DÖNEM: 24                            CİLT: 63                      YASAMA YILI: 4

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

23’üncü Birleşim

28 Kasım 2013 Perşembe

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.-  GELEN KÂĞITLAR

 III.- YOKLAMALAR

 IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmalarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun gündem dışı konuşmaya cevabı sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, Kars ilinin merkez mahallelerinin yol, su, altyapı ve diğer sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/795)

2.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 23 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/796)

3.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 21 milletvekilinin, pamuk üreticilerinin ve sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/797)

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin duyuru

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın faili meçhul cinayetlerin araştırılması amacıyla 24/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşlarının son yıllarda ülkemizde yaşanan intihar olaylarının ve intihara yol açan sebeplerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 48 milletvekilinin Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahasının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 21/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- Son yıllarda Türk sporunda yaşanan doping sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/666) (S. Sayısı: 377)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671)      (S. Sayısı: 359)

6.- Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Meteoroloji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/694) (S. Sayısı: 397)

 

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 421 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması 

 

XI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 421 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması 

 

XII.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 421) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, ihbarname gönderilmeden dağıtım şirketlerince elektriklerin kesildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32321)

2.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Ankara’daki bir caddedeki yüksek gerilim hattına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32322)

3.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında sözleşmeli olarak çalışmakta iken kadroya geçen personele ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32323)

4.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köydeki manganez madeni ocağının kiralanmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32324)

5.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köydeki sokak lambalarının yanmadığı ve köyün yaylasında elektrik olmadığı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/32325)

6.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Bakanlığın ormanlara zarar veren ökse otu ile mücadele konusundaki çalışmalarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32513)

7.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında sözleşmeli olarak çalışmakta iken kadroya geçen personele ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32514)

8.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Hayvanları Koruma Kanunu’na ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32516)

9.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’nın Serik ilçesine bağlı bir köyde yapıldığı iddia edilen bir özel yola ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32518)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa ait gayrimenkullere ve bunların satış ve kiralama işlemlerine,

Bakanlığa ait arsa ve araziler ile bunların satış ve kiralama işlemlerine,

İlişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32966), (7/32967)

11.- Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın, Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir köyde bulunan ve kapatılan mesire yerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/32969)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşmasına Maliye Bakanı Mehmet Şimşek cevap verdi.

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki ulaşım sorunlarına,

Kütahya Milletvekili Alim Işık, kapatılan belde belediyelerinin sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in gündem dışı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sinop Milletvekili Engin Altay, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna,

İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, engelli vatandaşların sorunlarının çözülmesiyle ilgili taleplerine ve bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidara her türlü desteği vereceklerine,

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel, EXPO 2020 oylamasında İzmir’in ipi göğüslemesini dilediğine,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, AK PARTİ Grubu olarak, EXPO 2020 oylamasında İzmir’e başarılar dilediklerine ve Tunceli Milletvekili Kamer Genç hakkında, Japon Millî Günü münasebetiyle düzenlenen gecede Başbakanın eşi Emine Erdoğan’a yönelik ifadeleri nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisinden disiplin işlemi başlatmasını beklediklerine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Başkanlık Divanı olarak, EXPO 2020 oylamasında İzmir’e başarılar dilediklerine,

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, bir Parlamento üyesinin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının eşine yönelik şiddet içeren tavrını bir kadın Başkan Vekili ve Başkanlık Divanı olarak kabul etmelerinin mümkün olmadığına,

İlişkin birer konuşma yaptı.

İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın Dışişleri Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 19 milletvekilinin, MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nün içinde bulunduğu idari ve mali durumun nedenlerinin (10/792),

Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan kazaların nedenlerinin (10/793),

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 22 milletvekilinin, yoksulluğun tüm boyutlarıyla incelenmesi ve yoksulluğu önleyici sosyal politikaların oluşturulması için yapılması gerekenlerin (10/794),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan İran-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Moayyed Hosseini Sadr ve beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoş geldiniz." denildi.

BDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, enerji alanındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/80),

MHP Grubunun, 14/11/2013 tarih ve 863 sayı ile Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve arkadaşlarının Türkiye'de bürokraside görev yapan yetkililerin siyasi, yanlı ve vatandaşa karşı kaba tutum sergilemeleri sonucu yaşanan sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 27 Kasım 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde okunarak,

CHP Grubunun, 21/6/2013 tarihinde İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 21 milletvekilinin kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullandığı iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (963 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 27 Kasım 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına,

Görüşmelerinin Genel Kurulun 27 Kasım 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun MHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanına,

Sinop Milletvekili Engin Altay, İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine,

İstanbul Milletvekili Umut Oran, İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sinop Milletvekili Engin Altay, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

7’nci sırasında yer alan, Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/666) (S. Sayısı: 377),

9’uncu sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/669) (S. Sayısı: 421),

10’uncu sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/671) (S. Sayısı: 359),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belarus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Geri Kabul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/792) (S. Sayısı: 488) görüşmeleri tamamlanarak,

4’üncü sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Mensuplarının Aile Bireylerinin Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/779) (S. Sayısı: 481),

5’inci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tacikistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Madencilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/782) (S. Sayısı: 482),

6’ncı sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu raporları (1/819) (S. Sayısı: 505),

8’inci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Personelin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/461) (S. Sayısı: 284) görüşmeleri tamamlanarak,

Yapılan açık oylamalarından sonra kabul edildi.

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın 488 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerindeki soru-cevap işlemi sırasında yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’a başarılar dilediğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, 28 Kasım 2013 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 20.24’te birleşime son verildi.

 

                                                    Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

                                                             Başkan Vekili

 

            Dilek YÜKSEL                     Bayram ÖZÇELİK                    Muharrem IŞIK

                   Tokat                                      Burdur                                    Erzincan

                Kâtip Üye                                Kâtip Üye                                Kâtip Üye


 

II.- GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                                  No: 36

28 Kasım 2013 Perşembe

Tasarı

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/861) (Plan ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

Teklifler

1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun; 4456 Sayılı Türkiye Kalkınma Bankasının Kuruluşunu Düzenleyen Kanunun 15. Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1873) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

2.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; Şırnak İlinin Adının Şırnex Olarak Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1874) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

3.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Iğdır İlinin Tuzluca İlçesinin Adının "Kulp" Olarak İadesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1875) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2013)

4.- İstanbul Milletvekilleri Erdoğan Toprak ve Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1876) (Adalet ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2013)

5.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in; Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1877) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2013)

6.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; Vergi Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1878) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2013)

7.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1879) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2013)

8.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın; 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1880) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2013)

9.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sinop Milletvekili Engin Altay'ın; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1881) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2013)

10.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan ve 19 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1882) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2013)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, görevden alınan Van İl Genel Meclisi üyelerinin göreve iadesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4965) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

2.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, bazı cezaevlerinden diğer başka bazı cezaevlerine mahkumların nakillerine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/4966) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Erbaa ilçesindeki ek hastane inşaatı için harcanan paraya ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4967) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki aile hekimi sayısına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/4968) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, PTT çalışanlarının özlük ve sosyal haklarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/4969) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, nüfus ve vatandaşlık il müdürlüklerinin özlük ve sosyal haklarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4970) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, personel müdürlerinin özlük haklarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/4971) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, İskenderun’da gerçekleştiği iddia edilen yasa dışı silah sevkiyatlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4972) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, oto hırsızlığı vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4973) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, konutlarda meydana gelen hırsızlık vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4974) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, TRT tarafından açılacak ve yabancı dilde yayın yapacak televizyon kanalları ile ilgili çalışmalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) sözlü soru önergesi (6/4975) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

12.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Almanya ve Hollanda’da bulunan engelli Türk vatandaşlarının konsolosluklara erişiminde yaşadıkları sıkıntılara ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/4976) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

13.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOBB’a devredilen gümrük kapılarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/4977) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut’un bir açıklamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/34266) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2013)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, uçak ve helikopter ithalatına ve Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından vergi borcu silinen bir şirkete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34267) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2013)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İzmir Emniyet Müdürlüğünde görevli bir polisin ölümü ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34268) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2013)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İzmir Emniyet Müdürlüğünde görevli bir polisin ölümü ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34269) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2013)

5.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Sulukule Kentsel Dönüşüm Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34270) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Suriyeli sığınmacılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34271) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

7.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, andezit taşı üretiminin çevreye ve insan sağlığına etkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34272) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

8.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, öğrenci evlerinin denetlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34273) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

9.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriyeli mültecilere harcanan paralara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34274) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

10.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Adana’da bir tırda ele geçirilen mühimmatın Konya ve Adana’da üretilmesini MİT’in tespit edemediği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34275) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

11.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Reyhanlı saldırısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34276) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

12.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Adana’da bir tırda ele geçirilen 10 adet havan rampasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34277) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

13.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, 4734 sayılı Kanunda yapılan değişikliklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34278) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

14.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Adana’da bir tırda ele geçirilen silahlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34279) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

15.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, riskli alan ilan edilen bir bölgedeki lojman sakinlerinin tahliye edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34280) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

16.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Adana’da bir tırda ele geçirilen silahlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34281) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

17.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, kolluk güçlerinin birçok ilde öğrenci evlerine ve gittikleri kafelere yönelik olarak baskınlar yaptığı ve cezalar kestiği iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34282) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

18.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, bir gazetede yayınlanan ilana ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34283) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

19.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Kazakistan’ın tasarrufuna bırakılan bir araziye otel inşa edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34284) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

20.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, üniversite öğrencileri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34285) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

21.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2002-2013 yılları arasında yetiştirme yurtlarındaki taciz ve tecavüz verilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34286) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

22.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, sınır güvenliği ile sınır illerinde yakalanan kimyasal madde ve silah yüklü araçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34287) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

23.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, seçmen sayılarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34288) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

24.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’ün Solhan ilçesinde yapımı devam eden baraja ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34289) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

25.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Kabahatlar Kanununa göre hakkında işlem uygulanan kişi sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34290) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

26.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, NATO Yolu Caddesinde sinyalizasyon sistemi kurulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34291) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

27.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun kapsamında bugüne kadar kesilen cezalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34292) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

28.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Suriyeli mültecilere T.C. kimliği verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34293) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

29.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Havran Çayındaki kirliliğin nedenlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34294) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamaları ile ilgili yapılacak haberler konusunda basın kuruluşlarına talimat verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34295) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Nour M. ve Atlantik Cruser adlı yük gemilerinde ele geçirilen silah ve mühimmatlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34296) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2012-2013 yılları arasında 155 Polis İmdat Hattına yapılan ihbarlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34297) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyanet İşleri Başkanlığının 2010-2013 yılları arasındaki bütçe ve personel durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34298) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır ilinde TOKİ aracılığıyla satılan PTT ve TEKEL’e ait taşınmaz olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34299) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

35.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Türk Dünyası Kültür Başkentliği için kaç ülkenin işbirliği yaptığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34300) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Zonguldak İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34301) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Kırıkkale İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34302) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

38.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Yozgat İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34303) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Van İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34304) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Uşak İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34305) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

41.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Tunceli İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34306) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

42.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Şanlıurfa İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34307) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

43.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Karaman İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34308) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

44.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Bayburt İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34309) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Aksaray İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34310) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

46.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, TOKİ site yönetimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34311) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

47.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Genel Sağlık Sigortasının kapsamının daralacağı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34312) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

48.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, TRT ile ilişiği kesilen personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34313) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

49.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında yaşanan intihar sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34314) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında uyuşturucu kullanan vatandaşların sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34315) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında yaşanan cinayet olaylarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34316) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

52.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında fuhuş yaptığı için hakkında işlem yapılan kişi sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34317) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine ödenen maaşlar ile sağlanan diğer haklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34318) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

54.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Türkiye’de bulunan domuz çiftliklerine ve çiftliklerde üretilen domuz eti mamullerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34319) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

55.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Türkiye’de domuz eti satışına izin verilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34320) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

56.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İstanbul Esenyurt Belediyesi tarafından Suriyeli mültecilere eğitim verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34321) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

57.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Adana İl Emniyet Müdürlüğünce 7 Kasım 2013 tarihinde ele geçirilen silah ve mühimmatlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34322) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

58.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine ödenen maaşlar ile sağlanan diğer haklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34323) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

59.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Hesap Uzmanları Kurulunun yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine ödenen maaşlar ile sağlanan diğer haklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34324) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

60.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Haberleşme Yüksek Kurulunun yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine ödenen maaşlar ile sağlanan diğer haklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34325) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

61.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Para Politikası Kurulunun yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine ödenen maaşlar ile sağlanan diğer haklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34326) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

62.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, TOKİ’nin uyguladığı EYY Modeline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34327) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

63.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’daki TOKİ konutlarında yaşanan ısınma sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34328) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

64.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’daki TOKİ konutlarında yaşanan elektrik ve su sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34329) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

65.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34330) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

66.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Habur Sınır Kapısında bekletilen tır ve kamyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34331) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

67.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir resmi gezisinde imzalanan uluslararası anlaşmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34332) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

68.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kişisel verilerin dolandırıcılar tarafından ele geçirildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34333) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

69.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir TV kanalının satılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34334) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

70.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Suriye Ulusal Konseyinin İstanbul’da ofisi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34335) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

71.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, suç işleyen infaz koruma memurları hakkında takipsizlik kararı verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34336) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

72.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, ülkemizdeki çocuk gelin sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34337) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

73.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Suriye’ye silah sevkiyatı yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34338) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

74.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, öğrenci evlerine polislerce baskın yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34339) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

75.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, öğrenci evleri için ihbar sistemi kurulduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34340) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

76.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2013 yılları arasında ikinci eş ile yaşayan erkeklerin sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34341) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

77.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye limanlarında demirleyen bir yük gemisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34342) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

78.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, pedofilinin önlenmesi için yürütülen çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34343) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

79.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, akıllı tablet ihalesine katılan firmaların teknik yeterliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34344) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

80.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, özel bir hastaneden kovulduğu iddia edilen bir vatandaşa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34345) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

81.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, TOKİ tarafından yapılan konutların fiyatlarının yüksekliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34346) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

82.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van Depremi sonrası TOKİ tarafından yapılan konut ihalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34347) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

83.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara Saraçoğlu Mahallesi ile ilgili dönüşüm projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34348) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

84.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Tekirdağ İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34349) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

85.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yurt olarak kullanılmak üzere kiralanacak binalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34350) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

86.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Tokat İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34351) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

87.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Ordu İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34352) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

88.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Trabzon İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34353) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

89.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Rize İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34354) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

90.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Sakarya İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34355) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

91.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Samsun İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34356) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

92.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Siirt İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34357) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

93.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2010-2013 yılları arasında Sivas İl İnsan Hakları Kurulu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34358) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

94.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, okul sütü ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34359) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

95.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, geçim sıkıntısı ve kötü yaşam koşulları nedeniyle Başbakanlık binası önünde gerçekleşen eylemlere ve 7 Kasım 2012 tarihinde bir vatandaşın kendisini ateşe vermesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34360) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

96.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, bir araştırma görevlisinin ilişiğinin kesilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/34361) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

97.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bazı mahkumların doğu illerindeki cezaevlerinden Batı illerindeki cezaevlerine nakledilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34362) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

98.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kadın hükümlü ve tutuklulara yapılan haksız uygulamalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34363) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

99.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, 2013 AB İlerleme Raporundaki bazı hususlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34364) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

100.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34365) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

101.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, infaz edilmeyen bir mahkeme kararına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34366) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

102.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Fransa’da işlenen cinayetlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34367) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

103.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, yurtta kalan üniversite öğrencilerinin oy kullanma durumuna ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34368) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

104.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, emekli yargı mensuplarının özlük haklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34369) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

105.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Madımak olayı zanlılarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34370) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

106.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl ve Batman’da görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34371) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

107.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bitlis ve Siirt’te görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34372) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

108.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Adıyaman ve Hakkâri’de görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34373) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

109.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Muş ve Şırnak’ta görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34374) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

110.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34375) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

111.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Mardin ve Osmaniye’de görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34376) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

112.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34377) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

113.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’da görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34378) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

114.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’ta görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34379) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

115.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum ve Elazığ’da görev yapan ve haklarında görevden uzaklaştırma kararı verilen kamu görevlilerinden yargı kararıyla eski görevlerine iade edilenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34380) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

116.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevine gelen bazı ziyaretçilerin gardiyanlar tarafından tartaklandığı iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34381) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

117.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Balıkesir Kesput Cezaevinde yaşandığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/34382) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

118.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, LPG’li araçların fenni muayenede ağır kusurlu sayılmasına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/34383) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

119.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, 2003 yılından bu yana sanayide ithal kaynak kullanım oranlarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/34384) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

120.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, iş ve meslek danışmanlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34385) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

121.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Türkiye İş Kurumu tarafından açılan kurslara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34386) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

122.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, ev içi temizlik işçilerinin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34387) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

123.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, Büyük Menderes Havzasının korunması için alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34388) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

124.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bazı illerdeki otopark hesabında toplanan meblağların banka hesabına aktarılıp aktarılmadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34389) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

125.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ilıcak Köyündeki kaplıcaların sorunlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34390) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

126.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Akşehir Gölündeki bazı sorunlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34391) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

127.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da faaliyette olan HES’lere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34392) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

128.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Diyarbakır’daki Hevsel Bahçelerinin yapı rezerv alanı olarak ilan edilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34393) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

129.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, İsrail ile ticari ilişkilere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34394) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

130.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir valinin Suriyeli sığınmacılarla ilgili ifadelerine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34395) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

131.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Almanya ve Hollanda’da bulunan Türk vatandaşlarından alınan pasaport ve konsolosluk işlem harçlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34396) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

132.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa’daki elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34397) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

133.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, yürütülen bir soruşturmaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34398) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

134.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Mesudiye’de yapılan santralin üreteceği elektriğe ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34399) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

135.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, korunması taahhüt altına alınmış alanlarda yenilenebilir enerji yatırımı yapılmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34400) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

136.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, bir binanın Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından kiralanmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34401) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

137.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, Gezi Parkı protestolarına katıldıkları gerekçesiyle yurtlardan atılan öğrencilere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34402) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

138.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, 2013 yılında normal ve yüksek ücretli yurtlara yerleştirilen öğrenci sayısına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34403) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

139.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’ın, antrenörlük kurslarında usulsüzlükler olduğu iddiasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34404) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

140.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Anadoluhisarı Kız Öğrenci Yurdu ile ilgili basında yer alan bir habere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34405) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

141.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Zonguldak’taki Karaelmas Kız Öğrenci Yurdunda kalan öğrencilerin şikayetlerine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34406) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

142.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, ülkedeki lisanslı sporcu sayısına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/34407) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

143.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, 2003’ten bu yana ruhsat verilen domuz çiftliklerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34408) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

144.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, tavuk eti ve ürünlerinin GDO’lu olduğu iddialarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34409) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

145.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, sertifikasız tohum satıldığı iddialarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34410) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

146.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Adana’da silah dolu bir tırın yakalanması ile sınır güvenliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34411) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

147.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, görevden uzaklaştırılan İl Genel Meclisi Başkanının “göreve iade” kararı verilmesine karşın halen görevine dönememesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34412) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

148.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Suriyeli mültecilere karşı işlenen suçlar ile Suriyeli mültecilerin karıştığı suçlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34413) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

149.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Van’ın bir mahallesine polisin yaptığı baskına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34414) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

150.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Adana’da saldırıya uğrayan inşaat işçilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34415) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

151.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İstanbul’daki bir kadına yönelik şiddet vakasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34416) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

152.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, EGO’da çalışan bir yöneticiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34417) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

153.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bazı illerdeki otopark hesabında toplanan meblağların banka hesabına aktarılıp aktarılmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34418) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

154.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bir ailenin fertlerinin kaçırıldığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34419) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

155.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34420) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

156.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Gebze’de çok fazla ölümlü trafik kazası yaşanan bir mevkiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34421) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

157.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığa Adana Valisi hakkında yapılan ihbar ve şikayetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34422) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

158.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, iller bazında iş yerlerindeki hırsızlık vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34423) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

159.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kamusal alanlardaki hırsızlık vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34424) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

160.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki köy dolmuşlarının şehir merkezine girişlerinin yasaklanmasına ve öğrencilerin mağduriyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34425) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

161.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kapkaç olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34426) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

162.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, öğrenci evlerine kesildiği iddia edilen cezalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34427) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

163.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, polis meslek eğitim merkezlerine yapılan öğrenci alımlarına ve alımlar ile ilgili referans mektubu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34428) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

164.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde belediye ve belediye şirketlerinde gerçekleştirilen denetimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34429) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

165.- Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in, Kocaeli Valiliği tarafından Gezi Parkı gösterileri ile ilgili açılan soruşturmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34430) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

166.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, ülkemizdeki mülteci sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34431) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

167.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Keskin Belediyesinde çalışan işçilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34432) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

168.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Keskin’de yaşanan su kesintilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34433) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

169.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, hırsızlık vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34434) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

170.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, kaçak define aranan bir bölgeye ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/34435) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

171.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Dara Antik Kentinin korunmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/34436) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

172.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale’deki tarihi evlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/34437) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

173.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bakanlık tarafından yapılan tanıtma ihalesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/34438) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

174.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Maliye Bakanlığı ile İstanbul Başakşehir Belediyesi arasında gerçekleştirilen trampaya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/34439) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

175.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bir şirketin halka arzında hisse alan yatırımcılara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/34440) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

176.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Bakanlığı temsilen SGK Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdüren kişiye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/34441) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

177.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğünün Yeşilay ile imzaladığı bir protokole ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34442) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

178.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Hakkâri’de gerçekleştirilen bir operasyona ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34443) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

179.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Elmalı ilçesinde okullarda düzenlenen etkinliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34444) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

180.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, okullarda yasaklanan sitelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34445) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

181.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye’deki üniversite sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34446) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

182.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, 4+4+4 eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34447) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

183.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, yabancı uyruklu üniversite öğrencisi sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34448) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

184.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, taşımalı eğitim uygulamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34449) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

185.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Aydın Ticaret Odası İlkokulunda yaşanan bir olaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34450) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

186.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, e-okul sistemindeki aksaklıklara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34451) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

187.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, teknik öğretmenlerin atama sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/34452) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

188.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, gazi unvanı verilmeyen bir kişiye ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34453) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2013)

189.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, astsubayların sorunlarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34454) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

190.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Genelkurmay Başkanlığının sitesindeki bazı bilgilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34455) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

191.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, OYAK üyelerine ve alınan aidatlara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34456) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

192.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, füze savunma sistemi ihalesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34457) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

193.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2012 yılları arasında Hakkâri’de komşu ülke sınırında yaşanan ölümlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34458) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

194.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2012 yılları arasında Gaziantep’te komşu ülke sınırında yaşanan ölümlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34459) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

195.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2012 yılları arasında Edirne’de komşu ülke sınırında yaşanan ölümlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34460) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

196.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2012 yılları arasında Ardahan’da komşu ülke sınırında yaşanan ölümlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34461) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

197.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2003-2012 yılları arasında Ağrı’da komşu ülke sınırında yaşanan ölümlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34462) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

198.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale’de yakın gelecekte su sıkıntısı yaşanacağı iddiasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34463) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

199.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, ÇED zorunluluğu olmayan HES projelerine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34464) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

200.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ankara’nın Güdül ilçesindeki Ankara keçisi yetiştiricilerinin bir ağaçlandırma projesinden kaynaklanan mağduriyetine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/34465) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

201.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, mülteci kamplarındaki çocuk felci salgınına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34466) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

202.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, çocuk felci salgınına karşı sınırda alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34467) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

203.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İstanbul’daki bir kadına yönelik şiddet vakasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34468) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

204.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2013 yılları arasında ithal edilen aşı dozlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34469) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

205.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ülkemizde görülen “trişinelloz epidemi” vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34470) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

206.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, sigara bıraktırma hattında yazılan ilaçlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34471) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

207.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, yabancı uyruklu doktor sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34472) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

208.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, asistan hekimlerin çalışma saatlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34473) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

209.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesindeki hemşirelerin sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34474) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

210.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, aile hekimliği sistemine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34475) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

211.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hastanelerdeki cihazların kalitesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34476) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

212.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, taşeron işçilerin özlük haklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/34477) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

213.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, bir demir yolu kazasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34478) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2013)

214.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, TOKİ tarafından yapılan kentsel dönüşüm konutlarında bazı TV kanallarına erişimin engellendiği iddiasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34479) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2013)

215.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’de sık sık kazaların meydana geldiği bir bulvara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34480) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2013)

216.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, bir köye baz istasyonu kurulmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34481) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

217.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, THY ile yurt dışı firmalar arasındaki bilet fiyatı farklılıklarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34482) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

218.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülke genelinde hizmet veren PTT şubelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34483) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

219.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, THY’de görev yapan pilot sayısına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/34484) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.11.2013)

220.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TRT’nin reklam ihalesinin verildiği şirkete ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/34485) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

221.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, Ziraat Bankası personeline dağıtılan performans primlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/34486) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

222.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, engelli maaşı kesilen bir vatandaşa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/34487) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

223.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Tunceli Devlet Hastanesinin eksikliklerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34488) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

224.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 2012 yılı uzlaşma tutanaklarının Sayıştaya verilmediği iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/34489) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2013)

225.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, işsizlik verilerinin nasıl belirlendiğine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/34490) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2013)

226.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, cadde ve sokakların belediyeler tarafından otopark olarak kullanılmasına ve Ankara Büyükşehir Belediyesinin uymadığı bir mahkeme kararına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/34491) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2013)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 Milletvekilinin, Kars ilinin merkez mahallelerinin yol, su ve diğer altyapı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/795) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.04.2012)

2.- Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar ve 23 Milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/796) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.04.2012)

3.- Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar ve 21 Milletvekilinin, pamuk üreticilerinin ve sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/797) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.04.2012)

 

28 Kasım 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Dilek YÜKSEL (Tokat), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşimini açıyorum.

Hepimize iyi çalışmalar diliyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 14.05

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Açılışta yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Faruk Bal’a aittir.

Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili Faruk Bal’ın, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmalarına ilişkin gündem dışı konuşması

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün size bir rüyanın nasıl kâbusa dönüştürüldüğünü anlatmak için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Yüz otuz yedi yıllık bir rüya idi; milletin sesi ve nefesi olacak, insan şeref ve haysiyetine dayanacak, hiç kimseyi dışlamayacak, herkesi kucaklayacak, hak ve hürriyetleri genişletecek, derinleştirecek, devlet organlarını iyi işletecek, yargıyı bağımsız ve tarafsız kılacak, yürütme organını hukukla sınırlayacak ve Türk milletinin her kesiminin saygı duyacağı, herkesin kendini sadakatle bağlı hissedeceği bir anayasa yapılacaktı.

Değerli milletvekilleri, ilk defa yüzde 95 temsile ulaşmış Türkiye Büyük Millet Meclisi dört siyasi partinin katılımıyla masaya oturdu, ilk defa dört siyasi parti heybelerindekini masaya döktü, ilk defa sivil toplumun sesi alındı, ilk defa akademisyenlerin, siyasetçilerin sesi, nefesi masaya ulaştı ve iki yıldan fazla müzakere edildi. Gelecek nesillere iyi bir anayasa armağan edilecekti.

Vaziyet böyleyken bir el arı kovanına çomak soktu, arı kovanından bal beklerken her şey berbat oldu. 327 toplantıdan sadece 40’ına katılmış olan Uzlaşma Komisyonunun sembolik Başkanı da rüyayı kâbusa çevirenlerin safına katıldı. Kırmızı ışıkta mazot yakmaktan, güneşin batmasından dem vurarak çalışmaları değersizleştirdi. “Komisyon daha verimli nasıl çalışır?” gündemiyle yapılan toplantıda, toplantı tarihi vermeden “Liderlere mektup yazacağım.” diyerek toplantıyı kapatmak ve çalışmaları fiilen sona erdirmek istedi. Oyun fark edilip toplantı tarihi belirlenince, Sayın Başkan Uzlaşma Komisyonu Başkanlığından istifa ettiğini söyledi. Bu oyun kirliydi ve bu oyun maalesef Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını rüyadan kâbusa döndürmüştü. Sayın Başkan da bunun farkındaydı, istifasını kendisi değil, Sayın Mehmet Ali Şahin açıkladı. Sayın Başkan istifa etmesine rağmen, parti gruplarına mektup yazdı. Komisyonun takip eden iki toplantısında Milliyetçi Hareket Partisi vardı ve oradaydı, diğer partilerin sayın üyeleri de oradaydı ama AKP yoktu. İki toplantıya sayın AKP üyeleri gelmediği gibi, Sayın Başkan da tutanakçıları göndermedi, memurları göndermedi. Bu arada basına da ambargo kondu veya candaş ve yandaş basın Komisyonun bu durumuna karşı suskunluk sarmalına büründü ama masayı devirenlere karşı ekranlarını, sayfalarını açtı. AKP’liler bu ekranlardan ve bu sayfalardan hem suçlu hem de şikâyetçi konumunda birtakım laflar söylediler. Sayın İyimaya Komisyonun üyesi olarak Komisyonu hapishaneye benzetti, Sayın Şahin kahvehaneye benzetti, Sayın Şentop kıraathaneye benzetti. Ne diyelim, dervişin fikri neyse zikri de odur. Demek ki anayasa inşa etmek için değil, anayasa yapmak gibi bir düşünceleri yok, orada kahvehanede bulunmak, kıraathanede bulunmak ve hapishanede bulunmak gibi bir psikoloji içerisinde bulunmuşlar.

Bunlara Sayın Kılıç da katıldı, Anayasa Mahkemesi Başkanı. Kendisini evlenme vaadiyle kandırılmış birisine benzetti. Milliyetçi Hareket Partisinin ne evlenme vaadi olmuştur Sayın Kılıç’a ne de Komisyonun bir vaadi olmuştur. Sayın Kılıç’a bu vaadi kim vermişse gitsin ondan hesabını sorsun, bedelini ödetsin. Sayın Kılıç da ulu orta konuşmak yerine namusunu böylece temizlemiş olsun.

“Kırmızı çizgiler var.” diyorlar; evet, MHP’nin kırmızı çizgileri vardır. Bu çizgiler dört soru altında toplanmaktadır. Bunlardan bir tanesi: Biz bu anayasayı kurulacak bir devlete mi yapıyoruz, kurulmuş bir devlete mi yapıyoruz? MHP’nin cevabı: İstiklal Harbi’yle kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletine yapıyoruz. MHP’nin cevabı: Türk milletine yapıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.

FARUK BAL (Devamla) – MHP’nin cevabı: Türk vatandaşlarına yapıyoruz. Masadan kaçanlara soru: Siz bu soruya ne cevap veriyorsunuz? Siz yeni bir devlet mi kurmak istiyorsunuz, başka bir millete anayasa mı yapmak istiyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bal, teşekkür ederim, size süre ekledim.

FARUK BAL (Devamla) – Sayın Başkan ama…

BAŞKAN – Ekledim size süre.

FARUK BAL (Devamla) – Peki, teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Süre ekledim.

Çok teşekkür ederim.

Gündem dışı ikinci söz, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü münasebetiyle söz isteyen Malatya Milletvekili Öznur Çalık’a aittir.

Buyurun Sayın Çalık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddet konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bir kadın olarak, 21’inci yüzyılda hâlâ kadına karşı uygulanan şiddetle ilgili bir  konuşmayı burada yapıyor olmaktan dolayı duyduğum huzursuzluğu ve üzgünlüğü belirtmek istiyorum.

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki bizim literatürümüzde kadına şiddet bir Cahiliye âdetidir; bırakın şiddeti, kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık cehalettir, ilkelliktir, vicdansızlıktır. Bizim tarihimizde, medeniyetimizde, bizim köklü aile yapımızda çocuklar arasında, kadın ile erkek arasında ayrımcılık asla yoktur. Kim ki kadına yönelik ayrımcılığı, kadına yönelik şiddeti bir âdet, bir gelenek olarak lanse ediyorsa, kim ki kızlara ve kadına yönelik insanlık dışı muameleyi yapıyorsa, o, Cahiliye Döneminin temsilcisidir, insanlıktan nasibini almamıştır.

Kadına yönelik şiddet, genel anlamıyla tüm dünyayı ilgilendiren, evrensel nitelikte bir konudur; daha doğrusu, bir hak ihlalidir, insan hakkı ihlalidir. Cinsiyet ayrımcılığının temelini oluşturduğu kadına yönelik uygulanan şiddet konusu, içerisinde yaşadığımız toplumda da ne yazık ki sosyolojik, psikolojik ve toplumsal problemlerin bir bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiddet, tanım olarak insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. İnsanların hemcins ve karşı cinsler olarak yaşadıkları toplumlarda şiddetin tanımlarını çok farklı şekillerde görmek mümkündür. Her ne kadar birçok farklı şekillerde tanımı yapılmış soyut bir konu gibi görünse de, kadına yönelik şiddet konusu ahlaki ve vicdani bir meseledir. Kadına yönelik şiddet sadece fiziki olarak değerlendirilmemeli tabii ki; en büyük şiddet, kadın iradesine, kadın onuruna vurulan prangadır. Bu prangaları bizler tek tek kaldırmaya devam ediyoruz. 31 Ekim günü, kadınlarımıza uygulanan şiddetin en büyüklerinden biri olan başörtüsü yasağına demokratikleşme paketimizle son noktayı koyduk. Böylelikle, bu şiddeti özel ve kamu alanlarında kaldırmış olduk.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu arada, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nün hemen ertesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli milletvekilinin Japonya Millî Günü resepsiyonunda Sayın Başbakanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’ye karşı kullandığı seciyesiz ve seviyesiz üslubu lanetliyorum. Ülkemizin prestij ve onuruna böylesi bir zarar ancak şahsı tarafından verilebilirdi, yazıklar olsun diyorum. Seviyesizliğini milletin Meclisine taşıyan bu vekil, bence, milletin vekili olma vasfını kaybetmiştir, milletin vekili sıfatını kaybetmiştir. Milletin vekili milletin aynasıdır. Daha da vahim olan, her zeminde cumhuriyeti kurmakla iftihar eden Cumhuriyet Halk Partisinin diplomatik misyonunun Kamer Genç tarafından temsil edilmesidir. Buradan Cumhuriyet Halk Partisini konuyla ilgili gerekeni yapmaları için göreve davet ediyorum ve şiddetle mücadele için çok önemli bir şekilde zihinsel dönüşüme ihtiyacımız olduğunu bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Şiddetin panzehri sadece tek bir yasa ya da kanun değildir. Ülkemizde kadına şiddet konusu öncelikli olarak aile içi mahrem bir konu sayılmış ve bırakın yasal düzenlemeyi, şiddete maruz kalan kadının bunu paylaşması bile âdeta ahlaki ve toplumsal bir ayıp, hatta toplum arasında suç sayılmıştır. Bu sebeple, ülkemizde kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla önleyici, koruyucu ve kapsamlı tedbirlerin alınmasının gerektiği zaruriyeti ortaya çıkmıştır.

Biz çok önemli yasal düzenlemeler yaptık, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’u düzenledik ve 6284 sayılı -ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili- çok önemli bir yasal düzenlemeyi Meclisimizden 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe soktuk. Uluslararası anlamda, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ni 2011 tarihinde imzaladık. Yine, 2005 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nda cinsiyet eşitliği ve şiddet konusunda yeni düzenlemeler yaptık, “töre saikiyle” ifadesi eklenerek Ceza Kanunu’nda yapmış olduğumuz düzenlemeyle en yüksek cezayla cezalandırılmalarını kabul ettik ve çok önemli bu yasal düzenlemelerle birlikte kadına konukevlerini yaptık, sığınmaevlerini açtık. Fakat, çok önemli olarak gördüğüm; hiçbir kanunun, hiçbir yasanın kişinin vicdanından daha önemli ve belirleyici olmadığını bir kez daha hatırlatıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.(AK PARTİ ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çalık.

Gündem dışı üçüncü söz, Bursa’nın sorunları hakkında söz isteyen Bursa milletvekili İlhan Demiröz’e aittir.

Buyurun Sayın Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa ilimizin sorunlarına ilişkin gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Güney Marmara Bölgesi’nde yer alan Bursa ilimiz tarih, turizm, sanat, ticaret ve sanayi kenti olduğu kadar coğrafi konumu ve ekolojik yapısının getirdiği avantajlar nedeniyle aynı zamanda önemli bir tarım kentidir çünkü Bursa’mızda verimlilik düzeyi Türkiye ortalamasının üzerinde olup tarıma dayalı sanayi de gelişmiştir. Bursa, başta İstanbul ve Ankara gibi metropoller olmak üzere Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi’ndeki birçok ili besleyen bir tarımsal merkez durumundadır.

Bursa’mızın bu yapısının hemen her alanında sorunlar yumağı, sıkıntılar bulunduğunu ifade etmek isterim. Bursa’mızın dağ ve tepeleri parsellenmiş, ÇED raporu dışında kalmayı başaran taş ocakları, kum, çakıl ocakları, mermer ocaklarıyla çevrelenmiştir. Bu durum, çimento fabrikalarının kurulma, planlama, hareket durumunu gerektirmiştir.

Nilüfer Çayı’mız var değerli milletvekilleri; sahibi yok. Kirletiyorlar, kirli akıyor ama gelin görün ki  Büyükşehir Belediye Başkanı, ovadaki sanayi tesislerine, arıtma tesislerini yapmak üzere sekiz yıl ek bir süre tanıyor.

Keles Kozağacı Vadimiz var. Çiftçiler karşı, vatandaşlar karşı. 15 köy ortadan kalkıyor ama buna rağmen ve 2006 yılında ÇED raporu olumsuz olmasına rağmen bugün termik santralin kurulması için ısrar ediliyor.

İnegöl Tüfekçikonak HES projesiyle Sulhiye, Mezit, Osmaniye, Eskikaracakaya, Rüştiye, Yeniköy, İhsaniye, Kınık, Özlüce köyleri ve Kurşunlu Belediyesi susuz bırakılıyor.

Orhaneli’nin Başköy ve Mustafakemalpaşa’nın Sünlük ve Kabulbaba köylerinde hukuka rağmen maden ocakları işletiliyor.

Bursa İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsü, Bursa Polis Koleji kapatılıyor.

Değerli milletvekilleri, 2 milyon 250 bin yolcu/yıl kapasiteli Yenişehir Havaalanı 2003 yılından beri işlevsiz bırakılıyor.

Bursa’mızda yapılması planlanan şehir hastanesi yer ve ulaşım anlamında belirsizliklerle dolu; sorun ve sıkıntılarla çalışmak üzere planlanmakta.

Yıldırım ilçesinde, insanlara umut pompalayarak 7 mahalleyle başlayıp 1 mahalleye düşen kentsel dönüşüm planı, programı ve projesi karmaşa durumunda olduğundan vatandaşlarımızda hayal kırıklığı yaratıyor. Bu bölgedeki Samanlık mevkisindeki 100 dönüm mutlak tarım alanı kentsel dönüşüm projesine katılıyor.

Yine bu bölgede, ovanın içerisinde hiçbir yapının olmadığı 140 dönüm alan “rezerv alan” ilan ediliyor. Neden?

Hukuksuzluk; yargı kararlarına rağmen KOTİYAK, BESOB sanayi sitelerinde, Mudanya Myrleia Antik Kenti üzerinde inşaatlar devam ediyor. Bursa’nın simgelerinden, sit alanı olan Paşa Çiftliği, İller Bankası AŞ tarafından bir protokol ile ucuz bir ücretle satın alınıyor. Protokolü kimse bilmiyor ve Bursa halkı bu konuyla ilgili sorularına yanıt bulamıyor. “Bursa’da hiçbir şey yapılmıyor mu?” derseniz, örnek olarak Doğanbey ucubesini, TOKİ konutlarını size gösterebiliriz.

Süremi dikkate alarak, zeytin hasat döneminin başladığını, zeytin üreticilerinin 50 kuruşluk prim desteğine kulaklarını yönlendirdiklerini biliyorum. Ancak, bildiğim bir başka şey de tarım sorunlarına kulaklarını tıkayarak, randevu dahi vermeyen mevcut Tarım Bakanı ile bu sorunların çözülmeyeceğidir.

Kahvelere çıkamayan, sarı taksileri köy girişinde takip eden, icralarla boğuşan Türkiye’nin çimentosu çiftçilerimize yalnız olmadıklarını belirtiyor, ürünlerinin bol ve bereketli olmasını dileyerek saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demiröz.

Buyurun Sayın Bakan.

Sayın Bakan söz istedi gündem dışılarla ilgili olarak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Başbakan getirmeye kararlı herhâlde, hep Sayın Bakan çıkıyor cevap vermeye. Sayın Bakan, vallaha işiniz zor. Hükûmetin size bir kastı olmalı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle Sayın Bursa Milletvekilimiz İlhan Bey’in gündem dışı konuşmalarına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Efendim, tabii, Bursa'da özellikle tarımdan, ziraattan bahsetti, taş ocaklarından bahsetti. Özellikle şunu ifade edeyim: Bu konuda özellikle Bursa’da tarım topraklarını koruyan, sulayan biziz yani Bursa'daki sulama ihtiyacını karşılayan biziz. Bakın, özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Bursa, benim de çok sevdiğim bir ilimiz. İlk stajımı orada yaptığım için ayrı bir gönül bağım var. İlk stajımı ben de teknik üniversite talebesiyken Bursa'da yapmıştım. O zaman dolayısıyla ben de kendimi…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ama bunu Bursalılar dinliyor …

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Sayın Vekilim, biliyorsunuz, sizi de seviyoruz. Kendimi Bursa’nın bir hizmetkârı olarak görüyorum.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sağ olun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, Hükûmetimiz özellikle geçen yıl sonuna kadar…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Bütün Türkiye’nin olun, sadece Bursa’nın değil.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Manisa?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ya, tabii, bütün ülkemizin hizmetkârıyız da yani staj yapmaktan dolayı Bursa’ya ayrı bir gönül bağımız var.

Gündem dışı söz alırsanız Manisa’ya da yaptıklarımızı anlatırız Sayın Vekilim.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Manisa’nın gündem dışı almasına gerek yok, sürekli söylüyorum sorunları.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim, özellikle şunu ifade edeyim: Şu ana kadar biz Bursa’ya Hükûmet olarak, belli başlı yatırımcı bakanlıklar geçen yıl sonuna kadar 6 milyar 917 milyon 760 bin TL yatırım yapmış, Büyükşehrin yapmış olduğu yatırımlar hariç olmak üzere. Bunlardan tabii ben de Orman ve Su İşleri Bakanı olarak Bursa’ya en büyük yatırımları -yaklaşık 1,6 milyar TL- yapmanın gururunu yaşıyorum.

Bakın, biz neler yaptık: Bursa’da, az önce dediniz, sulama. Yani, tarımın gelişmesi için Bursa’da suya ihtiyaç var. Dolayısıyla, sulama olmadan Bursa’da yeteri kadar zirai ürün almak mümkün değil Sayın Vekilim. Bakın, biz şu ana kadar -geçen yıl sonuna kadarki rakamı söylüyorum, bu seneki rakamlar yıl sonunda çıkacak- 183.320 dekar araziyi modern sulama sistemiyle sulamışız. Ayrıca, 246.890 dekar arazinin de sulama suyu hazır, şu anda kanalları, sulama şebekesi inşa ediliyor. Ayrıca, Bursa’mızın hakikaten su ihtiyacı had safhadaydı. Hatta ben yeni bakan olduğum 2007 yılında Bursa’da sadece bir baraj vardı biliyorsunuz, bu barajdaki su tükenmişti, büyük bir sıkıntı vardı. Başbakanımız da “Sen Bursa’nın madem gönüllüsüsün, git orayı hallet.” deyince biz orada yıldırım hızıyla Nilüfer Barajı’nı inşa ettik ve Bursa’mızın 2060 yılına kadar içme suyu meselesini kökünden çözdük. Şu anda, Bursa için biz yılda 205 milyon metreküp içme suyu temin ettik. Ayrıca, biliyorsunuz, Çınarcık Barajı’nı tamamladık, hatta Çınarcık Barajı’ndan bir tünelle bir hidroelektrik santraline su veriliyor. Ayrıca, gelecekteki, icabında 2060 yılından sonraki su ihtiyacı dâhil, o tünelden sonra karşılanacak. Nilüfer Barajı’nı yeterli görmedik, hatta bazen -Doğancı Barajı var arkasında biliyorsunuz, mansabında- “Eğer herhangi bir sıkıntı olursa problem yaşanmasın.” diye bunu dâhi düşündüm ve neticede oradan bir baypas tüneli inşa ediyoruz. Yani, riske sokmamak için yedeğin yedeğini dahi Bursa için inşa ediyoruz.

Babasultan Barajı’nı biliyorsunuz bitirdik, su tuttuk. Hatta, Bursa içindeki bütün ana isale hatlarını yapmıştık. Boğazköy Barajı’nın açılışı yapıldı bildiğiniz üzere. Karacabey’de Hamidiye Kepekler sulaması, İznik Ömerli Orhaniye Elbeyli Yeniköy pompaj sulaması, Boyalıca pompaj sulamaları, Mezit sulaması, Şevketiye Göleti sulaması, İnegöl Kurşunlu Göleti sulaması… Ayrıca, Uludağ Üniversitesine bir gölet inşa ettik. Kestel’de Çamlık Göleti ve sulaması, Karacabey’de Bayramdere Göleti sulaması, Keles’te Dağdibi Göleti, ayrıca Orhaneli’nde Göynükbelen Göleti, Bursa Şevketiye Göleti’nde blanket onarımı ve ayrıca İnegöl Kurşunlu Göleti’ndeki eksikliklerin tamamlanması, Orhaneli’nde Karıncalı Göleti sulaması, yani bunları tamamen bitirdik.

Bakın, ayrıca, 9 tane dere ıslah ettik. 4 ilçe, 45.590 dekar araziyi de taş, sel baskınlarından koruduk. Bunların isimlerini müsaade ederseniz söylemeyeyim ama size verebilirim.

Bunun dışında, şu anda, Bursa’da, 13 tane büyük inşaatımız devam ediyor, 13 tane. Biliyorsunuz, Yenişehir Ovası’nda yer altı suyu sulaması hızla devam ediyor. Burada, 50.200 dekar arazi sulanacak. Buna özellikle 2008 yılında başladık, inşallah bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Bu yılki ödeneğini de, yeteri kadar ödenek de ayırdık.

Boğazköy Barajı sulaması var, bunu tamamlıyoruz ayrıca. Biliyorsun, Yenişehir Ovası’nda 2 sulama var Sayın Vekilim. Bir kısmını Boğazköy Barajı’ndan sulayacağız, bir kısmı da yeterli olmuyor, onu da, yer altı suyunu da modern sulama sistemleriyle… Çok modern SCADA sistemini dahi düşündük.

Bunun dışında, Babasultan Barajı’nın sulamasıyla ilgili çalışmalar başladı. Bunun müjdesini vermek istiyorum. Babasultan Barajı’nı bitirdik ama sulamasını çok modern bir sulama yapıyoruz. İhalenin ön yeterlilik değerlendirmesi geçen ayın 21’inde tamamlandı, inşallah teklifler alınacak, onun da temelini atacağız. Birlikte atacağız, sizi de davet ediyoruz.

İznik’te Gölyaka Balarım ve Orhangazi pompaj sulaması, inşaatı devam ediyor.

Mustafakemalpaşa Güllüce sulaması inşaatı; efendim, bunu da -38.650 dekar arazi sulanacak- inşallah yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Bunun da bakın, tamamen tamamlanması için ödeneği ayırdık. Mesela, 8 milyon 285 bin TL ödeneği var yıl sonunda bitsin diye, bunu da tamamlıyoruz.

Karacabey’de Yeşildere Barajı; bu, biliyorsunuz yeni bir baraj. Karacabeyliler hararetle bekliyordu Yeşildere Barajı’nı. Bu barajla ilgili ön yeterlilik ihalesini de 22 Temmuzda yaptık, ihalesi yapılıyor.

Ayrıca, hatırlarsanız, Gemlik’te, Gemlik’in gelecekteki su ihtiyacını karşılamak için –ben, size de davetiye göndermiştim- Gemlik’te Büyükkumla Barajı’nın temelini gümbür gümbür attık. İnşallah, onu da çok kısa zamanda bitireceğiz. Gemlik’e tabii, arıtma tesisi, isale hatları onlar da başladı. Bu da çok modern yani günde 70 bin metreküp suyu arıtacak çok modern, ileri bir içme suyu arıtma tesisi, sadece Gemlik değil, Gemlik ve civarının içme suyu ihtiyacını tamamen karşılayacağız. İsale hattı da yapıldı ve inşaatı yapıldı. Bunun da 13 tane su haznesi, 9 terfi merkezi, isale hatlarıyla yaklaşık 41.760 metre de bir boru hattı inşa ediyoruz.

Tabii, proje safhasında çok sayıda işlerimiz var. Büyükorhan (Cuma) Barajı’yla ilgili çalışmalar, Yeşildere Barajı’nın -işte, sayın vekilim de biliyor, orada söz vermiştik- bunun sulamasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Karacabey’deki Gölecik Barajı proje hazırlaması, İnegöl’de Hocaköy Barajı ve İznik Barajı proje hazırlama çalışmaları devam ediyor.

Ayrıca, planlama safhasında 15 tane işimiz var. Bunları ben, Genel Kurulun vaktini almamak için teker teker okumayayım ama ben size bunların da tamamının isimlerini -15 tane- takdim edeceğim. Yani, şunu ifade edeyim: Tabii burada “Göl-Su” olunca, “Bin Günde Bin Gölet” kapsamında olunca… Çoğu kere, sizler laf atıyorsunuz, bir kere de “Bursa’da ne kadar?” diye sordunuz. Ben şimdi müjdeliyorum o zaman. Efendim “Bin Günde Bin Gölet” kapsamında Bursa’ya tam 39 adet gölet ve modern sulama tesisini yapıyoruz, “Bin Günde Bin Gölet” kapsamında. Bunların teker teker isimlerini söyleyebilirim. Şu anda, 11 tanesini bitirdik, işletmede; 11 tanesi inşaat safhasında, 4 tanesi proje safhasında, 10 tanesinin de planlama ve projesi yapılıyor, 3 tanesi de ön inceleme safhasında olmak üzere tam 39 adet gölet ve sulamasını yapıyoruz.

Allah aşkına, bizden önceki elli, altmış yılda kaç gölet yapıldı? Onu bir hesap edin. Biz, bin günde, üç yılda 39 tane gölet ve modern sulama sistemini yapıyoruz; modern, kapalı sistem, basınçlı, tamamen cazibeli.

Ayrıca, şunu da ifade edeyim: Bir kısmını da gölet kapsamına aldık Bursa için. Neden? Bazıları baraj çıktı ama baraj olunca işlemler uzun sürüyor, biz, o bakımdan 30 metreden büyük de olsa onu gölet gibi değerlendirdik ve hızla bunu yapıyoruz.

Birkaç tanesinin ismini söyleyeyim: Çalı Göleti ve sulaması, 8.060 dekar; Kayapa Göleti ve sulaması, 14.180 dekar; Büyükorhan Kınık Göleti ve sulaması 1.890 dekar; sulanıyor bunlar; İznik Hisardere Göleti ve sulaması 1.800 dekar; İznik Mahmudiye Göleti ve sulaması, 4.250 dekar arazi sulamaya açıldı. Nilüfer’de Güngören Göleti ve sulaması, 890 dekar, sulama projesi hazırlandı. Yenişehir’de Çiçeközü Göleti ve sulaması, 17.300 dekar arazi sulanacak, gölet inşaatı tamamlandı, sulama projesi tamamlanınca ihale edilecek. Orhaneli’ndeki Söğüt Göleti ve sulaması, Kestel Yukarı Dokuz Gözler Tersip Bendi, Kestel Narlıdere Sekisi, İnegöl Paşaören Sekisi olmak üzere 11 tane, şu anda, bunlar büyük ölçüde inşaat safhasında. 11 tane de tamamlandı, bu 11 tane de inşaat safhasında. Onların da birkaç tanesini okuyayım ben müsaade ederseniz:

1) Kestel Nüzhetiye Göleti ve sulaması,

2) Osmangazi Büyükdeliller Kızılkaya Göleti ve sulaması,

3) Kestel Gözede Göleti ve sulaması,

4) Keles Sorgun Göleti ve sulaması,

5) Orhaneli Göynükbelen Göleti ve sulaması,

6) Keles Dağdibi Göleti ve sulaması,

7) Orhaneli Altıntaş Göleti ve sulaması,

8) Yenişehir Gökçesu Göleti ve sulaması,

9) Büyükorhan Durhasan Göleti ve sulaması,

10) Büyükorhan Ericek Göleti ve sulaması,

11) Yenişehir Fethiye Göleti ve sulaması.

Bunun dışında, proje safhasında 4 tane ve planlama safhasında da 10 tane olmak üzere 39 tane gölet ve sulaması, gerçekten, Bursa tarihinde yapılan en büyük yatırımdır. Bunu, gururla ifade ediyorum, beldeye hizmet etmekten dolayı da gurur duyuyorum.

Tabii, Sayın Vekilim, sadece DSİ çalışmıyor, orman teşkilatı da şu anda Bursa’da… Bakın, ağaçlandırmaya baktığımız zaman, 704.580 dekar arazide son on yılda çalışmışız, yani 700 bin dekardan daha fazla ve geçen yıl sonuna kadar 42 milyon 150 bin adet fidanı toprakla buluşturmuşuz.

Bunlarda, 2013 yılında da büyük bir seferberlik başlattık: 11 bin dekar ağaçlandırma, 9.280 dekar ağaçlandırma, bakım, 1.900 dekar rehabilitasyon, 1.500 dekar mera ıslahı ve 2 milyon adet de Bursa ilinde fidanlıklarda fidan üreteceğiz bu yıl.

Ayrıca, biliyorsunuz, Bursa kestanesi meşhur, kestane şekeri dünya çapında.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sinop’unki meşhur Sayın Bakan, kestanenin aslı Sinop’tadır. Rica ederim, sizin de doğum yerinizdir.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Kestanenin esas merkezi Sinop’ta Veysel köyü.

BAŞKAN - Engin Bey, hiç görmedik kestanelerden.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Mesaj alınmıştır efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sinoplular, dinlemiştir, hemen yollarlar, benim aramama bile gerek yok,

BAŞKAN - Teşekkürler, sağ olun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sağ olsun, Veysel köy muhtarı da kestaneyle geliyor Sayın Grup Başkanım.

Şimdi, değerli milletvekillerim, özellikle, kestane çok önemli olduğu için, biz, Bursa’da bir kestane seferberliği başlattık. Bu yıl sonuna kadar 100 bin fidan dikeceğiz. Ama bunu şöyle yapıyoruz, yani sizlerin de görüşünü aldık, denildi ki…

Tabii, gerçekten, biz, buradaki konuşmaları dikkatle dinleyip onları da uygulamaya çalışıyoruz. “Orman köylülerine destek verin.” denildi. Biz de oturduk, düşündük arkadaşlarla, dedik ki: Bu fidanları biz dikelim, kestanelerin bakımını üç yıl orman teşkilatı yapsın ve bunları herkesin huzurunda, kaymakam, işletme müdürü, muhtar, vatandaşlar huzurunda parsel parsel bölelim, hane başına kaç tane fidan düşüyorsa herkesin huzurunda şeffaf şekilde dağıtalım; geliri tamamen vatandaşa olsun. Bunu ceviz için de, badem için de ve aynı zamanda kestane için de yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Yani teklifler varsa orman köylerinden, o civardaki bozuk orman alanlarının hazineye ait olup da ağaçlandırılması uygun olanları yapmaya hazırız. Maksat şudur: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Biliyorsunuz, biz milletin hizmetkârıyız, milletin efendisi değil hizmetkârıyız. Bu bakımdan buna dikkat ediyoruz. İnşallah ORKÖY destekleri devam ediyor. Sürem az olduğu için, biliyorsunuz…

Şimdi, Uludağ konusunda…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan, size verilen süre yirmi beş dakika.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İşte, daha güzel, ben size, sayın vekilime çok teşekkür ediyorum. Bursa’ya yapılanları açıklama imkânı verdiği için gönülden teşekkür ediyorum ama eksikler varsa lütfen onları da söyleyin, yanınızda Manisa vekilimiz var, o da yazsın. Eksiklikleri de yapmak bizim vazifemizdir. Biz zaten bunun için varız.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Söylüyoruz söylüyoruz ama ses çıkmıyor Sayın Bakan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Eksiklikleri söylüyoruz, Şanlıurfa’da sürekli elektrikler kesiliyor Sayın Bakan, şu anda Şanlıurfalı elektrik bekliyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim tabii, bu arada da Uludağ’la ilgili bir projemiz var. Biliyorsunuz, çok özel ahşap evler yaptık, onları Uludağ’a koyuyoruz. İkmal ediliyor yolları vesaire. Uludağ’ı, gerçekten, dünyanın hem sadece kayak turizmi, kış turizmi değil, aynı zamanda kongre turizmi, sağlık turizmi için bir merkez yapmak istiyoruz. O konuda çalışmalar yapılıyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Spil Dağı ne olacak Sayın Bakan, Spil Dağı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Tabii, Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz de buraya 9 tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurmuş; Bursa, Gemlik, İnegöl, İznik, Karacabey, Keles, Mustafakemalpaşa, Uludağ, Orhaneli’ye. Şimdi, bu sene söz verdik, 6 yere daha otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kuracağız Bursa’da. Mudanya talep etti, Orhangazi Üniversitesinin kampüsüne, Büyükorhan’a, Harmancık ve Kestel’e birer tane daha otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kuracağız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Şanlıurfa’ya da gelin, orada su yok, elektrik yok, yol yok, okul yok…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Nerede, nerede?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani gerçekten şu anda bunlar yok.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Nerede yoksa onu yapmak bizim vazifemiz. Onları yazılı bana ver Sayın Vekilim, yapalım, derhâl yapalım, derhâl…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sözlü olarak söyledik, yazılı olarak da var.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bana ver onları, onları yapacağız.

Şimdi, Sağlık Bakanlığımız bakın Bursa’da destan yazdı. Devlet hastanesi ve 47 sağlık tesisi hizmete aldı. Millî Eğitim Bakanlığımız 5.496 yeni derslik Bursa’ya inşa etti.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, Sağlık Bakanlığı katkı payı alarak destan yazdı. 10 yerde katkı payı aldı, yapmayın Allah aşkına! Bilmediğiniz konulara girmeyin, yapmayın! 

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim, bakın, peki, o zaman şunu söyleyeyim…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yani bina yaparak sağlıkta sistem getirilmez.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Ya, şimdi, sağlıkla ilgili…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, bugün bir doktor öldürüldü.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Hayır, tabii, doktorlara şiddet uygulayanları burada telin ediyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Lütfen, telin edin, ama telin etmek bir bakana yetmez, gereğini yapmanız lazım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bunları hepimiz telin etmemiz lazım, doktorlar bizim başımızın tacı, öğretmenler bizim başımızın tacı…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim, son olarak, müsaade ederseniz, Ulaştırma Bakanlığı şu ana kadar 231 kilometre bölünmüş yol yapmış.

Eskiden Ankara’dan Bursa’ya gitmek gerçekten bir işkenceydi, ama şimdi Afyon kaymağı gibi yollardan Bursa’ya ulaşıyoruz yani Sayın Vekilim. Hatta ben, kış kıyametti inanın, en sert kışta Bursa yoluyla Çanakkale’ye gittim.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Yenişehir Havaalanı çalışmıyor Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Peki, tamam da şimdi ona bile ihtiyaç kalmayacak.

Şimdi, Ankara ve Ankara’dan Bursa’ya -Bozüyük, Bursa- hızlı tren gelecek mi?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – 2017’de!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Başladı efendim…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakanım, Denizli’ye söz verdiniz, yok öyle bir şey.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İki saat on beş dakikada, burada birlikte bineceğiz hızlı trene, kitabımızı okuyarak, raporları okuyarak Bursa’ya gideceğiz.

Tarım sektöründe, bakın, Tarım Bakanımızı söylediniz. Efendim, Tarım Bakanımızdan her zaman randevu alabilirsiniz, bizden de alırsınız.

Bakın, Tarım Bakanımız 2003’ten geçen yılın sonuna kadar Bursa çiftçisine 682 milyon TL zirai destek vermiş.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Akaryakıttan aldığınız KDV’yi de söyleyin Sayın Bakan!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, TOKİ… TOKİ 18.587 konut inşa etmişb. KÖYDES ve BELDES kapsamında…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Davalar açıldı! Kaç tane vatandaş dava açtı, bir de onu söyleseydiniz!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – …yaklaşık 70-80 milyon TL, özellikle köy yolları veya köy altyapısı, parke vesaire için oraya KÖYDES kapsamında para gönderilmiş. Yani, ben özetle şunu söylemek istiyorum: Yani, tabii, mükemmelin daha mükemmeli var ama lütfen Bursa’ya yaptıklarımızı da şöyle bir takdir edin. Ama eksikler olabilir, eksikleri de tamamlamak için hep birlikte, sizlerin varsa tenkitleri dikkate alırız mutlaka, eksikler varsa tamamlarız.

Bir de, biz orada ovaları mahvetmiyoruz. Bakın, ben İstanbul Teknik Üniversitesinde hocayken, bakın, Demirtaş’la ilgili orada konut yapılma talebi geldi, bilirkişi olarak ben şiddetle reddettim ama nasıl olduysa 1’inci derece mümbit topraklar bir kararla 5’inci sınıfa alındı, orada konutlar yapıldı. Ama biz toprakları koruyoruz, koruyacağız. Orada verdiklerimiz sadece bozuk orman alanlarında taş ocağı, onu da rehabilite ediyoruz. Yani, bu bakımdan, bunu özellikle sizlere arz etmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim, hürmetlerimi arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, bir düzeltme yapmak istiyorum müsaade ederseniz, az önceki gündem dışı sözle ilgili.

BAŞKAN – Açıklama yaparsınız. Yerinizden bir dakika.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ama Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sataşma yok Sayın Demiröz, lütfen… Yerinizden bir dakika. Sataşma yapmadı çünkü, dinledim can kulağıyla, son derece yapıcı bir dille konuştu Sayın Bakan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İlkokuldayken her gün dersler başlamadan önce yirmi dakika eğitsel kol çalışması olurdu. Biz de yirmi dakika nezaket kuralları eğitimi yapalım.

BAŞKAN – İsterseniz yapar, müracaat edin. Meclis Başkanlığına müracaat edin, yeni uygulama başlatsın.

Buyurun Sayın Demiröz.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun gündem dışı konuşmaya cevabı sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakan öyle anlattı ki Bursa tamamen sular altında kaldı. Hâlbuki, Bursa’nın 241 bin hektar tarım alanı var, şu anda sulanabilir alanımız DSİ’nin rakamlarına göre yüzde 51 civarında. Bir; onu ifade etmek istiyorum.

İki; benim elimde Orman ve Su İşleri Bakanlığının Bursa ili yatırımları var, 1 milyar 422 milyon ama Sayın Bakan 6 milyar civarında yatırım olduğunu ifade etti, buna seviniriz ancak bir şeyin de altını çizmek istiyorum: Sayın Bakan bunu ifade ederken Bursa’nın vermiş olduğu vergileri de lütfen dile getirsin.

Boğazköy Barajı’nın açılışını her tarafa koydunuz  2012-2013 kapsamı içerisinde ama henüz sulamayla ilgili planlama yapılmamış, 2016-2017 yıllarında bitecek. Ben TOPRAK-SU’cuyum. “Bin Köye Bin Gölet” kapsamı her zaman seçim arifesinde çıkıyor. Şimdi 39 tane gölet dediniz. Bunların büyük bir kısmının planlaması bizden taraf yapılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, teşekkür ediyoruz size.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın  Bakan bir yirmi dakika cevap versin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok önemli bir husus, yerimden mümkünse bir dakikalık…

BAŞKAN – Nedir konu?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Konu şu: Şanlıurfa’da sürekli elektrikler kesiliyor, vatandaş gerçekten elektriklerin kesilmesi nedeniyle mağdur.

BAŞKAN – Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, Sayın Tanal, özellikle size şunu söylüyorum: Siz yerinizden bunu sözlü olarak birkaç kez yinelediniz, Sayın Bakan da “Yazılı olarak getirirseniz çözmeye çalışırız.” dedi.

Ayrıca da şunu hatırlatmak istiyorum, her gündem dışıdan sonra bunu hatırlatmak durumundayım: Gündem dışıyla ilgili bölümde 60’a göre söz vermiyorum.

Teşekkür ederim anlayışınızdan dolayı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ben insani açıdan söylüyorum. Sayın Bakanımız da duyuyor herhâlde. Yani, gerçekten, şu anda sürekli elektrikler kesiliyor. Eğer ilgilenirlerse memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, söylediğiniz her şey kayda geçmiştir.

Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge bulunmaktadır, okutuyorum.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 22 milletvekilinin, Kars ilinin merkez mahallelerinin yol, su, altyapı ve diğer sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/795)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kars ilinin merkez mahallerinin yol, su, altyapı ve diğer sorunlarının tespit edilerek alınacak önlemlerin belirlenmesi için Anayasa'nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Mülkiye Birtane                         (Kars)

2) Pervin Buldan                            (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                             (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                  (Muş)

5) Murat Bozlak                             (Adana)

6) Halil Aksoy                                (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                            (Batman)

8) İdris Baluken                              (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu            (Bitlis)

10) Emine Ayna                             (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                       (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                 (Diyarbakır)

13) Adil Zozani                              (Hakkâri)

14) Esat Canan                               (Hakkâri)

15) Sırrı Süreyya Önder                 (İstanbul)

16) Sebahat Tuncel                         (İstanbul)

17) Erol Dora                                 (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                       (Mersin)

19) Demir Çelik                              (Muş)

20) İbrahim Binici                          (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                               (Van)

22) Özdal Üçer                               (Van)

23) Leyla Zana                                ( Diyarbakır)

Gerekçe:

Kars’ın hemen hemen bütün merkez mahallerinde yol, su, sosyal tesis, altyapı sorunu mevcuttur. Merkez Mahallesi, Atatürk Mahallesi, Aydınlıkevler Mahallesi, Bayrampaşa Mahallesi, Bülbül Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Fevzi Çakmak Mahallesi, Kaleiçi Mahallesi, Karadağ Mahallesi, Sukapı Mahallesi, Yeni Mahalle, Bahçelievler Mahallesi, Ortakapı Mahallesi, İstasyon Mahallesi, Hafızpaşa Mahallesi, Halitpaşa Mahallesi ve Alpaslan Mahallesi'nde sular sürekli kesik olup bu mahallelere su sabah 1 saat ve akşam 1 saat olmak üzere günde toplam 2 saat ya veriliyor ya verilmiyor.

Muhtarlar su ve yol sorunu başta olmak üzere tüm sorunlarla ilgili yıllardır mücadele verdiklerini, aşındırmadık kapı bırakmadıklarını ancak kendilerinin dikkate alınmadığını ve kalıcı bir çözüm üretilmediğini dile getiriyorlar. Kentte su, yol, altyapı hiçbir mahallede tamam değildir. Suyu tüm gün akan mahallelerde ise musluk suyu son derece sağlıksız olduğu için, imkân bulanlar bu suyu içme suyu olarak kullanmıyor. Kadınlar sabah saatlerinde birkaç bidona doldurabildikleri su ile tüm gün idare etmek zorunda kalıyorlar. Çamaşır makinesi, şofben kullanımı ancak çok erken saatlerde ve kısa süreli olmaktadır. Bu nedenle, mahalle sakinleri çamaşırlarını çoğu zaman elde yıkıyor ve çok ilkel koşullarda banyo ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Bu mahallelerde su âdeta cezaevlerindeki gibi bir uygulama ile veriliyor. Aile bireyleri sabah kalkıp evde banyo sırasına giriyor ve su kesilmeden alelacele yıkanmaya çalışıyor. Yetiştirebilenler makineye çamaşır atıyor ancak çoğu zaman yıkama bitmeden su kesiliyor. Bu durum özellikle kadınları zor durumda bırakıyor.

Kent idarecileri için utanç olarak nitelendirilecek bu sorun bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Sorunun çözümü her yıl yaza erteleniyor. Yetkililer hep “Gelecek yıl su sorununu çözeceğiz.” diyorlar ancak bugüne kadar durumda herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bugün de Kars Belediyesi su sorununun temmuz ayında çözüleceğini duyurdu. Muhtarlar daha önce de su sorunu nedeniyle yaptıkları bütün başvurularda sürekli “Bu yıl halledilecek.” dendiğini ifade ediyor. Bir ara ise “Bayburt Barajı’nın bitirilmesi bekleniyor.” denmiş ancak daha sonra barajın su tutmadığı söylenmiş. Bu nedenle kent sakinleri bu vaatleri artık ciddiye almıyor. Çünkü yıllardır aynı vaatlerde bulunulduğunu dile getiren halk, bunun bir oyalama taktiği hâlini aldığını iddia ediyor.

Mahallelere ilişkin sayısız özgün sorunlar bulunmakla beraber, ortak sorunlar su, yol ve altyapı problemidir. Yani kentte belediyenin esamesi okunmuyor. İstisnasız bütün vatandaşlar şikâyetçi. Belediyenin hiçbir hizmet vermediği sadece söylentilerden ibaret değildir. Kentin yolları, caddeleri, sokakları, ara yolları, kaldırımları bunun en açık kanıtıdır. Merkezde bile yollar son derece kötü durumdadır. Kışın kar temizliği yapılmıyor, çöpler düzenli olarak her kapıdan alınmıyor, kimi mahalleler çöp kokusundan geçilmiyor. Çoğu cadde ve sokakta kaldırım yoktur. Olan yerlerde de kaldırım taşları sökülmüş, ara sokakların çoğunu, bırakın araçları, yayaların kullanması bile mümkün olmuyor. Muhtarlar kararlara ortak edilmiyor, fikirleri önemsenmiyor ve dikkate alınmıyorlar. Mahallenin sorunları konusunda muhtarlarla diyaloğa geçilmeyerek muhtarlar edilgen hâle getirilmişlerdir.

Şu an Kars, belediyesi olmayan koca bir köy durumundadır. Çünkü belediye hiçbir varlık gösteremiyor. Her seçim döneminde birçok vaat verilmekte ancak bugüne kadar ilde hayata geçmiş tek proje yoktur. İlin yol, su ihtiyacından tutun da otopark, park, sosyal tesis, sağlıklı bir çevre, temiz su ve benzeri hiçbir ihtiyacı karşılanmış değildir. Bu kentin ilgiye ihtiyacı var. Tarihî ve doğal güzellikleri ile Türkiye'nin eşsiz kentlerinden biri olan ilin sorunları Meclise taşınmalı ve sorunlarına kalıcı çözümler bulunmalıdır.

2.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 23 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/796)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz zeytin ürününün sorunlarının ve çözüm önerilerinin araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenebilmesi için Anayasa'nın 98'inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Metin Lütfi Baydar                      (Aydın)

2) Mahmut Tanal                             (İstanbul)

3) İhsan Özkes                                (İstanbul)

4) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

5) Ramazan Kerim Özkan               (Burdur)

6) Mustafa Sezgin Tanrıkulu           (İstanbul)

7) Faik Öztrak                                 (Tekirdağ)

8) Ali Sarıbaş                                  (Çanakkale)

9) Ahmet İhsan Kalkavan                (Samsun)

10) Emre Köprülü                           (Tekirdağ)

11) Mehmet Ali Ediboğlu                (Hatay)

12) Durdu Özbolat                          (Kahramanmaraş)

13) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

14) Mehmet Şeker                           (Gaziantep)

15) Mevlüt Dudu                             (Hatay)

16) Kadir Gökmen Öğüt                 (İstanbul)

17) Bülent Tezcan                            (Aydın)

18) Ayşe Nedret Akova                  (Balıkesir)

19) Namık Havutça                         (Balıkesir)

20) Hülya Güven                             (İzmir)

21) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

22) Gürkut Acar                              (Antalya)

23) Turgut Dibek                             (Kırklareli)

24) Refik Eryılmaz                          (Hatay)

Gerekçe:

Oleaceae familyasının bir üyesi olan zeytinin ana vatanı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni de içine alan yukarı Mezopotamya ve güney ön Asya'dır. Günümüzde 20’nci yüzyılın bitkisi olarak gösterilen ve yüzyıllardır önemini yitirmemiş olan zeytin bitkisinin ana vatanı Mardin, Hatay, Suriye, Filistin ve Kıbrıs Adası’nı içerisine alan bölge kabul edilmektedir. Kutsal zeytin ağacı, Akdeniz uygarlığının sembolüdür. Tüm dünyada 900 milyon ağaçtan yüzde 98'i Akdeniz çanağında yer almaktadır.

Zeytin ağacı, iklim ve kültür özelliklerine dayanarak bir sene çok, bir sene az ürün verir. Ürünün bol olduğu yıllarda 1,3 milyon tonluk miktar ile dünya zeytin üretiminin yüzde 10'u ülkemizde gerçekleştirilir. Zeytin meyvesi, sofralık ve yağlık olmak üzere iki şekilde değerlendirilir. Ülkemizde üretilen zeytinin yüzde 70'i yağlık, yüzde 30'u sofralık olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Bursa, Manisa, Çanakkale, Gaziantep ve İçel önemli zeytin üretimi yapılan illerdir. Ege, Marmara, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise önemli zeytin üreten bölgelerdir. Ülkemizdeki tarım alanlarının yüzde 3,2'sini zeytinlikler oluşturmaktadır.

Dünya zeytin üretiminde öne çıkan ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Türkiye ve Suriye'dir. Aynı zamanda bu ülkeler zeytinyağı üretiminde de lider konumdadırlar. Ülkemiz, dünyada sofralık zeytin üretiminde 2’nci, yağlık zeytin ile zeytinyağı üretiminde ise 5’inci durumdadır. Bursa ilimizde gerçekleştirilen zeytin üretiminin tamamı sofralıkken Aydın, İzmir, Muğla ve Balıkesir illerimizdeki üretimin yüzde 75'inden fazlası yağlıktır. Ülkemizde yıllara göre ürün miktarı değişkenlik göstermekte yani var yılı-yok yılı özelliği şiddetli yaşanmaktadır. Üretimimiz var yıllarında 170-200 bin ton, yok yıllarında 40-60 bin ton seviyelerinde seyretmektedir. Dolayısıyla, üründe yok yıllarında yüzde 75 rekolte kaybı yaşanmaktadır. İspanya'da ise bu oran yüzde 35-40 seviyelerinde kalmaktadır. Ayrıca, ülkemizdeki ağaç başına verim diğer ülkelere göre düşüktür. Örneğin, İtalya ve İspanya'da ağaç başına verim 45-50 kilogram olmasına karşın ülkemizde ise 15 kilogram dolaylarındadır.

Ülkemizin zeytin ve zeytinyağı üretiminde lider konumda olmasına rağmen kişi başına zeytinyağı tüketimimiz 1 kilogram civarlarındadır. Tüketimin bu kadar az olması her yıl bitkisel ithalatın yapılmasına neden olmakta ve 2 milyar dolar ithalata ödenmesine neden olmaktadır.

Üreticilerin desteklenmesi amacıyla yapılan prim ödemelerinde ise üretici maliyetleri ve piyasa fiyatları dikkate alınmamaktadır. 2010 yılında 30 kuruş, 2011 ve 2012 yıllarında 50 kuruş olan desteklemeler üreticileri memnun etmemektedir. Aynı şekilde, mazot ve gübre destekleri de artan maliyetler karşısında oldukça az oranda kalmaktadır. Zeytin ve zeytinyağında pazarlama sorununun da olması üreticilerimizin zeytinden uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Zeytin ve zeytinyağının iç tüketimin arttırılabilmesi, üreticilerimize yapılan destekleme miktarlarının dünya şartlarında değerlendirilmesi ve dünya üretiminde ilk sıralarda yer alabilmemiz bir zorunluluk oluşturmaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

3.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 21 milletvekilinin, pamuk üreticilerinin ve sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/797)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz pamuk ürününün sorunlarının ve çözüm önerilerinin araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenebilmesi için Anayasa'nın 98'inci ve İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Metin Lütfi Baydar                      (Aydın)

2) Mahmut Tanal                             (İstanbul)

3) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

4) İhsan Özkes                                (İstanbul)

5) Ramazan Kerim Özkan               (Burdur)

6) Mustafa Sezgin Tanrıkulu           (İstanbul)

7) Ali Sarıbaş                                  (Çanakkale)

8) Ahmet İhsan Kalkavan                (Samsun)

9) Emre Köprülü                             (Tekirdağ)

10) Mehmet Şeker                           (Gaziantep)

11) Kadir Gökmen Öğüt                 (İstanbul)

12) Durdu Özbolat                          (Kahramanmaraş)

13) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

14) Mevlüt Dudu                             (Hatay)

15) Mehmet Ali Ediboğlu                (Hatay)

16) Bülent Tezcan                            (Aydın)

17) Namık Havutça                         (Balıkesir)

18) Hülya Güven                             (İzmir)

19) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

20) Gürkut Acar                              (Antalya)

21) Turgut Dibek                             (Kırklareli)

22) Refik Eryılmaz                          (Hatay)

Gerekçe:

Pamuğun tekstil ham maddesi olarak değişik kullanım alanlarıyla ülkemiz ve dünya tarım, sanayi ve ticaretinde önemli bir konuma sahiptir. Dünya nüfusunun hızla artması, sanayileşen ve kalkınan toplumlarda hayat seviyesinin yükselmesi pamuğun tüketimini ve ihtiyacını arttırmaktadır. Pamuğun ham olarak ihracı yerine tekstil ürünleri olarak ihraç edilmesi dış ticaret dengesi açısından da önem arz etmektedir. Pamuk, sadece tekstil sanayisi için değil, yağ sanayisi açısından da önemli bir tarım ürünüdür. Pamuk, katma değer kazandıran bir ürün olmasının yanı sıra, iyi bir istihdam kaynağı da oluşturmaktadır. Pamuk ülkemiz için, tekstil ve konfeksiyon sektörü için temel girdi niteliğindedir. Ülkemizin lokomotif sektörü olan tekstilin ana kaynağını pamuk oluşturmaktadır. Pamuk bitkisi sadece tekstil sektörü ile sınırlı kalmayarak gıda sanayisinde, çekirdeğinin içerdiği yüksek protein sayesinde hayvan yemi olarak da kullanılmaktadır. Pamuk bu özellikleriyle ülkemiz nüfusunun önemli bir bölümünün geçimini sağlamaktadır.

Ülkemizde gerçekleştirilen kütlü pamuk üretiminin yüzde 50’si Güneydoğu Anadolu Bölgemizde, yüzde 28’i Ege Bölgemizde, yüzde 21’i Çukurova'da ve yüzde 1’i Antalya yöresinde gerçekleştirilmektedir. Ülkemizin en önemli özelliği, kütlü pamuk verimi konusunda dünya ortalamasının üzerinde olmasıdır. Her yıl ekim alanlarının azalmasına karşın kütlü pamuk verimlerinde aynı oranda bir azalma olmamaktadır. Bu durum, ülkemizin sahip olduğu toprak kalitesinin yüksek olduğunun göstergesidir. Verimlerdeki artış ne yazık ki pamuk ekim alanlarında yaşanan yüzde 32’lik kayba engel olamamaktadır. Pamuk ekim alanlarındaki daralmanın nedeni ise girdi maliyetlerinde yaşanan aşırı yüksekliğe rağmen desteklemelerde aynı oranda bir yükselmenin olmamasıdır. Ülkemizdeki prim sisteminin, belirlenen bütçenin ürünler arasında dağılımının sağlanarak uygulanması nedeniyle üreticilerin pamuktan kaçışına sebep olmaktadır. Gübre ve mazot desteklemelerinin bu ürünlerde yaşanan maliyet artışlarının çok altında kalması da üreticinin pamuktan uzaklaşmasının bir başka nedeni olmaktadır.

Ülkemizde pamuk tüketimimiz ile üretimimiz arasında her yıl artan bir şekilde açık oluşmaktadır. Oluşan bu açığın büyük bir kısmı, ABD'den sağlanan GSM 102 kredileri aracılığıyla pamuk ithalatı yapılarak kapatılmaktadır. Bu durum ülkemizden önemli miktarda dövizin yurt dışına çıkmasına neden olmakta, ayrıca her yıl bir önceki yıla göre dış ülkelere daha bağımlı hâle gelmemize neden olmaktadır. Bu durumun neticesinde, pamuk ithalatımız 900 bin ton rakamlarına yükselirken ihracatımız ise 30 bin ton seviyelerine gerilemiştir.

Stratejik bir ürün olan pamuktaki maliyet sorunları ile yukarıda açıklanan diğer sorunların ayrıntılı olarak tespit edilmesi ve çözüme kavuşturularak ekonomik açıdan hem üreticilerimizin hem de pamuk sektörünün etkilediği tüm kesimlerin rahatlamasının sağlanması bir zorunluluk olmaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın faili meçhul cinayetlerin araştırılması amacıyla 24/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                               28/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 28/11/2013 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

24 Nisan 2013 tarihinde Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan tarafından (3182 sıra no.lu), "Faili meçhul cinayetlerin" araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 28/11/2013 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi üzerinde, lehinde olmak üzere ilk söz Muş Milletvekili Sırrı Sakık’a aittir.

Buyurun Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tekrar bir Meclis araştırma önergesi, faili meçhullerle ilgili huzurlarınızdayız ama sizler yoksunuz, sıralar boş.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Buradayız, buradayız.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Yani, bu ülkede ne oluyor ne bitiyor, çok da fazla ilgilendirmiyor bilebildiğim kadar iktidarı, muhalefetin büyük bir çoğunluğunu da.

Şimdi, biraz önce burada Sayın Bakanımız icraatlarını anlattı, sizin en doğal hakkınız ama yapamadıklarınızı da anlatmak, bunu kamuoyuyla paylaşmak bizim de en doğal hakkımızdır. Yani, birazdan sizin grup sözcüleriniz çıkacak “Geçmişte buraya getirdiniz, reddedildi, yeniden BDP bunları gündeme taşıyor…” Çünkü, her yara kendi ışığını saçar; biz yaralıyız ve halkımız yaralı, halkımızın yaralarına ışık olmaya çalışıyoruz.

Dün, tarihî bir davaya Türkiye tanıklık etti. Bu tarihî dava 1990’lı yıllarda işlenen cinayetlerle ilgili, devletin bizzat içinde olduğu, örgütlediği faili meçhul cinayetlerle ilgili. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde bir duruşma vardı ve bir dava vardı. O dönemin katillerinden olanlar, o dönemde katliam gerçekleştirenler itirafta bulunuyor. “Biz Kürt iş adamlarını aldık, Kürt bürokratlarını aldık, götürdük, öldürdük. Bunun içerisinde dönemin Millî Güvenlik Kurulunun aktörleri vardı, devletin yetkilileri vardı.” diyor ve itirafta bulunuyor ama ne hikmetse hiçbir şey gerçekleşmiyor.

Sayın Başbakan 2005’te Diyarbakır’da aynen şunu söylüyordu: “Büyük devletler geçmişiyle yüzleşen devletlerdir.” Her Diyarbakır’a gittiğinde bizim yüreğimize, evet, bir su serperek… Tarihe tanıklık ettiği dönemlere biz de tanıklık ediyoruz. Eğer büyük devletler geçmişiyle yüzleşeceklerse siz de bizim bu Meclis araştırma önergelerimize “evet” diyeceksiniz. Kaç kez getirdik, ne dediysek bize inanmadınız. En son bizi mecbur ve mahkûm ettiniz, kutsal kitap adına dedik ki: “Ey AKP’liler, ey iktidar, biz bu zulme maruz kaldık; 17.500 faili meçhul cinayet işlendi.” Ama, siz, buna rağmen kutsal kitaba da inanmadınız ve oy vermediniz. Nedeni neydi? Mevcut Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu. Çünkü iktidarınızın, Genel Başkanınızın dışında oy kullanma hakkına sahip değilsiniz. En son Anayasa Mahkemesi Başkanı bile çıktı, isyan etti. “Kenan Evren ve arkadaşları ne ise bu Parlamento ve bu Parlamentonun siyasi parti liderleri aynı yetkiye sahiptir.” diyor ve doğru da söylüyor. Bu Parlamento bu ayıptan kendisini kurtarmalıdır.

Bu ülkede cinayetler işlendi. Bakın, Ayhan Çarkın dün açık ve net olarak söylüyor: “Biz aldık götürdük, öldürdük, infaz ettik. Biz yetkililere sorduğumuzda, amirlerimize ‘Bu Millî Güvenlik Kurulunun kararıdır.’ dediler.” Şimdi, o dönem Millî Güvenlik Kurulunda kim vardı? Hâlâ hayatta olan dönemin Başbakanı Çiller var, Cumhurbaşkanı Demirel var. Yani, bu devletin karanlık döneminin karanlık kutusu olan Demirel duruyor. Savcılar niye dava açmıyor? Siz niye bir Meclis araştırma önergesine “evet” demiyorsunuz? Şimdi, sizin vicdanlarınıza sesleniyoruz: Eğer gerçekten büyük devletler geçmişiyle yüzleşecekse bu geçmiş daha çok yakın bir tarih ve cinayetler işlendi, 17.500 faili meçhul cinayet ve arkasından her gün itiraflarda bulunan askerler ve polisler. Bakın, bir gün önce gazetede yine, Birgün gazetesinde açık ve net olarak “Bizi alıp götürdüler. Biz köyleri yakıyorduk, biz insanları öldürüyorduk.” Savcılar bir türlü bir soruşturma açmıyor ve savcı…

Bakın, bizim arkadaşlarımız beş yıldır içeride, siyaset yaptıkları için içeride. Üzerlerinde silah yok, cinayetle hiçbiri itham edilmiyor ama bir itirafçı veyahut da bir telefon görüşmesinden dolayı bunları tutuklayan yargıçlar, bunları dinleyen savcılar… Bir polis çıkıyor, açık ve net olarak diyor ki: “Cinayeti biz işledik.” Ama o cinayeti işleyenler, kara kara gözlükleriyle ve küçücük devletler oluşturarak gelip orada yani adliye sarayının önünde boy gösterisinde bulunuyor. Yargıçlar onları tutuklamıyor çünkü “En iyi Kürt ölü Kürt” mantığı var; yargıda da var, Parlamentosunda da var, Millî Güvenlik Kurulunda da var.

Bakın -sizinle ilgili- Ergenekon davasında ne oldu? Generalleri aldınız, yargıladınız, mahkeme onları mahkûm etti ama o generallerin birçoğunun Kürt coğrafyasında eli ve yüzü boğazına kadar kana bulaşmıştı ama bir tane, Kürt coğrafyasında işledikleri cinayetten dolayı yargılanmadılar ve Millî Güvenlik Kurulunun o dönemki tutanakları, 28 Şubatta, bakın, ne olduysa derhâl mahkemeye geldi. Şimdi buradan sesleniyoruz yargıçlara: 28 Şubatı nasıl talep ettiyseniz, 1990’larda… Ayhan Çarkın’ın ifadesi açık ve net: “Millî Güvenlik Kurulunun kararları doğrultusunda cinayet işledik.” Şimdi biz de sesleniyoruz: O dönem Millî Güvenlik Kurulunda bu kararlar alınırken, cumhurbaşkanından başbakana ve bakanlara ve o dönemin generalleri, kim varsa, nasıl bir karar aldılarsa, lütfen, mahkemeler bunları talep etsin, bunların açıklanmasını istiyoruz. Eğer büyük bir devlet istiyorsanız, geçmişle yüzleşmek istiyorsanız, bu geçmişte işlenen cinayetleri, Millî Güvenlik Kurulunda nasıl kararlar alındığını, lütfen, kamuoyuna bildiriniz; sizin görevinizdir, sizin yakanıza yapışırız. Yani, geçmişten bugüne kadar, bakın, onlarca cinayet işlendi.

Uğur Kaymaz, 13 kurşun bedenine sıkıldı. O katillerin hakkında dava açıldı. Alelacele Mardin’den Eskişehir’e mahkeme nakledildi, Eskişehir’deki mahkeme katilleri akladı.

Hemen arkasından, Şerzan Kurt. Muğla’da polis silahını çekti, bir Kürt öğrenciyi öldürdü. Derhâl, alelacele aynı mahkeme Eskişehir’e mahkemeyi nakletti. O polis şu anda elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

Bulanık davasında Ahmet Türk’le Aysel Tuğluk’un milletvekilliğinin düşürülmesini protesto eden insanlar “Bizim partimizi kapatmayın, demokratik zemini Kürtlere kapatmayın.” dedikleri an, bunların üzerine ateş açıldı, 2 insan öldü, 10 insan yaralandı. Mahkemeyi Samsun’a, arkasından da Ankara’ya… Beraatle sonuçlandı.

Arkasından, 1993’te Nasır Öğün ve ailesini katledenlerin mahkemesi. Uyduruk bir dava açılıyor. Alelacele Muş’tan -dün duyuyorum ki- mahkeme Kırıkkale’ye naklediliyor. Yani, katilleri aklama ve koruma görevi eğer sizdeyse dönüp bize bir daha demokrasiden bahsetmeyin çünkü nerede mahkeme nakledilmişse katiller aklanmıştır.

Yetmedi, Eskişehir’de masum bir öğrenciyi katlettiler. Şimdi, oradan da mahkemeyi Kayseri’ye götürdüler.

Şimdi, bu kadar açık ve net. Yani, hem cinayeti işletenler, eğer soruşturmayı da onlar yürütüyorlarsa failler de bulunmuyor. Gelin, hep birlikte, bu sürece, bugün tarihe bir tanıklık edelim, tarihe not düşelim. İlk kez, muhalefetin getirdiği bir Meclis araştırması önergesine “evet” deyin ve hep birlikte bunları açıklayalım, kim ne kadar kana ve şiddete bulaşmışsa onları ortaya çıkaralım. Bakın, ortada bu kadar açık, net beyanlar varken katiller ellerini kollarını sallıyorlar ve dolaşıyorlar. Mahkemelere de eski polis şeflerini, eski özel timcileri alıp birlikte götürüyorlar ve orada, mahkeme de ne yapıyor? Tutuklu olan özel timciyi serbest bırakıyor. Şimdi, böyle bir noktada biz yargıya ne kadar inanabiliriz, biz yargıya ne kadar güvenebiliriz?

O vesileyle Parlamentoya önemli bir görev düşüyor. Gelin, Meclis araştırma önergemizi kabul edin, hep beraber barış ruhuna uygun bir komisyon oluşturalım, geçmişimizle yüzleşelim ve geleceğimizi birlikte inşa edelim. Eğer büyük bir devlet olacaksak, geçmişle yüzleşmeden büyük devlet olunmayacağını hepimiz biliyoruz, geçmişin üzerini kapatarak geleceğin, hukukun ve huzurun ülkesini yaratma şansımız yoktur.

Sizi tekrar bu konuda vicdanlı olmaya davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sakık.

Grup önerisinin aleyhinde ilk söz Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel’e aittir.

Buyurun Sayın Karayel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin Grup Başkanlığınca verilen, faili meçhul cinayetlerin araştırılması, cinayetlerin arkasında yatan siyasi ve sosyal nedenlerin açığa çıkarılması ve soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmesiyle ilgili Meclis araştırması konusundaki önergenin aleyhinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, siyasi ve faili meçhul cinayetlerin tarihi çok eskilere dayanır. Yeryüzünde iktidar mücadelesi başladığı andan itibaren insanlar ve kurumlar arasındaki mücadeleler de sürüp gelmiştir. Bizim tarihimizde, Selçuklu ve Osmanlı tarihine baktığımız zaman da bu tip cinayetlere rastladığımız tarih sayfalarında yerini almış. Biz, bu tip olaylarla ilgili tarihi yeniden yargılama durumunda değiliz ama bu olaylardan ders çıkartmak durumundayız. Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyet döneminde iktidar mücadeleleri kızıştıkça siyasi ve faili meçhul cinayetler de artmıştır. İktidar mücadelesi verenler bu tip olaylardan istifade etmiş, İttihat ve Terakki Dönemi’nde çok sayıda siyasi ve faili meçhul cinayet işlenmiştir. Bu cinayetler neticesinde koskoca imparatorluk zafiyete uğramış ve yıkılmıştır.

Günümüz Türkiye’sinde ise milletimiz 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat dönemlerinde müdahalelere uğramış, bu dönemlerin neticesinde çok sayıda siyasi ve faili meçhul cinayetlerin maalesef işlendiği görülmüştür. 1960 darbesi öncesindeki öğrenci olaylarında öldürülen gençlerimiz faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş, 1980 darbesi öncesinde de darbe hazırlıklarının olgunlaşması amacıyla çok sayıda sağ ve sol görüşten siyasi ve faili meçhul cinayetlerin işlendiği görülmüştür. Bu olaylar hem kitlesel hem de ferdî olarak çok sayıda işlenmiştir; Taksim, Maraş, Çorum gibi kitlesel olaylarla birlikte faili meçhul cinayetler de bunlardan biridir. Bunların içerisinde Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, İlhan Darendelioğlu, Cahit Orhan Tütengil, Nihat Erim, Gün Sazak, Kemal Türker, Ümit Kaftancıoğlu, Sedat Yenigün ve Metin Yüksel gibi çok sayıda, bilinen değerli insanlar öldürülmüş, faili meçhul cinayetler işlenmiştir.

1990’lı yıllarda Sivas ve Başbağlar katliamları, provokasyonları işlenmiş, çok sayıda masum insanın kanına girilmiş, bunların hepsi merhametsizce işlenmiş katliamlar olarak tarihimizde yerini almıştır. Bu faili meçhul cinayetleri ve derin güçleri araştıran Gazeteci Yazar Uğur Mumcu, yine bu dönemin faili meçhul cinayetlerini araştıran Necip Hablemitoğlu öldürülmüş, şüpheli bir şekilde uçak kazasında Eşref Bitlis kaybedilmiş, 8’inci Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal’a suikast girişiminde bulunulmuş, bunlar da siyasi tarihimizde yerini almıştır.

Türkiye’de her on yılda bir darbe alışkanlığının tezahürü olarak 1990’lı yıllarda darbe hazırlıkları için çok sayıda faili meçhul cinayetlerin işlendiği de görülmüştür. 1993 yılından itibaren faili meçhul cinayetler, Doğu ve Güneydoğu’nun yanı sıra Bolu, Düzce ve Sapanca’nın kesiştiği, “ölüm üçgeni” adı da verilen yerde, bu bölgede çok sayıda siyasi cinayet işlenmiş. Kürt iş adamlarının bu bölgede öldürülmesi... Özel Harp Dairesinin ve diğer güvenlik kuvvetlerinin Güneydoğu’da yürüttüğü terörle mücadelede, finansal kaynakları kesmek amacıyla PKK’yı desteklediği varsayılan Kürt iş adamları buralarda öldürülmüştür.

Aramızda milletvekili olarak bulunan arkadaşımız Pervin Buldan Hanımefendi’nin eşi de benzer şekilde cinayete kurban gitmiştir. Behçet Cantürk de cinayete kurban gidenler içerisindedir. Bu siyasi ve faili meçhul cinayetlerin her ne amaçla olursa olsun tasvip edilmesi mümkün değildir. Cinayete kurban gidenlerin yakınlarına da sabırlar diliyorum.

Demokrasiyle idare edilen hiçbir ülkede siyasi ve faili meçhul cinayetler kabul edilemez. Bu siyasi ve faili meçhul cinayetlerin olduğu bir ülkede demokrasiden, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden, eşit yurttaşlıktan da bahsedilemez. Geçmişteki bu faili meçhul cinayetleri, ister derin devlet ister JİTEM ister kontrgerilla isterse Ergenekoncular veya PKK veya KCK veya örgüt içi infazlar, kim işlemişse işlesin, bunların hepsi birer insanlık suçudur, bunları yapanların hepsi de katillerdir.

Biz, AK PARTİ iktidarı olarak eşit yurttaşlıktan ve hukukun üstünlüğünden yanayız. On iki yıla yaklaşan iktidarımız zamanında işkenceye ve faili meçhule veya siyasi cinayetlere karşı olduk ve olmaya da devam edeceğiz. AK PARTİ döneminde işlenmiş hiçbir faili meçhul cinayet olmamıştır, işlenen cinayetler de kısa zamanda aydınlatılmıştır. Geçmişte işlenmiş olan siyasi ve faili meçhul cinayetler üzerine hiçbir ayrım yapılmaksızın gidilmiştir. Bunların aydınlatılması konusunda, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, iktidarımız gerekli iradeyi koymuştur.

Türkiye bundan sonra faili meçhul cinayetlerin, siyasi cinayetlerin işlendiği bir ülke asla olmayacaktır. On iki yıllık iktidarımız döneminde katillerle, mafyayla, rantçılarla, darbecilerle mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Roboski’de kim katliam yaptı, onu da söyleyin de… Onlarla da mücadele ettiniz mi?

YAŞAR KARAYEL (Devamla) – Bu mücadele, milletimizin ve devletimizin yücelmesi ve milletimizin geleceği için de çok önemlidir. Faili meçhul cinayetler ülkemiz gündeminde uzunca süredir yer almış ama AK PARTİ iktidarı döneminde bundan söz edilmemektedir.

Şu ana kadarki yapılmış olan mücadeleler, Meclisin kurmuş olduğu Darbe Komisyonu raporunda geniş şekilde yerini almıştır. Yeni bir araştırma komisyonuna gerek kalmadığı gibi, faili meçhul cinayetlerle ilgili kimin elinde bilgi, belge, delil varsa hukuk devletinde yargıya teslim etmek mecburiyetindedir, bu bir yurttaşlık görevidir. Bunu yapmayan insanlar da hukuka karşı, insanlığa karşı ve tarihe karşı da suç işlemiş olurlar. Bu konuları araştıran cumhuriyet savcılarımız -ve şu anda mahkemeye intikal etmiş konular da vardır- özellikle Malatya ve Diyarbakır savcıları bu konularla ilgilenmektedir.

Bu münasebetle, Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin uygun olmadığını düşünüyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karayel.

SIRRI SAKIK (Muş) – Söylediklerine karşı ne kadar ters bir cümle yani!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bütün metinde böyle okuyup sonra bunu söylemeniz ayıp!

SIRRI SAKIK (Muş) – Söylediklerimizi teyit ettin ama aleyhte oy kullanıyorsun.

BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde ikinci söz Ankara Milletvekili Levent Gök’e aittir.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; faili meçhul cinayetlerin araştırılması konusunda Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Elbette, bir ülkenin dünya ölçeğinde saygın hâle gelmesi demokrasi, adalet ve insan hakları standartlarının en üst düzeye ulaşmasıyla mümkündür, bunlar sözde kalmamalıdır. Biz, her konuşmamızda ülkemizde adaletten bahsediyoruz, demokrasiden bahsediyoruz, insan haklarından bahsediyoruz ama bugün gelinen noktada, bugün görüştüğümüz araştırma önergesinde de belirtildiği üzere tarihimizin içinde tam 18 bine yaklaşan politik, siyasi cinayetlerle karşı karşıya olmuş bir toplum gerçeği, bu cinayetlerin travmasıyla yaşamış aileler, acılar ve hâlâ bunların katillerini, faillerini bulamamış bir devlet anlayışımız var. Ne demek faili meçhuller? Elbette, her ülkede kimi cinayetlerin bazen failleri bulunmayabilir ama Türkiye’de, sistematik olarak işlendiği bilinen ve özellikle devlet erki içerisinde yuvalanmış kurum ve kuruluşlarca, talimatlarla yerine getirilen cinayetlerin akıbetinin bilinmemesi ne demektir değerli arkadaşlarım? Bunlar faili meçhul değil, faili belli cinayetler. Kimin tarafından işlendiği, kimin tarafından emirlerin verildiği bir önceki konuşmacımız Sayın Sırrı Sakık tarafından belirtilmiş, Ayhan Çarkın’ın verdiği ifadede MİT’in verdiği görevle, devletin verdiği görevle işlenmiş cinayetleri konuşuyoruz. Bugünkü araştırma önergesinin konusu da zaten esasen budur. Bu önergenin içerisinde binlerce aileyi acılara boğan cinayetler vardır. Bu cinayetleri araştırıyor muyuz? Asla. Zaman aşımlarının dolmasıyla ortadan kalkan dosyalar, yeterli soruşturma yapılmadığı için adliyelerin karanlık raflarında bekleyen dosyalar ama öte yandan ölen yakınlarının en azından faillerini öğrenmeyi bırakın, ölen yakınlarının cesetlerini dahi bulamamış ailelerin mağduriyetlerini konuşuyoruz.

Geçtiğimiz günlerde, Çankaya Belediyesi Berfo Ana Parkı’nı açtı. Kimdi Berfo Ana? Cumartesi Annelerinin timsali olmuş bir ana. Neydi Berfo Ana’nın dramı? 1980 yılında gözaltına alınan oğlu Cemil Kırbayır’ı gözaltına alındıktan, karakolda kaydı tutulduktan sonra bir daha göremeyen, tam otuz üç yıl bırakın oğlundan haber almayı “Hiç olmazsa oğlumun kemiklerini bana verin.” diyen bir Berfo Ana’nın heykelini açtık. Tam otuz üç yıl bir evlat acısıyla yaşayan ve dinmeyen bu acının büyük travmasıyla hayatını değiştiren Berfo Ana ve niceleri. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, binlerce aydınımız, yüzlerce insanımız bu politik cinayetlere kurban gitti.

Peki, biz ne yapıyoruz? Birleşmiş Milletler 22 Aralık 1978 tarihinde bir karar almış. Ayrıca, faili meçhul cinayetler yanında bir de zorla kaybedilmeler var. Gözaltına gidiyorsunuz ama akıbetinizden artık kimse sonuç alamıyor. Bunların, gönüllü olmayan kaybolmaların ve cinayetlerin araştırılmasına ilişkin bir karar alınmış 1978 yılında. Yine 1988 tarihinde, hapsedilen kişilerin korunmasına dair bir prensipler bölümü kabul edilmiş Birleşmiş Milletlerce ve en önemlisi de 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme imzalanmış. Bu sözleşmede “faili meçhuller” ya da “zorla kayıp” terimi, kişilerin devlet adına görev yapan veya devletin yetkilendirmesiyle, desteğiyle ve bilgisiyle hareket eden kişiler veya gruplar tarafından kaçırılması, kaybolması olarak tarif edilmiştir. Şimdi, 2006 yılındaki bu sözleşmeyi Türkiye Cumhuriyeti, 23 Aralık 1980’de yürürlüğe girmesine karşın, hâlen onaylamamıştır.

Değerli arkadaşlarım, bunların anlamı nedir? Yani eğer bir hesaplaşma yapacaksak, bir yüzleşme yapacaksak bu anlaşmanın derhâl yürürlüğe girmesi gerekiyor idi, çok da geç kalınmıştır. Şimdi, Birleşmiş Milletler, faili meçhullerde ve gözaltına alındığı hâlde kaybolup ailelerinin haber alamadığı durumlarda ailelerin yaşadığı travmaların dindirilmesi, sonucu konusunda hem toplumun hem de ailelerin bilgilendirilmesi konusunda devlete ağır görevler vermiştir. Bu, istisnasız tüm demokratik ülkelerin uyması gereken bir ilkedir.

Şimdi “yaşam hakkı” diyoruz. Yaşam hakkı, insan hakları kavramlarının içerisinde en kutsalı. 10 Aralık 1948’de kabul edilmiş Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde 3’üncü maddede vücut bulan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde, 1982 Anayasası’nın 17’nci maddesinde yaşam hakkıyla tarif edilen bu hakkı insan haklarının en önemli bir kutsal kavramı olarak biz değerlendirmez ve gözaltında kaybolan ya da faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin akıbetini soruşturmazsak biliniz ki Türkiye’de demokrasiden, adaletten ve insan haklarından bahsedemeyiz.

Bir yandan faili meçhul diyoruz ama değerli arkadaşlarım, faili bilenenlerle ilgili ne yapıyoruz? Uludere: Uludere’de sizce fail bilinmeyen midir? Uludere’de yaşanan 34 yurttaşımızın öldürülmesi olayının failleri sizce bilinmiyor mu? Bu olay niçin soruşturulmuyor? Acaba, gerçekten bütün failleri bilindiği için mi soruşturulmak istenmiyor, gerçekler göz ardı ediliyor her şey ortadayken, her şey apaçıkken? Az önce konuşan iktidar sözcüsü “Delilleri getirin, belgeleri getirin, her türlü konu araştırılsın.” diyor. Peki, işte belge, bilgiler hepsi ortada. Ortada, 34 kişinin daha iki yıl önce öldürülmesiyle sonuçlanmış faili belli olaylar var.

Başka örnek mi istersiniz? Başka örnekler de size verelim. Örneğin, geçtiğimiz günlerde, Gezi olaylarında öldürülen Ethem Sarısülük’ün davasını izlediniz mi değerli arkadaşlarım? Faili belli bir dava değil midir bu? Bu davanın nasıl yürütüldüğünü duruşmalara giderek izleyebiliyor musunuz? Ya da Ali İsmail Korkmaz’ın davasının nasıl sonuçlanacağı konusunda acaba kafalarınızda bir tereddüt mü var? Davaların başka yerlerden başka yerlere nakledilmesi…

Faili belli olanlar konusunda ne yapıyoruz? Yani, faili belli olanlar konusunda ne yaptığımız ortada.

Şimdi, biz elbette, çok da haklı olarak faili meçhullerin aydınlatılmasını istiyoruz ama elbette ki kuşkuluyuz. Buna Meclisimizin el koymasından ve bütün belge ve bilgilere erişim sağlandıktan sonra bütün tozlu dosyaların açılmasından niçin korkalım, niçin korkalım? Gelin bu konuya el atalım. Türkiye’nin aydınlık geleceğini bu karanlık cinayetleri aydınlatmadan kuramayız.

Bakın, 2013 Avrupa Birliği İlerleme Raporu’na bu konuda “Kayıp kişiler, toplu mezarların açılması veya güvenlik ve kolluk görevlileri tarafından yapıldığı iddia edilen yargısız infazlara ilişkin olarak soruşturmaların eksiksiz ve bağımsız bir şekilde yürütülmesi konusunda kapsamlı bir yaklaşım bulunmamaktadır. Güneydoğu’da rastlanan toplu mezarlar yeterince soruşturulmamıştır.” diye Türkiye aleyhine iddialar ve tespitler girmiştir.

Şimdi, biz bunları yapmazsak ne olur? Biz bunları yapmazsak önce, kendi ülke insanımıza saygı duymayız, demokrasiyi, adaleti ve insan haklarını yerine getiremeyiz. Bizim, her şeyden önce, adaleti tesis etmeye ve yaşanan ağır travmaların bedellerini ödetmeye, tüm ailelerin üzerindeki üzüntü verici travmaları ortadan kaldırmaya ihtiyacımız var. Sadece ondan dolayı mı? Eğer biz bu olayın üzerine gitmezsek, geçtiğimiz gün açıklandığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1994 yılında Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde meydana gelen 38 kişinin öldüğü olayın takip edilmemesinden dolayı Türkiye’yi nasıl 2 milyon 305 bin euroya mahkûm etmişse bundan sonra, Türkiye de bu olayların üzerine gitmemekten dolayı haklı olarak İnsan Hakları Mahkemesine başvuran ailelerin talepleri doğrultusunda ağır cezalarla karşı karşıya kalır. Biz, bunları cezaların, tazminatların önlenmesi açısından değil ama insanlarımızın selameti açısından yerine getirelim diyoruz.

Hepinizi sevgiyle, sayıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, bir konuyu açıklamak istiyorum tutanaklara geçmesi açısından.

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Önceki, AKP adına konuşan arkadaşımız “Faili meçhul bırakılan siyasi cinayetler Darbeleri Araştırma Komisyonunda zaten araştırıldı, gerek yok.” dedi. Bu doğru bir bilgi değil.

BAŞKAN – “Gerek yok.” demedi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – “Orada araştırıldı…”

Darbeleri Araştırma Komisyonunun sonuç raporunda, aksine, faili meçhul bırakılan cinayetlerin araştırılması için ayrı bir komisyon kurulması önerildi yani oy birliğiyle kabul edildi.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Orada bir araştırma yapılmadı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde ikinci söz Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’a aittir.

Buyurun Sayın Tunç.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinde, 1920’li yıllardan başlayarak 1980 darbesi öncesi ve 90’lı yıllarda gerçekleştirilmiş olan faili meçhul cinayetlerin arka planının araştırılması, sorumluların bulunması, bu konuda gerçekleştirilen soruşturmalarla ilgili etkili bir hukuki düzenleme yapılması gerekiyorsa bunun araştırılması noktasında bir önerge verildi ve bu önergenin bugünkü Meclis gündeminde görüşülmesi talep ediliyor.

Değerli milletvekilleri, grup önerisiyle ifade edilen faili meçhul cinayetlerin belirtilen dönemlerde gerçekleştiği, faillerinin de o dönemlerde yakalanamadığı ve gerekli soruşturmaların açılamadığı bir gerçektir. Araştırma önergesini incelediğimizde, meydana gelen faili meçhul olayların arka planında kimlerin olduğunun araştırılması istenmektedir.

Benden önce konuşan AK PARTİ Kayseri Milletvekilimiz Sayın Yaşar Karayel de bu konuda önemli açıklamalarda bulundu. Sayın milletvekilimizin de bahsettiği gibi, bugün, artık, gerçekler ortaya çıkmıştır. Bu cinayetlerin arka planında kimlerin olduğu, hangi güç odaklarının gerçekleştirdiği açıkça ortadadır. Bunu artık Türkiye öğrendi, Türk milleti öğrendi. Faili meçhul cinayetlerin yoğunluk kazandığı dönemlere baktığımızda, bu cinayetlerin hep darbelere zemin hazırlamak için gerçekleştiğini görüyoruz. O nedenle, arka plandaki aktörleri arıyorsak darbeleri gerçekleştirenlere bakmamız yeterli olmaktadır.

Faili meçhul cinayetler konusunda AK PARTİ iktidarının eleştirilmesi bir tarafa, bu cinayetleri sona erdiren bir iktidar olarak, geçmişteki bu karanlık olayların aydınlatılması için gerekli girişimleri başlatan bir iktidar olarak teşekkür edilmesi gerekir.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Araştıralım o zaman.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Maşallah, maşallah! Teşekkür ederiz!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – O zaman niye komisyon kurmuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Araştıralım dedik ya!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Kaç tane faili meçhulü aydınlattınız?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Yargısız infaz ve faili meçhul cinayetler gibi yaşam hakkı ihlallerini Türkiye’nin gündeminden çıkaran AK PARTİ iktidarıdır. 

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Komisyonun tavsiyesi var, komisyonun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Roboski katliamını yapan da AK PARTİ iktidarıdır.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Necip Hablemitoğlu’nun katili bulundu mu?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Son on bir yıllık süre içerisinde, bu tür gayrimeşru işlere kalkışan kamu görevlileri hakkında adli makamlarca çok sayıda yasal süreç takip edildiğini sizler biliyorsunuz. Geçmişin üzerindeki sis perdesinin kaldırılması, karanlık olayların aydınlatılması ve suçluların yakalanmasında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Araştırma önergesinde bahsedilen 1980 darbesi öncesinde ardı ardına gerçekleştirilen ve sonuçta, darbeyle sonuçlanan cinayetlerin arka planı şu anda yargılanmaktadır. Bu konuda Anayasa’nın geçici 15’inci maddesinin kaldırılarak sorumluların yargı önüne çıkarılmasını savunan tek parti AK PARTİ olmuştur. “Geçici 15’inci maddenin kaldırılması darbecilerin yargılanması için yeterli değildir. Bu bir göz boyamadan ibarettir.” diyerek “Hayır” kampanyası yapanların daha sonra bu konuda ne kadar samimi oldukları ortaya çıkmıştır yargılama başladıktan sonra.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ben hâlâ öyle diyorum.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Ülkemizde özellikle 90’lı yılların başından 2000’li yıllara kadar geçen dönem de faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların ve terör olaylarının zirveye çıktığı yıllar olarak tarihe geçmiştir, özellikle 90’lı yıllar. Özellikle 90’lı yılların 93 yılı gerçekten çok önemlidir. 93 yılı “faili meçhul cinayetler yılı” olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Suikastlar, ihmaller, ölümler ardı ardına bu yılda gelmiştir. Sonraki süreçte, Susurluk olayı ve ardından 28 Şubat postmodern darbesine götüren süreç ve otuz yıllık bir terör gerçeğiyle ülkemiz karşı karşıya kalmıştır. Terör, faili meçhuller, demokrasi eksikliği ekonomimize de yansımış, bir taraftan cinayetler devam ederken diğer taraftan da hazinenin kasası boşaltılmaya, bankalar batırılmaya devam etmiş, bunun faturası da milletimize çıkarılmıştır.

Ülkeyi yöneten koalisyon partileri ortalama ikişer yıl dönüşümlü olarak iktidarı paylaşmışlardır o dönemlerde. Ne teröre ne faili meçhullere ne de kötüye giden ekonomiye bir çare olabilmişlerdir.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Hizbullah’ı kim yakaladı, Hizbullah’ı?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Ülkemiz hem demokraside hem de ekonomide kan kaybetmiştir.

İşte, değerli milletvekilleri, 90’lı yılların karanlık tablosundan kurtulmak isteyen milletimiz 2000’li yılların başında bir karar vermiş, yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Toplumda kaos ve güvensizlik oluşturmak isteyenlerin ve demokrasi karşıtı hedeflerini gerçekleştirmek isteyen kirli odakların en önemli silahı olan faili meçhuller AK PARTİ iktidarının gelmesiyle son bulmuştur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – 160 tane faili meçhul var sizin AK PARTİ’nin iktidarında.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Son on bir yılda, Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmaya çalışıldığını, karanlık odakların üzerine kararlılıkla gidildiğini, hiçbir şeyin üzerinin örtülmediğini, şüphelilerin bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermelerinin sağlandığını hep birlikte görüyoruz. Ülkemizin son otuz yılına damgasını vuran karanlık olayların tek tek ele alındığını görüyoruz bu dönemde. Güneydoğu’da yaşanan faili meçhul olaylarla ilgili açılan soruşturma ve kovuşturmalara, devam eden 28 Şubat davalarına, Ergenekon davalarına, Balyoz davalarına baktığımızda, o dosyaların kapaklarını bir açtığımızda, içinde karanlık planları görüyoruz, cinayetleri görüyoruz, cinayet planlarını, yeni planları görüyoruz. İşte, bunlar eğer yargı önüne çıkarılmasaydı, bugün yine geçmişte karşılaşacağımız sonuçlarla karşılaşacaktık; yine sonuç 27 Mayıs olacaktı, yine sonuç 12 Eylül olacaktı, yine sonuç 28 Şubat olacaktı. “Faili meçhul cinayetleri araştıralım.” diyenlerin bu konuda devam eden davalara da karşı geldiğini görüyoruz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Beraber söyledik AKP’li komisyon üyeleriyle bunları. Darbe Komisyonunun tavsiyesidir bu.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yılmaz, birbirinizden haberiniz yok sizin  be!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senin arkadaşlarından haberin yok Yılmaz Bey, arkadaşlarından haberin yok!

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Yargıyı etkilemeye çalıştıklarını görüyoruz. Faili meçhul olayların araştırılması için geçmişte, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok değişik dönemlerde bu tür komisyonlar kuruldu. Araştırma komisyonları belki Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Tüzük’ünden kaynaklanan kısıtlı sebeplerle yeterince araştırma yapamamış da olabilirler.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen bunu 2009’da da söyledin.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Ama, bu araştırma komisyonlarına tek tek baktığımızda, sonuç bölümlerine baktığımızda, o sonuç bölümlerinde ifade edilen hususların, gerekli yasal düzenlemelerin, ne yapılması gerekiyorsa hem adalet anlamında hem hukuk anlamında, şu son on yıl içerisinde gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Türkiye, artık, geçmiştekinden çok farklıdır. Hukuk ve adalet alanında ve demokratikleşmede kararlılığından hiç taviz vermeyen  bir iktidar vardır. Ülkemizin geçmişte yaşadığı acı tecrübeleri bir daha yaşamaması için çalışan bir  siyasi iktidarın işbaşında olması ülkemiz için çok  büyük bir avantajdır.

Faili meçhul olayların arkasındaki gerçek artık herkes tarafından bilinmektedir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Biliniyorsa Darbeleri Araştırma Komisyonunda niye araştıralım dediniz ya?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) –  Bu gerçeğin araştırılması için, Darbeleri Araştırma Komisyonu gerçekten tafsilatlı bir araştırma yapmıştır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne araştırması yaptı?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Arka planla ilgili, Komisyonda çok önemli, geleceğimize ışık tutacak, iktidarıyla muhalefetiyle, bütün partilerimizin katkısıyla çok önemli tespitler vardır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Hiç tespit yok orada, “araştır” diyor, “araştır” diyor.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu tespitleri, gerçekten, bu dönemdeki Parlamentonun ortaya koyması takdire şayandır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen raporu bile okumamışsın Yılmaz Bey.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Yine, faili meçhul cinayetlerin en önemli amacı toplumsal barışı bozarak kaos oluşturmaktır. Buna yönelik de ülkemizde, yine Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla, iktidarıyla; muhalefetiyle belki değil ama “çözüm süreci” adı altında bir komisyon kurulmuştur ve bu komisyon da tıpkı Darbeleri Araştırma Komisyonundaki gibi, önemli araştırmalar ve önemli tespitler yapmıştır. Şu anda, komisyon rapor aşamasındadır. O raporda da o önemli tespitleri göreceğiz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onlar da hakikatleri araştırma komisyonu önerdiler. Kendi hazırladığınız rapordan haberiniz yok.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Akil adamlar komisyonu!

YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu nedenle, Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde olduğumu ifade ediyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tunç.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın hatip konuşması sırasında, özellikle AK PARTİ döneminde faili meçhul cinayetlerin üzerine gidildiğini, herhangi bir faili meçhul cinayetin işlenmediğini belirtti, Genel Kurulu yanlış bilgilendirdi, o konuda bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Bu bir sataşma değil, yanlış bilgilendirme değil ama açıklama yapmak istiyorsanız yerinizden size söz vereyim Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani, kürsüden bir iki dakikada Genel Kurulu doğru bilgilendirmek istiyorum.

BAŞKAN – İşte, İç Tüzük’ü uygulamaya kalktığımızda bunu yapamıyoruz. Ben size yerinizden söz vereceğim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, demin konuşma yapan sayın hatip faili meçhul cinayetlerin kendi dönemlerinde tamamen bittiğini ifade etti. Bir yönüyle şu açıdan doğru olabilir: Zaten, diğer dönemlerde yaşanan cinayetlerin tamamında da fail belliydi. Sizin döneminizde işlenen cinayetlerin tamamında da faili belli olan cinayetlerle karşı karşıyayız. Bu faillerin üzerine gitmeyle ilgili bir sıkıntı söz konusu.

Bakın, sizin döneminizden birkaç isim vereceğim, not alın: Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Aydın Erdem, Şerzan Kurt, Halil İbrahim Oruç, Enes Ata, Yıldırım Ayhan ve Roboski katliamı diyeceğim. Herhâlde, burada, bu Mecliste yapılan tartışmalardan bile ne söylediğimi anlarsınız. Sizin bugüne kadar üzerine gitmediğiniz bu konularla ilgili defalarca buraya araştırma önergesi getirdik. “Çözüm Komisyonu” dediğiniz bu Komisyonda da sizin milletvekilleriniz bir hakikatleri araştırma ve gerçeklerle yüzleşme komisyonu kurulmasını önerdiler. O nedenle, niye burada hâlâ bir direnç koyuyorsunuz bunu anlayabilmiş değiliz. Eğer Çözüm Komisyonu çalışmalarını önemsiyorsanız siz de oradaki önerilere binaen burada sunmuş olduğumuz bu önergeye destek vermelisiniz diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim Sayın Baluken.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın faili meçhul cinayetlerin araştırılması amacıyla 24/4/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, Barış ve Demokrasi…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı…

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerİsi vardır.

Şimdi oylarınıza sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 15.56

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım:

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun.

2.- MHP Grubunun, Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşlarının son yıllarda ülkemizde yaşanan intihar olaylarının ve intihara yol açan sebeplerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 13/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                               28/11/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 28 Kasım 2013 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                          Yusuf Halaçoğlu

                                                                                                                  Kayseri

                                                                                                   MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

13 Kasım 2013 tarih, 2013/861 sayı ile TBMM Başkanlığına Kütahya Milletvekili Alim Işık ve arkadaşlarının son yıllarda ülkemizde yaşanan intihar olaylarının ve intihara yol açan sebeplerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin 28 Kasım 2013 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi üzerinde lehinde olmak üzere ilk söz, Kütahya Milletvekili Alim Işık’a aittir.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu milletvekilleri olarak vermiş olduğumuz ülkemizde yaşanan intihar olaylarının ve intihara yol açan sebeplerin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasının ve buna göre gerekli tedbirlerin alınmasının amaçlandığı önergemiz üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisin siz değerli üyelerini ve bizleri izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu konu özellikle son on yılda ülkemizi tek başına yöneten Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu yanlış ekonomik, sosyal ve sosyoekonomik politikaların bir sonucudur. Bugün, 200’den fazla ülkenin yer aldığı bir değerlendirme sonucunda dünya ülkeleri arasında, ülkemiz, yaşanan intihar oranları açısından değerlendirme yapıldığında maalesef 79’uncu sırada yer almaktadır. İntiharların bizden daha fazla olduğu ilk 78 ülkeye baktığınız zaman neredeyse dünyada adı duyulmayan ülkeler olduğunu görüyorsunuz. Bizim altımızda 150’den fazla ülke var. Özellikle son dönemde de, son on yılda intiharlarda ortaya çıkan artışın oranının ülkemizde yüzde 50’ye yaklaşması son derece düşündürücüdür. Her zaman milat olarak iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımızın dikkate sunduğu 2002 yılı ile 2012 yılı rakamlarını değerlendirdiğiniz zaman, 2002 yılında 2.300 civarında olan yıllık intihar sayısının 2012 yılı resmî TÜİK rakamlarına göre 3.225 olduğu, dolayısıyla yüzde 50’ye yakın bir artışın olduğu görülmektedir.

Bunun sebeplerinin niye araştırılması gerekiyor? Bu konu “Sayı 78 milyonda, 76 milyonda sonuçta 3.500 kişi.” denilerek geçiştirilecek, üstü kapanacak bir konu değildir. Konu, en son dershane olaylarıyla ilgili Sayın Başbakanın bir televizyon değerlendirmesinde yeniden Türkiye’nin kamuoyuna getirilmiştir. Dershane ücretini ödeyemediği için intihar eden vatandaştan bahseden Sayın Başbakanın, 3.225 kişiden 3.224’ünün kim olduğunu da araştırması lazım. Yani, bir kişi dershane borcunu ödeyemediği için intihar etti haberini manşete taşıyarak dershanelerin kapatılması gerektiğini savunmaya çalışan Sayın Başbakanın, geride 3.200’den fazla kişinin niye öldüğünü ve niye bunlarla ilgili bir tedbir alınmadığını da açıklaması gerekirdi.

Şimdi, ben açıklıyorum, Sayın Başbakanın söyleyemediği gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Evet, dershane borcunu ödeyemeyen ve ödeyemediği için intihar eden insanlarımız bu ülkede olmuştur. Keşke ödeyebilselerdi de intihar etmeselerdi. Ama, Sayın Başbakanın değinemediği asıl gerçek -yine yapılan bir değerlendirme, bilimsel çalışma sonucunda- en çok banka borçlularının intihar ettiğini; ondan sonra, askerlerin intihar ettiğini; arkasından, polislerin, öğretmenlerin ve diğer memurların intihar ettiğini Türkiye gerçekleri ve devletin resmî rakamları söylüyor. Şimdi, 1 kişiden bahsedeceksiniz ama bu ülkede son on yılda 934 askerin intihar ettiğinden bahsetmeyeceksiniz, son sekiz yılda kredi kartı borcunu ödeyemediği için 200’den fazla kişinin canına kıydığını görmezden geleceksiniz, yine son on yılda 300’den fazla polisimizin, 35 öğretmenimizin intihar ettiğini söylemeyeceksiniz, söyleyemeyeceksiniz; diğer taraftan, atanamadığı için ziraat mühendisi, gıda mühendisi, öğretmen ve birçok meslek mensubu gencimizin kendisini geçindirecek bir iş sahibi olamadığı için intihar ettiğini görmezden geleceksiniz. O nedenle, bu ülkede, özellikle son on yılda bozulan gelir düzeyi dağılımı nedeniyle en düşük gelir grubuna sahip olan grupla en yüksek gelir grubuna sahip olan yüzde 20’lik grup arasındaki farkın 8 katı aştığı bir ülkede özellikle iş sahibi olamayanlar ve düşük gelir düzeyine sahip olan memurlar başta olmak üzere birçok kamu çalışanı intihar etmiştir.

Değerli milletvekilleri; intihar konusu dinimizin yasakladığı çok önemli bir konudur. Artık insan başkasını öldürmekten vazgeçmiş, kendi canına kıyar hâle gelmişse ve bu intihar olaylarının sayısı da her geçen gün hızla artmaya başlamışsa bunun iyi araştırılıp, sebeplerinin iyi ortaya konduktan sonra gerekli tedbirlerin alınması kaçınılmaz hâle gelmiştir.

2012 yılı sonuçları dikkate alındığında -Türkiye İstatistik Kurumunun resmî rakamlarıdır- kaba intihar hızı olarak söylenen intihar oranı 100 binde 4,29’dur ülkemizde yani her 100 bin kişimizden 4 kişi canına kıymaktadır. Başkasının öldürdüklerinden vazgeçiyoruz; o hırsızlık, fuhuş, kapkaç olayları bunun dışında. İntihara teşebbüs bunun 10 katı ama iller bazındaki dağılıma baktığınız zaman çok daha ilginç bir sonuç çıkıyor ortaya. En son rakamlara göre bu ülkede en fazla intiharın yaşandığı il, maalesef, bir zamanlar cennet olarak ifade edilen, Ege Bölgesi’nin en güzel illerinden birisi Uşak ilidir. Ne oldu son on yılda da, son birkaç yılda Uşak ili Türkiye’de rekor kırdı? Ekonomik sebeplerle kapatılan deri işleme atölyelerinin ve diğer birçok iş yerinin sonucu Uşak’ı 1’inci yapmıştır. Ana güzergâh üzerinde olan Uşak’ta bu olay yaşanıyorsa… Kastamonu 2’nci, Iğdır 3’üncü, Aydın ili de 4’üncü en yüksek orana sahip olmuştur.

Bu illerin durumuna baktığınız zaman intihar oranlarının yüksek çıkmasının altındaki en büyük gerçeğin ekonomik zorluklar olduğunu ve işsizlik olduğunu görüyoruz. O nedenle bu yüce Meclis mutlaka bu sorunun çözümünü sağlayacak tedbirleri almakla mükelleftir. Kredi kartı borcu, intihar edenlerin en büyük sebepleri arasında görülüyor.

Diğer taraftan okuma-yazma oranının düşük olduğu intihar vakaları en yüksek orana sahip. Sayın Başbakan “Dershaneler kapatılmalı.” derken bilimsel doğrular bunun tersini gösteriyor, diyor ki: “Üniversite mezunları yüzde 7,7’yle en düşük intihar oranına sahipken ilkokul mezunları yüzde 21 -ilköğretim- yüzde 16 da lise.” Dolayısıyla okuma-yazma yani üniversitelere gitme, liseyi bitirme oranı arttıkça intihara teşebbüsler ve intihar oranları düşüyor. Dolayısıyla eğitimli toplumlar daha az intihar gerçekleşen toplumlar. Onun için, eğitimi destekleyen bir konuyu başka bir şekilde yorumlamak asla doğru olmayacak.

Bugün, kredi kartı borçları nedeniyle 2 milyondan fazla kişi maalesef haciz kıskacında ve birçok kişi de icra dosyalarıyla adliye koridorlarında artık bunalmış durumdadır. Son on yılda 8,5 milyon dolayındaki icra dosyası sayısı maalesef bugün 20 milyona çıkmıştır. Yani, her evde bir icra dosyasının görüşüldüğü Türkiye’de intiharların artması elbette kaçınılmazdır.

Bu nedenle, hem şiddet ve ekonomik sıkıntılar yönünden hem gelinen nokta ve eğitim düzeyleri yönünden bu konunun mutlaka araştırılması gerektiğini düşünüyoruz ve iflas eden şirketlerin, kapanan iş yerlerinde çalışanların veya iş yeri sahiplerinin maalesef intihar eden kişiler arasında olması, atanamayan gençlerimizin birçoğunun intihara teşebbüs noktasına gelmiş olması, bu konunun araştırılması gerektiğini bize gösteriyor.

Bu duygu ve düşüncelerle önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Grup önerisinin aleyhinde ilk söz, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’a aittir.

Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, gerçekten çok önemli bir konu intiharlar, ekonomik nedenlerle intiharlar veya farklı nedenlerle; mobbing, angarya, her türlü ayrımcılık, baskı, karakolda, nezarette, askerde… Şu an bu konuşmayı hazırlarken geldim ve İnternet’e girdim. Biraz önce Galata Kulesi’nden 25 yaşında bir genç atlayıp intihar ediyor.

Birkaç gün önce, Başbakanlığın önünde, Başbakanın komşusu, bomba süsü verilmiş bir şeyler sarınmış; alarma geçildi, yakalandı ve borç krizi nedeniyle böyle bir eyleme giriştiğini, özür dilediğini söyledi.

Bugün şu saatlerde AK PARTİ’nin Genel Merkezinin önünde bir canlı bomba ihbarı var. Özel timler, terörle mücadele ekipleri, TOMA’lar, panzerler, hepsi devrede ve sokakta Adana’dan gelen  -sahte, süs verilmiş gibi bir durum ama cebinde bir sarı zarf- “Sıkıntılarım var. Hiçbir yere ulaşamıyorum.” diyen bir vatandaşın sözleri duyuluyor. Birkaç dakika önce bunlar.

Ne oluyor? Gerçekten bu toplum cinnet mi geçiriyor, sağduyusunu mu yitiriyor, sağlığını mı yitiriyor? Neden?

Biraz önce, benden önceki konuşmacı belli alanlara ve rakamlara dayandı, örnekler verdi. Bunları çoğaltmamız mümkün arkadaşlar. Çok fazla uzağa gitmenize gerek yok. İnsan haklarının en başında, en temel hak ve özgürlük, yaşam hakkı değil mi? Eğer yaşam hakkı en kutsal haksa o devleti yönetenlerin, o ülkeyi yönetenlerin, o insanın, o bireyin yaşam hakkını garanti altına alması, gerek dışarıdan ve gerek içeriden kendisine yapılacak bir saldırının veya zarar vermenin önüne geçilmesinin tedbirini alması, o devletin hukuk devleti olmasının gereğidir, insan haklarına dayalı olmasının gereğidir, sosyal devlet olmasının gereğidir. Peki, bu böyle midir arkadaşlar?

Şimdi, herkesin üzerinde cep telefonu var değil mi arkadaşlar? Çocuklarınızda da cep telefonu var? Asgari ücret net 900 lira alanların da, hem annenin, babanın üzerinde cep telefonu var hem çocuklarının ve herkesin kredi kartı var, bir de ek kartları var çocuklarının. Bunların hepsi para. Kredi kartı nedeniyle ve hiç işletmediği kredi kartı nedeniyle icra takibine uğrayıp intihar eden yurttaşlarımız var. Geçen gün burada bir örneğini çıkardım, bir kuruş için takip çıkaran, ödeme emri çıkaran bankalar var bu ülkede dedim.

Bu ülkenin yurttaşları bu kadar sahipsiz mi? Bu ülkenin insanları bu kadar kadersiz mi? Bu ülkenin insanlarının yaşamı, sağlığı, hayatı bu kadar oluruna bırakılmış; her yerde üniversiteler açılırken, her yerde vakıf üniversiteleri açılırken, her yerde enstitüler açılırken, her yerde AR-GE çalışmaları yapılırken, her yerde akademisyenler konuşurken, her yerde bilim insanları konuşurken, her gece televizyonda naylondan programlar yapılırken bu insanların en temel hak ve hürriyetleri konusunda ciddi bir araştırma, ciddi bir gelecek, ciddi bir programlama maalesef yok; ne Kalkınma Bakanlığında var ne Maliye Bakanlığında var ne Ekonomi Bakanlığında var ne Başbakanlıkta var ne de Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Kurumunda var ne de ombudsmanında var arkadaşlar. Onlar, olan ihlallerin peşinde dolaşıyorlar. Oysaki insanları yaşatmak için önlemler almak, onun yirmi yıllık planlarını, projelerini çizebilmek; o ülkenin gençliğine, insanına, kadınına, kaderine sahip çıkabilmek, o insanların o aile saadetine sahip çıkabilmek, o insanların sağlığına sahip çıkabilmek sosyal devletin en başta gelen görevidir.

Arkadaşlar, 2013 itibarıyla 95,1 milyon banka kartı var; 56,4 milyon kredi kartı var. Her yıl 20 lira aidat alınıyor bunlardan. Bakın, 81 milyar lira ödenmeyen borç var ve kredi kartı borcunu, tüketici kredisi borcunu ödemediği için en çok intihar eden grubun da… Tüketiciler Birliğinin yayınlarını okuyun arkadaşlar. Açın, tek tek hepsini görürsünüz; evine haciz gitmiş, icra gitmiş, bir çocuk, bir genç, bir genç kadın, bir yeni evli ve intihar nedeni. Şimdi, bu kadar onurlu çalışan sivil toplum örgütlerimiz de var.

Bir yandan şöyle de bir bakın: 2012’de 453.656 tane takip yapılmış, Mayıs ayında ise kullanılmayan kartlara -hacizler dışında- 325.179, daha bu senenin altı ayında. Şimdi, onu geçtik, burada aidat alıyorlar, burada faize faiz alıyorlar; hani Müslüman’dık, hani dinde faiz haramdı; al işte faiz lobisi budur. Varsa, yüreklice vur beline kazmayı, bir daha yüzde 100’ün üstünde faiz alıp bu vatandaşı intihar etmeye götürmesinler. Yok. (BDP sıralarından alkışlar)

Bakın, arkadaşlar, cep telefonlarına geldiğimizde, dünyada kullanılan 7 milyar cep telefonu var ama Türkiye’de kullanılan 80 milyon, sabitlerle beraber; 80 milyon telefon var. Bunlardan her ay aidat alınıyor, her ay konuşmadan para alınıyor, her ay alındıktan sonra buna ÖTV ekleniyor, KDV ekleniyor ve dünyanın en yüksek telefon vergileri Türkiye’de alınıyor. Bu telefon vergilerinden, icra takiplerinden insanlarımız perişan oluyor.

Arkadaşlar, tabii ki küresel krizin yaşandığı ülkelerde, Avrupa’da da bunun yansımaları oldu. Avrupa’da da rakamlar bize 5 bin civarında intiharın olduğunu gösteriyor küresel krizden sonra ama Türkiye’deki oranlara vurduğumuz zaman, asla bu kadar yüksek değil. Yunanistan’da, İspanya’da, İrlanda’da krizin götürüleri var ve şunu söyleyeyim: Bu rakamlara baktığımız zaman, 939 askerin intihar etmesinin nedeni nedir peki? Cebinde parası olmadığı için, parayla askerlik yapamadığı için, “bankamatik tezkeresi” almadığı için dağlarda nöbet tuta tuta intihar eden bu vatandaşlarda devletin hiç mi günahı yok? Parası olmayan intihar etsin, parası olan istediği gibi yaşasın. Bu adalet mi arkadaşlar?

Polisteki rakamlar dehşet vericidir. Emniyet Genel Müdürü yeni açıkladı, bu kadar intihar oranı polislerde, dünyada ve Avrupa’da bir tek Türkiye’de, birinci sıradayız. “Mobbing”in, angaryanın, kırk sekiz saat değil, bazen dört gün üst üste göreve koşturmanın, gazlamanın, “TOMA”lamanın, “panzer”lemenin… İktidarın menfaatini korumak için koşturulan ve sosyal medyanın içinde, çığlıkları içinde evine gitmeden intihar eden görevlilerden bahsediyoruz arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – On dakika yetmiyor maalesef. Çok şey söylemek gerekir ama Meclisin son sözü söylemesini istiyorum, talebimiz bu. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Grup önerisinin lehinde ikinci söz, Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’a aittir.

Buyurun Sayın Kurt. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun sunmuş olduğu önerge lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Dünyada en önemli şey sağlık, insan. Ve tüm ekonomik mücadele, sosyal mücadele insanı yaşatabilmek için. Ama tüm dünya, insanları yaşatabilmek için uğraşırken insanlar intihar ediyor ve on iki yıldır ezici bir çoğunlukla iktidar olan AKP döneminde intiharlar eksilmemiş, artmış. Dolayısıyla, burada ciddi bir sorun olduğunu, bu sorunun da Türkiye Büyük Millet Meclisince araştırılarak bir sonuca bağlanması gerektiğini hepimizin kabul etmesi gerekir.

Türkiye’de intiharlarla ilgili ciddi araştırmalar, ciddi istatistikler var mı? Evet, TÜİK’in araştırmaları var ve bu istatistikler her yıl yayınlanıyor. Geçen yıl 3.225 kişi intihar etmiş. Ancak, bu sayıların doğru olup olmadığı konusunda endişeler var. Emniyet Genel Müdürlüğü, kendi bünyesindeki intiharlarla ilgili bir açıklama yaptı: “2000’den bu yana 340 polis intihar etti.” diyor. Ancak, EMNİYET-SEN Genel Merkezi, bu sayının 600 civarında olduğunu söylüyor yani resmî istatistiklerle gerçek ve pratik intiharlar arasında da çelişkiler olduğunu bilmemiz lazım.

İntiharların en önemli nedeni, elbette ekonomik sıkıntılar. Ekonomi iyi yönetilemeyince, ekonomide büyük başarılar elde edilemeyince, her ne kadar dünyanın 17’nci büyük ekonomisi de olsak, intiharlar konusunda -ciddi artış göstermesi suretiyle- Türkiye’nin düşünmesi gereken bir noktada olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekiyor. Ekonomik nedenlerle -borçlu olduğu için- borcunu ödeyemediği için intihar edenler var ama işi olduğu hâlde, hem de toplumda iyi bir iş olarak kabul edilen işlere sahip olduğu hâlde intihar eden görevlilerimiz var, kamu görevlilerimiz var. Bunların intiharının nedeni noktasında hiç kimse “cahillik”, “bilgisizlik”, “bilinçsizlik” diyemez.

Poliste intihar var; polisin ekonomik ve sosyal sorunları olduğu için intihar var. Askerde intihar var; neredeyse son on yılda 965 asker intihar etmiş. Bunun nedeni nedir? Bunun nedenini elbette bu Meclisin araştırıp bulması gerekir ama insana insan gibi muamele edilmeyen yerlerde, mutlaka ve mutlaka, baskılar intihara neden oluyor, intiharı körüklüyor ve büyütüyor.

Türkiye’de cezaevlerinde intiharlar var. Cezaevindeki insanın can güvenliği, hayat bütünlüğü devletin koruması altında, devletin kollaması altında olmasına rağmen cezaevlerinde intiharlar var çünkü cezaevlerinde iyi bir yaşam ortamı yok. Türkiye’de, son on yılda 450 civarında cezaevlerinde intihar olmuş. Bunun sebebini, yine -biraz önce- Emniyet Genel Müdürlüğü ile EMNİYET-SEN arasındaki istatistik çelişkisiyle araştırmak lazım, belki de cezaevlerindeki normal ölümlerde bile intiharlar olduğu ortaya çıkacak. Bu noktada, Türkiye’nin, hem de milliyetçi muhafazakâr bir toplum olan Türkiye’nin yani İslami açıdan da intiharın doğru kabul edilmediği bir ortamda “Niçin intihar ederler?” noktasını iyi değerlendirmemiz lazım.

Biraz önce Sayın Işık söylemeye çalıştı; eğitim düzeyi yükseldikçe intihar azalıyor ama Türkiye’de demek ki hem normal eğitimi hem dinî eğitimi tam anlamıyla verememişiz, veremediğimiz için intihar sayısı ve sonucu büyüyor.

Türkiye’de ekonomik sıkıntılar büyüdükçe, yeni yeni sorunlar çıktıkça yeni yeni intihar nedenleri ortaya çıkıyor. İntihar edenler içerisinde, banka borcu, kredi kartı borcu, icra baskısı nedeniyle intihar edenlerin sayısı son sekiz yılda 200’ün üstünde yani Türkiye’de yeni bir oluşum, yeni bir ekonomik biçim çıkmış ama bu, insanların sorununu çözmemiş, çözmesi de beklenemez.

Türkiye’deki çalışanların yüzde 50’sine yakını asgari ücretten çalışıyor, prim ödüyor; resmî rakamlar bunu gösteriyor ve yine devletin tespit etmiş olduğu resmî rakamlara göre açlık sınırı 1.060 lira. Yani, asgari ücret alan yüzde 50 insanımız devletin resmî rakamlarına göre aç ama Türkiye uzaya fırlamış, Türkiye dünyanın en büyük ekonomileriyle yarışır hâle gelmiş ve Türkiye’deki resmî rakamlara göre yüzde 50 insan aç, Türkiye’de geri kalan çalışanların da tamamı yoksul. Böyle bir ortamda ekonomik sıkıntı, sosyal sıkıntı üst üste denk geldiği zaman intihar kaçınılmaz, intihar başka bir çözüm yolu bulamayan insanlarımız için kaçınılmaz bir sonuç olarak gündeme geliyor. Bu noktada hangi sıkıntıları çözersek intiharları azaltabiliriz? Elbette, ilk önce ekonomik sıkıntı, ondan sonra sosyal sıkıntı; ondan sonra da insanların doğru, düzgün ve insan gibi bir çalışma ortamının bulunmasıyla. Biz, yeni yeni sorunlar yaratan bir sistem içerisinde yeni yeni intihar nedenlerini ortaya çıkarıyoruz. Türkiye’deki bu sıkıntılar devamlı büyüyerek, gelişerek gidiyor. Bizim yapabileceğimiz, Anayasa’daki koruyucu, kollayıcı sosyal devleti birinci planda öne çıkarmak ve bu noktadaki eğitimi artırmaktır.

Türkiye’deki maalesef 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte taşımalı eğitim de ciddi anlamda kırsal kesimde bir sıkıntı yaratıyor ve bu yaratılan sıkıntılardan dolayı yeni yeni intiharlar oluyor. İki gün önce Eskişehir’den bir servis otobüsçüsü aradı beni, diyor ki: “Üç aydır Millî Eğitim Müdürlüğünden almamız gereken taşıma ücretlerini alamadık ve borçlar üst üste binmeye başladı, icra kapıya gelmeye başladı, intihar edeceğim.” Oysa, Türkiye’de Millî Eğitim Bakanının şehrinde eğer ücretler ödenmiyorsa, taşıma ücretleri üç ayda, beş ayda ödenmiyorsa yeni yeni intiharlara yol açacak bir ortamı hep birlikte yaratmak üzereyiz demek gerekir diye düşünüyorum.

Hem çalışma ortamının düzelmesi hem çalışma ortamı içerisinde “mobbing”in, baskının, yıldırmanın, sindirmenin ortadan kalkması intiharları belki azaltacak ölçüde bir gelişme kaydetmemize neden olabilir. Bu doğrultuda önergenin kabul edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kurt.

Grup önerisinin aleyhinde ikinci söz, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’a aittir.

Buyurun Sayın Muş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, yaşanan intihar olaylarının ve intihara yol açan sebeplerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önerge sahibinin yapmış olduğu konuşmayı da dikkatlice izledim ve burada, önergenin gerekçesinin ilk paragrafında da özellikle uygulanan kötü ekonomik ve sosyal politikalara bunların bağlandığını gördüm; on yıl boyunca uygulanan kötü ekonomik politikaların, burada birincil sorumlu olduğu ifade edildi.

Bakınız, değerli milletvekilleri, ben sizlere intihar oranlarını birazdan vereceğim detaylarıyla ama onun haricinde, uygulanan ekonomik politikaların nereden nereye geldiğini, nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek istiyorum.

İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren kamu kaynaklarını çok verimli şekilde kullanmaya çalıştık, kullanmaya gayret ettik, bunları ağırlıklı olarak yatırımlara kaydırmaya, vatandaşa hizmet yoluna kaydırmaya gayret ettik ve bu dönemde yakalanan ekonomik ve siyasi istikrarla birlikte ekonomi 3 kattan fazla büyümüş, kişi başına millî gelirde ciddi artışlar meydana gelmiştir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Borç kaç para, borç?

MEHMET MUŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakınız, bütçe açığı yüzde 11,5 idi devraldığımız zaman. 2013 itibarıyla yüzde 1,2’ye düştü. Bunun neden önemli olduğuna birazdan değineceğim.

Yine, iktidara geldiğimizde faizler yüzde 50’ler seviyesindeydi, şu an yüzde 10 seviyesine düştü.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Cari açığı da söylemezseniz inandırıcı olmaz, ikisini de söyleyin.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2002 yılında bütçe içindeki finansman maliyetinin payı yüzde 14,8, bugün ise yüzde 3.

ALİM IŞIK (Kütahya) – İntiharlar arttı mı, artmadı mı, onu söyle.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Beklerseniz gelecek arkadaşlar.

Yine, değerli milletvekilleri, faizlerin vergi gelirlerine oranı yüzde 85,7. Yani 100 lira vergi topluyoruz, 86 lirasını faize ödüyoruz. Bugün yüzde 16’ya geldi bu rakam. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Vatandaş dinliyor yalnız bunu…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, dinleyemiyoruz hatibi. Lütfen müdahale eder misiniz, anlayamıyoruz.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Şimdi, sayın hatip diyor ki: “On yıl boyunca uygulanan kötü ekonomik politikalar…” Ben soruyorum arkadaşlar: 100 lira vergi topluyorsunuz…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Zengini daha zengin, fakiri daha fakir…

MEHMET MUŞ (Devamla) – …bunun 86 lirasını faize ödüyorsunuz, bu iyi politika, süper bir politika. Bunu yüzde 16’ya düşürüyorsunuz, bu kötü politika. Ben bunu milletimizin takdirine sunuyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yandaşlar zengin, vatandaş fakir; bunu söyle, bunu!

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yandaşlar ihya oldu, fakir intihar etti.

BAŞKAN – Sayın Işık… Hatibin konuşmasını duyamayan milletvekillerimiz var, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AKP’nin soyduklarını millete verin, milletin sorunu kalmaz! AKP’nin soyduklarını verin, yeter!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yine bu dönemde çok ciddi anlamda eğitime kaynak aktarılmıştır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Soyduklarınızı verin, yeter, başka bir şey lazım değil!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bakın, intihar olaylarının bir kısmında özellikle gençlerin olduğu ifade edildi ve burada ilkokul mezunlarının ağırlıkta olduğu ifade edildi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Talan ettiklerinizi verin, yeter! Soyduklarınızı verin, yeter! Başka bir şey lazım değil!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bakın, sadece bu dönemde 400 bin öğretmen Millî Eğitim kadrosuna alındı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, ihtiyaç vardı da alındı, sizden önce Millî Eğitime öğretmen alınmadı mı?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bakın, personel ve bunların sosyal güvenlik harcamaları 2001 yılında yüzde 16,7, 2002’de 18,4, 2013’te yüzde 28.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yandaşlar ihya oldu, vatandaş intihar etti; ne yazık ki özeti bu.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Birazdan cevabınız gelecek, beklerseniz hepsini vereceğim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yandaşlar ihya oldu!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Yüzde 28’e çıktı. Ne var bunun içerisinde arkadaşlar? Doktor var, sağlık çalışanı var, öğretmen var, emniyet görevlisi var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Memleketi taşeron yaptınız taşeron, 774 liraya!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Burada, arkadaşlar, ne kadar ağırlıklı sosyal politikaların uygulandığının bir yönüdür. Bu kadar ağır bir yükü bu iktidar taşıyarak olabildiğince sosyal politikaları güçlendirmiştir.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Araştıralım Sayın Milletvekili, işte onun için verdik bunu. Sizin dediğinizin doğru çıkmasını istiyoruz biz. Destek verdiniz mi tamam.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Az önce yine -ben bunu inanın burada ifade etmek istemezdim ama- on yıl boyunca çok kötü ekonomik politikalardan bahsedildi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, nerede sizin bu millî geliriniz, hangi vatandaşın cebinde?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Şimdi ben size bir resim anlatacağım: 2001 krizi yaşanıyor, hatırlıyorsunuz, bir esnaf yazar kasasını alıp geliyor “Sayın Başbakanım, ben bir esnafım.” diyor kasayı fırlatıyor. O resmi hatırladınız değil mi?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şimdi ne yapıyor? Şimdi intihar ediyor!

MEHMET MUŞ (Devamla) – O resmi hatırladınız değil mi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şimdi kendini yakıyor adam!

MEHMET MUŞ (Devamla) – O zaman çok iyi bir ekonomik politika vardı. Bakın, Ahmet Çakmak isimli bu vatandaş ne diyor?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şimdi kendini yakıyor ve intihar ediyor!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Ahmet Çakmak diyor ki: “Ben bir esnaftım, dolar borcum vardı. Dolar 3 kat arttı, önce 1.100’e, ondan 1.700-1.800’e çıktı. Evimi, arabamı, bütün birikimimi sattım, yine de 6 bin dolar borçlu durumda kaldım.”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Başbakanlığın yolu kapalı intihar etmesin. diye millet!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Yakın bir zamanda bir gazeteye verdiği demeçte “Ama şimdi ben evimi aldım, başka bir ev daha aldım ve yine burada bir kiracım var.” diyor.

Arkadaşlar, bakın, 2002’nin başına kadar hayat standardı uygulaması vardı vergi toplanıyorken. Bu, sosyal anlamda ciddi anlamda tahribata sebep olur. 2002 yılına kadar uygulanmış bu. Ya, bunları ifade ediyorken lütfen bunları da görmezden gelmeyelim.

Yine, değerli milletvekilleri, esnafa olan destek noktasında, bakın, bugün esnaf bir yıla kadar kredi kullandığı zaman yüzde 4 faizle borçlanıyor, bunun gerisini devlet sübvanse ediyor. Eğer bir yıl ile beş yıl arasında ise bu yüzde 5 ve sırf bu sübvansiyon için 514 milyon lira kaynak ayırmışız 2013 ile alakalı.

Değerli milletvekilleri, KOSGEB ile alakalı kaynaklar ortada, 17 milyon TL’den 250 milyon TL’ye çıkmış. Yatırımların ortalama tamamlanma süresi dokuz yıldan üç yıla düştü. Bunları niye anlattığıma birazdan değineceğim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Vekilim, intiharlar niye artıyor, onu söyleyin. Neden artıyor?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Sosyal politikalara bakıyoruz. Arkadaşlar, sosyal politikalarla alakalı, bakın, 2002’de -hani 100 lira toplayıp 86 lirasını faize veriyoruz ya, geriye bir şey kalmıyor- sosyal politikalara ayırdığımız rakam 1,2 milyar TL. Bugün bu rakam 20 kat kadar artmış ve 22 milyar TL’ye çıkmış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne kadar fakirleştiğini gösteriyorsunuz Türkiye’nin. Bak sevgili kardeşim, bunu söyleme, insanların ne kadar fakirleştiğini gösteriyor bu.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Borç gırtlağa çıktı, onu söyle.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sosyal politikalarda insanlara yapılan yardımların düşmesi lazım ülke zenginleşirken, yükselmez.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bakın, 2006 yılında başlattığımız bir uygulama bile Türkiye’de çok ciddi iyileştirmeler yapmaktadır. 2006 yılında, arkadaşlar, engelli vatandaşlara evde bakım ücreti gibi bir uygulama başlattık çünkü intihar edenlerin, arkadaşlar, büyük bir kısmı da yaşlı, yalnızlık, bakımsızlıktan oluyor ve biz bu uygulamayı 2006 yılında başlattık. 2013 itibarıyla 437 bin kişi buradan istifade etmiş ve sadece evde bakım ücretiyle alakalı projeye 3,5 milyar TL kaynak aktarılmış. 2002 yılında sosyal politikalara ayrılan rakam toplam 1,2 milyar TL. Bunu da ben Genel Kurula aktarmak istiyorum.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Yani “Vatandaşı fakirleştirdik, parasını veriyoruz.” diyorsun, öyle mi?

MEHMET MUŞ (Devamla) – 2014 ile alakalı, arkadaşlar, rakam daha da artıyor, 500 bine dayanıyor ve 4,1 milyar TL’ye çıkıyor. Bu ülkenin kaynaklarının bu ülkenin vatandaşları için kullanılmasına devam edilecektir.

Bakın, değerli milletvekilleri, ekonomiyle alakalı daha gidilecek yol var mı? Mutlaka daha yol vardır, kat etmemiz gereken çok daha fazla mesafe vardır, çok ciddi hedefler konmuştur ama arkadaşlar, en düşük memur ücretinde yüzde 200 reel artış vardır yani enflasyondan arındırılmış artış yüzde 200’dür. En düşük SSK emekli maaşı 257 TL’den 886 liraya çıkmıştır. Bunları ifade ediyorken lütfen bunları görmezden gelmeyelim.

Şimdi, ben burada bazı istatistikler açıklamak istiyorum. Arkadaşlar, intihar olaylarını hiç kimse istemez ama biz bu kadar iyileştirme yapmışken ekonomide… Toplumda intihar olayları gelişmiş ülkelerde de cereyan etmektedir. Arzumuz, temennimiz bunları sıfıra indirmektir. Bunu hep birlikte başarmak durumundayız.

Arkadaşlar, bakın, 2001 Türkiye’nin ağır bir krizidir. Burada çok ciddi, spesifik rakamlar verilmeseydi ben bunlara girmeyecektim. Bakınız, biz de intihar oranı 2000’de yüz binde 2,67. 2,67’ye dikkat buyurunuz, yüz binde 2,67. 2001’de bu rakam ne oldu biliyor musunuz? Bir yıl sonra arkadaşlar, yüz binde 3,77’e çıktı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şimdi; 4,29.

MEHMET MUŞ (Devamla) – 1 puanlık artış var.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Hangisi büyük?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Alim Bey sakin olun, geliyorum, geliyorum ona da.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Güzel kardeşim, hangisi büyük?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakınız, intihar olayları neden oluyormuş.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – İddian boşa çıktı galiba.

MEHMET MUŞ (Devamla) – 2002’de toplam intihar olaylarının, yaşanan intihar olaylarının yüzde 38’i hastalıktan dolayı, hastalık. Hastalık sebeplerinden dolayı intihar edenlerin toplam intiharların içindeki oranı yüzde 38. Bakın, bugün, bu oran, yüzde 19’a düşmüş. Az önce söylüyordum ya, çok ciddi doktor alımı, sağlık personeli alımı yapıldı. İşte, sağlıktaki iyileşme arkadaşlar, yarı yarıya düşürmüş bunu.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sağlamlar da intihar ediyor, sağlamlar.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Aile geçimsizliğiyle alakalı -bak, TÜİK’in verileri, TÜİK’in- olanlar…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İntihar edenlerin yüzde kaçı Alevi mesela? Onu da merak ettim.

MEHMET MUŞ (Devamla) – …yüzde 21’den yüzde 9,4’e; geçim zorluğundan dolayı olanlar 14,2’den 8’e; ticari başarısızlıktan dolayı olanlar yüzde 3,95’ten 5,24’e düştü.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Arttı, arttı, düştü değil, arttı.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bir de değerli arkadaşlar, sürem içerisinde şunu ifade edeyim: Bakın, 2012 yılında TÜİK bir çalışma yapmış, 2011 yılında intihar olayları yüz binde 3,62. Bakın, yüz binde 3,62. 2001’de ne? Yüz binde 3,77’di.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – 2002’de ne olmuş?

MEHMET MUŞ (Devamla) – 2012’de ne olmuş, 2012’de ne olmuş? 2012 yılında intihar sayıları tespiti değiştirilmiş. Eskiden, veriler sadece Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından alınıyordu, şimdi bu çerçeve genişletilerek hastane, ceza ve tevkifevlerinde, burada gerçekleşen vakalar da bu istatistiklere ekleniyor arkadaşlar. Buradaki artış, buradan kaynaklanıyor.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Onlar emniyet kaydına girmiyor muydu yani eskiden?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yani, çözümü buldun Sayın Vekil, aferin!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bu konuyu çarpıtmanın, bu konuyu farklı noktalara çekmenin inanın hiç kimseye faydası yok. İktidarın mutlaka eleştirilecek konularını bulabilirsiniz ama…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Doğrularla yüzleşmekten korkmayın.

MEHMET MUŞ (Devamla) – …siz buradaki meydana gelen artışları, hatta 2001’e göre olan düşüşü de tutup…

ALİM IŞIK (Kütahya) – O zaman önergeye destek verin, bunu araştıralım.

MEHMET MUŞ (Devamla) – …iktidarın uygulamış olduğu ekonomi politikalarına bağlarsanız, burada haksızlık yapmış olursunuz…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Destek verin, araştırma yapılsın.

MEHMET MUŞ (Devamla) – …yanlış yapmış olursunuz.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Doğru ortaya çıksın.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Bu vesileyle, uyguladığımız ekonomik politikalarla ve sosyal politikalarla alakalı ülkede meydana gelen refah seviyesi ortadadır.

Ben bu sebeple, bu sebeplerden dolayı bu araştırma önergesinin aleyhinde oy kullanacağımızı bildiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – “Kabul edenler…” dedim, bir dahaki sefere…

Kabul etmeyenler…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Başkanım, demin demeden evvel istemiştik, yine kabul etmediniz. Ne yaptığınız belli değil!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kabul edilmemiştir Sayın Başkanım.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yok, yok…

BAŞKAN – Peki, karar yeter sayısına da bakalım, sizi kırmayalım Sayın Işık. Aslında zamanında söylemediniz ama sizi kırmıyorum.

Elektronik yapalım o zaman.

Üç dakika süre veriyorum arkadaşlar, süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.59
 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 48 milletvekilinin Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahasının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 21/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 28/11/2013 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                               Engin Altay

                                                                                                                   Sinop

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 48 milletvekili tarafından 21/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahasının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (581 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 28/11/2013 Perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN -  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerinde, lehinde olmak üzere, ilk söz Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a aittir.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Artvin Cerattepe’de çıkartılmak istenen madene ilişkin Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine partim adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’nin her tarafında, özellikle Artvin’de televizyonları başında bizi seyreden tüm Artvinlilere, tüm yurttaşlarıma saygılarımı iletiyorum.

Değerli arkadaşlar, bunu bu Meclis kürsüsünde birçok kereler konuştum ayrıntılarıyla. Bakın, şurası Artvin kent merkezi, Artvin kent merkezinin hemen üzerinde “Cerattepe” diye tabir edilen yerde bir maden faaliyeti, bir maden çalışması yürütülmek istenmekte. Buradaki maden çalışması herhangi bir maden çalışması değil, burası aslında çevreyi yok etmenin ötesinde, Artvin’i ortadan kaldırmaya yönelik bir cinayet, “tecavüz” kelimesini kullanmak istemiyorum ama çok ciddi anlamda bir tehdit.

Değerli arkadaşlarım, burada, ilgili şirket tarafından 4.406 hektar alanla ilgili olarak bir ruhsat talebi olmuş ama 31 hektarlık bir bölümle alakalı da ÇED raporu çalışması devam etmektedir. Bu 31 hektarlık alanda, sadece 27 hektarlık alanına ilişkin olarak maden şirketinin yani maden çıkartmak isteyen şirketin talebine göre burada 50 bin ağacı keseceğini ÇED raporunda belirtmiştir. Dikkat edin arkadaşlar, sayın milletvekilleri, 150 alanlık bir şey düşünün, sadece yüz ellide 1 bölümde 50 binden fazla ağacı keseceğini maden şirketi ÇED raporunda taahhüt etmiş bulunmaktadır. Yani durumun vahametini göstermesi açısından sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.

Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, su kaynaklarının 100 metre çapında alanda hiçbir şekilde faaliyetin yapılmayacağını söylemesine rağmen, Artvin’in bütün su kaynakları, içme suları buradan tedarik edilmesine rağmen, ne yazık ki, buradaki bütün alanlar yok edilmek istenmekte, sulama alanları bir anlamda ortadan kaldırılmak istenmektedir. Madenin çıkartıldığı alanın hemen yanında Türkiye’nin en önemli ekolojik parklarından bir tanesi olan Hatila Vadisi Millî Parkı yer almakta, hemen madenin altında Kafkasör Turizm Merkezi yer almaktadır değerli arkadaşlarım. Ve daha önemlisi olan -yargıya da intikal etmiştir, şu anda Rize İdare Mahkemesinde dava devam etmektedir- çevre düzeni planında madenin çıkartılacağına ilişkin herhangi bir şerh, herhangi bir beyan bulunmamaktadır.

Bakın, bundan önceki yapmış olduğum Meclis konuşlarımda da ifade ettim, 27 Mart 2002 tarihinde, o dönemde AKP milletvekili olan Sayın Bakan, Artvinli hemşehrimiz Faruk Çelik, Meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmada, Artvin’de maden çıkartılması faaliyetinin hangi boyutlara gelebileceğini, Artvin’i nasıl yok edeceğini ifade ediyor; bunu kelimesi kelimesine buradan Türkiye'yle, tüm Artvin’le paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Sayın Bakan diyor ki o tarihte yapmış olduğu konuşmada: “Bu maden arama çalışmaları, asit karakterli kirleticilerden dolayı, öncelikle çevrenin en temiz suyu durumunda olan Hatila suyunun ve tatlı su ekosisteminin sonu olmasına neden olacaktır. Bunun haricinde, yüzde 60 eğimli, heyelanlı bir bölge olan Artvin ilimizde bu maden çalışmaları, heyelanları daha da artıracaktır. Artvin ilinin ortadan kalkmasına sebep olacak sonuçların ortaya çıkma ihtimali muhtemeldir. Yöredeki sivil toplum örgütlerinin mutlaka görüşlerinin alınması gerekmektedir.” “Değerli milletvekilleri” diyor Sayın Bakan, “Hükümet, Artvin ilini ortadan kaldırmaya değil, Artvin ilini geliştirmeye dönük politikalar ortaya koymalıdır.” diye konuşmasına devam ediyor ve sonucunda da aynen şöyle söylüyor, diyor ki: “Artvin´in geleceğiyle ilgili olarak tüm belediye başkanları, sivil toplum örgütleri ve ilgili bakanlık bir araya gelip, Artvin’in geleceğinin değerlendirmesini yapmalarını çağdaş yönetim anlayışının gereği olarak görmekteyiz. Aksi takdirde, 200 bin insanı ‘Ben ne yaptıysam doğrudur.’ mantığıyla yönetmenin ve çaresizliğe terk etmenin çağ dışı bir anlayış olduğunu ifade emek isterim.”

Sayın Bakan burada oturuyorken sordum: “2002 yılında yapmış olduğunuz bu konuşmanın arkasında mısınız?” Kendisine buradan teşekkür ediyorum, “O yapmış olduğum konuşmanın arkasındayım.” diye söyledi. Yani Sayın Bakan 2002 yılında yaptığı konuşmada, bu maden çıkartılması olayının bir cinayet olduğunu ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, bu madene ilişkin olarak 17/2/2012 tarihinde bir ihale yapıldı. Bu ihaleden önce Artvin’in bütün siyasi partilerinin il başkanları, bütün sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, demokratik kitle örgütlerinin başkanları hep beraber Ankara’ya geldiler - AKP il başkanı da var bunun içerisinde- Sayın Bakana çıktık, dedik ki: ”Sayın Bakan, bakın Artvin’de bir cinayet işleniyor. Bu maden eğer Artvin’de çıkartılırsa Artvin’i yok edecektir.” Sayın Bakan bize müthiş bir cevap verdi, dedi ki: “Yer altındakiler ile yer üstündekileri karşılaştıracağız, hangisinin değeri daha fazlaysa ondan yana tercih kullanacağız.” Ben de buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Sayın Bakana, Türkiye kamuoyuna sesleniyorum: Artvinlilere kaç lira bedel biçti? Kaç lira bedel biçti Artvinlilere değerli arkadaşlarım ki tercihini yer altından yana kullandı? O nedenle, bugün gelinen noktada bu vahameti Türkiye’ye anlatmak istiyoruz.

Bakın, ihaleye ilişkin bir rezalet de var. Bu ihale kokuyor değerli arkadaşlarım. İki yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu ihaleyi anlatmaya çalışıyorum. Dedim ki: “Bu ihale paket ihaledir.” Sayın Bakan yapmış olduğu konuşmalarda, bana vermiş olduğu cevaplarda ihalenin paket olmadığını, ihalenin bir firmayı tarif etmediğini söyledi. İhaleden önce “Bu ihale şartnamesinde yılda 10 bin ton metal bakır, 500 bin ton tuvenan malzemeyi çıkartacak hangi tesis vardır?” diye sordum, Sayın Bakan imzasıyla dedi ki: “Samsun’da Eti Bakıra ait bir tane tesis vardır.” Arkasından, ihale olunca o firma almadı, bir başka firma alınca bana vermiş olduğu yazılı cevapta şöyle söyledi, dedi ki: “İhalenin belli bir firma üzerinde şekilleneceği ve bunun üzerine ihale tarihinden önce noter kanalıyla bunun tespitinin yapılacağını söyleyen milletvekili yanılmıştır.” Bakın, cevaplar burada. Ama değerli arkadaşlarım, aradan belli bir zaman geçtikten sonra -bakın, size yerel gazeteleri gösteriyorum değerli arkadaşlarım- benim demiş olduğum firma, tahmin ettiğim firma ilanlar verdi ve o firmaya o ihale redevans sözleşmesiyle devredildi.

Bakın, Samsun’la alakalı…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Rezalet, rezalet, rezalet!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Bakın, görüyorsunuz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, gelinen noktada, hiçbir şeyden çekinmeden ne yazık ki her tarafa ilanlar verdiler. Yani, bu ihaleyle ilgili boyutun ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından ben Artvin milletvekili olarak haklı çıktım ve geçen hafta komisyonda yapılan toplantıda Sayın Bakana dedim ki: “İstediğin televizyon kanalına lütfen beni çağır, sizinle Artvin’i tartışalım. Bu cinayeti durdurmak için, bu yanlıştan dönmek için gereğini yapalım.” Artvin’e Sayın Cumhurbaşkanı geldiğinde kendisine de arz ettim, “Bakın Sayın Cumhurbaşkanım, bu çok önemli bir olay. Artvin’i yok edecek olan bu girişime ‘dur’ demek zorundayız.” dedim.

Sizler ne diyordunuz? “Biz, doğanın yeşilini seviyoruz.” Ben de buradan soruyorum: Doğanın mı yeşilini seviyorsunuz, doların mı yeşilini seviyorsunuz değerli arkadaşlarım? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Şimdi, gelinen noktada, Turizm Bakanlığının vermiş olduğu cevaplar var. Diyor ki: “Bu yörede böyle bir maden çalışmasının yapılması çok tehlikeli sonuçlara yol açacaktır.” O nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığı burada yapılacak maden çalışmasının çok tehlikeli bir çalışma olacağına, turizm bölgelerini yok edeceğine ilişkin resmî bir yazı verdi. Bu resmî yazıyı da bütün Artvin’le, bütün Türkiye’yle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bakın, sözlerimi bitirirken şunu söylemek istiyorum: Sayın Başbakan Fenerbahçe Kulübü Başkanıyla yaşamış olduğu polemikte aynen şöyle söyledi: “Sanki bütün izinler alınmış, elindeymiş gibi ‘Şuraya marina, şuraya AVM yapacağım.’ diye sözler vermek doğru değil. Bunların projelerini çizdirdin mi? Çevre Bakanlığının gerekli iznini, onayını aldın mı? Bunun için izin verecek kurumlar belli. Sanki Çevre Bakanı elindeymiş, her izin elindeymiş gibi söz veriyor size.”

Değerli arkadaşlarım, şimdi, buradan bütün Artvin, bütün Türkiye şunu merak ediyor; benim konuşmamın bir önemi yok, biz zaten burada duruyoruz: AKP’li Artvin milletvekilimizden de aynı Sayın Bakanın durmuş olduğu noktayla alakalı olarak, bu madenin Artvin’e zarar vereceğini, bu maden çıkartma işleminin yanlış olacağını Türkiye Büyük Millet Meclisinden ifade etmesini hasseden rica ediyorum değerli arkadaşlarım. Neden? Bakın, Artvin’de bundan üç dört ay evvel çok büyük bir miting yaptık.  O gün Artvin’in bütün sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri Artvin Valiliğinin önüne geldiler, orada binlerce kişi, bu maden çalışmasının Artvin’i yok edeceğine ilişkin ayrıntılı basın açıklaması yaptılar.  O nedenle, ben buradan yöre milletvekili olarak Türkiye’ye sesleniyorum, diyorum ki: Bu maden çalışması, ihale aşamasından bugüne kadar geldiği bütün süreç ve orada yapılacak olan bir cinayet Artvin’i insanlarıyla beraber yok edecektir değerli arkadaşlarım. Bunu Türkiye’ye anlatmaya çalışıyorum, iki yıldır bu feryadı, bu figanı Türkiye’ye duyurmaya çalışıyorum. O nedenle, burada kurulacak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir Meclis araştırması komisyonu, oraya gidecek milletvekilleri, Artvin’in içinde bulunduğu durumun ne kadar vahim olduğunu, yüzde 80 eğimli bir arazide yapılmak istenen bu maden faaliyetinin Artvin’i ve Artvinliyi yok edeceğini bizzat görecektir. Bilimsel raporlarla desteklenecek bu çalışma, inanıyorum ki önümüzdeki günlerde, alınmış olan bu kararın yeniden gözden geçirilmesine neden olacaktır. Bu konuda milletvekili arkadaşlarımın duyarlı davranacağına inanıyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bayraktutan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, cevap vermeyecek misiniz? Çok ciddi bir iddia var ihaleyle alakalı. Siz söz isteyin, biz destekleriz Sayın Bakan. İhale adrese teslim edilmiş.

BAŞKAN – Grup önerisinin aleyhinde ilk söz, Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’ya aittir.

Buyurun Sayın Kışla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve arkadaşlarının Artvin Kafkasör bölgesinde maden işletmesiyle ilgili gerekli tedbirlerin alınması hususunda Meclis araştırma komisyonu kurulmasına dair önerisine AK PARTİ Grubu adına cevap vermek için söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Elbette ki Enerji Bakanlığımızın ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması hususunda gerekli tedbirleri alması hayati bir önem taşımaktadır. Ülkemizin kalkınması, yer altı zenginliklerimizin gün yüzüne çıkarılarak ekonomiye kazandırılması da şüphesiz önemlidir. Ancak, bu yatırımları yaparken elbette ki Artvinlinin bir tedirginliği var yani ülkemiz kazanırken Artvinli zarar görmesin, Artvin zarar görmesin diye. Tabii, bu tedirginliğin elbette ki biz de bir haklılık payı vardır diye düşünüyoruz fakat bunu düşünürken bir bakanlığın yapacağı yatırımların da birçok bakanlığı ilgilendirdiğini düşünmemiz gerekiyor. Bu yatırım da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Turizm Bakanlığını yakinen ilgilendiriyor. O bakımdan, ilgili bakanlıkların bu konularda çok ciddi hassasiyet gösterdiğine eminim.

Biz, Yeşil Artvin Derneğinin ve halkımızın tedirginliklerini 11 madde olarak onlardan aldık, bunları sürekli dinliyoruz. Elbette ki bu tedirginliklerin önemli bir sebebi de maalesef bilgi kirliliğinden kaynaklanmaktadır ve halkımızı yeterince doğru bilgilendirmenin eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. AK PARTİ Hükûmetimizin ve iktidarlarımızın milletimizin ve halkımızın zararına olacak hiçbir yatırıma, hiçbir işe asla izin vermeyeceğinden emin olmanızı istiyorum. Bir yatırım -demin de dediğim gibi- birçok bakanlığı ilgilendiriyor. Bu konuda ilgili bakanlıklarla görüştük. Bu teşebbüsler sonucudur ki işletme açık işletme olarak çalıştırılmayacak. Kapalı galeri olarak işletilmesine karar verilmiştir. İşleme tesisleri orada kurulmayacak ve çıkarılacak maden kara yoluyla Murgul Bakır İşletmesine aktarılarak orada işlenecektir.

Artvin turizm açısından son derece önemlidir. Artvin’in geleceği turizme bağlıdır. Burada eğer bu yatırım Artvin’de turizmi etkileyecekse, baltalayacaksa buna gönlümüz rıza göstermez, buna Bakanlık da rıza göstermez. Bu bölge turizm açısından önemlidir. Burada, Cerattepe mevkisinde Kafkasör Kayak Merkezi, Mersivan Kayak Merkezi, Cerattepe, mevcuttur. Diğer taraftan, Hatila Vadisi millî park olarak mevcuttur.

Değerli arkadaşlar, bakın, bizim Hükûmetimiz 20 Ocak 2013 tarihinde Kafkasör bölgesini “turizm gelişim bölgesi” olarak ilan etmiştir ve 6’ncı bölgenin teşviklerinden istifade edilecek bir hâle getirmiştir ve imar planları yapılması için belediyeye gerekli ödenekler gönderilmiş ve buraya turizm yatırımcıları beklenmektedir. O bakımdan, burada önemli olan, turizm açısından Kültür ve Turizm Bakanlığı gerekli hassasiyeti göstermektedir.

Diğer taraftan, önemle vurgulanan hususlardan bir tanesi içme sularıyla ilgilidir değerli arkadaşlar. Artvin’in içme suyu kaynaklarının tümü bu bölgeden geçmektedir. Özellikle Genya Dağı ile Kafkasör’ün birleştiği yerlerden gelmektedir. 12 civarındaki su kaynağının tamamı ruhsat alanı içindedir. “Bu alanda çalışma yapılması hâlinde suyun zehirlenmesinin yanında su kaynaklarının yerinin değişmesi ve suyun kaybolması tehlikesi söz konusudur.” denmektedir. Oysa, Bakanlık yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde “Ruhsat sahası içerisinde 12 adet su kaynağı vardır ancak çalışmanın yapılacağı alanda su kaynağı mevcut değildir. Yapılan çalışmalar sonucunda 60 kilometrekarelik bir su havzası belirlenmiş ve bu havzada 12 adet su kaynağı tespit edilmiştir. Ancak, bahse konu proje, 60 kilometrelik havzanın sadece 0,1’i kilometrekare alana isabet etmektedir. Bu alanda su kaynağı mevcut değildir. Bu alanda, ilgili, muhtemel olumsuzluklara karşı aşağıdaki tedbirlerin de alınması da düşünülüyor.” deniliyor.

Diğer taraftan, yine, heyelanlarla ilgili endişeleri var halkımızın. Bakın, burada da yine Yeşil Artvin Derneğinin, halkımızın bu düşüncelerini biz ilgili bakanlıklarla, ilgili bürokratlarla görüşüyoruz ve ÇED raporlarında, tabii, bu tedbirlerin alınmasını istiyoruz.

“Artvin, eğimli bir arazide kurulmuş olup yapılaşmadan ötürü her yıl 1 santimetre kaydığı iddia edilmektedir. Bu yıl da Orta Mahalle mevkisinde yaşandığı gibi, dönem dönem şehrin belli bölgelerinde toprak kaymaları olmaktadır. Artvin’in üzerinde bu maden işletmesinin çalışmaya başlaması Artvin’deki heyelanları tetikleyecektir.” diye bir iddia var. Bakın, yapılan görüşmelerde bu konuda verilen cevaplar nedir: “Artvin ili ve yakın çevresindeki heyelan varlığını belirlemek amacıyla 2004 yılında Profesör Doyuran tarafından kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sırasında proje alanı ve çevresinde hem eski hem de yeni şev hareketleri gözlenmiştir. Cerattepe Hatipoğlu mevkisinde kavisli, kayma yüzeyli eski heyelanların kalıntıları olduğu düşünülmektedir. Eski heyelanların yeniden tetiklenmemesi için… Bu bölgedeki yoğun bitki örtüsünden dolayı böyle bir şeye ihtimal vermiyoruz.” deniliyor. “Ayrıca, bu sebeple ilgili alanda karo sahasının etrafı uygun boyutlarda kanallar ile direne edilerek sahanın dışından gelen yüzey sularının karo sahasına girmesi engellenecektir. Ayrıca, karo sahasının tanziminden sonra yağmur sularının kontrolsüz akışı engellenmek için de rehabilitasyon yüzeyinde oluşturulacak kanallar ile suyun doğru drenaj yapılarak üstünün örtülmesi sağlanacaktır.”

Değerli arkadaşlar, elbette ki ülkenin ihtiyacı olan yatırımlar yapılacak ama tabii, bizim isteğimiz, bu yatırımları yaparken en son teknolojinin kullanılması, halkımızın ve Artvinlinin zarar görmemesi noktasında gerekli tedbirlerin alınmasıdır.

Ben inanıyorum ki Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın bürokratları bu konudaki talepleri ciddi bir şekilde değerlendiriyor, yapılacak yatırımı da ona göre planlıyor. Artvin’e, Artvinliye zarar verilmesine elbette ki bir siyasetçi olarak bizim de gönlümüz asla razı olmaz. O bakımdan, ben bu projenin bazı kısımlarının devre dışı kalması… İşte belki de orada birçok yatırım yapılmış olsaydı, tesisler yapılmış olsaydı, belki binlerce kişi çalışacaktı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İsrafil Bey, ihale konusunda gönlünüz rahat mı?

İSRAFİL KIŞLA (Devamla) – Onun için, Artvin’in ve Artvinlinin zarar görmemesi açısından  ilgili şirket pek çok yatırımlardan vazgeçmiştir ve sadece kara yoluyla oradan kapalı galeriden çıkarılacak maden Murgul’da işlenme durumuna doğru gelmiştir. Şu andaki kurumun,  ilgili şirketin talep ettiği ÇED’le ilgili -yapacağı tabii yatırımın türüne göre bir ÇED istemektedir- eğer orada gene Artvin’in ve Artvin halkının bir zararı söz konusu olursa, onunla ilgili, ben inanıyorum ki ilgili kamu kurumlarımız, ilgili bakanlıklarımız kendi görev alanlarında olan hassasiyetlerden dolayı bu konuda her türlü titizliği gösterecekler ve Artvin asla bu konuda zarar görmeyecek diye düşünüyorum.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Hepimiz öyle düşünüyoruz.

İSRAFİL KIŞLA (Devamla) – Bu nedenle, tabii, ben yeni bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığını düşünüyorum. Ancak, yine, her türlü talebi… Halkı doğru bilgilendirme noktasındaki -bakın, en büyük eksiklik bu maalesef- eksikliğin de ilgili bürokratlarca ve bakanlık yetkililerince de giderilmesinin doğru olacağını düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kışla.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Biraz önce konuşan Artvin Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan konuşmasında çok ciddi iddialar ortaya attı. Milyar dolarlarla ifade edilen usulsüzlük ya da suistimal iddiasında bulundu. Hükûmet, Meclise bir izahat vermek istemez mi? Çok merak ediyoruz.

BAŞKAN – Kendi takdirindedir Hükûmetin, vermek istemezse vermez.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ama bunun kayıtlara geçmesi bakımından Sayın Başkan.

BAŞKAN – Talep ederse verirdik, bir talebi yok sayın milletvekilleri.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, milletin 10 milyar doları... Biz milletvekiliyiz, ben öğrenmek istiyorum, gerçekten öğrenmek istiyorum Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben de kayıtlara geçsin diye söyledim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin lehinde ikinci söz, Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, yani olur mu öyle şey? 10 milyar dolar gidecek “Meclisin geleneği var.” Ne geleneği var? Geleneği mi kalmış Meclisin?

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Git mahkemeye kardeşim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – 10 milyar dolar para gitmiş ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahası konusunda gerekli önlemlerin belirlenip ivedilikle alınması konusunda verilen Meclis araştırması önergesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tespih tanesi gibi birbirine tutunmuş turkuaz renkli barajları, yeşili gelinlik giymiş doğası, masmavi gökyüzünü yemyeşil heybetiyle tırmalayan ormanlarıyla Artvin bir kent değil, bir tabiat mucizesidir. Bu özelliklerinden dolayı bölge, dünyanın doğa korumada öncelikli en önemli 25 sıcak noktasından biri olarak ilan edilmiştir. Artvin’in Cerattepe ve Genya bölgesi ise yeşil ormanları, eşi bulunmaz endemik türleri, yaban hayvanları, ormanlarla kaplı muhteşem dağ ve vadileri, millî parkları, tabiat koruma alanları ve su varlığıyla, bölgenin değil dünyanın en önemli doğal alanlarından biridir. Bölge, yeşili, suyu, doğası ve mucizevi manzarasıyla büyük bir istikbal vadetmekte, maden değil, turizmin ve hizmet sektörünün başkenti olmaya hazır bir durumda beklemektedir. Bunun için, Artvin’in turizm potansiyelini algılamak ve bunu değerlendirmek şart ve gereklidir.

“Yalancı cennet” olarak nitelendirilebilecek bu bölge, 1990’dan bu yana uluslararası şirketlerin iştahını çekmiştir. Önce, burada, Cominco Madencilik, ÇED raporu hazırlamadan maden arama faaliyeti başlatmıştır. Bu şirket, doğayı önemli ölçüde tahrip etmiştir. 2000’li yıllarda, Inmet Mining Şirketi madencilik faaliyeti konusunda Artvin halkını ikna edemediğini kamuoyuna açıklayarak Artvin’i terk etmiştir. Bu faaliyetlerle ilgili olarak halk örgütlenmiş ve Rize İdare Mahkemesine dava açılmış, sonuçta mahkeme önce yürütmeyi durdurma kararı vermiş, ardından da şirketin ruhsatlarını ve işletme hakkını iptal etmiştir. Karar, Danıştay onanmasından geçerek 2008 yılında kesinleşmiştir. Yani, bir mahkemenin verdiği karar ve bir iptal var, bu konuda kesinleşmiş bir karar var ve bu kararın üzerinde biz konuşuyoruz. Orayı yeniden işletmeye açmak, orayı yeniden mahkemenin verdiği kararın öncesi duruma getirmekle fiilî bir durum yaratmaya çalışıyoruz. 17 Şubat 2012 tarihinde, daha önce verilen yargı kararları göz önüne alınmadan buranın ihalesi gerçekleştirilmiştir. Kesinleşmiş yargı kararlarıyla işletme hakkı ve ruhsat iptalleri yok sayılmış, Artvin Cerattepe bölgesi yeniden madencilik faaliyetlerine açılmıştır. Yeşil Artvin’i gri, kirli ve yaşanmaz Artvin hâline getirme faaliyeti böyle başlamıştır.

Maden faaliyetlerinin yapıldığı alanın toprak yapısı erozyon tehdidine açık, içme suyu kaynaklarına yakındır. Bölgenin göz bebeği gibi korunması, sürdürülebilir doğa koruma planlarıyla muhafaza edilmesi gerekirken, bölgeyi tahrip edecek faaliyetlere girişilmesi düşündürücüdür.

Değerli milletvekilleri, mahkemenin daha önce verdiği kararı yok sayarak böyle bir ihalenin nasıl gerçekleştirildiği incelenmeye, irdelenmeye ve araştırılmaya değer bir konudur. Hukuk devletinde kim ya da hangi kurumun kendisini yargının üstünde gördüğünün araştırılıp ortaya çıkarılması demokrasinin geleceği bakımından zorunlu bir durumdur. Her şeye rağmen, devlet, yargı ve hukuk göz ardı edilerek yapılan bu ihale üzerine yeniden Rize İdare Mahkemesine dava açılmıştır. Trabzon Bölge İdare Mahkemesi, yapılan itiraz üzerine, faaliyetin çevresel etkilerini dikkate alarak yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bölgenin madencilik faaliyeti için istismara açık hâle getirilmesi, Artvin halkını erozyon, heyelan, sarsıntı, uçurum, yıkıntı, kirli su, zehirli hava, yeşilsiz doğa ile yüz yüze bırakmıştır ve bırakacaktır.

Artvin halkı, akbaba gibi bölgeye üşüşen maden şirketleri ile yeşil doğayı hallaç pamuğu gibi atan şirket faaliyetleriyle uğraşmaktan gerçek sorunlarına ayıracak zamanı bulamaz hâle gelmiştir. Buradan açıkça söylüyorum: İnsana rağmen, Artvinliye rağmen oraya böyle bir yatırım yapmak ve bunu da kalkınma adına yaptığını söylemek totaliter rejimlere özgü bir davranış biçimi olabilir ancak. Artvinliler, HES’ler, taş ocakları, maden aramalarıyla kendilerinin cendereye alındığını söylemektedirler. Artvin halkı, HES ve maden projeleriyle âdeta göçe zorlandıklarını, yaşam alanlarının ve tarım arazilerinin insansızlaştırılmaya çalışıldığını söylemektedirler. Olgu “Ya maden ya Artvin” noktasına getirilmiştir. “Artvin’de maden katliamdır.”, “Madensiz olur Artvinsiz olmaz.” sloganları aslında her şeyi anlatmaktadır.

Artvin’in yüzde 60 eğimli olan yapısı onun heyelana açık bir yer olduğunu göstermektedir. Maden çalışmaları heyelanı tetikleyecek ve sonuçta Artvin ilinin tümüyle ortadan kalkması söz konusu olabilecektir. Artvin halkının, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda gösterdikleri duyarlılığın her şeyin üzerinde selamlanmaya layık olduğunu buradan özellikle ifade etmek istiyorum.

Bu yüzden, maden, Artvin’de, maden çıkarılmasının da ötesinde bir anlam kazanmış, sosyolojik ve ontolojik bir sorun hâline gelmiştir. Maden yalnız Artvin’in değil, aslında bütün Türkiye’nin sorunudur. Bu konuda Artvin Türkiye’dir, Türkiye Artvin’dir. Demokratik bir ülkede halka ve hukuka rağmen herhangi bir konuda karar alınamaz ve uygulanamaz.

Değerli milletvekilleri, iktidarın Artvin’i ve Artvinliyi dikkate almasını buradan tavsiye ediyorum. Artvinliler ülkesine, sorunlarına ve toprağına sahip insanların memleketidir.

Bu vesileyle, bir gerçeği de burada hatırlatmak istiyorum. Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanması dolayısıyla Damat Ferit Paşa’ya “Top da vardı, tüfek de vardı. Niçin harp etmediniz ve mütareke yaptınız?” diyen kişi Artvinli General Ali Rıza Paşa’dır. 22 Temmuz 1920’de Yıldız Sarayı’nda toplanan saltanat şûrasında Sevr Antlaşması için yapılan oylamaya ret oyu veren kişi -tek kişidir- o da yine Artvinli Ali Rıza Paşa’dır.

Maden yüzünden Artvinliler gerçek sorunuyla ilgilenemez hâle gelmişlerdir. Artvin’in hemen hemen bütün ilçeleri maden, baraj ve HES’lerin neden olduğu sorunlarla karşı karşıyadır. AKP iktidarı, Artvin’in barajıyla, HES’iyle, suyuyla, madeniyle ilgilenmekte, halkın sorunlarını ise es geçmektedir.

Bunlardan birkaç tane örnek vermek istiyorum. Yusufeli ilçesi baraj yüzünden bulunduğu yerden taşınacaktır. Tarihî ilçenin taşınmasıyla ilgili hazırlıklar, bugün neredeyse yok denebilecek seviyededir. Ardanuç ile Ardahan arasında 1952 yılında başlanan 60 kilometrelik yolun hâlâ 8 kilometresi tamamlanamadığından bu yol kullanılmıyor, kullanılamıyor, bu ayıp size yeter ey AKP, yeter! (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, Artvin’e gittiniz mi, Artvin’e?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ardanuç ile Olur arası 46 kilometre olan yolun da 13 kilometresi stabilize olarak yapılmış, diğer tarafı olduğu gibi duruyor. Yusufeli’nin barajla, Bertalılar’ın HES’lerle, Artvin’in maden ve çevre tahribatıyla başı derttedir.

Değerli milletvekilleri, Artvin’in şehir suyu maden faaliyetinin yapılacağı bölgeden geçmektedir. Bu durum, hayati tehlikeler üretebilecek sonuç doğurabilir. Artvin’de toprağın üstünün mü, toprağın altının mı daha zengin olduğunun ortaya çıkarılması ve bunun toprağın üstündekilere yani insana yönelik olarak bir sonuç üretmesini herkesten beklemek bizim de hakkımız.

Sosyolojik ve ontolojik bir sorun hâline gelen Artvin’deki madencilik faaliyetlerinin halka, ekosisteme ve doğaya etkilerini araştırmak için Meclis araştırma komisyonu kurulması, hiç kuşkusuz, yararlı olacaktır. Böyle bir komisyonun kurulmasının, bu komisyonun Artvin'in, oradaki madencilik sahasının, onun meydana getireceği sorunların, sonuçların ortaya çıkarılmasının tespitinin ne zararı var? Buna niçin oturduğunuz yerden muhalefet getiriyor diye karşı çıkılacak, bunu anlamak da mümkün değil. Artvin’de bir maden feryadı var. Bir feryat var Artvin’de. AKP’yi bu feryadı dikkate almaya çağırıyorum. AKP’yi aklıselime ve bu komisyonun kurulmasına destek olmaya çağırıyorum, aklıseliminiz varsa eğer. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeniçeri.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, Artvin seninle gurur duyuyor.

BAŞKAN - Grup önerisinin aleyhinde ikinci söz, Zonguldak Milletvekili Ercan Candan’a aittir.

Buyurun Sayın Candan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERCAN CANDAN (Zonguldak) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına verilen Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahası ile ilgili Meclis araştırma önergesi hakkında AK PARTİ Grubu adına aleyhte söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu araştırma önergesiyle ilgili -kısa bir araştırma yaptım- aslında kısaca bir bilgi vereceğim. Artvin Milletvekilimiz Sayın İsrafil Kışla, o bölgeyle ilgili, o bölgenin hassasiyetleriyle ilgili bilgiler verdiler tabii ki ama ben kısaca bir bilgi vereceğim bunun geçmişiyle ilgili, ondan sonra da Türkiye’yle ilgisi, alakası nedir, onunla ilgili bilgi vermek istiyorum. Buranın ruhsatı 1990 yıllarında Cominco Madencilik diye bir şirkete verilmiş. Bu şirket -dikkatinizi çekiyorum- yabancı sermayeli bir şirket. Bunun daha sonraki hayrını göreceksiniz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Verene hesap soralım hep beraber! Kim vermiş yabancılara madenimizi?

ERCAN CANDAN (Devamla) – 2000’li yıllarda İnmet Mining’e devredilmiş fakat uzun süren hukuk süreci sonucunda bu ruhsat iptal edilmiş.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Artvin’i gördünüz mü? Cerattepe’yi gördünüz mü?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Daha sonra, Maden Kanunu’ndaki hükümler ile yeniden ihale edilmiş ve Şubat 2012 tarihinde Özaltın Şirketi tarafına verilmiş.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Artvin’i gördünüz mü acaba?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Bildiğim kadarıyla 9 tane şirket katılmış ve burayı bu şirket almıştır.

Tabii, madencilik faaliyetleri, esasları, denetimleri, ruhsatı, iptali, bunlar ilgili kanunla hüküm altına alınmıştır.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Hatip, Artvin’i gördünüz mü, Cerattepe’yi gördünüz mü? Bir soru soruyorum.

ERCAN CANDAN (Devamla) – Dolayısıyla, önerge de maden sahasının çevresel ve sosyal etkileri üzerine verilmiş; daha çok o konu üzerinde konuşuldu dikkat ederseniz. Bundan önceki 3 konuşmacı arkadaşımız sosyal, hatta ontolojik, sosyolojik konulardan bahsettiler burada. Ama, uzun lafın kısası şudur: Burada, evet, sosyolojik bir etki var mı? Varsa oranın milletvekilleri bununla yakından ilgilenmektedirler zaten. Eğer çevresel bir etkisi varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vardır, Orman Bakanlığı vardır.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Nerede o bakanlık?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Çevreyle ilgili, baraj göletleriyle ilgili, “ÇED” denilen bir rapor vardır, bu ÇED raporunun verilmesi zorunludur. Dolayısıyla, bu ÇED raporu alınmak mecburiyetindedir buradan üretim yapılabilmesi için.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen biliyor musun ÇED raporunun nasıl alındığını? Hiç gittin mi ÇED toplantısına?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Dolayısıyla, burada ÇED raporu aldıktan sonra bunların hepsi dikkate alınıyorsa herhangi bir problem yok demektir tabii.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Madenlerimizi yabancılara kim sattı, onu öğrenmek istiyoruz.

ERCAN CANDAN (Devamla) – Bilgi vereceğim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ERCAN CANDAN (Devamla) – Şimdi, tüm dünyada olduğu gibi, üretilen bakır madeni önce konsantrasyon işleminden geçer, daha sonra da izabe tesislerinde blister bakır hâline gelir. Bunu niye anlatıyorum, biraz sonra daha iyi anlayacaksınız. Ben, bu bana geldiğinde, bu görev bana tevdi edildiğinde ilk önce Enerji Bakanlığıyla kontak kurdum çünkü ben bir bilim adamı olarak şuna bakarım: Buradan çıkacak madenden uç ürün yapılacak mı, yoksa toptan bu alınıp bir cevher hâlinde yurt dışına gönderilip orada mı yapılacak? Bana verilen bilgi buradan uç ürün yapılacağının şartnamede olduğu yani blister bakır elde edilecek burada. Bunun önemini şöyle vereceğim: Türkiye şu anda 42 bin ton bakır üretiyor. Fakat tüketimimiz ne kadar, biliyor musunuz arkadaşlar? 400 bin ton. Yani, biz sadece ve sadece aldığımızın onda 1’ini, sadece onda 1’ini üretiyoruz, geriye kalan onda 9’unu yurt dışından satın alıyoruz ve bunun için kaç para ödüyoruz biliyor musunuz? 4,1 milyar dolar para ödüyoruz. Hem işsizlik diyoruz hem istihdam diyoruz hem bütçe açığı diyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yahu, 4,1 milyar dolar için Artvin’i mi mahvedeceksiniz?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Sonra da 4,1 milyar dolar için dönüyoruz “Bu önemli değil, bizim için yeşil.” diyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Köylümün cebine mi gidiyor? Cengiz Holdinge gidiyor.

ERCAN CANDAN (Devamla) – Burada niye uç ürün dedim biliyor musunuz arkadaşlar? 2003 yılıyla 2013 yılını kıyasladığımda, 2003 yılında bakırın tonu 2 bin dolar, 2013 yılında 8 bin dolar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, Hocam, uluslararası piyasa fiyatlarını biz biliyoruz, sen bize ihaleyi anlat. Senin Hükûmet sorumluluğun var.

BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade edin, sayın milletvekilleri, hatip konuşsun, lütfen…

ERCAN CANDAN (Devamla) – Yani biz bunu çıkartmayacağız, 4,1 milyar doları her sene yurt dışına vereceğiz, sonra arkadaşlar bir daha araştırma önergesi verecekler: “Neden dış ticaret açığı veriyoruz? Neden işsizlik bu kadar çok?” bir daha ikinci araştırma önergesi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Devletin bu kadar malını sattınız da dış ticaret açığını düşürdünüz mü? Devletin o kadar malını sattınız da düşürdünüz mü dış ticaret açığını, yoksa daha mı arttı?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Arkadaşlar, şuna emin olun: Bundan sonra su da akmayacak, maden de yatmayacak. Biz buna bakmak zorundayız, biz üretmek zorundayız, biz çalışmak zorundayız, biz katma değer üretmek zorundayız. Bunu bilin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bırakmadınız memlekette bir şey be! Bir tane maden mi açtınız?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Doğal gazda yolsuzluğu engelle, onları engellersin. Petrol kaçakçılığını engellesene önce! Kimi kandırıyorsunuz, madenlerimizi peşkeş çekiyorsunuz!

ERCAN CANDAN (Devamla) – Bunun bir diğer tarafı da var tabii ki: Tüvenanı 10 dolara satıyoruz. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Zonguldak milletvekilisin, üretemediğin taş kömürünü konuş orada, üretemediğin taş kömürünü nasıl peşkeş çektiğini konuş orada.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – O iş öyle değil, yanlış biliyorsun.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Herkesin kendi sorumluluğu, ben sadece ihtar edebilirim.

ERCAN CANDAN (Devamla) – Bakın, Tayland’ın bakır ihtiyacı 4 kat arttı, Güney Kore’nin ihtiyacı 3 kat arttı, Çin’e ne verirseniz alıyor.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – İhaleyi dinlemek istiyorum, ihaleyi.

ERCAN CANDAN (Devamla) – Ve buradaki şartnamede şu var: Bu, yurt dışına satılmayacak arkadaşlar; bu, ülke içinde harcanacak.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – 500 bin ton üreten başka firma var mı o şirketten başka? Şirket tanımlamak fesat karıştırmaktır!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – İhaleyi dinlemek istiyorum. Türkiye’de kaç tane var böyle tesis Sayın Vekilim?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Dolayısıyla, biz şuna bakarız: Üretime bakarız, istihdama bakarız…

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Bakanım, siz müdahale edin, ihaleyi dinleyelim biz, nasıl ihale yapıldığını.

ERCAN CANDAN (Devamla) – …cari açığı ne kadar azaltıyoruz ona bakarız, çevreye bakarız, halkımıza bakarız.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İnsana bak, insana!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Türkiye’de 500 bin ton bakır üreten, bir firma dışında var mıdır? Nasıl şartnameye yazarsınız bunu?

ERCAN CANDAN (Devamla) – Benim bildiğim bir tek şey var, Bursa’nın büyük bir oranı Artvinliden oluşuyor arkadaşlar.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Dolara bakın, yeşil dolara!

ERCAN CANDAN (Devamla) – Bu insanlar oraya piknik yapmaya gitmedi, bu insanlar oraya zorunluluktan gitti, tamam mı? Bunu bilin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Zonguldak’tan bahset, Zonguldak boşalıyor.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – İhale, ihale…

ERCAN CANDAN (Devamla) – Onun için, biz daha çok istihdam sahası açacağız, daha çok üreteceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yoklama…

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Demiröz, Sayın Toptaş, Sayın Akar, Sayın Dinçer, Sayın Erdoğdu, Sayın Bayraktutan, Sayın Yıldız, Sayın Güler, Sayın Çetin, Sayın Serindağ, Sayın Öner, Sayın Dibek, Sayın Öztürk, Sayın Yalçınkaya, Sayın Acar, Sayın Özkan, Sayın Canalioğlu, Sayın Aldan, Sayın Çıray.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 48 milletvekilinin Artvin Kafkasör Cerattepe maden sahasının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 21/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve  görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlara Üye Seçimi

1.- Son yıllarda Türk sporunda yaşanan doping sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN - Son yıllarda Türk sporunda yaşanan doping sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan açıklama yapacaktı.

BAŞKAN – Şunu okuyayım, sonra isterseniz.

…Meclis araştırması Komisyonu üyeliklerini siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi listeyi okutup oylarınıza sunacağım:

Son Yıllarda Türk Sporunda Yaşanan Doping Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi:

                                          AK PARTİ (10)

Mehmet Kerim Yıldız                                              Ağrı

Fatih Şahin                                                               Ankara

Ülker Can                                                                 Eskişehir

Adem Tatlı                                                               Giresun

Hakan Şükür                                                            İstanbul

Mehmet Domaç                                                        İstanbul

Osman Aşkın Bak                                                    İstanbul

Hamza Dağ                                                              İzmir

Ayşe Türkmenoğlu                                                  Konya

Gönül Bekin Şahkulubey                                         Mardin.

                                                 CHP (4)

Metin Lütfi Baydar                                                   Aydın

Erdal Aksünger                                                        İzmir

Mehmet Hilal Kaplan                                               Kocaeli

Mehmet Volkan Canalioğlu                                     Trabzon

                                                MHP (2)

Mesut Dedeoğlu                                                       Kahramanmaraş

Ali Öz                                                                      Mersin

                                                 BDP (1)

Halil Aksoy                                                              Ağrı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Duyurular

1.- Başkanlıkça, (10/753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin duyuru

BAŞKAN – Meclis araştırması komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin 28/11/2013 Perşembe günü, yani bugün, saat 18.30’da, Halkla İlişkiler Binası B-Blok 2’nci kat 4’üncü bankoda bulunan Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Komisyonun toplantı yeri ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilmiştir.

Şimdi, Sayın Bakan bir dakikalık bir açıklama istedi.

Yerinizden bir dakikalık bir süre veriyorum size.

Buyurun Sayın Bakan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ORMAN VE SU İŞLERİ  BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; az önce de Artvin milletvekilimizin konuşmalarını dikkatle dinledim. Özellikle zabıtları da alacağım, Enerji Bakanıma konuyu da intikal ettireceğim bir kere, onu da söyleyeyim.

Ancak, benim bildiğim kadarıyla bu ihaleler şeffaf yapılıyor, gayet şeffaf. Ayrıca, tabii, ihale yapıldıktan sonra, mevzuata göre, devredebilir, yanına ortak alabilir ama bunları ben…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Efendim, ihale şartnamesinde bir şart var, o konuyu açıklarsanız

ORMAN VE SU İŞLERİ  BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Müsaade ederseniz… Ben konuyu dikkatle dinledim, takip ettim, Enerji Bakanımıza da intikal ettireceğim. Hatta -sizin zabıtlar çıkmamış- alıp zabıtları da Sayın Bakanımıza ileteceğim.

Teşekkür ederim.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Bakanım, iki buçuk yıldır cevap alamıyorum ben, iki buçuk yıldır.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/666) (S. Sayısı: 377)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet burada.

Komisyon Raporu 421 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Haydar Akar, Kocaeli Milletvekili.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum. Ama geçen hafta MHP grup başkan vekili hocamız arşivin önemini burada anlattı.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Azerbaycan’a gittin mi?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Geliyorum.

Yalnız, çok daha önemli bir şey var. Biraz evvel, Artvin milletvekili arkadaşımızın vermiş olduğu araştırma önergesi hakkında burada konuştuk. Sevgili arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan tarafından Cerattepe’de yapılan ihale yolsuzluğu ve Artvin’e yapılan ihanet burada belgeleriyle anlatıldı. Bir diğer Artvin Milletvekili, iktidar Milletvekili arkadaşımız İsrafil Bey de Uğur Bey’in bu söylemlerine karşı, ihale yolsuzluğuna, Artvin’de yapılan katliama karşı, ülkenin yatırıma ihtiyacı olduğunu, işte zaman zaman bazı tedbirler alındığını ifade etmeye çalıştı.

Şimdi, iki anlamda incelememiz gerekiyor. Bir: Önce ihale yolsuzluğuna bakalım. Bu konuyu, Cumhuriyet Halk Partisi Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan bundan önceki konuşmalarında, ihaleden önceki konuşmalarında birtakım belgeler göstererek bu kürsüden size, ihtiyaç olan malzemelerin Türkiye’de sadece bir firma tarafından üretildiğini ifade ederek adrese teslim bir ihale yapılacağını, bu ihalenin hangi firma tarafından alınacağını haykırdı ve noter tespiti yaptıracağını söyledi. Bakanın cevaplarını, Hükûmet yetkililerinin cevaplarını bu kürsüden dinlediniz. Evet, ben de şahidim, birlikte kalktım, Uğur Bayraktutan’la beraber bu ihalenin yapıldığı yere gittim ve çıkan sonuç…

                                     

(x) 421 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Azerbaycan’a gittin mi?

HAYDAR AKAR (Devamla) – …Uğur Bey’in burada ifade etmiş olduğu, “İhaleyi alacak.” dediği firma ihaleden ikinci çıktı ama başka bir şey vardı, ihaleyi alan firma kendi taşeron firmasıydı, iş birliği yaptığı firmasıydı, ortaklıkları bulunan firmasıydı ama bunu da… Şirket artık her şeyi o kadar rahat yapıyordu ki boy boy gazetelere eleman ilanı verdi. Henüz devir yapılmamış. Yani biraz evvel konuşuldu, Sayın Bakan, “Bir şirket bir şirkete devreder.” dediniz, bu da doğal, devredebilir ama ondan önce başka bir şey yapıldı Artvin’de, ikinci çıkan firma sanki ihaleyi kazanmış gibi Artvin’deki tüm istihdamı organize ediyor, eleman ihtiyaçlarını gazetelere boy boy veriyordu, bu, devirden önce yapılıyordu.

Şimdi, bu firma kim? Artvin’de altın aramaya çalışıyor. Altın Türkiye’nin ihtiyacı mı veya maden, ihtiyacı mı? İhtiyacı. Yatırım yapılmalı mı? Yapılmalı, bunda kimsenin bir kuşkusu yok ama yer Artvin olmamalı. Niye Artvin olmamalı bu yatırımın yapılacağı yer? Çünkü Türkiye’nin cennet köşelerinden bir tanesi Artvin. Artvin’in hemen yanına, Batum’a baktığınızda, turizmle kendisini geliştirmeye çalışan Acara Özerk Cumhuriyeti’nde bir kent. Gidip baktığınızda, “Buraya Türk yatırımcıları yollayalım, sanayicileri yollayalım.” dediğinizde size şunu söylüyor: “Evet, bize yatırımcıları yollayın, sanayicileri yollayın ama sanayi adına Batum’a bir çivi çaktırmayız.” Ne diyor? “Turizmci gelsin buraya, turizmci. Ben kalkınacaksam, bu kent kalkınacaksa turizmle kalkınacak.” diyor. Biz de Artvin’in turizmle kalkınması konusunda hem iktidarın hem muhalefetin, kamuoyundaki veya Meclisteki tüm partilerin destek vermesi konusunda irade sergilemesini istiyoruz. Niye söylüyoruz bunu? Diyoruz ya, Artvin Türkiye’nin cennet köşelerinden bir tanesi, sanayiye mi ihtiyacı var Artvin’in? Hayır. İşte, ona sanayiyi öneriyorum, turizm sanayisini öneriyorum onlara, Hükûmete de bunu öneriyorum. Bakır işletmeleri ya da altın işletmeleri ya da maden açmalarına gerek yok Artvin’de. Turizmle Artvin kalkınabilir.

Size Kocaeli’den, sanayi kenti Kocaeli’den örnek vermek istiyorum: Şimdi, 112 kilometre sahilimiz var arkadaşlar, 43 tane liman, 2,6 kilometreye bir liman düşüyor Kocaeli’de ve Kocaelili denize hasret yaşıyor diyorum.

Bakın, Kocaeli’nin şehir merkezinde -hani “ÇED” falan diyorsunuz ya hikâyeden- ÇED raporları dahi alınmadan Büyükşehir taahhüt etti, “Yapacağım.” dedi, “Tüm olumsuzlukları gidereceğim.” dedi, bir demir çelik fabrikası kurdurdular. Bu demir çelik fabrikası -ihtiyaç vardı Türkiye’de çeliğe ve bunlar üretecekti- 75 kişiyi istihdam ediyordu sadece asgari ücretle arkadaşlar, yabancı bir yatırımdı. Ama hemen karşı kıyıda açılan 5 yıldızlı otel de yine asgari ücretle istihdam ediyordu, o, 100 kişiyi istihdam ediyordu. Demek ki sadece istihdam için bakır madenleri ya da altın madenleri açıp doğayı tahrip etmeye, Türkiye’nin en güzel köşelerini tahrip etmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Şimdi, bu inşaat, bu firma, gerçekten Türkiye’de sabıkalı bir firma arkadaşlar. Ne kadar altında bir koku varsa ne kadar bir şaibe varsa bu firmayı bu ihalelerde görebilirsiniz. Bu firma bizim de yüksek hızlı tren hattımızı yapıyor arkadaşlar; evet, Eskişehir’den İstanbul’a olan, iki kademe olan yüksek hızlı tren hattımızı yapıyor. Bu firma… Şöyle bir şey getirdiler: Kentin valisi, kentin büyükşehir belediye başkanı, kentin milletvekilleri “millî menfaat” diye yine bir doğa harikası olan Maşukiye’de ocak açmaya çalıştılar, taş ocağı açmaya çalıştılar. Ne dediler? “Millî menfaat.” Aslında ihaleyi firma birim fiyat üzerinden almıştı ve bu birim fiyatları da 50 kilometre uzaklıktaki Arifiye ocaklarına göre vermişti ama almak istediği, taş ocağı yapmak istediği yer demir yolu güzergâhına 500 metreydi, 500 metreydi. Firmanın kazanabileceği parayı düşünebiliyor musunuz? Trilyonlarca lira avantadan, beleşten para kazanacaktı. Kenti yönetenler bunlara destek veriyordu.

Kentin büyükşehir belediye başkanı sizin bir kadın milletvekilinize -bakın, AKP’li kadın arkadaşlarımın beni dinlemesini istiyorum- Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı sizin kadın milletvekili arkadaşınıza “çevreci…” “Nokta, nokta” diyorum, devamını getirmiyorum. Araştırın, bakın. Burada sadece eleştiriyorsunuz ama sizin söylediğiniz, sizin arkadaşlarınızın söylediği sözlere, kendi milletvekiliniz için söylediği sözlere bakmıyorsunuz. Bakarsanız o sözün altında kalamayacağınızı da göreceksiniz.

Şimdi, Türkiye’nin sadece Kocaelisi’nde, Türkiye’nin sadece Artvinin’de ihale yolsuzlukları yapılmıyor. Sayıştay belgelerini, Sayıştay belgelerini, Sayıştay raporlarını bu Meclise getirmeyerek, Meclis denetiminden kaçınarak bu ihaleleri aklıyorsunuz. Bunlarda hepinizin vebali var ama gün gelecek bunun hesabı sorulacaktır diyorum.

Evet, konumuza dönmek istiyorum çünkü gerçekten Türkiye sadece içeride değil, dış politikasıyla da evlere şenlik bir durumda, dünyada gülünç duruma düşmüş, sıkıntılı bir sürece girmiş bir dış politika anlayışıyla yönetilmektedir. Şimdi, dış politika konusunda Türkiye’yi, sizin dediğinizle “değerli yalnızlık” ortamına nasıl ittiğinizi kısaca da olsa vaktim yettiğince paylaşmak istiyorum sizlerle. Ama Azerbaycanlı kardeşlerimiz alınmasınlar, onlara da buradan çok güzel, küçük, tarihsel bir giriş yapmak istiyorum.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan, ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’ni 9 Kasım 1991’de ilk tanıyan devlet Türkiye Cumhuriyeti devleti olmuştur, 1991 senesinde. Azerbaycan ile 14 Ocak 1992’de imzalanan protokolle diplomatik ilişki kurulmuştur. O tarihten günümüze çok sayıda anlaşmalar yaptık Azerbaycan Cumhuriyeti ile. Fakat sizin iktidarınız döneminde ilişkilerimiz maalesef o dönemlerde olduğu kadar iyi gelişmedi, her geçen gün biraz daha geriye gitti.

Haydar Aliyev’in “İki devlet, bir millet.” söylemiyle, sizin iktidarınız dönemine kadar şekillenen Azerbaycan-Türkiye ilişkileri uzun yıllar boyunca duygusal ağırlığını korumuş fakat sizin iktidarınızda “sıfır sorun” söylemiyle bu ilişkilere, gerçekten en kadim dostumuz olan Azerbaycan ile ilişkilerimize büyük yara verilmiş bulunuluyor.

Herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor ki, Azerbaycan ilişkilerimizin, daha çok, Azerbaycan-Ermenistan veya Türkiye-Ermenistan ilişkilerine bağlı olduğunu hepimiz bilmekteyiz sizlerle beraber. Ermenistan ile olan ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Karabağ probleminin çözülmeden bir sonuca varılamayacağını göremeyecek kadar öngörüden yoksun, Genel Başkanımızın dediği gibi “çapsız” bir politika izlenmektedir. Bu politikanın sonucu çok basit düşünerek, Bursa’da oynanan Türkiye-Ermenistan millî maçında stada Azerbaycan bayraklarını almayarak sanki politik bir başarı kazanmış, Ermenistan’la olan ilişkileri geliştirmiş bulunuyorsunuz gibi bir havanın içerisine girdiniz.

Şimdi sormak istiyorum, merak ediyorum: O günler onları yapan Dışişleri Bakanınız… Dış politikanızın, bugün Ermenistan’la ilişkiler konusunda hangi noktaya geldiğini sorguluyor musunuz arkadaşlar? Evet, Ermenistan’la ilgili bugün hangi durumdayız? Azerbaycan’ı niçin küstürdük? Bugün Azerbaycan sadece Türkiye’yle olan ilişkilerde değil uluslararası platformda da Türkiye’ye niye zaman zaman desteğini esirgemektedir? Bu konuda bir özeleştiri yapmanız gerektiğini düşünüyorum.

Dışişleri Bakanını pek Mecliste görmediğimiz için biz de sizler gibi… Burada bir tırnak açmak istiyorum, sizin pek takip ettiğinizi düşünmüyorum çünkü Başbakanın ağzından çıkan sizin için bir buyruk teşkil etmektedir.  Biz de bu dış politikayı yazılı ve görsel basından nasıl duvara tosladığınızı üzülerek izlemek durumunda kalıyoruz.

Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun açıklamalarına baktığınızda Ortadoğu’nun düzenleyici rolünü kendilerinin üstlendiğini ifade ediyor. Durum böyle olunca şimdi önce Irak politikamıza bir bakalım diyorum. Evet, Irak’ta son günlerde yine şov yapmaya başladınız. Nihayet Dışişleri Bakanınız Irak’a gitti ama Irak’a, şöyle bir geçmişe bakalım nereden nereye geldik.

Evet -hepimizin bildiği gibi- Irak’ta, bir gece baba Bush’un rüyasıyla beraber, baba Bush Irak’ta demokrasi olmadığını fark etmiş ve demiş ki: “Ben Irak’a demokrasi getireceğim.” Bu demokrasinin olmayışı onu gerçekten rahatsız etmiş “Irak’ta kitle imha silahları var.” diyerek -Irak’a bizim de, o dönemde sizin, Başbakanın da desteğiyle- Irak’ta bir istila hareketine girişmiş bulunuyor.

Evet, yine bu sırada neler yaptık biz? Amerika Irak’taki operasyonu yapabilmek için 80 bin askeri güneydoğuya yerleştirmek istedi; bunun için de Türkiye, Dubai’de gizli bir anlaşma yaptı 1 milyar dolarlık. Yani, 80 bin askeri güneydoğuya yerleştirecektiniz, karşılığında 1 milyar dolar alacaktınız. Ama Türkiye ne yaptı? Bu oyunu bozdu, Cumhuriyet Halk Partisi bu oyunu bozdu. Meclise tezkere geldiğinde Cumhuriyet Halk Partisinin karşı çıkması, şiddetle karşı çıkması, kamuoyunu ikna etmesi, Türk halkını inandırması, AKP’deki vicdan sahibi, vicdan sahibi milletvekilleri de bu tezkere aleyhinde oy kullanarak tezkerenin Meclisten geçmesine engel olmuşlardır. Ama, o vicdan sahibi arkadaşlarımız bugün bu Meclis sıralarında yok sevgili arkadaşlarım. “Onun için de sizler biat etmek durumundasınız.” demiştim ta başında, biat etmeye devam ediyorsunuz.

İçinizden bir arkadaşımız şöyle bir açıklama yapıyor, bunları ben söylemiyorum arkadaşlarım, sizin arkadaşlarınız söylüyor: “Özgür, hür düşünen insanlarız. Sürü müyüz yani? Bir partiye girince ceketini, paltosunu kapıya asarak o partinin şeklini mi alacaksınız? İfade hürriyetin, düşünce hürriyetin olmayacak, her şeyi açıklayacak mısın? Ben rahatım, vekil olmak her şey değil. Önemli olan dosdoğru olabilmek, dik durabilmek. ‘Birileri beni vekil yaptı.’ diye doğru bildiğime yanlış demem ama iddia ediyorum, hiçbir zaman hakaret etmedim, küfür etmedim, ‘Çözüm süreci iyi gitmiyor.’ demek hakaret mi? Bence bunu söylemek medeni bir insanın, bir vekilin vebalidir. ‘Mısır’da kaybetmeyelim!’ dedim, çıkan netice meydanda. ‘Kız-erkek meselesine dikkat edelim, bu başka tartışmalar getirir, suçu olmayan fiil getiremezsiniz.’ dedim. Dershane meselesine de ‘Bir sürü hukuksal, sosyolojik boyutu olacak.’ dedim.”

İlk defa bir milletvekiliniz gerçek düşüncelerini açıkladığı için -sizin içinizde de birçok milletvekilinin aynı şeyi düşündüğünü düşünüyorum- tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildi. “Tedbirli olmak” ne demek biliyor musunuz? “Hiçbir faaliyete katılamamak” demek; oy kullanamazsınız, düşüncelerinizi açıklayamazsınız. Sizdeki demokrasi bu arkadaşlar.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Haydar Bey, avukat mısın?

HAYDAR AKAR (Devamla) - İçerisinde demokrasi olmayan bir partinin bu memlekete ileri demokrasi getirmesi, başka ülkelere demokrasi ihraç etmesi mümkün değil Sevgili Bülent Kardeşim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen de Kamer’i disipline versene.

ŞENOL GÜRŞAN (Kırklareli) – Haydar Bey’e bir şiir okuyacağım ben şimdi buradan.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet, okuyabilirsiniz tabii, bir sıkıntı yok.

Yine Irak’ta… Irak’a döneceğim, buradaki…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ne yaptığın belli değil.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Arada sizlerin nasıl biat ettiğinizi, nasıl el kaldırıp indirdiğinizi tezkereyle anlatmış oldum. Bakın, bir milletvekili arkadaşınızda, o dönemdeki tezkereye ret oyu veren arkadaşlarınız nasıl partinin milletvekilleri sırasında bugün oturmuyorsa bugün de tek kelime eden bir milletvekili arkadaşınız ihraç edildi. Sadece burada yapılmıyor bu. Sadece burada yapılmıyor ama o sizin tabii demokrasiye olan uzaklığınız olduğu için o konulara girmeyeceğim.

Şimdi, yine Irak’ta Amerika ve diğer işgalci güçler, demokrasi adına Irak’ı işgal ederken, binlerce Müslüman’ı öldürürken, Müslüman kadınlara tecavüz ederken, soruyorum, siz neredeydiniz?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen neredeydin?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Ben buradaydım. Ben, o zaman da karşı çıkıyordum, bugün de karşı çıkıyorum. Ama siz neredeydiniz ülkeyi yönetenler olarak? Başbakanın, bırakın söz söylemeyi, Amerikan askerleri için “Duacı olduk, onların evlerine sağ salim ulaşmaları için duacıyız.” dediğini yine hepimiz biliyoruz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Azerbaycan’a ne zaman geleceksin?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yine Dışişleri Bakanı Davutoğlu Kuzey Irak’a ziyarette bulunmuş, Kerkük, Musul bölgesine gitme talebi kabul edilmemiş ve geriye dönmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nde tarihte ilk defa böyle bir olayla karşılaştık arkadaşlar. “Çapsız” dediğimiz, Genel Başkanın “çapsız” dediği Dışişleri Bakanı ki Türk tarihinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin doksan yıllık tarihinin en kötü Dışişleri Bakanıdır, Irak’a gitmeye kalktı ama maalesef gidemedi.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Siz çaplısınız, biz çapsızız!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yine, Bakanınız -acıyorum ama söylemek zorundayım Sayın Bakanım- yanlışlıkla Irak diye Kayseri’ye inmek zorunda kaldı çünkü sokulmadı Irak’a. Ama ne yaptık biz? “İşinizi kolaylaştıralım.” dedik, “Bu yanlışlarınızı düzeltelim.” dedik. Genel Başkanımızla birlikte bir heyet Irak’a gitmiş, daha sonra ilişkilerin normale dönmesi için gereken çabaları göstermişiz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Neden program yarım kaldı? Randevu mu vermediler?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yani sayemizde dış politikanın nasıl yapılması gerektiğini öğreniyorsunuz. Bizi de takdir ediyorsunuz, teşekkür ediyoruz, sağ olun.

Şimdi, Irak’ı çok uzatmayalım, Suriye’ye bir bakalım. Hani dış politikada sıfır sorun ilişkilerini görmemiz için Suriye’yi de görmemiz lazım.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Azerbaycan’ı göremezsiniz…

ŞENOL GÜRŞAN (Kırklareli) – Azerbaycan… Azerbaycan…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, Suriye’ye iki yıl öncesine kadar    -bunlar klasik söylemler, artık Türkiye bunları biliyor- gittiniz, Hafız Esad’ın ailesiyle birlikte günlerce tatiller yaptınız, karşılıklı birbirinizi ağırladınız, Bakanlar Kurulu toplantıları yaptınız. Bizim geçmişte bununla ilgili düşüncemiz ne idi ise bugün de aynı ama sizin düşüncenizin değişmesinin gerekçesini herkes merak etti, hatta Suriye’nin diktatörü Hafız Esad da merak etti. Bir soru sordular, dediler ki: “Ne değişti Türkiye’yle aranızda, Başbakanla olan ilişkilerinizde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyla ne değişti?” diye sordular. “Bana sormayın, değişen ben değilim, ben eski diktatör, bugün de diktatörüm ama sizin Başbakanınız değişti.” dedi. Başbakan neyi görmemişti kırk yıllık Baas rejiminde, demokrasi olmadığını Suriye’de de bir günde fark etmişti?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – 120 bin kişi öldü, 120 bin.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Ama birden Başbakanımıza bir ilham geldi ve kendisine örnek aldığı demokrasi dışındaki değişik yönetim şekilleriyle yönetilen bu ülkelere demokrasiyi getirmek istedi.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – 120 bin kişi öldü Haydar Bey, bilmiyorsan…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet, insanlara sormazlar mı “Senin ülkende demokrasi var mı?” diye.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hafız Esad değil, Beşar Esad, bilmiyorsan…

HAYDAR AKAR (Devamla) - Halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin tutuklu bulundurulması, parasız eğitim isteyen öğrencilerin on dokuz ay hapis yattığı -ki anayasal bir haktır parasız eğitim, belki farkında değilsiniz, özele yönlendirmeye çalışıyorsunuz- Hükûmet tarafından dizayn edilmiş özel mahkemelerin ne hâle geldiğini, 12 Eylül darbesinde bile 23 gazeteci tutukluyken bugün 100’ün üzerinde gazetecinin tutuklu bulunması, taslak hâlinde kitapların toplatıldığı, hukuk bağımsızlığının ortadan kalktığı, yolsuzlukları örtbas etmek için özel kanunlar çıkartıldığı… 4734 sayılı Kanun’a bakarsanız, 3’üncü –istisnalar- maddesine kaç defa ekleme yapıldığını çok rahatlıkla göreceksiniz. Yine, Sayıştay raporlarının Meclis denetiminden kaçırıldığını, Deniz Feneri’ndeki savcıların ne hâle getirildiğini… TRT 3’ün yayınlarının kesilerek muhalefetin sesinin kısıldığı bir ülkede tabii ki demokrasiden ne kadar söz edilebilir? Aslında size sorulması gereken soru bu. Demokrasiyi ihraç etmeye kalkıyorsunuz ama kendi ülkenizdeki demokraside…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Anlaşmanın başlığı ne Haydar Bey, söyler misiniz? Değinmediğiniz konu kalmadı, konu ne ya, bir söyle konuyu. Anlaşmanın konusu…

HAYDAR AKAR (Devamla) - Şimdi dış politikayla konuşuyoruz, Azerbaycan’la…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hayır, dış politika değil, anlaşma ne?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Anlaşmayı söyledim sevgili kardeşim.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Hatip, lütfen…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Söyle bakayım anlaşmayı, söyle anlaşmayı, söyle anlaşmayı!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Azerbaycan’la ilgili, arşiv anlaşması.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayın.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bunu istiyorum ek süre olarak, Bülent provoke ediyor ama sayemde dış politikada bir şeyler öğreneceksin.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, burası grup toplantısı değil, her şeyi söyledi, çorba gibi…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, Suriye’yle ilgili şunu da söyleyeyim sevgili arkadaşlar: Dün bakana bazı sorular sordum ama Suriye’de daha, henüz iç savaş başlamazken, siz Suriye’ye terörist ihraç etmezken 10 bin kişilik çadırları hazırladınız, Türkiye’de bunu yaptınız bu ülkeye. Şimdi, benim kentimde, Karamürsel ilçesinde 2 tane kardeşim Suriye’deki çatışmalarda öldü, 2’si de Özgür Suriye Ordusu’na gitti. Bakan diyor ki: “Biz sınırları kontrol edemiyoruz.” Dün, sizin Bakanınız söylüyor: “Kusura bakmayın, biz sınırlarımızı kontrol etmiyoruz.” dedi.

Bülent bu işler ciddi işler, senin gibi dalga geçmeye gelmez bu işler. Hayatta bir işi doğru yap, dikkat et.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hangi konuyu? Konuyu anlatmadın ki.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, lütfen laf atmayın. Lütfen siz de lafa cevap vermeyin, lütfen.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sen ölen 2 Kocaelili vatandaşın hesabını vermek zorundasın Bülent…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bize laf attığı için laf atıyorum Başkanım.

HAYDAR AKAR (Devamla) – …bu hesabı veremezsen burada konuşmayacaksın, orada Şam şeytanı gibi de sırıtmayacaksın diyor, teşekkür ediyorum; hepinize, sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akar.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sensin Şam şeytanı. (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Reşat Doğru…

Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki, bir millet iki devlet olarak yapılan bu uluslararası anlaşmanın karşısında olmak mümkün değil, ben de bu vesileyle bu kanunun hayırlı olmasını ve her iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişmesini temenni ediyorum. Bu konu münasebetiyle Türk cumhuriyetleriyle ilgili ve Türk dünyasıyla ilgili bazı düşüncelerimizi de yüce Meclisle paylaşmak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, 1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber Orta Asya’da yaşayan Türklerin bağımsız devletleri olmaya başlamıştır; Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bağımsızlık ilanını takiben o ülkeleri ilk tanıyan ülke tabii ki Türkiye Cumhuriyeti devleti olmuştur. Kıbrıs Türk devletinden sonra 5 tane bağımsız Türk devletiyle beraber 7 tane Türk devleti dünya konjonktürüne geçmiştir. Ancak, tabii, özellikle Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmış olması ülkemizde çok büyük heyecan yaratmış ve insanlarımızın hepsi çok büyük oranda heyecanlanarak Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk varlığının ortaya çıkmasının ülkemizde yeni ufuklar açması temennisinde bulunulmuştur. Tabii, bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetleriyle bir anda ilişkilerin geliştirilmesi de -hep beraber- önce devletin resmî organlarında daha sonra özel sektör marifetiyle birçok kurum ve kuruluş tarafından yapılmıştır. Herkes elinden gelen gayreti göstererek ilişkilerin geliştirilmesi noktasında yoğun çaba sarf etmişlerdir.

Tabii, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak da, bu yönlü olarak, ilk baştan, özellikle “Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi” dediğimiz TİKA kuruluşu kurulmuş, daha sonrasında da faaliyetler yoğun bir şekilde devam etmiştir.

Ancak, sayın milletvekilleri, şunu da tabii söylemeden geçmemek gerekmektedir: Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi, kendi iktidarlarının başlamış olduğu 2002 senesinden sonra her türlü faaliyetin ve görevin yapıldığını, ancak ondan önceki süreçte sanki hiçbir şey yapılmadığını her olayda olduğu gibi Türk dünyasında da söylemek cüretini göstermektedir. Ancak şurası bir gerçektir ki böyle bir şey söz konusu değildir.

Bakınız “1990’lı yıllar” diyoruz, 1990’lı yıllar 2013’lü yıllar, yaklaşık olarak yirmi üç yıllık bir süreçtir. yirmi üç yıllık sürecin on bir, on iki yıllık süreci Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde olmuştur. Tabii, özellikle diyoruz ki, her şeyde olduğu gibi, hep, devamlı olarak işte 2002 öncesiyle karşılaştırılır ama acaba neden dört sene öncesiyle karşılaştırılmaz veyahut sekiz sene öncesiyle karşılaştırılmaz, bunu da söylemek mecburiyetindeyiz. Şurası bir gerçektir ki bunlar doğru değildir saygıdeğer milletvekilleri. 2002 senesi öncesinde de, bakınız, işte 90’lı yıllarda o bağımsızlığını kazanmasıyla beraber çok önemli projeler bu devlet tarafından, bu millet tarafından yapılmıştır. Bunların bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bakınız, Kırgızistan’da Manas, Kazakistan’da Ahmet Yesevi Üniversitesi ve bununla beraber Türk dünyasının birçok yerinde, ilkokulundan ortaokuluna kadar, yüksekokulundan lisesine kadar birçok okul açılmıştır. Tabii, bunlar çok önemli projelerdir. Bir Manas Üniversitesinin açılması ve Kazakistan’da Ahmet Yesevi üniversitesinin açılması, saygıdeğer milletvekilleri, bence, Türk dünyasına yapılan çok önemli hizmetlerin başında gelmelidir. Özellikle 2002 senesinde bizim de katılmış olduğumuz temel atma töreninde Manas Üniversitesinin temeli atılmıştır. Yani Manas Üniversitesinin yeri, yerleşkesi tespit edilmiş ve 300 dönümün üzerindeki arazi üzerinde, burada Manas Üniversitesinin temeli atılmıştır.

Ayrıca, Sayın Başbakanın söylemiş olduğu, her platformda kendisinin övünerek söylemiş olduğu Moğolistan’la ilgili proje vardır, Moğolistan’ın Türk Anıtları Projesi. Moğolistan Türk Anıtları Projesi 2000 senesinde, 2001 senesinde, 2002 senesinde, Milliyetçi Hareket Partisinin de koalisyon ortağı olduğu o dönemde özellikle 50 kişi, 60 kişi, bazen 70 kişinin gönderilmiş olduğu bir bilim heyeti tarafından yapılan kazılarla ortaya çıkartılmış çok önemli projelerdir. Özellikle diyorum,  Türk Anıtları Projesi’nin olduğu yerlerde kazı çalışmaları esnasında çok önemli eserler ortaya çıkartılırken… Bakınız, mesela, Altın Adam Heykeli çıkartılmış, onunla beraber bir sürü eser çıkartılarak Ulan Batur’a getirilmiş, Ulan Batur’daki müzeye yerleştirilmiş ve dünya kamuoyuna sunulmuştur. Halbuki, bunlar gündeme getirilmemektedir, sadece, Sayın Başbakanın söylemiş olduğu bu Türk Anıtları Projesi’ndeki yolun asfalt olduğunun söylenmesi noktasındadır. Halbuki, daha önceki zamanlarda o yol daha önceki hükûmetler tarafından açılmış ve asfalt yapılmamış ama diğer noktasında şosesi yapılmıştır. Ancak, şu an itibarıyla, işte 2013 senesi, gidiniz, bakınız o zaman yapılmış olan yani Sayın Başbakanın söylemiş olduğu asfalt yolla ilgili ne kadar asfalt yol kalmıştır veyahut da ne kadarı bozulmuştur görebilirsiniz.

Tabii, bunların yanında, Hoca Ahmet Yesevi Türbesi ve Külliyesi’nin TİKA marifetiyle 2001 senesinde açılışı tamamlanmış ve açılmıştır. Bu da çok önemli projelerin başında gelmektedir fakat diğer önemli bir proje de Sultan Sencer Türbesi’dir. Saygıdeğer milletvekilleri, 2001 senesinde Sayın Genel Başkanımız Doktor Devlet Bahçeli’nin Türkmenistan ziyareti esnasında Türkmenbaşı’yla yapılan anlaşma neticesinde Sultan Sencer Türbesi’nin restorasyon görevi Türkiye Cumhuriyeti devletinin üzerine geçmiştir ve bizim de gidip restorasyonla ilgili çalışmaları başlatma tarihimiz de 2002 senesinin Mart ayında olmuştu değerli milletvekilleri. 2,5 milyon dolar civarında bir para ortaya konulmuş ve Sultan Sencer Türbesi restorasyonu tamamlanmış ve 2003 senesinde de açılmıştır. Ancak, şurası da gerçektir ki Sultan Sencer Türbesi’nin yanında özellikle Sultan Alp Arslan’nın türbesinin bulunması gerekiyordu. Şu anki Grup Başkan Vekilimiz Sayın Yusuf Halaçoğlu’nun da başında bulunduğu ekipler, işte, onun da çalışmasını yapmışlar ve şu an itibarıyla diyorum, oranın yeri yaklaşık olarak bellidir ve orası da restorasyon beklemektedir, hizmet beklemektedir. Biz, Sultan Sencer Türbesi’nin restorasyonunu yaptık, sizler de  gelin Sultan Alparslan’ın Türbesi’nin restorasyonunu yapın diyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, bunların yanında,  özellikle Kırım Türklerine TİKA marifetiyle yine yaklaşık olarak 5 bin aileye ev alma projesi yapılmış, bunların, 3 bin ailenin evleri ve arazileri alınarak Kırım Türklerine teslim edilmiştir. Bakınız, burası da çok önemli bir projedir. Hâlbuki, biz Hükûmetten beklerdik ki aynı Kırım Türklerine uygulanan o projenin bir benzerinin Ahıska Türklerine uygulanmasıydı ama Ahıska Türklerine maalesef sahip çıkılmamış ve Ahıska Türklerinin geriye dönüşleriyle ilgili, yani Ahılkelek bölgesine dönüşleriyle ilgili Gürcistan’ın Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda vermiş olduğu o yetki, maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı zamanında da kullanılmamıştır. Hâlbuki, siz daha önceki zamanda, işte, o Kırım Türklerine uygulanan 3 bin tane ev projesinin bir benzerinin Ahılkelek bölgesine yapılmış olduğunu düşününüz. O zaman ne olacaktı? Ahıska bölgesine çok büyük oranda göç başlayacaktı. Dünyanın birçok yerinde, başta Rusya olmak üzere, Ahıska Türkleri yaşıyorlar. Ahıska Türkleri, Türklüklerini kaybetmeyen, dilleriyle, dinleriyle, kültürel dokularıyla, yapılarıyla, her şeyiyle kendilerini koruyan çok önemli insanlardır. Bu insanların oraya geri dönüşleriyle ilgili ne tür çalışma yapılmıştır? İşte, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına yaklaşık olarak on iki yıldır iktidar diyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, enteresandır, şu anda Ahıska bölgesine dönen bir tane Türk ailesi söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz ama Ahıska bölgesine Türklerin dönüşüyle ilgili Gürcistan’ın vermiş olduğu o izin maalesef iyi kullanılmamış ve beraberinde de Ahıska bölgesine, o vatan cemiyetlerindeki insanların o özlemleri maalesef götürülememiştir ve Stalin’in 1944’lü yıllardaki yapmış olduğu o zülüm hâlâ devam etmektedir. Tabii, bunun bir benzerini yine aynı şekilde Kırım için de söyleyebiliriz. Gerçi 3 bin ev alınmıştır ama 5 bin ev alınması projesi maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında yine devam ettirilmemiştir.

Ayrıca, bakınız, Moldova: Moldova’da Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi’nde yine o iktidarlarımız zamanında çok önemli su projeleri gerçekleştirilmiş ve Balkanlarda birçok uygulamanın yanında restorasyon projeleri de bu mahalde yapılmıştır. Bakınız, Prizren’de, Makedonya’da Kırık Cami, Fatih’in Kırık Cami’si restorasyonu yine TİKA marifetiyle 2002 senesinde bitirilmiş ve oranın da açılışı bizler tarafından yapılmıştır. Ama enteresandır Dışişleri Bakanlığı yetkilileri Kırık Cami restorasyonunun kendileri zamanında yapılmış olduğunu söylemişlerdir. Doğrudur, bazı restorasyonlar yapılmış olabilir ama değerli milletvekilleri, 2002 senesinde bizim de katılmış olduğumuz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetkililerinin de katılmış olduğu bir törenle Kırık Cami restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmıştır.

Ayrıca bunların yanında özellikle Azerbaycan’la ilgili çok ciddi projeler yine o dönemde yapılmıştır. Azerbaycan’ın Rusya sınırına yakın olan Haçmaz bölgesinde 300 dönümün üzerindeki çiftlik de numune çiftlik ortaya konulmuş, Türkiye Cumhuriyeti devletindeki tarım makineleri, tarımla iştigal eden fabrikaların hepsiyle görüşülerek onlardan birer, ikişer tane numune örnekler alınmış Haçmaz bölgesine götürülerek Azerbaycan çiftçisine “Yaygın Çiftçi Eğitimi” dediğimiz YAYÇEP projesi içerisinde çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca oralara merkez laboratuvarları kurulmuş ve Azerbaycan Tarım Bakanlığıyla beraber çiftçilerin eğitiminden, çiftçilerin modern tarımıyla ilgili çok önemli çalışmaların yapılmış olduğunu ifade etmek istiyorum.

Aynı tablo Kırgızistan’da Bişkek’te de yapılmıştır. Bişkek’teki veya Kırgızistan’ın birçok bölgesindeki tarım projeleri yanında özellikle o bölgelerdeki KOBİ’lerle ilgili, ticaretin geliştirilmesiyle ilgili uzmanlar Türkiye Cumhuriyeti devletine getirilmiş, yaklaşık olarak 300 dükkânın üzerinde, pastanesinden tutun da ekmek fabrikasına kadar her şeyin mükemmel olduğu çok önemli bir numune KOBİ yatırımı orada oluşturulmuş ve saygıdeğer milletvekilleri, Kırgızistan halkının, onların hizmetine sunulmuştur.

Bunların yanında TÜRKSOY projeleri vardır, Türkoloji projeleri vardır. Bu projelerle ilgili de yoğun çalışmalar yine o iktidarlar zamanında yapılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii, TİKA’yla ilgili bazı konuları da söylemek istiyorum. TİKA faaliyetlerini çok önemsiyoruz. TİKA, Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesiyle ilgili kurulmuş olan çok önemli bir kuruluştur. TİKA’nın ismi, enteresandır, geçtiğimiz yıllarda, maalesef “Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi” adı değiştirilerek “Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı” hâline getirilerek Türk dünyasından tamamen alınmış, başka bölgelere taşınmıştır. Tabii, TİKA’nın koordinasyon ofisleri Sudan’da açılmış, Senegal’e kadar götürülmüş, Etiyopya’ya götürülmüş ve Afganistan’a götürülmüş, çok çeşitli yerlere götürülmüştür. Biz oralara yardım yapılmasına karşı değiliz. Tabii ki yardım yapılmalıdır. Oradaki Müslüman kardeşlerimize, ezilen insanlara bazı yardımların yapılması herkes tarafından kabul edilmesi gereken bir şeydir ama saygıdeğer milletvekilleri, TİKA’nın ofislerinin işte Bişkek’te de olması, Taşkent’te de olması, beraberinde işte Urumçi’de de olması, Kerkük’te de olması, Musul’da da olması, Suriye’de Lazkiye’de de olması gerekmez miydi? Yani Türk dünyasındaki, Türk dünyası için kurulmuş olan o güzelim TİKA, şu anda kendi görevlerinin dışında, Türk dünyasının dışında çok çeşitli yerlere, alanlara açılırken maalesef Türk dünyası bir kenara bırakılmıştır. Bunu da normal karşılamamış olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii, bakınız, bir tane projeden de yine bahsetmek istiyoruz: Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın temel atma törenlerinde, 2002 senesinde çok önemli çalışmalar yapılmıştır. O zamanki Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev’in çok yoğun gayreti, yine onunla beraber Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’nin gayreti, yine Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yoğun gayretleriyle beraber Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın temeli atılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Türk dünyasının bağımsızlık temelidir çünkü oraya bütün dünyadaki uluslararası şirketlerin hepsi ortak olmuştur ve de şu anda ülkemize çok büyük kaynaklar ortaya koyarak, çok büyük kaynaklar kazandırarak devam etmektedir. Ancak burası yeterli midir? Hayır. Özellikle Orta Asya Türk devletlerinin hepsi bir enerji kaynağıdır. Türkmenistan doğal gazının sadece Rusya’ya bağlanması, Rusya’ya nakledilmesi veyahut daha sonrasında Çin’e, Hindistan’a nakledilmesi doğru değildir.

Türkmenistan doğal gazı mutlaka, mutlaka Türkiye üzerinden batıya nakledilmelidir. Bu yönlü olarak da Nabucco Projeleri, TRACECA Projeleri mutlaka, mutlaka takip edilmeli ve de bunlar gerçekleştirilmelidir. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin esas temeli Orta Asya’dadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği Orta Asya’dadır.

Bakınız, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev özellikle Türk birliğinden bahsetmiştir. Bu tabir çok önemlidir. Türk birliğinden bahsetmiş ama söylemiş olduğu sözler sadece orada söylemler hâlinde kalmaya çalıştırılmıştır. Hâlbuki öyle değildir saygıdeğer milletvekilleri. Tabii ki Avrupa Birliğiyle ilişkilerin geliştirilmesi, Avrupa Birliğiyle ilgili çalışmaların yapılması veyahut da Rusya’ya gidip Rusya’da Şanghay Beşlisine, Şanghay Yedilisine geçilmesiyle ilgili olarak, alınmasıyla ilgili bazı taleplerde bulunulabilir ancak onun yanında saygıdeğer milletvekilleri, Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi bence çok önemlidir. Bir Türkmenistan, bir Özbekistan, bir Kazakistan, işte bir Azerbaycan, bizim için bir Kırgızistan çok önemlidir.

Şu anda Özbekistan’la ilgili de söyleyeceğimiz bazı konular olmalıdır. Özbekistan’la ilişkilerimizde çok ciddi manada sıkıntılar maalesef vardır. Hâlbuki Taşkent, Buhara, Semerkant, buralar Türklerin yaşamış olduğu, Türk’ün tarihinin ve özünün olmuş olduğu yerlerdir. Buralardan, yani 25 milyonluk Özbekistan’dan vazgeçmek hiç kimsenin hakkı olmamalıdır. Ama şu an itibarıyla, maalesef, Özbekistan’la ilişkilerimizde çok fazla mesafe alınmamış ve Özbekistan’la ilişkiler geliştirilememiştir. Bu yönlü olarak da mutlaka adımlar atılmalıdır. Bunu sadece Dışişleri Bakanlıkları olarak değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu adımları atabilir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilileri oraya gidebilir ve ikili ilişkilerin mutlaka geliştirilmesi sağlanabilir.

Bunların yanında özellikle şunu da söylemeden geçmek istemiyorum: Türk dünyasının önemli sorunlarından bir tanesi de Doğu Türkistan sorunudur. Doğu Türkistan’da insanlık dışı hadiseler meydana gelmektedir. Doğu Türkistan’da “Rabia Kadir” isimli bir hanımefendi Doğu Türkistan liderliğini, yani o bölgenin liderliğini yapmıştır ve dünyanın her tarafında kabul gören hanımefendi “büyük lider” olarak tanınmaktadır. Ancak enteresandır, Rabia Kadir Hanımefendi Japonya’da çok büyük Doğu Türkistan Kongresi’ni yapmış ve Doğu Türkistan Kongresi’ne de dünyanın birçok ülkesi katılmıştır. Yani Çin’in o baskısı altında olmasına rağmen, Çin’in her türlü engellemesine rağmen, dünyanın birçok yerinde engellemelere rağmen Japonya’da o Doğu Türkistan Kongresi yapılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, aynı kongrenin Türkiye tarafında yapılması gerekmez mi diye düşünüyorum. Yani sadece Japonya oradaki Doğu Türkistan Kongresi’ne sahip çıkacak, Rabia Kadir’e sahip çıkacak ama biz sahip çıkamayacağız. Rabia Kadir Hanımefendi dünyanın her tarafına girip çıkabilmektedir ama girip çıkamadığı tek yer vardır, orası da Türkiye Cumhuriyeti devletidir. İnanıyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti de Rabia Kadir Hanımefendi’nin, mutlaka ama mutlaka, girişini serbest bırakması ve buralarda da faaliyetlerinin devam etmesi ve oraya sahip çıkılması gerekmektedir.

Bakınız, Çin, şu anda Doğu Türkistan’da çok büyük oranda Türkiye Cumhuriyeti devletinin gözüne baka baka katliamlar yapmaktadır. En küçük bir hadisede Sincan Uygur Bölgesi’nde bizim o mahzun insanlarımıza saldırmakta, onlarca insanı öldürmekte, yüzlerce insanı hapislere atmakta, onları çok büyük bir şekilde mağduriyet içerisinde bırakmaktadır. Hatta, enteresandır, nükleer denemeleri, o Gobi çöllerindeki, o geniş çöllerdeki, bilhassa Türklerin yaşamış olduğu yerlerdeki o bölgelerde, hem yer altında hem de yer üstünde nükleer denemeler yapmakta ve Türk milletinin geleceğine sâri hastalıkların ortaya çıkmasını ve de bir noktada soykırımın ortaya çıkmasında yatmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Çin’in bu zulümleri altında -şu anda enteresandır -bizler ne yapıyoruz? Şu anda Çin’le füze anlaşmaları yapıyoruz ve Çin’deki, işte, füze rampalarıyla ilgili birtakım anlaşmalar yapılarak Türkiye’ye o şekilde birtakım ticari anlaşmaların yapılmakta olduğunu görüyoruz. Ticari anlaşmalar yapılmalıdır veya Çin’le ilgili bazı ekonomik iyileştirmeler yapılmalıdır, çalışmalar yapılmalıdır ama saygıdeğer milletvekilleri, Çin’deki o zulüm de, mutlaka ama mutlaka, göz önüne getirilmelidir. Yani nasıl şu anda Azerbaycan’ın topraklarının büyük bir kısmı işgal altındaysa ve Ermeniler, o yaklaşık olarak 1 milyonun üzerindeki insanı Azerbaycan topraklarından sürerek kaçkın hâline getirdilerse ve Azerbaycan’ın topraklarının büyük bir kısmında şu anda tamamen öz yurdundan parya şeklinde, öz yurdundan atılmış şekilde göçmenler başka bir yerde yaşıyorlarsa, aynı tabloyu Doğu Türkistan’da da görebiliyoruz değerli milletvekilleri.

Yani Azerbaycan’ımıza da sahip çıkmalıyız, Doğu Türkistan’a da sahip çıkmalıyız, Ahıska Türklerine de sahip çıkmalıyız. Dünyanın çeşitli mahfillerinde -sivil toplum kuruşları, STK’lar diyoruz- STK’lar konu Türkler olduğu zaman, maalesef, her şeyi bir kenara bırakmakta ve de beraberinde, sahip çıkmamaktadır. Ama onlar sahip çıkmıyorsa “Bizim STK kuruluşlarımız vasıtasıyla, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Dışişleri Bakanlığı marifetiyle o bölgelere, yani dünyanın her tarafındaki mahfillere ulaşarak, Kırım Türklerinin, işte, Azerbaycan Türklerinin, Ahıska Türklerinin, Doğu Türkistan Türklerinin, Kerkük Türklerinin, Telafer Türklerinin, Lazkiye’de yaşayan Türklerin haklarına çıkmamız gerekmez mi?” diyor, bu uluslararası anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı olmasını temenni ediyor,  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğru.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.36
 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

421 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Tasarının tümü üzerinde söz sırası şimdi Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’da.

Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önce, Sayın Başkan, teşekkür ederim, canlı yayın hukukumuza dikkat ederek zamanında geldiğiniz için.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Maşallah bugün Azerbaycan’la ilgili beş, altı tane sözleşme var. Aslında hangisinin üzerinde konuşalım?

Yani iki ülke arasında çok dostça ilişkiler var. Kafkaslarda en çok iyi ilişkiler kurduğumuz bir ülke de yani şu arşiv için de, Allah aşkına yani şu arşiv için de ikili bir sözleşme imzalanır mı be? “Allah canımızı almasın.” diyeceğim ya. arkadaşlar, olur mu ya, bir arşiv için sözleşme, protokol imzalanır mı? Millet malı götürüyor, petrol anlaşması yapıyor, doğal gaz anlaşması yapıyor, ya bir arşiv için iki sözleşme yapılır mı, yapmayın ya!

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Ama iş yapmış oluyorlar.

HASİP KAPLAN (Devamla) – İş yapmak için, iş yapıldı görünmek…

Ya ekonomik, sosyal, siyasal, bilmem ne, bilmem ne bunların hepsini bir protokol yaparsınız. Zaten Yüksek Stratejik Konsey gidiyor, zaten bilmem kaçıncı toplantısı. Allah aşkına yapmayın, etmeyin eylemeyin, bizi, bu Meclisi meşgul etmeyin böyle şeylerle. Zaten Sayın Aliyev geldi, güzel güzel konuşuldu, yenildi, içildi, mesajlar verildi ve gidildi. Bu mu dünya, bu mu gerçek? Eğer gerçek buysa ben de Hasip Kaplan değilim.

Bakın, Amerika İran’la anlaşıyor, “Allah Allah nasıl oluyor?” diyoruz. Amerika durup dururken niye İran’la anlaştı arkadaşlar? Bunun muhasebesini yapmak lazım. İran’dan biz gaz alıyoruz, hani birinde sinirlenmişlerdi, bizim gazı kesmişlerdi, Ankara buz kesmişti ya, hani şantaj olarak kullanılmıştı ya, hani ambargo nedeniyle lira olarak değil, dolar olarak değil, euro olarak değil altınla ödüyoruz ya aldığımız doğal gazı, bu bir.

Kafkaslara gelelim. Azerbaycan’dan, Bakü’den, Ceyhan’a doğal gaz olayımız var, öyle mi? Var. Peki, Allah aşkına ben şimdi size söyleyeceğim, bu TANAP projesi ciddi, güzel bir proje. Doğal gaz geliyor Bakü’den, Azerbaycan’dan, işte Kars’tan Ceyhan’a iniyor, çok güzel, harika. Kardeşim çok da “Kardeşiz, dostuz, soydaşız.” diyoruz, bilmem ne diyoruz, her şeyi söylüyoruz da niye en pahalı gazı biz Azerbaycan’dan alıyoruz? Bu nasıl kardeşlik, bu nasıl dostluk Allah aşkına bana anlatır mısınız? Biri bana anlatsın, ben anlamıyorum.

Arkadaşlar, bir şey daha söyleyeyim ben size: Ben bu ara, bu dış politikada bazı şeylere dikkat etmenizi istiyorum. Barzani görüşmesi, Aliyev görüşmesi, Putin görüşmesi; bakın, arka arkaya, çok iyi dikkat edin. Rusya’yla en fazla bağlaşık gaz ticaretimiz var, en fazla gaz ticaretimizin olduğu ülke Rusya. Şu ana kadar Bulgaristan’la Moldova’ya, bir de Yunanistan’a Türkiye üzerinden boru hatlarından giden bir gaz var, öyle mi değil mi? Nasıl gaz alıyoruz biz? Pahalı gaz alıyoruz. O zaman, ben olsam “Ya, şu arşiv anlaşmasını bırak, bizim Dışişleri Komisyonu bu işlerle uğraşmasın. Kardeşim, biz dostuz, kardeşiz, niye gidip gelirken bize vize koyuyorsunuz?” derim ya. E, kardeşlik böyle olur mu? Hangi kardeş kardeşin evine vizeyle gider, bana anlatır mısınız bunu? Anlatamazsınız arkadaşlar. Bana, şu petrolü, doğal gazı niye pahalı aldığımızı da anlatamazsınız, hatta Rusya’yla rekabeti de anlatamazsınız.

Bakın, çok ciddi şeyler oluyor. Sayın Barzani geldi ve Irak Kürdistan bölgesel yönetiminin gaz ve petrolü için anlaşma yapılacaktı, ne oldu? Takozu kim koydu, hele bir düşünün bakayım, takozu kim koydu? Amerika koydu. Niye? “Paralar benim bankamda toplanacak, ben dağıtacağım.” dedi. Öbür taraftan da “Maliki’yle bir görüşelim hele, merkezî federal yönetimin de imzasını alalım; zaten ocakta gelecek, ondan sonra ocak ayında bir güzel imzalarız...” Böyle bir dış politika yaklaşım tarzını ciddi bir dış politika yaklaşım tarzı olarak görmüyoruz arkadaşlar.

Bazen hayret ediyorum, şaşıyorum Hükûmete; zikzaklarına bakıyorum, duruşlarına bakıyorum, şovlarına bakıyorum, vallahi aklım şaşıyor; virajlara bakıyorum, taklalara bakıyorum; ya, dış politika böyle bir şey olamaz. Eskiden slogan atıyordunuz, üniversitede kafamızı kırıyordunuz, “Komünistler Moskova’ya, Moskova’ya.” En çok da siz Moskova’ya gittiniz, garipliğe bak ya! Garipliğe bak! Moskova’dan çıkmıyorsunuz, Petersburg’dan gelmiyorsunuz; beyaz geceler sizin, petrol sizin, gaz sizin; 100 milyar dolar ithalat, ihracat… Allah artırsın, bir şey demiyorum ama niye bizi o kadar dövdünüz, kafamızı kırdınız, ben onu anlayamıyorum.

Şimdi, burada enteresan olan bir şeyi daha anlatacağım. Sayın Başbakan görüşmede “Sayın Putin, ne olur bizi Şanghay’a alın, Avrupa Birliğinden kurtarın.” dedi. Biliyorsunuz değil mi en son görüşmede, yakın görüşmede?

Bakın, Sayın Aliyev’e ne demiş Başbakan? “Gardaş, Karabağ sorunu bizim de sorunumuzdur, harbiden çözeceğiz.” Gitmiş, “Şu TANAP projesini biraz daha büyütelim, Bakü-Tiflis-Ceyhan güney gaz koridorunu, Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu Projesi’ni geliştirelim…” Güzel, olmalı. Niye? Olmalı arkadaşlar, eski İpek Yolu’nu demir yoluyla örelim, olsun. Şimdi, bu Yüksek Stratejik Konsey bu çalışmayı yaparken kapıya Karabağ sorunu dayanıyor. Karabağ’da, 2015 Ermenistan’la ilgili yüzüncü yıl soykırım, katliam, tehcir, adına ne derseniz deyin, yüzüncü yılı bir yıl sonra yani tam da seçim döneminde ve “Sayın Putin, şu Kafkaslara barış getirelim…” Putin de diyor ki: “Kardeşim, getirelim.” Son görüşmenin basına yansıyan şeyleri: “Şu Ermenistan’la beraber Suriye’yi de çözelim.”

Bakın, Kafkaslardan Orta Doğu’dan Balkanlara böyle satranç oynanırken biz ne yapıyoruz? Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Anlaşması imzalıyoruz arkadaşlar, arşiv! Ne koyacaksınız arşive, Allah aşkına bana söyler misiniz!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Doğal gaz anlaşmalarını.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Görüşmelerinizi mi koyacaksınız, altınlarınızı mı koyacaksınız, eserlerinizi mi koyacaksınız, kitaplarınızı mı koyacaksınız,  konuşmalarınızı mı koyacaksınız, fotoğraflarınızı mı koyacaksınız, ne koyacaksınız ya!

“Arşiv” dediğiniz bir depo. Artık teknik gelişmiş, dijital olarak da tutarsınız. Al, bizim Meclisin de çok güzel bir arşivi var. Yani bunun için sözleşme gerekir mi? Koskoca Azerbaycan’la Türkiye bir arşiv tutamıyor da kuvvetlerini birleştirip bir arşivi kurmak üzere mi…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Petrol çıkarıyorlar.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben de zannettim ki uçak yapıyorlar, ben de zannettim ki uzaya füze fırlatacaklar, ben de zannettim ki ciddi bir şey var bunun içinde “Sayın Baluken, hele bir bakayım, şu ne?” dedim. “Birinci Çin’di, nükleerdi, nükleer enerji konusu konuşuruz.” dedik.  Yapmayın, etmeyin, eylemeyin arkadaşlar!

Bakın, size, son keyifsiz bir şeyi anlatacağım maalesef, istemiyorum ama. Sayın Başbakan, en son Putin’e “Bizi Şanghay’a alın, kurtulalım.” dedi yani “Avrupa Birliğinden kurtulalım.” dedi. Avrupa Birliği de Doğu Zirvesi yapıyor şimdi. Bakın, ne zirvesi yapıyor? Yaptığı zirvenin adını hemen söyleyeyim: Ukrayna, Avrupa Birliğiyle ilgili ortaklık sözleşmesine “Evet.” dediği hâlde “’Hayır’ diyeceğim.” diyor. Turuncu protestolar başlamış ve tam bu arada Putin, Rusya’nın Belarus ve Kazakistan’la beraber başını çektiği    –dün Belarus Anlaşması’nı burada konuşmuştuk- ülkeler, Gürcistan, Belarus, Kazakistan, Rusya Gümrük Birliği Anlaşması’nı Ukrayna’ya imzalatmaya çalışıyor. Putin böyle yapıyor. Şimdi, Putin bunu yaparken Vilnius’ta “Avrupa Birliğinin Sınırları Neresidir?” toplantısı yapılıyor. Avrupa Birliğinin bütün liderleri, 6 eski Sovyet ülke temsilcisiyle birlikte orada toplanıyorlar önümüzdeki günlerde. Şimdi, gelin bunu konuşalım, ciddi konuşalım. Bakın, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyinin 47 ülkesi “Sibirya’dan ta Kore’deki okyanuslara kadar Avrupa’nın sınırları.” diyor, Şanghay “Dur, Ukrayna’da dur.” diyor. Şimdi, Türkiye bunun neresinde? Neresinde Türkiye?

Evet, Doğu Ortaklığı Zirvesi’ni Avrupa Birliği yaparken biz arşiv yapıyoruz arkadaşlar, arşiv. Patatesleri, kitapları, yazmaları, basmaları, oraya yazacağız adını, soyadını, oraya iki memur atayacağız, iki kadro, al sana oldu dostluk, kardeşlik. Millet götürüyor dünyayı hamuduyla, bunlar kalkmış bize arşivle ilgili protokol imzaları getiriyor.

Şimdi, bakın…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bunlar havai fişek patlatacak bir şey bulurlar yine.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Efendim?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Havai fişek patlatacak bir şey bulurlar.” diyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Vallaha onu bilmiyorum.

Timoşenko’yu da Avrupa Birliği şartıyla bıraktılar. Fakat, enteresan bir şekilde orada rüzgâr dönüyor arkadaşlar. Rüzgâr dönünce bizim enerji politikalarımıza dönüyor; Kafkaslarda kaybediyoruz, Orta Doğu’da kaybediyoruz, İran’la anlaşıyorlar kaybediyoruz, Suriye’yle anlaşıyorlar kaybediyoruz. Cenevre-2 toplantısı yapılıyor, ABD, Türkiye’ye diyor ki: “Suriye’de rejim dâhil bütün muhalifler gelin, toplantı yapacağız.”

Bütün bunlarda Türkiye kaybediyor mu? Kaybediyor. Bütün bunlarda Türkiye yalnızlaşıyor mu? Yalnızlaşıyor. Peki, burada bir sıkıntı yok mu arkadaşlar? Hakikaten niye böyleyiz? Niye bu kadar şanzımanı dağıttık arkadaşlar? Niye, niye? Söyler misiniz Allah aşkına, niye böyle giderken doğru yolda, her şey güzel giderken, ülke dünyanın 16’ncı ekonomisiyken şanzıman dağıtmaya başladık, söyler misiniz?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sakin ol, senin şanzımanın dağılacak ha!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Bakan, gümrükten sorumlusunuz, vallahi de billahi de siz arşivle uğraşırken aha 12 Aralıkta, yaz bir kenara, aha burada ediyorum yemini -Erivan’da toplantı var- Davutoğlu Erivan’a gidecek. Şarta girer misiniz? Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısı Erivan’dadır. Davetli, gidecek, değil mi?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ben 19’unda Esendere’deyim, oraya bekliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Gidecek, değil mi? Cesaretiniz varsa biraz da muhalefetten yanınıza alıp getirir misiniz? Ben de davet ediyorum, soruyorum. Hem de memleketinizi de görmüş oluruz, gideriz beraber. Erivan’da 12 Aralıkta toplantı var. Türkiye, ABD, Rusya, Ermenistan görüşmeleri sonrası Kafkaslardaki barışçıl çözümün umudunun gelişeceği bir toplantı olacak bu, önemli bir toplantı. Arkadaşlar, bizi arşiv marşiv için getirmeyin. Getirecekseniz doğru işler için getirin.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Allah Allah!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Niye arşive taktın bu kadar ya, yapma ya!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Arşivle marşivle bizi götürmeyin, götürecekseniz doğru şeyler için götürün.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Erivan’la ne alakası var ya, Çayeli’yle Erivan’ın?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Var arkadaşlar, var var.

Şimdi, burada enteresan bir şey daha var. Şimdi, bu  Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının 12 Aralık toplantısının Erivan’da olmasının Azerbaycan’la bire bir ilgisi var arkadaşlar çünkü Azerbaycan’la Türkiye arasındaki sıkıntılardan birisi Yukarı Karabağ olayıdır. Yukarı Karabağ olayı çözülmediği sürece, siz istediğiniz kadar orada arşiv yapın, bir şey değişmiyor arkadaşlar. Vize kalkmıyor, pahalı gazı almaya devam ediyorsunuz, bu iş böyle gidiyor. İstediğimiz kadar gardaş gardaş konuşalım, gelelim böyle iki tane kürsüden basında açıklamalar yapalım gardaşça. E, gardaş gardaşa  vize koyar mı Allah aşkına, Sayın Bakan bana bunun izahını yapın. Bana bunun izahını yapın, pahalı gaz satar mı gardaş gardaşa? Yani, ekonomik işlerde farklı şeyler mi oluyor?

Tabii, ben, şuradan… Enteresan şeyler var, ben araştırıyorum, diyeceksiniz: “Ne ilgisi var?” Sayın Başbakana soğuk bir fıkra anlatıldı. Ben, tabii ki, kadınlar adına -çünkü Kadınlar Haftası’ydı- doğrusu… Greenpeace aktivistinin serbest bırakılması olayında Putin espri yapıyordu. Evet, bu esprilere alışığız çünkü zaten soğuktur espriler.

Birinde şöyle bir olay oluyor: Birisi cezaevine giriyor, çeviriyorlar “Neden girdin içeri?”, “E, cam kırdım.”; “Cam kırmaktan içeri girilir mi?” diye soracaksınız, meğerse adam denizaltının camını kırmış. E, şimdi, bu espri, bu zekâ düzeyi bazen bölgeden bölgeye farklılık arz edebiliyor. Burada kotarılan olayın, onun noktasında değilim ama Time dergisinin yılın kişisi anketi yapılıyor. Şimdi, bakın Sayın Bakan, bakın arkadaşlar, yani, ilginizi çekmesi lazım. Şimdi, bakın, çok önemli, Başbakanımızı ilgilendiriyor. Şimdi, baktım, Allah Allah, bizim Başbakan pop yıldızı Miley Cyrus ile yarışıyor. 1’inci ve 2’nci sıradalar, arkadan kim takip ediyor biliyor musunuz? Bunun arkasında kim var biliyor musunuz? Sisi geliyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hangi Sisi?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başbakan arkasından…

Bakın, eğer, Sisi sizi yakalarsa -bakın AK PARTİ’lilere, Hükûmete sesleniyorum burada- 100 tane arşiv yapsanız siz kurtulamazsanız. Sisi arkadan takip ediyor. El Rabia falan işaretleriyle, twit’leriyle bunu çözemezsiniz. Sisi arkadan takip ediyor, benden söylemesi. Niye? Çünkü Hintli bir bürokrat var zaten arada, 3’üncü sıraya bir giriyor, bir çıkıyor.

Şimdi, arkadaşlar, bunları konuşuyoruz, güzel. Bu canlı yayın vardır diye size birkaç şey söyleyelim dedik. Bu canlı yayını doğru dürüst bütün Meclisin açık olduğu saate yaysanız da biraz şeffaf olsanız, açıklık olsa, biz de sizi zorlamasak, ikide bir araştırma önergesi vermesek, bu arşiv sözleşmeleri üzerine kalkıp enerjiyi konuşmasak olmaz mı? Yani siz de dürüst davransanız, biz de doğru dursak, yerinde konuşsak yani seçim barajını konuşsak, tutuklu milletvekillerini konuşsak; düşünce, örgütlenme özgürlüğünü konuşsak; 500 tane ağır hasta yatakta yatıyor, vedalaşma hakkını kullanacak anasıyla, onları konuşsak... Bu ülkede çok ciddi sorunlar var arkadaşlar. Bunları konuşmak varken niye bu güzelim, çok değerli günleri heba ediyorsunuz, boşa geçiriyorsunuz? Bu sözleşmeleri, gelin anlaşalım, bir defada çıkarırız hepsini, 20 tanesini yirmi dakikada çıkarırız, ne olacak.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çıkarın o zaman.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama, şu canlı yayını, TV’yi malınız gibi kapatmışsınız, bütün medyaya ambargo koymuşsunuz. Zaten, hepsinin, enerji şirketleri var onların; ya Azerbaycan’da çalışıyor bu enerji şirketleri  medya patronlarının ya Barzani’nin yanında çalışıyor ya İsrail’de çalışıyorlar ya da Rusya’da çalışıyorlar. Bütün medya şirketlerinin orada bağlantılı şirketleri var.

Şimdi buradan… Yeni anayasada masayı devirdiniz. Bekir Bozdağ diyor: “2015’te 400 milletvekili bize verin, size yeni anayasa yapacağız.” Bu millet dersini almıştır sizden, artık bir daha nah görürsünüz 400 milletvekilini, bitti!

Hadi, hoşça kalın. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Gruplar adına konuşmalar bitti.

Şimdi şahısları adına konuşmaları yapacağız.

Birinci sırada, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu.

Buyurun Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 421 sıra sayılı, Azerbaycan’la yapılan, bölgenin tarihini değiştirecek, bölgedeki bütün dengeleri değiştirecek, enerji politikalarımızı değiştirecek bir anlaşma üzerine konuşacağımızı söyleyecektim ama böyle bir anlaşma üzerine konuşmayacağım. Çünkü, normalde teknik bir detay olan ve bütün bir katma protokol içerisinde halledilebilecek bir anlaşmayı AKP önümüze bir metin hâlinde getirmiş, iki saattir üzerinde konuşuyoruz, sonra “Meclis tıkanıyor.” diyorlar bize. Oysaki bütün bu anlaşmalar, teknik anlamda eksiklik varsa da giderilebilir, birleştirilip tek bir anlaşma hâline getirilebilirdi ama tıpkı hizmete açılan, mesela dere üzerine bir korkuluk yapılıyor, işte “1.176 tane tesis açtık.” deniliyor ya, o dere korkuluğu nasıl bir tesisse bu da öyle bir uluslararası anlaşma. Bizim Meclis gündeminde, Meclisin, seçilmiş milletvekillerinin üzerinde konuşacağı konu bu mu? Hayır, değil.

Şimdi, burada Sayın Ali Babacan var diye bu Mecliste üzerinde konuşmamız gereken bir konuyu açacağım ben size. Açacağım konu, cumhuriyet tarihinin en yüksek miktarlı bir kamu bankasındaki batık kredisi, cumhuriyet tarihi döneminde batmış en yüksek miktarlı kredi. Ben bu kredileri denetlemekte olan KİT Komisyonunun üyesiyim. Kredi, Ziraat Bankası tarafından verilmiş.

İstanbul’da bir alışveriş merkezine öncelikle bir özel banka 120 milyon avro tutarında bir kredi veriyor ve kredinin geri ödemesinde sorun çıkıyor. Sonra, ne hikmetse, bu kredi, faizi özel bankadan çok daha düşük olmak kaydıyla Ziraat Bankası tarafından devralınıyor. Sadece devralınmakla kalmıyor, 120 milyon avroluk kredi 270 milyon avroya çıkıyor yani Ziraat Bankası, İstanbul’un göbeğinde kentsel sorunları çok artıracak bir şekilde bir alışveriş merkezine 270 milyon avro kredi veriyor. Peki, bu Ziraat Bankasının temel fonksiyonu ne? Çiftçimizi korumak, çiftçimizi finanse etmek. Çiftçimiz kan ağlarken, çiftçimiz finansman bulamazken, çiftçimiz yabancı şirketlere ezdirilirken Ziraat Bankamız gidiyor 270 milyon avroyu özel bankada batmak üzere olan bir kaynağa yatırıyor, değil mi? Peki, daha sonra ne oluyor? Ziraat Bankası bu konuda istihbarat raporu düzenliyor. İstihbarat raporu diyor ki: “Bu kredi bu koşullarda bu projeye verilirse bu kredi batar.” İstihbarat raporu aynen bunu söylüyor. Ondan sonra, üç ay sonra aynı tarih, sayıyla istihbarat raporu değiştiriliyor, yeni bir istihbarat raporu yazılıyor, diyor ki: “Bu kredi batmaz.” Ondan sonra, bu kredi kullandırılıyor değerli arkadaşlar ve ne oluyor? Cumhuriyet tarihinin en yüksek miktarlı kredisi 670 trilyon olarak batık hesabına geçiyor, firmanın iflası isteniyor ve firma iflas ediyor. Sonra ben -muhalefet milletvekiliyim- bunu bir buçuk sene önce basın açıklamasıyla duyuruyorum, diyorum ki: “Ziraat Bankasında bu şekilde çok önemli bir kredi batabilir, böyle bir risk vardır.” Ve Sayın Ali Babacan, makamından –sözlü de cevap vermiyor Sayın Ali Babacan- yazılı bir açıklama yapıyor, diyor ki: “İddialar doğru değildir.” Tipik olarak söylüyorum, ne söylesek yalandır, iftiradır, doğru değildir!

Şimdi Ali Babacan orada, ben Ali Bey’e soruyorum: Ali Bey, bu kredi battı mı? Bu kredi battı. Bu istihbarat raporu var mı? Var. Değiştirildi mi? Değiştirildi. Bu genel müdür görevden alındı mı? Ki, genel müdüre hiçbir şey söylemiyorum, kendisi bankalar yeminli murakıbı kökenlidir. Ama bu şartlardaki bir genel müdür Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna üye yapıldı mı? Yapıldı. Peki, bu BDDK aynı zamanda Ziraat Bankasını denetlemek zorunda olan bir BDDK mı? Evet. Yani, eski genel müdür dönüp kendi hesaplarını inceleyecek mi? Evet, inceleyecek. Peki, siz bu durumda bir denetçinin, bir BDDK üyesinin bağımsız olacağını söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz Ali Bey.

İşte, bunlar sizin ekonomi yönetiminde, sizin temel konulardaki temel eksiklikleriniz. İşte bu yüzden cumhuriyet tarihinin en yüksek kredisi sizin döneminizde batıyor.

Ve siz en kolayını seçiyorsunuz. Siz, medya patronlarıyla suç ortaklığı niteliği taşıyacak işler yapıyorsunuz –anlatırım- maden üzerine, enerji üzerine, kamu ihaleleri üzerine, imar üzerine.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kara yolları…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ve cumhuriyet tarihinin en yüksek kredisi Ziraat Bankasında batarken ve Ziraat Bankası köylünün boğazına çökmüşken ve Ziraat Bankası benim çiftçimi boğarken 670 trilyon kredi batıyor.

Ve Sayın Ali Babacan orada, ben Aykut Erdoğdu buradayım. Desin ki: “Aykut Bey’in tespitleri yanlıştır, Aykut Bey’in tespitleri doğru değildir.” Ve nezaketen çıkıp buna açıklama yapsın. İki satır açıklama yaptırıyorsunuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ve diyorsunuz “Böyle bir şey yoktur.” Ve ben belgeleri göstermeme rağmen, ne yazık ki, ülkemizde kurulan bu kalleş medya düzeninde bir kişi muhalefet milletvekilinin iddialarına cevap vermiyor. Ben o medya patronlarının, o medya baronlarının hangi ihaleleri aldığını biliyorum. Bu yüzden demokrasimiz oturmuyor, bu yüzden bizim halkımız çok fakir, bu yüzden yokluk var, yoksulluk var, ayrımcılık var, bu memleket bölünmek üzere.

Ve bu milletvekillerine söylüyorum, değerli milletvekilleri, sizden rica ediyorum, ben  kürsüden indikten sonra Sayın Ali Babacan’a sorun, deyin ki: “Aykut Bey’in söylediği şeyler gerçek midir?” Çünkü ben elime gelen belgeler üzerinden konuşuyorum. Ben elime gelen belgeler üzerinden, Sayıştay raporu üzerinden burada size anlatıyorum Enerji Bakanlığında olanları. Enerji Bakanı çıkıp diyor ki: “Yalandır, iftiradır.” O zaman git Sayıştaya söyle, Sayıştay sana iftira atmış çünkü ne okuyorsam buradan okuyorum. Ama bunu söyleyemezsiniz, bunu diyemezsiniz çünkü ben görevimi yapmaya çalışıyorum. Bütün ihale baronlarını karşımıza alıyoruz, bütün sermayeyi karşımıza alıyoruz; televizyonlarından, gazetelerinden bizlere saldırıyorlar ama görevimizi yapmaya çalışıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kolaycılık içine düşmeyin, hepimiz milletin vekiliyiz, hepimiz onların mallarının emanetçisiyiz.

Şimdi bir soru daha soracağım Ali Bey buradayken. Ziraat Bankasında 7’şer milyon liralık tarım kredileri veriliyor. Bu tarım kredileri teşvikli krediler, iki yıl geri ödemesiz, son derece düşük faizli krediler değerli arkadaşlar. Ve insanlar bu kredilere başvurduklarında analarının kızlık soyadından başlayın son beş yıllık mali tablolarına kadar her şeyi istiyorlar ve birçok firma kredi alamıyor ve birçok firma bize dert yanıyor “Finansman ihtiyacım var, Türk çiftçisiyim, Türk müteşebbisiyim, kredi almam lazım ve alamıyorum Ziraat Bankasından.” diyor. Peki, aynı Ziraat Bankası aynı şahsın veya akrabalarının kurduğu şirkete 100-150 milyon liralık tarım kredisi veriyor mu? Sayın Bakan sorsun, veriyor mu, vermiyor mu? Bana gelen belgeler bu kredilerin verildiğini gösteriyor. Ve nasıl veriliyor biliyor musunuz arkadaşlar? Şirket daha kurulmadan kredi çıktığı var. Şirketin ticari sicilinden öncesinde istihbarat raporları yazılmış. Şirket kurulmadan kredi işlemleri halledilmiş. Bu şirketin bir tek ortak adamı var. Bu adam diyor ki: “Ben tarım konusunda danışmanlık yapıyorum.” E be kardeşim, bu ülkede sen danışmanlık yapmadan ben gidip Ziraat Bankasından kredi alamaz mıyım? Bu Ziraat Bankası, memurun aldığı kredi kartlarında tefeci faiziyle memurun, işçinin, çalışanın, taşeronun boğazına biniyor da, iki yıl geri ödemesiz, son derece düşük faizli tarım kredilerine sadece bir kişinin mi aracılık etmesi gerekiyor? Bunun gibi onlarca sorun var değerli arkadaşlar.

Şimdi, biz Azerbaycan’la aramızda arşiv konusunda bir anlaşma yapalım mı yapmayalım mı? Ya, biz çocuk muyuz, Hükûmet bizi nasıl kandırır böyle! Hükûmet bunu bize nasıl yapar arkadaşlar, konuşmamız gereken konular bunlar.

Sizler milletvekilisiniz. Bütün erk siz varsınız diye var, siz olmazsanız hiç kimsenin önemi yok. Bizi önemsizleştirmelerine izin vermeyin, bizler milletvekiliyiz. Biz irademizi koyarsak millet adına, hiç kimse demokrasiye bu şekilde tecavüz etme yeteneğini, hakkını kendinde göremez. (CHP sıralarından alkışlar) Ne askeri görür ne cemaati görür ne başbakanı ne genel başkanı ne yargısı. Biz milletvekilleriyiz ve milletvekili olduğumuzu hatırlayın değerli arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.

Şimdi tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemi yapacağız.

Süremiz yirmi dakika, on dakika soru, on dakika cevap olarak gerçekleştireceğiz bu bölümü.

Sisteme giren sayın milletvekilleri var, sırasıyla söz vereceğim.

Sayın Öztürk? Yok.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Konuyla ilgili olmasa da Sayın Bakana sormak istiyorum. Son zamanlarda kamuoyunu ciddi şekilde işgal eden bir konu var. Sayın Başbakan irtica ve cemaatle mücadele etmek için bir imza atmış mıdır? Bu imzayı hangi gerekçelerle atmıştır? Bazı AKP’liler bu kararların yerine getirilmediğini açıkladılar. Başbakan bu kararından pişman mı olmuştur? İrticayla mücadele ettiği için yargılanan ve mahkûm edilen kamu görevlisi var mıdır? Başbakan kamu görevlilerine bu yönde talimat vermiş midir?

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Dinçer…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gene biraz önce konuşuldu.

Sayın Bakanım, Erzincan ili maden çeşidi bakımından çok zengin olup, özellikle demir, krom ve altın bakımından çok zengin bir bölgedir. Bu bölgedeki maden arama ruhsatını önce yabancılar aldı, ancak çeşitli engellemelerle bu yabancı firma zora sokuldu ve Başbakanın çok yakınının da ortak olduğu bir şirkete devredilmek zorunda kalındı veya ortak olundu. Bu iddialar doğru mudur?

Ve bir diğer önemli konu da, burada ruhsat alanında yapılan çalışmalar sonunda ne kadar maden çıkarıldı, bunun ne kadarı devlet payı olarak Hazineye ayrıldı? Çünkü, Hazineye verilen payın çok yetersiz olduğu iddiaları var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ekşi…

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Bugünkü gazetelerden birinde benim dikkatimi çeken, önemsediğim bir iddia ortaya atıldı. Hükûmetin Başbakan Yardımcısı sıfatıyla temsil edildiği bu oturumda Sayın Başbakan Yardımcısı Genel Kurulda bulunduğu için kendisinin de yanıtlaması istirhamıyla o konuyu dikkatinize sunmak istiyorum. Konu şu: Gazetedeki bilgiye göre BDP’li, Bağımsız Demokrasi Partisi… Barışçı Demokrasi…

Özür dilerim efendim.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – “BDP” diyeyim, daha kestirmeden ifade edeyim izninizle efendim.

“BDP’li belediyeler kendi yörelerinde EDEV yani Eğitim Destek Evi adıyla eğitim kurumları kurmaktadır ve bunlar eğitim sistemine paralel faaliyette bulunuyorlar. Hukuki statüsü şüpheli, faaliyeti şüpheli yerlerdir.” diyor. Bu konuda acaba Hükûmetin tedbiri, herhangi bir yanıtı var mıdır? Bunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Öner…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

“Yönetimde istikrar” üzerinde sıkça durulan kavramlardan biri. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde de istikrarın sağlanmasını bekliyoruz. Geçen hafta Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’da değişiklik konuları görüşülecekti, bilmem neden, çekildi. Bugün, Çin’le nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını öngören anlaşmanın onaylanması tasarısı vardı, o da çekildi. Gerek Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa Tasarısı’nda gerekse Çin’le nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasının onaylanması hususunda tereddütler nelerdir? Bunların Meclise açıklanması beklenir.

BAŞKAN – Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakandan bir yorum istiyorum. Hatay’da çiftçiler zeytinle ilgili   -zeytin hasat mevsimi olduğu için- prim desteği alabilmek üzere Sayın Adalet Bakanından yardım istemişler. Bu konuda biz de Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına hiçbir şekilde ulaşamadık. 50 kuruşluk bir prim desteği için bizim Güney Marmara Bölgesi’ndeki çiftçilerimizin talebi vardı.

Buradan sormak istediğim ve yorum yapılmasını istediğim şu: Artık çiftçilerimiz Tarım Bakanından umudu kesti de Adalet Bakanından veya başka bakanlardan mı talep ediyor? Bu konudaki yorumunuzu istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, biraz önce, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Aykut Erdoğdu konuşmasında son derece kritik iki tane soru sordu. Endişem odur ki pek çok bakanımız böyle durumlarda o konuşmayı duymazdan gelip, bu sorulara cevap verip gidiyor. Aykut Erdoğdu’nun size kürsüden yönelttiği o iki soruyu soru-cevap kısmında şahsınıza yöneltiyor ve cevap bekliyorum.

Saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Bulut…

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakan, ben de Aykut Bey’in iddialarını çok ciddi buluyorum. Bilginiz olduğu, daha önce bunun gündeme getirildiği ifade edilmektedir. “Fakir fukara, garip gureba” edebiyatıyla, kul hakkı yememe adına ifadelerin bu iddiada karşılık bulması ve bunun mutlak surette açığa kavuşması adına Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmenizi… Sizin emanetinizde olan, sizin sorumluluğunuzda olan böyle bir bankada eğer böyle bir yolsuzluk olmuş ve bunu görmezden gelmişseniz sizi bakanlık görevinden istifaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, geçtiğimiz yıl Malatya’da en yüksek gelir vergisi ödeyecek mükellefler açıklandı. Malatya tarihinde ilk kez 14 tane yabancı şirket ilk 100’e girdi vergi sıralamasında. Hukuki konularda bilirkişilik faaliyetleriyle elde ettikleri gelir nedeniyle Malatya’da ilk 100’e girdi 14 firma. Acaba Malatya’da hangi konuda bu yabancı firmalar danışmanlık yaptı? Aklıma sadece, AKP’nin Malatya’ya yapmış olduğu tek yatırım olan Kürecik’e yapmış olduğu füze kalkanı geliyor. Bu konuda eğer bizi aydınlatırsanız, Malatya da bunu çok merak ediyor, memnun olurum.

İkinci soru olarak Aykut Bey’in kürsüde söylemiş olduğu soruları ben de size yineliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dinçer…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim de sorum aynı olacak Sayın Bakanıma. Aykut Bey’in dediği gibi Ziraat Bankası istihbarat raporu değişmiş midir Sayın Bakanım? Mümkünse cevabınızı belgeli olarak istiyoruz. Ayrıca, bu krediyi veren genel müdür BDDK üyesi yapılmış mıdır? Burada da resmî belgeleri istiyoruz. Yapıldıysa peki, bağımsızlığını nasıl koruyacaktır? “Teşvikli tarım kredileri bir aracı aracılığıyla dağıtılıyor.” iddiası doğru mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Süre açısından son soru Sayın Akar’dan.

Sayın Akar, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben Sayın Bakan Hayati Yazıcı’ya sormak istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Öyle bir usul yok ya!

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen, şu anda tasarıyla ilgili görüşüyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, haziran ayında bir otomobil firmasının araçlarında yağ yakma probleminden dolayı vatandaşlarımızın mağdur olduğunu, yurt dışında bu araçların geri çağırıldığını, ancak ülkemizde firmanın sorumluluk kabul etmediğini belirtmiştim. Sayın Bakan ağustos ayında vermiş olduğu cevapta konuya ilişkin müfettiş görevlendirdiğini belirtmişti. Yaklaşık dört ay geçti. Bu konuya ilişkin neler yapıldı, vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilecek mi? Bu konuda cevap bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bir dakikamız vardı Sayın Başkan, soru sorabilirdik. Bir dakikamız daha vardı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bazı illerimize ait spesifik sorular vardı ve başka konularla ilgili sorular. Tabii, konuştuğumuz bu kanun tasarısı metniyle, anlaşma metniyle ilgili bir tane bile soru yok. Onun için, bu soruların bazılarını, özellikle illerimize spesifik olan soruları ilgili bakan arkadaşlarımızla görüşüp daha sonra yazılı olarak cevaplandırılmasında ben fayda görüyorum.

Bunun haricinde, bugünkü gazetelerde çıkan yine bazı iddialarla ilgili sorular vardı. Ben bugünkü gazetelerin hepsini henüz takip etmiş değilim, okumuş değilim. Dolayısıyla, o sorularla ilgili cevapların da yine ilgili birimlerimiz, ilgili bakanlarımız tarafından incelenmesinde ve cevapların oluşturulmasında yine fayda var. Ama şunu belki söylemekte fayda var…

Ha, bu arada zeytinle alakalı soru vardı: “Prim desteği niye Adalet Bakanımıza soruldu?” Adalet Bakanımız, biliyorsunuz, aynı zamanda Hatay milletvekilimiz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Tarım Bakanını bulamadıkları için.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Yani, muhtemelen Hataylı çiftçilerimiz kendi milletvekilleri olan Bakanlarına da sormakta fayda görmüş olabilir.

Bizim tarımla ilgili bütün desteklerimiz Tarım Destekleme Kurulu kararıyla alınmakta. Orada ilgili bakanlıklarımız temsil edilmekte, Tarım Bakanlığımızın başkanlığında olmakta ve tarım destek bütçesi çerçevesinde hangi tür tarım ürününe ya da hangi tür aktiviteye ne tür destek verileceği o Tarımsal Destekleme Kurulu tarafından belirlenmekte. Dolayısıyla, bu talepler Tarım Bakanlığımıza ulaştırıldığında eminim ki o Destekleme Kurulumuz bunları ele alacaktır ve kararlar orada oluşacaktır. Tabii, tarımsal destek bütçemizin çerçevesinde bunların yapılması, karar verilmesi gerekmekte. Tabii, bizim son on bir yıllık dönemde tarımsal desteklerimiz gerçekten çok çok artmış durumda. Türkiye tarımsal katma değer üretimi açısından dünyada 11’inci sıradan dünyada 7’nci sıraya yükselmiş durumda. Bunda da akılcı destek politikalarının kuşkusuz çok çok büyük önemi var.

Bunun yanında, bankacılık sektörümüzle ilgili ve bir kamu bankamızla ilgili yine hem konuşmalarda hem de sorularda bazı hususlar vardı. Öncelikle şunu ifade etmekte fayda var: Türkiye’de bankacılık sektörü gerçekten çok çok büyük bir reformdan geçmiş durumda. 2004, 2005, 2006 yıllarında çıkarılan Bankacılık Yasası, konut kredisi yasası, kredi kartı yasası, TMSF’yle ilgili yasal düzenleme, bütün bunlar bizim bankacılık sektörümüz açısından son derece önemli reformlar oldu. Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu çok çok yükselmiş durumda ve hem kamu olsun hem özel bankalar olsun, BDDK tarafından ve Merkez Bankası, SPK gibi halka açık bankalar açısından, bütün bu kurumlarımızla yakın bir gözetim ve denetim altında. Zamanında atılan bu adımlar sebebiyle ve zamanında bankacılıkla ilgili çok dikkatli bir gözetleme ve düzenleme sebebiyledir ki 2008-2009 krizinden bu yana dünyada pek çok büyük banka, dünyada ilk sıralara giren, trilyonlarca dolarlık, euroluk, yenlik aktif büyüklüğü olan bankalar sarsılırken, sıkıntı yaşarken, batma noktasına gelirken Türkiye’de ne kamu bankalarından ne özel bankalardan herhangi birinde çok şükür hiçbir sıkıntı yaşanmamıştır.

Tabii, burada genel anlamda yine bankacılık sektörümüze baktığımızda, likidite rasyosu açısından, sermaye yeterlilik rasyosu açısından, takibe geçen alacaklar açısından tarihî iyi göstergeler var şu anda bütün parametrelerle alakalı. Şu anda bankacılık sektörümüze baktığımızda, bankacılık sektörümüzün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 15,5 civarında. Bu, dünyanın en yüksek oranlarından bir tanesi. Yüzde 13’ün altında hiçbir bankamız yok; kamu özel, toplamdan bahsediyorum. Likidite rasyoları yüzde 150 civarında, uluslararası standartların çok çok üzerinde ve toplam sektördeki takibe geçen alacaklara baktığımızda da yine dünya ortalamalarının çok altında. Toplam sektörümüzde şu anda yüzde 3 civarında takipte olan bir alacak vardır ve bu tarihî düşük seviyedir. Başka ülkelerle mukayese edildiği takdirde de yine tarihî düşük seviyededir.

Tabii, malumunuz, bankacılık sektörü yakından düzenlenmesi gereken, yakından izlenmesi gereken bir sektör. Sadece kamu bankaları açısından değil, özel bankalar açısından da, attıkları her adımda, aldıkları her kararda belli kurallar, belli standartlar içerisinde hareket etmek zorundalar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, istihbarat raporu değişti mi? Lütfen söyler misiniz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Şimdi, bankacılık sektörüyle alakalı yine en hassas konulardan bir tanesi, bankacılık sektörümüzün makroekonomimize ve finansal istikrarımıza katkısı. Hele hele kamu bankaları açısından baktığımızda, yıllardır görev zararlarıyla boğuşan, milyarlarca dolar hazineye yük olan kamu bankalarının şu anda hepsi kârlıdır, hepsi hazineye temettü vermektedir ve on bir yıldır hazineye verdikleri temettü artı ödedikleri vergi milyarlarca dolar seviyesindedir. Dolayısıyla, hazineye yük olan, devlete yük olan kamu bankacılığı anlayışından tam tersine hazineye artık kaynak aktaran bir kamu bankacılığı sistemi var Türkiye’de. Üstelik özel bankalar olsun, kamu bankaları olsun, biliyorsunuz, bu bankaların hazineye çok büyük yükü oldu 2000-2001 krizinde ve bu kriz sebebiyle yaklaşık sadece Türk lirası olarak topladığımızda 180 milyar TL, eski parayla 180 katrilyonluk özel tertip biz borç ödedik. Özel tertip devlet borçlanma senetlerinin ödemesini 2010 sonu itibarıyla tamamladık. 180 milyar, eski parayla 180 katrilyon. Bu sadece Türk lirası olarak topladığınızda. Bunu o günkü kura ya da sadece enflasyonla bugüne getirdiğinizde rakam tam 280 katrilyon tutuyor. 2001 krizine kadar özel bankaların artı kamu bankalarının toplam birikmiş ne kadar zararı varsa bu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Babacan, bu kredi özel bankadan devralındı mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) –…hazinenin üzerine yük olarak geldi ve hazine 2010 sonuna kadar 280 katrilyon gibi bir rakamı kuruş kuruş ödedi. Dolayısıyla, o eski bankacılık krizinden gelen dönemlerin borçları şu anda tamamen kapanmış durumda.

Gelelim bugünkü durumuna. Bugün itibarıyla kamu bankalarımızın takipte olan alacağı, takibe geçen alacağı özel sektörden farklı değildir. Özel sektör ortalamaları neyse yaklaşık olarak kamu bankalarımızın da takibe geçen alacakları aşağı yukarı aynı yüzdelerde devam etmektedir. Bankacılık sektörü aynı zamanda ticari işletmeciliğin olduğu bir sektördür. Bugün kamu bankalarımız da ticari işletmecilik anlayışıyla çalışmaktadır ve ticaretin gereği neyse kamu bankalarımız da bunu yapmaktadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, 700 milyonluk kredi battı mı, bunu söyleyin. Tamam, biz bunu öğreneceğiz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Kaldı ki kamu bankalarımızın genel portföyüne baktığımızda, dosya dosya baktığımızda, bankalarla alakalı… Özellikle, bu bankacılık sırrı kavramını da burada ben tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Bankacılık Kanunu’nda çok açıktır, bankacılıkla ilgili, dosya bazında, ister mevzuat olsun ister kredi olsun bankacılık sırrı hükümleri çok açıktır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, bu bir kamu bankası, bankacılık sırrı burada geçerli değil, rica ediyorum! Bilmeyen vekillerimiz olabilir, söylediğiniz hukuki olarak geçerli değildir Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Bu bankacılık sırrına tabi olan konuların Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısında, hatta araştırma komisyonlarında dahi gündeme getirilmeyeceğini herhâlde en iyi bu Meclis bilmektedir. Hatta, Meclisimizin İç Tüzük’ünde dahi bununla ilgili maddeler vardır. Dolayısıyla, herhangi bir dosyayı böyle çekip…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, müşteri sırrıyla alakalı bir durumdur o.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …o dosyayla ilgili konularda burada farklı, ileri geri şeyler sunup ondan sonra bunlarla alakalı, böyle açıktan bankacılık sırrı kapsamındaki konularla alakalı cevap vermemizi beklemeniz de beyhudedir.

CELAL DİNÇER (İstanbul) - Başka bankalar için niye söylüyorsunuz peki?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Dolayısıyla, burada yapılacak iş… Defalarca yazılı soru önergelerine konu olduğu gibi, sözlü soru önergelerine konu olduğu gibi, zaten bunlar zamanında sorulmuştur. Konuyu incelemekte olan, takipte olan bütün alacaklara yakın bir şekilde bakmakta olan BDDK zaten bütün takipteki alacaklara hâkimdir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, bütün gazeteler çarşaf çarşaf yazdı, nasıl “bankacılık sırrı” dersiniz bu kadar milletvekiline! Bu, Parlamentoyu kör etmektir Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - BDDK ile ilgili, BDDK’nın denetleme kapsamındaki ve gözetleme kapsamındaki bütün konular BDDK tarafından da gerektiği ölçüde rapor edilmektedir ve yasalar dâhilinde ve o bankacılık sırrı ve ticari sır hükümleri çerçevesinde rapor edilmektedir. Kaldı ki, takibe geçen belli miktarın üzerindeki pek çok alacak sadece BDDK tarafından değil…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, 2002 yılındaki bütün olayları niye gazeteye verdi partiniz? Bütün her şeyi, dinleme tutanaklarını bile nasıl verdi, yazık günah değil mi o zaman o insanlara?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …Sayıştay tarafından ve Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından da bunların hepsi denetlenmektedir. Dolayısıyla, devletimizin ilgili birimleri…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya bu siyasi hamledir sadece, sadece siyasi hamledir! Yani, bu yolsuzluk duyulmasın, duyulmasın! 700 milyon battı, duyulmasın!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, duyamıyoruz!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Duyulmasın be Bülent, duyulmasın! Duyulmasın be canım kardeşim!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …ilgili kuruluşları bütün bunların araştırması içerisindedir, incelenmesi içerisindedir, tamamı hakkında inceleme yürütülmektedir. Dolayısıyla, burada, böyle gazetelere yansıyan birkaç haberden hareket edip bu işi burada farklı bir boyutta yansıtıp devam etmekte ben büyük sakınca görüyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bir tane cevap var mı ya, sizler bir şey söyleyin ya! Bu kadar net iddia ortaya koyduk, bir tane cevap var mı, Başbakan Yardımcısı ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Dolayısıyla, ben şunu söyleyebilirim: Gereken bütün dosyalar başta BDDK…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Babacan, gerçekten hiç şık değil yaptığınız!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …başta Başbakanlık Teftiş Kurulu ve ilgili bütün kuruluşlarımız tarafından yakından incelenmektedir…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Çıkmaz ayın son çarşambasında açıklanacak!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …ve bunların sonucunda da gerektiğinde suç duyurularında bulunulmaktadır…

CELAL DİNÇER (İstanbul) - Sayın Bakan, Hükûmetin en saygıdeğer Bakanıydınız, bu cevap size yakışmadı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - …ve gerektiğinde de bu dosyalar mahkemelere de intikal etmektedir. Kaldı ki bizim dönemimizde, baktığınızda, kamu bankalarıyla ilgili de spesifik dosyalarla ilgili raporlar düzenlenmiştir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Korktuğumuz bunun usul olması, Meclisi kör etmenin usul olması. Yarın öbür gün muhalefete düşersiniz…

BAŞKAN – Arkadaşlar, soru sordunuz, cevabı dinliyoruz şimdi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, cevap vermiyor ki. Rica ederim, siz müdahale edin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Bu raporlarla ilgili gerektiğinde de suç duyurularında bulunmuşlardır. Şu anda mahkemeye…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, bizim içeriğimize müdahale ediyorsunuz, Sayın Bakan cevap vermiyor ama.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Cevap yok.

BAŞKAN – Bitsin bakalım süresi. Lütfen…

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Dolayısıyla, şimdi ben tekrar hatırlatıyorum: Bakın, bankacılıktan bahsediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanun yapıcı güç ve milletvekillerinin uluslararası terminolojide bir başka ismi vardır: “Kanun yapıcılar”dır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Aynı zamanda denetleyicilerdir.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Kanun yapıcılar aynı zamanda kanunları en iyi bilmesi gereken ve kanunların hükümlerini en iyi uygulaması gereken…

Şimdi, Bankacılık Kanunu’nu açıp baktığınızda…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, böyle bir kanun yok ama, böyle bir kanun yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – …Bankacılık Kanunu’nda bununla ilgili hükümler çok çok açıktır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Meclisin KİT Komisyonu en gizli bilgileri alacak yer.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Görevini yap, açıkla, vekillere akıl verme!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Dolayısıyla, bu açık hükümler çerçevesinde ilgili kurumlarımız gerekeni yapmaktadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, o zaman nasıl Meclis soruşturma komisyonu kurdunuz, insanları Yüce Divana gönderdiniz siz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – En küçük bir rakam dahi, gelmiş her türlü şikâyet, gündemimize gelen her türlü problem mutlaka ilgili birimlerimizce incelenmektedir. Bunlarla ilgili denetim raporu düzenlenmektedir ve denetim raporları mutlaka mahkemelere intikal ettirilmektedir, eğer denetim raporlarında gerçekten somut bir şey bulunmuş ise.

Dolayısıyla, siz bunu rahatlıkla kullanırsınız, konuşursunuz, bir saat daha, iki saat  daha…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Hiçbir soruya cevap vermeme…

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – …birkaç basın toplantısı daha yapabilirsiniz ama benim verdiğim cevap…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, yakışmıyor! Rica ediyorum… Yetim hakkının konusu ve yasal değil konuşmanız. Rica ediyorum… Yaptığınız doğru da değil!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – ...bu Meclisin çıkarttığı kanunlar çerçevesinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın 421 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde BDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAŞKAN - Bir açıklama yapacağım arkadaşlar.

Sayın milletvekilleri, Sayın Kaplan biraz önce konuşmasının son bölümünde bir kelime sarf etti. Tereddüde düştüğümüz için tutanakları getirttik. Ben, Sayın Kaplan’ın nerede, nasıl konuşacağını bildiğini gayet iyi bilirim. Kime yöneltilirse yöneltilsin bu kelime şık olmadı. Sayın Kaplan burada olsaydı da kasıt aşımı olduğunu belirtirdi. Ben de farklı bir kasıt aranmaması gerektiğine inanıyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421) (Devam)

BAŞKAN - Görüşmelerimize devam ediyoruz.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yoklama istiyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim.

Sayın Ağbaba, Sayın Akar, Sayın Erdoğdu, Sayın Demiröz, Sayın Dinçer, Sayın Öner, Sayın Özkan, Sayın Işık, Sayın Serindağ, Sayın Yıldız, Sayın Demir, Sayın Acar, Sayın Aygün, Sayın Haberal, Sayın Ekşi, Sayın Öztürk, Sayın Aldan, Sayın Bayraktutan, Sayın Özel.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421) (Devam)

BAŞKAN – Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ARŞİV ALANINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 10 Mayıs 2012 tarihinde Bakü’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolü’nün hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta Azerbaycan’a yakın bir ilimizi ziyaret ettim. Genel Başkan Yardımcımız gelmişti, onu almak için gittim, tabii, Erzurum’a gittik. Giderken saat yedi buçuk dolaylarındaydı. Erzurum’a girdiğimizde -tabii, Erzurum bildiğimiz bir yer, sürekli gittiğimiz bir yer- şöyle bir manzarayla karşılaştık: Burada hiçbir şey görünmüyor gördüğünüz gibi. Erzurum böyle olmuş. Erzurum, tabii, daha önce de hava kirliliğiyle uğraşan bir ilimizdi ama doğal gazın gelmesiyle birlikte Erzurum’da hava kirliliği bitmişti ve temiz bir havaya kavuşmuştu. Ama ne yazık ki son zamanlarda, Erzurum’da ışıklar bir tek çok yakına geldiğin zaman sarı sarı küçük bir şekilde görünüyor, başka da bir şey görünmüyor. Tabii, sorduk neden böyle oldu diye. Tamamen, kalitesiz kömürün bedava dağıtılması sonucu Erzurum’da şu anda hava kirliliği tam bir zirve yapmış ve kokudan resmen durulmuyor. Erzurum, o kadar kirli, eski durumuna gelmiş.

Tabii, Erzurum’un diğer bir sorunu, Erzurum’da özellikle işsizlik son zamanlarda almış başını gidiyor. Her ne kadar orada hastane yapılsa da, hastaneye binlerce kişi alınsa da Erzurum’un nüfusu fazla olduğu için Erzurum’da aynı şekilde işsizlik almış başını gidiyor. Tabii, alınan işçilerin de çoğu taşeron işçi oldukları için hiçbiri hayatlarından memnun değiller ne yazık ki. Erzurum’da özellikle esnaf kredilerinden dolayı, alıp kredilerini ödeyemeyen, çiftçiler aynı şekilde ödeyemedikleri için ve son zamanlarda, özellikle, Erzurum’da yapılan AVM’lerle tamamen, esnafın da durumu çok kötü oldu.

Sosyal hayatta tamamen çöküntüler yaşanıyor. Erzurum’da hiç beklenmeyen bir şekilde son yıllarda boşanmalarda patlama olmuş durumda, Erzurum’da intiharlarda patlama olmuş durumda. Erzurum Belediyesi tarafından yapılan otoparklar ne hikmetse bir türlü hizmete açılmıyor, açılmadığı gibi de hâlen vatandaş parasını ödeyerek kalıyor.

Erzurum’daki en büyük sorunlardan bir tanesi ne yazık ki yurt sıkıntısı. Yurttan dolayı da şu anda büyük bir sıkıntı yaşanıyor. Başbakanın söylediği şeylerin hiçbiri geçerli değil. Oradaki hiç kimse evde kalıp da kötü niyet taşımıyor ama burada hem de anlaşmayla ilgili bir şey söyleyeyim, Azerbaycan Büyükelçisi Erzurum’u ziyaret ettiği zaman demiş ki: “Erzurum’da bayağı bir öğrencimiz var, okuyor ama üniversite okuyan çocukların en büyük sorunları ne yazık ki yurt sorunu, büyük sıkıntı yaşıyorlar.”

AVM yaparak AVM’lerde bir sürü iş yapan, TOKİ’ye bir sürü inşaat yaptıran ama ne yazık ki bir türlü yurt yaptırıp sorunu çözemeyen, peşine de bir sürü olmayacak laflar söyleyip o gençlerimizi rencide edenleri de burada uyarmak isterim.

Tabii, Erzurum’da kış olimpiyatları için spor tesisleri yapıldı. O zaman bir sürü laf çıktı, bir sürü tesis yapıldı ama şu anda boş yatıyorlar, fiyasko içinde bekliyor. Erzurum’da yaşayan insanlar kayak merkezine gidemiyorlar parasızlıktan çünkü büyük bir miktarda para alınıyor.

Tabii, özellikle, en önemli konulardan bir tanesi, AVM yapılırken yine hiç görmeden MNG Grubuna özellikle -yine sizin yandaşlarınızdan bir grup- oradaki arsalar verildi, terminalin arsası ve eski Köy Hizmetlerinin binası verildi ve oradaki iki tane cami yıkıldı, cami yıkılırken de yine hiç ses çıkarılmadı.

Özellikle, tabii, Aras’ın içinde olduğu elektrik özelleştirmesiyle birlikte, TEDAŞ’ta büyük bir işçi kıyımı yaşandı, işçiler işinden atıldı, hâlen bunların ikramiyeleri ödenmedi. Burada alım yapılırken -bu Erzincan için de geçerli- ne yazık ki büyük bir ayrım yapıldı, büyük bir kadrolaşma yapıldı. Çalışan insanlara söz verildiği hâlde, taşeron işçi olarak çalışanların hiçbiri işe alınmadılar ve hepsi şu anda perişan durumda yaşıyorlar.

Tabii, burada en önemli olanlardan bir tanesi de, bu Aras’ın özelleştirilmesiyle birlikte fazla işçi almak istemedikleri için, biraz da yandaşlarını aldıkları için, beş altı aya yakın süre gidip orada elektrik sayaçlarına bakmadılar ve beş aylık sürenin elektrik parasını birden istediler. Vatandaş bunu ödemekte büyük bir zorluk çekiyor.

Tabii, Erzurum’la ilgili bir şey daha söyleyeceğim. Bu kadar yapılan şeye rağmen, hastanelerde olan sıkıntılara rağmen Erzurum halkı neye tepkili biliyor musunuz? Erzurum halkı Başbakanın Diyarbakır’da konuşmalarına tepkili değil -çünkü Erzurum’u biz biraz milliyetçi olarak görüyoruz- Başbakanın söylediği hiçbir şeyden şikâyetçi olmamışlar. Ne orada söylediği “Kürdistan”dan rahatsız olmuşlar ne de açılımdan rahatsız olmuşlar ne af konusundan rahatsız olmuşlar. Bir tek şeyden rahatsız olmuşlar, Cumhuriyet Halk Partisinin Diyarbakır’daki panolara astığı Nevroz’un “w”yle yazılmasından rahatsız olmuşlar, büyük bir tepki gösteriyorlar. Bu da işin tabii tuhaf bir tarafı. Tabii aynı işler..

Erzurum’da su sorunu hâlen sürüyor. 2008’de olan olaylar, o zamanki suda çıkan maddenin hâlen devam ettiği söyleniyor ve insanlar su içemiyorlar.

Tabii, Erzurum’dan geçip Erzincan’a geldiğimiz zaman ne değişiyor? Hiçbir şey değişmiyor. Erzincan’da da hava kirliliği aynen devam ediyor. Tabii, Erzincan’ın her tarafına belki doğal gaz gitmedi ama yine kaçak kömürlerden dolayı devam ediyor.

Hastane sorunumuz devam ediyor. Burada Sayın Sağlık Bakanı söz verdi, dedi ki: “Kesinlikle Erzincan Devlet Hastanesine ek hastane yapılacak.” Söz mü dedim? Sayın Bakan “Söz.” dedi. 2014 bütçesine yine alınmamış.

Şeker fabrikasıyla ilgili sorun devam ediyor. Geçen seneki özelleştirme de iptal edildi. O zamanki Erzincan’ın siyasileri, ileri gelenleri bu konuda önce “Özelleşsinler ne var, bu zarar ediyor.” diye söylediler daha sonra iptal edilince “Biz iptal ettirdik.” dediler. Şimdi, tekrar uyarıyorum. Madem ki iptal etme gücünüz var, bu sene, 2014’te tekrar özelleşecek, tekrar özelleştirmeye gelecek, o zaman bunu da iptal ettirin görelim.

Erzincan’daki şeker fabrikası bizim tek sanayi kuruluşumuz. Bu gittiği zaman yaklaşık 10 bin insan etkilenecek. Burada ekicisiyle, üreticisiyle, işçisiyle hepsi etkilenecek, kamyoncusu etkilenecek. Bunun kesinlikle işleme alınmamasını istiyoruz. Tabii, sendikaya baskı yapılıyor, şeker pancarı kooperatifine baskı yapılıyor, bir türlü kimse ses çıkaramıyor ama şeker fabrikası kapandığı zaman Erzincanlıların durumu perişan olacak.

Tabii, sürekli gündeme getirdiğim bir diğer konu, Erzincan’da AssisTT diye bir çağrı merkezimiz var. Bu çağrı merkezinde, orada çalışan çocuklara resmen işkence yapılıyor, psikolojik ve çalışma şartlarıyla işkence yapılıyor. Burada atanan müdürler orayı sürekli zarar eden bir kurum gösteriyor, gençleri işten çıkarıyorlar, adam kayırması had safhada, partinin referansı olmadan hiç kimse işe alınamıyor. Alınan çocukların da orada dinlemeyle birlikte sürekli maaşları düşürülüyor ve işten atılmalar yapılıyor. Bu konuyu Sayın Bakanımıza, Binali Yıldırım’a duyurmuştum, inceleyeceğini söyledi ama ne yazık ki bir sonuç alınmadı, aynı şekilde devam ediyor.

Tabii, Erzincan’da işsizlik had safhada, taraf tutmalar yine had safhada. Siz burada sürekli çıkıp diyorsunuz ki: “Hiçbir zaman için biz taraf tutmuyoruz, biz her şeyi hakkaniyetle yapıyoruz.” Size şöyle bir şey söyleyeyim: Şu Meclisin büyüklüğünün 4 katı olarak bir köy düşünün, bu kadar büyüklüğü var ancak. Bu köy, ikiye bölünmüş bir köy; üst tarafta size oy veren seçmenler oturuyor, alt tarafta Cumhuriyet Halk Partisinden seçmenler oturuyor. Aradaki fark 150-200 metre. Gidin, görün o köyü bir. Yukarı tarafın asfaltı, kaldırımı, her şeyi bitmişken aşağı köyün asfaltını boş ver, su da geçecek bir tane boru koyduramıyoruz. Hiç ayrım yapmadığınızı söylüyorsunuz, kimse inanmıyor ne yazık ki.

Tabii, seçimler gelmişken bize gerek kalmadan, Erzincan’daki seçime giren arkadaşlarımız bazı şeyleri konuşuyorlar, rakip olanlar, sizin partiden giren arkadaşlar, bu da bizim hoşumuza gidiyor. Biz söyledik çünkü şimdiye kadar, kimse inanmadı, onların söylediğine inanırlar. Mesela, bir tanesi diyor ki: “Bu aday -isim vermeyeyim- falan kurumda her ay, hiçbir iş yapmadan –yönetim kuruluna girmiş- 8 bin lira para alıyor.” Bunu bütün Facebook’ta, sitelerde yayınlıyor. Diğer aday kalkıyor, bunun hakkında diyor ki: “Sen falan binayı yaptın. Bu binayı yaptıktan sonra bu binayı kime kiraya verdin, nasıl işlettin?” Öbürü kalkıp diyor ki: “Sen bu işe başlamadan önce, bu görevi yapmadan önce şu kadar gelirin vardı, ne durumdaydın, şimdi ne durumdasın, onları çıkar.” Kendileri birbirine düştüler. Tabii, bu, seçimlerde daha kötü olacak, buna inanıyorum ama Erzincan’ın şuna ihtiyacı var: Erzincan’ın kesinlikle şeker fabrikasına ihtiyacı var. Erzincan daraldı, Erzincan sıkıştı, Erzincan’dan müthiş bir göç var ve en kötüsü de Erzincan’da büyük bir gerilim var. Erzincan’da büyük bir haksızlık yapılıyor, Erzincan’da insanlar ayrıştırılıyor; Erzincan’da, yüzüne gülüp arkada ne yazık ki başka şeyler çevrildiği için gerilmeler oluyor.

Bundan dolayı, burada çıkıp işinize geldiği gibi konuşmakla, kendinize bir laf söylendiği zaman burada bağırıp çağırmakla ama yaptığınız o yumuşak geçişlerle –özellikle onu çok iyi yapıyorsunuz Allah için- kimseyi kandıramazsınız. Ama şu şansınız var; işte, biz burada beş dakika çıkıp bir şey söylediğimiz zaman sayın bakanlar çıkıyor, yirmi dakika güzelce bütün yaptıklarının reklamlarını yapıyorlar, vatandaş da ne yazık ki ona inanıyor ama işin aslı böyle değil. Yazık oluyor bu memlekete yaptığınız bu işlerle. Artık bu ayrımcılıklardan vazgeçin, biraz da aynaya bakıp kendinizi görün.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Veli Ağbaba.

Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben, bu son dönemde yaşanan konularla ilgili görüşlerimi kısaca sizlere aktarmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tutuklu gazeteci konusunda Türkiye rekor kırdı; son birkaç yıldan beri, dünyada, tutuklu gazeteci konusunda ülkemiz lider konumda. Son dönemde bir rekorumuz daha var AKP sayesinde. Dünyada en çok gazetecinin işten atıldığı ülke konumundayız şu anda.

Değerli arkadaşlar, gazeteci deyince tabii hemen Eskişehir Valisi aklımıza geliyor. Bu Vali, Ali İsmail Korkmaz cinayetini, yapmış olduğu dürüst, namuslu gazetecilik sayesinde ortaya çıkaran ve Valinin yalan söylediğini, Valinin eline kan bulaştığını ortaya çıkaran İsmail Saymaz’ı mail atarak tehdit etti. Önce bunu inkâr etti, daha sonra kabul etti. Bu Vali, değerli arkadaşlar, İsmail Korkmaz cinayetinde de önce “Ali İsmail Korkmaz’ı arkadaşları öldürdü.” diye konuştu, cinayetin üstünü örtmeye çalıştı. Bu gazeteci sayesinde, bu cinayetin, emrindeki insanlar tarafından katledildiği ortaya çıktı. İsmail Saymaz’ı tehdit eden, Ali İsmail Korkmaz’ı katleden Valiye Başbakan ne dedi? “İyi adamdır.” dedi, sahip çıktı. “İyi validir.” dedi. Emrindeki polislerin ve yine emrindeki çetelerin döverek ve hunharca öldürdüğü bu olay sonrasında ne Vali hakkında ne herhangi bir kamu görevlisi hakkında herhangi bir işlem yapılmadı.

Bakın, bir başka ülkede bir kedi öldürülse, insan demiyorum bir kedi öldürülse, o öldüren insan hakkında işlem yapılır ama, maalesef, bizim ülkemizde insanın değeri yok.

Değerli milletvekilleri, hepinizin çocuğu var, hepinizin yakınları var. Ali İsmail Korkmaz da bir ana kuzusuydu. Onun elinde silah yok. Onun elinde herhangi bir güç yok. Ama geldi gecenin bir yarısında öldürüldü. Bir tek insan ceza almadı, tekrar söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu demokratik ülkelerde olur mu? Böyle bir şey olsa olur mu? Bakın, ben küçük bir örnek vereyim, hepimizin yüzü kızaracak: Almanya’da Almanya Cumhurbaşkanının, yeni seçilmiş bir Cumhurbaşkanın, Bild gazetesinin Genel Yayın Yönetmenine tehdit değil de, tehdidi ima eden bir mail attığı ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı ne yaptı biliyor musunuz değerli milletvekilleri? Cumhurbaşkanı istifa etti, Almanya Cumhurbaşkanı. Biz, maalesef, Hrant Dink’in katillerini koruyan valilerin bakan olduğu, maalesef, bu süreçte geçmiş karanlık olaylarda rol alan insanların milletvekili, bakan, hatta daha yükseklere çıktığı bir ülkede yaşıyoruz. Maalesef, bu konuda sınıfta kaldık.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu son dönemde yine bir şey tartışılıyor.

“Vali” demişken Adana Valisini de unutmamak lazım. Bu Adana Valisi, değerli milletvekilleri, Adana Valisi halkına küfür ediyor. Halkına küfrettiği gibi, bakın –bunu da iktidar partisi milletvekilleri duyarsa belki azıcık utanırlar- iktidar partisinin bir milletvekilini dinlettiği ortaya çıkıyor. İlk olay değil bu. Bu Valinin yapmış olduğu ilk olay değil ki. Çalışmış olduğu yerlerde buna benzer birçok örnek var. Milletvekilini dinletiyor, onun dışında iş adamlarını, kendi emrindeki vali yardımcılarını, kaymakamları da dinletiyor. Ve ben diğer konulara çok girmek istemiyorum, onu da araştırıp bulabilirsiniz. Bunu yapan, iktidar partisinin milletvekilini dinlemeye cesaret eden Valiye, Başbakan ne diyor? “Yedirtmeyiz.” diyor. Türkiye’deki demokrasinin gelmiş olduğu hâl bu arkadaşlar.

Ve değerli arkadaşlar, yine, son dönemde devlet “Bir enflasyon anketi yapıyorum.” diyor, insanların namaz kılıp kılmadığını, hangi mezhepten olduğunu soruyor. Âdeta resmen fişleme yapılıyor son dönemde. Ankette neler soruluyor, bakın değerli arkadaşlar: “Hangi dine mensupsunuz? Kendinizi hangi mezhebe ait hissediyorsunuz? Namazları ne sıklıkla kılıyorsunuz? Dışarı çıkarken başınızı örtüyor musunuz? Birinden borç almaktansa az faizli kredi çekmeyi tercih eder misiniz? Az olmak kaydıyla yalan söylemek günah mıdır? Alevi misiniz, Sünni misiniz? Sizce köpek giren eve melek girer mi?” gibi akla hayale gelmedik sorular var.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Kapılarına çarpı işareti koysunlar.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, yani böyle bir şey olabilir mi? Böyle demokrasinin, hukukun egemen olduğu bir ülkede bir devlet memuru bunu sormaya cesaret edebilir mi? Edemez. Bakın, maalesef, Hükûmet, Hükûmetin başındaki Sayın Başbakan bunu sıklıkla yapıyor bu mezhepçiliği. Gezi olaylarında, dünyanın en barışçıl eylemi Gezi olaylarında Sayın Başbakan “Alevi kardeşlerimiz yoğunlukla katıldı.” demişti. Hani “Führer’e çalışmak” diye bir deyim var. Bunu duyan bazı emniyet görevlileri  Gezi eylemine katılan insanların yüzde 78’inin Alevi olduğunu söylediler.

Açıkça nefret suçunun işlendiği, açıkça Alevilerin hedef gösterildiği bir dönemden geçiyoruz, açıkça ve bunu yapanların -nasıl ki Ali İsmail Korkmaz’ı katledenler, nasıl ki Ethem Sarısülük’ü 4 metreden vuranlar cezalandırılmadığı gibi- bu anketi yapan bürokratların da maalesef, haklarında hiçbir işlem yapılmayacak.

Değerli arkadaşlar, bir dönemden geçiyoruz. Bakın, geçtiğimiz günlerde yaşadığımız bir olayı anlatacağım. Bunun, acaba Führer Almanyası’nda mı, Mussolini İtalyası’nda mı olduğuna siz karar verin. Bununla ilgili hâlâ köşesinde yazı yazabilen, hâlâ yazı yazma özgürlüğü kısıtlanmayan Eyüp Can diyor ki: “Operasyon manyağı olduk!” Demokrasimizin ne kadar ileri gittiğini siz hesaplayın arkadaşlar. Gezi operasyonu, Tuzluçayır operasyonu, Armutlu operasyonu, en son bir RedHack operasyonu var ki dillere destan bir operasyon, içinde Barış Atay’ın da olduğu.

Bir sinema sanatçısı gözaltına alınıyor, elleri kelepçeli şekilde emniyete gidiyor, elleri kelepçeli şekilde bütün basında teşhir ediliyor ve yanında 19 tane arkadaşı, tanımadığı insanlar. Ne için Barış Atay gözaltına alınmış, ne için? Barış Atay’ın sesi RedHack filmindeki o RedHack sözcülüğünü yapan insanın sesine benzediği için. Herhangi bir kanıt var mı? Yok. Herhangi bir işlem var mı? Yok. Barış Atay bilgisayarı ne ölçüde kullanabiliyor? Bilgisayarı orta düzeyde, hepimizin kullandığı gibi kullanabiliyor. Ve değerli arkadaşlar, Barış Atay kelepçelerle içeri sokuluyor, kelepçelerle resimler verdiriliyor. Bunun aslında amacı ne? Onu alan polisler de yani Hükûmet Barış Atay’ın suçsuz olduğunu biliyor, oraya giren insanların suçsuz olduğunu adı gibi biliyor ama bir mesaj vermek istiyor, “Sen Gezi eylemlerine katıldın, seni cezalandıracağım.” diyor ki Basketbol Millî Takımı’na giren Cenk Akyol’un da Basketbol Millî Takımı’ndan çıkarılmasını sağlayan aynı Başbakandır, Barış Atay’ı cezaevine atan, gözaltına aldıran aynı Başbakandır.

Biz bununla ilgili, CHP cezaevi komisyonu olarak, Gezi eylemine katılan 500’e yakın insanı ziyaret ettik cezaevlerinde, karakollarda. Birçoğu, birçoğu değil tamamı ilk kez gözaltına alınıyor; tamamı, tamamına yakını üniversite mezunu, üniversite okuyan gençler.

Değerli arkadaşlar, açıkça, ülkemizde son dönemde gördüğümüz bu uygulamalara bakınca, maalesef, üzülerek söylemek isterim ki Mussolini İtalyası’yla, Führer Almanyası’yla yarışıyoruz, yarışıyoruz değerli arkadaşlar. Daha önce de söylemiştim, Hitler gaz odaları yapmıştı, Hitler Yahudileri fişlemişti. Bizim Türkiye de son dönemde, baktığımız zaman, açık bir gaz odasına dönüştü. Daha dün, cumartesi günü, elinde hiçbir silahı olmayan, karton pankarttan başka elinde hiçbir materyali olmayan öğretmenlere gaz sıkarak, TOMA’larla, tazyikli suyla saldırdınız.

Değerli arkadaşlar, o öğretmenlerin elinde silah var mıydı? Yok. Ellerinde herhangi bir şey var mıydı? Yok. Bakın, arkadaşlar, elinize kan bulaştı; Ali İsmail Korkmaz olayında, Ethem Sarısülük olayında, diğer olaylarda elinize kan bulaştı. Bakın, bu kandan kurtulamayacaksınız. Nasıl ki Kenan Evren Erdal Eren’i astığı için şimdi yargılanıyorsa, nasıl ki Deniz Gezmiş’i asanlar şimdi sokağa çıkamıyorsa, Gezi’de katledilenlerin de bir gün hesabı sorulacaktır diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbaba.

Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, hatip çok açık ve net bir şekilde mezhepçilikle suçladı, faşizmle suçladı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

İki dakika süre veriyorum. Başka sataşmalara neden olmayın lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

XI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın 421 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Değerli arkadaşlar, tabii bir kısım hatipler var; açın, bakın tutanaklara, emin olun, çok konuşuyor gibi görünüyorlar ama tutanakların içeriğine baktığınızda hep aynı ifadeler…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Faşist” diyorlar, doğru.

AHMET AYDIN (Devamla) –  …hep afaki ifadeler, hep hakaret, hep isnatlar, haksız, mesnetsiz iddialar. Yargıda olması gerekeni gelip burada dillendirip birilerini suçlamaya, iktidarı suçlamaya çalışıyorlar.

Bir defa, arkadaşlar, faşizmle ilgili konuşacak olan en son kişilersiniz, bunu söylemek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar[!])

VELİ AĞBABA (Malatya) – Mezhepçisiniz de!

AHMET AYDIN (Devamla) –  Faşizm denince Türkiye Cumhuriyeti’nde kimlerin akla geldiğini herkes çok iyi bilir, birincisi bu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – 21’inci yüzyılın son faşistleri olarak oturuyorsunuz Mecliste.

AHMET AYDIN (Devamla) – İkincisi, değerli arkadaşlar, değil mezhepçilik, biz ta bu yola çıkarken…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Valilerle ilgili söylediğim yalan mı?

AHMET AYDIN (Devamla) – …milletimizle birlikte bu yola çıkarken, AK PARTİ’yi kurarken üç temel kırmızı çizgiden bahsettik: Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Cuma İçten’e ne diyorsun?

AHMET AYDIN (Devamla) – …etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik, dinsel milliyetçilik yapmayacağız dedik.

VELİ AĞBABA (Malatya) – En büyüğünü yapıyorsunuz!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu ülkede yaşayan herkes, dili, dini, düşüncesi, etnik yapısı ne olursa olsun bizim birinci sınıf vatandaşımızdır dedik. Ya, bunu niye kabullenmiyorsunuz arkadaşlar? Böyle ayrıştırıcı dili niye kullanıyorsunuz? Derdiniz ne sizin ya? Bir arada olalım, 76 milyonu bir ve beraber görmek, hepsiyle birlikte kardeşçe, omuz omuza bu yolda yürümekten öteye başka bir şey var mı ya?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Anketteki sorulara cevap ver, anketteki sorulara.

AHMET AYDIN (Devamla) - Derdiniz ne sizin ya? Yok, “Nefret suçu işliyorsunuz!” (CHP sıralarından gürültüler)

Bakın, en son açıklanan demokratikleşme paketinde nefret saikiyle işlenen suçlarla alakalı yeni bir suç tipini biz ihdas ediyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vallahi “Ağırlaştırılmış müebbet.” dedi Başbakan.

AHMET AYDIN (Devamla) - Nefret saikiyle kim suç işlerse işlesin, ceza mevzuatına hüküm koyuyoruz ya. Bunun takdir edilmesi lazım. Kim işlerse işlesin, nereden gelirse gelsin…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ya anketle ilgili ne diyorsun? Anketle ilgili görüşünü söyle, anketle ilgili.

AHMET AYDIN (Devamla) - …nefret saikiyle kim işliyorsa, onun aleyhinde üç yıla kadar mahkûmiyetle yargılanabilecek.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ahmet, tehlikeli bir iş o yalnız.

AHMET AYDIN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, yargıda olan hadiseler yargının işidir ama AK PARTİ iktidarı olarak bizler yapılması gerekeni biliyoruz. Bu milletin hayrına ne gerekirse onu yaparız; bıkmadan, korkmadan da sonuna kadar savunuruz.

Çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, benimle ilgili sayın hatip “Aynı şeyleri söylüyor.” diyor, ben o konuda bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Bu bir sataşma değil yalnız. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Daha ne yapacak Sayın Başkan?

BAŞKAN - Şimdi, sayın milletvekilleri yani öyle bir durumdayız ki artık kimse bu kürsüden konuşamayacak durumda. “Sataşma var, sözümü kesti…”

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama Sayın Başkan, daha nasıl hakaret edebilir?

BAŞKAN – Size hakaret etmedi.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hakaret etti Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sizin şahsınızla uğraşmadı, sadece kendi görüşünü söyledi.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, tamamen şahsıma yönelik; bir dakika söz almak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Ağbaba, lütfen.

Yerinize geçin o zaman, bir dakika yerinizden söz vereceğim, açıklama yaptıracağım.

Yani kimse bir şey söyleyemeyecek duruma geldi bu kürsüden. Adınız geçiyor ve sataşma! Sataşmanın ne olduğunu biliyoruz hepimiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Muhalefete ayar veriyorsunuz, ondan kimse kürsüden konuşamayacak hâle geliyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, sayın hatip oradan cevap verdi, benim de kürsüden vermem lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İktidar partisi muhalefet denetimi yapıyor, muhalefet iktidarın denetimini yapar.

BAŞKAN – Bakın, sizin söyledikleriniz kayda da geçti. Sayın Ağbaba, söylenilen şeylerde “sataşma” denilen bir şey yok.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan daha nasıl hakaret edebilir?

BAŞKAN - 69 yok, sadece “Söyleneni tekrar ediyorsunuz.” dedi. Bu sataşma mıdır?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben ne dedim? Ben gruba sataştım mı Sayın Başkan?

BAŞKAN - Lütfen anlayışla karşılayın, bakın bir sataşma olsaydı zaten Grup Başkan Vekilinize söz verecektim, teşekkür ederim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, rica ediyorum.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, AKP grup başkan vekilliği modundan kurtulamamışsınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Böyle hakaret olur mu ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, adalet istiyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, lütfen bu konuda rica ediyorum.

BAŞKAN – Bakın, bir dakika yerinizden vereceğim dedim. Kabul ediyorsanız geçin yerinize, yoksa devam edeceğiz görüşmelere.

Nedir böyle, kimse eleştiri yapamayacak artık. Biraz sabırlı olmamız gerekiyor arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ahmet Aydın’a söylüyorsunuz bunu, değil mi?

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şu anda, belki Türkiye Cumhuriyeti’nin gelmiş geçmiş en mezhepçi Hükûmetiyle karşı karşıyayız. Bakın, bir iki tane örnek vereceğim.

BAŞKAN – Buyurun!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü, “Alevilerin kestiği yenmez, Alevilerden kız alınmaz.” diyen Ahmet Akagündüz isminde bir profesör var. Bu profesör sıradan bir profesör değil; bu profesör AKP’nin düzenlemiş olduğu bütün konferansların baş konuşmacısı; Gezi olaylarıyla ilgili nefret kusarak, Gezi olaylarına katılanların kiminin Alevi, kiminin Ermeni olduğunu iddia eden, söyleyen bir şahsiyet.

Yine, geçtiğimiz günlerde Sütçü İmam Üniversitesinde, adının önünde maalesef -profesörlerin utanması lazım- “profesör” unvanı olan bir hoca, Maraş olaylarındaki öldürülen insanları Gezi eylemine katılan insanların öldürdüğünü söylüyor. Bundan daha fazla mezhepçilik olabilir  mi, bundan daha fazla insanların üzerine saldırılabilir mi? Ve bu profesörler sizin profesörleriniz, Ahmet Akagündüz sizin profesörünüz. Geçtiğimiz günlerde yine düzenlemiş olduğunuz konferansın baş konuşmacısı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Ne alakası var AK PARTİ’nin profesörle!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbaba.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi başladık!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, ben tutanaklara geçsin diye söylüyorum.

BAŞKAN – Söyleyin Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bir defa, öncelikle bu Meclis çatısı altında böyle ayrıştırıcı bir dil kullanmayı kınıyorum, doğru değil.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de kınıyorum. Ahmet Akagündüz’ü kına.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Birilerinin yaptığı bir eylemin -bir profesör olabilir, başka birileri olabilir- tamamını, söylemin tamamını AK PARTİ’ye mal etmeyi de doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Haksız ve mesnetsiz bir isnattan öte başka bir şey değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Söylesene,  Ahmet Akagündüz’ü söylesene.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lütfen, eğer birileri suç işliyorsa -bu bir suçtur- gitsin, ilgili şahıslarla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunsun, burada konuşmasın.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ahmet Akagündüz’ü grup başkan vekili kınasa hepimiz mutlu olacağız. O zaman tutarlı bir davranış olur.

BAŞKAN – Sayın Aydın, teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tutanaklara geçmesi için söylüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim. Kayda geçmiştir.

Görüşmelerimize devam ediyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 421) (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan.

Buyurun Sayın Oğan. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Arşiv Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, biraz önce üzülerek buradan gördüm ki, arşiv konusu Meclis kürsüsünden tiye alındı amiyane tabirle.

Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye’de yaşadığımız birçok olayın gerisinde arşivlerimize sahip çıkmamamız yatıyor, arşivlerimizi iyi araştırmamamız yatıyor, tarihimizi iyi bilmememiz yatıyor ve tarihimizin çarpıtılması yatıyor. Eğer iki sene sonra Türkiye’nin karşısına sözde soykırımlar getirilecekse, bunun karşısında bizim elbette ki dost ve müttefiklerimizle arşiv anlaşması yapmamız lazım. Gönül isterdi ki bu konuşmayı AKP’den arkadaşlar gelsin, burada yapsın, tiye alınan arşivimizle dalga geçilen konuşmaların karşısında Hükûmet çıksın, burada cevap versin. Ama, Hükûmetin gündemi mezhepçilik, Hükûmetin gündemi ayrımcılık olduğu için arşiv konusunu savunmak yine Milliyetçi Hareket Partisine düştü.

Değerli arkadaşlar, eğer biz arşivimize sahip çıkarsak ve bunu da dost ve müttefik bir ülke olan Azerbaycan’la yaparsak, iki sene sonra karşımıza getirilen ve Türk tarihine âdeta bir kara leke olarak vurulmak istenen sözde soykırım iftirasının da önüne geçmiş oluruz. Hatırlayınız, geçtiğimiz sene Fransa’da bizim aleyhimize, memleketimizin aleyhine işlenen, Fransa Anayasası’nda atılan bir çamur vardı. Biz o çamurun karşısında kiminle beraber hareket ettik, kiminle beraber onun karşısına çıktık? Dost ve müttefik olan, kardeş olan Azerbaycan’la çıktık. Eğer, biz bugün aynı şeyi yaptığımız takdirde, arşiv alanında da, diğer alanlarda da iş birliğimizi geliştirdiğimiz takdirde, bizim Türk dünyası fikriyatımız hayata geçtiği takdirde sizin Arap coğrafyasında boğulmanız yerine… Arap coğrafyasında âdeta, misyon coğrafyamız olduğu hâlde, tek bir dost ülke bırakmadınız ama bütün gayretlerinize rağmen bunun karşısında Türk dünyası orada duruyor ve biz o Türk dünyasıyla beraber Türkiye’nin birçok sorununu çözebiliriz. Bizim orada kardeşlerimiz var ve o kardeşlerimizle de arşiv alanında da, diğer alanlarda da iş birliğini yapacağız, siz buna gönülsüz olsanız da -bazen- size rağmen Türkiye Türk dünyasıyla iş birliğini, ilişkilerini geliştirecektir. Niye size rağmen? Çünkü -daha önce bu kürsüde ifade ettim ve Sayın Dışişleri Bakanına da ifade ettim- bizim kardeşlerimiz Türkiye’ye giremezken, siz bizim kardeşlerimize vize uygulamasını devam ettirirken, maalesef, Türkiye’ye ne kadar hakaret eden, ne kadar terörü destekleyen, ne kadar Türkiye’yi uluslararası camiada zor durumda bırakmaya çalışan insan varsa hepsini burada ağırlıyorsunuz ama Dışişleri Bakanı şu soruma cevap veremiyor; Sayın Dışişleri Bakanı, buradan tekrar soruyorum size; en son bütçe görüşmesinde sordum ve siz ne dediniz biliyor musunuz? Sayın Dışişleri Bakanına sordum: “Sayın Dışişleri Bakanı, Rabia Kadir Türkiye’ye gelebilecek mi?” Birkaç defa üzerinden dolandı ama ısrarımıza rağmen cevap vermek zorunda kaldı: “İnşallah, bir gün gelebilir.” dedi.

Peki, Sayın Dışişleri Bakanı, kusura bakmayın ama siz bu Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı mısınız, bostan korkuluğu musunuz? Kim verecek bu vizeyi? Siz vereceksiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Böyle üslup olur mu ya?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

SİNAN OĞAN (Devamla) - Siz vereceksiniz ama veremiyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Temiz dil kullansana.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Dışişleri Bakanı olarak siz, Türk ve Müslüman olan Rabia Kadir’e vize veremiyorsunuz ve onun cevabını da veremiyorsunuz, “İnşallah, bir gün o da gelebilir.” diyorsunuz. O zaman o koltuğu terk edin; eğer bu iş inşallah, maşallahla olacaksa siz o koltuğu terk edin Sayın Dışişleri Bakanı.

Tabii, arşivimizi bilmeyenler bilmezler, tarihimizi bilmeyenler bilmezler. Biraz önceki bir hatip, Bakana, “Sizin memleketinize bizi de götürün.” dedi. Kendi memleketi mi, Sayın Bakanın memleketi mi, onu bilemiyorum ama bildiğimiz bir gerçek var: Erivan, bundan sadece ve sadece yüz sene önce yaklaşık 600 bin Türk’ün yaşadığı, yüzlerce camiden ezan sesinin duyulduğu bir Türk memleketiydi. Bugün Erivan’da mezar taşlarımız bile kalmamış, Müslüman mezar taşları bile Ermenistan’da tahrip edilmiş durumdadır. Bundan haberiniz var mı? Bundan haberiniz yok. Peki, sizin neden haberiniz var? Sizin Akdamar’a kilise çanı takmaktan haberiniz var; sizin Ermeni’ye, sizin Rum’a, sizin ne kadar burada Türkiye’den toprak talebi olan varsa ona kamu arazilerini peşkeş çekmekten haberiniz var.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan be!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi bir tane söylesene! Öyle yuvarlak lafla olmaz bu işler!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Peki…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan be!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Ağzından çıkanı kulağın duysun! “Hadi oradan” sana yakışır! Ağzından çıkanı kulağın duysun! Beni de başkasıyla karıştırma!

RECEP ÖZEL (Isparta) - Yuvarlak laflarla olmaz o!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Ağzından çıkanı kulağın duysun!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ağzımdan çıkanı kulağım duyuyor!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yalandan kabadayılık yapmaya alışıksın sen, yalandan kabadayısın!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, siz gelin burada bu kürsüden söyleyin, Akdamar’a çanı taktınız mı takmadınız mı, gelin bu kürsüden söyleyin, gelin bu kürsüden söyleyin. Dağlık Karabağ’da, işgal edilen Dağlık Karabağ’da bizim olan cami ahıra çevrilmiş. Bundan haberiniz var mı, bununla ilgili bir girişiminiz var mı? Yok. Ermenistan’da tek bir camiyi onartabildiniz mi? Yok. Ne yapıyorsunuz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – TİKA’nın çalışmalarından haberin yok.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Ancak işiniz gücünüz Ermeni’ye kilise çanı takmak, Rum'a kilise açmak, Türk’ün olan vakıf mallarını ona buna peşkeş çekmek.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Türk’ün değil, vakıf malı sahibine iade ediliyor, sahibine.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Vakıf, hangi Türk vakıf arazisini Türkiye sınırları dışında alabildiniz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Vakıf, sahibine iade ediliyor, sahibine!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Hangisini alabildiniz?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bulgaristan’da, Yunanistan’da duruyor.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Mısır’dan mı alabildiniz, Suriye’den mi alabildiniz, Erivan’dan mı alabildiniz, hangisini aldınız? Yoksa, Yunanistan’dan mı aldınız?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Senin yurt dışından haberin yok!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Dış ilişkiler karşılıklılık esasına göre yapılır. Gelin, burada deyin ki “Biz onlara kilise çanı taktık, karşılığında şu camiyi onardık.”

RECEP ÖZEL (Isparta) – Vallaha 5 defa “kilise çanı” dedin ha!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Gelin burada söyleyin ben de sizden özür dileyeceğim, yoksa Türk milletinden çıkın siz özür dileyin.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Millet takdir ediyor.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Yok tabii, bunları yapacak cesaret de yok sizde.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah, hep yuvarlak laf.

SİNAN OĞAN (Devamla) - Bunları yapacak bırakınız cesareti, istek de yok. Niye yok? Çünkü, sizin gittiğiniz yol o yol değil.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Allah Allah!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Sizin cami onarmak gibi bir işiniz yok.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hayret bir şey ya!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Siz ancak kilise onarırsınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Diyene bak ya!

SİNAN OĞAN (Devamla) - Tabii, değerli arkadaşlar…

Sayın Başkan, niye müdahale etmiyorsunuz? Niye müdahale etmiyorsunuz, bağırıp duruyor, niye etmiyorsunuz? İşinizi hatırlatmak bana düşmemelidir.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – AKP grup başkan vekili yönetiyor Meclisi!

BAŞKAN – Siz lütfen konuşmanıza devam edin. Benim nerede müdahale edip etmeyeceğimi ben biliyorum, siz konuşmanıza devam edin.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Müdahale etmelisiniz oraya, etmiyorsunuz Sayın Başkan.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Grup başkan vekili gibi davranamazsınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Meclis Başkanı gibi yöneteceksiniz, grup başkan vekili gibi değil.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Aynen öyle!

BAŞKAN – Siz de masanın üstüne vurmayın!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ben vururum. Gereğini yapın madem öyle.

BAŞKAN – Hiçbir şey yapamazsınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Vuramaz efendim, vuramaz, devletin malı bu.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Azerbaycan ile gündemimizde birkaç tane anlaşma metni var, bunların hepsi de inşallah buradan geçecek. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk dünyasıyla yapılan her anlaşmanın arkasındayız. Türkiye’yle Türk dünyasını birbirine daha da yakınlaştıracak her çalışmanın Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yanındayız, arkasındayız ama burada sizi uyarmak görevini millet bize verdiği için biz de sizi uyarmak durumundayız. Azerbaycan’ın çabasıyla Türkiye-Azerbaycan ilişkileri bugün yürüyor, bundan haberiniz var mı? Eğer İtalya bugün Azerbaycan’ın bir numaralı ticaret ortağı, Endonezya iki numaralı ticaret ortağı, Rusya üç numaralı ticaret ortağıysa Azerbaycan’ın, sizin bunun hesabını yapmanız lazım, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısının bunun hesabını yapması lazım.

Sizin önceliğiniz Türk dünyası olsaydı değerli arkadaşlar, biz Azerbaycan’ın dış ticaretinde ilk üçte yer almıyor olmazdık, bir numaralı ticaret ortağı olurduk ama siz Barzanilerle kucaklaşıyorsunuz, ama siz düş işleri bakanınızla bir düş politikasındasınız.

“Sıfır sorun” diye yola çıktınız, maalesef memlekette komşu bırakmadınız diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz tüm dünyayla kucaklaşıyoruz, ne güzel bir şey tüm insanlarla kucaklaşmak.

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1)Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Özgür Özel’e sözü veriyorum.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Azerbaycan’la Türkiye arasında arşiv iş birliği protokolünün yürürlüğe konmasına ilişkin yasa tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum.

Konunun üzerinde konuşmak lazım. Azerbaycan, Türkiye’yle arşiv iş birliği yapmak istiyor. Arşivimizde neler var diye şöyle bir geriye doğru bakalım: 23 Ekim 2011, 644 tane vatandaşımızı Van depreminde kaybettik. Hemen ardından, Erciş’te yıkılan Sevgi Apartmanı’nda 54 kişiyi “Hiçbir şey yok, evlerinize girebilirsiniz.” dendi diye kaybettik. 28 Aralık 2011, kendi    F-16’larımız Roboski’de -Uludere’de- 34 vatandaşımızı öldürdüler. 25 askerimiz Afyon’da şehit olurken tarihler 5 Eylül 2012’ydi. 4 Temmuz 2012’de, Samsun’da, yaz ortasında selde, TOKİ dere yatağına bina yaptı diye 12 kişi öldü. Bugün, AKP Samsun il teşkilatı, doğrudan Büyükşehir Belediyesini sorumlu tutuyor bu ölümlerden. Ve bugün, Erzurum’da TEDAŞ işçilerini hatırlıyoruz, 3 Nisan 2012’de, donarak öldüler ve deniz bisikletiyle oraya yollanmışlardı, hesap sorulacaktı, hiçbir ilerleme yok. Zonguldak Kozlu’daki 8 işçi, Manisa Soma’da son dört yılda çeşitli zamanlarda ölen 11 işçi, Elbistan madeninde 6 Şubat 2011’de 11 kişi göz göre göre ölüme gittiler, sismik hareketlilik uyarısına rağmen. Bir medya patronunun ilişkisi yüzünden üzerine gidemiyorsunuz. AVM yangını oldu, çadırda 11 tane işçi öldü 11 Mart 2012’de. Ve en nihayetinde, 31 Mayıs 2013’te başlayan, Başbakan Türkiye’ye döndükten sonra altına odun attığı olaylarda; Ali İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Medeni Yıldırım’ı, polis memuru Mustafa kardeşimizi ve hâlâ uyuyan Berkin Elvan’ı bu olaylarda kaybettik. Berkin Elvan, hâlâ, daha uyuyor, diğer kardeşlerimiz Hakk’ın rahmetine kavuştular.

Şimdi, arşiv iş birliğinden bahsediyorsunuz. Sizin arşivinizde bunlar var. Sadece bir, bir buçuk yıl geriye gittim. Ne kadar geriye gidersek o kadar yüzleriniz öne eğilir.

Şimdi, Türkiye’de kişi başına düşen millî gelirin artmasından bahsediliyor. 8 kat olmuş ilk yüzde 20’yle, en zengin yüzde 20’yle en fakir yüzde 20’nin arasındaki fark. Emekli, işçi, memur, esnaf yani “orta direk” dediğimiz kesim inim inim inliyor ama bütün dünya, AKP sayesinde, yeni bir kahramanla tanıştı. Bu kahramanın adı Dooh Nibor Ahmet Bey, Dooh Nibor. “Dooh Nibor” denen kahraman sizlersiniz. Nedir Dooh Nibor? Ahmet Bey, Dooh Nibor, Robin Hood’un tersten okunuşu. Nur içinde yatsın, rahmetli, zenginden alır fakire dağıtırdı. (CHP sıralarından alkışlar) Sizler -Dooh Nibor denen bu kahraman, Robin Hood’un tersten okunuşu- zenginden almışsınız fakire vermişsiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Allah, Allah!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Emeklimiz yoksul, esnafımız yoksul, işçimiz, çiftçimiz yoksul; öğrencimiz yoksul; memurumuz, yaşlımız yoksul. Zenginden alıp fakire veren Robin Hood’un yerine, fakirden alıp zengine dağıtan AKP iktidarıyla karşı karşıyayız.

Vadetmeye gelince, vadediyorsunuz, mangalda kül bırakmıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi 10 milyon emekliye intibak vadediyor, Başbakan çıkıyor: “Ben de yapacağım.” diyor. Geliyorsunuz iktidara, “intibak” dediğiniz şey infilak ediyor. Emeklinin yüzüne bakacak hâliniz yok. Gırtlağa kadar borç içinde emekli. Türkiye’de açlık sınırı 1.012 lira olmuş, yoksulluk sınırı 3.250 lira olmuş. Buna karşılık emekliye ortalama ne maaş veriyoruz? 975 lira. 975 lira verdiğimiz emekliyi gırtlağına kadar borç içinde tutarken bir de çalışmaya devam edecekse eğer, maaşından, emekli maaşından sosyal güvenlik destekleme primi kesiyorsunuz. Defalarca önerdik, komisyonda ve salonda, iktidar partisinin çoğunluk oylarıyla reddedildi yüzde 15’lik destekleme primi. Öyle bir noktaya getirdiniz ki işi, yüksek emekli maaşı alanlardan bu kesildiğinde, çalışmaya devam ediyorsa, zaten adamın iyi bir işi varsa kimseye değmiyor ama 600 lira, 700 lira emekli maaşı alanlardan sosyal güvenlik destekleme primi onların canlarını acıtıyor. Geçen gün bir soru önergesi verdim, dedim ki: “Geçen sene yapılandırma yaptık, sosyal güvenlik destekleme primini ödeyememişlere…” “351 bin kişi yararlanacak.” demiştiniz. Kaç kişi yararlandı? Sadece 120 bin kişi yararlanmış, 230 bin tane emekli yararlanmamış ve hemen haciz işlemi başlatmışsınız, 230 bin emeklinin maaşına haciz koydunuz.

Devam ediyor, yetmemiş. 13.500 tane emeklinin de -sehven, kira gelirlerini- çalışmaya devam ediyorlar diye düşündüğünüz için maaşlarına haciz koymuşsunuz. Konuyu ülkenin gündemine getirdik, şubat ayında soru önergesi verdim, cevabı evvelki gün geldi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Burası neresi? Hangi ülkeden bahsediyorsun?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – 13.500 emekli kira geliri alıyor diye maaşına haciz koymuşsunuz. Biz gündeme getirince on ayda telafi etmişsiniz, şimdi bunu söylüyorsunuz. Yetmedi.

Emeklilerle ilgili bir şeyler söyleyince, grup başkan vekili oradan laf atarak insicamımı bozmaya çalışıyor, biliyor lafın nereye geldiğini.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sen insicamı bozulacak adam mısın!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – 2008 yılında güya Sosyal Güvenlik Kurumunu birleştirdik; Emekli Sandığı, BAĞ-KUR, SSK’yı.

Birleşti mi Ahmet Bey?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayal dünyanı anlatıyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Birleşmedi. Sanal olarak birleştirdiniz, hayal dünyasında birleştirdiniz dediğiniz gibi ama Plan ve Bütçe Komisyonunda, geldiniz, memurlar için yüzde 17 taban aylık katsayısını artırdınız ama SSK ile BAĞ-KUR’u üvey evlat ilan ettiniz. SSK, BAĞ-KUR’lu 2,85 alacak ocak ayında zammı, biliyor musunuz? Güya SGK’da birleşmiştik, herkes eşitti. Herkes eşit, memur emeklisi daha eşit! Neden acaba? Ama BAĞ-KUR ve SSK emeklisine 2,85’lik zammı reva görüyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sizin batırdığınızı düzeltiyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bakın, şaşıracak bir şey yok. Salonda olan bazılarına “Emeklilere millî gelir artışından pay vermeyecek misiniz?” dendiğinde demişlerdi ki: “Arkadaşlar, emekliye millî gelir artışından niye pay verelim? Emekliler millî geliri artıran değil, aksine azaltan unsurlardır.” Bu sözün sahipleri, çıkıp da vatandaşın karşısına “Biz millî geliri artırdık, cebinize daha çok para giriyor.” demiyor mu, gerçekten, ne verdiğiniz bu 2,85’lik zam ne de her gün biraz daha itibarlarını zedelemeniz değil ama bu sözleriniz onların ciğerlerini en çok yakıyor.

Tarımda BAĞ-KUR emeklisi 558 lira maaş alıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz gelmeden kaç lira alıyordu?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen söyle.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Esnaf BAĞ-KUR emeklisi 748 lira maaş alıyor, SSK emeklisinin ortalama maaşı 923 lira. Memur emeklisi de ortalama 1.118 lira maaş alıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz gelmeden kaç lira alıyordu söylesene.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bırakın da hatip konuşsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Recep Özel, ortadan bağırarak Özgür Özel’in insicamını bozamazsın, Özgür Özel’in insicamı yerinde, ittifakı emeklilerle. Özgür Özel burada senin kimlerle ittifak yaptığını anlatırsa insan içine çıkamazsın. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Anlat.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - 1,9 milyon Emekli Sandığı emeklisine yüzde 17 zam verip, 6 milyon SSK’lıyı 2,5 milyon BAĞ-KUR emeklisini mağdur edenlere bu yanlışlarından dönmek için önümüzdeki bütçe görüşmeleri bir olanak tanıyor. Bunu düzelttiniz düzelttiniz; düzeltmediniz, “mezarda emeklilik” dediğiniz, mezara kadar onların yüzünü güldürmediğiniz emekliler sizi siyaseten mezara gömecek arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Millet inanıyor mu bu anlattıklarına?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan, hadi oradan!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şimdi, bakın, eğer, gerçekten emekli için bir şey yapacaksak, gelin, emeklilerin hepsini açlık sınırının üstüne çıkaralım.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Konuşmak için konuşuyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - 500 lira seyyanen zam verelim hepsine ve bu yüzde 17 zammı hepsine yapalım.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bekâra karı boşamak kolay.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Açma gözünü. Vatandaş sana “Vekilim, git orada gözünü aç, emeklinin hakkını koru, işçinin hakkını koru, memurun hakkını koru, BAĞ-KUR’lunun hakkını koru, oraya git gözünü aç.” dedi. Muhalefet milletvekili “Emekli maaşlarına 500 lira seyyanen zam yapalım.” deyince böyle gözlerini aç diye oy vermediler sana; sana oyu gidip, burada gözünü aç, onların hakkını hukukunu gözet diye verdi.

Şimdi, sen, eğer, muhalefet partisi “Bütün emekli maaşlarına 500 lira zam yapalım ve bu yüzde 17’lik memur zammını bütün emeklilere yansıtalım.” deyince “Olur mu öyle şey?” diye gözünü açıyorsan yazıklar olsun sana. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – 3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oylama sonucunu okuyorum:

“Kullanılan oy sayısı : 206             

Kabul                         : 206 (x)

                                     Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                  Muharrem Işık                            Dilek Yüksel

                                       Erzincan                                      Tokat”

Tasarı kabul edilip, kanunlaşmıştır.

5’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı 359)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

                                      

(x) Açık oylama kesin sonucunu gösteren tablo tutanağa eklidir.

6’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Meteoroloji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Meteoroloji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/694)             (S. Sayısı: 397) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 397 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının 1’inci maddesini okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA METEOROLOJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 25 Ekim 2011 tarihinde İzmir’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Meteoroloji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Maç var, Trabzonspora da başarılar dileyelim bu arada.

                                      

(x) 397 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pusulaları okuyalım eğer elektronik olarak yeterli sayı yoksa.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Haydar ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne oldu Bayram Bey?

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Uluslararası sözleşme bu ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pusulaları okuyalım Muharrem Bey.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Peki.

Muzaffer Çakar? Burada.

Mustafa Baloğlu? Yok.

Ayşe Türkmenoğlu? Yok.

Yaşar Karayel? Yok.

Necati Çetinkaya? Yok.

Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.35

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, Genel Kurulda az önce Divana sahte oy pusulası yollandığına yönelik bir dedikodu var. Doğru olmadığını temenni ederim, doğru olmamasını temenni ederim. Bu konuda bir izahat, mümkünse rica ediyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Arkadaşın acil işi vardı, çabuk dışarı çıktı efendim oyunu kullandıktan sonra.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, kayıtlara geçti.

397 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün açık oylamasında toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, açık oylamayı elektronik cihazla tekrarlayacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Şu anda CHP bu sözleşmenin onaylanmaması için tüm engelleri kullanıyor. CHP Azerbaycan’la ilgili bu sözleşmeye niye oy vermiyor? Yani CHP Azerbaycan’la yaptığımız sözleşmeyi kabul etmiyor mu?

CHP Azerbaycan’la ilgili sözleşmeye oy vermiyor.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Süre doldu.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bitti, bitti, üç dakika geçti.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Süre doldu, üç dakika doldu.

BAŞKAN – Oy pusulalarını okuyorum:

Salim Uslu? Burada.

Sıtkı Güvenç? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Yılmaz Tunç? Burada.

Alev Dedegil? Burada.

Mustafa Akış? Burada.

Ertuğrul Soysal? Yok.

Gürsoy Erol? Yok.

Binali Yıldırım? Vekâleten Mehmet Mehdi Eker.

Faruk Çelik? Vekâleten Hayati Yazıcı.

Hayati Yazıcı? Burada.

Beşir Atalay? Vekâleten Ali Babacan.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bu kaçıncı vekâlet?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – CHP’ye bak, nasıl engellemeye çalışıyor.

BAŞKAN – Orhan Karasayar? Burada.

Oya Eronat? Burada.

397 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün ikinci defa yapılan açık oylamasında da toplantı yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 3 Aralık 2013 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum; herkese iyi hafta sonları, iyi tatiller diliyorum.

 

Kapanma Saati: 20.49