DÖNEM: 24                            CİLT: 65                      YASAMA YILI: 4

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

30’uncu Birleşim

13 Aralık 2013 Cuma

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

 I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506)

 

 

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507)

 

 

A) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

 

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU

 

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

 

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

 

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

 

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) REKABET KURUMU

 

1) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ğ) ADALET BAKANLIĞI

 

1) Adalet Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Adalet Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) CEZA VE İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU

 

1) Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI

 

1) Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

 

1) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

 

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

 

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

 

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

 

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

N) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde birçok öğrencinin ağır kış şartları nedeniyle açık öğretim sınavlarına girme olanağına sahip olamadıklarına ve bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Genel Kurulun 13 Aralık 2013 Cuma günkü 30’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunda Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ile Isparta Milletvekili Recep Özel arasında yaşanan olaya ilişkin açıklaması

7.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Genel Kurulun 13 Aralık 2013 Cuma günkü 30’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunda Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ile Isparta Milletvekili Recep Özel arasında yaşanan olaya ilişkin açıklaması

8.- Isparta Milletvekili Recep Özel’in, Genel Kurulun 13 Aralık 2013 Cuma günkü 30’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunda Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ile yaşadığı olaya ilişkin açıklaması

9.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, milletvekillerinin küfür ve çatışmadan uzak bir ortam içerisinde görevlerini yerine getirmeleri gerektiğine ilişkin açıklaması

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Diyanet İşleri Başkanlığının “Zenginlerin faiz ödemesi günah, fakirlerinse mubahtır.” şeklinde bir fetvasının olup olmadığına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/31769)

2.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, bir müezzinin geçici görevlendirme ile yerinin değiştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32216)

3.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, intihar eden din görevlilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32235)

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Kırklareli İl Müftü Yardımcılığına yapılan atamaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32554)

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan personele ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32644)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bilişim teknolojisinin geliştirilmesi için gerçekleştirilen alımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32645)

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığına ait taşınmazlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32647)

8.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen inceleme ve soruşturmalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32648)

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı internet siteleri ile ilgili mal ve hizmet alımlarına

2002-2013 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan siber saldırılara

İlişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/32650), (7/32654)

10.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, 1994-2013 yılları arasında burs verilen Arnavut öğrencilere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/33158)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/33261)

12.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz kullanma zorunluluğuna ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/33310)

13.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Türkiye genelinde kullanılan POS cihazı ile ilgili bazı verilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/33313)

14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Ahıska Türklerinin Gürcistan’ın Ahıska bölgesine dönebilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/33469)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 12-13 Ekim 2013 tarihlerinde bazı gümrük kapılarında oluşan tır kuyruklarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/33969)

16.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 2012 yılı uzlaşma tutanaklarının Sayıştaya verilmediği iddialarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/34489)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 11.01’de açılarak sekiz oturum yaptı.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/832) (S. Sayısı: 506) ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) görüşmelerine devam edilerek;

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı,

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,

Diyanet İşleri Başkanlığı,

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı,

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı,

Hazine Müsteşarlığı,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu,

Sermaye Piyasası Kurulu,

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı,

Karayolları Genel Müdürlüğü,

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu,

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,

Mesleki Yeterlilik Kurumu,

Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü,

Devlet Personel Başkanlığı,

2014 yılı merkezî yönetim bütçeleri ve 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesapları,

Türkiye İnsan Hakları Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesi,

Kabul edildi.

Adana Milletvekili Ali Halaman, Van Milletvekili Burhan Kayatürk’ün 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

Manisa Milletvekili Sümer Oral,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu,

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine;

Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine,

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan, Manisa Milletvekili Sümer Oral ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun açıklamalarındaki bazı ifadelerine,

Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine,

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in açıklamasındaki bazı ifadelerine,

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in usul görüşmelerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, milletvekillerinin şahsi söz haklarını devretmelerine,

İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Van Milletvekili Nazmi Gür, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine,

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın üçüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Çorum Milletvekili Salim Uslu, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine,

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna,

İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’e sataşma nedeniyle söz verilip verilmemesiyle ilgili oylamadaki tutumunun İç Tüzük’e uygun olup olmadığına ilişkin bir usul görüşmesi yapıldı. Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığı açıklandı.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in sataşma nedeniyle söz talebinde ısrarı üzerine yapılan oylamaya ilişkin bir konuşma yaptı.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Malatya’da yaşanan bir trafik kazasında 6 öğretmenin hayatını kaybetmesine ilişkin bir konuşma yaptı.

Alınan karar gereğince, 13 Aralık 2013 Cuma günü saat 10.00’da toplanmak üzere 02.45’te birleşime son verildi.

                                                    Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

                                                              Başkan Vekili

  Muhammet Bilal MACİT                                                            Muhammet Rıza YALÇINKAYA

               İstanbul                                                                                             Bartın

             Kâtip Üye                                                                                        Kâtip Üye

                                                          Bayram ÖZÇELİK

                                                                   Burdur

                                                                 Kâtip Üye
II.- GELEN KÂĞITLAR

No: 46

13 Aralık 2013 Cuma

Tasarı

1.- Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/869) (Adalet; İçişleri; İnsan Haklarını İnceleme; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Plan ve Bütçe ile Anayasa Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.12.2013)

Teklif

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1904) (İçişleri; İnsan Haklarını İnceleme ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2013)

Tezkere

1.- Sayıştayda Açık Bulunan 5 Sayıştay Üyeliği İçin Yapılacak Seçime Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1355) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.12.2013)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, emniyet müdürlükleri bünyesinde okul polisi birimi oluşturularak bazı öğrencilerin fişlendiği iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5023) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Gaziantepspor-Elazığspor maçında Gaziantepli sporculara prim vaadettiği yönünde basına yansıyan haberlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/5024) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

3.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’dan yapılan yurt içi ve yurt dışı aktarmasız uçuş noktalarının sayısının arttırılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/5025) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TBMM’de gerçekleşen bir olaya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/35134) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.12.2013)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kuzey Irak’tan alınacak petrole ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35135) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.12.2013)

3.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, yurt dışındaki üniversitelerin denklik durumları ile ilgili listelerdeki hatalara ve yaşanan mağduriyetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35136) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.12.2013)

4.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından okul öncesi çocuklara yönelik yürütülen bir projeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35137) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

5.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Suriyeli muhaliflerin Gaziantep’i hükümet merkezi olarak belirlediği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35138) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gazi Üniversitesi Rektörlüğünce 12 işçinin Alevi oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35139) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

7.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, uluslararası organizasyonlara yapılan başvurular nedeniyle yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35140) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, çocuk istismarı suçu işleyenlerin elektronik kelepçe ile takibine yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35141) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

9.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye Jokey Kulübüne ve ganyan bayilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35142) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye Kıyılarında Yüzme Suyu Profillerinin Belirlenmesi Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35143) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, askeri bölgelerin satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35144) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğünde çalışan işçilerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35145) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, ambulans ve morg hizmetlerinde KDV tahsil edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35146) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, şizofreni hastalığına ve tedavisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35147) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, THY ile Lufthansa arasındaki ortak uçuş antlaşmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35148) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

16.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’daki hafif raylı sistem inşaatlarının maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35149) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35150) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

18.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, eğitimin yerelleşmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35151) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

19.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da yaşanması muhtemel bir sel felaketine yönelik tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35152) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

20.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, iki koruma polisinin büro hizmetlerine kaydırıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35153) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

21.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Elazığ’daki esnaf ve sanatkârlarla ilgili çeşitli verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35154) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

22.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35155) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35156) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

24.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35157) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

25.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35158) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

26.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün yol ve su sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35159) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

27.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35160) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

28.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35161) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

29.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35162) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

30.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün altyapı sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35163) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

31.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35164) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

32.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35165) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

33.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35166) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

34.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35167) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

35.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bazı köyler arasındaki yolların bozuk olmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35168) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

36.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyde bulunan binanın bakım ve onarımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35169) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

37.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35170) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

38.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bazı köyler arasındaki yolların bozuk olmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35171) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

39.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün su sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35172) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

40.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35173) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

41.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35174) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

42.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün kanalizasyon şebekesi ile elektrik iletim hatlarında yaşanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35175) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

43.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35176) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

44.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35177) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

45.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki bir köyün sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35178) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

46.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığının yurt dışında yaşayan Kürtlerle ilgili yaptığı çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/35179) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

47.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/35180) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

48.- İzmir Milletvekili Rıza Türmen’in, Suriyeli sığınmacılara yönelik yapılan soruşturmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35181) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

49.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, UYAP’ın güvenliğine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35182) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, belediyelere yapılan icra takiplerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35183) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

51.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35184) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

52.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35185) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

53.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, yetiştirme yurtlarında kalan kişilerin istihdam sorununa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35186) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

54.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, koruyucu aile uygulamasına ve Koruma Kurulu kararlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35187) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

55.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, SHÇEK’e bağlı yetiştirme yurtları ile ilgili çeşitli verilere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35188) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

56.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, yetiştirme yurtlarından ayrılanlara yönelik desteklere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35189) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

57.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35190) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

58.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, imalat sanayi üretiminin ara malı ithalatına olan bağımlılığına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/35191) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

59.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/35192) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, hurda otomobillere ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/35193) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

61.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, iş ve meslek danışmanlarının sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35194) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

62.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, hizmet birleştirme işlemleri ile ilgili sorunlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35195) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

63.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35196) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

64.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Muş’ta çöp toplama ile ilgili sorunlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35197) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

65.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Silivri ilçesindeki bir bölgenin nazım imar planında yapılan değişikliğe ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35198) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

66.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35199) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

67.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’da yaşanan hava kirliliğine ve önlenmesine yönelik alınan tedbirlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35200) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

68.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, bir kişinin Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda yapılan başvuruya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35201) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

69.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 2000 yılından itibaren yurt dışında kaçırılan Türk vatandaşlarının sayısına ve kaçırılma olaylarının hangi ülkelerde gerçekleştiğine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35202) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

70.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35203) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

71.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’da bazı bölgelerde yaşanan uzun süreli elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35204) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

72.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/35205) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

73.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/35206) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

74.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’a yeni stat yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/35207) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

75.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, tütün üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35208) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

76.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Yedikule Bostanları için ilgili bakanlığa verilen görüşlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35209) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

77.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35210) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

78.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35211) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

79.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35212) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

80.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35213) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

81.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35214) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

82.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35215) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

83.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35216) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

84.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Gümrük Kapısında çalışanların hukuki statülerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35217) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

85.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlar Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35218) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

86.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlık Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35219) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

87.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlık Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35220) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

88.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlık Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35221) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

89.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlık Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35222) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

90.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlık Kurulu kararına dayanarak imzalandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35223) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

91.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35224) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

92.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35225) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

93.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35226) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

94.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35227) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

95.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Sınır Kapısı Modernizasyon sözleşmesinin hangi Bakanlar Kurulu kararına dayanarak imzalandığına  ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35228) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

96.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35229) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

97.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35230) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

98.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, gümrük kapılarının modernizasyonunu gerçekleştiren şirketlerin vergi yükümlüsü olup olmadığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35231) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

99.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Sınır Kapısının işletme süresinin hesaplanmasında dikkate alınan verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35232) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

100.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, modernizasyonu yapılan gümrük kapılarında kullanılan teknolojiye ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35233) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

101.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, sınır kapılarını işletecek şirketlerde hangi özelliklerin arandığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35234) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

102.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, kaçakçılarla ilişki içinde olan gümrük çalışanları olup olmadığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35235) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

103.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35236) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

104.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35237) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

105.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35238) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

106.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35239) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

107.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35240) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

108.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35241) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

109.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35242) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

110.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35243) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

111.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35244) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

112.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35245) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

113.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35246) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

114.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35247) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

115.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Gümrük Kapısında tespit edilen kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35248) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

116.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Sınır Kapısının modernizasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan komisyona ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35249) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

117.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Habur Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35250) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

118.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Sarp Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35251) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

119.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Cilvegözü Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35252) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

120.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kapıkule Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35253) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

121.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Hamzabeyli Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35254) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

122.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gürbulak Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35255) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

123.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Nusaybin Gümrük Kapısının hangi tarihli sözleşme ile hangi şirkete verildiğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35256) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

124.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/35257) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

125.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, son bir yılda Kabahatler Kanununa dayanılarak kesilen para cezalarına İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35258) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

126.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Adana’nın Tufanbeyli ilçesindeki termik santral inşaatında çalışan bazı işçilerin darp edildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35259) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

127.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, İstanbul’da bulunan Suriyeli mülteci sayısına ve barınma sorunu yaşayan mültecilerle ilgili yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35260) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

128.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’da bulunan Suriyeli mülteci sayısına ve barınma sorunu yaşayan mültecilerle ilgili yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35261) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

129.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Van’ın Erciş ilçesinde yaşanan içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35262) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

130.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’daki bazı terk edilmiş binaların tiner bağımlıları tarafından kullanılmasına ve tiner bağımlılığı bulunan çocukların rehabilitasyonu kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35263) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

131.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu Belediyesinin ana caddelerde ücretli otopark uygulamasına ve gerçekleştirilen ihaleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35264) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

132.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu Belediyesinin otopark uygulamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35265) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

133.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35266) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

134.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Beylik Han’da meydana gelen yangına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35267) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

135.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35268) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

136.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesindeki bir köyün ulaşım sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35269) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

137.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, aşırı şiddet kullanan özel güvenlik şirketlerinin denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35270) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

138.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Muş’taki tarihi eserler ile doğal güzelliklere ve Haspet Kalesi’nin onarılması ile ilgili çalışmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35271) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

139.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Bursa Yıldırım Külliyesinde yapılan tadilat ve restorasyonlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35272) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

140.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Divriği Külliyesinin korunmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35273) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

141.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35274) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

142.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Milli Kütüphanenin depolarında bulunan eserlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35275) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

143.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/35276) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

144.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Gelir İdaresi Başkanlığınca vatandaşlara gönderilen bir yazıya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/35277) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

145.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Muş’taki okulların öğretmen açığına ve Muş’un Malazgirt ilçesindeki bir okulun ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35278) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

146.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinin bina sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35279) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

147.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, SBS sonuçlarına göre öğrenci alan liselerdeki boş kontenjanlara ve açık lise kayıtlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35280) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

148.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35281) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

149.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Edirne’de askerlik görevini ifa ederken hayatını kaybeden bir kişinin ölüm nedenine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/35282) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

150.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, TSK mensupları arasında yaşanan intihar olaylarındaki artışa ve bunun önlenmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/35283) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

151.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/35284) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

152.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35285) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

153.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 1987 yılında Artvin Orman İşletme Müdürlüğünce el konulan bir araçla ilgili yaşanan sorunlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/35286) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

154.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, kanser tedavisinin genel sağlık sigortası kapsamı dışına çıkarılacağı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35287) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

155.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, HIV virüsü taşıyanların sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35288) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

156.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35289) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

157.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Mersin’deki sağlık evi ve istasyonlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/35290) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

158.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır Karayolları 9. Bölge Müdürlüğünün 2013 yılı bütçesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35291) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

159.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Samsun Karayolları 7. Bölge Müdürlüğünün 2013 yılı bütçesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35292) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

160.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren seferlerinin başlayacağı tarihe ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35293) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

161.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35294) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

162.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, engelli vatandaşların demiryollarından ücretsiz olarak faydalanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35295) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

163.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Niğde’de yapılan bir ihalenin hak edişleri ile işçi maaşlarının ödenmemesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/35296) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

164.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/35297) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

165.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/35298) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

166.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşların İstanbul ilindeki binalarında depreme karşı dayanıklılık ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/35299) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

167.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait olup depreme karşı hassas olduğu tespit edilen ve güçlendirme çalışması yapılan bina sayısına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/35300) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

168.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/35301) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

169.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın afet yönetim planına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/35302) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

170.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, fişleme iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35303) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2013)

171.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TÜİK’in 2013 Yılı Tüketici Fiyatları Endeksini belirlemek için başlattığı anket çalışmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35304) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

172.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 500 Türk vatandaşının Suriye’deki çatışmalara katıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35305) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

173.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, üniversitelerde açılan soruşturmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35306) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

174.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, bir açıklamasına ve bir cemaate yönelik ayrıcalık tanındığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35307) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

175.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, SODES kapsamında faaliyet gösteren etüt merkezleri ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35308) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

176.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, özel tiyatrolara yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35309) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

177.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, emniyet teşkilatının bir cemaatin kontrolüne verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35310) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2013)

178.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Eti Maden İşletmelerinde görev yapan bir personel hakkındaki iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35311) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

179.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, TÜİK anketlerinde dini inançlara yönelik sorular sorulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35312) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

180.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde kurulan bir dernekle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/35313) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

181.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale İdare Mahkemesi Başkanı hakkındaki iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/35314) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

182.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya’da inşa edilen Bilim Merkezine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/35315) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2013)

183.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’da kent ormanı ve kent parkı olarak planlanan alanların imara açılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/35316) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

184.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, ortaöğretime geçiş ortak sınavlarında din kültürü ve ahlak bilgiler dersinden muaf olan öğrencilerin dezavantajlı durumda kalacak olmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/35317) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

185.- İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu’nun, özel tiyatroların desteklenmesi ile ilgili Protokol’e eklenen bir ölçüte ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35318) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

186.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, özel tiyatrolara yapılan bakanlık yardımına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/35319) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2013)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İETT otobüslerinin kolluk kuvvetlerine tahsis edilmesi nedeniyle şehir içi ulaşım hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/30870)

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ümraniye’deki bir hastaneye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/30875)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyelerine yapılan nakdi yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/30885)

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyelerine yapılan nakdi yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/30887)

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyelerine yapılan nakdi yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/30888)

6.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bir törene belediye otobüsleri ile kamu personelinin zorla götürüldüğü iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31821)

7.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’daki moloz dökme alanlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31822)

8.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Siirt ile Bitlis arasında yürütülen bir yol çalışmasının çevreye etkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/31823)

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Kızılcahamam Belediyesinin şebeke inşaatı işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31828)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Balçıkhisar, Çayırhan ve Nallıhan belediyelerinin harita yapım işleri kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31829)

11.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Çayırhan ve Beypazarı belediyeleri içme suyu tesisi yapım işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31830)

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Haymana ve Çağa belediyeleri içme suyu şebeke inşaatı işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31831)

13.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bazı belediyelerin harita yapım işleri kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31833)

14.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Çeltikçi Belediyesinin kanalizasyon tesisi inşaatı işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31847)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Çamlıdere Belediyesinin kanalizasyon tesisi inşaatı işi kapsamında satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/31848)

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Milli Emlak Genel Müdürlüğüne ait İstinye Koyu’nun kiraya verilip verilmediğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/31881)

17.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan reklam harcamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/32305)

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından 27 Eylül 2013 tarihinde ulusal düzeyde yayın yapan gazete, televizyon ve radyolara verilen reklama ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/32314)

19.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, 2-B uygulamaları ile ilgili sorunlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/32315)

20.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, dolardaki yükselişle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/32442)

21.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bakıma muhtaç engelli bir vatandaşın sağlık güvencesinin Devlet tarafından karşılanmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33049)

22.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde ve Mardin’de çatışmalarda ölen terör örgütü üyeleri için şehitlik açıldığı ve müze yapımına başlandığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33050)

23.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, askerlik süresi ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33051)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Siirt’teki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33053)

25.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Muş’taki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33054)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Mardin’deki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33055)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Kilis’teki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33056)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Gaziantep’teki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33057)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Bingöl’deki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33058)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Batman’daki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33059)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Taksim’deki bir rehabilitasyon merkezinde kalan kız çocuklarına zorla fuhuş yaptırıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33060)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Adıyaman’daki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33061)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, El Kaide ve El Nusra terör örgütlerinin Şırnak’taki faaliyetlerine ve gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33062)

34.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, şehit yakınlarının askerlik görevinden muafiyeti ile ilgili yasal düzenlemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33064)

35.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Mimarlar Odası Ankara Şubesine yapılan baskına ve çeşitli iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33065)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ODTÜ arazisinde yapılan çalışmaya ve yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33066)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kurban derisi toplama yetkisi ile ilgili düzenlemede yapılan değişikliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33067)

38.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, ÖSYM tarafından yapılan sınavlara ait soru ve cevapların 4982 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33069)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Artvin’in Cerattepe ve Genya bölgelerinde gerçekleştirilecek maden arama faaliyetine ÇED olumlu raporu verilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33070)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Afyon Kocatepe Üniversitesi tarafından öğrencilere uygulanan bir ankete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33072)

41.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Greenpeace’in Kuzey Buz Denizi’ndeki petrol arama çalışmalarına karşı düzenlediği eylem sırasında Rus güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan bir Türk vatandaşına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33073)

42.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, OECD tarafından hazırlanan Akademik Başarı Listesine göre Türkiye’nin akademik başarı ortalamasının düşük olmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33075)

43.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, eğitim sisteminde yapılan değişikliklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33076)

44.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’un nüfusundaki artışa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33077)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33078)

46.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kanal İstanbul Projesinin olası etkileri hakkında bilim adamları tarafından yapılan açıklamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33079)

47.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kuruluşlardan izinsiz ayrılan çocuklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33080)

48.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tedavi talep edenlerin sayısına ve alkol satışından elde edilen gelir ile alkol tüketim miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33081)

49.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Londra’da düzenlenen savunma ve güvenlik ekipmanları fuarı kapsamında yapılan silah alımları ile kurulan temaslara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33082)

50.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çanakkale’deki bir ilköğretim okulunda Roman öğrencilere ayrımcılık yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33083)

51.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, boğazlardan geçişine izin verilen Rus savaş ve istihbarat gemilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33084)

52.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, ODTÜ arazisinde yapılan yol çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33085)

53.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Reyhanlı’daki patlama ile ilgili basına sızdırılan belgeler nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33086)

54.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kamuda memur-işçi ayrımının kaldırılması ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33087)

55.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, havai fişek kullanımına getirilen sınırlamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33088)

56.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara Valiliğince cadde ve sokaklarda kağıt toplanmasının düzenlenmesi ile ilgili yayımlanan genelgeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33090)

57.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, denetimlerde ele geçirilen çocuk sağlığına uygun olmayan ürünler ile ithal edilen ürünlerin çocuk sağlığına uygunluk açısından denetiminde yaşanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33091)

58.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, diş hekimliğinde kullanılan amalgam restorasyon materyalinin insan sağlığına zararlı olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33092)

59.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, ilaçlı ve ilaçsız stent kullanımı ile ilgili verilere ve ilaçlı stent kullanım bedelinin Devletçe karşılanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33093)

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, işsiz nüfustaki artışa ve istihdam politikalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33094)

61.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Küçükbakkalköy’deki evlerini satmak zorunda kalan Roman vatandaşların mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33096)

62.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’a yapılacak olan 3. Havaalanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33097)

63.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Lübnan’da kaçırılan Türk pilotlarının serbest bırakılmaları karşılığında bir miktar para ödendiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33098)

64.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Van’da halen konteyner kentlerde kalan depremzedelerin mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33100)

65.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara Büyükşehir Belediyesinin ODTܒye otobüs seferlerini durdurduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33101)

66.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, ODTÜ Ormanından geçirilmesi planlanan yola ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33102)

67.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Mart 2013 tarihinden itibaren PKK’nın faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33104)

68.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Kilis’te Suriyeli mülteciler için kurulan bir konaklama merkezinin konumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33106)

69.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, MİT’in uluslararası faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33107)

70.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Mersin’in Bozyazı ilçesinde hortum nedeniyle üreticilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33108)

71.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bitlis Merkeze bağlı bir köyde bazı vatandaşların PKK terör örgütü mensuplarınca darp edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33110)

72.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, kaçak yollarla balık avcılığı yaparken yakalanan kişi sayısına ve kaçak avcılığın engellenmesi için alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33111)

73.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriye’den Türkiye tarafına havan mermisi atılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33112)

74.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33113)

75.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Avrupa Birliği’ne katılım müzakereleri kapsamında açılan ve sonuçlandırılan fasıllara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33114)

76.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Avrupa Birliği tarafından açıklanan 2013 Türkiye İlerleme Raporuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33115)

77.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Kaz Dağlarında yapımı planlanan HES’lere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33116)

78.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’daki esnafların sorunlarına ve Diyarbakır ekonomisinin gelişmesi için planlanan projelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33117)

79.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Dicle Üniversitesinin ödenek, gelir ve giderleri ile Üniversite tarafından gerçekleştirilen satış ve kiralamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33118)

80.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır Dicle Üniversitesinde yaşanan cinsel taciz ve tecavüz vakalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33119)

81.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul İl Özel İdaresi tarafından Musevi vakıflara yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33120)

82.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Dicle Üniversitesinin akademik ve idari personel sayısı ile öğrenci sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33122)

83.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’daki Hazineye ait tarım arazilerinin Maliye Bakanlığı tarafından satış kapsamı dışında bırakılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33124)

84.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Suriyeli öğrencilerin üniversitelere yerleştirilmelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33125)

85.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, üstün zekalı, asperger sendromlu, hiperaktif, otistik ve spastik çocuklara ve özel eğitim ve sağlık çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33129)

86.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, kısa dönem askerlik süresinin düşürülmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33131)

87.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı protestolarına katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33132)

88.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Suriyeli sığınmacılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33133)

89.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Suriye’de yaşanan olaylar bağlamında Ceylanpınar tarım arazilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33134)

90.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, çeşitli hususlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33135)

91.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara’da Gezi Parkı eylemlerine öğrencilerin katılmalarını teşvik ettikleri gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan okul yöneticilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33136)

92.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Karayolları Genel Müdürlüğünün yetki alanında bulunan yollarla ilgili çeşitli hususlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33137)

93.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, uzun menzilli hava savunma sistemleri ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33138)

94.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, ABD Ulusal Güvenlik Ajansının ülkemizdeki faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33140)

95.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Van’daki konteyner kentlerde yaşayanların sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/33141)

96.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TMSF tarafından satılan bir medya kuruluşuna ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/33150)

97.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Başbakan Yardımcılığına bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/33151)

98.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, kredi kefalet kooperatiflerinde plasman artışı yapılmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/33152)

99.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı protestolarına katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/33153)

100.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Başbakan Yardımcılığına bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/33154)

101.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı protestolarına katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/33155)

102.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, kız çocuklarına yönelik hak ihlallerine ve engellenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/33176)

103.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/33177)

104.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yasa dışı evlatlık edinmelere ve bebek cinayetlerindeki artışa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/33178)

105.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/33179)

106.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/33180)

107.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/33181)

108.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/33182)

109.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Manisa’nın Soma ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen kazaya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33184)

110.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri’de düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33185)

111.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt’te düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33186)

112.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33187)

113.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Batman’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33188)

114.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum ve Elazığ’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33189)

115.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’ta düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33190)

116.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Ağrı’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33191)

117.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33192)

118.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33193)

119.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak’ta düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33194)

120.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33195)

121.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’de düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33196)

122.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33197)

123.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlıklara bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçi sayısı ile taşeron firmalara yapılan toplam ödeme miktarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33198)

124.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, sağlık hizmetleri ücretlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33199)

125.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Manisa’nın Soma ilçesindeki bir maden ocağında iş güvenliği açısından yeterli önlemin alınmamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33200)

126.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33201)

127.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, ODTÜ arazisinden geçecek yolla ilgili çalışmalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33203)

128.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33205)

129.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33209)

130.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün bir altın madeni sahası projesi için verdiği “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/33210)

131.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, ABD Büyükelçisinin gezisine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33214)

132.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Lübnan’da kaçırılan Türk pilotların akıbetine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33215)

133.- İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu’nun, işkencenin önlenmesi için ulusal önleyici mekanizmanın kurulması çalışmalarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33216)

134.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Greenpeace aktivisti bir Türk vatandaşının Rusya’da tutuklanmasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33217)

135.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, büyükelçi atamalarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33218)

136.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33219)

137.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33220)

138.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, tarımsal destekleme ödemeleri için Ziraat Bankası ile yapılan protokolün yenilenmemesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33241)

139.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33242)

140.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33243)

141.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Ağrı’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33244)

142.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum ve Elazığ’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33245)

143.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Batman’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33246)

144.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt’teki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33247)

145.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak’taki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33248)

146.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33249)

147.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’deki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33250)

148.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33251)

149.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri’deki çiftçilere tarımsal destekleme kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33252)

150.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33253)

151.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hayvan çiftliklerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33254)

152.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, gıda mühendisi istihdamına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33255)

153.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’daki çiftçilerin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33256)

154.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, elektro şokla hayvan kesimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33257)

155.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, tarımsal sulama ücretlerinin indirilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33258)

156.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/33259)

157.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Türkiye’deki yatırımlarını satıp ayrılan yabancı büyük şirketlere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/33260)

158.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya’nın Meram ilçesindeki telefoncular çarşısının yıkılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33263)

159.- İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in, Kastamonu’daki bir askeri birlikte bazı askerlerin yemin etmediği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33264)

160.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Arhavi ilçesindeki bir iş yerine içki ruhsatı verilmesi ile ilgili düzenlenen raporlar hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33265)

161.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle öldürülen bir kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33266)

162.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümü ile ilgili davanın görüleceği yerle ilgili Eskişehir Valiliği tarafından yazılan yazıya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33267)

163.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Yozgat’ta bir belde belediye başkanı tarafından işten çıkarılan bir kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33268)

164.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın Saray ilçesindeki bir köyde kaçakçılık yaparken bir İran vatandaşının öldürülmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33269)

165.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, emniyet güçleri tarafından elektroşok silahları kullanımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33270)

166.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, Jandarma Genel Komutanlığı personeli ile ilgili çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33271)

167.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Gezi Parkı protestoları kapsamında gözaltına alınan, yaralanan kişilere ve haklarında işlem yapılan kolluk görevlilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33272)

168.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Ankara Ulus’ta bulunan Atatürk Anıtında gece ışıklandırılması bulunmamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33273)

169.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen bir reklama ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33274)

170.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33275)

171.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum ve Elazığ’daki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33276)

172.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Batman’daki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33277)

173.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt’teki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33278)

174.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri’deki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33279)

175.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak’taki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33280)

176.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’deki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33281)

177.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’daki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33282)

178.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Ağrı’daki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33283)

179.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki il ve ilçe belediyelerinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33284)

180.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’da görülen Suriyeli mültecilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33285)

181.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’da bir kavşakta yaşanan trafik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33286)

182.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 18-21 Ekim 2013 tarihlerinde ODTܒde yapılan müdahalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33287)

183.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33288)

184.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Jandarma Genel Komutanlığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33289)

185.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile yetki ve sorumluluk konularında oluşan boşluklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33290)

186.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle belediyelerde çalışan sözleşmeli personelin durumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33291)

187.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, itfaiye teşkilatı personeline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33292)

188.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 2002 yılından itibaren İSKİ tarafından yapılan ihalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33293)

189.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’daki içme suyu ve kanalizasyon şebekelerinin yetersizliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33294)

190.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye’ye gelen mültecilerin sayısı ile hangi kamplara yerleştirildiklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33295)

191.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, belediye başkanları hakkında verilen ve verilmeyen soruşturma izni sayılarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33296)

192.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ankara’daki cadde ve sokaklardaki otopark işletmeciliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33297)

193.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’un Tuzla ilçesindeki imar planlarına cemevlerinin işlenmesi talebine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33298)

194.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’un Kadıköy ilçesine bağlı bir mahallenin sosyal alan ihtiyacına ve tahsis edilen taşınmazla ilgili sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33299)

195.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’da yer alan ağaçların ilan asılarak tahrip edilmesine ve yapılan işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33300)

196.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Mardin’in Midyat ilçesine bağlı bir köyde yol yapımı sırasında bulunan insan kemiklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33301)

197.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, vatandaşlık başvurusu yapan bir kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33302)

198.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33303)

199.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/33304)

200.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/33305)

201.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Aydın’daki tescilli kültür varlıklarına ve gerçekleştirilen restorasyonlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/33306)

202.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Atatürk’ün doğduğu evde yapılan restorasyon çalışmalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/33307)

203.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/33308)

204.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/33309)

205.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/33311)

206.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen çiftçilerin zararlarının karşılanmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/33312)

207.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Genel Faaliyet raporunda yer alan yedek ödeneklerin kullanımı ile ilgili verilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/33314)

208.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, bağımsız idari otoritelerin gelirlerinin bir kısmının Maliye Bakanlığına aktarılmasını öngören düzenlemeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/33315)

209.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/33316)

210.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, ilahiyat fakültelerinde yapılan müfredat değişikliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33317)

211.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, demokratikleşme paketinin kadın kamu çalışanlarının kılık-kıyafetini düzenleyen maddesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33318)

212.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 60-66 aylık çocuklarını okula göndermeyen ailelere kesilen cezalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33319)

213.- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’in, öğrenci velilerine gönderilen bir mesaja ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33320)

214.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, engellilerin eğitimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33321)

215.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’de yaşayan okuma çağındaki yabancı ülke vatandaşlarına verilen eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33322)

216.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’da yaşayan okuma çağındaki yabancı ülke vatandaşlarına verilen eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33323)

217.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Ağrı’da yaşayan okuma çağındaki yabancı ülke vatandaşlarına verilen eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33324)

218.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da yaşayan okuma çağındaki yabancı ülke vatandaşlarına verilen eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33325)

219.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’de yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33326)

220.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33327)

221.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak’ta yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33328)

222.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri’de yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33329)

223.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt’te yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33330)

224.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Batman’da yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33331)

225.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum ve Elazığ’da yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33332)

226.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’ta yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33333)

227.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’da yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33334)

228.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve Iğdır’da yer alan okullardaki onarım ve tadilatlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33335)

229.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, İzmir’in Narlıdere ilçesindeki bir okulla ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33336)

230.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33337)

231.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, öğrencilerin devamsızlık durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33338)

232.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’taki eğitim kurumlarının ihtiyaçlarına ve Kars’a yönelik eğitim yatırımlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33339)

233.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin öğretim elemanı alımlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33340)

234.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı bir köy okulunun sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33341)

235.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’da Devlete ait üniversite öğrenci yurdu sayısı ile yapılmakta olan ve yapılması planlanan yurt sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33342)

236.- Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, 2013-2014 eğitim yılında yapılacak sınavlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33343)

237.- Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde uzaktan eğitimden para alınmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33344)

238.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Kürtçe eğitimin özel okullarda sadece lise düzeyinde uygulanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33345)

239.- Kırıkkale Milletvekili Turgut Dibek’in, Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinin Sayıştay raporuna konu olan çeşitli faaliyetlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33346)

240.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Koç’un, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı açılışında öğrencilere dağıttığı bir kitaba ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33347)

241.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/33348)

242.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın Muradiye ilçesindeki köylerin sulama sorununa ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33354)

243.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları İşletmesine ait bir vapurun internet üzerinden satışa sunulmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33371)

244.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Arapgir-Kemaliye yolu inşaatı ile ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33372)

245.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da bir mahalleden geçen tren yolu güzergahının değiştirilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33373)

246.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerin sayısı ile mali haklarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33374)

247.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, PTT işyerlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33375)

248.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, İstanbul-Çerkezköy tren hattına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33376)

249.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’un Tekman ilçesine bağlı bir köyün elektrik ve telefon sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33377)

250.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Batman-Siirt Çevre Yolunda gerçekleşen trafik kazalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33380)

251.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/33381)

252.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, PKK terör örgütünün ilk silahlı eyleminin yıl dönümünde yapılan kutlamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/33382)

13 Aralık 2013 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Gündemimize göre 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün iki tur görüşme yapacağız.

Beşinci turda Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (x)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (x)

A) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN –Komisyon ve Hükûmet, yerindedir.

Turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen sayın milletvekillerimiz sisteme girebilirler.

Şimdi, beşinci turda, grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına: Van Milletvekili Nazmi Gür, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına: Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün, Konya Milletvekili Kerim Özkul, Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan, Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt, Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, Antalya Milletvekili Hüseyin Samani, Düzce Milletvekili Fevai Arslan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Muğla Milletvekili Tolga Çandar, Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Ordu Milletvekili İdris Yıldız, Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen, Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan.

Şahıslar adına: Lehinde, Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten ve aleyhinde de Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu konuşacaklardır.

Şimdi, ilk söz Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür’e aittir.

Buyurunuz Sayın Gür. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on yedi dakika.

BDP GRUBU ADINA NAZMİ GÜR  (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nda Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama, Yüksekova’da polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Mehmet Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ve iki gün önce yaşamını yitiren Bemal Tokçu’yu anarak başlamak istiyorum. Aslında, bu son  yaşanan polis katliamı, şu anda hakkında söz aldığım ve bizleri yüksek demokrasi standartlarına eriştirecek politikaları uygulamasını umduğumuz AB Bakanlığının değerlendirmesi sonucunda anlamlı  bir giriş teşkil etmektedir. Yani önce yaşam hakkı. Bizi Avrupa’ya ulaştıracak olan da kuşkusuz, yaşam hakkına saygıdır.

Türkiye, 2005 yılından bu  yana, Avrupa Birliğine üyelik için müzakerelere başladı. Biz parti olarak, baştan itibaren, Avrupa Birliği uyum sürecini ve müzakere sürecini her fırsatta destekledik. Türkiye’nin Batı’ya entegre olma amacı ve politikaları, aslında, cumhuriyetin kuruluşuna kadar götürülebilir. Nihayetinde, şu an geldiğimiz nokta, AB ile sürdürülen üyelik müzakeresi ve bu kapsamda 13 faslın açılmasıdır. Müzakerenin ilk başladığı 2005 yılında inanıyordum ki… Türkiye’nin genelinde ülkenin siyaseti, ekonomisi ve sosyal hayatıyla daha demokratik ve çoğulcu bir yapıya ulaşacağına dair umutlarım artmıştı, hepimizin umudu artmıştı. Bu umut, açıkçası, AKP iktidarına ve onun Avrupa endeksli de olsa kendi bünyesinde taşıdığı demokratik refleksten kaynaklanmadığını şimdiden söyleyebilirim. Bu, biraz da Avrupa Birliği sürecinin dayattığı bir süreçti ki AKP hükûmetleri bu süreçten her nedense, pragmatik bir şekilde, kendi lehlerine olacak şekilde yararlanmaya çalıştılar. Neden böyle söylüyorum? Çünkü temel insan haklarının yasal ve anayasal güvence altına alınması, tarafsız, bağımsız bir yargının oluşturulması, çoğulculuk temelinde ülkede yaşayan tüm halkların hak olmaktan kaynaklı bütün haklarının sağlanması ve buna saygı duyulması ancak bizi Avrupa Birliğine yaklaştırabilirdi fakat geçen bu sürede bunun olmadığının hepimiz canlı tanığıyız.

Şimdi, aradan geçen yaklaşık dokuz yıl zarfında bu biraz önce sıraladığım üç temel ilke ve pratiğin dahi sağlanmadığını, bu ülkede yaşayan her vatandaş iliklerine kadar hissetmektedir, hepimiz bu gerçeği biliyoruz. Demokratik ve sivil bir anayasaya dair Mecliste yaşanan uzlaşmamazlık bir yana, Mecliste çoğunluğa sahip, gerçekten demokratik olarak davranırsa, demokrasiyi isterse… Bir gecede birçok yasayı değiştirme gücüne sahip olan AKP, 12 Eylül rejiminin bize bıraktığı antidemokratik yasaları korumada ısrarlı bir inat göstermiştir. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz Terörle Mücadele Yasası’dır ki Terörle Mücadele Yasası, bugün insan hakları ihlallerinin temel kaynağını oluşturmaktadır.

Avrupa Birliği 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nda da özellikle yeni anayasa çalışmasına atıfta bulunularak yeni anayasanın özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü, azınlıklara mensup kişilerin hakları dâhil olmak üzere insan haklarına saygıyı esas alan bir kuvvet ayrılığı sisteminin sağlanması talep edilmektedir. Yeni anayasa çalışmalarında Venedik Komisyonuyla istişarelerin başlatılmasının sürece olumlu etki sağlayabileceği vurgulanmaktadır. Gelin görün ki bu konuda da AKP Hükûmeti özellikle Avrupa Birliği uyum sürecinde en ufak bir adım atmış değildir. Anlamsız bir başkanlık, yarı başkanlık sistemi dayatarak bu yeni demokratik bir anayasanın hazırlanmasında önemli bir tıkaç rolü oynamıştır.

Yine, yargı sisteminde atılması gereken demokratik adımlar atılmamıştır. Öngörülen ve Avrupa Birliği ilerleme raporlarında ısrarla bağımsız bir yargı talebi görmezlikten gelinmiş, kimi göstermelik paketlerle bu talepler maalesef karşılanamamıştır. Bu talep sadece Avrupa Birliği talep ettiği için değil fakat ülkemizin ihtiyacı olan ve gerçekten bağımsız bir yargıya herkesin, başta AKP’lilerin ihtiyaç duyacağı bağımsız yargı süreci maalesef paketlerle savsaklanmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu bağlamda, artık bir cezaya dönüşen uzun tutukluluk ve adil yargılamayla ilgili AB mevzuatı maalesef göz ardı edilmiştir.

Yeri gelmişken Sayın Balbay’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla, başta partili milletvekilimiz olmak üzere, şu anda tutuklu bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisinin tüm üyelerinin bir an önce bu Parlamentoda yemin ederek göreve başlamasını umuyorum. Bu dileğimi de bu vesileyle dile getirmiş oluyorum.

Değerli arkadaşlar, temel bir hak olan gösteri ve protesto hakkı, gerçekten Türkiye’de ayaklar altına alınmıştır. Polisin olağanüstü imtiyazları nedeniyle, polise karşı izlenen cezasızlık politikası nedeniyle, orantısız güç kullanılarak bu gösterilerin bastırılması, Avrupa Birliği uyum sürecinde, kuşkusuz karşılaştığımız en önemli sorunlardan birisidir.

Yine en son, Gezi direnişinde ve Kürdistan’da neredeyse her gün tanık olduğumuz gösterileri zorla bastırma ve engelleme, özellikle son iki yıldır olağan hâle gelmiştir. Gezi olaylarında, Türkiye genelinde yapılan gösterilerde 6 kişi yaşamını yitirdi, değerli arkadaşlar, onlarca insan yaralandı, gözünü, kulağını kaybetti. Bu olaylardan hemen sonra, Lice’de karakol yapımını protesto eden Medeni Yıldırım adlı yurttaşımız, polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti ve işte en son, konuşmama başlarken andığım 3 yurttaşımız, Veysel İşbilir, Mehmet Reşit İşbilir ve Bemal Tokçu, Yüksekova’da PKK gerillalarının mezarlarının tahrip edilmesini protesto etmek isterken polisin açtığı ateş sonucu yaşamlarını kaybettiler. Bu kayıplar, sadece son yedi ayda dikkati çeken kayıplardır. Ulus devlet inşasından bu yana, bu ülkede hak ihlalinin en büyüğünü yaşam hakkı ihlali oluşturmuştur ve AKP iktidarı döneminde devletin bu kirli geçmişini değiştirmeye dönük hiçbir ileri adım, olumlu bir adım atılmamıştır, gerçeklerle yüzleştirilmemiştir. Bilakis, yaşam hakkı başta olmak üzere, insan haklarına yönelik devlet ihlali artarak devam etmektedir. Bu tutum, demokrasiye sevdalı değil, demokrasiden korkan bir tutumdur, ileri demokrasiyle de hiçbir ilgisi yoktur.

Değerli arkadaşlar, bugün bireysel hak ve özgürlükler kadar kolektif haklar da devletin gasbına uğramaya devam etmektedir. Uzun yıllardır Kürt halkının dili, kültürü, kimliği için verdiğimiz özgürlük mücadelesi geçtiğimiz aylarda Sayın Öcalan ile devlet heyetinin başlattığı barış görüşmeleriyle yeni bir evreye girdi bu taleplerimiz.

Otuz yılı aşkın bir süredir yaşanan savaşın halklar üzerinde yaptığı ağır tahribatın bir yansıması olarak tüm Türkiye halkında bu sürece yönelik olumlu bir tavrın geliştiğini söylemek mümkündür. Kürtler kadar Türk halkı da artık daha fazla kanın akmasını istemiyor ve Kürt sorununun demokratik, siyasal yollarla çözümü de kamuoyunun genel bir kabulünü, genel bir mutabakatını sağlamıştır. Eğer öyle olmasaydı, bugün İmralı’da Sayın Öcalan’la yapılan görüşme toplumda büyük bir infiale yol açardı. Bu nedenle halkların barışa, eşitliğe ve demokrasiye hazır olduğunu, her dönemden çok daha fazla hazır olduğunu söyleyebiliriz. Buna hazır olmayanın, süreci başlatma iradesini gösteren fakat gelişmesi ve ilerlemesinden imtina eden AKP iktidarı olduğuna dair geniş bir kanı vardır kamuoyunda. AKP iktidarı, ülkemizin en temel sorununun, AB ilerleme raporlarında da sıkça dile getirilen, ülkenin topyekûn demokratik inşası yoluyla çözülmesi yönünde gerekli adımları atmamaktadır. Bu açıdan, siyasal iktidar eline geçirdiği tarihî fırsatı iyi değerlendirememektedir. Hükûmeti demokratik adımlar atmaya, ülkenin en temel sorunlarının Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde demokratik ilke ve pratikler yoluyla evrensel hukuk çizgisinde çözmeye, teşvik etmeye, motive etmeye hazırız. Bu konuda Hükûmetin atacağı her ileri adıma, her demokratik adıma destek vermeye de hazırız. Ama, buna rağmen Avrupa Birliği Bakanlığının bu yönde hiçbir çabası olmadığını maalesef söylemek zorundayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özelde Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, genel olarak ise ülkemizin bir bütün olarak demokratikleşmesi eşitlik, özgürlük ve barış temelinde, daha iyi bir gelecek tesis edilmesi yönünde yasa koyuculara ve uygulayıcılara güç ve motivasyon sağlayan stratejik bir hedef olarak görülmelidir. AB üyeliğine ve demokratikleşmeye dönük taktiksel hesaplar ve AB kriterlerini kendi çıkarlarına göre, kendi anladığı gibi ele almak, yaklaşmak ülkemizi demokratikleştirmez, bilakis bu hedeflerden uzaklaştırır.

Yine, AB üyeliğine ve demokratikleşmeye dönük taktiksel hesaplar ve AB kriterlerini kendi çıkarlarına göre ele alan yaklaşımlar ülkemize demokrasiyi getirmez, demokrasiyi geliştirmez. Bu kapsamda, özellikle son iki yıldır, başta Sayın Başbakan olmak üzere Hükûmetin çeşitli yetkililerinin Avrupa Birliğini küçümseyen ve öteleyen yaklaşımı ve söylemleri, Hükûmetin giderek yüzünü Avrupa’dan çevirdiğine yönelik güçlü bir kanının ortaya çıkması; bu durum, değerli arkadaşlar, Hükûmetin iktidara geldiği ilk yıllarda sürekli tekrarladığı AB ile müzakere isteği ve pratiğine taban tabana zıttır. Yine, böyle bir yaklaşım Hükûmetin sadece kendi çıkarları doğrultusunda bir demokrasi anlayışını ortaya koyduğunu, yine, eğer AKP Hükûmetine yararsa, yandaşlarına yararsa bir demokratikleşme ve AB müzakeresi yolu izlediğini güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.

Son on bir yıllık iktidar döneminizde Hükûmet yetkilileri iktidarlarını koruma adına, artık, AB’ye daha az bel bağladıklarını düşünüyorlar. Bu da genel bir eleştiri, genel bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım pragmatik ve taktiksel bir yaklaşımdır. Oysa evrensel demokrasi hiçbir iktidarın basit hesap ve çıkarları üzerinde ele alınamaz ve bu yolla gerçek bir demokrasinin yerleşmesini beklemek mümkün değildir. Bunun için, bizim, BDP olarak AB Bakanlığından ve diğer Hükûmet organlarından, Türkiye’den beklediğimiz, AB uyum yasaları, evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda yeni bir hukuk düzeninin tesisidir ve nihayetinde uymak zorunda olduğumuz ve taahhüdünde bulunduğumuz Kopenhag siyasi kriterlerinin tamamına eksiksiz uyum sağlamamız, bizim en önemli, Hükûmetin en önemli görevlerinden biridir. Bunun bir an önce hayata geçmesi bizim beklentimizdir.

Türkiye’nin demokratikleşmesi ve başta Kürt sorunu olmak üzere ülke sorunlarının çözüme kavuşması için Hükûmetten beklenen, demokratik adımların zaman kaybetmeden radikal bir biçimde atmasıdır. Demokrasiden korkmak, insanlığın ve nihayetinde bütün Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı demokrasi talebini, halklarımızın ihtiyaç duyduğu demokrasi talebini ötelemek ve oyalamaktan başka bir işe yaramaz. Bu da kısa vadede belki AKP’ye yarayabilir ama uzun vadede halklarımızda çok büyük bir kayba neden olacaktır.

Değerli arkadaşlar, AB müzakere sürecinde Türkiye’den beklenen adımlar ile bizlerin, Türkiye’de ezilen, ayrımcılığa uğrayan, demokratik hakları gasbedilen herkesin, her kesimin talep ettiği demokratik adımlar örtüşmemektedir. AKP’nin attığı adımlar, bizim, ezilenlerin, Türkiye’deki demokrasi güçlerinin taleplerini karşılamamaktadır. Bu yönüyle, Kürtlerin yıllardır verdiği demokrasi ve özgürlük mücadelesinin ve onun toplumda yarattığı demokratik refleksin AB yolunda ilerleyen bir Türkiye için kazanım olduğu görülmelidir.

Biz, AB 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nda ilan edilen 22’nci Fasıl’ın yani Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı’nın açılmasını gerçekten önemsiyoruz ve bu faslın açılmasına da biliyorsunuz ciddi bir destek verdik. Ancak, bu fasıl salt bir kalkınma ve ekonomik gelişme perspektifiyle değerlendirilemez. Ülkemizde yaşanan bölgeler arası ekonomik ve sosyal uçurumun en temel nedeni farklı etnik ve kimlikler üzerinde yıllardır uygulanan tekçi, baskıcı ve asimilasyoncu politikalardır. İşte, bu fasıl, bu asimilasyoncu, tekçi politikaların bir an önce terki, bölgeler arası kalkınma farklarının kapatılması ve nihayetinde Türkiye’nin hak ettiği demokratik, müreffeh ve… Gerçekten, yaşam kalitesinin artırılması yolunda önemli bir katkı sağlayacak bu faslın kullanımı, bu faslın açılması buna hizmet edecektir.

Değerli arkadaşlar, biz bu faslın müzakereleri sürecine başta partimiz olmak üzere bütün muhalefetin, bütün sivil toplum örgütlerinin de dâhil edilmesinin, bölgede -özellikle yerelde- bulunan yerel yönetimlerin bu faslın müzakere süreçlerine dâhil edilmesinin Türkiye’ye ciddi bir kazanım sağlayacağını düşünmekteyiz.

Biz BDP olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin katı, merkeziyetçi yapısının bu ülkenin çoğulculuğuna ve zenginliğine vurulan bir darbe olduğunu sürekli söylüyoruz, dile getiriyoruz. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi veya Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekincenin kaldırılması gerektiği hususu, en son açıklanan ilerleme raporunda da ele alınmıştır. Biz bir kez daha partimiz adına bu şartın bir an önce Türkiye tarafından da onaylanmasını ve yürürlüğe konmasını talep etmekteyiz.

Yine, buna paralel olarak, raporda, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından önerildiği üzere, kamu hizmetinin verilmesinde Türkçe dışındaki dillerin, özellikle Kürtçenin, kullanılmasının yasal hâle getirilmesine yönelik olarak daha önce açıklanan düzenleme için resmî adımların atılmadığının altı çizilmiştir. Tüm bunlar, Türkiye’nin AB yolunda yapması gerekenler listesinde el değmemiş bir şekilde durmaya devam etmektedir.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği İlerleme Raporu bu sene, biliyorsunuz, pozitif bir şekilde ortaya çıktı. Bu pozitif yaklaşıma, bence, hem Hükûmet hem de Avrupa Birliği Bakanlığı son derece önem vermelidir. Bu, onlara radikal adımlar atması için büyük bir destektir, büyük bir motivasyondur. Geçen yıl, biliyorsunuz, Avrupa Birliğinin eleştirileri üzerine raporlar çöpe gitmişti. Bu yıl, özellikle Sayın Başbakanın demokratikleşme paketi adı altında açıkladığı paketin her nedense bu İlerleme Raporu’ndan bir hafta önce açıklanması ve nihayetinde rapora olumlu adımlar olarak, pozitif adımlar olarak geçmesi, yine, bu paketin aslında, esasında niçin açıklandığının en büyük kanıtıdır. Çünkü bu yıl Avrupa Birliği İlerleme Raporu çöpe gitmekten son anda kurtulmuş oldu.

Bir kez daha söylemek istiyoruz: Kürt halkının sadece kendisi için değil, BDP’nin sadece Kürtler için değil ve fakat Türkiye’deki bütün ezilenler için, ezilen halklar için, insanlar için, çevreler için öngördüğü 3 temel talebi burada sıralayarak konuşmamı bitirmek istiyorum.

Bütün kimliklerin Türkiye’de eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için anayasa, demokratik ve özgür bir anayasa için bütün kimliklerin güvence altına alınması bizim en temel talebimizdir.

Yine, ana dilde eğitim hakkı bizim en temel talebimizdir.

Demokratik özerklik bizim en temel talebimizdir.

2014 yılının başta ülkemizde olmak üzere tüm dünya halklarına barış, özgürlük ve eşitlik getirmesi temennisiyle konuşmama burada son veriyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gür.

Diyarbakır Milletvekili Altan Tan. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on üç dakikadır.

Buyurunuz efendim.

BDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hayırlı sabahlar, hayırlı günler.

Değerli arkadaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Tabii, kültür ve turizm gerçekten çok önemli ama biz ne “gerçekten çok önemli” diye söze başlamışsak mutlaka buna elimizden geldiği kadar daha az önem vererek bir siyaset ortaya koymuşuz yani geçmiş uygulamalarımız böyle. “Sağlık da çok önemli” diyoruz, “eğitim de çok önemli” diyoruz ama maalesef bir bakıyoruz ki, bu çok önemli dediğimiz sektörlerle, kurumlarla, kuruluşlarla, teşkilatlarla ilgili çalışmalarımız maalesef dünya ortalamasının çok altında.

Değerli arkadaşlar, kültür, zaten başlı başına bir milletin, bir toplumun var oluşunu sağlayan, geçmişten bugüne, bugünden yarına giden esas ana unsuru, esas ana caddesi, bugünkü tabirle otobanı. Turizm ise, dünyada hızla gelişen ve her yıl yüz milyonlarca insanın değişik sebeplerle seyahat ettiği, birbirinden etkilendiği ve yine, yeni dünyanın, çağımızın en önemli sektörlerinden birisi. Biz, ikisini almışız aynı Bakanlığın içine koymuşuz ve bu Bakanlığa da elimizden geldiği kadar sembolik bir bütçe ve az bir yetki tanımışız.

Şimdi, tabii benim önümde notlar var, hem bölgemle ilgili notlar var hem de Türkiye’yle ilgili notlar var ama inanıyorum ki, bunları sıraladıktan  sonra Sayın Bakan söz aldığı zaman söyleyecekleri: “İşte imkânlar bu kadar, şuraya şu kadar yapıldı, burada bu çalışma yapıldı, bu kadarı başlatıldı, şu kadar proje hazırlandı…” Onun için ben sondaki lafı başta söylüyorum: Bütün bu gerekçeleri cevaplayabilmek için, karşılayabilmek için önceden, öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığının bir, yetkilerini doğru düzgün tartışmak lazım; iki, bütçesini doğru düzgün tartışmak lazım; üç, kadrolarını doğru düzgün tartışmak lazım. Yani, o meşhur söz gibi, işte savaş kaybedildiği vakit 100 tane sebep var, “1’inci sebebi söyle.” diyor komutan, o da “İşte, barut yoktu.” deyince 1’inci sebep olarak “Artık, gerisini sayma.” diyor. Dolayısıyla, yetkileri tanımlanmamış, kadroları yeterli olmayan, bütçesi yeterli olmayan bir bakanlıkla ilgili tartışmalarda da varacağımız nokta sadece karşılıklı lafügüzaftan ibarettir.

Yetki karmaşası da önemli bir sorundur. Bugün Türkiye’de Turizm ve Kültür Bakanlığının alanına giren birçok mevzuyla alakalı bir yetki karmaşası söz konusudur. Önemli bir tarihî mirasımız Vakıflar Genel Müdürlüğünün zimmetindedir, önemli bir kısmıyla il özel idareleri ilgilenmektedir. Dolayısıyla, bu konuda da bir koordinasyon eksikliği vardır. Yani, tekrar bu mevzuları gündeme getirdiğimiz vakit bu yetki tartışmaları gündeme gelmektedir. Bu yetki tartışmalarıyla da yine halk tabiriyle top ortada kalmaktadır, sahipsiz kalmaktadır.

Şimdi, bu girişten sonra bölgemle ilgili bazı sorunları dile getirmek istiyorum, umarım ki Sayın Bakan ilgilenir ve bu konularda bizi bilgilendirir, bilginin de ötesinde en azından daha hızlı bir icraat olur.

Değerli arkadaşlar, bölgemizin müthiş, muhteşem bir kültür mirası var yani neresinden başlayayım bilmiyorum. Bir “Diyarbekir Surları” 5,5 kilometre uzunluğunda, hâlâ bütün ihtişamıyla ayakta ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın ayakta olan, hâlen varlığını sürdüren en önemli şehir surları, kalesi, 82 tane burcu var. Bu konuyla ilgili çalışmalar var, yok değil ama maalesef karınca hızıyla gidiyor. İşte surlar orada, Diyarbekir orada, biz de buradayız; gidip baktığımız vakit önümüze yine projeler çıkacak, etütler çıkacak; bir şeyler yapılıyor, doğru ama maalesef çok ağır gidiyor.

Aynı şekilde bir İçkale’miz var. Bu İçkale’yle ilgili yine Turizm Kültür Bakanlığının bir restorasyon çalışması oldu, uzun yıllar sürdü, bitmek üzere ama tekrar bir el atılması, hızlandırılması, bir de yaşanılır hâle yani içinde insan olan, günlük hareket olan bir mekâna dönüştürülmesi lazım; kafeteryalarıyla, restoranlarıyla, müzeleriyle yaşanılır bir hâle gelmesi lazım. İçkale’deki yıkım ve temizlik de henüz maalesef bitmedi. İşte, yetki tartışması gündeme geliyor. Toplu Konut İdaresinin orada yıkılan evleri karşılayacak konut rezervi bitti, yeni ihaleye çıkmadı. Bugün ihaleye çıkarsanız bitmesi iki sene, yine önemli bir zaman alıyor.

Bunun ötesinde, yine aynı İçkale’de bir Artuklu Sarayı var. Ondan evvel de yine saray olarak kullanılmış, daha önceki dönemlerde de ama bununla ilgili daha henüz en ufak bir kazı bile başlamış değil, öyle duruyor durduğu yerde.

Mardin Kalesi, yine uzunca bir müddettir tartışmada, Millî Savunma Bakanlığı ile Bakanlık arasında geldi gitti. Sayın Ertuğrul Günay döneminde de devreye girdik. Millî Savunma Bakanlığı, oradaki tesislerin başka bir yere yapılmasını söylüyor. Kültür Bakanlığı “Benim bütçem müsait değil.” diyor. İl özel idaresi “Gücüm yetmez.” diyor. Son olarak yine bir protokol imzalandığını duyuyoruz ama ne aşamada? Fiilî olarak bizim gördüğümüz, daha doğrusu halkın gördüğü, işte halk tabiriyle “kazma vuruldu” denilen bir çalışma maalesef henüz yok burada da.

Aynı şekilde Dara Harabeleri, en az Hasankeyf kadar önemli, en az Efes kadar, Bergama kadar önemli bir Dara Harabeleri var. Sanırım ki Dara’nın ismini bile Parlamentomuzun büyük bir kısmı henüz duymadı, Mardin-Nusaybin yolu üzerinde, milattan sonra 353 yılında inşa edilmiş bir garnizon şehri. O tarihte inşa edilen barajları, setleri, kalesi, sarayıyla çıplak gözle şu an görülebilecek bir durumda. Dara’da da henüz ciddi bir çalışma yok, dediğim gibi, sembolik çalışmalar.

Değerli arkadaşlar, Midyat sit alanı ilan edildi ama Midyat sit alanı ilan edildikten sonra da şu an orada 3-4 tane acilen -yani bırakınız bütün sit alanını- restore edilmesi gereken, ayağa kaldırılması gereken eski konaklar var. Bunlarla da ilgili henüz işte bütçedeki imkânsızlıklardan dolayı bir adım atılamadı.

Urfa Balıklı Göl, Hazreti İbrahim’in Kur'an-ı Kerim’de bahsedilen, “…”(x) diye, Kur'an-ı Kerim’de “Ey ateş, İbrahim’in üzerine soğuk ve selametli ol” denilen mekân. Çok güzel şeyler yapıldı geçmiş dönemde ama komple o mahalle, Gaziantep yoluna kadar, Urfa çıkışında düzenlenecekti. O da yine, Sayın Necmeddin Cevheri ve Urfa Belediye Başkanı Esat Akgöl -benim sınıf arkadaşım- döneminde başladı ama yirmi yıldır henüz o Gaziantep yoluna kadar, esas yola kadar olan kesim maalesef bitirilemedi.

Şimdi, Urfa demişken hem Urfa’dan biraz bahsetmek lazım, Harran Harabeleri’yle, dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu Harran’la, oradaki kümbetlerle ilgili bir şeyler söylemek lazım hem de komple bölgeyle ilgili bir şey söylemek lazım. Şimdi, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Hasankeyf, bu bölge ve turizmde iki günlük, üç günlük bir turun içerisine sığdırılabilecek bir ring sefer… Ben iki yıl profesyonel turizm rehberliği de yaptım, İngilizce, Arapça. Sektörün bütün sorunlarını biliyorum ve ailemin önemli bir kısmı İstanbul’da 1970’ten beri hâlen de bu işi yapıyor, çok büyük bir turizm firması, amcamın çocukları.

Şimdi, dünyadaki Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudiliğin neredeyse merkezi, ondan daha geriye giderseniz Şemsilerin, Ezidilerin, Zerdüştilerin merkezi. Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen Hazreti İbrahim kıssasıyla ilgili Beni İsrail’in… Beni İsrail kim? İsrail, Hazreti Yakup’un ismi. İsrailoğulları, Yakupoğulları… Hazreti Yakup’un oğulları 12 kabileden meydana geliyor. Bu 12 kabile 12 oğlunun neslinden gelenler ki içlerinde Hazreti Yusuf’la Bünyamin de var. Bu Beni İsrail’in (Yakupoğulları) 12 kabilesinin ataları olan 11 şahıs Urfa doğumlu. 12 oğlunun 11’i -Hazreti Yusuf dâhil- Urfa doğumlu, bir tek Bünyamin Urfa doğumlu değil. Dolayısıyla bugün Yahudilik açısından da, Hıristiyanlık açısından da, Müslümanlık açısından da bütün bu semavi dinlere inanan insanlar ömürlerinde bir sefer Urfa’ya gelseler bütün bir bölge abat olur.

Yine, aynı şekilde, ilk Hıristiyanlığı kabul eden Süryani Kral Abgar Aryo, Urfa Kralı, Hazreti İsa daha hayattayken onunla mektuplaşan. Bu bütün Hıristiyanlık metinlerinde var. Bunları bilen yok ortada doğru düzgün. Ancak Hıristiyan teolojisine hâkim olan Süryaniliğin, Hıristiyanlığın nasıl geliştiğini entelektüel olarak merak edip okuyan insanlar bunları biliyor, bizim kendi halkımız bile bilmiyor bunları. Ki, Abgar Aryo’ya Hazreti İsa kendi yüzüne sürdüğü mendilini yolluyor. Bu mendil yaklaşık bin iki yüz yıl bütün Hıristiyan kiliselerinde saklanıyor, en son Bizans, Vatikan ve ortadan kayboluyor. Dolayısıyla arkadaşlar, İslam tarihine gelelim. Yine, ilk cami Diyarbakır Ulu Cami, 639 senesinde Hazreti Ömer döneminde camiye çevrilmiş, ondan önce kilise. Dünyada iki örneği var, birisi Şam’daki Emevi Cami, diğeri Diyarbakır Ulu Cami, onun biraz daha küçüğü. Üçüncü bir mimari örneği yok, dünyada yok, iki tane.

Değerli arkadaşlar, bunları arttırabiliriz yani Hasankeyf’ten bahsedebiliriz. Midyat’taki Habuba harabeleri. Ezidilerin kendileri açısından çok önemli ve kutsal addettikleri ve sit alanı olarak ilan edilmiş bir alan var. Burada da yine ciddi bir çalışma yok.

Eğil’de peygamber mezarları. Büyük reklamı yapıldı, her gelen siyasi ziyaret ediyor, Sayın Başbakanımız da geldiğinde ziyaret ettiler ama yine orada da küçük bir kasaba olmasına rağmen yine istenilen düzeyde bir çalışma yok.

Denizli Pamukkale. “Ben henüz görmedim.” diye bir reklam vardı, gerçekten muhteşem bir reklamdı. Yani gelecek nesillere intikal etmesi lazım. Orada da yine henüz istenilen netice, istenilen beyazlanma elde edilemedi.

İstanbul, bir dünya incisi, kültür turizminde milyonlarca insanın gelebileceği bir şehir ama şu bizim beğenmediğimiz diziler var ya, işte pembe diziler, o diziler olmasa İstanbul’u tanıtan başka bir şey yok. İşte oradaki manzaralara bakıp Orta Doğu’daki Araplar ve Balkanlardaki, Kafkaslardaki halklar daha çok geliyor.

Değerli arkadaşlar tabii ki Kültür Bakanlığının görevi sadece bu değil. Tiyatro, sinema, belgeseller, kitap yayınları, bu konularda bir şeyler yapılıyor, yapılmıyor demiyorum, ben başta da söyledim. Yani salt bir eleştiri, bir hücum, bir tenkit değil,  mutlaka ama… Sondaki lafı başta söyledim, sona gelirken bir daha söyleyeyim. Bütün bunlarla alakalı, değerli arkadaşlar, biz, yiyeceğimizden, içeceğimizden, giyeceğimizden kısarak –halk tabiriyle- kültürümüze, turizmimize ve medeniyet mirasımıza daha fazla kadro, daha fazla para, daha fazla ilgi göstermezsek… Sayın Bakanın biraz sonra tahmin ediyorum, söyleyeceği gibi yapılan çalışmalar mutlaka var ama yeterli değil.

Tekrar hepinize saygılarımı sunuyorum. Medeniyetimize sahip olmazsak topyekûn geçmişten bugüne geleceğimiz olmaz arkadaşlar. Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tan.

Ağrı Milletvekili Halil Aksoy…

Buyurunuz Sayın Aksoy, süreniz on beş dakikadır.(BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2014 Bütçe Yasa Tasarısı’nda yer alan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bütçeleri üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kültür ve sanatın toplumlar için ekmek ve su kadar önemli olduğunu belirtmemize gerek yoktur herhâlde. Zira 21’inci yüzyılda bunun idrakine varmayan toplumlar ve devletler yeryüzünden silinmeye de mahkûmdurlar. Sanata ve kültüre önem vermeyen bir ülkede toplum ve bireyler demokratik düşünemez, sorgulayamaz, muhakeme edemez. Bir halkın şiiri, edebiyatı, sanatı olmazsa o halk özgürlük ve demokrasi mücadelesi veremez hatta varlığını bile sürdüremez. Edebiyatçılar, sanatçılar bir halkın duygusunu ve özlemini yaratanlardır. Duygusuz bir halk, duygusuz bir millet düşünülemez. Sanata, edebiyata ve tabii kültürel değerlere böyle bir temelde yaklaşmak gerekmektedir. Bilindiği üzere bütçeler sadece ekonomik ve mali durumu değil, aynı zamanda, iktidarların siyasal tercihlerini de yansıtır. Bir ülkenin çağdaş uygarlık düzeyini ve demokrasisini anlamak için o ülkenin kültür ve sanat politikalarına bakmak yeterli olacaktır diye düşünüyoruz. Çünkü kültür politikaları sadece tiyatroyu, baleyi, operayı, yazma eserleri, sanat ve edebiyat alanlarını değil, bunlarla beraber yaşam biçimlerini, temel insan hak ve özgürlüklerini de kapsayan bir bütündür. Bu nedenle, ülkenin kültür politikaları aynı zamanda o ülkenin demokrasi seviyesini de yansıtmaktadır.

Ancak, baktığımızda, 2014 bütçesinde de, tıpkı önceki yılların bütçelerinde olduğu gibi, kültüre ve sanata ayrılan pay oldukça düşüktür. Bu da, Türkiye’nin ve de Hükûmetin kültüre ve sanata verdiği önemi göstermektedir. Keza, aynı şekilde, dilin yasaklandığı bir ortamda kültür ve sanatın gelişmesi de beklenemez. Çünkü kültürün temel taşıyıcılarından birisi dildir. Dil, kültüre ve sanata muhtaç olduğu ortamı hazırlar ve onu besler. Ancak, her toplum, kendi kültür ve sanatını icra ederken kendi kültürel gerçekliği üzerinden yola çıkar. Ne yazık ki Türkiye’deki mevcut durum bu, bu durum da hiç de iç açıcı bir noktada değildir. Tek dil, tek din, tek millet, tek mezhep anlayışına dayanan devletin kültür politikası ülkenin farklı kültürlerini inkâr etmiş, gelişmesine de bugüne kadar engel olmuştur.

Değerli milletvekilleri, kültür ve sanatı en geniş toplum kesimlerine yayma amacıyla kurulmuş olan Devlet Tiyatroları da kendi özgünlüğü içerisinde dünyada yer edinme çabası güderken, maalesef, ülkemizin gerçekliğinden uzak bir toplumun göstergesi olarak kültürel çeşitliliğimizi yansıtmamaktadır. Farklı kültürlerin gelişmesi ve yaşayabilmesi için devlet sinemaya, tiyatroya önem vererek güzel sanatların bu dallarında farklı kültürlerin gelişmesine de olanak sağlamalıdır. Kültürel çeşitliliğiyle Türkiye  coğrafyasında “devlet tiyatrosu” gibi tanımlamaların çok kültürlü, çoğulcu bir toplum gerçeğini gündeme yansıtmadığı da bir gerçekliktir. Bu anlamda, tiyatrolar sahnelerini açarken, maalesef, ülkemizin farklılıkları için perde açmamaktadırlar. Sayın Kültür Bakanı buradadırlar. Açıklamalarını istiyoruz. Bakanlığınızın Türkçe dışındaki kültür ve sanat projelerinin kaç tanesine ve ne kadar destek verdiğini açıklayabilir misiniz? Başta Kürtçe olmak üzere tüm dil, aksan ve lehçeleri yok sayan bir oyunculuk anlayışı da artık günümüzde çağdışı hâle gelmiştir. Gerçek kültür taşıyıcıları olan tiyatroyu, baleyi, müziği ve sinemayı yurt düzeyine yaymak, bunlardan herkesin yararlanmasını sağlamak devletin görevlerinden biridir. Tiyatroyu, baleyi, operayı sadece elit kesimlerin sanatı olmaktan çıkarmak da gerekir. Yine, sadece büyük şehirlerde olması yurttaşlar arasında ayrımcılık yapmak demektir. Her insanın sanata ve edebiyata gereksinimi mutlaka vardır.

Neden bugün Kürdistan’ın pek çok kentinde, Ağrı’da, Hakkâri’de, Şırnak’ta insanlar sanata ulaşamıyor ya da kendi dillerinde, kendi öz kültürleriyle sanatlarını yapabilme olanağına ve onunla ilgili desteğe sahip olamıyorlar?

Yeri gelmişken burada Kürtlerin ilk balerini Leyla Bedirhan’ı da anmak istiyorum. “Botan Mirinin torunu ve Kürt Prensesi” diye anılan Bedirhan, ayrıca Orta Doğu için de, kendisi için de yani bale sanatı için de bir ilkti; rahmetle anıyoruz.

Değerli milletvekilleri, biz, devlet tarafından Türkiye’nin her köşesine eşitlik ve adalet içerisinde kültür ve sanatın gönderilmesi, götürülmesi gerektiğini, bunu yaparken de ülkenin farklı dil ve kültürlerine uygun projeler yapması gerektiğini defalarca ifade ettik. Ancak bakıyoruz ki Hükûmet, kültür ve sanat düşmanı bir politikada ısrar etmektedir. Bu politikalar neticesinde sahneler teker teker kapatılırken, Devlet Tiyatroları ise kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. İstanbul’da Emek Sineması’nın yıkılma kararıyla başlayan, Ankara’da Akün Sineması binasının satışa çıkarılmasıyla devam eden sahne kapatma sürecinin ardından şimdi de sıra tiyatro, opera ve balenin özelleştirilmesine geldi. Ne yazık ki bugün Türkiye’de iktidar bu doğrultuda kültür ve sanat alanlarına kıyıcı, yıkıcı, yok edici bir tutumla saldırmaktan geri durmuyor. Bale sanatını “Belden aşağı”, resim ve heykel sanatını “ucube” olarak nitelendiren, yazarları ve sanatçıları sansürleyen bu zihniyet sahne sanatlarının her alanına müdahale etmektedir.

Türkiye’de kendi ana dilinde kitaplar yazdığı ya da muhalif düşüncelerini özgürce ifade ettiği için, aynı şekilde ana dilinde sanatlarını icra ettikleri için yüzlerce aydın, sanatçı Kürt bugün yurt dışında sürgün hayatı yaşamaktadırlar. Sadece Şivan’ı ülkeye getirerek yaşanan onca zulmün ve sürgünün üstünü kapatamazsınız. Kaldı ki Şivan bile iktidarınızın on ikinci yılında ancak Türkiye’ye gelebilmiştir. Madem bu kadar, iyi niyetliydiniz de, Ermeni ve Kürtçe şarkıların büyük sesi Aram Tigran'ın cenazesinin neden ülkeye getirilmesine karşı çıktınız? Oysa son vasiyeti Aram'ın: “Amed'te toprağa verilmek.” Bu vasiyetin yerine getirilmesine engel oldunuz. Umarım bunun hesabını ahrette de verirsiniz.

Değerli Milletvekilleri, Skorskylere, F-16'lara, TOMA'lara, akreplere, coplara, gazlara  bütçe ayırmakta hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bu Hükûmet, müzelere, operaya, baleye ve tiyatroya ise, onları özelleştirerek, neredeyse bütçe ayırmama eğilimindedir. Sormak gerekir Sayın Bakana: Devlet Tiyatrolarını hangi yönüyle özelleştireceksiniz? Binalarını mı satacaksınız, sanatçıları mı?

Tiyatro, hayatı sorgulayan, aykırı olan, muhalif bir yapısı olan bir kurumdur. Sizi her eleştirenleri, sizi rahatsız edenleri, kısacası muhalifleri yok etme düşüncesiyle hareket edemezsiniz. “Bunları özelleştireceğiz.” düşüncesinde aslında "Bunları yok edeceğiz." düşüncesi saklıdır.

Her artı değer üretmeyen, ticari anlatımla kâr etmeyen kurum özelleştirilebilir mi? Kâr etmesini mi bekliyorsunuz? Bazı kurumlara ticari anlamda bakılması o devletin çağdaş ve özgürlükçü gelişimini de ortaya koyar. Hastaneler, okullar, silahlı kuvvetler de kâr etmiyor, aksine büyük maliyetleri var. O hâlde bu kuruluşları da mı özelleştirmek gerekiyor?

Sayın milletvekilleri, yine Hükûmetin son yıllardaki hukuk ve yasa tanımaz tutumu öylesine bir hâl almıştır ki, sanat kurumlarında kadro sınavı açmayan Bakanlık on yıllık konservatuvarlardan mezun sanatçıları "misafir sanatçı" adı altında 40-50 Türk liralık günlük yevmiyeyle çalıştırmaktadır. Kendilerine bu kişilerin 657 sayılı Kanun’un 4 ve 5’inci maddesi gereği kamu görevlisi mi yoksa işçi mi oldukları yani istihdamdaki hukuki statüleri sorulduğunda, Devlet Personel Başkanlığı kendilerinden menkul düşünceleriyle ne kamu görevlisi ne de işçi olduklarını söylemektedir. On senelik sanat eğitimi almış sanatçılara 4/C bile layık görülmemekte yani bir anlamda kamuda yasa dışı istihdam yapıldığı açıkça beyan edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, kültürel değerlerimizin çok önemli bir bölümünü içinde barındıran yazma eserler, tarih, sanat, edebiyat, din ve diğer pek çok alanda kaleme alınmış taşınır kültür varlıklarıdır. Bu el yazısı yazma eserler yazıldığı döneme ve yere ait temel bilgileri bünyesinde toplayan eserlerdir. Bilim ve sanat dünyasının ilk elden kaynaklarını da bunlar oluşturmaktadır. Bu eserlerin gün yüzüne çıkarılarak korunması, çok kültürlü kimliğimizin dünyaya tanıtılması, gelecek nesillere aktarılması elbette büyük önem taşımaktadır.

Özel bütçeye sahip olan Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından yazma eserlerin orijinal hâliyle hizmete sunulması, kütüphanecilik işlemleriyle birlikte çeviri, sadeleştirme, araştırma çalışmalarının yapılması ve yazma eserlerle ilgili hizmetin ülke geneline yaygınlaştırılması için bütçeden önemli bir paraya ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, ayrılan bu bütçe payıyla konuya yeteri kadar önem verilmediği açıkça görülmekte ve anlaşılmaktadır. Bunun için, ülkede din, dil, ırk ve etnik köken ayrımı yapmadan, sanata ve kültüre katkısı olan tüm eserleri, orijinalliğine sadık kalınarak, insanlığın ortak mirası anlayışıyla gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmak Kültür Bakanlığının en önemli görevlerinden biri olmaktadır.

Ancak bakıyoruz ki, bu görüştüğümüz 2014 yılı Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nda bile grubumuzun muhalefet şerhinde yer alan “Kürdistan” kelimesine bile tahammül edilmemiştir. 3 parti anlaşarak hukuksuz ve gayrimeşru bir şekilde şerhimizi rapordan çıkarıp yeniden bastınız. Aslında böylece, farklılıklara, çok kültürlülüğe olan yaklaşımınızı da ortaya koymuş oldunuz. Meclis Başkanının ve diğer partilerin bu tutumunu kınadığımı bir kez daha belirtmek isterim.

Böyle bir zihniyetin elbette ki Kürdistan’ın değerli düşünür ve edebiyatçıları olan Ehmede Xanî'nin, Feqîye Teyran'ın, Mela Huseyin Bateyî'nin, Melayê Cizîrî'nin, Elî Herîrî'nin tüm eserlerini Türkçeye kazandırmasını da bekleyemeyiz. Ancak, biz bunu ısrarla talep edeceğiz, bunun mücadelesini vermeye de devam edeceğiz.

Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü yapısına uygun bir kültür ve sanat politikasının icra edilebilmesi için Kültür Bakanlığının mutlak suretle Türkçe dışındaki dillerde de sanat ve edebiyat çalışmalarına kaynak ayırması gerekir. Zira, bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların -Kürt’ün, Türk’ün, Çerkez’in, Ermeni’nin, Süryani’nin, Laz’ın- ödediği vergilerle Kültür Bakanlığı bütçe oluşturmaktadır. Sadece bir yapıya ait kültürün ve sanatın icrası ülkeyi ayrıştırır ve kaynaştırmaz.

Bu anlamda, sözlerime son verirken, bu yaz kaybettiğimiz çağdaş Kürt şiirinin öncülerinden ve aynı zamanda yaşamı boyunca özgürlük mücadelesiyle de anılacak olan Ozan Şerko Bekes’in dizelerini sizinle paylaşmak istiyorum: “…”(x)

Türkçesini de isterseniz vereyim:

“Eğer şiirlerimden gülü çıkarırlarsa dört mevsimden bir mevsimim ölür.

Eğer sevgiliyi çıkarırlarsa iki mevsimim ölür.

Eğer ekmeği çıkarırlarsa üçü ölür.

Ama eğer özgürlüğü çıkarırlarsa yılım ölür ve ben de ölürüm.”

Bu duygularla “Herkese özgürlük” diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aksoy.

Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu.

Buyurunuz Sayın Zenderlioğlu. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

BDP GRUBU ADINA HÜSAMETTİN  ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Bize on beş dakika olması gerekmiyor mu?

BAŞKAN – Halil Bey’in on beş dakikaydı, sizin on dakika efendim. Benim elimdeki tablo böyle.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Halil Bey’den artan zamanı eklersiniz.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Vallahi, ben de on beş dakikaya göre hazırlamıştım. Bir iki dakika geçebilir.

BAŞKAN – Buyurunuz.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’yla ilgili, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu hakkında Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Devletin önemli gelir kaynağını sağlayan bir kurum olan gümrükler AK PARTİ Hükûmetinin öncülüğünde sanki skandallara imza atmaya devam ediyormuş gibi görülmektedir. İş yükünün en ağır olduğu kurumların başında gelen gümrüklerde çalışan personel çalışma koşulları, özlük hakları ve ücretleri başta olmak üzere birçok alanda büyük sorunlar yaşamaktadır. AK PARTİ Hükûmeti, gümrüklerde çalışan personelin sorunlarını bildiği hâlde hâlen olumlu bir tek adım atmış değildir. Gümrük emekçilerinin sorunları konusunda AK PARTİ iktidarını göreve davet ediyoruz. Bu konuda atılacak her olumlu adımın arkasında olduğumuzu da beyan ediyoruz.

Gümrük Bakanlığının en önemli görevlerinden birisi, kuşkusuz, gümrük kapılarının halkımızın çıkarlarına hizmet edecek kapılar olması gerekir. Çünkü günlük ticaretin buralarda boy verdiği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Ortak bir refah ortamı oluşturmalıdır. Bölgesel iş birliği bu kapıların açılışıyla mümkündür. Bu da sağlıklı denetimle olmaktadır. Bir cerikan mazot için, bir kilo çay için, bir paket sigara için insanların onuruyla oynamamak gerekir. Sınır boylarındaki insanların birbirinin akrabası olduğunu unutmamalıyız.

Gümrük çitlerinin, gümrük duvarlarının artık dünyadan kaldırıldığı böylesi bir dönemde kapıların kapatılması çok doğal olarak karşılanmamalıdır. Sabah Mako’ya giden, Kamışlı’ya giden, Sero’ya giden, akşam döndüğünde sorgulanmamalıdır. Bavul ticaretiyle ilgili teşviklerde bulunulmalıdır. Sınır ticareti alanları geliştirilmelidir. Gümrük kapılarındaki bürokratik işlemler kolaylaştırılmalıdır. Örneğin, yazın, hepiniz biliyorsunuz ki Edirne’deki rezaleti anlatmama gerek yok. Ekonomik iş birliği ticari ilişkileri güçlendirmeli, her şeye yasak penceresinden bakmamalı, daha çok kolaylaştırıcı olmalıdır.

Kaçakçılık, toplum güvenliğini sağlamanın yanı sıra, rekabetçi piyasa için en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Çok yönlü olan bu tehdidin önlenmesinde, ekonomik tedbirler, mali tedbirler, siyasi kararlılıklarla birlikte gümrük sahaları ve sınır kontrolleri önemli yer tutmaktadır ancak ne var ki Türkiye’de AK PARTİ Hükûmetinin uyguladığı politikalar neticesinde, kaçak işçiden, cep telefonundan, sigaradan içkiye, çaydan şekere, akaryakıttan büyükbaş, küçükbaş hayvana kadar tam bir kaçak cennetine dönüştürülmektedir. Kaçak işçi sayısına ilişkin resmî veriler elimizde bulunmamakla birlikte kimi kaynaklarda Türkiye’de kaçakçılık işinde çalışanların sayısının 500 bini bulduğu iddia edilmektedir.

Uygulamakta olduğumuz ekonomik, mali politikaların bir sonucu olarak durum bizzat AK PARTİ tarafından yaratılmıştır. Açıklanmayan kapıların sıkça başvurduğu maktu vergi, özel tüketim ve gümrük vergisini artırarak Türkiye’yi bir kaçak cennetine çevirdiğinizin farkında mısınız? Bugün Türkiye’de her yerde kaçakçılık tüm hızıyla devam ederken, özellikle İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin gibi şehirlerde her alanda kaçakçılığın en büyüğü yapılırken AK PARTİ Hükûmeti bunlara göz yummaktadır. Kaçakçılıkla mücadele… 2012 yılına göre 2013 yılında yüzde 32’lik bir artış olduğu iddia edilmektedir.

Diğer yandan Türkiye kürdistan bölgesinde cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar baskıcı ve zulüm anlayışı sürmüş, bölgede yaşayan Kürt vatandaşlarımız, başta eğitim ve sağlık olmak üzere, işsizliğe, açlığa, sefalete, yokluğa ve yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Kamu alanlarında hiçbir yatırım yapılmamıştır. Bugün Türkiye’nin petrol, elektrik ve enerji ihtiyacının en büyük bölümünü bu bölgeden temin ettiğini göz önünde tutarsak Batman’daki petrolün borulara döşenerek Mersin Limanı’na aktığı  bir gerçektir.

Kürdistan bölgesinde birçok sınır kapısına ihtiyaç duyulurken, her defasında Hakkâri’ye gidip orada birçok açıklama yaparak Ankara’ya döndüklerinde ne hikmetse bunu unutmaktadırlar. Hakkâri’de doğrudan doğruya söylenenin Ankara’da uygulamasını yapmamanın sırrı nedir, henüz anlamış değiliz.

AK PARTİ Hükûmetinin, konu Kürdistan sınırı olunca, akrabalarıyla sınır ticareti yapan 34 kişinin bombalanarak, çekinmeden... İki yıldan beri hâlen bunlarla ilgili bir işlemin sonuçlanmadığı göz önündedir. Bunun bir sebebi şudur: Gümrük Bakanlığının o bürokratik direnişi, o statükocu anlayışının bir ürünüdür bu. AK PARTİ politikasına bu yönüyle baktığımızda, tabii ki Roboski katliamı ilk defa yaşanan bir olay değildir, otuz üç kurşun başka bir örnektir. Daha önce Gever’de polis demokratik bir eyleme saldırarak 3 insanımızın yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Türkiye tarihinde Kürdistan coğrafyasında devlet sınırında ticaret yaptığı için katledilen yüzlerce insanımız mevcuttur.

Daha dün Özalp ilçesinde Kapıköy, yani İran sınırında birçok vatandaşımızın yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Hem askerler tarafından hem pasdarlar tarafından, her iki taraftan da bu insanlar böylesi saldırılara maruz kalmaktadırlar. Bununla da yetinilmiyor. Bu sınırlarda âdeta kaçakçılık adına insanları geceleri evlerinden alıp bu sınıra yakın yörelerde öldürdüklerini, faili meçhule gittiklerini de biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ’nin komşu ülkelerle ilgili “sıfır sorun” diyerek uyguladığı dış politikasının sonucu olarak Orta Doğu’da nasıl yalnızlaştığı da göz önündedir çünkü her şey dünyanın gözleri önünde cereyan etmektedir. Orta Doğu’da oynadığı rolü hâlen anlamış değildir, hâlen bu politikanın altının ne kadar boş olduğunun farkında bile değil. Rojava dediğimiz sınır kapılarında El Nusra, El Kaide, ne oldukları belli olmayan bu insanlara Gümrük Bakanlığı âdeta sahayı eğitime açmış gibi görünmektedir. Biz soruyoruz: Sayın Gümrük Bakanı, siz ne iş yapıyorsunuz, siz neyle meşgulsünüz? Sizin haberiniz var mı? Ceylânpınar’dan haberiniz var mı, Reyhanlı’dan haberiniz var mı, Habur’dan haberiniz var mı? Yapılanların, o bürokratik engellerin sadece ve sadece Kürtlere uygulandığını biliyor musunuz? Ve Orta Doğu’nun kalbinde bu saldırılar herkesin gözleri önünde cereyan etmesine rağmen kimseden bir ses dahi çıkmıyor. İşte görüyoruz. Bu yaptıklarınızın yanınıza kâr kaldığını sanıyorsunuz. Bir gün gelecek, dünya halkları sizi yargılayacak, bu tutumunuzdan dolayı yargılayacaktır. İşte görüyoruz, Suriye’deki mezalimin, Suriye’deki haksızlığın, zulmün, baskının bir bölümünün sizin tarafınızdan tezgâhlandığı artık aşikârdır, artık bu bir sır değildir, açık ve nettir. İşte TİGEM işletmeleri oradadır. Orada eğitim veriyorsunuz, orada silahlandırıyorsunuz, kapıdan geçirdikten sonra iddia ediyorsunuz: “Var mı elinizde bir belge?” Rüşvetin belgesi yok, öldürmenin belgesi yok, kaçakçılığın belgesi yok. E ne yapalım, nasıl bir iddiada bulunalım, nasıl bir ispatta bulunalım? İşte görüyoruz, bir cerikan mazot için adam öldürebiliyorsun ama gidip Rojava’daki olup bitenleri hâlen saklıyorsunuz. Niye saklıyorsunuz? Bir gün o insanlar sizin de başınıza bela olacak. El Nusra, El Kaide Afganistan’da, Pakistan’da, Tunus’ta, Cezayir’de, Mısır’da, Yemen’de, Irak’ta, gittikleri her bölgede yıkmışlar yakmışlar ama bir başarı sağlamamışlar. Hâlâ neden Türkiye Hükûmeti bunlara destek sağlıyor, anlamış değiliz. Bu nedenle söylüyoruz, Sayın Gümrük Bakanı, kendi alanınızla biraz ilgilenseniz iyi olur diye düşünüyoruz. Daha önce Irak’ta da olan bitenleri hepiniz biliyorsunuz. Daha dün güney Kürdistan federal hükûmetini inkâr ettiniz, karşı çıktınız ama bugün 10 milyara yakın bir ticari hacme sahip oldunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) - Neden? Çünkü siz Türkiye’de… (BDP sıralarından alkışlar)

Peki, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zenderlioğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık.

Buyurunuz Sayın Çığlık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA FAZİLET DAĞCI ÇIĞLIK (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği Bakanlığının 2014 mali yılı bütçe tasarısının Meclis Genel Kurulunda görüşülmesi vesilesiyle AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

2011 yılında kurulan Avrupa Birliği Bakanlığı genç ve dinamik kadrosuyla AB sürecimize sahip çıkmakta, önemli çalışmalara imza atmaktadır. Kamu kurumları arasında etkin bir koordinasyon sağlayan Avrupa Birliği Bakanlığı Türkiye’nin bir nevi reform mutfağı olarak çalışmaktadır. Türkiye’de son on bir yılda sessiz bir devrim gerçekleştirmiş, yapılan reformlarla Türkiye’nin çehresini değiştirmiştir. AB’ye uyum sürecinde Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterleriyle AB müktesebatına uyum çerçevesinde atılan bu adımlara biraz yakından bakıldığında Avrupa Birliği Bakanlığının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Türkiye 2005 yılı öncesinde Kopenhag siyasi kriterlerine uyum konusunda attığı adımlarla bu alandaki kritik eşiği aşmış ve katılım müzakereleri başlamıştır. Hükûmetimizin kararlı çalışmaları sonucunda bugün Türkiye çok daha demokratik, çok daha şeffaf ve çok daha özgürlükçü bir ülkedir. İdam cezası ve devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılmasından sivil asker ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine, yargı reformundan yolsuzlukla mücadeleye, kültürel ve dinî özgürlüklerin genişletilmesinden kadın haklarına kadar pek çok alanda kapsamlı düzenlemeler yapılmıştır. Tüm bu reformlar sayesinde bugün Türkiye’de özgür bir tartışma ortamı tesis edilmiş, yıllarca tabu olarak görülen, toplumun hassasiyetle yaklaştığı konular bile özgürce tartışılır hâle gelmiştir. Üstelik bu reformlar toplumun kadın-erkek, genç-yaşlı, Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımı yapılmadan tüm kesimlerine daha müreffeh bir Türkiye yaşama fırsatı vermiştir.

Tüm Avrupa’nın ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Türkiye’nin ekonomik kriterler alanında kaydettiği mesafe ise takdirle izlenmektedir. AB sürecinde gerçekleştirilen köklü yapısal reformlar, artan doğrudan yabancı sermaye ve istikrarlı politikalarla Türkiye ekonomisi hem Avrupa’da hem de dünyada hayranlık uyandıran başarılara imza atmaktadır.

Hükûmetimiz döneminde AB Bakanlığı koordinasyonunda Avrupa Birliği müktesebatına uyum içeren 320 birincil, 1.600’e yakın ikincil düzenleme çıkarılmıştır. Reform niteliğindeki bu düzenlemeler gıda güvenliğinden katı atık yönetimine, enerji verimliliğinden tüketici haklarına kadar çok sayıda yenilikle Türk toplumunun hayat standartlarını daha da yükseltmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müzakerelere başlamamızın üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, Türkiye bu yolda gerekenleri yapmaya devam etmesine rağmen ne yazık ki AB’nin akıl tutulması yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Müktesebat fasıllarının üzerindeki siyasi blokajlar ve ülkemize yönelik ön yargılar Türkiye-AB ilişkilerinde zaman ve güven kaybına neden olmaktadır.

Türkiye bugün sadece AB müktesebatının gereklerini yerine getirmekle meşgul olmamakta, aynı zamanda daha önce hiçbir ülkenin karşılaşmadığı uygulamalarla ve ön yargılarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Ancak, müzakere sürecinde yaşanan olumsuzluklara rağmen, AB üyeliği ülkemiz için stratejik bir tercih olmaya devam etmektedir. Çağımızın hızla değişen küresel dinamikleri Türkiye-AB bütünleşmesini giderek daha önemli ve vazgeçilmez kılmaktadır. Bu minvalde, AB’nin daha güçlü, daha güvenli ve daha istikrarlı bir geleceğe ulaşmasında Türkiye’nin kilit bir rol üstleneceği açıktır. AB sürecinde gerçekleştirilen reformların da katkısıyla ülkemiz bir sosyoekonomik dönüşüm sürecinden geçmektedir. AB süreci Türkiye’de istikrarlı bir büyüme ortamının devamı açısından da önemli bir rol oynamaktadır. Mevcut krize rağmen AB hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi ve Türkiye’nin en önemli ticari ortağıdır. Dış ticaretimizin yaklaşık yüzde 40’lık bölümü AB ülkeleri ile gerçekleşmektedir. Türkiye’ye giren doğrudan yabancı yatırımların yüzde 71’i AB kaynaklıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarı olarak bizim temel önceliğimiz halkımızın daha iyi bir yaşam standardına kavuşmasıdır. Bu amaca hizmet ettiği sürece, üye ülkelerden kaynaklanan her türlü yıldırma politikasına rağmen biz AB sürecine sahip çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de yüce Meclisimizin çatısı altındaki tüm milletvekillerini Türkiye’nin değişimine, dönüşümüne daha güçlü destek vermeye davet ediyorum.

Bu vesileyle Avrupa Birliği Bakanlığının bütçesinin ve 2014 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çığlık.

Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün…

Buyurunuz Sayın Ürün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ÜRÜN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Avrupa Birliğinin krize rağmen dünya genelinde kişi başı refahın en yüksek bölge olduğu çok nettir. Birleşmiş Milletler kalkınma raporlarına göre, yaşam süresi ve standartları ölçüt alınarak belirlenen insani kalkınma değeri açısından Avrupa Birliği üyesi ülkeler listenin en üst sıralarındadır. Okuryazarlık ve okulluluk oranından cinsiyet eşitliğine kadar pek çok konuda dünya genelinde en gelişmiş coğrafya olan Avrupa Birliğinin, Birleşmiş Milletler verilerine göre geri olduğu tek bir konu vardır, o da yoksulluk oranıdır. Dolayısıyla gerek siyasi gerek ekonomik açıdan dünyanın en gelişmiş coğrafyası olan Avrupa Birliğine üyelik hedefi bizim için ulusal bir meseledir ve öyle olmaya da devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyada tarihin yeniden yazıldığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Burada bir kez daha belirtmek gerekir ki, Avrupa Birliği, sadece ekonomik veya sadece siyasi bir proje değildir. Dünya savaşlar tarihi ve özellikle geçtiğimiz asırda yaşanan iki büyük dünya savaşı düşünüldüğünde Avrupa bütünleşmesi insanlık tarihinin en önemli barış projesidir. Bu noktada son on iki yılda yaşanan gelişmeler Türkiye'nin AB ilişkileri açısından Avrupa Birliği olmadan yani AB’siz Türkiye'nin değil, Türkiye’siz  Avrupa Birliğinin olmayacağı fikrinin hâkim kılınması anlamında çok önem arz etmektedir.

Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle ilişkilerinin başlangıcı olarak kabul edilen Ankara Anlaşması’nın 50’nci yılını yaşıyoruz. AK PARTİ Hükûmeti döneminde yapılan çok sayıda yasal düzenlemeyle Avrupa Birliği süreci büyük bir kazanıma dönüşmüştür. Bu noktada Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleştirilebilir bir hedef olması hususunda devrim niteliğinde çok büyük gelişmeler yaşanmıştır. AK PARTİ Hükûmeti göreve geldiği günden beri Türkiye’de, Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde her türlü reformu öncelikli gündem maddesi olarak belirlemiş ve bu doğrultuda Avrupa Birliğine uyum için gerekli tüm yasal  düzenlemeler adım adım hayata geçirilmiştir. Avrupa Komisyonu tarafından her yıl yayımlanan siyasi ve ekonomik kriterlerden mevzuat uyumuna, idari kapasiteden Avrupa Birliği projelerine kadar Avrupa Birliğiyle ilgili Türkiye’de yürütülen tüm çalışmaların bir değerlendirmesi olan ilerleme raporunda AK PARTİ Hükûmetinin gerçekleştirdiği reformlardan övgüyle söz edilmiştir.

Avrupa Birliği Bakanlığı çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarımızın sorumluluğundaki çalışmalar sonucunda hayata geçirilen düzenlemelerin tamamına öncülük etmekte, her yıl Avrupa Birliği müktesebatına uyum amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarımızca hazırlanan yüzlerce taslak mevzuata görüş vermekte, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilgili komisyonlarındaki görüşmelere katılım sağlayıp gerekli bilgileri sunmaktadır. Avrupa Birliği Bakanlığı farklı konularda ve farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’nin proje ofisidir. Yerelden ulusala, kamudan sivil topluma farklı alanlarda yüzlerce proje yürüten, binlerce projeye destek veren Avrupa Birliği Bakanlığı toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bakış açısıyla Türk bürokrasisinin yeni bir soluğudur.

Avrupa Birliği müktesebatına uyum sadece kamu kurumlarını değil, toplumun tüm kesimlerini içine alan çok kapsamlı bir süreçtir. Bu nedenle iletişim ve sivil toplum diyaloğu katılım sürecinin en önemli boyutlarından birisidir.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; AB Komisyonunun Türkiye ilerleme raporu ve genişleme stratejisinde, Hükûmetimizin demokratikleşme ve siyasi reformların devamı konusundaki kararlılığının altı çizilmiş, bilhassa 30 Eylülde açıkladığımız demokratikleşme paketine ve yargı reformuna ilişkin adımlar öne çıkarılmıştır. Ülkemizin stratejik hedefi olan AB üyeliği bağlamında üç yıllık aradan sonra 22 no.lu bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu faslının müzakereye açılması şüphesiz son derece önemli bir başarıdır.

Türkiye AB’ye aday ülkeler arasında vatandaşlarına vize uygulanan tek ülkedir. Bu haksız durumun düzeltilmesine yönelik AK PARTİ Hükûmetimizin çabaları 2013 yılında daha da yoğunlaşmıştır. Nitekim, 16 Aralıkta imzalanacak anlaşmayla Avrupa Birliği ve Türkiye arasında vize muafiyetine yönelik diyalog süreci başlamıştır.

Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesi 2009 yılından günümüze 207 milyon avro civarındayken Avrupa Birliği Mali İş Birliği çerçevesinde Bakanlık tarafından ülkemiz için kullandırılan hibe miktarı 1,2 milyar avroya ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ÜRÜN (Devamla) – Bu noktada Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesi genel bütçeden aldığı her avroya karşılık ülkemiz bütçesine 5,7 avro geri kazandırmıştır.

Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ürün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Konya Milletvekili Kerim Özkul...

Buyurunuz Sayın Özkul. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA KERİM ÖZKUL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bütçesini görüşmekte olduğumuz Avrupa Birliği Bakanlığının ilgili kurumlarından Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepinizin malumu olduğu üzere, dünya ticaretinin geliştirilmesinde, uluslararası ticaretteki teknik engellerin aşılmasında ve insanlara kaliteli, güvenli ürün ve hizmetler sunulmasında akreditasyonun önemli bir yeri vardır. Genel olarak "uygunluk değerlendirmesi" diye isimlendirilen ürün ve hizmetlerin belgelendirilme, test, analiz ve muayene işlemlerinin her ülkede farklı niteliklerde yürütülmesinin önüne geçmek gayesiyle, uluslararası kabul edilmiş ortak standartlara göre yapılandırılan ve çalıştırılan akreditasyon sistemlerine ihtiyaç duyulmuştur. Bu maksatla ülkemizde de 1999 yılında 4457 sayılı Kanun’la TÜRKAK kurulmuş, bu güne kadar kanunen kendisine verilen hizmetleri yerine getirmiştir.

Yıldan yıla artan iş hacmine paralel olarak, üreticimize, sanayicimize, ihracatçımıza ve tüketicimize sunulan akreditasyon hizmetleri de yaygınlaşmıştır. Böylece, bir yandan iç piyasadaki ürün ve hizmetlerin kalitesinin yükseltilmesi sağlanırken diğer yandan ihraç ürünlerimizin dünya piyasalarında teknik engellerle karşılaşmadan satılabilmesine imkân hazırlanmaktadır.

Ekonomimizin dünya piyasalarında rekabet gücünün sürdürülmesi ve piyasaya arz edilen ürün, hizmet ve sistemlere ait belge ve raporların uluslararası geçerliliğinin sağlanması için akreditasyon sisteminin sağlam temellere dayanması, hızlı işlemesi ve tarafsız olması gerekmektedir.

TÜRKAK, asıl görevi olan akreditasyon hizmetleri yanında, bu konudaki birçok kişinin eğitilmesi, onaylanmış kuruluşlarla ilgili denetimler ve ihalelerde aranan belge teyitleri gibi işlemlerini de yerine getirmektedir. Yürütülen eğitim çalışmaları çerçevesinde kamu ve özel sektörden sadece 2013 yılında 2.200 kişiye, başlangıçtan bu güne kadar da yaklaşık 11 bin kişiye akreditasyonla ilgili uluslararası standartlar, kalite ve metroloji alanlarında ve akreditasyon denetçiliği konusunda eğitimler verilmiştir.

2012 yılında Avrupa Birliği Bakanlığının ilgili kuruluşu hâline gelen TÜRKAK'ın 4457 sayılı Kuruluş Kanunu’nda önemli değişiklikler gerçekleştirilmiş ve 5/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2013 yılında bir yandan kanundaki değişikliklere göre kurumun yapısı yeniden oluşturulmuş, diğer yandan ilgili yönetmeliklerin çıkartılması, yeni dokümanların hazırlanması, denetçi havuzunun elden geçirilmesi ve bazı düzenlemelerin yenilenmesi çalışmaları yapılmıştır. 2013 yılı boyunca akreditasyon faaliyetinin tarafları olan laboratuvarlar, üreticiler, sanayiciler ve ihracatçılarla değişik ortamlarda bir araya gelinmiş, görüş alışverişinde bulunulmuştur. Bu çerçevede 25-26 Ekim 2013 tarihlerinde İstanbul'da, kurumun ev sahipliğinde Uluslararası Helal Akreditasyon Forumu düzenlenmiştir. Foruma 60 ülkeden yaklaşık bin uzman ve sektör temsilcileri katılmıştır.

TÜRKAK bütçesinin görüşüldüğü bu oturumda belirtilmesi gereken önemli bir husus da, 2004 yılından bu yana TÜRKAK'ın hazine yardımı almadan kendi gelirleriyle giderlerini karşılamasıdır. İş hacminin artması ve ülke ekonomisindeki olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak TÜRKAK, son on yılda giderlerini kendi gelirleriyle karşılamış, son dört yıldır hiçbir ücret artışı yapmamış, hatta akredite kuruluşlarının lehine düzenlemeler yapmıştır.

Bölgemizdeki en büyük akreditasyon kuruluşu olan TÜRKAK, uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini geliştirirken aynı zamanda Balkan ülkeleri, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika'daki gelişmekte olan ülkelerin akreditasyon kuruluşlarına da tecrübe aktarımı, eğitim ve danışmanlık desteği vermektedir. Ayrıca TÜRKAK, İran, Özbekistan, Azerbaycan ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerindeki kuruluşların akreditasyonunu gerçekleştirmekte, Moldova, Arnavutluk gibi bazı ülkelerin akreditasyon kurumlarıyla ilgili uluslararası projelerinin yürütülmesinde de görev almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki yıllarda TÜRKAK'ın, uluslararası geçerliliğini sürdürerek artan akreditasyon taleplerinin karşılanması, etkin, verimli ve güvenli bir akreditasyon hizmeti sunulması yönündeki gayretlerine devam edeceği inancıyla 2014 yılı bütçemizin kurumlarımıza, Bakanlığımıza, ülkemize ve yüce milletimize hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkul.

Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey…

Buyurunuz Sayın Şahkulubey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA GÖNÜL BEKİN ŞAHKULUBEY (Mardin) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2014 mali yılı bütçe görüşmeleri üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle şahsım ve grubum adına yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ülkemiz, sahip olduğu özel konum, doğal güzellikleri, ev sahipliği yaptığı uygarlıkların kültür hazineleriyle dünyada kültür ve turizm zenginliği bakımından sayılı ülkeler arasında yer almaktadır.

Türkiye'de kültür varlıklarımızın korunması, iadesi ve tanıtımından yeni yapım ve restorasyonuna, turizm planlamasından tanıtım faaliyetlerine kadar birçok alanda yurt içinde ve yurt dışında yapılan çalışmaların neticesi olarak ülkemizi ziyaret eden turist sayısı katlanarak artmaktadır. Bunun sonucunda turizm sektörü on yılda on bir basamak yükseldi ve turist sayısında dünya seyahat pazarının en büyük altıncı ülkesi oldu.

Dünya Turizm Örgütünün raporuna göre 2013 yılının ilk sekiz ayında turizm gelirlerini en hızlı artıran üçüncü ülke konumundayız. Yine, aynı kaynağa göre turist sayısında dünya turizmi ortalama yüzde 5,5 büyürken Türkiye bu rakamı ikiye katlayarak yüzde 10,5 büyümüştür.

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerlerinde yapılan modernleştirme çalışmaları sayesinde 2002 yılında 7 milyon 400 bin olan ziyaretçi sayısı 2012'de 28 milyon 780 bin olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu gelişmelerin yanı sıra tarihî eserlerin ülkemize iade çalışmalarında da önemli mesafe alınmıştır. Sadece 2013 yılı Eylül ayı itibarıyla Almanya'dan 1, Avustralya'dan 23, İngiltere'den 4 adet olmak üzere toplam 28 eserin ülkemize iadesi sağlanmıştır.

En az bunun kadar önemli bir başka çalışma ise bugünkü sınırlarımız dışında kalan kültürel mirasımızın taşınmazlarının, TİKA ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün iş birliğiyle onarılmasıdır. Neticede ecdat yadigârı vakıf eserlerimizi harap olmaktan kurtararak 3.600 vakıf eserini onardık. Mostar köprüsü, Gül Baba, Prizren'de Sinan Paşa Camisi yeniden ayağa kaldırıldı. Gazi Mustafa Kemal’in babasının doğduğu, büyüdüğü, yok olan evler aslına uygun olarak inşa edildi. Ülkemizde ise İstiklal Savaşı’mızın en çetin cephelerinden biri olan Çanakkale şehitlikleri ve tabyalar yeniden inşa edilip müze hâline getirilmiştir. Bu düzenlemelerden önce yılda sadece 300 bin kişinin ziyaret ettiği Çanakkale şehitliğimizi artık senede 3 milyona yakın insan ziyaret etmektedir.

Değerli arkadaşlar, kültür ve turizm alanındaki yatırımlardan ve çalışmalardan bir turizm şehri olan Mardin de, ilim de gereken payı almış ve almaya da devam etmektedir. İl turizmi için önemli bir yeri olan Kasımiye Medresesi’nin restorasyonu tamamlandı ve bu medreseyi İslam bilim ve sanat tarihi müzesine çevirmek için TÜBİTAK’la çalışmalarımız devam etmektedir. Yaşayan tarih açısından önemli olduğunu düşündüğüm Gençlik Evi’ni, Vali Konağı’nı, Gazipaşa İlköğretim Okulunu, eski Halk Eğitim binasının ve eski askerî kışlanın restorasyonu tamamlanmış ve Mardin’in turizmine hizmet vermeye başlamışlardır. Aynı zamanda Mardin için önemli olan Mardin Kalesi’nin restorasyon ihalesi yapılmış, yer teslimi yapılmış ve firma en kısa zamanda da çalışmalarına başlayacaktır.

Mardin'in binlerce yıllık tarihî dokusunu bozan beton eklenti ve binalardan bu zamana kadar 140'a yakını Tarihî Dönüşüm Projesi kapsamında yıkılmış, şehrimizin eksikleri tarihî dokuya uygun ve hızlı biçimde giderilerek UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeye inşallah hak kazanacağız.

Mardin Merkez, Midyat ve Savur ilçelerimizde başlattığımız Tarihî Dönüşüm Projesi tamamlandığında dünyada Kudüs ve Venedik'ten sonra sit alanı ilan edilen üçüncü açık hava müzesi görünümündeki Mardin'imiz hak ettiği statüye kavuşmuş olacak ve dolayısıyla da turist sayımızda, turizm gelirimizde ciddi artışlar olacaktır diyorum ve bu duygu ve düşüncelerle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın bütçesinin hayırlar getirmesini temenni ediyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahkulubey.

Elâzığ Milletvekili Zülfü Demirbağ…

Buyurunuz Sayın Demirbağ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün, Malatya’da meydana gelen elim trafik kazasında hayatını kaybeden öğretmenlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabır niyaz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, sizleri, hükûmetlerimiz döneminde kültür ve turizm alanında yapılan çalışmalarla ilgili kısaca bilgilendirmek istiyorum.

Ülkemize 2002 yılında 13 milyon turist gelirken, 2012 yılında bu sayı yüzde 170 artışla 36 milyona yükseldi. Turist sayısında 17’nci sırada olan ülkemiz, onbir yılda büyük bir sıçrama yaparak 6’ncı sıraya yerleşti. 8,5 milyar dolar olan turizm geliri yüzde 236 artışla 29,3 milyar dolara yükseldi.

Kongre turizmde İstanbul dünyada 1’inci sıraya yükseldi. Termal konaklama tesis sayısı 2012 yılı itibarıyla 140’a ve bu tesislerin yatak kapasitesi ise 37.500’e ulaştı.

Kültür merkezi sayısını 93’e yükselttik. 2013-2014 sanat sezonunda 221 özel tiyatroya toplam 4 milyon 300 bin TL destek veriyoruz. Böylece, son yılların en büyük mali desteğiyle yine yüksek sayıda özel tiyatroya yardım yapmayı planlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, kültür ve turizm alanında Elâzığ’a yapılan yatırımlardan da bahsedecek olursak: Yaklaşık olarak 12 milyon TL harcama yapılan Elâzığ Nurettin Ardıçoğlu Kültür Merkezi, inşaatı tamamlanarak hizmete açılmış bulunmaktadır. Tiyatro, bale, opera ve sinema salonlarından oluşan çok amaçlı büyük salon; toplantı, konferans, seminer ve çeşitli gösteri merkezinden oluşan çok amaçlı küçük salon; büyük kütüphanesi, çocuk kütüphanesi, güzel sanatlar galerisi; güzel sanatlar, el sanatları ve çocuk atölyeleriyle bale, folklor ve müzik çalışma salonundan oluşmaktadır.

Elâzığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, 3 milyon TL ödenekle onarımı tamamlanarak Haziran 2011 tarihinde hizmete açılmıştır. 6 Ocak 2005 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Harput kültür ve turizm koruma ve gelişme bölgesi ilan edilmiş, bu kapsamda Elâzığ Harput Koruma Amaçlı İmar Planı ve Kentsel Tasarım Projesi Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzce ihale edilmiş, bu projeyle Harput’un imarı ve geleceğe taşınmasının önü açılmıştır. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü ve Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü tarafından 2004-2012 yılları arasında toplam 2 milyon 600 bin lira ödenek gönderilmiş, Harput girişinden itibaren sokak dokusu aslına uygun olarak yenilenmiş, sokak aydınlatmaları gerçekleştirilmiş, altyapı ve su, kanalizasyon gibi hizmetler önemli ölçüde tamamlanmıştır. Harput Kalesi’nin restorasyonu kapsamında kuzey surlarının restorasyonu da tamamlanmıştır.

Ayrıca, Elâzığ-Tunceli-Fırat havzası kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi olarak tespit ve ilan olunmuştur. Sivrice Hazar Gölü’nün korunması, temiz tutulması ve turizme kazandırılması için çalışmalar başlatılmış olup, Hazar Gölü’nde bulunan batık kent birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Elâzığ’ımıza yapılan yatırımlardan bahsederken, Elâzığ’ımızın da ortasında bulunduğu batı-doğu ve batı-güneydoğu aksları duble yol hâline getirilerek önemli bir adım atıldı, duble yola uyarlanmak üzere Kömürhan köprü ve tünel ihalesi yapıldı. Yine Elâzığ Havaalanı pisti 900 metreden 1.200 metreye çıkarılırken, 1 milyon yolcu kapasiteli terminal inşa edildi.

Ayrıca, 19 Aralıkta temelini atacağımız şehir, yani eski ismiyle Bölge Hastanesinin iki yıl sonra hizmete girmesiyle, Elâzığ’ımız sağlık merkezi durumuna gelecektir.

Sözlerimi bitirirken, 2014 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hayırlı olmasını diler, sizlere ve yüce milletimize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demirbağ.

İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan…

Buyurunuz Sayın Dalyan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün 2014 mali yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Kasım 1936 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmasında: “Güzel sanatlara da ilginizi yeniden canlandırmak isterim. Ankara'da bir konservatuvar, bir tiyatro akademisi kurulmakta olmasını hatırlatmak benim için büyük bir zevktir. Güzel sanatların her kurumu için kamutayın göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve uygar yaşamı ve çalışkanlık veriminin artması yönünden etkili olacaktır.” sözleri sanat eğitimin yaşamsal önemini göstermektedir.

Bilindiği gibi Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya illerinde bulunan müdürlükleri ve 2008 yılında açılışı yapılan Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlükleriyle yerleşik sahne faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca Gaziantep, Sivas, Van illerindeki müdürlüklerin de açılması çalışmaları devam etmektedir. Gaziantep, Sivas, Van müdürlüklerimizin bölge kaynağını, kültürel dokumuzu ve birikimlerimizi değerlendirerek evrensel birleşime ulaşmada önemli katkılar sağlayacak merkezler olmasını ve yöre insanı için bir kültür merkezi hâline gelmesini hedeflemekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz döneminde sanatsal koordinasyonun daha düzenli gerçekleştirilmesi; turneler, festivaller, yarışmalar, tanıtım ve diğer araştırma-geliştirme faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi amacıyla, 2009 yılı başında bir genel koordinatör idaresinde “sanat koordinasyon birimleri” oluşturulmuştur.

Ayrıca, Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğüne bağlı Leyla Gencer Sahnesi, çocuklarımızın kültürel faaliyetlerden haberdar olacakları, sanatsal yeteneklerini değerlendirerek, eğitim alacakları ve isterlerse yeteneklerini sahnede sergileyebilecekleri, ülkemizdeki ilk çocuk opera ve bale sahnesi olarak 17 şubat 2009’da perdelerini açmıştır.

Bunun dışında 2013 yılında turneler yoluyla 35 ilimizde temsil, konser ve eğitim etkinlikleri gerçekleştirilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğümüz 2012 yılında başlattığı pilot iller projesi kapsamında, mevcut il müdürlüklerimiz tarafından belirlenen 9 pilot ilde her ay en az 1 turne yapılması programlanarak, bu illerimizde de opera ve bale temsilleri halkımıza ulaştırılmaktadır.

Yine Genel Müdürlüğümüzün sanatın toplumda ulaşılabilirliğini sağlamak adına hazırlanan prodüksiyonların daha etkin bir biçimde kullanılması ve diğer şehirlerdeki sanatseverlerin de bu eserlerden faydalanmasına olanak tanımak üzere, dönüşümlü repertuvar sistemine geçilmiştir. Böylece bir müdürlükte sahneye konulan eser diğer müdürlüklerde de sahnelenmektedir. Unutulmamalıdır ki, sanatın toplumun vizyonunu açan bir özelliği vardır.

Ülkemizin opera ve bale toplulukları yurt dışı turneleriyle çok ciddi bir tanıtım hizmeti gerçekleştirmektedir. Ülkemizde ve yurt dışında düzenlenen festival programlarında Türk bestecilerinin eserlerine daha çok yer verilmekte, bu özgün eserlerimizin  dünyanın her ülkesinde çalınması ve kültürümüzün yayılması sağlanmaktadır.

Genel Müdürlüğümüzün en önemli organizasyonlarından biri olan Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali uluslararası boyutu ile bugün dünyanın tanınmış festivalleri arasında yer almaktadır. Yine Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin bugün geldiği noktada gelenekselleşerek Türkiye’nin kültür sahnesinin en önemli etkinliklerinden biri hâline, marka hâline gelmesinden büyük gurur duyuyoruz. Bu festivallerin farklı tarihsel mekânlarda gerçekleştirilmesi -Rumeli Hisarı, Yıldız Sarayı, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Aspendos Antik Tiyatrosu, Bodrum Kalesi- kültür turizmine de önemli katkı sağlamaktadır.

Bütçe rakamlarına baktığımızda, kurumun 2002 yılından görüşmekte olduğumuz 2014 yılı bütçesine göre artış oranı yüzde 285  olup  2014 yılında 226 milyon Türk lirası olarak belirlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle AK PARTİ Hükûmeti döneminde tiyatro, temsil, seyirci sayısı artmıştır. Tüm bunlar ülkemiz için anlamlı gelişmelerdir. Örneğin Türkiye’nin en köklü sanat kurumlarından Ankara Devlet Opera ve Balesinin geçtiğimiz ekim ayında 15 bin izleyici ile cumhuriyet tarihinin en yüksek izleyici sayısına ulaşması son derece anlamlıdır. Ülkemizin kültür alanında var olan çeşitliliğini ve dinamizmini ortaya çıkararak toplumun her kesiminin ulaşabilirliğini sağlamak ve artırmak Hükûmetimizin politikasıdır.

Bu vesileyle, insanoğlunu geliştiren, yücelten en etkili alanın sanat olduğunu hatırlatarak Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dalyan.

Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.

Buyurunuz Sayın Çalık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekil-lerim; Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Devlet Tiyatroları 2014 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, tüm Türkiye’yi, Malatya’yı, eğitim ve sağlık camiasını yasa boğan Malatya-Adıyaman kara yolunda öğretmenlerimizi taşıyan bir minibüs ile tırın çarpışması sonucu meydana gelen feci kazada 5 öğretmenimizle birlikte 6 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini, 4 vatandaşımızın ağır yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, öğretmenlerimize ve sağlıkçılarımıza Allah’tan rahmet dilerken; ailelerine, eğitim camiasına, ülkemize bir kez daha başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza da Allah’tan acil şifalar diliyorum. Şu anda, cenaze törenleri yapılmakta ve cuma namazını müteakiben de ebedi istirahatgâhlarına uğurlanacaklar. Bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Devlet Tiyatrolarıyla ilgili olarak gündemime dönecek olursam; insanları birbirine karşı sorumlu yapan, toplumun uygarlığıdır. Dayanışması olmayan, birbirine karşı sorumluluğunu bilmeyen insanlar ise toplum değil sadece bir yığındır. Kültürel gelişmeyi sağlayan gizil güçlerden biri de tiyatrodur. Öyle ki, sanatsal yaratıyı en etkin biçimde topluma aktaran bir araç durumundadır. Tiyatro, uyarı görevini yaptığı kadar toplumu ortak komplekslerinden arındırır, onlara gerçek düşünce erkini ve özgürlüğünü sağlar.

Devletin kültür organizasyonları kapsamında yer alması gereken en önemli girişimi, yetişme çağında olan gençleri tiyatro eyleminin içine katmak olmalıdır. Bir yaşam bilimi ve toplum sanatı olan tiyatro halkın önüne bir sonuç olarak çıkar. Ne var ki, tiyatronun bir sonuç olmasının yanı sıra, araç olma niteliği de vardır. Tiyatronun sonuç oluşu onun sanatsal bütünlüğünü, araç oluşu ise eğitimsel gücünü açığa çıkarmaktadır.

Devlet Tiyatroları, toplumun kültürel ihtiyacını karşılamak, geliştirmek, tiyatro sanatını yaygınlaştırmak ve evrensel değerlere sahip bireylerin yetiştirilmesine katkıda bulunmak misyonuyla 1949 yılında kurulmuştur. Devlet Tiyatrolarının en önemli amacı; herkese, temsil verilebilecek her yerde ve her şartta tiyatro sanatını ulaştırmaktır. Yine, Devlet Tiyatrolarının, tiyatro sanatının ülkenin her noktasında sahnelenmesini sağlamak amacıyla yerleşik sahnelerin yer almadığı noktalara turnelerle tiyatro sanatını götürmek üzere yurt içi turneler düzenler ve sahne sanatlarının yurt dışında tanıtılmasını sağlar, kültür köprüleri kurar, uzun vadeli kültürel iş birliği ve projelere adım atarak ana hedefleriyle yurt dışı turneler düzenler. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, benim ilim Malatya dâhil olmak üzere, 23 ilde, 58 sahnesinde yurt içi ve yurt dışında turneleriyle 6.185 temsili başarıyla gerçekleştirmiştir. Devlet Tiyatrolarının 1 Ekimde başlayan yeni sezonunda bütün personelin özveri ve gayretiyle çalışmaları 70 yerli oyun ve 42 çeviri oyunu tiyatro izleyicilerinin yoğun ilgi ve destekleriyle her geçen gün başarılarını perçinlemiştir ve seyirci doluluk oranı yüzde 100’lere ulaşmıştır. Devlet Tiyatroları sahnesi olmayan illerde tiyatro sahneleri açarak ve düzenli turnelerle oyun sergileyerek ülke çapında geniş bir tiyatro ağı kurmuştur. 2013-2014 tiyatro sezonu sonuna kadar Manisa’da, Kayseri’de, Çanakkale’de, Hatay’da, Mardin’de, Şanlıurfa illerinde açmayı düşündüğü sahneleri tiyatrosuna kazandırmak amaçları arasındadır.

Bu vesileyle, ben bir kez daha, elim kazada hayatını kaybeden öğretmenlerimize ve vatandaşlarımıza başsağlığı diliyorum ve 2014 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diler, saygılarımı sunarım.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çalık.

Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt.

Buyurunuz Sayın Bozkurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NEBİ BOZKURT (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Yüce heyetinizi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bilgi muhtevaları, hatları, ciltleri, tezhip, minyatür, ebru ve tezyinatlarıyla bilim ve sanat adamlarımızın, araştırmacıların çalışmalarına ışık tutan, mazi ile gelecek arasında bağlantı kuran yazma eserler, kültür mirasımızın en değerli hazineleridir. Türkiye, bilhassa yazma eserler açısından dünyanın önde gelen ülkelerindendir. Sayısı yüz binleri bulan ve tarihî önemi haiz yazma eserlerin büyük bölümü, kütüphaneler, saraylar, müzeler ve özel koleksiyonlarda muhafaza edilmektedir. Son yıllarda yazma eserlere verilen önem sonucunda onların gün yüzüne çıkarılması, korunması ve alanında uzmanlaşmış personelce restore edilmesi amacıyla, merkezi İstanbul’da olan ve 5 daire başkanlığı, İstanbul, Ankara ve Konya’da olmak üzere 3 bölge müdürlüğü ve bunlara bağlı 17 yazma eserler kütüphanesinden oluşan Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Sadece Süleymaniye ve ona bağlı kütüphanelerde, tarihi on asır öncesine uzanabilen birçoğu minyatür, ebru ve tezhip sanatları açısından önemli 158 bin kadar yazma eser bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevleri 6093 sayılı Kanun’la belirlenmiş Başkanlık, kurulduğu 2010 yılından günümüze önemli çalışmalar başarmıştır. Bunların en önemlisi, Süleymaniye Kütüphanesi bünyesinde kurulan RFID yani otomatik olarak tanıma ve veri toplama tabanlı yeni koleksiyon sistemi projesidir. Tamamlanarak hizmete açılan ve uhdesinde en son teknolojiyi barındıran söz konusu projeyle, Süleymaniye ve ona bağlı kütüphanelerde bulunan eserler yılların ihmaliyle maruz bırakıldıkları zor durumdan kurtarılıp temizlenerek koruma altına alınmaktadır. Biri İstanbul Süleymaniye bünyesinde, diğeri Konya’da olmak üzere 2 adet Yazma ve Nadir Eserler Restorasyon Araştırma Merkezi kurulmuş, buralarda zamanla kâğıtları eskimiş, hasar görmüş, yazıları solmuş ve tahrifata uğramış el yazması eserler uzmanlarınca restore edilmektedir. Yakın bir zamanda Başkanlık bünyesinde faaliyete geçecek olan Süleymaniye Kitap Şifahanesi’nin bu alanda Türkiye'nin  en büyük yazma eser restorasyon merkezi olması planlanmaktadır. Kurumun bu hizmetleri Mali Timbuktu, Moritanya Atar, Tayland Patani bölgesi gibi yurt dışındaki yazmalara kadar uzanabilmektedir.

Teşkilat Kanunu ile Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına verilen en önemli görevlerden birisi de eserlerin tercüme ve sadeleştirilmesidir. Başkanlık tarafından geliştirilmiş olan 1001 Eser Projesi kapsamında kültür hayatının  yapı taşları arasında yer alan yazma eserlerin yayınlanmasına başlanmıştır. Bu kapsamda kurum, fen bilimleri, coğrafya, edebiyat, tarih, felsefe, sanat, din bilimleri, tasavvuf, seyahatname ve benzeri alanlarda yazılmış eserleri çeviri, latinize etme, sadeleştirme ve tıpkıbasım yoluyla yayınlayarak günümüz ilim ve kültür hayatına kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmaların sonucu olarak aralarında Mesâlihu’l Ebdân Ve’l Enfüs, Beden ve Ruh Sağlığı, Dioscorides’in Huneyn Bin İshak Tahkiki Kitâbü’l Haşâiş Fî’t Tıb, De Materia Medica’sı, Nasirüddin Tusi’nin Tahrîru Usûli’l Hendese Ve’l Hisâb yani Eukleides’in Elemanlar Kitabının Tahriri, Acâyibü’l Mahlûkât ve Garâyibü’l Mevcûdât’ın da bulunduğu on iki eser yayınlanmıştır.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; diğer yandan Başkanlık bünyesinde kurulan  yazma Eser Satın Alma Komisyonu bazı şahıs ve kurumların elinde bulunan yaklaşık 2 bin yazma eseri satın alarak okuyucuların hizmetine sunmuştur. Başkanlık daha kaliteli hizmet için fiziki şartların iyileştirilmesi gayretindedir.

Kendilerine başarılar diliyor, Genel Kurulu saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bozkurt.

Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir.

Buyurunuz Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL YILMAZ DEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar gibi çalkantılı bir coğrafyanın ve aynı zamanda dünyanın en önemli ticaret ve enerji hatlarının kesiştiği bir kavşak noktasında  yer almaktadır. Bölgedeki sorunların çözümü hâlinde sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki tüm ülkelerin kazanacağını her zaman güçlü bir biçimde ifade ediyoruz.

Bildiğiniz gibi, iktidara geldiğimiz Kasım 2002’den bu yana hem siyasi alanda hem de ekonomi alanında çok önemli reformlara imza attık. Attığımız her adımın ne kadar isabetli olduğunu küresel krizde test etmiş olduk.

Biz, yeni bir yaklaşım getirerek paradan para kazanma devrinin bitmesi gerektiğine inandık. O nedenle, reel sektörün yeniden canlanmasını ve ülke ekonomisine güvenmesini, yatırımlara hız vermesini sağlayacak tedbirler aldık. Diğer pek çok ülkenin aksine, IMF’den destek almadan kendi dinamiklerimizle, kendi insanımıza güvenerek bunu aştık. Sağlanan siyasi istikrar sonucu elde edilen güven ortamı, yabancı yatırımcıların ülkemize küresel kriz ortamında dahi yatırım yapmalarına imkân sağlamıştır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, yasal ticareti kolaylaştırmak, tüm gümrük işlemleri açısından maliyetleri düşürmek, kırtasiyeciliği bertaraf ederek işlem sürelerini kısaltmak ve eşyanın bir an önce nihai varış noktasına ulaşmasını sağlamak için gerekli altyapıyı kurmuştur. Hızla gerçekleştirdiği yeniden yapılanmayla ülkemizi dünyanın en kolay ve güvenli ticaret yapılan ülkelerinden biri hâline getirmiştir. 2023 vizyonundaki ekonomik hedeflerimize ancak bu şekilde ulaşılabilir.

Gümrükler, yasal ticareti kolaylaştırarak ülkelerdeki teşebbüs ve rekabet gücünü artırmaktadır. Bu noktadan hareketle, dünyanın en güvenli ve en hızlı işleyen gümrük idarelerini oluşturarak müteşebbislerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla çalışmalar hızlı bir şekilde sürmektedir.

Sonuç olarak, gümrüklerdeki işlemler süre itibarıyla kısalmıştır. Ticareti kolaylaştıran, sınırdaki bekleme süreleri ve dolayısıyla nakliye maliyetlerini azaltan en güncel uygulamalarımızdan biri de nakliyecilerimiz için hızlı geçiş hattı uygulamasıdır. Bu uygulama sayesinde nakliyecilerimiz tescil işlemlerini sınır kapılarında kendileri için ayrılmış özel peronları kullanarak eskiye oranla en az yüzde 50 daha kısa sürede tamamlayabilmektedirler.

2002 yılında ilk bir dakikada tamamlanan ihracat işlemlerinin oranı yüzde 3 iken, 2012 yılında bu oran yaklaşık 20 kat artarak yüzde 57’ye, 2013 yılının ilk yarısında ise yüzde 60’a çıkmıştır. Ortalama olarak işlem süreleri 2002 yılında on saatin üzerinde iken 2013 yılının ilk yarısında beş saatin altına inmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin küresel bir aktör olmasının yolu uluslararası arenada rekabet edecek güçlü marka ve firmalardan geçer. İşte, bu nedenlerle küresel düzeyde rekabet eden iş dünyamızın rekabet gücünü artırmak üzere bir yandan en iyi uygulamaları Türkiye’nin gümrük ve ticaret işlemlerine uyarlıyoruz, diğer yandan, kredi kullanma imkânlarını iyileştiriyoruz.

Burada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Esnafın kullandığı kredi faizleri AK PARTİ hükûmetleri döneminde, önce yüzde 47’den yüzde 5’e düşürülmüştür, sübvansiyon oranıysa yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkarılarak esnafımızın borçlarına ödeme kolaylığı getirilmiştir. Ayrıca, kredi kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan hazine destekli kredilerde 2002 yılında 5 bin TL olan kredi üst limitleri 125 bin TL’ye, yatırım kredilerinde 300 bin TL’ye çıkarılmıştır. Kredilerden kooperatifler adına yapılan kesintiler 2002 yılında yüzde 9 iken 2013 yılında yüzde 3’e kadar indirilmiş olup faiz oranları ise yüzde 47’den yüzde 4’e düşürülmüştür. Esnaf ve sanatkârlara 2002 yılında Halk Bankasından Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri marifetiyle kullandırılan kredilerin tutarı 154 milyon TL iken bugün 9 milyar TL’ye çıkarılmıştır. 2013 yılı Eylül ayı itibarıyla 187 milyar dolar ithalat, 112 milyar dolar ihracat olmak üzere dış ticaret hacmi yaklaşık 300 milyar olarak gerçekleştirilmiştir.

Bu vesileyle konuşmama son verirken bütçenin hazırlanmasında emeği geçen, başta Sayın Bakanımız olmak üzere, tüm Bakanlık çalışanlarına teşekkür eder, 2014 bütçesinin milletimize hayırlı olmasını diler, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Antalya Milletvekili Hüseyin Samani… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Samani.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN SAMANİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Her alanda olduğu gibi bu dönemde Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yaptığı çalışmalarda da önemli mesafeler alınmıştır. 2012 yılında ülkemiz merkezî yönetim vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 20’sine tekabül eden 53 milyar 827 milyon lira bu alandan tahsil edilmiştir. 2013 yılı Ekim ayı itibarıyla tahsil edilen vergi miktarı ise 50 milyar lirayı geçmiştir.

Gümrüklerde uzlaşma müessesesi hayata geçirilmiştir. Artık yükümlü ve gümrük idaresi arasındaki vergi ve vergi cezaları sorunu yargıya gitmeden bu yöntemle çözülebilecek hâle gelmiştir. Gümrük uzlaşma uygulamasının başladığı 2011 yılı Ağustos ayından 2013 yılı Kasım ayı sonuna kadar geçen sürede toplam 5.802 uzlaşma başvurusu olmuş ve başvuru ile uzlaşılan dosya sayıları baz alındığında uzlaşma müessesesinde yüzde 95’lik bir başarı yakalanmıştır.

Artık kaçakçılığa geçit verilmiyor. 2012 yılında uyuşturucu madde ve ticari eşya olmak üzere toplamda 743 milyon 732 bin TL değerindeki kaçak yakalaması gerçekleşmiştir. Bakanlığın kaçakçılıkla mücadele konusundaki kararlılık ve başarısı 2013 yılında da artarak devam edecektir. Bu yılın ilk on bir aylık döneminde 1 milyar TL değerinde uyuşturucu madde ve ticari eşya yakalaması gerçekleştirilmiştir.

Kapıkule, Gürbulak, İpsala, Habur, Cilvegözü, Sarp, Hamzabeyli ve Nusaybin gümrük kapıları yap-işlet-devret modeliyle yenilenmiştir. Yine aynı modelle Halkalı gümrük tesisiyle Esendere, Dilucu, Kapıköy ve Çıldır-Aktaş gümrük kapılarının bir buçuk yıl içinde yenilenmesi için uygulama sözleşmesi imzalanmıştır. Halkalı gümrük idaresinin temel atma töreni Eylül 2013’te, Çıldır-Aktaş Gümrük Kapısı’nın temel atma töreni de Kasım 2013’te gerçekleşmiştir. Bu iki idaremizin tesislerinin 2014 yılı içinde işletmeye açılması hedeflenmektedir. İnşallah 2014’te tek pencere projesi de hayata geçirilecektir. Bu projeyle ticaret ve taşımacılığa ilişkin gümrük hizmetlerinin tamamı tek bir noktadan gerçekleşecek ve tüm işlemler buradan yürütülecektir.

2008 yılında başlatılan İpek Yolu Girişimi kapsamında 6 adet uluslararası forum gerçekleştirilerek Kervansaray Projesi de hayata geçirilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Türkiye’den Çin’e kadar uzanan iki ayrı koridorda İpek Yolu’nun canlandırılması hedeflenmektedir.

Kaçak eşyanın muhafazası ve tasfiyesine yönelik işlemler süratle sürdürülmektedir. 6455 sayılı Kanunla, yurda kaçak olarak sokulan bandrolsüz sigara ve içkiler numune alınarak derhâl imha edilme imkânı sağlanmıştır. Böylece saklama maliyetleri de en aza indirilmiştir. Ayrıca, 2013 yılı ilk on ayında kaçak eşya satışından toplam 67,7 milyon lira gelir elde edilmiştir.

Şirketlerin kurumsal bir yönetime sahip olması, teknolojik gelişmelere uyum sağlaması ve rekabet gücünün artırılmasını amaçlayan yeni Türk Ticaret Kanunu’muzun uygulamasını gösteren hukuki düzenlemeler yürürlüğe konulmuştur. Yürürlüğe giren yeni Türk Ticaret Kanunu ile gayrifaal ve münfesih şirketlerin kısa sürede tasfiyesine de imkân sağlanmıştır. Bu kapsamda, 115.515 adet şirketin sicil kaydı silinmiştir.

Ülkemizde dört temel veri tabanından biri olan Merkezî Sicil Kayıt Sistemi yani MERSİS uygulamaya bu süreçte alınmıştır. Bu sistemle ticari işletmeler ile şirketlerin kuruluş, değişiklik ve kapanış işlemleri elektronik ortama taşınmıştır. Lisanslı depoculuk sistemi ülke genelinde yaygınlaştırılmıştır. Bu sistemle yeni bir yatırım aracı olarak elektronik ürün senetleri de uygulamaya alınmıştır.

Bu vesileyle, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Samani.

Düzce Milletvekili, Fevai Arslan… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Arslan.

AK PARTİ GRUBU ADINA FEVAİ ARSLAN (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rekabet Kurumunun 2014 yılı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Rekabet kuralları dünyanın pek çok ülkesinde yürürlüktedir ve bilhassa gelişmiş ülkelerin vazgeçilmez gördüğü düzenlemelerdir. Ülkemizde de Anayasa’mızın 167’nci maddesi hükmü devlete piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemeleri için gerekli tedbirleri alma, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi vermiştir.

Rekabet Kurumunun faaliyete geçtiği 1998 yılında yaklaşık 270 milyar dolar bir ekonomik büyüklüğe sahip olan Türkiye Cumhuriyeti, ekonomik yapısında serbestleşme sürecini büyük ölçüde tamamlamış, 2012 yılı itibarıyla yaklaşık 786  milyar dolarlık bir millî gelirle dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerinden biri olmuş ve dünya ekonomisinin yüzde 85’ini oluşturan G20 ülkeleri arasına girmiş durumdadır.

Ulusal ekonominin eskiye göre daha rekabetçi, dış dünyaya daha açık ve serbest piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla daha iyi işliyor olmasında rekabet kurallarına uyumun rolü büyüktür. Ekonomide piyasa mekanizması dışında gerçekleşen suni müdahaleleri bertaraf etme çabası içinde olan Rekabet Kurumu da bu istikamette çalışmalarına başarılı bir şekilde devam etmektedir. Rekabet Kurumu, kuruluşundan bugüne değin rekabet koşullarının teşebbüslerce bozulduğu vakıalarda verdiği kararlarla etkin uygulama örnekleri oluşturmuş, muhtemel rekabet ihlallerine karşı önemli bir caydırıcılık vasfı kazanmıştır. Bu vesileyle tüketiciye de üreticiye de adil bir ortam sunularak vatandaşın daha ucuza, daha kaliteli, bol seçenekli ürün ve hizmet alması sağlanmaya çalışılmıştır. Kurumun 2013 yılı faaliyetlerini özetlemek gerekirse şu hususlara değinmek yerinde olacaktır:

Bu yılın ilk on ayında 1 Ocak 2013-31 Ekim 2013 tarihleri arasında Rekabet Kuruluna intikal eden toplam 410 dosya nihai olarak karara bağlanmıştır. Ayrıca, özelleştirme kapsamındaki işlemlerle ilgili olarak 7 adet görüş bildirilmiştir, toplam 173 başvuru ise kapsam dışı olarak değerlendirilmiştir. Bu dönemde bilgi ve iletişim teknolojileri, eğitim, gıda, tarım, inşaat, mesleki faaliyetler ve ulaştırma alanlarında toplam 15 konuda soruşturma açılmıştır. Aynı dönemde 15 soruşturma tamamlanmıştır. Hâlihazırda bilgi ve iletişim teknolojileri, eğitim, gıda, tarım, inşaat, kültür, sanat, eğlence, mesleki faaliyetler, petrol ve petrol ürünleri ve ulaştırma alanlarında yürütülen 21 soruşturma bulunmaktadır.

Teşebbüslerin rekabete aykırı eylemleriyle ilgili olarak Rekabet Kurulu tarafından verilen para cezalarının tahsili 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Maliye Bakanlığı tarafından yapılmakta ve genel bütçeye gelir olarak kaydedilmekte, bu tahsilat nedeniyle Rekabet Kurumuna herhangi bir gelir aktarımı yapılmamaktadır.

Özetle, Rekabet Kurumu, gelinen noktada piyasalardaki rekabetin önündeki engelleri kaldıran, tüketicilere ekonomik fayda sağlayan önemli karar ve uygulamaların altına imza atmıştır. Bu süreçte kurum gerek Avrupa Birliğindeki gelişmeleri ve gerekse diğer uluslararası alandaki gelişmeleri yakından takip ederek uluslararası standartları yakalayan şeffaf, adil, tarafsız bir uygulamayı hayata geçirmeye özen göstermiştir. Nitekim, gerek AB ilerleme raporlarında gerekse OECD gibi uluslararası kuruluş çalışmalarında Türkiye’nin ileri rekabet hukuku normlarına uyum bakımından geldiği noktadan övgüyle söz edilmektedir. Bütün bu nitelikleriyle kamuoyunun takdirini toplayan Rekabet Kurumu, tüketicilerin daha kaliteli ürünü daha düşük fiyatla almalarını sağlayacak rekabetçi piyasalar hedefiyle faaliyetlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

2014 yılının ve bütçesinin hayırlara vesile olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arslan.

Sayın milletvekilleri, saat 13.00’e kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 11.57


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, beşinci tur üzerinde söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna gelmiş idi.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan ilk konuşmacı, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Oyan.

Süreniz on iki dakikadır.

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; boş salona konuşmak da biraz caydırıcı etki yaratıyor.

Efendim, bugün ben sadece AB Bakanlığı üzerine konuşacağım. AB Bakanlığı ne işe yarar konusuna birazdan girmek üzere önce şunu söyleyeyim: AB ile Türkiye ilişkilerinde birinci perde, yeni iktidar olan AKP Hükûmeti açısından kendi iç siyasi konsolidasyonunu sağlamak için AB’yi bir kaldıraç olarak kullanması üzerinden başlamıştır yani AB, bu anlamda kullanılmış ve tüketilmiştir. Aslına bakarsanız iktidarın, AB’yle ilişkilerinde bir müzakere stratejisine sahip olduğu dahi tartışmalıdır.

Bakın, bir iki örnek vereyim: 6 Ekim 2004, ilerleme raporu açıklanıyor, Sayın Başbakan “Olumlu ve dengeli bir rapor.” diyor. Daha sözlerinin kulaklardaki yansıması bitmeden, arkasından AB İlerleme Raporu’nda düzeltme yapmak üzere harekete geçiyor bütün Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı o sırada. Daha sonra, hemen, 17 Aralık 2004’te AB Konseyi toplanıyor ve Türkiye'ye -daha önce ilerleme raporunda olduğu üzere- açık uçlu bir yeni imtiyazlı üyelik türü, bir ikinci statüyü dayatan bir şey imzaya açılıyor ve orada Beşir Atalay’a, o sırada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı “İmzalama, gel, arkandayız.” diye mesaj vermesine rağmen bu imza atılıyor ve Ankara'da gündüz vakti havai fişeklerle kutlanıyor, “Hey, işte, oldu bitti, AB’ye girdik.” diye. Tam altı gün sonra, 17 Aralıktan tam altı gün sonra, 2004 17 Aralığından, Dışişleri Bakanlığı nota veriyor AB Konseyine ve Türkiye'ye dayatılan bazı koşulların kabul edilemez olduğunu söylüyor. Şu şaşkınlığa bakınız. Yani, bu nasıl bir müzakere stratejisidir? Yani, burada şey çok açık. Birinci perdesi, AB’yle ilişkilerde AB, Türkiye’deki bir siyasi akımın ve üstelik, yeni bir siyaset inşa etmeye çalışan, özel gündemi olan bir siyasi hareketin kendi iç siyasi meşruiyetini konsolide etmek, pekiştirmek adına AB hikâyesini kullanmak üzere oluşmuştur.

Tabii, burada Avrupa Birliği de eli boş çıkmıyor. Bir taraftan Türkiye’deki bu siyasi iktidara destek veriyor ama eli boş çıkmıyor. Nasıl, neyi halletmiş oluyor? Bir: Bir kere tam üyelik perspektifini bitiriyor Türkiye’nin. Bir kere, ikinci statüye yani imtiyazlı ortaklığı açık uçluya koyarsanız artık hiç kimse size, AB, çok büyük bir gereksinim duymadıkça bir daha o esas statüyü vermez, onu görüşmez. Dolayısıyla, AB istediğini buradan alıyor.

Tabii, bunun dışında başka şeyler alıyor. Kıbrıs meselesini bir ön koşul hâline getirmeyi başarıyor ve tıkayacak bir şey olarak ortaya çıkıyor. Bir şey daha var tabii, müzakere çerçeve belgesini öyle bir hazırlıyorlar ki AB’nin bütünü ama her bir ülke de müzakereyi tıkayabilecek silahlara sahip oluyor. İşte, şu kadar faslın görüşülmesini tıkamak, şu nedenle ya da nedensiz, böyle bir müzakere çerçeve belgesiyle de AB, Avrupa Birliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği iddialarını tüketiyor. İktidar bunun karşılığında ne almıştı? Kendi iç siyasi konsolidasyonunu.

Gelelim ikinci perdeye. İkinci perde, AKP’nin ve Başbakanın giderek içeride otokrasiye yöneldiğinin iyice ortaya çıktığı ve Avrupa Birliğinin ya da Batı’nın genel olarak göz yumma limitlerinin sınırının aşıldığı bir dönem yani hep hoşgörüyle görüldü. Niye? “Türkiye’de bir iktidar var işte, bizim her istediğimizi yapıyor, bakın bir özelleştirme programıyla bizim sermayemize inanılmaz alanlar açıyor, daha ne, neoliberal politikaları bizden çok savunuyor, IMF, Dünya Bankası, oh yani şey gibi, neredeyse politikanın Kâbe’si gibi, daha ne yapalım.”

Fakat bir süre sonra, dediğim gibi, son yıllarda bu süreç o nedenlerle tıkanıyor ve Gezi olayı bunun tam da bardağı taşıran damlası oluyor çünkü maskeler düşüyor. Çünkü Türkiye’deki polis ve yargı şiddetinin nasıl bir iktidar aracı olarak, bir baskılama aracı olarak kullanıldığı herkesin, görmek istemeyen gözlerin bile gördüğü bir durum hâline geliyor. O zaman frenlere basılıyor. Tabii, bu arada o yeni Osmanlıcılık vesaire gibi o kibirli dilleri vesaireyi, o bölge hegemonya gücü, alt hegemon gücü olma gibi birtakım hevesleri ve bütün bunların doğurduğu fiyaskoları, Mısır, Suriye fiyaskolarını, İsrail geçimsizliği vesaire bütün bunlar Batı açısından soru işaretleri.

Peki, ben tekrar başa dönüp soruyorum: Gerçekten AKP’nin bir Avrupa Birliği hedefi var mıdır? Olmadığını Başbakan söyledi, ne zaman söyledi? 12 Kasım 2013’teki grup toplantısında aynen tam bütününü okumayacağım, sadece bir cümlesini alacağım, diyor ki Başbakan: “İki yüz yıldır bu millete istikamet dayatılıyor.” “İki yüz yıldır” dediği şey nedir? Türkiye'nin bütün demokratikleşme dönemleridir yani mutlak monarşiden meşruti bir idareye geçiş, oradan demokrasiye geçiş, bütün bir cumhuriyet devrimleri, Batı’ya Türkiye'nin yönelmesi ve hatta o iki yüz yıl içinde elli yıl önceki 1963 Ankara Antlaşması yani “İki yüz yıldır Türkiye'ye istikamet dayatılıyor.” deyince hepsi yani dolayısıyla Avrupa Birliğinin kendisi de dâhil olmak üzere. Dolayısıyla başka yerlerde kendinize yer aramaya başlıyorsunuz.

Dolayısıyla, buradan şuna geliyoruz, AKP’nin bütün bu Avrupa değerleriyle uyuşmaz, Avrupa değerleriyle bağdaşmaz, bu kültürel değerleri temsil ediyor olması ama aynı zamanda AKP’nin temsil ettiği siyasi değerler, siyasi pozisyonlar ve uyguladığı baskılama araçları özellikle Türkiye'de din merkezli bir otokratik düzen inşasına girişmesinin ayan beyan ortaya çıkması, doğrudan doğruya AB üyeliği önünde bir engel hâline geliyor. Yani AKP’nin kendisi, bugün Türkiye'nin AB üyeliği önünde bir engeldir. AKP iktidarı boyunca bu engel sürecektir. (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla birinci mesele, Türkiye'nin AKP’den kurtulmasıdır. AKP, AB ilişkilerini tıkayan parti konumuna gelmiştir AB açısından aslında bununla yeni bir gerekçe elde edilmiştir, Türkiye'nin üyeliğine karşı AKP gibi bir iktidar, AB açısından bir gerekçe oluşturmuştur.

Peki, Avrupa Birliği Bakanlığı bu tıkanmayı aşabilecek bir rolde mi, şimdi oraya gelelim. Aslında şimdi, AB Bakanlığı, bizzat Bakanlık görevi süresinde Sayın Bakanın diplomatik dil sınırlarını aşan bu “sokak diplomasisi” dediğimiz ya da “sokak dövüşçüsü” der Amerikalılar, bu tür bir dille, acaba, AB nezdinde “itibar erozyonu bakanlığı” durumuna mı gelmiştir? Bu soruyu sormak lazım. Yani AB nezdinde “itibar erozyonu bakanlığı”na eğer dönüştüyse, bunu, bize, bütün -AB Komisyonu üyesiyim ben- karşımızdaki muhataplarımız dile getirir duruma geldiyse “Böyle bir diplomatik dil olur mu?” diye, burada bir sıkıntı vardır.

Şimdi, peki, AB’yi eleştirme hakkımız yok mu? Kuşkusuz var, fazlasıyla var ama bu, üslup bozuklukları ve hakaret üzerinden bir kazanım elde etmeyeceğini görerek başlar. Önemli olan, içeriktir.

Şimdi, nasıl bir içerik? Bir kere, öncelikle, hani 2004-2005 sürecinde Türkiye’nin, AKP’nin kendi eliyle verdiği tavizlerdeki payını unutmadan -çünkü biz hediye ettik bütün bunları, yolumuzu kendimiz tıkadık- Avrupa Birliğinin bir kere taahhütlerini yerine getirmemesine, Avrupa Birliğinin müzakere başlıklarının açılmasında tıkaç rolü oynamasına, kuşkusuz ikiyüzlü politikalarına karşı kararlı bir tavır sergilemeliyiz. Her an bu tutumu sergilemek durumundayız. Kıbrıs bakımından verdiği sözleri de yerine getirmediği için söylemeliyiz.

Ama ikinci: Eğer, tam üyeliğe götürmeyen bir süreçte, Türkiye  üzerinde yük oluşturmaya başladığı artık -en azından on yıldır, AKP dönemi boyunca- ayan beyan ortaya çıkan bir gümrük birliğini masaya yatıramıyorsanız, yani o zaman müzakere imkânlarınız kalmıyor. Yani siz AB’ye şimdi ne diyorsunuz? Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması AB-ABD arasında, diyorsunuz ki ABD’ye: “Benimle de yap, çünkü ben mağdur olacağım.” E, niye yapsın seninle? Yani niye hemen yapsın ya da? Niye yapsın? Çünkü zaten senin gümrük birliği anlaşman buna izin veriyor.

O hâlde şunu yapmak zorundayız: Ya gümrük birliğini masaya yatıracağız AB’yle onu bir serbest ticaret anlaşmasına dönüştüreceğiz ya da eğer bunu yapamıyorsanız, gümrük birliğini, AB’nin yeni serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkelerin, Türkiye’nin Parlamentosundan geçmesi şartını koyacaksınız. Bundan başka bir çözüm yok. Bunları yapamıyorsanız, içeriksiz konuşmaların ötesine de gitmez, sözün ağırlığı olmaz, sözün ağırlığı, arkasında bir kararlı duruşla ortaya çıkar.

Şimdi, bu geri kabul anlaşması meselesine biraz değineyim: Şimdi, 16 Aralıkta imzalanacağı söylenen bir geri kabul anlaşması var, Dışişleri Bakanlığı böyle bir açıklama yapmıştı. Şimdi, bu geri kabul anlaşması ve ona bağlı olarak başlatılacak vizesiz AB seyahati müzakereleri, aslında en iyi ihtimalle de üç yıl, en erken üç yıl sonra gündeme gelecek diye şey yapılan bu taviz, aslında Türkiye’ye yeni bir tuzak, gümrük birliği gibi. Gümrük birliği, başta bir AB üyeliği hedefi üzerindendi. O gerçekleşmedi, dolayısıyla tekrar müzakere etme hakkımız var.

Şimdi, bu geri kabul anlaşması bir AB üyeliği hedefine de sahip değil. Yani “Üç yıl sonra AB üyeliği alacaksınız.” deseler hadi otur, konuş. Öyle bir şey de yok. Dolayısıyla, bu geri kabul anlaşması, Türkiye’yi bu ikinci statüye razı etmek, o imtiyazlı ortaklık üzerinden “Bak, ben seni kıyımda tutmaya devam edeceğim, sen bu geri kabul anlaşmasını imzala, ben sana vizesiz dolaşım hakkını vereceğim. Buradan götürelim.”

Değerli arkadaşlar, vizesiz dolaşım hakkı, ta 1957’de Avrupa Konseyi üzerinden Türkiye’nin elde ettiği bir haktı. Daha sonra Ankara Antlaşması, Katma Protokol vesaire, bunlar geliştirildi, başka bir bağlamda. 1980’de, henüz darbeden önce bizzat Alman Dışişleri Bakanı Genscher’in ifadesiyle, 1980’den hemen önceki hükûmet, o sırada işbaşındaki hükûmet tarafından bu vize meselesi iki taraflı olarak ne yazık ki getirildi. Tabii, 1980 darbesi buna tuz biber ekti, Avrupa Birliği yeni bir gerekçe kazandı orada ama şimdi biz bu eski hakkı yeniden kazanmak için yeni tavizler, yeni kabul tavizleri mi vermek zorundayız?

Şimdi, bakın, geri kabul meselesi, öyle bir hikâye ki eğer bunu kabul ederseniz bu üçüncü ülke vatandaşları otomatik olarak Türkiye’ye gelecek -Türkiye’den gitmiş olanlar- ve bunları siz alıp kendi ülkelerine de yollayamayacaksınız çünkü, davalar açıyorlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dolayısıyla bu yol tıkanıyor. Her hâlükârda vize-mülteci pazarlığı gayriinsanidir, yüz kızartıcıdır, bundan mutlaka kurtulmak lazım. Türkiye, üçüncü sınıf bir ülke durumuna düşürülmemelidir. Cumhuriyet Halk Partisi buna izin vermeyecek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oyan.

Muğla Milletvekili Tolga Çandar. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Çandar.

Süreniz sekiz dakikadır.

CHP GRUBU ADINA TOLGA ÇANDAR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın hemen başında, esas konuya geçmeden önce, 27 Ağustos 2013 tarihinden beri termik santrallerin, Muğla yöresindeki termik santrallerin ve kömür ocaklarının özelleştirilmesine karşı mücadele eden ve 9 Aralıktan bu yana da açlık grevine başlayan maden ve enerji işçileriyle direnişe tam destek veren başta Yatağan, Milas, Muğla Merkez ve Bodrum olmak üzere tüm bölge halkını saygıyla selamlıyorum, onurlu ve haklı mücadelelerinde başarılar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Hoşgörünün egemen olduğu Muğla’mızda, demokratik haklarını kullanmak isteyen işçilerimize karşı TOMA’larla, polis coplarıyla ve biber gazıyla yapılan polis saldırılarını da şiddetle kınıyorum.

Ayrıca “Başbakan gelecek” diye dört gün boyunca Muğla’ya yaşattığınız sıkıyönetim benzeri uygulamalarınızı da kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Madem bu kadar korkuyordunuz, 6 bin polisle… Kendi halkından bu kadar korkar mı bir Başbakan? Korkuyordunuz, gelmeyecektiniz. Başbakan istediği her yere gider elbette ama bu korku niye? Biz Muğla’da kimin şeyine “kış” dedik? Gelirdiniz hep beraber, biz de beraber giderdik, havaalanında karşılardık bu ülkenin Başbakanı… Giderdik, elini sıkardık “Hoş geldin Başbakanım” der, eşlik ederdik kendisine ama bu şekilde 4 bin, 6 bin polisle gelince “Kusura bakmayın” dedik, çekildik.

Sayın Bakan, elli yılı aşkın bir süredir ekilip biçilen ve üç kuşağın geçim kaynağı olan Milas, Bodrum başta olmak üzere Muğla 2/B arazilerinin bir anda turizm bölgesi ilan edilip, köylülerimize âdeta “Çekin gidin benim arazimden.” diyen köy ağası tavrıyla davranmak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine yakışır mı? Çamovası köyü, Kısırlar köyü, Demirciler köyü, Karacahisar köyü civarındaki arazilerin bir anda turizm bölgesi ilan edilmesi enteresan. Ne tür yatırımlar yapacaksınız çok merak ederek bekliyoruz. 2/B konusunda halkımız son derece mağdur, 894 aile… Biz size büyük bir dosya hâlinde bunu hem elden gönderdik hem posta yoluyla gönderdik ama şu anda aradan bu kadar uzun süre geçmiş olmasına rağmen… İncelediğinizi düşünüyorum kötü niyetli değilim asla, incelediğinizi ve cevap vereceğinizi ve bu konuda bir çözüm üreteceğinizi umuyorum.

Sayın milletvekilleri, bir sanat dalının diğer sanat dallarından daha az ilgi görüyor olması, o sanat dalının diğer sanat dallarından daha az değerli olduğu anlamına gelmez. Ayrıca “Biz o sanat dalından bir şey anlamıyoruz.” diye o sanat dalı, bizim gözümüzde bir değer kaybetmiş olabilir ama gerçek değerinden hiçbir şey kaybetmez. Opera ve baleye sağlanan devlet desteği gereklidir çünkü bu tür sanatlar, gişe kaygısı duyarak yaşayabilecek sanat dalları değildir. Yerleşik çalışma alanlarına, gösteri alanlarına, opera sanatçılarının sürekli çalıştıkları göz önünde bulundurularak… Yani “Benim bugün gösterim, temsilim var, çarşamba günü, pazartesi iki prova yapayım…” denilecek bir sanat dalı değil. Yaz döneminde bile sürekli çalışılması gerekir. Bunun için de çalışma alanları olması gereklidir. Bir opera sanatçısı, bir bale sanatçısı kolay yetişmiyor. Bir tıp doktoru kadar ağır eğitim alıyor, çalışma şartları da son derece ağır. Dolayısıyla, opera ve balenin bugüne kadar ülkemize sağladığı yararlar, yurt içi ve yurt dışındaki tanıtımına sağladığı saygınlık göz önünde bulundurulursa opera ve balenin kapatılmasının düşünülmemesi bile lazımdır.

Oysa bugün Hükûmetimizin opera ve baleyi bir yük olarak gördüğü ve kapatılacağı söylentileri, sahne ve sahne gerisi sanatçılarıyla sanatseverleri tedirgin etmektedir. Sadece bir tek savaş uçağına ödediğiniz para kadar parayla bir yıl geçiniyor opera. Yani, bir savaş uçağına ödediğiniz paradır, bugün üzerinde konuştuğumuz, operaya ayrılmasını istediğimiz para. Savaş uçağı gerekli, bunu gereksiz gördüğüm için söylemiyorum ama eğer bu para… Bir başka deyişle şunu da söyleyeyim: Suriye’de, bu Suriye macerasında harcanan paranın çok küçük bir bölümünü Türk kültür ve sanat yaşamının düzenlenmesine ve geliştirilmesine harcamış olsaydık bugün Türkiye dünyada savaş kışkırtıcısı bir ülke olarak değil, barışçı, sanatsever ve çağdaş bir ülke olarak anılırdı. Oysa bugün, ne yazık ki son günlerde öyle değil.

Birçok ülkede, ayrıcalıklı sınıfların tekeline girmiş bir sanat dalı olarak algılanan opera, bizim ülkemizde diğer ülkelere göre, daha doğrusu, bize hareket, çıkış noktası olan ülkelere göre bile daha saygın bir konumdadır. Biz öğrencilik yıllarımızdan hatırlıyoruz, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, cuma günleri akşam saat dörtte otobüs kalkar senfoniye ve operaya, opera izlemeye giderdik ki benim babam taş ocağı işçisi emeklisi, annem de ilkokula gitmiş. Biz köylü çocuklarıyız ama operaya gittiğimizde de hiç rahatsız olmadık. Niye rahatsız olalım? Doğru bir şey, güzel bir şey yapılıyorsa… Dolayısıyla da gereklidir. Sanat, Platon’un da dediği gibi, insan eğitiminde son derece önemlidir, kişilik gelişmesinde. Bu tür yüksek sanatların da kapatılması değil, tam aksine, yaşatılması gerekir.

Devlet Tiyatroları Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), 4 Ekim 2013 tarihinde 189530 sayıyla kayda alınan 46.643 imza ile yeni yasa hazırlanması için çalıştay önermişti. Aradan geçen süreye rağmen -bakın 4 Ekim 2013- henüz olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmemiştir. Daha sonra çeşitli defalarca 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nu kullanarak bu konuda bir yasa çalışmasının yapılıp yapılmadığı sorulmasına rağmen yine de bir cevap alınamadı Sayın Bakan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; opera ve çalışanlarının istedikleri, son derece mütevazı ve basit şeylerdir. Kısaca -zamanım bitiyor- özetleyeceğim:

1) 5441 sayılı Kuruluş Yasası’nın korunması gerekli çünkü opera sanatçılarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan farkı olduğunun bir kanıtıdır.

2) 1970 yılında geçici bir maddeyle bağlanılan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’ndan çıkarılmalıdır çünkü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici 1’inci maddesinin dipnotunda “Kendi özel kanunu yapılana kadar” diye bir not vardır “…yapıldıktan sonra özel kanunlarına bağlanacak ve 657’den çıkacaktır.” denmiştir. 1970 yılından beri bu ülkeye, buraya gelen hükûmetlerin hiçbiri bu konuda bir çalışma yapmamış. Dilerim, size nasip olur.

3) Bu şartlar altında ILO ve ISO tanımlarında olduğu gibi, opera ve bale mesleklerini aktif olarak sahnede gerçekleştirenlerle sahne gerisinde çalışanların meslek tanımları, Çalışma Bakanlığı tarafından yapılacak statü tanımlaması üzerine bu tanımlara dayanan özlük haklarını ve komşu haklarını da kapsayan özel bir kanun çıkarılmalıdır.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çandar.

Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan.

Buyurunuz Sayın Sapan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ancak sözlerime milletimin bir temsilcisi olarak, Antalya’nın bir temsilcisi olarak, vatandaşın ödediği vergilerin, amacına yönelik harcanıp harcanmadığını denetleme hakkımı, Sayıştayın üst yönetimi ve Hükûmet tarafından engellenmesini kınamakla başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlar, bilindiği gibi turizm, emek yoğun bir sektör ve bacasız sanayi olarak ülke ekonomisine ciddi katkı sağlamaktadır. Son yıllarda Türkiye’nin çok önemli bir sorunu hâline gelen cari açık derin bir kriz yaratmıyorsa eğer, turizm sayesindedir. Turizmin, başta tarım olmak üzere birçok sektöre de can suyu verdiği bilinmektedir. Dünya üzerinde bulunduğu coğrafi konumu, doğal ve kültürel değerleri, iklimi ve zengin kültürüyle turizm için biçilmiş kaftan olan Türkiye’nin turizmden gerekli katkıyı aldığı söylenemez.

Evet, Türkiye’de turizm sektörü gelişmektedir, yatak ve gelen turist sayısı artmaktadır ama turist başına düşen gelir her nedense her yıl daha da düşmektedir. Bakınız, 2003 yılında turist başına elde edilen gelir 850 dolardır. Bu rakam 2012 yılında 798 dolara düşmüştür. 2013 yılının ilk dokuz aylık verileri incelendiğinde ise bu rakamın, bir yıl önceki verilerin de altına indiği, 789 dolara düştüğü görülmektedir.

Yine, AKP iktidarında turizmin gayrisafi millî hasıla içindeki payı yüzde 4,5’tir. 2012 yılında ise bu rakam 3,7’ye gerilemiştir.

Turizm gelirlerinin ihracata oranı 2003 yılında yüzde 28,2 iken, 2012 yılında 19,2’ye düşmüştür. İşletme ve yatırım belgeli turistik yatak sayısı neredeyse 2 kat artmasına, her yıl sektöre on binlerce yatak ilave edilmesine rağmen ülkenin turist başına geliri düşmektedir.

Bakanlığın bütçesinde turizme ayrılan katkı payı, AKP iktidara gelmeden önce 2002 yılında yüzde 34 iken, 2012 yılında bu rakam 30,7’ye gerilemiştir. 2014 bütçesinde ise yüzde 30’un da altına düşmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüz binlerce yurttaşımıza istihdam olanağı sağlayan, onlarca yan sanayinin pay aldığı, dolayısıyla oralardaki milyonlarca kişinin de umut kapısı olan turizm sektöründen elde edilen gelirin oransal olarak düşmesi, üzerinde ciddi düşünülmesi gereken bir konudur. Her yıl sektörde ciddi payı olan tur operatörlerinin, acentelerinin iflasları yaşanmaktadır. İflaslar, sektörde domino etkisi yaratmakta, otelcileri ve emekçileri vurmaktadır. Oteller haraç mezat satılıp el değiştirmekte ve çoğunlukla da yabancıların eline geçmektedir. Otel işletmecileri bu tür iflaslara karşı, destek fonu çağrısı yapmaktadır.

Türkiye'nin bacasız sanayisi, altın yumurtlayan tavuğu olan turizm sektörünün içine düştüğü çıkmazın temelinde, plansızlık ve iktidarın ilgisizliği yatmaktadır. Zira, Türkiye'nin gerçek anlamda bir master planı yoktur. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bazı strateji planları master plan değildir. Böyle bir plan olmayınca turizmin de sağlıklı gelişmesi beklenemez. Ortada hormonal bozukluğu olan sağlıksız bir gelişme söz konusudur. Başta Bakanlık yetkilileri ve turizmciler olmak üzere, herkes “Ege, Akdeniz Bölgesi, özellikle de Muğla, Antalya bölgesi yatağa doydu, buraya artık teşvikleri engelleyelim, teşvikleri başka yerlere yayalım.” diyor ama her nedense otel yatırımlarının büyük bir çoğunluğu yine aynı bölgelere yapılıyor.

Turizm master planı olmadığı için turizm kıyılara sıkışmış kalmıştır, iç bölgelere açılamamıştır, doğa ve kültür turizmi geliştirilememiştir. Gelecekte alternatif turizmin yapılabileceği doğa harikası ormanlar, dağlar birkaç kişinin zenginleşmesi uğruna talan edilmektedir. Türkiye'nin oksijen deposu Kaz Dağları; Artvin’in, Rize’nin yağmur ormanları, dereleri; Tunceli’nin Munzur Çayı, Kastamonu’nun Loç Vadisi, Antalya’nın Çığlıkara sedir ormanları, Bey Dağları, Saklıkent taş ocaklarının ve siyanürlü altın arayıcılarının talanına terk edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelecekte Türkiye turizminin rezerv alanları olan ormanlara, millî parklara, çaylara, kanyonlara yönelik rant saldırısı karşısında ne yazık ki Kültür ve Turizm Bakanlığının sesi soluğu çıkmamaktadır. Zaten ortada bir Bakanın olup olmadığı da tartışmalıdır. Kendisine Ankara ve İstanbul’da yeni yeni ofisler açmakta, Bakanlığın bütçesini bu ofislerin tefrişine harcamakla meşguldür. Yaklaşık bir yıldır Bakan olmasına rağmen, turizmin başkenti Antalya’ya bir iki kez şöylesine bir uğramıştır. Sektörün geleceğini yakından ilgilendiren, dünyanın en önemli tur operatörlerinin, finans çevrelerinin en üst düzeyde katıldığı Antalya’daki 3’üncü Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne katılmamıştır. 29 Kasımdaki bu kongrede Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder vardır ama ev sahibi Sayın Bakan yoktur. Bir gün sonra İstanbul’da Lütfi Kırdar’da seyahat acentelerinin genel kuruluna da katılmamıştır. Maalesef, Türk turizmi, görevinin bilincinde olmayan, sadece koltuk işgal eden bir bakana mahkûm edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, sonuç olarak, Türk turizminin yapısal sorunları büyümektedir. Bir an önce sektörün temsilcileri ve uzmanlarıyla birlikte bir turizm master planı yapılmalıdır. Turizm sektöründe otelcilerin ve seyahat acentelerinin kanunları çıkarılmalı, meslek odaları kurulmalıdır. Meslek odalarına belgelendirme yetkisi verilmeli, böylece elde edecekleri gelirlerin bir kısmı ile sektörün tanıtımını yapmaları sağlanmalıdır. “Her şey dâhil” sisteminin yeniden düzenlenmesi sağlanmalıdır. “Her şey dâhil” sisteminin şehir merkezlerine uzak tesislerde uygulanması sağlanmalı, sistem kent merkezlerine yakın bölgelerde kesinlikle durdurulmalıdır. Aksi hâlde bu sistem yüzünden esnaf yok olacaktır.

Bu sistemin ilk başladığı yıllarda bin doların üstünde olan turist başına düşen gelir turizmcilere göre 700 doların da altındadır ve giderek de düşmektedir.

Değerli arkadaşlar, Türk turizminin nefes alması için bu saydıklarımın bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde Türk turizm sektörünü büyük bir kriz beklemektedir.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sapan.

İstanbul Milletvekili Sedef Küçük.

Buyurunuz Sayın Küçük. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün 2014 bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2012 yılında devlet tiyatrolarının yaptığı harcama ve işlemleri gerektiği gibi denetleyemedim çünkü siyasi iktidarın yönlendirmesiyle Sayıştay üst yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisine yolladığı raporları budadı. Milletimin bana verdiği bütçe hakkını kullanarak vatandaşlarımızın ödediği vergilerin usulüne uygun olarak harcanıp harcanmadığını tespit etmem Hükûmetçe ve Sayıştay üst yönetimi tarafından engellendi. Sözlerime bu durumu protesto ederek başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, hayatı anlamanın ve anlatmanın yollarından birisi, belki de en kalıcı olanı sanattır. Çoğumuz Shakespeare’i biliriz ama Shakespeare’in yaşadığı dönemde hüküm süren kralın adını hiçbirimiz hatırlamayız ya da devrim sonrası Fransa hakkında çok fazla fikrimiz olmayabilir ama hemen hepimiz Victor Hugo’nun “Sefiller” romanı hakkında az ya da çok bir şeyler biliriz ya da Köroğlu’nun “Benden selam olsun.” dediği Bolu Beyi kimdir bilmeyebiliriz ama o başkaldırı Köroğlu’nun sözlerinden bugüne kadar ulaşmıştır. Sanat, ideolojilerden de yöneticilerden de yönetim biçimlerinden de uzun yaşar. Sözün özü, hayat kısa ama sanat sonsuzdur.

Bakanlık bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken Sayın Bakanın da isabetle belirttiği gibi, ekonominiz yıkılabilir, yeniden yaparsınız; sanayinizi yok ederler, yeniden yaparsınız ama kültür yok olduğu zaman, bir daha asla bunu yerine koyamazsınız. Evet, kültürü ve kültürün en önemli taşıyıcılarından birisi olan sanatı ve sanatçıları işte bu nedenle gözetmemiz gerekir, Anayasa’mızın 64’üncü maddesi de bunu emreder. Ancak, bunu yalnızca güzel söylemlerle ve Anayasa hükmüyle başarmak mümkün değildir. Eğer hem kültürü ve sanatı korumaktan söz edip hem de sanata gizli ya da açık sansür uygulanıyorsa veya “Gezi’ye destek verdi, tweet attı.” diye sanatçılar hakkında soruşturmalar açılıyorsa ortada büyük bir çelişki var demektir. Eğer hem sanatın desteklenmesinden dem vurulup hem de protestoya katılan tiyatro ve tiyatrocular bu nedenle mali destekten yararlandırılmıyorsa ortada haksız bir cezalandırılma, bir cadı avı var demektir. Eğer Bakanlık yardım yapacağı gruplara genel ahlaka uygunluk protokolü imzalatıyorsa, “Yardım alan tiyatrolar genel ahlak kurallarına uygun oyun sahnelemezse verilen yardım geri alınacak.” deniliyorsa ortada açıkça baskı var demektir. Bütün bu örnekler, sanatçıyı sindirmeye çalışan, sanatın muhalif kimliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir düşünce sisteminin yansımasıdır. Sanatın “genel ahlak” gibi belirsiz ve ucu açık bir kavramın içine hapsedilmesini de anlamak mümkün değildir. Öncelikle, ölçüt nedir? Genel ahlaka aykırılık nerede başlar, nerede biter? Buna kim, neye dayanarak karar verir? Hem özgür sanattan söz edip hem de ucu açık sınırlamalarla sanata ket vurmak ancak bizim gibi ülkelerde rastlanan bir gariplik olsa gerek.

Değerli milletvekilleri, “Devlet Tiyatroları verimli değil, devlet eliyle sanat yapılmaz.” gerekçesiyle Devlet Tiyatrolarının özelleştirilmesi veya kapatılması son iki yıldır iktidar tarafından sürekli gündeme getirilmektedir. Her ile bir devlet tiyatrosu yapılması projesinden bugün geldiğimiz son nokta hakikaten trajiktir. Öncelikle, kültür kurumlarını birer iş yeri gibi değerlendiren, sanatı basit bir gelir gider hesabına indirgeyen, “Zarar ediyorlar.” gerekçesinin arkasına saklanarak sanatı ve sanatçıyı baskı altına almaya çalışan bu girişimin tamamen karşısında olduğumuzun bilinmesini isterim. Devlet Tiyatrolarında tabii ki, repertuvar seçiminden başlayarak pek çok alanda sorunlar olabilir, yapısal sorunlar da bulunabilir. Bu durum zaten tiyatrocular tarafından dile getirilmektedir. Ancak, bir reform ihtiyacı varsa ve bu da yapılmak isteniyorsa, sanat kurumlarını özelleştirmek yerine, özerkleştirmek yolunun tercih edilmesi kanaatindeyim. Zaten, çağdaş pek çok ülkede de yapılan budur. Birçok ülkede sanat kurumları yönetimsel anlamda özerktir ve hiçbirinde de devlet “Parayı ben veriyorum, o hâlde düdüğü ben çalarım.” zihniyetinde değildir.

Devlet Tiyatrolarında ya da Devlet Opera ve Balesinde bugün amaçlanan reform değildir. Amaç, sanatın bertaraf edilmesidir. Çünkü, sanat yandaş değildir, olamaz da. Hatta, sanat, doğası gereği muhaliftir, itaat etmez, eleştireldir. Hiçbir toplumsal muhalefete, en ufak bir eleştiriye dahi tahammülü olmayan bir anlayışın, tabii ki sanatın muhalefetine de göz yumması beklenemez. (CHP sıralarından alkışlar) Yaratılmak istenen, iktidar güdümlü bir sanattır ve demokrasilerde de hiçbir şekilde örneği yoktur. Ancak, şundan da emin olunmalıdır: İktidar güdümlü sanat bir ülke kültürüne yapılabilecek en büyük kötülüktür. İktidarı eleştirdiği için, iktidarın uygulamalarına karşı çıktığı için sanatçılar cezalandırılırsa, kurumlar kapatılmakla tehdit edilirse, kültür politikası bir kişinin istek ve tercihlerine göre biçimlenirse, o ülkenin yalnızca sanat dünyasına zarar vermiş olmazsınız, geleceğe de hiç kimsenin sahiplenmeyeceği kötü bir miras bırakmış olursunuz.

Böyle kötü miras bırakmış pek çok iktidar geldi geçti. Tarih, sokaklarda yakılan kitapları, yasaklanan oyunları, sansürlenen eserleri yazmaktadır ama tarih hep sanatın kazandığını da yazmaktadır. Ne kadar çabalanırsa çabalansın, ne yapılırsa yapılsın, eninde sonunda sanat yine ayakta kalacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; salonu elinden alınan tiyatro sanatçısı Emre Kınay “Sanatı hayattan çıkarırsanız hayatta ne kalır?” diye soruyor ve devam ediyor: “Hiç kimse ölmez ama siyah beyaz bir dünya olur.” Doğru söylüyor. “Hiç kimsenin bu toplumun renklerini elinden almaya hakkı yoktur.” diyor.

Her şeye rağmen, 2014 yılı bütçesinin ülkemiz kültür hayatına ve tüm toplumumuza hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Küçük.

Ordu Milletvekili İdris Yıldız.

Buyurunuz Sayın Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İDRİS YILDIZ (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vatandaşımızın ödediği vergilerin doğru harcanıp harcanmadığının incelemesini yapan Sayıştay raporu Meclise gelmediği için ve Meclise gelmeyen raporu inceleyemediğimizden bütçe müzakerelerinde Turizm Bakanlığının bütçesini değil, Turizm Bakanlığının genel hatlarını ifade edeceğimi hepinize iletiyor, Sayıştay üst yönetimini ve Hükûmeti bu tutumundan dolayı huzurunuzda kınayarak sözlerime başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, 2013 yılında kabinede yapılan değişiklikten sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı sanki kabine değişikliği değil de hükûmet değişikliği olmuş gibi bir algıya bürünmüştür. Sayın Bakan bir yıla yakın zamandır bu görevi yürütmesine rağmen, zorunlu törenlerin dışında hemen hemen hiç görünmemiştir çünkü Sayın Bakanın ilgi alanı daha çok dış politika ve istihbarattır hepinizin bildiği gibi.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, Bakanlığa, ilgisine rağmen, kendisine sürekli yeni makam odaları yapmakta ancak bu makam odalarını yaparken kamu harcamaları kurallarına uygun mu değil mi, buna özen göstermemektedir.

Sayın Bakan göreve başlar başlamaz, sanki hükûmet değişikliği olmuşçasına, önceki dönemin bütün üst yöneticilerinin istifasını istemiş, devlet nezaketinin gereğini hiçe sayarak, devlete ve millete iyi niyetle çalışmış bu insanlara bir teşekkür bile yapmamıştır. Tabii ki her bakanın çalışma arkadaşlarını seçme ve kendi ekibini kurma hakkı vardır ancak bu değişimi gerçek kültür insanlarıyla yürütülen bir yapıya dönüştürmek de önemlidir.

Göreve başlar başlamaz üst düzey kadroların tamamına yakınının istifasının istenmesi bir hazırlığın var olması anlamına gelmektedir. Halbuki, Sayın Bakan, bütün üst düzey yöneticileri değiştirip kalan yöneticileri de baypas etmesinin ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığında bir günlük deneyimi bile olmayan belediye kökenli bir bürokrata Bakanlığı devretmiştir. Bu nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılı yazında Sayın Bakanla birlikte topyekûn tatil yapmıştır.

Değerli arkadaşlarım, her köşesi ayrı bir tarih olan, medeniyet merkezi olan ülkemizin sesinin dünyaya duyurulması, tanıtılması en büyük isteğimiz ve temennimizdir. Ancak, bunu yapabilmek için doğru politikalar üzerinden doğru bir vizyon tercihi yapılması gerekmektedir. Yukarıda anlatmış olduğum kadro değişiklikleri ve ehil kişilerin görevden alınması, Bakanlığın çalışmasını olumsuz yönde etkilemiştir.

Diğer bir husus, kazı konusunda yaşanan gecikmeler, bazı kazıların iptalleri ve bazılarının hiç başlamamasıdır. Bununla birlikte, restorasyonlar, yeni müze ve kültür merkezi inşaatları yavaşlamış, bir kısmı da durmuştur. Örneğin, 2013 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda tamamlanacağı söylenen Van, Şanlıurfa, Hatay, Afyon, Uşak müze inşaatları ne zaman tamamlanacaktır? Manisa’da, Denizli’de, Fethiye’de projelendirilen ve protokolleri yapılan müze inşaatlarına ne zaman başlanacaktır?

Değerli arkadaşlarım, Atatürk Kültür Merkezi, hepimizin bildiği gibi, yıllardır Taksim Meydanı’nda karanlıkta beklemektedir. 2012 yazında, önceki Bakan döneminde restorasyonuna başlanmış, 2013 yılında biteceği, hatta Cumhuriyet Bayramı’nda AKM’nin yeniden perde açacağı da söylenmişti fakat bu restorasyon, hepimizin bildiği gibi, Türkiye’de 2013 Mayıs sonu Haziran başında yaşadığımız Gezi olaylarına kurban gitti. Önce Sayın Başbakanın bir demeci, sonra da Sayın Bakanın bir talimatıyla AKM restorasyon inşaatı durduruldu. Şimdi ise Sayın Bakan, Bütçe Komisyonunda, AKM’nin yıkılıp yeniden yapılacağını açıkladı.

AKM’nin restorasyonu için devletin yaptığı bir ihale var; yer teslimi yapılmış, restorasyon için gereken kaynağın yarısı özel sektörden sağlanmış, yüklenici firma işe başlamış ama siz, bir talimatla işi durduruyorsunuz.

AKM farklı bir yapı, bunu hep beraber biliyoruz. 1940’lı, 1950’li yılların mimari anlayışını temsil eden bir kültür varlığı. Ayrıca, bu kültür varlığı tescil edilmiş. Burası bir konser salonu olmaktan bir kültür merkezi olmaya, rahmetli Menderes’in kararıyla dönüştürülmüş. Bir kültür varlığıdır. Şimdi ise yıkmaktan, yenisini yapmaktan söz ediyorsunuz.

Sayın Bakan, siz, demokratik bir hukuk devletinin, cumhuriyet hükûmetinin hukuka ve yasalara bağlı bir Bakanı mısınız, yoksa sizi o göreve getiren kişinin Taksim Gezi Parkı olaylarında söylediği sözlerin yasalara uygun olup olmadığına bakmaksızın, mevzuata, hukuka, koruma kanunlarına uygun olup olmadığına bakmaksızın, Sayın Başbakanın talimatıyla, onun ifadelerini uygulamakla kendini sınırlayan bir görev adamı mısınız? Bunu özellikle sormak istiyorum.

Hükûmetler geçici, eserler kalıcıdır. Birçok dünya şehrinde tarihî yapılar hâlen varlığını sürdürmektedir ancak kimsenin aklına yıkıp yenisini yapmak gelmemektedir. AKM de bu örneklerden, dünya tarih miraslarından bir tanesidir.

Değerli arkadaşlarım, Kültür ve Turizm Bakanlığında ihalelerin şeffaflığı artık gerçekten şaibe altındadır. Bu çerçevede, Sayın Bakanın ihale uygulamalarının ortaya çıkaracağı bazı olumsuzluklara da değinmek istiyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığının akçeli işleri bir süredir karanlığa gömülmüştür ve bu durum olaya objektif bakan herkesi rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştır. Bakanlığın iş ve ihaleleri bir süredir bütün şeffaflığını kaybetmiştir, Bakanlıkta bir iki kişinin seçtiği sınırlı sayılı bir listeden davet usulüyle yapılmaktadır. Bakanlıkta bütün akçalı konular, ister kültürle ilgili olsun ister turizmle ister yatırımla ister tanıtımla ister restorasyonla, hepsi bir kişinin izninden, imzasından, görüşmesinden çıkmaktadır. Bu kişi ne Müsteşar ne de Sayın Bakandır.

Yurt dışı tanıtım ihalesi Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli akçalı işlerinden birisidir. Bakanlık, bu yıl sonbaharda yaptığı bu önemli ihalesinde, önceki yıllara aykırı olarak, kapalı bir yöntem uygulamıştır. Bakanlığın her yıl sonbaharda yaptığı tanıtım ihalesinin, başlangıçta 40 milyon dolar olmasına rağmen, yıl içinde ek ödeneklerle birlikte 100 milyon doların üstüne çıktığı bilinmektedir. Böylesine önemli bir iş için beklentimiz, Bakanlık yetkililerinin, çeşitli kıtaları temsilen katılan yurt dışı müşavirliklerinin, turizm alanında çalışan bütün meslek örgütlerinin, seyahat acenteleri, otel işletmecileri birlikleri, yatırım ve hava ulaşım birlikleri, rehber ve reklamcıları birlikleri, üniversitelerin tanıtım konusundaki deneyimli temsilcileriyle birlikte yapılması gerekirken, Bakanlığınızın bu şekilde bir uygulama içinde olmadığını görüyoruz. Hatta, önceki dönemde olduğu gibi işi dünya ölçeğinde farklı birkaç firmaya bölüştürmesine rağmen, bu yıl bir tek firmaya ihale ettiğinizi öğrenmiş bulunuyoruz. Acaba bu firma kim? Ne için bu firma açıklanmıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS YILDIZ (Devamla) – En önemlisi de bütçe görüşmelerinden sonra bu firma açıklandığında o firmayla ilgili basında çıkan söylentilerin doğru olup olmadığını merak ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.

Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt.

Buyurunuz Sayın Kurt. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bir milletvekili olarak denetim hakkımızı elimizden alan, Parlamentonun bütçe hakkına engel olan ve halkın da bilgilenme hakkını engelleyen Hükûmeti ve Sayıştayı kınayarak başlıyorum ben de. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu yıl Sayıştay raporları düzgün bir biçimde Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmiş olsa idi gerçekten çok ciddi ve farklı bilgiler elde edecektik ancak bunu elde edemedik. Yalnız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığında bir istisna ile karşı karşıyayız. Biz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının esas raporunu bulduk. Burada çalışan yurtsever, devrimci, hukuka inanan denetçilerin vermiş oldukları rapor değerlendirildiği zaman neler görecektik, sizinle onları paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo! Yurtsever, devrimci arkadaşlara selam olsun buradan.

KAZIM KURT (Devamla) – Sayıştay, denetçilerin raporlarını değiştirmek üzere baskı yaptı ancak bazıları değiştirdi, pek çoğu direndi. Bunun üzerine, Rapor Denetleme Kurulu devreye girdi ve raporları sansürledi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 250 sayfalık raporu sansürden sonra 19 sayfaya düştü.

Bu “Eskiden de raporlar gelmiyordu, şimdi rapor geldi, daha ne istiyorsunuz?” diye bizi eleştirmeye çalışan arkadaşlara şunu söylemek istiyorum: Yasalar değişti, 6085 ve 5018 sayılı yasalar hesap verebilirliği temel ilke olarak aldı. Bunun yanında, 17/12/2011 tarihinde bir de yönetmelik yapıldı, esaslar tespit edildi ama kurumlar bu esaslara uygun olarak Sayıştaya bilgi vermedi. Bunun üzerine, 8 Aralık 2013’te, yani bütçe görüşmeleri başlamadan iki gün önce, Sayıştaya farklı bir yönetmelik değişikliği yaptırarak güya değişikliği ötelediğimizi belgelemeye çalıştık.

Ben, bir milletvekili olarak, Sayıştay Başkanlığından Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na göre bu belgeleri istedim, reddetti, Sayıştay da -güya kendi bilgi alamıyor, belge alamıyor ama- bize bilgi ve belge vermekten kaçındı.

Bu belgeleri alsaydık neler olacaktı? Bakınız; bir, gümrük kapılarının modernizasyonu amacıyla yap-işlet-devret modeliyle yapımının hukuka aykırı taraflarını görecektik. İhale aşamasında, yapım aşamasında ve işletme aşamasında hangi yanlışlıkların ve hangi kayırmacılıkların yapılmış olduğunu görecektik ama Allah rızası için yapıldığı iddia edilen gümrük kapılarının, Allah rızası için değil ciddi bir rant için yapıldığı net bir biçimde ortaya çıkacaktı.

3996 sayılı Kanun ve 94/5907 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na göre, yap-işlet-devret modeliyle yapılan bu işlerde, ihale hazırlığı, çağrı, teklif alma usulü ve bunların denetlenmesi aşamalarında yanlışlıklar yapılmıştır, belgeler saklanmıştır, Sayıştay bu belgeleri alamamıştır.

Gümrük kapılarının modernizasyonu işlerinin TOBB’a verilmesi başlı başına yanlıştır ancak bu yanlış bilerek ve isteyerek yapılmıştır. Kamu kurumu niteliği öne çıkarılarak kamunun paraları odaya ve odanın şirketine aktarılmıştır. Oysa 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi kamu zararını “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel ve eksilmeye neden olunması” olarak tarif etmiştir. Kanunun bu tanımına göre, TOBB ile gerçekleştirilen yap-işlet-devret modelinin tamamı kamu zararıdır. Yaklaşık maliyet hesabı, TOBB’un bulduğu, anlaştığı şirket tarafından yanlış olarak hesaplanmıştır. Bu yanlış hesap nedeniyle işletmeciye hak ettiğinden daha fazla işletme süresi verilmiştir. Yatırım finansman maliyetiyle işletmeden elde edilecek tahminî gelir kıyaslanarak işletme süresi tespit edilmektedir. Hem yatırım finansman hesabı, tahmini yanlış yapılmıştır hem işletmecinin bulduğu şirketler tarafından hesaplanınca ister istemez işletme süreleri olması gerekenden daha uzun olmuştur.

Yer tesliminden itibaren bir yıl içinde tamamlanması gereken yatırımlar tamamlanmamıştır. Buna rağmen, idare yüklenici firmaya hiçbir yaptırım uygulamamıştır. Proje firması, kontrol firması, üretici firma ve işletmeci firma aynı ya da birbiriyle bağlantılı olunca yatırımların gerçekleşmesi aşamasında da aykırılıklar, eksiklikler ve sözleşmeye aykırılıklar bulunmaktadır.

Kapıkule, Habur, Sarp, Cilvegözü sınır kapılarında hangi ileri teknoloji kullanılmıştır ve hangi yüksek maddi kaynak aktarılmıştır? Bu iki unsur, yap-işlet-devret modelinin temel gerekçesi olan bütçe imkânsızlığı, ödenek yetersizliği gibi sebeplerin doğru olmadığını ortaya koymaktadır.

Tüm kapılarda TOBB yatırımı 212 milyon 938 bin 156 Türk lirasıdır. Buna karşılık, altı yılda toplam elde ettiği gelir 611milyon 933 bin 433 liradır. Demek ki, TOBB yatırdığının 3 katını altı yılda almıştır.

Yapılan işlere baktığımız zaman, Kapıkule Gümrük Kapısı, yirmi yıl süreyle işletilmek üzere, TOBB’a ait Gümrük ve Ticaret AŞ’ye verilmiştir. Proje değerlemesi yapılırken ortaya konulan finansal analizlerde yer alan tahminler ile gerçekleşen rakamlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan 17,5 katlık sapma makul değildir. Dört yılda, yatırımın 3 katı gelir elde edilmiştir. İşletme süresi derhâl gözden geçirilerek -denetçilerin saptamasına göre- en az bin yedi yüz gün, yani beş yıl kısaltılmalıdır. Bu gümrük kapısında en çok göze çarpan, x-ray cihazında da sorun vardır, tümünde vardır.

Sarp Gümrük Kapısı’nda aynı yanlışlıkları saptayan denetçiler, inşaatların tamamlanmamasına rağmen erkenden geçici işletme izni verildiğini, yine x-ray cihazının bozuk olduğunu, maliyetlerin şişirilmiş olduğunu, bu nedenlerle izin verilmemesi gerektiği hâlde işletmeye başlatıldığını ve sürenin en az iki bin iki yüz yirmi gün, yani altı yıl gibi bir kısaltmaya tabi tutulması gerektiğini saptamıştır.

Cilvegözü Sınır Kapısı için öngörülen on üç yıllık işletme süresinin de yanlış hesaplandığını, çünkü gelir tahminlerinin TOBB tarafından yapıldığını ve bilerek kendi lehine düzenlemeler yapıldığını tespit etmişlerdir. X-ray cihazı ve tır arama hangarı yanlış  konumlandırılmıştır. Hatalı konumlandırma nedeniyle şu anda Cilvegözü’nde sıkıntılar yaşanmaktadır. Habur Sınır Kapısı da on beş yıllık bir süre için işletilmek üzere yapılmış ve orada da benzer yanlışlıklar devam etmiştir. Şu anda, tesisin içinde ve sözleşme kapsamında yapılması gereken lojmanlar kullanılmayacak durumda ve kötü üretilmiştir. Söz konusu lojmanların yıkılmak üzere olduğu tespit edilmiştir. Tüm gümrük kapılarında x-ray cihazları sorundur. Bakanlık, ayrıca, burada İnternet ve bilgisayar yatırımlarını kendi cebinden yapmıştır. Sarp Sınır Kapısı’nda x-ray cihazı arızalı olarak kırk altı gün boyunca onarılmamış, işlem yapılamamıştır. Dikkat ederseniz, ortak sorun, yanlış hesaptan kaynaklanan bir sorun ve tamamı kamu zararıdır. O hâlde, bu denetçilerin raporları Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulsaydı bunları net bir biçimde görecektik ve öğrenecektik.

Sadece bunlar mı yanlış? Hayır, değil. Gümrük Kanunu’nun 244’üncü maddesine göre uzlaşma müessesi getirildi, bu uzlaşma müessesesinde 100 milyon 478 bin 680 liralık alacak için uzlaşmaya gidildi, denetçiler belgeleri istediği zaman, gizli olduğu gerekçesiyle bu belgeler verilmedi. Bu uzlaşmalar kiminle yapıldı, nasıl yapıldı, hangi koşullarda yapıldı, doğru mu yapıldı, bunu denetleyecek bir mekanizma bu Hükûmet tarafından gerçekleştirilmedi, ortadan kaldırıldı, Meclis de denetleyemiyor. Oysa 5018 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi mali saydamlık ve hesap verebilirlik ilkesini getiriyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu ilkeyi çiğnemiş, hesap vermemiş, hesap vermek isteyenlere de karşı durmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM KURT (Devamla) – Vatandaş vergisini veriyorsa, hükûmet de hesabını vermelidir diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kurt.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı, Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Belen.

Süreniz on beş dakikadır.

MHP GRUBU ADINA BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve ekranları başında bizi izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Bütçeler, ülkelerin iktisadi ve sosyal olarak var olma mücadelelerinin yansıdığı belgelerdir. Bütçeler, demokratik toplumlarda sosyal sözleşme niteliği taşımaktadır. Bu hâliyle bütçeler, aynı zamanda bir yetki devri belgesidir. Yetki devri, millet adına onun temsilcisi Meclisin bütçeyi onaylaması suretiyle hükûmete kaynak bulma ve harcama yapmaya yetki vermesi şeklinde kendisini göstermektedir.

Bütçede öngörülen ekonomik hedefler, milletimizin beklenti ve talepleriyle, ekonominin reel durumlarıyla, dünya ekonomik konjonktürüyle uygun olmalıdır. Bir sosyal sözleşme olarak bütçenin önemi, kamu kaynaklarının nasıl toplandığı ile nasıl ve nereye harcandığıyla ilgilidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelelim Avrupa Birliği maceramıza. 31 Temmuz 1959 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğuna başvurmamız ve 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması’yla resmiyet kazanan Avrupa Birliği yolculuğumuzun üzerinden tam elli yıl geçmiştir. AKP hükûmetlerinin klasik söylemi hâline gelen “Nereden nereye.” sözü, Avrupa Birliği yolculuğumuz için de çok yerinde bir tabir olacaktır.

Bir an için geriye dönelim ve bundan dokuz yıl önce, Ankara Kızılay Meydanı’nda gündüz vakti atılan havai fişekleri hatırlayalım. Sayın Başbakan ve beraberindekiler sanki Avrupa Birliğine girmişiz gibi otobüs üzerinden halkı selamlıyordu. Fakat, aradan geçen dokuz yıla rağmen bir arpa boyu yol alamadık. Elimizde yarım kapanmış bir fasıl ve geçici kapanmış bir fasıldan başka da bir şey yok. Bu fasıllar siyasi birtakım gelişmelere ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tavrına bağlandı. Sürecin ilerleyememesinin de nedeni zaten bu. Avrupa Birliği Bakanlığının da 2013 yılı Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nu bir başarıymış gibi bize sunmasının aslında bir anlamı da yoktur. Çünkü, Avrupa Birliğinin temeli malların ve emeğin serbest dolaşımı değil midir? Niye bir türlü oralara hiçbir şart ileri sürülmeden gelemiyoruz? Bizim için öne sürdükleri şartlar hep aynı: Bölgesel politika, yerel yönetimlere destek ve yerel özerlik. Sizin adına “çözüm süreci” bizim ise “yıkım ve ihanet süreci” adını verdiğimiz bu sürecin sonucu olarak karşımıza geliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elli yıllık Avrupa Birliği yolculuğumuz ve bu yolculukta yaşadığımız olaylar ve gelişmeler gösteriyor ki bu iş iyice kilitlenmiş vaziyettedir. Hükûmetin oturup, enine boyuna düşünüp yeni bir yol haritası çizmesi lazım. Avrupa Birliği bizi oyalamaktadır, samimi değildir, tabiri caizse, elli yıllık nişanlılık bir sona ermelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak evliliğe itirazımız yok, sadece onurlu üyelik istedik. Onurumuzu kurtarmamız lazım. Onurlu üyeliğin üyeliği olmuyor bari onurumuzu kurtaralım. Buraya harcadığımız mesaiyi, oturup memlekete daha faydalı işler için harcayalım.

Gümrük birliğini de Avrupa Birliği ile Amerika arasındaki ticaret anlaşmasını da dikkate alarak tartışmamız lazım. Türkiye’nin durumu ne olacak? Gümrük birliğinden dolayı zaten üçüncü ülkelere karşı birtakım dezavantajlarımız var. Büyük ticari partnerlerimiz olan Avrupa Birliği ve Amerika’nın kendi arasında bir anlaşma yapması, hele hele Türkiye’nin dâhil olmaması durumunda sorunumuz daha da büyüyecek. Bu durumun üzerini de güzel bir şekilde kamufle etmişsiniz ve diyorsunuz ki: “Avrupa Birliğine bağımlılığımızı azalttık.” Avrupa Birliğine bağımlılığımızı azaltmak bilinçli bir politika tercihi değildir. Bu, zaruri bir ihtiyaç olarak doğdu çünkü Avrupa’da kriz çıktı. Bu durum kalıcı bir hâle getirilmeli, pazar çeşitlendirmesi yapılmalıdır. Eğer bu dezavantajlı konumumuz devam ederse, Avrupa Birliğiyle Amerika bu anlaşmayı imzalarsa Türkiye’nin gümrük birliğinde kalmasının da bir sebebi kalmayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6-7 Kasım 2013 tarihinde Avrupa Parlamentosunun Brüksel’de düzenlediği “Batı Balkanlarda Gençlik ve Eğitim” konulu seminere AKP, CHP ve MHP’den 1’er milletvekili olarak katıldık. Türkiye, Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Kosova, Karadağ, Sırbistan ve Avrupa Parlamentosundan parlamenterlerle birlikte semineri gerçekleştirdik. Alman Parlamenter Bayan Doris Pack’in yönettiği seminerin sonunda verilen yemekte çok dikkat çeken konuşmalara şahit oldum. Sizlere bunların bir kısmını aktarmak istiyorum. Alman Parlamenter Sayın Doris Pack iki yanında ve karşısında oturmakta olan Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan ülkelerini temsilen bulunan parlamenterlere “Sizi Avrupa Birliğine biz aldık.” diğer aday olan ülke parlamenterlerine de “Sizi de biz alacağız.” diye üzerine basa basa propaganda yapıyordu. Bu sözleri duyunca, Avrupa Birliğinin Avrupa Birliği olmaktan çıkarak bir Almanya imparatorluğuna dönüşeceği endişesini taşıdım. Avrupa Birliği konusunda en güçlü gruba mensup Almanya’nın bizim üyeliğimize bakışı bellidir. Sorarım size: Avrupa Birliğine üyeliği kabul edilen bu ülkelerden bizim, Türkiye olarak neyimiz eksik? Bu ülkelerde olup da bizim ülkemizde olmayan nedir? Avrupa Birliği istiyor diye, Kıbrıs’ta Annan Planı’nı Kıbrıs Türkü’ne baskı yaparak, zorla kabul ettirdik. Bu planı kabul etmeyen Rum kesimi ise Avrupa Birliğine tam üye yapıldı.

Şimdi, bizim üyeliğimizle ilgili, Brüksel’de katıldığımız toplantıdaki Avrupalı parlamenterlerin sözleriyle ilgili birkaç kelime etmek istiyorum. Bize diyorlar ki: “Ankara Antlaşması’nın şartlarını yerine getirmezseniz bundan sonra size fasıl açılmaz.” Böyle bir dayatmayı kabul etmek bizim onurumuza dokunur. Sözün kısası, Avrupa Birliği sürekli haksızlıklar yapmakta ve Türkiye’yi Avrupa Hristiyan birliğine almak niyetinde olmadığını her vesileyle göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletimiz nezdinde de itibarını yitiren ve her geçen gün büyük Türk milletinin desteğini geri çektiği Avrupa Birliği rüyasından uyanıp yeni ekonomik ve siyasi birliklere yönelmek zamanı geldi de geçiyor. Avrupa Birliğinden sorumlu Sayın Bakan, yetmedi mi yüzlerce yıl atalarımızın hamilik yaptığı ve idare ettiği bu devletlerden ulufe beklemek? AKP Hükûmeti olarak yapacağınız en güzel şey, Avrupa Birliği Bakanlığının adını değiştirerek “Türk dünyası bakanlığı” yapmak ve Türkiye’nin önderliğinde yeni bir oluşuma önayak olmaktır. Gelin, biz de Türk  cumhuriyetleriyle birlikte bir Türk ekonomik ve siyasi birliği kuralım ve kendimize yeni pazarlar, yeni ufuklar açalım.

12 Ocak 2012 tarihinde ülkemizi ziyaret eden Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Almazbek Atambayev Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapmış olduğu konuşmada, zannedersem, her Türk ferdinin hislerine tercüman olmuştur. Bir kabristanda birbirine sırtını dayayarak düşmanlarına ok atan 2 Türk askerinin taşın üzerine çizilmiş resimlerinin bulunduğunu ifade eden Sayın Atambayev “İşte buna ‘arkadaşların dayanışması’ denir. İşte bu anlayış ile ulu Türk kağanlığı kurulmuş ve iki yüz sene ayakta kalmayı başarmıştır. Artık, ulu Türk kağanlığını kuramasak bile, en azından Türk devletlerinin kardeşliğini pekiştirmeliyiz, kuvvetli bir Türk birliğini yapmalıyız.” diyerek sadece bizim değil, Orta Asya’da bulunan Türk cumhuriyetlerinin de arzularını dile getirmiştir.

Bu arada da aklıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim; AKP’nin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi olan, sözüm ona bir profesörün söylediği ve hiçbir temele dayanmayan o meşhur sözünü. Sanırım, o şahsa Sayın Atambayev en güzel cevabı çok önceden vermiş oldu. Peki, nedir bu Türk birliği, neyi ifade eder? Türk birliği, geniş tanımıyla, köken itibarıyla Türk olan tüm ülke, özerk yönetim ve başka ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının, kısaca Türk dünyasının ekonomik ve siyasi olarak tek çatı altında toplanmasını ve teşkilatlanmasını ifade eden siyasi bir kavramdır. Dar anlamıyla da Türkçe konuşan devletlerin bir araya gelerek Avrupa Birliğine benzer bir yapı oluşturabileceğine yönelik bir fikir oluşumudur. Yani, Türk birliği Türkiye ve Orta Asya’da bulunan Türk cumhuriyetleriyle mal ve hizmetlerin serbestçe dolaşımı, ortak para birimi kullanımı ve ortak yönetimler ile ortak alfabe, bütün ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak bir paydada buluşmalarıdır. Genç nüfusu, teknolojiyi ve çok önemli yer altı ve yer üstü kaynaklarını yönetmektir Türk birliği. “Tek millet, iki devlet.” dediğimiz Azerbaycan, ata yurtlarımız Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve diğer Türk devletlerinin birleşip dünyaya egemen olan ve istediği gibi at koşturan emperyalist güçlere bir Türk şamarıdır Türk birliği. Kazakistan’ın Karaganda bölgesinde bulunan kömür yataklarını, Ural-Emba havzasında bulunan petrol rezervlerini, ayrıca bakır, kurşun, çinko, demir, manganez yataklarını, Azerbaycan’da bulunan petrolü, doğal gazı, Özbekistan’da bulunan petrol, doğal gaz, bakır ve altın madenlerini, Kırgızistan’da bulunan kömür, bakır, petrol ve doğal gaz yataklarını, Türkmenistan’ın zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarını ve ülkemizin sahip olduğu bütün zenginlikleri üye devletlerle beraber yönetmektir Türk birliği. Vatandaşımızın ucuza ısındığı, arabasına yakıt doldururken cebinin yanmayacağı, sobasını yakarken cüzdanının tutuşmayacağı bir ideolojidir Türk birliği. Biz Milliyetçi Hareket Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisine gönül veren milyonlarca vatandaşımızla bu sevda ve hedef için üzerimize düşen bütün görevleri muhalefette yapıyoruz. Allah’ın izniyle devri iktidarımızda da daha fazlasını yapacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin önderliğinde kurulacak önce Türk birliği, ardından da bu birliğe -güçlü olmasından dolayı- katılacak Müslüman ülkelerle oluşturulacak ekonomik, siyasi ve sosyal birliğin kurulma çalışmaları başlatılarak bu birlikteliğin gerçekleşmesiyle dünya ekonomisinin motoru, yön vericisi, yöneticisi konumuna gelebilmenin planlarının yapılması zamanı geldi de geçmektedir. Bunların yapılması ve bunun gerçekleşmesinin neticesinde, dünyada hâlen devam etmekte olan totaliter rejimler, vahşi kapitalizm ve sömürü düzeninin sona ermesiyle, yerine hakkın güçlü olana değil, haklı olana verildiği, insanların huzur, barış içinde yaşadığı, açlıktan ölümlerin yaşanmadığı bir dünyanın oluşturulabilmesi yolunda çalışmalar yapılması en doğru yol olacaktır.

Muhalefete “Proje üretmiyorsunuz.” diyerek yüklenen iktidar, Milliyetçi Hareket Partisinden kopyaladığı ve 1999 yılında Milliyetçi Hareket Partisinin 500’e yakın bilim adamına hazırlattığı projelerden on iki yıllık zorunlu eğitim, sosyal güvenlik politikaları ve “2023 Lider Ülke Türkiye” projelerini hayata geçirmiş fakat tabii, kendisi hazırlayamadığı için uygulamada başarıya ulaşamamıştır.

Cenab-ı Allah’ın izniyle, bizim büyük ülkümüz olan Türk Birliği Projesi’ni gerçekleştirmeği ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak diğer projeleri gerçekleştirmeği, en kısa zamanda bu ülkenin refah seviyesini, bu insanların, Türk milletinin refahını yükseltmeyi, Cenab-ı Allah’tan Milliyetçi Hareket Partisine önümüzdeki seçimlerde nasip etmesini diliyor, 2014 bütçesinin de ülkemize hayırlar getirmesini niyaz ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Belen.

Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şeker, süreniz yirmi dakikadır.

MHP GRUBU ADINA BAHATTİN ŞEKER (Bilecik) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığının 2014 yılı bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Sayın Bakanım burada yoktu ama geldi.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Buradayım dinliyorum, gözüm üstünüzde.

BAHATTİN ŞEKER (Devamla) – Peki, teşekkür ederim.

Günümüzde turizmin yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel ve politik etkiler özellikle uluslararası ilişkilerde oynadığı rol anlamında giderek önem kazanmaktadır. Kültür ve turizm alanındaki hizmetler ve çalışmalar ile ülkemizin dünyaya sesini duyurması ve insanlığa tanıtılması, dış ülkelere vereceği mesajı belirleyip ulaştırması eminim hepimizin temennisidir.

Ülkemizin zenginlikleri dünyanın dikkatine sunulurken daha markalaşmış, daha profesyonel ve dünya sıralamasında daha üst sıralara yükselecek şekilde, doğru yaklaşımlarla devlet kurumlarının organizasyonu, sektörde yer alan kuruluşların yatırımları ve değerler üzerinden, maddi ve manevi değerler üreten bir anlayışla büyümelidir.

Ülkemizde ve dünyada turizme verilen önem artmakta, turizm eğilimleri çeşitlilik kazanmakta, yeni yerler insanların ilgisini çekmektedir. Son yıllarda, amaçsız gezmenin yerini artık, bilinçli bir kültürel turizmin aldığı bilinmektedir. Kültürel turizm için gelenler, ziyaretleri esnasında birden fazla turizm bölgesini ziyaret etmektedirler.

Ulusal ve uluslararası düzeyde turizm, iş hacmini ve yatırımları geliştirmekte, gelir ve döviz girdisi sağlamakta, yeni istihdam alanları açmakta, sosyal ve kültürel hayatı etkilemektedir. Deniz, kum ve güneşe dayanan kıyı turizmi önemini devam ettirmekle birlikte, son yıllarda turistik taleplerde değişimler ve farklılıklar olmaktadır.

Turizm pazarında rekabet hızlanmakta, doğal ve kültürel çekiciliklere sahip olan mekânlar, termal mekânlar, yaylalar, sağlık turizmi, inanç turizmi, kış sporları, yat turizmi, kongre ve fuar turizmi gibi alanlar da öne çıkmaktadır. Bu alanlarda gelişim yaşanmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin potansiyelinde ve tecrübesinde olan alanlardır. Turizmi bu şekilde çeşitlendirerek aslında, turistin, ülkemizi sadece ziyaret etmesinden çıkarıp ülkemizin köklü ve zengin kültürüyle yüzleşmesi de sağlanabilir. 7 bölgemizin ve 81 vilayetimizin kendine özgü güzellikleri vardır. Dünyada eşine az rastlanacak birikimler ülkemizde hâlâ canlılığını korumakta, muhafaza edilmeyi beklemekte ve hâlâ tanıtım aşamasındadır. Eğer bu konularda ciddi atılımlar gerçekleştirilir, insanımız bilinçlendirilir ve yatırımlarla şekillenirse Türkiye'nin en büyük imkânı kültür ve turizm faaliyetleri olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; medeniyetlerin merkezi olan ve dört mevsimin yaşandığı yurdumuzda 7 coğrafi bölgenin her biri, doğal güzelliklerin çekiciliği, tarihî yerleri, farklı dokuları, kırsal ve kentsel mekânları, kültürel cazibesiyle ayrı bir öneme sahiptir. Maalesef, bölgelerimizin bu zenginliğinde, yurt içi ve yurt dışı turlar, programlar ve projeler, beklenen seviyede değildir. Bu, elbette ülkemizin kültür ve turizm potansiyeline yakışmamaktadır. Az gelişmiş yörelerde turizmi geliştirmek, turistik bölgelerde altyapıyı desteklemek, çevreyi korumak, ortak kültür mirasına sahip çıkmak, sektörde kaliteyi artırmak, yeni özel teşvikler vermek, müzeleri ve kültürel alanları daha etkin kullanmak, el sanatları ve turistik ürünlere katkı yapmak, yaşayan kültür mirasına ve somut olmayan kültürel mirasa sahip çıkmak, gelen turist profilinin gelişmesini sağlamak, bence, Bakanlığımızın başlıca çalışmaları olmalıdır. Yurt dışından gelen turistin dönüşümü ve turist profilinin gelişmesi, biraz da yurt içindeki turistik faaliyetlerin gelişimiyle ilgilidir.

Bakınız, bu vesileyle, yıllardan beri konuşulmasına rağmen beklenen seviyede atılımlar yapılmayan bir noktaya da temas etmek istiyorum. Genç nesil, özellikle kendi kültürümüzün ve yurdumuzdaki zenginliklerin farkına varmadan yaşıyor. Çeşitli imkânlar ve şartlar kısıtlı. Bu, mâkus talih olmaktan çıkarılmalıdır. İlkokul çağlarından itibaren bu ülkenin evlatları, Çanakkale’den Mardin’e, Trabzon’dan Muğla’ya, İzmir’den Kars’a, Bilecik’ten Diyarbakır’a kadar, her bölgemizdeki tarihî ve kültürel mirasımızı yerinde görmeli, ecdat yadigârı olan bu aziz vatan toprağında kendi zenginlikleri içinde hatıralar kazanmalı, ay yıldızlı al bayrak altında kardeşliğin ve bütünlüğün destanını okumalıdır. Umarım, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ortak projelerle bunlar çözülür. Evet, Sarıkamış’ta ecdadının şahadetine tanıklık edenler, Çanakkale’de yazılan o muhteşem destanı okuyanlar daha memnun olurlar.

Çok değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde yapılan projelerin maliyetleri ve projeleri üstlenen firmalar noktasında gerek sektörün gerekse kamuoyunun doğru aydınlatılması gerekmektedir. Sürdürülen projeler konusunda kamuoyu doğru bilgilendirilmemektedir ve bu konuda bir eksiklik yaşanmaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi, sektörün canlandırılması, dinamiği ve sürekliliği için çok önemli olduğu kadar belirlenen hedefler açısından da önemlidir. Açıkçası, belli bir eylem planı içerisinde devlet ve sektör uyumunun sağlandığı bir organizasyona ve vizyona ihtiyaç vardır. Türkiye’nin kültür ve turizm faaliyetlerinde bir model geliştirmiş olması ve kendi dinamikleriyle hayata geçirmesi gerekmektedir. Bazı uygulamalar, bu anlamda belirtmiş olduğumuz vizyonu gölgelemektedir. Bakınız, bilhassa, kıyı şeridinde yer alan yerleşimlerde yaşanan çarpık yapılaşmanın önüne geçilmesi, bunların dokusunun muhafaza edilmesi, yetkililerin ve sorumluların buralarda uygulamış olabileceği keyfî uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki bu zamana kadar turistik bölgelerimizde, kıyı şeridinde olan bölgelerimizde, çarpık yapılaşmanın ve betonlaşmanın önüne geçilememiş, son on yıllık süreçte daha da vahşi bir şekilde yapılaşma sürmüştür. Tabiatımız tahrip edilmiş, turistik bölgelerimiz bilinçsizce yapılan betonarme yapıların insafına bırakılmıştır. Gelen turistin şaşırdığı, halkımızın duyarsızlaştığı, yatırımcıların özensizleştiği, bürokrasinin yetki ve sorumluluğunu yerine getirmediği bir ortam hâkim olmuştur.

Değerli milletvekilleri, elbette, turistik bölgelerimizdeki çarpık yapılaşmayı hatırlatıp İstanbul’u unutmak olmaz. Turizm konusunda en önemli illerimizden biri, iki kıtayı birleştiren, dünya çapında eşsiz bir değere ve öneme sahip olan İstanbul’dur. Tarih, İstanbul olmadan yazılamaz. Geleceğin tarihçileri de İstanbul’u anlamadan dünyayı idrak edemeyecektir. İstanbul’da tarihî ve kültürel yerlerimize, müzelerimize daha büyük önem verilmeli, şehrin bu tarihî dokusunun zedelenmesine izin verilmemeli, buradaki sanatsal değerler geliştirilmeli, Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olarak öne çıkarılmalıdır. Bu anlamda, İstanbul’da artık çarpık kentleşme sorunları âdeta dağ gibi birikmiştir. Bu şehrimizin dokusunun, tabiatının, kültürünün, mimarisinin tahribatının önüne geçilmelidir.

Bakınız, bu ilimizde en önemli eksiklik de İstanbul trafiğinin keşmekeşliği ve can güvenliği sorunudur. Elbette, ulaşım imkânları çeşitlendirilmeye son zamanlarda çalışılmaktadır, projeler üretilmekte ve hayata geçirilmektedir. Aynı zamanda, güvenlik güçlerimiz İstanbul’da gerçekten büyük çaba sarf etmektedir. Ancak, bu trafik ve can güvenliği meselesi İstanbul’un artık imajı hâline gelmiştir. Bu, İstanbul’un da kaderi olmaktan çıkarılmalıdır.

Burada sayın bakanlarımız da var, İstanbul milletvekilleri. Bakın, ben geçen gün, yurt dışından döndüğümde, havaalanında indim, İstanbul’u tam iki saat on beş dakikada çıkabildim. Hem olimpiyatlarda hem de bugün Türkiye’nin yaptığı imajda trafik İstanbul için çok önem kazanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk turizm sektörünün yıllardır biriken sorunlarının çözümü ve gerekli önlemlerin alınması için en önemli husus, turizmin tüm kesimlerini içine alan bir turizm çerçeve kanununun çıkarılmasıdır.

Yurt dışında bulunan tarihî ve kültürel varlıklarımızın ve eserlerimizin yeniden ülkemize getirilmesini ve zenginliklerimiz arasında kendi ana vatanımızda sergilenmesi adına çaba sarf edilmiş olmasını takdir ve tebrik ediyoruz. Umarım bu çalışmalar devam eder. Her fırsatta söylüyoruz: Türkiye’ye ait olan bu eserleri yıllardan beri iade etmeyen ülkeler tarih önünde bir kara leke taşımaktadır. O yüzden, bu konuda ülkemiz adına emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Ancak, hatırlatmak gerekiyor ki tarihî eser kaçakçılığı ülkemiz için acı bir gerçektir. Binlerce tarihî eser ve binlerce kültürel değer ya yurt içinde çalınmış ya da yurt dışına kaçırılmıştır. Bu konuyla ilgili olarak sadece güvenlik birimlerimizin değil, bütün kurum ve kuruluşların organize olduğu yeniden yeni birimler kurulmalıdır. Dünyada böyle zenginlikleri olup bu kültürel ve tarihî mirasa karşın böylesine duyarsız kalan başka hiçbir ülke yoktur.

Daha birkaç hafta önce, Ankara polisimizin Resim ve Heykel Müzesinden kaybolan eserleri bulmak için başlattığı operasyonda 30 tablo ele geçirilmiş, ardından da Ankara Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğünde yapılan sayım sonunda 302 parça eserin 256 adedinin kayıp ve 46 adedinin ise sahte olduğu anlaşılmıştır. Sayın Bakanım, bu konuda sorumluluk en çok size düşmektedir. Tarihî eser kaçakçılığı ister yurt içi ister yurt dışı olsun, bu konuda en ağır ceza ve yaptırımların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye bazı suçların hem geçiş noktası hem de merkezi konumundadır, merkezi olduğu suçlardan birisi de tarihî eser kaçakçılığıdır. Türkiye'nin kültürel zenginliği ve tarihî mirası böyle yağmacılardan kurtarılmalıdır.

Dünyanın en zengin klasik yazma eserlerinin Türkiye'de olduğu bilinmektedir, bunların 700 bin civarında olduğu söylenmektedir. Bu binlerce yazma eserin yeni kurumsallaşmalar sayesinde korunması ve gelecek nesillere aktarılması, sağlıklı ve titiz bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Burada en önemli konu, bunlarla ilgili bir envanter çalışması yapılmasıdır. El yazmaları son derece mühimdir.

Bakınız, son günlerde, yine Bakanlığınıza bağlı Millî Kütüphaneden 147 ton kitâp ve yazılı materyal, içinde tarihi çok eskiye dayanan yüzlerce nadide eser sahaflarda kilosu 15 ile 50 kuruş arasında satılmıştır. Sizler de bunu biliyorsunuz. Döküm listesi olmayan, 11 kamyonla Hurdasana gönderilen bu eserler ve “Millî Kütüphane” mühürlü kitaplar, dışarıda büyük meblağlarla satılırken ortaya çıktı. Yine, Millî Kütüphane depolarında 346 bin kitabın çürümeye terk edildiği ortaya çıkmıştır.

Sayın Bakanım, Millî Kütüphanenin kitap hazinesinin yarıdan fazlasının kayıt altında olmadığı söylenmektedir. Yüzlerce esere ve tarihî öneme sahip kitaplara hiçbir işlem yapılmadığı iddia edilmektedir. Bu, ilgisizliktir, duyarsızlıktır, nankörlüktür. Bunların kurtarılamayacak kadar yıprandığı söylenmektedir. Bu, sorumsuzluktur. Bu vahim durum ve sorumsuzluklar karşısında sessiz mi kalınacaktır, bunları yapanlar acaba hesap vermeyecek midir?

Başka bir husus daha var. Yine, İstanbul’da, saraydan lojmanına III. Selim tahtını kaçıran “Müze Müdürü” olarak anılan şahıs, basında saraydan taht kaçırma hadisesinin yer alması ve kamuoyunda büyük tepki uyandırmasının ardından eski görev yeri Konya’ya gönderilmiştir. Fakat, bu sefer de Mevlânâ Müzesinde asırların hatırası olan çok kıymetli Şebiarus Havuzu’nu “alttan su kaçırıyor” gerekçesiyle kaldırtmış, birkaç metre öteye de taklidini yaptırma gafletine düşmüştür. Üstelik, havuzun tarihî mermerleri de yine aynı özensizlik ve gafletle sökülerek ne yazık ki parçalanmıştır. Aynı zamanda, Türk dostu Pakistanlı ünlü şair Muhammed İkbal ve divan şairlerimizden Nef’i’nin temsilî mezar taşlarını da bu düzenlemeler gerekçesiyle ne yazık ki kaldırmıştır. Tarihî eserlerimizi korumakla mükellef olan bu Müze Müdürü hafriyatçı mıdır, inşaatçı mıdır, mezarcı mıdır, taht ve koltuk sevdalısı mıdır yoksa bunların hepsi birden midir? Bunun açıklamasını kim yapacaktır? Bunun hesabını kim verecektir? Bunu yapan sorumlular acele hesap vermeli ve cezalarını çekmelidir. Gelişmiş ülkelerde böyle şeyler yaşanmaz, yaşansa bile hiç kimse tarafından örtülmez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde son yıllarda bilhassa sinema sektörü büyük ilerlemeler kaydetmiş, yurt dışında da ilgi görmüştür. Bakanlığımız sinema sektörüne gerekli desteği vermelidir. Türk sinemasının gelişmesi, Türk sanatçılarının takdir kazanması, bu ülkenin dünyaya sunduğu değerlerin olması hepimiz için gurur vericidir. Sinema ve dizi sektöründe birçok sanatçımız diğer ülkelerde hayranlıkla seyredilmekte ve ülkemizin tanınmasına milyon dolarlar verilse de yapılamayacak ve paha biçilemeyecek derecede büyük katkı sağlamaktadırlar. Birçok ülkede Türk sinema ve dizi sektörünün eserleri yayınlanmaktadır. Bu yayınların devamı Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla yapılan film, dizi ve belgesellerle desteklenmelidir. Bilhassa İslam ülkelerinde, Türk cumhuriyetlerinde, Balkan ülkelerinde ilgi gören bu yapımlar, bence hitap ettiğimiz kültürel ve tarihî coğrafyamızın canlılığını hâlâ koruduğunu da göstermektedir

Evet, ülkemiz hakkında bütün kara propagandalara, düşmanca lobi faaliyetlerine ya da birtakım şer odakların çabalarına da en güzel cevap bu dizi ve filmler olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı ve aşmayı hedeflerken can damarı olarak sanatın ve sanatçının gelişimini ve Türk kültürünün yükselmesini görmüştür. Cumhuriyetimizin kuruluşunda işte bu kültür ve sanat faaliyetlerine yönelik üstün öngörüyle sanat faaliyetleri, devletin kuruluşunda yapı taşlarından biri olarak yerini almıştır. Sanat, zenginleştirici ve geliştirici bir kudrete sahip olduğundan bu yönüyle çağdaşlığın da göstergesidir.

Konservatuvarı, operası, balesi, tiyatrosu, orkestrası bulunmayan ülkelerin, toplumsal gelişmesini sağlayamadığı gibi, millî kültürünü de ve tabii demokratik kültürünü de geliştiremediği görülmektedir. Bakınız, içinde yaşadığımız coğrafya bunun örnekleriyle doludur. Sanatın ve sanatçının önemi, bilhassa yaşadığımız bizim bölge için anlamlıdır çünkü yaşanan acılar, duyarsızlık, anlayışsızlık, cehalet, hâkimiyeti asla tartışılmayan diktatörler, mutlak krallıklar, sorgulanamayan emirlikler, bölgemizde yaşayan Müslüman toplumların âdeta kaderi ve kısır döngüsü hâline gelmiştir. Hepimizin bildiği gibi, kısır döngü, vahşice katliamları, tecavüzleri, istila ve işgali beraberinde getirmiştir. Sanatın ve sanatçının susturulduğu, geri plana itildiği, anlamını yitirdiği, değersizleştirildiği, itibarsızlaştırıldığı toplumlarda zevksizlik, duyarsızlık ve vicdansızlık gelişir. İnsanı olgunlaştıran ve birikim sahibi yapan, bilginin kazandırdıklarına bir seviye ve anlayış kazandırıp olgunlaştıran, toplumları aydınlatan, medeniyetlere yön veren içimizden çıkan sanatçı ve sanatçılardır.

Evet, son günlerde müzik ve sahne sanatları alanında  bugüne kadar gelen tüm sanat varlığımızı ortadan kaldıracak yeni bir yasa taslağı hazırlandığını takip ediyoruz. Türkiye’de sanatın geliştirilmesi konusu, sadece tek bir kurumun ya da 10 kişilik bir kuruluşun insafına kalırsa bu, sanat ve sanatçı üzerinde siyasi vesayet kurma olarak gözükür. Demokrasinin, özgürlüklerin, sanatın ve sanatçının, hakkın ve hukukun üstünde bir imtiyaz kurulmasına, bir vesayet tartışması açılmasına kimse razı olmaz. Ancak, bu tip yasa tasarılarıyla sanatın üzerinde sansürcü ve siyasi bir vesayet kurulmak istendiği aşikârdır. Bu yasada, ne yazık ki Türkiye'nin köklü sanat kurumları, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı tüm sanat kurumlarının ortadan kaldırılarak tasfiye edildiği görülmektedir. Meclise geleceği söylenen yasa tasarısı iki noktada sanata müdahale etmektedir. Tasarı ilk olarak sanatı sansürlemeyi ve siyasileştirmeyi, ikincisi de sanat borsasının yaratılmasını, sanatın tamamen ticarileşmesini ve rant elde edilmesini amaçlamaktadır. Bu ve bunun gibi yaklaşımlarla sanatın hür bir şekilde ifade edilmesi engellenerek sanat alanları siyasi ve ticari malzeme hâline getirilmektedir.

Bu ülkenin gelişimi sanat ve sanatçıdan yoksun bir şekilde olamaz. Muhalif de olsa sanattan ve sanatçıdan korkmamak gerekir. Sanatsız, zevksiz, kalpsiz, vicdansız bir toplum, hasarlı bir toplum olarak kendi kendini felakete sürükler. Buna izin vermeyecek olan da yetki ve sorumluluğu içinde ülkesindeki sanatın gelişimine katkıda bulunanlardır. Aksi hâlde, yasakçı ve sansürcü mantık sanatın kudreti karşısında küçük duruma düşer. Tarih bunun birçok örnekleriyle doludur.

Sözlerime son verirken Kültür ve Turizm Bakanlığının bu kadar hedef ve projelerinin bu bütçe için çok az olduğunu söylemek gerekir.

Ve aynı zamanda da kendi ilimle ilgili son şeyi de Sayın Bakana söylemek istiyorum: Yenipazar’da bulunan kanyona destek olacağınıza kuruluş ve kurtuluşa beşiklik etmiş Bilecik’in il ve ilçelerindeki diğer sorunlara da iyi bir imajla yakınlaşacağınıza inanıyor, bütçemizin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, başarılar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şeker.

Iğdır Milletvekili Sinan Oğan.

Buyurunuz Sayın Oğan, süreniz yirmi dakikadır. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumunun, hâlihazırda görüşülmekte olan 2014 yılı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, onuruyla, şerefiyle, fedakârlıkla görevini ifa etmiş olan, şehit Gümrük ve Tekel Bakanımız Gün Sazak Bey’i rahmetle ve minnetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, Gümrük Bakanlığıyla ilgili, Rekabet Kurumuyla ilgili konuşmama başlamadan önce, burada daha önce dile getirdiğim birkaç hususu yeniden dile getirmek istiyorum.

Hatırlarsanız, Iğdır Üniversitesiyle ilgili birtakım yolsuzluk dosyalarını burada gündeme getirmiş ve dosyayı da olduğu gibi Millî Eğitim Bakanımıza vermiştim. Hem savcıları göreve çağırmıştım hem de milletimize bu durumu burada açıkça ifade etmiştim ama öyle anlaşılıyor ki bu yolsuzlukların, verdiğimiz dosyaların hiçbir kıymetiharbiyesi yok, bugüne kadar da herhangi bir işlem yapılmış değil. O zaman, ister istemez bizim aklımıza şu soru geliyor: Eğer belgesiyle, ispatıyla, dosyasıyla verdiğimiz yolsuzluk dosyasının üzerine gitmiyorsanız o zaman, siz de bu yolsuzluğun ortağısınız. Başka da bir açıklama kalmıyor.

Bir diğer husus: Iğdır’da yapılan birçok ihaleyi nedense hep AKP iktidarıyla beraber yürüyenler ve özellikle de AKP İl Başkanının şirketi alıyor. Bununla ilgili de dosyaları ilgili yerlere verdik. Özellikle de İl Özel İdaresinde yapılan bütün ihaleler, neredeyse bütün ihaleler AKP’nin Iğdır İl Başkanı Cabbar Baştemur’a veriliyor. İsmini de buradan ifade ediyorum, sayın grup başkan vekilleri herhâlde bunun gerekçesini buradan açıklarlar diye bekliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar…

Sayın Gümrük Bakanımız da teşrif ettiler; iyi, sevindim buna.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Şimdi değil, baştan beri buradayım.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Sayın Bakanım, ben konuşmaya çıkmadan önce baktım, yoktunuz; sevindim buna. Teşekkür ederim.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sizin konuşmaya başlamanızdan beri buradaydım, şahitlerim var.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Koşarak geldi üstelik, başında geldi. Ben şahidim.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Sayın Bakanımızın bu nezaketine teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, keşke aynı nezaketi bomboş olan AK PARTİ sıralarındaki boş koltukları doldurmak için gelecek olan arkadaşlarınız da gösterseydi ama saysak herhâlde 20 tane burada…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yo, yo, 20 kişi yok. Çok iyimsersiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – 19 kişi…

SİNAN OĞAN (Devamla) – Evet, 19 kişiymiş.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sizde kaç kişi var, sizde?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Oranlama yaparsak, sizin milletvekili sayısıyla bizimkini kıyaslarsak herhâlde verecek bir cevabınız olmaz.

Değerli arkadaşlar, biraz önce bir arama motoruna “Gümrük Bakanlığı” ve “yolsuzluk” kelimelerini yazdım, 278 bin sonuç çıktı. Sayın Bakanım, bilgisayar önünüzdeyse siz de yazabilirsiniz. “Gümrük” ve “rüşvet” kelimelerini yazdım, 245 bin sonuç çıktı. “Gümrük” ve “kaçakçılık” kelimelerini yazdım, 656 bin sonuç çıktı. Sadece “kaçakçılık” kelimesine 718 bin sonuç çıktı. “Kaçakçılık” ve “terör” kelimelerini yazdım, 1 milyon 460 bin sonuç çıktı. “Kaçakçılık” ve “PKK” kelimelerini yazdım, 1 milyon 130 bin sonuç çıktı. “Kaçakçılık” ve “AKP” kelimelerini yazdım, 567 bin sonuç çıktı. Siz “AKP”den pek hoşlanmıyorsunuz, “AK PARTİ” diyorsunuz.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Bayağı çalışmışsınız.

SİNAN OĞAN (Devamla) – “Kaçakçılık” ve “AK PARTİ” kelimelerini yazdım, 1 milyon 140 bin sonuç çıktı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Kaçakçılık” ve “MHP” yazdınız mı?

SİNAN OĞAN (Devamla) - Nihayetinde, “AKP” ve “PKK” kelimelerini yazdım, 5 milyon 260 bin sonuç çıktı. Yine, siz “AKP”den pek hoşlanmıyorsunuz, bir de “AK PARTİ” ve “PKK”yı yan yana yazalım dedim, 10 milyon 100 bin sonuç çıktı.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Ama böyle bir şey olmaz Sayın Vekilim ya!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Aslında bu rakamlar her şeyi ortaya koyuyor arkadaşlar.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Kaçakçılık” ve “MHP”yi de yazsaydın hele, kaç sonuç çıkacaktı?

SİNAN OĞAN (Devamla) - On beş dakika burada aslında konuşmamıza gerek yok. “AKP” ve “PKK”, “AK PARTİ” ve “PKK”, “AKP” ve “kaçakçılık” kelimeleri özdeş hâle gelmiş. Bunun için Sayıştay raporuna falan da gerek yok. Nasılsa Sayıştay raporunu siz artık buraya getirmiyorsunuz, sağ olsun Sayıştay da raporları kuşa çevirerek zaten gönderiyor; buna gerek yok. Bir arama motoruna bunları yazarsanız -o kadar ayyuka çıkmış ki- arama motorlarından herhangi birine bunları yazdığınızda kaçakçılığın Türkiye’de ayyuka çıktığı, kaçakçılığın iktidarınızla âdeta özdeşleştiği, kaçakçılıktan en çok terörün nemalandığı, terör örgütü PKK’yla da isminizin âdeta birbiriyle yapışık, siyam ikizleri gibi olduğu gün gibi ortaya çıkıyor. O sebeple vatandaşlarımız da “AKP, PKK, kaçakçılık” kelimelerini yazdıklarında bu sonuçları net bir şekilde görebileceklerdir.

Biraz konunun özeline inecek olursak Gümrük Bakanlığı ve Rekabet Kurumu… Rekabet anlayışınızın sakat olduğunu en başından ifade edeyim. Siz nasıl bir rekabet anlayışına sahipsiniz ki MHP’li iş adamlarını MİT’e fişletiyorsunuz? İş adamı sizden olunca, mücahitken müteahhit olunca iyi; MHP’li olunca, millî ve manevi değerlerine sahip olunca gidin MİT’e fişletin. Basında çıkan haberleri buradan çıkıp yalanlayabildiniz mi? Yalanlayamadınız. Siz eğer rekabeti böyle, buradan anlıyorsanız o zaman vay bizim iş adamlarımızın hâline.

Tabii, bölücülüğünüz o kadar tescillenmiş ki -bu arada onu da ifade edeyim- iş adamlarına ayrı bir baskı yapıyorsunuz, başında “Türk” kelimesi olduğu için sendikalarımıza ayrı bir baskı yapıyorsunuz. Gümrük Bakanlığındaki bizim, Türk milletinin sendikası olan sendikalarımız ve o sendikalarımıza üye olan insanlarımız sizin baskınız altında. Aynısı Rekabet Kurumu için de geçerlidir.

Rekabet Kurumunun amacı şöyle ifade ediliyor Kanun’un 20’nci maddesinde: “Mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde teşekkülünün ve gelişiminin teminini sağlamak.” Şimdi, Türkiye’de eskiden küçük esnaf vardı; eskiden, hakikaten, hepimizin bire bir tanıdığı, mahallemizde, yolumuzun üzerinde, gerektiğinde veresiye yazdırabildiğimiz, gerektiğinde anahtarımızı teslim ettiğimiz, mahallemizin hakikaten de her şeyi olan küçük esnaf vardı ama siz, rekabet ortamını sağlamak bir tarafa dursun, yabancı şirketleri o kadar çok Türkiye'nin içine soktunuz ki, siz her boş bulduğunuz yere o kadar çok AVM yaptınız ki bugün küçük esnaf neredeyse siftah yapmadan tezgâhını akşam kapatmak zorunda kalıyor; tabii, o küçük esnaf o mahallede kaldıysa.

Sayın Başkan Nurettin Kaldırımcı Beyefendi web sayfasında -Rekabet Kurumu Başkanı- diyor ki: “Bir suşi ustasının yetişebilmesi için en az yirmi seneye ihtiyacı var.” Eğer yanlış bilmiyorsam suşi Japon mutfağının bir yemeği. Oysa Sayın Başkanın endişe etmesi gereken konu bir suşi ustasının yetişmesi değil; bir kuru fasulye, bir pilav, aklınıza ne gelirse, bir karnıyarık, Türk mutfağından bizim bölgenin taş köftesi, bunları pişirecek usta, bunları servis edecek lokantaları düşünün siz. Her yere AVM dikiyorsunuz, bugün maalesef bunları servis edecek lokantamız kalmadı çünkü mantar gibi AVM, mantar gibi “fast food”lar her yeri sarmış durumda.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Özel teşebbüs yapıyor, devlet yapmıyor ki.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Siz, özel teşebbüse devletin malını peşkeş çekmezseniz, siz vatandaşın elindeki araziyi TOKİ adına alıp ondan sonra yandaşınıza, mücahitken müteahhit yaptığınız yandaşınıza bunları peşkeş çekmezseniz özel teşebbüs de bunu yapmaz. Özel teşebbüs elbette yapacak. Peki, elin yabancı sermayesi özel teşebbüs de benim bakkalım özel teşebbüs değil mi, elin yabancı firmaları özel teşebbüs de bizim mahallenin, bizim köyün insanı özel teşebbüs değil mi? Size göre değil.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – O da yapsın, öyle bir şey olur mu?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Peki, madem rekabet, bu medyadaki durum nedir? Gidip TMSF olarak el konuluyor bazı medya organlarına. Peki, niye el konuluyor? AKP propagandası devlet eliyle yapılsın diye mi? El koyuyorsunuz, en az iki sene, üç sene oradan propagandanızı yapıyorsunuz, milletin alın teriyle kazandığı helal vergisinden siz AKP propagandası yapıyorsunuz, ondan sonra da onu bir başka yandaşınıza peşkeş çekiyorsunuz. Peki, Rekabet Kurumu ne yapıyor; armut mu topluyor, bostan mı gözlüyor? Buradan Rekabet Kurumuna soruyorum: TMSF’deki AKP propagandası yapan televizyon ve medya yayın organlarına niye müdahale etmiyorsunuz? Tabii, arada bir ceza kesiyorsunuz -buradan merak ediyorum- bu cezaları niye tahsil edemiyorsunuz? Tahsil ederseniz yandaşlarınıza sıkıntı mı çıkar?

Tabii, Türk TELEKOM konusuna hiç girmiyorum. Türk TELEKOM konusunda yedi senedir süren husus hâlâ devam ediyor. Fiber optik kablolarında Türk TELEKOM’un tekel konumu hâlâ devam ediyor.

Başka bir garip durum, devlet memurlarının denetlenmesi, onlara “mobbing” uygulanması, onların her birinin yanına bir kamera dikilmesi de ayrı bir garabet. Elbette ki MOBESE’lerle, dinlemeyle, vesaireyle vatandaşı paranoyak ettiniz, bir devlet memurları kalmıştı, şimdi her devlet memurunun başına bir kamera dikerek onlara da “mobbing” uyguluyorsunuz.

Ülkemizde, maalesef, her şeyin kaçağı var. Kaçakçılık iktidarınıza öyle bir sirayet etmiş ki Sayıştay raporuna dahi kaçakçılık uygulaması yapıyorsunuz, milletin denetiminden kaçırıyorsunuz. Yani, bir nevi siz de kaçakçısınız Sayın AKP Hükûmeti ve ilgili bakanları. Sayıştay raporlarında Sayın Başbakanın Rifat babası götürüyor. Sayıştay raporlarında bunu gizlemeye çalıştınız ama beceremediniz, o bir şekilde yansıdı. Öte taraftan Sayın Davutoğlu’nun Mesut ağabeyi de götürüyor gümrüklerden. Onu da gizlemeye çalışıyorsunuz. Hem gümrüklerden hem limanlardan bir taraftan Rifat babanız, bir taraftan Mesut ağabeyiniz götürüyor. Kimin parasını götürüyor? Türk milletinin parasını götürüyor, Türk milletinin, yetimin hakkını yiyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Öyle bir millet tanımı tanımadıkları için…

SİNAN OĞAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, tabii, iş öyle bir noktaya gelmiş ki, öyle bir noktaya gelmiş ki, sınırlarımız öyle bir yolgeçen hanına dönmüş ki artık 1.000-2.000 atlı birden hücum ediyor sınırımıza. Atlılar bir araya geliyor ve kaçakçılık artık organize atlı şebekesiyle yapılıyor. Ve maalesef ki hem askerimizin hem polisimizin o manada elini kolunu bağladığınız için, aman sürecinize zarar gelmesin diye endişe ettiğiniz için, bu şekilde, artık sınırımıza atlı organize birlikler hücum ediyor.

Meselenin daha vahim boyutları var aslında. Karaköy’deki gümrük binası, hayalî ihracat, yolsuzluk, rüşvetle ilgili dosyaların olduğu bina -gündüz vakti, gece vakti hiç fark etmiyor- soyuluyor. Yani, biz, çok şeyin soyulduğunu biliyorduk; ne bileyim buzdolabı çalarlardı, işte, kıymetli eşya ne varsa onların çalındığını biliyorduk ama Gümrük Bakanlığının binasının soyulduğuna da sizin iktidarınız döneminde şahit olduk. Artık kaçakçılık, vurgun, hırsızlık, yolsuzluk o boyutlara gelmiş ki Bakanlığınızın binasını koruyamıyorsunuz. Yahu Bakanlığının binasını koruyamayan, devletin sınırını nasıl korur? Elbette koruyamaz.

Geçen sene burada ifade etmiştim. Kaçakçılık öyle organize hâle gelmiş ki, özellikle PKK terör örgütü kaçakçılığı o derece ilerletmiş ki sınıra boru döşemiş, yanına da bir rafineri koymuştu. Şimdi, bu sene bakıyoruz bu iş bayağı verimli hâle gelmiş, zeytinyağının da kaçak borusunu döşemişler. Memlekete, sayenizde, boruyu döşeyen döşeyene! Zeytinyağının kaçakçılığını yapmak için evet, sınıra boru döşemişler; basında var, herhâlde Sayın Bakanımız da gazeteleri takip ediyordur. Geçen sene burada yaptığımız konuşmada petrol için kaçak boru döşendiğini, yanına da rafineri yapıldığını ifade etmiştik.

Bilmiyorum Sayın Bakan, üzerine gittiniz mi, yoksa o rafineri bugünlerde modernize mi ediliyor bunun da cevabını doğrusu merak ediyoruz.

Tabii, burada bir hususu da ifade etmek lazım. Sizin üst yönetim olarak tuzunuz kuru, keyfiniz yerinde ama gümrük kapılarında, gümrük muhafaza memurlarının silahla yirmi dört saat nöbet tutan, zaman zaman hayatını tehlikeye sokan gümrük muhafaza memurlarının durumunun da içler acısı olduğunu ifade etmek lazım. Ve bir an önce gümrük muhafaza memurlarının emniyet hizmetleri sınıfına dâhil edilmesi veyahut da gümrük muhafaza hizmetleri sınıf ihdasıyla kolluk kuvvetlerine tanınan bütün hak ve yetkilerle donatılması da gerekmektedir.

Türkiye’de her şeyin kaçağı var. Kaçak işçiden tutun kaçak sigaraya, kaçak sigaradan tutun kaçak çaya kadar her konu kaçak noktaya gelmiş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şekere…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kaçak insana kadar.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Her konu kaçak noktaya gelmiş. Esnaf ve Sanatkârlar Odası Konfederasyonu Genel Başkanı -ki kendisi akildir, hatırlatalım- yüzde 27 oranında kaçak ekonomi olduğunu söylüyor. Hani sizden birisi, bunu çok yalanlama şansınız yok.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Akil olunca doğrudur.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Tabii, onlar için doğru. Akil olunca onların sözü geçerli.

Acaba Sayın Palandöken akil raporunda bu yüzde 27 kayıp ekonominin teröre aktığını ve bunun müsebbibinin de Hükûmet olduğunu, Hükûmetin bunu önlemekle aslında terörü de önleyeceğini yazdı mı? Bilmiyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Barış bozulur, yazarsa ortam bozulur.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Türkiye’de, sigara kaçakçılığının ekonomiye zararı 5 milyar, içki 6 milyar, akaryakıt 10 milyar. O kadar çok kaçakçılık yapılıyor ki şimdi, küçükbaş ve büyükbaş hayvanın da kaçakçılığı yapılıyor. Vallahi sizi tebrik etmek lazım. Hayvan kaçak giriyor, saman ithal ediliyor. Bakın, hayvan kaçak giriyor, ona vereceğimiz saman ithal ediliyor. E, bir tek çiftçi yerli; bari oldu olası çiftçiyi de ithal edin, çiftçiyi de bari ithal edin. Yani, biraz daha ileriye götürelim, e, hükûmeti de ithal edin dışarıdan, bir kısmı kaçak zaten. Dolayısıyla da artık her şey kaçak.

Elektrik de kaçak bu arada, özellikle güneydoğudaki kaçak elektriğin önüne bir türlü geçemediniz, yüzde 80 dolayında kaçak elektrik var ve hâlâ bunun önlemini alamadınız ve maalesef ki bunun faturasını, helaliyle faturasını aydan aya düzenli ödeyen vatandaşımız çekmeye devam ediyor. Ee, burada her şey kaçak: Sınırdan boruyu döşüyorlar, kaçak; elektrik kaçak, küçük hayvan kaçak, büyükbaş hayvan kaçak, saman ithal. Ya siz ne işe yarıyorsunuz Sayın Bakan? E, ondan sonra kendi binanızı da koruyamıyorsunuz. O da çalıntı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çay da kaçak.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Tabii daha önemlisi var: Çay. Geçen sene dedim ki Rize Ticaret Odasının raporu var. Allah’tan herhangi bir baskıya uğramadı. Bu sene bir rapor daha hazırlamışlar. Sizin de, Sayın Başbakanın da hemşehrisi Rize Ticaret Odasına göre, kaçakçılık Türkiye’de çayı bitirecek. Hatta bazı iddialara göre, sizden olan üst düzey bazı kimselerce Rize’deki çay fabrikalarına kaçak çayı getirilerek, orada karıştırılarak vatandaşa satılıyor. Yani, kaçakçılık o boyutta ki Sayın Bakan, sizin kendi hemşehriniz Rize’deki ticaret borsasının raporlarında, bu, gün yüzüne çıkarılmış. Hani biz desek belki inanmazsınız ama herhâlde, zannediyorum, kendi hemşehrinize, kendi hemşerinizin raporuna da artık inanırsınız diye ümit ediyorum.

Değerli arkadaşlar, her şey kaçak da sınır kapılarından, özellikle de Iğdır dışındaki sınır kapılarından her şey rahat rahat geçiyor da madem bu ülkede eşitlik var, madem kaçakçılık bu kadar serbest, madem benzin, mazot her şey geçiyor; peki, ben sormak istiyorum, Iğdırlı vatandaşlar bana sorduğu için ben de size sormak durumundayım. Hemen 50 kilometre ilerimizdeki Gürbulak’tan tankerlerle mazot geçiyor, sesiniz çıkmıyor; biraz ilerisinde Habur’dan geçiyor, her yerden geçiyor. Ya Iğdır’da cetveli almışsınız elinize, her geçen aracın deposunu santimetreyle ölçüyorsunuz. Benim vatandaşlarım başka bir ülkenin kanununa mı tabi? Iğdır’daki vatandaşlara bu cezayı niye veriyorsunuz merak ediyorum. Herhâlde size oy vermediğinden olsa gerek ama emin olunuz ki yerel seçimlerde de genel seçimlerde olduğu gibi Iğdırlı vatandaş size bunun hesabını soracaktır Sayın Bakan ve Sayın AKP iktidarı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİNAN OĞAN (Devamla) – Her şeyiniz kaçak. Göreceksiniz Iğdır’da da kaçak duruma düşeceksiniz.

Bu vesileyle, Bakanlığımızın bütçesinin her şeye rağmen, her türlü kaçakçılığa rağmen, hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, Sayın Oğan konuşmasında özellikle yolsuzluklar ve kaçakçılık noktasında “Siz de bu işin ortağısınız.” diye hem grubumuzu hem Sayın Grup Başkanımızı itham etti. Sataşmadan cevap istiyorum efendim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Hükûmet adına bakan var orada. Hayırdır bakanlığa mı niyetlendin?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - “Grup başkan vekilleri cevap versin.” dedi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, bakanlar bilmiyor diye belki…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, Sayın Oğan bu konuşmayı hangi ruh hâli içerisinde yaptı, bilemiyorum. Az önce “İşte ‘AK PARTİ yolsuzluk’, ‘AK PARTİ kaçakçılık’ yazdım şu kadar sonuç çıktı…” Bunu hangi psikolojiyle, hangi anlamda yaptığını bilemiyorum.

Şimdi kendisine soruyorum: Ben de az önce baktım. “Sinan Oğan PKK” yazdım 140 bin sonuç çıktı. Siz PKK’lı mısınız? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu sonuçla buna varabilir misiniz? “Sinan Oğan yolsuzluk” yazdım 81.350 sonuç çıktı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – O araştırdığı için çıkmış, siz yaptığınız için çıktı sonuçlar. Gerçekleri sor!

AHMET AYDIN (Devamla) – Ya bu mantıkla siz, bu şekilde PKK’lı olabilir misiniz? Yolsuzluk yapabilir misiniz?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ama bak, buna sen bile inanmıyorsun ama öbürüne millet inanıyor.

AHMET AYDIN (Devamla) – Değerli kardeşlerim, değerli arkadaşlarım; bir defa konuşma baştan sona yanlış. Bütün ithamlar, bütün iftiralar, bütün karalamalar yanlış.

İl başkanının ismini verdi ama il başkanı o mu, değil mi, bir araştırsın sorsun. Kendisi Iğdır Milletvekilidir. Onu da kendisine soruyorum.

Şimdi değerli kardeşlerim, açın sonuçlara bakın, Uluslararası Yolsuzluk Algısı Endeksi var. Bu, Türkiye'nin düzenlediği bir şey değil, uluslararası bir endeks. Bu endekste, devri iktidarınızda 2002 yılında Türkiye, yolsuzluk algısı bakımından 102 ülke arasında 65’inci sıradaydı, şimdi gelinen noktada 177 ülke arasında Türkiye 53’üncü sırada. Yolsuzluk hangi dönemde yapılmış? Ne zaman yapılmış? Bunu sorarım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hâkim ve savcıların elini kolunu bağlarsanız öyle olur tabii.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayıştay raporlarını getir bakalım.

AHMET AYDIN (Devamla) – Şunu diyorsunuz: “Milletin parasını götürüyorsunuz.” Bu millet kendi parasını kimin götürdüğünü çok iyi biliyor. “Bu gidişle Hükûmeti ithal edeceksiniz.” diyorsunuz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teftiş kurullarının köküne kibrit suyu ektiniz!

AHMET AYDIN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hükûmetin ithali bir dönem oldu, ne oldu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Teftiş ne oldu? Sayıştay ne oldu? Denetim yok, hâkim yok, savcı yok…

AHMET AYDIN (Devamla) – Sizin devri iktidarınız döneminde Kemal Derviş’i ithal eden sizler değil misiniz, sizin koalisyon hükûmeti değil miydi? Hükûmeti ithalse bu ithali yapan sizlersiniz, sizin koalisyon döneminiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bu konuşma baştan sona yanlış, karalama üzerine, iftiralar üzerine…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayıştay raporlarını getirin, Sayıştay! Gümrük Ticaretin raporunu getir, bakalım!

AHMET AYDIN (Devamla) – Eğer varsa bir tane dosyanız, sağlam dosyanız varsa, kim yaparsa yapsın yolsuzluğu sonuna kadar götürelim, hukuka, yargıya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayıştay raporlarını saklamayın.

AHMET AYDIN (Devamla) – Sonuna kadar hep birlikte arkasında duralım. Burada “Yolsuzluk var.” demekle olmuyor, karalama yapmakla olmuyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Aydın, şu yolsuzluk raporlarını getirin, getirin.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Grup Başkan Vekili…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Endeksi verdim, endeksi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz de bir görelim ne var. Hodri meydan!

BAŞKAN – Lütfen, sessiz olursanız, Sayın Oğan’ı dinlemek istiyorum.

Buyurunuz Sayın Oğan.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Grup Başkan Vekili şahsıma bir soru sordu ve kürsüden cevaplanmasını istedi, hem de sataşmada bulundu hem de ithamda bulundu. Müsaade ederseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz.

Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz lütfen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bizimki sataşma değil.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Oğan.

2.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz sataşmada bulunmuyoruz, biz gerçekleri burada ifade ediyoruz ama bir konuda Sayın Grup Başkan Vekilini takdir ettik, hızlı öğreniyor. Evet, orada hakikaten yazmış, “Sinan Oğan” ve birtakım ibarelerde bulunmuş…

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  “PKK” yazdım.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Takdir ettik kendilerini, öğreniyorlar, öğrenecekler bu işleri.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, “kaçakçılık” ve “AK PARTİ” yazdığın zaman aynı şey değil mi? Bu, AK PARTİ’nin kaçakçılıkla mücadele ettiğini göstermez mi?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Biz, tabii, kaçakçılığın içeriğine de bakarız, istiyorsanız gelin içeriklerine de bakalım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bakın, bakın.

SİNAN OĞAN (Devamla) – “Sinan Oğan” ve “PKK” yazdığınızda Sinan Oğan’ın ömrünün PKK ve terör örgütleri ve onların yardakçılarıyla mücadelede geçtiğini görürsünüz. “AKP PKK” yazdığınızda Diyarbakır’daki kucaklaşmaların, Barzani’yle kucaklaşmaların, PKK’yla kucaklaşmaların olduğunu görürsünüz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – PKK yok orada ya, Diyarbakır’daki buluşmada Barzani var. Ne alakası var?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Dolayısıyla da vatandaş da görüyor. Dolayısıyla, vatandaş yazsın, vatandaşın terazisi en iyi terazidir, vatandaş “AKP PKK” yazsın, “Sinan Oğan PKK” yazsın, ne çıktığını görecektir.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, on yıldan beri vatandaşın terazisini niye kabul etmiyorsunuz? Vatandaşın terazisi on yıldan beri AK PARTİ’yi tartıyor.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Vatandaşın terazisi en güzel terazidir. Madem bu kadar kendinize güveniyorsunuz…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – On yıldan beri bunları görmüyor mu vatandaş? Vatandaşa da mı inanmıyorsunuz?

SİNAN OĞAN (Devamla) - …madem “Yolsuzlukla, kaçakçılıkla bir işimiz yok.” diyorsunuz, o zaman getirin Sayıştay raporlarını. Sayıştay raporlarını niye sansüre uğrattınız? Sansüre niye uğratıyorsunuz? Madem korkmuyorsunuz, hodri meydan, getirin Sayıştay raporlarını! (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayıştay raporlarını getirsinler.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, vatandaş oy veriyor diye siz soymaya devam mı edeceksiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU (Devam)

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Hükûmetin konuşmalarına geçiyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik.

Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on sekiz dakikadır.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Saygıdeğer Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşulurken genel olarak bütün arkadaşlarımızın kültürel meseleler ve Türkiye'nin turizm değerlerinin korunması ve bunun geliştirilmesi konusundaki hassasiyetine özellikle teşekkür ederim.

Kuşkusuz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, cumhuriyetin temeli kültürdür. Kültür, tabii, sadece cumhuriyetle birlikte, cumhuriyetin korunması, cumhuriyetin kazanımlarının ilerletilmesi manasında da düşünülmemiştir; milletin geçmişten bugüne bütün varlığının, bütün birikiminin dünden bugüne ve bugünden yarına aktarılması için temel bir zemin olarak algılanmıştır. Komisyon toplantısındaki bütçe görüşmeleri sırasında da ifade etmiştim: Milletlerin başından, devletlerin başından bazen acı tecrübeler geçer, bazen zaferler olur, bazen yenilgiler olur fakat milleti ayakta tutan şey, her zaman onun varoluş kodlarının adı olan kültürüdür. Tarihin pek çok aşamasında milletlerin başına gelen olaylar neticesinde bir milletin ordusu mağlup olabilir, sahip olduğu bazı toprakları kaybedebilir, sanayisi tahrip edilebilir, ekonomisi çökertilebilir ama tarih içerisinde varlığını ve varoluşunu sürdüren milletler, kültürü bir varoluş kodu olarak algılayıp bunu gelecek nesillere aktarma konusunda yüksek iradeye sahip olan milletlerdir. Nitekim tarihte yüz yıl, iki yüz yıl, üç yüz yıl, çok daha uzun zaman yaşamış bazı devletlerin bugün adları tarih kitaplarında, siyasi tarih kitaplarında çok kısa anılırken örneğin –daha önce verdiğim bir örnekte belirttiğim gibi- birkaç on yıl yaşamış Çağatay devleti, kültürün bir devleti tarihe nasıl marka olarak nakşettiğini göstermek bakımından çok önemlidir. Normalde, birkaç on yıllık bir ömrü olduğu için, Çağatay devletinin gerek siyaset tarihinde gerek toplumsal tarihte hiçbir şekilde büyük ve ağırlıklı bir yere sahip olmaması gerekirdi ama bugün siyasi tarih hakkında konuşurken de tarihin diğer alanlarında konuşurken de Çağatay devletinden bahsetmeden geçemeyiz.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Çağatay, Türk devleti değil mi Sayın Bakan?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Devamla) – Peki, ömrü toplamda otuz yılı geçmeyen bir devlet niçin bu kadar önemli olmuştur? Sebebi şudur: O devleti güçlü kılan, dünya kültür tarihine yaptığı katkıdır. Dünya kültür tarihi açısından Ali Şir Nevaî adlı bir düşünür vazgeçilmez bir insandır. Ali Şir Nevaî’den bahsetmeden düşünce tarihinden bahsedemezsiniz. Ali Şir Nevaî eserlerini Çağatay Türkçesiyle yazdığı için Ali Şir Nevaî’nin yüksek entelektüel düzeyi Çağatay Türkçesini dünya kültür tarihine kazımıştır, Çağatay Türkçesinin varlığı da Çağatay devletini siyasi tarihin o kısa ömrüne rağmen vazgeçilmez bir unsuru hâline getirmiştir. Dolayısıyla, tek bir mütefekkir ve o mütefekkirin kullandığı dil bir devleti çok kısa ömrüne ve o kısa ömür içerisinde kayda değer başarıları olmamasına rağmen tarihin vazgeçilmez bir unsuru hâline getirebilmiştir.

Nitekim, İkinci Dünya Savaşı tarihini, Birinci Dünya Savaşı tarihini iyi okuyanlar bilirler, bugün, dünyada kültür devleti olarak anılan devletlerin pek çoğunda, savaş başlar başlamaz ilk verilen emir ordulara değil kültür kurumlarına verilmiştir, “Millî kütüphaneyi koruyun.” denilmiştir. Büyük savaşlar başladığında, bugün dünyanın büyük kültür devletleri ilk olarak kendi millî kütüphanelerini, büyük müzelerini yer altında korumaya alarak kendi varlıklarını sürdürmenin yolunun ne olduğunu herkese göstermişlerdir. Nitekim, bizim de siyasi coğrafyamızın çok ötesine geçen, siyasi coğrafyamızın sınırlarını katbekat aşan bir kültür coğrafyasına sahip olmamız, devletimizin büyüklüğünü, milletimizin derinliğini göstermektedir. Moğolistan’daki Bilge Kağan ve Tonyukuk anıtlarından Mostar Köprüsü’ne kadar; Mali’deki Timbuktu Yazma Eserler Kütüphanesi’nden Balkanlar’daki Gül Baba Türbesi’ne kadar bütün bu varoluş coğrafyası, bunun yanı sıra Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nden dünyanın pek çok yerindeki kültürel varlığımıza; bunun yanı sıra şehitliklerimize, Galiçya Cephesi’nden geçmişteki savaşlarda yer aldığımız cephelerdeki pek çok şehitliklerimize kadar hepsi siyasi varlığımızın çok ötesine bizi götüren bir coğrafyaya sahip olduğumuzu, bir varoluş koduna sahip olduğumuzu göstermektedir.

Nitekim, bu coğrafyanın varlığı, bu büyük kültürel coğrafyanın varlığı, bugün siyasi olarak da ekonomik olarak da Türkiye’nin, hem bölgesinde hem bölgesinin ötesindeki birtakım olaylara müdahalesinde, oradaki halklarla kaynaşmasında, oralarla entegrasyon kurmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının genel politika perspektifini biz bu şekilde tanımlıyoruz.

Ülkemizdeki hangi kimliğe sahip olursa olsun bütün kimliklerin varlığını, sadece somut kültürel mirasın değil bütün kimliklerin varlığını yani soyut kültürel mirası da, Anadolu’nun, Mezopotamya’nın, Karadeniz’in, Akdeniz’in, Orta Doğu’nun, Balkanlar’ın, Türkiye’nin bir İslam ve Avrupa ülkesi olmasının bütün kazanımlarını, Kültür Bakanlığı olarak, bu ülkenin millî mirası olarak kabul ediyoruz. Bu sebeple, kültürler arasında yahut da ideolojik tercihler arasında kültürel mirasın korunması hususunda hiçbir ayrım gözetilmemesi gerekir. Bu ayrım gözetildiği takdirde, sadece siyaseten bir eksiklik üretmiş olmayız, milletimizin varoluş kodlarını, dünden bugüne ve bugünden geleceğe aktarılacak kodlarını zedeleme konusunda da maalesef, yanlış işler yapmış oluruz. O sebeple, şunu çok açık bir şekilde belirtmek isterim ki: Anadolu’nun bütün kültürel mirası, Anadolu’da var olan, geçmişten bugüne var olan bütün kimlikler, bütün kültürel kimlikler, bütün etnik kimlikler, bütün dinî kimlikler Kültür Bakanlığının geliştirilmesi yönünde politikasının hedefi olmak, politikasının zemini olmak durumundadır. Burada kültürel bir ayrımcılık yapmak ya da kültüre ideolojik bir oligarşik yaklaşımla bakmak kendi kazanımlarımızdan taviz vermek anlamına gelir.

Bu bağlamda şunun açık bir şekilde belirtilmesi gerekir: Türkiye’nin, bundan sonrasına daha iyi ilerlemeyebilmesi için -arkadaşlarımızın sorularına buradan cevap vererek ilerleyeceğim- kültür ve sanat alanında çok daha yüksek üretimlere imza atması gerekir. Bu yüksek üretimlere imza atılması için şimdiye kadar emek vermiş, bundan sonra emek verecek olan sanatçılarımızın kıymeti konusunda bir tartışma yoktur. Cumhuriyetin daha ilk kurulduğu yıllarda kültür ve sanat kurumlarına verdiği destek, cumhuriyeti kuranların büyük vizyonunu göstermektedir. Bugün geldiğimiz noktada bunların daha da geliştirilmesi, daha da büyütülmesi bu ülkenin geleceği açısından vazgeçilmez bir durumdur. O sebeple, “Kültür sanat kurumları kapatılıyor.” ya da “Kültür sanat kurumları lağvedilecek.” gibi bir yaklaşım bizim vizyonumuzun dışındadır. Bahsettiğimiz şey, Türkiye’de devlet-sanat üretimi ilişkisinin yeniden yapılandırılması, devlet-sanat üretimi ilişkisinin çağdaşlaştırılmasıdır. Şunu kabul etmek gerekir ki: Sanatçının memur olduğu, devletin bu kadar kültür sanat alanı içerisinde mali bir güce sahip olduğu bir kültür sanat ortamı hiçbir şekilde çoğulcu ve özgürlükçü olamaz. Kültür ve sanat, nihayetinde rekabetle kendisini yükselten ve rekabetle ayakta duran ve rekabetle geleceğe yürüyen alanlardır. Bu alan içerisinde hiçbir ideolojik, oligarşik yaklaşıma, hiçbir ideolojik önceliğe yer verilmemesi gerekir. Bu alan, bir kadrolaşma alanı değildir. Bu alanda isimler üzerinden siyaset üretilmesi bu ülkeye yapılabilecek en büyük zarar olur. Şunu kabul etmek gerekir: Türkiye’nin yaptığı ve bugün geldiği noktada ürettiği pek çok reforma göre kültür sanat alanı kısır kalmıştır ve devlet-sanat üretimi ilişkisinin yeniden yapılandırılması gerekir. Burası rekabete açılmalıdır, daha yüksek sanatsal performanslarla ve kültürel aktivitelerle evrensel olanla yarışacak bir noktaya gelmelidir.

Bakın, pek çok eleştiri getirildi. Ben size Avrupa Birliği içerisindeki büyük bir kültür devletinin değerlendirme ölçütleriyle ilgili birkaç şey okuyacağım bizatihi kendi metinlerinden. Örneğin, kültür sanat alanındaki kurum ve kuruluşların değerlendirilmesi, bunun ölçüleri: Sanat sektöründe yenilikçi olması, geniş kitlelere erişebilmesi, ilgili sanat dalında kaliteli hizmet sunulması, finansal yeterlilik ve sürdürülebilirliğe sahip olması, etkin yönetim yapısına sahip olması, sanatsal altyapısının değerlendirilmesi, farklı kültür ve topluluklara yönelik sunum kapasitesi, amatör ve yeni yetişen sanatçıların desteklenmesi, coğrafi yaygınlık, uygun raporlama.

Şimdi, bizim elimizdeki devlet-kültür sanat kurumu ilişkisi, hiçbir şekilde, bugün, kültür devleti olarak dünyada etkinlik gösteren modellere uymamaktadır. Elimizdeki ilişki Sovyetler Birliği’nde bile 1995’te terk edilmiş bir modeldir. Bahsettiğimiz şey şudur: Kültürel alanı, genç insanlara, daha çoğulcu bir şekilde ve özgürlükçü bir biçimde açmaktır.

Bakın, burada da ifade edildi “Şu ya da bu sebeple tiyatroların ödeneği kesiliyor.” diye. Külliyen yanlış bir bilgidir. Anadolu’da, şimdiye kadar dışlanmış, fırsat verilmemiş genç tiyatrolara, hiç destek almamış tiyatrolara, sanat kurumlarına verilen destek bu sene yüzde 80 oranında artırılmıştır. Burası ideolojik bir alan değildir. Bir kuruma destek verdiğiniz zaman dört beş yıl destek verirsiniz, seyirci desteği oluşturmasını beklersiniz, ayakta kendi kendisine kalmasını beklersiniz. Bu gerçekleşmiyorsa yeni insanlara, genç insanlara fırsat vermek gerekir, onların önünü açmak gerekir.

Milli Kütüphaneyle ilgili basında pek çok haber çıktı. Milli Kütüphane millî kültürün kalesidir, millî kültürün hafızasıdır. Milli Kütüphaneyi korumak sadece Kültür Bakanlığının işi değildir, bütün bir milletin sorumluluğudur, bütün bir Meclisin sorumluluğudur.

Ben burada, üzerime düşeni en büyük sorumlulukla yapmaya hazır olduğumu ve bunu devam ettireceğimi, orada envanterde olmayan eserlerin envantere geçirilmesi, korunmayan eserlerin korunması konusunda tam bir kararlılık göstereceğimi yüce Meclisin huzurunda söylüyorum ama bunun yapılması konusunda ihmali olan bürokratları görevden aldığım zaman, o zaman arkadaşlarımın buraya çıkıp da “Siz tecrübeli bürokratları görevden aldınız.” diye beni eleştirmesi, Milli Kütüphanedeki o aksaklıkların devam ettirilmesine destek vermek anlamına gelir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben, tam tersine, Milli Kütüphaneyi millî kültürün hafızası gördüğüm için oradaki yeniden yapılandırmaya büyük bir önem veriyorum ve hepinizi, tüm milletvekillerini, oranın eski hâlini görmeye, yeni hâlini, yeni yaptıklarımızı denetlemeye -ve Millî Kütüphaneyi sık sık ziyaret ederek bizi denetlemeye- davet ediyorum.

Bu sanat kurumlarıyla ilgili ideolojik tercih meselesi, dediğim gibi, bizim gündemimizde yok ama şunun bilinmesi gerekiyor: Kamuya ait bir kaynağı kullanırken bir ölçü koymak zorundasınız ve koyulan her ölçüye de rölatif diyebilirsiniz. Her kamu parasını kullanan kurum, genel ahlak ölçüsüne dikkat etmek durumundadır. Genel ahlak ölçüsüyle -şimdi ahlak felsefesine girmeyeceğim, etik ile ahlak arasındaki farka da girmeyeceğim- ahlaki kriterlere dikkat etmekle ahlakçılık arasındaki farkı herkesin bildiğini varsayarak konuşuyorum. Bunun karşısına başka ölçüler koysanız, onlara başka eleştiriler gelecektir. Bu ilk defa bu sene konulmuş ve tiyatroya özel konulmuş da değildir. Telif haklarında bu kriter vardır, sinema alanında bu kriter vardır. Kamu parasını kullanan herhangi bir siyasetçi -burada ben olayım, başkası olsun- millete sorumluluk mevkisinde olan birisi, bu kaynakların nasıl kullanıldığı konusunda millete hesap vermek durumundadır.

Ha, onun dışında birisi bir oyun oynamak istiyor, onun dışında bir alanı tercih etmek istiyor, bu tabii ki onun takdiridir, burada oynayacaktır ama burada kamu kaynağı kullanılırken “Hiçbir kriterin olmaması” gibi bir ölçü hiçbir şekilde kabul edilemez, bu doğru da bulunmaz. Ki yürürlükte olan pek çok düzenlemede de -hem başka alanlardaki düzenlemelerde hem kültür sanat alanındaki düzenlemelerde- bunlar açık bir şekilde vardır.

Altan Bey çok önemli restorasyonlara ve bugün yürütülen çalışmalara değindi. Kendisine tek tek o konularla ilgili bilgileri göndereceğim fakat şu önemlidir: Çözüm sürecinin getirdiği noktada, Güneydoğu Anadolu’ya ve Doğu Anadolu’ya çok büyük bir ilgi vardır. Biz özellikle tur operatörleriyle konuşarak buralara dönük olarak yabancıların turistik ziyaretlerinin artması, buraya dönük yatırımların artması konusunda özel bir perspektif geliştiriyoruz. Bu bağlamda, özellikle Fırat Havzası Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi, Kuzey Van Gölü Selçuklu Turizm Merkezi, Doğu Karadeniz Projesi, Çoruh Vadisi Projesi gibi projelere fevkalade önem veriyoruz. Buraya dönük olarak tabii ki kamu kaynakları kısıtlı fakat geçenlerde bu işlerin başındaki bir şahısla konuşmamızda, kendisine bugün İngiltere’de restorasyon için ne kadara ihtiyaç duyduklarını sordum, sadece kraliyetle ilgili binalar için 50 milyon sterline ihtiyaç duyulduğu söylendi. Yani, bu, dünyanın hiçbir yerinde yetmiyor. Türkiye gibi, Anadolu gibi medeniyetler havzası olan bir ülkede de buraya ayrılacak her türlü kaynak kuşkusuz yetersiz hâle gelecektir.

Arkadaşlarımızın kalelerle ilgili, başka alanlarla ilgili burada ifade ettikleri konular var. O konularla ilgili, kalelerle ilgili ve diğer alanlarla ilgili, bunlara genel bir restorasyon projesi değil ama her birinin kendi kriteri içerisinde değerlendirildiği bir perspektifle yaklaşmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki dönem bunların hem kültürel varlık olarak korunması ama kültürel varlık olarak korunmasının ötesinde de buraların turizm alanına açılması, insani diplomasi açısından, oradaki hareketliliğin artırılması açısından, aynı zamanda kültürel varlıkların dünyaya tanıtılması ve kıymetlendirilmesi bakımından da çok önemli olacaktır.

Bizim Bakanlık olarak fark ettiğimiz bir husus vardır, o da şudur: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya bu çözüm sürecinden sonra yatırım konusunda da çok büyük bir ilgi vardır.

Bir mesele var, bu meseleye girmek istemiyordum ama maalesef, birkaç milletvekili arkadaşımız bunu aylardır dile getiriyor. Ben hakikaten bunu gündemime bile almak istemiyordum ama burada almak durumunda artık kendimi hissediyorum kayıtlara geçsin diye. Örneğin, İkinci Meclis binasında kendime makam odası yaptırdığım şeklinde ve çok sayıda makam odası kullandığım şeklinde. Değerli arkadaşlarım, yüce Meclise arz ederim ki benden önceki bakanlar hangi makam odalarını kullanıyorsa ben de onları kullanıyorum ama tam tersine, kültürel varlığımızı korumak için bir işlem yaptım ve burada tam tersi anlatılıyor. Üstelik bu, soru önergelerine konu oldu, bu kürsüde dile getirildi.

1923 yılında, biliyorsunuz, İkinci Meclis binası olarak bildiğimiz bina, Mimar Vedat Tek tarafından yapıldı, 1924-1960 yıları arasında ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanıldı. Daha sonra, orası CENTO binası olarak kullanıldı. CENTO’nun lağvedilmesinden sonra Kültür Bakanlığına devredildi. Ben bakan olduğumda, bütün kurumları gezerken orayı da gezdim ve bana gösterdiler, “Burada Atatürk’ün çalışma odası var, burada Atatürk’ün kabul odası var.” vesaire, vesaire ve orada Atatürk’ün Meclisi bir kapıyı açarak seyrettiği locayı gördüm. O locanın karşısında bir oda var. “Burası neydi?” dedim, dediler ki: “Burası, misafirleri geldiği zaman Atatürk buradan Meclisi gösterirdi.” “Peki, burayı kim kullanıyor şu anda?” dedim, dediler ki: “Şu anda -o zamanki- Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü.” Dedim ki: “Atatürk’ün kabul odasının, Cumhurbaşkanlığı kabul salonunun ve yüce Meclisin, İkinci Meclisin direkt açıldığı bir odanın herhangi bir bürokrat ya da siyasetçi tarafından makam odası olarak kullanılmasını ben kabul edemem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Burası boşalacak, yeniden düzenlenecek ve devlet büyükleri ve yabancı ziyaretçiler İkinci Meclisi ziyaret ettiği zaman burada ağırlanacak.” dedim. Şimdi oraya sekiz ay boyunca, Bakanlığım müddetince bir kere uğradım, sadece bu talimatı verdim. Bu çalışmalar bitti, çalışmanın sonucunu görmek için bile gitmeye vaktim olmadı ama şimdi, maalesef, 3-4 tane arkadaşım, benim kurtardığım bu yeri benim makam odası olarak kullandığım şeklinde suçlamada bulunuyorlar ve bununla ilgili soru önergesi veriyorlar. Sizden istirhamım şudur arkadaşlar: Herhangi bir şekilde sızdırılan bilgilerle itham etmeden önce…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Devamla) – …bu konulardaki araştırmayı daha derinlemesine yapmanızı istirham ediyorum.

Kültür meseleleri konusunda, Türkiye’nin turizm varlıklarının gelişmesi konusunda hassasiyet gösteren yüce Meclise, bütün milletvekillerine saygılar sunuyorum, başarılı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çelik.

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış.

Buyurun Sayın Bağış. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on yedi dakika.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliği Bakanlığımızın 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi vesilesiyle huzurlarınıza çıkmış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, sözlerim hemen başında, kuruluşundan bu yana bu yüce çatı altında Türkiye’nin demokratikleşme sürecine, şeffaflaşma sürecine, zenginleşme sürecine, reform sürecine, kısa adıyla Avrupa Birliği sürecine katkı sağlamış bütün milletvekillerine şükranlarımı sunuyor, ebediyete intikal etmiş olan bütün parlamenterlerimizi de hayırla, rahmetle yâd ediyorum.

Her zaman vurguladığımız gibi bu Meclis, Türk milletinin iradesinin yansıdığı aziz bir Meclistir. Bu Meclis “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesini gururla taşıyan yüce bir Meclistir. Bütün renkleri ve zenginleriyle Türkiye’nin özeti niteliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi, özellikle son on bir yılda Türkiye’nin AB sürecinin arkasındaki en önemli itici güç olmuştur. Avrupa Birliğine uyum sürecinde yapılan köklü reformlar bu Meclisin eseridir. Çıkmaz denilen kanunlar bu Meclisten çıkmış, yapılamaz denilen düzenlemeler bu Meclis tarafından yapılmıştır. Meclisimiz her zaman AB sürecine sahip çıkmıştır. Her fırsatta ifade ediyoruz, Avrupa Birliğinin yolu, belirli minvallerden, bazı siyasilerin gösterdiği herhangi bir ilden değil, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan geçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüştüğümüz her mevzu, çıkarılan her yasa Avrupa Birliği sürecinde mesafe almamız anlamına gelir.

Bildiğiniz gibi, bu yıl Türkiye’nin AB’yle entegrasyon sürecini resmî olarak başlatan Ankara Antlaşması’nın 50’nci yılını geride bıraktık. Ne yazık ki, Türkiye, AB tarafından hiçbir ülkeye uygulanmayan çifte standartlara maruz bırakılmış, hiçbir ülkenin üyelik süreci Türkiye’ninki kadar uzun sürmemiştir. Ankara Antlaşması’na imza atıldığı gün doğan çocuklar, bugün 50 yaşındadır. Ancak buna rağmen AB, birçok zorlu süreçte Türkiye’nin pusulası olmuş, ülkemize önemli bir demokratikleşme perspektifi de sunmuştur.

Biz Hükûmet olarak, Avrupa Birliği sürecine her zaman bu hassasiyetle yaklaştık ve ülkemizi bu anlayışla Avrupa Birliği standartlarına her geçen gün daha da yakınlaştırdık. Hiç şüphesiz, bugün, Türkiye’de, Avrupa’nın en reformcu Hükûmeti işbaşındadır. Burada söz alan bazı muhalefet sözcüleri “AK PARTİ’den kurtulmadan AB sürecinde bir yere varamayız.” dediler. Onlar şunu unutuyorlar: AK PARTİ, AB hedefi konusunda hiçbir zaman şaşmadı. Ama, AK PARTİ AB sürecinin, iki yüz yıllık modernleşme sürecinden temel bir farkı vardı. İki yüz yıllık süreç, çoğu zaman, millete rağmen bir süreç olmuştu, AB süreci ise milletin önündeki engelleri kaldıran, milletin kendi dinamiklerini hayata geçirmesini sağlayan bir süreç oldu. Sözde modernleşme sürecinin yarattığı sonuç vesayete dayalı bir imtiyazcılar demokrasisiydi ama Hükûmetimizin önderliğinde başlayan AB süreci, bu vesayetleri yıkarak gerçek katılımcı demokrasiye geçişi sağladı.

Yine, gururla söylüyorum, Avrupa’da gündemi en yoğun, en reformcu Meclis de Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Partimizin iktidara geldiği 2002’den bu yana, bu çatı altında, 320 birincil, 1.600’e yakın ikincil düzenleme yasalaşmıştır. Türkiye, bugün, demokrasisiyle, ekonomisiyle, siyasi istikrarıyla, adalet, ulaşım, sağlık, AR-GE, tarım, toplu konut, eğitim ve daha birçok farklı alanda gerçekleştirdiği dev yatırımlarla birçok AB üyesinin dahi ilerisinde bir noktadadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen bu söylediklerine inanıyor musun?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Ekonomik krizden bu yana Avrupa’da 6 milyon kişi işsiz kalırken Türkiye aynı dönemde 5 milyon kişiye yeni istihdam yaratmıştır. Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi bizim ekonomimiz olmuştur. 2013 yılı bu başarıların devam ettiği, son on bir yılda olduğu gibi, yine Türkiye'nin reformcu kimliğinin öne çıktığı ve Türkiye-AB ilişkilerinde önemli gelişmelere şahitlik ettiğimiz bir yıl olmuştur.

16 Ekimde yayınlanan AB Komisyonunun 2013 Türkiye İlerleme Raporu Türkiye'nin hakkını teslim etmiş, raporda Hükûmetimizin reformlara bağlılığının altı çizilmiştir ve Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Profesör Burhan Kuzu geçmiş senelerde çok eleştirdiği raporu, bu sene, öven açıklama yapmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Rapor, içeriğindeki bazı eksik veya yanlış noktalara rağmen, genel olarak objektif ve yapıcı tonuyla Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu bir atmosferin yakalanması hususunda önemli bir adım olmuştur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yeniden siz yazsaydınız!

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Yargı reformundan çözüm sürecine, demokratikleşme paketinden farklı inanç gruplarıyla diyaloğa kadar pek çok konuda raporda övgüyle bahsedilmiştir. Buna ilaveten, komisyon, müzakere sürecinde yaşanan tıkanıklığın Türkiye'nin teknik eksikliklerinden kaynaklanmadığını, tam tersi, bazı üye devletlerin süreçteki siyasi tavırlarından kaynaklandığını raporda itiraf etmiştir. Bu, çok önemli ve altı çizilmesi gereken bir zihniyet dönüşümüdür. Komisyon ilk kez bu kadar samimi ve net bir ifadeyle Türkiye'nin müzakere sürecindeki tıkanıklıktan dolayı üye ülkelerin sorumluluğuna atıfta bulunmuştur.

Ayrıca, Türkiye-AB ilişkilerinin potansiyelini tam anlamıyla kullanmanın en iyi yolunun güvenilir canlı bir müzakere süreci çerçevesinde mümkün olduğu belirtilmiş, müzakerelere ivme kazandırılmasının gerektiği vurgulanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bütün bu çabalarımızın neticesinde, yıllardır her platformda, her vesileyle altını çizdiğimiz haksızlıklar karşısında AB Komisyonu yetkilileri de artık daha fazla sessiz kalamamış, açılış kriterlerinin bir an önce Türkiye’ye iletilmesi konusunda 23 ve 24’üncü fasıllarla ilgili özel çağrıda bulunmuştur. Bu yıl reform sürecinde izlediğimiz kararlı politikalar sadece ilerleme raporuna yansımamış, müzakere sürecimize de yeni bir ivme kazandırmıştır ve bunun neticesinde 22’nci faslın, “Bölgesel politikalar” faslının açılmasına hep beraber şahitlik ettik. Bu fasıl, hatırlarsınız, geçmişte, Sarkozy yönetiminde Fransa’nın engellediği bir fasıldı ama Hükûmetimizin azimli kararlarıyla yeni yönetimin, Hollande yönetiminin engelini kaldırmasıyla bu faslın açılması da sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, yine burada bazı milletvekilleri Türkiye'nin AB sürecinde sokak diplomasisi kullandığını ve Türkiye’ye karşı söylemlere sert cevaplar verdiğini iddia etmişlerdir. Tabii, Avrupalı bazı yetkililer bizim üslubumuzla ilgili olarak muhalefet partimize, özellikle ana muhalefet partimize eğer şikâyette bulunuyorlarsa bu, doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü bizim milletimizin değerlerine hakaret edenlere, aşağılayanlara, küçümseyenlere, aynı, Türkiye’de kendi milletine “Göbeğini kaşıyan adam.” diyenlere yaptığımız gibi hak ettikleri cevabı vermek bizim boynumuzun borcudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne oldu verdin de? Kahraman mı oldun verdin de?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) – Ben, milletimin değerlerine hakaret edenlere hoşgörüyle yaklaşanlardan olamadım, olabilenler var, onları da gözlemliyorum ama ben, milletimin bana verdiği görev çerçevesinde adamına göre muamele yaparak, Türkiye’ye hakkıyla bir söylem, eleştiri veyahut da bir tartışmayla gelenlere hakkıyla cevap veriyorum ama hakaretle gelene de aynı, anladığı dilden cevabını vermek benim boynumun borcudur.

İşte, bu çabalarımızın neticesinde 2013 yılı, vize konusunda da gerçekten tarihî bir taçlandırmanın yılı oluyor. Bakın, AB üyesi ülkelerin birçoğunun bizim vatandaşlarımıza uyguladığı vize, aslında, 1980 darbesinin bu millete attığı en büyük kazıklardan biridir. 1980 darbesi öncesinde -Allah rahmet eylesin- rahmetli İnönü’nün 1963 yılında imzaladığı Ankara Antlaşması sayesinde bize vize uygulamaması gereken ülkelerin, Türkiye'nin gencecik fidanları Avrupa’ya sığınmacı olarak gidemesinler diye vize uygulanmasına göz yuman, hatta teşvik eden darbeci zihniyetin o yanlış, çarpık zihniyetini düzeltmek için otuz yıldır uğraşıyoruz. Ve çok şükür, bunların neticesinde, artık, Avrupa Birliği Türkiye'nin yükselen gücünün de bilinciyle Türkiye'yle vize muafiyet müzakerelerine başlamak için gerekli adımları attı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Randevu istediler sizden! Sizden randevu mu istedi hani hakaret ettiğiniz Avrupa Birliği!

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Üye ülkeler, Avrupa Birliği Komisyonuna yetkiyi verdi. Kısmetse ayın 16’sında, pazartesi sabahı Sayın Başbakanımız bu konunun detaylarını halkımıza da müjdeleyecek.

Tabii, bu başarının mimarı, hiç şüphesiz sürecin her aşamasını bizzat takip eden ve bizlere “diklenmeden dik durma” talimatı veren Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama emeği geçen bütün kurumlarımızı, kuruluşlarımızı iş dünyamızın temsilcilerini ben buradan, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan da tebrik etmek istiyorum.

Tabii ki, vize muafiyeti Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına sağlanmış bir lütuf değildir. Bu, Türkiye'nin hem Avrupa Birliği hem de insanlık hukukundan kaynaklanan hakkıdır. Avrupa Birliğiyle Türkiye arasındaki vize muafiyeti süreci de bu hakkın teslim edilmesi anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, burada özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Sayın muhalefet sözcüleri “Neden AB konusunda hâlâ kararlıyız da bir Türk dünyası birliği kurulmuyor?” gibi eleştiriler getirdiler ve bu eleştirilerden bahsederken özellikle Türk dünyasındaki saygın liderlerden biri olan Kırgızistan’ın Devlet Başkanı Sayın Atambayev’den bahsettiler.

Şunu özellikle sayın milletvekillerinin dikkatine getirmek istiyorum: İlk defa bir lider, bir devlet başkanı, Sayın Atambayev Türkiye Cumhuriyeti’nin bir siyasetçisine, bir devlet adamına “Ağabey” diye hitap etmektedir. Bu “Ağabey” diye hitap ettiği kişi de Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’dür. Bu, kendi başına Türkiye'nin Türk dünyasıyla olan ilişkilerinin en önemli göstergelerinden bir tanesidir.

Bakın, bizden evvelki iktidarların ihmal ettiği Türk dünyasıyla ilişkiler konusunda…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – O zaman Bakanlığın adını değiştir Sayın Bakan, Türk dünyası bakanı ol, “AB” demekle bir şey olmuyor. Gereğini yapın o zaman.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - …bizim tarihimizin başladığı nokta olarak bilinen, bugünün Moğolistan’ındaki Orhun Abidelerinin bulunduğu yerdeki o tarihî anıtlar, açıkta, hiçbir koruma altında olmadan,  sadece safariye gider gibi ciplerle gidilebilen bir mekândayken, biraz sonra söz alacak olan Sayın Bakanımız Hayati Yazıcı’nın bizzat açtığı bir müzede güvence altına alınmış ve o müzeye gidilebilmesi için de Türkiye Cumhuriyeti imkânlarıyla, TİKA aracılığıyla yol yapılmıştır. Biz kendi tarihimize de, kendi milletimize de, kendi köklerimize de her zaman sahip çıktık, çıkmaya devam edeceğiz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şanlıurfa’nın köylerinde hâlâ yol yok Sayın Bakan. Önce, ülke içindeki yolları bir yapın.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Onu Avrupa Birliği istediği için yapmayın.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Ama Avrupa Birliği süreci, bizim için, aynı zamanda bir demokratikleşme sürecidir, bir şeffaflaşma sürecidir, derin devlet zihniyetinin bu ülkeden silinme sürecidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onun için de biz aynı çabayı aynı kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz.

İşte, bu çerçevede, Avrupa Birliğinin ülkemize sağladığı mali imkânlar da çok önemlidir. Sizlerin bugün bize onaylarınızla vereceğiniz bütçenin yaklaşık 5 katı kadarını AB hibesi olarak her yıl ülkemize getiriyoruz. Bu hibelerle bugün Türkiye’nin 35 ilinde katı atık ayıklama, su arıtma tesisleri yapılıyor. Bu sene 70 bin vatandaşımız -ilkokul öğrencisinden yetişkin meslek sahibine kadar- AB fonlarıyla Avrupa’da eğitim görecekler. Geçen sene bu rakam 61 bin kişiydi. Bugüne kadar 370 bin vatandaşımız bu fonlarla Avrupa’da eğitim gördüler. Sadece, Erasmus’tan yararlanan öğrenci sayısı bu yıl 22 bin kişi oldu. Bu da Türkiye’nin eğitim konusunda ne kadar önemli başarılar elde ettiğinin bir göstergesidir. Bakın, on yıl evvel kurulan Ulusal Ajansımız, Bakanlığımızın ilgili kurumu, bugün 33 farklı ülke ajansı içerisinde Avrupa’da öğrenci hacmi açısından 3’üncü en büyük ulusal ajans hâline gelmiştir. Bu da Türkiye’nin başarısının en güzel göstergesidir.

Sayın milletvekilleri, yine, Bakanlığımıza bağlı olarak çalışan Türk Akreditasyon Kurumumuz da gerçekten çok önemli işlevler yapıyor. Bugüne kadar 849 uygunluk değerlendirme kuruluşunu akredite etmesi, bu kurumun ne kadar stratejik olduğunun bir göstergesidir. Ve kurulduğu 2002 yılından bu yana, TÜRKAK, Avrupa Akreditasyon Birliğine tam üyedir, Uluslararası Laboratuvar Akreditasyon Birliği, Uluslararası Akreditasyon Forumu gibi dünya çapındaki kuruluşlara da üye olmuştur ve karşılıklı, çok taraflı tanıma anlaşmaları imzalamıştır. Böylece TÜRKAK’ın verdiği akreditasyon hizmeti uluslararası düzeyde tanınırlık kazanmış, akredite kuruluşlarının belge ve raporları anlaşmaya taraf ülkeler tarafından da geçerli olarak kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, TÜRKAK bu yıldan itibaren helal akreditasyon konusunda çok önemli çalışmalar yapmaktadır ve 25-26 Ekim 2013 tarihinde İstanbul’da (IHAF) 2013 Uluslararası Helal Akreditasyon Forumu gerçekleştirilmiştir.

Bunu şu yüzden çok önemsiyorum: Bugün dünyada helal ürün ticaretinin, maalesef yüzde 82’si İslam Konferansı Örgütü üyesi olmayan ülkelerin elindedir. Biz, sadece Türkiye'nin değil, bütün İslam Konferansı Örgütü ülkelerin bu konuda ortak bir akreditasyon bilincine sahip olarak, bu ekonomik pastadan mümkün olduğu kadar yararlanabilmesi için de hummalı bir çalışma yapıyoruz.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği Bakanlığı olarak, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhuriyetin ilanından sonraki en önemli çağdaşlaşma projesi olarak ifade ettiği AB sürecinde, tüm bakanlıklarımızla ilgili tüm paydaşlarla uyum ve koordinasyon içerisinde çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Tek başına Avrupa Birliği Bakanlığı, Hükûmetimizin Avrupa Birliği sürecindeki kararlılığının mührü, Türkiye'nin ileri demokrasi yolculuğuna kazandırdığı önemli bir eserdir.

Avrupa Birliği Bakanlığı, kurulduğu günden bu yana Türkiye'nin reform mutfağı anlayışıyla çalışmalarını gerçekleştirmiş, bundan sonra da aynı şekilde çalışmaya devam edecektir. Umuyoruz ki bu kararlı çabalarımız AB nezdinde de artık hak ettiği karşılığı önümüzdeki dönemde görmeye başlayacak, Türkiye-AB iş birliğinin daha fazla zedelenmesi, daha fazla ertelenerek önemli fırsatların heba edilmesinin önüne geçilecektir.

Avrupa Birliği projesi bir kıtaya sığacak, günlük tartışmalarla istismar edilecek bir süreç değildir. Avrupa Birliği, bugün insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesidir. AB üyesi ülkelerin tarihlerine baktığınız zaman, asırlarca birbirleriyle savaşmış milletlerin, bugün AB çatısı altında huzur içerisinde birlikte yaşayabildiklerini görüyoruz.

İşte, bu insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesi, Türkiye üye olmadıkça kıtasal bir proje olarak kalmaya mahkûmdur. Türkiye'nin AB üyeliği ise o kıtasal barış projesini küreselleştirecek bir süreçtir. Biz bu yüzden, bütün bu engellere rağmen, bütün çifte standartlara rağmen, iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte kendi vatandaşlarımızın yaşam standartlarını yükseltecek reform yasalarını buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan birlikte çıkararak Türkiye’nin AB sürecini, insanlığın en kapsamlı barış projesinin de küreselleşme sürecini hep birlikte insanlığa armağan etmek durumundayız.

Avrupa Birliğinin kabuğunu kırması, dünyaya açılması için Türkiye çok önemli bir fırsattır. Türkiye’siz bir Avrupa Birliği eksik ve fakir kalmaya mahkûmdur. Tabii ki Türkiye, AB üyesi olmadan da yoluna devam edebilir, tabii ki Avrupa Birliği de Türkiye olmadan aksaklıklara rağmen, eksikliklerine rağmen yoluna devam edebilir ama Türkiye-AB ilişkisi bir kazan-kazan ilişkisidir. Avrupa Birliğinin de Türkiye ile ilgili çok önemli kazanımları söz konusudur, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Avrupa Birliği yolunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok önemli kazanımları söz konusudur. Biz bu yüzden burada siz değerli milletvekillerimizin desteğiyle Türkiye’nin demokratikleşme yolundaki kararlılığının, şeffaflaşma yolundaki kararlılığının, zenginleşme yolundaki kararlılığının ve Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma yolundaki kararlılığının simgesi olan Avrupa Birliği sürecinde AB Bakanlığının bütçesi konusunda gösterdiğiniz hassasiyet için hepinize teşekkür ediyoruz.

Bütçemizin ülkemize, milletimize, demokrasimize, Avrupa Birliğine ve insanlığa hayırlı olması temennisiyle hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bağış.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakan şöyle bir cümle sarf etti: Türk vatandaşlarına vizesiz Avrupa’ya giriş izninin verileceğini belirtiyor. Ancak, tabii, bunun karşısında Türkiye geri kabul anlaşmasını imzalıyor. Bu geri kabul anlaşmasının içeriğinde de Avrupa’ya göç eden, yasa dışı giden göçmenlerin Türkiye’ye geri gönderilmesi, Türkiye’de depo edilmesi karşılığında bu imzalanıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Soru-cevapta sorar Sayın Başkanım.

Soru-cevapta sorar cevap alırsın.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bunun mahzurlarını anlatmıyor. Tabii ki aslında burada bu vizesiz açısından Türkiye’ye getireceği zararları hiç belirtmedi. Mesela, aynı zamanda Kıbrıs Rum Devleti’ni de, o bölümü de biz tanımış olacağız ki bu mahzurlarını anlatmadı. Bunları anlatmasını talep ederdim ben.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, zaman verirseniz anlatayım çünkü sayın milletvekili yanlış bilgilendirilmiş.

BAŞKAN - Sayın Bakan, bu, soru-cevap bölümüne geçiyor, bunu soru olarak alalım. Böylece siz lütfen yerinize geçerseniz…

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Takdir Başkanlığın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı…

Buyurunuz Sayın Yazıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakikadır.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Tabii, hemen konuşmamın başında, Sayın Bağış’ın gönderme yaptığı bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Bakanlığımın ilk yılında, gerçekten benim hayatımda en özgün sayfalardan birisi Karakurum’da Göktürk anıtlarının açılışını yapmaktı. Yanılmıyorsam 8 Ekim 2008 tarihiydi. Sayın Başbakanımızla birlikte, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantısı yapmak üzere Türkmenistan’da bulunuyorduk. Türkiye’de bir karakolumuza terörist unsurların baskını oldu, 7-8 askerimiz şehit edilmişti, hâliyle Başbakanımız yurda döndü ve o görev bana düştü. Afganistan’a gittik. Ulan Batur’dan pervaneli bir uçakla tarlaya iniş yaptık, hayatımda ilk defa tarlaya indim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede Sayın Bakan?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Karakurum’da, Afganistan’da.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Moğolistan’da.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Moğolistan’da.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Pardon, Moğolistan’da.

Uçaktan iniş yaptığımız yerden Göktürk anıtlarının bulunduğu yere kadar olan mesafe 46 kilometre ve gene Sayın Bakanın hatırlattığı gibi, TİKA bu yolu yapmış, asfaltla kaplamış. Gittiğimiz yerde gördüğümüz manzara gerçekten gurur verici. Tarihin çok önemli, dünya insanlık tarihinin önemli miras varlıklarından olan o eserler yer altından çıkartılmış, onların sergilenmesi için bir müze oluşturulmuş. Onu Türkiye yapmış, Cumhuriyet Hükûmeti yapmış, AK PARTİ Hükûmeti bunu göz önünde bulundurmuş ve gerçekleştirmiş. O açılışı orada arkadaşlarımızla birlikte yaptık. Heyette Sayın Şandır da vardı, o da son derece mutlu oldu, Bakan Said Yazıcıoğlu’yla birlikteydik. Bu vesileyle, Değerli Bakan arkadaşıma bu hatırlatmayı yaptığı için teşekkür ediyorum.

Burada yapılan müzakerelerde bir memnuniyetimi ifade etmek isterim. Söz alan arkadaşlarımız, en azından düşüncelerini, bakışlarını ifade ettiler. Bunu ifade ederken elbette ki eleştiri haklarını da kullandılar. Ha, eleştiri konuları doğrudur, yanlıştır, onlara gireceğim. Ama bunları ifade ederken demek ki arkadaşlarımız tahkir edici, küçük düşürücü sözcükler kullanmadan da bunu başarabiliyorlar. Yani bu anlamda ben arkadaşlarıma genelde teşekkür ediyorum. Ve eleştirileri, özellikle Sayıştay raporuna bağlı olarak dile getirilen hususları konuşmamın sonunda, Bakanlığımın faaliyetlerinin sonunda zaman planlaması içerisinde cevaplayacağım.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin büyüklüğü, gücü ekonomik performansıyla ölçülür. Bir ülkenin ekonomisi ne kadar büyükse, ne kadar güçlü ise o ülkenin gücü de öyledir. Topluma yansıması, sosyal politikaların etkin, yaygın bir şekilde uygulanmasıyla ölçülür. İşte bu açıdan baktığımızda, Türkiye dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi. Ekonominin elbette ki dış ticaret verileri son derece önemli ve Türkiye’nin 2012 yılında dış ticaret hacmi 389 milyar dolar. Ve bu sene itibarıyla, şu gün itibarıyla da ihracatımız 144 milyar dolar, ithalatımız 237 milyar dolar, geçen yılı aşacağız. Bununla şunu ifade etmek istiyorum: Bütün bu rakamlar yani 389 milyar dolarlık dış ticaret faaliyeti nerede gerçekleşiyor? Gümrük kapılarında, gümrük alanlarında. İşte bu kapıları sevk ve idare eden kamu kurumu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı. Böylesine önemli bir görevi Bakanlığımızdaki arkadaşlarımızla birlikte sürdürüyoruz.

Biz çalışmalarımızı iki sözcükle özetledik. Hedefimiz Türkiye’yi ticaretin en kolay yapıldığı ülke hâline getirmek. Elbette ki bu yetmez, aynı zamanda, ticaretin en güvenli yapıldığı bir ülke hâline getirmek. Bütün projelerimizi, çalışmalarımızı bu iki anahtar sözcüğün odak noktasında sürdürüyoruz.

Gümrükler son derece önemli, bunun önemini vurgulamaya gerek yok ama birkaç örnek vermek istiyorum. Değerli milletvekilleri, OECD’ye göre dünya ticaretinde maliyetlerin yaklaşık yüzde 15’ini gümrük işlemleri oluşturur ve bu oranda, yani yüzde 15’lik oranda yüzde 1’lik bir azalma dünya ticaret hacminde yaklaşık 40 milyar dolarlık bir katkı sağlar, böyle söyleniyor. Gene, Dünya Bankasına göre bir ülkede ihracat maliyetlerindeki yüzde 10’luk bir azalma ülkenin toplam ihracatında yüzde 4,7’lik bir artışa yol açar. İşte, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak böylesi önemli hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürürken projeler geliştiriyoruz ve bu projeleri ticaret erbabının ticari faaliyetini kolaylaştırma noktasında sürdürüyoruz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütün bu faaliyetlerini 16 gümrük ve ticaret bölge müdürlüğü, 155 gümrük müdürlüğü, 9 tane gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürlüğü, 23 tasfiye işletme müdürlüğü, 6 laboratuvar ve 81 ilimizde faaliyetini sürdüren il ticaret müdürlükleri aracılığıyla sürdürüyoruz.

Şu an itibarıyla beşerî kaynağımıza baktığımızda, 14.756 personel görev yapıyor ve bu personelin yüzde 85’i lisans ve lisansüstü eğitime sahip.

Bir hususun daha altını çizeyim: Bundan birkaç yıl önce beşerî kaynağımız son derece yetersizdi. O günden bu yana yüce Meclisten aldığımız kadrolarla beşerî kaynağımızı önemli ölçüde düzelttik ve şu anda bu beşerî kaynağımızın yüzde 43’ü 30’lu yaşın altında. Böylesine genç, dinamik bir kadroyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Değerli milletvekilleri, gümrükte gerçekten hizmetlerin etkin ve verimli sonuçlar elde etmesi için önemli projeleri hayata geçirdik ve uygulamaya koyduk. Bu kapsamda, onaylanmış kişi statüsünü devreye koymuş bulunuyoruz. Yani biz ticaret erbabının gerçekten beyanını dikkate almak suretiyle, gümrükten işlemleri yaparken onun daha önceki yaşamını referans almak suretiyle geçişleri kolaylaştırmış bulunuyoruz ve böyle 1.700 dolayında onaylanmış kişi statüsüne sahip mükellef gümrüklerde çok seri, etkin şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

Bunu bir aşama daha bu sene öne taşıdık, yetkilendirilmiş yükümlü statüsüne geçiyoruz. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü işlemlerini, yerinde gümrükleme, izinli gönderici gibi mekanizmaları da kapsamak suretiyle âdeta gümrük faaliyetlerini müteşebbislerin fabrikalarında, atölyelerinde, antrepolarında yapabilmelerine imkân sağlayan bir prosedürdür bu ve bu prosedür içerisinde, bu uygulama çerçevesinde yetkilendirilmiş yükümlü statüsüne hak kazanmış müteşebbisler -ticaret erbabı- aldığı siparişi gece gündüz demeden, hafta sonu tatili, bayram tatili demeden hemen deposunda, antreposunda hazırlık işlemlerini tamamlayarak sevkiyat talimatını verecek, sevkiyat kara yoluysa kara kapısına, hava yoluysa havaalanına geçişini sağlayacak.

2013 yılı itibarıyla gümrüklerde yapılan işlemleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak-kasım ayı itibarıyla, 2013 yılında, 5 milyon 10 bin 809 adet beyanname işlem görmüştür ve dış ticaret faaliyetleri dolayısıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığının tahsil ettiği vergilerin genel vergiler itibarıyla oranı yüzde 28 dolayındadır ve 2013 yılının ilk on ayında bu çerçevede tahsil edilen vergi toplamı 50 milyar TL’yi aşmış bulunuyor.

“Yeni uygulamaları devreye soktuk.” dedim. Bunlardan bir tanesi de elektronik özet beyan uygulamasıdır. Bunu da 2012 yılı başından itibaren devreye sokmuş bulunuyoruz.

Bir diğer projemiz, 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe koyduğumuz, hâlen devam eden “Ortak Transit Rejimi”dir. Değerli milletvekilleri, ortak transit uygulaması Türkiye’nin taşımacılık açısından Avrupa Birliği üyesi ülke hâline gelmesi anlamına gelen bir uygulamadır ve bu uygulama dolayısıyla Türk taşıyıcılarının yıllık kazancı, yani tasarrufu 270 milyon dolayındadır, giderek daha da artış sağlayacaktır.

“Tır Elektronik Ön Beyan Sistemi”ni devreye koyduk. “Hızlı Geçiş Hattı” uygulamasını yük taşıyan, ticaret yapan, ticaret erbabının gümrük kapılarında bekleme sürelerini asgariye indirmek amacıyla pilot olarak Kapıkule’de başlatmış bulunuyoruz.

Gümrüklerdeki zorlukları giderici, ortadan kaldırıcı iyileştirmelerimiz başka projelerle devam ediyor. “Tek Pencere” projemiz üzerindeki çalışmalarımızı hızlı bir şekilde ve paylaşımcı bir anlayışla sürdürüyoruz. Bu projemizi gerçekleştirdiğimizde dış ticaret erbabının değişik kamu kurum ve kuruluşlarını dolaşmasına gerek kalmayacak. İç gümrüklerde bir noktada, bir yerde evraklarını iletmek suretiyle ilgili kamu kurum ve kuruşlarının sonuçlarını aynı elektronik ortamda, aynı noktaya geri dönüşlerini sağlayarak işlem süreçlerinin tamamlandığı bir uygulamadır. Bu konudaki çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.

“Tek Durak” uygulaması çalışmamızın da inşallah pilot uygulamasına Kapıkule’de başlayacağız. Kapılarda görürsünüz, bir yerde pasaport kontrolü vardır, bir yerde beyanname tescili vardır, bir yerde tahlil işlemleri vardır, vesaire. Bunları da bir noktada toplamak suretiyle tek noktadan bu hizmetlerin gerçekleştirilmesini sağlamak üzere çalışmalarımız devam ediyor.

Bunları yaptık, yaptığımız çalışmalar sonucu nereye geldik? İşlem sürelerini önemli ölçüde kısalttık. Gerçekten, gümrüklerde olması gerekenin ötesinde, örneğin olması gerekenin 1 kat fazlası beklemeler, o işlem dolayısıyla maliyetleri 1 misli artırır. Dolayısıyla, işlem sürelerinin azalmasının ne kadar katkı sağlayacağı ortada. Bu açıdan baktığımızda, gümrüklerimizde, ihracat işlemlerinin yüzde 61’i sadece bir dakikada tamamlanmaktadır. Ortalama işlem süresi 2002 yılında 10 saatin üzerindeyken 2013 yılının ilk on bir ayında bu süre 3 saat 57 dakikaya indirilmiştir, yani böylesine bir iyileştirme sağlamış bulunuyoruz.

Çok taraflı ilişkiler açısından gümrük hizmetlerine baktığımızda, 61 ülkeyle idari yardım anlaşması imzalamış ve hayata geçirmiş bulunuyoruz. Kervansaray Projesi’yle İpek Yolu güzergâhındaki gümrük idarelerinin ortak uygulamalarını gerçekleştirme çerçevesinde, 2008 yılında Türkiye’nin öncülüğünde başlatılan bu çalışmaları devam ettiriyoruz.

Gümrükte hizmetin kalitesi bakımından ihtiyaç duyulan laboratuvarları modernize ettik. 6 tane laboratuvarımız var, bunlardan 2 tanesi uluslararası düzeyde akredite olmuş laboratuvarlardır.

Kaçakçılıkta son derece etkin bir mücadele sürdürüyoruz. Şimdi, değerli arkadaşlarımız Bakanlığımızın bütçesiyle alakalı irdeleme yaparken “Türkiye kaçak cenneti, her şey kaçak!” gibi, ölçülmesi mümkün olmayan, mesnedi olmayan sözcükler kullandı. Ama değerli arkadaşlar, verilere bakmak lazım. Türkiye’nin coğrafi konumu, jeostratejik konumu itibarıyla baktığınız zaman, Türkiye bir kavşak ülkedir, geçiş güzergâhında olan bir ülkedir. Elbette ki Türkiye’nin bu özelliği ve çevresindeki ülkelerin özellikle akaryakıt üreten ve tüketen ülkeler olması dolayısıyla Türkiye kaçakçılık bakımından çok önemli bir kavşaktadır. Ama son derece etkin bir mücadele sürdürüyoruz ve bu konuda da gerçekten kamu kuruluşlarımızın, bütün mücadeleci kuruluşların hep birlikte başarılı olduğu kanısındayım.

Toplam olarak, kaçakçılıkla mücadelede elde ettiğimiz ürünlerin 2012 yılında parasal değeri 743 milyon 732 bin TL’dir. Ama bu sene, kasım sonu itibarıyla kaçakçılıkla mücadeleden elde ettiğimiz ürünlerin toplam değeri 1 milyar 7 milyon TL’dir kasım ayı sonu itibarıyla, bir ay daha var. Demek ki burada, geçen seneye oranla kaçak yakalamamızda yüzde 35’lik bir artış var.

Uyuşturucuyla mücadelede, baktığımız zaman, Türkiye, dünya eroin yakalamasında 2’nci sıradadır. Yani bunu şimdi bazıları o zaman çok mu eroin üretiliyor diyecekler ama ben bu yargımın gerekçesini Türkiye’nin jeostratejik konumu itibarıyla getirip izah ettim. Yani bizim doğumuzda uyuşturucu üretimi var, batımızda kullanıcı var, geçiş ülkesi.  Dolayısıyla Türkiye eroinle mücadelede Avrupa bölgesinde, 2012’de yakalanan eroinin yüzde 94’ünü yakalayan bir ülke konumundadır. En son olarak 2013 Ağustos ayında bizim Trakya’da Hamzabeyli Sınır Kapımızda gümrük tarihinin en büyük, tek partide en büyük yakalaması olan 717 kilogram eroin yakalaması gerçekleştirilmiştir.

Evet, sürem bir hayli gitti. Şu Sayıştay raporuna değinmek istiyorum. Yani bizim iç ticaret, esnaf sanatkârlar, kooperatiflerle ilgili çalışmalarımız elbette ki zamanım müsait değil ama şu Sayıştay raporuna değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayıştay hiç şüphe yok önemli bir kuruluş. Mali denetim yapar, mali yargılama yapar. Kim adına? Türkiye Büyük Millet Meclisi adına. Ama, süreçleri iyi bilmezseniz her şeyi birbirine karıştırırsınız. Danıştayın bir çalışma prosedürü var. Danıştay denetçileri var. Denetçilerin yaptıkları çalışma, o çalışmanın yer aldığı doküman Sayıştay raporu değildir, bir defa bunu bilin. Neye rapor denir, neye çalışma notu denir onu iyi ayırt etmek gerekir. Demin, çok değerli milletvekilimin “devrimci vatansever” olarak nitelediği kişiden elde ettiği o metin, öyle bir çalışma notudur.

Bir örnek vermek istiyorum size, orada bizim Bakanlığımıza yaptığı eleştirilerden bir tanesi şu: Gümrük Kanunu’nun 218’inci maddesi. Diyor ki bu maddede: “Gümrüklü yer ve sahalarda işleticiler Gümrük Müsteşarlığının ihtiyaç duyduğu tüm alet edevat, makine, aksamı temin etmek zorundadır.” Düşünebiliyor musunuz, bu kanun 1999 tarihinde yazılmış. Bir hukuk devletinde böyle bir kanun olmaz. Siz özel sektöre, bir vatandaşa bir kanun gücüyle mükellefi olmadığı bir hususu yaptıramazsınız. Bu, angaryadır, doğrudan doğruya Anayasa’ya aykırıdır. Bana diyor ki…

KAZIM KURT (Eskişehir) – Değiştirin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Değiştirin o zaman, değiştirin.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Değiştiririz, değiştiririz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, siz bu kanunu uygulamakla yükümlüsünüz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Siz gelin uygulayın!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – O zaman değiştirin. On bir yıldır iktidarsınız.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Siz gelin deyin ki herhangi bir liman işleticisine: “X-ray alacaksın 5 milyon TL’lik.” 2,5 milyon euro tutuyor bunlar. Bunu gelin aldırın. Siz nasıl aldıracaksınız? Bunun yöntemini bana öğretin ben de alayım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz o kanunları uygulamakla yükümlüsünüz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – O sizin sunduğunuz raporda bunu söylüyor. Bu bir angaryadır, bunu uygulama kabiliyeti yok. Dolayısıyla bir örnek vereyim…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Bakan, değişince o kanunu uygulayacaksınız ya da değiştirin yani ya değiştirin ya uygulayın.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Değiştireceğiz.

Ha, o notlar bu maddeyi değiştirmemize vesile olur, o kadar katkısı var yani hiçbir işe yaramaz demiyorum. Onun katkısı, demek ki bu madde yürürlükten kalkacak, uygulama kabiliyeti yok.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ama, şu anda yürürlükte; uygulamak zorundasınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O maddeyi uygulamıyorsunuz, eksik yapıyorsunuz, suç işliyorsunuz. Eksik yapıyorsunuz, kanunu uygulamıyorsunuz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Türkiye büyük bir ülke, Bakanlığımız da çok önemli görevler yapıyor, “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümünde 500 milyar dolarlık dış ticaret hedefi”nde en anahtar kamu kuruluşlarından bir tanesidir. Bu anlamda, bütçenin gerçekleşmesinde, uygulanmasında, oluşmasında katkı veren herkesi ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yazıcı.

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Söz vereceğim sırayla efendim, bir dakika.

Sayın Kurt…

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, bana sataşma var efendim “Yanlış bilgi aktarıyor.” diye.

BAŞKAN – Yanlış bilgi verdiğinize dair…

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika süre veriyorum.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bu ihaleler verilirken Gümrük Kanunu’nun 218’inci maddesi net bir biçimde duruyordu ve yürürlükteydi. Alan firma teklifini bu kanun hükümlerini bilerek verdi. Dolayısıyla “Efendim, biz o kanuna göre x-ray cihazı aldıramayız.” demek kollamadır, kayırmadır, yandaşa bir kıyak daha yapılmasının somut kanıtıdır. (CHP sıralarından alkışlar) O nedenle, bu ihaleyi alan firma 218’inci maddeye uygun bir biçimde gümrük kapısını işletmeyi, oradaki tüm eksiklikleri tamamlamayı taahhüt etmiştir. Siz buna x-ray cihazını aldırmazsanız, bilgisayar yedek parçalarını ve altyapısını aldırmazsanız suç işlemişsinizdir. Sayıştay denetçisi bunu yakalamıştır, Rapor Denetleme Kurulu da bunu tıraşlamıştır. Olay budur.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kurt.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, çok yanlış bir anlayış var, müsaade ederseniz düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Evet, iki dakika düzeltiniz. Yerinizden de düzeltebilirsiniz, nasıl arzu ederseniz.

Buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bir defa konusu şu: Diyelim ki İstanbul havalimanını bir işletici özeleştirmeden ihaleye girmiş, almış, işletiyor. Onun şartnamesinde böyle bir yükümlülük yoksa bir başka liman özelleştirmeden ihaleye çıkartılmış. Nedir yükümlülüğü?

KAZIM KURT (Eskişehir) – Kanun neyse o.

MUSA ÇAM (İzmir) – Kanun neyse o Sayın Bakan.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Bir dakika.. İhale şartnamesinde öngörülen hususlar. İhale şartnamesinde olmayan...

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Bakan, şartnameye koymazsanız suç işliyorsunuz zaten.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ha, koyarsanız olur. İhale şartnamesinde olmayan bir yükümlülüğü ”Şu kanun böyle diyor.” diyemezsiniz , uygulatamazsınız, bu angaryadır, Anayasa’ya aykırıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim.

Sayın Bakan, girişim özgürlüğüyle angaryayı  karıştırıyor. Ona ancak girişim özgürlüğü diyebilir, ki girişim özgürlüğünün de kanuna uygun olması lazım. Biz milletvekilleri olarak, Sayın Bakan da dâhil olmak kaydıyla, Anayasa uyarınca ettiğimiz yeminde ne diyoruz? “Kanuna  bağlı kalacağımıza...” Gümrük Kanunu’nun 217’nci maddesi de bunu emretmiyor mu? Bu yemine de aykırı hareket etmiyorlar mı?

Onun ötesinde Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi uyarınca şartnameler kanuna aykırı olamaz. Eğer bunu görmezlikten gelmişse bu da yolsuzluğun bir başka çeşididir diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Konu netlikle anlaşıldı.

Buyurunuz Sayın Doğru, siz ne istemiştiniz?

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Osmanlıdan bu tarafa hiç bir şey yapılmadı diyerek Sayın Bakan 57’nci Hükûmeti ilzam etmiştir.

Ben iki dakika söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Doğru.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde Hükûmet adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının dışında sanki hiçbir şey yapılmadığı şeklinde zaman zaman başta Başbakan olmak üzere bakanlarıyla hep beraber söyleniyor.

Bakın, Moğolistan’da Orhun anıtlarında da hiçbir şey yapılmadığını sadece kendi zamanlarında yapıldığını ifade ettiler. Sayın Bakan, peki, Moğolistan’daki yolu yaptığınız zaman o yola nasıl gittiniz, o ormanlıkların olduğu yere, orada yol var mıydı? Bakın, orada yol vardı. Bizim iktidarımız zamanında yani 57’nci Hükûmet zamanında o yolu biz revize etmiştik, sizin zamanınızda asfalt yapılmıştı.

BAŞKAN – Lütfen Genel Kurula yönelik konuşunuz.

REŞAT DOĞRU (Devamla)  - Ama şunu unutmayın, bakın, 57’nci Hükûmet zamanında 2000 senesinde 80 kişi, 2001 senesinde 62 kişi, 2002 senesinde de 68 kişi Moğolistan’daki Orhun anıtlarına gönderildi. Bunların içerisinde arkeologlar vardı, tarihçiler vardı, sanat tarihçileri vardı, Gazi Üniversitesinden, Konya Üniversitesinden ve beraberinde Hacettepe Üniversitesinden çok değerli insanlar vardı. Onlar oraya gittiler ve çalışma yaptılar üç ay süreyle, yaz süresince ve altın adam heykeli de dâhil olmak üzere birçok heykel çıkarıldı.

Siz oraya gittiğiniz zaman orada bir müze var mıydı? Çıkarılan herhangi bir şeyler var mıydı? Onların hepsi 2002’de, bizim zamanımızda yapıldı ve Ulan Batur’a müze yaptık. O müzeyi de biz… O zamanki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’le beraber -ben de gittim- hem onun açılışında bulunduk hem de orayı ziyaret ettik Sayın Bakanım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, nedir?

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde birçok öğrencinin ağır kış şartları nedeniyle açık öğretim sınavlarına girme olanağına sahip olamadıklarına ve bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Hükûmetimizin iki sayın bakanı burada. İfade edeceğim konu kendileriyle ilgili değil ama Sayın Millî Eğitim Bakanıyla ilgili ve önemli bir konuyu çok kısaca ifade etmek istiyorum. Kendileri kanalıyla Sayın Millî Eğitim Bakanına umarım bu ifade edeceğim şikâyet konusu ulaşır.

Ülkemiz ağır kış şartları içerisinde ve yarın ve öbür gün açık öğretim sınavları yapılacak. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden sayısız telefon ve mesaj aldım. Bir kısım yollar kapalı, ulaşım aksamış durumda, bazı yerlerde ulaşım imkânsız hâle gelmiş durumda ve böyle bir tabloda, böyle bir iklimde birçok öğrencimiz bu sınavlara yarın girme olanağına sahip değil. Sayın Millî Eğitim Bakanı, Sayın YÖK Başkanı konuyu inceleyip bu öğrencilerimiz için bir çözüm yolu bulsunlar diye kendilerine buradan bir öneri yapıyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Hükûmet herhâlde bu konuyu dikkate alacaktır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Nasıl “Buyurun.” efendim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, biraz önce Hayati Yazıcı çok yanlış bir bilgi verdi. Gümrüklerle ilgili, Sayıştay denetçisi 300 sayfalık rapor düzenlemiş; oradaki yolsuzlukları, hırsızlıkları, suistimalleri belirtmiş. Sayıştay. Bu raporu, Sayıştay Rapor Denetleme Kurulu 10 sayfaya indirmiş.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, neye göre söz veriyorsunuz? Elini kolunu sallayarak geliyor konuşuyor Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O raporun öncesinde hakikaten, gümrükteki yolsuzlukları…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Zamanımız kıymetli. Böyle herkese söz mü vereceksiniz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – …eğer şeffafsa, eğer hakikaten memlekette gizlilik yoksa bu raporlar açıklansın.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Neye göre, hangi maddeye göre söz veriyorsunuz Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, tabii zoruna gidiyor.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Neye göre söz veriyorsunuz, açıklamak zorundasınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, tabii ki zorunuza gidiyor.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Herkes böyle iftira atamaz buraya elini kolunu sallayarak gelerek.

Neye göre söz veriyorsunuz, neye göre dinliyorsunuz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, çok rica ederim, yönetime bu kadar müdahale etmeyiniz. Bir dakika müsaade edin, talebi nedir alayım.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – İftira atıyor ama talepte bulunmuyor ki. Geliyor hakaret ediyor, siz “talep” diyorsunuz Sayın Başkan. Böyle bir şey olur mu!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayıştay, denetleme mahalline gidiyor, olayları inceliyor, 300 sayfa rapor düzenliyor. Sayıştay Rapor Düzenleme Kurulu…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Talebini alın lütfen Sayın Başkan, neymiş meramı, bir derdini söylesin.

KAMER GENÇ (Tunceli) - …bu Hükûmetin emrinde, o raporu tamamen siliyor, on sayfalık ince raporu gönderiyor. Görevlilere diyor ki…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, izin veremezsiniz buna. Böyle, hakarete, iftiraya alenen izin veremezsiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Eğer bunları örtmek istemiyorsanız buyurun, inceleme raporunu okuyalım.

BAŞKAN – Sayın Genç…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Alenen izin veremezsiniz bunlara, böyle bir usul yok, İç Tüzük burada, neye göre söz veriyorsunuz?

BAŞKAN - Bir dakika sayın milletvekilleri, niçin tartışıyorsunuz? Bir dakika, sayın milletvekilleri…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Devam etmesine izin veremezsiniz, iftiraya, hakarete izin veremezsiniz. Burada yok böyle bir şey, böyle bir usul yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gerçeklerin üstünü örtüyorsunuz ya!

BAŞKAN – Sayın Genç, bu söyledikleriniz daha önce tutanaklara geçti, söylendi, sizin de söyledikleriniz tutanağa geçti.

Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam efendim, millet bilsin yani.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU (Devam)

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, lehinde Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten.

Buyurunuz Sayın Ökten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı bütçe kanunu tasarısı beşinci turunda bulunan Kültür, Turizm; Avrupa Birliği; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçeleri üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, özellikle son dönemde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde olumlu bir ortam yakalanmıştır. Üç buçuk yıllık bir aradan sonra bir faslın açılması, son yıllardaki en objektif ve dengeli ilerleme raporunun yayınlanması ve nihayetinde vize konusunda somut gelişmeyle         Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri yeni bir ivme kazanmıştır. Bunu Türkiye için “vizesiz Avrupa” olarak yorumlayabiliriz. Mutabık kaldığımız ortak yol haritası çerçevesinde, üç-üç buçuk yıl sonra artık Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Schengen bölgesine vizesiz girebileceklerdir. Vize duvarlarının yıkılmasıyla birlikte, aslında Avrupa’daki birçok ön yargı da beraberinde yıkılacaktır.

Türkiye gibi, 1963 yılından itibaren Avrupa Birliği ile ortaklık ilişkisi içerisinde bulunan, 1995 yılından beri aday ve 2005 yılından beri katılım müzakerelerini yürüten bir ülkenin vatandaşlarına vize uygulanması Avrupa Birliği bütünleşmesinin ruhuna aykırı düşmektedir.

İş insanlarımız ürünlerini Avrupa ülkelerinde düzenlenen fuarlara gönderebilirken kendileri vize engeliyle karşılaşmaktadır.

Vizeleri, iş randevuları veya toplantı tarihleri geçtikten sonra kendilerine verilmektedir. Vize alabilmek için bürokratik zorluklar, banka hesaplarını gösterme ve Avrupa Birliği ülkelerindeki ortaklarından davet mektupları istemek zorunluluğu ticari gizlilik ilkesini de ihlal etmekte ve onları sıkıntıya sokmaktadır. Avrupalı mahkemeler tarafından da teyit edilen Ankara Antlaşması ve Karma Protokol’e aykırı olan bu uygulama gümrük birliği açısından da haksız rekabete yol açmaktadır. Vize uygulaması, iş insanlarımıza yeni iş bağlantıları kurmak bir yana, mevcut işlerini yürütmekte güçlükler çıkarmakta, böylece ticaretin önünde teknik bir engel teşkil etmektedir. Ticari ve sosyal hayatımızı etkileyen bu durum vize muafiyetinin uygulamaya geçmesiyle son bulacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin büyük ticari hacme sahip serbest bölgesi Mersin’de kurulmuştur. Tarım, ticaret, sanayi ve turizmin yanı sıra, lojistik sektöründe de varlık göstermektedir. Serbest bölge, Mersin Limanı ve sınır kapılarındaki hareketlilik kent ekonomisine artan bir ivme kazandırmaktadır. Mersin Serbest Bölgesi’nin faaliyete başladığı 1985 yılından 2012 yılı sonuna kadar gerçekleştirdiği ticaret hacmi toplam 43,3 milyar dolar ticaret hacmidir. 158 ülke ile 682 değişik malın ticareti yapılmıştır. Bu da gelişen ve artan ekonomik istikrarın da bir göstergesidir.

Sayın Başbakanımızın desteği ve 61’inci Dönem AK PARTİ Hükûmetinin 800 milyar liralık yatırımla Akdeniz Oyunları’nı ilimizde gerçekleştirmiş olması, kentimizin kültür, inanç ve turizm sektörüne ek olarak spor turizmi için bölgenin merkez üssü olmasını sağlamıştır. Mersin ilimizde kültür ve turizm kenti olarak taşınır, taşınmaz kültürel varlıklarımızı korumakta ve muhafaza etmekteyiz. Binlerce yılı temsil eden anıt ağaçlardan, milattan sonra 5’inci yüzyılda yapıldığı düşünülen Meryem Ana Kilisesi’ne, Aydıncık ilçe merkezindeki Kelenderis antik kentinden Uzuncaburç antik kentine, dinsel, kültürel anıt eserlerimizden Mut Kalesi’ne, Liman Kalesi’ne, Mezgit Kalesi’ne; Ashabı Kehf’ten Danyal Hazretlerinin kabrine, Alahan Manastırı’na, Roma Köprüsü’ne, Zeus Tapınağı’na, Alaaddin Camisi, Laal Paşa Camisi ve Şeyh Ömer Türbesi’ne, yakın tarihimize şahitlik etmiş tarihî hükûmet konağımıza kadar birçok eserimiz Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

AK PARTİ hükûmetlerinin uzun vadeli hedefleri, planlaması ve öngörmesi sayesinde Mersin ilimiz başta olmak üzere Türkiye’nin bütün illerindeki yatırım planlarındaki kalkınma çok büyük bir artış göstermektedir.

Bu vesileyle 2014 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, bütçemizin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ökten.

Aleyhte Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bugün maalesef Ermenistan’da Dışişleri Bakanımızın verdiği bir beyanatla başlamak istiyorum. Tehciri benimsemediklerini benimseyen, söyleyen ve “adil hafıza” adı altında yeni bir kavramla ortaya çıkan Dışişleri Bakanımız, zannediyorum ki Birinci Dünya Savaşı sırasındaki 23 isyandan haberdar değil ve bu isyanda en önemli geçit noktalarının Ermeniler tarafından da tutulduğunun farkında değil. Tehcir, sadece güvenlik için alınmış bir karardır ve kendi toprakları içerisinde yapılmıştır. Diğer taraftan “adil hafıza” adı altında bir konuyu ortaya atarken Ermeni çetelerince katledilen 518 bin Müslümanı da hatırlaması gerekirdi diye düşünüyorum. Önce bu konuda kendisini kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, kültür, bir toplum için son derece önemlidir. Bugün ülkemizde bu konuda büyük bir yozlaşma söz konusudur. Bununla ilgili olarak şunları ifade etmek isterim kısaca: Şimdi, enteresandır ki Türkiye’de bugün misyonerlerin cirit attığı bir dönem yaşanmaktadır ve maalesef yine Türkiye genelinde 25 bin kilise ev kurulmuştur. Sadece Keçiören’de mesela 46 mahalle vardır ama 53 kilise ev vardır. Trabzon’da 2005 ile 2006 yılları arasında Santa Maria Kilisesine kayıt yaptıran ve Hristiyan olduğunu söyleyen genç sayısı 12 bini geçmektedir, keza, Adana’da 3 binlere ulaşmıştır bu rakam.

Şimdi, hâl böyleyken Türkiye’de ilginç bir durum yaşanmaktadır. Hani, tarihî yapıları restore edebilirsiniz. Restore ettiğiniz tarihî yapıların muhakkak ki Türkiye için bir önemi vardır ama bu açtığınız, yaptığınız restorasyonlarda özellikle kiliseleri, hiç Hristiyan nüfus olmamasına rağmen, ibadete açarsanız, bunların sonucunu farklı şekilde görmeniz mümkün olmaz.

Ayrıca, bunun ötesinde, önemli bir konu daha var ki, 1923 Lozan Anlaşması’na göre sadece İstanbul’a bağlı, Gökçeada’yla birlikte, 6 ilçede metropolit bulundurulması gerekirken maalesef bu Hükûmet döneminde Bursa’ya, Kütahya’ya, Isparta’ya da metropolit atanmıştır ve bunlar bu bölgelerde şu an ikamet etmektedir.

Değerli milletvekilleri, iki konu üzerinde durmak istiyorum bunun dışında. Biraz önce, yani ilk başlarda bir milletvekili arkadaşımız Selanik’teki Atatürk’ün eviyle ilgili çok önemli gelişmeler olduğundan söz etti. Bugünkü Sayın Kültür Bakanımızla bunun alakası olmadığını da özellikle belirtmek istiyorum çünkü onun döneminden önce gerçekleştirilmiş bir operasyondu orası. Dolayısıyla, kendisiyle de yaptığım görüşmeler sonrasında önemli ölçüde düzeltme ile ilgili girişimler söz konusu.

Şimdi, değerli arkadaş, Selanik’teki Atatürk Evi… Hani Kocacık’taki Atatürk’ün dedesinin evi onarıldı ya onunla başlamak istiyorum. O yeniden yapıldı ama hiç Türk evine benzer bir ev yapılmadı, aslında tamamen Arnavutluk kule evi tarzında yapıldı. Orijinali zaten burada yanımızda var dolayısıyla bu orijinaliyle yakından uzaktan hiçbir alakası yok.

Onların oradan göç ettikleri tarih 1830 yılıdır, Kırmızı Hafız Ahmet Efendi’dir. 1830’da göç edilmiştir, Ali Rıza Efendi Selanik’e gittikten sonra, 1839’da doğmuştur. Ama, o eve bakın ne hâle gelmiştir. Hatta, Atatürk neredeyse video seyrediyor hâle geldi. Şöyle bir Türk evi olur mu? Hâlbuki, daha önceki Türk evleri böyledir. Oradaki ev böyleydi ve bu ortadan kaldırıldı. Sayın Bakandan istirham ediyorum ki söz verdi tekrar eski hâline getirilecek. Yatak odasındaki yüklükte bulunan banyoya bile asri tuvalet konulmuş bir durumdaydı, bir düşünün.

Dolayısıyla, bunların kültürümüzün mirası olarak devam ettirilmesi gerekir aksi takdirde her şey altüst olur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Sayın Başkan, bir konuda açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN – Tabii, buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun 506 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 507 sıra sayılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sayın Halaçoğlu’nun bahsettiği Selanik’teki Atatürk Evi’yle ilgili sizlere bilgi vermek istiyorum. Şu ifade bakımından bu bilgiyi vermek istedim, “Eski hâline döndürülecek.” ifadesi.

Ben, Sayın Halaçoğlu burayla ilgili hassasiyetini belirttiğinde kendisine de teşekkür ettim fakat “Eski hâli” dediğimiz hâl orijinal bir hâl değil. İçindeki malzemelerin çoğu Anadolu’nun birçok yerinden gönderilmiş ve sentetik bir biçimde oraya hatıra olarak koyulmuştu. Şu yanlış anlaşılmasın yani “Sanki oradaki eşyaların hepsi Atatürk’ün kullandığı orijinal eşyalardı da ondan sonra Kültür Bakanlığı tarafından kaldırıldı.” gibi bir yanlış anlaşılma olmasın.

Fakat, şöyle bir ihtiyaç hissettik, kendisiyle de paylaştık bunu: Orada Atatürk’ün hayatını anlatan ve yaşadığı evde hangi odanın ne anlam ifade ettiğini anlatan videolar var, resimler var fakat kullandığı eşyalarla ilgili bir eksiklik var. Her odaya kullandığı birkaç eşyayı koymak şeklinde, etnografik olarak o evi tamamlama şeklinde bir süreci sürdürüyoruz ama eski hâlinin de orijinal bir hâl olmadığını burada ifade edeyim. Bu etnografik çalışmaya devam ediyoruz; yüce Meclisin bilgisine sunarım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, şimdi, bu sözümün yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Bununla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen, yerinizden de yapabilirsiniz açıklamanızı.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Evet, mikrofonu açabilirseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz.

5.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, Sayın Bakanım, şu anki yapılmış şekli de Atatürk’le hiç alakası olmayan konular; yani şurada Atatürk’ün orijinal hiçbir eseri yok. Yani tamamen modern hâle getirilmiş, bütün kapısı, penceresi panolarla donatılmış bir şekil.

Şimdi, orada önemli olan şey şudur: Atatürk doğduğu zaman da ki isterseniz içerisinde onun kullandığı eşya olmasın, ama bir Türk evinde doğmuştur, Türk evi tipinde bir evde doğmuştur. Bugün onun örnekleri vardır. Dolayısıyla Atatürk’ün doğduğunu ortaya koyabilecek, doğduğu zamanı ortaya koyabilecek bir ev tipinin olması gerekir. Siz zaten bulamazsınız burada, ne yaparsanız yapın bulamazsınız. Dolayısıyla orada hiç ama hiç Atatürk’le alakası olmayan şöylesine bir bina, içi bomboş, ruhsuz bir ev yapmak mı daha doğrudur, yoksa o tarihte Atatürk’ün yaşadığı dönemdeki bir ev tipini oraya koyup, insanların girdiğinde, ziyaret ettiğinde Atatürk böyle bir evde doğmuştur fikrini vermek mi doğrudur? Dolayısıyla, yani siz oraya ne koyarsanız koyun başka türlü bu evi canlı tutamazsınız, ruhsuz hâlde bırakırsınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Benim istirhamım o dönemde yaşanıldığı biçimde bir ev tipinin yapılmasıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz; konu anlaşılmıştır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

A) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU (Devam)

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Beşinci turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru-cevap işlemine geçiyoruz. Biliyorsunuz, soru-cevap işlemi yirmi dakika. Yirmi dakikanın on dakikasını birer dakika olarak sayın milletvekillerimize vereceğiz; ondan sonrasını Hükûmet nasıl uygun görüyorsa ona göre cevaplayacaklardır.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gümrük ve Ticaret Bakanı, Gümrük Kanunu hükümlerini uygulamadığını, suç işlediğini itiraf ettiği için bütün sorularımı Egemen Bağış’a soracağım.

Şimdi, birinci sorum Egemen Bağış’a: Siz AKP genel başkan yardımcısı mısınız, yoksa Türkiye Cumhuriyeti Bakanı mısınız? Eğer Bakansanız, Ankara’da yapılan AB Ekonomik Karma Komisyonu’nu terk etmeniz ve AKP’nin şovuna katılmanızı nasıl değerlendireceksiniz? Aksi takdirde Bakanlığı bırakmanız gerekiyor diye düşünüyorum.

İkinci sorum: AB vizelerinin kalkması konusunda sizden bir randevu talep etti mi Avrupa Birliği?

Üçüncü sorum: Bakanlığınız döneminde Avrupa Birliğinden ve Avrupa Birliğine üye olmayan ülkelerden kaç ülkede vizeyi kaldırdınız?

Dördüncü sorum: Çifte vatandaşlıkta Avusturya’da ve Almanya’da Hükûmetiniz döneminde, on bir yıllık süreçte ne gibi gelişmeler sağladınız? Bütün dünya ülkelerinin çifte vatandaşlığı kabul edilirken Türklerin çifte vatandaşlığı kabul edilmiyor. Bunun hakkında ne yaptınız?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

3 bakana da ayrı ayrı soracağım, eşitlik bozulmasın diye. Şanlıurfa medeniyetlerin havzasıdır. Şanlıurfa’da tarihî yerlerin bulunduğu yerleri gösteren yollarda tabelalar yoktur.  Şanlıurfa’da tarihî yerlerin bulunduğu yerlerde tuvalet yoktur, içme suyu yoktur. Bunu ne zaman yapacaksınız? Ben hep sordum ama üç yıllık milletvekilliği süresi içerisinde bir türlü olumlu cevap alamadım.

Soru iki, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına: Yurt dışına çıkış harçları, pulları bu seyahat özgürlüğünün önünde bir engel değil midir, bunu kaldırmayı düşünüyor musunuz, buna benzer uygulamayı başka ülkeler gösteriyorlar mı?

Üçüncü sorum: 2013 yılında Avrupa Birliğinden ülkemize ne kadar hibe fonu aktarılmıştır, aktarılan hibe fonları hangi projeler için, ne kadar kullanılmıştır, hibe fonlarında kalan miktar ne kadardır, hibe fonu Bakanlık bütçesinde yer almakta mıdır, yoksa doğrudan ilgili projeyi uygulayacak olan bakanlığa mı aktarılmaktadır?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Varlı…

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Sayın Çelik’e: Kendisi de Adana Milletvekili. Adana’nın denize sahili olan iki tane ilçesi var; birisi Karataş, birisi Yumurtalık. İkisi de hem Antalya’yı hem Ege sahillerini aratmayacak derecede denizi güzel, sahili güzel, kumsalı güzel ancak bir türlü turizme açılamadı. Bunun sebebi de hem ulaşım açısından Ceyhan-Yumurtalık arasındaki yolun bitirilememiş olması hem oradaki yıldızlı otel sayılarının arttırılamamış olması ve orada çok değerli bir tarihî eser, Yumurtalık Kalesi’nin restorasyonunun bir türlü yapılamamış olması.

Sayın Bakan, bu her iki ilçenin turizme açılabilmesi, orayı turizm cenneti hâline getirebilmek adına bir projeniz var mıdır? Bu yolun, Ceyhan-Yumurtalık arasındaki yolun bir an önce bitirilmesi için bir gayret sarf edilecek midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın Eyidoğan…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan Çelik’e: Tescil edilmiş tarihî evlerin onarım giderleri mülk sahiplerince karşılanmakta, onarım ödeneği ve izni için Bakanlığınıza yapılan başvurulara cevap çok uzun sürmektedir. Bu durum yapıyı kullanan vatandaşlarımızın çok çeşitli sorunlarla karşılaşmasına neden olmaktadır. 2013 Değerlendirme Raporu’nda “Devam etmekte olan bazı kentsel renovasyon projelerinin kültürel ve tarihî miras açısından risk oluşturma potansiyeli bulunmaktadır. Sivil toplum, karar alma süreçlerinde her zaman yer almamaktadır ve şeffaflık ve kamuoyuyla istişare eksikliği söz konusudur.” denmektedir. Bu konuda görüşünüz nedir?

Sayın Bakan Bağış’a: 24 Haziran 2013 tarihinde New York Times’ta yayınlanan bir makalede, Türkiye’nin AB sürecinden koptuğu ve artık bu süreçle ilgilenmediğini iddia eden bir yorum var. Bu makaleye cevaben bir mektup yazdığınız ifade ediliyor. Cevabınızda özet olarak ne dediniz?

Sayın Bakan Yazıcı’ya: Avrupa’da yaşayan Türklerin, Türkiye, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan sınır kapılarında, özellikle ağustos ayında yaşanan en büyük sıkıntıları nelerdir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eyidoğan.

Sayın Şahin… Yok.

Sayın Çam…

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan Bağış’a: Geri Kabul Anlaşması yürürlüğe girdiğinde, AB ülkelerine Türkiye üzerinden kaçak giriş yapmış üçüncü ülke vatandaşlarının otomatik olarak Türkiye’ye iadeleri gündeme gelecek. Türkiye, çoğu zaman, bu kaçak göçmenleri geldikleri ülkelere gönderemeyecek. Bu konuda nasıl bir çalışma yapmaktasınız? Bu anlaşmanın şartlarını yerine getirebilecek misiniz?

İkinci sorum Sayın Gümrük Bakanımıza: Biraz önce Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Kazım Kurt, x-ray sistemiyle ilgili yolsuzlukları belgeleriyle ortaya koydu. Böyle bir yolsuzluk Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olmuş olsa bakan aynı gün ve aynı saatte istifa eder, Japonya’da olsa harakiri yapar. Biz sizin harakiri yapmanızı istemiyoruz ama istifa etmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çam.

Sayın Kurt…

KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Yazıcı’ya sormak istiyorum: Sayın Bakanım, Sarp Sınır Kapısı’nın proje maliyet bedeli 40 milyon, x-ray cihazlarının maliyeti tahmini 5 milyon yani sözleşme bedelinin yüzde 13’ü civarında ve bu teslim edilmiyor. Bunun teslim edilmemesi sonucu burada çalışmayan cihaz nedeniyle yakalanamayan kaçakla ilgili bir tahmininiz var mı? Bu, özellikle kaçakçılık yapmak için oraya konulmamış olabilir mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kurt.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sorum Sayın Bakan Çelik’e: Bursa Mudanya ilçesi Myrleia antik kentin bulgularını taşımaktadır. Bu alan imara açılmış ve özel bir şirket tarafından AVM yapılmak üzere inşaatına başlanmıştır. Bakanlığınız bugüne kadar cereyan eden gelişmelerle ilgili bölgede herhangi bir inceleme, değerlendirme çalışması yapmış mıdır? Sonuçları nelerdir?

Kültür ve Turizm Bakanı olarak tarihî bir değerimizin üzerine beton dökülerek AVM yapılmasının önüne geçmek için bir girişiminiz olacak mıdır? Adli ve hukuki süreci devam eden AVM inşaatında Mudanya ilçe belediyesi, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü ve müze müdürlüğünün göz yummasının altında yatan nedenler nelerdir?

Son olarak da, Turizm Bakanı olarak, bu bölgenin çok zengin bir medeniyete beşiklik etmesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Batum…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Sayın Çelik’e: Bakanlığınızın bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünü kapatmak yönünde bir tasarı hazırlığı içinde olduğunuzu açıkça ifade ettiniz. Gerekçe olarak da söz konusu kurumsal yapının arkaik dönemden kalma bir model olduğunu söylediniz. Sizler “arkaik model” ya da “vesayet düzeni” filan dediniz mi biz şunu anlıyoruz: Ele geçirme, yandaşlaştırma, siyasal ya da ekonomik rant elde etme operasyonu başlıyor. Şimdi, ben de bu hususta sizin hukuksal, siyasal, tarihsel gerekçelerinizi ve dayandığınız uluslararası modelleri merak ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Batum.

Sayın Ata… Yok.

Sayın Tan… Yok.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakan Ömer Çelik Bey’e sormak istiyorum: Mersin’in ilçelerinde turizm yönünden değerlendirilmesi gereken çok sayıda yer var. Ancak bunların çoğu bakımsızlık ve ilgisizlikten âdeta atıl durumda. Özellikle Anemurium antik kentinin bakımı ve yenileme çalışmaları var mı? Ne aşamada?

Gine, Anamur Köşekbükü Mağarası var, 2011 yılında çıkan bir yangınla tamamen turizme kapalı hâle ve hizmet veremez duruma geldi. Buranın onarımı, restorasyonu, aydınlatması ve iç dizaynı için bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?

Bir de bizim orada en büyük sorunumuz, nükleer santralin yapılacağı Büyükeceli Koyu, Türkiye'nin en güzel koylarından birisi. Santral oraya yapıldığı zaman Turizm Bakanı olarak gelip orada denize girer misiniz?

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Sayın Dinçer…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Sayın Hayati Yazıcı Bakanıma: Sayıştayca Bakanlığınızdaki usulsüzlük ve yolsuzlukla ilgili rapor düzenlendi mi? Bu yolsuzluklar Sayıştay Rapor Düzenleme Kurulunca rapordan çıkarıldı mı?

İktidarınız döneminde yapılan ihracatın içinde tespit ettirdiğiniz hayalî ihracat var mıdır?

Hayalî ihracat yaptığı belirlenen kaç firma hakkında inceleme başlatılmıştır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dinçer.

Buyurunuz Sayın Bakan.

Önce kim cevap verecek acaba?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ben vereyim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yazıcı.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, önce Sayın Tanal’ın “Yurt dışı çıkış harçlarını kaldırmayı düşünüyor musunuz?” sorusu var. Yani bu olabilir. Biliyorsunuz, daha önce daha yüksekti bu, sanırım 80 TL civarındaydı, 2006 yılında 102 TL, vesaire falan ama 2007 yılında bunu indirdik 15 TL’ye. Ben de uçaktan inerken, doğrusu, yapılan anonstan rahatsızlık duyuyorum yani “Yurt dışı harç almayanların şuraya gitmesi, buraya gelmesi…” Ben de aynı görüşteyim. Maliye Bakanı arkadaşımla da bunu konuşacağım, bütçeye katkısı ne, getirisi ne, götürüsü ne, yani inşallah böyle bir formülasyon yaparız.

Efendim, Sayın Çam’ın x-ray sistemiyle ilgili: Yani şimdi, değerli arkadaşlar, birbirimizi böyle itham etmek bu kadar basit olmaması lazım. Yani ben konuyu isterseniz, gelirsiniz, özel olarak size anlatırım. Brifing veririm,  özel olarak dediğim o, fizikî değil, monolog hâlinde değil. Gelirsiniz, biz size anlatırız, brife ederiz, konunun detaylarını, boyutlarını görürsünüz. Yani ben size diyorum ki: O maddenin uygulanması nasıl sağlanır, siz bir anlatın bana, nasıl sağlarsınız? Yani biz şimdi hür teşebbüs mensubu bireyin kafasına mı vuracağız “Sen şu x-ray’i alacaksın.” diye? Bakın, sözleşmelerin özgün tarafı, özel hukuk sözleşmeleri var, kamusal sözleşmeler var. Sözleşmelerde öngörülen yükümlülükler dışında bireylere, sözleşmenin taraflarına başka bir yükümlülük yükleyemezsiniz. Bu hukukun çok temel kuralıdır, hukuk fakültesinin de alfabesidir. Dolayısıyla, ben o açıdan bakıyorum.

Sayın Kurt’un “X-ray sistemi ne oldu?” sorusu var. Bakın, değerli arkadaşlar, bir defa x-ray’i üreten 3 ülke var; Amerika, Almanya ve Çin üretiyor. Ha, burada yüklenici firma arzu etti ki: “Bu kadar pahalı bir ürünü Türkiye’de yaptırabilir miyiz?” Yapabilecek olanlar ortaya çıktı, o sebeple bir süre uzatımı oldu, daha sonra da kamusal kaynakla bu yapıldı fakat bunun tutarı sözleşme süresinden düşülmüştür. Bundan ötürü kaçakçılara mı göz yumuldu? Bu ne biçim mantık ben anlayamadım. Bizim, bakın, doğru dürüst herkesin elbette ki Türkiye’ye kazandırmaları konusunda desteğimiz sonsuzdur. Yanlış yapanla ilgili de bizim toleransımız sıfırdır, bizde öyle bir şey olmaz, öyle bir kaygınız olmasın.

İşte, Sayın Dinçer diyor ki: “Sayıştayca Bakanlığınız hakkında rapor düzenlendi mi?” Bakanlığımızla ilgili Sayıştayca düzenlenmiş bir rapor yok, Sayıştay raporu yok bu doğrultuda. Denetçinin çalışması var, denetçinin çalışması Sayıştay raporu değildir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yazıcı.

Sayın Çelik…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ÖMER ÇELİK (Adana) – Sayın Başkan teşekkür ederim.

Sorulan sorularda sayın milletvekilimiz Şanlıurfa’daki ören yerleri ve tarihî yerlerde gerekli işaretlemenin olmadığını söyledi, “Üç yıldır da yanıt alamadım, bir tarih verilebilir mi?” dedi. Şimdi, bize bağlı olan her yerle ilgili, bize bağlı olan yerlerde eksik bir işaret varsa ya da işaretleme konusunda bir eksiklik varsa bununla ilgili şimdi söylüyorum: Hemen tespit edilecek ve dört ay içerisinde bu tamamlanacak. Sayın milletvekilimize de bununla ilgili bilgi verilecek. Süreyi de buradan söylüyorum dört ay içerisinde tamamlanacaktır, varsa bir eksiklik bize bağlı olan yerlerde.

Koruma kurullarıyla ilgili olarak, koruma kurulları toplantılarına -buralarda alınan kararlar konusunda- sivil toplum örgütlerinin dâhil olmasında sıkıntılar olduğu söylendi. Koruma kurullarına, sivil toplum örgütleri gözlemci olarak katılabilirler. Eğer herhangi bir yere gözlemci olarak katılmaları konusunda bir engel çıkmışsa, bu bana somut olarak bildirilirse bunun gereğini yaparım ama somut olmanın dışında genel bir ifade kullanılıyorsa bu genel ifade içerisinde koruma kurullarında sivil toplum örgütlerinin gözlemci olmaması gibi bir durumun olmadığını söyleyebilirim.

Birkaç kere dillendirildi, “Şeffaflık problemi var.” deniyor. Şeffaflık problemi söz konusu olduğunda, şeffaflığın olmaması başka manalara gelir. O sebeple, bu konuda genel ifadeler kullanmak yerine somut olarak ne kastediliyorsa o bize bildirilirse ben kendilerine bilgi veririm, bir yanlışlık varsa da gereğini ivedilikle yaparım. O bakımdan “Şeffaflık problemi var.” diyerek genel bir ifade kullanıp bunun arkasından yanlış anlaşılabilecek imalara yol açmamak gerekir.

Adana’yla ilgili soru soruldu. Bu, Yumurtalık’taki yerle ilgili 2012 yılında planları tamamlandı, tahsise 2012’de çıkıldı fakat müracaat olmadı. Nihayetinde, bu müracaat konusunda bir zorlama yapamayız; bu, hür teşebbüsün işidir. Şimdi, yeniden bir plana çıkması söz konusu olacak. O çerçevede, talep olursa buranın turizme kazandırılması için -zaten orada bir çalıştay da yapıldı arkadaşlarımız tarafından- o süreci takip ediyoruz.

Yine, Karataş planlarının hazırlanması konusunda il özel idaresine yetki verildi, planlama süreci devam ediyor.

Bursa Mudanya’daki inşaatla ilgili olarak: Tabii, o inşaat, oradaki tarihî kalıntıların korunması temelinde izin verilmiş bir inşaat ama şu anda zaten yargı sürecinde, yargı süreci şu anda devam ediyor.

Mersin’deki antik şehirle ilgili bir soru soruldu. O sorunun ifade ettiği şekilde oraya bir müze yapmayı düşünüyoruz fakat yer tespitinde bir problem oldu. Yer tespitindeki problemi aştığımız takdirde orada bir müze yapacağız ya da mevcut müzeyi yıkıp yerine yeni bir müze yapılması için girişim başlatacağız.

“Devletin sanat üreten kurumlarla olan ilişkisinin değiştirilmesinin uluslararası dayanağı nedir?” denildi. Bir kere daha söylüyorum, tam tersine, elimizdeki mevcut modelin uluslararası bir dayanağı yoktur. Bu modele en çok benzeyen model bir tek Çin’de uygulanıyor. Sorun şudur: Sorun, Türkiye’nin sanat üretiminin, kültür üretiminin standartlarını daha çok yükseltmek, evrensel rekabete açmaktır. Burada da çoğulcu ve özgürlükçü bir modelle, sanatçının memur olduğu modelin dışına çıkarak bir model geliştirmek gerekiyor. Burada devlet, kendi elinde operasyonel bazı kurumları tutar, bu kurumlar çerçevesinde bu bahsettiğimiz bütün sanat alanlarını destekler, bunun Anadolu’ya açılmasına, dışarıdan gelecek projelere daha çok destek verilmesine kendisini açar ama devletin memur sanatçı modeliyle kültür ve sanat alanını domine ettiği bir yapı özgürlükçü bir yapı değildir, çoğulcu bir yapı değildir, kültür sanat alanının ihtiyaç duyduğu rekabeti karşılamamaktadır; arayışımız bu temeldedir. Bu sebeple, “kapatma” ifadesi hiçbir şekilde doğru bir ifade değildir. Sorulması gereken soru: Elimizdeki modelin uluslararası dayanağı nedir? Her konuda uluslararası standartları yakalamaya çalışan Türkiye’nin, bu alanda da reform yapması ve uluslararası standartları yakalaması gerektiğini düşünüyoruz.

Diğerlerine yazılı cevap veririm Sayın Başkan.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Buyurunuz Sayın Bağış.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekillerinin sorularından, özellikle Geri Kabul Anlaşması’yla ilgili bir yanlışı düzeltme ihtiyacı hasıl olduğunu anlıyorum. Türkiye hiçbir şekilde bir göçmen deposu olmayacaktır. Türkiye üzerinden geçerek AB ülkelerine giren düzensiz göçmenlerin ülkemize kabulü, ancak bu kişilerin ülkemizden geçtiklerinin kabul edilmesi durumunda söz konusu olabilecektir. Anlaşmada belirtilen şartlar ve koşullar yerine getirildikten sonra, ancak Türkiye’nin kabul etmesiyle geri alım gerçekleşecektir. Geri alım da, bizim pazartesi imzalanmasını beklediğimiz anlaşma, siz sayın milletvekillerinin burada onayından geçtikten üç yıl sonra gerçekleşmeye başlayacaktır.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, sınır güvenliğimizin her geçen gün iyileştirildiği düşünüldüğünde -ki 2011 yılında ülkemizin sınırlarında yasa dışı yollarla Avrupa’ya geçmeye çalışan 77 bin kişi tutuklanmışken, gözaltına alınmışken, 2012’de yapılan çabalar neticesinde bu rakam 35 bine düşmüştür- artık Türkiye transit bir ülke olmayacağını dünyaya çok net bir şekilde duyurmuştur. Bu önlemlerle rakam daha da azalacaktır.

Türkiye mutabakat zaptını imzalaması sırasında Güney Kıbrıs Rum yönetimine ilişkin tutum ve siyasetinde bir değişiklik olmadığına dair bir bildirimde de bulunacaktır. Kamuoyunda yapılan tartışmalardan ve bugün burada gelen sorulardan, bu konuda gerçekten bir bilgi eksikliği olduğunu görüyoruz. Bakanlık olarak bu eksikliği gidermek ve her türlü soruya yanıt vermek üzere bir soru-cevap kitapçığı hazırlıyoruz. Pazartesi günü itibarıyla bu çalışmayı da tamamlayıp hem halkımızın takdirine hem de sayın milletvekillerimizin bilgisine sunacağız.

Bir milletvekilimiz 2013 yılında Avrupa Birliğinden hibe olarak ne kadar fon alındığını sordu. Bu yıl içerisinde ülkemize gelecek olan toplam fon 902 milyon avrodur. Bunun 204 milyon avrosu kırsal kalkınma projelerine, 91 milyon avrosu insan kaynaklarını geliştirme projelerine, 366 milyon avrosu bölgesel kalkınma projelerine, 238 milyon avrosu müktesebata uyum projelerine, 2,1 milyon avrosu ise sınır ötesi iş birliğine yönelik projelerde kullanılacaktır. Bunlara yönelik çalışmalar da devam etmektedir.

Bir sayın milletvekilimiz benim şu andaki titrimi sordu. Ben, mensubu olmaktan büyük onur duyduğum Adalet ve Kalkınma Partisinin eski Genel Başkan Yardımcısıyım, hâlihazırda da Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakerecisiyim. İstanbul milletvekilleri içerisinden Bakanlar Kurulunda görev yapan, Sayın Başbakanımızın dışındaki hâlihazırdaki tek kişiyim.

Şehrimin Büyükşehir Belediye Başkan adayının tanıtılacağı toplantıya, ilk günden itibaren destek verdiğim Sayın Kadir Topbaş’a desteğimin devam ettiğini göstermek babında katılmak, benim en doğal siyasi hakkımdır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olur mu canım öyle bir şey ya? Yabancı delegasyonlarla toplantı yapılıyor.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ayrıca, KPK toplantısına katılma gibi bir mecburiyetim yoktur. KPK bir parlamenterler platformudur ama bugüne kadar her toplantısına katıldım. O toplantıya da katılıp erken ayrılacağımı KPK eş başkanlarına on beş gün önceden bildirdim. O sabah da gittim, konuşmamı yaptım, Sayın Bakan Yardımcımızı orada adıma bıraktıktan sonra da ayrıldım.

“Kaç ülkede vize kaldırdınız?” gibi bir soru geldi. AB üyesi ülkelere tek tek vize kaldırılmıyor. Bu konuda da bir bilgi eksikliği var. AB üyesi ülkelerin ortak vize mekanizması olduğu için, 28 ülkenin tamamında kaldırmak için çabamız devam etmektedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olmayanları da sordum.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Çifte vatandaşlıkla ilgili bir soru geldi. Almanya’da yeni koalisyonun…

BAŞKAN – Sayın Bağış, süremiz sona erdi.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Bir dakikada bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bitiriniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, olmayanları da sordum.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Yeni Alman Hükûmeti Almanya’da doğanlara çifte vatandaşlık hakkı veriyor, diğer vatandaşlarımızın hakkı için de çabalarımız sürmektedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çifte vatandaşlık vermiyor, doğru söylemiyorsunuz.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) -  New York Times’a bugüne kadar defalarca yazı gönderdik, bahsi geçen yazıya da cevap gönderdik ve yayımlandı. Türkiye'nin haklarını her platformda savunmaya devam edeceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bağış.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Egemen Bağış’ın çifte vatandaşlıkla ilgili verdiği bilgi şu: Şimdi, Almanya’daki Türkiye dışındaki tüm devletlerin yani tüm yabancıların çifte vatandaşlığını Alman kabul ediyor. Neden? Çünkü o diğer yabancı ülkeler vatandaşlarını vatandaşlıktan atmıyor ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti şunu yapıyor: Kendi özbeöz vatandaşımızı vatandaşlıktan attığı için, Almanya’daki Türk vatandaşlarımız mecburiyet karşısında… Diyor ki: “Kardeşim, ya Türk vatandaşlığından çık ya Alman vatandaşlığına gir. Ben çifte vatandaşlığı kabul etmiyorum.” Yani Bakanlığın bu zorluğu karşısında Almanya’da bulunan Türk vatandaşlarımız mağdur oluyor ve bu mağduriyetin giderilmesi için asıl olan devletler hukukunda -Sayın Hayati Yazıcı Bey Bakanım da çok iyi bilir- devlet, kendi vatandaşını vatandaşlıksız duruma bırakamaz, terk edemez.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bitiriyorum. özür dilerim.

Eğer biz direnirsek, vatandaşımızı vatandaşlıktan atmazsak, Alman devleti, bizim oradaki Türk vatandaşlarımızın çifte vatandaşlığını, diğer ülkeleri kabul ettiği gibi bizi de kabul etmek zorundadır.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – İç Tüzük’ü okuyunuz lütfen.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Sayın Başkanım, yarın İçişleri Bakanımız geldiğinde bu konuyu Sayın Tanal kendisine de gündeme getirebilir ama bir bilgi eksikliği var. Yeni Koalisyon Anlaşması’nda Almanya’da doğan bütün soydaşlarımızın, kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın çifte vatandaşlık hakkı Almanya tarafından verilecek.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yok öyle bir şey, yok.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) – Ama bizim vatandaşlıktan çıkarmamızla ilgili, Avrupa Birliğinin yetkisi içerisinde olan bir konu değil, İçişleri Bakanlığının yetkisindedir. Ona da yarın İçişleri Bakanımız burada size gerekli cevabı verecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim, bakın…

BAŞKAN – Sayın Tanal, konu anlaşıldı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, çok özür dilerim, tek cümleyle…

BAŞKAN – Siz düzeltmenizi yaptınız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani, bu, devletler hukukunu bilmediği anlamına geliyor.

BAŞKAN – Sayın Tanal, siz düzeltmenizi yaptınız, Sayın Bakan da izahını yaptı, konu da kapandı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama yanlış bir bilgiyi veriyor.

BAŞKAN – Lütfen… Anlaşıldı.

Şimdi, sırasıyla beşinci turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

25) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

1) Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                           (TL)

01                 Genel Kamu Hizmetleri                                         222.924.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

03                 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                          795.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                     GENEL TOPLAM                                                223.719.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                        (TL)

Toplam Ödenek                                                                              188.378.000,00

Bütçe Gideri                                                                                   181.213.685,89

İptal Edilen Ödenek                                                                            7.164.314,11

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Akreditasyon Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.21) TÜRK AKREDİTASYON KURUMU

1) Türk Akreditasyon Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                       (TL)

03                 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                     135.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                 Ekonomik İşler ve Hizmetler                                9.707.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     GENEL TOPLAM                                               9.842.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                    (TL)

03                 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                         10.652.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

05                 Diğer Gelirler                                                      9.525.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     TOPLAM                                                          20.177.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türk Akreditasyon Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türk Akreditasyon Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türk Akreditasyon Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                   (TL)

Toplam Ödenek                                                                          11.697.500,00

Bütçe Gideri                                                                               10.130.558,25

İptal Edilen Ödenek                                                                      1.566.941,75

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

                                                                                                                   (TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                  19.000.000,00

Net Tahsilat                                                                                23.787.146,77

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türk Akreditasyon Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

21) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                              (TL)

01                Genel Kamu Hizmetleri                                           473.593.700

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

02                Savunma Hizmetleri                                                       749.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03                Kaum Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                       13.603.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                Ekonomik İşler ve Hizmetler                                   448.360.200

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07                Sağlık Hizmetleri                                                              20.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

08                Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                     1.038.463.100

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                    GENEL TOPLAM                                               1.974.789.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                  (TL)

Toplam Ödenek                                                                    1.881.643.860,89

Bütçe Gideri                                                                          1.613.323.102,03

Ödenek Üstü Gider                                                                                  20,25

İptal Edilen Ödenek                                                                 268.083.827,81

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                231.444.067,84

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.16) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                            (TL)

01                 Genel Kamu Hizmetleri                                           18.379.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

03                 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                       1.955.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

07                 Sağlık Hizmetleri                                                          284.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

08                 Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                      205.556.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     GENEL TOPLAM                                                226.174.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                            (TL)

03                Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                 3.564.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler          222.161.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

05                Diğer Gelirler                                                               449.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                    TOPLAM                                                             226.174.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Toplam Ödenek                                                                         192.089.128,01

Bütçe Gideri                                                                              189.944.922,34

İptal Edilen Ödenek                                                                       2.144.205,67

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                 178.182.000,00

Net Tahsilat                                                                               188.708.508,91

Ret ve İadeler                                                                                       1.760,00

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.15) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                                 (TL)

01                Genel Kamu Hizmetleri                                                21.876.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

03                Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                           2.958.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

08                Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                          162.227.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                    GENEL TOPLAM                                                    187.061.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                                (TL)

03                Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                     7.917.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler              179.061.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

05                Diğer Gelirler                                                                     83.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                    TOPLAM                                                                  187.061.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                  (TL)

Toplam Ödenek                                                                       162.319.805,00

Bütçe Gideri                                                                            158.449.084,22

İptal Edilen Ödenek                                                                     3.870.720,78

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

                                                                                                              (TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                            147.714.000,00

Net Tahsilat                                                                          156.424.463,16

Ret ve İadeler                                                                                  3.094,26

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum

40.53) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                              (TL)

01                 Genel Kamu Hizmetleri                                               5.149.600

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

03                 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                        1.969.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

08                 Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                         15.921.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     GENEL TOPLAM                                                   23.040.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                              (TL)

03                 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                        10.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler              22.835.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

05                 Diğer Gelirler                                                                 195.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     TOPLAM                                                                 23.040.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Toplam Ödenek                                                                           25.204.000,00

Bütçe Gideri                                                                                11.872.142.22

İptal Edilen Ödenek                                                                     13.331.857,78

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                   25.204.000,00

Net Tahsilat                                                                                 14.698.426,17

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

31) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu            Açıklama                                                                              (TL)

01                 Genel Kamu Hizmetleri                                           565.367.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

03                 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                      42.609.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                 Ekonomik İşler ve Hizmetler                                     36.691.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                     GENEL TOPLAM                                                 644.667.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                     (TL)

Toplam Ödenek                                                                          478.557.538,00

Bütçe Gideri                                                                               444.774.061,36

İptal Edilen Ödenek                                                                      33.783.476,64

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.07) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                               (TL)

01                Genel Kamu Hizmetleri                                              32.899.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

04                Ekonomik İşler ve Hizmetler                                      25.901.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                    GENEL TOPLAM                                                    58.800.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu           Açıklama                                                                               (TL)

03                Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                    1.015.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

05                Diğer Gelirler                                                             57.785.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                    TOPLAM                                                                  58.800.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2014 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2012 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Toplam Ödenek                                                                           60.297.000,00

Bütçe Gideri                                                                                51.103.025,92

İptal Edilen Ödenek                                                                       9.193.974,08

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

                                                                                                                    (TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                   46.760.000,00

Net Tahsilat                                                                                 40.615.697,80

Ret ve İadeler                                                                                   188.289,30

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2012 yılı merkezî kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumunun 2014 yılı merkezi yönetim bütçeleri ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesapları kabul edilmiştir.

On beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.03


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.22

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale),Dilek YÜKSEL (Tokat),

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Devam)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Devam)

Ğ) ADALET BAKANLIĞI

1) Adalet Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Adalet Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) CEZA VE İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU

1) Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

1) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

1) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

1) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

N) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, altıncı tur görüşmelere başlıyoruz. Altıncı turda Adalet Bakanlığı, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

Bütçeyle ilgili, bu turda soru sormak isteyen sayın milletvekilleri sisteme girebilirler.

Şimdi, altıncı turda grupları ve şahsı adına söz isteyen sayın milletvekillerinin adlarını okuyorum: Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul milletvekili Murat Başesgioğlu, Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, Bursa Milletvekili Necati Özensoy, Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Van Milletvekili Özdal Üçer, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir, İstanbul Milletvekili Bülent Turan, Konya Milletvekili Harun Tüfekci, Muş Milletvekili Faruk Işık, Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yıldırım Ramazanoğlu, Nevşehir Milletvekili Ahmet Erdal Feralan, Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Hatay Milletvekili Orhan Karasayar, Muş Milletvekili Muzaffer Çakar, Bingöl Milletvekili Eşref Taş; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Aydın Milletvekili Osman Aydın.

Şahıslar adına, lehte Malatya Milletvekili Hüseyin Cemal Akın; aleyhte Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve Hükûmet.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı, İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu.

Buyurunuz efendim.

Süreniz yirmi dakikadır. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığı 2014 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz milletimizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “adalet” kavramı hem devlet hem de toplumsal hayatımızda önemli bir değerdir. “Adalet mülkün temelidir.” diyerek devletimizin temellerinin adalet üzerine inşa edildiğini beyan etmişizdir. Adaletli olmayı emreden dinî inancımız ve kültürel mirasımız toplumsal harcımızı adalet ilkeleriyle yoğurmuştur. Tüm tarihimiz boyunca toplumsal huzur ve barışı “adalet” kavramında bulmuş, toplumsal vicdanımız adaletle tatmin olmuş, adaletsizlikte ise incinmiştir.

Uluslararası camiada da adalet vazgeçilmez bir değerdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde herkesin, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil ve aleni olarak görülmesini istemeye hakkı olduğu yıllar öncesinden kabul edilmiştir. Vatandaşların ülkedeki mevzuata, uygulamaya ve sonuçlarına güven duymalarını içeren “hukuk güvenliği” evrensel değerler arasında sıkça telaffuz edilen bir kavram olmuştur.

Değerli milletvekilleri, gelmiş geçmiş bütün cumhuriyet hükûmetleri adalet hizmetlerini iyileştirmek için gayret sarf etmişlerdir. Son on yıldır görev yapan sayın bakanlar döneminde de altyapı hizmetleri, adliye sarayları ve fiziki yapılar, insan kaynaklarındaki iyileştirmeler, teknolojik gelişmeler ve yoğun yasa çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu alanda, başta sayın bakanlar olmak üzere, adalet dağıtan hâkim ve savcılarımıza, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında çalışan tüm görevlilere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ancak, değerli milletvekilleri, ülkemizdeki adalet açığı o kadar büyüktür ki, yargının sorunları o kadar çoktur ki, bu kadar yoğun bir gündemi bir tek bakanlığın, Adalet Bakanlığının tek başına çözmesi mümkün değildir. Bu, tamamen siyasal iktidarın hukuk devleti ilkesini özümsemesine, yargı bağımsızlığına ve yargının tarafsızlığına verdiği önemle eşdeğerdir.

Bakınız, on yılı aşkın süredir yapılan çalışmalara, çıkarılan yasalara, uygulamaya ilişkin düzenlemelere, yargının sorunlarını çözeceği iddiasıyla yapılan 2010 Anayasa değişikliğine, toplumu büyük beklentilere sokarak çıkarılan 4 adet yargı paketine rağmen, maalesef çok ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Tazminat Komisyonu kurmamıza ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanımamıza rağmen, hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine en çok şikâyet başvurusu yapılan ve yine hakkında en çok ihlal kararı verilen ülkeler içerisinde ilk sırada yer almaktayız.

Mahkemelerde iş yoğunluğu had safhadadır. Ceza ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklu sayıları çoğu kez kapasiteleri aşmaktadır. İfade ve düşünce hürriyeti, toplantı, gösteri ve yürüyüş haklarının kullanımında ve korunmasında toplum olarak büyük sıkıntılar çekmekteyiz. Kamuoyunun çok yakından takip ettiği birçok davada masumiyet karinesinin ortadan kalktığı, tutukluluğun geçici bir tedbir olmaktan çıkıp fiilî mahkûmiyete dönüştüğü yolunda çok sayıda iddia ve itirazlar gerçekleşmiştir. Bu davalardan Balyoz ve Ergenekon gibi sonuçlanan davalar da açıkçası toplum vicdanında karşılık bulmamış, hâlen de tartışılmaya devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dikkatlerinize sunmak istediğim bir konu da tutuklu milletvekilleri konusudur. Hepiniz hatırlayacaksınız, 2011 Temmuz ayında Mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerin ortak iradeleriyle bir protokol imzalanmış ve tutuklu milletvekillerinin sorununa çözüm bulunması amaçlanmış idi. 2011 Temmuzundan bu tarafa geçen iki buçuk yılı aşkın süre içerisinde tutuklu milletvekillerinin sorununa yasama kendi dinamikleriyle bir çözüm maalesef üretememiştir. Yargılamalar bitmiş, davalar sonuçlanmıştır. Bu bağlamda -çok yakında- Anayasa Mahkemesince Sayın Mustafa Balbay hakkında verilen kararı çok önemli buluyoruz. Sayın Balbay’a bir kez daha geçmiş olsun diyoruz. Bu kararın diğer davalardan tutuklu BDP’li milletvekilleri için de yol gösterici olacağına inanıyorum. Aynı şekilde, bu kararın İstanbul Milletvekilimiz Sayın Engin Alan için de emsal teşkil edeceğine inanıyoruz. Sayın Alan’ın avukatı tarafından Anayasa Mahkemesine müvekkili hakkında adil yargılamanın ihlali ve milletvekilliği görevlerini yapamaması nedeniyle bireysel başvuruda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesinin Sayın Balbay hakkındaki kararının gerekçesi iki ana noktadadır: Birincisi, uzun tutukluluk süresi, ikincisi de milletvekilliği yapamaması yani seçilme hakkının ihlaliyle ilişkilidir. Sayın Alan hakkında bu gerekçeler geçerli olduğu gibi, adil yargılanamama itirazı da daha önemlidir. Burada klasik tutuklu hükümlü, kesin hüküm gibi şeklî ve zamana bağlı ayrımlara takılmamalıyız, netice de işin özü özgürlüğe ilişkindir. Kaldı ki hem doktrinde hem de uygulamada kesin hüküm konusu hâlen tartışmalıdır. Sayın Alan için hak arama yolları tamamen tükenmemiştir; kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve kendi takdirine bağlı olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yolları açıktır. Bu çerçevede, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Alan tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun kabul edilmesini, tutukluluğunun sona ermesini ve yeniden yargılama yolunun kendisine açılmasını temenni etmekteyiz. Bu temennimiz Sayın Alan’la sınırlı değildir, uzun tutukluluk ve diğer hak ihlali tüm mağdurlar için de geçerlidir. Eğer, yargının tozlu arşivlerine üzerine şaibe bulaşmış dosyalar terk etmek istemiyorsak bu mağdurların ödemiş olduğu ağır bedeller dikkate alınmalı ve yeniden yargılanmalarının yolu açılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, son on yılda mevcut yapısal sorunlarımıza ilaveten yeni ve can alıcı iki büyük tehdit daha ilave olmuştur. Bunlardan birincisi: Parlamenter demokrasiden hızla uzaklaşıp otoriter bir yönetime doğru gitmekte olduğumuzdur. Siyasal yönetim sistemimiz kuvvetler ayrılığı sistemine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin kendi aralarında dengeli, kendi sınırlarını aşmayan, tek elde toplanmayan, birbirini kuşatmayan bir konumda olmaları demokratik yöntemlerin olmazsa olmazıdır. Bu prensibin zorlanması, yetki ve görev alanlarının aşılması, devlet yönetiminde siyasi krizlere neden olur. Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devletidir. Yasama veya yürütmenin anayasal sınırlar dışına taşan güç ve yetki kullanımı hukukun üstünlüğü gereğince sınırlanır. Elbette, belki de en başta yargı da hukukun üstünlüğü içindedir. Keza, hukuk devleti şeklî bir kanun devleti anlamına gelmemektedir, meşruiyet içerisinde durması gerekir. Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilebilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır. Bu evrensel kabule rağmen maalesef ülkemizde kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetlerin temerküzüne doğru bir gidiş başlamış, devletle hükûmet kavramları aynılaşmış, yasama, yasa yapma ve iktidarı denetleme fonksiyonundan etkisiz kalmış, yürütme ve yasamanın iç içe geçtiği, girdiği bir ortam karşımıza çıkmıştır. AK PARTİ iktidarının sayısal gücüne güvenmesi ve tek başına hareket etme alışkanlığı parlamenter demokraside derin çatlaklar oluşturmuştur.

Değerli milletvekilleri, ikinci tehdit ise milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelmiş etnik temelli bölücü tehdittir. Türkiye Cumhuriyeti devletini tasfiye etmeyi, etnik ayrışma ve bölünme yoluyla milletimizi parçalamayı hedef almış bir tehdit söz konusudur. Aslında, bu emperyalizmin Türk milletiyle yarım kalmış bölme, parçalanma hesabının güncellenmiş yeni bir versiyonudur. Ne y