TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                   7’nci Birleşim

                                                                                              22 Ekim 2013 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.-  GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ ın, Dünya Gıda Günü’ne  ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumları ile cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın başkent oluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, 18/10/2013 tarihinde Mersin’in Bozyazı ilçesinde yaşanan hortum felaketine ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin Kurban Bayramı’nda su borularını değiştirmesinin ve ODTܒdeki ağaçları kesmesinin AKP’nin ranta hizmet eden belediyecilik anlayışının örnekleri olduğuna ve bu anlayışı kınadığına ilişkin açıklaması

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli ilinin Vize ilçesine bağlı Akpınar köyünde yeni bir çimento fabrikası kurulmak istenmesinin doğru bir karar olmadığına ilişkin açıklaması

4.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Mimar Oktay Ekinci’yi rahmetle andığına ve Çanakkale’deki sağlık sorunlarına ilişkin açıklaması

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Tunceli TEDAŞ’ta çalışan işçilerin sorunlarına ve Tunceli’nin köylerine elektrik verilemediğine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Iğdır Müftüsünün ve Iğdır Valisinin görevlerini kötüye kullandıklarına ilişkin açıklaması

7.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Dünya Gıda Günü’nde, yeryüzünde milyonlarca insanın gıdaya erişiminde adaletsizlik olduğuna ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Caferi ve Alevi inancına mensup vatandaşların Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutladığına ve ODTÜ arazisinden geçirilmek istenen yolla ilgili olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Ankara Valiliğinin ve güvenlik güçlerinin takındığı tutumun demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

9.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin ODTܒye yaptığı baskını kınadığına, Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede branş doktorlarının bulunmadığına ve Dursunbey’in Süleler köyünde sulama birliği kurulmasına izin verilmediğine ilişkin açıklaması

10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ili Erbaa ilçesi Gökal beldesindeki heyelan nedeniyle AFAD’dan herhangi bir yardım yapılmadığına ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Tunceli TEDAŞ’ta çalışan işçilerin sorunlarına ve Tunceli’nin köylerine elektrik verilemediğine ilişkin açıklaması

12.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır Müftüsünün Iğdır halkıyla ilgili hazırladığı rapora ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Çankırı’nın Kurşunlu ve Çerkeş ilçelerindeki fabrikalarda çalışan işçilerin durumuna ilişkin açıklaması

14.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Millî Eğitim Müdürlüğünün taşımalı eğitimle ilgili görevlerini yerine getirmediğine ilişkin açıklaması

15.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, bu yılın haşhaş kapsülleri fiyatlarının belirlenmesi ve üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ve Hükûmeti iş cinayetleri konusunda daha duyarlı olmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Alevi vatandaşların Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutladığına ve Mersin’in Bozyazı ilçesinde yaşanan hortum felaketine ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Ankara cadde ve sokaklarının otopark olarak kullanılmamasına yönelik Danıştay kararına uymadığına ilişkin açıklaması

19.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, vatandaşların Malatya Arapgir’de yapılmak istenen HES’e karşı olduklarına ilişkin açıklaması

20.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Çukurova’daki çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

21.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, ODTܒden geçirilmesi planlanan yola ilişkin açıklaması

22.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya Manavgat’taki Ahmetler Kanyonu’nun HES projesiyle yok edilmek üzere olduğuna ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden kazasına ilişkin açıklaması

24.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Suriye ile aramızdaki sınır kapılarının durumuna ilişkin açıklaması

25.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, tutuklu milletvekili Engin Alan’ın durumuna ilişkin açıklaması

26.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’de Kurban Bayramı sırasında beyin kanaması geçiren bir vatandaşın durumuna ve kamu hastanelerinde doktor ve personel açığına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 19 milletvekilinin, bazı illerde Alevi vatandaşlara yönelik meydana gelen olayların nedenlerinin ve faillerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/738)

2.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün ve 21 milletvekilinin, domates tohumu konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/739)

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 19 milletvekilinin, Hatay’ın İskenderun ilçesinde yeşil alan olarak planlanan arazinin bir firmaya kiralanması hususunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/740)

 

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, tekraren, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuru

 

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, (2/67) esas numaralı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/121)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşlarının 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen, hâlen kaçma şüphesi ve delilleri karartma olasılığı sebep gösterilerek cezaevlerinde tutulan 7 milletvekilinin hukuki durumlarının araştırılması ve tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile görevlerine başlamalarının sağlanması amacıyla 22/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/10/2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Çankırı Milletvekili İdris Şahin’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Çankırı Milletvekili İdris Şahin’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Libya’daki muhalif gruplara yapılan yardımlara ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/116) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elâzığ’da 112 acil istasyonlarının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2879) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Devlet hastanelerinde yatak sayısının yetersiz olduğu iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3002) Cevaplanmadı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı illerindeki ağız ve diş sağlığı merkezlerindeki diş hekimi açığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3638) Cevaplanmadı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3749) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’daki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3750) Cevaplanmadı

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3752) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki aile hekimlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3757) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’daki aile hekimlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3759) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlığa bağlı birimlerde çalışan taşeron işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3792) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

11.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep’in Araban Devlet Hastanesinde çocuk hastalıkları uzman doktoru bulunmamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3813) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlığa bağlı hastaneler ile üniversite hastanelerindeki normal ve sezaryen doğum sayılarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3848) Cevaplanmadı

13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Kırım Kongo kanamalı ateşi vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3849) Cevaplanmadı

14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, sezaryen doğumlarda etiyolojilere ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3850) Cevaplanmadı

15.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Şile ilçesine bağlı bir mahallenin sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3866) Cevaplanmadı

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, eczacıların reçetesiz ilaç satılmaması konusunda uyarıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3948) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, AMATEM’lere ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3950) Cevaplanmadı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, nakil bekleyen hastalar için organ sıkıntısı yaşanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3951) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli aşı çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3952) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

20.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye Devlet Hastanesi bünyesindeki fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesinin Osmaniye dışında bir ilçeye taşınıp taşınmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3984) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

21.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sağlık hizmetlerindeki ücret artışı iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3996) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık bünyesinde boş bulunan memur kadrolarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3998) Cevaplanmadı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aile hekimliği uygulaması ile birlikte kapatılan sağlık ocağı ve sağlık evlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3999) Cevaplanmadı

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Engelli Memur Seçme Sınavına ve boş engelli kadrosuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/4007) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında ülkemizde yapılan hastane sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4009) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınır mal satışlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4042) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Domaniç Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4076) Cevaplanmadı

28.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Emet Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4077) Cevaplanmadı

29.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Gediz Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4078) Cevaplanmadı

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Tavşanlı Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4079) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

31.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Simav Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4080) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

32.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık kadrolarına ve personel durumuna ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4081) Cevaplanmadı

33.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık personelinin görev yeri değişikliklerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4082) Cevaplanmadı

34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Altıntaş Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4084) Cevaplanmadı

35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Çavdarhisar Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4085) Cevaplanmadı

36.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Şaphane ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4086) Cevaplanmadı

37.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Hisarcık ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4087) Cevaplanmadı

38.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Pazarlar ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4088) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

39.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, depremden sonra boşaltılan Simav Devlet Hastanesi hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4090) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

40.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki hasta yatak sayısına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4257) Cevaplanmadı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, verem vakalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4283) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

42.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tıbbi aşı ithalatı ile yerli aşı çalışmalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4286) Cevaplanmadı

43.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, damacana dolumu yapan tesislerin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4287) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

44.- MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aşırı kiloya bağlı hastalıklara ilişkin sözlü soru önergesi (6/4289) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tıbbi ilaç ithalatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4300) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, meslek hastalıkları hastaneleri ile meslek hastalığı kapsamına alınmayan hastalıklar yüzünden mağdur olan işçilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4301) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli ilaç sanayisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4304) Cevaplanmadı

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki Kırım Kongo kanamalı ateşi vakalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4325) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

49.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, vekil ebe, hemşire ve sağlık elemanı olarak görev yapan personelin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/4383) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

50.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 4/C statüsünde çalışan personele ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4568) Cevaplanmadı

51.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ücretsiz personel servisi uygulaması bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4571) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

52.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, çocuk ölümlerinin azaltılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4628) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bir yapı kooperatifi üyelerinin Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi’nden kaynaklanan mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/22220) Ek cevap

2.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, sınır karakollarının yapımında harcanan bütçeye ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/25652)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, gazilerin kamuda istihdamı ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/25815)

4.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcilerinin bazı açıklamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/26138)

5.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Adana’daki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26677)

6.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26685)

7.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Muğla’nın Milas ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği bir tesisle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26687)

8.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Yozgat’taki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26689)

9.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Ordu’daki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26692)

10.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Malatya’daki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/26693)

11.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya birinci ve ikinci organize sanayi bölgelerindeki atık suların arıtılmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/26701)

12.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, Bakanlık tarafından düzenlenen toplantılara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/26707)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı olayları sırasında verilen sağlık hizmetlerine ve eylemcilere tıbbi müdahalede bulunan doktorlarla ilgili soruşturmalara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/26971)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında mülakat ile işe alınan personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27108)

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki bazı eğitim hizmeti uygulamalarıyla ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın cevabı (7/27288)

16.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, Bakanlık kadrolarında istihdam edilen engelli personel sayısına ve engelli personele yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27493)

17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, müşavir ve danışman kadrolarına atanan personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27496)

18.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, iş kazalarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27497)

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, SGK prim borçlarının yapılandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27502)

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, terör eylemleri nedeniyle gazi olan vatandaşların sağlık harcamaları ile ilgili sorunlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27505)

21.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Kırşehir’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27511)

22.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Kayseri’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/27512)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TOKİ’nin faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/27886)

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, denize atık bırakılması nedeniyle kesilen cezalara ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/27887)

25.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, hızlı ve çarpık kentleşmenin neden olduğu çevre kirliliğine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/27922)

26.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, personel alımlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28140)

27.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Bakanlıktaki boş engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28242)

28.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, olası bir depremin etkilerinden korunmak için yapılan çalışmalara ve personele yönelik eğitimlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28246)

29.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Nevşehir’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28249)

30.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Balıkesir’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28250)

31.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Giresun’daki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28251)

32.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, personele dağıtılan ikramiyelere, hakkında soruşturma açılan personele ve hizmet içi eğitimlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28252)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlıktaki boş engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28260)

34.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Muş’taki kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28262)

35.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, THY özel kalemdeki telefon hatlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/28562)

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28735)

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28736)

38.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman, Bitlis ve Bingöl’de tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28737)

39.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28738)

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkâri, Muş ve Şırnak’ta tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28739)

41.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van, Siirt ve Adıyaman’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28740)

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elâzığ, Şanlıurfa ve Diyarbakır’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların emekli olmalarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28741)

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’ta yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

Ardahan’da yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

Kars, Iğdır ve Ağrı’da yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

Hakkâri, Şırnak ve Muş’ta yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

Bingöl, Bitlis ve Batman’da yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

Siirt, Van ve Adıyaman’da yoksulluk primi devlet tarafından ödenen vatandaşlara,

İlişkin soruları ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28742), (7/28743), (7/28744), (7/28745), (7/28746), (7/28747)

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28748)

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28749)

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28750)

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28751)

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28752)

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Bitlis’te İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28755)

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkâri ve Şırnak’ta İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28756)

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’ta İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28757)

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Batman’da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeleri gereken iş yerleri için teşvik sağlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28758)

53.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’nın Milas ilçesinde metan gazı nedeniyle 7 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28761)

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çocuk işçiliğine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28765)

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, diğer kurumlardan naklen atanan personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28767)

56.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Karaman’daki mevsimlik tarım işçilerinin durumlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/28770)

57.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul Fikirtepe’deki kentsel dönüşüm çalışmaları ve riskli olarak belirlenen alanlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28776)

58.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Cerattepe’de açılması planlanan maden ocağını işletecek şirket tarafından düzenlenen ÇED raporuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28777)

59.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, çevre konularında uluslararası kuruluşlarla yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28785)

60.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında BM Çevre Programı ile yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28786)

61.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında çevrenin korunması amaçlı bazı projeler kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28789)

62.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, TOKİ aracılığıyla yapılan inşaatlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28791)

63.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, doğal kaynak suyu alımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/28796)

64.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, belediyelere yapılan mali yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/29024)

65.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, ekonomik sıkıntı nedeniyle insanların organlarını satışa çıkardıkları iddiasına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/29293)

66.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, yatırım teşvik belgesi verilen illere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/29296)

67.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlığın uygulamaya geçirdiği “AVBİS-Avlak Yönetim Bilgi Sistemi”ne,

Endemik balık türlerinin korunmasına yönelik çalışmalara,

İlişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/29573), (7/29575)

68.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Doğu Karadeniz Bölgesi’ne ait ihracat verilerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/30006)

69.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/30007)

70.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’ya yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/30008)

71.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, BOTAŞ’ın geçmiş dönem vergi borçlarına ve ithalden alınan KDV tahsilatındaki artışa ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/30332)

72.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bazı eski milletvekillerinin icra takibinde görev yapan avukatları tehdit ettiği iddialarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/30343)

73.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İnşaat Mühendisleri Odasına yönelik başlatılan vergi incelemesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/30353)

74.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında doğaya bırakılan alabalık sayısına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/30463)

75.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen yurt dışı seyahatlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/30656)

76.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kamuda kadrolaşma iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/30681)

77.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/30751)

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, TİKA tarafından Afganistan Vardak Meydan-ı Şehir Polis Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ziguinchor Rabiatü'l İslam Eğitim Merkezi Kompleksi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Abadir Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Filistin Emniyet Teşkilatına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Dakar İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Etiyopya Dışişleri Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Elita Derneği ile Medya ve İletişim Alanında İşbirliği Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Vekâlet ile Kurban Kesimi Organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Filistin Polis Radyosu Kurulması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Fildişi Mülteci Kampı Kouankan'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ummah Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze'deki hastanelere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze Şeridi’ne ilaç temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından El-Kuds Filistin Kültürünü Geliştirme Kurumuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arabayev Kırgız Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Prizren'de Kültürel Mirasın Korunmasına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Lahor Badşahi Camisi’nde bulunan kutsal emanetlerin korunmasına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Aydamon, El-Kuaşra ve El-Biree beldelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gilan Alaaddin Medresesi rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Filistinli engelli mültecilere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Reçane Metro Bajraktari İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sultan I. Murad Hüdavendigar Türbesi rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Filistinli engelli mültecilere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Oş Aktilek Devlet Okulu inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kosova Sinan Paşa Camisi’ne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arslan Baba Türbesi Müştemilatı yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Talgar Kazak-Türk Lisesi inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Talas Bölgesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kazakistan'da Araştırma ve Uygulama Serası Kurulması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Üsküp Şehir Müzesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Hacı Hasan Camisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Oş Bölgesi Klinik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Celalabad Bölgesi Klinik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kökçar köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kırgız Ulusal Askeri Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Oş Şehrinde hastane inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kademçay Semetey Kırgız-Türk Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Plav Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kabil Üniversitesi Türkoloji Birimi Hizmet Binası inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Podgoritsa Çocuk Hastalıkları Kliniğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Bağdat El-Razi Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Lübnan Sayda Türk Travma ve Rehabilitasyon Hastanesi işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Muhammed Fuzuli Elyazmaları Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ayazdede Şenlikleri çevre düzenlemesi işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Deyr El-Balah'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kalendiye Mülteci Kampına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze'ye su temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze'deki su şebekelerinin rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Filistin sivil toplum kuruluşlarına yönelik destek projeleri kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze İslam Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze Pediatri Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tubas Türk-Filistin Dostluk Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze Türk-Filistin Dostluk Hastanesi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Beyt Hanun'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından El-Nasser Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Han Yunus'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze Şeridi kıyı belediyelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Refah Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Zeytun, Şuraffa, Surani Dağı ve Remal'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gazze Nuseyrat Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Cebaliye'ye yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin.

TİKA tarafından Nuseyrat Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Beyt Hanun Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Han Yunus Kesimevi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından El-Bireh'te okul inşası işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Acara Hulo, Keda, Çakvı Polikliniklerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Batum Dil Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Yılmazlı köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gine'ye yönelik bir sağlık tarama projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gine Bissau Belediyesi Tapu Kadastro Birimine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gine Conakry Dışişleri Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gine Bissau Cumhurbaşkanlığı Konutuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Varketili Yaşlılar Sosyal Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Konik Karakoluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA bünyesindeki daire başkanlıklarının hizmet binaları ile mal ve hizmet alımlarına,

TİKA tarafından Rojaye Butvoitsa köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Osmanagiç Cami tadilatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Danilovgrad Sağlık Ocağına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Rojaye 30 Eylül Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Plav Devlet Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

2002-2013 yılları arasında TİKA tarafından gerçekleştirilen proje ve faaliyetlere,

TİKA tarafından Osmangiç Camisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Maglaj Kurşunlu Cami restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Jablanica Ravna İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Mostar Makine-Trafik Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Azerbaycan'da gençlik merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından fuar, seminer ve kongre gibi organizasyonlara katılım için verilen desteklere,

TİKA tarafından Mostar Cemal Bijedic Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Novi Travnik Sultan Fatih Kreşine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Bosna-Hersek Federal Polis Akademisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sanski Most Şehrine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Taşkent Yenidoğan Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Cevizcan Radyo Televizyonuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından FENA Haber Ajansına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk'ta Fiziksel Engelliler Fizyoterapi Merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk Eğitim ve Bilim Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk İşkodra Sheh Shamia Lisesi Erkek Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından İşkodra Meslek Edindirme Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ahıska Gazetesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afrika Uydu TV Kanalına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk'taki sporculara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Almanah Dergi Basımına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk Bektaşi Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk Elbasan Bölgesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arnavutluk İşkodra Sheh Shamia Lisesi Kız Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Şipur Cami-Teymeni Caddesi-Nasvan Lisesi Yolu asfaltlandırma işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pagman Tepesi'nin ağaçlandırılması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Vardak Vilayeti Tarım Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afganistan Mülteciler Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afganistan Hac ve Evkaf Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Mezar-ı Şerif Afgan-Türk Dostluk Parkı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Cevizcan ve Sarıpul vilayetlerindeki kadınlara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tahar Vilayeti Kökçe Nehri Köprüsü'nün inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kabil Mirvais Meydan-Kampanı Yolu ağaçlandırma işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Vardak Meydan-ı Şehir Tarım Meslek Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afganistan'daki bazı okulların inşaat ve tefrişat işleri kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Mezar-ı Şerif Vilayeti Yolamarab Özbekiye Mahallesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Faryab Vilayeti Meymene İlçesi Afgan-Türk Dostluk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Belh Vilayeti Şortepe ilçesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kabil'deki bazı okulların inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Semengan Kız Meslek Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kabil'de bir okul inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Faryab Vilayeti Meymene Ebe Eğitim Merkezi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kabil Askeri Lisesi inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afganistan Atatürk Çocuk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tahar Vilayetinde ana çocuk sağlığı hizmet binası yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Afganistan hastanelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Duşanbe'de çocuk onkoloji merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Odesa Malinovka köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Bahçesaray Vilayetindeki bir okula yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Dangara Nahiyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA’nın Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na destek faaliyetleri kapsamındaki çalışmalarına,

TİKA tarafından Çernobil Çocuklarına Donanım Alınması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tacikistan'da kaynakçılık uygulama atölyesi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sudan'daki bir laboratuvar kurulması projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Akmescit Prudovoye köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Urojaynoye köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Canköy Vilayeti Zareçnoye Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Türk-Yemen Meslek Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından K.D. Uşınskıy Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Üsküp Mustafa Paşa Camisi restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından İsmail Gaspıralı Müzesi’ne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Akmescit Malenskoye Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Necaşi Türbesi restorasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Nijer Biseg Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sudan'da su araştırmaları merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Hayber Paktunkva Eyaletine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Dmedd’den Jampur'da hastane ve lojman inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Niyayla Yetimler Yurduna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Somali'de Temiz İçme Suyuna Erişim Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pakistan'da inşa edilecek okul ve yurt binaları işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Somali’de Mogadişu Havalimanı rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Lahor Çocuk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Somali'de şehir içi yolların rehabilitasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pakistan'ın bazı eyaletlerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sudan Ebe Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sind Eyaletine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gadarif El-Amiriyye'deki okullara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Nijer Su Kuyuları Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

2010-2013 yılları arasında TİKA tarafından Somali’de gerçekleştirilen proje ve çalışmalara,

TİKA tarafından 2010-2013 yılları arasında Somali’de gerçekleştirilen çalışmalara,

TİKA tarafından Hayber Paktunkva Dera İsmail Han Şehrine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

2002-2013 yılları arasında TİKA tarafından yurt dışında yürütülen çalışmalarda iş birliği yapılan kurum ve kuruluşlara,

TİKA tarafından Senegal Kanserle Mücadele Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Somali’de Mogadişu'ya yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sudan Vau Eğitim Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Casamance Engelliler Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tattaguine'de doğum evi inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından TRT yayınlarının Azerbeycan'da Yayınlanması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kaolack Sağlık Taramasına İlaç ve Tıbbi Malzeme Temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından İmam-ı Azam Tacik İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Türkmen-Özbek Sınırı Farap Sınır Kapısının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Tacikistan'da turizm-otelcilik uygulama restoranı kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Şam Süleymaniye Külliyesi restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA bünyesindeki program koordinasyon ofislerinin personeli ile mal ve hizmet alımlarına,

TİKA tarafından Sremcitsa Engelliler Yurduna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Diacksao Belediyesi Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Belgrad Dr. Drapişa Mişoviç Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pikine Sosyal Pediatri Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Yeni Pazar Dositej Obradoviç İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA bünyesindeki program koordinasyon ofislerinin hizmet binalarına,

TİKA tarafından Yeni Pazar Devlet Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından UCAD Mediko-Sosyal Merkezi inşaat ve tıbbi cihaz temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Arencelovats Devlet Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Yenipazar İki Köprü Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından yürütülen Uluslararası Polis İşbirliği Projelerine,

TİKA tarafından Koalack - Ascmarine Derneği Olgunlaşma Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından İbrahim Malik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Senta Turzo Lajos İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sudan Cüneyne Göz Kliniği kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Karbinitsi Belediyesi Ocalı köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Merhamet Derneği Kitap Dağıtımına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından mesazhi.com İnternet sitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Orhun Müzesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Demirkapı Belediyesi Çelevez köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Mali Yüksek İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Karasupazar'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Zareçnoye Müzik Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ali Rıza Efendi Anı Evi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Gagauz Özerk Bölgesi İdaresine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Stundeniçan Belediyesi Tsetova köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Vizyon-M Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Petrovets Belediyesi Çiftlik köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Asociata Motivatie Din Moldova Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Khuvsgul Vilayeti Chandmani Undur İlçesi Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Bayan Ulgii Vilayeti 8. Kreşin tadilatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Khan-Uul Belediye Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Songinokhairkhanlı işsiz kadınlara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ulan Bator Mesleki Denetim Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Moğolistan Eğitim Değerlendirme Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Moğolistan Millî İstatistik Ofisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Ulan Bator Ankara Caddesi Çevre Düzenlemesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Moğolistan Agrobiyoloji Fakültesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sukhbaatar Belediye Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Sıvabi, Dera İsmail Han ve Lakkı Mervat Su Kuyuları işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Muzaffergah ve Sıvabi Hastaneleri inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pencap Eyaletinde Termik ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Pakistan'a su kuyusu yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Nijer'e yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

TİKA tarafından Morane köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara,

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/31431), (7/31432), (7/31433), (7/31434), (7/31435), (7/31436), (7/31437), (7/31438), (7/31439), (7/31440), (7/31441), (7/31442), (7/31443), (7/31444), (7/31445), (7/31446), (7/31447), (7/31448), (7/31449), (7/31450), (7/31451), (7/31452), (7/31453), (7/31454), (7/31455), (7/31456), (7/31457), (7/31458), (7/31459), (7/31460), (7/31461), (7/31462), (7/31463), (7/31464), (7/31465), (7/31466), (7/31467), (7/31468), (7/31469), (7/31470), (7/31471), (7/31472), (7/31473), (7/31474), (7/31475), (7/31476), (7/31477), (7/31478), (7/31479), (7/31480), (7/31481), (7/31482), (7/31483), (7/31484), (7/31485), (7/31486), (7/31487), (7/31488), (7/31489), (7/31490), (7/31491), (7/31492), (7/31493), (7/31494), (7/31495), (7/31496), (7/31497), (7/31498), (7/31499), (7/31500), (7/31501), (7/31502), (7/31503), (7/31504), (7/31505), (7/31506), (7/31507), (7/31508), (7/31509), (7/31510), (7/31511), (7/31512), (7/31513), (7/31514), (7/31515), (7/31516), (7/31517), (7/31518), (7/31519), (7/31520), (7/31521), (7/31522), (7/31523), (7/31524), (7/31525), (7/31526), (7/31527), (7/31528), (7/31529), (7/31530), (7/31531), (7/31532), (7/31533), (7/31534), (7/31535), (7/31536), (7/31537), (7/31538), (7/31539), (7/31540), (7/31541), (7/31542), (7/31543), (7/31544), (7/31545), (7/31546), (7/31547), (7/31548), (7/31549), (7/31550), (7/31551), (7/31552), (7/31553), (7/31554), (7/31555), (7/31556), (7/31557), (7/31558), (7/31559), (7/31560), (7/31561), (7/31562), (7/31563), (7/31564), (7/31565), (7/31566), (7/31567), (7/31568), (7/31569), (7/31570), (7/31571), (7/31572), (7/31573), (7/31574), (7/31575), (7/31576), (7/31577), (7/31578), (7/31579), (7/31580), (7/31581), (7/31582), (7/31583), (7/31584), (7/31585), (7/31586), (7/31587), (7/31588), (7/31589), (7/31590), (7/31591), (7/31592), (7/31593), (7/31594), (7/31595), (7/31596), (7/31597), (7/31598), (7/31599), (7/31600), (7/31601), (7/31602), (7/31603), (7/31604), (7/31605), (7/31606), (7/31607), (7/31608), (7/31609), (7/31610), (7/31611), (7/31612), (7/31613), (7/31614), (7/31615), (7/31616), (7/31617), (7/31618), (7/31619), (7/31620), (7/31621), (7/31622), (7/31623), (7/31624), (7/31625), (7/31626), (7/31627), (7/31628), (7/31629), (7/31630), (7/31631), (7/31632), (7/31633), (7/31634), (7/31635), (7/31636), (7/31637), (7/31638), (7/31639), (7/31640), (7/31641), (7/31642), (7/31643), (7/31644), (7/31645), (7/31646), (7/31647), (7/31648), (7/31649), (7/31650), (7/31651), (7/31652), (7/31653), (7/31654)

 

 

22 Ekim 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşimini açıyorum.

 

III.- Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olursanız şimdi kürsüye çağıracağım milletvekilimizi daha iyi duyabileceğiz.

Gündem dışı ilk söz, Dünya Gıda Günü hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Kars Milletvekili Yunus Kılıç’a aittir.

Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.-  GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ ın, Dünya Gıda Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle sizin ve milletimizin geçmiş bayramını kutluyor, bu haftaki çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, aslında bugün sizlerle  çokluğunda ve bolluğunda asla hatırlamadığımız ve nereden nasıl geldiğini bilemediğimiz ama kıtlığında ve yokluğunda hiç aklımızdan çıkmayan bir konu üzerinde bilgi paylaşımında bulunmak istiyorum; bu da gıda.

Saygıdeğer milletvekilleri, insanın en önemli haklarından bir tanesi yaşam hakkı, bunun için beslenme hakkı ve bunun için gıda. Günümüzde ve eski dünyada, aslında emperyalistlerin, komünistlerin, faşistlerin, bütün fikir akımlarının hepsinin ortaklıkla ittifak ettikleri insan haklarından bir tanesi, temel yaşam haklarından bir tanesi beslenme ve bunun için de güvenilir gıda. Peki, bunu ortaya koyarken ana gerekçe nedir? Şöyle bir düşünceden hareketle gerekçesini ortaya koymuşlardır: Eğer bir toplum içerisinde bireyler veyahut da bazı toplumlar açlık ve yoksulluk sıkıntısı içerisindeyseler burası potansiyel bir tehlike kaynağıdır ve ortaya çıkacak tehlikelerden de sadece bunu yaratanlar değil o toplumlar da sorumludurlar diye bir düşünceyle hareket etmişlerdir.

Peki, söylemde böyleyken uygulama nasıldır dünyada? İnsanımız ve dünya insanı yeterince gıdaya ulaşabiliyor mu? Sürdürülebilirliği nasıl? Aslında bu söylemlerin aksine, bugün dünyada, saygıdeğer milletvekilleri, yaklaşık 1 milyar insan, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ü açlık ve yoksullukla mücadele içerisindedir. Oysa 1960’lı yıllarda tarım devrimini hayata geçirenler dünyadaki açlık ve sefaleti bitirme gayretiyle yola çıkmışlardı. Ama 1996’da Roma’da yapılan gıda zirvesinde, açlık sıkıntısı içerisinde olan dünya nüfusunun yarıya düşürülmesi bir hedef olarak belirlenmişti. Geldiğimiz tablo nasıl? Geldiğimiz tablo tamamen bunun aksi. Aslında, açlık ve sefalet içerisindeki insan sayısı azalmamış, hatta gün geçtikçe artmıştır. Oysa dünyada bildiğimiz başka bir şey daha var arkadaşlar, dünyada aynı zamanda yılda 1,5 milyar ton gıdanın çeşitli aşamalarda israf edildiğini biliyoruz. Bunun büyük ağırlığının üretimde, özellikle fakir ülkelerde üretim aşamalarında, daha varlıklı ülkelerde ise tüketim aşamalarında israf edildiğini bilmekteyiz. Bu, dünya üretiminin yaklaşık üçte 1’ine tekabül ediyor. Özellikle, dünyada söz sahibi olmaya çalışan ve kendi çıkarları için dünyadaki her şeyi yapan ülkeler en fazla israfı yapan ülkeler. Arkadaşlar, bunların israf oranları özellikle tüketim aşamalarında aşağı yukarı yüzde 60’lara ulaşmakta. 1,5 milyar ton gıdadan bahsediyoruz. Oysa açlık çeken toplumların ihtiyacı olan bunun çok çok daha altında. Bunun yarısını dünyada açlık çeken ülkelerdeki insanlara verecek olsanız, ulaştırabilecek olsanız veyahut da bu bölüşümü sağlayabilecek adaleti dünyada oluşturabilecek olsanız dünyada açlıkla ilgili bütün sıkıntılar ortadan kalkmış olacak.

Dünyada bugün hâlâ, bu çağda, tarım devrimi yapılmış olmasına rağmen, gıda üretimi 1960’lardan bugüne aşağı yukarı yüzde 150 artmış olmasına rağmen, günde ortalama 25 bin insan -ki bunun yarısını 5 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor- açlık ve yoksulluk yüzünden ve toplamda yılda 100 milyona yakın insan açlık ve yoksulluk sıkıntısı çekerken, hastalıklarla boğuşurken bunun 10 milyonu yine açlık ve yoksulluktan ne yazık ki ölmekte. Oysa bu kuramı ortaya koyanların, tarım devrimini ortaya koyanların amaçları aslında buydu; bence yola çıkış sebepleri de buydu. Çünkü eskiden sanayi devrimi yapmışlardı, dünyayı yüzyıllarca sanayileşme şeklinde yönetmişlerdi; daha sonra dünyadaki birçok ülkenin sanayiye yeterince ulaştığını fark ettikleri zaman, aslında tarım devrimi yaparak, gıdayı elinde tutarak insanoğlunu ve dünyayı elde tutmanın bir yola çıkışıydı ve bunu başarmış olduklarını görüyoruz.

Yapmamız gereken nedir? Kendi ülkemizdeki üretim faaliyetlerimizde elimizden geldiği kadar artık gereğini yapmalı ve ayakları üzerinde duran bir ülke konumumuzu muhafaza etmemiz gerektiği ve dünyada da gıdanın paylaşımında adaleti sağlama noktasında katkı sağlamamız gerektiği düşüncesiyle hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kılıç.

Gündem dışı ikinci söz, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumlarıyla cezaevlerinde yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Barış ve Demokrasi Partisi Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’a aittir.

Buyurunuz Sayın Aksoy. (BDP sıralarından alkışlar)

2.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumları ile cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaevlerinde yaşanan sorunlara ve hasta tutukluların durumlarına ilişkin gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerinden cenazeler çıkıyor, ağır hasta durumda ve ölümü bekleyen çok sayıda hasta bulunuyor.

Bu kürsüden, defalarca ben ve arkadaşlarım ifade ettik,                   Adalet Bakanlığını göreve çağırdık; tüm çağrılarımıza rağmen ve bu konuda Türkiye'de ciddi bir kamuoyu baskısı oluşmuş olmasına rağmen, hâlâ somut bir adım atılmış değil. Hasta tutuklu ve hükümlüler tahliye edilmedikleri gibi âdeta toplama kampı hâline gelen Metris R Tipi Cezaevinde aylarca bekletilerek tecride tabi tutuluyorlar.

Bakınız, Adalet Bakanlığı verilerine göre 2010 yılında 252, 2011 yılında 268, 2012 yılında 260 tutuklu ve hükümlü cezaevlerinde yaşamını yitirmişlerdir. Yani bu demektir ki Türkiye cezaevlerinde her hafta 5 kişi yaşamını yitirmektedir.

Yine İnsan Hakları Derneğinin hazırlamış olduğu en son verilere göre, 154'ü ağır hasta olmak üzere 526 tutuklu ve hükümlü hasta durumundadır, bunların birçoğu cezaevlerinde tek başına yaşamını idame edecek durumda değillerdir.

Bu hastalardan biri de durumu ağır olan Hasan Kaçar'dır. Ankilozan spondilit hastalığı nedeniyle hareket edemez hâlde, artık yürüyemiyor, ellerini çok az hareket ettirebiliyor, daha çok gözüyle iletişim kurabiliyor, boynunu dahi çeviremiyor. Aşırı üşüme, hararet geçirme, kusma, bayılma durumları söz konusu. Yemek yiyemediği için sadece çorba ve meyve yiyebilmektedir.

Yine, Erzurum H Tipi Cezaevinde Burhan Kartal, Filit Tiltay, Fikret Güzelaydın ve Erkan Akkuş; Diyarbakır Cezaevinde Halil Güneş durumları ağır ve tek başlarına yaşamlarını idame ettirebilecek durumda olmayan hastalardır.

Ne yazık ki Adli Tıp Kurumu tamamen siyasi saiklerle vermiş olduğu kararlarla tahliye taleplerini bire bir reddetmektedir. Bakınız, Adli Tıp Kurumuna muazzam yetkiler tanınmıştır. En azından Parlamento ve Hükûmet, siyasallaşmış bu kurumun tekelini kırabilmelidir.

Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen raporlar Adli Tıp Kurumunca onaylanmıyor, geri çevriliyor. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu, tam teşekküllü hastanelerin vermiş olduğu raporları onaylamak için tutukluyu da İstanbul'a çağırıyor ve ringlerle insanları taşıdığı için hastalar büyük eziyet çekiyorlar. Burada tek başına yaşamını idame ettiremeyen hastalar birbirlerine de yardım etme imkânlarından oldukça uzaktırlar.

Adli Tıp Kurumu, bildiğiniz üzere, verilen raporları neredeyse hiç onaylamadı. Özellikle ceza dosyalarının içeriğine bakarak hükümlülere karşı tarafsızlığını tamamen yitirdi. Bu nedenle, yasanın bu hükmünün değiştirilerek hapis cezasının hastalık nedeniyle ertelenmesinin Adli Tıp Kurumunun tekelinden çıkarılması gerekmektedir. Keza, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16’ncı maddesinde yapılan değişikliğe bile Adli Tıp Kurumu uymamaktadır. Kanun değişikliği ile "hayati tehlike kriteri" yerine "yaşamını tek başına idame ettirememe" kriteri getirilmiştir. Bunun yanı sıra, cumhuriyet savcılıklarına da oldukça geniş yetkiler tanınmış, toplum güvenliği bakımından tehlikeli kabul edilecek mahpusların hastalığına rağmen tahliye edilmeleri oldukça zorlaştırılmıştır. Nitekim, bu hüküm gerekçe gösterilerek Metris Cezaevinde hükümlü bulunan Ramazan Özalp, Adli Tıp Kurumu “Cezaevinde kalamaz.” raporu vermesine rağmen tahliye edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, tekrar etmek gerekirse hasta tutuklu ve hükümlülerin durumlarına ilişkin atılacak en önemli adım Adli Tıp Kurumunun tekelinin kırılmasıdır. Üniversitelerin ana bilim dallarının vermiş olduğu raporları bile Adli Tıp Kurumu reddediyor. Öyleyse bu ana bilim dallarının görevi nedir?

Ayrıca, tüm cezaevlerinde tam donanımlı yeterli uzmana sahip hastanelerin veyahut da kurumların açılması zorunludur.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde birçok cezaevini ziyaret etmek durumunda kaldım. Rize, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum cezaevlerini ziyaret ettim. Gördüğüm kadarıyla oralarda tutukluların günlük yaşam koşullarına dahi müdahale edilmektedir. Söz gelimi, getirilen kamera sistemiyle tutuklu ve hükümlülerin günlük yaşamı tamamen denetim altına alınmakta ve bu nedenle de insanların özeli ihlal edilmektedir.

Bu sorunlar da çok acilen çözülmelidir. Çözülebilmesi için desteklerinizi talep ediyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksoy.

Gündem dışı üçüncü söz, Ankara’nın başkent oluşunun 90’ıncı yılı nedeniyle söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Levent Gök’e aittir.

Buyurunuz Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın başkent oluşunun 90’ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizin geçmiş bayramınızı kutluyor, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz 13 Ekim günü Ankara’mızın başkent oluşunun 90’ıncı yıl dönümünü kutladık. Türkiye, çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun üzerine, 29 Ekim 1923’te kurulmuş bir cumhuriyettir. Cumhuriyetin  kurucuları bu tarihe gelinceye kadar, dört yıl süreyle, Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal eden ülkelerle savaşmak zorunda kalmışlardır. İşte bu savaş Ankara’dan yönetilmiş ve cumhuriyet de Ankara’dan ilan edilmiştir. Millî Mücadele’de Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına en güç zamanda, en güç zamanda en büyük desteği veren Ankara için, Mustafa Kemal “Benim gönlümde Ankara’nın ve Ankaralıların ayrı bir yeri vardır.” demiş ve Ankara’nın konumu, gelişmeye açık olması, Millî Mücadele’nin karargâhı olması düşünülerek İsmet İnönü ve arkadaşları tarafından 13 Ekim 1923’te verilen tek maddelik bir önergeyle Ankara başkent yapılmıştır.

Ankara kentinin kimliğini, uygarlık tutkusu, hoşgörü ve cumhuriyetçilik gelenekleri oluşturur. Hacı Bayram Veli 1427 yılında ünlü camisini yaptırırken hemen yanı başındaki Roma İmparatoru Augustus’un anıtına dokunmamış, tam tersine ondan yararlanarak hoşgörü anlayışının en güzel örneğini vermiştir bundan tam altı yüz yıl önce.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gelinen noktada Ankara hoşgörü anlayışından uzaklaşmış olup, Ankara’nın tarihî kimliği, cumhuriyetçi nitelikleri, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşantısı, iktidarın ve Büyükşehir Belediyesinin tehdidi altındadır. Ankara’nın tüm dış ilçeleri, göç nedeniyle ve birer birer yitirdikleri kamu hizmet binaları ile Türkiye’deki ilçeler arasında gelişmişlik düzeyi bakımından en son sıralarda yer almaktadır. Besicilik ve çiftçilik sıfır noktasına gelmiştir. Atatürk’ün adının ve çağdaş yaşamın izlerinin silinmesi için her türlü tertip denenmektedir. Atatürk Orman Çiftliği her gün talan edilmekte, Atatürk’ün mirası çiğnenmektedir.

Ankara’yı yirmi yıldır yöneten Büyükşehir Belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyesidir. Ödemediği kamu borçları yanında vergisini de ödemeyerek vergi yüzsüzleri listesinde 6’ncı sırayı işgal etmiştir.

Ankaralılar en pahalı suyu, en pahalı doğal gazı kullanmaya bu yönetimle mahkûm olmuşlardır. Metrolara kaynak aktarmak için özelleştirilen Başkentgaz, metroların yapımı Ulaştırma Bakanlığına devredildiği hâlde, tümü itibarıyla satılmıştır. Ankaralılar yakıtta tek seçenek olan doğal gazda bir şirketin keyfî uygulamalarına teslim edilmiştir. Başkentgazın özelleştirilmesine karşı yaptığımız tüm uyarılarda haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır. Ankaralılar doğal gazda sıkıntı yaşamaktadır. İşin ilginci “Doğal gaz özelleştirilsin.” diyen Büyükşehir Belediyesi özelleştirmeden hemen sonra doğal gazı alan şirketle mahkemelik olmuştur.

Çankayalılar bayramda tam üç gün susuz kalmıştır. Daha henüz kesinleşmiş bir plan yokken ve hukuki süreç devam ederken Türkiye’nin ve dünyanın en saygın kurumu olan ODTܒnün mülkündeki bir araziye, bir ormana bir gece yarısı izinsiz girilerek ağaçların yok edilmesi Ankara’mızı ve hukuku derinden sarsmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara, Kuvayımilliyecilerin karargâhı, emperyalizme karşı halkımızın verdiği savaşın simgesi ve cumhuriyetimizin ebedi başkentidir. Ankara, bizi bir arada tutan tüm değerlerin başkentidir. Ankara’yı ve Türkiye’yi laik, çağdaş, Atatürk ilkelerinden uzaklaştıracak her adıma karşı milyonlarca yurtseverin göğsünü siper etmeye kararlı olduğunu belirtir; Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü ve silah arkadaşlarını da saygıyla anarak hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gök.

Gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize bir dakika söz vereceğim.

İlk söz Sayın Öz’e ait.

Buyurunuz Sayın Öz.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, 18/10/2013 tarihinde Mersin’in Bozyazı ilçesinde yaşanan hortum felaketine ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kurban Bayramı’nın 4’üncü günü 18 Ekimde Bozyazı’da, özellikle Gürlevik Mahallesi’nde bir hortum felaketi yaşanmıştır. Bu hortum felaketi 58 üreticiyi mağdur etmiş, 6 trilyon gibi bir hasar tespiti yapılmıştır. Burada yaşayan insanlarımıza öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletirken özellikle çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yeterli duyarlılığın gösterilmesini talep ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Sayın Yeniçeri…

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin Kurban Bayramı’nda su borularını değiştirmesinin ve ODTܒdeki ağaçları kesmesinin AKP’nin ranta hizmet eden belediyecilik anlayışının örnekleri olduğuna ve bu anlayışı kınadığına ilişkin açıklaması

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Büyükşehir Belediyesi bayram sürecinde, başta Çankaya olmak üzere Ankara’nın çeşitli ilçelerinde halkı susuzluğa boğmuştur. AKP’li Büyükşehir Belediyesi mübarek bayram gününde Ankara’yı susuz bırakarak âdeta Ankara halkına Kerbelâ’yı yaşatmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, boruların değiştirilmesi için bayram günlerinden başka bir gün bulamamıştır. AKP’nin sözde insana, gerçekte ranta hizmet eden belediyecilik anlayışının tipik örneğidir bu.

Diğer yandan, bayram sürecinde, AKP’nin yasa dışı, tepeden inmeci ve gece baskınıyla ODTܒdeki ağaçları kesmesi de tam anlamıyla bir skandaldır. Bu, devlet destekli eşkıya tavrını kınıyorum. Devlet gece baskını yapmaz; yanlış zamanda doğru iş yapılmaz. AKP’nin kibirli, zorba, baskıncı ve materyalist belediyecilik anlayışını millet adına bir kez daha kınıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Dibek…

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli ilinin Vize ilçesine bağlı Akpınar köyünde yeni bir çimento fabrikası kurulmak istenmesinin doğru bir karar olmadığına ilişkin açıklaması

 

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, Kırklareli ilimizin Vize ilçesine bağlı Akpınar köyünde yeni bir çimento fabrikasının kurulması için çalışmalar başlatıldı. Bununla ilgili, dün, Çevre Bakanlığındaki toplantıya ben de katıldım. Şunun için önemli bu konu, burada dile getirmek istiyorum: Şimdi, bizim Pınarhisar ilçemizde bir çimento fabrikası var, Vize ilçemizin hemen girişinde Evrencik köyünde bir çimento fabrikası var; aradaki mesafe 25 kilometre. Bu kurulmak istenen fabrika da 5 kilometre ötede, yani 30 kilometrelik mesafede 3 fabrika olacak; birinci sorun bu.

Diğer sorun da şu: Bu fabrikanın havzası tümüyle orman havzası. 5 bin dekarlık alanda ham madde çıkaracaklar ve tamamı orman.

Diğer bir olay da şu: Bu fabrikanın kurulacağı alan, Ergene’nin doğum havzasının üzerinde olan bölgede. Daha önce, hemen 3 kilometre yanında bir çimento fabrikası kurulmak istenmişti ve ona izin verilmemişti. Bu duyarlılığı buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum, ilgililerin dikkatini çekmek istiyorum. Bölgenin planlanmasına yönelik 1/100.000 ve 1/25.000’lik planlarda da bu bölgede kesinlikle çimento fabrikasının kurulamayacağı kayıt altına alınmıştır. İlgililerin dikkatini çekiyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dibek.

Sayın Sarıbaş…

4.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Mimar Oktay Ekinci’yi rahmetle andığına ve Çanakkale’deki sağlık sorunlarına ilişkin açıklaması

 

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Mimar Oktay Ekinci’yi rahmetle anıyorum, tüm Türkiye Mimarlar Odasının başı sağ olsun diyorum.

Çanakkale’deki sağlık sorunlarına değinmek istiyorum. Özellikle AKP iktidarı helikopterlerle sağlık sorununu çözdüğünü iddia etmesine rağmen, Çanakkale’nin Çan, Yenice, Gelibolu, Ezine, Bayramiç, Biga hastanelerinde hiçbir doktorun olmadığını söylemek istiyorum. Yani, buraya özellikle ihtisas doktorlarının -pratisyen doktorlar da dâhil olmak üzere- atamalarının ne zaman yapılacağı ve yeri geldiğinde hastanelerin özel hastaneler gibi çalıştığını iddia etmelerine rağmen orada günlerce sıra beklemekte olan Çanakkale’deki vatandaşlarımızın sağlık sorunlarının yerinde çözülmesinin ne zaman olacağı halkımız tarafından merakla beklenmektedir. Batıda olmasına rağmen hâlâ sağlık sorunlarının çözülemediği…

Türkiye’de sağlık sorununu çözdüğünü iddia eden AKP Hükûmetinin, bu kadar basit olan ve özellikle de helikopterlerden bahsetmesine rağmen doktor atamasını gerçekleştirememiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbaş.

Sayın Genç…

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Tunceli TEDAŞ’ta çalışan işçilerin sorunlarına ve Tunceli’nin köylerine elektrik verilemediğine ilişkin açıklaması

 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bir aya yakındır Tunceli’deki TEDAŞ’da çalışan işçiler, aldıkları ücretler ve çalışma şartları çok kötü olduğu için işi yavaşlatma  kararı almışlar ve aşağı yukarı bir aydan beridir Tunceli’nin köylerinde elektrik yok. Birçok köyümüzde diyaliz hastası var; bu insanların büyük bir kesimi komaya girmiş, hastaneye kaldırıldılar.

Ayrıca burası dağlık bir bölge. Bu dağlık bölgede insanlar kışlık ihtiyaçlarını, yağını, çökeleğini, peynirini, kavurmasını yapmış, soğutuculara koymuş. Elektrik gitmediği için bu insanların bütün bu gıdaları heba olmuş.

Şimdi, burada dağıtım şirketini alan kişi Tayyip Erdoğan’ın arkadaşı. Maalesef işçinin hakkını vermiyor ve kimseye de ulaşamıyoruz. Vatandaş her gün bize telefon açıyor, karanlıkta; buna bir çare bulunması lazım. Bu dağıtım şirketi niye işçilerin hakkını vermiyor? Dolayısıyla, gerçekten her gün akşama kadar millet bizi arıyor ve “Çok zor durumdayız. Kime başvuracağız?” diyorlar. Bu dağıtım şirketi bu kadar keyfî hareket etmek… Bu insanların yaşama hakkı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Sayın Özgündüz…

6.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Iğdır Müftüsünün ve Iğdır Valisinin görevlerini kötüye kullandıklarına ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, Iğdır Müftüsü üzerine vazife olmayan işlere karışarak bir emniyet mensubu gibi Iğdır toplumu hakkında bir rapor düzenlemiş, orada yaşayan gerek Kürt kesimini gerek Azeri kesimini ayrıştırarak terör unsurları olarak göstermek suretiyle görevini kötüye kullanmış, tabiri caizse suç işlemiştir. Bu yazdığı rapor, 13 Eylül tarihli bir üst yazıyla Iğdır Valisi tarafından da İçişleri Bakanlığına ve Diyanetten sorumlu Devlet Bakanına gönderilmiştir. Hükûmet yetkilileri burada. Bu Müftü ve Vali hakkında gereken işlem yapılacak mıdır? Ülkemizin içinden geçtiği böyle hassas bir dönemde bu tür sorumsuzca davranan kamu görevlileri hakkında ne gibi işlem yapılacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Sayın Çelik…

7.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Dünya Gıda Günü’nde, yeryüzünde milyonlarca insanın gıdaya erişiminde adaletsizlik olduğuna ilişkin açıklaması

 

DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Barınma, beslenme ve korunma insan olmanın en temel haklarından olmasına karşın ve bu haklar uluslararası birçok sözleşmede güvence altına alınmış olmasına karşın, içinde bulunduğumuz sürecin de Dünya Gıda Günü olmasına karşın yeryüzünde milyonlarca insan gıdaya erişimde adaletsizliği yaşamakta, yüz binlerce insan açlık sınırıyla karşı karşıya savaşın her türlü siyasal, sosyal travmasını derinliğine yaşamaktadır diyor, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Sayın Hamzaçebi…

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Caferi ve Alevi inancına mensup vatandaşların Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutladığına ve ODTÜ arazisinden geçirilmek istenen yolla ilgili olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Ankara Valiliğinin ve güvenlik güçlerinin takındığı tutumun demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Caferi ve Alevi inancına mensup vatandaşlarımızın Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutluyorum, ibadetlerinin Allah katında kabulünü diliyorum.

ODTÜ yönetiminin izni ve bilgisi olmaksızın bir gece yarısı polis marifetiyle, polis destekli olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ODTÜ arazisinden geçirilmek istenen yolun ve bu yolla ilgili olarak gerek Büyükşehir Belediyesinin gerek Ankara Valiliğinin ve güvenlik güçlerinin takındığı tutumun demokrasiye, haklara, özgürlüklere aykırı olduğunu ifade etmek istiyorum. ODTÜ yönetiminin bilgisi dışında ve askıya çıkmış olan planların henüz kesinlik kazanmasından önce yapılmak istenen bu yol, tam anlamıyla demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklerine aykırıdır. Öğrencilerin belediyenin bu hukuksuz tutumuna ilişkin olarak Ankara Valiliğine ve güvenlik birimlerine yapmak istediği müracaatlar, ilgili birimler tarafından, yine bir hukuk devletinde olmayacak bir şekilde kabul edilmemiştir.

Kısa bir süre önce Türkiye’de Gezi meydan hareketini yaşadık. Bir çevresel duyarlılığın ifadesi olarak başlayan, giderek özgürlük merkezli bir harekete dönüşen bu hareketten Hükûmetin, AKP yönetimlerinin ders çıkarması gerekirken bu dersin maalesef hiç alınmadığını görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak AKP yönetimini ve onun kurumlarını demokrasiye, özgürlüklere saygı duymaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Sayın Havutça…

9.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin ODTܒye yaptığı baskını kınadığına, Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede branş doktorlarının bulunmadığına ve Dursunbey’in Süleler köyünde sulama birliği kurulmasına izin verilmediğine ilişkin açıklaması

 

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de buradan Orta Doğu Teknik Üniversitesine, Ankara Büyükşehir Belediyesinin, bayramda yaptığı bu baskını şiddetle kınıyorum. Orada demokratik haklarını kullanan öğrencilerimizin üzerine gece-gündüz helikopterle gaz sıkan, âdeta tüm kampüsü ve oradaki mahalleleri bile cezalandıran bir polis devleti anlayışını da buradan şiddetle kınıyorum. Savcılarımızı göreve davet ediyorum.

Sayın Başkan, Dursunbey Balıkesir’in en ücra köşesinde kalan bir ilçemiz. Burada, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede branşlarda doktor bulunmuyor ve doktorlar, oradaki birçok hastamız maalesef sağlıkları bakımından büyük bir mağduriyet yaşıyor. Bunun karşılanması için Sağlık Bakanlığı yetkililerini harekete davet ediyorum.

Yine, Dursunbey Süleler Köyü var. Burada bir gölet yapıldı ve gölet sulamasına başlandı. Ancak ne yazık ki Süleler Köyü muhtarı CHP’li bir muhtar olduğu için orada, maalesef, o bölge halkına, o köylülere bir sulama birliği kurulmasına izin verilmiyor. Burada AKP’nin yancı, yandaşçı, ayrımcı tavrını ve Balıkesir’deki bu uygulamalarını… Muhtarımızın Balıkesir Valiliğine, Orman Bakanlığına ve kaymakamlığa yaptığı müracaatların yanıtsız kalmasını AKP’nin ayrımcı, yandaşçı politikasının bir tezahürü olarak görüyorum ve bunun düzeltilmesini Balıkesir halkı adına rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Havutça.

 

Sayın Doğru…

10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ili Erbaa ilçesi Gökal beldesindeki heyelan nedeniyle AFAD’dan herhangi bir yardım yapılmadığına ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat ili Erbaa ilçesi Gökal beldesinde, geçmiş günlerde, büyük bir yağmur afetinden sonra heyelan olmuştur, heyelanın da boyutu çok büyüktür. Büyük olmasıyla beraber, oradaki yollar tamamen bozulmuş, akabinde, kanalizasyondan tutun da yer altıyla ilgili su şebekeleri dâhil, her şeyin tamamen yıpranmış olduğu ve bozulmuş olduğu görülmüştür. Belediye Başkanlığı orada afetle ilgili raporlarını tutmuş olmasına ve de başvurmuş olmasına rağmen AFAD’dan herhangi bir yardım yapılmamıştır. Kışın gelmesiyle beraber… O bölge de çok ağır şekilde kış şartlarının olduğu bir bölgedir. Buradan bir kez daha sesleniyorum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına: Oraya onların talep etmiş olduğu ödeneklerin acil olarak gönderilmesi gerekmektedir. Göndermezseniz yaklaşık olarak 5 binin üzerinde insan çok büyük mağduriyet yaşayacaktır. Mağduriyetin giderilmesi noktasında da acilen buraya ya ekipler gönderilmeli veyahut yardımlar gönderilmelidir diyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Sayın Aygün…

11.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Tunceli TEDAŞ’ta çalışan işçilerin sorunlarına ve Tunceli’nin köylerine elektrik verilemediğine ilişkin açıklaması

 

HÜSEYİN AYGÜN (Tunceli) – Sayın Başkanım, çok teşekkürler.

Tunceli’de, az evvel milletvekili arkadaşımın bahsettiği gibi, taşeronlaştırma ve elektrik gibi önemli bir alanda kamunun küçültülmesi politikalarının bir sonucu olarak bir aydır kamu hizmeti verilmiyor ve 10 Ekimde çok acı bir olay meydana geldi. İbrahim Atan isimli bir işçi, TEDAŞ yöneticilerinin ve ildeki bazı idarecilerin zorlamalarıyla, Ovacık ilçesinde işçilerin iş yavaşlatma eylemi nedeniyle elektriklerin sağlanması için biraz da baskıyla göreve gönderildi ve yüksek gerilime kapılarak hayatını kaybetti. Aradan on iki gün geçti, hiç kimse gözaltına alınmadı, hiçbir işlem yapılmadı.

Tümüyle devletin kamusal yönünün tasfiyesine bağlı olan politikaların kurbanı olan İbrahim Atan’ı burada saygıyla anıyorum.

Tunceli’de bir elektrik meselesini gideremeyen, TEDAŞ’la anlaşamayan ve her şeyi özelleştiren Hükûmetin ulu yöneticileriyle de biraz dalga geçmek istiyorum: Siz bence Dersim meselesiyle hiç uğraşmayın, şu elektrik meselesini çözün, o zaman benden size tam puan Dersim Milletvekili olarak!

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aygün.

Sayın Oğan...

12.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır Müftüsünün Iğdır halkıyla ilgili hazırladığı rapora ilişkin açıklaması

 

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bir süre önce Iğdır Müftü Yardımcısının Iğdır halkına hakaret eden sözleri Iğdır kamuoyuna yansıyınca ciddi bir sıkıntı ortaya çıktı, Müftü Yardımcısı Iğdır’dan ayrıldı. Şimdi de Iğdır Müftüsü Cüneyt Kulaz imzalı bir rapor yeniden ortalığı karıştırdı. Iğdır halkına hakaret eden, Iğdır halkını dışlayan, ayrıştıran bir raporun adına... Açılımlardan sorumlu Sayın Başbakan Yardımcısı da burada. Nasıl böyle bir şeye müsaade edersiniz Sayın Başbakan Yardımcısı? Iğdır halkını ayrıştıran bu Müftü hâlâ nasıl Iğdır’da görev yapmaya devam ediyor?

Bir gün sonrasında Turgutlu’da bu defa, oradaki yine Iğdırlıların yapmış olduğu camiye, cemaat akşam namazındayken müftülükçe geliniyor, korsan bir tabela asılıyor. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Buradan size soruyorum: Iğdır halkına sizin bir garazınız mı var? Alıp veremediğiniz nedir? Iğdır halkını bu anlamda rahat bırakın ve Iğdır halkına hakaret eden o Müftüyü de bir an önce Iğdır’dan alın, başka nerede değerlendirirseniz değerlendirin.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Sayın Öğüt...

13.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Çankırı’nın Kurşunlu ve Çerkeş ilçelerindeki fabrikalarda çalışan işçilerin durumuna ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Çankırı Kurşunlu’daki seramik fabrikasında çalışan işçilerin bir kısmı fabrika yönetiminin aldığı kararlarla Ramazan Bayramı öncesi ücretsiz izne çıkarılmış, yönetimle masaya oturan işçiler taleplerine olumlu cevap alamayınca oturma eylemi başlatmışlardı. Ne var ki fabrikada sorunlar hâlen çözüme ulaşmış değildir. Kurban Bayramı öncesinde yine birçok işçi işten çıkarılmıştır. Bugün itibarıyla toplamda 800-900 civarında kişi işten çıkarılmıştır, üstelik maaşlardaki düzensiz ödemeler sebebiyle birçok aile de mağdur durumdadır. İşçilerin ikişer, üçer aylık maaşları içeridedir.

Diğer yandan Çerkeş’teki Aytaç işçilerin durumunu daha önce de dile getirmiştik. Buna rağmen somut bir netice elde edilememiştir. İşten çıkarılan ve fabrikanın satışı sonrası yeni yönetim tarafından işe geri alınacakları söylenen 475 işçi, hâlen kendilerine gelecek olumlu haberi beklemektedir, tazminatlarını da hâlen alamamışlardır. Her iki fabrikanın işçileri de iktidardan yardım beklemektedir. Bu iki fabrikanın işçilerine bağlı olan bölgenin esnafı ve ekonomisi iflas durumundadır. Bu, bütün bölgeye yansımaktadır, kiralar ödenememektedir.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Yüksel…

14.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Millî Eğitim Müdürlüğünün taşımalı eğitimle ilgili görevlerini yerine getirmediğine ilişkin açıklaması

 

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Millî eğitim müdürlüklerinin taşımalı eğitim sistemine göre çocukları servis araçlarıyla merkez köylere taşıma zorunluluğu varken İzmir’de okullar açıldığından beri Millî Eğitim Müdürlüğü bu görevini yerine getirmemektedir. Küçücük çocuklara “Okula nasıl giderseniz gidin.” denmektedir, Millî Eğitim Müdürü sorumluluğu belediyelere yüklemeye çalışmaktadır. Yüzlerce öğrenci, binlerce öğrenci okuluna gidemiyor, eğitim hakkı engelleniyor; aileler çaresiz, anneler gözyaşı içinde. Millî Eğitim Müdürü 5 yaşındaki çocuklara bile tek başlarına toplu taşıma araçlarına binerek okullara gitmelerini öneriyor, okullara çok uzak duraklarda inen çocukların başına herhangi bir şey geldiğinde sorumluluğun kime ait olacağını düşünmeden.

Önümüz kış. Bakanlığın Millî Eğitim Müdürünü uyararak derhâl soruna çözüm bulması gerekmektedir.

Teşekkür ederim, saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Sayın Yılmaz…

15.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, bu yılın haşhaş kapsülleri fiyatlarının belirlenmesi ve üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün Uşak’ın Sivaslı ilçesinden bir muhtarımız telefon etti, haşhaş kapsüllerini Toprak Mahsulleri Ofisine teslim edeli iki ay olmasına rağmen henüz fiyatların açıklanmadığını ve bu yılın fiyatlarının kendilerine ödenmediğini belirtti. Ben bu konunun doğruluğunu araştırmak için Toprak Mahsulleri Ofisiyle görüştüğümde, yine geçen yılın fiyatlarının geçerli olduğunu, haşhaş kapsülüyle ilgili bu yılın fiyatlarının henüz belirlenmediğini belirttiler. Bu, bizim üreticilerimiz, ciddi anlamda mağdur olan üreticilerimiz açısından çok ciddi bir sorundur. En kısa zamanda haşhaş kapsüllerinin bu yılın fiyatlarının belirlenmesi ve üreticilerimizin mağduriyetinin giderilmesi gerekmektedir. Hükûmet temsilcileri, umarım, bunu, Uşak’tan gelen bu sesi dinlerler, haşhaş kapsülü fiyatlarının en kısa zamanda belirlenmesi konusunda ve gerçekten enflasyonun altında kalmayacak şekilde belirlenmesi konusunda gereken çabayı sarf ederler diye umuyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Çam…

16.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ve Hükûmeti iş cinayetleri konusunda daha duyarlı olmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

 

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Önceki gün Manisa Soma’da yine bir iş cinayeti işlendi ve 20’nin üzerinde işçi, emekçi kardeşimiz göçük altında kaldı, bunlardan 1 arkadaşımız Yunus Güçlü de hayatını kaybetti. Kendisine Tanrı’dan rahmet, ailesine başsağlığı diliyoruz.

On bir yıllık AKP iktidarı döneminde yaklaşık 12 bine yakın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ortalama her yıl 1.100 kişinin üzerinde çalışan hayatını iş cinayetlerinde kaybetmektedir; dünya 6’ncısı, Avrupa’da 1’inciyiz. Acaba Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ve yetkililer, ilgililer bu iş yerlerinde gerekli denetimleri yapıyorlar mı, yapmıyorlar mı? Yapmadıkları açık ve net bir şekilde ortada çünkü defalarca Soma’da bu tip iş cinayetleri işleniyor ama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu konuda sadece seyrediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ve Hükûmeti bu konuda daha duyarlı olmaya ve göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çam.

Sayın Atıcı…

17.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Alevi vatandaşların Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutladığına ve Mersin’in Bozyazı ilçesinde yaşanan hortum felaketine ilişkin açıklaması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, öncelikle Alevi yurttaşlarımızın büyük bir coşkuyla kutladığı ve Hazreti Ali’ye velayetin verildiği gün olan ve en büyük bayram olarak kabul edilen Gadîr-i Hum Bayramı’nı kutluyorum.

İkinci olarak da, dört gün önce Mersin’in Bozyazı ilçesinde bir hortum meydana geldi ve bu hortum nedeniyle 100 dönümden daha fazla muz serası hasar gördü. Şimdi ben buradan sayın bakanlara da, yetkililere de sesleniyorum: Bu insanların sigortaları yok, bunların kredi borçları ertelenmeli, devlet bu vatandaşlarımıza el uzatmalıdır. Ziraat Bankasının Kazanlı’daki çiftçilerin topraklarını elinden aldığı gibi, Bozyazı çiftçisinin serasını elinden alması engellenmelidir, hacizler engellenmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Tanal…

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Ankara cadde ve sokaklarının otopark olarak kullanılmamasına yönelik Danıştay kararına uymadığına ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ankara cadde ve sokaklarının otopark olarak kullanılmasını Ankara İdare Mahkemesinde iptal ettirdim, Danıştay da bu kararı onadı. Ancak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hâlen cadde ve sokakları otopark olarak kullanmaya devam ediyor. Mahkeme kararları idareyi de bağlar. Burada hem İçişleri Bakanlığı hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mahkemenin kararını uygulamayan Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında ne işlem yapacak, bir soruşturma yaptıracaklar mı? Bu usulsüz uygulamaya son verilecek mi?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Ağbaba…

19.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, vatandaşların Malatya Arapgir’de yapılmak istenen HES’e karşı olduklarına ilişkin açıklaması

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bildiğiniz gibi, Malatya’nın sadece kayısısı değil Arapgir’in üzümü de dünyaca ünlü, dünyaca ünlü köhnü üzümümüz var. Köhnü üzümü maalesef bu yıl para etmiyor, para etmediği gibi, AKP Hükûmetinin almış olduğu bir kararla köhnü üzümünün yok olmasını sağlayacak Kozluk Çayı üzerinde bir HES yapılmaya çalışılıyor. Bu HES’e Arapgir Belediye Başkanı başta olmak üzere bütün köy dernekleri karşı, Arapgir kaşı. Ama ısrarla, belki o yörenin en güzel çayı olan Kozluk Çayı’nı bitirmeye çalışıyorlar ve maalesef, köhnü üzümünü de yok etmeye çalışıyorlar. Burada Sayın Bakan Veysel Eroğlu da beni duyuyor. Bu katliamdan vazgeçin, Arapgir’i yok etmeyin, Arapgir’in o güzelim köhnü üzümünü, o güzelim çayını yok etmeyin. Oraya HES kurulmasına bütün Arapgir karşı, biz de karşıyız. Bu konuda gerekenin yapılmasını Meclisten rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Sayın Yılmaz…

20.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Çukurova’daki çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

 

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bilindiği gibi Çukurova, Adana’mızın Çukurova’sı tarımda dünyanın en verimli topraklarına sahip olmasına rağmen, ne yazık ki buğday ve mısırda hüsrana uğrayan, emeklerinin karşılığını alamayan çiftçilerimiz… Özellikle bu bayramda gezdiğimizde çiftçilerimizi, ayçiçeğinde geçen seneki fiyatlardan yüzde 30-40 oranında düşük bir fiyatla mahsullerini satmak zorunda kaldılar. Başta Kamışlı Boğazı olmak üzere elma üreticilerimiz geçen yıl sandığını 30 liraya satarken bu sene 10 liraya bile alıcının olmadığını, elmaların dalda kaldığını, çiftçilerimizin özellikle temel girdileri olan gübre, ilaç ve tohum gibi borçlarını ödemekte çok sıkıntıya düştüklerini… Tefecilerin eline düşme noktasında çok ciddi sıkıntılar yaşanması, Adalet ve Kalkınma Partisinin Çukurova gibi dünyanın en verimli topraklarının olduğu yerde çiftçiyi tefecinin eline düşer hâle getirmesi tarım politikasının çökmesi manasına geliyor. Bu, birtakım sosyal patlamalara ve sosyal sıkıntılara neden olacağından dolayı, Hükûmetin üyeleri buradayken, bununla ilgili tedbir alınmasını öneriyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Aydın…

21.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, ODTܒden geçirilmesi planlanan yola ilişkin açıklaması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Özellikle son günlerde bir bilgi kirliliği görmek mümkün ODTÜ yoluyla ilgili.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; ODTÜ yolu Sayın Murat Karayalçın’ın Belediye Başkanı olduğu dönemde 2/8/1991 tarih ve 347 sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı’yla Eskişehir yolu, Konya yolu bağlantısını sağlayan 50 metrelik yola ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tasdik edilerek yürürlüğe girmiştir. ODTܒnün 1986 yılı yapısal plan önerisinde de bulunan, 1982 tarihinde onaylanan, 1990 Ankara Nazım İmar Planı ve 1994-2015 Ankara Ulaşım Ana Planı’nda da bu yol yer almaktadır. Dolayısıyla yeni bir yol değildir.

Yine, 2012 yılında ODTÜ ile yapılan görüşmeler ile yolun açılması kararlaştırılmış, 27 alternatif proje hazırlanmış ve ODTÜ yönetimi alternatif 27 projeyi kabul etmiştir. ODTÜ Rektörü de üniversitenin sitesinde yaptığı açıklamada, yolun geçeceği bölgeye 1980’lerden beri ağaçlandırma yapılmadığını açıklamış. Bölgede kendiliğinden yetişen ağaçların 600 kadarı farklı bölgeye taşındı. Geri kalan 1.400 civarında çalı tarzındaki yeşilin parası ODTܒnün hesabına yatırıldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Melih Gökçek, gösterilecek bir başka yere istenilen kadar ağaç dikilebileceğini de ifade ediyor ki yapıyor bunu da. Bölgede her sabah ve akşam trafik kaplumbağa hızında ilerliyor. Olmayan yeşil bahane edilerek, iki belediye otobüsü içindeki yolcular indirilerek otobüse el konuluyor ve zarar veriliyor. Hatta biri patlamak üzereyken emniyetin yetişmesi sonucu facia engelleniyor. Bu otobüsler doğal gazla çalışıyor.

Haksız ve hukuki olmayan bir karşı duruş sergilenmektedir. Önemli olan, insanların faydasına bir iş yapmaktır, yol açmaktır, medeniyete erişmektir. Bu yolun açılması noktasında da üstün kamu yararının gözetilmesi gerekiyor. Hele ki söz konusu yeşile gelince de, yeşille ilgili olarak hiç kimse, kusura bakmayın, AK PARTİ’yle boy ölçüşemez diyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Acar…

22.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya Manavgat’taki Ahmetler Kanyonu’nun HES projesiyle yok edilmek üzere olduğuna ilişkin açıklaması

 

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gezi Parkı ve ODTܒdeki gece baskınıyla yapılan ağaç katliamlarının ardından benzer şekilde Antalya’nın tüm alanları da AKP’nin tehdidi altındadır. Ormanlar taş ocaklarıyla, kıyılar rant projeleriyle, akarsular da HES projeleriyle yok ediliyor. Bunlardan biri de Manavgat ilçesindeki Ahmetler Kanyonu ve Karpuz Çayı’dır. Yurttaşlarımızın, köylülerimizin tepkisine rağmen, önemli bir doğal yaşam alanı olan, dünyada eşi bulunamayacak ender güzellikteki yerlerden biri olan Ahmetler Kanyonu HES projesiyle yok edilmek üzeredir. İnşaat çalışmalarına başlanılmasıyla birlikte bölgede ciddi gerginlikler yaşanmış ve bugün de yine olaylar çıkmıştır. Yurttaşlarımızın kılına gelecek zararın sorumlusu AKP iktidarıdır.

Buradan uyarıyoruz: Yurttaşın sesine kulak verin, bu yanlıştan bir an önce dönün. Türkiye’nin önemli bir turizm değerini, doğal yaşam alanını yok etmeyin. Her şey para değildir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın  Acar.

Sayın Özel…

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden kazasına ilişkin açıklaması

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soma ilçemizde yaşanan üzücü maden kazası sonucunda bir işçimiz yaşamını kaybetti. Kendisini rahmetle anıyoruz.

Bu, bu maden ocağında, yaşanan ilk patlama değildi. 2012 yılında üst üste 3 kez yangın çıkınca Çalışma Bakanının yanıtlaması için bir soru önergesi vermiştim. Kendi verdiği cevapta, yedi yılda 10 kez bu madenin denetlendiğini, 66 kusur bulunduğunu, 2011 yılında kapatıldığını ancak bir ay sonra tekrar açıldığını ifade etmişti.

Biz Manisalılar bu maden ocağını çok yakından biliyoruz ama siyaset de çok yakından biliyor. Bu maden ocağı, iktidar partisinin mitinglerine 4 bin işçiyi toplu hâlde götürdüğü ve Başbakanın “Baretlerinizi göreyim.” diyerek selamladığı madencilerin çalıştığı maden ocaklarından biridir. Arkasında böyle bir siyasi irade olduğu için de kapatıldıktan bir ay sonra görünmez bir el bu maden ocağını açtı. Bugün karşı karşıya kaldığımız durumun sorumlusu, gerçek sorumlusu da bu partizanca yaklaşımdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Son olarak Sayın Eryılmaz…

24.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Suriye ile aramızdaki sınır kapılarının durumuna ilişkin açıklaması

 

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Suriye ile yaşadığımız sıkıntılardan dolayı bütün sınır kapılarımız, bütün gümrük kapılarımız kapanmış durumda. Bu kapıların içerisinden, güvenli geçişin yapıldığı, hiçbir sorunun yaşanmadığı, hiçbir patlamanın olmadığı Yayladağı Sınır Kapısı beş ay önce kapatıldı. Oysa Suriye’de okuyan ve Suriye’de, Türkiye’de akrabaları bulunan binlerce vatandaşımız beş aydır Suriye’ye giriş çıkış yapamıyor ve güvenli olan bu gümrük kapısının, bu sınır kapısının neden kapatıldığıyla ilgili olarak da bugüne kadar hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sözde bu kapı bir aylığına kapatılmış ama aradan beş ay geçmesine rağmen hâlâ kapı açılmadı ve ne zaman açılacağıyla ilgili de bir açıklama yapılmamaktadır. Ben sayın bakandan bu kapının ne için kapatıldığını ve ne zaman açılacağını öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eryılmaz.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu, gündemin sözlü sorular kısmının 1, 1447, 1547, 1998, 2093, 2094, 2096, 2101, 2103, 2132, 2153, 2186, 2187, 2188, 2203, 2282, 2284, 2285, 2286, 2317, 2329, 2331, 2332, 2340, 2342, 2375, 2407, 2408, 2409, 2411, 2412, 2413, 2415, 2416, 2417, 2418, 2419, 2584, 2609, 2612, 2613, 2626, 2627, 2630, 2649, 2707, 2890, 2893 ve 2950’nci sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Şimdi de Meclis araştırmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 19 milletvekilinin, bazı illerde Alevi vatandaşlara yönelik meydana gelen olayların nedenlerinin ve faillerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/738)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemiz tarihinde Alevi vatandaşlarımıza yönelik çok sayıda katliam gerçekleştirilmiştir. Bu katliamların pek çoğu örgütlü ve sistemli bir şekilde icra edilmiştir. Suçlular ise korunmuş ve çoğu zaman yargı karşısına çıkartılamamıştır. Bu katliamlardan biri de yakın tarihimizin kara lekelerinden biri olan Maraş katliamıdır. Maraş katliamı öncesi Alevilerin ev ve iş yerleri işaretlenmiş ve katliam bu işaretler üzerinden gerçekleştirilmişti.

26 Şubatı 27 Şubata bağlayan gece, Alevilerin yoğun olarak ikamet ettikleri Adıyaman merkeze bağlı Yenimahalle ve Karapınar mahallelerinde Alevi vatandaşlara ait evlerin kapısı çeşitli şekiller ile işaretlendi. Korku ve paniğe kapılan halk geceleri nöbet tutmaya başladı. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, çocukların yapmış olabileceğini ancak istihbarat çalışmalarının devam ettiğini belirtmiştir. Bakanlığın bu gayriciddi tavrı, olayın aydınlatılmasında önemli ipuçları barındırması gereken kamera kayıtlarında da devam etmiştir. Emniyet güvenlik kamerasının kapalı olması ve evlerden alınan bir kamerada da görüntü olmadığı yönündeki bilgi, tedirginliği ve şüpheyi artırmıştır. 6 STK tarafından düzenlenen raporda ise, halkla yapılan bir toplantıda "Kaybolan bir arı kovanı dahi bulunurken, evleri işaretleyenler neden bulunmuyor?" ifadeleri ile konuya dikkat çekilmesi, şaibe ve şüpheler gözler önüne serilmektedir. İlk açıklamalarda işaretlenen evlerin çoğunluğunun Alevilere ait evler olduğu belirtilse de daha sonra işaret konulan evlerin tamamının Alevilere ait olduğu anlaşılmaktadır.

15 Mart 2012 tarihinde, saat 21.00 sularında ise İzmir'in Çiğli ilçesi Harmandalı beldesinde, Alevilerin yaşadığı Onur 1 Apartmanındaki dairelerin kapılarına bir mektup bırakılmıştır. Dinî içerikli mektupların içeriği şöyledir: "Ey kardeşlerim! Rabbinize dönün, kıyamet yakındır. Tövbe kapısı her daim açıktır. Rabbinize el açıp günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. O zaman dualarımızın onun huzurundan geri çevrilmediğini göreceksiniz. Günde 100 defa ‘La ilahe illallah’ de, 100 defa istiğfar getir. Gücünüzün yeteceği kadar perşembe ve pazartesi günlerini Allah için oruçlu geçir." Daha sonra mahalle halkı toplanarak bir protesto yürüyüşü gerçekleştirmiş ve faillerin bulunmasını talep etmişlerdir. Bölge sakinlerinin tedirgin oldukları, bizzat yetkililer tarafından dile getirilmiştir.

19 Mart 2012 tarihinde, Gaziantep'in Şahinbey ilçesine bağlı Ulaş, Kıbrıs ve Onur mahallelerinde ikamet eden Alevi yurttaşların kaldığı yaklaşık 40 sokağın başına ve evlere işaretler konulduğu fark edilmiştir. Kırmızı boyalarla, tek veya çift yönlü kırmızı ok işaretleriyle sokakların işaretlenmesi ve evlerin duvarlarına yapılan işaretler mahallelerin sakinlerini olumsuz yönde etkilemiş ve tehdit algısı oluşturmuştur. Gaziantep Alevi dernekleri adına bir açıklama yapılarak halk sakinleştirilmeye çalışmıştır.

28 Mart 2012 tarihinde ise Erzincan'a bağlı Avcılar köyünde okul duvarına "Kâfir Aleviler hepiniz yanacaksınız." ve "Hepiniz kâfirsiniz." yazıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu okulun, bölgede bulunan bir karakola oldukça yakın olması ise akıllara çeşitli soru işaretleri getirmiştir.

Yukarıdaki tehdit ve saldırı gibi örnekler, 27 Şubat 2012 ve 28 Mart 2012 tarihleri arasında, yaklaşık bir ay gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleşmiştir. Tarihsel açıdan düşünüldüğünde, Maraş, Çorum ve Malatya'da yaşanan saldırı ve katliamların örgütlenme biçimiyle oldukça benzerlik gösteren bu olayların ciddiye alınması gerekmektedir. Bu "işaretlemeler" halk arasında panik ve korkuya yol açmıştır.

Emniyet birimleri tarafından, henüz kimsenin yakalanmamış olması ise panik ve endişeyi daha da artırmaktadır. Adıyaman'da güvenlik kameralarının o gün kapalı olması ve bir evden edinilen kamerada ise bir şey bulunamamış olması ve Erzincan'da duvarına yazılama yapılan okulun karakola 200 metre kadar yakın bir mesafede olması ise korku ve panikle birlikte şaibe ve şüphelerin oluşmasına neden olmuştur.

Adıyaman, Gaziantep, İzmir ve Erzincan'da yaşanan olaylara zemin oluşturan nedenlerin, aradan uzun zaman geçmesine rağmen faillerin neden yakalanamadığının, delillerin karartılma ve provokasyon boyutunun ve faillerin himaye edilip edilmediğinin araştırılması ve bu tarz olayların yaşanmaması için alınacak önlemlerin belirlenebilmesi için Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.02.04.2012

1) Veli Ağbaba                                   (Malatya)

2) Hülya Güven                                  (İzmir)

3) Ercan Cengiz                                 (İstanbul)

4) Aydın Ağan Ayaydın                       (İstanbul)

5) Sena Kaleli                                   (Bursa)

6) Namık Havutça                              (Balıkesir)

7) Doğan Şafak                                  (Niğde)

8) Süleyman Çelebi     (İstanbul)

9) İhsan Özkes                                   (İstanbul)

10) Binnaz Toprak                              (İstanbul)

11) Ömer Süha Aldan (Muğla)

12) Ali İhsan Köktürk   (Zonguldak)

13) Mehmet S. Kesimoğlu                   (Kırklareli)

14) Sedef Küçük                                (İstanbul)

15) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

16) Haluk Eyidoğan     (İstanbul)

17) Ali Haydar Öner     (Isparta)

18) Metin Lütfi Baydar                        (Aydın)

19) Mahmut Tanal                              (İstanbul)

20) Haydar Akar                                 (Kocaeli)

2.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün ve 21 milletvekilinin, domates tohumu konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/739)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Özellikle Tokat ilimizin tarımsal ekonomisinde önemli bir yeri bulunan domates ve domates tohumlarının sorunlarının araştırılıp alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddelerine göre bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Orhan Düzgün                                (Tokat)

2) Mehmet S. Kesimoğlu                     (Kırklareli)

3) Mehmet Şeker                                (Gaziantep)

4) Ramazan Kerim Özkan                    (Burdur)

5) Candan Yüceer                              (Tekirdağ)

6) Mustafa Serdar Soydan                  (Çanakkale)

7) Ayşe Nedret Akova                         (Balıkesir)

8) Ahmet İhsan Kalkavan                    (Samsun)

9) İhsan Özkes                                   (İstanbul)

10) Emre Köprülü                               (Tekirdağ)

11) Engin Özkoç                                 (Sakarya)

12) Ali Haydar Öner                           (Isparta)

13) Malik Ecder Özdemir                                           (Sivas)

14) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

15) Süleyman Çelebi                                                (İstanbul)

16) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

17) Sedef Küçük                                                       (İstanbul)

18) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

19) Metin Lütfi Baydar                                              (Aydın)

20) Mahmut Tanal                                                     (İstanbul)

21) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

22) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

Gerekçe:

Dünyada yaklaşık 116 milyon ton domates üretilmektedir; bu miktarın yaklaşık 16 milyon tonu AB ülkelerinde, 8 milyon tonu da ülkemizde üretilmektedir. Dünya domates üretiminin yüzde 7'si, AB ülkeleri içindeki üretimin de yarısı ülkemizde yapılmaktadır.

Türkiye'de toplam sebze üretimi içerisinde yüzde 40'lık payı olan domates, üretiminde hibrit tohumluğu tercih edilen sebzelerin de başında yer almaktadır. Hibrit tohum, aynı türe ait bitkinin genetik bakımdan kendisiyle yakın akraba olmayan bir başka bitki ile tozlanmasıyla yani melezlenmesiyle elde edilmektedir. Yerli tohum ile bir dönümde en fazla 2 ton elde edilirken, hibrit tohum ile 5 tona varan bir verim elde edilmektedir. Hibrit tohumun hastalık ve zararlılara, sıcağa ya da soğuğa karşı dayanıklılığı, raf ömrünün uzunluğu ve yüksek verim sağlaması gibi nedenlerle üretimde tercih edilmesiyle domates üreticilerimizin büyük bir bölümü yerli tohumlar yerine ABD, Fransa ve İsrail'den ithal hibrit tohum kullanmaya yöneldiler. Hibrit tohumun verimi yüksek olmasına rağmen ikinci senede tohum alınamamaktadır, ihracat avantajı fazla olsa bile iç piyasada tüketim daha fazla olmaktadır. Çiftçimiz bir sonraki yıl yerli üretime geçmek istese bile verimin düşüklüğü belini kırmaktadır, üstelik bu tohumlardan yapılan üretim tarımda kimyasalların yoğun kullanımını da teşvik etmekte ve gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla, Türk çiftçisi her yıl yeniden ithal tohuma yönlendirilmekte, böylece yabancı şirketler ve İsrail tohumculuktan büyük paralar kazanmaya devam etmektedirler. Ülkemizin şartlarına uygun, verimi yüksek millî tohum projemiz olmadığı için çiftçimiz ithal tohuma mahkûm edilmiştir.

Bulunduğu bölgeyle özdeşleşen yerli tohumdan üretilen bazı domates türleri maalesef tarihe karışmaktadır, tohumu İsrail veya Fransa'dan ithal edilmektedir. Anadolu'da yarattığı damak tadı ve kültür sonucunda oluşan yerli domates tohumları kendi ortamına tam uyum sağlamış, çok az bir emekle, neredeyse gübresiz, ilaçsız, hatta çoğu yerde susuz yetişen, sofralarımızın tadı tuzu olan tohumlardır. Tokat bölgemizin yerli tohumdan üretilen domatesi de yöremize özgü tadı ve aromasıyla diğer domateslerden ayrılmaktadır ve bunu tohumuna borçludur. Yerli domatesimiz tadıyla öne çıksa da üreticilerimiz açısından daha fazla özen ve emek istemektedir. Çiftçimiz, yüksek verimli fakat lezzeti ve kokusuyla damak tadına hitap etmeyen hibrit tohum veya verimi az fakat lezzetiyle ve aromasıyla kendi bölgesiyle ünlenen domatesini ve pazarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 19 milletvekilinin, Hatay’ın İskenderun ilçesinde yeşil alan olarak planlanan arazinin bir firmaya kiralanması hususunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/740)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hatay ili İskenderun ilçesi Sarıseki Belde Belediyesi sınırları içerisinde imar planında 78.000 metrekare yeşil alan (park) olarak planlanmıştır. Ancak E-5 karayolu üzerinde 1869 ada 2, 3 ve 4 no.lu parseller ile 1870 ada 1 no.lu parselde Sarıseki Belde Belediyesinin imar uygulaması ile mevcut alan I-PEKS Turizm AŞ'ye kiralama yapılmıştır.

Bu çerçevede;

1 ) Yukarıda sözü edilen ve imar planında yeşil alan olarak belirlenen ve Sarıseki Belediyesinin imar uygulaması ile 1869 ada 2, 3 ve 4 no.lu Maliye hazinesi olan ve İskenderun Kaymakamlığı Mal Müdürlüğüne ait yeşil alanda I-PEKS, Çalışkan Kömür, Safi Kömür ve Torbapak kömür firmaları ruhsatsız olarak mı faaliyetlerini sürdürmektedirler?

2) Sarıseki Belediyesi tarafından Çalışkan Kömür ve Torbapak kömür firmaları adına sahte çalışma ruhsatı düzenlenmiş ve Gümrük Müsteşarlığı tarafından bir ay sonra bu ruhsatlar iptal edilmiş, İskenderun Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü tarafından 1869 ada 2 no.lu parsel için ceza kesilmiş ve tahsil edilmiş olduğu hâlde niçin 3 ve 4 no.lu parsellerden ecrimisil tahsilatı yapılmamıştır? Mülga Çevre ve Orman Bakanlığının 23/9/2010 tarihli ve 868-56321 sayılı yazısında 14.753 metrekarelik alanda izin verilen pres kömür faaliyetiyle ilgili izinsiz kapasite artırımına gidilmesi sebebiyle 6/6/2002 tarihinden sonra tesise ilave edilerek kapasite artışına neden bölümlerde (belediyeden kiralanan arazilerde) yapılan tüm faaliyetlerin durdurulması kararı neden uygulanmamıştır?

3 ) İskenderun Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünün 29/9/2010 tarihli ve 3060 sayılı yazısında bu parsellerin tahliye edilmesi gerektiği bildirildiği hâlde firmaların tahliyesi neden yapılamamıştır?

4) İskenderun Kaymakamlığı Mal Müdürlüğüne ait bir yeşil alanda hangi mevzuat gereğince ticari bir faaliyet yürütülmektedir? Şayet yürütülüyorsa yeşil alanda faaliyet gösteren firmaların birinci sınıf gayrisıhhi müesseseler mevzuatı gereğince gayrisıhhi müessese raporu bulunmakta mıdır?

Yukarıda belirtilen sorulara cevap bulunması ve bölge halkının sesine kulak verilerek, çevre sorunlarını engellemek ve kamu yararının korunması amacıyla, Hatay ili İskenderun ilçesi, Sarıseki Belde Belediyesinin imar uygulaması ile mevcut alanların I-PEKS Turizm AŞ'ye kiralama hususları ile ilgili gerekli araştırmaların yapılarak, alınabilecek tedbirlerin, çözüm önerilerinin belirlenmesi ve uygulanması konularında, Meclisimizin ve halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla, Anayasa’nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mehmet Ali Ediboğlu                                             (Hatay)

2) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

3) Mehmet Şeker                                                      (Gaziantep)

4) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

5) Mustafa Serdar Soydan                                         (Çanakkale)

6) Ahmet İhsan Kalkavan                                          (Samsun)

7) Ayşe Nedret Akova                                               (Balıkesir)

8) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

9) Emre Köprülü                                                       (Tekirdağ)

10) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

11) Mehmet S. Kesimoğlu                                         (Kırklareli)

12) Süleyman Çelebi                                                (İstanbul)

13) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

14) Malik Ecder Özdemir                                           (Sivas)

15) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

16) Sedef Küçük                                                     (İstanbul)

17) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

18) Metin Lütfi Baydar                                              (Aydın)

19) Mahmut Tanal                                                     (İstanbul)

20) Veli Ağbaba                                                       (Malatya)

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, tekraren, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuru

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, geçen iki toplantısında da başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini gerçekleştiremeyen Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyelerinin 22 Ekim 2013 Salı günü yani bugün saat 17.00’de KİT Komisyonu toplantı salonunda toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmalarını rica ederim.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşlarının 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen, hâlen kaçma şüphesi ve delilleri karartma olasılığı sebep gösterilerek cezaevlerinde tutulan 7 milletvekilinin hukuki durumlarının araştırılması ve tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile görevlerine başlamalarının sağlanması amacıyla 22/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/10/2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 22/10/2013 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                         İstanbul

                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşları tarafından, 22/10/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen, hâlen kaçma şüphesi ve delilleri karartma olasılığı sebep gösterilerek cezaevlerinde tutulan 7 milletvekilinin hukuki durumlarının araştırılması ve tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile görevlerine başlamalarının sağlanması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1041 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22/10/2013 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Lehinde Malatya Milletvekili Veli Ağbaba.

Buyurunuz Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle, geçtiğimiz Kurban Bayramı’nızı kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, 2002’den bu yana AKP’nin uyguladığı politikalar sonucunda Türkiye, herkes açısından dünyanın en büyük cezaevi hâline geldi. AKP, adalet konusunda dünya rekorları kırıyor. Bu dönemde AKP sayesinde dünyada cezaevinde en çok öğrenci Türkiye’de var ve bir kampüsü dolduracak kadar, en çok tutuklu sendikacı yine Türkiye’de ve üniversite kuracak kadar bilim adamı cezaevinde. Yine ordu kuracak şekilde en çok asker Türkiye’de cezaevinde. En az üç dört tane ulusal gazeteyi çıkaracak şekilde gazeteci var cezaevinde. Yine belki bir baroyu oluşturacak avukatlar Türkiye’de cezaevinde. Değerli arkadaşlar, bir siyasi partinin 81 ilde örgütlenmesini sağlayacak şekilde siyaset adamı şu anda cezaevinde bulunuyor.

Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman bunlara “demokrasi” demek mümkün değil. İdare edildiğimiz rejimin adına “demokrasi” demek mümkün değil, ancak ve ancak denilse buna “parmak demokrasisi” denilir ve bu parmak demokrasisinin örneğini de bugünlerde yaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de bu dönemde, 90 yıllık siyasi tarihimizde karşılaşmadığımız bir terimle daha karşı karşıya kaldık; tutuklu milletvekili meselesi. Tutuklu milletvekili meselesi sadece dünyada bize özgü bir mesele ve Türkiye tarihinde böyle bir sorunumuz olmamış. Değerli milletvekilleri, bir araştırma yaptık “Örneği var mı dünyada?” diye, maalesef bulamadık. Bu utanç sadece ve sadece bizde var. 90 yıllık cumhuriyet tarihimizde böyle bir şey yaşanmamış. Bakınız, geçmişte Mümtaz Faik Fenik isminde birisi 1950’de tutuklanıyor, 14 Mayıs 1950’de milletvekili seçilince tahliye oluyor. Hepimizin çok iyi bildiği Osman Bölükbaşı 1957 yılında hükûmete hakaretten tutuklanıyor, 1957 seçimlerinde Cumhuriyetçi Millet Partisinden milletvekili seçilince tutukluluğu sonlandırılıyor. Fadıl Akgündüz var, onu AKP grubu, hepsi çok yakından tanır, hakkındaki iddialar nedeniyle dört yıl iki ay hapis cezası alıyor, yurt dışına kaçıyor, kırmızı bültenle aranıyor. 2002 seçimlerinde Siirt’ten bağımsız milletvekili seçiliyor, Akgündüz milletvekili seçilince hakkındaki arama kararı kaldırılıyor ve 9 Kasım 2002 yılında Türkiye’ye geliyor. Yine Sayın Sebahat Tuncel tutukluyken 2007’de bağımsız milletvekili seçiliyor, 25 Temmuz 2007’de cezaevinden tahliye oluyor.

Peki, bu dönemde ne oluyor arkadaşlar? Önce YSK’nın aday olmasına izin verdiği Hatip Dicle’nin milletvekilliği çalınıyor. Sonra da halkın oylarıyla, tutuklu 8 insan milletvekili seçiliyor. 8 arkadaşın geçmiş dönemde seçilip serbest bırakılan milletvekillerinden hiçbir farkı yok. Değerli arkadaşlar, Anayasa aynı, kanun aynı ama maalesef halkın oylarıyla seçilen Kemal Aktaş, Engin Alan, İbrahim Ayhan, Mustafa Balbay, Selma Irmak, Faysal Sarıyıldız, Gürsel Yıldırım hâlâ cezaevinde tutuklu.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hatip Dicle de…

VELİ AĞBABA (Devamla) – 24’üncü Dönemde hâlâ yedi koltuk boş, Meclisin yedi damarı tıkalı yani Meclisimiz eksik, bu arkadaşlarımızın koltukları boş ve biz burada bugün otururken bizim gibi oylarla seçilen, milletvekili olan 7 arkadaşımızın tamamı 11 metrekarelik hücrelerinde tutsak tutuluyorlar. Onlar için TBMM harfleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin kısaltması değil; TBMM, “Türkiye büyük milletvekili mahpushanesi”nin kısaltması; bu utanç başta Meclis Başkanı olmak üzere hepimizin.

Değerli milletvekilleri, Meclis Başkanı dönem başında bir mektup yazarak Meclisin itibarını zedeleyecek davranışlardan kaçınmamızı istedi. Şimdi, Allah aşkına, Meclisin itibarını milletvekillerinin birbirine laf atması mı düşürür yoksa 7 milletvekilinin cezaevinde bulunması mı düşürür? Buna kim inanır değerli arkadaşlar? Bizi bu utanç, dünya siyasi tarihine geçirdi. Bu Meclise acaba bu Meclisi seçen bir halk inanabilir mi? 7 milletvekili tutuklu iken Meclisin itibarından söz edilebilir mi, Meclis itibarlı sayılabilir mi? Şimdi, kendi sorununu çözemeyen Meclis ülkenin sorunlarını çözebilir mi?

Bakın, bu konuyla ilgili sadece ve sadece gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklanan, şimdi Sincan L Tipi Cezaevinde bizi dinleyen İzmir Milletvekili Mustafa Balbay mektubunda şöyle diyor: “Bu sorun bütün canlılığıyla Meclisin gündeminde durmaktadır. Mecliste, dolayısıyla Türkiye’de irade özgürlüğü sorunu vardır.”

Değerli milletvekilleri, 24’üncü Dönem milletvekilleri olarak eğer demokrasiye inanıyorsak, eğer hukuka inanıyorsak Meclis olarak irade özgürlüğü sorununu çözmeliyiz. Biz buna CHP Grubu olarak hazırız. Biz demokrasiyi sadece kendimiz için değil herkes için istiyoruz, geçmişte bunu yaptık. Bakın, Başbakan için birileri “Muhtar bile olamaz.” diyordu ama 22’nci Dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri bunun önünü açtı. Biz bunu Başbakanı çok sevdiğimizden yapmadık, biz Türkiye’ye demokrasiyi getiren bir partinin üyeleri olduğumuz için yaptık ve Başbakanın önce milletvekili olmasını sağladık, sonra da Başbakan olmasını sağladık. Şimdi düşünüyorum, aslında “Muhtar bile olamaz.” derken muhtarlara hakaret edilmiş değerli arkadaşlar. Demokrasiye inanan ve bu yoldan geçmiş insan bunu yapabilir mi? 7 milletvekilinin içeride kalmasına izin verebilir mi? Böyle bir şey olabilir mi ve buna demokrasi diyebilir miyiz değerli milletvekilleri?

Şimdi, “ileri demokrasi” döneminde üç ayda bir yargı paketi çıkıyor değerli arkadaşlar; çözüm olmuyor, yeniden yargı paketi çıkıyor, artık yargı paketleri yetmiyor, şimdi, demokrasiyi paketlemede usta olan AKP demokratikleşme paketi açıklıyor. Bu pakette ilginç bir düzenleme var değerli milletvekilleri; “q”, “w”, “x” harflerine özgürlük veriliyor. Bu durumla ilgili olarak iki şey var: Dün, Sayın Gülşah Balbay çok güzel şekilde söyledi,  “q”, “w”, “x” harflerinin kullanımı serbest bırakılırken değerli milletvekilleri, Mardin’in, Şanlıurfa’nın ve Şırnak’ın milletvekilleri cezaevinde tutuluyor. Böyle bir şey olur mu? Böyle samimiyet olur mu? Buna kim inanacak? Buna sadece ve sadece sizin milletvekilleriniz inanır. Bir de bu “q”, “w”, “x”i klavyede özgür bırakıyorsunuz, bu harfleri kullanan gazetecilerin tamamını cezaevine tıkıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, elimde bir rapor var. Birazdan sayın grup başkan vekillerine bu raporu takdim edeceğim. Bu raporu Sayın Özgür Özel, Sayın Nurettin Demir’le birlikte hazırladık. Bu rapor bizim eserimiz değil. Değerli arkadaşlar, bu raporu hazırlayan AKP. Bu raporu hazırlamamıza yol açan AKP’nin uyguladığı politikalar maalesef bize daha çok rapor hazırlatacak gibi gözüküyor. Bu raporu yazarken tek tek milletvekillerini ziyaret ettik ve bir şeyle karşılaştık, tutuklu milletvekillerinin tamamı görevlerinden dolayı yargılanıyor. Diyarbakır Cezaevinde İbrahim Ayhan neyle suçlanıyorsa Sincan Cezaevinde Mustafa Balbay benzer şeylerle suçlanıyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, birkaç tane milletvekilinin nelerle suçlandığıyla ilgili örnek vermek istiyorum size: Yöneticisi olduğu siyasi partinin seçim çalışmalarına, basın açıklamalarına, mitinglere, parti içi eğitim çalışmalarına katılmak; seçim mitingi için pankart hazırlamak; partinin eğitim veren kurumunda açılış konuşması yapmak; üyesi olduğu partinin parti meclis üyesini ağırlamak; merkez ilçe yöneticisi olduğu partinin il binasına düzenli gidip gelmek; bölgede yaşanan ölümlerden sonra taziye ziyaretine gitmek; Türkçe, Kürtçe ve diğer dillerde müzik dinlemek; bölgeye özgü kıyafetleriyle basın açıklamasına, eylemlere katılmak; bir üst komutanlıktan gelen emre itaat ederek bir toplantıya katılmak; suçlanan bir komutan ile akrabalık bağının bulunması; gazeteci olarak devletin en üst düzey yöneticileriyle, Cumhurbaşkanı, Yargıtay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, siyasi parti temsilcileri, kuvvet komutanları, rektörler ve öğretim üyeleriyle, Türkiye’nin en büyük sendikalarından birinin başkanıyla görüşmek, bunlarla ilgili notlar tutmak; bugün hepinizin kabul ettiği Halepçe katliamını kınamak ve protesto etmek; yöneticisi olduğu bir partinin genel başkanıyla görüşmek; yöneticisi olduğu partinin grup başkan vekilleriyle telefonla görüşmek; fidan dikme kampanyasına katılmak. Hele bir suçlama var ki, değerli arkadaşlar, bu ilk kez yine AKP döneminde tarihimize geçti, basılmamış kitaptan suç üreten zihniyet aynı şeyi milletvekilleriyle ilgili de yapmış. Kemal Aktaş, 1980 yılında cezaevinde yaşamış olduğu olumsuzlukları anlatan bir kitap yazıyor, bu kitabı bastırmıyor ama AKP Hükûmeti, Başbakanın o seçim dönemlerinde “Aha, o Diyarbakır Cezaevi var ya.” dediği cezaeviyle ilgili yazmış olduğu kitaptan dolayı yargılanıyor ve suçlanıyor.

Eğer sizler parmak demokrasisinin milletvekilleri değilseniz bugün bu araştırma önergesine destek verirsiniz ve tutuklu milletvekili ayıbına son verirsiniz.

Hepinizi bu duygularla saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Aleyhinde Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.

Buyurunuz Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şunu bir göstermek istiyorum arkadaşlar size. Okunmuyor değil mi? Bunun adı “mazbatadır”, hani 12 Haziranda, seçimden bir gün sonra, sizler de seçildiğinizde il seçim kuruluna gidip size böyle bir mazbata vermişlerdi milletvekili oldunuz diye. İşte, bizim tutuklu milletvekilleri de… Bu Faysal Sarıyıldız’ın mazbatası, bu onun seçildiğine dair mazbata.

Şimdi, Faysal Sarıyıldız, Selma Irmak benim Şırnak’tan milletvekili arkadaşlarım, Nisan 2009’dan bu yana tutuklu arkadaşlar. Hem de Oslo görüşmelerinin yapıldığı en şey zamanlarda, en hararetli saatlerde -Sayın Atalay burada- ateşkes görüşmelerinin yapıldığı, barışın ve çözümün konuşulduğu çok önemli günlerde. 2009 yerel seçimlerinde 50 olan belediye başkanlığı sayımızı 100’e çıkarınca, hemen akabindeki hafta, 14 Nisanda parti örgütlerimize operasyon yapıldı. Bu yapılan operasyonlarda -o zaman DTP vardı- 3 eş genel başkan yardımcısı, 3 merkez yürütme kurulu üyesi, 3 parti meclisi üyesi, 11 kadın meclisi üyesi, 13 örgütlenme komisyonu üyesi, 2 belediye başkan yardımcısı, 7 yerel yönetimler komisyonu üyesi olmak üzere 54 kişi partide tutuklandı.

Sayın Ağbaba burada demin açıkladı bir raporunda, kim neden suçlanıyor. Yani hepiniz matematik bilirsiniz, geçtiniz, diploma aldınız. Nisan 2009, şimdi de Ekim 2013, tam dört yıl sekiz aydır tutukludurlar arkadaşlar, farkında mısınız? Dört yıl sekiz ay.

Peki, bu tutuklamanın özel yetkili mahkemede sürdüğünü biliyor musunuz? Biliyorsunuz. Neden yargılandığını biliyor musunuz? Fikirlerinden. Hangi fikirlerinden? Hatip Dicle’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde daha geçen hafta mahkûm ettiği fikirlerinden dolayı tutuklular. Yani şiddete çağrı yapmamışlar, şiddet uygulamamışlar, bir siyasi partinin faaliyetlerini icra ederken o fikirlerinden dolayı özel yetkili mahkemede tutuklanmışlar. O özel yetkili mahkeme kapatılmış. Orada düşman hukuku uyguluyor ve beş yıla yakın tutuklu.

Peki, istenen ceza -burada hukukçusunuz-. TCK 314’te istenen ceza beş yıl. Bu milletvekili dört yıl sekiz aydır tutuklu. Allah, vicdan, izan versin bu mahkemelere, bu yargıçlara, bu adalete! Ne iş bu! Bırakın milletvekili olmalarını, normal vatandaş dahi olsalar beş yıl ceza istedin, hadi Terörle Mücadele Kanunu ile yüzde 50 artırdınız, yedi buçuk sene, beş yıldır tutuklu, daha yargılaması sürüyor. E, bunun temyizi var, bunun Yargıtayı var… E, sen istediğin cezayı vermişsin, cezada geriye dönüş yok ki. Ceza adaletinde geriye dönüş yok. Bırakın siyasi temsili, milletin iradesini, hukuku, eşitliği, adaleti, burada bir zulüm var, zorbalık var, zorba hukuku var. Gücü yeten “Ezerim.” diyor. Şimdi, size şunu söylemek istiyorum: Bu arkadaşlarımızdan sekiz ay sonra, bu sefer diğer belediye başkanlarımıza operasyon yapıldı ve şu an 10 bine yakın siyasi parti mensubumuz, çoğu belediye başkanı, içeride.

Şimdi sormak istiyoruz ve bunu çok açık olarak soracağız: “Barış süreci.”, “Çözüm süreci.” diyoruz, “Bir yıldır silah patlamadı.” diyoruz, “Bir anne ağlamadı.” diyoruz, “Bir kişinin canı yanmadı.” diyoruz. Bu bir yılı, bu geçirdiğimiz boşa giden zamanı, bu ülkenin geleceğini düşünerek daha dikkatli olmak gerekmiyor mu? Yani düşünce, örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak, fikirlerin yarışmasını sağlamak, siyasi temsilin önünü açmak, bunların hepsi doğru ama ben bir hukukçu olarak şunu size söylüyorum: Bütün milletvekilleri, üç partinin de bütün milletvekilleri ilk günden beri hukuksuz bir skandal olarak tutukludurlar. İlk seçildikleri günde, önceki örnekleri sıralandı, 50’ye kadar olan yıllarda, nasıl ki seçildiği anda milletvekili serbest bırakıldıysa bırakılması lazım. Anayasa 83’e 2 ne diyor? 14’ün istisnası var değil mi arkadaşlar? Bakın “Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar hariç.” diyor. Şimdi, ben bir hukukçu olarak getireceğim 14’üncü maddeyi size.

Sayın Aydın, Kubat; siz de hukukçusunuz, lütfen, bakın. Önde hukukçular oturuyor.

Şu 2001’de, Ecevit koalisyonu döneminde 14’üncü maddenin son fıkrası değiştirildi, diyor ki: “Bu durumların belirlenmesi ve uygulanacak müeyyide çıkarılacak bir kanunla belirlenir.” Şimdi, ben soruyorum size, bu kanun çıktı mı? Çıkmadı. Ee, 2001’den bu yana çıkmayan kanuna göre nasıl tutuklu bu milletvekilleri? Hürriyetleri gasbedilmiş, hürriyetleri tahdit edilmiş; zulüm ediliyor, açıkçası bu. Orada özel yetkili mahkeme “Ben mahkemeyim, bildiğimi okurum, bildiğimi yaparım.” demesi bir yana…

Geleceğim bir noktaya daha. Biz üç parti değil… Evet, Meclis Başkanı üç partiyi çağırdı tutuklu milletvekili olayını konuşalım diye. Grup başkan vekili olarak o gün, o tarihlerde Sayın Pervin Buldan’la beraber bu çalışmanın içindeydik ve CHP’den, MHP’den de grup başkan vekilleri vardı. Açıkça söyledim, AK PARTİ’lilere de, diğer partililere de: “Kardeşim, Anayasa 83’e 2’nin -14’üncü maddesinin- değişmesi lazım. Bu özel yetkili mahkemelerin kafası almıyor, alacak şekilde değiştirelim.” MHP dedi ki: “Yok kardeşim, bu bölücülüğü, yıkıcılığı teşvik eden suç dışarıda kalır.” “Yapmayın, tutuklu milletvekiliniz var.” dedik. Bakın, ilk siz zarar gördünüz. Yine de ikinci görüşmede Meclis Başkanı dedi ki: “Üç parti anlaşın, bunu çözelim.”  O zaman görüştük ve CMK’da bir değişiklik öngördük, onu da kaleme aldık. Emine Ülker Tarhan vardı o zaman çalışmanın içinde, Sayın Hamzaçebi de vardı ve o üç parti uzlaştık, Meclis Başkanına verdik. “Artık milletvekilleri serbest kalacak.” dedik. Meclis Başkanı “Durumu Başbakana ileteceğim.” dedi. Başbakana gitti, geldi, orada fren koptu, halat koptu.

Bakın, arkadaşlar, bu milletin iradesiyle, bu Meclisle bu şekilde oynanmaz. Neredeyse bir sene sonra seçime gideceğiz. Bu milletvekillerinin bu şekilde tutuklu kalması zulümdür, bu Meclisin iradesine hakarettir. Yarın anayasa oylaması yapacağız. Anayasa değişikliğinde 6 tane oy farkı olduğu zaman bu tartışma yaratacak. Her milletvekilinin bir oyu var. Bugünden itibaren Meclis Başkanının bu hukuksuzluğu sona erdirmesi için parti gruplarıyla görüşeceği yarınki kahvaltıda bu olayı ilk, birinci madde olarak gündeme alması lazım. Bu ayıptan kurtulmamız lazım. Bu ayıptan kurtulamazsak ahdolsun seçimde de bunun hesabını sorarız. Budur, gideriz seçime, anlatırız sizin ne kadar demokrat olduğunuzu, ne kadar da milletin iradesine saygılı olduğunuzu. Şırnak’taki milletin iradesi irade değil de başkaları mı irade oluyor? Bunu da anlatırız.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Lehinde, Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Korkmaz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tutuklu milletvekilleri üzerine, hukuk durumlarını araştırmak, gerekli yasal düzenlemeleri tespit etmek, tutukluluk hâllerini sonlandırmak adına verilen Meclis araştırma önergesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak hep hukuka saygı duyduk, sağlıklı toplum düzeni açısından hukuk devletinin tesisini önemli bildik, hukukun herkese lazım olduğunu söyleyegeldik; bu bakımdan da Anayasa’daki hâkimlerin tarafsızlığı ve mahkemelerin bağımsızlığının korunmasını vazgeçilmez gördük. Ancak 2011’den beri ülke gündemini işgal eden tutuklu milletvekillerinin durumu “İleri demokrasiyi getiriyoruz. Hukukun üstünlüğünü tesis ediyoruz.” gibi sloganlarla siyaset üreten ve elindeki siyasal gücü yargının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallayarak hukuk kurmaya çalışan AKP sayesinde bir kangren hâline gelmiştir. Yargı, Başbakanın ve şürekâsının kararları etkileyen, hatta zaman zaman baskı ve tehdit söylemi içeren çıkışları ile maalesef yönlendirilmiş, biçimlendirilmiştir; en basit hukuk ilkeleri dahi göz ardı edilmiştir.

Çağdaş hukuk devletlerinde önce deliller toplanır, tanıklar dinlenir, sonra suç isnadında bulunulur ve muhakemeye geçilir. Ancak AKP Türkiyesi’nde, kendi siyasi geleceği açısından sakınca gördüğü olaylar ve kişiler hakkında önce mahkûmiyet kararı verilmiş, sonra deliller toplanmaya çalışılmıştır. Belgeler sonradan tanzim edilmiş, olaylar kurgulanarak -ilgisi olsun olmasın- sakıncalılar bu kurguya dâhil edilmiştir. “İnsanların suçluluğu ispat edilinceye kadar suçsuzluğu asıldır.” karinesi tepetaklak edilmiş, “Suçlusun. Suçlu olmadığını sen ispat et.” noktasına gelinmiştir. Uzun tutukluluk süreleri cezalandırılmaya dönüştürülerek insanların şerefi, haysiyeti, onuruyla oynanmıştır. Ailesi ve çocukları mağdur edilmiştir. Tutukluluk hâlleri ceza yasalarımızda açıkça belirtilmişken bu memlekete hizmet etmiş, belirli yerlere gelmiş insanlar, vatandaşa pala çekmiş, hırsızlık yapmış kişilere verilen ehemmiyet kadar dahi önemsenmeyerek hemen tutuklanabilmiştir. “Ne yapıyorsunuz? Allah’tan da mı korkmuyorsunuz? Yaradan’ın emaneti olan, eşrefimahlûk olan insana bu zulüm niye?” sorularına da “Bir ülkenin başbakanına ayağa kalkmazsa bedelini öder, nitekim de ödüyor.” denilerek kin ve nefretler kusulmuştur. Tüm hayatını ülkesine vakfetmiş Engin Alan Paşa’nın içeride bilerek, isteyerek tutulmasından âdeta haz duyulmuştur.

Aziz milletim, 2010 Anayasa değişikliğinde “Yargıyı siyasallaştırıyorlar.” dediğimizde işte tam da bunları kastediyorduk. “Yargı arka bahçe yapılıyor. AKP kendi yargısını yaratmaya çalışıyor.” derken söylemeye çalıştığımız buydu.

Başbakan tüm ülkenin, kendisiyle aynı düşünsün düşünmesin herkesin kendisine biat etmesini istiyor. Farklı düşünceye, farklı düşünenlere asla tahammülü yok. Bu yüzden fütursuzca, siyasetüstü bir konumda tutulması gereken kurumları, bağımsız yargıyı, hâkimleri, savcıları dahi kullanmaktan geri durmuyor.

Hukukun üstünlüğü AKP döneminde cinayete kurban gitmiştir. Yerine, sadece otoriter dikta rejimlerinde görüldüğü şekliyle AKP’nin herkesin ve her şeyin üstünde olduğu üstünlerin hukuku tesis edilmiştir. Bu eleştirilere maalesef bazı AKP sözcüleri “yargı kararı” deyip kenara çekilmiş, bu zulme seyirci kalınmıştır. Hâlbuki aynı ağızlar kesinleşmiş yargı kararlarını dahi eleştirerek salvo atışlar yapabilmişlerdir. “Adamımı yedirtmem.” diyerek bir gecede kişiye özel yasalar çıkarabilmişlerdir. Kendilerini hükümete getiren uluslararası güçlere verdikleri sözler gereği, PKK artığı bazı vekiller kesin hüküm giymişken cezaevinden çıkarılmış, Meclise taşınmışlardır. Ama başta Engin Alan Paşa olmak üzere tutuklu milletvekillerine “Evet, seçimlere girebilir.” belgesi YSK tarafından verildiği hâlde içeride tutulmaya devam olunmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu milletvekilleri de sizin, bizim gibi seçilmiş insanlardır. Dolayısıyla, mahkûm edilen de milletin kararı, milletin iradesinin ta kendisidir. Her itiraza sandığı göstererek cevap veren, “Sandıktan çıkan doğrudur.” diyen, âdeta sandığı kutsayan zevata özellikle duyurulur bu sözlerim. “Efendim, yargı millet adına karar veriyor, ne yapalım?” diyen AKP zihniyeti “Tavşana kaç, tazıya tut.” oyunu oynarken bu kişileri bizzat milletin seçtiğini görmezlikten gelmiştir. Soruyorum: Bu şahısların tutuksuz yargılanmaları çok mu zordu? Parti sözcüleri “İnsan hakları” diye diye papağan gibi terennüm ederken bu kişilerin hakkını korumak, gözetmek vazifeniz değil miydi? Milletin onlara vekâlet vererek “Ben kefilim, benim temsilcilerim onlar.” çığlığını duymanız gerekmez miydi? Bu hukuk ihlalleri karşısında bırakın bir şey yapmayı, sustunuz, görmezlikten geldiniz hatta köşelerde bucaklarda alkış tuttunuz. Anayasa Mahkemesinin uzun tutukluluk için verdiği kararı dahi işinize gelmediği için yok saydınız. Niyet, evet niyet, açıkça sizin karşınızda, ülkeyi millî ve üniter yapıdan uzaklaştırıp cumhuriyetin ve demokrasinin kazanımlarının ortadan kaldırılmasını içeren politikalarınız karşısında dik duran, mücadele eden insanlardan öç almak, toplumu sindirmek, korkutmak; devletin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunma reflekslerini kırmak, orduyu etkisizleştirmek, PKK’nın önünü açmak.

Birkaç ay öncesinde Sayın Alan’ı Sincan Cezaevinde ziyaret ettik, gene aynı dik duruşuyla karşıladı bizleri. Üzüleceksiniz belki ama yılgınlık, usanmışlık, teslim olmuşluk emarelerinin kırıntısı dahi yoktu yani Engin Paşa yine aynı Engin Alan Paşa’ydı dağ gibi. Ayrılırken dedi ki, sizlere, evet sizlere sayın AKP milletvekilleri iletmemi istedi: “Nevzat Bey, vatan, millet mücadelemizi cezalandırmak ve bizi namüsait şartlarla terbiye etmek istiyorlarsa lütfen söyleyin onlara, biz gençliğimizi Bingöl dağlarında bıraktık. Herkes sıcak yatağında keyif sürerken, eksi 20 derecede karı üzerimize yorgan, buzu başımıza yastık yaptık; bitlendik, hastalandık, çocuklarımızın özlemiyle yandık. Sevinmesinler, şimdi bizi cezalandırmak istedikleri bu şartlar -inanmayacaklar ama- bize saray gibi geliyor.” dedi. “Ağırımıza giden şey nedir biliyor musunuz sayın Vekilim?” diye ekledi: “Vatan teröriste peşkeş çekilirken, bebek katilleri kahraman yapılırken bizler içeride tutuluyoruz. Vatanın bu en karanlık günlerinde elimizden bir şey gelmiyor ya, ciğerimiz buna yanıyor.” dedi.

Sayın AKP vekilleri, haktan, adaletten, hizmetten bahseden sayın, değerli milletvekilleri, Yargıtay kararından sonra Engin Alan Paşa’nın Meclis Başkanına gönderdiği mektuptaki açıklamasını da sizlerle paylaşayım ki, tarih önünde “Biz, bunları sizlere söyledik, uyardık.” diyebilelim. “Komutanlığımı, rütbelerimi, milletvekili sıfatını sonradan kazandım. Hepsi bir yana, ben Türk milletinin evladıyım, asli olan budur, bununla toprağa gideceğim, gerisi boştur.” diyor. Bilmem kaçıncı demokratik paketlerle teröristleri salıverme niyetiniz için de bakın ne diyor: “Tek üzüleceğim şey, PKK’lılarla bizi eş tutup, onları dışarı çıkarmak için bizi rehin konumuna düşürmeleridir. Beni bölücülerle bir tutup takasa tabi tutacaklarına burada ölmeyi tercih ederim, ömrümün kalanını burada şerefimle yaşarım. Türk milletinin güvenini sarsacak bir şey yapmadık. Bu dava siyasi bir davadır, sonucu da siyasi olacaktır. Bu proje, Türk Silahlı Kuvvetlerini zaafa uğratma projesidir. İnşallah, devletime bir zarar gelmez.” Dikkat edin, o daracık mapushanesinde bile kendisi için değil, milleti için kaygı duyuyor.

Değerli milletvekilleri, Engin Alan paşalar yarın millet nezdinde “Devletin ve milletin pazarlık masalarında teröristle pazarlandığı zamanlarda doğru yerde durdular, eğilmediler, bükülmediler.” diye anılacaklar, “Ne olur bizleri deliğe süpürmeyin.” diye namerde yalvarmadan “Vatan sağ olsun.” diye hatırlanacaklar. Ya BOP’un eş başkanları, terör örgütünün şakşakçıları, hem Allah hem de kullar nezdinde mahkûm olacaksınız. İnşallah, çocuklarınız yarın utanmadan milletiyle yüz yüze bakar, soyadlarını telaffuz etmekten çekinmezler. Tutuklu milletvekilleri için zulüm artık sonlandırılmalıdır, bu istibdat devri bir an önce kapanmalıdır. Kimseye topu atmayın, bu sorumluluk AKP’dedir; yoksa, gün gelip devranın döndüğünü, yapılan zulümle mutlaka zalimin de karşı karşıya geleceğini göreceksiniz.

Buradan, Engin Alan Paşa’nın ailesinin önce Türk milletine ve partimize emanet olduğunu, onur ve haysiyetinin millet sevdalılarına emanet olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Aleyhinde Çankırı Milletvekili İdris Şahin.

Buyurunuz Sayın Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen değişik gerekçelerle 7 milletvekilinin cezaevinde tutulmaları, hukuki durumlarını araştırmak, gerekli yasal düzenlemeleri belirlemek ve en nihayetinde tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile Meclis çatısı altında temsil görevlerine başlamalarını sağlamak adına Meclis araştırması açılması talebini içeren araştırma önergesi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Konuşmamın bir bölümünde tutukluluk durumu ve tutuklamaya ilişkin tedbirlerle alakalı görüşlerimi, devamında da sayın hatiplerin burada özellikle araştırma önergesinin muhtevası içerisinde ifade etmedikleri ancak siyasi bir söylem olarak burada zikrettiği bir kısım açıklamalara cevap vermek istiyorum.

Sayın Başkanım, öncelikle Meclis araştırma önergesinin hangi hâllerde verileceği ve kapsamının ne olduğu Anayasa’mızda açık şekilde ifade edilmiş durumdadır. Anayasa’nın 98’inci maddesi ve İç Tüzük’ümüzün 104 ve 105’inci maddeleri çerçevesinde Meclis araştırma önergesi verilir ve komisyon ancak bu şekilde kurulabilir ve komisyonun da yapacağı hadise, inceleyeceği hususlar Anayasa’nın 98’inci maddesinde “Belirli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.” hükmünü içermektedir.

Buradaki hatiplerin ifade ettiği hususları öncelikle usul açısından bir değerlendirmemiz gerekiyor. Burada ifade edilen konu, tamamıyla bağımsız yargının görev alanına giren bir konuda konuşmalar cereyan ediyor ve hepimizin Anayasa’ya sadakatle bağlı olduğumuza dair bu kürsüden yemin içerek göreve başladığımız bu Mecliste Anayasa’nın 138’inci maddesi unutuluyor ve Anayasa’nın 138’inci maddesinde yargının tam, tarafsız ve görev alanları net bir şekilde ifade ediliyor ve orada da görülmekte olan bir davayla alakalı…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – İdris Bey Kardeşim, bu yemini kaç kere bozdunuz, kaç kere?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) –… yargıya kimsenin müdahale etmemesi gerektiği, yargıya kimsenin talimat vermemesi gerektiği ifade ediliyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Başbakan talimat veriyor yargıya.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ancak, hatiplerimiz maalesef burada bu söylemleri ve Anayasa’nın amir hükümlerini unutarak konuşmalarını sürdürdüler.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Elimizde Anayasa mı kaldı, Anayasa mı? Ayaklar altına aldınız Anayasa’yı.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Elbette ki tutuklama, bir tedbir niteliğindedir ve istisnai bir kuraldır.

Özellikle, değerli hatipler, şunu çok netliğiyle buradan ifade etmemiz lazımdır ki: Hiçbir şart ve koşulda, zor kalınmadığı müddetçe ve Türk Ceza Yasası’nın, CMK’nın 100’üncü maddesinde belirtilen tipler dışında tutukluma tedbirine başvurulmamalıdır ve tutuklama tedbirine başvurulduktan sonra, amacına ulaşıldıktan sonra da bu tedbirden dönülmelidir.

Ancak, burada ifade edilen hususlara bakıldığı zaman, özellikle ifade ediyorum ki hepimizin, şu Meclisin kutsiyetini ve millî iradenin dokunulmazlığını savunması gereken bu Parlamentonun üyeleridir. Oysa kürsüde isimlerini de zikrederek özellikle onların, tutuksuz kalması talep edilen vatandaşların tamamının eylemleri bu Parlamentoyu askıya almak için yapılan teşebbüsten ibarettir ve onların yargılamaları bu suç tipinden yapılmaktadır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Millet iradesinin seçtiği insanlar. Millet iradesine saygılı ol.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Bunu lütfen vicdanlarınıza bir danışın ve millet iradesinin ne kadar önemli olduğunu bir sefer daha düşünün.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, millet seçti bunları, millet

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Evet, milletin seçtikleri maalesef seçildiği tarihler itibarıyla da tutuklu idi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – YSK belge verdi bunlara “Seçimlere girebilirsin.” diye.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Ve buna ilişkin özellikle bu araştırma önergesini veren Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanına, 11 Haziran seçimleri öncesinde yapmış olduğu bir canlı yayın programında bir sunucu sorduğunda, Adem Yavuz’un programında Sayın Kılıçdaroğlu aynen şu şekilde ifade ediyor… “Söz konusu Ergenekon sanıklarının adaylıkları hakkında hukuki bir tartışma devam ediliyor. Bugün itibarıyla bu konuda farklı açıklamalar var. Sayın Genel Başkan, siz bu hususta ne diyeceksiniz?” diye sorulduğunda, bunların milletvekili seçilseler dahi çıkarılamayabileceğine dair görüşlerin ortalıkta dolaştığı bir dönemde Sayın Genel Başkan şunu ifade ediyor: “Evet, çıkamayabilirler; bunu daha önce Sabih Kanadoğlu da açıklamıştı. Sonuçta yargının takdirine bağlı.” diyor. Bunu söyleyen, ana muhalefet partisinin Genel Başkanı. Bir genel başkanın bu sözüne itibar etmek de Parlamentonun seçilmiş milletvekilleri olarak bizim hepimize düşer ve bu sözün üzerine, özellikle Kanadoğlu’nun benzer yöndeki açıklamaları da ifade edildiğinde, yargının vereceği karara her şekliyle saygı göstereceklerini ifade etmişlerdir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Kanadoğlu’nun her açıklamasına inanıyor musun?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ancak, daha sonraki aşamada ise özellikle, seçimler sonrasında bu beyanı kendisine hatırlatıldığında, tamamen yargının bir darbesi olarak bu tutum değerlendirilmektedir.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Siz MİT Müsteşarına bir günde niye yasa çıkardınız, MİT Müsteşarına?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, biz, asla ve asla… Burada AK PARTİ milletvekilleri olarak ifade etmemiz gereken şu.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yargının elinden niye aldınız?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Biz, Anayasa’ya sadakatle bağlı kalacağımıza burada yemin içtik ve bu sadakatimizin gereği olarak da…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – O zaman yargıya saygı yok tabii.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – …yargının bağımsız olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz, ve yargının işleyişine dair bütün düzenlemelerde, tutuklamanın bir tedbir olması gerektiğini ve tutuklamanın bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ediyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ne yaptınız peki, ne yaptınız; söylediniz de ne yaptınız?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ve bu şekilde, dördüncü yargı paketinde de tutukluluk durumunun devamı veyahut da tutuklamaya karar verildiğinde niçin tutuklama kararı verildiğinin veya devam gerekçelerinin özellikle ayrıntılı olarak yazılması gerektiğine dair yasal düzenlemeyi de bu Parlamentodan bizler çıkardık.

İşte, AK PARTİ iktidarı olarak, yine, ceza kanunlarında yapmış olduğumuz, Ceza Usul Kanunu’nda yapmış olduğumuz düzenlemelerle, kanuna, Ceza Muhakemeleri Yasası’nın 109’uncu maddesi ve devamında “adlî kontrol müessesi” diye bir müesseseyi de dercettiren ve bu düzenlemelerin hayata geçmesini sağlayan da AK PARTİ iktidarıdır. Şimdi, buradan, bunların hepsini unutarak, sadece içerideki tutuklu milletvekillerinin durumunu yargının görev alanına girerek araştırma önergesi kapsamında değerlendirmeyi talep etmenin yersiz ve gereksiz olduğunu düşünüyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – MİT Yasası’nı nasıl değerlendiriyorsun, MİT Yasası’nı?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Çünkü, buradaki düzenlemeler, tamamen… Yasama, yargı ve yürütmenin görev alanlarının farklı farklı olduğunun bilinmesinde de yarar var. Bizler Parlamentonun üyeleri olarak, hiçbir şekilde yargının görev alanına giren bir konuda müdahaleci olamayız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – MİT Yasası’nı bir açıkla bakalım, MİT Yasası’nı. Bir gecede yasa çıkardınız, bir gecede.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ve özellikle bir hatip arkadaşımızın da buradan ifade ettiği bir hususu özellikle ifade ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Başbakan yargıya müdahale ediyor mu, etmiyor mu? Yargıya talimat verdi mi, vermedi mi?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Buradan, ben, arkadaşlarımın sözlerine cevap vermeyi emin olun çok isterim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Elini kolunu tutan yok, söyle.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ama bu kürsüde, milletin kürsüsünde darbeye teşebbüsten mahkûmiyet almış…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Darbecilere rahmet okuttunuz, en büyük darbeci sizsiniz!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - …ve kararı kesinleşmiş bir kişinin mektubunu okuyarak onu olası ihtimallere karşı o kadar insancıl bir tavırla sergileyen birinin laf atmalarına buradan karşılık vermeyeceğim. Hele hele, bir diğerinin ifade ettiği gibi, millet iradesini parmak demokrasisi hâline getirerek…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Siz tarafınızı, terör örgütüyle aynı masaya oturarak gösterdiniz.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  …bu milletin kutsiyetine ve bu milletin seçtiklerine saygı göstermeyen bir hatibe de buradan emin olun karşılık vermeyeceğim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Biz paşanın yanındayız. Senin tarafın belli.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  Ama şunu çok çok iyi bilmelisiniz: İşinize geldiği zaman yargıya sarılıp onların söylediklerine itibar ederek “Yargı bağımsızdır, tarafsızdır, onların vereceği karara saygılıyız.” diyeceksiniz, işinize gelmediği anda da yargıyı burada topa tutacaksınız.

S. NEVZAT KORMAZ (Isparta) – Ne oldu, MİT Yasası ne oldu, MİT Yasası?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  Yok öyle bir şey! Burada yapmamız gereken, her zaman ve her koşulda hukukun üstünlüğüne inanmak ve hukukun üstünlüğünün gereği olarak hareket etmek. Nedir? Anayasa’nın 138’inci maddesinde de ifade edildiği gibi, görülmekte olan bir dava hakkında, asla ve asla burada, Parlamentoda bir müdahalede bulunmamız doğru olmayacak.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Anayasa Mahkemesi kararı var, kararı. Niye yok saydınız o kararı? Anayasa Mahkemesi kararı var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, biz dinledik, arkadaşlar da dinlesin.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  Değerli hatipler özellikle şunu ifade edeyim: Ben arzu ediyordum ki bayram sonrasında, gündemimiz belli, önümüzdeki süreçte bütçe gelecek, farklı konular gelecek, ana muhalefet partisinin Türkiye’deki muhalefet yapan değerli mevkidaşlarımızın Parlamentonun gündemini çok daha anlamlı konularla ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarını meşgul edecek konularla …

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Milletin iradesinden daha anlamlı bir konu var mı? Millet iradesinden daha anlamlı bir konu var mı?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -   …getirerek burada bu çalışmaları gündeme getirmeleriydi. Ama şunun özellikle bilinmesini istiyoruz: Bizler AK PARTİ iktidarı olarak ve Parlamento çoğunluğu olarak hiçbir zaman, kimsenin tutuklu kalmasından yana değiliz. Herkesin adil bir şekilde, tarafsız, bağımsız yargı önünde hesap vermesi gerektiğine inanıyoruz ama bize buradan siz “Yargıya talimat verin, yasama organı olarak yargının işine müdahale edin ve yargıya yol gösterin.” diyorsanız, kusura bakmayın, bunu da yapmayacağız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İstenen ceza beş yıl, beş yıldır cezaevinde milletvekilleri.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – MİT Yasası’nda ne yaptınız siz, MİT Yasası’nda?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  Çünkü bizim yaptığımız…

S. NEVZAT KORKAMZ (Isparta) - Aynısını yapmadınız mı?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  … Anayasa’ya sadakattir, bizim yaptığımız milletin bizden istediklerinin gereğini yerine getirmektir.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Milletin istediği vekilleri Meclis dışında bırakarak mı yapıyorsunuz bunu?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) -  Bu duygu ve düşüncelerle araştırma önergesinin aleyhinde oy kullanacağımızı bildiriyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Halaçoğlu.

Sayın Ağababa, buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Efendim, konuşmamla ilgili sataşmada bulundu, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Nasıl? Ne dedi?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Benim söylemediğim cümleleri ben söylüyormuşum gibi söyledi. Onun için…

İDRİS ŞAHİN  (Çankırı) – Hangi cümleleri, ne dedim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağababa. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aynı şeyi söyledi…

BAŞKAN - Kürsüde söyleyecek herhâlde ne olduğunu.

Buyurunuz.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Çankırı Milletvekili İdris Şahin’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Değerli arkadaşlar, başta, burada, siz de halkın oyuyla seçildiniz, bugün cezaevinde bulunan 7 milletvekili de halkın oyuyla seçildi.

Türkiye’de geçmişteki uygulamalar belli, Türkiye’de geçmişte ceza evinde olup seçilen örnekler var -biraz önce söyledim- Sayın Osman Bölükbaşı var, Sayın Fadıl Akgündüz –siz çok iyi tanırsınız- o var. Bakın, dört yıl iki ay hapis cezası alıyor, yurt dışına kaçıyor, milletvekili seçildikten sonra, Siirt’te 2002 yılında milletvekili seçildikten sonra tutuklama işlemi ortadan kaldırılıyor. Osman Bölükbaşı örneği ortada. Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Parlamento kurulduğundan beri bunun örnekleri mevcut. Ama bakın sizi biraz vicdanlı olmaya ve sizin gibi seçilmiş olan milletvekillerine biraz saygıya davet ediyorum.

 “Yargıya müdahale” diyorsunuz. Allah aşkına, siz de bunu biliyorsunuz, bütün Türkiye de biliyor. Bu dönemdeki kadar yargıya müdahale edildiği hiçbir dönem olmamıştır. Başbakan değil mi “Yargıya talimat verdim.” diyen? MİT Yasası’nda MİT Müsteşarına soruşturma açılınca bir günde hepinizi toplayarak –parmak demokrasisi dediğimiz o- yasayı değiştiren, MİT Müsteşarının ve MİT’te görevli insanların yargılanmasını engelleyen Başbakan değil mi? Bunları ben mi uyduruyorum, bu dönemde yaşandı.

Bakın, arkadaşlar, milletvekilleri hakkında istenen ceza beş yıl; dört yıl sekiz aydan beri cezaevinde olan milletvekili var. Delil karartma ve kaçma şüphesiyle içeride bulunuyor insanlar. Burada örneği var, bir milletvekili arkadaşımızın iki yılı yenildi, burada şu anda aramızda. Bu, tamamen bir siyasi kavga, tamamen siyasi öç alma. Sizde vicdan olsa sizde demokrasiye inanç olsa…

Bakın, CHP’nin var, MHP’nin var, BDP’nin var, üç siyasi partinin, üç muhalefet partisi milletvekili grubunun her birinin cezaevinde milletvekilleri var. Sizi biraz saygılı olmaya, “millî irade” dediğiniz, ağzınızdan düşürmediğiniz millî iradeye biraz saygılı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Sayın Halaçoğlu, buyurunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) -  Grubumuzla ilgili, Engin Alan’la ilgili söylenen bir konuyu düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz  Sayın Halaçoğlu.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, tutuklu milletvekili Engin Alan’ın durumuna ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11’inci maddesi aynen şunu söyler: “Hiç kimse savunma hakkı tanınmadan yargılanamaz, yargılanmadan mahkûm edilemez.”

Şimdi, mahkûm ile tutuklu arasında çok büyük bir fark vardır, hepiniz bilirsiniz. Tutuklu bir insan henüz mahkûm olmamıştır ve suçlu addedilemez; suçlu addettiğiniz takdirde insan haklarına aykırı davranış içerisinde bulunursunuz, hukuku da ayaklar altına alırsınız.

Tutuklu bir kişinin milletvekili seçilmesi hâlinde  sanki mahkûm olmuş gibi bir uygulamaya tabi tutulması sizce doğru mudur? Tabii ki doğru değildir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisine bu kişi girer ve mahkeme onu sonunda suçlu bulursa yapılacak şey şudur: Milletvekilliği sıfatı sona erdikten sonra o mahkûmiyetini çeker. Şimdi bana söyleyin: Bu Meclis içerisinde kaç kişinin dosyası vardır ve bu dosyalar hangi sebeple mahkemede işleme tabi tutulmamaktadır ve kaç tanesinin mahkûm olacağını biliyor musunuz?

Dolayısıyla, bakın, burada bir yanlış yapılıyor. Bu yanlışın devam ettirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmamaktadır ama diğer taraftan “Askerî vesayeti sona erdireceğim.” derken sivil vesayeti ortaya koyarsanız, nasıl askerî vesayet altında olan bir ülke doğru bir işlev içerisinde değilse sivil vesayet altında olan da aynı pozisyondadır. Dolayısıyla, mahkemelere müdahale etmek, savcıları gözaltına almak veya onları görev dışı addetmek, tabii ki hukukun ayaklar altına alınması demektir. Dolayısıyla, Engin Alan Paşa’nın tutukluluk hâlinde milletvekili olduğu göz önüne alınacak olursa bugünkü durumunun Türkiye Büyük Millet Meclisine de yakışmadığı gözler önündedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – AK PARTİ’li sayın konuşmacı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2011 seçimlerinden önce bir televizyon programına yapmış olduğu konuşmayı çok başka bir noktada değerlendirmek suretiyle asıl amacından farklı bir yere taşımıştır. Bu nedenle 69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Çankırı Milletvekili İdris Şahin’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk herkes içindir. Hukuk sadece iktidarda olanlar için değildir, sadece muhalefette olanlar için değildir, sadece mağdur olanlar için değildir. Bugün, iktidarın gücüyle “Hukuk bize lazım değil, hukuk bizim emrimizde.” diye düşünebilirsiniz. İnşallah yarın, öbür gün bu emrinizde olan hukuk sizden hesap sormaya kalkmaz.

Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 16’ncı maddesi çok temel bir evrensel hukuk kuralını ortaya koyar. Hakların güvence altında olmadığı, kuvvetler ayrılığının bulunmadığı ülkelerde anayasa yoktur. Yani görünüşte yazılı bir anayasanız olabilir, bir metin olabilir ama haklar güvence altında değilse, kuvvetler ayrılığı yok ise anayasa yoktur. Türkiye’de bu anlamda bugün bir anayasa yoktur çünkü kuvvetler ayrılığı yoktur çünkü yargı, hukuk Hükûmetin, daha doğrusu Sayın Başbakanın emrindedir.

Hukuksuz bir Balyoz davası görüldü. Savunma hakkı ihlal edildi. Hiç kimse masumiyetini ispatla yükümlü olmadığı hâlde, sanıklar masumiyetlerini ispat ettiği hâlde, hukuksuz delillerle, uydurma delillerle bu insanlar mahkûm edildi. Bakın, Sayın Necdet Özel’e Sayın Engin Alan hapishaneden bir cevap veriyor, diyor ki: “237 tane Türk subayı koyun gibi boğazlandı. O dönem Harp Akademilerinde görev yapan herkes tutuklandı. Deniz Harp Akademisi, Hava Harp Akademisi komutanları, yardımcıları, kurmay başkanları, hepsi tutuklandı, bir tek Kara Harp Akademisi Komutanı dışarıda kaldı. O komutan Orgeneral Necdet Özel’dir.”

Bakın, ciddi bir iddiada bulunuyor Sayın Engin Alan, bu iddiaya kulak vermek lazım arkadaşlar. Hukuk ayaklar altına alındı o davada, hukukun ayaklar altına alındığı bir davayı buradan iddia makamı edasıyla bir hukukçu savunuyorsa, o kişiyi ben doğrusu hukukçu olarak değerlendirmekte zorluk çekerim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, az önce Sayın Ağbaba konuşmasında Sayın Başbakanın yargıya talimat verdiğini, birçok gereksiz ve haksız ithamda bulundu…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, bu konu bu dönem çok tartışıldı, çok da araştırma önergesi olarak getirildi, başka başka vesilelerle sürekli gündeme getirilmeye çalışıldı ve özellikle de sanki Türkiye'nin tek önemli meselesiymiş gibi burada zikredilmeye çalışıldı, her seferinde bizler de cevap verdik.

Bakın, az önce, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ifadesi sanki yokmuş gibi davranıyor.

Bir defa şunun altını çizmek istiyorum: Değerli arkadaşlar, milletimiz de bizi duysun. “Tutuklu milletvekili” deniliyor. Tutuklanan hiçbir milletvekili bu Mecliste yok. Hiçbir kimse seçildikten sonra tutuklanmamıştır. Ne yapılmıştır? Üç muhalefet partisi tarafından da tutuklu olan birileri milletvekili yapılmıştır, yapılmaya çalışılmıştır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Geçmişte de örneği var; Osman Bölükbaşı var, Sebahat Tuncel var.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ne yapacağımızı size soracak değiliz.

AHMET AYDIN (Devamla) –  Hiçbir milletvekili seçildikten sonra alınıp götürülmemiştir.

Yine, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ifadesine geleceğim. Aday edildiğinde de bu konu kendisine hatırlatıldı mı? Hatırlatıldı.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Pijamayla geldiler hapishaneden, pijamayla.

AHMET AYDIN (Devamla) – 3 Haziran 2011’de, Kanaltürk’te Gazeteci Adem Yavuz Arslan’la olan mülakatında çok açık ve net şunu diyor aynen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Osman Bölükbaşı da tutukluyken milletvekili oldu.

AHMET AYDIN (Devamla) – “Evet, bunlar tutuklu.” “Yarın seçilirse, yargı bunları salıvermezse ne yapabilirsiniz?” “Yargının takdirine saygı duyarız.”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Mahkûm değil ama, tutuklu sadece.

AHMET AYDIN (Devamla) – “Evet, çıkmayabilirler.” diyor. “Bunu daha önce Sabih Kanadoğlu da açıklamıştı.” diyor. “Sonuçta yargının takdirine bağlı.” diyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Aydın, siz avukatsınız, bazı derslere girmemişsiniz herhâlde ya!

AHMET AYDIN (Devamla) – Şimdi, bu aynı zamanda bile bile bir ladestir. Siz yargının takdirine o gün razı olacaksınız da bugün karşı mı çıkacaksınız?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Avukat olmuşsun ama hukukçu olamamışsın!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bugün bizim yargıya talimat vermemizi mi istiyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz bazı derslere girmemişsiniz Sayın Aydın!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bizim kimsenin tutuklu olmasına gönlümüz razı olmaz. Tutuklama son çaredir. Tutuklamanın üst sınırını bu iktidar ortadan kaldırdı…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vallahi bazı derslere girmemişsiniz. O hocalarınız hakkında araştırma önergesi isteyeceğim.

AHMET AYDIN (Devamla) – …ve şu anda bile mahkemeler isterse tutuksuz yargılayabilir yirmi yılla, otuz yılla yargılansa bile. Bu iktidar tutuklamanın üst sınırını kaldırdı.

Yine bu Hükûmet, aynı şekilde, tutuklamanın somut gerekçelerle olması gerektiğini, tek tek, net bir  şekilde yazılması gerektiğini ifade etti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Aydın, sizi okutan hocalardan soracağız, o derslere girdiniz mi, girmediniz mi?

AHMET AYDIN (Devamla) – …ve biz tutuklamalardan hoşnut olan bir iktidar değiliz, hoşnut olanlardan değiliz ama kusura bakmasın…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bazı derslere girmemiş Sayın Aydın. Böyle hoca olur mu?

AHMET AYDIN (Devamla) - … yargının takdirinde olan bir hadiseye de AK PARTİ olarak biz talimat veremeyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aynı sataşmayı Sayın Ahmet Aydın da yaptı efendim. Sayın Kılıçdaroğlu’nun  söylemiş olduğu o cümle gerçek bağlamından koparılıyor. Sayın Kılıçdaroğlu elbette hukuka saygılı bir genel başkandır. Ama yargının hukuksuzluk yaptığı yerde yargının hukuksuzluklarına boyun eğmek, bu hukuksuzluğu ortaya koymamak diye bir şey düşünülemez. Sayın Aydın çok farklı bir şey söylüyor efendim. Ben, izninizle söz istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aynı şeyi söyledim, aynı şekilde cevap verdim efendim.

BAŞKAN – Peki, düzeltiniz.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, aynı şekilde cevap verdim, böyle bir şeyin olmadığını ifade ettim.

BAŞKAN – Şimdi cevap verecek.

Buyurunuz.

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisinin bir mensubudur, bütün Cumhuriyet Halk Partisi mensupları gibi hukuka saygılı bir insandır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Genel Başkandır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Mahkemelerin hukuksuzluk yaptığı yerde hukuksuz kararların savunucusu biz olamayız, siz olabilirsiniz.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Hukuksuzluk yaptığına o mu karar verecek?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, siz olabilirsiniz. Siz burada, Kılıçdaroğlu’nun bir cümlesini, asıl amacından, bağlamından kopararak söylüyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Asıl amacı ne?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Elbette, yargı, savunma hakkına saygı göstererek, evrensel hukuk kurallarına saygı göstererek bir yargılama yapmış olsaydı o kararlar hepimizin kabulüdür. Mesele burada, Balyoz davasında, Ergenekon davasında hukuk ayaklar altına alınmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Siyasidir, siyasi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İddia makamı iddiasını ispatla yükümlüdür. Uydurma dijital delillerle bu insanlar mahkûm edilmiştir. Şimdi siz bizim bu karara saygı göstermemizi bekliyorsunuz. Ama ben size şunu sormak istiyorum: 2002 seçimleri yapıldı, Adalet ve Kalkınma Partisi büyük bir çoğunlukla buraya geldi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olamamıştı, seçimlere girememişti, seçilme yasağı vardı.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Muhtar bile olamıyordu, muhtar!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Doğru muydu bu? Demokrasiye aykırıydı. Biz dedik ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Sayın Deniz Baykal dedi ki: “Bu, demokrasiye aykırıdır, bunu dünyaya izah edemeyiz. Gelin, Anayasa’yı değiştirelim, Sayın Recep Erdoğan’a Parlamento yolunu açalım.” Hep beraber, oy birliğiyle yaptık. Aynı demokratik tavrı şimdi niye gösteremiyorsunuz?

İHSAN ŞENER (Ordu) – Ama Deniz Baykal’ı perişan ettiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Millet iradesinin Parlamentoda görmek istiyoruz dediği milletvekillerinin Parlamento yolunu neden tıkıyorsunuz?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Talebiniz nedir, açık söyleyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Üç muhalefet partisinin zamanında uzlaşmaya vardığı bir mutabakat metnini nasıl bir kenara atabiliyorsunuz? Sizin demokrasi anlayışınız bu mudur?

Sürem bitti, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz ne yapalım ya?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşlarının 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen, hâlen kaçma şüphesi ve delilleri karartma olasılığı sebep gösterilerek cezaevlerinde tutulan 7 milletvekilinin hukuki durumlarının araştırılması ve tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile görevlerine başlamalarının sağlanması amacıyla 22/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/10/2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

III. – YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Peki, oylamadan önce yoklama talebini yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Ağbaba, Sayın Tanal, Sayın Gök, Sayın Öğüt, Sayın Yüceer, Sayın Öner, Sayın Acar, Sayın Haberal, Sayın Köktürk, Sayın Özel, Sayın Öz, Sayın Demiröz, Sayın Kaleli, Sayın Öztrak, Sayın Ekşi, Sayın Havutça, Sayın Ekinci, Sayın Koç, Sayın Işık.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşlarının 2011 genel seçimlerinde halk tarafından seçilmiş olmalarına rağmen, hâlen kaçma şüphesi ve delilleri karartma olasılığı sebep gösterilerek cezaevlerinde tutulan 7 milletvekilinin hukuki durumlarının araştırılması ve tutukluluk hâllerinin sonlandırılması ile görevlerine başlamalarının sağlanması amacıyla 22/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/10/2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, (2/67) esas numaralı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/121)

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

13/09/2011 tarihinde CHP Grup Başkanlığının 46 numaralı yazısı ile verdiğim “Türk Ceza Kanunu’nda yer alan çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarına ve aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ve bu töreni yapan kimselere ilişkin cezaların artırılmasına ilişkin kanun teklifi” (2/67) esas sayısı ile bugüne kadar komisyonlar ve Genel Kurulda ele alınmamıştır. Meclis İçtüzüğü’nün 37’nci maddesi uyarınca kanunun Meclis Genel Kuruluna getirilmesini bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                       Erdoğan Toprak

                                                                                            İstanbul

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Bursa Milletvekili Sena Kaleli. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kaleli.

SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İç Tüzük’ün 37’nci maddesi gereği öne alınmasını istediğimiz, Sayın Erdoğan Toprak’a ait kanun teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, cinsel istismar, özellikle de çocuklara yönelik istismar, bütün haykırışlara ve feryatlara rağmen, Türkiye'nin kanayan yarası olmaya devam etmektedir. Rakamlar hepinizin malumudur; her dört saatte 1 çocuk tacize uğramaktadır. Türkiye, topyekûn bir çürümenin içindedir. Devlet ne için vardır? Kurumların görevi nedir? Her türlü kalıpları, vesayeti yıkmaya çalışırken neden kadına, çocuğa şiddeti, cinsel istismarı meşru kılan kalıpları değiştirmek için çalışmıyoruz? Parlamentoda bile kadın dayanışmasını cinsiyet üzerinden namus gibi algılayıp hakaret ediyoruz. Erkeklerin kadınları sahiplenme, kontrol etme anlayışına, biz kadınlar, onların onayını almak için niye onay veriyoruz? Şiddet ve tecavüzü içinde barındıran çocuk evliliklerinin nedenleri geri kalmışlık, feodal yapı, eğitimsizlik olarak açıklanıyor da giyimine göre istismarı hoş gören, şiddet uygulayan, aile bütünlüğü için evine gönderen, tacize karışan polisler, sosyal hizmet görevlileri, askerler, cinsel istismar ve şiddet suçunu hafifleten yargıç, suçu ihbar etme yükümlülüğünü yerine getirmeyen kamu görevlileri, “Ruh sağlığı yerindedir.” raporu veren Adli Tıp Kurumu görevlileri, “Rızası vardır.” diyen bilirkişiler, yaş büyütmeye muvafakatname veren noterler, çocuk evlilikleri için fetva veren, resmî nikâh olmadan imam nikâhı kıyan din görevlileri, eğitim sistemini, koruma sistemini ve yasal düzenlemelerle yaşam biçimini şekillendiren biz vekiller, Hükûmet üyeleri, bizler eğitimsiz miyiz? Kusura bakmayın ama hepimiz bu suçun, intiharların, cinayetlerin, kurban yaratmanın ortağıyız, suçluyuz.

Toplumsal cinsiyet politik bir sistemdir. İnsani ve cinsiyete dayalı gelişmişlik sorunu yaşayan ülkeler kalkınma sorunu da yaşar. Bir taraftan dinî geleneklerin radikal biçimde yaşanmasının cesaretlendirildiği, erken evliliğin teşvik edildiği, diğer yandan her alanda var edilmek istenen kadın çelişkisi kadının varoluş sorununu çözmüyor. Eğitim ve her alanda kadınla-erkeği birbirinden ayrı tutan ayrımcı ve baskıcı tabulaştırılmış cinsellik, ne yazık ki sosyalleşemeyen insanların cinsel açlık ve kontrolsüzlük yaşamasına neden oluyor. Evliliği yaşam döngüsünün ana unsuru gibi gören zihniyet, çocuğu tecavüzcüsüyle evlenmeye zorunlu kılıyor.

Cinsel suç kapsamına giren eylemlerin en önemli özelliklerinden biri de sadece kurbanlarını değil, toplumdaki başka bireyleri ve toplulukları da yıkabilecek etkilerinin bulunmasıdır. Cinsel özgürlüğe karşı işlenen suçlar en yaygın toplumsal sorunlardan birisidir ama bu yaygınlık oranında ceza yargılaması söz konusu değildir. Cinsel suçlar hangi boyutta olursa olsun aynı sonuçları doğurmaktadır, bir diğerini tetiklemekte ve cesaretlendirmektedir. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel suçlarda korunan hukuki değerlerin genel ahlak, toplum ya da aile yerine cinsel özgürlük olarak belirlenmesi olumlu bir değişikliktir ama ceza hukuku bu alanda görevlerini tamamlamamıştır.

Çok değerli milletvekilleri, Cinsel Suçlar Yasa Tasarısı ile yapılan çalışmalar ülke kalkınması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı için önemlidir, çabuklaştırılmalıdır. Lütfen, okumak ve oynamak isteyen çocuklarımız için üzerimize düşen görevi yapalım.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaleli.

Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer.

Buyurunuz Sayın Yüceer. (CHP sıralarından alkışlar)

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan çocuk cinsel istismarı ve çocuk gelin, damatların önlenebilmesi için, cezaların caydırıcı olabilmesi için verdiğimiz kanun teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

“Yağmuru kim döküyor? / Ünzile kaç koyun ediyor? / Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor.” Aslında bundan yirmi yıl önce yazılan bu şarkı sözü bugün de içinde bulunduğumuz durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. “Yirmi yılda ne değişti?” diye soracak olursak kendimize, aslında değişen sadece Ünzile’nin adı. Ünzile defalarca karşımıza Ayşe olarak, Fatma olarak, Hatice olarak çıktı ve onlardan sadece birisi Batman Çayı’nda cesedi bulunan, dört aylık hamile olduğu anlaşılan 15 yaşındaki Hatice. Kısacık ömründe Hatice’nin ne nüfus kaydı ne bir fotoğrafı var ama bizlerin dinlerken bile kanını donduran bir dram var. Ailesi onu 13 yaşında zorla para karşılığında bir adamla evlendiriyor, iki yıl dayanabiliyor Hatice. Daha sonra kaçıp baba ocağına sığınıyor, maalesef burada da kuzenlerinin tecavüzüne uğruyor. Dört ay sonra hamile olduğu anlaşılıyor ve aile meclisi Hatice’nin boğularak öldürülmesine ve Batman Çayı’na kurban edilmesine karar veriyor. Ailesi tarafından korunması, kollanması gereken, çocuk yaşında zorla, para karşılığında satılan, tecavüz edilen ve sonrasında Batman Çayı’na kurban edilen Hatice’nin cenazesi günlerce morgda kaldı, hatırlarsanız, kimse sahip çıkmadı ve kefensiz bir şekilde gömüldü.

Değerli milletvekilleri, bunun adı nasıl töre olur? Böyle töre mi olur? Şimdi, bu ve benzer olayları doğru saptamak lazım. Bir kere bunun adı töre değil, bunun adı gelenek değil, bunun adı namus değil, bunun adı kader hiç değil; bunun adı cinsel istismardır, bunun adı şiddettir, bunun adı cinayettir, bunun adı katliamdır, vahşettir, bunun adı insanına, kadınına, çocuğuna verdiğin değerdir, bunun adı sözde “namus” adı altında bir cana kıymanın kılıfıdır. Çocuklarımızı, kadınlarımızı koruyamayan, onlara sağlıklı, güvenli, huzurlu bir ortam sağlayamayan hükûmetler ve bu şiddete, bu cinayete, bu vahşete, istismara göz yuman, görmezden gelen herkes en az bu suçu işleyenler kadar suçludur. Bu ülkede kızlarımızın, kadınlarımızın kaderi ölüm, tecavüz, şiddet olmamalıdır ve kadınlarımızı, çocuklarımızı korumak devletin birinci derece sorumluluğudur.

Hâlâ ülkemizde bir iki inek karşılığı çocuklar evlendiriliyor. Yoksulluk, eğitimsizlik, aile içi şiddetten kaçma ya da bir boğaz eksilsin diye küçücük yaşta kızlarımız evlendiriliyor. Dünyada çocuk gelinlerde 2’nci sırada Türkiye. Her 3 evlilikten 1’i çocuk gelin. Sığınmaevlerindeki kadınların üçte 1’i çocuk gelinler. 181 çocuk gelinimiz var ve bu, aysbergin sadece görünen kısmı. Okuma yazma bilmeyen 10 kişiden 8’i kadın.

Başkanım, lütfen susturabilir miyiz Genel Kurulu.

BAŞKAN – Siz devam ediniz, buyurunuz. Onlar dinliyorlardır.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Değerli milletvekilleri, genç kızların yüzde 41,5’u ne okuyor ne de çalışıyor. 18 yaşın altındaki küçük kızlarını evlendirmek için dava açan aile sayısı yüzde 94,2 artmış. Böyle bir ülkede aile içi şiddeti, erken evliliği, istismarı önleyebilir miyiz?

 

Başbakan diyor ki: “Çok nüfuslu Türkiye.” “En az 3.” dedi, şimdi o da yetmez “5” diyor, bunun bir güç ve kazanç olduğunu söylüyor. Doğru söylüyor ama oysaki güç, nitelikli, eğitimli, ekonomik gücü olan, eşit bireyler yetiştirerek olur.

Doğurganlık ve eğitim arasında güçlü bir ilişki var. Eğitim düzeyi arttıkça, refah düzeyi arttıkça doğurganlık azalıyor. Bakın, beş yılda yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerine göre 3 çocuğa kadar, 4 çocuğa kadar, 2 çocuklu bir kadının çalışma hayatına katılımı yüzde 30, 4 çocuğun üzerinde yüzde 8. Sayın Fatma Şahin de diyor ki: “Biz istihdamı artıracağız.” Hem en az 3, 5 çocuk önereceksin hem de istihdamı artıracaksın gerçekler ortadayken.

Değerli milletvekilleri, bizim teklifimizde olduğu gibi yaptırımı ağır olan yasaların uygulanması çok önemli. Ancak bundan daha önemli olan, kararların, kararlı bir şekilde yapılan uygulamaların uygulamaya sokulması. Sorunun çözümü, eşitlik politikalarının insan hakları gibi hayata geçirilmesidir. Kültür, gelenek, inanç ve töre kisvesi altında sürdürülen şiddetin, istismarın, çocuk evliliklerinin bir insanlık suçu, bir insan hakkı ihlali olduğunu kabul edip çözüm için eğitim, ekonomi, sosyal ve kültürel alanda ortak bir sonuç alıcı çaba ve bu ilkel davranışlara karşı ortak bir direnç gösterilmelidir. Bu ayıbın, bu utancın üstesinden ancak kadın-erkek, topyekûn, hep birlikte gelebiliriz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüceer.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım önergeyi oylarınıza sunmadan önce.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.20

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Şimdi, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI(x)

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Libya’daki muhalif gruplara yapılan yardımlara ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/116) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elâzığ’da 112 acil istasyonlarının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2879) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Devlet hastanelerinde yatak sayısının yetersiz olduğu iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3002) Cevaplanmadı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı illerindeki ağız ve diş sağlığı merkezlerindeki diş hekimi açığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3638) Cevaplanmadı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3749) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’daki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3750) Cevaplanmadı

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki Bakanlık çalışanlarına ve çalışanlar arasındaki maaş farklılıklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3752) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki aile hekimlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3757) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’daki aile hekimlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3759) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlığa bağlı birimlerde çalışan taşeron işçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3792) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

11.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep’in Araban Devlet Hastanesinde çocuk hastalıkları uzman doktoru bulunmamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3813) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlığa bağlı hastaneler ile üniversite hastanelerindeki normal ve sezaryen doğum sayılarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3848) Cevaplanmadı

13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Kırım Kongo kanamalı ateşi vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3849) Cevaplanmadı

14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, sezaryen doğumlarda etiyolojilere ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3850) Cevaplanmadı

15.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Şile ilçesine bağlı bir mahallenin sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3866) Cevaplanmadı

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, eczacıların reçetesiz ilaç satılmaması konusunda uyarıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3948) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, AMATEM’lere ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3950) Cevaplanmadı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, nakil bekleyen hastalar için organ sıkıntısı yaşanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3951) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli aşı çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3952) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

20.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye Devlet Hastanesi bünyesindeki fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesinin Osmaniye dışında bir ilçeye taşınıp taşınmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3984) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

21.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sağlık hizmetlerindeki ücret artışı iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3996) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık bünyesinde boş bulunan memur kadrolarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3998) Cevaplanmadı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aile hekimliği uygulaması ile birlikte kapatılan sağlık ocağı ve sağlık evlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/3999) Cevaplanmadı

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Engelli Memur Seçme Sınavına ve boş engelli kadrosuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/4007) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 2012 yılında ülkemizde yapılan hastane sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4009) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen taşınır mal satışlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4042) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Domaniç Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4076) Cevaplanmadı

28.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Emet Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4077) Cevaplanmadı

29.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Gediz Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4078) Cevaplanmadı

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Tavşanlı Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4079) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

31.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Simav Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4080) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

32.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık kadrolarına ve personel durumuna ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4081) Cevaplanmadı

33.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık personelinin görev yeri değişikliklerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4082) Cevaplanmadı

34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Altıntaş Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4084) Cevaplanmadı

35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Çavdarhisar Devlet Hastanesinin uzman doktor ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4085) Cevaplanmadı

36.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Şaphane ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4086) Cevaplanmadı

37.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Hisarcık ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4087) Cevaplanmadı

38.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Pazarlar ilçesine Devlet Hastanesi yapılması talebine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4088) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

39.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, depremden sonra boşaltılan Simav Devlet Hastanesi hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4090) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

40.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki hasta yatak sayısına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4257) Cevaplanmadı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, verem vakalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4283) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

42.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tıbbi aşı ithalatı ile yerli aşı çalışmalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4286) Cevaplanmadı

43.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, damacana dolumu yapan tesislerin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/4287) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

44.- MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, aşırı kiloya bağlı hastalıklara ilişkin sözlü soru önergesi (6/4289) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, tıbbi ilaç ithalatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4300) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, meslek hastalıkları hastaneleri ile meslek hastalığı kapsamına alınmayan hastalıklar yüzünden mağdur olan işçilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4301) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yerli ilaç sanayisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4304) Cevaplanmadı

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki Kırım Kongo kanamalı ateşi vakalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4325) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

49.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, vekil ebe, hemşire ve sağlık elemanı olarak görev yapan personelin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/4383) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

50.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, 4/C statüsünde çalışan personele ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4568) Cevaplanmadı

51.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ücretsiz personel servisi uygulaması bulunup bulunmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/4571) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

52.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, çocuk ölümlerinin azaltılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/4628) ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun cevabı

                                                                      

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, “Sunuşlar” bölümünde belirttiğim üzere, birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini cevaplandırması için Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu’nu kürsüye davet ediyorum. Cevaplamanız için bir saat süre vereceğim.

Buyurun Sayın Müezzinoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Değerli milletvekilleri, Bakanlığımıza ve Hükûmetimize atfedilen soru önergelerini cevaplandırmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle geçmiş Kurban Bayramı’nızı tebrik ediyor, milletçe huzur içinde nice bayramlarda buluşmak üzere diyorum.

Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3948) esas no.lu sözlü soru önergesinin cevabını takdim ediyorum: İlaçların reçeteyle satılması yeni bir uygulama değildir; aksine, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da öteden beri mevcut olan ilaçların reçeteyle satılmasına ilişkin amir hükümler, Sağlık Bakanlığımıza bu konuda şikâyetler ulaşması üzerine genel bir yazı ile eczacılarımıza hatırlatılmıştır. Hekim dışında hiç kimsenin tedavi planı oluşturmak ve ilaç başlatma gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. İlaç yarar zarar ilişkisi gözetilerek kullanılan bir madde olup hekime danışılmadan rastgele alınan ilaçların kullanılması sonucunda ekonomik yönden kıyas yapılamayacak kadar olumsuz neticelerle karşılaşılabilmektedir. Özellikle bazı ilaçların reçetesiz temini, uyarıcı ve bağımlılık yapıcı maddeler içermeleri sebebiyle ciddi sıkıntılara neden olabilmektedir. Öte yandan, ülkemizde aile hekimliği uygulaması ile sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştığı gibi, aile hekimlerine muayene olmak da ücretsizdir. Hâlihazırda yeni bir çalışma yapılması zarureti bulunmamaktadır.

Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ediyorum.

Yine Mesut Dedeoğlu’nun Sayın Başbakanımıza atfettiği (6/4301) esas no.lu soru önergesinin cevabı: Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi, teşhis ve tedavi, danışmanlık gibi hususlarda hizmet vermek üzere Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta üç meslek hastalıkları hastanemiz bulunmaktadır. Bununla birlikte, 11/10/2008 tarih ve 2701 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin 22/1/2011 tarihli ve 27823 sayılı değişiklik ile 5’inci maddesinin (2)’nci fıkrası gereği, meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kaybı oranları tespitinde esas alınacak sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye Bakanlığımız meslek hastalıkları eğitim ve araştırma hastaneleri ve devlet üniversite hastaneleri yetkili kılınmıştır. Ayrıca, 5510 sayılı SGK Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre meslek hastalığı, sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza hâlleri olarak tanımlanmaktadır. Mevcut tanıma göre ülkemizde bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesinde bir kısıtlılık bulunmamaktadır.

Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’in Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’na (6/116) esas no.lu soru önergesine cevap: Türkiye Ulusal Geçiş Konseyini Libya devleti ve halkının tek meşru temsilcisi olarak tanımış, Libya’ya yönelik insani ve kalkınma yardımlarımızın finansmanı için Hükümetimiz 100 milyon dolar yardım taahhüdünde bulunmuştur. Bahse konu yardımlar hibe niteliğinde olup yetkili kurumlarımızın sorumluluğundadır. Ayrıca, Libya’ya acil ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen 100 milyon doları nakit ihtiyaç kredisi, 100 milyon doları da ülkemizden temel ihtiyaç maddelerinin temininde kullanılmak amacıyla ticari kredi olmak üzere toplam 200 milyon dolarlık kaynak sağlanmasını öngören kredi anlaşması 6 Temmuz 2011 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Kredi anlaşması, Türkiye’nin cari borçlanma faiz oranları üzerinden yapılmış olup benzer diğer kredi anlaşmalarında olduğu gibi 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10’uncu maddesi bahse konu kredilere ilişkin anlaşmanın yürürlüğe girmesi konusunda Bakanlar Kurulunu yetkili kılmaktadır. Krediye konu olan meblağlar bir Türk bankasında  Ulusal Geçiş Konseyi tarafından açılan iki hesaba transfer edilmiştir. Bilahare Ulusal Geçiş Konseyi 100 milyon dolarlık nakit ihtiyaç kredisini bu amaçla yetkilendirdiği resmî temsilcileri vasıtasıyla Libya Merkez Bankasının Bingazi Şubesine aktarmıştır. Bu işleme ilişkin belgeler kredi anlaşmasının ilgili maddesi uyarınca tarafımıza iletilmiştir. 100 milyon dolarlık ticari kredi ise bankacılık işlemleri çerçevesinde ülkemizde gıda, ilaç ve yakıt alımlarına tahsis edilmiştir. Kredi, faiziyle birlikte 2012 Mart ayında ülkemize geri ödenmiştir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, öbür soruya geçmeden… Sayın Genç’in bir sorusu var, tek sorusu var zaten.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aslında, ben Dışişlerine sormuştum, Sağlık Bakanı cevap veriyor.

Bir defa, verdiği cevap yetersiz. O zaman bu 200 milyon doların bir kısmının çantalarla verildiği yazılıydı, şimdi başka cevap veriliyor. Ve hibe olduğu söyleniyordu, şimdi deniliyor ki: “Biz bu parayı geri aldık.” Bunlarla ilgili belgeleri o zaman bize göndersinler. Yani bu verdikleri cevap gayriciddi bir cevap. O zaman -tabii, aradan çok uzun zaman geçmiş Libya’nın olayları üzerinden ama- bunlar “Çantada getirip verdik.” dedi. Bizim de onun için “Bu çantayla 100 milyon doları nasıl getirdiniz verdiniz? Kime teslim ettiniz? Alanlar cebine attı mı atmadı mı?” diye bu konuda açık şeylerimiz var ama şimdi deniliyor ki: “Biz banka havalesiyle ödedik.” Biz o zamanki duruma mı inanalım, şimdiki duruma mı inanalım? Verilen cevap kifayetsizdir, gerçekleri tahrif edecek şekilde cevap vermiştir. Ben eğer bu parayı Libya’da tahsil etmişlerse onunla ilgili belgeleri istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Buyurunuz Sayın Bakan devam ediniz.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Sayın Genç, Hükûmetimiz 100 milyon dolar yardım taahhüdünde bulunmuştur.

Tekrar okuyorum: Bahse konu yardımlar hibe niteliğinde olup yetkili kurumlarımızın sorumluluğundadır.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Davutoğlu 300 milyon doları çantayla uçakla götürdü Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – 100 milyon…

FARUK BAL (Konya) – 300 milyon dolar…

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Ben cevabı okudum, tekrar isterseniz Sayın Bakana iletirim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki, o zaman niye cevap siz veriyorsunuz? O gelsin.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Kütahya Milletvekili Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/4088) esas no.lu soru önergesinin cevabını takdim ediyorum: 2012 yılı TÜİK verilerine göre Kütahya ili Pazarlar ilçemiz 5.664 nüfusa sahiptir. İlçenin merkez nüfusu 3.365’tir. İlçemizde 1 adet toplum sağlığı merkezi, 2 adet aile hekimliği birimlerinden müteşekkil 1 adet aile sağlığı merkezi, 3 adet sağlıkevi ve 1 adet (A2) tipi acil sağlık hizmetleri istasyonu mevcuttur. İlçemizde sağlık hizmetleri 3 hekim, 1 diş hekimi, 4 ebe, 4 hemşire, 4 toplum sağlığı teknisyeni, 2 tıbbi sekreter, 1 acil tıp teknisyeni ve 2 aile sağlığı elemanı ile verilmekte olup, toplam 19 sağlık personeli görev yapmaktadır. İlçede yaşayan vatandaşlarımız hastane hizmetlerini 30 kilometre uzaklıkta bulunan Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinden almaktadırlar. Hâlihazırda ilçede verilen sağlık hizmetleri herhangi bir eksiklik, aksaklık veya kesintiye sebebiyet vermeksizin özenle sürdürülmekte olup ihtiyaç olması ve gerekli kriterlerin karşılanması durumunda yeni sağlık yapılarının planlanması mümkündür.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3759), (6/3757) esas no.lu soru önergelerinin cevabı: Aile hekimliği uygulamasına yönelik mevzuat hükümleri ülke birinci basamak sağlık hizmetlerinde sağlık hizmeti sunan aile hekimleri için geçerli olup aile hekimliği birimleri tek hekim olarak sadece Gümüşhane, Bayburt, Batman, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Kars ve Iğdır illerimizde  bulunmamaktadır. Bakanlık olarak önceliğimiz, bir aile sağlığı merkezinde 2 ila 6 aile hekimliği biriminin bir arada hizmet sunması yönündedir. Yerleşim yerlerinin nüfus yoğunluğu, merkeze uzaklıkları ve coğrafi konumları dikkate alınarak vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetine ulaşmalarını kolaylaştırmak maksadıyla aile hekimliği birimi aile hekiminin kendine bağlı nüfusunun yoğun olarak bulunduğu yerleşim yerlerine kurulmaktadır.

Aile hekimlerimizin ve aile sağlığı elemanlarımızın izin kullanmaları, hizmet içi eğitimi ve kongreye katılmaları konusunda 24/12/2010 tarihli ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te belirtilen hükümler çerçevesinde düzenlenmiştir. Adı geçen mevzuatın ilgili maddelerine göre sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimi veya aile sağlığı elemanı izinli veya raporlu olduğu süre içinde Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca  Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinde belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeliyle anlaşarak hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma müdürlükçe uygun görülmesi hâlinde uygulanır, bu mümkün olmadığı takdirde halk sağlığı müdürlüğümüzce geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı elemanı görevlendirir. Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının Bakanlığımızca öngörülen hizmet içi eğitimler için görevlendirilmeleri ve acil hâller ile doğal afet gibi olağanüstü durumlarda o ilin valiliğince başka yere görevlendirilmeleri hâlinde hizmetin devamı için halk sağlığı müdürlüğümüzce gerekli tedbirler alınır. Ayrıca, aile hekimliği uygulaması gönüllülük esasına göre yürütülmekte olup hizmet verecekleri birimleri hekimlerimiz kendileri seçmektedirler. İlgili mevzuatın “aile hekimine yapılacak ödemeler” başlığı altında aile hekimlerimize yapılan ödemeler açıkça belirtilmiştir. Buna göre aile sağlığı merkezi giderle, sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine hizmet verdiği merkezin kira, elektrik, su, yakıt, telefon, İnternet, bilgi işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım, danışmanlık, sekretarya ve tıbbi sarf malzemeleri gibi Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 19’uncu ve 20’nci maddeleriyle belirlenen asgari, fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderleri için her ay tavan ücretin yüzde 50’sinin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan illerin satın alma gücü paritesi puanı ile çarpımı sonucuna göre bulunacak tutarda ödeme yapılır.

Ülke geneli tek hekimli aile sağlığı merkezlerimizin listesi sayın milletvekilinin aynı konuya ilişkin verdiği yazılı, sözlü önergesine verdiğimiz cevapla kendisine sunulmuştur.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4007) esas no.lu soru önergesi: Bilindiği gibi ülkemizde kurum ve kuruluşlarca yüzde 3 oranında engelli personel istihdam etme zorunluluğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 53’üncü maddesiyle düzenlenmiştir. Bu maksatla 29 Nisan 2012 tarihinde yapılan Özürlü Memur Seçme Sınavı sonrasında Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatlarına toplam 1.817 engelli personel yerleştirilmiştir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4325) esas no.lu sözlü soru önergesi: Ülkemizde ilk olarak 2002 yılında görülen Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığı sebebiyle bugüne kadar Kahramanmaraş ilimiz ikametli 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığına yönelik olarak  bugün için etkinliği kanıtlanmış bir aşı bulunamadığından ve tedavinin esasını destek tedavisi oluşturduğundan hastalıktan korunmada kişisel korunma önlemlerinin alınması büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple 2003 yılında ülkemizde vakaların tespit edilmesini müteakip Bakanlığımızca gerek topluma gerekse sağlık çalışanlarına yönelik eğitim çalışmalarına daha çok önem verdik ve bu çalışmaları titizlikle yürüttük. 2013 yılında da bu çalışmalar kapsamında Kırım Kongo kanamalı ateşinin görülme durumuna göre yaptığımız risk değerlendirmelerine göre birinci ve ikinci öncelikli yerleşim alanlarını belirledik ve eğitim çalışmalarını bu kapsamda yürüttük. Birinci öncelikli bölgelerde sağlık personelimiz haneleri kapı kapı dolaşarak yüz yüze hastalık ve korunma tedbirleri hakkında bilgi vermiş, ilave olarak birinci öncelikli bölgelerde her hanede yaşayan yedi yaş ve üzeri kişi sayısı kadar kene eğitim ve koruma seti dağıtılmıştır. İkinci öncelikli bölgede ise okul, cami, köy odası ve kahvehane gibi mekânlar kullanılarak toplu bilgilendirme çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca okullarda da Bakanlığımız tarafından hazırlanan afiş ve broşürler kullanılarak belirlenen mesajlar ve bilgiler çerçevesinde eğitim çalışmaları sürdürülmüştür. Bakanlığım tarafından afiş ve broşür gibi eğitim materyallerinin yanı sıra, vatandaşları bilgilendirmek ve dikkatlerini çekmek üzere televizyon filmleri de hazırlanmış ve hastalığın kırsal kesimde görülmesi nedeniyle yerel televizyon kanallarıyla paylaşılmıştır. Ayrıca ilgili uzmanlarla saha çalışmaları yapılmış, Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda tedbirler alınmıştır.

Kırım Kongo kanamalı ateşine yönelik aşı geliştirme çalışmaları başta olmak üzere bilimsel çalışmalara da yoğun destek verilmektedir. Bakanlığımızca desteklenen aşı geliştirme projesinde önemli bir mesafe katedilmiştir. Bunların yanı sıra yeni tedavi seçeneklerine yönelik araştırmalar da devam etmektedir. Bu kapsamda vakaların hiperimmun serum kullanımı ve etkilerine dair bir çalışma da yürütülmektedir. Kanamalı Kırım Kongo ateşi vakalarının sevk edilmesi gerektiği durumlarda sevklerde sıkıntı yaşanmaması amacıyla hasta sevklerinin yapılacağı bölge sevk merkezleri belirlenmiştir. Kene tutunması ile gelen kişilere yaklaşım algoritması Kanamalı Kırım Kongo Ateşi Vaka Yönetim Algoritması hazırlanmış ve 2012 yılında da güncellenmiştir. Bununla birlikte hastalığın sık olarak görüldüğü illerde kene popülasyonunun azaltılabilmesi için sığırlar başta olmak üzere çiftlik hayvanlarında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından kene mücadelesi çalışmaları yürütülmüş olup Bakanlığımız tarafından da bu çalışmalara destek verilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4287) esas no.lu soru önergesi: Ülkemizde 319 tesis damacana su dolumu yapmaktadır. Bu tesisler en az yılda bir defa Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca ve yine en az üçer aylık periyotlarla halk sağlığı müdürlüklerince mahallinde denetlenmektedir. Tesislerin yıllık denetim sayıları ve bu denetimlerde yapılan analizlerde bakılacak parametrelere ilişkin standartlar günlük üretim miktarı göz önüne alınmak suretiyle İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir. Üretimi yapılan ambalajlı sular üretim tesisleri yanı sıra piyasada da en az üçer aylık periyotlarla denetime tabi tutulmaktadır. Gerek üretim yeri gerekse piyasa denetimlerinde damacana sularda az oranda da olsa mikrobiyolojik ve kimyasal olarak uygunsuzluk tespit edilebilmektedir. Uygunsuzluğu tespit edilen suların uygunsuzlukları giderilinceye kadar piyasa sunumuna izin verilmemektedir.

Yine Mesut Dedeoğlu Milletvekilimizin (6/4283) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Bakanlığımız tarafından 2007 yılından itibaren her yıl yayınlanan Türkiye Verem Savaşı Raporu verileri incelendiğinde, ülkemizde verem hastalığına tutulanların sayısının her yıl ortalama yüzde 6 oranında azaldığı görülmektedir. Ülkemizde son yıllarda verem hastalığına yakalananlarının sayısında artış söz konusu değildir. Son beş yıl içinde yıllara göre dağılıma baktığınızda da bu durum görülmektedir. 2008 yılında 18.452 hasta, 2009 yılında 17.402 hasta, 2010 yılında 16.551 hasta, 2011 yılında 15.679 hasta ve 2012 yılında da 14.691 hasta kayda alınmıştır. Ayrıca, ülkemizdeki mevcut hastalık yükünü azaltmak için Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı uygulanmaktadır. Başarıyla uyguladığımız Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında Bakanlığımız ulusal ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği içerisinde tüberküloz kontrol hizmetlerini sürdürmektedir. Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı çalışmaları tüberkülozsuz bir dünya oluşturmak amacıyla kurulan Tüberkülozu Durdurma Stratejisi çerçevesinde kamunun yanında özel sektör ve gönüllü kuruluşlarla birlikte yürütülmektedir. Tüberküloz kontrolü için gerekli altyapı, insan kaynakları, bütçe ve program Bakanlık olarak sağlanmaktadır. Bakanlığımızın politik kararlılığı altında yürütülen tüberküloz mücadelesinde ülke genelinde faaliyet gösteren 179 adet toplum sağlığı merkezi, verem savaş dispanserine ek olarak Bakanlığımızın diğer kurumlarının da faaliyetlere katılımıyla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimleri sağlanmaktadır.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın 6/4090 esas no.lu soru önergesine: Kütahya Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesi meydana gelen deprem öncesi 17.375 metrekare arsa alanı üzerinde 6.892 metrekare kapalı alanda 230 yatak kapasitesiyle hizmet vermekteyken meydana gelen deprem sonrası hasar gören ve sağlık hizmet sunumunu riske edecek bloklar boşaltılarak kapasite azaltımı ile 135 yatakla hizmet sunumuna devam etmektedir. Kütahya Simav ilçesinde Bakanlığımızın planlamaları doğrultusunda 150 yatak kapasiteli yeni bir hastane yapılması planlanmakta olup arsa çalışmaları devam etmektedir. Kütahya Simav ilçesinde 19 Mayıs 2011 yılında meydana gelen deprem sonrası Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinin hasar gören blokları hasta çalışan güvenliği gerekçesiyle boşaltılmış olup, sağlık hizmet sunumu hasar görmemiş bloklarda devam etmektedir. Kütahya Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesi hizmet binalarında Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesince yapılan güçlendirme tetkikleri neticesinde “Güçlendirme yapılabilir.” kararı gereğince Bakanlığımız sağlık politikaları gereği nitelikli sağlık hizmet sunumunun verilebilmesi dikkate alınarak, anılan hizmet binalarında güçlendirme yapılmak üzere proje çalışmalarına başlanılmıştır. Yapılacak güçlendirme sonrası hizmet sunumu açısından fiziki alan yetersizliği bulunursa mevcut hastane arsa alanı üzerine prefabrik ek blok yapılması düşünülmektedir.

Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3752) esas no.lu soru önergesi: Ardahan ilinde Bakanlığımıza bağlı kurum ve kuruluşlarda 853 personel görev yapmaktadır. Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarında görev yapmakta olan personel arasındaki ücret farklılığı bir kısmının kadrolu ve bir kısmının da sözleşmeli pozisyonlarda çalışıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Aynı statü ve pozisyonda çalışan personel arasında herhangi bir ücret ya da maaş farklılığı söz konusu değildir. Sözleşmeli personelin kadroya geçişiyle birlikte bu farklılıklar sona ermiş olacaktır.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/4042) esas no.lu soru önergesi: 2002-2013 yılları arasında Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarına ait herhangi bir taşınır satışı yapılmamıştır.

Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün (6/2879) esas no.lu soru önergesi:Elâzığ ilinde 22 adet 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu hizmet vermekte olup istasyon başına düşen nüfus 25.577’dir. Elâzığ ilinde 112 acil sağlık hizmetlerinde 38 adet acil yardım ambulansı kullanılmakta olup ambulans başına düşen nüfus 14.808’dir. Elâzığ ilinde 112 acil sağlık hizmetlerinde 17 doktor, 19 paramedik, 197 ATT, 75 diğer sağlık personeli ve 84 şoför olmak üzere toplam 392 personel görev yapmakta olup acil sağlık hizmetleri ihtiyaca cevap vermektedir.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4628) esas no.lu soru önergesi: Bebek ve çocuklara yönelik pek çok program başarıyla hayata geçirilmiş ve uygulamaları sonuçlarını vermeye başlamıştır. Bebek ölümleri içinde ön plana çıkan yenidoğan dönemine yönelik programlar ve engelliliğin önlenmesine yönelik çalışmalar ana stratejilerimizi oluşturmaktadır. Bu noktadan hareketle, Sağlık Bakanlığı olarak, çocukların sağlığını korumak ve geliştirmek amacıyla pek çok çalışma yürütmekteyiz. Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla hükûmetlerimizin bugüne dek bu konuda göstermiş olduğu kararlılık, yeni programlar üretmemiz ve var olan programları ileri götürme çabalarımız meyvelerini vermiştir. Başta koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşımı arttıran ve hizmetlerin kalitesini geliştiren aile hekimliği uygulaması bu alanda ciddi katkı sağlamıştır. Özel olarak çocukların sağlığını korumak ve geliştirmek için hâlen yürüttüğümüz programlar: Genişletilmiş Bağışıklama Programı, Bebek Ölümleri İzleme Programı, Yenidoğan Temel Bakım ve Canlandırma Programları, Yenidoğan Yoğun Bakım Programı, Beslenme Programları, Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Programı, 6-24 Ay Bebek ve Küçük Çocuk Beslenmesi Programı, “Demir Gibi Türkiye, Bebeklerde D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi ve Kemik Sağlığının Geliştirilmesi Programı, İyot Yetersizliği Hastalıkları ve Tuz İyotlaması Programı, Yenidoğan Tarama Programları, Ulusal Neonatal Tarama Programı, İşitme Taraması Programı, Gelişimsel Kalça Displazisi Taraması Programı, Kalıtsal Kan Hastalıkları Kontrol Programı, Çocuk Acil ve Yoğun Bakım Programı, Bebek ve Çocuk İzleme Programı.

Dünya genelinde gerçekleşen yüksek sayıda bebek ve çocuk ölümleri, kalkınmanın vazgeçilmez bir göstergesi olarak uluslararası topluluklar tarafından da kabul edilmiştir. Çocuk ölümlerinin azaltılması, Birleşmiş Milletlerin Binyıl Deklarasyonu ile Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin 8 ana temasından biri olarak belirlenmiş, yeni binyılın başlangıcında ortaya konulan hedef 2015 yılına dek 5 yaş altı çocuk ölümlerini üçte 2 oranında azaltmak olmuştur. 1988 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’nda 5 yaş altı çocuk ölüm hızı binde 97 iken, 2008 yılında binde 23’e düşmüştür. 2011 yılında İstanbul Üniversitesinin yaptığı bir çalışmaya göre, bu rakam binde 11 olarak saptanmıştır. Bu düşüş ile ülkemiz binyıl kalkınma hedeflerine zamanından önce ulaşan ve hedefi geçen az sayıda ülke arasında yer almaktadır. Birleşmiş Milletlerin bu konudaki yayınlarında da ülkemizin elde ettiği başarılar açıkça kaydedilmektedir. Türkiye 1990 yılından 2001 yılında dek yaklaşık yüzde 80’lik bir azalma oranıyla dünya üzerinde çocuk ölümlerini en hızlı azaltan 5’inci ülke olma özelliğini taşımaktadır. Hem Bakanlığımıza ait kayıtlar hem de bağımsız akademik kurumlarla yaptığımız çalışmalar şu an çocuk ve bebek ölümlerinde uluslararası kurumların bildirdiğinden daha iyi bir noktada olduğumuzu göstermektedir. Yine de diğer ülke verilerinin de karşılaştırılması için Dünya Sağlık Örgütünün yıllık olarak yayımladığı dünya sağlık istatistikleri kullanılmıştır. 2013 yılı dünya sağlık istatistiklerinde hâlâ dünya genelinde 5 yaş altı çocuk ölüm hızı binde 51 iken bu oran bizim ülkemiz için binde 15 olarak açıklanmıştır. İçinde bulunduğumuz yüksek orta gelir grubunun ortalama 5 yaş altı çocuk ölüm hızı binde 20, Avrupa bölgesinin 5 yaş altı çocuk ölüm hızı ortalaması ise binde 13 olarak bildirilmiştir. Bu da göstermektedir ki çocuk ölümleri açısından bulunduğumuz nokta yıllar içinde oldukça iyileşmiştir. Burada bir kez daha altı çizilmesi gereken, bu seviyeye ne kadar kısa sürede geldiğimizdir. Geçtiğimiz yirmi yılda dünya ortalaması yüzde 40, Avrupa bölgesinin ortalaması yüzde 60 oranında azalırken bizim ülkemiz için azalma oranı yüzde 80 olarak gerçekleşmiştir. OECD ülkelerinin bebek ölümlerinde 1960-90 yılları arasında, otuz yılda kat ettiği yüzde 30’luk azalmayı son sekiz yıla sığdırmayı başardık. Sonuç olarak, çocuk sağlığına verdiğimiz değerin somut kanıtlarını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3996) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Bilindiği üzere genel sağlık sigortası hak sahiplerinin tedavileri için ödenmesi gereken tedavi giderlerinin birim fiyatları, 5510 sayılı Kanun gereğince oluşturulan ve Bakanlığımızın da üyesi bulunduğu Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenerek Resmî Gazete’de Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği olarak yayımlanmaktadır. Bu kapsamda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 24/3/2013 tarihli ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2013 yılı Sağlık Uygulama Tebliği’nde sağlık hizmetlerinin fiyatları artırılmamıştır. Örneğin diş hekimi muayenesi 7 TL, akrilik tam protez tek çene 150 TL, akciğer grafisi iki yön 12,8 TL, üç boyutlu ultrasonografi 39 TL.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4571) esas no.lu soru önergesinin cevabı: Bilindiği gibi ülkemiz kamu kurum ve kuruluşlarında görev ifa etmekte olan personelin iş yerine servisle taşınması işlemi 25/02/2004 tarihli ve 25384 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği doğrultusunda yürütülmektedir. Bakanlığımızda hâlihazırda Sıhhiye’deki merkez yerleşkemiz dışında hizmet vermekte olan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile Strateji Geliştirme Başkanlığının personeli servisle taşınmakta ve bunun için 98 araç hizmet vermektedir. Sıhhiye merkez yerleşkesindeki Bakanlık merkez birimlerimizde görev yapmakta olan personelin 2/1/2014 tarihinden itibaren servis ile taşınma işlemi için gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.

Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3749) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarında Gümüşhane ilinde 1.196, Bayburt ilinde ise 776 personel görev yapmaktadır. Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarında görev yapmakta olan personel arasındaki ücret farklılığı bir kısmının kadrolu ve bir kısmının da sözleşmeli pozisyonda çalışıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Aynı statü ve pozisyonda çalışan personel arasında herhangi bir ücret ya da maaş farklılığı söz konusu değildir. Sözleşmeli personelin kadroya geçişiyle birlikte bu farklılık sona ermiş olacaktır.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/4383) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Söz konusu unvan ve branşta açıktan vekil olarak atanmış 613 ebe ve hemşire taşra teşkilatımız sağlık evlerinde görev yapmaktadır.

Yine, Kütahya Milletvekilimiz Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/4080) sıra sayılı soru önergesine cevabımız: Bakanlığımıza bağlı Kütahya Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinde Kasım 2002 tarihi itibarıyla 11 uzman hekim görev yapmakta iken bugün gelinen son durum itibarıyla anılan hastanede 2 anesteziyoloji, 1 biyokimya, 2 çocuk hastalıkları, 1 enfeksiyon hastalıkları, 1 deri ve zührevi hastalıkları, 1 fiziksel tıp ve rehabilitasyon, 2 genel cerrahi, 1 göğüs hastalıkları, 1 göz hastalıkları, 2 iç hastalıkları, 1 kadın hastalıkları ve doğum, 1 kardiyoloji, 1 kulak burun boğaz hastalıkları, 1 mikrobiyoloji, 1 nöroloji, 1 ortopedi, 1 radyoloji, 1 ruh sağlığı ve hastalıkları, 2 üroloji uzmanı olmak üzere toplam 24 uzman hekim, 6 pratisyen hekim, 100 hemşire, 32 ebe ve diğer branşlarda 114 sağlık personeli aktif olarak görev yapmaktadır. Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinde mevcut durum itibarıyla uzman hekim ve diğer branşlarda sağlık personeli eksikliği söz konusu olmamakla birlikte, Bakanlığımız tarafından 5 Eylül 2013 tarihinde yapılan 52’nci Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası’nda kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı branşında 1 uzman hekim ve 3 pratisyen hekim planlanmış ve atanmıştır. Ayrıca, 2013 Eylül dönemi yer değiştirme suretiyle atanma kurasında da anılan hastaneye hemşire, sağlık memuru ve sağlık teknikeri branşlarında personel planlamaları yapılmıştır. Bakanlığımızın mevcut insan kaynakları kapsamında Simav Doçent Doktor İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinin sağlık insan gücü kapasitesinin artırılması için önümüzdeki dönemde de hekim, uzman hekim ve diğer branşlarda da sağlık personeli planlamalarımız devam edecektir.

Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Doktor Mehmet Şeker’in (6/3813) esas no.lu sorusuna cevabımız: Bakanlığımızın insan kaynakları kapasitesi dikkate alındığında, bazı uzmanlık branşlarında yeterli sayıda uzman hekim olmadığından sağlık kurum ve kuruluşlarımıza en adil ve eşit bir şekilde personel planlaması ve dağıtımı yapılmaktadır. Ülkemiz genelinde sağlık hizmet sunumunu daha üst seviyelere çıkarabilmek için ileriye dönük belirlenen sağlık politikaları doğrultusunda sağlık insan gücü kapasitesinin artırılmasına çalışılmaktadır. Bakanlığımız tarafından yayımlanan 2010/50 sayılı Sağlık Bölge Planlamasına İlişkin Genelge gereğince ülkemiz sağlık hizmet sunumu ve sağlık planlaması bakımından 29 sağlık bölgesine ayrılmıştır. Her bir sağlık bölgesi için nüfus, ulaşım imkânları, sağlık insan gücü mevcudu, sağlık tesislerinin şartları, hizmet sunum kapasitesi ve sahip olduğu benzeri sağlık kaynakları itibarıyla bölge sağlık merkezi konumunu üstlenecek kapasitedeki bölge merkezi iller ve bu illere bağlı alt bölge merkezi rolü verilmiş iller belirlenmiştir. Alt bölge merkezi iller güçlendirilmiş, ilçelerle ilişkilendirilmiştir. Güçlendirilmiş ilçelere nüfus yoğunluğu bakımından daha küçük ilçeler bağlanmıştır. Bu bağlamda, Araban ilçesi mezkûr genelge gereğince Gaziantep ili merkezinde Bakanlığımıza bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından sağlık hizmeti alabilmektedir. Ancak, Bakanlığımız tarafından önümüzdeki dönemlerde yapılacak kuralarda Gaziantep Araban Devlet Hastanesine çocuk sağlığı ve hastalıkları branşında uzman hekim planlanması konusunda değerlendirmeler yapılmaktadır.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4289) esas no.lu soru önergesi: Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bakanlığımızca yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması 2010 sonuçlarına göre obezite sıklığı 19 yaş ve üzerinde genel toplamda yüzde 30,3; erkeklerde yüzde 20,5 ve kadınlarda yüzde 41 olarak bulunmuştur. Bakanlığımızın 2011 yılında yapmış olduğu Kronik Hastalıklar Risk Faktörleri Araştırması’nda obezite 20 yaş üzeri kadınlarda yüzde 44, erkeklerde yüzde 17,9; toplamda ise ortalama yüzde 26,4 olarak bulunmuştur. Ülkemizde beş yılda bir tekrarlanan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçları incelendiğinde de obezitenin kadın nüfusta giderek arttığı görülmektedir. Bu oranın 1998 yılında 15-49 yaş grubu 7.405 evli kadında yapılan çalışmada yüzde 18,8 iken 2008 yılında yüzde 23,9 olduğu görülmüştür.

Obezite kalp damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve çok çeşitli kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Dünya Sağlık Örgütü Küresel Durum Raporu’na göre fazla kilo ve obezite yüzünden her yıl en az 2,8 milyon kişi hayatını kaybetmektedir. Bakanlığımızca 2004 yılında yapılan Türkiye Hastalık Yükü Çalışması’na göre, obezitenin önlenmesiyle ilgili, toplam ölümler içerisinde 57.143 ölüm önlenebilmekte olup bu rakam tüm ölümlerin yüzde 13,3’ünü oluşturmaktadır. Bakanlığımızca ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı hazırlanmış ve Başbakanlık genelgesi olarak Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Program kapsamında belirlenen faaliyetler uygulanmaktadır. Mevcut durum tespiti ve izleme için çeşitli araştırmalar yapılmıştır, yapılmaktadır.

2010 yılında ilköğretim çağı çocuklarda (6-10 yaş grubunda) beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarıyla, şişmanlık ve zayıflık durumunun belirlenmesine yönelik Türkiye Okul Çağı Çocuklarda Büyümenin İzlenmesi Projesi yürütülmüş, 6-10 yaş çocuklarda obezite oranı yüzde 6,4 bulunmuştur. 2010 yılında iki çalışmamız tamamlanmış ve ülkemizde obezite, yetişkinlerde yüzde 30 bulunmuştur. Çocuk ve bölge dağılımlarımız da bu çalışmamızda elde edilmiştir. Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi ve 21 ülkenin birlikte yürüttüğü Çocukluk Çağı Obezite Araştırması’nın saha çalışmaları tamamlandı, istatistikler, analiz ve raporlama çalışmaları devam etmektedir.

Okul sağlığı çalışmalarımız devam etmektedir. Millî Eğitim Bakanlığıyla sürdürdüğümüz çalışmalar sonucunda 21/7/2011 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Genelgesi ile okul kantinlerinde doğal maden suları hariç enerji içecekleri, gazlı, kolalı, aromalı içecekler ile kızartma ve cipslerin satışının yapılmaması, otomatik satış yapan makinelerin de bulundurulmaması; bunların yerine süt, ayran, yoğurt, meyve suyu, taze sıkılmış meyve suyu ve taneyle satışı yapılabilen meyve bulundurulması zorunlu hâle getirilmiştir. Tam gün eğitim veren okullara yönelik geliştirilen menü modelleri ve örnek öğle yemeği listeleri hazırlanmıştır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı Ulusal Süt Konseyi ve Bakanlığımız iş birliğiyle ilköğretim okullarında Okul Sütü Programı uygulanmaktadır. Beslenme Dostu Okul Programı, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre güncellenmiştir.

1 ve 4’üncü sınıflarda daha önce iki ders saati beden eğitimi dersi bulunmaktayken ilk defa olarak “oyun ve fiziki etkinlikler” adı altında yeni bir derse yer verilmiştir. 2014 yılı içinde okullarda eğitici eğitimler planlanmıştır.

Halk bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarımız yürütülmektedir. 81 ilimizde sağlıklı beslenme, besin hijyeni, okul çağı çocuklarının beslenmesi, yaşlıların beslenmesi, anemi, kalp damar hastalıklarında beslenme, şişmanlık ve bunun gibi hastalıklarla ilgili programlar yürütülmektedir. Aile hekimine başvuran bireylerin fiziksel aktiviteye teşvik edilmesi amacıyla pedometre alımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi içinde oluşturduğumuz obezite izlemleriyle özellikle evde bakıma muhtaç olan morbid obez hastalarımız tespit edilerek tedavilerinin sağlanması amacıyla sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri yapılmaktadır. Obez vatandaşlarımızın acil ya da tedavi amacıyla nakilleri için 60 adet obez ve yoğun bakım ambulansı alınmıştır.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Mesut Dedeoğlu’nun (6/4009) esas no.lu soru önergesine cevabımız: 2012 yılında, Türkiye genelinde toplam 5.312 yataklı 32 adet sağlık yatırımı faaliyete geçirilmiştir. Faaliyete geçen hastanelerin illerimize göre dağılımını gösteren tablo ektedir, sayın milletvekilimize tabloyu göndereceğim.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/4300) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Piyasada, belirli dönemlerde, üretim yetersizliği ve benzer sebeplerle çeşitli ilaçların temininde sıkıntılar yaşanabilmektedir. Bununla beraber, Bakanlığımız tarafından sağlık harcamalarında tasarrufa gidildiği ve bu sebeple ilaca ulaşımın zorlaşması gibi bir durum söz konusu değildir. Bakanlığımız tarafından, Türkiye’de ruhsatlı olmasına rağmen piyasada bulunmayan ilaçlar sebebiyle hastaların mağdur olmasını önlemek amacıyla ilgili ilaç firmaları, dernekler ve sendikalarla 26/9/2012 tarihli ve 90850 sayılı bir yazı yazılmıştır. Bu yazıyla, çeşitli sebeplerle piyasada temin edilememe riski olan ilaçların isimlerinin piyasada tükenmesinden en az bir ay önce yazılı ve sözlü olarak firmalar tarafından Bakanlığımıza bildirilmesi istenmiştir. Bakanlığımız, piyasada bulunma sıkıntısı olması sebebiyle vatandaş mağduriyeti oluşturabilecek ilaçları önceden belirleyerek bunları engelleme yolunda çalışmalar yapmaktadır. Türkiye’de bulunmayan ilaçlar için Sağlık Bakanlığından ek onaya gerek olmayan ilaç listesi sürekli olarak güncellenmekte ve Türk Eczacılar Birliği tarafından ilaçların yurt dışından temini sağlanarak hasta mağduriyeti oluşması engellenmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3952) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Türkiye Halk Sağlığı Kurumumuz tarafından akrep, difteri, tetanos antiserumu üretimi yapılmaktadır. Difteri, tetanos, boğmaca, polio, influenza içeren beşli ve dörtlü karma aşıların dolumu ile zatürre hastalığına karşı kullanılan konjuge pnömokok aşısının formülasyon ve dolumu ülkemizde yapılmaktadır. Ülkemizde üretimi yapılamayan aşılar için son on yılda 1 milyar 898 milyon 251 bin TL ödenmiştir. Aşıların tüm aşamaları ile ülkemizde üretilmesine yönelik çalışmalarımız devam etmektedir. Hastalıklardan korunmak amacıyla alınan ve ülkemizde üretimi yapılamayan aşılara ödenen bütçe aşağıdaki tablodadır. Tabloyu sayın milletvekilimize göndereceğim.

Adana Milletvekilimiz Sayın Ali Halaman’ın (6/3792) esas no.lu sorusuna cevabımız: Malumlarınız olduğu üzere, ülkemizde kamu kurumlarında alt işverene bağlı işçi çalıştırmanın temel sebebi, kurumlardaki kadrolu işçi sayısının yıllar içinde azalarak düşmesidir. Mevcut kadro durumları dikkate alındığında, bahse konu işçilerin çalıştırılmaması durumunda, iş hacmi hayli yüksek olan birçok birimde hizmet sunumunda büyük aksaklıklar yaşanacaktır. Kamuda yeniden yüksek sayıda kadrolu işçi çalıştırmak ise hükûmetlerin personel istihdam politikasıyla, ülkenin plan, bütçe ve ekonomik dengeleriyle yakından bağlantılı bir durumdur. Böyle bir uygulama ülke ekonomisine yüksek maliyete yol açabileceği gibi, bu durum Türkiye kamu yönetimindeki örgütlenme değişimine de aykırılık teşkil edecektir. Adana ili ve ilçelerinde Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarının ilgili birimlerinde toplam 3.375 alt işveren işçi çalışmaktadır. Hükûmetimizce, alt işveren işçilerinin çeşitli sorunlarını çözmeye yönelik birtakım çalışmalar sürdürülmektedir ancak bu çalışmalardan bahisle, ilgililerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki kadroya alınması gibi bir sonuca da varmamak gerekir. Bu itibarla, Bakanlığımızda çalışmakta olan alt işveren işçilerinin kadroya alınması gibi bir çalışmamız söz konusu değildir.

Osmaniye Milletvekilimiz Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun (6/3984) esas no.lu sorusuna cevabımız: Osmaniye Devlet Hastanesi bünyesindeki fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesinin Osmaniye dışında bir ilçeye taşınıp taşınmayacağına ilişkin sözlü sorusuna istinaden cevap vermekteyim. Bakanlığımızca uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında, sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması, mevcut sağlık kaynaklarının en etkin şekilde kullanılarak verimli, kaliteli ve kolay erişilebilir sağlık hizmeti sunulması, ülke genelindeki il ve ilçe merkezlerinde mevcut olan yataklı tedavi kurumlarının yeni hizmet rollerinin belirlenmesi ve her sağlık kurumunun belirlenen hizmet rolüne uygun olarak faaliyet göstermesi hedeflenmiştir. Bu hedefler doğrultusunda, sağlığa ayrılan ülke kaynaklarının rasyonel olarak planlanabilmesi amacıyla, sağlık tesisi binaları ve tıbbi donanım ihtiyaçları, sağlık alanındaki insan gücü ihtiyaçları tespit edilerek sağlık hizmetlerinin bölge merkezli bir anlayış içerisinde atıl kapasite yaratılmaksızın akılcı şekilde sunulması amaçlanmaktadır.

Osmaniye ilindeki mevcut planlama doğrultusunda, Osmaniye Devlet Hastanesi bünyesindeki fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesinin yataklı bölümü Bahçe ilçesinde bulunan ek hizmet binasına taşınmış ve yatak sayısı 19’dan 30 adede çıkarılmıştır. Osmaniye il merkezinde bulunan ana hizmet binasında ise ayakta başvuran hastaların fizik tedavi ve rehabilitasyon polikliniğinde tedavilerine devam edilmektedir. Hâlihazırda randevulu olarak yatışı yapılan hastalarımız, sabah dokuzda, gün içerisinde yatışı yapılan hastalarımız ise 14.00’te hasta nakil servisleriyle Bahçe Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezine götürülmekte, istisnai durumdaki hastalarımız hasta nakil ambulansımız ile taşınmaktadır. Taburcu olan hastalarımız ise her gün saat dokuz ve saat on ikide hasta nakil servislerimiz ile taşınmaktadırlar.

Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3951) esas no.lu sözlü soru önergesi: Ülkemizde kalp nakli bekleyen toplam hasta sayısı 23/7/2013 tarihi itibarıyla 367, 2012 yılında kalp nakli yapılan hasta sayısı 61. Ülkemizde böbrek nakli bekleyen toplam hasta sayısı 23/7/2013 tarihi itibarıyla 20.581, 2012 yılında böbrek nakli yapılan hasta sayısı 2.903’tür. Canlıdan nakil 2.397, kadavradan nakil 524, toplam 2.900’dür.  Ekstremite nakli bekleyen hasta sayısı 43, yine 2007-2013 tarihi itibarıyla; 2010 yılında ekstremite nakli yapılan hasta sayısı 3. Yüz ve saçlı deri nakli bekleyen hasta sayısı 3, 2012 yılında yüz ve saçlı deri nakli yapılan hasta sayısı 4. İnce bağırsak nakli bekleyen hasta sayısı 2, 2012 yılında ince bağırsak nakli yapılan hasta sayısı 5. Kornea nakli bekleyen hasta sayısı 4.898, 2012’de kornea nakli yapılan hasta sayısı 1.913’tür.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/4079) esas no.lu soru önergesine cevabımız: Kütahya Tavşanlı Doçent Doktor Mustafa Kalemli Devlet Hastanesinde Kasım 2002 tarihi itibarıyla 13 uzman hekim görev yapmakta iken bugün gelinen nokta itibarıyla anılan hastanemizde hâlihazırda 4 anesteziyoloji, 2 beyin ve sinir cerrahisi, 1 biyokimya, 3 çocuk hastalıkları, 1 deri ve zührevi hastalıklar, 1 enfeksiyon hastalıkları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Müezzinoğlu, bir saatimiz doldu. Soruları olan vekillerimizin de ekstra açıklama talepleri var

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Bitireyim isterseniz.

BAŞKAN – Kaç tane soruydu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Yok, bunu bitireyim.

BAŞKAN – Onu bitirin, tamam.

Buyurunuz.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – … 1 fiziksel tıp ve rehabilitasyon, 4 genel cerrahi, 1 göğüs hastalıkları, 3 göz hastalıkları, 4 iç hastalıkları, 1 kadın hastalıkları ve doğum, 2 kardiyoloji, 2 kulak burun boğaz, 1 mikrobiyoloji, 1 nöroloji, 3 ortopedi, 1 radyoloji, 1 ruh sağlığı, 2 üroloji uzmanı olmak üzere toplam 40 uzman hekim, 5 pratisyen hekim, 6 diş hekimi, 136 hemşire, 48 ebe ve diğer branşlarda da 236 sağlık personeli aktif olarak görev yapmaktadır. 2002 yılından itibaren devamlı olarak güçlendirilen Tavşanlı Doçent Doktor Mustafa Kalemli Devlet Hastanesinde mevcut durum itibarıyla uzman hekim ve diğer branşlarda sağlık personeli eksikliği söz konusu olmamakla birlikte, Bakanlığımız tarafından 5 Eylül 2013 tarihinde yapılan 52’nci dönem devlet hizmet yükümlülüğü kurasında göğüs hastalıkları ve kadın doğum uzmanlığı branşlarında 2 uzman hekim, 6 pratisyen hekim planlanmış ve atanmıştır. Ayrıca, 2013 Eylül döneminde yer değiştirme suretiyle atama kurasında da anılan hastaneye tıbbi patoloji uzmanı ve diş tabibi, fizyoterapist, hemşire, psikoloji ve sağlık memuru branşlarında personel planlanmıştır. Bakanlığımızın mevcut insan kaynakları kapsamında Tavşanlı Doçent Doktor Mustafa Kalemli Devlet Hastanesinin sağlık insan gücü kapasitesinin artırılması için uzman hekim ve sağlık personeli planlamalarımız önümüzdeki dönemlerde de devam edecektir.

Ben, yüce Meclise teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Doğru, buyurunuz, sizin bir ek açıklama talebiniz var.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kırım Kongo kanamalı hastalığı bulaşıcı ve hayvanlardan bulaşan bir hastalıktır, ölümcül bir hastalıktır. Ülke genelinde olduğu gibi, Tokat ve çevresinde daha fazla görülen ve orada da çok büyük oranda -yani yaklaşık olarak 30’un üzerinde- insanın ölümüne sebep olmuş olan bir hastalıktır. Yaklaşık olarak on yıldan beri de bu hastalıktan bu insanlar ölmektedir. Çeşitli kereler bunlar dile getirilmiş olmasına rağmen hâlâ bir çare bulunmamıştır. Bu yönlü olarak, Tokat bölgesindeki insanlar yazın ve ilkbaharda neredeyse bahçeye, bağa çıkmaktan korkmakta ve bu hastalığın bulaşıp bulaşmayacağı noktasında da büyük tereddüt yaşamaktadırlar. Bu, psikolojik bir travmaya da sebep olmaktadır.

Bu yönlü olarak, on iki yıldan beri devam eden bu hastalığın araştırılması ve bir neticeye varılması noktasında Tokat halkı bölge araştırma merkezinin bu bölgede kurulmasını, laboratuvarların oluşturulmasını ve dünya çapındaki uzmanların buraya getirilerek burada bir uluslararası sempozyumun oluşturulmasını bekliyorlar ancak şu ana kadar da böyle bir çalışma yapılmamıştır. Tabii, aşıyla ilgili de çok çeşitli söylemler olmuş olmasına rağmen, hâlâ aşı noktasında da çok büyük bir mesafe alınmış olduğunu söyleyemiyoruz.

Sayın Bakanım, isteğimiz odur ki, burada bir bölge araştırma merkezi oluşturulsa, beraberinde bu uzmanlar vasıtasıyla büyük bir sempozyum toplansa burada, ona göre de tedavisinde ve diğer konularda bir şeyler yapılamaz mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Buyurunuz Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Sayın Doğru, teşekkür ederim.

Tabii, bu hastalığın bulaşıcı olduğunu siz de ifade ediyorsunuz ve buna karşı geliştirilmiş bir aşı da yok ne yazık ki, dünyada da yok. Bu anlamda, dünyada da, bizde de çalışmalar yapılıyor ama bir ilacın veya bir aşının bulunabilmesiyle ilgili dünyada da önümüzde bir takvim yok. Yani, önemli olan, bu anlamda dünya çapında da, ülkemizde de araştırmaların yapılıyor olmasıdır. Tabii, sempozyum fikrinize katılıyorum, yapılabilir, bunu planlayabiliriz ama araştırmaların bu altyapısı olan merkezlerde yapılması gerekir. Neticede bir ilaç veya bir aşı, bir ürün elde etmek istiyoruz.

O nedenle, sempozyum kısmı, tabii ki, Tokat’ta bilimsel boyutuyla tartışılabilir ama araştırma boyutunun mutlaka araştırma merkezlerinde yapılmasının doğru olacağı kanaatindeyim. Tabii, kamuoyunun psikolojisinin bire bir, yakın, yani kapı kapı gezmelerle, bilgilendirmelerle, psikolojik destekle daha iyi noktaya taşınabilmesi için gerekli değerlendirmeleri bir daha yaparız. Neticede bu bizim insanımız ve hiçbir insanımızın da bırakın hastalıkla muhatap olmasını psikolojik bir travma yaşamasını bile asla arzu etmeyiz ama birinci bölgede bire bir, kapı kapı gezme çalışmalarını daha ileri veya medya aracılığıyla bilgilendirmeyi, evlere gerekli bilgilendirmeyi daha ileri boyuta nasıl taşırız? Bunu da yine sizlerle paylaşırız.

BAŞKAN – Sayın Işık’ın, Sayın Tanal’ın ve Sayın Halaman’ın birer dakikalık soru şeyleri var.

Buyurunuz Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Her ne kadar geç de olsa Sayın Bakana verdiği cevaplar nedeniyle teşekkür etmek istiyorum.

Ancak Sayın Bakanım Kütahya’nın bazı ilçelerinde uzman hekim yoktur, bazı ilçeler uzman hekim hizmetlerini komşu ilçelerden almaya çalışmaktadır. Bu ilçeler de zaten kendine yetmemektedir. Size verilen bilgilerin çok yeterli olmadığını düşünüyorum. Simav depremi nedeniyle hasar görmüş binaların iki buçuk yıl sonra güçlendirilmesi doğrudur. Bunun için size teşekkür ediyorum. Önceki Bakanlık döneminde ısrarlarımıza rağmen orta hasarlı binayı yıkmaya kalktılar ama iki buçuk yıldır Simavlı hemşehrilerimiz bu hizmeti alamadılar. Şimdi siz geç de olsa bunu başlattınız, teşekkür ediyorum.

Yeni hastane yapımı konusunda da mutlaka hizmetlerinizin devam edeceğini düşünüyorum. Kütahya merkezde yapılması planlanan 600 yataklı hastanenin akıbeti nedir? Özellikle bu konuda sizin bir açıklama yapmanıza ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kütahya merkezde, programa girmiş hastaneyi çıkarttılar, son durumu nedir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Sayın Tanal ve Sayın Halaman’ın da sorularını kısaca alalım Sayın Bakanım, ondan sonra şey yapalım.

Buyurunuz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan benim soruma cevap vermemişti, sorum şuydu: İstanbul ilimiz Şile ilçesine bağlı olan Hacılı Mahallesi halkının sorunları hakkında aşağıdaki sorularımın cevaplandırılması istemiydi.

Soru bir: İstanbul ilimiz Şile ilçesinde açılmış olan diyaliz merkezinde Hacılı Mahallesi’ne servis olmamasının nedeni nedir? Diyaliz merkezine ulaşamayan vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü için servis tahsis etmeyi düşünüyor musunuz?

İkinci sorum: Hacılı Mahallesi’nde bulunan sağlık ocağında görevli tek 1 doktor olması nedeniyle, bu doktor yasal doğum izni hakkını kullanırken aylarca sağlık ocağı hizmet verememektedir. Bu mağduriyetin giderilmesi için neden en az 2 doktor sağlık ocağında görevlendirilmemektedir? Hiç Sayın Bakan bu konuya girmedi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Soruların çoğu cevapsız kaldı ama, sisteme girmiş sayın milletvekillerimizin soru haklarını saklı tutuyoruz.

Buyurunuz Sayın Halaman.

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, sağ olun, teşekkür ederim, Bakan Bey de sağ olsun.

Benim şöyle bir sorum olacak. Şimdi T.C.’siz şehir hastaneleri kuracağız diyorsunuz. Bizim Adana’nın 120 kilometre ötesinde Saimbeyli ilçesi var. Bu Saimbeyli ilçesinin hastanesi yok, adliyesi de kapandı. Bu kuracağınız şehir hastanelerinden bir tanesini Saimbeyli’ye kurma imkânınız var mı Sayın Bakanım?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Evet, ben teşekkür ediyorum.

Tabii, Sayın Işık, uzman hekim sayılarında bir yanlışlık yok, ama uzman hekim yetersizliğinde bir sorun var.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Eksik, eksik!

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Yani ben zaman zaman “Bu ülkede hekim fazlalığı var.” diyenlere soruyorum, ya, nerede bunlar, bu fazlaları verin de biz hemen hizmete sunalım diye ama, ne yazık ki yani yaklaşık ideal bir sağlık yönetimi için en az 20 bin uzman hekime ihtiyacı var bu ülkenin, en az da 20 bin pratisyen hekime.

Şimdi, bütün bu kadroyu bizim önümüze yetiştirebilmemiz de bu kadar çok tıp fakültesi açmamıza rağmen, buradaki eğitimlerle ilgili sorunları, soru işaretlerini ifade etmemize rağmen, ancak önümüzdeki yıl 2.500 normalden fazla pratisyen hekim gelecek. Uzman sayısı ondan herhâlde dört, beş yıl sonra gelmeye başlayacak ve bu kürsülerden… Benim şu anda cebimdeki notları size çıkarsam cebimdeki notların tamamı buradaki milletvekili arkadaşlarımızdan “Bizim ilçemize, bizim ilimize, bizim hastanemize uzman hekim veya pratisyen hekim…” Ama bizim de burada en büyük görevimiz, ulaşılabilir ve hekimimizi en verimli nasıl değerlendirebiliriz? Burada hekimlerimizden daha çok fedakârlık, daha çok özveri, onları planlı çalışabilmeyi, ufak yerlerde nöbet sistemini kuramadan yürütmek yerine merkezleri… Çünkü, artık bizim Türkiye’nin hasta transfer sorunu diğer sorunumuz kadar ciddi bir sorun değil. Acil ambulanslarımız, acil ambulans helikopterlerimiz… Transferde ve ulaşımda ortalama yarım saat sonra, hemen hemen bütün hastalarımız ideal denebilecek hastanelere geliyor. O nedenle, biz, olabildiğince merkezi güçlü kılıp hastaya orada ideal hizmetleri verebilmeyi hedefliyoruz. Ama, neticede, bir yeri bozarak diğer yeri de ihya etme, herhâlde o da adaletli olmaz, o da hakkaniyetli olmaz.

Tabii, 600 yataklı devlet hastanesinin durumunu inşallah size tekrar bildireceğim. Bu arada yatırımları tekrar gözden geçiriyoruz. Net şeklini size iletirim.

Tabii, diğer konuda ben de teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal, cevaplandıramadığım sorular içinde muhtemelen sizinki. Ama, biz bütün diyaliz hastalarımızı, olağanüstü bir sıkıntı nedir bilmiyorum, orayı özellikle… Hacılı Mahallesi mi?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet, Hacılı Mahallesi.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Hacılı Mahallesi. Oraya ayrıca bir sormak lazım ama genelde, bütün diyaliz hastalarımız evinden alınır, diyaliz merkezine gider ve yine evine bırakılır. Ama buradaki istisnai problem nedir, onu araştırıp size dönerim.

Tabii, yasal izin, yine bu hekim sorunlarından yani hekim açığımızdan yaşadığımız sorunlar. Ufak yerler, 1 tane aile hekimi görevlendirmişsin, onun yerine izin dönemlerinde zaman zaman sorunlar yaşayabiliyoruz. Ama halk sağlığı müdürlüklerimiz buralarda da asla sorun yaşatmama gibi bir duyarlılığı gösteriyor. Ama “Türkiye genelinde hiç sorun yaşanmıyor.” diye bir cümleyi de bu kürsüden ifade etmiyorum. Ama yirmi dört saat ve hekim açığının bu rakamlarla ifade edildiği bir Türkiye yani bugün 40 bin hekim açığını ifade ediyoruz ve bunu kabul ediyorsak, bunu… Şimdi neticede hekim de doğum yapacaktır, izin kullanacaktır, hafta sonu vardır, mesaisi bellidir ve mevcut kadrolarla biz bunu götürmeye çalışıyoruz. Ama burada aksayan yönler var mı? Bu aksayan yönleri de…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakan, özür dilerim ama 29 Mayıs 2013’te vermiştim, bugüne kadar hâlen kayıt edilmedi yani hâlen boşta o vatandaş, sağlık hizmetini alamıyor, sorun o, beş aylık bir süre geçmiş.

BAŞKAN – Sayın Bakan, son üç dakikanız var, ekstra on beş dakika daha verdim, lütfen toparlarsanız…

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Evet, şimdi, son olarak yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiçbir Sağlık Bakanlığı kurumunda T.C.’siz bir anlayış söz konusu değildir. Öncelikle, bir defa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan ve büyük Türk milletine hizmet etmekten onur ve gurur duyuyoruz. Buradaki herkesi de öyle kabul ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bu anlamda bir polemik cümlesinin ne bu Meclise ne bu kürsüye yakışmadığını ifade etmek isterim.

Bakınız, bugün bizim ambulans uçağımız… Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ambulans uçağıyla Londra’da yoğun bakımdaki millî sporcumuzu biz daha iyi tedavi ederiz diye gittik, hastamızı ve sporcumuzu Londra’dan aldık, burada tedavisini yaptık. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün dünyanın en ücra köşesinde de ay yıldızlı bayrağını dalgalandırıyoruz, bundan onur da duyuyoruz, bundan gurur da duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gurur, 75 milyon Türk milletinin gururudur diye de ifade etmek isterim.

Tabii, şehir hastanesinin yeri kesinleşmiştir. İnşallah oraya da, Saimbeyli’ye de ilçenin sağlık problemlerini çözebilecek bir yatırımı planlayalım, değerlendirelim.

Ben tekrar yüce Meclise teşekkür ediyor, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Müezzinoğlu.

Sayın Susam, siz sisteme girmişsiniz.

Buyurunuz efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’de Kurban Bayramı sırasında beyin kanaması geçiren bir vatandaşın durumuna ve kamu hastanelerinde doktor ve personel açığına ilişkin açıklaması

 

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Ben Sayın Bakanıma bir şey söylemek istiyorum. Bayramın birinci günü İzmir’de, İsmet Atıcı diye bir vatandaşımız beyin kanaması geçirdi. Bayram süresi içerisinde, on bir tane hastanesi olan İzmir’de, bir radyoloji uzmanı bulunamadı. Kendisini pazar günü ziyaret ettim. Pazartesi günü ameliyata aldılar ama gecikmeden dolayı ikinci bir patlamayla bugün tekrar çok zor durumda yaşam mücadelesi veriyor, yoğun bakımda.

Sayın Bakanım, bayram süresi içerisinde, İzmir gibi Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde bir radyoloji uzmanının bulunamaması ve vatandaşımızın bayram süresince bunu beklemesini, kamu kurumlarında doktor açığını ve özellikle de kamu hastanelerinde personel açığını dikkatlerinize sunuyor, bu hastamızla ilgili olarak da özel bir ilginizi rica ediyor, durumu bilginize aktarıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Susam.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Devamla) – Bu aksamanın veya bu eksikliğin İzmir gibi bir yerde kabul edilebilir olduğunu düşünmüyorum yani mutlaka eğitim hastaneleri, mutlaka üniversite hastanelerinde radyoloji anlamında böyle bir eksikliği kabul edilebilir görmüyorum. Hem hastamızla hem de bu konuyla ilgileneceğimi ifade ediyor, tekrar teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı Ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyon Raporları görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 23 Ekim 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.00



(x) Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir.