DÖNEM: 24                                                                 YASAMA YILI: 4

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 73

66’ncı Birleşim

21 Şubat 2014 Cuma

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

    I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 23 milletvekilinin, üniversite öğrencilerine açılan disiplin soruşturmalarının ve verilen cezaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/875)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 milletvekilinin, askerlik görevi sırasında yaşanan intiharların ve şüpheli ölümlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/876)

3.- İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 22 milletvekilinin, LPG’li araçların yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/877)

IV.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan dillerin tespiti ve kayıt altına alınarak korunmasının araştırılması amacıyla 21/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Adana Milletvekili Ali Halaman ve arkadaşları tarafından narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/91) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ve arkadaşları tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki taşeron işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 2/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, daha önce 22/2/2014 tarihinde çalışmasına karar verilen Genel Kurulun bu tarihte çalışmamasına ilişkin önerisi

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Antalya Milletvekili Hüseyin Samani’nin MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VI.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- İçişleri Komisyonunda açık bulunan ve AK PARTİ Grubuna düşen 1 üyeliğe Çankırı Milletvekili İdris Şahin seçilmesi

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan ile 3 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/2006, 2/2007, 2/2008, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561)

4.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

5.- Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (S. Sayısı: 455)

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nde yer alan tekliflerden birinin kırk sekiz saat geçmeden mevcut olan bir torba kanun teklifine eklenerek komisyon gündemine alınmasının ve Genel Kurulda görüşmelerinin yapılmasının İç Tüzük’e uygun olup olmadığı hakkında

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin komisyona iade edilmesine ilişkin önergesinin işleme alınmamasının İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin bir açıklaması

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bir spor kulübünün TFF Disiplin Kuruluna sevk edilmesine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35860)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Galatasaray TT Arena Stadının eksikliklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36011)

3.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, bir futbol takımı hakkında başlatılan disiplin sürecine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36040)

4.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun Gençlik Merkezi Projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36281)

5.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/36693)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, kiralama yolu ile hizmet veren gençlik merkezlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36727)

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, satın alınan gayrimenkul sayısına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36728)

8.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2012 yılı içinde yapılan bakım ve onarım harcamalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36729)

9.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, eski bakanlara tahsis edilen makam araçlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36730)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, inşaatı devam eden gençlik merkezlerinin sayısına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36734)

11.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2012-2013 yılları arasında satın alınan danışmanlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36735)

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/36736)

13.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, 2002-2013 yılları arasında meydana gelen mazot kaçakçılığı vakalarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/36954)

14.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, TARGEL Projesinde dağıtılacak tabletlere

Hizmet içi eğitimlerin yapıldığı yerlere ve maliyetine

Hizmet içi eğitimlere

- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, fındık tarımına ilişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/37382), (7/37383), (7/37384), (7/37385)

15.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 2/B arazilerinin satışında yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/37464)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline

- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yulafın destekleme kapsamına alınmasına

Hayvan ıslahı ve damızlık birlikleri ile ilgili düzenleme yapılmasına

- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından otomatik sigara makineleri ile ilgili yapılan işlemlere

Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından gizli reklam faaliyetlerinde bulunanlarla ilgili işlemlere

Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından kasa önlerine konan bazı stantların kaldırılmasına yönelik işlemlere

Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından mevzuata uygun olmayan reklamlarla ilgili yapılan işlemlere

Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından satın alınan bazı mal ve hizmetlere

- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, TARSİM’den aldığı hayvanlar yüzünden zarar eden çiftçilere

- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ankara Bira Fabrikası ve Türkiye Zirai Donatım Kurumuna verilmiş bulunan AOÇ arazilerinin geri alınmasına ilişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/37601), (7/37602), (7/37603), (7/37604), (7/37605), (7/37606), (7/37607), (7/37608), (7/37609), (7/37610)

17.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, SİT alanı olan bir bölgede yol yapımı için ihale açıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/37678)

18.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Arsin İlçe Merkezi Yerleşim Yerleri ve Arazileri Irmakoğlu, Kendirli, Harmanlı Dereleri İkmali Projesine

Trabzon Doğal Afet ve Taşkın Hasarları Onarımı Projesine

Trabzon Merkez Gürbulak Beldesi Taşkın Koruma Tesisi Projesine

Of Solaklı Vadisi Taşkın Koruma, Rehabilitasyon ve Çevre Düzenlemesi Projesine

Of İlçe Merkezi İstale Deresi Islahı Projesine

Araklı Küçükdere Deresi Islahı Projesine

Akçaabat Yıldızlı Sera Deresi Islahı Projesine

Balaban ve Baltacı Dereleri Islahı Projesine

Araklı Karadere Islahı Projesine

Yomra Şana Deresi Islahı 2. Kısım Projesine

Tonya Yakçukur Köyü Projesine

Vakfıkebir Yalıköy Deresi Islahı Projesine

Trabzon Merkez Şehiriçi Dereleri Islahı 2. Kısım Projesine

Çağlayan Beldesi Aşağı Mahalle Deresi Islahı Projesine

Beşikdüzü İlçe Merkezi Dereleri Islahı Projesine

Değirmendere Vadisi Islahı 2. Kısım Projesine ilişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/37679), (7/37680), (7/37681), (7/37682), (7/37683), (7/37684), (7/37685), (7/37686), (7/37687), (7/37688), (7/37689), (7/37690), (7/37691), (7/37692), (7/37693), (7/37694)

19.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Orman Genel Müdürlüğünün Trabzon’da gerçekleştireceği projelere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/37697)

20.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, internet üzerinden yapılan satışlar ile ilgili denetimlere ve yasa dışı yollarla ülkemize sokulmak istenen ürünlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/37723)

21.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, elektrik faturalarındaki elektrik enerjisi haricindeki kalemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37747)

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kömür ithalatına ve yoksul ailelere yönelik kömür yardımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37750)

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, enerji sektöründeki yatırımlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37751)

24.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars ve Iğdır’daki enerji yatırımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37752)

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yardım amaçlı ithal edilen kömürlerin neden olduğu sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37753)

26.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, elektrik dağıtım şirketlerince elektrik fiyatlarına gizli zam yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/37754)

27.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir’in Burhaniye ilçesindeki fıstık çamlarında görülen hastalıklara ve köylülerin mağduriyetine

- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, kuru fasulye üreticilerinin desteklenmesine

Tarım alanlarının azalmasına ilişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/37755), (7/37756), (7/37757)

28.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlığın gerçekleştirdiği bir hizmet içi eğitim programına

- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, patates fiyatlarındaki artışa

- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, Simav Çayı’nın kirliliğine

- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2011-2013 yılları arasında Bakanlığın taraf olduğu davalara ve hukuk ve danışmanlık hizmeti alımlarına

- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, hayvancılığa yönelik desteklere

TİKAS Projesi kapsamında gerçekleştirilen bir eğitim programı ile ilgili harcamalara

- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’da yaşanan kuraklığın etkilerine

- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, kuraklığın önlenmesine ilişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/37931), (7/37932), (7/37933), (7/37934), (7/37935), (7/37936), (7/37937), (7/37938)

29.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, orman işletme şefliği kadrolarına

Bakanlıkta istihdam edilen engelli personel sayısına

Müfettiş alımı yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/37993), (7/38329), (7/38330)

30.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2012- 2014 yılları arasında TBMM ile bağlı kurum ve kuruluşlarınca taraf olduğu davalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/38015)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kuru fasulye üretimine ve ithalat-ihracat verilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/38020)

32.- Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki bir caminin restorasyonuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/38023)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, gümrük idaresi olmayan deniz sınır kapılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/38032)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, faal olmayan demir yolu sınır kapılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/38033)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye’den İran’a yapılan buğday ihracatına ve bir şirketin ihracatı ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/38037)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, faal olmayan kara sınır kapılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/38038)

37.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Kuzey Irak’tan kaçak petrol ihracatı yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/38056)

38.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, eski bakanlara tahsis edilen makam araçlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/38141)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, eski bakanlara tahsis edilen makam araçlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/38152)

40.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, merkez ve taşra uzlaşma komisyonlarına ve çalışmalarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/38243)

41.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’ya yönelik yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/38339)

42.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, kanun tasarılarında 5018 sayılı Kanunun 14'üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/38451)

43.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2014 yılları arasında, yıllara göre Bakanlık ve bağlı kurum, kuruluşlar bünyesinde görev yapan kadrolu ve sözleşmeli avukatlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/38561)

44.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, TBMM Mustafa Necati Kültür Evi'nde yer alan bir resim sergisinden bazı tabloların kaldırıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut’un cevabı (7/39177)

 

 


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.02’de açılarak on oturum yaptı.

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, basın ve ifade özgürlüğüne,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Ergenekon, Balyoz ve Askerî Casusluk davalarına,

Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin İstanbul’da ve Ağrı’da gerçekleştirmiş olduğu projelere,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Mihrimah Belma Satır, Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 19 milletvekilinin, AVM’lerin şehir ekonomileri ve toplumsal yapıya etkilerinin (10/872),

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 26 milletvekilinin, Erzincan’ın ekonomik, sosyal ve jeolojik yapısının  (10/873),

İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 23 milletvekilinin, tıbbi dokümantasyon ve tıbbi sekreterlik mesleğiyle ilgili sorunların (10/874),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

4’üncü sırasında yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/676) (S. Sayısı: 380),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 109 Milletvekilinin; Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile 1 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (2/1981, 2/1989) (S. Sayısı: 560) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamasından sonra kabul edildi.

560 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesi üzerinde verilen önergenin kabul edilmesinin İç Tüzük’ün 87’nci maddesine uygun olup olmadığı hususunda usul görüşmesi yapıldı. Başkanlığın tutumunda değişiklik olmadığı açıklandı.

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın 560 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, 21 Şubat 2014 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere 04.31’de birleşime son verildi.

 

 

                                                               Sadık YAKUT

                                                               Başkan Vekili

 

            Dilek YÜKSEL                                                                           Muharrem IŞIK

                   Tokat                                                                                        Erzincan

                Kâtip Üye                                                                                   Kâtip Üye

 

    Muhammet Bilal MACİT                                                                 İsmail KAŞDEMİR

                 İstanbul                                                                                     Çanakkale

                Kâtip Üye                                                                                   Kâtip Üye

 


II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                          No: 92

21 Şubat 2014 Cuma

Teklifler

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2019) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.02.2014)

2.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun; Büyükşehir Belediyesi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2020) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

3.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; 04.12.2004 Gün ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2021) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

4.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; Devlet Memurları Kanununda Kısmi Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2022) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

5.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün'ün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/2023) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.02.2014)

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2024) (Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.02.2014)

7.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2025) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.02.2014)

8.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in; İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2026) (Milli Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.02.2014)

9.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; 03.07.2005 Gün ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2027) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.02.2014)

10.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; 506 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2028) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.02.2014)

11.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/2029) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.02.2014)

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Morityus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/829) (S. Sayısı: 548) (Dağıtma tarihi: 21.02.2014) (GÜNDEME)

2.- 1996 Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin 2010 Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/839) (S. Sayısı: 555) (Dağıtma tarihi: 21.02.2014) (GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, ülkenin ekonomik durumuna ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39178) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

2.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'ın, İsrail ile ticaret yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39179) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, El-Kaide militanlarının Türkiye'de eğitim aldığı iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39180) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

4.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, MİT aracılığıyla cemaatlere yönelik takip başlatıldığı iddiasına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39181) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

5.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, bazı devlet memurlarının fişlendiği iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39182) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

6.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Toplu Konut İdaresi tarafından yapılan inşaatlarda yaşanan iş kazalarına ve işçi ölümlerine ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39183) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

7.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Paris'te öldürülen PKK militanlarıyla ilgili soruşturmaya ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39184) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

8.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, bir medya grubunun satışıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39185) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

9.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, uyuşturucu kullanımının ve fuhşun engellenmesine ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39186) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

10.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, bir vakıf ile ilgili iddialara ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39187) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

11.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, İmrahor Vadisi'nin yapılaşmaya açılacağı iddiasına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39188) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

12.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in, Emniyet Genel Müdürlüğünde yaşanan görevden alma ve yer değiştirme işlemlerine ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39189) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Van'daki bazı köy yollarının kar yağışı nedeniyle kapanması sonucu meydana gelen bir ölüm olayına ve alınması gereken önlemlere ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39190) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

14.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun uygulanmasına ve erken yaşta evlendirilen çocuklara ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39191) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

15.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın, medyada yer alan nefret söylemlerine ve alınması gereken önlemlere ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39192) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

16.- Van Milletvekili Nazmi Gür'ün, Van'daki bazı köy yollarının kar yağışı nedeniyle kapanması sonucu meydana gelen bir ölüm olayına ve alınması gereken önlemlere ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39193) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

17.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van'daki bazı köy yollarının kar yağışı nedeniyle kapanması sonucu meydana gelen bir ölüm olayına ve alınması gereken önlemlere ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39194) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

18.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın, Adana'da SGK İl Müdürlüğü hizmet binasının inşaatında meydana gelen iş kazasına ve Ankara'da kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen bir yıkıma ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39195) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

19.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın, İstanbul Boğazı Karayolu Tünel Geçişi Projesine ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39196) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

20.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, 17 Aralık operasyonu sonrasında görev yeri değiştirilen kamu görevlilerinin sayısı ile görev yeri değişiklikleri dolayısıyla ödenen harcırah miktarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39197) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

21.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Paris'te üç PKK'lı kadının öldürülmesi olayıyla ilgili basına yansıyan ses kayıtlarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39198) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir gazetenin dağıtımına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39199) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir açıklamasında gösterdiği fotoğrafa ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39200) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Merkez Bankasına bazı telkinlerde bulunulduğu iddiasına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39201) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

25.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Ankara Etlik Sağlık Kampüsüne taşınacak hastanelerin yerlerine otel, alışveriş merkezi vb. yapılar inşa edileceği iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39202) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir medya grubunun satışına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39203) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, antik kalıntıların bulunduğu bir arazinin bir şirkete depo olarak verildiği iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39204) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, bir soruşturmada yargıya baskı yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39205) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

29.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, kamu yararına çalışan dernek ve vakıfların topladıkları gelirlere ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39206) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

30.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın, MİT'in Suriye'nin kuzeyinde özerk bölgeler oluşturulması konusunda Abdullah Öcalan'la görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39207) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

31.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, bir medya grubunun satışıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakan'dan yazılı soru önergesi (7/39208) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

32.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin, Anadolu Ajansına 2000-2014 yılları arasında aktarılan kaynağa ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/39209) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

33.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, 2001-2012 yılları arasında kamu bankaları tarafından kullandırılan ve geri ödenmeyen kredilere ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39210) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

34.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, taksici esnafının zorunlu trafik sigortası prim miktarlarının yüksek olmasından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39211) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

35.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında kredi kartı borcundaki artış hızına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39212) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

36.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, ülkemizde faaliyet gösteren bankaların öz sermaye yapılarına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39213) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

37.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında belediyelerin borç tutarları ile affedilen ya da üstlenilen borçlarının yıl ve parti bazında dağılımına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39214) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

38.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında kişi başına düşen borç miktarının ve protesto edilen senetlerin yıllara göre dağılımına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39215) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

39.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş'ın, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kapsamında tutuklanan bir bankanın genel müdürüne ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39216) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

40.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Ziraat Bankasının Malatya Şubesinin tabelasındaki "T.C." ibaresinin kaldırılmasına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39217) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

41.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Diyarbakır'daki kamu ve özel banka sayısı ile bunların kullandırdıkları kredi miktarına ilişkin Başbakan Yardımcısı'ndan (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/39218) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, son üç yılda açılan boşanma davalarına ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39219) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

43.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında işlenen cinsel istismar, tecavüz ve çocuk istismarı suçlarının sayısı ve bölgesel dağılımı ile icra dairelerindeki dosya sayısına ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39220) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

44.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında işlenen kaçakçılık, dolandırıcılık, rüşvet, zimmet ve ihaleye fesat karıştırma suçlarının sayısı ile bölgesel dağılımına ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39221) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

45.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Nazilli Cezaevinde gerçekleştiği iddia edilen bir insan hakkı ihlali vakasına ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39222) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

46.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, askeri yargının kaldırılmasına yönelik çalışmalar olup olmadığına ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39223) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, 1938 yılında uygulanan zorunlu göç nedeniyle topraklarını kaybeden ailelerin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39224) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

48.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Yargıtay'ın hizmet binalarına ve dava dosyalarının binalar arasında aktarılması esnasında yaşanan sorunlara ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39225) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

49.- Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan'ın, ağır hasta olan ve hâlen hastanede tedavisi devam eden bir hükümlünün durumuna ilişkin Adalet Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39226) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

50.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasındaki boşanan çift ve intihar eden kadın sayısına ve bunların bölgesel dağılımına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39227) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

51.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasındaki çocuk işçi, intihar eden çocuk ve çocuk gelin sayısına ve bunların bölgesel dağılımına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39228) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

52.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında eşinden şiddet gören, eşi tarafından öldürülen ya da sakat bırakılan kadın sayısına ve bunların bölgesel dağılımına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39229) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

53.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, kürtaj ile ilgili yasal düzenlemelerden kaynaklandığı iddia edilen kadın ölümlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39230) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, erken emekli olmak isteyen engellilerden vergi indirim belgesi istenmesine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39231) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

55.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, engelli özel bakım merkezlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39232) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, asansörlerin bakım ve muayenelerine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39233) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

57.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, KOBİ'lerin ülke ekonomisine katkısının artırılmasına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39234) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

58.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'da yeni KOBİ'ler kurulmasına yönelik yapılan çalışmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39235) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

59.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki KOBİ'lerin desteklenmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39236) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

60.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, KOBİ'lerin gerçekleştirdiği ihracat miktarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39237) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

61.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki KOBİ'lere yönelik desteklere ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39238) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

62.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, işçi ve memur sendikalarının sayısı ile toplu sözleşme imzalamaya hak kazanan sendikaların üye sayılarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39239) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

63.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında SGK işveren payı borç tutarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39240) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

64.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında işşizlik oranlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39241) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

65.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz'ın, Türkiye İş Kurumunun Hatay'da siyasi amaçlarla işçi alımlarını arttırdığı iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39242) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

66.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, Genel Sağlık Sigortası prim borçlarından kaynaklanan sorunlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39243) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

67.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, silikozis hastalarının sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39244) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

68.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Çankaya'da yapımı süren bir bina inşaatına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39245) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

69.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, İzmir'deki bir arazinin SİT alanı içinde olduğu iddialarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39246) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

70.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Suriye'nin kuzeyindeki özerklik iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39247) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

71.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Suriye’deki Türkmen gruplara silah yardımı yapıldığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39248) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

72.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Türkiye'nin Cenevre Konferansındaki tutumuna ilişkin Dışişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39249) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

73.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Türkiye'nin Suriye’deki bir örgütü desteklediği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39250) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

74.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında oluşan iç ve dış borç stokuna ilişkin Ekonomi Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39251) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

75.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında oluşan cari işlemler açığına ilişkin Ekonomi Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39252) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

76.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, elektrik iletim ve dağıtımında yaşanan kayıpların önlenebilmesi için elektrik kablolarının değiştirilmesi ve yer altına alınmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39253) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

77.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, elektrik dağıtım şirketlerinin açma-kapama bedelleri ve kaçak kullanımla ilgili uygulamalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39254) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

78.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında hakkında haciz işlemi başlatılan çiftçi sayısına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39255) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

79.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, genetiği oynanmış gıda maddelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39256) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

80.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında ithal edilen kırmızı et miktarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39257) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

81.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında ithal edilen küçük ve büyükbaş hayvan sayıları ile ithal edilen hayvanların ülke ve yıl bazında dağılımına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39258) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

82.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında işlenen tarım arazilerinin büyüklüğü ve bölgesel dağılımı ile ithal edilen tarım ürünlerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39259) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

83.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında iflas eden şirket sayısına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39260) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

84.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında işini terk eden esnaf sayısına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39261) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

85.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında yurda kaçak sokulmak istenen ürünler ve bunların bedeline ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39262) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

86.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, İstanbul'a sebze ve meyve taşıyan kamyonların giriş saatlerinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39263) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

87.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, aile içi şiddet olaylarının önlenmesine yönelik alınan tedbirlere ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39264) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

88.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, kayıp çocuklar sorununa ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39265) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

89.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın bir köyündeki köprünün bakım ve onarımının yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39266) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

90.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında yaşanan kaçakçılık vakalarının sayısı ile kaçakçılık vakalarının ürün ve bölge itibariyle dağılımına ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39267) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

91.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin, Barış ve Demokrasi Partisi'nin Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı tanıtım mitinginde konvoydaki araçlara trafik cezası kesildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39268) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

92.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Barış ve Demokrasi Partisi il ve ilçe binalarına yönelik saldırılara ve alınan önlemlere ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39269) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

93.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun, El Kaide militanlarının Türkiye üzerinden Suriye'ye geçtikleri ve ülkemizde eğitildikleri iddialarına ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39270) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

94.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in, İstanbul İl Özel İdaresinin mülkiyetindeki taşınmazlar ile bunlardan satışı yapılanlara ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39271) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

95.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, Kırıkkale'nin Keskin ilçesinde yaşanan su kesintisine ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39272) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

96.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Uludağ Üniversitesinde saldırıya uğrayan öğrencilerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39273) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

97.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, İslami eğitim almak için Afganistan ve Pakistan'daki medreselere giden vatandaşlara ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39274) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

98.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Diyarbakır-Mardin Karayolu üzerindeki bir su sarnıcında bulunan insan kemiklerine ilişkin İçişleri Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39275) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

99.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, KOBİ'lerin sayısı ile üretim ve istihdamdaki paylarına ilişkin Kalkınma Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39276) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

100.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Antalya ilinin yatırım ve istihdam oranları açısından Türkiye genelindeki sıralamasına ilişkin Kalkınma Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39277) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

101.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Erzurum ilinin yatırım ve istihdam oranları açısından Türkiye genelindeki sıralamasına ilişkin Kalkınma Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39278) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

102.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Türkiye'nin tanıtım faaliyetleri için yapılan ihaleye ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39279) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

103.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in, Kemalpaşa'da bir inşaat çalışması sırasında bulunan tarihi mozaikler ile ilgili iddialara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39280) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

104.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Türk Telekom tarafından Devlete ödenmesi gereken Hazine payına ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39281) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

105.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, sigara denetimleri kapsamında kesilen cezalara ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39282) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

106.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında vergi borcu nedeniyle hakkında haciz uygulanan serbest meslek erbabı sayısı ve bölgelere göre dağılımına ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39283) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

107.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında vergi borcu nedeniyle hakkında haciz uygulanan esnaf sayısı ve bölgelere göre dağılımına ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39284) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

108.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında hakkında haciz işlemi başlatılan gelir vergisi mükelleflerine ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39285) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

109.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında hakkında haciz işlemi başlatılan kurumlar vergisi mükelleflerine ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39286) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

110.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu'nun, 2003-2013 yılları arasında satılan kamu arazisi ve arsa yüzölçümüne ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39287) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

111.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in, İstanbul'un Tuzla ilçesindeki bir askeri arazi üzerinde bir vakıf lehine irtifak hakkı tesis edilmek istendiği iddiasına ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39288) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

112.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, 2007 yılından itibaren kurumlar vergisinden indirilen bağış ve yardımların miktarına ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39289) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

113.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun, işçi ve memurların gelirlerine ilişkin Maliye Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39290) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

114.- Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün, Manisa'da imam hatip ve anadolu lisesine dönüştürülen genel liselere ilişkin Milli Eğitim Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39291) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

115.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı'nın, Elazığ Baskil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün uygulamalarından kaynaklanan şikâyetlere ilişkin Milli Eğitim Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39292) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

116.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, astsubayların özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39293) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

117.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele konusunda alınması gereken önlemlere ilişkin Sağlık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39294) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

118.- Van Milletvekili Nazmi Gür'ün, Van'daki bir obezite hastasına ve ildeki obezite hastası sayısına ilişkin Sağlık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39295) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

119.- Bursa Milletvekili Turhan Tayan'ın, Bursa'da yapımı tamamlanamayan sağlık kuruluşlarına ilişkin Sağlık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39296) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

120.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, piyasada bulunmadığı iddia edilen ilaçlara ilişkin Sağlık Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39297) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2014)

121.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş'ın, Çanakkale Viyadüğü'nde devam eden çalışmalarla ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39298) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

122.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, DHMİ Genel Müdürlüğü bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalışanların sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39299) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.02.2014)

123.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, 2012 yılına ait Sayıştay Rapor ekinde yer alan denetim bulgularına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39300) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.02.2014)

124.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Milli Saraylar dahil TBMM bünyesindeki binaların depreme dayanıklılığına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'ndan yazılı soru önergesi (7/39301) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.02.2014)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 23 Milletvekilinin, üniversite öğrencileri hakkında açılan disiplin soruşturmalarının ve verilen cezaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/875) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.05.2012)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin, askerlik görevi sırasında yaşanan intiharların ve şüpheli ölümlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/876) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.05.2012)

3.- İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 22 Milletvekilinin, LPG'li araçların yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/877) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.05.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, toplu açılış törenlerine ve açılışı yapılan tesislere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/35742)

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, oğlunun Yasin El Kadı ile görüştüğü iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37330)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, elektrik fiyatındaki indirimin faturalara yansıtılmadığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37331)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı spor federasyonlarının sayısına ve spor federasyonları tarafından alımı yapılan dergilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37332)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin toplu taşıma hizmeti için dışarıdan hizmet satın alıp almadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37333)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Sincan Gençlik ve Çocuk Cezaevindeki çocuk mahkumlara işkence ve kötü muamele yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37334)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TOKİ’nin sözleşme imzaladıktan sonra iptal ettiği projelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37335)

8.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, İzmir İl Özel İdaresince bir maden sahasındaki çalışmaların durdurulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37337)

9.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, vergi borcu bulunan belediye sayısına ve vergi borçları nedeniyle haciz işlemi uygulanan belediyelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37338)

10.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Hatay’da silah taşıdığı için durdurulduğu iddia edilen bir tıra ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37339)

11.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir bakan danışmanı hakkında iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37340)

12.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, konut sorununa ve sokakta yaşayan insanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37341)

13.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, konut mülkiyeti ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37342)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Maliye Bakanlığı üst düzey bürokratlarının görevden alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37343)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, üniversite öğrencilerinin fişlendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37344)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinin fişlendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37345)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İzmir Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen bir soruşturmaya ve TCDD’nin bir işi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37346)

18.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir medya grubunun satışı ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37347)

19.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, kamuya ait taşınmazlara yönelik bir Başbakanlık genelgesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37348)

20.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, Madencilik Uygulama Yönetmeliğinde yapılan son değişikliklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37349)

21.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu çerçevesindeki çeşitli iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37350)

22.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hatay’da durdurulan bir tırla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37351)

23.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37352)

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, odasında bulunan dinleme cihazı sonrası yürütülen soruşturmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37353)

25.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Suriyeli sığınmacıların çocuklarının zengin ailelere satıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37354)

26.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, bir maden suyu ambalajından “Türk Kızılayı” ifadesinin çıkarılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37355)

27.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van depreminin sağlık kuruluşlarına verdiği zararlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37356)

28.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37365)

29.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, adli kolluk yönetmeliğinin değişmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37366)

30.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, görevden alınan emniyet mensuplarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37367)

31.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevinde yaşanan sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37368)

32.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ve mahkumların kamera ile izlenmesi uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37369)

33.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’da durdurulan bir tırın aranması ile ilgili gelişmelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/373670)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, özel kalem müdürü ve diğer çalışanlarını değiştirmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37371)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, cezaevlerindeki süngerli oda uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37372)

36.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında alınan yargı kararlarını yerine getirmeyen görevliler hakkında soruşturma açılıp açılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37373)

37.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir tutukluya eşiyle görüşmesi konusunda ayrıcalık tanındığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37374)

38.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul Maltepe Hapishanesinde kalan 3 çocuğun hak ihlaline uğradığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37375)

39.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı bir filmi izleme ve işletmenin suç sayılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37376)

40.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, cezaevlerindeki süngerli oda uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37377)

41.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, İşsizlik Sigortası Fonuna ve Fonda biriken kaynakların değerlendirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37378)

42.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, sigorta prim borcu olan belediyelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37379)

43.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’da durdurulan bir tırın aranması ile ilgili gelişmelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37386)

44.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, bir üniversitede gösteri yapan öğrencilerin tutuklanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37387)

45.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, etkin bir seçim güvenliği sistemi oluşturulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37388)

46.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, terörle mücadele kapasitesinin arttırılmasına yönelik faaliyetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37389)

47.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, etkin bir spor güvenliği sistemi oluşturulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37390)

48.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından fikri mülkiyet suçları ile mücadele konusunda yürütülen çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37391)

49.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından spor müsabakalarının güvenliği ile ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37392)

50.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından eğitim kurumlarının güvenliği çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen yurt dışı ziyaretlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37393)

51.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından fikri mülkiyet suçları ile mücadele çalışmaları kapsamında düzenlenen seminerlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37394)

52.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğünce verilen çeşitli eğitimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37395)

53.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğünde modernizasyonu yapılan şube müdürlüklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37396)

54.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki rehabilitasyon ve rekreasyon merkezlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37397)

55.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğünce üniversite, ortaöğretim kurumları ve öğrenci yurtlarındaki güvenli ortamın sürdürülmesi konusunda düzenlenen eğitimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37398)

56.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin mali durumları arasındaki farklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37399)

57.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, terör örgütü faaliyetlerine karşı vatandaşların bilinçlendirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37400)

58.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Teşkilatında görev yapan sivil memurlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37401)

59.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, üniversite ve yurtlardaki yasa dışı olayların önlenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37402)

60.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Teşkilatındaki yabancı dil bilen personel sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37403)

61.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğünce kullanılan poligonlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37404)

62.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, fikri mülkiyet suçlarıyla mücadele için yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37405)

63.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Kabahatler Kanunu ile Kimlik Bildirme Kanununa muhalefet nedeniyle haklarında işlem yapılan kişi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37406)

64.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, EGM Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığının faaliyetleri ile Ulusal DNA Veri Bankasının oluşturulması projesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37407)

65.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Teşkilatında görev yapan kadın personelin artırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37408)

66.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim, konferans, seminer ve çalıştay gibi faaliyetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37409)

67.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Terörle Mücadele Kanununa muhalefetten hakkında işlem yapılan kişi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37410)

68.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan kamu spotları, kitap, afiş, bülten, broşürlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37411)

69.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Polis ve Jandarma Teşkilatının ülke nüfusuna hizmet verme oranına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37412)

70.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, ateşli silahlarla ilgili kanuna muhalefetten hakkında işlem yapılan kişi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37413)

71.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Kabahatler Kanununa muhalefet nedeniyle hakkında işlem yapılan kişi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37414)

72.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ihale verdiği bir şirketle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37415)

73.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, suç istatistiklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37416)

74.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, yolsuzluk operasyonu ile ilgili bir açıklamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37417)

75.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, son dönemde emniyet, istihbarat ve mülki makamlardaki görevden almalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37418)

76.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında yakın koruma taleplerinde bulunan hakim ve savcılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37419)

77.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan bir şahsın sivil toplum kuruluşu üyeliklerine ve yaptığı bağışlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37420)

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 08.12.2013 tarihinde Adana’nın Seyhan ilçesinde gerçekleştirilen bir eyleme ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37421)

79.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 17.12.2013 tarihinden itibaren görevden alınan veya görev yerleri değiştirilen emniyet mensuplarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37422)

80.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Diyarbakır’da terör örgütü mensuplarının kimlik kontrolü yaptığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37423)

81.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Gaziantep’te sınıra örülen bir duvara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37424)

82.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 15.12.2013 tarihinde Erzurum ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde gerçekleştirilen oturma eylemi ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37425)

83.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, cezaevinden çıkan bir milletvekili için yapılan karşılamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37426)

84.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bir açıklamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37427)

85.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Siirt’te düzenlenen bir mitinge ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37428)

86.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Başkale’de yapılan mitinglere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37429)

87.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, İstanbul Fatih’te El Nusra örgütünün pankartını açarak iki derneğin yardım toplamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37430)

88.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, İzmir’deki bir cenaze törenine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37431)

89.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından özel güvenlik hizmetleri alanında gerçekleştirilen denetimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37432)

90.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, altı PKK mensubu için kurulduğu iddia edilen taziye çadırına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37433)

91.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından araç tescili ve sürücü belgelerinin değişimi konusunda yürütülen çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37434)

92.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 08.12.2013 tarihinde çeşitli kentlerde gerçekleştirilen eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37435)

93.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 21.12.2013 tarihinde İstanbul’da teröristbaşına destek niteliğinde gerçekleştirilen eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37436)

94.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Almanya’da hayatını kaybeden bir şahıs için İstanbul’da düzenlenen törende terör örgütü propagandası yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37437)

95.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bingöl’de düzenlenen bir mitinge ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37438)

96.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illerinde yapılan bazı gösterilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37439)

97.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, HDP İzmir İl Örgütü tarafından düzenlenen bir yürüyüşe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37440)

98.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 08.12.2013 tarihinde Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’ndeki çeşitli kentlerde gerçekleştirilen eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37441)

99.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Mersin’de yapılan bazı eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37442)

100.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 22.12.2013 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde gerçekleştirilen eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37443)

101.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bazı illerde yapılan eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37444)

102.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ocak ayında Batman’da düzenlenen anma etkinliklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37445)

103.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Cizre’de yapılan eylem ve yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37446)

104.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bir siyasi parti üyelerinin yaptığı gösteriye saldırıda bulunan kişilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37447)

105.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Van’da, Paris’te öldürülen terör örgütü mensupları için düzenlenen anma etkinliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37448)

106.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 03.01.2014 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde gerçekleştirilen bir anma yürüyüşüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37449)

107.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 01.12.2013 tarihinde Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde gerçekleştirilen bir anma yürüyüşüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37450)

108.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 22.12.2013 tarihinde Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde ve Tunceli’de düzenlenen yürüyüşlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37451)

109.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 31.12.2013 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde düzenlenen bir anma törenine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37452)

110.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, vakıflara yapılan Hazine arazisi tahsislerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37453)

111.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Yalova ilindeki 2/B arazileri için belirlenen rayiç bedellerin yüksekliğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37454)

112.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 2/B arazilerinin satışlarında yaşanan sorunlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37455)

113.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, vergi borcu olan belediyelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37456)

114.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir ortaokul öğretmeninin derste kullandığı ifadelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37457)

115.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, eğitim faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla faaliyet gösteren vakıflara yapılan Hazine arazisi tahsislerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37458)

116.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, öğretim elemanları hakkında açılan disiplin soruşturmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37459)

117.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, İstanbul’daki bir ilköğretim okulunun yıkımı sırasında yaşandığı iddia edilen olaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37460)

118.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık çalışanlarının fişlendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37461)

119.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, bir öğretmen tarafından söylendiği iddia edilen sözlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37462)

120.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Tokat’taki okul öncesi eğitimle ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37463)

121.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, kadın adayların orman muhafaza memurluğu sınavından kasıtlı olarak elendiği iddialarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37465)

122.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bazı davalarla ilgili Genelkurmay Başkanı tarafından yapılan açıklamaya ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37466)

123.- Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, yerleşim alanlarındaki askeri birliklerin şehir dışına taşınmasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37467)

124.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Haydarpaşa Garındaki reklam panolarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37473)

125.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, THY personeline ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37474)

126.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir konuşmasında kullandığı “Kürdistan” ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37475)

127.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, personel alımlarında usulsüzlük olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37476)

128.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/37477)

129.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/37478)

130.- Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, Suriye’deki Türkmenlerin sorunlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37479)

131.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Mardin’de düzenlenen bir toplantıda yapılan sunumla ilgili bir iddiaya ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/37481)

132.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir şirkete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37483)

133.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şişli Likör Fabrikası yerine yapılacak yapıya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37484)

134.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Genel Başkan Yardımcısının bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37485)

135.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, hükümetin güven isteminde bulunup bulunmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37486)

136.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hatay’da durdurulan tıra ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37487)

137.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamındaki bazı hususlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37488)

138.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’a gelişinde partililerin havaalanında kendisini karşılamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37489)

139.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Başbakanlık Başdanışmanı ile ilgili çeşitli iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37490)

140.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van depreminden sonra yapılan TOKİ Konutları ile ilgili şikayetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37491)

141.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bir avukatın çeşitli bankalarda aldığı görevlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/37493)

142.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, eski adalet bakanlarından biri tarafından yapılan açıklamaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37494)

143.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, gelir adaletsizliğine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/37495)

144.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Suriyeli muhaliflerin Reyhanlı’da konakladığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37496)

145.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Erivan ziyaretinde yaşanan bir olaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37497)

146.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Milli Kütüphanedeki bazı eserlerin hurdacılara satıldığı iddialarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/37500)

147.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’ndeki bir lisenin müdürü hakkındaki iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37501)

148.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Sağlık A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37502)

149.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Kültür A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37503)

150.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında KİPTAŞ tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37504)

151.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSTTELKOM A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37505)

152.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSTON A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37506)

153.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Isttime Medya A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37507)

154.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul Ulaşım A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37508)

155.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul Şehir Hatları A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37509)

156.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul Otobüs A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37510)

157.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul İmar A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37511)

158.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul Enerji A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37512)

159.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37513)

160.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSTAÇ A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37514)

161.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSPARK A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37515)

162.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSFALT A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37516)

163.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSBAK A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37517)

164.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İGDAŞ’ın belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37518)

165.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İDTM A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37519)

166.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Hamidiye A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37520)

167.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSTTELKOM A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37521)

168.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Halk Ekmek A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37522)

169.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında BİMTAŞ’ın belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37523)

170.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında BELTUR A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37524)

171.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında BELBİM A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37525)

172.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında UGETAM A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37526)

173.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Şişli Kültür A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37527)

174.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Spor A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37528)

175.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TMSF tarafından gerçekleştirilen bir arazi ihalesi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37529)

176.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/37530)

177.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen gazete ve ikram malzemeleri alımlarına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/37531)

178.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37532)

179.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen gazete ve ikram malzemeleri alımlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37533)

180.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37536)

181.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen gazete ve ikram malzemeleri alımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37537)

182.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/37539)

183.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37540)

184.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/37541)

185.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Adalet Bakanlığı Yüksek Müşavirliğine yapılan bir atamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37544)

186.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Başbakanlığa yapılan yolsuzluk konulu bir ihbara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37545)

187.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevden alınan şube müdürlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37546)

188.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Bakanlıkta yüksek müşavir olarak atanan bir kişiye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37547)

189.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Bulgaristan’da yaşayan Türklerin sorunlarına yönelik çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37548)

190.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, çözüm sürecine ve valiliklere gönderildiği iddia edilen bir gizli genelgeye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37549)

191.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, yurt dışı seçmen kütüklerine ve yurt dışında yaşayan vatandaşlar ile ilgili çalışma ve desteklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37551)

192.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, polislerin özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37552)

193.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, Edirne’nin Keşan ilçesinde yapılan balıkçı barınağından kaynaklanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37553)

194.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Suriye politikası ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37554)

195.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Başbakanlık personeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37555)

196.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, internet erişimi ile ilgili yapılması planlanan düzenlemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37556)

197.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2013 yılları arasında Kabahatler Kanunu ile Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında yapılan işlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37557)

198.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Malezya ziyaretine ve Malezya ile ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37558)

199.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Singapur ziyaretine ve Singapur ile ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37559)

200.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Japonya ziyaretine ve Japonya ile ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37560)

201.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, engellilerin çalışma hayatına aktif katılımın sağlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37561)

202.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kamu çalışanlarına verilen zam oranının düşüklüğüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37562)

203.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, üniversite eğitimini bitirmeye ve üst sınır konulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37563)

204.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, MEB şube müdürleri ve eğitim uzmanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37565)

205.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, engelli istihdamı ile ilgili % 3’lük oranın uygulanmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37566)

206.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kamu kurum ve kuruluşlarınca kiralanan binalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37567)

207.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, engellilerin sosyal hayata ve çalışma hayatına katılmalarının artırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37568)

208.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, terör örgütü ile yapıldığı iddia edilen görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37569)

209.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Uludere’de yaşanan olayla ilgili gelişmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37570)

210.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, emniyet müdürleriyle ilgili atama kararnamesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37571)

211.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir Cumhuriyet savcısının yurt dışı ziyaretlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37572)

212.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir kişinin BİMER’e yaptığı başvuruların sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37573)

213.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, görüşülmekte olan bir tasarıya ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/37577)

214.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda görevden alınan veya emekliliği istenen personele ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/37578)

215.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37579)

216.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bakanlık görevine geldikten sonra yaptığı bir atamaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37580)

217.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir Cumhuriyet Savcısının yurt dışı ziyaretlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37581)

218.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/37582)

219.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, engellilerin ailelerine verilen evde bakım ücretinin artırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/37583)

220.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Elazığ ilinin istihdam yapısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37584)

221.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37585)

222.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almak ve sınava katılmak için istenilen ücretlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37586)

223.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, asgari ücretin artırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37587)

224.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, emekliler arasındaki maaş farkına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37588)

225.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Batman’da istihdam ile ilgili verilere ve işsizliğin azaltılması için yapılan çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37589)

226.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, dolandırıcılık yaptığını itiraf ederek savcılığa başvuran bir kişinin iddialarıyla ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37590)

227.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Elazığ’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37591)

228.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37592)

229.- Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın, Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı bazı beldelerin imar planları ile ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37593)

230.- Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün, belediyelere verilen hibelere ve projelerin ihale ve danışmanlık giderlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37594)

231.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, bir şirketin Çanakkale Biga’daki tesislerinden kaynaklanan çevre kirliliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/37595)

232.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Suriye’de yaşanan iç savaşta Türkiye’nin çeşitli şekillerde muhalif gruplara destek verdiği iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37596)

233.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37597)

234.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Hatay-Suriye sınırında kontrolsüz geçiş noktaları oluşturulduğu iddiasına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/37611)

235.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/37612)

236.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, polis memurlarının özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37613)

237.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Suriye’de yaşanan iç savaşta Türkiye’nin çeşitli şekillerde muhalif gruplara destek verdiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37614)

238.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Hatay-Suriye sınırında kontrolsüz geçiş noktaları oluşturulduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37615)

239.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, Çorum Oğuzlar Belediyesinin faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37616)

240.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37617)

241.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Belediyesinin hizmetlerinin tanıtım çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37618)

242.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, iskan ruhsatı verilmediği halde ikamet edinilen binaların denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37619)

243.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, vatandaşların ortalama pasaport kontrol süresine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37620)

244.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uluslararası işbirliği stratejilerinin belirlenmesine yönelik bazı çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37621)

245.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki adli bilişim alanındaki uzman eğitici sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37622)

246.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından eskortluk hizmetlerinin mevzuat çerçevesinde yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37623)

247.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki deniz polislerinin sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37624)

248.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kaza analizi laboratuvarı oluşturulmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37625)

249.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bir yönetmeliğe aykırılık gerekçesiyle hakkında işlem yapılan kişi ve firmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37626)

250.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından modernizasyonu yapılan müracaat ve nöbet noktalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37627)

251.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından deniz botlarının bakım ve onarımı için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37628)

252.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bazı faaliyetler için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37629)

253.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında yenilenen sürücü belgesi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37630)

254.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından e-pasaport sistemi ve uygulaması için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37631)

255.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında yenilenen pasaport sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37632)

256.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında önemli tesislere düzenlenen saldırılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37633)

257.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından satın alınan araç altı arama sistemlerinin sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37634)

258.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından önemli kişi ve tesislerin korunmasının etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37635)

259.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından trafik kazalarının azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37636)

260.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kurulumu yapılan Trafik Yönetim Merkezi sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37637)

261.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İÇDAŞ tesislerinin neden olduğu çevre kirliliğine ve yapılan işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37638)

262.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, rüşvet ve yolsuzluk operasyonu öncesinde bir bankanın yaptığı işlemlerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37639)

263.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, yasa dışı dinlemelerle ilgili bir açıklamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37640)

264.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bingöl’e bağlı bir köyde Şeyh Sait İsyanından kalma toplu mezar bulunduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37641)

265.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta yaşanan hava kirliliğinin nedenlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37642)

266.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, dolandırıcılık yaptığını itiraf ederek savcılığa başvuran bir kişinin iddialarıyla ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37643)

267.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının çalışmalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37644)

268.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37645)

269.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Samsun’un istihdam ve yatırım sıralamalarındaki yerine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37647)

270.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Kayseri’nin istihdam ve yatırım sıralamalarındaki yerine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37649)

271.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’ın istihdam ve yatırım sıralamalarındaki yerine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37650)

272.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, online vize uygulamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/37652)

273.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/37653)

274.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Mardin Dora Antik Kenti’nde yapılan çalışmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/37654)

275.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, dernek ve vakıflara yönelik denetimlere ve bir dernekte gerçekleştirilen denetlemelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37656)

276.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37657)

277.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, akaryakıt üzerinden alınan verginin düşürülmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37658)

278.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, dolandırıcılık yaptığını itiraf ederek savcılığa başvuran bir kişinin iddialarıyla ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/37660)

279.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37661)

280.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, astsubayların özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37662)

281.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, uzman erbaşların özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37663)

282.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, astsubay intiharlarının önlenmesi için alınan tedbirlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/37664)

283.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, açık öğretim lisesi mezuniyet kredilerinin düşürülmesi talebine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37665)

284.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, yurt dışına yüksek lisans veya doktora öğrenimi için gönderilecek öğrencilerin mülakatla belirlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37666)

285.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Orta Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bir sözlü mülakat sınavına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37667)

286.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Tekirdağ’ın Saray ilçesindeki okulların öğretmen ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37668)

287.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37669)

288.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, sendikal faaliyetlerle ilgili bilgilendirici bir genelge yayımlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37670)

289.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, şube müdürlerinin ek göstergelerinin artırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37671)

290.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ücretli öğretmenlik uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37672)

291.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bazı okul müdürleriyle ilgili farklı ek ders ücreti uygulaması yapılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37673)

292.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ek ders ücreti uygulamasında yaşanan bazı sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37674)

293.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, engelli çocukların eğitimi için yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37675)

294.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir lisedeki öğrencilerin hükümeti protesto etmesi sebebiyle polislerin söz konusu okula gittiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/37676)

295.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Suudi Arabistan’daki çeşitli kentlerden Hatay’a yapılan uçuşlarla bazı insanların getirilerek Hatay sınırına bırakıldığı iddiasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37703)

296.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Elazığ’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37704)

297.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37705)

298.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, bir şirketin Çanakkale Biga’daki tesislerinden kaynaklanan çevre kirliliğine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37706)

299.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum ili Hınıs Karayolları Müdürlüğünde sözleşmeli olarak çalışan işçilerin ücretlerinin ödenmemesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37707)

300.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Başkentray projesinin akıbetine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37708)

301.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, Tire’deki bir yol yapımına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/37709)

302.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İçişleri Bakanının bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37710)

303.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, benzin, mazot ve LPG’ye yapılan zamlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/37711)

304.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda görevden alınan veya emekliliği istenen personele ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/37712)

305.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, bir savcının adalet.org web sitesindeki açıklamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/37714)

306.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/37715)

307.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/37716)

308.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir lisedeki öğrencilerin hükümeti protesto etmesi sebebiyle polislerin söz konusu okula gittiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/37719)

 

 

 


21 Şubat 2014 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum.

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 23 milletvekilinin, üniversite öğrencilerine açılan disiplin soruşturmalarının ve verilen cezaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/875)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1985 tarihli, darbe zihniyetiyle hazırlanmış YÖK Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde her yıl binlerce öğrenciye soruşturma açılmakta ve disiplin cezaları verilmektedir. Bu durum hem öğrencileri hem de ailelerini mağdur etmektedir.

Haklarında soruşturma açılan öğrencilerin çoğunun demokratik ve sosyal hak taleplerinde bulunanlar olması, söz konusu uygulamaların antidemokratik ve haksız olduğunu göstermektedir. Çağdaş demokrasilerde örgütlenme ve gösteri hakkı korunurken geleceğimiz olan gençlerin bu hakları kullanımından dolayı cezalandırılması, demokrasi ve hak mücadelesi adına hoş olmayan bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bazı üniversite yönetimleri kinci ve keyfî tutumlar sergileyerek öğrencilerin cezalandırılması için özel çaba harcamaktadır. Bülent Arınç'ın Celal Bayar Üniversitesini 2010 yılı Aralık ayında ziyaretini protesto eden ve Rektör Profesör Doktor Mehmet Pakdemirli tarafından okuldan atılmakla tehdit edilen Erdem Özdemir'in daha sonra üniversiteden atılması ve mahkeme kararıyla tekrar okula dönmesi bu durumu en iyi şekilde özetlemektedir.

Son iki yılda soruşturma açılan 7.043 üniversiteliden 4.602'sinin okuldan uzaklaştırıldığını, 55'inin atıldığı açıklaması öğrencilerin yaşadığı sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bir hafta veya bir aylık uzaklaştırma alan öğrencilerin cezalarının infazının kayıt veya sınav tarihine denk getirildiği pek çok örnek bulunmaktadır. Böylelikle, kaydını yaptıramayan veya sınavına giremeyen öğrencilerin eğitimi dönem ve hatta bir yıla kadar uzamaktadır. Bu durum hem öğrencileri hem de ailelerini mağdur etmektedir.

Disiplin cezaları, düşünce özgürlüğüne müdahale boyutuna gelmiştir. Marmara Üniversitesi öğrencisi Mikail Boz'un bir web sitesi için yazdığı yorumda üniversite yöneticilerini eleştirmesinden dolayı bir ay uzaklaştırma cezası alması, hem zorlama bir uygulama olduğunun hem de darbe yönetmeliklerinin darbe zihniyetleriyle birleşip demokrasi, hukuk ve insan haklarını nasıl ayaklar altına aldığının çarpıcı bir göstergesidir.

Açılan disiplin soruşturmalarının ve verilen cezaların araştırılması, oluşan mağduriyetlerin tespit edilmesi ve bu mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1) Veli Ağbaba                               (Malatya)

2) Tanju Özcan                               (Bolu)

3) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

4) Mustafa Sezgin Tanrıkulu          (İstanbul)

5) Haydar Akar                              (Kocaeli)

6) İhsan Özkes                               (İstanbul)

7) Tufan Köse                                (Çorum)

8) Namık Havutça                          (Balıkesir)

9) Kadir Gökmen Öğüt                  (İstanbul)

10) Mehmet Volkan Canalioğlu     (Trabzon)

11) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

12) Hurşit Güneş                            (Kocaeli)

13) Mustafa Serdar Soydan            (Çanakkale)

14) Candan Yüceer                         (Tekirdağ)

15) Hülya Güven                            (İzmir)

16) Turgay Develi                          (Adana)

17) Sabahat Akkiray                       (İstanbul)

18) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

19) Sedef Küçük                            (İstanbul)

20) Mevlüt Dudu                            (Hatay)

21) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

22) Mehmet S. Kesimoğlu             (Kırklareli)

23) Bülent Tezcan                           (Aydın)

24) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 milletvekilinin, askerlik görevi sırasında yaşanan intiharların ve şüpheli ölümlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/876)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî Savunma Bakanlığının verilerine göre, 2002-2012 yılları arasında, askerlik görevi sırasında, 934 genç intihar ederek yaşamını yitirmiştir. İntiharlara ek olarak çok sayıda şüpheli ölümün yaşandığı da kamuoyuna yansımış durumdadır. Yaşam hakkının, TSK'da sıklıkla ihlal edildiği ortaya çıkmıştır. İnsan yaşamının korunması, Meclisimizin en temel görevleri arasında yer almalıdır.

İntihar veya kaza sonucu yaşanan bazı ölümler, kamuoyu tarafından kuşkuyla karşılanmaktadır ve olayların üzerinin örtüldüğü, sorumluların korunduğu yönünde ciddi kuşkular vardır. Ölümler sonrası yapılan açıklamaların tatmin edici olmayışı ve çoğu zaman gerekli adli ve tıbbi incelemeler yapılmadan dosyaların kapatıldığı kuşkuları artırmakta ve güven duygusunu zedelemektedir. Bunlara ek olarak, aidiyet duygusunda da ciddi sorunlara yol açmaktadır. Artan kuşkular ve aidiyet duygusunda oluşan zedelenmeler, söz konusu ölümlerin ciddiyetle araştırılması gerektiğinin önemli göstergelerindedir.

Maraş 5’inci Zırhlı Tugay 1’inci Mekanize Taburunda 8 Eylül 2011 tarihinde askerlik görevi sırasında Eren Özel'in öldürülmesi dikkat çeken olaylardan biridir. Özel'in katil zanlısı olarak yargılanan Ahmet Aktaş'ın lehine şahitlik yapan Uzman Çavuş Eyüp Işık'ın yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle hakkında görevi kötüye kullanmaktan ve yalan beyanda bulunmaktan dava açılmasına karar verilmesi başka davalarda duyulan şüpheleri haklı çıkaran bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

24 Nisan 2011 tarihinde Batman'da bir karakolda öldürülen ve katil zanlısı tutuksuz yargılanan Şahin Sevag Balıkçı'nın öldürülmesi gibi daha pek çok öldürülme olayının yaşanması, cinayetlerin nefret temelli olabileceğini göstermektedir. Öldürülen Balıkçı'nın Ermeni olması, 24 Nisan günü öldürülmesi dikkat çekicidir. Balıkçı'nın ölümü ilk olarak şaka amaçlı silah patlaması olarak kamuoyuna açıklanmıştır. Görevlilerin görmezden gelme tutumuna örnek bu olay, başka benzer olayların da incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Söz konusu ölümlerin tamamı intihar olsa bile, son on yılda ayda ortalama olarak 8 askerin hayatını kaybetmesinin ciddiyetle incelenmesi gerekmektedir.

Askerlik görevi süresi içinde yaşanan intiharların ve şüpheli ölümlerin araştırılması, ölümlerde sorumluluğu olan yetkililerin ve/veya faillerinin yargı karşısına çıkarılmayışının nedenlerinin tespiti ve bu tarz ölümlerin önüne geçilebilmesi için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz. 10/5/2012

1) Veli Ağbaba                               (Malatya)

2) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

3) Haydar Akar                              (Kocaeli)

4) Melda Onur                                (İstanbul)

5) İhsan Özkes                               (İstanbul)

6) Tufan Köse                                (Çorum)

7) Mustafa Sezgin Tanrıkulu          (İstanbul)

8) Namık Havutça                          (Balıkesir)

9) Kadir Gökmen Öğüt                  (İstanbul)

10) Mehmet Volkan Canalioğlu     (Trabzon)

11) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

12) Hurşit Güneş                            (Kocaeli)

13) Mustafa Serdar Soydan            (Çanakkale)

14) Tanju Özcan                             (Bolu)

15) Candan Yüceer                         (Tekirdağ)

16) Hülya Güven                            (İzmir)

17) Turgay Develi                          (Adana)

18) Sabahat Akkiray                       (İstanbul)

19) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

20) Mevlüt Dudu                            (Hatay)

21) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

22) Mehmet S. Kesimoğlu             (Kırklareli)

23) Bülent Tezcan                           (Aydın)

3.-  İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 22 milletvekilinin, LPG’li araçların yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/877)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Artan benzin fiyatlarının etkisiyle araçlarda LPG (Likit Petrol Gazları) kullanım taleplerinin her geçen gün arttığını görüyoruz. Özel araçların büyük çoğunluğu ve ticari taksilerin hemen hepsi yakıt olarak LPG kullanmaktadır. LPG, benzin ve mazota göre daha ekonomik olduğu için tercih edilmekle birlikte, diğer yakıtlara göre daha ciddi risk taşıdığı bir gerçektir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, 2012 yılı Şubat ayı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı 8 milyon 211 bin 44 adet otomobilin yüzde 40,3'ünün yakıt olarak LPG kullandığını belirtmektedir. LPG 'de en önemli unsur güvenlik ve kalitedir. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğünün 19/12/2011 tarihli ve 20195 sayılı Genelge’si, 22/3/2010 tarihli ve 3763 sayılı önceki Genelge’de belirtilen uygulamaya aykırı olarak, araç muayene istasyonlarında LPG ve CNG takılı araçlar için en geç bir önceki tarihe ait gaz sızdırmazlık raporu aranması zorunluluğunu kaldırmış, gaz sızdırmazlık raporu bulunmamasını ağır kusurdan hafif kusura dönüştürmüştür.

Basında çıkan haberlerde LPG'li araçlarla ilgili yaralanmalı veya ölümle sonuçlanan kaza haberleri çok sık görülmeye başlanmıştır. Örneğin, LPG'li otomobil içinde kalan 3 ve 2 yaşındaki 2 çocuk, çakmakla oynarken araç alev alarak yanmış ve çocuklardan biri ölmüştü. Yine, on katlı apartmanın önünde park hâlinde bulunan LPG'li araç bir anda alevler içerisinde kalarak çevrede paniğe neden olmuş, zaman zaman yaşanan patlamalar ise bina sakinlerinin korkulu anlar yaşamasına sebep olmuştur.

Ayrıca, basında çıkan bir habere göre, 1995-2001 yılları arasında LPG'ye dönüşüm yaptırmasına rağmen hâlâ LPG tanklarını yenilemeyen araç sayısının 350-400 bin arasında olduğunun tahmin edildiği belirtilmiştir. Patlama ve yangınla sonuçlanan, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan LPG'li araçların yol açtığı durumlarla ilgili olarak, uzmanlar aracılığıyla, nedenlerinin ve teknik boyutunun araştırılması, alınması gereken önlemlerin de detaylı olarak incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle Anayasa’mızın 98’inci maddesi ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurulmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Hülya Güven                               (İzmir)

2) Tanju Özcan                                (Bolu)

3) Turgay Develi                             (Adana)

4) Mehmet Şeker                             (Gaziantep)

5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu           (İstanbul)

6) İhsan Özkes                                (İstanbul)

7) Tufan Köse                                 (Çorum)

8) Mehmet Volkan Canalioğlu        (Trabzon)

9) Ali Özgündüz                              (İstanbul)

10) Kazım Kurt                               (Eskişehir)

11) Namık Havutça                         (Balıkesir)

12) Kadir Gökmen Öğüt                 (İstanbul)

13) Mehmet Şevki Kulkuloğlu        (Kayseri)

14) Hurşit Güneş                             (Kocaeli)

15) Mustafa Serdar Soydan             (Çanakkale)

16) Candan Yüceer                          (Tekirdağ)

17) Sabahat Akkiray                        (İstanbul)

18) Mehmet Ali Ediboğlu                (Hatay)

19) Mevlüt Dudu                             (Hatay)

20) Ramazan Kerim Özkan             (Burdur)

21) Mehmet S. Kesimoğlu              (Kırklareli)

22) Bülent Tezcan                            (Aydın)

23) Haydar Akar                             (Kocaeli)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 14.11

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

IV.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan dillerin tespiti ve kayıt altına alınarak korunmasının araştırılması amacıyla 21/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                     21/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21/2/2014 Cuma günü (Bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                  İdris Baluken

                                                                                                                       Bingöl

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

21/2/2013 tarihinde Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından verilen (2668 sıra no.lu), “Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan dillerin tespiti ve kayıt altına alınarak korunmasının” araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 21/2/2014 Cuma günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Zozani. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, grubumuz adına vermiş olduğumuz Meclis araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz üzere, Türkiye’de çok sayıda dil ve farklı lehçeler konuşulmakta ve bu diller ve lehçeler, maalesef, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren konulan yasakçı uygulamalardan kaynaklı olarak, yok olma tehlikesiyle yüz yüze kalmışlardır. Örneğin, Anadolu coğrafyasında konuşulmakta olan Abazaca, Adigece, Kabartayca, Çerkezce ve Kürtçenin Zazaca lehçesi, maalesef günümüzde artık yok olma tehlikesi sınırına gelmiştir.  Aynı şekilde Abhazca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Romanca, Süryanice, Gürcüce ve Batı Ermenicesi de açıkça yok olma tehlikesiyle yüz yüze gelmişlerdir.

Tüm bunların sebebi, cumhuriyet tarihi boyunca konulmuş yasakçı uygulamalardan kaynaklanıyor. 1915’ten itibaren başlayan bir yasaklama serüveninden söz ediyoruz. Türkiye’de “Türkçe” ve “Türk kültürü” olarak tarif edilen kültür dışındaki diğer kültürlerin, dillerin varlığı, cumhuriyetin varlığı açısından tehlike olarak görülmüştür. Bu anlayış Türkiye’yi, günümüz itibarıyla bölünme noktasına getirmiştir. Son dönemlerdeki yaygın bir söylemdir, “Farklı diller böler.” diye bir şey vardır, “Dil böler.” diye bir söylem vardır. Esasında bir yönüyle bir bölme faaliyeti var ama yasaklamaların Türkiye’yi böldüğünü ifade etmek gerekiyor, doğrusunun bu olduğunu ifade etmek gerekiyor.

Türkiye’de Kürtlerin varlığı ya da başka kültürlerin varlığı Türkiye'nin bütünlüğü açısından neden tehlike olarak addedilmiş, bunu anlamak mümkün değildir.

Esasında bir noktada anlıyoruz yani cumhuriyetin kuruluş felsefesi itibarıyla esin kaynağı olan Mussolini ve Hitler’den etkilenme, bir yasal doku ve yeni inşa süreci Türkiye’yi bu bu duruma getirdi. Dolayısıyla, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu sıkıntıların, yaşadığı sorunların, bu cumhuriyetin kuruluşunda etkili olmuş, özellikle 1924 sonrası etkili olmuş zihniyetin tezahürü olduğunu ifade etmek gerekir.

Anadolu coğrafyasında, Mezopotamya coğrafyasında konuşulan farklı dillerin Türkiye’nin bütünlüğü açısından tehlike olarak görülmesi, böyle ifade edilmesi, bunun Türkiye’yi bölmeye dönük bir teşebbüs olduğunun, bu algının Türkiye’de yaşayan halklar içerisinde yaygınlaştırılmasının bir tek tarifi vardır; o tarif de faşizmdir. Evet, doksan yıl boyunca, maalesef, faşizan bir zihniyetin tezahürü olan uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Sonucunda nereye geldik? Bu uygulamaların devamı durumunda, evet, Türkiye’nin bölünmesi kaçınılmaz olacaktır. İstediğimiz için değil, tersine, böyle bir şeyi arzu etmediğimiz için bunun altını özellikle çiziyoruz. Ama siz insanları özellikle dışlarsanız, Türk olmayana sürekli “Türk” derseniz, “Sen aslında bilmiyorsun, biz seni daha iyi biliyoruz, siz özbeöz Türk’sünüz.” derseniz bu insanlar da günün birinde gelir “Hayır, ben Türk değilim.” der, “Ben buyum.” der, “Kürt’üm” der, “Arap’ım” der, “Çerkez’im” der, “Laz’ım” der. Nihayetinde bugün size bu söyleniyor, Türkiye’de bu söyleniyor, itiraz bu noktayadır. Ama bu itirazlar her şekillendiğinde, her dile getirildiğinde, maalesef, maalesef, Türkiye’de yaşayan halklar içerisinde bir bölünme fobisi, bir bölünme sendromu yaygınlaştırılıyor. Tekrar ifade ediyorum, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar tezahür etmiş faşizan bir zihniyetin dışa vurumudur bu; bu söylem budur, bunun başka bir tarifi yoktur.

Kürtler, kendi mücadeleleriyle Türkiye’de kendilerini kabul ettirdiler. Geldiğimiz nokta itibarıyla da Kürtler, esasında kimlik haklarını, dil haklarını istediklerini çok açık ve net ifade ediyorlar, bizler buralarda ifade ediyoruz. Bu mücadelenin sonunda, Türkiye’de yaşayan siyasetçilerin büyük çoğunluğunun ki egemen partilerin siyasetçilerinin, düzen partisi siyasetçilerinin çoğunun ulaştığı demokratik nokta şurası: “Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşları”, insanları kökenleriyle ifade etme. Bunu da söylerken, bu ifadeyi kullanırken de bu ülkede yaşayan Kürtlerin, Lazların, Çerkezlerin, Abazaların kimliğine bir lütufta bulunuyorlarmış gibi bir algı yaşıyoruz ama bilmeliler ki, herkes bunu bilmeli ki bizce de bir insanı kökeniyle ifade etmek, “şu kökenli, bu kökenli” demek, bir insana hakaretle eş değerdir çünkü Türkçede de  yaygın deyimdir, halk deyimidir; “Aslını yitiren haramzadedir.” derler burada. Farkında olmadan bu hakarette de bulunuldu.

Türkiye’de, Hükûmetin en son eriştiği nokta: “Kürtler kendi ana dillerinde özel okullar açabilirler.” Muhtemelen, Hükûmet sözcüleri buraya çıktığında, konuştuklarında bunun bir lütuf olduğunu ifade edecekler. Ya, siz doksan yıl boyunca bunu tahrip ettiniz, şimdi Kürtlere diyorsunuz ki: “Gidin, kendi paranızı verin, dilinizi öğrenmek istiyorsanız öğretin.” Yok öyle yağma! Nasıl tahrip ettiyse bu devlet bu dilin kökenlerini, bu dilin zenginliğini nasıl tahrip etmeye çalıştıysa, aynı şekilde, pozitif bir uygulamayla, bu dilin yeniden yeşermesi, yeniden canlanması için, devlet kamusal görevini yerine getirerek bunu karşılayacaktır, bunu yapacaktır. Özel okullarda, insanların paralarını ödeyerek öğrendiği bir dil değil, kamusal alanda, resmiyette varlığı kabul edilen bir dil olması gerekir Kürtçe’nin, bunu ifade ediyoruz. 21 Şubat vesilesiyle bunu tekrar size anımsatıyoruz. Bu konuda bizim böyle gizli saklımız yok, ajandaya koyduğumuz başka bir görüşümüz yok, çok açık ve net söylüyoruz. Türkiye’de Kürtlerin yaygın olarak yaşadıkları bölgede ana dilde, Kürtçe eğitim olacak; devletin bu bölgelerdeki hizmet dili Kürtçe olmak durumundadır. Bu kadar açık ve net söylüyoruz. Bunun dışında, ajandamızda başka bir şey yok, net konuşuyoruz. Siz de çıkarsınız, ya dersiniz ki “Bu bir haktır.” ya da -şimdiye kadar ifade ettiğiniz gibi- dersiniz ki “Bu bir bölme faaliyetidir.” Hangisini söyleyeceğinize şuradan bakacağız.

Çok şey mi istiyoruz? Azerbaycan Anayasası’nın 45’inci maddesini size anımsatıyoruz. Azerbaycan Anayasası’nın 45’inci maddesi “Herkesin ana dilini kullanma hakkı vardır. Herkes istediği dilde eğitim ve öğrenim görme, sanatsal faaliyetlerle uğraşma hakkına sahiptir.” diyor. Azerbaycan Anayasası’nın 45’inci maddesini diyoruz, daha başka maddeler de vardır. Bu da daha dün kurulmuş ve sizlerin hâlâ burada tehlike olarak ifade ettiğiniz Suriye’deki 3 kantonun anayasası, tamamıyla Kürtçe metin ve orijinal; bunun da 9’uncu maddesini size anımsatıyorum. Bunun dışında, bizim istediğimiz, bizim üzerine vurgu yaptığımız başka bir konu yok. Kürtler bu coğrafyanın asli unsurları olarak kendi kültürlerini, dillerini özgürce kullanma hakkına sahip olabilmeliler. Bu, Türkiye’yi bölmeye götürecek bir argüman değildir; tersine, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasını bir bütün olarak güçlendirecek bir argümandır. Biz, bunu söylüyoruz.

Bu Meclis araştırmasına da destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Nerede o vicdan!

Biraz Kürtçe konuş ya, ana dil!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Tabii ki bir dilin, ana dilin serbestçe, özgürce konuşulabilmesi, yaşatılabilmesi, gelecek nesillere aktarılabilmesi ve bunun haklı mücadelesini yapmanın yanındayız ama ülkemizde hiç kimse şunu da inkâr etmesin: Daha on yıla kadar, AK PARTİ hükûmete gelene kadar nelerin yasak olduğunu şöyle zihnimizde bir canlandırırsak…

SIRRI SAKIK (Muş) – Vallaha kavga ede ede kazanmışız! Bugün de kimsenin lütfu değil Kürtlere. Sokakta, demokrasi mücadelesi!

RECEP ÖZEL (Devamla) -  …nelerin bu ülkede yasak olduğuna, nereden nereye geldiğimize bir bakarsak hakkı da teslim etmemiz gerektiğini sizlerle paylaşmak isterim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Gelin, Anayasa’yı değiştirin! Kürtlere özgürlük!

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bir insanlık ayıbı olan, cezaevlerinde bir annenin çocuğuyla ana dilinde konuşması önündeki engeller bizim dönemimizde kaldırıldı. Ana dilde savunma bizim dönemimizde getirildi. Farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi önündeki engeller bizim dönemimizde kaldırıldı. Üniversitelerde bunlarla ilgili olarak çeşitli dil ve lehçelerdeki enstitüler kuruldu, seçimlik dersler getirildi. Farklı dil ve lehçelerde, başta TRT olmak üzere, yasak olan televizyon yayınları gerilerde kaldı, bir kanal sadece buna tahsis edilerek Kürtçe yayın yapar hâle getirildi. Şu anda Genel Kurul gündemimizde bulunan demokratikleşme paketinde de “x”, “q” ve “w” harfleri alfabemize dâhil ediliyor.

SIRRI SAKIK (Muş) – Allah razı olsun! Allah razı olsun!

RECEP ÖZEL (Devamla) - Netice itibarıyla, AK PARTİ’nin bu alanda atmış olduğu ve atacağı adımlar reform niteliğindedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir sanatçının sanatını icra ederken Kürtçe dilini kullandığı ve üzerine bıçak, çatal atıldığı, cezaevlerinde yattığı bir ülkeden, TRT’de bir kanalın tahsis edildiği bir ülkeye AK PARTİ sayesinde gelindi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tabii, şunu da burada belirtmek lazım: Bu bir ihsan, lütuf olarak da veriliyor değil, bunu gasbedilmiş, gecikmiş bir hakkın teslimi anlamında da vurgulamak istiyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

MURAT BOZLAK (Adana) - Teşekkür ediyoruz ama yasal olarak teslim edilmedi.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz… Sayın hatip benim konuşmamı farklı bir mecraya çekti…

BAŞKAN - Fikirlerini söyledi efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben 1915’ten süregelen uygulamalardan söz ettim. AK PARTİ’yi eleştirmişim gibi bir algı yarattı. Müsaade ederseniz, düzelteyim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hayır canım!

BAŞKAN - Hayır, olur mu canım! Düzeltme hakkı filan yok. Bak, şöyle…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Basbayağı bir şey vardır. Bu bir sataşmadır Sayın Başkan bu.

BAŞKAN - Sayın Zozani, siz çıktınız, on dakika fikirlerinizi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, böyle güzel güzel başlayalım.

BAŞKAN - Anladım da…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Böyle bir uygulama o…

BAŞKAN - Ama İç Tüzük’te şöyle bir şey söz konusu değil Sayın Zozani, bir dinler misiniz önce?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, ben de diyorum ki İç Tüzük’te bu hak vardır. Ben de diyorum ki İç Tüzük’te hak vardır.

BAŞKAN - Hayır, öyle bir hak yok efendim. Hak nedir?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Benim konuşmamı yanlış aksettirdi, düzeltmek istiyorum diyorum.

BAŞKAN - Böyle bir düzeltme hakkınız yok.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Evet, Tüzük’te var.

BAŞKAN - Fikrini söylüyor…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Siz de bakın, ben de bakayım.

BAŞKAN - O zaman her konuşmacının hakkında diğer konuşmacı “Ben düzeltmek istiyorum…”

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Olur mu öyle şey Sayın Başkan! Bakın, benim konuşmamı yanlış aksettirdi, düzeltme hakkımı kullanmak…

BAŞKAN - Sizin konuşmanızı yanlış aksettirmedi efendim. Çıktı, Sayın Recep Özel…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ne dedi Sayın Başkan?

BAŞKAN - …ifade edebildiği kadarıyla…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bir saniye… Hatırlıyor musunuz, ne dedi?

BAŞKAN - Efendim?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ne dedi?

BAŞKAN – Neyi, ne dedi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “Yanlış aksettirmedi.” diyorsunuz, ne dedi sayın hatip?

BAŞKAN – Kendi fikirlerini söyledi. Neyi yanlış aksettirdi, siz izah edin. Size nerede sataştı, sizin konuşmanıza?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Benim ağzımdan bir tek kelime “AK PARTİ” çıkmadı, herhangi bir partinin adını telaffuz etmedim.

BAŞKAN - Ee, tamam, kendi fikrini söyledi zaten, ben de onu söylüyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bakın, dedi ki: “Burada konuşan hatip bize haksızlık etti, biz devrim yaptık.” Ben de diyorum ki, ben öyle bir şey demedim, düzeltme hakkımı kullanıyorum. Niye uğraşıyoruz ki?

BAŞKAN - Sizin öyle söylediğinizi söylemedi ki zaten.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Öyle dedi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, lütfen, tutanakları getirteyim ben.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O zaman dinlememişsiniz siz!

BAŞKAN - Dinlememiş olabilirim, tutanakları getirteceğim o zaman.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır, Sayın Başkan dinlememişsiniz siz bu konuyu.

BAŞKAN - Dinlemediysem tutanakları getirteceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tutanakları getirtsin…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – İki dakikayı kullanırım, erken geçer bu iş ama derseniz, on dakika burada ayakta beklerim, başlatamazsınız.

BAŞKAN -  Bekleyin isterseniz, siz bilirsiniz yani. Tutanakları getirteceğim…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ama, bu benim bilip bilmemem değil, tüzüksel hakkımı kullandıracaksınız. Böyle şey mi olur?

BAŞKAN - Sayın Zozani, Tüzük’te böyle bir hak yok.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Var, evet, düzeltme hakkı diye var İç Tüzük’te

BAŞKAN - Size sataşma varsa… İç Tüzük’ü açıp okurum efendim. Ben konuşmayı dinledim sonuna kadar, ifade edebildiği kadarıyla, partisinin iktidara geldiği günden bu tarafa yaptıklarını anlattı, anlatmaya çalıştı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Giriş cümlesi de şu şekildedir Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Zozani…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Giriş cümlesinde diyor ki: “Sayın hatip bizim görüşlerimizi yanlış aksettirdi…”

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç onu demedim ki! Hiç öyle bir şey demedim ben ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “…bizim yaptığımız uygulamaları görmezden geldi.” Ben de diyorum ki: Böyle bir şey yok.

BAŞKAN - Sayın Zozani, tutanakları getirtip okuyacağım, ona göre…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bekliyoruz Sayın Başkan.

SIRRI SAKIK (Muş) – Başkanım, Zozani “Kurt” iken çok mülayimdi, “Zozani” oldu; yaylı oldu, sert oldu!

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

“Olağanlaşmayı, normal süreci, tarihsel gelişimi, akışı biz yaptık.” demek huyu geçmiş siyasetçilerde de çok vardı. Türkiye 12 Eylül faşist diktatörlüğünün ve onun sonrasında gelen cunta Anayasası’nın tahribatını yıllar içinde kademe kademe aşıyor, aşmaya da devam edecek. Yani bir darbe olmuş, Türkiye’de anayasa rafa kaldırılmış, Kürtlerle ilgili de, Türkiye’nin bütün toplum kesimleriyle ilgili de, ezilen kesimlerle ilgili de kimi insanlık dışı, hukuk dışı kararlar, kanunlar yürürlüğe konulmuş; sonrasında da demokratikleşmeye geçiş süreci içinde, birçok konu belli bir noktaya gelmiş ama o zaman işi başa almak lazım. Yani, mağara devrine kadar gidip bu topraklarda hüküm süren herkesin döneminde yapılan değişiklikleri onlara mal etmek lazım. Yani şunu demek istiyorum: Tarihsel süreç ve akış içerisinde toplumlar değişirler, dönüşürler ve yenileşir. Bu süreç içerisinde Türkiye’de demokrasinin gelişmesi hepimizin, herkesin dileğidir.

Sayın milletvekilleri, boş koltuklara konuşmak hiç sevmediğim bir iştir, onun için de kısa keseceğim.

Barış ve Demokrasi Partisinin Türkiye’de kaybolan dillerin araştırılması, tespit edilmesi, kayıt altına alınması ve korunmasını sağlamak amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesi bizce de makuldür, doğrudur, olması gerekendir. Zira dil, insanlık ailesinin en büyük zenginlik kaynağıdır. Bugün, gerçekten, dünyada, önergenin başlığında da olduğu gibi, ben tam rakamı bilmiyorum ama iddia, 2.500 dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu, normal olan, normal düşünen, sağlıklı düşünen hiçbir insanın “Olsun canım.” diyebileceği bir mesele de değildir. Hiç şüphesiz bütün diller, dünyadaki bütün diller korunmalı, yaşatılmalı, gelecek kuşaklara da kullanılabilecek nitelikte aktarılmalıdır. Bunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak hiçbir tereddüt duymuyoruz ama bu coğrafyada, bu topraklarda yaşanan sorunları cumhuriyete mal etmek -sayın milletvekilimizin biraz önce yaptığı gibi- çok insaflı bir yaklaşım olmaz.

Türkiye’de tebaadan millete geçişin çok kolay olmadığı bir gerçektir ve hepimiz, tarihe baktığımız zaman keşke yaşanmasaydı dediğimiz yüzlerce olay biliriz. Biz de biliriz, bizden önceki kuşaklar da bilir, ondan önceki kuşaklar da bilir. Bizden sonraki kuşaklar da yani yirmi yıl, otuz yıl sonraki kuşaklar da örneğin, şu Gezi olaylarıyla ilgili, Hükümetin tutumuyla ilgili olarak, kaybedilen canlarla ilgili olarak “Keşke olmasaydı.” diyecekler, sizin çocuklarınız da diyecek. Toplum böyle bir şeydir, insanlık böyle bir şeydir. Bu bakımdan, olaylara bu çerçevede de bakmak lazım.

Gerekçede kırılgan dilleri, tehlikede bulunan dilleri, ciddi tehlikede bulunan dilleri, son derece tehlike altında bulunan dilleri, kaybolmuş dillerin hepsini yazmışlar -bizim Gürcüceyi oraya koymamışlar ama- sonra da Türkiye’de Kürtçe, Arapça, Gürcüce, Lazca, Adigece, Boşnakça gibi dillerde de eğitim öğretimin yapılmadığını söylemişler.

Gene, Barış ve Demokrasi Partisinin bu Parlamentoda sanıyorum bir altı yedi ay ya da bir yıl önce benzer mahiyette bir grup önerisi olduğunda orada “Newroz” kelimesinin bir dilekçede “çift v” ile yazıldığı için valilik tarafından kabul edilmediğini sayın milletvekilimiz söylemişti. Ben de keşke gitseydin, hükûmet konağındaki tuvaletin önünden “WC” tabelasını götürüp valinin kafasına atsaydın demiştim.

Şimdi, arkadaşımız da “w”, “q…”

Neydi diğeri Recep?

RECEP ÖZEL (Isparta) – “X…”

ENGİN ALTAY (Devamla) – “X” harflerinin önümüzdeki hafta gelecek teklifle şeye alınacağını söyledi. Türkiye’de, Başbakanlık dâhil “www.basbakanlik.gov.tr” diye kullanılan bir şeyi şimdi “Biz bunu yapıyoruz.” diye getirmenizin hiçbir anlamı yoktur. Elbette, bu topraklarda şu veya bu noktada kullanılan, var olan, geçmişte var olmuş, hatta önergedeki kaybolmuş Kapadokya Yunancası dâhil -yani tümüyle kaybolmuş Kapadokya Yunancası dâhil- bütün dillerin canlandırılması, kullanılması, geliştirilmesi insan olmanın temel gereğidir. Olaya bakış açımız da budur, bunu böyle düşünüyoruz.

Bu Parlamentoda çok değişik konularda kurulmuş, çalışmış araştırma komisyonları var. Bu komisyonlar genel olarak çok verimli sonuçlar elde edemediler ama hiç değilse yaşanan sorunun kamuoyu gündeminde sıcak tutulması, canlı tutulması sağlandı, buna bir katkısı olur diye de düşünüyorum. Bu çerçevede, Türkiye’de kırılgan, tehlikede olan, ciddi tehlikede olan, son derece tehlikede olan ve kaybolan dillerle ilgili bu Parlamentonun bir araştırma komisyonu kurması hakikaten gereklidir; bu coğrafyada bizden sonra yaşayacak kuşaklara bırakacağımız çok güzel bir miras olur.

Bu anlamda, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisinin lehinde oy kullanacağımızı belirtiyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (CHP, AK PARTİ ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Tülay Selamoğlu, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir dili konuşan insan sayısının toplam nüfusa oranı, kuşaktan kuşağa aktarılması, dille ilgili belgelerin miktarı gibi etkenler dilin yaşamasını sağlamaktadır. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti’nde dille ilgili bazı sorunlar, yasaklar vardı ama çok şükür, son on yılda biz çok şeyi değiştirdik. Çünkü, konuşma yasağı vardı dillerin kaybolmasına neden olabilecek, kitap yazamıyordunuz, televizyon açamıyordunuz, radyo açamıyordunuz, gazete çıkaramıyordunuz, dersler, seçmeli ders ya da kurs olamıyordu.

Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyetinin resmî dili Türkçe’dir ama bu dilin dışında, Türkiye’de yaşayan dillerin hayatına devam etmesi, gelecek nesillere aktarılması, kuşaklara aktarılması adına bu dillerin korunması gerekiyor ve biz bu çalışmaları yaptık.

Neler yaptık? Türkiye’de yaşayan diller enstitüsü kuruldu. Mardin Artuklu, Bingöl, Van Yüzüncü Yıl, Siirt ve Dicle üniversitelerinde Türkiye’de yaşayan diller enstitüsü kuruldu.

Mardin Artuklu Üniversitesi, 2009’da ilk kurulan üniversite; Bakanlar Kurulu kararıyla Kürt dili ve kültürü, Süryani dili ve kültürü, Arap dili ve kültürü yüksek lisans programları açtı.

Bingöl Üniversitesi, 2011’de Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra öğrencilerini 2012 yılında aldı; Kürt Dili ve Kültürü Ana Bilim Dalı ve Zaza Dili Ana Bilim Dalını açtı. Aynı şekilde, Van Yüzüncü Yıl, Siirt Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi...

Ayrıca, Muş Alparslan Üniversitesinde bir lisans ve bir yüksek lisans programı açıldı; Fen Edebiyat Fakültesi altında açılan Kürt dili ve edebiyatı lisans bölümü ve yüksek lisans olarak da Kürt dili ve kültürü yüksek lisans bölümleri açıldı.

Bu arada, seçmeli ders olarak okullarımıza diller girdi, istediğiniz dil. Bu dillerin yaşatılmasında özellikle okutman sorunu vardı. Mardin Artuklu Üniversitesi Sertifikalı Kürtçe Okutman Adayı Yetiştirme Kursu açtı.

Özellikle, nüfusa oranına baktığımızda dillerin, nüfusla beraber bu dillerin gelişmesi için her türlü desteği verdik.

UNESCO’nun Türkiye için planladığı herhangi bir dil planlama, bir dil koruma programı yok ama kaybolmakta olan diller var. En yakın zamanda kaybolan bir dil var; Ubıhça. En son, Hacıosman Köyü’nde, Marmara Denizi kıyısında konuşulan bir dildi. 1992 yılında son konuşan kişi vefat ettiğinde, Ubıhça’yı kaybettik.

Ama, bunun dışında, az konuşulan, yeni nesillerin bilmediği diller var; bunları geliştirmek adına kursların açılmasına izin verildi.

Bir dilimiz daha var, çok eski bir dile sahibiz biz: Türk İşaret Dili. Türk İşaret Dili… İbni Battuta da seyahatnamesinde diyor ki: “14’üncü yüzyılda medreselerde işaret diliyle eğitim yapılabiliyordu.” Yani bir bilim diliydi. Osmanlıya bakıyorsunuz, Osmanlıda, saray da dâhil, işaret dili okulları var. Ama, 1950 yılında bu dil de yasaklanıyor ülkemizde ve biz, yine AK PARTİ olarak 2005 yılında kaybolmaya yüz tutan bu dili de kurtarmak adına sahip çıktık, Türk İşaret Dilinin serbest olmasını sağladık. İlk sözlüğümüzü 2011 yılında çıkardık, birçok dil gibi işaret dilinin de korunmasını ve gelecek nesillerde kullanılmasını sağladık.

Ama, özellikle bir şeyi kaybediyoruz bu dönemde; gönül dilini kaybediyoruz, gönül dilini kaybettirmeye çalışıyoruz. Bu millet, binlerce yıl birlikte yaşamış, değerleri ortak olmuş bir millet. Bu milletin gönül dilini kaybetmemesi adına hep beraber, el birliğiyle çalışacağız. Çünkü, diyor ki Hazreti Ali: “Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.” Bizim millet olarak aynı millî duyguları paylaştığımıza inanıyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 14.52

 

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın  milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.04

 

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Adana Milletvekili Ali Halaman ve arkadaşları tarafından narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/91) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                     21/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21 Şubat 2014 Cuma günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                   Oktay Vural

                                                                                                                         İzmir

                                                                                                        MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Adana Milletvekili Ali Halaman ve arkadaşlarının (10/91) esas numaralı, narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin 21 Şubat 2014 Cuma günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Halaman, Adana Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Tarım, narenciye, çiftçilik, hayvancılıktan dolayı vermiş olduğumuz Meclis araştırma önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygı sevgiyle selamlarım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Salonda uğultu var.

ALİ HALAMAN (Devamla) – Bugün, burada tarımı konuşmak cidden zor çünkü müthiş bir kuraklığın yaşandığı bir dönem. Dolayısıyla, tarım ne kadar bilimsel, teknolojik olarak yapılsa da tarımın direkt iklim şartlarıyla ilgisi var, bundan dolayı tarım uzun dönemdir iyi gitmiyor.

Tarım, ülke için önemli olduğu kadar, insanlık için de önemli bir sektördür. Ülkemizin önemli bir kısmı tarımla uğraşmakta, büyük bir kısmı da tarımda çalışmaktadır. Bu nedenle, tarım sektörüne sadece ekonomik anlamda kâr ve zarar noktasından bakmaktan ziyade, tarıma sosyal ve ekonomik açıdan ayrı bir gözle bakmak daha doğru olur.

Son zamanlarda, özellikle bugünkü iktidar döneminde yani on iki on üç yıllık dönemde, tarımın gayrisafi millî hasılaya katkısı düşük tutulmuş, tarımsal ihracatımız tarımsal ithalatımızı karşılayamaz duruma gelmiş, ekilen ve biçilen tarımsal araziler azalmış, tarım toprakları terk edilmiş, tarımdan kaçış hızlanmış, tarımda çalışanların sayısı düşmüş, köylerimiz boşalmış, çiftçimizin, köylümüzün geliri her geçen gün azalmış, dolayısıyla borç batağına sürüklenmiş; Hükûmet, tarımı yokluğa, çaresizliğe mahkûm etmiştir. Tarım sektöründe binlerle ifade edilen kişi işini kaybetmiş, tarımdan kopmuş ve kırsaldan şehre doğru bir kaçış başlamış. Ek olarak bunlar devlete yük getirmiş, bütçesini yükseltmiş.

Tarımsal girdi fiyatları aşırı şekilde artmış olup çiftçilerimiz gübre alamaz, arazisini yeterince ekemez, işleyemez duruma gelmiştir. Dolayısıyla, ilaç ve akaryakıt fiyatlarının artışı önlenememiştir Hükûmet tarafından.

İcraların sürekli arttığı, iflasların tarım kesiminde sürekli yoğunlaştığı, problemlerin çığ gibi büyüdüğü bir dönemi yaşarken mevcut Hükûmet tarım kesimine duyarsız kalmakta. Nüfusun yaklaşık üçte 1’ini oluşturan tarım kesimindeki insanlar, tarım kredi kooperatifleri, Ziraat Bankası ve arada merdiven diplerinde tefecilik yapan insanlara teslim edilmiştir.

Son günlerde yine tarımda, özellikle narenciye bahçelerinin durumu… Hem kuraklıktan kaynaklanan hem fiyatlardan kaynaklanan nedenlerle narenciye piyasası oluşmamıştır. Narenciye sürekli olarak bundan on-on iki sene önce alanını geliştirirken piyasa fiyatları oluşmadığı için, bundan dolayı narenciye alanları eskiye göre hem dönüm olarak düşmüş hem kalitesi düşmüş hem de üreticiler mallarını satamaz hâle gelmişlerdir.

Aynı narenciye de olduğu gibi Giresun’daki fındıkçılar taban fiyatını düşük bulmuşlar, Nevşehir’de yine patates üreticileri, dondan dolayı suni bir fiyat artışı olmasına rağmen, elektrik, su paralarını ödeyemez hâle gelmişlerdir. Mersin’deki, Bolu’daki, Antalya’daki emek verdikleri ürünlerini satamayan çiftçiler, zaman zaman sebze noktasında da Bakanlığa, Tarım Bakanlığına, dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sürekli sitem etmişlerdir.

Tarım sektörü ülkemiz için hayati önemi olan bir sektör. Neden önemlidir? Çünkü, halkımızın yaklaşık yarısı kırsal alanlarda yaşamakta; yarıdan çoğu, doğrudan ve dolaylı olarak tarımla geçinmektedir.

İmalat sanayisinin, enerjinin, ulaştırma ve hizmet sektörünün tarım için çok büyük önemi vardır. Sanayimizin yarıya yakın bir bölümü tarımdan girdi sağlamaktadır. İç ticaretin en önemli unsuru tarımsal alışveriştir. İhracatımızın yüzde 10’u tarımdan kaynaklanır. Tarım sektöründe yaşanan sorunlara rağmen, sektör, halkımızın gıda, giyim ihtiyaçlarına yönelik elinden geldiği kadar gayret gösterip imkânsızlıklara rağmen o sektörlere ham madde yetiştirmek için uğraşmaktadır.

Bu başlıklar, bir ülkede sosyal dengelerin korunmasında ve kalkınmanın sağlanmasında en önemli temel konulardır.

Son on iki yıllık dönemde,  AKP iktidarı, seçimlerden önce çiftçiye vaatte bulunarak “IMF dayatmasına son vereceğiz. Kotayı kaldıracağız. Herkes toprağına dilediği ürünü ekecek.” dedi ama şekerde, tütünde, pancarda kotayı kaldırmayı bırak, bunların kotasını yükseltti. Şimdi, haşhaş ekimi vardı eskiden onu da bu dönemde yasak ettiler.

Köylünün ve çiftçinin tüzel kişiliklerini bu Büyükşehir Yasası’ndan dolayı yok ettiler.

Bu memleketin her tarafında sulama birliklerini ticari birlikler hâline dönüştürüp sırf çiftçiden -ürününden- yüksek fiyatla sulama parası toplayarak çiftçinin, kuraklığa rağmen,, susuz kalmasına vesile oldular.

Tarım il ve ilçe müdürlüklerini dosya toplayan, dosya takip eden bürokratik kurumlar hâline getirdiler. Ziraat Bankası, tarım kredi kooperatifleri ticari bankalara dönüştü. Dolayısıyla, bu ticari bankalardan faydalanamayan, yüksek faiz ödeyen çiftçi dara düştü, kendi hâlini ileriye taşıma noktasında sıkıntılı oldu.

Devasa tarımsal kuruluşlar vardı. Son zamanlarda, özellikle on yıllık dönemde tarım işletmelerini; TİGEM, Çukurova Tarım İşletmesi, FİSKOBİRLİK, TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, ANTBİRLİK, bunları bu Hükûmet döneminde özelleştirip sattılar. Çiftçinin, tarımın kırk elli yıllık birikimleri heba edildi. Dolayısıyla, gübre fabrikaları Türkiye’de en çok tarıma dayalı hizmet verirken bu “özelleştirme” dedikleri kavramla bütün gübre fabrikalarını satarak çiftçiyi ithalata mahkûm ettiler. Dolayısıyla, gübre fiyatlarının yükselmesi, ilaç fiyatlarının yükselmesi önlenemiyor.

Bu önlenemeyen fiyatlar karşısında, yaşanan kuraklıktan dolayı çiftçimizin içine düştüğü durumu Bakanlık olarak, Hükûmet olarak ciddiye alıp ilgilenmenizi bekler, hepinize saygı sevgiler sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Hüseyin Samani, Antalya Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN SAMANİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; narenciye üreticilerinin sorunlarıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin vermiş olduğu Meclis araştırma önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benden önceki hatip konuşmasının giriş kısmında ve devamında narenciye üreticilerinin sorunlarından daha çok, genel bakış açısıyla, ülkenin tarımıyla ilgili meselelere değindi. Ben de dolayısıyla, o genel kısmı farklı açıdan giriş kısmında ele almak istiyorum.

Öncelikle, üretim olarak ülkemizin önemli bir kesimini ilgilendiren, tüketim anlamında da ülkemizin tamamını ilgilendiren son derece önemli bir sektör olan tarım sektörüyle ilgili konuşuyoruz. Narenciye üreticilerinin sorunlarına girmeden tarımla ilgili genel bakış açısına baktığımız zaman, tarımsal gayrisafi millî hasıla 2002 yılında 36 milyar TL iken bugün 112 milyar TL’ye ulaşmıştır. Kişi başı tarım sektöründeki gelir 1.064 dolardan bugün 3.600 dolara çıkmıştır. Sanırım, 3.600 dolar 1.064 dolardan daha fazlar bir gelirdir. Tarımsal ihracat 4 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkmıştır. “Tarım çok kötü gidiyor.” dediğimiz zaman 16 milyar doların 4 milyar dolardan daha küçük olduğunu söyleyebilmeliyiz.

Yine, 2002 yılında dünyada 11’inci büyük tarım ülkesiyken bugün dünyada 7’nci büyük tarım ülkesi hâline geldik. Eğer tarımda her şey kötü gidiyorsa 7, 11’den daha sonraki bir rakam olmalı. Yine, Avrupa’da 4’üncü sıradaki tarım ülkesiyken bugün Avrupa’da 1’inci sırada tarım ülkesi hâline geldik. Bu rakamlara baktığımız zaman, tarım hakkındaki konuşmaların verilere dayalı olması gerektiğini bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Çünkü biraz önceki hatip de ifade etti, tarım sektörü her türlü iklim olayından etkilenen, soğuktan, sıcaktan, kuraklıktan, dondan etkilenen, rüzgârdan etkilenen bir sektör ve üreticiler, aynı zamanda, bu meteorolojik olaylarla da bir anlamda mücadele ediyor. Bu zor şartlarda mücadele eden insanların ilgilendiği bu sektörle ilgili konuşurken duyarlı konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Yine, biraz önceki hatip ifade ettiler, dediler ki: “Üreticiler yüksek faiz altında eziliyor.” Bunu söylemek için 2002’den önceki tarımsal kredi faizlerine bakmamız gerekmekte. 2002 yılında yüzde 59 faizle kredi kullanırken üreticiler, bugün yüzde sıfır ile yüzde 7 faiz arasında kredi kullanabilmekte. Eğer “Yüksek faiz altında eziliyor.” diyorsak yüzde sıfır ila yüzde 7 faizin yüzde 59 faizden daha yüksek olduğunu söylüyor olmamız lazım.

Yine, 2002’den önce baktığımız zaman, Ziraat Bankasında, tarım kredi kooperatiflerinde, genel olarak baktığımız zaman, kredilerin geri dönüş miktarının bazen yüzde 38’lere kadar düşmüş olduğunu görüyoruz. Oysa bugün geriye dönüşleri yüzde 98 oranındadır. Eğer bugün yüzde 98’i ödeyebiliyorsa demek ki 2002’ye göre, çok daha, üreticinin bu anlamdaki ödeme gücünün arttığını ifade edebiliriz genel manada.

Bunları ifade ettikten sonra tarım sektörüyle ilgili, yine, tarım sektörü, 1960 yılından sonra, elli üç yıldan bu tarafa, 1955 ve 1960 yıllarında üst üste büyümüş ve bu süreç içerisinde üst üste altı yıl sürekli büyüyen sektör hâline gelmiştir.

Konuyla ilgili meseleye gelince: Ülkemizde turunçgiller dünyada olduğu gibi üretim miktarı ve ihracat hacmi bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. Ülkemizde üretilen turunçgillerin çoğunluğu yurt içinde tüketilirken yaklaşık yüzde 33’lük bir kısmı ihraç edilmektedir. Ülkemiz 2001 yılı turunçgiller üretimi 2 milyon 478 bin ton olarak gerçekleşmiş olup bunun 2013 yılı için 3 milyon 681 bin ton olarak gerçekleştiğini ifade edebiliriz.

Turunçgiller üretiminin yaklaşık yüzde 48’ini portakal oluşturmaktadır. En az üretilen ürün greyfurt olmasına karşın, son yıllarda oluşturulan plantasyonların üretime geçmesiyle bu üründe de üretim artışı görülmektedir. Ülkemiz 2002 yılında 812 bin ton turunçgiller ihraç ederek 344 milyon dolar döviz girdisi sağlarken 2012 yılında 1 milyon 267 bin ton karşılında 998 milyon dolarlık döviz elde etmiştir. Ülkemizin turunçgiller ihracatında başta gelen ülke Rusya Federasyonu’dur, bunu Irak, Romanya, Ukrayna ve Suudi Arabistan gibi ülkeler takip etmektedir.

2002 yılı portakal ihracatımız yaklaşık 190 bin ton olup değer olarak ise 56 milyon dolara tekabül ederken 2012 yılı verilerine baktığımızda 327 bin tona karşılık 230 milyon dolarlık döviz sağlanmıştır.

2002 yılı mandarin ihracatımız miktar olarak 269 bin ton olup buna karşılık değer olarak ülkemize 86 milyon dolarlık döviz girdisi sağlarken 2012 yılı verileri ışığında 406 bin tona karşılık 393 milyon dolarlık döviz sağlanmıştır.

2002 yılı limon ihracatımız miktar olarak 239 bin ton olup değer olarak 85 milyon dolara tekabül ederken 2012 yılı verilerine bakıldığında 367 bin tona karşılık 266 milyon dolarlık döviz girdisi sağlanmıştır.

Narenciye üretiminin artırılmasına yönelik olarak Tarım Bakanlığımız birçok faaliyet yürütmektedir. Bunların başında sertifikalı fidan desteği, danışman desteği, diğer hibe destekleri gelmektedir. Gerek meyvecilik alanında gerek sera alanında aslında üreticiye en önemli desteklerinden bir tanesi de TARSİM sigorta desteğidir. Sigorta yaptıran üreticinin priminin yüzde 50’sini devlet ödemektedir; bu, önemli bir destektir.

Yine, ülkemizde ürün konseyleri hazırlık çalışmaları 2003 yılında etkin olarak başlamış, 2005 yılından sonra da daha da hızlanmıştır. 2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 11’inci maddesiyle ürün konseyleri kurulmasına yasal zemin hazırlanmış, yasanın çıkarılmasından sonra hazırlanan Ulusal Turunçgil Konseyi Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik 5 Nisan 2007 tarih ve 26484 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kısacası, narenciye üretimiyle ve diğer tarım üretimiyle ve üreticilerin sorunlarıyla ilgili, Tarım Bakanlığı, bu süreç içerisinde önemli çalışmalar kaydetmiştir ve bu süreç içerisinde önemli mesafeler alınmıştır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, hatip, kendisinden önce konuşma yapan milletvekilimizin sözlerini anlamından saptırarak ifade etmiştir. Dolayısıyla, faiz oranının soyut bir şekilde 2002 yılıyla mukayesesini yapmak, bu değerlendirmeyi sağlıklı yapmak anlamını taşımıyor. Dolayısıyla, anlamından saptırdığı için, milletvekilimize, bu bakımdan, sataşmadan dolayı söz vermenizi istirham ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Tarım Bakanlığı ancak bandrol ihalesiyle uğraşır, bandrol.

BAŞKAN - Sayın Halaman, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Antalya Milletvekili Hüseyin Samani’nin MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ HALAMAN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, ben tabii, bu narenciyeyi çok daha teferruatla anlatabilirim. Narenciyede Türkiye’nin payı şu an dünyada  yüzde 3. Türkiye’deki rekolte bugünün şartlarında çok aşırı da değil, son zamanlarda kuraklık da yaşandığı için yani portakal dalında 20 kuruşa, limon dalında en fazla 30-35 kuruşa satıldı. Benim narenciye bahçem de var -100 dönüm- 20 kuruş verdikleri için vermedim.

Şimdi, “Ziraat Bankasındaki faizler” diyerek arkadaşımız bir anlatmada bulundu. Ziraat Bankasındaki faizler: Çiftçi girdiğinde, Ziraat Bankası, tozundan bile, para saymasından bile faiz alıyor ya! Rakam olarak gösterdiğiniz yani “yıllık yüzde 5-6” dediğiniz faiz, masraflarını, sigortasını koyduğunuzda aylık yüzde 5 yapıyor.

Ya, bu memlekette narenciye 3 yere satılır: Bir, Ukrayna’ya satılır. Ukrayna’ya kavgadan, gürültüden kimse mal götürmüyor. Biraz Irak’a satılıyordu, Suriye’ye satılıyordu, uyguladığınız dış politikadan dolayı kimse oraya narenciye de satamıyor, yolda tırlar bekliyor. Rusya’ya bir miktar limon satılıyordu. Limonda, zaten, Tarım Bakanlığı Rusya’nın yazışmalarına cevap vermediği için, tırlar kapıda bekledi, hep geri döndü. Neresi iyi ya!

Yani narenciye ile ilgili son on iki senedir… Ben 2002 yılında 500 liraya sattığım portakalı bugün 20 kuruşa satamıyorum. Yani el insaf! Dolayısıyla, iktidar milletvekilleri; bakanlarınıza, genel müdürlerinize, neyse, tarım il, ilçe müdürlüklerinize söyleyin de faizi biraz daha düşürün, çiftçiyi biraz daha iyileştirme noktasına getirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ HALAMAN (Devamla) – Meteoroloji müdürlüklerini kaldırdınız ya! İklim şartlarından… (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Adana Milletvekili Ali Halaman ve arkadaşları tarafından narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/91) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Vahap Seçer, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben de Milliyetçi Hareket Partisinin narenciye üreticilerinin sorunlarıyla ilgili vermiş olduğu araştırma önergesinin lehinde söz aldım ancak bir konuyu değerlendirerek başlamak istiyorum.

Bugün günlerden Cuma. Normalde, Parlamento cuma günleri mesai yapmıyor ancak seçim öncesi ivedilikle çıkması gereken yasalardan dolayı mesai yapıyoruz, buna rağmen, milletvekilleri bu işe pek ilgi göstermiyor. Özellikle iktidar milletvekillerinin karar yeter sayısı bulmakta zorlandığını düşünürsek, bugün Parlamento çalışmalarının çok faydalı olduğunu söylemek herhâlde doğru olmaz.

Grup önerilerinden sonra torba yasa gelecek. Torba yasada da birçok değişik konuyu ilgilendiren önemli düzenlemeler var ama yine herhâlde o düzenlemeler konuşulurken boş koltuklara hitap etmek zorunda kalacak hatipler, karar yeter sayısı bulmakta zorlanacağız.

Değerli arkadaşlarım, narenciye üretimi, Türkiye’nin içinde bulunduğu iklim kuşağı, coğrafyası düşünüldüğünde üretim potansiyeli açısından, hem miktarı hem de parasal değeri açısından ve sosyolojik faydaları açısından önemli bir üretim kalemi. Benden önce söz alan milletvekili arkadaşlarım -Sayın Ali Halaman, Sayın Hüseyin Samani- narenciye üretiminin yoğun yaşandığı bölgelerin milletvekilleri; biri Antalya, biri Adana, ben de Mersin Milletvekiliyim. İşte bu hinterlantta gerçekten büyük sorunların yaşandığı hem AKP milletvekili hem MHP milletvekili hem de CHP milletvekili olarak çok net gördüğümüz konular ve bu Meclis kürsüsünden de bunları anlatmaya çalışacağız.

Türkiye’de yaklaşık 30 binin üzerinde çiftçi narenciye üretimiyle uğraşıyor. Türkiye’nin diğer üretim kalemlerini de düşündüğünüz zaman yaklaşık 1,3 milyon dekar alanda bu üretim yapılıyor, fena bir rakam değil dünya üretimine de baktığınız zaman. Bunun tabii parasal karşılığı da önemli. Türkiye yılda yaklaşık olarak 4 milyon ton narenciye üretiyor ancak bunun 1,5 milyon tonunu ihraç edebiliyor -yıllara göre değişmek kaydıyla- ve toplamda yaş sebze meyve ihracatımızı 3,5 milyar dolar olarak düşünürsek 1 milyar doları da narenciye üretimine tekabül ediyor. İşte, baktığınız zaman, bu işin ekonomik boyutu da var sosyal boyutu da var. Dolayısıyla, özellikle bu işi sevk ve idare eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının narenciye üretimi konusunda önemli projeler ortaya koyması gerekiyor. Sadece onunla da kalmamak lazım, özellikle Ekonomi Bakanlığının, Dış Ticaret Müsteşarlığının ihracata yönelik bazı tedbirler alması gerekiyor. Niye bunu yapması gerekiyor? 4 kilo üretim yapıyorsunuz, bunun 1-1,5 kilosunu ihraç ediyorsunuz, 1-1,5 kilosunu da iç tüketimde kendi yurttaşlarınız tüketiyor ama 1 kilogramını sokağa dökmek zorunda kalıyorsunuz. Sayın Bakan da burada, hallerden sorumlu kendisi, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı sebze hallerindeki bu sorunları da biliyor. Yani Türkiye’nin yaş sebze meyve üretiminin yüzde 30’unun heba olduğunu, çöpe gittiğini en az benim kadar biliyor. Dolayısıyla, bir bütün olarak bu konuları değerlendirmek lazım.

Şimdi, sorunlara bir yapısal olarak bakmak lazım, bir de konjonktürel olarak bakmak lazım. Ben ikinci söylediğimden bahsetmek istiyorum. En azından dönemsel bu sektör neler yaşıyor, bu sorunlar nelerdir, nerelere parmak basmamız gerekiyor ve Hükûmetin ivedi olarak hangi konularda tedbir alması gerekiyor? Bakın, özellikle 2013-2014 yılı içerisinde o yapısal sorunların ortaya çıkardığı olumsuzlukların yanı sıra bir de iklimsel faktörler var. İşte, aşırı soğuklar önemli zararlar verdi. Şimdi, yine, iklimde kuraklık var. Sadece narenciye üreticileri değil, aslında, her anlamda tarımsal üretim yapan üreticiler bundan sıkıntı duyuyor.

Ben Orman ve Su İşleri Bakanını anlamakta da zorluk çekiyorum. Diyor ki: “Eğer bu böyle devam edecek olursa yani yağış ortalamalarımız geçtiğimiz yılların altında kalmaya devam ederse, yağış almazsak hiç kimse merak etmesin, B planı var, C planı var, D planı var.” Ancak bu planlar nedir, duymuş değiliz. Duyan varsa çıksın burada anlatsın.

Üreticilerin, bu doğal afetlerin ya da olumsuz hava koşullarının getirdiği zararlarını karşılayacak sigorta mekanizmasında da sorunlar var. Örneğin; bir narenciye üreticisi ürününe sigorta yaptırmak istiyor. Neye karşı sigorta yapmak istiyor? Aşırı yağışlara karşı, dona karşı, dolu hasarına karşı ya da diğer afet zararlarına karşı sigorta yaptırmak istiyor. Yapısal sorunu var, miras hukukunda problem var, onları çözememişiz. Bir tapuda on tane hak sahibi var, dolayısıyla sigorta yapamıyor, dolayısıyla meydana çıkan zararları da sigorta karşılamıyor. Yine, işte, son dönemlerde kuraklık olayından dolayı insanlar sigorta yapmakta sorun yaşadı. Bunların, bir an önce yapılacak yeni düzenlemelerle, miras hukukunda yapılacak düzenlemelerle ya da TARSİM tarım sigortalarında yapılacak düzenlemelerle bir şekle sokulması gerekiyor.

Girdi maliyetleri her dönem olduğu gibi bu dönemde de üreticilerin temel kaygıları, temel şikâyetleri: Akaryakıt fiyatları, gübre fiyatları, ilaç fiyatları, bunların üzerindeki vergiler… Tarımla ilgili her konuşmamızda bunları dile getiriyoruz, bıkmadan usanmadan bunları sizlerin önüne getirmek durumundayız. Akaryakıttan çok önemli vergiler alınıyor, ÖTV alınıyor, KDV alınıyor. Akaryakıtın rafineri çıkış fiyatı ile üreticinin pompasına girdiği andaki fiyatı 4 kat farklı. Bunları ortadan kaldırmak gerekiyor. Ne yapmak gerekiyor? ÖTV’de, KDV’de düzenleme yapmak gerekiyor. Bunu sürekli söylüyoruz.

Şimdi, az önce, Sayın Samani tarıma ilişkin genel değerlendirmeler yaparken faiz oranlarından bahsetti, dedi ki: “2002 yılından önce yani AKP hükûmetleri döneminden önce tarımsal faiz oranları yüzde 59, yüzde 60 seviyelerindeydi; bugün yüzde 7 seviyelerinde.” Hatta sıfır ile yüzde 7 seviyelerinde olduğunu söyledi.

O günkü ekonomik dengeler ile bugünkü ekonomik dengeler bir kere farklı. Bakın, üretici, narenciye üreticisi, o dönemde –az önce Sayın Halaman da söyledi- 1 kilo portakal üretiyordu, 1 kilo limon ya da mandalina üretiyordu; 40 kuruşa satıyordu, 50 kuruşa satıyordu bundan 11 yıl önce. Bugün aynı fiyatlara satıyor. Yüzde 7 tarımsal faiz oranı ama üretici para kazanamıyor. Ama on bir yıl önce, bırakın yüzde 50’yi, yüzde 60’ı; yüzde 70-80 kredi faiz oranı olmasına rağmen üretici, sadece narenciye üreticisi değil, hayvancılıkla iştigal eden, buğday üreten, mısır üreten, tarımın her sektörü para kazanabiliyordu. Bugün öyle bir denge oluşturdunuz ki, tarımsal üretimde dengeleri o kadar altüst hâle getirdiniz ki bakın, hayvancılık kredisi verdiniz, sıfır faizli kredi verdiniz ama hayvancılık üretimi yapan, süt üretimi yapan, et üretimi yapan insanlar hayvancılık yapmaktan vazgeçiyor, yüzde sıfır faiz oranında kredi verdiğiniz hâlde üretimini sürdürme şansına sahip değil. Demek ki sadece düşük faiz oranlarıyla kredi sağlamak hayvansal üretime ya da tarım üretimine devam anlamına gelmiyor ya da üreticilerin para kazanması anlamına gelmiyor.

Rakamları bizler ortaya koyarız, sizler ortaya koyarsınız. Avrupa’da Türkiye tarımının 1’inci sırada olduğunu söylüyor sayın hatip, işte, dünyada 5’inci sırada olduğunu söylüyor. Ama bakıyorsunuz, uygulamada, hayvancılık yapan da feryat ediyor, narenciye üretimi yapan da feryat ediyor, tarımın her alanında üretim yapan çiftçi feryat ediyor, “Para kazanamıyoruz kardeşim. İşte süt üretiyoruz, sütü pazarlıyoruz, yem borcumuzu ödeyemiyoruz, kredi borcumuzu ödeyemiyoruz, çoluğumuza çocuğumuza nafakasını götüremiyoruz.” diyor.

Verilen önerge yerinde bir önergedir. Türkiye’nin önemli bir üretim kalemi, 30 binden fazla üreticiyi ilgilendiren, Türkiye’nin yıllık 1 milyar dolar ihracatının olduğu bir sektörde sorunların araştırılması gerekiyor. Bunun için de bu önergeye olumlu oy vereceğimizi bildiriyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Ercoşkun, Bolu Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Bolu’da tarım yok ya Ali Bey! Var mı? Narenciye yok ya!

ALİ HALAMAN (Adana) – Patates var, patates.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün normal çalışma günümüz dışında, cuma günü Meclis çalışmalarına devam ediyoruz. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde ivedilikle çıkması gereken kanun tasarı ve tekliflerini, Genel Kurul olarak, ciddi bir mesaiyle geçirmeye çalışıyoruz. En son, dün sabah saat dört buçukta bir önceki kanun teklifini hep birlikte neticelendirdik. Burada, AK PARTİ Grubunun oldukça yoğun bir katılımla bu çalışmaları gerçekleştirdiğini memnuniyetle görüyoruz.

Tabii, belli olan gündemimiz çerçevesinde, her ne kadar Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisine saygı duysak da Değerli Antalya Milletvekilimiz Hüseyin Samani Bey konuyla alakalı oldukça detaylı açıklamalar yaptılar. Dolayısıyla bizler AK PARTİ Grubu olarak, önerinin aleyhinde olduğumuzu belirtir, bu vesileyle Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

Yalnız, tutanaklara geçmesi açısından -bir önceki- iktidar partisinin konuşmacısı şunu söyledi: “Tarım Bakanlığı çok yoğun ilgileniyor.” Ben de diyorum ki: Tarım Bakanlığı şu anda bir tek şeyle ilgileniyor, bandrol ihalesiyle.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzüğün 19’uncu maddesine göre verilmiş…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Karar yeter sayısı vardır.” deyin tutanaklar için.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hayır, karar yeter sayısı istemediniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – İstedim, konuşmama başlamadan önce istedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sen mi istedin?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Evet ben istedim, konuşmama başlamadan önce.

BAŞKAN – Yeniden oyluyorum çünkü karar yeter sayısı istendiğini duymadım ben.

Oylarınıza sunuyorum; karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Efendim, oylandı bir kere.

BAŞKAN – Lütfen… Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.52


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ve arkadaşları tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki taşeron işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 2/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Sayı: 898                                                                                                     21/02/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21/02/2014 Cuma günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                   Engin Altay

                                                                                                                        Sinop

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri

İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ve 21 milletvekili tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 02/04/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (810 sıra No.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21/02/2014 Cuma günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi lehinde söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili.(CHP sıralarından alkışlar)

(İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin çuvalla kürsüye gelmesi)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Çuvalla geliyor, çuvalla. Çuval yasa var ya!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Süleyman yoldaş, bu ne ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir şey olur mu ya!

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Şov, şov… Niye şovmenlik yapıyorsunuz!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Göreceksiniz şimdi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, yarın şu kürsüye neyi getirecekleri belli değil.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Bulamadın mı, bulamadın mı? Çok yakışıyor!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, böyle bir usul olur mu ya?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Var, var, var…

BAŞKAN - Sabredin lütfen, iki dakika sabredin, ne yapalım…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çuvalın içinde ne var?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Çelebi, yardım edeyim mi?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çelebi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ya, niye kızıyorsunuz siz?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çuvala düşeceksin diye korkuyoruz!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Torbada her gün bir şey çıkarttınız. Biz de bir emek torbası getirdik buraya, emek torbası. Niye kızıyorsunuz? Ne oldu yani? Emek torbası…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çuvalın içine düşeceksin zannettik!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bugüne kadar getirdiğiniz bütün torba yasalarda bu ülkenin emekçilerinin aleyhine yasalar çıktı bu Meclisten.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hayır, lehine çıktı.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bu ülkenin halkı aleyhine yasalar çıktı, bu ülkenin… İçinden para filan da çıkarmadık, belgeler çıkardık. O belgeleri şimdi size vereceğim, tek tek okursanız iyi olur. Emekle ilgili ne önerdiğimizi en azından görmüş olursunuz.

Dolayısıyla değerli arkadaşlarım, bugünkü araştırma konumuz şu: Yani MİT’in yasasının bilmem ne olacağı değil, işte, millî eğitimde yapacağınız tahribatın ne olacağı değil, dün akşam sabahladığımız yasal düzenlemeye karşı yaptığınız tahribat değil; biz, bu ülkenin emekçileri olarak bakanın verdiği sözün yerine getirilmesini istiyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Neyin tahribatı? Dün akşam hangi kanun kabul edildi?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Özel yetkili mahkemeleri kaldırdık.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Ne söz verdi? Ne söz verdi? Bakan “Taşeron işçisinin kadro sorununu çözeceğiz.” dedi. Böyle umut yaratarak…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – CHP’li belediyelerde yok mu taşeron?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - CHP’li belediyelerle ilgili ben sana çok örnek veririm.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Orada taşeron yok mu?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Ya, sen kimsin? Ona niye karışıyorsun?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Taşeronların kaldırıldığı birçok örneğimiz var. İzmir’de şirkette çalışıyorlar, orada sendika var. Şişli’de şirkette çalışıyorlar ve sendika var. Biraz öğren bunları, ondan sonra bana laf at.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kadroya al o zaman, kadroya. Kadroya niye almıyorsunuz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Dolayısıyla, taşeron işçilerin kadroya alınması niye sizin canınızı sıkıyor? Şundan sıkıyor: Siz çünkü bugüne kadar bu ülkede tamamen müteahhitleri zengin etmek istiyorsunuz, biz ise o müteahhitlerin cebine giren parayı onlardan alıp gerçekten alın teri döken, bu ülkede çalışan, bu ülkenin gerçek değerlerine sahip çıkan o işçilere bu paranın dağıtılmasını istiyoruz. Problem bu kadar basit.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 2002’de asgari ücret kaç paraydı?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ne diyorsun sen Yılmaz! Ya, bırak da konuşsun ya! Bu ne ya!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Kara yollarında taşeron uygulaması nedeniyle ortaya çıkan mahkeme kararını uygulamıyorsunuz, Yargıtay kararını uygulamıyorsunuz, sonra da geliyorsunuz şurada büyük büyük laflar ediyorsunuz. “Hukuk, adalet.” diyorsunuz. Batsın sizin hukukunuz, batsın sizin adaletiniz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu kadar olmaz. Mahkeme kararı dinlemezsiniz, yargı kararı dinlemezsiniz, hukuk dinlemezsiniz, adalet dinlemezsiniz, ondan sonra “Hukuk var, kanun var, yasa var.” Boş verin bunları. Bu laflardan artık bıktı bu millet.

Bakın, 4/C’lilerle ilgili kaç defa bu Meclisin gündemine bunları taşıdık? Adım atılsın dedik.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – AK PARTİ’den önce 4/C’lileri kapının önüne koymuştunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bunların çoğunda… 4/C’li bu Mecliste çalışanlar var dedik. 4/C’yle ilgili birçok kadro talebimizi bu Mecliste dile getirdik. Bunu sonlandıralım.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 4/C’liler kapının önündeydi AK PARTİ’den önce.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Hâlen uyuyorsunuz. 4/C’li birçok personel bu Mecliste de bu Meclis dışında da çalışıyor. Sömürüye devam ediyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Siz dışarıda bıraktınız, biz onları içeri aldık.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bakın, 4/C’den sonra emeklilikte yaşa takılanlar…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ha, o sizin konu o.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sayın hatibi dinleyelim.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Susturacak mısınız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Uyarıyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Hakaret mi ediyorum ben burada?

BAŞKAN – Hayır, hakaret etmiyorsunuz. Uyarıyorum ben.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bir hakaretim mi var? Konuşmama niye tahammül edemiyorsunuz?

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Niye bağırarak konuşuyorsun?

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

Sayın Baştopçu…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Benim üslubum bu. Siz bağırmayın.

Bakın, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) İşinize gelmiyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O Kılıçdaroğlu’nun döneminde başladı.

BAŞKAN – Sayın Çelebi’nin stili öyle, niye müdahale ediyorsunuz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili, Bakan burada birçok defa söz verildiği hâlde…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Çelebi, o, Kılıçdaroğlu döneminde başladı, SSK Genel Müdürüydü.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …bu ülkede maç devam ederken kural değiştirenler…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Emeklilikteki yaş sorunu Kılıçdaroğlu döneminde, 99. SSK Genel müdürü…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …bu süreçte, bunların hakkını gasbedenler, sizden 30 Martta bunun hesabını soracaklar değerli arkadaşlar. O emeklilere yazık günah değil mi? Onların umudunu tüketmeye ne hakkınız var. O insanlar, yıllarca 7 bin, 8 bin, 9 bin gün prim ödemişler ve prim ödedikleri hâlde…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – SSK Genel Müdürüydü Kılıçdaroğlu 99’da, 99’da yaş konusu o zamanın konusu.

BAŞKAN – Sayın Tunç, lütfen…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …emekli olamıyorlar, sağlık hizmetinden yararlanamıyorlar, sürünüyorlar; hâlen burada bana laf atıyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Mikrofon açık, mikrofon açık, bağırmana gerek yok.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bana laf atmak yerine, gidin de pazar günü Adana’da emeklilikte yaşa takılanlar eylem yapıyorlar, orada gidin bizi şikâyet edin bana laf atmak yerine.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 99, SSK Genel Müdürü Kılıçdaroğlu, emeklilikteki yaşa takılanların konusu o zaman, o zaman başladı.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Dolayısıyla…

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Sakin ol, sakin, Başkanım sakin olsun.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Sakin olmam için sizin bir kere sakin olmanız lazım. Bak şuraya gelmeden hâlinize bakıyorum.

Dolayısıyla, çocuk işçiliği bu ülkede en önemli sömürü aracı hâline getirilmiş. Küçük çocuklar bu ülkede çalışmaması gereken, okulda olması gereken çocuklar, çocuk işçiler şu anda üretim alanında.

Bu ülkede iş kazaları, değerli arkadaşlar, Türkiye’nin en önemli kaderi noktasına gelmiş.

Şimdi, daha yeni açıklandı işsizlik rakamları. Bu ülkede işsizlik rakamları arkadaşlar her geçen gün büyüyor. Adana’da bugün Fox TV bir değerlendirmede bulundu, bütün vatandaşlar oraya geldi, yayına katıldılar ve dediler ki: “Birinci sorunumuz bizim işsizlik sorunu, yoksulluk sorunu.”

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Su iç, su.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Merak etmeyin ben alışkınım bu tip eylemlere, bu tip konuşmalara. Meydanda saatlerce konuşabilecek noktadayım, siz rahat olun.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, en önemli sorun nedir diyor Adana’daki vatandaşa, diyor ki işsizlik sorunu. Nedir en önemli sorununuz diyor, taşeronlaşma sorunu diyor. Nedir en önemli sorununuz diyor, 4/C sorunu… Emeklilerle ilgili bu Mecliste yasal düzenleme yaptınız, İntibak Yasası çıkarttınız.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Keşke siz çıkartsaydınız 1999’da.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sizin seçtiğiniz ombudsman “Bu intibak değil.” dedi, rapor gönderdi Başbakana. Gereğini yapıyor musunuz? Hayır. Peki, bu ülkede emeklilerin durumu nedir? Bu ülkede emeklilerin durumu perişan. Bu ülkede sendikal örgütlenme ne durumda?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 2002’de emekli kaç para alıyordu? 250 lira.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bu ülkede, hani büyük büyük vaatlerle geldiniz ya, Anayasa referandumunda -12 Eylülde- işte dediniz ya “Grev önündeki engelleri kaldırıyoruz.” diye; evet, kaldırdınız gerçekten. Grev yasakları koyarak, Hava-İş kolunda grev yasaklarını yeniden üreterek grevin önündeki engelleri kaldırdınız.

Siz “demokrasi” dedikçe korkuyorum, siz “özgürlük” dedikçe ben korkuyorum, siz “insan hakları” dedikçe korkuyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Genelleme yapma.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) –  Çünkü, bugüne kadar, onu en iyi katletmesini AKP iktidarı başardı. Bundan sonra getireceğiniz her yasal düzenlemede bu toplum korkmakta, ürkmekte. Yoruldu bu toplum artık. Sizin, söylemlerinizde gerçek gündeme dönmenizi istiyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Dün gece, uzun tutukluluk süresine bile “hayır” dediniz, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına “hayır”  dediniz, her şeye “hayır” dediniz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Bakın, kıdem tazminatı sorunu; çıktı, Çalışma Bakanı “Kıdem tazminatı sorununu çözeceğim.” dedi. Çözdü mü değerli arkadaşlarım? Hayır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bıraksanız çözeceğiz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Neyi?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bırakmıyorsunuz ki çözelim.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Diğerine muktedir oluyorsunuz, her yasayı gece sabaha kadar buradan çıkarıyorsunuz, ona mı gücünüz yetmiyor? Evelallah sizin parmaklarınız yeter.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Halk bize veriyor, bu iradeyi halk size vermiyor.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Yeter ki iradeniz olsun, yeter ki sizin gerçekten emekçiler diye bir düşünceniz olsun; öyle bir düşünceniz yok. Siz sermayeyi kollamak, siz kendi yandaşlarınızı kollamak, siz kendi yandaşlarınıza daha geniş imkân bulmak için yarattığınız değerlerle boğuşuyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Siz sendika başkanlığı yaptınız, ne becerdiniz? DİSK Başkanlığı yaptınız ne becerdiniz?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Biz ne yaptığımızda… Ben DİSK Genel Başkanlığı yaptığımda tarih yazdım, ben DİSK Başkanlığı yaptığımda 1 Mayısları Taksim’de kutladık size rağmen. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin dayatmalarınıza rağmen birçok mücadele verdim. Benim geçmişim onur dolu, onur.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Çok!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Tarih yazdı beni. Uluslararası alan da yazdı ulusal alan da yazdı. Sen benim tarihimi, mazimi ilk önce oku, okuduktan sonra bana laf at. Benim mazimi oku, ondan sonra.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Tuzağa düşme yoldaş, çabuk oyuna geliyorsun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aynı bölgenin milletvekilisin, laf atılır mı ya? Aynı bölgenin milletvekilisin.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Aynı bölgenin milletvekili nasıl konuşuyor? İşte ben de konuşurum.

BAŞKAN – Sayın Dalyan, lütfen…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …çileden çıkıyorsunuz, biliyorum. Biliyorum, rahatsızsınız çünkü, sizin 30 Marttaki hesaplaşmanızda size bu hesabı bu ülkenin emekçileri soracak.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çuvaldan başka çıkar, başka.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 1 Nisanda o torbayı getir.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Onun için rahatsızsınız, onun için korkuyorsunuz. Onun için de ben buradaki kavas arkadaşlardan rica ediyorum…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – İşçiden aidat kestiniz, gezdiniz, keyfinize baktınız, yazlıklarda yediniz, Allah bereket versin, işçi de aç kalsın.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …siz gerçek emek torbasını bir okuyun, içinde her şey var; emekliler de var, yaşa takılanlar da var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – …taşeron uygulaması var, 4/C de var. Hepsini size bırakıyorum, emanet ediyor, hepinize saygılar sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Torba, torba… Torba kaldı.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Çuvalın kaldı, çuvalın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çuvalın kaldı, çuvalı al Süleyman Bey, çuvalını al da git.

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Süleyman Bey, çuvalı bile unutuyorsun, çuvalına sahip çıkamıyorsun Süleyman Bey.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çuvalım burada, burada. O çuval orada, size de dağıtacak…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Bir çuvala sahip çıkamıyorsun ki işçi haklarına sahip çıkacaksın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya, onlar dolar dolu olmayan çuvalı almazlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ha, o ayrı, o ayrı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Dolar doldur, öyle gönder, onlar ondan anlar.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkan, sükûnet sağlandıktan sonra, benim çalınan saniyelerimi geri verdikten sonra sözüme başlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – On üç saniye Hasip Bey, size on beş versin.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Süreyi yeniden başlatıyorum, buyurun, yoksa on saat beklemek zorundasınız, buyurun.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, usulen, burada araştırma önergeleri üzerinde iki lehte, iki aleyhte olduğu için ben üzerinde konuşacağım.

Emek söz konusu olunca, hele hele taşeronlaştırılmış emek söz konusu olunca, gerçekten, bu can alıcı noktada Meclisin dikkatini birkaç noktaya çekmek istiyorum ve böyle bir çalışmanın yapılması gerektiğini, bir araştırma önergesinde öncelikle AK PARTİ’nin bunu istemesi gerektiğini düşünüyorum çünkü 30 tane büyükşehir belediyesi kurdunuz, 30 tane büyükşehir belediyesi kurarken il özel idarelerini kapattınız. İl özel idarelerini kapatırken ortada kalan işçiler, sözleşmeliler, il özel idarelerinin verdiği ihalelerde çalışan taşeron işçiler, bütün bunlar ortada kaldı.

Şimdi, buradan, şöyle birkaç rakama değinmek istiyorum: Türkiye’de 1,5 milyon taşeron işçi çalışıyor. Taşeron işçiliği 1,5 milyonsa aileleriyle beraber 10 milyonun üstünde, 15 milyon nüfusu etkileyen bir rakam oluyor. İstihdam rejimi olarak baktığınız zaman, milletin anasına küfreden büyük patronlar ve “En iyi Kürt ölü Kürt’tür.” diyen büyük patronlar büyük işleri alıyorlar, çok büyük işleri. O büyük işleri sonra parça parça bölüyorlar, taşeron olarak bazılarına, daha fazla kâr etmek için daha ucuza veriyorlar. Onlar da gidiyor, işçileri getiriyor, hiçbir sosyal güvenceleri olmadan, çoğu da sokaklarda bırakılarak, ücretleri ödenmeden mağdur ediliyor.

Bu mağduriyetin bir ayağı da yurt dışıdır arkadaşlar. Buradan, işveren, patron yurt dışından ihale alıyor. Bir bakıyorsunuz burada yüzlerce işçi almış, ya Rusya’ya götürüyor ya Soçi’ye götürüyor ya da Irak’ta, Orta Doğu’da, Afrika’da bir ülkeye. Bir bakıyorsunuz oradaki işçiler feryat ediyor çünkü oradaki patron, müteahhit o işi başka taşeronlara veriyor, o taşeronlar inşaatta çalışıyor, sonra bir sene paralarını alamayınca isyan başlıyor ve maalesef bunların hiçbir güvencesi yok.

Tabii, bu baktığımız özel sektör yanı. Özel sektör yanında acımasız bir emek sömürüsü var arkadaşlar.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 12 Nisan 2013 tarihinde yaptığı bir çalışma oldu; Üçlü Danışma Kurulunda işçi ve işveren konfederasyonları bir araya geldi, “Bu konuda bir çalışma yapalım.” dediler. Hatta, arkadaşlarımız Plan Bütçe Komisyonundaki torba kanun görüşmelerinde defalarca dile getirdiler. Yani bu sorunu bir hukuka bağlamak yani taşeron çalıştırmada müteahhidi de sorumlu tutan bir sorumluluk zincirinin -buna müteselsil sorumluluk denir- onun hukukunu yaratmak, en azından iş kazası geçiren ve hayatını çalıştığı emeğiyle, alın teriyle sağlayan insanlarımıza bir güvence vermek, yıllık izinlerinden, fazla mesailerinden, bayram tatillerinden, hiçbirinden yararlanamayan bu büyük kesimin kutsal olan alın terine saygılı olmak bütün milletvekillerinin vicdani bir görevi olması lazım.

Değerli arkadaşlar, bu konuda sizler ne kadar mektup ne kadar telefon alıyorsunuz bilmiyorum ama bana en çok telefon gelen konulardan birisi bu taşeron işçiler olayıdır ve bunun dile getirilmesi için biz daha önce de Meclise araştırma önergeleri verdik. Bizim de bu konuda bir araştırma önergemiz var; varsa diğer partilerin, onları da bir araya getirelim, birleştirelim, ya, Türkiye’de sosyal güvenlik, kara para, kara delik, kaçak çalıştırma…

Yani, şu son zamanlarda bu taşeron işçiler Suriye’den gelen 1 milyona yakın sığınmacıyla tehdit edilirken, “Sizin yerinize günde 5 liraya, 10 liraya, Gaziantep işçi pazarında, Adana’da insanı alırım, çalıştırırım.” tehdidiyle çok daha acımasızca uygulandığı bir noktaya gelinirken, ülkemize, ülkelerindeki iç savaş nedeniyle sığınmış Suriyeli mültecilerin acımasızca sömürüldüğü bir alan olarak bu sektörlerin -inşaat, tarım- hepsinde maalesef karşımıza çıkıyor.

Gerçekten sadece onlar değil; bakın, Balkan ülkelerinden, Moldova’dan, Romanya’dan bir dönem çok fazla kaçak işçi çalıştırması oluyordu, Kafkaslardan da, hatta birçok ülkeden, sayıları 100 bini aşkın kaçak olarak çalıştırılan işçilerden bahsediliyor. Şimdi, bunların hepsi nerede çalıştırılıyor? İşte, hukuku olmayan bu taşeron iş alımlarında. Patron taşerondan kazanıyor, taşeron işçinin emeğinden çalıyor, herkes çalışanın emeğinden kazanıyor, çalıyor. Bundan daha zalim bir sömürü çarkı, düzeni olamaz arkadaşlar.

Muvazaalı taşeron uygulaması apayrı bir durum. Bunu işçi konfederasyonları, sendikaları zaman zaman dile getiriyorlar. Peki, 4857 sayılı İş Kanunu’nda taşeron işçilerine bütün işçiler gibi, hele hele öncelikle kamuda, devlet nezdinde çalışanlara, yerel yönetimlerde, belediyelerde çalışanlara niye öncelikle bu hakkı, bu hukuku tanımıyoruz? Size şunu söyleyeyim ki Allah var, bizim partimizin, Barış ve Demokrasi Partisinin diğer bütün partilerden bir farkı belediyelerimizin işçileriyle yapmış olduğu sözleşmelerdir. Orada kul hakkı yemiyoruz, yüceltiyoruz; emeğini sömürmüyoruz, emeğini yüceltiyoruz. İşçi ücretleri bizim belediyelerimizde -Diyarbakır başta olmak üzere- bütün iktidar ve diğer muhalefet partilerinin belediyelerinin üstündedir ve güvencelenmiştir. Hatta ve hatta eşine şiddet uygulayanların kesintileri eşlerine verilecek kadar toplu sözleşme hükümlerinde adaleti, güveni, onların sosyal güvenliğini sağlayan bir çalışmanın mensubu bir parti olarak burada gururla, bu Meclisin kürsüsünde iftiharla bundan bahsetmek istiyoruz. Bu çalışmamızın emsal olmasını istiyoruz. Kim ki evinde eşini dövüyorsa, onun ücretini alırken, çalışırken düşünmesini gerektirecek bir anlayışı kamu hizmetinin içinde gören bir partiyiz  biz. Bizim için son derece önemlidir. Emeğe saygılı olacağız arkadaşlar, insana saygılı olacağız, alın terine saygılı olacağız. Birileri hiçbir şey yapmadan, çok kısa bir sürede milyarlara kavuşuyor.

Neyzen Tevfik’in bir sözü var. Bir paşa ısrarla Neyzen’i davet etmiş boğazdaki villasına. O sırada villanın kapısı açılmış, 18 yaşında birisi gelmiş. Paşa “Maşallah, vali yeğenim geldi, vali yeğenim.” demiş. Neyzen bakmış, 18 yaşında vali yeğen. “Maşallah paşam, yeğenin de fasulyeye benziyor.” demiş. Paşa bozulmuş, niye… “Bir fasulye ancak sırığa sarılarak bu kadar yükselebilir.”

18 yaşında bu ülkede valiler olsun istemiyoruz, 18 yaşında haramdan milyarder istemiyoruz, 18 yaşında çalışmadan, milletin değil, bir sendikanın toplam üyelerinden daha çok kazanan kişiler istemiyoruz. Bu ülkede gelir adaleti, vergi hukuku, çalışma düzeni, sendikal örgütlü bir yaşam tarzının hukukunu kurduğumuz zaman, toplumun barış sigortalarını güçlendiririz. Toplum barışık olur, toplum içinde birçok sorun da kendiliğinden çözülmüş olur.

Buradan bütün taşeron işçilere seslenmek istiyoruz: Biz biliyoruz sizler mağdursunuz ama inanın sesiniz olacağız ve bu mağduriyetinizi gidereceğiz. Bu önergeye düşünerek hepinizin oy vermesini diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen, Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi lehinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

AKP döneminde güvenceli istihdam biçimleri yok edilmiştir. Türkiye’de 1 milyondan fazla işçi, alt işveren yani taşeron işçi statüsünde çalıştırılmaktadır. AKP Hükûmeti, Orta Çağ zihniyetini hortlatmış, taşeronlaşmayı politikasının esası olarak uygulamıştır. Çalışma şartlarında hukukun delindiği, işçilerin haklarından mahrum bırakıldığı, düşük ücretli ve sendikasız bir yapı oluşturulmuştur.

Ülkemizde yüz binlerce işçi insanca çalışma koşullarından uzak, ağır çalışma koşullarında iş güvencesinden yoksun biçimde izin hakkı ve fazla mesai verilmeden günde on iki saati bile aşan sürelerde, hakları ihlal edilerek taşeron şirketleri vasıtasıyla çalıştırılmaktadır. İnsan onuruna yaraşır düzgün işlerin sunulması esas olması gerekirken kâr mantığıyla fazla çalıştırılan ancak karşılığı ödenmeyen bir nevi kölelik sistemini andıran taşeronlaşma kabul edilemez bir durumdur. Örgütsüzlüğü, güvencesiz çalışmayı, kayıt dışını, kuralsızlığı tetikleyen, insan onuruna yaraşır düzgün iş tanımını yok sayan taşeron işçilik uygulaması, çalışma hayatının dengelerini bozmakta, ekonomik ve sosyal olarak büyük bir tahribat yaratmaktadır. Kölelik sistemiyle eş değer bir hâle gelen ve kabul edilemez olan taşeron uygulamasına yönelik politikalar bir an önce terk edilmelidir.

AKP Hükûmetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da taşeron işçiliğin kölelik olduğunu kabul ediyor, çalışmalar yapıldığından bahsediyor ama bugüne kadar ortada hiçbir şey yok. Arada bir umut vermekten başka bugüne kadar hiçbir şey yapılmamıştır. Son günlerde bile çıkarılan torba kanunlarda yüzlerce düzenleme varken çalışma hayatının en temel sorunu hâline gelen taşeron işçilikle ilgili hiçbir düzenleme yapılmamaktadır. AKP Hükûmeti, taşeron işçileri hem oyalamakta hem de sürekli aldatmaktadır; ortada bir taslağı dahi bulunmayan çalışmadan bahsetmektedir. Soruyorum: Sürekli torba kanunlar getiriyorsunuz da taşeron işçilerle ilgili bir düzenlemeyi neden yapmıyorsunuz? Anlaşılan o ki, AKP Hükûmeti taşeron işçiliği köle olarak görüp bu uygulamayı aynen sürdürdüğüne göre, kendilerinin de köle ağası olduklarını kabul ettikleri ve bu ağalıktan son derece memnun oldukları görülmektedir. AKP Hükûmeti işçilere zulüm yapmaktadır. Bir tarafta ayakkabı kutularında milyon dolarlar saklanırken diğer tarafta işçiler kölelik düzenine mahkûm edilmiştir. Bir tarafta evlerinde para kasalarına milyon dolarlar istiflenirken diğer tarafta işçiler çocuklarının cebine bir simit parası bile koyamamaktadır. Sayın Başbakana ve AKP Hükûmetine soruyorum: İşçiler evine ekmek götüremeyecek durumda ve borç batağında iken bakan çocuklarının 1 trilyon liraya “üç-beş kuruş” demesini nasıl izah ediyorsunuz?

Taşeron işçiler yıllarca çalışmalarına rağmen, maaşları genelde asgari ücret düzeyinde kalmaktadır. Asgari ücret, bugün, milyonlarca kişinin tek gelir kaynağıdır ancak asgari ücretli aldığı parayla geçinememektedir. Bugünkü asgari ücret sefalet ücretidir. Taşeron işçilerin ücretleri de düzenli verilmemekte, hakları gasbedilmektedir. Nitekim, Sayıştayın kamu hastaneleriyle ilgili 2012 Yılı Denetim Raporu’nda taşeron işçilerin ücretlerinin gecikmeli ödendiği, sözleşme gereği ödenmesi gereken yemek, yol ve benzeri nitelikteki ödemelerin ya hiç ödenmediği ya da eksik ödendiği tespit edilmiştir.

AKP Hükûmeti yaptığı hizmet alım sözleşmelerini de takip etmiyor, uymayanlara gerekli cezaları vermiyor yani bu sömürüye, bu soyguna göz yumuyor. Taşeron işçiler tazminata hak kazanmasın diye, işten çıkmış gibi gösterilip bir iki gün sonra tekrar işe alınmış gibi gösterilmektedir. Bu muvazaalı yöntemle, yıllarca çalışan işçinin tek kuruş kıdem tazminatı birikmemektedir. AKP Hükûmeti bunu bilmiyor mu? Tabii ki biliyor çünkü bu uygulamayı, bu muvazaayı yapan kendileridir.

AKP Hükûmetine sesleniyorum: Taşeron işçileri örgüt mü, çete mi yoksa paralel yapı mı olarak görüyorsunuz? İşçilerin sorunlarına niçin duyarsız kalıyorsunuz? Tabii ki verebilecek bir cevabınız yok. Ama ortada bir gerçek var ki, yandaşlarınızla birlikte taşeron işçilerin sırtından geçiniyorsunuz ve rant sağlıyorsunuz. Taşeron işçilerin her geçen gün artan sorunları artık çözüme kavuşturulmalı, çalışma şartları ve ücretleri acilen iyileştirilmelidir. Bu kölelik sistemine, bu sömürü düzenine artık son verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, kamuda, temizlikten güvenliğe, iş makinası operatörlüğünden mühendise, büro işlerinden ameliyathanelere varıncaya kadar her işte hizmet alımı yoluyla taşeron işçisi çalıştırılır hâle gelinmiştir. Kamu hizmetlerinin sorumluluk ilkesi gereği, süreklilik arz eden görevlerin daimi kadrolarda çalışan personel eliyle yürütülmesi gerekmektedir. Nitekim, Karayollarında “taşeron işçisi” adıyla çalıştırılan işçilerin açtıkları davalar sonucu, mahkemeler bu işçilerin işe başladıkları tarihten itibaren Karayolları Genel Müdürlüğü işçisi olduğuna karar vermiş, Yargıtay da bu kararı onaylamıştır. Ayrıca, diğer pek çok kamu kurumundaki taşeron işçiler için de benzer kararlar verilmiştir. Hâlen, 9 bin civarında taşeron işçisi açtığı davayı kazanmıştır. Karayollarında çalışan taşeron işçileri davayı kazanmalarına, Ulaştırma Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bankalığına müracaat etmelerine rağmen kadroya alınmamışlardır.

AKP Hükûmeti yargı kararlarını takmamakta, iki buçuk yıldır bu kararları uygulamamaktadır. AKP Hükûmeti hak, hukuk tanımamaktadır. Yargı kararlarına uymayanların, haktan ve hukuktan söz etmeye, adaletten bahsetmeye, hukukun üstünlüğünü savunmaya, demokrasiyi ağzına almaya hakkı yoktur. Yargı kararlarının uygulanmaması ve bu işçilerin hâlen taşeron işçisi olarak çalıştırılmaları suçtur. AKP Hükûmeti  iki buçuk yıldır yargı kararlarını çiğnemekte, açıkça suç işlemektedir.

İşçiler ekmeğinin peşindedir, haklarının peşindedir, haklarını alabilmek için eylemler yapmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, işçilerimizin haklı ve onurlu mücadelelerini desteklediğimizi ve her zaman olduğu gibi yanlarında olduğumuzu buradan da bildirmek istiyorum. AKP Hükûmeti, yargı kararlarına saygı göstermeli ve gereğini yerine getirmelidir. İşçilerin yasal, haklı ve meşru haklarına saygı duymalıdır, bu hakların aynı zamanda kul hakkı olduğunu unutmamalıdır. Taşeron işçileri, kıdem tazminatı haklarına halel getirmeden behemehâl ve derhâl kadroya atamalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiğimiz, kamuda taşeron işçisi olarak çalışanların sürekli işçi kadrolarına atanabilmelerini öngören kanun teklifimiz komisyonlarda bekletilmektedir. Mevcut yargı kararları emsal alınarak süreklilik arz eden kamu görevlerinde taşeron işçisi olarak çalıştırılan tüm işçiler kadroya alınmalıdır.

AKP Hükûmeti, işçilerin davayla kazandığı ve 10 milyar lirayı aşan tazminatları da ödemiyor. Bu ödemeyi yapmayıp ocak ayında bütçenin fazla vermesinden övünüyor. Hükûmet, işçinin sırtına binerek, işçinin hakkını vermeyerek kamuoyunu da yanıltıyor.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası uygulanmamaktadır. Personel rejimi iyice nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur. Bir an önce personel rejimi ve ücret rejimine yönelik reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Bu dileklerimle hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mustafa Öztürk, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Mustafa Bey, “Karacabey Sulama Birlik borçları var.” diyor İlhan Bey.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Çözeriz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Karacabey Sulama Birlik borçları varmış.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Çözeriz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Prensipte evet ama oylamaya gelince hayır…

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Çözeriz, çözeriz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Neyi çözdün?

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisinin aleyhinde konuşmak üzere grubum adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, kısa bilgi aktarmak istiyorum. Bizim önceliğimiz insandır, insanın daha mutlu olmasıdır. Mutlu olması için de ekonomik şartların iyileştirilmesi, sosyal hakların geliştirilmesi ile yaşanabilir bir çevre oluşturulmasıdır. Üretim de, ticaret de, tüm sosyal faaliyetler de insanın mutluluğu ve huzuru içindir.

Alın terini, emeği önemsiyoruz, saygı duyuyoruz. Bunun için amacımız alt işverenlik veya taşeronluk olarak da ifade edilen bu kapsamdaki çalışan işçilerimizin beklentilerini, sorunlarını insan hakları, ILO sözleşmeleri, yargı kararları çerçevesinde çözmektir. Bu işçilerimizin sorunları bizim de önceliğimiz olmuştur. Çözüm için de biraz sonra bahsedeceğim birçok çalışma yapılmış ve son aşamaya gelinmiştir.

Aslında bu sorun sadece bizim dönemimizin sorunu değildir. 1936 yılında 3008 sayılı İş Kanunu tarafından belirlenen ve orada belirlenen talimatlar çerçevesinde oluşmuş, değişik dönemlerde farklı sektörlerde farklı yorumlarla kullanılmıştır. Bunun için de… Bunu bir şey olarak söylemiyorum ama işte elimde belgeler var, CHP’li belediyelerde de taşeron işçiler var. Bakın, burada dünya kadar şey var, hepsinin tek tek dökümünü saymayacağım. Yani, burada kaç kişi, hangi sektörlerde, hangi belediyelerde hepsi var. Dolayısıyla, sadece bizim sorunumuz yok. Bakın, yine, Aziz Kocaoğlu’nun yedi yıllık dönemini değerlendirdiği toplantıda, İZENERJİ ile ilgili sayın vekilin de söylediği gibi sıfır zamla çözülen bir şey var ama bizim belediyelerimizde de yasal bir engel olmamasına rağmen işverenlerin toplu sözleşme kapsamında çözdükleri örnekler var. İşte onlardan bir tanesi de İstanbul Halk Ekmek, Hamidiye, yine Bursa Halk Ekmekte toplu sözleşmeyle aslında bu alt işverenlerin ve taşeronların sorunları çözülmüştür.

Yine, bakın, örnek vereceğim “İşçiler Eylemde” Konak Belediyesinin şeyleri, otuz dokuz gündür eylemde.

Yine, başka şey “Sosyal demokrat zulme devam ediyor.” diye.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Belediyelere para vermiyorsunuz para.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Devamla) - Yani, şunu anlatmaya çalışıyorum: Bu bir sosyal problemdir gerçekten. Yani, kayıt dışılığın da olduğu bir dönemde bu işçilerimizin sorunları da bizim sorunlarımız ve önceliğimizdir. Bunları çözmek için çalışmalar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Kaldı ki ben de sendikacılık yaptım, sendika kurdum, yani büyük mücadeleler verdik.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Yandaş sendika…

MUSTAFA ÖZTÜRK (Devamla) - Şunu söyleyebilirim: Yani, hem memur sendikacılığının önündeki yasal engellerin kaldırılması hem de toplu sözleşme haklarının getirilmesi bizim iktidarımızın dönemindedir, bizim partimizin önceliğidir, Hükûmetimizin önceliğidir.

AHMET YENİ (Samsun) – 1 Mayıs.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Devamla) – Tabii, tabii, 1 Mayısın bayram olarak kutlanması, iş güvenliği yasalarının çıkarılması bizim iktidarımızın… Yani, işle ilgili bütün konularda biz hassas olduk ve hassas olmaya devam edeceğiz çünkü onlar bizim her şeyimiz gerçekten yani önemli hususlar. Bunları da ifade etmek isterim.

Aslında ben şunu gördüm, bunu çok samimi söylüyorum: Sendikacılıkta rekabet ancak muhafazakar ve demokrat insanların sendika kurmaları ve geliştirmeleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Daha önce bu rekabeti göremezsiniz. Yani, hizmet edenleri bir kenara bırakıyorum, bütün hizmet edenlere, çalışanlara teşekkür ederim. Bu bir örgütlenmedir, çok da doğrudur, öyle de olmalıdır ama işçileri sömüren, duygu sömürüsü yapan, ağlığa dönüştürenleri de burada ben sizin dikkatinize sunmak istiyorum. Nitekim, bazı ağların Kıbrıs’ın yarısını aldığına dair de birtakım rivayetleri ve oralara kaçtığını da hepiniz, sizler biliyorsunuz.

Aslında, burada baktığımız zaman, yine işsizlik oranı bizim iktidarımız döneminde azaltılmıştır, Avrupa Birliğindeki ekonomik krize rağmen. Bakın, Avrupa Birliğinin ortalaması 12,1’dir, bizde yüzde 9-9,5’lar civarındadır, genç nüfustaki işsizlik oranı da daha yüksektir.

Bu sorunun çözümü için bazı konuların aydınlatılmasında fayda var. İşte, alt işverenlik veya taşeronluk nedir? Ne zaman başlanmıştır? Biraz önce söyledim, 1936 yılından beri devam ediyor. Niçin çıkmıştır? Nerelerde uygulanmaktadır? Üst yüklenici sorumlulukları nelerdir? Taşeronların yani alt işveren çalışanlarının beklentisi nedir? Yapılan çalışmalar nereye gelmiştir? Biraz size bunlardan bahsetmek istiyorum.

Alt işverenlik,  biliyorsunuz, bir iş yerinde dışarıdan hizmet alımıdır. Kısaca özetlemeye çalışırsak, bazı konularda ihtisaslaşma olmuştur, daha hızlı hizmet alma noktasında da kuruluşların böyle bir tercihi ortaya çıkmıştır.

Sendika üyesi olmaları önünde yasal bir engel olmamakla birlikte, işçilerimizle kısa süreli yapılan sözleşmeler nedeniyle toplu iş sözleşmesi yapmada sorunlar yaşamaktadır. İşte biraz önce bahsettiğim bizim belediyelerimizin olduğu iş yerlerinde de bunun çözümü, gerçekleşen örnekleri var.

Bunun yanında, işçilerimiz, özellikle kıdem tazminatında, yıllık ücretli izinde ücretlerin tam ve zamanında ödenmesinde çeşitli hak kayıpları yaşamaktadır ve dava açarak haklarını aramaktadır, almaya çalışmaktadır. Özellikle, İş Kanunu’yla Kamu İhale Kanunu arasındaki uyuşmazlık nedeniyle kamu kesiminde kıdem tazminatlarının değişen alt işverenler tarafından ödenmemesi sonucunda, işçiler kıdem tazminatını ya hiç alamamakta ya da davalarla uzun süreçlere yayılarak almaktadır. Bunun da önüne geçmemiz lazım.

Yargı makamlarınca kamu iş yerlerinde çalışan alt işveren işçilerinin asıl işveren işçisi sayılmasına yönelik de birçok yargı kararı verilmiştir. Bir vekilimiz biraz önce 4/C’lilerden bahsetti ama, siz de biliyorsunuz, Hükûmetimiz yakın zamanda 100 binin üzerinde sözleşmeli personeli kadroya alarak onlara bir müjde vermiş oldu; hepsi de memnun.

Alt işverenlikte yaşanan sorunların tespiti ve çözümü için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın Başkanlığında taraflarla, sendikalarla, işverenlerle, işçilerle birçok toplantı yapılmıştır. Bu toplantılar sonucunda da birçok data ve veri elde edilmiştir. Bu elde edilen veriler ve datalar Bakanlığımız tarafından değerlendirilmiş ve son noktaya gelmiştir. İnşallah, hukuksal bir zemine ulaştırarak da “alt işverenlik” veya “taşeronluk” dediğimiz sistemdeki işçilerimizin sorunlarını bu manada çözeceğiz.

Yine, Sayın Başbakanımızın katılımlarıyla, dokuz yıl aradan sonra, 26-27 Eylül 2013’te 10’uncu Çalışma Meclisi toplanmış, burada da üç temel konuda -burada da taraflar var, bütün taraflar var- konuşma yapılmış, bunlardan en önemlisi de taşeronluk meselesi ele alınmıştır.

Bakın, bu Meclisten sonra birtakım bilgiler ve önergeler kabul edilmiştir. Bunları size aktarayım: “Taraflar ilke olarak alt işverenliğin çalışma hayatının bir gerçeği olduğunu kabul etmektedir. Kamu kesiminde alt işverenlik uygulamaları, 94 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi esas alınarak ıslah edilmelidir. Alt işverenlik ilişkisinde işçiler lehine kesinleşen yargı kararları dikkate alınarak çözüm yoluna gidilmelidir. Alt işverenlerin değişmesine rağmen iş yerlerinde çalışmasını sürdüren işçilerin kıdeme bağlı alacakları, tüm çalışma süreleri göz önünde bulundurularak hesaplanmalıdır. İş Kanunu’nun 2’nci maddesine 2006 yılında eklenen sekizinci ve dokuzuncu fıkralar kaldırılarak kamu kesimine yönelik çözüm üretilmelidir.” İşte, sizin verdiğiniz önergeye uygun. “Alt işverenlikle ilgili dolaylı yasalar, sosyal güvenlik, Kamu İhale ve Belediye Kanunu vesaire düzenlemeler İş Kanunu’yla uyumlu hâle getirilmelidir. Alt işveren işçilerinin korunmasıyla ilgili olarak İcra ve İflas Kanunu’nda gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

Yine, Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar sonucunda ne aşamaya geldik, onları da söyleyeyim:

Alt işveren işçilerinin yıllık ücretli izinleri: Biliyorsunuz, gerçekten bu konuda sıkıntı var. Neden? Girdi-çıktı yapılıyordu. Bakın, aslında uygulamada üç yıllık ihalelerle bunu bir miktar aştık ama çözüme ulaştıramadık. Ben de yaşadım yönetici olduğum zamanlarda. Biz mümkün mertebe maaşlarının yatırılması, sigorta primlerinin yatırılmasından sonra ödüyorduk ki haklarını, işçiler mağdur olmasın diye.

“Ücretlerin tam ve zamanında ödenmemesi durumunda alt işveren işçisinin ücreti asıl işveren tarafından ödenecektir.” Bu zaten ödeniyor yani hukuksal bir karşılığıdır bunun. “Kamu tarafından kıdem tazminatına hak kazanan işçilere ödeme yapılarak bu hak kaybının önlenmesi sağlanacaktır.

İhaleler üç yıllık yapılmak suretiyle, alt işveren işçilerinin -en az üç yıllık- örgütlenme haklarıyla toplu iş sözleşmesinden faydalanmaları sağlanacaktır. Toplu iş sözleşmesi yapılması hâlinde alt işverene bu farkın ödenmesine ilişkin düzenleme yapılması planlanmaktadır.” Son aşamadadır. İnanıyorum ki kısa sürede gerek komisyonlara gerek Meclise gelerek bu taşeron kardeşlerimizin, işçilerimizin beklentilerine hep beraber cevap vereceğiz, onları da mutlu edeceğiz.

Yukarıda bahsettiğim problemlerin çözümü için… Gerçekten de büyük sorunlar yaşıyoruz.

Ben, yani, burada daha fazla teferruata girmeyeyim ama şunu söyleyeyim: Yani, biraz önce bahsettiğim gibi, biz işçi kardeşlerimizin yanındayız, onların ekonomik refahının artırılmasının yanındayız, onların mutlu olmasının yanındayız, bunun için çalışıyoruz. AK PARTİ iktidarları insan odaklı bir siyaset yapıyorlar, bunun örnekleri de çok fazladır.

Bütün bu sorunlar tartışıldığından, problemler bilindiğinden dolayı böyle bir Meclis araştırması önergesine ihtiyaç olmadığını düşünüyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelebi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı konuşmasında CHP’li belediyelerin taşeron uygulamalarıyla ilgili hiçbir uygulama yapmadığını ifade etti ve partimize yönelik ve CHP’li belediyelere yönelik eleştiriler getirdi. Onunla ilgili açıklama yapmak istiyorum.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Yok, sizin çözüm diye yaptığınız uygulama...

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle.

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – İzmir Belediyesinde sizin çözümünüz var ya sıfır zamlı, onu söylüyorum.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, biraz da siz sakin olun şimdi. 

“Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde taşeron çalıştırılıyor.” diye bir değerlendirme var. Şimdi, bu, zorunlu; bu, çıkardığınız yasadan kaynaklanıyor. Orada, o belediyenin o taşeron işçisini kadroya almaya hakkı var mı? Yok. “Norm kadro” diye bir kadro var. Eğer onun üzerinden bir tek işçiye belediye imkân verse o zaman onun hakkında soruşturma açılır ve büyük davalar açılır. Şimdi, bir örnek: İzmir Büyükşehir -sürekli burada ifade edildiği için söylüyorum- yaklaşık 10 bin kişi, daha önce taşerondaydı, şirket ihaleyi aldı, başına da… Biliyorsunuz, o davalar öyle geldi. İhaleye fesat karıştırma noktasındaki İzmir Büyükşehir Belediyesinin yaşadığı sorunun özü bu zaten. Hani taşerondan aldığı, müteahhitten aldığı o paraları işçilerin cebine attığı için, ondan dolayı sorgulandı, ondan dolayı yargılandı, ondan dolayı hakkında dava açıldı. Bu, Konak Belediyesi için de geçerli. Bakın, şirketleri olan -siz de söylediniz, çok güzel- büyükşehir belediyesi, İstanbul dâhil, ne yapabiliyor? Şirket olunca orada sözleşme yapabiliyor. Şirket ihaleye çıkıyor, Halk Ekmek ihaleye çıkıyor ve diyor ki: “Ben böyle bir şirketim.” İhaleye çıkma hakkı olan veyahut da ihaleyi kazanan bir şirket olursa elbette orada toplu sözleşme düzeni var. Ama ihaleye giren şirketlerin dışında eğer orada taşeron çalışıyorsa ve ihaleyi de o şirket, belediye şirketi kazanamıyorsa asla oradaki işçiler kadrolu çalıştırılamaz. Bunu bir kez daha buradan söylüyorum.

Artık, bu tip ezbercilik yapmak yerine gerçekten işçilere kadro verilmesini istiyorum, gerçekten taşeron uygulamasının kaldırılmasını istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Kaldırılmasını istiyorum. İktidara geldiğinizde 20 bin tane taşeron işçisi vardı kamuda, şu anda 700 bin tane var. Siz taşeron cumhuriyeti yaptınız. Aradaki fark bu.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

IV.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ve arkadaşları tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki taşeron işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 2/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 21 Şubat 2014 Cuma günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi  (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın  milletvekilleri, karar yeter sayısı yok.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 16.50

 


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

Sayı: 1035                                                                                                    21/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 21/2/2014 Cuma günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                           Mihrimah Belma Satır

                                                                                                                      İstanbul

                                                                                                   AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 48 saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3’üncü sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

25 Şubat 2014 Salı günkü birleşiminde 133 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

Yukarıda belirtilen birleşimde gece 24.00'te günlük programın tamamlanamaması hâlinde günlük programın tamamlanmasına kadar,

çalışmalarını sürdürmesi;

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

 

561 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

(2/2006)

                Bölümler                 Bölüm Maddeleri           Bölümdeki Madde Sayısı

              1. BÖLÜM           1 ila 13’üncü maddeler                         13

              2. BÖLÜM           14 ila 26’ncı maddeler                         13

      Toplam Madde Sayısı                                                                26

 

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; grubumuzun önerisinin lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, grup önerimizde, AK PARTİ, Cumhuriyet Halk Partisi ve Barış ve Demokrasi Partisi milletvekillerinin vermiş olduğu bir kısım kanun teklifleri 561 sıra sayısıyla bugün –önümüzde- basılmıştır. Bu kanun teklifinin gündemin 3’üncü sırasına alınmak suretiyle görüşmelerine bugün başlanması ve bitimine kadar Genel Kurulun çalışmalarına devam etmesi önerilmektedir. İnşallah, biliyorsunuz, geçen hafta yaptığımız grup önerisinde yarın da Meclisimizin çalışması öngörülmüştü. Aslında, bu gündem değişikliğiyle normal çalışma periyodumuzun içerisinde Komisyondan çıkan bu kanun görüşmelerinin bugün yapılmasını önermekteyiz.

26 maddelik bir kanun. Burada, çeşitli ihtiyaçları karşılayacak, en son kamuoyunda da bilinen 5651 sayılı İnternet Yasası’nın 9/A maddesiyle ilgili de düzenlemeler, önemli iyileştirmeler ve buna benzer çeşitli konularda düzenlemeler, iyileştirici düzenlemeler getirilmektedir. 26 maddelik bu kanun teklifi 2 bölüm hâlinde görüşülecektir.

Haftaya salı günü de gündemin 15’inci sırasına kadar olan işlerin tamamlanmasına kadar Genel Kurulumuzun çalışmasını önermekteyiz.

Önerimize desteklerinizi bekliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Süleyman Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, bugün Isparta’nın Yalvaç ilçesinin Ayvalı köyünde defnedilen şehit uzman Gökhan Arslan kardeşime bir kez daha Allah’tan rahmet diyorum. Kederli ailesine, hemşehrilerime ve aziz milletimize de sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.

Yine, ikinci husus, değerli arkadaşlar, sanıyorum bütün milletvekillerine gelmiştir, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğinin (TEMAD) bir yazısı. Ben, iki gün önceki konuşmamda, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bir kısmının, eğer bu sorunlara bigâne kalınmaya devam edilirse ölüm orucuna başlayacaklarını söylemiştim. Bu yazı sanıyorum hepinize gelmiştir. Bu, gerçekten çok vahim bir durumdur; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görülmeyen, bugüne kadar yaşanmayan bir durumdur. Bunun siyasi sorumluluğu, ordunun siyasi sorumluluğunu taşıyan, başta Millî Savunma Bakanı olmak üzere, Hükûmete aittir. Bu sorunun bir an önce çözülmesini, büyütülmeden çözülmesini Milliyetçi Hareket Partisi olarak talep ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, çoğulcu demokrasilerin kalbidir parlamento ve buralarda konuşulur, toplum burada ortak dertlerine yine ortaklaşa çözüm arar. Elbette, meclis -iktidarı içerisinden çıkaran- bir veya birden fazla partinin oluşturduğu iktidar partileri, bir de bunları denetleyen muhalefet partilerinden teşekkül eder. Her dönemde yasama organının çalıştırılması meclis çoğunluğunun sorumluluğundadır. Bu dönem bu sorumluluk AKP'ye aittir. Kendisine oy vermiş ya da vermemiş tüm kesimlerin görüşlerini Meclise taşıyabilme ve bu ortak iradelerin yine millî irade, ortak bir irade şeklinde yasama ve denetim sürecine yansımasının sorumluluğu, biraz önce de söylediğim gibi, Adalet ve Kalkınma Partisinindir.

Her demokraside olduğu gibi çoğunluk partisinin ilk başvurması gereken araç uzlaşmadır. Parlamenter sistemler, çoğulcu sistemler neredeyse uzlaşma üzerine bina edilmiştir. AKP, elbette, Meclis gündemini belirlemede ana aktör olmalıdır yani Mecliste bu yetki millet tarafından Adalet ve Kalkınma Partisine verilmiştir ama muhalefetin de tıpkı kendisi gibi halka birtakım vaat ve taahhütlerle sorumluluk alarak geldiğini unutmamalıdır ve onların iradesinin de Meclise taşınmasıyla ilgili olumlu bir tavır takınmalıdır. Farklı görüşleri temsil eden muhalefetin, Meclis kürsüsünden halkın gündemini ifade etmesine izin verilmesi yani “Benim yeterli çoğunluğum var, dolayısıyla hiçbir partiye ihtiyacım yok.” gibi bir tavırdan uzaklaşılması gerekmektedir. Bugüne kadar bunun başarıldığını söylemek maalesef mümkün değildir. İşte, zaten Mecliste yaşanan gerginliklerin ve Mecliste yaşanan kutuplaşmaların en önemli sebebi de bu anlayıştır.

Değerli arkadaşlar, 2’nci dönemimi bitirmek üzereyim. Muhtemelen muhalefet partisi içerisinde daha fazla, daha çok dönem görev yapmış arkadaşlarımız da benimle aynı düşüncede olacaklardır. Bugüne kadar birçok kez kanun teklifi, Meclis araştırma önergesi, teklif ve tasarılara yönelik değişiklik önergeleri vermiş olduğumuz hâlde bunların hiçbirisi dikkate alınmamıştır.

Değerli arkadaşlar, lütfen, kendinize bir sorun: Bu tekliflerin, bu kürsüde ifade edilen sözlerin hepsi mi yanlıştır, bunların içerisinde hiç mi sahip çıkabileceğiniz bir doğru yoktur? Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, AKP’nin mutlak çoğunluğunun takındığı tavır nedeniyle kendisi çalar, kendisi oynar durumdadır. Bundan dolayı, Genel Kurul, eminim, burada bulunan kimseyi memnun etmeyen bir şekilde, bırakın politik nezakete uymayı, genel adap ve muaşerete de uymayacak bir müzakere ortamına sürüklenmiştir. Milletvekilleri birbirini dinlememektedir. Milletvekilleri boş koltuklara hitap etmektedir. Yani, değerli arkadaşlar, farklı cenahtan birisi dese ki: “Dünya yuvarlaktır ve kendi etrafında dönmektedir.” Diğer taraf: “Hadi canım, bunu da nereden çıkardın?” diyecek noktaya gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, açık İç Tüzük ihlalleri vardır. Her başkan vekili, Meclisi âdeta kendi doğrularıyla yönetme gibi bir durum sergilemektedir. Bunda Meclis başkan vekillerinin de çok fazla kabahati yoktur çünkü bunun en büyük sebebi, İç Tüzük’te yaşanan ve günlük ihtiyaçları giderme konusunda bir çözüm üretemeyen boşluklardır. 41’inci yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve iki kanatlı Parlamento zamanında oluşturulmuş ve hâlâ daha bu İç Tüzük’le bu müzakereleri, komisyon çalışmalarını yürütme zorunluluğundadır. İç Tüzük yetersizdir değerli arkadaşlar. Birçok maddesi uygulanamaz hâldedir. İç Tüzük’te yer almayan birçok uygulama da maalesef kural hâline gelmiştir.

İki dönemde de kurulan İç Tüzük uzlaşma komisyonları maalesef bir neticeye varamamıştır. Bunun üzerinde durmak lazım. Her parti kendi zaviyesinden farklı açıklamalar getirebilir ancak AKP’nin bu İç Tüzük çalışmalarında yeterli anlayış ve katkıyı vermemiş olduğunu söylemek durumundayım. Muhalefet tarafından yapılan tüm öneriler değerli arkadaşlar, “İç Tüzük’teki bu madde aynen muhafaza edilsin.” şeklinde âdeta püskürtülmüştür, yeni bir, karşı bir öneri sunulmamıştır.

Bugün, komisyonlarda ve Genel Kurulda yaşanan kaos ve karmaşa eminim ne milletvekillerinin ne de milletin hoşuna gitmektedir. Meclisin itibarı maalesef tasvip edilemeyecek bir durumdadır. Milletin üzülerek seyrettiği görüntüler, belki de bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda milletvekilinin ısrarla hakaret, hatta küfür ve zor kullanmaya devam etmesi ve bu şahısların açıkça partilerince uyarılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Disiplin cezaları dahi iktidar partisine ayrı muhalefet partilerine ayrı uygulanmaktadır.

İktidar partisi gündemle o kadar sık ve lüzumsuz oynamaktadır ki şu anda Meclis dışında bu müzakereleri izleme imkânı bulanlar ne yaptığını bilmez bir topluluk şeklinde görmektedirler. Bunun anlamı şudur değerli arkadaşlar: AKP yani iktidar yasama ev ödevine iyi hazırlanmamıştır. Bu ödevlerini aynen, tembel öğrencilerin ödevlerini babalarının yapması gibi Hükûmet yapmaktadır. Hükûmet 300 kişilik AKP çoğunluğunu da dikkate almamaktadır. Bir gecede geçirilen yasalar -ki artık normal bir yasayı bilmiyorum kaç aydır görüşemiyoruz- torba ve temel yasalar şeklinde Genel Kurula indirilmektedir, iyi müzakere edilmediğinden dolayı da biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı onaylamış olduğu hâlde yirmi dört saatte yeniden Meclis Genel Kurulunun gündemine getirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, yasaların nasıl yapılacağı İç Tüzük’te, Anayasa’mızda mevcut. Eğer bu yasama sürecini bu şekilde ihlal ederseniz, istismar ederseniz çok tehlikeli bir yolun da önünü açmış oluyorsunuz. Yasama kalitesizliğine rıza göstermek hiçbir milletvekilinin kabulleneceği bir şey olmamalıdır.

Değerli arkadaşlar, öyle yasalar gelmektedir ki devletin temel yapısını ilgilendirmektedir, hatta insan hak ve hürriyetlerini yakından ilgilendirmektedir. 2 milletvekilinin imzasıyla, kesinlikle bu iradeleri küçümsediğimden söylemiyorum ama… Belki asırlık deneyimleri, tecrübeleri olan kamu kurumlarının da bu taslaklara katkı vermesi gerekirken 2 milletvekilinin teklifiyle getirilmekte ve Meclis, bu yasaları altyapısı tam doldurulmadan görüşmek durumunda kalmaktadır. Maalesef, yasama işlevini, hele hele bu son dönemde, Başbakan tek başına üstlenmiştir, Meclisin, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin –kimse alınmasın bana- iradeleri ipotek altındadır. Millet de bunu özellikle sizleri izlerken “Ben sana yetki verdim, bu yetkiyi götür başka birine teslim et demedim.” diye izlemektedir.

Değerli arkadaşlar, Meclis maalesef halkın gerçek gündemlerini görüşmekten uzaktır. Gerçek kitlelerin sorunları vardır, ocak yıkan problemler vardır. Bu problemler yerine maalesef, bakanların çocuklarının, birtakım kirli işlerin içerisinde olan iş adamlarının sorunlarını nasıl çözeriz diye âdeta bir tiyatro oynanır gibi Meclis çalışmaya mahkûm edilmektedir.

Bütün bunlardan dolayı AKP grup önerisine ret oyu vereceğimizi ifade eder, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de Isparta’da bugün defnedilen şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı temennisinde bulunuyorum.

Grup önerimizle, 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin gündemin 3’üncü sırasına alınarak, temel yasa şeklinde görüşülerek, 26 maddelik bu teklifin görüşmelerinin bugün tamamlanmasını planlıyoruz.

Biliyorsunuz sayın milletvekilleri, on beş gündür Meclis yoğun bir şekilde çalışıyor. İnşallah, gündemimizde planlanan programı önümüzdeki hafta tamamlayarak seçimler için ara vermeyi planlıyoruz.

Grup önerimizin kabulünü Genel Kurulun takdirine arz ediyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; demin bir arkadaşımız “Biz insan odaklı bir partiyiz.” dedi. Milletvekilleri insan değil mi?

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Ne alaka?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet “Ne alaka?”sını anlatacağım.

Dün gece kaçta gittik? Dört buçuk. Evvelsi gün gece, geçen hafta, evvelsi hafta?

Bir de siz bilmiyorsunuz; burada, örneğin Plan ve Bütçe Komisyonunun bir kanunu geçerken yukarıda Komisyon topluyorlar. Bu kadar insan odaklı bir parti insanları bu kadar ezer mi? Milletvekilinin onuru, şerefi, haysiyeti yok mu?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Vatan için Meclis çalış…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Efendim?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Millet için çalışıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Allah Allah, Allah Allah! Vatanıma milletime kurban olayım ama biz de bir insanız, biz de bir insanız. Onun için…

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Sizin de çabalarınız oluyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir dakika, laf atmayın, dinleyin! Laf atmayın, dinleyin!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Kutu konuşmuyor, kasa konuşmuyor, insan konuşuyor, dinleyin!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İnsan konuşuyor. Ben de insanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatibe niye müdahale ediyorsunuz? Lütfen!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben de insanım.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Müdahale etmiyorum “Sizin de çabalarınız oluyor.” diyorum. Bana bakarak konuşmasın o zaman, Genel Kurula baksın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben evvelsi gün Komisyondan saat üçte çıktım, dün dört buçukta çıktım, bu sabah geldim. Dün bana karşı oy yazısını yazdırıp bu kadar insanın iki ayağını bir pabuca koymaya gerek yok. Karşı oy yazısı ve arkadaşlarımla beraber bu sabah da önerge hazırlamaya geldim.

Şimdi, biz insan değil miyiz? Bir: Önce insan olmayı, insan olduğumuzu bir kere hatırlamanızı rica ediyorum. Biz de insanız. İnsan olarak haykırıyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İnsan olmayanlar insanın hâlinden anlamaz ağabey.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İki: Sayın Bakanım, devlet devamlılık ister. Birisi söz verdiği zaman devlet sözüne inanırım ben. İller Bankası daha önce “Gel şu kadar verelim, parça parça verelim on beş yirmi günde bir.” bir sürü belediyeye… Biz inanmak zorundayız o söz veren insanlara. Doğru mu Sayın Bakanım? “Parça parça verelim, al, 3 milyon şimdi verelim, 5 milyon bir ay sonra verelim.” Öldü! 17 Aralık oldu, çam devrildi, İller Bankasında herkes altüst oldu.

Beyefendi, ben belediyeyim, başlamış işlerimi bitirmek zorundayım. Bana söz verdiniz, devlet sözüne inanmayacağım da kime inanacağım? Söz verdiklerinizi niçin yapmıyorsunuz Sayın Bakanım? Size eğer söz verilmedi… Beyefendi, devlet devamlılık ister, “Ben değilim” demeyin. Sizden önce, Banka yönetimi orada, sizden önceki Sayın Bakan orada. Sorun, “Biz söz verdik mi, vermedik mi?” Yani bu belediyeleri zor duruma düşürmek, hakikaten, size zevk veriyor mu Sayın Bakanım, zevk alıyor musunuz? Eğer “Söz verdik, vermiyoruz.” diyorsanız, o başka bir şey. 17 Aralık, 17 Ocak, 17 Şubat, daha hiçbir şey yok.

Arkadaşlar, devlet devamlılık ister. Sözünüzü yerine getirin. Eğer getirmiyoruz diyorsanız bunu da mertçe, dürüstçe söyleyin. Siz söz verdiniz. Zatıalinize söylemiyorum, Banka yönetimi orada, Bakanlık orada.

İki, İller Bankası Bakanlığınıza bağlı değildir, özerk bir kurumdur. Özerk bir kurumu da bu kadar siyasi baskı altına almak da hiçbir şeye yakışmaz. Orası bir banka. Ama siz engel oluyorsunuz, zatıalinizi kastetmiyorum. Ha, iki aylık sürede de zatıaliniz bunları verdirmiyorsunuz.

Bir başka konu: Bir yasa geliyor, biraz sonra başlayacağız. Dikkatinizi çekmek istiyorum. O yasanın 23 ve 24’üncü maddesine bir bakın: Şehir hastaneleri.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede kim bir çivi çakıyorsa önünde saygıyla eğiliyorum, şükran duyuyorum, hele bir hastaneyse. Ancak birkaç rakam söyleyeceğim. Vicdanlarınıza sesleniyorum, vicdanlarınıza: 17 hastane devlete 17 milyara mal oluyor yani aşağı yukarı her bir hastane 500 bin dolar, 500 bin dolar her bir hastane. 17 hastane 17 milyar Türk lirası. 500 bin dolar, dikkatinizi çekiyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Milyon dolar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – 500 milyon dolar her bir hastane. On yılda bu hastanelere devlet 17 milyar para ödeyecek. İki: Bunlar ihale edilirken –vicdanlarınıza sesleniyorum- Kayseri’deki hastanenin metrekaresi kaç paraya ihale edildi? Zannediyorum ki 1.400 TL. Ama bir başka şehirdeki bir hastanenin metrekaresinin 3 bin TL’ye ihale edilmesine ne dersiniz? 17 hastanede 1.500 TL’yle 3 bin TL arasında bir fiyat farkı olur mu?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Olabilir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Nasıl olur efendim? Arsa… Metrekare fiyatı belli, betonu belli, demiri belli, her şeyi. Nasıl olabilir efendim, nasıl olabilir? Aynı standart, her şey aynı. Nasıl olabilir ya? Biri 1.400 lira, biri 3 bin lira ya! Olur mu böyle bir şey arkadaşlar!

İki: Şimdi, bu kanunda burada iki maddeyle bir şey yapmaya çalışıyorlar. Dikkatinizi çekiyorum, vicdanlarınıza sesleniyorum: Sözleşmesi imzalanmış bu hastanelerle ilgili bakanın sözleşmeyi değiştirmesi, tüm şartları yeniden değiştirmeye bakana yetki veriyor. Arkadaşlar, maç başlamış, başlayan bir maçta… Eğer böyle olacağını bilsem, sayın bakanın sonradan alacağı bir yetkiyle birtakım şeyleri değiştireceğini bilsem ben de bu ihaleye girerdim.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sen ihaleyi alamazdın.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Anayasa Mahkemesi sizi  reddetmiş, bilgin olsun. Bu arada bu son dakika haberi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Neyse, neyi reddederse etsin. Yani biz neye reddedildiğimizi Mehmet Bey, biliriz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ağabey, sana sadece katkı olsun diye söyledim. Son dakika…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Neyi?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – HSYK’yla ilgili.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ha, onu bilemiyorum, neyi reddettiğini bilemiyorum, ben HSYK’yla ilgili konuşmuyorum. Ben burada şunu konuşuyorum Mehmet Bey: Biraz sonra gelecek, Sağlık Bakanlığı metrekaresini 1.400 liraya da ihale etmiş… Mehmet Bey, dikkatinizi çekerim, 1.400 lira, 3 bin lira, demiri belli, çimentosu belli, her şeyi belli.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bizde yolsuzluk olmaz, rahat ol.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Allah Allah!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Mevlüt ağabey, rahat ol.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen Genel Kurula hitap edin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bu ne ya! Ya, günahtan kork Mehmet ağabey, “Yolsuzluk olmaz.” deme ya.

BAŞKAN – Sayın Metiner, lütfen…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne var konuşuyoruz, sohbet ediyoruz.

BAŞKAN – Usul bu değil ki ama.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O memnun, ben memnun.

BAŞKAN – Bu, usul değil, hayır. Genel Kurul memnun değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben bu 2 maddeyle ilgili dikkatinizi çekeceğim. Yine, anlaşma imzalanmış, her şey bitmiş. Beylerin bir de cebine üst hakkı koyuyorsunuz, etraftaki hazine arazileri için diyorsunuz ki: “Al, buraya tesis yaptır, sana üst hakkını da veriyoruz.”

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hastanenin olduğunu yerle ilgili?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, hastanenin olduğu yerle ilgili söylüyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Üst kullanım hakkı?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, üst kullanım hakkı. O da yandan çarklı, yandan. Süreyya Bey, bilir misin yandan çarkı? Yandan çarkı bilir misiniz? Yandan çarklı o da.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Biz bilmiyoruz efendim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bilenlere sor ağabey.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Peki, Ben dikkatlerinize sunuyorum, vicdanlarınıza sesleniyorum.

1.400 lira, 3 bin lira; kimi hastaneleri 1.400 liraya ihale etmiş… Sadece vicdanlarına sesleniyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hastanenin içinde ne var, ne yok, nasıl bir durumda?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Her şey aynı standarttır.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Proje nedir?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Tabii, tabii, tabii, siz çok iyi biliyorsunuz Süreyya Sadi Bilgiç Bey, onun için sizin bilginize inanırım.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Allah razı olsun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sağ olun, sağ olun. Siz Bilgiç’siniz ya!

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sağ olun, sağ olun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Eğer çok iyi bildiğinizi bildiğim hâlde masaya vurmamanızı da…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen Genel Kurula hitap edin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Masaya vurmamanızı da garipsiyorum.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, karşılıklı konuşmayalım lütfen.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Garipsiyorum… Garipsiyorum… Masaya vuracaksın. Sizin kişiliğiniz masaya vurur! Siz, haksızlığı ve hukuksuzluğu sevmezsiniz ama ne hikmetse masaya vurmuyorsunuz. Sizi engelleyen nedir acaba?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Vurdum, vurdum, ses geldi Sayın Aslanoğlu, sıkıntı yok!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben dikkatlerinize sundum, vicdanlarınıza sundum. Herhâlde yarın sabah yedide, sekizde çıkacağız. Bunu da şimdiden söylüyorum.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Ne güzel!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne güzel, çalışalım, değil mi efendim? Tabii tabii…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kendinizi ona göre ayarlayın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hanımefendi, tabii, biz de mutlu oluruz. Onun için, sabah çorbamızı içer, gider yatarız. Bunun için, sabahın çok seherinde gelecek bu maddeler. Bugünden dikkatinizi çekmek istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) –Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Ne diye cevap vereceksiniz Sayın Bakan?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Evet, sataştım efendim, sataştım, İller Bankası konusunda sataştım.

BAŞKAN – Efendim?

Lütfen kalkar mısınız, bir izah edin, ne için söz istiyorsunuz?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – İller Bankasıyla ilgili sorular sordu. İki dakika içerisinde…

BAŞKAN – Hayır, soru sormaya cevap verilmez efendim. Eğer sataşma varsa şey yaparsınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sataştım, sataştım Sayın Başkan.

BAŞKAN – AK PARTİ grup önerisini oylarınıza sunuyorum.

Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

Elektronik cihazla… 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yapma ya!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kabul edilmedi… El kaldırdılar Sayın Başkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Başkan, sen bu işleri bilirsin ya!

BAŞKAN – “Karar yeter sayısı” dediniz beyefendi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Onlar kabul etmedi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı yok efendim, görüyorsunuz.

BAŞKAN – E, anladım da “Karar yeter sayısı.” dediniz.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır; AK PARTİ grup önerisi kabul edilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, “Sayın Bakana sataştım” diyorum, daha ne diyeceğim.

BAŞKAN - Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VI.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- İçişleri Komisyonunda açık bulunan ve AK PARTİ Grubuna düşen 1 üyeliğe Çankırı Milletvekili İdris Şahin seçilmesi

BAŞKAN – İçişleri Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi grubuna düşen 1 üyelik için Çankırı Milletvekili İdris Şahin aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmesine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sıraya alınan, Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan ile 3 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan ile 3 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/2006, 2/2007, 2/2008, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (x)

                                         

(x) 561 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 561 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklif tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, usulen bunun görüşülmesi doğru değildir çünkü İç Tüzük’e aykırı bir şekilde -Komisyonda da belirttik- kırk sekiz saat geçmeden, teklif akşam sekiz buçukta gelmiş, sabahleyin mevcut olan bir torba kanun tasarısına eklenmiştir. Usulen kırk sekiz saat geçmeden bu kanun teklifinin alınarak diğerleriyle birleştirilmesi İç Tüzük’e aykırıdır. Dolayısıyla şu anda görüşülmesi doğru değildir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Genel Kurul kararı var.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Eğer bunu şu anda görüştürecekseniz bu tutumunuz hakkında usul tartışması açıyorum çünkü…

BAŞKAN – Usul tartışması açacağım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aleyhte…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Lehte… Lehte…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aleyhte…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Lehte…

BAŞKAN – İki tane “lehte”, birer “aleyhte”, yazıyoruz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Benimki lehte Sayın Başkan.  Tutanaklara bakarsınız. Arkadan bağırıyorum.

BAŞKAN – Aranızda anlaşın gelin lütfen ya, ben bilemem. 

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bakın tutanaklara, bakın.

BAŞKAN – O zaman ara vereceğim, zabıtlara bakacağım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Verin, bakın efendim.

BAŞKAN – Beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 17.33
YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Söz konusu 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edilmesi yönündeki tutumum üzerinde usul tartışması açmıştım. Şimdi söz vereceğim, tutanakları getirttim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir şey istirham edeceğim.

BAŞKAN – Bir saniye, şu tutanakları da okuyayım da Sayın Vural, vereceğim.

“Başkan – Usul tartışması açacağım.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) – Aleyhte…

Hasip Kaplan (Şırnak) – Aleyhte…

Ali Rıza Öztürk (Mersin) – Lehte...

Mustafa Elitaş (Kayseri) – Lehte…”

Dolayısıyla belirlenmiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, usul tartışmasını kim açıyor?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz açıyorsunuz.

BAŞKAN – Siz söylediniz ya, talep ettiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Peki, Mehmet Günal’ınki nerede? “Usul tartışması açıyorum, lehte, aleyhte” derken…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kim istedi efendim bu usul tartışmasını?

MEHMET GÜNAL (Antalya) –  Söylüyorum “Usul tartışması açın.” diyorum. 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Zaten “Usul tartışması açılsın.” diyen kendisi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Lehte” diye söylüyorum.

BAŞKAN – Anladım, talep sizden geldi Sayın Günal.

Evet, sonra da, Sayın Elitaş’tan sonra da siz “aleyhte” dediniz; ben tutanakları okudum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) -  Hayır, usul tartışmasını açan kim?

BAŞKAN – İlk söz sizin hakkınız ona itirazım yok, doğru yani; ona göre şey yapacağız, sıralamayı da söyledim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir)- Şimdi efendim, usul tartışması açacaksınız ama şunu istirham ediyorum, sizden şu tespiti yapmanızı istirham ediyorum: Görüşmekte olduğumuz bu sıra sayısında yer alan kanun tekliflerinden biri kırk sekiz saat geçmeden gündeme alındı mı alınmadı mı? Başkanlık olarak önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna bu konuda bilgi verin.

BAŞKAN – Bu konuyla ilgili mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, evet.

BAŞKAN – Evet alınıyor, doğru.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani önce bize…

BAŞKAN – Kırk sekiz saat geçmeden alınıyor..

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman alınamaz efendim. İfade ettiğiniz gibi İç Tüzük’e göre alınması mümkün değil.

BAŞKAN – Ama daha önceki uygulamalar da var, izahını yapacağım Sayın Vural. Bu itiraz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın Sayın Başkan, istirham ediyorum: Bakın, bundan önce Danışma Kurulu kararıyla komisyonlarda kırk sekiz saat geçmeden diye birçok önergeyi biz de beraber, birlikte de imzaladık.

Şimdi, açıkça İç Tüzük’e göre, bundan önce olabilir olmayabilir ama böyle bir konu, siz muttali oldunuz, muttali olduğunuza göre İç Tüzük’e göre “alınamaz” diyor. Yani açıkça siz söylediniz, kırk sekiz saat geçmeden alınmış. Bu, İç Tüzük ihlali olduğu için o önerge, o teklif görüşülemez.

BAŞKAN – Görüşlerimi bildireyim mi daha önceki uygulamaları da anlatarak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bakın, uygulamalar… Lütfen istirham ediyorum, ben de size daha önceki uygulamalarda, lütfen o uygulamaları ifade eden Kanunlar Kararlar, komisyonda kırk sekiz saat geçmeden önce görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu kararlarını da göstersin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir usul yok!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Aksi kararlar da var geçmiş uygulamalarda.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani böyle bir şey olabilir mi efendim? Geçmişte… O zaman “Kırk sekiz saate hiçbir zaman gerek yok, istediğin zaman olabilir.” deyin. Yani Sayın Başkan açıkça… Ha bunu siz söylediniz “Kırk sekiz saat geçmeden alınmış.” Bu açıkça İç Tüzük ihlalidir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, hayır, şu anda bu işlemde, komisyonda değil o.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Komisyonu mu soruyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda diyorum tabii, şu andaki değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tamam, onu diyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, siz kürsü hâkimliği yapmış insansınız.

BAŞKAN – Komisyon bir açıklama yapsın efendim bu konuda. Komisyona bir açıklama verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şu andaki değil efendim. Yani komisyonda kırk sekiz saat geçmeden alınmış. Kaldı ki görüyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisinin önerisinde kanun teklifinin kırk sekiz saat geçmeden 3’üncü sırasına alınmasına ilişkin bir karar var ama komisyonun gündeme alınması için bir kararı yok. Komisyon yasa dışı, İç Tüzük dışı bir işlemle almış.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aynen öyle oldu.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkanım, Komisyon olarak bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Efendim, İç Tüzük açısından Komisyonda yanlış bir işlem yapılmamıştır. İç Tüzük 35’inci madde “Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilirler.” der.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – 36’yı okuyun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – 36’da da “Komisyonlara havale edilen işlerin görüşülmesine, havale tarihinden itibaren kırk sekiz saat sonra başlanabilir. Komisyona havale edilen evrak, komisyon başkanlığınca resen veya komisyon üyelerinden beşi tarafından yazıyla istenirse, bastırılarak komisyon üyelerine dağıtılır. Bu takdirde, söz konusu süre, dağıtım tarihinden itibaren başlar.” diyor. Ancak burada esas olarak alınan teklif, ilk komisyona aktarılan, Süreyya Sadi Bilgiç’in birinci imza sahibi olduğu tekliftir. Onun üzerinden gidilmiştir. Sonra arka arkaya diğer gelen teklifler de Komisyonun onayı alınarak burada birleştirme yapılmıştır. İç Tüzük madde 26’ya baktığınızda şunu söylemektedir: “Komisyon gündemine hâkimdir, üyeleri tarafından gündeme alınması teklif edilen işler hakkında karar verir.” İç Tüzük 26’nci maddeye istinaden de bu birleştirme Sayın Hasip Kaplan’ın teklifinin birleştirilmesi yapılarak diğer teklifle birlikte görüşülmüştür.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, “Komisyon gündemine hâkimdir.” demesi İç Tüzük 48’i aşma hakkı vermez. O zaman imzasız önergeleri de kabul et, gündeme ben geçiyorum de. Böyle bir şey olabilir mi?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, usul tartışmasında söz vereceğim, zaten söz talebiniz var Sayın Kaplan, vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir de istirham ediyorum…

BAŞKAN – Şimdi, tutanakları da incelediğimizde Sayın…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir konu daha var. Bunu da tutanaklara girmesi açısından söylüyorum. Sayın Başkan, havaleler var burada Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’nın imzaları olan. Sizden istirham ediyorum. Gerçekten bu imzaları, bu imzayı bir inceleyin, inceleyin.

BAŞKAN – Ne diye Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Göstereyim ben size.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ayrıca da bir usulsüzlük var. Yeni madde nereden geldi, yeni madde?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – İç Tüzük’te açık bir hüküm varken “Uygulamalar böyle.” diyemezsiniz. Siz, efendim, kürsü hâkimliği yaptınız. Açık hüküm varken teamüle bakar mısınız?

BAŞKAN – Usul tartışması… Evet, teamülden bahsettim ben zaten.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Açık hüküm var efendim.

BAŞKAN – “Daha önce uygulamalar bu şekilde.” diye teamülden bahsettim Sayın Korkmaz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ama efendim, açık hüküm var, açık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aksine uygulamalar da var. Dolayısıyla İç Tüzük’ü bu şekilde, eylemli bir şekilde değiştirmeniz mümkün değil.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yılmaz Bey, siz hukukçusunuz. Açık bir hüküm varken bakılır mı uygulamaya?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Şimdi, “Aksine bir karar olmadıkça” diyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir de burada 5-6 tane yeni madde var. Bu yeni maddeler nereden çıkmış? Komisyon raporu görüşülemez bakın. Komisyon raporunda 8-10 tane yeni madde var. Bunlar nasıl gelmiş? 35’inci maddeye aykırı. Yeni maddeyi nereden buldunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Diğer teklifleri inceleyin Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, burada yeni madde diyorsunuz. Yeni maddeyi nerede, kim teklif etti?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Var efendim orada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, efendim yok.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Gündemde teklifler var. Bakın, siz tekliflere bakın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, 35’inci maddeye göre Komisyon madde teklif edemez.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Siz tekliflere bakın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teklif yok. Burada ne demişsin? Senin raporunda ne demişsin? Yeni madde diyorsun. Yeni maddeyi nereden çıkardın?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Birleştirilen tekliflere bakın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir de yeni madde var. Bakın, Komisyon raporunda yeni madde var. Bu yeni maddeler nereden çıkmış, onu bir açıklasın.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Birleştirilen teklifler diyorum, onlara bakın.

BAŞKAN – Lehte ve aleyhte söz vereceğim.

Sayın Öztürk, lehte size söz veriyorum önce.

Buyurun Sayın Öztürk.

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nde yer alan tekliflerden birinin kırk sekiz saat geçmeden mevcut olan bir torba kanun teklifine eklenerek komisyon gündemine alınmasının ve Genel Kurulda görüşmelerinin yapılmasının İç Tüzük’e uygun olup olmadığı hakkında

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasının şekil ve şartları İç Tüzük’te belirlenmiştir. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarında öncelikle İç Tüzük’te yazılı olan kurallara uymak zorundadır. Burada açıkça hüküm olmayan durumlarda teamüllere, içtihatlara bakılır ve Başkanlık Divanı bir konuda öncelikle uygulamaların mı ya da İç Tüzük hükümlerinin mi uygulanacağı konusunda bir takdir hakkına sahip değildir. Başkanlık Divanının yapması gereken İç Tüzük hükümlerine uymaktır.

Burada tartışma konusu olan husus, görüşülmekte olan teklifin Genel Kurula AKP grup önerisiyle kırk sekiz saat geçmeden getirilip getirilmeyeceğine ilişkin değildir. Buradaki mesele, İç Tüzük’ün 36’ncı maddesinden kaynaklanan bir anlaşmazlık söz konusudur. Şöyle ki, görüşülmekte olan bir kanun komisyonda görüşülürken 19 Şubat akşamı saat 20.24’te bir teklif geliyor komisyona; komisyona gelen bu ikinci teklif hiç bekletilmeden, görüşülmekte olan teklifle birleştirilerek Genel Kurula getiriliyor. Buradaki itiraz edilen husus, bugün görüşülecek olan bu teklifin 19/2 saat 20.24’te geldikten sonra 19/2 saat 20.24; 20/2 saat 20.24; 21/2 saat 20.24, yani bugün saat 20.24’ten sonra komisyonun bunu görüşmesi mümkündür. Aksi takdirde, komisyon, elde görüşmekte olduğu bir teklifi ya da tasarıyı o anda gelen başka bir tasarıyı onunla birleştirerek Tüzük’ü dolanma yoluna gidemez. Tüzük’ün açık hükümlerinde bu konuda hiçbir düzenleme yoktur. Böylesine bir uygulama da İç Tüzük hükmünü dolanmaya yoluna yöneliktir.

Dolayısıyla, Başkanlığınızın bu yöndeki davranışının doğru olmadığını ancak komisyondan gelen işlerin kırk sekiz saat geçmeden AKP grup önerisiyle ya da komisyon ya da Hükûmetten birisinin talebiyle görüşülebileceği açıktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen, tutanaklara göre 1’inci sırada Sayın Hasip Kaplan görünüyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, usul tartışmasını açan Sayın Günal.

BAŞKAN – Biliyorum, biliyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben sözü devrediyorum çünkü usul tartışmasını açan kendisi. Önce ona verilir, sonra gerisi. Şimdi ben öndeyim diye önce konuşmam olmaz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim ama bu usulün de cılkı çıktı, her şeyin de cılkı çıktı, kusura bakmayın yani. Böyle kanun yapılmaz. Böyle bir şey olur mu ya! Bu İç Tüzük ne işe yarıyor. Daha önce attım, çiğnemiştim İçişlerini yaparken. Yine mi atayım herkesin önünde ya! Ayıp ya!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir daha… Bir daha… Bir daha…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ayıp ya! Nasıl okuyorsunuz, okuduğunuzu nasıl anlıyorsunuz!

Sayın Başkanım, 36’ncı madde ne diyor? Bakın, bekleme süresi komisyonlarda.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bir de 52’yi oku.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – “Komisyonlara havale edilen işlerin görüşülmesine, havale tarihinden itibaren kırksekiz saat sonra başlanabilir.” Bir daha okuyorum: “…kırksekiz saat sonra başlanabilir.”

Bir, Başkanlık, Sayın Başkan, Kanunlar Kararlar siz ne yapıyorsunuz? Eskiden bunun üstüne havale saatini atardınız. Nerede, bir gösterin bakalım!

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne bağırıyorsun ya! Dövmüşe dönmek…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Dövmekten beter etmem lazım tam tersine, gerekirse ağır konuşmam lazım.

Bakın, bunların hepsine tarih değil sadece, saat damgası basılırdı. Kanunlar Kararlar niye basmıyor?

Bakın, birleştirilen tekliflerden bir tanesi Sayın Çalışkan ve Sayın Yiğit’in teklifi. TBMM Başkanı, imza yok bize dağıtılanda. Demek ki dağıtmadan önce zamanında imzalatamamışsınız. İmzasız bir havale olur mu? Üstüne kaşeyi bas…

Ne zaman imzalattın ya da bana dağıtırken imzalatmamışsın. Komisyonda bize gündeme ilişkin Sayın Başkan Vekilimizin…

OKTAY VURAL (İzmir) – İmzasız…

MEHMET GÜNAL (Devamla) - İmzasız dağıtmışsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – İmzasız nasıl dağıtılıyor Sayın Başkan?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bunları siz değerlendireceksiniz, oturumu siz yönetiyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Diğer imzalatılana bakalım. Buradan gösteriyorum size.

Değerli arkadaşlar, diğerinde imza var. Sayın Bahçekapılı’nın imzasını birisi atmış yerine. Öyle görünüyor. Bakın orada kaldı bir tanesi, bir tanesi normal imza. Vereceğim, Kanunlar Kararlar baksın. Sayın Bahçekapılı’nın her yerde imzası var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Cumhurbaşkanı vekiliyken imzalamış.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ya, bu kadar olur mu alelacele getireceğiz diye bu teklifi?

Değerli arkadaşlar, düştüğünüz durumun nedeni neden? Burada herkesi baskı altına alıp bir kanun çıkarıyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanına gidiyor, henüz daha imzası kurumadan yeniden buraya kanun getiriyorsunuz, kılıfına uyduracağız derken… Akşam sekiz buçukta gelen kanunu sabah on buçukta nasıl ekleyeceksiniz?

“Usule aykırı.” dedik Sayın Başkanım. Orada Komisyon Başkanına da söyledik. Ancak artık bu parmak demokrasisi var ya. Başka bir işe yaramıyor parmaklar, indirelim, kaldıralım. “E bizim çoğunluğumuz var.”

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bu nasıl bir ifade ya? Neyimizi kaldıracağız, parmak kaldıracağız tabii.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Peki, bu İç Tüzük ne işe yarıyor? Bu İç Tüzük ne işe yarıyor? Kırk sekiz saat…

AHMET YENİ (Samsun) – 100 bin oyla geldim, 100 bin. Hakaret edemezsin.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – 100 bin oy ki bu İç Tüzük’ü kaldırmıyor! 100 bin oy kanuna uymama hakkı getirmiyor!

AHMET YENİ (Samsun) – Millete hakaret etme, millete!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ben de 178 bin oyla geldim, sen 100 binle gelmişsin.

AHMET YENİ (Samsun) – Millete hakaret etme!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Milletle alakası yok.

AHMET YENİ (Samsun) – Parmak dediğin millet, millet!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bu sizin iş bilmezliğinizle ilgili.

AHMET YENİ (Samsun) – Konuştuğunuzu kulağınız duysun.

MEHMET GÜNAL (Devamla)- İç Tüzük’e aykırı bir şekilde komisyonda alakası olmayan maddeler korsan olarak birleştirilmiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sahtekârlık…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yanlıştır. Sayın Bilgiç diyor ki: “Sayın Kaplan’ınkini birleştirdim.” O da yanlıştır. 19’unda gelen teklif birleştirilmez. Sayın Kaplan’ın söylediği eski tekliflerdi.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Eski teklifler bizde değil, Adalet Komisyonunda.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yani İnternet yasasına karşı mı geliyorsunuz?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Onun için, kusura bakmayın. Bu, İç Tüzük’e aykırıdır, bunun görüşülmemesi gerekiyor diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ya, parmak demokrasisi ne demek yahu!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Parmak demokrasisi” tabii...

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kaldıracağız tabii parmağı, oradan geldik buraya. Siz kaldırmıyor musunuz parmağınızı?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Mehmet  Bey, İnternet’e özgürlüğe “Hayır.” mı diyorsunuz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Parmak demokrasisi… İç Tüzük’e aykırı şey parmakla yapılıyor.

BAŞKAN - Lehte söz isteyen Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şunu herkes çok iyi bilsin.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Demokrasi kurallardır, parmak kalkar. Ya darbe olur ya parmak kalkar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bülent…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çok rahatsız edici bir ifade Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - 30 Mart tarihinde seçim yapılacak. Bu ülkede yaşayan 51 milyon vatandaş seçmen kütüğüne kayıtlı; gidecek, oy verecek. Onlar temsilcilerini seçecekler, temsilciler de seçildikleri yerden ellerini kaldırarak oy verecekler.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Neye göre? İç Tüzük’e göre.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Seçildikleri yerlerde…

Bakın, biz 12 Haziran seçimlerinde bu milletten yetkiyi aldık.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “İstediğini yap.” demiyor yetki.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” diyor. Bu oylamalarda, elektronik oylamalarda parmak izi verdiniz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Sahtekârlık yapın.” demiyor. “Sahte imza at.” demiyor. Sahtekârlık yapmak üzere yetki almadınız.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yetki “Buna uyacaksın.” diyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatibi bir dinleyelim, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, bizim gruba hep müdahale ediyorsunuz ama muhalefet iktidara bağırırken hiç müdahale etmiyorsunuz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ne alakası var yahu! Başkan vekili yerine sahte imza at…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yetki “Buna uyacaksın.” diyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, bu parmaklar milletin parmaklarıdır. Bu parmaklar milleti temsil etmektedir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ayşe Nur Bahçekapılı’nın yerine sahte imza atmışsınız.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O millet de size yetkiyi…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Buradaki sayı millî iradenin tecellisidir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu da milletin hukukudur. Bu tüzük de milletin İç Tüzük’üdür.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Eğer, siz, bu millete gerekli şekilde anlatabilseydiniz…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Millet size “Sahterkârlık yap.” diye oy vermedi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sahte imzayı kim attı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bu İç Tüzük’te yazıyor mu Sayın Vural bana hakaret etmek? Benim sözümü kesmek yazıyor mu? Benim sözümü kesmek İç Tüzük’te yazıyor mu? Sayın Vural, bana İç Tüzük’ü gösterirken benim sözümü kesmeyeceksiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Alıştınız tabii, alıştınız aykırı iş ve eylemler yapmaya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - İç Tüzük’ü gösterirken sözümü kesmeyeceksiniz benim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Delikanlı olun!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, siz, eğer, bu millete meramınızı anlatabilseydiniz sizin parmak sayınız 50 olmazdı.

OKTAY VURAL (İzmir) –  Bu parmaklar da milletin parmağı. Milletin hukukunu ayaklar altına alıyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Meramınızı anlatamadığınızdan dolayı size millet parmaklarını vermemiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) –  “Sahtekârlık yapın.” diye oy vermedi bu millet! Sahtekârlık yapıyorsunuz. Sahtekârlar var burada.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Buradaki kalkan her el, elektronik sisteme giren her oy milletin parmağıdır, milletin elidir. Siz, burada, milleti hor görerek milletten oyu alamazsınız.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ayşenur Bahçekapılı’nın imzasını hangi parmak attı? Hangi parmak attı, kaldır bakayım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Siz ne imzalar atıyorsunuz, sahtekârlar!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Milleti hor gördüğünüzden dolayı millet sizi hep 50 milletvekiliyle buraya gönderiyor. Eğer millî iradeye siz saygı duysaydınız, bu milletin parmaklarını siz hor görmeseydiniz millet size gerekli olarak verirdi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Senin hukuka saygın yok. Sen namus ve şeref üzerine yemin içtin!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - O İç Tüzük’ü eline alarak İç Tüzük’ü çiğneme. İç Tüzük’ü eline alarak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bak, namus ve şeref üzerine yemin ettin!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Vural, İç Tüzük’ü eline alarak İç Tüzük’ü çiğneme.

OKTAY VURAL (İzmir) – Namus ve şerefini ayaklar altına alıyorsun!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Burada usul tartışması yapıyoruz. Ne yapıyoruz? İç Tüzük diyoruz. Şu anda sen o İç Tüzük’ü sallayarak İç Tüzük’ü çiğniyorsun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sahte imzalar var, sahte imzalar!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Şubat tarihinde Meclis Başkanlığı tarafından Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmiş Sayın Süreyya Bilgiç’in kanun teklifi var.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangi parmak buna imza attı, elini kaldırsın o zaman. Kim attı bu imzayı? Bu imzayı kim attı, elini kaldırsın. O parmağı bir görelim bakalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Korsan imzalar, sahte imzalar!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Komisyonda görüşülme tarihi 19 Şubattır. İç Tüzük’ün ilgili maddesine göre kırk sekiz saat geçmeden süresi kesinlikle alakalı bir durum değildir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İmza sahtekârlığını bankalarda da burada da yapmaya devam ediyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bu parmak kimin, onu söyle. Bu milletin parmağı değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Dört gün geçtikten sonra Plan ve Bütçe Komisyonu gündemine almıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu, gündemine gelmiş, Meclis Başkanlığı tarafından havale edilmiş konuları birleştirebilir, nitekim onu da yapmıştır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Şu sahte imzayı da bir anlatın, sahte imzayı. Bu imza doğru mudur Mustafa Bey?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - İç Tüzük’e aykırı bir durum yoktur ve bugüne kadarki uygulamalardan farklı bir durum… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ayşe Nur Bahçekapılı’nın yerine sahte imza atmışlar. Sahte imza var burada, sahte!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sahte imza olur mu ya? Bilirkişi mi getireceğiz. Böyle bir şey var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Daha önce Anayasa’da da sahte imzayı atmışlardı.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gel gösterelim, bak, gel buraya bak kardeşim. Göz var, nizam var, gel bak buraya.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İmzayı atan kabul ediyorsa daha bunu adli tıbba mı gönderelim? Öyle bir şey olur mu?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Umredeyken imza atıp “Buradayım.” diyen… aynı imzalar. O adam kabul edince burada mı oldu geçen dönem?

BAŞKAN - Aleyhte söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili.

Sayın Aslanoğlu, buyurun, aleyhte sözünüz var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burası yüce bir Meclis yani burada sahtekârlık yapılıyorsa hiçbir şeyi konuşmayalım. Sayın Başkan, önce şunu açıklığa kavuşturun: Bu imzalar Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’nın mı?

AHMET YENİ (Samsun) – Ya, konuyu değiştirmeyin şimdi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sahtekârlığınızı yüzünüze vuruyor, daha ne olacak be!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir dakika ya. “Sahte bir şey var.” diye iddia ediyor Milliyetçi Hareket Partisi Grubu, “Burada sahtekârlık var.” diyor. Ya, arkadaşlar, iddia ediyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Onlar çıksın konuşsun. Sana ne?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, ben, Kanunlar ve Kararlar…

AHMET YENİ (Samsun) – Mevlüt Bey, onlar konuşsun, onların avukatı olma.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sen hakikatin avukatı ol, hukukun avukatı ol.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Avukat değil kardeşim, bir yerde sahtekârlık varsa, o sahtekârlığın üzerine gitmek benim de görevim.

AHMET YENİ (Samsun) – Siz kendi adınıza konuşurdunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, önce bunu açıklığa kavuşturun: Bu tarihler arasında Sayın Bahçekapılı burada mı? Bildiğim kadarıyla yurt dışında, bildiğim kadarıyla yurt dışında.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ne ayıp ya, ne ayıp ya.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sahtekârlık artık tavan yapmış, tavan. Kutular, kasalar, imzalar sonra da.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, Kanun Kararlar… Bunu bize net bir şekilde, bunu aydınlığa kavuşturmadan hiçbir şey konuşturamazsınız Sayın Başkan burada.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sahtekârlık tavan yapmış, tavan. İmzaya kadar gitmiş sahtekârlık. Yazıklar olsun!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Eğer bir yerde bir sahte imza varsa, sahtekârlık yapılmışsa bu yüce Meclisin, hakikaten her şeyine yazık.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Her şeyleri sahte, yüzleri de sahte, imzaları da sahte.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Onun için burada ne konuşayım ben. Sahtekârlık var mı, yok mu? Bunun izahını istiyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hadi bakalım arkadaşlar, izah edin bakalım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, beş dakika ara veriyorum, sayın grup başkan vekillerini davet ediyorum, buyurun.

 

 

Kapanma Saati: 18.06
SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan ile 3 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/2006, 2/2007, 2/2008, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nde yer alan tekliflerden birinin kırk sekiz saat geçmeden mevcut olan bir torba kanun teklifine eklenerek komisyon gündemine alınmasının ve Genel Kurulda görüşmelerinin yapılmasının İç Tüzük’e uygun olup olmadığı hakkında  (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biraz önce yapılan usul tartışması neticesinde, 561 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun görüşmelerine devam edilmesi yönündeki tutumumda herhangi bir değişiklik olmamıştır. Ancak, Başkanlığımızca komisyonlara havalesi tekemmül etmemiş olduğundan, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve arkadaşlarının sıra sayısında yer alan kanun teklifi sıra sayısından çıkartılmıştır. Sıra sayısı yeniden bastırılarak tutanaklara bu şekilde geçecektir.

Ayrıca, Sayın Kamer Genç’in, teklifin komisyona iade edilmesine ilişkin bir önergesi gelmiştir. Bildiğiniz üzere, İç Tüzük’ün 88’inci maddesine göre, bir tasarı ve teklifin tümünün veya bazı maddelerinin komisyona geri verilebilinmesi esas komisyon ve hükûmetin isteyebileceği şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, önergenizi işleme alamıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Benim önergem, bakın, buradaki önergem, komisyon raporu usulüne aykırıdır. Bakın, o öteki uygulamaya koymadığınız şeyler Anayasa’ya aykırı olduğu için komisyona… Burada komisyon raporunu müzakere ediyoruz, lütfen, önergemi okuyun ve işlem yapın. Çünkü biz diyoruz ki: Komisyon raporu usulüne uygun değil. Bizim burada müzakere ettiğimiz komisyon raporu…

BAŞKAN – Neden usulüne uygun değil Sayın Genç? Bunları konuştuk.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bakın, bir defa başkan vekili…

BAŞKAN – Usul tartışması yaptık. Evet…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, efendim, usul tartışmasını yapmadın. Burada 6-7 tane yeni madde diyor, komisyon metni burada. Bu yeni madde nereden gelmiş?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Açıklama yapabilirim Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, ayrıca, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre, komisyon madde teklif edemez. Onun için, ayrıca da Meclis başkan vekilinin bir tanesiyle ilgili imzası olmadığı hâlde girmiş. Şimdi raporu hükümsüz saymanız lazım.

BAŞKAN – Sayın Genç, önce Komisyon açıklama yapsın. Sayın Başkan Vekiliyle telefonla…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, evvela önergemi işleme koyun.

BAŞKAN – Sayın Başkan Vekiliyle telefonla görüşüldü, imzanın kendisine ait olduğunu söyledi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama, bir isim olmadığı anlaşıldı.

BAŞKAN – …sayın grup başkan vekillerinin huzurunda telefonla.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, evet, Ayşe Nur Hanım imzanın kendisine ait olduğunu söylemiştir. O bakımdan, bunun da zabıtlara girmesini…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama, şimdi, burada Sayın Başkan, komisyon raporu…

BAŞKAN – Bir saniye, Sayın Komisyona bir…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim. Komisyon raporunda usulsüzlük olan kısmı geri çekip de komisyon raporunu usullü hâle getiremezsiniz. Komisyon raporu bir bütündür, eğer o komisyon raporunda nazara alınan bir teklif usulsüzse o komisyon raporunun tümüyle hükümsüz sayılması lazım ve komisyonun raporu geri alıp yeniden düzenlemesi lazım ama siz hukuku dinlemiyorsanız başka. Benim önergemi işleme koymak zorundasın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, bu teklif bize gönderilmiştir, aynı zamanda SGB’de yani İnternet, elektronik ortamda da Komisyonumuza gelmiştir ve bu şekilde aldık ama şu an bir imza eksiğinden dolayı onu siz geri çekiyorsunuz. Ancak, burada Sayın Kamer Genç’in iddia ettiği “yeni madde” olarak ifade etmiş olduğu şeyler Komisyonumuzun gündemine alınan ve birleştirilen beş tekliften alınmıştır ve birinci teklife -Süreyya Sadi Bilgiç’in- benim olan teklife önergeyle konulmuştur. Burada usulsüz herhangi bir işlem yoktur, bunların hepsi teklifle Plan Bütçe Komisyonunun gündemine gelmiş maddelerdir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, önergesi hakkında konuşsun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Şimdi, Sayın Başkanım, tabii, burada, İç Tüzük’te kanun koyucu ya da bu İç Tüzük’ü yazıcının… Bu İç Tüzük’te çok böyle, birbirleriyle çelişen maddeler var. 87’yle 88’de de esasen böyle bir durum var.

Şimdi bakınız, 87, görüşülmekte olan kanun tasarı veya teklifinin bir maddesinin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi, bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında, milletvekilleri, esas komisyon ve hükûmete önerge verme hakkı vermiş. 88’de ise sadece “Esas komisyon veya hükûmet, tasarı veya teklifin tümünü ya da bir maddesini geri çekebilir.” demiş.

Şimdi, bu doğru, buna bir itirazım yok ama Sayın Başkan, 87 de doğru. Yani burada maalesef yazılım hatası mı dersiniz, redaksiyon mu ama bir şey var, milletvekiline verilmiş bir talep hakkı var. Sayın Genç’e, bence, önerge talebini işleme alıp beş dakika söz vermeniz ve sonra oylamanız lazım. Bence yapılması gereken budur Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Altay, 87’nci madde ile 88’inci maddeyi bir bütün hâlinde değerlendirmek gerekiyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, öyle değil Sayın Başkan. Ya, biz bunun uygulamasını yaptık.

BAŞKAN – Sayın Genç, bir saniye. Söz verebilirim beş dakika, konuşabilirsiniz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Verin ama. Yani niye yanlış yapıyorsunuz?

BAŞKAN - Bir saniye… Ama işin doğrusunu söylemek gerekir başta.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Lütfen bir oturun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, 87’nci maddede milletvekiline tanınan haklar, 88’de komisyon ve hükûmete tanınan haklar var.

BAŞKAN – Hayır, hayır Sayın Genç, bir bütün hâlinde değerlendirmek gerekir ve…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, bütün olmaz efendim. Bütün olur mu Sayın Başkan?

BAŞKAN – …87’de “Kanunlarda veya İç Tüzük’te aksine bir hüküm yoksa.” diyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, aksine, tamam…

BAŞKAN – E, 88, aksini düzenliyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama yani 87’deki, bakın…

BAŞKAN – “Esas komisyon veya Hükûmet, tasarı veya teklifin tümünün…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet.

BAŞKAN – “…belli bir veya birkaç maddesinin, komisyona geri verilmesini, bir defaya mahsus olmak üzere isteyebilir.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu hükûmetle komisyona verilmiş bir yetki.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir dakika Kamer Bey.

Ama “Milletvekili veremez.” de demiyor. Dolayısıyla, 88, 87’de milletvekiline verilmiş bir hakkı kaldıran bir hüküm değil, aksi bir hüküm değil Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin birinci fıkrasına göre “Kanun tasarısı veya teklifinde bir maddenin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bir milletvekili istiyor. Geneli üzerinde görüşmelere başlarken o…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, komisyon raporunu diyorum. Sayın Başkan, komisyon raporu usulsüz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, geneli üzerinde başlarken bu konuyu, önergeyi dikkate alabilirsiniz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Tümünün reddini istiyoruz Mustafa Bey, tümünün.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Raporun iadesini istiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başlarken…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başladık zaten.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başlamadık ya. “Başladık.” desin Başkan. Başlamadık daha.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim, başladık, çağırdı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başlamadı daha.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Her zaman olan bir şey de değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Çağırdı, konuşmacıyı çağırdı.

BAŞKAN – Sayın Altay, daha önce 87’nci madde ve 88’inci maddeyle ilgili…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Oldu bir tartışma, biliyorum.

BAŞKAN – …önergeler verildi, itirazlar geldi, uygulama şimdiye kadar hiçbir önergenin gündeme alınmadığı şeklinde.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama öyle değil Sayın Başkan, burada komisyon raporu önemli.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Alınmayabilir Başkanım, alınmayabilir ama milletvekiline 87’yle verilmiş bir hak var. 88’de de ayrıca esas komisyona ve hükûmete verilmiş bir hak var. Şimdi, evet, bir şekilde yeni İç Tüzük Komisyonu anlaşabilirse, Sayın Elitaş problem çıkarmaktan vazgeçer de kurulmuş olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Tüzük Komisyonu anlaşabilirse bunları düzeltmek mümkün ama şu anda bana göre, benim yorumuma göre, Sayın Genç’in metnin komisyona iadesiyle ilgili önergesine göre sizin 87’ye göre söz verme tasarrufunuz var. Tasarrufunuz var, kullanırsınız kullanmazsınız. Benim anlayışım budur.

Teşekkür ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ü hepimiz yorumlayabiliriz ama esas yorum Başkanlık Divanınındır.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Evet, tamam, biz de onu söyledik, ne dedik?

BAŞKAN – Evet, daha önceki yorumlarımızda 88’inci madde karşısında…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, 88’le ilgisi yok. Bakın, komisyon raporu hatalı. Komisyon raporu hatalı, hatalı.

BAŞKAN – …önergenin işleme konulmayacağını çok net belirttikten sonra Sayın Genç’e üç dakika süre veriyorum.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, önergeyi okuyun, önergeyi okuyun.

BAŞKAN – Konulmayacak efendim, hayır. 88’inci madde çok net bir şekilde belirlemiş.

Sayın Genç, buyurun.

Daha önce de bu şekilde uyguladık, yine talep ettiniz verilmedi efendim.

Buyurun.

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin komisyona iade edilmesine ilişkin önergesinin işleme alınmamasının İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin bir açıklaması

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet, şimdi, arkadaşlar, bakın, İç Tüzük hükmü çok açık, 87’nci madde de milletvekillerinin verdiği önergelerle ilgili. Burada tabii ki hükûmet ve komisyon da var ama 88’inci maddede hükûmet ve komisyon, Genel Kurulda bir kanun tasarısı veya teklifi müzakere edilirken olabilir ki bazı yerlerde hata yapılmıştır, onları geri çekebilir. 88’inci maddede 87’de milletvekiline verilen yetki kaldırılmamıştır. O zaman 87’de “Milletvekilleri, tasarının bir maddesinin ve tümünün komisyona iadesini isteyen önerge verebilir.” Bunun o zaman anlamı ne bunu uygulamıyorsanız? Böyle bir şey olmaz.

Ayrıca da şimdi burada Meclis Başkanı yanlış yapıyor. “Komisyon raporu hatalı.” diyoruz. Komisyon raporu usulüne göre düzenlenmemiş. Komisyon raporunda işleme konulmaması gereken bir kanun teklifi işleme konulmuş ve buna dayalı olarak da komisyon raporu düzenlemiş. Dolayısıyla, bu komisyon raporu görüşülemez.

Ben önergemde diyorum ki komisyon raporu usulüne uygun değildir. Bunu Plan ve Bütçe Komisyonuna iade edelim, Plan ve Bütçe Komisyonu, usulüne uygun bir rapor düzenlesin. Arkadaşlar, yani hukuku bilen bir kişinin davranış biçimi bu olur. E, komisyon usulüne göre bir rapor düzenlememiş. O komisyonun usulüne göre düzenlemediği bir raporun bir kısmını geçerli, bir kısmını geçersiz sayıyorsunuz. Bu olmaz; bu, Parlamentonun saygınlığına gölge düşürür.

Madde 87’de milletvekiline diyor ki: “Tümünün komisyona iadesini isteyen önerge verebilir.” Peki, siz bunu hangi maddeye göre, neye göre şey ediyorsunuz? Her İç Tüzük maddesi ayrı bir maddedir. Yani, 88’inci madde komisyon ve hükûmete o yetkiyi vermiş, 87’nci madde de milletvekiline vermiş. Yani, burada parmak çoğunluğuna dayanarak, arkadaşlar, çok yolsuzluklar yapılıyor. Hele Meclis Başkanlığı kürsüsünde oturan arkadaşların da okuma yazması olmayınca, hep yanındaki Divan üyelerine, memurlara bunları sorunca hep böyle yanlış uygulamalar oluyor. Ben o kürsüde oturduğum zaman orada memurlara sorarak işlem yapmıyordum. Evvela, orada oturan insanlarda sağlam bir hukuk mantığı olacak, sağlam bir hukuk bilgisi olacak.

Açık hüküm ya, diyor ki: “Milletvekili, tasarının tümünün komisyona iadesini isteyen önerge verir.” Açık, bunda başka bir şey var mı? Yok. E, şimdi bu nereden çıkıyor yani “Ben bunu uygulamıyorum” demek? Ya, sen niye uygulamıyorsun kardeşim? Senin yetkin yok ki burada. Çok açık ve net bir hüküm. Ondan sonra siz o kürsülerde milletvekillerinin bütün haklarını gasp ede ede ede milletvekillerinin konuşma haklarını ortadan kaldırdınız. Böyle bir şey olmaz ya! Bu kadar da keyfîlik olmaz, bu kadar usulsüzlük olmaz, bu kadar hukuksuzluk da olmaz ya! Ya, ben gerçekten utanıyorum bunları söylemekten. Yani, okuma yazması olan herkes o maddeyi öyle anlar ama “Ben öyle anlamıyorum.” demek için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) –…muhalefet partisi milletvekillerine sınırlama getiriyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

Bu konudaki daha önceki uygulamalarımız ortada. 87’nci maddede kanunlarda ve İç Tüzük’te “aksine bir hüküm yoksa” diye başlıyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, 88’le ne ilgisi var, 87 ya, 87’yi oku ya. Allah Allah!

BAŞKAN – 88’inci maddeyle bütünleşiyor. Dolayısıyla, önergenizi işleme alamıyorum.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ve Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek ile 80 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit ve Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan ile 3 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Muş Milletvekili Faruk Işık ile 34 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/2006, 2/2007, 2/2008, 2/2009, 2/2010) (S. Sayısı: 561) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Rahmi Aşkın Türeli, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, yine bir tartışmayla, usul tartışmasıyla başladık. Aslında, bizim Plan ve Bütçenin çalışma takvimi, oraya gelen yasaların arka arkaya, birbirini izleyen biçimde gelmesi, birçok usul bizi ciddi anlamda bu usul tartışmalarını açmaya zorluyor. Şimdi, tabii, tek başına usul değil, bu esas önemli elbette ama usul de esasın yanındadır, birleşiktir. Yani, usul olmadan esas olmaz. Usul de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanun yapma yöntemlerini, tekniklerini belirleyen ve buna dayalı olarak da nasıl nitelikli kanun çıkartılabileceğini çözümlemeye çalışan bir yaklaşımdır.

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen bir kanun Genel Kurulda görüşülürken yeni bir kanunun Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmesi artık en sık karşılaştığımız olgulardan biridir. Böyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Yani, şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonu anayasal bir komisyon, 40 üyesi var ama bunun 25 üyesi iktidar partisine verilmiş. E, ona baktığınız zaman, muhalefet partilerinin buradaki sayısı fazla değil. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim 9 üyemiz var. E bu 9 üye, onların bir kısmının da olamadığını, değişik nedenle mazeretli olduğunu düşündüğümüzde, biz ne yapacağız? Yani, burada, Genel Kurulda, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen yasayla ilgili burada mı bulunacağız, burada muhalefet mi yapacağız, konuşacağız, söz isteyeceğiz, maddeler üzerinde konuşacağız, önergeler üzerinde konuşacağız ya da aşağıda Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen tasarı ya da teklif üzerinde mi konuşacağız? Bir kere bu hiçbir şekilde tasvip ettiğimiz bir usul değil ama artık vakayı adiyeden oldu.

Yine, başka bir husus, bakın, artık neredeyse Plan ve Bütçe Komisyonuna “torba kanun” diye adlandırdığımız bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun teklifi ve tasarıları dışında kanun gelmez oldu. Torba kanun elbette belli bir ihtiyaç olduğu zaman, birbirinden çok özel durumlarda, birbiriyle ilişkili olmasa da belli bir bütünlük içinde, birkaç kanun bir arada gelebilir ama öyle olmuyor değerli arkadaşlar.

Bakın, en son görüştüğümüz, şu anda burada üzerinde görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle ilgili söyleyeyim: Önce 12 madde olarak gelmiş, bir milletvekillimizin ve arkadaşlarının imzasıyla –Süreyya Sadi Bilgiç- arkadan, gene başka bir milletvekilimiz -AKP milletvekili- 16 maddelik bir kanun teklifi vermiş; 12 maddesi aynı arkadaşlar, aynı, kanun metnindeki maddeler de aynı, gerekçe de aynı, yazı karakteri de aynı, her şey birbirinin aynı, yalnızca 4 tane madde eklenmiş. Ondan sonra, başka bir milletvekili arkadaşımızın -AKP milletvekili- kanun teklifi gelmiş, 20 madde; burada da 16 madde aynı, kanun metni aynı, gerekçeler aynı, yazı karakteri aynı, satır boşlukları aynı. E böyle bir şey olabilir mi? Yani, herhâlde bir kanun teklifi üretme yeri var, bir merkez kurulmuş, herhâlde orada, merkezden geliyor, bu şekilde, tıkır tıkır, üzerine bir biçimde… Çünkü, normalde bir kanunu görüşürken, İç Tüzük’e göre, bunların birbiriyle ilişkili olması gerekir. O zaman ne oluyor? “Ben zaten görüşülen kanunla ilgili bir kısım maddeleri vereyim; ondan sonra, onun üzerine 3 tane, 4 tane, 5 tane madde ekleyeyim…” Ve ondan sonra geldi, 20’ye çıkmıştı, şimdi de 26 madde oldu arkadaşlar.

Bakın, 26 maddenin yürürlük ve yürütme maddesini çıkartayım, 24 madde. Kaç farklı kanun var biliyor musunuz? 14 arkadaşlar. 24 maddede 14 farklı kanunda değişiklik yapıyor bu torba kanunda. Bakın, bu torbayı biz bulduk. Bu torba, aslında dünyanın hiçbir parlamentosunda olan bir uygulama değil, adı da “torba” değil bunun ama “torba” diyoruz. Torba tabii bazen yetmiyor, işte, çuval, bunun üzerine değişik isimler buluyoruz.

Böyle bir çalışma sistemi olmaz. Pratiklik her şey değildir arkadaşlar. Meclisin yaptığı işi ciddi biçimde yapmasına ihtiyaç var. Plan ve Bütçe Komisyonuna -yükü ağırdır ama- birçok kanun tasarısı, teklifi gelebilir, itirazımız yok. Bizim görevimiz burada, ülkenin var olan sorunlarının çözülmesi, bunlara ilişkin kanunların çıkartılmasıdır ama konu sadece nicelik sorunu değildir beyler, bayanlar; konu, aynı zamanda, nitelik sorunudur. Nitelikli kanunları çıkarmak zorundayız, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren kanunları çıkarmak zorundayız. Bugün çıkartıp aradan bir ay geçmeden yeniden değiştirdiğimiz, aradan bir ay geçmeden yeniden değiştirdiğimiz kanun yapma tekniğinin Türkiye Büyük Millet Meclisine hiçbir yararı yoktur, aynı zamanda da Türkiye Büyük Millet Meclisini itibarsızlaştıran bir uygulamadır.

Yine, yakındığımız, en çok eleştirdiğimiz başka bir husus, önümüze gelen bu torba kanunların teklif olarak gelmesi, tasarı olarak gelmemesi. Ama biz biliyoruz ki -orada konuştuğumuz zaman arkadaşlarımızla- bürokrasinin hazırladığı, belli bir ihtiyaç olduğu… İlgili bürokratların hazırladığına ilişkin görüş alıyoruz onlardan, öyle söylüyorlar bize. O zaman niye tasarı olarak gelmiyor?

Bakın, tasarı olarak gelmesinin avantajları var: Tasarı olarak gelmesi demek, o konuların bürokraside ayrıntılı bir biçimde tartışılması demek, farklı kurumlardan görüş alınması demek, düzenleyici etki analizleri yapılabilme imkânı demek. Ne demek düzenleyici etki analizi? 5018 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde var, bir kanun geldiği zaman, o kanunun devlet bütçesine ekonomik anlamda ne getirip ne götürdüğünün bilinmesi demektir. Yani giderleri arttırıyorsa nasıl arttırıyor, ne anlamda; gelirleri mi azaltıyor, borçlanmada bir değişiklik mi yapacak bunları görmeye ihtiyacımız var değerli milletvekilleri. Ve bunları yalnızca kısa dönemde değil, uzun dönemde görmeye ihtiyacımız var. Yani bugün, biraz sonra geleceğim, kamu-özel iş birliği modelinde bunun örneklerini vereceğim…

Bakın, Maliye literatürünün bir kavramı vardır “Kuşaklar arası bütçeleme” diye. Bu, şu demektir: Bugün verdiğiniz bir kararın gelecek kuşaklara ne getirip ne götüreceğini bilme ihtiyacımız var. Bugün verdiğiniz yanlış kararlar, koşullu yükümlülükler, gelecekte bu ülkede bütçe açıklarını arttıracaksa, kamu açıklarını arttıracaksa, borçlanmayı arttıracaksa, bu, gelecek kuşakların daha yüksek bir vergi yükü altında yaşaması demektir. Bunların hepsini düşünerek, bilerek, hesaplayarak kanun yapmaya ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki, ısrarla söylememize rağmen, teklif olarak önümüze gelmeye devam ediyor.

Yine, başka bir husus, bu torba yasaların burada, Genel Kurulda temel kanun olarak görüşülmesi. Arkadaşlar, lütfen elinizi vicdanınıza koyun, torba yasa -biraz önce söyledim- 26 madde; 2’sini çıkardım, yürürlük, yürütme, 24 madde; 14 ayrı kanunda değişiklik var. Biz burada bunu temel kanun olarak nasıl görüşüyoruz? Şimdi ben tümü üzerinde konuşuyorum, hangisinden bahsedeyim? Şimdi, birinci bölüm, ikinci bölüm olacak; birinci bölümdekilerin, arkadaşlar, hangisinden bahsedecek?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayakkabı kutusundan bahset Sayın Vekilim, ayakkabı kutusundan bahset.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – Evet, bahsedeceğiz.

İkinci bölüme geliyoruz, ikinci bölümde de gene aynı şeyler söz konusu. Yani böyle bir sistem yok arkadaşlar. “Temel kanun” demek, bakın, İç Tüzük’ün 91’inci maddesinde diyor ki: “Düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün ve maddeler arasındaki bağlantıların korunması zorunluluğunun bulunması…” Yani birbiriyle ilişkili olacak. Birbiriyle ilişkili olmayan konuları getirip buraya temel kanun olarak görüşemezsiniz. Görüşmemeniz gerekir çünkü maddeler üzerinde gerekli tartışmanın yapılmadan bu sürecin işlemesi söz konusu.

Bakın, artık hemen hemen her çıktığımızda buraya bunları konuşmak zorunda kalıyoruz. Başka şeyleri konuşmamız gerekirken, hep bu usul tartışmaları üzerinden gidiyoruz. Biraz önce de gene bir usul tartışması oldu, Komisyonda kırk sekiz saat kuralına uyulmaması ortaya… Gerçekten de kırk sekiz saat kuralına uyulmadı. Yani bunları neden usulüne uygun yapmadığınızı anlamış değilim. Yani bu kurallara uyalım, Meclisin çalışmasının bir yöntemi olsun, bir metodu olsun. Yani etkinliği, verimliliği böyle sağlayabiliriz yani boşu boşuna birçok milletvekilini almanın, buraya getirmenin, komisyonda ve Genel Kurulda onları çalıştırmanın bir anlamı yok. Daha verimli bir çalışmanın kurulmasına ihtiyaç var. Bugünkü mevcut çalışma sistemi Türkiye Büyük Millet Meclisine itibar getiren değil, itibarsızlaştıran bir çalışma yöntemidir.

Şimdi birkaç konuyu, önemli bulduğum birkaç konuyu burada vurgulamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunların birisi kamu-özel ortaklık modelidir. Geçmişte yap-işlet ve yap-işlet-devret diye başlayan, sonra sağlık alanının da dâhil edildiği ve yap-kirala-devret modelinin de kapsandığı bir model var ortada, kamu-özel ortaklık modeli. Konuştuğumuz zaman, sayın bakanlar konuyla ilgili olarak hep şöyle söylüyorlar, diyorlar ki: “Bu, bir zorunluluk. Kamunun, özel sektörün de ülkenin gelişmesine elbette katkıda bulunması gerekir…” Buna ilişkin şeyler söylüyorlar. Şimdi bakın, ben size iki tane rakam vereyim, olayın ne olduğu çıksın: Kamu sabit sermaye yatırımları içinde sağlık yatırımlarının payı 2002 yılında -AKP iktidara gelmeden bir önceki yılı koyuyorum-  yüzde 5,1’miş değerli arkadaşlar. 2013 yılında kaç? Gene yüzde 5,1 yani kamu sağlık yatırımlarında hiçbir artış yok. Yani, toplamına 100 dediğinizde kamunun yatırımlarının içinde sağlık yatırımlarının payı ancak yüzde 5, yani yirmide 1. Peki, kamu sağlık yatırımlarının millî gelir yani gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payına bakıyoruz, 2002 yılında binde 3’müş, 2013 yılında binde 2’ye gerilemiş, binde 2 arkadaşlar, binde 2, el insaf! Bu mudur kamunun kaynağının olması? Kamunun sağlık yatırımlarına ayırdığı pay binde 2’dir. Biz de hep bunu söylüyoruz, diyoruz ki arkadaşlar: Bunları kamu-özel ortaklık modeliyle yapmayın,  bunları kamu yatırım programına alın, kamu yapsın. Neden? Bu modelin tabii şöyle bir kolaylığı var: Şu anda cebinizden para çıkmıyor. Gidiyorsunuz, ihale ediyorsunuz, dışarıdan geliyor bir yüklenici, alıyor bunu -sağlık için konuşuyorum özellikle burada- ama ondan sonra ne oluyor biliyor musunuz? Otuz yıla kadar ona kira ödüyor devlet, otuz yıla kadar kira ödüyor. O kira bedelleri artırılıyor. Ayrıca, bunlara hazine garantileri veriliyor çünkü, tabii, şahıs bunu alıyor, sağlık alanı. Sağlık alanına ilişkin finansman ihtiyacı olduğunda dışarıdan borçlandı. Dışarıdan belki ithal edecek sağlıkla ilgili makineler, MR cihazları, başka cihazlar. Dışarıdan borçlanıyor, hazine buna garanti veriyor değerli arkadaşlar. Yarın öbür gün bir biçimde sözleşmede problem çıktığında bütün bu yük kamunun üzerinde kalıyor. Buna “koşullu yükümlülük” diyorlar, şu anda gözükmüyor ama gelecekte bu ortaya çıktığı zaman bütün kamu kesimi dengelerinin hepsinin bir anda yerle bir olması anlamına gelecek.

Şimdi, bakın, sağlıkta kamu-özel iş birliği modeli yap-kirala modelinde… Bu kanun teklifi getirilen en büyük özellik, en büyük farklılık şu arkadaşlar; yeni getirilen bir özellik, daha önce hiçbirinde yoktu bu, yap-işlette de yoktu, yap-işlet-devrette de yoktu, yap-kiralada da yoktu: Sözleşmelerde değişiklik yapma yetkisi getiriliyor. Tekrarlıyorum daha iyi duyulsun diye: Sözleşmelerde değişiklik yapma yetkisi getiriliyor. Sözleşme yapılmış, bitmiş, geriye giderek sözleşmeleri değiştirebiliyorsunuz. Böyle bir şey, bir kere, ihale hukukunun en temel ilkeleri olan rekabete, bir işin uygun koşullarla, uygun şartlarla sağlanmasına, kişilere, piyasa aktörleri karşısında onlara eşit muamele edilmesine, tarafsız kalma ilkelerine temelden aykırıdır.

Bakın, ne diyor kanun teklifi: “Mücbir sebepler, olağanüstü hâller veya sözleşme ve eklerinin uygulanmasını etkileyen bir durumun ortaya çıkması veya sözleşme ve eklerindeki hükümlerin ihtilaf içermesi hâllerinde sözleşme ve eklerinde değişiklik yapılabilmesi mümkün hâle gelmiştir.” Bu ne demek arkadaşlar? Mevzuatımız, ülkemizdeki genel mevzuat zaten mücbir sebepleri ve olağanüstü hâlleri sayıyor. Olağanüstü hâller bazı kanunlarda “beklenmeyen hâller, beklenmeyen durumlar” diye yer alıyor. Ama “Sözleşme ve eklerinin uygulanmasını etkileyen bir durumun ortaya çıkması.” Ne demek bu durum, nasıl bir durum? Kanunda tanımlanmayan bir şey olabilir mi? Veya “Sözleşme ve eklerindeki hükümlerin ihtilaf içermesi hâlinde.” Bu hâller açık hâller değil. Bu şekilde bunları kanuna koyamazsınız, kanuna bu şekilde hüküm koyamazsınız. Bunların ne olduğu belirlenmeyen bir madde, kanuna konulmaz. Kanunlarda genellikle soyutluk ilkesi olur. Bunlar daha ikincil mevzuatta düzenlenmesi gereken ve esas itibarıyla sözleşme ve eklerinde düzenlenmesi gereken hususlardır. Nitekim, eğer sağlıkta yapılmış olan bu “yap-kirala-devret”le ilgili projelere bakarsanız bunu görürsünüz. Bütün sözleşmelerin hepsinde aslında, ne olduğu, yani böyle bir durum ortaya çıktığı zaman ne yapılacağı bellidir. Yani sözleşmede yer alan, zaten yer alması gereken bir hususu -tarafların arasında anlaşması durumunda ne zamanlar sözleşme feshedilir, ne zamanlar tadilat yapılır- siz alıyorsunuz şimdi, kanuna getirip kanuna taşıyorsunuz. Böyle bir şey kabul edilebilir değildir.

Diğer taraftan, birinci cümlede -23’üncü maddeden bahsediyorum, kanun teklifinin- “Sözleşme bedelini değiştirmemek kaydıyla” diyorsunuz ama ikinci cümlede… Yani birinci ve ikinci cümleler arasında ciddi bir çelişki var. Orada ise aslında sözleşmenin bedelini değiştiriyorsunuz. İlk paragrafın ilk iki cümlesi arasında ciddi bir sorun söz konusudur.

Gene aynı şekilde, YPK kararlarında da problem vardır. Bakın, Türkiye’de kamu-özel ortaklık modeline ilişkin yapım işlerinde YPK’nın kararları aranır ama YPK’nın verdiği bir ön izindir, ön karardır. Ön fizibilite raporu, bir de ön proje, ön fizibilite gibi raporu ve projeyle ilgili dokümanlar YPK’ya sunulur, YPK bunları görüşür, izin verir, ondan sonra ihale süreci başlar. Fizibilite raporu hazırlanır, diğer, işte, şartnameler varsa onlar hazırlanır ve diğer bütün ihaleyle ilgili… İhale yapılır ve sözleşmeye, imzalanmasına kadar giden süreç başlar. Ama burada öyle değil. Şimdi, siz ne getiriyorsunuz bununla? YPK’ya -diyelim ki ihale yapıldı, bitme aşamasında ya da sözleşme imzalanmış- geriye dönerek diyorsunuz ki: “Şartlarda bir değişiklik oldu, biz bunu yeniden alacağız, yeniden gündeme getireceğiz.”  Tekrar geriye doğru götürüp yeniden YPK onayına sunuyorsunuz. YPK bunu onaylayamaz çünkü bunu yaparken, kanun teklifindeki maddede bunu sözleşmeyi tadil etmek için kullanıyorsunuz ama bunu kullanamazsınız değerli arkadaşlar, bunu kullanamazsınız, bunu yapamazsınız. Çünkü hukukun, idare hukukunun en temel ilkelerinden biri “usulde paralellik” ilkesidir. YPK’nın imzalamadığı sözleşmeleri YPK’nın değiştirme, tadil etme ya da tadil edilmesine imkân sağlayacak bir biçimde karar verme yetkisi yoktur. Bu, hukukun en temel ilkelerine aykırıdır. Ya o zaman hepsini YPK’yla görüştüreceksiniz ya da bunu YPK’ya götürmeyeceksiniz. Tabii, zaten burada esas sıkıntılı olan kısım bunların değişmemesinin sağlanması.

Gene başka bir husus: Değerli milletvekilleri, sözleşmelerde değişiklik yapma yetkisi sadece ihale süreci ve sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen süreyi kapsamıyor, bütün kira süresini de kapsıyor. Eğer maddeyi dikkatli okursanız göreceksiniz ki, hayretle göreceksiniz ki, otuz yıllık bir süreç olacak kira süresi boyunca, bu maddeye göre istediğiniz anda sözleşmeyi değiştirebilirsiniz. Ve kaç defa yapacağınız da sınırlanmamış; 1 kere, 2 kere, 5 kere, 10 kere, 20 kere, 100 kere değiştirebilirsiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Yapılmış, bitmiş, iş bitmiş. İhaleye çağırmışsınız. İhalenin temel unsurlarında bir değişiklik yapamazsınız. Bunun adı “ihaleye fesat karıştırmak”tır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen öyle.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – Böyle bir şey hiçbir şekilde kabul edilebilir değil. Zaten biz kamu-özel ortaklık modelinin ciddi anlamda devlete yükler getirdiğini söylüyoruz, hem bugün hem de gelecekte yükler getireceğini. Şimdi, bir de sözleşmeyi değiştirme yetkisi tanıdığınız zaman önümüze çıkacak olan portreyi, mali portreyi ben açıkçası tahmin bile edemiyorum. Yani bu sözleşmeleri kim değiştirecek, idare mi değiştirecek? Hayır, tabii ki yüklenici şahıs, müteahhit değiştirecek, müteahhidin isteği üzerine olacak. E, o zaman siz, bunu, baştan hepsini planlayacaksınız, hepsini en ince ayrıntısına kadar gözden geçireceksiniz.

Gene 24’üncü maddede üst hakkı tanınıyor. Üst hakkı demek, tesislerle ilgili ya da ticari hizmet alanlarıyla ilgili, hazineye ait bir yerin o yüklenici firmaya, ihaleye bedelsiz olarak verilmesi demektir. İhalede varsa problem yok. Çünkü ihale şartnameleri konuşulduğu zaman, ortaya konulduğu zaman tartışırsınız, kira da ona göre belirlenir, bedel ona göre belirlenir, bütün şartlarda bu da hesaplamaların içinde bir unsur olarak yer alır. Ama öyle yok, sözleşmesi tamamlanmış olan işlerde bile siz geriye doğru gidiyorsunuz. Bitmiş artık, iş yapılmış, geriye doğru gidip üst hakkı verdiğiniz zaman ne yaparsınız? Bunun adı, kamu kaynaklarının birtakım insanlara açık ve net biçimde peşkeş çekilmesidir. Bunu kabul etmek hiçbir şekilde mümkün değildir, bunu yapamazsınız ve ortaya çıkacak olan hazine zararı, kamu zararı zaten bu işi yapan sorumluların da, bu işi onaylayan, bütün bunun altında imzası olan bakanın da, hepsinin de yargılanmalarına, gelecekte Yüce Divan’da yargılanmalarına yol açacak bir usuldür, bu yanlıştır. Bunu değiştirmemiz gerekiyor, bunu bir an önce değiştirin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Daha önce de öyle oldu, Yüce Divan’da yargılananlar oldu.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – Komisyonda söyledik bunu, değiştirmediniz ama Genel Kurulda yeniden söylüyorum.

Şimdi, gene bakın, bir jeotermal kurul kurulmuş. Bu kurul işleri… Böyle ha bire yeni kurullar kuruluyor yani böyle bir bakıyorsunuz, demek ki bir ihtiyaç doğuyor, öyle düşünüyorlar. Burada da gene en az 3 kişilik bir kurul var, bu jeotermal kaynaklarla ilgili olarak. Maden ruhsatlarıyla, altyapı yatırımlarıyla ve kültür ve turizm bölgeleriyle, onlara ilişkin çizilmiş imar planlarıyla herhangi bir çatışma olursa bu kurul devreye girecek ve kararı verecek, kamu yararı kararı verecek ve kararları oy çokluğuyla alacak. Böyle bir şey olabilir mi? Yani, bakın, 3 kişilik bir kurul diyorsunuz, Kalkınma Bakanının başkanlığında, bunun içinde Enerji Bakanı var, diğer bakanlar da var. Böyle bir şey olmaz. Bu kurul, bir kere, kamu yararı kararı verdiği zaman bu nasıl, neye göre verecek, hangisine öncelik verecek, onu bilmeye ihtiyacımız var. Her şeyi kurula bırakamazsınız. Kurul bilecek, neye göre karar vereceğini, diyecek ki orada: “Şu, şu öncelikler varsa buna göre karar veririm.” Ülkenin kalkınma planı ya da başka birtakım programlar tanımlanacak, buna göre gidecek.

Gene aynı şekilde -zamanım kalmadı- bu İnternet düzenlemesini, bakın, Cumhurbaşkanının veto etmesi gerekiyordu, veto etmedi, önümüze geldi ve değişiklikler yapıldı ama yapılan değişiklikle de değişen hiçbir yok. Onu açık ve net görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – “Siber güvenlik” adı altında böyle bir şeyle,  Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının İnternet’te var olan trafik bilgilerine,  hem de diğer bütün bilgilere ulaşabilmesinin imkânı açılmıştır. Bu, hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. Çağdaş demokrasilerde özgürlük ve güvenlik dengesi özgürlükten yanadır. Özgürlük hiçbir şekilde güvenliğe tercih edilmez, güvenlik için ondan  vazgeçilmez. Elbette güvenlik de sağlanacaktır ama öncelik özgürlüktür. Özgürlüğü sağlayacak temel hak ve hürriyetlerin bir ülkede en iyi biçimde, en özgür biçimde uygulandığı bir rejime ihtiyaç vardır diyorum.

İşte, dediğim gibi, torba kanunun zararı bu, konuşmamın yarısı bu torba, usulle harcayınca diğer konulara da konuşacak çok fazla zamanım kalmadı.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yaşasın özgürlük!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Teklifin tümü üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın  Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sayılı torba üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sanırım Meclis tarihinin en hızlı yasası, en hızlı dolan torbası, en hızlı değişen kanunu, en hızlı bir şekilde Meclise inen torba kanunu bu kanun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Senin de katkın var bu torbada, senin katkın olduğunu unutma!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, düşünün, AK PARTİ milletvekilleri yirmi dört saat arı gibi çalışıyor arkadaşlar, hiç uyumuyorlar. Cumhurbaşkanı Budapeşte’den toprağa ayak basar basmaz Çankaya’da hemen İnternet yasaklarını onayladı ve bir tweet attı, dedi ki: “Ben onaylıyorum ama Meclise dedim ki: ‘Bunları düzeltin, düzeltecekler.’”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Talimat verdim.” dedi.

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Şimdi, Meclise ayar çektim, yürütmenin başı Çankaya’dan Meclise ayar çektim, Meclis gerekli düzenlemeleri yapacak.” 20.30’dan sonra bir baktık, iki saat sonra Meclise bir kanun teklifi gelmiş. Bu kanun teklifi, 18 Şubatta arkadaşlar, Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra hemen 20 maddelik olarak gelmiş. Fakat, gariplik bu ki bizim Komisyonda, Plan ve Bütçede bir tane konuşma şeyi gelmiş; burada, torbada 12 tane kanun var. Bunun itirazını yaptık, dedik: “Arkadaşlar, aynı mahiyette kanun tekliflerimiz var; 6 Ekim 2011 tarihinde bilişimle ilgili, İnternet yasaklarıyla ilgili verdiğimiz kanun teklifleri var, bunları getirin.” Bunlar getirilmedi ama akşam verilen teklif sabah Komisyona indi. Sabah Komisyonda yazılı olan 12 maddede yoktu. Bir baktık Sayın Fındıklı’nın teklifi Meclisin sitesine girmiş, İnternet sitesine girmiş. Komisyona gelmemiş, üye olarak daha bize ulaşmamış, milletvekillerine ulaşmamış, Meclisin İnternet sitesine girmiş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gelen kâğıtlara girmiştir o.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sorduk: “Kim, hangi paralel bunu Meclisin İnternet sitesine… Burada görüşmediğimiz, konuşmadığımız bir teklifi, birleşmeyen bir teklifi nasıl koyarsınız?” Cevabını alamadık. Sonra dedik ki: “Kardeşim, bizim teklifleri niye getirmediniz, bizim de İnternet’le, bilişimle ilgili var -6/10/2011- bu Komisyon üyesi olarak benim verdiğim teklifler var.” Dediler ki: “Sizin teklifler adresini şaşırmış, Adalet Komisyonuna girmiş.” Peki, sizin İnternet’le ilgili teklifler nasıl adresini bulup Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor, özel ulakla mı geliyor? İşin garip tarafı bu. Sonra, bir teklif daha geldi İbrahim Yiğit’in, CHP’den Sayın Hamzaçebi’nin de geldi bu dövize endeksli kredilerle ilgili. “Hele, dur, bu Meclis Komisyonunda bu sürat, bu hız ne? Orada hemen bir kanun teklifi hazırlayın. 1 milyon üniversiteyi yeni bitirmiş işsiz üniversiteli mezunu, hem onları hem kefillerini kredi kartları borçları nedeniyle icraya veriyorlar. İşleri yok, iş kuramamış, evleri yok, perişan veya yeni işe girmiş, yeni evlenmiş, bunlara bir soluk aldıralım. İnsani olarak sosyal devlet böyle durumlarda gençlerine, geleceğine sahip çıkar.” dedik. O arada benim bir konuşmam var, Genel Kurula indim çıktım, benim teklif rüzgâr hızıyla gelmiş, Sayın Bilgiç bir taraftan, Sayın Berber bir taraftan, bizim Komisyon üyeleri “Senin teklif geldi, burada birleşti.” dedi. Ya, iyi de kardeşim, bu ne sürat, bu ne hız, bu ne üretim, bu ne fabrika?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sizi seviyor Komisyon üyeleri demek ki.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Baharın aşkı mı vurdu, sizi coşturdu? Cemrenin ilki kor hâlinde havaya düştü, 2’nci, 3’üncü cemrelerde sıra; 27 Şubatta suya, 6 Martta toprağa düşecek ve bahar bütün görkemiyle zaten gelecek. Siz, dört günde yirmi dört saat burada kapanıp bu cemrenin düşüşünü nereden seyrettiniz? Yoksa, bakıyorum salona bu çok mühim, Cumhurbaşkanının ayar çektiği İnternet yasaklarını görüşürken baharı dışarıda mı yaşıyorlar arkadaşlar? Hiç kimseyi burada bulamıyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bahar içeride yaşanıyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kendi arkadaşlarını çağır.

SIRRI SAKIK (Muş) – Biz bu kadarız.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Nöbetçi…

Plastik çiçeklerde baharı soluduğunu sanıyorsa iktidar partisi şaşıyordur.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Baharı istemiyoruz ya, kuraklık var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın arkadaşlar, size son bir haftadaki performansınız nedeniyle ben en hızlı kanun yapma ödülü olarak bir ödülün yaratılmasını, bir şekilde bunun… Yani, bu kadar hızlı kanun yaptığı için, çok hızlı ve seri üretime geçtiği için, fabrika gibi çalıştığı için, fason çalıştığı için, bu fason çalışmanın içinde arada imalat hataları olsa da İnternet sitesinde olduğu gibi Cumhurbaşkanının saat 20.30’da onaylayıp iki saat sonra, yürürlüğe giren kanunu, çıkardığınız kanunu da o hızla değiştirdiğiniz için size altın kanun ödülünü mü verelim, vanadyum kanun ödülünü mü verelim; yoksa, hayır, pırasa ödülünü mü verelim? Yani, bu ödül işine gelinirse hızlı yasa yapma konusunda…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Cesaret madalyası verelim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Cesaret değil bunun adı, iş bitirme ödülü olarak…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Cüretkârlık, cahil cüretkârlığı…

HASİP KAPLAN (Devamla) - Cidden bütün bunların ötesinde, hızlı İç Tüzük’ü ihlal, Anayasa’yı tağyir ve bütün komisyonları, bütün Başkanlık Divanını icraatlarıyla torbaya doldurarak, torbaları da 20 maddelik bir teklifte, bunu da temel kanuna çevirerek, temele de haksızlık yaparak, onu da iki bölüm hâline getirerek, böylece hızlı görüşmekten dolayı bir tebrik etmek lazım.

Sayın Cumhurbaşkanı İnternet yasaklarını gönderdi, hemen… Buradaydık, Sayın Bakanla görüştük, gruplarla görüşme yaptık, denildi ki: “İnternet yasaklarında biraz yumuşama yapalım.” “Neyi yumuşatalım?” “Trafik bilgilerinde bir kontrol getirelim.” Ee… “TİB’in dört saatlik yasaklama kararına da yirmi dört saat içinde veya en geç kırk sekiz saat içinde bir denetim getirelim, yargı denetimi.” Kardeşim, Allah aşkına, sizin hukukçularınız Anayasa’nın 22’nci maddesi olduğunu bilmez mi? Haberleşme özgürlüğünün 2001’de değişikliğinin yapıldığını, Avrupa Birliğinin rüzgârlarıyla 2001 yılında haberleşme özgürlüğü bu yasaya konulunca “Hâkim kararı olmadan yasak verilemez.” denildiğini bilmiyor musunuz, okumadınız mı? Okudunuz aslında. Şimdi, bakıyorum, torbada kim vardı? Eğer İyimaya olsaydı Adalet Komisyonundan Başkan, “Ya, bunu yanlış yapıyorsunuz.” derdi. Sayın Berber Plan ve Bütçe Komisyonundan olunca, hukuk da bilmeyince, teklifin bürokratları da bilmeyince Anayasa 22’yi hercümerç ettiniz ve ihlal eden bir kanun teklifi çıkardınız, sonra iki saatte bunu değiştirmeye kalktınız. Niye? Ana muhalefet partisinin oyu yetiyor, Anayasa Mahkemesine gitse tık diye oradan Anayasa 22’yi ihlal kararı çıkacak. ”Ne yapalım?” “Dolanalım bunun etrafından.” “Nasıl dolanalım?” “Ona uygun bir düzenleme getirelim.” Bu getirilen düzenleme işte, Anayasa’nın 22’nci maddesini dolanarak sansür ve yasağı sürdürme olayıdır arkadaşlar.

Özgürlük çok farklı bir şeydir arkadaşlar. Özgürce yaşamak çok farklı bir duygudur. Özgürlüğü solumak da çok farklı bir duygudur. Eğer kalbinizde, beyninizde, yüreğinizde özgürlük sevdası varsa onu yıldızlara da yazarsınız, güneşe de yazarsınız, zindanların duvarlarına da yazarsınız, sanal âlemde, sosyal medyada her türlüsünü yazarsınız ama sizin bir vekil gibi, Allah şaşırtmasın, “TBMM’de tam kadro, hep beraber.” deyip yanlış “tweet”ler attırmasın. Yani, şunu demek istiyorum: İnternet olayı MİT Yasası’yla birleştiği zaman, bütün her şeyi zapturapt altına almanın yasal altyapısının parça parça temel taşlarının döküldüğünün göstergesidir arkadaşlar.

Siz en hızlı kanunu fason olarak üretebilirsiniz, en hızlı kanunun imalatı esnasında imalat hataları olabilir bu İnternet’te olduğu gibi, Cumhurbaşkanı ayar çekebilir. Bir tek bu eksikti Meclisten, yasamadan. Yürütmenin yasamaya ayar çektiği bir duruma getirdiniz bu Meclisi arkadaşlar. Bu Meclisin komisyonlarını çalışamaz duruma getirdiniz, İç Tüzük’ü perişan ettiniz. İç Tüzük Komisyonunda ne uzman ne sivil toplum dinlediniz ne ilgili bakanlık yetkililerini dinleme imkânı buldunuz ve gece gelen teklifi sabah 10.30’da aldınız, 10.30’da başladığınız torbayı akşama kadar doldurdunuz, muhalefet şerhini yazma fırsatı vermeden ertesi gün basıp kırk sekiz saat beklemeden Meclise getirdiniz. Bunun adı yasama değil, milletin özgür iradesi değil. İsterseniz sandıktan yüzde 95, Kenan Evren’den fazla oy alarak gelin; bunun adı millî irade, milletin iradesi, halkın iradesi, özgür iradesi, sandık iradesi değildir. Kimse kimseyi kandırmasın.

Demokrasi bir kurallar bütünüdür, güçler ayrılığını siz ihlal ederseniz… Zaten çoğunluksunuz Mecliste, Hükûmet de sizden çıkıyor. Yasama, yürütme zaten iç içe. E, maşallah HSYK ile yargı da tamam. Güçleri birleştirdiniz zaten. Yani, ne olacak şu komisyonları biraz daha düzgün çalıştırsanız, zamanlı çalıştırsanız? 300’ün üzerinde milletvekiliniz var, içinde mutlaka değer katacak insanlar var. Böyle bürokratlara hazırlatıp hazırlatıp getirip teklifleri siz sadece imzalamasanız. Allah aşkına bir kanun okusanız, bir yönetmelik baksanız, bu ülkede bir yasa yaparken bürokratlardan hazır gelen metinlerin altına imza atmaktan başka da milletvekilliği yapmanın bir gereği olduğunu bilerek, duyarak bu görevi yapsanız. Yok, torba kanun uygulaması İç Tüzük’e bir tahribat uygulaması olarak oy çokluğuyla yerleşmiştir arkadaşlar. Bu Meclis, kendi kendine intihar etmiştir oy çokluğuyla. Oy çokluğunu alanların kendi intiharıdır bu, muhalefetin değil. Muhalefeti yok sayan, İç Tüzük haklarını yok sayan, Anayasa’nın ihtisas komisyonlarını yok sayan bir anlayışta İç Tüzük’te olmayan torba kanun uygulamasını, temel kanun uygulamasını bu şekilde bu çalışma sistemine oturtan bir anlayış maalesef Meclisi yasama olarak tehlikede bırakmıştır.

Buna gerek yok arkadaşlar. Ne siz yorulun ne siz bizi, muhalefeti yorun. Ne siz bizi bu konuda usul itirazlarına boğun ne biz sizi zorlayalım.

Size kısa bir yol önereceğim, nasılsa bu noktaya geldi. Artık Hükûmet, bürokratlarına hazırlatsın, siz de Bakanlar Kurulu on beş günde bir mi… Sayın Eliaçık, on beş günde bir mi toplanıyor?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Elitaş, Elitaş.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Pardon, Elitaş. Eliaçık nereden aklıma geldi?

Şimdi, on beş günde Bakanlar Kurulu bir araya geliyor, yapın bir kanun hükmünde kararname; ne komisyonda boşuna zaman harcayalım ne burada, Mecliste zaman hazırlayalım ne bu ışıklar, bu lambalar, bu ampuller boşuna yansın ne zaman boşa aksın. Niye personel, stenograflar, komisyon, bakanlık uzmanları hepsi burada? Şimdi soracağım Sayın Elitaş –doğru konuştum bu sefer, kusuruma, heyecanıma bakmayın- Sayın Bakan, arkadaki bürokratlar, torba kanunun hangi bakanlık görevlileri burada? Bütün bakanlıklar var mı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Var, geneli var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ben tanıyorum.

Sağlık var mı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Enerji var mı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Enerji Bakanı burada.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Herkes burada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Orman ve Su İşleri?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Orada.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Burada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Peki, devam edeceğim.

Spor Bakanlığı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sağlık Bakanlığı Müsteşarı orada, Maliye Bakanlığı Müsteşarı…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Arkadaşlar, siz torbadaki kanunlarınızın, bir torbanın içinde 17 tane ayrı kanun var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 15,15.

HASİP KAPLAN (Devamla) – 17, 2 tane de yavru doğurdu, zaten geceden 12’ydi 20 oldu; 6, 8 doğurdu.

Şimdi, burada siz bakanın arkasında, torbanın ilgili bakanlık uzmanlarını bile oturtamadan buradan kanun çıkartıyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Maliye orada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Nerede Maliye? Kalkınma Bakanlığı nerede? Ekonomi Bakanlığı nerede? Müsteşar nerede?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hepsi el kaldırıyor bak.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bakın, siz yanlış iş yapıyorsunuz arkadaşlar, vallahi yanlış iş yapıyorsunuz.

Şimdi, Shakespeare’in bir sözü var Sayın Eliaçık.

Sataşıyorum ama hiç anlamıyor bir türlü.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ara verelim biraz sonra konuşalım.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Shakespeare’in bir sözü var biliyor musunuz: “Generalin karısı, generalin generalidir.” der. Buna itiraz eden olabilir mi? Hatta hiç gerek yok oylatmaya değil mi? Fakat bazı şeyler var, oylamayla olmuyor arkadaşlar, yasaklar olmuyor, özgürlükleri yok ederseniz olmuyor, haberleşme hürriyetini bir taraftan tanıyıp, basın hürriyetini bir taraftan tanıyıp, kişilik haklarını bir taraftan tanıyıp, bunu anayasal değişiklik yapıp, bir taraftan Anayasa'nın 90’ıncı maddesine getirip, diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olup, arkasından da İkinci Dünya Savaşı’nda Mussolini’nin o korporasyon sistemi tarzı getirdiği sıkı piramit yasaları gibi burada bu yasalarla 21’inci yüzyılda düzenleme yapmak, özgürlükleri yok etmek hiç kimseye kazandırmaz.

Yalnız, şunu ifade edebiliriz: İnanın Allah’a -3 tane seçim var, aha 30 Mart, yaz bir kenara Sayın Elitaş- bu millet, bu halk, 76 milyon, 4 parti grubuna da hepimize dizayn çekecek. Arkasından Cumhurbaşkanı, arkasından 2015; üç seçim. Çekirge bir atlar, iki atlar, üçüncüsünde atlayamaz. Bu halktan hiç kimse kaçamaz; yanlış yaptığın zaman, 2002’de yaptığını yapabilir. Onun için herkesin biraz daha sorumlu olmasını diliyorum.

Burada ormanın katli var, çevrenin katli var, sözleşmelerin katli var, İnternet’in yasağı var. Biz, bu torbanın neresinden tutalım Allah aşkına, bu torbada size nasıl destek verelim? Bu torbada, siz, döviz mağdurlarına da bir şey getirmediniz, öğrenci kredisinde bizim teklifleri de reddettiniz. Ne diyeyim? Allah, size, bu fabrika konusunda biraz daha akıl fikir versin.

Ret oyumuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kendi teklifinizi destekleyin. Sizin iki tane teklifinizde aynı şeyler geçiyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Geçmiyor. Ret oyumuz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, birleşime 20.30’a kadar ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 19.39


DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 20.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi teklifin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi seri imalat yapmaktadır. Görüştüğümüz teklife esas olan kanun teklifi Meclise ne zaman verilmiş biliyor musunuz? 13 Şubat 2014 tarihinde. Bugün 21 Şubat 2014. Yani istendiği zaman sekiz günde, bir teklifi verip kanunlaştırabiliyorsunuz.

Bilindiği üzere, Sayın Başbakan ve bazı AKP yetkilileri tarafından, “muhalefet partilerinin Meclis çalışmalarını engellediği, Hükûmete adım attırmamak istendiği”  çeşitli defalar yüksek sesle dile getirilmiştir. Aslında bu sözler, oynayamayan gelinin “Yerim dar.” demesine de benzemektedir. Zira, milletin yararına olan konuların çıkmamasında “muhalefetin engellediği” bahanesine sığınan AKP yönetimi, kendilerini kurtarmak, rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üstünü örtebilmek için, son bir ayda, yüzlerce maddeyi bulan torba düzenlemeleri peş peşe ve hızla Meclisten geçirdiğini hiç dile getirmemektedir.

Değerli AKP yönetimi, neden milletimizin beklentisi olan düzenlemeleri değil de kendinizi kurtarmaya yönelik kanunlar çıkardığınızı lütfen millete izah edin. Yüzlerce maddeyi içeren torba kanunları çıkarırken, vatandaşımızın, çiftçinin ve esnafın ödeyemediği vergi ve prim gibi borçlarına kolaylık getirecek bir maddeyi torbaların birine niye koymadığınızı milletimize anlatın. Görünen o ki hep kendi torbanızı dolduruyorsunuz. Taşeron işçilere, 4/C mağdurlarına, vekil imam ve vekil müezzinlere, vekil ebe, hemşirelere niye kadro vermediğinizi, usta öğreticileri, aile sağlığı çalışanlarını, üniversite mezunu işçileri, geçici ve mevsimlik işçileri niye görmezden geldiğinize dair sorulara cevap verin.

Verebilecek bir cevabınız yok çünkü gözünüz, milletimizin yaşadığı sorunları görmüyor. Öyle bir batağa saplanmış ve bunların ortaya çıkmasından öyle korkmuşsunuz ki 17 Aralıktan beri ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üstünü örtebilmek için var gücünüzle çalışıyorsunuz. İşçimiz, memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz ve esnafımız sorunlarıyla baş başa bırakılmış, kaderine terk edilmiştir.

Son dönemde yasama kalitesi de iyice düşmüş olup yasama faaliyetleri baştan sona düzensiz, eksik ve özensiz bir şekilde yürütülmektedir.

Kanunlar artık yürürlüğe girdiği gün bile değiştirilebilmektedir. Nitekim İnternet kullanımında bireysel hak ve özgürlüklere ciddi kısıtlamalar getiren 6518 sayılı Kanun 19 Şubat 2014 günü Resmî Gazete’de yayımlanmış, ancak bu Kanun’la yapılan düzenlemede değişiklikler içeren 4 madde aynı gün bu teklife dâhil edilmiştir. 18 Şubat günü akşamı Ulaştırma Bakanı tarafından İnternet düzenlemesine ilişkin değişikliğe gidileceği açıklanmış, Sayın Cumhurbaşkanının 6518 sayılı Kanun’u onayladığı haberinin duyulmasıyla birlikte AKP milletvekillerince (2/2009) esas numaralı Kanun Teklifi verilmiş ve bu teklifte Komisyon gündeminde yer alan teklifteki maddelere ilave olarak İnternet yayınlarıyla ilgili maddeler yer almıştır. Komisyonda da İç Tüzük hükümleri ihlal edilerek (2/2009) esas numaralı Teklif kırk sekiz saat geçmeden gündeme alınmış, gündemdeki teklifle birleştirilmesi kararı alınmıştır. Dolayısıyla, onaya sunulan kanunda itiraz edilen konularla ilgili olarak Anayasa hükümlerine göre veto müessesesi kullanılmak yerine bu şekilde düzenlenmesi yolunun seçildiği, danışıklı işlerle Anayasa’da olmayan bir usulün uygulamaya konulduğu, böylelikle yasamaya dayatma yapıldığı anlaşılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, “torba” diye adlandırılan kanunların yapım sürecinde pek çok konu dikkatlerden kaçmakta ya da kaçırılmaktadır. Özel nitelikte, adrese teslim, birilerine çıkar sağlamaya yönelik bazı maddeler torba kanunlara sıkıştırılmaktadır.

Bu teklifte, üçüncü havaalanı projesiyle ilgili bir konuda yargının yürütmeyi durdurma kararını aşmaya ve proje kapsamında yapılması planlanan faaliyetlerde ortaya çıkacak doğal kaynakların yok sayılmasına yol açılabileceği iddia edilen düzenlemeler yapılmaktadır.

Yine, kamu-özel iş birliğiyle yapılması öngörülen hastanelerle ilgili sözleşmelerde Bakan onayıyla değişiklik yapılabilmesini öngören, açıkça ihaleye fesat karıştırmaya neden olacak maddeler yer almaktadır. Aramızda hukukçu olan, denetimden gelen, bürokrasiden gelen arkadaşlarımız var; böyle bir yetkiyi hiç görmüşler mi? Böyle bir şey olabilir mi? Sağlık Bakanına sözleşmeleri değiştirme ve bedel artışına gidebilme yetkisi verilmektedir. Aslında, Sağlık Bakanı ateşe atılmaktadır. Bu yetkinin kullanımı, ihaleye daha önce katılmamış veya daha yüksek teklif vermiş olan girişimciler açısından da rekabet hukukuna aykırı bir durum teşkil edebilecektir. Sözleşmenin sona erdirilmesi durumunda kesin teminat mektubunun iade edilmesinin öngörülmesi de özel düzenleme yapıldığı şüphesini güçlendirmektedir.

Bu teklifte yer alan bir başka düzenleme ise, Devlet İhale Kanunu kapsamında ihale ve sözleşmelere aykırı işlemlerden dolayı haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmesi gerekenleri kurtarmaya dönüktür. Bankalar, telekomünikasyon şirketleri, GSM operatörleri ve medya kuruluşlarına yapılan kamuya ait taşınmazların kiralama işlemlerinde, çeşitli nedenlerle ihale şartname ve sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle verilmesi gereken ihalelere katılmaktan yasaklama kararının kaldırılması öngörülmektedir. Diğer konularda alım ve yapım işlerinde ihaleden yasaklananlar da bu hakkı isterse ne diyeceksiniz? Böyle bir yol açılmamalıdır.

Garibana gelince ocağını söndürüyorsunuz. Sıradan vatandaşımız yükümlülüğünü zamanında yerine getiremediğinde, vergisini, primini geç ödediğinde, beyannamesini geç verdiğinde başına çullanıyor, “Faizini, gecikme cezasını, idari para cezasını öde.” diye boğazına sarılıyorsunuz. Onlara yükümlülüklerini niye yerine getiremediklerinin nedenini bile sormuyorsunuz. Zaten vatandaşa ceza kesmekten zevk alan, kestiği cezaları yüksek oranda artırmakla övünen bir iktidarla karşı karşıya bulunuyoruz. 2013 yılı bütçe gerçekleşmelerine göre, vergi, resim ve harç gecikme faizi gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 52, idari para cezaları da yüzde 67 oranında artmıştır. Hükûmet, bütçe açıklarını vatandaşa ceza keserek kapatma yolunu seçmiştir ama yandaş müteahhitler, bankalar, TELEKOM ve GSM şirketleri ile medya taahhütlerini yerine getirmediği zaman, onlar için bin bir gerekçe üreterek onları kurtarmaya dönük kanun bile çıkarıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti esnafın sorunlarına çözüm getirmek bir yana, esnafa zulüm niteliğinde bir uygulamaya imza atmış ve gelen tepkiler üzerine bu teklifle bir düzenlemeye gidilmektedir. Belediyelerce alınan bazı vergi ve harçların belirlenmesi konusunda belediye meclislerine verilen yetki Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden 11/6/2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6487 sayılı Kanun’la bu yetki Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bakanlar Kurulunun söz konusu vergi ve harçlarla ilgili belirlediği tarife altı ay gecikmeyle 18 Aralık 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bakanlar Kurulunca belirlenen ilan ve reklam vergisi, eğlence vergisi, işgal harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı ve iş yeri açma izin harcı gibi vergi ve harçlarda 5 kat, 6 kat artış yapılmıştır. AKP Hükûmetinin bu kararı esnafımızı çileden çıkarmıştır. Enflasyonun yüzde 7’lerde olduğu bir dönemde esnafın ödediği vergi harçlarının yüzde 500, yüzde 600 artırılması gaddarlıktır, vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Belediye gelirlerinde kaş yaparken göz çıkarılmıştır. Hafta tatili ruhsat ücretleri esnafın belini bükmüştür. İşgaliye parası, iş yeri kirasını bile geçmiştir. Pazarcı esnafı bu harcın altından nasıl kalkacak, esnaf ve sanatkârımız bu vergi ve harçları nasıl ödeyecek, AKP Hükûmeti hiç umursamamış, vergi ve harçları en üst tarife üzerinden belirlemiştir.

AKP Hükûmetinin zamanında aksiyon alamaması, yoktan yere belediyeleri muazzam bir iş yükü, tebliğ masrafları nedeniyle büyük bir maddi maliyet ve mükellefle karşı karşıya gelmek şeklindeki psikolojik ve moral maliyetle karşı karşıya bırakmıştır. Bir hükûmet ancak bu kadar beceriksiz olabilir ve vatandaşlarına ancak bu şekilde zulüm yapabilir. Esasen ve zamanında alınacak Bakanlar Kurulu kararıyla bir yasal düzenleme yapmaya gerek kalmadan sorun önlenebilecekken, esnafımızı mağdur eden, esnaf ile belediyeleri karşı karşıya getiren bir sorunun ortaya çıkmasına neden olunmuş ve getirilen düzenlemeyle de Anayasa’ya aykırılık yine giderilememiştir.

AKP Hükûmetinin bu uygulaması esnaf ve sanatkârımızın durumundan bihaber olduğunu, esnaf ve sanatkârın yaşadığı sorunları bilmediğini ya da görmezden geldiğini ortaya koymaktadır. Ürettiğini satamayan, sattığının yerine ise yenisini koyamayan esnafımız kısır bir döngü içerisine hapsolmuş ve çırpınarak dertlerine çözüm bulacak bir muhatap aramaktadır. İş yeri kirasını dahi ödemekte zorluk çeken, hayatın güçlüklerine direnen esnafımızın gerçek durumu tam anlamıyla içler acısıdır. Esnafımız kredi borçlarını, vadesi gelen senetlerini, vergi ve prim borçlarını, kazanamadıkları için ödeyemez duruma gelmiştir.

AKP iktidarı, emeğiyle çalışan meslek ve sanat erbabı vatandaşlarımız için hayal kırıklığı olmuş, işlerinde bereket, dükkânlarında müşteri kalmamıştır. AKP iktidarının yanlış ekonomi politikalarıyla ülkemizin, ucuz ithal mallarının cenneti hâline geldiği, üreticimizin rekabet gücünü kaybetmiş olduğu yaşanan gerçeklerdir. Artan rekabet şartlarında ayakta kalmak için mücadele veren esnafımız, ulaşılabilir ve ucuz finansman imkânları olmadığından, gerek ürün ve hizmetlerini yenilemek gerekse büyümek için yeni yatırımlar yapmaktan tamamen uzaktır. Esnafımızın AKP döneminde yüzü bir türlü gülmemiştir. Büyük alışveriş merkezlerinin baskısı ve tacizi altında kalmışlar, hatta Sayın Başbakan tarafından yem dahi edilmek istenmişlerdir. Ülkemizde AKP döneminde ivme kazanan AVM’ler süreci esnaf ve sanatkârları iş yapamaz duruma getirmiştir. Faaliyete geçen her alışveriş merkezi, etrafında yer alan 75 meslekteki esnaf ve sanatkârı yok olma noktasına doğru sürüklemektedir. Ülkemizin temel direği olan ve etki alanı itibarıyla her tarafa hitap eden, aile kurumundan sonra toplumsallaşmanın, iletişim kurmanın ve birlik ve beraberliği pekiştirmenin en güçlü yapısı olan esnaf ve sanatkârlık müessesemiz çökmek üzeredir.

Türkiye, sosyal yaşamda ve ekonomik yapıda kritik bir dönem geçirmektedir. Böylesine önemli bir noktada, esnaf ve sanatkârların sorunlarının giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması çok önemlidir. Aksi hâlde, bu kesimin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması söz konusu olacaktır.

Esnaf ve sanatkârlarımızın modern çağın şartlarına uyum sağlaması, evrensel ölçekte mal ve hizmet üretebilmesi amacıyla yeni esnaf ve sanatkâr modelini oluşturacak millî politikaların belirlenerek plan, program ve projelerin yürürlüğe konulması gerekmektedir. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı ticaret ve meslek erbabı esnaf ve sanatkârlar ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Vergilerini ve primlerini zamanında ödeyemez duruma düşmüşler, yükümlülüklerini yerine getirememekten dolayı yüksek gecikme faizi ve gecikme zammına maruz kalmışlardır. Böylece, milyonlarla ifade edilebilecek vatandaşımız ağır bir vergi ve sigorta pirimi ve cezasından kaynaklanan borç yükü altına girmişler ve haciz uygulamaları sonucu ticari faaliyetlerini idame ettiremez hâle gelmişlerdir.

İşte, bu çarpık durumun giderilerek vatandaşın devlete karşı ihtilaflı olmaktan çıkarılması, sosyal barışın temini ve bunlara tekrar ödeme kabiliyeti kazandırılarak yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri ve böylece ekonomik ve ticari faaliyetlerini devam ettirebilmeleri imkânı sağlanmalıdır.

Esnaf ve sanatkâr, sosyal sigorta uygulamalarında da birçok mağduriyet yaşamaktadır. Anayasa’nın eşitlik ilkesi uyarınca ve sigortalılar arasında norm ve standart birliği sağlanması amacıyla tüm sigortalılara eşit haklar verilmelidir. Bu kapsamda, sigortalı esnaf ve sanatkâr kadınlar da doğum borçlanması yapabilme imkânına kavuşturulmalıdır.

Yine, esnaf ve sanatkârlarımızın hastalık ve ayakta tedavi süresinde geçici iş göremezlik ödeneği alabilmeleri konusunda düzenleme yapılmalıdır. Birçok esnaf ve sanatkârımız, vergi mükellefiyeti ve oda kaydı bulunmasına rağmen, zamanında sigortalılık kayıt ve tescili yapılmadığından, geçmişteki bazı çalışma sürelerini hizmetine saydıramamakta ve bu nedenle emekli olamamaktadır.

BAĞ-KUR sigortalılarının bu dönemlerinin borçlanılması ve bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi konusunda geçmişte birden çok kanun çıkarılmasına rağmen, verilen süre içinde ekonomik imkânsızlıklar ve diğer bazı nedenlerle bu düzenlemelerden yararlanamayan pek çok esnaf ve sanatkâr ile çiftçi bulunmaktadır. Esasen, mevzuata göre zorunlu sigortalılık sayılan çalışma sürelerinin zamanında kayıt ve tescilinin yapılmamış olmasında, Sosyal Güvenlik Kuruluşunun yasalarla kendisine verilen görevleri yapmadığı da ortadadır. Zira, Sosyal Güvenlik Kuruluşunun zorunlu sigortalılarla ilgili resen tescil yapma görevi bulunmaktadır. Bu itibarla, geçmişte vergi mükellefiyeti ve oda kaydı bulunan çalışma sürelerinin kanunen zorunlu sigortalılık olduğu hususu da dikkate alınarak, daha önce kayıt ve tescil edilmiş olma şartı aranmadan sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi ve bu sürelerin borçlanılmasına imkân verilmesi gerekmektedir.

Esnaf ve sanatkârlar, ülkemizde en düşük emekli aylığı bağlanan kesimlerden biridir. Sayın Bakanım da burada, kendileri de çok iyi bilir. Adalet ve Kalkınma Partisi, emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadetmesine karşın yerine getirmemiştir. "İntibak düzenlemesi" olarak takdim edilen kanunla, sadece 2000 öncesi SSK emeklileri için kısmi iyileştirme yapılmıştır. 2000 ve sonrası emekli olanların aylıklarındaki eşitsizlik görmezden gelinmiştir. BAĞ-KUR emeklilerinin, emekli esnaf ve sanatkârların mağduriyeti hiç dikkate alınmamıştır. Emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik ve adaletsizlikler mutlaka giderilmelidir.

Ekonomik olarak zor günler geçiren esnaf ve sanatkârımızın çözülmesi acil olan sorunlarından birisi de, emekli olup çalışanların emekli aylığından yüzde 15 sosyal güvenlik destek primi kesilmesidir. Emekli esnafa hem düşük emekli aylığı bağlanmakta hem de çalışıyor diye emekli aylığından kesinti yapılmaktadır. Üstüne üstlük, yıllarca bekleyen Sosyal Güvenlik Kurumu, esnaf ve sanatkârın altından kalkamayacağı yüklüce borç çıkarmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, emekli iken çalışması nedeniyle esnaf ve sanatkârımıza, geçmiş yıllara ait sosyal  güvenlik destek primi borçları çıkarmıştır. Birçok esnafa üstesinden gelemeyeceği boyutta yüksek borçlar gelmiştir. Emekli çalışanlardan bu primin kesilmesinde sunulan gerekçe, iş gücüne katılması beklenen gençlerin önünün açılmasıdır. Oysa, esnaf ve sanatkârlar birer işçi değil, tersine, işverendir. Bir başka ifadeyle, emekli olduğu hâlde çalışan esnaf ve sanatkâr, genç iş gücünün önünü tıkayan değil, tersine, onlara iş imkânı sunan konumundadır. Bu nedenle, emekli esnaf ve sanatkârlardan sosyal güvenlik destek primi almak, gençlere iş imkânı sağlayan bir kesimin ödüllendirilmesi gereken yerde cezalandırması anlamına gelmektedir. Esnafın mevcut sorunlarının üstesinden gelmekte zorlandığı bir dönemde bu uygulama sıkıntılarını daha da büyütmektedir. Bu nedenlerle, esnaf ve sanatkârların emekli aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmemeli, geçmiş yıllara ilişkin çıkarılan borçlar da silinmelidir.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Teklifin tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba yasayla ilgili, şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Torba yasaların ve yasa bombardımanına tutulmuş bir Meclisin bu ilerleyen saatlerinde bu torbayla ilgili düşüncelerimi sizlerle, sürem yettiği ölçüde paylaşmak istiyorum.

Burada değineceğimiz önemli konular var. Bu kanunda, az önce konuşmayı yapan Sayın Kalaycı’nın esnaf ve sanatkârla ilgili söylediği tüm sözlerin altına, bir kere, imza atıyorum. Objektif olarak esnafın içinde yaşadığı koşulları dillendirdiği için, tekrar etmeyeceğim ama tümüne katıldığımı, bu taleplerin haklı talepler olduğunu, esnaf ve sanatkârın hem Sosyal Güvenlik Bakanlığından hem de bu Meclisten beklentileri olduğunu, bu beklentileri dile getirmek ve bu beklentilere çözüm bulmanın bu Parlamentonun en acil görevlerinden biri olduğunu, esnaf ve sanatkârın toplumun dinamizmi, belkemiği olduğunu, ama aynı zamanda bu toplumun varlığına ve devamına çok önemli bir destek olan topluluk olduğunu söylemek istiyorum. Kısaca da Ahi Evran’dan bir değinmeyle bugünkü durumu özetleyen bir konuşma yapmak istiyorum.

Ahi Evran, biliyorsunuz, Osman Bey’in kayınpederi, Ahi teşkilatının kurucusu. Ahi Evran Osmanlının Anadolu’da oluşması sürecinde, damadının beyliklerle kurmuş olduğu imparatorluğun başlangıcı olan devlete Ahi teşkilatının geleneklerini, göreneklerini, hayat felsefesini ve dünya görüşünü bir rehber olarak sunmuş ve ona tahta çıktığında bir öğüt vermiştir. Ahi Evran Osman Bey’e “Ey oğul! Sen artık beysin…”

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Şeyh Edebali o, yanlış, yanlış!

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Şeyh Edebali’dir, evet.

“Öfke bize, uysallık sana/Kızmak, hiddetlenmek, şiddet bize/ Dinlemek, anlamak, kucaklamak sana./Ve sen en muhtaç olduğun zamanda bile herkesin ihtiyacını karşılamak için fedakârlık yapabilecek kadar cömert olması gereken bir bey olacaksın.” demiştir.

Şimdi, bu öğüdün bugün, günümüzde de devleti yönetenlere, Hükûmeti yönetenlere, dünyayı yönetenlere yol gösteren bir öğüt olduğunu biliyorum. Birleşmiş Milletler bu öğüdü Dünya Miras Listesi’ne almış ve bu öğüdü “çok anlamlı sözler” olarak tarihe geçmiştir. Şimdiki iktidarımız ise bunlardan öğüt almak yerine, bu öğüdün tam tersine, herkese tepeden bakan, azarlayan, şiddetle herkesi susturmaya çalışan bir anlayış içerisinde. Esnaf, sanatkâr sadece bir ekonomik olay değil, bir felsefe, bir dünya görüşü, bir yaşam tarzı ve devletin birliği bütünlüğünü, toplumun dirliğini düzenini sağlayan en önemli kuruluştur. Bu kuruluşu yok etmeye çalışan, bu kuruluşu görmezden gelip, onu kendi kaderiyle baş başa bırakan anlayışlar hiçbir zaman bu ülkeye yarar getirmeyecektir.

Şimdi, geçen konuşmamda Hükûmetin harçlarla ilgili konudaki yüzde 500 artışına değinmiş ve bunun düzeltilmesi gerektiğinin altını çizmiştim. Bu torba kanunda düzeltme yapılıyor, bu adımdan dolayı teşekkür ediyorum ama bir eksikle beraber devam ediyor. Nasıl düzeltiyorsunuz? Belediye meclislerinin aldığı kararı İçişleri Bakanı, Maliye Bakanı, en son da Bakanlar Kurulu düzenleyecek. Ya, bu kadar bakanlık bürokrasisinde, belediye meclis kararının bu kadar onay mekanizmasından geçtiğinde esnafın yararına olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Mümkün değildir. Maliye Bakanlığı bürokratları belediyeye veremedikleri paraları esnafın harç ve rüsumlarından çıkartmak üzere harekete geçip gene burada amacın dışına çıkan, esnafa yük yükleyen bir anlayış içerisinde olacaklardır. Onun için bu bürokrasi kaldırılmalı, belediye meclislerinin aldıkları karar sadece Bakanlar Kurulundan onaylanmalıdır. O kadar kısa bir bürokrasiyle çözülmelidir.

İkincisi, jeotermalle ilgili bir kurul oluşturuyorsunuz. Bu kurulu niye oluşturuyorsunuz? Maden Kanunu’nda bir kurul oluşturduk. Madende mantık şuydu: Yerin altındakiyle yerin üstü arasında değerlendirme yaparız, hangisi daha değerliyse ona göre 3 bakandan oluşan kurul bu işe karar verir. Değerli arkadaşlar, şimdi de jeotermalde aynısını kuruyorsunuz. Bunun gerekçelerinde şu yatıyor: Yeni yapılan bazı yatırımlar da jeotermal kaynakların olduğu yere denk geliyor. Örneğin yeni havaalanı, örneğin yapılacak bir rafinerinin bölgesi. Burada tercih yapma noktasında, bir zorunluluk noktasında Bakanlar Kuruluna yetki alıyorsunuz.

Bakın, enerji politikalarında duvara tosladınız, yüzde 70 dışa bağımlısınız. Doğal gazda BOTAŞ yetişemiyor, bu kanun içerisine LPG’yi koydunuz. Çünkü birçok sanayici BOTAŞ’tan doğal gaz alamadığı için LPG’yle doğal gaz çevrim santrallerini çalıştırma noktasına geldi. Şimdi yeni kaynaklar yaratmaya çalışıyorsunuz. Size yıllardır söylüyoruz, yeni yenilenebilir yerli kaynakları artırarak dışa bağımlılığı en aza indirmelisiniz diyoruz. Bunu dinlemiyorsunuz, kolay ve ucuz diye doğal gaza dayalı çevrim santralleriyle Türkiye'nin elektriğini yapmaya çalışıyorsunuz. 45 milyar kilovatsaat doğal gaz aldınız, yarısını elektrikte kullanıyorsunuz, yarısını sanayide kullanıyorsunuz ve işte, kuraklık geldi çattı, elektrikte devam edebilmek için doğal gazdan sonra LPG’yi devreye sokacaksınız, bağımlılığınız yüzde 70’den daha yüksek oranlara çıkacak. Demek ki Türkiye’de uzun erimli bir politika değil, kısa erimli, günü kurtarmaya yönelik politikalarla yaptığınız işlerde duvara toslamaya devam ediyorsunuz.

Aynı şeyi sağlıkta yapıyorsunuz bugün. İhalesini yaptığınız hastanelerin kanunlarını, bugün hayatta karşı karşı kaldığınız sorunları çözmek için, ihalesi yapılmış işlere yeni kanunlarla, ihaleleri aşan, size büyük zararlar verecek, devlet bütçesine ve hazineye yük getirebilecek yeni dönüşümler yapmaya çalışıyorsunuz. Arkadaşlar, size bir tavsiyem var: Çok kanun çıkarmak değil, çok iyi bir şekilde bu Parlamentoyu çalıştırmaya ihtiyacınız var. Kanun çıkarırken bu Parlamento toplumun, ülkenin ve ulusun ihtiyaçlarını dikkate alarak ve bu ülkeyi, cumhuriyetin doksan yıllık birikimlerini laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti ilkesini daha ileriye taşıyabilip, günü kurtarmayı değil, çağı yakalamayı isteyen bir yönetim anlayışını egemen kılacak dönüşümleri yapmalıdır. Siz ise bugünü kurtarmaya yönelik, “Bugünü nasıl içinde bulunduğumuz durumdan kurtarırız?”ın telaşı içerisinde hukuku, demokratik işleyişi ve ülke bütçesini duvara sokacak uygulamaları hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. Sizi uyarıyorum, bir kez daha bu kürsüden söylüyorum: İktidarlar gelip geçicidir, kalıcı olan ülke ve devlettir. Ülkeyi, devleti, ulusu düşünün.

Hepinize saygılar sunuyorum, huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Teklifin tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin tümü üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmelerine başladığımız kanun teklifiyle uygulamada karşılaşılan bazı problemlerin ortadan kaldırılması amaçlanmış ve bir dizi düzenlemeler yapılması esas alınmıştır.Süremin el verdiği ölçüde yapılması amaçlanan bu düzenlemelerden kısaca bahsetmek istiyorum.

6831 sayılı Orman Kanunu’nun 11 maddesinde yapacağımız değişiklikle orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritaların askı suretiyle ilan süreleri, kararlara itiraz yolu, kararların kesinleşmesi ve tapu kütüklerine kaydına ilişkin hükümler getirilmektedir. Bilindiği üzere, bu tutanakların köy kahvelerinde otuz gün süreyle askıda bırakılarak açık ilan edilmesinin tebligat için yeterli olmayacağı hepimizin malumudur. Ayrıca, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi uygulamasıyla nüfus nakilleri kaldırıldığı için, devlet ormanı bulunan bir köy nüfusuna kayıtlı olan vatandaşın, köy birleşmesi, köy ayrılması, göç ve benzeri sebeplerle yine hudutları içinde devlet ormanı bulunan bir başka köyde oturmaları veya köy nüfusuna kayıtlı olmamakla birlikte yerleşme niyetiyle uzun süre orman köyünde otursa bile mevcut haklardan yararlanamamakta ve mağdur olmaktaydı. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 31 ve 32’nci maddelerinde yapılacak olan düzenlemeyle bu vatandaşlarımızın da mülki hudutları içinde verimli veya verimsiz devlet ormanı bulunan köylerde yaşayanların haklarından faydalanmaları sağlanacaktır. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu gereği düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlara ilişkin gelir ve kurumlar vergisi istisnasının 2018 yılı sonuna kadar uzatılması sağlanmaktadır.

4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 4’üncü maddesinde yapacağımız değişiklikle yaban hayatı koruma ve geliştirmeyle ilgili olarak tüzel kişiliği kaldırılan köylerde iş birliğinin yapılıp yapılmayacağı hususunda tereddütlerin giderilmesi amacıyla büyükşehirlere bağlı ilçe belediyelerinin de eklenmesiyle iş birliği yapılabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Hâlen ülkemizde yaban hayatı geliştirme sahalarında Orman ve Su İşleri Bakanlığınca mülki hudutları bulunan köy tüzel kişilikleri ile bedeli karşılığında koruma, üretim, bakım ve avcılığın düzenlenmesi konusunda iş birliği yapılmakta ve elde edilen gelirlerden pay aktarılmaktadır. 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile büyükşehirlerde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak mahalleye dönüştürüleceğinden, yapılan bu düzenleme ile birtakım aksaklıkların giderilmesi hedeflenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji sektöründe LPG’nin akaryakıt olarak kullanımında gerek sektör gerekse kullanıcılar tarafından karşılaşılan sorunlara çözüm üretmek amacıyla, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamındaki işleme lisansı ile sahiplerinin de piyasa faaliyetine konu etmemek üzere, LPG’yi üretimde girdi olarak kullanan petrokimya tesislerinin üretim maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla yurt dışından LPG ithal edilebilmesi öngörülmektedir. Jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile diğer yatırımların kamu yararı açısından önceliğine ve önemine karar vermek üzere Kalkınma Bakanının başkanlığında bir kurul oluşturulması ve kurulun görev ve işleyişine yönelik hükümler düzenlenmektedir. Özellikle son yıllarda artan temiz enerji ihtiyacı ile yapılan araştırmalar neticesinde, çevre kirliliği yaratmayacak enerji kaynaklarına yönelim jeotermal enerji kaynaklarının önemini artırmıştır. Aynı şekilde, son yıllarda mineralli sulardan sağlık ve ekonomik açıdan faydalanmak amacıyla çok ciddi talep artışı olmuştur. Her iki kaynağın kullanılmasında zaman zaman faaliyetler çakışmakta ve bu durumda kamu yararında önceliğin belirlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Yapılması düşünülen düzenleme, bu alandaki belirsizliği ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2/B alanlarında bulunan taşınmazların bedellerinin yüksek olduğu, vatandaşların bu bedelleri karşılayamadığı gibi hususlarda sürekli gündemde tartışmalar olmuştur. Önümüzdeki kanun teklifi ile bu ve benzeri sorunların çözümü amaçlanmış ve 2/B arazilerinde hak sahibi olduğu hâlde süresinde başvuru yapmamış olanlar ile başvuru yaptığı hâlde ödeme yapmamış olanlara bu haklardan mahrum olmamaları için altı aylık ek süre verilmesi öngörülmüştür. 2/B arazilerine ilişkin 6292 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, kadastro tutanakları kesinleşecek ve güncelleme listeleri tescil edilecek alanlardaki özel proje uygulamasının kapsamı için öngörülen sürenin üç yıla kadar uzatılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düzenlemede köy korucularıyla ilgili birtakım düzenlemelerimiz de var. 5673 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesi ve 442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 16’ncı maddesi kapsamında bulunan geçici köy korucuları 5.000 ek gösterge rakamı üzerinden aylık almaktayken geçtiğimiz yıl yapılan kanuni düzenlemeyle 442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 16’ncı maddesi kapsamında olan geçici köy korucularının maaşları 1 Ekim 2013 tarihinden geçerli olmak üzere 8.500 gösterge rakamına yükseltilmiş, sonrasında 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda ise bu rakam 9.189 gösterge rakamına çıkarılmıştır. Yapılacak olan kanuni düzenlemeyle inşallah bu ayrım da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Geçtiğimiz haftalarda kanunlaştırdığımız ve kamuoyunda “İnternet yasası” olarak bilinen 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’la ilgili olarak, kanunda kullanılmakta olan İnternet’le ilgili “trafik bilgisi” tanımı değiştirilmektedir. Trafik bilgisinin ancak bir suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında mahkemelerce talep edilmesi hâlinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı veya erişim sağlayıcı tarafından alınarak verilmesi düzenlenmektedir.

Bir düzenleme de üniversite öğrenimi yıllarında kredi kullanan, şu anda iş hayatında bulunan, kredi ödemesinin geri dönüşüyle ilgili yapmış olduğumuz düzenlemedir. Üniversite öğrenimi süresince öğrencilerimizin “burs” adı altında aldıkları krediler, eğitim hayatının bitmesinin ardından sorun olmaktaydı. Bu durumun sorun olmaktan çıkarılması amacıyla, öğrenim kredisi almış bulunan kişilerin borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik hükümler de düzenlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetlerince 2003 yılından itibaren başarıyla uygulamakta olduğumuz Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla artık sağlık hizmetleri kaliteli ve etkili olarak bütün vatandaşlarımıza sunulmaktadır. Sağlık hizmetlerinde sağlanmış olan bu başarı, elbette ki sağlık alanında aktarılan kaynakların doğru ve akılcı yatırımlara dönüştürülmesi becerisinden kaynaklanmıştır. Bu alanda tüm ülke çapında gerçekleştirilen yatırımları halkımız takdirle karşılamaktadır. Sağlık Bakanlığımız bu amaçla çıtayı yükseltmiş, ilk etapta 14 ilde 15 şehir hastanesi yapımı planlanmıştır ve protokolleri imzalanarak bir kısmının da temel atma törenleri yapılmıştır. Ülkemizin sağlık alanında gerçekleştirmeyi hedeflediği şehir hastaneleri projeleri tüm dünyanın imrenerek bakacağı projeler olarak inşallah tamamlanacaktır. Bu projelerin gerçekleştirilmesi amacıyla geliştirilen kamu-özel iş birliği finansman modeliyle devlet ve özel sektörün mal ve hizmet alımına birlikte katılımı esas alınmıştır. Kamu-özel iş birliği modelinin hayata geçirilmesi, yapısı gereği uzun vadeye ve büyük finansman ihtiyacına gerek duymaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, yabancı döviz, para birimiyle kredi kullanan, Japon yeni ve İsviçre frangına endeksli olarak sözleşme imzalayarak konut kredisi kullanan ve döviz kurlarında meydana gelen yükselme sonucunda kredi taksitlerinde ödeme güçlüğü çekmekte olan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini önlemek amacıyla yeni bir kanuni düzenlemeyi de amaçlamaktadır.

Söz konusu kanun teklifinin kabulü ile kanunlaşmasının memleketimiz adına hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Genç, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet, teşekkür ederim.

Şimdi, kanun çıkarıyoruz. Niçin kanun çıkarıyoruz? Tamamen iktidarın yaptığı yolsuzlukları örtbas etmek için. Şimdi, Hükûmet sırasında oturan Faruk Bey’in, bir defa, 2006’da bir yaralanma meselesi oldu. Sonucu ne oldu, belli değil -vurmuşlardı kendisini- bilmiyoruz. Kızını getirdi, Hacettepe Tıbba kaydetme hakkı olmadığı hâlde kaydettirdi. Her yerde tıp fakültesine karşı çıkıyorlar. Böyle haksız nasıl getirip kaydediyor? Kardeşini Bursa’da tutukladılar, iki gün sonra serbest bıraktılar. Yani, AKP’liler…

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen konuyla ilgili soru sorun, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, hayır, soru soruyorum canım.

Hükûmet sırasında oturan kişinin hukuka saygılı olması lazım. Yani, niye kanunları çıkarıyoruz? Kanunları, tamamen, işte AKP’lileri korumak için, yolsuzluklarını örtmek için, hırsızlıklarını örtmek için, bunun için çıkarıyoruz. Bu kanunları bu Mecliste bu saatlerde yapmanın da bir anlamı yok.

Açıklamadı. Bir kardeşi vardı Bursa’da, demirci Osman’dı, şimdi holdingci Osman olmuş. Bursa’nın en büyük holdingleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu, Karayollarında iki buçuk sene önce taşeron işçilerle ilgili dava açtılar biliyorsunuz ve davayı kazandılar. İki buçuk senedir bunların uygulanmamasını neye bağlıyorsunuz yani suç işlediğinizi düşünüyor musunuz?

Bir ikinci sorum da: Bu TİB var, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı. Geçende bu işçiler Mecliste yanıma geldiler -74 kişi bunlar- bunların da işine son verilmiş. Şimdi, orada başkanlar değişiyor. Bir paralel devlet, paralel yapı çıkardınız da bunlar gariban adamlar yani aşında, ekmeğinde. Geldiler, gerçekten hâlleri perişan. Bu şeyde taksitleri var, şunları var, bunları var. Asgari ücretle çalışan taşeron işçiler. Yani, oradaki başkanları, başkan yardımcılarını alıyorsunuz da bu taşeron işçilerin, asgari ücretle çalışan taşeron işçilerin işine son vermeyi nasıl karşılıyorsunuz? Bu mücadelenin de bir ölçüsünün olması lazım. Yani, gölgenizden korkar hâle geldiniz. Artık bırakın bu garibanın ekmeğiyle oynamayı. 74 kişiyi niye işten çıkarıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, büyükşehir yasası dolayısıyla, örneğin Bursa İl Özel İdaresinde taşeron firma marifetiyle çalışan 72 personelimiz -sekreter, şoför, büro görevlisi- 31 Mart 2014 tarihinde üç aylık bir sözleşme yapmışlar ve sözleşmeleri sona eriyor. Arkadaşlar bizi devamlı arıyorlar: “Biz ne olacağız?” Ki, ayrıca 330 kişi de millî eğitime verilmiş, yine bunlar da taşeronla ilgili. “Biz ne olacağız? Kiramızı, faturalarımızı nasıl ödeyeceğiz? Çocuklarımızı nasıl okula göndereceğiz?” Bize bu konuda kendi amirlerinin de, yetkililerinin de bilgi veremediğini, yardımcı olmaları konusunda bizi uyarıyorlar. Bu konuda açıklama bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türeli…

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu, emekte yaşa takılanlar konusu çok önemli bir konu, devamlı kamuoyunun da gündeminde. Buna ilişkin olarak da birçok protestolar, eylemler yapılıyor bildiğiniz üzere. Bu şu demek tabii: Hizmet yılını ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı hâlde emeklilikte yaşa takılan kişi sayısı şu an itibarıyla kaçtır? Buna ilişkin herhangi bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz, bir çalışmanız var mı Bakanlıkça?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Ekşi…

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanına sormak istiyorum. Daha önce aslında Sayın Bakana yazılı soru olarak takdim ettim fakat yanıtını almadım. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının vatandaşlarımızın her birinin sağlık durumu hakkında çeşitli sağlık kurumlarından, muayenehanelerden ve diğer kaynaklardan elde ettiği bilgileri Data Med isimli bir firmaya sattığı doğru mudur? Satış yapıldıysa bunun yasal dayanağı nedir? Anayasa’mızın 20’inci maddesinin “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.” şeklindeki hükmü karşısında bu bilgilerin satış konusu olması Anayasa’nın ve Türk Ceza Kanunu’nun aynı amaçla konulmuş hükümlerinin ağır bir şekilde ihlali anlamına  gelmemekte midir?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Bakan, bu geçici işçileri soracaktım. Şimdi, beş ay yirmi dokuz gün çalışıyorlar, altı ay bir gün ciddi manada sıkıntıya düşüyorlar yani bunlar altı ay ne yiyip ne içecekler? Bununla ilgili bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz? Geçici işçilerin kadroya alınması noktasında bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Güler…

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Sayın Bakan, çok çeşitli araçlarla memura 1 derece verilmesi için talepler yöneltiliyor. Sonuncusu 2005 yılında gerçekleşmiş. Gelen başvurularda, 2005 yılından sonra ocaktan itibaren işe başlayanlarla Aralık 2004’te işe başlamışlar arasında bir eşitsizlik olduğu dile getiriliyor. Bu yönde bir çalışma var mıdır?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türeli…

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 4/C konusu, 4/C’lilerin kadroya alınması konusu da acil önem arz ediyor. Şimdi, tabii geçici işçi, Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin ( C ) bendinde tanımlanıyor geçici işçilik ama bugün biz görüyoruz ki devletin asli ve sürekli işleri de bu 4/C’liler eliyle yürütülmekte. Buna ilişkin olarak Bakanlıkça yürüttüğünüz bir çalışma var mıdır, bunları kadroya almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, Karayolları işçileriyle ilgili bir yargı süreci yaşandı, hâlen de devam ediyor yargı süreci ve burada asıl işçi olarak iadesiyle ilgili yargı kararları var, tazminatların ödenmesiyle ilgili kararlar var. Bunlar diğer taşeron işçileri konusu gibi gündemimizde tartıştığımız, olgunlaştırdığımız konular diye ifade edebilirim. Geçtiğimiz hafta Bakanlar Kuruluna gerek taşeron uygulamasıyla ilgili gerekse yargıda konu olan asıl işçi olduğuyla ilgili, yargı kararlarını içeren konularla ilgili çalışmalarımız Başbakanlığa taslak olarak sevk edilmiş bulunmaktadır. Taşeron uygulaması, bizlerin de sizlerin de birçok defa Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine ve çeşitli vesilelerle gündeme taşıdığımız önemli bir sorun. Buradan, taşeron çalışanların yıllık izinleriyle ilgili yaşadıkları sorunlar, ücretlerinin ödenmemesi konusunda, ücretlerin güvence altına alınması ve sözleşmenin kısa değil, yıllık değil asgari üç yıl zorunluluğu getirmek ve kıdem tazminatını yine güvence altına almak ve en önemlisi de, asıl iş ile alt işverenin kesin bir hatla ayrılması -hangi işler asıl işlerdir, hangi işler yardımcı veya alt işverenin yapması gereken işlerdir- bunları tanzim eden ve muvazaayı ortadan kaldıracak önemli bir düzenleme, taraflarla uzun müzakere neticesinde Başbakanlığa sevk edilmiş. İnşallah, kısa süre içerisinde Parlamentoya gönderebilirsek, ben gruplar arasında bir uzlaşma olacağı inancı içerisindeyim.

Bunun yanında, aynı şekilde, büyükşehirdeki taşeron işçilere de -bunlar kısmi süreli, belli süreli çalışan işçiler; dolayısıyla, o iş yeri aslında kapanmıyor, belediyeye devrediliyor- ihtiyaç devam ediyor ise onların büyükşehir belediyeleri bünyesinde çalışmalarında ihtiyaç olduğu için -çalıştıkları için- bir mahzur yok; onların işvereni de artık büyükşehir belediyesi olacaktır. Bunların çalışma sürelerini bilemiyorum, tabii ona bakmak gerekiyor. Belki yargıya da gitmiş olabilirler, yargıda elde etmiş oldukları hakları da vardır ama yıllık ise…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Üç aylık sözleşme yapılmış Sayın  Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – İşte yani kısmi süreliyse, iş bitmişse yani orada yapılacak bir durum söz konusu değil.

Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili -çok kez gündeme geldi- orada, 2000 öncesi çalışanlarla ilgili, 2000 öncesi işe başlayanlarla ilgili bir sorun yaşanıyor. 1999 yılında çıkarılan, gerçekten reform düzeyindeki bir yasa neticesinde, 1/1/2002’den sonra işe başlayanlar 60 yaşında emekli olacaklardır. 2000 öncesinde işe başlayanlarla ilgili ise durum farklılık arz etmektedir. Bundan dolayı, bu 4747 sayılı -yanılmıyorsam- Yasa’daki düzenleme kademeli bir emekliliği Türkiye'nin önüne koymuş. Bu konu Anayasa Mahkemesine gitmiş, Anayasa Mahkemesi bu kademeli emekliliği onaylamış. Dolayısıyla, 1999 yılındaki bu yasadan dolayı birçok vatandaşımız -ki yaklaşık rakamlar da 5 milyon civarında 2000 öncesinde işe başlayanlar- diyor ki: Bu değişiklikten dolayı bizim, kademeli bir şekilde emeklilik dolayısıyla belli bir süreyi doldurma zorunluluğu geldi diye ifade ediyorlar. Onlara isabet ettiği için bir haklılığı var ama netice itibarıyla, Parlamentodan bir yasa geçiyor, bu hepimizi bağlıyor, bütün milletimizi de bağlıyor. Burada yaşanan sorunlar, önemli olan, biz de şu anda onların sağlıktan yararlanmaları konusundaki sıkıntıyı gidermek için bu önümüzdeki Bakanlar Kuruluna sevk ettiğimiz düzenlemede bir çalışmamızı huzurlarınıza getirmiş olacağız.

Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili düzenlemeyi de aslında birkaç kez ifade ettik. Burada kişilerin kişilik haklarını bir başkasına verme, şirketlere verme gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir, sağlıkla ilgili bilgiler, bölgeyle ilgili bilgiler söz konusudur. Bir firmaya değil müracaat eden gerek kamu gerekse diğer kesimlere, talep eden bütün firmalara verilmektedir. Burada bir şartımız vardır, herhangi bir firmanın bilgileri bir yere verilecekse o firmanın muvafakati şartı getirilmiştir. Dolayısıyla, kesinlikle bir adaletsizlik ve kesinlikle kişisel verilerin bir başkasına verilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Çok daha geniş bir bilgiyi, yazılı olarak da bizzat ayrıntılı bir şekilde bilgilendirme imkânımız olabilir. Bu uygulama önemli bir uygulama.

Beş ay yirmi sekiz gün çalışanlar… Bildiğiniz gibi, daha önce altı ay çalışanlarla ilgili bir düzenleme yapılmış idi ve altı ay çalışanlar kadroya alınmışlar idi, 230 bin civarında işçimiz; onun altında kalanlarla ilgili, mevsimlik çalışanlar, dört ay, üç ay ve beş ay yirmi sekiz gün gibi çalışanlar bu haktan yararlanamamışlar idi. Şu anda da bunlar yine aynı süreler içerisinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

Memura 1 derece verilmesi konusu da toplu sözleşmede, yine 4/C konusu da toplu sözleşmede gündemimizde olan ve danışma kurullarında şu anda görüştüğümüz konular. Tabii ki Çalışma Bakanlığı olarak, toplu sözleşmede tarafların bir bölümünü temsil eden kesim olarak, Bakanlık olarak bizim bu konulara yaklaşımımızın yanında Hükûmetin ve ilgili bakanlıkların uyumu da önem arz ediyor; netice itibarıyla bir maliyet söz konusu. Dolayısıyla, bu konuda uzlaşı sağlama gayreti içerisindeyiz, şundan dolayı: 2005 yılına kadar birkaç defa memurlarımıza 1 derece verilmiş. 2005’ten sonrakiler diyorlar ki: “Neden bize verilmiyor?” Bu serzenişler, bu ifadeler ister istemez biraz da cevapsız kalıyor. Bundan dolayı toplu sözleşme gündeminde olan bir konu, ilgili tüm kamu görevlileri sendikaları sürekli bunu önümüze getiriyorlar, tartıştığımız bir konu. Umarım bir konsensüs sağlanır diyorum.

4/C statüsünde, bu toplu sözleşme ücretlerinde yüzde 40’a varan bir artış sağladık ama statüyle ilgili, 4/B’li olma talepleriyle ilgili henüz karar aşamasında değiliz. Onu da açıkça ifade edeyim. Bu da tartıştığımız konulardan bir tanesi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yani konuşulanlar boş mu Sayın Bakanım?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Konuşulanlar boş mu? Millet boyuna soruyor.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Hayır şimdi, arkadaşlar, bunun tarafları, biliyorsunuz, önemli; bir tarafı Hükûmet olarak tabii...

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bize soruyorlar, biz de size soruyoruz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Hayır, boş değil; 4/C’lilere yüzde 40’lik bir ücret artışı sağlanmış bulunuyor. Bunu görmezlikten gelmeyelim ama buradaki statü değişikliğiyle ilgili taleplere yani biz saygı duyuyoruz ama bu konuda da bir konsensüse ihtiyaç var, bir uzlaşmaya ihtiyaç var. O noktaya gelmediğimizi ifade ediyorum.

Sayın Genç’in özelde sorduğu sorular… Arkadaşlar, burada oturan bir bakanın veremeyeceği cevap olmamalı; veremeyeceği cevap varsa buradan kalkıp gitmeli. Bu kadar, konuları, şahsileştirmeyi, doğrusu, ben yakıştıramıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hükûmet edenin her şeyini açığa çıkaracağız.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şimdi bakınız, ben de size açık söyleyeyim, dinleyeceksiniz ama bir müsaade edin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de dinleyeceğim, sen de dinleyeceksin.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şimdi ben, bu Bakanın ağabeyiyle ilgili konuda dâhil olanlardan birisiyim.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen...

Sayın Bakan, siz sorulara cevap verin lütfen.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) –  Burada önemli bir şey var. Bursaspor davasından tutuklandı Bakanın kardeşi. Ben de orada tanığım.

BAŞKAN – Sayın Türkkan… Sayın Türkkan, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hepsi beraat etti. Bilginiz olsun diye söylüyorum. Ağabeyi de beraat etti.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama iki günde çıktı.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şimdi bakınız, böyle, oturup, arkadaşlar, birbirimize laf atıp, çamur atıp bir şeyi elde etmek, bakınız, bunlar doğru bir davranış değil.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne çamuru ya?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Siz belki kısa metrajlı bir şeyin peşinde koşuyorsunuz, koşabilirsiniz. Ben size şunu söylüyorum: Siz, bu sorduğunuz üç soru… Bir öğrencinin -sizin evladınız da olabilir- bir üniversiten bir üniversiteye yatay geçiş yapmasını kamuoyunun huzuruna getirmek, buraya getirmek ayıp değil mi ya?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye ayıp olsun? Hakkınıza razı olacaksınız.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Bakınız, bir öğrencinin…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Senin kızın Acıbadem Tıp Fakültesini kazandı, geldi Hacettepeye.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Ya, geçebilir misiniz, yatay geçiş yapabilir misiniz hukuksuz bir şekilde?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hukuksuz yapıyorsunuz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Çıkarın o zaman ispat edin, çıkarın ispat edin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Rektör, kendi adamınızı getirdiniz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Nasıl böyle çocukların kişilik haklarıyla veya psikolojileriyle oynarsınız ya? Siz de hiç zerre kadar merhamet yok mu, insanlık yok mu?

ADNAN YILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkanım, böyle bir usul var mı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ben size söylüyorum: Çık, ispat et bunu. İspat etmezsen namertsin. Nasıl hukuksuz geçiş olmuş? İnternet’te yayınlanmış, kim geçecek, nasıl geçecek, kuralları belli.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, yani Acıbademi kazanmadı mı, oradan nasıl Hacettepeye geldi?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Ya, geçiş şartlarıyla ilgili, bakınız…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, usulüne göre gelmedi.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – İncele, getir.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, sen inceledin mi? Hukuk dışı bir şey olur mu bu konuda ya?

İSMET SU (Bursa) – Anlamaz, anlamaz, anlamaz bu, anlamaz!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ayıp şey ya!

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, şimdi, Hükûmet eden insanların en ufak bir lekesinin olmaması lazım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, başka cevap yoksa Sayın Aslanoğlu soru soracak.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şuna bakın ya! 2006 yılında bize birisi bir kurşun sıkıyor, diyor ki: “Ne oldu?”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ben de öğrenmek istiyorum, buyurun.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Ayıp Kamer, ayıp ya!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Çok yanlış şey ya, böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, niye yanlış olsun?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Hepimiz burada parlamenteriz. Varsa belgeniz gelirsiniz, dersiniz ki: “Buyurun, şu yanlışlık, nüfuzunu kullanarak yapmışsınız.” İki de bir bunu gündeme getiriyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben biliyorum bazı şeyleri ya.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Neyi biliyorsunuz? Buyurun. Bursaspor’la ilgili olan bir hadisedir, hiç alakası olmayan bir hadisedir ve ciddi iftiralarla, ithamlarla olan bir hadisedir, mahkeme kaydı ortadadır.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Türkkan da şahidi, Sayın Türkkan da o dönemde yöneticiydi.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Buyurun, ilgili arkadaşlar da buradalar, bakın, çok iyi biliyor arkadaşlar.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hüseyin Bey de hakkında ferman verilmemesine rağmen yöneticiydi benimle beraber.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Ben de yöneticiydim, doğru beraberdik.

BAŞKAN – Evet, Sayın Bakan, başka cevap yoksa Sayın Aslanoğlu soru soracak.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım yani bu konuların burada gelmesi gerçekten son derece yanlış ama belge olur, bilgi olur, çıkarsınız söylersiniz. tabii ki buna saygı duyarız ama ikide bir… Hepimizin çoluk çocuğu var, böyle bir şey olabilir mi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, diğer soruların cevaplarını verin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, haksız bir yerlere getirirseniz söyleyeceğiz yani ya.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, vazgeçtim sorumdan. Emeklilikte yaşa takılanlarla biraz da ben kızdıracaktım sizi ama yeterince kızdınız, bir başka gelişinizde…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Allah razı olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 21.33


ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

Teklifin maddelerine geçilmesi oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi teklifin maddelerine geçilmesini tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm, 1 ila 13’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Müslim Sarı, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzde yeni bir torba yasa var. Tabii, torba yasa açısından en zor olan şey, torba yasanın geneli üzerinde konuşmaktır. Hem yasanın geneli üzerindeki yirmi dakikalık konuşmalar hem de her bir bölüm için on dakikalık konuşmalar gerçekten son derece zor oluyor. Çünkü, bu bir torba yasa olduğu için ve birbiriyle hiç alakası olmayan, sistematik bir bütünlükten yoksun kanunlar yan yana getirildiği için, bir sistematiği olmadığı için bunun üzerinden sistematik bir konuşma yapmak da pek mümkün olmuyor. Ama burada en doğru çözüm, belki de, belirli yasalar üzerinde ve yasanın belirli maddeleri üzerinde ve en fazla önemsenen kısımlar üzerinde genel bir değerlendirme yapmaktan öteye geçmiyor buradaki konuşmalar. Ben de bunu yapmaya çalışacağım.

En fazla üzerinde durmak istediğim madde 3’üncü madde çünkü 3’üncü maddede çok gizli bir tehlike olduğunu düşünüyoruz biz grup olarak. Ormanların, devlet ormanlarının betonlaşması, betonlaştırılması ve daha tahrip edilmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliriz bu maddeyle. Bu maddede iki tane şey getiriliyor -çok önemsediğim için belirtmek isterim- ilk olarak şöyle diyor madde: “Devlet ormanlarında,  erişme kontrolü uygulanan kara yollarındaki ulaştırma yapıları ve müştemilatı olan hizmet tesisleri ile bakım, işletme tesislerine, kara yolları sınır çizgisi içinde, bedelsiz olarak izin verilir.” Şimdi, bu, son derecede tehlikeli bir yaklaşım, son derece tehlikeli bir düzenleme. Kara yollarının içinden geçtiği ormanların genel olarak betonlaştırılmasıyla ilgili önemli bir tehlikeye de kapı aralıyor.

Önce şunu sormak gerekir: Daha önce böyle bir düzenlemeye niye gerek duyulmamıştı? Yani, şu anda, yeniden otoyollar yapılmıyor, ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde otoyollar da yapılmıyor; başka vesilelerle, başka yerlerde de otoyollar yapılıyordu. Bu otoyolların yapılması için gerek duyulan tesisler yine buralarda kuruluyordu ama nedense, önümüze böyle bir yasal düzenleme getiriliyor. Daha önce nasıl yapılıyordu da bunlar için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan yapılıyordu, merak ediyoruz doğrusu.

Şimdi “kara yolları sınır çizgisi” diye bir çizgi çiziliyor ve bu kara yolları sınır çizgisi içerisinde bu tür tesislerin bedelsiz olarak yapılmasına olanak veriliyor ama kara yolları sınır çizgisi sadece asfaltın bittiği yerden ibaret değil. Asfaltın bittiği yerden daha ötesine  de kara yolları sınır çizgisinin uzanması teknik olarak mümkün olabilir. Dolayısıyla, buralarda yapılaşmaya ve orman alanlarında ciddi bir betonlaşmaya yol açabilir.

Mesela size basit bir örnek vereyim değerli milletvekilleri: Kuzey Marmara otoyolu için, içinde üçüncü köprünün de olduğu Kuzey Marmara otoyolu için yapılması düşünülen tesisler ya da yapılan tesisler yani bu kanun kapsamı içine giren tesisler şunlar: 2 adet otoyol inşaat kampı, 2 adet köprü inşaat sahası, 10 adet beton tesisi, 4 adet asfalt tesisi, 8 adet mekanik tesis. Bunların hepsi kara yolu sınır hattı içerisine yapılacak. Dolayısıyla, bütün bunların hepsinin burada izinsiz bir biçimde yapılmasına olanak verilecek. Asfaltın üzerine yapamadığınıza göre, yolun üzerine yapamadığınıza göre, ormanlık arazinin içine yapacaksınız ve ormanlık arazisinin ciddi bir şekilde betonlaşmasına müsaade edeceksiniz. Ve gelecekte buraların konaklama tesisine dönüştürülmesi ihtimali de önemli bir ihtimal olarak belirmektedir. Üstelik, bunların bedelsiz bir biçimde devredilmesi söz konusu olduğundan, bedelli bir biçimde devredilmesiyle bedelsiz bir biçimde devredilmesi arasında ihaleyi alan firmaya sağlanan iltimasın boyutlarının ne olduğunu da merak ediyorum.

Bu 3’üncü maddeyle getirilen ikinci önemli nokta, katı fazlası malzemenin, yani hafriyatın ağaçlandırma bedeli karşısında orman arazisinin içine dökülmesidir. Bunun da, çok ciddi moloz yığınlarının orman arazilerinin içinde olmasına yol açacağını düşünüyoruz.

Mesela, bir örnek vereyim yine Karayolları Kuzey Marmara otoyoluyla ilgili: Kuzey Marmara otoyolu tamamlandığında, yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 48 milyon 776 bin 929 metreküp hafriyat oluşacak, tekrar ediyorum 48 milyon 776 bin 929. Ve eğer biz bu hafriyatı bir futbol sahası büyüklüğündeki alanın üzerine koymuş olsaydık, 6.500 metre yüksekliğinde bir tepe kadar hafriyat çıkartılmış olacaktı. Dolayısıyla, bu madde çok sakıncalıdır, doğru değildir, orman arazilerinin ciddi şekilde betonlaştırılmasına hizmet ettiği açıktır.

Esasen, bu kanun teklifinin en sakıncalı maddelerinden biri  -daha önce arkadaşlarım da eleştirdiler ama ben bir kez daha kayıtlara düşsün diye söylüyorum- yap-kirala-devret modeliyle yapılması düşünülen şehir hastanelerine ilişkin düzenlemelerdir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu modelin kendisine karşıyız. Bu modelin kendisine karşı olmamızın en önemli nedenlerinden birisi, devlet hastanelerinde herhangi bir kapasite artışı getirmiyor olmakla beraber, bu modellerin… Normal yollarla hastaneler yapıldığında kamunun karşılaşacağı yükün çok daha üzerinde bir yükle karşı karşıya kalacağını biz düşünüyoruz.

Plan Bütçe Komisyonunda bu yasa tartışılırken, bu modelin kurulduğu yasa tartışılırken, geçen sene,  biz tek tek sorduk, “Bunun bedeli nedir? Kamunun üzerinde bu ne kadar yük getirmektedir? Kamu bundan dolayı orta ve uzun vadede ne kadar kira ödemek zorunda kalacaktır?” Bunun cevaplarını alamadık. Bunun cevaplarını hâlâ alabilmiş değiliz. Bugün ne biz ne iktidar partisine mensup milletvekillerimiz şehir hastaneleriyle beraber, bu hastanelerin yapılmasıyla ilgili kurulan modelde orta ve uzun vadede kamunun ne kadar kaynaktan vazgeçeceği ya da ne kadar harcama yapacağı ya da ne kadar kira geliri, kira gideri harcayacağını şu an için hiç kimse bilmiyor. Sayın Bakana her fırsatta söyledik, Sayın Bakan Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları sırasında, Plan ve Bütçe Komisyonunun bütün üyelerinin huzurunda, bu senenin yılbaşını geçmeyecek şekilde bununla ilgili bir çalışma yaptığını, bir etki analizi yaptığını ve bu etki analizi bizimle paylaşacağını söyledi, bekliyoruz, henüz böyle bir paylaşım yapılmış değil. Üstelik, bu hastanelerin yapılabilmesi için kullandırılan kredilerin ya da kullanılan kredilere de hazine garantileri veriliyor. Bu, son derece tehlikelidir. 2001 krizinden sonra mali disiplinde ortaya çıkan kötü uygulamalar, mali disiplininin bizi getirmiş olduğu yer, krizin etkisini  derinleştirmesi bu konuda önlem alınmasını zorunlu kılmıştı ve hazine garantilerine sınırlar getirilmişti ancak peşi sıra çıkartılan birtakım yasalar, özel sektörün kullandırdığı bazı kredilere, belediyelerin kullandırıldığı bazı kredilere hazine garantisi getirilmesiyle ilgili bazı düzenlemeleri önümüze getirdi ve bu konuyla ilgili 2001’den beri yapılan uygulama son derece yanlıştır, sakattır.

Bugün, benzer uygulamalar şehir hastaneleri için de söz konusudur. Düşünün değerli milletvekilleri, devlet bir hazine arazisi tahsis edecek, bu hazine arazisine yirmi beş yıl süreyle, ilgili firma gelecek, hastane yapacak, devlet yirmi beş yıl süreyle bu hastanenin kira bedellerini ödeyecek ve bunun için kredi kullanmışsa, eğer bu kredinin geri ödemesinden doğan bir sorun varsa, bir problem varsa, bu da hazine garantileriyle garanti altına alınacak. Yani böyle bir uygulama dünyanın hiçbir bölgesinde yoktur, olamaz.

Şimdi, bu maddeyle, buradaki düzenlemeyle getirilen bir başka şey de mücbir sebep ve olağanüstü hâl dışında sözleşme ve eklerinin uygulanmasını engelleyen bir durumun ortaya çıkması hâlinde yapılmış olan sözleşmeler, ihalelere esas teşkil eden sözleşmeler konusunda sayın bakana değişiklik yetkisi verilmesidir ki bu ne hukuk ilkesine uygundur ne rekabet ilkesine uygundur ne ihale ilkesine uygundur. Bu, açık bir biçimde ihaleye fesat karıştırmaktır.

Düşünün ki bir firma geliyor, hastaneyi kuruyor, karşılığında kredi alıyor, kredisine de garanti oluyor devlet, hastaneyi yapmaya başlıyor ama herhangi bir biçimde ortaya çıkan bir nedenden dolayı -ki bu nedenin ne olduğu burada açık biçimde tanımlanmamıştır- bu işlem yarım kalırsa, yapılamazsa o zaman bakana başvurma yetkisi elde etmiştir ve bakan bu sözleşmede değiştirme yapma yetkisi elde etmiştir. Aslında belki de ayrı bir ihale yapılması gerekir bunun için, belki de yeni bir ihaleyle bu sürecin yeniden ele alınması gerekirken sürekli yenilemeyle, sürekli temditle ve bakanın yetkisini kullanarak sürekli bir biçimde hükûmete yakın firmaların kendi durumlarını bahane ederek açık bir biçimde kendilerine uygun avantajlı pozisyonlar elde etme yetkisi ortaya çıkmaktadır bu yasada. Bu yasayla verilen yetki her şeyden önce Sağlık Bakanlığına yapılmış olan bir haksızlıktır çünkü Sağlık Bakanına bu yetki dolayısıyla bir sürü kişi gelecek başvuru yapacak ve Sağlık Bakanı çok durumda kalacak ve bununla ilgili yanlış uygulamalar Yüce Divan yolunun gözükmesi açısından…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (Devamla) – ...Sağlık Bakanı açısından birtakım alanlar açabilir diye düşünüyorum ve bu düzenlemelerin buradan çıkartılmasını öneriyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım.

Torba kanunun birinci bölümü… Şunu açık ifade edeyim: Bu torba kanun ve öncesi torba kanunlar yan yana konulduğu zaman, topluma karşı, yurttaşa karşı birden fazla suçu işleyen bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, 1’inci maddede ormanla ilgili, hemen 3’üncü maddede yine kara yollarıyla ilgili noktadan baktığımız zaman bir çevre suçu işleniyor. Ormanlardan, kara yolları geçince oralardan, erişme kontrollü yerlerden yapılar, inşaatlar, molozlar, bunların dizaynı, yap-işlet-devret modelinde veya kiralama süreçlerinde zaten bir ton olanak tanınarak verilen bu ihale, işletme ve kiralamalarda yeni imkânlar getiriyor.

Sadece bu değil, baktığımız zaman bu yasanın içine, İnternet yasaklarıyla haberleşme özgürlüğünü ihlal eden bir suç durumu yaratılıyor. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ihlal edilen bir durum, engel çıkarılarak suç yaratılıyor. Enerji alanına baktığımız zaman, enerjiyle ilgili yenilenebilir enerjiye ağırlık vermesi gereken Türkiye, burada bir düzenleme sistemi getiriyor, LPG’de birilerine ithalat yolunu açıyor. Termale geldiği zaman onun kararını vermek için, enerjiyle ilgili, MİGEM’in, Bakanlığın… Her ne kadar bu yasal torbada, düzenlemede böyle geçiyorsa, arkadaşlar, hepiniz biliyorsunuz, 2012’de yasa çıktı, bütün maden, enerji dâhil, ruhsatların onayı bir tek elden geçiyor, Başbakandan geçiyor. Yani, siz bu düzenlemeyle Başbakana karşı mı çıkıyorsunuz arkadaşlar? Siz Başbakana karşı kanun çıkarıyorsunuz burada, farkında mısınız? Enerji Bakanı burada değil, gitti. Sayın Bakan, Sayın Bakan…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Dinliyorum sizi.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Siz 2012’de yasa çıkardınız, bütün maden ve enerji alanında ruhsatların onayını Başbakana verdiniz. Şimdi, Başbakana verdiğiniz bu yetkiyi bu torbayla delmeye çalışıyorsunuz. Allah aşkına, bu nedir? Şimdi, yani, hadi, LPG ithalatını ayarlayabilirsiniz, dop yağı mıdır, pvc granül sanayisine mi dalarsınız, sert plastik midir, yumuşak plastik mi, şeffaf plastik mi, bilmem, ham maddesi midir? Elbette ki TÜPRAŞ’ın dışında, bilmem başka yerlerden, belki de son petrol anlaşmazlıklarının getirdiği sözleşme imzalamalarından kaynaklı yeni kapılar çıkabilir. Ama burada düzenlemeyi yaparken aklımıza o ruhsat geldi.

Şimdi, siber güvenlikle ilgili ve trafik bilgileri konusunda… Her zaman söyleyeceğiz bunu. İnanın, yarın Komisyonda görüşülecek MİT yasa teklifi... Ki Hükûmetlerin kendi teklif, tasarılarını getirmesi gereken çok önemli alanlar bunlar. Cumhurbaşkanı “Alo”yla Meclise diyor ki: “Şöyle şöyle, ben onaylayacağım. Şöyle iki üç tane teklif hazırlayın verin.” Yarın MİT Müsteşarı ararsa burayı -tabii ki bizi, muhalefeti aramayacak, iktidar partisini arayacak- “Şöyle bir teklif hazırlasanız da…” diyecek. Ne diyeceksiniz o zaman, merak ediyorum. Yani yürütme yasamayı yönlendirmeye kalkacak. Siz, tamam… Vallahi, 90’lı yıllarda bunun çok kötü örneklerini gördük, kimse bundan istifade etmedi.

Şimdi, enerji konusunda yapılanı bu torbaya getiriyorsunuz. Aciliyeti nedir? LPG ithalatı için birilerine, evet, fakat bu jeotermal konusu hakikaten Türkiye’de çok fazla yerde yok; bir Afyon’da, birkaç yerde var. Enerji olarak veya farklı alanlarda yararlanabileceğiniz, turistik olarak yararlanabileceğiniz belli şeyler var: Rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi.

Yani, şuna, enerjide -100 milyar dolar ithalat ve Türkiye cari açığının temeli olan enerjide- şöyle bir kural koyamaz mısınız: Türkiye’de yenilenebilir enerji 1’inci derecede tercihlidir; bunu yapanı teşvik de ederim, vergi indirimi de yaparım, kilovatsaatine de iyi para veririm, alırım?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Var, var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yok kardeşim, yok. Öyle olsaydı gidip ithalat için kapı kapı dolaşmazdınız. Bir gün Azerbaycan’dasınız, bir gün Moskova’dasınız, Rusya’dasınız. Rusya’dan çıkıyorsunuz Erbil’e gidiyorsunuz. Erbil’den çıkıyorsunuz Bağdat’a gidiyorsunuz. İthalat, ithalat ya da nükleer… Şimdi, Şırnak’a termik santraller dağılmaya başladı.

Ya, vanadyum bayağı kıymetli biliyor musunuz arkadaşlar? “Vanadyum” diye bir madde var, uzay sanayisinde kullanılıyor, uçak sanayisinde kullanılıyor; çok kıymetli bir madde. Bu çok kıymetli madde de Şırnak’ta bizim asfaltit kömürlerde var, yataklarda ama kömürün özünde binde 3-5 aralığında oranda var fakat termik santralde yaktığın zaman külünde yüzde 1 oranına kadar yükseliyor. Hem havamızı kirletiyorlar hem kömürümüzü ucuza kapatılıyorlar, arkasından da külünü bile satıyorlar. Ne vanadyum uyanıkları var, bak. “Vanadyum” diye bir madde duymuş muydunuz?

Yani, şimdi, hakikaten insan şaşıyor. Yani, külünden bile para kazanırken vatandaşın boğazına yapışıyorsunuz. Özel, halktan birisi aldı mı kömür ihalesini yüzde 23,5 redevans ödüyor. Vallahi bravo, Ciner, arkasından 2 şirket daha da ruhsat almış. Şırnak’ta sadece 6 tane daha ruhsat verme niyeti var. Her tarafı yakacaklar, niyet bu. Yakın bakalım, ne olacak? Yani, “Termik santrale orayı doyuracağım.” diyorsanız, doyuracağınız bir yerde yüzde 15 yatırım düşmez mi o topraklara? Suyunu alıyorsunuz, 12 tane HES barajı yapıyorsunuz. 12 tane HES barajı elden ele el değişimi gösteriyor. 3 tane müteahhit değiştiren HES barajları var. Yok güvenlik gerekçesiyle yapıyoruz, yok bilmem ne gerekçesiyle yapıyoruz! Herkes para gerekçesiyle yapıyor. Vatandaşın güzel ırmağını, deresini alıyor, hepsi kendinin, hepsi babasının malı mülkü oluyor. Ondan sonra da bir istimlak kararı çıkarıyorsunuz, o hepsi de birilerine veriliyor, bütün memleketi birilerine… Bu kara yollarındaki orman tesisleri öyle, diğerleri öyle. Bu yetmiyor, arkasından kamu-özel ortaklığında sözleşmeleri daha dizayn etmeye başladınız. Durun bakalım, hani bu büyükşehir hastanelerinizi bir kurun. Sağlıkta da suç işliyorsunuz, ticarileştiriyorsunuz. Yani insan sağlığı parayla ölçülmez ki arkadaşlar. Yani hakikaten yirmi beş yıllığına kamu-özel ortaklığı yapıyorsunuz, özel bir sektöre verip diyorsunuz ki: “Arada mücbir bir sebep doğarsa bakanla beraber sözleşmeyi gözden geçirelim.” Bir hukukçu olarak söyleyeyim, böyle dava benim önüme gelirse ben o hükûmeti hoplatırım vallahi, hoplatırım. Türk Ticaret Kanunu’nu deleceksiniz,  sözleşme hukukunu deleceksiniz, yapılan edimleri yok sayacaksınız, cezai şartı gözden çıkaracaksınız, bütün bunları bakanla bir taraf oturacak düzenleyecek. Arkadaşlar, buna niye ihtiyaç duydunuz? Daha yeni başladınız bu büyükşehir hastanelerinin temellerini atmaya. Daha işin başında arızalar mı çıktı? Çıktıysa bizi bilgilendirin. Onu istedik, o da yok.

Arkadaşlar, bu büyükşehir hastaneleri büyük fabrikalara, AVM hastanelere benzeyen bir şey. Çok ciddi sonuçları vardır. Siz buralardan sağlık çıkacağına inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Özel sektör, kamuyu nasıl sömürürüm, kamunun bütün olanaklarını, arazilerini, güvencelerini, kredi güvencelerini, yurt dışı güvencelerini nasıl bağlarım, ona bakıyor. E, biz de bunu yutacağız! Vallahi yutmayız arkadaşlar. Onun için, biz muhalif olduğumuz söyledik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani Sayın Başkan kapatmasa bir beyit…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Açıver Sayın  Başkan.