TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 18’inci Birleşim

                                                                                             19 Kasım 2013 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, Afyonkarahisar’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, nüfusu 2 binin üzerinde olduğu hâlde bazı belde belediyelerinin kapatılması nedeniyle yaşanan haksızlığa karşı Hükûmeti göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, adil, insani ve hukuki yargılama hakkının herkes için olduğuna ancak yaşanan gerçeklerin bunu yansıtmadığına ilişkin açıklaması

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin demokratik açılım için izlediği politika ve tutumla Türk milletinin iktidarlığına layık olmadığına ilişkin açıklaması

4.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Şivan Perwer’in bazı dizelerinde Türk milletine hakaret ettiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Marmaray’da sızıntı olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

6.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasının tarihimiz açısından utanç verici bir gün olduğuna ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasında yaşananlar nedeniyle savcıların işlem yapmasını beklediğine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, dershanelerin kapatılması konusunu Hükûmetin tekrar gözden geçirmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

10.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

11.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, 14 Kasım Tekirdağ’ın Malkara ilçesinin kurtuluş yıl dönümü nedeniyle yapılan törenlerde kendisinin ve CHP’li Tekirdağ milletvekillerinin kutlama mesajlarının Belediye Başkanı tarafından okunmamasına ilişkin açıklaması

12.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, kıdem tazminatının kaldırılmasına işçi sınıfının izin vermeyeceğine ve AKP iktidarının PKK ve Barzani ortaklığıyla ülkeyi bölmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

13.- Van Milletvekili Burhan Kayatürk’ün, Van depreminden sonra Hükûmetin yaptığı hizmetlere ve Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasında bütün kitlelerin bu mutluluğa ortak olduklarına ilişkin açıklaması

14.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, tiyatro sanatçısı Nejat Uygur ile fikir adamı Aytunç Altındal’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Başbakanın tarihi iyi öğrenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

15.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın en önemli su kaynaklarının üzerine HES’lerin kurulduğuna ve doğal hayatın yok edildiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında Belarus Cumhuriyet Konseyi Başkanı Anatoly Rubinov ve Belarus Temsilciler Meclisi Başkanı Vladimir Andreychenko’nun vaki davetlerine icabetle 20-21 Kasım 2013 tarihlerinde Belarus’a resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 3/10/2013 tarih ve 3’üncü Birleşiminde kabul edilmiş olan heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1335)

2.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanlığının, 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümünün İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre Komisyona iade edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1336)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına, grup başkan vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, okullarda kantinlerin neden olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/781)

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, ülkemizdeki enerji kayıp ve kaçaklarının nedenleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/782)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, engelli vatandaşların istihdam sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/783)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, (2/1675) esas numaralı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/127)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak ve arkadaşlarının Suriye, Irak ve İran sınırlarımızda yaşanan güvenlik zafiyetlerinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla 29/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Kasım 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (10/628) ön görüşmelerinin Genel Kurulun 19 Kasım 2013 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan ve ilçe belediyelerinin et taşıma aracı ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/119) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aşırı yağışlardan zarar gören çiftçilerin mağduriyetine ve sebze fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1139) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da don olayları nedeniyle zarar gören üreticilerin mağduriyetlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1140) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

4.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, kaçak et ticaretine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1160) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

5.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tarım Sigortası Kanunu’na ilişkin sözlü soru önergesi (6/1161) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

6.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Çorlu’daki angus çiftliğinin çevreye verdiği zararlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1170) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tarım sigortası kapsamının genişletilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1197) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır hayvan pazarının altyapı sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1204) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerinde şiddetli yağışlardan etkilenen çiftçilerin mağduriyetine ve alınacak önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1245) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

10.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, GDO’lu ürünlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1251) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

11.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kandıra’da yoğurt üretimine teşvik verilmesine ve hindi üretim çiftliği kurulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1269) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

12.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, çiftçilere ödenen ürün desteğinin gecikmesine ve yaşanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1280) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki üreticilerin mağduriyetine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1284) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünde; su ürünleri mühendisi ve teknikeri ile balık teknolojisi mühendisi istihdam edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1306) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bir köy yolunda bulunan meranın köy tüzel kişiliğine tahsis edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1322) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Gavur Gölü mevkiindeki tarım işletmeleri ve arazilerinin su tahliyesinden kaynaklanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1323) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Pazarcık ilçesinde bazı köylere sulama kanalı yapılıp yapılmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1324) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ilçe tarım müdürlüklerinin bina ve personel ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1351) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Amik Ovası sulama kanalı inşaatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1352) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

20.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, TMO’nun stoklarında bulunan fındığın FİSKOBİRLİK’e satışı konusunda yeni bir kararname hazırlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1358) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

21.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’daki tarım alanlarına ve kredi borcu olan çiftçi sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1362) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

22.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, deprem sonrasında Van’ın bazı ilçelerindeki hayvan yetiştiricilerine yem desteği yapılmamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1364) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, nişasta bazlı şeker kullanımı ve ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1378) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’a kontrol laboratuvarı kurulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1379) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, tarımsal kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1389) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki çiftçilerin mazot ve gübre paralarının ödenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1404) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Yem Fabrikasının özelleştirilmesine, et kombinasının kapatılmasına ve yün işleme fabrikası ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1405) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

28.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca çıkarılan dergilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1451) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

29.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, buğday ve ekmek fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1457) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

30.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda çıkan dergilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1527) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2011 yılı itibarıyla yapılan hayvan ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1565) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

32.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki süt fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1592) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

33.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki çiftçilere destekleme çerçevesinde yapılacak ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1593) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

34.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, Doğu Anadolu Bölgesinin afet bölgesi ilan edilmesine ve çiftçilere tarım sigortası fonundan destek verilip verilmeyeceğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1611) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da canlı hayvan ve et ithalatının durdurulmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1642) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da hayvancılığın desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1643) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, borçlanma yolu ile verilen ineklerde çıkan bazı hastalıklar nedeniyle besicilerin yaşadığı sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1663) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

38.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Sarıkamış’taki bir köyde göldeki balık zehirlenmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1667) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

39.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, bazı illerimizdeki patates üreticilerinin pazar sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1668) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

40.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Konya’da bir sulama kooperatifi başkanının görevden alınıp yerine kayyım atanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1677) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sıfır faizli büyükbaş hayvancılık kredisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1701) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

42.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, fındık üretimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1707) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

43.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, fındık alan bazlı gelir desteği ve doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1708) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’da bir köyde yaşanan balık ölümlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1772) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’da hayvancılığın desteklenmesi için yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1809) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da hayvancılığın desteklenmesi için yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1810) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

47.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, jeotermal kaynakları sera amaçlı kullanan işletmelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1821) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sebze ve meyvelerin ambalajlı olarak satılabilmesi için çiftçilere yardım yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1823) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da çiftçilere Devlet destekli zirai alet dağıtımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1827) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

50.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, insan sağlığını tehdit eden ürünlerin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1850) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, canlı hayvan ve et ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1865) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

52.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlıkta görev yapan tütün teknolojisi mühendislerinin özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1872) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş’taki tütün çiftçilerinin mağduriyetine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1905) Cevaplanmadı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş’ta 2010-2012 yılları arasında kredi kullanan çiftçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1907) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

55.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi kapsamında yapılacak personel alımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1927) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

56.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da büyük ve küçükbaş hayvan sayısına ve hayvancılığa verilen destek miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1929) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

57.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2011ve 2012 yıllarında tarımsal sulamadan doğan elektrik borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1933) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

58.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, zirai kredilere ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1941) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

59.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Bakanlığın kurumsal kimliğinin oluşturulmasına yönelik harcamalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1957) Cevaplanmadı

60.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a yapılacak yeni yatırımlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2045) Cevaplanmadı

61.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, kurbanlık hayvan ithalatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2065) Cevaplanmadı

62.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ilinin tarım alanındaki sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2085) Cevaplanmadı

63.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ilinde hayvancılığın sorunlarına ve yerli üretimin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2086) Cevaplanmadı

64.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesindeki illerde yapılan denetimlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2101) Cevaplanmadı

65.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır Gölünde üretilen ıstakozun ülke ekonomisine kazandırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2103) Cevaplanmadı

66.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki çiftçilere hibe destekli süt sağım makinesi ve jeneratör verilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2105) Cevaplanmadı

67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta arıcılık faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2108) Cevaplanmadı

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/344) (S. Sayısı: 105)

4.- Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ile 11 Milletvekilinin; Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/1784) (S. Sayısı: 493)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı 359)

 

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın görüşülen 493 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belli etmek üzere yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 105) T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında sağlık denetçileri tarafından düzenlenen raporlar neticesinde hakkında işlem yapılan personele ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/30505)

2.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’nın Kemer ilçesindeki Ağva Çayı üzerinde HES yapılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30900)

3.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir’in Körfez bölgesinde oturanların yüksek elektrik faturalarından şikâyetlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30901)

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nin Gölcük ilçesine bağlı bir mahalledeki elektrik trafosunun kaldırılmasına yönelik mahalle sakinlerinin taleplerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30902)

5.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, TEİAŞ’ın yargı kararıyla yürütmesinin durdurulduğu bir işleminin doğurduğu kamu zararına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30903)

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da tüketicilerin elektriklerinin haksız yere kesildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30904)

7.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, yenilenebilir enerji alanında yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30905)

8.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın, İstanbul Küçükçekmece’de elektrik hatlarının yer altına alınması çalışmalarının yarım kalmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30906)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerine gerçekleşen işbirliği ve ticari anlaşma amaçlı yabancı heyet ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30907)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye illerine gerçekleşen işbirliği ve ticari anlaşma amaçlı yabancı heyet ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30908)

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri illerine gerçekleşen işbirliği ve ticari anlaşma amaçlı yabancı heyet ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30909)

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak illerine gerçekleşen işbirliği ve ticari anlaşma amaçlı yabancı heyet ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30910)

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt illerine gerçekleşen işbirliği ve ticari anlaşma amaçlı yabancı heyet ziyaretlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30911)

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’daki organize sanayi bölgelerinde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30912)

15.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, İzmir’in Bergama ilçesindeki taş ocaklarının denetimine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30913)

16.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Silopi Elektrik Üretim Tesisinde çalışan işçilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30914)

17.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, maden arama çalışmalarından kaynaklanan mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/30915)

18.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, MKEK’ye bağlı Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası ile eklentilerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından taşıdığı risklere ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/31336)

19.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, elektrik faturalarındaki TRT payına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31695)

20.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ihalelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31719)

21.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bir restorasyon işine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31720)

22.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Lübnan’da kaçırılan Türk pilotların durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/31740)

23.- Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, muhalefet ile ilgili haberlerin AA tarafından sansürlendiği iddiasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31752)

24.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlara yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31753)

25.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşlarca kamu ihale mevzuatından istisna sağlanarak yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31755)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kendisi hakkında sosyal medyada yer alan eleştiriler nedeniyle açılan soruşturmalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/31756)

27.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde’deki kentsel dönüşüm planına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/31825)

28.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Devlet Personel Başkanlığı Hizmet Binası inşaatı işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/31851)

29.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan muhtelif işler kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/31868)

30.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında TOKİ tarafından kurulan et kombinalarına ve satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/31878)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kendisi hakkında sosyal medyada yer alan eleştiriler nedeniyle açılan soruşturmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/31879)

32.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Yunanistan tarafından el konulan bir feribota ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/31886)

33.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Lübnan’da kaçırılan Türk pilotlarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/31890)

34.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’da elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesinden sonra yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31901)

35.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, ön ödemeli doğal gaz sayaçlarının değiştirilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31902)

36.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, İran’dan alınan doğal gaz ve petrole ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31903)

37.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, enerji antlaşmaları ve boru hattı projeleri ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31905)

38.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Ankara’da doğal gaz dağıtım işinin özelleştirilmesinin ardından gerçekleştirilen bazı uygulamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31906)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kendisi hakkında sosyal medyada yer alan eleştiriler nedeniyle açılan soruşturmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31907)

40.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Ankara’da doğal gaz satışına kota konulmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31908)

41.- Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, İstanbul Avrupa Yakası elektrik dağıtım işinin özelleştirilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31909)

42.- Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, Ankara’da doğal gaz satışını alan firmayla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31910)

43.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’da son on yılda verilen madencilik ruhsatlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31911)

44.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Kırka-Değirmenözü Demiryolu Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31912)

45.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, doğal gaz satışına getirilen sınırlamaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/31913)

46.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’un Adalar ilçesindeki plaj ve mesire alanlarının işletilmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32159)

47.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Konya’nın Beyşehir ilçesine yapılması planlanan yeni Devlet Hastanesi ile ilgili arazi tahsis işleminin iptal edilmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32164)

48.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Demokratikleşme Paketinin açıklandığı toplantıya muhalif gazete ve televizyonların davet edilmediği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/32208)

49.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Diyarbakır’da yer alan binalara ve yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32298)

50.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, İstanbul’da yer alan binalara ve yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32299)

51.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bursa’da yer alan binalara ve yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32300)

52.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da yer alan binalara ve yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32301)

53.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, İzmir’de yer alan binalara ve yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32302)

54.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlara ait gayrimenkullere ve bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/32623)

19 Kasım 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu), Mine Lök BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Van’ın sorunları hakkında söz isteyen Van Milletvekili Nazmi Gür’e aittir.

Sayın milletvekilleri, lütfen, biraz sessiz olursak Sayın Gür’ün konuşmasını daha iyi duyacağız.

Buyurunuz Sayın Gür.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

NAZMİ GÜR (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Van ilinin sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama geçmeden önce, yarın, yani 20 Kasım günü Dünya Çocuk Hakları Günü. Şimdiden Dünya Çocuk Hakları Günü bütün dünya çocuklarına ve ülkemizin çocuklarına hayırlı ve uğurlu olsun diyorum, Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutluyorum.

Hepimizin özlemi demokratik, gelişmiş, müreffeh bir Türkiye’yi çocuklarımıza miras bırakmaktır.

Değerli arkadaşlar, bilindiği gibi, 2011 yılında ekim ve kasım aylarında Van’da meydana gelen iki yıkıcı deprem ilimizde büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Ancak, bu depremlerin yıkıcı etkileri günümüzde de devam etmekte, birçok kesimi ve özellikle de SGK ve vergi mükelleflerini, esnaf, sanayici ve ticaret erbabı birçok insanı etkilemeye devam etmektedir. Biriken bu borçların genel bütçeye etkisi son derece düşüktür, ancak Van esnafından ve ticaret erbabından tahsil edilmesi düşünülen bu vergiler Van için ve esnafımız için de son derece önemlidir. Bütün bu vergi borçları ve SGK alacakları esnafımızı şimdiden sıkıştırmaya başlamış ve bu nedenle kara kara düşünen esnafımız ne yapacağını bilememe durumundadır.

Değerli arkadaşlar, bizim önerimiz, özellikle vergi ve SGK alacaklarının üç yıl boyunca terkin edilmesi yönünde karar alınması belki bütçeyi etkilemeyecek ancak ilimizin kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır. Hükûmetin ve özellikle Maliye Bakanlığının terkin yönünde bir karar alması ve uygulamaya sokması Van il ekonomisine sonsuz yararlar sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde Sakarya’da meydana gelen depremlerde, o dönemin Hükûmeti, pek isabetli alınan terkin kararını Van için de uygulayarak bir ayrımcılığı önleyebilir. Devlet, doğal felaketler karşısında batıda başka, doğuda başka bir uygulama yapamaz. Bu, esasında, Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırı olur.

Değerli arkadaşlar, Van’da meydana gelen deprem sonrasında Maliye Bakanlığınca 23/10/2011 tarihinden bugüne kadar vergi ödevlerini yerine getirmeyen mükelleflerin, önceki dönemlerden gelen borçlarını da hesaba katacak olursak bu süre içinde ciddi bir vergi borçları birikmiş bulunmaktadır. Mükelleflerin mücbir sebep hâlinin bitiminden hemen sonra vergi borçlarını ödeyebilmeleri için, 31/12/2011 tarihinde yayımlanan 7 sıra no.lu Tahsilat Genel Tebliği’nde yirmi dört aya kadar vade yapılabilmektedir. Ancak katma değer vergisi ve özel tüketim vergisiyle ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır, bunu özellikle dikkatinize sunuyorum.

Deprem sonrasında ticaret durma noktasına gelmiş, depremin kış aylarında olmasının da bunda önemli bir etkisi olmuştur. İlimize gidenlerin önemli bir bölümü ancak bir yıl sonra geri dönmüşlerdir. Dolayısıyla, bu sürede kazanç sağlayacak iş yapılmadığı gibi harcamalar da artmıştır. İlimizdeki ekonomik, sosyal gelişmişlik dikkate alındığında, bu durumun hane halkı için ciddi bir ekonomik yıkım olduğu aşikârdır. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, bizim özellikle ilde yer alan esnaf ve ticaret odalarının çok önemli önerilerini burada, huzurunuzda Hükûmetin dikkatine sunmak istiyorum. Bu öneriler son derece gerçekçi önerilerdir; Hükûmetin ve Maliye Bakanlığının yapacağı, gerçekleştireceği önerilerdir.

Özellikle varlıklarının yüzde 10’unu kaybeden mükellefler dikkate alınmadan bütün mükellefler açısından, depremden önceki vergilendirme dönemine ilişkin tahakkuk etmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş veya bu tarihten öncesine ait olup deprem tarihi itibarıyla vadesi geçmemiş vergi alacaklarının derhâl terkin edilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Van’daki esnaflarımızın beklentisi, Maliye Bakanlığının yapacağı bir çalışmayla bu vergi alacaklarının özellikle Van esnafı açısından terkin edilmesidir. Meslek odalarımızın talepleri budur, halkımızın talebi budur, esnafımızın talebi budur. 4731 sayılı Yasa’da olduğu gibi, 2011 ve 2012 yılı gelir ve kurumlar vergisi terkin edilmeli, ödenen vergiler iade edilmelidir. Bunun için varlıklarının yüzde 10’unu kaybetme şartı aranmamalıdır.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gür.

Gündem dışı ikinci söz, Afyonkarahisar’ın sorunları hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’a aittir.

Buyurunuz Sayın Toptaş. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, Afyonkarahisar’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Afyonkarahisar ilimizin ekonomik, sosyal, kültürel konulardaki durumunu, sorunlarını ve sahip olduğu olumlu potansiyeli gündeme getirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Afyonkarahisar ülkemizin önemli kavşak yerlerinden birisidir. Afyonkarahisar otogarından yılda iki milyonun üzerinde insan geçici olarak geçmekte, transit olarak geçmekte, Afyon yollarından da milyonlarca insan Afyon kenarından geçmektedir.

Afyon Kocatepe Üniversitesinde 40 bine yakın öğrenci Afyon tarafından konuk edilmektedir.

İlimizin ekonomisinde pancar, patates, meyvecilik, kiraz, vişne, elma gibi tarımsal üretim, mermer, et ve et ürünleri, yumurta, şeker, şeker ürünleri, kaymağı, kaymaklı şekeri, sucuk ve pastırmasıyla Türkiye'nin marka ürünleri arasında önemli yer tutmaktadır.

Afyonkarahisar 2012 yılında 314 milyon dolar ihracatı ile ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunan bir ilimizdir. İlimiz, Sandıklı, Bolvadin, Gazlıgöl, Ömer-Gecek kaplıcaları, şifalı suları ile termal otel ve konaklama tesisleri ile termal turizmin de başkentidir.

İlimiz, tüm bu özelliklerinin yanında tarihî ve kültürel zenginlikler açısından da çok önemli bir yerdir.

Anadolu’nun ve Türk kurtuluşunu sağlayan Büyük Taarruz’un 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal tarafından başlatıldığı, sevk ve idare edildiği Kocatepe, Afyonkarahisar topraklarının bir parçasıdır.

İlimizde çok sayıda şehitlik, cami, müze, kervansaray bulunmakta olup Sultan Divani Mevlevihanesi Anadolu’da kurulan ilk mevlevihanelerden biridir.

Afyonkarahisar, il ve ilçelerinde düzenlenen festivaller dışında, Klasik Müzik ve Uluslararası Caz Festivali’ne, Dinar’da düzenlenen Marsyas Festivali’ne, önemli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

Afyonkarahisar, suç ortalamalarında en son sıralarda yer alan bir ilimizdir yani suç işleme oranı açısından Türkiye'nin en son sırasında yer alan illerinden biridir. Ama, Afyon’un tüm bu olumlu özelliklerine rağmen son zamanlarda bizzat ilimizi yönetenler tarafından yaratılan ve olumlu imajını zedeleyen uygulamalar Afyonkarahisar halkını rahatsız etmektedir, üzmektedir.

Geçtiğimiz yıl valilikçe alkol kullanma ve alkol satışını yasaklayan bir genelge yayımlandı. Bu genelgeye göre gar, otopark, meydan, cadde, sokak, tarihî ve kültürel mekânlar, ibadethane gibi yerlerde alkollü içeceklerin içilmesinin yasaklandığı kaydedildi. Ulusal basında geniş yankı bulan bu genelge ile Afyon insanı caddelerde, sokaklarda, hatta ibadethanelerde alkol alan insanlarmış gibi takdim edildi. Bu yetmiyormuş gibi, Afyonkarahisar Belediyesine ait bazı otobüs seferlerinde ahlak dışı olayların arttığı bahanesiyle sadece kadınların binebileceği otobüsler sefere konuldu. Başbakan “Kız ve erkek aynı evlerde kalıyor, parklarda aynı kanepelerde oturuyor, bu benim içime sinmiyor.” dedikten ve talimat verdikten sonra ilk icraat Afyonkarahisar’da yapılıp bir polis ordusuyla kafeler basıldı, kafelerde oturanların adresleri alındı, GBT sorguları yapıldı; gençlere, öğrencilere gözdağı verilip hizaya getirilmeye çalışıldı. Tüm bunlar, Afyonkarahisar halkının imajını sarsmaya yönelik eylemlerdi. Hâlbuki yöneticilere düşen görev, Afyon’dan transit geçen milyonlarca insanı Afyon merkezine çekerek Afyon’un sosyal, kültürel, ekonomik yaşamına katkıda bulunulmasını sağlamak olmalıydı. Yine, üniversitemizde eğitim gören 40 bine yakın öğrencinin kent merkezine gelmesinin, Afyon’u yakından tanımasının ve Afyon’un sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına katkı sağlamasının önünü açmak gerekirken bu insanları Afyon halkından soğutan uygulamalar yapmak yöneticilerin görevi olmamalıydı.

Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar, kendisiyle barışık, yardımsever, sıcakkanlı ve mert insanların kentidir. Afyonkarahisar, cumhuriyetin kurulduğu toprakların kentidir. Afyonkarahisar, ulusal Kurtuluş Savaşı’nda düşmana ilk kurşunu atan Ali Çetinkaya’nın kentidir.

Güncel önemine binaen şunu da belirtmek isterim ki: “Ankara Kerkük’e karışırsa biz de Diyarbakır’a karışırız.” diyen, kendisinin de “Kendisi terör örgütüne yataklık yapıyor.” dediği Barzani’yle yoldaş olup Kürdistan’ın kuruluş coşkusunu kutlayan Başbakan’ı Türk milleti gibi Afyon halkı da not etmiştir. Şivan Perwer adlı bir militanın ölen bir Kürt militanı için yaktığı ağıtı dinlerken gözyaşlarını tutamayan Sayın Bayan Erdoğan’ın binlerce şehidimiz için bir damla gözyaşı dökmemiş olmasını da Afyon halkı not etmiştir. Afyon’da bir patlamada ölen 25 şehidimizin kanının yerde kaldığını gören şehit aileleri de not etmiştir.

Gün ola harman ola, karanlık devam etmeyecek. Afyon halkı da, Türk halkı gibi bir an önce aydınlığa kavuşmanın yolunu gözlemektedir.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toptaş.

Gündem dışı üçüncü söz Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’na aittir.

Buyurunuz Sayın Dağoğlu.

3.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, şüphesiz ki doğanın insana vermiş olduğu hak, yaşama hakkıdır; bu da anne karnından başlar. Bundan böyle bir çocuğun doğduğu andan itibaren yaşamaya hakkı vardır. Biz, bunları tabii ki gördüğümüz için bu çocuğu böyle düşünüyoruz ama şu gerçeği unutmamamız gerekir ki: Anne karnındaki çocuğun da yaşamaya hakkı vardır. Bunu devamlı hatırımızda ve bilincimizde tutmamız gerekir.

Peki, bu yaşamaya hakkı olan çocukların sağlıktan, adaletten ve bu çocukları sosyal ve psikolojik birtakım travmalardan koruyabilmek için biz Mecliste veya toplumda neler yapıyoruz bu çocuk için? Ben inanıyorum ki Sağlıkta Dönüşüm Projesi’yle bu sıfır-on sekiz yaş arasındaki çocukların yaşam kalitesini artırdık ve dolayısıyla, bu çocukların sağlıktan en üst düzeyde faydalanmalarına olanak sağladık.

Tabii ki çocuk hakları bununla  bitmiyor. Çocukların işçi olmama gibi bir hakları var, çocukların okula gitme gibi bir hakları var. Dolayısıyla, ben -Kurban Bayramı’nın 4’üncü günü Fransa’da işçi çocuklarla ilgili katıldığım bir toplantıda- Türkiye’deki 4+4+4 eğitim sisteminin meslek okullarının gelişmesinde çok büyük etkisi olacağına ve dolayısıyla bu çocukların kalitesiz, niteliksiz işçi değil, okuldan bir meslek sahibi olmalarının bu çocukların lehine çok büyük fayda sağlayacağına inanıyorum ve Avrupa Parlamentosunda da herkesin, hep beraber bu konuda hemfikir olduğunu gördüm ve yaşadım.

Hapishanedeki çocuklar var. Bu çocukların oralarda çürümesini, oralardan çıktıkdan sonra birtakım yasa dışı kişilerin elinde kalmalarını asla ve asla istemiyoruz. O zaman ne yapalım? O zaman hapishanelerde             -mümkün olduğu kadar bu çocukları tabii ki oralara koymayalım ama eğer koyuluyorsa- burada onların eğitimiyle meşgul olalım.

Değerli milletvekilleri, bugün çocuk refahının en önemli sorunlarından bir tanesi annenin istihdamıdır. Bir aileye birden daha fazla maddi imkânın girebilmesi bu çocukların refah seviyelerinin daha yüksek bir durumda, yoksulluktan uzak yaşamalarını sağlayacaktır. Bugün İsveç’te kadın istihdamı yüzde 77 iken bizim Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 24’lerdedir. Peki, bu kadınların çalışmasının nasıl bir sorunla karşılaştığını biz düşündüğümüz zaman, tabii ki karşımıza bir kreş sorunu çıkıyor ve dolayısıyla, bütün iş yerlerinde, özel veya kamu, buralarda kreşlerin yapılabilmesi ve dolayısıyla anne çalışırken bu çocuğun güvenli yerlerde bakılabilmesi bunun ilk şartlarından birini oluşturmaktadır.

Ve eğitim… Değerli milletvekilleri, bütün her şey, erken yaşta evlilikler, 15 yaşının altında veya üstündeki çocuk gelinler ve çocukların daha refah seviyesi içinde yaşamaları, bütün hepsinin temelinde eğitim yatmaktadır. Dolayısıyla, bizim çocukların eğitimine çok fazla önem vermemiz gerekir. Bugün, ilkokul çağında, kız-erkek ayrılmadan, eğitim düzeyi yüzde 98’lere çıkmış, ancak bunun ortaokul seviyesine indiği zaman yüzde 70’lere düştüğünü, hatta kız çocuklarında daha da aşağılara düştüğünü görmekteyiz.

Bunun, çocuk haklarının ve bu haklara yönelik yapılacak çalışmaların hiçbir zaman partisi olmaz. Burada hep beraber çocukların bu haklarına sahip çıkmalıyız ve -geçen sene son günde ortaya çıkan ombudsmanlık gibi- çocuklara gerekli her türlü yardımı ve katkıyı sağlamalıyız.

Sözlerimi burada bitirirken hepinizi saygıyla tekrar selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dağoğlu.

Gündeme geçmeden önce, sisteme giren sayın milletvekillerine bir dakika söz vereceğim.

Sayın Işık…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, nüfusu 2 binin üzerinde olduğu hâlde bazı belde belediyelerinin kapatılması nedeniyle yaşanan haksızlığa karşı Hükûmeti göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bilindiği gibi, 2012 yılı sonunda çıkarılan “bütün zehir” yasası kapsamındaki illerin dışında kalan diğer illerde, nüfusu 2 binin altında kaldığı gerekçesiyle çok sayıda belediyemiz tüzel kişiliğini kaybetti. Bunlar içerisinde 2012 yılı nüfusu 2 binin üzerinde olduğu hâlde kapatılan, Türkiye genelindeki 64 beldeden birisi de benim ilim Kütahya ilinin Simav ilçesi Kuşu beldesidir. Dün bu beldede halk demokratik tepkisini göstermek amacıyla bu yanlışa dur demek istedi. Türkiye’nin birçok yerindeki beldelerimiz aynı durumdadır. Hükûmeti bu haksızlığa karşı göreve davet ediyorum, “Çıkabilecek sosyal patlamalarda da sorumluluk tamamen Hükûmete ait olacaktır.” hatırlatmasını yaparak size teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Tüzel…

2.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, adil, insani ve hukuki yargılama hakkının herkes için olduğuna ancak yaşanan gerçeklerin bunu yansıtmadığına ilişkin açıklaması

 

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Özgürlükleri en çok gözetmesi gereken kurum Meclisimizdir. Cezaevlerinde dört duvar arasında yaşanan trajedilere bigâne kalınamaz. Adil, insani ve hukuki yargılama hakkı herkes içindir; gerçekse uzun tutukluluk, uzun bekleyişlerdir. Gezi iddianamelerinin hâlâ hazırlanmaması da, haksız yere tutulmaları da bunu göstermektedir.

Diyarbakır çıkarmasında verilen sözlerin gereği gerçek barış için cezaevlerinin boşaltılmasıdır. “Çalışıyoruz.” diyebilirsiniz ancak ölümü bekleyen hasta tutukluların beklemeye tahammülleri de, dayanacak canları da yoktur. İnsan Hakları Derneği verilerine göre 544 ağır hasta acil salıverilmeyi bekliyor. Milletvekilleri, avukat, gazeteci, seçilmiş, siyaset hakkını kullanan kimse cezaevinde kalmamalı, barışın yolu özgürlüklerden geçiyor. Akil insanlara, çözüm komisyonlarına, Hükûmete milyonlar bunu söylüyor, bunu diliyor. Kardeşlikse, hak, hukuk, demokratik kültürse bir an olsun beklenmesin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Yeniçeri…

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin demokratik açılım için izlediği politika ve tutumla Türk milletinin iktidarlığına layık olmadığına ilişkin açıklaması

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ey AKP, ben size ne diyeyim! Diyarbakır’da Kürdistan adlı bir çocuğunuz, Barzani adlı bir de hısmınız oldu, yeni kıbleniz hayırlı olsun. Unutmayınız ki Türk milleti bunu sarsılmaz hafızasına kaydetmiş bulunmaktadır. Zihniyetiniz milletin ve vatanın birliğine düşman unsurlarla kol kola girmeyi siyaset sanıyor. Bununla da yetinmiyorsunuz; vatandaşa alenen hakaret eden bürokratı valilik makamında tutuyor, millete “Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım.” diye hakaret eden şahsa ödül veriyor, kendi iktidarınıza küfreden Belediye Başkanının makamına giderek ona onur vermekte beis görmüyorsunuz. Size de bu yakışır ama siz, Türk milletinin iktidarlığına layık değilsiniz.

Bir zamanlar açılımlar için ABD’li Kevin Costner’den, akillerden medet umuyordunuz, şimdilerde Şivan’dan, Tatlıses’ten yardım umuyorsunuz. Ne diyelim, denize düşen yılana sarılır. Bütün bunlar alenen ve kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşiyor. Türk milleti, onuruna yönelik bu saldırılara herhâlde gerekli karşılığı verecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Korkmaz…

4.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Şivan Perwer’in bazı dizelerinde Türk milletine hakaret ettiğine ilişkin açıklaması

 

S. NEVZAT KORMAZ (Isparta) – Size bazı dizeler okuyacağım değerli milletvekilleri, Şivan Perwer’e ait.

“Ya babam, acaba ne yapalım?

İnsanlık istemiyorlar, saldırın ve tutun.

Kemiklerini kırın, o pislik iğrençleri içimizden çıkartın.

Ta ki Kürdistan,

Zavallı ve perişan.

Esir düşene kadar,

Uykuya daldılar,

Esaret uykusuna daldılar,

Uyudular, uyudular,

Bazı kereler başlarını kaldırdılar,

Fakat, düşman kellelerini kesti.

 

El ele verelim, ilerleyelim,

Vatan için yürüyelim,

Ya ölüm,

Ya kurtuluş,

Güneş bizim için doğdu,

Uyanın uykudan çabuk,

Artık savaş zamanıdır.

“Şivan Perwer ne yaptı ki?” diye soruyor Başbakan. Daha ne yapsın? Milletimize “İğrenç pislikler.” diye hakaret etmiştir, Kürt kökenli kardeşlerimize “düşman” diye bin yıllık kardeşlerini hedef göstermiştir, teröre ve teröriste söz ve şarkılarıyla hampalık yapmıştır. Daha ne yapsın, Sayın Başbakan? Uyan, yoksa bu millet seni uyandırmasını biliyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Sayın Öğüt…

5.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Marmaray’da sızıntı olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Marmaray ile ilgili CHP olarak bugüne değin yaptığımız uyarılarda ve geçen hafta bizzat yaptığım konuşmamda tüplerin birleştirilmesi yöntemiyle oluşturulan projede herhangi bir sızıntı olmayacağının garantisi olup olmadığını, su sızması durumunda o suyu tahliye edecek pompa sistemi bulunup bulunmadığını sormuştum. Bu sorulara cevap gelmesi bir yana, bugün de bir İnternet sitesinde  böyle bir sızıntının olduğu söylendi. İddia edilen video görüntüler var. Marmaray’ın kuzey kısmı alt 10’uncu segmentte su kaçağı bulunuyor. Diğer kaçağın ise yine kuzey kısım 13’üncü segmentte olduğu söyleniyor. Bu iddia gerçek midir? Görüntüler ve iddialar doğru ise açılışın üzerinden bir ay bile geçmemişken bu sorumsuzluğun hesabını kim verecektir? Aynı sızıntıların daha önce Kadıköy-Kartal metrosunda olduğunu söylemiştik, ispat etmiştik, görüntüler göstermiştik. Bugün yine bir gazetemizde oradaki sızıntılar görünmekte, insanlar o sızıntıların içinde yürümektedirler.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Türkoğlu…

6.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasının tarihimiz açısından utanç verici bir gün olduğuna ilişkin açıklaması

 

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evvela, dün aramızdan ayrılan tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’a Cenabı Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu Türk devlet tarihi açısından en utanç verici günlerden biri yaşanmıştır. Devletimizin topraklarını kendi toprakları içinde sayan bir peşmerge Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından onur konuğu olarak Diyarbakır’da ağırlanmıştır. Bu peşmerge “Rüyalarımın gerçekleştiğini görüyorum.” diyerek Başbakanın kendisine ettiği hizmeti dile getirmiştir. Türk devletine, milletine silah sıkanlar, bunların suç ortakları, bunları öven şarkıcılar için gözyaşları dökülmüştür. Bölücülerle Başbakan el ele tutuşarak aşklarını ilan etmişlerdir. Artık yeter! AKP’nin bu politikalarının bizi uçuruma götürdüğü aşikârdır. Önce cumhuriyet savcılarını, sonra da devlet ve millet sevgisi olan AKP’lileri buna itiraz etmeye davet ediyorum. Buna bugün itiraz etmeyip de ne zaman itiraz edecekler?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkoğlu.

Sayın Halaman…

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasında yaşananlar nedeniyle savcıların işlem yapmasını beklediğine ilişkin açıklaması

 

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın milletvekillerimin bahsettiği gibi, dün Türkiye’nin doğusunda, Türkiye’yi yönetenler tarafından… Türk milletine ne kadar küfreden, ne kadar söven, hain, bebek katilleri… Habur’da nasıl yapıldıysa dün Diyarbakır’da yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin dikkatini çekerken Türkiye’de görev yapan savcıların bunlarla ilgili işlem yapmasını bekliyor, saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Atıcı…

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’dür. Bu önemli günde Türkiye’nin tablosu maalesef karanlıktır, karnesi de zayıflarla doludur.

Çocuk Hakları Günü kutlanırken Türkiye’de Uludere’de çocukların en kutsal hakları olan yaşama hakları ellerinden alınmıştır. On binlerce çocuk yoksulluk çekmektedir, on binlerce çocuk istismar edilmektedir, on binlerce çocuk etnik ve inanç ayrımcılığına maruz bırakılmaktadır. Yine, on binlerce çocuk kindar olarak yetiştirilmektedir. On binlerce çocuk suça itilmektedir. Çocuklar üzerinden siyaset yapılarak çocuklar istismar edilmektedir, hatta torunlar bile istismar edilerek siyasete alet edilmektedir. Üstelik, bunu maalesef bu ülkenin Başbakanı yapmaktadır. İşte, AKP’nin çocuklarımıza armağanı bunlardır. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nün onurla, gururla kutlanacağı günler diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Dedeoğlu…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, dershanelerin kapatılması konusunu Hükûmetin tekrar gözden geçirmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

 

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş, 81 ilimizin içerisinde her konuda son sırada yer almaktadır maalesef. Eğitim konusunda da öyle. Üniversiteyi kazanan öğrenci sayımız diğer illerimize göre çok gerilerde. Şimdi bu dershanelerin kapanmasıyla da Kahramanmaraş’ta üniversite imtihanını kazanan öğrencimiz neredeyse kalmayacak gibi gözüküyor. 16 dershanemizin içerisinde 30 bin öğrencimiz buradan eğitim almaktadır. Bu dershanelerin kapanması konusunu Hükûmetin tekrar gözden geçirmesini özellikle istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Baluken…

10.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 20 Kasım 1940 tarihinden beri Birleşmiş Milletlerde 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’den dolayı her 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmektedir. Dünyada çocuklarla ilgili özellikle emek sömürüsü alanında var olan görüntü vahim durumdayken Türkiye’de çocuklar emek sömürüsü ve sistematik baskı başta olmak üzere birçok alanda sömürü altında tutulmaktadır.

Türkiye’de her 3 çocuktan 1’i sağlıklı beslenemiyor. 6 ila 18 yaş grubunda çalışan çocuk sayısı 6 milyon sınırındadır. Çalışan çocukların yüzde 50,2’si okula devam edememektedir. Çalışan çocuk sayısı 2006-2012 yılları arasında yüzde 64 oranındadır. 2005’e oranla 2012’de ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü çocuk sayısı yüzde 42’lik bir artışla 2.206’ya yükselmiştir.

Avrupa Konseyi İşkenceyi ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesinin Türkiye raporunda Türkiye’deki birçok cezaevinde çocuk tutuklu ve hükümlülere yönelik sistematik işkencenin olduğu rapor edilmiştir. Türkiye’de çocuk gelin sayısı 181 bini geçmiştir. Türkiye, özellikle Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de bulunan, çocukların eğitimleri, kendi dillerini kullanma ve kendi kültürlerini geliştirme hakkına yönelik çekinceleri bir an önce kaldırmalıdır. Çocukların korunması ve çocuk savcılığının işlevsel hâle getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Anayasa’da bulunan çocuk haklarıyla ilgili düzenlemelerin de bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Sayın Köprülü…

11.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, 14 Kasım Tekirdağ’ın Malkara ilçesinin kurtuluş yıl dönümü nedeniyle yapılan törenlerde kendisinin ve CHP’li Tekirdağ milletvekillerinin kutlama mesajlarının Belediye Başkanı tarafından okunmamasına ilişkin açıklaması

 

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 14 Kasım, Tekirdağ ilinin Malkara ilçesinin kurtuluş yıldönümüydü. Bu kurtuluş yıldönümü törenlerine biz de Meclisteki çalışmalarımız dolayısıyla katılamadık. Ancak, törenlerle ilgili, halka okunması amacıyla Belediyeye gönderdiğimiz kutlama mesajları Malkara’nın demokrasiden, halk iradesinden maalesef ki hiçbir koşulda anlamayan AKP’li Belediye Başkanı tarafından sansürlenerek okunmamıştır. Sadece Tekirdağ ilinin 2 AKP’li milletvekilinin kutlama mesajları okunmuş, benim ve Cumhuriyet Halk Partili diğer milletvekillerinin mesajları okunmamıştır. Bununla ilgili, Belediye Başkanı, açıklamasında mesajların ulaşmadığını söylemişse de, Kaymakamlık aracılığıyla, mesajların ulaştığı kanıtlanmıştır. Ben buradan Belediye Başkanını uyarmak istiyorum. Partili, partisiz, kim olursa olsun, Tekirdağ milletvekilleri Tekirdağ’ın bütün halkını temsil ederler ama bu halkın iradesini anlamayan Belediye Başkanı maalesef ki temsil kabiliyetini kaybetmiştir ve 30 Martta da sonucunu ödeyecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Köprülü.

Sayın Yılmaz…

12.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, kıdem tazminatının kaldırılmasına işçi sınıfının izin vermeyeceğine ve AKP iktidarının PKK ve Barzani ortaklığıyla ülkeyi bölmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

 

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu ülkede IMF, Dünya Bankası, OECD, işveren sendikaları ve AKP Hükûmeti iş birliği ile kıdem tazminatı yok edilmek istenmektedir. Kıdem tazminatının kaldırılmasına, yıllardır kazanılmış hakkı olan bu hakkın kaldırılmasına Türkiye işçi sınıfı izin vermeyecektir.

Bunun yanında, dini istismar ederek tüm uygulamalarında şeriat kurallarına dayalı bir devlet kurmayı amaçladığını açıkça gösteren, Anayasa’nın laiklik ilkesini hiçe sayan AKP iktidarına bu ülkenin çağdaş ve aydınlık yüzlü kadın ve erkekleri izin vermeyecektir. Bu ülkeyi Amerika Birleşik Devletleri’nin yani Amerikan emperyalizminin eş güdümünde, AKP, PKK ve Barzani ortaklığıyla bölmeye çalışan, “birleşik Kürdistan” rüyalarını gerçekleştirmeye ve Türkiye’nin güneydoğusunu “kuzey Kürdistan” olarak bölmeye çalışan, bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyen bu iktidar ve ortakları açıkça suç işlemektedirler. Bu ülkenin yurtsever insanları bu oyunu bozacak ve emperyalizmin “böl ve yönet” politikalarına alet olmayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Bu suç ortakları günü geldiğinde halka hesap vereceklerdir.

Aynı zamanda, “AKP’nin yurtsever milletvekilleri ne zaman uyanacaksınız?” diye size de soruyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz hep uyanığız, asıl uyuyan sizsiniz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Hiç belli değil uyanık olduğunuz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Sayın Kayatürk, buyurunuz.

13.- Van Milletvekili Burhan Kayatürk’ün, Van depreminden sonra Hükûmetin yaptığı hizmetlere ve Diyarbakır’da Başbakan ile Barzani buluşmasında bütün kitlelerin bu mutluluğa ortak olduklarına ilişkin açıklaması

 

BURHAN KAYATÜRK (Van) – Sayın Başkan, ben öncelikle, Van Milletvekili Sayın Nazmi Gür’ün Van’daki problemleri dile getirmesi hasebiyle kendisine teşekkür ediyorum.

Bu depremden sonra, değerli arkadaşlar, iki yıl içerisinde AK PARTİ Hükûmeti bütün dünyanın takdir ettiği, hız rekorlarını altüst eden bir hizmet sunmuştur. 75 bin çadırdan sonra 35 bin konteyner ve şehir merkezlerinde 18 bin konut, peşinden, köylerde de 10 bine yakın konut bitmiştir, bitmek üzeredir.

Bu arada şunu da söyleyeyim: Benim anladığım kadarıyla muhalefetin tamamının yöneticilerinde Diyarbakır buluşmasıyla alakalı bir hazımsızlık söz konusu. Ancak, bizim de burada doğru yaptığımız anlaşılıyor, sadece muhalefetin bunu eleştirmesinden kaynaklanmıyor, aynı zamanda Diyarbakır’da Kürtlerin, Türklerin, Arapların, bütün kitlelerin gözyaşları içerisinde, gözyaşı mutluluğu içerisinde bizi dinlediklerini, oradaki o mutluluğa ortak olduklarını ben gördüm. Bunu da sizinle paylaşmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kayatürk.

Sayın Halaçoğlu…

14.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, tiyatro sanatçısı Nejat Uygur ile fikir adamı Aytunç Altındal’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Başbakanın tarihi iyi öğrenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Türk mizah ustası, tiyatronun duayeni, herkesin sevgisini kazanmış olan değerli sanatçımız Nejat Uygur’a ve fikir adamımız, millî duruşuyla fikir hayatımıza birçok eser kazandırmış büyük kaybımız Aytunç Altındal’a Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabırlar diliyorum.

Siyasi sebeplerle Türkiye’nin bir bölümünü “kuzey Kürdistan” olarak telaffuz eden, Şark meselesinin mimarı, Batı devletlerinin sözcülüğünü üstlenmiş ve aynı dili kullanan Sayın Başbakan’a tarihi iyi öğrenmesini öneriyorum, isterse kendisine yeterli kaynağı vereceğimi belirtiyorum, ülkemizi yarın bazı yükümlülüklere sokmaması için böyle konulara girmemesini diliyorum. Biliyorsunuz ki 1921’de Koçgiri İsyanı meydana gelmişti. Batı’nın ortaya attığı Şark meselesi içerisinde sadece Kürdistan vardır, onun dışında herhangi bir şekilde yoktur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Ağbaba…

15.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın en önemli su kaynaklarının üzerine HES’lerin kurulduğuna ve doğal hayatın yok edildiğine ilişkin açıklaması

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Tohma Çayı, Kozluk Çayı, Sancar Deresi, Fındık Çayı, Şiro Çayı, Hışhış Deresi, Sürgü Çayı gibi Malatya’nın en önemli su kaynaklarının üzerine, Malatyalıların tüm tepkilerine rağmen HES’ler kurulmakta, akarsular özel şirketlere kiraya verilerek doğal hayat yok edilmektedir. AKP Hükûmeti tarafından toprağın taşı, taşın, derenin suyu para kaynağı olarak görülmekte, ancak gelecek nesillere bırakılacak yaşam kaynakları düşünülmemektedir.

Malatya’da son olarak Sultansuyu üzerinde Bakanlık tarafından onaylanan Suçatı Hidroelektrik Santrali’yle  ilgili işlemler hızlandırılarak santrallerle ilgili imar planı askıya çıkarılmıştır. Sultansuyu, Malatya’nın hem alabalık yetiştiriciliği anlamında hem de sulama anlamında en önemli derelerinden birisidir. Bölgeye yapılacak HES, başta balık üretimi olmak üzere doğal çevreyi yok edecek, sulama suyunu yok edecektir.

Malatya’nın gelişmesinin önünde AKP zaten engel, elimizde ne varsa bölge müdürlüklerinin tamamını kapattı, satılmayan bir suyumuz kalmıştı, o suyu da satıyor.

Bu kararın gözden geçirilmesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 278, 279, 289, 290, 296, 304, 306, 321, 325, 337, 343, 347, 353, 361, 362, 363, 376, 377, 381, 385, 387, 394, 395, 400, 408, 409, 435, 439, 460, 489, 510, 511, 523, 543, 544, 560, 563, 564, 569, 578, 582, 583, 629, 655, 656, 665, 666, 669, 679, 690, 696, 723, 724, 740, 742, 746, 753, 765, 838, 854, 869, 870, 881, 883, 885 ve 887’nci sıralarda yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında Belarus Cumhuriyet Konseyi Başkanı Anatoly Rubinov ve Belarus Temsilciler Meclisi Başkanı Vladimir Andreychenko’nun vaki davetlerine icabetle 20-21 Kasım 2013 tarihlerinde Belarus’a resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 3/10/2013 tarih ve 3’üncü Birleşiminde kabul edilmiş olan heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1335)

                                                                               18/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'in, beraberinde bir heyetle, Belarus Cumhuriyet Konseyi Başkanı Anatoly Rubinov ve Belarus Temsilciler Meclisi Başkanı Vladimir Andreychenko'nun vaki davetlerine icabetle 20-21 Kasım 2013 tarihlerinde Belarus'a resmî ziyarette bulunması TBMM Genel Kurulunun 3/10/2013 tarih ve 3. Birleşiminde kabul edilmiştir.

Anılan Kanun'un 2. Maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen isimler Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                       Cemil Çiçek

                                                           Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                          Başkanı

 

Adı soyadı:                                                       Seçim çevresi

1) Hasan Fehmi Kinay                                       (Kütahya)

2) Mehmet Şandır                                              (Mersin)

3) Murat Göktürk                                               (Nevşehir)

4) Ahmet İhsan Kalkavan                                   (Samsun)

5) Dilek Yüksel                                                  (Tokat)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun, 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre Komisyona geri verilmesine dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

2.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanlığının, 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümünün İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre Komisyona iade edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1336)

                                                                               19/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurul gündeminde bulunan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümünün, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 88'inci maddesi uyarınca, Komisyona geri verilmesini saygılarımla arz ederim.

                                                                     Necdet Ünüvar

                                                                           Adana

                                                                  Komisyon Başkanı

BAŞKAN – 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına, grup başkan vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, okullarda kantinlerin neden olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/781)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2012 Yılı Uluslararası Kooperatifler Yılı olması nedeniyle, okullarda kantinlerin neden olduğu sorunların araştırılması ve kantinlerin yerine kooperatifçiliğin tanıtılması, özendirilmesi, tekrardan okullarda yaygınlaştırılması için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

    Pervin Buldan                                                         Hasip Kaplan

Grup Başkan Vekili                                                   Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Kooperatifler, ekonomik güçlükler içinde bulunan kitlelerin, yerel, kümesel toplulukların ortak sorunlarını çözmek için; cinsel, sosyal, ırksal, siyasal ve dinsel ayrımcılık olmaksızın hizmetlerinden yararlanabilecek ve üyeliğin sorumluluklarını kabule razı olan herkese açık, gönüllü olarak çalışma yapan, karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma ilkelerine dayanan örgütlerdir. Kooperatifler eğitici-öğretici ve bilgilendirici yönüyle, halkın toplumsal ve ekonomik sorunlarının farkına varmasını, bunların çözümü hususunda örgütlenme biçimi olarak kooperatiflerden yararlanmaya yöneltilmesi sağlanmaktadır. Bu temelde okullarda kooperatifler, öğrencilerin eğitim, öğretim ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılıklı yardım ve dayanışma ile sağlamak, öğrencilere ortak bir amaç etrafında, birlikte çalışmayı, iş birliği ve iş bölümü ilkelerini öğreterek, onları toplumsal yaşantıya hazırlamak, kendilerine verilen görevleri ortakların yararına kullanmalarını ve böylece sorumluluk alma bilincini geliştirmelerini, kooperatifçiliğin sosyal ve ekonomik bir çalışma olduğu bilincinin oluşturulmasını ve böylece toplumsal kalkınmadaki önemini kavratmak amacıyla kurulmuşlardır.

Fakat eğitim sisteminde hayata geçirilen neoliberal politikalarla öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin denetimine açık olan, kâr amacı gütmeyen okul kooperatifleri yerlerini hızla, tek amacı kâr elde etmek olan okul kantinlerine bırakmışlardır. Kantinlerin, özellikle kâr oranının yüksek olduğu bölgelerdeki okullarda mafyalaştığı, öğrencileri bir tüketim aracı olarak gören ticarethanelere dönüştüğü bilinmektedir. Ayrıca, kantinlerin bir tür "serbest ticaret bölgesi" hâline geldiği, okul müdürlerinin kantinlerde okul kurallarını uygulayamadığı, bu nedenle okul yönetimi ile kantin işletmecileri arasında sorunlar yaşandığı, kantinlerde öğrencilerin sağlıkları değil, yüz binlerce liralık sözleşmeye imza atan işletmecilerin ticari kaygılarının öncelik taşıdığı bilinmektedir.

Çocuklarımızın sağlığını ve güvenliğini doğrudan ilgilendiren okul kantinlerinin denetiminin yapılmaması, okul kantinlerinin işletmecisi ve kantinde personel olarak çalışanların beslenme, hijyen ve gıda sağlığı konularında eğitimli olmamaları, işe başlamadan önce sabıka kayıtlarının detaylı bir şekilde araştırılmamış olması kantin uygulamasının belli başlı sorunlarındandır. Örneğin, İstanbul'da okul kantinlerde 233 sabıkalının çalıştığı, Gaziantep'te yapılan incelemede, okul kantini çalışanından 17'sinin "Dolandırıcılık, adam öldürme, uyuşturucu madde imal ve ticareti" suçlarından kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.

Kantinlerin neden olduğu önemli sorunlardan biri de obezitedir. Ticari kaygılar nedeniyle okul kantinleri, bol miktarda şekerli içeceğin sergilendiği, kötü yağlarla hazırlanmış gıdaların satıldığı yerler hâlindedir. Birçok araştırma ilköğretim çağındaki öğrencilerin yüzde 60-85'inin kahvaltı yapmadığını, sandviç, gofret, çikolata, hamburger tipi yiyecekler tükettiğini, öğrencilerin yüzde 50'den fazlasının şeker içeriği yüksek içecekleri içtiğini göstermektedir. Bazı illerde Kantinciler Esnaf Odasının başvurusu ile okullardaki öğle yemeklerini kaldırdığı ve çocukların kola-hamburger ikilisine mahkûm edildiği bilinmektedir. Bazı okullarda, okul yöneticileri kantinler daha çok para kazansın diye her yöntemi dayatmaktadır. Örneğin İstanbul'da İsmail Erez Endüstri Meslek Lisesi, öğrencilerin öğle arasında okula giriş çıkışlarını yasaklamıştır. Bu uygulama üzerine, yiyecek fiyatlarını fahiş buldukları kantini boykot etme kararı almış, evden getirdikleri yiyeceklerle paylaşma masaları kurmuş, ancak okul idaresi bu eyleme sert tepki göstermiş, okul müdürü, sivil polislerle sınıfa girip kurulan sofraları kaldırtmıştır. Daha sonra, "Lisemizde 9 saat boyunca yemek ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Kantin fiyatları pahalı olduğu için çoğu zaman karnımızı doyuramıyoruz" yazan bildirileri dağıtan 17 öğrenci hakkında da disiplin soruşturması başlatılmış ve boykota katılan öğrenci Abdülmelik Yalçın okuldan atılmıştır.

2012 yılı Uluslararası Kooperatifler Yılı olması nedeniyle okullarda kantinlerin neden olduğu sorunların araştırılması ve kantinlerin yerine tekrardan öğrenci sağlığını merkeze alan, öğrenciler arası yardımlaşma ve dayanışmayı geliştiren, sorumluluk bilincini güçlendiren, kâr amacı gütmeyen kooperatifçiliğin tanıtılması, özendirilmesi ve tekrardan okullarda yaygınlaştırılması için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması komisyonunun kurulması elzemdir.

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, ülkemizdeki enerji kayıp ve kaçaklarının nedenleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/782)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki enerji kayıp ve kaçaklarının nedenleri ve sonuçlarının tespit edilerek enerji verimliliğinin artırılması için yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için Anayasa’nın 98 ve İçtüzük’ün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Erkan Akçay                                          (Manisa)

2) Atila Kaya                                             (İstanbul)

3) Mehmet Şandır                                      (Mersin)

4) Faruk Bal                                              (Konya)

5) D. Ali Torlak                                          (İstanbul)

6) Koray Aydın                                           (Trabzon)

7) Enver Erdem                                         (Elâzığ)

8) Ahmet Duran Bulut                                 (Balıkesir)

9) Mustafa Erdem                                      (Ankara)

10) Seyfettin Yılmaz                                  (Adana)

11) Necati Özensoy                                    (Bursa)

12) Cemalettin Şimşek                               (Samsun)

13) Kemalettin Yılmaz                                (Afyonkarahisar)

14) Bülent Belen                                        (Tekirdağ)

15) Mustafa Kalaycı                                   (Konya)

16) Meral Akşener                                     (İstanbul)

17) Emin Haluk Ayhan                                (Denizli)

18) Oktay Öztürk                                        (Erzurum)

19) Sümer Oral                                          (Manisa)

20) Mehmet Erdoğan                                  (Muğla)

21) Ruhsar Demirel                                    (Eskişehir)

22) Mehmet Günal                                     (Antalya)

 

Gerekçe:

Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde sunulması temel bir enerji politikası olmalıdır.

Türkiye, kullandığı petrolün yüzde 9,1'ini, doğal gazın yüzde 1,8'ini üretebilmektedir. 2011 yılında elektrik üretiminin yüzde 44,7'si doğal gazdan, yüzde 10'u ithal kömürden üretilmiştir. 2011 yılındaki 240,8 milyar dolarlık ithalatımızın yüzde 22,42'si yani 54 milyar doları enerji ithalatıdır.

Ülkemizde enerji talebinin yerli üretimle karşılanma oranı gittikçe azalmaktadır. 2009 yılında bu oran yüzde 29,5 iken 2010 yılında yüzde 28,5'e 2011 yılında ise yüzde 27,6'ya düşmüştür.

Enerjide dışa bağımlılık, arz güvenliğini ve ülkenin ekonomik ve sanayi geleceğini riske sokmaktadır. Bu nedenle dışa bağımlılığımız azaltılmalıdır. Ancak Türkiye'de bu güne kadar enerji açığını kapatmak için tek çare olarak yeni enerji yatırımları öngörülmüş, “yeni yatırım” denince de ithal kaynaklara ve fosil yakıtlara başvurulmuştur. Bu durumda hem dışa bağımlılık, hem de sera gazlarının salımı artmıştır. Oysa enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın en önemli yollarından biri de enerji verimliliğidir. Üretim, iletim-dağıtım ve kullanımdaki kayıpların azaltılması ile ilave bir enerji kaynağına ihtiyaç duyulmadan kısa dönemde oluşacak ek talebin büyük bir bölümünü karşılamak mümkündür.

Enerji verimliliği konusunda yapılan çalışmalar sonucunda bina sektöründe yüzde 30, sanayi sektöründe yüzde 20 ve ulaşım sektöründe yüzde 15 olmak üzere enerji verimliliğinden 58 milyar kw/s, santrallerin rehabilitasyonuyla 19 milyar kw/s elektrik katkısı sağlanabilir.

Yaşlanma sonucu termik santrallerin verimi düşmektedir. Ülkemizde son yıllarda inşa edilen hidrolik santraller hariç diğer santrallerin verimleri yüzde 80'e kadar düşmüştür. Hidrolik santrallerin rehabilitasyonu sonucu yılda 615 milyon kwh kazanım elde edilebilecektir.

İletim ve dağıtım gerilimi seviyesinde şebeke kaybı 2009 yılında yüzde 2,1 iken 2010 yılında yüzde 3'e yükselmiştir. Dağıtım sisteminde kayıp oluşan kayıp-kaçak oranı 2009 yılında yüzde 15,6'ya kadar düşürülmüşse de bu konuda başarı sağlanamamıştır. 2009 yılında iletim ve dağıtım kayıplarının toplamının tüketime sunulan elektrik enerjisine oranı yüzde 14,5 seviyesindedir. Bu oran Almanya ve Japonya'da yüzde 5, ABD'de yüzde 7'dir.

Sanayide ve KOBİ'lerde önemli ölçüde enerji verimliliği potansiyeli vardır. Türkiye'de 2010 yılında tüketilen birincil enerjinin yüzde 26,6’sı meskenlerde tüketilmektedir. Türkiye nüfusunun yüzde 43,3'ünün oturduğu konutta yalıtım eksikliğinden dolayı ısınma sorunu yaşanması, binalarda ısı yalıtımıyla elde edilebilecek tasarruf potansiyeli hakkında fikir vermektedir. Ayrıca, bu tüketim miktarı elektrikli ev aletlerinin enerji verimliliği çalışmaları içindeki önemini göstermektedir. AB ülkelerinde, elektrikli ev aletleri, elektrikli ev aletleri enerji tüketimlerini gösteren etiketleri bulundurmak zorundadır.

Enerji Verimliliği Kanunu'nda bina ve sanayi sektörlerinde enerji verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılması amaçlanmışsa da bu alanda kayda değer bir başarı sağlanamamıştır. Enerji talebinin somut şekilde azaltılabilmesi için, ülkemizin ekonomik şartları, kültürel seviye ve alışkanlıklarımız göz önüne alınarak enerji verimliliği konusunda daha etkin stratejiler geliştirilmelidir.

Enerji Verimliliği Yasası’nın kurgusunda önemli bir rolü bulunan, 1935 yılında kurulmuş olan gerek kadrosu ve gerek birikimleri ile kilit kuruluş hâline gelmiş olan Elektrik İşleri Etüt İdaresi, 2 Kasım 2011 tarihinde 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılarak kadroları çeşitli kamu kurumlarına dağıtılmış ve kurumsal hafızası yok edilmiştir. Yerine kurulan Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünün görev tanımı, enerji verimliliğinde daha etkin çalışmalar yapılmasının önünü kesmektedir. Elektrik İşleri Etüt İdaresinin kapatılması, enerji verimliliğinin AKP Hükûmeti tarafından gerektiği kadar önemsenmediğinin ve enerji planlamasında dikkate alınan bir politika olarak benimsenmediğinin bir göstergesidir.

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, engelli vatandaşların istihdam sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/783)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Engelli vatandaşlarımızın istihdam sorunlarının tespiti ve yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere bu sorunların çözümü amacıyla Anayasa’nın 98 ve İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 17/04/2012

 

1) Erkan Akçay                                          (Manisa)

2) Atila Kaya                                             (İstanbul)

3) Mehmet Şandır                                      (Mersin)

4) D. Ali Torlak                                          (İstanbul)

5) Koray Aydın                                           (Trabzon)

6) Enver Erdem                                         (Elâzığ)

7) Ahmet Duran Bulut                                 (Balıkesir)

8) Mustafa Erdem                                      (Ankara)

9) Seyfettin Yılmaz                                    (Adana)

10) Necati Özensoy                                    (Bursa)

11) Cemalettin Şimşek                               (Samsun)

12 Mustafa Kalaycı                                    (Konya)

13) Bülent Belen                                        (Tekirdağ)

14) Mehmet Günal                                     (Antalya)

15) Ruhsar Demirel                                    (Eskişehir)

16) Kemalettin Yılmaz                                (Afyonkarahisar)

17) Meral Akşener                                     (İstanbul)

18) Emin Haluk Ayhan                                (Denizli)

19) Oktay Öztürk                                        (Erzurum)

20) Sümer Oral                                          (Manisa)

21) Faruk Bal                                            (Konya)

22) Mehmet Erdoğan                                  (Muğla)

Gerekçe:

Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 2002 yılında yapılan "Türkiye Özürlüler Araştırması 2002" ile ülkemizdeki engellilerin sayısal durumu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre ülkemizde 8.431.937 kişi engelli olarak yaşamını sürdürmektedir. Bunun genel nüfusa oranı yüzde12,29'dur. Engellilerin yüzde 36.34'ü okuma yazma bilmemekte, yüzde 77.81'i iş gücüne dâhil değildir.

Engellilerle ilgili tüm hizmetlerin, ilgili bütün kurum ve kuruluşların ortak plan ve programlarla, iş birliği ve koordinasyon sağlanarak yapılması ve milli politikaların yaygınlaştırılması bugüne kadar mümkün olamamıştır. Ülkemizde, birçok kurum ve kuruluşların görev alanına giren engellilik konusu ile rehabilitasyon hizmetlerine bir bütün olarak bakılmaması; bu konuda çeşitli ve dağınık mevzuat oluşmasına, hizmetlerde karmaşıklığa ve kopukluğa, takipsizliğe bu da görev ve yetki karmaşasına neden olmaktadır.

Ülkemizde bakıma muhtaç engellilere yönelik sosyal bakım hizmetleri son derece yetersizdir. Bakıma muhtaç engellinin başvurusunda, çok sayıda ayrı kurumdan belge istenilmektedir. Ülkemizde engellilere bir meslek kazandırmak suretiyle onları üretime katmayı amaçlayan yeterli mesleki rehabilitasyon merkezleri bulunmamaktadır. Çeşitli özür gruplarına mensup engellilerin aynı mesleki rehabilitasyon programına alınmaları nedeniyle hizmet amacına ulaşamamaktadır.

Devlet tüm vatandaşlarının hayatlarını idame ettirecek miktarda gelir sağlayabilecekleri iş alanları yaratmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük engelliler için de geçerlidir. Ülkemizde engellilere yönelik istihdam politikaları büyük ölçüde “kota tekniği”ne dayanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30’uncu maddesi; 50 veya daha fazla işçi çalışan özel sektör iş yerlerinde yüzde 3, kamu iş yerlerinde ise yüzde 4 özürlü çalıştırılmasını öngörmektedir. 657 Sayılı DMK'nın 53’üncü maddesine göre ise bu oran yüzde 3'tür.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 25 Kasım 2011 tarihli verilerine göre kamuda açık engelli işçi kontenjanı 995, açık engelli memur kontenjanı 23.360 kişidir. Özel sektörde açık engelli işçi kontenjanı 22.600 kişidir. Bu veriler kota sisteminin; engellilerin işgücü piyasasına katılımı, istihdamı, çalışma barışı ve iş ilişkilerinde beklenilen katkıyı sağlayamadığını göstermektedir.

5378 Sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanan Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik; 30 Mayıs 2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelikte, devletçe yapılacak teknik yardımın ve mali desteğin kimlere, nasıl ve hangi miktarda verileceği gibi konularda herhangi bir açıklık bulunmamakta, büyük yatırımlar gerektiren bu tür iş yerlerinin kurulmasını teşvik için herhangi bir hüküm içermemektedir.

5378 sayılı Kanun’un geçici 2'nci maddesine göre; kamu kurum ve kuruluşlarına ait alan ve yapılar ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan umuma açık hizmet veren her türlü yapıların bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 1/7/2005 tarihinden itibaren yedi yıl içinde engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesi gerekmektedir. Kanunun geçici 3'üncü maddesinde; "Belediyelerin toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için bu kanunun yürürlüğe giriş tarihi olan 1/7/2005 tarihinden itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir." hükmü yer almaktadır. Bu kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana, kanunda belirtilen hususların ne kadarının hayata geçirildiği konusunda hiçbir çalışma bulunmamaktadır. Kanunda belirtilen hususların kimler tarafından yapılacağının belirtilmiş olmasına rağmen; bu hizmetlerin nasıl yapılacağı, hangi kaynaklar tarafından finanse edileceği ve denetim ve kontrollerinin hangi kurum tarafından yapılacağı belirtilmemiştir.

Modern devletin görevi, yalnızca engelli bireylerin haklarını geliştirmek ve denetlemek değildir. Devlet, aynı zamanda engellilerin yetenekleri ve potansiyelleri doğrultusunda gelişmelerini, eşit fırsatlara sahip olmalarını güvence altına almak, onların ekonomik ve sosyal refahını sağlamak zorundadır. Oysa Türkiye'deki yaklaşık 8,5 milyon engelli vatandaşımız eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma kadar her alanda onlarca sorun yaşamaktadır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler, gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu’nun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak ve arkadaşlarının Suriye, Irak ve İran sınırlarımızda yaşanan güvenlik zafiyetlerinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla 29/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 19 Kasım 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                               19/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 19 Kasım 2013 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                 Oktay Vural

                                                                                    İzmir

                                                                MHP Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

29 Mayıs 2013 tarih, 2013/13679 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğumuz İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak ve arkadaşlarının "Suriye, Irak ve İran sınırlarımızda yaşanan güvenlik zafiyetlerinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla" verdiği Meclis araştırma önergemizin 19 Kasım 2013 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Lehinde Iğdır Milletvekili Sinan Oğan (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Oğan.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz kurulduğu günden bugüne hiçbir dönemde bu kadar hakarete maruz bırakılmadı. Türk tarihi, hiçbir döneminde bu kadar ihanete uğramadı. Türk milleti, hiçbir zaman içerideki ve dışarıdaki şer cephelerinin böylesi bir ittifakına şahit olmadı.

Sayın Genel Başkanımız bugünkü grup konuşmasında ifade etti: Türkiye 16 Kasım günü hiç  olmadığı kadar küçük düşürülmüş, Türk milleti hıyanetin resmî geçidine yüreği sızlayarak şahitlik etmiş, caniyle Başbakanın fotoğrafları aynı pankarta iliştirilmiş, şehit ve şühedanın kemikleri sızlatılmıştır.

Değerli milletvekilleri, hakikaten de Türkiye hiçbir dönemde olmadığı kadar bölücülerin içerideki ve dışarıdaki düşmanların âdeta bir şer cephesi gibi ittifakın saldırısına uğramıştır.  Yedi düvelin saldırısı sonucu imzalatamadıkları Sevr ile alamadıklarını siz, maalesef AKP iktidarı olarak davulla, zurnayla teröristlere veriyorsunuz. Türkiye topraklarını kendi haritası içerisinde gösteren Barzani “Amacımız Kürtlerin birliği.” dedikten sonra Kürtlere sabırlı olmalarını öğütlemiş ve “Diyarbakır’da Kürdistan bayrağıyla karşılanacağımı rüyamda görsem inanamazdım.” demiştir. Soruyorum size Sayın Başbakan: Sizin göreviniz, bu bölücü başlarının, bu bölücülerin rüyasını gerçekleştirmek mi, yoksa vatan toprağında gözü olanların rüyasını kâbusa çevirmek mi? Siz, maalesef, bu bölücülerin rüyasını kâbusa çevirmediniz, siz Türk milletinin gecesini ve gündüzünü kâbusa çeviriyorsunuz. Siz, Türk milletine musallat olmuş yılanların başını ezmek bir yana, bu yılanları kendi elinizle Türk milletinin koynuna sokuyorsunuz.

Sayın Başbakan “Kelimelerden, kavramlardan korkanlar, kendi icat ettiği tabulardan, kendi imal ettiği kâbuslardan korkanlar büyük devletler inşa edemezler.” diyor. Sayın Başbakan, bu ülkenin başına gelmiş en büyük kâbus sensin, sen! Bu ülkede sizden daha büyük kâbus yoktur maalesef.

Sayın Başbakanın şefliğini yürüttüğü bölücüler korosuna yeni saz arkadaşları eklenmeye devam ediyor. Türkiye’ye her fırsatta küfreden, İmralı canisine “özgürlük savaşçısı”, Türkiye’ye “terörist” diyen, Türk diline hakaret edenler, Sayın Başbakanın bölücülük korosunda yerlerini almış bulunmaktadır.

Şimdi, buradan size soruyorum: Bir atadığınız vali, bu ülkenin vatandaşına, vatandaşlarımıza -affınıza sığınarak ifade ediyorum- “kavat” diyor, siz dönüp onu savunuyorsunuz. Belediye başkanı “meşenin dalları” diyor, gidip el ele geziyorsunuz. Ötekisi, “Bebek katili özgürlük savaşçısıdır.” diyor, Türkiye’ye “terörist devlet” diyor, siz onu düete davet ediyorsunuz.

Sormak lazım, sormak lazım; bu ülkeye “şerefsizlerin ülkesi” diyenlere ödül verenlere sormak lazım: Bu ülke size neyledi? Bu ülkeye hakaret edenler, bu millete hakaret edenler niye sizin nazarınızda hep iyi yerlerde? Ödüller veriyorsunuz, başköşelerde ağırlıyorsunuz, davulla zurnayla Habur’dan karşılıyorsunuz, düet yapıyorsunuz, Türk milletinin gözünün içine baka baka bu millete hakaret ediyorsunuz. Bu millet size neyledi, bunun cevabını bu millete vermeniz lazım.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan bugünkü grup toplantısında, yine her aklına estiğinde Başbuğ Türkeş’in adını tekrar zikrettiği gibi, bugün de zikrediyor ve “Başbuğ Türkeş de mi bölücüydü?” diyor. İyi de sizin anlamadığınız şu: Başbuğ Türkeş’in de Türk milliyetçilerinin de sorunu Kürt kardeşlerimizle değil ki; bizim sorunumuz, sizin besleyip büyüttüğünüz, sizin  desteklediğiniz bölücülerdir ve Türkiye’nin hasmı, Türk milletinin hasmı bölücülerdir ve bölücüler olmaya devam edecektir size rağmen ve bölücülerin arkasında olanlar da yine Türk milletinin hasmı olmaya devam edecektir.

Diyarbakır’da çıkıp birisi “Kuzey Kürdistan” ifadesini kullanabiliyor ve bunun da ismi maalesef bu dönemde Başbakan olabiliyor. Sayın Başbakan bugün kalkıp diyor ki: “Biz Diyarbakır’da ‘tek vatan’ dedik.” Sayın Başbakan, merak ediyorum, hakikaten sizin bu “tek vatan” dediğiniz yer acaba kendi elinizle kurup büyütmeye, birleştirmeye çalıştığınız Kürdistan mıdır? Bunun cevabını da Türk milletine vermeniz lazım.

Başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, AKP’li bakanlara ve milletvekillerine hatırlatmak isterim ki siz buraya “Kuzey Kürdistan” olarak ifade ettiğiniz yerlerin oylarıyla değil, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde yaşayan insanlarımızın oylarıyla geldiniz. Teröristleri kastederek “hapishanelerin boşalacağını” ifade ediyorsunuz. Unutmayın ki o hapishanelerde yatan teröristler Mehmetçik’i şehit ettiği için o hapishanededir. Peki, teröristi hapishaneden çıkaracaksanız, Mehmetçik’in şehit anasını nereye koyacaksınız? Bunun da cevabını vermeniz lazım.

“İnşallah BOP gerçekleşir.” dediğinde Sayın Başbakan biz dahi inanmamıştık, “Diyarbakır BOP’un parlayan yıldızı olacak.” dediğinde biz dahi bu kadar ileriye gideceğine inanmamıştık ama maalesef ki Sayın Başbakan sözünde duruyor. Sözünün eri bir Başbakanmış, her dediğini yapıyor; Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı hâline getirmeye, teröristleri birer birer dışarı salmaya devam ediyor.

AKP’li yetkililer, siz adalet ve kalkınmayı unuttunuz, ihanet ile rezaleti bir araya getirdiniz. Bu, son dönemde netçe görülmüştür. “Teröristi dağdan ovaya indireceğiz.” diye yola çıktınız ancak teröristi dağdan ovaya indirmediniz, siz bu teröristleri Türk milletinin başına çıkardınız. Ama, unutmayınız ki Türk milleti, bu teröristi de, başına çıkardığınız o teröristi de, onun yardakçısı olan sizleri de tepesinden aldığı gibi yere çakmasını da biliyor, bilecektir.

AHMET YENİ (Samsun) – Biraz saygılı konuş, dikkatli konuş!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Battı mı, battı mı? Dokundu mu?

SİNAN OĞAN (Devamla) – AKP bu dönemde ne yaptı? Habur’da teröristleri davulla zurnayla karşıladı; yetmedi, Hükûmetiniz Diyarbakır’da şarkıyla, türküyle peşmergeleri ağırladı. Kongrenizde “Türkiye seninle gurur duyuyor.” dediğiniz Barzani’yi bir devlet başkanı edasıyla Diyarbakır’da karşıladınız ve bu Diyarbakır sanki Türkiye'nin bir şehri değilmiş ve sanki Sayın Başbakan oraya misafir gitmiş diye ağırladınız. Türk milleti bunun hesabını soracaktır.

Döneminizde, PKK sempatizanları, artık, sözde şehitlikler, PKK’lıların Mehmetçik’i şehit ettiği yerlerde öldürülen teröristler için müze evleri kurmaya başladı.

Özetle söylemek gerekirse: Emekliye, işçiye, memura, tabiri caizse, gıdım gıdım, merasimle verdiğinizi ama iş teröriste, bölücübaşına, Barzanilere gelince, bebek katillerine, peşmergelere, davulla zurnayla, âdeta festival havasında veriyorsunuz. Bugüne kadar küresel iş birlikçilerinizin çizdiği haritadaki hayalî Kürdistan, maalesef, sizin iktidarınızda gerçek olmaya başladı ve Atlantik Konsül gibi “Türkler ve Irak Kürtleri Arasında Güven İnşası” adlı raporda, küresel güçlerin raporunda yazılan her şey adım adım sizin elinizle hayata geçiriliyor.

Bir dönem bebek katili için kamuoyu PR çalışması yapıyordunuz, şimdi aynı çalışmayı Barzani için yapıyorsunuz ve kaç gündür, sanki bu ülkeye uzaydan biri gelecekmiş gibi, sanki düne kadar bu ülkede Mehmetçik’in kanını dökenlerin gidip saklandığı yer değilmiş gibi orası, sanki bu ülkede gözü yokmuş gibi, sanki bu ülkenin toprağını kendi bölgesinin haritası içerisinde göstermiyormuş gibi, sanki bir ulu kişiyi bölgede ağırlıyor gibi, basınınız, yandaş basınınızla böyle bir hava yarattınız.

Değerli milletvekilleri, “kızlı erkekli” dediğiniz öğrenci evleriyle uğraşıyorsunuz, gelin görün ki bunu diyen siz, kanlı bıçaklı teröristlerin yuvalarının en gözde misafirleri hâline gelmişsiniz. Bu ülkenin gençleriyle ettiğiniz mücadele kadar, bu ülkede gözü olanlarla, teröristlerle bu mücadeleyi etseydiniz, emin olunuz ki bugün ortalıkta ne terör ne terörist kalmamıştı.

Değerli milletvekilleri, elbette, bu konuda yüreğimiz yanıyor, Türk milletinin bu konuda yüreği yanıyor. Bu konuda söylenecek çok şey var ama şunu bilin ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİNAN OĞAN (Devamla) - …ne tarih sizi affedecek ne Türk milleti sizi affedecektir ve bu ihanetinizin cezasını Türk milleti en kısa zamanda soracaktır.

Saygılarımla. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Aleyhinde, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Tan.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu kürsüden defalarca Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili konuşmalar yaptık ve özellikle Suriye politikasının ne kadar yanlış bir yolda gittiğiyle ilgili defalarca yine ikazda bulunduk. Ama ne yazık ki bundan önce de verdiğimiz bütün önergeler nasıl reddedildiyse bugün de sanırım yine aynı şekilde bu öneri de yine iktidarın oylarıyla reddedilecek.

Peki, Suriye’de neler oyluyor, niye Suriye politikasına karşıyız, neden ısrarla Meclis araştırması önergeleri vererek veya bu konuda verilen önergeleri destekleyerek konuşuyoruz, yine defalarca bu kürsüden uzun uzadıya izah ettik, görüşlerimizi arz ettik.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti, daha birkaç sene önce, mevcut Dışişleri Bakanının ağzından ve Başbakanın ağzından, işte “Biz komşularımızla sıfır sorun noktasına geldik, herkesle diyaloğumuz çok iyi, çok doğru bir yoldayız.” ifadeleriyle takdim ediliyordu, methediliyordu. Suriye’yle, Irak’la, Yunanistan’la, Bulgaristan’la, Gürcistan’la, hatta Ermenistan’la, İran’la diyalogların en üst seviyeye geldiği ve mevcut kalan -mesela Ermenistan sınır kapısının açılması gibi- meselelerin de çok kısa bir zamanda çözüleceği, hallolacağı söyleniyordu. Şimdi, sıfır sorundan öyle bir noktaya geldik ki hepsi sorun noktasına geldik. Bunu söylediğimiz vakit de Sayın Başbakan, Sayın Dışişleri Bakanı ve iktidardaki arkadaşlarımız bizlere kızıyorlar.

İşte, en son Sayın Başbakan Diyarbakır’a geldiğinde Dışişleri Bakanıyla aynı masada, yan yana oturuyorduk; yaklaşık bir saat, o yemek boyunca bir sohbet etme imkânımız oldu. Şunu söyledim Sayın Dışişleri Bakanına da: “Bakın, Mukteda El Sadr’dan El Nusra temsilcilerine kadar Orta Doğu’da herkes sizinle görüşebiliyor. Irak’ta Kürt siyasetçilerin hangisiyle karşılaşıyorsak bize söylediği, işte ‘Geçen ay Ankara’daydım, İstanbul’daydım, Sayın Davutoğlu’yla yemekteydim, Sayın Başbakanla sohbetteydim, filan gün filan bakanın evindeydim.’ Ama, ben, daha Türkiye Dışişleri Bakanlığının kapısından içeriye adımımı atamadım, sizinle bu mevzularla ilgili on beş dakika bir sohbet edemedim. Yani, bütün herkesle, konu komşuyla aran iyi ama evin içindeki kardeşinle on dakika bu mevzuları müzakere edecek, mütalaa edecek; bırakınız müzakereyi ve mütalaayı, en azından bu kardeşinizi dinleyecek bir perspektifiniz yoksa nereye varabilirsiniz?”

İşte, şimdi geldiğimiz tabloya baktığımız vakit, İran’dan tutun, Bağdat’taki Nuri El Maliki yönetiminden tutun, Şam’daki diktatörden tutun Bulgaristan’a kadar her tarafla sorunlar en üst safhaya geldi. Irak’a bir başbakan atamak istedi bizimkiler, yine örtülü ödenekten, diğer çalışmalardan. İşte, başbakan yapılmak istenen Tarık Haşimi bugün Bağdat’a gidemiyor; idamla yargılandı, idama mahkûm oldu. Suriye iktidarıyla -işte bugün babasından daha eli kanlı bir diktatör denilen- Baas Partisi ile Halep’te ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıldı. Beypazarı’na geldi, bizim protokoldeki Sayın Cumhurbaşkanımızın hanımı “first lady”miz ile Başbakanımızın muhterem eşi ve bu diktatörün eşi birlikte bazlamalar açtılar.

Yine aynı şekilde, ticari ilişkiler… Manavgat Şelalesi’nin suyunun İsrail’e götürülmesiyle ilgili projeler, kanallar, borular, Akdeniz’in altından götürülecek borular “Bugün, yarın bitecek.” şeklinde konuşulmaya başlandı ama öyle bir tablo oldu ki bugün, işte, her tarafla işler arapsaçına döndü.

Peki, ne oldu? Şimdi, biz burada, klasik, işte, hepsini yanlış yapıyorsunuz, işte, hiçbir şeyiniz doğru değil, işte, bilmem şu, bu, falan, böyle bir polemiğe de girmek istemiyoruz çünkü bu polemiklerden de bir şey çıkaramadık, çıkaramayız da. Peki, ne yapalım? Diyoruz ki: Kardeşim… Sayın Başbakan Diyarbakır’a son geldiğinde Büyükşehir Belediyesini ziyaretinde de şunu söyledi: “Sorunlarımızın hal yeri Parlamentodur. Biz Ankara'da Parlamentoda bunları eğer konuşamazsak, çözemezsek hiçbir yerde çözemeyiz.” Doğru, bunların altına imza konulur. E, peki, hadi gelin konuşalım; işte, gelin, Türkiye'nin dış işleri politikasını burada masaya yatıralım; Sayın Bakan da, Başbakan da -ilgili kimse- herkes gelsin, önce bilgi versin, sonra biz de görüşlerimizi söyleyelim, tartışalım, birbirimizi ikna edelim. Yoksa, karşılıklı, kayıkçı dalaşı gibi sürekli birbirimize atıp tutmamızla varabileceğimiz bir yer de yok, bir netice alacağımız da yok. Ama, ne hikmettir ki şu ana kadar basından öğrendiğimiz, İnternet sitelerinden öğrendiğimiz bilgilerin dörtte 1’ini biz bu Parlamentonun içindeki kulislerden bile öğrenemiyoruz, burada zaten hiçbir şey öğrenemiyoruz. E, peki, nereye varacağız? Yani, nasıl bir çözüme ulaşacağız? E, çıkalım, işte, birbirimizi karalayalım, sövelim sayalım.

Ben, mesela, yine resmî soru önergesiyle Enerji Bakanına sordum:  “Bugün, Irak Kürdistan bölgesel yönetiminden Türkiye’ye petrol geliyor, bir nakliye oluyor, Bağdat Hükûmeti buna karşı çıkıyor –işte, uluslararası anlaşmalara göre- bunu kim yapıyor, niye yapıyor, nasıl yapıyor, kaça alınıyor, kaça satılıyor?” “Efendim, bunlar devlet sırrıdır, bunlar söylenmez.” E, peki, ne söylenir? Biz yani gidip bunu CIA’e mi soralım, İngiliz istihbaratına mı soralım? Yani, bütün dünya âlem biliyor, siz kendi Parlamentonuzda milletvekili, sözde, halkın önüne koyduğu, en yetkili kişilersiniz, sizin bunlardan haberiniz yok. Peki, şu an bu petrolün nasıl geldiğini, kaça alındığını, kaça satıldığını bütün bu istihbarat örgütleri bilmiyorlar mı? Hepsi biliyor. Hepsi bilsin ama sen bilme. E, peki, nasıl çözeceğiz? Doğru ne, yanlış ne, ne yapılması lazım? Mesela, yine Halep’te çatışan rejim muhaliflerinden birisi Antep’e yaralı olarak getiriliyor ve hayatını kaybediyor. E, peki, bunu… Bir yandan da diyorsun ki: “Benim hiçbir şeyle alakam yok. Ben silah da vermiyorum, mühimmat da vermiyorum, para da vermiyorum, böyle bir çalışmam da yok.” E, peki, doğru olan ne?

İşte, değerli arkadaşlar, ben, dikkat ederseniz, mümkün olduğu kadar dikkatli bir dil kullanıyorum yani üzüm yemeye çalışıyorum, bağcıyı dövmek… Yoksa birbirimizi döverek de bir yere varamayız. Ama, burada, gelin, konuşalım bunları, bize anlatın: Siz şu an Suriye’de ne yapıyorsunuz? Siz şu an Irak’ta ne yapıyorsunuz, Maliki’yle ne yapıyorsunuz? Kürdistan bölgesel yönetimiyle, Sayın Barzani’yle ne yapıyorsunuz? İran’la ne yapıyorsunuz? Mesela, İran’a karşı, getirdiniz, Malatya’ya füzeleri koydunuz, ondan sonra da dediniz ki: “Biz bunu İran’a karşı koymadık, ona karşı koymadık, buna karşı koymadık.” Peki, kime karşı koydunuz? Veya bu füzeleri niye götürüp de Kütahya’ya, Çankırı’ya, Çorum’a, Tokat’a koymadınız? Yani, dolayısıyla, bugün, tam anlamıyla böyle bir pejmürdelik ve bir yandan da ben yaptım oldu, bir müddet sonra da ben yaptım olmadı, hadi tekrar düzelteyim… Mesela, şu an, Nuri Maliki’yle tekrar diyaloglar başladı, işte, Suriye yönetimiyle tekrar farklı ilişkiler denenmeye çalışılıyor ve buradan da hiçbir şey çıkmıyor ve üstelik şu an daha tehlikeli şeyler yapılıyor. Bugün Rojava yani Suriye Kürdistan’ında Kürtler, orada kendilerince bir düzen kurmaya çalışıyorlar; rejimin otoritesi kalmamış, farklı silahlı unsurlar var, orada bir düzen kurmaya çalışıyorlar, bir yönetim oluşturmaya çalışıyorlar Araplarla, Süryanilerle beraber ve diğer yaşayan bütün unsurlarla birlikte; siz “Bu benim kırmızı çizgimdir, bunu da asla kabul etmiyorum.” diyorsunuz. E, siz düne kadar Kürdistan bölgesel yönetimini de kabul etmiyordunuz, bu ismi de ağzınıza almıyordunuz. Nitekim, Sayın Başbakan bu ismi ağzına aldı. Diyarbakır Valisi, akşam Başbakanın yanında yemekte “Kuzey Irak bölgesel yönetimi.” dedi, hâlâ ağzına almıyor.

Onun için, değerli arkadaşlar, bunların doğru düzgün tartışılması lazım. Suriye sınırına niye duvar örüyorsunuz, gelin hele bir anlatın. Hani mayınları kaldıracaktınız, ne oldu? Bunu da bilen yok.

Onun için, değerli arkadaşlar, acilen bu Parlamentonun görev üstlenmesi lazım, bunların burada bütün boyutlarıyla tartışılması lazım ve oradan bir çözüm çıkarılması lazım.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tan.

Lehinde, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şeker.

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisinin Suriye, Irak ve İran sınırlarında yaşanan güvenlik zafiyetlerinin araştırılması ve alınan önlemlerle ilgili Meclis araştırmasının lehinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, ben, Gaziantep Milletvekili olarak, Suriye sorununun en çok yaşandığı bölge olan Gaziantep’te yaşıyorum. Suriye politikasının ülkemize verdiği zararla ilgili de, ilk kez bu Mecliste 10/12/2011 tarihinde Suriye politikasının ülkemiz ekonomisine etkisinin araştırılmasıyla ilgili bir Meclis önergesi vermiştim. O zaman da gerçekten, Gaziantepli esnaf, orada yatırım yapan fabrika sahipleri çok ciddi sıkıntılar yaşadılar; fabrikalarını bıraktılar, işletmelerini kapattılar. Suriyelilerin Gaziantep’e gelip alışveriş yapmalarından, buna güvenerek otel açan, iş yeri açan arkadaşlarımız da ciddi mağduriyetler yaşadılar. O gün, 10/12/2011’de verdiğim bu önerge Mecliste maalesef kabul edilmedi.

2 Ocak 2012’de, yine, bu sefer konteyner kent kurulmasıyla ilgili bir çalışma yaptım ve bunu gündeme getirdim. Kilis’te, Öncüpınar Sınır Kapısı’nda, sınıra sıfır noktada bir konteyner kent kurulmasıyla ilgili Hükûmet karar aldı ve o gün söyledik, dedik ki: “Bu çok tehlikeli. Sınırın sıfır noktası, karşıya insanlar çok rahat gider gelirler, buradan karşıya geçer yaralanırlar, çatışırlar. Türkiye için iyi olmaz.” Maalesef sözümüzü dinletemedik. O zaman Van depremi olmuştu. Van’daki arkadaşlarımız, depremzedeler çadırda yaşamayı bile elde edemezken Suriye’den gelecek mülteciler için -sanki, hani devre mülk sistemi ya da erken tatil rezervasyonları vardır ya- daha Suriye’den mülteci gelmeden, Öncüpınar Sınır Kapısı’nda, orada bir konteyner kent yaptık ve bunu da gündeme getirdik fakat maalesef sesimizi çok da duyuramadık.

12 Ocak 2012 tarihinde, yine ben bu kürsüden şunlardan bahsettim sizlere arkadaşlar: Öncüpınar Sınır Kapısı’nda bir yıl önce bir kamyon yakalanmıştı içinde silahlar olan ve bir yıl sonra yani 12 Ocak 2012 tarihinde de 5 tane tır içinde kimyasal maddeler, silah yapımında, bomba yapımında kullanılan mühimmatlar yakalanmıştı. Sorduk: “Bunlar nereden geliyor, nereye gidiyor ve bunları kim organize ediyor?” Cevap verdi bize İçişleri Bakanlığı: “Gürbulak Sınır Kapısı’ndan geçtiğini tahmin ediyoruz.” 10 tane ili geçiyor ve bu 10 tane ili geçerken içi bomba yüklü araçları maalesef keşfedemiyoruz, bulamıyoruz, haberimiz olmuyor ve sınır güvenliğinden sorumlu bir gümrük muhafaza memuru bunu tesadüfen yakalıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığına başvuruluyor, Kara Kuvvetleri Komutanlığı diyor ki: “Evet, bunlar bomba yapımında kullanılan maddelerdir ve biz bunları imha ettik.” Yine, ciddi bir cevap alamıyoruz.

Ve bütün bunları gündeme getirdikten sonra, Gaziantep’in Şehitkamil Karşıyaka Mahallesi’nde, polis merkezinin yakınında -bayramın ikinci günüydü- 20 Ağustos 2012 günü bir bomba patladı. Araçtaki patlayan bomba sonucu 10 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hemen koştuk, gereken çalışmalarımızı yaptık ve şu uyarıda bulunduk yetkililere: “Değerli arkadaşlar, lütfen dikkat edin. Bakın, bu bomba Hatay’da da patlayabilir, bir başka yerde de patlayabilir.” dedik. Bu defa, iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımızdan bazıları dedi ki: “Cumhuriyet Halk Partililer bu bombanın nerede patlayacağını biliyor mu?” E, biliyoruz. Sınırında bomba yakalanıyor, bomba yüklü kamyonlar yakalanıyor, sınıra nasıl gittiğini bilemiyorsun, kimlerin götürdüğünü bilemiyorsun, Gaziantep’in merkezinde, hem de polis karakolunun önünde bomba patlıyor, 10 insan hayatını kaybediyor, bunlardan haberin yoksa, ondan sonra Hatay’da patlayacağını da bilemeyebilirsin. Ve nitekim, 11 Şubat 2013 günü Cilvegözü Sınır Kapısı’nda patladı, 13 kişi hayatını kaybetti. Reyhanlı’da 11 Mayıs 2013 günü bomba yüklü araç patladı, 53 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bütün bunlar Suriye politikasındaki yanlışlarımızdan kaynaklandı, birilerine destek verdik. Bunu ben söylemiyorum, bunu dünyadaki bütün basın-yayın kuruluşları söylüyor, bu yönde açıklamalar yapılıyor. Yaralılar Kilis’e ve Gaziantep’e geliyor. Yaralananlar, kampta kalan, adresi kamp olan kişinin yaralanması ateşli silah yaralanması. Kampta kalan adam elini bıçakla kesebilir, düşer, ayağını da kırabilir ama kampta kalan bir adam ateşli silah yaralanmasıyla yaralanamaz. Ne yaptık? O tarafa gittiler, çatıştılar, çatışmadan sonra yaralı olarak geldiler ve bu kamplara çok rahat da girip çıkmaya başladılar.

Sonra, dedik ki: Yine, 31 Ocak 2013 günü, Suriyelilerin kiraladıkları evde –arkadaşlar, bunu gündeme getirdik- bir bomba patladı, bir mahallemizde ve bu bombanın patlaması sonucu bir kişi de hayatını kaybetti. Yaralılardan birisi de YÖK’ün Gaziantep Üniversitesine Suriye’den gelip beyanı asıl olmak üzere alınmış bir öğrenciydi. İçeride 4 tane de roketatar mermisi yakalandı. Peki, bundan Türkiye’nin istihbarat örgütünün, emniyetin haberi yok muydu? Bunların hepsini gündeme getirdik, maalesef, dinletemedik.

Çok ciddi -hekim olduğum için- bir konunun daha altını çizdim ve Sağlık Bakanıyla da o zaman görüştüm, dedim ki: “Bu sınır güvenliğimiz yok. İnsanlar elini kolunu sallayarak geçiyor ve bu insanların nasıl geldikleri belirsiz.” Suriye’deki mevcut hükûmet aşı yapmıyor, çocuklar aşısız, bunlara bulaşıcı hastalıklar konusunda dikkat edilmesi gerektiğini bu kürsüden gündeme getirdik, yine dinlenilmedi. Bunu gündeme getirdiğim tarih 6 Mart 2013, bugün Türkiye 9 ilde kızamık aşısı yapmaya başladı. On beş senedir bu ülkede görülmeyen kızamık vakaları tekrar çıkmaya başladı. On beş senedir en son Van’da görülen “polio” vakası, çocuk felci vakası ülkemizde görülmeye başladı.

Peki, değerli arkadaşlar, muhalefet her şeyi mi yanlış söylüyor? Lütfen bizlerin söylediklerine de kulak verin; birazcık bizim de kafamız var, gözümüz görüyor, ne olduğunu takip ediyoruz. Sizlere bu önerileri söylerken ülkemiz için söylüyoruz. Suriye’de çocukların aşı yapılmadığını biliyoruz. Bunlar sınırdan geçip bizim ülkemize geliyor, bu hastalıkları çok kolay taşıyabileceklerini hep söyledik ama maalesef dinletemedik. Bugün tüm Türkiye’yi aşılamak zorunda kalacağız, nedeni de eradike ettiğimiz hastalıklar tekrar gündeme geldi.

Yine, burada 28 Mart 2013’te gündeme getirdim. Gaziantepli bir vatandaş beni aradı, “Çocuğumun pasaportu olmadığı hâlde Suriye’ye çatışmaya gitti, cihat için gitti, çocuğumu götürdüler, buna engel olun.” dedi. Araştırdık, Gaziantep’ten böyle giden 13 tane ve orada hayatını kaybeden insanlar var. Beni Trabzon’dan, Bingöl’den pek çok insan aradı. Peki, bu çocuklar nasıl gittiler oraya? Kim götürdü? Bugün basından takip ediyoruz, Suriye hükûmeti Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunuyor “Türkiye teröristlere yardım ediyor.” diye. Nereden yola çıkıyorlar? Şam’da, Halep’te yakalanan, teslim olanların ifadelerinden yola çıkarak. Kendilerinin neyle geldiğini, uçakla Türkiye’nin hangi şehrine indiklerini, oradan sınırı nasıl geçtiklerini, hangi silahları kimlerden aldıklarını ifade ediyorlar. Dolayısıyla, maalesef, Türkiye, bu Suriye politikası ve dış politikamız nedeniyle tüm dünyada da küçük düşürülmüş oluyor değerli arkadaşlar.

Yine, bir diğer sorun, sınır güvenliği olmadığı için kaçakçılık. Hayvan kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, eroin kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, aklınıza ne gelirse bu bölgede bu kaçakçılık yapılıyor.

Organ kaçakçılığı yapılıyor değerli arkadaşlar. Organ kaçakçılığı yapıldığını emniyetteki arkadaşlarımız biliyor çünkü Suriye’den gelen kaç kişi olduğunu… AFAD diyor ki: “200 bin kişi.” Sadece Gaziantep’te evlerde kalan, kimlik belgesi almış, oturma belgesi almış kişi sayısı 150 bin değerli arkadaşlar. Kamplarda kalanla birlikte bu sayı, maalesef, sadece Gaziantep’te 200 bini geçiyor. Dolayısıyla, burada her türlü istismara açık, her türlü sıkıntıya açık bir kapımız, bir sınırımız maalesef mevcut.

Değerli arkadaşlar, bütün bu söylediklerimizden sonra, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla bir yerinde duvar örülmeye başlandı, bir başka yerde de kanal açılmaya başlandı ama sınırın güvenliğinin böyle sağlanmayacağını, böyle olamayacağını maalesef biliyoruz.

Tabii, bu önergemiz de, burada anlattıklarımız da biraz sonra reddedilecek. Bunları tarihe kayıt düşsün diye söylüyoruz. Bunun hepsini ben bu Meclis kürsüsünden tek tek anlattım, hiçbirine tedbir alınmadı, bundan sonra da alınmayacak ama maalesef, orada ölen çocukların, orada ölen insanların, bomba patlaması sonucu hayatını kaybeden insanların vebali bizlerin, bu Meclisteki üyelerimizin boynunda olacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şeker.

Aleyhinde, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu.

Buyurunuz Sayın Kavaklıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun Suriye, Irak ve İran sınırlarımızda yaşanan güvenlik zafiyetinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin toplam kara sınırı uzunluğu 2.949 kilometre, deniz sınırı uzunluğu ise 8.333 kilometredir. Kara sınırlarının korunması sorumluluğu Kara Kuvvetleri Komutanlığına, deniz sınırlarının korunması sorumluluğu ise Sahil Güvenlik Komutanlığına verilmiştir. Kara sınırlarımızın korunması, takviyeler hariç 317 sınır karakolunda toplam 51.107 personelle sağlanmaktadır. Sınır güvenliği ile ilgili olarak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı haricinde, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü de sorumluluk sahibi kurumlardır.

Ülkemizde karalarımızın sınır güvenliğini yıllardır büyük ölçüde Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı hudut birlikleri sağlamaktadır. Bilindiği gibi, terör örgütü PKK’yla mücadele çerçevesinde, bölgede oluşturulan Jandarma Asayiş Kolordusu yapısı çerçevesinde jandarma tugayları, özellikle Hakkâri ve Şırnak’ın sınır bölgelerinde önemli görevler üstlenmişti. PKK’nın Türkiye’ye Irak’tan giriş ve çıkış güzergâhlarının bulunduğu dağlık bölgede sınır güvenliği büyük ölçüde jandarma tarafından sağlanmıştı.

Sayın milletvekilleri, sınır güvenliği hususunda Suriye mevzusuna özellikle değinmemiz gerekmektedir. Suriye’de 2011 yılı Mart ayında başlayan halk protestolarına Esed rejiminin şiddet kullanarak karşılık vermesi üzerine başlayan çatışmalar hâlen devam etmektedir. Şüphesiz ki bölgedeki bu iç savaş en çok Suriye’yle yaklaşık 911 kilometre sınıra sahip olan ülkemizi etkilemiştir. Suriye ile vatandaşlarımız arasında akrabalık bağları ve insani nedenlerle de sınır ihlalleri yapılabilmektedir.

Ticari faaliyetlerimizin de olumsuz bir şekilde etkilendiği Suriye’yle aramızda bulunan Hatay Yayladağı, Şanlıurfa Ceylânpınar ve Mürşitpınar, Mardin Nusaybin sınır kapıları kapalı durumda olup Hatay Cilvegözü, Gaziantep Karkamış, Kilis Öncüpınar ve Şanlıurfa Akçakale sınır kapıları açık durumdadır. Suriye’deki karışıklıkları fırsat bilen terör örgütleri, buradaki faaliyetlerine ağırlık vermişlerdir. Suriye tarafındaki otorite boşluğundan istifade etmek isteyen gruplarla sınırlarımızda mücadele kararlı bir şekilde yürütülmektedir. Güvenlik tedbirlerinin artırılması kapsamında, sınırlarımıza son derece gelişmiş kamera ve askerî tesisatlar yerleştirilmiş ve birçoğu da takviye edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, terör olayları ve kaçakçılık faaliyetlerini önlemek için, sınırların korunması ve tedbirlerin güçlendirilmesine yönelik yürütülen projelerden de bahsetmek istiyorum. Partimizin 63 maddelik yol haritasında da yer alan entegre sınır yönetiminin uygulanması için yürütülen projede çalışmalar verimli bir şekilde devam etmektedir. Bu projeye yönelik olarak, İçişleri Bakanlığımız bünyesinde Sınır Yönetimi Bürosu görevlendirilmiştir. Entegre sınır yönetimi ülkemizin sınır ve iç güvenliği için çok önemlidir. Türkiye’de sınır yönetimde görev alan kurumlar arasında iş birliği ve eş güdüm fiilî olarak mevcut olsa da kapsamı genişletilerek entegre sınır yönetimi anlayışı çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Kurum içi ve uluslararası iş birliği alanında faaliyetler de yeterli düzeyde değildir.

Değerli üyeler, Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun’la kara sınırlarında güvenliğin sağlanması görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına verilmiş ise de sınırlarda yaşanan her türlü güvenlik sorunu ve yasa dışı geçişlerin iç güvenliği İçişleri Bakanlığımızla da ilgilidir. Entegre Sınır Yönetimi Projesi ile sınırlarımız Avrupa Birliği standartlarında son teknolojiyle korunacak düzeye gelecektir. Projeyle, sınırlara güçlü fiziki engeller inşa edilmesi planlanmaktadır. Riskli bölgelere bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi fosforlu yumuşak toprak serpilerek sınırlarda iz tarlaları oluşturulması da düşünülmektedir. Proje sonunda, sınır yönetimine ilişkin mevcut yapıdan kaynaklanan sorunların aşılması amacıyla daha hızlı ve etkili bir hizmet yürütülmesine imkân sağlayacak, sivil otoriteye bağlı tek bir kurumun yetkili olacağı bir yapılanma oluşturulacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin kara sınırları ile tüm sahillerinin korunmasını ve kara, deniz, hava sınır kapılarının genel yönetim ve denetimini sağlamak amacıyla üniformalı, silahlı ve profesyonel bir kolluk birimi olarak İçişleri Bakanlığına bağlı yeni bir sınır güvenliği biriminin kurulması ve sınır güvenliği hizmetlerinin de daha etkin, verimli ve kaliteli sunulması ve mevcut kaynaklardan azami şekilde yararlanılması mümkün olacaktır. Yani, entegre sınır yönetimi sistemiyle sınırlar tek elden yönetilecektir. Emniyet, gümrük, askerî kurumlar gibi 13 farklı kurumun görev aldığı sınırların sorumluluğu, yeni kurulacak sınır güvenliği teşkilat başkanlığına devredilecektir. Kurum başkanı İçişleri Bakanlığı'na bağlı olacak, sınırda kolluk kuvveti görev yapacak ama bu kolluk kuvveti Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olmayacak. Emniyet, jandarma, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik personeli sınır güvenliği teşkilat başkanlığı sınıfına geçiş yapabilecek, bu kişiler sınır polisi statüsünde görevlendirilebilecektir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin sınırlarının fiziki güvenlik sistemi açısından tümüyle yeniden elden geçirilmesi ve tam donanımlı bir güvenlik sistemine kavuşturulması amaçlanmaktadır. Sınır güvenliğinde kullanılacak yeni fiziki engellerin ilk olarak Suriye sınırında inşa edilmesi de düşünülmektedir. İçişleri Bakanlığımız gerekli malzeme alımlarını yapmaya devam etmektedir; sınırlara kurulacak termal kameralar, radarlar, gece görüş cihazları, sensörler, hava ve devriye araçlarının bir bölümünü temin etmiştir. Diğer taraftan, Elektrik Piyasası Kanunu’yla sınır güvenliğinin önemli bir unsuru olan sınır aydınlatmalarına ait yatırımların yapılması ve tüketim giderlerinin ödenmesi görevi de İçişleri Bakanlığına verilmiştir. Gerekli koordinasyon çalışmaları sağlanmıştır.

Bu projenin haricinde, İçişleri Bakanlığınca Sınır Aydınlatma Projesi Yapımı ile Tamir ve Bakım Projesi, Türkiye'nin Doğu Sınırlarında Sınır Gözetleme Kapasitesinin Artırılması ve Mayın Temizlenmesi Projesi ve Entegre Sınır Yönetimi Sistemi Projeleri yürütülmektedir. Mahallinde yürütülen sınır güvenliği projeleri ise Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak Valiliğince yapılan fiziksel ve teknik güçlendirmeye yönelik çalışmalardan oluşmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüldüğü gibi, sınırlarımızda terör örgütleri, kaçakçılar ve komşularımızdaki otorite boşluğundan istifade etmek isteyen gruplarla mücadele de kararlı bir şekilde yürütülmektedir. Ayrıca, yeni projelerle de sınır güvenliğimiz güçlendirilmektedir.

Suriye, Irak ve İran sınırlarımızda yaşanan güvenlik zafiyetlerinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması teklifine katılmadığımızı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kavaklıoğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 16.38

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım:

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (10/628) ön görüşmelerinin Genel Kurulun 19 Kasım 2013 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                               19/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/11/2013  Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

Muharrem İnce

    Yalova

Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler”  kısmında yer alan işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/628) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 19/11/2013 Salı günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan.

Buyurunuz Sayın Tezcan. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iş kazalarının araştırılması, iş güvenliği önlemleriyle ilgili bir Meclis araştırması açılmasını istiyoruz.

Tabii, Türkiye'nin son dönemde  çok yoğun tartıştığımız gündemi içerisinde “Bu nereden çıktı?” diye düşünenler belki olacaktır ama özellikle, iş kazalarının artık iş kazası olmaktan çıkıp iş cinayeti olma noktasına geldiği bir süreçte, örgütlü çalışmanın yok edildiği ve taşeronlaşmanın sistematik bir biçimde yerleştirildiği bir süreçte bu konuları tekrar tekrar hatırlama zorunluluğumuz olduğunu unutmayalım.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, iş kazalarında dünyanın 3’üncü sıradaki ülkesi. Avrupa’da, iş kazalarında 1’inci sıradayız ve 2002 yılından bu yana, Türkiye’de, iş kazalarında toplam kaybettiğimiz işçi sayısı 2.688. Yani yılda ortalama 1.000 ila 1.200 işçimizi çalışırken iş kazasında kaybediyoruz. Artık, bu aşamadan sonra, bu sürece “iş kazası” demek doğru değildir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye’de, gelinen noktada artık, doğrudan doğruya iş cinayetleriyle karşı karşıyız. Bakın, 2013 yılında, bugüne kadar, 18 Kasım tarihine kadar, bu iş cinayetlerinde kaybettiğimiz emekçi sayısı 1.050. Sadece bu sene 1.050 işçimizi iş cinayetlerine kurban etmişiz.

Değerli arkadaşlar, hafızalarımızı şöyle bir tazeleyelim. Bakın, yaşadığımız, o iş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçilerimiz hangi kazalarda kurban olmuşlar, bir bakalım: Zonguldak, 2010 yılı 30 işçi grizu patlamasında öldü. Adana-Kozan, 2012 yılı, 10 işçi Köprü Barajı inşaatında hayatını kaybetti. 2012 yılı, 5 TEDAŞ işçisi gölette boğuldu, hayatını kaybetti ve belki de en acılarından bir tanesi, 2012 yılı, İstanbul Esenyurt’ta, amele çadırında -evine ekmek götürmek için, o kışın soğuk koşullarında çadırda yaşayan şantiyedeki işçiler- çıkan yangında 11 işçi hayatını kaybetti.

Değerli milletvekilleri, iş kazalarının iş cinayeti düzeyine ulaşmasının, noktasına gelmesinin iki temel sebebi vardır. Bu iki temel sebep de ne yazık ki on yıllık, on bir yıllık AKP iktidarının ürünüdür, bu iktidarın ürünüdür on bir yıl içerisinde iş kazalarının cinayet düzeyine gelmiş olması. Nedir bunun iki sebebi? Bir, örgütsüz emek; birinci temel sebep, örgütsüz emek koşullarının yaratılmış olmasıdır. İkinci temel sebep, taşeron işçiliğin, taşeron çalışmanın sistematik olarak yerleştirilmiş olmasıdır. Emek dünyasındaki bu iki belanın da sebebi AKP iktidarıdır. 2002 yılından bu yana, OECD raporlarına göre, sendikasızlaştırma oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir. Yine, 13 milyon 306 bin işçinin çalıştığı bir ülkede 567 bin işçi sadece toplu sözleşme hakkından yararlanarak çalışabilmektedir.

Değerli arkadaşlar, örgütsüz emeğin hâkim olduğu bir yerde işçinin, emekçinin onurlu bir yaşam sürebilmesi mümkün değildir. Sendikal örgütlenmenin doğrudan doğruya yok edildiği ya da iktidarların kontrolü altına alındığı bir ülkede iş cinayetlerinin önüne geçmek, geçebilmek ne yazık ki mümkün değildir.

Bir diğer temel problem, taşeronlaştırma sürecidir. On bir yıllık AKP iktidarı, güvenceli çalışma sistemini terk eden ve taşeron işçiliği sistematik bir şekilde bütün hizmet alanlarında ve kamu alanında yerleşik bir çalışma biçimi hâline getiren bir pratik sergilemiştir. 350 bin olan taşeron işçi sayısı, 2002 yılında 350 bin olan taşeron işçi sayısı şimdi, bugün, ne yazık ki 1 milyon 750 bine ulaşmıştır. Bu şartlar altında iş cinayetlerini önlemek için alınması gereken önlemleri konuşmak, görüşmek ve bununla ilgili çalışma yapmak Türkiye Büyük Millet Meclisinin temel görevlerinden birisidir. Bunun için araştırma önergesi verdik.

Değerli arkadaşlar, bakın, şunu çok iyi biliyoruz: AKP’nin yerleşik anlayışında emekçiye ve çalışana nasıl bakıldığını doğrudan doğruya Başbakanın ve bakanların, iktidarın bakanlarının ifadelerinden görüyoruz, anlıyoruz. Ne diyordu Sayın Başbakan? “Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar.” diyordu. İşçiyi, emekçiyi, çalışanı “ayak” diye gören ve “Sana baş olma hakkı vermeyeceğiz.” diyen bir anlayışın iktidar olduğu bir ülkede tabii ki iş cinayetlerinin önüne geçebilmek mümkün olamayacaktır. Ne diyordu Başbakan? “Ölmek madencilerin kaderinde var.” diyordu. Güvencesiz çalışma koşullarında ölümü işçinin kaderi olarak gören bir iktidardan iş güvenliği önlemlerini beklemek, anlamak, güvenceli çalışma ortamını beklemek ne yazık ki mümkün olamayacaktır. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu soruna el atmak zorundadır.

Değerli arkadaşlar, çalışma hayatına nasıl bakıldığını biliyoruz. Çalışma Bakanı  Sayın Faruk Çelik çıkıp “Asgari ücretle bir aile geçinebilir.” dedi. Asgari ücret 800 lira. Açlık sınırı 1.062 lira olan bir ülkede 800 liraya açlık sınırının altında çalışmaya muhtaç ettiğiniz ailelere “Bununla geçinebilirsin.” diyen bir iktidarla karşı karşıyadır Türkiye.

Değerli arkadaşlar, genç işsizlik oranının yüzde 20 olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz ve böyle bir Türkiye’de, iş cinayetlerinin yerleşik ve yaygın olduğu bir Türkiye’de, şimdi, iktidar eliyle kıdem tazminatını, son işçi hakkını da, yıllardan bu yana devam eden kıdem tazminatını da ortadan kaldırmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. İşte buna  karşı, emeğe dönük bütün bu saldırılara karşı, örgütlü olan emek düşmanlarına karşı Türkiye’de emekçilerin yapması gereken tek bir şey vardır; örgütlü emekle buna karşı mücadele etme görevi ile karşı karşıyadırlar.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin gündemine bakıyoruz, çok ilginçtir, böyle bir tablo içerisinde Türkiye'nin gündemi emeğe karşı bu saldırılar değil. Nedir gündem? Son on beş güne dönün bakın, ya Kürdistan ya türban. Türkiye'nin başka derdi yok mu, Türkiye'nin konuşacağı başka bir konu yok mu? Değerli arkadaşlar, her yıl bin işçi iş cinayetlerinde ölürken ölüm, ayrım yapıyor mu? Ölümün gözünde Kürt’ün, Türk’ün, Laz’ın, Çerkez’in ayrımı var mı? Ölümün önünde başı açığın, başı kapalının ayrımı var mı? Aynı grizuda ölmüyorlar mı hepsi? Aynı amele çadırında yanmıyorlar mı? Aynı yoksulluk içerisinde paramparça olmuyorlar mı? Böyle bir Türkiye yaratanlar, şimdi, Türkiye'nin gündemini Diyarbakır’dan belirlemeye çalışıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Diyarbakır’dan bir Türkiye gündemi yaratmanın peşindeler.

Değerli arkadaşlar, bakın, Başbakan Diyarbakır konuşmasında çıktı dedi ki: “Bölgenin haritası yanlış çizildi.” Şimdi, Başbakana soruyorum: Yanlış çizilen bu haritaya Misakımillî’nin haritası da dâhil mi? Türkiye Cumhuriyeti’nin haritası da dâhil mi? BOP’un teorisyenlerinin ağzıyla konuşarak bölgede…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – …yeni bir harita çizmenin bayraktarlığını yapmak Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına yakışıyor mu? Ben yakışmadığını söylüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tezcan.

Aleyhinde, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kaçar.

MAHMUT KAÇAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, iş sağlığı ve güvenliği konusu, sadece iş yeri ve çalışan düzeyinde değil, toplumun genelini ilgilendiren ve aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gereken çok önemli bir konu. Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütünün iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 155 sayılı Sözleşmesi’ni 5038 sayılı Kanun’la, yine 161 sayılı İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi ise 5039 sayılı Yasa’yla onaylamış olan bir ülke. 155 sayılı Sözleşme’de, sözleşmenin bütün ekonomik faaliyet kollarına uygulanacağı, “ekonomik faaliyet kolları” teriminin kamu hizmetleri dâhil olmak üzere tüm çalışanları kapsadığı; 161 sayılı Sözleşme’de ise bütün ekonomik faaliyet dallarında ve tüm işletmelerle bütün çalışanlar için iş sağlığı hizmetlerinin sürekli bir şekilde geliştirilmesinin üstlenilmesi gerektiği hususu vurgulanmaktadır.

Hiç şüphesiz ki sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma tüm çalışanlarımız için en temel insan haklarından biridir. İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanamamasıyla bağlantılı sorunlardan kaynaklanan insani ve ekonomik kayıplar hiç şüphesiz ki bütün ülkeleri olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek, istihdamı, insana yakışır işi ve  verimli çalışmayı destekleyecek tedbirleri almak ve çalışma barışını sağlamak, Hükûmetimizin öncelikli görevleri arasından yer almıştır. Ekonomik gelişmeyi hedef alan, bu noktada insanı esas alan Hükûmetimizce hazırlanan 61’inci Hükûmet Programı’nda, işin değil insanın korunması vurgulanmakta, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılmasıyla çalışan ve işverenlerin bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetleri sürdürülebileceği, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alan ve kayıt dışı işçi çalıştırmayan işverenlerimiz için ise bu durumlarını gösteren ve ödüllendiren düzenlemelerin yapılacağı, çalışma hayatı hususunda yer alan önemli hususlardan birkaçı.

Değerli arkadaşlar, iş sağlığı ve güvenliği konusu, gerek Türkiye’de gerekse de dünyada son derece önemli bir tartışma konusu. Sürekli, Türkiye’de, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili yeterli tedbirlerin alınmadığı, Türkiye’de iş kazalarının arttığı, Türkiye’de ölümlü iş kazaları sayısının arttığı ve bu anlamda da Türkiye'nin sicilinin bozuk olduğuyla ilgili, özellikle muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımız tarafından sürekli gündeme getirilen bir iddia var. Önce şu sağlıklı tespiti yapmakta fayda var değerli arkadaşlar: Türkiye, geçen yıl haziran ayında Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşan bir kanunla, ilk defa, müstakil bir İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na sahip olmuş oldu. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’ndan önceki Türkiye’de çalışma hayatında 50 kişinin altında işçi çalıştıran  iş yerlerinin hiçbiri iş sağlığı ve güvenliği kapsamında değildi. Türkiye’de 50 kişinin altında işçi çalıştıran  iş yerlerini incelediğimizde yaklaşık 1 milyon 507 bin civarında iş yerinin çalışan sayısının 50’nin altında olduğunu, bunun da toplam istihdamın yaklaşık yüzde 56’sına tekabül ettiğini görürüz. Geçen yıl çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’yla birlikte, Türkiye’de, bütün iş yerlerinde çalışan sınırlaması yapılmaksızın, bunun içerisine memurlar da dâhil edilmek suretiyle, tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliği şemsiyesi altında olması mecburiyeti getirilmiştir ve bütün işverenlerin de çalışanların güvenli bir iş yerinde çalışmaları için gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almaları mecburi hâle getirilmiştir. Yine, bu anlamda, özellikle takdir edersiniz ki 10 kişiden az işçi çalıştıran iş yerlerinde, iş yerlerine yeni bir mali külfet getirmeme adına, bunların iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden dolayı kendilerine gelebilecek olan maddi yükün Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması da yine bu yasal düzenleme içerisinde işçi çalıştıranlara getirilen son derece önemli bir kolaylık olmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın getirmiş olduğu en önemli devrim, hiç şüphesiz risk değerlendirmesiyle ilgili yapılan yasal düzenlemedir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İşçilerin ölümüne engel oluyor mu?

MAHMUT KAÇAR (Devamla) – Artık Türkiye’de, herhangi bir iş yerinin risk değerlendirmesi yapmadan, bununla ilgili iş sağlığı ve güvenliği uzmanını çalıştırmadan, ortak sosyal güvenlik merkezlerinden hizmet almadan herhangi bir faaliyette bulunabilmesi mümkün değildir. Şu anda Türkiye’de son bir buçuk yıllık verilere baktığınız zaman da iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili çıkarılan bu yasanın ve ardındaki uygulamaların sahaya ciddi anlamda olumlu yansıdığını da görme imkânına sahibiz.

Değerli arkadaşlar, elbette ki yasal düzenleme iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili nihai neticeyi almak için yeterli bir etken değildir. Her şeyden önce, toplumdaki güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve toplumda özellikle iş yeri güvenliğiyle ilgili farkındalık oluşturulması bu anlamda son derece önemli.

Çalışma Bakanlığımızın, son bir buçuk yıl içerisinde, yasal düzenlemeden sonra bu anlamda yapmış olduğu son derece önemli eğitim toplantıları var. Son bir buçuk yıl içerisinde, yaklaşık 211.233 iş yerine bu anlamda yeni yasal düzenlemelerin neler getirdiği ve bununla ilgili yapılması gerekenler noktasında resmî yazılar yazılmıştır. Uygulamayla ilgili 34 yönetmelik ve 5 tebliğ Resmî Gazete’de yayımlanarak faaliyete girmiştir. İş sağlığı ve güvenliği noktasında, iş yerlerinde yapılan eğitimlerde yaklaşık 30 bin işverenimiz ve bu anlamda çalışan temsilcilerimiz iş güvenliği noktasında bilgilendirilmiştir.

Bütün bu çalışmaların sonucunda nereye gelindi? Gelinen nokta itibarıyla şu anda Türkiye, 2002 yılına göre, 100 bin çalışanı baz aldığınız zaman, iş kazalarının ciddi anlamda azaldığı, ölümlü iş kazaları noktasında da olumlu anlamda önemli mesafeler aldığımız bir ülke hâline gelmiştir. Burada elimde resmî istatistikler var; özellikle bunlardan birkaçını siz değerli milletvekili arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum: 2002 yılında Türkiye’deki iş yeri sayısı 727 bin, 2012’de ise bu sayı 1 milyon 538 bin; yani Türkiye’de iş yeri sayısında son on yılda yüzde 111,4 civarında bir artış olmuş, iş yeri sayısında 2,5 katlık bir artış var. Çalışan sayısına baktığımız zaman ise 2002 yılında 5 milyon 200 bin çalışan varken şu anda Türkiye’de 12 milyon civarında çalışanımız var. Yani çalışan sayısına da baktığımızda, çalışan sayısında yüzde 128,5 civarında bir artış olduğunu görürüz. 100 bin işçide iş kazası oranına baktığınızda ise yüzde 54,7 civarında bir azalma söz konusu. 100 bin işçide ölüm oranına geldiğinizde ise yüzde 63,1 civarında bir azalma söz konusu. Yani, özetle Türkiye büyüyor, üretim artıyor, çalışan sayımızda 2,5 katlık artış var ama iş kazası ve ölümlü iş kazası sayısında ise yüzde 54 ile yüzde 63,5 civarında bir azalma söz konusu.

Yine, bu kürsüden sürekli dillendirilen bir konu, Türkiye'nin iş kazaları noktasında Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 3’üncü olduğuyla ilgili yaklaşım. Çok açık ve net ifade ediyorum, 2008 Uluslararası Çalışma Örgütünün ilan ettiği veriler üzerinden konuşuyorum -sosyal güvenliği ve diğer verileri katmadan- arkadaşlarımızın sürekli referans kullandığı Dünya Çalışma Örgütünün verilerine göre Türkiye’de 2002 yılında ölüm oranı yüz binde 16 iken 2012’de yüz binde 6,2’ye gerilemiş. İş kazası sayısında ülkemiz dünyada 22’nci sırada ve 2012 yılı verilerine göre de şu anda Litvanya, Letonya ve Bulgaristan’dan da daha iyi bir noktaya gelmiş durumda. Elbette ki almamız gereken mesafe var, elbette ki her bir iş kazasıyla ilgili bir haber aldığımızda yüreğimiz dağlanıyor.

Ben inanıyorum ki, bu yasanın tam anlamıyla uygulamaya geçmesiyle, güvenlik bilinci noktasında farkındalık oluşturmasıyla birlikte, hepimizin arzu ettiği daha çağdaş, yaşanılabilir ve gerçekten ILO normlarının da üzerinde bir çalışma ortamını hep birlikte sağlamış oluruz. Ben çok açık ve net ifade ediyorum, çalışma hayatının demokratikleşmesini, Türkiye'nin demokratikleşmesinden ayrı olarak düşünmeyen ve çalışma hayatının demokratikleşmesi noktasında da hayati adımları atan bir Hükûmetiz, iktidarız. Ben ümit ediyorum ki bu yasal düzenlemeyle birlikte, inşallah, iş kazaları Türkiye gündeminden çıkarılmış olur diye düşünüyor ve bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaçar.

Lehinde, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili araştırma önergesi hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çalışan insanın iş yerinde üretim araçlarını kullanarak bir görev yapması, bir üretimi gerçekleştirmesi sırasında çeşitli koşullarla karşı karşıya bulunması meslek hastalıklarına yakalanmasına veya iş kazalarına maruz kalmasına sebep olmaktadır. Günümüz endüstri çağında, makine ile insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılmaktadır. Üretimin ana unsurlarını oluşturan iş yeri ortamı, üretim araçları ve çalışan insan, üretim süreci boyunca sürekli olarak iletişim ve etkileşim içinde bulunmaktadır. Bunun sonucunda ise çalışan insan açısından çeşitli sorunlar gündeme gelmekte, iş yerinde çeşitli fiziksel ve kimyasal faktörler çalışan insan üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilere yol açmaktadır. Doğrudan etkiler sonucunda kısa sürede zehirlenme, uzun sürede ise meslek hastalığı gibi olaylar ortaya çıkmaktadır. İş yerindeki olumsuz çalışma koşullarının dolaylı etkileri iş kazaları şeklinde kendini göstermektedir. İş kazalarının oluşmasında üretim teknolojisi, üretim araçları, çevre koşullarının yanında sosyolojik, psikolojik, fizyolojik etkenler gibi birçok etken rol oynamaktadır.

Ayrıca, insanın yapmakla yükümlü olduğu iş için gerekli ve yeterli eğitimi görmemiş olması ya da yeterli beceri ve deneyim kazanmamış olması, yaptığı işin kendisine zor ya da sevimsiz görünmesi ve çalışanın kişilik özellikleri dikkate alınmadan iş verilmesi nedeniyle işe uygun işçi ya da işçiye uygun iş düzeni kurulmamış olması güvensiz davranışlara kaynaklık etmekte ve iş kazası nedenlerini ortaya çıkarmaktadır.

Çalışan insanı etkileyen çevre koşulları geniş anlamda düşünüldüğünde, işçinin aile yapısı ve sorunlarından oturduğu eve ve beslenmesine, işe gelip gidişinde kullandığı taşıt araçlarından yolun uzunluğuna kadar birçok etkeni içermektedir. Ayrıca, iş yerindeki ücret ödeme biçimi, ücret düzeyi, vardiya sistemi, işletme büyüklüğü ve yönetim şekli çalışan insanın davranışlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen etkenler arasında bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde işçi sağlığı ve güvenliği her geçen gün daha da kötüye gitmekte, AKP iktidarının yanlış politikaları ve uygulamaları, işçilerin yaşamında tehlike oluşturmaya başlamaktadır. Hemen hemen her sektörde ölümlü ve yaralanmalı kazaların günden güne artış göstermesi de bunun en somut kanıtıdır. 2002 yılından 2011 yılının Ekim ayına kadar geçen sürede 706.608 iş kazası meydana gelmiş, bu kazalarda 15.961 işçi sürekli iş göremez hâle gelmiş,10.297 işçi de yaşamını yitirmiştir yani yılda ortalama 1.000 işçi iş kazaları sonucu yaşamını yitirmiştir. Bakın, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yayınladığı son rapor, bu felaketin görünmez boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu rapora göre, 2013’ün ilk on ayında 1.017 işçi hayatını kaybetmiş, yalnız ekim ayında 7’si kadın olmak üzere en az 109 işçi yaşamını yitirmiştir. Bu rapor sonuçları da göstermiştir ki Türkiye’de iş kazaları bir kaza değil, âdeta cinayettir. Peki “Bu cinayetin esas sorumlusu kimdir?” derseniz yanlış politika, uygulamalar ve denetimsizlikte ısrar eden Adalet ve Kalkınma Partisidir. İktidarın yanlış politika ve uygulamaları sonucu işçilerin yaşamı her geçen gün daha da kötüye gitmekte, iktidar partisi işçi sağlığı ve güvenliğini hiçe saymaktadır. Son dönemde yaşanan işçi ölümleri bunun en büyük kanıtıdır. Günümüzde artık birçok işçi güvencesiz çalıştırılarak tam anlamıyla sömürülmekte, güvensiz bir şekilde çalıştırılarak telafisi mümkün olmayan kazalara zemin hazırlanmakta, kalıcı hasar yaratan, yaralanmalı, hatta ölümlü kazalar yaşanmaktadır. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yine aynı raporuna göre, 2013’ün Ocak ayında 84 işçi, Şubat ayında 61 işçi, Mart ayında 74 işçi, Nisan ayında 74 işçi, Mayıs ayında 115 işçi, Haziran ayında 105 işçi, Temmuz ayında 120 işçi, Ağustos ayında 148 işçi, Eylül ayında 127 işçi ve Ekim ayında da 7’si kadın, 4’ü çocuk olmak üzere 109 işçi yaşamını yitirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde işçiler bir maliyet unsuru olarak görülmektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli önlemler alınmadığı için hayatlar bir bir son bulmaktadır. Kuralsız çalışma, iş saatlerinin uzaması, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması ve kötü çalışma koşulları nedeniyle iş kazaları sonucunda gelen ölümler her geçen gün artmaktadır. Üstelik tüm bunlar, teknolojinin geliştiği, insan hayatını kolaylaştıracak her türlü ürünlerin üretildiği bir yüzyılda yaşanıyor. Sermaye sınıfının ışıltılı dünyası işçilerin emeğiyle daha bir parıldarken işçilerin hayatları kararmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti, bağıra çağıra gelen iş kazalarını kaderle, kısmetle açıklıyor. Oysa, işveren örgütlerinin de itiraf ettiği acı gerçeklerden en önemlisi, iş kazalarının yüzde 98’inin, meslek hastalıklarının da yüzde 100’ünün önlenebilir oluşudur ancak AKP Hükûmeti, uzatılan çalışma saatleriyle, aşırı fazla mesaiyle, taşeronlaşmayla, ücretlerin düşürülmesiyle, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasıyla, bizzat kendilerinin iş kazalarına yol açtıklarından söz etmiyor.

Burada, taşeronlaşmaya tekrar parmak basmak istiyorum. Taşeron işçilerin ölümlü iş kazalarında kalan aileler perişan olmaktadır, karşılarında tazminat alacak herhangi bir muhatap bulamamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye'nin gerçekten emek sömürüsüne son vermesi için bu taşeronlaşmaya acilen son vermesi gerekmektedir.

Sözlerime son vermeden önce, işçilerimizin daha güvenli ve sağlıklı ortamlarda çalışmasını, iş kazalarının ve işçi ölümlerinin olmadığı bir iş hayatı olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Türkkan.

Aleyhinde, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Ercoşkun.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Evet, değerli milletvekili arkadaşımızın bir grup milletvekiliyle birlikte vermiş olduğu bir öneriyi şu anda görüşüyoruz ama şöyle bir baktığım zaman, Değerli Milletvekilimiz Bülent Tezcan’ın şu anda salonda olmadığını görüyorum. Aslında, kendisi sözlerinde de bahsetti, “Biz, en azından bunun gündeme gelebilmesi veya bir kez daha hatırlanabilmesi maksadıyla böyle bir konuyu açıyoruz.” dedi, dolayısıyla kendisine teşekkür ediyoruz. Evet, önemli bir konu iş kazaları, taşeron işçiler de dâhil olmak üzere önemli bir gündem oluşturuyor ve bu konuda Hükûmetimiz her türlü öneriye de açık, yapılabilecek çalışmaları hep birlikte şekillendirmek anlamında berber bir mesai verebiliriz.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, gündemimiz belli. Bu gündem çerçevesinde, her ne kadar bu öneriye saygı duysak da katılmadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilimiz bir şeyin altını çizdi: “Sayın Başbakanı anlayamıyoruz.” dedi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Ben anlamıyorum.” dedi.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Ben düzelteyim, “Ben anlamıyorum.” dedi.

Evet, nereye gitseniz, dünyanın neresine giderseniz gidin, Arabistan’daki bir taksi şoförü anladı, Belçika’daki bir manav anladı, Amerika’daki bir tüccar anladı ama hâlâ Cumhuriyet Halk Partisi anlayamadı, eğer böyle giderse de anlamaya pek niyetleri yok diyorum.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ercoşkun.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Karar yetersayısı…

BAŞKAN – Arayacağım efendim.

Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Zorlamayın, yok, zorlamayın. 

BAŞKAN – Elektronik cihazla oylama yapacağız.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, “Yok.” diyorsanız niye süre verdiniz, onu anlayamadım.

BAŞKAN – Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık oldu Sayın İnce, var diye ısrar ediyorlar.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Niye anlaşamıyorlar?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Arkadaşların matematiği kaçmış  lisedeyken?

BAŞKAN -  Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

                                                                                                              Kapanma Saati: 17.28

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Bunun için de bir dakika elektronik cihazla oylama yapacağım.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

İç Tüzük’ün 37’inci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, (2/1675) esas numaralı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/127)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1675) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük 37’nci maddeye göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu

               İstanbul

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu.

Buyurunuz, Sayın Tanrıkulu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; gerçekten de insan vicdanını sızlatan ve insanlığı olan herkesin bu Meclis kürsüsünde, bu Meclis çatısı altında kulak vermesi gereken bir meseleye değiniyorum; sizden ricam, partili kimliklerimizin dışında bu konuyu dinlemeniz.

Değerli arkadaşlar, (2/1675) sayılı Yasa Teklifi’nde tutuklu ve hasta hükümlüleri çok yakından ilgilendiren bir konu var. Bugün yaklaşık… (Gürültüler)

Sayın Başkan, bir Genel Kurulu…

BAŞKAN – Buyurunuz, siz devam ediniz.

Sayın milletvekilleri, biraz sessiz olursanız konuşmayı daha iyi duyabileceğiz.

Buyurunuz Sayın Tanrıkulu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sizin umursamadığınız, dikkate almadığınız ve her gün insanların cezaevinde öldüğü bir konuyla ilgili konuşuyorum. Bugün, cezaevlerinde 3 Kasım 2013 tarihi itibarıyla 162’si ağır olmak üzere 544 tutuklu ve hükümlü hasta var. Bunlarla ilgili düzenleme yetersiz. Adli Tıbbın tekeli var, Adli Tıbbın onayı olmadan bir hasta hükümlünün, bir hasta tutuklunun dışarıda tedavi edilmesi mümkün değil, Adli Tıptan da rapor almak mümkün değil. Herhangi bir biçimde bir tutuklu veya hükümlünün hastaneye ulaşması, oradan Adli Tıbba ulaşması büyük bir zaman kaybı ve büyük bir eziyet. Bugün, Metris Cezaevinde bekleyen onlarca hasta tutuklu ve hükümlü var; sırasını beklemeye çalışan, zor koşullarda kalan. Bu tutuklu ve hükümlülerin sorunu bu Meclisin vicdan sorunudur. Onları orada o hâlde bırakamayız. Dolayısıyla, bugün Türkiye’de onlarca eğitim ve araştırma hastanesi var, bugün Türkiye’de onlarca tıp fakültesi var, hepsi bu raporları vermeye ehildirler ve yeterlidirler. Dolayısıyla, yasada, Ceza infaz Yasası’nın 16’ncı maddesinde değişiklik yapılması lazım ve Adli Tıbbın tekelinin kaldırılması lazım.

Değerli arkadaşlar, burada dördüncü yargı paketiyle yine bir değişiklik yapıldı ve “Durum düzeltildi.” denildi ama daha kötüye götürüldü. Bugün Adli Tıp rapor verse bile, onay verse bile hasta olduğu tespit edilen hükümlü ve tutuklunun tahliye edilmesi cumhuriyet başsavcısından “Topluma zararlı değildir.” raporunu almasına bağlı. Bu nedenle cezaevlerinde bekleyen onlarca tutuklu ve hükümlü var. Haklarında Adli Tıbbın olumlu rapor vermesine karşın cumhuriyet başsavcılarının rapor vermediği, izin vermediği onlarca tutuklu ve hükümlü var cezaevlerinde bekleyen. Bu nedenle, teklifimizin gündeme alınması gerekir. Bilhassa soruyorum değerli arkadaşlar sizlere, gerçekten: Bu umursamazlık, bu tabloyu izleyen yurttaşlarımız sizlerin insan haklarına, sizlerin özgürlüklere ve sizlerin çok dillendirdiğiniz çözüm sürecine olan duyarlılığınızı da şimdi görüyorlardır, gerçekten görüyorlardır. Eğer gerçekten demokrasiye inanıyorsanız, gerçekten bu Mecliste mutabakata inanıyorsanız, gerçekten sorunların diyalogla çözümüne inanıyorsanız gelin, burada, bu sorunun çözümü noktasında, her inancın, her fikrin ve her siyasal düşüncenin veya düşüncesi olmayanların sorunu olan bu sorun konusunda ortaklaşalım. Eğer bugüne kadar doğru yapmışsanız bizim önergelerimizi dikkate almayarak bugün de yanlış yapın, eğer bugüne kadar yanlış yaptıysanız bu sefer de doğru yapın. Bu öneriyi gündeme aldıralım ve beraber, ortaklaşarak tutuklu ve hükümlülerin sorunlarının bu Meclis çatısı altında çözülebileceği noktasında bir adım atalım.

Sayın Başbakan üç gün önce Diyarbakır’da birçok laf söyledi, gerçekten ama demokrasiyle ilgili, özgürlüklerle ilgili tek bir cümle etmedi, tek bir cümle. Ne yapacağı konusunda hiçbir şey söylemedi. Açın, okuyun, tek bir cümle etmedi değerli arkadaşlar. Size somut fırsat. Bakın, bu Mecliste ben sizlere çok fırsat tanıdım, hepsini reddettiniz, tümünü reddettiniz. Size bir fırsat daha: Hasta olan, ölüm döşeğinde olan tutuklu ve hükümlülerin sorunları bakımından bu yasa teklifini gündeme alalım, eksiği varsa beraber tamamlayalım, eksikleri giderelim ve yol açalım.

Bakın, Sayın Cumhurbaşkanına buradan sesleniyorum: Önceki Cumhurbaşkanı hasta olan, ölüm döşeğinde olan 270 hasta ve tutukluyu affetmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Sayın Gül’ün affettiği hasta sayısı ise 30, sadece 30. Böyle, yetkilerini, aynı zamanda, ideolojik kullanan başka bir yapı da var.

Teşekkür ediyorum duyarlılığınız için. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanrıkulu.

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba…

Buyurunuz Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerinin problemleri çok. Cezaevinde yatan normal hastaların, cezaevinde yatanları ziyarete giden ailelerin problemlerini sürekli dile getiriyoruz. Ancak, maalesef, bu konuyla ilgili bir çözümü Meclis hâlâ üretebilmiş değil.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerine girer girmez çıplak aramaya tabi tutuluyorsunuz. Dünyada örneği var mı bilemiyorum, ilk girer girmez mahkûmlara, daha suçları kesinleşmeden, daha suçlu olduklarına mahkeme karar vermeden ilk cezayı cezaevi yönetimleri veriyor. Çıplak gerçekle karşılaşıyor mahpuslar. Çıplak arama, onursuz arama, keyfî aramayı bütün cezaevlerinde maalesef görmek mümkün. İnsan olan herkesin utanması gereken bir durum.

Ardından, cezaevine giriyorsunuz, mahkûmlar cezaevinin tipine göre sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi cezaevlerinde 10 kişilik koğuşlarda 20-30 kişi üst üste yatıyor, nöbetleşe uyuyor, nöbetleşe nefes alıyor. Bazı insanlar yoğunluktan, kimisi tuvaletin önünde, kimisi kanalizasyon boruları üzerilerine damlarken yatmaya çalışıyor. Kimi cezaevinde ölümüne tecrit var, ölümüne insansızlaştırma var. F tipi, işsiz işkence, sessiz ölüm. İnsanları yalnızlaştırarak cezalandırıyorlar. Bunun yanında, sağa dönsen suç, sola dönsen suç, konuşsan suç, keyfî disiplin cezalarıyla mahkûmlar cezalandırılıyor.

Değerli arkadaşlar, yani kısacası, bütün cezaevleri hastalık üretiyor ve uygulanan politikalar sonucunda önümüzde bir problem duruyor. Belki cezaevlerinin en can alıcı sorunu, belki cezaevlerinin en yakıcı sorunu hasta mahpuslar meselesi. Hasta mahpuslar için her şey sorun değerli arkadaşlar. Önce hasta olduklarını kanıtlamak zorundalar, hasta olduklarını kanıtlayınca sevk problemi yaşanıyor. Daha geçtiğimiz hafta Adana Cezaevinde bir çocuğun parmağı kırılıyor, hasta olduğunu kanıtlayabilmek için, sevk olabilmek için uğraşıyor ve bir buçuk ay sonra sevk oluyor ama parmağı kaynamış.

Değerli arkadaşlar, hasta olup sevk olunca ring var ring. O ringe binen hastalar diyorlar ki: “Allah kimseyi ringe bindirmesin, Allah kimseyi bu ringe muhtaç etmesin.” Birçok hasta mahpus, o ringe binmemek için hastaneye gitmiyor. Her şeye rağmen doktora giderseniz eğer doktor Hükûmetin emrinde bir doktorsa maalesef kelepçeli muayeneyi dayatıyor. Kelepçeli muayene dışında -örnekleri mevcut- kelepçeli olarak ameliyat edilen hasta mahpuslar var.

Değerli milletvekilleri, hasta mahpusların cezaevinden çıkmalarının tek bir yolu var, o da ölüm maalesef. Hem de Başbakan son günlerde diyor ya “Cezaevlerini boşaltacağız.” Herhâlde cezaevlerini insanları öldürerek boşaltacak.

Değerli arkadaşlar, biz CHP Cezaevi Komisyonu olarak Hasta Mahpuslar Raporu’nu hazırladık, Sayın Nurettin Demir ve Sayın Özgür Özel’le. Hasta mahpuslar için en büyük problem değerli milletvekilleri, hasta mahpuslar için en büyük problem, önlerindeki en büyük engel Adli Tıp Kurumu. Adli Tıbbı tanımanız için size bir örnek vermek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, kamuoyunun yakından tanıdığı bir hasta mahpus Fatih Hilmioğlu. Silivri Cezaevinde karaciğer kanseri, şeker, böbrek tahribatı gibi ağır hastalıklarla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Fatih Hilmioğlu hakkında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi -Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biri- 3 kez rapor veriyor, diyor ki: “İleri derecede siroz, kanser başlangıcı var, cezaevi şartlarında kalırsa ölür.” Peki, bunu kim duyuyor değerli milletvekilleri? Maalesef Adli Tıp duymazdan geliyor. Bu yıl gündeme getirdik, Cumhurbaşkanına kadar gündeme getirdik. 18 Şubat 2013’te Adli Tıbba Fatih Hilmioğlu başvuru yapıyor.

Değerli milletvekilleri, Adli Tıptan dokuz aydan beri tek bir kelime cevap yok çünkü cevap veremez, cevap vermeye korkuyor çünkü, maalesef, Adli Tıp Hükûmetin emrinde olan bir kurum.

Değerli milletvekilleri, Fatih Hilmioğlu maalesef şu anda ölümü bekleyen bir hasta mahpus ve maalesef bunu duyan yok, duyan vicdanlı insanlar yok maalesef bizim dışımızda.

Değerli arkadaşlar, eğer bu Mecliste vicdan varsa 162’si ölümcül 544 ağır hasta için Adli Tıp Kurumunu aradan kaldırır ve raporları sadece üniversite hastanelerinin vermesi yönünde bir düzenleme yapar. Bu konuda, vicdan varsa, eğer hâlâ hasta mahpuslara karşı birazcık vicdanınız varsa bu maddeyi değiştirmenizi sizden rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Şimdi, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (x)

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan ve ilçe belediyelerinin et taşıma aracı ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/119) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aşırı yağışlardan zarar gören çiftçilerin mağduriyetine ve sebze fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1139) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da don olayları nedeniyle zarar gören üreticilerin mağduriyetlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1140) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

4.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, kaçak et ticaretine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1160) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

5.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tarım Sigortası Kanunu’na ilişkin sözlü soru önergesi (6/1161) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

6.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Çorlu’daki angus çiftliğinin çevreye verdiği zararlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1170) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tarım sigortası kapsamının genişletilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1197) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır hayvan pazarının altyapı sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1204) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerinde şiddetli yağışlardan etkilenen çiftçilerin mağduriyetine ve alınacak önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1245) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

10.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, GDO’lu ürünlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1251) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

11.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kandıra’da yoğurt üretimine teşvik verilmesine ve hindi üretim çiftliği kurulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1269) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

12.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, çiftçilere ödenen ürün desteğinin gecikmesine ve yaşanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1280) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki üreticilerin mağduriyetine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1284) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünde; su ürünleri mühendisi ve teknikeri ile balık teknolojisi mühendisi istihdam edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1306) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bir köy yolunda bulunan meranın köy tüzel kişiliğine tahsis edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1322) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Gavur Gölü mevkiindeki tarım işletmeleri ve arazilerinin su tahliyesinden kaynaklanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1323) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Pazarcık ilçesinde bazı köylere sulama kanalı yapılıp yapılmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1324) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ilçe tarım müdürlüklerinin bina ve personel ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1351) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Amik Ovası sulama kanalı inşaatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1352) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

20.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, TMO’nun stoklarında bulunan fındığın FİSKOBİRLİK’e satışı konusunda yeni bir kararname hazırlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1358) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

21.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’daki tarım alanlarına ve kredi borcu olan çiftçi sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1362) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

22.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, deprem sonrasında Van’ın bazı ilçelerindeki hayvan yetiştiricilerine yem desteği yapılmamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1364) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, nişasta bazlı şeker kullanımı ve ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1378) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’a kontrol laboratuvarı kurulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1379) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, tarımsal kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1389) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki çiftçilerin mazot ve gübre paralarının ödenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1404) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Yem Fabrikasının özelleştirilmesine, et kombinasının kapatılmasına ve yün işleme fabrikası ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1405) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

28.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca çıkarılan dergilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1451) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

29.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, buğday ve ekmek fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1457) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

30.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda çıkan dergilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1527) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2011 yılı itibarıyla yapılan hayvan ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1565) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

32.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki süt fiyatlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1592) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

33.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki çiftçilere destekleme çerçevesinde yapılacak ödemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1593) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

34.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, Doğu Anadolu Bölgesinin afet bölgesi ilan edilmesine ve çiftçilere tarım sigortası fonundan destek verilip verilmeyeceğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1611) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da canlı hayvan ve et ithalatının durdurulmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1642) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da hayvancılığın desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1643) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, borçlanma yolu ile verilen ineklerde çıkan bazı hastalıklar nedeniyle besicilerin yaşadığı sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1663) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

38.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Sarıkamış’taki bir köyde göldeki balık zehirlenmelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1667) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

39.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, bazı illerimizdeki patates üreticilerinin pazar sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1668) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

40.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Konya’da bir sulama kooperatifi başkanının görevden alınıp yerine kayyım atanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1677) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sıfır faizli büyükbaş hayvancılık kredisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1701) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

42.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, fındık üretimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1707) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

43.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, fındık alan bazlı gelir desteği ve doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1708) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’da bir köyde yaşanan balık ölümlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1772) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’da hayvancılığın desteklenmesi için yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1809) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da hayvancılığın desteklenmesi için yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1810) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

47.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, jeotermal kaynakları sera amaçlı kullanan işletmelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1821) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sebze ve meyvelerin ambalajlı olarak satılabilmesi için çiftçilere yardım yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1823) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da çiftçilere Devlet destekli zirai alet dağıtımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1827) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

50.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, insan sağlığını tehdit eden ürünlerin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1850) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, canlı hayvan ve et ithalatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1865) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

52.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlıkta görev yapan tütün teknolojisi mühendislerinin özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1872) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş’taki tütün çiftçilerinin mağduriyetine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1905) Cevaplanmadı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş’ta 2010-2012 yılları arasında kredi kullanan çiftçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1907) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

55.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi kapsamında yapılacak personel alımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1927) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

56.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da büyük ve küçükbaş hayvan sayısına ve hayvancılığa verilen destek miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1929) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

57.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2011ve 2012 yıllarında tarımsal sulamadan doğan elektrik borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1933) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

58.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, zirai kredilere ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1941) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı

59.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Bakanlığın kurumsal kimliğinin oluşturulmasına yönelik harcamalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1957) Cevaplanmadı

60.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a yapılacak yeni yatırımlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2045) Cevaplanmadı

61.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, kurbanlık hayvan ithalatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2065) Cevaplanmadı

62.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ilinin tarım alanındaki sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2085) Cevaplanmadı

63.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ilinde hayvancılığın sorunlarına ve yerli üretimin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2086) Cevaplanmadı

64.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesindeki illerde yapılan denetimlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2101) Cevaplanmadı

65.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır Gölünde üretilen ıstakozun ülke ekonomisine kazandırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2103) Cevaplanmadı

66.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki çiftçilere hibe destekli süt sağım makinesi ve jeneratör verilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2105) Cevaplanmadı

67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta arıcılık faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2108) Cevaplanmadı

 

BAŞKAN – “Sunuşlar” bölümünde belirttiğim sözlü soru önergelerini cevaplandırmak üzere Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker’i kürsüye davet ediyorum.

Buyurunuz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Siz belirtirseniz soru sahiplerini memnun oluruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 67 soru önergesinin cevaplarını sizlere arz edeceğim. Bunlardan 1 tanesi İçişleri eski Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’e sorulan (6/119) esas numaralı sözlü soru önergesidir, 66 adedi de Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindeki Bakanlığımız ile ilgili olan önergelerdir.

Cevaplandıracağım 66 adet sözlü soru önergesinin 23 adedi Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’e, 12 adedi Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’na, 11 adedi Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’a ve 20 adedi de diğer, isimlerini biraz sonra zikredeceğim 13 farklı sayın milletvekiline aittir.

Cevapları benzer soru içeren önergelere birleştirmek suretiyle cevap vereceğim. Sayın Başkan, bunu arz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge sahibi Sayın Ensar Öğüt’ün İçişleri eski Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’e yöneltmiş olduğu (6/119) esas numaralı önergeyi gündemin ilk sırasındaki önerge olması hasebiyle cevaplandıracağım.

Sayın Öğüt’ün Ardahan il ve ilçe belediyelerinin et taşıma aracı ihtiyacına ilişkin soru önergesiyle ilgili olarak, Ardahan ilimizde mezbaha hizmetleri belediye sınırları içerisinde Ardahan Belediye Başkanlığı denetiminde özel sektör tarafından yerine getirilmektedir. Mezbaha hizmetlerinin iyileştirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi konusunda da gerekli uyarılar yapılmaktadır. İçişleri Bakanlığınca Ardahan ilimize bağlı ilçe belediyelerine et taşıma aracı alımı ihtiyaca göre planlamaya alınacaktır.

Önerge sahibi Sayın Dedeoğlu’nun (6/1139) ve (6/1197) ile Sayın Halaman’ın (6/1140), (6/1161) ve (6/1245) esas numaralı önergeleri. Sayın milletvekillerimizin önergelerindeki sorular benzer hususları içerdiğinden birlikte cevap vereceğim.

Sayın Dedeoğlu’nun ülke genelinde fırtına ve aşırı yağışlar nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin desteklenmesi ve Sayın Halaman’ın Adana’da meydana gelen don ve yağışlar ile ilgili yapılan çalışmalar hakkındaki sorularına ilişkin olarak, 2012 yılının tamamında 2013 yılında ise Ocak-Ağustos döneminde 81 ilimizde çeşitli doğal afetler nedeniyle zarar gören üreticilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları, farklı tarihlerde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararları ile bir yıl ertelenmiş olup bu erteleme fırtına, aşırı yağış, sel ve su baskını ile don kapsamında zarar gören üreticilerimizi de kapsamaktadır.

Sel ve don afeti tarım sigortaları kapsamında yer almaktadır. Adana’da ve diğer illerimizde sigortasını yaptıran üreticilerin, hasar tespitleri sonucu belirlenen tazminatları ödenmektedir. Adana’da Sayın Halaman’ın soru önergesinde bahsettiği don olayının meydana geldiği 1/1/2012 ila 23/2/2012 tarihleri arasında don riskinden dolayı meydana gelen hasar nedeniyle TARSİM’e toplam 215 adet hasar ihbarında bulunulmuştur. Bu ihbarlara yönelik yapılan tespitler sonucunda 856 bin TL hasar tazminatı ödenmiştir.

Yine, Sayın Halaman’ın, Adana ve ilçelerinde meydana gelen yağışlar nedeniyle tarım alanlarında oluşan zararlara ilişkin sorusuyla ilgili olarak, Adana ilimizde tarım sigortası yaptıran üreticilerden 2012 yılı içerisinde sel ve su baskını riskinden dolayı meydana gelen hasar nedeniyle TARSİM’e toplam 135 adet hasar ihbarında bulunulmuştur. TARSİM eksperleri tarafından yapılan hasar tespitleri sonucuna göre toplam 14.373 TL hasar ödemesi yapılmıştır. Adana ilinde 2012 yılında tarım sigortaları kapsamında üreticilerimize toplam 7,6 milyon TL poliçe desteği sağlanmış ve 5,6 milyon TL hasar ödemesi yapılmıştır.

Sayın Halaman ve Sayın Dedeoğlu’nun tarım sigortaları uygulamalarına yönelik sorularına ilişkin olarak, devlet destekli tarım sigortası uygulamaları 2006 yılında ilk kez başlatılmış olup poliçe bedelinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmaktadır. Devlet destekli tarım sigortası uygulamalarının kapsamı her geçen yıl genişletilmektedir. Sigorta kapsamının genişletilmesi yönünde, başta Hazine Müsteşarlığımız olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde de çalışmalar yürütülmektedir. Uygulanması diğer sigorta türlerine göre oldukça zor olan tarım sigortalarında uygulamanın başladığı 2006 yılından bugüne kadar önemli bir gelişme yaşanmıştır. 2006 yılından 2013 yılı Ekim ayı sonuna kadar geçen sürede toplam 3,4 milyon adet sigorta poliçesi kesilmiş, 994 milyon TL prim desteği, 1 milyar TL hasar tazminatı ödemesi yapılmıştır. Üreticilerin, Çiftçi Kayıt Sistemi ve bu sisteme entegre diğer kayıtlarını her yıl güncellemeleri ve bu çerçevede sigortalarını yaptırmaları, uygulamada sorun yaşamamaları açısından önemlidir.

Sayın Dedeoğlu’nun, yaşanan olumsuz hava şartları nedeniyle -yaşanan doğal afetlerden dolayı- sebze fiyatlarının artması ve bunun meyve sebze ihracatına olan etkisine yönelik sorularıyla ilgili olarak, ürün fiyatları serbest piyasa şartlarında arz-talep dengesine göre oluştuğundan Bakanlığımızın ürün fiyatlarına herhangi bir müdahalesi bulunmamaktadır. Doğal afetler ve kötü hava şartları, tarımsal ürünlerin piyasaya arzını ve kalitesini kısa dönemlerde olumsuz etkileyebilmekte ve geçici fiyat dalgalanmalarına neden olabilmektedir.

Ancak, genel olarak, ülkemizin meyve sebze üretiminde ve ihracatında son yıllarda önemli artışlar yaşanmıştır. TÜİK verilerine göre toplam meyve ve sebze üretimimiz 2010 yılında 42,6 milyon ton iken, 2012 yılında 45,8 milyon tona yükselmiştir. Yine TÜİK verilerine göre meyve ve sebze ihracatımız -kuru meyveler dâhil- 2010 yılında 2 milyon 464 bin ton, parasal değeri 2,4 milyar dolar; 2012 yılındaysa 3 milyon 490 bin ton, parasal değeri 4,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Önerge sahibi Sayın Halaman’ın (6/1160) esas no.lu sınırlarda yakalanan kaçak ete ilişkin önergesi: 5996 sayılı Kanun ile canlı hayvan ve hayvansal ürün kaçakçılığıyla ilgili caydırıcı önlemler alınmıştır. Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile iş birliği içerisinde canlı hayvan ve hayvansal ürün kaçakçılığının önlenmesi konusunda ortak çalışmalar yapılmakta, her türlü denetim ve kontrol mekanizmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Özellikle sınırlarda bulunan il valilikleri, illegal giriş ve çıkışların, geçişlerin önlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması konusunda talimatlandırılmaktadır. Yapılan denetim ve kontrollerde kaçakçılıkla ilgili bir durum tespit edilmesi hâlinde ürün ve ürün sahipleri hakkında ilgili kanunlar gereğince işlem yapılmaktadır. Canlı hayvanlarda ise bunlara el konulmakta ve en yakın kesimhanede kestirilerek mülkiyeti kamuya geçirilmektedir. Kaçak getirilen canlı hayvan ve ürünler piyasaya dağıtılmışsa, sahibi tarafından toplattırılmakta ve 5 bin TL de idari para cezası ayrıca verilmektedir.

Sınır kapılarında tespit edilen kaçak canlı hayvan veya hayvansal ürünlerin sorumluluğu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görev alanında olduğundan bu kapsamdaki veriler de ilgili bakanlıkta bulunmaktadır.

Et fiyatlarındaki artış ve bunun engellenmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorulara ilişkin olarak, et fiyatlarının yüksek olduğu iddiaları doğru değil. Bakanlığımızca et fiyatları günlük olarak takip edilmekte, bu kapsamda 26 Nisan 2010 tarihinde ortalama 16,13 TL olan dana karkas fiyatı 18 Kasım 2013 tarihi itibarıyla 16,28 TL’dir. 26 Nisan 2010’da Ankara iline ait marketlerde ortalama kıyma fiyatı 24,24 TL/kg, kuşbaşı fiyatı 27,29 TL/kg iken, Ankara iline ait marketlerde 18/11/2013 tarihli ortalama kıyma fiyatı 23,22 TL/kg, kuşbaşı fiyatı 25,14 TL/kg olarak belirlenmiştir. Et ve Süt Kurumu tarafından satılan kıyma fiyatı 18,5 TL/kg, kuşbaşı fiyatı ise 23 TL/kg’dır.

Hayvancılık alanında uygulanan etkin politikalar, verilen önemli miktarlardaki destekler ve yapılan yatırımlar sayesinde son yılarda sektörde önemli gelişmeler sağlanmış ve et fiyatlarındaki dalgalanmaların önüne geçilmiştir. Bu kapsamda yapılan çalışmaların bazıları şu şekildedir:

Hayvancılığa önemli destekler sağlanmakta, 2002 yılında 83 milyon TL’den ibaret olan hayvancılık desteği 2013 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla yani on aylık ödemesi 2,3 milyar TL’dir. Yıl sonunda bu rakam 2,5 milyar TL’ye ulaşacaktır.

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince çiftçilerimize 1 Ağustos 2010 tarihinden  bugüne kadar yaklaşık 7,3 milyar TL faizsiz kredi kullandırılmıştır.

Et ve sütte fiyat dalgalanmalarının olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması, üreticinin korunup gelirinin artırılması ve piyasada istikrarın sağlanması amacıyla EBK yeniden yapılandırılmış ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Önerge sahibi Sayın Köprülü’nün (6/1170) esas numaralı Çorlu’daki angus çiftliğinin çevreye verdiği zararlara ilişkin önergesi: 5996 sayılı Yasa çerçevesinde hayvancılık işletmelerinin çevre sağlığına olan etkileri açısından Bakanlığımızın sorumluluğu, hayvan hastalıklarının yayılmasının önlenmesiyle ilgilidir. Hayvancılık işletmelerinde oluşan katı ve sıvı atıklar ile koku gibi çevresel etkiler 2872 sayılı Çevre Kanunu gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın sorumluluk alanındadır. Bu kapsamda ihtiyaç ve talep olduğu durumlarda Bakanlığımız il müdürlüklerince görev alanı içerisinde çevre ve şehircilik il müdürlüklerine gerekli destek de  sağlanmaktadır.

Önerge sahibi Sayın Öğüt’ün (6/1204) esas numaralı Iğdır hayvan pazarının altyapı sorununa ilişkin önergesi: Hayvan pazarları, belediyeler, ticaret odalarıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulmakta ve işletilmektedir. Iğdır ilinde ruhsatlı hayvan satış yeri bulunmamakta olup, hayvan satış yerlerinin ruhsatlandırılma işlemleri ve denetimleri 24/12/2011 tarihli Hayvan Satış Yerlerinin Ruhsatlandırılma ve Denetleme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Bakanlığımızca yapılmaktadır. İlgili yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırılmış olan hayvan satış yerlerinde vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetler bulunmaktadır.

Önerge sahibi Sayın Topcu’nun (6/1251) esas numaralı önergesi:

Sayın Topcu’nun genetiği değiştirilmiş ürünlere ilişkin sorularına yönelik olarak, dünyada ticarete konu genetiği değiştirilmiş ürünler genel olarak pamuk, soya, kanola ve mısır gibi ürünlerdir. Ülkemizde genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili işlemler, 2010 yılında çıkarılan  Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında yayımlanan alt mevzuat hükümlerine göre yürütülmektedir.

Ülkemizde GDO’lu ürünlerin üretimi kesinlikle yasaktır. Ülkemizde gıda amaçlı olarak kullanımına izin verilen herhangi bir gen veya genetiği değiştirilmiş ürün bulunmamakta, bu ürünlerin ithaline ise kesinlikle izin verilmemektedir. Genetiği değiştirilmiş ürünlere ilişkin yapılan başvurulara, 5977 sayılı Kanun çerçevesinde bilimsel komiteler tarafından bilimsel esaslara göre yapılan risk değerlendirmeleri ve sosyoekonomik değerlendirme sonuçlarına göre Biyogüvenlik Kurulu karar vermektedir. Biyogüvenlik Kurulu tarafından oluşturulan bilimsel komiteler değerlendirmelerini yaparken, risk değerlendirmesi yapan uluslararası kuruluşların -ki bunlar, EFSA, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı, Amerika’nın ve Avrupa’nın bu  konularla ilgili çalışan uluslararası kuruluşları- görüşlerini, bilimsel araştırmaların sonuçlarını, farklı ülkelerde üretim, tüketim durumları ile çevre ve insan sağlığına olan muhtemel risklerini dikkate almaktadır.

Biyogüvenlik Kurulu tarafından bugüne kadar sadece hayvan yemlerinde kullanılmak üzere, bu kayıt ve şartla, 3 adet soya çeşidi ile 16 adet mısır çeşidinin ithaline izin verilmiştir, Biyogüvenlik Kurulu kararları da Resmî Gazete’de yayımlanmaktadır. Bakanlığımız tarafından, Biyogüvenlik Kurulu kararlarında belirtilen koşulların yerine getirilmesi için gerekli denetimler yapılmakta, ithal edilecek ürünler GDO analizine tabi tutulmakta, GDO tespit edilen gıda amaçlı ürünlerin yurda girişine de kesinlikle izin verilmemektedir.

Ayrıca, Bakanlığımız tarafından genetiği değiştirilmiş ürün içermesi muhtemel gıdaların kontrolleri, hazırlanan kontrol planları, şüphe, ihbar ve şikâyetler çerçevesinde etkin bir şekilde yürütülmekte ve bu ürünlerden numuneler alınmaktadır. Gerekli hâllerde izlenebilirlik denetimleri yapılmakta ve söz konusu ürünlerin üretiminde kullanılmış olan hammaddelerden de numuneler alınmakta ve incelenmektedir.

Önerge sahibi Sayın Hilal Kaplan’ın (6/1269) esas numaralı önergesi: Kandıra’da mandacılığın gelişmesi ve Kandıra yoğurdu üretiminin artırılmasına ilişkin olarak, Bakanlığımızca mandacılığın geliştirilmesi amacıyla ilk defa olarak çeşitli projeler, programlar ve destekler uygulanmaya konmuştur. 2008 yılında anaç manda desteklemesi başlatılmıştır. 2013 yılında manda başına 350 TL destek verilmektedir. Bu kapsamda Kandıra’da bugüne kadar 484 çiftçimize 2.370 baş manda için 677 bin TL destek ödemesi yapılmıştır. Manda sütüne çiğ süt desteği sağlanmaktadır. 2012 yılında litre başına 15 kuruş olan destek miktarı, 2013 yılında litre başına 20 kuruşa yükseltilmiştir.

Hayvan gen kaynaklarının korunması kapsamında Halk Elinde Manda Islahı Projesi yürütülmektedir. Projeyle 2012 yılında manda başına ayrıca 650 TL destek verilmiş olup bu destek 2013 yılında da devam etmektedir. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından manda yetiştiriciliğine yönelik 3 milyon TL’ye kadar olan yatırımlara yüzde 50 faiz indirimli kredi sağlanmaktadır. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında mandacılık konusundaki yatırımlara yüzde 50 hibe destek sağlanmaktadır. 2012 yılında Kandıra ilçe merkezinde uygulanmak üzere 100 başlık manda sütü üretme projesi destek kapsamına alınmış, Kandıra’da manda üreticileri birliğinin kurulmasına yönelik çalışmalar da devam etmektedir.

Sayın Kaplan’ın Kandıra’da hindiciliğin geliştirilmesi ve üretim çiftliği kurulmasına yönelik sorusuyla ilgili olarak da, Kocaeli ilimizde hindicilik, kapalı kümeslerde ve mera hindiciliği şeklinde yapılmaktadır. Kandıra ilçesinde 23 kümeste yıllık 300 bin adede yakın hindi üretimi yapılmakta, bu ilçemizde mera hindiciliğinin geliştirilmesi amacıyla da özel idare kaynaklarından 2003-2005 döneminde toplam 270 bin TL kaynak sağlanmış, 59.185 adet hindi palazıyla, kırk beş günlük yemleri tedarik edilmiş ve çiftçilerimize dağıtılmıştır. Ayrıca, hindicilik tesislerinin kurulmasında Bakanlığımızın görev alanı içerisinde gerekli kolaylıklar ve destekler de sağlanmaktadır.

Önerge sahibi Sayın Şafak’ın (6/1280) ve (6/1668) esas no.lu soru önergeleri:

Sayın Şafak’ın baklagil ve hububat primleri, mazot, gübre ve toprak analizi desteklerine ilişkin sorularıyla ilgili olarak, 2012 yılında 612 milyon TL, 2013 yılında ise 744 milyon TL hububat ve baklagil prim desteği ödenmiş olup ödemelerin büyük kısmı tamamlanmıştır. Ancak, illerimizden gelen icmaller doğrultusunda primler ödenmektedir. Bu kapsamda Niğde iline 2012 yılında 3,4 milyon TL, 2013 yılında 2,6 milyon TL de buğday primi ödenmiştir. 2012 yılı mazot, gübre ve toprak analiz destekleri 6 Mart 2012 tarihinde çiftçi hesaplarına aktarılmıştır. 2013 yılı destekleri mart ayının ilk haftası itibarıyla ödenmiştir.

Sayın Şafak’ın (6/1668) esas numaralı önergesinde yer alan patates üreticilerinin pazar sorunuyla ilgili olarak, Bakanlığımız ve Ekonomi Bakanlığınca patates ile ilgili 16 Mayıs 2012 tarihinde Niğde ilinde STK temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Yine, Bakanlığımız tarafından 2012 yılı Eylül ayında patates ürününün iç pazarda tüketilmesine yönelik olarak özellikle Niğde ve Nevşehir patates üreticileriyle Ortak Akıl Toplantısı düzenlenmiş ve toplantıda alınan kararlar çerçevesinde patatesle ilgili bir eylem planı hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Söz konusu dönemde yapılan girişimlerle Tarım Kredi Kooperatifi kuruluşu olan TAREKS tarafından Niğde ve Nevşehir illerinden toplam 10 bin ton patatesin 20 kuruş/kilogram fiyatla alımı yapılmıştır. Böylece hem depolardaki patatesin satılması sağlanmış hem de piyasanın canlanmasına katkı yapılmıştır. Bu canlanmayla özel firmalar da piyasadan patates alımı yapmış ve yaptığımız tespitlere göre depolarda patates kalmamıştır.

Önerge sahibi Sayın Halaman’ın (6/1284) ve (6/1593) esas numaralı önergeleri:

Bakanlığımızca Adana ilimize tarım sektörünün geliştirilmesi amacıyla son on yılda önemli oranda destekler verilmiştir. Adana’da 2002 yılında toplam 45 milyon TL tarımsal destek verilmiş iken, 2013 yılında Kasım ayı itibarıyla 243 milyon TL destek verilmiştir. 2003-2013 döneminde Adana’ya toplam 1 milyar 834 milyon TL nakit tarımsal destek verilmiştir. Aynı  dönemde Adana ilimize toplam 1 milyar 234 milyon TL prim desteği, 118,4 milyon TL hayvancılık desteği verilmiştir. Verilen destekler ve yürütülen projelerle Adana ilimizde TÜİK verilerine göre 2002-2012 döneminde tarla bitkileri üretiminde yüzde 23, meyve üretiminde ise yüzde 32 artış sağlanmıştır.

Adana’da desteklerin diğer illere göre geç ödendiğine yönelik sorularına ilişkin olarak da, Adana ilimize yapılan tarımsal destekler, diğer tüm illerimizde olduğu gibi Bakanlığımıza ulaşan destek icmalleri çerçevesinde aynı dönemde yapılmaktadır. Bu çerçevede, iller arasında bir ayrım ya da farklı uygulama yapılması veya Türk çiftçisine ilgisizlik gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Tarımsal üretimimizin arttırılması ve geliştirilmesi yönünde Adana ve diğer illerimizdeki üreticilerimizin desteklenmesine devam edilecektir.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/1306) esas numaralı önergesiyle, Sayın Tüzel’in (6/1927) esas numaralı önergesi:

Sayın milletvekillerimizin soruları benzer hususlar içerdiğinden birlikte cevaplandırılacaktır.

Sayın Dedeoğlu ve Sayın Tüzel’in, su ürünleri mühendisi ve teknikeri ile balıkçılık teknolojisi mühendisi istihdamına ilişkin sorularıyla ilgili olarak, Bakanlığımızda 2002 yılında toplam 318 su ürünleri mühendisi ve balıkçılık teknolojisi mühendisi çalışmakta iken, 2013 yılında kadrolu ve sözleşmeli statüde toplam 806 su ürünleri mühendisi ve balıkçılık teknolojisi mühendisi görev yapmaktadır. Bakanlığımız Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünde hâlihazırda 8 veteriner hekim, 15 ziraat mühendisi, 60 su ürünleri mühendisi ve balıkçılık teknolojisi mühendisi görev yapmaktadır. Bakanlığımızca kadro ve bütçe imkânları göz önünde bulundurularak su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendisi istihdamına yönelik bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çalışmalar sürdürülecektir.

Engelli Memur Seçme Sınavı yerleştirmesi sonucuna göre, 2012 ve 2013 yıllarında Bakanlığımıza 22 su ürünleri mühendisiyle, 2 balıkçılık teknolojisi mühendisi yerleştirilmiştir. 2013 yılında KPSS yerleştirmesiyle 50 su ürünleri mühendisi ve 5 balıkçılık teknolojisi mühendisi alımı gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımıza TAR-GEL Projesi kapsamında 1.516 veteriner hekim ve 984 mühendis olmak üzere toplam 2.500 personelin sözleşmeli olarak 3 Ocak 2013 tarihinde ÖSYM tarafından yerleştirme işlemleri yapılmıştır. TAR-GEL kapsamında 155 su ürünleri mühendisi görev yapmaktadır.

Sayın Tüzel’in, Bakanlığın taşra teşkilatlanmasında su ürünleri için ayrı bir birim kurulmaması ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun yeniden yapılandırılması sorularıyla ilgili olarak, Bakanlığımız hizmet birimlerinin taşra teşkilatlarında doğrudan yansıması şeklinde şube müdürlükleri bulunmamaktadır. Burada fonksiyonel bir yapılanma amaçlanmış olup, personelin daha etkin ve verimli kullanılması hedeflenmiştir. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda teknolojik ve bilimsel gelişmeler yanında, günümüz ihtiyaçları göz önünde bulundurularak değişiklik çalışmalarına başlanmıştır. Çalışma sonunda hazırlanan tasarı taslağı, Bakanlığımız web sayfasından bütün kamuoyunun görüşüne açılmıştır.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/1322), (6/1323), (6/1324), (6/1351) ve (6/1352) esas no.lu önergeleri:

Çakallıhasanağa köyü yol kenarında bulunan meranın köy tüzel kişiliğine katılması hususunda, önergede bahsedilen köy sınırları dâhilinde bulunan 36 parsel numaralı 32.625 metrekare yüzölçümlü mera vasıflı taşınmazın 8.803 metrekarelik kısmı için köy odası, muhtarlık odası, ibadethane ve köylünün ihtiyaçlarını karşılamak üzere tahsis amacı değişikliği talep edilmiştir. Talep 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında değerlendirilerek incelenmiş ve il mera komisyonu tarafından 19/04/2013 tarihinde uygun bulunmuştur. Karar  valilik  tarafından da 19/07/2013 tarihinde onaylanmıştır.

Gavur Gölü mevkisinde GÖRPA Tarım İşletmeleri ve Minehöyük köyü tarım arazilerinin su tahliyesinden kaynaklanan sorunun tespiti ve çözümüne ilişkin olarak, önergede söz edilen su tahliyesiyle ilgili konular Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın görev alanında yer almaktadır. Bakanlığımızca ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde  çalışmalara gerekli destekler sağlanmaktadır.

Konuyla ilgili olarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığımızdan alınan bilgilere göre, 2012 yılında bölgenin bol yağış alması ve yöre çiftçilerinin yoğun talebi neticesinde, DSİ tarafından Varto Ovası’nda Kılılı beldesi ile Kuyumcular köyü arasında 150 metre uzunluğunda yeni bir yan savak tahliye kanalı açılarak mevcut fazla suyun Aksu Nehri’ne tahliyesine başlanmıştır.

Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi, Çınarlı, Aşağımülk, Yukarı Höcüklü, Kırkpınar Bağlısı ve Sakarkaya köylerine tarımsal sulama kanalı yapılmasıyla ilgili olarak da yine sulama kanalı yapılmasına ilişkin faaliyetler Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile il özel idarelerinin görev alanında bulunmaktadır. Konuyla ilgili olarak ilgili bakanlıktan alınan bilgiye göre Çınarlı Projesi kapsamında 4.490 hektar alanın sulanması planlanmakta olup proje planlama aşamasındadır. Aşağımülk ve Yukarı Höcüklü köylerinin tarım arazileri planlaması hazırlanmakta olan Adıyaman –Göksu- Araban Projesi kapsamında sulanacaktır; Sakarkaya köyü arazileriyse aynı projenin Abbasiye regülatörü sulaması kapsamında sulanacaktır.

Türkoğlu ilçesinde Amik Ovası’na giden sulama kanalı inşaatının tamamlanmasıyla ilgili olarak, konu hakkında Orman ve Su İşleri Bakanlığımızdan alınan bilgilere göre; Orta Ceyhan Menzelet II. Merhale Projesi kapsamındaki Kılavuzlu ana kanalıyla Amik Ovası sulanacaktır. Yaklaşık 86 kilometre olan Kılavuzlu ana kanalının ilk 38 kilometrelik kesiminin inşaatı devam etmektedir. Amik Ovası’na su taşıyacak olan Kılavuzlu sulaması ana kanalının ilk 38 kilometrelik bölümünün 2013 yılında tamamlanması planlanmıştır. Kılavuzlu sulaması ana kanalının 48 kilometrelik kesiminin 2016 yılında bitirilmesi hedeflenmektedir.

Kahramanmaraş ilinin Andırın, Ekinözü, Elbistan ve Nurhak ilçelerinde ilçe tarım müdürlükleri binası yapılması ve bu ilçelerde yeterli personel istihdamı konusunda, Kahramanmaraş Ekinözü ve Elbistan ilçelerimize hizmet binası yapımı için Başbakanlıktan gerekli izinler alındı. Elbistan ilçe müdürlüğümüzün hizmet binası yapımı yatırım programına alındı, uygulama projesi devam ediyor. Ekinözü ilçe müdürlüğü hizmet binasınınsa yeni yatırım programına alınması planlanmaktadır. Nurhak ilçe müdürlüğümüze hizmet binası olarak yöredeki sağlık ocağı tahsis edilmiş, taşınma işlemi bitmiş, bakım-onarım için ödenek tahsis edilmiştir. Andırın ilçe müdürlüğünün yeni hizmet binası talebi bulunmamaktadır.

Kahramanmaraş ilinde Andırın ilçesinde 18, Ekinözü ilçesinde 13, Elbistan ilçesinde 57 ve Nurhak ilçesinde 2 teknik personel görev yapmaktadır. İhtiyaç doğrultusunda personel talebi de karşılanacaktır.

Önerge sahibi Sayın Karaahmetoğlu’nun (6/1358), (6/1707) ve (6/1708) esas no.lu soru önergeleri:

Sayın Karaahmetoğlu’nun TMO’nun stoklarında bulunan fındığın FİSKOBİRLİK’e satışı konusunda yeni bir kararname hazırlanmasına ilişkin sorusuyla ilgili, FİSKOBİRLİK’in üreticilere olan borçlarının ödenmesini teminen en son 2011/1812 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ihdas edilmiştir. Bu karara göre TMO, stoklarındaki fındığın 50 bin tona kadar olan miktarını yağlık olarak ayırıp, 1,1 TL/kilogram bedelle ve aylık 2.500 tonluk partiler hâlinde FİSKOBİRLİK’e satmakla görevlendirilmiştir. Karar kapsamında FİSKOBİRLİK’e 2011 ve 2012 yıllarında toplam 28.500 ton kabuklu fındık satışı gerçekleştirilmiştir. Bakiye 21.500 tonluk kısım konusunda ise kararnamede FİSKOBİRLİK nezdinde denetimle görevlendirilmiş olan Hazine Müsteşarlığının çalışmalarının tamamlanmasını müteakip gerekli işlemler yapılacaktır.

Sayın Karaahmetoğlu’nun yeni fındık stratejisine yönelik çalışmalar ve bunların sonuçlarına ilişkin sorularıyla ilgili olarak, yeni fındık stratejisi 2011/1424 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla fındık üretimine izin verilen 14 il ve 105 ilçede uygulanmıştır. Bakanlığımızca, 2009-2012 yılları arasında fındık üreticilerine dekar başına 150 TL olmak üzere üç yılda toplam 450 TL dekar başına alan bazlı gelir desteği ödenmiştir. Ayrıca, fındık üretiminden vazgeçip alternatif ürüne geçen üreticilere de üç yılda toplam 600 TL dekar başına destek sağlanmıştır.

Alan bazlı gelir desteği uygulaması kapsamında toplam 2,8 milyar TL, alternatif ürün desteği ve fındık söküm tazminatı kapsamında toplam 3,4 milyon TL destek ödemesi yapılmış, Giresun’da ise ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan üreticilerimize alan bazlı gelir desteği kapsamında toplam 590 milyon TL ödeme yapılmıştır. Fındıkta alan bazlı gelir desteği uygulamasına 2013/4245 no.lu Bakanlar Kurulu kararıyla 2012-2014 yılları arasında üç yıl süreyle devam edilecektir. Bu kapsamda ruhsatlı alanlarda fındık yetiştirenlere 2012 yılı ürünü için 150 TL, 2013 yılı ürünü için 160 TL, 2014 yılı ürünü için 170 TL alan bazlı gelir desteği verilecektir.

Fındık üretimimiz 2011 yılında 430 bin ton iken, 2012 yılında yüzde 53 oranında artışla 660 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılı 2’nci tahmin rakamlarına göre de bu üretim 549 bin ton beklenmektedir. Ülkemizin fındık üretiminin yüzde 12 ila 15’i Giresun ilinde üretilmektedir. Tüm fındık üreten illerimizde olduğu gibi Giresun ilinde de yıllar itibarıyla iklim şartlarına bağlı olarak rekoltede değişimler olabilmektedir.

Bakanlığımızca fındıkta depolama şartlarının iyileştirilmesine yönelik olarak üreticilerimizi bilgilendirmekte, eğitim ve yayım çalışmaları yürütülmektedir. Ayrıca, fındıkta lisanslı depoculuk çalışmaları kapsamında 2012 yılında Ünye’de 25 bin ton ve Düzce’de 10 bin ton kapasiteli depolar için lisans alınarak fındığa yönelik faaliyete başlanmıştır. 2013 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla toplam 787 ton kabuklu fındık muhafaza altına alınmıştır. Bakanlığımız Giresun İl Müdürlüğü ve Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü tarafından fındık ürününde verim ve kaliteyi artırmaya yönelik eğitim, yayım, seleksiyon, toprak ve yaprak analizi, hastalık ve zararlılarla mücadele gibi konularda projeler ve çalışmalar yürütülmektedir.

Önerge sahibi Sayın Nazlıaka’nın (6/1362), (6/1929) ve (6/1933) esas no.lu önergeleri:

Ankara’daki tarım alanlarına ve sulama yatırımlarına ilişkin olarak, Ankara’nın da içinde olduğu tüm illerimizin tarım alanlarına ilişkin verileri TÜİK tarafından kamuoyuna açık şekilde yayınlanmaktadır. Sulamayla ilgili yatırımlar Orman ve Su İşleri Bakanlığının görev alanında yürütülmekte olup, Ankara ilimizde toplam sulanan alan 100 bin hektar civarındadır. Bakanlığımızca Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında 2006 yılından bugüne toplu basınçlı sulama projelerine yüzde 75, bireysel tarla içi sulama projelerine yüzde 50 hibe destek verilmektedir. Bu kapsamda Ankara ilimizde bugüne kadar toplam 229 proje tamamlanmış ve 2,6 milyon TL hibe ödemesi yapılarak yaklaşık 11 bin dekar alanda basınçlı sulama sisteminin kullanımı sağlanmıştır. Ayrıca Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince basınçlı sulama yatırımlarına 2007 yılından bugüne sıfır faizli kredi kullandırılmaktadır. Bu kapsamda Ankara’da bugüne kadar toplam 2.425 üreticiye 42,8 milyon TL kredi kullandırılmış, yaklaşık 95 bin dekar alanda basınçlı sulama sisteminin kullanımı sağlanmıştır.

Ankara ilindeki üreticilerin 2010 ve 2011 yıllarındaki kredi borçlarına ilişkin olarak, Ziraat Bankasından alınan bilgilere göre, Ziraat Bankasınca Ankara ilinde 2010 yılında 10.668 üreticiye toplam 547 milyon TL, 2011 yılında ise 7.661 üreticiye toplam 322 milyon TL tarımsal kredi kullandırılmış. Ziraat Bankasının 31/12/2011 tarihi itibarıyla tasfiye olunacak alacaklar hesaplarında kayıtlı 1.070 üretici üzerinde 21 milyon TL civarında kredi alacağı bulunmaktadır yani 322 milyonun 21 milyonunda sadece kredi alacağı görülmektedir.

Tarım kredi kooperatiflerinden alınan bilgilere göre, tarım kredi kooperatiflerince Ankara ilinde 2010 yılında 8.366 ortağa 83 milyon TL, 2011 yılında 9.585 ortağa 136 milyon TL kredi kullandırılmıştır. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından borçlarını ödeyemeyen ve icra takibine düşen üreticiler için kendi mevzuatları çerçevesinde çeşitli ödeme kolaylıkları da sağlanmaktadır.

Ankara ilinde 2002 yılında tarımsal kredi geri dönüş oranları: Ziraat Bankasında yüzde 41,  tarım kredi kooperatiflerinde yüzde 78 iken, 2012 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde tarımsal kredi geri dönüş oranları yüzde 97’ye ulaşmıştır.

Sayın Nazlıaka’nın, Ankara’da son beş yıldaki hayvan sayısındaki değişim ve verilen hayvancılık destekleriyle ilgili sorularına ilişkin olarak: İl bazında hayvan sayılarına ilişkin veriler TÜİK tarafından kamuoyuna açık şekilde yayınlamaktadır. Hayvancılığa önemli destekler sağlanmış olup 2007-2013 yılları arasında Ankara’da çiftçilere toplam yüzde 136,4 milyon TL hayvancılık desteği verilmiştir. Bakanlığımızca, hayvancılık sektörüne önemli bir girdi olan yem bitkileri üretimi desteklenmiştir. Bu kapsamda, Ankara’da üreticilere toplam 21 milyon TL yem bitkileri desteği ödenmiştir. Hayvancılık sektöründe kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla mera ıslahı çalışmalarına önem verilmiş, Ankara’da 10 proje kapsamında 70.633 dekar alanda mera ıslahı tamamlanmıştır.

Tarımsal sulama nedeniyle elektrik borcunu ödeyemeyen sulama kooperatifleriyle ilgili olarak: Sulama kooperatifleri ve sulamada elektrik borçlarıyla ilgili konular Bakanlığımız görev alanında bulunmamakla birlikte, Bakanlığımızca bu konuyla ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar nezdinde görüşmeler yapılmaktadır. Elektrik borçlarıyla ilgili olarak çıkarılan farklı yasal düzenlemeyle borçların yapılandırılması ve taksitlendirilmesi imkânı getirilmiştir.

Son beş yıl içerisinde Ankara ilinde yürütülen arazi toplulaştırılması projeleriyle ilgili olarak: 609 hektar alanda toplulaştırma tamamlanmıştır. 6 projede toplam 156 bin hektar alanda çalışma devam etmektedir. Beypazarı ve Polatlı ilçelerinde toplam 20 bin hektar alanda proje hazırlık çalışması yapılmaktadır; ayrıca yapılan etüt çalışmaları sonucunda, Ankara’da 8 ilçede, 59 yerleşim biriminde toplam 119 bin hektar alanda toplulaştırma projesi yapılmaya uygun alan olduğu tespit edilmiş olup bu alanlarda da çalışmalara başlanılması planlamaktadır.

Sayın Atıcı’nın (6/1364) esas numaralı önergesi, Van’da meydana gelen deprem nedeniyle Van’ın bazı ilçelerindeki hayvan yetiştiricilerine yem desteği yapılmasına ilişkin: Van ilinde depremden zarar gören yetiştiricilerin tespit edilmesi amacı ile İl Hasar Tespit Komisyonu kurulmuş. Bu Komisyon tarafından hasar tespiti yapılan hayvancılık işletmelerine yem desteği ödemesi yapılmış, bu kapsamda toplam 65 milyon TL yem desteği ödemesi gerçekleşmiştir.

Van ilinde deprem nedeniyle hayvan barınakları yıkılan çiftçilerimizin hayvanlarının barınmaları ve beslenmeleri için Bakanlığımızca 3.498 çadır, hayvan barınağı ve 6 bin yemliğin kurulumu tamamlanmıştır. Ayrıca, hayvanları telef olan yetiştiricilerimize 568 baş damızlık inek ve 700 baş damızlık koyun ücretsiz olarak dağıtılmıştır.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/1378) ve (6/1379) esas no.lu önergeleriyle ilişkili: Nişasta bazlı şekerin kullanımı ve ithalatına ilişkin şekerle ilgili düzenlemeler Bakanlığımız görev alanında bulunmamakta olup, 2001 yılında çıkarılan 4634 sayılı Kanun kapsamında Şeker Kurumu tarafından yürütülmektedir. Nişasta bazlı şekerin sağlık üzerine etkileri konusundaki araştırmalar, ilgili akademik kuruluşlar ve Sağlık Bakanlığımızın görev alanında yer almaktadır. Bakanlığımızca, güvenilir gıdanın yanında sağlıklı beslenmeye yönelik önemli çalışmalar yürütülmekte, bu kapsamda gıdalarda şeker ve tuz kullanımına yönelik yeni düzenlemeler yapılması çalışmaları sürdürülmektedir.

Sayın Dedeoğlu’nun Kahramanmaraş’ta il kontrol laboratuvarı kurulmasına yönelik önergesine ilişkin olarak: Bakanlığımıza bağlı 41 kamu laboratuvarı bulunmakta olup, Kahramanmaraş’a yakın olan Sivas, Kayseri, Adana ve Gaziantep illerinde bulunan gıda kontrol laboratuvarlarından yararlanılmaktadır. Numunelerin dağıtımı laboratuvarların yetkin olduğu analiz parametrelerine göre yapılmaktadır. Gıda kontrol laboratuvarları Bakanlar Kurulu kararıyla kurulabilmekte olup, şu an itibarıyla Kahramanmaraş’ta gıda kontrol laboratuvarı kurulması planlanmamaktadır.

Sayın Öğüt’ün (6/1389), (6/1404) ve (6/1405) esas no.lu önergeleri: 2012 Şubat ayı itibarıyla, 4876 sayılı Kanun kapsamında, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borcunu yeniden yapılandıran üreticilere ilişkin olarak, sübvansiyonlu tarımsal kredi borçlarının yeniden yapılandırılması çalışmaları ve bu kapsamdaki istatistiki bilgiler, uygulayıcı kuruluşlar olan Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından yürütülmektedir. Konuyla ilgili, Ziraat Bankasından alınan bilgilere göre 2012 Şubat ayı itibarıyla borcunu 4876 sayılı Kanun kapsamında yeniden yapılandıran ancak taahhüdünü yerine getirmeye devam eden üretici ve bu kapsamda yapılan tahsilat bulunmamaktadır. Konuyla ilgili, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre ise 4876 sayılı Kanun kapsamına giren 2003 ve öncesinde vadesi geçen borcu bulunan 587.966 ortağın üzerindeki 1 milyar 409 milyon TL alacaktan müracaat eden 546.103 ortağın borcu yapılandırılmıştır. 2003/4876 sayılı Kanun uygulamasının sona erdiği 30/1/2006 tarihinden sonra da tarım kredi kooperatiflerince çeşitli ödeme kolaylıkları sağlanmıştır.

Ardahan’daki çiftçilerin mazot ve gübre paralarının ödenmesine ilişkin olarak: 2012 yılı mazot ve gübre destekleri 6 Mart 2012 tarihinde çiftçi hesaplarına aktarılmış, 2013 yılı destekleri ise mart ayının ilk haftasında ödenmiştir. Ardahan iline 2012 yılında 2,6 milyon TL mazot ve 3,3 milyon TL kimyevi gübre desteği, 2013 yılında 2,8 milyon TL mazot ve 3,5 milyon TL kimyevi gübre desteği ödenmiştir.

Kars Yem Fabrikasının özelleştirilmesine, et kombinasının kapatılmasına ve yün işleme fabrikası ihtiyacına ilişkin Kars ilimizde 2’si il merkezimizde, 3’ü ilçelerde olmak üzere toplam 5 adet mezbaha bulunmaktadır.  Bu mezbahalardan 2 adedi belediye mezbahası olup diğer 3 adeti özel sektöre aittir.

Ayrıca, Erzurum Et Kombinası Kars’ta sözleşmeli olarak Et ve Süt Kurumu adına bir mezbahada kesim yaptırılmaktadır. Hayvanlarını kestirmek isteyen yetiştiriciler il merkezinde bulunan kesimhanede kesim yaptırabilmektedir. Erzurum Et Kombinasına verilen günlük kesim kontenjanının yaklaşık yüzde 25’lik kısmı Kars ve Ardahan illerimize tahsis edilmiş durumdadır.

Kars’ta yem üretim ruhsatı bulunan toplam 31 ton/saat üretim kapasitesine sahip 3 adet özel sektöre ait yem fabrikası bulunmakta, Kars ilimizde hayvan derisi ile koyun yünü işleme tesisi bulunmamaktadır ancak gerek il içinden gerekse il dışından bu kapsamda yatırım yapmak isteyen üreticilere Ekonomi Bakanlığı tarafından yürütülen yatırım teşvikleri kapsamında imkânlar sağlanmaktadır.

Sayın Halaman’ın (6/1451, 1457, 1527, 1592) esas numaralı önergeleri: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca çıkarılan dergilere ilişkin Bakanlığımız ile bağlı ve ilgili kuruluşların merkez teşkilatı ve Bakanlığımız taşra birimlerinin bazıları tarafından dergiler çıkartılmaktadır. Dergilerin bütçesi genel bütçe, döner sermaye, reklam gelirleri ve benzeri kaynaklardan karşılanmakta olup dergiler Bakanlık matbaaları veya özel matbaalar tarafından basılmaktadır. Söz konusu dergiler, tarımsal konularda eğitim ve yayım faaliyeti olarak üreticilerin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, uzman ve teknik personelin tarımla ilgili mesleki ve aktüel bilgilerinin geliştirilmesi, tarım gündemi ve tarım sektöründeki faaliyetlerden tüm paydaşlarımızın haberdar edilmesi amacıyla yayımlanmaktadır.

Buğday fiyatları ve Adana’daki ekmek fiyatlarına ilişkin: Bakanlığımızca hububat piyasaları takip edilerek piyasaların düzenlenmesi ve sürdürülebilir üretimin sağlanması amacıyla politikalar oluşturulmaktadır. TMO tarafından açıklanan müdahale fiyatları, ürün maliyetleri, üretim miktarı, enflasyon oranı, refah payı, üretimin sürdürülebilirliği, dünya piyasalarındaki gelişmeler ve bir önceki yılın fiyatları dikkate alınarak belirlenmektedir.

Önergenin sorulduğu 2012 yılında yüzde 11,5-12 oranında protein içeren Anadolu kırmızı sert buğday için TMO tarafından açıklanan başlangıç alım fiyatı 635 TL/ton, alım fiyatı bir önceki yıla göre yüzde 10 oranında arttırılmıştır. Bakanlığımızca verilen 115 TL/ton ilave destekle birlikte fiyat 780 TL/tona yükselmektedir.

2013-2014 alım döneminde ise yüzde 11,5-12 oranında protein içeren Anadolu kırmızı sert buğday için TMO tarafından açıklanan başlangıç alım fiyatı 720 TL/tondur. 123 TL/ton ilave destekle birlikte fiyat 843 TL/tona yükselmektedir. Alım fiyatı, proteini yüzde 13 ve üzerinde, süne oranı düşük olan kaliteli buğdaylarda ton başına 742 TL’ye kadar çıkmaktadır.

Ekmek fiyatları belediyeler ve fırıncılar odası tarafından belirlenmekte olup Bakanlığımızın bu konuda bir müdahalesi olmamaktadır.

Adana ve ilçelerindeki 2012 yılındaki süt fiyatlarına ilişkin: Çiğ süt fiyatı piyasa koşulları içinde oluşmakta olup bu konuda yine Bakanlığın bir müdahalesi bulunmamaktadır ancak Bakanlığımızca uygulanan farklı desteklemeler ile süt fiyatlarında dönemsel yaşanan dalgalanmalardan üreticilerin olumsuz etkilenmesi önlenmeye çalışılmaktadır. İnek sütüne verilen destek, piyasa fiyatları ve günün koşulları göz önüne alınarak üç aylık dönemler hâlinde belirlenmekte ve böylelikle gerek üreticilerimizin gerek tüketicilerimizin mağdur edilmesi önlenmektedir. Adana’da 2012 yılında 94 bin ton çiğ süt için 4,8 milyon TL ödenmiştir, 2013 yılı çiğ süt destekleme primlerinin 1’inci ve 2’nci dönemleri ödenmiştir. Adana’da 2013 yılında 26 bin ton çiğ süt için 11,6 milyon TL ödeme yapılmıştır. Süt piyasa düzenlemesi için süt tozu üretimi teşvik edilmekte, böylece süt tozu ithalatının önlenmesi ve ihtiyacın yerli üretimle karşılanması sağlanmaktadır.

Önerge sahibi Sayın Doğru’nun (6/1565) ve (6/1872) esas numaralı soru önergeleri ile Sayın Öğüt’ün benzer mahiyetteki (6/1642) ve (6/1865) esas numaralı soru önergeleri: Sayın Doğru’nun 2011 yılı itibarıyla ülkemizdeki küpeli hayvan sayısına ilişkin olarak: 2011 yılında ülkemizdeki küpelenerek kayıt altına alınan hayvan sayısı sığır cinsinde 11 milyon 454 bin 526 baş, küçükbaş 29 milyon 382 bin 924 baştır, 2012 yılında ise bu sayılar sığır için 12 milyon 484 bin 969 baş, küçükbaş olarak da 32 milyon 340 bin 726 baştır.

Sayın Doğru ve Sayın Öğüt’ün canlı hayvan ithalatına ilişkin sayılar ile canlı hayvan ve et ithalatı ve bunun durdurulmasına ilişkin önergeleriyle ilgili: Bakanlık olarak hayvancılık sektörünün ve et piyasalarının durumu hem üreticiler hem de tüketiciler açısından değerlendirilerek ithalattaki gümrük vergileri 30/12/2012 tarihinde karkas ette yüzde 100’e, kasaplık canlı hayvanda yüzde 40’a çıkarılmış, mevcut üretim iç piyasadaki talep için yeterli olduğundan canlı hayvan ithalatına talep azalmıştır ve yapılmamaktadır. İthalat izinleri herhangi bir ilimize yönelik olarak verilmemektedir. İthal edilen hayvan ve etler ithalatçının işletmesinin veya kesimhanesinin bulunduğu yere sevk edilmekte, ayrıca dış ticarete ilişkin veriler TÜİK tarafından düzenli ve açık olarak kamuoyuna duyurulmaktadır.

Sayın Öğüt’ün ithalat nedeniyle BSE hastalığının ülkemize taşınma ihtimaline ilişkin önergelerindeki sorulara ilişkin olarak: Canlı hayvan ve karkas sığır eti ithalatında sağlık şartları ülkemizin de üyesi olduğu Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı ve Avrupa Birliği standartları dikkate alınarak ulusal mevzuatımıza göre belirlenmektedir. Bakanlığımız tarafından ihracatçı ülkede görevlendirilen resmî veteriner hekimlerce ithalat öncesi gerekli muayene ve kontroller yapılmaktadır. Ayrıca, söz konusu canlı hayvan ve sığır etlerinin ülkemize girişinde sıkı veteriner kontrolleri yapılmakta, mevzuata uygun olmayan veya hastalık taşıdığı tespit edilen hayvanların ve etlerin ithalatına kesinlikle izin verilmemektedir. BSE hastalığına yönelik ilave bir önlem olarak ülkemize ithal edilen hayvanların yüzde 5’ine kesim sonrası ayrıca bir test yapılmakta, sığır eti ithalatında ise ihracatçı ülkede etlerin elde edildiği hayvanların tamamına BSE testi yaptırılmakta ve ona göre Türkiye’ye eğer gelmesi gerekiyorsa gelmesine izin verilmektedir.

Sayın Doğru’nun tütün teknolojisi mühendislerinin özlük haklarına ilişkin (6/1872) esas numaralı önergesine ilişkin olarak: Bakanlığımızda görev yapan tütün teknolojisi mühendisleri ile diğer mühendis unvanlı personel arasında özlük hakkı açısından bir fark bulunmamaktadır.

Sayın Gümüş’ün (6/1611) esas numaralı önergesi Muş, Van, Bitlis, Erzurum ve Ağrı illerimizin ağır kış şartlarından dolayı afet bölgesi ilan edilmesi ve tarım, hayvancılıkla uğraşan çiftçilere tarım sigortası fonundan destek verilip verilmeyeceğine ilişkin: Afet bölgesi ilanı ve ulaşım ile ilgili konular Bakanlığımızın görevleri arasında bulunmamakta, Bakanlığımızca 2006 yılında başlatılan devlet destekli tarım sigortaları uygulamaları kapsamında, poliçe bedelinin yüzde 50’si hibe olarak karşılanmakta, tüm Türkiye’de olduğu gibi bu illerimizde de sigortasını yaptıran üreticilerin sigorta kapsamındaki riskler nedeniyle meydana gelen zararları TARSİM tarafından poliçe şartlarına göre karşılanmaktadır.

Bu kapsamda, önergenin sorulduğu 2012 yılında Ağrı’da 745 bin TL prim desteği ödemesi, 409 bin TL hasar ödemesi; Bitlis’te 728 bin TL prim desteği ödemesi ve 1,5 milyon TL hasar ödemesi; Erzurum’da 1,6 milyon TL prim desteği ödemesi, 3,9 milyon TL hasar ödemesi; Muş’ta 494 bin TL prim desteği ödemesi, 1,6 milyon TL hasar ödemesi; Van’da 439 bin TL prim desteği ödemesi, 283 bin TL hasar ödemesi yapılmıştır.

Ayrıca, Bakanlığımızca bu illerimize önemli oranda tarımsal destek sağlanmakta, 2003-2013 döneminde kasım ayı itibarıyla, Ağrı’ya 560 milyon TL, Bitlis’e 232,1 milyon TL, Erzurum’a 651,5 milyon TL, Muş’a 425,3 milyon TL, Van’a 752 milyon TL nakdi, karşılıksız tarımsal destek ödemesi yapılmıştır.

Önerge sahibi Sayın Öğüt’ün (6/1643), (6/1663), (6/1667), (6/1772), (6/1809), (6/1810), (6/1823), (6/1827) ve (6/1907) esas numaralı önergeleri 2010 ve 2011 yılları arasında Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Muş illerindeki hayvancılık desteklemelerine ilişkin önergelerle ilgili: Hayvancılık desteklemeleri kapsamında, 2010-2013 döneminde kasım ayı itibarıyla toplam, Ardahan’da 52 milyon 152 bin TL, Iğdır’da 29 milyon 113 bin TL, Ağrı’da 85 milyon 440 bin TL, Muş’ta 51 milyon 594 bin TL destekleme ödemesi yapılmıştır.

Kars ili Kağızman ilçesi Çayarası köyündeki süt sığırlarında yavru atma hastalığından dolayı, borçların tarım sigortası tarafından ödenmesi hususunda: Kars ili Kağızman ilçesi Çayarası Kooperatifinde sigortalı hayvanlarla ilgili olarak Tarım Sigortaları Havuzu TARSİM’e 34 adet hasar tespit ihbarı yapılmış, TARSİM eksperleri tarafından yapılan inceleme sonucunda hasar ihbarlarının çoğunun yavru hasarı olduğu belirlenmiş, ancak tazminat ödemesi, tazminatlı hastalıklar kapsamında olup veteriner kontrol enstitülerimizce tespiti yapılan hastalıklar için yapılmaktadır. Bu kapsamda 2013 yılında Ruam, sığır tüberkülozu, bruselloz, koyun ve keçi brusellozu, sığır vebası, Afrika at vebası, kuş gribi, kuduz, ve şap hastalıkları Bakanlığımızca belirlenen mücadele bölgelerinde tazminatlı hastalık kapsamındadır.

Kars ili Sarıkamış ilçesinde yer alan Asboğa Gölü’nde ve Ardahan Posof ilçesi Armutveren köyü Gölü’nde meydana gelen balık ölümleriyle ilgili olarak: Asboğa Gölü’nde balık ölümleriyle ilgili olarak Sarıkamış İlçe Müdürlüğümüze 16 Nisan 2012 tarihinde, Ardahan ili Posof ilçesi Armutveren köyündeki balık ölümleriyle ilgili olarak Posof İlçe Müdürlüğümüze 24 Nisan 2012 tarihinde yapılan ihbarlar üzerine Bakanlığımızca inceleme başlatılmış, gölden su ve balık numuneleri alınmış, analizleri yapılmış. Raporda, göl suyunda canlı yaşamını tehdit edecek herhangi bir unsur bulunmamıştır.

Sebze ve meyvelerin ambalajlı olarak satılabilmesi için çiftliklere yardım yapılmasına ilişkin 2006 yılında başlatılan yüzde 50 hibe destekli Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi, ambalajlanması ve depolanmasına yönelik yatırımlar desteklenmektedir. Bu kapsamda bugüne kadar bitkisel ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesine yönelik 1.611 tesis tamamlanmış, 333 milyon TL hibe ödemesi yapılmıştır. Bu proje 2015 yılına kadar devam edecek olup meyve sebze paketlemeye yönelik yatırımlar desteklenecektir. Ayrıca 42 ilde IPARD Programı kapsamında sağlanan desteklerle meyve sebzelerin işlenmesi, paketlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımlara ayrıca yüzde 50 hibe destek verilmektedir. 1 milyon 250 bin avroya kadar yatırımların desteklendiği programlar kapsamında Ardahan ilimiz de bulunmaktadır.

Ardahan’da 2011 yılı için makine ekipman alımlarının desteklenmesi hususunda: Ardahan İl Müdürlüğümüzde önergede bahsedilen 2011 yılında toplam 703 başvuru olmuş, Resmî Gazete’de yayınlanan tebliğ ve uygulama rehberinde belirtilen şartlar dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Her bir makine, ekipman için başvuru şartları ve puanlama kriterleri değişmektedir. Bu kapsamda, Ardahan ilinde 314 kişiye hak ediş düzenlenmiştir. Makine, ekipman destekleri kapsamında Ardahan’da 2007 yılından bugüne toplam 786 adet yeni ekipman, makine için 4,9 milyon TL hibe destek ödenmiştir.

Sayın Genç’in (6/1677) esas no.lu önergesi: Konya’da bir sulama kooperatifi başkanının görevden alınıp yerine kayyım atanmasına ilişkin Konya ili Çeltik ilçesi Gökpınar kasabası sulama kooperatifinde, Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, 2/6/2011-21/7/2011 tarihleri arasında Bakanlığımız kontrolörlerince denetim yapılmış, denetim sonucunda Yunak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, yapılan inceleme sonucu hazırlanan soruşturma raporunda açık sorumluluğu görülen, gerekli idari tedbirleri yerine getirmemek hususunda ısrarcı olan sorumlu yönetim kurulu başkan ve üyeleri hakkında Kooperatifler Kanunu’na muhalefet nedeniyle ek suç duyurusunda bulunulmuş, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak 29/2/2012 tarihinde görevlerine son verilmiştir. İlgili kişilerce göreve son vermeye karşı açılan dava mahkemece reddedilmiş, ayrıca 19/1/2013 tarihli kooperatif olağan genel kurulu toplantısında kooperatif ortakları tarafından seçilen 3 yeni yönetim kurulu üyesi görevlerine başlamış olup tedbir uygulaması sona ermiştir.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/1701) esas no.lu ve Sayın Halaman’ın (6/1941) esas no.lu soru önergeleri: Çiftçilerimizin finansman ihtiyacını uygun şartlarda sağlaması amacıyla son on yılda tarımsal kredilerde önemli düzenlemeler ve iyileştirmeler yapılmış, 2013 yılında, faaliyet alanına göre değişmekle birlikte yüzde 25-yüzde 100 arası değişen oranlarda faiz indirimi uygulanmıştır. Sübvansiyonlu tarımsal kredilerin kapsamı genişletilmiş, kredi limitleri artırılmıştır. İşletme kredilerinin vadesi on sekiz aydan yirmi dört aya, yatırım kredilerinin vadesi beş yıldan yedi yıla çıkarılmıştır.

Sayın Halaman’ın küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik destek ve teşviklere ilişkin olarak: Küçükbaş hayvancılığa 2006 yılından itibaren anaç koyun, keçi desteği sağlanmakta olup 2012 yılında 18 TL olan hayvan başına destek 2013 yılında 20 TL’ye çıkarılmıştır. İlk defa, keçi ve koyun sütüne, inek sütüne göre daha fazla destek primi başlatılmış. Yine küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve besiciliği 2010 yılında sıfır faizli kredi kapsamına alınmıştır.

Sayın Durmaz’ın (6/1821) esas numaralı önergesi jeotermal seracılığın geliştirilmesine yönelik sorularıyla ilgili: Dünya çapında 78 ülkede jeotermal enerjinin doğrudan kullanımı yapılmakta; Türkiye, doğrudan jeotermal enerjinin ısıtmada kullanımı bakımından dünyada ilk 5 içerisinde gösterilmekte, Bakanlığımızca ilk etapta içinde Yozgat ilimizin de olduğu jeotermal potansiyeli yüksek 11 pilot ilde jeotermal enerjinin örtü altı üretim faaliyetlerinde kullanımını artırmaya yönelik çalışmalara başlanılmış, proje kapsamında illerde ön etüt çalışmaları yapılmış, fizibilite çalışmalarına buna göre başlanacaktır. Jeotermal, biyogaz, güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları kullanan seraların yapımına kırsal kalkınma destekleri kapsamında yüzde 50 hibe destek veriliyor. Bugüne kadar da 253 projeye 50,3 milyon TL destek verilmiştir.

Sayın Dedeoğlu’nun gıda denetimlerine ilişkin olarak (6/1850) esas numaralı önergesi: Son on yılda gıda denetimleri ve denetçi sayıları önemli oranda artırılmış. On sene önce 1.500 civarında gıda denetçisi varken ve 39 bin denetim yapılmışken 2012’de gıda denetçisi 4.732’ye ve denetim sayısı 413 bine çıkarılmıştır. Denetimler sonucunda halkımızın sağlığını tehlikeye atan, taklit ve tağşiş yapıldığı kesinleşen, bozulmuş değiştirilmiş gıdaları üretenler 2012 yılından itibaren ilave bir ceza olarak web sayfasından kamuoyuna duyurulmaktadır. Bugüne kadar da 198 parti ürünle ilgili kamuoyuna teşhirde bulunulmuştur.

Sayın Öğüt’ün (6/1905) esas numaralı önergesi Muş’ta tütün ekiminin yasaklanması ile ilgili: Ülkemizin tütün ve tütün mamullerinin üretimine, iç ve dış alım ve satımına ilişkin usulleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Eker, bir saat süremiz doldu.

Eğer müsaade ederseniz Sayın Doğru, Sayın Atıcı, Sayın Genç, Sayın Dedeoğlu cevapladığınız sorularla ilgili ek açıklama istiyorlar. İsterseniz bu soruların ek açıklamalarını yapınız, öyle sona erdirelim. Ek süreyi ona göre vereceğim.

Şimdi, Sayın Doğru, buyurunuz.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat ili Kazova çiftçileri Sayın Bakanı dinleyince bizlere telefon ettiler. Diyorlar ki: “Bu yıl üretmiş olduğumuz ürünlerden elde ettiğimiz gelirlerimiz borçlarımıza yetmedi ve bizlere hacizler geliyor. Ayrıca, hayvancılık kredisi kullandık. Almış olduğumuz kredilerin taksitlerini ödeyemiyoruz.” Tarım Bakanlığından tarım kredi ve bankalara olan borçların faizlerinin silinmesini, yeniden yapılandırılmasını istiyorlar. Ayrıca, mazot, ilaç, gübre, tohumluk fiyatlarının çok yüksek olduğunu ve KDV’siz ve ÖTV’siz olarak kullanmak istediklerini ifade ediyorlar. Bu konuda Bakanlığın görüşlerini istiyoruz.

Ayrıca, tabii, önümüzdeki dönemde çiftçilikle ilgili de çok büyük sıkıntılar var. Eğer bu borçlar taksitlendirilmezse, faizler silinmezse korkarım ki birçok çiftçi batmış şekilde tarlasını veyahut evini kaybetmiş olacak. Sayın Bakandan bu konuda görüş almak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, tıpkı Van depreminde olduğu gibi, benzer şekilde doğal afetlerin yaşandığı yerler var. Örneğin; Mersin’in Anamur ve Bozyazı ilçeleri hortumdan; Tarsus, Erdemli, Kazanlı bölgeleri selden etkilendiler. Burada tarım sigortası yaptıramayan çiftçilerimizin durumu içler acısı. Destek olunmadığı için bu çiftçilere borçlarını ödeyemediler ve ellerindeki küçücük arazileri ve evleri icra yoluyla satıldı. Gerçekten çok mağdur çiftçi var. Bu çiftçilere yardımcı olacak mısınız? Yoksa intiharlar başlayacak, intiharın eşiğine gelen pek çok çiftçi tanıyorum. Bu uyarıyı yapmak zorunda kaldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Efendim, soruma hiç cevap verilmedi. Zaten bu AKP’li bakanların bir huyudur, söylediğimiz sorulara cevap vermiyorlar, işi başka tarafa götürüyorlar. Ben zaten böyle Hükûmeti de tanımıyorum.

Geçenlerde Diyarbakır’da yaşanan olaylardan dolayı da utanç duyuyorum. AKP’liler, bunlar laik Türkiye Cumhuriyeti devletini kaldırıp bölmeye çalıyorlar. Ben başta Tayyip Erdoğan olmak üzere bunların ümüğünü sıkacağım. Bunların güçleri buna yetmez.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle edepsizlik olmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onu bilsinler ki laik Türkiye Cumhuriyeti sahipsiz değildir. Bu devlet de parçalanamaz, parçalayanın kendisi parçalanacaktır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu terbiyesizliğe müsaade etmeyin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama, hem de Hükûmet olarak çıksınlar, buradan bize de doğru dürüst cevap versinler. Cevap da vermiyorlar. Soruyu da soruyoruz ama sırf, işte, bu konuşmaları elde etmek için. Maalesef soruya cevap vermiyorlar. Böyle bir Hükûmet sırasında oturan kişiler de fuzuli oluyor. Sorularımıza doğru dürüst cevap versinler.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sensin fuzuli olan!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen, daha düzgün sözcükler seçmenizi rica edeceğim.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Fuzuli olan sensin. Otuz senedir boşu boşuna oturuyorsun burada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Düzgün konuşma düzgün hareket edenlere, idarecilere karşı kullanılır. Bu memlekete karşı ihanet edenlere düzgün konuşulamaz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Dedeoğlu.

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Kahramanmaraş bir tarım şehridir; özellikle buğday, pirinç, pamuk ve biber konusunda Türkiye’nin sayılı tarım şehirlerinden bir tanesi. Ancak, son yıllarda çiftçimiz maalesef ki çok perişan durumda. Tohumun pahalılığı, mazot fiyatları, traktör fiyatları ve tüm işçilik girdileriyle beraber çiftçimiz çok zor durumda ve birçok arazimizin de her tarafı barajlarla kaplı olmasına rağmen sulama kanallarımız yapılamadığından topraklarımız sulu tarıma geçemedi. Bunların en bariz örneği, Türkoğlu Ovası sulama kanallarını beklemekte.

Sayın Bakanım biraz önce sormuş olduğumuz sorulara cevap verdi, teşekkür ediyorum. Ancak Kılavuzlu Barajı’nın sulamalarının daha 8 kilometresinin yapıldığını, 2016 yılına kadar ve daha ileriki yıllara kadar devam edeceğini beyan etti. Tek bir istirhamımız var Kahramanmaraş olarak: Çiftçinin yanında olsun, hayvancılığın yanında olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Bakanımız sağ olsunlar, sorularımıza cevap verdiler. Son günlerde, yirmi otuz gündür, bizim bölgede portakal yani narenciyenin hasat dönemi, işte, limondu, mandalinaydı. Genelde de bizim Kozan’ın geçim kapısı, yaşamı narenciye bahçelerinin üzerine kurulu ama bugünlerde narenciye para etmiyor, dalında 30 kuruş, 40 kuruş, alan da yok. Bunun sebebi nedir? Dış ticaretten mi kaynaklanıyor? Buna Sayın Bakanımız müspet bir cevap verirse, neden para etmediğini anlatırsa seviniriz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaman.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum. Kürsüye mi geleyim?

BAŞKAN – İsterseniz kürsüden de cevaplayabilirsiniz.

Buyurunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Doğru’nun, tabii, genel olarak Kazova bölgesiyle ilgili söylediği ve çiftçilerin borçlarıyla, borçlarını ödememesi hususuyla ilgili durumları… Tabii, değerli milletvekilleri, biraz önce aslında Türkiye genelinde bunu söyledim. Bireysel, elbette ki farklılıklar olur ama Türkiye’de on yıl içerisinde ödenen, verilen krediler ve bunların geriye dönüş oranlarına baktığımızda -biraz önce soruları cevaplandırırken değinmiştim ama bir kere daha söylüyorum- Ziraat Bankasında çiftçi on sene önce 250 milyon, 257 milyon lira civarında kredi alıyor -Ziraat Bankasında- bunun yüzde 38’ini geri ödeyebiliyordu, bugün 17 milyar -250 milyon değil, 17 milyar- alıyor ve bunun yüzde 98’ini geri ödüyor.

Tarım kredi kooperatiflerine baktığımızda, on sene önce yine 200 küsur milyon lira kredi kullandırdığını, yüzde 70’lerde bunun geri dönüş oranı olduğunu görüyoruz. Bugün, yine, yaklaşık 5 milyar…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, kefiller hapiste…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Müsaade eder misiniz?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Onu da söyleyin…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yok…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kefiller nerede?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kefillere kadar alıyorsunuz. Adamın evini soydunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onu…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bu geri dönüşü olan yüksek…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Evet, şimdi yüzde 71 iken Ziraat…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Özel bankalar var Sayın Bakan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, madem yüzde 98 geri ödeme var, niye icra yoluyla alıyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Müsaade edin söyleyeyim. Yani, şimdi vereceğim cevap siyaseten sizin hoşunuza gitmeyebilir, ona bir itirazım yok.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Doğru olursa hoşumuza gider.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ama bunlar devletin…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şu anda 200 bin kişi kaçak durumda.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Benim…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bunların çoğu kefil borcu…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – On sene önceki de, geçen sene ki de devletin resmî rakamları yani mahkemeye gidilse, herhangi bir yere gidilse karşımıza çıkacak olan rakamlar bunlar ve bunlar gerçek.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, o  zaman niye haciz geliyor acaba?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bankaların da, tarım kredi kooperatiflerinin de hepsi açık, yüzde 97. Bakın, Ziraat… Tarım kredi kooperatiflerinin yüzde 97.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Müteselsil kefillerin tamamı şu anda hacizli Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, Değerli Milletvekilim, bireysel olarak bir çiftçinin başka bir bankadan  çiftçi kredisi değil…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Caminin çıkışında jandarma yakalıyor Sayın Bakan; bunları görmüyor musunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …bir  kişinin herhangi bir bankadan şahsen almış olduğu krediyi veya bunu ödeme güçlüğüne düşmesini, siz adamın hayatındaki bütün ilişkileri, bütün ticari faaliyetlerinin tamamını getirip de bir çiftçilik faaliyeti ve çiftçi kredisi gibi gösterirseniz bu, insafla bağdaşmaz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, sıfır faizli krediden dolayı şu anda perişan…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu millet de biliyor, bunu çiftçi de biliyor, bunu herkes biliyor.

Bizim kaydımız şu: Ziraat Bankası…

ALİM IŞIK (Kütahya) – 7 milyara aldığı ineği şu anda 3,5 milyara satamıyor insanlar.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkanım, böyle bir usul var mı?

BAŞKAN –  Buyurunuz, siz devam ediniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen  dinleyiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama Sayın Bakan, doğru bilgilendirmiyorsunuz! Doğru bilgilendirmiyorsunuz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ama sürekli laf atılıyor, sürekli laf atılıyor.

Bakın, şimdi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Dinleme meclisi değil ki bu ya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dinlemek mecburiyetindesiniz Sayın Başkan. Sayın Milletvekilim soru soruyorsanız dinleyeceksiniz, eğer niyetiniz üzüm yemekse.

ALİM IŞIK (Kütahya) –  Ama doğru cevap vermeniz lazım Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten sorduğuna göre dinliyor demektir.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yok biz, Bakanı konuşturmayalım, soruyu soralım da, onun cevap vermesini engelleyim falan diyorsanız, sesinizin çok çıkması haklı olduğunuz manasına gelmez.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Yanlış bilgi veriyorsunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hele bağırmanız, hiçbir şekilde haklı olduğunuz manasına gelmez. Soruyu sordunuz, ben size doğrusunu söylüyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Doğrusu bu değil ama! Doğrusu bu değil!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Doğrusu bu ama, bu doğru hoşunuza gider ama gitmez onu bilemem.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Vatandaş telefon ediyor “Söyledikleri doğru değil.” diyor. 

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Vatandaş bunu değerlendirirken de vatandaş bunu zaten belirli zamanlarda değerlendiriyor ve hoşuna gidip gitmediğini o  zaman söylüyor.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Değerlendiriyor, değerlendiriyor, az kaldı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz burada milletin temsilcisiyiz. Neyiz burada yani? 

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O zaman yazıyor. Seçimlerde sandıkta… Şimdi, birkaç ay sonra sandıklar vatandaşın önüne konulacak, orada vatandaş değerlendirmesini yapacak; onu ona bırakın, siz kendi şeyinizi söyleyin.

ALİM IŞIK (Kütahya) –   Değerlendiriyor…

OKTAY VURAL (İzmir) – Söylüyoruz ama sen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, Türkiye’de kredilerle ilgili, çiftçi kredileriyle, Ziraat Bankası kredileriyle ilgili biz artık sıfır ila yüzde 8 arasına çektik faizi. Yüzde 59’dan devraldık, yüzde 59 faizden devraldık.

HASAN ÖREN (Manisa) – Mazotu da 1.300 liradan aldınız!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Çiftçi, yüzde 59 faizle, tarım krediden yüzde 68 faizle kredi alıyordu, yüzde 68…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Daha memnunlardı onlar, ödüyorlardı.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) - Mazotu, gübreyi kaçtan aldınız Sayın Bakan? 

BAKAN – Sayın Bakan, on dakika ek süre verdim fakat beş dakika daha süre vereceğim size. Lütfen cevaplar…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ama bir buçuk saattir Sayın Bakan konuştu, bir saat yirmi dakika oldu.

BAŞKAN – Hayır efendim, bir saat on dakika oldu. Bunun dört beş dakikası sorularla geçti.

Şimdi, beş dakika daha süre vereceğim Sayın Bakana açıklaması için.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir de soruları okutsaydık ne olacaktı? Zaten cevap vermiyor…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Dolayısıyla, zaman zaman, TARSİM’le ilgili olarak da kanunda devlet destekli sigorta uygulamasını biz getirdik. 2005’te kanunu çıkardık, burada yüce Meclis çıkardı, 2006 1 Haziranında uygulamasını başlattık ve her sene yeni bir riski ilave ettik. Başlangıçta mesela don riski sadece, Türkiye’de yüzde 10’da uygulanıyordu. Biz, bunu bütün Türkiye’ye teşmil ettik 2007’den itibaren. Don, dolu, sel, bütün bu risklerin tamamı, fırtına, deprem, hayvan ölümü vesaire hepsi var.

Şimdi, yüzde 50 de sigortasını yaptıran vatandaşa destek veriyoruz yani 100 liraya sigorta yaptırıyorsa 50 lirasını biz karşılıksız destek olarak veriyoruz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Onu biliyoruz Sayın Bakan.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sigortasızlar ne oluyor? 

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Müsaade edin...

Türkiye’nin 1935’ten beri hayata geçirmeye çalıştığı bir sistemdi ve bunun 2005 yılında düzenlemesini biz getirdik, biz başlattık.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Ama çiftçide para yok ki sigorta yaptırsın!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugüne kadar, demin de söyledim, bazı vatandaşlarımızın gerek miras yoluyla gerek mülkiyet meseleleriyle ilgili kendileri bunu alamıyor. Biz, bunu dikkate alarak, birtakım risklerle karşı karşıya kalındığında, felaketle karşı karşıya kalındığında, örneğin 2013 yılında…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay)- Hatay iki sene üst üste sel yaşadı Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2013 yılında…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay)- Sayın Bakan, kaç lira verdiniz? 

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Her sene, biz, bunu, yine, tabii afetlerle karşı karşıya kalan, dondu, doluydu, mesela bu sene öyle genel bir kararname çıkardık ve vatandaşlarımızın borçlarını, sigorta kapsamında olsa bile, borçlarını erteleme cihetine zaten gidiyoruz. Dolayısıyla, burada…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Faiz olarak…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Faize kaç lira verdiniz Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Hayır, o faiz, hiçbir zaman enflasyonun üzerinde değildir. Sadece masraflarla, vesaireyle alakalı bir durumdur.

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Sayın Bakan, sorum sigortasızlarla ilgili, sigortasızlarla…

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Hatay Sayın Bakan, Hatay…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Genç dedi ki: “Benim soruma cevap vermiyorlar.” Haksızlar çünkü Sayın Genç’in burada bir tane (6/1677) no.lu önergesi var, ben onun da tamamını okudum. Konya’da Sulama Kooperatifi Başkanının görevden alınıp yerine kayyum atanmasına ilişkin ben bütün süreci, yapılan denetimi, gidilen mahkemeyi, mahkemenin neticesini, tamamını bütün bilgi olarak size hepsini söyledim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama sebebi kazanmama. Kazanan başkasını siz görevden aldınız. Kendi adamınızı…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Cevabını verdiniz değil mi Sayın Bakanım?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – İki, Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Başbakanı da, Hükûmeti de Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve beraberliğini, cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemsemekte, bunu takip etmekte, bunu izlemekte…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Diyarbakır’daki durum ortada ya!

OKTAY ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, sorulara cevap versin, uyarır mısınız. Eğer sataşmadansa ona göre…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve beraberliğini, bütünlüğünü sağlama 76 milyon vatandaşın tamamında aidiyet duygusunu geliştirmekle mümkündür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Aidiyet duygusunu geliştirmediğiniz zaman, vatandaşlar arasında sevgiyi tesis etmediğiniz zaman, adaletle ve hukukla muamelede bulunmadığınız zaman sizin vatandaşınız size gönülden bağlı olmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen olayı başka yere çekiyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz de bunu yapıyoruz. Türkiye iç barışını da,  uluslararası barışı da çok önemsiyor ve bütün uygulamalarını, bütün politikalarını buna göre düzenliyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bugün vatandaşlarımız gerçekte huzura ve güvene her zamankinden, genel manada her zamankinden daha yakındır, huzur ve güven içerisinde yaşamaktadır. Bunu da özellikle söyleyeyim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O öldürülen gençler sizin için bir şey ifade etmiyor mu? Gece sabahlara kadar gençleri evinden alıp da götürmek huzur mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – PKK’nın yapmak istediğini siz gerçekleştirir, bir de millete yutturabilirsiniz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Vallahi, aslında PKK’ya kimlerin, asker, bir şekilde destek sağladığını onu tarih biliyor, vatandaşlar da biliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biliyor, biliyor, biliyor!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dolayısıyla, onu hiç karıştırmayın isterseniz, onu hiç karıştırmayın. Onu karıştırırsanız başka şeyler çıkar altından. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Atatürk Orman Çiftliği’nde gizli gizli görüşmeler yapan sendin değil mi! Atatürk Orman Çiftliği’nde Habur’u planlayan sendin değil mi! O rezaleti yaşatan sendin değil mi! Habur’u yaşatan rezaletin baş mimarları bir de o Atatürk Orman Çiftliği’nde planlama yaptı. Sen Bakan mısın yoksa PKK’nın şeyi misin!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Kim… İnsanlara cezaevlerinde dışkı yedirenler PKK’ya asker, PKK’ya militan sağladı. Siz, onlara sahip çıkmayın. Önce haktan, hukuktan bahsedin, önce hakkı ve hukuku tesis edin. Ret ve inkâr politikalarıyla bu milleti bölünmenin eşiğine esas sizin anlayışınız, sizin zihniyetiniz getirdi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz, bu milleti birleştirecek Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i, Acem’i herkesi bir, beraber tutan bir anlayışı hayata geçirdik ve Türkiye bizimle birlik ve beraberliğini daha iyi bir noktaya getiriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - İnekten bahset, inekten… İnekler para etmedi.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sen Barzani’ye git!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) -  Barzani’nin bakanısın sen!

OKTAY VURAL (İzmir) - Barzani pazarlaması yapıyorsun. Nüfuz ajanı mısın sen burada! Barzani’nin temsilcisi misin sen! Barzani’nin nüfuz ajanı ya…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/344) (S. Sayısı: 105)(C)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, 13/11/2013 tarihli 16’ncı Birleşimde 1’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma yapılmıştı.

Söz talebi yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 105 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı:              204

Kabul:                                    204(X)

       Kâtip Üye                                         Kâtip Üye

İsmail Kaşdemir                               Mine Lök Beyaz

      Çanakkale                                        Diyarbakır”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi, 4’üncü sırada yer alan Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ile 11 Milletvekilinin Kamu İhale Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ile 11 Milletvekilinin; Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/1784) (S. Sayısı: 493)(xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

14/112013 tarihli 17’nci Birleşimde 3’üncü madde üzerinde İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşlarının verdiği önergenin oylama işleminde karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi hatırlamanız için tekrar okutacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/1784 Esas numaralı (SS 493) Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 3- Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulunca yürütülür.

  Mustafa Moroğlu                    Aykut Erdoğdu           Haluk Eyidoğan

     İzmir                                      İstanbul                İstanbul

Turgut Dibek                       Malik Ecder Özdemir       Mehmet Akif Hamzaçebi

  Kırklareli                                     Sivas                     İstanbul

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Söz var efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) -  Oylamaya geçtiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde oylamaya geçmeden önce, oyunun rengini belirtmek üzere lehte Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HACI BAYRAM TÜRKOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 493 sıra sayılı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/(i) maddesinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin lehinde söz  almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanunu teklif eden, kanunun sahibi Yüksek Seçim Kurulu. Sahip olan, yürüten, sonucunu takip eden Yüksek Seçim Kurulu. Bu kanunda yapılmak istenen zaten hâlihazır yürürlükte 4734 sayılı Kanun’un 22/(i) maddesine göre, işte, süresinde yapılmayan, ara seçimler dolayısıyla önceden temin usulüyle filgranlı oy pusulası, 20 maddeden oluşan oy sandığı, oy mührü alınmaktaydı. Şimdi yapılmak istenen değişiklik, 2014 mahalli idareler genel seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçimi ve muhtemel yapılması planlanan Anayasa’da bir halk oylamasına gidildiği takdirde zaman ve süre sıkışıklığı dolayısıyla zaman yetmezse herhangi bir sıkıntı ve zorluk yaşanmaması için Yüksek Seçim Kurulu tarafından veya yetkilendirdiği il seçim kurulu başkanlıkları tarafından bu, yine doğrudan temin usulü ile gerekli olan malzemelerin temini hususudur. Bu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu tarafından konu esas komisyon olarak görüşülmüş, orada kabul edilmiştir.

Kanunun hayırlı olmasını temenni ediyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkoğlu.

Aleyhte, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Can.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bak, bu suistimaldir. Biraz önce biz başka anlaşmalar üzerinde konuşmadık. Şimdi kendi tekliflerine nasıl aleyhte konuşuyorlar? Yani burada biraz dürüst olsunlar.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Usulen aleyhe almışım…

BAŞKAN – Pardon, bir dakika efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Dürüst olmayan insanlarla bu Parlamento yürütülmez.

BAŞKAN – Sayın Genç, daha önce talep edilmiş bu söz hakları. Onun için lütfen…

Buyurunuz Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Usulen aleyhe aldım. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi sıkça yapıyor, özellikle Sayın Genç sıkça yapıyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Suimisal misal olmaz.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Ama şunu gördüm ki: Aleyhe aldım, gerçekten aleyhe bir durum var mı diye kanunu tetkik ettiğimde, teklifi tetkik ettiğimde aleyhe bir durum olmadığını gördüm. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Aleyhte, aleyhte…

RAMAZAN CAN (Devamla) – Gerçekten, muhalefet ve iktidar bu kanun üzerinde ciddi çalışmalar serdetmiş. Genel Kurula teşekkür ediyorum. Kanunun kabulünü ya da reddini Genel Kurulun takdirine sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, biraz önce sayın hatip “Aleyhte söz aldım.” dedi, sonra Cumhuriyet Halk Partisinin ismini de zikrederek “Bunu sıkça yapıyor.” dedi. Bizi izleyenler bakımından kafalarda bir istifham oluştu. Müsaade ederseniz, iki dakika cevap vermek istiyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Efendim, otuz saniyelik konuşmaya iki dakikalık cevap olmaz ki!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kamer Genç çıkacak.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Genç.

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın görüşülen 493 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili oyunun rengini belli etmek üzere yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, iki dakika verdiniz sataşmadan…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Otuz saniyeye iki dakika ya!

KAMER GENÇ (Devamla) – Neyse… Şimdi burada suistimal yapan AKP’liler. Ben usulü suistimal etmiyorum. Burada kanunun aleyhine konuşsam ciddi şeyler söylerim. Bir defa, seçimde büyük hileler yapılıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne hilesi?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bize gelen duyumlara göre -bakın, AKP’liler- geçen seçimde bastırılmış milyonlarca oy pusulası kayıp. Bu oy pusulalarını AKP’liler alıyorlar, getiriyorlar, vatandaşlara dağıtıyorlar, AKP mührünü basıyorlar, sandık başına giden vatandaşlar bunu getirip zarfa atıyorlar, boş oy pusulasını getiriyorlar. Böyle bir suistimal var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Eğer, dürüst seçim yapmak istiyorsanız, namuslu seçim yapmak istiyorsanız; dürüst ve namuslu seçim yapmak, namuslu ve şerefli insanların işi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen şimdi Yüksek Seçim Kuruluna şerefsiz mi diyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) – O zaman, dürüst ve namuslu seçim yapalım, dolayısıyla hileli seçimin önünü keselim. Bunu keselim, böyle bir kanunu getirin. Yarına bu kanunla ne yapacaksınız? Milyonlarca basılı oy pusulasını getireceksiniz, AKP teşkilatlarına dağıtacaksınız, o dağıtımda getirecekler onlar bazı seçmenlere bu boş oy pusulalarını verecekler, AKP mührünün üzerine “evet” mührünü basacaklar, getirecekler boşu, tekrar verecekler. İşte, yiğitliğiniz varsa, biz dürüst bir seçim yapalım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, burada yüzde 10 barajından dolayı şu anda sizin grubunuzda 58 fuzuli şagil olan milletvekili var. Gelin, şu yüzde 10 barajını kaldıralım. Yüzde 10 barajı olmasa siz şimdi iktidar olamazdınız.

Bugün o hâlinizle Türkiye Cumhuriyeti devletini bölüyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti devletini yok ediyorsunuz. Tayyip Erdoğan tutuyor, Barzani’ye diyor ki: “Kürdistan Başkanı.” Kürdistan Başkanı demek, Kuzey Irak’taki Kürt devletini onaylamak demektir. Ağzınızdan çıkan lafı bilin. Ama tabii ki cahil, cühela insan ağzından çıkan lafı anlamaz, ne anlama geldiğini bilmez. Bilerek konuşun.

Teşekkür ederim.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Otuz senedir boşa duruyorsun burada, otuz senedir boş konuşuyorsun!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, hem Sayın Başbakanımıza hem grup başkanımıza hem de Türkiye Büyük Millet Meclisindeki değerli milletvekillerine hakaret etmiştir. Söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

2.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada konuşan şahıs, seçim hilelerinden öyle bahsetti ki yani hayatı boyu hileyle geçmiş gibi. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Anlatıyor: “Şöyle yaptınız, pusulaları böyle getirdiniz, sahte mühürlerle bunu yaptınız, sahte pusulaları buraya götürdünüz…” Ya Allah aşkına hiç aklımıza, hayalimize gelmeyen şeyler anlatıyor! Yani, hani bir deyim vardır, biliyorsunuz: Sirkatini söylerken kendi meselesini söylermiş, tamamını söylemiyorum, ne olduğunu o bilir.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Tersi, tersi. Şecaat arz ederken sirkatin…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Şecaatini arz edermiş!

Bakın, değerli arkadaşlar, AK PARTİ grubundan ve diğer milletvekillerinden baktığımız zaman, böyle hileli bir iş herhâlde normal bir vatandaşın aklına gelmez. Hayatı boyunca yaptığı her türlü hileleri burada ifade etmeye çalıştı. Zaten belli, kendisinin meşhur bir saman fabrikası vardı. Nüfuz kullanarak Aksaray’dan Teşvik Kanunu karşılığında bedava arsa alarak ve orada kim tarafından geldiği belli olmayan belli bir paranın banka kanalıyla geçmesi gerekirken…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sapla samanı karıştırma!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …nüfuzla, milletvekili seçildikten bir hafta sonra yüzde 5 hisseyle Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan birisi, hilenin hurdanın nasıl yapıldığını en iyi o şekilde o bilir. AK PARTİ’li milletvekillerine böyle bir lekeyi bulaştırmak kimsenin haddi değildir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Artı, bakın, bu seçimleri Yüksek Seçim Kurulu yapıyor. Şu anda burada konuşan kişi Yüksek Seçim Kuruluna hakaret etmiştir. Yüksek Seçim Kurulu filigranlı oy pusulalarını bastıracak, zaten bu kanun da onu ifade ediyor, zarfları bastıracak, mühürleri bastıracak. Onlar nerede bastıracaklarını biliyorlar ama hayatı hile ile geçmiş kişinin başka düşünecek bir şeyi yoktur.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Elitaş

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – “Herhâlde, hayatı boyunca hileyle geçmiş…” Bir de saman… Şimdi, bu Mustafa’ya ben dedim ki… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Genç.

Lütfen yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Benim hayatım hileyle geçseydi, en azından, Mustafa, senin gibi bir şeytan her zaman için hilelerimi bulurdu! Şimdi, zaten, senin ne olduğunu bilen bir insanım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, üslubuna dikkat etsin.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Kem söz sahibine aittir.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben hayatımda hep dürüstlükle mücadele ettim. Hayatımda dürüstlükle mücadele ettiğim için 7 dönemdir bu kürsüye gelip konuşuyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ayrıca, şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bunun örnekleri var. AKP’li belediyeler seçmeni zorluyor; getireceksin boş oy pusulasını atacaksın, mühürlüyü götürüp atacaksın, boşu getireceksin.

Ben diyorum ki -farz edelim ki ben bu hileyi yapıyorum- bu hileleri önleyelim, dürüst seçim yapalım. Mustafa, senin aklın ermez, dürüstlük nedir sen bilmezsin, tamam mı çünkü senin ne yaptığını ben iyi bilen bir insanım.

Ayrıca da benim saman fabrikasıyla bir ilgim yok. Böyle bir şey oldu. Mustafa Bey bu saman konusunu çok dile getiriyor. Ben de bu kürsüde “Mustafa Bey, bu samanı çok seviyorsun. Merak etme, kışlık saman hisseni ayıracağım.” dedim. Hâlâ da onları getiriyor.

Benim fabrikayla mabrikayla ilgim yok. Bir arkadaşa kısa bir dönem için şey yaptım. Baktım ki olmuyor sizin iktidarınız zamanında, zararla sattım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Parayı nasıl aldın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer sen benim onu milletvekilliği forsumu kullanarak aldığımı ispatlamazsan müfterisin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Erkeksen gel çıkalım bunu ispat edelim namuslu bir insansan. Eğer ben bir kuruş orada nüfuz kullanmışsam şerefsizim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gazeteler yazdı. Milletvekili seçimlerinden bir hafta sonra aldın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer hiç kullanmadan… Bana bu iftirayı atan da şerefsizin kendisidir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Onun için, şerefli insansa gidelim araştıralım. Hakikaten, ben orada beş kuruş bir menfaat temin etmiş miyim etmemiş miyim? Arkadaşlar, buyurun, siz iktidar partisisiniz. Yani benimle meşru yollardan mücadele etmekten acizsiniz; hırsızlıklarınızı, yolsuzluklarınızı dile getirdiğim için çıldırıyorsunuz. Bu hırsızlıkları, yolsuzlukları burada dile getirmemem için benim söz hakkımı elimden alıyorsunuz. Yiğitliğiniz varsa çıkalım burada birer saat konuşalım bu konuları; sizin yaptığınız yolsuzlukları, hırsızlıkları… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ile 11 Milletvekilinin; Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/1784) (S. Sayısı: 493) (Devam)

 

BAŞKAN – Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.35

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine devam edeceğiz.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı 359)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Diğer işlerde de komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 20 Kasım 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.40

 



(x) Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir.

(C)  105  S. Sayılı Basmayazı 13/11/2013 tarihli 16’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(X)  Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 493 S. Sayılı Basmayazı 14/11/2013 tarihli 17’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.