DÖNEM: 24                            CİLT: 66                      YASAMA YILI: 4

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

33’üncü Birleşim

16 Aralık 2013 Pazartesi

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.-  GELEN KÂĞITLAR

 III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe

 Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506)

 

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507)

 

 

 

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

 

 

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

 

 

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

 

 

 

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI

 

 

 

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

 

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU

 

 

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

 

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU

 

 

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU

 

 

 

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

Ğ) BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

 

H) KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ  BAŞKANLIĞI

1) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ

 

 

1) Türk Standartları Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

2) Türk Standartları Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ

 

 

1) Türk Patent Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

2) Türk Patent Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU

1) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

K) TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ

 

 

 

1) Türkiye Bilimler Akademisi 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türkiye Bilimler Akademisi 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

L) MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI

 

 

1) Millî Savunma Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

2) Millî Savunma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) SAVUNMA SANAYİ MÜSTEŞARLIĞI

 

 

1) Savunma Sanayi Müsteşarlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

2) Savunma Sanayi Müsteşarlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

11.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on birinci tur görüşmelerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın yaptığı açıklaması sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

13.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on birinci tur görüşmelerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, kadın milletvekillerinin kırmızı şal takma eylemlerinin hiçbir  şahsı ya da grubu hedef almadığına ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleri nedeniyle MHP Grubu milletvekillerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleriyle bir grubu hedef almadığına ve herkesi temiz bir dil kullanmaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, tarımsal veri tabanının ilk defa Milliyetçi Hareket Partisi döneminde kullanıldığına ilişkin açıklaması

7.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, şu anda Van’da depremzede pek çok ailenin zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarına ve bu aileler için ne yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

8.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in, Van Milletvekili Özdal Üçer’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

9.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on birinci tur görüşmelerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın on birinci tur görüşmelerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, PKK’nın terör örgütü olduğuna ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesinin meşru, hukuki ve siyasi meşruiyeti olan bir mücadele olduğuna ilişkin açıklaması

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Van Milletvekili Özdal Üçer’e, yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri nedeniyle kınama cezası verilmesi

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde’deki elma ve fasulye üreticilerinin fırtınadan kaynaklanan mağduriyetlerine,

- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’de hortum felaketinden etkilenen çiftçilerin mağduriyetine,

- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, kuraklık nedeniyle yapılan borç ertelemesindeki farklı uygulamalara,

- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, AB İlerleme Raporunda Bakanlığın uhdesinde bulunan alanlarla ilgili yer alan ifadelere,

- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, gıda mühendisi, ziraat mühendisi, su ürünleri mühendisi ve veteriner hekim mezunlarının atamalarına,

- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında badem üreticilerine verilen teşvike,

- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında ithal edilen Antepfıstığı miktarına,

İlişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/33556), (7/33557), (7/33558), (7/33559), (7/33560), (7/33561), (7/33562)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 10.03’te açılarak dört oturum yaptı.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/832) (S. Sayısı: 506) ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) görüşmelerine devam edilerek;

Dışişleri Bakanlığı,

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü,

Millî Eğitim Bakanlığı,

Yükseköğretim Kurulu,

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı,

Üniversiteler:

Ankara Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Harran Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Bülent Ecevit Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mustafa Kemal Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Niğde Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Ahi Evran Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Hitit Üniversitesi, Bozok Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Amasya Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Siirt Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi, Bartın Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Gümüşhane Üniversitesi, Hakkari Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, Şırnak Üniversitesi, Tunceli Üniversitesi, Yalova Üniversitesi, Türk Alman Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi, Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi,

2014 yılı merkezî yönetim bütçeleri ve 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesapları;

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2014 yılı merkezî yönetim bütçesi;

Kabul edildi.

Sinop Milletvekili Engin Altay, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine,

İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına,

Karaman Milletvekili Lütfi Elvan, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Sinop Milletvekili Engin Altay, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine,

Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve Cumhuriyet Halk Partisine,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine,

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dokuzuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin bir konuşma yaptı.

İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Alınan karar gereğince, 16 Aralık 2013 Pazartesi günü saat 10.00’da toplanmak üzere 21.14’te birleşime son verildi.

 

                                                               Sadık YAKUT

                                                               Başkan Vekili

 

              Fehmi KÜPÇÜ                       Muharrem IŞIK                     Bayram ÖZÇELİK             

                       Bolu                                     Erzincan                                    Burdur

                   Kâtip Üye                               Kâtip Üye                                Kâtip Üye


 

II.- GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                                  No: 47

16 Aralık 2013 Pazartesi

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hidrokarbon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/857) (S. Sayısı: 514) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Elektrik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/859) (S. Sayısı: 515) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Nüfus İşleri Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/841) (S. Sayısı: 516) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Geri Kabul Anlaşması ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/843) (S. Sayısı: 517) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Nüfus İşleri Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/846) (S. Sayısı: 518) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadağ Hükümeti Arasında Geri Kabul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/849) (S. Sayısı: 519) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/850) (S. Sayısı: 520) (Dağıtma tarihi: 16.12.2013) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, gazi yakınlarına yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5026) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Finans Kurumlarına borçlarını ödeyemeyenlerin sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5027) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Genel Sağlık Sigortası sistemine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5028) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, diş hekimi sayısının yetersizliğine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/5029) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, MTA tarafından tıbbi jeoloji konusunda ve Türkiye fauna florasını içeren materyallerin yurt dışında tanıtılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/5030) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından gerçekleştirilen zemin etütlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/5031) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından gerçekleştirilen mağara etütlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/5032) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

8.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tasarruf yetersizliği sorunu ve sektördeki gelişme potansiyelinin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/5033) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından müşteri bilgilerinin korunması konusunda gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/5034) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından finansal sistemin rekabet gücünün artırılması ve işlem-aracılık maliyetlerindeki etkinliğin değerlendirilmesi konularında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/5035) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

11.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, BDDK tarafından tüketici ihbar ve şikayetlerinin değerlendirilmesi ile araştırma ve analiz kapasitesinin artırılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/5036) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, cezaevlerinde görev yapan personel sayısına ve cezaevi personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda bir çalışmanın olup olmadığına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/5037) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, özel okulların sayısı ile özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/5038) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2013 yılı içinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalanan ve bu hastalık nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/5039) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Niksar Devlet Hastanesindeki doktor sayısı ile doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/5040) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Gezi Parkı protestoları sırasında Dolmabahçe Camiinde meydana geldiği iddia edilen bir olaya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/35320) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2013)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35321) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün altyapı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35322) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

4.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyde yapılması planlanan fabrikanın yerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35323) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35324) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyle ilgili imar çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35325) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün altyapı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35326) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

8.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün içine kilit taşı döşenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35327) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

9.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35328) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35329) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

11.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35330) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35331) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

13.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyde yürütülen kanalizasyon şebekesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35332) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

14.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35333) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

15.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, erişimi engellenen web sitelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35334) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

16.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35335) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

17.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35336) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

18.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35337) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

19.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35338) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

20.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, devletin güvenliğini ilgilendiren belgelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35339) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

21.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köye kanalizasyon şebekesi yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35340) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

22.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 1924-1950 yılları arasında satılan, yapılan ve onarılan cami ve mescitlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35341) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

23.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir’in Körfez bölgesinin yaşanan sel felaketleri nedeniyle afet kapsamına alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35342) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

24.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ÖSYM’nin uygulamayı planladığı açık uçlu sınav sistemi ile ilgili endişelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35343) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

25.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, genel sağlık sigortası kapsamının daraltılacağı yönündeki iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35344) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

26.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kamu çalışanlarına 2014-2015 yılları için verilen zam oranlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35345) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Sarıgöl TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35346) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, iptal edilen TOKİ ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35347) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

29.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Şeb-i Arus programlarının Konya dışında yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35348) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

30.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, yerel seçimler için aday adaylığı başvurusunda bulunanlar hakkında MİT tarafından bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35349) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

31.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Karakoçan Belediyesinin gelir, gider ve borçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35350) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

32.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, mülakatla personel alımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35351) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, otobüs ve metrobüslere engelli erişiminin kolaylaştırılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35352) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Vakıfbank Spor Kulübünün 2003-2013 yılları arasındaki gelir, gider ve faaliyetleri ile Vakıflar Bankası tarafından spor kulüplerine verilen desteklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35353) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, belediyelere ait binaların engelli erişimine uygun hale getirilmesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35354) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında BELTUR A.Ş. tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35355) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında BELTUR A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35356) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

38.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında İSTTELKOM A.Ş.’nin belediyelerden ve kamu kurumlarından aldığı işlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35357) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 17 Kasım 2013 gecesi Suriye’den Nusaybin’e geçmeye çalışan üç Suriyelinin öldürüldüğü iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35358) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, susam ve un üretimi ile ithaline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35359) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

41.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2013 yılları arasında gerçekleştirilen savunma alımları ve eğitimleri ile yurt dışında görevli bulunan TSK personeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35360) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

42.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye Taşkömürü Kurumu Zonguldak Üzülmez Müessese Müdürlüğünde iş güvenliği ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35361) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

43.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca yapılan başvuruların sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35362) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

44.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa’da herhangi bir azınlık cemaatinin vakıf olarak tescil edilmek üzere başvuru yapıp yapmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/35363) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

45.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, azınlık cemaat vakıflarının taşınmaz iadesi taleplerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/35364) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

46.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, TRT’nin tartışma programlarına katılan milletvekillerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/35365) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

47.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından faaliyet izni verilen bankalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35366) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

48.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından kuruluş izni verilen bankalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35367) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

49.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından kuruluş izni verilen varlık yönetim şirketlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35368) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

50.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından faaliyet izni verilen varlık yönetim şirketlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35369) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

51.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından onaylanan banka ve banka dışı mali kuruluş devir işlemlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35370) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

52.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından kuruluş izni verilen finansal kiralama, faktöring ve finans şirketlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35371) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

53.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK’ya faaliyet izni verilen finansal kiralama, faktöring ve finans şirketlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35372) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

54.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından yapılan yurt dışında şube veya temsilcilik açılması başvurularına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35373) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

55.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2013 yılları arasında BDDK tarafından yapılan suç duyurularına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35374) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

56.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yabancı bankaların bankacılık sektöründeki payına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35375) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

57.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat Merkez Cezaevindeki mahkum sayısına ve İl İnsan Hakları Komisyonunun Cezaevini ziyaret edip etmediğine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35376) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

58.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, ülke genelinde cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı ile tutuklu ve hükümlülerin cinsiyete göre dağılımına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35377) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

59.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, UYAP sisteminde silinen kayıtlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35378) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

60.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Silivri Ceza İnfaz kurumundaki tutuklu ve hükümlülerin sağlıksız koşullarda yaşadığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35379) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

61.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35380) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

62.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Genel Sağlık Sigortası prim borcunu ödeyemeyenlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35381) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

63.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 1992’den bugüne dek yapılan SGK prim borcu affı ve yapılandırmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35382) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

64.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İş ve Meslek Danışmanı sayısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35383) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

65.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, kadastro yenileme çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35384) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

66.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma’da çevre kirliliğini önleme çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35385) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

67.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2003-2013 yılları arasında yabancılara satılan taşınmazlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35386) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

68.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Tapu ve Kadastro Kanununda yapılan değişikliğe ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35387) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

69.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, toprak alan yabancı şirket ve kişilere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35388) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

70.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yabancılara toprak satışında mütekabiliyet esasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35389) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

71.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk vatandaşlarının İsrail’de toprak satın alıp alamadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35390) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

72.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk vatandaşlarının Yunanistan’da toprak satın alıp alamadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35391) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

73.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa’da taşınmaz satın alan yabancılara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35392) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

74.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yabancılara toprak satışına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35393) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

75.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, yurt dışında hapishanelerde bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35394) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

76.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Suriyeli mültecilere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35395) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

77.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Doğu illerinde elektrik borcu olanlara uygulanan faiz affına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35396) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından kiralanan binalara ve yapılan ödemelere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35397) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

79.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, MTA tarafından satın alınan bir araştırma botuna ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35398) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

80.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, MTA bünyesinde yer alan Tabiat Tarihi Müzesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35399) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

81.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA kurumsal internet sayfası için satın alınan mal ve hizmetlere ve siber saldırılara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35400) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

82.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından satın alınan bazı araçlara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35401) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

83.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından Uzaktan Algılama Merkezi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35402) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

84.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından bazı laboratuvar ve tesisler için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35403) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

85.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından bazı laboratuvar ve bilgi bankaları için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35404) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

86.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından hizmete ve satışa sunulan yayınlar için satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35405) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

87.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından satılan ve satın alınan araçlara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35406) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

88.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından satın alınan sondaj makinelerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35407) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

89.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından gerçekleştirilen jeotermal, hidrojeoloji ve zemin sondajlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35408) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

90.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından satın alınan bilgisayar ve çevre birimlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35409) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

91.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında MTA tarafından gerçekleştirilen metalik maden, endüstriyel hammadde ve kömür sondajlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35410) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

92.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da Çatak Çayı üzerine kurulması planlanan HES’e ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35411) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

93.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bakanlığın master planlarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/35412) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

94.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, Ordu’ya stat yapılıp yapılmayacağına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/35413) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

95.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlere karşı polisin orantısız güç kullanması ile ilgili yapılan soruşturmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35414) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

96.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Suriye’deki çatışmalara 500 Türk vatandaşının katıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35415) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

97.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Alevi vatandaşların ev ve işlerlerinin işaretlenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35416) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

98.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Çifteköprü köyündeki içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35417) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

99.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlere yönelik şiddetin önlenmesi konusunda alınan tedbirlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35418) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

100.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, özel okullarda başlatılan etnik dil ve lehçelerde eğitimin yaratacağı sorunlara karşı alınan tedbirlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35419) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

101.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmen maaşlarında yapılan artışa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35420) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

102.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlere Şubat 2014’te özür gruplarına bağlı yer değiştirme hakkı tanınmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35421) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

103.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlığın Türk alfabesine Q, W, X harflerinin eklenmesi konusunda bir çalışmasının olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35422) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

104.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin sağlık özrüne bağlı yer değiştirme işlemlerinin zamana bağlı olmaktan çıkarılması konusunda yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35423) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

105.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin özür grubu yer değiştirme işlemleri konusunda yasal düzenleme yapılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35424) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

106.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlığın sağlık özrüne bağlı yer değiştirme işlemlerinin zamana bağlı olmaktan çıkarılması konusunda bir çalışmasının olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35425) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

107.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin maaş ve statülerinin iyileştirilmesi konusunda yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35426) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

108.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal hakları ile özlük haklarının düzeltilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35427) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

109.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlere yönelik saldırı ve şiddet olaylarının önlenmesi konusunda alınan tedbirlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35428) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

110.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35429) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

111.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, üniversitelerdeki not dönüşümü alanındaki farklı uygulamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35430) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

112.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, dershane sayısı ile dershanelere giden öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35431) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

113.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, hasta bilgilerinin toplanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35432) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

114.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, Genel Sağlık Sigortası primlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35433) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

115.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma Devlet Hastanesinde yanık ünitesi olmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35434) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

116.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yeşil kart sahiplerinin sayısına ve yeşil kartı iptal edilen vatandaşlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35435) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

117.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Zafer Havaalanının ihalesinde ve inşasında bazı kurum görüşlerine uyulmadığı iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35436) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

118.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Zafer Havaalanının yapımında verilen devlet desteklerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35437) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

119.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Konya 3. Karayolları Bölge Müdürlüğüne ayrılan bütçeye ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35438) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

120.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Elazığ 8. Karayolları Bölge Müdürlüğüne ayrılan bütçeye ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35439) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

121.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bakanlığın yaptığı bir sınava ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35440) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

122.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, bir müftünün hazırladığı iddia edilen rapora ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/35441) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

123.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, spastik engelliler için yapılacak okula ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35442) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

124.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, ÇAYKUR’un ürettiği bir ürüne ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35443) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

125.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, ÇAYKUR tarafından üretilen bir ürüne ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35444) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

126.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlığın yurt dışında gerçekleştirilecek reklam faaliyetleri için yaptığı ihaleye ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35445) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

127.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, akıllı yazar kasa satışını yapan firmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/35446) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

128.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, çiftçilerin sulama birliklerine olan borçlarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35447) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

129.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa’daki tarihi bir kilisenin ahıra dönüştürüldüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35448) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

130.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’un Fatih ilçesinde bir sit alanında kaçak olarak kazı yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35449) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

131.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, düzenlenen bir mitinge ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35450) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

132.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’ün Sancak beldesinin eğitim, sağlık ve alt yapı ihtiyaçlarına ve beldede yapılmakta olan karakola ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35451) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

133.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir belediye başkan yardımcısının konut satışları ile ilgili ifadelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35452) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

134.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düzenlediği hizmet içi eğitimlerle ilgili basında çıkan haberlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35453) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

135.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Üçüncü Etap TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35454) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

136.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Marmaray’da su sızıntısı olduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35455) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

137.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, hasta tutuklu ve hükümlüler ile Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevindeki bir mahkumun hastalığına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35456) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

138.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmaya uymadığı iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35457) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

139.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaşandığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35458) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

140.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Darkale Maden Ocağında meydana gelen iş kazalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35459) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

141.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, ödenmeyen fazla mesai ücretleri ve ikramiyelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35460) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

142.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bakanlığın çeşitli görevlendirmelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35461) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

143.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, SBS’de din kültürü ve ahlak bilgisi sınavlarının zor olduğu iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35462) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

144.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmaya uymadığı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35463) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

145.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, bir maden şirketi ile ilgili yapılan denetimlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35464) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

146.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, İzmir’de polisin başlattığı iddia edilen bir uygulamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35465) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

147.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, özel tiyatrolara verilen desteklere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35466) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

148.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, ödenmeyen fazla mesai ücretleri ve ikramiyelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/35467) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2013)

149.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’daki hastanelerde böbrek taşı kırma cihazının bulunmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35468) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

150.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvurulara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/35469) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.12.2013)

 

16 Aralık 2013 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün iki tur görüşme yapacağız.

Onuncu turda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun  bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (x)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (x)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

                                           

(x) 506 ve 507 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 10/12/2013 tarihli 27’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekilleri sisteme girebilirler.

Onuncu turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Sadir Durmaz, Yozgat Milletvekili; Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar Milletvekili; Ruhsar Demirel, Eskişehir Milletvekili; Ali Öz, Mersin Milletvekili; Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına: Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili; Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili; Demir Çelik, Muş Milletvekili.

AK PARTİ Grubu adına: Mehmet Erdoğan, Adıyaman Milletvekili; Tülay Bakır, Samsun Milletvekili; Önder Matlı, Bursa Milletvekili; İbrahim Yiğit, İstanbul Milletvekili; Nurcan Dalbudak, Denizli Milletvekili; Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili; Halide İncekara, İstanbul Milletvekili; Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, Diyarbakır Milletvekili; Sevim Savaşer, İstanbul Milletvekili; Tülay Babuşcu, Balıkesir Milletvekili; Ülker Can, Eskişehir Milletvekili; İsmail Tamer, Kayseri Milletvekili; Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: Vahap Seçer, Mersin Milletvekili; Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili; İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili; Ayşe Nedret Akova, Balıkesir Milletvekili; Candan Yüceer, Tekirdağ Milletvekili; Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili; Özgür Özel, Manisa Milletvekili; Hülya Güven, İzmir Milletvekili.

Şahısları adına söz isteyen: Lehinde, Bedrettin Yıldırım, Bursa Milletvekili; aleyhinde, Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli Milletvekili.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sadir Durmaz, Yozgat Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tarım ve gıda, insanımızın yaşamını idame ettirebilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Tarımın, gıda üretiminin, nesillerin devamı için stratejik bir sektör olduğu bütün dünya tarafından kabul edilen bir gerçektir. AKP iktidarları dönemindeki yanlış uygulamalarla tarım sektörü ihmal edilmiş, çiftçimiz, üreticimiz yoksulluğa mahkûm edilmiştir.

Sayın Bakan her zaman yaptığı gibi rakamlara boğarak, rakamlara takla attırarak, “Nereden nereye geldik!” diyerek, işine gelen rakamları verip işine gelmeyen rakamları görmezden gelerek bütçeyi Plan ve Bütçede değerlendirmiştir. Şimdi, biz, Sayın Bakanın değinmediği, görmezden geldiği rakamlarla, bazı sorularla konuşmamızı sürdürelim.

Sayın Bakan, iktidarı devraldığınızda mazot kaç liraydı, gübre kaç liraydı, çiftçimiz ne kadar destek alıyordu, buğday fiyatı kaç liraydı?

Değerli milletvekilleri, AKP işbaşına geldiğinde mazot yaklaşık 1 lira, buğday ortalama 35 kuruştu yani 3 kilogram buğdayla 1 litre mazot rahatlıkla satın alabiliyordu çiftçimiz. Mazot bugün 4 lira 58 kuruş, buğday ortalama 65 kuruş; 7 kilogram buğdayla ancak 1 litre mazot alabilmektedir. AKP’nin işbaşına geldiği 2002 yılında DAP gübresinin fiyatı 35 kuruştu ve 1 kilogram buğdayla 1 kilogram DAP gübresi satın alabilecek güce sahipti. Bugün, DAP gübresi 1.450 kuruş; çiftçimiz, 2 kilogram buğdayla 1 kilogram DAP gübresini satın alamamaktadır. Dünyanın en pahalı mazotunu kullanan çiftçimizin başka ülkelerin çiftçileriyle rekabete zorlanması, AKP’nin ekonomi politikasının özeti olarak ifade edebileceğimiz “Üretme, yandaşlar ithal etsin, köşeyi dönsün.” mantığının tarıma yansıtılmış hâlinden başka bir şey değildir. On bir yıllık AKP iktidarları döneminde, ürün fiyatları en fazla yüzde 70-80 mertebesinde artarken girdi fiyatlarının yüzde 300-yüzde 400’ler civarında artmış olması ve üstelik son on yıl enflasyonunu da dikkate aldığınızda çiftçinin hâlinin nice olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yoktur.

On bir yıl önce, Sayın Başbakan, meydanlarda dolaşıp, çiftçinin kullandığı mazotun üzerindeki vergileri kaldırıp mazotu ucuzlatacağının sözünü vermişti. Türk çiftçisi, on bir yıldır, Sayın Başbakandan bu sözünü tutmasını bekliyor. Sayın Başbakan bu arada çiftçiye verdiği sözü tutmadı ama başka bir mazotu ucuzlattı, gemiciklerin mazotunu ucuzlattı. Gemiciklerin mazotunun üzerindeki vergi yüklerini kaldırarak, onlara daha ucuz mazot kullanmayı temin etti.

Sayın Bakanın görmezden geldiği, ifade etmediği başka bir konuya da değinmek istiyorum. Sayın Bakan, 2006 yılında Tarım Kanunu çıkarttınız, 21’inci maddesine de tarıma ayrılacak desteğin gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden aşağı olamayacağı hükmünü kendiniz koydunuz. Yani, bir kanun maddesi ama 2007’den bu yana bu maddeye kendiniz uymayarak çiftçimizin cebinden yaklaşık 35 katrilyon lira parayı çekip aldınız. Bir de bunu sadece buğday için söylüyorum, sadece  buğdayda çiftçinin ürününün hak ettiği değeri bulamamasının kaybı olan yaklaşık 15 katrilyon lirayı da eklediğinizde çiftçinin kaybı, sadece 2 kalemde, destekleme ve buğdayda yaklaşık 50 katrilyon lira.

Bir de şu borç rakamına gelelim. Sayın Bakan ne zaman söz alsa çiftçinin borcunu ödemekte ne kadar rahat olduğunu, efendim, işte tahsilat oranlarının şu kadar yüksek olduğunu, yüzde 97’lerde, 98’lerde olduğunu söylüyor. Bir bakalım gerçekten öyle miymiş? 2002’de Bakanlığı devraldığınızda çiftçinin toplam borcu 530 milyon lira, bugün 40 milyar lira, yaklaşık 40 milyar lira. Şimdi sormak lazım: Sayın Bakan, çiftçi yüzde 97, yüzde 98 bu borcu ödüyor da bu toplam borç niye hiç düşmüyor? 40 milyar lira nasıl birikti bugüne kadar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – O kredi, kredi.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Yani, tahsilat oranlarını yüksek göstermek için birtakım muhasebe oyunlarına başvuracaksınız, efendim, ikide birde tahsil kabiliyeti düşük olan borçları kararnameyle erteleyeceksiniz, erteleme kapsamındaki borçlar tahsil edilmiş gibi gözükecek, siz de çıkıp burada “Yüzde 97, 98.” diyeceksiniz.

Başka ne yapıyorsunuz? Başka şunu yapıyorsunuz: Geçmişteki uygulamalardan farklı olarak anapara artı faiz kadar yeni kredi tespit ederek, sürekli kredileri yenileyerek yani hiçbir zaman tahsilatı yapmayarak tahsil edilmiş gibi kayıt üzerinde bu rakamlarla milleti kandırıyorsunuz. Bunlar çiftçinin rakamları değil, bunlar aldatma, kandırma siyasetinin rakamlarıdır. Bugün, çiftçimiz hapis ve haciz kıskacındadır, inim inim inlemektedir. Cebinde çay parası olmadığı için kahveye gidememekte, kışlık ihtiyaçlarını temin edememektedir. Köyler boşalmakta, köylerde oturan gençler evlenememektedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Buna rağmen AKP’ye oy veriyorlar!

SADİR DURMAZ (Devamla) – Nitekim, işbaşına geldiğinizden bu yana yaklaşık 3 milyon hektar alan tarım dışı kalmış, atıl vaziyettedir. Çiftçi, traktörüne mazot koyamadığı için tarlasına gidememektedir. Bugün, çiftçimiz tarlasının, bahçesinin, serasının sahibi değildir değerli milletvekilleri; tamamı bankalarındır, bankalara ipoteklidir bu araziler. Sayın Bakan ne zaman söz alsa çiftçiyi, tarımı ne kadar desteklediklerini öve öve bitiremiyor ama rakamlar da ortada. Sayın Bakana soruyorum: Ziraat Bankasının 2012 yılında kullandırdığı zirai krediler düştü mü düşmedi mi Sayın Bakan? Ziraat Bankasının tarımsal krediden sorumlu genel müdür yardımcılığı lağvedildi mi edilmedi mi? Tarımsal kredi daire başkanlığı kaldırıldı mı kaldırılmadı mı? Bölge müdürlüklerindeki tarımsal kredi bölümleri kaldırıldı mı kaldırılmadı mı? Antalya’da büyük bir törenle açılışını yaptığınız ve sadece çiftçilere yönelik hizmet edeceğini söylediğiniz tarımsal şube uygulamasına neden son verildi madem yararlıydı?

Sayın milletvekilleri, artık, Ziraat Bankası, kredi almak isteyen çiftçileri ticari kredi müşterileriyle aynı kategoride değerlendirmekte, aynı bilgi ve belgeleri istemektedir. Ziraat Bankası, eskiden olduğu gibi yani adına ve kuruluş amacına uygun olarak çiftçimizi kredilendirmemekte, çiftçimizden esirgediği krediyi ticari kredi müşterilerine peşkeş çekmektedir. Hatırlayın, burada bir değerli milletvekili gündeme getirmişti, başka bankaların vermediği krediyi, 650 trilyon lirayı bir çırpıda bir ticari şirkete ticari kredi olarak veren Ziraat Bankası ilk taksidini bile alamadan, tahsil edemeden idari takipteki kredilere aktarmıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir bankadan satın aldı özel bankayı kurtarmak için.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Evet.

Yani, çiftçinin 3 kuruşluk borcu için çiftçiyi hapse tıktıran AKP zihniyeti, 650 trilyon lirayı, ilk taksidini bile alamayacağı bir krediyi bir ticari firmaya peşkeş çekmiştir. Sonra ne olmuş? Sonra bu bankanın Genel Müdürü bankaları denetlemekle görevli, yükümlü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun başına getirilmiş yani oranın Yönetim Kuruluna atanmış. Şimdi “Ne var bunda?” diyebilir bazı arkadaşlar, doğru söylüyorlar. Yani Deniz Feneri davasında da sanıkları bırakıp savcıları yargılamadı mı bu arkadaşlar? Aynı şey, değişen bir şey yok yani.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo, aynen öyle. (CHP sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Devamla) – Sayın Bakan, telefonumun mesaj kutusu yaklaşık üç aydır, sizden atama bekleyen, verdiğiniz sözü tutmanızı isteyen gıda mühendisleri, biyologlar, veterinerler ve diğer branşlardan mezun olmuş, sizin sözünüzü tutmanızı bekleyen üniversite mezunu işsizlerin mesajlarıyla dolu. Hatta, içlerinden bazıları -Allah korusun- intihar etmeyi düşündüklerini bile söylüyorlar; telefonumda, gösterebilirim.

Sayın Bakan, diğer bakanlar bu kadroları alırken siz neden alamıyorsunuz? Siz aynı kabinede yer almıyor musunuz? Bu gençler kadrosuzluk nedeniyle bunalımın eşiğine gelmişse bunun bütün vebali size ait Sayın Bakan.

Geçen gün Sayın Bakan diyor ki: “Çok şükür, Rabb’im bu günleri gösterdi, hayvan ihraç edecek hâle geldik.” Şimdi, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan her zaman yaptığı gibi bizim aklımızla, milletin aklıyla alay ediyor. Ne diyor? Yani, on altı yıl aradan sonra 2010 yılında canlı hayvan ithalatına başladığınızdan bugüne kadar 171.501 düve ithal etmişsiniz, 3 milyar dolar para ödemişsiniz. Şimdi, ihraç edeceğinizi söylediğiniz hayvan sayısı, eğer doğruysa, 250. Sayın Bakan rakamlara takla attırmada başarılıdır diye boşuna söylemedik.

OKTAY VURAL (İzmir) – Matematikten anlamıyor zaten.

SADİR DURMAZ (Devamla) – 171.501 düve 3 milyar dolar, karşılığında “250 düve ihraç ediyorum.” diye “Cenab-ı Allah’a şükrediyorum, ihracatçı olacağız.” diyorsun. Ben de Allah akıl fikir versin diyorum, başka bir şey diyemiyorum size.

2001 yılında çıkarılan Hayvan Islahı Kanunu’nu yürürlükten kaldıran sizsiniz. Sizden önceki kendi kabine arkadaşınız, bakanınız zamanında uygulamaya konulan Hayvancılık Strateji Belgesi’ni yürürlükten kaldıracaksın; çiftçiyi batıran, yerli üreticiyi perişan eden, mahveden ithalatın kapısını sonuna kadar aralayacaksın, sonra da buradan bir başarı öyküsü çıkaracaksın. Bunu ancak sen başarabilirsin Sayın Bakan yani başkasının yapması mümkün değil.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde yani yaz aylarında çeşitli medya organlarına yansıyan bir yazı var elimde, bir haber var. Burada bir iş adamıyla… Tarım Bakanlığının bir etkinliğinde bir iş adamına ait olduğu söylenen ifadeler var. Sizin de orada olduğunuz esnada söylediği sözler var. Diyor ki toplantıda söz alan falanca iş adamı, Sayın Bakan Mehdi Eker’e duyduğu hayranlığı dile getirerek başlıyor: “Ben bu Bakana âşık oldum. Bu, dalkavukluk veya yağcılık değil.” -affedersiniz- konuşmanın ilerleyen bölümünde: “Benim ismim ‘ineklere âşık iş adamı’ olarak bilinir, alametifarikam budur.” diyen iş adamı “Tarımı köylünün elinden almazsak devrim olmaz. Tarım çiftçiye, köylüye bırakılmamalı.”

Sayın Bakanım, bu doğru mu? Böyle bir toplantıda bulundunuz mu?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kime bırakacak?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Öyle yapıyor zaten. Ne yapıyor ki farklı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ürdünlüye bırakacak.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Böyle bir konuşma oldu mu? Eğer bu olduysa sizin bugün burada oturmanız hem bu millete hem bu Meclise hem bu iradeye saygısızlıktır Sayın Bakan. Eğer buna gerekli cevabı vermediyseniz bugün burada ne hakla oturuyorsunuz yani bu söz doğruysa şayet?

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Memlekette çiftçi mi kaldı? Tarlalarını sattı hepsi çiftçilerin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Oturmuyor, oturmuyor, yatıyor, otursa iyi yine.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Daha başka şeyler de var. Hakikaten hicap duyuyorum. Bu sayın iş adamının müdahalesinden sonra Mera Kanunu’nda değişiklik yapıldığı şeklinde iddialar var. Bu sayın iş adamının müdahalesinden sonra, sizin “Yeteri kadar besi materyalimiz vardır.” dediğiniz tarihten iki ay sonra ithalat kapılarının ardına kadar açılması, yine bu sayın iş adamının sayesindedir şeklinde yorumlar var. Bunları bugün burada bütün açıklığıyla cevaplandırmanızı Türk çiftçisi adına istiyorum. Eğer siz, bu konuşmada buna tanık oldu ve cevap vermediyseniz bir dakika bile burada durmanız yazıktır, günahtır. Derhâl istifa etmenizi bekliyorum. Türk çiftçisi adına bunu sizden istiyorum.

Sayın Bakan, daha önce de söylemiştim, siz gelmiş geçmiş en başarısız bakansınız, Diyarbakır kontenjanından burada oturuyorsunuz. Şimdi, Barzani’nin teşrifatçılığını da yaptınız, yerinizi sağlama aldınız ama gün gelecek bunları siz bile  taşıyamayacaksınız.

Bu düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tütün ve Alkol  Piyasası Düzenleme Kurulu bütçe ve kesin hesap görüşmeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Tarım, geniş bir etki alanına sahiptir; bu yüzden tarım politikaları siyasal, sosyal ve ekonomik yönden büyük bir önem arz etmektedir. Diğer taraftan diğer sektörlere ham madde temin etmesi, ciddi bir istihdam alanı olması, millî gelir ve ihracattaki payı nedeniyle tarım, her cumhuriyet hükûmetlerinin önemsediği, önemsemesi gereken bir sektör olmak durumundadır.

İnsanların gıda ihtiyaçlarının karşılanması açısından da son derece stratejik bir sektör olan tarım sektörü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'nin de ekonomisi ve sosyal yapısında en önemli sektörlerin başında gelmektedir. Ülke nüfusunun sağlıklı ve dengeli beslenmesi, gıda güvenilirliği, üreticisinin refahı, tüketicinin korunması ve kollanması gibi konuların sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için ülkede uygulanan tarım politikaları ciddi bir önem arz etmektedir.

AKP’nin on bir  yıllık devri iktidarında diğer temel ve stratejik sektörler gibi tarım da ne yazık ki hak ettiği değeri bulamamıştır. Çiftçimiz, üreticimiz, yoksulluğa itilerek doğdukları toprakları terk etmeye zorlanmış, ürettiğine pişman edilmiş, âdeta  tarım sektörü yok edilmeye çalışılmıştır. Bunun tabii neticesidir ki bugün, ülke nüfusumuzun büyük  bir çoğunluğu sağlıklı ve dengeli beslenememektedir. Beslenmek için gerekli tarım ve gıda ürünlerini uygun fiyatla satın alamamaktadırlar ve maalesef, o ekonomik güce sahip değildir insanlarımız. Yani, ülkemizde  ne üretici memnundur ne de  tüketici.

AKP'nin iktidarda bulunduğu on  bir yıllık süre içinde özellikle son altı yıldır hayata geçirilen vizyonsuz, öngörüsüz ve günü kurtarmaya yönelik uygulamalar ülke tarımının sorunlarının çözümünden öte daha da artmasına sebep olmuştur.

Benden önceki hatip söyledi, ben de tekrarlayacağım, belki sabah mahmurluğuyla anlaşılmamış olabilir. Bu dönem, âdeta, üretimin ve üreticinin cezalandırıldığı bir dönem olmuştur. AKP döneminde tarımsal destekleme ödemelerinin millî gelir içerisindeki payının 2006 yılında sizin çıkarmış olduğunuz 5488 sayılı Tarım Kanunu 21’inci maddesine göre, en az yüzde 1 olacağı belirtilmiş olmasına rağmen, şu ana kadar ortalama binde 5-6 civarında gerçekleşmiştir. 2014 yılında da tarımsal desteklemeye ayrılan miktar 9,7 milyar TL olup millî gelirin, maalesef, binde 5,7’sine tekabül etmektedir. Tabii, sizlerin rakamlara takla attırarak bu desteklemeleri yüksek göstermeye çalışmanız, maalesef, gerçeği değiştirmiyor değerli milletvekilleri. Kandırılan, aldatılan, yok farz edilen çiftçimiz açlığa, yokluğa, banka faiz, haciz, ipotek kıskacına mahkûm edilmiştir. Köylerinde sağlık, eğitim imkânlarından mahrum hâle getirilerek âdeta “Buraları terk et.” denilmektedir.

Unutmamalıyız ki tarımsal desteklemelerin ekonomik boyutunun yanında çok ciddi sosyal boyutları da vardır. Desteklemelerde bir yandan kırsal alanda üreticiye uygun gelir sağlanırken diğer taraftan da kırsal alanda şehirlere göçün önüne geçilmiş olacaktır. Doğdukları yerlerde karnı doymayan ürünü para etmeyen, insanca yaşamayan çiftçilerimiz köyleri boşaltmakta, üreticilikten tüketici konumuna gelmektedir. Bu kürsüden tarımın, üreticinin, çiftçinin, besicinin sorunlarının yanında çözüm önerilerimizi de defalarca dile getirdik. Görmezden, duymazdan ve hatta duyduğunuzu da anlamazdan geldiniz, çiftçiyi, üreticiyi âdeta adam yerine koymadınız.

Değerli milletvekilleri, köyler boşalıyor. Seçim bölgem olan Afyon’da bile nüfusu 100’ün altına düşmüş olan tam 114 tane köy vardır. Bu arada sırf siyasi mülahazalarla 10 tane köyümüz maalesef mahalle hâline getirilmiştir. Tekrar söylüyorum değerli milletvekilleri, Türkiye’mizde tarımda bıçak kemiğe dayanmıştır, âdeta can çekişmektedir, SOS vermektedir.

Tarımda yeni teknolojiler üreten ve tarım tekniklerini yaygınlaştırmak ve çiftçiye, üreticiye, besiciye götürmek için gerekli eğitimini almış ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, gıda mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, peyzaj mimarları, ziraat teknisyenleri, veteriner sağlık teknisyenleri ve teknikerleri, gerek Bakanlık çalışanları gerekse atama bekleyenler, Türk tarımının bu acıklı durumundan hiç memnun değiller ve çok üzülüyorlar.

Sayın Bakan ve etrafındaki üst düzey bürokratlar ise maalesef pembe dünyalarında âdeta Polyanna’cılık oynamaktadırlar. Türkiye’de tarımı bitirdikten için Fransa’dan şövalye madalyaları alma peşindedirler. Ama, TARSİM kafasına göre sigortalama çalışmaları yaparken üreticiden çok kendi çıkarlarını kollamakta, tarım kredi kooperatifleri ise perişan olmuş çiftçiye, besiciye yarım kilo zeytin, 5 kilo ayçiçeği yağı promosyonları ile yem, gübre, ilaç satmaya çalışmaktadır. Allah’ım kurban olayım ki, diyor ya işte “Nereden nereye?”

Birim alandan daha fazla ürün almak için, yeni yetiştirme teknikleri, yeni ıslah yöntemleri geliştirmek ve üreticilere yaygınlaştırılması hususunda üniversitelerimizin ve Bakanlık çalışanlarımızın çok ciddi katkıları olmuştur.

Bugün için 20 binden fazla ziraat mühendisi boş gezmekte veya aldığı eğitimle alakası olmayan alanlarda çalışmaktadırlar. Gıda işletmelerinde uzman personel istihdamı zorunluluğunun kaldırılması nedeniyle ismine doğru, güvenilir, sağlıklı gıda arzı işletmelerin insafına bırakılmıştır.

Bakanlığımızda 5 bin civarında gıda denetçisi vardır. Bunun yanında kayıtlı gıda üretimi yapan işletme sayısı yaklaşık 40 bin, gıda ürünleri satan ve dağıtan işletme sayısı ise 500 bin civarındadır. Bu durum bile sektörde gıda mühendisi açığı olduğunu gösteriyor. "Alo 174 Gıda" hattına gelen ihbarlar her geçen gün artmakta ve çözüm beklemektedir.

Gerekli düzenlemeler yapılarak gıda mühendislerinin istihdamlarının önünün açılması, gıda sektöründe kamu denetiminin daha etkin kullanılmasıyla haksız rekabetin önüne geçilebilir ve tüketicinin korunması da sağlanmış olur. Büyükşehir belediyelerimiz milyonlarca dolar harcayarak yurt dışından fidan ve süs bitkileri getirirken bizim peyzaj mimarlarımız maalesef boşta gezmektedir.

Sayın milletvekilleri, diğer taraftan, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda su ürünleri mühendisleri tanımının yapılmamış olması ve su ürünleri koruma ve kontrol alanlarında yetkilendirilmemiş olmaları, su ürünleri mühendislerinin kamu ve özel sektörde istihdamlarının önüne geçmektedir. Ülkemizde 15 binden fazla su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendisi ciddi şekilde mağduriyet yaşamaktadırlar. Üç tarafı denizle çevrili ülkemizde bu konu çok önem arz etmektedir.

Milyonlarca dekar tarım yapılabilir hazine arazisi de maalesef boş durmaktadır. Bir kanun veya sizlerin sıkça başvurduğunuz kanun hükmünde kararnameyle bu arazileri işlemek isteyen ziraat mühendislerine, veteriner hekimlere, peyzaj mimarlarına tahsisi sağlanabilir. İşletme kredisi desteklemeleri ve alım garantili üretim uygulamalarıyla buralarda örnek teknik tarım uygulamaları yapılabilir. Ülkemiz ekonomisine önemli bir istihdam ve katma değer sağlanmış olur. Sözleşmeli, alım garantili üretim yaptırılarak, milyarlarca dolar ödeyerek dışarıdan aldığımız yem ve yağ bitkileri açığımız kapatılabilir. Bu kürsüden sadece sorunları değil, çözüm yollarını da dile getirmeye çalışıyoruz. Tercih sizin. Bu mağduriyetler ülke tarımını ve hayvancılığını da olumsuz yönde etkilemektedir ve ne yazık ki çiftçimiz, üreticimiz perişan hâldedir.

İthal GDO’lu ürünler piyasada terör estirirken, tüberkülozlu, brusellalı hayvanlar ortalıkta kol gezerken şaptan dolayı karantina uygulamaları ve pazarlar kapanmaktadır. Kontrolden uzak, merdiven altı gıda üretimi bugünümüzü de ve gelecek nesillerimizi de tehdit ederken veteriner hekimlerimiz, ziraat ve gıda mühendislerimiz boş gezmekte, atama beklemektedirler.

Dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini ve ilacını kullanan çiftçimiz perişandır, traktörü hacizli, tarlası ipoteklidir. Girdi maliyetleri çiftçinin belini bükmüştür. Ürünü para etmemektedir. Tarladaki, seradaki, ahırdaki yangına tek çare bu boş sıralardaki Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleridir. Gelin, hep beraber çare bulalım, tarımın en önemli girdileri olan mazot, ilaç, gübre, tohum, yem ve tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarındaki ÖTV ve KDV’yi acilen kaldıralım. Takdir edersiniz ki dörtçeker cipe konular mazot ile traktöre konulan mazotun, patpata konulan mazotun aynı fiyattan satılması kabul edilemez.

Millî ekonominin temeli ziraat olan ülkemizde canlı hayvan ithal etmek, kurbanlık ithal etmek, karkas eti ithal etmek, yem veya yağ ham maddesi ithal etmek ve en üzücüsü de saman ithal etmek hiç ama hiç yakışmamaktadır.

Pancar üreticisi perişandır. Milat kabul ettiğiniz 2002 yılında çiftçimizin 1 litre  mazot alabilmek için 10 kilogram pancar teslim etmesi yeterli iken bugün, 40 kilogram pancar teslim etmesi gerekiyor. Kota uygulamaları da işin cabası. Geçen sene pancar üreticisine kilo başına 1 kuruş verdiniz, bu sene 1 kuruşu bile maalesef çok gördünüz.

Değerli milletvekilleri, buğday üreticimiz perişandır. Defalarca ikazımıza, uyarmalarımıza rağmen, buğday çiftçinin elinden çıktıktan sonra taban fiyatları açıklamakta ısrar ediyorsunuz. Mağdur olan da çiftçi olmaktadır. 2013 yılında Toprak Mahsulleri Ofisinin ne kadar ekmeklik, ne kadar makarnalık buğday satın aldığını gerçekten çok merak ediyorum. 2002 yılında 2,5-3 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabilen çiftçimizin 2013 yılında 1 litre mazot alabilmek için 7-8 kilogram buğday satması gerekiyor.

Biraz önceki  hatip söyledi, belki anlamamışsınızdır, tekraren söylüyorum, 2002 yılında süt üreticisi 2 litre ham süt satarak 1 litre mazot alabilirken bugün ise 1 litre mazot alabilmek için 6 litre ham süt satmak zorunda kalmaktadır.

Hele şu hayvancılıkta uyguladığınız iki sene ödemesiz beş yıl yer ödemeli faizsiz kredi var ya burada tam bir trajikomik olaylar silsilesi yaşanıyor. Krediyi kullanan insanlar bu işe girdiklerine bin pişmanlar, bir dokun bin ah işit.

Değerli milletvekilleri, eldeki verilere göre, ülkemizdeki ortalama tarım işletme büyüklüğü 6 hektardır. Bu, Avrupa Birliği’nde 27 hektar, Fransa'da 52, İngiltere'de 54, Amerika Birleşik Devletleri’nde 181 hektardır. Diğer taraftan ülkemizdeki işletmelerin arazilerinin çok parçalı olması gerçeği göz önüne alındığında durum yürekler acısıdır. Bu çok parçalı işletme yapısı ve işletme büyüklüğü çok ciddi problem yaratmaktadır. Acilen miras hukukunda değişiklik yapılarak konuya makul, mantıklı bir hukuki çözüm bulunmalıdır. Bazı bölgelerde yapılan arazi tapulaştırmaları ile -bunu iddia ediyorlar, çok çok söylüyorsunuz- kaç kişiye ve aileye tapu verilmiştir? Şahsen bunu da merak ediyorum. Sayın Bakan cevap verirse memnun olurum.

Değerli milletvekilleri, TEKEL destekleme alımlarından çekildikten sonra üretimin şartları, tespiti ve tütün fiyatının belirlemesi çok uluslu tütün şirketlerinin eline geçmiştir ancak  bu şirketlerle sözleşme yapabilen, anlaşma imzalayabilen çiftçiler tütün üretimi yapabiliyor. Çiftçiler şirketler tarafından âdeta sömürülüyor. Tütün fiyatları her yıl artan girdi maliyetlerini bile zor karşılamaktadır.

Değerli milletvekilleri, gelin, çiftçilerimize, üreticimize sahip çıkalım, onları yok farz etmeyelim. Sayın bakanlardan bir tanesi “Gözünü kara toprak doyursun." dese de, Sayın Başbakanımız azarlasa da Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak onlara sahip çıkalım. Yoksa ithal ete, ithal süte, ithal yeme, ithal yağa, ithal meyveye, sebzeye, hatta gün gelir ithal ekmeğe ve suya bile mahkûm ve mecbur kalırız. Bu durumdaki bir bütçeye yani çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin, köylümüzün hayrına olmayan, Tarım Bakanlığı çalışanlarının hayrına olmayan, Türkiye'nin hayrına olmayan bu bütçeye Milliyetçi Hareket Partisi olarak “Hayır.” oyu vermek bir borçtur, bir vebaldir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı Ruhsar Demirel, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bizi televizyonları başında izleyen milletimize hayırlı haftalar dilerken salonda bulunan 12 Adalet ve Kalkınma Partili milletvekiline ayrıca teşekkür ediyorum burada bulundukları ve muhalefeti dinleme nezaketi göstermeleri itibarıyla.

Ben 2014 yılı merkezi yönetim bütçesi ve 2012 yılı kesin hesap bütçe tasarıları hakkında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesiyle ilgili parti grubumun görüşlerini belirtmek için buradayım.

Tabii ki bu bütçe görüşmeleri mali ve ekonomik olmakla beraber daha çok sosyal ve siyasal yansımaları olan metinler, bildiğiniz gibi sonuçları da hukuki ve politik oluyorlar. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesinin rakamsal boyutuna baktığımızda 2012 yılının yüzde 30’unun zarar olduğunu, 2013 yılı Ağustos sonuna kadar bütçenin yüzde 50’sinin zarar olduğunu,  2014 yılı için de zaten şu anda öngörülen beşte 2’lik kısmının zarar olarak ifade edildiğini söyledikten sonra, bütçe hakkı ve hesap verebilirlik konusunda birkaç cümle söylemek istiyorum.

Bütçe hakkının etkin kullanımı hesap verebilirlikle mümkün ve zaten, demokrasileri içselleştiren, hukukun üstünlüğüne inanan ülkelerde hesap verebilirlik çok önemli bir parametre ve bu işin olmazsa olmaz ilkesi. İşte, bu hesap verebilirlik bütçe müzakerelerine tabii ki yansıyor, ne kadar olduğu. Ama bunun ötesinde de yasama yılı boyunca biz, özellikle muhalefet milletvekillerinin, bazı enstrümanlarla hesap verebilirliği test etme şansımız oluyor. Ben de, ilgili bakanlığın konusu itibarıyla kadın, aile, çocuk konusunda hangi hesap verebilirlikler olmuş ya da olamamış ya da hangi gayret içinde bulunulmuş, onu sizinle paylaşmak istiyorum.

Soru önergeleri efendim. Soru önergeleri, muhalefetin yürütme üzerindeki denetim mekanizmasını gösterir. Ben, üç tane soru önergesini özetle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir tanesi, Başbakanlığın -ki Sayın Başbakanın imzasıyla yayınlanmış- kadın-erkek eşitliği konusunda bakanlarına görev tevdi ettiği bir genelge var. “Bu genelgeyle ilgili, ilgili bakanlar ne yapmış?” diye sordum. Bir sayın bakanın cevabını mealen paylaşmak istiyorum, Sayın Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı Bey şöyle cevap vermiş, “Zaten mevzuat var. Bizim Bakanlığımızda her şey eşitlik ilkesine göre yürütülüyor. Bu genelgeye göre bizim ayrıca bir birim kurmamız, birini görevlendirmemiz gerekmiyor.” demiş Sayın Bakan. Bunu takdirlerinize sunuyorum.

Kadın konusundaki ikinci bir soru önergesinin cevabı Sayın Dışişleri Bakanından. Bunu cevap olarak alıp almama konusunu, ben, bizi dinleyen milletimizin takdirine sunacağım. Sayın Bakana sorduğumuz soru şu, “Uygur Türklerinin sembol ismi kahraman bir Türk kadını Sayın Rabia Kadir Hanım,  dünyanın her yerine gidebiliyor. Neden Türkiye’ye gelemiyor, neden vize veremiyorsunuz?” diye mükerrer sorularıma Sayın Dışişleri Bakanı sonunda şöyle bir cevap verdi: “Urumçi ile İstanbul arasında uçaklar kalkıyor. Doğu Türkistan’la ticareti geliştiriyoruz. İş adamlarımızı uçaklara doldurup biz o bölgeye götürüyoruz. İşte, biz, böyle ticaret yapıyoruz.” Hani, dış ticaretten sorumlu sayın bakana sorsam, herhâlde, o, bu kadar güzel anlatamazdı ama Sayın Dışişleri Bakanının verdiği cevapta ne vize ne Rabia Kadir ne bir Türk kadının uğradığı haksızlık, hiçbiri yoktu.

Bir üçüncü soru önergesini de Sayın Fatma Şahin’e sordum. Üç değil aslında, birkaç kere sordum aynı soruyu. Çünkü, olay şöyle gelişti: 2012 yılının başlarında bir gazete haberi, yine büyük müjdeler vardı ülkemize. “2.505 aileyi çocuk sahibi yapacağız tüp bebekle.” diye bir gazete haberi üzerine Sayın Bakana soru önergesi yolladım -tabii “Sayın Bakana” derken Bakanlığa onun şahsında yolluyoruz soru önergelerini- cevap gelmedi. Sorunun şeklini değiştirip yolladım, yine cevap gelmedi. Her iki önergeyi tekrar yolladım, yine cevap gelmedi. Şimdi, ben sizin huzurunuzda Sayın Bakandan bu sorularıma cevap istemek adına tekrar sorularımı yöneltmek istiyorum. Sayın Bakan, 2.505 tüp bebeğin dağılımı Türkiye genelinde nasıl yapılmış olabilir diye ben bir hesap yaptım kendi ilim Eskişehir üzerinden. Sizin hesabınıza göre 14 düşmüş Eskişehir’e, benim hesabıma göre daha fazla düşmesi gerekiyor. Nüfus kriterine göre de baksan daha fazla düşüyor, sosyal eşitlik ilkesi açısından da baksan daha fazla düşmesi gerekir. Özellikle bu tür sağlık sorunları toplumun genelinde belli bir yüzde oranında görüldüğü için nüfus esaslı dağıtmış olmanız gerekirken, Eskişehir’e benzer, hatta hemen hemen aynı nüfustaki illere çok daha farklı dağıtımlar yapıldığını gördüm ve Eskişehir yine öksüz, yine yetimdi Bakanlık ve Hükûmet nezdinde. Ama asıl mesele şurada: Neden bu özel hastaneler grubu? Neden bu özel hastaneler grubunun sahibi olan beyin adını basın önünde mükerrer defalar tekrarlayarak böyle bir reklama müsaade ettiniz? Rekabet Kurumu burada nasıl bir fonksiyon gördü? Bu özel kurumun tüp bebek konusundaki başarı oranı diğer özel kurumlardan daha mı yüksekti veya kamu kurumlarından daha mı yüksek tüp bebek başarı oranı vardı? Bu özel kurumun bu kadar önceliklenmesiyle, basın aracılığıyla, 81 ile genelge yollamak suretiyle yaptığınız bu reklamlar üzerinden, bu özel kuruma kazandırdıklarınıza rağmen, kamu kaynaklarıyla kurulmuş tüp bebek merkezlerinin, bu milletin vergileriyle kurulmuş tüp bebek merkezlerinin atıl kalma ihtimalini hiç düşündünüz mü, bunun memlekete getireceği yükü hiç hesapladınız mı? “Sosyal sorumluluk projesi” diye daha sonrasında ek bir haber yayınlandı bu önergelerle ilgili. Bunun sosyal sorumluluk projesi olduğunu da varsayarsak, düşününüz ki iktidarınız zamanında Milliyetçi Hareket Partili olarak fişlenmiş müesseseler olduğunu kamu da kabul etti. Bu fişlediğiniz Milliyetçi Hareket Partili bir müteşebbis böyle bir sosyal sorumluluk projesi yapmak istediğini iletseydi, bu partili arkadaşımızın adını da basın önünde zikredip 81 ilin valiliğine, kaymakamlığına ve Bakanlığınızın taşra teşkilatlarına isimlerini açık açık yazarak genelge yayınlayacak mıydınız? Bu sorularımı sıranız geldiğinde cevaplarsanız Türk milleti adına biz memnun olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu soru önergesine sebep olan mevzu burada da bitmiyor. Ekindeki genelgede şöyle bir cümle var -çünkü dil niyetin aynası, dil bilinçaltlarımızın yansıması- bakınız  diyor ki: “Vakıflar tarafından muhtaç olduğu tespit edilip proje kapsamında tedavilerinin yapılmasına karar verilen kadınların…” Sayın Bakan, bu konuyu bilmek için hekim olmak gerekmiyor. Bakınız, Sayın Başbakan da hekim değil ama kürtaj, sezaryen, bu konuları çok iyi biliyor. Siz de biraz düşünseniz çok iyi tespit yapabilirdiniz. Çocuk sahibi olamamak yalnızca kadına özel bir durum değildir. Tüp bebek yalnızca kadınlardaki fonksiyon bozuklukları için yapılan bir tedavi yöntemi değildir ama bu fikir, bu kafa, bu ses, aynı ses. “Kadını sakat” diye kabul eden, “kadını eksik” diye gören ve kadına şiddeti çağıran ses bu ses. Bu ülkede de, dünyanın her yerindeki ülkelerde de erkeklerin de böyle fonksiyon bozuklukları olabileceğini burada herkesin huzurunda milletin bir vekili, bir hekim, bir kadın olarak ifade etmek istiyorum. Eğer zaten muradınız aileleri  çocuk sahibi yapmak olsaydı, biz geçtiğimiz 8 Martta Milliyetçi Hareket Partisi olarak Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Genel Kurulda yaptığımız konuşmada bir öneride bulunduk. Dedik ki: “Evlat edindirme yasasının hilafına yönetmeliğinizde kısıtlayıcı bir madde var ve bu madde -ki Türkiye'de kadınların en dezavantajlı olduğu konulardan biri- eğitimi ifade ediyor. Bu konuyu yumuşatınız. Türkiye'de yüzlerce, binlerce hane evlat sahibi olmayı, bir o kadar çocuk da aile sahibi olmayı beklerken bu Evlat Edindirme Yönetmeliği’ndeki yasanın hilafına maddeyi düzenleyiniz, aileler çocuk sahibi olsun.” İlgilenmediniz. Niye? Çünkü murat, aileleri çocuk sahibi yapmak değil. Kadınlarla ilgili bir sorununuz var sizin ve bunun adına da “eşitlik” diyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, bakınız, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye uluslararası alanda yapılmış bir sözlü taciz var. Bunu hepimiz kınadık, ben dâhil hepimiz kınadık. Bu, diplomatik dilde nedir ne değildir, onu biz bilemeyiz ama vicdani olarak bir hanımefendi konuşurken bir beyefendiye düşen dinlemektir; söyleyecek sözünüz varsa sonrasında söylersiniz. Ama burada kınayan bir dilin başka yerde de kınıyor olması lazım. Nerede biliyor musunuz? Ben size söylüyorum: Türkiye-Rusya 4’üncü Üst Düzey İşbirliği Konsey Toplantısı’na katılmak üzere Sayın Başbakan Rusya’da Konstantinovski Sarayı’nda Putin’le görüşüyor ve arkasından bir basın toplantısı yapılıyor. Basın toplantısında bir gazeteci Sayın Başbakana soruyor, diyor ki: “Sayın Başkanla konuyu görüştünüz mü? Rusya dışına çıkış yasağı olduğu söyleniyor. Böyle bir şey yoksa beraberinizde Gizem Akhan’ı da Türkiye’ye götürecek misiniz?” Kameralarda Sayın Başbakanın gülen yüzünü görüyoruz Putin’in cevabıyla beraber çünkü Putin şöyle söylüyor: “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi. Bu nasıl bir soru?” diyor ve Başbakanımızın kahkahalarla gülen yüzünü görüyoruz.

Sayın milletvekilleri, burada bulunan Adalet ve Kalkınma Partili nezaket göstermiş sayın milletvekilleri, özellikle size söylüyorum: Gizem Akhan’ın adının yerine kendi kız evladınızın adını koyunuz, güler miydiniz yoksa “Sayın Putin, (…) (x)” mi derdiniz? Tahmin ediyorum, öbürünü söylerdiniz. Eğer gerçekten vicdanımız varsa, eğer gerçekten kadınlara eşitlik istiyorsak “Türkiye’deki bütün çocuklar gibi, bütün kadınlar gibi bütün kızlarımız da bizimdir.” deyip… Türk milliyetçiliği işte budur. Uluslararası alanda bir Türk kızına yapılanı espri diye kabul ediyorsak kendi ülkemizde de kendi kızlarımıza yapılanı espri diye kabul edecek demokratik olgunluğa erişmemiz gerekir. Bu erişimsizlik o kadar keskin bir çizgi ki… Burada bizler milletvekiliyiz. Milletin vekili olarak, kılık kıyafet düzenlemesi yapıldı ve inancımızın uzantısı olarak kılık kıyafetlerimizi serbestçe giyme hakkımız oldu. Bizim milletin vekili olarak hakkımız olan şey, müvekkilinin vekili olan kadınlara olmadı. Müvekkilinin vekili olan kadınlar görevlerini tam olarak ifa edemiyorlar. Neden? Bunun adı “eşitlik” mi sizce? Eğer siz oraya “özel alan” derseniz birisi de buraya “özel alan” der, bunu da istisna diye göremezsiniz. Eşitlik herkes için, bütün kadınlar için, bütün insanlar için olursa anlamlıdır. Yalnızca benden olan, yalnızca benim gibi düşünen, yalnızca benim yanımda yer alan için vicdanlarınız sızlamasın. Vicdanlarınız bütün millet için sızlasın. Sızlamasın, vicdanlarımız coşsun, hepimiz birlikte olalım, eşit olalım. İşte gerçek milliyetçilik hepimizi eşit kabul eden zihniyette olacaktır.

Ve sayın milletvekilleri, şunu söylemek istiyorum: Ben bundan iki yıl önce bütçe konuşmamda bir ifadede bulundum -Sayın Başbakana “usta” denildiğinin en moda olduğu yıllardı, yeni Hükûmet kurulmuştu- dedim ki: “Maalesef kadından sorumlu Bakan bu ülkede hiçbir zaman usta olamıyor, hep yeni bakan geliyor.” Bunu bazen alınganlık yaptı arkadaşlarımız ama sanıyorum tarih tekerrürden ibaret olacak. Sayın Bakan, biliyorsunuz, belediye başkan adayı oldu. Ben, Yüksek Seçim Kurulunun hakkaniyetsiz kararına rağmen Sayın Başbakanın ve sayın bakanların siyasi etik adına bütçe görüşmelerinden sonra istifalarını verip uygun bir tarihte de bir yeni revizyonun yapılacağını düşünüyorum, buna inanmak istiyorum Türk milleti adına. İşte o zaman, umuyorum, yine bir kadın bakanımız olur çünkü bir önceki Hükûmette 2, bu Hükûmette 1 kadın bakana sahip olduk, inşallah bundan sonrakinde de bir bakanımız olur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları bütçe görüşmeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi, tüm sağlık çalışanlarını ve yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekillerim, Türkiye’nin 2013 yılı itibarıyla Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında 187 ülke içinde 90’ıncı sırada olmasının temel nedenlerinden biri sağlık alanındaki tablodur. Zira, kişi başına gelir açısından baktığınızda 59’uncu sıradayken eğitim ve sağlık göstergelerini eklediğimizde 90’ıncı sıraya düşüyoruz ve OECD Sağlık 2013 Raporu’na göre Türkiye’de sağlık harcamalarının gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 6,1 iken OECD ortalaması yüzde 9,3’tür. Kişi başı sağlık harcamasında, ne yazık ki, OECD’nin en sonuncu ülkesiyiz.

                                        

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

Türkiye’deki hekim sayısındaki açığın yanı sıra hekim dağılımındaki adaletsizlik de ayrı bir sorundur. Bugün, Anadolu’da, temel branşlarda bile hekim bulma zorluğu vardır. Bu durum, yeni bir planlama yapılmasını gerektirmektedir. Keza, sağlık personelinde de durum bundan farklı değildir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, toplam sağlık harcaması 2012 yılında 76 milyar 358 milyon lira olarak gerçekleşmiş ve bu verilere göre kişi başı sağlık harcaması 2012 yılında 1.020 liradır. Kişi başı sağlık harcamasının 2009’dan 2012’ye kadar yüzde 27 arttığını görüyoruz. Genel devlet sağlık harcamasının toplam sağlık harcamasına oranı 2009’da yüzde 81 iken 2012’de bu rakam yüzde 76,8’e düşmüştür. Kamu harcamalarındaki bu düşüş vatandaşlarımızın harcamalarıyla giderilmiştir. Hanehalkı sağlık harcamasının toplam sağlık harcamalarına oranı 2009’da yüzde 14 iken 2012’de yüzde 15,4 olmuştur. Sağlık harcamasının millî gelire oranı da düşmeye devam etmektedir.

İktidar, cepten yapılan sağlık harcamalarında azalma olduğunu ifade ederken, son on bir yıl içerisinde çok değişik kalemlerde yeni yükler geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu yük, kıt kanaat geçinen insanlar için yeni bir çile kapısı olmuştur. “Doktorun elini vatandaşın cebinden çekeceğiz.” derken o cebe kendi elinizi soktuğunuz uygulamanızla ortaya çıkmıştır.

İktidar olarak bir yandan “Sağlıkta hizmette sınır yok.” diyorsunuz “Hekimini seçebilirsin.” diyorsunuz; öte yandan, vatandaşın her adımından da para alıyorsunuz “Paran varsa hastaneye gidersin.” diyorsunuz. Sağlıkta dönüşüm kandırmacası, 11 çeşit katılım payı alınmasıyla açıkça görülmektedir. Bu ücretler: İlaç katılım payı, muayene katılım payı, reçete ücreti, eş değer ilaç fiyat farkı, kutu başına ilave 1 TL, özel hastane fark ücreti, tetkik fark ücreti, erken muayene fark ücreti, öncelikli tetkik ücreti, istisnai sağlık hizmeti, telefonla randevu parası.

Kamu-özel ortaklığıyla yapılacak kampüs hastaneleri, devletin kendi evinde kiracı olmasını, sağlığı sermaye sahiplerinin kiralamasını ve emeği ucuzlatmaya yönelik modeli dayatmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nızın finali bu olsa gerektir. Külfet ve zahmet devlet ve millete, nimet ise küresel sermayeye aktarılmıştır. Sağlığın adım adım özelleştiğini milletimiz de artık anlamış durumdadır. 2003’te 1 kişi yılda 1,8 kez hekime başvururken bu rakam 2012’de 8,9’a yükselmiştir. Bu da sağlıkla ilgili ciddi sorulara işaret etmektedir. Bu artış rakamsal olarak mutluluk verebilir ancak kalite noktasında sorgulanmayı gerektirir. Siz, vatandaşlarımıza “Özel hastaneler bedava, önceden özel hastanelerin önünden bile geçemiyordunuz, şimdi hiç fark ödemeden tedavi olabiliyorsunuz.” diyordunuz. Bu masal artık tamamen sona ermiştir. Bize göre bu masal 2008’de bitmişti. 2008’de yüzde 30 fark ücreti geldi, 2009’da yüzde 70’e, 2012’de yüzde 90’a, son olarak da yüzde 200’e kadar fark ücreti alınması kararlaştırıldı ve bununla sigortalılar, emekli, dul ve yetimlerin büyük çoğunluğu özel hastane hizmetlerinden yararlanamayacak duruma geldiler. Özel hastane sayısının 2014’te 463’ten 515’e çıkarılacağı belirtilmiştir; bu, düşündürücüdür. Son beş yılda özel hastanelere vatandaşlarımızın ödediği fark ücretinde artış yüzde 700’ü bulmuştur. Hükûmet olarak özel hastanelere doktor bulma işinde Tam Gün Yasası’nı delerek kiralık profesör dönemini de başlattınız.

Değerli milletvekilleri, Sağlık Bakanlığının 2014 yılı bütçesine bakıldığında, bütçenin ağırlıklı olarak personel giderlerini gösterdiği ve yatırıma pay ayrılmadığı görülüyor. Bunun anlamı, sağlık hizmetlerinin  piyasa şartlarına terk edilmesidir. Sağlık harcamalarındaki artış, gerçekten bu artışa paralel kaliteli bir sağlık hizmeti sunulmasına vesile olmamıştır. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, sağlıkta kuyrukların kaldırıldığını, sıra beklenilmediğini, rahatça muayene olunabildiğini belirtseler de bu bir aldatmacadır.

Hekimlik mesleğinin esasını oluşturan “Hastalık yoktur, hasta vardır.” ilkesinin hayata geçirilmesi performans sistemiyle yok olmuş, çok sayıda gereksiz tetkik yapılmasının önü açılmış ve bu da sağlık harcamalarının amaca uygun olmayan artışına sebep olmuştur.

Sağlık Bakanlığının poliklinik ve yatak sayısını artırmak için plansız yapılanmaya müsaade etmesi, kaynakların doğru kullanılmadığının da bir işaretidir. Hastalar, düne göre modern binalarla tanışmış ancak güler yüzle  karşılayamayan hekimlerle muhatap olmak zorunda bırakılmıştır. Sevginin, güler yüzün unutulduğu bir ortamda verimli bir sağlık hizmeti sunmak mümkün değildir. Hastayı müşteri gibi gören bir anlayış, kimseye fayda sağlamayacaktır. Aslında sağlık çalışanlarının memnuniyetini esas alan bir hizmet sunumu modernleşen yapıyla birleştirilemediğinden bunca yatırımın karşılığı kalite olarak dönmemiştir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlığın artan oranda ticarileşmesinin önünü açmış, küresel sermayeye ciddi bir alan yaratmıştır. Sağlık politikalarında en çok paranın konuşulur hâle gelmesi, devletin anayasal görevini ihmal ettiği anlamına gelmektedir.

Ne zaman hekimlerin özlük haklarında iyileşmeden söz edilecek olsa iktidarca devletin bütçesinin bu yükü kaldıramayacağı gibi garip bir defans uygulanmaktadır. Oysa emekli uzman hekimlerin aldıkları maaşlarla hayat standartlarını devam ettirmekte ne kadar zorlandıklarını hepimiz biliyoruz. Başta hekimler olmak üzere, sağlık çalışanlarının devletten beklentileri hep boşa çıkmıştır. Zor şartlar altında eğitim alarak yetişen fakat hak ettiği karşılığı maalesef göremeyen, son yıllarda da saygınlığı gittikçe azalan sağlık ordusunun özlük haklarının iyileştirilmesi için gereken adımlar maalesef atılmamıştır. Tüm sağlık çalışanlarının en büyük korku ve endişesi emekli olmaktır. Bu durumun on bir yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında düzeltilememesinin kabul edilebilir hiçbir mazereti yoktur. Döner sermaye gelirlerinin emekliliğe tam olarak yansıması sağlanmalıdır. Kamuda hizmet sunmaya çalışan doktorlara zorlamayla görev yaptırmak dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur. Tıp fakültesi gibi zor şartlarda bitirilen fakülteden sonra 3 defasında mecburi hizmet yükümlülüğü hâline gelmek vicdani ve hukuki de değildir. Son tasarıyla, yurt dışından gelecek olanlara mecburi hizmet uygulamasını kaldırmak da adil ve vicdani bir uygulama değildir.

Sağlık sisteminde kurulan çok başlı bir yönetim anlayışı yetki kargaşası yaratmıştır. Bu yeni kurulan yapı birilerine yol açmış, imtiyazlı ve yandaş bir kadrolaşmanın önünü açmıştır. Siyaset, sağlığın âdeta iliklerine kadar monte edilmiş, liyakat ortadan kaldırılmıştır. Mutlu bir zümre yaratılmıştır. Sağlık çalışanları arasında barış bozulmuş, amirlere yakın olma yarışı başlamış, yandaş sendikaya üye olma gayreti içine girilmiştir. Verim azalmıştır, kurum içi mobbing tetiklenmiş, tedirginlikler ve gelecek kaygısı daha da derinleşmiştir.

Sağlık Bakanlığınca denetim ve teftiş, bütçede Sayıştay raporunun Meclise getirilmediği gibi ortadan kaldırılmış; 5 başkan, 5 bina, 5 ayrı yapı kurularak personel sayısı artırılmış, devletin parası çarçur edilmiş, sonuçta düne göre başarılı bir denetleme mekanizması kurulamamıştır. Kurulan yeni yapılara yapılan atamalarsa kamuoyunda hep şüpheyle bakışlara vesile olmuştur.

Tam Gün Yasası, Milliyetçi Hareket Partisinin de destek olduğu bir uygulama olmakla beraber ruhunu uygun şekilde düzenlememiş, yaptığınız düzenlemelerle eşitler arasında ayrımcılık yaratan bir model hâline getirmişsiniz. Akademik dünyada, bu uygulamanızla yeni sorunları başlattınız. Bu düzenleme, sağlıkta eşit hizmet almayı ortadan kaldırmış, “paran kadar sağlık hizmeti alırsın” anlayışını yerleştirmiştir.

Aile hekimliği uygulamasına Türkiye, sağlık sisteminde yeni bir model olarak geçmiş ancak aile hekimine başta verilen sözler tutulmamış, her geçen gün iş yükleri artırılmış, son olarak da Avrupa ülkelerinin hiçbirinde olmayan nöbet sistemi de aile hekimlerinin görevleri arasına yerleştirilmiştir.

Toplum sağlığı merkezinde aile hekimlerinin yanında sözleşmeli olarak çalışan yardımcı sağlık personelinin iş güvencesi mutlaka sağlanmalıdır.

Nöbet ücretlerinin yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde artırılması olumludur ancak kapsamı genişletilerek tüm sağlık çalışanlarını içine almalıdır.

Sağlık çalışanlarının hak ettikleri fiilî hizmet zammı uygulaması mutlaka hayata geçirilmelidir.

Sağlıkta taşeron işçi sayısının arttırılmasına bir an önce çözüm bulunmalıdır. 2002’de 11 bin olan taşeron işçi sayısı 2013’te, sağlıkta, 160 binlere ulaşmıştır. Sağlık hizmetlerinin taşeron eliyle yürütülmesi, her şeyden önce toplum sağlığı açısından büyük riskler taşımaktadır. Taşeron işçileri iş güvencesi olmadan, izin hakkı ve fazla mesai verilmeden günde on iki saati bulan sürelerde köle gibi çalıştırılmaktadır. İşten atılmak korkusunu sürekli yaşayan, maaşları zamanında ödenmeyen, hizmetin önemli bir bölümünü yürüten bu işçiler de bir an önce sorunlarından kurtulmalı ve sadece seçimden seçime inandırıcı olmayan vaatlerle aldatılmamalıdır. Bir gün kadro sözü verilip diğer gün “Sizin yerinize çalışacak çok insan var.” diyerek onurları ve kişilik hakları zedelenmemelidir.

Değerli milletvekilleri, sağlıkta tasarruf önlemleri politikanıza da kısaca değinmek istiyorum. Bir yandan ilaç fiyatları baskılanırken diğer yandan özel hastaneler yoluyla sağlık harcamalarında gerçekleşen artış gözlerden kaçırılmaktadır. Ülkemizde sağlık hizmetleri içerisinde özel sektör payı yüzde 6’dan yüzde 30’lara çıkmıştır. Bugün ülkemizde, yanlış politikalar sonucunda, ilaç alanında âdeta bir kriz vardır. Fiyat baskılama yöntemleri piyasada ilaçların bulunmaması anlamına gelmekte ve bugün ülkemizde  çok sayıda ilaç piyasada bulunamamaktadır. İlaç firmalarının ilaçları üretememe ya da ithalatını durdurması nedeniyle vatandaşlarımız karaborsadan ilaç temin eder duruma gelmiştir. İlaçta KDV oranı mutlaka yüzde 1 oranına geriletilmeli ve düşürülmelidir. Yerli ilaç sektörü desteklenmelidir. Serbest eczacılar, gün geçtikçe, zor şartlarda kamuya hizmet vermeye devam etmektedir. Fiyat değişikliğinden doğan eczacı stok zararlarının bir an önce karşılanması gerekmektedir. Bu zararın sorumlusu, hiçbir zaman, halkın âdeta psikolojik danışmanlığını yapan eczacılar olarak görülmemelidir.

Öte yandan, sağlıkta şiddet sorunu hâlâ çözülememiştir. Şiddetin artık şekli de değişmiştir. Dün sadece sözlü, fiilî olarak yapılan saldırılara artık bıçaklı ve silahlı saldırılar da ilave olmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisince sağlıktaki şiddet konusunda kurulan araştırma komisyonunun almış olduğu tedbirler yerine getirilmemiş, şiddete gereken duyarlılık gösterilmemiştir. Şiddeti önleme komisyonunun hazırladığı raporda yer alan 66 çözüm önerisi de mutlaka hayata geçirilmelidir diyor, bu düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son konuşmacı Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçe kanunu tasarısı ve 2013 yılı kesin hesap cetvelleri hakkında Sağlık Bakanlığı, bağlı kuruluşları, kamu hastane birlikleri ve halk sağlığı birimi hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye on bir yıldır sürekli bir reklam filmini izliyor. Yapılan işlerden çok işlerin reklamını gözlemliyoruz. Yanlış işler doğru, doğru olmayan işler olmuş gibi, yapılmayan işler ise yapılmış gibi gösterilerek siyaseti bir algı yönetimi olarak görenler ve olaylara böyle bakanlar, maalesef memleketimizi bugün her bakımdan bir açmazın içine sürüklemişler; ülkemiz sosyal, siyasal ve ekonomik olarak geldiğimiz noktada artık duvara toslamıştır.

Varsa yoksa reklam. Bir yerde bir “billboard”da ya da herhangi bir rakette, pankartta görüyorsunuz: “‘Köprünüz hayırlı olsun.’ Recep Tayyip Erdoğan.” Yanda büyük bir resmiyle beraber bu pankartları her zaman görmeniz mümkün. Buna benzer farklı ilanlar ülkenin her tarafında binlerce yere çarşaf çarşaf asılıyor. Başbakanı gören bakanlar da aşağı kalır mı? Onlar da “Stadınız hayırlı olsun.” ya da “Gençlik merkeziniz hayırlı olsun.” gibi reklamlarla ülkeyi reklama boğmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, peki, kim bu Recep Tayyip Erdoğan? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve kamu görevlisi. Peki, nasıl yapmışlar kamu reklamını? Yaptıkları şeyleri, kamu görevlisi olarak, kamu adına ve kamu kaynağını kullanarak yapmış. Dikkatinizi çekiyorum, Recep Tayyip Erdoğan ya da herhangi bir bakan; bunlar hayırsever değiller, bunlar kamu görevlisi. Ne zamandan beri kamu görevlileri yaptıkları işlerin reklamını kamu kaynağını kullanarak yapmaktadırlar? Ayrıca, bunun için de kamunun kaynağını kullanıyorlar elbette hepimizin bildiği gibi. Dolayısıyla kamunun parasını da har vurup harman savuruyorlar. Buna ne hakları var?

Değerli milletvekilleri, bu iktidar, reklamcı, aynı zamanda mirasyedi bir iktidardır ama artık, kamu kaynakları tükendi, satılacak yerler azaldı, deniz bitti. Ülke artık bir iç ve dış borç batağında. Hanehalkı tasarruf edemiyor, hanehalkı borçları artmış, kredi kartı ve tüketici kredileri zirve yapmış, büyüme hedefi son yıllarda tutturulamaz olmuş.

Bu iktidarın bir özelliği de denetimden kaçan  bir iktidar olması. Benden önceki hemen hemen bütün konuşmacılar, Sayıştay raporlarının olmadığından, dolayısıyla bu bütçenin çok da geçerli bir bütçe olmadığından bahsettiler.

Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet devletin bütün işlerini denetimden kaçırarak “Ben yaptım, oldu.” mantığıyla yürütmektedir. Şu elimde gördüğünüz kâğıtlarda -getirmiştim buraya, yanımda şu anda yok- Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu hakkında tuttuğu raporlar vardı, onları unutmuşum şu anda yanımda yok, sizlere gösteremiyorum.

Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu hakkındaki 2012 denetleme raporları var; bu raporlarda Sayıştay diyor ki: Her üç kuruma da kendilerinden Sayıştay  tarafından istenen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 8’inci maddesine dayanarak istenen bilgi ve belgeleri veremediğinden bu üç kurumun da denetimlerinin yapılamadığını, elde edilen belgeler çerçevesinde yapılan incelemelerde ise birçok eksikliğin olduğunu, verilen bilgilerin birbiriyle çeliştiğini ifade ederek bunun her türlü yolsuzluğa, mütalaaya açık olduğunu ifade etmişlerdir. Durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymak bakımından bu önemlidir. Bu kurumlar tarafından Sayıştay bulgularına yani bu eksik raporlamalara iştirak edilmekte ve 2013 yılından itibaren gereğinin yapılacağını Sayıştaya bildirmektedirler.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Kamu tüzel kişiliğini haiz kurum bağlı hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezlerini ve benzeri sağlık kuruluşlarını kurmak, işletmek, sağlık ve destek hizmetlerini yürütmek, gerektiğinde de bunları birleştirmek, ayırmak, nakletmek ve kapatmakla görevlidir.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, Türkiye’de 2003 yılından itibaren sağlıkta bir dönüşüm furyası yaşanmaktadır. Hani adına “dönüşüm” ya da “değişim” deyince önce insanlarımız “Ay, ne kadar güzel, işte sağlıkta dönüşüyor ve gelişiyoruz.” diyerek buna destek oldular hâlbuki bir şeyin adının “değişim” ya da “dönüşüm” olması bu sağlıkta değişim ve dönüşümde de olduğu gibi neticesi itibarıyla iyi olmayabilir. İşte, bizdeki sağlıktaki değişim ve dönüşüm de iyi değildi. Milletvekili olduğum sürece bu kürsüden ifade ettim, bu “sağlıkta değişim ve dönüşüm” diye ortaya konulan sistem sürdürülebilir değildir. Bunun için de on senedir bu sağlıkta dönüşüm sistemi bir türlü yerli yerine oturmuyor, döne döne artık sistemin başı döndü.

Değerli milletvekilleri, maalesef bu sistemi kim kurguladı, nereden alındı bilmem ama bu “sağlıkta dönüşüm” diye adlandırılan sistemin mantığı yanlış ve on yıldır yapılan bu değişiklikler bu mantık içerisinde ve belli bir yaklaşımla yapılıyor. Esasen, bu mantık, bu yaklaşım yanlış olduğu için ve yapılan değişiklikler de bu mantıkla yapıldığından sağlık sistemi on yıldır yerli yerine oturmuyor, bu gidişle de oturacağı yok.

Değerli milletvekilleri, bu mantık şu: SGK 2008 yılından beri SUT fiyatlarını yani hastanelere ödediği fiyatları hiç artırmayacak, siz de kamu hastane birliklerini kurarken yapacağınız sözleşmede birinci olmazsa olmaz maddeniz, sorumluluk alanındaki, birlik başkanının sorumluluk alanındaki hastanenin performansları olacak, bunun da baştaki mali performansı olacak, çalışanların elden geldiğince döner sermayeleri ödenecek. Dolayısıyla doktorlarına ve çalışanlarına “Çok hasta bakın, çok girişimsel işlem yapın.”, tabiri caizse “Sürümden kazanın.” diyeceksin.

Bakınız, bir tane hastane birlik başkanı arkadaşım, geçenlerde görüştüğümde bana şunu söylüyor: “Benim sorumlu olduğum hastane birliklerinde en verimli yer ağız ve diş sağlığı merkezi.” “Niçin?” diye sorduğumuzda, bu ağız ve diş sağlığı merkezinin mali bakımdan en iyi olan kurum olduğunu ifade ediyor yani orada bakılan, orada tedavi edilen hastaların ne kadar yarar sağladığı, ne kadar fayda sağladığını hiç değerlendirmeye bile almıyor çünkü onunla yapılan sözleşme mali planı ön plana çıkararak yapılmış. Sonunda, en öncelikli olarak mali yönden denetlenecek ve kendisine o anlamda bir puan verilecek. Onun için başka şeylerle ilgilenmiyor.

Ayrıca, bu sistemde hekime de deniliyor ki: “Çok hasta bak, müracaat edenleri muayene ve birtakım tetkiklerden geçir yoksa döner sermayeden para alamazsın.” Doktor ne yapsın? Hem kendi performansını hem de birlik başkanının performansını kurtarabilmek için çok hasta bakıyor, çok girişimsel işlem yapıyor. Neticesi itibarıyla da hastaya aynı derecede yararlı ve faydalı olamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, böyle bir mantıkla ve yaklaşımla verilen sağlık hizmetinden kim ne yarar sağlar? İşte sizin “Hasta müracaatını yüzde 4’lerden 8,3’e getirdik.” dediğiniz mantık bu. Evet, bu dönemde hastalar hastaneye çok müracaat ettiler ama az fayda buldular. Sosyal Güvenlik Kurumunun da paraları boşa harcandı.

Değerli milletvekilleri, bunları boşa söylemiyoruz. Bu anlamda sağlıkta Türkiye 2012 panoramasını sizlerle paylaşmak istiyorum: Türkiye’de, birinci basamakta -112 ve aciller dâhil- 235 milyon, ikinci ve üçüncü basamakta -ağız ve diş sağlığı merkezleri dâhil- 261 milyon, üniversite hastanelerinde 27 milyon, özel hastanelerde ise 99 milyon, toplamda 622 milyon hasta muayene edilmiş, -hastanelerde toplam muayene edilen hasta sayısı 2012 yılında budur; 8,3 hasta müracaatı da buradan elde edilmektedir- karşılığı SGK tarafından ise birinci basamakta 7 milyar 750 milyon, ikinci ve üçüncü basamakta 24 milyar 113 milyon, üniversite hastanelerine 6 milyar 358 milyon, özel hastanelere ise 7 milyar 374 milyon, diğer sağlık kuruluşlarına 2 milyar 569 milyon, ilaç gideri olarak da eczanelere 14 milyar 484 milyon ödeyerek toplamda 62 milyar 648 milyon TL sağlık harcaması kamu harcamaları olarak 2012 yılında yapılmıştır.

Bir hasta devlete birinci basamakta 33 lira, ikinci ve üçüncü basamakta -ağız ve diş sağlığı merkezleri dâhil- 92,3 lira, üniversite hastanelerinde 235,4 lira, özel hastanelerde 74,4 TL’ye mal olmaktadır. Bu rakamlar Sağlık Bakanlığı kaynaklarından temin edilmiştir Sayın Bakanım.

Değerli milletvekilleri, neresinden bakarsanız bakın, bugün Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sunumunda nicelik ön plana çıkmış, nitelik üzerinde ise hiç durulmamıştır. Bugün, bu Hükûmetin bütün olaylarda reklamcılığının yanında, Sağlık Bakanlığındaki tayin, terfi, atama ve belli bir yere getirmede de birinci özelliği maalesef yandaş korumadır. Karşı düşüncede olanlara ise her türlü baskı ve yıldırma yolunu seçmektedir. Bu, kamu hastane birliklerinin yapılanmasında da kuvvetli bir şekilde gözlemlenmektedir. Kamu hastane birliklerinin kurulması sadece siyasi bir amaca hizmet etmekten öte, bir işe yaramadığı da görülmektedir. Kamu hastane birlikleri de bu niceliksel hasta bakımını öncelemekte çünkü çok hasta bakarak sorumlu olduğu kamu hastane birliklerinin mali yapısı onu ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, bu amaçla kurulan bu kamu hastanelerinden çok da kaliteli hizmet beklemek ham hayal olacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet, özel hastaneler kurulurken onları müthiş bir şekilde destekledi ve kurulmasını önceledi ancak daha sonra her nedense bu özel hastanelerin çalışmalarının hep önüne geçecek tarzda tedbirler aldı. Diyeceksiniz ki: Bunu nereden çıkarıyorsun? “Hükûmet özel sağlık kuruluşlarına karşı tavır içerisinde oldu.” diye bir defa, bakanlık kendi için yapmadığı planlamaları, yatırımları özel hastaneler için uyguluyor. Özel hastane kendisine gerekli olan bir hekimi alabilmek için inanılmaz zorluklarla karşılaşıyor. İnanır mısınız, bu konuda hekim borsası oluştu. Sağlık Bakanlığı bu zamana kadar “Ben sana kadro veremem, nereden bulursan al, ben karışmam.” dediği için branşlara göre değişen fiyatlarla özel hastaneler arası kadro piyasası oluştu bu memlekette.

Bakınız, bunlarla alakalı -zamanım bitiyor- çok şeyler söyleyecektim özel hastanelerle kamu hastanelerindeki maliyetleri de ortaya koyarak ve kamu yararının sağlık hizmetlerinde sağlanmadığını ve kamu hastane birlikleri ise bu mantıkla kurulduğundan yapılacak olan kamu özel ortaklığı da bu kamu hastaneleri sistemiyle çalışılacağından, dolayısıyla kamuda bu mantık değişmediği müddetçe bir rekabet ortamının oluşmayacağı ve sağlık hizmetlerinin de rayına oturmayacağını ifade etmek isteyecektim ama zamanım yetişmedi.

Hepinize tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 yılı bütçesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tarım, Türkiye için sosyal, ekonomik ve politik bakımdan son derece önemli bir sektördür; ulusal gelire göre yüzde 9, istihdama göre yüzde 25 katkı sunan, kırsal alanın hemen hemen tek ekonomik kaynağı olan, doyuran ve barındıran bir sektördür. Son on yılda Türkiye nüfusu yaklaşık 8 milyon artarken, tarım alanları, maalesef dramatik bir şekilde azalmış, bitkisel ürünlerin çoğunda üretim ya gerilemiş ya da artmamıştır. Türkiye'de istihdamın yaklaşık olarak yüzde 25’i tarım sektöründe çalışan insanlardan oluşuyor yani 4 çalışandan 1’i tarımda çalışmaktadır. Bu çok önemli bir rakamdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu oran yüzde 1,6; Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 3,6; OECD ülkelerinde ise yüzde 5,1; Türkiye'de ise yüzde 25.

2000 yılında tarımın istihdamdaki payı yüzde 36 iken 2013’te yüzde 25’e düşmüştür. Yani 1,7 milyon çiftçi tarımdan kopmuş, uzaklaşmıştır. Bu düşüşün nedeni modern tarıma girildiği ya da sanayi ülkesi hâline gelindiği için değil, çiftçi ezildiği ve borç batağında boğulduğu için üretimden vazgeçmiştir. Türkiye, tarımda kendi kendine yeten bir ülke durumundan ne yazık ki son on yılda net bir şekilde ithalatçı konumuna gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, hükûmetler, tarımda düzenleyicilik yapan kurumları özelleştirerek ortadan kaldırdı. Kamunun düzenleyicilikten çekilmediği ürünlerde ise var olan düzenleyici kurumlar, piyasayı düzenleyebilme olanakları kısıtlanarak etkisizleştirildi. Üretim girdileri temini ve pazarlamasını özel sektör tamamen ele geçirdi. Girdi fiyatlarını istedikleri oranda artırıyorlar veya azaltıyorlar. Ürün fiyatlarını, üreten çiftçiler değil, ürün alımını yapan özel sektör tek başına belirliyor. Yani üretim girdilerinin belirlenmesinde çiftçilerin bir rolü yok, çiftçiler üretim girdilerini alırken pazarlık yapma olanağına da sahip değiller. 2013 yılı için Hükûmet, Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğday fiyatının tonunu 720 lira olarak belirlemişti. Bu belirlemeyle 2012 yılına göre buğday alım fiyatlarında yüzde 8,27 civarında artış yapılmış oluyor. Üretim girdileri ise 2012-2013 sezonunda yüzde 15 ile 30 arasında arttı.

Sayın Bakan, siz, açıklamalarınızda, enflasyon oranında artış olduğunu söylediniz fakat buğdayın fiyatı, piyasada, Bakanlığın açıkladığı gibi de gerçekleşmedi. Piyasada buğdayın yüzde 85’ine yakını kilosu 50-55 kuruşa yani yemlik fiyatına ancak alıcı buldu. Bekletme gücüne sahip olanlar ise bir iki ay sonra aynı kalite buğdayı 80-85 kuruştan sattı. Fiyatın düşmesini ancak Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasaya girmesi ve açıklanan fiyat üzerinden alım yapması engelleyebilirdi. Ancak, Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya yeterince girmedi, açıkladığı fiyatın arkasında durmadı, çiftçileri tüccarlara yem etti.

1970’li yıllarda 1 kilogram buğday ile 2 litre mazot alınabiliyordu. 2002 yılında 3,5 kilo buğdayla 1 litre mazot alınabiliyordu. Şimdilerde ise 1 litre mazot alabilmek için 8 kilogram buğday satmak gerekiyor.

Son on yıldır buğday ve mısır ithalatına para ödenmektedir. 21 milyon ton buğday ithalatı yapıldı, karşılığında 6 milyar dolar para ödendi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mısırda, 8 milyon ton ithalatın karşılığında 1,7 milyar dolar ödenmiş. Pamukta yıllık ithalat 1,5 milyar doları aştı. Yağlı tohum türevlerinde yıllık ithalat 2,5 milyar doları buldu ve bunların hemen tamamına yakını da GDO’ludur.

TEKEL destekleme alımından çekildikten sonra üretim koşulları ve tütün fiyatının belirleyiciliği tek başına çok uluslu tütün şirketlerine geçti. Ancak şirketlerle sözleşme yapabilen çiftçiler tütün üretimi yapabiliyorlar. Sözleşmeli üreticilikle, çiftçiler, şirketler tarafından sömürülüyor, üretim girdileri her yıl artıyor, tütün fiyatları girdi artış oranı seviyesinde gerçekleşmiyor, çiftçilerin emeği tütün ve girdi sağlayıcı şirketler tarafından böylelikle çalınmış oluyor.

Şeker pancarındaysa 22 milyon ton olan üretim, 16 milyon tona düştü. Şeker pancarı birim fiyatı son on yıldır değişmiyor, üreticiler kan ağlıyor. Muş, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Erzurum, Iğdır vesaire gibi yerlerde hâlâ pancarın kilosu 150-160 kuruştan alınıyor.

Yine, pancar piyasasında önemli bir şeyin altını çizmek istiyorum. Orada çalışan geçici işçilerin sorunları oldukça büyük, hâlâ çözülmemiş, yıllardır çözülmemiş. Sözleşme gereği yılda sadece yüz yirmi gün çalışma hakkı bulunan bu işçiler ailelerini geçindirmekte zorluk çekiyorlar ve mağdurdurlar. Bu işçiler İŞKUR’a başvurduklarında da “Sizler geçici işçisiniz, iş akdiniz askıya alınmış, işten çıkarılmamışsınız, doğal olarak size işsiz muamelesi yapamayız.” diyorlar. Yılın sekiz ayında işsiz güçsüz bir şekilde geçinmeye çalışan bu işçilere kadro verilmesi ya da kamuda başka görevler verilmesi gerekir. Bu işçilerin feryadını, Sayın Bakan, lütfen duyun.

Değerli milletvekilleri, eldeki verilere göre tarımda ortalama işletme büyüklüğü Türkiye’de 6 hektardır. Aynı rakamın AB ortalaması 27, İngiltere’de 54, Fransa’da 52, Almanya’da 46, İspanya’da 24, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 181 hektardır. Buna, Türkiye’deki işletmelerin sahip olduğu arazinin çok parçalı yapısı da eklendiğinde nasıl bir faciayla karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Sadece parçalanmadan kaynaklanan kayıp arazi miktarı 2 milyon hektardır. Sınır kaybı, ulaşım zorluğu, mekanizasyon maliyeti ve verim kayıpları dikkate alındığında, çok parçalı araziler ve arazi parçalanması nedeniyle Türkiye’nin bir yılda uğradığı zarar yaklaşık 8 milyar TL’dir. Bu anlamda toplulaştırma çalışmalarına mutlaka hız verilmelidir.

Yine, toprak tarım reformu kapsamında arazileri kamulaştırılan, ancak kamulaştırma bedelleri hâlâ ödenmeyen hak sahiplerinin arazileriyle ilgili mağduriyet bir an önce giderilmelidir.

Yine söylemek gerekiyor Sayın Bakanıma: Harran’daki hak sahiplerinin feryatlarını duymalısınız Sayın Bakan. Zira, bu konuda yasal düzenleme yapılmış olmasına karşın uygulamada hâlâ ciddi sorunlar devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri tarımda olduğu gibi hayvancılıkta da iç açıcı bir tablodan söz etmek mümkün değil. Hayvancılığa oldukça elverişli bir ülke olmasına rağmen ülkemiz, canlı hayvan üretiminde de "ihracatçı" konumundan "ithal eden ülke" durumuna gelmiştir.

Uzun yıllardan bu yana hayvan sayımız azalıyor, arzulanan seviyede bir türlü gerçekleşmiyor. Türkiye, 2011 yılında ilk kez kurbanlık için canlı hayvan satın aldı, ithal etti. Kurbanlıktan sonra, 2012 yılında yurt dışından bu kez de saman alınmaya başlandı ama Hükûmet, hâlâ hayvancılıkla ilgili ciddi çözümlere yönelmiyor, günü kurtarmaya bakıyor. Piyasaya ithalatla kontrol politikası uygulanmaktadır, bu da hayvan yetiştiricilerimizi caydırmaktadır. Hayvancılık sektöründe üretim girdisi ve pazarlama piyasasını düzenleyen kurumlar 1993, 1994, 1995 yıllarında özelleştirildi, serbest piyasaya geçildi. Serbest piyasaya hâkim olan şirketlerin zarar ettirici politikaları nedeniyle hayvan yetiştiricilerinin çoğu hayvancılığı bırakmak zorunda kaldılar. Hükûmetler, üretimi arttırıcı politikalar yerine ithalatla hayvancılığı terbiye etme yolunu seçmişlerdir. İthalatla terbiye etme politikaları, ülkeyi hayvansal ürünler konusunda büsbütün ithalatçı durumuna getirmiştir. İkinci plana itilmişlerdir üreticilerimiz. Üretim, tüketimi karşılayamaz duruma gelmiştir. Karşılanamayan et ihtiyacı ithalatla karşılanma yoluna gidilmiş, fiyatlar ithalatla kontrol edilmeye başlanmıştır. İthalatla piyasa kontrolüne örnek: 2011 yılı içerisinde 116.136 ton karkas sığır eti ithal edildi. Yurt dışından 126.873 baş canlı kasaplık dana, 1 milyon 133 bin 587 baş kasaplık koyun satın alındı. Besi amaçlı 392.988 sığır, 472.415 baş koyun dışarıdan getirildi. Kurbanlık için 16.606 baş sığır, 53.693 baş koyun ithalatı gerçekleştirildi. İthalat rakamlarıyla üretimimizi karşılaştırdığımızda ithalatın azımsanmayacak bir boyuta geldiği de anlaşılıyor. İthalatın boyutu ve üretim üzerinde oluşturduğu baskı hayvancılıkla uğraşanları endişelendiriyor. İthalat politikalarını düzenlemek  için de Et ve Süt Kurumu oluşturuldu. Et ve Süt Kurumu ile et piyasasına müdahale edilmeye başlandı.

Bakın, devletin sıfır gümrükle ithalat yetkisi verdiği Et ve Süt Kurumu, 2010 yılından bu yana kilosunu 8-9 liradan ithal ettiği eti dondurarak depoya koydu. Şimdi de o eti 15,65 liradan piyasaya vererek fiyatın yükselmesini önlemeye çalışıyor. Yapılan müdahale perakende et fiyatlarını düşürmediği gibi ithalat nedeniyle üretimi sürdürmekte zorlanan besicileri iflas ettirdi. Yem fiyatları sürekli artıyor, et ve süt fiyatları ise birkaç özel sektörün belirleyiciliğinde düşük oranda belirleniyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunların en büyük nedenlerinden bir tanesi de son otuz yıldır bölgede devam eden çatışmalı ortamdır. Bu çatışma süreci bölge ekonomisini çok ciddi boyutlarda sarsmıştır. Yine, getirilen mera ve yayla yasakları bölgede tarım ve hayvancılığı durma noktasına getirmiştir. Binlerce hektar mera ve yayla güvenlik gerekçesiyle yasaklanmış ve yasaklar ise hâlâ birçok yerde devam etmektedir. Hükûmet, mayınların temizlenmesi için gerekli kaynağı 2014 yılı bütçesine koymalıdır. Temizlenecek bu araziler de yöre halkına tarımsal üretim için tahsis edilmelidir. Her yıl üretim girdileri artıyor, ürün fiyatları düşüyor ancak Hükûmet tarımsal destekleme ödemelerini artırmıyor.

2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu'nun 21’inci maddesine göre, her yıl tarımsal destekleme için bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1'i düzeyinde olmak zorundadır. Ancak, bakıyoruz, bu rakam binde 5-6’larda gerçekleşebilmiştir. Tarımı ve çiftçiyi geliştirmeyen, âdeta öldürmeyip süründüren politika, çiftçiye aba altından sopa göstermektir. Kırsal kesimde yaşayan insanlarımızı, çiftçiyi, köylüyü, metropollerde yedek, ucuz iş gücü hâline getirmek için oluşturulmuş bu politikalar, tarımsal üretimi bugün büyük şirketlerin tekeline bırakma eğilimi gütmektedir. Bugün çiftçinin kullandığı krediler, çiftçiyi yüksek faizlerle borç altına ve bataklığına sürüklemişken çiftçinin son on yılda kullandığı kredilerin ve faizlerin enflasyon oranı yüzde 30'lar civarındadır. Bu da çiftçiye daha fazla faiz yüklemek anlamına gelmektedir. Bugün çiftçi maalesef yüksek kredi faizleri altında âdeta ezilmektedir.

Son olarak bir şeyi daha söylemekte yarar var Sayın Bakanım. Su ürünleri mühendisleri, ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, veteriner hekimler adaletli bir atama beklemektedirler. Lütfen bu feryadı da duyun.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Mülkiye Birtane, Kars Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA MÜLKİYE BİRTANE (Kars) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 2014 yılı bütçe kanunu tasarısı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kalemi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun görüş ve önerilerini belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, genel anlamda hazırlanan bütçelerin tümünde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme çalışmaları yapılması gerekmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesi ise bu konuda öncelik sahibidir ve bu nedenle bütçesinin tamamının toplumsal cinsiyete duyarlı bir perspektifle hazırlanması gerekmektedir. Diğer ülke örneklerine baktığımızda, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemede en başarılı ülkelerden birinin bir “Eşitlik Bakanlığı”nın mevcut olduğu İsveç olduğu görülmektedir. İsveç’te her bakanlığın kendi politikaları belirlenirken cinsiyet eşitliği perspektifi esas alınmaktadır. İngiltere’de ise bütçe görüşmelerinde her türlü ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda cinsiyete dayalı bir analizle rapor edilmekte ve bu analizler sonucunda örneğin istihdam için ayrılan bütçenin yüzde 95’i kadın istihdamına ayrılması için ayarlanabilmektedir. Geçen yılki Bakanlık bütçesinin -yüzde 3,6- bu yıl yüzde 3,9 olması... Herhangi bir artışın olmadığı gözler önünde.

Kadına yönelik şiddetin, taciz ve tecavüzün, emek sömürüsünün ve kadına karşı ayrımcılığın çok derin olması itibarıyla, Türkiye, bu konuda özellikle çaba göstermesi gereken bir ülkedir. Fakat ne yazık ki, Bakanlık bütçesi dâhil olmak üzere bu konuda hiçbir uygulama görememekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınla ilgili politikaların üretilip uygulamaya geçirildiği bir Bakanlık bütçesinin, kadın örgütlerinin fikirleri alınarak hazırlanması şarttır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, her türlü projesinde ve bütçeye dair karar alım süreçlerinde kadın örgütlerini muhatap alarak sürece katılımlarını sağlamakla yükümlüdür. Bakanlık bütçesi, kadın değil, aile bütçesi olarak tasarlanmıştır. Ne yazık ki, Sayın Fatma Şahin’in açıklamalarından da Bakanlık bünyesinde kadının bağımsız olarak güçlenmesi değil, aile değerlerinin korunmasının esas alındığı anlaşılmaktadır. Eğer aileye yönelik çalışmalar yapılacaksa baskıcı ve emek sömürüsüne dayalı aile yapısının güçlenmesi değil, demokratik ve eşitlikçi bir yapıya kavuşması esas alınmalıdır. Bunun için bütçeleme faaliyetlerinde de kadının geleneksel rollerini güçlendirmekten kaçınılmalı ve sosyal yardım değil, sosyal hak temelinde çalışılmalıdır.

Toplumun kolektif ihtiyaçlarını karşılamak için planlanan merkezî bütçe, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik sistemi, istihdam, ulaşım başta olmak üzere tüm alanlarda cinsiyetler arası eşitsizliği ortadan kaldıracak biçimde planlanmadığı takdirde kadına yönelik ayrımcılığın önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı 9 Ocak’ta Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesiyle bu süreç başlamıştı. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez arkadaşlarımızın hunharca katledilişlerinin üzerinden neredeyse bir yıl geçecek ancak olay hâlâ aydınlatılmadı. Fransa devleti tarafından yürütülen soruşturmada henüz bir gelişme kaydedilemedi. Kadınlar başta olmak üzere kamuoyu katliamın sorumlularının açığa çıkarılması ve yargılanması yönünde bir irade ortaya koymuşlardır ancak Sayın Bakan, bu konuda bugüne kadar bir açıklama dahi yapmamıştır.

Değerli milletvekilleri, kadın cinayetleri konusunda verdiğimiz önergelere çelişkili cevaplar gelmekte, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının verileri birbiriyle çelişmektedir. Sorularımızın çoğu ise cevapsız kalmaktadır. Örneğin Adalet Bakanlığına göre 2009’un ilk yedi ayında 953, İçişleri Bakanlığına göre 324 kadın öldürülmüştür. İçişleri Bakanlığı tarafından (7/17781) esas numaralı Önerge’mize verilen cevabi yazıda “2009-2012 yılları arasında 1.411 kadın cinayete kurban gitmiştir.”, aynı mahiyette (7/12389) numaralı Önerge’mize Adalet Bakanlığına ait cevabi yazıda ise 2009-2012 yılları arasında cinayete kurban giden kadın sayısı 155 olarak verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de kadınlar koruma altındayken bile öldürülmektedir. En son, haziran ayında kocası tarafından bıçaklanarak öldürülen Muhterem Göçmen’e cinayetten sekiz gün önce koruma kararının uygulanması için başvurduğu emniyet tarafından “Bütün polisler Gezi’de.” yanıtı verilmişti. Bunun gibi pek çok kadın katliamı basına da yansımışken, Bakanlığın bu konuda harekete geçtiğini ne yazık ki göremedik. Sayın Bakan bu konuda ne yapmayı düşünmektedir, koruma yöntemlerini ve dolayısıyla kadını güçlendirmeyi hangi yollarla sağlamayı değerlen-dirmektedir; merak ediyoruz.

Bakanlık bu yıl 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ndeki tutum ve açıklamalarıyla da kadına karşı şiddeti bir nefisle mücadele sorunu gibi ele almış ve sistematik kadın katliamlarının üzerini örtmeye çalışmıştır. Bakanlık bu konuda kurumsal anlamda üzerine en büyük sorumluluk düşen yapıdır ve elbette bu mücadeleye katılmakla ve hatta öncülük etmekle de yükümlüdür fakat mücadele yöntemlerinin uygunluğu ve kullanılan dilin önemi unutulmamalıdır.

Bakanlık tarafından 25 Kasımda başlatılan imza kampanyasında “Kadına yönelik şiddete ortak olmayacağız, seyirci kalmayacağız. Kadına yönelik şiddete son vermek için el ele verelim. Kadına karşı şiddetle mücadelede üzerimize düşen görevi yapmak üzere kararlıyız, biz de varız.” ifadeleri yer almaktadır. Bakanlığın bu konudaki görev ve sorumluluğu had safhada önemli iken toplumun pasif bir bileşeniymiş gibi “Biz de varız!” ifadesinin kullanılması kadına dönük şiddetle mücadele görevini ikinci plana attığını göstermektedir. İmza kampanyaları genellikle sivil yapılanmalar ya da bireyler tarafından başlatılan ve devletleri ya da hükûmet mensuplarını bir konuda adım atmaya zorlamak için seçilen bir mücadele yöntemidir. Bakanlık kendisini kadına karşı şiddette bir özne olarak konumlandırmakta mıdır, yoksa İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık gibi kurumları bu konuda adım atmaya çağırmış ve karşılık bulamayarak ilgili kurumları zorlamak için böyle bir yol mu seçmiştir?

Değerli milletvekilleri, bir tarafta Hükûmetin kürtaj yaptırmak isteyen kadınlara çeşitli zorluklar çıkardığı, doğum kontrol haplarının SGK kapsamına alınmadığı, liseli ve üniversiteli kadınlara zorla bekâret testi yaptırıldığı ve ailelerine bildirildiği, kürtaj yaptıran kadınların fişlendiği ve peş peşe çıkan evlilik teşvikleri düşünüldüğünde kadının bedeni üzerinden yürütülen politikaların kadının üzerindeki baskıyı artırdığı bir gerçektir. Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel yönünün olmadığını, bedeni ve doğurganlığı üzerinde kurulan tahakkümün de bu kapsama girdiğini unutmamak gerekiyor. Bu noktada, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kadınlara yönelik şiddetin bu boyutunu da ele alarak ciddi anlamda kadını özgürleştiren sosyal politikalar üretmesi aciliyet arz etmektedir.

AKP döneminde giderek artan kadın cinayetlerinin nedenleri ve faillerine baktığımızda, cinayetlerin aile içi tartışma ve boşanmaların sonucunda ve genel olarak kadına yakın olan eş, eski eş, nişanlı, baba ya da erkek kardeş tarafından işlendiği görülmektedir. Koruma tedbirleri ve sığınma evleri yetersiz kalmakta, cinayetlerin önüne geçilememektedir. Basından derlenen verilere göre 2013 yılının ilk on ayında erkekler tarafından 268 kadın öldürülmüş, 148 kadına ve kız çocuğuna tecavüz edilmiş, 170 kadın yaralanmış ve 123 kadın taciz edilmiştir.

Yine, kadını şiddetten korumak için çıkarılan yasanın ailenin korunması mantığı üzerine inşa edilmiş olması, kadını yok sayan anlayışın bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiddetin en fazla yaşandığı yer olan aile kutsanarak kadın sadece ailenin devamı için korunması gereken bir nesne hâline getirildiğinde ortaya çıkacak tablonun bundan farklı olması beklenemezdi. AKP Hükûmetinin iktidarı boyunca kadına yönelik şiddetin neredeyse her yıl katlanarak yüzde 1.400 oranında artmış olması da bunun bir sonucu değil midir?

Bir yıldır üzerinde çalışılan fakat içeriği henüz kadın örgütleri ve siyasi parti gruplarıyla paylaşılmayan istihdam paketinin kadınlar için nasıl ve ne şekilde istihdam koşulları sağlayacağı konusunda ciddi kaygılarımız bulunmaktadır. Kadınlar yıllardır istihdam alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için mücadele etmektedir. Buna rağmen, kadın istihdam paketi hazırlanırken kadın örgütleriyle görüş alışverişi yapılmamış ve kadınların talepleri dikkate alınmamıştır. Kadını çok çocuk doğurarak bu çocukların bakımını kendi başına üstlenmeye itecek olan bu paket, kadının özgürleşmesinden çok emeğinin daha çok sömürülmesine yol açacaktır.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarının söylem ve politikaları ataerkil düzenin zihniyetiyle bire bir uyum içerisindedir. Başbakan, kadınlardan en az üç çocuk doğurmalarını istediğini her platformda ifade etmektedir. Türkiye ve Kürdistan’da kadınlar, Hükûmetin bedenleri üzerinde tasarruf sahibi olma talebine yıllardır alanlarda olarak ve dayanışmayla karşı çıkmaktadır. Sayın Başbakan Ağustos 2013 tarihli bir konuşmasında “Ben bu davaya gönül vermiş hanım kardeşlerime, gelin, en az üç çocuğu vatana hibe edin diyorum.” ifadelerini kullanmıştır. İktidarın, kadınların çok çocuk doğurmalarını istemesi yalnızca muhafazakar politikalar ekseninde değerlendirilemez. Bu aynı zamanda militarist bir yaklaşımı benimseyen yönetimlerin askerî güçlerini artırmak için nüfus politikası olarak izlediği bir yoldur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Hükûmetin, kadınları çok çocuk doğurmaya teşvik eden politikalarının en büyük uygulayıcısı konumundadır.

Değerli milletvekilleri, tecavüz ve cinsel saldırı, kadına yönelik şiddetin en vahşi boyutlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistem, bu konuda bir bütün olarak çalışıp cinsel şiddete uğrayan kadının mağduriyetini artırmaktadır. Tecavüz ve diğer cinsel suçlara ilişkin davalarda yargısal sürecin de kadınların aleyhine işlediğini ve ataerkil devlet zihniyetinin kadınlara yönelik tutumunun uygulayıcısı olduğunu görüyoruz. Uluslararası hukuk metinlerinde, insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına giren cinsel suçlar, Türkiye’de birkaç olumlu örnek dışında cezasızlığa tabi tutulmaktadır. Cinsel suçların failleri, çeşitli gerekçelerle ya ceza indirimi ya da salıverme yoluyla âdeta ödüllendirilmektedir.

Bakanlık, bu noktada, cinsel suçlara ilişkin davalardaki sürecin takipçisi olmalı ve kadına karşı şiddeti önleme perspektifiyle yargıdaki kurumları zorlayarak kadınları destekleyici bir tavır almalıdır. Zira, tecavüzün gerçekleşmesi kadar tecavüzcülerin yargılanmaması ve devlet tarafından korunması da cinsel şiddet sorununun çözümlenmemesinde etkili olmaktadır. Pek çok olayda, özellikle asker, polis, okul müdürü gibi devletin kurumlarında çalışan erkekler tarafından işlenen tecavüz suçlarının yargılanma aşamasında faillerin serbest bırakıldığını gördük.

Bingöl’de 16 yaşındaki kız çocuğuna 8 uzman çavuş tarafından yapılan cinsel istismar davasında faillerin serbest bırakılması, Dersim’de AKP eski il başkanının engelli bir kız çocuğuna tecavüz edip cezasız kalarak beraat etmesi, Sayın Şahin’e göre mücadele edilmesi gereken sistematik şiddet ürünleri değil midir?

Pek çok hak ihlallerinin yaşanmakta olduğu cezaevleri de, kadınlar ve LGBT bireyleri açısından ayrımcılığın yoğunlaştığı, baskı ve zulmün arttığı mekânlardır. Zorla çıplak arama uygulaması, cinsel taciz ve şiddet bu alanda en çok karşımıza çıkan uygulamalardır. Yapılan fiziksel ve psikolojik şiddete kadın tutsaklar tarafından direnç gösterildiğinde ise hücre cezası verilmekte ya da tutsakların ceza süreleri uzatılmaktadır. Çıplak arama uluslararası sözleşmelerce insan onuruna aykırı olarak tanımlandığı hâlde, Türkiye cezaevlerinde bu uygulama hâlen sürmektedir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesi hakkında konuşurken, nefret söyleminin ve nefret cinayetlerinin en büyük mağdurlarından biri olan trans bireylerden de bahsetmeyi zorunlu görmekteyiz. 2012 yılında 6, 2013 yılında ise 5 trans birey öldürülmüştür. Kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları gibi, trans bireylere yönelik şiddet ve trans cinayetleri de politik ve sistematiktir. Bakanlık ise bu gerçek karşısında hiçbir açıklama yapmamış, cinayetleri önlemek için herhangi bir adım atmamıştır. Bütçe hazırlanırken bu konunun gündeme alınıp alınmadığı merak konusudur.

Değerli milletvekilleri, cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılığın en keskin ve en yaygın biçimi olduğundan, siyasal alanın demokratikleşmesi için kadının özgürleşmesi ve karar mekanizmalarına eşit katılımı esastır. Bunun için, devlet, siyasetin tüm süreçlerine kadınların eşit ve aktif katılımını sağlamakla ve bunun önündeki engellerle mücadele etmek durumundadır. Kadınların karar alma ve uygulama süreçlerinde temsiliyetlerini sınırlayan koşulların ortadan kaldırılması için siyasette kadın kotasının esas alınması şarttır. Seçimlerin ve siyasal sistemin demokratikleşmesi için Seçim Yasası’nda değişikliğe gidilerek yüzde 50 eşit temsiliyet uygulanması ve kadın adayların maddi olarak desteklenmesi için ayrı bütçe ayrılması gerekmektedir. Yerel yönetimlerde kadının temsiliyetini artırmak açısından eş başkanlık sisteminin yasal olarak tanınması zorunludur. Bu noktada Mecliste içinde “kadın” kelimesi geçen tek bir birim olan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu hakkında çıkan haberler konusunda da Bakanlıktan bir açıklama beklemekteyiz. Komisyonun kapatılacağı ya da adından “kadın” kelimesinin çıkarılacağı yönündeki haberler basına yansıdığı hâlde bu konuda resmî bir açıklama yapılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığın görev alanına giren engelli bireylerin sorunları da çözüm beklemektedir. Dezavantajlı gruplar arasında yer alan engelli vatandaşların bedensel ve zihinsel engellilik durumları toplum içinde ayrımcılığa uğramasına neden olmaktadır. Devletin engelli politikasının, sosyal haklar perspektifine değil, engellileri muhtaç, kendisini de hayırsever olarak konumlayan bir bakış açısına dayandığını görmekteyiz. Engelli vatandaşlar, kent yaşamından sosyal güvenceye kadar pek çok alanda sorunlar yaşamaktadır. Hükûmetin engellileri eşit vatandaş saymayıp yardıma muhtaç bir kesim olarak görmesine çarpıcı bir örnek AKP Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut tarafından sarf edilen sözlerle açığa çıkmıştır. Sayın Akbulut, Bakanlığın politikalarını övme amaçlı yaptığı bir konuşmada “2005 yılında çıkardığımız yasa ile biz, engellileri insan yerine koyduk, adam yerine koyduk.” ifadelerini kullanmıştır. Bu sözler, Hükûmetin yasalarda yaptığı sözcük değişiklikleriyle süslemeye çalıştığı engelli politikasının gerçek yüzünü açıkça yansıtmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin sosyal politika alanındaki değişikliklerine dair en önemli sıkıntılardan bir kısmı da çocuklar tarafından tecrübe edilmektedir. Ne yazık ki, Türkiye, okul çağında olan ve normalde okullarında olması gereken çocukların çocuk işçi olarak en fazla çalıştırıldığı ülkeler arasındadır. Mevsimlik tarım işçiliğinde fazlasıyla öne çıkan çocuk emeği sömürüsüne Bakanlığınızın acil olarak adım atması gerektiği kanaatindeyim.

Yine, etkin bir mücadele yürütülmesi gereken diğer bir alan da Türkiye’deki adalet mekanizmasının büyük oranda pay sahibi olduğu, çocuklara yönelik cinsel şiddet ve istismardır. Her yıl binlerce çocuk -önemli kısmı birinci dereceden yakın akrabası tarafından olmak üzere- cinsel istismara uğramaktadır.

Çocukların yaşadığı ve devletin pay sahibi olduğu sorunlardan bir diğeri de suçsuz olduğu hâlde cezaevlerinde tutulan yüzlerce Kürt çocuğuna ilişkindir. Pozantı Cezaevi, bu konuda hepimizin ilk aklına gelen yer olmakla beraber, Şakran’da, Sincan’da ve daha pek çok cezaevinde uygulanan işkence ve tecrit koşulları belki de en çok çocukları etkilemektedir.

Pozantı Cezaeviyle basına yansıyan ve kamuoyu vicdanını yaralayan “Cezaevlerinde çocuklara karşı şiddet ve istismar” konusunda hâlen hiçbir gelişme olmaması, Hükûmetin ve Bakanlığınızın bu konuda duyarsız kaldığını düşündürmektedir.

Devletin silahlarıyla öldürülen Kürt çocukları da şiddetin bir boyutudur. Ceylan, Uğur, Enes ve daha birçok çocuk bu kurşunlarla katledilmiştir. Bu konuda da herhangi bir ilerleme kaydedilmemektedir ve failler hâlâ cezasız kalmaktadır.

Tablo, iç karartan bir tablodur değerli milletvekilleri. Bilinmelidir ki demokratikleşme, kadınlara, çocuklara, engellilere yönelik şiddet devam ederken söz konusu olmayacaktır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, adında geçen sosyal politikaları kurarken tüm bu katliamları,  tecavüzleri ve hak ihlallerini gündemine alıp bunlara karşı bir mücadele örgütleyecek midir yoksa  bu yılın bütçesi de öncekiler gibi toplumsal kesimlerin gerçek talep ve ihtiyaçları hesaba katılmadan mı değerlendirilecektir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 11.51
 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 12.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Şimdi, söz sırası, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına üçüncü konuşmacı olarak Muş Milletvekili Demir Çelik’te. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Çelik.

Süreniz yirmi beş dakikadır.

BDP GRUBU ADINA DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, sayın bakanlarımız da buradayken Hükûmetin dikkatine sunmak üzere, az önce bir haber aldık; geçen hafta Anayasa Mahkemesinin uzun tutukluluk süresi ve aynı zamanda seçilmişliğini göz önünde bulundurarak Sayın Mustafa Balbay’ın tahliye yönlü kararını dikkate alan mahkeme, ne yazık ki Diyarbakır’da aynı gerekçelerle tutuklu bulunan milletvekillerimizin tahliye taleplerini reddetmiştir. Bu bir skandaldır. Bunun adı hukuk değil, keyfiyettir, siyasi saiklerle bir kesimi ötekileştirmektir, iradesizleştirip teslim almaktır. Yıllardır tam da itiraz ettiğimiz mevcut, var olan uygulamaların muhatabı olma pozisyonundaki konumumuzun gereği yer yer isyana kalkışımızın nedenleri görülmelidir. Hukuk adil olmalıdır, herkese eşit mesafede, herkesi kucaklayan eşitlikçi zihniyetin yansıması olarak yansıtılmalıdır. Bugün KCK davası adı altında tutuklu bulunan milletvekilleri için istenen ceza örgüt üyeliğinden altı yıl üç aydır. Bunun infazı toplamda dört buçuk yılı ihtiva ediyor olmasına karşın milletvekillerimiz beş yılı aşkın bir süredir içeride tutukludur, buna rağmen tahliye edilmemektedir. Uyaran, ikaz eden ve hukuk dışılığa vurgu yapan Anayasa Mahkemesi iradesini de yerel mahkemeler dikkate almamaktadır. Ya devlet, devlet olmaktan çıkmıştır ya siyasal hesaplar neticesinde bir bölgeye, bölgenin halkına, onun siyasal temsilcilerine yaklaşım, tamamıyla militarist çizginin inkârcı, imhacı anlayışının, zihniyetinin tezahürüdür, bu manada da skandaldır. Bu skandal ya tez elden ortadan kaldırılmalı, hukuki gerekçeler öne çıkarılarak milletvekillerimiz özgürlüğüne kavuşturulup olması gereken mekânlarına gelmelerine fırsat verilmelidir ya da demokratik çözüme toplumumuzun yüzde 80’inin umut beslediği bu ortamda, giderek güvenin yitimi, giderek çatışmanın, ölüm ve öldürmelerin yeniden yaşanacağı bir kaygıyı yaşayacağımızı ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle bütçeye ilişkin düşüncelerimi de ifade etmek isterim. Demokratik ve hukuk devletinin aynı zamanda hukuk kaideleriyle yönetilen ülkelerde bütçeler toplumun temel meşru, demokratik taleplerini karşılamak için vardır. Başta barınma, beslenme, güvenlik, eğitim ve sağlık olmak üzere, sosyal politikaları ve ihtiyaçlarını karşılamak için vardır ama aynı zamanda siyasal, kültürel ve ekonomik faaliyetlerini, hem bireyin hem toplumun ve toplulukların bu faaliyetlerini yürütmesini kolaylaştırmak için hazırlanılır hem de demokratik hukuk devletinin sürdürülebilirliğine hizmet edecek bir kısım mali ve cari harcamalarına fırsat vermek için hazırlanılır ancak söz konusu Türkiye, söz konusu Türkiye’nin 2014 bütçesi olduğunda bu kriterlere, niteliklere uygun bir bütçenin hazırlandığını, buna dair duyarlılıkların devreye konulduğunu söylemek mümkün değil. Her şeyden önce, toplum dinamikleri, örgütlü yapıları dikkate alınmadan, demokratik meşruiyet kazandırmadan, askerî ve sivil bürokrasinin bir kısım hassasiyetlerine, duyarlılıklarına ve masabaşı bir kısım matematiksel, aritmetik işlemlere tabi tutulan bir bütçe olması özelliğiyle demokratik değil ama aynı şekilde, bu bütçe, büyüyen ve çoğalan toplum ihtiyaçlarını karşılamadan öte, devletin ve hiyerarşinin sürdürülebilirliğine yani devletin ve erkin dikey büyümesine hizmet edecek niteliktedir. Yatay değil, toplumun meşru, demokratik taleplerini karşılamaktan uzak bir niteliktedir. Bu özellikleriyle de erildir, bu özelliklerinden hareketle de sosyal muhtevadan yoksundur. İçinde kadın, çocuk, engelli, yoksul, emekçi, ezilen ve emeklinin ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir duyarlılığı da, bir ihtiyacı da gündeme getirmiş değildir.

Bu manada da bütçeden murat edilen şey, demokratik çözüm ruhuna denk düşen bir zihniyetle ülkeyi demokrasiye duyarlı kılmak, demokratik cumhuriyette eşit, adil vatandaş olmanın haklarına sahip insani ve ahlaki bir kısım sorunları karşılamaktan uzaktır. Eril olduğu kadar da bu boyutuyla çatışmacıdır, güvenlikçi politikaların esaretinden kendini kurtarabilmiş değildir. Bu yönüyle de barışçıl değildir, barışçıl olmadığı için de hukuk devletiyle bağdaşmayan barışık bir pozisyonda ve konumda değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gönül isterdi ki, demokratik çözümden bahsettiğimiz bu süreçte, bütün sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve onların temsilcisi pozisyonundaki Millet Meclisi siyasi partileri, aktörleri bu bütçenin aktif bileşenleri, öncüleri ve özneleri olmalıydı ama nasıl ki, bu süreçte özne ve öncülük rolü, mevcut sivil toplumun demokratik örgütlüğüne tanınmadıysa, bütçenin kendisinde de insan da özne olarak görülmemiştir, sağlık da özne olarak görülmemiştir. İnsan ve insani ihtiyaçlarını satın alınabilinir, satılabilinir bir kısım meta fetişizmine kurban edilmiştir ama aynı şekilde, sağlık da bu fetişizmden gerekli nasibini alarak uluslararası ve küresel boyuttaki emperyal güçlerin taşeronluğuna, onun ülkedeki ayağı ve pozisyonu konumunda bulunan iktidarın yaklaşımına da hizmet etmiştir.

Bu anlamıyla da bütçe, mevcut, var olan sorunları, siyasal, sosyal, ekonomik, demokratik, kültürel sorunları karşılamaktan uzak olacaktır. Nereden biliyoruz diye soracak olursanız, bütçenin yüzde 45’i mali ve cari harcamalara, yüzde 13’ü askerî ve güvenlik politikalarına, yine, birçok bakanlığın cari harcamalarını da toplamda üst üste koyduğumuz da yüzde 22’lik gibi bir bareme tekabül eder ki, toplamda da, bu manada, cari harcamalara, savaş ve savaş politikalarına gidecek rakam toplamın yüzde 80’idir. Geriye kalan yüzde 20’lik bir bütçe oranıyla siz eğitimi, sağlığı, kültürü, sosyal politikaları karşılamaya çalışırım dediğinizde, bizi, en nihayetinde, izaha muhtaç bir durumla karşı karşıya bıraktırırsınız. Karşılanamadığı, karşılanamayacağı geçen doksan yıllık cumhuriyet tarihinde görülmüştür ama ne yazık ki “sosyal politikalar” denilince, hükûmetler, iktidarlarını sürdürmeye hizmet edecek bir kısım ilişkilere dönüştürdüklerinden, gizli ödeneklerle bu sosyal politikaları, sosyal yardımlaşma vakıfları üzerinden, ilçelerde kaymakamlar üzerinden, ilde valiler üzerinden, toplumu hem iradesizleştirmek hem onun iradesini satın alınabilinir bir metaya dönüştürme zihniyetine sahip oldukları için de, seçim öncesinde bu ve benzeri kaynaklar bol hesaptan aktarılır.

Sosyal yardımlaşma vakıfları, özgür olması gereken bireyin, seçme seçilme hakkını ve iradesini sandığa özgürce yansıtma hakkını gasbetmek için kullanılır; yoksul bıraktırır, yoksul bırakmakla beraber muhtaç bıraktırır, muhtaç ve yoksul bıraktırdığı vatandaşı, küçük, günübirlik bir kısım ihtiyaçlarını karşılayacağı vaadi ve taahhüdüyle onun oyuna göz diker. İktidarlar dün de bunu böyle yapmıştır, bugün de böyle yapmaya devam ediyor. Bu nedenle, bütçelerde cari ve mali harcamalarla sivil ve askerî bürokrasinin oligarşik yapısını korumaya hizmet eder, dikeyine büyüyen devletin güvenliğini, dikeyine büyüyen devletin geleceğini güvence altına alan uygulamalarla bütçeler şişirilir; içinde özgürlük yoktur, adalet yoktur, eşitlik yoktur; içinde insan yoktur, insan ve insanın meşru talepleri yoktur. Bu anlamıyla da 2014 bütçesinin kendisinde de, Sağlık Bakanlığının bütçesinde de bu kriterlere yaklaşmak mümkün görünmüyor.

1975’ten bu yana, yaklaşık otuz sekiz yıllık zaman diliminde, uluslararası küresel emperyal gücün neoliberal politikalarının yansıması olarak bütçe şekillendirilmiştir, bütçe, taşeronlaştırmanın, piyasalaştırmanın ve ticarileştirmenin bir uygulama alanına dönüştürülmüştür. Evet, geçmişte kamu hastanelerine, üniversite hastanelerine bireyin erişimi zordu, iş kolaylaştırılmış gibi görünebilir ama kolaylaştırılan erişimde söz konusu olan hizmetin bedeli ağırdır. Sosyal güvenlikten yoksunsanız, elitist siyasetin yürütücüsü değilseniz, mal ve mülk sahibi zengin sermaye sahibi değilseniz o hastanelerde tedavi görmekte, o hastanelerde öngörülen tedavinin bedelini karşılamakta da zorlanırsınız. Belki hastanızı rehin bırakmayabilirsiniz ama hastaneden çıkardığınız hastanın tedavisine harcadığınız bedelin karşılığı olan senetlerle kendinizi borçlu kılmak durumundasınız. Söz konusu olan umut vadetmektir, söz konusu olan yarına dair umudu pekiştirmek, bu umut arkasına takılan yığınlarla onların geleceğini çalmaktır. Bütçede öngörülen de bundan öte bir durum ve özellik arz etmemektedir. Bu manada da 2014 bütçesinin kendisi, kendisiyle birlikte Sağlık Bakanlığı bütçesi bu özelliklerinden yoksun olduğu için de, toplumda beklenmesi gereken, barınma, beslenme ve güvenlik temelli taleplerin karşılanamayacağından kaynaklı mutluluk değildir, mutsuzluktur; refah ve zenginlik değil, yoksulluktur.

Evet, ülkemiz ekonomik düzeyde büyüyor olabilir, dünyanın sayılı ekonomik gücü, 16'ncı güç gibi her gün övündüğümüz bir güce erişmiş olabiliriz. Ama bu güç bireye ve bireyin ihtiyaçlarını karşılamaya yansıtılmadığı gibi, her gün iktidarını ve sermayesini biriktirerek güçlenen ve büyüyen devasa holdingler, ama o büyüyen devasa holdinglerin karşısında da hiçleşen birey ve bireyin hakları, yoksunlukları, yetmezlikleriyle karşı karşıya bırakmıştır.

Bu uygulamanın ürünü ve eseridir ki, hâlâ Türkiye'de yüzde 12, Kürdistan’da yüzde 15 işsizlik söz konusudur. Bu ve benzeri uygulamalardan dolayı, hâlâ açlık sınırı olan 1 milyon 500 bin lira ücretin altında asgari ücretle insanlar çalıştırılmak durumundadır, emekliler açlık sınırının altında bir emekli maaşıyla yaşamını idame ettirme durumuyla karşı karşıya bıraktırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, yoksulluk sınırı ülkemizde 3 milyon 500 bin liradır. 4 kişilik bir ailenin 3 milyon 500 bin lira gelire sahip olduğunu söylemek, neredeyse 25-26 milyon nüfus için mümkün değil. Bu insanlar, 3 milyon 500 binlik yoksulluk sınırına rağmen, ya asgari ücretle ya da emekli maaşının zor, sıkıntılı koşullarıyla yaşamlarını idame ettirme durumuyla karşı karşıya bıraktırılmış; onunla yetinilmemiş, yüzde 3, yüzde 4 oranında altı ayda bir yapacağımız zamlarla sanki onlara iyilik lütfediyormuşuz anlayışı ve yaklaşımıyla her gün onların umudunu karartıyoruz, beklentilerini karartıyoruz, onların haklarını çalıyor, haklarını engelliyor, gasbediyoruz ve bu manada da, tam da Sağlık Bakanlığının bütçesini konuştuğumuz bu günlerde toplumda beklenen iyilik hâllerini göremiyoruz.

Sağlık, sizin, bizim, hepimizin olmazsa olmazımızdır. Sağlık, doğal ve demokratik toplumdan bireyin kazandığı bir haktır. O hak; egemenlikçi, iktidarcı, hiyerarşik ilişkilere kurban edilemez, kurban edilmemelidir de ama ne yazık ki, birey olarak bizler, biz bireylerden müteşekkil toplum, sağlıklı düşünemiyor. Fiziksel, siyasal, sosyal, ruhsal ve bedensel noktada bu iyilik hâllerinden yoksunuz. Yoksun olduğumuz için cinayetler işleniyor, yoksun olduğumuz için şiddet ardı arkası kesilmez bir uygulama, ölüm ve öldürme makinelerine dönüştürülen insanlar olarak biz insanlığımızdan utanır ilişkilere mahkûm kılındık. Yetinmiyor, işçiler fabrikada, atölyede, tarlada, inşaatta her gün ölümle burun buruna. Son on yıllık AKP iktidarında 10.800 işçi sosyal güvenliğinden ve güvenlikli iş koşullarından yoksun olduğu için yaşamını kaybetmiştir. Bir Allah’ın kulu çıkıp bunun hesabını vermediği gibi, Avrupa’da ya da ileri ülkelerde gördüğümüz erdemliliğin gereği olarak ilgili kişiler ve sorumlu bakanlar istifa etmeyi bile gerekli görmemişlerdir.

Onlarca insanın öldüğü, yaşamını yitirdiği günler yaşadık. Hesabını vermediğimiz gibi, sorumlu kişiler yargı karşısında beraatla taçlandırılıyor ama özgürlük istediği için, adalet istediği için, hak istediği için, bugün, on binler siyasal tutsak ve rehine olarak cezaevlerinde âdeta yoksunlukları, yetmezlikleri ve siyasal iradesizleştirmeyi yaşıyorlar. Bu mu adalet? Böylesi bir adaletten bahsedebilmek demokratik bir hukuk devletinde mümkün müdür? Değil ama gelin görün ki “ileri demokrasi” söylemiyle peşimize taktığımız yığınlarla onların açlığını terbiye etmek, onların yoksulluklarını umuda dönüşme fırsatını elimizden bırakmadığımız için de iktidar olarak biz on iki yıldır toplumun tek seçeneği olarak, toplum karşısında tek seçenek olarak durmayı da başaran bir iktidara sahibiz.

Bu, elbette ki iktidarın suçu, günahı değil, biz muhalefetin, demokratik muhalefetin yapması gereken görevi yapamadığımızın öz eleştirisidir. Bu manada, bu kürsüden de ifade etmek isterim ki toplum seçeneksiz değildir, alternatifsiz olamaz. Tek seçenek, tek alternatif, AKP’nin on bir yıllık yoksunluklar ve yetmezlikler iktidarı ve alternatifi olamaz, aksine toplum kendi öz gücüne dayalı olarak bu alternatifini, seçeneğini yaratmak, oluşturmak ve kendisine kader olarak belirlenen bu duruma itiraz etmek durumundadır. O nedenle de önümüzde önemli fırsatlar var.

Demokratik çözümden bahsettiğimiz, silahların sustuğu, parmağın tetikten çekildiği bu süreci fırsata dönüştürmek durumundayız. Yani demokratik siyaseti öne çıkaran, demokratik siyaset üzerinden, toplumun meşru, demokratik taleplerini karşılayan bir noktadan soruna yaklaşmak durumundayız. O yönüyle, biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bu seçeneklerimiz ve projelerimizle toplumun huzuruna her günden çok daha hazır olduğumuzu, bu hazırlık içerisinde çıkacağımızı da bu vesileyle ifade etmek, belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya her gün hızla değişiyor. Değişen dünyanın bize sunduğu olanak ve imkânları görmezlikten gelerek, onları öteleyip, erteleyerek, toplumu her gün zapturapt altında tutabilme muktediriyetine sahip olmadığımızı bilmemiz gerekiyor.

Evet, toplum bir ana kadar, bir noktaya kadar size umut besleyebilir, beslediği umudun arkasında da kalabilir ama sonsuza, ilelebet bu umut muhafaza edilemez. Toplumun meşru taleplerini, demokratik meşru zeminde karşılayamadığınızda, dün olduğu gibi bugün de toplum dinamikleri itiraz eder, itiraz etmekle birlikte kendilerine kader olarak verilen bu duruma müdahale eder. Bu toplum, nice şahları, padişahları, imparatorlukları tanımıştır ama hiçbiri ilelebet kalıcı olmadığı gibi, toplum kendi doğal demokratik mecrasına ulaşmak için kıyasıya bir mücadeleyle, her gün ama her gün, anbean değişimi soluklamakta, değişimi topluma öngörmektedir.

Bu mücadelenin ürünü ve eseridir ki dünya da merkeziyetçi, katı devlet yapısı, otoriter idari yapı yerine ademimerkeziyetçi bir yönetime hızla evriliyor. Ülkemizin de buradan etkilenmemesi, dışında kalması beklenemez. İşte, 1980’li yıllardan bu yana başlayıp bir yanıyla neoliberal politikalarla toplumu kontrol altında tutmak isteyen ama öbür yanıyla da ademimerkeziyetçi yönetimlerle toplumun öz yönetimine dayalı ihtiyaçlarını karşılama algısı bizde de tez elden devreye konulmalıdır.

Ülke, Ankara’dan yönetilemeyecek kadar büyüktür, Ankara’dan ihtiyaçların karşılanamayacağı kadar yoğun nüfusa sahiptir. 780 bin kilometrekarelik her bir alanda meşru demokratik taleplerin karşılanması noktasında öz yönetime fırsat verildiğinde refah çıkar, zenginlik çıkar, mutluluk çıkar. Bu da öncelikle özgür, demokratik yerel yönetimler zihniyeti üzerinden demokratik, katılımcı, şeffaf, adil yönetimlerle olabilir. Siz, sağlığı Ankara’da konumlandırdığınız Sağlık Bakanlığıyla, Sağlık Bakanlığına bağlı bürokratlarla Muş’u, Hakkâri’yi, Artvin’i, Çanakkale’yi, Edirne’yi yönetemezsiniz. Yönetmeye kalkıştığınızda da oradaki iş ve işlemleriniz demokratik olmaz. Ama siz, yerel yönetimlere idari, mali özerklik verdiğinizde, belediyelere sağlık, eğitim, kültür ve turizmi devrettiğinizde, belediyelere zabıta faaliyetleriyle birlikte asayiş ve güvenlik faaliyetlerini verdiğinizde, Avrupa’da olduğuna benzer, Bölgesel ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile ora halklarının, ora kimliklerinin, kültürlerinin kendilerinin öz yönetim organlarıyla kendisini yönetmesi mümkün olabilir ve bu manada da bedensel, ruhsal olduğu kadar siyasal ve sosyal iyilik hâli olan sağlığı da bireyin ayağına götürmüş olduğunuz gibi, birey ve bireylerden oluşan topluluklar hem mecliste hem yönetimde hem de bütçede, bütçenin oluşturulma süreçlerine aktif katıldıkları için de demokrasiyi hayat bulur noktaya taşırsınız.

Demokrasi sanal, sözde bir kavram değil; ete kemiğe büründürülecek kadar, siyasal, sosyal dokuyla içli dışlı olan bir olgudur. Demokrasi, bu manada, kişinin, kişiden oluşan toplulukların günlük hayatına sirayet etmeyecekse anlamı ne? Demokraside insanlar mutlu değilse, özgür değilse, adil, eşitlikçi değilse, benim için uygulanmış yüzde 99’u için uygulanmamışsa kıymetiharbiyesi olabilir mi? Bu manada, Meclis, sadece kendisi için, kendisinden oluşma siyasal partiler için, bu siyasal partilerin elitist yapıları içinde değil bütün toplum için demokrasi istemelidir. O yönüyle de biz, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmanın gereği olarak, şeffaf, hesap verebilir, sürdürülebilir yerel yönetimler hizmetinin önünü açmalı, ona fırsat verebilmeliyiz.

Bizim imzaladığımız, 92’den bu yana imzaladığımız Avrupa Birliği Bölgesel Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekinceleri niye kaldırmıyoruz, niye çekiniyoruz? Çekinecek bir durumda olmadığımızın realitesini, gerçeğini gördük. Kürtler ayrı bir devlet sevdası, ayrı bir devlet kurma mücadelesi yerine demokratik ortak vatanda birlikte yaşama iradesini beyan etmişken, bu fırsat üzerinde demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmayla toplumu öz gücüne kavuşturmak, özgürlüğüne kavuşturmak bize ne kaybettirir? Aksine, kazanacağımız, dünya kadar bir gelecek. Bu gelecekte, dili, kimliği, kültürü, inancı, cinsi, rengi ne olursa olsun herkesin eşit, özgür vatandaş olarak erişebildiği, evrensel hukuka dayalı parasız ana dilde sağlık, ana dilde eğitimi alabildiği bir ülkede hepimiz mutlu, hepimiz huzurlu, hepimiz kardeşçe, barış içerisinde bir arada yaşayabiliriz. Ama, çok görüldü, çok görülüyor, adalet, eşitlik dağıtması gereken kurum bile bu anlayıştan, bu zihniyetten uzaksa toplumun ötekisi çok daha geridir, çok daha uzaktır.

Bu manada da Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz 3 Ocak 2014’te demokratik çözüm sürecinin birinci yılını doldurmuş olacağız. Kürt tarafının önemli ve nitelikli adımlar attığı bu süreçte -devlet kendisinden beklenen nitelikli adımlarla- toplumun ve toplulukların, halkların, inançların, kültürlerin kendisinden beklenen özgürlüklere kavuşması hakkı vardır. Bu hakkı gasbetmeden, bu hakkı ötelemeden, ertelemeden halklara, kimliklere, inançlara tanımak, devretmek bu Meclisin görevidir. Bu görevin yerine getirileceği, ifa edileceği duygularımla hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum, iyi günler diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup adına konuşmaları bitti sayın milletvekilleri.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşmalar bölümüne geçiyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi adına birinci konuşmacı Mehmet Erdoğan, Adıyaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bundan tam on yıl önce, itibarı yıpratılmış, ekonomi içinde “kara delik” diye tabir edilen, üvey evlat muamelesi gören bir Türk tarımı ve çiftçisi vardı. 765 bin çiftçimiz 2,5 katrilyonluk bir borçla haciz kıskacındaydı. Yüzde 59’luk faizle aldığı o cüzi krediler birikmiş ve bunları ödeyemez hâle gelmişti.

FARUK BAL (Konya) – Anlat, anlat; masal bunlar.

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) - “Tarımda reform yaptık.” diyenlere sormak lazım. O yıllar da gübre desteği kaldırılmış “Muhtaç çiftçilere ödünç tohumluk verilmeyecek, kredi faizleri sübvanse edilmeyecek, Toprak Mahsulleri Ofisinin fiyat desteği kaldırılacak.” diye IMF’ye taahhütlerin verildiği bir dönemdi. “Bunların yerine doğrudan gelir desteği konacak.” deniliyordu. Halk buna “tarla parası” diyordu. Tarlası olan, tapusu olan alıyordu bu parayı. Ürünle, üretimle, verimlilikle hiç alakası yoktu bunların. O yıllarda üç haneli enflasyon rakamları vardı, gecelik 7.500’lük faizler vardı, batırılan bankalar, hortumlanan yüzlerce milyar dolar vardı. “Tarımda reform” adı altında bu ülkenin insanlarına, aziz çiftçilerimize bir zehir içirilmek istendi ama milletimiz bunları unutmadı. AK PARTİ, Türk çiftçisini ekonomimiz içinde vazgeçilmez bir aktör olarak gördü. Çiftçimiz ekonominin hayırlı evladıdır. Tarımı kalkındırmadan Türkiye’yi kalkındıramayız. Hedefimiz, tarımın gelişmesi ve büyüyen Türkiye’ye damgasını vurmasıydı.

AK PARTİ hükûmetlerinin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının sorunları çözme konusundaki iradesi, kararlı politikalar ve sağlanan desteklerle bugün tarımda önemli bir noktaya geldik. 52 yeni destek verildi; sadece 2013 yılında 9 milyar TL, son on yılda çiftçimize 60 katrilyonluk nakit destek verildi, 12 milyarlık hayvancılık desteği verildi. Tarım Kanunu, Tohumculuk Kanunu, tarım ürünleri sigortası AK PARTİ döneminde çıkartıldı.

Tarım havzaları, kırsal kalkınma hamleleri, sulama yatırımlarına hibe desteği, arazi toplulaştırılması, yem bitkileri, mera ıslahı, tohumculuk destekleri, güvenilir gıda Bakanlığımızın yaptığı çalışmalardan birkaçı. Tarım sektörüne verilen destekler sadece bundan ibaret değil, tarımsal kredilerin sübvansiyonu var. İşte, 2002’li yıllarda yüzde 59 olan faizler AK PARTİ döneminde yüzde 0-8 aralığına çekildi. Toprak Mahsulleri Ofisinin ürün alımları yoluyla yaptığı desteklemeler var, Devlet Su İşlerinin sulama amaçlı yaptığı yatırımlar var.

Yapılan bu çalışmalarla bitkisel ve hayvansal üretimde önemli artışlar sağlandı; toplam tahıl üretimimiz 30 milyon tondan 36,5 milyon tona yükseldi, süt üretimi 8,5 milyon tondan 17,5 milyon tona yükseldi, tarım sektörünün millî gelire katkısı 36 milyar TL’den 112 milyar TL’ye ulaştı, tarımsal ihracatımız 4 milyar dolardan 16 milyar dolara yükseldi.

Dünya Bankası Türkiye'nin sıralamasını yazıyor: “Dünyada 7’nci sıradasın; Avrupa’da 1’inci sıradasın.” diyor. Kim diyor? Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı FAO, Türkiye'nin tarımdaki başarı hikâyesinden bahsediyor.

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Hollanda 80 milyar dolar satıyor, biz 12 milyar dolar; Hollanda, Konya’dan küçük!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kandırmış seni, kandırmış.

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Adıyaman’da AK PARTİ iktidarı döneminde çiftçimize on yılda 626 milyon TL -626 trilyon- nakit destek verildi, 108 bin dekar tarım arazisi sulamaya açıldı. Samsat birinci etap ve Çamgazi sulamaları bizim dönemimizde tamamlandı. Yıllardır bir rüyaydı, Çetintepe Barajı’nın temeli atıldı, Koçali Barajı’nın birinci ihalesi 16 Ocakta yapılıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kaç milyon metreküp, depolama alanı kaç milyon metreküp? Ben söyleyeyim mi?

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Besni Barajı, Çelikhan sulaması, Bebek, Aslanoğlu sulamaları, Gömükan Barajı proje çalışmaları bitmek üzere, inşallah 2014 yılında ihaleleri yapılacak. Sincik Arıkonak, Gerger Çifthisar, Çelikhan Yeşiltepe, Gölbaşı Balkar ve Çelik, Besni Akpınar göletlerindeki çalışmalar devam ediyor, Büyükçay Barajı’ndaki planlama çalışmaları devam etmekte. Suya hasret toprakların cazibeli suya kavuştukları dönemi AK PARTİ iktidarıyla görüyoruz ve göreceğiz. 800 bin dönüm arazimiz, yapılan bu çalışmalarla üretimle, bereketle buluşacak inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanımız Mehdi Eker’e ve Bakanlık bürokratlarına teşekkür eder, bütçenin hayırlı olmasını diler, sizleri saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, hatip, 57’nci Hükûmet döneminde çiftçilere yapılan hizmetleri çarpıtarak anlatmıştır, yalan ve yanlış bilgiler vermiştir. Cevap vermek üzere söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bal.

Süreniz iki dakika.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Goebbels diyor ki: “Gerçeğin hiç önemi yok, yalanı 40 defa tekrarlarsan o gerçekmiş gibi anlatılır.” Biraz önce burada hitap eden sayın hatip de o Goebbels kuralına uygun bir davranışta bulundu.

Gerçek şu: Cumhuriyet tarihinde çiftçimizin, hayvancılıkla meşgul olan kardeşlerimizin ilk defa cebi para görmüştür, ilk defa doğrudan cebine para verilmiştir, aradaki aracılar, tefeciler ve siyasi rantçılar ortadan kaldırılmıştır. Bugüne gelindiğinde, 2002-2013 arasındaki ortalama enflasyon yüzde 160’tır. Çiftçinin buğdayı 2002’deki fiyata göre yüzde 160 artması gerekir. 450-500 lira civarında buğdaya para veriyordu o dönemin Hükûmeti.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – 230.

FARUK BAL (Devamla) – Şimdi 500-600 lira civarında. Aradaki kayıp çiftçinin cebinden bu Hükûmetin yaptığı soygundur. (MHP sıralarından alkışlar)

Geçen sene, ayçiçeğinin fiyatı 1.500 liraydı, bugün 1.100 lira.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ne 1.100 lirası Sayın  Bakanım, 800 lira!

FARUK BAL (Devamla) – Aradaki fark, çiftçinin cebinden bu Hükûmetin politikalarının yapmış olduğu soygundur.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ama Mehmet Erdoğan bunu anlamaz ki.

FARUK BAL (Devamla) – Bir dakika canım!

2002 yılında, hayvancılıkla ilgili…  Yemin torbası 6,5 liraydı, bugün 48 lira; aradaki fark, bu Hükûmetin politikalarının çiftçinin cebinden yapmış olduğu soygundur. 2002 yılında, DAP gübresinin, ilacın fiyatıyla bugünü karşılaştırdığınız zaman yüzde 3’le yüzde 7,5 arasında 1 kat fark vardır. Aradaki fark 57’nci Hükûmetin döneminde çiftçiye vermiş olduğu refah payından bu Hükûmetin çiftçinin cebinden yapmış olduğu soygundur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın  Faruk Bal.

FARUK BAL (Devamla) – Niçin, gübre fiyatı ekim zamanı…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 1.500 lira.

FARUK BAL (Devamla) – …2 bin liraya kadar çıkıyor da…

BAŞKAN – Sayın  Bal, süreniz bitti.

Teşekkür ederim.

FARUK BAL (Devamla) –…ekim zamanı geçtikten sonra bin liraya, 800 liraya, 700 liraya düşüyor? Aradaki rantçılara sağlamış olduğunuz farktır bu. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET AYDIN  (Adıyaman) – Sayın  Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın  Aydın.

AHMET AYDIN  (Adıyaman) – Sayın hatip konuşmasında özellikle AK PARTİ Grubunun ve Hükûmetinin rantçılara sağladığı desteklerden ve özellikle de çiftçinin cebinden soygun yaptığından bahisle sataşmıştır.

FARUK BAL (Konya) –  Çok doğru, sataşma değil, hakikat.

AHMET AYDIN  (Adıyaman) – Sataşmaya cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın  Aydın.

Süreniz iki dakikadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN  (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.

Ben burada gerçek rakamları ifade edeceğim arkadaşlar. Yalnız, gerçek rakamları ifade ederken de lütfen samimiyetle, sıcaklıkla  dinleyelim. Yani, hiç öyle sıkıntıya sokmadan….

FARUK BAL (Konya) – İlacın, gübrenin, arpanın, mazotun…

AHMET AYDIN  (Devamla) – Bu fiyatları siz istediniz.

Bakın, tarımsal hasıla: 2002 yılında, Türkiye’de tarımsal hasılayı 23,7 milyar dolardan devralmışız, on yılda bunu 3 kat artırmışız, 62 milyar dolara çıkarmışız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – On yıl önce sen de on yıl daha gençtin.

AHMET AYDIN (Devamla) – Yetmiş dokuz yılı, biz on yılda 3’e katlamışız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Dünya büyüyor ya!

AHMET AYDIN (Devamla) – Tarımda kişi başına millî gelir: Bakın, tarımda çiftçinin cebine gelen parayı hesap ediyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Büyüyenler holdingler, çiftçi değil.

AHMET AYDIN (Devamla) – Kişi başına millî gelir, tarımda 1.064 dolardı, biz bunu 3.591 dolara çıkarttık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir gecede mi? Bir gecede mi?

AHMET AYDIN (Devamla) – Yine, tarımsal hasılada on yıl önce… (Gürültüler)

Tarımsal hasılada Türkiye on yıl önce Avrupa 4’üncüsüydü, dünyanın 11’incisiydi. Gelinen noktada, 2008’den beri Türkiye, Avrupa’nın 1’incisi, dünyanın da 7’ncisi konumuna geldi. Bunu AK PARTİ iktidarı getirdi.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Kişi başına düşen gelirde kaçıncı sıradayız?

AHMET AYDIN (Devamla) – Son on bir yılda, tarımsal ihracatımız 4 kat artmıştır. 4 milyar dolardan almışız, 16 milyar dolara çıkartmışız. Yine, son on bir yılda, çiftçimize sağlanan nakdî karşılıksız hibe desteği 60 milyara kadar ulaştı.

Ya rakamlar ortada, halkımız biliyor zaten, on yıl öncesini de on yıl sonrasını da çok iyi biliyor, çok iyi gözlemliyor. Gelinen noktada, AK PARTİ iktidarının çiftçimize, köylümüze yapmış olduğu destekleri, katkıları çok çok iyi biliyor. Siz ne kadar burada inkâr ederseniz edin, aslolan bu rakamlardır.

Ben, bu kez, bu rakamlardan dolayı, AK PARTİ iktidarının Başbakanı, AK PARTİ Hükûmetinin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Tarım Bakanımıza ve tüm ekibine çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Aydın, bakanlıkta çok kuyruk var, sen biraz bekle!

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Hatip benim sözlerimin yalan ve yanlış olduğunu ifade etmek suretiyle sataşmada bulundu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, burada çiftçinin cebinde soygun yok ki.

FARUK BAL (Konya) – Lütfen efendim.

BAŞKAN – Sayın Bal, öyle bir şeyi söylemedi, sadece rakamları ifade etti.

FARUK BAL (Konya) – Hayır efendim, benim söylediğim rakamları düzeltmek için çıktığını ifade etti. Oysa sadece kendi sözleriyle ifade etti.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden vereyim Sayın Bal çünkü bakın, başka arkadaşlar da söz istiyorlar, buna bir yerde nokta koymamız lazım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, çiftçinin cebinde soygun olsaydı bu rakamlar olur muydu? Olmazdı.

BAŞKAN – Lütfen…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Onu ifade etmeye çalıştım.

BAŞKAN – Gıda ve Tarım Bakanı…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ben, AKP Hükûmetinin çiftçinin cebinden yaptığı soygunu kalem kalem anlattım.

BAŞKAN – Tamam.

FARUK BAL (Konya) – Beyefendi buna cevap vereceğim diye çıktı, ona bir cevap vermedi, kendi ifadesiyle benim sözlerimin yanlış olduğunu ifade etti.

BAŞKAN – Kendi cevabıdır, teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Ama böyle bırakamazsınız bunu!

BAŞKAN – Sayın Bal, teşekkür ederim.

Buyurun yerinizden vereyim size bir dakika, bir açıklama…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, hayır, ben teşekkürü konuşmadan sonra hak etmek istiyorum. Lütfen, iki dakika…

BAŞKAN – Sayın Bal, yerinizden açıklama vereceğim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, bakın, buna bir cevap vermek istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, çiftçinin cebinde soygunun olmadığını ifade ettim, bir sataşmada bulunmadım ki. Yani, çiftçinin cebinde soygun olsaydı bu rakamlara çıkabilir miydik? Çıkamazdık.

BAŞKAN – Sayın Bal, sizin şahsınızla ilgili bir şey söylemedi ama…

FARUK BAL (Konya) – Şahsım değil, ben…

BAŞKAN – Bir müsaade eder misiniz!

Sizin şahsınızla ilgili bir sataşmada bulunmadı, sadece rakamları açıklamadı. Ama çok ısrar ediyorsanız buyurun vereceğim size… Ama lütfen artık son olsun bu.

FARUK BAL (Konya) – Çok az, sizin verdiğiniz sürenin yarısını kullanacağım.

BAŞKAN – Peki, iki dakika…

3.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Değerli arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun, çiftçi dediğimiz kişi nerede yaşar? Köyde yaşar değil mi? Türkiye’de köyde yaşayanların nüfusu yüzde 18 oranında AKP Hükûmeti zamanında düşmüştür. Niçin? Tarlaya takkaya ekti, bedelini alamadı, yiyecek ekmeğe muhtaç, asgari ücretle çalışmaya mahkûm kaldı.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Şehirleşmenin de göstergesi, sanayileşmenin de bir göstergesi, böyle bir şey olabilir mi?

FARUK BAL (Devamla) – En belirgin özellik bu. İşte, yüzde 8,5 oranında tarım alanı mümbit olan Konya’dan insanlar göç etti, Konya yüzde 8,5-10 civarında göç verdi; bu en önemli gerçektir. Ben, Sayın Aydın’ın “Evet, sizin söylediğiniz rakamlar yanlış, doğrusu şudur.” demesini beklerdim. Verdiği rakamları tetkik etmedim ama şu bir gerçek: Çiftçi, ekimini yapmayacak şekilde mağduriyete düşürüldükten sonra yandaşlara hortum hortum devletin parası verildi; oluşturulan hayvan çiftlikleriyle tarım kesiminde hayvancılıkla, tavukçulukla, danacılıkla uğraşan insanlara rant sağladı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya rant olsaydı, soygun olsaydı bu rakamlara ulaşılabilir miydi?

FARUK BAL (Devamla) – 8 milyar liraya dana sattınız 3,5 milyar liraya çiftçi bunu geri ödeyemedi. Adını “faizsiz” koydunuz, peşin parayı katlaya katlaya çiftçinin cebinden soydunuz, bu bir gerçektir bunu herkes bilmektedir.

Hepinize teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Geçmiş dönemle karıştırmayın!

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN ( Adıyaman) – Sayın Başkan, Sayın Bal az evvel konuşmasında “Kırk defa bir yalanı söylersen gerçeğe dönüşür.” tarzında benim konuşmalarıma atfen söyledi.

BAŞKAN – Grup başkan vekiliniz sizin adınıza cevap verdi yalnız Sayın Erdoğan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – İkinci konuşmacı Tülay Bakır, Samsun Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA TÜLAY BAKIR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım politikalarının ana hedefleri, artan nüfusun beslenme ihtiyacının karşılanması, üretim riskinin azaltılması, sektörde çalışanlara yeterli ve düzenli gelir temin edilmesi, kırsal kesimin kalkınması, tüketicilere uygun fiyatla ürün sağlanması ve ihracatın artırılmasıdır. Bakanlığımızın etkin ve istikrarlı politikası ile tarımsal millî gelirimiz 2002 yılında 23,7 milyar dolardan 2012 yılında 62,5 milyar dolara ulaşmıştır. Tarımsal ihracatımız 4 milyar dolardan 16 milyar dolara yükselmiştir.

Bakanlığımız, tarım sektörünün öncelikli problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak, çiftçilerimizin piyasa koşullarında faaliyetlerini yürütmesine yardımcı olmak amacıyla, doğrudan gelir desteği başta olmak üzere birçok farklı destekler vermektedir. Çiftçilerimize 2002 yılında verilen 1,8 milyar lira destek, 2013 yılında 9 milyara yükseltilmiştir. On bir yıllık dönemde toplam 60 milyar lira nakit tarımsal destek verilmiştir. Mazot desteği 2003 yılında başlatılmış, toplam 4,7 milyar, gübre desteği 2005’te başlatılmış ve toplam 4,2 milyar destek verilmiştir.

Hayvancılığa 2002 yılında verilen 83 milyon lira destek son on yılda 26 kat artışla 2,5 milyara ulaşmıştır. Bunun toplam destek içindeki oranı 2002’de yüzde 4,4; 2013’te yüzde 28’dir. Hayvancılık desteğinde 2010 yılından itibaren faiz oranının tamamı sübvanse edilmektedir. Bu sayede, son on yılda 50 baş üzerindeki büyükbaş hayvancılık işletme sayısı yüzde 548 artarak 27.865 olmuştur.

Ziraat Bankası tarafından kullandırılan kredi faizi 2002’de yüzde 59 iken yıllar içinde azalarak bazı alanlarda faiz sıfırlanmıştır. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi toplamı 2002’de 529 milyon liradan 2012’de 22,1 milyara ulaşmıştır. Kredilerin geri ödeme oranı Ziraat Bankası için yüzde 37, tarım kredi kooperatifleri için yüzde 71 iken dönemimizde yüzde 97 ve yüzde 98’e çıkmıştır.

Doğal afetlere karşı poliçe bedelinin yüzde 50’si devlet tarafından ödenen tarım sigortası uygulamalarıyla çiftçimizin ürünleri güvence altına alınmaktadır. Bu kapsamda, son altı yılda 740 milyon lira prim desteği ve 756 milyon lira hasar bedeli ödenmiştir.

Organik tarım desteklemeleriyle çiftçilerimize 143 milyon lira ödenmiştir. Ürün sayısı yüzde 50 artmış, organik tarım alanı 90 bin hektardan 615 bin hektara ulaşmıştır. İyi tarım uygulamaları için 14 milyon lira destek verilmiştir.

İlk defa bizim dönemimizde başlatılan kırsal kalkınma hamlesiyle tarımsal sanayi tesisleri kuran girişimcilere yüzde 50 hibe desteği verilmektedir. Bakanlığımız araştırma enstitülerince geliştirilen nohut, mercimek, çeltik gibi birçok yerli tohumlukların kullanım oranı yüzde 100’e, buğday ve arpada ise yüzde 95’e ulaşmıştır. Desteklenen tohumluk üretimi 145 bin tondan 647 bin tona çıkmıştır. Yerli tohumluk kullanımının ekonomimize katkısı 1 milyar lira civarındadır.

Arazi toplulaştırma çalışmalarında kırk bir yılda sadece 450 bin hektar toplulaştırılmışken iktidarımız döneminde 4 milyon hektarın toplulaştırılması bitmiş, 2 milyon hektarda ise çalışmalar devam etmektedir.

Çalışmalarımızla ekolojik ve en yüksek kalitede verim alınabilecek 30 tarım havzası belirlenmiştir.

Bakanlığımız tarafından TARGEL kapsamında göreve başlatılan 10 bin veteriner hekim ve ziraat mühendisi, çiftçilerimize aile hekimi anlayışında hizmet vermektedir. Çalışmalarımızla zirai ilaç kullanım oranı son on yılda yüzde 20 azaldı ve Avrupa'da birim alanda en az zirai ilaç kullanan bir ülke durumuna geldik.

Hak sağlığı denetimlerimiz 2002 yılında 39 bin iken 2012’de 413 bine ulaştı. Denetçi sayımız 1.500’den 4.732’ye çıkarıldı. Halkımız, Avrupa Birliği standartlarında güvenli gıda tüketmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımız, partimizin 2023 vizyonunda sürdürülebilir büyümesi devam eden, gayrisafi yurt içi hasılası 150 milyar dolar, ihracatı 40 milyar dolar, arazi toplulaştırması 14 milyon hektar, sulanabilir 8,5 milyon hektarın tamamının suya kavuştuğu bir tarımı hedeflemektedir.

Bütçemizin ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Üçüncü konuşmacı Önder Matlı, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖNDER MATLI (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2014 bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, az önce burada sayın grup başkan vekilimiz rakamları ifade etti. Ben, aslına bakarsanız, rakamları tekrar ifade etmek istemiyorum. Ama, şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: Bazı şeyleri yorumlayabilirsiniz ancak tek değişmeyen gerçekler vardır, rakamlardır. Dolayısıyla, bu rakamlar, farklı bir şekilde yorumlamaya mahal vermeyecek derecede çok net olarak somut göstergelerdir. Evet, burada, bakıyoruz, on bir yıllık AK PARTİ iktidarında Türkiye'nin gelişmesini hep beraberce görüyoruz, bunu rakamlarla görüyoruz. Bu, farklı alanlarla farklı yorumlara mahal vermeyecek derecede çok net gerçektir. Tarımda da aynı gerçekleri, aynı rakamları görüyoruz. Evet tarım, gayrisafi millî hasılamız on yıllık zaman zarfında 3 kattan fazla artmış. Millî gelir dediğimiz zaman, millî gelirin artışı Türkiye Cumhuriyeti iktidarlarının her zaman en önemli önceliği olmuştur ve bu manada da tarım kesiminin millî gelirinin 3,5 kat artırılması AK PARTİ iktidarı zamanında başarılmış; gerçekten büyük bir başarıdır. Dolayısıyla, bu manada bunlarla ilgili olarak eleştirileri gerçekten ben haksız bulduğumu ifade etmek istiyorum. İhracat diyoruz, ihracatımızı tarımsal ürünlerde, gıda ürünlerinde 4 kattan fazla artırmışız. Ancak bundan da daha ötesinde şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Bizim, AK PARTİ iktidarının bugün belki en çok eleştirildiği konu, en çok eleştiri aldığımız konu cari açık konusu olmasına rağmen, biz, tarımsal ürünlerin ticaretinde, dış ticaretinde net dış ticaret fazlası veren bir dönemi burada yaşıyoruz; bunu ifade etmek istiyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bakanlıkta yediğiniz gıdadan zehirlendiniz mi Önder Bey?

ÖNDER MATLI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bunları nasıl sağladık?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bakanlıkta yediğiniz gıdadan zehirlendiğinize dair haberler var, bunu teyit edin.

ÖNDER MATLI (Devamla) – Bunları nasıl sağladık? Bunları üretim artışıyla, verimlilikle, akılcı destekleme politikalarıyla sağladık. Evet, bu rakamsal artışlar tabii ki üretim artışıyla beraber gerçekleşti. Bakıyoruz, süt üretimi on yıl önce 8,5 milyon ton iken, bugün 17,5 milyon tonu aşmış durumda.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Hastaneye kaldırmışlar sizi, Gıda Bakanlığında gıdadan zehirlenmişsiniz. Bakanlıkta yediğiniz gıdadan zehirlendiniz mi, onu bir söyleyin.

ÖNDER MATLI (Devamla) – Kırmızı et üretiminden bahsettiğimiz zaman 420 bin tonluk kırmızı et üretiminin 900 bin tonları geçtiğini hep beraberce görüyoruz ancak buradaki en önemli unsur, hayvan sayılarıyla ilgili olarak çok eleştiri alıyoruz -bu konuda bizleri eleştiriyorsunuz- ancak biz, bu ülkede, üretim verimliliğini sağlayarak bu manada önemli adımlar attık, açılımlar yaptık, bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ben sektörüm itibarıyla hem bir yem üreticisi hem bir tavukçu olarak, sektörle ilgili olarak bazı verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. 2002’de Türkiye’de 5 milyon ton yem üretiliyordu, 2012, 2013 yılına geldiğimiz zaman 5 milyon tonluk rakam 15 milyon ton rakamına çıkmış durumdadır.

Şimdi, şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Az önce sayın hatip bahsetti, yem fiyatı çok pahalı, üretici, çiftçi, hayvancı, yem yediremiyor. Peki, hayvancı yem yediremiyor da bu 5 milyon tonluk yem üretimi nasıl oldu da 15 milyon tona çıktı? Bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Evet, bu 15 milyon tonluk üretimle beraber yem sanayinin cirosu 7,5 milyar dolara çıkmıştır. Bugün yem üretiminde Avrupa’da 3’üncü durumdayız, şükürler olsun, dünyada 10’uncu durumdayız ve her yıl yem üretimi çift haneli rakam olarak büyümeye devam ediyor. Bu rakamlar o kadar çarpıcı ki belki yurt içindeki bazı arkadaşlarımız, muhalefet görmek istemiyor ama dünya bunu görüyor ve dünya buna imrenerek bakıyor ve diyor  ki: 2016 yılında dünya yem kongresi düzenlenecek. Avrupa Yem Kongresi Türkiye Yem Sanayicileri Birliğine geliyor, diyor ki: ”2016’daki Yem Kongresini Türkiye düzenlesin.” Bu, Hükûmetiyle, sanayicisiyle hep beraberce kazanılmış bir başarıdır.

Pirinç üretimine  bakıyoruz, yumurta üretimine  bakıyoruz, inanılmaz başarılar elde etmişiz. Pirinç üretiminde 2002 yılında sadece 12 milyon dolar ihracat yapıyorduk. 2012 yılına geldiğimiz zaman bu rakam, 560 milyon dolara gelmiş. Yumurta ve piliç eti ihracatının bir hedefi vardı, birkaç yıl önce sektör 2023 vizyonunu önüne koymuş, 2023 yılında 1 milyar dolar ihracat gerçekleştireceğiz diye. Ancak bu rakam daha 2013 yılında gerçekleştirilmiş ve sektör diyor ki: “Kusura bakmayın, biz bir hata yaptık, hesap hatası yaptık, bu hatamızdan dönüyoruz, şimdi bu hedefimizi, 1 milyar doları 3 milyar dolar olarak revize ediyoruz.” Evet, nereye bakarsak böyle. Un ihracatında dünyada 1’inci sıradayız, makarna ihracatına baktığımız zaman dünyada 2’nci sıradayız ve bu, AK PARTİ iktidarı zamanında gerçekleştirilmiş bir durumdur. Bu manada da sizleri saygıyla selamlıyorum ama son bir söz söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖNDER MATLI (Devamla) - Öncelikle, biz burada Hükûmete eleştiri getirmek isterken ben sektörün burada emeğine karşı bir saygısızlık yapıldığını ifade etmek istiyorum çünkü sektör, bu ihracat hedeflerini dünyanın her tarafına giderek gerçekleştirmiştir.

Bütçemizin hayırlı olması temenni eder, hepinize saygılar sevgiler sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Matlı.

Dördüncü konuşmacı İbrahim Yiğit, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Yiğit. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu devlet tekelinin tam anlamıyla sona erdiği 2002 yılında ülke ekonomisi ve toplumsal açıdan stratejik önem taşıyan, tütün ve alkol piyasalarını düzenlemek, denetlemek üzere idari ve mali özerkliğe sahip olarak 4733 sayılı Kanun’la kurulmuştur. Kurumun yaklaşık 34 milyar TL ekonomik büyüklüğü bulunuyor. Tütün ve alkol piyasalarındaki temel fonksiyonu üretim, ithalat, ihracat, ambalajlama, depolama, satış, dağıtım ve reklam başta olmak üzere, tüm sektör faaliyetlerinin kayıt altına alınması, düzenlenmesi, nihai tüketiciye ulaşıncaya dek sistematik etkin takip ve denetlenmesinin sağlanmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde tütün üretimi altı coğrafi bölgede yapılmaktadır. Ülkemiz şark tipi tütün üretimi ve ihracatında dünya liderliğini sürdürmektedir. Tütün ihracatımızın 2012 yılında ekonomiye katkısı 427 milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup 2013 yılı Haziran ayı sonuna kadar da 324 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Değerli milletvekilleri, alkollü içkiler piyasasının işlem hacmi 8 milyar dolar civarındadır. Ülkemizde, alkollü içki piyasasında 5’i hem üretici hem ithalatçı olmak üzere, 165 üretici firma, 111 ithalatçı firma olmak üzere, toplam 281 firma faaliyet göstermektedir.

2013 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla, sigara ve kıyılmış tütün ihracatı da yaklaşık 335 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Ülkemizde etil alkol piyasası 250 milyon dolar, metanol piyasası ise 600 milyon dolar civarında işlem hacmine sahiptir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, tüm dünyada, metanol kullanılarak üretilen sahte alkollü içki üretiminden kaynaklanan ölüm vakalarıyla da karşılaşılmaktadır. Bu nedenle, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından dünyada ilk olarak gerçekleştirilen bir uygulama ile sahte alkollü içki üretiminde metanol kullanılmasının önüne geçilmesinde önemli ve caydırıcı önlemler alınmıştır.

Ülke genelinde, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler sektöründeki ürünlerin pazarlama ve dağıtımında 20 Ekim 2013 tarihi itibarıyla toplam 190.811 kurum belgeli satıcı bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tütün ürünlerinin zararlarına karşı bir bilinç oluşturmak amacıyla Sağlık Bakanlığıyla birlikte Dumansız Hava Sahası Hareketi Projesi hazırlanmış ve hayata geçirilmiştir.

Diğer taraftan, tütün ve tütün mamulleri kaçakçılığı kamu düzenini doğrudan etkilediği gibi, vergi gelirlerinde de önemli miktarda kayba sebep olmaktadır. Kaçakçılığın önlenmesi, toplum düzeninin korunması ve bu konuda etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu ve ilgili diğer kamu kurumlarının da katılımıyla, Kaçakçılıkla Mücadele Eylem Planı hazırlanmıştır.

Ayrıca, tütün ve tütün mamulleri ve alkollü içkiler kaçakçılığıyla mücadele edilebilmesi ve toplum sağlığının korunabilmesini teminen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından ilgili bazı kurumlara ödenek aktarımı da yapılmıştır. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından ülkemizde uygulanmakta olan tütün mamullerinde paketleme, etiketleme tedbirleri Dünya Sağlık Örgütü tarafından Avrupa bölgesinde de en iyi uygulama olarak seçilmiştir.

Değerli milletvekilleri, genel bütçeden pay almayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun, tahminlere göre 2014 yılı bütçesi 73 milyon 600 bin TL olarak öngörülmüştür. Kurum, kurulduğu tarihten itibaren 2013 yılı da dâhil olmak üzere yaklaşık 275 milyon TL hazineye para aktarmıştır.

Burada sözlerime son verirken 2014 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Beşinci konuşmacı Nurcan Dalbudak, Denizli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA NURCAN DALBUDAK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

2001 krizi ve öncesinde yaşadığımız onlarca kriz ve çöküntüden bir şekilde doğrulmamızı sağlayan faktörleri sıralayalım dediğimizde şüphesiz “aile” kavramı ilk başta yer alır. Aile, toplumun en önemli kurumudur. Biz şu ifadeleri hep bir arada kullandık: “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum.” Kadının güçlendirilmesi, kesintisiz eğitim, istihdam ve sosyal hayatta var olmasıyla mümkündür. Temel eğitimde yüzde 98’lere ulaşıldı, ortaöğretimde yüzde 68’lere, yükseköğretimde yüzde 14’lerden yüzde 35’lere ulaşılmıştır. İş gücüne katılımda yüzde 31, istihdam rakamlarında ise yüzde 28,5’lara ulaşılmıştır. Uygulanan doğru politikalarla kadın istihdam oranlarının bundan böyle çok daha yüksek olacağını düşünüyorum. Ayrıca, kamusal alanda başörtüsü sorununun kalkmasıyla da bu adaletsizliğe son verilmiş, fırsatlar eşitlenmiştir. Bunun için Rabb’ime binlerce hamdediyor, bu yolda tüm engelleri ortadan kaldıran Sayın Başbakanımıza tekrar şükranlarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2002’de tüm Türkiye’de sadece 10 tane kadın konukevi vardı. “Şiddete sıfır tolerans.”  dedik. Şu anda Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne bağlı 90, STK’lara bağlı 3, yerel yönetimlere bağlı 32 olmak üzere toplam 125 konukevi hizmet vermektedir. İlk kabul birimlerini ve şiddet önleme ve izleme merkezlerini hayata geçirdik. Temennimiz odur ki hiçbir kadın şiddet görmesin ve bu kurumlara gerek kalmasın ancak olumsuz bir durum yaşandığında da devletin şefkatli ve sıcak eli daima mağdurun ve mazlumun yanında olsun.

Kendi çocuklarımız için ne istiyor isek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı kurumlarda kalan 12.694 çocuğumuz için de aynı şeyi istiyoruz. “Yurt ve yuvalarımız ne kadar konforlu olursa olsun onlara en uygun ortam ailenin yanıdır.” dedik ve aileye dönüş, aile yanına destek uygulamasıyla 45.353 çocuğumuzun aile ve yakınlarına da ortalama aylık 538 TL destek sağlayarak yanlarında barınmasını sağladık. Gönül Elçileri Projesi ile 2013 yılında 1.782 çocuğumuz koruyucu aile yanına yerleştirilmiş, koruma, bakım altındaki 367 çocuğumuz özel okullara gönderilmiştir.

“Bu kâinatta ağlayabildiğimiz kadar, karşımızdakinin acısını anlayabildiğimiz kadar insanız.” dedik. İçeriğinde aile yardımları, barınma, yakacak, eğitim, ücretsiz ders kitapları, eğitim yardımları olan sosyal yardım ve hizmetlerine 2002’de 1 milyar 376 milyon TL kaynak aktarılırken bunu 2013 yılında 20 milyar TL’ye çıkarttık. Şartlı eğitimle 2 milyon öğrencimize nakdî yardım yaparak 40 bin engelli öğrencimizin okullara taşınmasını sağladık.

Eşi vefat eden 268 bin kadınımıza, çocuğunu veya eşini askere gönderen 49 bin aileye düzenli nakdî destek sağlıyoruz.

Engellilerimizin toplumsal yaşamda etkin yer almalarını sağlayan en önemli faktörlerden birisi istihdama katılımlarıdır. Engelleri aşıp istihdamda ve sosyal hayatta ne tür mucizelere imza attıklarını her geçen gün çok daha iyi görüyor ve bu potansiyeli hayata geçirmekle çok doğru bir iş yaptığımızı daha iyi anlıyoruz. 2012-2013 EMSS kuraya göre işe yerleşen toplam engelli sayımız 11.180, özel sektörde istihdam edilen işçi sayısı ise 2013 itibarıyla 80.837’dir.

“Bu vatana hiç düşünmeden canını veren şehitlerimizin ardında kalanlar şehitlerimizin bize emanetidir.” dedik. Şehit yakınlarına ve yine, vatanın birlik ve bütünlüğünü sağlamak adına gazi olanlara 2013 yılında yapılan düzenlemeyle istihdam hakkını genişlettik; şehit yakınlarına 2, gazilerimize 1 istihdam hakkı getirdik. Faizsiz konut kredisi, eğitim öğretim yardımları, su, elektrik ücreti indirimi, ücretsiz seyahat hakkına kadar daha birçok düzenlemeyi hayata geçirdik.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın 2014 bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Altıncı konuşmacı Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili.

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AZİZE SİBEL GÖNÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2014 yılı merkezî bütçe kanunu görüşmelerimizin ülkemize, milletimize, demokrasimize ve ekonomimize hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyorum. Bütçe tasarısının hazırlanmasında emeği geçen herkese de yürekten teşekkür ediyorum.

Gerek bütçe kanunu görüşmelerinde gerek 24’üncü Dönem tüm yasama yıllarında, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmayacak ifadelerin, hatta şiddet eylemlerinin olduğunu gördük. Bunlar bizi gerçekten çok üzdü. Hem siyasete hem Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmayan bu tür ifadelerin, davranışların artık hiç olmazsa 24’üncü Dönemin son yasama yılında ve yeni yılda bırakılmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız 2011 yılında ayrı bir icracı bakanlık hâline gelmişti. Birey, aile ve toplum refahını arttırmak amacıyla, dezavantajlı kesimler öncelikli olmak üzere tüm toplumu hedefleyen katılımcı anlayışla adil ve arz odaklı bütüncül sosyal politikalar üretmek, uygulamak ve izlemek misyonuyla göreve başlayan Bakanlığımız Anayasa’da belirtildiği gibi sosyal bir hukuk devleti olma yükümlülüğünü sırtlanmış bir performans sergilemektedir.

Bakanlığımızın devletin sosyal altyapısını güçlendirmek adına yapmış olduğu çalışmalar her geçen yıl artmaktadır. Bakanlığımızın bu yılki bütçesine baktığımızda, 2013 yılına göre yüzde 16’lık bir artış görmekteyiz. Kısaca sosyal yardımlar programına baktığımızda kadınlarımıza, engellilerimize, yaşlılarımıza, yoksul vatandaşlarımıza ulaşılarak gelir dağılımındaki adaletin en iyi şekilde iyileştirilerek ön plana çıktığını görmekteyiz.

Sosyal politikalara şöyle bir göz atarsak da -beş dakikanın içinde belki bunların hepsinden söz etmek mümkün değil ama- özellikle eşi vefat etmiş kadınlara yönelik yardım programlarıyla 268 bin kadınımıza aylık 250 TL’lik, çalışma çağındaki çocuğa ve eşini askere gönderen muhtaç durumdaki ailelere askerlik hizmeti boyunca aylık 250 TL… Yaşlı ve engelli aylıklarında geçmişle kıyaslanmayacak iyileştirmeler yapılarak 1 milyon 240 bin kişiye, yine, genel sağlık sigortası uygulamalarıyla 9,5 milyon yoksul vatandaşımıza ulaştık. Sosyal yardım alanında bilişim uygulamalarını da etkin şekilde kullanarak yoksul envanteri oluşturduk ve tüm sosyal yardım süreçlerini elektronik ortama aktardık. Bununla beraber, sosyal yardım kullanıcılarının kır-kent ayrımını ve bölgesel farklılıklarını da içerecek objektif kriterler çerçevesinde belirlenmesi için TÜBİTAK ve TÜİK’le birlikte Puanlama Formülü Projesi’ni hayata geçirdik. Puanlama formüllerini bütünleşik sisteme entegre ettik ve gerçek hane verileri üzerinden denemeleri yapıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, bütçe, devletin ilgili yılda yapacağı harcamaları gösteren önemli bir belgedir. Bütçe görüşmeleri esnasında, özellikle bütçenin eksik, toplumun yarısını dikkate almadan hazırlanmış olduğu birçok kez söylendi.

Özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının eksik ve toplumun yarısını dikkate almadığını, eşitlikçi bütçe konusunda duyarlı olmadığını söylemek mümkün değil. Ancak şunu belirtmeliyim ki: Bu konuda Bakanlık hem çalışıyor hem de bu konuda en duyarlı bakanlık Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıdır. Ancak şunu da bilmeliyiz ki: Türkiye’nin önümüzdeki dönemde, 2014 ve 2018 yıllarını kapsayan Onuncu Kalkınma Planı’nda eşitlikçi bütçe konusunda, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme konusunda farkındalık oluşturulacak ve örnek uygulamalar geliştirilecek hedefi ve ilkelerini belirlemiş olması; bunun yanında, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün özellikle yerelde eşitlikçi bütçe uygulamalarıyla ilgili proje çalışmalarının ve yine, Komisyonumuzun bu dönemde eşitlikçi bütçe konusunda alt komisyon kurarak önümüzdeki günlerde raporu da ilgili kurumlara açıklayacağından, dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’de bu konuda çalışmaların olacağını belirtmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, beş dakikada… Evet, sürenin sonuna geliyorum ama şunu söylemek istiyorum: Bu ülke için kimlerin sadece nutuk attığını, kimlerin de taş taş üstüne koyduğunu, hizmet ürettiğini milletimizin görmesini istiyoruz. Son on yılda elde ettiğimiz başarılar AK PARTİ hükûmetlerinin başarısından ziyade bizatihi aziz milletimin başarısıdır, Türkiye’nin başarısıdır, cumhuriyetin başarısıdır diyorum.

Bu duygularla hepinizi selamlıyorum, hepinize esenlik diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Yedinci konuşmacı Halide İncekara, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın İncekara.

Süreniz beş dakikadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarımız; efendim, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Şimdi, ben yine bir fıkrayla başlamak istiyorum çünkü bir iki saattir dinliyorum, bize bakarsak bizim bütün konuşmalarımızda “En iyisini biz yaptık, en âlâsını biz yaptık, bizden iyi yapan yok.” Muhalefeti dinliyorum ki: “Katiyen bir şey yapmadınız. Soydunuz soğana çevirdiniz. Allah sizi yok etsin.”

Ama bak bir fıkrayla uzlaşalım.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bak şimdi, ama öyle bir şey yok yani.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, Temel’in caddede karnı acıkır, lokantaların önünden geçerken, lokantanın birinde yazar, der ki: “Ye, iç, hesabını -kim ödesin- torunun ödesin.” Girer, bedava ya bu, yer içer. Çıkarken bir hesap getirirler önüne. “Hayırdır, benim hesabı torun ödeyecekti.” der. “İyi de Temel, bu senin dedenin hesabı” derler. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

Şimdi, değerli muhalefet, azalttıklarınızı çoğalttık, aç bıraktıklarınızı doyurduk, çıplak bıraktıklarınızı giydirdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sizden önce herkes acından ölüyordu zaten! Hiçbir şey yoktu bu ülkede! Her şeyi siz yaptınız!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Gözünüze dizinize dursun, ne diyeyim?

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, siz inkârcı olabilirsiniz…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sizin dedenizi,  babanızı kim doyurdu ki!

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Yahu, kırmızı şal değil, Sayın Başkan, kırmızı battaniye örtünsek bir faydası yok, resmen sözlü saldırıya  muhatabız gördüğünüz gibi, konuşmamızdan çalıyorlar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Terbiye sınırları içerisinde konuşun! Biz de buradan başka kırmızılar mı gösterelim yani? Ayıptır, çok ayıp yaptığınız.

BAŞKAN – Sayın Konuşmacı, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Evet.

Şimdi, Sayın Bakanlığın yaptığı…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Çok çirkin.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Çirkin olan nedir Sayın Milletvekili? Çirkin olan denir?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Kırmızıyla neyi kastediyorsunuz? Neyi kastediyorsunuz?

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Hayır, nedir? Bugün bütün bayan arkadaşlar…

SADİR DURMAZ (Yozgat) –  Ayıp ya!

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – …beylerin Genel Kurulda yaptığı şiddet eğilimleri ve küfürleri için bir protesto eylemi yapıyorlar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Önce kendi partinizdekine el kaldırmayı öğrenin de sonra söyleyin.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, önceki sonraki yok. Bir tavradır alınan tavır. Onun için bunu terbiyeye falan değil… Siz her konuşmacının sözünü kesiyorsunuz buraya çıktığınızda.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Siz de kesiyorsunuz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ben ne zaman konuştum ki, ne zaman söz kestim ya!

BAŞKAN – Sayın İncekara, lütfen söyleyeceklerinizi Genel Kurula hitap ederek söyleyiniz, lütfen.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakanlığımız Fatma Şahin Hanımefendi’nin Başkanlığında bütün ekibi yirmi dört saat çalışarak icra bakanlığı olduğu günden beri bir, iki, üç, dört, beş genel müdürlük, bir daire başkanlığıyla hizmet vermektedir. Arkadaşlarımız sayılar ve rakamlarla size gerekenleri söylediler ama detayları öğrenmek isterseniz elimde listelere sığmayacak kadar, birkaç kitap olabilecek kadar yapılan çalışmanın sayıları ve değerleri burada bulunmaktadır. Ben öncelikle kendilerine yeni belediye başkanlığı döneminde başarılar diliyorum, başarılarının bundan sonra da devam etmesini arzu ediyorum. İnanıyorum ki bir kadın elinin belediyeye değdiğinde bir şehirde neler değiştirebileceğini el birliğiyle göreceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu arada aynı zamanda Bakanlıkta yaptığı... Bakanlık, bütün dezavantajlı kesimlerin hizmetine koşan, imdadına koşan, telefonuna çıkan, uykusunu yarım bırakıp, sofrasında yemeğini yarım bırakıp hizmete gittiğiniz bir yerdir. Böyle uzaktan bakıp da “Onu da yaptınız, bunu da yapamadınız.” dediğiniz yer değil, tam tersi her yaptıkları hizmet için teşekkür edeceğimiz, hürmet edeceğimiz, takdirleri sunacağımız bir yerdir. Buradan yaptığınız hiç tanımadığınız, bilmediğiniz o kadar emek sarf eden insanların hakkını, emeğini yok saymayı da biraz hukuksuzluk ve haksızlık olarak görüyorum.

Ben daha fazla bir şey söylemeyeceğim. Her çıkan konuşmacının insicamını bozmak bazı milletvekillerinin ahlakı hâline gelmiş. Hele ki hele ki köydeki nüfusun azalmasını tarımda teknolojinin gelişmesi, sanayileşmenin artması, modernleşmenin artması gibi görmek yerine tarımda toprağın…

FARUK BAL (Konya) – Mazot fiyatı, gübre fiyatı, ilaç fiyatı; siz bunları nereden bileceksiniz!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bunları siz anlamazsınız.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) - Ya, bugün Milliyetçi Hareket Partisinin günü anlaşılan; sizi tebrik ediyorum, siz söz atmaya devam edin!

FARUK BAL (Konya) – Bunu terbiyeyle nasıl bağdaştırıyorsunuz hanımefendi!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Siz oradan her şeyi söyleyin, biz bir şey söylemeyelim öyle mi!

HALİDE İNCEKARA (Devamla) - Ben teşekkür ediyorum ve Bakanlığa yaptığı çalışmalardan dolayı da çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İncekara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, ben hayatımda hiç küfretmedim, hiç küfretmedim hem de. Ama tutup bana kırmızı kaşkol göstermek suretiyle küfrettiğimiz gibi bir anlam çıkaran şahsı kınıyorum, birincisi. İkincisi, o kaşkolü takmadan önce kendi partileri içerisinde galiz küfürler sarf eden kişiler için ellerini kaldırmayı becerebilselerdi herhâlde bunlar olmayacaktı.

Teşekkür ediyorum.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Biz de teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Küfür nereden ve hangi partiden gelirse gelsin, kimden gelirse gelsin biz de Divan olarak karşısında olduğumuzu belirtiyoruz. Burada hiçbir hedef yok, hiçbir partiyi hedef almadık, hiçbir kişiyi hedef almamamız gerektiğine inanıyoruz.

Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, biraz önce konuşan hatip milletvekillerinin terbiyeli konuşması gerektiğini ifade ederek peşinden de köylerdeki boşalmanın sanayileşmeyle ilgili olması gerektiğini ifade ederek benim biraz önce yaptığım konuşmaya sataşarak…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hiç öyle bir şey demedim ben Sayın Başkan.

FARUK BAL (Konya) - …ve şahsımızı da terbiyesizlikle itham edecek bir ifadede bulundu.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hiç alakası yok…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öyle bir şey demedi Sayın Başkan. 

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hiç alakası yok…

FARUK BAL (Konya) – Hayır efendim…

BAŞKAN – Sayın Bal…

FARUK BAL (Konya) – Zabıtları getirin, ben...

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen, rica ediyorum, şahsınızla ilgili bir şey yok ama arzu ederseniz…

FARUK BAL (Konya) – Efendim, biraz önce…

BAŞKAN – Tutanakları getirtelim…

FARUK BAL (Konya) – Lütfen getirtiniz.

BAŞKAN – Tamam, sonra konuşalım.

FARUK BAL (Konya) - Lütfen getirtiniz.

BAŞKAN -Çok teşekkür ederim anlayışınıza.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aydın.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, kadın milletvekillerinin kırmızı şal takma eylem-lerinin hiçbir  şahsı ya da grubu hedef almadığına ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, bugün, zannediyorum, sizler de bir basın açıklamasıyla duyurdunuz. Özellikle kadın milletvekillerimiz kırmızı şal takmışlar. Bunun hiçbir kişiyi, hiçbir grubu hedef almadığını ben de özellikle ifade etmek istiyorum. Burada, Meclis çatısı altında bu milletin onuruna, haysiyetine yakışır bir dil kullanmak adına, kadına şiddetin önlenmesi adına tepkisel bir durum ortaya koymuşlardır. Hiçbir kişi ya da hiçbir grubu kastetmemişlerdir. Dolayısıyla, hepimizin, bütün milletvekilleri olarak, 550 milletvekili olarak burada konuşacağımıza, yapacağımıza, üslubumuza, edebimize hepimizin dikkat etmesi lazım çünkü milletin temsilcileriyiz ve millete yakışır bir dil kullanmamız gerektiğini ifade ediyorum.

Sizlere teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ahmet Bey, eksik oldu galiba. Bunu böyle göstererek bize doğru tutamaz.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yo, hayır hayır, öyle bir şey yok.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Ne alakası var!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ama tuttu, hepiniz gördünüz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hayır…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Tutamaz Ayıp bir şeydir bu!

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Espri yapmayacak mıyız ya?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Bu ayıp bir şeydir!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Anlaşılmıştır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Herkes haddini bilsin.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Espri yapmayacak mıyız? O kastettiğinizin hiç alakası yok!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sen kendine bak Allah aşkına! Hayret bir şey ya, espri yapmış! Samimiyet var da espri yapmış!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Sekizinci konuşmacı Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, Diyarbakır Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SÜLEYMAN HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağlık hizmetleri, bir ülkeyi yaşanabilir kılan en önemli kriterlerden biridir. İdeal sağlık sistemi, erişebilir, kaliteli, verimli ve sürdürülebilir olmalıdır. Bireylerin ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine yerinde, zamanında ve eşit şekilde erişimleri hayati önem arz etmektedir.

Hükûmetimizin göreve geldiği 2002 yılı sonunda sağlık sistemimizin içinde bulunduğu durum, hizmet sunumundan finansmanına, insan gücünden bilgi sistemine kadar birçok alanda köklü değişikliklere gidilmesini zorunlu kılmaktaydı. Dünya Sağlık Örgütünün ifadesiyle, yeni bin yılın başında, 2002 yılında Türkiye’deki sağlık sektörünün performansı, sağlık sonuçları, mali koruma ve hasta memnuniyeti penceresinden bakıldığında hem OECD ülkeleri arasında hem de Avrupa bölgesinde en alt sıradaydı. 2003 yılında AK PARTİ iktidarıyla sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması ve finansal sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamaya konulmuş, sağlık alanında vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran adımlar cesaret ve kararlılıkla atılmıştır. Bugüne kadar ender görülen hız ve düzeyde sağlık göstergelerimiz iyileştirilerek küresel bir başarı örneği sergilenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla sağlık hizmeti bugün herkesin ulaşabildiği seviyeye gelmiştir. Sağlıkta çalışan kişi sayısı 256 binden 516 bine yükselmiş, sağlık personelinin ülke genelinde dağılımındaki dengesizlikler giderilmiş, kaynakların etkin ve verimli kullanılması sağlanmıştır. Yoğun bakım yatak sayısı 869’tan 11.130’a, yanık yatak sayısı 35’ten 390’a, nitelikli yatak sayısı ise yüzde 6’dan yüzde 38’e yükselmiş, 2017 yılı nitelikli yatak oranının yüzde 90’ın üzerine çıkarılması hedeflenmektedir. Acil sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırılarak kentlerimizle birlikte kırsalda da 112 acil sağlık hizmeti verilmeye başlanmış, kar paletli ambulanslar, hasta kabinli kar araçları, özel donanımlı ambulanslar, kara, hava ve deniz ambulanslarıyla acil hizmetlerinde önemli başarılara imza atılmıştır. Vatandaşlarımızdan hastasına takılacak serumun talep edildiği, hastaların hastanelerde rehin kaldığı günlerden artık ücretsiz sağlık hizmetlerinin verildiği, uçak ve helikopter ambulanslar ile hizmet sunulduğu günlere gelinmiştir. Artık yatağa bağımlı hastaların evde yapılabilecek tıbbi bakım ve rehabilitasyonları evlerinde gerçekleştirilmektedir. 2013 yılının ilk dokuz ayında 346 bin kişiye ulaşılmıştır.

Aşılama hizmetlerinde ülkemiz en geniş aşılama programını uygulamaktadır. Aşılama oranı 2002 yılında yüzde 78’ken, bugün bu oran yüzde 97’ye ulaşmıştır. Dünyada ilk kez ülkemizde karekod destekli elektronik aşı takip ve soğuk zincir izleme sistemi uygulanmaktadır.

Tütünle mücadele programında ülkemiz Dünya Sağlık Örgütünün MPOWER kriterlerinin tamamını karşılayan ilk ve tek ülkedir. Çalışan güvenliği konusunda iş yeri hekimliği ve iş güvenliği hizmetleri yaygınlaştırılmaktadır. Çalışma ortamlarında risk analizi yapılarak çalışan sağlığına yönelik risklerin azaltılması hedeflenmektedir.

Sağlık hizmet kalitesini arttırmak ve maliyet etkin sağlık hizmeti dengesini kurabilmek amacıyla inşasına başlanan şehir hastanelerinin ülkemizin dört bir tarafında yapımı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.

Yine, önemli bir proje olan sağlık turizmiyle ilgili olarak sağlık turizmi kapsamında elde edilen gelirlere vergi muafiyeti getirilmiş, altı dilde hizmet veren yurt dışı hasta danışma hattı kurulmuş, konaklama tesislerinde sağlık kuruluşu kurulup işletilmesi imkânı getirilmiştir.

Kadın sağlığı konusunda sağlıklı evlilik ve sağlıklı doğum programları yaygınlaştırılmakta, “Misafir anne” uygulaması güçlendirilmektedir.

AK PARTİ olarak tek amacımız vatandaşlarımıza hizmetin en iyisini sunmak, yüzde 39’dan yüzde 76’ya yükselen sağlık hizmetlerindeki memnuniyet oranını daha iyi noktalara taşıyabilmektir.

Sağlık Bakanlığımızın 2014 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Dokuzuncu konuşmacı  Sevim Savaşer, İstanbul Milletvekili.

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEVİM SAVAŞER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının 2014 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu selamlarım.

Ülkeler vatandaşlarına en iyi sağlık hizmetini sürdürülebilir bir şekilde sunmak için çaba gösterirler. AK PARTİ iktidara gelir gelmez Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamalarıyla sağlık hizmetlerinin daha etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması yolunda çok önemli adımlar atmıştır. Başta Sayın Başbakanımız ve sayın bakanlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının  özverili gayretleri neticesinde kısa sürede sağlıkta başarılı çıktılar sağlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014’te bütçeden sağlığa ayrılan pay 2013’e göre yüzde 11 oranında fazla olup 2002 yılından bu yana artış 5,5 kattır. Tabii ki yapılan harcamalardan elde edilen çıktıların beklenen sonucu verip vermediği önemlidir. Bu bağlamda sizlere bazı sayısal veriler vermek istiyorum. Türkiye'de doğumda beklenen yaşam süresi 76 yıla yükselmiş, bebek ölüm hızı 2002’de binde 31,5’ten 2012’de 7,4’e; anne ölüm hızı yüz binde 64’ten 15,4’e gerilemiş, doğum öncesi bakım hizmeti alanların oranı 2002’de yüzde 70’ten 2012’de yüzde 90’a; hastanede yapılan doğum oranı yüzde 69’dan yüzde 97’ye; bebek izlem oranı yüzde 62’den yüzde 97’ye; bebek dostu hastane sayısı 141’den 990’a çıkmıştır.

Aynı şekilde, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede ve bağışıklamada da önemli mesafeler katedilmiştir. Aşı takvimine suçiçeği aşısının ilavesiyle aşıyla korunabilen hastalık sayısı 13 olmuştur. Bulaşıcı hastalıklar yükünün azalmasıyla başta bulaşıcı olmayan ve kronik hastalıkların, orta yaş ve sonrasında ölüme ve sakatlığa neden olan durumların erken tedavisi için de önemli fırsatlar doğmuştur. Bu kapsamda, obeziteyle mücadele, tütünle mücadele, diyabeti önleme, kalp ve damar hastalıklarını önleme ve kontrol, sağlıklı beslenme ve hareketli hayat, tuzla mücadele ve ruh sağlığı kontrol programları uygulamaya konularak halkın sağlığını koruma yönünde gerekli önlemler alınmaktadır.

Yine, 2010 yılı başından itibaren evde sağlık hizmetleri uygulaması başlatılmıştır. Bakanlığımız çalışanları tarafından yatağa bağımlı hastalara, KOAH ve benzeri solunum sistemi hastalığı olanlara, ileri derecedeki kas hastalığı olanlara ve terminal dönemdeki kanser hastalarına palyatif bakım ve tedavisi hastaların evinde verilmektedir. Bugüne kadar 346 bin hastaya evde sağlık hizmeti verilmiş olup bugün için hizmet alan sayısı 180 bindir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız döneminde sağlıkta insan gücü oranında da  gözle görülür artışlar olmuştur.

Yine, AK PARTİ döneminde, 1954 tarihli Hemşirelik Kanunu’nda değişiklik yapılarak mesleğin uluslararası normlara uygun ayrıntılı görev tanımları yapılmıştır. Hemşirelik Kanunu’nun 1’inci maddesine göre, ülkemizde hemşire olabilmek için hemşirelikte lisans programlarından mezun olmak gerekir. Hemşire sayısının yetersizliği nedeniyle sağlık meslek liselerinde hemşire programlarının devamına karar verilmiştir. Ancak, son iki yıldır resmî ve özel sağlık meslek liselerinin ulaştığı hemşirelik öğrenci sayısı Bakanlığın 2023 hedeflerine ulaşmış durumdadır. Bugüne kadar lise mezunu hemşireler ile hizmet verilmiş olması bunun doğru olduğu anlamına gelmez. Ayrıca, lise mezunlarına ve yüksekokul mezunlarına aynı unvanın verilmesiyle de lisans mezunlarına haksızlık yapılmıştır. Son yapılan düzenlemeyle  lise mezunları da yardımcı hemşire olarak görev alacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” felsefesiyle çıkılan bu yolda bundan sonra da hizmetin temelini önce insan kabul ederek sağlıklı nesiller için çalışmaya devam edeceğiz.

Bu duygu, düşüncelerle, Sağlık Bakanlığımızın 2014 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Onuncu konuşmacı Tülay Babuşcu, Balıkesir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA TÜLAY BABUŞCU (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Türkiye  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyadaki kitlesel ölümlerin en önemli nedeni olan bulaşıcı hastalıklar insan sağlığının yanı sıra ülkelerin ekonomi ve turizmine büyük darbeler vurmaktadır.

Sağlık Bakanlığının dışa açılan penceresi olan Türkiye  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, sağlık denetimleri, seyahat sağlığı hizmetleri, tele sağlık hizmetleri, gemi adamları sağlık işlemleriyle ilgili hizmetleri yerine getirmektedir. Kurum, sağlık denetimleri hizmetleri kapsamında uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkemize girmesini önlemek amacıyla uluslararası giriş noktaları, kara, hava ve deniz hudut kapılarında ve Türk boğazlarında gerekli her türlü sağlık tedbirini almakta ve uygulamaktadır. 2013 yılında kurum tarafından 34.193 gemiye serbest pratika, 34 bin 68 gemiye patenta verilmiş, ayrıca 3.075 gemiye de gemi sağlık sertifikaları düzenlenmiştir. Seyahat sağlığı hizmetleri kapsamında yurt dışına seyahat eden vatandaşlarımıza seyahatte karşılaşabilecekleri sağlık riskleriyle ilgili bilgilendirme yapmakta, gerekli aşı ve koruyucu ilaçlar uygulamaktadır. Bazı ülkelere girişte zorunlu olan uluslararası aşı ve ilaç sertifikası düzenlemektedir. 2013 yılında kurum tarafından 31.726 kişiye seyahat sağlığı hizmeti verilmiş, 25.359 sarıhumma aşısı, 3.342 tifo aşısı yapılmıştır. Sıtmanın görüldüğü ülkelere giden 5.673 kişiye de hastalıktan korunmak için sıtma koruyucu ilaç verilmiştir.

Tele sağlık hizmetleri kapsamında 2013 yılında kurum tarafından 1.100 kişiye uzaktan sağlık yardımı yapılmıştır.

Gemi adamları sağlık işlemleriyle ilgili hizmetler kapsamında ulusal ve uluslararası taşıtlarda çalışan gemi adamlarının sağlık muayeneleri yapılarak uluslararası geçerliliği olan sağlık sertifikası düzenlenmektedir. 2013 yılında 37.466 gemi adamının sağlık sertifikaları düzenlenmiştir.

Bütün bu hizmetler Genel Müdürlüğe bağlı 32 seyahat sağlığı merkezi, 1 tele sağlık merkezi, 43 denetleme merkezi, 16 gemi adamları sağlık merkezi ve 2 boğaz sağlık denetleme merkezi eliyle gerçekleştirilmektedir. Görev alanıyla ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Denizcilik Örgütü, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ve diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapan kurum, Türk limanları arasında seyreden yabancı ülke limanlarından Türk limanlarına gelen ve Türk boğazlarından transit geçen gemilerden sağlık resmî tahsilatı yapmakta, bu gelirlerle ülke sağlık hizmetlerine katkı sağlamaktadır.

Bu kapsamda 2005 yılından bugüne kadar Sağlık Bakanlığınca belirlenen tıbbi cihaz ihtiyaçları için yaklaşık 700 milyon lira tutarında tıbbi cihaz alımı gerçekleştirilmiş ve ihtiyaç sahibi hastanelere teslim edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçesinin ülkemize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini temenni eder, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

On birinci konuşmacı Ülker Can, Eskişehir Milletvekili.

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÜLKER CAN (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığımıza bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 2014 bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimiz, göreve geldiği günden bu yana, çağın çok gerisinde kalmış, âdeta millete eziyet sistemi hâline gelen sağlık sistemini sürekli bir dönüşüm ve değişime tabi tutmuştur. Sayın Başbakanımızın halka hizmeti Hakk’a hizmet sayan anlayışıyla gerçekleştirdiği reform niteliğindeki düzenlemeler bugün sağlıkta memnuniyet oranlarını yüzde 35’ten yüzde 75’lere yükseltmiş durumda. Dün bıçak parasını denkleştirmek, eczaneden ilaç almak için tarlasını, hayvanını satmak zorunda kalan bu aziz millet, bugün bir telefonla istediği doktordan randevusunu alabiliyor, istediği zaman tedavi oluyor, dilediği eczaneden de ilacını alabiliyor. Tüm bunları yaparken de elinde artık reçeteyle gezmiyor. E-reçete sistemi sayesinde doktorun yazdığı ilaç eczacısının bilgisayarında tek tuşla görülüyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık sisteminin en önemli ayaklarından biri olan ilaç ve eczacılık sektörü vatandaşımızı ve eczacılarımızı birlikte koruyarak bugünlere gelmiştir. İlacı vatandaşımıza en kolay şekilde ulaştırırken eczacı ile vatandaşımızın arasındaki bürokrasi duvarını yıkarak tüm eczaneleri vatandaşımızın hizmetine yine biz açtık. Son yaptığımız düzenlemeyle eczane ve eczacılarımızın yarınlarını da güvence altına aldık. Bilindiği gibi her 3 bin kişiye bir eczane düşecek şekilde bir standart getirdik. Yeni mezunlarımızı da bu yasayla koruyarak önlerini açacak düzenleme yaptık. Bizden önceki dönemde vatandaşımızın sağlık için cebinden harcadığı para toplam sağlık harcamalarının yüzde 30’u iken bugün bu oran yüzde 15’e kadar düşmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son on yılda ilaç ve eczacılığı çok ileri noktalara taşıyan önemli adımları da attık. Bunlardan bir tanesi de İTS olarak bilinen “İlaç Takip Sistemi” ve “Karekod” ilaç uygulamasıdır. Uygulanan bu sistem bilinçsiz ilaç kullanımının önüne geçerken aynı zamanda hastaların tedavi sürecinin daha verimli bir şekilde takibini sağlıyor. Bu millet aynı ilacı on sene sonra daha ucuza alabiliyor, ilaca daha kolay ulaşabiliyorsa bunu “halkçıyız” veya “milliyetçiyiz” diyen herkesin takdirle  karşılaması beklenir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gelinen noktayı görmek istemeyenler bir zamanlar milleti SSK’da ilaç kuyruklarına mahkûm edenlerdir. Bizi ayrıştırmakla, ayrımcılıkla suçlayanlar bundan on sene öncesine kadar milleti SSK’lı, BAĞ-KUR’lu diye ayırıp bir kutu ilaca muhtaç bırakanlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yıllar boyu bu millet, SSK hastanelerinin bodrum katlarında yeri geldi günlerce ilaç almak için sıra bekledi. Bu millet, aynı vergiyi ödedi, aynı sandığa oy kullandı ancak devletinden aynı eşit hizmeti alamadı. Cebinde parası olmadan, tedavi olması gereken doktoru muayenesinde görmeden bu millet insanca hizmet almaktan mahrum kaldı. 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar attığımız her adımı hakkaniyet ölçülerine uygun, vicdan terazimizle tartarak attık. Aynı şekilde sağlıkta elde edilen bu başarı mesleğine saygılı tüm sağlık çalışanlarımızın, eczacılarımızın ve bu sektörde hizmet verenlerin özverili gayretlerinin bir eseridir. Sağlıkta bu noktalara gelinmesi tesadüfen elde edilmiş bir başarı değildir elbette, millete kader ortaklığı yapmış, milletinin derdiyle dertlenmiş Sayın Başbakanımız ve AK PARTİ iktidarının millete verdiği değerinin bir sonucudur.

“Sağlıkta reform” dediğimiz zaman bugün gelinen noktayı hayal dahi edemeyenlerin bu doğrultuda milletin AK PARTİ’ye olan teveccühünü de anlamaları mümkün değildir. Bugünü anlamak için dünü iyi okumak gerekir. Bugün olduğu gibi ancak bunu doğru okuyanlar millete hizmet etme şerefine erişebiliyorlar. Dünü inkâr etmek, geçmişin acı hatıralarını yok saymak gelecek adına hayalleri olmayan, milletine daha iyisini layık göremeyenlerin yapacağı bir iştir.

Ben bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyor, 2014 yılı bütçemizin vatanımıza, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

On ikinci konuşmacı İsmail Tamer, Kayseri Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının 2014 yılı Kamu Hastaneleri Kurumu bütçesinin görüşmelerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, 2/11/2012 tarihi itibarıyla 81 ilde ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri sunan sağlık kuruluşları dâhil ağız diş sağlığı merkezleri, ağız diş sağlığı hastanelerinin bağlı bulunduğu 87 adet kamu hastaneleri birlikleri kurulmuştur. Buradaki amacımız neydi? Sağlık hizmetlerini ülkemizin her yerinde en üst seviyede rantabl kullanarak, en kaliteli, verimli, erişilebilir ve hakkaniyetle sunabilmesi, hizmetlerin daha hızlı ve etkili sunumunu gerçekleştirmek olmuştu ve bu şekilde de devam etti. Hasta hakları ve hasta-çalışan memnuniyetini en üst seviyeye aynı zamanda çıkarabilmek ve Bakanlık politikalarıyla beraber uygun sağlık tesislerinin faaliyetlerini izlemek ve değerlendirmek amacımızdı. Tüm bunları 273.675 personelle meydana getirdik.

Tabii, bundan önceki -daha önce de bahsetmiş olduğum gibi- Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin sunumundaki eski hastanelerin fiziki yapılarını da göz önüne alacak olursak, yeni bir şekilde, Başbakanımızın önderliğinde şehir hastanelerinin kurulmasıyla ilgili, 29 bölgede artık şehir hastaneleri kuruyoruz. İşte, ben, size görsel olarak da ifade edeyim: İlk defa Kayseri’de temelini attığımız şehir hastanelerimizin bir avan projesini burada göstermek istiyorum. Bu şehir hastanelerinde neyi gerçekleştirmek istiyoruz? Burada, daha kaliteli, insanların insan gibi yaşayabilecekleri odaları ön plana çıkarmak istiyoruz. Bunlar için, en az 30 metrekarenin üzerinde, refakatçi koltuklarıyla beraber, hasta yataklarının konforlu bir şekilde, banyosu, tuvaleti ve diğer hizmetleriyle birlikte hastanelerin yapımını amaçladık. 1.584 yataklı Kayseri Hastanesinin artık buradaki avan projelerini görmektesiniz. İşte şu şekildeki projeleri görüyorsunuz. Daha önce koğuş sistemi söz konusuydu ama bugün, artık bu koğuş sistemini bırakıyoruz, işte bu şekildeki daha kaliteli, daha anlamlı ve daha insanların konforuyla beraber hasta yataklarının olduğu bir yerden bahsediyoruz.

Değerli arkadaşlar, bundan önceki dönemde, biliyoruz, ambulans sisteminde hastaları alabilmek için ambulanslara benzin yoktu, mazot yoktu, gidemiyorlardı ama ne yapıldı? Bugün için 3 tane uçak ambulans, 17 tane helikopter ambulans, 4 tane deniz ambulansıyla artık burada taşımakta olduğumuz hastalara ücretsiz bir şekilde hizmet verdiğimizi de hatırlatmak istiyorum.

Yine, Kayseri’de yapmış olduğumuz bir hastaneden bahsedeceğim size. Acilden bahsedeceğim.

Burada 18 bin metrekare kapalı alana yapmış olduğumuz acilin görünümlerini sunuyoruz. İşte modern bir hastane, insana insan gibi hizmet edebilecek, önünde ambulansları ve yoğun bakım üniteleriyle beraber yapabildiğimiz, yanık üniteleriyle beraber yapılabilen, yine aynı şekilde üzerinde heliport bulunan, hava ambulansının indiği hastanelerden bahsediyoruz değerli arkadaşlar.

Siz ne kadar inkâr ederseniz edin, ne kadar, olanı görmezseniz görmeyin ama halk bunu değerlendirdi, yüzde 39,1 olan hasta memnuniyet oranları bugün yüzde 75’lere çıkmıştır. Aynı şekilde de devam ediyor. İnsana insan gibi hizmet veren ve hastalarımızı daha kaliteli ortamlarda tedavi edebileceğimiz bir hastaneden bahsediyoruz.

Yıllar önce SSK hastanesiyle devlet hastanesi yan yanaydı Kayseri’de. Arada 1,5 metre duvar, üzerinde de yine 1,5 metrelik tel örgüler mevcuttu. Neyi koruyorduk biz acaba o zaman? İşte, Allah’a şükürler olsun ki, benim de başhekimlik dönemimde o Berlin Duvarlarını yıkmak bizlere nasip oldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Başhekim olarak da bana nasip oldu.

Tüm bu duygu düşünceler içerisinde, kısa da olsa ifade edebildiğim bu güzel hizmetleri, yurdun dört köşesindeki halkımıza sağlık hizmetini götürebilmek adına, 2014 yılının hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

On üçüncü ve son konuşmacı…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Vekilim, daha önce başhekim değil miydiniz siz? Niye yıkmadınız o zaman?

BAŞKAN – Lütfen sözümü kesmeyin, lütfen…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Evet. 2003’te başhekim oldum, ondan önce yoktum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ondan önceki başhekimlere de biraz saygısızlık oldu.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Öyle bir şey yok. Sistem bu. Ayrıca kimseye saygısızlık yapmam.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Meslektaşlarınıza ayıp oldu. Şikâyet ettiniz bakın.

MUHARREM VARLI (Adana) – Çin Seddi’ni de siz mi yaptınız, Çin Seddi’ni!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sözümü kesmeyin lütfen.

On üçüncü ve son konuşmacı Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 yılı bütçesi hakkında konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname sonrasında Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 90 bin personelle halk sağlığını korumak, geliştirmek,   sağlık  için   risk  oluşturan faktörlerle mücadele etmek üzere 19 Mart 2012 tarihinde kuruldu.

Bu yapılanmayla birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetleri tek elde toplanmış, bu hizmetin etkin sunumu için taşra teşkilatı oluşturulmuştur. Bu yapı, daha hızlı ve sonuca odaklı müdahaleler ile koruyucu ve önleyici hizmetlerin daha etkin sunulmasını sağlamaktadır.

Halk Sağlığı Kurumu birinci basamak sağlık hizmetlerini aile hekimliği uygulamasıyla yürütmektedir. 6.750 hizmet noktasında 21.200 aile hekimiyle yurdun her köşesinde vatandaşlarımıza en yakın noktada hizmet verilmektedir. Aile hekimleri, başta anne ve çocuk sağlığı olmak üzere, her yaştan vatandaşımızın sağlığını korumak, hastalıklarına erken tanı koymak ve sürekli hastalıklarda etkin tedavi ve takip yürütmek üzere organize olmuş durumdadır ve yılda 240 milyon kez vatandaşlarımızla karşılaşmaktadır. 2014 yılında uygulamaya geçilecek periyodik muayenelerle aile hekimlerinin etkinlikleri artacak ve gelecekte sağlık sistemi içinde rolleri daha da önem kazanacaktır.

Bireye yönelik sağlık hizmetlerinin ötesinde kalan çalışan sağlığı, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri, adli tabiplik, okul sağlığı, toplu yaşam alanlarına yönelik hizmetler, çevre sağlığı gibi pek çok hizmeti yürüten 967 toplum sağlığı merkezi de birinci basamak sağlık hizmetlerini bütünleyen önemli bir fonksiyon icra etmektedirler.

2014 yılından itibaren birinci basamak sağlık hizmetlerini diyetisyen, psikolog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimcisi gibi sağlık elemanlarıyla destekleyecek, hizmet kapsam ve kalitesini artıracağız.

Sağlık Bakanlığımızın hükûmetlerimiz döneminde koruyucu sağlığa özel bir önem verdiğini ve bunun bir sonucu olarak koruyucu sağlık hizmetlerinde sağlık göstergelerine de yansıyan önemli gelişmeler olduğunu biliyoruz. Her şeyden önce doğumda beklenen yaşam süremiz artmıştır. Son on yıllık süreçte vatandaşlarımızın ortalama ömürleri beş yıl uzamıştır. Anne ve bebek ölümlerindeki azalmada kaydedilen gelişme uluslararası raporlarda diğer ülkelere örnek olarak gösterilmiştir. Dünyanın en gelişmiş ülkelerine benzer şekilde, 13 farklı antijen içeren ve yüksek bir oranda uygulanan bağışıklama faaliyetlerinin de katkısıyla, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çarpıcı başarılar elde edilmiştir. Daha etkin ve çağdaş bir yapılanma örneği olan Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun bu alanlardaki başarıyı daha da öteye taşımasını bekliyoruz.

Anne ve bebek ölümleri ile bulaşıcı hastalıklarla mücadelede elde edilen başarılar sağlık problemlerimizin daha farklı bir alana kaymasına neden olmuştur. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bulaşıcı olmayan hastalıkların ön plana çıktığını görüyoruz. Bu hastalıkları kontrol altına almak için 4 risk faktörüyle mücadele etmek gerekiyor: Tütün kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz hayat tarzı ve alkol. Dünyaya örnek olmuş tütün mücadelemizde elde ettiğimiz başarıyı obezite mücadelesinde de göstermemiz gerekiyor. Doğru beslenme ve aktif bir hayat tarzıyla bunu da başarıyla sağlayacağımıza inanıyorum.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun faaliyet alanları bunlarla da bitmiyor. Kurum merkezinde bütün ülkeye hizmet veren akredite, referans laboratuvarlarının yanı sıra illerimizde bulunan halk sağlığı laboratuvarları ve hıfzıssıhha bölge enstitüleri ile laboratuvar altyapısı güçlendirilmiş durumdadır. Bu laboratuvarlar, başta tüketicinin korunması olmak üzere bulaşıcı hastalıkların kontrolü, içme ve kullanma suları ile diğer çevre sağlığı hizmetlerinin kontrolü görevini başarıyla sürdürmektedir.

Vatandaşlarımızın uzun ve sağlıklı bir ömür geçirmeleri için çalışan Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun 2014 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşmalar da sona ermiştir.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 13.47


 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Komisyon yerinde, Hükûmet yerinde.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılacak olan konuşmaların bölümüne geçiyoruz.

Buyurun Sayın Bal.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, daha önceki oturumda konuşan Halide Hanımefendi’nin benim yaptığım konuşmaya atıfta bulunarak…

BAŞKAN – Hangi cümle?

FARUK BAL (Konya) – Zabıtları getirtiriz efendim.

BAŞKAN – Burada. Hangi cümle?

FARUK BAL (Konya) – Şimdi, üç şey söylüyor Halide Hanım. Bir, milletvekili ahlakı, terbiyesi. İki, Sayın Bakanın belediye başkanlığıyla ilgili yapmış olduğu propaganda. Üçüncüsü de teşekkür etmek, takdir etmek yerine, aynen okuyorum: “Hele ki köydeki nüfusun azalmasını, tarımda teknolojinin gelişmesi ve sanayileşmenin artması, modernleşmenin artması gibi görmek yerine…” demek suretiyle bizim yaptığımız konuşmanın milletvekili terbiyesi ve ahlakıyla bağdaşmadığını ifade ettiler. Dolayısıyla, buna, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan, arkadaşa söz verirseniz ben de konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Bal, müsaade eder misiniz bir açıklama yapacağım. Aslında aynı oturumda söz vermem gerekiyordu ama tutanakları inceleme için süre aldığımdan, tutanakları da incelediğimden size söz veriyorum.

Buyurun, iki dakika, sataşmadan.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Birinci oturumda, Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz alan Halide Hanımefendi konuşmasında bütçeyle ilgili konuşma yapması gerekirken milletvekillerinin terbiyesinden, ahlakından bahsederek bazı şeyler söyledi. Arkasından da Gaziantep’te belediye başkanı olan Sayın Bakanın seçim propagandası yapacak şekilde ona tebrik, takdir ve teşekkürleri iletmemiz gerektiğini ifade etti.

Bunu yapmak yerine, benim daha önce yaptığım konuşmada mazot fiyatı, ilaç fiyatı, gübre fiyatındaki artışları ifade ederek çiftçinin üretmiş olduğu ürünlerde fiyatların sabit tutulması nedeniyle ya da düşük bir artışla köylerin boşaldığından bahsetmiştim. Buna doğru dürüst cevap vermek yerine, benim ifademi ahlaki değerlerle bağdaştırmak suretiyle şahsıma bir sataşmada bulunmuştur. Bunun yersiz olduğunu söylüyorum. Hiç kimsenin hiç kimseye ahlak dersi vermesine ihtiyacı yoktur, hele hele benim mürebbiyeye hiç ihtiyacım yok. Dolayısıyla, edebi, ahlakı bilen bir milletvekiliyim. Yaptığım konuşmaya siyasi nezaket çerçevesi içerisinde eğer cevap verebilirse çok teşekkür edeceğim Halide Hanımefendi’ye.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Vekilim, tutanakları alabilir miyim?

BAŞKAN - Ne yapmak istiyorsunuz Halide İncekara?

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Cevap vermek istiyorum, sayın milletvekilimiz cevap vermemi istedi.

BAŞKAN - Biz ilerleyelim, siz tutanakları inceleyin. Sataşma varsa değerlendirme yaparız.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılacak konuşmalar bölümüne geçtik.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına birinci konuşmacı Vahap Seçer, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Seçer, süreniz dokuz dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2014 bütçesini görüşüyoruz. Gerçekten önemli bir bakanlık, bunu her zaman söylüyorum. Türkiye'nin ekonomisi, Türkiye'nin sosyoekonomik yapısı, tarım sektöründe çalışanların istihdamdaki payı, geçinenlerin; dolaylı, direkt vesaire vesaire.

Zor bir bakanlığı idare etmeye çalışıyor Sayın Eker, 2005’ten bu yana da bu bakanlığı idare ediyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zor bir bakanlık mı, Bakanlığı mı zor idare ediyor?

VAHAP SEÇER (Devamla) – Bunu başlangıçta söylememin nedeni, AKP hükûmetleri sürecince en uzun Tarım Bakanlığı görevini yürüten Sayın Bakan, dolayısıyla bugün ortaya çıkan sonuçtan direkt olarak sorumlu olan Sayın Bakandır.

Değerli arkadaşlarım, peki, sektör bu kadar önemli; Türkiye'nin gayrisafi millî hasılasındaki payı yüzde 8, istihdamdaki payı yüzde 27. Yeterli derecede modern tarım yapabiliyor muyuz? Elbette ki bu anlamda sıkıntılar var. Bunu nasıl gerçekleştireceğiz? Elbette ki bu alanda üniversitelerimizde, ziraat fakültelerimizde, gıda mühendisliği fakültelerimizde, su ürünleri fakültelerimizde öğrencilerimizi yetiştireceğiz ve bunları Bakanlık bünyesinde çalıştıracağız. Bu şikâyetleri daha önceki konuşmacılar da dile getirdiler.

Atama bekleyen mühendis arkadaşlar var, meslektaşlarımız var, Sayın Bakanın meslektaşları var. 2013 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı personeli olarak 12 bin kişi alınıyor, emniyet teşkilatının son on yılda aldığı polis miktarı 110 bin ancak Tarım Bakanlığı son on yılda 17.607 mühendis ve veteriner hekim bünyesine katıyor. Tarım bu kadar önemli, sosyal yönü var, ekonomik yönü var; 17.607 arkadaşımız Bakanlıkta göreve başlıyor. Peki, bunun sorumlusu kim? Sayın Bakan  “Bunun sorumlusu ben değilim, Maliye Bakanı.” diyor. Maliye Bakanına soruyorsunuz, o da diyor ki: “Evet, böyle bir talep var ama Devlet Personel Başkanlığında, ben onların görüşünü bekliyorum.” Ama, bu mühendis çocuklarımız da sizlerden görevlendirme bekliyor, atama bekliyor. Sizlere bunu Meclis kürsüsünden duyurmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, son günlerin en önemli konularından bir tanesi de hava koşullarından dolayı meydana gelen elektrik kesintileri. Hoş, Sayın Bakan “Kriz yok.” diyor. Sayın Bakan, nasıl bir ortamda bunun adını “kriz” olarak koyacak? Yani, bugün enerji nakil hatlarında önemli problemler yaşanıyor, günde üç saat, beş saat, on saat elektrik kesintileri meydana geliyor; vatandaş üşüdü, üretim durdu. Bunun tarımsal üretime yansımaları da var. Kanatlı üretiminde önemli sıkıntılar yaşıyorlar elektrik kesintilerinden dolayı. Özellikle, Akdeniz Bölgesi’nde, narenciye üretim tesislerinde dondan korunma yöntemi olarak pervaneleri çalıştıramıyorlar, sulama sistemlerini çalıştıramıyorlar. İşte, Anamur’da afetten dolayı, dondan dolayı önemli zararlar meydana gelmiş. Üreticiler seralarını ısıtamıyorlar ama Sayın Enerji Bakanına göre bu elektrik kesintileri bir kriz değildir.

Değerli arkadaşlarım, narenciyeden söz açılmışken, biraz sonra Sayın Bakan kürsüye çıktığında, Türkiye’de gerçekten tarım sektöründe herhangi bir sorunun yaşanmadığından bahsedecek, üretimin arttığından bahsedecek, çiftçinin gelirinin arttığından bahsedecek, Avrupa’da, dünyada tarım ekonomisi olarak büyüdüğümüzden bahsedecek, ama, ben bugün güncel bir sorunu burada dile getirmek istiyorum. Narenciye henüz hasat döneminde ve özellikle benim bölgemde, Akdeniz Bölgesi’nde narenciye üreticileri narenciyelerini satamıyorlar; 30 kuruş, 35 kuruş, 40 kuruş bu ürünlerin fiyatları. Peki, bunun sebebi ne? Elbette ki yeterli ihracat yok. Üretimimiz tüketimimizden fazla, dolayısıyla ihracat yapmamız lazım, ihracat yapabilmemiz için devletin desteğine ihtiyacı var ihracatçının, devlet bu desteği yapamıyor.

Ben buradan vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. Lütfen, Hükûmetin yapamadığını siz yurttaşlarımız yapın, akşam eve giderken 1 kilogram portakal alın, 1 kilogram mandalina alın hem kış günü soğuk algınlığı için birebir, her derde devadır.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Para nerede, para?

VAHAP SEÇER (Devamla) – Ayrıca, Sayın Bakandan da rica ediyorum narenciye üreticileri adına: Sayın Bakanım, biliyorsunuz, bir Okul Sütü Projesi gerçekleştirdiniz. Niçin “okul narenciyesi projesi” olmasın? “Sağlığımı düşünüyorum, narenciye tüketiyorum.” Slogan da hazır. Böyle bir projeyi Tarım Bakanlığı olarak pekâlâ hayata geçirebilirsiniz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de tarımsal üretimi imkânsız kılan en önemli sorunların başında girdi fiyatları gelir. Bakınız, on bir yıllık AKP hükûmetleri -2002 sonu, bugün 2013’ü bitiriyoruz- girdi fiyatlarına bakıyoruz: Mazot fiyatları 1,25 TL’den 4,5 TL’ye gelmiş; gübre fiyatları -çeşitlerine göre değişmek üzere- yüzde 300’lere, yüzde 350’lere varan fiyat farklarına ulaşmış; tarım elektriği fiyatı yine yüzde 200, yüzde 300 fiyat artışlarına sebebiyet vermiş.

Şimdi, ürün fiyatlarına bakıyoruz aynı oranda büyümüş mü? Bir taraftan, yüzde 200, yüzde 300, yüzde 400 girdi maliyetlerinde artış ama tarım ürünleri fiyatlarında -2002 ile 2013’ü mukayese ettiğiniz zaman- aynı oranları yakalamamız mümkün değil. Buğday fiyatlarına bakıyorsunuz, 2002 sonunda 30 kuruş olan buğday fiyatları, bugün 60-70 kuruş seviyelerine gelmiş. Mısır, 25 kuruş seviyelerindeymiş 50 kuruş fiyatlarına gelmiş. İşte, portakal, mandalina dalında, satılmıyor. Üzüm, bu sene sezon yine kötü geçti. Üretici on yıl önceki fiyatları arar konuma geldi.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, hiçbir ülkede, tarımsal üretime devlet eli değmezse, tarımsal üretim devlet marifetiyle desteklenmezse üretim yapma şansınız yoktur, bunu herkes biliyor, Sayın Bakan da biliyor. Bakınız, 2006 yılında bir yasa çıkmış: Tarım Kanunu. Burada, merkezî bütçeden tarımsal desteklere ayrılacak oran olarak yüzde 1 şeklinde bunu kanuna geçmişiz. Bunu hep beraber yapmışız. Doğru mu? Doğru.

Peki, 2013 yılında gerçekleşmesi beklenen tarımsal destek miktarı ne? 9 milyar TL. 2014’te öngörülen ne? 9,670 milyar TL.

Peki, Türkiye'nin gayrisafi millî hasılası ne bugün? 800 milyar dolar civarında yani 1,6-1,7 trilyon TL. Bunun yüzde 1’i nedir? 16-17 milyar TL ama bakın, bugün, 6-7 milyar, çiftçiye verdiğimiz destek miktarı gerilerde kalmış.

Tarım Kanunu 2006’da çıkmış; 2007’yle 2013 arasında çiftçiye yaklaşık olarak 40 milyar TL eksik ödeme yapmışız.

“Efendim, çiftçiye gerekli desteği veriyoruz ama bunun karşılığında da çiftçiden pekâlâ vergi alıyoruz.” Bakın, 3,5 milyon ton, çiftçinin bir yılda yaklaşık olarak tükettiği mazot miktarı. Buna ödediği ÖTV, KDV miktarı, merkezî bütçeden çiftçiye ödenen destekleme miktarıyla eşit.

Diğer taraftan, çiftçi her türlü girdisine, gübresine, ilacına, suyuna, havasına, her şeye KDV ödüyor, ÖTV ödüyor. Hale ürününü götürüyor, stopaj ödüyor, hal rüsumu ödüyor ama diğer taraftan çiftçiye bizim verdiğimiz 9 milyar TL, 10 milyar TL; Türkiye'nin bütçesi 400 milyar TL’nin üzerinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHAP SEÇER (Devamla) – Gerçekten, sanki çok devasa rakamlar gibi kamuoyuna sunulmaya çalışılıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VAHAP SEÇER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabii ki tarım için söylenecek çok söz var.

Her şeye rağmen, 2014 bütçesinin çiftçinin derdine deva olamayacağını bile bile hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İkinci konuşmacı, Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum ancak Meclisimiz boş olduğu için buradan televizyonları başındaki eli hamur, karnı aç olan üretici kardeşlerime, tüketicilerimize, atama bekleyen gıda mühendislerine, su ürünleri mühendislerine, ziraat mühendislerine ve teknisyenlerine, veteriner hekimlere ve teknisyenlerine sesleneceğim ve Bakanlığa da uyarılarda bulunacağım.

Değerli vatandaşlarım, nasılsınız, iyi misiniz? İyi olmadığınızı biliyorum. Kış geldi, dertler arttı. Yakacak dert, saman dert, ot dert, yem dert, mazot dert, ilaç dert. Elmayı, narenciyeyi, domatesi, biberi, sütü satmak, eti satmak dert. Üretmek de ayrı bir dert. Çünkü, siz gübreyi 8 liraya alıyordunuz, aynı gübre bugün 80 lira ama ürettiğiniz ürünlerin fiyatları yerinde saymaya devam ediyor. Her şey güllük gülistanlık ama durum öyle değil. Burdur tabiriyle “Cici pappam parıl parıl parıldıyor, aç karnım curul curul curulduyor.” yani tok, açın hâlinden anlamıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakıyorum, yetkililer, sütü, eti, buğdayı, arpayı, fasulyeyi, salatalığı, domatesi, elmayı, armudu kendiliğinden oluyor sanıyor. Değerli vatandaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri; bunların üretiminde toprak var, su var, enerji var, traktör var, mazot var, gübre var, ilaç var, alın teri var. Yeter mi? Teknik kadrosunda ziraat mühendisi var, gıda mühendisleri var, su ürünleri mühendisleri var, veteriner hekimler var, teknikerler var.

Bakanlığa soruyorum: Ne oldu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında kadroya alınacak 6.557 kişi? Sayın Bakan diyor ki: “Biz bu kadroyu Maliye Bakanlığından istedik? Maliye Bakanlığı istediğimiz kadroyu vermedi.” Sizler aynı Kabinenin üyeleri değil misiniz? Sayın Maliye Bakanına sözünüz geçmiyor mu? Niçin on binlerce ailenin duygularıyla oynuyorsunuz? Bir an önce bu sorunu çözün. Vatandaş sizden çözüm bekliyor.

Değerli vatandaşlarım, bakın, şu anda saman 40 kuruş, silaj 20 kuruş. Saman, dolgu maddesi, gıda değeri yok. Silaj, protein kaynağı, gerekli gıda. Bunu dahi öğretememişiz üretenlere. Niçin? Eğitim için, kontrol için, üretim için, koruyucu mücadele için. Maliye Bakanlığı bu kadro işini bir an önce çözmelidir. Bu çiftçilerimize bu maddeler öğretilmelidir. Silaj nedir, kepek nedir, yem nedir?

Günün birinde bir siyasetçi, bir köye gidiyor, köylüler dertleniyor “Efendim, kepek 100 kuruş, arpa 60 kuruş.” diyorlar, “E, kardeşim, o zaman siz de kepek yerine arpa ekin.” diyor. Çünkü, o siyasetçi kepeği bilmiyor, köpeği bilmiyor, biz bunlarla karşılaştık. Bu insanlara kepeğin ne olduğunu, köpeğin ne olduğu, kepeneğin ne olduğunu öğretmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Et Konseyi ve Süt Konseyinin kurulmasını uygun buluyoruz. Ancak, Et Konseyi ve Süt Konseyinin, Tarım Kredi Kooperatiflerinin, Toprak Mahsulleri Ofisinin özerk yapıda olmasını istiyoruz. Ancak, buralarda siyasallaşmanın olduğunu görüyoruz ve üzülüyoruz. Bu kurumlar, çiftçinin kara gün dostudur ancak, kârlarının yüksek rakamlarda olması köylüleri üzmektedir. Tarım Kredi Kooperatifleri övünüyor “165 milyon kâr ettim” diye, kimden ettin kardeşim bu kârı? Köylüden, çiftçiden. Bu kârı etmeyeceksin, sen kara gün dostusun, ona destek vereceksin, o köylünün kârına ortak olmayacaksın. (CHP sıralarından alkışlar)

Hükûmet olarak, arz-talep dengelerini korumalısınız. Geçtiğimiz yıllarda “sıfır faiz” diye bir uygulama yaptınız, binlerce üreticiyi iflas ettirdiniz. Sıfır faiz oldu yüzde 100 faiz. Vatandaş perişan oldu, vatandaşı âdeta değirmene buğdaysız un öğütmeye gönderdiniz.

Sevgili vatandaşlarım, bu bütçeden yine bir müjde yok. Bağı bellemesini bilmeyen âşık, üzümün kıymetini anlamıyor. Buğday para etmiyor, elma para etmiyor, süt para etmiyor, narenciye para etmiyor. Şu anda, seralarda vatandaşlar akşam beşte başlıyor odun yakmaya, sabahın yedisine kadar odun yakıyor, sera ısıtıyor. Seralarda şu anda, odunun steri kamuda 60 lira, serbest piyasada 150 lira. Vatandaş seralara nasıl odun bulacağım diye kara kara düşünüyor. Bunlara çözüm bulmamız gerekiyor.

Ürün, yerinde ucuz, pazarda pahalı. Elma, şu anda -Çivril’deydim, Eğirdir’deydim geçen hafta- 10 kuruş değerli arkadaşlarım ama Ankara’da 2 lira. Bu, yazık değil mi? Bu üretici-tüketici buluşmasını niçin başaramadınız? On yıllık iktidar, “Başarılı bir iktidar” diyorsunuz, neden bu işi başarmadınız? Üretici-tüketici buluşmasını niçin yapmadınız? Hâlâ da yapamıyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Onlar başka buluşmaların peşinde.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Oslo’da buluşuyorlar onlar.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, isteklerimiz: Bakın “Yeşil mazot veya ucuz mazot vereceğiz.” dediniz, on yılda veremediniz, bir an önce yeşil mazotu verin.  “Sütte, ette KDV’yi yüzde 8’den 1’e çekeceğiz.” dediniz, çekmediniz; yüzde 1’e çekin. “Tarımsal sulamada kullanılan enerjide indirim yapacağız.” dediniz, yapmadınız, hâlâ yüzde 18. Destekler yeterli mi? Hayır. “Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’ini destek olarak vereceğiz.” dediniz, hâlâ o oranı yakalayamadınız. Mazottan alınan özel tüketim vergisi ve KDV 10 milyarı geçiyor, 10 milyarı. Vatandaşa verdiğiniz tarımsal destek 9 milyar. Yani, sağ cebinden verdiğinizi, sol cebinden alıyorsunuz. Buna, ilaçtan alınanı, gübreden alınanı, yemden alınanı, şaraptan alınanı katmıyorum.

Bakın, Çal ilçesinde şarap üreticileri var. Onların ürettiği paradan biz de maaş alıyoruz, siz de maaş alıyorsunuz, imam da alıyor, müftü de alıyor. Onlardan şişe başına 1 litreden 5 lira para alıyorsunuz; daha bunu, tüketime sunulmadan alıyorsunuz. Bu para, yazıktır, günahtır, haramdır. Bunu kesinlikle kaldırmanız gerekiyor. Bir cebine koyduğunuzu diğer cebinden alıyorsunuz dedim. Bu arada, KDV indirimi beklerken, geçen gün, kanatlı etinde yüzde 1’lik KDV’yi yüzde 8’e çıkardınız. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Doğruluğunu Sayın Bakan anlatsın. Bu mudur üreticiyi, tüketiciyi korumak?

Sayın Bakan, besicilik bitiyor, köylerde mal sayısı her gün azalıyor. Geçenlerde Afyon’da, Burdur’da 50-60 tokası yani hayvanı olan insanlar, 5-6 hayvana şu anda bakamıyor girdi maliyetlerinden dolayı. Bunun için, buna bir an önce son verdirmeniz gerekiyor. Bakanlık olarak “Düve ihraç ettik.” diye övünüyorsunuz. 250 düve ihraç etmişiz, 174.501 düve son dört yılda almışız. Alınana bakın, satılana bakın. Bu, övünç meselesi olmamalı.

Uyarılarımız: Islah kooperatiflerini destekleyiniz. Yerli üretime sahip çıkınız. Ucuz yeşil mazotu veriniz. Irk ıslahını yaygınlaştırınız. İthalattan vazgeçiniz. Orta Doğu ülkeleriyle barışınız. Onların gıda ihtiyaçlarına cevap arayınız. Üretici desteklerini artırınız. Unutmayın, üç yılda samana 3 milyar dolar bu Hükûmet para verdi, 3 milyar dolar; yazıktır, günahtır.

Bakın, koruyucu mücadele ve tedbir eksikliğinden şap, çiçek, brusella, tüberküloz, Kırım Kongo kanamalı ateşi, kuduz devam ediyor. Hayvan pazarları kapalı. Vatandaş sudan çıkmış balığa döndü. Kadro eksikliğini tamamlayın, bu hastalıklara son verin.

Bir daha, ithal süt tozu, tereyağı veya süt alımı istenmiyor. Sahada kooperatiflerde yetki kargaşası var. 1163 sayılı Yasa’yla kurulan kooperatifleri koruyunuz.

Son olarak, 31/12/2013’e kadar devam eden, 200 kilogram üstü danalara verilen desteğin, bugün, burada 2014 yılı için de devam edeceği sözünü veriniz. Unutmayın, bu uygulama dişi kesimleri bir nebze olsa önlemektedir. “Ana olmadan dana olmaz.” söylemini hatırlatmak isterim.

Bütçenin ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Bu kısa sürede ancak bunları anlatabildim vatandaşlarım. Sizlerle daha sonra çok büyük sorunları beraber paylaşacağız.

Çözüm, Cumhuriyet Halk Partisi. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Üçüncü konuşmacı İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili.

Buyurun Sayın Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakika.

CHP GRUBU ADINA İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim  Bütçe Kanunu Tasarısı’nın kanun hükmünde kararnameyle kurulan ve Sayıştaya gönderilmesi gereken defter, tablo ve belgelerin hiçbirisini sunmamış Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına görüşlerimi ifade etmek için söz almış bulunuyorum. Bursa’da ve ülkemizin dört bir yanında en zor koşullarda üretim yapan, inadına üretim yapan, dimdik ayakta duran kıymetli çiftçilerimiz başta olmak üzere tüm yurttaşlarımızı ve sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2014 yılı bütçesinin içerisinde işçi yok, emekli yok, dul, yetim yok, memur yok, çiftçi ve köylü de yok; gözden çıkarılan siz çiftçi kardeşlerimizin içinde bulunduğu sorun ve sıkıntıları giderecek bir pay, bir kalem, bir ödenek yok.

Sayın Bakan birazdan bu kürsüye gelecek ve güncellenmeyen, takla attırmayı sevdiği rakamlarla sizlere yapılanları anlatacak ve pembe tablolar çizecek.

Değerli çiftçi kardeşlerim, sizlere sesleniyorum: Lütfen, Bakanın anlattıklarını kendi cebinizde olanla karşılaştırın, köylere gelen sarı taksilerle karşılaştırın, köy kahvesindeki siyah çantalı kişilerle karşılaştırın, ilçenizde sayıları hızla artan icra daireleriyle karşılaştırın, ektiğiniz tarla ve aldığınız mahsul, sattığınız ürünle karşılaştırın, damdaki hayvan sayınızla karşılaştırın, mağdur olmuş çiftçiye “Ananı da al git.”, “Gözünü toprak doyursun.”, “Kusura bakma, senin oğlun da işsiz kalsın.” diyen AKP’li yetkililerin ifadeleriyle karşılaştırın, sonra da, Yüce Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir.” sözüyle karşılaştırın ve kararı siz verin.

Değerli milletvekilleri,  dünya üzerinde tarımın desteklenmediği hiçbir ülke yok, ancak bizim ülkemizde tarım destekleniyormuş gibi yapılıyor, bütçeye göstermelik konan ödenekler o yıl içerisinde -arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi- çiftçilerin kullandığı mazot üzerinden ÖTV ve KDV olarak fazlasıyla geri alınmaktadır.

Ekranları başında bizi izleyen çiftçi kardeşlerimin huzurunda, Sayın Bakana, çiftçilerimizi desteklemediğini, tarımın Hükûmet eliyle çökertildiğini ifade etmek istiyorum.

Ülkemizde çiftçi ve köylü gözden çıkarılmış, her fırsatta çiftçiye destek vermeme politikası üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalara basınla ses veren örgüt temsilcilerinin ifadesi bizim için çok önemlidir. Dünyanın en yüksek girdi fiyatlarına ve en düşük ürün fiyatına on iki yıl dayanan bir holding bile tarımsal üretim merkezini kapatırken çiftçi nasıl dayansın diyoruz.

Herkesin aklını başına toplaması gerektiğini ifade eden oda temsilcileri şöyle diyor: “Bu, böyle devam edemez, bu sektörde çalışan insanların mesleği terk etmesi, bir holdingin çekilmesine benzemez. Çiftçiler bu ülkenin çimentosudur, vatansever, özverili, çalışkan insanlardır. Böyle bir durum, ülkede çok büyük bir sosyal çalkantı yaratır ki, hiçbir açılım, saçılım bu sosyal kaosu gideremez.”

Tarım mutfağındaki temsilciler bu şekilde feryat ederken, tarihte “saman ithal eden Bakan” olarak anılacak olan Sayın Mehdi Eker’in Fransa’dan aldığı şövalye nişanını da çiftçilerimiz unutmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, basında hep TOKİ ilanlarını görmeyelim, artık sahibinden satılık çiftçiler var. İşte, bakın…

(Hatip, elindeki gazeteyi gösterdi)

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Bu tarafa da göster.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Buyurun.

Kredi kullanıp iflasın eşiğine gelen yatırımcılardan biri diyor ki, 2010 yılının sonlarına doğru aldığı krediyle çiftlik kurduğunu ancak devletin kredi vermesindeki amaçla uygulamanın tutmadığını; dedesinden, babasından kalan otuz yılda biriktirdiği tüm mal varlığını kaybettiğini… Kredi kullanan bu vatandaş “300 hayvanım vardı, şimdi 150 tane kaldı. Çektiğim krediyle 40 tane hayvan alabiliyordum, şimdi, 100 hayvanı satsam da geri ödeyemiyorum.” diyor ve kurduğu çiftliği satıyor değerli arkadaşlar.

Sayın Bakan bir ödül töreninde yaptığı konuşmada iki projeyle Guinness Rekorlar Kitabı’na başvurduğunu ifade etmiştir. Dünyaya açılan bu girişimleri takdirle karşılıyoruz. Guinness yetkilileri de ülkemize geldiklerinde ne kadar geç kaldıklarını ve Sayın Bakanın ülkemiz tarımına yönelik tüm çalışmalarının aslında kitabın ilk sayfasında yer almayı hak ettiğini göreceklerdir.

Bu iktidarın 2006 tarihinde çıkardığı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi hükmü gereği, çiftçilerimize 40 milyar TL borçlu olduğunu bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum. Bu borcu ödemediklerini biliyoruz ancak bu konuda çiftçilerimizin alacaklarının ödenmesi için iki ayrı kanun teklifi verdiğimi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında olduğunu da ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanı çeşitli toplantılarda görüyoruz. Bu toplantıların çoğu, otel salonlarında yapılmaktadır. Acaba, Bakanlığınız döneminde çiftçilerle nerede, kaç defa toplantı yaptınız? Ayakkabınız killi, ağır bünyeli, tınlı topraklara değdi mi? Çiftçileri bire bir dinlediniz mi? Orada bulunuyorsanız, bakanlık koltuğuna oturuyorsanız, bunun sebebi çiftçi kardeşlerimizdir, bunları yok saymaya, ötelemeye hakkınız yok.

Son olarak, Bursa Gemlik, İznik, Mudanya ve Orhangazi ilçelerinden, sofralık zeytine 50 kuruş prim destek talebiyle yaklaşık 12 bin imza topladık değerli arkadaşlar. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi olmama rağmen, 4 ilçe başkanı, ziraat oda başkanları ve üretici temsilcileriyle birlikte Sayın Bakandan dosyayı teslim etmek için randevu istediğimizde, Sayın Bakan, bize, maalesef randevu vermemiştir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine alın teri döken ve bizleri doyuran kıymetli çiftçilerimizin, her şeye rağmen umutlu olmalarını istiyorum, çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, herkes için üretim ve herkes için zenginlik içeren yeni tarım düzeni planlamamızla, iktidarımızda, devletin desteği, toprağın bereketi çiftçimizin olacak diyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demiröz.

Dördüncü konuşmacı Ayşe Nedret Akova, Balıkesir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA AYŞE NEDRET AKOVA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı harcama ve işlemleri gerektiği gibi denetleyemedim, çünkü siyasi iktidarın yönlendirmesiyle Sayıştay üst yönetimi, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği raporları, hepinizin de iyi bildiği gibi budadı.

Milletimin verdiği bütçe hakkını kullanarak, vatandaşlarımızın ödediği vergilerin usulüne uygun olarak harcanıp harcanmadığını tespit etmem, Hükûmetçe ve Sayıştay üst yönetimi tarafından engellendi. Sözlerime bu durumu protesto ederek başlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve  Sosyal Politikalar Bakanlığının 2014 yılı bütçesindeki payı yüzde 3,9’dur. Bu kadar düşük bütçe payı ile ülkemizin en muhtaç kesimine nasıl hizmet edilecektir, bunu anlamak mümkün değildir. Bakanlık bütçesi tahsis edilirken en büyük pay, kömür, erzak vesair dağıtımına ayrılmıştır. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün Bakanlık bütçesindeki payı yüzde 62’dir. Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine bütçeden ayrılan pay yüzde 0,6’dır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne ayrılan pay da yüzde 0,6’dır.

Saygıdeğer milletvekilleri, 14 Ekim 2013 tarihli Anadolu Ajansının haberine göre, kapatılıp yerine, içinde kadının adı geçmeyen bir komisyon kurulacağı yani bizlerin de içinde bulunduğu, benim de görev aldığım Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun kaldırılacağı ve bir başka ad ile başka bir komisyon kurulacağı haberi yayınlanmasına rağmen, Sayın Bakanlık tarafından bu konu da yalanlanmamıştır. Sayın Bakanımız da huzurdadır, bu konu kamuoyu tarafından çok merak edilmektedir çünkü yüzyıllardır süren kadın haklarındaki mücadelede geriye gidiştir. Bu nedenle, Sayın Bakan tarafından da bu komisyonun adının değişmeyeceği, kadının adının kaldırılmayacağı hususunun huzurunuzda söylenmesini talep ediyorum efendim.

Ayrıca, saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakan bütçe sunuş konuşmasında sadece iki yerde kadına değindi; kadının iş gücüne katılma oranlarının düşüklüğü, kadın konukevlerine ayrılan pay... Kadın konukevlerine ayrılan payın düşüklüğünden de bahsetti. Böylelikle, ülkemizde kadının güçsüzlüğü, bütçe sunuş konuşmasında Sayın Bakan tarafından da kabul edilerek açıklanmış bulunmaktadır.

Aile kavramı içerisine hapsedilen kadın işsizdir, şiddet görüyor. Devlet, kadını korumada ve kadını ekonomik ve siyasal açıdan güçlendirmede yetersiz. Kadının adı her yerden silinmek isteniyor, kadının bedeni üzerindeki haklarının kısıtlanmasına yönelik yasalar çıkarılıyor. Kaç çocuk yapacağının baskısı yanında, doğumu bile nasıl yapacağı belirleniyor. Bunun yanı sıra, kadının siyasal anlamda güçlenmesi ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması istenirken her adayın açıklanmasında, her belediye başkanı adayının açıklanmasında -televizyonlarda da izledik- “3! 3!” diye bağırılması, mahrem ve özel konuların seçime malzeme olması, kadına karşı işlenmiş ruhsal bir şiddet değil de nedir?

Dünya Ekonomik Forumu 2013 Global Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, 136 ülke arasında 120’nci sıradadır; siyasi katılımda 103’teyiz, ücret eşitliğinde 79’dayız. Saygıdeğer milletvekilleri, kadının iş gücüne katılımı yüzde 30, erkeklerde yüzde 76; kadınlar arasında işsizlik oranı yüzde 11, erkeklerde yüzde 9; kadınlar arasında yarım gün çalışma oranı yüzde 24, erkeklerde yüzde 9; tarım dışı istihdamda kadın iş gücü oranı yüzde 23, banka hesabı olan kadınların oranı yüzde 33, saygıdeğer milletvekilleri, erkeklerde yüzde 82 gibi çok yüksek bir oran, buna da dikkatinizi çekiyorum. İşletmelerde liderlik konumuna yükselebilen kadın oranı yüzde 4.

2008 yılında hazırlanan Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Raporu’na göre ülkemizde kadınların yüzde 41,9’u, eşi veya en yakınında bulunan babası, sevgilisi, dostu, ağabeyi, arkadaşı tarafından şiddet görmektedir. 2008 yılından sonra da açıklanmış resmî bir rakam, resmî bir veri yoktur.

Bu nedenle de hakikaten Türkiye’mizin, ülkemizin en önemli sorunlarından birisi olan çocuk gelinler konusu. Türkiye’de, ülkemizde her 4 evlilikten 1’isinin çocuk gelin olduğu, bazı bölgelerde de 3 evlilikten 1’isinin çocuk gelin olduğu gazetelerde, medyada ve bazı istatistiki bilgilerde yer almaktadır.

Bunun yanı sıra her gün gazetelerde gördüğümüz üzere kadına karşı şiddet, kadına karşı cinayetler gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle bunların ekonomik boyutlarının, sosyolojik boyutlarının, psikolojik boyutlarının araştırılması konusunda mutlaka, Sayın Bakan, bir komisyon kurulup araştırılması ve bu işin çözüm yollarının, nasıl çözüleceğinin, nasıl önüne geçileceğinin araştırılması gerekmektedir. Bu, gün geçtikçe artmaktadır. Ülkemizdeki en önemli sorunlardan işsizliğin yanı sıra bu da çok önemli bir sorundur; buna da dikkatinizi çekmek istiyorum.

Ülkemizdeki kadının durumu bu iken, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması olan, yine, toplumsal yaşamın tüm alanlarında kadınların konumlarının güçlendirilmesi için, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi nedeniyle de bu konuda -Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü görevlerinden olan- Bakanlık bütçesindeki binde 6’lık bütçe payının da bu kadınların bu sorunlarının çözülmesine yeterli olmadığı kanaatindeyiz. Binde 6’lık bütçe payı çok düşüktür, reklamlara ayrılan payla aynı orandadır. Bu nedenle, Sayın Bakan, mutlaka, bu reklamlara ayrılan paydan, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne bu paydan bir kısım daha fazla payın ayrılması ve kadınların ülkemizde yaşadıkları sorunların ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün sorumluluk alanı içerisinde bulunan problemlerin çözülmesi için de bu payın daha artırılması gerektiği kanaatinde bulunmaktayım.

Ülkemizde çalışabilecek yaşta kadın sayısı 27 milyon 773 bin kişi olarak tespit edilirken sadece 8 milyon 192 bin kadın iş gücü olarak gösterilmiştir. Ülkeler arasında yapılan araştırmalar, uzun dönem potansiyel büyümeyle kadınların istihdama katılım oranı arasında pozitif ve güçlü bir ilişkinin varlığını tespit etmiştir. Bu nedenle de kadının iş gücüne katılım oranının artırılması konusunda elimizdeki imkânların bu yönde kullanılması gerekmektedir.

Ayrıca, ülkemizde toplam nüfusun yüzde 12,29’u, yani yaklaşık 9 milyon vatandaşımız da engellidir. Engellilere ayrılan pay, Bakanlık bütçesindeki pay yaşlılarla birlikte değerlendirilmiş; bu da yüzde 0,15’tir, toplam bütçedeki payı ise binde 0,6’dır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE NEDRET AKOVA (Devamla) - Nüfusumuzun çoğu engelli ve yaşlı iken bu payın da çok az olduğu konusunda dikkatlerinizi çekiyorum.

Bütçenin her şeye rağmen ülkemize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Beşinci konuşmacı Candan Yüceer, Tekirdağ Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet geçen yıl yaptığı harcamaları denetleyen Sayıştay raporlarını Meclise getirmeden yeni bütçeyi Meclise getiriyor. Hangi yüzle? Önce geçen yılın hesabını vermeniz gerekmez mi? 2012 yılı Sayıştay raporları Meclise getirilmedi. Sayıştayın denetim görüşü, “Belgeler bize sunulmadığı için görüş bildiremiyoruz.” oldu.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Getirildi, getirildi, odanıza uğramadınız herhâlde.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – 2014 yılı bütçesi 10 Aralık günü Genel Kurula geldi. Yaklaşık on bir günlük bir görüşmenin sonrasında iktidar partisinin yeterli parmak çoğunluğuyla kabul edilecek ve daha sonrasında Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp yürürlüğe girecek.

Peki, bu durum bu bütçeyi meşru kılar mı? “Ak” demekle aklanılmadığı gibi, bu bütçeyi de parmak çoğunluğuyla aklayamazsınız. Sayıştay raporları buraya gelmeden bu bütçe gayrimeşru bütçedir, bu bütçe helal bütçe değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayıştay raporları gelmiş, gelmiş, Sayıştay raporları burada.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Odanızda, odanızda; sizin odanıza da gönderildi, hepsi odanızda var.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Hesap vermeyen, denetlenemeyen bir bütçe meşru olamaz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sana göre olamaz.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Şeffaf, her yapılanın, her kuruşun hesabını verebilen, insanların huzur ve refahını artırmayı hedefleyen, vergide adaleti sağlayan, gelir dağılımındaki eşitsizliği götürebilen, giderebilen, bazılarının değil, herkesin haklarını koruyan bir bütçe meşrudur, halkın bütçesidir ve helaldir.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Gelen bütçeyi okusaydınız görürdünüz.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Bütçeden önce ben Sayın Fatma Şahin’e bir iki kelam etmek isterim. 26 kişiden oluşan kabinenin içinde tek kadın olarak kaybolsa da, Bakanlığının adından “kadın” kelimesi çıkarılsa da kadın-erkek eşitliğine inanan bütün milletvekilleri, Sayın Bakanının kadın sorunlarının çözümüne katkı sunmak istediğine samimiyetle inanarak onu bu erkek egemen kabinenin içinde ayrı bir yere koydu. Millî mücadelede bir kadının söylediği gibi, “Kim demiş bir kadın küçük şeydir, belki bir kadın en büyük şeydir.” sözünde olduğu gibi, 24 erkek bakana, Başbakana, partisindeki ve toplumdaki erkek egemen zihniyete rağmen, eşitlik ve özgürlük temelinde verilecek olan hak mücadelesinde sesi olmayan kadınların sesi, gücü olmayan kadınların gücü olarak tüm mağdur kadınları kucaklayarak bu mücadeleyi verebileceğini umdum. Gönül umduğundan küsermiş ama maalesef, biz gördük ki kadınlar yerine, eşitliğe inanmayan, kadınların kaç çocuk doğuracağına, kürtajına, sezaryenine karışan, Kadıköy vapurundan inen kadınlara tahammül eden, çocukların aynı okulda okumasından, aynı sıralarda yan yana oturmasından rahatsızlık duyan bir zihniyetin sözcülüğünü yaptı. (CHP sıralarından alkışlar) Maalesef, mağdur kadınları bile “benden, senden” diye ayırt etti. Kadınları siyasete ve kendi içindeki, parti içindeki erkek egemen zihniyete kurban ettiniz. İşte, bu zihniyetin kadına yönelik yaklaşımları ve gizli ajandası, zaman zaman, iktidar ve onun sözcüleri tarafından  âdeta itiraf niteliğinde ifade ediliyor ve siz de maalesef, bunları açıklama çabası içindesiniz. Neymiş efendim, öyle demek istenmemiş, böyle denilmek istenmiş. Aslında, ne denilmek istenildiğini, ne denildiğini biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz.

Sayın  Bakan şiddetle mücadele konusunda dünyanın en güçlü yasalarından birini bizim hayata geçirdiğimizi ve İstanbul Sözleşmesi’ni çekincesiz, ilk imzalayan ülkelerden biri olduğumuzu her fırsatta ifade ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, dışında, kadınlara yönelik düzenlemelerin altında imzanız olduğu gerçektir ancak asıl gerçek, kadın-erkek eşitliğine inanmayan bu zihniyetin iktidar olmasıdır ve kadınların birey olarak yok sayılmasıdır. Bırakın kadının kendisini, kadının adının bile her yerden silinmeye çalışılmasıdır. Kadını toplumun eşit bir bireyi olarak değil, aileyi oluşturan “puzzle”ın bir parçası olarak gören AKP Hükûmeti, devlet içindeki mevcut mekanizmaları güçlendirmek yerine, devlet içindeki var olan kadın birimlerini tek tek temizleme çabasına girmiştir. İşte, Toplumsal Yapı ve Kadın İstatistikleri Şubesi AKP iktidarı döneminde kapatılmıştır. Kırsal Kalkınmada Kadın Daire Başkanlığının yerinde yeller esmektedir. 2011 yılında, Kadın ve Aile Bakanlığı kapatılıp Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına dönüştürülmüştür. 2009 yılında, tüm partilerin ortak mutabakatıyla oluşturulan Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu, Başbakanlıkta “fırsat eşitliği” kelimesi eklenerek gelmiş, bugün de aile ve sosyal politikalar komisyonuna dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Gördüğünüz gibi, kadınlara karşı sorunları çözmek için yasalar yeterli olmuyor, uygulanılması da gerekiyor. Dolayısıyla, kadının kimliğini, eşitliğini bu toplumun bilincine yerleştirmediğimiz sürece, istediğimiz kadar yasalar yapalım, istediğimiz kadar önlemler alalım, bu konuda bir arpa boyu yol alamayacağımızı -istatistikleri, rakamları ben bir kenara bırakıyorum- biz bizatihi yaşayarak görüyoruz. Kadın konusunda çalışmaların eksik kalmasının en büyük sebebi samimiyetsiz politikalar ve kadın-erkek eşitliğini biz gerçekten sağlamak istiyorsak, bu konuda güçlü bir politik iradeye ihtiyacımız var ama maalesef, ne bu irade ne bu samimiyet AKP Hükûmetinde yok.

Değerli milletvekilleri, demokratik, sosyal bir devletin amacı, bireylerin yasalar önünde olduğu kadar siyasal, toplumsal, ekonomik alanda da eşit ve özgür olmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla, bütçeler sadece rakamlardan oluşmaz, aslında ekonomik, siyasal ve yönetsel belgelerdir, her bir kalem bir siyasi belgedir iktidarın politika hedeflerini gösteren. Bu nedenle, ekonomi ve politika açısından bütçeleri değerlendirmek lazım. Biz, 2014 yılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesini, 17 milyarlık bütçeyi değerlendiremiyoruz, sadece niyet okuyoruz ve bu niyet üzerinden değerlen-dirmeye çalışıyoruz çünkü Sayıştay raporunda dört satır var. Dört satırda da şunu yazıyor, onun bir cümlesinde: “2012 yılına ilişkin mali rapor ve tablolar hakkında görüş bildiremiyorum çünkü denetime sunulan bir tablo, bir belge, bir rapor yok.” deniliyor. Dolayısıyla, biz niyet okuyoruz aslında bugün, şurada. Bu dört satırlık denetim bunu söylüyor.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Bugüne kadar var mı bilanço?

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Bu bütçede de kadın istihdamının artırılmasına, kadın-erkek eşitsizliğinin giderilmesine yönelik bir girişim yok. Kadının sosyal ve ekonomik anlamda güçlenmesine dair bir adım yok. Devlet içinde kadının olduğu, “kadın” sözcüğünün olduğu tek birim olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü de işlevsiz hâle getirilmiş. Bakın, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne bütçeden ayrılan kalem 9 milyon lira, kadın konuk evleri, ilk kabul birimleri ve ŞÖNİM’lere ayrılan para şimdiden 123 milyon lira. Bu ne anlama gelir biliyor musunuz? Bu şu anlama geliyor: Çok trafik kazası olan bozuk bir yolda, biz, yolları tamir etmektense, araba tamirhanesi açmayı tercih ediyoruz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Bakanlık bilançosu yüzde 15 arttı.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – Çünkü amacımız yolları tamir etmek değil, çünkü amacımız kadın-erkek eşitliğini sağlamak da değil.

Bakın, ben, aslında yetişmedi ama buradan şunu söylemek istiyorum: Burada, Sayın İsmail Korkmaz’ın -Allah rahmet eylesin- annesinden bir mesaj vardı, diyor ki: “Yavrumun acımasızca, öldüresiye dövüldüğünü, nasıl katledildiğini herkes izledi. Sayın Fatma Şahin izlerken hiç mi içi sızlamadı, hiç duygulanmadı mı ki bir kez olsun ‘Böyle olsun istemezdik.’ demedi, başsağlığı dilemedi. Ama benim yavruma dünyanın her yerinden rahmet okundu. Ben Sayın Fatma Şahin’e, Sayın Bakan Fatma Şahin’e hakkımı helal etmiyorum.” dedi. Evet, biz de, ben de, kadın Bakan olarak Fatma Şahin’e hakkımı helal etmiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Hakkın varsa etme!

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Herkesin bir hakkı vardır, herkesin bir helalliği vardır, sen karar veremezsin!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Altıncı konuşmacı Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz dokuz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu içindeki Sağlık Bakanlığı bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. Vatandaşın alın terinden toplanan her kuruşun hesabını veren ve o paralara göz dikmeyen milletvekillerini ve herkesi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, vatandaşlarımızın sağlık hakkı Anayasa’mız ile güvence altına alınmıştır, bunu defalarca buradan söyledim. Yurttaşlarımızın sağlığını korumak, koruyamadığı durumda ise onları tedavi etmek anayasal bir görevdir. Kimin görevidir? Devletin görevidir. Devlet adına bu görevi, Sayın Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığıyla birlikte yapar; bu görev ona Anayasa tarafından verilmiştir. Ama Anayasa, Sayın Bakan, size “Git vatandaştan katkı payı al.” dememiştir ve demeyecektir.

Sizin bütçe rakamlarını incelediğimizde, hazırladığınız bütçeyle sağlığımızı korumakla ilgili herhangi bir işlem yapmadığınızı görüyorum. Bakın, Sağlık Bakanlığının 2014 bütçesi 18 milyar civarında, 18 milyar 647 milyon 271 bin lira. Peki, Başbakan ne diyor? Efendim “Biz sağlığa yaklaşık 76 milyar para ayırdık.” Hoppala! Nereden çıktı bu 76 milyar? Hani senin Sağlık Bakanlığı bütçen 18 milyardı. 18 milyar nere, 76 milyar nere? Yine, AKP, bilerek yanlış ve abartılı rakamlar kullanarak halkı yanıltıyor. Nereden geldi bu 76 milyar? Efendim “SGK’nın da harcayacağı paraları biz Sağlık bütçesine  koyduk.” E, be kardeşim, SGK’da biriken paralar kimin parası? Herkesin ödediği vergilerden Millî Eğitime, Millî Savunmaya bütçe ayırıyorsun, sağlığa da ayırıyorsun. Ayrıca, biz, vatandaşlar olarak size sağlık primi ödüyoruz. O primleri biriktiriyorsunuz, SGK’nın geri ödemesini bize “Ben 76 milyar para ayırıyorum.” diye yutturmaya kalkıyorsunuz. Bu gerçekten ayıptır ve hiçbir şekilde kabul edilemez.

Peki, 18 milyar üzerinden gidelim. 18 milyar lirayı nasıl ayırdınız Sayın Bakan? Hani bizim sağlığımızı koruyacaktınız ya, hani vatandaşlarımız hasta olmasın diye uğraşacaktınız ya, bakın, nasıl harcamışsınız: Yüzde 60,5’ini personel giderlerine harcamışsınız, yüzde 30’unu mal ve hizmet giderlerine, sadece yüzde 9’unu yatırıma. Yani, Anayasa’mızın, sağlığın korunması için size verdiği görevi siz olduğu gibi SGK’ya devretmişsiniz. Yani, SGK diyor ki: “Ben, kimin tedavi olacağına, kimin hangi şekilde tedavi edileceğine ve kimi tedavi edip kimi tedavi etmeyeceğine karar veririm Sağlık Bakanı, sen de ancak beni izlersin.” Bu da gerçekten bir hekim olarak beni utandırıyor. SGK diyor ki: “Kapalı ameliyatları ödemem kardeşim, ağrısız doğumu ödemem, bazı kaliteli malzemelerin parasını ödemem, bazı ilaçları hiç ödemem.” Ne yapacak vatandaş? Cepten ödeyecek. Birazdan size vatandaşın cebinden ne kadar para çıktığını da rakamlarla söyleyeceğim. Hepsinden önemlisi, SGK diyor ki değerli arkadaşlarım: “Fark ve katkı payı ödemezseniz hiç kimseye sağlık hizmeti vermem.” Hadi buyurun, Sağlık Bakanı olarak verdirebiliyorsanız verdirin, görelim. Siz iktidara geldiğinizde “Nüfus cüzdanıyla herkes sağlık hizmeti alacak.” derken şimdi “Para cüzdanın yoksa sağlık hizmeti alamazsın.” noktasına getirdiniz sağlığımızı. (CHP sıralarından alkışlar) Maalesef, halk bunu biraz geç anladı ama çok yakında bunun hesabını soracak.

Değerli arkadaşlarım, bakın, ben rakam üretmeyeceğim, Sağlık Bakanının kendisinin ürettiği rakamlardan yola çıkarak bazı şeyler söyleyeceğim. Diyor ki Sağlık Bakanı kendi bütçe sunumunda: “Toplam sağlık primlerinin sağlık giderlerini karşılama oranı yüzde 85.” Yani, ne demek? Vatandaştan topladığın paralarla sen sağlık hizmeti veriyorsun ve verdiğin hizmetin yüzde 85’ini vatandaş prim olarak zaten sana ödüyor. E, bunun üzerine sen katkı payı alıyorsun, katılım payı alıyorsun yani kâra geçiyorsun ve utanmadan… Bu ülkede dolar milyarderi de, asgari ücretlisi de, işsizi de, herkes ama herkes fark ücreti ödemek zorunda kalıyor. İşte bu yüzden bu bütçe adil değildir değerli arkadaşlarım, işte bu yüzden bu bütçe ahlaklı bir bütçe değildir, işte bu yüzden bu bütçe ayrışmalara zemin hazırlayan, soygun düzenini getiren bir bütçe olmuştur.

Bakın, rakamlara devam ediyorum, ne kadar mahcup olacaksınız bilmem ama rakamlar çok net konuşuyor, diyor ki: “Sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılasındaki payı 2001’de yüzde 5,2; 2002’de 5,4; 2012’de 5,4.” Hani artmıştı sağlık harcamaları? Rakam olarak artmış olabilir ama gayrisafi millî hasıladaki yani hepimizin alın teriyle oluşturduğu hasıladaki oranı aynı. Siz halkı yanıltıyorsunuz. 2001’deki 5,2; şimdiki 5,4. Hani artış vardı? Hiçbir şekilde bir artış söz konusu değildir. Merak edenler için söyleyeyim: OECD ortalaması da 9,2 yani neredeyse sizin bütçenizin 2 katı.

Şimdi, önemli bir rakam daha söyleyeceğim -yine Sağlık Bakanının kendi hazırladığı cep kitapçığından aldım- bunu da vatandaşlarımızın dikkatle dinlemesini rica ediyorum. Kişi başına cepten harcama -cebimizden sağlığa ne kadar para harcıyoruz- 2002’de 56 lira, 2012’de 157 lira; 3 katı kadar bir artış var. Bunu Sağlık Bakanının kendisi yayınlıyor. Peki, bu 176’yı 76 milyonla çarptığınız zaman ne kadar ediyor biliyor musunuz arkadaşlarım? 12 katrilyon lira para ediyor. Yani, 12 katrilyon lira parayı siz vatandaşın cebinden her yıl çıkarıp alıyorsunuz. Ha, diyebilirsiniz ki: “Enflasyon vardı, şu vardı, bu vardı.” Buyurun, dolar hesabı yapalım. Dolar hesabıyla 2002’de cepten harcama 37 dolar, 2012’de 87 dolar yani 2,3 kat, dolar bazında da vatandaşın cebinden kendi sağlığına harcadığı parayı artırmışsınız. Yani, vatandaşın cebinden parasını uçuruyorsunuz, sağlık hizmeti olarak geri veriyorsunuz, sonra diyorsunuz ki: “Vatandaşım, beni alkışla, ben sana sağlık hizmeti verdim.” Yok böyle bir şey Sayın Bakan. Siz vatandaşın cebinden aldığınız paralarla bu hizmeti yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu da vatandaşın bilmeye hakkı var ve bu 12 katrilyon lirayı ne yaptığınızı burada çıkıp söylemek zorundasınız.

Buraya kadar anlattıklarım şanslı kesimi ilgilendiriyordu değerli arkadaşlarım yani sağlık sigortası olanları ilgilendiriyordu. Beterin beteri var mı? Var. İşte, buyurun, sağlık sigortası olmayanlar. Milyonlarca insanın sağlık sigortası yok. Niye yok? Ya gelir testini geçemedi; o komik rakamlarınız var ya, asgari ücretin üçte 1’i, ya onu geçemedi veya gelir testi yaptıramadı. O yüzden bu insanlar sağlık hizmeti alamıyorlar. Şimdi, siz, seçimler yaklaştı, milyonlar sağlık hizmeti alamıyor, gördünüz. Ne yaptınız? Af çıkarıyorsunuz. E, yakıştı mı Sayın Bakan, yakıştı mı? Yani, bunca zaman, insanlar… Ben buradan bağırdım: “Ölüyorlar.” İnanmadınız, şimdi inandınız. Ama, ne zaman? Seçim zamanı inandınız. Seçime gelirken bu insanlara af çıkarıyorsunuz.

Üniversitelerin durumu nasıl? Üniversitelerin durumu yani artık anlatmaya dilim varmıyor. Hani siz hoca farkını kaldırıyordunuz, hani siz bıçak parasını kaldırıyordunuz Sayın Bakan? Yeni getirdiğiniz yasayla yeniden hoca farkı getiriyorsunuz. Eskiden, iyi kötü, ahbap çavuş ilişkisiyle, sosyal adaletle, her ne olursa olsun -beni hekim arkadaşlarım çok iyi anlıyorlar- insanlar hocalara ulaşabiliyorlardı. Şimdi, sizin sayenizde, hocalara sadece ve de sadece parası olanlar ulaşıyor, ya hastanede ulaşıyorlar ya özel hastanelerde ulaşıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yaptığınızı kesinlikle halkımız, asla ve de asla affetmeyecektir.

Tam gün ne oldu Sayın Bakan? Hani sizin tam gününüz? Hani tam gün yapacaktınız? Tam günü tam fiyaskoya çevirdiniz. Ne demek hekimlerin yarısı çalışabilir dışarda, yarısı çalışamaz? Üstelik de hocalara diyorsunuz ki: Git dışarı çalış, kazandığının yarısını getir bana, ancak o zaman seninle anlaşırım. Neresinden baksam...

Taşeronlardan söz etmeden geçemem. 2002’de taşeron 10 binler civarında, 2013’te 150 bin civarında ve bu taşeronlar şükrediyorlar “Taşeronuz, Allah’a şükür, yiyecek ekmek buluyoruz.” diye. Ama siz onların emeğini sömürüyorsunuz ve onlar size intizar etmeye devam edecekler Sayın Bakan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Yedinci konuşmacı Özgür Özel, Manisa Milletvekili.

Süreniz sekiz dakika.

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 bütçesi üzerinde, Türkiye İlaç ve Tıbbı Cihaz Kurumunun bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum grubum adına. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP, on bir yıl önce, yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele etmek için gelmişti, kendi söylemi buydu ve bu güzel ülkeyi on bir yılda bir yasaklar ülkesine çevirdi, ülkeyi yoksulluğa, yandaşları paraya boğdu, gırtlağına kadar da yolsuzluğa battı. Bunu  biz söylemiyoruz, bunu, devletin en üst denetim organı olan Sayıştay raporları söylüyor. Tuğla gibi Sayıştay raporları var, 400 sayfa, 700 sayfa. Bunun içinden 6-7 sayfalık özetlerle içindeki yüzlerce yolsuzluk gizlendi. Sağlık Bakanlığı bütçesi de bundan azade değildir. Rahmetli Adile Naşit geldi aklıma, kasaba giderdi “Yarım kilo et ver oğlum, yağsız yerinden olsun.” derdi. Sayın bakanlar Sayıştaya gitmişler ve “Bize 7 sayfa bir rapor verin, yolsuzluk olmayan yerinden olsun.” demişler. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Bakan, bir ülkenin sağlığını sağlık bakanının ve bakanlığının yönetmesi beklenir ama Türkiye’de sağlığın patronajı el değiştirdi, bu işi SGK yapıyor. Ama, hiç fark etmiyor. Siz, SGK ya da Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her biriniz, sağlığı her vatandaşın eşit, ayrımsız ve ücretsiz erişmesi gereken sosyal bir hak olmaktan çıkarıp alınan satılan bir meta, hastaları müşteri, doktoru, eczacıyı, diş hekimini, hemşireyi, sağlık personelini birer köle ve bu güzelim, kutsal hizmet alanımızı bir sektör olarak görüyorsunuz. Temel sorunumuz budur.

Hep son on bir yılla bugünü karşılaştırıyorsunuz. Hodri meydan, karşılaştıralım. Ülkeler sağlık politikalarındaki samimiyetlerinde gayrisafi millî hasıladan yüzde kaç pay ayırdıklarıyla sorgulanırlar. 2002’de rakam yüzde 5,4’tü, bugün getirdiğiniz yine yüzde 5,4. 2002 ile bugün arasında gözle görülür bir fark var: 2002’de OECD ülkeleri arasında sondan 2’nciydik, Meksika’nın önünde, sondan 2’nci. Bugün tablo değişti Sayın Bakan, Meksika bizi geçti, biz sonuncuyuz. Meksika, Sağlık Bakanıyla gurur duyuyor. (CHP sıralarından alkışlar)

17 Aralık 2011’de, bu kürsüye ilk çıktığımda demiştim ki, ilk bütçe konuşmamda: “2001’de, siz gelmeden önce 1 çeşit katılım payı alınıyordu, şimdi 7’ye çıktı.” O günden sonra her bütçede tek tek saydım, 8’e çıktı, 9’a çıktı, 10’a çıktı. Vakit olsa yine tek tek sayarım. Değerli vatandaşlarımız, teyzeler, amcalar ne ödediklerini kendileri biliyorlar ama bugün kürsüye çıkarken 11’incisini de icat ettiniz. Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar, hastaneye gitmeyi kafaya koyduysanız, önce telefonla randevu alacaksınız; randevu almak için telefonu kaldıracaksınız ve 11’inci çeşit para, 25 kuruşla 4,5 lira arasında randevu alma parası. Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar! (CHP sıralarından alkışlar)

Bakınız, bütün ülkeler katılım payı alır. Bu 10 çeşit katılım payından 1 ya da 2’sini alırlar. 10’unun birden alındığı tek ülke Türkiye’dir. Katılım payı hastayı maliyete ortak etmek değildir, katılım payı iğneyi kendine, çuvaldızı devlete batır demektir. Ama yaptığınız iş, yani bir fabrikatörle onun fabrikasında çalışan asgari ücretliden aynı katılım payını almak, ayıptır, günahtır, hastalarımıza yazıktır Sayın Bakan.

Sağlığa ayrılan para az olunca, hastaya yaptığınız gibi, daha başka işler yapıyorsunuz. İlaç fiyatlarını baskılamak için dünyada 8 çeşit yöntem uygulanıyor; referans fiyattan başlıyor, global bütçeye kadar, defalarca saydım. Siz bu 8 yöntemin 8’ini birden uygulayan tek ülkesiniz. Bir 9’uncusunu icat etmişsiniz, kur baskısı, kurda “Deli Dumrul” paritesi. Adam ilacı ithal ederken, etken maddeyi ithal ederken euroyu 2,80’lik güncel kurdan ödeyecek, devlete satarken 1,90 lira ödeyeceksiniz. İşte, bu politikaların sonucunda, ilaç sanayisi, eczacılar ve hastalar zorda. Önemli olan, zaten, hastanın zorluğu. Onun yaşadığı sıkıntı, bazen Trakya’da bir bakanın bir kanser hastası genç kadının cebine para sıkıştırmasıyla, bazen de gözü yaşlı bir annenin, babanın, evladın eczane eczane kanser ilacı arayıp bulamamasıyla karşımıza çıkıyor.

Bunların hepsini bundan yirmi ay önce, 2012’nin Martında verdiğim bir soru önergesinde ifade etmiştim, dedim ki: “Şu kanser ilacı, içine nişasta ve tuz konarak şurada üretiliyor, bütün dünya ve hastalarımız zehirleniyor.” Komik bir cevap geldi bana, “Eczanelerden alsınlar.” diye. Bulunmayan kanser ilaçları yüzünden vatandaşlarımız denize düştüler, yılana sarıldılar. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir operasyonla 70’e yakın kişi gözaltına alındı. Daha ilk gün 96 hasta “Benim annem, babam bu ilaç yüzünden ölmüş olabilir.” diye gitti. Gerçek rakamın 5 bin olduğunu iddia ediyorum, iddialarım iki sene önceki gibi bugün de kanıtlanacaktır Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Vekile inanmıyor onlar, vekile inanmıyorlar, hemşireye inanıyorlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sağlığa ayrılan bütçeden bahsettim. Sağlığa eğer az bütçe ayırırsanız, işte burada konuştuğumuz şeyler olur. Bazen kuvözde yeni doğmuş bir bebekten, bazen, maalesef, ölümü bekleyen bir yatalak hastanın yakınlarına, bazen Ziraat Bankasında emekli maaşını çekerken 800 liralık emekli maaşının 250 lirasının ilaç ve hastane kesintisine gitmesine, bazen yeni mezun bir doktorun, yeni mezun bir eczacının hastasıyla karşı karşıya gelmesine, mesleğini yapmak yerine sizin bu politikalarınızı anlatmak mecburiyetine, bazen gerginliklere, bazen darplara sebebiyet veriyor.

Dünya bir yere doğru gidiyor. Dünyanın gittiği yerde bilimsellikteki gelişmeler, teknolojik gelişmeler, İnternet teknolojisi, iletişim teknolojisi, bunlar birtakım olanaklar sağlıyor.

Bir zaman treninin içindeyiz. Tren giderken siz de bazen ileriye, bazen geriye yürüyorsunuz. Sonra, trenden dışarı bakıyorsunuz Sayın Bakan, “Ne kadar hızlı koşuyorum.” diyorsunuz. Ama bizi kandıramazsınız, hepimiz aynı trenin içindeyiz ve sizin, trenin içinde yavaş yavaş yürürken o dışarıya bakıp kendinizi kandırmanızı biz yemiyoruz. Bazen yanlış politikalarla geri geri gidip sonra trenin sizi götürdüğü yerle övünüp “İyi bir yere geldik.” diyorsunuz.

Şimdi, şu kadarını söyleyelim; teknolojik gelişme, bilimsel gelişmeler, iletim teknolojisi, çağın bizatihi kendisi treni bir yerlere doğru götürüyor olabilir ama geldiğimiz noktada şunu ifade etmek istiyorum Sayın Bakan…

(Hatip, hareket memuru şapkası takıp eline hareket diski aldı)

Geldiğiniz durak son duraktır. (CHP sıralarından alkışlar) Size vatandaşımız “Dur artık!” diyor. Artık, sağlıkta talan dursun! Artık, özelleştirmeler dursun! Hasta hakkı ihlalleri dursun! Hekim ve eczacı intiharları dursun! Sağlık politikaları halktan yana olsun!

Sayın Bakan, size “Dur.” yanıyor, partinize “Dur.” yanıyor! (CHP sıralarından alkışlar) Ama, bakın, arkada, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna “Yolunuz açık olsun.” diyor.

Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Her şeye cevap verecek mi, Sayın Başkan! Böyle bir usul yok bütçede.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hatip, konuşmasında “AK PARTİ Grubu gırtlağına kadar yolsuzluğa bulaşmıştır." dedi.

Efendim, haksız bir sataşma, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ama Sayın Başkan, Bakan cevap verecek.

BAŞKAN – “Grubu” diyor ama.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “AK PARTİ” diyor.

BAŞKAN – “Hükûmet” dese ona verecektim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Böyle bir usul yok ama.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Bakan cevap verecek.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “AK PARTİ Grubu” diyor arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Çok değerli arkadaşlar, tabii, Özgür Bey arkadaşımız çok iyi bir belediye başkanı ya da çok iyi başka bir şey olabilir.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Gırtlağına kadar da sen anlat bakalım, dinleyelim.

AHMET AYDIN (Devamla) - Burada şov yaparak bu işler çözülmüyor.

Bir de halkımız her şeyi çok iyi biliyor, her şeyi, hepimizi çok iyi izliyor. Bir defa, bahsettiğiniz Adile Naşit eğer bir dönemi anlatıyorsa -AK PARTİ döneminde yaşamıyordu, rahmetli oldu- anlatsa anlatsa CHP dönemini anlatmıştır, onu söylemek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senin dedenin dönemini anlattı, senin dedenin!

AHMET AYDIN (Devamla) - İkincisi: Bütçemiz sonuna kadar adil, ahlaklı bir bütçedir, insan odaklı bir bütçedir. Bu bütçede eğer yolsuzluk olsaydı…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayıştay raporları gelirdi olmasaydı!

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan neye cevap verecek Ahmet Bey ya!

AHMET AYDIN (Devamla) - ...bu bütçeyle, sağlık bütçesiyle on bir yılda 650 adet hastane yapamazdık. Eğer yolsuzluk olsaydı bu bütçede 2.243 adet sağlık tesisi yapamazdık.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, Bakan neye cevap verecek?

AHMET AYDIN (Devamla) - Eğer yolsuzluk olsaydı -önemli olan vatandaşın memnuniyeti- vatandaşın memnuniyeti yüzde 39’lardan yüzde 75’lere artmazdı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ya, Ahmet Bey, Sayın Bakan cevap veremiyor mu?

AHMET AYDIN (Devamla) - Vatandaş kime yeşil ışık yakıyor? Sandığa gittiğiniz zaman kime oy veriyorsa vatandaş o partiye yeşil ışık yakıyordur. Burada şov yaparak olmuyor bu işler.

Yine, değerli arkadaşlar, vatandaşın sağlığa harcadığı paradan bahsedildi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, ama böyle olmaz ki. Sayın Bakan gelip burada cevap verecek.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan ne anlatacak?

AHMET AYDIN (Devamla) - Bakın, sağlık harcaması sebebiyle yoksullaşan hane sayısına baktığımızda, 2002’de 80 bin hane varken…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakana güvenmiyor!

AHMET AYDIN (Devamla) - …sağlık harcaması nedeniyle yoksullaşan 80 bin hane varken, nüfus arttı ama sağlık nedeniyle yoksullaşan hane sayısı 14 bine düştü, 80 binden 14 bine biz düşürdük.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pardon, Bakanlar Kurulu mu değişti!

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ahmet Bey Bakan olabilir!

AHMET AYDIN (Devamla) - Yine Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksi’ne gidip baktığınızda, 2002’de 102 ülke arasında 65’inci sıradayken Türkiye yolsuzlukta, bugün gelinen noktada, 177 ülkede 53’üncü sıradayız arkadaşlar.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hepsi çıkmıyor ki, söylüyoruz, söylüyoruz çıkmıyor. Turizm Bakanlığında yolsuzluk dosyaları ortadadır.

AHMET AYDIN (Devamla) - Arkadaşlar, yine bütçeyle alakalı olarak, denetimi uluslararası standartlara AK PARTİ getirdi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hele bir iktidardan gidin ne yolsuzluk dosyaları çıkacak. Yüzlerce var, yüzlerce!

AHMET AYDIN (Devamla) - İlk defa, askerî mallar, belediyenin iktisadi teşekkülleri, sosyal güvenlik kuruluşları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Devamla) - …tüm yan kurum ve kuruluşları AK PARTİ döneminde denetime tabi tutuldu diyorum.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Allah izin verirse göreceğiz hepsini.

AHMET AYDIN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, Sayın Grup Başkan Vekili konuşmama cevaben yaptığı konuşmasında gerçekleri çarpıttığımı ve anlatsam anlatsam başka bir dönemi anlattığımı söyleyip, bunun dışında da daha pek çok ithamla hem tarafımız hem grubumuz itham edildi. Müsaade ederseniz cevap vermek istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İtham yok ya!

BAŞKAN – Mesela, başka pek çok itham nedir?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Şahsına yönelik bir ithamımız yok.

BAŞKAN – Başka pek çok itham nedir Sayın Özel?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Orada anlatacak efendim, orada!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayrı ayrı anlatayım efendim.

Şimdi, ilk olarak, kendisi, beni gerçekleri saptırmakla…

BAŞKAN – Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …doğruları konuşmamakla…

BAŞKAN – Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Devam etmememe gerek var mı?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet, var.

BAŞKAN – Peki, gelin.

İki dakika, sataşmadan, Sayın Özel.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo Başkan, işte bu ya!

6.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nede-niyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bir milletvekili açısından, konuşmasını yaptıktan sonra iktidar partisi grubu böyle ayağa kalkıyorsa, sayın bakanlar vücut dilleriyle kimyalarının bozulduğunu gösteriyorsa ve iktidar partisi grup başkan vekili çıkıp altmış-yetmiş sene öncesine kadar gidip laf atmaya çalıyorsa yapılan muhalefet yerine varmış demektir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, “Vatandaşın ödediği paraları siz daha iyi bilirsiniz.” dediniz ya, efendim, şöyle izah edelim: Siz gelmeden önce, vatandaş; raporlular hiç para ödemezdi, emekliyse yüzde 10, çalışırsa yüzde 20 öderdi.

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Yapma Allah aşkına!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şimdi, ekranları başındaki teyzelerim, amcalarım… Allah için, ben söyleyeyim, onlar ya bana ya size hak versinler. Teyzeciğim, sen bu fiyat farkı dışında muayeneye devlet hastanesine gittiysen 5 lira, özelde gittiysen 12 lira daha para ödüyorsun, Ahmet Bey “Ödemiyorsunuz.” diyor. Reçete başına 3 lira daha para alıyor senden eczane, Ahmet Bey “Almıyoruz.” diyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Eskiden vatandaş cenazesini morgdan alamıyordu, alamıyordu!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bırak, bırak…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Eş değer ilaç… “Yazılan ilacını devlet ödemiyor, en ucuzunu veriyor teyzeciğim, farkı sen vereceksin.” diyor eczacı, Ahmet Bey “Fark vermiyorsun.” diyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Cenazesi morgda rehin kalıyordu.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – “3 kalemden çok ilaç yazılmış amcacığım, her biri için 1 lira daha vereceksiniz.” diyorlar, Ahmet Bey “Böyle bir para almıyoruz.” diyor.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yalan söylüyor!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Özel hastaneye gidince fark ücreti istiyorlar, Ahmet Bey “İstemiyoruz.” diyor. “Tetkiklerin hepsini devlet ödemiyor, 26 lira daha verirsen hepsi olur amcacığım” diyorlar. İsmail Amca. Ahmet Bey “Yok böyle bir şey.” diyor. “Muayeneye erken geldin, on gün içinde 2 kere aynı dahiliyeciye, aynı branşa gidemezsin, bütün muayene parasını sen ödeyeceksin.” diyorlar, Ahmet Bey “Lafı mı olur?” diyor. MR isteniyor, üç günde gelecek, üç ay sonraya gün, öncelikli tetkik için para isteniyor ve istisnai sağlık hizmeti… “Dizine bir delik açıp, buraya bir delik açıp kansız ameliyat için para, yoksa baştan aşağı yararız.” diyorlar. Ahmet Bey “Yok böyle bir şey.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – O haklıysa ona inan, ben haklıysam bana inan amcacığım. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın, sizi dinliyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben cevap vermeyeceğim, yalnız tutanaklara geçmesi açısından söylüyorum; (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir sessiz olalım. Sayın milletvekilleri, lütfen, bir sessizlik, Sayın Aydın’ın kayda geçmesi gerekiyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kimin doğru söyleyip söylemediğini halkımız iyi biliyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bilmiyorlar da söylüyoruz işte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Zaten, halk yeşil ışık yakmadığı için burada kendi kendilerine yeşil ışık yakmaya çalışıyorlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, bak, halkın ışığı burada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Âdeta oyun oynuyorlar burada. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ederiz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ahmet Bey de bakan değişikliğinden dolayı Hükûmet adına konuşuyor!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ahmetçiğim, sana daha sıra var, acele etme.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakanlar Kurulundaki değişiklik bir an önce yapılsın efendim. Yani iyi olur, faydalı olur.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Sekizinci konuşmacı Hülya Güven, İzmir Milletvekili.

Süreniz yedi dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2014 yılı bütçe kanunu tasarısı ile ilgili olarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu hakkında grup adına görüşlerimi bildirmek üzere bulunuyor, saygılarımı sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, aslında, burada gördüğümüz, sağlık hizmeti denince, nedense hep binalar akla geliyor ve binalar anlatılıyor; insan, hasta, hekim, sağlık çalışanları yok içeriğinde.

Sayın milletvekilleri, bütçeye baktığımızda, Halk Sağlığı Kurumu bütçesinin 2014 yılında 6 milyar 874 milyon lira, Kamu Hastaneleri Kurumunun 9 milyar 29 milyon lira, Sağlık Bakanlığının ise 2 milyar 530 milyon lira olduğunu görüyoruz. Yani, Sağlık Bakanlığının bütçesi Kamu Hastaneleri Kurumundan ve Halk Sağlığı Kurumundan küçük. Harcama kalemlerine baktığımız zaman ise daha çok, personel ve taşıt alımı. Yine, bütçede Sağlık Bakanlığının ayrı, Halk Sağlığı Kurumunun ayrı, Kamu Hastaneleri Kurumunun da ayrı kalemler hâlinde olduğunu görüyoruz. Yani, Sağlık Bakanlığı yok ediliyor herhâlde, önce bütçesi küçültülecek, sonra kendisi ortadan kaldırılacak. Aile hekimleri, aşılamalar, bulaşıcı hastalıklar, ikinci basamak hastaneler, daha birçok hizmet Halk Sağlığı Kurumuna bağlanmış. Onun için, zaten kızamık, çocuk felci Türkiye’de yaygınlaştı ve Bakanlık hiçbir önlem alamadı. Yalnızca 2013 yılında 7 bin kızamık vakası bildirilmiş. Aşılamalar yine Cumhuriyet Halk Partisinin önergeleriyle hatırlandı. Ama ne gördük? Valilikler AVM’lerde istasyon açıyorlar, aşılamalara başladılar. Sağlık sorunlarını herhâlde valiler çözecek artık. Kim aşılandı, kim aşılanmadı belli değil. Bugün bilinen en az 1.500 kızamık sekeli olan çocuk var. Yarın da çocuk felcinin sekellerini göreceğiz. Sağlık Bakanımız Sayın Müezzinoğlu biliyor mu acaba? Önlem alınıyor mu? Sanmıyorum. Çünkü görev onun değil, Halk Sağlığı Kurumunun.

Aslında esas olan, sağlık hizmetinin hastanın ayağına gitmesidir, bunu biliyoruz. Siz tam tersini yapıyorsunuz, hastalar sağlık hizmeti almak üzere gidiyorlar ama nasıl gidiyorlar? Kilometrelerce yol katederek. Çok övündüğünüz, şehrin bir ucuna yapılan şehir hastanelerine hasta nasıl gidecek, düşünülmüyor. Sayın Başbakan şehir hastanelerinden bahsediyor. Şehir hastanelerinde neler var? Nitelikli odalar, anneevi, konukevleri, yürüyen bantlı koridor, merdiven, yeşil çatı, gri su sistemleri, kongre merkezi,  lokanta, kafe, restoran, daha birçok ek sayabiliriz. Bir hastane için tüm bunların olması elbette istenir ama bir şey unutulmuş Sayın Bakanım: Hastaya hizmeti kim veriyor? Binalar mı yoksa içinde çalışan sağlık emekçileri mi? Sağlık emekçilerini yok sayıyorsunuz. Engellilere, kanser hastalarına, lösemili çocuklara nasıl sağlık hizmeti verilecek, hiçbir şekilde bunlar yok, bunlar anlatılmıyor. Bugün kemik iliği nakli yapılamıyor, “Ödenek yok.” deniyor. Hastanelerde tuvalette hastalar ölüyor ancak iki gün sonra fark ediliyor.

Sayın milletvekilleri, Halk Sağlığı Kurumu ile Kamu Hastaneleri Kurumunun görevi, aslında Sağlık Bakanlığını yok ederek tüm sağlık çalışanlarını sözleşmeye geçirmek ve sağlıkta taşeron sistemine tümüyle geçilmesini sağlamak, öyle anlaşılıyor. Sağlık taşeronlaşırsa bugün 1 hasta unutulur, yarın 5 hasta, öbür gün 10 hasta. İşte, sağlıkta dönüşüm ile getirilen, gördüğümüz gibi, paramız varsa sağlığımıza kavuşacağız demektir. Bugün engelliler bile tıbbi malzemelerini alamamaktadırlar.

Sayın milletvekilleri, Kamu Hastaneleri Kurumu ve Halk Sağlığı Kurumunun kuruluş amacına baktığımızda “Yurttaşlara hesap verme açıklığının sağlanması için yeni anlayış getirmek.” olarak tanımlandığını görüyoruz. Ancak, size 27/9/2013 tarihli Sayıştay Denetim Raporu’nu okumak istiyorum, bu üç kurum için de geçerli: “Kamu idaresi mali tablosu” başlığı altında “Kurumda, Sayıştay tarafından 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 8’inci maddesine dayanarak hazırlanan ve gönderilmesi gereken defter, tablo ve belgeler 2012 hesap dönemi için istenmiş ancak temin edilemediğinden denetim yapılamamıştır.” denmektedir. Açıklık bunun neresinde? Siz verdiğiniz sözleri tutmuyorsunuz, harcamalarınızın denetiminden kaçıyorsunuz, bu anlaşılmaktadır.

Seçimlerden önce “Özel hastaneler bedava.” deniyordu ama şimdi yüzde 200 katkı payı alınmaya başlandı. Katkı payını hangi hastaneler alıyor? Büyük hastaneler, A sınıfı hastaneler. Çünkü o hastanelere gidebilen hasta için katkı payının önemi yok. Küçük hastaneler ise daha az katkı payı almaya çalışıyor ama bugün, onlar kapanıyor artık, hekimler dâhil, sağlık çalışanları açıkta kalıyorlar. Yani, hastaların parası varsa tedavi olabilecekleri güne geldik.

Şimdi, Halk Sağlığı Kurumu üç yazı yollamış temmuz ayında, hastanelerin engelsiz hâle gelmesi için. Ama yapıldı mı? Yapılmadı.

Getirilen 4+4+4 sistemiyle, açık öğretim kandırmacasıyla eğitimsiz, bilgisiz, sağlıksız, yoksul ve işsiz bırakılan yurttaşlar binalarla kandırılıyorlar.

Şu anda, sağlık çalışanlarının yerine kimler gelecek? Afrika’dan, Türki cumhuriyetlerinden sağlık elemanları, yöneticiler. Bu bütçe herhâlde onlar için hazırlandı.

Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, parti grupları adına yapılan konuşmalar sona ermiştir.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN –  Buyurun.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Söz istiyorum Sayın  Başkanım, cevap vermek için.

BAŞKAN –  Ne gerekçeyle?

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sataşmadan dolayı efendim.

BAŞKAN –  Kime karşı? Ne için?

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Hanımefendi, Sayın Fatma Şahin’in yerine talip. Bakan olmak istiyor arkadaş.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Oturum geçti, oturuma ara verdiniz Başkan, geçti.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Faruk Bal, kürsüde ismime binaen… “Cevap versin.” dediği için, izin verirseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN –  Açıklama vereyim, yerinizde oturun. Yeni bir sataşmaya neden olmayın.

Bir dakika süre, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın, Konya Milletvekili Faruk Bal’ın sataşma nede-niyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, ben yeni bir sataşmaya mahal vermeyeceğim.

Faruk Bal Bey’e teşekkür ediyorum, hem tutanakları isteterek hem de cevap vermemi isteyerek bir yanlış anlaşılmayı engellemeye sebep olmuştur. Çok teşekkür ediyorum.

Ben konuşmaya başladığımda, tarafları bir araya getirecek bir espri, bir fıkra anlatarak söze başladığımda “Gözünüze dizinize dursun, terbiye sınırları içerisinde konuşun, çok çirkin, ayıp ya” gibi söz ve sataşmalara muhatap olunca bugün, hanım milletvekillerinin Meclis içinde sözlü, yazılı vesaire, gösterilen şiddet eğilimlerine karşı bir tavır sergilemek için boynumuza verdikleri kırmızı şalı göstererek “Yahu, kırmızı battaniye giysek de faydası yok.” diye bir espri yapmak istedim. Yanlış anlaşılmak istemem.

Bu fırsatı verdiğiniz için size de teşekkür ediyorum.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Hepinizde kırmızı şal var, neden?

BAŞKAN –  Teşekkür ederim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, şimdi, Halide Hanım benim konuşmam nedeniyle bir söz alarak konuştu ve “Gözüne dizine dursun.” diye telaffuz ediyor. Bunları kim söylemiş, bunu ben mi söylemişim? Ali’nin takkesini Veli’ye geçiriyor, söz hakkı istiyor, olur mu?

BAŞKAN – Tutanaklarda her şey belli Sayın Bal, yazılı tutanaklarda.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, şahısları adına konuşmalara başlayacağız.

Lehinde olmak üzere Bedrettin Yıldırım, Bursa Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Bedrettin Bey.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşmelerine devam edilen kanun tasarısı üzerine şahsım adına lehte söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızda da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Her Türk vatandaşı Anayasa’mızdaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme, maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahiptir ancak AK PARTİ hükûmetleri iktidara gelinceye kadar, Anayasa’nın bu anlayışı yerine jakoben, dayatmacı, milletini hakir gören, baskıcı bir anlayışla idare edilegelmiştir. AK PARTİ iktidara geldiğinde Anayasa’nın “sosyal hukuk devlet” anlayışını hayata geçirmiş, bir dizi sosyal projeyi milletimizin hizmetine sunmuştur.

Özellikle, milletimizden kırmızı kart görenlerin burada bize kırmızı kart göstermeleri nafile. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Milletimiz 8 kere kırmızı kart gösterdi. Esasen, 1950’den bu tarafa iki yakası bir araya gelemeyenlerin bugün, bize burada kırmızı kart göstermesi beyhude. 9’uncu kırmızı kartı da inşallah, 30 Martta göreceksiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, iktidarımız, öğrencilere bedava ders kitabı vermekten, fakir fukaranın gıda gelirini karşılamaktan, ihtiyaç sahibi insanlarımızın tedavi giderlerini karşılamaya kadar bir dizi sosyal proje hayata geçirmiş, askere giden insanlarımızın geride kalanlarına, eşlerine ya da anne babalarına aylık yardımları artırmış, 10 milyona yakın öğrencimize 6 milyar civarında destek vermiş, bütün illerde üniversiteler kurarak çocuklarımızın en yakınında…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hepsini işsiz bıraktınız.

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) - …üniversite eğitimi almasına destek vermiş, öğrenci yurtlarını yaygınlaştırmış ve öğrencilere yurtlarda sabah kahvaltısını bedava vermeye başlamış, yine, ihtiyaç sahibi kişilere  16 milyon ton, ihtiyacı olan kişilere yakıt yardımı sağlamıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kömür, kömür… Oradaki yolsuzluğu biliyor musunuz, kömürdeki?

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) – Engelli vatandaşlarımıza bir dizi yardımlar sunmuş, yoksul vatandaşlarımıza, ödeme güçlerini aşan ilaç ve tedavi giderlerini bizzat Hükûmetimiz karşılamış, sağlık sektöründe ayrımcılığa son vermiş, SSK ve devlet hastanelerini birleştirmiştir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Atı alan Üsküdar’ı geçti! Anlatıyor… Malı götürüyor kömürcüler!

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) - Değerli milletvekilleri, doğal afetlerden zarar gören vatandaşlarımızın yararlarını en kısa sürede sarmanın yollarını AK PARTİ iktidarları sağlamış, eşi vefat eden kadınların kendilerine, askere giden çocuklarımızın anne babalarına yardımı AK PARTİ iktidarları döneminde artırmış ve bugün 500 liraya çıkarmıştır. Evlilik hazırlığı yapan gençlere, ailelere, çocuklara, dul ve yetimlere her çeşit desteği AK PARTİ iktidarları sağlamıştır.

Değerli milletvekilleri, iktidara geldiğimizde, o günkü seçim beyannamelerini kamuoyuna açıklayan partiler, 1 milyon çiftçinin Ziraat Bankası ve tarım   kredi kooperatifleriyle davalı olduğunu ve “Bu çiftçileri siz stadyumlara mı dolduracaksınız?” diye kampanyalar yürüten partililer, o günün partilileri… AK PARTİ iktidara geldiğinde bu 1 milyon çiftçinin yaklaşık 1,5 katrilyon borcunu yapılandırdı, faizlerini sildi…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Namusuyla ödeyenler suçlu mu oldu?

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) - …ve bugün, bu kadar büyük bir meblağ veren tarım kredi ve Ziraat Bankası, ne yazık ki sizin dediğiniz gibi değil, artık çiftçilerle bir barış anlaşmasını yapmış, çiftçilere istediği krediyi ulaştırmıştır.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Hangi çiftçi?

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) - Bugün ulaşılan kredi miktarı 20 milyar TL’yi aşmıştır ve bu kredinin geri dönüşü de yüzde 98’lerdedir. Hiç burada abartı yapmayın. Burada konuşan muhalefet partilerinin sözcüleri, sanki bir başka ülkede kendilerini anlatmaya çalışıyorlar.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Geçen sene ayçiçeği 1,5 liraydı, bu sene 1 lira oldu!

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) – Bugün, Türkiye Cumhuriyeti devleti çiftçisinin yanındadır, milletinin yanındadır.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Siz yanıltıyorsunuz milleti!

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sen inanıyor musun?

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Vekilim, seçime az kaldı!

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) - 2002 yılında kullandırılan kredi sadece 1 milyar civarındadır, verilen destek 1.800 trilyondur. Bugün verilen destek 9 katrilyona çıkmıştır, kullanılan kredi 20 milyardır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne kadarı icrada, yüzde kaçı icrada?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Yıldırım, doğruyu söylemiyorsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yüzde kaçı icrada, yüzde kaçı icrada?

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Doğruyu söylemiyorsun, doğruları söyle.

BEDRETTİN YILDIRIM (Devamla) –Kapatılmayla yüz yüze gelen tarım kredi kooperatifleri de bugün 5 milyar kredi kullandırmaktadır çiftçilere ve Türkiye’de bir marka olmuştur, çiftçinin dostudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

Ben bu duygularla bütçenin hayırlar getirmesini diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) - Yem kaç para? Yem, gübre, ilaç ne oldu? Onları söyle. Mazot kaç para?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ya, hiç tarıma değinmedin!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın hatip konuşmasında partimizi kastederek “iki yakası bir araya gelmeyenler” demek suretiyle partimizin şahsi kimliğine hakaret etmiştir.

BAŞKAN – Partinizi mi kastetti?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Evet.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çıkıp özür dilerse söz talebim olmaz.

AHMET YENİ (Samsun) - İki yakası bir araya gelmeyen siz misiniz?

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Partiyi kastetmedim, neyse doğru, onu söyledim.

BAŞKAN – Partiyi kastettiyse…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Öyle anladık biz, CHP’yi kastetmediniz mi?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Üzerinize almayın, niye üzerinize alınıyorsunuz?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Niye üzerinize alınıyorsunuz? CHP demedi.

ENGİN ALTAY (Sinop) - CHP’yi kastetmediyse söz istemiyorum ama çıksın, ayağa kalksın, söylesin, “CHP’yi kastetmedim.” desin.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Hayır, hayır… CHP’den bahsetmedim ben.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir dakika söz verin Sayın Başkan, söylesin.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Niye üstünüze alınıyorsunuz? CHP demedi.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Vekilim, kalkın, CHP’yi kastetmedim deyin, bu kadar basit.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Ya, biz bunları konuştuk, CHP demedim, üzerinize almayın.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Tamam, konuşmuyoruz o zaman.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben bizzat sizi kastetmiştim dese kırmızı gösteririz. Arkasında duramıyorsun sözünün.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Parlamento dışı muhalefet olacaksınız.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Sayın Başkan, müdahale eder misiniz.

FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bal, buyurun.

FARUK BAL (Konya) – Sayın hatip, belli belli besbelli ki CHP’yi kastederek “50’li yıllardan itibaren iki yakası bir araya gelemeyenler” dedi. Şimdi de “Ben sizi kastetmedim.” diyor, muhalefette biz de varız, demek ki bizi kastetti. Ben söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen…

FARUK BAL (Konya) - Ama efendim, bize doğruyu söylesin.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Ya, kimi kastettin Hocam, söyle kurtulalım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – AKP’yi, kendi partisini!

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri…

FARUK BAL (Konya) – Kalkın, bizi de kastetmediyseniz söyleyin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, izin verir misiniz.

Yani, buradaki, kürsüdeki her konuşmacıdan sonra sataşmadan diye söz almak 69’uncu maddenin ruhuna uygun değil diye düşünüyorum. Bu şekilde hareket edersek iktidar partisinin konuşmacılarının burada hiç konuşmaması gerekiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bir kasıt varsa kimi kastettiğini açıklasınlar.

FARUK BAL (Konya) – Efendim, desin ki “MHP’yi kastetmedim”, ben söz talebimden vazgeçeceğim.

BAŞKAN - Ne yapıyorsunuz Sayın Yıldırım?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Laf olsun diye konuştu Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kimseyi hedef aldığını söylemedi. Hedef almadığını söyledi Sayın Bal.

Teşekkür ederim.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Başarısız muhalefeti kastetmiş Sayın Başkan. Yani kendilerini başarısız addediyorlarsa söylesinler.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - AKP’yi kastetti, AKP’yi! Kendi partisini söyleyemedi açık açık.

SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, bunda ne var, iki yakası bir araya gelmiyorsa nefes alırlar, daha iyi. Allah vermesin.

BAŞKAN - Teşekkür ederim sayın milletvekilleri.

Şimdi, Hükûmet adına konuşmalara geldik.

İlk söz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker’de.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi beş dakika.

Sayın milletvekilleri, sessizliği muhafaza edersek…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakanlığımın ve Bakanlığımın ilişkili kuruluşu Tütün ve Alkol Piyasası Üst Kurulunun 2014 yılı bütçesi vesilesiyle huzurlarınızdayım.

Ben, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, sadece gelecekteki projeleri, Türk tarımının geleceğini tartışmayı, bunu konuşmayı, sadece bunun üzerinden değerli milletvekillerime hitap etmeyi arzu ederdim ama maalesef, bütün konuşmacılar çıktıklarında, burada, işte, şöyle battı, böyle battı, tarım şöyle öldü, böyle öldü deyince, ister istemez, on yıl içerisinde yapılan çalışmaları kayıtlara geçmesi açısından, milletimizin zihninde yanlış bir izlenim oluşmaması için bu şekilde anlatıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten biz bütçeyi konuşmuyor muyuz, on yıllık kalkınma planını   konuşuyoruz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bizim 2002’yle ilgili sürekli oraya vurgu yapmamızın sebebi de esasen, o tarihten sonra hangi noktada devraldık ve ondan sonraki gelişme nedir, bu gelişmeyle ilgili hem tarihe not düşmek hem milletimize ve yüce Meclise hesap vermek sadedindedir, onun dışında bir düşüncemiz yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektörü, hükûmetlerimizin icraatlarıyla, 1960’tan sonra ilk defa, son 10 yılın 9’unda pozitif büyüme göstererek en istikrarlı dönemine ulaştı. Tarım hasılasını 23,7 milyar dolar, kişi başına gelirini 1.064 dolardan devraldığımız sektör, 62 milyar dolar toplam tarım hasılasına ve 3.591 dolar kişi başı gelire sahip güçlü bir konuma yükseldi. On yıl önce, tarımsal hasıla itibarıyla Türkiye, tarım sektöründe dünyada 11’inci sıradaydı, Avrupa’da 4’üncü sıradaydı; 2008 yılından bugüne dünyada 7’nci, Avrupa’daysa 1’inci sıradaki konumunu korumaktadır. Bu yükseliş OECD, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) gibi birçok uluslararası kuruluşun yayınladığı raporlarda da teyit edilmiş ve ifadelendirilmiştir.

Tarım ihracatı 4 milyar dolardan 16 milyar dolara yükseldi. Son on yılık dönemde, gıda maddeleri dış ticaretinde Türkiye'nin toplam dış ticaret fazlası 41 milyar dolardır, yani –pozitif, ilave- Türkiye satın aldığından 41 milyar dolar fazlasını dünyaya satmıştır. Toplam olarak da on yıllık süre içerisinde sanayinin kullandığı ham maddeler dâhil yani lastik sanayisinin kullandığı kauçuk, selüloz, kâğıt, kereste, tekstil endüstrisinin kullandığı lif dâhil olmak üzere, bunları da dâhil ettiğimizde, yine son on yıl içerisinde toplam tarım ihracatımız toplam ithalatımızdan daha büyüktür. Gıdada hassaten çok büyük bir fazlamız var ama toplamda, bütün tarım sektörü itibarıyla da yine pozitif durumdayız.

Burada, tabii, dile getirildiği için söylüyorum, 2002 yılında Türkiye 161 ülkeye 1.480 gıda maddesi, gıda ürünü, tarım ürünü ihraç ediyordu, bugün 188 ülkeye 1.663 ürün ihraç eder noktaya gelmiştir. Şimdi, zaman zaman “Türkiye şunu da ithal ediyor, bunu da ithal ediyor…” Bize gelince katma değeri dikkate almayan, ihracatı hiçbir şekilde dikkate almayan bazı arkadaşlar mesela Hollanda’nın ihracatını övmektedirler. Hâlbuki, Hollanda 12 milyar dolar tarım istihsaline, üretimine sahip, 72 milyar dolar ithalat yapıyor, tarım ithalatı, bunu işliyor ve dünyaya ihraç  ediyor. Şimdi, biz, buna benzer bir şey yaptığımızda, örneğin 2,4 milyar dolar, 804 bin ton lif pamuk -tekstil için- ithal edip bunu 8,7 milyar dolar ürüne, ihracata dönüştürdüğümüzde de “Vay, Türkiye, ithalat yapıyor, Türkiye  bu hâllere mi düştü?” denilmektedir. Buğday için de…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Pamuk ithal etmiyor muyuz Sayın Bakan? Lütfen, çarpıtmayın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Büyüdü, büyüdü…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) -  Düze çıkarın Türkiye’yi, niye çıkarmıyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –  Büyüdü, büyüdü…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Pamuk ithal ediyor muyuz, etmiyor muyuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O zaman Türkiye’nin gücü yoktu.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Nasıl gücü yoktu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O zaman Türkiye’nin gücü yoktu.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Pamuğunu da ithal ediyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Türkiye’nin sanayisi de, Türkiye’nin tekstili de büyüdü. O zaman, Türkiye’nin ihracatıyla bugünkü ihracatı farklı. İhtiyaç farklı.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Çiftçi ağlıyor, çitfçi. Çiftçinin ağlamasına bir şey söyle Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Buğdayda da öyle, buğdayda da öyle.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Çiftçi ağlıyor, çiftçi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, dünya buğday ihracatında…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu nasıl Tarım Bakanı ya? Fransa’nın Tarım Bakanı!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …bizim Hükûmetimiz döneminde, dünyanın 1’incisi veya 2’ncisidir 2005 yılından bu yana.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 23 milyon ton buğday ithal ettiniz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz devraldığımızda, Türkiye, buğday unu ihracatında dünyanın 11’incisiydi, 11’incisi. 11’incilikten biz aldık Türkiye’yi 1’inciliğe, 2’nciliğe taşıdık. Bundan sonra da devam edeceğiz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan, 23 milyon ton buğday ithal ettiniz mi, etmediniz mi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Arkadaşım… Değerli Arkadaşım, onun sebebi şu: O, sanayicinin kullanacağı ham madde. Sen ihtiyaçtan dolayı değil…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Öteki taraf da alıyor…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sen ihtiyaçtan dolayı değil, ihraç etmek üzere yapıyorsun. İhraç etmek üzere bunu ithal ediyorsun.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Hastalıklı buğday ithalatına niye izin veriyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki tarım dünyanın birçok ülkesinde, demin bir arkadaşımız söyledi… İşte, Yeni Zelanda mesela tarıma destek vermez, tamamen liberal şartlarda üretim vardır. Ama, onun dışında dünyanın birçok ülkesinde, gücü yeten ülkelerin tamamı tarım sektörlerini desteklemektedir. Biz de destekliyoruz ve devraldığımız noktadan bugüne de 5 kat destekleri artırdık çünkü 1,8 milyar dolardı şu anda 9 milyar, şu anda 9 milyar…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Çiftçiden aldığınız vergi ne kadar? Çiftçinin kullandığı mazottan aldığın vergi 10,5 milyar.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) - Çiftçiden aldığınızı yandaşa veriyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bak, bu doğru değil.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Niye doğru değil?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bak, kesinlikle doğru değil.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Hesap yapalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hesap yapalım. Bak, 1,5 milyon ton çiftçi mazot kullanıyor. 4,3’le bunu çarp 6,6 milyar lira.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan matematiği bilmiyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – ÖTV’si, KDV’si 3,5 milyon litre.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 1,5 değil, 3,5 milyon ton kullanıyor, Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunun fiyatı, vergisi, tamamı içinde 6,6 milyar dolar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Her şey içinde!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Nereden çıktı 10 milyar lira?

Birisi “9 milyar” diyor, ötekisi “8 milyar” diyor. Ya insaf! Hani biraz rakamları okuyarak, ciddiyetle, lütfen, ele alalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başbakan da söyledi “Matematiği kötüdür.” dedi.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Başım üstüne, eğer siz gerçekten doğru bir şekilde söylerseniz ona hiç itirazım olmaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakana matematik sormayın.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Tarımda 3,5 milyon litre kullanmıyor mu? Yapma ya.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ama illa böyle muhalefet telinden konuşacağım diye de… 6,6 milyar toplam mazotun tamamının fiyatı.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 1,5 milyon ton kullanmıyor bu çiftçi; 3,5 milyon ton kullanıyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunun tamamı vergi olsa 6 milyar olacak, sen diyorsun ki “10,5 milyar lira mazottan vergi alıyorsun.” Yani bu olacak bir şey değil, kusura bakmayın, bu desteksiz yani hiç böyle… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Mazotun fiyatı nereden nereye geldi.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, rica ediyorum, Bakan konuşmasını yapsın, soru-cevap bölümünde sorularınızı sorarsınız.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 3,5 milyon ton kullanıyor. TÜİK rakamlarına göre, ziraat odasına…

BAŞKAN – Rica ediyorum Sayın Demiröz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Kaç ton kullanıyor, kaç ton Sayın Bakan? Rakamları doğru ver.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 1,5 milyon tona indi ya.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, tarımsal kredilerde de son on yıl içerisinde önemli gelişmeler sağlandı. Hükûmete geldiğimizde tarımsal kredilerdeki faiz oranı ticari kredilerle eşitleştirilmişti. Bakın, burada, elimde mektup var onu gösterebilirim. Hangi tarihte hangi destekler niye kaldırıldı, ne zaman kaldırıldı, kimlerin önerisi ve imzasıyla. Dünya Bankasına yazılan mektubun İngilizce metni elimde, Türkçe metni de elimde; bunu okuyabilirim.

HASAN ÖREN (Manisa) – Oku, oku. Bırak palavrayı oku!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Onu bir duyalım Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Burada da bu metnin de…

Duyalım, bakın neler çıkarılmış Sayın Vekilim.

Kimyevi gübre desteği 1/1/2002 tarihinde kaldırıldı. Tarımda kredi faiz sübvansiyonu kaldırıldı. Zirai krediler ticari kredi gibi yüksek faize terkedildi; zirai krediler Ziraat Bankasının yüzde 59, tarım krediler de 10 puan ilave ediyordu, yüzde 68’e kadar çıkıyordu.

SADİR DURMAZ (Yozgat) - Sayın Başbakan “70 bin” dedi, netleştirin bir.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Fiyat desteği ve taban fiyat desteği uygulaması 2001 yılında kaldırıldı. Doğal afetlerden zarar gören çiftçilere verilen tohumluk yardımı ve kredi borçlarının ertelenmesi uygulamaları 2002 yılında kaldırıldı.

AHMET ARSLAN (Kars) – AK PARTİ iktidarda mıydı Sayın Bakanım?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – AK PARTİ’den önce.

AHMET ARSLAN (Kars) – Normaldir.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Zirai mücadele ve veteriner ilaç desteği fatura bedelinin yüzde 30’una kadar ödeniyordu, 01/01/2002 tarihinde kaldırıldı. Tarımda kullanılan elektrik desteği 2002 yılında kaldırıldı.

Şimdi, bunların kaldırıldığı, bunların kaldırılacağı şuradaki Dünya Bankası Başkanı Wolfowitz’e yazılan mektup.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz geri getirdiniz mi elektrik desteğini? Geri getirdiniz mi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Altında kaç tane bakanın imzası var? Burada bakanların da isimleri yazıldı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Her sene, yedi yıldır gösteriyorsunuz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, değerli kardeşlerim, İngilizcesi de, Türkçesi de burada.

Şimdi, kim kaldırdı desteği, kim geri yeni destekler getirdi bunu millet biliyor. Bunu millet biliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğrudan gelir desteği getirdiniz, elektrik desteği mi veriyorsunuz siz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Millet zaten inanıyor. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Millet zaten bunu biliyor. 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Mazot kaç para oldu mazot? Mazot 2002’de kaç paraydı, şimdi ne oldu? Yem kaç paraydı, şimdi ne oldu? Gübre kaç paraydı şimdi ne oldu? Bunları soruyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onun için, bakın, muhalefet ciddiyet ister, çalışmak ister, gayret ister. Çalışın, gayret edin, beni eleştirin, tenkit edin başım üstüne. Bana deyin ki, doğru şekilde ortaya koyun, ben o yanlışları, olabilecek olan bütün yanlışları düzeltmeye hazırım hiçbir sorun yok ama eğer tamamen muhalefet edeceğiz diye kalkıp da işte, 3 milyarlık şeyi kalkıp 9 milyar anlatınca…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Doğru bir işin yok ki Sayın Bakan!

SADİR DURMAZ (Yozgat) - Başka söyleyeceğiniz bir şey yok Sayın Bakan. Sen sorduğumuz sorulara cevap ver. Köylüye, çiftçiye “yağmacı” diyenlerle bir arada oturdunuz mu oturmadınız mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – … yok “Şu destek kalktı, bu destek geldi.” dediğinizde doğru değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Elektrik desteği veriyor musunuz çiftçilere?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, demin söylendi. Bakın, 2002 yılında değerli arkadaşlar, buğdayın tonu 230 lira, 230 lira buğdayın tonu. Demin şimdi, burada bir kardeşimiz söyledi. Efendim “2002 yılında 400-450 liraydı buğdayın tonu, 400-450 liraydı.” Hâlbuki 230’du. Toprak Mahsulleri Ofisinin -ben o tarihte Bakanlık müşaviriydim- kayıtları ortada.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Kim dedi onu? 450 lira ya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2002 yılında 230 lira, 230 lira.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 450 lira.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toprak Mahsulleri Ofisinin ilan ettiği fiyat 230 lira.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 450 liraya buğday satıldı. Makbuzu getiririm, gösteririm ben sana; Yerköy’de 450 liraya satıldı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 230 lira, Toprak Mahsulleri Ofisinin fiyatı o, bugün de Toprak Mahsulleri Ofisi 720 liradan alıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Eğer getirirsek istifa edecek misin?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Makbuz ben de. 450 liralık makbuzu getirirsek istifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toprak Mahsulleri Ofisinin…

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toprak Mahsulleri Ofisinin…

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Siz istifa edersiniz, siz! Millet sizi istifa ettirir zaten merak etmeyin.

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toprak Mahsulleri Ofisinin resmî alım fiyatı, ilan edilmiş resmî alım fiyatı.

Değerli kardeşlerim…

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunları ezbere konuşmayacağız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – O makbuzu getireyim size.

OKTAY VURAL (İzmir) – İstifa edecek misin?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunları bilerek bilerek konuşacağız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Bakan, nasıl hesaplandığını bilmiyorsunuz, ortalama fiyat alacaksın sen, serbest piyasanın ortalamasını alacaksın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bir bakan kürsüde yalan söyler mi ya! Yalan söyler mi? Haksızlık milletvekillerine.

BAŞKAN – Sayın Vural lütfen…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 450 liralık makbuzu getiririm bak.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; AK PARTİ döneminde 2003 yılından bugüne 90 milyar lira tarımsal kredi kullandırıldı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yalana bak! Hiç yüzü de kızarmıyor.

BAŞKAN – Sayın Vural lütfen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunun 70 milyar lirası sübvansiyonlu yani faiz indirimli kredilerdi. Yani, çiftçiye yüzde 58’e, 59’a kadar faizle kredi kullandıran Ziraat Bankası, bugün, toplamda 90 milyar lira kullandırmış ve 70 milyar lirası da bunun sübvansiyonlu. Ayrıca geri dönüş oranı hani deniyor ya…  Şimdi, kredi veriyorsun, diyor ki: “Çiftçi borçlu.” Hâlbuki çiftçi borcunu geri ödeyebiliyor.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Tarlaya, traktöre el kondu, herkes hacizli.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2002 yılında çiftçi Ziraat Bankasından aldığı kredinin 100 liranın 38 lirasını geri ödeyebiliyordu, bugün yüzde 98’ini geri ödeyebiliyor.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Bakan, Fransa hükûmeti size niye madalya verdi, bunu bir açıklar mısınız?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tarım kredinin yüzde 71’ini geri ödeyebiliyordu, şu anda yüzde 97’sini geri ödeyebiliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakanım, bize doğru anlatın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bunları bileceğiz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Fransa hükûmeti neden madalya verdi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakanım, bize niye bakamıyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, bitkisel üretimde uyguladığımız destekleme ve AR-GE politikalarıyla verdiğimiz desteklerle 2013 yılı cumhuriyet tarihinin üretim rekorlarının kırıldığı, kaydedildiği yıldır.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Fransa hükûmeti neden madalya verdi, bunu bir açıklayın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onu da söyleyeceğim, söyleyeceğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Söyleyin artık, iki senedir soruyorum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Söyleyeceğim, niye verdiğini şimdi söyleyeceğim, sabret, cevabını vereceğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Cevabını biliyorum da Meclis bilsin.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, sadece mazotu, gübreyi, yemi söyle yeter!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Buğday üretimimiz 22 milyon tona, mısır üretimimiz 5,9 milyon tona, çeltik üretimimiz 900 bin tona, ayçiçeği üretimimiz 1 milyon 500 bin tona çıktı. Bunların 4’ü de cumhuriyet tarihin rekorudur. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde Türkiye bir yılda 22 milyon ton üretim yapmadı buğdayda, mısırda 5,9 milyon ton üretim yapmadı, çeltikte 900 bin ton üretim yapmadı, ayçiçeğinde 1,5 milyon ton üretim yapmadı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Seneye bak bakalım, seneye.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Eğer iddia edildiği gibi tarım sektörü bitmiş olsaydı bu kadar ürün, bu kadar üretim rekoru kırılabilir miydi? Üstelik bizim mücadelemiz şahıslarla değil, bizim mücadelemiz bir, zihniyetle; iki, verimsizlikle; üç, yoksullukla; dört, fukaralıkla. Biz bunu sürekli yenmeye, bu olumsuz tabloyu değiştirmeye, bunu geliştirmeye… Hep bunun gayreti içerisinde olduk ve verimliliği de hamdolsun artırdık.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şu Fransa konusuna gelsek artık, Fransa konusuna.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugün 8 milyon hektar alandan biz 22 milyon ton buğday alabiliyoruz, bu çok önemli. Daha önce öyle değildi; 2002’de 9,3 milyon hektar alandan 19,5 milyon ton alınıyordu, bugün 8 milyon hektardan 22 milyon ton buğday alınabiliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Peki, neden saman ithal ediyoruz?

MUHARREM VARLI (Adana) – Mısır, Sayın Bakan, mısır alıyoruz. Mısırı ayağa düşürdünüz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu, verimlilik artışıyla oldu, verimlilikle alakalı.

Meyve üretimi aynı şekilde 13 milyon tondan 18 milyon tona, sebze üretimi 25 milyon tondan 28 milyon tona… Domateste, kivide, narda, muzda yine aynı şekilde bütün bunların hepsinde önemli artış var.

MUHARREM VARLI (Adana) – Hayal, seninki hayal.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Fransa’ya gelelim mi artık?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, şunu söyleseniz anlarım, deyin ki: “Türkiye'de arazi parçalanması çok fazla. Siz bunu niye bir an önce değiştirmiyorsunuz? Miras yasasını birlikte değiştirelim.” Birlikte, sizinle birlikte mücadele edelim çünkü Türkiye’nin arazide temel sorunu, arazilerin aşırı derecede bölünmüş ve parçalanmış olmasıdır.

MUHARREM VARLI (Adana) – Mısır ne kadar olacak? Hatırlatırım seneye burada.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şu Fransa ve madalya konusuna bir gelir misiniz artık?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Burada arkadaşlar geldiler, söylediler “İşte, şu kadar arazi terk edildi.” vesaire. Arkadaşlar, terk edilen arazinin sebebi şu: Çiftçinin üretim kabiliyetinin, veriminin düşmesinden değil arazi çok küçük parçalı olması hasebiyle kayıt içerisine alınıp üretilmiyor; sebebi problemin bu.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Polatlı’ya gidelim bakalım Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Biz bunu da neyle çözüyoruz? Toplulaştırmayla çözüyoruz. 4 milyon hektar araziyi biz… Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde yapılmamış, bütün cumhuriyet tarihi boyunca, bizden önce 450 bin hektar arazi toplulaştırılmıştı; biz 4 milyon hektar arazide toplulaştırmayı tamamladık, 2 milyon hektar da şu anda yapılıyor, 2014 sonunda bitecek, eder 6 milyon hektar, biz toplulaştırmış olacağız.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Fransa size niye minnettar Sayın Bakan? Şunu bir anlatın artık, iki senedir söylüyoruz. Fransa niye minnettar, niye madalya veriyor?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarım, bize diyorlar ki: “İşte Türk tarımını batırdığınız için Fransızlar size şövalye nişanı verdiler.”

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ha, şövalye nişanı; doğru, doğru, doğru. Bir anlatsanıza onu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çok alçak gönüllüsünüz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, şimdi, Fransa… Burada bir arkadaşımız söyledi. Bizim şahsımızla alakalı değil bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanına verilmiş.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Öyle mi? Niye verilmiş? Sebebini bir anlatsanıza.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – En son kapitülasyonlarda vermişlerdi Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dolayısıyla sizin de Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanına uluslararası alanda verilen bir liyakat nişanını…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ne kıyak yaptınız Fransa’ya? Onu söyleyin bakalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …aslında eğer biraz ince düşünürseniz sizin de alkışlamanız gerekirdi çünkü o, Türkiye’nin bakanı ve siz de Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşısınız. Sizin bundan gocunmamanız lazım.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, siz şunu bir anlatın, hangi kıyağı yaptınız da o madalyayı aldınız? Kara kaşınıza, kara gözünüze mi verdiler o madalyayı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi söyleyeyim. Diyorlar ki… Bakın, arkadaşlar, 2012 yılında Türkiye, Fransa’ya 469 milyon dolar tarım ve gıda maddesi ihraç etmiş.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ne kadar ithalat yapmışız Fransa’dan o madalyayı aldığınız yıl? Söyleyin bakalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bizim ihracatımız daha fazla. İthalatımız 339 milyon dolar. Aradaki fark 130 milyon dolar. Şimdi, eğer zannedildiği gibi ithalat vesaireyle olsa bizim onlara madalya vermemiz gerekiyordu, öyle değil mi? Hâlbuki öyle değil. Biz daha çok satıyoruz onlara.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Yani sizi şövalye mi ilan ettiler ithalattan dolayı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – İki: Bir şey daha söyleyeceğim; burası çok önemli, buna lütfen dikkat edin.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Dinliyoruz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2002 yılında Türkiye 23,7 milyar dolar tarım hasılasına sahipken Fransa’nın -Avrupa’nın 1’incisi o- o tarihte 30,7 milyar dolar tarım hasılası var. Fransa bizden önde ve Avrupa’nın 1’incisi tarım hasılası bakımından.

MUHARREM VARLI (Adana) – Biz dinlemekten usandık, sen anlatmaktan usanmadın!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Türkiye 2012’de 62 milyar dolara çıktı, Fransa 46 milyar dolara çıktı. Şimdi aradaki fark 16 milyar dolar. Yani, Türkiye, hani demin dedim ya Avrupa’nın 1’incisi oldu, dünyanın 7’ncisi oldu; işte bu arkadaşlar.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sizi niye şövalye ilan ettiler?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, Fransa’nın Tarım Bakanlığı ve hükûmeti, Türkiye’nin Tarım Bakanına, G20’deki katkıları, küresel açlıkla mücadelede sağladığı başarı…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Yüksek miktarda ithalatı, canlı hayvan…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …ve Türkiye tarım sektörünün ortaya koyduğu performans ve başarı sebebiyle o madalyayı verdi.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – O yüzden mi şövalye ilan etti?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Fransa’ya gitmek mi şart?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Belgesi de burada. Sizin bunu da kıskanmamanız lazım. Siz de çok çalışın.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Bravo! Vallahi bravo!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Türkiye’de asgari ücretle çalışanların tümü açlık sınırının altında yaşıyorlar. Sizin haberiniz yok galiba!

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Doğrusunu bari söyleyin şunun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Fransa sizinle gurur duyuyor Sayın Bakan!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bizimle Türk milleti gurur duyuyor. Sen merak etme.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şövalye Bakan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Şövalyem, halkımız açlıktan kırılmaktadır!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bu memlekette yaşayan herkes, Kürt de Türk de Arap da Çerkez de Laz da hepsi bizimle gurur duyuyor. Siz merak etmeyin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Köylümüz açtır, sefildir Sayın Şövalyem! Türk köylüsüne de bakın.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Dışişleri Bakanını bile şövalye ilan etmediler. Ne bu artık?

OKTAY VURAL (İzmir) – Şövalye Bakan, şövalye!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bizim öyle başkalarının gururuna şeyimiz yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tohumluk üretimini –bakın en çok konuşulan konulardan bir tanesi bu- 145 bin tondan 647 bin tona çıkardık. Miktar itibarıyla tohum ihracatımız 4.279 ton fazla veriyor. Yani biz satın aldığımızdan 4.279 ton daha fazla tohum dünyaya satıyoruz. Bu noktaya geldi.

Dünyanın 3’üncü büyük tohum gen bankası kuruldu. 3.513 türde toplam 97.031 tohum örneğinin muhafaza edildiği bir sistem kurduk. Dünyanın en modern, en gelişmiş, burada, Ankara içerisinde tohum gen bankasını kurduk.

Havza bazlı üretim modeliyle uydulardan parsel tanımlama sistemi entegre edilerek ekolojik şartlar da dikkate alınıp doğru ürünlerin doğru miktarda doğru yerlerde üretilmesi de 2014 yılı içerisinde başlatacağımız projelerden bir tanesi.

Tarımda desteklerde, parsel ve işletme bazlı destekleme sistemine geçiyoruz. Burada tohumluk üretimimizi 1 milyon tona artırmayı hedefliyoruz çünkü 647 bin tona çıkarmıştık.

Burada, hayvancılık ve su ürünlerinde -biraz önce söyledim bir daha söyleyeceğim- birçok alanda üretim rekorları kırıldı. Hayvansal ürünler itibarıyla da, örneğin sütte de aynı durum söz konusu, balık üretiminde de özellikle yetiştiricilik açısından burada da bu durum söz konusu.

Şimdi, Türkiye, cumhuriyet tarihinde ilk defa, evet ilk defa -biraz önce burada eleştirildi bu çok önemli- kendi geliştirdiği gen kaynağını, damızlık gebe düve ihracatını…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sizin zamanınızda mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …tarihinde ilk defa Türkiye geçen ay yaptı.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ne zaman, ne zaman başladı o proje?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Biz başlattık, biz. Bırak şimdi.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 57’nci Hükûmet zamanında başladı. Nereden siz başlattınız? Siz “Türk tipi inek” diye dalga geçiyordunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi diyor ki: “250 tane gönderdiniz.”

SADİR DURMAZ (Yozgat) – “Türk tipi inek” diye dalga geçiyordunuz o zaman biz başlattığımızda.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Doğruları söyle bari!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşım, 6 bin bağlantı…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğruları söyle, doğruları!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O Türk ineği değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayağını kaldırıyor zaten.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Türk ineği değil o, hiç alakası yok.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ne alakası yok?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hiç alakası yok. Onlar Holstein, Holstein.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Şu karekodu bir açıklasana Sayın Bakan, şu 1 milyar dolarlık karekodu bir açıklasana, karekodu.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, ilk defa cumhuriyet tarihinde artık ihracat noktasına geldi. Bu ihracat şu: Kendi yetiştirdiğimiz genetik kapasitesi yüksek gebe düveyi artık Türkiye ihraç eder noktaya geldi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Şu etiketi kime verdin? Etiketi hangi iş adamına verdiniz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 29 Kasımda bunun ikinci partisi İzmir’den gönderildi. 6 bin bağlantı yapıldı, 6 bin baş ve bu, 2018 yılına kadar devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – İş adamıyla toplantıya bir gel Sayın Bakan, iş adamıyla toplantıya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Damızlık keçi ihracatı da aynı şekilde yapıldı.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Karekodu bir açıklasana Sayın Bakan, karekodu. 1 milyar dolarlık karekoddan bahsediyorlar.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 1984-2002 döneminde 53 milyondan yüzde 40’lık azalmayla 31,9 milyon başa gerileyen küçükbaş hayvan sayısı, on yıl içinde yüzde 12 artışla 35,7 milyon başa yükseldi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – O etiketleri hangi iş adamı aldı, etiketleri? Bu Hakan Bilal Kutlualp kimdir?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, süt üretimi 8,4 milyon tondan 17,4 milyon tona; kırmızı et üretimi 420 bin tondan 916 bin tona, tavuk eti üretimi 700 bin tondan ilave 1 milyon ton daha olmak suretiyle 1 milyon 700 bin tona çıktı.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Et ithalat rakamlarını söyleseniz Sayın Bakan, et ithalat rakamlarını söyleseniz bir de!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli kardeşlerim, bunların hepsi önümüzdeki yıllarda ihracat olarak devam edecek. Süt ve süt ürünleri ihracatında bu 2012 yılında özellikle ciddi bir artış var; 659 milyon dolar ihracat fazlası verildi, ihracatımız 1,1 milyar dolara çıktı hayvansal ürünler ihracatında. Bu, süt, et vesaire.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O nasıl, ihraç fazlalarını döküyor musunuz?

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – İthalatı söyler misiniz lütfen?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İhraç fazlası tekstil mi bu, nedir?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu gelişmenin altında yatan çalışmalar şunlar: Biz yem bitkilerini destekleme kapsamına aldık. Et ve Süt Kurumu kuruldu.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Şu karekodu bir açıkla Sayın Bakan. Karekodu kim almış?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2014 yılında hayvancılıkta yeni projeler başlatıyoruz. Bakın, bunları da dinleyin, öğrenin, önemli bunlar, Türkiye için önemli.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bunu bir açıkla, bunu! Karekodu bir açıkla, karekodu! Etiketleri kim aldı?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bir cevap ver de öğrenelim, şunu bir öğret bize! Bir de şunu öğret bize ya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, eti etçi ırklardan, sütü sütçü ırklardan alma hedefi çerçevesinde biz özellikle…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bu Hakan Bilal Kutlualp kimdir, bu Hakan Bilal Kutlualp?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …2014 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir özel etçi sığırları ıslah etme projesi uygulamaya koyuyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne zaman bu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu, 2014 yılı 1 Ocağında başlıyor…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – “1 milyar dolarlık bu iş için bir şirket…” diyor. Kimin bu şirket? 1 milyar dolar, 1 milyar dolar!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ve hayvancılık, işletme, et üretimi içerisinde yüzde 12 olan payını yüzde 25’e çıkarmayı hedef hâline getirdik.

Su ürünlerinde önümüzdeki on yıl içerisinde yetiştiricilik üretimimizi 212 bin tondan 500 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Biz bunu 60-70 bin tonlardan aldık, 212 bin tona çıkardık.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bu şirket kimin, bu şirket? Süreniz bitti Sayın Bakan. Bu 1 milyar dolarlık işi alan şirket kimin şirketi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Özellikle bundan sonraki sistem içerisinde de bu devam edecek.

Kırsal kalkınma konusunda 2006 yılında başlattığımız Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi’nde bugüne kadar 4.134…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – … tarım ve hayvancılık işletmesinde…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Şu 1 milyarlık şirketi bir açıklasaydınız. Şunu da bir açıklayın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Cevap verecekse açın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Süreniz mi bitti?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Evet.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, şu mazotu, yemi, gübreyi bir türlü açıklayamadınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Peki.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olun.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, Sayın Bakan bizim konuşmalarda vermiş olduğumuz değerlerin yanlış olduğunu ifade etti. Bu bakımdan iki dakika söz istiyorum.

BAŞKAN – Bu bir sataşma değil yalnız.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sataşma efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yalancılıkla itham ediyor efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama “Yanlış.” diyor yani.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Benim söylediklerimin yanlış ve doğru olmadığını söyledi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Eğer o doğruysa, biz yanlışsak nasıl doğruyu yanlışı… İddia sahibi burası.

BAŞKAN – Sayın Vural, bakın, 69’uncu maddeyi iyice incelersek milletvekillerinin burada söyledikleri sözün tersine bir beyanda bulunması sataşmadan dolayı söz alma hakkını doğurmuyor.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ama bizim direkt şahsımızı kastederek Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yerinden açıklama yapsın Sayın Başkan.

BAŞKAN – O yüzden ben yerinizde size bir dakika açıklama vereceğim.

Buyurun.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika, sırayla gidelim.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Bakan bizim doğruları söylemediğimizi, desteksiz konuştuğumuzu söyledi; oysa biz doğruları söylediğimizi belgeleriyle ortaya koymak istiyoruz. Bize söz hakkı vermeniz gerekiyor.

BAŞKAN – Tamam, bir dakika vereceğim, yerinizden.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Oradan kürsüden verin efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, 69’uncu madde diyor ki: “Şahsına sataşılan veya ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendisine atfolunan Hükûmet, komisyon, siyasi parti grubu veya milletvekilleri...” Dolayısıyla, tam da bu noktada…

BAŞKAN – Tam da bu noktada saptamamı yapıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - …ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendisine atfedildiği için…

BAŞKAN – Tam işte, onu biliyorum. Bakın, Sayın Vural, tam da bu noktada milletvekilinin ileri sürdüğü fikirden başka bir fikir söylediğini iddia ettiği zaman bu şey verilir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, evet, işte onu söyledim zaten. Evet, doğru olmadığını söyledi, doğru olduğunu ispat edecek.

BAŞKAN – Yani bu sizin söylediğiniz tanım buna uymuyor ama söz vereceğim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Vereceğim söz, bir dakika arkadaşlar.

Sayın Demiröz, buyurun yerinize geçin.

Sayın Özcan…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, Sayın Bakan konuşması sırasında hem sözleriyle hem de parmağıyla aşağılayıcı bir şekilde işaret etmek suretiyle, bizim söylediklerimizin yanlış olduğunu, hatalı olduğunu “Siz bu işlerden anlamazsınız.” dedi.

BAŞKAN – Sayın Demiröz’e söz verdim bu konuda.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Şahsıma sataşmış oldu, ben sataşmadan dolayı söz istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir usul olur mu ya?

BAŞKAN – Sayın Özcan, sizin şahsınıza sataşılmadı.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim şahsıma sataştı. Parmağıyla da göstermek suretiyle… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bu gerekçeyle Sayın Demiröz’e söz verdim, lütfen, buyurun. O zaman bütün milletvekillerinizi alın, söz veririm ben size, konuşturayım sizi.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkanım kürsüden konuşayım müsaade ederseniz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, bakın ben sataşmadan dolayı sık sık söz isteyen biri değilim ancak…

BAŞKAN – Sayın Özcan, sizin adınızı andı mı?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, beni parmağıyla göstermek suretiyle… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Anmadı. Ben sizin grubunuz adına Sayın Demiröz’e kürsüden söz veriyorum, iki dakika, tamam.

Buyurun.

IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına ve CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanla anlaşamadığımız bir husus var: TÜİK rakamları ortada, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin rakamları ortada. Tarımcıların kullandığı mazot 3,5 milyon ton veya 3,5 milyar litre/yıl ama Sayın Bakan her toplantıda “Bu 1,5 milyon ton.” diyerek bu kadar yüzde 100 farklı bir durumu ortaya koyuyor; birincisi bu.

İkincisi: 2002’yle 2012 arasında gayrisafi yurt içi hasılada büyüme hızı yüzde 5,2; tarım sektöründe 2,9. Biz, tarımsal ham maddede dış ticarette net ithalatçıyız, evet. Türkiye’nin gıda maddelerinde de ihracatçı olduğunu söylüyoruz. Uluslararası standart sanayi sınıflandırılmasına göre 2011’de 3,6 milyar dolar tarımda cari açığımız var; 2012’de bu rakam 2,1 milyar dolar, 2013’ün sekiz ayında 1,5 milyar dolar olduğunu ifade etmek istiyorum.

Son olarak -zaman anlamında- şunu söylemek istiyorum: Sayın Bakan dünyanın 7’nci büyük tarım ekonomisi olduğunu söylüyor. Tamam, kabul ettik, 7’nci ama Türkiye'de kişi başına düşen çiftçi geliri açısından dünyada 22’nci sıradayız; Sayın Bakan bunu da söylesin. Türkiye'de 3.500 dolar civarında olan kişi başına çiftçi için gelirin, Kanada’da 43 bin, Fransa’da 41 bin, Hollanda’da 33 bin, ABD’de 31 bin dolar olduğunu özellikle söylemek istiyorum.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Nereden aldınız o rakamları?

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Sonra, her toplantıda OECD’yle ilgili bir rakam veriyor. OECD’yle ilgili vermiş olduğu 2,1; 2002’de -aynı şekilde hesaplama yaparsanız- yüzde 3,1’den 2,1’e gerilediğini hep beraber görürüz. Onun için, Sayın Bakan rakamları her defasında böyle atlatarak kullanıyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Aynı gerekçeyle ben de müsaade ederseniz açıklık getirmek istiyorum bazı konulara.

BAŞKAN – Bakın, size de söz vereceğim ama sayın milletvekilleri, burada herkes kendi rakamlarını söylüyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ama “Yanlış.” dedi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bunun doğruluğunu veya yanlışlığını biz burada belirleyemeyiz; ne siz belirleyebilirsiniz ne Divan belirleyebilir. Herkes kendi rakamlarını söylüyor. Dolayısıyla da “O yanlış söyledi, ben doğru söyledim.” gibi bir tartışmanın içine girersek çıkamayız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Somut olarak ortaya koyacağım.

BAŞKAN – Ben size söz veriyorum.

Buyurun iki dakika ama lütfen bir daha böyle yapmayalım arkadaşlar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Teşekkür ederim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Bakan polemik yapıyor.

BAŞKAN – Polemik konusu yapmayalım çünkü herkes kendi rakamını söylüyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Siz değil Sayın Başkan, Sayın Bakan yapıyor.

BAŞKAN – O da kendi rakamlarını söyledi.

8.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın onuncu tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Bakan, ne zaman  buraya çıksanız yalan yanlış rakamlarla milleti kandırıyorsunuz.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bu da sataşma o zaman.

BAŞKAN – Buyurun bu da sataşma.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Şimdi, mazot konusunu İlhan Bey söyledi, ben başka konulara gireceğim.

BAŞKAN – Ama sataşmadan söz aldınız, lütfen sataşmaya mahal vermeyin.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Başka konulara gireceğim. Siz de bize “Desteksiz.” dediniz; aynı şey.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Böyle bir şey olur mu?

SADİR DURMAZ (Devamla) – Sayın Bakan, size bir soru sordum.

BAŞKAN – Cevap vermeye çıkıyorsunuz, sataşma yapıyorsunuz.

SADİR DURMAZ (Devamla) – İş adamıyla böyle bir toplantıya katıldınız mı, böyle bir konuşma oldu mu? Niçin cevap vermiyorsunuz? Çok önemli bir konu. Orada iş adamı köylüyü, çiftçiyi yağmacı olmakla suçluyor. Siz de köylünün, çiftçinin alın teriyle bu makamda oturuyorsunuz. Buna cevap vermek zorundasınız. Videosu orada, beraber dinleyebiliriz.

Başka bir şey: Sayın Bakan, Bakanlığınızın adı “Gıda” ile başlıyor. Sizi ziyarete gelen iki sayın milletvekili sizin makamınızda yediği yemekten zehirleniyor.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen, Genel Kurula hitap eder misiniz.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Şimdi, yani, siz halkın gıda güvenliğini sağlayacaksınız, misafirinizin gıda güvenliğini kendi Bakanlığınızda sağlayamıyorsunuz ya.

Başka bir şey: Geçtiğimiz günlerde eğitim yayın dairesi Antalya’da bir toplantı yapıyor -basına düştü- Antalya’daki toplantıda çiftçinin parasıyla dansöz oynatılıyor; sonra Bakanlık yetkilisine soruyorlar, Bakanlık yetkilisi diyor ki: “Efendim, toplantı bizimdi ama dansöz otelinkiydi.” Bari kendiniz buradan götürseydiniz. Böyle bir şey olur mu? Bunlara cevap vereceksiniz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Bunlar çok basit sorular.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle bir şey yok ya. Böyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Sayın Hatip…

SADİR DURMAZ (Devamla) – Türk çiftçisi, Türk köylüsü sizden bunların cevabını bekliyor, rakamları çarpıtmayın.

BAŞKAN – Sayın Hatip, temiz bir dille konuşun, lütfen.

SADİR DURMAZ (Devamla) – 450 liralık 2002 yılına ait makbuzu getiririm size.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sorular bitince bunların cevabını vereceğim.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Buradan Türk çiftçisi bizi dinliyor, göndersinler makbuzlarını; 450 lira, 430 lira.

Evet, buğdayın fiyatını hesaplamayı bilmeyen, yedi yıldır işin başında olan bir Bakansınız. Size ne diyelim başka? Allah akıl fikir versin. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Temiz bir dille konuşun, lütfen Sayın Hatip.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Doğru söylüyor, hesaplamayı bilmiyor işte.

BAŞKAN – Evet, şimdi, ikinci konuşmacı…

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sataşmadan…

BAŞKAN – Baktım size, oralı olmadınız da o yüzden başladım. Size baktım Sayın Bakan, sayın milletvekiliyle konuşuyordunuz, söz istemeyeceksiniz zannettim. İstiyorsanız buyurun, iki dakika size elbette ki vereceğiz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Yani, şimdi, ben yerimden konuşayım.

BAŞKAN – Kürsüye.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Açın, buradan bir zahmet…

BAŞKAN – Sataşmadan istiyor iseniz kürsüye gelmek zorundasınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Evet, “yalancı” diyor yani.

BAŞKAN – Buyurun o zaman kürsüye Sayın Bakan, problem yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bakan çık meydana, korkma ya!

SİNAN AYDIN AYGÜN (Ankara) – Çık, korkma!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkan vekilini kutluyorum, zorla Sayın Bakanı kürsüye çıkardı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Adamı zorla kürsüye çıkardınız.

BAŞKAN – Usul, usul…

Buyurun.

İki dakika Sayın Bakan.

9.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şimdi, burada muhalefet yapmak elbette ki sizin hakkınız, muhalefetinizi yaparsınız, ona bir itirazım yok. Ama, bana “yalancı” diyene aynen iade ediyorum, aynen iade ediyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Siz bize demiştiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Siz dediniz, siz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tamam mı?

Ben, görevde bulunduğum süre içerisinde bana sorulmuş olan bütün sorulara cevap verdim, bundan sonra da cevap veririm.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ver o zaman, ver hadi!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu soruların, söylediğiniz soruların hiçbirisi, öyle merak etmeyin…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hadi bir cevap ver işte.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Benim 4 tane cevaplanmayan sorum var Sayın Bakanımızdan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …kendinize göre bir şeyler, yalan yanlış duyduğunuz, aktardığınız, size aktarılmış bir şeyler…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Görüştün mü, görüşmedin mi? “Görüşmedim.” desene ya.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunları söyleyince, bunları buralardan getirip buralara götürüp, hani bir şey varmış gibi anlatıyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Görüşmedim.” de o zaman.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bana soru sorarsınız, ben de bunun cevabını veririm.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ver!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben bir başkasının avukatı değilim. İlgili kişinin söylediği kendi görüşüdür. Beni…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – “Siz orada mıydınız?” diye sordum ben size.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Şu 1 milyar dolarlık işi açıkla. Kime verdiniz o işi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, biz her gün onlarca toplantıya katılıyoruz, yüzlerce insan… Mesela sizin bulunduğunuz ortamda da bulunuyoruz, sizler de konuşuyorsunuz, bir kısmına cevap veriyoruz, bir kısmına cevap veremiyoruz. Anlatabildim mi?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – 1 milyar dolarlık işe cevap ver!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunun işi bu. Soruyu doğru dürüst sorarsınız, ben size doğru dürüst bunun cevabını veririm.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ne zaman?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Millete veremeyeceğimiz…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Millet duysun ver de.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …yüce Parlamentoya veremeyeceğimiz hiçbir hesap yok, hepsi doğru.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ver işte!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bakanlık dökülüyor, dökülüyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O benim makamımda kimse zehirlenmiş falan değil. Bu da yanlış bir bilgi, gerçek bir bilgi değil.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tekzip etmediniz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – O dansöz meselesi dediğiniz şey de, o da gerçek değil.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – 1 milyar dolarlık etikete cevap ver.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bizimle, Bakanlıkla hiçbir ilişkisi yok.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Şuna bir bak Sayın Bakan!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O zor soru…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Oturun… Oturun…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Cevap ver! Cevap ver!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Oturun, cevap veriyorum canım. Bağırma… Ayıp oluyor. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

Sayın Vural, rica ediyorum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi bak, bugün, sizin gibi insanların, sizin tavrınızı protesto etmek için hanımefendiler bugün özel giysiyle bunu işaretlediler. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, bakın, hepimize hakaret ediyor, duyuyorsunuz değil mi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben sizi böyle bir günde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

(CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …özellikle böyle bir günde üslubunuza…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, “Sizin gibi insanlar” diyor, kendini söylüyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sana tahammül ediyor bu insanlar!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Ben kamu malının peşindeyim, yetimin malının peşindeyim…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Asıl senin gibisini protesto ediyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen sana iade ediyorum, aynen!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – …fakir fukaranın, garip gurebanın…

BAŞKAN – Beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.29


 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI (Devam)

1) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Sağlık Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞ (Devam)

1) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU (Devam)

1) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU (Devam)

1) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (Devam)

1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleri nedeniyle MHP Grubu milletvekille-rinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Bakan konuşmalarında Parlamento nezdinde milletvekillerimiz açısından kabul edilemeyecek bazı ifadeleri grubumuza atfetmiştir. Bu konuda, grubumuz milletvekillerinden bundan dolayı özür dilemeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir açıklama yapacak mısınız?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Bir açıklama yapayım.

BAŞKAN – Buyurun.

4.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, İzmir Milletvekili Oktay Vu-ral’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben ömrümün hiçbir döneminde hiçbir zaman kategorik düşünmedim, hiçbir zaman bir kitleyi hiçbir şekilde toptan hedef almadım, ne bugün ne de ömrümün bir başka döneminde, hiçbir zaman. Bu benim tabiatıma, tarzıma, üslubuma aykırı. Ben bana haksız bir şekilde “Yalancı.” diyen insanı kastettim, onları ona söyledim. Eğer onlar arasında birden fazla kişi varsa kastım sadece bana “Yalancı.” diye hitap edenlerdir. Onun dışında, ben bir kitleyi asla muhatap alıp onları kastetmedim.

Çok üzüldüm bugün. Niye çok üzüldüm? Çünkü, bütçe görüşmeleri yapıyoruz, bütçe görüşmeleri yaparken bana yerinden sürekli “Yalancı.” diye hitap eden, kürsüye çıkıp düzeltme yaparken de yani cevap hakkını kullanırken de bana “Yalancı.” diyen insanların, böyle bir günde o aklıma geldi, bugün, bizi üsluba, hepimizi temiz bir üsluba davet etmek üzere arkadaşlarımızın, milletvekili hanımefendilerin bir işaretle bugün bunu dile getirdikleri böyle bir günde, bu üslubun uygun bir üslup olmadığını kastettim ve şahısla, bunu, bana, bu şekilde hakaret edenle sınırlıdır benim söylediğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Genel Kuruldan özür mü diliyorsunuz? Özür dileyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Onun dışında, hiç kimsenin bunu üzerine alınmaması… Çünkü, benim asla böyle bir niyetim olmadı, asla böyle bir niyetim yok, asla böyle bir tarzım yok, asla böyle bir iddiam da, öyle bir ithamım da yoktur.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Özür, özür…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Dolayısıyla, kimsenin bunu üzerine alınmasını ben asla istemiyorum, doğru bulmuyorum, kabul etmiyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan özür mü diliyor?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Eğer, böyle bir şey varsa da bu, haksız bir şekildedir. Düzeltmeyse, ben, bunu, bu şekilde düzeltmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan özür mü diliyor?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, sizin de içinde bulunduğunuz bir protesto, bir üslup konusundan öteye, açıkçası başka bir amaçla yapıldığı gayet açık ve nettir. Dolayısıyla, Sayın Bakanın tevil yoluna gitmesi yerine, doğrudan doğruya zatıalinizin de içinde bulunduğu şahsiyetlerin yaptığı, daha doğrusu şikâyet ettiği münhasır konuyla ilişkili olmadığını, böyle bir algılama olmuşsa bundan dolayı özür dilediğini ifade etmeye çağırıyorum, bu kadar açık ve net.

BAŞKAN – Ama bunu söyledi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, bunda şeye gerek yok. Sizin ne için yaptığınız belli, bununla ilişki kurmak suretiyle, bu üslup meselesiyle ilgili değildir. Burada “Yalan yanlış bilgiler veriyorsunuz.” denmiştir, “Yalancı.” denmemiştir. Aynı şeyi kendisi kullanmıştır.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Desteksiz…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Desteksiz atıyorlar.” diye söylemiştir.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – “Atıyorlar.” demedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – O bakımından, müstakilen bizim hiçbirimizin tasvip etmediği hakarete ve küfre varan birtakım konularla ilgili…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ RECAİ BERBER (Manisa) – Belgesiz…

OKTAY VURAL (İzmir) - …yapılan bir girişimi buradaki bir sataşmayla ilişkilendirmesi hâlen devam ediyor. Lütfen, bunun sizin yaptığınız eylemle ilişkili olmadığını, aynı kefeye konulamayacağını, eğer böyle bir algılama varsa özür dilediğini ifade etsin. Mesele budur efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ RECAİ BERBER (Manisa) – Düzelttiğini söyledi.

BAŞKAN – Söyledi bunu yalnız. Bunu söyledi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Size demiyor, Sayın Bakana…

BAŞKAN – “Bayan arkadaşların yapmış olduğu eylemle ilgili olarak bir grubu veya kişiyi hedeflemedim.” dedi Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, eylem… Kendisi dedi ki: “Üslupla ilgili…”

Sayın Başkanım, üslupla ilgili değil. Dolayısıyla, kamuoyunun bildiği bir konuyu Sayın Bakanın burada tevile götürüp kendisine yapılan sataşmalarla ilişkilendirmesi doğru değildir. İstirham ediyorum…

Ne yaptığımızı biliyorsunuz.

BAŞKAN – Çok haklısınız. Yalnız Sayın Bakan bu benzetmeden hareket etmediğini söyledi Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, siz öyle hareket etmediğinizi söyleyebilirsiniz ama onun hangi amaçla yapıldığına ilişkin kamuoyunda…

BAŞKAN – “Sayın Bakan söyledi bunu.” diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hayır, üslupla ilgili değil bu mesele.

BAŞKAN – Hayır, üslupla olmadığını söyledi. Üslupla olmadığını ve bugün…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, kendisi protestonun üslupla ilgili olduğunu söyledi.

BAŞKAN – Ama bu hareketinin, şu andaki açıklamasında bu hareketinin kadın milletvekillerinin yapmış olduğu eylemden hareketle olmadığını açıkladı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, öyle söylemedi. Öyle söylemedi.

BAŞKAN – Ben öyle duydum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aksine, diyor ki: “Üslupla ilgili protestolar varken ben üslupla ilgili olarak söyledim.” Bunu söyledi, açık ve net.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tutanakları getirelim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, tekrar dinleyelim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben biraz önce yeteri kadar sarih ve açık söyledim. Ben, sadece bana gerek kürsüden gerek yerinden laf atmak suretiyle “Yalancı.” diye, haksız bir şekilde “Yalan söylüyorsun.” ve…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – “Yalancı.” yok “Yalancı.” değil, tutanaklara bakarsınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Bak, tutanakların hepsi var. Tutanakların hepsi var.

Dolayısıyla, ben ona atıf yaptım. Benim muhatabım, söylediğim ve “İade ediyorum.” dediğim şey sadece o şahısların kendileridir, asla bir grup değildir, asla bir kitle değildir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Sizin gibiler” ne demek?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Yüce Meclisin hükmi şahsiyeti içerisinde yer alan külli olarak, bütün olarak bir grup, bir milletvekili grubu asla değildir. Bunu tekrar tekrar söyledim, bir daha düzeltiyorum. Dolayısıyla, kim…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aynen cevaplar gibi yaptı, aynısını yaptı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, biraz mert olmak lazım!

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) -  Bakın, şimdi…

OKTAY VURAL (İzmir) – İlişki kurduğunuz…

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) - …eylemle ilgili diyorum. Kendileri bizim sataşmamızı uygun görmeyebilir.

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Şimdi, eğer, bazı arkadaşlarımızın kavga etmek gibi bir niyeti…

BAŞKAN – Sayın Bakan, bu sözleriniz bugünkü söz konusu olan eylemle mi ilişkili midir?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Öyle söyledi.

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkanım, benim söylediğim şu: Bakın, siz de şahitsiniz, bütün milletvekillerimiz şahit. Ben, kürsüde, burada bana hakaret ediliyor, haksız bir şekilde ithamda bulunuluyor, ben bana hakaret edenlere aynı kelimeyi iade ettiğimi, onlara başka türlü bir söz söylemek istemediğimi, sadece iade ettiğimi söyledim ve böyle bir günde de bunun olmaması gerektiğini söyledim, benim dediğim bu. Şahıstır benim muhatabım, asla bir kitle değildir, bir parti grubu değildir, ben tekrar söylüyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hâlâ söylemiyor, hâlâ söylemiyor. (MHP sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Yani Sayın Bakan, düzeltmek anlamında söylüyorum: Bugünkü kadın milletvekillerinin eylemleri…

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Özür dilenecekse herkes özür dileyecek, herkes özür dileyecek.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Sizin gibi milletvekilleri” dedi, “sizin gibi” dedi, baksın Başkan tutanaklara.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan? Sataşmadan dolayı söz istiyor arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bizlere bakarak “sizin gibi milletvekilleri” dedi, ben iade ediyorum Sayın Bakana. Bizim gibi değil, kendisi gibi milletvekilleri o zaman.

BAŞKAN - Yalnız, bugünkü eylemle ilişkili olmadığını söyledi.

Ben Sayın Oktay Vural’a sataşmadan dolayı söz veriyorum.

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bana değil, grupla ilgili milletvekillerine…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hepimize  “sizin gibi milletvekilleri" dedi, özür dilesin. Ya özür dilesin…

BAŞKAN -  Ee, siz istediniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Benim şu anda söz talebim yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ben söz istiyorum çünkü “sizin gibi milletvekilleri” dedi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aydın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Önce bize söz verir misiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bir dakika…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Başka zaman ama “Bekleyin.” diyorsunuz.

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadeleriyle bir grubu hedef almadığına ve herkesi temiz bir dil kullanmaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar;  az önce Sayın Bakanım 2 defa konuyu izah etti. Çok açık ve net bir şekilde muhatabının bir kitle, bir grup olmadığını ifade etti ve burada biz bugün herkesi temiz dil kullanmaya davet ediyoruz. Hem kürsüde hem yerinde bağırarak, çağırarak Sayın Bakana yalan söyleyenlerle ilgili şahıslarla sınırlı olmak üzere onlara yönelik bir ithamda –eğer ithamsa o- bulundu. Ama bir grubu kastetmediğini defalarca söyledi Sayın Bakan ve bu olayda da bir hakaret, bir küfür de yok, bir şey yok.

Dolayısıyla, burada bu Meclisin haysiyetini, onurunu hepimizin koruması lazım diyoruz. Hepimizin kullanacağımız dile dikkat etmesi lazım, üslubumuza dikkat etmemiz lazım. Evet, bir kişiyi kastederek, eğer bir kişi Sayın Bakana aynı tahriklerle “Yalan söylüyorsun.” diyorsa Sayın Bakan o kişiyi kastettiğini ifade etti.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin yaptığınız eylemle ne alakası var bunun?

BAŞKAN – Bana bağırmayın!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Burada meram anlaşılmıştır. Dolayısıyla, bundan sonraki süreçte efendim, devam etmeniz lazım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Öyle bir şey olur mu? Mert olacaksınız, mert! Ya söylediyseniz arkasında duracaksınız ya yanlış söylediyseniz özür dileyeceksiniz. Ne var bunda ya?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Söyleyeceğini söyledi. Kimseye hakaret etmedi, hiçbir gruba hakaret etmedi, kastını ifade etti Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne var bunda ya?

BAŞKAN – Sayın Vural, ben bir şey söyleyeceğim, müsaade eder misiniz. Ya, bir açıklama yapacağım, bir müsaade edin arkadaşlar.

Ben içeride Sayın Oktay Vural’a açıklama yaptım. Bu açıklamayı yaparken de yanımda Sayın Pervin Buldan ve Sayın Mihrimah Belma Satır vardı. Bugün, kadın milletvekillerinin yapmış olduğu eylemle ilgili olarak ne bir kitle ne bir kişi ne bir parti ne bir grup hedeflenmemiştir. Bunu size içeride açıkladık, sanıyorum ikna oldunuz Sayın Vural. Arkadaşlarınıza da bunu anlatın, bu bir.

İkincisi, siz ikide bir “zatıaliniz” diyorsunuz da, o yüzden açıklamak zorunda kaldım. Sanıyorum sizi ikna ettik, Sayın Altay da yanımızdaydı, o konuyu bir kapatalım.

Burada ne bir grup ne bir parti ne de bir kişi hedef alınmıştır, çok açık ve çok nettir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, keşke AKP Grubundakiler yaptığı zaman yapsaydınız.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, Sayın Bakan ilişkilendirdi, siz değil. Sayın Bakan ilişkilendirdi, burada, kürsüde ilişkilendirdi.

BAŞKAN – Bir dakika, bitmedi Sayın Günal. Bir dakika, ben ona bağlayacağım şimdi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, grupla alakası yok efendim.

Sayın Başkanım, meram anlaşılmıştır.

BAŞKAN – Bu, bir.

İki, Sayın Bakanın bu ilişkilendirmeyi yaptığını iddia ediyorsunuz, değil mi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ediyoruz, burada duydunuz, “sizin gibi milletvekilleri” dedi.

BAŞKAN – Söyledi, yaptı; peki, yaptı. Sayın Bakan da “Bu ilişkilendirmeyi yapmadım.” dedi. Peki, ne yapacağız şimdi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yaptı, orada görüyorsunuz, tutanaklara bakın, arka arkaya getirdi, siz de biliyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, sizin, üslupla ilgili… Şimdi, bizim burada üslupla ilgili, burada milletvekilinin “Bunlar yanlış…”, “Bunlar sataşma…” Milletvekilinin sataşma yapmasına ilişkin bir tepki midir?

BAŞKAN – Kimin tepkisi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani sizin bu tepkiniz bunun için midir?

BAŞKAN – Hayır, ben tepki göstermedim ki sadece durumu açıklıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin tepkinizle milletvekillerinin burada yaptığı müdahale ya da sataşmayla ne alakası var? Hiçbir alakası yok, illiyet bağı…

BAŞKAN – Hayır, sizin grubunuz veya başka bir grupla ilgili olmadığını söyledim Sayın Vural. Rica ediyorum, aşk olsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman, Sayın Başkan, tamam, siz bir illiyet bağı olmadığını söylediğinize göre Sayın Bakan illiyet bağı kurarak bunu atfetmesi sizi rahatsız etmiyor mu?

BAŞKAN – Ediyor ve soruyorum: Bu illiyet bağını kurdunuz mu Sayın Bakan? Kurdunuz mu, kurmadınız mı, kürsüde söyler misiniz lütfen?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Onu söyleyemiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ediyor… Bakın işte, düzeltmiyor. Hiç!

ALİM IŞIK (Kütahya) - Adam gibi, çıksın özür dilesin.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, konu anlaşılmıştır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, konu anlaşılmıştır, yalanı yeterince açıklığa kavuşmuştur. Sayın Bakan maksadını söylemiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hiç de anlaşılmadı, çünkü Sayın Bakan doğru söylemiyor!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Biz anlayamadık efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Orada söylediği aynen böyleydi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan “Öyle anlaşılıyor ise düzeltiyorum.” dedi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Demedi efendim, “Üsluptan dolayı söyledim.” dedi.

BAŞKAN – Bir kez daha soruyorum. Lütfen… Sayın Bakan, bugünkü söyleminizde, bugün yapılan kadın milletvekillerinin yaptığı eylem arasında bir irtibat kurdunuz mu kurmadınız mı, lütfen açıklar mısınız?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, 2 defa açıklama yaptı Sayın Bakan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O dinlemiyor bile ya! Dinlemiyor bile!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, böyle bir usul yok ki!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben 2 defa açıkladım, kaç defa açıklayacağım yani?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, böyle bir usul yok!

BAŞKAN – Lütfen, “evet” veya “hayır” deyin!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, Sayın Başkan, burada siz mahkeme görevi göremezsiniz ki!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 2 defa açıkladı Sayın Bakan, söyledi!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ya, 2 defa açıkladım, kaç defa açıklanır bir şey! Lütfen ya, böyle bir usul yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, Sayın Bakan gerekli açıklamalarını yaptı!

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, bizi söyleyip durmasınlar, CHP’li kadınlar bunda yok!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – 2 defa açıkladık ya! Böyle şey olur mu ya! (Gürültüler)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Yani ne var bunda! Bizi, elini tutarak “Sizin gibi milletvekilleri” dedi, daha ne desin yani anlamıyorum!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Bakan açıklamalarını yaptı, kastını ifade etti, bir grubu kastetmediğini söyledi. Görüşmelere kaldığımız yerden devam edelim efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O zaman onu haklı çıkarıp biz de konuşalım mı öyle?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Bakan 3 kere açıklama yaptı…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – O bana söyledi, ben de ona söyledim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hiç açıklama yapmadı! Her zamanki gibi, kürsüde yaptığı gibi laf kalabalığı yaptı, hiçbir açıklama yapmadı.

BAŞKAN – “Düzeltme yapıyorum.” dedi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Laf kalabalığını siz yapıyorsunuz ya!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın yaptığı açıklama hiç de doyurucu bir açıklama değil!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, kusura bakmayın, bakın 3 defa açıkladı, bu kadar laf kalabalığına gerek yok, olay çözülmüştür. Kastını ifade etti.

BAŞKAN – Yeteri kadar konunun anlaşıldığını düşünüyorum.

Sayın Halaman, bir söz istemiştiniz, size bir dakika söz veriyorum ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir şeyi ifade etmek istiyorum…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aslında, bugün, maalesef hepimizin rahatsız olduğu bu konular Mehdi Eker gibileri rahatsız etmiyor, ona yakışıyor bu laflar…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – “Mehdi Eker gibiler” ifadesini kullanma! Bakın, bu ifade Sayın Başkan, hakaret içeriyor! Tehdit eder gibi konuşamaz!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Parmağa bak parmağa!

BAŞKAN – Sayın Vural, lütfen yerinize oturun.

Sayın Halaman, buyurun.

Lütfen…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Senin ne yapmak istediğin belli Sayın Vural!

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  Üslubu öğren!

BAŞKAN – Sayın Ünal, Sayın Aydın…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Her zaman yaptığını yapıyorsun! Her zamanki provokasyonunu yapıyorsun!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ne demek bu ya!

BAŞKAN – Sayın Aydın, Sayın Ünal…