DÖNEM: 24                            CİLT: 63                      YASAMA YILI: 4

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

25’inci Birleşim

4 Aralık 2013 Çarşamba

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

 I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin ekonomisine ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Başbakanın ekonomiyle ilgili açıklamalarında rakamlarla oynadığına ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’da elektrik kesintileri nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 79’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, YÖK’ü protesto ettikleri için tutuklu bulunan öğrencilerin derhâl serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

6.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Van depreminin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremzedelerin sorunlarının çözümlenmediğine ilişkin açıklaması

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta organize sanayi bölgeleri için arsa temin edilmesinin gerekli olduğuna ilişkin açıklaması

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, iş yeri sahiplerinin 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın yürürlükten kaldırılmasından sonraki uygulamanın yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

9.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yaşamlarını yitiren madencileri saygıyla andığına ve çalışan madencilere esenlikler dilediğine ilişkin açıklaması

10.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Maliye Bakanlığının AKP’li ve CHP’li belediyeler arasında ayrımcılık yaptığına ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu adına, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ve Mektebi Mülkiyenin 154’üncü kuruluş yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Grubu adına, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne, her alanda insan emeğine yönelmiş ciddi saldırıların olduğuna ve emeği meta olarak gören bir zihniyeti kabul etmediklerine ilişkin açıklaması

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ Grubu adına 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, BDP Grubu adına Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 79’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, MHP Grubu adına 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

18.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 480 ve 480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı hükümlerinin değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

20.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Başbakanın hastalandığı ve GATA’ya kaldırıldığı bilgisinin doğru olup olmadığına ve görüşülen 480 ve 480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla sağlıkçı olmayan asker ve polislere acil tıbbi müdahale yetkisinin verilmesine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1354)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 22 milletvekilinin, mevsimlik işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/801)

2.- Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider ve 24 milletvekilinin, balon turları sektörünün altyapısı ile hizmet kalitesinin yükseltilip turizmin hizmetine sunulması için yapılması gerekenlerin ve sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/802)

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- MHP Grubu adına, grup başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Suriye konusundaki Türk dış politikasının temel hedef ve çizgisi hakkında genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/9)

 

Ç) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Tacikistan Cumhuriyeti Parlamentosu üyelerinden oluşan parlamenter heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

D) Duyurular

1.- Başkanlıkça, bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının görüşmelerinde uygulanacak söz kayıt işlemleri ve usullerine ilişkin duyuru

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla 6/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 4 Aralık 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- AK PARTİ Grubunun, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarında yer almasına; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme usul ve takvimi ile konuşma sürelerine; kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin on iki turda tamamlanmasına; turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddelerinin oylanmasına ilişkin önerisi

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 5 Aralık 2013 Perşembe ve 6 Aralık 2013 Cuma günleri toplanmamasına ilişkin önerisi

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin AK PARTİ grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek)

 

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Ulusal Komisyon Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/663) (S. Sayısı: 335)

5.- Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/666) (S. Sayısı: 377)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı: 359)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Alo 181 Çevre ve Şehircilik Hattına yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/32721)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’da borçları nedeniyle elektrikleri kesilen köylere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32741)

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat ilçesindeki bir köyde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32742)

4.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat ilçesinin bir köyünde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32743)

5.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, elektrik şirketlerince alınan sayaç okuma bedellerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32744)

6.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, enerji sistemleri mühendisliğinin istihdam olanaklarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32745)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Askeri Havaalanı Mania Planı Uygulamasının enerji iletim hatlarına etkisine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/32746)

8.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, elektrik dağıtım ve kullanımıyla ilgili bazı verilere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32747)

9.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32748)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa ait gayrimenkullere ve bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32749)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa ait arsa ve araziler ile bunların satış ve kiralama işlemlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32750)

12.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, İzmir’in Bergama ilçesindeki çam fıstığı üretim alanlarının madencilik faaliyeti kapsamına alınacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32751)

13.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Ankara’da doğal gaz satışlarında kota uygulanmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32752)

14.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, doğal gaz satışlarına kota getirilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/32753)

15.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Doğu Anadolu Bölgesi elektrik dağıtımı özelleştirmelerine ve özelleştirilen şirketlerde çalışan işçilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32754)

16.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, kaya gazı ve petrolü sondaj çalışmalarına ve muhtemel sonuçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32755)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı bir köydeki ağaçların kesilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/33128)

18.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, TİKA’nın Kazakistan’da yaşayan Kürtlere yönelik yaptığı çalışmalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/33157)

19.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TOKİ’nin Ankara Yapracık Mevkisinde yaptırdığı konutlarda yaşanan ısınma aidatı sorununa ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/33211)

20.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’un Tuzla ilçesindeki imar planlarına cemevlerinin işlenmesi talebine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı  (7/33212)

21.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan personele ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/33213)

22.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Bakanlıkça yapımına onay verilen HES’lerin ÇED Yönetmeliği’ne uygun olup olmadığına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/33358)

23.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da TOKİ tarafından yaptırılan MEMUR-SEN konutlarının eksikliklerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/33527)

24.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, 2013 yılında bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/33826)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ,

Manisa Milletvekili Erkan Akçay,

Mardin Milletvekili Erol Dora,

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, engellilerin sorunlarına ve haklarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan,

Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal,

İzmir Milletvekili Oktay Vural,

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne;

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, İstanbul ili Üsküdar ilçesi Yavuztürk Mahallesi’ndeki okulların sorunlarına ve İstanbul’un bazı ilçelerinde 2/B kapsamında tespit edilen rayiç bedellerin yüksekliği nedeniyle vatandaşların mağdur olduğuna,

Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, ağaç diken öğrenciler hakkında soruşturma açılmasına,

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, İstanbul ili Sultangazi ilçesi Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesinin sorunlarına,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, AKP iktidarının demokratik açılımının, bölgeyi PKK’yla Barzani’ye açmaya ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hâkimiyetini kırmaya dönüştüğüne,

Kütahya Milletvekili Alim Işık, emeklilerin sorunlarına ve maaşları ile özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda Hükûmeti göreve davet ettiğine,

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının iktidar partisinin aday tanıtımı sebebiyle âdeta işgale uğradığına, Hükûmetin Türkmenlerin uğradığı saldırılara seyirci kaldığına ve saldırıya uğrayan Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşad Salihi’ye geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna,

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, Uşak’ta tütün üreticilerinin sorunlarına, Silivri Cezaevinde AIDS’li ve veremli hastaların diğer mahkûmlarla aynı ortamda tutulduğuna ve bu uygulamanın sona erdirilmesi gerektiğine,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, AKP politikalarının Türk devletinin bütünlüğünün ve millî birliğin yok edilmesini hedeflediğine,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne, Barış ve Demokrasi Partisi olarak sağlık emekçilerine uygulanan şiddeti kınadıklarına ve partilerinin gençlik meclisinin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği kongrede yaşanan olaylara,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 21 milletvekilinin, incir üreticilerinin sorunlarının (10/798),

Bursa Milletvekili İlhan Demiröz ve 20 milletvekilinin, ipek böcekçiliği sektörünün sorunlarının (10/799),

İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 19 milletvekilinin, AB ile tam üyelik sürecinde yaşanan sorunların (10/800),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Başkanlıkça, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin yazılı olarak müracaat etmelerine ilişkin duyuruda bulunuldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye-Kırgızistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan’dan oluşan heyetin 4-7 Aralık 2013 tarihlerinde Kırgızistan’a resmî bir ziyarette bulunmasının Başkanlık Divanının 31/10/2013 tarihli ve 57 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi kabul edildi.

BDP Grubunun, 17/6/2013 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşlarının engelli vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (3656 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 3 Aralık 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde okunmasına,

MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve arkadaşlarının enerji sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (10/606),

CHP Grubunun, 27/11/2013 tarihinde İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ve arkadaşlarının öğrenci seçme ve yerleştirme sisteminde meydana gelen aksaklıkların incelenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (1166 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 3 Aralık 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde okunmasına,

Görüşmelerinin Genel Kurulun 3 Aralık 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 480 ve 480’e 1’inci ek ve 335 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3’üncü ve 4’üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 480 ve 480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Bursa Milletvekili Necati Özensoy, Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna,

Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının enerji politikalarına ilişkin bir açıklamada bulundu.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (2/239) esas numaralı 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda ve 3194 Sayılı İmar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Görüşmeleri 28 Kasım 2013 Perşembe günkü 23’üncü Birleşimde tamamlanan, Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Meteoroloji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu raporları (1/694) (S. Sayısı: 397) yapılan açık oylamasından sonra kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasına alınan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Yapılan yoklamalar sonucunda toplantı yeter sayısı bulunmadığından, alınan karar gereğince, 4 Aralık 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere 22.16’da birleşime son verildi.

                                                          Meral AKŞENER

                                                             Başkan Vekili

    Muhammet Bilal MACİT                                                   Muhammet Rıza YALÇINKAYA

                 İstanbul                                                                                     Bartın

                Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye


II.- GELEN KÂĞITLAR

No: 40

04 Aralık 2013 Çarşamba

Teklifler

 

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1892) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2013)

2.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1893) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

3.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1894) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2013)

Tezkereler

1.- 3346 Sayılı Kanun Uyarınca, 6085 Sayılı Kanun Kapsamında Sayıştay Başkanlığı Denetimine Tabi Kuruluşlarla İlgili Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Denetim Raporlarının Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1345) (Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2013)

2.- Siirt Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1346) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1347) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1348) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

5.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1349) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

6.- İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1350) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

7.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1351) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

 Raporlar

1.- 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/832) (S. Sayısı: 506) (Dağıtma tarihi: 04.12.2013) (GÜNDEME)

2.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan 2012 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı Tarafından Sayıştaya Gönderilen Genel Faaliyet Raporları ile Bu Raporlara İlişkin Sayıştay Değerlendirmesini İçeren 2012 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi, 2012 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/798, 3/1275, 3/1277, 3/1278, 3/1279) (S. Sayısı: 507) (Dağıtma tarihi: 04.12.2013) (GÜNDEME)

Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Önergeleri

1.- MHP Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Suriye konusundaki Türk dış politikasının temel hedef ve çizgisi konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/9) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.04.2012)

2.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 22 Milletvekilinin, mevsimlik işçilerin karşılaştıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/801) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.04.2012)

3.- Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider ve 24 Milletvekilinin, balonculuk sektörünün altyapı ve hizmet kalitesinin yükseltilip turizmin hizmetine sunulması ve sorunlarının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/802) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.04.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ankara’nın şebeke suyundaki kirliliğe ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30487)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Taksim İlkyardım Hastanesinin yıkılarak yeniden yapılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30488)

3.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Bakanlık tarafından Ankara’nın içme suyunda kirlilik tespit edildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30489)

4.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, domuz gribi aşısı alımına ve kullanılmayan aşıların akıbetine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30490)

5.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, tam gün uygulamasında yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30491)

6.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, paracetamol içeren ilaçların kullanımına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30492)

7.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Darıca Farabi Devlet Hastanesinde 18 yaş altındaki bir kişiden muayene ücreti alınmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30493)

8.- Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, asbest tespit edilen yerlerde alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30494)

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Seyitömer Termik Santralinin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30495)

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan yangına ve hastanenin çeşitli sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30496)

11.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Balıkesir’de iki devlet hastanesinin ihmalleri sonucu bir kişinin hayatını kaybettiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30497)

12.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Sancaktepe Bölge Hastanesinin acil servisi ile ilgili iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30498)

13.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, tedavi hizmeti alan Suriyeliler için yapılan harcamalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30499)

14.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, tedavi hizmeti alan Suriyeli sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30500)

15.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Ceylanpınar’daki sağlık personeli ve malzemesi yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30501)

16.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Heybeliada’nın sağlık hizmeti alanındaki sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30502)

17.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, sağlık sorunu bulunan mülteci bir çocuğa ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30503)

18.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, aile hekimliği uygulamasında randevulu sisteme geçilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30504)

19.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, ambulansların karıştığı kazalarla ilgili çeşitli verilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30506)

20.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Ceylanpınar Devlet Hastanesinde sağlık personeli yetersizliği nedeniyle meydana geldiği iddia edilen mağduriyetlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30507)

21.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, tıbbi cihaz ve kozmetik ürünlerinin denetimine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30508)

22.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinin fiziki koşullar nedeniyle taşınacağı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30509)

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl, Bitlis ve Batman’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30510)

24.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elazığ, Diyarbakır ve Şanlıurfa’ya yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30511)

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak, Hakkâri, Muş ve Mardin’e yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30512)

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30513)

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, aile hekimliği uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30514)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde dış kaynaklı oluşabilecek tehlikelere yönelik alınan tedbirlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30515)

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’taki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30516)

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Van, Siirt ve Adıyaman’daki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30517)

31.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Şırnak, Muş ve Hakkâri’deki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30518)

32.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Kars, Ağrı ve Iğdır’daki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30519)

33.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Elazığ, Mardin ve Diyarbakır’daki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30520)

34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, obezite hastalığı ile ilgili Ardahan özelinde yürütülen çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30521)

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve yatarak tedavi görmesi gereken vatandaşlar için Batman, Bingöl ve Bitlis’teki hastanelerde gerekli alt yapının sağlanmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30522)

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’ya yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30523)

37.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’da Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin atıl durumda bırakıldığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30524)

38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’ın Gökal Beldesinde daimi bir ambulans bulundurulmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30525)

39.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İzmit Kadın Doğum ve Çocuk hastanesinin kapatılması kararına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30526)

40.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30527)

41.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, tıbbi sekreterlik kurslarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30528)

42.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek hizmet binası inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30529)

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’nın bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30530)

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’un bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30531)

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van, Siirt ve Adıyaman’ın bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30532)

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak, Muş, Mardin ve Hakkâri’nin bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30533)

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elazığ, Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30534)

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl, Bitlis ve Batman’ın bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30535)

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elazığ, Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30536)

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak, Muş, Mardin ve Hakkâri’nin kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30537)

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van, Siirt ve Adıyaman’ın kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30538)

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’un kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30539)

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır ve Ağrı’nın kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30540)

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın bazı ilçelerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30542)

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın kadın doğum ve çocuk doktoru ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30543)

56.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, siyasetin spora müdahalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/30595)

57.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, karma öğrenci yurtlarının kız ve erkek yurtlarına dönüştürüleceği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/30598)

58.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, bir milletvekili eşinin yaz tatili süresince usulsüz olarak görevlendirildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30628)

59.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Batman Bölge Hastanesinde çalışan işçilerin haksız olarak işten atıldıkları iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30629)

60.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Erciş Devlet Hastanesinin personel ve fiziki ihtiyaçlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/30630)

4 Aralık 2013 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.03


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü münasebetiyle söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk’e aittir.

Sayın milletvekili arkadaşlarım, Genel Kurulda ciddi bir uğultu var. Sayın Öztürk konuşmaya başlamadan evvel bu uğultuyu ortadan kaldırırsak iyi olur, sayın hatibi sağlıklı bir şekilde dinleyebiliriz.

Sayın Öztürk, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Konuşmama başlamadan önce, üç aydır Muğla Yatağan’da işlerini, aşlarını, ekmeklerini korumak için direnmekte olan maden ve enerji işçilerini selamlıyorum.

Yine, bugüne kadar toprağın binlerce metre altında ekmek kavgası uğruna yaşamlarını yitiren mühendisi, işvereni ve işçisi olmak üzere tüm madencilere Allah’tan rahmet diliyorum, hepsini saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekilleri, 4 Aralık tarihi, Roma İmparatorluğu döneminde madenciliğin piri olarak anılan Santa Barbara adındaki bir kızın babasının gazabından kaçarak madencilerin çalıştığı mağaraya sığınması ve madenciler tarafından bu kişinin koruyucu azize ilan edildiği gündür.

Bugün, koruyucu aziz ve azizelerin merhametine sığınmanın oldukça gerilerde kaldığı, bilim ve tekniğin yol göstericiliğinde risklerin en asgariye indirilerek güvenli çalışmanın mümkün olduğu, sendikal örgütlerle hak ve hukukunu koruma yollarının bilindiği bir zaman sürecinden geçerken madencinin dramatik serüveninin hâlen değişmemiş olması hem yürekleri yaralayıcı hem de hepimizi düşündürücüdür.

Her türlü tehlike ve zorluk altında doğa ile mücadele ederek emek veren, ürettiği yer altı kaynaklarını insanlığın hizmetine sunan madencilere tüm toplumumuzun vefa borcu vardır. Toprağın metrelerce altında insanlığa hizmet için gerektiğinde canlarını hiçe sayan maden emekçilerine hak ettikleri değerlerin verilmesi aynı zamanda bir insanlık görevidir.

Her vardiya başında “selametle” diye uğurlanan, iş yerinin kapısında “selametle” ve “uğur ola” yazan, çıkışta birbirlerine “Geçmiş olsun.” diyen, başkalarının da onları “Geçmiş olsun.” diye karşıladığı başka bir meslek yoktur. Her şeyin ama her şeyin, insan, doğa, ekolojik sistem, tüm kavram ve etik değerlerin ticarileştirilerek yıkımın arsızca sürdürüldüğü günümüzde işçilerin bırakın yaşatılmasını, her yedi dakikada bir iş kazasının yaşanması ve öldüklerinde cesetlerinin dahi bulunamaması çok fazla bir sıkıntı yaratmıyor olsa gerek!

Madencilik alanında çalışan tüm maden emekçileri yoksulluk ve sefalet ücretlerine mahkûm edilmekte ve her türlü sosyal güvenceden yoksun bırakılmaktadır. Bugün, 15 bin civarında maden mühendisinin aşağı yukarı yarısı işsiz gezmektedir; iş bulabilenler ise düşük ücretlerle iş bulmaktadırlar, sosyal güvenceleri yoktur, sigorta primleri asgari ücret üzerinden ödenmektedir. Bugün, küresel sermaye krizleri madencilik sektöründe çalışanlara fatura edilerek işten çıkarmalar artarak devam etmektedir. Sektörde yaşanan özelleştirmeler, taşeronlaştırmalar çalışanları işsiz bırakmakta ve madenlerimiz çok uluslu şirketlere peşkeş çekilmektedir.

Ülkemizde ulusal bir madencilik politikasının olmayışı, madenlerimizin ülke sanayisinde kullanılmayışı, bunun yerine ham madde olarak ihraç edilmesi yeterince katma değer ve istihdam yaratmamaktadır. Bu yanlış politikalar sonucunda madenlerimiz uygun şekilde değerlendirileme-mektedir.

Madencilik kuruluşlarımızdaki mevcut deneyim ve birikimlerin yok edilmesi, maden işletmeciliğinin yetersiz, donanımsız ve deneyimsiz kişi veya kuruluşlara bırakılması, kısa sürede yüksek kâr sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için yapılan üretim zorlamaları, bir yandan yetersiz, liyakatsiz kişilerin siyasal amaçlarla kilit noktalara atanması ve diğer yandan kamusal denetimin iyice gevşetilmesi iş kazalarını kaçınılmaz hâle getirmektedir.

Son üç yılda madencilik sektöründe 273 ölümlü kaza olmuş, 297 kişi yaşamını yitirmiş, 326 kişi de yaralanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu iktidar döneminde madencilik politikası hiçe sayılmış, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı sadece Enerji Bakanlığı hâline gelmiş, madencilerin sorunuyla hiç ilgilenilmemiştir.

Bugün bir ruhsat alabilmek dahi Başbakanın onayına sunulmaktadır. Madencilerin sorunları her gün çığ gibi artmaktadır ve siyasal iktidar ise bunları sadece seyretmektedir.

Yine ben yaşamlarını kaybeden tüm madencileri saygıyla, rahmetle anıyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündem dışı ikinci söz, aynı konuda söz isteyen Zonguldak Milletvekili Sayın Özcan Ulupınar’a aittir.

Buyurun Sayın Ulupınar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 Aralık Dünya Madenciler Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

4 Aralık, emeğin başkenti Zonguldak için de ayrı bir öneme sahiptir. İlimiz beden gücüne dayalı olarak çıkartılabilen taş kömürü ocaklarına sahip olmasından dolayı, madenciliği yakından tanıyan ve neredeyse her evden bir maden şehidi vermiş bir kenttir.

Ben de bir madenci çocuğuyum; benim de babam, amcam, yakınlarım, maden ocaklarında çalıştı, maden işçiliğinden dolayı meslek hastalıklarına yakalandı. Babalardan başlayan madencilik mesleğini bugün oğulları, torunları devam ettirmektedir. Bu nedenle, Zonguldak, maden işçiliği; maden işçiliği ise alın teri demektir.

Vatandaşımızın ısınması, fabrikaların çalışması, ülkemizin kalkınması için madeni karanlıktan aydınlığa çıkaran madencilerimize çok şey borçluyuz. Madenin ülke ekonomisine kazandırılmasında en büyük pay kuşkusuz onlarındır. Yaşadığı kente hayat veren, ekonomisine katkı sağlayan madencilerimiz, aldıkları maaşı en çok hak eden erdemli insanlardır. Dünyanın en ağır ve riskli iş kolunda, yerin yüzlerce metre altında çalışan maden işçilerinin özverisi her türlü takdirin üzerindedir.

Ülkemizin sanayileşmesinin temel ham maddelerinden ve enerji kaynaklarından biri olan taş kömürü, ülkemizde sadece Zonguldak havzasında bulunmaktadır.

Dünya Madenciler Günü’nde madenci kenti olan Zonguldak ilimizden ve taş kömüründen söz etmeden geçemeyeceğim.

Zonguldak ve bölgesinin tarihi 1829 yılında Uzun Mehmet’in taş kömürünü bulmasıyla başlamıştır. 1848 yılında Zonguldak havzasında taş kömürü üretimi başlamış, başta Fransızlar olmak üzere çok sayıda yabancı devlet havzada kömür üreterek kendi ülkelerinin sanayisine katkı vermişlerdir. 1940 yılında, Zonguldak taş kömürü havzasında taş kömürü üretimi devletleştirilmiştir, 1983 yılında TTK kurulmuştur. Zonguldak ve bölge insanı 1’i Osmanlı İmparatorluğu döneminde olmak üzere 2 kez mükellefiyet altında maden ocaklarında çalıştırılmıştır yani maden ocaklarında zorla çalıştırılmışlardır. Bu zorlamanın nedenlerinden biri de taş kömürünün stratejik önemidir. Zonguldak ilimizde her evde madende çalışan bir eş veya oğul vardır. Eşini ve oğlunu madene uğurlayan Zonguldak kadını, umutla, sağ salim dönüş yolu bekler.

Taş kömürü koklaşabilir özelliği nedeniyle demir çelik sektörünün ana ham maddelerinden biridir. Yüksek kalorisi nedeniyle çay ve çimento fabrikaları gibi diğer sektörlerde kullanılmaktadır. Taş kömürünün düşük kalorili bölümünden ise termik santrallerde elektrik enerjisi üretilmektedir. Ereğli Demir Çelik Fabrikası, Karabük Demir Çelik Fabrikası, Çatalağzı Termik Santrali ile Filyos Ateş Tuğla Fabrikasının bölgeye kurulmasının nedeni taş kömürünün bu bölgede üretiliyor olmasıdır. Bugüne kadar gelen süreçte bu vefakâr ve çileli işçi kesimi için gerekenin yapılması, madencilerin ve madenciliğin hak ettiği değeri kazanması için AK PARTİ hükûmetlerimiz, madencilik politikalarını uluslararası standartlarda, dünyaya açık, ulusal kalkınmayı tetikleyecek bir şekilde planlamışlardır. Özel sektör madencilerine uzun yıllardan beri beklediği teşvikleri vermek yine AK PARTİ iktidarına nasip olmuştur. Ülkemizde yalnızca Zonguldak ve civarında üretilen taş kömürüne de bizim Hükûmetimiz tarafından teşvik verilmiştir. Hükûmetlerimiz döneminde profesyonel ve uluslararası standartlara uygun aramacılığın önü açılmıştır. On yıl önce 100 bin metre civarında yapılan sondaj şu anda 1 milyon civarında yapılmaktadır. Yeni düzenlenen Maden Kanunu’ndan sonra sektörde reel bir şekilde faaliyetlerin yapılması, bir kısım aksaklıkların da giderilmesi adına yapılan yeni düzenlemelerle çevreye de duyarlı bir madencilik oluşturmaya gayret edilmektedir. Ülkemiz genelinde bulunan tüm maden sahalarında ilgili bakanlığımızca sık sık denetimler yapılmakta, iş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili hususların hassasiyetle üzerinde durulmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle, madenleri arayıp bulan, işleyen, alın terleriyle maden ocaklarını aydınlatan ve bu uğurda yaşamlarını yitiren tüm maden emekçilerinin Dünya Madenciler Günü’nü kutluyorum.

Bugüne kadar madenlerde hayatını kaybetmiş bütün maden şehitlerine Allah’tan rahmet dilerken madenlerde canı pahasına alın teri döken tüm madencilere Yüce Yaradan’ın kolaylıklar vermesini diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ulupınar.

Gündem dışı üçüncü söz, Denizli’nin ekonomisi hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan’a aittir.

Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, Denizli’nin ekonomisine ilişkin gündem dışı konuşması

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Denizli ekonomisi hakkında gündem dışı söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Denizli ekonomisinin bulunduğu noktayı göstermek istiyorum. Organize sanayi büyüklüğüne baktığınız zaman, hektar olarak Kayseri 3.413, Denizli 1.274. Denizli’nin hâli meydanda. Organize sanayi bölgesine tahsis edilen sanayi alanı Kayseri’de 19 milyon metrekare, Denizli’de 5,5 milyon metrekare. Evet, üretimdeki firma sayısı Kayseri’de 879, Denizli’de 168. AKP döneminde Denizli’nin geldiği noktayı göstermesi açısından bu olay gerçekten önemli.

Şimdi, şu da Denizli Sanayi Odası dergisi Ekol. Bundan aldığımız bilgilere göre size Denizli ekonomisini anlatmaya çalışacağız. Denizli’de yatırımlardan hak ettiği pay alınamıyor. Denizli artık büyük ölçekli yatırımları çekemiyor. Denizli’nin temel sorunlarının başında, önemli kapasitesine rağmen, hava, kara, demir yolu ulaşımında yetersizlik var, hızlı tren bile vadetmişlerdi. Turizm potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor. Son yıllarda büyük yatırımlar yapılamıyor; bu, problem. “Yeni Çek Yasası faydasız.” diyenler 100 sanayicinin 70’i, “İstihdam maliyeti 2012’de arttı.” diyenler 100 kişinin 71’i, “Yatırım maliyeti arttı.” diyenler 100 kişinin 59’u, “Enerji maliyeti arttı.” diyenler 100 kişinin 86’sı, “Ara malı maliyeti arttı.” diyenler 100 kişinin 71’i.

“İstihdam artıyor Denizli’de, üretim artıyor, sipariş artıyor, satış artıyor. Kapasite kullanımı artacak.” deniyor ama icra dairesi sayısı artıyor, haciz artıyor, kredi kartlarının pert oluşu artıyor. Denizli vergide, Denizli yatırımda sıkıntılı bir durumda. Kredilerde tekstilin, konfeksiyonun payı azalıyor. 2005-2013 döneminde bireysel kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 10’dan yüzde 27’ye yükseliyor. Her şirket, aşağı yukarı, kendi biriminde bir tane, kredi kartı pert olanlar için bankalara özel danışmanlık bürosu açmış durumda. Aynı dönemde tekstil sektöründe kredilerin payı yüzde 40’tan 13’e geriliyor, toplam krediler içinde kurumsal kredilerin payı yüzde 83’lerden 63’e düşmüş, bireysel kredilerin payı yüzde 17’den yüzde 32’lere yükselmiş. Yani, bireysel krediler tırmanıyor, haciz artıyor, insanlar geçiminde sıkıntı çekiyor; istihdama rağmen sıkıntı çekiyor, ihracata rağmen sıkıntı çekiyor. Denizlililer krizden en çok etkilenen insanlar arasındaydı.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Osmaniye’de de aynı.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Biliyorum, Osmaniye de, Manisa da sıkıntıda aynı şekilde.

Denizli de yatırımlardan orantısız pay alıyor, teşvikli yatırımlardan aldığı pay ülkedeki genel eğilimlerin aksine yerinde sayıyor, hâlbuki 1980-1990’larda önemli yatırım merkeziydi. Esat Bey’in deyimiyle -Allah selamet versin- “’Anadolu kaplanı’ değil, ‘Anadolu eşeği’ olduk.” diyor. Gerçekten sıkıntılı durumdalar, hele son on yılda. Denizli artık büyük ölçekli yatırımları çekemiyor. Temel sorunlarının başında, önemli ticari kapasitesi olmasına rağmen, hava, kara, demir yolu ulaşımında yetersizlik var. Turizm potansiyelinden yeterince yararlanılamıyor. Yatırım yapılmıyor olması büyük ölçekli, önemli bir olay.

Şimdi, 1980 sonrası sanayinin hızla geliştiği illerden olmasına rağmen, Denizli ilinin ekonomisi hâlâ büyük oranda tarımla ilişkili. AKP, mahallî idarelerde zaten hem belediye meclisinde hem de nerede, il özel idaresinde hile ve desiseyle, transferlerle ayakta; millî iradeyi gasbetmiş vaziyette. AKP döneminde Denizli, apartla, öğrencilere atılan iftiralarla, asayişsizlikle, emniyetin düzenlediği raporlarla, düzensizlikle, hile ve desiseyle anılır oldu. AKP’den kurtulunca Denizli bunlardan da kurtulmuş olacak.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

10 milletvekili arkadaşımıza 60’ıncı maddeye göre söz veriyorum.

Sayın Korkmaz…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Başbakanın ekonomiyle ilgili açıklamalarında rakamlarla oynadığına ilişkin açıklaması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başbakan siyasi çıkarları için rakamlarla oynamayı çok sever. “IMF’ye borcu temizledik.” der, toplam borcumuzu on iki yılda 3 kat artırdığımızı gizlemeye çalışır. Kişi başına geliri talimatla bir gecede 3 kat artırır. Yirmi yıldır dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olan Türkiye’yi kendisi 16’ncı yapmış gibi caka satar. “Kalkınmada rekorlar kırdık.” der, ülkemizin seksen yıllık ortalama kalkınma hızı yüzde 5,5 iken yüzde 5’lerin altındaki gelişmeyi mucizevi başarı gibi sunar. Sahip olduğu televizyon ve gazetelerle bu rakamlar sürekli vatandaşa söylenir. Hâlbuki iki gün önce daha oto gaza  yüzde 14, tüp gaza yüzde 16 zam yapılmıştır asgari ücrete yüzde 3-4 zam yapılırken. Bugün bir simit 1 lira 40 kuruştur. 5 kişilik bir aile günde üç öğün 2’şer simit yese 1.260 lira yapıyor. Asgari ücret 1.022 liradır. Gel de Sayın Başbakan bu hesabı bu millete bir açıklayıver.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’da elektrik kesintileri nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şanlıurfa ilimizde elektrikler günde 8-9 kez, sürekli kesilmekte. Elektriklerin Şanlıurfa’da kesilmesi nedeniyle sürekli Şanlıurfalılar mağdur. Ancak o dönem vali olan ve şu anda belediye başkan adayı olan kişi, sürekli vatandaşı oyalayarak elektriklerin altyapısının düzeleceğini söylediği hâlde bugüne kadar bu elektriklerin altyapısı yenilenmedi, düzelmedi ve bu mağduriyet sürekli devam ediyor. Enerji Bakanlığından, Şanlıurfalıların bu elektrik kesintisini sürekli yaşamaması uğruna, bu mağduriyetin giderilmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş…

3.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 79’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını almasının üzerinden yetmiş dokuz yıl geçmesine, kadınlarımızla ilgili birçok yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, bugün kadınlarımızla ilgili birçok sorun hâlâ çözülememiştir. 1934 yılında siyasi haklarını kazanan Türk kadını, cephelere sırtlarında mermi taşımasına, erkeğiyle birlikte cephede çarpışmasına -evinde anne- tarlada, fabrikada, üretimin her safhasında aktif olarak bilfiil görev almasına karşın şiddet ve tacize uğramaktan, bilfiil töre cinayetlerine kurban edilmekten, ikinci sınıf yurttaş olmaktan kurtulamamıştır.

Bugün Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazandığı günün 79’uncu yıl dönümü dolayısıyla haklarını sonuna kadar kullanan ve bu uğurda mücadele eden tüm kadınlarımızı yürekten kutluyor, Yüce Atatürk’ün onlara verdiği değere layık olma yolundaki haklı davalarının her zaman yanında olduğumuzu belirtiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

4.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, YÖK’ü protesto ettikleri için tutuklu bulunan öğrencilerin derhâl serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bugün Ankara 1 no.lu F tipi ve Ankara Kadın Cezaevine giderek YÖK’ü protesto ettikleri için tutsak edilen üniversite öğrencileri ve gençleri ziyaret ettim. Hüseyin Süngü, Gökhan İrez, Hacer Özcan, Melis Ciddioğlu, Lale Can, Eylem Kayaoğlu ve Rojda Yalınkılıç “YÖK’e hayır.”, “Öğrenciyiz, haklıyız, kazanacağız.”, “Parasız eğitim istiyoruz.” dedikleri için haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevine konmuşlardır. Benzer şekilde tam 3 bin tutuklu öğrenci olduğu bildirilmektedir. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Diktatöre başkaldıran ve direnen herkes aileleriyle birlikte cezalandırılmaktadır ve eğitim hakları engellenmektedir. Gözleri ışıl ışıl olan bu gençleri kendileri gibi düşünmedikleri için cezalandıranlar insan olduklarından utanmalıdırlar. Bu gençler derhâl serbest bırakılmalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tunç…

5.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Türkiye Taşkömürü Kurumu müesseselerinden birisi benim seçim bölgem Bartın Amasra’da bulunuyor. Bartın Amasra’daki ve tüm Türkiye genelindeki madencilerimizin Madenciler Günü’nü kutluyorum. Zor ve meşakkatli bir mesleği yerine getiriyorlar. Hükümetimiz, madencilerimizin çalışma şartlarını düzeltme adına gerçekten son zamanlarda önemli tedbirler alıyor. Bartın Amasra’da modernizasyon çalışmaları başladı.

Bu vesileyle tüm madencilerimizin Madenciler Günü’nü kutluyor, hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, minnetle anıyorum. Bütün madencilerimize ve fedakâr ailelerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

6.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Van depreminin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremzedelerin sorunlarının çözümlenmediğine ilişkin açıklaması

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, iki yılı aşkın zaman geçti Van depreminin olmasından ancak ne yazık ki hâlen daha depremzedelerin çoğunluğunun bir kısmının sorunları çözümlenmedi. Yaklaşık 500 kişi hâlen daha barınma sorunları çözümlenmediği için konteynerlerde kalmak zorundalar ama ne yazık ki konteynerlerden çıkmaları için elektrikleri kesilmiş ve her türlü olanaksızlıklar içinde yaşamaya çalışıyorlar.

Açlık grevindeler Sayın Başkan; 100’üncü günündeler açlık grevinin, dönüşümlü olarak sürdürüyorlar. Hem bu soruna dikkat çekmek için hem bu şekilde olumsuz koşullarda kış gününde yaşamak durumunda kaldıkları için, çocuklarını okula göndermedikleri için, gönderemedikleri için… Erçiş’te de aynı sorunlarla boğuşan depremzedelerimiz var. Hükûmet ne yapıyor böylesi bir durumda? Suriyeli göçmenlere barınma hakkı tanırken kendi vatandaşlarımıza neden barınma hakkı tanınmıyor ve konteynerlerden çıkartılıyorlar, kalıcı konutlara alınmıyorlar bu vatandaşlarımız? Bu konuda acilen sorunun çözümlenmesi lazım çünkü bu kış gününde çok ciddi hastalıklar ve ölümlerle karşılaşabilirler. Bu konuda ben Hükûmeti duyarlılığa davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta organize sanayi bölgeleri için arsa temin edilmesinin gerekli olduğuna ilişkin açıklaması

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş, özellikle 1984 yılından sonra üretmeye başlamış, bir sanayi kenti olmaya başlamış ve bunların en başında gelen de tekstil ürünleri. Ancak son zamanlarda Kahramanmaraş’ta müteşebbisler yatırım yapamaz oldular. Bunun tek sebebi de Kahramanmaraş’ta arazilerin kısıtlı olması ve 2 tane organize sanayinin devreye girememesi. Birinci düşünülen organize sanayi Türkoğlu bölgesinde ve Tomsuklu bölgesinde.

Üretmek için, ihracatı yapabilmek için mutlaka üretmek lazım; bunu hep biliyoruz. Bunun için, bu fabrikaları kurabilmek için mutlaka bir arsa temini yapılması lazım; bunu ilgililerden istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Sayın Karaahmetoğlu…

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, iş yeri sahiplerinin 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın yürürlükten kaldırılmasından sonraki uygulamanın yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, yürürlükten kaldırılan 5084 sayılı Teşvik Yasası yerine getirilen uygulamadan, 10’un altında işçi çalıştıran iş yerlerinin yararlanamadığı, yeni uygulamanın 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın yüzde 45’i oranında katkı sağladığı görülmüştür; bundan dolayı kredi desteği ve amacına uygun bir istihdam oluşmasına yönelik yeterli katkı sağlamadığı tespit edilmiştir. İş yeri sahipleri bu durumun yeniden değerlendirmesini talep etmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Sayın Köktürk…

9.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yaşamlarını yitiren madencileri saygıyla andığına ve çalışan madencilere esenlikler dilediğine ilişkin açıklaması

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) –  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Madende var olan, ürettiği taş kömürüyle yıllarca ülke ağır sanayisini omuzlarında taşıyan, buna karşılık 5 bine yakın madencisini yerin yüzlerce metre altında iş kazalarında, grizularda kaybeden, büyük acılar çeken ve büyük bedeller ödeyen ancak  bu bedellerin karşılığı olarak ocakları taşerona devredilmiş, limanlarına ithal kömür gelen ve mevcut kömür ocakları teşvik dışında bırakılmış bir kentin milletvekili olarak ben de başta Zonguldak’ta yitirdiğimiz 5 bine yakın maden şehidimiz olmak üzere ülkemizin  dört  bir tarafında maden sektöründe yaşamını yitiren tüm şehitlerimizi saygıyla, şükranla anıyorum. Ayrıca, madencilerimizin, taşeronlaşmaya dur denilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilerek iş kazalarının önlenmesi ve insanca, insan onuruna yaraşır maaşlarının kendisine ödenmesi konusundaki taleplerine kulakların ve gözlerin kapatılmaması dileğiyle çalışan madencilerimize esenlikler diliyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

10.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Maliye Bakanlığının AKP’li ve CHP’li belediyeler arasında ayrımcılık yaptığına ilişkin açıklaması

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Maliye, AKP’li belediyelerin borçlarını görmezden gelirken, Cumhuriyet Halk Partili Didim Belediyesinin borcuna karşılık haciz işlemi başlatıp, alacağı için ilçedeki otel ve bazı işletmelere tebligat gönderip, belediye tüzel kişiliğine ödenmesi gereken doğmuş ve doğacak su ve atık bedellerinin vergi dairesine yatırılmasını talep etmektedir. Aslında bu bir suçtur çünkü eşitlik ilkesine aykırıdır, Maliye ayrımcılık yapmaktadır. Biliyoruz ki AKP’li belediyelerin, özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin, İzmit, Gebze, Ankara Büyükşehir Belediyesinin 5 milyar, 3 milyar gibi ciddi rakamlarda borçları dururken, Maliye bunlara tebligat ve işlem yapmazken kendinden olmayan belediyelere tebligat ve suçüstü yapması aykırıdır. Sayın Bakanın adil davranması için konuya müdahil olması gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu adına, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ve Mektebi Mülkiyenin 154’üncü kuruluş yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Dünya Madenciler Günü. Bu günde madenlerde çalışan tüm işçilerimizi, onların ailelerini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sevgiyle saygıyla kucaklıyoruz. Maden kazalarında hayatını kaybeden işçilerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum ve artık iş kazalarının olmadığı, ölümlerin olmadığı, madencilerin haklarını alabildiği bir çalışma düzenini Türkiye’ye getirmeye Hükûmeti davet ediyorum.

Bugün ayrıca tarihsel adıyla Mektebi Mülkiyenin, bugünkü adıyla Siyasal Bilgiler Fakültesinin 154’üncü kuruluş yıl dönümü. 1859 yılında o zamanki padişah Sultan Abdülmecit döneminde Osmanlı İmparatorluğu çöküşe giderken Osmanlının kamu yönetiminde yapmaya çalıştığı reform kapsamında devlete sivil yönetici yetiştirmek amacıyla kurulmuş olan bir okulun mensubu olarak böylesi bir okulu kuranlara şükranlarımı sunuyorum. Siyasal Bilgiler Fakültesinin başta dekanı olmak üzere tüm öğretim üyelerine, öğrencilerine başarılar diliyorum ve Mülkiye Marşı’nı da tüm Mülkiyeye ve Türkiye’ye hediye eden rahmetli Mülkiyeli Cemal Yeşil’e buradan şükranlarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Baluken…

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Grubu adına, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne, her alanda insan emeğine yönelmiş ciddi saldırıların olduğuna ve emeği meta olarak gören bir zihniyeti kabul etmediklerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Biz de Barış ve Demokrasi Partisi olarak tüm maden emekçilerinin bu Dünya Madenciler Günü’nü kutluyoruz. Bugüne kadar yaşamını yitiren bütün maden emekçilerini saygıyla, şükranla anıyoruz.

Doğanın, ekosistemin, insan yaşamının neoliberal politikalarla acımasız bir şekilde sömürüldüğü günümüzde, madenler başta olmak üzere her alanda insan emeğine de yönelmiş ciddi saldırılarla karşı karşıyayız. Emeği meta olarak, piyasa malı olarak gören bir zihniyeti kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz.

Her yıl iş cinayetlerinde yüzlerce işçinin, emekçinin yaşamını yitirmesi, çalışma şartlarının her alanda her gün olumsuza gitmesi, güvencesiz, esnek taşeron çalışma sistemi, her geçen gün artan işsizlik problemi, çalışma hayatını çekilemez bir sömürü sistemine çevirmiştir.

Bu sömürü sistemini kabul etmediğimizi, tüm mücadelelerinde madencilerin, işçilerin, emekçilerin yanında olduğumuzu tekrar ifade ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünal…

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ Grubu adına 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Türkiye’nin yıllık taş kömürü ihtiyacı 25 milyon ton olarak hesaplanıyor. Ülkemiz bu ihtiyacın ancak -kamu ve özel sektör olarak- yaklaşık 3 milyon tonunu çıkarabiliyor. Hükûmetimiz, bir taraftan kamunun işlettiği bölümlerin üretimini artırmak, diğer taraftan da özel sektör eliyle maden kömürünü ülke ekonomisine kazandırmak ve açılmakta olan yeni kuyularda binlerce madenciye iş vererek ülkemizin enerji açığı sorununun çözümüne katkı sağlamak için önemli çalışmalar yürütüyor. Aynı zamanda, devletimiz, ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan madencilik sektörünün sorunlarının çözümü için uzun vadeli politikalar oluşturuyor.

Ülkemizin kalkınmasında çok büyük öneme ve emeğe sahip olan bu sektör... Dünyanın en zor mesleğini yerine getiren, yerin yüzlerce metre altında canı pahasına emek harcayan madencilerimizin Dünya Madenciler Günü’nü kutluyoruz AK PARTİ Grubu olarak, bu uğurda yaşamını yitiren maden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz, tüm maden emekçilerine aileleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Buldan…

14.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, BDP Grubu adına Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 79’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

5 Aralık, kadına seçme ve seçilme hakkının tanınması. Biz de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu olarak “Türkiye’de 1980 sonrası iktidarların dini siyasete alet etme çabaları neticesinde kadını geri plana itme uygulamaları hız kazanmıştır.” diyoruz. Kadınlar, 1934 yılından daha da gerilere götürülmeye çalışılmaktadır. Siyasete atılması baba, erkek kardeş, akraba veya eş tarafından engellenmekte, oy kullanırken kendi iradesi aile baskısı neticesinde ipotek altına alınmaktadır. Özgür iradesi önünde bütün engellerin kaldırıldığı bir dünya ve kadınların katledilmediği, töre cinayetlerinin işlenmediği bir Türkiye özlemiyle bütün kadınları selamlıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu…

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, MHP Grubu adına 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Madencilerimizin 4 Aralık Madenciler Günü’nü kutluyorum. Ekmeğini alın teriyle, hayattayken yer altında zor şartlarda kazanan madencilerimize sağlık ve afiyetler diliyorum. Her şartta onların yanında olduğumuzu belirtiyor, çalışma şartlarının düzeltilmesi için Hükûmetin gerekli düzenlemeleri yapmasını diliyorum. Allah hepsine sağlık ve selamet versin diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Son yıllarda Türk sporunda yaşanan doping sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırması komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi (3/1354)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere 28/11/2013 Perşembe günü saat 18.30'da B Blok 2. Kat 4. Bankoda bulunan Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 10 üye ile toplanmış ve yapılan oylama sonucunda aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mehmet Domaç

                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                           Komisyon Geçici Başkanı

 

                                 Adı ve Soyadı                          Seçim Bölgesi            Aldığı Oy

Başkan              :     Osman Aşkın Bak                         İstanbul                        10

Başkan Vekili   :      Adem Tatlı                                    Giresun                         9

Sözcü                :     Hakan Şükür                                 İstanbul                         9

Kâtip                 :     Gönül Bekin Şahkulubey              Mardin                          9

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Başka partili yok mu bu Komisyonda ya! Bu nasıl bir demokrasi kültürü?

BAŞKAN – Meclis araştırması açılmasına ilişkin iki önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 22 milletvekilinin, mevsimlik işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/801)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mevsimlik işçilerin karşılaştıkları sorunların araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir araştırma komisyonunun kurulmasını saygılarımla arz ederim.

1) Halil Aksoy                              (Ağrı)

2) Pervin Buldan                           (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                            (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                (Muş)

5) Murat Bozlak                            (Adana)

6) Ayla Akat Ata                          (Batman)

7) İdris Baluken                            (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu          (Bitlis)

9) Emine Ayna                              (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                     (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                             (Hakkâri)

13) Esat Canan                              (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder               (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                       (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                      (Kars)

17) Erol Dora                                (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                     (Mersin)

19) Demir Çelik                            (Muş)

20) İbrahim Binici                         (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                              (Van)

22) Özdal Üçer                             (Van)

23) Leyla Zana                              (Diyarbakır)

Gerekçe:

Temel ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, yıllardır süren çatışmalı ortam sebebiyle birçok köy boşaltılarak on binlerce insan zorunlu göçe tabi tutulmuş, istemedikleri hâlde şehir merkezlerine yerleşerek bir günde yoksul bir yaşama başlamışlardır.

Normal şartlar altında kendi köyünde kendi arazisini ekip biçen ve aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan bu yurttaşlarımız şimdilerde şehrin “varoş” tabir edilen bölgelerinde yaşam mücadelesi vermekte ve geçimlerini her yılın belli mevsimlerinde "mevsimlik işçiler" adı altında batı illerinde çalışarak sağlamaktadırlar.

Ülkede güdülen özelleştirme politikaları, kamu istihdamının zaten düşük olduğu bölgemizde işsizliği daha da artırmış, sosyal güvencesiz ve düşük ücretle çalışma oranını artırmıştır. Ayrıca, çiftçilik ürünü pamuk ve tütün alımlarındaki düşük fiyat ve kota uygulamaları bölgedeki insanları kendi işinin sahibi olma imkânından yoksun bırakmıştır.

Tarım politikalarındaki yanlışlıklar, işsizlik sayısındaki artış ve bölgedeki sanayi boşluğunun getirdiği daralma topraksız ve az topraklı aileleri yaşlısından çocuğuna kadar topyekûn batı illerinde mevsimlik tarım işçileri olarak çalışmaya zorlamaktadır.

Zorunlu şartlar gereği ve istek dışı Ordu, Giresun, Bolu, Bursa, Malatya, Manisa, Konya, Ankara Polatlı ve Antalya gibi illere çalışmaya giden insanlarımızın dramları sık sık ulusal basına haber olmaktadır. Söz konusu illerde zaman zaman etnik kökeninden dolayı ayrımcı muamelelerle karşılaşan işçiler, gelir elde edebilmek ve kalan mevsimlerde geçinebilmek adına asgari yaşam koşullarının altında bir kemer sıkma politikası yürütmektedirler.

Mevsimlik tarım işçileri, yemelerinden ve içmelerinden kısmakta ve çalışmakta oldukları ortamlarda insan onurunu zedeleyen barınaklarda yatıp kalkarak önemli bir toplumsal sorunun parçası olmaya devam etmektedirler.

Mevsimlik tarım işçilerinin çoğunun, köyleri zorla boşaltılan ve köyleri yakılan insanlar olduğu düşünüldüğünde, köylerine ve topraklarına kavuşma imkânının derhâl sağlanması gerekmektedir.

Hükûmetler tarafından destekleme primi olarak yapılan yardımlar sadece arazi sahiplerini kapsamakta ve arazileri ekip biçmek için bölgede kiralama yoluna giden topraksız vatandaşlara ek bir katkı sunmamaktadır. Hâl böyle iken zarar etmek istemeyen vatandaşlar tercihini daha çok mevsimlik işçilikten yana koymaktadırlar. Bu nedenle, destekleme primi açısından ilgili mercilerin, toprağı ekip biçen şahısların gerçek durumunu araştırıp buna göre prim ödemelerini sağlayan ve prim yardımlarının ortaklaştırılmasını temin eden bir düzenlemeye gitmesi zorunludur.

Her hâlde mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen vatandaşların ulaşım koşulları sıkı denetimlere tabi olmalıdır. İnsani koşullardan uzak ve tehlikeli bir şekilde yolculuk yaptırılan işçilerin bu durumları karşısında işverene de sorumluluklar yükleyen düzenlemelere gidilmelidir. Çünkü her yıl kamyonların arkasında istiflenmiş onlarca yurttaşımız, meydana gelen kazalarda can veriyor.

Çalışma saatleri uluslararası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun hâle getirilmeli ve fazla çalışma karşılığı ücretin de ayrıca tahsili için gerekli denetimler yapılmalıdır.

Mevsimlik tarım işçilerinin hepsi kayıt dışıdır. Kayıtlı oldukları tek yer çalışırken başlarında duran çavuş veya dayıbaşının defteridir. Mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenceye kavuşturulmalı ve mevzuatta kendilerine yönelik düzenlemeler açısından kolaylıklar ve ek güvenceler sağlanmalıdır.

Özetle, anlattığımız nedenlerden ötürü, mevsimlik işçilerin karşılaştığı sorunların araştırılması için bir Meclis araştırma komisyonunun kurulması kaçınılmaz olmuştur.

2.- Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider ve 24 milletvekilinin, balon turları sektörünün altyapısı ile hizmet kalitesinin yükseltilip turizmin hizmetine sunulması için yapılması gerekenlerin ve sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/802)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Balonculuk işletmelerinin altyapı ve hizmet kalitelerinin yükseltilip iç ve dış turizmin hizmetine sunulabilmesi ve sorunlarının belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini arz ederiz.

1) Ebu Bekir Gizligider                   (Nevşehir)

2) Ahmet Erdal Feralan                   (Nevşehir)

3) Murat Göktürk                            (Nevşehir)

4) Mustafa Hamarat                         (Ordu)

5) Mustafa Ataş                               (İstanbul)

6) Ömer Faruk Öz                           (Malatya)

7) Yüksel Özden                             (Muğla)

8) Sıtkı Güvenç                               (Kahramanmaraş)

9) Kemalettin Aydın                        (Gümüşhane)

10) Tülay Selamoğlu                                       (Ankara)

11) Ahmet Öksüzkaya                                     (Kayseri)

12) İsmail Tamer                                             (Kayseri)

13) Ali Rıza Alaboyun                                    (Aksaray)

14) Yaşar Karayel                                           (Kayseri)

15) Cahit Bağcı                                                (Çorum)

16) Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu                (Kahramanmaraş)

17) Durdu Mehmet Kastal                               (Osmaniye)

18) Ali Küçükaydın                                         (Adana)

19) Bilal Uçar                                                  (Denizli)

20) Harun Tüfekci                                           (Konya)

21) Alpaslan Kavaklıoğlu                                (Niğde)

22) Muzaffer Aslan                                         (Kırşehir)

23) İlhan İşbilen                                              (İzmir)

24) Ömer Selvi                                                (Niğde)

25) Ali Şahin                                                   (Gaziantep)

Gerekçe:

Balonla uçuş tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapılmaktadır. Ülkemizde sadece hava şartları uçuş için gereken ortamı Kapadokya bölgemizde sağlamaktadır. Balonla uçuşlar sabah çok erken saatte yapılmaktadır. Çünkü günün bu vakti, rahat ve dengeli bir uçuş, yumuşak bir iniş ve maksimum kaldırma gücü için uygun hava şartlarını sağlamaktadır. Bu vakit, aynı zamanda fotoğraf çekmek için de en uygun vakittir. Gün doğumunun muhteşem güzelliği, renkler ve kontrastlar harika olmaktadır.

Balonlar yer çekimi ve sıcaklık transferinin temel prensipleri sayesinde uçarlar. Balonun içindeki hava ısındıkça balon yükselir. Balonun içindeki hava soğudukça balon alçalır. Balonu uçurmak için önce güçlü bir vantilatörle şişirilir, sonra da bu hava ısıtılır.

Kapadokya'nın derin ve yeşil vadileri balonlarımızın benzersiz ve unutulmaz uçuşlar yapması için mükemmel bir oyun bahçesi oluşturur. Hafif rüzgârlar bizi balondan başka hiçbir araçla gidilemeyecek yerlere götürür. Sonuçta balonla uçmak gerçekten çok eğlenceli bir iştir. O kadar ki, sezon ortasında bazen uçarken ağaçlardan meyveler bile toplanabilir.

Havalandıktan sonra hava akımlarıyla birlikte hareket edildiği için herhangi bir sarsıntı veya rüzgâr hissedilmez. Sepet, içinde bulunduğu hava kütlesi içinde hareketsiz bir şekilde asılı durur. Uçuş yapılan sakin koşullar altında sepeti sarsacak hiçbir şey yoktur yani hissedilen hareket bir asansördekinden bile daha azdır. Ağaç tepelerinin üstünden geçerek veya yükseklerde süzülerek uçarken hissedilen tek şey sadece huzurdur. Yükseklik korkusu neredeyse hiç yaşanmaz ve şayet yolcuların böyle bir korkusu var ise alçaktan uçulur. Bazı yolcular uçuşta hissettiklerini “sakin ve romantik” olarak tanımlarken bazıları da uçuşu “nazik ve huzurlu” olarak tanımlamaktadırlar.

Balonla ticari hava taşıma işletmeleri -bölgemizde 15 firma, 130 balon ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüze kayıtlı 173'ü Türk, 22'si yabancı, 195 pilot ve 900 kişiye istihdam sağlayan- yılda 300 bine yakın yerli ve ağırlıkla yabancı turiste hizmet vermektedir. Ülke ve bölge ekonomisine yılda 45 ila 50 milyon euro katkı sağlamaktadır.

Yüksek balon yoğunluğu gerek bölgenin coğrafi yapı ve hava koşulları gerekse doğal oluşumlara zarar vermemesi, coğrafi yapıyı bozmaması adına NOTAM'lanmış bulunan saha ve hava trafiğinin denetlenmesi, doğal oluşuma zarar verme risklerinin ortadan kaldırılması, bölge ve ülke ekonomisine kazandırdıkları yadsınamayacak, balonculuk işletmesinin geliştirilmesi, tanıtımının yapılması ülkemiz ve Kapadokya bölgemizin dinamiklerini faaliyete geçirmesine olumlu katkıları olacaktır.

Balonculuk işletmesinin geliştirilmesi, hizmet kalitesinin yükseltilip iç ve dış turizmin hizmetine sunulabilmesi için alınacak tedbirlerin belirlenmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması uygun görülmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Genel görüşme açılmasına ilişkin bir önerge vardır; okutuyorum:

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- MHP Grubu adına, grup başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Suriye konusundaki Türk dış politikasının temel hedef ve çizgisi hakkında genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/9)

                                                                                                                        23/04/2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Arap Baharı olarak adlandırılan, Tunus, Mısır, Libya, Yemen gibi Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde başlayan ve yönetimlerin değişmesine yol açan gelişmeler sonrasında komşumuz Suriye'de de benzer gelişmeler yaşanmakta, ülke içindeki kargaşa ve kaos ise her geçen gün artarak ülkemizi de etkisi altına alacak bir niteliğe bürünmektedir. Bugüne kadar TBMM'de ele alınmayan AKP Hükûmetinin Suriye politikası, uluslararası toplantılarda Suriye üzerine taahhütleri ile çeşitli güçlerin oyun alanı hâline gelen Suriye'deki gelişmelerin istikameti Türkiye için hayati önem arz etmekte ve ülkemizi tehlikeli bir sürece getirmektedir. Bu nedenle, Suriye konusundaki dış politikamızın temel hedef ve çizgisi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinde Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 102 ve 103’üncü maddeleri uyarınca TBMM MHP Grubu adına genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.

                       Oktay Vural                                                         Mehmet Şandır

                             İzmir                                                                     Mersin

            MHP Grup Başkan Vekili                                     MHP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

AKP Hükûmeti, dış politikada izlediği yolun, “komşularıyla sıfır sorun” söylemiyle, yakın çevreden başlayarak bir barış ve istikrar kuşağı yaratmak olduğunu sık sık dile getirmiştir. Bu minvalde AKP Hükûmeti, Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesi gibi çeşitli projelere eş başkanlık yapmak, bu çizgide yeni bir dış politika anlayışını ortaya koymak, Ortadoğu'da "oyun kurucu" olmak gibi iddialarla ülkenin dış politika ve güvenliğine ilişkin çeşitli adımlar atmış, ancak bu adımların Türkiye'yi oldukça tehlikeli bir yere götürdüğü yaşanan gelişmelerle görülmüştür. Uygulanan dış politika sonucunda komşularımızla sorunlu bir ülke konumuna gelinmiştir. Hükûmet bu riskli adımları atarken de millet iradesinin temsil edildiği en üst makam olan TBMM'yi devre dışı bırakmıştır.

Suriye'de insanlık açısından gerçekten trajik olaylar yaşanmakta, her gün yüzlerce masum insanın katledildiği haberleri dünya kamuoyuna yansımaktadır. Bu durumun özellikle komşumuz olan, tarihî ve kültürel bağlarla bağlı olduğumuz bir ülkede yaşanması üzüntü ve kaygı vericidir. Özellikle bundan bir buçuk yıl önce, “Arap Baharı” olarak bilinen gelişmeler ışığında, en uzun sınıra sahip olduğumuz komşumuz Suriye'de başlayan ülkedeki gelişmeler ve Türkiye'nin ortaya koyduğu dış politika tavrı oldukça kaygı vericidir.

Türkiye, sahip olduğu tarihî, kültürel ilişkiler çerçevesinde bölgede huzur, barış ve demokratik gelişimin oluşmasını temin etmesi gerekirken; çatışma, ayrışma senaryolarının teşvikçisi konumuna düşürülmüştür.

Suriye'deki bu ayaklanma sonrası, başta Başbakan olmak üzere, Hükûmet üyelerinin Suriye ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar, bu konuda atılan adımlar Türkiye'yi zora sokan, çelişkili, Türkiye'nin çıkarlarına ve itibarına zarar verici bir şekil almış durumdadır.

Son günlerde ulusal ve uluslararası medyada çıkan haberlerde, Batılı devletlerin Suriye'ye askerî müdahalesinin zor olduğu, gerek kendi mali krizleri gerekse Batı merkezli uluslararası sistem için çok sıkıntılı bu işin, Batı dünyası adına Arap Birliğine, özellikle de Türkiye'ye havale edildiği yazılıp çizilmektedir. Yine, bu minvalde Türkiye ile Suriye arasında bir tampon bölge kurulmasının gerekliliğine dair yazılar ve Dışişleri Bakanlığının açıklamaları da ayrıca ulusal medyada yer almıştır.

Bugüne kadar bölgesinde istikrar oluşturucu ve güven verici bir devlet olarak, tüm bölge ülkeleri nezdinde özel bir ağırlık ve itibara sahip bulunan ve bu ağırlık sonucu uluslararası camianın güvenilen bir üyesi olan Türkiye’nin attığı bu tarz dış politika adımlarıyla bu itibarını ve güvenini yitirmek üzere olduğu görülmektedir. Medyada zaman zaman Sayın Dışişleri Bakanına atfen çıkan "Türkiye'nin bölgesinde bir istikrar unsuru olduğu, ‘sıfır sorun’ esasının ana çizgileriyle geçerli bulunduğu, birkaç münferit olayın resmin bütününün görülmesini engellememesi gerektiği" şeklindeki söylemin de bir hükmü kalmamaktadır. AKP Hükûmeti döneminde uygulamaya konulan "Komşularla sıfır sorun" politikası, ne yazık ki gelinen noktada "Sorunsuz sıfır komşu" politikasına dönüşmüş, Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında 2003 yılında ABD'nin Irak'a müdahalesiyle başlayan kargaşa ve kaos ortamı, bugün ülkemizi Suriye ile savaşın eşiğine kadar getirmiştir. İçinde bulunduğumuz şartlarda “Sıfır sorun” tezinin pratikte uygulanabilirliği hemen hemen ortadan kalkmıştır. Özellikle son dönemde Suriye'deki çatışmalardan dolayı, sınırından kaçarak Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay illerimize yerleştirilen ve gün geçtikçe sayıları artan mültecilerle ilgili Hükûmetin atacağı adımlar da önemli hâle gelmiştir.

Şüphesiz, Suriye konusunda AKP Hükûmetinin politika değişikliğini sağlayan hangi unsurların etken olduğu da TBMM'nin bilgisi dışındadır.

Genel görüşme talebimizin gerekçesini de her geçen gün daha da karmaşık hâle gelen, ülkemizi bir ateş çemberinin içine atan ve bizim de müdahil olduğumuz bu gelişmeler bağlamında, Suriye konusundaki dış politikamızın temel hedef ve çizgimizin ne olduğunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda değerlendirilmesi oluşturmaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki ön görüşme sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup, işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla 6/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 4 Aralık 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                        04/12/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun, 4/12/2013 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                   Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                                                İstanbul

                                                                                                       Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşları tarafından 6/11/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak, çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1091 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 4/12/2013 Çarşamba günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, önerisinin lehinde ilk söz İzmir Milletvekili Sayın Alaattin Yüksel’e aittir.

Buyurun Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla verilen, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Eğitim öğretim yılı başladığından bu tarafa, taşımalı eğitimle ilgili, kız-erkek öğrenci yurtlarının ilçe bazında ayrılmasıyla ilgili, 4+4+4’ün yarattığı sorunlarla ilgili, şimdi de dershanelerin dönüştürülmesiyle ilgili bu Hükûmetin aldığı kararlar, çıkardığı kanunlar, yaptığı düzenlemeler eğitimi engelleyen, yoksul halk çocuklarının, öğrencilerin okula gitmesini zorlaştıran kararlardır ve eğitimde giderek başarısızlığı artıran kararlardır. Bugün gündemde var; OECD Ülkeleri Eğitim Raporu’nda yani PISA Raporu’nda, 64 ülke arasında Türkiye -bizim ülkemiz- 42’nci sırada yer aldı; 2003 yılından bugüne tüm raporlarda ise sondan 3’üncü oldu; bu politikaların sonucudur.

1989’da başlatılan taşımalı eğitim, 2003-2004 eğitim yılında 79 ile çıkarıldı, 2004’te 80 ile çıkarıldı. Taşımalı eğitim çıkarıldığı günlerde yani 80 ilde taşımalı eğitim uygulamaya başlandığında, önce şu -tıpkı bu fotoğrafta olduğu gibi- okullar, köylerde var olan okullar kapatıldı. Çocuklar, kendi köylerinden çok uzak köylere servis araçlarıyla taşınarak -eğitime- okula gitmeye başladılar.

Değerli arkadaşlar, 4+4’le eğitime başlama yaşı 5’e düşürüldü. En son, Bütünşehir Yasası çıkarıldığında yine -yasalar çıkarılırken her şey doğru dürüst düşünülmeden, altyapı hazırlığı yapılmadan, sektör temsilcileriyle konuşulmadan çıkarıldığı için- bu bir başka soruna neden oldu. Bütünşehir Yasası’na göre bütün köylerin mahalleye çevrilmesiyle, Taşımalı İlköğretim Yönetmeliği’nde, belediye sınırları içindeki köylerin taşımalı eğitim kapsamına alınamayacağı yönündeki bu düzenleme nedeniyle birçok köyde şu anda taşımalı eğitim kaldırılmıştır. Taşımalı eğitim yani bu bakan döneminde taşımasız eğitime dönüştürülmüştür.

Servisler kaldırılmış, servisler kaldırılmakla da yetinilmemiştir; çocuklara, gittikleri okullarda, merkez okullarda öğle yemekleri de kaldırılmıştır. Kendileriyle birlikte aynı okulda, aynı sırada okuyan ama servisle gelen öğrenciler yemek yerken, bu çocuklar ne yazık ki annelerinin çantalarına koyduğu kuru ekmeği yemek zorunda bırakılmışlardır.

Gönderilen genelgeyle belediye otobüslerinin gittiği ya da kooperatif minibüs ve otobüslerinin gittiği köylere, 2 kilometreden az köylere şu anda taşımalı eğitim yapılmamaktadır, aslında bu yönetmeliğe göre bir süre sonra tamamında da kaldırılacaktır. O zaman sayı çok daha artacaktır ama bugün, sadece İzmir’de, bu nedenle 7-8 bin çocuk okula kendi imkânlarıyla gitmek zorundadır.

Geçen haftalarda Bayındır ilçemize gittim. Bayındır ilçemizin köylerinde aileler, anneler gözyaşına boğuluyordu “Çocuklarımız okula gidemiyorlar.” diye. Parası olan aileler servis tutmuşlar, günde 5 Türk lirası ödüyorlar, okula gidiyor çocuk, orada yemek yiyor, 5 Türk lirası ödüyor yani 1 çocuğun eğitimi için günde 10 Türk lirası aile para ayırmak zorunda. Ayda 800-900 lira kazanamayan köylülerin 1 çocuk için 300 lira, 2 çocuk için 600 lira ayırmaları imkânsızdır. Bu nedenle, köy çocukları şu anda okula gidemiyorlar. Gidenler nasıl gidiyor? Bakın, tıpkı bu fotoğrafta olduğu gibi. Geçenlerde Menemen’in köylerine gittik. Bu Belen köyünde, Doğa köyünde çocuklarla beraber 2 kilometre bir köyden bir köye okula gidebilmek için yürüdük. Bu çocukların içinde 5 yaşında ana sınıfına giden çocuklar var. Tufan eğlenceli buldu o gün -5 yaşındaydı- birlikte elimizden tutarak gitti ama havalar soğudukça bu işin eğlence olmadığını görecek ve ne yazık ki okula gitme imkânı bulamayacaktır.

Yine, anneleri de çocuklarla beraber okula gitmek zorunda kalıyor çünkü son derece tehlikeli, küçük çocuklar kanal boyunda gidiyor, trafik var, kamyon trafiği var, traktör trafiği var, anneler de çocuklarla beraber okula gidiyor. Televizyonlarda gösteriyorlar, “Bu ellerle bütün gün mantar topluyorum, 10 lira kazanıyorum, bu çocuğu nasıl göndereceğim?” diye işe gitmek yerine çocuğunu okula götürmeyi tercih ediyor.

Yine, çocuklar -bakın, bu fotoğraflarda görüldüğü gibi- kamyon kasalarında okula gidiyorlar değerli arkadaşlar, traktör kasalarında gidiyorlar, traktörün arka basamağına basarak gidiyorlar ve en sonunda bisikleti olan dedeler çocukları bisikletiyle götürüyor ama bisikleti olmayan dedeler de eşekleriyle çocukları taşıyorlar. Bu, İzmir’deki manzaradır arkadaşlar. Bu, utanılacak bir manzaradır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu çocukların anayasal haklarını, Anayasa’dan gelen haklarını derhâl iade etmemiz ve bu sorunu çözmemiz gerekmektedir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ben buradan AKP milletvekillerinin, Hükûmetin, iktidar milletvekillerinin vicdanlarına sesleniyorum, bakanların, Sayın Millî Eğitim Bakanının vicdanına sesleniyorum: Bir emirle bu sorunu çözebilirsiniz. Sadece İzmir’de 7-8 bin öğrenci bu durumdadır. Gösterilen bu fotoğraflardan eğer etkileniyorsanız bu sorunu çözersiniz. Buna inanmıyorsanız, gelin, bu araştırma önergemize olumlu oy verin ve bu, aşağı yukarı yirmi yıldır devam eden taşımalı eğitimin yararını, zararını birlikte inceleyelim ve beraber karar verelim. Bakın, traktörün kasası bile yok, arka basamağında çocuklar gitmek zorunda kalıyor.

Değerli arkadaşlar, yine bu Hükûmetin bu eğitim öğretim yılı başladığında aldığı bir başka karar vardı. Neydi o da? “Kız erkek öğrenci yurtlarını ayırıyoruz, karma yurtları bitiriyoruz.” Sanki karma yurt varmış gibi. Karma yurt diye bir şey yoktu, ayrı bloklarda kalıyorlardı. Ayrı bloklarda kalmasına tahammül edemeyen bu anlayışla çocukları farklı ilçelere taşıdılar.

Şimdi, üniversite öğrencileri okullarına gidebilmek için 30-35 kilometre, 3 vasıta değiştirerek ve ilaveten de ceplerinden bedel ödeyerek, öğlen yemeğine ayıracakları parayı otobüse, vapura, trene vererek okullarına ulaşmaya çalışıyorlar. Yani, bu anlayış okula gitmeyi zorlaştıran bir anlayış. Bunu da aslında tıpkı dershanelerde tepki geldiği zaman ertelenmesi gibi, ilçe bazında ayırmayı düşünseniz bile, hiç olmazsa iki yıl sonra yapsaydınız. Aynı ilçede hem kız öğrenci yurdu hem erkek öğrenci yurdu yapsaydık olmaz mıydı? “Ama bu o değil, bu anlayış başka bir şey. Karşı devrim projesinin bir parçasıdır bu anlayış.” dedik ve “Yakında bunun bir adım ötesi, kız ve erkek öğrencileri okullarda, dersliklerde de ayırmaktır.” diye açıklamalarda bulunuyorduk, bunu 2023 hedefleri içinde zannediyorduk biz ama Sayın Meclis Başkan Vekili Sadık Yakut bunun önceden haberini verdi “Evet, bunu da yapacağız, ayıracağız, ayrılması doğrudur.” diye.

Aslında orantısız zekâ sahibi çocuklar, öğrenciler bir öneride bulundular, dediler ki: “Ya, bizim bir arada aynı bahçede karşılaşmamıza tahammül edemiyorsa bu kafa, aramıza bir duvar örsün, duvarla ayırsın, hiç olmazsa bizi bu zulümden kurtarsın, eğitimde başarısız oluyoruz.” Diyebilirsiniz ki: “Bu çağda duvar mı olur?” Doğru, bu çağda duvar mı olur? Berlin Duvarı çoktan yıkıldı ama bu çağda da böyle bir anlayış olur mu? Bir ilçedeki yurdu, öğrenciyi bir başka ilçeye gönderilmek zorunda bırakan bir anlayış olur mu? Yine, Nusaybin, Kamışlı ve Ceylânpınar’ın ardından Afrin-Kilis arasına utanç duvarını ören bu anlayış, bu kafa değil midir, ki tıpkı İsrail’in Filistin’de ördüğü duvar gibi.

Şimdi de üçüncü sorun olarak dershane sorunu yaratıldı ve şimdi dershane sorununda da birkaç gündür sanki çözülmüş gibi bir hava yaratılıyor. Hiçbir şey çözülmüş değildir. Çözülmesi gereken şey, nitelikli, kolay ulaşılabilir, erişilebilir parasız eğitimdir, sağlanması gereken şey budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Bunu sağlamadığınız sürece, dershanelere ihtiyaç duymayan bir düzeni yaratmadığınız sürece sorunu çözmüş sayılmazsınız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yüksel.

Cumhuriyet Halk Partisi grubu önerisinin aleyhinde ilk söz Amasya Milletvekili Sayın Avni Erdemir.

Buyurun Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun taşımalı eğitimin sorunlarıyla ilgili vermiş olduğu araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar eğitimde fırsat eşitliğinin gerçekleşmesine yönelik Hükûmetimiz çok önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Sayın milletvekilimiz biraz önce “bu anlayış”, “bu kafa” diyerek Hükûmetimizi ve Hükûmetimizin millî eğitimle ilgili yapmış olduğu icraatlar aleyhinde olumsuz düşüncelerini ifade etti. Değerli arkadaşlar, öncelikle eğitim konusundaki duyarlılıkları, öğrencilerimizin sorunlarını Meclise taşımış olmasından dolayı da hakikaten sayın milletvekilime teşekkür ediyorum. Ancak, bu anlayışın, bu kafanın Türkiye’de eğitim noktasında neler yaptığını da görmemiz gerekiyor.

Evet, AK PARTİ iktidarı döneminde bu anlayış, bu kafa şu andaki dersliklerin yarısından fazlasını yeniledi. Evet, bunu da AK PARTİ iktidarı yaptı. Evet, 205 bin yeni derslik. Nerede? Edirne’den Kars’a kadar Türkiye’nin her yerinde. Şırnak’ında, Trabzon’unda, İstanbul’unda, Kars’ında, Ağrı’sında 205 bin yeni derslik yaptı bu kafa ve bu anlayış.

Değerli arkadaşlar, yine eğitimde fırsat eşitliği için, bu yavrularımız zor şartlarda eğitim öğretim görmesinler diye 956 pansiyon inşa etti ve 111 bin yatak kapasitesi oluşturdu. Evet, değerli arkadaşlar, 110 bin öğrencimiz de şu anda AK PARTİ’nin oluşturduğu yatak kapasitesinden yararlanarak eğitim ve öğretim görüyor bu ülkede, bunu da görmeniz gerekiyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çocuklar sokaklarda kalıyor ya, bırakın, sokaklarda yatıyorlar.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 2003’ten günümüze 15 milyon öğrenciye 2,5 milyar şartlı nakit yardımı yaptı AK PARTİ iktidarı, işte bu anlayış, AK PARTİ iktidarının anlayışı. Kime?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O dönem kimse eşekle okula gitmiyordu yalnız.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, okula gitsin yavrularımız diye ilköğretimde bu yıl 30 lira erkeklere, 35 lira kız çocuklarımıza; lisede, ortaöğretimde 45 lira erkek öğrencilerimize, 55 lira kız öğrencilerimize… Amaç ne? Teşvik.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Nerede hocam, nerede?

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, yardım da annelere verildi ki çocuklarını okula göndersinler diye ve 2,5 milyar lira ödendi AK PARTİ iktidarında fakir fukaranın çocukları için ailelere değerli arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bizim fakir fukaraların okuduğu yatılı bölgeleri kapattınız, ilkokul kısmını. Fakir fukaranın okuduğu ilkokul kısmını kapattınız yatılı bölgelerin, kapandı.

(CHP sıralarından bir grup milletvekilinin fotoğraf göstermesi)

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, gelelim AK PARTİ iktidarı ve AK PARTİ anlayışı neler yapmış, onları görmeye devam edelim. Evet, ilköğretimde ve ortaöğretimde 2002’de öğrenci bursu 12 liraydı arkadaşlar, 12. Evet, 2002’de ilköğretimde ve ortaöğretimde öğrencilerimizin aldığı burs miktarı 12 liraydı. Bugün kaç lira? 135 lira. Fark, artış yüzde 973. Bu anlayışın, işte AK PARTİ iktidarının anlayışının öğrencilerimize sunmuş olduğu bir imkândır bu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Vereyim 135 lirayı da sen bir ay çocuğunu geçindir bakalım üniversitede 135 liraya.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, değerli arkadaşlar, 2002’de 95 bin öğrenci burs alıyordu, bugün 254 bin öğrenci. Size soruyorum, 95 bin mi daha büyük, 254 bin mi daha büyük?

Değerli arkadaşlar, yatılı okul yemek bedeli 2002’de 1 lira 42 kuruştu. Bugün kaç lira? 7 lira 54 kuruş. İşte, AK PARTİ iktidarı, işte AK PARTİ anlayışı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – 5 misli artmış 5!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben yatılı bölgede okuyordum ilkokulda, devlet yine bize para veriyordu, maaş veriyordu o dönem.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Gelelim kız çocuklarının okullaşma oranına. Evet, kim okulu, okumayı teşvik etmiş, onu görelim. Kim kız çocuklarının okumasını teşvik etmiş onu görelim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – 5 misli artmış. Mecliste bile yemek daha ucuz, öğrenciler Meclisten daha pahalı yemek yiyor.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Öğrenciler Meclisteki milletvekillerinden daha pahalı yemek yiyor.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, değerli arkadaşlar, ilköğretimde 1997-1998’de kız ve erkek öğrenciler arasındaki fark yüzde 14’tü.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Milletvekili 10 bin lira alıyor, öğrenci 135 lira!

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Yani, yüzde 14, kız öğrenciler daha az eğitim görüyordu. 2003’te bu yüzde 9’a düştü.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Biliyor musunuz sayın milletvekilim, 10 bin lira alıyor milletvekili, 5 liraya yemek yiyor; 135 lira öğrenci alıyor, 7 liraya yemek yiyor.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Evet, sizinle birlikte yüzde 9’a düştü. Allah’a şükürler olsun, AK PARTİ iktidarı ve anlayışında, ilköğretimde bugün kız öğrenciler artı 1’in üzerine çıktı; evet, erkek öğrencilere göre. İşte, AK PARTİ iktidarı ve anlayışının Türkiye’ye getirdiği nokta değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ortaöğretimde de böyle, yükseköğretimde de böyle. Ortaöğretimde, ilköğretimde kız ve erkek öğrenciler arasındaki fark yüzde 26 iken bugün yüzde 5,86’ya düştü. Yükseköğretimde kız ve erkek öğrenciler arasındaki fark 2002’de ve 2003’te yüzde 26 iken bugün yüzde 12’ye düştü. İşte, AK PARTİ iktidarının ve anlayışının getirdiği konu budur.

Değerli arkadaşlar, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik önemli uygulamalardan birisi de sayın milletvekilimizin sözünü ettiği taşımalı eğitimdir. Okulu bulunmayan, nüfusu az ve dağınık yerleşim birimlerindeki ilköğretim çağına gelmiş çocuklar ile birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan okullarda bulunan öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla başlatılmıştır bu. İlk defa 1989-1990 yıllarında başlatılmış ve Allah’a şükürler olsun, bugün, ilköğretimde 812 bin öğrenci taşımalı eğitimden yararlanıyor.

Ortaöğretimde, arkadaşlar, taşımalı eğitimden yararlanan öğrenci sayısı 378’dir. Değerli arkadaşlar, ortaöğretimde taşımalı eğitim ne zaman başladı? Evet, ortaöğretimde taşımalı eğitime 2010 yılında, AK PARTİ iktidarında başlandı. Bugün, 378 bin öğrencimiz taşımalı eğitimden yararlanıyor.

Değerli arkadaşlar, bu Büyükşehir Yasası’yla ilgili konu da şudur: Evet, ilköğretimde Büyükşehir Yasası’ndan önce taşımalı eğitim kapsamında olan bütün köyler Büyükşehir Yasası’ndan sonra da aynen taşımalı eğitime devam ediyor. Değişiklik asla yoktur.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Doğru, okulları kapattınız, okulları kapattığınız için ona ihtiyaç olmaz ki.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Evet, değişiklik asla yoktur ve üst sınır yoktur, 2 kilometreye kadar olan yerlerde taşımalı eğitim yapılır.

Arkadaşlar, il planlama komisyonu kararıyla 1,5 kilometreye kadar da bunu düşürme yetkisi komisyona aittir, ildeki il planlama komisyonuna aittir.

Gelelim, söz konusu problem ortaöğretimdedir. Evet, ortaöğretimde de bu problemlerin olmasını istemiyoruz ama unutmayın, bu problem diye getirdiğiniz konular, bu resimler nerenin, hangi konuda?

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – İzmir’in ilçeleri…

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, 2010’dan önce ortaöğretimde taşıma yoktu.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - İki ay önce çekildi, ben de varım resimlerde.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Bugün, AK PARTİ iktidarı taşıyor. Bu sorun da ortaöğretimle ilgili, sizin resmini getirdiğiniz konular.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – 5 yaşında, anaokulu…

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Büyükşehir Yasası’yla Millî Eğitim Bakanlığının kararı şu, diyor ki: “Toplu taşımanın yapıldığı yerlerde taşımalı eğitim yapılmaz.” Nerede? İlköğretimde değil, ortaöğretimde. 2010’dan önce, AK PARTİ iktidarından önce taşımalı eğitim yoktu ve bugün 378 bin öğrencimiz taşınıyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Malatya’da daha okullar açılmadı ya, okullar açılamadı taşıma yapamadığınız için.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Şundan emin olun: Bu memlekette problem varsa, öğrencilerimizin problemi varsa, bu zamana kadar AK PARTİ iktidarı çözmüşse bundan sonra da emin olun AK PARTİ iktidarı bu problemleri çözmeye devam edecektir.

Arkadaşlar, taşımalı eğitimi bilmiyoruz. Taşımalı eğitim nedir? Niye taşırız?

Değerli arkadaşlar “Okullar kapanıyor.” diyor. 1’den 4’üncü sınıfa kadar ilkokulda yani 1, 2, 3, 4’te 10 öğrenciden aşağı öğrenci varsa, bu öğrencinin 1 öğretmenden veya 15 öğrencinin 1 öğretmenden eğitim görmesi mi çocukları düşünmektir, bu çocukları taşımak veya YİBO’ya götürmek mi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Gazetede yazıyor, Türkiye ortaöğretim kalitesinde 44’üncü sırada.

Sayın milletvekilim, Türkiye 44’üncü öğretim kalitesinde. Sadece konuşuyorsunuz, icraat yok.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben kısaca bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun araştırma önergesinin aleyhinde olduğumu bildiriyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Ankara’da birleştirilmiş sınıf uygulaması devam ediyor.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

Ç) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Tacikistan Cumhuriyeti Parlamentosu üyelerinden oluşan parlamenter heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN -  Sayın milletvekilleri, ülkemize resmî bir ziyarette bulunan Tacikistan Cumhuriyeti Parlamentosu üyelerinden oluşan parlamenter heyet şu anda Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar. Kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Efendim…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şimdi, benim, ilkokulum, ortaokulum, lisem yatılı. Yatılı bölgede biz okurken, devlet bize maaş verirdi yani yoksul aile çocuklarının okuduğu ilkokullar, AKP döneminde o ilkokul kısmı kapatıldığı için, taşımalı eğitim gündeme geldi. Yani bu sorunu yaratan AKP zihniyeti, AKP iktidarıdır. Okulları kapattı, taşımalı eğitim ihtiyaç oldu. Yani, eğer, burada, o okulları kapatmamış olsalardı, taşımalı eğitimle övünmezlerdi.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Taşımalı eğitim ne zaman başladı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Avrupa’da 6 öğrencinin bulunduğu köye okul yapılıyor, öğretmen gönderiliyor.

BAŞKAN - Sayın Tanal, kayıtlara geçti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama AKP döneminde 20 öğrencinin bulunduğu yerde okullar kapatılıyor. Sorun bu Değerli Başkan.

BAŞKAN -  Şimdi, bakın, 4’üncü dakikayı dolduruyoruz.

AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Mahmut Bey, taşımalı eğitim ne zaman başladı? Taşımalı eğitim 1989’da başladı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – AKP yaptı bunu.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Ne zaman başladı haberin yok.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN -  Sayın Yüksel, buyurun.

17.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Bir saniye, söyleyeyim.

Sizin dediğiniz gibi, taşımalı eğitim 1989’da başlamıştır, 1990’da 9 ile yayılmıştır. Daha sonra da, 2002-2003’te 79 ilde, 2005’te de 80 ile yayılmıştır. Yaygınlaştıran sizsiniz. Doğru olabilir. Bakın, bugün, araştıralım diyoruz, gelin, olumlu oy verin.

Sayın Başkan, milletvekili arkadaşımız ortaöğretimde bunun olduğunu, ilköğretimde olmadığını söyledi. Doğru söylemiyor. Bu fotoğraflar yeni çekilmiştir, öyle eski fotoğraflar falan değildir, ben de içindeyim fotoğrafın yürürken. Elimden tutan çocuğun adı Tufan’dır ve 5 yaşındadır, 5 yaşında; ana sınıfına gidiyor bir okuldan bir okula, Menemen’in Belen köyünden, Doğa köyünden bir başka köye 5 yaşındaki çocuk yürüyerek gidiyor. Yola çıkıyorlar kamyonla, kamyon bulamazsa traktör, bulamazsa dedesinin eşeğiyle gidiyorlar. Bu fotoğraflar gerçektir arkadaşlar. Mesele, çözelim bunu, yapmayın, yazıktır ya.

BAŞKAN -  Siz onları anlattınız, kayıtlara da geçti.

Teşekkür ederim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi anlamında bir şey ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

18.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Amasya Milletvekili Avni Erdemir’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın konuşmacı öğrencilerin 7 lira yemek parası verdiğini söyledi. Milletvekillerinin 11 bin lira aldığı bir yerde 5 lirayla karnını doyuruyorsa, 135 lira burs alan bir öğrencinin 7 lirayla karnını doyurmasını bir maharet gibi göstermesini esefle dinledik.

Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla 6/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 4 Aralık 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Ankara Milletvekili Sayın Özcan Yeniçeri.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından taşımalı eğitimin sorunları ve bu sorunların ortaya çıkardığı birtakım problemlerin çözülmesi için alınması gereken tedbirler konusunda verilen önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, genelde şöyle bir âdedimiz var: Bir yasa yaparken bazı konular dikkate alınmıyor, onlar dikkatten kaçtığı için de yanlış birtakım sonuçlar ortaya çıkıyor, bunun bedelini de halk ödüyor. Sadece bu konuda değil, hemen her yasa hazırlığı sırasında, kendisi dışında hiçbir parti, sivil toplum örgütü, meslek odasının görüşlerini dikkate almadan alelacele yasa çıkarma ve bu çerçeve içerisinde ortaya çıkan yasada, maalesef halkın ihtiyaçlarını karşıladığı kadar halkın başına da birtakım sorunlar meydana getiriyor.

Bunlardan bir tanesi de özellikle taşımalı eğitimle ilgili sorunlardır. Taşımalı eğitimle ilgili sorunların ortaya çıkmasının nedeni yani sebebi 4+4+4 sisteminde yapılan ve alınan bazı kararların temel birtakım uygulamalara, temel birtakım araştırmalara, pilot uygulamalara ve çalışmalara konu olmamasından kaynaklanmaktadır.

Şimdi, taşımalı eğitim ilköğretim okulu bulunmayan ve çeşitli nedenlerle eğitim öğretime kapalı, birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan ilköğretim okullarındaki öğrencilerin merkezî ilköğretim okullarında günübirlik taşınarak kaliteli bir eğitim görmelerini sağlamak amacıyla çıkarılmış bir sistemdir.

Bu sistemin aslında büyük bir değişim olduğunu, her değişimin büyük sancılara gebe bulunduğunu, bu değişimin de birtakım sorunları ortaya çıkarmasının normal olduğunu özellikle ifade etmek ve bunu görmek lazım. Ancak, normal olmayan, son derece plansız ve yangından mal kaçırır gibi bu değişimin gerçekleştirilmesidir. Bir saha araştırması, bir pilot uygulama olmaksızın bir anda ve ülke çapında değiştirilen sistemin sorunlu olacağı kaçınılmazdır. 4+4+4 eğitim sistemine geçişteki plansızlığın çıktılarından birisi olarak, taşıma merkezli okullar sorunu olarak ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Şimdi, olaya şöyle bir bakmak lazım: Yani ben gerçekten iktidar partisinin değerli sözcüsünü burada dinledim, eğitim sisteminde hiçbir problem yokmuş, bu problemleri tartışmaya da gerek yokmuş çünkü olmayan problem tartışılmaz ve dolayısıyla da her şeyi, bütün eğitim sistemini, hatta Nizamiye Medreselerini bile Adalet ve Kalkınma Partisi kurmuş ve ciddi bir şekilde, o günden bugüne Darülmuallimini kurmuş, Sahn-ı Semanı kurmuş, köy enstitülerini kurmuş, şimdi de taşımalı eğitim sistemini getirmiş, miladi bir iş gerçekleştirmiş, Türkiye'yi eğitimde uçurmuş gibi bir fotoğraf ortaya koydu. AK PARTİ kendisini ak kaşık olarak görüyor, herhâlde partinin adını da onun için öyle koydular. Ama fotoğraf öyle değil, gerçekler öyle değil, olgular öyle değil. Siz algıyı değiştirmek isteyebilirsiniz, kamunun, halkın, birtakım demagoji ve polemiklerle bir noktada algısını yönetebilirsiniz ama gerçekler ve olgular bambaşka bir noktaya sizi getirir.

Şimdi, ilköğretim 1’inci sınıfa giden bir öğrenci ile 8’inci sınıfa giden bir öğrencinin, aynı süre, sabahın dokuzunda, öğleden sonra da saat 15.00’te okulda bulunmasının, bunun yanı sıra aynı tuvaletleri kullanmasının, aynı yemekhaneleri, hatta aynı bahçeyi kullanmasının pedagojik ve gelişimsel açıdan çok sakıncalı olduğunu söylemek için çok da zeki olmaya gerek yok. Geldiğimiz noktada, parçalı yeni eğitim sisteminde pek çok okulda tabela dışında bir ayrıştırma da aslında yoktur. Taşımalı eğitimde de durum böyle. Değişen sadece tabelalar olduğu için, öğrenciler yine aynı tuvaletleri, aynı yemekhaneleri, aynı bahçeyi ve aynı servisleri kullanıyor. Eski sistemde 1 ve 8’inci sınıf öğrencileri aynı süre, yaklaşık altı saat okulda olurlarken, yeni sistemde öğrenciler yedi buçuk saat okulda bulunmak zorundadırlar. Değişen sadece tabelalar olduğu için öğrenciler yine -biraz önce de söylediğimiz gibi- aynı tuvalet, aynı yemekhane, aynı bahçe, aynı servisleri kullanıyorlar.

Eğitim taşımalı ve ortak olunca, ilkokul kısmının dersleri tamamlandıktan sonra bir buçuk saat kadar çocuklar okul bahçesinde ortaokul öğrencilerini, 6, 7, 8’inci sınıf öğrencilerini beklemek durumunda kalmaktadırlar. Taşımalı eğitim kayıtlı öğrencilerinin kırsaldaki fakir aile çocukları olduğu ve yaşları da dikkate alınırsa, yarı aç yarı susuz, üşüyerek bekleşmeleri acıklı bir görüntü ortaya çıkarıyor. Bu grup içerisinde altmış-altmış altı aylık ana sınıfı öğrencileri de maalesef yer almakta. Doğuda kış şartları, sabah altı sularında başlayan eğitim yolculukları, ortaokulları bekleyişi ve dönüş yolculuğuyla birlikte akşam saat on sekize kadar durum uzanabilmektedir.

Şimdi, bütün bunlar ortada iken, bütün bunları yok sayarak meseleyi yalnızca yüzeysel, siyasal jargonla almak ve algılamak son derece yanlıştır. Eğitim Türkiye’nin geleceğidir, Türkiye’nin geleceği eğitimde saklıdır. Eğitim meselesini siyasallaştırarak onun üzerinden birtakım hesaplar yapmanın her şeyden önce kendimize saygısızlık olduğunun altını çizmek istiyorum.

2002-2013 yılları arasında ülke genelinde taşımalı ilköğretim uygulaması kapsamında 811.838, taşımalı ortaöğretim uygulaması kapsamında da 389.958, özel eğitim öğrencilerinin ücretsiz taşıma uygulaması kapsamında 47.459 öğrenci taşınmaktadır. 2012 mali yılı bütçesinde taşımalı ilköğretim taşıma giderleri için 581 milyon 790 bin TL, taşımalı ortaöğretim giderleri için de 165 milyon 950 bin TL ödenek tahsis edilmiştir. 40 bin araçla 14 milyon 400 bin sefer yapılmakta olup uygulamanın başladığı 89-90 eğitim öğretim yılından bugüne kadar yirmi iki yılda toplam 120 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalar sonucunda da 48 çocuğumuz, öğrencimiz yaralanmış, 62 evladımız ise hayatını kaybetmiştir.

Taşımalı eğitim sisteminin bir başka konusu da köylerin yavaş yavaş boşaltılmasına katkı sağlamasıdır. Bakın, ben size bugün buradan söylüyorum, bu köyleri şu veya bu biçimde boşaltıyorsanız yarın “köylere teşvik” gibi bir yasa tasarısıyla karşımıza geleceğinizden de hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Köyü boşaltılan bir ülkede, uzun vadede çok büyük sıkıntıların ortaya çıkacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Diğer taraftan, taşımalı eğitim sırasında yemek sorunu da başlı başına bir sorundur. Maalesef, her eğitim döneminde yüzlerce öğrenci taşımalı ve yatılı okullarda yemekten zehirlenmektedir. Bu okullarda yemek ve hijyen koşulları için ayrılan bütçe de son derece kısıtlıdır. Bu üstünkörü yaklaşımla insanların canları ve sağlıkları tehdit altına alınabilmektedir.

Servis olayları da başlı başına bir sorundur ama onun üzerinde çok fazla durmayacağım, o da biraz önce burada ifade edildi.

Yapılması gerekenler nelerdir, kısaca onlardan söz etmek istiyorum kalan süre içerisinde.

Bunlardan bir tanesi şu: Taşımalı eğitim ihale uygulamalarındaki belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Taşımalı eğitim ihaleleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun olarak hizmet alımı usulüyle yapılmaktadır. 5018 sayılı Kanun hükümleri ve İhale Kanunu hükümleri tam anlaşılmadığından veya yorum eksikliği nedeniyle, uygulamaları sahiplenme aşamasında kadük kalmakta, il özel idareleri ve millî eğitim müdürlükleri arasında gidip gelmektedir; bu durumun düzeltilmesi gerekir.

Taşımalı eğitim uygulama ihaleleri yıllık olarak yapılmamalıdır, yıllık olarak yapılıyor. -bunu da başlık olarak söylüyorum- yıllık olarak yapıldığı zaman yüksek oranda rekabete sebep vermekte ve yüklenici, taahhüt ettiği araç kalite ve standartlarını yakalamakta sıkıntı çekmektedir. Araçlara yaş sınırı ile ilgili de Ulaştırma Bakanlığının hâlen geçerli olan Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği’ne göre “12 yaş” olan araç yaş sınırı “6 yaş” olarak düzeltilmiş ve beş yılı kapsayacak sözleşme yapılması kararı alınmıştır, bunun da gözden geçirilmesi lazımdır. Uygulama bütün öğretim kademelerinde, aslında, yayılmalıdır.

Taşımalı eğitim yemek ihalelerinde farklı uygulamaların ortadan kaldırılması gerekir.

Taşıma merkezi okul öğretmenlerine görev nöbeti nedeniyle ilave ek ders ücreti verilmesi gerekir diyor, daha sayacaklarımı süre bittiği için söyleyemiyorum ama şunu söylüyorum: Evet, burada bir sorun vardır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – …ve bu sorun irdelenmelidir, bu sorunu irdelemekten kimse kaçınmamalıdır. Dolayısıyla da Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu bu önerge dolayısıyla komisyonun kurulması faydalı olacaktır. İktidarı da bu konuda aklı başında davranmaya davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Ağrı Milletvekili Sayın Halil Aksoy.

Buyurun Sayın Aksoy. (BDP sıralarından alkışlar)

HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; taşımalı eğitim uygulamasında yaşanan sorunlara ilişkin aleyhte söz aldım ama lehte konuşacağım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, eğitim alanı Türkiye’de başlı başına bir  sorundur. Cumhuriyet tarihi boyunca bu alan gerek tekçi, ezberci ve ideolojik yaklaşımlar nedeniyle gerekse de yetersiz altyapı ve personel azlığı nedeniyle ne yazık ki hep sorun olmaya devam etmiştir. Bakanlığının ismi bile “millî” ile başlayan bir eğitim sisteminden, doğrusu, çok şey beklemek doğru değildir. Tabii, bu sorunları alt başlıklar hâlinde sıraladığımızda taşımalı eğitim uygulaması da bu sorunlardan bir tanesidir. Aslında taşımalı eğitim uygulamasında yaşanan sorunları mevcut eğitim politikasından ve bu nedenle meydana gelen genel sorunlardan ayrı düşünmek de mümkün değildir. Zira, taşımalı eğitim uygulaması ve bu alanda yaşanan çeşitli sorunlar şu an Türkiye’deki iflas etmiş, çürümüş eğitim sisteminin birer sonucudur. İsterseniz bunlardan birkaçını hatırlatayım: Şu anda birleştirilmiş sınıflar var mıdır? Vardır. Derslikler yetersiz midir? Yetersizdir. Müfredat yetersizliği var mıdır? Yani, müfredat ırkçı, şoven, asimilasyoncu söylemlerden arındırılmış mıdır, arındırılmamış mıdır? Arındırılmamıştır. Öğretmensiz okul, okulsuz öğretmen var mıdır? Vardır. Sınıflarda 60 kişi okuyor mu hâlâ? Okuyor. Tuvaletlerde, şurada, burada hijyen koşulları yerine getirilmiş midir; su var mıdır? Yoktur. KPSS, LSS gibi öğrencilerin önünü tıkayan, gelişmesini engelleyen uygulamalar var mıdır? Vardır. Okullar ısıtılabiliyor mu? Hâlâ koltuklarında tezekle okullara gidiyor mu çocuklar? Gidiyorlar. Öğretmenlerin sorunları giderilmiş midir? Giderilmemiş. Bunları daha da uzatabiliriz. Demek ki bu sorunlardan sadece bir tanesidir taşımalı eğitim. Bu nedenle bu çürümüş eğitim sistemindedir bütün problem.

Değerli milletvekilleri, mevzuata baktığımızda taşımalı eğitim uygulamasının amacı çeşitli nedenlerle eğitim ve öğretime kapalı, birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan ilkokul, ortaokul veya imam-hatip okulları öğrencilerinin, taşıma merkezi seçilen okullara günübirlik taşınarak kaliteli bir eğitim ve öğretim görmesini sağlamak olarak benimsenmiştir veya belirtilmiştir. Ancak, uygulamada bu alanın gerçekleşmediği, bu amacın gerçekleşmediği çok açık bir şekilde ortadadır. Devam etmekte olan bu uygulama öğrenciler ve aileleri için âdeta bir eziyete dönüştürülmüştür. Eğitim kalitesi yükselmediği gibi hâlâ birleştirilmiş ve kalabalık sınıflar varlığını korumaya devam ediyor. Uygulamanın Karadeniz, İç Anadolu ve Kürt coğrafyasında yaygın olduğu düşünüldüğünde, eğitim hizmetlerine erişimin oldukça zor olduğu bu yörelerde, söz konusu uygulamayla aynı sorunun varlığını koruduğunu, uygulamanın çözüm değil yeni sorunlar ortaya çıkardığını söyleyebiliriz.

İlgili yönetmelikte öğrencileri taşıma kapsamına alınan köy ve mezra yerleşim birimlerinde ilkokul öğrenci sayısının 10’dan az olması şartı yer alıyor. Şu an taşımalı eğitim sisteminin uygulandığı köylerin birçoğunda ilkokul öğrenci sayısı 10’un üzerindedir. Bu nedenle, bu taşımalı eğitim kapsamına alınmış öğrenci sayısı da gün geçtikçe yükselmektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de yirmi yedi yıl önce yani 1989-1990 eğitim-öğretim yılında sadece 2 ilde başlayan taşımalı eğitim uygulaması, “Türkiye'nin sözde çağ atladığı, dünyanın 17’nci büyük ekonomisi hâline geldiği ve okullarda artık tabletlerle eğitim verildiği” günümüzde -ki bunu tırnak içerisinde söylüyorum- Türkiye'nin neredeyse bütün illerinde uygulanır hâle gelmiştir. Millî Eğitim Bakanlığının resmî rakamlarına göre, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ülke genelinde taşımalı eğitim uygulaması kapsamında 811.838, taşımalı öğretim uygulaması kapsamında 389.958, özel eğitim öğrencilerinin ücretsiz taşınması uygulaması kapsamında ise 47.459 öğrencinin taşındığı açıklanmıştır.

Uygulamanın başladığı yıllardan bu yana 120 trafik kazasının yaşandığı, meydana gelen bu kazalarda 48 öğrencinin hayatını kaybettiği, 62 öğrencinin ise yaralandığı resmî istatistiklerde yer almaktadır. Yani 48 öğrenci, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmakta olan taşımalı eğitim sisteminin kurbanı olmuştur. Rakama bakıldığında, her yıl yaklaşık olarak 3 öğrencinin Millî Eğitim Bakanlığının kendi kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıkıyor.

Ülkemizde servis güvenliğinden kaynaklı sorunlar sürmektedir. Yalnızca taşıma merkezli okullarda değil, tüm kurumlarda öğrenci taşıma işi yönetmeliklere uygun olarak yapılmamakta, her yıl onlarca öğrenci ve öğretmen yol kazalarında yaşamını yitirmektedir. Servis araçları öngörülen özelliklere sahip değildir. Öğrencilerin binmesi gereken servise öğrenci olmayanlar da binmektedir. Kayıtlı servis şoförlerinin haricinde birçok farklı şoförün aynı aracı kullandığı, ayrı yerleşim yerlerinden birden fazla servisle gelmesi gereken öğrenciler bir servise sığdırılarak âdeta balık istifi getirilmektedir. Bu durumlar, öğrencilerin güvenliği açısından da son derece tehlikelidir.

Taşıma merkezi ilkokulu ya da ortaokulu kurumu olarak tayin edilen okullarda sınıfların öğrenci mevcudu çoğu yerde 50’nin üzerinde olmaktadır. Bu şekilde kalabalık olan sınıflar bir hayli fazladır. Çocuklar araçlarda balık istifi getirilirken araç içerisinde şoförden başka yardımcı bir görevli de çoğu kez bulunmamaktadır.

Yine, önemli bir konu da taşımalı eğitim nedeniyle öğrencilerin evlerinden ayrı kaldıkları süredir. Bu süre bir günü bulmaktadır. Bu anlamda düzenli bir hizmet de söz konusu değildir. Evinden uzakta olan öğrenci geç saatlere kadar aç kalmakta ya da yetersiz beslenmektedir. Köy okullarında uygun lavabolar, kesintisiz su bulunmadığı için öğrenciler bu konuda çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Okullarda el temizliği ve diğer ihtiyaçlar için kullanılacak temizlik malzemesi de bulunmamaktadır. Bu sistemle sadece eğitimin kalitesi düşmüyor, aynı zamanda, faciaların yaşanacağı da bugünden anlaşılabiliyor.

Değerli milletvekilleri, yine, önemli bir konu ise Büyükşehir Yasası’nın çıkmasıyla köylerin mahalle statüsüne dönüşmesi sonucu çıkan sorunlardır. Çok sayıdaki köyde taşımalı eğitime son verilmiş ve binlerce çocuk traktörlerle, at arabalarıyla, römorklarla saatlerce yürüyerek okullara taşınmaktadır. Bu alanda ortaya çıkan sorunların da bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

Yine, aynı şekilde, bu uygulamanın sonucu olarak ortaya çıkan sorunlardan bir tanesi de nadiren de olsa taşımalı sistemle başka köye giden öğrencilerin, o köyün öğrencileriyle okulda yaşadıkları sorunlardır. Zira, zaman zaman, okulun bulunduğu köydeki öğrenciler taşımalı sistemle okullarına gelen öğrencileri kabul etmiyor, ötekileştiriyor ve bu sorun aileleri de etkiliyor. Geçen sene, Ağrı’nın Taşlıçay ilçesinde böylesi bir sorun yaşanmıştı. İlköğretim okulunun bulunduğu bir Azeri köyüne Kürt köylerinden öğrenci gelmekteydi. Bu öğrenciler arasında problemler yaşandı, aileler de bu işe karıştı “Kürt öğrenci-Türk öğrenci” gibisinden. Sonuçta, bizim müdahalemizle ancak sorun çözülebildi. O olaya ailelerin de katılması sonucunda olayların ne tür bir şekil alacağı da çok bilinmemektedir.

Yine, bu sistemde yaşanan sorunlardan bir tanesi de ihale süreçleridir. Taşınan çocuklara taşıma merkezlerinde yemek verilmemektedir. Son yıllarda, bu ihalelerin şeffaf olmadığı ve yandaş kişi ve şirketlere çeşitli ihale hileleriyle verildiği göz önüne alındığında, bu sorun da oldukça ciddi görülmeli ve bu konudaki ihalelerin şeffaf yapılması gerekmektedir.

Sonuç olarak önergeye destek vereceğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çelebi, Sayın Özel, Sayın Yüksel, Sayın Özdemir, Sayın Tanal, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Topal, Sayın Işık, Sayın Şeker, Sayın Gök, Sayın Ediboğlu, Sayın Acar, Sayın Güler, Sayın Sapan, Sayın Atıcı, Sayın Kurt, Sayın Akar, Sayın Havutça, Sayın Toprak.

Evet, iki dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.59
ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve  yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının taşımalı eğitimle ilgili sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla 6/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 4 Aralık 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- AK PARTİ Grubunun, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarında yer almasına; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme usul ve takvimi ile konuşma sürelerine; kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin on iki turda tamamlanmasına; turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddelerinin oylanmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                        4/12/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 04/12/2013 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                           Mahir Ünal

                                                                                                       Kahramanmaraş

                                                                                          AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

1) 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarında yer alması; bütçe görüşmelerine 10/12/2013 Salı günü saat 14.00'te başlanması ve bitimine kadar, resmî tatil günleri dâhil her gün saat 11.00'den günlük programın tamamlanmasına kadar çalışmalara devam olunması ve görüşmelerin on bir günde tamamlanması; bütçe görüşmelerinin son günü olan 20/12/2013 Cuma günü görüşmelere saat 14.00'te başlanması ve bitimine kadar çalışmalara devam olunması,

2) Başlangıçta bütçenin tümü üzerinde gruplar ve Hükûmet adına yapılacak konuşmaların (Hükûmetin sunuş konuşması hariç) birer saat (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir.), kişisel konuşmaların ise onar dakika ile sınırlandırılması,

3) Kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin 12 turda tamamlanması, turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddelerinin oylanması,

4) İç Tüzük’ün 72’nci maddesi gereğince yapılacak görüşmelerde, gruplar ve Hükûmet adına yapılacak konuşmaların 1, 2, 4, 6, 8, 9 ve 10’uncu turlarda ellişer, diğer turlarda kırkar dakika (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir.), kişisel konuşmaların beşer dakika olması, kişisel konuşmalarda her turda İç Tüzük’ün 61’inci maddesine göre biri lehte, biri aleyhte olmak üzere 2 üyeye söz verilmesi ve 1 üyenin sadece bütçenin tümü üzerinde veya sonundaki görüşmelerde ya da bir turda söz kaydı yaptırması,

5) Bütçe görüşmelerinde soruların gerekçesiz olarak yerinden sorulması ve her tur için soru-cevap işleminin yirmi dakika ile sınırlandırılması,

6) Bütçe görüşmelerinin sonunda gruplara ve Hükûmete birer saat süre ile söz verilmesi (Bu süre birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilir.), İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre yapılacak kişisel konuşmaların onar dakika olması önerilmiştir.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Doğan Kubat.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli arkadaşlarım; grubumuzun önerisi lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 161, 162, 163 ve 164’üncü maddeleri gereğince bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarının birlikte görüşülmesi ve mali yıl başına kadar karara bağlanması zorunludur. Bütçe görüşmeleri dün itibarıyla tamamlandı. Biz dün de bir grup önerisi getirmiştik ancak değerli muhalefetimizin görüşleri dün geç saatlerde ancak yetiştirildiği ve sıra sayısı dün itibarıyla alındığı için bütçenin önümüzdeki haftaki görüşme takvimine ilişkin bu öneriyi huzurlarınıza getirmiş bulunmaktayız.

Önerimizde, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile birlikte 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 ve 2’nci sıralarına alınması önerilmekte. Bunun dışında da bütçe sürecine ilişkin olarak çalışma gün ve saatleri, görüşmenin şekli, grupların ve kişilerin, milletvekillerimizin konuşma sürelerine ilişkin hususlara dair öneriler yer almaktadır. Buna göre, bütçe görüşmelerinin 10 Aralık 2013 Salı günü saat 14.00’te başlaması ve tüm turların bitimine kadar -resmî tatiller de dâhil olmak üzere- on bir günde tamamlanması; günlük görüşmelerin sabah 11.00’de başlaması ve o günkü turun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar devam etmesi; ancak son gün yani 20 Aralık Cuma günü görüşmelerin saat 14.00’te başlaması ve o günkü turun bitimine kadar devam etmesi- bütçe üzerinde yapılacak konuşmalarda tümü üzerinde Hükûmet ve gruplara birer saat söz hakkı tanınması -ki bu bölünebilir bir süredir, birden fazla milletvekilimiz kullanabilecektir- şahsi konuşmaların ise onar dakika ile sınırlandırılması; toplam bütçe görüşmelerinin 12 tur olarak düzenlenmesi ve bu turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarının maddelerinin ayrı ayrı oylanması, turlar üzerindeki konuşma süreleri bakımından ise İç Tüzük’ün 72’nci maddesi hükmü çerçevesinde 3, 5, 7, 11 ve 12’nci turlarda gruplar ve Hükûmete kırkar dakika, diğer turlarda ise ellişer dakika söz hakkı verilmesi, yine bu sürelerin birden fazla milletvekilimize kullandırılabilmesi, kişisel söz haklarının ise beş dakikayla lehte ve aleyhte olarak düzenlenmesi; soru-cevapların her turun sonunda olmak üzere yirmi dakika olması ve her milletvekilimizin tümünde, sonunda veya turlar üzerinde ancak 1 defa söz hakkı kaydı yaptırabilmesi önerilmektedir.

Önerimize desteklerinizi bekler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde ilk söz Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal’a aittir.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu grup önerisi normal şartlarda Danışma Kurulu olarak geliyordu, teamüllerimiz böyleydi. Şu anda anlaşılamadığı için burada grup önerisi olarak tartışıyoruz ama anlaşmama nedenimiz takvim değil, yani sunulan öneri değil, sizlere de  yansıyan, Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde sıkça tartışmış olduğumuz Sayıştay raporlarıyla ilgili sorundan kaynaklanıyor. Dolayısıyla, burada daha uzun bir çalışma takvimi hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de Genel Kurulda istiyorduk ki bu konular açıklıkla tartışılsın, görüşülsün, sizlerin de denetim yetkisi olan Meclis olarak, yüce Meclis olarak, bilgisine sunulsun. Maalesef bu yapılmamıştır, bütçe hazırlama süreci açısından bu bir eksikliktir. Çünkü yüce Meclis denetim yetkisini kullanıyor ancak bütçe hakkı Meclisin en önemli haklarından bir tanesi ve bunu da sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçenin yapılması ve tartışılmasıyla yapmıyor, Meclis adına denetim yapan Sayıştay aracılığıyla bütün kamu idarelerinin denetlenmesi sayesinde yapıyor.

Bu sene bir sorun daha derinleşmiş bir şekilde karşımıza geldi. Biliyorsunuz, Sayıştay raporları eskiden beri gelmiyor ama kanun değişikliğinden sonra yeni formatla, yeni şekilde gelmesi gerekiyor idi. Geçtiğimiz yasama yılında, yine başladığında bunu tartıştık, bütçe sürecinde de burada Sayın Meclis Başkanı açıklama yaparak eksiklikleri tespit etmiş idi. Maalesef bu sene düzelecek derken yine bunların gelmediğini görüyoruz değerli arkadaşlar çünkü 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda bunlar yer alıyor yani dış denetim olarak Sayıştayın bu raporları hazırlaması, kurumlarla ilgili raporları Meclise sunması, bunların da kesin hesaplarla ilgili kanun tasarısı görüşülürken bizlere gelmiş olması gerekiyor idi. Maalesef, burada büyük bir eksiklik var. Tabii, “eksiklik” derken bizim buradaki yorumumuz eksikliğin ötesinde Hükûmetin bu işi yokuşa sürmesi şeklinde. Burada, esas itibarıyla, baktığımız zaman Sayıştay tarafından sanki rapor hazırlanıyormuş gibi yapılıp “Rapor hazırlanamamıştır.” diyerek bize rapor sunulduğu ifade ediliyor.

Değerli arkadaşlar, 358 tane kamu idaresi için düzenlilik denetimi raporu hazırlanmasına rağmen bize 146 tanesi geldi. Bu gelenlerin içinde    -eğer bakarsanız şöyle, enine tutuyorum ki dört beş sayfa kalınlığı, yukarıda arkadaşlara takdim ettik, sizler de inceleyebilirsiniz- hiçbir şey yok. “Rapor” denilen şeyde sadece kurumun tanıtımı var, kurumun işlevleri var, arkasında da dört satırlık bir denetim görüşü yer alıyor. Orada da ne diyor, biliyor musunuz? Kurum adını yazıyor, “Belgeler yukarıda başlıklar altında açıklandığı üzere kamu idaresi yönetimi tarafından sağlanamadığı için filanca kurumun -burada Adalet Bakanlığınınki var- mali rapor ve tablolar hakkında görüş bildirilememektedir.” yani “Görüş bildirilememektedir.” ifadesi bir rapor olarak bize sunulmuş durumda. Bütün tartışmalarımızın temelinde yatan şey budur. Yani, o kurumlarla ilgili rapor yok. Sonra sorduğumuz zaman “Biz size rapor verdik ya.” diyorlar. Raporların da yarısından fazlasının hiç olmadığını, olanların da büyük bir kısmının… Elimde birkaç tane numune getirdim, şunlar bize rapor olarak geldi arkadaşlar.

Şimdi, sizler de milletvekili olarak, sadece biz muhalefet olarak değil, yasama organının birer temsilcisi olarak bu hesapları görmeniz, yapılan eksiklikler, usulsüzlükler, yanlışlıklar varsa bunlardan haberdar olmanız gerekiyor. Maalesef, Meclisin bu denetim yapma yetkisi elinden alınmış bulunuyor.

Bir de bunlarla beraber hiç rapor yapılmayanlar var, belediyelerle ilgili, iktisadi teşekküllerle ilgili, bazı kamu kurumlarıyla ilgili. İlave olarak olumsuz görüş verilenler var. Yani o kurumlarla ilgili raporların kesin hesap kanun tasarısı içerisinden ayıklanarak bu kurumların kesin hesap kanun tasarısıyla beraber sunulmaması gerekiyor. Olumsuz görüş demek, bu kurumlarla ilgili raporların uygun olmadığını söylemek demek. Bizim de bunları burada görüşüyor olmamamız gerekiyordu. 15 tane kamu idaresiyle ilgili olumsuz görüş verilmiş.

Daha da vahim bir şey var. 50 tane idareyle ilgili, görüş vermekten kaçınma tespiti yapılmış. Eğer Sayıştay Kanunu’nun 9’uncu maddesine bakarsak değerli arkadaşlar, rapora görüş vermeyenlerin sorumluluğuyla ilgilidir bu madde. Komisyonda Sayın Bakana sorduk, eğer görüş vermekten kaçınılırsa, bilgi vermekten kaçınılırsa ilgililer hakkında işlem yapılması lazım. Sayıştay Kanunu’na baktığımız zaman 9’uncu maddede yazıyor, “Önce yetkililerin maaşlarını yüzde 50’ye kadar kesersiniz.” diyor. Eğer hâlâ görüş vermekten kaçınırsa, bilgi, belge vermezse o zaman onların görev akitlerine son verilmesine kadar bir yetki vermiş. Diyoruz ki: “Peki, herhangi bir kurumla ilgili böyle bir talepte bulunuldu mu?” Cevap yok. Peki, kim bunun suçlusu? Hadi verilenlerdeki eksikliği anladık ama hiç görüş verilmeyenler var, onlarla ilgili de bir işlem yok.

Dolayısıyla, burada tabii, Sayıştayla ilgili, gerçekten AKP iktidarının iyi niyetli olmadığı kanaatindeyiz. “O ne demek?” diyeceksiniz. Değerli arkadaşlar, burada kanun, 2010 yılında çıkıp 2011 yılındaki kesin hesap tasarısında uygulanması gereken raporları içeriyor, onlar geçen yıl gelmedi. Ondan önce, 2005’ten bu yana gelmeyen raporlar var. Tabii, burada yapılan, sizin Sayıştayı etkisizleştirme düzenlemenizin önemli maddeleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Siz de gayet yakından biliyorsunuz, burada Sayıştayın bağımsızlığı ortadan kaldırıldı, denetim yetkisi elinden alındı, zaten etkisizleştirilmişti. Burada bir Rapor Değerlendirme Kurulu var değerli arkadaşlar. Sanki raporu değersizleştirme ya da raporu değiştirme kuruluna dönüşmüş yani ben ona “raporları kuşa çevirme kurulu” diyorum. Bu yapıyla denetlenen kurumun kabul etmediği hiçbir rapor bize gelemiyor yani gelen raporların içeriğinden vazgeçtik, yapılan raporları o kuruma soruyorlar, kurumun itiraz ettikleri içerisinden ayıklanıyor ve ondan sonra da bize rapor olarak Sayıştay Genel Kurulundan- demin söylemiş olduğum- 4 satırlık “Görüş bildirilememektedir.” görüşlerini içererek geliyor. Burada, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu düzenlemeyi bahane ederek Meclisin denetiminden, Sayıştayın denetiminden bütün kurumları kaçırdığını görüyoruz. Maalesef, bu iş böyle. “Neden?” diyeceksiniz. O birinci darbenin arkasından, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği düzenlemelerden sonra burada 124 değerli milletvekili arkadaşınızın, sizin grubunuza ait arkadaşınızın vermiş olduğu kanun teklifi var nisan ayında ve bu 30 Nisanda da Plan ve Bütçe Komisyonunun gündemine alınmıştı. Nedense bir anda, o günün şartları içerisinde gerilim olduğu için geri çekildi. Eğer bu teklifin içerisine bakarsanız -sizlerin çoğunun imzası var ama çoğunuzun da içeriğinden haberdar olmadığından eminim- buraya baktığımız zaman iyice de, bu hazır, mevcut sistemin de ötesine giderek Sayıştayın tamamen bir normal bakanlık hâline dönüştürüldüğünü, âdeta denetim birimi olmaktan ziyade her gelene uygunluk veren bir kurum hâline dönüştürüldüğünü görürsünüz. Böylece, burada sorunun Sayıştayda olmadığını, ilgili kurumların, ilgili bakanlıkların, kamu idarelerinin rapor vermediği bahane edilerek denetimden kaçıldığını açıkça görmüş oluyoruz. Bu şartlarda tabii ki bu raporların tamamının Genel Kurulda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüyor olması gerekirdi. Bunların görüşülmemesini de önemli bir eksiklik olarak görüyoruz. Herhâlde bu tartışmalardan sonra önümüzdeki süreçte, yeni yılda, bu eksik kalan kanun, sizin vermiş olduğunuz, 124 milletvekilinin kanun teklifi de gündeme gelerek… “Madem tartışılıyor, tamamıyla biz Sayıştayı etkisizleştirelim.” diye böyle bir teklifle gelmenizden de açıkçası çekiniyoruz. Maalesef, bu şartlarda bu kanun teklifinin asıl amacının da denetimden kaçmak için zemin oluşturmak ve Sayıştayı da Hükûmetin arka bahçesi hâline getirmek olduğu anlaşılmış bulunuyor. Onun için bu bütçenin görüşülmesinin uygun olmadığını, sakat olduğunu düşünüyoruz. En önemli şartı olan bu raporların denetimden kaçırılmasının da iyi niyetli olmadığını, karşılıklı bir danışıklı dövüş olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) -  …Hükûmetle Sayıştay arasında yapıldığını düşünüyoruz.

Bu düşüncelerle teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde Karaman Milletvekili Sayın Lütfi Elvan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Elvan.

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. 1927 yılından itibaren aşağı yukarı 2005 yılına kadar devam eden Muhasebei Umumiye Kanunu’nu değiştiren Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu çıkaran AK PARTİ hükûmetleri olmuştur. Arkasından yine çağın ve uluslararası standartların gereği olarak birçok gelişmiş ülkenin sayıştaylarının sahip olduğu yetkilerin çok çok üzerinde yetki veren, sorumluluk veren Sayıştay Kanunu çıkarılmıştır. İlk kez bizim dönemimizde mali saydamlık ve hesap verilebilirlik kavramları gündeme gelmiştir. Aslında bu kavramlar geçmişte konuşulan kavramlar değildi. Nakit esaslı muhasebe sisteminden tahakkuk esaslı muhasebe sisteminde yine bizim zamanımızda geçilmiştir yani bizim Hükûmetimizi, hükûmetlerimizi denetim yapmamakla veya denetimden kaçmakla suçlamak son derece yanlıştır. Bizatihi biz INTOSAI standartlarını getiren Hükûmetiz, AK PARTİ iktidarıdır ve uluslararası standartlarda denetim yapılmasına imkân sağlayan yine AK PARTİ hükûmetleri olmuştur. Bakınız, geçmişte denetim yapılmıyordu, teftiş yapılıyordu ancak şu an maalesef denetim yapılması istenmiyor, teftiş yapılması isteniyor. Denetimle teftiş arasındaki farkı bilmemiz gerekir.

Mali raporlara gelince. Değerli arkadaşlar, mali raporları kesin hesap kanunu tasarısıyla ilişkilendirmek mümkün değildir. Mali raporlar o kurumun yönetsel sorumluluğuyla ilgili olan bir husustur. Kesin hesap kanunuyla ilgili olan rapor, genel uygunluk bildirimidir. Anayasa’mızın 164’üncü maddesinde bu gayet açıktır. Şunu da ifade edeyim: Herhangi bir davanın veyahut bir kamu zararı söz konusu ise bu zararın neticesinin sonuçlanmaması o kesin hesabın kabulü hâlinde o davanın bırakılması anlamına da gelmiyor. Anayasa’mızın 164’üncü maddesinin son paragrafında bu da yer alıyor.

Mali raporların içeriğine gelince. Değerli arkadaşlar, 146 rapor gelmiştir. Bu raporların 42 tanesinde -ki, genel bütçeli kuruluşlara yöneliktir, bakanlıklarımıza yöneliktir- mali tablolar oluşturulamamıştır. Neden oluşturulamamıştır, onu ifade edeyim: Çünkü bir bakanlığın kendisine ait bir kasası yoktur, bir bakanlığın bilançosu söz konusu değildir. Yani Sayıştayın istemiş olduğu o hususların teknik olarak bizatihi bakanlık tarafından yerine getirilmesi mümkün değildir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – O zaman Sayıştayı kaldırın.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Ve şunu ifade edeyim: Maliye Bakanlığı ve ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız Sayıştay Başkanlığının istemiş oldukları tüm belge ve bilgileri vermiştir. Maliye Bakanımız da açıklama yaptı. 25 milyonun üzerinde bilgi ve belge Sayıştay Başkanlığına verilmiştir.

Denetim raporlarına gelince. Değerli arkadaşlar, bu denetim raporlarında 600’ün üzerinde bulgu tespit edilmiştir. Bu 600’ün üzerindeki bulgudan aşağı yukarı 400’ün üzerindeki bulgu ilgili bakanlıklar ve kurumlar tarafından kabul edilmiştir. “Evet, bu, gerçekten söylemiş olduğunuz hususlar doğru şeyler, bunun düzeltilmesi gerekir.” demişlerdir.

Mali raporlardan amaç, denetim raporlarından amaç o kurumun daha da iyi işlemesini sağlamak, daha da iyi çalışmasını, etkin hâle gelmesini sağlamaktır, yoksa o kurumun teftiş edilmesi anlamına gelmez.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Eksiklik varsa da söyleyecek herhâlde. Denetimin amacı ne?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Elbette, eksiklikler varsa elbette söyleyecek. Ki ben şunu ifade ediyorum: 600’ün üzerinde bulgu tespit edilmiş Sayın Günal. Bu bulgulardan 400’ün üzerindeki bulgu ilgili bakanlıklar ve ilgili kurumlar tarafından kabul edilmiş. “Evet, bizim bunları düzenlememiz gerekir, düzeltmemiz gerekir.” denmiş.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Geri kalanları da söylesin.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Ve neyi getiriyor bu? Bu kurumlarımızın gerçekten bu raporlarla daha iyi çalışmasını, daha etkin hâle gelmesini, performansını daha da güçlendirmesini sağlayacak bir yapıyı oluşturmasını gündeme getirir.

Mali raporları kesin hesap kanunuyla ilişkilendirmek, “Efendim, mali raporda şu şu şu yer almamıştır.” gibi ifadeler doğru olan ifadeler değildir. Bunun yanında, 42 kurum dışında aşağı yukarı 100 civarında kurumumuzun mali tabloları gelmiştir çünkü üniversitelerimiz, diğer bazı özel bütçeli kuruluşlarımız bu mali tabloları oluşturma imkânına sahiptirler ve böyle bir teknik altyapı mevcuttur ve bunlar gelmiştir buraya. Kimse denetimden falan kaçmıyor, bilakis, denetimin gerçek anlamda yapılmasını isteyen bizatihi bizleriz arkadaşlar, buna sahip çıkan bizleriz. Bunun farkında olmalıyız.

Bugün bir toplu iğneye varıncaya kadar kamunun tüm taşınır malları kayıt altına alınmıştır. Bu bizim zamanımızda olmuştur.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Tüm deme, alınmayanlar var.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Geçmişe bakalım, sadece ve sadece saymanlık üzerinden denetim yapılan bir sistem vardı, gelir boyutuna bakılmıyordu. Harcaması nedir, ilgili saymanlığa git, dokümanlara bak; yöntem buydu arkadaşlar. Şimdi biz tahakkuk esaslı sistemi getirdik. Elbette bu sistemde aksayan bazı yönler yok mu? Olabilir ama bunun sanki denetimden kaçılıyormuş gibi bir hava yaratıp da birilerini suçlama gibi bir gayret içerisine girmek son derece yanlıştır, son derece yanlıştır. Son derece yanlıştır. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İmzanız olan kanun teklifi var, Komisyonda bekliyor Sayın Başkan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Diğer bir husus değerli arkadaşlar, mutlaka zikretmem gereken bir diğer husus: Yargılamaya esas raporlar, Komisyonda da gündeme geldi ve yargılamaya esas raporlar hakkında bazı Komisyon üyelerimiz bilgi istediler. Düşünebiliyor musunuz, bir mahkemeye, siz mahkemeyle ilgili diyorsunuz ki: “Ben buna müdahale edebilirim.” Meclisin böyle bir yetkisi yok değerli arkadaşlar. Meclis yargılama makamı değildir. Eğer yargıya esas bir rapor söz konusu ise bu raporların Meclise gönderilmesi kesinlikle söz konusu olamaz. O zaman siz yargıya müdahale etmiş olursunuz. Kamu zararına ilişkin olarak da yine herhangi bir şekilde Meclise bu tür bir rapor göndermek söz konusu olamaz; o da, o kurumu, o yöneticiyi belki suçu bulunmadan suçlu konumuna getirmek anlamına gelir. Dolayısıyla yargılamaya esas raporların görüşüleceği yer Sayıştay mahkemeleridir, Sayıştayın ilgili daireleridir.

Denetim raporlarına gelince. Yine, denetim raporlarında şu ifade edildi: “Efendim bu, 5 sayfalık, 10 sayfalık bir mali rapordur.” Değerli arkadaşlar, dünyanın hangi ülkesine giderseniz, hangi gelişmiş ülkesine giderseniz gidin bu tür mali raporlar bu içeriktedir, detay bilgiler yer almaz, detay bilgiler yer almaz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Arkadaşların hepsine dağıtalım da bir baksınlar.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Ha, burada şu ifade ediliyor: “Efendim, denetçi raporunu yazıyor ama denetçinin yazmış olduğu rapor Meclise gönderilmiyor.” Arkadaşlar, biz kanunlara ve Anayasaya uygun hareket etmek durumundayız. Siz denetçinin raporunun Meclise gönderilmesini isteyemezsiniz. Meclisin isteyeceği rapor Sayıştay raporudur. Sayıştay raporu da nasıl ve ne şekilde tekemmül ettirilir hepiniz biliyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kuşa çevrilerek tekemmül ettirilir!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Hayır efendim, öyle şey olabilir mi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İşte bak kuş! Bu kuş, kuş!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - O zaman Sayıştay Başkanlığı gibi bir kurumu kaldıralım, 3 denetçiyi görevlendirelim, “Bizim adımıza gidin kurum hakkında rapor yazın, bize gönderin.” diyelim. Var mı böyle bir şey? Dünyanın neresinde böyle bir uygulama var?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Çok var, yapıyorsunuz da. İşinize gelmeyen yere müfettiş gönderiyorsunuz sabaha karşı.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Kesinlikle bu söz konusu olamaz. İşleyen bir sistem vardır. Sayıştay dairelerinin görevleri vardır. Evet, denetçinin hazırlamış olduğu rapor taslak rapordur, Sayıştay raporu değildir. İlgili dairelerde bu görüşülür, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşü alınır ve tatminkâr cevap alınmışsa bu ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından o bölümler belki çıkarılır ve daha sonra da ilgili dairelerden görüş alındıktan ve ilgili dairelerin görüşü oluşturulduktan sonra rapor değerlendirme kurulunda bu değerlendirilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Yok, o kadar.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Elvan, teşekkür ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi’nin.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe görüşme takviminin belirlenmesine ilişkin Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurunuzdayım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce bu kürsüde konuşan Sayın Lütfi Elvan çok değerli bir bürokrattır, planlamacı bir arkadaşımızdır, konusunun uzmanıdır, şu anda da Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığını yürütmektedir ama mali mevzuatla ilgili, kamu mali yönetimiyle ilgili, Sayıştay raporlarıyla ilgili vermiş olduğu bilgileri doğrusu kendi uzmanlık alanıyla çok bağdaştıramadım çünkü vermiş olduğu bilgilerin çok büyük bir kısmı yanlış. Ben, size doğru bilgileri vermek istiyorum. Birincisi, Sayın Lütfi Elvan o dönemi hatırlamayabilir, 22’nci Dönem Parlamentosunda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi müştereken çıkardı, hep beraber, oy birliğiyle çıkardık. Bizim bazı maddelerde eleştirilerimiz vardı, eksik bulduğumuz düzenlemeler vardı ama “Kamu mali yönetiminde olumlu bir adımdır.” düşüncesiyle o tasarıya yasalaşma aşamasında tartışmasız destek verdik. Yasalaşma tarihi 2003 yılının Aralık ayıdır ancak yasanın yürürlüğe intikali 1 Ocak 2006’dır. Maliye Bakanlığı ve diğer idareler gerekli çalışmaları, uyum çalışmalarını zamanında gerçekleştiremediği için yürürlüğü biraz gecikti; olabilir tabii ki.

Bu yasa çok önemli düzenlemeler getirmiştir ancak bu yasanın getirmiş olduğu birtakım düzenlemeler, kontrol müesseseleri, Sayıştay denetimine ilişkin olarak getirmiş olduğu ilkeler Sayıştay tarafından “Benim kendi kuruluş yasam çıkmadı.” gerekçesiyle uygulanmadı ve nihayet 2011 yılının Aralık ayında 6085 sayılı Sayıştay Yasası kabul edildi. Bu da önemli bir düzenlemedir. Her iki yasa da kamu mali yönetiminde çok önemli değişiklikler yapmıştır. Bunların başlıcası şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kamu harcamalarını denetleyen, onların mevzuata ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyen, yine kamu gelirlerinin usulüne uygun olarak toplanıp toplanmadığını denetleyen Sayıştay, denetim sonucunda düzenlemiş olduğu raporları Türkiye Büyük Millet  Meclisine sunacaktır. Bu yasaların en önemli yeniliği budur çünkü denetim, kamu harcamalarının ve kamu gelirlerinin Sayıştay tarafından denetimi “bütçe hakkı” kavramından kaynaklanır. Bütçe hakkı, demokrasilere demokrasi olma özelliğini kazandıran haktır. Bütçe hakkı demek, devletin yapacağı harcamaların kapsamı ve büyüklüğüyle yani nerelere ne kadar harcama yapılacağı ile bu harcamaların yapılabilmesi için milletin ödeyeceği vergilere milletin kendisinin karar vermesidir. Millet bu kararını parlamentolardaki temsilcileri vasıtasıyla alır. Parlamentodaki temsilcilerin hükûmete bütçelerle vermiş olduğu vergilerin toplanması izni ve harcamaların yapılması yetkisi yine millet adına denetim yapan, Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştay tarafından denetlenir, denetlenmek zorundadır. Bu da bir demokrasi kuralıdır. Bütçe hakkının olduğu bütün demokrasilerde bütçenin uygulama sonuçları milletin bir kurumu, millet adına denetim yapan bir kurum yani Sayıştay tarafından denetlenir ve sonuçları Parlamentoya sunulur. Bu kuralı esnetemezsiniz. Bu bir yenilikti. Türkiye’de bu yenilik uygulamaya girecekti. İlk olarak 2012 yılı Aralık ayında bütçe görüşmelerini yaparken yani 2013 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşülürken Sayıştayın düzenlediği, biraz önce belirttiğim çerçevede düzenlediği 132 raporun buraya gelmesi gerekiyordu ama gelmedi çünkü Hükûmet yani Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğu bir yasa çıkardı. 4 Temmuz 2012 tarihinde çıkarılan bir yasayla o 132 adet raporun Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi engellendi. Aslında o yasa bir engel değildi çünkü raporlar 4 Temmuz 2012 tarihinden önce düzenlendi. Gelmesi gerekir, o yasa sonraki dönemleri kapsar. Bir şekilde o yasanın arkasına sığınıldı, gelmedi. Biz o yasal düzenlemeyi Cumhuriyet Halk Partisi olarak Anayasa Mahkemesine götürdük. Bütçe hakkını, milletin “Harcamaları ben bilmek istiyorum. Vergileri nereye harcadınız? Bu harcamalarla beni mutlu eden kamu hizmetleri ürettiniz mi?” şeklindeki o hakkını hiçe sayan o düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götürdük ve Anayasa Mahkemesi 27 Aralık 2012 tarihinde bu yasal düzenlemeyi iptal etti. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu bunun üzerine 2013 Nisan ayında bir kanun teklifi getirdi. Sayıştayın bu denetim yetkisini elinden alan, o denetim sonucunda düzenlediği raporlarda yer alan denetim bulgularının Türkiye Büyük Millet Meclisine intikalini engelleyen düzenlemelere yer verildi orada. Bu, doğrudan doğruya milletin bütçe hakkının elinden alınmasına yönelik bir düzenlemeydi. Buna tepki gösterdik, Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok şiddetli tepki gösterdik. Bu, demokrasiyi rafa kaldırmaktır. “Ben harcama yapacağım ama millete hesap vermeyeceğim.” anlayışını kabul etmiyoruz dedik. Bu sefer tepkiler karşısında -tabii ki başka tepkiler de oldu- beklemeye aldınız teklifi. Bu sefer başka bir yola başvurdunuz yani Hükûmet başka bir yola başvurdu. “Ben, Sayıştay raporlarının, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi gereken Sayıştay raporlarının içini boşaltırım.” dedi ve gelen raporlar denetim bulgularından arındırılmış bir şekilde Meclise geldi.

Şimdi Sayın Elvan yine bazı bilgiler verdi. Bilgiler yanlış. Sayın Elvan, kusura bakmayın. Bakın, dediniz ki: “Biz ilk defa nakit esaslı muhasebeden tahakkuk esaslı muhasebeye geçtik.” Evet, tahakkuk esaslı muhasebe biraz önce belirttiğim yasal düzenlemelerin içerisinde var, geçilmesi gerekir. Ama bir yandan bunu derken öte yandan 42 tane genel bütçeli kurum tahakkuk esaslı muhasebeye geçemediği için o raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmemiş oldu. Hem geçtik diyorsunuz hem o muhasebenin doğal sonucu olan raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmedi. Neden? Maliye Bakanlığı “Ben bu bilgileri veremem.” diyor. Peki, bu yasaları siz çıkardınız. 6085 sayılı Sayıştay Kanunu bu raporların Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesini emrediyor. Yine, Sayın Elvan diyor ki: “Kamu zararını kapsayan raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmez.” 6085 sayılı Sayıştay Kanunu madde 38 der ki: “Sayıştayın düzenlemiş olduğu düzenlilik denetimi kapsamındaki bütün raporlar yani mali uygunluk denetimi raporu, uygunluk denetimi raporu ve ayrıca performans denetimi raporları Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.” Ayrım yok, kamu zararı içerebilir o rapor, kamu zararı içermeyebilir. 38’inci maddeyi okumanızı öneriyorum. Biliyorum, şimdi İnternet’ten bakıyorsunuz göreceksiniz onu orada. (CHP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – 35’inci maddeye bakın, yargılamaya esas bölüm ayrıdır. Yargılamaya esas raporlar bölümü ayrıdır. Hiçbir zaman…

Şimdi açıklayacağım, siz buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, kamu zararı olsun olmasın 6085 sayılı Kanun bütün raporların Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesini emreder. Siz diyorsunuz ki: “Bu yasayı yanlış çıkarmışız, kendimizi bağlayan yasalar çıkarmışız, biz bu bağları istemiyoruz, hesap vermek istemiyoruz.” İşin özeti budur.

Değerli milletvekilleri, kamu harcamalarının denetimi sonucunda düzenlenen raporlar uygunluk denetimi raporlarıdır. Burada herhangi bir bilgi eksikliği yok, bu raporlar asıl gelmemiştir. Diğeri, Maliye Bakanlığının bilgi vermemiş olmasıyla düzenlenemeyen raporlar mali denetim raporlarıdır. Bu ayrı bir rapor. O da eleştiri konusudur ama asıl, kamu harcamalarının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkin denetim bulgularını içeren raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmemiştir. Biz, o nedenle bu bütçe takvimine… Daha doğrusu “bütçe takvimine” demeyeyim, bütçenin Sayıştay raporları olmaksızın görüşülmesi usulünü doğru bulmuyoruz, bu usule karşıyız.

Hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun…

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Şahsıma yönelik doğrudan iki kez sataşma olmuştur, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun…

Şimdi, yalnız siz cevap vermek mecburiyetinde bırakmayın yoksa o yılan hikâyesine dönüyor. Bakın, bu getirdiğiniz grup önerisini oylayacağız, ondan sonra yani siz bilirsiniz.

Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin AK PARTİ grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu Meclisin gündemine getiren AK PARTİ Hükûmetidir, AK PARTİ iktidarıdır. AK PARTİ hükûmetlerine gelinceye kadar hiçbir iktidar, hiçbir parti Muhasebei Umumiye Kanunu’nu değiştirmeye cesaret edememiştir. Bu cesareti gösteren tek parti AK PARTİ’dir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yalnız mı değiştirdiniz?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Elbette destek verilmiştir Meclis Genel Kurulunda, bunu ifade edeyim, destek verilmiştir. Ama AK PARTİ iktidarlarına kadar hiçbir hükûmet bu kanunu değiştirmeye cesaret edememiştir. Bu birincisi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - 57’nci Hükûmet cesaret edip tasarı taslağını da hazırlamıştı.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – İkincisi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Değiştirmeye gerek görülmemiştir.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Öyle mi efendim? Çağın gerisinde kalmaya devam edelim! İşte bizim anlayışımızla sizin anlayışınızın farkı o.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Lütfi kardeşim, teknoloji, sistemler değişiyor. İhale Kanunu’nu siz değiştirdiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İhale Kanunu’nu 100 kez değiştirdiniz.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Biz, dünyadaki değişim ve dönüşümü o an  için okuyan ve o değişim ve dönüşümü hemen uygulayan bir partiyiz. Bizimle sizin farkımız o.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sizin anlayışınız İhale Kanunu’nu 100 kez değiştirdi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Demek ki o tarihte ihtiyaç olmuş. Onu anlatmaya çalışıyorum.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu ifade edeyim, fazla zamanım kalmadı.

Şimdi, Sayın Akif Hamzaçebi Grup Başkan Vekilimiz şunu ifade etti: “Düzenlilik denetimi kamu zararını kapsar.” Eğer 6085 sayılı Kanun’a bakarsanız düzenlilik denetiminin kamu zararından tamamıyla ayrı olduğunu görürsünüz. Kamu zararının düzenlendiği madde 6085 sayılı Kanun’da farklı bir maddedir. Yargılamaya esas rapor bölümüne bakarsanız onun cevabını orada bulursunuz diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Karaman Milletvekili Lütfi Elvan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Elvan’a bana söz hakkı yarattığı için teşekkür ediyorum.

Bir kere 57’nci Hükûmete buradan bir teşekkür etmek gerekir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun hazırlığını 57’nci Hükûmet yapmıştır, o dönem bürokrasi bunun üzerinde çok çalışmıştır. Ben de o çalışmaların içerisinde bir bürokrat olarak bulunmuştum. Tasarı, yanlış hatırlamıyorsam, Meclise sevk edildi ama seçimler oldu, kadük kaldı, görüşülemedi ama bunun ilk hazırlığını yapan 57’nci Hükûmetin kendisidir.

Elbette, bakın, biraz önce ben bir şey söylüyorum, “Bu tasarı sonuçta Adalet ve Kalkınma Partisinin Hükûmeti döneminde yasalaşmıştır, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz buna destek verdik.” diyorum, Sayın Elvan herhâlde o dönem Parlamentoda olmadığı için “Cumhuriyet Halk Partisine de teşekkür ederiz.” demeyi aklına getirmedi. O dönem Parlamentoda olmadığınız için bunu hatırlayamadınız diye düşünüyorum.

Plan ve Bütçe Komisyonunda o tasarıyı alt komisyona aldığımız zaman orada geceli gündüzlü o tasarıda ciddi bir emek sarfettik. Ben size bir örnek vereceğim, dokuz günlük bayram tatilinin yedi gününü ben o tasarıyı daha mükemmele getirmek, taşımak için evde önerge hazırlamakla geçirdim ve bütün çalışmalarımı da o dönemin Plan ve Bütçe Komisyonundaki AK PARTİ’li üyeler gayet iyi hatırlayacaklardır. Ben o dönem buna emek veren bütün milletvekillerine de teşekkür ediyorum.

Sayıştay Kanunu’nun 38’inci maddesi düzenlilik denetiminin sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacağını düzenler. Bu denetim iki tür rapordan oluşur: Mali uygunluk raporu ve diğer uygunluk raporları. Uygunluk raporları mevzuata uygun olup olmadığının denetlenmesidir. Bu uygunluğun sonucunda, bu denetim sonucunda -zarar olabilir olmayabilir, Kanun ayrım yapmıyor- 38’inci madde bütün bunların hepsinin Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderileceğini düzenliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bilgilerinize sunuyorum ve ayrıca saygılar sunuyorum (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- AK PARTİ Grubunun, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1’inci ve 2’nci sıralarında yer almasına; 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme usul ve takvimi ile konuşma sürelerine; kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin on iki turda tamamlanmasına; turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddelerinin oylanmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Duyurular

1.- Başkanlıkça, bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının görüşmelerinde uygulanacak söz kayıt işlemleri ve usullerine ilişkin duyuru

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme takvimine ilişkin öneri kabul edilmiştir. Bütçeler üzerinde şahısları adına söz almak isteyen sayın üyelerin söz kayıt işlemleri 6/12/2013 Cuma günü saat 10.00 ila 10.30 arasında Cumhuriyet Halk Partisi Grup Toplantı Salonu’nda Başkanlık Divanı kâtip üyelerince yapılacaktır. Söz kaydını her sayın üyenin bizzat yaptırması gerekmektedir, başkası adına söz kaydı yapılmayacaktır. Belirtilen saatler dışındaki söz kayıtları Kanunlar ve Kararlar Başkanlığında yapılacaktır.

Sayın üyelerin bilgilerine sunulur.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nde Değişiklik Yapılmasına Dair İç Tüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir. 

3’üncü sırada yer alan, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Sayın Mahmut Tanal ve Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Sayın Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Dünkü Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi, maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 29’uncu maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım. 480 sıra sayılı torba kanunu üzerinde söz almış bulunuyorum.

“480 sıra sayılı kanun” dedim. 480 sıra sayılı kanun teklifinin ne anayasal olarak ne İç Tüzük açısından ne de genel hukuk kuralları açısından tutulacak bir tarafı yoktur. Öyle bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız ki, tasarıyla karşı karşıyayız ki, bu torbanın içinde tam gün var, doktorlar var, eczacılar var, diş hekimleri var, İnternet siteleri var, sünnetçiler var, hemşireler var, Özel Harekât Dairesi var, zorunlu hizmet var, hizmet hareketine -Başbakana çaktırmadan- kıyak var, GATA var, organ nakli var, aile hekimlerine kazık var, Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik var, sahte ilaçla mücadele var, gemi hastane projesi var, hacamat var, sülük var. Öyle bir torba kanunla karşı karşıyayız ki tutulacak yanı yok. Hadi bu kadar alakasız şeyi bir araya getirip bir torbaya koydunuz. Ne beklersiniz? Hep birlikte oturalım, her bir madde üzerinde ayrı ayrı tartışalım, görüşelim, eksiklikler aksaklıklar varsa önergelerle düzeltelim ama torba kanun ucubesine bir ucube daha ekliyorsunuz ve bunu temel kanun olarak getiriyorsunuz. Ne demek temel kanun? Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle ve kapsamlı değiştirecek biçimde genel ilkeleri içeriyorsa eğer bunu temel kanun olarak görüşebilirsiniz. Eğri oturalım doğru konuşalım; Borçlar Kanunu, Medeni Kanun, Vergi Usul Kanunu gibi yüzlerce, binlerce maddeden oluşan ve bir bütünlük içeren kanunlarda her madde üzerinde ayrı ayrı konuşmak yerine en fazla 30’lu bölümler hâlinde parçalara ayrılarak konuşulması demek.

Biraz önce saydım; Özel Harekât Dairesi ile sünnetçilerin yetkisinin, sülükle, hacamatla tedavi ile doktorların Tam Gün Yasası’nın nasıl bir ilgisi olabilir ki “30’u üzerinde konuşmayın, çıkın, üzerinde sadece on dakika konuşun.” diyorsunuz. Bu yaptığınız yasama garabetini ve Meclisi hiçe saymayı vatandaşlarımıza şikâyet ediyoruz.

“Torba kanun” dediğimiz, “temel kanun” dediğimiz uygulama gerçekten istisnai bir durum. Bir çalışma yaptım, bir döndüm baktım; 21’inci Dönemde sadece 7 kez uygulanmış. Yani düşünün, beş yıl süren 21’inci Dönemde 7 kez temel kanun uygulaması yapılmış, bazı sene 1 kez, bazı sene 2 kez. Gelmişsiniz 22’nci Dönemde bunu 7’den 29’a çıkarmışsınız hemen. 23’üncü Döneminizde tam 45 kez temel kanun yapmışsınız. Yani maddeler üzerinde konuşulmasın, sadece önergeler verilsin ve beşer dakika önerge sahibi sadece konuşabilsin, tartıştırmamışsınız. Peki, 24’üncü Dönem; bugün 43’üncü temel kanunu yapıyoruz. Sizden önce 7, çıraklık döneminizde 29, kalfalık döneminizde 45, bugün dönemin yarısındayız, 43’üncü yani dönem sonunda 90’a ya da 100’e çıkaracaksınız bu garabeti. Şimdi de Tam Gün Yasası’nı böyle geçirmeye çalışıyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Özgür, bağırma; dinleyeceğiz, bağırma.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Yaptığınız iş şudur: Bu torba meselesi yasamanın başına torba geçirmektir, Meclisin kafasına torba geçirmektir, demokrasinin kafasına torba geçirmektir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yaptıklarınızı tarih yazıyor, bunun hesabını günün birinde vereceksiniz.

Siz bunları yaparken Sağlık Bakanlığında değişen bir şey olmadı. Garp cephesinde değişen bir şey yok. Bu, sadece bu Bakanımıza da özel bir mesele değil; geçen Bakan da yapardı, bu Bakan da aynı şeyleri yapıyor. Sağlık alanına da, Sağlık Komisyonuna da yaklaşımları değişmiyor. Tüm itirazlara rağmen, Sağlık Komisyonunu, sadece ve sadece bir şekil şartın tamamlanacağı ve hızla ekarte edilmesi gereken bir engel olarak görüyorlar.

Tam Gün Yasası’nı Sayın Recep Akdağ bütün itirazlara rağmen zorla geçirmiş, Anayasa Mahkemesinden dönmüştü. Yetinmedi, inat etti, bu sefer bir kanun hükmünde kararnameyle, hem de Adalet Bakanlığının kanun hükmünde kararnamesine, geçen Meclisin geçen Hükûmete verdiği yetkiyi yeni Meclisin yeni Hükûmete verdiği yetki olarak kullanıp esneterek onun içine koydu. Ayrıca, sağlık alanını da Meclisin açık olduğu, hatta Sağlık Komisyonunun toplantı hâlinde olduğu 2 Kasım 2011 günü bir kanun hükmünde kararnameyle dizayn etti.

Anayasa Mahkemesine gidildi, Tam Gün Yasası’yla ilgili düzenleme bu sefer de kanun hükmünde kararnamedeki kısımlarıyla iptal edildi. Anayasa Mahkemesi altı ay süre verdi. Sağlık Bakanı değişti ama alışkanlık değişmedi. “Biz biliriz, biz yaparız, biz söyleriz. İstişare etmek yerine sayısal çoğunluğumuzla geçiririz.” dediler. Hatta bir geleneği daha terk etmediler. Ne yaptılar? Ağustos böceğiyle karınca hikâyesi gibi altı ay boyunca saz çaldılar, eğlendiler, çalışmadılar; altı ayın bitmesine iki gün kala Sağlık Komisyonunun kapısına geldiler, dediler ki: “Acil. Bu değişikliği yapmamız lazım. Yapmazsak Anayasa Mahkemesinin verdiği süre dolar, her şey eskiye döner.” “Dönsün kardeşim, zaten yanlış.” “Olmaz. Bu alanı düzenlememiz lazım.” Ve oturdular, 25 ve 26 Haziranda on yedi saat süreyle, gece yarılarına, sabahlara kadar Komisyonu çalıştırdılar. Karşı oy yazacağız. “Aman, en kısa zamanda yazın.” Tepemizde, dakika başı arıyorlar. Karşı oy yazdık, verdik; ertesi gün kırk sekiz saati bekleyecek, getirecek, değil mi? Hayır, altı ay boyunca getiremediler çünkü Başbakanlıkta Başbakanın sağlık alanındaki danışmanlarıyla Sağlık Bakanı ve Sağlık Bakanının bürokrasisi arasında inanılmaz fikir ayrılıkları çıktı ortaya. Bizi gece gündüz, iki gün içinde çalıştırdılar, kendileri altı ay uzlaşamadılar. Altı ayın sonunda 650 sıra sayısını tuttular, tekrar Komisyona geri çektiler. Bizi Komisyona çağırdılar bir perşembe gece yarısı, “Bunu bu gece geçirmemiz lazım; acil, çabuk yetişmesi lazım.” Ya arkadaş, biz bu filmi daha önce görmüştük. Tekrar bize bunu niye yapıyorsun?

Yine, iki gün, on yedi saat çalıştık ve en nihayetinde bugün bunu buraya getiriyorlar. Bakın, getiriyorlar getirmesine ama bir hekim arkadaşım hafta sonu katıldığımız bir açılış töreninde bana diyor ki: “Galiba bir kez daha Komisyona çekilecekmiş.” Sonra düzeltiyor: “Tekrar Komisyona çekmek çok tartışmalı bir durum olur. Ondan, Genel Kurulda yeni madde ihdasları ve maddeleri temelden değiştirecek birtakım önergeleri olacakmış iktidarın.” Göreceğiz birazdan.

Bakın, bizim ifade etmeye çalıştığımız şudur: İstediğinizi yapın. Bu Meclisin kafasına torba geçirmeye çalışabilirsiniz, demokrasinin kafasına torba geçirmeye çalışabilirsiniz ama Cumhuriyet Halk Partisinin iradesini, mücadelesini ve doğruları söylemekle ilgili, vatandaşla yapmış olduğu ittifakın önüne geçemezsiniz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bakın, bugün tam günü konuşuyoruz. Tam günün özeti şudur: Tam gün, tam otuz beş yıllık bir maceradır. Nur içinde yatsın, Sayın Ecevit’in 1978’de getirdiği; hekimin, doktorun, eczacının, hemşirenin, hastanın birlikte memnun oldukları ve o günü memnuniyetle andıkları bir yasanın adıdır. Ama bugün sizin getirdiğinizle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bugünküyle sadece isim benzerliği taşıyor. 1978’de tam günü sosyal demokratlar getirdiler ve savundular, sermaye karşıydı. O tam günün bugün de arkasındayız. 2011 yılında tüm meslek örgütleriyle de görüşerek ve sayın bakanların ifadesine karşın, “Herkesi memnun edecek bir tam gün yapamazsınız, siz getirin biz onaylayalım onu varsa.” dediniz, bizim teklifimizin arkasında bütün meslek örgütleri duruyor. Hasta memnuniyeti var, hasta hakları var ve çalışan memnuniyeti var ama sizin bu tam gününüz tam gün değil, sizin bu tam gününüz çakma tam gün, sizin bu tam gününüz sermayedarı destekleyen tam gün.

Tam gün gelirken demiştiniz ki: “Muayenehanelere kaçan hekimleri kamuya geri kazandıracağız.” Sonuç: O günden bugüne sadece 500 hekim muayenehane kapattı, geriye geldi ama 1.468 tane hekim istifa, emeklilik ya da ücretsiz izin yoluyla sistemden dışarı gitti. Bunu yüce Meclisin bilgisine sunuyorum, saygılar sunuyorum.

Maddeler üzerinde konuşmaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili Sayın Adil Zozani.

Buyurun Sayın Zozani. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bizler zaman zaman bakanlıklarla ilgili düzenlemeleri, kanun düzenlemelerini burada konuşurken, kürsüyü de kullanırken vatandaştan şöyle bir eleştiri alıyoruz, diyorlar ki: “Siz niye hep sağınıza dönüp konuşuyorsunuz? Niye cepheden konuşmuyorsunuz?” Şimdi, şu anda ana kumandada bulunan Meclis TV çalışanlarına sesleniyorum: Ben bu konuşmayı yaparken kameranın açısını AKP Grubu koltuklarına çevirsinler. Neden sağımıza dönüp bakana hitaben konuşmak durumunda olduğumuzu ancak bu şekilde izah edebiliriz çünkü ne zaman önemli konular burada konuşulsa, maalesef ve maalesef, bu koltuklar genelde boş. Arkadaşların yasamadan daha önemli ne işleri var, doğrusu merak ediyorum. Neden sürekli burası boş, neden sürekli muhalefet boş koltuklara konuşmak durumunda kalıyor, merak ediyorum.

Şimdi, sağlık sorunlarını konuşacağımız bir konuda, tabii adı da konulmuş, “Torba kanun.” Biraz önce yukarıda da bir alt komisyonda “tasarı” adı altında bir torbayla uğraşıyorduk, Plan ve Bütçe Komisyonunda. Tasarının adı da artık “torba”ya dönüştü, bunları konuşuyoruz.

Sağlık meselelerini konuştuğumuzda, genel olarak, güncel olarak karşımıza çıkan sorunları da burada ifade etmek durumundayız. Son bir yıl içerisinde hekimlerin yazdığı reçetelerde ilaçlar açısından en yüklü kalem antibiyotik, bir de mide koruyucular. Hekimler antibiyotik ve mide koruyucu yazma dışında ilaç yazmamaya teşebbüs ediyor. Neden? Çünkü her kalemde alınan katkı payı nedeniyle hekimler artık vatandaşla, yüz yüze gelmemek için, karşı karşıya gelmemek için böyle bir yönteme başvurur duruma geldiler. Özellikle de önemli hastalıklar, ağır hastalıklarda hekimler tedaviyi artık esas alamıyorlar, hastaların acılarını dindirmeye dönük tedavi uygulamalarına geçiyorlar. Antibiyotik bu nedenle çok ön planda, çok revaçta bir ilaca dönüştü Türkiye’de ama kendinizi yormayın, buna gerek yok. Ünlü Hekim Sammonicus’un bir sözünü size öneriyorum ki 2013 yılındayız, yaklaşık bundan bin sekiz yüz yıl önce Roma’da sarf ettiği bir sözdür. Ateşli hastalıklarla baş etmeye çalışırken, tedavisinin mümkün olmadığını, amacına ulaşamadığını gördüğü bir noktada, sözcüklerle tedavi yöntemine giriyor ve keşfettiği sözcük, sizlerin hepinizin çok aşina olduğu bir sözcüktür. Özellikle gösteri sanatlarında, sihirbazlıkta kullanılan bir kavramı tercih etmiş ve bunu hastalarına salık veriyor, herkesin boynuna asmasını istemiş. Gizli Konular kitabında var Sayın Bakanım, Serenus Sammonicus’un. Diyor ki: “Her birinizin, bu sözcüğü kendi boynunuza asmanızı istiyorum.” Bu sözcük ne? “Abrakadabra”, eski İbranice bir kavram. “Abrakadabra” eski İbranicede “Ateşini sonsuza yolla.” anlamına geliyor.

Hekimlerimiz de maalesef artık bu dönemde hastalara “Hastalığınızı sonsuza saklayın, beraberinizde taşıyın, hastalığınızla yaşamayı öğrenin.” demek durumuna geldiler. Hangi sistemin sonucu? Sizin “performans sistemi” dediğiniz sistemin sonucunda bu noktaya geldiler. Artık hastalar kendi ateşleriyle ömür boyu yaşamak durumunda kalıyorlar. Gele gele geldiğimiz nokta burasıdır.

Tam Gün Yasası’ndan siz randıman alamadınız, biliyorsunuz, içiniz de rahat değil; Sayın Bakanın da içi rahat değil, bu tasarıya imza atanların da içi rahat değil ama böyle bir yılan hikâyesine dönüştürüldü, döndü dolandı buraya geldi. İçinden ne çıktı? Jet profesörler çıktı. İstediğiniz herkesi, her kamu hastanesi başhekimini vesairesini kestirme yoldan, kısa yoldan profesör yapabilmenin bir yolunu buldunuz bunun içerisinde. Ne buldunuz? Akademik kariyeri bitirdiniz. Akademik kariyeri bitirmenin yolunu, yöntemini keşfettiniz. Bir hekim, bir akademisyen günün tüm zamanlarında, mesai saatlerinde, mesaisini sarf edecek; ondan sonra tekrar eline neşter alacak, özelde gidip gene çalışmaya başlayacak. Akademik kariyeri nerede yapacak, bilime nerede hizmet yapacak? Sadece insanları doğrayarak bu yöntemle akademik kariyer yapacağını ve bilimsel ilerleme katedeceğini mi düşünüyorsunuz? Öyle zannediyorum, böyle, bu açıdan sizler de meseleye baktığınız zaman, bunun yanlış bir uygulamaya dönüştüğünün farkındasınız. Performans uygulaması öyle bir hâl aldı ki, hekimler arası artık problemler oluşturmaya başladı.

Ayrıca, çokça övündüğünüz kamu-özel hastaneleri yani şehir efsanesi olarak takdim ettiğiniz şehir hastanelerine gelince, taşrada tedaviyi bitirdiniz. Taşrada artık hastanenin varlığının bir anlamı kalmadı, taşrada hekimin varlığının bir anlamı kalmadı. Bir örnek vereyim size Sayın Bakanım: Geçen sene Hakkâri’de bir hasta telefon etti: “Sayın Vekilim, bana yardımcı olun, hekime -doktora- söyleyin, acilen beni Ankara’ya sevk etsin.” “Problem ne?” “Ayak parmağımda bir problem çıkmış, ‘Parmağını kesmek durumundayız.’ diyor.” Hekimi arıyorum, hekim diyor ki: “Sayın Vekilim, eğer biz bu parmağı bugün kesemezsek yarın hasta ayağını kaybedecek. Hastayı ikna edemedik.” Hekim doğru teşhis koymuştu, eğer orada müdahale öz güveni oluşmuş olsaydı parmakla kurtulabilirdi. Bir gün sonra, Van Araştırma Hastanesine gelene kadar bilekten ayağını kaybetmek durumunda kaldı. Bu hangi düşüncenin tezahürü olarak ortaya çıkan bir tablodur? “Taşrada hekimlik yapılamaz, taşrada yapılan hekimlik uzman hekimlik değildir.” Böyle bir algı yaratıldı. O nedenle, bütün herkes Ankara’da, İstanbul’da ve bunun yanında üç beş kentteki hastanelerin daha makbul tedavi uyguladığını düşünüyor ve insanlar kalkıyor, 1.000 kilometre, 1.500 kilometre yol giderek tedavi yoluna gidiyor. Oysaki, yerinde sağlık hizmetine ulaşmak her vatandaş açısından haktır ve bu yaklaşımın, bu zihniyetin vatandaşa uygulamalarıyla yansıtılması gerekiyor. Mevcut uygulama tam tersi bir tablo ortaya çıkarıyor. Bu tablo içerisinde giderek sağlık mekanizması hastalıklı bir bünyeye dönüşüyor. Maalesef, sağlık mekanizmasının kendisi hastalığa yakalandı. Bu hastalıktan kurtulmasının tek çaresi tekrar –önermiyorum- abrakadabra demeyelim, sistemi gözden geçirelim, aksayan yönlerini ayıklayalım ve öncelikle de bu performanstan vazgeçelim; problemi burada çözmeye başlayın.

Plan Bütçe Komisyonu çalışmaları sırasında da sizlere ifade ettim. Mesela, biz kentimizde, kentimizin sağlık sorunlarıyla ilgili olarak sağlık müdürüne ne söyleyeceğiz, kamu hastaneleri birliği genel sekreterliğine ne söyleyeceğiz? Hangisi yetkili?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Kiminle neyi konuşacağız? Bu çift başlılığın sebebi ne? Çözmeyi düşünüyor musunuz? Bu sorunun cevabını vermenizi öneriyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tasarının bu hâliyle geçmesi hastalıklı bir bünyeye vesile olacaktır. Bu nedenle de karşı olduğumuzu ifade ediyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın Cemalettin Şimşek.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüş ve düşüncelerini paylaşmak üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, hakikaten bizim ifade etmekten yorulduğumuz ancak AKP’nin ısıtıp ısıtıp Anayasa ve yasaların arkasından dolaşarak ve hukuku, yasaları çiğneyerek önümüze getirdiği bir yasa metniyle daha karşı karşıyayız. Önümüze getirilen bu yasa, sadece Anayasa, yasa ve hukuka aykırı olmakla kalmıyor, aynı zamanda insan fıtratına aykırı, hizmet sunucularını heyecanlandırmayan, kabiliyeti ve çalışma azmi olanların önünü kesen, sağlıktaki çalışma hayatını belli bir kural ve kalıplara hapsederek onu iğdiş eden, verimli çalışanların performansını boşa harcatan, sonuç almaktan ziyade işle uğraşıyor görünmeye yönelik, işi yapanları değil de işini bilenleri ödüllendiren; sözde planlama adına adaletsiz, adam kayırmacı; netice alıcı değil, reklamcı, israfçı bir yaklaşım söz konusudur.

Şimdi diyeceksiniz ki: “Sen de laf konuşuyorsun. Sağlıkta memnuniyet son on yılda yüzde 40’tan yüzde 70’lere geldi.” Değerli milletvekilleri, işte sistemin popülizmi ve kandırıcılığı da tam burada yatıyor. Evet, 2002 yılında yüzde 4 olan hasta müracaatını 2012 yılında 8,3’e getirmekle övünüyorsunuz. Sağlıkta tedavinin sistematiğini bozdunuz ancak. Birinci, ikinci, üçüncü basamak hastane olmanın bir anlamı kalmadı. Böylece herkes hastanelere hücum etti. Tıp fakülteleri, araştırma hastaneleri sağlık ocağı gibi çalışmaya başladı. Bir curcuna içerisinde hastalar hastane hastane dolaşarak derdine derman aradı, hastanelere fazla gittiler, fazla ilaç kullandılar ancak tedavide bunun karşılığını alamadılar. Bugün kurulan kamu hastane birlikleri kendilerine dayatılan performans kriterleri nedeniyle, mesul oldukları hastanelerden, çok hasta bakmalarını, çok fazla girişimsel işlem yapmalarını istemektedirler çünkü onların birinci kriterleri kârlılık; hasta tedavisi değildir. Hekimin de döner sermaye ödemesi nedeniyle çok hasta bakmak istemesi, işte bütün bunlar bir araya gelince hasta müracaatı 8,3’e gelmiş, hasta memnuniyeti de bu nedenle artmış, bu müracaat artışı vatandaşa sağlık olarak maalesef geri dönmemiştir. Bu durum artık vatandaşlar tarafından da yavaş yavaş anlaşılmaya başlanmıştır. Esasen, sağlık alanında devletin kıt olan kaynakları da verimsiz kullanılmıştır.

Değerli milletvekilleri, OECD 2012 raporuna göre Türkiye, AB 27 ortalamasında doktor, hemşire, hasta yatak sayısı ve kişi başına düşen sağlık harcaması bakımından en son sırada fakat hasta müracaatı ortalamasına baktığımızda Türkiye 8,3; AB 27 ülke ortalaması ise 6,3’tür. Şimdi, siz az parayla, daha kötüsü daha da az doktorla, daha az hemşireyle, daha az yatak sayısıyla fakat daha fazla müracaatla AB 27 ortalamasından çok daha iyi sağlık hizmeti sunduğunuzu iddia edeceksiniz. Bu, fiyat-kalite ve erişilebilirlik üçgeninde bir çelişkidir.

Değerli milletvekilleri, bundan önce olduğu gibi, önümüze getirilen bu yasa teklifinin de ömrü çok uzun değildir, sürdürülebilirliği yoktur. Neden yoktur? Çünkü bundan önce getirilenlerin mantığı ile aynıdır. Sağlık hizmeti sunucuları, özellikle de bu işin motor gücünü oluşturan hekimler getirilen bu yasa değişikliğiyle de bir cendere içerisinde olmaktan kurtulamayacaklardır. Hekimlerin hâlâ büyük bir çoğunluğuna “Sadece benim gösterdiğim yerde çalışabilirsin.”, az bir kısmına da “Şurada çalışırken şu kadar saat de şurada çalışabilirsin.”, ayrıca diğer bir hekim kesimine de “Belli bir oranda benim gösterdiğim yerde, uygun gördüğüm yerde çalışacaksın. Kazancının yarısını da bana verirsen şu, şu yerlerde çalışmaya müsaade ederim.” diyorsun. Hangi meslek mensubu olursa olsun, kendisini bu kadar yönlendiren, kısırlaştıran ve kendisini makine gibi gören bir sistemde verimli olamaz. Hele hele, doğrudan insana hizmet etmek gibi kutsal bir görevi üstlenmiş olan hekimin böyle bir ortamda verimli hizmet sunabilme imkânı yoktur.

Değerli arkadaşlar, size şimdi kanun maddesinden bir bölüm okuyacağım; ne kadar karmaşık, ne kadar içinden çıkılmaz, ne kadar yönlendirici ve zorlayıcı olduğunu biraz belki siz de anlayabileceksiniz: “Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tabidir. Ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek…” Bu daha önce getirilen 480’de de yüzde 5’ti. Niye yüzde 50 oldu, onu da anlayamadık. “…bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabilir. Bu şekilde çalıştırılabileceklerin hesabında küsurat dikkate alınmaz…” Bunu da ben anlamadım ama… “…ve çalıştırılacak öğretim üyeleri, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek %50’si uygulama, %50’si de akademik faaliyetlerinden oluşacak önceki yılın performans kriterlerine göre belirlenir. Bu fıkra kapsamında çalıştırılan öğretim üyeleri;

a) Aynı anda birden fazla sözleşme ile çalıştırılamaz.

b) Aylık sözleşme ücretleri, mesai dışı toplam tavan ek ödeme brüt tutarından az olamaz.

c) Altıncı fıkrada sayılan idarî görevlerde bulunamaz.

ç) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ilave ücret alınmak suretiyle hizmet veremez.” diye birçok bu şekilde çalışanı kısıtlayıcı, yönlendiren, verimsizleştiren ve kısırlaştıran maddeler dolu. Bunun hepsini okumayacağım fakat “Bunlarla ilgili mevzuat ve sözleşme hükümlerine aykırı davrananların bu ilgili sözleşmesi sona erdirilir ve bunlarla bir yıl süreyle yeniden yapılanlar…” gibi birçok kural daha ortaya konularak sağlık çalışanlarından, hekimlerden verim alınması beklenmektedir. Bu kadar kural içerisinde hiçbir meslek mensubu maalesef verimli çalışamaz.

Değerli milletvekilleri, bu düzenlemeler, gerçekte hangi aklın ürünü, gerçekten bir sağlık hizmeti sunumu mu, yoksa Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği maddelerin etrafından dolanarak veya aynen kabul ederek hukuka aykırı, çalışma hayatında haksız rekabete sebep olan bu yasa tasarısı maalesef kabul edilemez. Yine, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeye mahkûm olan bu yasayı Hükûmetin geri çekmesi gerekmektedir. Sağlık çalışanlarını, özellikle de hekimleri motive eden, gerçekten çalışanın hak ettiği ücreti, güvenceli emekliliğine de yansıyan bir ücret ödemesi gerekmektedir. Öyle, çok az bir kısmına “Bunca çalışmadan sonra mecalin kalırsa şurada da çalışırsın. Aldığın ücretin aslan payını da bana vererek çalışacaksın.” dersen, bunun adı “sağlık hizmeti” maalesef olmaz diyorum ve artık, bu Hükûmetin, hakikaten bu yasayı geriye çekmesini talep ediyorum. Çünkü, sağlıkta esnek çalışma modeli olmadığı müddetçe, bunu, 2002 yılından beri, sözde “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” adı altında, her zaman önümüze getirilip her zaman geriye çekildiği yasayı, mutlaka ve mutlaka, hekimleri daha özgür, daha kendi kabiliyetlerini kullanabilen, daha yetenekleri ortaya çıkacak tarzda bir sistemle getirmediğiniz sürece, bu mantığın içerisinde bundan başarı alabilmeniz mümkün değil. Bunu, tüm hekim arkadaşlarımız, tüm hastane çalışanları söylemektedir. Maalesef bunda hâlâ ısrar etmenin, bu sistemde hâlâ ısrar etmenin ne anlama geldiğini, ne manaya geldiğini bilmiyorum Anayasa ve yasalara aykırı olmasına rağmen diyor, hepinizi bu vesileyle tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Şahısları adına ilk söz Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman… (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, bugün, burada sıra sayısı 480 olan Tam Gün Yasa Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Kanunla ilgisi yok belki ama son on beş gündür Türkiye Büyük Millet Meclisinde slayt gösterileriyle belediye başkanı açıklanmasını, sürekli olarak buna yönelik davranışlar, politik biçimler geliştirilmesini milletvekili olarak kınıyorum, bir.

İki, belediye başkan adayı olmasına rağmen mevcut makamından istifa ederek aday olmamasını Yüksek Seçim Kurulunun kabul etmesini, siyasi iktidarın bunu münasip görüp “Doğru söylüyor.” demesini de buradan kınadığımı hissettiriyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ring alanı mı ya! Yani spor müsabakasının yapıldığı yer mi! Bakıyorum, Salı Pazarı gibi, herkes eline bir adam almış, haydi o başkan, bu başkan… Seçim bürosu mu! Git dışarıda açıkla kardeşim!

Üç son zamanlarda sağlıkla ilgili –“Tam Gün Yasası” deniyor buna- bu Tam Gün Yasası’na zaman zaman müdahale edenler oldu, müdahalenin neticesinde Anayasa Mahkemesi bir kısmını iptal etti. Şimdi, bugünkü temel yasa olarak -iki bölümlük, yani 56 madde- görüştüğümüz kanun, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kanunları tekrar düzenleme, yeniden düzenleme kanunu. Bir de, üniversitelerde çalışan yani kamuda çalışan profesör, doçent neyse ilim irfan sahibi olan insanların, yani rektörlüğün veya yönetim kurulunun inisiyatifinde, özel hastanelerde yani vakıf hastanelerinde görev alması için yüzde 50 oranında, yani böyle paralı pullu bir işi düzenleme kanunu.

Şimdi, Türkiye'nin her tarafında, nereye gidersen git, hangi hastanenin önünde huzur var? Hangi hastanenin önünde kuyruk eksik? Hangi hastanede emekliden fark almadan bir tane yoksul, emekli, garip muayene oluyor?

Şimdi, son zamanlarda deniyor ki “En çok, en iyi sağlıkta hizmet verdik.” Gazetenin bir tanesinde okudum, Avrupalı veya Amerikalı demiş ki: “Ya, siz bu Türkiye'deki sağlık işini nasıl hallettiniz? Gelin, biraz da bize anlatın da biz de sizin gibi yapalım.” Ya, Türkiye'nin hastanelerinin önünde her gün doktor öldürüyorlar, her gün hastalar birbirleriyle kavga ediyor.

Türkiye'de sen butik otel yapar gibi, butik otellerde hastalara bakan üniversite hocası diyerek Bakanlığın inisiyatifinde, dolayısıyla özel statülü doktor hoca yaratıyorsun ya.

Şimdi, dolayısıyla, bu kanunun hiç kimseye, bu memlekete bir faydası yok. Ama faydası olmamasına rağmen, yani bu 56 madde iki bölümlü… Kanunların faydası olmuyor ama Cenab-ı Hak’tan ümit kesilmez diyorum.

Yine de, büyük Türk milletine, bu kadar eksik, noksan olmasına rağmen bu kanunun hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Halaman.

Şahıslar adına son söz, Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda kısaca “Tam Gün Yasası” olarak bilinen 480 sıra sayılı yasanın, çerçeve yasanın üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Önce, yüce Meclisi ve sizleri saygıyla selamlarım.

Darbe döneminin yasalarını değiştirme çabasında olmayan ve bu yasalardan sonuna dek yararlanan, nemalanan iktidar, yaklaşık iki yıl önce, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin değiştirmedik, dokunmadık yerini bırakmadı. Şimdi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kapısından apar topar geri çekilen çerçeve kanunu görüşüyoruz.

Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, diğer bakanlıklar, kurumlar ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan yüz binleri ilgilendiren bu çerçeve yasa, değiştireceği yasaları çok daha kötü durumlara sokacaktır, bürokratik karmaşa artacaktır. Bakanlık bünyesinde bürokratik karmaşayı artıran, işleyişi bozan bir noktaya getirilmektedir. Benim ve sanırım, Sayın Bakanın da anlamakta zorlandığı, Bakanlığın teşkilatlanmasında genel sekreter, kurum başkanı, hastane yöneticisi gibi bürokratik dizilimlerin Sayın Bakan tarafından atanması hizmet üretimi ve kalite artışı yerine kargaşalara, kargaşalığa yol açacaktır. Kurumda had safhaya varan adam kayırmalar, makam peşinde koşmalar gibi entrikalara zemin hazırlayacaktır. Bu yasa, üniversite hocalarını karpuz gibi ikiye bölmektedir. Üniversitede kalan idealist öğretim üyelerini enayi ve beceriksiz bir konuma getirmektedir. Sonuç olarak, üniversite hastanelerindeki çalışma barışını bozacak bir yasadır. Üniversite hastanelerinde kalan hocalara ve sağlık çalışanlarına herhangi bir olanak sağlamadığı gibi özlük haklarını iyileştirici bir virgül dahi eklememektedir. Bunun yanında, üniversitelerin hizmet, eğitim ve araştırma koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili tek bir çaba ve ekleme de olduğunu göremiyoruz maalesef, tam tersine üniversitelerin durumu daha da kötüleştirilmektedir.

Çok sık karşılaştığımız sorulardan, sorunlardan birisi de “Sen doktor Ahmet’in hastasısın, git ona sor, parayı alan baksın.” denildiğinde ne olacak? Kısacası hoca ile hasta arasına para yeniden monte ediliyor, “Tam Gün Yasası” denilen bu yasa tam anlamıyla sahte tam gün yasası olarak tarihe geçecektir.

Peki, özel hastane ve vakıf hastanelerine yönlendirilen profesör ve öğretim üyelerinin durumu nedir? Onlar da ister leblebi deyin ister lokum deyin, çifte kavrulmuş duruma geliyorlar, maalesef, hocalar dışarıda kavrulmuş bir leblebi misali sömürüleceklerdir.

Peki, kardeşim, madem dışarıya çalışma hakkı veriyorsunuz, muayenehanede çalışsın, muayenehanede kazandığı paranın hiç olmazsa yarısını üniversiteye getirsin; üniversitede araştırmaya, diğer çalışanlara da katkı sağlamış olur.

Türk sağlık sisteminde hizmet veren sağlık çalışanlarının ne maaşlarında ne de özlük haklarında en küçük bir iyileştirme getirmediği gibi, çalışma koşullarını da ağırlaştırmakta, iş yükü fazlalaşmaktadır.

Kişisel bilgilerin alınır satılır olması, gerçekten insanlık adına utanılacak olmanın da ötesine geçmektedir; bu, kişisel yaşam hakkına saldırıdır. Biz hekimler iyi biliyoruz ki tıp etiği açısından hasta ile doktor arasına üçüncü kişilerin girmesi doğru değildir. Hasta ile doktor arasındaki bilgilerin bir merkezde toplanmasının amacını anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.

Birçok kurumda cebelleşen, ekonomik zorluklar içinde çalışan yaklaşık 3 bin dolayında kurum hekimleriyle ilgili bu yasada en ufak bir satır yok, onlar unutulmuş, kaderleriyle baş başa bırakılmış.

Bununla birlikte ilginç bir durum var bu yasada. Sözüm ona kamuda çalışan hekimlere muayenehane kapatılıyor ya, oysaki hayvan sağlığıyla uğraşan hekimler unutulmuş, göz ardı edilmiş, mesai saatleri dışında muayenehane hizmetleri veren veteriner hekimlerin hizmetleri iptal edilmektedir. Sizin anlayacağınız, bu durum, zaten kör topal giden hayvan sağlığı hizmetlerine ciddi darbe vuracaktır. Türkiye’de hayvanların yarısı veremlidir. Şap hastalığı ve “brusella” denilen Malta hummasının yok edilmemesi tarım sağlığının başarısızlığının artmasına yol açacaktır.

Tabii ki özellikle aile hekimleriyle ilgili sorunlar var, onlar yürüyorlar, onlara büyük yük geliyor.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Demir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, şimdi…

BAŞKAN – Efendim?

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 480 ve 480’e 1’inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı hükümlerinin değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, şöyle bir sorum var bu konuyla ilgili: Şimdi, şu anda görüştüğümüz konu Tam Gün Yasası, Sağlık Bakanlığının alanı içerisine giren bir konu. 11 Ekim 2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’deki yine bazı hükümler burada değişiyor. Takdir edersiniz, bizim Anayasa’mızın 84’üncü maddesi diyor ki: “Anayasa’ya aykırı tasarı ve teklifler görüşülemez.” Anayasa’mızın 91’inci maddesinin yedinci fıkrası da diyor ki: “Kanun hükmünde kararnameler öncelikle ve ivedilikle Meclise getirilir.” İç Tüzük’ün 52’nci maddesi de der ki: “Komisyon bekletmeyle ilgili bu konuları yine öncelikle görüşür.” diyor. Komisyon Başkanı burada, huzurunuzda, Sağlık Bakanı huzurunuzda. 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi, Anayasa’nın emredici hükümlerine rağmen hem Komisyon gündemine almamış hem Bakanlık Genel Kurula getirmemiş teklif ve tasarı olarak. Bu, Anayasa’ya aykırıdır. Bununla birlikte bunun Meclise indirilmesi lazım. Aksi takdirde, o kanun hükmündeki kararnameler hâlen kanun değil, idari bir işlem olmuş olur ve askıda olur. İki yıllık bir süre geçmiş durumda. Bunun bununla birleştirilmesi lazım Sayın Başkan. Aksi takdirde, sizin…

BAŞKAN – Evet. Tutanaklara geçti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – …yetkinize dayalı olarak İç Tüzük’ün 84’üncü maddesi uyarınca bunların görüşülmemesi lazım.

BAŞKAN – Benim böyle bir yetkim olduğunu sanmıyorum.

Niye arıza çıkarıyorsunuz her seferinde ben yönetirken?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Arıza değil. Yani, Anayasa burada, İç Tüzük burada.

BAŞKAN – Anladım. Şimdi, bakın, ben diyorum ki şu televizyon gelinceye kadar milletvekillerimiz sorularını sorsun, konuşmalarını yapsın. Şimdi, ben size şunu yapabilirim muhterem…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani, doğruyu söylüyoruz.

BAŞKAN – Hayır, ben doğru söylemediniz demedim ki, ben başka bir şey söyledim. Bütün prosedürleri geçmiş gelmiş…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Konumuzla alakalı değil.

BAŞKAN – Lütfen…

…buldunuz garibanı, vur babam vur! Her seferinde aynı arıza.

Şimdi, bakın, şunu yaparım: Ben veririm arayı, toplarım grup başkan vekillerini, geçer yarım saat. Sonra, tutumda bir değişiklik olmadı, anlaşırsınız, geliriz buraya, yazık gider televizyon. Onun için, ben telaş ettiğim zaman da Türkçem yarım kalıyor, isterseniz…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Son söz şunu söyleyeyim, bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hah, son sözünüzü söyleyin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Son söz şu: Yani sorun şu: Biz hakikatlerden, doğrulardan vaz mı geçeceğiz, doğruları savunacak mıyız?

BAŞKAN – Siz doğruları savunuyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben doğruları savundum, doğruları sizin bilgilerinize arz ettim.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.

Ama, gene ben -parantez içi- yani şu televizyona kadar olan sistemi sizler adına efendice götürmeye çalışıyorum. Beni telaşa kaptırdığınız zaman Türkçem de bozuluyor. Onun için, kayıtlara da geçti, şimdi biz şu işi sırasıyla halledelim. Yediden sonra her türlü arıza ve gıcıklığa açığım.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN – Soru-cevap işlemine geçiyorum.

Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, sağlıkta reform yapıldıkça sorunlar artıyor, bu nasıl reform, bunu anlamakta zorlanıyoruz.

Bizim Osmaniye’de ciddi derecede sıkıntılarımız var. Kadirli ilçemizin 150 bin nüfusu olmakla beraber, hastanesinde beyin cerrahı, kardiyoloji uzmanı, diyetisyen yok. Diyaliz ünitesi yetersiz. Güvenlik personelinin istihdamında ciddi sıkıntılar var. Bahçe’de uzman yok, geçici görevle geliyor. Acilden başka çalışan birim yok. Düziçi’nde dâhiliye ve genel cerrahi uzmanları yok, geçici geliyor. Yoğun bakım üniteleri zayıf. Sevklerde yer bulmak zor oluyor. 250-300 kilometreye sevk ediliyor hastalar ve bunlar da ölümle sonuçlanıyor.

Bakın, geçenlerde, ilçe başkanımızdı şimdi belediye başkan adayımız Muhammet Kaya’nın 13 yaşındaki yeğeni, dört saat dolaştırıldıktan sonra, beyin kanamasına teşhis konulamadığı için hayatını kaybetti. Bununla ilgili, Osmaniye’nin bu sorunlarına ne gibi bir çözüm üretmeyi düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, Sayın Bakana dün sorduk ama cevap alamadık, tekrar gene soruyorum ben: Bu eczanelerde reçete uygulamasıyla ilgili  bir reçete yazma ücreti, bedeli alınıyor. Bu ücreti tabii ki eczacılar alıyor, onun için özellikle bir personel tahsis ediyorlar. Ve bunun ücretini Bakanlığın ödemesi gerekmez mi? Bununla paralel olarak bu reçete ücretini, ayrıca Maliye, KDV ücretini de eczacılar kazanmadığı hâlde eczacılardan KDV ücreti alınıyor. Bu bir haksız tahsilat değil mi? Yani eczacıların bu konuda bu mağduriyetinin giderilmesi için ne tür çalışma yapıyorsunuz?

Bir başka soru: Türkiye’de bulunmayan kaç tane ilaç kalemi vardır? Bu ilaçlar nasıl temin ediliyor? Arada kim kazanıyor? Bu konuda herhangi bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Sağlık Bakanlığı Müşaviri Ahmet Özdinç geçtiğimiz günlerde bir tweet atarak üniversite öğrencileri arasında kürtaj patlaması olduğunu söyledi. Acaba bu Sayın Doktor, Sayın Müşavir, Sağlık Bakanlığında çalışan Sayın Müşavir hangi bilgilere dayanarak bu tweet’i attı? Bu, üniversitede okuyan öğrencilerle ilgili nasıl bir araştırma yaptı Sağlık Bakanlığı? Eğer elinizde rakam varsa, bir araştırma varsa bunu yayımlayabilir misiniz? Yoksa önüne gelip… Sırf Başbakan söyledi diye “kızlı erkekli” tartışmasına taraf olmak için söz söyleyen bu müşavire bir şey yapmayı düşünüyor musunuz? Bütün ailelerin, öğrencilerin böyle bir şeye teşebbüs ettiğini söyleyen müşavir hakkında bir işlem yapıldı mı? Sizin bu konuda bilginiz var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Silifke Devlet Hastanesi şehrin içindeyken TOKİ’yle yapılan anlaşma gereğince Silifke Devlet Hastanesi, bölge hastanesi olarak Taşucu-Silifke arasında kertenkelenin dolaştığı dağların başına taşındı. Şimdi, insanların o hastaneye ulaşımı var, erişimi var. Yine, hastanede personel eksik, doktor eksik, araç ve gereçler eksik, ekipmanlar eksik. Orada çekilen filmler bile sulu banyoda yapılıyor, sanki tarihte kalmış gibi. Böyle bir bölge hastanesi olur mu? Bu eksiklikleri Sayın Bakan ne zaman giderecek?

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Kütahya’da devlet hastanesi yapımı bir yılan hikâyesi oldu. Dün sordum, cevabı süre yetersizliği nedeniyle veremediğinizi düşünüyorum. Kütahya Devlet Hastanesindeki en son gelinen aşama nedir?

İkincisi, yine, Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampüsü’nde üç yıl önce Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi olarak inşaatı tamamlanmış bina bugüne kadar hizmete sokulamamıştır. Bu binayı ne zaman hizmete sokmayı düşünüyoruz?

Üçüncüsü de, Simav Devlet Hastanesi sizin de bildiğiniz gibi iki buçuk yıl aradan sonra, depremin arkasından güçlendirilmeye başlatıldı. Bu çalışmalar ne zaman tamamlanacak? Simav halkına verilen yeni devlet hastanesi sözü hâlâ sizin için de geçerli midir, yoksa Bakan değişimiyle bu söz de değiş midir? Cevaplarsanız sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, birkaç gün önce Sözcü gazetesinde “Kayınpeder enişte, çok para var bu işte.” başlığıyla verilen haberde Bakan Suat Kılıç’ın kayınpederiyle Başbakan Danışmanı Yalçın Akdoğan’ın eniştesinin Sağlık Bakanlığının 4 bin adet 112 Acil Servis istasyonu yapılacağına ilişkin işin sözünü aldıkları gerekçesiyle 150 iş adamından 60 milyon lira komisyon tahsil ettikleri ve böyle bir projenin var olmadığının anlaşılması üzerine paraları geri vermedikleri iddia edilmiştir. Sağlık Bakanı olarak bu büyük dolandırıcılık olayıyla ilgili soruşturma açtırdınız mı ya da Adalet Bakanlığı bu konuda herhangi bir işlem yapmış mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Küçük…

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, çevre mahallelerle birlikte 30 bin kişilik nüfusu barındıran İstanbul Eyüp ilçesi Kemerburgaz beldesi Göktürk Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların yakın çevrede ihtiyaçlarını karşılayacak bir devlet hastanesi bulunmamaktadır. En yakın kamu hastanesi 20 kilometre mesafededir.  Göktürk Mahallesi’nde tıbbi cihazları olmayan bir sağlık ocağı hizmet vermektedir.

Bu bölgemize bir devlet hastanesi açılması düşünülmekte midir veya tıbbi cihaz desteği sağlanarak en azından yirmi dört saat hizmet verebilecek yeterli bir poliklinik açılması mümkün müdür?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde dolaştığım bazı köylerimizle ilgili sorunları size aktarmak istiyorum. İsterseniz daha sonra yazılı olarak da cevaplandırabilirsiniz.

Haymana ilçesi Yukarısebil köyü: Nüfus olarak çok kalabalık ama sağlık ocağı yok.

Yine Haymana ilçesi Sarıgöl köyü: Köyde sağlık ocağında doktor yok.

Yine Haymana ilçesi Evliyafakı köyü: Köydeki sağlık ocağına önceleri haftada iki gün gelen doktor şimdi on beş günde bir gelmekte. Civarındaki köy nüfuslarını da düşündüğümüz zaman bu anormalliği ortadan kaldırmamız gerekmiyor mu?

Yine Şereflikoçhisar ilçesi Üzengilik köyü de büyük bir köyümüzdür, köyde sağlık ocağı yoktur.

Bunları eğer şu anda bilmiyorsanız daha sonra yazılı olarak da bana bildirirseniz ben de köylerimize bildirmiş olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çelebi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana sormak istediğim şu: Kansere ve obeziteye neden olan maddelerden bir tanesi de “fruktoz” olarak adlandırılan nişasta bazlı şekerdir. “Mısır şurubu” olarak da adlandırılan fruktoz, pancar, çay şekeri olan sükroza göre daha tatlıdır ve ülkemizde bütün meşrubatlarda ve gazlı içeceklerde bol miktarda kullanılır. Bu maddenin kullanımı Amerika’da yüzde 2, Avrupa’da yüzde 8 iken Türkiye’de yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarılmıştır yani yüzde 35 oranında daha da artırılmıştır. Bir taraftan, beyaz ekmek yemeyin, aman tuza dikkat edin, sigara kullanmayın diye teşvikler yapılırken bir yandan da halkın sağlığını bozan bu maddenin kullanım miktarının artırılmasını nasıl açıklayacaksınız? Bunu sormak istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurunuz.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Evet, Osmaniye Düziçi’de 18 uzman hekimimiz, Kadirli’de 36 uzman hekimimiz, Bahçe’de de 7 pratisyen hekimimiz var. Dün de bu konuda değerlendirme yaptık.

Değerli arkadaşlar, yani Türkiye'nin uzman hekim açığını özellikle bütün Parlamentonun iyi bilmesi gerekir. 20 bin uzman açığı olan bir ülkeyiz ve bundan beş yıl öncesine kadar da ne yazık ki “Türkiye’de hekim fazlası var.” diye bir kamuoyu oluşturmasının da baskısı altında kaldı bu ülke yirmi yıl. İlk defa beş yıldır, fakültelerimize 2.500 fazla kontenjan alınmaya başlandı. Dolayısıyla, bu sıkıntıyı paylaşarak ve mevcut hekimlerimizden azami verimliliği ve istifadeyi sağlayarak çözebiliriz. Yoksa, her uç noktaya hastane, her uç noktadaki hastanemize de yirmi dört saat uzman hekim sistematiğini kurabilme şansımız, önümüzdeki beş yılda asla söz konusu değil mevcut uzman hekim kadromuzla. Dolayısıyla, mevcut planlamalarımızı, hekimlerimizi verimli kullanabilme adına bir daha, bir daha değerlendiririz ama her istediğimiz mekânda yirmi dört saat uzman hekim ihtiyacı verebilme şansımız ne yazık ki yok. Keşke bu cümleleri tekrar tekrar söylemek durumunda kalmasam ama az önce buraya gelen 2 milletvekili arkadaşımızın bana verdiği listelere baktığımda yine talep aynı: 2 kadın doğumcu, 3 çocuk hastalıkları uzmanı. Ama bunu düzeltebilmenin veya buradaki ihtiyacı giderebilmenin, ancak bir başka yerdeki sağlıklı dönebilen, kısmen sağlıklı dönebilen bir sistemi bozmaktan geçtiğini de bilmeniz lazım. Onun için, PDC’leri yeniden gözden geçirebiliriz ama arzu edilen uzmanları verebilme şansımız ne yazık ki kısa vadede söz konusu değil.

Silifke Devlet Hastanesi, Sayın Öztürk… Yani, hastaneleri yaparken tabii ki ulaşımı önemsiyoruz ama o bölgenin yerini, oradaki dinamiklerle çözmeye çalışıyoruz. Silifke de 200 yataklı, son derece modern bir hastane. Teknik donanımında eksiklikler varsa onları hızla gideririz, onu yeniden gözden geçiririz ama artık, ulaşımın çok kolaylaştığı, bir ilçenin hemen yakınında, ilçeye uygun bir yerde bulunan bir hastaneyi “uzak” diye yorumluyorsak o da açıkçası…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Bakanım, bunun Türkiye’de başka örneği yok.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) - 38 uzman hekimimizin şu anda orada hizmet verdiğini de ifade edeyim.

Kütahya devlet hastanesi 700 yatak. Arsa tahsis imar planı çalışmaları tamamlandı, imar planına esas zemin etüt çalışmaları yapılıyor. 150 bin metrekare arsanın tek parsele dâhil olmaması nedeniyle zemin etüt çalışmaları akabinde arsa ifraz çalışmaları yapılacak. İhale işlemleri başlamıştır Sayın Işık.

Yine, Sayın Işık’ın… Kütahya Simav devlet hastanesi 150 yatak. Yani, ne yazık ki Simav Belediye Başkanımızla veya Başkanlığıyla yaşadığımız sorunlar nedeniyle çözülemedi, çalışmalar devam ediyor. Ümit ederim, yerel yönetimlerle çözüm sağlayabilirsek bunu da hızla yapmaya devam ederiz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, üniversitenin fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi…

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Üniversiteyle bir görüşelim, inşallah biz de…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Size devredildi, kamu hastanelerine devredildi ama hiçbir şey yapılmadı.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Peki. Onu ben bir inceleteyim, size döneyim.

Mersin şehir hastanesi 1.250 yataklı. 11/5/2012 tarihinde açık eksiltme yapıldı, ihale sonuçlandı. 27/6/2013 tarihinde sözleşmesi imzalandı, temel atma aşamasında. Yıl sonuna kadar inşallah temelini de atmış olacağız.

Osmaniye’deki ağız ve diş sağlığı merkezimizin fiziki gerçekleşmesi yüzde 99, diğer Toprakkale ağız ve diş sağlığı merkezinin fiziki gerçekleşmesi yüzde 95, Sumbas ASM’nin fiziki gerçekleşmesi yüzde 95, kadın doğum ve çocuk hastanesi 200 yatak, kamu-özel ortaklığı modeliyle yapılacak.

Evet, Sayın Acar, Sözcü gazetesinde çıkan haberle ilgili, yanılmıyorsam pazar günü bu konuda çıktı, pazar günü basın da beni aradı, söyledi. Yanlış yapanlar hukuk önünde her türlü cezasını çeker ama pazartesi günü itibarıyla da biz Bakanlık olarak gerekli soruşturmayı, incelemeyi başlattık. Bunların sonucunda kim hangi yanlışı yaptıysa bunu gerek Bakanlığın idari boyutuyla gerekse hukuk boyutuyla muhatap olduğu müeyyideleri çeker. Ama, bizim Bakanlık olarak böyle bir 4 bin acil sağlık merkezi, 112 merkezi diye herhangi bir şeyimizin söz konusu olmadığını da ifade etmek isterim.

Sayın Işık, Dumlupınar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, bitti süreniz. Geri kalanı…

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Bize yazılı verir değil mi efendim?

BAŞKAN – Yazılı verecek zaten, öyle sistem.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sistem öyle de bize hiç gelmiyor.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Size gelmedi mi? Gelir, evet.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bize gelmedi Sayın Bakan.

BAŞKAN – Ya, ben ne yapayım? Ben söylemem gerekeni söylüyorum muhteremler.

Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        S. Nevzat Korkmaz             Hasan Hüseyin Türkoğlu                     Alim Işık

                  Isparta                                    Osmaniye                                 Kütahya

              Emin Çınar                            Necati Özensoy                              Ali Öz

              Kastamonu                                   Bursa                                      Mersin

                                                               Sinan Oğan

                                                                    Iğdır

“Madde 1: Denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişiler kişiye özel bilgiler olarak nitelendirilebilecek her türlü kişisel bilgiler hariç, denetim için gerekli olan bilgi, defter ve kayıtları vermek, ayniyatı göstermek ve incelenmesine yardımcı olmak zorundadır. Üçüncü kişilere, kişiye özel bilgi ve belge aktarmak, cezai müeyyide gerektirir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 1. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                     Aytuğ Atıcı                      Özgür Özel                          Nurettin Demir

                        Mersin                             Manisa                                    Muğla

                                     Süleyman Çelebi                      Haydar Akar

                                            İstanbul                                 Kocaeli

MADDE 1 - 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişiler, kendilerine başvuranların dini, nesebi, alışkanlıkları, gebeliği, hastalıkları, hastalığın hikâyesi gibi kişisel bilgiler olarak nitelenebilecek her türlü kişisel bilgi hariç denetim için gerekli olan bilgi, belge, defter ve kayıtları vermek, ayniyatı göstermek ve incelenmesine yardımcı olmak zorundadır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 1. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Demir Çelik                           İdris Baluken                                Adil Zozani

                   Muş                                      Bingöl                                        Hakkâri

                                      Nazmi Gür                                Erol Dora

                                            Van                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken önerge üzerinde konuşacak.

Buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1’inci maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, bu vesileyle, bu kanunun geneli hakkında yine partimizin görüşlerini temel olarak yansıtmaya çalışacağım. Aslında, burada temel sorunun AK PARTİ Hükûmetinin 2004 yılından beri devreye koymuş olduğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi olduğunu defalarca buradan dile getirdik. Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ni geri çekmeden, bu düzenlemeyi Meclis gündeminden, halkın gündeminden kaldırmadan buraya torba kanunlar da getirseniz, çuvallar dolusu, bohçalar dolusu kanunlar da getirseniz sağlıkta var olan hiçbir sorunu çözemezsiniz çünkü bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin ruhuyla sağlığın ruhu bir uyuşmazlık içerisindedir. Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin ruhu sağlığı ticarileştiren, sağlığı özelleştiren, bu yönüyle de sermayeye alan yaratan bir ruh içeriyor. Oysaki, sağlık hakkı en temel insanlık hakkıdır, anayasal güvence altına alınan, sosyal devletin yerine getirmesi gereken en temel insan hakkıdır. Her bireye eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli, ana dilinde sağlık hizmetini kamusal hizmet olarak götürmek her devletin birincil görevi ve ödevidir. Böyle bir sorumluluk vardır. Dolayısıyla, burada Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin tamamıyla ilgili sıkıntıları düzeltmenin mümkün olmadığını ifade etmek istiyoruz.

Şimdi, bu getirilen düzenleme ile mevcut hangi sorunlara çözüm getirileceğini sormak istiyoruz. Tıpla ilgili ve tıp eğitimiyle ilgili sorunları mı çözüyorsunuz? Sağlıkta şiddeti bu torba kanunla önlüyor musunuz? Bu Meclis bünyesinde oluşturulmuş olan bir şiddet komisyonunun hazırlamış olduğu rapor doğrultusundaki hangi önerisini dikkate alarak bu torba kanunu burada yasalaştırmaya getirdiniz?

Özellikle, akademik kadrolardaki bilimsel, evrensel liyakat kriterlerini mi düzenliyorsunuz? Bu “jet profesör” uygulamasıyla, mevcut olan adaletsizlikleri daha fazla derinleştiren, bu yönüyle de kadrolaşmanın önünü açan bir uygulamayı tekrar buraya getirmiyor musunuz? Nöbet ve fazla çalışma sistemiyle ilgili, sağlık çalışanlarının ve hekimlerin rahatsızlıklarını mı gideriyorsunuz? Özlük haklarıyla ilgili, hekimlerin bağımsız çalışma şartlarıyla ilgili, emekliliğe yansıtılması gereken ücretlendirmelerle ilgili hangi düzenlemeyi burada yapıyorsunuz? Bu soruların hiçbirine vereceğiniz mantıklı bir cevabınız yoktur.

Ama işin asıl kötü yanı, bu kanun taslağı içerisinde hekimlik mesleğini öldüren uygulamalar var. Bırakın hekimlik mesleğini, insanlığı ve vicdanı, ahlakı öldüren uygulamalar var. Ruhsatsız hekimlik uygulamasını suç tanımına kavuşturarak cezalandırmayı öngören bir uygulama, hekimliğin beyaz önlüğünü beyaz kefene çevirmenin ta kendisidir. Bu uygulamanın derhâl kaldırılması gerekir. Bu uygulamayı Gezi direnişi sırasında yaralanan yaralılara insani, vicdani, ahlaki görev olarak müdahale eden hekimler üzerinden getirdiniz. Sağlık Bakanı olarak sizin o dönem çıkıp “Gezi’de niye polis terörüyle 6 vatandaş yaşamını yitirdi, 8 bin insan yaralandı, onlarca vatandaşımız gözünü kaybetti?” demeniz gerekirken siz, orada ilk müdahaleyi yapan hekimleri suçlu ilan etmiş bir tasarıyla buraya geliyorsunuz, bunu kabul etmek mümkün değildir.

Bu gazların kullanımının insan sağlığı üzerinde zararlı etkilerini Sağlık Bakanı olarak sizin buraya çıkıp bütün kamuoyuyla paylaşmanız gerekiyor.

İşte, üzerinde görüştüğümüz madde, yine hekimlik mesleğinin, tamamen, artık ölümüne karar veren, ölümünü reva gören bir maddedir. Hekim ile hasta arasındaki bütün özel bilgiler önemlidir, hassastır. Dinsel, cinsel, özel bazı bilgilerden hekim, hastasının hastalığına ulaşma fırsatını yakalar ama şimdi getirdiğiniz bu uygulamayla, hastanın kendi hekimiyle paylaşacağı, sır olması gereken bilgileri de bir şekilde teşhir edecek bir düzenlemeyi getiriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - O nedenle, verdiğimiz önerge yerindedir. Bu maddenin mutlaka bu kanun tasarısından çıkması gerektiğini ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 1. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                                           Haydar Akar (Kocaeli) ve arkadaşları

MADDE 1 - 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişiler, kendilerine başvuranların dini, nesebi, alışkanlıkları, gebeliği, hastalıkları, hastalığın hikâyesi gibi kişisel bilgiler olarak nitelenebilecek her türlü kişisel bilgi hariç denetim için gerekli olan bilgi, belge, defter ve kayıtları vermek, ayniyatı göstermek ve incelenmesine yardımcı olmak zorundadır."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Atıcı, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu 1’inci madde çok masum gibi görünüyor yani diyor ki: “Eğer gerçek ve tüzel kişi olarak yani bir hastane olarak siz denetime tabi iseniz gerekli olan her türlü bilgi, belge, defter ve kayıtlarınızı bize vereceksiniz.” Diyen kim? Sağlık Bakanlığı. Peki, daha önce bu denendi mi? Denendi. Nerede denendi? Aile hekimliği sisteminde denendi. Aile hekimliği bilgi sistemine bütün hekimler kendilerine gelen hastaların, kendilerinin bakmakla yükümlü oldukları kişilerin bütün bilgilerini girdiler ve bunları Sağlık Bakanlığına gönderdiler. Yani ben eğer sağlık ocağına gittiysem veya siz, burada oturan milletvekilleri veyahut da herhangi bir vatandaşımız sağlık ocağına gittiyse, buradaki bütün kayıtları aile hekimliği bilgi sistemine girildi, bütün teşhisleri girildi, bütün kullandığı ilaçlar girildi yani o kişinin hangi hastalığının olduğu, hangi ilaçları kullandığı tek tek girildi. Peki, daha sonra ne oldu? Daha sonra bir “hacker” yani bir bilgisayar casusu bu sistemi çökertti ve sizin, benim bütün bilgilerimizi çaldı. Sağlık Bakanlığının bundan haberi var mı? Var. Biz bunu teyit etmek amacıyla bir soru önergesi verdik, dedik ki: “Bu konuda ne yaptınız? Benim bilgilerim çalındı Sayın Bakan. Benim hangi ilaçları kullandığım veya vatandaşlarımızın herhangi bir ruhsal sorunu olup olmadığı, herhangi bir cinsel sorunu olup olmadığı, hangi yöntemle korunduğu, kürtaj olup olmadığı bilgileri çalındı. Bu konuda ne yaptınız?” diye bir soru sorduk, Sağlık Bakanlığı bize cevap vermedi; bunun yerine, gitti, ilgili genel müdürü görevden aldı. Peki, ilgili genel müdür görevden alınınca işler değişti mi? Değişmedi, yine aynı şekilde bu bilgiler sorgulanıyor. Peki, bu bilgilerin sorgulanması yetiyor mu? Yetmiyor. Sağlık Bakanlığı, hiç başka işi yokmuş gibi, Nüfus İşleri Müdürlüğünün de kâtipliğini üstlenmiş. Yani yeni doğan bir bebeğin topuğundan alınan kan sırasında -hâlâ, bu kürsüden defalarca bildirmeme rağmen- anneye, daha doğumunun ilk gününde o bebekle ilgili “Senin bu çocuğun meşru mu, gayrimeşru mu?” sorusunu sormaya devam ediyor. “Sayın Bakan -bunu komisyonda da dile getirdim, bunu bu kürsüde de dile getirdim- bu, insanlığa sığmaz; bu, ahlaka sığmaz, lütfen bunu değiştirin.” dedim, değiştirmedi. Daha da ileri giderek, çocuğun dinini sormaya kalktılar ve hâlâ soruyorlar. Yani Sağlık Bakanlığı sağlık işleriyle uğraşacağına, o aldığı bir damla kandan “Bu çocukta hangi hastalık var?” diye araştıracağına, “Bu çocuğun dini nedir? Bu çocuk gayrimeşru mudur, meşru mudur?” sorusunu soruyor. Kime soruyor? Lohusa kadına, lohusa anneye daha doğumunun birinci gününde!

Eğer yanlışım varsa Sayın Bakan sataşmadan söz alır, düzeltir. Bunları soruyor, sorduğu zaman da “Niye soruyorsun kardeşim?” diyoruz, “Efendim, Nüfus İşleri bunu istiyor.” Ya, Nüfus İşleri, Başbakanlığa bağlı değil mi? Sonuçta bir Hükûmet değil misiniz? Bu, ayıp değil mi? Siz bunu nasıl sorarsınız?

Bu nedenle, biz diyoruz ki: Gelin, bu ayıbı birlikte kaldıralım. Bir önerge vermişiz, demişiz ki: “Efendim, bir doktora başvuran insanların dini, nesebi, alışkanlıkları, gebeliği, hastalık hikâyesi gibi kişisel bilgilerini vermeyelim.” Sayın Bakanla bunu komisyonda tartıştık, makul gördüler “Evet, bu gibi kişisel bilgilerin bize gelmemesi lazım, benim Bakan olarak ihtiyacım yok bu bilgilere.” dedi. “O hâlde, o kişinin TC numarasını çıkaralım, ismine de bir “x” işareti koyalım ve o bilgiler bana gelsin, ben istatistik yapayım.” dedi. Peki, bugün burada bunu görüyor muyuz? Hayır, görmüyoruz. Yani oraya “x” işareti koymakla siz, hastanın kimliğini gizleyebilirsiniz. O bile sakıncalı Sayın Bakan. Neden? Çünkü -az önce de arkadaşlarım bahsettiler- bir tane ukala çıktı, dedi ki: “Türkiye’de kürtaj patlaması var.” Bütün anne-babalar, bütün genç kızlar töhmet altında kaldılar. Yani, bu bilgiyi nereden elde etti? İşte sizin bilgi sisteminizden elde etti. Siz o bilgileri aldınız, siz iyi niyetli olabilirsiniz ama kötü niyetli insanlar bunu böyle yayınladılar. Yarın deseler ki: “Kayseri’de alkol içenlerin oranı patladı.” Bu, Kayserililerin hoşuna gider mi? Gitmez. Derhâl bu maddeden vazgeçilmeli veya bizim istediğimiz şekilde düzeltilmeli diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.21


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

“Madde 1: Denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişiler kişiye özel bilgiler olarak nitelendirilebilecek her türlü kişisel bilgiler hariç, denetim için gerekli olan bilgi, defter ve kayıtları vermek, ayniyatı göstermek ve incelenmesine yardımcı olmak zorundadır. Üçüncü kişilere, kişiye özel bilgi ve belge aktarmak, cezai müeyyide gerektirir."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama kalitesini gittikçe düşüren bir tasarı örneğiyle daha karşı karşıyayız. 2011 seçimleri öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini hiçe sayarak kanun hükmünde kararname adı altında yapılan düzenlemelerin Türkiye’yi ne hâle getirdiğinin bir başka örneğini bu torba yasada görmekteyiz. 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle bozulan sağlık düzeni yeniden derme çatma yapılmak istenmektedir. İşte bu tasarıda, benden önceki çok değerli konuşmacıların da ifade ettiği gibi, birçok konu yeniden düzeltilmeye çalışılıyor. Anayasa’ya aykırı, hukuka aykırı, geleneklere aykırı, teamüllere aykırı, sadece AKP’nin ilkelerine uygun olan birçok maddenin yeniden burada düzenlenmesiyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi meşgul edilmektedir.

Bu 1’inci madde de, maalesef, hastaların kişisel bilgilerinin özel amaçlı kullanımına imkân tanıyan bir yasal düzenlemeyi getiriyor. Önergemiz kişisel bilgileri garanti altına almayı ve üçüncü kişilerin eline geçip kişinin izni olmadan bu bilgilerin kullanılması hâlinde buna bir cezai müeyyideyi getirmeyi amaçlayan bir önerge. Umarım, Genel Kurulun siz değerli üyeleri, sizin ve sizin çocuklarınızın bilgilerinin başka birilerine satılmasını istemezsiniz. Çünkü bunun örnekleri Türkiye’de yaşandı. 57’nci Hükûmet döneminin Sağlık Bakanı Sayın Osman Durmuş’u buradan yâd etmek istiyorum. Türkiye kamuoyunun çok iyi hatırlayacağı gibi, o dönemde Türk hastalarından alınan kan örneklerinin genotipik özelliklerinin bir yerlerde incelenerek Türk ırkının incelenmesiyle ilgili, ona ilişkin özelliklerin çalındığıyla ilgili iddiaları kamuoyunu sallamıştı ve nitekim bu Sayın Bakan haklı çıkmıştı. Şimdi siz, bunlara ek olarak, bu düzenlemeyle kişilerin kendine has bazı özelliklerini birilerinin eline geçirebilecek bir yasal düzenlemeyi getiriyorsunuz. Bu doğru değildir, bu yanlıştır, bunun mutlaka düzeltilmesi gerekir, aksi takdirde hasta ile hekim arasındaki güven tamamen bozulacaktır. Zaten bozulmuş olan ve bugün için artık her hastanın endişeyle karşıladığı bu konuları yeniden ileriki dönemde tartışmamak için bu önergenin yerinde olduğunu ve mutlaka Genel Kurulun değerli üyelerinin bunu dikkate alarak oy vereceklerini ümit etmekteyim.

Bir başka örnek: TTNET aracılığıyla “Gezinti” isimli bir şirketin bugün Türkiye’deki kişisel bazı şirketlerin  bilgilerini sattığı ortaya çıktı. Bu şirket dünyada kovuldu, Amerika’da, Avrupa Birliği ülkelerinde kovuldu, geldi Türkiye’de işletme açtı, maalesef, ülkenin yasal altyapısını da kullanarak, tüm alışveriş yapan insanlarımızın bilgilerini satarak para kazanır hâle geldi. Türkiye’de bunlar yaşanırken sağlık alanında yeni sıkıntılar yaşamamak için bu düzenlemenin yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Bu vesileyle, Sayın Sağlık  Bakanım gelmiş, birkaç konuyu da kendisiyle paylaşmak istiyorum. Sayın Bakanım, Kütahya’da il genelinde bugün romatolog yoktur, hematolog yoktur, nefrolog yoktur. Yine ilde, Kızılay kan merkezi yoktur. Kütahya’dan Eskişehir’e ve diğer illere hasta taşırken ölen birçok hastamız söz konusudur. Aynı şekilde, çocuk yeni doğan uzmanı yoktur. Yeni doğan uzmanıyla ilgili yine nefrolog, radyolog ve benzeri uzmanlar bulunmamaktadır. Mutlaka bunların Kütahya’ya kazandırılması gerektiğini düşünüyorum, sizin önemli katkınız olacağına da inancımı belirtmek istiyorum.

Yine, Emet Devlet Hastanesinde hastalar her gün servisle Tavşanlı’ya taşınmaktadır. Taşınırken ölen ve daha da hasta olan insanlarımızın olduğunu size ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyor, önergemize desteğinizi bekliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 2’de iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

              Aytuğ Atıcı                               Özgür Özel                        Nurettin Demir

                   Mersin                                     Manisa                                     Muğla

                                 Süleyman Çelebi                      Uğur Bayraktutan

                                        İstanbul                                     Artvin

Madde 24 - 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü maddesi, ihdasından geçerli olmak üzere yasanın yayımı tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480'e 1'inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 2. Maddesinin "663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24. maddesi, ihdas edildiği tarihte geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                      Pervin Buldan                            Demir Çelik

                  Bingöl                                   Iğdır                                         Muş

               Nazmi Gür                          Adil Zozani                            İbrahim Binici

                    Van                                   Hakkâri                                   Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ben, iki fotoğraf üzerinden Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin neler getirdiğini ifade etmeye çalışacağım.

Bakın, deminden beri söylüyoruz “Bu proje, sağlıkta özelleştirme ve sağlığı ticarileştirme projesidir.” diye. Sadece özel hastaneler üzerinden birkaç veriyi paylaşmak istiyorum: 2001 yılında özel hastanelere ödenen miktar 284 milyon TL iken, 2009 yılında özel hastanelere ödenen miktar 4 milyar 682 milyon TL yani tam 16,5 katlık bir artış var. Bütün bu süreç içerisinde -detaylarına girmeyeceğim zaman yetersiz olduğu için- özel sektörün sağlık içerisindeki payı 2002 ile 2010 yılları arasında yüzde 6’dan yüzde 30’lara çıkmış. Bu düzeyde, özel sektöre alan yaratan bir uygulamayla karşı karşıyayız. Özel hastane sayısı yine 2002 ile 2010 yılları arasında 180’den 500’ün üzerine gelen bir rakamı yakalamış.

Şimdi, bir taraftan böyle yani özel hastanelere, özel sektörlere para akıtan bir sistem var, bir tarafta da hâlâ -kendi seçim bölgemden söyleyeyim- sağlık hizmetine ulaşamayan bir halk gerçekliği var. Defalarca Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle görüştük, Bakan Yardımcısıyla görüştük, Sağlık Bakanlığına soru önergeleri verdik. Bingöl’ün Kiğı ilçesinde diyaliz hastaları diyaliz olmak için 100 kilometre yol gitmek zorundalar.

Şimdi, bu aydan itibaren Bingöl’ün ağır doğa koşulları, ağır kar altındaki zor koşulları başlayacak. Bu insanlar hastaneye ulaşamayıp diyaliz tedavisini alamadıkları için ölümle karşı karşıya gelecekler. Bize gerekçe olarak dediler ki: “Kiğı’da diyaliz hasta sayısı az olduğu için oraya bir makine göndermedik.” Biz, isimleri çıkardık. Bir hastaneye diyaliz makinesi göndermek için 7 hastanın olması yeterli. Kiğı’da 7’den fazla hasta var ama Kiğı’ya diyaliz makinesi gönderilmiyor.

Yine aynı şekilde, Genç ilçesinde yeni bir hastane açılışı yapıldı. Genç’te 30 binin üzerinde bir nüfus var, 20’nin üzerinde diyaliz hastası var ama ilçede hekim olmadığı için insanlar diyaliz için yine Bingöl merkeze gitmek zorunda kalıyorlar. Bingöl merkezin durumu içler açısı. Bugün Bingöl’ün çevresindeki bütün illere gidin, her serviste mutlaka Bingöllü hastalar ve Bingöllü hasta yakınlarının yaşamış oldukları mağduriyetlerle karşılaşırsınız. Bakın, Genç ilçesinde yeni bir hastane yapıldı -yani bu nasıl bir denetim sistemidir, anlamak mümkün değil, dünyada tek bir örneği yoktur herhâlde- acil girişi yatan hasta girişi, polikliniğe giden hasta girişi, morg girişi, personel girişi, bütün bu girişlerin hepsi tek bir kapıdan yapılıyor. Yani bu hastane yapılırken bir kere bile oraya gidip denetlemediniz mi? Böyle bir şey olabilir mi? Bingöl’ün Adaklı ilçesinde kaç yıldır bir devlet hastanesi yapılacak, hâlâ devlet hastanesini bekleyen hastaların dramı var. Kar yağdığında Adaklı halkı babadan kalma ilkel yöntemlerle o hastaları hastaneye ulaştırmanın çabası içerisinde olacak. Şimdi, Adaklı Devlet Hastanesi için herhâlde seçime yakın bir dönem bekleniyor ki o dönemde gidip orada şatafatlı bir açılış yapalım, ondan sonra Adaklı halkına, biz size sağlık hizmeti getirelim anlayışı var. Bakın, eğer bu hastaneleri bir an önce açma durumunuz varsa, Genç’e, Kiğı’ya  diyaliz makinesi, doktor gönderme imkânınız varsa seçim dönemini beklemeyin, bir an önce oradaki insanların sıkıntısını giderin. Bingöl Devlet Hastanesinde, 200 binin üzerinde nüfusu olan  bir ilde kullanılan MR makinesi 0,2 tesla. Şu anda dünyada hiçbir yerde 0,2 tesla cihazla çekilen röntgenlere bakılmıyor. Bingöllü hasta Elâzığ’a gittiği zaman o MR’ı gören doktor hemen o MR’ı çöpe atıyor. Defalarca soru önergesi verdik, burada dile getirdik, Bakanlık yetkilileriyle görüştük. Burada 3 teslayı artık aşan bir teknolojiden bahsediyoruz ama bir kentin tamamında hâlâ bir MR cihazını temin edecek bir sağlık sisteminden uzak bir uygulama içerisindeyiz. Siz özel sektöre, özel hastanelere para akıtmaya devam edebilirsiniz ama Bingöl halkı bu uygulamış olduğunuz sağlıkla ilgili yetersizliklerin tamamının hesabını sizden soracaktır.

Tekrar bu konudaki görüşlerimizi ifade etmeye devam edeceğimizi belirtiyorum.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

Madde 24 - 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü maddesi, ihdasından geçerli olmak üzere yasanın yayımı tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Uğur Bayraktutan.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 480 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde verilen önerge üzerine, 2’nci madde üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, öncelikle -biraz önce Sevgili Mahmut Tanal da anlattı, kendisine teşekkür ediyorum- 93’üncü maddede Anayasa’da düzenlenen, kanun hükmünde kararname tekniğinin ne olduğuna ilişkin bir düzenleme var değerli arkadaşlarım. Burada, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.” diye diyor. Yine, Anayasa’nın amir hükmünde, alt taraflarda ise “Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.” ibaresi var. Bugün burada görüşmüş olduğumuz kanun hükmünde kararname, ne yazık ki Anayasa’nın tarif etmiş olduğu kanun hükmünde kararname dizaynına uymuyor. Kanun yapma tekniği açısından eksiklik içermesine rağmen, tam anlamda yasanın tarif etmiş olduğu bir kanun olmamasına rağmen, aslında bir idari işlem olmasına rağmen, bir idari işlemi kanunla düzeltmek gibi bir hukuk garabeti içerisinde düzenleme yapıyoruz. Özellikle Meclis kayıtlarına geçirilmesi açısından bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama burada paylaşmak istediğim asıl şey farklı. Sayın Bakanım, özellikle, dikkatle dinlerseniz çok ilginç bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Bakın, Artvin’in Ardanuç ilçesinde bir hastanemiz var. 2005 yılında Sayın Başbakan tarafından Artvin’deki toplu törenlerle beraber açıldı. Bu hastane ilk açıldığı zaman elli yataklı bir devlet hastanesiydi. Ama gelinen noktada, yıllar içerisinde, ne yazık ki bu hastane erime kaydetti, bugün Ardanuç Devlet Hastanesi bu adla anılmıyor, entegre on yataklı bir hastane olarak anılıyor. Yani devlet hastanesi olma özelliğini yitirdi,  o tarihten bugüne kadar da, ne yazık ki, orada, o hastanede ameliyathane olmuş olmasına rağmen, ilk açıldığı andaki ameliyathanenin bütün araç ve gereçleri başka yerlere kaydırıldı. Ardanuç, ne yazık ki, bugün, ameliyatların yapılmadığı, diyaliz merkezinin olmadığı, hastaların tedavi edilemediği bir tedavi merkeziyle karşı karşıya.

Onları bir kenara koyuyoruz, bugün size anlatmak istediğim gerçek daha farklı. Şu son kırk sekiz saat içerisinde, son üç gün içerisinde Ardanuç ilginç olaylar yaşadı. Bu da nedir? Onu anlatmak istiyorum.

Bakın, Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; Ardanuç’ta, bu hastanede bir şikâyet meselesinden kaynaklanan sorundan dolayı -ayrıntılarına girmek istemiyorum, olayın siyasi uzantıları da var- bir basit şikâyet meselesinden dolayı Ardanuç Devlet Hastanesinde görev yapan 11 sağlık personeli “geçici görev” adı altında başka ilçelere gönderildiler. Bunlardan 10 tanesi Artvin merkeze, 1 tanesi ise Arhavi’ye gönderildi değerli arkadaşlarım.

Sayın Bakanım, bunun siyasi boyutları var, bunu sizinle baş başa paylaşmak isterim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ayrıntılarına girmek istemiyorum. Ama gelinen noktada bu 10 kişinin çoğunluğu -Artvin merkeze gelenlerin birçoğu- yüzde 90’ı bayan, iki aylık çocuğu olan insanlar var. Artvin’le Ardanuç arasındaki kilometre 42 kilometre. Yani, üç dört gündür… Dün akşam itibarıyla da Artvin’e yoğun bir kar yağışı oldu. “Varyant yolu” demiş olduğumuz, Türkiye  gerçeklerine yakışmayan, kara yolu standartları dışında olan bir yoldan bu insanlar, sabah erkenden kalkıyorlar Artvin’e geliyorlar, akşamüzeri Ardanuç’a dönüyorlar.

Şu anda Ardanuç’ta büyük bir toplumsal infial var, toplumsal barışı bozabilecek derecede büyük bir yara var. Buna lütfen el koymanızı istiyorum. Neden? Bakın, Artvin’e görevlendirme yaptıkları zaman şöyle söylediler, dediler ki: “Burada personel fazlası var, ihtiyaç fazlası var, bunları bu nedenle Artvin’e gönderiyoruz.” Artvin Devlet Hastanesi diyor ki: “Hayır, bunların gelmelerine gerek yok, bizde gerekli personel var.” Bu giden 10 kişi, hiçbir işte çalıştırılmadan, sadece koridorlarda geziyorlar. İhtiyaç fazlasına gerekçe gösterilen de şudur: Bakın, 2002’de iktidar olduğunuz zaman Ardanuç’un Bulanık köyünde 1 doktor, 10 hemşire vardı; Ardanuç’un Torbalı köyünde doktor vardı, hemşireler vardı; Ardanuç’un yine Soğanlı köyünde sağlık ocağı vardı, doktor vardı, sağlık personeli vardı; yine Ardanuç’un Aşağıırmaklar köyünde bir sağlık ocağı vardı, hekim vardı ve sağlık personeli vardı. Şimdi, bunları kapatınca doğal olarak sağlık personeline de ihtiyaç kalmadı. Böyle olunca da Artvin’e bu tayinler gönderildiği zaman denildi ki: “Efendim, bunlara ihtiyaç yoktur.” Niye ihtiyaç yoktur? Çünkü, zaten sağlık ocaklarını kapattığınız için sağlık personeline ihtiyaç olmadığı da ortaya çıktı. Bunu şöyle bir gerçekle açıklamak istiyorum: Ardanuç’ta kaymakamlık binasını kapatırsanız ortada bir tane kaymakam bulursunuz, hiçbir iş yapmayan. Buna da ihtiyaç olmayabilir. O nedenle, buradaki bu yaraya mutlaka bir merhem olmanız gerektiğini düşünüyorum.

Yasaları değiştirmekle iş olmuyor Sayın Bakanım, kafaları da değiştirmek gerekiyor, o çok önemlidir diye düşünüyorum. Lütfen, bu yasama görüşmeleri bittikten sonra buradan çıktığınız zaman -Ankara çok soğuk, müthiş bir soğuk var- o aracınıza binmeden bir dakika şöyle kendinizi bir sorgulayın. O 11 sağlık personelinin her gün Artvin’den Ardanuç’a, Ardanuç’tan Arhavi’ye nasıl gidip gelebileceğini, çocuklarının, ailelerinin nasıl mağdur olduğunu, hangi haklı gerekçenin bunların mağduriyetine neden olabileceğini kendi vicdanınızda sorgulayın diyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.55
BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muharrem IŞIK (Erzincan)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 3’üncü madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır; okutacağım, birlikte işleme alacağım ve talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 3. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               İdris Baluken                        Nazmi Gür                              Adil Zozani

                    Bingöl                                   Van                                       Hakkâri

       Abdullah Levent Tüzel                Demir Çelik                               Erol Dora

                   İstanbul                                  Muş                                       Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                Aytuğ Atıcı                         Özgür Özel                           Nurettin Demir

                    Mersin                                Manisa                                      Muğla

                                 Süleyman Çelebi                          Haydar Akar

                                        İstanbul                                      Kocaeli

Aynı mahiyetteki son önergenin imza sahipleri:

          S. Nevzat Korkmaz               Yusuf Halaçoğlu                            Alim Işık

                    Isparta                                Kayseri                                    Kütahya

                                    Emin Çınar                                      Ali Öz

                                    Kastamonu                                     Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde ilk konuşmacı Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir.

Buyurun Sayın Demir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Nurettin Demir yok mu?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hocam biraz rahatsız da, ağır geliyor.

BAŞKAN – Hayır, ben göremedim kendisini de onun için.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sağlık sisteminin kurbanı oldu!

BAŞKAN – Yok, arkada kalabalık var, aralarından göremedim.

Buyurunuz Sayın Demir.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle 3’üncü madde üzerinde söz aldım, bunun üzerine konuşmak istiyorum.

Biliyorsunuz, 3’üncü madde, özellikle üniversitelerin kendi içindeki bazı kişilerin, bazı öğretim üyelerinin -çoğu gibi- başka hastanelere gidip orada geçirdikleri süreyi üniversitede geçirmiş gibi sayılmalarıyla ilgilidir. Tabii ki burada, özellikle lisans eğitimi vermeyen bir hocanın bu profesörlük özelliğini kazanıyor olması... Tabii ki öğrenci yetiştirmeyen, öğrenciyle karşı karşıya gelmeyen ve öğrencinin protestolarına maruz kalmayan, onun yumurtasını yemeyen, onunla kavga etmeyen bir öğretim üyesinin bir profesörlük titrini kullanıyor olması ve daha sonraki sürede yine öğretim ve eğitim verecek bir öğretim üyesi adayının jürisine gidip onun hakkını kullanmasının, özellikle böyle bir hakkı almasının yanlışlığını vurgulamak istiyoruz. Çünkü bir hocadır, hocanın gerçekten ders anlatma konusunda kendisinin yetkili olması lazım, bu konuda bir tecrübesinin olması lazım. Bir haksızlık, bir adaletsizlik olduğunu düşünüyorum. Üniversitede hoca akademik çalışmalar yapmış olacak, eğitim vermiş olacak ama bir devlet hastanesinde ya da bir hizmet hastanesinde bir öğretim üyesinin geçirmiş olduğu süreyi bir akademik süreç olarak, akademik bir hak kazanış olarak  görmenin doğru olmadığını düşünüyorum ve Türkiye’de gerçekten büyük bir haksızlığa neden olacaktır.

Yine, 3’üncü maddede, özellikle, Sağlık Bakanlığının kurumlarının yeniden yapılanmasıyla ilgili, işte genel sekreterlik, kurum başkanlığı, hastane yöneticiliği gibi yeni tahsis edilen kurumların Bakanlık tarafından atanmasıyla ilgili, tarafsızlığı yitirecek yandaş insanların ve özellikle siyasi görüşteki kimselerin atanması konusunda öncelik, ayrıcalık yaratılacağını, bir kriterin getirilmediğini görüyoruz.

Şimdi, tabii ki hastanelerde özellikle yöneticiler, başhekimler şaşkın durumdalar. Bir gün biri telefon ediyor, Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri diyor ki: “Kardeşim, orada bir yer aç, benim tanıdığım bir kitapçı gelecek, orada bir kitap standı aç.” Bir gün bakıyorsunuz, bir daire başkanı -yine üstten- telefon ediyor “Benim için de şurada bir pazarlama yeri açılsın.” diyor. Böyle, çok başlı bir sisteme doğru gitti sağlık sistemi. Dolayısıyla, bu sistem içerisinde sağlığın karmaşa içerisinde olduğunu görüyoruz ve üstelik liyakate dayanmayan ve konuyla ilgili olmayan birçok yan dalda eğitimci, ilahiyat mezunu veyahut da işletmecinin atanmasıyla sağlık kurumlarında bir kargaşanın, bir haksızlığın yaşandığını görüyoruz.

Dolayısıyla, üniversitelerdeki hocalar arasındaki hak edilmeyen liyakat ve bunun yaratacağı sıkıntılar ile üst yönetime getirilen ve bu meslekten belirli bir tecrübeyle, belirli birikimle gelmeyen insanların yaratmış olduğu ortam, bir sağlık ortamı da kargaşaya ve kavgaya, hatta şiddete neden olacaktır, bunları sık sık görüyoruz. Özellikle Samsun’da, biraz önce Uğur Bey’in bahsettiği gibi, ülkede sağlık çalışanları arasındaki barışın bozulacağı ve sağlıktaki şiddeti arttıracağı kanısındayım.

Bu nedenle bizim vermiş olduğumuz önergenin kabul edilmesini arz ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeler aynı mahiyette olduğu için, iki konuşmacı daha var.

Önergeleri toptan olarak yeniden oya sunacağım.

Isparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Mustafa Pehlivanoğlu… Hatırladınız mı bu ismi sayın AKP milletvekilleri; hani 2010 referandumunda milletin ve ülkücülerin vicdanını istismar ederek timsah gözyaşları döktüğünüz, 12 Eylül cuntasının idam ettiği şehit kardeşimizi; sonra ne sizlerin ne de Başbakanın bir daha ağzına almadığı, Türk milletine aşık bu yiğit Anadolu delikanlısını? Bu şehidimiz bugün sevgili anneciğine kavuşmuştur. Muhterem Zeynep Pehlivanoğlu Hanımefendi bugün Hakk’a yürümüş, Yaradan’ın huzuruna şehit anası olarak gitmiştir. Allah gani gani rahmet eylesin, ailesinin ve Türk milliyetçilerinin başı sağ olsun.

Nokta kadar menfaat için dağ gibi Türklük davasını pazarlık konusu yapan herkese şunu söylemek isterim ki: Eş başkanlara, kendilerini “eski” diye nitelendirip Yahudi icadı BOP vagonuna binenlere inat, Türk milleti ne Mustafa’yı ne de yıllarca evlat ateşiyle yanıp çileli bir ömür süren Zeynep Ana’yı asla unutmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, AKP üst üste üç dönem yüksek oy oranlarıyla tek başına iktidar olmuştur. Milletimizin tercihi elbette hepimizin başının üstüne ancak milletinden yüksek oy almış iktidar on bir yıl sonunda neyi yapmıştır, neyi becerememiştir, Hükûmetin performansını ortaya koymak ve milletimizi aydınlatmak bizim görevimiz. On bir yıl bir parti için düşündüklerini gerçekleştirmek için yeterli bir süre. AKP, bu sürede 2 trilyon dolar civarında bütçe imkânlarını kullanmıştır, istediği yasayı Meclisten geçirebilecek bir yasama gücüne sahip olmuştur, yani yapamadıkları için ortaya koyacağı hiçbir mazeret kalmamıştır. AKP dönemi, maalesef, tüm bunlara rağmen kayıp ve istismar yıllarıdır. AKP’nin gökteki yıldızları vadedip oy aldıktan sonra bir daha dönüp bakmadığı o kadar çok sosyal kesim var ki. Sayalım mı bunları? Bakan çocuklarına koca koca gemi alınıp kendilerine de kuş yemi reva görülen, aşırı politize olmuş kurumlardan sürülen, cezalandırılan memurlarımız; gece gündüz toprakla haşır neşir olup toprağa döktüğü emeği ve alın terinin karşılığını alamamış ve üstüne üstlük bankalara borçlanarak çıkmış çiftçilerimiz, âdeta yoksulluk ücreti ile ölüme terk edilmiş, parasızlıktan dolayı sıla-ı rahmi unutmuş emeklilerimiz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - …cebindeki kredi kartlarıyla, borcu bankadan borç alarak kapatan ve her gün bütçesi açık veren, sonunda kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Neden bahsediyor?

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - …sosyal hadiselerde “aslansın” diye öne sürülüp en küçük hatalarında ortada bırakılan güvenlik güçlerimiz, eğitimin karşılığını alamayan ve işsizliğe mahkûm edilen milyonlarca gencimiz, yarın işsiz kalma korkusuyla yaşayan, kaderi patronun ağzından çıkacak iki kelimeye bağlı işçilerimiz, sayıları yüz binleri bulan özel güvenlik mensupları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan sivil memurlar, vefasızlığa mahkûm edilmiş, gencecik yaşta yüzüstü bırakılmış uzman er ve erbaşlarımız, astsubaylarımız, dershane sahipleri, 4/B’liler, 4/C’liler, vesaire vesaire vesaire.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Önergede bu mu var?

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Bu listeyi sabaha kadar uzatmak mümkün. Hatta eminim, kürsüden indikten sonra “Bizi niye saymadın?” diye kesin bir sistem alacağım.

Bu kesimlerden, değerli milletvekilleri, hangisinin sorunu çözülmüş, kendilerine sorulduğunda hangisi “Evet, mutluyum.” diyebilmektedir? Bu yüzden, biraz önce söylediğim gibi, AKP’li yıllar, Türk milletinin kronikleşmiş hiçbir sorununu çözmemiş, kayıp ve istismar yıllarıdır. Bu yüzden, AKP’li yıllar, ağustos böceği gibi vaktini cır cırla geçirmiş kayıp yıllardır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Estağfurullah! Tövbe estağfurullah!

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) -  Ama merak etmeyin, demokratik rövanş günü geliyor. Zülüf ak mı, kara mı, 30 Mart günü görülecek, bunu herkes görecek.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Korkmanıza gerek yok. Demokrasilerde her türlü sonuca açık olun. Bunun hesabını millet görecek.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.(MHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – 1 Nisanda görüşürüz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İstanbul Milletvekili Sayın Abdullah Levent Tüzel.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, size de teşekkür ederim Değerli Milletvekilim.

Şimdi, sağlıkta “Tam Gün Yasası” diye konuşulan bir yasayı görüşüyoruz ama gerçekte, yurttaşlara sağlık hizmeti sunacak ve hekimlerin ettikleri yemine bağlı kalacak onurlu bir yaşam ve onurlu bir sağlık hizmeti sunmaları açısından bir düzenleme olmadığını söylüyoruz çünkü öncelikle, bu düzenlemeyi meslek örgütü olarak Türk Tabipleri Birliği eleştiriyor, doğru bulmadığı bir düzenleme. Niye Sağlık Bakanlığı böyle bir düzenleme hazırlar? Geçmişte olduğu gibi “İdeolojik davranıyorlar.” denebilir ama ben eminim ki Türk Tabipleri Birliği hekimlerin hakkını, sağlık hizmeti bekleyen yurttaşların hakkını koruyarak, bunun için bu yasa düzenlemesine karşı çıkıyorlar, hekimin de hastanın da sağlık hakkını savunuyorlar.

Aslında, bu düzenleme Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin, programının yarattığı sorunları yeniden büyütmekte, kesinlikle çözmemekte; bu yönüyle de hekime de zarar, hastaya da zarar. Her zaman olduğu gibi, özelleştirmeci, özelci, piyasacı mantık bu alanda karşımıza çıkıyor; sağlık hizmetini parayla satmak ve açıkçası, herkesi bu hizmeti parayla satın almaya zorluyor. Türk Tabipleri Birliği diyor ki: “Bu, aslında hekimi, bilgisini, emeğini özele pazarlamaktır.” Duyuyoruz, İstanbul üniversiteleri hastanelerinde profesörler, doçentler özel hastanelerle anlaşma yapıyorlar. 35 bin liralık rayiç yeterince karşılık bulmadığı için, 15 bin lira kazandırma güvencesiyle bu hocalarımız özele emeğini satıyorlar. Zararı kim görüyor? Bu değerli hocalardan hizmet almak isteyen ve sağlığını bu hocalara emanet eden, onlara güvenen hastalar. Hani ne oldu, bıçak parasına, muayene hizmetlerine karşı çıkılıyordu? Ama, bu düzenlemeyle bunlar kural hâline getiriliyor ve sorunlar büyütülüyor. Tabii, üniversite memnun olabilir, bu olanağa kavuşmuş olan hocalar memnun olabilir ama acısı hastadan çıkıyor, bir bütün olarak yurttaşlardan çıkıyor. Sadece bu da değil, büyük gürültülerle getirilen aile hekimlerine yeni yükümlülükler getiriliyor bu tasarının düzenlemesine, bütününe bakıldığında. Zaten yeterince hoşnutsuz olan aile hekimlerine ayda 2 kez acilde zorunlu nöbet düzenlemesi, yine, çok önemli olan iş yeri hekimliğini yani uzman hekimliğini alelade bir hizmete dönüştürüp bütün hekimlere ayda otuz saat bu şekilde, iş yerinde çalışma düzenlemesi getirilmesi yani bu alandaki açıkları, ihtiyaçları bu şekilde kapatmak tam anlamıyla piyasacı mantığın getirdiği bir şey.

Şunları paylaşmak istiyorum değerli milletvekilleri: Bugün gazetelerde bir haber vardı, bir fotoğraf, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden bir fotoğraf. Ameliyata girmeye hazırlanan, tekerlekli sandalyede peş peşe dizilmiş, tren vagonu gibi dizilmiş hastalar, birbirlerini itekliyorlar, başlarında da bir tane hasta bakıcı. Tabii “Bu ne rezillik!” diye herkesin aklına geliyor. Evet, bu rezilliğin sorumlusu, ameliyata gidecek o 3 hastayı, hasta yurttaşı peş peşe götüren, onları kontrol eden hasta bakıcı değil tabii ki ama görüyoruz ki bu sorumsuzluğun bedeli o personele, o yetersiz hizmetle emeği sömürülen, tıpkı özeldeki emeği sömürülecek hekimler gibi, o hasta bakıcıya sorulmak isteniyor.

Bakanlığa sormak gerekiyor: Bağımsız, hiçbir dayatmaya, baskıya tabi kalmaksızın, onuruyla bu mesleğini, sanatını icra etmek isteyen, bağımsız çalışmak isteyen hekimlere niye ruhsat verilmiyor; niye, hukuksuz bir şekilde, ruhsat verilmiyor? Bunun karşısında, liyakate, akademik hizmete, öğrenciye eğitim hakkını sunmayan birtakım yandaş hocalara, CEO’lara profesörlük unvanı vermek isteyen bu düzenlemeyi niye hazırlıyorsunuz?

Sağlık politikaları, yurttaşlara sağlık hizmeti sunmuyor âdeta sağlık hırsızlığı yaparak yurttaşın sağlığından alıp götürüyor. Biz, hekime de, yurttaşa da onurlu, sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı, kaliteli bir gelecek istiyoruz. Böyle bir yaklaşımı savunuyoruz, o nedenle bu düzenlemelere, bu tasarıya karşı çıkıyoruz.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tüzel.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 4’te üç önerge vardır. Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

TBMM Başkanlığına;

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı kanun tasarısının 4. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

                  Ali Öz                          Yusuf Halaçoğlu                              Faruk Bal

                  Mersin                                 Kayseri                                       Konya

                               Muharrem Varlı                             Ruhsar Demirel

                                       Adana                                          Eskişehir

Madde 4: 663 sayılı kanun hükmünde kararname’nin 33. maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(6) Sözleşmeli personelin izinleri ve sosyal güvenlik açısından 5510 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girenlerin iş sonu tazminatı hususlarında 657 sayılı kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre istihdam edilen sözleşmeli personele ilişkin hükümler uygulanır. Söz konusu personel için işsizlik sigortası primi ödenir.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Aytuğ Atıcı                          Özgür Özel                             Nurettin Demir

                 Mersin                                 Manisa                                        Muğla

                                 Süleyman Çelebi                         Haydar Akar

                                        İstanbul                                    Kocaeli

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 4. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            İdris Baluken                         Nazmi Gür                                Adil Zozani

                  Bingöl                                    Van                                         Hakkâri

             Demir Çelik                 Abdullah Levent Tüzel                         Erol Dora

                   Muş                                   İstanbul                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi önergeleri işleme koyup maddeyi de oyladıktan sonra ara vereceğim, milletvekillerine duyurulur.

Sayın Çelik, buyurunuz.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 480 sıra sayılı sağlıkta dönüşüm yasa tasarısının 4’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce konuşan birçok arkadaşımın altını çizdiği şekliyle, yapılmak istenen, insana, topluma dair iyileştirme, insanın ve toplumun daha iyi koşullara erişimini sağlayacak bir kısım müdahaleler değil; bu nedenle reform değil, bu nedenle dönüşüm ve değişimden bahsetmek mümkün değil. Olup biten, hiyerarşik ilişkilerin devletteki tezahürü olan yönetimin demokrasi dışı otoriter bir zihniyetle denetim altına alınması, kontrol altına alınması.

Düşününüz ki, bir hastaneye müracaat eden hastanın kendisi, hastalığı ve onun etnik kimliği, dinî, inançsal kimliği sorgulanıyorsa, kontrol altına alınmak isteniyorsa, o bilgiler üzerinden kişinin kendisine, kişiyle birlikte hastanenin kayıtlarına ulaşılmak isteniyorsa burada bir hesap vardır; bu hesap, Gezi direnişinde karşılaşılan muamelenin bertaraf edilmesidir yani toplumun kendi öz mekanizmalarıyla yarattığı öz savunmayı bertaraf etmek, polis devleti zihniyetiyle toplumu kuşatmak, toplumu kontrol edilebilir bir noktada tutmaktır. Bunu, tarih boyunca iktidarcı, egemenlikçi tüm zihniyetler, tüm anlayışlar uygulamıştır, uygulamaya almıştır ama hiçbiri bunda muktedir olamamıştır. Bu dünya, bu devlet, bu ülke ne şaha kalmış ne padişaha kalmış ne imparatora kalmış ne de muktedirlere kalmıştır; kalan ve kazanan her zaman tarih olmuştur, insanlık olmuştur, insanlığın adalet, eşitlik, özgürlük talepleri olmuştur. Burada da yine kazanacak olan insanlık davası olacaktır.

Tek adamın uygulamalarına rağmen, rahatsızlık duyan iktidar geçmişin millî şeflerine gönderme yaparak bir kısım tarihî yüzleşmeler talebini dile getiriyorsa da yapılmak istenen, tam da “Millî Şef” dediğimiz tek lidere, tek adama giden yolların taşlarını döşemektir. Sağlıkta bu böyle; kültürde, turizmde, eğitimde, her alanda bu taşlar yavaş yavaş örüldü, örgütleniyor, buna da Meclis alet ediliyor.

Söz konusu olan toplum ise, söz konusu olan insanlık ve insanlığın bir kısım taleplerinin meşru zeminde kullanılmasıysa bırakınız toplum kendi ihtiyaçlarını meşru zeminde karşılasın. Onun nasıl davranacağına, nasıl hareket etmesi gerektiğine, nasıl yürümesi gerektiğine müdahale edip fikir beyan ettiğinizde, siz de mevcut, var olan otoriterden ve otoriterizmden nasip almış olursunuz. Bu manada, dün de geneli üzerindeki konuşmamda bahsettiğim şekliyle, kangrenleşen ve kaosa dönüşen, giderek de siyasal bir krizin arifesi ve içinde olduğumuz ülkemiz bir yol ayrımında, bir yol eşiğinde; ya gerçekten demokratik hukuk devleti olacak ya da gerçekten demokratik hukuk normalitenin dışında, otoriter ve keyfî uygulamalarla toplum zapturapt altına alınmak isteniyor. Buna itiraz etmek her şeyden önce milletin vekili olan ve milletten aldığı siyasal temsiliyetle demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin yanında olması gereken Meclisin görevidir. Bu manada, bence, sağlık yasa tasarısı mevcut, var olan sorunları çözmekten uzak, aksine piyasalaştırmanın, metalaştırmanın, ticarileştirmenin bir aracı olarak uluslararası ve ulusal finans kurumlarına kâr kazandırmanın, olanak sağlamanın, imkânları sunmanın bir aracı olarak düşünülmüştür. Burada hastalığın  iyileştirilmesi, toplumun ruhsal, bedensel, siyasal, sosyal iyi olma hâline kavuşmasını sağlayan bir uygulamadan uzaktır.

Bu manada da her şeyden önce eşit, erişilebilir, parasız, nitelikli ve ana dilde sağlık hizmetinin sorunun radikal çözümünün tek anahtarı olduğunu belirtiyor, saygılarla iyi akşamlar diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına;

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı kanun tasarısının 4. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

        Ruhsar Demirel (Eskişehir) ve arkadaşları

Madde 4: 663 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 33. maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(6) Sözleşmeli personelin izinleri ve sosyal güvenlik açısından 5510 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girenlerin iş sonu tazminatı hususlarında 657 sayılı kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre istihdam edilen sözleşmeli personele ilişkin hükümler uygulanır. Söz konusu personel için işsizlik sigortası primi ödenir.

Aynı mahiyetteki diğer önerge imza sahipleri:

        Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Katılamıyorlarmış.

İlk konuşmacı, İstanbul Milletvekili Sayın Çelebi; buyurunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Çok teşekkürler Sayın Başkan.

Çok teşekkür ediyorum, yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Aslında, günlerce konuştuğumuz konu; dünden beri de Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan, aslında adı “Tam Gün Yasası” diye ifade edilen ama aslında “tam” diye bir şeyin olmadığı, yüzde 50’nin olmadığı, yüzde 25’e bile hitap etmeyen, sağlıkla ilgili bir yasayı görüşüyoruz. Sağlıkla ilgili görüştüğümüz yasada sağlıksız birçok unsur var. Yani, bu yasanın uygulanması ve Meclisten geçmesi hâlinde sağlık sorunları çözülmeyecek, tam tersi, sağlıksız bir hâle dönüşmüş olacak. O nedenle, gönül arzu ederdi ki daha önce, komisyonlarda ilgili kurumların, Türk Tabipleri Birliğinin bu konudaki görüşlerinin alındığı, diğer meslek örgütlerimizin, sendikalarımızın bu konudaki değerlendirmelerinin dikkate alındığı bir yasal düzenlemeyi gerçekten bu Mecliste yapabilseydik. Yine bir oldubittiye getiriliyor, yine bir torba yasayla yine ilaveler yapılarak belki burada verilecek önergelerle daha da büyütülecek bir torba yasayı yeniden gündemde tutuyoruz.

Değerli arkadaşlar, öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki: Bu çalışma yaşamıyla ilgili kısmı çok önemli. Yine, özellikle çalışma sürecine ilişkin -daha önce ifade ettik- Sağlık Bakanlığında yoğun bir taşeronlaşma uygulaması var. Sayın Bakan herhâlde bunu en iyi bilenlerdendir ama orada çalışanların -çalışma koşulları- çoğu taşeronda. Daha önce 20 bin tane taşeron işçisi vardı AKP iktidara geldiğinde, şimdi 600 bin tane taşeron işçisi var; bunun büyük bir bölümü de sağlıkta çalışıyor ve hangi ad altında çalışıyorlar? Birçoğu inşaat şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Bu çalışanlar sağlıkta çalışıyor, hemşire veya başka kadrolarda istihdam ediliyorlar, asistan olarak hastane hizmetleri veriyorlar ama turizm şirketinde veya inşaat şirketinde… O ihaleyi almış bu şirketler ve sağlık alanında hizmet veriyorlar, hizmetlerini sürdürüyorlar ve Bakanlık da bunlara çok rahatlıkla “Siz yeter ki bu hizmeti satın alın, ister inşaatla uğraşın, isterseniz tarımla uğraşın, isterseniz turizmle uğraşın hiç önemli değil, yeter ki bu hizmeti siz satın alın ve hizmeti kim yaparsa yapsın.”

Orada hizmet satın alındıktan sonra o insanların çoğu sendikalara müracaat ediyor, bu iş kolunda örgütlenen sendikalar diyorlar ki: “Sizin iş kolunuza girmiyor. Bu giren, buradaki çalışanlar, işte, inşaatta, turizmde, tarımda çalışıyorlar, sizin alanınızda değil.” O nedenle örgütlenme hakları da yok. Daha geçen hafta, Sayın Bakan siz de biliyorsunuz, koşulları kötü olduğu için demokratik haklarını kullanan, Hacettepe Üniversitesindeki 33 tane taşeron çalışanı en demokratik tepkilerini ortaya koydular. Yani “Çalışma koşullarımız iyi değil, taşeronun uygulamalarından memnun değiliz. Bizi sömürüyor, on iki on üç saat çalıştırıyor.” diye tepki koyan işçilerin 33’ü daha geçen hafta işten atıldı Hacettepe Üniversitesinde.

Şimdi, yeniden, şu anda, özellikle “aile hekimliği” adı altında çalıştırılan doktorların çoğu on altı saat çalıştırıldıkları için bir isyanda ve bu haksız uygulamalara karşı.

Özetle söyleyeceğim şu: Bu yasa, bu hâliyle, hâlen düzelmeyen sözleşmeli çalışanlarla ilgili, taşeron çalışmalarla ilgili, 4/C’yle, 4/B’yle ve yaygınlaşan taşeron uygulamasıyla beraber yeniden yapılandırıyor ve sağlıklı bir yasa düzenlemiyoruz biz burada. Sağlıksız bir yasaya da “Evet.” dememiz bizden herhâlde beklenemez.

Bu sağlıksızlığa Sağlık Bakanlığının, sağlıktaki bu konudaki uzmanların ve bu Parlamentonun bir son vermesini diliyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelebi.

Eskişehir Milletvekili Sayın Ruhsar Demirel, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili madde hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini bildirmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle ilgili değişiklik önergemiz az önce Başkanlık Divanındaki arkadaş tarafından okundu, o yüzden ben tekrarlamak istemiyorum ama Sayın Bakan ve Bakanlık bürokratları buradayken kendilerine birkaç bir şey ifade etmek istiyorum.

Biliyorsunuz, uçağa bindiğinizde uçuş güvenliği için bir anons yapılır, denilir ki: “Kabinin oksijen basıncı düşerse başüstü kapakları açılacak ve oradan oksijen maskeleri gelecek ve bu maskeleri önce kendinize, sonra yanınızdaki çocuğunuza takınız.” Her ne olursa olsun çocuğunuzdan önce, en kıymetliniz olan, canınızdan olan çocuğunuzdan önce bile “…önce kendinize takınız.” diye bir güvenlik uyarısı yapılıyor. İşte, bu sebeple söylüyorum ki: Bu sözleşmeli statüde çalışan, aile sağlığı elemanları başta olmak üzere, sağlık çalışanları Sağlık Bakanlığının hiçbir zaman o ilk maskeyi takacak kişileri olmadı. Sayın Bakan da bu düzeni sürdürüyor, maalesef ki sürdürüyor. Açıkçası, Sağlık Bakanı değiştiğinde -kişisel olarak söylüyorum- umutlanmıştım. Sayın Müezzinoğlu’nun böyle çok iletişime açık bir hâli var. Bir süre komisyonda da beraber çalıştık, ben çok umutlanmıştım ama umutlarımız boşa çıktı. Nitekim, bugün 4 Aralık ve aile hekimleri bir direniş sergiliyorlar.

Şimdi, aile hekimleri de sözleşmeli çalışıyor ve bu aile hekimlerinin sözleşmeleri nasıl bir sözleşmeyse… Aslında, sözleşmeliler ama devlet diyor ki: “Gerektiğinde ben seni zorunlu nöbete tabi tutabilirim.” Bunlar sözleşmeli mi, devletin kadrolu elemanı mı? Bunların özlük haklarındaki bu sapmalar neye karşılık geliyor? Açıkçası, Sayın Bakanın bence bu konuları bir ele alması gerekiyor. Nitekim, aile hekimleri nerede nöbet tutacak diye bakıyorsunuz, acil servislerde. Zaten aile hekimlerinin bugün direnmeye çalışmalarının özeldeki sebebi de bu zorunlu nöbet tutma.

Peki, acildeki nöbetler ne oluyor da tutuluyor? Geçen yıl Türkiye’de, ne kadar acil hasta başvurusu olduğu hakkında bir fikriniz var mı? 75 milyonluk Türkiye’de -Sayın Bakan çok iyi biliyordur- 90 milyon acil başvurusu var. Her Türk vatandaşı en az 1 kez acile gitmiş, bir de küsuratı var. 75 milyonluk bir ülkede 90 milyon insan acil servise başvuruyorsa ve bunun dışındaki polikliniklerde de milyonlarca hasta bakılıyorsa ben hükûmet eden partiden rica ediyorum, Bakanlığın adını değiştirsinler; ya “hastalandırma bakanlığı” olsun ya da “tedavi bakanlığı” olsun. Bir sağlık hizmeti sunmadığımız aşikâr çünkü Dünya Sağlık Örgütü sağlığı şöyle tanımlıyor: “Bedenen, ruhen ve sosyal çevrenizle bir bütünlük hâlinde iyi olmak.” Bu bütünlüğü başta sağlık çalışanlarından aldınız, şimdi de vatandaşın sağlığının ne kadar bozuk olduğunu istatistikler gösteriyor. Hiçbir ülke sağlıkla ilgili hastaneye başvuran sayısıyla övünmez bizim ülkemiz hariç. Sağlık eğer hakkaniyetle yapılsa, herkes gerekli sağlık hizmetine hakkınca ulaşabilse, sosyal güvenlik şemsiyesi gerçekten herkesi kapsıyor olsa hastanelerin poliklinikleri bir yana, hastane acillerine milyonlarca hasta başvurmaz ve Ersin Arslanlar ölmez.

Neden Ersin Arslan öldü, hatırlıyor muyuz? Bu bir sağlıkta şiddet midir, sağlık alanında yaşanmış bir cinayet midir? Ersin Arslan’ın ölme sebebi, öldüren çocuğun ifadesiyle “Dedem vefat etti. Ben dedemin sosyal haklarından istifade ediyorum. Rapor tanzim etmezseniz maaşı kesilmez, ben de böylece geçinirim.” diyor. Çocuk, aslında, ülkedeki sosyal güvenliğin kapsayıcı olmadığını, 18 yaşın altındakilere devletimizin bakamadığını ve bunun neticesinde sağlık çalışanlarına çok kolay ulaşabildiği için, sağlık çalışanlarına işlenen bir şiddeti, bir cinayeti dile getiriyor.

Ve ben bundan sonraki maddelerde de Sağlık Bakanlığıyla ilgili parti görüşlerimizi izah etmeye devam edeceğim.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.49


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Madde 5’te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile,  Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 5. Maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve kalan maddelerin yeniden sıralanmasını teklif ederiz.

              Aytuğ Atıcı                          Özgür Özel                             Nurettin Demir

                  Mersin                                 Manisa                                        Muğla

                              Süleyman Çelebi                               Haydar Akar

                                     İstanbul                                          Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) - Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, önergemiz, bu maddenin tekliften çıkarılmasını, tasarıdan çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre yeniden numaralandırılmasını öneriyor. Çünkü, biz, bu getirilen teklifin özünde olan merkezîleştirmeye karşıyız ve bu bölümlerin oluşturulmasıyla ilgili ciddi sıkıntılarımız var, şüphelerimiz var, endişelerimiz var. Bu sebepten dolayı bu maddenin kanundan çıkarılmasını teklif ediyoruz.

Sayın Bakan geçtiğimiz hafta benim memleketim Manisa’ya geldi ve Manisa şehir hastanesinin temelini attı. Manisa’mızı şereflendirdiğinde kendisine refakat etmek, eşlik etmek isterdik elbette ama yapmakta olduğu iş o kadar temelden karşı olduğumuz bir konu ki gidip de o temel atma töreninde bulunamadık. Çünkü “şehir hastanesi” dediğimiz iş, öyle bir şehir efsanesi yaratıp allayıp pullayıp anlatılan iş, aslında vatandaşa doğru anlatıldığında vatandaşın da kabullenemediği bir mesele hâline geliyor.

Biz, elbette, fiziki şartları iyileştirilmiş hastanelerde hizmet verilmesini destekliyoruz ancak bunun devletin olanaklarıyla yapılmasını düşünüyoruz. Devletimizin böyle bir gücü var ama böyle bir gücü kullanmak yerine öyle bir sisteme getiriyorlar ki şehir hastanelerini, arsasını biz veriyoruz. Arsayı vermek yetmiyor -önce elliydi, itirazlarımızla otuz, şartnamelerde yirmi beş yıla indi- orada yirmi beş yıl boyunca hizmet almayı taahhüt ediyoruz; yetmiyor, yirmi beş yıl boyunca kira ödüyoruz; yetmiyor, morgundan gasilhanesine, yemekhanesinden parkına, bahçesine, taksi durağına kadar da ilave gelir getirebilecek olanları yatırımcıların emrine sunuyoruz.

Peki, bunu biz mi icat ettik? Yirmi beş yıl önce, otuz yıl önce İngiltere’de başladı bu sistem. Bakın, İngiltere şimdi ne diyor? Yirmi beş yıldır uyguladığı bu kamu-özel ortaklığı modeli için, kendi kurumlarının bu yöntemle İngiltere’yi çok büyük kayıplara uğrattığını, zararda olduklarını ve bu yöntemin baştan yanlış bir yol olduğunu şimdi kabul ediyorlar. Kanada diyor ki: “Özelleştirmenin Truva atıdır kamu-özel ortaklığı.”

Bakın, kamu-özel ortaklığıyla yaptığınız işler var, o olmadan yapılan hastane yatırımları var. Erzurum, bir önceki Bakanımızın memleketi, 1.200 yatak kapasiteli hastaneye 193 milyon lira para ödemişiz, hastane bizim. Kayseri’de 1.500 yataklı benzer kapasiteli bir hastaneyi yaptırmışız kamu-özel ortaklığıyla, yıllık kirası 138 milyon. Düşünebiliyor musunuz, 138 milyon kira ödeyeceğiz yirmi beş sene boyunca; 193 milyon vermişiz, hastane kendimizin olmuş? Sayın Bakan, bu, size babanızdan miras, evlatlarınıza bırakacağınız bir varlığınız olsa böyle bir yatırımı yapar mısınız kendiniz, yoksa bir başkasına mı yaptırırsınız? Manisa’da fizibilite 122 milyon, hastaneye yılda 65 milyon kira ödeyeceğiz. Ya, zaten birinci yıl kirayı vermiş oluyorsun, ikinci yılı da koy, yirmi beş yıl senin. Ya, bu hangi akla, hangi vicdana sığar? Gerçekten akıl alır gibi değil.

Tabii, burada acayip uygulamalar oldu, acayip çalışmalar var. Yozgat, Bursa, Elâzığ hastaneleri var mesela, bu hastanelerin projelerini kim almış diye bir bakmak isteriz. Ama özellikle Elâzığ’ınki çok enteresan olmuştu.

Biliyorsunuz, ilk önce şartnamede yeterli şartlar sağlanamazsa, o sırada ihaleye giremeyenlere, teklif veremeyenlere özel bakan oluruyla izin vardı. Elâzığ hastanesinde bir şirkete böyle bir izin verildi. Bu şirket, bizim o çok yakından tanıdığımız meşhur bir hastane grubu. Bu şirketin yandaş gazeteleri var, yandaş televizyonları var, hepimiz biliyoruz, hatta bu şirketle ilgili bazı şüpheler, bazı iddialar var. Deniliyor ki: “Bunun ortaklarından bir tanesi first lady.” Ya, first lady deyince ben durdum düşündüm, benim aklıma Michelle Obama geldi. Ümit ediyorum Michelle Obama’dır. Sizin aklınıza bir başka first lady’nin ortaklığı geliyorsa, o da artık sizin bileceğiniz iş. Ama bir kamu-özel ortaklığında yapılan bir yatırımın, hem de yirmi beş yıl boyunca para ödeyeceğimiz bir yatırımın ihalesine sonradan bakan oluruyla sokulan bir şirketin gizli ortaklığı konusundaki endişeleri, birinin de çıkıp bu kürsüden ortadan kaldırması gerekir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.02


YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Evet, karar yeter sayısı vardır. Kabul edilmemiştir.

480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 6’da üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 6- 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sağlık personelinin ihtiyaç hâlinde çağrıya uyması

Madde 55- (1) Sağlık personelinin mesai saatleri haricinde de hizmetine ihtiyaç duyulduğunda ücreti döner sermayeden karşılanmak üzere ilgili sağlık kuruluşuna ulaşabilmeleri için alınacak tedbirler ve ilgililerin uyacağı kurallar Bakanlıkça belirlenir."

            Cemalettin Şimşek                       Celal Adan                                  Ali Öz

                    Samsun                                  İstanbul                                     Mersin

           S. Nevzat Korkmaz                  Mesut Dedeoğlu                          Emin Çınar

                     Isparta                             Kahramanmaraş                           Kastamonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 6. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

              Aytuğ Atıcı                           Özgür Özel                            Nurettin Demir

                  Mersin                                  Manisa                                      Muğla

                                  Süleyman Çelebi                       Haydar Akar

                                         İstanbul                                   Kocaeli

Madde 6- 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Sağlık personelinin ihtiyaç hâlinde çağrıya uyması

Madde 55- (1) Sağlık personelinin mesai saatleri haricinde de hizmetine ihtiyaç duyulduğunda ilgili sağlık kuruluşuna ulaşabilmeleri için alınacak tedbirler ve ilgililerin uyacağı kurallar Uluslararası Çalışma Örgütü kuralları ihlal edilmeyecek şekilde ve Türk Tabipleri Birliğinin görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480'e 1'inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 6. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            İdris Baluken                            Nazmi Gür                               Adil Zozani

                 Bingöl                                       Van                                        Hakkâri

                                     Demir Çelik                                Erol Dora

                                           Muş                                        Mardin

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Anayasa Mahkemesinin sağlık personeline ikamet mecburiyetini 16 Şubatta iptal etmesine rağmen, bu madde ile "sağlık personeline ihtiyaç hâlinde çağrıya uyması" adı altında benzer yükümlülüklerin getirildiği ve gerekli düzenlemeleri yapmak üzere Sağlık Bakanlığının yetkilendirildiği görülmektedir. Hâliyle bu tasarı önerisi Anayasaya aykırıdır.

Sağlık çalışanlarına 24 saat 365 gün insanlık dışı çalışma koşulları geliştirip, çalışma hayatına ilişkin uluslararası normları hiçe saymak yerine, mesai saatleri dışında sağlık personeline ihtiyaç duyulmayacak şekilde bir sistem geliştirilmelidir.

Taşra hastanelerinde her branştan uzmanın nöbetçi kalamaması nedeniyle, başka bir uzmanın ihtisasındaki bir hastanın gelmesi hâlinde ilgili uzmanı nöbetçinin icaba çağırdığı, bu nedenle de uygulamada birçok sıkıntı ile karşılaşıldığı grubumuzca da takdir edilmekte ve gerekli mekanizmaların yerleşim yerlerinin ölçekleri dikkate alınarak oluşturulması için çaba sarf edilmesi gerektiğini önermekteyiz.

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 6. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

Madde 6- 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Sağlık personelinin ihtiyaç hâlinde çağrıya uyması

Madde 55- (1) Sağlık personelinin mesai saatleri haricinde de hizmetine ihtiyaç duyulduğunda ilgili sağlık kuruluşuna ulaşabilmeleri için alınacak tedbirler ve ilgililerin uyacağı kurallar Uluslararası Çalışma Örgütü kuralları ihlal edilmeyecek şekilde ve Türk Tabipleri Birliğinin görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir."

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tokat Milletvekili Sayın Orhan Düzgün, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, benim üzerinde konuşacağım madde, olağanüstü hâllerde sağlık personelinin göreve çağırılmasıyla ilgili.

Sağlık Bakanlığı olağanüstü hâllerde hekimleri veya diğer sağlık personelini elbette ki göreve çağırabilir. Ancak, değerli arkadaşlarım, her hizmetin ve her görevin bir karşılığı olmak zorunda. Biz tasarıya baktığımızda bununla ilgili herhangi bir şey görmüyoruz. Bakanlık diyor ki: “Biz bunu kendimiz düzenleriz.” Nasıl düzenlersiniz? Hiçbir belirti yok. Bakın, ben size olacak şeyi söyleyeyim: Bakanlık gece vakti doktoru arayacak, diyecek ki: “Hadi, göreve gel.” O da koşa koşa gelecek. Değerli arkadaşlarım, eğer bir kişiyi çok yakın süre içerisinde göreve çağırmak istiyorsanız ya ona iş yerine yakın bir ikametgâh sağlarsınız ya da kolay ulaşabileceği bir yöntem sağlarsınız. Bunlarla ilgili hiçbir çalışma yok.

Biz şimdi etraftan duyuyoruz, deniliyor ki: “Bakanlık, doktorlara hastanelerin yakınında oturma zorunluluğu getirecek.” “Evini yakından tutacaksın.” diyor. Peki, bu semt pahalı bir semtse doktora kaç para veriyorsun ki pahalı semtte oturmasını istiyorsun? 3 bin lira -2 bin lira maaş, bin lira döner sermaye- sonra diyeceksin ki İstanbul’un en lüks semtinde: “Gel, burada otur. Burada çalışmak zorundasın.” Peki, bu kişinin eşi başka bir yerde çalışıyorsa, uzakta çalışıyorsa ne olacak? Belli değil. Peki, çocuklarının okulu uzaktaysa ne olacak? Belli değil. Peki, nasıl haber vereceksin bu kişiye? Cep telefonundan arayacaksın. Cep telefonu yoksa ne olacak? “Olmak zorunda.” Niye? “Çünkü ben öyle istiyorum.”

Değerli arkadaşlarım, İTO’nun rakamlarını söylüyorum size: Özel sektörde çalışan hekimlerin yüzde 5’i 35 saat çalışıyor, yüzde 22’si 48 saat çalışıyor, yüzde 55’i 55 saat ve daha üzerinde çalışıyor, yüzde 17’si de 60 saatin daha üzerinde çalışıyor. Hâlbuki uluslararası anlaşmalar diyor ki: “Hekimin çalışma saatini 8 saat ayarlayacaksın; çok zorunlu hâllerde bunu 10 saat yapabilirsin.” Peki, kamuda ne oluyor bu iş bir de o tarafa bakalım: Asistan hekimler ayda 15-20 nöbet tutarak çalışıyorlar ve nöbet ertesi çalışıyorlar.

Bakın değerli arkadaşlarım, bu Mecliste zaman zaman bizim de  sabaha kadar çalıştığımız günler oluyor. Biraz empati yapın, sabaha kadar burada çalışacaksınız, sabah tekrar önünüze gelip denilecek ki: “Çalışmaya devam edeceksiniz.” ve bu hekimden güler yüz bekleyeceksiniz, performans bekleyeceksiniz, gayret bekleyeceksiniz. Böyle bir çalışma sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok. Üstüne üstlük o asistan hekimler, kendilerine yasal sınırın üzerinde nöbet tutturulduğu için o nöbet paralarını da almıyorlar yani hekimler bedava çalıştırılmaya zorlanıyor.

Mecburi hizmet… Bir önceki Sayın Bakan bu kürsüden demişti ki Mecburi Hizmet Yasası’nı kaldırırken: “İnsanın insana zulüm ettiği bir Yasa’dır, bu Yasa’yı kaldırıyoruz.” Peki, ne oldu değerli arkadaşlarım? Daha sonra aynı Bakan, sadece tıp fakültesi bitirildiğinde yapılan mecburi hizmeti doktorlar ihtisas yaptığında bir daha yapsınlar dedi. O da yetmez, yan dal yapınca bir daha yapsınlar dedi. Yani bu insanın insana olan zulmünü üçe katladı, bakalım Sayın Bakan bunun devamını sağlayacak mı onu da göreceğiz ayrıca.

Değerli arkadaşlarım, sağlıkta dönüşüm sistemi denilen sistem maalesef çökmüştür artık. Bunu, SSK’nın, SGK’nın 5 trilyon 177 milyar zarar etmesinden hepimiz anlıyoruz ve bugün artık, geçmişte çok eleştirilen, evet bizim de zaman zaman doğru olduğunu düşündüğümüz sistemin dahi gerisine düşmüştür. Kanser hastaları ilaç bulamıyorlar. Eğer istiyorsanız ben size ilaçlarının teminiyle ilgili bize gelen talepleri vereyim, siz bu arkadaşlara yardımcı olun Sağlık Bakanlığı olarak. Nereye kadar gidecek bu iş bilemiyoruz tabii ki.

Yine değerli arkadaşlarım, çıkardığınız bu aile hekimliği sistemiyle acil servislerinde doktor bırakmadınız. Şimdi onların yerine yirmi yıldır hasta görmeyen cilt uzmanı, fizik tedavi uzmanı, göz uzmanı kalp hastalarını tedavi etmeye çalışıyorlar. Bu sistemle nereye kadar gideceksiniz, ne kadar dayanacaksınız, onu da önümüzdeki süreçte göreceğiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Düzgün.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 6 - 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "Sağlık personelinin ihtiyaç hâlinde çağrıya uyması

Madde 55 - (1) Sağlık personelinin mesai saatleri haricinde de hizmetine ihtiyaç duyulduğunda ücreti döner sermayeden karşılanmak üzere ilgili sağlık kuruluşuna ulaşabilmeleri için alınacak tedbirler ve ilgililerin uyacağı kurallar Bakanlıkça belirlenir."

Cemalettin Şimşek (Samsun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Samsun Milletvekili Sayın Cemalettin Şimşek, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasanın 6’ncı maddesi “663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 55’inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.” diyor. Burada istenen şey şu: Sağlık personelinin mesai saatleri dışında da görevi gerektiği zaman -özellikle de hekimler çok çağrılır, hepimiz biliyoruz bunu- görevine gelmesi. Bunun kadar da doğal hiçbir şey yoktur. Burada Sağlık Bakanımız hekim, bu işlerin içerisinden geliyor, Sağlık Komisyonu Başkanımız ve Yardımcımız hekim, bu çalışmaların hastanelerde nasıl olduğunu biliyorlar. Onun için, esasında, elbette daha önceki maddede bir de “ikamet etme mecburiyeti” gibi bir şey vardı. Hakikaten, uzaktan gelen hekim, bir saat sonra acil vakaya yetişecekse hiçbir anlamı olmuyor, geçmiş olsun oluyor. Zaten kendiliğinden otomatik olarak biraz yakında oturmak yani çağrıldığında gelecek bir yerde oturmak mecburiyetinde. Biz zaman zaman aradık, vaktinde gelemeyen hekimlere çok soruşturmalar açtığımızı, bu yüzden soruşturma geçiren hekimlerin haksızlığa da uğradığını -böyle bir mecburiyet olmadığı hâlde- hepimiz biliyoruz.

Onun için, elbette ki bir görevin gereği vardır ve bu yerine getirilirken birtakım güçlüklerini vesaireyi de bilerek yapıyoruz ancak bir vergi dairesi memuru ile bir hekim ya da hastane çalışanı karşılaştırılamaz. Vergi dairelerine gittiğimizde, çoğumuz vergimizi yatırmak için gideriz, sıraya gireriz, saat beş, şeyi kapatır, bundan sonrasını almıyorum... Ertesi gün cezalı ödersiniz ama sağlıkta böyle bir şey yoktur, böyle bir şey diyemezsiniz. Bunu biliyorsunuz. “Mesaim bitti, ben gidiyorum, benim işim bitti.” diyemezsiniz, hastanın üzerinden atlayamazsınız çünkü sizin hizmet ettiğiniz kesim insan, direkt insana hizmet ediyorsunuz.

Dolayısıyla, bunun birtakım kurallara bağlanması kadar bence doğal bir şey yok ama Anayasa madde 18 zannediyorum, “Kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” diyor. Siz gece yarısı, sabaha karşı çağıracaksınız doktoru ya da ilgili sağlık personelini çünkü zaman zaman ilgili sağlık personeline de ihtiyaç oluyor. Hastanenin büyüklüğü nedeniyle MR’ı çekebilecek bir tane, iki tane, üç tane personel oluyor, nöbet yazamıyorsunuz onlara, nöbet yazamadığınız için de çağrı nöbetine uyuyor ama gece gelip gittiğinde hiçbir ücret, hiçbir şey tahakkuk ettirmiyorsunuz, angarya. Angarya, biraz evvel söylediğim gibi, Anayasa’mıza göre de yasak, “Kimse zorla çalıştırılamaz.” diyor.

Ha, hâl böyle olunca, yani bir ücreti karşılığı da olmayınca bu işlerin, dolayısıyla aradığımız arkadaş da -insan tabiatı- biraz da kaytarma yoluna, işte “Cep telefonum kapalıydı.” ya da “Efendim, bir yere misafirliğe gittim…” Olabilecek ya bunlar, bütün mazeretler oluyor. Biz pratikte yaşadığımız için bunları söylüyoruz.

Bakın, bir hekim ya da sağlık personeli, gerçekten, zaten ikamet mecburiyeti olmasa bile belli bir uzaklıktaki yere oturmak zorunda. Öyle mi Sayın Bakanım? Yani daha uzakta oturursa gelemez, her an eli kulağındadır zaten. Ama biz, bu verdiğimiz önergeyle ne yapıyoruz? Hiç yoktan,  Anayasa’nın amir hükmüne de uyarak bunlara bir ücret tahsis edilmesini söylüyoruz; zor getiriyoruz yoksa, getiremiyoruz. Onun için ben, bu önergenin çok makul olduğunu düşünüyorum, çok da geçerli olduğunu düşünüyorum. Bu önergemize destek istiyorum.

Bu vesileyle hepinizi bir kez daha saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylara sunmadan evvel bir yoklama talebi var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Özel, Sayın Atıcı, Sayın Çelebi, Sayın Özkan, Sayın Öner, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Demiröz, Sayın Şeker, Sayın Acar, Sayın Ediboğlu, Sayın Düzgün, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Işık, Sayın Kaplan, Sayın Özgümüş, Sayın Aslanoğlu, Sayın Demir, Sayın Değirmendereli.

İki dakika süre veriyorum ve de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın Osman Kahveci? Burada.

Sayın Hüseyin Üzülmez? Burada.

Sayın Selçuk Özdağ? Burada.

Toplantı yeter sayı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci maddede -sayıyla söylüyorum- 1 önerge vardır. Beş dakikalık konuşma olacak, şu kapıyı kilitletmeyi düşünüyorum, lütfen yerinizde oturun.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 7. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

              Aytuğ Atıcı                            Özgür Özel                           Nurettin Demir

                  Mersin                                   Manisa                                     Muğla

          Süleyman Çelebi                      Mehmet Şeker                          Haydar Akar

                 İstanbul                                Gaziantep                                  Kocaeli

Madde 7 – 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 57 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “permi” ibaresinden sonra gelmek üzere “kayıt bildirimi” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkradaki “yüzelli bin” ibaresi “elli bin” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Şeker, buyurun.  (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 7’nci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Bakanım, burada, vatandaşın mahrem sağlık bilgilerini mevcut muayene ve sağlık koşullarından zorla topluyorsunuz, toplarken de “Bunları bize bildirirseniz bundan da bir ücret alacağız.” diyorsunuz. Yani asıl karşı çıkılması gereken buradan alınan ücret değil, bu işin doğru olmadığını beyan etmektir. Kayıt ve bildirimler için bu bedelin Maliye Bakanlığı tarafından beyan edilip bildirileceği… Daha doğrusu bir rakam belirlemişsiniz. Ama bütün bildirimlerden bu paraları almanın çok da doğru olmayacağını, aslında, mevcut kayıt ve bildirimleri teşvik edebilmek için hiçbir ücret talep edilmemesi gerektiğini de burada belirtmek isterim.

Aslında, gönül isterdi ki burada sağlık sorunlarını çok ciddi şekilde tartışalım. Türkiye’de neden çok reçete yazıldığını, neden ilaca çok para harcandığını, sağlık giderlerinin niçin -bu kadar- 45 milyar TL’ye ulaştığını, koruyucu sağlık hizmetlerine niçin değer vermediğimizi, özellikle güney illerimizdeki sınırdan kaynaklanan insan hareketlerinden dolayı oluşan kronik hastalıkların ülkemizde niçin arttığını, bulaşıcı hastalıkların bu ülkede niçin arttığını, hekim arkadaşlarımızın neden mutsuz olduğunu, özel hastaneye giden vatandaşlarımızın niçin çok para ödemek zorunda kaldığını, bunları tartışmak isterdik.

Yine tartışmak istediğimiz en önemli sorun, maalesef “Sağlıkta çığır açtık.” derken, “Çok büyük başarılar elde ettik.” derken şuna çok dikkat etmek gerekiyor: Sonuçta ne yaptık? Bugün ülkemizde, maalesef, kronik hastalıklar hat safhada artmaya başladı. Örneğin, diyabet hastalarının sayısı son yapılan araştırmalarda 13,7 gibi ciddi rakamlara ulaştı. Dolayısıyla, bulaşıcı hastalıklarda özellikle kızamık gibi eradike ettiğimiz hastalıklar sınır güvenliğini sağlamadığımız için ciddi oranda artmaya başladı. Polio, hele şükür ki aşılamaya devam ettiğimiz bir hastalık, son zamanlarda bunda da ciddi şekilde sınır güvenliğinden kaynaklanan problemlerden dolayı bir artış söz konusu.

Bunları tartışmalıydık aslında, bunlarla ilgili hangi önlemler alacağız, ne yapacağız bunları tartışmalıydık. Türkiye’deki mevcut bu bulaşıcı hastalıklarla ilgili, aşılamayla ilgili ciddi sorunları tartışmalıydık. Bugün dokuz ilde yapılan kızamık aşılamasının Türkiye’nin geneline nasıl yayılacağını, bunun ülkemiz ekonomisine nasıl bir yük olacağını, bunları tartışmalıydık. Yazdığımız aşağı yukarı 12, 13 milyar TL’lik ilaç reçetelerini nasıl azaltabileceğimizi tartışmalıydık. Biz çok zengin bir ülke değiliz, ülkemizin çok ciddi kaynakları yok, onun için ciddi tasarruf edebilmemiz gerekiyor. Bu ciddi tasarrufu da neyle sağlayacaktık? İşte bunları konuşarak sağlayacaktık.

Sayın Bakanım, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti burada çok ciddi şekilde tartışmalıydık. Hangi önlemleri aldık? Bir komisyon kuruldu, komisyonun aldığı karar var, bir raporu var, neler yaptık, bunları konuşmalıydık.

Yine çok ciddi sorunlardan birisi 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de idari görevlilerin, özellikle sağlık müdür yardımcıları, şube müdürlerinin araştırmacı olarak atanmalarından dolayı mağdur edilmelerini konuşmalıydık. Şu anda bu arkadaşlarımızın maaşları aynı işi yapan insanlara göre hesap edildiğinde yüzde 40 daha azdır, bunları tartışmalıydık.

Ciddi anlamda Türkiye’nin sağlık sorunu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sorunları burada gündeme getiriyoruz ve bunları özellikle de Türk Tabipleri Birliğinin, eczacılar odasının, diş hekimleri odasının ve ilgili sendikaların görüşlerini alarak tartışmalıydık ama maalesef bunları yapmıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi nasıl çalışıyor? Bir kanun fabrikası gibi çalışıyor. Alelacele hazırlanıyor, getiriliyor ve burada tartışılmadan “Kabul edenler… Kabul etmeyenler…” diye maalesef bunlar gündeme getiriliyor.

Sayın Bakanım, siz Bakan olduğunuz zaman da söylemiştim bu kürsüden: “Hekimlerle, sağlık çalışanlarıyla aranızı düzeltmeniz lazım.” Bu ülkede sağlık hizmeti alanlar kadar sağlık hizmeti verenlerin de memnun edilmesi gerektiğini söylemiştim ama maalesef on yılda bozulan sağlık sistemini sizin de on günde, bir yılda, beş yılda düzeltemeyeceğiniz açıkça görülmektedir.

Bu vesileyle hepinize teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şeker.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.34


SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

480 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Madde 8’de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Sayın Mahmut Tanal ve Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Sayın Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 8. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

             Aytuğ Atıcı                            Özgür Özel                             Nurettin Demir

                 Mersin                                   Manisa                                       Muğla

                                Süleyman Çelebi                          Haydar Akar

                                       İstanbul                                      Kocaeli

Madde 8- 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 13- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnameye göre araştırmacı kadrolarına atanmış sayılanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu kadrolara atanmadan önceki kadrolarına ait mali haklar, bu kadroda kaldıkları sürece eksiksiz ödenir. Ancak bunların döner sermaye ek ödemeleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesinde önceki kadroları için belirlenen ek ödeme miktarı kadar ödenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480'e 1 'inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 8. Maddesinde yer alan "Bu Kanun Hükmünde Kararnameye göre” ibaresinden önce gelmek üzere "Diğer kanunlar ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           İdris Baluken                        Pervin Buldan                             Murat Bozlak

                Bingöl                                     Iğdır                                          Adana

            Demir Çelik                            Özdal Üçer                                Hasip Kaplan

                  Muş                                       Van                                           Şırnak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8. Maddesinde geçen "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

      S. Nevzat Korkmaz                        Alim Işık                                   Emin Çınar

                Isparta                                   Kütahya                                    Kastamonu

       Cemalettin Şimşek                           Ali Öz                          Hasan Hüseyin Türkoğlu

               Samsun                                   Mersin                                      Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yirmi dört aydır üzerinde yoğun bir şekilde tartışılan özellikle 663 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’yle, yıllardır Sağlık Bakanlığının değişik kademelerinde idari görevlerde bulunmuş olan, görevlerini yapan ve bir anda kendilerinin neye uğradığını şaşıran çok sayıda araştırmacının sorunlarıyla alakalı bu yasal düzenleme yerinde olmuştur. Ancak tabii ki, burada şunu ifade etmeden geçmemek lazım: Aslında Türkiye’de sağlık sisteminde gerçekten ciddi manada ele alınması gereken, düzeltilmesi gereken çok fazla yer olduğu da aşikârdır. Bugün Kamu Hastaneleri Birliği yapısı içerisinde aynı görevlere başka branşlarda bu konuyla alakası olmayan birtakım insanların gelip atandıkları hepimizin bildiği bir gerçektir. Aslında ileriki dönemlerde bunların da yeniden başımıza ciddi sorunlar çıkaracağı da aşikârdır.

Bu ülkede sağlık idaresi bölümü mezunu olan o kadar insan varken onların bu tip görevlere atanmayıp, özellikle araştırmacı kadrosu verildikten sonra, sağlık hizmetleri bölümü mezunu, gerçekten hastane idaresinden anlayan, hastanede müdürlük yapan insanların saf dışı bırakılmış olması, Adalet ve Kalkınma Partisinin aslında sağlık çalışanlarına, kendisiyle on bir yıldır Sağlıktaki Dönüşüm Projesi’ni beraber yürüttüğü bu insanlara yapmış olduğu büyük bir haksızlıktır. Her ne kadar yasayla bugün mali hakları tekrar geri veriliyor olsa da aslında daha önce araştırmacı statüsüne atananların, boşa düşürülen bu insanların mali hak kayıplarına uğramasının sorumlusu yine Adalet ve Kalkınma Partisidir. Diğer başka bakanlıklara bağlı kadrolarda bulunup araştırmacı statüsüne atananlar aynı haklara sahip araştırmacı statüsündeyken, Sağlık Bakanlığı araştırmacılarının üvey evlat muamelesi görmesi ve farklı değerlendirilmesi, maalesef, üzülerek ifade ediyorum ki iktidarınızın onlara karşı yapmış olduğu bir haksızlıktır ama geç de olsa uzun süreli bir uğraştan sonra, gerek araştırmacı derneklerinin gerek iktidar partisi içerisindeki konuya hâkim milletvekillerinin gerekse muhalefet partisindeki milletvekillerinin bu konuyla alakalı ısrarcı tavır ve tutumları, her defasında “maliye engeline takılıyor” diye bahane edilmiş olsa da bugün ortaklaşa böyle bir kararın çıkmış olması ve bu insanların haklarının iade edilmesi de sevindiricidir. Bundan sonraki süreçte beklentimiz: Türkiye’de araştırmacı kim olacak? Eğer bir hastane müdürünün -daha önceki şekliyle- veya bir sağlık şube müdür yardımcısının, bir sağlık müdürlüğünde görevli birisinin bir evladının kendisine “Baba ben araştırmacı olmak istiyorum, hangi okulu bitirmem gerekiyor?” sorusuna vereceği cevabı bilememesi de aslında hepimizin ayıbıdır diye düşünüyorum. “Araştırmacı” adı altında böyle bir kadro ihdas etmek ve bu insanların gerçekten hak etmiş olduğu görevlerden bir kanun değişikliğiyle el çektirilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim.

Tabii ki araştırmacıların verdiğimiz önergeyle düzeltilmesini istediğimiz tarafı da şudur: Bu insanlar gerçekten iki yıldır mali haklarından mahrum edilmişlerdir. Biz, daha önce, bir yasayla bunları, kendi mağduriyetimizi, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, bu Parlamentonun almış olduğu kararla yaptık. Aradan geçen iki yıl sonra biz dedik ki: “Pardon, biz yanlış yapmışız. Biz size haksızlık etmişiz. O yüzden kanunla tekrar sizin haklarınızı iade ediyoruz.”

O yüzden, biz, önergemizde, aradan geçen yirmi dört aylık, bunların mağduriyet yaşadıkları süreyi göz önünde bulundurarak araştırmacı olarak atandıkları ilk tarihten itibaren mali haklarının kendilerine iade edilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

Bu düşüncelerle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480'e 1 'inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 8. Maddesinde yer alan "Bu Kanun Hükmünde Kararnameye göre” ibaresinden önce gelmek üzere “Diğer kanunlar ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

        Murat Bozlak (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) - Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bakanlıkların aynı veya yakın dönemde çıkan diğer kanun hükmünde kararnameleri incelendiğinde görülmektedir ki, hiçbirinde şube müdürü kadroları araştırmacı kadrosuna dönüştürülmemiştir. Araştırmacıların sosyal yaşamları düşünüldüğünde maaşlarının dondurulmuş olması sorunlar yaşatmaktadır.

Sorunların giderilebilmesi için tasarı metninin değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e l'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 8. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

Haydar Akar (Kocaeli) ve arkadaşları

Madde 8- 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 13- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnameye göre araştırmacı kadrolarına atanmış sayılanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu kadrolara atanmadan önceki kadrolarına ait mali haklar, bu kadroda kaldıkları sürece eksiksiz ödenir. Ancak bunların döner sermaye ek ödemeleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesinde önceki kadroları için belirlenen ek ödeme miktarı kadar ödenir."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Ali Ediboğlu, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ EDİBOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8’inci madde üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev yapan il sağlık müdür yardımcısı, şube müdürü, hastane müdürü ve müdür yardımcıları, 02/11/2011 tarihinde 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bir gece yarısı operasyonuyla, binlerce kişi de mağdur edilerek araştırmacı kadrosuna alınmışlardı. Araştırmacı kadrosuna atanan bu kamu görevlileri, hem kariyer anlamında bir düşüş yaşamış hem de mali açıdan aylık ve yıllık gelirlerinde yüzde 50’ye kadar bir azalma söz konusu olmuştu. Araştırmacı unvanlı kadrolara atanan personel, bu kadroya atanmadan önce yararlandığı ek gösterge, özel hizmet tazminatı, ek ödeme benzeri maaş, unsur ve kalemlerinden araştırmacı kadrosuna atandığında yararlanamamış ve büyük mağduriyetler içinde olmuşlardır. Önceki Sağlık Bakanı hangi gerekçelerle insanları mağdur ettiği, sağlık hizmetini tekrar parçalı bir hâle getirdiği sorusunu hiçbir şekilde cevaplayamamış ve cevabını veremediği bu soru  bugüne kadar da cevapsız kalmaya devam etmiştir.

Araştırmacı kadrosunda bulunup mağdur edilenler 02/11/2011 tarihinden beri sürekli olarak, gerek bakanlık gerek sendikalar düzeyinde girişimlerde bulunmuş, bugüne kadar “Sorunlarınızı çözdük, çözüyoruz.” diye boş vaatlerle kandırılmaya çalışılmış, gerek Sağlık Bakanlığı gerekse bürokratları “Hata yapmadık.” havasına bürünmüşlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, anlaşıldığı kadarıyla bu hata Sağlık Bakanlığı ve bürokratlarınca kabul edilmiş, araştırmacı kadrosuna atanan bürokratlar, bundan önce hangi unvanda görev yapıyor ise o unvanda şu an görev yaptığı kadar ücret alacak şekilde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Değerli milletvekilleri, bu yeni düzenlemeye yer verilmiş olması ile Sağlık Bakanlığı hatasını kabul etmiş olmaktadır. Peki, bütün bu mağduriyetlere neden olan sorumlular nasıl rahat uyuyacaklar? Ayrıca, kanun hükmünde kararnameyle araştırmacı kadrolarına atanan personelin ücretlerinin dondurulması ile araştırmacıların yaklaşık iki yıldır oluşan hak kayıplarını nasıl giderecekler? Hükûmet onların kariyer anlamında, ücretler anlamında oluşan bu mağduriyetlerini, kırgınlıklarını ve psikolojik rahatsızlıklarını nasıl izah edecek? Biz bu düzenlemeyi yeterli bulmuyor, araştırmacılara önceki unvanlarının da iade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında mevcut AKP Hükûmeti yalnız araştırmacı kadrosunda olanları değil, bu on bir yıllık sürede çalışan bütün kesimleri de mağdur etmiştir. Bu mağdur edilen sınıflar içinde yara hâlini almış ve âdeta kangrene dönüşmüş bir sorunu da açıklama istiyorum. Kamuda “yardımcı hizmetler” olarak adlandırılan ancak deve mi, kuş mu olduğu hâlâ tanımlanamayan bir sınıfın sorunlarına da parmak basmak istiyorum. Bilindiği gibi, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan kamu görevlilerinin görev tanımında “Yardımcı hizmetler sınıfı, kurumlarda her türlü yazı ve dosya dağıtmak ve toplamak gibi hizmetler ile lüzumu görüldüğü alanlarda yardımcı hizmetleri ifa ile görevlidir.” diye tanımlanmaktadır, oysa artık kamu idareleri, hizmet satın alımı yolu ile bu işlerin hepsini taşeron şirketlere gördürmektedirler. Bu durumda hem yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan kamu görevlileri pasif bir şekilde bekletilmekte hem de memur açığını kapatabilmek için yeni alımlar yapılmaktadır. Bu durum ise devlete maliyeti artırmakta olup çok düşük verimler alınmasına da neden olmakta, ayrıca engelli kadrosundan işe giren personeller de bu sınıfa verilerek engellerine bir engel daha katılmaktadır. Engelli olan bu kamu çalışanlarımızın bu sınıfta görev yaptırılmaları vicdani olarak bizleri de rahatsız etmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi on hizmet sınıfından biri olan ve sayıları 170 bini bulan yardımcı hizmetler sınıfında çalışan kamu görevlilerinin, şu zamana kadar, bir meslek grubu olarak tanımlanmadığı da bilinmektedir. Yine artık, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesinin (8)’inci fıkrasına eklenen bir başka fıkra ile birçok kurum, temizlik, kalorifer yakma gibi işlerini yani yardımcı hizmetler sınıfının yapması gereken işleri ihale yoluyla yaptırmakta olup yardımcı hizmetler sınıfında memura ihtiyaç duyulmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık Hükûmet, sürekli olarak görmezden gelinen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun on hizmet sınıfından biri olan ancak meslek grubu olarak tanımadığı, yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının feryadını duymak ve çare bulmak zorundadır. Gelin hep beraber Hükûmetiyle muhalefetiyle bu feryada kulak verelim, çare olalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ediboğlu.

Önergeyi oylarınıza…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 9’da dört adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 9. Maddesinin ikinci paragrafında geçen "özel kanunlarda belirtilen görevler ile kurumlarına bildirme kaydıyla yapılan insani ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmalar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Hasan Hüseyin Türkoğlu                      Alim Işık                                 Emin Çınar

                Osmaniye                                  Kütahya                                  Kastamonu

                                              Ali Öz                         S. Nevzat Korkmaz

                                              Mersin                                   Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 ve 480'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinin yeniden düzenlenen ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Mahir Ünal                             Recep Özel                               Öznur Çalık

         Kahramanmaraş                             Isparta                                      Malatya

    Mehmet Doğan Kubat                  Tülay Kaynarca                      Akif Çağatay Kılıç

               İstanbul                                   İstanbul                                     Samsun

                                          İdris Şahin                            Yılmaz Tunç

                                             Çankırı                                    Bartın

"Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri ile özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 9. Maddesinin ikinci fıkrasındaki “yardım sandıklarının” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve dernekler” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

            Aytuğ Atıcı                            Özgür Özel                             Nurettin Demir

                Mersin                                   Manisa                                        Muğla

                                  Süleyman Çelebi                        Haydar Akar

                                         İstanbul                                   Kocaeli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480'e 1 'inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 9. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           İdris Baluken                           Nazmi Gür                                Adil Zozani

                Bingöl                                      Van                                         Hakkâri

                                     Demir Çelik                               Erol Dora

                                           Muş                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Maddede düzenlenen "insani ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmalar" ibaresinde belirtilen çalışmalara katılmak için kuruma bildirim yapılmasına ihtiyaç duyulması anlamsızdır, bu bireyin kurum dışı sosyal yaşamının denetlenmesi ve karışılması anlamına gelmektedir. Çalışanlar, kurum yönetimlerinden farklı düşünüp bağımsız hareket edebilirler. Bu düzenleme Anayasada korunan kişi hak ve özgürlüklerine aykırıdır

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)’nun 9. Maddesinin ikinci fıkrasındaki “yardım sandıklarının” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve dernekler” ibaresinin eklenmesini teklif ederiz.

                        Özgür Özel (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Erzincan Milletvekili Sayın Muharrem Işık.

Sayın Işık, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, konuya başlamadan önce Erzincan’daki devlet hastanesinin durumunu tekrar gündeme getireceğim. Geçen yıl söylediğimde, burada, hastanenin yapılacağını söylemiştiniz ama ne yazık ki bu seneki programda yok. Şimdi, Erzincan Devlet Hastanesine niye bu kadar takılmışım? Çünkü, Erzincan’da Erzincan Devlet Hastanesine ihtiyaç var. Erzincan Devlet Hastanesi, Erzincan’ın en güzel yerinde ve en rahat ulaşılabilecek bir yerde ama şu anki “araştırma hastanesi” dediğimiz Mengücek Hastanesi Erzincan’ın uzak yerinde. Bizim Erzincan’da yaşlı bir insanı görseniz, deseniz ki: “Hastane nerede?” Der ki: “Cehennemin dibinde.” O kadar uzak yer. Gidişler zor oluyor.

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Kaç kilometre?

MUHARREM IŞIK (Devamla) – “Kaç kilometre?” dediğiniz zaman, Erzincan merkeze, Dörtyol’a baktığınız zaman yakın olabilir ama örneğin, bir köyden gelen vatandaşı düşünün, gelecek, aşağı çarşıda inecek, oradan tekrar minibüse binecek, oradan tekrar oraya gidecek, bekleyecek, yarım saat sonra araba gelecek, dönecek de dönecek yani bir sürü şey.

Şimdi, Sayın Vekilimiz dün bir açıklama yapmış. Açıklamada diyor ki: “İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, Halk Sağlığı Laboratuvarı, Karaağaç Aile Sağlığı Merkezi –yani eski 1 no.lu Sağlık Ocağı- Verem Savaş Dispanseri ve diğer şeylerle kompleks bir yer yapılacak.” Yani bu demek ki hastanenin yanındaki yerler yıkılacak, bu demek ki orası, bizim dediğimiz gibi, TOKİ'ye verilecek –ısrar ettiğimiz- orada çok katlı otopark, artık neler yapılacak bilmiyoruz. Tabii, bir engel var; hastane yerini bağışlarken vatandaş demiş ki: “Ben buraya hastane istiyorum.” Herhâlde onu aşamıyorlar, muhtemel onu araştırıyorlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Eyvah, yandı!

MUHARREM IŞIK (Devamla) - Onu da aşarlarsa Erzincan’da ne yazık ki hastane kapanıp tek kalacak. Orası da artık ne olur bilmiyoruz ama yani Erzincan’da otoparka ihtiyaç yok. Eğer Erzincan’da güzel bir planlama yapılırsa, belediye güzel çalışırsa… Çalışmadığı için demek ki değiştirildi. Otoparka ihtiyacımız yok bizim, bizim hastaneye ihtiyacımız var.

Yukarı hastanenin 165 yataklı yapılacağı söyleniyor. Aşağıya yapılsın, değişen bir şey yok. Oradaki eski hastanenin yerindeki sorunları ben size söylemiştim. Eski hastanenin acil kısmı yıkıldığı zaman oraya yapılacağını söylediniz ama ne yazık ki yok. Orası çok güzel bir kompleks olur. Buranın oyları size gelir Sayın Bakanım; sizi methederler, bizi övmezler. Derler ki: “Erzincan’a AKP hastane yaptı.” Ben bunu defalarca söyledim. Siz yapın, ben size teşekkür edeceğim. Ben hiçbir zaman için sağlık konusunda –ben doktorum- siyaset yapmıyorum.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Ağabey, Bayburt’a da yapmanız lazım.

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Bayburt’a da yaparız.

Maddeye gelince: Madde tabii özellikle Tam Gün Yasası olarak çıkmış ama bu daha çok, yandaş olanlara tam gün de izin verilip yapılacağı kesin.

Artı, buradaki maddede diyor ki: “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kanunla kurulmuş yardım sandıkları yönetimine katılmalarına izin verilecek.”

Şimdi, Sayın Bakanım, Sayıştay denetlemesinde demiş ki: “Sağlık turizmi gelirleri incelendiğinde 922.066 lira bir açık var.” Bu açığı Sayıştay size vermiş ama ne olduğunu söylemiyorsunuz. Tabii, Sayıştayı, Danıştayı bugün gelecek yasayla haftaya yok ediyorsunuz ama bu yasaları gördüğü zaman Sayıştayın yine verdiği kararda, sağlık turizmi gelirlerinde büyük açık olduğu söyleniyor.

Şimdi, sağlık turizmini geliştirmek için konferanslar düzenliyorsunuz. Bundaki ana sponsorluk bedeli 80 bin dolar veriyor -ben hiç hayatta bir arada görmedim- altın sponsor bedeli 60 bin dolar veriyor, gümüş sponsor bedeli 40 bin dolar veriyor, bronz sponsor bedeli 25 bin dolar veriyor, destek sponsorluk bedeli de 15 bin dolar veriyor. Bunlar sponsorların verdiği paralar. Bu düzenlemiş olduğunuz turizm şeylerinde 1 kişiden konaklamasız kalırsa 400 dolar alıyorsunuz, bir gece konaklayandan 700 dolar, iki gece konaklama yapandan 900 dolar, üç gece konaklama yapandan 1.100 dolar alıyorsunuz. Diyeceksiniz ki “Sağlığı geliştirmek için çalışıyoruz.” Güzel.

Yalnız ilginç olan şey, dernekler kurulmuş, Bilim İnsanları Dayanışma Derneği, Sağlık Turizmi Derneği, Sağlıklı Nesiller Derneği. Bu derneklerin özelliği şu: Sağlığa hizmet için kurulmuşlardır muhakkak, öyle inanıyoruz ama bir derneğin başkanı diğer derneğin yönetim kurulu, diğer derneğin başkanı diğer derneğin yönetim kurulu veya diğer derneğin kurucusu. Bu şekilde hep paslaşarak kurulmuş dernekler ve bu sağlıktaki turizmde yapılan kongrelerin hepsini bu dernekler düzenliyor.

Yine bir şey var bu derneklerde, daha önce katılan firmalar, düzenleyen firmalar… Örneğin, bir tane firmanın sahibi daha önce bu derneklerden bir tanesinin yönetim kurulunda ve şu anda firmayı kurmuş. Ne hikmetse bütün ihalelerde, bütün o düzenlemelerde bunlar alıyor. 4 tane, 5 tane firma var, bu firmalardan başka alan firma yok.

Benim gördüğüm, bu yasa hem hekimlerin çalışmasını yasaklamak için, onları daha zor durumda bırakmak için ve kamu hastaneleri birliği, ortaklığı kurulurken de özele yönlendirmek için çıkmış. Aynı zamanda da derneklerde daha rahat çalışsınlar diye çıkarılan bir madde.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- YOKLAMA

(CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talebimiz var.

BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.

Sayın Özel, Sayın Atıcı, Sayın Aslanoğlu, Sayın Hamzaçebi, Sayın Şeker, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Öner, Sayın Çelebi, Sayın Ediboğlu, Sayın Çam, Sayın Özgümüş, Sayın Gürkan, Sayın Acar, Sayın Kaplan, Sayın Düzgün, Sayın Işık, Sayın Demir, Sayın Bulut, Sayın Özkan, Sayın Türkkan, Sayın Demirel, Sayın Türkoğlu.

İki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, beş dakikada bir oylama yapıyoruz ya, niye bu kadar hızlı dışarı çıkıyorsunuz, anlayamıyorum yani gerçekten.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 ve 480'e 1'inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinin yeniden düzenlenen ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Mahir Ünal (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

"Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri ile özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır."

BAŞKAN – Komisyon, partinizin verdiği önergeye katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okuyoruz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

İnsani ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmaların gelir elde etmek amaçlı çalışma ilişkisi olmaması sebebiyle fıkra metninden çıkarılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce kabul edilen önerge (2)’nci fıkranın içeriğini değiştirdiğinden diğer önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 10’da üç adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte Olan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Bu ücret özellik arz eden riskli birim hizmetlerinde, onkoloji klinikleri, hematoloji klinikleri ve anjiyo katater laboratuvarlarında  tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı ödenir."  

       S. Nevzat Korkmaz                        Alim Işık                                    Ali Öz

                 Isparta                                   Kütahya                                     Mersin

             Sinan Oğan                          Lütfü Türkkan                            Emin Çınar

                   Iğdır                                     Kocaeli                                  Kastamonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

            Aytuğ Atıcı                             Özgür Özel                               Nurettin Demir

                Mersin                                    Manisa                                         Muğla

        Süleyman Çelebi                        Haydar Akar                         Mehmet Hilal Kaplan

               İstanbul                                   Kocaeli                                        Kocaeli

Madde 10- 657 sayılı kanunun ek 33. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ek Madde 33- Sağlık kurumlarında normal mesai saatleri dışında, genel tatil günlerinde veya hafta sonu tatillerinde normal, acil, icap veya branş nöbeti tutarak bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanılmasına müsaade edilmeyen bu Kanun kapsamındaki personele; her bir izin suretiyle karşılanamayan nöbet saati için aşağıda gösterilen gösterge rakamlarının aylık katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutarda nöbet ücreti ödenir. Ancak, ayda 96 saatten fazlası için ödeme yapılmaz.

İcap nöbetlerinde çağrı üzerine fiilen çalışılan saatin dışında, çağrının beklendiği nöbet süresinin üçte biri dikkate alınarak nöbet ücreti ödenir. Bu şekilde ödenecek icap nöbeti süresi aylık 120 saati geçemez. Nöbet ücreti, döner sermayesi bulunan sağlık kurumlarında döner sermaye bütçesinden ödenir. Nöbet ücreti damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz."

Nöbet Ücreti Göstergeleri

a) Eğitim görevlisi tabip, Uzman Tabip                                                           250

b) Tabip, 1219 sayılı Kanun'a ekli çizelgelerde belirtilen dallarda,

    uzmanlık unvanı doktora aşaması ile kazanmış olanlar                                225

c) Diş Tabibi, Eczacı                                                                                        200

d) Mesleki yükseköğrenim görmüş sağlık personel                                        150

e) Lise dengi mesleki öğrenim görmüş sağlık personeli                                  125

f) Ortaokul dengi mesleki öğrenim görmüş sağlık personeli                             90

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480’e 1’inci Ek sıra sayılı Torba Kanunun 10. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           İdris Baluken                              Nazmi Gür                                Demir Çelik

                 Bingöl                                         Van                                            Muş

                                         Erol Dora                                  Adil Zozani

                                           Mardin                                       Hakkâri

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak Sayın Buldan?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Sizin hep gerekçe mi?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hep gerekçe…

BAŞKAN – Tamam. O zaman, hep gerekçeyi okuyalım.

Gerekçe:

Nöbet ücretlerinin yeniden düzenlemesi ve daha adil bir yapıya kavuşturulması muhakkaktır. Örneğin emek yoğun çalışılan ve personel istihdamında güçlük çekilen alanlarda nöbet ücretine gelen iyileştirmenin daha da genişletilmesi gerekirken madde adil bir düzenleme geliştirememiştir.

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

Aytuğ Atıcı (Mersin) ve arkadaşları

Madde 10- 657 sayılı kanunun ek 33. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ek Madde 33- Sağlık kurumlarında normal mesai saatleri dışında, genel tatil günlerinde veya hafta sonu tatillerinde normal, acil, icap veya branş nöbeti tutarak bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanılmasına müsaade edilmeyen bu Kanun kapsamındaki personele; her bir izin suretiyle karşılanamayan nöbet saati için aşağıda gösterilen gösterge rakamlarının aylık katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutarda nöbet ücreti ödenir. Ancak, ayda 96 saatten fazlası için ödeme yapılmaz.

İcap nöbetlerinde çağrı üzerine fiilen çalışılan saatin dışında, çağrının beklendiği nöbet süresinin üçte biri dikkate alınarak nöbet ücreti ödenir. Bu şekilde ödenecek icap nöbeti süresi aylık 120 saati geçemez. Nöbet ücreti, döner sermayesi bulunan sağlık kurumlarında döner sermaye bütçesinden ödenir. Nöbet ücreti damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz."

Nöbet Ücreti Göstergeleri

a) Eğitim görevlisi tabip, Uzman Tabip                                                           250

b) Tabip, 1219 sayılı Kanun'a ekli çizelgelerde belirtilen dallarda,

    uzmanlık unvanı doktora aşaması ile kazanmış olanlar                                225

c) Diş Tabibi, Eczacı                                                                                        200

d) Mesleki yükseköğrenim görmüş sağlık personel                                        150

e) Lise dengi mesleki öğrenim görmüş sağlık personeli                                  125

f) Ortaokul dengi mesleki öğrenim görmüş sağlık personeli                             90

 

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. 

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Hilal Kaplan, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve tutuklu tüm milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, daha önce bu kürsüden ifade ettiğim gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi sağlık alanında ciddi değişikliklere imza atmıştır. Bu değişikliklerden bir tanesi de Cumhuriyet Halk Partisinin de öteden beri katıldığı Tam Gün Yasası’dır. Ne yazık ki, demokrasi anlayışınız gereği verdiğimiz Tam Gün Yasası’yla ilgili kanun teklifi üzerinde görüşme ihtiyacı bile duymadınız. Aynı yasa tasarısını 2’nci kez görüşüyoruz, umarım 3’üncü kez Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmez. Bizler bunu söylemekten yorulduk ancak sizler kanunları dolanarak iş yapmaktan yorulmadınız.

Değerli milletvekilleri, tasarının 10’uncu maddesi üzerine söz aldım. Bu maddede “Acil servis, yoğun bakım, 112 sağlık hizmetlerinde tutulan nöbetlere karşılık yüzde 50 artırılır.” diyor. Elbette ki olumlu bir gelişmedir ve bu olumlu gelişmeyi destekliyoruz. Ancak, bu alanlarda çalışan sağlık çalışanlarına dünyayı bağışlamış gibi farklı bir algı yaratmanızı da doğrusu yanlış buluyorum. Aslında, bu maddede bizim talebimiz, her alandaki nöbet ücretlerinin artırılmasıydı.

Bakın, size bu servislerde görevli bir hemşire ve doktorun aldığı ücreti ifade etmek istiyorum. Bu yasadan önce, bir doktor saatte 6,6 lira alırken, şimdi 9,9 liraya çıkmıştır; hemşire 3,7 liradan 5,5 liraya çıkmıştır. Bir günde sekiz saat nöbet tutulduğunu hesap ederseniz, bir hemşire günde 44 lira, doktor 80 lira para almaktadır.

Kocaeli’den örnek vereceğim: Sayın Sağlık Bakanım burada yok ancak dinlemesini istiyorum. (CHP sıralarından “Burada” sesleri) Gebze Fatih Devlet Hastanesinde ve Farabi Devlet Hastanesinde bir nöbette ortalama bin hasta bakılmaktadır. Şimdi, size soruyorum değerli milletvekilleri: Günde bin hasta bakan, tansiyonunu, ateşini ölçen ve tedavisini yapan hemşireye 44 lira, günde bin hasta bakan doktora 80 lira vermek sizce yeterli mi? Bu ücret emeğinin karşılığı mı? Bunu vicdanlarınıza bırakıyorum. Bunun için bir ebe veya hemşireye, doktora, dünyayı bağışlamış gibi davranmanıza da gerek yok.

Sayın Bakanım, özellikle, bundan sonra söyleyeceklerimi dikkate almanızı istiyorum. Hemşirelerimizin büyük bir kısmı, neredeyse tamamı, doktorların da yarısının kadın olduğunu biliyoruz. 657 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi gereğince, hamileliğin 24’üncü haftasından sonra ve doğum yaptıktan iki yıl sonra hemşire veya kadın doktora gece nöbeti yazılmayacağını kanunla belirledik.

Sayın Başbakanın öteden beri 3 ve üzerinde çocuk istemesini, hatta belediye başkan adaylarını belirletirken bile bunu bir kriter olarak sunmasını… Sayın Bakanım, iyi dinleyin, maazallah, sağlık çalışanları, hemşireler ve doktorlar eğer Sayın Başbakanın söylediği 3 ve üzerinde çocuk yapmaya devam ederlerse, iki yıl sonra nöbete yazacak ne hemşire bulabilirsiniz ne doktor bulabilirsiniz. Değerli milletvekilleri, bir hekim olarak, muhalefet milletvekili olarak bunu hatırlatmak benim görevim.

Değerli milletvekilleri, şimdi, acil servislerde çalışan hemşire ve doktorların nöbetlerinin ücretlerinin arttırılması elbette ki olumlu ancak bu tek başına çözümü sağlayacak bir nokta değil, şöyle ki: Aile hekimliği sistemine geçmeye başladığımız günden itibaren, hastane acil servislerinde görev yapan pratisyen hekim sayısı hızla azalmaya başladı. Özellikle ilçelerde azalan bu sayıyı arttırmak için Bakanlık, Halk Sağlığı Kurumundan, toplum sağlığı merkezlerinden ve diğer kurum ve kuruluşlardan buraya geçici görevle hekim göndermeye başladı. Şimdi size soruyorum… Yoğun hasta sayısı, yetersiz personel ve bu bahsettiğim geçici görevlendirmelerle sağlık çalışanları üzerinde bu olumsuz koşulları oluşturmakla sağlık çalışanlarını mutsuz ettiğinizi, bunları tükenmişlik sendromuyla karşı karşıya bıraktığınızı bilmenizi isterim.

12’nci maddede tekrar söz alacağımdan dolayı hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte Olan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Bu ücret özellik arz eden riskli birim hizmetlerinde, onkoloji klinikleri, hematoloji klinikleri ve anjiyo katater laboratuvarlarında  tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı ödenir."

Lütfü Türkkan (Kocaeli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, buraya, kürsüye çıkacağımı söyleyerek birkaç hekim arkadaşımı aradım, “Ne söylememi istersiniz? Tam Gün Yasası geldi, herkes bununla ilgili söyleyecek bir şeyler buldu, siz ne dersiniz?” dedim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Allah müstahakını versin!” demişlerdir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bir tek şey söylediler, “Doktorlara bu kadar zulüm yapmasınlar. Bir gün mutlaka hepsinin işi doktorlara düşer, hatta zulüm yaptıkları doktora düşer.” dediler. “Ne demek istiyorsunuz?” dedim. “Biliyorsunuz, bir yasa çıkardılar, üniversitelerden hocalar ayrıldılar. Bu yasayı çıkaranlar bu ayrılan hocalara muhtaç oldular, sonunda kendi çıkarttıkları kanunu deldiler ve bu hocadan faydalandılar.” dediler.

Doktorlara herkes ulaşabilsin. Herkes Başbakan, herkes bakan, herkes milletvekili değil, mahalledeki Ayşe Hanım Teyze de dilediği zaman dilediği doktora ulaşsın.

Bakın, ben üniversitede öğretim üyesi olan arkadaşlarıma bakıyorum, önemli bir kısmı bu yasadan dolayı üniversiteden ayrıldılar. Yeni yetişen genç öğrenci arkadaşların öğretmen bulabileceği şekilde üniversitede profesör, doçent, yardımcı doçent kalmadı. Yani özellikle cerrahi eğitime tabi tutulacak olan, uzmanlık alanında cerrahiyi seçmiş olan öğrenciler, kendilerine ameliyat gösterecek hekim bulmakta, hoca bulmakta zorlanmaya başladılar.

Sayın Bakan, bir konu da acillerde hekim kalmadı. Yani bir gecede bütün pratisyen hekimleri aile hekimi yaptınız, bir zamanlar acilde çalışa çalışa uzmanlaşmış olan hekimler, artık sizin tayin ettiğiniz semtlerde aile hekimliği yapıyorlar. Dolayısıyla acillere gidiyoruz, mecburen… Ben her hafta sonu bir hastanede acile gidiyorum, hekimlerle beraber nöbet tutuyorum, bekliyorum, vatandaşların dertlerine bakıyorum. Bir kızcağızımız cildiyeci, birisi gözcü, birisi de anestezi uzmanı. 3 tane hekim Fatih Devlet Hastanesinde görevli.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Her hafta nasıl gidiyorsun, her hafta nasıl oluyor?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Sen avukatsın, her konuda konuşuyorsun bir halt bilmediğin hâlde. Ben konuşuyorum… Bir halt bilmediğin hâlde üstelik!

Anestezi uzmanı geldi, dedi ki “Ben on iki yıldır anestezi uzmanıyım, hep milleti bayılttım, buraya bayılan hasta geliyor, ben ayıltmayı zor bilirim.” Cildiyeci diyor ki: “Ben öksüren hastayı nasıl muayene yapabilirim? Bunun farmakolojik bilgilerinden yoksunum, hangi ilaç çıktı bilmiyorum, yeni ilaçları takip etmiyorum. Ona nasıl faydam olabilir?” Gözcü aynı şekilde.

Bakın, Tam Gün Yasası vesair gibi kanunları bir kenara bırakın, bana göre -Türkiye’nin ihtiyacı olan- şu anda acil tıp uzmanlık alanında ciddi boşluklar var. Yani, hastanelerin acillerinde hekimler o işin gereğini yapacak şekilde hekimler değil.

Bir olaya rastladım Sayın Bakanım, ben bu konuyu size sormak istiyorum. Akşam saat dokuz, bir hastaneye gittim, sedyede bir kız çocuğu, 13-14 yaşlarında, trafik kazasından gelmiş. “Neyi var bunun?” dedim. “Tahmin ediyoruz, iç kanama var.” dedi. “Müdahale etmeyecek misiniz?” dedim. ”Edemeyiz.” “Sebep?” “Yasalara göre bunun çocuk cerrahi uzmanı tarafından ameliyat edilmesi lazım.” “Ee?” “Biz de şimdi çocuk cerrahi uzmanı bekliyoruz.” “Nereden gelecek?” O akşam çocuk cerrahı olan uzman Karamürsel’de. Bakın, Karamürsel’le Darıca arası 130 kilometre. Yani bu yasada böyle bir boşluk varsa, bilmiyorum, acil cerrahide illa o çocuğun ölmesini beklemek yerine, orada bulunan bir genel cerrahın müdahale etmesi veyahut da bu acil tıp uzmanlarının orada görevlendirilerek bu çocuklara müdahale edilmesi daha doğru olmaz mı, onu sormak istiyorum size.

Bir de, Kocaeli’de üniversitemiz “Umuttepe” diye bir yerde. Umuttepe, ismi üstünde, bir tepede, şehrin çok dışında. Yani Kocaeli gibi, ilçeleri arasında çok büyük mesafeleri olan bir yerde üniversitenin hastanesinde yatan bir hastaya hasta sahibinin ulaşması çok zor. Gebze, Darıca, Dilovası ve Körfez ilçelerimiz de sanayinin çok yoğun olduğu bölgeler. Burada onkoloji vakalarına sıkça rastlanıyor yani kanser hastaları çok fazla. Bu hastaların orada tedavi edilmesi için ya üniversitenin bir hastanesine veyahut da ciddi anlamda bir onkoloji hastanesine ihtiyacımız var. O bölgede kanser hastaları çok yoğun ve yoğun bir şekilde çocuk ölümlerine rastlıyoruz. Bunu bana istatistiklerle inkâr edebilirsiniz, başka şeylerle inkâr edebilirsiniz ama ben taziyeye gittiğim her 3 evden 2’sinin kanserden öldüğünü görüyorum o bölgede. Bu konuda, bölgeye yatırım yapılması gereğini size hatırlatıyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair iki önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791,2/159,2/401,2/592,2/769,2/1049)'nun 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

                Aytuğ Atıcı                              Özgür Özel                         Nurettin Demir

                   Mersin                                     Manisa                                    Muğla

                                     Süleyman Çelebi                         Haydar Akar

                                            İstanbul                                     Kocaeli

Madde 11-

"4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinin (b) bendindeki "% 5'ine" ibaresi "yüzde onuna" şeklinde; (c), (d) ve (f) fıkraları ile 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'na ekli Ek Gösterge Cetveli aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin hesabında öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner sermaye gelirlerinden o birimde görev yapan; öğretim elemanları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dâhil), yan ödeme, üniversite ödeneği (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat toplamının yüzde 30'una kadar ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin yüzde 10'u sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmeti sırasında ortaya çıkan komplikasyon oranı, kurumun mortalite hızı, yoğun bakım enfeksiyon hızı, bilimsel toplantılara katılma ve bilimsel makale yayınlama düzeyi, toplum sağlığı hizmetlerine katılma ya da sağlık hizmeti ve sağlık çalışanlarının hakları ile ilgili kurum, kuruluş ve meslek örgütlerinde çalışma, eğitici olarak görev alma, bilimsel araştırmalar, eğitim faaliyetlerine katılım düzeyleri vb. ölçütler ışığında üretilen hizmet ve bu hizmetin niteliğine katkıları ve görevin iyi bir biçimde yerine getirilmesine ilişkin unsurlar; yüzde 20'si ise, personelin döner sermaye gelirinin elde edilmesine katkısı dikkate alınarak Yükseköğretim Kurumu tarafından çıkarılacak Yönetmelikle düzenlenir.

"d) Ziraat ve veteriner fakülteleri, sivil havacılık yüksekokulu ve bünyesinde atölye veya laboratuvar bulunan yükseköğretim kurumları ile sürekli eğitim merkezleri, açık öğretim hizmeti veren yükseköğretim kurumları ile düzenli döner sermaye geliri olan yükseköğretim kurumlarında üretilen mal ve hizmetlerden elde edilen döner sermaye gelirlerine katkısı bulunan personele yapılacak ek ödeme hakkında da "c" fıkrası hükümleri uygulanır.

"f) Rektör, rektör yardımcısı ve genel sekreterlere, gelir getirici katkılarına bakılmaksızın, üniversite yönetim kurulunun uygun gördüğü birimin döner sermaye hesabından; döner sermaye gelirinin elde edildiği birimlerin dekan, başhekim ve enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcılarına ise, gelir getirici katkılarına bakılmaksızın, görev yaptıkları birimin döner sermaye gelirlerinden; bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dâhil), yan ödeme, üniversite ödeneği (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat toplamı üzerinden o döner sermayeden yapılabilecek ek ödeme oranı sınırları içinde ek ödeme yapılabilir. Bu fıkra kapsamında bulunan yöneticilere, verdikleri mesleki hizmetlerden dolayı ayrıca ek ödeme yapılmaz."

 

Ek Gösterge Cetveli:

Unvanı                                                                                       Derece             Ek Gösterge

a) Profesörlerden Rektör, Rektör Yardımcısı, Dekan,

Dekan Yardımcısı, Yüksekokul Müdürü olanlar ile

Profesörlük kadrosunda dört yılını tamamlamış

bulunanlar,                                                                                    1                       7200

b) Profesörler                                                                                1                       6400

c) Doçentler                                                                               1-3                       6000

d) Yardımcı Doçentler                                                               1-5                       5400

e) Öğretim Görevlisi, Okutmanlar,

Diğer Öğretim Yardımcıları                                                          1                       4800

                                                                                                      2                       3600

                                                                                                   3-7                       2700

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz Komisyon üyelerimizi davet edelim buraya.

Evet, Sağlık Komisyonu üyelerimizi davet ediyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Türkan Hocam, Sağlık Komisyonu üyelerini çağırıyorlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Komisyon üyeleri niye gelmiyorlar?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hocam, buyurun.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Efendim, onların iradesine göre, katılıyorlarsa gelirler.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Çağırıyoruz “Gelin.” diye yani onların kendi bilecekleri iş ama…

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Tabii, tabii, buyurun.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yani en azından kayda geçsin diye söylüyoruz.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Tabii, ben çağırdım zaten.

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, salt çoğunluğumuz maalesef yok, o yüzden katılamıyoruz.

BAŞKAN – Tamam.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim, nitelikli çoğunluğumuz vardır, salt çoğunluğumuz yoktur ama.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Diğerini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına aşağıdaki maddenin eklenmesini ve takip eden maddelerin teselsül ettirilmesini arz ederiz.

Madde 11- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ek madde eklenmiştir.

"Ek Madde 43- Bu Kanuna tabi kurumlarda sözleşmeli statüde olanlar da dâhil olmak üzere mahalli idareler ile kurum tabipliklerinde fiilen çalışan ve döner sermaye işletmesi olmadığı için ek ödeme alamayan tabip, diş tabibi ve eczacılara, yapmış oldukları hizmetler göz önüne alınarak en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700'üne, diğer sağlık personeline %300'üne kadar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre ek ödeme yapılabilir. Bu madde kapsamında ödeme yapılan personele 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesine göre ödeme yapılamaz."

          Nurettin Demir                       Süleyman Çelebi                            Özgür Özel

                 Muğla                                    İstanbul                                      Manisa

                                     Aytuğ Atıcı                              Hülya Güven

                                         Mersin                                        İzmir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, bir çağrı daha yapalım, belki gelmek ister arkadaşlar.

Sağlık Komisyonundan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Yurttaş, çağrı size efendim.

Buyurun.

Komisyon üyesi değil misiniz?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sağlık Komisyonu üyesi olup da gelmeyen arkadaşlarımızı buradan kınıyorum.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Yani, muhalefete buradan da devam ediyorlar ama maalesef salt çoğunluğumuz sağlanamayacak Sayın Başkan, o yüzden  katılamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Sayın milletvekilleri, 11’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 11. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        S. Nevzat Korkmaz                  Necati Özensoy                             Emin Çınar

                  Isparta                                    Bursa                                     Kastamonu

                Alim Işık                                 Ali Öz                                    Sinan Oğan

                Kütahya                                  Mersin                                         Iğdır

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

            İdris Baluken                           Nazmi Gür                                Demir Çelik

                  Bingöl                                     Van                                            Muş

                                        Erol Dora                                Adil Zozani

                                          Mardin                                     Hakkâri

Aynı mahiyetteki son önergenin imza sahipleri:

              Aytuğ Atıcı                            Özgür Özel                             Nurettin Demir

                 Mersin                                   Manisa                                        Muğla

                                 Süleyman Çelebi                           Gürkut Acar

                                        İstanbul                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Öğretim üyelerine muayene olabilmek için; özel hastaneye gidilerek yüksek ilave ücret ödenmesi ya da mesai sonrası üniversiteye gidilerek alınacak sağlık hizmetinin parasının vatandaş tarafından bizzat ödenmesi gereken bir yapının ortaya çıkmıştır. Ayrıca mesai saatleri dışında alınan muayene ücretinin tutarı belirsizdir. Bir fiyat aralığı belirlenmesi kamu yararı göz önüne alındığında bir zorunluluktur.

Bu nedenlerle maddenin tasarı metninde çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde Antalya Milletvekili Sayın Gürkut Acar, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesiyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu 11’inci madde Yükseköğretim Kanunu’nun 36’ncı maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen 6’ncı fıkrasının yeniden düzenlenmesini içeriyor ve bu, Anayasa’ya aykırılığı gidermek için getirilmiştir ancak bize göre yine de Anayasa’ya aykırıdır çünkü eşitlik ilkesini yok etmektedir.

Üniversite dışında özel hastanede çalışma konusu kesinlikle bu şekilde Anayasa’ya aykırıdır. Bakınız, “Her bir ana bilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ilgilinin muvafakatiyle mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitelerinde çalıştırabilir.” diyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu oran niye yüzde 50’dir, niye yüzde 40 değildir, niye yüzde 30 değildir? Bunun bir defa izahı gerekmektedir, böyle bir izah yoktur. Birincisi, yüzde 50 oranının hangi esasa göre saptandığı belli değildir. İkincisi, daha önceki oran yüzde 5’ti. Bu ne oldu da yüzde 50’ye çıkarıldı, hangi ihtiyaçtan kaynaklandı belli değil.

Değerli arkadaşlarım, bir de diğer yüzde 50 ne olacaktır? Yüzde 50’sini özel hastanelerde çalıştıracaksınız, kalan yüzde 50 personelin durumu ne olacaktır, onlar çalışmayacak mıdır veya ne zaman, hangi şartlarda çalışacaktır? Diğer yüzde 50’nin hesabı yoktur. Burada adama göre özel hastanede çalıştırma söz konusudur. Performans da aslında takdire bağlı bir olaydır. O nedenle, bu maddenin biz çıkartılmasını istedik.

Değerli arkadaşlarım, “Üniversiteye dışarıdan alınacak olan, sözleşmeli olarak istihdam edilecek profesör ve doçent sayısı, ilgili tıp ve diş hekimliği fakültelerinde devamlı statüde çalışan öğretim üyesi sayısının yüzde 5’inden fazla olamaz.” diyor. Şimdi, bu yüzde 5 de neye göre saptandı, bu belli değil. Niye yüzde 5 değerli arkadaşlarım? Acaba diyoruz biz, bu hüküm, biraz önce MHP’li arkadaşımın söylediği gibi, Sayın Başbakanın yasaya aykırı olarak tedavi edilmesine bir çare olarak mı getirildi yüzde 5? Bunun başka bir izahı var mı? Eğer biliyorsa Sayın Bakan gelsin burada açıklasın ama hem yüzde 5’i hem de yüzde 50’yi nasıl seçeceksiniz? Bunun keyfî bir seçim olacağı açıktır çünkü bu seçimin kuralları YÖK tarafından zaman zaman değiştirilmektedir. 

Değerli arkadaşlarım, bakınız, burada YÖK’ün seçimiyle ilgili size bir örnek vermek istiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisinin yandaşlarınca açılmış olan vakıf üniversitelerine bir iki yıl içinde hemen fakülte açma izni verilirken Antalya’da şu anda beş yıldır fakülte açma izni alamayan bir Antalya üniversitesi orada durmaktadır. Beş yıldır çeşitli bahaneler uydurulmuştur. Önce, belli bir miktarda sermaye olmadığı söylenmiştir. O sermaye konulmuştur. “Biz bunu artırdık.” denilmiştir, yine artırılmıştır ve sonunda da “Sizin buraya yapmış olduğunuz binalar irtifak hakkı üzerine yapıldığı için bu binalar sermayeden sayılmaz.” diye bir karar çıkartıp Antalya üniversitesini ortadan kaldıracak ve sonsuza kadar işlemeyecek bir hâle getirmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, Antalya üniversitesindeki seçim bunun bir örneğidir. Biz, bu yasanın tümünün de bu maddelerin de hukuksuz olduğunu, adil olmadığını, Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, son olarak şunu söylemek istiyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi, ekonomik olarak satacak mal kalmayınca insanların mahrem bilgilerini satmaktadır. Hükûmet, para olmayınca halkın geleceğini ipotek ederek kiralama yoluyla rant aktarmaktadır ve Hükûmet, halkın seksen yıldır biriktirdiğini satmış, şimdi de bu yasayla geleceğini satmaktadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Acar.

Sayın Ali Öz, Mersin Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de aslında üzerinde en fazla konuşulması gereken, en fazla tartışılması gereken, öğretim görevlilerinin Tam Gün Yasası’yla alakalı nasıl bir yol izlemesi gerektiğini ifade eden madde aslında bu madde.

Şimdi, burada, biz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, üniversitelerin tanımlanmasını, üniversitedeki öğretim görevlilerinin asli ve asıl görevlerinin ne olduğunun herkes tarafından bilindiğine inanarak konuşmama başlamak istiyorum. Buradaki öğretim görevlilerinin asıl amacı, yüzde 50 oranında içeride çalışmak, dışarıda çalışmak, o kadarının bir kısmını içeriye taşımak değil, gelin, doğru düzgün bir düzenleme yapalım. Bu ülkenin gerçekten tıp alanında ciddi manada, gelecek… Sağlıklı, kaliteli, nitelikli, hastayı gördüğü zaman korkmayan, ülkenin ekonomisinin sağlık alanında boşa çarçur edilmesini engelleyecek kaliteli hekim yetiştirilebilmesi adına neler gerekiyorsa onları yapma gayreti içerisinde olalım.

Şimdi, burada, Komisyona -daha önce yukarıda görüştüğümüzde- yüzde 5 olarak gelen oran, hangi el değdiyse bir anda yüzde 50 oldu. Bunu birilerinin izah etmesi lazım. Gerçekten böyle bir oranı nasıl tespit ettiniz, neye göre tespit ettiniz bunun net olarak bilinmesi lazım. Siz üniversitenin bir kısmına, yüzde 50’lik oranına, öğretim görevlilerine serbest muayenehane açmak değil, dışarıda serbest özel sektörde herhangi bir yerde çalışma izni veriyorsunuz. Yani açıkçası şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: “Dışarıda, özel sektörde Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşması olan yere ben istediğim hekimi gönderirim, orada da bunun çalışmasına müsaade ederim.” Bu, üniversitelerde gidebilenler ve gidemeyenler arasında bir aykırılık oluşturuyor, bir ayrımcılık oluşturuyor, bunun izahı mümkün değil. Sonra, diyorsunuz ki: “Dışarıda çalışan öğretim görevlisinin yüzde 5’i oranında getirip içeride çalıştırırım.” Bunu hiçbir şekilde izah edemezsiniz, bu yüzde 5’lik kısım içeriye geldiği zaman bunların içeride yapmış olduğu işlerden doğacak olan gerek adli, gerekse idari sorumluluğu daha sonra gittiklerinde, alanı terk ettiklerinde kime kalacakları belli değil. Sonra, diyorsunuz ki: “Kazandırdıkları geliri yüzde 50 oranında paylaştırırım.”

Şunu hangimiz bilmiyoruz: Anadolu’nun değişik yerlerinden milletin iradesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmiş olan biz milletvekillerine belki de insanların en fazla ulaştığı, sorunlarını ilettiği alanlardan bir tanesi sağlık alanı “Şöyle bir hastam var, şu hastanede ameliyat edecekler, ilaveten şu kadar para istediler, şu kadar para talep ediyorlar.” dediklerini hepimiz biliyoruz. Sağlık Uygulama Tebliği, Bütçe Uygulaması Tebliği’nde belirtilen rakamların üstünde dışarıdaki hocaların çok fazla para talep ettiklerini biliyoruz. Şimdi, siz bu gelirin yüzde 50’sini döner sermayeye vereceksiniz. Siz buna gerçekten, orada hocaların istemiş olduğu fiyatın bire bir aynı şekilde yansıtılıp, gerçekten kayıt dışı olmaması adına tüm önlemlerin alınabileceğine inanıyor musunuz? Yine olmayacak, gelecek bir ameliyatta belli yüksek oranda meblağ istenecek, devletin sunmuş olduğu imkânlar neyse o kadarlık kısmı döner sermayeye gelir olarak kaydedilecek, geriye kalan kısmı tekrar bir şekilde ya özel sektördeki hastaneye veya hocanın eline kalacak. Bunların hiçbir tanesini hekimlik mesleğiyle alakalı konuşmanın  doğru olmadığına inanıyorum. O yüzden bu düzenlemeyi, tamamen maddeyi çıkartıp üniversiteleri, özerk kurumları, akademik alandaki ülkenin geleceğinde son derece önemli olan alanları, hastayla hekimin arasında hiçbir şart ve şekilde para hesabı yapmaksızın ek göstergesiyle, daha sonra emekliliğine yansıyacak şekilde hayatını idame ettirebileceği, başka ek hiçbir işte çalışmasına gereksinim duymayacağı bir düzenlemeyi sil baştan yapıp bunların hepsini tarihe gömelim diyorum. İçinizde, gerçekten, Komisyonda da görüştüğümüz, özellikle son derece saygıdeğer, kendi alanında kendisini ispat etmiş, bu konuları çok iyi bilen arkadaşlarımız var. Yani lütfen, gelin,    bu maddenin kanun tasarısından çıkartılıp yeni bir düzenleme yapılması gerektiği inancını paylaşanların bu konuda Komisyondaki ifadelerimizi dikkate alarak, bu maddenin metinden çıkartılması için ret oyu vermesini gerçekten talep ediyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Aynı mahiyetteki önergelerin tümünü toptan oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 12’de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12.Maddesinin "h" bendinde geçen "bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'sinden az ve %60'ından fazla olmamak" ibaresinin, "%60'ından az ve %80'ninden fazla olmamak" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        S. Nevzat Korkmaz                      Mesut Dedeoğlu                            Alim Işık

                  Isparta                                Kahramanmaraş                             Kütahya

              Emin Çınar                                    Ali Öz                               Necati Özensoy

              Kastamonu                                    Mersin                                      Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının (480'e 1'inci Ek) 12. Maddesinin (h) fıkrasında geçen "Öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca alınan ilave ücretler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan ayrıca hazine payı ve (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'si, mesai saatleri dışında sağlık hizmeti sunan öğretim üyesine, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü geçmemek üzere her ay ayrıca ödenir. Mesai saatleri dışında ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini veren öğretim üyeleri için de yüzde 800 oranı uygulanır. Ancak bu fıkra kapsamında öğretim üyelerine yapılacak ek ödeme ile (c) ve (f) fıkraları uyarınca yapılacak ek ödeme toplamı ek ödeme matrahının yüzde 1600'ünü geçemez" ibaresinin "Sağlık çalışanlarının mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca alınan ilave ücretler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan ayrıca hazine payı ve (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'si, mesai saatleri dışında sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarına, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü geçmemek üzere her ay ayrıca ödenir. Mesai saatleri dışında ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini veren sağlık çalışanları için de yüzde 800 oranı uygulanır. Ancak bu fıkra kapsamında sağlık çalışanlarına yapılacak ek ödeme ile (c) ve (f) fıkraları uyarınca yapılacak ek ödeme toplamı ek ödeme matrahının yüzde 1600'ünü geçemez" şeklinde değiştirilmesini; ayrıca (ı) fıkrasında geçen "Öğretim üyelerinin 36ncı maddenin altıncı fıkrası uyarınca çalışmaları karşılığı elde edilen gelirler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu gelirin yüzde 50'si, herhangi bir limite bağlı olmaksızın hizmeti sunan öğretim üyesine ödenir ve kalan tutar (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır" ibaresinin ise "Sağlık çalışanlarının 36ncı maddenin altıncı fıkrası uyarınca çalışmaları karşılığı elde edilen gelirler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu gelirin yüzde 50'si, herhangi bir limite bağlı olmaksızın hizmeti sunan sağlık çalışanlarına ödenir ve kalan tutar (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            İdris Baluken                            Nazmi Gür                                Demir Çelik

                 Bingöl                                      Van                                           Muş

                                       Erol Dora                               Adil Zozani

                                         Mardin                                    Hakkâri                 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (l/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 12. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılması ve maddelerin buna göre sıralanmasını teklif ederiz.

            Aytuğ Atıcı                              Özgür Özel                       Mehmet Hilal Kaplan

                Mersin                                     Manisa                                     Kocaeli

          Nurettin Demir                       Süleyman Çelebi                         Haydar Akar

                 Muğla                                     İstanbul                                     Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Mehmet Hilal Kaplan.

Buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve tutuklu tüm milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Tasarının 12’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu yasa tasarısı, çalışma barışını bozan bir yasa tasarısıdır ayrımcı olduğundan dolayı. Şöyle ki, aynı işi yapan, aynı unvanı bulunan öğretim üyelerinden Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim, araştırma hastanesinde çalışan hekimlere olan uygulamalarınızla üniversitede çalışan hekimlere olan uygulamalarınız aynı değil, farklı. Şöyle ki: Üniversitedeki öğretim üyelerine “Maaşlarınız düşükse mesai saatleri dışında üniversitede hasta bakmaya devam et, kazandığın ücreti yarı yarıya paylaşalım.” diyorsunuz. Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastanesindeki öğretim üyelerine ise “Mesai dışındaki çalışmalarınız için farklı bir uygulama yok, performans kriterlerinin normal olanı devam edecektir.” diyorsunuz. Bu uygulamayla kaldırdığınızı iddia ettiğiniz “hoca farkı”nı yeniden getirmiş olacaksınız. Bu şekildeki uygulamalar hocaların eğitim, öğretim faaliyetlerini aksatacak, hocaların asıl görevi olan bilimsel çalışmaları sekteye uğratacak ve nitelikli ve kaliteli öğretimden uzaklaşmış olacaksınız.

Getirdiğiniz bu tasarıyla üniversitedeki öğretim üyelerine -doçent ve profesörleri kastediyorum- “Git özel hastanelerde ve vakıf üniversitesi hastanesinde çalış, parayı getir kırışalım.” Siz daha önce ne diyordunuz değerli milletvekilleri? “Bu haksız kazançtır, diğer öğretim üyelerine yapılmış bir haksızlıktır.” demiyor muydunuz? Ne oldu, yarı yarıya kırışınca haksız kazanç olmaktan çıktı mı? Nasıl bir anlayış!

Diğer bir taraftan da, özelde bulunan hocalara -ki bunları daha önce siz kovmuştunuz- “Gel üniversitede eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinde bulun, sözleşme yapalım, sana ayrıca para kazandıralım.” Böyle tam gün olur mu, böyle adalet olur mu?

Sayın Bakanım, sormak istiyorum: Bir grup imtiyazlı doktora üniversiteyi neden kullandırıyorsunuz? Pes doğrusu! Buna tam gün değil, adamına göre tam gün yasası demek lazım. Adamını kolluyorsunuz, kendine yakın olanını kayırıyorsunuz, yandaşlarınıza gelir kaynağı bulmayı bir yasa hâline getiriyorsunuz. Tam Adalet ve Kalkınma Partisinin anlayışına denk düşen bir anlayış.

Sayın Bakanım, komisyonda da ifade ettik, bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde, uzmanlığını bitiren hekimler mecburi hizmet kurasına tabi olduklarında aynı hastanede çalışıyorlar, ücretlerini alıyorlar ta ki kura çekilinceye kadar. Ancak bazı üniversitelerde YÖK uygulaması gereği, uzmanlığı bitiren asistan hekimlerin üniversiteyle ilişiği kesiliyor. Mecburi hizmet kurası da iki ayda bir yapıldığından dolayı, asistanlığını tamamlamış bulunan bu uzman hekim arkadaşlar iki ay süreyle maaş alamadıkları gibi işsiz kalmaktadırlar. Gelin bu ayıbı ortadan kaldıralım. Bunu bir önergeyle ya da bir yeni madde tahsisiyle ortadan kaldırmayı öneriyorum.

Değerli milletvekilleri, yine bu tasarıyla, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim araştırma hastanesi ile üniversiteye bağlı eğitim araştırma hastanesindeki öğretim üyelerinin emeklilik yansımaları aynı değildir. Onun için çalışma ortamını ve barışını bozuyor diyorum. Eğitim araştırma hastanelerinde emekli olan öğretim üyeleri 1.700 ve 2.700 lira arasında ücret alırken aynı konumdaki, aynı unvandaki üniversitede eğitim görevlileri emekli olduklarında 4.200-4.500 Türk lirası arasında ücret almaktadırlar. Bu tasarıyla sıradan bir vatandaşın üniversitede hocalara hoca farkı ödemesine rağmen muayene olma olanağını ortadan kaldırıyorsunuz, üniversite hocalarına ayrım yaptırıyorsunuz. Üniversite hocaları ile Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim araştırma hastanesi arasındaki farkı ve öğretim üyeleri arasındaki huzursuzluğu artırıyorsunuz. Eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetleri yerine fazla mesai yapma, parayı kazandırma ve para kazanmayı özendiren bir davranış hâline getiriyorsunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

480 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının (480'e 1'inci Ek) 12. Maddesinin (h) fıkrasında geçen "Öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca alınan ilave ücretler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan ayrıca hazine payı ve (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'si, mesai saatleri dışında sağlık hizmeti sunan öğretim üyesine, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü geçmemek üzere her ay ayrıca ödenir. Mesai saatleri dışında ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini veren öğretim üyeleri için de yüzde 800 oranı uygulanır. Ancak bu fıkra kapsamında öğretim üyelerine yapılacak ek ödeme ile (c) ve (f) fıkraları uyarınca yapılacak ek ödeme toplamı ek ödeme matrahının yüzde 1600'ünü geçemez" ibaresinin "Sağlık çalışanlarının mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca alınan ilave ücretler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan ayrıca hazine payı ve (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'si, mesai saatleri dışında sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarına, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü geçmemek üzere her ay ayrıca ödenir. Mesai saatleri dışında ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini veren sağlık çalışanları için de yüzde 800 oranı uygulanır. Ancak bu fıkra kapsamında sağlık çalışanlarına yapılacak ek ödeme ile (c) ve (f) fıkraları uyarınca yapılacak ek ödeme toplamı ek ödeme matrahının yüzde 1600'ünü geçemez" şeklinde değiştirilmesini; ayrıca (ı) fıkrasında geçen "Öğretim üyelerinin 36 ncı maddenin altıncı fıkrası uyarınca çalışmaları karşılığı elde edilen gelirler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu gelirin yüzde 50'si, herhangi bir limite bağlı olmaksızın hizmeti sunan öğretim üyesine ödenir ve kalan tutar (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır" ibaresinin ise "Sağlık çalışanlarının 36 ncı maddenin altıncı fıkrası uyarınca çalışmaları karşılığı elde edilen gelirler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu tutardan (b) fıkrası uyarınca kesinti yapılmaz. Bu gelirin yüzde 50'si, herhangi bir limite bağlı olmaksızın hizmeti sunan sağlık çalışanlarına ödenir ve kalan tutar (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Bu düzenleme ile mesai saatleri dışında üniversitede sundukları sağlık hizmetlerinden dolayı sadece öğretim üyesi kadrosunda yer alan sağlık çalışanlarına ek ödeme yapılacağı öngörülmektedir. Oysa bu düzenlemenin sadece öğretim üyelerini kapsamaması aynı zamanda öğretim üyesi kadrosunda bulunmayan sağlık çalışanlarını da kapsaması gerekmektedir.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum; karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Arkadaşlar anlaşamadı. Elektronik oylama yapıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12.Maddesinin "h" bendinde geçen "bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50'sinden az ve % 60'ından fazla olmamak" ibaresinin, "% 60'ından az ve % 80'inden fazla olmamak" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 480 sıra sayılı, kamuoyunda “Tam Gün Yasası” olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinde verilen önergemiz üzerinde söz aldım. Bu vesileyle  yüce Meclisinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı ülkemizde sağlık problemlerini çözmek bir tarafa, daha karmaşık hâle getirmektedir. “Sağlıkta dönüşüm” adı altında başlatılan çalışmalar ülkemizde sağlık hizmetlerini her geçen gün biraz daha pahalı hâle getirmektedir. Ülkemizde sağlık adım adım pahalanmakta, hastaların kendi harcamaları da kat kat artmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla başlatılan uygulamalar bugün gelinen noktada ne hastaları ne de sağlık çalışanlarını memnun eder hâle gelmemiştir. Hastanede hastalar artan kuyruklarda muayene için saatlerce sıra beklerken, ameliyat için bazı bölümlerde günler sonrasına randevu verilmektedir. Emeklilerden ve çalışanlardan tahsil edilen yüzde 10 ve yüzde 20’lik kesintilere her geçen gün yenileri eklenmektedir. İlaç katılım payı, muayene katılım payı, reçete katılım payı, ilaç ve eş değer ilaç farkı gibi yeni uygulamalara geçilmiştir. Bu uygulamaların pek çoğu eczacılar ile hastaları karşı karşıya getirmektedir. Hükûmet tarafından neredeyse tahsildar durumuna düşürülen eczacıların mağduriyeti sürmektedir, eczacılar çile çekmektedir. Ayrıca 2012 yılında tüm partilerin mutabakatıyla değişen 6197 sayılı  Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Kanun’a bağlı yönetmelik aradan geçen on sekiz aya rağmen hâlâ yayınlanmamıştır. Eczacılar bu sorunlarla boğuşurken özel tedavi ücretleri de ülkemizde her geçen gün artmaktadır. Özel hastanelerin alacakları fark ücretini Hükûmet yüzde 90’lardan yüzde 200’e kadar çıkarmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet vatandaşın cebinden çıkan sağlık harcamasına bir yenisini daha eklemiştir. Fark ücretinin alınmaya başlandığı 2008 yılından itibaren özelde fiyat artışı yüzde 121 oranında zamlanmıştır. Son beş yıl içinde vatandaş tarafından özel sağlık hizmetlerine ödenen para 11 milyar 750 milyonu bulmuştur. Devlet tarafından ödenen para da son beş yıl içinde 4,1 milyar liradan 6,8 milyar liraya çıkmıştır. Ülkemizde sağlık hizmetlerinde gelinen nokta maalesef hiç de iç açıcı bir noktada değildir. Sağlık çalışanlarının iş yükü kat kat artmıştır. Aile hekimleri nöbete tabi tutulurken hemşireler gün içinde istek dışı vardiyaya ya da nöbete bırakılmaktadır.

Sağlık çalışanlarına karşı şiddet maalesef ki artmıştır. Ülkemizde son sekiz aylık dönem içerisinde sağlık alanında 7.287 şiddet olayı meydana gelmiştir. En fazla şiddet olayı da devlet hastanelerinde yaşanmaktadır. Şiddet, nöbet, yoğun iş yükü ve bulaşıcı hastalık gibi zor şartlar altında çalışan sağlık çalışanlarına mutlaka yıpranma hakkı verilmelidir. Döner sermaye gelirlerinin emekliliğe yansıtılmaması bugün tüm sağlık çalışanlarının ortak sorunu hâline gelmiştir. Bu gelirler mutlaka emekliliğe yansıtılmalıdır. Hükûmet, sözleşmeli personele verilen kadro esnasında kapsam dışı bırakılmış olan 4/C’liler, vekil ebeler, hemşire ve aile sağlığı çalışanlarına kadro vermelidir. En önemlisi, üniversite genel sekreter yardımcıları emsal unvana sahip diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelden daha az bir ücretle çalışmaktadır. Bu kişilere 3.600 ek gösterge verilerek mağduriyetleri önlenmelidir.

Sağlık sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulmasını diler, bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ, MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, Komisyonun 12’nci maddeye dair bir redaksiyon talebi vardır.

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Görüşülmekte olan kanun tasarısının çerçeve 12’nci maddesiyle 2547 sayılı Kanun’un 58’inci maddesine eklenmesi öngörülen (h) fıkrasının ikinci cümlesindeki “hazine payı” ibaresinden sonra “kesintisiz” ibaresinin eklenmesi ve (ı) fıkrasının birinci cümlesinde geçen ve madde sistematiği düzenlenirken sehven yazılan “altıncı” ibaresinin “yedinci” olarak düzeltilmesi isteminde bulunmaktayız. Böylece maddedeki anlatım bozukluğu sorunu giderilmiş olacak ve biraz önce görüştüğümüz çerçeve 11’inci maddenin öngördüğü düzenleme ile bu maddenin uyumu sağlanmış olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – İfade edilen düzeltmeyle birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, madde 13 üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutacağım ve birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480 sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 13. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ali Öz                                Faruk Bal                             Cemalettin Şimşek

                 Mersin                                  Konya                                        Samsun

                Alim Işık                        Yusuf Halaçoğlu                           D. Ali Torlak

                Kütahya                                 Kayseri                                       İstanbul

Madde 13- 2547 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Üniversitelerin (Gülhane Askeri Tıp Akademisi dâhil) tıp fakültelerinin beşinci yılını tamamlayıp altıncı yıla geçen, diş hekimliği fakültelerinin dördüncü yılını tamamlayıp beşinci yıla geçen, hemşirelik ve ebelik lisans eğitiminin son sınıfındaki öğrencilerine öğretim üyesi rehberliğinde yaptıkları uygulama çalışmaları karşılığında ilgili kurumların bütçesinden oniki ay süreyle 4.350 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık ücret ödenir.

Diğer önerge sahipleri:

              Aytuğ Atıcı                             Özgür Özel                            Nurettin Demir

                  Mersin                                    Manisa                                      Muğla

             Celal Dinçer                        Süleyman Çelebi                         Haydar Akar

                 İstanbul                                   İstanbul                                     Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ali Öz, siz mi konuşacaksınız?

ALİ ÖZ (Mersin) – Evet Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce yapmış olduğumuz bir düzenlemede, özellikle Türkiye’de “intern” olarak tabir ettiğimiz tıp fakültesi altıncı sınıf öğrencilerine asgari ücretin yarısı kadar bir ücret verilmesini bu Mecliste tüm grupların ortak vermiş olduğu bir önergeyle geçen yıl düzenlemiştik. Bunun içerisinde özellikle yabancı uyruklu ve Türkiye’de intern eğitimi yapan öğrenciler o dönemki yasada eksikti, bu eksik bu düzenlemeyle tamamlanmış oluyor, bu doğru bir uygulamadır. Ancak, sadece tıp fakültesinde okuyan, gerçekten bir öğretim görevlisinin rehberliğinde hizmet yürütmekte olan tıp fakültesi öğrencilerinin son sınıfı, altıncı sınıf intern öğrencileri, on iki aylık eğitim süresi olan intern öğrencilerinin dışında, diş hekimliği fakültesinde ve aynı zamanda ebe ve hemşirelik okullarının lisans programını yapanların son yıllarında da benzer şekilde meslek icra ettiklerini hepimiz bilmekteyiz. Dolayısıyla, o dönem sadece tıp fakültesi için uygulanan ve diğer fakültelerde bu hakkı tanımadığımız, onlara hak vermediğimiz kısmı, onların alacağı kısmı bu maddeyle düzeltmek amacıyla vermiş olduğumuz bir önergedir.

Yalnız şunu ifade etmek gerekiyor ki: Bu Tam Gün Yasası’yla alakalı yapmış olduğumuz konuşmalarda yüce Meclisin takdirinden kaçmaması gereken bir şeyi huzurlarınızda ifade etmek istiyorum. Baştan itibaren konuştuğumuz şey sağlık değil. Burada gerçekten konuştuğumuz şey, kimler, nerede, ne zaman, ne kadar, hangi süreyle, ne kazanacak. Gerçekten dikkat ederseniz, insanların sağlığı konusunda yapılması gerekenlerin ötesinde, sağlığın ötesinde, konu sağlık olmakla beraber konuştuğumuz her şey para, para, para. Biz diyoruz ki: Sağlık ticarileşiyor, tamamen hekimle hastanın arasına parayı monte eden yeni bir düzenlemeyi getiriyoruz. Dolayısıyla “Bu uygulama doğru değil.” diye ifade ediyoruz. Burada her maddesinde, mutlak surette, mesai saatleri sonrasında çalışırsa limit tanınmaksızın yüzde 50 en az olmak üzere yüzde 60’ına kadar para, döner sermayesinden şu kadar oranını geçmemek kaydıyla para… Yani konuştuğumuz, gerçekten Türkiye’de sağlık alanında yapılmasına ihtiyaç duyulan yeni bir düzenlemenin dışında, üniversitelerin de akademik ruhuna aykırı olarak yeni bir düzenlemeyi birlikte yapıyoruz ve bunları, özellikle iktidar partisinin değerli milletvekillerinin oylarıyla gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla, bu konuda hepimizin daha hassas olması gerektiğine inanıyorum.

Sağlıkta paranın bu kadar konuşulmasına rağmen öğretim görevlilerinin bilimsel araştırmayı ne zaman yapacağı konusunda bir tek düzenlememiz yok. Diyoruz ki: “Çalış, mesai saatlerini tamamla, mesaiyi bitirdikten sonra koş, dışarıda başka bir yere yetiş; yetişemiyorsan üniversitede yeniden mesai bitiminden sonra hizmet üretmeye devam et.”

Şimdi, devlet hastanelerini biliyoruz, üniversite hastanelerini biliyoruz. Şunu kabul etmek gerekir ki bu ülkede normalde çalışan insanların hepsi mesaisi bittiği an -hepimiz bu camianın içerisinden geliyoruz, sahadan gelen insanlarız- saat dört olduğu zaman, beş olduğu zaman yavaş yavaş evine gitmenin hazırlıklarını yapar. Biz öğretim görevlisine diyoruz ki: “Hayır, sen gitme, daha çok kazanmak istiyorsan saat beşten sonra gel, otur yeniden çalış, yeniden para kazanmanın yollarına bak.” “Performans” denilen garabet bir sistemle sürekli bunları muhatap etmek durumundayız. Bu, Türkiye'nin ileride özellikle sağlık alanında başına belki de çözümü zor yeni sıkıntılar açmaya vesile olacak.

Dolayısıyla, bu kanunu görüşmenin ötesinde Tam Gün Yasası’nı yarım paralı değil veya kurumlar arasında fark gözeten bir yapı olarak değil, gerçekten adına da yakışır bir şekilde tam gün olarak düzenlemenin daha doğru olacağı inancıyla yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Şimdi, İstanbul Milletvekili Sayın Celal Dinçer; buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, 480’e 1’inci Ek sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 13’üncü maddesi 2547 sayılı Kanun’un ek 29’uncu maddesini değiştirmektedir. Bilindiği üzere, söz konusu madde, tıp fakülteleri ve diş hekimliği fakülteleri son sınıf öğrencilerine ücret alabilme imkânı getirmekte, ancak bu haktan sadece Türk vatandaşı olan öğrenciler yararlanmaktaydı. İktidar “Türk” kelimesine nedense hep karşı çıktı, kaldırmaya çalıştı levhalarda, vilayetlerde, sağlık ocaklarında, hastanelerde. Bu yasada da “Türk” kelimesi hoşuna gitmedi ki kaldırıyor “Türk vatandaşı olup”u. Ama ilk defa hayırlı bir iş yapıyor. Ülkemizde yabancı uyruklu tıp öğrencilerinin de olduğu göz önüne alınarak bu maddenin değiştirilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak, kapsamının yine de yerinde olmadığı, dar tutulduğunu görüyoruz. 13’üncü maddede önerdiğimiz ek değişiklik kanunun kapsamını genişletmekte ve eşitlik sağlamaktadır. Bizim bu değişiklikteki amacımız lisans eğitimi son sınıfında uygulama yapan hemşire ve ebelerin aynı haklardan yararlanmasını sağlamaktır. Çünkü, sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan ebe ve hemşireler de son sınıflarında hastanelerde tıpkı doktor adayları gibi staj yapmaktadır, bu haktan onlar da yararlanmaktadır. Bizim önergemiz bu haksızlığı giderecek bir önergedir. Bu düzenlemeyle yarın kutlayacağımız Kadın Hakları Günü’nde hemen hemen tümü kadın olan hemşire ve ebelerimize önemli bir katkı sağlanarak kanunda eşitlik sağlanmış olacaktır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yarın 5 Aralık Kadın Hakları Günü. Belki yarın bu konuda birçok konuşma yapılacak, nutuklar atılacak ama çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir meslek mensubu bu eksik düzenlemeyle mağdur edilmektedir. Bunu doğru bulmuyoruz, Kadın Hakları Günü’nde bu eşitsizliği ortadan kaldırmalıyız Sayın Bakanım.

Bu tasarıyla sağlıktaki en önemli sorunlar çözülememektedir. Bu sorunlardan birkaç tanesini sıralamak istiyorum, bu tasarıda bu sorunları çözecek hükümler de olmalıydı: Sağlık personelimizin ortalama eğitim seviyesi düşüktür. Ebe ve hemşire kadrolarının eğitim seviyesi lisans düzeyine artırılmalıdır. Nitelikli yatak sayısı yetersizdir, bu konuda tedbirler getirilmelidir. Fizyoterapist, sağlık fizikçisi, biyomedikal mühendis ve teknikerleri ve 112 sağlık personeli eksiktir. Yeni kurulacak sağlık kampüsleri için ulaşım sorunu doğacaktır, şimdiden planlama yapılmalıdır. Üniversite hastanelerimizin büyük çoğunluğunda vaka reddi yüksektir. Yanık yatağı, yeni doğan yatağı, yoğun bakım yatağı, yeni doğan görme bozukluğu tedavi birimlerinde göreceli olarak bir yetersizlik vardır. Tütün ve tütün mamullerinin denetiminde yetkili kurumlarla iş birliği yapılmakta ancak bunu artıracak hükümler getirilmemektedir. Denetim memurlarına ek ücret verilmesi imkânları bu yasayla getirilmelidir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün yıllardır duymak istediğimiz, hukuk alanında, güzel, geç kalınmış bir haber aldık. Anayasa Mahkemesi otuz dört yıla mahkûm olan Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın uzun tutukluluk süresiyle ilgili Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu başvuruyu kabul etti. Yüksek Mahkeme, adil yargılanma ve uzun tutuklulukla ilgili kararını verdi. Anayasa Mahkemesi Balbay’ı haklı buldu. Anayasa Mahkemesi Mustafa Balbay ile ilgili gerekçeli kararında “Yasama faaliyetlerine katılmadıkları gerekçesiyle milletin temsil yetkisi ölçüsüzce ihlal edilmiş.” dendi. İnşallah yerel mahkeme Türkiye’de en yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin bu kararını dikkate alır ve Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ı aramızda görmek isteriz, görürüz.

Yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Atıcı, Sayın Çelebi, Sayın Akagün Yılmaz, Sayın Öner, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Şeker, Sayın Işık, Sayın Acar, Sayın Çam, Sayın Gürkan, Sayın Kaplan, Sayın Ediboğlu, Sayın Öz, Sayın Özel, Sayın Tunay, Sayın Düzgün, Sayın Bulut, Sayın Demir, Sayın Dinçer…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 20, tam

RECEP ÖZEL (Isparta) – 18 efendim, 18.

BAŞKAN – Hayır, 19.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Lütfü Türkkan, Hasan Hüseyin Bey de kalksın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – 18 efendim, 18.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hasan Hüseyin Türkoğlu kalk, utanma kalk.

BAŞKAN – 19 oldu.

…Sayın Türkoğlu. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

BAŞKAN – Evet, yoklamayı başlatıyorum.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çakma CHP’liler sizi.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Barzani’yi görünce ayağa kalkacağıma CHP’lilerle ayağa kalkarım. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aferin size, aferin!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Lütfü’yü de al yanına, Lütfü’yü de.

(Yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049) (S. Sayısı: 480 ve 480’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 14’te bir adet önerge vardır, okutuyorum ve oyluyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 480'e 1'inci Ek sıra sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve 16 Milletvekilinin; Üniversite Öğretim Elemanları ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında Çalışan Personelin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün; Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/791, 2/159, 2/401, 2/592, 2/769, 2/1049)'nun 14. Maddesinde geçen “üç ay” ibaresinin “on iki ay” şeklinde değiştirilmesini teklif ederiz.

             Aytuğ Atıcı                                Özgür Özel                             Nurettin Demir

                Mersin                                       Manisa                                       Muğla

                                    Süleyman Çelebi                           Haydar Akar           

                                           İstanbul                                      Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Hocam.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Efendim, iyi akşamlar.

Gecenin bu saatinde, burada, bu yoğunlukta, sağlığımızla ilgili önemli bir konuyu, yasayı görüşüyoruz. Ben, tabii, herkesi ilgilendiren bir konudan söz etmek istiyorum. Biliyorsunuz ben Muğla Milletvekiliyim ve Fethiyeliyim. Bugün Fenerbahçe’yi 2-1 yendik ve Türkiye Kupası, şimdiki Ziraat Kupası’ndan eledik. Tabii, Fenerbahçeliler oldukça üzgünler, biliyorum ben ama centilmence mücadele ettiler. Ben, Fethiyelileri, Fethiyespor’u, yöneticilerini, oyuncularını ve seyircileri içtenlikle kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle 14’üncü maddede, bu yasayla birlikte üç aylık bir süre tanınıyor bu muayenehanenin kapatılması için. Gerçekten çok kısa bir süre. Orada çalışan insanların iş bulmaları, bir yere yerleştirilmeleri ve öğretim üyelerinin kısa sürede kendilerini toparlamaları ve üniversiteye dönmeleri oldukça zor. Biliyorsunuz, bu üç aylık sürenin on iki aya çıkarılmasını teklif ettik ama Komisyon ve Bakanlık kabul etmediler.

Bunun yanında, bu madde… Zaten hekimler ve sağlık emekçileri tek bir işte insanca yaşayabilecekleri bir düzeni kurmak için zorunlu olarak üniversite dışında muayenehaneye gitmişlerdi ama getirilen yasada bakıyoruz ki, özellikle yandaş insanların ve yandaş İstanbul sağlık baronlarının isteği doğrultusunda hareket edildiğini ve çalışıldığını görüyoruz çünkü sonuçta, İstanbullu meşhur doktorlar dışarıda çalışacaklar, vakıf hastanelerine gidecekler, özel hastanelere gidecekler.

Peki, Sayın Bakan, sayın Komisyon üyesi ve milletvekili değerli arkadaşlarımız; muayenehanesinde çalışsın. Ne fark eder? Yani özel hastanede çalışınca bir fark mı olacak? Üstelik bu hekim arkadaşların daha fazla çalışarak emekleri bir başka yönden de sömürülmüş olacak. Yani burada tabii ki, gerçekten sahte bir tam günü tartışıyoruz, bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Özellikle hekimler yabancı özel hastane zincirlerinin kölesi olmak zorunda mıdır? Yani neden kendi istedikleri çalışma biçimini seçmiyorlar? Hekimlere kısıtlayıcı çalışma koşulları adaletsizdir, hukuksuzdur. Bir de bunun üç ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bu madde üç ay gibi bir sürede üniversite hastanelerinde birçok öğretim üyesinin istifa etmesine yol açacaktır.

Diyoruz ki: Hekim yetersiz, uzman yetersiz. Peki, yeterince para da vermiyorsunuz, imkân da sağlamıyorsunuz üniversite hocalarına. Bırakın, onlara biraz imkân sağlayalım; gerçekten, açık olan sağlık camiasında, ordusundaki öğrenci yetiştirmede, asistan yetiştirmede, uzman yetiştirmede onlara fırsatlar tanıyalım. Neden böyle bir koşuşma içerisinde bırakıyoruz hekimleri, niye zor durumda bırakıyoruz, bunu anlamakta zorlanıyoruz. Tabii ki, piyasa ekonomisinin Türkiye'deki dayatmış olduğu ve gelmiş olduğu nokta maalesef bu.

Bu arada, tabii ki, kurum hekimlerinin -biraz önce, 11’inci maddeye ek bir madde eklemek istedik ama Komisyon toplanamadı- gerçekten çok zor durumda olduklarını biliyoruz, çok düşük maaşlarla yaşamlarını sürdürüyorlar. 3 bin lira dolayında maaşı olan bu hekimlerimizin özellikle emeklilikten sonra 1.500-1.600 lira gibi çok düşük emekli maaşı almaları ve yaşamlarını sürdürmeleri oldukça zor.

Her ne kadar, Sağlık Bakanı Komisyonda “Bunun üzerinde çalışacağız.” dedi ama bir hafta geçmesine rağmen, umutlu bir söylem, umutlu bir açılım getirmedi. Umarım, buradaki konuşmasında, kurum hekimlerimize diğer hekimler gibi, diğer sağlık çalışanları gibi yeterince geçimlerini sağlayan bir olanak sağlanır.

Beni dinle