DÖNEM: 24                                                                 YASAMA YILI: 4

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 71

58’inci Birleşim

6 Şubat 2014 Perşembe

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu SBS ve TEOG sınavlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Adana ilindeki çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan temel eğitimden ortaöğretime geçiş ortak sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, ön lisans öğrencilerinin burs ve kredi sorunlarına ilişkin açıklaması

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir ili Karesi İlçe Millî Eğitim Müdürünün aynı zamanda EĞİTİM-BİR-SEN Sendikasında başkan yardımcılığı görevini sürdürmesinin Anayasa’ya ve 4688 sayılı Kanun’a aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun ilindeki hastanelerin yatak kapasitelerinin yetersiz olduğuna ilişkin açıklaması

4.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin kendisinden Hükûmete bir mesaj iletmesini istediklerine ve çiftçilerin bu mesajına ilişkin açıklaması

5.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta’nın Kentsel Dönüşüm Kongresi’ndeki Onuncu Yıl Marşı’yla ilgili sözlerine ve bu nedenle hakkında bir işlem yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, iktidarın, yolsuzluk yapanların, rüşvet alanların ve halkı soyanların yanında saf tuttuğuna ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesinin taşınmasıyla ilgili çalışanların bazı endişeleri olduğuna ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 1 Şubat 2014’te Van’ın Gürpınar ilçesinde hastalanan 3 yaşındaki bir çocuğun, yolların kardan kapalı olması nedeniyle yardım gelemediği için hayatını kaybettiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TÜRK TELEKOM tarafından 14 ilde 15 gayrimenkulün satışa çıkarılmasıyla ilgili sorusuna on sekiz aydır cevap alamadığına ilişkin açıklaması

10.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Gökçeada Bademli’de kaçak yapılan Bademli-Masi Oteli’nin yıkım kararı olmasına rağmen bu kararın uygulanmadığına ve Aydıncık Kefalos’ta da kaçak yapıların olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 115’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Malatya’da görme engelli çocukların eğitim sorunlarına ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ve 22 milletvekilinin, öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/851)

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 22 milletvekilinin, engellilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/852)

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora ve 22 milletvekilinin, Mardin’in Kızıltepe ilçesindeki Zergan Deresi’nin ıslah çalışmalarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/853)

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1371)

2.- Başbakanlığın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1372)

3.- Başbakanlığın, Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1373)

4.- Başbakanlığın, Van Milletvekili Özdal Üçer hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1374)

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin tamamında uzun süreden bu yana yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılması amacıyla 30/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 6 Şubat 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez’in BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Adana Milletvekili Turgay Develi’nin ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklaması sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/1929) (S. Sayısı: 523)

4.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524)

 

5.- Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/877) (S. Sayısı: 534)

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 524) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, TİKA’nın gerçekleştirdiği yurt dışı yardımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/34914)

2.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, son iki yılda İstanbul’da Bakanlık tarafından yaptırılan anket ve araştırmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/34964)

3.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, öğrencilerin barınmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35012)

4.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Rize’deki yarı olimpik yüzme havuzu projesine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35088)

5.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İstanbul Maratonu’na katılan sporculara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35089)

6.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’a yeni stat yapılmasına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35207)

7.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bakanlığın master planlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35412)

8.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, Ordu’ya stat yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın cevabı (7/35413)

9.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 633 sayılı Kanun’a göre ilgili dernek ve vakıflara aktarılması gereken gelirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/35480)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, toplu açılış törenlerine ve açılışı yapılan tesislere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'in cevabı (7/35738)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, KİK kapsamında bulunan idarelerin elektrik ihtiyaçlarını temin etmede yaşadıkları sorunlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/36592)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asaleten ve vekâleten görev yapan bürokratlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/37534)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen gazete ve ikram malzemeleri alımlarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/37535)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, görevden alınan veya emekliliği istenen Bakanlık personeline ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin cevabı (7/37717)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak sekiz oturum yaptı.

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 4/2/2014 tarihli 56’ncı Birleşimdeki bir ifadesini düzelttiğine ilişkin bir konuşma yaptı.

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, siyasi yozlaşma ve demokrasiye,

Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Eskişehir’de yapılan yatırımlara,

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan’ın sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Giresun ile ilçelerindeki yol ve su sorununa,

Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Başbakanın bir kısım televizyonlara ve gazetelere siyasi baskı uygulayarak muhalefetin sesini kısma yoluna gittiğine,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin’in Yusufeli ilçesi Kılıçkaya beldesindeki Kılıçkaya Lisesinin kapatılmasının söz konusu olduğuna ve bu lisenin kapatılmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiğine,

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, kentsel dönüşüm yıkımları ve bina yapımlarında iş kazalarının olmaması için iş güvenliği önlemlerinin alınması gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Gezi Parkı olaylarında yaşamlarını yitiren Mehmet Ayvalıtaş ile Ali İsmail Korkmaz’ın davalarının devam ettiğine ve gençlerin canını alanların bu halka mutlaka hesap vereceklerine,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, İncirlik Hava Üssü’nde nükleer bombalar olduğuna ve derhâl imha edilmesi gerektiğine,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı UKOME Daire Başkanlığının ulaşımla ilgili keyfî kararlarına ve uygulamalarına İçişleri Bakanlığının müdahale etmesi gerektiğine,

Kütahya Milletvekili Alim Işık, üniversite öğretim elemanları ile teknik öğretmenlerin sorunlarına ve söz verilmiş olmasına rağmen matbaa ve yapı ressamlığı öğretmenliği bölümü mezunlarına lisans tamamlama hakkının verilmediğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 26 milletvekilinin, anason üreticilerinin sorunlarının (10/848),

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ve 21 milletvekilinin, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de yaşanan olayların (10/849),

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ve 22 milletvekilinin, ülkemizde sanatın ve sanatçıların sorunlarının (10/850),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Sinop Milletvekili Engin Altay, laiklik ilkesinin 5 Şubat 1937’de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na değiştirilmemek üzere girişinin yıl dönümüne ilişkin bir açıklamada bulundu.

CHP Grubunun, 13/12/2012 tarihinde İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 37 milletvekili tarafından adalet çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (618 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 5 Şubat 2014 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (2/1929) (S. Sayısı: 523),

5’inci sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun (1/877) (S. Sayısı: 534),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524) görüşmelerine devam edilerek 110’uncu maddesine kadar kabul edildikten sonra komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 89’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna,

Düzce Milletvekili Fevai Arslan, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 6 Şubat 2014 Perşembe günkü birleşiminde 380 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi kabul edildi.

Alınan karar gereğince, 6 Şubat 2014 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 01.31’de birleşime son verildi.

 

                                                               Meral AKŞENER

                                                                 Başkan Vekili

 

            İsmail KAŞDEMİR                                                                Bayram ÖZÇELİK               

                   Çanakkale                                                                                Burdur         

                   Kâtip Üye                                                                              Kâtip Üye      

 

              Fehmi KÜPÇÜ                                                                     Muharrem IŞIK  

                       Bolu                                                                                   Erzincan        

                   Kâtip Üye                                                                              Kâtip Üye

II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 82

6 Şubat 2014 Perşembe

Teklif

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 109 Milletvekilinin; Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1981) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2014)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın, özelleştirme kapsamındaki termik santrallere ve çeşitli iddialara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38171) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

2.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, KOSGEB’in Van’da sağladığı kredi ve hibe desteklerine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38172) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

3.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, çocuk yaştaki evliliklere ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38173) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.01.2014)

4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına yapılan atamaya ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38174) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2014)

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, TÜRGEV’e tahsis edilen arazilere ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38175) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2014)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğunun trafik kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38176) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2014)

7.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, bazı üniversitelerde dini oluşumların etkinliğine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38177) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2014)

8.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, oturduğu villaya ödediği kira bedeline ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38178) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

9.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında verilen yakalama kararının kaldırılmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38179) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında verilen gözaltı ve ifadeye çağırma kararlarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38180) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide’ye yönelik operasyonlara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38181) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, sosyal medya ekibi oluşturulduğu iddialarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38182) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, sınır dışı edilen bir Belçika vatandaşına ve Suriye’deki savaşa katılan çocuklarını aramak için Türkiye’ye başvuran kişilere ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38183) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

14.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarında taksit sayısına sınırlama getirilmesine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38184) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 3. havalimanı inşaatı için verilen kamulaştırma kararına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38185) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TMSF’ye ait taşınmazlara ve TMSF tarafından satın alınan veya satılan mallara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38186) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, özel hastaneler ile ilgili verilere ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38187) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

18.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, bazı öğretmenlerin sınavsız olarak atandıkları iddiasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38188) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

19.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, Zonguldak Çatalağzı Termik Santralinin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38189) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

20.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38190) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

21.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Barzani ile yaptığı görüşmeye ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38191) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Polonezköy imar planında yapılan değişikliğe ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38192) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Mamak’taki bir mahallenin okul ve elektrik sorununa ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38193) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

24.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Ceyhan’da durdurulan tırlara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38194) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

25.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Evini Yapana Yardım Projesine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38195) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

26.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın bir açıklamasında bahsettiği imar planlarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38196) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir başmüfettişin görevden alınmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38197) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Adana İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38198) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Adıyaman İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38199) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Afyonkarahisar İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38200) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Ağrı İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38201) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Amasya İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38202) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Ankara İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38203) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Antalya İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38204) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Artvin İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38205) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Aydın İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38206) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Balıkesir İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38207) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

38.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Bilecik İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38208) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TMO tarafından Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında buğday satılmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38209) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

40.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 20 Ocak 2014 tarihinde Suriye sınırında yakalanan yabancı uyruklu iki kişiye ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38210) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

41.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, makam odasında bulunan dinleme cihazıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38211) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

42.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 17 Aralık 2013 tarihinden itibaren yurt dışına çıkan iş adamlarına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38212) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

43.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, Adli Tıp Raporu almasına rağmen tahliye edilmeyen hasta mahkumlara ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38213) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

44.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, bir ailenin beş çocuğunun farklı illerdeki cezaevlerinde bulunmasına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38214) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

45.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Isparta E Tipi Kapalı Cezaevinde bir hükümlüye işkence yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38215) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

46.- İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel’in, Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevindeki mahkumlara kötü muamele yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38216) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

47.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, çocuk yaşta yapılan evliliklere ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38217) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

48.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, bir mahkumun cezaevi koşullarına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38218) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

49.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Kandıra F Tipi Cezaevinde mahkumlara şiddet uygulandığı iddiasına ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38219) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

50.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, muharip gaziler arasındaki sosyal ve mali hak farklılıklarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38220) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

51.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 2003-2014 yılları arasındaki çocuk yaşta evliliklere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38221) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

52.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, çocuk evlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38222) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

53.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, asgari ücretlilerin gelir vergisi muafiyetine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38223) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

54.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, Geri Kabul Anlaşmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38224) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

55.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Karayolları Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan taşeron işçilerle ilgili yargı kararlarının uygulanmamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38225) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

56.- Hakkari Milletvekili Adil Zozani’nin, işsizlik ödeneğinin hesaplanma yöntemine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38226) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

57.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Muğla’da prim borcu bulunan esnafa ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38227) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

58.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Antalya’da bir otel inşaatı için verilen izinlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38228) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

59.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kuyucuk Gölü’nün korunmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38229) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

60.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Mavi Marmara olayında hayatını kaybedenlerin ailelerine ödenecek tazminatın düşürüldüğü iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38230) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

61.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, bir açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38231) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

62.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’ya yönelik yatırımlara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38232) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

63.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, 2002-2014 yılları arasında EPDK tarafından verilen elektrik enerjisi üretim lisanslarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38233) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

64.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, BOTAŞ’ın bazı ihalelerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38234) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

65.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, radyoaktif maden sahalarındaki ölçümlere ve Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde ölçülen yüksek değerlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38235) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

66.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, hakem ve gözlemcilerin sorunlarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38236) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

67.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, bir spor kulübüne yapılan bağışlara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38237) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

68.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, bir spor kulübüne yapılan bağışların kayıt altına alınmadığı iddialarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38238) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

69.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İstanbul Maslak’ta İstanbul Golf Kulübünce kullanılan bir arazinin boşalttırılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38239) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

70.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, TİKAS Projesi kapsamında gerçekleştirilen bir eğitim programı ile ilgili harcamalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38240) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2014)

71.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, yaş meyve, sebze ile kesme çiçek ve narenciye üretimi ile ilgili Meclis Araştırması Komisyonu Raporundaki önerilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38241) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

72.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, Samsun’un Bafra ilçesindeki Karaköy Tarım İşletmesinin kiralama ihalesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38242) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

73.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, merkez ve taşra uzlaşma komisyonlarına ve çalışmalarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38243) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

74.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, dedektör köpeklere ve kaçak eşya denetimlerinde bunlardan etkin bir biçimde yararlanılmadığı iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38244) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

75.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, gümrük muhafaza botlarına ve verimli kullanılmadıkları iddiasına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38245) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

76.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya Şeker Fabrikasına yönelik soruşturmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38246) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

77.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in polis intiharlarının nedenlerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38247) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

78.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, görevden alınan veya görev yeri değiştirilen personele ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38248) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

79.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, EUROPOL ile işbirliği kapsamında yapılan çalışmalara ve INTERPOL ve EUROPOL’da görevli emniyet personeline ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38249) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

80.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, zırhlı nöbet noktalarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38250) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

81.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Özel Harekat alanında tatbikat ve spor müsabakalarının sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38251) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

82.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, EUROPOL Ulusal İrtibat Noktasının kapasitesinin arttırılması adına düzenlenen eğitim ve seminer sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38252) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

83.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, farklı dillerde yayımlanan yayın, broşür ve eğitim materyallerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38253) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

84.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de son dönemlerde hırsızlık vakalarında artış yaşanmasına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38254) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

85.- Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesindeki seçmenlere ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38255) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.01.2014)

86.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bazı büyük ilçelerden küçük ilçelere seçmen kaydırıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38256) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

87.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bazı ihalelerinde belediye meclis üyeleri ile ilgili yükümlülüğe uyulmadığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38257) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

88.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İstanbul’daki bir protesto gösterisine yönelik müdahaleye ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38258) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

89.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, 2002 yılından itibaren derecesi düşürülen emniyet personeline ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38259) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

90.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Suriye’ye gitmekte iken durdurulan ve askeri teçhizat taşıdığı iddia edilen tırlara ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38260) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

91.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan konut ve ticari satış ihalelerinin sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38261) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

92.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan taşınmaz mal ihalelerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38262) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

93.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, muharip gazilerle malul gaziler arasındaki sosyal ve mali hak farklılıklarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38263) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

94.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan restorasyon ve iç mimari çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38264) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

95.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan asfalt kaplama işi alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38265) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

96.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan rekreasyon alanı çelik köprülerinin sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38266) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

97.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ısıya dayanıklı itfaiyeci çizmesi alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38267) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

98.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ekmek dağıtım organizasyon hizmeti alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38268) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

99.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ekmek alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38269) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

100.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan başlıklı yangına yaklaşma elbisesi alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38270) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

101.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan üst geçit köprüsü sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38271) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

102.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ayakkabı ve çizme alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38272) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

103.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bilim merkezi hizmeti alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38273) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

104.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan gıda ve temizlik malzemesi dağıtımı hizmeti alımlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38274) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

105.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan alt geçitlere ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38275) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

106.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan köprülü kavşak sayısına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38276) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

107.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki bir mahalledeki Hazine arazilerinin rayiç bedellerinin yüksek olmasına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38277) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

108.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nin İzmit’teki seçmen kayıtlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38278) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

109.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Ankara’daki ilkokulların giderlerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38279) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

110.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Ankara’daki ortaokulların 2012-2013 eğitim-öğretim yılında kullandıkları elektrik, su ve doğal gaz miktarlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38280) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

111.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Ankara’daki liselerin 2012-2013 eğitim-öğretim yılında kullandıkları elektrik, su ve doğal gaz miktarlarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38281) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

112.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Ankara’daki okulların elektrik, su ve doğal gaz giderlerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38282) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

113.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’daki metro istasyonlarındaki asansör ve yürüyen merdiven çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38283) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

114.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ın bir köyündeki su sorununa ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38284) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

115.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir üniversitedeki öğrencilerin fişlendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38285) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

116.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, Edirne’nin Keşan ilçesindeki bir beldeye kayıtlı seçmenlerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38286) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

117.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Çanakçı ilçesindeki bir köyün su sorununa ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38287) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

118.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, turizm gelirlerinin hesabında revizyon yapılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38288) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

119.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Beşparmak Dağlarının korunmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38289) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

120.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’daki 2/B arazilerine ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38290) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

121.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Bakanlığa bağlı bazı kadrolara ortak sınavla personel alımına ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38291) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

122.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, araç muayene istasyonlarının özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38292) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

123.- Hakkari Milletvekili Adil Zozani’nin, Kamu İhale Kanunundaki değişikliklere ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38293) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

124.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, gelir vergisinde engelliler için uygulanan indirim tutarının değiştirilmemesine ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38294) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

125.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’nın Döşemealtı ilçesindeki bir köy halkı tarafından kullanılan arazilerin bir firmaya tahsis edildiği iddialarına ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38295) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

126.- İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak’ın, öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38296) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

127.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, TEOG sınavlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38297) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

128.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, TEOG sınavlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38298) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

129.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Bakanlığın bazı giderlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38299) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

130.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, sağlık meslek lisesi, sağlık meslek yüksekokulu ve sağlık bilimleri mezunlarının atanmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38300) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

131.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, açık liselere ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38301) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

132.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, açık öğretim ortaokuluna ve açık liselere geçen öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38302) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

133.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmeni istihdamının artırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38303) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

134.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, üniversitelerin ön lisans programlarının kontenjanlarının boş kalmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38304) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

135.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2002-2013 yılları arasında açılan fen edebiyat fakültesi sayısına ve fen edebiyat fakültelerinin kontenjanlarındaki değişime ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38305) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

136.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2002-2013 yılları arasında açılan eğitim fakültesi sayısına ve eğitim fakültelerinin kontenjanlarındaki değişime ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38306) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

137.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, FATİH Projesinin öngörülen zamanda tamamlanıp tamamlanamayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38307) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

138.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğrenci konseylerinin seçimine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38308) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

139.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, rehberlik öğretmeni ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38309) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

140.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Bakanlık merkez teşkilatındaki atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38310) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

141.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, TÜBİTAK’ta devam eden müfredat çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38311) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

142.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, açık öğretim ortaokuluna ve açık liselere geçen öğrencilerle ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38312) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

143.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2002-2013 eğitim-öğretim yılında 8. sınıftan mezun olduğu halde 9. sınıfta devam etmeyen öğrencilerin illere ve bölgelere göre dağılımına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38313) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

144.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2002-2013 eğitim-öğretim yılında 8. sınıftan mezun olduğu halde 9. sınıfta devam etmeyen öğrencilere ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38314) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

145.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavının uygulanmasında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38315) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

146.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında turizm bölümü mezunlarından öğretmen kadrosuna atananlara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38316) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

147.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında büro yönetimi bölümü mezunlarından öğretmen kadrosuna atananlara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38317) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

148.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2014 yılları arasında pazarlama bölümü mezunlarından öğretmen kadrosuna atananlara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38318) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

149.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, YLSY bursu mülakatlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38319) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

150.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38320) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

151.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38321) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

152.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, ortaöğretime geçiş ortak sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin mağdur edilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38322) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

153.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir üniversitedeki öğrencilerin fişlendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38323) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

154.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, sınavsız olarak açıktan öğretmen ataması yapıldığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38324) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

155.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, idari işlemlerle ilişiği kesilen askerlerin mağduriyetine ve Anayasa Mahkemesinin bu konudaki bir kararına ilişkin Milli Savunma Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38325) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

156.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İstanbul Maslak’ta İstanbul Golf Kulübünce kullanılan bir arazinin askeri hastane yapılacağı gerekçesiyle boşalttırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38326) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

157.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, zorunlu asker sayılarına ilişkin Milli Savunma Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38327) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

158.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, orman muhafaza memurlarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38328) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

159.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli personel sayısına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38329) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

160.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Bakanlığa müfettiş alımı yapılıp yapılmayacağına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38330) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

161.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı bir köydeki sulama kanallarının yenilenmesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38331) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

162.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’nın Döşemealtı ilçesindeki bir köy halkı tarafından kullanılan arazilerle ilgili sorunlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38332) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

163.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Beşparmak Dağlarının korunmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38333) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

164.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, sağlık meslek lisesi, sağlık meslek yüksekokulu ve sağlık bilimleri mezunlarının atanmalarına ilişkin Sağlık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38334) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

165.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, hastanelerde MR için ileri tarihli randevu verilmesine ilişkin Sağlık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38335) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

166.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, sürücü adaylığı için alınan sağlık raporlarına ilişkin Sağlık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38336) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

167.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Devlet Hastanesinin doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38337) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

168.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, din görevlilerinin evlilik yaşına ulaşmamış kişilere dini nikah kıymalarının önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısı’ndan (Emrullah İşler) yazılı soru önergesi (7/38338) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

169.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’ya yönelik yatırımlara ilişkin Ekonomi Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38339) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

170.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Zafer Bölgesel Havaalanının işletilmesine ve verilen desteklere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38340) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

171.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, HSYK ve Emniyet teşkilatı ile ilgili AB uyum projelerinin akıbetine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38341) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

172.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bir görevlisinin sahte makbuzla vergi tahsilatı yaptığı iddiasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38342) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

173.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna yönelik değerlendirmelerine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38343) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

174.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Bank Asya’dan kamu kurumlarına ait mevduatın çekilmesine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38344) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

175.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’ün Karlıova ilçesindeki seçmen kütüğüne usulsüz eklemeler yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38345) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

176.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, imam hatip okulları ile ilgili bir törende Atatürk posterinin indirildiği iddiasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38346) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.01.2014)

177.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Afyonkarahisar’da bir çocuk esirgeme yurdundaki cinsel istismar iddialarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38347) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

178.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Gezi Parkı protestolarına katılan bazı öğrencilerin yurtlardan çıkarıldığı iddiasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38348) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

179.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın Emniyet teşkilatındaki görev değişikliklerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38349) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.01.2014)

180.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, MİT tarafından hazırlandığı iddia edilen bir rapora ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38350) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

181.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38351) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

182.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bazı iş ve işlemlerde özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38352) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.01.2014)

183.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesinin kapatılacağı iddialarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38353) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

184.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kaçakçılık ve rüşvet iddialarına ve bir Gümrük ve Ticaret Bakanlığı başmüfettişinin görevden alınmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38354) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

185.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yapılan görev değişikliklerine ilişkin Başbakan Yardımcısı’ndan (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/38355) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

186.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yapılan görev değişikliklerine ilişkin Adalet Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38356) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

187.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, tarım politikalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38357) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

188.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yapılan görev değişikliklerine ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38358) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

189.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yapılan görev değişikliklerine ilişkin Maliye Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38359) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

190.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yapılan görev değişikliklerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38360) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2014)

191.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarıyla ilgili yapılan çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38361) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

192.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Uludere olayı öncesi verilen istihbarata ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38362) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

193.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Uludere soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanmasına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38363) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2014)

194.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, enflasyon sepetine ve çalışan ve emeklilerin maaşlarının artırılması gerekliliğine ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38364) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

195.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, özelleştirmelerle ilgili yargı kararlarının uygulanmadığı iddialarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38365) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

196.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38366) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

197.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, son beş yılda Van’a yapılan üst geçitlere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38367) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

198.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, bir üniversitedeki öğrencilerin fişlendiği iddialarına ilişkin Başbakan’dan yazılı soru önergesi (7/38368) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

199.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, bir üniversitedeki öğrencilerin fişlendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanı’ndan yazılı soru önergesi (7/38369) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.01.2014)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ve 22 Milletvekilinin, öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/851) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.05.2012)

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 22 Milletvekilinin, engellilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/852) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.05.2012)

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora ve 22 Milletvekilinin, Zergan Deresi’nin ıslah çalışmalarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/853) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.05.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, son iki yılda İstanbul’da yaptırılan anket ve araştırmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/34913)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Van’daki depremzedelerin barınma sorunlarına ve konteyner kentlerde kalmaya devam etmek isteyen depremzedelerin çıkartılmaya çalışılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36376)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlar Kurulu kararıyla istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alındığı iddia edilen bazı kişilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36377)

4.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nde içki içildiği yönündeki açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36378)

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretim üyeleri ile öğretmenlerin ek ödeme ve ek ders ücretlerinin artırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36379)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir şirketin Halkbank’la olan işlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36380)

7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, memur zamlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36381)

8.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da içme suyu ana iletim boru hattında meydana gelen patlama nedeniyle civarda yaşayanların yaşadığı mağduriyetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36382)

9.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kamu görevlileri için uygulanacak rotasyona ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36383)

10.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36384)

11.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir köyün içme suyu sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36385)

12.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir köyün çeşitli sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36386)

13.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir köyün çeşitli sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36387)

14.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir köyün kanalizasyon sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36388)

15.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Suriye’den gelen kişi sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36389)

16.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Başbakan’ın kullanımına tahsis edildiği iddia edilen bir helikoptere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36390)

17.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, bazı açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36391)

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, terör örgütünün Manisa’daki faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36392)

19.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, telefon dolandırıcılıklarına karşı bir önlem alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36393)

20.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapmakta iken hayatını kaybeden güvenlik görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36396)

21.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kamu çalışanlarının iş yüküne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36398)

22.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’da meydana gelen depremlerden etkilenen iş yerlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36399)

23.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’da meydana gelen depremlerden etkilenen konutlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36400)

24.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’da KOSGEB tarafından verilen kredi ve hibelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36401)

25.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Türkiye’den Suriye’ye silah sevkiyatı yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/36402)

26.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yeniden yapılandırmaya giren kredi sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36403)

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, son beş yılda vatandaşlar tarafından bankalar hakkında BDDK’ya yapılan şikayetlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36404)

28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ekonomi politikalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36405)

29.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36406)

30.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2013 yılı sonu itibariyle GSYH beklentilerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36407)

31.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Ziraat Bankası tarafından çıkartılan bir genelge uyarınca emekliye ayrılan personele ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/36408)

32.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/36409)

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ülkemizdeki adliye binası sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/36410)

34.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/36411)

35.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, hırsızlık olaylarındaki artışa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/36412)

36.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/36413)

37.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, AB ile müzakerelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/36414)

38.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/36415)

39.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İnovasyon harcamalarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/36416)

40.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bakanlığın yaptığı denetimlerden elde ettiği gelire ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/36417)

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, AR-GE yatırımlarının desteklenmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/36418)

42.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, 2013’te meydana gelen iş kazalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36419)

43.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36420)

44.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, iş kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36421)

45.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’deki Suriyeli mülteci sayısına ve mültecilerin istihdamı ile ilgili sorunlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36422)

46.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, gelir testi uygulaması sonrasında yeşil kartlı vatandaşların sayısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36423)

47.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, işitme kaybı yaşayanlar tarafından kullanılan FM sistemi ile ilgili SGK’ya yapılan başvurulara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36424)

48.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36425)

49.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa’da deprem tehlikesine karşı yürütülen faaliyetlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/36426)

50.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İsrail’deki havayolu şirketlerinin Türkiye’ye uçuşu olmamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36427)

51.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36428)

52.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bakanlığın web sitesinden kaldırılan bir bölüme ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36429)

53.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Yunanistan’da kapatılan Türk okullarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36430)

54.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Yukarı Karabağ’da gerçekleştirilen bir gösteriye ve diplomatik bir girişimde bulunulup bulunulmadığına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36431)

55.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Yunanistan yönetiminde bulunan adalardaki Türk azınlığın eğitim ve dinsel hakları için yapılan girişimlere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36432)

56.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Jandarma Genel Komutanlığının Bakanlığa bağlanacağı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36442)

57.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36443)

58.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, bir vali hakkında yapılan incelemenin sonucuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36444)

59.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, su faturalarındaki artışa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36445)

60.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, hırsızlık olaylarındaki artışa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36446)

61.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, 2002-2013 yılları arasındaki telefon dolandırıcılığı vakalarına ve mağduriyetlerin giderilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36447)

62.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, terör eylemlerine ve terörle mücadele kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36448)

63.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, yatırım programındaki karakol inşaatlarına ve kapatılan karakollara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36449)

64.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/36450)

65.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/36453)

66.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki evinin restorasyonuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/36454)

67.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Alanya Atatürk Evi Müzesi için yapılan bir güvenlik sistemi alım işi ihalesi ile ilgili iddialara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/36455)

68.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/36456)

69.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, taşra teşkilatındaki birim amirlerinin özlük hakları arasındaki farklılıklara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/36457)

70.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, kamudaki uzman maaşlarının eşitlenmesine ve Gelir Uzmanlarının bu düzenleme kapsamı dışında bırakılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/36458)

71.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36459)

72.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlık bünyesindeki bir birime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36460)

73.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36461)

74.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, okul spor kulüpleri ile ilgili mevzuat boşluğuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36462)

75.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yeni mevzuat kapsamında dönüştürülen okulların yöneticilerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36463)

76.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2013 yılında proje bütçesinin ne kadar kullanıldığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36464)

77.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, okullardaki müdür ve müdür yardımcısı ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36465)

78.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa’daki okul, derslik ve öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36466)

79.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, yönetici atama sınavları puanlarının açıklanma şekline ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/36467)

80.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, yurt dışından gelen doktorlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36470)

81.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36471)

82.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, özel hastanelerin aldığı fark ücretlerinin artırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36472)

83.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ülkemizde görev yapan Yunan doktorlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36473)

84.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, hemşire yardımcılığı kadrosuna ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36474)

85.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümü mezunlarının istihdam sorununa ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/36475)

86.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kirazlıyalı beldesi sakinlerinin yaşadığı sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/36476)

87.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, Bakanlığın Bursa’da yürüttüğü bir projeyle ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/36477)

88.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/36478)

89.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/36480)

90.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık çalışanlarına tahsis edilen cep telefonu sayısına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/36484)

6 Şubat 2014 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.06


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Açılışta yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için dört dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Sayın milletvekilleri, gündem dışı söz almış arkadaşlarımızı daha sağlıklı dinleyebilmek için gürültüye birazcık dikkat edersek...

Gündem dışı ilk söz, Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu SBS ve TEOG sınavları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ağan Ayaydın’a aittir.

Buyurun Sayın Ayaydın. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu SBS ve TEOG sınavlarına ilişkin gündem dışı konuşması

AYDIN AĞAN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının her yıl yapmış olduğu SBS sınavlarında ve benzer sınavlarda hep skandallar yaşanıyor. 2013 yılında SBS sınavı yapıldı, SBS sınavında Almanca ve Fransızca dillerinden sınava giren öğrencilerin kâğıtları İngilizce cevap anahtarıyla okundu, dolayısıyla yanlış değerlendirildi. Millî Eğitim Bakanlığına bu yanlışlık bildirilince, Millî Eğitim Bakanlığı hemen 718 öğrencinin kâğıtlarını yeniden İngilizce cevap anahtarıyla değil, kendi cevap anahtarlarıyla okudu ve düzeltti. Düzeltti ama bir yanlışlığa da imza attı çünkü o 718 öğrencinin puanları değişince sınava giren 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin sıralamasının değişmesi gerekirdi. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı aracılığıyla, Anayasa’nın 98 ve İç Tüzük’ün 96’ncı maddesi gereğince Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’ya yazılı soru önergesi verdim. Aradan yedi ay geçti, Sayın Bakan soru önergesine Anayasa’nın ve İç Tüzük’ün emredici hükmüne rağmen cevap vermedi. Bunun üzerine, 1 milyon 112 bin öğrenci ailesinin bu mağduriyetini önlemek için idare mahkemesine dava açtım. Benimle birlikte öğrenciler de dava açtı ve Ankara 18. İdare Mahkemesi, sınavdaki puanlama sırasının benim iddia ettiğim gibi yanlış olduğunu, bunun düzeltilmesi gerektiğini öne sürerek Millî Eğitim Bakanlığının işlemiyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Millî Eğitim Bakanlığına düşen görev bir an önce 1 milyon 112 bin öğrenci ailesinin bu mağduriyetini önlemek iken Millî Eğitim Bakanlığı her zaman olduğu gibi burada da yine topu taca attı, kalktı bölge idare mahkemesine yürütmeyi durdurma kararının iptali yönünde dava açtı ve bölge idare mahkemesi son noktayı koydu, “Sizin yaptığınız bu uygulama yanlıştır. Sizin yeniden sıralama yapmanız gerekiyor.” dedi. Şu anda 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin SBS sınav sıralaması değişmiştir. Dolayısıyla, okullara girmesi gereken öğrencilerden bazıları girememiştir, bazıları da üst okullara girmesi gerekirken girememiştir. Millî Eğitim Bakanlığı, bile bile, 1 milyon 112 bin ailenin bu durumunu düzeltmek yerine, hâlâ yerinde saymakta ve buna cevap verememektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı diyor ki: “4 öğrencinin notu artmış, 99 öğrencinin notu düşmüştür.” Millî Eğitim Bakanlığı Türk halkını aptal zannediyor. Eğer 99 öğrencinin notu düşmüşse onun yerine giren 99 öğrenci olmaz mı? Kaldı ki her bir puan arasında bir öğrenci değil, yüzlerce, binlerce öğrenci vardır. Konunun uzmanlarının yaptığı değerlendirmelere göre, bu yeni puan sıralamasında en az 2 bin öğrencinin puanları değişmekte. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığının, bu puan sıralamasını bir an önce şeffaf bir şekilde değiştirip 1 milyon 112 bin öğrenci ailesinin bu haksızlığına çare bulması gerekmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu sınav skandalları SBS’yle sınırlı değildir. Bu yıl, SBS’nin yerine yapmış olduğu TEOG sınavında da yeni bir skandal yaşanmıştır, burada da haksızlık vardır. Bu yıl TEOG sınavına giren yaklaşık 2 milyon öğrencinin kasım ayında yapılan sınavları da ne yazık ki skandallara imza atmıştır. Matematik ve fen derslerinde 20’şer soru sorulmuş ancak her 2 dersten de 1’er yanlış olduğu için 19 soru üzerinden değerlendirme yapılmıştır ama o sınava giremeyen öğrenciler telafi sınavına girmiş, 20 soru üzerinden değerlendirme almıştır. O zaman, telafi ile normal sınava giren öğrenciler arasında bir fark vardır, burada bir haksızlık vardır, bunun giderilmesi lazım.

Bir de din ve ahlak kültürü dersinden muaf olan öğrencilerin ne yazık ki o muafiyetleri dikkate alınmamış ve sınavda o derslerden sıfır almışlardır. Millî Eğitim Bakanlığının bu yılki uygulaması da idari yargıdan dönecektir. Millî Eğitim Bakanlığı bir an önce buna çözüm getirmek zorundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYDIN AĞAN AYAYDIN (Devamla) – Eğer idari yargı kararını uygulamazsa Millî Eğitim Bakanlığı hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunacağımı bildirir, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayaydın.

Gündem dışı ikinci söz, Adana çiftçisinin sorunları hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Sayın Seyfettin Yılmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Adana ilindeki çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana ilimizdeki çiftçilerimizin sorunlarını dile getirmek için gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir buçuk aydır yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, paralel devleti konuşuyoruz. AKP Hükûmeti olarak bütün mesainizi yolsuzlukların üstünü örtmekle, savcı ve polislerin yerlerini değiştirerek bu süreçten kurtulmaya çalışmakla uğraşırken toplumun işçisinin, memurunun, emeklisinin, çiftçisinin, dolayısıyla toplumun tüm kesimlerinin gün geçtikçe sıkıntıları artmakta, hayatın yükü daha da ağır bir şekilde üzerlerine gelmektedir.

AKP hükûmetleri dönemi, Türk çiftçisi için tarihinin en zor dönemidir. On bir yıllık AKP iktidarı döneminde, tarımın temel girdileri olan gübre, ilaç, tohum ve mazotun çok pahalı olması ve buna karşılık ürünlerinin yeterince para etmemesi neticesinde çiftçilerimiz topraklarını ekemez duruma gelmiştir. Gübrenin, mazotun, tohumun fiyatı son on bir yılda yüzde 500 artarken, ne yazık ki ürünlerin, özellikle Adana’da, Çukurova’da buğdayın, mısırın, pamuğun ve narenciyenin fiyatları yerlerinde saymıştır.

Yine, yanlış politikalarınızla, Çukurova’da çiftçimiz buğday hasat ederken buğday, mısır hasat ederken mısır, karpuz hasat ederken karpuz ithal edilmekte ve çiftçi perişan, tarım yok edilmektedir. Türkiye’de baklagiller üretiminin merkezi olan Adana’da bile artık, Çin menşeli baklagiller satışı yapılmaktadır. Adana çiftçisinin büyük çoğunluğu alınan kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Ne yazık ki Adana’da, çiftçimizin tarlaları Ziraat Bankasına ipoteklidir; yine, Ziraat Bankasına ipotekli olan tarlaların dışında kalan gayrimenkulleri de özel bankalara ipoteklidir. Zira çiftçilerimiz ödeme güçlüğü içerisindedir; borcu borçla kapatmaya çalışmakta ama bu işin içerisinden kalkamamaktadır. Geçen hafta, bölgede çiftçilerimizi gezerken şunu söylüyorlardı: “Çukurova’da, bu kadar verimli toprakların olduğu, mümbit toprakların olduğu yerde ilk defa tefecilerin eline düştük; artık tarlalarımız bizim değil, özel bankaların ve Ziraat Bankasınındır.” Bunu bir an önce düzeltmek gerekiyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, hepiniz biliyorsunuz ki popülist politikalarla “Hayvancılıkta sıfır faizle kredi vereceğiz.” dediniz, bunu da kamuoyuna bir lütuf gibi duyurdunuz. Sizin sözünüze güvenen o Adana’daki, Aladağ’da, Pozantı’da, Karaisalı’da, Saimbeyli’de, Feke’de, Adana’nın merkezindeki çiftçilerimiz size güvenip, sıfır faizinize inanıp kredi aldılar ama sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Büyükbaş hayvanı 6.000-6.500 liraya almalarına karşılık, bugün 2 bin liraya, 2.500 liraya satamıyor. Şimdi ben size soruyorum: Bu nasıl sıfır faizdir? Hesapladığınız zaman yüzde 300’e gelen bir faizle karşı karşıya bu insanlarımız. Türkiye’de hayvancılığı bitirme noktasına geldiniz. Kaba ve karma yem yetersizliği, çayırların, meraların verimsizliği ve giderek azalması gibi temel sorunları çözmeden popülist politikalarla yaklaştığınızda, Türkiye’de hayvancılığı kalkındırmanız, geliştirmeniz mümkün değildir.

Sonuç itibarıyla, Adana’da çiftçilerimiz, hayvancılarımız, ellerindeki gayrimenkulleri bile -bu sizden aldıkları kredileri ödemek için- çıkarmak zorunda kaldılar ama buna rağmen ödeyemediler ve şu anda, bir kredinin içerisinde boğulma noktasındadır.

Bu kadar sıkıntıları yaşayan Adana çiftçimiz, son yılların en büyük kuraklığıyla karşı karşıyadır. Buğday ekildikten sonra yağmur yağmadığı için tohumları çimlenmedi. Çiftçilerimizin tarlalarında büyük oranda sulama yapmamaları nedeniyle buğday rekoltesinin de düşük kaldığını, zarar ve ziyanın çok büyük miktarlara ulaştığını belirtmek istiyorum.

Kuraklığın sadece buğdaya değil, narenciyeyle birlikte kış sebze ve meyve üreticilerine de ciddi zararlar verdiği ortadadır ama Çukurova gibi dünyanın en önemli verimli topraklarında sulama politikalarınız bile iflas etmiştir. 527 bin hektar sulanabilir arazimizin ne yazık ki hâlâ 217 bin hektarlık bir alanında sulama yapılmaktadır.

Şu anda, çiftçimiz mısır ekti, tav suyuyla tarlasını sulamak istiyor fakat su verilmiyor. Devlet Su İşlerine gidiyorlar, valiliğe yönlendiriliyorlar; valiliğe gidiliyor, Devlet Su İşlerine yönlendiriliyorlar. Çiftçimiz bu sulama işini yapamazsa, gerçekten hem ürünlerinde hem verimlerinde ciddi sıkıntılarla karşılaşacaktır.

Buradan sesleniyorum: Ey Adana Valisi, vatandaşa “Kavat” demekle, başka işlerle uğraşacağına, milletvekilleriyle uğraşacağına şu görev yaptığın Adana ilinde şu çiftçimizin sorunlarıyla bir uğraşmayı dene.

Buradan Hükûmete sesleniyorum, Adanalı bakan da var: Adana’nın bu sıkıntılı durumunda, çiftçilerimizin afet kapsamına alınması gerektiğine inanıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Gündem dışı üçüncü söz, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan temel eğitimden ortaöğretime geçiş ortak sınavında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin yaşadıkları mağduriyet hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora. (BDP sıralarından alkışlar)

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan temel eğitimden ortaöğretime geçiş ortak sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin gündem dışı konuşması

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenen temel eğitimden ortaöğretime geçiş sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin yaşadıkları hak kayıpları ve mağduriyet üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, Milli Eğitim Bakanlığının 28-29 Kasım 2013 tarihlerinde yaptığı ortaöğretime geçiş sınavları, ilköğretim okullarında zorunlu olarak okutulan Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, fen ve teknoloji, Türkiye Cumhuriyeti inkılap tarihi ve yabancı dil derslerinden hazırlanmış sorularla yapılmıştır.

İlgili soruların öğrenciler tarafından cevaplanması suretiyle sınav sonuçlarına ilişkin puanlar hesaplanmıştır. Bu sınav neticesinde, azınlık okullarında okuyan öğrenciler ile resmî devlet okullarında okuyup din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilerin, sınav puanı hesaplama yöntemleriyle sınava eşit fırsatlarda girme hakları engellenmiş, kısa ve uzun dönemli hak kayıpları yaşamalarının önü açılmış ve mağduriyetlere sebebiyet verilmiştir. Söz konusu öğrenciler din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olmalarına karşın, bu durum puan hesaplanırken dikkate alınmamakta ve bu öğrencilerin puanları eksik hesaplanmaktadır. Bu konuda görüş bildiren eğitim uzmanları, hak kayıplarının yaklaşık 30-35 puana kadar çıkabildiğini belirtmektedirler. Söz konusu sınav henüz yapılmadan önce, mevcut puan hesaplama yöntemleri neticesinde ortaya çıkabilecek mağduriyetleri öngörerek Millî Eğitim Bakanlığına konuyla ilgili vermiş olduğumuz yazılı soru önergesinin üzerinden yaklaşık üç ay geçmiş olmasına rağmen, henüz bir yanıt alabilmiş değiliz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, öğrencilerimizin genelinin kariyerini etkileyecek bir sınavda, farklı inançlara mensup öğrencilere yönelik sistematik olarak eşitsiz sonuçlara yol açacak bürokratik, politik ve pratik uygulamalar gerçekleştirebilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hangi maddesini referans alarak bu haksız uygulamayı devam ettirebilmektedir? Bunu derhâl açıklamalıdır.

Söz konusu sınava dair Bakanlığın uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14’üncü maddesinde belirtilen "Hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere, herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır." ifadesiyle açıkça çelişmektedir.

Değerli milletvekilleri, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrencilere negatif ayrımcılık yapılmasına müsaade eden yöntemlerin bu öğrencilerde yaratacağı dışlanmışlık, güvensizlik, haksızlığa uğramışlık duygularına bağlı olarak ortaya çıkacak psikososyal travmalar konusunda Millî Eğitim Bakanlığı dolaysız biçimde sorumludur ve bu sorumluluğunun gereğini bir an önce yerine getirmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir yandan çarpıklığı giderilmemiş bir eğitim sisteminde öğrencilerin geneli mağdur edilmekteyken, diğer taraftan haksızlıklara yol açan sınav sistemleri ve puan hesaplama yöntemleriyle din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olan öğrenciler âdeta cezalandırılmak istenmektedir.

Hiçbirimiz, ortak geleceğimiz olan çocuklarımızı inançları üzerinden haksız biçimde, avantajlı ya da dezavantajlı konuma getirecek uygulamalar konusunda sessiz kalamayız, kalmamalıyız. Anayasa’nın 10’uncu maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmektedir. Peki, bu Anayasa maddesinde sayılan durumlarla Millî Eğitim Bakanlığının söz konusu sınava dair uygulaması bağdaşmakta mıdır? Hayır, bağdaşmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığının Anayasa'ya aykırı olan bu sınav puanlama sistemini düzeltmesi olmazsa olmaz, acil bir zorunluluktur. Millî Eğitim Bakanlığının, açık hak ihlallerinin yaşandığı bu tablo karşısında duymazdan gelme, görmezden gelme tavrı, devlet kurumlarına olan güvensizliği arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Anayasa ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde, bu konunun takipçisi olacağımızı bildiriyor ve bu konuda da bütün Parlamentoyu duyarlı olmaya çağırıyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

60’ıncı maddeye göre on arkadaşımıza söz vereceğim.

Sayın Öğüt…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, ön lisans öğrencilerinin burs ve kredi sorunlarına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Türkiye’de, her yıl, on binlerce üniversite öğrencisi dikey geçiş sınavıyla öğrenimlerini ön lisans düzeyinden lisans seviyesine taşımaktadır. Bu öğrencilerin büyük bir kısmı da sınavı kazanabilmek için ön lisans eğitimi sonrası ara vererek ya dershanede ya da kendi imkânlarıyla çalışmak zorunda kalmaktadır. Ne var ki sınavı kazanıp lisans programına geçtikten sonra, Kredi ve Yurtlar Kurumuna başvuru yapıp öğrenim kredisi ve burs talebinde bulundukları zaman kendilerine ret cevabı gelmektedir. Nitekim, ön lisans sonrası öğrenime ara veren öğrencilerin sağlık sebebi dışında hiçbir koşulda burs ve kredi alamayacağı kurumun yönetmeliğinde de yer almaktadır. Liseden mezun olan bir genç, zaman sınırı olmaksızın üniversiteye girmeye hak kazandığında burs ve kredi imkânlarından yararlanabilirken binbir zorlukla eğitimine devam etmek için çabalayan bu ön lisans öğrencilerini teşvik etmek yerine aksine, geri ödemeli olan kredi dahi vermemenin gerekçesi nedir? Bir an önce bu yönetmelik değiştirilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Havutça…

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir ili Karesi İlçe Millî Eğitim Müdürünün aynı zamanda EĞİTİM-BİR-SEN Sendikasında başkan yardımcılığı görevini sürdürmesinin Anayasa’ya ve 4688 sayılı Kanun’a aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Balıkesir’in büyükşehir belediyesi olmasından sonra, Balıkesir merkez de Altıeylül ve Karesi adında iki ilçeye ayrıldı. Karesi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne Ramazan Konakbay isminde bir öğretmen arkadaş atandı. Bu kişi, aynı zamanda EĞİTİM-BİR-SEN’in teşkilatlanmadan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Aralık ve ocak ayı içerisinde sendikasının örgütlenme gezilerine katıldı, bu geziler sendikanın İnternet  sitesinde, yerel basında da yer aldı ve burada, diğer sendikalar bununla ilgili basın açıklamalarında da bulundu.

Sayın Bakan, bildiğiniz gibi, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın 15’inci maddesine göre, işveren temsilcisi sıfatı bulunan millî eğitim müdürleri, aynı zamanda bir sendikanın yöneticisi olamazlar. Açıkça Anayasa’ya ve kanuna aykırı bir işlem varken, bu kamu görevlisinin hem sendikadaki görevini devam ettirmesi hem de millî eğitim müdürlüğü görevini devam ettirmesi Anayasa’ya ve kanuna aykırıdır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karaahmetoğlu…

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun ilindeki hastanelerin yatak kapasitelerinin yetersiz olduğuna ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, seçim bölgem Giresun’da devlet hastanesinde yer olmadığından, yoğun bakım hastaları Fatsa, Sivas ve Erzurum’a sevk edilmektedir.

2008 yılı itibarıyla, Giresun’da, İlhan Özdemir ve Kale devlet hastaneleri hizmet veriyordu, toplam yatak kapasiteleri de 510 idi. Sağlık Bakanlığı politikaları gereği iki hastane birleştirildi. Projesi 1993 yılına ait ve standartlara uygun olmayan hastane, 2009 yılında hizmete başladı; kapasitesi 250 yatak olup 420 hasta kabul edilmektedir.

Kapatılan Kale Devlet Hastanesi arazisine 350 yataklı şehir hastanesi yapılacağı ve tıp fakültesiyle ortak kullanım sağlanacağı, iktidar partisinin Giresun 1 no.lu siyasi temsilcisi tarafından kamuoyuna açıklanmıştı.

Bugün, Giresun’da acil olarak ikinci bir hastane ihtiyacı ve hastaların başka illere nakli sorun olarak önümüzde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Varlı…

4.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin kendisinden Hükûmete bir mesaj iletmesini istediklerine ve çiftçilerin bu mesajına ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çiftçilerimizin aracılığınızla Hükûmete bir mesajı var: “Buğday ektik kuraklıktan olmadı, hayvancılıktan zarar ettik, mısır ektik zarar ettik, pamuk dibine yattı, narenciye dalında kaldı, traktörlerimizi sattık, sıra tarlalara geldi. Ya, şu ayakkabı kutularındaki çil çil dolarlardan bir miktar da bize verseler de işimizi biraz düzeltsek.” diyorlar. Bunu aracılığınızla Hükûmete iletmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

5.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta’nın Kentsel Dönüşüm Kongresi’ndeki Onuncu Yıl Marşı’yla ilgili sözlerine ve bu nedenle hakkında bir işlem yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

6 Şubat 2014 tarihinde yani bugün, Kentsel Dönüşüm Kongresi’nde Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta’nın Onuncu Yıl Marşı’yla ilgili sözleri salondan büyük bir tepki toplamış, Balta’nın Onuncu Yıl Marşı’yla ilgili olarak “Onuncu Yıl Marşı denilen şeye takılıp kalan ve demir ağlarda bir arpa boyu bile yol almayan bu zihniyetten buralara geldik.” şeklindeki ifadeleri basına düşmüştür. Arkasından, salonda büyük bir tepki olmuş ve salonda bulunanlar ortamı terk etmişlerdir.

Sayın Bakana buradan soruyorum: Bu şekilde -büyük bir gaf demiyorum- bilerek bu yanlışı yapan Bakan Yardımcısı hakkında ne yapmayı düşünüyorsun?

Cumhuriyeti kuran kadrolar ülkeyi demir ağlarla örmüşlerdir, örümcek ağlarıyla değil, önce bunu ifade etmek istiyorum. Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına, o zihniyete yapılan saldırıyı lanetliyorum.

Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri…

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, iktidarın, yolsuzluk yapanların, rüşvet alanların ve halkı soyanların yanında saf tuttuğuna ilişkin açıklaması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Urla’da villa pazarlığı yapan, televizyon haberleri için sansürcü başlığına soyunan, Sabah ve ATV’nin satın alınması için 100 milyon dolarlık haraç alan, Deniz Feneri davasında yargılayanları yargılatan, ayakkabı kutusunda dolarları yakalayanları cezalandıran AKP iktidarıyla Türkiye karşı karşıyadır.

Sayısız bakan ve adaleti koordine etmekle görevli Adalet Bakanı ile Müsteşarı hakkında yolsuzluk ya da yargılamayı etkilemeye teşebbüsten fezlekeler vardır. İktidar açıkça yolsuzluk yapanların, rüşvet alanların ve halkı soyanların yanında saf tutmuş durumdadır. Yolsuzluk yapanlar, halkı soyanlar kamu vicdanında meşruiyetlerini yitirmişlerdir. İktidar mensuplarının istifa etmeleri yetmez, ömürlerinin kalan kısmını da tövbe, istiğfarla geçirmeleri gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tüzel…

7.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesinin taşınmasıyla ilgili çalışanların bazı endişeleri olduğuna ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği, çalışanlarına 17 Şubat tarihi itibarıyla taşınılacağını, hazırlık yapılmasını bildirmiştir. Çalışanlar, hastalar ve semt sakinlerinin kafasında birçok sorular oluşmuştur. Taşınılacak Bahçelievler Devlet Hastanesinin yapım inşaatı devam etmekte fakat özel bakım bekleyen engelli hastalar bu hâliyle ne yapacaklar? “Seçimden önce burayı açıp siyasi rant hesabı mı var?” diye soruyorlar. Yine “Yerine yapılacak yeni hastane İl Özel İdaresinde ihale aşamasında.” denilmekte ancak yazılı hiçbir belge sunmamaktadırlar. “Bu inşaat ne zaman başlayıp bitecek?” diye sorulmakta. E5 kenarında çok değerli ve cazip, 70 bin metrekare büyüklüğünde bir alan ve birçok spekülatörün iştahını kabartmakta. Rant ve arazi yolsuzluklarının ortalığa döküldüğü bu süreçte sağlık emekçileri haklı endişeler taşımakta. Başhekimlik ve Bakanlık bu soruları yanıtlamalı.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 1 Şubat 2014’te Van’ın Gürpınar ilçesinde hastalanan 3 yaşındaki bir çocuğun, yolların kardan kapalı olması nedeniyle yardım gelemediği için hayatını kaybettiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, yer Van’ın Gürpınar ilçesi, tarih 1 Şubat 2014: 3 yaşındaki Muharrem hastalanıyor, acil yardım isteniyor. Yollar kardan kapalı, yardım gelmiyor, gelemiyor. Muharrem ölüyor. Sonra, baba, bu resimde gördüğünüz çuvala koyduğu oğlunu sırtlıyor ve otopsi için Van’a gidiyor. Muhtemelen aynı sıralarda, Başbakan Almanya’da, seçim kampanyasında şunları söylüyor: “Anneler kızaklarla çekilerek doğumlara yetiştiriliyordu, şimdi paletli ambulanslarla, 17 tane ambulans helikopter, 4 tane jet ambulansla bu hizmeti veriyoruz.” Nerede bu ambulanslar? Sadece seçim malzemesi olarak varlar, ambulansları satanlar veya kiralayanlar paraları götürdüler. Demek ki AKP’nin hizmeti ihale bitene kadarmış. Bu resimden başta Başbakan, Sağlık Bakanı ve AKP Hükûmeti utanmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Ekşi…

9.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TÜRK TELEKOM tarafından 14 ilde 15 gayrimenkulün satışa çıkarılmasıyla ilgili sorusuna on sekiz aydır cevap alamadığına ilişkin açıklaması

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 3 Ağustos 2012 tarihinde yani bundan on sekiz ay önce, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanına, TÜRK TELEKOM tarafından 22 Temmuz 2012 tarihinde Hürriyet’te yayımlanmış bir ilan hakkında soru sordum. Soru, 14 ilimizde 15 adet gayrimenkulün TÜRK TELEKOM idaresi tarafından satışa çıkarıldığına dair olan ilan idi. Buna bu idarenin hakkı var mıdır, bu gayrimenkullerin sahibi bu idare midir, bu idare aslında bütün devraldıklarını yirmi beş sene süreyle, sadece işletme hakkı olarak devralmış değil midir diye sordum. Ulaştırma Bakanından bugüne kadar, on sekiz aydır, bu fevkalade zor gelen sorunun yanıtını alamadım. Bir kez de huzurunuzda bunu ifade ediyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş…

10.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Gökçeada Bademli’de kaçak yapılan Bademli-Masi Oteli’nin yıkım kararı olmasına rağmen bu kararın uygulanmadığına ve Aydıncık Kefalos’ta da kaçak yapıların olduğuna ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Çok teşekkür ederim Başkan.

Sizin aracılığınızla, günümüzde, artık yasaların dinlenmediği bir dönemi yaşadığımızı ve bununla ilgili olarak da Turizm Bakanlığının özellikle Gökçeada’da, Bademli’de kaçak yapılan  Bademli Masi Oteli’nin yıkım kararı olmasına rağmen, hâlâ daha belediye tarafından yıktırılmadığı ve Turizm Bakanlığının da bu yıkım kararını mahkeme kararı olmasına rağmen hâlâ uygulamadığını ve durdurma kararına rağmen de durdurulmadığını görüyoruz. Tam bir buçuk yıl önce, soru önergemde de belirttiğim bu yıkım kararı -özellikle turizm alanı olan, sit bölgesi olan Gökçeada’da kaçak yapılaşma olabildiğince hızla devam etmekte- yerinde uygulanacak mıdır?

Bunlar devam etmekle birlikte, (Aydıncık) Kefalos’ta da -sörfün çok güzel yapıldığı bir bölgede- bu arada kaçak yapılar yine devam etmekte, kararlara ve özellikle de imar kanunlarına uyulmamaktadır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır. Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ve 22 milletvekilinin, öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/851)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının sorunlarının araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacı ile Anayasa’mızın 98 ve İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

666 sayılı KHK ile kamuda yapılan "eşit işe eşit ücret” düzenlemesinde öğretmen ve öğretim elemanları kapsam dışında tutulmuş ve ek ödemeden yararlandırılmamıştır. Bu durum, 800 binden fazla öğretmen ve öğretim elemanını mağdur etmiştir. 666 sayılı KHK ile genel idare hizmetleri sınıfı çalışanları için kurumlar arası denge sağlanırken, diğer taraftan eğitimde kurum içi denge bozulmuştur. Bilinmelidir ki öğretmen ve öğretim elemanları neredeyse en düşük ücret alan kamu çalışanlarıdır. 9/1 öğretmen 1.624 TL, 7/1 öğretim görevlisi ise 1.856 TL maaş almaktadır. Ek derse girme imkânı bulamayan yüzde 20 civarında öğretmen ise herhangi bir ek gelir olmaksızın ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

Türkiye'nin geleceğinin inşasında en önemli görevi yapmaya çalışan öğretmen ve öğretim elemanlarının sorunlarının dikkate alınması ve toplu sözleşme masasındaki çarpıklığın düzeltilmesi, ekonomik ve sosyal problemlerine duyarlılık gösterilmesi ve ek ödeme mağduriyetlerinin acilen giderilmesi gerekmektedir.

1) Mehmet Volkan Canalioğlu                        (Trabzon)

2) Hülya Güven                                               (İzmir)

3) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

4) Ali Sarıbaş                                                  (Çanakkale)

5) Ali İhsan Köktürk                                       (Zonguldak)

6) Mehmet S. Kesimoğlu                                (Kırklareli)

7) Gürkut Acar                                                                (Antalya)

8) Kadir Gökmen Öğüt                                   (İstanbul)

9) Mehmet Ali Ediboğlu                                  (Hatay)

10) Mustafa Serdar Soydan                             (Çanakkale)

11) Recep Gürkan                                           (Edirne)

12) Tanju Özcan                                              (Bolu)

13) Selahattin Karaahmetoğlu                          (Giresun)

14) Ramis Topal                                              (Amasya)

15) Osman Kaptan                                          (Antalya)

16) İlhan Demiröz                                           (Bursa)

17) Ramazan Kerim Özkan                             (Burdur)

18) Mehmet Şeker                                           (Gaziantep)

19) Ahmet İhsan Kalkavan                              (Samsun)

20) Emre Köprülü                                           (Tekirdağ)

21) Hasan Ören                                               (Manisa)

22) Kemal Değirmendereli                              (Edirne)

23) Ümit Özgümüş                                          (Adana)

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 22 milletvekilinin, engellilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/852)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan, çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması, bu bireylerin toplumsal yaşama katılabilmeleri için özel politikaların diğer ülke deneyimleri de araştırılarak ortaya konulması, mevcutta bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde özellikle engelli çocuklara ve bireylere yönelik cinsel taciz olaylarının araştırılması, bu merkezlerin hukuksal alt yapı sorunlarının, ekonomik, personel yetersizliği ve uzman kadro eksikliği gibi sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin raporlanması için bir Meclis araştırma komisyonu açılması amacıyla, Anayasa’nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ederiz.

1) Sebahat Tuncel                            (İstanbul)

2) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

3) Sırrı Sakık                                   (Muş)

4) Murat Bozlak                              (Adana)

5) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

6) Ayla Akat Ata                             (Batman)

7) İdris Baluken                               (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

9) Emine Ayna                                (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                  Diyarbakır)

12) Adil Zozani                               (Hakkâri)

13) Esat Canan                                (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                  (İstanbul)

15) Erol Dora                                  (Mardin)

16) Mülkiye Birtane                        (Kars)

17) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

18) Demir Çelik                               (Muş)

19) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

20) Nazmi Gür                                                (Van)

21) Özdal Üçer                                (Van)

22) Pervin Buldan                           (Iğdır)

23) Leyla Zana                                 (Diyarbakır)

Gerekçe:

Türkiye'de, 8,5 milyona yakın, değişik engeli bulunan kişi bulunmaktadır ve bu kişilerin toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, Türkiye'de engellilerin sosyal yaşama katılım alanı olarak açılan rehabilitasyon merkezlerinin işlevi, sağlıklı bir altyapıya sahip olmaması nedeniyle, ciddi sorunların yaşandığı bir sektöre dönüşmüştür.

Bu merkezler, engellilerin toplumsal yaşama daha etkin ve engelsiz olarak katılmalarını sağlamak yerine, onlar üzerinden nasıl para kazanılacağı hesabıyla çalıştırıldığı için, çoğu zaman amacının dışına çıkmaktadır. Kırsal kesimde bulunan engelli çocukların aileleriyle anlaşılarak çocukların bu merkezde eğitim alıyormuş gibi gösterilip devletten ödeneğin alınması bu duruma en bariz örnektir.

Bu merkezlerde yaşanan diğer bir sorun da bu merkezlere devam eden engelli çocuklardan bazılarının sağlık kurulu raporunun yenilenmesi sürecinde ve devamında yaşadığı sorunlardır. Örneğin, özür türü nedeniyle bazı gelişmeler kaydetmiş olduğu için eksik ve yanlış değerlendirmelerle rapor yenileme döneminde özür derecesi düşük olarak belgeleme yapılmakta, bu nedenle bazı engelli çocuklar gelişim ve eğitim yardımı alamadıkları için özel eğitim ve rehabilitasyona devam edememektedir. Tanı ve değerlendirmenin belirli bir süre içerisinde tamamlanamaması eğitime başlamada zaman kaybına neden olmakta, hastanelerde rapor verilmesi uzun vadede zamana yayılmaktadır ve “RAM” adı verilen eğitsel tanı için uzun vadede gün verilmesi ve hastane ortamında yapılan psikolojik ve gelişimsel test uygulamaları için uzman personel, uygun ortam ya da materyal bulunmaması, rehberlik ve araştırma merkezlerinde her engel grubuna ve çoklu engele sahip bireylere göre uygun testler, değerlendirme materyalleri, bu test ve materyalleri uygulayabilecek uzmanların bulunmaması bu merkezlerin etkin bir şekilde çalışmasının önünde engeldir.

Özel rehabilitasyon merkezlerinin personel, eğitimsel materyal ve bilgi yetersizliğinden önce en büyük sorunu, düzenli ve etkili denetimlerin yapılmamasıdır. Ne yazık ki zaman zaman, haberlerde bu merkezlerde meydana gelen, engelli çocuklara ve bireylere taciz ve tecavüz haberlerini duymaktayız. En son, Batman ili Demiryolu köyü yolu üzerinde olan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı çalışan özel bir merkezde, zihinsel engelli olan genç bir kadına bir görevlinin tecavüz ettiği haberi basında çıkmıştır. Bu durum, merkezlerin denetim mekanizmasının işleyip işlemediğine dair endişeleri gündeme getirmiştir. Merkezlerde bulunanların engelli olmasından dolayı istismara daha açık oldukları göz önünde bulundurulup Bakanlığın merkezleri daha özenle denetlemesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Mali denetimler görece daha fazla yapılsa da bu tür sorunlar dernekler tarafından dile getirilmektedir. Engellilere yönelik Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve farklı kurumlarda olan ayrı ayrı eksik kanunların olması da uygulamada sıkıntılara neden olmaktadır. Türkiye'nin de imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler engellilere yönelik sözleşmedeki ilkeler baz alınarak uluslararası standartlara göre tek ve kapsamlı bir yasanın hazırlanması elzemdir. Engelli vatandaşlarının toplumsal yaşama dâhil edilmesi devletin görevidir. Bu yüzden, mağduriyetlerin çok fazla olabileceği böyle bir alanda devletin öncülük etmesi gerekirken, ihtiyaca göre özel okullar açılmalıdır ve denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Türkiye'de sayıları 8,5 milyon olan ve çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması, bu bireylerin toplumsal yaşama katılabilmeleri için özel politikaların diğer ülke deneyimleri de araştırılarak ortaya konulması, mevcutta bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde özellikle engelli çocuklara ve bireylere yönelik cinsel istismar, şiddet, kötü muamele gibi olayların araştırılması, bu merkezlerin hukuksal altyapı sorunlarının, ekonomik, personel yetersizliği ve uzman kadro eksikliği gibi sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin raporlanması için bir Meclis araştırması açılmasını öneriyoruz.

3.- Mardin Milletvekili Erol Dora ve 22 milletvekilinin, Mardin’in Kızıltepe ilçesindeki Zergan Deresi’nin ıslah çalışmalarıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/853)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mardin'in Kızıltepe ilçesi sınırları içinde yer alan Zergan Deresi'nin ıslah çalışmalarıyla ilgili sorunların araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

1) Erol Dora                    (Mardin)

2) Pervin Buldan             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                   (Muş)

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) İdris Baluken                               (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

9) Emine Ayna                                                (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                  (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                               (Hakkâri)

13) Esat Canan                                                (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                  (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                        (Kars)

17) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

18) Demir Çelik                               (Muş)

19) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

20) Nazmi Gür                                                (Van)

21) Özdal Üçer                                (Van)

22) Ayla Akat Ata                           (Batman)

23) Leyla Zana                                 (Diyarbakır)

Gerekçe:

Mardin'in Kızıltepe ilçesi sınırları içinde yer alan ve Zergan Deresi olarak bilinen Gümüş Deresi ve bunun yan kolu olan Gundik-1 ve Gundik-2 dereleri, şu anki hâliyle çevreye ve bölgede yaşayan insanların sağlığına ciddi zararlar vermeye devam etmektedir. 1992 yılında kurulmuş organize sanayi bölgesinden çıkan kimyevi atıklar dereye akmakta ve bu atıklar, özellikle yazın bölge halkını son derece rahatsız etmekte, başta deri hastalıkları olmak üzere çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir.

Derenin ıslah çalışmaları ile ilgili olarak Kızıltepe Belediyesi ve DSİ, sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle çalışmalara başlamış ancak sorunlar bitmemiştir. DSİ'nin asli görevleri arasında yer alan ıslah çalışmaları için, kurum Kızıltepe Belediyesinden proje desteği istemiş ancak 2010 yılında hazırlanan proje kurum yetkilileri tarafından kabul edilmemiştir. Proje kapsamında, toplamda 10 kilometre olan derenin kaya tahkimat duvarlarının dışında, 6 kilometre boyunca yürüyüş parkuru, güneş enerjili aydınlatma direkleri, damlama sulama sistemleri ve içinde 9 adet parkla beraber yaya geçişi için demir, ahşap köprüler yapılmıştır. Kurum tarafından kabul görmeyen proje yerine, sadece beton duvarlarla sorunu çözme yoluna gidilmiştir.

Dere ıslah çalışmalarında derenin ıslahıyla beraber çevre düzenlemelerinin de yapılması gerekmektedir. Çevreye duyarlı, insanların sağlığını düşünen uzun vadeli projelerin hayata geçirilmesi gerekirken sorunu kısa vadeli yöntemlerle çözmeye çalışmak, uzun vadede sorunların aynen tekrarını beraberinde getirecektir. Oysa, nüfusu her geçen yıl giderek büyüyen, il olması zaman zaman gündeme gelen bir ilçe için, kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli ve köklü projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Belediye çalışanlarının büyük bir kısmının tutuklandığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, belediyeye daha fazla maddi ve manevi desteğin verilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, dere ıslah çalışmalarında ve kalıcı çözümlerin getirilmesinde siyaset üstü bir anlayışın geliştirilmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda, Mardin Tabipler Odasının 7 kişilik bir uzman komisyonu tarafından hazırlanan Zergan Deresi Raporunun hayata geçirilmesi elzemdir.

Zergan Deresi kurumlar üstü bir sorundur. Bu gerçeklikten hareketle, çevre ve insan odaklı bir yaklaşımla, derenin ıslah çalışmaları için, hızlandırılması ve gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeleri ortaya çıkarmak amacıyla Meclis araştırması talep ediyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Başbakanlığın dört adet tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1371)

                                                                                                                        3/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen ve ilgi (b) yazı ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iadesinin talep edildiğine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                              Beşir Atalay

                                                                                                       Başbakan Yardımcısı

2.- Başbakanlığın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1372)

                                                                                                                        3/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel hakkında tanzim edilen ve ilgi (b) yazı ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iadesinin talep edildiğine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                              Beşir Atalay

                                                                                                       Başbakan Yardımcısı

3.- Başbakanlığın, Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1373)

                                                                                                                        3/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna hakkında tanzim edilen ve ilgi (b) yazı ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iadesinin talep edildiğine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                              Beşir Atalay

                                                                                                       Başbakan Yardımcısı

4.- Başbakanlığın, Van Milletvekili Özdal Üçer hakkında tanzim edilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iade edilmesine dair Anayasa Komisyonu ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin tezkeresi (3/1374)

                                                                                                                        3/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Van Milletvekili Özdal Üçer hakkında tanzim edilen ve ilgi (b) yazı ile Başkanlığınıza gönderilen soruşturma dosyasının yeniden değerlendirilmesi için evrakın ve fezlekenin iadesinin talep edildiğine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                              Beşir Atalay

                                                                                                       Başbakan Yardımcısı

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu 5 tane bakanla ilgili fezlekeler nerede? Niye Meclis Başkanlığı bize bilgi vermiyor da bu fezlekeleri geri istiyor? Evvela, hem Başbakanın oğlu… Eski İçişleri Bakanı, Egemen Bağış ve Bayraktar hakkındaki fezlekeler niye gelmiyor efendim? Meclis Başkanlığı bize bilgi versin efendim.

BAŞKAN – Olur, söylerim bilgi verilmesini efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, yani niye saklıyor Meclis Başkanlığı?

BAŞKAN – Hayır, bir şey demiyorum, söylerim, iletirim; ben iletmek durumundayım, iletirim; beyanınızı ve de talebinizi ileteceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki.

BAŞKAN – Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan (3/127, 128, 320 ve 387) esas no.lu dosyalar Hükûmete geri verilmiştir.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin tamamında uzun süreden bu yana yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılması amacıyla 30/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 6 Şubat 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                        06/02/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 6/2/2014 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             İdris Baluken

                                                                                                                  Bingöl

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

30 Ocak 2014 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşları tarafından verilen (4919 sıra no.lu) Diyarbakır başta olmak üzere bölgemizin tamamında uzun süreden bu yana yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 6/2/2014 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz, Hakkâri Milletvekili Sayın Adil Zozani’ye aittir.

Buyurun Sayın Zozani. (BDP sıralarından alkışlar)

3 kişiden bayağı büyük ses çıktı.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, iyi ses çıkardık.

BAŞKAN – Evet.

Buyurunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, elektrik kesintilerine alışık olduğumuz için biz de ses çıkararak kendi sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. O yüzden, karanlıkta bağırdığımız için biraz da ondan kaynaklıdır. O ses o nedenle görünüyor.

BAŞKAN – Yok, ben o fasıldan bakmadım da yaş grubuyla alakalı, gençler böyle ses çıkaramıyor.

Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Evet, grubumuza iltifat olarak kabul ediyoruz. Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis açıldığı günden bu yana bu sorunu defaatle Meclis gündemine taşımaya çalışıyoruz, ilgili Bakanla sürekli istişare ederek, konuşarak bölge genelindeki hemen hemen tüm illerde elektrik kesintilerine çözüm bulunması konusunda girişimlerde bulunuyoruz ama maalesef bugüne kadar hep duvara konuşuyoruz. Bu kış koşullarında Diyarbakır’dan Hakkâri’ye, bütün serhat illeri de dâhil olmak üzere, hemen hemen her gün ortalama altı saat, yedi saat elektrik kesintileriyle yüz yüzeyiz. Hele mensubu bulunduğum, milletvekili bulunduğum ile ise mesela son on gün içerisinde bir haftadan fazla süreyle hiçbir şekilde enerji verilememiştir, elektrikleri tümden kesik.

Devlet, oradaki vatandaşların bu sorunlarının çözümüne ilişkin ne sorunları dinlemeye tahammül ediyor ne de sorunların giderilmesi için bir çaba içerisinde olabiliyor. Sayın Enerji Bakanı, maalesef, Kürtlerin yaşadığı bölgede, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada elektrik şalterini Kürt halkına karşı şantaj aracı olarak kullanıyor. Elektriklerin kasten kesildiğine dair kaygılarımız var ve bu konuda bize gelmiş bilgiler de var. Enerji Bakanı her defasında çıkıp şuralarda şunu söylüyor, bu kürsüde şunu söylüyor: “Efendim, kayıp kaçak oranı çok yüksek. Biz, tahsilat yapamadığımız için maalesef oradaki hat donanımında yenileşme yapamıyoruz.” Böyle bir mazeretin arkasına sığınıyor. Evet, Hakkâri’de kayıp kaçak oranı devletin resmî verileriyle yüzde 75 oranındadır.

Ama, bir rakam daha ifade edeceğim -Hakkâri halkı mı bu kayıp enerjiyi kullanıyor- vereceğim rakamlar resmîdir, resmî verilere yakın veriler ifade edeceğim. Hakkâri bölgesindeki kayıp kaçağın yüzde 30’undan fazlası devletin resmî kurumlarına aittir. Devlet, orada, trafolardan direkt hat çekerek kayıt dışı elektrik kullanıyor. Bölgede bulunan bütün karakolların çevre aydınlatmaları -bakın bir tek istisna yok- kayıt dışıdır. Devlet kendi malının hırsızlığını yapıyor. Bakın, çok açık ifade ediyorum: Devlet kendi enerjisini çalıyor ve bunu çalarken de oradaki masum vatandaşa mal ediyor. Son on gün içerisinde, Hakkâri bölgesinde ihtarname çekilmiş okul, karakol, tabur, alay diz boyu ve tespitlidir, kayıt dışı elektrik kullandıkları tespitlidir ve toplam kayıp kaçak içerisindeki oran yüzde 30’un üzerinde  bir rakama tekabül ediyor. Sayın Bakan çıkıp burada cevap vermelidir ve bölge halkından bu konuda özür dilemelidir.

Enerjinin, Türkiye’deki toplam enerjinin yüzde 35’ini ürettiğiniz bölgenin insanını enerjiden mahrum bırakıyorsunuz. Niye bunu yapıyorsunuz, anlamak istiyoruz.

Üç gün önce köyleri dolaştık, elektrikleri kesik olan köyleri dolaştık; bir hafta boyunca enerji verilmemiş. Ve en son, hatlardaki, enerji nakil hatlarındaki iyileştirme, gözden geçirme, onarma 1985 yılında yapılmış. Sistem bir bütün olarak bir kar yağışıyla çöktü ve şu anda kentlerin büyük çoğunluğu enerji alamayacak durumdadır. Bakın, isim olarak veriyorum; Bingöl Karlıova Taşlıçay köyü. 170 civarında silikozis hastası var burada ve bir elektrik kesintisiyle bunların tamamının hayati riski vardır, yaşamları tehlike altındadır. Ve bu köyde dahi elektrik kesintisi oluyor. Diyarbakır öyle, Mardin öyle, Batman öyle, Şırnak öyle; serhat illerinin tamamı böyle.

Bu devlet kendi vatandaşına eziyet etmek için mi vardır, kendi vatandaşına karşı elektrik şalterini şantaj aracı olarak kullanmak için mi vardır? Bakın, bunlar artık itham olmaktan çıktı, çıplak gerçekliği sizinle paylaşıyoruz. İnsanlar mum ışığında aydınlanıyor artık. Bölgeden alınan enerjinin bir kısmını bölgeye verseniz sorun çözülmüş olacak.

Her defasında Sayın Bakana söylüyoruz: Yatırım olarak ne yapıyorsunuz bu bölgeye? Bir buçuk ay önce de bu kürsüde ifade ettim; örneğin, Hakkâri’de, Hakkâri’yle ilgili olarak yapılmış, taahhüt edilmiş yatırım kalemlerinin hiçbiri ilana dahi çıkarılmamış. Aslında, biz bu seneyi artık konuşmaktan vazgeçtik, önümüzdeki seneyi kurtarmaya çalışıyoruz. Geçen sene de bu seneye ilişkin olarak uyarılarımızı yaptık ama maalesef, atılmış bir adım yok.

Elektrik dağıtım şirketleriyle ilgili yapılmış özelleştirmelerin hemen hemen tamamı şaibelidir. Bu konuya ilişkin sorduğumuz hiçbir soruya cevap alamıyoruz. Bizden neyi gizliyorlar, ne yapmaya çalışıyorlar, anlamak istiyoruz.

Tekrar ifade ediyorum: Halkına yalan söyleyen bir bakan bakanlık yapamaz. Enerji Bakanı, yatırımlar açısından, taahhütleri açısından halk karşısında artık yalancı pozisyonundadır. Verilen sözün yerine getirilmemesi “yalan” ifadesi dışında, başka bir şekilde tarif edilemez.

İhmallerden söz ediyoruz, sıkıntılardan söz ediyoruz ama maalesef, hiç umurunuzda olmuyor. 1970’teki resim neyse bugün de aynı resmi yaşıyoruz, bugün de aynı tabloyu görüyoruz. O nedenle, merhum Şemsi Belli’nin şiirini size anımsatırım tekrar: “Bebek yanir, bebek hasda, bebek ataş içinde…” dediği o şiirin fotoğrafı bu işte. Bu, 1970’te çekilmiş bir fotoğraf değil, Muharrem Taş’ın fotoğrafı 1970’te çekilmedi; bugün sizin gerçek tablonuz işte bu. Bu bebek devlet ihmali sonucu öldü ve babası bu bebeği, 3 yaşındaki bu çocuğu un torbasında taşımak durumunda kalmıştır. Vicdanınız sızlamıyor mu? Bu ihmale bir yerde “Dur.” demeyecek misiniz? Eğer bu resim karşısında da hâlâ sessizseniz, sessizliğinizi koruyorsanız size söylenecek bir şey kalmıyor. Bu ihmallere artık “Dur.” demek gerekir, “Dur.” demeniz lazım.

Gündeme getirdiğimiz Meclis araştırma önergesi, işte, bu resmin ortadan kaldırılmasına dönük bir araştırma önergesidir ve ihmal vardır. Bu ihmallerin, Hükûmetin, ilgili bakanın ihmallerinin araştırılması için sizden en azından bu araştırma önergesine müspet oy bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zozani.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Sayın Türkkan yok mu? Yok.

Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Üzülmez.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bölgedeki elektrik kesintileriyle ilgili bir araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Şimdi, elektrik kesintilerinin neden, nasıl olduğunu, evvela olayın bir haritasını çizmemiz gerekir. Bir sanayici, bir iş adamı arkadaşınız olarak bunu daha net ifade edebilirim. Bir sanayi tesisi veya bir ev, iskân ruhsatı almadan evvel, evvela elektriği alabilmek için bir elektrik mühendisi veya teknisyenine o elektrik tüketimiyle ilgili maksimum gücünü hesaplattırır ve şirkete bildirir ve ona göre bir elektrik tahsisi yapılır.

Şimdi, bölgeye şöyle bir baktığımızda, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgemizde Dicle Elektrik AŞ’nin olduğu ama buna Van, Hakkâri bölgesini de dâhil ettiğimizde şöyle bir netliği ortaya koyabiliriz: Türkiye’de 2012 yılında yaklaşık 242 milyar kilovatsaat elektrik üretilmiş ve bu da yaklaşık olarak tüketilmiş. Bunu abone başına vurduğumuzda, kişi başı elektrik tüketimi 550 kilovatsaat -abone başı- ancak Dicle bölgesine baktığımızda kişi başı ve abone başı elektrik tüketimi 1.237 kilovatsaat. Değerli arkadaşlar, burada abone sayısı az ama kaçak elektrik tüketimi 2,2 katı yani Türkiye ortalamasında bir abone tüketiminin 2,2 katı tüketim var, abone daha düşük. Türkiye ortalamasına baktığımızda, abone başına 468 kilovatsaat tahakkuk var ama bölgeye baktığımızda, Dicle bölgesinde 297 kilovatsaat elektrik tahakkuku var. Bu tahakkuklarda tüketim ve tahsilat oranına baktığımızda, meskenlerde aylık tüketim -meskenleri ele alalım, sanayi tesislerini veya tarımsal sulamaları değil- Türkiye ortalaması 131 kilovatsaatken bölgede 418 kilovatsaat çıkmaktadır. Bu da 3,2 oranında yani normal tüketimin, abone başı tüketimin 3,2 katı kaçak var demektir. Kişiler abone olmamakta ve ücret ödememektedirler. Yine, Türkiye’ye baktığımızda, Türkiye’de mesken abonesi başına ortalama aylık 43 TL’lik elektrik tüketimi var, Dicle bölgesinde 138 TL. Acaba Dicle bölgesi son derece teknolojik aletlerle evler donatıldı da ondan mı tüketiyor, yoksa her bir ev üretim merkezi hâline mi geldi de bu yapılıyor? Tahsilata baktığımızda ise Türkiye’de mesken başına aylık 43 lira tahakkuk varken 42 lira tahsilat var; Dicle bölgesinde ise 15 TL. Bölgede meskenlerde tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 10’unu tahsil edebilmekteyiz.

Şimdi, bu elektrik kesintilerini, bu haritayı ifade ettikten sonra bölgelere baktığımızda 2012 yılında -Sayın Zozani de ifade etti “Hakkâri yüzde 75.” dedi, bunlar TEİAŞ’ın verileri- illerin toplamında Dicle bölgesinde yüzde 75,68 kayıp ve kaçak var, Türkiye’de bu yüzde 15 oranında. Şimdi, siz bir bölgede müracaat ediyorsunuz, bir mahalleye, buradaki abone sayısına bakarak 1.000 kw’lık bir trafo kuruyorsunuz ama arkasından kaçak elektriklerle 4.000 kw’lık bir elektrik tüketimi olduğu zaman trafolar patlıyor, hatlar çekmiyor. Bundan dolayı da sık sık elektrik kesintisi yaşanmakta.

Şimdi, bunları aşabilmenin yolu özelleştirmeden geçer dedik. Özelleştirme yapıldığı zaman bunlar daha dikkatli yapılacak ve bölgeyi uzun bir süre veya orta vadede rehabilite ederek bunların asgariye indirilmesi ve planlamanın gerçekçi anlamda yapılması gerekir. Bir mahallede ihtiyaç 1.000 kw’lık trafoysa 1.000 kw’lık, 5.000 kw’lık ise 5.000 kw’lık trafo gerçekleştirilmeli. Ancak bu kayıp kaçaklar olduğu müddetçe bunları doğru planlamanız ve doğru hedefleyebilmeniz mümkün değildir.

Ancak, şu mantık da doğru değildir: “Bölgede üretilen elektriğin yüzde şu kadarı halka verilsin yani bu ücretsiz verilsin.” dendiği zaman Anayasa’nın adalet ölçüsüne aykırıdır.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Zaten veriyorsunuz.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) – Şöyle bir anlayış  mümkün olmaz: “Hububatın yüzde 70’i Konya’da üretiliyor, biz bu üretimin yüzde 25’ini Konya bölgesine bedava dağıtalım.” Bu anlayışla devlet idare edilmez.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Fiilen var zaten bu.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ya, bırakın bunları. Vatandaşın elektriği yok. Kaçak varsa engelleyin; asker var, polis var. Vatandaşın elektriği yok diyoruz, bunlar hikâye.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) – Kaçak var ve bu kaçakların, trafo patlamalarının, elektrik kesintilerinin önlenebilmesi için doğru bir planlama yapılması gerekir. Bunu yapamadığınız müddetçe kim iktidara gelirse gelsin bunları yapması mümkün değildir. Bu kayıp kaçak oranları bizim AK PARTİ iktidarımız döneminde değil.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – O zaman yirmi beş sene daha mı bekleyelim?

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Mazeret mi söylüyorsun?

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) – 1996 yılında elektrik özelleştirme ihalelerine girmiş birisi olarak söylüyorum, buradaki özelleştirmenin temelinde kayıp kaçak oranlarını azaltma vardır. Yıllara yayarak kayıp kaçak oranları aşağı çekilecektir ve bunlar telafi edilecektir.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ne zaman? 2073’te.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) – Önemli olan, bölgede insanımızın doğru bilgilerle müracaat ederek abone olması ve bunlara göre planlama yapılarak, doğru bir trafo ve hat çekilerek bunlar neticelendirilebilir.

Şimdi, Sayın Zozani dedi ki “Özelleştirmeler şaibeli.” Ben de özelleştirmeye girdim, ihaleyi alamadım ama 2 sefer, 3 sefer enerji ihalesine girmiş bir arkadaşınız olarak… Televizyonların huzurunda yapıldı bu.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ayakkabı kutuları da televizyonların huzurunda ama ortada fail yok!

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) – Ve en çok fiyatı kim verdiyse bunlar aldı. Bunlarla ilgili hâlâ bir şaibe aramak son derece yanlış diye düşünüyorum. Özelleştirmeler, son dönemde, şeffaf olarak milletimizin huzurunda televizyonlarda gerçekleştirilmektedir.

Bir diğer konu: Sayın Zozani dedi ki: “Devlet şantaj yapıyor.” Değerli arkadaşlar, bölge insanımız kendi elektriğini kendisi kesiyor. Bizim burada, hep beraber, hep birlikte çalışarak, bölge insanını eğiterek, bunların bir millî mesele olduğunu anlatarak bu işe çözüm bulmamız gerekiyor. Aksi takdirde, bunun sürdürülebilir bir durum olması mümkün değil. Sadece -bakın- 2012 ile 2013 yılındaki Temmuz, Ağustos, Eylül aylarını kıyasladığımızda Türkiye’de 1,4 oranında elektrik tüketiminde artış var ama bölgeye baktığımızda yüzde 5 oranında tüketim artışı var. Her geçen gün kaçak ve kayıplar artmakta. Bunların devlete bir yıllık maliyeti yaklaşık 1 milyar 300 milyon TL’yi aşmaktadır. Böyle bir kayıp kaçak oranını uzun süre daha sürdürebilmemiz mümkün değildir. Bunun en doğru olanı, özelleştirme yoluyla bu bölgeyi kontrol altına alarak, halkımızı kayıt altında bir enerji tüketmeye sevk ederek sorunu çözmemiz gerektiğine inanıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Üzülmez.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sataştı.

BAŞKAN – Ne dedi?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ben dedim ki… Ben “Orada üretilen elektrik enerjisinin bir kısmı bölgeye ücretsiz verilsin.” diye bir tabir kullanmadım Sayın Başkan. Ayrıca…

BAŞKAN – “Yanlış bilgi” diyebiliriz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yanlış bilgiler ifade etti.

BAŞKAN – Siz şimdi düzelteceksiniz, tamam.

Sayın Üzülmez böyle sakin sakin konuştuğu için doğrusu çok dikkat etmedim sataşmasız bir iş yürüyor diye.

Buyurunuz.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez’in BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Şöyle şu açıdan koyayım, belki Sayın Üzülmez’in vicdanı biraz sızlar. Bu fotoğrafa bakarak beni dinleyin.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Bu fotoğrafı biliyorum…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bu fotoğrafa bakarak beni dinleyin.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – …paletli ambulans olduğunu biliyorum ancak insanlar hata yapabilir.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bakın, bakın…

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Ben konuya girmedim. Konuyu biliyorum…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Süremden alıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Üzülmez, iki dakikası var, Sayın Zozani konuşsun. Size sataşırsa size de söz vereceğim.

Buyurun.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Sayın Başkan, ben daha konuşmadım, yarım dakika gitti. Yenilerseniz…

BAŞKAN – Şimdi, bakın, kendi aranızdaki iş bana yansırsa sinirim bozuluyor.

Buyurun, açtım şimdi.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Daha günün erken saatidir Sayın Başkan. İlerleyen saatlerde şey yaparız.

BAŞKAN – Yorgunum, hadi…

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Şimdi, Hakkâri Bağışlı’dan Yüksekova’ya giden hatta, o arada hiçbir ev yok, hiçbir mesken yok ama Bağışlı çıkışı 36 bin kilovat -15 kilometrelik mesafeden söz ediyorum- Yüksekova girişi yani hiçbir meskene elektrik verilmeden 27 bin kilovat. Arada kaç kilovat fark kaldı? Nereye gitti bu? Hatların yenilenmemesi sebebiyle kayıp, kayıp; hatların yenilenmemesi nedeniyle kayıp. Siz getirip burada vicdanınız sızlamadan bu yükü Hakkâri halkına yüklüyorsunuz. Bu kadar ticaret olmaz ya! Yani, tamam, anladık, tüccarsınız, ticaretten gelmişsiniz, ihale de alamamışsınız, yüreğiniz yanmış ama bu kadar da olmaz, bu kadar ticaret ağzıyla konuşulmaz burada! Milletvekiliyiz, halkın sorunlarıyla ilgiliyiz. Bunu çözeceğiz.

Ben asla ve asla “Hakkâri halkına, bölge halkına ücretsiz elektrik verilsin.” demedim. Dedim ki: “Devlet kendi elektriğini çalıyor.” Bir sözünüz var mı? Bakın, rakam koyuyorum ortaya: Kayıp kaçağın yüzde 30’undan fazlasını devlet yapıyor, devlet kendi malının hırsızlığını yapıyor. Var mı bir sözünüz burada? Hodri meydan diyoruz.

Siz gidin, karakolların çevre aydınlatmalarının faturasını kayıt altına alın, Hakkâri’deki kayıp kaçak zaten yüzde 30’lara inecek. Türkiye ortalaması -bakın, doğru söyleyin- yüzde 15 değildir kayıp kaçakta, Türkiye ortalaması yüzde 25-yüzde 30 arasıdır. Yanlış rakam veriyorsunuz, yanlış bilgi veriyorsunuz. Zannediyorsunuz ki sizin dışınızda kimse bu rakamları bilmiyor.

Bu fotoğrafı size ithaf ediyorum, belki vicdanınız sızlar. Burada bırakacağım. (BDP sıralarından alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin tamamında uzun süreden bu yana yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılması amacıyla 30/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 6 Şubat 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde son söz, Adana Milletvekili Sayın Turgay Develi’de.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGAY DEVELİ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her iki sayın milletvekilinin de hem teknik olarak hem de etnik olarak konuya yaklaşmaları aslında doğru değil. Olay bir sömürü sorunu. Halkın devlet erki eliyle nasıl sömürüleceğinin çok tipik bir örneği, sömürüldüğünün çok tipik bir örneği Diyarbakır merkezli bölgedeki elektrik kesintileri.

Temmuz ayı içerisinde, Temmuz 2010 içerisinde bu şirket, dağıtım şirketi Eksim Holding’e, Abdullah Tivnikli’nin şirketine 387 milyon dolara özelleştirilmişti, satılmıştı.

Şimdi işin teknik boyutuna gelelim: Şirket devredilirken 2 milyar 300 milyon lira halktan enerji bedeli alacağı vardı. Şirket ihaleyi aldıktan sonra altı ay içerisinde 1 milyar 200 milyon lirasını bunun tahsil etti. Rakamlara dikkat edin; 387 milyon dolara ihale edildi, altı ay içerisinde bunun 1 milyar 300 milyon lirasını tahsil etti. Döndü, yüzde 71 olan ortalama kaçak oranından her 1 puan düşürüldüğü andan itibaren Hazinenin sırtından şirkete yani Abdullah Tivnikli’nin şirketine 18 trilyon lira para aktarılıyor, her 1 puan için.

Bu şirket, arkadaşlar, devraldıktan sonra halka zulmettiği gibi orada çalışan işçilere de zulmediyor. Tam 1.200 kişinin işine son verildi. Bunların 200 tanesi  yirmi-yirmi beş yıllık tecrübeli elemanlar; bunlar emekliye zorlandı. Geriye kalan beş on yılık tecrübeli olanlar sürülerek, kötü işlere verilerek yüzlercesi işten ayrılmak zorunda kaldı. Yerlerine 1.200 tane hiçbir sosyal güvenliği olmayan taşeron işe alındı. Bu işçilerin, bugün -sendikasızlaştırılmak için- emeklerini güvencesiz hâle getirmek için büyük firmanın, üst firmanın kurduğu 50 tane alt taşeron firma arasında iki ayda bir yatay geçiş yapılarak örgütlenmeleri engellenmek isteniyor ve engelleniyor yani bir emek sömürüsü ve bunlara karşı  bir zulüm uygulanıyor.

Şu anda, bu işçiler,  sendikal  haklarını aradıkları için, taşeronlaşmaya karşı çıktıkları için bugün Batman’da eylem yapıyorlar, yarın da  Siirt’te yapacaklar.

İşin başka bir yönü de şu arkadaşlar: Yüzde 71’lik kayıp kaçak oranında, şirket, 2011 yılı içerisinde özelleştirilmeden önce Dicle EDAŞ iken firma, 17 milyon 760 bin kilovatsaat elektrik satın almış TEİAŞ’tan. Bunun, satıp parasını aldığı rakam 5 milyon 85 bin lira yani 12 milyon 675 bin kilovatsaat enerjinin bedeli kayıptır, kaçaktır, satmıştır, toplayamamaktadır. Bu elektrik kesintilerinin, özellikle kırsal ilçelerde, bu DEDAŞ’a bağlı olan 6 ilin kırsalındaki yaşanan elektrik kesintilerinin sömürü mantığında adı şu arkadaşlar: TEİAŞ’tan aldığı zaman DEDAŞ elektriği, bunun parasını ödemek zorunda kalıyor ama bir şekilde bunun karşılığını toplayamadığı için, özellikle akşam sekiz ile sabah sekiz arasında burada yaşayan halka zulmederek, onların elektriğini keserek kendisinin TEİAŞ’tan çektiği enerji bedelini düşürüyor dolayısıyla kârlılığını artırıyor.

Sistem sömürü üzerine kurulmuş. Türkiye’deki elektrik dağıtım şirketlerinin tamamı ihale edildi, satıldı. Olay teknik bir olay değil. Devlet erkinin, o mekanizmanın halkı daha fazla sömürmesi üzerine kurulu bu sistem. AKP gelir, bunun siyasi taşeronluğunu yapar, bir başka parti gelir bunun siyasi taşeronluğunu yapar; sistem bunun üzerine kurulmuş, bunu yenmek gerekiyor. Bunun Kürtleri sömürmek ile Türkleri sömürmek, Arapları sömürmek arasında bir farkı yok. Nasıl sömürünün dini, imanı, mezhebi, ırkı olmazsa Kürtlere yapılan özel bir muamele değil bu. Oradaki yaşayanları da bu araçları kullanarak sömürüyorlar, sistem bunun üzerine kurulu arkadaşlar. Şimdi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Ama sistem hep orada işliyor Sayın Vekilim.

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Burada da başka türlü işliyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sömürü çarkı orada işliyor, bu konuda orada işliyor.

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Bu sistemi bir bütün olarak yıkmadıktan sonra, yeniden kurmadıktan sonra, halkın çıkarları temel alınarak, esas alınarak bu sistemi yeniden kurmadıktan sonra biz burada, her konuda spesifik olarak ayrı ayrı tartışırız, dileklerimizi, temennilerimiz gündeme getiririz, geçer gideriz.

Şimdi, bakın özelleştirme ihalelerinde… Sayın vekil özelleştirme ihalelerini savundu. Bu bir peşkeş, bu bir peşkeş. Bu kürsüde ben beş altı defa bu peşkeşin bütün ayrıntılarını anlattım. Öylesine bir peşkeş çekiliyor ki halkın alın teriyle kurulmuş, halkın vergileriyle kurulmuş, işleyen, çalışan bir sistem son otuz yıl içerisinde öylesine çökertildi ki özelleştirme için altyapı hazırlandı. TEDAŞ bunun için kullanıldı. TEDAŞ, şimdi, milyarlarca lira borçla özelleştirilen şirketlerin borçları devralınarak tasfiye ediliyor. Genel Müdürü Sayın Haşim Keklik de görevini tamamladı, on bir yıllık genel müdürlükten sonra, şimdi emekliliğini istedi.    

Biliyorsunuz, özelleştirilen dağıtım şirketlerinin kasalarında sözleşmeden dolayı paralar bırakıldı, tam 120 milyon lira. “Yapmayın etmeyin.” dedik, “Bu halka yazık ediyorsunuz, şirketlere peşkeş çekiyorsunuz bunu.” dedik, o zaman kendimizi dinletememiştik, sesimizi duyuramamıştık size. Allah’a şükür ki bu memlekette hâlâ Sayıştay var, hâlâ değiştiremediniz, dönüştüremediniz. Onun tespitleriyle bu paranın şimdi 40 milyon lirasını alma umudumuz oluştu.

Peki, başka ne yaptınız özelleştirme şirketlerine devrederken? Öylesine kurnazlıklar yapıldı ki. Bu Abdullah Tivnikli kim biliyorsunuz değil mi arkadaşlar? TÜRK TELEKOM’un yönetim kurulu üyesi, aynı zamanda, mal varlığı dondurulması için savcıların polise talimat yazdığı 7 şirketten, 7 kişiden 1 tanesi yani Dicle EDAŞ, DEDAŞ peşkeş çekilen, verdiği paradan fazla parasını alacakları nedeniyle bir yılda çıkaran bir kişi.

AK PARTİ milletvekillerinin vicdanına sesleniyorum: Seçim bölgelerinize gittiğiniz zaman yoksul halkın oyunu alıyorsunuz. Onlar size elektrik parasını ödeyemediklerini, su parasını ödeyemediklerini, sıkıntılarla boğuştuklarını söylüyorlar; iş istiyorlar, aş istiyorlar sizlerden. İşte devletin kaynakları böyle çarçur ediliyor, hepsi çarçur ediliyor.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Para yok, kalmadı onlara verecek; götürdük havuza hepsini! Havuza attık!

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Sizin, yarın onların karşısında… - Halkımız bu gerçekleri dinliyor, şimdi teker teker öğreniyor, bunların karşısında hepimizin vereceği bir cevap olması gerekiyor. Bugün AK PARTİ var, yarın bir başka parti olur. Sömürenler, küresel finans. Sizler -geçen bir daha söylemiştim, alınmıştınız- küresel finansın siyasi cariyelerisiniz. Sizler Düyun-ı Umumiyenin yönetimisiniz, bu işleri yapmakla mükellefsiniz, zorunlusunuz, yoksa gönderilirsiniz ama bu halk bir gün size bunun hesabını sandıkta soracak ve halkın gerçek iktidarını bu Meclise getirecek.

Teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Develi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – “Cariye” sözünü aynen sana iade ediyoruz; cariye sen olabilirsin!

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan’a aittir.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün gece Türkiye Büyük Millet Meclisinde diktatörlüğe, faşizme, baskıcı rejime bir adım daha atıldı. İnternet erişim kanunu adı altında İnternet Yasası getirildi ama bu İnternet Yasası’nın gerçek amacı, Türkiye’deki özgürlüklerin, basına getirilen özgürlüklerin biraz daha kısıtlanmasına yönelikti. Umuyorum, çok kısa bir zamanda bu yanlışın farkına varır değerli Hükûmetimiz ve bu yasanın ülkenin hayrına olmadığını bir kez daha anlar. Zira, göreceksiniz, bundan sonraki yurt dışı seyahatlerimizde Avrupalı parlamenterler bunu önümüze her demde koyacaklardır. Zira, sadece Çin’de ve Suudi Arabistan’da rastlanan bu uygulama dünyada 3’üncü ülke olarak Türkiye'de gerçekleşti. İnşallah, tekrar niyaz ediyorum, farkına varır ve geri alırlar.

Ben burada Meclisin kanayan bir yarasına daha parmak basıyorum: Bir milletvekili, bu Meclisin seçilmiş bir milletvekili, burada, aramızda kanun yapmakla ve denetlemekle mükellef bir milletvekili şu anda Sayın Başbakanın inadı yüzünden cezaevinde yatıyor, Sayın Engin Alan. Engin Alan’ın cezaevinde hükmü onaylandığı için yattığını iddia edenler, aynı konumda olan HDP Eş Başkanı Sayın Sebahat Tuncel’in Mecliste oturmasını görmezlikten geliyorlar. Buradan sakın ola ki farklı algılara yol açmayın; ben, milletvekilinin görevi bitene kadar bu Mecliste görev yapmasını savunan bir arkadaşınızım. Ama Sebahat Tuncel’in burada oturması, aynı konumda olan Engin Alan’ın cezaevinde çile çekiyor olması burada benim kadar hepimizi yaralıyor olması lazım. Bununla ilgili, Sayın Başbakanın inadından bir an önce vazgeçip, artık, Engin Alan’ı bu Meclise, gerçek olması gereken, ait olduğu yere göndermesini bekliyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vicdan varsa tabii.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Bir konudan daha bahsetmek istiyorum size. 5 yıl 49 gün evvel, 19 Aralık 2009 günü Türkiye’de bütün basını meşgul eden bir hadise cereyan etti. Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç’a suikast düzenlemekle organize olmuş bir albay ve bir binbaşı gözaltına alındı. 5 yıl 49 gün geçti. Bunu vesile edip 26 gün süreyle kozmik odada arama yapan hâkim daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Yargıtayda üye oldu. Yani memleketin özel meseleleri diye kasaların, kutuların gösterilmesini abesle iştigal diye savunan Hükûmet, memleketin kozmik odasına hâkimi soktu ve deşifre etti yani Türkiye’nin can damarına. 19 Aralık gününden bugüne kadar, yakalanan albayın bir kâğıdı yutmak üzere olduğunu ifade ettiler. Daha sonra seferberlik komutanı dedi ki: “Ben bu albayı, bilgi sızdırdığını tahmin ettiğimiz bir albayı takiple görevlendirmiştim.” Albay da ifadesinde diyor ki: “Ben böyle bir kâğıdı, tutanak imzalatırken -aynı şekilde binbaşı da- o tutanağın altına polisin koyduğunu bizzat gördüm.” Böyle bir organizasyonla Türkiye'nin can damarına girip deşifre ettiniz. Türkiye için çok önemli bir hadise, Türkiye'nin Başbakan Yardımcısına suikast düzenlenecekse tabii ki bunun ortaya çıkartılması lazım. Zira, Türkiye'nin bekasıyla önemli bir hadisedir, Sayın Bülent Arınç milletvekili olduğu günden bugüne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında her dönemde bakanlık yapmış, Türkiye'nin bekasıyla paralellik arz eden bir şahsiyettir dolayısıyla onun hakkında verilen bir suikast kararı Adalet ve Kalkınma Partisi kadar hepimizi ilgilendirir. Ancak, bir şey söylemek istiyorum size: Aradan geçen 5 yıl 49 günden sonra ne oldu biliyor musunuz? Bununla ilgili ne dava açıldı ne de beraat kararı verildi veya takipsizlik kararı verildi. Dava öyle duruyor. Zira, böyle bir dava, böyle bir suikast komplosu yok, sadece ve sadece, Türkiye'nin “en gizli” dediğimiz bilgilerinin yer aldığı kozmik odasına bir baskın yapmak için böyle garabet bir meseleyi ortaya çıkarttınız. Türkiye ilk defa böyle bir konuyla karşı karşıya kaldı döneminizde. Sayın Arınç’a Manisa’da -kendisine- soruluyor: “Ne oldu, size suikast yapılacaktı, mesele ne oldu?” “Ben de merakla bekliyorum.” diyor. Böyle bir şey olur mu? Bu ülkenin Başbakan Yardımcısı beklemez, sonuca ulaştırır. Bana suikast yapılacak, bunun sonucu nedir; beş yıl geçmiş aradan. Sayın Arınç’ın ben bu kadar sabırlı olduğunu da düşünmüyorum, mutlaka Sayın Arınç bunun olmadığını en az benim kadar da biliyordur. En sonunda zaten Habertürk televizyonunda Sayın Arınç diyor ki: “Ben bunun bir suikast girişimi olduğunu düşünmüyorum. Bu bir gözetlemeydi, evimin gözetlendiği ama arkasından ne yapılmak istendiğini bilmiyorum. 8 kişi mahkemeye sevk edilmiş, hepsi salıverilmiş, ben bunları gazeteden okudum. Kozmik odalarda ne çıktı onu da hiç bilmiyorum.” Bakın, bunu eğer ben bir başka ülkede okusam, anlatsam “Bu, bize fıkra anlatıyor.” derler, bunun ciddi bir olay olduğunu düşünmezler asla, “Bir milletvekili oturmuş kürsüde fıkra anlatıyor.” derler ama bu, bir gerçek, maalesef Türkiye'nin gerçeği.

Size bir gerçekten daha bahsetmek istiyorum bugün. Türkiye’de 17 Aralıktan bugüne kadar tek bir konu konuşuluyor: Hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık.

Bugün, toplumda ilmiyle, şahsiyetiyle temayüz etmiş çok önemli bir bilim adamıyla kahve içtim sabah. Kendisi de Adalet ve Kalkınma Partisinin kurulduğu günden bugüne kadar Adalet ve Kalkınma Partisine oy vermiş bir şahsiyet. “Lütfü Bey, biz arkamızdan hançerlendik.” dedi, emin olun. Milleti, size oy verenleri dahi bu kadar pişman ettirecek bir duruma getirmiş bu yaptıklarınız.

Yalnız, burada bir inhirafta bulunmak istiyorum: Birileri kasalarla dolarları, birileri kutularla euroları taşırken Van’da bir baba da ölmüş oğlunun cesedini çuvalla taşıyor. Türkiye'yi getirdiğiniz nokta bu. Bakın, birisi kasayla dolar, birisi ayakkabı kutusuyla euro taşırken Van’da bir baba ölen oğlunun cesedini sırtına çuvallamış şehre götürüyor. Bu ayıp bence bu iktidara yeter, daha fazla bir şeyi de konuşmaya gerek duymuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun. (MHP sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Türkkan, konuşmasında, Sayın Sebahat Tuncel’e ilişkin bir değerlendirme yaptı. Ben, bunun, çok manidar bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum, cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, doğrusu, MHP Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan’ın biraz önce burada yapmış olduğu değerlendirmenin, ben, çok manidar bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu “manidar” lafı çok geçiyor bu ara!

PERVİN BULDAN (Devamla) – Sayın Türkkan, lütfen…

Biz, hiçbir zaman, yaptığımız konuşmalarda ve değerlendirmelerde, Sayın Engin Alan’ın cezaevinde tutulması gerektiğini ifade eden bir söz kullanmadık ve başından beri, cezaevindeyken seçilen milletvekillerinin çalışma yerinin Türkiye  Büyük Millet Meclisi olduğunu ifade etmeye çalıştık ve 8 milletvekilinin bir an önce  görevlerinin başına gelmesi gerektiğini söyledik. Hiçbir zaman Engin Alan’ı bu değerlendirmenin dışında tutmadık ama siz biraz önce yapmış olduğunuz konuşmada “Engin Alan içeride, Sebahat Tuncel neden burada oturuyor?” diye bir değerlendirme yaptınız. Biz burada bir komisyon kurduk, siz bu komisyona bir üye bile vermediniz Sayın Türkkan. Şimdi bu değerlendirmeyi yapmanızın bir anlamı olmadığını düşünüyorum ve yaptığınız değerlendirmeden dolayı Sayın Sebahat Tuncel’den özür dilemeniz gerektiğini ifade etmek istiyorum Sayın Türkkan.

Sayın Engin Alan tabii ki burada olmalı, tabii ki görevinin başında olmalı. Çünkü, sonuçta halkın iradesiyle seçilen bir milletvekilidir Sayın Engin Alan ama Sayın Sebahat Tuncel de halkın iradesiyle seçilmiş bir milletvekilidir ve cezaevine girmemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, yapmış olduğunuz konuşma hepimizi yaralamıştır ve üzmüştür. Bu konuşmanızdan dolayı sizden bir özür beklediğimizi ifade etmek istiyorum Sayın Türkkan.

Biz, Sayın Sebahat Tuncel nasıl dışarıdaysa Sayın Engin Alan’ın da dışarıda olması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurduk. Siz bu komisyona bir üye bile vermediniz, bu komisyonun çalışmasına katılmadınız. Şimdi bu değerlendirmeyi yapmanın hiçbir anlamı yoktur Sayın Türkkan. (BDP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, yanlış bir değerlendirme var, düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

12.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zannediyorum Sayın Buldan benim konuşmamı iyi takip edememiş, öyle düşünüyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Çok iyi anladık, herkes iyi anladı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ama maksat polemik yaratmaksa üzerine devam edeyim ben.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Türkiye’de, aynı şekilde, hukukun beraber yargıladığı -farklı suçlardan olabilir- cezaları Yargıtayca onaylanan iki milletvekilinden birisi burada oturup birisi cezaevinde oturuyorsa bunun ismi bir hukuk garabetidir.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gelin beraber çıkaralım, bu işle ilgili komisyon kuruldu.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Tamam, çıkaralım işte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, içeridekini dışarı çıkaracaksınız…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Cümlemin sonunda bir şey söyledim: “Yanlış algılamaya sebep olmamak adına söylüyorum, milletvekillerinin yeri burasıdır, olması gereken de budur.” dedim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Doğru.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bunun üzerine kalkıp bunu manidar…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ama niye “Sebahat Tuncel burada, Engin Alan içeride.” dediniz?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bu “manidar” sözcüğü dolar, euro içeriyor. Benim konuşmamda dolar, euro yok, insanların özgürlüğü var, insanın çilesi var. Çile üzerinden polemik yapmamak lazım. 70 yaşına yaklaşan Engin Alan’ın orada çile doldurması bizim yüreğimizi yaralıyor, toplumun vicdanını da yaralıyor. Sebahat Tuncel’in cezası da milletvekilliği düştükten sonra hükmedilecekse, infaz edilecekse gider infaz edilir. Milletvekilleriyle ilgili zaten Anayasa’nın 83’üncü maddesi de bunu amir. Kesinlikle bununla ilgili komisyona da gerek yok. O komisyonun altından hangi çapanoğlunu çıkaracağınızı az çok tahmin edebiliyoruz. Milletvekillerinin burada görev yapmasına dair Anayasa’nın 83’üncü maddesinin dördüncü fıkrası var, diyor ki: Hüküm verilen milletvekillerinin hükmü milletvekilliğinin bitiminden sonra infaz edilir. Bir başka ne komisyona ihtiyaç var ne kanuna ihtiyaç var. O komisyondan nerelere varacağınızı da az çok biliyorum. Oslo’nun gereği yapılmak üzere devamlı birtakım kertikler atılıyor, o kertiklerden biri de o komisyondur.

Saygılar sunuyorum; sağ olun, var olun. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, şunu oylayayım.

Barış ve Demokrasi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı mı istiyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama önce sataşmadan dolayı söz istedim Sayın Başkan.

BAŞKAN –  O zaman buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Karar yeter sayısı istedik Sayın Başkan; kayıtlara geçti.

BAŞKAN – Yine karar yeter sayısı arayacağım; daha oylamaya sunmadım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bunlar daha cezaevine girmedi ki Sayın Başkan ya!

BAŞKAN – Efendim?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bunlar daha cezaevine girmedi ki, cezaevinde olan bizim milletvekilimiz; biz bağıracağız.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Onların da gözüküyor, hazırlık yapması lazım!

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Adana Milletvekili Turgay Develi’nin ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptıkları konuşmaları sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, tabii, siz, şimdi içeridekini mi dışarıya çıkarmaya uğraşıyorsunuz yoksa dışarıdakini de mi içeri almaya uğraşıyorsunuz onu ben pek anlamış değilim.

Tabii, bir defa, sizden önce CHP sözcüsünün “siyasi cariye” sözünü ben aynen kendisine iade ediyorum. Biz hiçbir kimseden emirle, talimatla hareket eden iktidar değiliz. Hakk’ın rızası için halkın talimatlarıyla hareket eden, milletin talimatlarıyla hareket eden bir iktidarız.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gerçekten mi? İnanıyor musun buna?

AHMET AYDIN (Devamla) - Dolayısıyla bu sözünüzü hiç şık bulmadım, çok ağır bir sözdür; bu sözü size aynen iade ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Halk söylüyor size. “Ayakkabı kutuları biriktirin.” diye halk söylüyor size, halk!

AHMET AYDIN (Devamla) – İkincisi “İnternet Yasası’nı getirdiniz.” diyor.

Değerli arkadaşlar, şu özel hayatın gizliliğini her seferinde dilinize pelesenk eden, kişilik haklarına saldırıyı haklı görmeyen, hiç kimsenin haklı görmediği, haklı görmemesi gereken bir konuyu her seferinde ifade ederken bu İnternet konusunda tam da Anayasa’nın bize buyurduğu gibi düzenlemeleri yaparken niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Onun üzerine seçim siyaseti geliştirdiniz. O İnternet’teki dolaşan…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – 2011’de bu konuşmayı niye yapmadın sen, 2011’de bu konuşmayı niye yapmadın?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AHMET AYDIN (Devamla) – Bir başka husus: Değerli arkadaşlar, Engin Alan Başbakanın inadı yüzünden içerde durmuyor. Engin Alan sizin o inadınız yüzünden içeride duruyor, kusura bakmayın.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yazık!

AHMET AYDIN (Devamla) – Birincisi, dışarıda birisini seçip milletvekili yaptıktan sonra tutuklu olmamış, siz tutuklu birini milletvekili yapmışsınız ve bu süreç içerisinde yargılanmış, mahkûmiyeti de kesinleşmiş.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sana mı soracağız kimi milletvekili yapacağımızı?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sana mı soracak bu insanlar kimin milletvekili olacağını?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen oğlu hırsızlıkta yakalanan adamı  bakan yapmışsın, onu ne yapacağız?

AHMET AYDIN (Devamla) – Biz her seferinde şunu dedik: Bizim de gönlümüz elvermiyor, rıza göstermiyoruz. Bu manada Sayın Haberal’ın da, Sayın Balbay’ın tahliyesini alkışla biz de takdir ettik.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hadi oradan!

AHMET AYDIN (Devamla) – Ve bu konuda yine eğer tahliye olmuşlarsa AK PARTİ iktidarının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu sizlere rağmen açmasıyla birlikte tahliye oldular, kusura bakmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kusura bakmayın, biraz da doğruları söyleyin. Biraz da yapmış olduğumuz bu güzel icraatlara, hiç olmazsa destek olmuyorsanız köstek de olmayın arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Gökten yağan yağmur da sizin sayenizde yağdı! Ya ayıp! Ayıp!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Önce Sayın Altay’da sıra, sonra Sayın Halaçoğlu size.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Yok, izahata lüzum kalmadan... Şimdi, ben dikkatle dinliyorum, sataşma konularında konuşanları kelime sektirmeden dinlediğim için.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bugün biz bize konuşalım.

BAŞKAN – Bence de.

Buyurun.

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bir parlamentonun üyeleri cezaevindeyse o parlamentonun haklardan, özgürlüklerden ve adaletten bahsetme şansı ve hakkı yoktur. Hep söyledim, 12 Haziran 2011’de oluşan bu Parlamento defolu, fireli ve sakat olarak göreve başlamıştır ve şu veya bu sebeple, şu veya bu saikle, şu veya bu gelişmelerin sonucu… Sayın Aydın’ın dediği “Biz, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkına imkân veren kanunu getirdik.” Siz, biz; bu Parlamentodan çıktı bunlar. Bu Parlamentonun hâlen bir üyesi cezaevindeyse bu Parlamento demokrasi adına burada laf söyleyemez, önce bunu bir söylememiz lazım. Ancak Sayın Türkkan’ın söylediği bizim BDP’yle ve iktidar partisiyle birlikte, bu tutuklu vekil ayıbını çözecek bir formül için bir araya gelmemizde -bizim abdestimizden şüphemiz yok- kendimiz açısından, demokrasi açısından bir zarar, sakınca görmedik; yeter ki Parlamentoyu bu ayıptan kurtaralım. Yani “Değişik şeyler, çapanoğlu çıkabilir.” derken bizim de içinde olduğumuz bir komisyona, dolayısıyla bize de bir nevi sataşma gibi algıladık.

Ancak Genel Kurulun bir şeyi daha dikkatine sunmak istiyorum. Sayın Mehmet Haberal’ın, Sayın Mustafa Balbay’ın, Sayın Sinan Aygün’ün yurt dışına çıkış yasağı var ve ben müteaddit defalar dedim ki: “3 milletvekilinin yurt dışına çıkış yasağı varsa bu yasağı koyanların Türkiye Büyük Millet Meclisine bundan daha büyük bir hakaret etme şansları yoktur.” Yargının yasama organı üyesine yurt dışı yasağı koymak gibi bir haddi olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin hem bu sayın milletvekillerinin yurt dışı yasağı için hem de Sayın Engin Alan’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması için el ele vermesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Aksi hâlde kimse bu Parlamentoda demokrasiden, özgürlükten bahsetmesin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Tur tamamlandıktan sonra -ona göre konuşun- kimseye 1 dakika yok, turu tamamlayacağım o kadar.

Sayın Halaçoğlu, buyurun.

4.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, AKP Grup Başkan Vekilinin yaptığı konuşma gerçekten enteresan. Şimdi, tutuklu olanlar suçsuzluk karinesi altında değil midir Ahmet Bey?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aynen öyle, doğrudur.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Öyle diyorsunuz, bakanların çocukları için de öyle diyorsunuz veya…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yok, ben genelde, ben hukukçu olarak, doğru, öyle diyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – …buna benzer şeyler için de ama bakın bir şey yaptınız: Demin, Engin Alan eğer…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Mahkûm olmuş ya.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Mahkûm değildi. Milletvekili adayı olduğu sırada mahkûm muydu, mahkûm muydu?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hayır, tutukluydu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Değildi, tutukluydu. Tutuklu suçsuzluk karinesine göre zaten mahkûm olmuş olsaydı Yüksek Seçim Kurulu aday yapmazdı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Onu salıverecek biz miyiz mahkeme mi; mahkeme mi biz mi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Masumiyet karinesi nerede? Masumiyet karinesini niye aramıyorsunuz orada?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Eğer suçsuzluk karinesine göre aday yapmışsa Yüksek Seçim Kurulu, sizin herhangi bir şekilde bunu suçlu olarak addetmeniz, kusura bakmayın ama…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz öyle addetmedik.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ama bakın, öyle diyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, hayır öyle demiyoruz. Çarpıtma Başkan!

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Şimdi, bakın, aynı anlama gelecek şekilde konuşuyorsun. Demin öyle söyledin burada.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Niye aday gösteriyorsun?” diyorsun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – “Niye aday gösteriyorsun?” diyorsun. Aday gösteririm. Suçlu olduğunu, bırakın onu, uluslararası mahkeme bile suçlu olarak addedemez. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne bakın, 11’inci maddesi de aynı şeyi söyler. Yani tutuklu da olsa suçsuzdur ve gösterme hakkımız vardır.

Diğer taraftan, bakın…

MEHMET ALTAY (Uşak) – Yani tahliyesine ama kim karar verecek Sayın Başkan? Meclis mi karar verecek?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Tahliyesine mahkeme karar verecek. Çünkü, bakın, ne diyorsunuz? Hem “Orduya kumpas kuruldu.” diyorsunuz, millî orduya hem ondan sonra CD’nin, en azından mahkûm edilen CD’nin sahtekârlığını kabul ediyorsunuz, ortaya koyuyorsunuz, ondan sonra da daha konuşuyorsunuz. Yapmayın.

MEHMET ALTAY (Uşak) – Aday gösterilmesine itiraz eden yok. Tahliyesine kim karar verecek?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Siz 14’üncü maddeyi tekrar okuyun. Burada ne diyor? “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler...” Hangisini yaptı?

Siz dağa çıkanlarla oturup konuşuyor musunuz şimdi? Konuşuyorsunuz.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Mahkûm olmuş…

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ondan sonra gelmişsin burada ahkâm kesiyorsun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, buyurun.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Başkan vekillerine bir şey sormuyorsunuz Başkanım.

BAŞKAN – Efendim?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bize söz vermek için...

BAŞKAN – Ben o konuşmacıyı gerçekten dinlememiştim. Ama sataşmaları öyle nokta virgül dinliyorum, ondan dolayı.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Sayın Başkanım, grup başkan vekilleri…

BAŞKAN – Şimdi zaten turu tamamladıktan sonra kim kime ne derse desin bir kelime yok yani ona göre.

Buyurun.

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklaması sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu konuyla ilgili bizim ilkesel tutumumuz başından beri bellidir ve bu Meclisteki tüm değerli milletvekilleri ilkesel tutumumuzu bilirler.

Yüksek Seçim Kurulu milletvekili seçilme yeterliliği vermişse ve halk da, o milletvekilini seçimle kendi iradesini temsil edecek bir yetkiyle buraya göndermişse yerinin burası olduğunu, Meclis olduğunu biz başından beri söylüyoruz; ilk günden itibaren söylüyoruz, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Ama burada ilkesel durum olmayıp güncel, konjonktürel değerlendirmeler olunca bu şekilde savruk değerlendirmeler ortaya çıkıyor.

Bakın, tutuklu vekillerle ilgili Anayasa Mahkemesinin emsal kararı olmasına rağmen, yerel mahkemeler o vekilleri cezaevinde tutmaya devam ettiği sürece… Burada, biz, bu cümleleri duymadık. Biz o gün de aynı cümleleri söyledik. Engin Alan’la diğer tutuklu arkadaşlarımız arasında bir ayrım yapacak şekilde konuşma yapan tek bir BDP milletvekili yoktur burada. Engin Alan’ın politik görüşünü, geçmiş siyasi çalışmalarını, geçmiş asker deneyimini falan hiç sevmiyoruz, hiçbir noktasında savunulacak bir yön de bulmuyoruz ama Engin Alan milletvekili seçilmişse burada olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu ilkesel duruşun bir gereği olarak da, Hatip Dicle’nin de gasbedilen hakkını defalarca burada ifade ettik. Diğer siyasi partilerden bugüne kadar değerli milletvekilleri buraya çıkıp YSK’dan onay almış, mazbatasını almış Hatip Dicle’nin niye cezaevinde tutulduğunu ifade ettiler mi? Böyle bir çelişkiyi bu Mecliste, bu kürsüde tartışmak yakışmaz. Sebahat Tuncel’in içeri gitmesi değil, Engin Alan’ın dışarı çıkması, Meclise dönmesi doğru olan yaklaşımdır. BDP kişilerden bağımsız olarak bu konuyla ilgili ilkesel tutumunu korumaya devam etmektedir.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşları tarafından, Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin tamamında uzun süreden bu yana yaşanan elektrik kesintilerinin araştırılması amacıyla 30/1/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 6 Şubat 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.02

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/1929) (S. Sayısı: 523)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural'ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Sayın Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Sayın Cuma İçten ve Rize Milletvekili Sayın Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Sayın Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Sayın Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Sayın Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Ya-pılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524)(x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Sayın milletvekilleri, 110’uncu madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 110. maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        M. Akif Hamzaçebi              Ferit Mevlüt Aslanoğlu                 Aydın Ayaydın

                 İstanbul                                   İstanbul                                   İstanbul

       Kadir Gökmen Öğüt                      Müslim Sarı                             Musa Çam

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

                               

(x) 524 S. Sayılı Basmayazı 28/1/2014 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Diğer önergenin imza sahipleri:

            Pervin Buldan                          İdris Baluken                            Adil Zozani      

                    Iğdır                                       Bingöl                                      Hakkâri        

               Sırrı Sakık                             Levent Tüzel                           Hasip Kaplan

                    Muş                                      İstanbul                                       Şırnak

Diğer önergenin imza sahipleri:

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                               Emin Çınar

                  Kayseri                                   Kütahya                                Kastamonu

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Buldan, kim konuşacak?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Altan Tan.

BAŞKAN – Sayın Tan, buyurunuz.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bu on iki yıllık dönem boyunca en fazla dile getirdiği konulardan birisi bu duble yollarla, otoyollar konusundaki çalışmaları ama ne hikmettir ki yine bunlarla ilgili düzenlemeler, ihale şartnameleri, kullanma şekli, tasarruf veya yap-işlet-devret modelleri her seferinde tekrar tekrar değiştiriliyor.

Değerli arkadaşlar, biz başından beri şunu söylüyoruz: Dürüst ve adil bir iktidarın ilk yapması gereken şey, bu Devlet İhale Yasası’nı, özellikle de inşaat yapım ve bakımla ilgili olan maddeleri doğru düzgün, uluslararası, demokratik ülkelerdeki standartlarda bir şekle sokmasıdır. Bunu yapmadığı müddetçe, yapamadığı müddetçe sürekli olarak bu iddialar, suistimaller, yolsuzluklar boynunda bir yafta olarak kalacaktır. En son olarak da işte bu otoyollarla ilgili yapılan düzenlemelerde, yine, bunların bir anonim şirket hâline getirilerek satılması veya bunların bakım ve kontrolüyle ilgili düzenlemeler çalakalem, paldır küldür bir şekilde gündeme gelmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu otoyollar bahsi açılmışken bir büyük yaramızı da tekrar gündeme getirmek istiyorum. Bugün, biliyorsunuz, Türkiye’nin esas hedefi Edirne Kapıkule’den başlayarak Şırnak Habur’a kadar öncelikle birinci etap olarak bütün bu otoyolun bitirilmesi ve Türkiye’nin hem Avrupa’ya hem de Orta Doğu’ya açılan en büyük ihracat kapılarının olduğu bu bölgede otoyollarının bitirilmesiydi ama ne yazık ki özellikle Ulukışla-Niğde-Ankara bağlantısı yıllardır bitirilemedi. Yani bir nefes borusu düşünün, bu nefes borusunun ortasındaki bir kesim yok. Bir de bu nefes borusunun veya yemek borusunun baş kısmı da yok. Urfa’dan Habur’a kadar olan kısım da yok. Defalarca buradan sorduk. Bir: Bu otoyolların, Ulukışla’dan Ankara’ya kadar olan kısmı senelerdir niye bitirilemiyor? Çok klasik cevaplar, işte ödenek, proje, efendim istihkak, vesaire, vesaire... Bunları bir yana bırakın, bu on iki sene zarfında bu kadar iş yapılmışken, her seferinde de bunları söylüyorken, sizler söylüyorken doğru düzgün bir izahatta bulunun, bu Ulukışla ile Ankara arası niye bitmedi? Birinci fasıl bu.

İşte biliyorsunuz, son dönemde nakliyeciler büyük grevlere gittiler. Antalya’nın, Mersin’in, Adana’nın, özellikle Çukurova’nın bütün bağlantısı bu yol üzerinde. Tabii, Antalya’nın, yine ülkenin doğusuna doğru giden arterlerinde yine aynı kısımlar kullanılıyor ama esas kesim, Mersin-Adana-Antep-Urfa hattının gelip de Ankara’ya, İstanbul’a, Karadeniz’e, ülkenin diğer yönlerine bağlandığı esas ana arter, damar, kanal bu. Ama senelerdir, maalesef, bu Ulukışla-Ankara arası da faaliyete giremedi.

Bir diğer konu, en önemli konulardan birisi, Urfa-Habur bağlantısı. Bunun projesiyle ilgili burada bütçe konuşmaları sırasında ayrıntılı bir şekilde sizlere izah verdim. Bütün millet ayağa kalkmasına rağmen, feryat figan etmesine rağmen ve o zaman işte Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Bey henüz görevdeydi, o da gelip on dakika burada ayakta bize izahat vermesine rağmen niye mevcut yola paralel, otoban standardında bir İpek Yolu Projesi’yle beraber ikinci bir proje hazırlanıyor? Niye bundan, Diyarbakır’ın, Batman’ın, Siirt’in, Siverek’in, Bismil’in istifade edebileceği şekilde kuzeye doğru bir hat yapılmıyor? Bugüne kadar aradan iki buçuk ay geçti, yine bize en ufak bir bilgi verilmedi.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin şu an en fazla ihracatı Almanya’ya 13 milyar dolar ama Kürdistan bölgesine 12 milyar dolar; bu resmî rakam. Burada bir otoyol yok ve mevcut duble yolun Silopi kısmında henüz sıcak asfalt yok; dert çok. Cevap bekliyoruz… Cevap bekliyoruz… Cevap bekliyoruz…

Saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tan.

Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan…

Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önergemizle, görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 110’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını teklif ediyoruz. Gerekçemiz ise, otoyolların ve tesislerin değerlendirilmesiyle ilgili öngörülen özelleştirme modelini uygun görmüyoruz.

Sayın milletvekilleri, deniz bitti. Bu, Hükûmetin 2014 yılı programı. Bunda yatırımlara baktığınız zaman -bundan bir önceki maddeyle de ilgili- ulaştırma için ayrılan merkezî yönetim bütçe kaynağını iyi değerlendirmek lazım. 2012 yılı gerçekleşmesi 11,9 milyar Türk lirası, 2013 yılı gerçekleşme tahmini 14,1 milyar Türk lirası ama 2014 yılı hedefi 7,8 milyar Türk lirası. Bu, artık, bütçenin yatırım açısından sıkıntıya girmeye başladığını, fevkalade zorlukların ortaya çıkmaya başladığını açık bir şekilde gösteriyor.  Tabii, bir yıl 14 milyar TL yatırım yaparsınız, ertesi yıl bunu 7’ye düşürürseniz, sizin öngörünüz, sizin ileriye doğru projeksiyonunuz, neyiniz varsa hiçbir anlamı olmadığı gayet net ve açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ekonomik gidişat ortada. Çözüm süreci ekonomiden daha önemliymiş. Kalkınma Bakanına buradan söyledik; havuzdaki adamlar -doğruysa- millete küfrediyor, hiç sıkıntınız yok, o bize kızıyor. Milletten, Türk milletinden oy alıyorsun, Türk milletine küfredenlere bir şey demeyeceksin ama bize kızacaksın bunu dile getirdiğimiz için. Bizim konuşma metnimizin içinde iltifat var, nezaket var. Böyle abuk sabuk cevaplar vermenin hiçbir anlamı, hiçbir manası da yok. Ne diyor? Ekonomik gidişat ortada diyoruz. Çözüm süreci neymiş? Ekonomiden önemliymiş. Çözüm sürecini kiminle götürüyorsun? PKK’yla götürüyorsun; ekonomiyi milletle götürüyorsun. Olaya AKP’nin bakış tarzı çok net ve açık. “PKK’yla götürmüyoruz çözüm sürecini.” diyen bir AKP’li arkadaş var mı? O da yok. Paralel devlet çözüm sürecine karşıymış. Allah’tan korkun, “paralel devlet” diye cemaati mi kastediyorsunuz, başka bir grubu mu kastediyorsunuz, kimi kastediyorsanız söyleyin. Yıllardır onunla berabersiniz, onların çözüm süreci için yaptıkları ne, o da meydanda. Niye dosdoğru konuşmuyorsunuz? O zaman, söylediğinizin içinde, muhtevada bana göre riya var demektir. Bunun böyle olduğu da -ne yapıyor- açık bir şekilde gözüküyor.

Şimdi, enflasyon artıyor, büyüme azalıyor, daha şubat ayındayız, şimdiden revizyona başlıyorsunuz. Nasıl bir revizyona başlıyorsunuz? Enflasyon artıyor, enflasyon artınca bu fakir fukaraya vurur, zengine vurmaz. Peki, başka ne? Büyüme de düşüyor, revizede geri çekeceksiniz, öyle gözüküyor. Hatta, şimdiden revizyon yapacaksınız ama mart sonunu beklemeye çalışıyorsunuz seçimleri geçirelim, milleti kandıralım diye. O zaman ne olacak? Yaptığınız uygulamalar yine fakir fukaraya, yoksula vuracak. Zaten yapılan çalışmalar da yoksulun -gıdada özellikle- durumunun çok kötüleştiğini gösteriyor.

Biraz önce enerjiden bahsedildi. Siz, onu, Hükûmet olarak, ileriye doğru sübvansiyonla karşılamak üzere zaten yetki aldınız. Sayın Babacan’ın ifadesiyle “BOTAŞ’taki zammı…” diyor. O söylemiyor da yüzde 20’yi bulacak. Fakat “BOTAŞ’taki enerji maliyetlerini sineye çektik.” diyor. Kimin maliyetini kime sineye çekiyorsun? Korkuyorsun zam yapmaktan. Ekonominin gereği bu ise 30 Marttan önce zam yapmaktan ödünüz kopuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ben şimdilik bu kadar vakitte konuşmamı tamamlıyorum. Önergemize destek bekliyorum.

Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Sayın Çetin, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan kanun tasarısının, torba kanun tasarısının 110’uncu maddesinde, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 29’uncu maddesinde değişiklik yapılıyor. Çok masumane gibi gözüküyor. Gerçekten masumane göstermek için de ne yazık ki Ulaştırma Bakanı… Yerinde yok, konuyla ilgisi olmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Hükûmet adına burada.

Değerli arkadaşlar, bu madde otoyolların işletme hakkının devredilmesini imtiyaz kapsamından çıkarmakta ve yapılan sözleşmelerin özel hukuka tabi olacağını belirtmektedir. Bu, Anayasa’ya aykırı bir uygulamadır çünkü söz konusu olan bir devir sözleşmesidir, söz konusu olan kamu hizmetidir. Kamu hizmeti de ancak ve ancak imtiyaz sözleşmeleriyle devredilebilir. Sözleşmenin adını değiştirmiş olmanız özünü değiştirme anlamına gelmez.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz bundan birkaç ay önce Koç-UEM-Ülker ortaklığının köprü ve otoyollar ihalesini 5,7 milyar dolara almasından sonra Başbakan o günlerde “5,7 milyar dolara bu ihaleyi teslim edersek vatan haini oluruz.” demişti. Şimdi, bu tasarıdan ve bu düzenlemeden anlıyorum ki Başbakan konuyu karartıyor çok açıkça.

Esasında, “5,7 milyar dolara ucuz gitti.” anlamında mesaj veriyor ama gerçek söylemi gizliyor. Gizlediği şu: Biraz evvel söylediğim kamu hizmeti sunan kurumların devri, imtiyaz hakkı korunarak, imtiyazı kamuda kalma koşuluyla devredilebilir. Siz eğer imtiyaz hakkını ortadan kaldırırsanız ve bunu da mülkiyet devri şekline sokmak için özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket kurar, “Bu anonim şirket de son hisse satılıncaya kadar görevini yapacak.” derseniz, bu bir mülkiyet devridir. Kamu hizmetinin mülkiyet devri söz konusu olamaz. Köprülerin, yolların, vatandaş tarafından kullanıldığı açıktır. Bu bir yol hakkıdır. Yol hakkı kutsal bir haktır. Burada mülkiyet devrini gerçekleştirdiğinizde vatandaşın geçiş hakkını şahıslara teslim etmiş olursunuz, holdinglere teslim etmiş olursunuz, havuzunuza para akıtan müteahhitlere teslim etmiş olursunuz ki buna hakkınız ve yetkiniz yok. Bu Anayasa’ya aykırı hükmün mutlak düzeleceğini umuyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten kurduğunuz şirket ibret verici bir şirket. Devlet bünyesinde, kamu bünyesinde bir şirket kurduk. E, kuruyorsunuz, köprüdeki geçiş paralarını, biletleri şirket toplayacak. Peki, köprülerin, otoyolların gelirleri ona akacak. Bakımını kim yapacak yaptığınız düzenlemede? Kamu yapacak, Karayolları yapacak. Yani Türkiye’de belki en köklü, en eski kurumlardan biri, belki görevini en iyi yapan kurumlardan biri olan Karayolları bir tek para toplama işini yapamıyor da o hakkı, mülkiyet devri olacak şekilde şirkete devrediyorsunuz. Bu, doğrudan doğruya Karayollarının otoyolların üzerlerindeki tesislerine ve köprülere göz koymaktır, bunu da havuza para akıtan müteahhitlere aktarmak için “5,7 milyara verirsek vatan haini oluruz.” söyleminin altına gizleyerek bu satışı gerçekleştirmektir.

Değerli arkadaşlar, gerçekten eğer bunu özel hukuk hükümlerine tabi özelleştirirseniz tahkim yolu açık kalır. Geçmişte Uzanlara yapılan satıştan bu memleket çok çekti, uluslararası tahkimle uğraştı. Şimdi, eğer imtiyaz hakkı kamuda kalırsa ben vatandaş olarak bir zarar görürsem tazmin etmek için dava hakkım var ama imtiyaz hakkını kaldırır mülkiyet devrederseniz sadece zararımı isteme hakkım olabilir. Böyle bir satışı yapmaya hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur, Başbakanın da yoktur, AKP’nin de yoktur, buraya gelemedi, sevgili dostum, arkadaşım Sayın Bakan, onun da hakkı ve yetkisi olamaz. Bu hükmün, bu düzenlemenin mutlaka çıkması gerekir.

Bu konunun önemine iki muhalefet partisinin de gruplarının dikkatini çekiyor, bu maddenin düzenlemenin dışına alınmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetin.

Mahiyeti aynı önergeleri oylarınıza sunuyorum…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Tamam, arayacağım.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.36


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

110’uncu madde üzerindeki, maddenin tasarıdan çıkarılmasına ilişkin üç önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Arkadaşlar, sayar mısınız?

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

110’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 111’de üç adet önerge vardır sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun teklifinin 111’inci maddesi ile 6015 sayılı Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanuna yapılması öngörülen ek maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Devlet Destekleri Bilgi Sistemine aktarırlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bu bilgiler üç aylık periyotlar halinde Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurulur.” cümlesinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

            Pervin Buldan                          İdris Baluken                            Adil Zozani

                    Iğdır                                       Bingöl                                    Hakkâri

                                         Sırrı Sakık                        Abdullah Levent Tüzel

                                             Muş                                        İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 111 inci maddesinde geçen “Bu tarihi birer yıllık sürelerle iki defa ertelemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

                Alim Işık                               Emin Çınar                           Mehmet Günal

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Antalya

                                                          Yusuf Halaçoğlu

                                                                  Kayseri

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 111. maddesindeki “31.12.2014” tarihinin “30.06.2014” tarihine çekilerek madde sonundaki “Bu tarihi birer yıllık sürelerle iki defa ertelemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” ifadesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

                                        Hasan Ören                       Dilek Akagün Yılmaz

                                           Manisa                                        Uşak

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Seçer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 111’inci maddesinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım.

Şimdi, bir torba yasayı bitiriyoruz bugün inşallah ama hiç merak etmeyin Plan ve Bütçede ikinci bir torba yasa geliyor. Yine, 15 maddeyle başladık, şu anda 47 ya da 50’nci maddedeyiz. Herhâlde esas komisyonda bu tamamlanıncaya kadar 70-80 maddeyi bulur. Yine, böyle 30-40 ayrı kanunda ya da kanun hükmünde kararnamede değişikliklerle buraya huzurlarınıza gelir.

Verdiğimiz önergenin sebebi: 111’inci maddede 6015 sayılı Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun’da bir ilave madde konuyor. Nedir bu maddenin içeriği? Bu maddenin içeriği şu: Biliyorsunuz, teşvikler var, destekler var ve bunu da çok farklı kurumlar aracılığıyla teşebbüslere veriyoruz. Burada, bu maddede diyoruz ki: “Bunu, Hazine Müsteşarlığında bir veri tabanı oluşturalım, bu dağınıklığı giderelim ve bu destek ve teşvikleri bir çatı altında toplayalım, buradan izleyelim, buradan denetleyelim.” İyi, güzel, buraya kadar güzel. Bugüne kadar aklınız neredeydi, şimdi mi aklınız başınıza geldi? Onu rezerv koyuyorum bir kenara.

Burada diyor ki: “İzlemeyle ilgili yönetmelikler üç ay içerisinde yürürlüğe girsin ancak denetlemeyle ilgili ve bildirimle ilgili yönetmelikler de 30/12/2014 tarihine kadar yürürlüğe girsin.” Biz de diyoruz: Hayır, bunu kısaltalım, bu süreyi kısaltalım; özellikle 30/12 tarihini 30/6 tarihine çekelim, zaten gecikilmiş bir mesele bu, geç alınmış bir karar, geç yapılmış bir düzenleme, bunu daha fazla ötelemenin hiçbir gereği yok. Niçin bunu istiyoruz? Çok değişik arızalar çıkartıyor bu, başımıza çok işler açıyor. Bu iş, biliyorsunuz, bir anlamda siz bu teşebbüslere mali destek sağlıyorsunuz, işin içinde para var. 26 ayrı kurumla bu işi yapıyorsunuz. Bakın, Ekonomi Bakanlığının Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü de bu işi yapıyor, Ekonomi Bakanlığının İhracat Genel Müdürlüğü de ya da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu işi yapıyor ama buna bağlı olarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanlığı da. Bunu çoğaltabiliriz, Ulaştırma Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bilim, Sanayi, Teknoloji Bakanlığı vesaire vesaire; 26 kurum, ayrı ayrı, bu destekleri, teşvikleri veriyor, izlemeleri yapıyor, denetlemeleri yapıyor. Bunları bir an önce bir çatı altına toplamamız lazım. Niçin? Bu konuda, bunların… Bu meseleler yolsuzluklara açık meseleler.

Bakınız, geçen haziran ayında, 2013 yılının Haziran ayında, yine böyle bir torba yasa görüşmeleri sırasında bir kanun geçti. Neydi o kanun? Tarımsal desteklemelerle ilgili, 2006 yılından bu yana, 2006 yılı önemlidir tarım sektöründe çünkü Tarım Kanunu çıkmıştı, önemli bir kanundu. O günden bugüne, tarımsal desteklerde belirli yolsuzluk yapılmıştı. Ne yapılmıştı? Tarımsal üretim yapan çiftçi sahte belge düzenlemiş ya da ürününü sattığı firma sahte belge düzenlemiş, gelmiş, haklı olarak destek talebinde bulunmuş ama düzenlediği evrakların sahte olduğu anlaşılınca bu insanlara bu destekleme primleri ya da teşvikler verilmemiş ve biz geriye dönük bir düzenleme yaptık -haklıdır haksızdır- bu mağduriyetleri gidermek için 102 trilyon lirayı devletin hazinesinden verdik. Yazıktır, günahtır! O verilen 102 trilyon lira haklı mıydı, haksız mıydı? Hâlâ, bugün, benim vicdanım rahat değil. Farklı kurumlar çatısı altında farklı teşvikler, farklı destekler, mükerrer birtakım ödemeler… Bu, yazıktır, günahtır, tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır, topladığımız vergilerden Türkiye ekonomisi kalkınsın diye özel teşebbüse verdiğimiz teşviklerdir, desteklerdir. Bunun bu şekilde zapturapt altına alınması lazım ve bir an önce düzenlenecek olan yönetmeliklerin de yürürlüğe girmesi lazım.

Önergemize destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Seçer.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 111 inci maddesinde geçen “Bu tarihi birer yıllık sürelerle iki defa ertelemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Ayhan, buyurunuz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önergeyle görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 111’inci maddesinde geçen “Bu tarihi birer yıllık sürelerle iki defa ertelemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” cümlesinin madde metninden çıkarılmasını teklif ediyoruz. Gerekçemiz şu: Yönetmeliklerin çıkarılması için öngörülen sürelerin birer yıllık süre ile 2 defa ertelenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna verilen yetki maddeyi anlamsızlaştırıyor, hiçbir anlamı yok. Uygulama tarihi bize göre net olarak belirli olmalı.

Şimdi, 2010 yılında Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Kanun’a ek madde ilave ediliyor. Bu madde ile… Ben, bu kanun tasarısı Plan Bütçe Komisyonunda görüşülürken, daha doğrusu, kanun tasarı hâlinde Plan Bütçe Komisyonunda 2010 yılında görüşülürken o Komisyonun üyesiydim ve bulundum. Eğer, bugün bunu buraya getiriyor ve bunu erteliyor iseniz -o günden bugüne zaten ertelediniz- ben Sayın Babacan’ın o günkü söylediklerini AKP Grubunun tutanaklardan okumasını tavsiye ediyorum. Ben utanırım şahsen!

Bunu, defalarca ileri, defalarca ileri… O gün Avrupa Birliği istiyor diye ne yapıyordunuz? Yapıyordunuz. Yapılması mümkün olmayan bir şeyi mi erteliyorsunuz, yoksa yapacaktınız, işin içinde başka bir hinlik var, onu göstermek mi istemiyorsunuz? Beceriksiz misiniz, kabiliyetsiz misiniz, 2010 yılından beri bu.

Şimdi, “Buraya bu maddeyi biz koyuyoruz, iki yıl ertelenmesine Bakanlar Kuruluna yetki verilmesin, şimdi olsun.” diyorsunuz. Bunun zaten böyle olması lazım. Bunu değerlendirirken şunu ifade etmek istiyorum: AKP’de gerek kanun yapımında gerekse işin sistematiğe bağlanmasında bir ahenk yok. Önüme ne gelirse, hangi tasarıda gelirse, hangi torbada gelirse ben bunu yapabilir miyim, yapamaz mıyım, gerekli mi, gereksiz mi…

Şimdi, bu yetkiyi versek, iki yıl daha erteleseniz, sonra ne olacak, ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Havuz problemini soruyoruz -Sayın Başbakan Yardımcısı burada- o havuzda konuşulanlar, millete küfredenler doğru mu değil mi, araştırdınız mı? Allah rızası için bir kere sordunuz mu? Bu devleti siz yönetiyorsunuz, bu millete küfrediliyorsa size de küfrediliyor demektir. Nasıl bunu içselleştiriyorsunuz?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Vekilim, bize konuşun bize.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir şey olabilir mi?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Karşınızda biz varız.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başbakan Yardımcısı Genel Kurul üyesi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Genel Kurula konuşursanız…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sizi hiç ilgilendirmez. Ben size gayet açık soruyorum, siz bunun doğru olup olmadığını biliyor musunuz? Diğer bakanlara da sordum, öğrenmek istiyorum tutumunuzu. Yalansa “yalan” deyin, millet onu öğrenmek istiyor, söyleyin.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Vekilim, o, temizlerden.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Şimdi, nereden bakarsanız bakın, eğer bu millete küfrü içinize sindiriyorsanız, bu milletten aldığınız meşruiyetin bir anlamı yok sizin açınızdan. Böyle bir şey olabilir mi?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kim, nerede küfretmiş, bana bir söyler misiniz?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Hiç duymadın mı Sayın Vekil, duymadın mı?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Söyler misin, bir duyayım. Sen söyle.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Her tarafta dolaşıyor, duymadın mı? Havuzdakiler, havuzdakiler.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kim ne kötü söz söylemişse…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – “Yalan mı doğru mu?” diye soruyoruz. “Biliyor musun?” diye soruyoruz. İçine sindiriyor…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sor, ona sor.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ona sordum zaten, ona sordum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Kim bu millete küfretmiş, nerede? Allah Allah!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sizin arkadaşlar “Bize söyleyin.” dedi; al, size de söylüyorum, nasıl içinize sindiriyorsunuz? “Doğru mu yanlış mı?” diye soruyorum, yetkili burada.

Dün anlattım havuz problemini, eskiden alttan boşalırdı, şimdi boşalmıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu millete saygı duymanız lazım, bu milleti siz idare ediyorsanız bu idare ettiğiniz millete edilen küfre de karşı çıkmanız lazım eğer o söylenilenler doğru değilse. O söylenilenlerin doğru, yanlış olduğunu bulmak sizin göreviniz.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sarı sayılı kanun teklifinin 111’inci maddesi ile 6015 sayılı Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanuna yapılması öngörülen ek maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Devlet Destekleri Bilgi Sistemine aktarırlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bu bilgiler üç aylık periyotlar halinde Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurulur.” cümlesinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sevgili arkadaşlar, sizleri de selamlıyorum.

Biraz önce burada milletvekillerinin bir tartışması oldu, tutuklu milletvekilleriyle ilgili. Aslında bir yanlış tartışmanın içerisindeyiz. Yani burada Parlamento eğer gerçekten milletvekillerinin hukukunu koruyacaksa, sadece sahibi olanlar birbirini kollayıp koruyacaksa, bunun adına hukuk demeyiz. Birçok milletvekili arkadaşımız, evet, uzun süre cezaevinde kaldılar, Anayasa Mahkemesinin kararı sonrası özgürlüklerine kavuştular. Yani gecikmiş bir adalet. Ama beş yıla yakın bir süre içerisinde, belediye başkanlarımız var, onlar içeride, halkın iradesiyle seçildiler. Batman Belediye Başkanımız milletvekillerinden daha fazla oy aldı, ama hâlâ içeride.

Eğer biz gerçekten bütün herkesin sığınabileceği bir hukuk istiyorsak, yeni bir anayasal düzenleme istiyorsak, herkesi kapsayabilmelidir. Sahipleri olanlar, sırtı kalın olanlar… Evet, burada milletvekilleri bir dayanışma içerisinde milletvekillerinin hukukunu koruyorlar. Peki, diğer arkadaşlarımızın hukukunu kim koruyacak? Burada büyük bir yanlışlık içerisinde olduğumuzu düşünüyoruz ve onun için, hepimizin, bu konuda, herkesin sığınabileceği bir hukuk, bir anayasal düzenlemeye ihtiyacımız var.

Sevgili arkadaşlar, aslında bu Parlamento miadını doldurdu. Bu tartışmalardan, bu konuşmalardan, son bir aydır görüyoruz, artık bir erken seçime doğru hızlı adımlarla ilerlediğimizi görüyoruz. Bu Parlamento acilen bunu yapmalıdır, bu Parlamento bu torba yasalarından bir an önce vazgeçmelidir. Havanın bu kadar kurşun gibi ağır olduğu, her gün bu kadar kavgaların buralarda hayat bulduğu bir alanda, bir Parlamentoda yasal düzenlemeler yapamazsınız.

Siz ne yapmalısınız? Alelacele bir konsensüs sağlanmalıdır. Yani yolsuzluklar yargının işidir ama bu Parlamento yeniden bir güven tazelemek zorundadır. Ne yapmalısınız? Mevcut olan Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu’nu derhâl değiştirmelisiniz, yüzde 10’luk barajı derhâl ortadan kaldırmalısınız, hazine barajını derhâl ortadan kaldırmalısınız ve siz halka gideceksiniz, yeni bir parlamento oluşacaktır.

Bakın, yıl 1987, rahmetli Özal Başbakan. O dönemde siyasi parti aktörlerinden birçoğu siyaset yasağındaydı ve bir referandum yapıldı 6 Eylülde. Sandıklar açılmadan Rahmetli Özal çıktı, bir açıklama yaptı: “Erken seçime gidiyoruz.” Şimdi bizim de iktidara çağrımızdır: Türkiye bu süreci eğer kazasız belasız bir şekilde atlatmak istiyorsa, gerçekten bu Parlamento hukukun ve huzurun ülkesini yaratacaksa derhâl çıkıp bir erken seçim kararını siz de 30 Mart akşamı alacaksınız. Eminim ki halkımız bu konuda mesajı size verecektir.

Parlamentonun yeniden güven tazelemesi için erken bir seçim kaçınılmazdır. Daha önce Halkların Demokratik Partisi bu konuda çağrı yapmıştı, biz de buna inanıyoruz; Türkiye’nin buna ihtiyacı vardır. Bu tabloyla burada siyaset yapılmayacağını en çok AKP’li arkadaşlarımız görmelidirler. Çünkü, her buraya çıkan yolsuzluk ve hukuksuzluklardan bahsediyor ve bunun yolu da halka gitmektir. Yani yolsuzlukların biz sandıkta aklanacağını söylemiyoruz, yolsuzluklar yargının işidir ama Parlamentonun yeniden kan tazelemesi de sandığın işidir, halkın işidir. Bu konuda biz hazır olduğumuzu söylüyoruz ve bu Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu’nu derhâl değiştirip yeni bir erken seçime gidip Türkiye’yi ancak bu kaostan, bu yaşanan sıkıntılardan bu koşullarda kotarabileceğimizi umut ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 112’de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 112 inci maddesinin eki (4) sayılı listede yer alan "Sosyolog" için ihdas edilen ve "500" olarak belirlenen serbest ve toplam kadro sayısının "700" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                               Emin Çınar

                  Kayseri                                   Kütahya                                Kastamonu       

                                    Mehmet Günal                             Kemalettin Yılmaz

                                         Antalya                                     Afyonkarahisar    

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 112'nci maddesine ekli 4 sayılı listede yer alan sosyolog kadrolarına ilişkin "500" ibarelerinin "1000" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Mehmet Akif Hamzaçebi          Ferit Mevlüt Aslanoğlu            Aydın Ağan Ayaydın

                 İstanbul                                   İstanbul                                   İstanbul

               İzzet Çetin                          Süleyman Çelebi                          Musa Çam

                  Ankara                                    İstanbul                                      İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 Sıra Sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 112 inci maddesine aşağıda yer alan fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                   Mehmet Doğan Kubat                  Necdet Ünüvar

                  Kayseri                                   İstanbul                                     Adana

              Yılmaz Tunç                         Tülay Kaynarca                           Salih Koca

                   Bartın                                     İstanbul                                  Eskişehir

               İdris Şahin                              Oya Eronat                          Bayram Özçelik

                  Çankırı                                  Diyarbakır                                  Burdur

"190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin kurumlara ait bölümleri ile diğer ilgili mevzuatta yer alan Programcı ve Çözümleyici unvanlı kadroların sınıfı Teknik Hizmetler Sınıfı olarak değiştirilmiştir."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılıyoruz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu açısından unvanları teknik hizmetler sınıfına dahil edilen Programcı ve Çözümleyicilerin, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile diğer mevzuatta Genel İdare Hizmetleri olan hizmet sınıflarının Teknik Hizmetler Sınıfı olarak değiştirilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 112'nci maddesine ekli 4 sayılı listede yer alan sosyolog kadrolarına ilişkin "500" ibarelerinin "1000" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                          Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu önerge ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının almakta olduğu 500 sosyolog kadrosunun bine çıkarılmasını teklif ediyoruz. Hükûmetin sosyolojinin, sosyologların önemini fark etmiş olmasını önemsiyorum ama ihdas edilmek istenen 500 kadro sayısı son derece yetersizdir. Bu sayının bine çıkarılması çok daha uygun olacaktır. O nedenle, Sayın Bakanın “Önergeye katılmıyoruz.” yönündeki değerlendirmesini bir kez daha değerlendirmek üzere kendisini düşünmeye davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, küreselleşme çağındayız. Küreselleşme, sınıfları kitlelere, kitleleri de sessiz çoğunluğa dönüştüren bir süreçtir. Küreselleşmenin hayatı kolaylaştıran yanları vardır. Yine “küreselleşme” dediğimiz, bunu tetikleyen süreç olan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmenin yereli küresele taşıyan, toplumları birbirine yaklaştıran, çeşitli toplumlara mensup bireyler arasındaki sınırları kaldıran, bireyleri birbirlerine yaklaştıran ve toplumsaldaki bağların çözülmesine yol açan etkileri vardır. “Küreselleşme” dediğimiz kavram, sadece mallarla sermayenin coğrafi sınır tanımaksızın dolaşması değil, kültürler arasındaki, toplumlar arasındaki, bireyler arasındaki sınırların da kalkmasıdır. Böyle bir sürecin içerisindeyiz. Böyle bir süreç tüm toplumları etkiliyor. “Toplumsal” dediğimiz kavram, “toplum” dediğimiz kavram bu etkilenmeden payını alıyor ve sınırlar ne kadar kalkarsa toplumlar, bireyler birbirlerine ne kadar yaklaşırsa toplumsal da o kadar çözülmeye başlıyor. Artık ulusal ekonomilerin menfaatleri, yararları yanında en az onun kadar bireyin, insanın menfaatleri ve yararları da öne çıkmış durumda.

Küreselleşmenin topluma, toplumsala yaptığı bu etki hayatımıza, toplumumuza çok büyük ölçüde yansıyor; bunun etkilerini yaşıyoruz. Artık bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelmiş olduğu seviye, sınıflar arasındaki farklılıkları, sınıflar arasındaki katı duvarları kaldırmış durumda. Artık tek tek “bir avukat, bir doktor, bir esnaf, bir işçi, bir fabrika çalışanı, bir büro çalışanı, bir sanayici” dediğimiz kişiler bir sınıfa mensup değil, artık bunların hepsi birlikte bir kitleyi oluşturuyor.

Eskiden sınıflar vardı, sosyal sınıflar arasındaki farklılıklar sınıf çatışmalarını yaratıyordu ve sınıf çatışmalarından toplum doğuyordu. Bugün “sosyal sınıflar” dediğimiz kavram o kadar güçlü değil. Sınıflar arasındaki farklılıkların azalması, geçişkenliğin artması sınıflar arasındaki çatışmayı da kaldırmış durumda. Artık televizyon ve İnternet’in karşısında pasif konumda duran bireyler var ve bunlar bir sınıfın ötesinde bir kitleye dönüşmüş durumda. Kitlenin ötesinde bunları “sessiz çoğunluk” olarak isimlendirebiliriz. İşte, bu sessiz çoğunluğun ne düşündüğü, ne yaptığı demokrasilerin en büyük sorunudur.

Kalabalıkları, kitleleri topluma dönüştüren siyasettir. İşte, kalabalıklarla, kitlelerle siyaset arasındaki bu süreci izleyecek olan da sosyolojidir, sosyologlardır.

İlk kez, Türkiye’de Haziran 2013’te yaşadığımız Gezi olayları bize sosyolojinin ve sosyologların önemini göstermiştir. Sosyologlar olmadan bu kitlesel olayları analiz edemeyeceğimiz ortaya çıkmıştır, sosyologlara kulak vermenin gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Evet, o nedenle sosyologları önemsiyoruz, sosyolojiyi önemsiyoruz. Sorunları çözebilmek için, sosyal sorunları çözebilmek için yönetimlerin sosyologlara kulak vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

O nedenle, sayın milletvekilleri, hepinize bu önergeyle ilgili bir kez daha düşünmenizi öneriyorum. Yaptığımız, 500 sosyolog kadrosunun bine çıkarılmasıdır, bir mütevazı adımdır, bütçeler bu kadar kadro artışını karşılayabilecek düzeydedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Önergemizi takdirinize sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 112 inci maddesinin eki (4) sayılı listede yer alan “Sosyolog” için ihdas edilen ve “500” olarak belirlenen serbest ve toplam kadro sayısının “700” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                        Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 112’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

İlgili madde ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimcisi, sosyolog ve öğretmen kadrolarının ihdası istenmektedir. Buna bir itirazımız yoktur. Zaten Bakanlığın bütün kurumlarında çok sık şekilde personel sıkıntısından kaynaklanan olumsuzluklar ve hizmet aksamaları basın kuruluşlarına da zaman zaman yansıyor. Binlerce sosyolog, psikolog, hatta sosyal çalışmacı, çocuk gelişimcisi ve öğretmen işsiz gezerken atanacak olan 2.162 kişi ne Bakanlığın sorununu çözecektir ne de bu mesleklerden istihdam edilecek insanlarımızın sorununu çözecektir.

Ülkede en büyük sosyal yara olan işsizlikle de mücadele etmesi gereken kurum, mutlaka akılcı bir istihdam politikası geliştirerek bütün bakanlık kurumlarında, kuruluşlarında temizlik ve yemek işinden tutun da temel kadrolar olan sosyolog, psikolog ihtiyacına kadar bütün personel ihtiyacını acilen gidermelidir. Zira, hizmet aksamaları telafisi mümkün olmayan olaylara, yaralara sebep olmaktadır. En yakınımızda, seçim bölgem olan Afyon’da, geçtiğimiz günlerde, yurtta kalan ve yurt gözetimine verilen kız çocuklarını fuhuş ve madde bağımlılığına sürükleyenlerle ilgili bir operasyon gerçekleştirildi; bu, basına da yansıdı. Konuyla ilgili, İl Müdürümüzün açıklaması dehşet verici, ancak ilimizin Valisinin açıklaması ise her zamanki gibi sorumsuzluk örneği bir açıklama. İl Müdürümüz, yapılan fuhuş operasyonunun kurumda çalışanlarla alakasının olmadığını söylüyor ancak mağdurelerin ifadelerinde göze çarpan husus, temizlik ve yemek şirketinin taşeron personelinin kız çocuklarına taciz ve ahlaksız teklifleri ifadelerinde yer alıyor.

Sayın  Müdür göreve geldiği bir yıl içinde 30 kişinin tutuklandığını belirtiyor; olaya adı karışan kız çocuklarının ise madde bağımlısı olduğunu, kolluk kuvvetleri vasıtasıyla koruma altına alınan kız çocukları olduğunu, yurttan kaçarak tekrar bu olayların mağdureleri olmaya devam ettiklerini söylüyor. Sayın  Bakan, sizin İl Müdürünüz kolluk kuvvetlerinin getirdiği bu kızların kendilerine emanet olduğunu unutuyor galiba. Yurtta sürekli kalan çocuk da olsa kolluk kuvvetlerinin korumasında olan çocuklar da olsa onları korumak devletin birinci vazifesidir. Bağımlılıklarıyla ilgili gerekli tedaviyi yapmak, yaptırmak en önemli göreviniz, “Tekrar kaçıyorlar.” demeniz ise bu kurumlarda kalan çocuklarımızın güvende olmadığını âdeta itiraf etmektir. Personel eksikse sorumlusu Bakanımız, göndersin, atama yapsın. Taşeron çalışanları bu işlere teşebbüs ediyorsa denetlemek, kontrol etmek yine sizin vazifeniz. Anladım, Müdür savunma yapıyor ancak gaflarıyla basında ilimizin adını manşetlerden düşürmeyen Valimizin yaptığı açıklama ise çok daha büyük bir skandal. Valimiz çıkıyor “Taciz olayı abartıldı; abartıldığı gibi 30-40 kişi yok, 3 kızımız istismar edilmiş.” diyor, bu açıklaması da ertesi gün tabii ki manşetlerde. Sayın İl Müdürü, ilimizin Sayın Valisi, Sayın Bakan; değil 3, 1 kızımız dahi bu iğrençliklere maruz kalıyorsa ve sizler bu işin sorumluları olarak bu işi hafifletmeye, sulandırmaya, önemsizleştirmeye kalkıyorsanız bunun vebalini kimse ödeyemez.

Sayın milletvekilleri, bu kürsüden de defalarca söyledim, Afyon’da da defalarca dile getirdim, Afyon’da boşaltılan bazı kamu binaları var, buraların âdeta metruk hâle getirilip bağımlıların bu mekânları kullanmasını, bu mekânlarda fuhuş yapmasını sadece izleyen idareciler, bunların hesabını önce bu dünyada sonra da –inanıyorsak- öbür dünyada vereceklerdir. Ben ilimin adını, ülkemin adını bu tür nahoş olaylarla duyurmak, duymak istemiyorum. Lütfen, Afyon’da da ülkemizin genelinde de bu sorunu kökten çözün. Kadro ise kadro, personel ise personel, kaç kişi lazımsa alalım; yetki elinizde. Yeter ki bu kanayan sosyal yarayı gelin hep beraber tedavi edelim.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 113’te üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 113’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir.” ibaresinin “dahil edilmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                         Erol Dora                                  Sırrı Sakık

                                           Mardin                                         Muş

T. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 113. maddesine bağlı Ekli (5) sayılı liste’de yer alan Daire Başkanı sayısının (15) olmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Uğur Bayraktutan                     Haluk Eyidoğan

                 İstanbul                                     Artvin                                    İstanbul

             Doğan Şafak                         Namık Havutça                          Levent Gök

                   Niğde                                    Balıkesir                                   Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 113 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                               Emin Çınar

                  Kayseri                                   Kütahya                                Kastamonu

                                     Mehmet Günal                          Kemalettin Yılmaz

                                          Antalya                                  Afyonkarahisar

“MADDE 113 – Ekli (5) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sosyal Güvenlik Kurumu Bölümüne eklenmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, siz mi konuşacaksınız önergede?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 113’üncü maddesi üzerine verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum.

İlgili madde, Sosyal Güvenlik Kurumuna genel müdür yardımcısı ve daire başkanı ihdası içeriyor. Maşallah, Sosyal Güvenlik Kurumunda her sorun çözüldü, iş 20 tane makam vermekle çözülecek gibi bir liste yapılmış. 8 genel müdür yardımcısı, 12 daire başkanıyla bütün Sosyal Güvenlik Kurumunun sorunları halledilecekse hiç beklemeyin, buyurun, atayın. Ancak atanmasını istediğiniz personeli sırf bazı yandaşlara kadro imkânı olsun diye düşünüyorsanız gerçekten çok yazık, inanın ki üzülerek izliyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu mutlaka kendini gözden geçirmelidir. 

Şahsen ilimden dün bir telefon aldım, yaşlı bir teyze aradı. Eşi otuz yıl bu devlete memur olarak hizmet vermiş, prim ödemiş, rahatsızlanmış; Allah rahmet eylesin, üç ay önce de vefat etmiş. Ancak üç ay geçmiş, hâlâ hanımefendiye maaş bağlanmamış. Yetkili ve ilgililerin de bigâne kaldıklarının farkındayız.

Yine, bir vatandaşımız bir başvuru yapmış yurt dışı borçlanmasıyla ilgili. İnanın üç buçuk ay geçmiş, hâlâ bir haber yok.

Başka bir vatandaş yurt dışında tedavi olmak için başvurmuş ama maalesef iki buçuk ay olmuş hâlâ bir olumlu yanıt alamamış. Bu teknoloji çağında bu tür sıkıntıları yaşamak gerçekten ülkemize hiç ama hiç yakışmıyor değerli kardeşlerim. Bunlarla ilgilenecek olursanız, ben ilgililerin isimlerini ve mağdur olan insanlarımızın adreslerini ve telefonlarını da verebilirim.

Yine, büyük bir sıkıntı var değerli milletvekilleri, engelli vatandaşlarımıza yapılan eziyetler de maalesef had safhaya ulaşmıştır. Raporların oranları düşürülmekte, itirazlar aylarca cevapsız kalmakta, emeklilik ve tedavilerinde ciddi aksaklıklar ortaya çıkmaktadır. Kuruma bağlı hastaneler arasında farklı oranlarda raporlar çıkmakta, insanlar âdeta ne yapacaklarını şaşırmaktadırlar.

Yine, AKP Hükûmetinin istismar ettiği, seçim kazanma aracı hâline getirdiği taşeron işçilerin kadro ve özlük haklarıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ayrı konuşuyor, Maliye Bakanı ayrı konuşuyor. Çeşitli ortamlarda bu insanlarımıza umut veriliyor, oyları ipotek altına alınmaya çalışılıyor. Sayın Bakan, lütfen, bu konuda açık açık “Size kadro vereceğiz.” veya “Vermeyeceğiz.” deyin de bu insanlarımız ya umut beslesinler ya da umutlarını yitirsinler. Ama, lütfen, sizler istismar etmeyin.

Değerli milletvekilleri, yine çeşitli yasalarla emeklileri yaş ve prim eksikliğine takılan vatandaşlarımız hepimizi Twitter’dan elektronik posta bombardımanına tutuyor, sorunlarını, sıkıntılarını aktarıyorlar. Buradan onlara sesleniyorum: Ne Twitter’larınızdan sizi okuyorlar ne de elektronik postalardan sizin postalarınızı okuyorlar ne de telefonlarınıza cevap veriyorlar. Siz hâlâ bunlara inanmaya devam edecek misiniz? Kesinlikle AKP’lilere elektronik posta yazmakla, telefon açmakla uğraşmayın; buyurun, lütfen, cevabınızı sandıkta verin. Bunların size olan duyarsızlığını AKP’yi sandığa gömerek gösterin ki kontrolsüz şımarmışlıklarını “Biz her şeyi biliriz.” havalarını bir an önce bırakmak zorunda kalsınlar, sizlerin çığlığına kulak versinler diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

T. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 113. maddesine bağlı Ekli (5) sayılı liste’de yer alan Daire Başkanı sayısının (15) olmasını arz ederiz.

                                                                        Levent Gök (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Gök, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sayılı Yasa Tasarısı’nın 113’üncü maddesi üzerine verdiğim önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Aslında günlerdir konuşuluyor, aslında çok uzun zamandan beri konuşuluyor, “rüşvet” deniyor, “yolsuzluk” deniyor ama Hükûmet bir türlü üzerine almıyor.

Değerli AKP’li milletvekilleri, biz bu kürsüden konuşurken kime hitap ediyoruz? Bir yandan, bir paralel devlet çıkardınız, siz iktidarın hangi paydaşını oluşturuyorsunuz, iktidar içinde iktidar mısınız, iktidarın içinde muhalefet misiniz; bunu bir anlayalım. Çünkü işinize geldiği zaman iktidardasınız, her şeyi siz yapıyorsunuz, yolları yapıyorsunuz ama işinize gelmediği zaman, yolsuzluklarla burun buruna geldiğiniz zaman, suçüstü yakalandığınız zaman varsa yoksa paralel devlet, varsa yoksa komplo, varsa yoksa darbe. İşinize geldiği zaman, muhalefet hakkında çıkarılan, İnternet’e düşen sözlerde Başbakan hemen çıkacak miting meydanlarına “Neler neler ortaya çıkıyor, görüyorsunuz, her şey ortaya saçılıyor, pislikler ortaya çıkıyor.” diyecek ve devam edecek “Daha neler neler ortaya çıkacak, göreceksiniz. Çeteler, mafyalar, karanlık güçlerin faaliyetleri bir bir ortaya saçılıyor.” diyecek, Başbakanı o zaman alkışlayacaksınız ama cumhuriyet tarihinin en ağır yolsuzluğu ortaya çıktığı zaman ve şimdiye kadar gerçekleşmemiş boyutta birçok bakanı ilgilendiren, fezleke düzenlenen soruşturma dosyaları ortaya geldiği zaman; komplo. Var mı öyle? Bunu halk yutmuyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, elimizde fezlekeler var, bütün “tape”ler ortada. Sizler bize şunu söyleyemezsiniz: Biz çünkü her zaman hukuktan yana olduk ama siz şimdi diyorsunuz ki: Gizlice dinlenmiş İnternet ortamına düşen sözler kimseyi bağlamaz. Bunu sizin söylemeye hakkınız yok çünkü ortaya saçıldığı zaman, her birini ortaya çıkartıp bizzat Başbakanınız televizyon televizyon gezip anlattı, mitinglerde anlattı. O yüzden, doğru düzgün olun. Siz nesiniz? İktidar mısınız, muhalefet misiniz?

Bir paralel devlet var öyle mi? Bakın, Binali Yıldırım diyor ki: “Yanlış işiniz, yasal olmayan işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın.” Haksız mı Binali  Yıldırım? Haksız değil. O yüzden de iş adamları konuşmuş aralarında, ATV-Sabah iş birliğinde Binali Yıldırım onları para toplama işine davet ettiği zaman, bir tane iş adamı diğerine diyor ki değerli milletvekilleri: “Biz de keriz değiliz ya! Verilmesi gerekiyor ki veriyoruz o paraları. Yolda bulmuyoruz.” O müteahhit tabii ki keriz değil, 100 milyon dolar veriyorsa biliyor ki karşılığında 1 milyar dolarlık iş alacak. Öyle mi arkadaşlar? Öyle. Ötekisi de onu destekliyor, diyor ki: “Hakikaten iyi oldu, Allah’tan Binali ayakta, Binali kalırsa yaşadık.” Ne için yaşadılar? Kamu ihalelerini paylaşmak için yaşadılar. Şimdi, bunları halkımız biliyor.

Şimdi, siz karar vereceksiniz. Siz, yolsuzluklar sizin üzerinize geldiği anda Türkiye’yi âdeta bir Muhaberat devletine dönüştürmek için her türlü yasayı dönüştürüyorsunuz. Kendinize gelince iyi, başkalarına gelince kötü. Yok öyle yaş dava. Bizler muhalefet olarak, Türkiye’deki tüyü bitmemiş yetimin hakkını arıyoruz, bu hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu yolsuzluklardan kurtulmanız söz konusu değildir. Sizlerin burunlarınızdan fitil fitil getireceğiz. Suç ortağı olmayın, yolsuzluk olduğu zaman çıkın hesabını verin, gidin mahkemelerde yargılanın, hep beraber alkışlayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Kaçmayın, kaçacak delik bulamayacaksınız, yolsuzlukların hesabını teker teker vereceksiniz. Olay bu kadar basittir. Siz yeter ki bizi, milleti aldatmayın. Şu anlama geliyor: Sizler on iki yıldır iktidardasınız, iktidarda olduğunuzu söylediniz. Şimdi kalkıp bir paralel devlet var... E, niye halkı kandırdınız kardeşim? On iki yıldır iktidardaysanız ve siz paralel devleti keşfetmemişseniz yuh olsun size. Zaten sizden iktidar da olmaz, iktidar da çıkmaz ama kamu kaynaklarını paylaşmada çok maharetlisiniz, çok da iktidar sahibisiniz.

Şimdi, yolsuzluklar ortaya dökülmüş, “tape”ler ortaya dökülmüş, bundan kurtuluş yok. 30 Martta halkımız sizlere dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek diyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Bu “hepiniz”in içinde herkes var, değil mi?

LEVENT GÖK (Ankara) – Herkes var, evet.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 113’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir.” ibaresinin “dahil edilmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçi ben konuşmamı 112’nci madde üzerindeki sosyologların durumuyla ilgili yapmak istiyorum. Demin, teknik bir sorundan dolayı vermiş olduğumuz önerge sanırım işleme alınmadı. O nedenle sosyologların mevcut sorunlarını bu maddede dile getirmeye çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, sosyoloji mezunlarının yaşamış olduğu sorunları en yakından bilenlerden biriyim. Çünkü, benim eşim de sosyoloji bölümünden mezun oldu ve bütün o süreç boyunca hangi sıkıntıları yaşadığını çok iyi biliyorum.

Şu anda Türkiye’de 40 binin üzerinde işsiz sosyolog var. Sadece aslında sosyologlar için değil, fen-edebiyat fakültesi mezunlarının tamamı için şu anda böyle bir sıkıntı söz konusu. Bakın, fen-edebiyat fakültesi mezununun işe girmesi için KPSS’den genellikle 90 ve üzeri bir puan alması gerekiyor. Ben iddia ediyorum, şu anda Kabinedeki bütün bakanları ve bu Meclisteki 550 milletvekilini KPSS sınavına koyalım, eğer 50’nin üzerinde not alan 10 kişi çıkarsa o zaman diyelim ki “Ya, bu fen-edebiyat fakültesi mezunlarına bu şartı dayatalım.” Ama kendimiz için genel olarak bu tarz şeylerde uygulamadığımız kriterleri getirip üniversite mezunlarına işsizliği dayatacak bir zulümle buralarda geçirmeye çalışırsak orada sorun yaratmış oluruz.

Bakın, bu, fen-edebiyat fakültesi mezunlarının iş alanlarına baktığımızda da çoğunlukla pedagojik formasyon alıp öğretmenlik yapma yoluna başvuruyorlar. Şimdi, normalde bir sosyoloji fakültesinden mezun olan birisi, aslında, felsefe grubu öğretmenliğini rahat yapabilecek bir donanıma sahip olmasına rağmen biz yine illaki pedagojik formasyon şartını onların önüne getiriyoruz. Bu şekilde sıkıntı yaşayan, intiharın eşiğine gelen, işsiz kalmış binlerce sosyoloğun durumuyla ilgili, fen-edebiyat fakültesi mezunlarıyla ilgili bir düzenlemenin mutlaka yapılması gerekiyor. Gerçi, verilen önergelerde kadro sayılarının 500’den 1.000’e çıkarılması yönünde tekliflere bizler de destek verdik ama iktidar partisi niye bu tekliflere destek vermedi, doğrusu anlayabilmiş değiliz.

Bizim görüşümüze göre, sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde değil her bakanlığın bünyesinde mutlaka sosyologların istihdam edilmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye’de toplumsal yapıdan siyaset hayatına kadar, tamamen bir travma süreciyle büyük bir boşluğa düşmüş bir sosyal dokuyla karşı karşıyayız. Bu sosyal dokuyu çözmeden, bunun analizini yapmadan Türkiye’de sağlıklı bir toplumu yaratmak mümkün değildir düşüncesindeyiz. Siyasetin, toplumun ve tarihin sosyolojisini yapmadan güncelin sağlıklı nesillerini yaratmak mümkün değildir düşüncesindeyiz.

Buradan ben fen-edebiyat fakültelerinin akademik kadrolarına da seslenmek istiyorum. Bu durumu, aslında, en başta onların kabul etmemesi gerekiyor. Sosyoloji kürsülerinde ders veren hocaların, kürsü başkanlarının en başta, bu Meclisin kapılarına dayanmaları gerekiyor. Verdikleri her mezun bir işsiz olarak eğer çok büyük sıkıntılarla yüz yüze geliyorsa bu akademik kadroların, o koltukları işgal eden öğretim görevlilerinin de bunu kendi sorunları olarak görmesi ve kendi mezun ettikleri öğrencilerin hakkını Meclis kapısında da savunmaları gerekiyor.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak bizler hem sosyologların hem de fen-edebiyat fakültesi mezunlarının istihdamına yönelik, bütün bakanlıklar bünyesinde istihdamına yönelik Meclis gündemine araştırma önergelerini getirmeye devam edeceğiz, soru önergeleriyle konuyu takip etmeye devam edeceğiz. Bu konuda da hem Hükûmetten hem diğer siyasi partilerden de duyarlılık beklediğimizi ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 114’te aynı mahiyette üç önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 114. Maddesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

                                       Hasan Ören                          Dilek Akagün Yılmaz

                                           Manisa                                           Uşak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 114’üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve talep ederiz.

            Pervin Buldan                          İdris Baluken                            Adil Zozani

                    Iğdır                                       Bingöl                                    Hakkâri

               Sırrı Sakık                     Abdullah Levent Tüzel                   Hasip Kaplan

                    Muş                                      İstanbul                                     Şırnak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 114 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                         Emin Çınar                           Mehmet Günal

                  Kayseri                                 Kastamonu                                 Antalya

                                          Alim Işık                                  Celal Adan

                                           Kütahya                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM         (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, kim konuşacak, siz mi?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ben konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

“Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne,

Allı pullu bir balon gibi, verelim oynasınlar,

Oynasınlar, türküler söyleyerek yıldızların arasında,

Dünyayı çocuklara verelim.” diyor Nazım Hikmet.

Tabii, üstat, bu ülkedeki çocuklara reva görülen zulmü, reva görülen vicdansızlığı bilmesine rağmen çocuklara yönelik umudu yaşatmak için bu dizeleri kaleme alıyor. Maalesef bizler çocuklara dünyaları vermeyi hayal ederken bugünlerde çocukların ölüm haberlerini, hepimizin vicdanını yaralayan ölüm görüntülerini vicdanımızda kanayarak görmek zorunda kalıyoruz.

Bundan iki buçuk yıl önce Kübra bebek Samsun’da yaşamını yitirmişti, beslenme yetersizliğinden. Kübra bebeğin yaşamını yitirdiği haberleri düşmüştü. Beslenme yetersizliği dediğimiz şey şudur: Bir bebek açlıktan ölmüştü. O dönem sizin burada, Meclis kürsüsünde yapmış olduğunuz konuşmalarda dünyanın 18’inci büyük ekonomisi olduğumuz söylemlerini dinliyorduk. Yine, Türkiye’nin hangi hızla, hangi güçlü hamleleri yaptığınızın konuşmalarını bu kürsüden dinliyorduk. O dönem muhtemeldir ki ayakkabı kutularının içleri doldurulmaya çalışılıyordu, hediyeler havada uçuşuyordu ama Kübra bebek, bu ülkede açlıktan ölüyordu, böyle bir utancın yaşandığı bir ülkeden bahsediyoruz.

Yine, bu ülkedeki çocuk ölümlerinin hangi düzeyde vicdanları kanattığını en iyi sizler biliyorsunuz çünkü vicdanlarınız körelmesin diye bu resimleri hep size getirmiştik. Katır sırtlarında parçalanmış cenazeleriyle çocuklara dünyaları değil ölümleri verdiniz ve sizin döneminizde oldu. Bu ölümlerin hesabını da vermediniz, katır sırtlarında paramparça edilmiş çocukların niçin bu ölümlere tabi tutulduğunu bu halka anlatmadınız. Ve şimdi, yine vicdanlarınız körelmesin diye bugün birkaç milletvekili bu resmi göstermişti, tekrar gösteriyorum. Van’da bir babanın yorgun sırtında bir çuvalın içerisindeki çocuğun cansız bedenini hepiniz görmelisiniz. Ne tesadüftür ki aynı gün de Başbakan Almanya’da “Anneler kızakların çekmesiyle doğumlara yetiştiriliyordu, şimdi paletli araçlarla. 17 ambulans helikopter, 4 jet ambulansımız var.” söyleminde bulunuyordu ama ülkenin içerisinde bulunduğu gerçek bir babanın kendi çocuğunu kendi sırtında, bir çuvalda cansız bedenini taşımasının ötesinde değildi. Muharrem Taş’ın kapalı olan yollardan dolayı, sağlık hizmetinin ulaşmamasından dolayı yaşamanı yitirmesini yine burada Genel Kurulun vicdanına sunuyoruz.

Özellikle, bu resimlerin burada geçiştirilmeyecek resimler olduğunu tekrar vurgulamak istiyoruz. Kübra bebeğin açlıktan ölmesi, Roboskili çocukların parçalanmış cenazeleri, Muharrem’in baba sırtındaki cansız bedeni, Ceylan’ın canlı bakan, hepimizin yüreğini dağlayan o parlak gözleri bu ülkenin maalesef ki gerçekleridir ve bu gerçekleri bu şekildeki torba kanunlarla çözemeyeceğimizi sanırım en iyi sizler biliyorsunuz.

Özellikle, her çocuk ölümünden sonra bu ülkedeki çocukların yaşam hakkını bu Meclisin tartışması gerektiğini her defasında ifade ettik, bugün de aynı şeyi ifade ediyoruz. Sokak ortasında infaz edilen bir çocuğun da yaşam hakkı yoktur, sağlık hizmeti gitmediği için  yaşamını yitiren bir çocuğun da yaşam güvencesi bu ülkede yoktur.  O nedenle, torba yasalarla bu Meclisin gündemini işgal edeceğinize bir an önce başta çocuklar olmak üzere bu ülkedeki gerçek gündemleri burada tartışmanızı öneriyoruz, istiyoruz, talep ediyoruz.

Bu duygularla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İstanbul Milletvekili Sayın Celal Adan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

CELAL ADAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günlerdir burada torba yasa adı altında Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin önümüze koyduğu maddeleri tartışmaya devam ediyoruz fakat görüyoruz ki hazırlanan torba yasa memleket ve millet yararına değil, sadece AKP iktidarının hezeyanlarına hizmet etmektedir. Son günlerde burada konuştuğumuz her şey ölçüsüz bir paniğin, ölçüsüz bir ihtirasın, ölçüsüz bir hırsın ürünüdür. Türk demokrasi tarihinde, Türk siyasi tarihinde görülmemiş, duyulmamış olayları yaşamaya devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, aranızda, geçmişteki siyasi partilerde politika yapan, hayatlarında bir kuruş gölge lekesi olmayan ciddi siyaset, devlet adamları var; Köksal Toptan var, bir sürü isim… Yani şu anda rastladığım için söylüyorum. Onurlu yaşamlarına, hayatlarına bir kuruşluk gölge getirmeyen çok değerli milletvekillerimiz var.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel 3-5 arkadaş buradan geçerken kendilerini çağırdım, “Siz hırsız değilsiniz, siz pırıl pırıl Anadolu çocuklarısınız.” dedim. Ama hâkim denetiminde, hâkimden icazet alarak dinlemeler yapılmış ve bu dinlemelerde, geçmişte sabıkalı olduğunu bildiğimiz… Burada da zaman zaman dile getirdim ben, dedim ki “Şu anda uçağınızda bulunan bazı iş adamları geçmişte de bazı uçaklara inip bindiler, bunlara fazla güvenmeyin.”

Şimdi, bazı iş adamları 650 milyon doları vermişler. Beyler, 650 milyon dolar, para. Sigortası, vergisi ödenmiş bir paranın bize ait olduğunu söyleyebilmesi için bir iş adamının 6,5 milyar dolarlık, 10 milyar dolarlık bir ticaret yapması lazım. Bu 630 milyon doları verenlerin de sanık olması gerekir. Şimdi, İstanbul’da 10 milyona yakın insan servetini cebinde taşırken, hatta burada bir sürü milletvekili aylığını cetvelle ölçerken, hanımına, çocuklarına aldığı aylığı tevzi ederken, seçim bölgesine gidip yapacağı yatırımlarda 3-5 kuruşun hesabını yaparken 650 milyon doları okumaya çalışıyorum.

Bakınız, değerli milletvekilleri, hepinizle birlikte bir araya gelsek ve resmi okumak istesek, emin olun, resim şu.

Değerli milletvekilleri, demokrasiyi tam benimsemiş olsak, benimsemiş olsanız bu manzarayla karşı karşıya gelmeyeceksiniz.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve grubu bulunan siyasi partilere de sesleniyorum. Daha üç gün evvel, 6 milyona yakın bir oy almış bir siyasi partinin genel başkanının grupta yaptığı bir konuşmayı televizyonda veren televizyon yöneticisi… Onu da tanıyorum ben, o yöneticiyi de tanıyorum, geçmişte emeği çok büyük olmuş sizin meydana gelişinizde. Onu arayıp, bu alt yazıyı çıkarana karşı grup başkan vekilleri bir araya gelip niye bir protesto ortaya koymadılar? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı neden bu meseleyi sahipsiz bıraktı? Şimdi, 6 milyona yakın oy almış bir siyasi partinin genel başkanının yaptığı açıklamaya sansür uyguluyorsa Başbakan, ATV ile Sabahı da ele geçirmek isteyecektir.

Problem şudur: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelirken ATV ile Sabah sizinle beraber değildi ama iktidara geldiniz. Fakat demokrasiyi içinize sindirmeyip oluşturduğunuz yapıyla bir diktatör yarattınız, “ATV ile Sabah da benim olsun.” dedi, bırakın onu, “Devlet Bahçeli de açıklama yapmayacak.” dedi. Dolayısıyla -şu andaki manzara- 90 yılda idam sehpalarına gidilmesine sebebiyet teşkil edilmiş, onun altından kalkarak tekrar millet iradesinin, iktidarının oluşmasına sebep olmuş demokrasinin kazanımlarını da yok ediyorsunuz 3-5 hırsız adına. O zaman, ben düşünüyorum şuradan seyrederken: Ya, bu hırsızlık, ana karargâhı da içine mi almış, bundan korkuyorum. İnşallah olmaz diye dua ediyorum çünkü hırsızlığın boyutları bu kadar gelir, bir yere oturursa ne olacak Türkiye’nin hâli diye endişe ediyoruz.

Ben size samimi bir şey söylüyorum: 10 milyon değil, 65 milyon insanın, 70 milyon insanın servetini cebinde taşıdığı Türkiye’de çalmanın çırpmanın varlığını devam ettirmesi mümkün değil.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, gelin, şu hırsızlara karşı tavrımızı birlikte koyalım, beraber koyalım diyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adan.

Sayın Ekşi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan yasanın, sizin deyiminizle “torba yasa”nın -eğer beni bağışlarsanız- benim deyimimle “çorba yasa”nın 114’üncü maddesi üzerinde görüşlerimi açıklamak için huzurunuza geldim.

Saygıdeğer milletvekilleri, öyle bir ortamda sizin huzurunuza geldim ki Türkiye’de bu meseleyi bizim görüştüğümüz tarihte ülkemizi yöneten Sayın Başbakan “Şu anda Twitter denen bir bela var. Sosyal medya denilen şey aslında şu anda toplumların baş belasıdır.” diyor. Onun bir numaralı yardımcısı Sayın Bülent Arınç “Twitter denen rezalet” diye çağımızın en önemli sosyal medya aracını nitelendiriyor.

Böyle bir ortamda, bizim bugün gazetelerde okuduğumuz habere göre, İngiliz Başbakanı David Cameron kendilerinin uzun yıllardan beri en önemli yayın organı olan BBC’yi İngiltere’nin gururu olarak nitelendiriyor. “İngiltere’nin gururu” dediği BBC, hepinizin anımsayacağı gibi, özellikle Falkland Savaşı sırasında, yani ülkenin bir başka ülkeyle savaşta bulunduğu dönemde, yıllarda açıkça Hükûmeti rahatsız edecek ama bağımsız yayınlar yaparak itibarına itibar katmıştı. Oysa Türkiye’mizde Sayın  Başbakanın sadece Twitter’dan, sadece sosyal medyadan değil, sadece çeşitli gazetelerden de değil, özel sektörün elinde bulunan televizyon kanallarından da ne kadar rahatsız olduğunu -az önce benden önce konuşan saygıdeğer milletvekili arkadaşımın da değindiği gibi- 6 milyon oy almış bir muhalefet partisi liderinin sözlerinin o televizyon kanalından yayınlanmasından bile rahatsızlık duyup sansür teşebbüsünde bulunduğunu biliyoruz.

TRT, bir önceki salı günü yani iki gün önce, ana muhalefet partisi liderinin konuşmasını, yine burada sık sık dile getirilen yolsuzluklar konusuna geldiği zaman keserek kamuoyuna aktardı yani gerçeklerin kamuoyuna duyurulmasına alenen ve resmen karşı olan, sosyal medyadan da davacı olan bir siyasi iktidar olarak maalesef ülkeyi yönetmektesiniz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hesabını soracağız hiç merak etmeyin.

OSMAN OKTAY EKŞİ (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, işte bu zihniyetin karşımıza çıkardığı asıl önemli mesele -benim kanaatime göre- bu 114’üncü maddede devlet eliyle verilen tahsisatın belirli şekilde Anadolu Ajansından kullanılmasını öngören bir madde. Anadolu Ajansı, tarafınızdan maalesef yine sizin pek beğendiğiniz deyimle bir “ucube” hâline getirildi. Hisse senetleri, saygıdeğer arkadaşlar, genel müdürün eline nominal değer üzerinden 12.800 lira karşılığında Anadolu Ajansının, ki milyarlarca liralık değere sahip olan bir ajansın  hisselerinin yüzde 25’i devredildi; hiçbir şekilde kanuni gereklere uyulmadan bu yapıldı ve Anadolu Ajansının mevcut yasaların hükümlerinden muaf bir şekilde istediğini yapabilmesi için de on dört ayrı yasada bu görüşmeler sırasında muafiyet sağladınız ajansa. Anadolu Ajansının Genel Müdürüne kurallara uymadan ajansın hisselerinin yüzde 25,6’sını devreden arkadaşlar acaba gelecek yıllarda bu ajansın genel müdürü, Allah geçinden versin, vefat ettiği zaman, o hisselerin murisler tarafından nasıl değerlendirileceğini, “ajansın ortağı biziz.” deyip demeyeceklerini dikkate alıp almadıklarını merak ediyorum. Sizlere Anadolu Ajansı gibi tarihimizin… Hatta bu Büyük Millet Meclisinin kurulmasından üç hafta önce büyük Atatürk tarafından kurulan millî bir değerin kişilerin elinde devletle genel müdür ortaklığı hâlinde sürmesine izin vermemenizi rica ediyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ekşi.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 115’te üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 115 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                            Ruhsar Demirel

                  Manisa                                    Konya                                          Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                                      Emin Çınar

                  Kayseri                                   Kütahya                                       Kastamonu

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

"Madde 115 - 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki "merkez teşkilatlarının" ibaresi "merkez teşkilatları ile 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumların" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 115. maddesinin metinden çıkarılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Uğur Bayraktutan                     Haluk Eyidoğan

                  İstanbul                                    Artvin                                    İstanbul

           Namık Havutça                         Doğan Şafak                            Kamer Genç

                 Balıkesir                                      Niğde                                   Tunceli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                         Erol Dora                                      Sırrı Sakık

                                           Mardin                                            Muş

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada birçok arkadaşımız bu konuyu seslendirdiler. Biraz önce, Grup Başkan Vekilimiz, Sevgili Nazım’dan alıntılar yaptı. Ben de Sevgili Ahmet Arif’ten…

“Doğdun,

Üç gün aç tuttuk

Meme vermedik sana

Adiloş Bebem,

Hasta düşmeyesin diye,

Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

Saldır da büyü...”

İşte Adiloş bebelerimiz bunlar, bizim ülkemizde Adiloş bebelerimiz bunlar. Bunlar, her gün yaşamlarını yitiriyorlar. Bunları yeniden seslendirmek hepimizin  görevi. Diliyordum, umuyordum ki iktidar partisi de, o da çıkar bu konuda eksikliklerini, yetersizliklerini seslendirir. Yani bir daha bu ülkede Adiloş bebeler ölmesin. Muharrem 3 yaşında, Van’ın bir dağ köyünde yaşıyorlar ve orada hasta düşüyor Muharrem. Ailesi, bütün yetkilileri tek tek arıyor. Ama geçen gün de burada söyledim sevgili arkadaşlar, bütçe tıka basa dolu da olsa bizim payımıza adalet, hakkaniyet, sağlık, eğitim düşmüyor, ölüm düşüyor, işte ölüm. Hayat bizi nasıl teyit ediyor? İşte Muharremler ölmemeli. Bu topraklarda bu bütçenin ya yandaşlara ya da savaşa gittiğini hep söylüyoruz. Oysaki bu bütçe insanların hayatına dönük harcanmalıydı. Bu bütçede Muharremler pay almıyor. Muharrem’in babası, 16 kilometrelik yolda Muharrem’in cesedini sırtında taşıyor. Bizlere düşen, kaderimize düşen, çocuklarımızın cenazesini ya sırtımızda taşıyacağız ya Ceylan’ın o patlayan bombayla parçalanan bedenlerini annesi eteklerine doldurarak götürüp toprağa defnediyor veyahut da Roboski’de olduğu gibi, F16’larla bombalayıp Roboskili anneler çocuklarının cesetlerini poşetlere doldurup götürüp defnettiler. Bu ülkede işte böyle.

Ben iki gün önce Ağrı’nın Diyadin ilçesindeydim, bir mitingdeydim. Bir anne geldi, platforma yanaştı, cebinden resimler çıkarttı “Benim çocuklarım, bu çocuklar öldü.” dedi. Birkaç resim birden vardı, ağladı. Resimleri öperek bana gösterdi, ben de aldım, baktım ve tekrar kendisine verdim. Resimleri aldı, ilk önce kalbinin üstüne koydu, sonra öptü, sonra cebine koydu ve tekrar aldı, okşadı.

Şimdi, bu ülkede herkes, hepimiz, burada oturan insanlar da, çocuklarını verenler de var, biliyorum. Acılarımız var; cebimizde, sırtımızda. Ya morgun önündeyiz ya mezarlıktayız veyahut da Adli Tıp Kurumunun önündeyiz. Dün, işte, bu Muharrem’in ailesinin yaşadıkları da bu. Biz bunları hak ediyor muyuz, bu topraklarda yaşayan insanlar olarak bunları hak ediyor muyuz? İşte, bizim de düşünüp sualler sormamız… Oradaki yetkililer, size Muharrem’in ailesi bu kadar feryat ediyor. Siz şu anda Van’a gidin, Kobra helikopterler duruyor. Siz Van’a gidin, asayiş için polisler orada bekliyor. Siz gidin, jandarma bekliyor. Eğer küçücük bir demokrasi talebi varsa gaz bombalarıyla anında karşılaşıyorsunuz ama insan hayatıyla ilgili feryatlar, telefonlar oluyor ve sizin feryadınıza sosyal devlet gelmiyor. Devlet sosyal değil, devlet ceberut bir devlet. Onun için, bizim sesimizin gür çıkması zaman zaman bu şekilde yani bazen sözlerimiz yanlış anlaşılıyor ama hepimizin acıları. Ya çocuklarımızın cesetleri sırtımızda ya omuzumuzda ya eteklerimizde. Onun için, bu acıların sonlanması gerekir. Onun için, bir an önce Türkiye iç barışını sağlamalı ki savaşa, askerî harcamalara paralar gitmemelidir. Türkiye kendi geçmişiyle yüzleşmeli ki bir daha Muharremler ölmemelidir, bir daha Adiloş bebeler ölmemelidir.

Ben, bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, efendim, bu konu tabii çok konuşuldu. Grubumuz adına birtakım sataşmalarda da bulunuldu.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Bakan da 60’ıncı maddeye göre pek kısa söz talebinde bulundu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Bakanı o zaman dinleyelim.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 115’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tabii, ülke olarak ülkemizin sağlık hizmetlerinde ve özellikle acil sağlık hizmetlerinde geldiği başarılı fotoğrafa gölge düşürecek bir fotoğrafla karşı karşıya kaldık. Bu nedenle üzgün olduğumu ifade etmek isterim. Ama bunun bir fırsat gibi, bir medyatik olay gibi sunularak ve bunu ceberut devlet mantığıyla burada ifade edilmesini de açıkçası doğru bulmuyorum. Kısaca bilgi vermek istiyorum.

1 Şubat saat 18.36’da Gürpınar Yalınca köyü korucusu tarafından jandarma aranıyor. Jandarma, 112’yi arıyor saat 18.38’te. Bilgi alabileceğimiz telefon numaralarını istiyor 112. Bilgi alınabilecek telefon numaralarının hiçbirine bilgi için ulaşılamıyor ve burada bir kopukluk oluyor. Gece saat 3.30 sularında Van merkezden Muharrem evladımızın amcası arıyor: “Gürpınar Yalınca köyü Çeli mezrasında bir hastamız var, hastayla ilgili bir bilgi alabileceğimiz numara var mı?” diyor. “Siz de bilgi var mı?” “Bende bilgi yok.” İşte günün hastalığı, ateşi var. Hastayla ilgili bilgi alacak telefon… Ne yazık ki babanın telefonuna ulaşılamıyor, iletişim kurulacak hiçbir telefona ulaşılamıyor. Gürpınar Yalınca köyü Çeli mezrası, Yalınca köyüne kadar yol açık, Çeli mezrasıyla Yalınca arasında 7 kilometre yol tamamen kapalı. Paletli ambulansların gidebilmesine uygun değil, gece yolun açılması gerekir. Diğer araçlar -yolların açımıyla ilgili, hava koşulları nedeniyle- o araçlarla da il özel idarenin ve Karayollarının araçlarıyla da irtibat kurulamıyor.

Babayla ben görüştüm. Az önce yine Sırrı Bey söyledi, babanın çalmadığı kapı, ulaşmadığı… Baba, yalnız saat 18.30’da korucuya yani Gürpınar Yalınca köyündeki korucuya bilgi verebildiğini, bir daha telefon iletişimi kurulamadığını, gece iki buçukta da evladının vefat ettiğini ifade ediyor. Dolayısıyla burada, tabii ki idari aksamalar var mıdır? Olabilir. Anında soruşturma açtırdık, müfettişlerimiz orada ama Yalınca köyü ve Çeli mezrası arasında 7 kilometrelik mesafe ilk telefonun geldiği, ihbarın geldiği saat akşam 18.36, gece iletişim sıfır noktasında ve bu Çeli köyünde yalnız tek bir hane yaşıyor, o da bu Taş ailesi.

Dolayısıyla, tabii ki bütün bu hizmetleri yaparken aksayan yönleri mutlaka…

BAŞKAN – Toparlarsanız Sayın Bakan…

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Bir cümleyle…

BAŞKAN – Evet, lütfen.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – İnsanla çalışıyoruz, en dinamik şekilde bunları takip ediyoruz ama bunu bu şekilde, ülkenin sağlık hizmetlerine, hele hele acil sağlık hizmetlerine gelecek bu noktayı, bu üzüntülü tabloyu bir fırsat gibi sunmayı da açıkçası çok doğru bulmuyorum.

Bugün yine, Van’da ambulansla hamile annemiz alındı ve Van Devlet Hastanesine getirildi. Şu anda Türkiye’nin övünebileceği en önemli alandır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Süreyi çok aştık, lütfen tamamlarsanız.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) -  Ama tabii ki aksayan yönlerini de gözetlememiz lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

 GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Ya-pılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sayılı Yasa Teklifi’nin -veya tasarısının- 115’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, her zaman söylüyorum, kanun çıkarmanın bir anlamı yok. Türkiye’de hukuk yok, Türkiye’de adalet yok. Türkiye’de devlet çökmüş. Devletin çöktüğü, hukukun işlerlik kazanmadığı, yargının sözü olmadığı bir memlekette kanunu niye çıkarıyoruz?

Tayyip Erdoğan’ın oğlu, örgüt üyesi olmaktan, çete kurmaktan dolayı şüpheli sıfatıyla mahkemeye çağrılıyor. Tayyip Erdoğan, bunu, savcılığa göndermiyor, “Ben göndermem.” diyor, “Bu hâkimlere, savcılara ben güvenmem.” diyor.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Yalan!

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Ayıp! Ayıp!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, ben, bakın, 17 Nisan 2008 tarihinde burada bir konuşma yapmışım bu ATV ve Sabah’ın alınmasıyla ilgili. Biliyorsunuz, o zaman, bu ATV ve Sabah’ın alınmasıyla ilgili 375 milyon dolar Halk Bankasından, 375 milyon dolar da Vakıflar Bankasından alındı. 350 milyon dolar da Katar’dan geldi. “Yahu, bu Katar nerede kardeşim?” dedim. O zaman ki bu Hükûmetin -burada çok sıraları boş- 18 tane bakanı, Başbakan Katar’a gidiyorlar. Dedim ki: “Yahu, Katar’ın parası değil, bunlar Türkiye’den parayı götürdüler oraya, oradan getirdiler.”  Şimdi, ATV ile Sabah’ı satmışlar. Peki, Katar’ın hissesi ne oldu? Onu bir sorun Bakana, açıklayın. Çıksın buradaki bu sağır Hükûmet, bir açıklasın.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, ben, İzmir adayına “Dolar Ali” diyorum. Dolar Ali Yıldırım gitmiş, o kendi Bakanlığından 630 milyon dolar salma almış. Şimdi, 630 milyon dolar salma alan bir Hükûmetin… Yani, arkadaşlar, biliyorsunuz, yüzde 10 kâr etse 6 milyar 300 milyon lira bunların kârı olması lazım, değil mi? Şimdi bu 6 milyar 300 milyon dolar kime gidiyor?

Şimdi, arkadaşlar, bakın şurada elimde Ziraat Bankasının şeyi var. Bodrum’da 687 dönümlük araziyi Bodrum Turizme veriliyor. Bodrum Turizm kim, biliyor musun? Bu Tayyip Erdoğan’ın gidip de aileyle beraber kaldığı Rixos Otelinin sahipleri ve Cengiz İnşaatın. Hemen buraya sattıktan -180 milyon dolar, bakın 180 milyon dolar- üç gün sonra gidiyorlar Ziraat Bankasından alıyorlar. Buyurun, makbuzu da burada. Şimdi, işte, hani bugün gazetelerde var ya, Cengiz Holdinge gitmişler, 100 milyon dolarını almışlar getirmişler.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, biraz önce Sayın Celal Adan burada konuştu. Ya, dedi ki: “Arkadaşlar, bakın bu memlekette, bakın bu Meclis bu hâliyle yürüyemez, bu kadar yolsuzluk altına batmış bir Meclis yürüyemez burada.” Onun için, gelin bu pisliği temizleyelim. Ortada bir lağım var, bu lağımın oluşturduğu bir bataklık var, bu bataklığa batan bir Hükûmet var. Bu Hükûmeti bu lağım bataklığından nasıl çıkaracağız arkadaşlar? Gelin, bunu bir temizleyelim. Bunu temizlemedikten sonra bu memleketin geleceği karanlık. Bu memlekette artık Hükûmete kimsenin şeyi kalmamış.

Şimdi “paralel hükûmet” diyor Tayyip Erdoğan. Arkadaşlar, bir devlette polis, asker, hâkim, bürokrat o devletin temel unsurudur hükûmet geçici unsurudur. Şimdi, hükûmet dört yılda bir geliyor; dört yılda bir gelen hükûmet eğer hırsızlık yapıyorsa, o savcının da, o hâkimin de, o polisin de görevi o hırsızlık yapan hükûmeti yakalamaktır. Burada paralel devlet yok. Hırsızlık yapıyor hükûmet, yolsuzluk yapıyor hükûmet, ondan sonra polis rapor tutuyor, savcı takibat yapıyor. Buna “paralel hükûmet” demek için aptaloğluaptal olmak lazım yani. Böyle bir şey denir mi ya? Ya, devlet korunuyor, devleti korumak zorundadır bu bürokratlar. Şimdi, Tayyip Erdoğan ikide bir diyor ki “Efendim, ben yolsuzluk yapacaktım, yolsuzluklarımı bunlar çıkardılar ortaya.” E, tabii ki çıkaracaklar ya. Şimdi, senin şeylerini dinlemişlerse, yolsuzluklarını ortaya çıkarmışlarsa bu polisleri, bu savcıları tebrik etmek lazım, alnından öpmek lazım. “Yok efendim, bunlar paralel hükûmet.” diyor. Ya paralel devlet, paralel devlet olan sensin. Sen devleti talan etmişsin, yok etmişsin; ondan sonra da diyorsun ki: “Benim yolsuzluklarımı, hırsızlıklarımı ortaya çıkaranları ben hizaya getireceğim.”

Beyler, dünyada en ilkel kafalı hiçbir insanda böyle bir düşünce tarzı olamaz yahu. İlkel kafadan olan o insanlar… Böyle bir düşünce tarzı olamaz ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir konuşma olabilir mi, böyle bir üslup olabilir mi?

KAMER GENÇ (Devamla) – Böyle bir ilkel düşünce olabilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – “Ben yolsuzluk yapacağım, efendim beni dinlemeyeceksiniz.” diyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu dinlemeyi özel aile işlerinde değil…

BAŞKAN – Teşekkürler.

KAMER GENÇ (Devamla) -  Ha yolsuzluklarla ilgili dinleme, buyurun serbest edelim. Eğer yapılan dinlemeler yolsuzlukları ortaya çıkaracaksa bunları savunalım ama karı koca arasındaki ilişkiler… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tamam canım, niye sizi rahatsız ediyor? Niye sizi rahatsız ediyor? Rahatsız olmayın ya!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Tamam peki.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyette olan önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, demin Bakan Bey’in yaptığı açıklama üzerine yerimden birkaç şey söylemek istiyorum çünkü bu olayı medyatik, siyasi malzeme amacıyla kullandığımızı ima etti.

BAŞKAN – Ama onu sadece sizin konuşmacılarınızın söylemi üzerine söylemedi, birçok arkadaş aynı konuyu konuştu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani bizim öyle bir amacımız yok onu ifade etmek istiyoruz.

BAŞKAN – Yani tutanağa da geçti zaten.

SIRRI SAKIK (Muş) – Yani bu konuda bir-iki laf söylesin gerçekten böyle bir…

BAŞKAN – Tutanağa geçsin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Peki, şöyle söyleyelim: Yani Sayın Bakanın açıklamasında bir özür var, bu anlamlıdır, başlangıcındaki özür son derece anlamlıdır ama sonrasındaki açıklama, özrü kabahatinden beter bir açıklamadır. Saat 18.30’da ilk ihbar oluyor, hastanın acil olduğuna yönelik ilk ihbar 18.30’da, daha sonra gece 03.30’da tekrar ihbar oluyor, arada neredeyse yedi saatlik bir süre var ve 03.30’daki ihbardan sonra da gereği yapılmıyor.

Şimdi, babanın basına yansıyan açıklamaları var hem karakol yetkililerine hem hastane yetkililerine hem de ilgili yetkililere haber verildiğine dair. Dolayısıyla Sayın Bakandan biz şunu beklerdik: O özürden sonra bu yapılan ihbarları değerlendirmeyen…

BAŞKAN – Soruşturma açılacağını söyledi ama.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - …karakol yetkilisi hakkında da, sağlık görevlileri hakkında da ve sorumlular hakkında da soruşturmanın açılacağını ve gereğinin yapılacağını belirtmesini isterdik.

BAŞKAN – Onu söyledi. Yani yer yer belirtmedi ama o idaredeki insanlarla ilgili olarak soruşturma açılacağını söyledi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Yani biz o mesajı almadık.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Açıldığını söyledim.

BAŞKAN – Açıldığını söyledi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ayrıca bölgede ambulans helikopterlerin olduğunu biliyoruz. Özellikle kar gerçeği nedeniyle kapalı olan pek çok köy yolu var. Bu tarz durumlarda paletli ambulansların ulaşamayacağı yerlere…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - …bu ambulans helikopterlerle mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, şöyle bir sistem oluyor: Bakın, aynı cümleler, aynı kelimeler defalarca tekrarlanıyor.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Bir cümle…

BAŞKAN – Bir saniye.

Dolayısıyla, o süreyi çok uzatıyor. Ona dikkat edersek.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Bir cümle…

BAŞKAN - İki de olur da hani böyle tekrar tekrar tekrardan ziyade konunun özüne yönelik.

Buyurunuz.

15.- Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Şimdi iki tane,  iki konuyu… İki cümle söyleyeyim: 1) Ambulans helikopterlerimizin gece uçma şansı yok. Yani bizim oradan, köyden ambulans helikopterle gece hastamızı alma şansımız yok, karadan ulaşmamız lazım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Askerî helikopterlerle alın.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Karadan da paletli ambulans değil kara yolunun açılması lazım ki o mezraya paletli ambulans gidebilsin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Bakan, gece hastalanan ölsün mü o zaman?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – 2) İrtibat o kadar kesik ki, Van’daki amca saat üç buçukta bizi arıyor “Hasta var.” diye ama baba diyor ki “Evladımız iki buçukta vefat etti.” Dolayısıyla iletişim yok, iletişim kopuk.

BAŞKAN – Deha evvel de söylediniz iletişimin kopuk olduğunu.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Ve her türlü soruşturmayı da açtığımızı ifade ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Ülkemiz adına da, sağlık camiası adına da üzüntü duyduğumuz bir tablo.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Şimdi, gece görüşlü askerî helikopterler var. Şimdi, benzer tablolar yaşanmasın diye biz bu uyarıları yapıyoruz.

BAŞKAN – Şimdi, ben isterseniz ara vereyim. Siz baş başa gelin, konuşun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Ya hakikaten öyle oldu ama.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ortada bir yanlış anlaşılma olmasın, benzer durumlar yaşanabilir.

BAŞKAN – Gerçekten öyle. Ben çok doğru anladım hepinizi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Gece görüşlü askerî helikopterler var bölgede. Eğer gece görüş yoksa ambulans helikopterinde bu tarz durumlarda acil bir B planının mutlaka olması gerektiğini ifade ediyorum çünkü bu tarz sorunlarla sık karşılaşacağız. Gece yolu kapalı olan bir köyde hastalanan çocuk ölümle burun buruna gelmemeli diyorum.

BAŞKAN – Doğrudur, doğrudur.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Ya-pılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524) (Devam)

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 115 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

"MADDE 115 - 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki "merkez teşkilatlarının" ibaresi "merkez teşkilatları ile 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumların" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Eskişehir Milletvekili Sayın Ruhsar Demirel.

Buyurunuz Sayın Demirel. (MHP sıralarından alkışlar)

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının teşkilat yapısıyla ilgili bir önerge var ama az önceki tartışmaya hekim de olmam itibarıyla bir söz söylemek istiyorum.

Sayın Bakan haklı olarak ülkedeki hava koşullarıyla ilgili bir açıklama yapmaya çalışıyor ama “Erişmediğimiz hiçbir yer, gitmediğimiz hiçbir kapı” diyen de bir Başbakan var. Eritre’ye ulaşan telefon hatları oraya ulaşamıyor. Eğer teknik sebeple değilse bu, hava koşulları nedeniyle ulaşılamıyorsa bu daha vahim. 17’nci büyük ekonomide yalnızca “çocuk doğur” demekle olmuyormuş demek ki. Demek ki neymiş? “Yalnızca çocukları doğuralım, ortalığa salalım.” değilmiş, o çocukların yaşama hakları, o çocukların ailelerinin çocuklarının acısına tanık olmama hakları korunmalıymış. Kaldı ki şu anda eski Bakan olup, tekrar bir dönüş yapan Sayın Erdoğan’ın bir kanser hastasının “İlaç bulamıyorum.” dediğinde cebine para sıkıştırma operasyonunu da gördü bu ülke ve bu gözler. O bakımdan Sayın Bakan diğer eski bakanları da bilgilendirirse biz hepimiz ülkemizin sağlık güvenliği adına memnun oluruz.

Ben Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına bir şey söylemek istiyorum. Bakanlığın yapısındaki bu değişiklikler hayatta neyi değiştiriyor, bilmiyorum ama aslolan insanın hayatına dokunmak.

Bakın, bugün Türkiye’deki yazılı basında -çok böyle kabaca bile taradığınızda- kendilerini ilgilendiren birkaç haber söylemek istiyorum.

Evet, Van Gürpınar ilçesi Yalınca köyü Çeli mezrasındaki acı vefat olayı.

2012 yılı istatistiklerine göre de 245.080 çocuk bu yıl karakolla tanışmış.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını ilgilendiren bir başka haber: Fethiye Kadın Sığınmaeviyle ilgili çok ciddi ithamlar var. İtham var, iddia var ama doğruluğunu bilmiyoruz.

Daha vahimi yoksullukla ilgili bir haber var gazetelerde, deniliyor ki: “Türkiye’de her çocuk 15.600 lira borçla doğuyor.” O çok beğenmediğiniz 2002 yılındaki Milliyetçi Hareket Partisinin de ortak olduğu hükûmet zamanında neydi biliyor musunuz? 5.525 liraydı, bugün ise 15.631 lirayla doğuyor çocuklar. Herhâlde bu parayı, baktınız sosyal politikalarınızla düzeltemiyorsunuz, çocuklar daha çok doğsun, sayı çoğalınca da hisselerine düşen para azalır diye düşünüyorsunuz galiba.

Ben bir başka rakam daha vermek istiyorum yine bugünün basınından: Tasarruf. 2002 yılında Türkiye’de tasarruf oranı yüzde 17,5’la 101’inci sıradayız o beğenmediğiniz hükûmet zamanında, 2013 yılı itibarıyla da yüzde 12’yle 131’inci sıradayız. Hepsi bir yana, hiç değilse yoksullukla mücadele ederseniz bu ülkedeki anneler o zaman gerçekten ağlamazlar, bu ülkedeki babalar gerçekten ağlamazlar. Yoksa, kuru hamaset yapıp, analar ağlamasın, babalar ağlamasın… İyi de çocuklar ölüyor. Nasıl ağlamayacağız? Eğer ağlamama durumunuz böyle bir realite karşısında gerçekleşiyorsa, o da sizin vicdanınıza havale.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıyla ilgili çalışanların kadro taleplerine hâlâ tarafınızdan bir cevap verilmemiş. Kaldı ki 2011 itibarıyla Sayın Başbakanın 4/C’yle ilgili çok ciddi sözleri var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının teşkilat yapısında orayı alır buraya koyabilirsiniz, isimler değiştirebilirsiniz, başlıklar değiştirebilirsiniz ama sizin asıl yol arkadaşlarınız, ülkenin sosyal politikasını ilerletmek ve geliştirmek, çözüm bulmak adına birlikte çalıştığınız vakıf çalışanları kadro bekliyor Sayın Bakan ve sizden de bir şeyler duymak istiyorlar.

Ayrıca, bu bizim parti olarak 700 sayısına ulaşmasını istediğimiz sosyologlar... Tamam, “500” dediniz, 500’e de denilebilecek bir şey yok ama çok önemli bir şey var. 2011 yılında KPSS’ye girmiş olanlar 2014 yılı Haziranı itibarıyla tekrar sınav haklarını kaybedeceklerine göre bu 500 tane kadronun işe başlaması için bir takvim de verirseniz sosyologlar memnun olur. 4/C’li sosyal yardımlaşma vakfındakileri de bir an önce kadroya alırsanız, öncelikle kendi hayatlarıyla ilgili güvencelerini elde eder ve sizin sosyal politika çalışmalarınıza daha iyi katkı sunarlar diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 116’da aynı mahiyette üç adet önerge vardır; birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 116 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel

                  Manisa                                     Konya                                   Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                               Emin Çınar

                  Kayseri                                   Kütahya                                Kastamonu

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

“Madde 116- 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Bakanlık, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatından oluşur.”

T. Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 116. maddesindeki “meydana gelir” ifadesinin “oluşur” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    Engin Altay                 Mehmet Volkan Canalioğlu

                 İstanbul                                     Sinop                                     Trabzon

          Uğur Bayraktutan                     Haluk Eyidoğan                         Doğan Şafak

                   Artvin                                    İstanbul                                     Niğde

                                                           Namık Havutça

                                                                 Balıkesir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 116’ncı maddesinin ikinci fıkrasında bulunan “meydana gelir” ibaresinin “oluşur” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                      Erol Dora                                   Sırrı Sakık

                                        Mardin                                          Muş

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz önergelere?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Burada torba kanunla mücadele ediyoruz; Komisyondaydık, yine torba kanunla mücadele ediyoruz. Arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonu Mangal Mahmut’un evine döndü. Artık 19 tane özel ihtisas komisyonunun çalışmasına gerek yok, torba kanuna koyuyorlar yasaları, hepsini getiriyorlar Plan ve Bütçe Komisyonuna. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının orada da torbada yerleri var şu an. Şu an görüşüyoruz, şu an. Böyle bir yaklaşım tarzı olabilir mi arkadaşlar?

Şimdi, Türkiye'nin gündeminde acil olarak bekleyen, çok ciddi ve Türkiye'nin demokrasisini, Türkiye'nin çözüm sürecini, Türkiye'nin geleceğini, Türkiye'nin adaletini ilgilendirecek çok tarihî, çok önemli gündemler var ve güncel durumlar var.

Şimdi, bu güncel durumlara bakıyoruz, Anayasa Mahkemesinin verdiği bir karar var, 4 Temmuz 2013. 4 Temmuz 2013’te verilen bu karar diyor ki: “Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi uzun tutuklulukla ilgili ve diğer hükümler açısından iptal edilmesi gerekir.” Yani bunu iptal edeceksiniz, bir sene içinde yeni yasal düzenleme yapacaksınız. On yıl uzun tutukluluk süresi ise bu özel yetkili mahkemelerin, ilgili Terörle Mücadele Kanunu 10’uncu maddeden önce, siyasi tutuklulara, tutsaklara karşı uyguladığı bir hüküm. Beş yıl olan uzun tutukluluk süresi 2 katına uygulanıyor burada. Bu 2 katına uygulamanın Terörle Mücadele Kanunu’yla olduğu açık. Şimdi, Terörle Mücadele Kanunu’yla olan bu uygulamada bakıyoruz bir paket geliyor, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi kalkacak. Bunun kalkmasıyla sorun çözülmüyor arkadaşlar. Uyarmak istiyorum herkesi buradan hakikaten, Anayasa Mahkemesiyle, hukukla. Milletin aklıyla kimsenin dalga geçmesine gerek yok. Özel yetkili mahkemeler miadını doldurmuş mahkemeler zaten. Zaten kapatılmıştı. Ellerindeki dosyalar vardı, ellerindeki dosyaları alırsınız, özel ağır ceza mahkemelerini kapatırsınız, olağanüstü mahkemelere son verirsiniz ve tarihî bir şey olur, burada 4 parti grubunun da desteğiyle bu olur. Bakın, bu kaçınılmaz bir şey. Ama bizim kanun tekliflerimiz var, uzun süreli tutukluluğa ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından önce verdiğimiz kanun teklifleri var. Bunların hiçbirisi paketin içinde dikkate alınmıyor. Pakete bakıyorsunuz, konjonktürel, refleksel bir koruma anlayışıyla geliyor, günübirlik hukuk yaratma anlayışıyla geliyor. Bu günübirlik hukuk yaratma anlayışında ağır ceza mahkemeleri, illegal, ahlak dışı, yasa dışı dinlemelerde ağır ceza olarak üç tane yargıç da karar verse gizli dinlemelerin önleneceğini sanıyorsanız kendinizle dalga geçersiniz. Tıpkı Nasreddin Hoca’nın taktığı kapı gibi, bir kapı takarsınız üstüne de kocaman bir kilit, üç tarafı açık kalır. Böyle bir şey. Önleyici dinleme varken, yüzde 80 önleyici dinlemeden dinlemeler yapılırken, dinlemeler illerde, 81 ilde uzatmalı çavuş ve bekçi düzeyine inerken ve kamu görevlileri bu dinlemeleri yaparken bu dinlemeler hakkında bir düzenleme yapmadığınız zaman, zapturapt altına almadığınız zaman, bunlar herkesi dinlemeye devam ettiği sürece istediğiniz kadar ağır ceza mahkemesi kararları getirin bu çözülmez. Yine bir yanlışın eşiğindeyiz, yine bir yanlışla yanlış torba kanunlarla gündemimizi meşgul ediyoruz.

Buradan çok açık bir şekilde şunu ifade etmeye çalışıyoruz: Bu tarihe gömülmesi gereken mahkemelerin yanında çok sağlam bir altyapı düzenlemesi getirilmediği takdirde bütün bunların hepsi her gün ihlal etmeye devam edeceklerdir. Bu ihlal karşısında şöyle bir durum da ortaya çıkıyor: Bu hukuk dışılıkta kendini koruma kanunlarına dönüşmemesi dileğimizle. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Sayın Ruhsar Demirel, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tekrar teşekkür ediyorum söz hakkı verdiğiniz için.

Tabii, Bakanlık sırasında Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı yok, Sayın Sağlık Bakanını görünce ben biraz engelli konusuna değinelim istedim. Engelli öğrencilerimizin -öğrenci demek de doğru değil- engelli vatandaşlarımızın sınavlara nasıl girdiğine hiç tanıklık edeniniz var mı bilmiyorum. Ben hekim olmaktan öte bir insan olarak, vicdani olarak bunun bir gözlemlenmesini herkesten talep ediyorum. Hani hukuk fakültesine gidenlere derler ya “Bir gün gözetimde kalırsan daha iyi öğrenirsin” diye. Biz hekimler de bir kere hastalanırsak hasta psikolojisini daha iyi öğreniyoruz. Engellilerin bu ÖSYM sınavlarına nasıl girdiğini görürseniz onların bu sınavlar için farklı ne tür haklar elde etmesi gerektiğini algılayabilirsiniz. Ama bir durum var ki çok legal, ÖSYM’nin kılavuzunda yazıyor: “Şu üniversitelerin şu fakültelerine, şu bölümlerine engelli öğrenciler başvuramaz.” Tabii ki bazı handikaplı bölümler olabilir, başvuramazlar ama kılavuzda yazmadığı hâlde üniversitelerin veya ilgili fakültelerin rezerv koyduğu bazı öğrenciler oluyor, bunlar zaman zaman basına da yansıyor. Ben hem Sayın Sağlık Bakanından hem Millî Eğitim Bakanından hem Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından bu konuya üçlü bir komisyonla veya daha farklı katılması gereken kimler var ise ÖSYM'yle de bir iş birliği yaparak bu konudaki sıkıntıları giderebilmek adına bir çalışma yapmalarını parti grubum adına rica ediyorum.

Evet, ÖSYM'de sınava giren mesela bir görme engelli öğrenci... Yalnızca yirmi dakika veya bazen yarım saat sanıyorum, ek süre veriliyor. Gözlerinizi kapatın ve bir önergenin şurada size okunduğunu düşünün, herhangi bir önergenin; mesela az sonraki, işte 117, 118'inci önergenin. Ne anladığınızı bir test edin. Sonra da size çoktan seçmeli birkaç soru sorulsun "Şurada 'ki' mi vardı 've' mi vardı 'veya' mı vardı?" diye. Bu tanınan yirmi ya da otuz dakikalar neye çözüm getiriyor iyice bir anlayabiliriz herhalde. Ya da işitme engelli bir öğrencinin girdiği bir sınavı düşünün. Dolayısıyla, başta üniversite sınavına girmekte olan engelli öğrencilerin çok ciddi sıkıntıları var. ÖSYM kılavuzunda yazılanların dışında inisiyatif kullanan üniversiteleri Hükümet bu konuda bir çalışma yaparak bilgilendirmeli. Engelli öğrenciden korkmamaları, kaygı duymamaları gerekiyor.

Mesela, bir konservatuvar öğrencisinin basına da yansıyan bir öyküsü var. Ben daha sonra kendisiyle bir telefon görüşmesi de yaptım. Kılavuzda yazmamasına rağmen bir üniversite kabul etmiyor. "Bizim hiç engelli öğrencimiz yok. Sizi biz konservatuvara alamayız." diyor. Ama Karadeniz Teknik Üniversitesindeki öğretim üyeleri diyorlar ki: "Bizim bugüne kadar hiç böyle bir öğrencimiz olmadı. Ama sizinle beraber bir ilki yaşayıp birlikte bu işi halledebilirsek biz sizin öğrencimiz olmanızdan memnun oluruz.” Ve öğrencimiz Karadeniz Teknik Üniversitesine başlıyor. Öğretim üyelerinin ve kendisinin yaptıkları mücadele, öğrenme konusundaki azimleri, birlikte sorunları aşma çabalarıyla şu anda son derece başarılı bir öğrenci.

Dolayısıyla, ÖSYM kılavuzunda engellilerin tercih etmemesi belirtilen okulların dışında, üniversite yönetimlerinin, fakülte yönetimlerinin, yüksekokul yönetimlerinin kendi iradeleriyle ve hiçbir gerekçe göstermeksizin "Biz okulumuza engelli öğrenci alamayız." dedikleri kurumlarla ilgili üst düzeyde bir bilgilendirme, bir paylaşım, bir farkındalığın yaratılması gerekiyor. Ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını genelinde içeren bu yasa tasarısıyla da biliyorsunuz, engellilerle ilgili, taşıtlarla ilgili erişim konusunu 2018'e öteleyen bir düzenleme var. Oysa bu ötelemelerden öte, yakına çekilmesi gereken durumlar var. Mesela, engellilerin emeklilik meseleleri, engellilerin yıllık izin meseleleri. Engellilerin pek çok haklarıyla ilgili ihlal edilen durumlar var, eşitliksiz durumlar var.

Ben hem Sağlık Bakanı burada oturduğu için kendilerinden hem de     -mesai arkadaşları olması itibarıyla, paylaşırlarsa- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından bu konularda yapabilecekleri çalışmalara parti grubumuz adına destek vereceğimizi buradan söylüyorum çünkü bu hepimizin sorunu. Bizler hepimiz bu milletin vatandaşlarıyız, bu sorunla birlikte baş etmek zorundayız. Engelliler adına yapılabilecek her tür düzenlemeye Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek vereceğimizi belirtiyorum.

Sağ olunuz. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Volkan Canalioğlu, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde görüşmelerimizi yürütüyoruz.

Şimdi, bu yasanın adı bizce de, kamuoyunca da “torba yasası” ve içinde her şey var ama bu torba yasasında, her şey dediğimiz bu torba yasası içerisinde toplumun mutluluğu, huzuru ve beklentisine cevap verecek hiçbir şey yok. Örnek olarak maddeler için söyleyeyim.

Sevgili, sayın AKP’li milletvekili arkadaşlar, siz hiç polis karakollarına gittiniz mi? O otobüsler içerisinde nöbet bekleyen polislerle beraber oldunuz mu? (AK PARTİ sıralarından “Olduk.” sesleri) “Olduk.” diyorsunuz ama onların beklentilerine cevap vermiyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hangi aidiyete ait polisleri soruyorsunuz?

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Devamla) – “Benim polisim, benim polisim” diyorsunuz, “benim amirim” diyorsunuz, bir gecede onları yerlerinden ediyorsunuz. Hem onları aileleriyle birlikte mağdur ediyorsunuz, kış kıyamet günü onların çoluklarını çocuklarını düşünmüyorsunuz. Ayrıca bütçeye de yük getiriyorsunuz, onlara yolluk veriyorsunuz, ödeme yapıyorsunuz, kaynak harcıyorsunuz. Oysa, polislerimizin bekledikleri, onların yirmi yıldan sonra şark hizmetine gönderilmemeleri. Yirmi yılları doluyor, siz de ikinci şarka gönderiyorsunuz. Bunların çocukları öğrenci, üniversitede okuyorlar, yerleşik düzene geçiyorlar ama siz “Hayır, doğru şarka gidin.” diyorsunuz. Ve bekledikleri ek göstergeleri 3.600 yapmıyorsunuz ama “Benim polisim.” dediğiniz zaman da ağzınızdan ballar akıyor, bu bir.

İki: Atanamayan öğretmenlerle ilgili bir şey yok. 250 bin öğretmen atama bekliyor ama siz onlara… Ne demişti geçmişteki Millî Eğitim Bakanı: “Atama bekleyen, yem bekleyen güvercinler gibisiniz.” Ve bu ayakkabı kutusundan çıkan parayla 300 bin öğretmenin atamasını yapıyorsunuz ve onlara da otuz yıl maaş ödüyorsunuz!

Sevgili AKP’li milletvekilleri, ben biliyorum ki sizler hepiniz kul hakkına sahipsiniz, kul hakkından korkarsınız. O hâlde şunu söylüyorum, kul hakkından korkan insanlar şunu yaparlar: Bakın, siz AKP’lisiniz, AKP’ye de oy verdiniz, doğrudur, o partiye üyesiniz. Ama gelin, bu seçimlerde artık AKP’ye oy vererek bu AKP’nin vebaline ortak olmayınız çünkü o tarafta bunun hesabını veremezsiniz. Mantıklı düşünün ve bunun hesabını da gayet iyi yapınız.

BAĞ-KUR’lu vatandaşların sorunlarına çözüm yok. Borçlanmışlar, 1994’te şirket kurmuşlar, 2000 yılında tescillenmiş, aradaki farka ücret çıkarıyorsunuz. O da ortada, bir şey yok.

Ve yine, değerli arkadaşlar, yeni adı “TÜİK” olan, eskiden Devlet İstatistik Kurumu olan kurumun bölge müdürlerini 3.000 ek göstergede tutuyorsunuz, onlardan sonra atanan insanlara -feda olsun, tabii ki daha çok verin- 3.600 ek gösterge veriyorsunuz ama onları, 50-60 kişi olan bu insanları mağdur ediyorsunuz. Bu torba yasada bunlarla ilgili herhangi bir şey yok.

Üniversite öğrencilerimizin yurt sorununa çözüm getirecek bir madde yok.

Taşeron işçilerimiz, kölelerimiz… Sevgili milletvekilleri, siz hiç 1 Ocak sabahı işsiz kaldınız mı? 1 Ocak sabahı insanların yeni yılları kutlanır ama Trabzon’da taşeron işçilerinin yeni yılları onlar işten çıkarılarak kutlanmıştır. Bu günah değil midir, bu vebale nasıl ortak olacaksınız? Bunlarla ilgili bir şey var mı? Yok. Taşeronlar ne yapacağını bilmiyorlar, sosyal güvenceleri yok, sabah işe geldikleri zaman “Haydi kardeşim, senin işine son verdik çünkü firma olarak ihaleyi biz alamadık.”la karşılaşıyorlar, yüz yüze geliyorlar.

Fakülte sekreterleri her işi yapıyor ama ek göstergelerinde hak ettiği hakkı alamıyor. Onlarla ilgili bir şey var mı? Onlarla ilgili herhangi bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, bakın, 2007’de çıkarılan bir yasa var, 5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası. Bu yasayla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, bütün bölgelerde toprak kullanımı en az “5 bin metrekare” yani 5 dönüm olacak deniyor. Şimdi, el insaf! Burada o dönemde de Doğu Karadeniz milletvekilleri vardı. Ya, arkadaşlar, bizim Karadeniz’de 5 dönüm arazisi olan Ergene Ovası’nın sahibi gibidir. “Gelin bu yasayı değiştirelim.” dedik ama bu yasayla ilgili  herhangi bir şey yok. Adamın babası ölüyor, 5 dönüm arsası yok, 1 dönüm arsası var. 5 oğlu varsa, hadi bakalım  200 metrekare inşaat yapacak. Nasıl olacak? Olmuyor. Orada bunlarla ilgili herhangi bir  şey var mı? Herhangi bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, defterdar yardımcılarıyla ilgili de herhangi bir şey  yok. Defterdar yardımcıları arasında da eşitsizlik var; onların bir kısmı 3.600, bir kısmı 3.000 gösterge bekliyor. Bunların sorunlarını çözmemiz gerekiyor ve sonuç olarak şunu söylüyorum: Bu torba yasa halkın beklentilerine cevap verecek bir yasa değildir, bunu yeniden düzenlemeli ve halkın beklentilerine cevap verecek yasalar ortaya konulmalıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın  Canalioğlu.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmedi.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edildi.

Madde 117’de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 117’inci maddesinde bulunan “dört”  ibaresinin “beş” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

            Pervin Buldan                          İdris Baluken                            Adil Zozani

                    Iğdır                                      Bingöl                                    Hakkâri

      Abdullah Levent Tüzel                      Sırrı Sakık                             Hasip Kaplan

                  İstanbul                                     Muş                                       Şırnak

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 117 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                            Ruhsar Demirel

                  Manisa                                    Konya                                          Eskişehir

          Yusuf Halaçoğlu                           Alim Işık                                      Emin Çınar

                   Kayseri                                  Kütahya                                       Kastamonu

                                    Mehmet Günal                           Cemalettin Şimşek   

                                          Antalya                                         Samsun

Madde 117- 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “üç” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 117. maddesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Uğur Bayraktutan                     Haluk Eyidoğan

                 İstanbul                                     Artvin                                    İstanbul

           Namık Havutça                         Doğan Şafak                        Ali Haydar Öner

                 Balıkesir                                    Niğde                                      Isparta

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ali Haydar Öner.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz; bazı kanun hükmündeki kararnameler ile kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören tasarı ve teklifleri görüşüyoruz. Daha yeni sayılabilecek bir tarihte yayınlanan kanun hükmünde kararnameler ile bir kısım hükümleri eskimeden değişen, değiştirilen kanunlar görüşülüyor. Eleştiriler ve katkılar muhalefet partilerinden, parmak kaldırmalar ve kabuller AKP’den. Yoklamaya katılım için 100 metre rekorlarını İzmir Marşı’yla kıran milletvekilleri, çoğunluğun sağlandığı anlaşıldıktan sonra şu anda olduğu gibi Genel Kurul salonunda genellikle bulunmuyorlar. Komisyonlarda yeterli katkı sağlamayan Adalet ve Kalkınma Partili sayın milletvekilleri Genel Kurulda da katkılarını esirgiyorlar.

Değerli milletvekillerimiz, biz burada yasama çalışması mı yapıyoruz, yasamacılık oyunu mu oynuyoruz? İktidar partisi milletvekillerinin tek işi yoklamaya katılıp parmak kaldırıp kabul oyu vermek midir? 524 sıra sayılı Yasa Tasarısı görüşülüyor, takip ettim 117’nci maddedeyiz, kanunun bütünü dışında bir de bölümde söz alan arkadaşımız var, Allah rızası için bir tek iktidar partisi milletvekili söz alıp konuşmamış.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen ne yapacaksın? Sen kendi işine bak!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Recep Özel, cevabını alırsın. Milletvekilliği sorumluluğunu müdrik değilsin, sadece laf atıyorsun. Ispartalılardan da utan, Türk milletinden de utanmalısın! (CHP sıralarından alkışlar)

Görüştüğümüz tasarı ve teklifler torba kanun veya temel kanun diye adlandırılıyor. Torba kanun mu, çorba kanun mu, çuval kanun mu, belli değil. Ne bulursan koy sepete, at torbaya. Böyle bir kanun hiçbir şekilde temel kanun olarak tanımlanamaz. Bir kanunun temel kanun olarak tanımlanabilmesi için, İç Tüzük 91’e göre “Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle ve kapsamlı olarak değiştirecek biçimde genel ilkeleri içermesi…” deniyor ve devam ediyor. Bu yasa tasarısının içinde kaç tane kanun var, bilen var mı? Üşenmedim saydım, tam 58 yasada değişiklik yapılıyor. İnsaf, Hükûmet adına da insaf! Komisyonlar da nasıl böyle kırk yamalı bohça yasasını temel kanun diye getirirler, şaşmamak elde değil.

İçinde neler var: Aile ve sosyal politikalarla ilgili var ama Kamu İhale Kanunu’nun 7 maddesi değişiyor, 4 ek madde daha geliyor. Zaten daha önce de kaç defa değişmişti. İşiniz gücünüz Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapmakla mı geçecek? Her değişiklik yeni bir yolsuzluğun kapısını aralıyor. Sivil havacılık var, bilgi teknolojileri var, Türk Standartları Enstitüsü var, Devlet Memurları Kanunu var, ne varsa bulunmuş. Torbaya atılanların bir kısmı ihtiyaçtan. Gerçekten vatandaşların beklediği bir kısım yasa hükümleri var ama pek çok beklenen yok. Çiftçilerin beklediği yok, emeklilerin beklediği yok, polislerin beklediği yok, hâkim teminatını içerenler yok, benzeri durumlar yok.

Yazılı basın bloke edildi, görsel basındaki altyazılar bile uzaktan kumandalı aletlerle silinmeye çalışılıyor. Yazılı ve görsel basın engellendi, şimdi sanal ortamdaki yayınlar da engellenmeye çalışılıyor. Eğer, Usain Bolt Türkiye'de olsaydı hiçbir yarışta rekor kıramazdı çünkü önüne sürekli engeller çıkarılırdı.

Bir sonraki maddeye bazı hususlar kalacak. 17 Aralıkta bir yolsuzluk operasyonu yapıldı, o yolsuzluk operasyonu 40 tane yeni kanun, 40 tane yeni düzenlemeye ihtiyaç gösterdi.

118’inci maddede görüşmek üzere, hak edenlere saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 117 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Cemalettin Şimşek (Samsun) ve arkadaşları

MADDE 117 – 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “üç” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şimşek.

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 524 sıra sayılı torba yasanın 117’nci maddesi üzerinde -633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesinin (2)’nci fıkrasıyla ilgili- vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, burada -tabii ki Parlamentonun görevi- yasalar geliyor önümüze, bu yasaları yapıyoruz, çıkarıyoruz ancak son zamanlarda öyle bir noktaya geldi ki tartışmalar gerçekten vatandaşımızın bu yaptığımız yasalara ne kadar güvendiği, bizlere ne kadar güvendiği, yürütmeye, yasamaya, yargıya ne kadar güvendiği konusunda çok büyük tartışmalar geçiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle bizim tartışmamız gereken konunun bu olduğunu, elbette daha sonra da Parlamentonun, yüce heyetinizin bu yasaları yapması gerektiğine inanıyorum.

Ortalıkta öyle şeyler var ki -bu kadar yolsuzluk, rüşvet, kıyım, hukuksuzluk- ne bu görüştüğümüz torba yasanın, kanunun ne de önergelerin ne halk nezdinde ne de bence çok fazla da bir önemi yok. Gördüğüm, baktığım kadarıyla da bu güvensizlik ortamının en büyük nedenlerinden bir tanesi ve bunu vatandaşımıza yansıtan Sayın Başbakan yani gördüğümüz şey bu.

Bakın, şöyle söyleyelim: Başbakan Fas’tan telefonla bir televizyon kanalının yetkilisini arayarak Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin bir demecinin alt yazıyla geçmesine “Kaldırın.” diyor. Bir demokratik ülkede, demokrasiyle yönetilen bir ülkede bir başbakan bir televizyon kanalını arar da ona “Bu alt yazıyı kaldırın.” der mi? Bu demokrasi olur mu? Demokratik bir ülkede böyle bir şey olabilir mi? Bakın, biz burada kanunları yapmaya çalışıyoruz ama Sayın Başbakanın yaptıklarına bakın. Vatandaş nasıl güvensin değerli milletvekilleri?

Bu ülkede, ayrıca, yasa ve yasalar çerçevesinde görevini yapan kamu görevlileri hallaç pamuğu gibi kış ortasında oradan oraya savruluyor. Onları “paralel devlet” olarak ilan ediyor. Bunu söyleyen bir başbakan. Normal görevini yapan kamu görevlileri görevlerini yapmalarından dolayı paralel devlet olabilir mi? Bir savcı eğer kendisine bir ihbar gelmişse bunu değerlendirmek, bunu yapmak zorunda. Yapmadığı zaman, o işi yapmadığında kanunsuzluk yapmış olur. Ama, bunu yapanları “paralel devlet” olarak ilan ediyor Sayın Başbakan. İş adamlarını hoşuna gitmeyen açıklamalar yaptılar diye… Son zamanlarda döviz arttı bu ülkede, faizler arttı, vatandaşın cebinden paralar çıktı. İş adamları da yatırımcı gelmez diye endişelerini dile getirdiler. Sayın Başbakan ne dedi onlara? “Hain” dedi, “İhanet içerisindedirler.” dedi. Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım?

Şimdi, bu bakanlar hakkında fezlekeler düzenlendi. Sayın Başbakan bu fezlekelerin Meclise gelmesini engellettirdi, görüşmelerini engellettirdi. Sayın bakanlardan bir tanesi Zafer Çağlayan Mersin’de yaptığı açıklamada “Bizim hiçbir günahımız yok, bize bu atfedilen suçların hiçbirini işlemedik, biz tertemiziz.” diyor. Sayın Bakan Muammer Güler Mardin’de yaptığı açıklamada “Ben aklanmadan daha siyasete dönmeyeceğim.” diyor. Bu fezlekelerin buraya gelmesini engellerseniz Mecliste görüşülmesini engellerseniz bu sayın bakanlar nasıl aklanacaklar arkadaşlar? Bunları çamaşır suyuna soksak aklanabilirler mi? Yani bu yasalarda  nerede, nasıl aklanacakları belli. Bunların önüne geçerek bir şekilde bunu önlemek, bakanların da kanuni hakkını, yargılanma hakkını kullanmanın önüne geçmek demek değil midir? Sizlere söylüyorum: Bu fezlekeler mutlaka bu Meclise gelip görüşülmeli, bakanlar zan altından, eğer suçlu değillerse bundan kurtulmalıdırlar.

Şimdi, ayrıca, demokratik hakkını kullanan eylemcileri de, sanatçıları da Sayın Başbakan tehdit ediyor. Biliyorsunuz, Gezi eylemlerinde “Mehmet Ali Alabora” diye bir sanatçımız orada Gezi eylemlerine destek verdiğinden dolayı Başbakanın hedefi hâline geldi. Bunları niçin anlatıyorum değerli milletvekilleri? Bunlar, bu tavırlar ülkemizdeki demokrasiyi geliştirmiyor, geriye götürüyor, onun için bunları anlatmaya çalışıyorum. Bunlar demokratik davranışlar değil. Elbette ki bir sanatçı bir konudaki muhalefetini ortaya koyacak ama bir başbakan bunu hedef almaz, böyle şey olmaz, bunlarla uğraşmaz. Başbakanın uğraşacağı, konuşacağı başka şeyler vardır. Daha birçok söyleyeceğim şey var ama bir maddede daha konuşmam var herhâlde. Bu vesileyle hepinize tekrar saygılar sunuyorum.

BAŞKAN –Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmedi.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 117’inci maddesinde bulunan “dört” ibaresinin “beş” şeklinde değiştirilmesini arz ve  talep ederiz.

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Buldan ne yapalım?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu önergeyle Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev kapsamının genişliği ve ehemmiyeti göz önünde bulundurularak müsteşar yardımcısı sayısı artırılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 118’de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 118. Maddesindeki “yurtdışı teşkilatı” ifadesinin yurtdışı teşkilatları” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

    Mehmet Akif Hamzaçebi          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar

                 İstanbul                                   İstanbul                                    Kocaeli

     Ramazan Kerim Özkan                    Hasan Ören                     Dilek Akagün Yılmaz

                  Burdur                                     Manisa                                      Uşak

                                                          Ali Haydar Öner                                  

                                                                  Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 118'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Taşra ve Yurtdışı Teşkilatı, Kurullar ve Çalışma Gruplar" ibaresinin "Kurullar ve Çalışma Grupları ile Taşra ve Yurtdışı Teşkilatı" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                       Erol Dora                                    Sırrı Sakık

                                         Mardin                                           Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 118 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

"MADDE 118- 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dördüncü Bölümünün başlığı "Taşra ve Yurtdışı Teşkilatı, Kurullar ve Çalışma Grupları" şeklinde değiştirilmiş ve 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 23/A maddesi eklenmiştir.

"Yurtdışı teşkilatı

MADDE 23/A- (1) Bakanlık, 13/12/1983 tarihli ve 189 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede belirlenen esaslar çerçevesinde yurtdışı teşkilatı kurmaya yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Maddede ifade düzeltmesi yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 118'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Taşra ve Yurtdışı Teşkilatı, Kurullar ve Çalışma Gruplar" ibaresinin "Kurullar ve Çalışma Grupları ile Taşra ve Yurtdışı Teşkilatı" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun lütfen.

Gerekçe:

Bu önerge ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 633 Sayılı Kanunun dördüncü bölümünün daha anlaşılır olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 118. Maddesindeki “yurtdışı teşkilatı” ifadesinin “yurtdışı teşkilatları” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                        Mehmet Akif Hamzaçebi (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurunuz.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkanım, çok teşekkürler ediyorum.

Sayın milletvekillerimiz, 17 Aralık operasyonu yeni yasama çalışmalarına vesile oldu ama 17 Aralık operasyonu kötü örneklere de vesile oldu. Tarihte ilk defa, hırsızların polisleri kovaladığı, savcıları, hâkimleri yerinden ettiği bir dönem geldi. Fakat bu 524 sayılı torba mı, çuval mı, temel kanun mu, ne ise orada erişimin, İnternet ortamındaki erişimin engellenmesini bir tek kişiye veriyor, hâkim olmayan kişiye hâkim yetkisi veriyor. Dinleme için de ağır ceza heyetinin oy birliğinin aranacağı bir yasama çalışması yapılıyor. Ne çelişkidir anlamak mümkün değil.

En iyisi, Hükûmet eleştirilmeyi menetsin. Sayın Başbakanın uzaktan verdiği talimat doğrultusunda alt yazılar silindiği gibi, alt yazı silicili uzaktan kumandalar icat edilsin, Hükûmet eleştirilirken televizyonlar otomatikman kararsın, sesleri de otomatikman kısılsın tıpkı 34’üncü dakikada “Mustafa Kemal’in askerleyiz.” diye bağıran sporseverlerin seslerinin kısılması gibi. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir önerim daha var: Alfabeden “z” harfini çıkarın, “z” harfi çıkarsa hırsızlık telaffuz edilemez, “hırsılık” hâline gelir; yolsuzluk telaffuz edilemez, “yolsuluk” hâline gelir. Yolsuzluk denmesin, denemesin. Bundan böyle ayakkabıların da kutulara konması menedilsin, torbaya vesaireye konsun.

İktidar partisinden bir değerli milletvekilimiz çıkıp “Ya, bu kutuda para ne geziyor?” niye demiyor? Millet bunun cevabını bekliyor. Bir iktidar partisi sayın vekilinden, efendim…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Diyorlar, diyorlar...

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Ama kapalı mahfilde diyorlarmış, açıktan diyen yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bire bir diyorlar, söylüyorlar ya yeter.

LEVENT GÖK (Ankara) – “Az çıkmış.” diyorlar ama Sayın Valim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, “Sonuna kadar gidilsin, araştırılsın.” diyorlar…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Olur mu öyle şey?” diyorlar.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – …ne sorgulatıyorlar ne yargılatıyorlar.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Büyütecek bir şey yok.” diyorlar.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Sayın Başbakan da “Para olduğu ne malum, ya kitapsa?” diyor -o çuvallar giriyor ya bazı evlere, mekânlara- ama o kitaplar nasıl oluyor da kutularda, kasalarda paraya dönüşüyor, bunu Zati Sungur bile izah edemez, başaramaz. Bazı yandaş yazarlar bile izah edemez.

Yolsuzlukların üstünün örtülmesi, delillerin karartılması, sorgulamaların, yargılamaların geciktirilmesi sadece günahları büyütür, hepinizin vebalini artırır. Her gün yeni bir yolsuzluk ortaya çıkıyor, yeni bir dalavere ortaya çıkıyor, yeni bir rantçılık hilesiyle karşılaşıyoruz. Efendim, en son, sit alanlarını da koruma kurullarının elinden alıp nelere çevirmişsiniz. Koruma kurullarına bile mi rüşvet verildi, ne oldu, bilmiyorum. Rüşvete aracılık eden kamu görevlileri de herhâlde var.

Bu duyarsızlıkları yakıştıramadığım Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın milletvekilleri var, bir kısmını görüyorum. Bir gün söyleyeceğim.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Aynaya bak, aynaya.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Ama, efendim, daha önce -burada yok- istifa eden bazı milletvekilleri var, değirmenine su taşıdıkları yerin yanlış değirmen olduğunu anladılar, bağımsız olarak görevlerini sürdürüyorlar.

LEVENT GÖK (Ankara) – Bunlar hâlâ taşıyorlar ama.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Haram iki türlüdür deniyor; biri yemek, biri yenmesine müsaade etmek. Üçüncü haram bu defa -devam ediyor- yiyenleri, yedirenleri, çalanları, çaldıranları sorgulatmıyorsunuz, yargılatmıyorsunuz. Hiç uğraşmayın, günü gelecek sorgulatmayanlar, yargılatmayanlar adaletle çarpılacak, hak yerini bulacak, yetim hakkını alacak.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Siz dua edin sizi suçlamıyorlar Sayın Valim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Antalya’da Giden Gelmez Dağları var, Giden Gelmez Dağları. Bazı arkadaşlarımız “Geldik, gitmeyiz.” türküsü mü söylemeye kalkışıyorlar. Merak etmeyin, sizden önce gelenler gittiler, sizler de gideceksiniz ama gittikten sonra hayırla, şükranla anılmak lazım. Ayakkabı kutularındaki paraları sorgulatmayanlar hayırla anılmayı hak etmiyorlar.

Hak edenlere saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmedi.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edildi.

Madde 119’da üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 119 uncu maddesinde geçen “açabilir” ibaresinin, “açar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                      Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 119’uncu maddesinde bulunan “yer alan” ibaresinin “yazılı olan” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                          Erol Dora                                  Sırrı Sakık

                                            Mardin                                        Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 119. Maddesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

              Hasan Ören                     Dilek Akagün Yılmaz                     Tufan Köse

                  Manisa                                      Uşak                                      Çorum

                                      Muharrem Işık                           Levent Gök

                                           Erzincan                                     Ankara

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Gök, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde üzerinde yapacağım konuşmayı hazırlamış ve kendi iç dünyamda kendi kendime tekrar ederken birden konuşma metnimi değiştirme ihtiyacı içerisinde hissettim kendimi.

Bir müddet önce Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bir cümlesi aklıma geldi. Bu yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra bakanların çocuklarının tutuklandığı, bakanlar hakkında fezleke düzenlendiği bir ortamda Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç çıktı ve dedi ki: “Biz ne kadar safmışız!” Ve ben de gerçekten baktım, arkadaşlarımıza, sizlere haksızlık ettiğimi düşündüm.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten yani sözlüğe baktım “saf” kime denir diye; fazla zeki olmayan, kolayca kandırılan kişilere saf deniyor. Yani şimdi böylesine saf arkadaşlarımızı böyle ağır iddialarla suçlamanın da haksızlık olduğunu düşündüm. Saf saf, saf altınlar yürütülüyor, gidiyor. Altınlar saf, arkadaşlarımız saf, bizler safız, ayakkabı kutuları saf. Az önce konuşan konuşmacımız “Ayakkabı kutuları içindeki paraları niçin sorgulamadınız?” diyor. Niçin sorgulansın, yani saflıklarından Sayın Valim! Yani arkadaşlarımız bu paraların ayakkabı kutularının içine girmeyeceğini bilmiyorlar ki, esas onlar kasaya girmesi gerekiyordu ama saflar. Herkes saf, Başbakan saf, bakanlar saf, saf saf Türkiye’yi idare ediyoruz ve zannediyoruz ki Türkiye’deki insanlarımız da saf. Şimdi, gerçekten sizlere haksızlık edildiği ortada. Yani bu ülkeyi yönetenlerin zeki olmadıklarının, kolayca kandırıldıklarının kendileri tarafından ifade edildiği bir ortamda biz de muhalefet olarak sizleri suçluyoruz.

Değerli milletvekilleri, yani gerçekten bu konu ve bu durumunuz bir ibretiâlemdir. Şimdi, bunu değiştirecek birtakım mekanizmaları kurmamız gerekiyor. Yani bu saflıktan nasıl kurtulacaksınız? Safsınız ama saflık hâlen devam ediyor. Fezlekeler geliyor saf saf Adalet bakanlığına, “Yanlış gelmiş.” deyip geri gönderiliyor, yapılan işlemlerin tümü reddediliyor, savcılar değiştiriliyor ama unutuyorsunuz ki Türk halkının da size vereceği bir cevap var. Şimdi, 30 Marta doğru yaklaşıyoruz. 30 Marta doğru giderken sizin bu saf ayaklarınızın altında yatan bütün dümenleri sorgulayacağımız döneme geliyoruz, kurtuluş yok.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Bundan size ekmek yok!

LEVENT GÖK (Devamla) – Sizler saf ayağına yatmayın. Türk halkı saf değil. Türk halkı, bir paralel devlet iddiasıyla, komplo teorilerinin üretildiği bir ortamda yolsuzlukları da biliyor, rüşveti de biliyor, her şeyi de biliyor, yolsuzlukların boğazınıza kadar sizi bataklığa çektiğinin farkında. Şimdi, böylesine önemli bir süreçte halkımız bu hesaplaşma gününü bekliyor. Fezlekeleri kaçırabilirsiniz; hırsızı sorgulayan, yakalayan emniyet kuvvetlerini değiştirebilirsiniz; savcıları değiştirebilirsiniz; hâkimleri değiştirebilirsiniz ama Türk halkının o saf yüreğini değiştiremezsiniz, saf yüreğini değiştiremezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) O saf yüreğinin altında biliniz ki Mustafa Kemal’in kurduğu bu cumhuriyette o emperyalizme karşı verilen savaşı en güç koşullarda, en kıt olanaklarla kuran bu ülkenin yurttaşları, bu ülkenin bütün kaynaklarını hovardaca harcayan, kendi yandaşlarına peşkeş çeken bu iktidardan mutlaka hesap soracak yürektedir. Bizler biliyoruz ki Türkiye’de yaşayan bütün insanlar, bütün yurttaşlar İsmet Paşa’nın şu sözünü şiar edinmiştir: “Bu ülkenin namuslu insanları namussuzlardan daha cesaretlidir.”

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 119’uncu maddesinde bulunan “yer alan” ibaresinin “yazılı olan” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                          Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe lütfen.

Gerekçe:

Bu önerge ile maddenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmedi.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 119 uncu maddesinde geçen “açabilir” ibaresinin, “açar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe lütfen…

Gerekçe: Veri tabanında tutulan bilgilerin belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idareler ve Türkiye Kızılay Derneğine açması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmedi.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edildi.

Madde 120’de üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 120’nci maddesinde bulunan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                    Erol Dora                                      Sırrı Sakık

                                      Mardin                                            Muş

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 120. Maddesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

              Hasan Ören                     Dilek Akagün Yılmaz                     Tufan Köse

                  Manisa                                      Uşak                                      Çorum

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Mustafa Kalaycı                      Ruhsar Demirer                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, gerekçeyi okutuyorum?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

Gerekçe: Devredilmesi öngörülen sosyal hizmet kuruluşlarının personeli, taşınmazları, her türlü araç ve gereçleri ile borç ve alacaklarının kime ait olacağı ve hangilerinin nasıl devredileceği konusunda açıklık bulunmamaktadır.

BAŞKAN – Sayın Dilek Akagün Yılmaz, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 120’nci maddesi üzerine grubumuz tarafından verilen önerge üzerinde konuşmak üzere söz aldım.

Grubumuzun verdiği önerge bu maddenin metinden çıkartılmasına ilişkin. Artık zaten burada yasa yapmamızın çok fazla bir anlamı kalmadı, yani ne yasalara uyuluyor ne Anayasa’ya uyuluyor ne de verilen sözlere uyuluyor. Ben bu madde üzerinde konuşmayacağım sevgili arkadaşlar.

Bugün Adalet Komisyonuna bir tasarı geldi, aynen şöyle: “Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına ve çeşitli kanunlardaki değişikliğe ilişkin…” En başında da bizim Adalet Komisyonundaki arkadaşlarımızın imzaları var.

Şimdi, bunu görünce biz elbette çok sevindik. Bakandan, Başbakandan bunları duyduğumuzda, özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı, terör mahkemelerinin kaldırılacağına dönük bu çalışmayı duyunca çok sevinmiştik, demiştik ki: Yıllardır özel yetkili mahkemelerin bu ülkede olmaması gerektiğini söylüyoruz. Bütün insanların -yani suçlu da olabilir, suçsuz da olabilir, daha sonra beraat de edebilir- doğal mahkemelerinde, yani suç işlediklerindeki o yerdeki mahkemelerde yargılanması gerektiğini, özel ayarlanmış mahkemelerde yargılanmaması gerektiğini biz yıllardır söylüyorduk. “Tamam, şimdi böylesi bir şey geliyor.” dedik. Ama bütün insanların Godot’yu bekler gibi beklediği bu tasarıdan ne çıktı biliyor musunuz sevgili arkadaşlar? Dedi ya Sayın Başbakan, cezaevindekilere umut verdi ya, “Bu, özel yetkili mahkemeler, terör mahkemeleri sahte delillerle, ayarlanmış yargıçlarla kumpas kurdular bizim memleketimize, askerlerimize, aydınlarımıza. Onların bir an önce çıkması gerekir.” dedi ya, aynı şeyi Yalçın Akdoğan da söyledi, “Kumpas kurdular millî ordumuza, Millî İstihbarat Teşkilatına ve millî Hükûmete.” dedi. “O insanlar masum bir şekilde orada yatıyor.” denildi ve Sayın Başbakan dedi ki Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun görüşmesinden sonra: “Bu kumpas davalarında yeniden yargılanmalar yapılabilir özel yetkili mahkemelerde, tasfiye hâlindeki, geçen yıl 2012 Temmuzunda tasfiye hâline soktuğunuz özel yetkili mahkemelerde mahkûmiyet alanların yeniden yargılanması söz konusu olabilir.” Cezaevindeki insanlarla oynadınız, onların aileleriyle oynadınız. Peki, bugün gelen yasa tasarısında ne var? Koskoca bir hiç. Görüyoruz ki bu yasa tasarısında özel yetkili mahkemeleri kaldırıyorsunuz, terör mahkemelerini kaldırıyorsunuz; bunları kaldırıyorsunuz ne için? Kendinizle ilgili yapılan o “ayarlanmış yargıçlar ve savcılar” dediğiniz, “cemaatin çetesi” dediğiniz o yargıçları dağıtmak için, savcıları dağıtmak için yapıyorsunuz, onları kaldırıyorsunuz ama daha dün söylediğiniz… “Bu insanlar masum, bu insanlar sahte delillerle mahkûm oldular.” denilen insanlar için en ufak bir madde, en ufak bir gelişme, en ufak bir umut bırakmıyorsunuz. Nasıl insanlarsınız siz? Vicdanınız nerede? Sayın Başbakanın vicdanı nerede? Ben buradan ona sesleniyorum, hem “Kumpas var.” diyeceksiniz hem “Sahte delil var.” diyeceksiniz hem “Ayarlanmış yargıçlarla masum insanlar mahkûm edildi.” diyeceksiniz sonra da arkanızı dönüp gideceksiniz. Bunu yapabilir misiniz? Bunu hanginiz yapabilir? Bir düşünün,  kendinizi o insanların yerine koyun. Böylesi bir şey yapıyorsanız eğer bu ülke insanları sizi affetmeyecek.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Dilek Hanım, bağırma, bağırma.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Bakın, ben eminim ki, eminim ki, bu söylenilen yalanlar nedeniyle, halkı kandırma nedeniyle insanlar Meclisin önüne yığılacaklar, “Siz nasıl bize yalan söylediniz? Madem bu insanlar böylesine haksız yere mahkûm edildi, nasıl sırtınızı dönebilirsiniz onlara?” diyecekler, sizden hesap soracaklar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Niye bağırıyorsun ya?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, bu mahkemelerle ilgili ayarlanmış ve sahte delillerden bahsedildi, 5 no.lu hard diskin sahte olduğu TÜBİTAK raporuyla anlaşıldı. Ne oldu? Gittiler 10. Ağır Ceza Mahkemesine, yargılanmanın iadesi 311’e göre istendi, “ret” dedi 10. Ağır Ceza Mahkemesi. Ne oldu? Bu Balyoz ile Ergenekon davasında gösterilen Danıştay şemasının aslında sahte olduğu anlaşıldı. Ne oldu? Bunların hiçbirisini dikkate almıyorlar. O insanlar, Fatih Hilmioğlu, bakın, ölüm döşeğinde neredeyse; Kemal Alemdaroğlu şu anda hastanede yatıyor, ölüm döşeğinde; Ergun Poyraz yedi buçuk yıldır cezaevinde; Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Engin Alan, İlker Başbuğ, bunların hepsi şu anda cezaevindeler ve bu tasarıyı bekliyorlardı umut içinde ama o insanların umutlarını öldürdünüz, o insanların ailelerinin umutlarını öldürdünüz, bu halkın size birazcık bile olsa güvenini öldürdünüz. Sadece kendiniz için yapıyorsunuz bu değişikliği, sadece kendi insanlarınızı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) - …kurtarmak için, Başbakanın oğlunu kurtarmak için, bakanları kurtarmak için yapıyorsunuz. Hepinize yazıklar olsun, hepinize! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Sana Yazıklar olsun!” sesleri, gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sana yazıklar olsun!

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Sana yazıklar olsun!

SALİM USLU (Çorum) – Sana yazıklar olsun! Terbiyesiz!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yazıklar olsun, söylenecek laf yok zaten! Niye yalan söylediniz, neden yalan söylediniz! Bu yalanı nasıl açıklayacaksınız! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, doktor çağırın.

BAŞKAN – Yok, Sayın Yılmaz kendini koruyor. Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum. Geleceğim, ondan sonra ara vereceğim bir yemek arası, onu duyurmuş olayım.

Kapanma Saati: 19.21


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

120’nci madde üzerindeki Uşak Milletvekili Sayın Dilek Akagün Yılmaz ve arkadaşlarının ve aynı mahiyetteki diğer önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Şimdi biri var, biri yok dedi.

Elektronik oylama yapıyorum.

İki dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.27


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

120’nci madde üzerindeki, maddenin tasarıdan çıkarılmasına ilişkin iki önergenin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 120’nci maddesinde bulunan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi lütfen…

Gerekçe:

Bu önergeyle maddenin daha anlaşılır olması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

121’inci maddede üç adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 121'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan birinci "haberleşme," kelimesinin madde metninden çıkartılmasını arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                       Erol Dora                                    Sırrı Sakık

                                         Mardin                                           Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 121. maddesindeki "Afet ve acil durumlara yönelik sağlık hizmetlerinin sunumu" ifadesinden sonra gelmek üzere "ayrıca, bakanlığın diğer hizmetlerinin de öncelikle sunulması amacıyla" ifadesinin eklenmesini arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

                                       Hasan Ören                         Dilek Akagün Yılmaz

                                           Manisa                                          Uşak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 121 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                  Cemalettin Şimşek                         Mehmet Günal

                                           Samsun                                       Antalya

"MADDE 121- 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiş ve diğer bendler buna göre teselsül ettirilmiştir.

"f) Acil sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli telsiz haberleşme altyapısını kurup işletmek."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, gerekçeyi mi okutuyorum?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçe lütfen…

Gerekçe:

Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasına alınan "acil sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli telsiz haberleşme altyapısını kurup işletmek" görevi ayrı bir bent olarak düzenlenmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 121'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan birinci "haberleşme," kelimesinin madde metninden çıkartılmasını arz ve talep ederiz.

                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe lütfen…

Gerekçe:

Bu önerge ile hem anlatımdaki hata düzeltilmiş hem tekrar önlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 121. maddesindeki "Afet ve acil durumlara yönelik sağlık hizmetlerinin sunumu" ifadesinden sonra gelmek üzere "ayrıca, bakanlığın diğer hizmetlerinin de öncelikle sunulması amacıyla" ifadesinin eklenmesini arz ederiz.

                                                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Aytuğ Atıcı, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 524 sıra sayılı çorba yasanın, tasarının 121’inci maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Aklını kullanarak parmak kaldıran tüm milletvekillerini saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanlığı, maalesef ama maalesef, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle yönetilmektedir. Oysa, 663 sayılı KHK kanunsuzdur, hukuksuzdur, olağanüstü şartların yasasıdır ve gayrimeşru bir yasadır. Bunu, defalarca bu kürsüden size aktardım. İki yıl üç aylık olan ve kaçıncı kez değiştirdiğinizi sizin bile unuttuğunuz, bilmediğiniz bu tasarının, bu kararnamenin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendini değiştiriyorsunuz. İnanın kendi yasalarınızı bile o kadar hızlı değiştiriyorsunuz ki tek kelimeyle güvenilmezsiniz.

Bakın, şimdi size bir efsane anlatacağım, bu, herhâlde, Parlamento tarihine girecek bir uygulamadır. Şu anda biz ne yapıyoruz burada? Şu anda biz 524 sayılı bir tasarıyı görüşüyoruz değil mi? Bu tasarının görüşülmesi bitti mi? Bitmedi. Onay aşamaları tamamlandı mı? Cumhurbaşkanlığından ya da başka bir… Resmî Gazete’de yayınlandı mı? Hayır.  Bu tasarının 24’üncü maddesini bir şekilde değiştirdiniz burada, bakın, bu tasarının 24’üncü maddesini değiştirdiniz. Daha, bu tasarının görüşmeleri devam ederken, yeni bir kanun teklifi hazırladınız, şu anda Plan ve Bütçede görüşülüyor ve burada henüz onaylanmamış olan bir maddeyi değiştiriyorsunuz. Parlamento tarihinde ilktir, daha bir yasa onaylanmadan, daha bir yasanın görüşmeleri bile tamamlanmadan, aşağıda, Genel Kurulda görüşülürken siz yukarıda Plan ve Bütçe Komisyonuna bir teklif verdiniz, kanun teklifi, burada görüşülmüş olan bir maddeyi gene değiştiriyorsunuz. Ben ne diyeyim size? Bu utanç size yeter, eğer utanma duygusu kaldıysa.

Bakın, bu yasada Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasına acil sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli telsiz ve haberleşme altyapısının kurulmasını ekliyorsunuz. Yani, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bütün işleri bitti, telsiz kurmak kaldı! Bırakın telsizi bir başkası kursun. Gerekçeniz neymiş efendim? Belli değil. “Efendim, acil sağlık hizmetlerinin telsizlerini kullanırken başka kurumlarınkini kullanıyor.” Sanki Yunanistan’ın telsiz altyapısını kullanıyormuş gibi. Kullansın, ne olur? Acil Sağlık Hizmetleri Müdürünün görevi kalkıp telsiz kurmak mıdır, acil sağlık hizmetlerini iyileştirmek midir? Bunu net olarak düşünmeniz lazım.

Telsize harcayacağı zamanı, parayı Sağlık Bakanı, Müsteşarı ve Genel Müdürü sağlıktaki iyileştirmeler için kullanmalıdır. Acil servislerde çalışan tıp uzmanları yeterli mi? Değil. On bir yılda sayıyı artırdınız mı? Artırmadınız, tam tersine ambulanslarda bulunan acilcileri aldınız, aile hekimleri yaptınız. Acil servise gelen hasta sayısı, bir hastaneye gelen hasta sayısının üçte 1’idir. Niye biliyor musunuz bu utanç? Çünkü tam on bir noktada katkı ve katılım payı alıyorsunuz, insanlar polikliniğe gidemiyorlar ve acil servislere geliyorlar sanki acil servisler bedavaymış gibi. Başbakan da, Sağlık Bakanı da defalarca “Acil sağlık hizmetleri bedavadır.” demiştir. Ben buradan söylüyorum: Yeşil alana giren bütün acil sağlık hizmetlerinden para alıyorsunuz.

Bakın, acil sağlık hizmetlerinin belkemiği olan ve çok zorluklar içerisinde fedakârca çalışan acil tıp teknisyenleri, doktorlar ve paramedikler kan ağlamaktadırlar. Neden, biliyor musunuz? Çünkü, onların özlük haklarını iyileştirmiyorsunuz. Gelin telsizi sahibine bırakalım, biz acil uzmanlarının, paramediklerin, ATT’lerin özlük haklarını düzeltelim; onların eğitimlerini artıralım, onları bir afet durumunda çok etkili bir şekilde kullanabilmek için yurt dışına gönderelim, oradaki durumlardan yararlanmalarını sağlayalım. Siz ne yapıyorsunuz bunu yapmak yerine? Tesis yapıyorsunuz. Daha önce ne yaptınız? Gemi hastane yapmaya kalktınız. Gemi hastane tabii ki yapılacak ama gemi hastane yapana kadar depreme dayanıklı güzel hastaneler yapın. Van’da bir deprem olsa gemi hastanesi ne işe yarayacak?

Değerli arkadaşlar, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü telsizle uğraşacağına, Acil 112’lerde kayınpeder, enişte aracılığıyla yapılan yolsuzlukları aydınlatsın yeter bu şeref ona.

İyi akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 122’de birbirinin aynı iki önerge vardır aynı mahiyette; okutup, ayrı ayrı işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 122. Maddesinin metinden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                   Ramazan Kerim Özkan

                 İstanbul                                    Kocaeli                                    Burdur

                                     Hasan Ören                       Dilek Akagün Yılmaz

                                         Manisa                                        Uşak

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                   Cemalettin Şimşek                        Mehmet Günal

                                           Samsun                                      Antalya

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz önergelere?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, gerekçeyi mi okutalım?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Cemalettin Şimşek konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Şimşek, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 122’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını talep ediyoruz. Niçin bunu yapıyoruz değerli milletvekilleri? 122’nci maddeyle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı iki tane hastanenin kamu hastanelerine devrini öngörüyor bu yasa. Şimdi, gerek Hükûmetin politikaları gerekse bu sağlıktaki politikalar birbiriyle çelişmekte.

Diğer işlere baktığımızda, özelleştirmeler yapılırken bu hastanecilik işinde, sağlık hizmetlerinde de bir nevi kamulaştırma yapıyoruz. Burada bir çelişki var bir defa. Diyanet İşleri Başkanlığının vakıf hastaneleri özel hastane mantığında çalışan ve -ben de gidip tedavi olduğum bir hastane olduğu için biliyorum- sağlık hizmetlerinin kalitesi kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetleriyle kıyaslanamayacak derecede daha kaliteli, daha iyi hizmet sunulmakta, hastalar daha memnun olmakta. Eğer biz bu hastaneyi kamu hastane birliklerine katar da o mantıkla işletirsek, niceliksel olarak, işte, sayısal olarak daha çok hasta bakılacak orada ama sağlık hizmetlerinin kaliteli sunumundan geriye adım atılmış olunacak. Bir defa bu bakımdan sakıncalı. Biz hep söylüyoruz, diyoruz ki: Sağlık hizmetlerinde sayısal çoğaltmak ya da 8,3’lere, 8,5’lere çıkmak önemli değil, asıl olan sağlık hizmetlerinin sunumunun kaliteli olmasıdır, giden insanların netice almasıdır. Burada birçok hekim arkadaşlarım var, görüyorum onları da ben, onlar da bu görüşe katılacaklardır.

Son zamanlarda âdeta şöyle bir şey icat edildi: İşte, Türkiye'de 2002’de 4’lerdeyken, 3’lerdeyken kişi başına baktığımız hasta sayısı, bugün 8’lere falan çıktı ama biz esas burada sağlık hizmetlerine ne kadar kalite kattık ona bakmalıyız. Eskiden -çıktığımda hep söylüyorum bunu- hastalar bir sistematik olarak 3’üncü basamak ya da fakülte hastanelerine giderlerdi ancak son zamanlarda hiçbir şey olmadan sadece TC numarasıyla beraber istediği hastaneye gitsin denildi. “Oh! Ne kadar güzel” diye bakılıyor bu ama bakın, aşağıda, 2’nci basamakta, 1’inci basamakta tanısı konulmadan, biraz yaklaşım olmadan 3’üncü basamağa ya da fakülte hastanelerine hastalar gittiğinde oralarda yığılmalar oluyor. Dolayısıyla o fakülte hastanelerinin poliklinikleri de sağlık ocağı polikliniği gibi yoğunlaşıyor, çok oluyor. Dolayısıyla hastada atlamalar… Arada gerçek hasta olanlar da, grip olmayıp da hakikaten birtakım böyle iyi araştırılacak, araştırma yapılacak hastalıkları olanlar da araştırma yapılamadan çıkıyor. İşte, burada da yapılmak istenen şimdi bununla bu. Bu kanunla bu vakıf hastanesinin, Diyanet Vakfına ait olan vakıf hastanesinin kamuya nasıl devredileceği, personelinin ne şekilde, taşınmazlarının, demirbaşlarının nasıl bir şekilde devredileceğini düzenliyor. Bunun düzenlenmesine ait elbette bir sıkıntı, şikâyet olmaz ama esasen niçin kamulaştırılıyor, onu tartışmamız lazım çünkü biraz evvel de söylediğim gibi, bu hastanelerde kaliteli hizmet sunumu bakımından diğer hastanelerle kıyaslanmayacak kadar farklılık var.

O bakımdan biz bu maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öneriyoruz. Vatandaşlarımızın almak istedikleri sağlık hizmetinin hangisini, nereden almak istediklerine fazla müdahale etmememiz lazım. İşte, diğerlerinde, dediğimiz gibi, özelleştirmeler, piyasa ekonomisinde piyasalaştırılırken burada kamulaştırılarak sanki eskiden komünist sistemlerde olan düzene doğru… Sağlıkta sadece bu yapılmak isteniyor. Hâlbuki maalesef kamunun sağlık hizmetlerini kaliteli bir şekilde sunma imkânı yok, bunu da hep beraber, hep birlikte gözlemliyoruz.

Onun için diyoruz ki bu vakıf hastanesinin kamuya devredilmesini… Bu maddenin tasarıdan çıkarılmasını temenni ediyor, önergemizin desteklenmesini bekliyoruz.

Hepinize tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Sayın İzzet Çetin konuşacak.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sağ ol Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 524 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 122’nci maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım.

Değerli arkadaşlar, hani bizim bir halk deyimimiz var, “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder.” derler. Burada hem Diyanet hem de sağlık iç içe geçince bu atasözümüz geldi aklıma. Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu kurulalı hiçbir dönemde bu kadar siyasal emellere alet edilen bir başkanlık olmamıştı.

Şimdi, Türkiye Diyanet Vakfına ait hastanelerin, taşınır taşınmazların Sağlık Bakanlığına devriyle ilgili bir düzenleme; bu torba kanun anlayışının en ibret verici maddelerinden birisi. Yani biz burada Diyanet Vakfının hastanecilik yapmasına karşı değiliz. Türkiye’de şu anda 5 bine yakın vakıf var veya yüzlerce özel hastane oluşturuldu. Yani şimdi, vakıflarda binlerce, belki 100 binden fazla insan istihdam ediliyor, 5 bin vakıfta.

Şimdi, bu madde kabul edildiği takdirde, ben basın mensuplarının da dikkatini çekerek, Türkiye kamuoyuna diyorum ki: Türkiye’de ne kadar Diyanet Vakfına benzer özel hukuk tüzel kişisi konumunda vakıf varsa çalışanları Hükûmete, Devlet Personel Başkanlığına müracaat etsin; devlet memurluğuna geçiş hakkı doğuyor.

İkincisi: “Hastane işletmeciliğinden vazgeçeceğim.” diyen hastane işletmecilerine sesleniyorum: Hepsi Sağlık Bakanlığına müracaat etsin; bütün varlıklarıyla, kârı zararıyla, bir komisyon kurulacak, Sağlık Bakanlığı alacak. Bu madde böyle bir madde değerli arkadaşlar.

Şimdi, devlet memurluğuna girişin koşulları var değerli arkadaşlar. Bizim fakir fukara halkımızın, yoksul halkımızın çocukları kıt kanaat ailelerinin bütçeleriyle okuyor, üniversite bitiriyor, devlet memurluğu sınavına giriyor, sınav kazansa bile memur olamıyor, kadro durumuna bakılıyor. Atama için yıllarca bekliyor. Şimdi, burada, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın, doğrudan doğruya, 2 hastanede çalışan 656 personel doğrudan, sınav şartı olmadan, kadro şartı aranmadan devlet memurluğuna geçtiği için bütün Türkiye’deki vakıflardaki çalışanlara da memuriyete geçme hakkının yolu açılıyor.

Değerli arkadaşlar, bizim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 33, 49, 50, 52’nci maddelerine bakınız. Kurumların memur ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı düzenlenmiş; sınav şartı var, kadro koşulu var. Eğer bunu  böyle yapmadan bütün hastanede çalışan 656 kişiyi kadroya geçirirseniz 100 binlerce sıra bekleyen memur adayını haksızlığa uğratırsınız, atanamayan 300 bin öğretmenin hakkını yemiş olursunuz. Mecliste bile kadrosuzluk nedeniyle, biraz evvel “Bizimle ilgili bir madde ihdası gelecek Sayın Vekilim, bize katkı yapınız.” diyen garsonların, hizmetlilerin, 4/C’lilerin hakkını yemiş olursunuz. Buna hiç kimsenin hakkı olmaması gerekir.

Diyanet Vakfı hastane işletmeciliğinden vazgeçecekmiş, vazgeçerse vazgeçsin. Ticaretin kuralları var. Oturur, bir değer tespiti yapar, alıcısı ister Sağlık Bakanlığı olur, ister Ahmet alır, ister Mehmet alır, isterse Başbakan emir verir beş altı tane iş adamına alın bu hastaneleri der, onlar da alır, işletir. Ama ne Sağlık Bakanlığının Diyanet Vakfının hastanelerini alma gibi bir mecburiyeti var ne de devletin sınava girmeden, hiçbir hakları olmadığı hâlde, sınavsız biçimde Diyanet Vakfında çalışanları kadroya alma hakkı var. Yani, bu torba kanun içerisinde böyle bir düzenleme baştan yoktu, alt komisyonda yoktu, bilahare Süreyya Sadi Bilgiç bir önerge verdi, itiraz ettim Komisyonda, bu düzenleme yanlıştır dedim. Bu sefer vazgeçti AKP. Komisyonda da Anayasa gereği 25 üye onlardan; bu sefer Vedat Demiröz, kulağı böyle tutma yerine böyle tutarak bir başka önerge verdi “İlla ki de biz bu işi yapacağız…” Çoğunluğunuz var, yaparsınız.

Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı, Devlet Memurları Kanunu’na, 657’ye aykırı bir düzenlemedir, hak doğurucu bir düzenlemedir ve de her yönüyle yasalara aykırı. Çıkarılmasında  yarar var.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetin.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmedi.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edildi.

Sayın Vural, 60’ıncı maddeye göre söz istediniz,  buyurunuz.

Sayın Vural’a iki dakika…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Malatya’da görme engelli çocukların eğitim sorunlarına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, bir konuyu, Sayın Bakan da buradayken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı buradayken, hem de Malatya Milletvekiliyle görüşürken, inşallah kulakları… Efendim, Malatya’ya yaptığım bir ziyaret sırasında  görme engelli çocuklar ve velileriyle birlikte oldum. Gerçekten, onlara 2001 yılında bir okul yaptırılmış fakat daha sonra bu okul, maalesef, engelliler yerine başka bir okul hâline dönüştürülmüş. Maalesef görme engelli çocuklar için bir sınıf tahsis edilmiş ama öğretmen yok. Analar babalar haykırıyor: “Çocuklarımızı okutmak istiyoruz ama Malatya’da Millî Eğitim İl Müdürlüğü maalesef ihtiyaca binaen görme engellileri eğitecek bir öğretmen tahsis etmiyor.”

Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız, gerçekten çok vahim bir konu. Bu konuyu ben Sayın Millî Eğitim Bakanına da ileteceğim ama engellilerle ilgili sizin  bizatihi takip etmenizde fayda mülahaza ediyorum. Lütfen, o çocukların bu eğitim imkânlarını sağlayalım. Oraya hiç olmazsa ihtiyaç olan öğretmenleri ve sınıfları tahsis ederek onların sorunlarını çözelim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

 GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İzmir Milletvekili Hülya Güven ve 31 Milletvekilinin; Sosyal Hizmetler Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ve Rize Milletvekili Hasan Karal ile 6 Milletvekilinin; Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ile 4 Milletvekilinin; Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve 15 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Ya-pılması Hakkında Kanun Teklifleri ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/796, 2/1160, 2/1183, 2/1608, 2/1927, 2/1928, 2/1937) (S. Sayısı: 524) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle önergeyi okutup komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 S. Sayılı Kanun Tasarısına 122 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Mehmet Doğan Kubat                Osman Aşkın Bak                            Recep Özel   

                 İstanbul                                   İstanbul                                         Isparta

                              Hacı Bayram Türkoğlu                         Şirin Ünal            

                                           Hatay                                        İstanbul

"MADDE 123- Ekli (6) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 1/12/2011 tarihli ve 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununa ekli (I) Sayılı Listeye eklenmiştir.

Bu maddenin yayımını takip eden iki ay içinde birinci fıkrada belirtilen (I) sayılı listede yer alan boş kadrolardan on beş adedi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından iptal edilir."

(6) SAYILI LİSTE

Kurumu: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı

Teşkilatı: Merkez

İhdas Edilen Kadrolar

Sınıf      Unvan                 Derece              Serbest Kadro Adedi   Toplam

GİH     Aşçıbaşı                    4                                   8                       8

GİH   Şef garson                  4                                   7                       7

                                        Toplam                             15                     15

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılıyoruz Sayın Başkan salt çoğunluğumuzla.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarıya yeni bir madde eklenmiştir.

Şimdi, mevcut tasarıdan devam ediyoruz.

123’üncü madde üzerinde dört önerge vardır. Sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 123 üncü maddesinde geçen “Bu Kanunun yayımı tarihinde;” ibarelerinin, “Bu Kanunun yayımı tarihi itibariyle” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 123’üncü maddesinin birinci fıkrasında bulunan “yayımı tarihinde” ibaresinin “yayınlandığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

             İdris Baluken                          Pervin Buldan                           Adil Zozani

                  Bingöl                                       Iğdır                                      Hakkâri

                                        Erol Dora                                 Sırrı Sakık

                                          Mardin                                       Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 Sıra Sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 123 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                   Mehmet Doğan Kubat                   Sevim Savaşer

                  Kayseri                                   İstanbul                                   İstanbul

            Yaşar Karayel                          Nurdan Şanlı                         Tülay Kaynarca

                  Kayseri                                    Ankara                                    İstanbul         

                                                               Oya Eronat

                                                               Diyarbakır

“c) 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası,”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 S. Sayılı Kanun Tasarısının 123 maddesi “c” fıkrasının madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

               İzzet Çetin                  Mehmet Volkan Canalioğlu           Osman Oktay Ekşi

                  Ankara                                    Trabzon                                   İstanbul

                                    Muharrem Işık                   Selahattin Karaahmetoğlu

                                         Erzincan                                      Giresun

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, biraz önce konuşulan bu Diyanetin vakfına ait hastanenin Sağlık Bakanlığına devredilmesinden önce, daha önce bu Kızılayın başına geldi. Ben de Kızılayın başhekimiydim. O zaman, yasa çıktığı zaman Kızılayın tüm tesisleri çalışacaktı, sağlık çalışanları devlete geçecekti ama sağlık tesisleri kapanmayacaktı. Şu anda sağlık tesislerinin hepsi gitti. Oradaki amaç… Kızılay güzel iş yapıyordu gerçekten. Erzincan’ı örnek vereyim: Erzincan en az yüzde 30 ile yüzde 40 oranında sağlık sorunu çözüyordu ama ne hikmetse, birilerine bir şeyler çekmek için o zaman Kızılayı kapattınız, diğer illerde de kapattınız, ne olduğu belli ama şimdi Diyanetinkini alıp… Zarar ediyormuş; zararı devlet karşılayacak, çalışanlar da devlet memuru olacak.

Tabii, bizim yıllardır söylediğimiz, bu sağlıkta şehir hastaneleri yapıp oraları, daha sonra sağlığı özelleştirmekle ilgili yasalarınız vardı, birkaç sefer getirmiştiniz, Danıştay da bozmuştu ama yine ısrarla getirip çıkardınız. Sayın Bakan burada olsaydı ona soracaktım ama bu Bilkent’te yapılacak kampüs için anlaştığınız firmanın geri çekildiği söyleniyor, yapamayacağı söyleniyor, bir duyum aldık öyle. Çünkü doları, euroyu fırlattınız, artık önünü de alamıyorsunuz. Tabii, üç yıllık bir şeyle vermiştiniz kira bedelli olarak yapılacak şeyi. Bu konuda bir açıklama yaparsa memnun oluruz.

Tabii, yasanın komplesine baktığımız zaman, İnternet’i engelleyip sizinle ilgili haberleri engellemeye çalışıyorsunuz, amacınız oydu. Yeni gelen bir yargı paketi yasası var. Bu yasayla da rüşvet, yolsuzluk, soruşturmaları engellemeye çalışıyorsunuz. Oradaki kişilerin soruşturulmasını, bakanlara, yakınlarına uzanılmasını engellemek için uğraştığınız bir yasa olarak geldiği şu anda basına da düştü. Bizim sayın vekillerimiz de bu konuda açıklamalar yaptılar.

Tabii, yasa dışı dinlemeleri engellemek için yasa yapıyoruz ama sizinle ilgili çıkan “tape”ler, yargının -kim olursa olsun, ister paralel olsun ister dörtgen olsun ister dikdörtgen olsun, ne olursa olsun, onların- bir mahkemeye verip mahkemeden aldığı kararla olan dinlemeler. Bunların hiçbiri yasa dışı değil, hepsi yasal. Ama sizin özellikle “paralel devlet” dediğiniz kişilerle ilgili yayınladığınız  -fezlekede olan şeyler- konuşmaların çoğu yasa dışı dinlemesi yani burada suçu siz işlemişsiniz, siz yayınlıyorsunuz çünkü ama maddeyi çıkarırken de diğer tarafı suçluyorsunuz.

Tabii, yasalar yapılırken önemli olan, suçlunun kim olduğuna tam karar vermek. Sizin böyle bir amacınız olmadığını zaten bu yasalarda gördük, bununla da devam ediyor.

Yasal dinlemelerde amacınız, yolsuzlukları, hırsızlıkları, konuşmaları medyadan kesip seçimlere kadar bir götürmek, bütün amacınız o. Şu anda İnternet Yasası da o, yarın gelecek paket de bu. Şu 30 Martı nasıl bir atlatırız, vatandaşın gözünden nasıl bir kaçırırız, bunun çalışmalarını yapmak için uğraşıyorsunuz.

Özel hayatın gizliliği falan umurunuzda değil sizin, hiç umurunuzda değil. Umurunuzda olsaydı, Sayın  Başbakan seçimlerde çıkıp bas bas bağırarak “Yanlarındaki eşleri değil ki özel hayat olsun, başkaları olunca genel olur.” diye bağırmazdı.

Şimdi, diyorsunuz ki: “Siyasette seviye iyice düştü, artık yerlerde sürünüyor, bunu yükseltelim.” Tamam, yükseltelim ama seviyeyi düşüren kim? Biriniz, herhangi biriniz, grup başkan vekilleri çıkıp desinler ki: “Siyasette seviyeyi düşüren Başbakanın kendisidir. Hata yapmıştır, yanlış yapmıştır, biz onun adına özür diliyoruz. Gelin, siyaseti yükseltelim, seviyeyi yükseltelim.” O zaman amenna diyelim, yükseltmeye çalışalım. (AK PARTİ sıralarından “Tersini de söyle.” sesleri)

MUZAFFER ÇAKAR (Muş) – Kılıçdaroğlu’nu söyle.

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Ama, bunu söylemeniz lazım. Tersini de söyleriz.

Tabii, yargı konusuna gelince, işinize gelmeyen şeylerde bir şey söylenmiyor. Örneğin, Almanya’ya giderken Ali İsmail Korkmaz’la ilgili soru sorulduğu zaman Sayın Başbakan: “Yargı süreci, yargı süreciyle ilgili söylenecek herhangi bir sözümüz yok.” demiş. İşine gelince yok, işine gelmeyince her şey var. İşte, 17 Aralıkta neler söylediğini, hâkimlere, savcılara neler söylediğini duyduk.

Ethem Sarısülük’ü öldüren katil polisi görevden almadınız, yalnızca yirmi dört ay kıdem durdurma cezası vermişsiniz.  Göz göre adam çekiyor, basıyor yani bunu görmeyen bir göz olur mu ya? Televizyonda izliyorsunuz, basıyor resmen, döndürmüş adam; hâlen diyorsunuz ki: “Bu şüpheli.” Ne demiş? “Meşru savunmaya sınırın aşılması.” Resmen vuruyor.

Bu arada, MHP Grubuna ve Tuğrul Türkeş’e teşekkür etmek istiyorum, çünkü güzel bir açıkla yapmış Ali İsmail Korkmaz’la ilgili. En son kısmını okuyayım. “‘Ali İsmail Korkmaz solcuydu.’ diyorlar, ‘Ali İsmail Korkmaz Aleviydi.’ diyorlar, ‘Ali İsmail Korkmaz Ateistti.’ diyorlar. Biz de MHP olarak onlara cevaben diyoruz ki: ‘Ali İsmail Korkmaz insandı, Ali İsmail Korkmaz sizin gibi T.C. Devleti’nin eşit vatandaşıydı.’” Tabii, buna, herkese, şehitlerimize, üç beş Mehmet’e, Afyon’da ölen şehitlerimize, Reyhanlı’da ölen -parantez içinde söylüyorum- Sünni vatandaşlarımıza, hepsine üzülüyoruz. Ama, elinizle ne yarattınız biliyor musunuz? O Ali İsmail Korkmaz Che Guevara olacak, Deniz Gezmiş olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Bunu yarattınız siz. Korku imparatorluğunuz böyle yıkılacak. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın  Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 Sıra Sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 123 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

“c) 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası,”

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe lütfen.

Gerekçe:

Maddenin (c ) bendiyle, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 9 uncu maddesinde yürürlükten kaldırılması öngörülen diğer hükümler Anayasa Mahkemesinin 11/10/2012 tarihli ve Esas: 2011/82 ve Karar: 2012/150 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden, yürürlükten kaldırmaya ilişkin bendin bu çerçevede yeniden düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 123’üncü maddesinin birinci fıkrasında bulunan “yayımı tarihinde” ibaresinin “yayınlandığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Dora, buyurunuz.

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısı’nın 123’üncü maddesi üzerine, Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanun değişikliğinin yürürlüğe girmesi usulleriyle ilgili olan 123’üncü madde kapsamında, hâlihazırda yürürlükte olan 5378 sayılı Engelliler Kanunu’nun 15’inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle ilgili birkaç noktaya temas etmeyi gerekli buluyorum.

Teklifle Engelliler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası şu şekilde değiştirilmektedir: “Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda eşitlik temelinde hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksınız yararlandırılırlar.” Gördüğümüz gibi, bu fıkrada engelli bireylerin eğitim haklarının engellenemeyeceği, özel durumları ve farklılıklarının dikkate alınacağı, eşitlik temelinde hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılacakları açıkça belirtilmiştir. Bilimsel, çağdaş eğitim ilkeleri referans alınarak yazılmış bu fıkrayı canı gönülden destekliyoruz. 

İlgili maddeyi incelemeye devam ederken maddenin son fıkrasının ise birinci fıkrayı âdeta anlamsızlaştıran, içini boşaltan bir zihniyet ve yaklaşımla hazırlandığını görüyoruz. Maddenin son fıkrasında “İşitme engellilerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk işaret dili sistemi oluşturulur. Bu sistemin oluşturulmasına, geliştirilmesine ve uygulanmasına yönelik çalışmaların esas ve usulleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koordinatörlüğünde, Millî Eğitim Bakanlığı ve Türk Dil Kurumu Başkanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu fıkradan anlaşılıyor ki kanun tasarısı, çağdaş eğitim kurumlarını ve uygulamalarını iyi incelemeden, üstünkörü ve tekçi bir bakış açısıyla hazırlanmıştır. İşaret dili, çoğu işitme engellinin ve işitme engellilerle iletişim kuran diğer insanların kullandığı, anlamı aktarmak için sözlü olmayan iletişimden yararlanılan dillerdir. İşaret dilleri kendi gramer sistemleri bulunan ayrı bir dil olabilirler. Dünyanın farklı yerlerinde çeşitli işaret dilleri gelişmiştir. Örneğin, Amerikan işaret dili, İngiliz işaret dili, Fransız işaret dili gibi.

Değerli milletvekilleri, ailesi sadece Türkçe konuşan çocukların kendi dillerinde işaret dili öğrenmeleri için Bakanlığın tedbirler alması son derece olumludur. Ancak, bunun yanında, Kürtçe konuşan bir ailede doğan işitme engelli bireye, Lazca konuşan bir ailede doğan işitme engelli bireye, Çerkezce konuşan bir ailede doğan işitme engelli bireye aynı fırsatın sunulmuyor olması da bir o kadar negatif ayrımcılıktır.

İşitme engelli bireylerin tek dilli kalmasını beklemek, işitme engelli bireylere karşı kabul edilemez ve eksik bir bakış açısıdır. Daha kapsamlı iletişim, farklı kültürlere erişim, daha geniş deneyim dünyası ve daha bol iş imkânı işitme engelli bireylerin iki dilli olabilmesiyle mümkün olabilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aynı şekilde işitme engelli bireylerin ikinci bir dil kullanmalarını engellemek dil gelişimlerini kısıtlar ve onları iki dillilik fırsatından mahrum eder. İyi planlanmış iki dilli eğitim ve ebeveynlere bilgi verilmesi sayesinde işitme engelli bireyler birden fazla dili öğrenebilirler. İki dilliliğe fırsat tanınması, işitme engelli bireylerin hem işiten hem de işitemeyen toplumla bütünleşmiş iki dilliler olmalarına yardımcı olur. İki dilliliklerine karşı gösterilen olumsuz tavırlar, işitme engelli bireyleri özellikle etkiler.

Değerli milletvekilleri, işitme engellilerin iki dilli olmasına olanak tanınırsa katılım, kültürel ve öz saygıyı artırabilir. İşitme engelliler arasında iki dilliliği desteklemek, onların ilk dillerini ve iki dilli eğitimlerini desteklemekten geçer. Dolayısıyla, kanun teklifleri hazırlanırken bir yandan çağdaş bilimsel eğitimin deneyimlerinden faydalanmaya çalışmak, ancak diğer taraftan hâlâ tekçi eğitim yapısında direnmek olsa olsa eğitim sistemimizi daha da çarpıklaştıracaktır.

Bu düşüncelerle konuşmamı bitiriyor, tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 123 üncü maddesinde geçen “Bu Kanunun yayımı tarihinde;” ibarelerinin, “Bu Kanunun yayamı tarihi itibariyle” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Yusuf Halaçoğlu (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddede ifade düzeltmesi yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1 üzerinde üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 S. Sayılı Kanun Tasarısının Geçici Madde 1’in son cümlesindeki “… memur kadrolarına herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın açıktan atamaları yapılır.” cümlesinin madde metninden çıkartılarak yerine “memur kadrolarına sınavda aldıkları puan sıralamaları dikkate alınarak atamaları yapılır.” cümlesinin ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

               İzzet Çetin                  Mehmet Volkan Canalioğlu                 Oktay Ekşi

                  Ankara                                    Trabzon                                   İstanbul

            Muharrem Işık                Selahattin Karaahmetoğlu                  Hasan Ören

                 Erzincan                                   Giresun                                    Manisa

                                                    Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                 İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Zülfü Demirbağ                       Faruk Septioğlu                      Mustafa Kabakcı

                   Elâzığ                                      Elâzığ                                      Konya

              Şuay Alpay                            Sermin Balık                            Osman Ören

                   Elâzığ                                      Elâzığ                                        Siirt

                                  Mahmut Kaçar                               Harun Tüfekci

                                       Şanlıurfa                                          Konya

“(2) Bigadiç Maden İşletmeleri Müessesesi, Şarkkromları Ferrokrom İşletmesi Müessesesi, Kırka Boraks İşletmesi Müessesesi, Seydişehir Alüminyum İşletmesi ve 100. Yıl Gümüş İşletmesi Müdürlüklerinde 7/6/1997 tarihinde yapılan sınavda başarı gösterip 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (II) sayılı cetvelinde yer alan koruma ve güvenlik görevlisi unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma hakkı kazandığı halde sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle görevlerine başlayamayanlardan, tabi oldukları sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde emeklilik aylığı, yaşlılık aylığı, malullük aylığı veya sürekli tam iş göremezlik geliri bağlananlar ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olanlar hariç olmak üzere, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinde aranan genel şartları kaybetmemiş olanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne müracaat etmeleri hâlinde, anılan Genel Müdürlük veya bağlı birimlerinde memur unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına atanırlar. Bu fıkra çerçevesinde atama işlemi yapılmasıyla birlikte memur unvanlı pozisyon ihdas edilmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilen pozisyonlar herhangi bir sebeple boşalması hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu madde çerçevesinde ataması yapılanlar 1 ay içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunlara geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmaz.

(3) Kapatılan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünde 6-7-8 Aralık 1996 yılında yapılan Devlet memurluğuna giriş sınavlarında başarılı olarak atamaya hak kazanan ancak, sınavlarının iptal edilmesi sebebiyle göreve başlayamayanlar ile göreve başlamakla birlikte idarelerce tesis edilen işlemler sonucunda görevlerine son verilen kişilerin bu fıkra hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına müracaat etmeleri hâlinde, Devlet memuru olabilmek için aranan genel şartları kaybetmemiş olmaları şartıyla, mezkur Başkanlığın merkez ya da taşra birimlerinde durumlarına uygun memur kadrolarına herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın açıktan atamaları yapılır. Bu fıkra kapsamında ataması yapılanlar 1 ay içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunlara geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                       Ruhsar Demirel                         Erkan Akçay

                  Konya                                   Eskişehir                                   Manisa

                Alim Işık                               Emin Çınar                          Yusuf Halaçoğlu

                 Kütahya                                Kastamonu                                 Kayseri

                                                            Mehmet Günal

                                                                  Antalya

"GEÇİCİ MADDE 1- (1) Kapatılan Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü taşra teşkilatı tarafından 1997 yılında yapılan personel alımı sınavı sonucunda asil listede yer alan ve sınavın iptal edilmesi nedeniyle; atanma şartlarını haiz olduğu hâlde Devlet memurluğuna atanmayan Devlet memurluğuna atanıp göreve başlatılmayan ya da göreve başlatıldığı halde sonradan görevden alınan kişilerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına müracaat etmeleri hâlinde ve Devlet memuru olabilmek için aranan genel şartları kaybetmemiş olmaları şartıyla, mezkûr Bakanlığın taşra teşkilatının durumlarına, uygun memur kadrolarına herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın açıktan atamaları yapılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Gerekçe lütfen.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü tarafından 1997 yılında yapılan personel alımı sınavı sonucunda asil listede yer alan ve sınavın iptal edilmesi nedeniyle; göreve başlatıldığı halde sonradan görevden alınan kişilerin de mağduriyetinin giderilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Şuay Alpay (Elâzığ) ve arkadaşları