenci konseyinin sorunları mı kaldı? Kalite sorununu çözdünüz, bunlar mı kaldı? Bunları, artık, gerçekten uğraşmanız gereken alanları biliniz ve ona göre davranınız.

Şimdi, son olarak, Millî Eğitim Bakanlığına baktığımızda, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılan değişikliklerin hızına yetişemiyoruz. Merkez teşkilatında üst düzey atamalarda kaç kişi kurum içi, kaç kişi kurum dışından atanmıştır? Bunları öğrenmek istiyoruz. Acaba Millî Eğitim Bakanlığı 800 bin öğretmen kadrosuna güvenmiyor mu da sürekli Millî Eğitimin dışından yönetici atanıyor? Millî Eğitimdeki, illerdeki sorumlu olan il millî eğitim müdürlerinin neredeyse 54 tanesi vekâleten görev yapıyor. Bunlar da, vekâleten görev yapan 54 tanesi de özellikle parti teşkilatları ve yandaş sendika tarafından sürekli taciz ediliyor işlemlerinin yapılması için ve bunların boyunları bükük. Bir an önce bunların atanmasını talep ediyoruz.

Yine, okula gönderilen ödenekler yetersiz, bunları bildirmek istiyoruz. Su ve doğal gaz kartla yapılıyor, bunlar bittiğinde ödenecek paraları yok, müdürlerin nereden temin ettiğini lütfen sorun.

Ve TÜBİTAK’taki müfredat çalışmaları nasıl gidiyor? Bu konular hakkında güzel duyumlarımız yok. Bu da elinizde patlayacak, bunu vermek istiyoruz.

Bu gençlerin vebali altındasınız, annelerin yüreklerinin vebali altındasınız, akademisyenlerin vebali altındasınız, öğretmenlerin vebali altındasınız. Eğitimi siyaset malzemesi olarak görmekten vazgeçin; kendi çocuğunuza, kendinize yapılmasını istemediğiniz uygulamaları lütfen eğitim camiasına da yapmayınız.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, şahsı adına lehinde söz isteyen Ali Şahin, Gaziantep Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısı dokuzuncu tur bütçelerinin lehinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yeryüzü ekonomik ve siyasi anlamda tarihî bir dönüşüm süreci yaşıyor, Batı ile Doğu arasındaki güç dengeleri hızlı bir şekilde yer değiştiriyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda, Doğu’dan yükselmeye başlayan bir geleceği de hazırlayan bir süreç. Reagan döneminin Ticaret Bakanı ve tanınmış ekonomistlerden Clyde Prestowitz de 2005 yılında kaleme aldığı “The Great Shift of Wealth and Power to the East” yani “Güç ve Zenginliğin Doğuya Büyük Göçü” başlıklı kitabında yine bu sürece işaret eder. Yerkürenin batı yakası ekonomik daralmalarla, finansal krizlerle, demografik gerilemelerle küçülme sürecine girerek fetret devrinin kapılarını aralarken Orta Doğu maruz bırakıldığı yüz yıllık bitkisel hayattan ve hipnozdan uyanarak kendini parlak bir geleceğe hazırlamaktadır.

Yeryüzü ve yakın coğrafyamız bu radikal değişim sürecini yaşarken Türkiye, dünyanın önemli bir ekonomisi ve dış politika aktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Bir zamanlar Batı borsalarındaki küçük bir hıçkırık bile Türkiye ekonomisini komaya sokarken şimdi Batı’nın derin ekonomik krizlerine karşı son derece dirençli, meydan okuyan ve göz kamaştıran bir ekonomiye sahibiz. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Merkez Bankasının toplam rezervleri 135 milyar 638 milyon dolar ile cumhuriyet tarihimizin rekor seviyesini yakalamış durumda. Nüfuz coğrafyası 780 bin kilometrekarenin dışına taşarak Orta Doğu’dan Uzak Doğu ve Afrika uçlarına kadar genişleyen Türkiye, dini, dili, etniği ne olursa olsun mazlum coğrafyaların da umudu hâline gelmiştir. Bu anlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak yasadığımız 2014 mali yılı bütçesini, sadece 780 bin kilometrekarelik sınırlarımızın içine değil, Gazze’den Mogadişu ve Arakan’a, Kahire’den Kabil ve Orta Afrika’ya nüfuz coğrafyalarımızın kaderlerine de etki eden bir bütçe olarak görmek gerekir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, üstlendiği tarihî misyonlar, Asya’dan Avrupa ve Afrika uçlarına kadar uzanan nüfuz coğrafyası ve kalıtsal mirasıyla küresel güç potansiyellerine sahip bir ülkedir. AK PARTİ iktidarıyla elde edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği, yine 2015 yılında devralacağımız G20 dönem başkanlığı sahip olduğumuz küresel güç potansiyellerinin bir sonucudur.

Dünyanın en saygın hava yollarından biri hâline gelen Türk Hava Yollarının dış hat seferleri 103 ülkede 236 noktaya, uçak sayısı ise 383’e yükselmiştir.

219’a yükselen dış temsilcilik sayımızla, dünyanın önde gelen diplomatik güçlerinden birisi pozisyonundayız.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında dış yardımlarını en fazla artıran ülke olarak dünyanın önde gelen donör ülkelerinden birisi olmuştur.

Artık sadece “… …..” (*) diyerek baş edilemez güç algılarını yıkan, Orta Doğu halklarını ve Müslüman coğrafyaları hipnozdan uyandıran bir Türkiye ve lideri var. Tüm bu ve sayamadığım birçok göstergeler Türkiye’nin küresel güç olma yolunda atmış olduğu önemli adımlardır.

Değerli milletvekilleri, yeryüzünde iyiliği, adaleti ve hakkı hâkim kılmak; zalimlerin değil, mazlumların yanında yer almak; küresel güç potansiyellerine haiz milletimizin geçmişten bu yana sahip olduğu önemli şiarlardır. Türk dış politikası, AK PARTİ iktidarıyla birlikte köklü bir dönüşüm süreci yaşamıştır. Silik ve tavizci politikaların yerini güçlü, kararlı ve onurlu bir değerler politikası almıştır. Bu dönüşüm sadece Türk dış politikasıyla sınırlı kalmayacaktır. Yakın bir gelecekte çıkarcı ve sömürgeci Makyavelist dış politika anlayışı çağının kapanacağını, sömürgeci güçlerin de bu değerler ve ilkeler politikasının etkisi altına gireceklerini hep birlikte göreceğiz.

Bu vesileyle konuşmamı Suriye’nin özgür çocuklarına adıyor, 2014 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, Hükûmet adına söz isteyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi beş dakika.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımın 2014 Mali Yılı Bütçe Tasarısı’nın yüce Meclisin onayına sunulması nedeniyle huzurunuzda bulunuyorum.

Dış politikamızla ilgili olarak dile getirdikleri görüşler ve yaptıkları katkılardan dolayı grupları adına söz alan tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Bütçe görüşmeleri aynı zamanda yıllık bir muhasebe niteliği taşımaktadır. Bu çerçevede dış politikamızın özellikle 2013 yılında takip ettiği seyri sizlerle istişare etme imkânı bulmaktan da büyük bir onur duyuyorum.

Aslında sadece 2013 yılı değil, son on yılların değişim süreçlerine baktığımızda, uluslararası konjonktürdeki köklü değişimi anlamadan, bu köklü değişimin getirdiği yeni meydan okumaları idrak etmeden Türk dış politikasının yeni paradigmasını da anlamak mümkün değildir. Özellikle, 2008 yılında yaşanan büyük ekonomi politik küresel kriz dünyadaki ekonomi politik dengeleri altüst etmiş, soğuk savaştan intikal eden ekonomik ve siyasi yapılarda köklü değişimi gerekli kılmıştır. Buna paralel olarak, özellikle 2010 yılında, çevre bölgelerde yaşanan hareketlenmeler, 1990’lı yıllarda Balkanlarda yaşanan büyük değişimin Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’ya yansımasını, son dönemlerde de Karadeniz havzasında bazı önemli devinimlerin, yeni sosyal hareketlerin ortaya çıkmasını gözlüyoruz.

Böyle kritik bir dönemde küresel ekonomi politik yapı büyük bir değişim yaşarken, çevre bölgelerde ciddi sosyal, ekonomik, siyasi hareketlilikler yaşanırken Türkiye son on yıl içinde çok köklü bir restorasyonu gerçekleştirme mucizesini başarmıştır. Bu restorasyonun üç temel ayağı vardır. Biri, halkın iradesine dayanan demokratik yapıların güçlendirilmesi; ikincisi, ülkenin ve milletin onurlu bir şekilde dünya karşısında ayakta durmasını sağlayacak şekilde kendi kendine yeten, kendi kendine yettiği gibi, ihtiyaç hisseden dost ve kardeş topluluklara yardım edebilecek kudrette bir ekonomik altyapı; üçüncüsü de bu demokrasiden güç alan, bu ekonomik altyapının imkânlarını genişletmeyi hedef edinen bir dış politika restorasyonu. Bu restorasyonun sonuçlarını görüyoruz ve Türkiye, küresel ülkeler hiyerarşisinde gittikçe artan bir rol ve önem kazanıyor.

Şimdi, baktığımızda, dış politikadaki gelişmeleri dört temel ana sacayağı üzerinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi, Avrupa ve transatlantik hattındaki gelişmeler ve Türkiye’nin Avrupa-transatlantik hattında son dönemde, son bir yıl içinde yaşadıkları. Soğuk savaş döneminde köklü ilişkilerle inşa ettiğimiz NATO ve Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimiz bu dönemde, bizim iktidarlarımız döneminde daha da derinleşmiş ve Avrupa Birliğiyle ilişkilerimiz müzakere sürecinde tam entegrasyona yönelik bir perspektifle sürdürülmüştür. Bu sene içinde, son iki yılda tıkanan müzakere süreci, 20’nci faslın açılmasına paralel olarak yeni bir ivme kazandı. Yeni fasılların açılması için yoğun bir şekilde çaba sarf ediyoruz.

Avrupa’da, özellikle Avrupa’daki ekonomik kriz sonrasında yaşanan değişime paralel olarak üç perspektifle ikili ilişkilerin geliştirilmesi… Ki İtalya ve İspanya başta olmak üzere, birçok ülkeyle hükûmetler arası konferans yapıyoruz, önümüzdeki aylarda da bu toplantıları sayın başbakanların eş başkanlığında yine gerçekleştireceğiz. Almanya’yla stratejik diyalog mekanizması kurduk. İngiltere’yle de iki yıllık eylem planlarıyla köklü ilişkileri derinleştiriyoruz.

Avrupa Birliği içinde vize muafiyetiyle ilgili attığımız son adım, aslında, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini kökten, paradigmatik bir anlamda değiştirecek unsurlar barındırıyor. İnşallah, yarın, Sayın Başbakanımızın huzurunda, Avrupa Birliğiyle vize mutabakatını ve Geri Kabul Anlaşması’nı imzalayacağız. Böylece elli yılın rüyası gerçekleşmiş olacak ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Schengen içinde olan Avrupa Birliği üyelerine vizesiz olarak seyahat etme imkânına kavuşacaklar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, aslında, bizim gümrük birliğiyle birlikte elde etmemiz gereken bir haktı. Ancak, uzun mücadeleler ve zorlu müzakereler sonucunda son dört yıl içinde gerçekten Avrupa Birliği tarafının da iş birliği içinde mutlu bir sona ulaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İnşallah, en geç önümüzdeki üç buçuk yıl içinde bütün bu müzakere süreçleri tamamlanacak ve Türk vatandaşları Avrupa Birliği içinde serbestçe seyahat etme imkânına kavuşacaklar.

Bu çerçevede, özellikle Sayın Tuğrul Türkeş’in gündeme getirmesi bağlamında -zaten üzerinde duracaktım ancak- Kıbrıs davamıza da -bunu ısrarla söylüyorum- Avrupa Birliği bağlamından da ötede Doğu Akdeniz dengeleri açısından büyük önem taşıyan ve nesillerden bize intikal eden Kıbrıs davamızla ilgili de bazı hususları vurgulamak istiyorum. Kıbrıs meselesinin ve davasının haklı bir seyirde ve haklarımızı koruyacak şekilde yürümesinin 3 ana ayağı var.

Birincisi, müzakerelerde kararlı ama evrensel bir dil kullanarak psikolojik üstünlüğü elinizde tutacaksınız. Maalesef, 2004 Bürgenstock görüşmelerine kadar dünyada her yerde, her uluslararası platformda Türkiye ve Kıbrıs Türkleri köşeye sıkıştırılır ve hep bir suçluluk psikolojisiyle davranılması için baskılar uygulanırdı. Ancak, son on yıl içinde, özellikle 2004’te, Bürgenstock’da ve daha sonraki referandumla Türklerin barış istediği, Rumların barışa karşı çıktığını aktif bir diplomasiyle ortaya koyduktan sonra, son on yıldır sürekli hareketlilik içinde olan, sürekli olarak karşı tarafı müzakere masasına getirmek için zorlayan taraf Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Nitekim 2008 ile 2012 yılları arasında süren müzakerelerde de hep bu anlayışla hareket edildi; gerek Sayın Talat gerek Sayın Eroğlu, aktif bir şekilde, müzakereleri sürdürdüler. Sayın Anastasiadis’in seçilmesi sonrası birtakım beklentiler oluşmuştu ancak son bir yıl içinde bu beklentiler karşılanmadı ve son, bildiğiniz, takip ettiğiniz gibi, ortak açıklama metni çerçevesinde de iki aydır yoğun müzakereler sürüyor.

Dün ben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydim. Sayın Eroğlu’yla, müzakere ekibiyle, hem baş başa görüştük hem de Kıbrıs’ın bütün siyasi liderleriyle bir yemekte bir araya geldik. Bütün muhalefet ve iktidar liderleriyle, geçmişte ve bugün müzakereye katılmış olanlarla bir ortak akıl oluşturduk. Şunu ifade etmek isterim ki Türkiye'nin bu yaklaşımı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkına duyduğu güven ve saygı bu müzakerelerin en büyük gücüdür. Bugün, her zamankinden daha fazla, müzakerelerde haklı bir pozisyondayız ve müzakereleri yürütme kabiliyeti ve kapasitesi açısından da Kıbrıs Türkleri her zamankinden daha güçlüdür. Bunu onurla söylüyoruz.

İkincisi: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması, uluslararası alanda görünür kılınması. Evet, yine gururla ifade ediyorum: Şu anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 ülkede temsilciliği vardır ve bunun çoğu bizim dönemimizde açılmıştır; 21’inci de açılmak üzere. Sayın Tuğrul Türkeş’in, burada, Kıbrıs meselesiyle ilgili, bir futbol federasyonu etrafındaki yapılan tartışmalardan önce, beklerdim ki, daha geçen, iki hafta önce, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ekonomik İşbirliği Teşkilatına gözlemci üye olması dolayısıyla bize teşekkür etmesini beklerdim.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Faydası olmuyor Sayın Bakan!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Faydası oluyor. Hayır, siz keşke o salonda olsaydınız ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin diğer dışişleri bakanlarıyla eşit bir şekilde, gür bir sesle Kıbrıs davasını orada anlatmasını izleseydiniz. Sayın Türkeş, teşekkür etmek erdemdir, kaçınmayın bundan, kaçınmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Sayın Bakan, iyi bir şey olursa mutlaka teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Biz iktidara geldiğimizde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hiçbir uluslararası örgütte tanınmıyordu, bulunmuyordu. İslam İşbirliği Teşkilatına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni gözlemci üye yapan da biziz, Ekonomik İşbirliği Teşkilatına yapan da biziz, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesine katılımını sağlayan da biziz. Daha dün, Sibel Hanım -gayet zarif bir hanımefendidir- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis Başkanı, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesine katılmak üzere yola çıkacağını bana söyledi.

Bundan sonra da, şimdiye kadar olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin görünür olması, tanınması için her türlü çabayı göstereceğiz ama bunun yanında, eğer bir halk uluslararası alanda tanınacaksa önce, kendi ayakları üzerinde duracak, herkes ona saygı gösterecek.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Suriye gibi olur, aman Hocam elinizi çekin! Neye dokunduysanız…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Bakın, üçüncü ayak nedir? Kıbrıs Türk halkının onurla başı dik durmasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde…

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – İç işine karışmayın Sayın Bakan. İç işine karışmasanız ayakta duracaklar.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Müsaade edin… Ben sizi dinledim Tuğrul Bey, müsaade edin.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kişi başına düşen millî gelir 2002 yılında 4.409 dolardı, buna mukabil Güney Kıbrıs Rum yönetiminde 14.836 avroydu. Şimdi ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kişi başına düşen millî gelir 15.492 dolardır yani 5 mislidir takriben. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Eğer bir halkın uluslararası alanda başını dik tutacaksanız önce onun ekonomisini güçlü kılacaksınız, kimseye mağdur ve mahcup ve muhtaç eylemeyeceksiniz. İşte, Türkiye'nin kudret eli Kıbrıs Türk halkının üzerindedir. Bundan emin olunuz ve geçmiş dönemlerde yapılan hataların bizce de yapılacağı gibi bir vehme kapılmayın.

En önemlisi, inşallah, nisan ayında Sayın Başbakanımızın katılımıyla Anadolu Kıbrıs’a bir yolla daha bağlanıyor deniz altından aziz Anadolu suyunun aziz Kıbrıs’a akmasıyla. İşte kudret budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Hamasetle dış politika olmaz. Misakımillî diyorsunuz…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Birlikte olmak 74’te harekât yapmaktır,  oraya 2 tane boru döşemek değildir.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Ona da geleceğim. Oraya, bakınız…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bağırarak kapatamazsınız!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Misakımillî, bizim yüreğimizde, zihnimizdedir her zaman…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Erbakan’ın yüzde 1’ini yapmadınız.

OKTAY SARAL (İstanbul) – Dinle… Dinle…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – … ama çağdaş uluslararası hukuk çerçevesinde komşu ülkelerle, komşu ülkelerin sınır bütünlüğüne saygı göstererek, komşu ülkelerin bize yakın havzalarında ne kadar aktif olduğumuzu en iyi siz bilirsiniz.

Ben, ne zaman, Yunanistan’a ilk resmî ziyaretimi yaptığımda Batı Trakya’ya gittim, Gürcistan’a her ziyaretimde Batum’a gittim, Irak’a her gittiğimde, değişik resmî ziyaretlerde Musul’a, Kerkük’e, Erbil’e gittim, Ukrayna’ya gittiğimde Kırım’a her seferinde gitmeye çalışırım, Bulgaristan’a Sayın Başbakanımız veya bizler gittiğimizde Kırcaali’ye gideriz ama o ülkelerle iyi ilişkiler geliştirerek, bir tehdit unsuru olarak değil, bir barış unsuru olarak gideriz.

Bu dönemde gerçekten beni duygulandıran, aldığım en önemli teşekkür –ki ümit ederim siz de ondan ilham alırsınız Sayın Türkeş- Meclis Başkan Vekilimiz Sayın Meral Akşener’in Batı Trakya’dan beni arayıp –gerçekten, kendisine teşekkür borçluyum, takdirlerimi ifade etmek istiyorum kadirşinaslığı dolayısıyla- “Sayın Bakan, burada yaptığınız hizmetler, buradaki başkonsolosluğun tutumu dolayısıyla teşekkür ederim.” demesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben daha evvelsi gün, Atina’da, Batı Trakyalı müftülerimizi, seçilmiş müftülerimizi Türkiye'den Atina’ya göç eden İstanbullu Rumlarla buluşturdum ve orada ortak bir tarihin nasıl algılanması gerektiği konusunda da son derece mükemmel bir sohbet yaptık. Bizim bütün çevre bölgelere, havzalara mesajımız barış mesajıdır. Herkesle bir tarih etrafında bir arada olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

İkinci ayağı bu sacayağının, Avrupa Birliğiyle ve transatlantik ilişkiler dışında, komşu ülkeler ve bölgelerle ilişkiler. Bakınız, bizim dönemde geliştirdiğimiz özel bir mekanizma var. Benzeri daha önce Avrupa’da bir iki ülke arasında geliştirilmişti ama bizim kadar yaygın uygulayan olmadı. O da yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyleri yani liderlerin eş başkanlığında yıllık düzenli toplantılar yapılması.

Sadece bir örneği vereyim: Devlet başkanı düzeyinde Rusya’dan Türkiye'ye ziyaret bizim iktidarımıza kadar yapılmamıştı, 2004 yılında yapıldı ilk defa, Sayın Putin geldi.

Son üç yıl içinde ise “YDSK” mekanizmaları dolayısıyla her sene en üst düzeyde toplantılar yapılıyor 2 liderin eş başkanlığında. Vizeleri kaldırmak, serbest ticaret anlaşmaları imzalamak, üçlü mekanizmalar kurmak suretiyle çevre havzalarda diplomatik ağ ördük son iki ay içinde.

Şimdi, komşularla ilişkiler üzerine bir sürü ezber spekülasyonlar yapıyorsunuz, realitelere bakın. Ukrayna’yla, Azerbaycan’la, Rusya’yla yüksek düzeyli iş birliği konseyleri yaptık. İran ve Irak dışişleri bakanları bizi ziyaret etti, ben de oraları ziyaret ettim, sadece iki ay içinde. Yunanistan’ı, Ermenistan’ı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ziyaret ettim, Bulgaristan Dışişleri Bakanı geldi, Romanya Başbakanı Marmaray dolayısıyla geldi ve Moldova Cumhurbaşkanı da inşallah önümüzdeki günlerde, gelecek hafta içi çarşamba günü Türkiye’de olacak. Bu ziyaretlerde -bu iki ay içinde bu ziyaretler- biz hâl hatır sormuyoruz, her bir ziyaret saatlerce süren iş birliği anlayışı içinde imzalanan anlaşmalarla taçlanan diplomatik hamlelerdir.

Şimdi, baktığımızda, komşu ülkelerle ticaret konusunda ben size bu rakamları bir kitapçık hâlinde dağıttım, görsel bir şekilde, gensoruda da bunlar üzerinde çok durduğumuz için burada daha fazla bunun üzerinde durmak istemiyorum ama bakınız, havzalardan, şöyle kısaca üzerinden geçelim. Kafkasya ve Orta Asya havzası, biz iktidara gelene kadar, hamasetle Türk cumhuriyetlerinin birliğinden bahsedilirdi ama Türk cumhuriyetlerini bir araya getiren tek bir uluslararası yapı yoktu, Türk Konseyini biz kurduk Sayın Türkeş.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Bu bir süreçti, tesadüfen iktidarınıza denk geldi.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Aktif olması lazım Sayın Bakan.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hamaset sizin işiniz, sizin!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Orta Asya’da ve her yerde, Balkanlarda bütün tarihî eserlere de biz sahip çıktık. Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan, Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan, Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan, Türkiye-Azerbaycan-İran üçlü mekanizmalarını kurduk, işletiyoruz. Azerbaycan’la, can Azerbaycan’la Türkiye’yi sadece gönülle değil enerjiyle bağlayan, Avrasya’daki bütün enerji denklemlerini değiştiren TANAP’ı biz imzaladık. Bakü-Tiflis-Ceyhan’ı biz devreye soktuk, Bakü-Tiflis-Kars’ı; Marmaray’la Azerbaycan’ı taa Londra’ya biz bağladık. Bunlar hayalci bir dış politika değil, bunlar yaşanan gerçeklikler ve bu gerçeklikleri yaşatmaya devam edeceğiz.

Şimdi, sizin adil hafıza konusuna gelmek istiyorum. Evet, adil hafızayı kullanıyorum ben. Biz aynı zamanda bir bilim adamı olarak, tarihin ancak adil bir hafızayla inşa edilebileceğine inanıyoruz. Kapalı kapılar ardında birbirimize propaganda yaparak tarihî meseleleri çözemeyiz, alışılmış ezberleri her yerde sürdürerek de çözemeyiz. Türkiye’nin Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerine, Kafkasya’ya bakışında 3 ayak vardır:

1) Türkiye’yle Ermenistan’ın iki komşu ülke olarak birbirine saygı içinde yan yana yaşaması.

2) Azerbaycan’la Ermenistan’ın aralarındaki meselelerin çözülmesi ve Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının kurtarılması.

3) Türklerle Ermenilerin dünyanın neresinde olursa olsun, dokuz asrı bir arada yaşamış iki halk olarak, on beş, yirmi yıldır süren problemlerle değil, o dokuz asırlık ortak hafızayı canlandırarak dost iki halk olarak yaşaması.

Ben şimdi rahmetle anıyorum, sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, muhterem pederiniz -Allah rahmet eylesin- Azerbaycan-Ermenistan çatışmaları sürerken yani can Azeri kardeşlerimiz Ermenistan’la boğuşurken Petrosyan’la Paris’te buluşmuştu ve siz organize etmiştiniz.

Eğer o suç değilse -ki değildi, ben rahmetle anıyorum, doğru yapmıştı- bizim Ermenistan’la görüşmemiz de suç değildir, bizim Ermenistan’la ve Ermenilerle ortak adil hafıza çerçevesinde bir araya gelmemiz de suç değil, yapılması gereken bir davranıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu çok iyi bilirler, o zaman siz Mecliste yoktunuz ama bu yüce Meclisin 2005 yılındaki ortak iradesini okuyorum şimdi size. Yani 2005 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine iktidar ve muhalefet ortak olarak önerge verdi ve ortak tarih komisyonu kurulması çağrısında bulundu ve şöyle denildi: “Akıl ve mantık, Türkiye ile Ermenistan'ın ortak bir girişimle tabuları yıkmaktan korkmamalarını ve ortaklaşa yaşadıkları beşerî facianın tüm yönlerini açığa çıkararak tarihleriyle hesaplaşmaya hazır olmalarını emretmektedir. Geçmişin bugünümüzü ve geleceğimizi karartmasını önleminin yolu budur.” Adil hafıza bu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ne cevap verdiler Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Önemli değil, biz doğruyu savunuruz…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama “Tehciri benimsemiyoruz.” diyorsunuz.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – …kim ne cevap verirse versin, kendisine güvenenler doğruyu savunurlar, hakkı savunurlar, adaleti savunurlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bizim ölçümüz ve mikyasımız başkalarının mantığı, başkalarının felsefesi değil, bizim tarihî, maşerî vicdanımızdır. Biz hiçbir millete yukarıdan bakmayız ama bizim tarih tecrübemize sahip olan çok az millet vardır.

Şimdi, Orta Doğu’ya gelince, vakit daralması açısından diğer bölgelere girmeden… Orta Doğu’da 2010 yılında “Arap Baharı” adı altında demokratikleşme rüzgârları estiğinde ilkeli bir şekilde Arap halklarının yanında durduk, durmaya devam edeceğiz.

2011 yılında devrimler yaşandı. 2012 yılında geçiş hükûmetleri, seçimler yapıldı, 2013, bir karabasan gibi, maalesef, seçimlerle gelen iktidarların geriye dönüşüm süreçleri yaşandı.

Şimdi, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde her türlü tartışmayı kabul ederim ama gensoru görüşmesinde  de söylediğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde demokrasiye değil darbeye sahip çıkmayı zinhar kabul edemem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, Sayın Türkeş, ben sizi her zaman çok saygıyla takip ettim…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – En çok Müslüman kanı sizin döneminizde döküldü Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Müsaade edin, müsaade edin…

Çok saygıyla takip ettim ama gerçekten bugün sizin adınıza büyük utanç duydum. Bakın, söylüyorum, niye biliyor musunuz?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sen yönettiğin bakanlıktan utan.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Benim, Sayın Fatin Rüştü Zorlu’yu hangi konteksle zikrettiğimi siz çok iyi biliyorsunuz. Hakkında Mısır politikası dolayısıyla gensoru verilmişti ve ben de Sayın Fatin Rüştü Zorlu’yu bu konuda örnek aldığımı ve onun makamında oturan biri olarak demokrasiye karşı olan bir darbeyi hiçbir zaman benimsemeyeceğimizi, desteklemeyeceğimizi söyledim. Allah aşkına, buradan nasıl Cumhurbaşkanımızla ilgili bir paralellik kurabiliyorsunuz?

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Ondan niye hiç bahsetmediniz, onu merak ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Şimdi, çok küçük kurnazlıklar bunlar. Ben, Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken onun Başdanışmanıydım, Dışişleri Bakanıyken yanında bütün süreçlerde beraber oldum ve bununla onur duyuyorum. Arkadaşlığımız, dostluğumuz da en az otuz yıla gider. Biz, aynı ekip içinde çalışırken ortak hedeflerimiz doğrultusunda çaba sarf ettiğimiz herkesle ilgili olarak herhangi bir şey söylemeyi zül ve zaid addederiz. Bunu söylemeye de gerek duymayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fatin Rüştü Zorlu’dan zikretme sebebim, onun idam sehpasına onurla yürümesidir. Buradan hareketle bir de “korku ve ölüm psikolojisi” diyorsunuz. Bizi tanıyan bilir: Biz Allah’tan başka kimseden korkmayız, kimseden. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hamaset yapıyorsunuz, hamaset yapmayın.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Ben, Kerkük sokaklarına indiğimde bana onlarca istihbarat raporu geldi “Hakkınızda terör saldırısı olacak.” diye.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen önce bir Gazze’ye git. Gazze’deki Filistinli mazlumların yanına gitsene.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Kerkük sokaklarına indim ve Sayın Necdet Koçak Ağabey’in mezarına hürmetle gittim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yine, Libya’ya indiğimde de aynı istihbarat bana geldi. Libya sokaklarında, Bingazi sokaklarında halkla birlikte yürüdüm. Kerbela ve Necef’te Şii kardeşlerimle on binlerin arasında yürürken başka yerde, köşede bombalar patlıyordu. Gazze’de İsrail uçakları Gazze hastanelerini bombalarken ve yanımızda insanlar şehit olurken ben o sokaklarda yürüdüm. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Allah’ın izniyle, biz bu topraklara aşkla bağlıyız ve bizim Allah’tan başka kimseden ne korku ne ölüm psikolojimiz vardır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – O, Özal’a ait, Özal’a ait.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Şimdi, bu, bizim imanımızın da siyasetimizin de bir gereğidir, bilen bilir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hamaset yapmaya gerek yok Sayın Bakan, hamaset yapmayın, Müslüman ölüyor Müslüman!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Suriye konusuna gelince, Suriye konusunda gönül isterdi ki Sayın Korutürk, bir kere de Beşar Esad’dan bahsedin, zulmünden bahsedin. Bir eski büyükelçi olarak Türkiye Cumhuriyeti devletini bu yüce kürsüden ihbar edercesine iftira atarak 150 bin kişinin ölümünde ne kadar…

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Zabıtları okuyun, zabıtları. Zabıtları okuyun, yalan konuşmayın orada.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Evet, “Türkiye’den giden silahlar ne kadar insan öldürdü?” diye soruyorsunuz.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – 50 kere Esad’tan bahsettim ben.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Sizin bu konuşmanızdan sadece Esad memnun olur ve Türkiye düşmanları memnun olur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Doğru konuşun Sayın Bakan.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yalanla dış politika olmaz!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Bakın Sayın Korutürk, bu devlete hakaret edemezsiniz, bu Hükûmete hakaret edemezsiniz. (CHP sıralarından gürültüler)

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Kimsenin devlete hakaret ettiği yok, siz hakaret ediyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Milyonlarca mazlum insanın kanı var orada.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Bakın, dinleyin…Videolara bakın, filmlere bakın, Halep’in hâline bakın, Şam’ın hâline bakın, bunlar Kalaşnikoflarla mı böyle oldu, hava saldırılarıyla, Scud füzeleriyle mi? Türk uçakları mı bombaladı Halep’i, Şam’ı? Soruyorum size, kim bombaladı? Sizin savunduğunuz Esad’ın uçakları bombaladı o güzelim Halep’i, o güzelim Şam’ı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Biz kimseyi savunmuyoruz.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Biz Esad’ı savunmuyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – O zaman gelin burada lanetleyin, gelin burada lanetleyin, lanetleyin bu zulmü.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Çarpıtamazsınız, bağırarak da kimseyi yıldıramazsınız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Biz hiç kimseyi savunmuyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – 2,5 milyon insan mülteci olmuşsa…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım… Sayın Bakan…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – …700  bini benim kardeşlerim olarak bu topraklardaysa biz o insanların hukukunu savunuruz, savunacağız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan… Sayın Bakan, düzeltin lütfen. Sayın Bakan, biz kimseyi savunmuyoruz. Sayın Bakan, o lafınızı geri alın.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Senin kardeşin değil miydi?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Şimdi, Sayın Türkeş, aynı şey sizin için geçerli.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, hakaret ediyor, demediklerimizi diyor ama ya!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Kimyasal silahlarla ilgili “Amerikan kaynakları ‘El Nusra’ diyor.” diyorsunuz. Amerikan kaynaklarının iki mercisi vardır, Dışişleri Bakanı Kerry, Başkan Obama.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, biz kimi koruyoruz? Lanet olsun kim koruyorsa! Kimse korumuyor. Lanet olsun hangi zalim varsa!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Her ikisi de bu kimyasal silahların Suriye rejimi tarafından kullanıldığını 26 Ağustos ve 30 Ağustosta en iddialı şekilde ve belgeleriyle gösterdi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hangi zalim varsa lanet olsun. Biz kimi koruyoruz? Ayıp! İftira atıyorsun.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Bir Amerikalı gazeteci Amerika’yı temsil etmez. Bizim istihbaratımız da, dünyanın bütün istihbaratı da Suriye rejiminin bu suçu işlediğini biliyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ayıp! İftira atıyorsun.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Ama, bu size kalmaz yani Suriye rejimini aklamak size düşmez Sayın Türkeş. CHP’yi anlayabilirim ama sizi anlayamıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Esad senin dostun değil miydi?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Ailece kim tatil yaptı Esadlarla? Ailece tatili ben mi yaptım?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – O uçaklar… O saldırılar Türkmenleri de katlediyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bodrum’da kim tatil yaptı Esadlarla?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – O savunduğunuz Türkmenlere biz yüreğimizi açıyoruz, onu da en iyi Sayın Şandır bilir, Türkmenlerle ilgili ne yaptığımızı, ne yapmakta olduğumuzu.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Ailece tatili ben mi yaptım? Alice tatili kim yaptı, ailece tatili?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Esad’la tatil yapan kimdi?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Şimdi, dış politikamızın üçüncü ayağı, kıtasal ölçekli açılımlardır. Bunun da belgeleri elinizde var, ona fazla girmeyeceğim. Afrika’da neler yaptığımız, hangi destansı büyükelçilik açılımları yaptığımızı herkes bilir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Ahmet Davutoğlu 2001’de yazmış, onu bir oku sen!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Şimdi, Sayın Korutürk hiç üzülmeyin, büyükelçiliklerimiz açılıyorsa, orada Türk Bayrağı onurla dalgalanıyorsa buna sevinin. Başka ülkeler büyükelçilik kapatabilirler, başka ülkelerin orada vatandaşları yok ama bizim hareketli bir insan topluluğumuz var, her yere gidiyorlar. Bir yabancı bakan da bunu bana sordu: “Niçin büyükelçilik açıyorsunuz?” Çünkü bizim insanımız hareketlidir. Onlar nereye giderse biz de orada büyükelçilik açacağız, onların yanında olacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya büyükelçilik açmakta ne var ya? Basarsın parayı, yaparsın binayı, iki de memur atarsın, al sana on numara…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Kenya’da bir kardeşimize bir serseri kurşun değdiğinde ambulans uçakla getiren biziz, Somali’de bir TİKA mensubunu ambulans uçakla getiren biziz.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Onlar daha elçilerin maaşlarını veremiyorlardı.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kudretini gösterir. Bundan başkaları rahatsızlık duyar ama siz rahatsızlık duymayın.

Bir de EXPO üyeliğini, EXPO adaylığını kaybetmemizle ilgili beyanda bulundu Sayın Korutürk. Kendisi de EXPO 2015’i kaybettiğimiz dönemde Paris Büyükelçisiydi. Elinizden gelen her şeyi yaptığınıza eminim. Yaparsınız ama şu veya bu gerekçeyle başarılı olamayabilirsiniz, hepimiz için geçerlidir bu. Ama bakın, şurada 15 üyelik seçim neticesi var, 15; 2013 yılında uluslararası alanda 15 yarışa girdik ve 15’ini de büyük farklarla kazandık. Vakit yok sayamayacağım. Bunun içinde UNESCO Dünya Miras Komitesi de var, Uluslararası Denizcilik Örgütü de. Tam 15 uluslararası örgütte seçim kazandık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 1.500 seçim arasında!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti’nin kudreti bugün kendi sınırlarını da, bölge sınırlarını da aşmıştır. Dışişleri Bakanlığı da bu kudrete amade olarak çalışmaya devam edecektir.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, bir Dışişleri Bakanına yakışmayacak bir konuşmaydı.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Dışişleri Bakanımız ismimi zikrederek, yaptığım konuşmayla ilgili bazı konuların gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Sataşma sebebiyle söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkeş, sataşma nedeniyle iki dakika süre  veriyorum. Lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bir kere, her şeyden önce, Sayın Bakana teşekkür ediyorum. Çünkü geçen konuşmada sesi titreyerek o kefenlerden filan bahsedince ben kendisiyle ilgili kaygı duymuştum.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) - Benim sesim hiç titremez.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Bugün işi rayına oturttuk, onun da bana sitem etmesi yerine teşekkür etmesi gerekir. Yanlış anlaşılmış demek ki, anladık.

Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türkü’nün meselesinin tanınması öyle iki görüşmeyle olabilseydi, Sayın Bakan zatıaliniz de biliyorsunuz, elli yıldır olurdu. Ban Ki-moon “Son bir gayret.” diyor ve “Zaman çerçevesi içinde.” diyor ama o zaman çerçevesi içinde o son gayretin akabinde anlaşma olmazsa ne olacağına dair de bir bilgi yok. Şimdi, bunun üzerine bir heyecanla “Aman, bir şey oluyor.” diye kamuoyunu da yanıltmanın âlemi yok. Orada iyi bir şey gitmiyor, bir.

İkincisi, Kıbrıs’taki meselede sadece Kıbrıs’ın birtakım uluslararası kuruluşlara gözlemci olması değildir mesele, temsil edilebiliyor olmasıdır. O süreç içinde size nasip olan Türk Kengeşinin kurulması sürecinde de, şimdiki hâlihazır durumunda da…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) - Bizim irademizle kurulan, nasip olan değil, bizim irademizle kurulan.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) – Size nasip oldu, Hükûmetiniz o zamana denk geldi; onun temelleri Türk kurultaylarında atılmıştır. Ama hâlâ Kıbrıs’ı oralara kabul ettiremediniz, bunu da bir hatırlatmakta fayda var. Ha, bu turizme Sayın Başbakan da meraklı, zatıalinizin de meraklı olduğunu görüyorum. Bu çok seyahat etmeyle bir işler olsa Amerika çok başarılı olurdu. Amerikalılar sizden çok geziyor ama bir netice elde edemiyorlar.

Türkmenlere toplantıların haricinde sahip çıkılmadı bugüne kadar. Bunu da söyleyerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Halaçoğlu…

Evet, Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında grubumuz adına konuşan hatibimizin sözlerine atfen üç ayrı hususta kendisine sataştı, iftira etti, hakaret etti.

Birincisi, hatibimizi iftiracılıkla itham etti. İkincisi, hatibimizi devleti küçültmek, devlete hakaret etmekle itham etti. Üçüncüsü, zulmü ve zalimi savunmakla suçladı. (AK PARTİ sıralarından “Doğru” sesleri)

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Doğru!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Aynaya bakarak konuşsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Aynaya bakarak konuş, aynaya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, lütfen…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayrıca, ilaveten de…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tarihin en kötü Dışişleri Bakanı!

ENGİN ALTAY (Sinop) – …Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna dönerek “Esad’ı savunmak CHP’ye yakışır, onu anlarım da…” diyerek…(AK PARTİ sıralarından “Doğru” sesleri)

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Doğru, o da doğru!

ENGİN ALTAY (Sinop) – …ne idiği belirsiz bir ifadede bulundu. Uygun görürseniz, partiye olan sataşmayla birleştirerek, Sayın Korutürk’e üç ayrı husustan dolayı üç dakika söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Hayır, iki dakika söz veriyorum, biliyorsunuz, lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ama o zaman partiyle ilgili hususa da cevap vermemiz lazım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Korutürk, sataşma nedeniyle buyurun.

8.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Dışişleri Bakanı maalesef son derece başarısız, açık söylüyorum, yüzünüze söylüyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Çok şükür! “Başarılı” deseydin şaşırırdık.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) – Gelmiş geçmiş dışişleri bakanları içinde memlekete sizin kadar zarar veren başka bir bakan yok. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Statükodan çıkardığı için mi dışişlerini?

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin lütfen.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) – Bunun dışında, bir bakan söylediği sözün arkasında durabilmeli. Bizim Meclisimizin usulü var, âdeti var, tutanakları var. O tutanaklarda, benim grup adına aldığım en aşağı dört konuşmada Esad’ın halkına yapmış olduğu zulmü kınadığımı ararsanız görürsünüz, kınamıyorsun demeyin.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Bugün kınamadınız, 150 bin kişinin ölümünden bizi sorumlu tuttunuz.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) – Bugün kınamadım, çünkü bugünkü şeyde açık söyledim, dedim ki bugün eleştirilerimi tekrarlamayacağım.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O zaman niye fotoğraf çektiriyorsunuz?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) – Ermenistan’la konuşmanız suç mu? Suç değil tabii ama Ermenistan’ın başka parametreleri var, beş reyon işgal altındayken iki reyondan kapı açmak, Azerbaycan’ın arkasında durmamak suç. Siz kalkıyorsunuz, “Korkma, üzülme, sefaret açıyorum.” falan… Sefaret açmanın hiçbir önemi yok. Sefaret açtığınız zaman o sefaretlerden bir sonuç almak lazım.

Üzüleceğim hiçbir şey yok, üzülmem için de bir sebep yok ama üzüldüğüm başka bir şey var. Üzüldüğüm, memleketimizin sizin uyguladığınız politikalarla şu noktaya gelmesi. Daha da üzüldüğüm bir şey, sizin bu noktaya geldiğimizi görmemeniz. Bu inanılır gibi değil, sizi dinleyecek olursak başarıdan başarıya koşuyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet!

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) – Ben size bir noktada istifa etmenizi tavsiye etmiştim. İstifa etmenizi demeyeyim ama madem bu kadar başarılısınız sizi tebrik ediyorum Sayın Bakan, başarılarınızın devamını diliyorum ve zirvedeyken sizin bu işi bırakmanızı diliyorum, bunu temenni ediyorum, zirvedeyken ayrılın bu görevden.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bizim ona ihtiyacımız var, gurur duyuyoruz. Gurur duyuyoruz, gurur!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın  Başkan, demin, Sayın  Bakan Cumhuriyet Halk Partisini Esad’a destek olmakla suçlarken aynı zamanda bizi örnek gösterdi, “Size ne oluyor?” dedi, sataşma var; bir. İkincisi de, Ermenistan konusunda bizim söylediklerimizden farklı bir şekilde Meclise beyanda bulundu…

BAŞKAN – Sizin söylediklerinizden farklı ne söyledi Sayın  Halaçoğlu?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Biz “Ermenistan’la görüşmesin.” demedik, beyanlarıyla ilgili söyledik…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Gruba sataştı, gruba!

BAŞKAN – Sayın  Milletvekili, lütfen ya! Yani böyle yapmakla ne oluyor, anlaşılır gibi değil yani! Nedir yani bu şimdi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Dışişleri dışında her şeyi söyledi; bilmediği tek konu var, dışişleri; onun dışında her şeyi söyledi.

BAŞKAN – Sayın  Halaçoğlu, buyurun, iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Başbakanla beraber tatil yaptıklarını da söyle.

OKTAY SARAL (İstanbul) – Başka bir şey bildiğin yok ya!

9.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, Sayın  Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın  Dışişleri Bakanımıza şunları söylemek istiyorum: Öncelikle, Ermenistan’a, Erivan’a gittiği zaman normal kapıdan girmek yerine, otelin arka kapasından girdi. Dolayısıyla, bu arada Şam’a gidemiyor, Kudüs’e gidemiyor, Kahire’ye gidemiyor yani üç ülkeye gidemediği gibi elçilerimizde yok oralarda yani üç komşumuzla çok başarılı bir pozisyona getirdi durumu.

Ermenistan’la ilgili konuya gelince, mademki tehciri hiçbir zaman benimsemediğinizi belirttiniz, gayriinsani bir uygulama olduğunu belirttiniz; peki, tehcir hangi sebeple yapılmıştı, bunu hiç düşündünüz mü? Yani, bakın, tehcirde tam 23 yerde isyan vardı. Tehcir öncesinde tam 128 bin Müslümanı Ermeni çeteleri katletti. Bunu biliyor musunuz? Bunların hepsi belgelidir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sizden başka kimse bilmiyor, bir tek siz biliyorsunuz!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Sizin bundan haberiniz yoksa tehciri de normal karşılarsınız.

Amerika Birleşik Devletleri İkinci Dünya Savaşı’nda Japonları nasıl Mississippi Vadisi’ne sürmüşse Pasifik kıyılarından, aynı şekilde uluslararası hak ve hukuka göre Osmanlı yapmıştır.

Diğer taraftan, bakın, Birleşmiş Milletler belgeleri var elimde Kasım 1922 itibarıyla, burada Ermenilerin hangi ülkelere göç ettiklerini, ölüp ölmediklerini gösteriyor. Siz bundan haberdar mısınız? Değilsiniz. Hangi o zaman “Adil hafıza ile taraflardaki dirençli kolektif…” Taraflar kim? Siz değil misiniz bir taraf? Siz, Fransız Dışişleri Bakanı mısınız? Hangileridir taraflar? Birisi Türkiye, birisi Ermenistan. Siz, hangi taraftasınız Sayın Dışişleri Bakanı?

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan. Ne için söz istiyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Korutürk “en başarısız” diyerek, Sayın Halaçoğlu da “Fransız Bakan” demekle en büyük hakareti yaptı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

Sayın Bakan, lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

10.- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

 

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Korutürk beni başarısız bulabilir, hiç önemli değil. Önemli olan, milletin kimi başarılı veya başarısız bulduğudur. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Aynaya bakarak konuş!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Avrupa çağdaş demokrasilerinde dahi çok az parti vardır ki arka arkaya 3 genel seçim, 2 mahallî seçim, 2 referandum kazanmıştır ve gururla, iftiharla da söylüyorum, bunun arkasında demokrasi var, bu başarının arkasında ekonomik kalkınma var ve milletimizin onurla başını dik tuttuğumuz için dış politikamız var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve ben, Konya’dan seçilirken de seçildiğim seçim bölgesinde Türkiye'nin en yüksek oyunu alan bir oyla seçildim. Bundan da iftihar ediyorum. Siz bilmeyebilirsiniz ama bizim milletimiz kadirşinastır, bilir. Sizde kadirşinaslık beklemiyoruz zaten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Halaçoğlu, doğrusu, bir bilim adamı olarak her zaman sizinle istişare ya da müzakereye hazırım, bunu yapabilecek birikime sahip olduğumuzu da karşılıklı olarak biliyoruzdur herhâlde. Benim…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – O zaman yapın.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – Her zaman yapabiliriz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi yapın! Hadi yapın!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) – O belgelerin çoğuna da vâkıf olarak söylüyorum. O belgelerin çoğuna da vâkıf olarak söylüyorum. Balkan Savaşı’ndan İstiklal Harbi’nin sonuna kadar Balkanlarda insanlar yerlerinden edilmek zorunda bırakılmışlardır; soydaşlarımız, kardeşlerimiz, bütün Balkan halkı hareket etmek zorunda kaldı, Kafkas halkları hareket etmek zorunda kaldı. Burada önemli olan, ihanet edenlerle sıradan halkı ayırt eden bir politikanın yürütülmesi. Biz, bütün Balkan halklarıyla ve bütün Kafkas halklarıyla oturur, karşılıklı olarak acılarımızı da paylaşırız, muhteşem başarılarımızı da tarih boyunca gerçekleştirdiğimiz.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Hiç ağzınızdan duymadım!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Ama şunu zinhar kabul etmem: Benim, Fransa’da geçen sene Dışişleri mensuplarıyla, AK PARTİ Grubunun milletvekilleriyle ve Fransayla ilgili bütün kurumlarla verdiğimiz mücadeleyle Fransa’daki sözde soykırımla ilgili yasayı nasıl geri döndürdüğümüze de tarih şahittir. Siz, ona Fransız kalabilirsiniz ama tarih Fransız kalmadı! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, ben orada komisyondaydım zaten.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla) - Ben bu devletin hakkını, hukukunu dünyanın her yerinde korurum ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak korurum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, şimdi, bakın, Fransa’yla ilgili olan konuda Sayın Dışişleri Bakanına şunu hatırlatmak istiyorum: Meclis adına giden komisyonda ben vardım zaten…

BAŞKAN – Evet, Sayın Halaçoğlu teşekkür ediyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – …ama Fransız olduğumu söylemesi bir defa konuya kendisinin vâkıf olmadığını gösteriyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – “Fransız kalmak” bir tabirdir; bu, takip edemediğiniz anlamında…

BAŞKAN – Hayır, Fransız olduğunuzu söylemedi, “kalabilirsiniz” dedi. (CHP sıralarından “Yazıklar olsun ya!” sesi)

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Size yazıklar olsun!

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN - Evet, şimdi Hükûmet adına ikinci söz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği faaliyetler ile 2014 yılı bütçe tasarıları hakkında bilgi sunmaya çalışacağım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, ülkemizdeki sanayileşmeyle birlikte hızlı şehirleşmenin oluşturduğu plansız ve çarpık yapılaşma; doğal kaynakların tahribatına, çevre kirliliğine ve teknik altyapı yetersizliğine yol açmıştır. Bu sorunların kalıcı bir şekilde çözümünü sağlamak gayesiyle Temmuz 2011 tarihinde kurulan Bakanlığımız, sürdürülebilir çevre ve yaşanabilir yerleşmeler sağlamak, ülke çapında kentsel dönüşümü yürütmek ve hayat kalitesi yüksek marka şehirler oluşturmak için kapsamlı, heyecanlı ve titiz bir çalışma yürütmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şekilde artan şehirleşme oranı 1927’de 24 iken bugün yüzde 75’lere dayanmıştır. Yaklaşık yetmiş yıldır devam eden hızlı kentleşme ve çarpık yapılaşma kentlerimizin sağlıklı oluşmasını engellemiş, olası afet durumunda da can ve mal kaybı riskini artırmıştır. Bu gerçeğin en acı örneği, 1999 Marmara depreminde bir buçuk dakika içinde 110 binden fazla konutun kullanılamaz hâle gelmesidir. Ülkemizdeki yaklaşık 20 milyon konuttan 5 milyonunun 1999 depreminden sonra yapılmış olmasıyla, göreceli olarak mühendislik hizmeti almış depreme dayanıklı konutlar olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, ülkemizde bulunan 24.500 kilometre uzunluğundaki deprem fay hatları ve diğer afet riskleri karşısında geriye kalan 15 milyon konutun yaklaşık 6,5 milyonunu yenilemek mecburiyetindeyiz.

Deprem ve benzeri afet risklerinin ortadan kaldırılması gayesiyle, AK PARTİ iktidarları döneminde sadece devlet eliyle son on yılda 600 bini aşkın güvenli konut üretilmiştir. Bu, ayrıca, inşaat sektörümüzün ve yapı müteahhitliğimizin de çok ciddi şekilde tecrübe ve deneyim kazanmasına sebep olmuştur. 61’inci Hükûmet döneminde ise modern şehirleşme açısından zorunlu hâle gelen, ekonomik ömrünü tamamlamış veya olası afetler karşısında risk taşıyan binaların yıkılarak yerlerine güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir mekânlar oluşturulması gayesiyle geçtiğimiz yıl büyük bir kentsel dönüşüm seferberliği başlattık. Bu kapsamda, 2013 yılında 200 bin bağımsız birimi dönüştürme hedefimizi aşarak 253 bin konutun dönüşümünü başlattık. 2014 yılında da yine hedefimizi aşarak 500 bin konutun dönüşümünü başlatacağız. Nihai hedefimiz ise cumhuriyetimizin 100’üncü yılına kadar 3,5 milyon konutun, önümüzdeki yirmi yıl içerisinde ise 6,5 milyon birim konutun dönüştürülmesini gerçekleştirmektir.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Bakanlık olarak esas itibarıyla kentsel dönüşümü koordine ediyoruz, gerekli ortamı oluşturuyoruz. Kentsel dönüşüm, valilikler, belediyeler ve ilgili sivil toplum kuruluşları eliyle ve de gönüllülük esasına dayalı olarak özel sektör ve vatandaşlar tarafından yürütülmektedir. Kentsel dönüşümde vatandaşlarımızın mağdur olmaması için en ileri derecede hassasiyet gösteriyor, destek veriyoruz; kira yardımı, kredi yardımı ve nakliye yardımı yapıyoruz. Ayrıca, binasını dönüştüren vatandaşlarımızı, başta KDV olmak üzere, birçok vergi ve harçtan da muaf tutuyoruz. Bu doğrultuda, kentsel dönüşüm yapan belediyelerimize ve vatandaşlarımıza bugüne kadar 655 milyon TL hibe kaynak aktardık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kentsel dönüşüm bugün millî bir mesele hâline gelmiştir. Yapmakta olduğumuz kentsel dönüşümün ana ekseni riskli binaların dönüştürülmesidir. Kentsel dönüşüm, insanımızın canını korumaya yönelik bir projedir, insanımızın hayat hakkını öne alan bir projedir; aynı zamanda, enerji tasarrufuna ve çevreye duyarlı yerleşmeler oluşturmaya yönelik bir projedir. Böylece, önümüzdeki on yıl içerisinde kentsel dönüşümle birlikte altyapısını çağdaş standartlara ulaştırmış, katı atık düzenli depolama ve geri dönüşüm sorunlarını halletmiş, atık su arıtma sistemlerini tamamlamış, iklim değişikliği stratejisine tam uyumlu, sera gazı emisyonlarının azaltılması kriterlerinde Avrupa'yı yakalamış bir Türkiye hedefliyoruz.

Değerli milletvekilleri, kentsel dönüşüm, sadece eskiyen evleri, kaçak evleri, salaş evleri, afet riski taşıyan evleri yenilemek de değildir, aynı zamanda gelişen ve değişen dünyanın gerektirdiği konfora sahip evleri de üretmektir. Bu bakımdan kentsel dönüşüm kaçınılmazdır, aynı zamanda uzun soluklu ve zor bir süreçtir. Gelinen bu noktada şehirlerimizi çevreyle uyumlu bir biçimde modern hâle getirmek, insanımızın daha mutlu ve huzurlu yaşamasını temin etmek yükümlülüğümüzdür. Kentsel dönüşüm halkımız tarafından benimsenmiştir ve ciddi bir beklenti oluşturmuştur. Bunun en bariz kanıtı vatandaşlarımızın kendi talepleriyle risk tespiti yaptırdıkları konut sayısının bugün 61 bini geçmiş olmasıdır. Biz de gönüllülük esasına dayalı olarak vatandaşımızın talebi ve katılımıyla çalışmalarımızı tüm hızıyla devam ettiriyoruz. Yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları ile yapı sektörü ve teknik müşavirlik sistemi gelişecek, yapı malzemesi üretimi ve kalitesi artacak, imar planları ve kentsel tasarımlarda ileri dünya standartlarını yakalayacağız, kayıt dışı ekonomiyi önlemede inşaat sektörünü disipline edeceğiz.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; böylece, Bakanlık olarak bir taraftan kentsel dönüşüm çalışmalarını yürütüp yeni bir imar düzeni oluşturmaya çalışırken diğer taraftan da yapı denetim sistemini gerçek kaidesi üzerine oturtmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda, yapı müteahhitleriyle ustalarının sicillerini tutarak sektöre kalite ve disiplin getirmeyi de hedefliyoruz. İmar planları, yapı ruhsat ve kullanma izinlerinde kolaylık sağlayacak yeni düzenlemeler üzerinde de çalışıyoruz. Böylece, belediyeler çok daha kolay ruhsat verebilecek ve bugün 69’uncu sıradan 54’üncü sıraya yükseldiğimiz İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde çok daha üst sıralara çıkacağız. Bu kapsamda, uzun süredir üzerinde çalıştığımız İmar Kanunu ve Yapı Denetimi Kanunu’na ilişkin düzenlemeleri de en kısa zamanda yüce Meclisin huzuruna getireceğiz.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere kentsel dönüşümünü halletmiş, teknik altyapısı yeterli marka şehirler gelişmiş ve kalkınmış ülkelerin göstergeleridir. Bu doğrultuda, Kalkınma Bakanlığı ile müştereken yürüttüğümüz mekânsal, stratejik planlama çalışmaları ile Bakanlığımız ve büyükşehir belediyelerince yürütülen çevre düzeni planları hızla devam etmektedir. Ayrıca, kurmakta olduğumuz Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi ile tüm coğrafi bilgileri teknik ve milimetrik olarak ortak bir portal üzerinden halkımızın istifadesine sunacağız. Bu sayede, kamu ve özel sektör yatırımcılarının coğrafi verilere hızlı ve kolay erişimi sağlanacak, yatırım süreçleri çok daha kısalacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aynı şekilde, ülkemizin ve şehirlerimizin marka değerini artırmak için uluslararası düzeyde rekabet edebilecek özel projeler yürütüyoruz. Bu kapsamda, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi’nin planlama çalışmaları tamamlandı ve altyapı inşaatlarına başlanıldı. Yine, İstanbul Başakşehir’de başlattığımız ve üçüncü havalimanını da kapsayan çok özel, ekolojik ve yeşil yeni bir şehir kuruyoruz. Aynı şekilde, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Diyarbakır gibi büyükşehirlerimizde de kent parkları, tema parkları, üniversiteleri, fuar ve lojistik alanları bulunan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılacağı örnek yerleşim yerleri oluşturarak şehirlerimizin marka değerini artıracağız. Ayrıca, değişen ve gelişen Türkiye’mizin geleneksel ve tarihî dokusunu korumak ve de kırsal alanlarda da dönüşüm çalışmalarına hız vermek için, 7 coğrafi bölgemizin yöresel mimarisini yansıtan tip projeler ürettik ve bu projeleri uygulayacak vatandaşlarımıza hibe vermek için, teşvik vermek için de çalışmalarımızı bitirme noktasına getirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler, çevre  konusunda inancımızın ve geleneğimizin bir gereği olarak, tabiattan aldığımız kadarını tabiata vermeyi bilen bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu anlayışla, sanayileşme, şehirleşme ve  kalkınma hamlelerimizi yaparken çevrenin korunmasına ve iyileştirilmesine her zaman büyük önem verdik, vermeye de devam edeceğiz.

Sayın Başbakanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde başlatmış olduğu çevreye önem veren proje ve çalışmaları sayesinde, İstanbul, çöp dağlarından kurtuldu, yeşili ve ağacı  şehirle bütünleştiren mekânlara kavuştu. Biz de bu anlayışla, çevre kirliliğinin önlenmesi, çevre standartlarının yükseltilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu kapsamda Bakanlık olarak belediyelere verdiğimiz çöp toplama araçları yanında, kanalizasyon, atık su arıtma ve katı atık düzenli depolama tesisleri için son iki yılda yaklaşık 300 milyon TL hibe yardımı yaptık.

Yine, sadece 2013 yılında belediyelere İLBANK tarafından yani İller Bankası tarafından da altyapı ve çevre yatırımları için 600 milyon TL hibe yardımı yapılmıştır. Bugün, İLBANK, sadece hazineden aldığı payı belediyelere aktaran aracı bir kurum olmaktan çıkmış, kaynak üreterek kentsel dönüşüm, teknik altyapı ve çevre yatırımlarında belediyelere ilave hibe desteği veren bir kurum hâline gelmiştir. İLBANK, yerel yönetimlere 2003-2012 yılları arasında toplam 14 milyar TL, sadece 2013 yılında yani bu yıl ise 3 milyar TL’nin üzerinde düşük faizli, uzun vadeli kredi temin etmiştir.

Küçük belediyelerin su ve kanalizasyon sorunlarının çözülmesi için başlatılan SUKAP projesi kapsamında son üç yılda 820 adet iş için yaklaşık 4 milyar TL kaynak tahsisi yapılmıştır.

Bilindiği gibi, batan bankalar döneminden kâr eden, hizmet eden bankalar dönemine geçtik. Geçmişte kooperatiflere kredi bile veremeyen TOKİ, bizim dönemimizde kendi kaynağını oluşturup 81 vilayette 600 bin konut üreterek gecekondu kültürünü yok etmiştir. Yine, tasfiye edilme noktasına gelen Emlak Konut, 3,5 milyar TL tutarındaki KEY yani Konut Edindirme Yardımı borçlarını ödemiş ve bugün kasasında 5 milyar TL nakit ile 3 milyar TL alacağı olan itibarlı bir kurum hâline gelmiştir.

Ayrıca yine, İLBANK ve Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüzün ortaklaşa yürüttüğü bir projeyle önümüzdeki yıl 81 vilayette 150 tane park yaparak bunları belediyelerimize teslim edeceğiz yani hibe edeceğiz.

Yine, altyapı ve çevre yatırımları için ulusal kaynakların yanında Avrupa Birliği kaynaklarından da temin ettiğimiz 505 milyon avro ile 56 belediyede 18 proje yürütmekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün itibarıyla, atık su hizmeti verilen belediye nüfus oranı yüzde 72’ye ulaştı. Düzenli katı atık depolama sayısı Türkiye’de 69’a ulaştı. 2023 yılına kadar ise tüm belediyelerimizin düzenli katı atık depolama tesisi ile atık su arıtma tesisine kavuşmasını temin edeceğiz.

Katı atıkların geri dönüşümü noktasında, bugün, 1.395 geri kazanım tesisi ile yeni bir geri dönüşüm sektörü oluşturduk. Bu sayede 60 bin kişiye istihdam ve ekonomiye de yıllık 1 milyar TL’den fazla katma değer sağlandı. Artık, Türkiye, çöpten enerji üreten, seracılık yapan bir konuma geldi. Bunu çok daha ileriye taşıyacağız.

Artık, kıyı tesislerimizde gemilere atık alım hizmeti veriliyor. Bir taraftan, deniz süpürgeleriyle kıyılardaki çöpleri toplarken, diğer taraftan, gemi, tekne ve yat atıklarını da on-line olarak izliyoruz. Ayrıca, bilindiği üzere, Mavi Bayrak sıralamasında ülkemizi -geçen sene 4’üncüydük- bu sene dünyada 3’üncü yaptık.

Ülkemizde ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımının azaltılması ve bunların alternatiflerine geçiş çalışmalarını da çok ciddi bir şekilde yürütmekteyiz.

Yine, 81 ilimizde 165 adet sabit ve 3 adet mobil ölçüm istasyonu ile hava kalitesini devamlı olarak ölçüyoruz ve sonuçlarını anlık olarak İnternet sayfamızdan yayınlıyoruz.

Çevresel etki değerlendirmesi, yani ÇED düzenlemesinde 2011’den itibaren, belge sayısını 199’dan 16’ya düşürdük. Çevre izin ve lisanslarında elektronik ortama geçtik ve tüm süreçleri tek yönetmelik altında birleştirdik. Böylece, yatırım ortamının iyileştirilmesinde büyük mesafe kaydettik. Bu kapsamda, bürokrasiyi azaltacak tarzda yeni düzenlemeleri yapmaya da devam ediyoruz.

Çevre kirliliğini önlemek için son üç yılda yaklaşık 100 bin işletmede çevre denetimi yaptık. Başlattığımız alo servisiyle vatandaşlarımızın kentsel dönüşüm ve çevre konularında merak ettiği tüm konulara cevap vermeye çalışıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüz altmış altı yıllık bir kurum olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüz, vatandaşımızın devletle en önemli temas noktalarından birisi olup yılda ortalama 20 milyon insanımıza hizmet vermektedir. Bugün Türkiye'nin her yerinden başka yerde bulunan gayrimenkullere ait sorgulamalar ile tapu kaydı alınması işlemleri dijital olarak yapılabilmektedir. Hâlen 341 tapu dairesinde pilot olarak uygulanmakta olan başka ilde bulunan gayrimenkuller ile ilgili tapu takrir ve satış işlemlerinin gerçekleştirilmesini çok yakın bir gelecekte tüm ülkemize ve hatta yurt dışına da taşıyacağız. Tüm tapu işlemlerinin on-line olarak yapılmasını temin ettik. “Alo Tapu Kadastro Takip Masası Hattı”yla da vatandaşa sunulan hizmet kalitesini artırdık. Son on yılda yaklaşık 13 bin birimin gayrimenkul kadastrosunu bitirdik ve ülkemizin tamamının kadastrosunu da bazı problemli yerler hariç olmak üzere bitirme noktasına getirdik.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; yine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün çalışmalarında sadece bu yıl yani 2013 yılında tapuda topladığımız harçlardan maliyeye, hazineye 6,5 milyar TL harç geliri aktardık.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün, gelişmiş ülkelerin dünyanın geleceğini konuştuğu, geleceğin şehirlerini ve yapılarını şekillendirdiği bir süreç yaşıyoruz ve de çevre bilincinin her zamankinden çok daha fazla önem kazandığı bir dönem yaşıyoruz. Biz de ülke olarak  şehirlerimizi geleceğe hazırlarken binalarımızı yeşil bina, şehirlerimizi yeşil şehir yapmak için çalışmalarımıza hız verdik. Çevre konusunda Kopenhag Kriterleri, Birleşmiş Milletler kriterleri, Rio sözleşmelerine Türkiye kendi ölçüsünde yatırımlarını aksatmadan uymaya gayret etmektedir. Çevreye yapılan yatırımın aslında insana ve geleceğimize yapılan bir yatırım olduğu bilinciyle çalışıyoruz ve ülke olarak şehirlerimizi geleceğe hazırlarken binalarımızı yeşil bina, şehirlerimizi yeşil şehir yapmak için çalışmalarımıza hız verdik. Bundan sonra da yine yeşili artırmak için, çevreyi korumak için olanca titizliğimizi göstereceğiz. Bu doğrultuda, çalışan, çalıştıkça üreten, ürettikçe adil bir şekilde bölüşen bir Türkiye hedefiyle hizmet vermeye gayret ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle 2014 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Katkılarından dolayı Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli Başkan ve üyeleriyle, tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Bütçemizin ülkemize tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinize en içten saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, birleşime on beş dakika ara veriyorum.

                                                                   Kapanma Saati: 16.56

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Hükûmet adına söz isteyen Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı.

Süreniz yirmi dakikadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Tabloya karşılık tablo, öyle mi Sayın Bakanım?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Evet.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesini sunmak üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle, bütçe görüşmelerimizin hayırlı olması temennisiyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, son on günde trafik kazalarında ve farklı nedenlerle kaybettiğimiz sevgili öğretmenlerimize…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İntihar eden öğretmenlere…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – …Adıyaman’dan Azize Çelik, Mersin’den Halil Uçaroğlu, Bozüyük’ten Mustafa Ekin, Malatya’da trafik kazasında kaybettiğimiz Çetin Kuşbay, Derya Şahin, Alişan Erge, Erhan Yaşar, Emine Coşkun ve Adana’ya taziyeye gittiği öğrencisinin evinde kalp krizi geçirerek vefat eden Işıl Çöloğlu öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, öğretmen arkadaşlarına, öğrencilerine ve bütün millî eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Bakan, intihar eden öğretmen adaylarına da rahmet dileyin lütfen.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Huzurlarınızda bütçesini sunmak üzere bulunduğum alan eğitim yani insana dair yapılan, yapılacak en önemli ve en değerli hizmet alanı. Hepimizin üzerinde hemfikir olduğu, önem atfettiği bir alan. Bu şüphesiz bizlere büyük sorumluluklar yüklüyor. Hepimiz düşünme, algılama, problem çözme yeteneği gelişmiş bireyler, demokratik değerleri ve millî kültürü özümsemiş nesiller yetiştirmek istiyoruz. İnsan haklarına saygılı, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu yüksek bir gençlik yetiştirmek istiyoruz.

Hükûmetimiz 2002 yılından beri bu ödevin ve bu sorumluluğun bilincinde olarak eğitimi en öncelikli gündem maddesi hâline getirmiştir ve bu önceliği bütün politikalarının merkezine yerleştirmiştir. 2014 yılı bütçe tasarısı bunun en bariz göstergesidir. 2002 yılından bu yana kabul edilen bütün bütçeler göz önünde tutulduğunda eğitime ayrılan payın istikrarlı bir şekilde artmış olması, Hükûmetimizin bu konudaki kararlılığının en açık göstergesidir. 2014 yılı bütçesinden de en büyük payın eğitime ayrılmış olması, geleceğin inşasında eğitime biçilen rolün değerini ve Hükûmetimizin bu konudaki vizyonunu göstermektedir.

2002 yılı bütçesinde, Bakanlık, YÖK ve üniversiteler olmak üzere eğitime toplam 9 milyar 956 milyon 958 bin 700 lira ayrılmıştı. Bu rakamın konsolide bütçeye oranı yüzde 10,15’ti. 2014 yılı bütçesinde ise eğitime ayrılan tutar yüzde 630 artırılarak 72 milyar 643 milyon 827 bin 610 liraya ulaşmıştır. Bu da eğitime ayrılan payın konsolide bütçeye oranını yüzde 16,7’ye yükselterek eğitimi 1’inci sıraya yerleştirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımız için öngörülen 2014 yılı bütçesinin bütçe kalemleri itibarıyla dağılımı şöyle: Bütçemizin 38 milyar 261 milyon 980 bin 610 lirası personel giderleri için tahsis edilmiştir, 5 milyar 940 milyon 776 bin lirası Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet primi giderleri olarak ayrılmıştır, 5 milyar 192 milyon 300 lirası sermaye giderleri için öngörülmüştür. Bütçemizin cari harcamalar için ayrılan miktarıysa 4 milyar 599 milyon 639 bin liradır. Bakanlığımıza tahsis edilen bütçenin 1 milyar 677 milyon 322 bin lirası devlet parasız yatılı öğrencileri, burslar ve diğer cari transferler için planlanmıştır. Son olarak, bütçemizin 32 milyon 800 bin lirası da sermaye transferlerine ayrılmıştır. 2014 yılı bütçesinden YÖK’e ve üniversitelere ayrılan miktar ise 16 milyar 939 milyon 10 bin liradır.

Eğitime ayrılan bu bütçe büyüklüğü, bir yandan Hükûmetimizin eğitime verdiği önemi gösterirken diğer yandan da ülkenin demokratikleşme ve normalleşme sürecinin yönüne işaret etmektedir. 2002 yılından bugüne kadar eğitime ayrılan bütçe büyüklüğünün savunma harcamalarına kıyasla yaşadığı değişimden bunu izleyebiliyoruz. 2014 yılında konsolide bütçenin yüzde 5,02’si savunma harcamalarına, yüzde 16,7’si eğitime ayrılmıştır.

Eğitime ayrılan bütçedeki bu artış nedeniyle başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Hükûmetimizin bütün üyelerine teşekkürü ayrıcı bir borç biliyorum.

Yıllar itibarıyla eğitim bütçesi bu tabloda da görüldüğü gibi. Rakamları okuyamasanız bile sütunlardan işin nasıl seyrettiği çok net bir biçimde görülebiliyor. 99’dan 2014’e kadar eğitim bütçesindeki artış. Millî Eğitim Bakanlığı, YÖK ve üniversite bütçeleri.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Kredi Yurtlar var mı Sayın Bakanım, Kredi Yurtlar?

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Kredi Yurtlar da var mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Kredi Yurtlar yok.

Eğitime ayrılan bu bütçenin kullanımıyla ilgili detaylar sizlere dağıttığımız kitapta ayrıntılı olarak sunulmuştur. Şunun altını çizmek gerekiyor: Yıllar itibarıyla bu bütçeler, başta eğitime erişim imkânlarının artırılması ve eğitimin niteliğinin yükseltilmesi olmak üzere çok önemli çalışmalarda kullanılmıştır.

Bu bağlamda, 2014 yılı bütçesinden Bakanlığımız için tahsis edilen miktarın kullanımıyla ilgili olarak elinizdeki kitapta yer alan ayrıntılı gösterge ve rakamlara girmeden, çok önemli bulduğum bazı başlıklara konuşmamda yer vermek istiyorum.

Bu başlıklardan ilki bir eğitim reformu projesi olarak bütün dünyada örnek gösterilen FATİH Projesi’dir. FATİH Projesi, bilişim ve iletişim alanında küresel ölçekte yaşanan dönüşümün eğitim sektöründe kullanılmasını hedefleyen çok önemli bir reform girişimidir. Bugün dünyada İnternet  kullanıcı sayısı 2,5 milyar insana yaklaştı. Dünya nüfusunun yüzde 99’u bir  mobil şebekenin kapsamı içinde. Artık, bilgi ve iletişim teknolojileri hayatımızın her alanında her noktasında bizimle birlikte. İnternet etkileşimli cep telefonları, sosyal ağlarla dünya, bütün alanlarda yeni ve hızlı devrimler yaşıyor. Yeni kuşaklar, hayatlarının her adımını sayısal dünyalarda planlıyor, yaşıyor, paylaşıyor. Artık, teknoloji, iletişim ve getirdiği yenilikler her yerde her alanda. Bu değişimin eğitim alanına uyarlanmaması büyük bir eksiklik olacaktı.

FATİH Projesi, merkezine öğrenciyi ve öğretmeni alan, bilgiye ulaşmada bütün engelleri ortadan kaldırmayı hedefleyen, çocuklarımızın çağın yeniliklerini küçük yaşlardan itibaren tanıyabilmelerini öngören bir çalışma. Artık, her bir öğrencimizle birebir ilgilenebileceğimiz, eğitimini ve öğretimini güçlendirebileceğimiz bir çağa geldik. Artık, ders içeriklerinin elektronik ortamdan sunulabildiği imkânlarımız var. 2015 yılı sonuna kadar bütün ortaokul ve lise sınıflarımıza etkileşimli tahtalarımızı kurmuş olacağız ve 2014 yılı içerisinde bu okullardaki öğrencilerimiz tablet bilgisayarla etkileşimli eğitim imkânlarından faydalanmaya başlayacak.

FATİH Projesi’yle her öğrencinin eğitim içeriğine her yerden ulaşabilmesini hedefliyoruz. Her bir öğrenciye her bir öğretmene birebir ulaşma ve ulaşılma imkânı sağlıyoruz. Eğitimde kalitenin sürekli ölçülebileceği ve çok daha hızlı iyileştirmeler yapılabileceği bir altyapı kuruyoruz. En güncel eğitim içeriklerinin, yardımcı eğitim materyallerinin coğrafya veya süre kısıtı olmaksızın her öğrencimize ulaştırılabileceği bir reform sürecini başlattık ve sürdürüyoruz.

Yine, FATİH Projesi’yle, öğretmenlerimiz derslerde kullanacakları pek çok eğitim materyaline sınıflarındaki etkileşimli tahtalarla ulaşabilecekler; derse giriş videolarını, konu anlatımlarını, etkileşimli uygulamaları ve simülasyonları kolaylıkla yapabilecekler. Ders planlarını tabletler üzerinden yapacak, öğrencilerin bireysel gelişimini birebir ve yakinen izleyebilecekler. Öğrencilerinin her birine özel, o öğrencinin eksikliklerine ve ihtiyaçlarına uygun çalışma planları hazırlayabilecek, bunları öğrencilerimizin velileriyle de paylaşabilecekler. Bütün öğretmenler birbirleriyle rahat bir biçimde iletişim imkânına sahip olacak, kendilerini sürekli geliştirme olanağına kavuşacak ve işlerinde çok daha etkin olabilecekler.

FATİH Projesi’yle çocuklarımız teknolojiyi kullanmayı çok erken yaşlardan itibaren öğrenmeye başlayacak, istedikleri her yerden nitelikli bir eğitime erişme imkânına sahip olabilecekler. Bu sayede bilgi toplumuna dönüşüm sürecimiz hızlanacak, ülkemiz genelinde bilgisayar okuryazarlığımız artacak.

FATİH Projesi’yle bütün okullarımız, bütün kurumlarımız İnternet ortamında birbiriyle etkileşeme geçecek, okullar arası etkileşimin fiziksel sınırları ortadan kalkacak.

FATİH Projesi sadece bir eğitim projesi de değildir; aynı zamanda yerli üretimi teşvik eden, ülkenin teknoloji üretme ve pazarlama kapasitesini geliştirmeyi hedefleyen çok önemli bir fırsattır. Eğitim içerikleri, uygulamaları ve teknolojileri geliştirme hususunda Türkiye’de ve dünyada örnek gösterilecek bir özel sektör ekosistemini de bu projeyle büyütüyoruz ve güçlendiriyoruz. Daha proje tamamlanmadan proje için teknoloji geliştiren pek çok yerli firmamız, geliştirdikleri bu donanım ve yazılımları yurt dışına ihraç etmeye başladılar. Görüştüğümüz ülkeler -FATİH Projesi’ni- pek çok ülke benzeri projelerin emekleme adımlarını atarken bizim deneyimlerimize başvuruyor. FATİH, artık eğitimde küresel bir marka olma yolundadır.

Projede gelinen nokta, yapılan çalışmalar ve projenin takvimiyle ilgili bazı hususlarda Genel Kurulu ve siz sayın milletvekillerimizi bilgilendirmek isterim. 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde 8.800 adet tablet bilgisayar, pilot uygulamayla, 17 ilde 52 okulda uygulanmıştır. Genişletilmiş pilot uygulama kapsamında ise 49 bin adet tablet bilgisayar donanım ve yazılım alımı ihalesine çıkılmış ve 2013 Şubat ayında 81 ilde 217 okulda 49 bin tablet bilgisayar dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Bugüne kadar toplam 62.800 adet tablet bilgisayar dağıtımı gerçekleştirilmiştir.

Pilot uygulamalar, teknoloji seçiminden proje takvimine, öğretmenlerimizin eğitimlerinden içerik üretimine kadar pek çok alanda projeyi iyileştirme imkânını bizlere sunmuştur. Bu sayede elde edilen veriler, geri dönüşler ve analizler sonrasında projenin geliştirilmesine ve iyileştirilmesine ilişkin çalışmalarımız hız kazanmıştır.

Projenin ilk gününden itibaren imkânlarını seferber ederek bize yardımcı olan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 3.657 adet ortaöğretim okuluna bilgi teknolojisi malzemelerinin satın alınması işine ait ihalenin etkileşimli tahta alımı ve kurulumunu kapsayan birinci kısmını satın alma kurumları tamamlamıştır.

Yine aynı kapsamda, aynı çerçevede doküman kamera, A3 ve A4 çok fonksiyonlu yazıcı alımı ve kurulumunu kapsayan ikinci kısma ilişkin sözleşmeler imzalanmış, 84.921 adet etkileşimli tahta, 3.657 adet doküman kamera, 3.657 adet A3 ve A4 çok fonksiyonlu yazıcı kurulumları yapılarak kabulleri tamamlanmıştır.

Tablet bilgisayarların temini konusunda Haziran 2013 tarihinde 10 milyon 600 bin adet tablet bilgisayar alımı ihale süreci başlatılmış olup değerlendirmesi devam etmektedir. Bildiğiniz üzere, bu ihaleyi alacak firmalara yerli araştırma geliştirme merkezi kurmaları ve belli oranda yerlilik ve yatırım şartı koştuk. Ayrıca, firmalardan en az üç yıl boyunca Türkiye’de yatırım ve üretim yapmalarını istedik. Bu ihaleye çok sayıda yerli firmanın yanı sıra dünyanın dört bir tarafında faaliyet gösteren küresel ölçekli firmalar da katılmıştır. Bu durum hem FATİH Projesi’nin dünyada uyandırdığı ilginin hem de Türkiye'nin yatırım ortamının dışarıda ne kadar olumlu görüldüğünün kanıtıdır. İhaleyle ilgili değerlendirme sürecinde son aşamaya gelinmiştir. Önümüzdeki günlerde bu ihalenin net neticeleneceğini buradan müjdelemek isterim.

Yine, daha önce ilan ettiğimiz takvime uyabilmek amacıyla meslek liseleri dışındaki diğer liselerin 9’uncu sınıfında okuyan çocuklarımızın tamamına ve ilgili öğretmenlere dağıtılmak üzere geçtiğimiz haftalarda 675 bin adet tablet bilgisayar seti alımı ihalesi yapılmış ve sonuçlandırılmıştır. Bugün itibarıyla tabletlerin temin işlemi ve dağıtım programının planlanması aşamasına gelinmiştir. İnşallah, 2014 yılı başından itibaren bu tabletlerin dağıtımı için planlanan takvime uygun bir biçimde proje devam ediyor.

Yine, 2014 yılı içinde 13 bin okula ait yerel alan ağının kurulumunun yapılması, 3.362 okul için okul altyapı yönetim ve destek sistemlerinin kurulması ve geniş bant İnternet erişiminin sağlanması faaliyetlerinin gerçekleşmesi planlanmıştır. Ayrıca, Temmuz 2013’te Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 347 bin adet etkileşimli tahta alımı işi, 13.645 adet A3 çok fonksiyonlu yazıcı ve 28.351 adet A4 çok fonksiyonlu yazıcı alımı işi ihale süreçleri başlatılmış olup değerlendirmeleri sona ermek üzeredir.

FATİH Projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz önemli bir reform da projeyle kurulacak sistemlerin operasyon yönetiminde kritik bir bileşen olan coğrafi karar destek sistemiyle merkezî yönetim hizmeti altyapısının oluşturulmuş olmasıdır. Bu sayede dağıtılan tabletleri ve kurulan tahtaları yönetebilecek eğitim içeriklerinin en uç noktaya kadar güvenli bir şekilde ulaştığından emin olacağız. Ayrıca FATİH Projesi kapsamında bütün öğretmenlerimizin ve idarecilerimizin bundan sonra hizmet içi eğitimlerinde yararlanacakları 110 hizmet içi eğitim merkezi Millî Eğitim camiamıza kazandırılmıştır. Her biri 30 kişilik olan bu merkezler sayesinde aynı anda 3.300 kişiye hizmet içi eğitim imkânı sunulacaktır.

Şimdi, birden gözüm saate ilişti ve süremin dolmak üzere olduğunu görüyorum. Halbuki…

Sayın Başkan, daha benim anlatacak çok şeyim var. Ne kadar süre bana verebilirsiniz?

BAŞKAN – Bir dakika yirmi beş saniyeniz var efendim.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Beş dakika verin Sayın Başkan.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Süre verin Sayın Başkan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - Size dağıttığım kitaplarda burada anlattıklarımın bir kısmı var. Bilenler bilmeyenlere anlatsınlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ZÜHAL TOPCU (Ankara) - Onları okuduk biz, kitabınızı okuduk.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ya bildiklerini zannediyorlarsa.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - Şu öğretmen sayılarıyla ilgili kısmı hemen kısaca özetleyeyim.

2003-2013 öğretmen atamaları. 2002’de atadığımız öğretmen sayısı 2003’ten itibaren 22.814…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Göremiyoruz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) -  Bizim arkadaşlar sizin arkadaşlar kadar becerikli olmadıkları için arkaya yazmamışlar, onun için böyle. 19.029; 20 bin…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Öğrenme hayat boyu devam ediyor.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Hocam, siz devam edin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Muhalefet de bazen bize bir şeyler öğretiyor, teşekkür ederiz.

En son 2013’te 41.459. Topladığımız zaman…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Emekli olanları söyler misiniz yıllar itibarıyla?

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Toplam sayıyı istiyoruz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Söylerim, söyleyeceğim şimdi.

İster bu taraftan gelerek toplayın, ister bu taraftan giderek toplayın 408.274. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Öyle değil “atama” demiyoruz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Şimdi, emeklileri filan da anlatayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayı artışı “atama” demedim ben, toplam sayıdaki artışı söyleyin Sayın Bakan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kaç kişi gitmiş, gidenlerin yerine…

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Anladım. Şimdi, bugünkü sizin verdiğiniz rakamda da…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Kaçmış, toplam sayı bugün kaç? Aradaki farkı söyleyin. Atama ayrı bir şey yani.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Siz fiilen öğretmenlik yapan arkadaşların sayısını verdiniz öğretmen sayısı olarak, 74 bin küsur de kitapta var ayrıca, eğitim öğretim sınıfında yani öğretmen olan idarecilerimiz var, onları da topladığınız zaman…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Hepsi var elimde Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanlığının norm tablosu, verebilirim size…

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – …114 bin öğretmen emeklilik, vefat, istifa vesaire…

BAŞKAN – Sayın Bakan, soru-cevap işleminde sorarlar, cevap verirsiniz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Şu an itibarıyla eğitim öğretim hizmetleri sınıfında yani öğretmenler, idareciler, hepsi onların 809.547.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Ben size şimdi Millî Eğitim Bakanlığı norm tablosunu vereceğim Sayın Bakan.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Mevcut öğretmenlerin bunların 74.297’si eğitim yöneticisi yani müdür, müdür yardımcısı.

Evet, dediğim gibi kitapta daha fazlası da var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Fazlalık var Sayın Bakan…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Şimdi, şahsı adına aleyhte söz isteyen Ali Haydar Öner, Isparta Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Üç bakanlık, dört kurum için söz aldım şahsım adına, / Bazı kimseler çok şanslı, zira sürem sadece beş dakika.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütçe hakkı ne demektir? Bütçe hakkı, temsili demokrasilerde temsil edilenler adına denetim yetkisinin Meclis tarafından kullanılması demektir. Ancak, bir Sayıştay sarmalıyla karşı karşıyayız. Üç bakanlığın toplam bütçesini denetleme raporu bu kadar.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Geç onu.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Yani, buna “denetleme raporu” demek ayıpla iştigal etmektir, Meclisi hafife almak demektir. Niye böyle oluyor? Çünkü, Sayın Sayıştay Başkanı Sayın Başbakandan korkuyor. O nedenle Sayıştay üyelerinin emeklerini, denetçilerin emeklerini hiçe sayıp Meclise rapor göndermiyor.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Rapor değil mi onlar Vali Bey?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Cevap vermeye değer bulmuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Niye?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu raporları istemiyor, uygulamaya koymuyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin millet adına kullanması gereken bütçe hakkını kullandırtmıyor. O da yine Sayın Başbakandan korkuyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hayır…

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Çünkü, onu da Sayın Başbakanın talimatıyla sizler seçtiniz.

Sayın Başbakan peki neden korkuyor?

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Allah’tan korkuyor.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başbakan da milletten korkuyor. Bu korkusunun sonucunu 30 Martta milletten görecek.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bravo(!)

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Çünkü, milletten korkmayan Başbakan şöyle söylüyor: “Türkiye, özgürlüklerden korkacak kadar küçük bir devlet değildir. Türkiye, kendi öz vatandaşından korkacak, onu kendisine tehdit olarak görecek kadar küçük bir devlet değildir.” Ama, Mersin’e gidiyor sadece AKP’lilere yarısı boş sıralarla olimpiyat açılışı yapıyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hepimiz oradaydık.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Trakya’ye gitti, “photoshop”larla vaziyeti idare etti.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hepimiz o stadyumdaydık.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Sizin Başbakandan ödünüz kopuyor.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – O size öyle geliyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Üç ay sonra seçim var, haberin olsun.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Üç ay sonra görüşeceğiz Sayın Valim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Her gittiği yerde adeta sıkıyönetim ilan ediliyor. Madem korkmuyor, onca korumayla gittiği hâlde niye sokaktaki çocukları önceden toplayıp içeri attırıyor? Böyle bir yönetim görülmedi. 4 general zamanında bile böyle bir şey yoktu. Şimdi, tek mareşal bütün valilere âdeta sıkıyönetim ilan ettiriyor.

Yeni demokrasi paketinde hırsızlara, ihaleye fesat karıştıranlara siyasal partilere üye olmak var ama üniversite gençliğinin önüne, iki yıldan beş yıla kadar gösteri yapanlara tehdit eden maddeler getiriliyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yanlış bilgi, yanlış bilgi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Adına “Demokrasi paketi” diyoruz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – İyi okuyun; yanlış bilgi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Hiç merak etmesin, otuz dördüncü dakikalarda stadyumlar “Mustafa Kemal’in askerleriyiz.” diye çınlamaya devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Aynı şekilde, madem korkuyordun niye Çarşı’da ofis tuttun?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya senin başka işin yok mu Başbakandan başka ya?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – İstersen Dolmabahçe Stadyumu’nun flamalarını atlastan, halatlarını ibrişimden, direklerini gümüşten yap gençler yine bildiklerini okuyacaklar.

MUZAFFER ÇAKAR (Muş) - Valiliğine hayranım!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Biz de bildiğimizi okuyacağız.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Beni görevlendiren Ispartalı hemşehrilerim adına denetim hakkını bana kullandırtmayan ilgililere, Sayın Sayıştay Başkanına, Sayın Meclis Başkanına, Sayın Başbakana hakkımı helal etmiyorum.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Ne hakkın var onların üstünde? Onların senin üstende hakkı var.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Beş dakikalık bir zamanda ne söylenilebilir?

Dışişleri Bakanlığı bakalım Kıbrıs’ta Annan Planı’ndan daha ileri tavizler verecek mi? Ermenistan’a koridor açarken Azerbaycanlı dostlarla mutabakat sağladı mı?

Aynı şekilde, Çevre Bakanı çevreyi tahrip eden oluşumlara karşı niye sessiz? Gezi Parkı öyle, ODTÜ ormanı öyle… “3’üncü köprü cinayettir.” diyen Başbakan binlerce ağaç kestiriyor. Hepsini geçiyorum ancak değerli arkadaşlar, Genel Kurulu izlemiyorsunuz. Sayın Başbakanın buyruğu doğrultusunda el kaldırıp, indiriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan be! Hadi oradan be!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Oylarını onurları doğrultusunda özgür iradeleriyle kullanan sayın milletvekillerine saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, dokuzuncu turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır. On dakika soru sorma, on dakika cevap verme süresidir.

Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, bir dakikalık süremi lütfen kesmeyin, sessiz kalarak değerlendireceğim.

(Hatip, üzerinde “Bizim hâlimiz ne olacak?”, “Atanamayan öğretmenler” yazılı dövizleri Genel Kurula gösterdi) 

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ama olur mu Başkanım, soru sormuyor, böyle bir usul yok ki.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Medyaya göster medyaya.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Biz öyle şeyin peşinde değiliz, biz 300 bin kişinin ekmeğinin peşindeyiz Beyefendi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Onlar da haberin peşinde göster Mevlüt Bey.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Şov, şov!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Biz 300 bin kişinin ekmeği peşindeyiz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İnan ki şov!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bırak Allah aşkına! Ekmeğe saygısız, ekmeğe saygısız .

RECEP ÖZEL (Isparta) – Şovdan başka bir şey  değil senin ki.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yapmayın ya! Deyin ki şöyle yapacağız ya.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Hani konuşmayacaktın?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Gel gel beraber konuşalım, gel.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – 127 bin boş öğretmen kadrosu var, 350 bin öğretmen atama bekliyor. Bu öğretmenlerden ne kadar alım yapacaksınız, bu öğretmenlerin duygularıyla oynamayı doğru buluyor musunuz, 2014 yılında yeterince öğretmen alacak mısınız?

Dışişleri Bakanına soruyorum: İki sene önce Bodrum’da Sayın Başbakan ve eşleri, Esad ve eşleri tatil yapıyorlardı. O Esad’la şu andaki Esad arasında “kardeşim, dostum” dediği Esad’la bugünkü Esad arasında ne gibi farklılıklar vardır, o farkları öğrenmek istiyorum?

Bir üçüncü sorum da Sayın Çevre Bakanına: Sayın Bakan, ileri demokrasiden bahsediyorsunuz, ele geçiremediğiniz bu odaları idari ve mali denetime alarak hangi demokrasiden bahsediyorsunuz, o odalara hangi katkıyı veriyorsunuz? Onların genlerinde Bakanlık olarak hangi katkınız var da Orman Bakanlığından alındı şimdide diğerlerinin size bağlanacağı söyleniyor. Bunu ileri demokrasinin neresine sığdırabiliyorsunuz? Bu ihtilal Anayasası, eleştirdiğiniz 1980 ihtilal Anayasası’nın getirdiği bir uygulamadır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Millî Eğitim Bakanıma sormak istiyorum: Taşerona çevirdiğiniz hizmetli ve yakacak ödenekleriyle ilgili sorunu biliyorum. Bu konuyu okul aile birliğine ve ilgili okul müdürlerine yıktınız. Sorum şu: 2014 bütçesinden hizmetler için hizmet satın alınması ile yakacak tertip ödeneğinden seçim bölgem Bursa Millî Eğitim Müdürlüğüne okullarda kullanılmak üzere ne kadar ödenek ayırdınız? Bu ödenek miktarını gönderirken yapmış olduğunuz bir hesaplama var mı? Yeterli ödenek göndermeyerek okul müdürlerini ve okul aile birliklerini kendi kaderlerine mi terk ettiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Sorum Dışişleri Bakanına: Şimdi, Sayın Dışişleri Bakanımız Türkiye Büyük Millet Meclisinde, çok büyük işler yapmış gibi MHP sıralarına dönerek laf attı. Son günlerde Türklüğün ve Türk Bayrağı’nın düştüğü, ülkenin her tarafı münakaşa edilir hâle geldiği dönemde Sayın Dışişleri Bakanımız ne yaptı? Annan Planı’nı kendileri desteklemedi mi? İsraillilerin gemide öldürdüğü askerlerle ilgili ne yaptı? Azeri topraklarını işgal eden Ermenilere karşı ne yaptı?

İkinci sorum da Millî Eğitim Bakanına: Tufanbeyli’de Anadolu Lisesi “Afet kapsamına alındı.” diyerek boşaltıldı. Bu okulla ilgilenmesini bekliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaleli…

SENA KALELİ (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adıyaman’da daha önce doğal gaz patlaması olmuştu. Şimdi, Gaziantep ve Adıyaman’da kömür ve soba zehirlenmesinden 347 kişi zehirlendi, 3 kişi hayatını kaybetti. Bu olaylar ve ölümler her ilde var. “Doğal gazı yaygınlaştırdık.” diyorsunuz. Niye hava kirliliği var? Zehirlenme ve ölümlerin sebebi pahalı doğal gaz mı, dağıtılan kalitesiz kömür mü?

Nükleer santrallerde Hindistan’ın denemediği teknolojileri denemeye çalışıyoruz. Türkiye çevre kirliliğini, atıkların değerlendirilmesini nasıl yapmayı planlıyor? Binaları kalitesiz ve estetikten uzak yaparak eser mi bırakacağımızı düşünüyoruz?

Millî Eğitim Bakanı eğitim sisteminde reform yapacağını söylüyor. Sorunların küresel boyutlarını kapsayacak bir sistem düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Serter…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Millî Eğitim Bakanına sormak istiyorum. Başta Suudi  Arabistan olmak üzere diğer yabancı ülkelerde de yapılan açık lise ve açık ortaokul sınavlarına müsteşar yardımcısı, insan kaynakları genel müdürü ve müsteşarlık ve bakanlık özel kalemlerinin kurye olarak gönderilmesinin nedenlerini öğrenmek istiyorum.

İkincisi: Yurtlarda 24 bin, Anadolu liselerinde yaklaşık 59 bin, üniversitelerde 130 bin kontenjan boş kalmıştır. Bu nasıl başarılmıştır? Bu sırrı bizimle paylaşırsanız sevineceğim.

İmam-hatip liselerinden açık liseye geçişlerin arttığına ilişkin duyumlar alıyoruz. Bununla ilgili bir rakam bizimle paylaşabilir misiniz ve nedenleri nedir?

Hafızlık eğitimi devam etmekte midir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Hafızlık eğitimini imam-hatip liselerine mi almayı planlıyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Millî Eğitim Bakanımıza soruyorum: Sayın Bakanım, Kayseri tam Anadolu’nun ortasında. Hâlâ birleştirilmiş sınıflar ve taşıma sistemiyle eğitim yapılan birçok ilçemiz var, köyleri var. Bu konuda şöyle düşünün: 1 Cumhurbaşkanı, 1 Meclis Başkan Vekili, 1 Bakan, 1 Grup Başkan Vekili olan bir Meclisteyiz.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili 2 tane Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Benimle beraber 2. Beni saymıyorum, ben Hükûmeti sayıyorum.

Dolayısıyla, ne zaman düzelecek? Bu birincisi.

İkincisi de: Bu kadar öğretmen adayı öğretmen atamasını beklerken fakültelerdeki kontenjanı düşürmeyi düşünüyor musunuz, yeni öğretmenler gelip birikim sağlamasın diye? Çünkü birçok insan maalesef intihar ediyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Korkmaz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Dışişleri Bakanına sorum: Milyonlarca Türkmen kardeşimiz Irak’ın kuzey bölgesinde ve Suriye’de, PKK, Barzani ve PYD güçleri tarafından katledilir iken, Dağlık Karabağ’da aç biilaç 1 milyon Azeri kaçgun durumunda yaşarken, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri sadece Türk ve Müslüman oldukları için Çin zulmü altında ezilirken, ibadet etmeleri engellenir ve ölümle cezalandırılır iken sormak istiyorum: Sayıları milyonları bulan mazlum, mağdur ve maktul olan bu insanlar sadece Türk ve Müslüman oldukları için mi sizin ilgi alanınıza girmiyor?

Sizin “stratejik derinlik” dediğiniz, sadece Orta Doğu’daki Arap şeyhlik ve sultanlıklarını içeren bir stratejik körlük müdür? Arap diktatörleriyle görüşürken, saydığınız Türk coğrafyasında yapılan katliamları kınama ve tavır almaları konusunda bir görüşme yaptınız mı, ne cevap verdiler?

Doğu Türkistan Uygur Türklerinin lideri Rabia Kadir’e uyguladığınız ülkeye giriş yasağını kaldırmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bayraktar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü, plan tadilatı için bakanlıklardan gelen projeler için döner sermayeye usulsüz ve yüksek miktarda para yatırılmasını talep ediyor; 2 ila 5 trilyon gibi rakamlar. Aksi hâlde kurum ve kuruluşlardan uygun görüş geldiği hâlde bu tür taleplerini gerekçesiz olarak reddediyor.

Soru 1) Kaç tane proje için şimdiye kadar döner sermayenize plan tadilatı için para yatırılmıştır?

2) Bunun toplam miktarı nedir?

3) Bu iş için TOKİ Dergisi’ne ilan istenen firmalardan ilan bedeli olarak ne kadar para tahsil edilmiştir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Dora…

EROL DORA (Mardin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Avcı’ya bir sorum olacak. Millî Eğitim Bakanlığının 28-29 Kasım 2013 tarihinde yaptığı ortaöğretime geçiş ortak sınavları kapsamında din kültürü ve ahlak bilgisi dersine ait soruların, azınlık okullarında okuyan öğrenciler ile resmî devlet okullarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrenciler tarafından cevaplandırılmadığı için, söz konusu sınav puanları hesaplanırken bu öğrencilerin ortalama 9-10 puan gibi bir hak kaybına uğrayacakları belirtilmektedir. Bu bahsettiğimiz öğrencilerin bir hak kaybı ve mağduriyet yaşamalarını önlemek için bir çözüm ürettiniz mi? Bu konuda bir açıklama yapabilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Gür, son soru…

NAZMİ GÜR (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle, biz BDP olarak, ilkesel olarak idam cezasına dünyanın neresinde, kime karşı uygulanırsa uygulansın karşıyız. Aynı zamanda, adil yargılanma ilkesinin ihlaline de karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Bu bağlamda, Bangladeş’te adil olmayan bir yargılanmayla idam edilen ve idam cezası infaz edilen Abdülkadir Molla’nın cezasının infazını protesto ediyor ve kınıyorum.

Benim sorum Sayın Ahmet Davutoğlu’na: Bugün yayımlanan Hürriyet gazetesinde Tolga Tanış’ın “Suriye’ye silahın belgesi” adlı bir haberi yayımlandı. Bu haber konusunda ne düşünüyorsunuz? Yaklaşık 47 ton silahın bugünlerde Suriye’ye geçtiği söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İkinci sorum: Vize karşılığında geri alım antlaşması Avrupa Birliğiyle imzalanacak fakat vize konusu üç buçuk yıl sonra yürürlüğe girecek, diğer geri alım antlaşması ise hemen. Bu zaman farkını açıklar mısınız lütfen?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın bakanlar, buyurun.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Bakanlar da susma hakkını mı kullanıyor Sayın Başkan?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Zaman kazanıyor Dışişleri Bakanı.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Vallahi, her konuyu istismar meselesi yapmayı çok iyi biliyorsunuz.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Söyleyecek bir şeyiniz yok, doğru…

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Başkan, Sayın Yılmaz’ın sorusu: “İki sene önce Bodrum’da tatil yapıyordunuz, Esad’da ne değişti?” Bizim problemimiz bu. Maalesef, muhalefet milletvekillerinde, özellikle de ana muhalefet partisi Genel Başkanında da, zamanla ilgili bir sıkıntı var. “İki sene önce” dedikleri 2011, yani çatışmaların en yoğun olduğu dönem. Maalesef, muhalefet yetkilileri olayların (…)(x), sıralamasını takip edemiyorlar; o yüzden problem var.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tatil yaptı mı, yapmadı mı? Ona cevap ver.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sorunu sordun, bekle cevabını.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Onlar için iki sene önceyle beş sene önce arasında bir fark yok.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Dış politikada böyle köksüz politikalar mı uygulanıyor? Önümüzdeki sene ne olacak mesela?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – En önemlisi, sizin için 150 bin insanın ölmesinin; 2,5 milyon insanın mülteci olmasının, 7 milyon insanın aç, susuz ve ilaçsız bir şekilde ülke içinde yerinden edilmiş olmasının hiçbir anlamı yok. İki yılla beş yıl arasında fark olmadığı gibi bunlar arasında da bir fark yok.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Siz yaptınız kışkırtıcılığı!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Dün ne söylüyorsak bugün de aynısını söylüyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Biz kendi halkına zulmetmeye başladığı andan itibaren Beşar Esad’a gerekli uyarıları yaptık, Sayın Başbakanımız da yaptı.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Daha önce uyarı yapmıyor muydunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – O uyarıları dinlemediği zaman, katlettiği zaman da gerekli tavrı aldık.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Babasının ne olduğunu bilmiyor muydunuz?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Babası yapmıyor muydu? Sayın stratejik derinlik sahibi Dışişleri Bakanı, yeni mi fark ettiniz!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Aradaki fark, dinleyin… Yeni fark etmedik, fark ettiğimiz anda gereğini yaptık. Ama sizin için 150 bin insanın önemi yok, 5 milyon insanın önemi yok. Aradaki fark bu.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Demek ki boşa geçmiş dönemin Sayın Bakan. Bakan oluncaya kadar anlamadın mı sen olayı?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, müdahale eder misiniz?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – İlahi adalete hesap vereceksiniz!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, dinlemeyeceklerse niye soruyorlar?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

Sayın Korkmaz, lütfen...

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Irak’ta, Suriye’de Müslümanların dökülen kanında boğulacaksınız Sayın Bakan!

BAŞKAN - Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin lütfen.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Suriye’de kan akmazken, Suriye’de insanlar mülteci durumuna geçmemişken tabii ki en iyi ilişkileri kurduk. Ne zaman ki Suriye’de 150 bin insan öldürüldü, 200-300 bin insan kayboldu, milyonlarca insan mağdur oldu, böyle bir yönetimle, bu zulmü yapan yönetimle de ilişkilerimizi kestik. Bu bir ahlaki meseledir.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kuzey Irak’ta 1,5 milyon Müslüman katledildi. Niye kılınız kıpırdamadı?

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, sorunuzu sordunuz, Sayın Bakan cevap versin, müsaade edin.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Gereğini onlar için de yaptık.

Sayın Halaman, Adana Milletvekilimiz, arka arkaya sorular sıraladı, Türk Bayrağı’nın değerini ifade etti. Bu değeri en fazla idrak eden ve gereğini en fazla yapan hükûmetler bizim hükûmetlerimizdir. Onun için, Dışişleri Bakanlığı olarak, bazıları hoşlanmasa da önemsiz görse de 2002 yılında 166 olan dış temsilimizi 221’e çıkardık ve bu temsilciliklerde bugün o aziz bayrağımız dalgalanıyor, dünyanın her bir köşesinde. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Dünyada şu anda kendi bayrağı en fazla dalgalanan –temsil anlamında- dünyanın 7’nci ülkesiyiz. İnşallah yakın zamanda 6’ncı ve 5’inci ülkesi de olacağız. Dünyada daimi beş üye ülkeyle birlikte en fazla temsile sahip olan, Türk Bayrağı’na değer böyle verilir, hamasetle, nutukla verilmez. Bayrağı dünyanın her köşesinde dalgalandıracaksınız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz Sayın Bakan. İtibar sıfır, sıfır!

DIŞIŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – “Annan Planı’nda ne oldu?” Kıbrıs’ta ne yapmış olduğumuzu anlattık. Dinlemiş olsaydınız bunu takip ederdiniz.

İsrail’le ilişkilerde, özellikle Mavi Marmara saldırısında ne olduğunu sordular. Geçen sene bu mekânda bu sorular sorulmuştu. “Hani nerede İsrail’den özür?” denmişti. İsrail özür diledi ama hâlâ bunu fark edemeyenler... Tabii ki onlara yapacak bir şey yok, onlar görmezler, idrak etmezler.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Özür dilemedik.” diyorlar efendim, “Özür dilemedik.” diyorlar Sayın Bakan. Sayın Bakan, “Özür dilemedik.” diyorlar.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – İsrail’in sözcüsü müsün Nevzat ya!

DIŞIŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Bütün dünya dilediklerini biliyor, siz de biliyorsunuz.

Sayın Korkmaz Suriye ve Irak’taki Türkmenlerden, Azerbaycan’dan, Uygur Türklerinden bahsetti.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Netenyahu’nun sözcüsü gibi konuşuyor.

DIŞIŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Sayın Korkmaz’a tavsiyem şu, ben gerekli cevapları verdim ama anlaşılan ikna olmuyorlar. Lütfen Kerkük’e gidin, Musul’a gidin, Telafer’e gidin, hepsine, oradaki kardeşlerimize sorun neler yaptığımızı. Türkiye’ye göç etmiş Suriye Türkmenlerine sorun neler yaptığımızı. Hele hele Kaşgar’a gidin, Urumçi’ye gidin, görün orada Başbakanımızın, bizlerin nasıl karşılandığını her yerde. Azerbaycan’a gidin, hangi dönemde altın çağın yaşandığını görün.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – 1 milyon Azerbaycan Türkü kaçkın, siz bilmiyormusunuz bunları.

DIŞIŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Onlarla ilgili gereken her şeyi, ne kadar yaptığımızı önce Azerbaycan halkı bilir.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Geziyorsunuz dolaşıyorsunuz…

BAŞKAN – Kale almayın Sayın Bakan.

DIŞIŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya) – Son olarak, geri kabul anlaşmasıyla ilgili soru soruldu. Vize muafiyetiyle geri kabul anlaşması arasındaki zaman farkı… Vize muafiyeti ile geri kabul anlaşması yarın süreç olarak birlikte imzalanacak. Üç yıl içinde, geri kabul anlaşması herhangi bir ek yükümlülük getirmeyecek. Şu andaki uygulama neyse, geri kabul anlaşmasında düşülen dersle, şu anki uygulama aynen devam edecek. Dolayısıyla, üç yıl sonra geri kabul anlaşmasının ek yükümlülükleriyle vize muafiyeti aynı anda devreye girecek. Bu üç yıl içinde de Avrupa Birliğiyle birlikte külfet paylaşımıyla altyapı hazırlıkları tamamlanacak. Dolayısıyla, herhangi bir şekilde geri kabul anlaşmasının imzalanıp da vize muafiyetinin olmaması gibi bir senaryo söz konusu değil.

Arz ederim, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun, Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Ben doğrudan cevaplara geçiyorum:

Şubat 2014’te 10 bin, Ağustos 2014’te 40 bin olmak üzere 50 bin öğretmen alacağız inşallah.

28-29 Kasımdaki sınavda, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olanlar ve azınlık okullarındaki öğrenciler bu teste dâhil değiller. Bu öğrencilerimizin ortalamaları diğer beş ders üzerinden yapıldı, bu öğrencilerimizin herhangi bir kaybı yok.

Ortaöğretim kurumlarında boş kalan kontenjanlar için 3 defa yerleştirme yaptık ancak yine de bu kontenjanlar dolmadı. Bu, özel okullarla devlet Anadolu liseleri arasında gidiş gelişlerden de kaynaklandı ama hiç kimseye herhangi bir eğitim kurumu için baskı yapılmadı yani “Sen illa buraya git.” türünden bir baskı yapılmadı.

Bursa Millî Eğitim Müdürlüğüne, 2013’te 10 milyon 255 bin 2 lira ilköğretim, 1 milyon 283 bin 43 lira da anaokulu olmak üzere toplam 11 milyon 538 bin 43 lira gönderildi. Şu anda Millî Eğitim Bakanlığının kasasında 300.530 lira harcanmamış ödenek var, oradan halledilecek.

Sayın Halaçoğlu, 2003 yılından 2013 yılına kadar Kayseri iline toplam 3.377 derslik yaptık; onları da artırıyoruz, yine de devam edeceğiz. İkili öğretim meselesini o şekilde çözmeye çalışıyoruz. Ayrıca, 2 adet eğitim kampüsü kamu-özel ortaklığıyla yapılacak, 2014 yılı için ihale edilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.

Hafızlık eğitimi Diyanet İşleri Başkanlığının sorumluluğunda ancak hafızlık eğitimi yapan ortaokul öğrencilerine bir yıl -bir eğitim öğretim yılı- izin veriliyor, o devam ediyor.

Yine, Bursa’yla ilgili yakacak notu: 480 milyon 158 bin lira ödenek ayrılmış ilgili harcama birimlerine bütün Türkiye genelinde. Size düşeni söyledim zaten.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Bakan, taşımalı eğitim… Çocuklar karda, kışta okula eşekle gidiyorlar, yayan gidiyorlar. Ona bir şey söyleyin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Hepsine cevap vereceğim.

Bu üniversitelerde boş kalan kontenjanlarla ilgili olarak, Haziran 2013 tarihi itibarıyla bizde görünen vakıf ve Kıbrıs’taki üniversiteler hariç -siz, zannediyorum, vakıfları, Kıbrıs’ı ve açık öğretimi de dâhil ederek bir rakam verdiniz- bizdeki vakıf, açık öğretim ve Kıbrıs hariç, Haziran 2013’te 14 bin boşluk vardı. Kayıt yaptırmaya başlayınca bu şey arttı çünkü herkes her kazandığı yere de gitmek istemiyor.

“Öğretmen adaylarının duygularıyla oynamak doğru mu?” diye sordu bir arkadaşımız. Aynı şeyi ben de size söylüyorum, atanamayan öğretmen adaylarının duygularıyla oynamak doğru değil, oynamayın lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tufanbeyli’deki okulla ilgili bilgi notu istedim, henüz gelmedi, onunla ilgili bakacağız yani o Tufanbeyli’deki durumu bilmiyorum.

“Reform yapılacağını söylüyorsunuz, global ölçeklerde bir…” Yapacağımızı söylemiyoruz, yapıyoruz. Bakın, anlatamadım orada, sadece FATİH Projesi’nden bahsetme imkânı bulduk. Sınav sistemlerinde yaptığımız değişiklikler, okul nitelikleri arasındaki farklılaştırmalar yani farkların giderilmesi, okul türlerinin azaltılması, üniversiteye giriş sistemine ilişkin yaptığımız hazırlıklar, öğretmen strateji belgesi gibi pek çok bileşeni olan büyük bir reformdan söz ediyoruz; bu, bizim yeni başlattığımız bir proje de değil. Ben, benden önceki bütün Millî Eğitim bakanı arkadaşlarıma da ayrıca bu vesileyle teşekkür ediyorum. Neticede, biz onların başlattıklarını biraz daha hızlandırarak devam ettirmeye çalışıyoruz, inşallah, hep birlikte de bunu başaracağız.

Adana Tufanbeyliyle ilgili not geldi. Anadolu lisesi güçlendirme inşaatı başlatılmış olup bir ay içinde bitirilerek hizmete açılacak Tufanbeyli’deki Anadolu lisesi.

Diğerlerini de not geldikçe açıklarım diye düşünüyordum ama yine yazılı yapacağız artık.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Bakanlığıma yöneltilen üç soru var.

Birinci soru, Adana Milletvekilimiz Sayın Yılmaz’ın sorusu. Ben Sayın Yılmaz’a teşekkür ediyorum ileri demokrasiyi burada dile getirdiği için. Tabii, bilindiği üzere, bizim Hükûmet olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak 2023 vizyonumuzda, ileri demokrasi, büyük ekonomi, güçlü toplum, yaşanabilir çevre, marka şehirler ile ülkemizi dünyada lider ülke yapmak vardır, bu doğrudur. Fakat, meslek odalarının denetimi bidayetten beri gelen bir husustur. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Kanunu’nun 3’üncü maddesinde “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği hükûmet tarafından denetlenir.” deniyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – İhtilal Anayasası’nda var. Hiç uygulandı mı şu ana kadar?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Şimdi, uygulanıyordu.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hayır, yanlış bilgi vermeyin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Hangi odanın hangi bakanlıklar tarafından denetleneceği de Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin yetkisine verilmiş. Biz bunu şimdi tadat ediyoruz, yaptığımız yeni bir şey yok, yasanın gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz.

Çok teşekkür ediyorum.

Bursa Milletvekilimiz Sayın Sena Kaleli Hanımefendi Adıyaman’daki zehirlenmeyi sordu, hava kirliliğini sordu.

Yine bilindiği üzere, yine kanuna dayalı olarak Bakanlar Kurulu kararıyla belediyeler tarafından, yine Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından vatandaşlarımıza kömür dağıtılabilmektedir. Bu kömürün hava kalitesini bozması konusundaki denetimi hem belediyeler tarafından hem de Bakanlığım tarafından yapılmaktadır fakat zehirlenme konusu yakmadan ve kullanmaktan da kaynaklanmaktadır; doğal gaz da aynı şekilde, tesisattan kaynaklanabiliyor, kullanımdan kaynaklanabiliyor. Biz denetimlerimizi gittikçe çok daha fazla artırıyoruz. Bunu da arz etmiş olayım yüce Meclise.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Haydar Bey “Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından projelerden ücret alıyorsunuz ve bunu döner sermayeye alıyorsunuz.” diye ifade etti. Doğrudur; bu, yine 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de, Bakanlığımızın Kuruluş Kanunu’nda yazıldığına istinaden aldığımız ücrettir. Yönetmelikte net olarak bellidir, bu ücreti döner sermayeye alıyoruz ve bunun büyük bir bölümünü de kentsel dönüşüm hesabına aktarmaktayız ama burada ifade edildiği gibi, dergilerle veya bağış şeklinde alınan varsa, bariz olarak onu bize söylerseniz, biz onu engellemeye çalışırız.

Kamu kurumlarından almıyoruz. Sadece kamu kurumları tarafından ahara yani üçüncü şahıslara, özel sektörlere yaptırılarak bir gelir getirici proje varsa onlardan da bir miktar alıyoruz. Özel sektörden sadece alıyoruz ve bunun da barem olarak kesin şeyi bellidir, biraz yüksektir bunlar. Bundan evvel hiç alınmıyordu ama biz bunları alıyoruz.

Benim Bakanlığımın bütçesi -işte, az evvel bütçemin de azaldığını burada bahsetmiştiniz- 1 milyar 800 milyondan 1 milyar 300 milyon liraya düştü. Aradaki farkı bununla kapatmak istiyoruz. Daha evvelden benim Bakanlığıma 5 milyon civarında döner sermayeye para gelirken benim dönemimde bunu 500 milyona çıkarttık. Bununla da kentsel dönüşüm yaparak belediyelere ve vatandaşlara 550 milyon TL kaynak aktardık.

Ben sorular için çok çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Şimdi, sırasıyla dokuzuncu turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Dışişleri Bakanlığının 2014 yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunacağım…

II.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz oylamadan önce.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getiriyorum.

Sayın Altay, Sayın Aslanoğlu, Sayın Akar, Sayın Gürkan, Sayın Demiröz, Sayın Kurt, Sayın Topal, Sayın Ediboğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Soydan, Sayın Tayan, Sayın Serter, Sayın Kuşoğlu, Sayın Aygün, Sayın Aydın, Sayın Koç, Sayın Güven, Sayın Haberal, Sayın Kaleli ve Sayın Demirçalı.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI (Devam)

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezî Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) ÜNİVERSİTELER (Devam)

 

BAŞKAN – Dışişleri Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

11) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

1) Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                      1.669.871.900

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         40.100

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     8.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Her madde için mi istiyorsunuz Sayın Aslanoğlu?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Her madde için istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Yapalım Sayın Aslonoğlu, tamam.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                       81.810.000

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Karar yeter sayısı vardır Sayın Aslanoğlu. Devam ediyor musunuz, yine soracak mıyız?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır, devam.

BAŞKAN – Devam et.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                       97.550.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                    Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                                    10.940.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         1.868.612.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Dışişleri Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Dışişleri Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Dışişleri Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         1.446.124.935,24

Bütçe Gideri                                                                                                                                                1.385.635.730,92

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                        52.303.467,17

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                        8.185.737,15

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Dışişleri Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

27) ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           68.298.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      360.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.801.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                    Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                 591.290.300

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Çevre Koruma Hizmetleri                                                                                     284.155.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      06                                    İskân ve Toplum Refahı Hizmetleri                                                                     382.138.800

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                             372.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                         1.329.416.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                         2.199.502.106,67

Bütçe Gideri                                                                                                                                                1.934.133.464,84

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                 64.705,46

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                      168.826.016,63

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                      96.607.330,66

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

27.75) TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                         720.444.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      197.600

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            720.642.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                            700.809.054,44

Bütçe Gideri                                                                                                                                                   649.273.087,41

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                            2.047.015,33

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                        44.483.017,69

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                        9.099.964,67

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

13) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                      2.442.900.240

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.225.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                     207.660.370

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                               53.052.032.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                      55.704.817.610

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                       27.868.771.558,51

Bütçe Gideri                                                                                                                                              41.349.652.263,60

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                 14.800.059.706,55

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                   1.290.028.788,93

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                      29.150.212,53

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurulu 2014 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

38.01) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           26.715.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           5.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                                 1.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                       12.162.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                              38.883.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                       62.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                          38.781.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                      40.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          38.883.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Yükseköğretim Kurulu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Yükseköğretim Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                            376.959.026,42

Bütçe Gideri                                                                                                                                                   368.223.187,10

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                           8.735.839,32

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          28.976.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                          47.753.348,82

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2014 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.01) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           15.302.750

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.250.700

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    341.426.550

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            359.980.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                             394.970.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                5.030.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        400.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                            402.120.225,36

Bütçe Gideri                                                                                                                                                   375.002.189,70

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                        27.118.035,66

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini          290.000.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                       327.379.275,15

Ret ve İadeler (-)                                                                                                                                                         40.757,62

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Şimdi, üniversitelerin 2014 yılı merkezî yönetim bütçeleriyle 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesaplarının bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Üniversitelerin 2014 yılı bütçelerinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, ödenek cetvelleri ile gelir cetvellerini okutacağım. Ancak öncesinde kısa bir açıklama yapmak istiyorum:

Bildiğiniz üzere, bugün 104 üniversitenin bütçesi ile 103 üniversitenin kesin hesabı oylanacaktır. Bu oylamaların çok zaman aldığı malumlarınızdır. Bugüne kadar ödenek icmallerinde ödeneklerin birinci düzey fonksiyonel kodları ve kodların açıklaması okunduktan sonra bütçe rakamları oylanmaktadır. Benzer şekilde, gelir cetvellerinde de birinci  düzey gelir kodları ve açıklamaları belirtildikten sonra her bölüm ayrı ayrı oylanmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırması açısından her bir ödenek ve gelir kodunun açıklaması bütün kurum bütçelerinde aynıdır. Bu nedenle, tekrarlardan kaçınmak ve zamanı daha verimli kullanmak amacıyla başta hangi kodun ne anlama geldiğini bir kez ifade edeceğim. Daha sonra, her üniversitede kâtip üyemiz tarafından, sadece ödenek ve gelir kodlarıyla bütçe rakamları okunduktan sonra oylama yapacağım.

Fonksiyonel sınıflandırmaya göre, ödenek icmallerinde birinci düzey fonksiyonel kodların açıklaması şu şekildedir:

01: Genel kamu hizmetleri.

02: Savunma hizmetleri.

03: Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri.

04: Ekonomik işler ve hizmetler.

05: Çevre koruma hizmetleri.

06: İskan ve toplum refahı hizmetleri.

07: Sağlık hizmetleri.

08: Dinlenme, kültür ve din hizmetleri.

09: Eğitim hizmetleri.

10: Sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri.

Gelir cetvellerinde birinci düzey gelir kodlarının açıklaması ise şu şekildedir:

01: Vergi gelirleri.

02: Sosyal güvenlik gelirleri.

03: Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri.

04: Alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirler.

05: Diğer gelirler.

06: Sermaye gelirleri.

08: Alacaklardan tahsilat.

09: Ret ve iadeler.

 

BAŞKAN - Şimdi, üniversitelerin 2014 yılı bütçelerinin ödenek cetvelleriyle gelir cetvellerini okutuyorum:

38.02) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           39.156.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       77.598.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         6.089.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    416.139.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            541.982.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               14.659.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        502.820.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              24.503.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        541.982.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.03) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           50.461.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         68.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.250.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

     04                           Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         300.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                         2.996.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         5.592.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    274.143.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            336.810.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               29.585.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        296.294.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              10.931.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        336.810.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.04) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           64.110.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         64.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   10.092.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       90.653.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                       10.203.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    376.160.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            551.282.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               20.536.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        505.346.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              25.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        551.282.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.05) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           48.223.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   10.375.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       67.908.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         5.383.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    405.620.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            537.509.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               22.514.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        484.395.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              30.600.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        537.509.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.06) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           83.113.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         10.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   17.870.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       99.905.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.283.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    582.329.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            786.510.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               42.609.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        686.418.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              57.483.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        786.510.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.07) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           47.524.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           8.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     7.507.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         5.850.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    248.906.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            309.795.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               25.920.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        273.936.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                9.939.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        309.795.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.08) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           43.005.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     1.650.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                       11.216.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    118.326.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            174.197.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               17.563.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        152.872.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                3.762.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        174.197.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

38.09) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           26.253.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         56.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                   11.761.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       38.088.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         2.719.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    294.652.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            373.529.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               34.889.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        321.169.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              17.471.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        373.529.000

 

38.10) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           19.972.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           1.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     5.531.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.909.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    165.538.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            194.951.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               16.385.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        171.213.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                7.353.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        194.951.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.11) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           13.492.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.084.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.333.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                       86.165.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            104.074.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                  1.589.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        100.435.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                                2.050.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        104.074.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.12) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           45.760.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         95.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.610.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       83.895.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.214.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    342.558.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            479.132.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               26.145.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        430.227.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              22.760.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        479.132.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.13) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           28.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         67.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     9.984.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       43.350.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.133.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    335.689.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            421.122.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               23.631.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        369.853.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              27.638.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        421.122.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.14) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           18.698.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     4.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       38.591.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         3.892.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    144.496.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            210.576.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               13.265.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        186.349.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              10.962.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        210.576.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.15) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Uludağ Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           24.042.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         81.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     6.753.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       33.764.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         4.909.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    240.952.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            310.501.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               28.204.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        262.103.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              20.194.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        310.501.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.16) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           44.168.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                         46.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     2.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         2.133.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    329.986.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            378.833.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               16.519.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        235.438.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                           126.876.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        378.833.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.17) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           59.976.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                      552.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     3.900.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       19.361.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.001.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    258.015.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            342.805.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               38.055.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        286.873.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              17.877.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        342.805.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.18) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           14.083.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                    Savunma Hizmetleri                                                                                                           5.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     7.316.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       44.502.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         2.019.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    230.174.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            298.099.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               14.075.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        268.379.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              15.645.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        298.099.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.19) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                    Genel Kamu Hizmetleri                                                                                           22.129.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                    Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                     4.614.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                    Sağlık Hizmetleri                                                                                                       39.745.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                    Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                         1.483.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      09                                    Eğitim Hizmetleri                                                                                                    217.642.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                        GENEL TOPLAM                            285.613.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                    Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                               14.749.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                    Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                        256.587.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                    Diğer Gelirler                                                                                                              14.277.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                        285.613.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38.20) CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Cumhuriyet Üniversitesi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama