DÖNEM: 24                              CİLT: 60                   YASAMA YILI: 4

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

9’uncu Birleşim

24 Ekim 2013 Perşembe

 

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II.- GELEN KÂĞITLAR

 III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 24 Ekim Birleşmiş Milletler Kuruluş Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, ODTܒde yaşanan olaylara ilişkin gündem dışı konuşması ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Tekirdağ ilinin bazı köylerinin baraj sulamasından yararlanamadığına ve bu konudaki mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin açıklaması

3.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Gebze ilçesinde birkaç köyde hazineye ait gayrimenkullerin köyde oturmayanlar üzerine geçirilerek devletin zarara uğratıldığına ilişkin açıklaması

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgili bakanlığın kara yollarını tekrar gözden geçirmesi ve trafik kazalarına karşı önlem alması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özel tiyatrolara destek yardımları için toplanan kurulda Gezi eylemlerine destek veren tiyatrolara yardım yapılmaması yönünde fikirler ortaya atıldığı iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, haklarında kesin hüküm verilmesine rağmen 2 milletvekilinin hâlâ hapishanede olmalarının Anayasa’nın 83’üncü maddesine aykırı olduğuna ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Âşık Veysel’in doğum yıl dönümüne ve doğumunun 120’nci yılı olması nedeniyle 2014 yılının “Âşık Veysel yılı” olarak ilan edilmesini önerdiğine ilişkin açıklaması

8.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, “Düzgün” soyadını taşıyan ve dağa çıkıp Türk askerine kurşun sıkan hiç kimse olmadığına ilişkin açıklaması

9.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının yeni bir yol yapmak için mevcut yolları kullanılmaz duruma getirmekten vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Suriye ve Irak’la yol, gümrük ve ticari güvenlik sağlanamadığı için Adana bölgesinde narenciye piyasasının oluşmadığına ve yetkililerin bu konuyla ilgilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, üçüncü köprü bağlantı yolları üzerinde AK PARTİ’ye mensup kaç kişinin kaç metrekare arsa satın aldığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’nın bazı köylerinde sağlıklı sulama yapılamaması nedeniyle domates ve mısır ürünlerinde yeterli verim alınamadığına ve bununla ilgili sıkıntıların giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir’de kamu arazilerinin özelleştirilerek satılmasına ilişkin açıklaması

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Gazeteci Sami Menteş’i bir terör örgütüyle ilişkilendirerek isminin karalandığına ve geleceğiyle oynandığına ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Hükûmet yetkililerinin, Kurban Bayramı’nda ODTÜ arazisinin yağmalanmasını dinî değerlere saygısızlık olarak görüp görmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Sayıştay’ın 2012 yılı harcamalarına yönelik Sayıştay dış denetim raporlarına ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü ve 20 milletvekilinin, Ergene Nehri ve Çorlu Deresi’ndeki kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/744)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, TOKİ'nin ülkemizde yapmış olduğu konut projeleri ile sosyal donatıların yapım ve teslimatı aşamasında yaşanan sıkıntıların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/745)

3.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 19 milletvekilinin, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı çalışan din görevlilerinin yetiştirilmesi, refah seviyelerinin arttırılması, sosyal ve ekonomik şartlarının iyileştirilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/746)

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’na göre Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2012 yılı harcamalarına ilişkin dış denetim raporu ile Sayıştay’ın 2012 yılı harcamalarına ilişkin dış denetim raporunun Başkanlık Divanının 3/10/2013 tarihli toplantısında görüşülmüş olan inceleme sonuçlarına ilişkin tezkeresi (3/1302)

2.-  Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi amacıyla kurulan (10/576, 577, 578) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun süre uzatımına ilişkin tezkeresi (3/1327)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Akdeniz Parlamenter Asamblesi, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi, Asya Parlamenter Asamblesi, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Parlamenter Asamblesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi, NATO Parlamenter Asamblesi, Parlamentolar Arası Birlik, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturması Başkanlık Divanınca uygun bulunan üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1303)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ve Manisa Milletvekili Recai Berber'in, 18-20 Kasım 2013 tarihlerinde Karadağ'da düzenlenecek olan "Sayıştay ve Parlamento İlişkileri" konulu konferansa katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/1304)

C) Çeşitli İşler

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Güney Kore Büyükelçisi ve beraberindeki milletvekillerine Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 23/10/2011 tarihinde meydana gelen Van depreminin ardından Vanlı yurttaşların yaşadığı olumsuzlukların, Van'a Türkiye'nin diğer yerlerinden yapılan yardımların akıbetinin araştırılması amacıyla 23/10/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşlarının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011’de yeni rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması amacıyla 2/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna sataşmaları nedeniyle konuşması

5.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in görüşülen kanun tasarısında oyunun rengini belirtmek üzere yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/390) (S. Sayısı: 322)

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Köy Hizmetleri il müdürlerinin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı  (7/28107)

2.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nin Darıca, Çayırova ve Dilovası ilçelerinde vergi dairesi bulunmamasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/30337)

3.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kamu İhale Kurumunun yönetici personeline ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı  (7/30340)

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kamuda işçi ve memur olarak çalışanlardan farklı vergi kesilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/30342)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’un sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar cevap verdi.

Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, İsviçre Cenevre’de gerçekleşen Parlamentolar Arası Birliğin 129’uncu Genel Kurul Toplantısı’na,

Manisa Milletvekili Hasan Ören, Manisa Soma’da yaşanan maden ocağı kazasına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Kütahya Milletvekili Alim Işık, ziraat mühendislerinin bekledikleri kadrolara bir an önce atanmaları konusunda Hükûmeti göreve davet ettiğine,

Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, vatandaşların, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evde daha önce sergilenen kişisel eşyalarının ve anı defterinin niçin kaldırıldığını öğrenmek istediğine,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Çoruh Nehri üzerinde yapılacak barajlar nedeniyle Yusufeli ilçesinde kamulaştırma işlemlerine gecikmeksizin başlanması gerektiğine, Kamulaştırma Kanunu’ndaki bir hüküm nedeniyle vatandaşların mağduriyetinin söz konusu olduğuna ve bu hükmün değiştirilmesi gerektiğine,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Van depreminin 2’nci yıl dönümünde, depremde yaşamını yitiren 604 yurttaşımızı rahmetle andığına, yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunduğuna ve Van’da konteynerlerde yaşayanların durumuna,

Adana Milletvekili Ali Halaman, Adana’da kurbanlık olarak beslenen keçilere alıcı bulunmadığına ve Et ve Balık Kurumunun bu keçileri alabilmesine izin verilmesi gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelere,

Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çanakkale’de yapılması planlanan termik santrale,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Tunceli TEDAŞ’ta çalışan işçilerin durumuna ve Tunceli’nin köylerine elektrik verilememesi nedeniyle yaşanan sorunlara,

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, Van depreminin 2’nci yıl dönümüne ve Van’da konteynerlerde yaşayan vatandaşların durumuna,

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından kesilen ve Büyük Mükellefler Vergi Dairesine ödenen vergilerin sigorta sisteminden ayrılırken hak sahiplerine iadesi konusuna,

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Van depreminin 2’nci yıl dönümünde, depremde yaşamını yitiren 604 yurttaşımızı rahmetle andığına, yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunduğuna ve Van depreminde yıkılan Bayram Otel’le ilgili davaya,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzonspor’un eski futbolcularından Kadir Özcan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Trabzonspor’un eski futbolcularından Kadir Özcan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve Van depreminin 2’nci yıl dönümüne ve  Van’da konteynerlerde yaşayan vatandaşların durumuna,

Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova, zeytin sineğine karşı uçakla ilaçlamanın yasaklanmasının zeytin üretiminde verimliliği düşürdüğüne,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Trabzonspor’un eski futbolcularından Kadir Özcan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve Tokat’taki çiftçilerin sorunlarına,

Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan, Kaz Dağlarında altın arama ve işletme ruhsatlarının iptal edilmesi gerektiğine ve Çanakkale’de yapılması planlanan termik santrale,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı’na Akkuyu Nükleer Santrali’nin işaretlediğinin halktan gizlendiğine ve bu plana itiraz edilmesi gerektiğine,

Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, kent merkezinde yapılan sanayi tesislerinin Kocaeli’ni yaşanabilir olmaktan çıkardığına,

Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, Tekirdağ’ın köy ve beldelerinde bulunan ilköğretim okullarının sorunlarına,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Van depreminin 2’nci yıl dönümüne, Manisa Soma’da meydana gelen maden ocağı kazasına ve Trabzonspor’un eski futbolcularından Kadir Özcan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Trabzonspor’un eski futbolcularından Kadir Özcan’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine, Van depreminin 2’nci yıl dönümüne ve Hükûmetin Van’da yaptığı çalışmalara,

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Van depreminin 2’nci yıl dönümüne, bazı milletvekillerinin çevre konusundaki açıklamalarına,

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Van depreminin 2’nci yıl dönümüne ve Van halkının deprem nedeniyle yaşadığı sorunlara ilişkin bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğine,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 21 milletvekilinin, çalışma hayatında yaşanan iş kazalarının ve meslek hastalıklarının artmasının temel nedenlerinin, yasal ve teknik eksikliklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/741),

BDP Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, ülkemizde uygulanan teşvik politikalarının iktisadi ve sosyal yapı üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/742),

İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve 22 milletvekilinin, 12 Eylül askerî darbesi ile sivil vesayetin Türkiye demokrasisine olan etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için özeti (10/743),

Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

BDP Grubunun, 7/5/2013 tarihinde, Muş Milletvekili Demir Çelik ve arkadaşlarının cezaevlerinde ağır hasta durumunda bulunan mahkûmların hastalık durumlarının göz önünde bulundurulması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (3281 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak,

MHP Grubunun, 13/11/2012 tarih ve 2012/6735 sayı ile Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve arkadaşlarının uyuşturucu kullanma yaşının 11 yaşlara yani ilköğretim çocuklarına kadar yaygınlaştığının araştırmalarda ortaya konmasına rağmen okullarımızda uyuşturucu kullanma ve madde bağımlılığı durumunun tespiti, varsa alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin,

CHP Grubunun, 10/10/2013 tarihinde Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş ve arkadaşlarının Afyonkarahisar’da bulunan mühimmat deposunda meydana gelen patlamayla ilgili sabotaj ve terör saldırısı olasılıklarının ortaya çıkartılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (1051 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak,

23 Ekim 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu raporlarının (1/498) (S. Sayısı: 173) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamasından sonra kabul edildi.

4’üncü sırasında yer alan, Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/390) (S. Sayısı: 322) görüşmelerine başlanarak 3’üncü maddesine kadar kabul edildi.

Çalışma süresi sona erdiğinden, alınan karar gereğince, 24 Ekim 2013 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 19.57’de birleşime son verildi.

 

                                                     Şükran Güldal MUMCU

                                                             Başkan Vekili

 

              İsmail KAŞDEMİR                                                              Mine LÖK BEYAZ

                     Çanakkale                                                                           Diyarbakır

                     Kâtip Üye                                                                           Kâtip Üye

II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                 No: 13

24 Ekim 2013 Perşembe

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü ve 20 Milletvekilinin, Ergene ve Çorlu deresindeki kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/744) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.04.2012)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 Milletvekilinin, TOKİ konutlarının yapım ve teslimatı aşamasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/745) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.04.2012)

3.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem ve 19 Milletvekilinin, Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan din görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/746) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.04.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, yabancı bir firmanın Türkiye’de ihale almak için rüşvet verdiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/24023)

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, üniversitelerdeki sağlık yönetimi bölümü mezunlarına ve bu mezunların istihdamına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24398)

3.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24399)

4.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlığa ait VHKİ kadrolarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24400)

5.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van depremi sonrası vatandaşlardan muayene ve ilaç katılım payı alınmayacağı söylenmesine rağmen bu ücretlerin tahsil edildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24402)

6.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Şereflikoçhisar Devlet Hastanesindeki sağlık hizmetleri ile Şereflikoçhisar eski devlet hastanesi binasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24403)

7.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Bakanlığa ait VHKİ kadrolarına ve bu kadroya atamalar için yapılan sınava ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24404)

8.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, tıbbi sekreterlik mezunlarının istihdamına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24405)

9.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, ebelerin sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24406)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 666 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren yapılan uzman yardımcısı ve uzman alımlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24407)

11.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, 1973 yılında tutukluyken ölen bir kişiye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/24438)

12.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlıkta çalışan hizmetlilerin kadroya alınmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24477)

13.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, bir vatandaşın hastanede yanlış iğne yapılmasından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/24478)

24 Ekim 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Birleşmiş Milletler Günü hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Öznur Çalık’a aittir.

Buyurunuz Sayın Çalık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 24 Ekim Birleşmiş Milletler Kuruluş Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Ekimin Birleşmiş Milletler Kuruluş Günü olması sebebiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

24 Ekim 1945’te dünya barışının güvenliğini korumak ve uluslararası toplumda ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan Birleşmiş Milletler günümüz politikasında da uluslararası örgütler bağlamında çok önemli bir misyona sahiptir.

Kuruluşunun temelini milletler arasında adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği temin etmek olarak belirleyen Birleşmiş Milletler insanların yaşam haklarına kuruluşunun temel maddelerinde yer vermekle beraber, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Paris’te yapılan oturumunda kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’yle de yaşam hakkına verdiği önemi resmî anlamda bir kez daha kuvvetlendirmiştir.

Kurulduğu yıllarda 51 üyesi bulunan örgütün üye sayısı bugün 193’tür. Birleşmiş Milletlerin Amerika, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa olmak üzere 5 daimî temsilcisi bulunmaktadır. Kurucu üyeleri arasında olduğumuz Birleşmiş Milletler örgütünün merkezi New York’tadır ve BM’nin siyasi ve barışla ilgili konularının yer aldığı New York dışında, Cenevre’de, Viyana’da, Nairobi’de tematik ofisleri bulunmaktadır.

Ülkemizin dünya genelinde ve BM zemininde yaptığı yardımlar, mağdurun ve mazlumun yanında aldığı tavırla yıllardan beri belirgin bir şekilde BM’deki görünürlüğü artmıştır. Bu durumu pekiştirmek amacıyla İstanbul’un da BM bakımından bir merkez hâline dönüştürülmesi düşüncesi BM’ye yönelik politikamızın unsurlarından biri hâline gelmiştir ve hâlen İstanbul’u BM’nin önemli merkezlerinden biri hâline getirmek üzere de çalışmalarımız devam etmektedir.

Bu bağlamda bugüne kadar BM ile yürüttüğümüz tüm çalışmalarda Sayın Başbakanımızın desteklerini hep arkamızda gördük ve Sayın Başbakanımız, Dışişleri Bakanlığımız ve Kalkınma Bakanlığımızın destekleriyle Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu UNFPA’ in Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesel ofisinin İstanbul’a taşınması sağlanmış, ayrıca BM Kalkınma Programı UNDP’nin Uluslararası Kalkınmada Özel Sektör Merkezi de İstanbul’da konuşlandırılmıştır.

Bunlara ilave olarak, 2010 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Biriminin yani UN Women’ın bölgesel yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde UN Women’ın Avrupa ve Orta Asya’dan sorumlu bölgesel ofisi de 2012 Kasımından itibaren İstanbul’da kurulmuştur ve bu vesileyle de Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz.

İstanbul’u bir BM merkezine dönüştürmek yolundaki politikamız kapsamında yapılan yoğun girişimlerimiz sonucunda ayrıca UNDP’nin Slovakya’nın başkenti Bratislava’daki Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölge ofisinin İstanbul’a taşınması kararı da alınmıştır.

Ayrıca, diğer bazı BM ihtisas örgütünün bölge ofislerinin de ev sahipliği yapılması hedeflenmektedir. BM’nin ara buluculuk faaliyetlerinde istifade edebileceği bir merkez kurulmasına yönelik temaslarımız da sürmektedir.

Bu kadar güzel çalışmaları yapan Birleşmiş Milletler ne yazık ki günümüzde ve yakın tarihte dünyanın birçok noktasında yaşanan ölümlere, işkencelere sessiz kalmış ve kalmaya da devam etmektedir. Geçmişte Somali’de, Kıbrıs’ta, Filistin’de ve şimdi Suriye’de yaşananlara kayıtsız kalmaya da devam etmektedir. Sayın Başbakanımızın da belirttiği gibi: “Zulüm ile abat olunmaz, ya elimizle müdahale edeceğiz ya dilimizle müdahale edeceğiz ya da bunları yapamıyorsak kalben buğuz edeceğiz. Birleşmiş Milletler susmuş, insanlık dramını seyretmekle yetinmiştir. BM’nin adım atmaması insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. BM’yi beş daimi üyenin iki dudağı arasına hapsetmek asla demokratik değildir, antidemokratiktir. Birinci Dünya Savaşı’nın koşullarında alınmış bir karar diye böyle mi kalacak? Gençler bir kampanya başlattı ‘Dünya beşten büyüktür.’ diye. Ben de bu kampanyayı destekliyorum.” demişti Sayın Başbakanım.

Evet, buradan açık ve net bir şekilde seslenmek istiyorum: İnsanlık onuru, insanların yaşam hakları her türlü siyasi ve ideolojik fikrin üstündedir. Hiç kimse dünyanın hiçbir bölgesinde yaşanan ölümleri açıklayacak ne ahlaki ne de hukuki bir tanımlamayla bu işin altından kalkamaz. Birleşmiş Milletleri kuruluşunun ilk günlerindeki misyon ve vizyonuna yönelik çalışma yapmaya çağırıyor ve ben de “Dünya beşten büyüktür.” diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Bugün Birleşmiş Milletler Kuruluş Günü için söz almışken son bir sözü tekraren ifade etmek istiyorum. Yarın Yavi katliamının seneidevriyesi. Ben, bu karanlıkta kalan ve şimdi aydınlatılması gerektiğini düşündüğüm Başbağlar, Sivas katliamı gibi Yavi katliamını da bir kez daha lanetliyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çalık.

Gündem dışı ikinci söz, Tokat ilinin sorunları hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Reşat Doğru’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat ilinin sorunları ve beklentilerimizle ilgili olarak  söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tokat ili Anadolu’muzun en güzel, müstesna illerinden bir tanesidir. Ancak bu güzel il de Anadolu’muzun birçok yeri gibi birçok sorunla boğuşmakta, neredeyse dağılma ve yenilmeye doğru da süratle gitmektedir. Tokat halkı her geçen gün şehrini, köyünü bırakıp başka illere göç etmektedir. Hele de yeni çıkarılan Büyükşehir Kanunu ile 42 tane belediyemizin kapatılması kararı şehri daha fazla boşaltacak, nüfusu da düşürecektir.

Tokat’ımızın şu anda en önemli sorunu işsizlik, yoksulluk ve fakirliktir. Tarımda çalışan insanlar zarar etmiştir; Kazova, Kelkit, Zile ve Artova ovalarındaki üreticiler 2013 sezonunu ağır borç yüküyle kapatmışlardır. Özel sektöre, bankalara, tarım kredi kooperatiflerine olan borçları artarak katlanmış, umutlar başka bahara kalmıştır. Mazot, ilaç, gübre fiyatları çok yüksektir. Çiftçi yüksek fiyatların altında ezilmekte, neredeyse üretimden vazgeçer konuma gelmektedir.

Tokat ilinde, çiftçinin yanında, hayvan üreticisi, esnaf, emekli, işçi, engelli de çok zor durumdadır. Hayvan üreticisi bu Kurban Bayramı’nda da aradığını bulamamış, yine zarar üzerine zarar etmiştir. Küçük esnaf ülke genelinde olduğu gibi hiper ve süpermarketler karşısında ezilmiş, yok olmaya başlamıştır. Süpermarketler kanunu acilen esnaf lehine Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşmalı ve bu insanların mağduriyetleri mutlaka giderilmelidir. Tokat’ta emekliler, işçiler, memurlar borç batağında olup bankaların kıskacında kalmışlardır. Emekli, işçi, memur ve çiftçide para olmayınca piyasaya para, nakit çıkmamakta, esnaf da iş yapamamakta ve yok olmaktadır.

Tokat’ta, merkezde, şehir geçişinde yoğun trafik sorunu vardır. Çevre yolu yanlış yere yapılmış, heyelanla karşı karşıya kalmıştır. “Heyelan bölgesinde yol tekrar yapılacak, tamirat tamamlanacak.” denilmesine rağmen henüz maalesef bitirilememiştir. Ancak şehir içi trafik yoğunluğu neredeyse büyükşehirleri geçmiş ve çekilmez olmuştur. Acilen çevre yolu onarımı mutlaka yapılmalı veya güzergâh değiştirilerek başka yerden yol açılmalıdır. Ayrıca Niksar yönünden gelip Turhal yönüne geçiş için de çevre yolu yapılmalıdır yani çevre yolları Tokat ilini çepeçevre sarmalıdır.

Sayın milletvekilleri, Tokat-Niksar, Tokat-Amasya, Tokat-Sivas yolları da bir türlü maalesef bitirilememiş ve ne zaman bitirileceği de meçhuldür.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Bitmez Sayın Bakanım, bitmez.

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Acilen Ulaştırma Bakanlığından bu konuda cevap bekliyoruz.

Ayrıca, Tokat’ta organize sanayi bölgelerinde çok sorun vardır. Niksar, Turhal, Zile organize sanayilerinde doğru dürüst hiçbir yatırım yapılmamıştır. Ayrıca, diğer organize sanayi bölgelerinde de iş yerleri kapanmaktadır. Bundan dolayı da Tokat ili, teşvik sisteminde tekrar eski yerine getirilmeli, Doğu Anadolu illeriyle aynı sınıfta olmalıdır çünkü bazı bölgeler Doğu Anadolu ilçelerinden, hatta köylerinden daha geri durumdadır.

Sayın milletvekilleri, Tokat Havaalanı çok yetersizdir. Havaalanıyla ilgili çalışmalar yeniden mutlaka başlamalıdır. Apronlara ilaveler yapılmalı, havaalanı büyütülmelidir ve dolayısıyla büyük uçaklar da mutlaka Tokat Havaalanı’na inebilmelidir.

Ayrıca, Turhal’da şeker fabrikası mutlaka özelleştirme kapsamından çıkarılmalı, açık kalmalı, Tokat Sigara Fabrikası gibi kapatılmamalıdır. Şeker ve tütün üretimi mutlaka Tokat çiftçisince devam ettirilmelidir, o çiftçi kardeşlerimize de sahip çıkılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, Tokat ili turizm ve kültür merkezi olmasına rağmen sahipsizlikten geri kalmaktadır. Tokat merkez, Danişmentlilerin başkenti Niksar, Sulusaray, Sebastapolis, Pazar Ballıca Mağarası, Erbaa Horoz Tepesi, Zile Kalesi dünyaya tanıtılabilir.

Tokat’ta Gaziosmanpaşa Üniversitesine sahip çıkılmalıdır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi bölgemizin göz bebeğidir. Üniversitemiz büyümekte, etrafa ışık saçmaktadır. Ancak Hükûmet de özellikle belediyeler de okula ve öğrencilere sahip çıkmalı, ödenekler reel olarak artırılmalıdır.

Tokat ili Kuzey Anadolu fay hattı üzerindedir. Geçmişte bu kuşakta çok ağır ve acı depremler olmuştur. Binlerce ev yıkılmış, insanlarımız ölmüş, yaralanmışlardır. Bundan dolayı da resmî binalar başta olmak üzere bütün yerleşim yerlerinde depreme dayanıklılık testleri mutlaka ama mutlaka yapılmalıdır. Şu ana kadar çok ciddi manada mesafede alınmamıştır. İlla bir afetin gelmesi veyahut da afetle karşılaşmamak gerekmektedir.

İnanıyorum ki yetkililer bunların hepsini duyacaklar ve Tokat’ımıza da gerçek manada sahip çıkacaklardır diyor; Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum sizlere. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Gündem dışı üçüncü söz, ODTܒde yaşanan olaylar nedeniyle söz isteyen Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Değirmendereli. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, ODTܒde yaşanan olaylara ilişkin gündem dışı konuşması ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mezunu olmaktan gurur duyduğum Orta Doğu Teknik Üniversitesine yönelik olarak son günlerde gerçekleşen hukuk dışı uygulamalarla ilgili olarak yüce Meclisi bilgilendirmek için söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 100 bini aşkın  mezunu, 25 bin öğrencisi ile kuruluşundan beri ülkemizin kalkınmasına, insanlarımızın refahına, bilim dünyasına yadsınamaz katkılar sağlamış ve sağlamaktadır. Bunların yanında, üniversitemiz sadece önemli bilim adamlarını, mühendisleri, yöneticileri yetiştirme gayesinde olmamış, çevre, özgürlükler, insan hakları gibi toplumsal konularda da duyarlı nesiller yetiştirmeye elverişli ortamı sağlamıştır. ODTÜ ve benzeri üniversitelerimiz, ancak ve ancak sakınarak korumakla, desteklemekle mükellef olduğumuz geleceğimizin teminatlarıdır. İster kabul edelim ister etmeyelim, hepimizin borcudur bu Cahit Arflara, Kemal Kurdaşlara, Merih Celasunlara, Mustafa Parlarlara ve Rüştü Yücelere.

Peki, son günlerde Hükûmet eliyle, yerel yönetimler eliyle nelerle cebelleşmektedir ODTÜ? ODTܒde son günlerde neler yaşanmaktadır? Gezi benzeri gece yarısı baskını ODTܒye niye yaşatılmıştır? ODTÜ Rektörümüzün ODTÜ arazisinden geçirilecek yolla ilgili sürece ilişkin açıklamasını özetle paylaşmak istiyorum sizlerle değerli milletvekilleri.

ODTÜ koruma amaçlı imar planı 2 Ekimde kurumlara bildirilmiş, plan 4 Ekimde askıya çıkmıştır. 4 Kasıma kadar da Bakanlığa itirazların iletilmesi gerekmektedir. 11 Ekimde de üniversite, Bakanlık, belediye ve devlet yetkilileriyle görüşeceklerini, itirazlarının olacağını, itiraz süresi içerisinde herhangi bir işlemin yapılmamasına ilişkin düşüncelerini belirtmiştir. Bu görüş ve yazışmalara rağmen, süreler beklenmeksizin, 18 Ekim bayram günü, tıpkı Gezi olaylarında çadırları yakar gibi ağaçları sökmeye girişmiştir Ankara Belediyesi.

Değerli milletvekilleri, birçoğunuzun bilgisinde olmayabilir, sizlerle paylaşmak istiyorum. ODTÜ 1960’larda böyle Ankara’nın bozkır köşelerinden biriydi, ama daha sonra ODTÜ öğrencileri, ODTÜ öğretim üyeleri yavaş yavaş ODTܒyü böyle yeşertmeye başladılar. Daha sonra ODTÜ Ankara’nın cennet köşelerinden biri hâline geldi gördüğünüz gibi ancak 18 Ekim gecesi de yeniden bozkıra dönüştürüldü bu Melih Gökçek belediyesinin başarılı çalışmalarıyla. Bugün geldiği nokta ve ODTÜ arazisinde yaşanan vahşetin en güzel görüntüsünü bu fotoğraf açıklıyor.

Ama arkadaşlar, ODTÜ yönetimi de “Yol yapımına karşıyız.” demiyor. Burada önemli olan, itiraz sürelerinin beklenmeden, bir gece yarısı operasyonuyla, hukuk dışı uygulamayla bu araziye girilmesi ve ağaçların tahrip edilmesi. Tıpkı Gezi olaylarında olduğu gibi, yeniden halkımız, gençlerimiz polisimizle karşı karşıya getiriliyor. Hükûmet ve yerel yönetim, bu ayıbıyla, dışarıda ülkemizi utanç raporlarıyla temsil etmek durumunda kalacak.

Yine, bu gece yarısı baskınıyla hukuk hiçe sayılmıştır. Türkiye hukuk devleti midir, muz cumhuriyeti midir? ODTÜ mezunu sayın bakanları, İçişleri Bakanını ve ODTÜ mezunu iktidar partisi milletvekili arkadaşları bu hukuksuzluğu önlemeye çağırıyorum.

Değerli milletvekilleri, bizler, rant uğruna ağacını, gencecik canlarını, halkını, camisini tanımayan bu zihniyetin karşısındayız. Yıkarak yapan değil, yepyenileri eskilerin üzerine kurabilmeyi başaran bir liderin takipçisiyiz ve her zamankinden daha da emin diyorum ki iktidar olduğumuzda bütün tahribatlarınızın üzerine yepyeni bir Türkiye yeşerteceğiz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Değirmendereli.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Cevap vermek istiyorsunuz.

Buyurunuz Sayın Bozdağ Hükûmet adına. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bekir, aklın ermez senin bunlara cevap vermeye ya.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, ODTÜ yerleşkesi içerisinden geçecek yolla ilgili Türkiye kamuoyunda uzunca bir zamandır tartışma yaşanıyor. İşte, “Ağaç katliamı yapılıyor, şöyle yanlış yapılıyor, böyle hukuk çiğneniyor.” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor. Buradan, hem Belediye Başkanımız hem Hükûmetimiz eleştirilmektedir. Aynı şekilde, geçmişte İstanbul’da Gezi olayları çerçevesinde Taksim’deki bazı ağaçların taşınması bahane edilerek ortaya çıkan hadiselerde de benzer konular gündeme getirildi, tartışmalar yapıldı. Esasında birtakım siyasi hesaplaşmalar, Türkiye’nin iktidarına dönük birtakım hadiseler, ağaçların arkasına bazıları saklanarak, ağaçların gölgesinde ve duldasında, arkasında böylesi bir senaryoyu ortaya koydu ve biz, bu senaryonun sahiplerini çok ama çok yakından tanıyoruz. Türkiye’miz son on bir yıl içerisinde Hükûmetimizin ortaya koyduğu icraatlar çerçevesinde her alanda büyük değişimler yaşadığı gibi, ağaçlandırma konusunda, çevre konusunda da çok büyük değişim ve dönüşümleri yaşamıştır.

Biliyorsunuz, doğal gaz Türkiye’nin sadece dokuz ilinde var iken hükûmetlerimiz döneminde Türkiye’nin neredeyse illerinin tamamına yakınına ulaştırıldığı gibi pek çok ilçemiz de doğal gazla buluşturuldu ve bu usulle, çevrenin daha temiz olması, hava kirliliğinin Türkiye'nin gündeminden çıkarılması konusunda önemli adımlar atıldı.

Yine, hükûmetlerimiz döneminde ihtiyaç sahibi ailelere kömür dağıtılması kararının alınması ve bu çerçevede mağdur ailelere, hatta köylere varıncaya kadar kömür dağıtılması, kışlık odun ihtiyacı münasebetiyle ormanlarımıza dönük alanlarda vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için kestikleri orman uygulamasına son veren, esasında bu kömür dağıtımıyla ormanlarımızı koruyan ve onların gelişmesine büyük katkı sağlayan tarihî bir başka adımı attık. Her ne kadar bu eleştirilse de bu kömür dağıtımının ormanlarımızı koruma bakımından, çevreyi koruma bakımından da fevkalade önemli başka bir yönüne ben burada huzurlarınızda dikkat çekmek isterim.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sarıyer ormanları ne oldu Sayın Bakan, Sarıyer ormanları? 1,5 milyon ağaç kesildi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Tabii, bir başka konuyu da şöyle ifade etmek isterim: Türkiye'nin pek çok yerinde ağaçlandırma faaliyetleri de yapılmaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanımız da açıklama yaptı, Sayın Başbakanımız da ifade etti ve bu çerçevede Türkiye’de bu dönemde 2 milyar civarında fidanın dikildiğini huzurlarınızda açıkça ifade etmek isterim. Türkiye'nin orman haritasında, çevre ve yeşil anlayışında nasıl büyük bir değişim ve dönüşümün yaşandığı rakamlarla ve bunun da ötesinde, ortaya çıkan ormanlarla sabittir.

Ancak, bütün bunlara rağmen, bir yandan belediyeler şehircilik anlamında yeşil alanları çoğaltmak için çalışmalar yaparken, öte yandan merkezî Hükûmetimiz bu konuda adımlar atarken, elbette bazı yatırımları yapma zarureti de var. Siz bir yere havaalanı yapacaksanız, bir yere yol götürecekseniz, bir yere okul yapacaksanız, bir yerde başkaca bir kamu yatırımını yine insanlarınızın ihtiyaçlarını ve taleplerini dikkate alarak hayata geçirecekseniz o zaman onunla ilgili adımları atarsanız. Elbette adım atarken kamunun menfaatini gözeteceğiz ama ali menfaatini hep beraber gözeteceğiz. Yolun gittiği güzergâhlarda ağaçlar olabilir mi? Olabilir. Nitekim pek çok ormanın içinden geçen hem bölünmüş yollar hem otobanlar var. Siz o yolu oradan geçirecekseniz bu yolun geçeceği alanları genişletecek adımları atmanız lazımdır, aksi takdirde o yolu geçiremezsiniz. Tünel yapmak icap ediyorsa o tüneller de yapılabilir ki bizim hükûmetlerimiz döneminde…

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – İtiraz süresi beklenmiyor Sayın Bakanım.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Cumhuriyet tarihinin en büyük tünelleri bizim hükûmetlerimiz döneminde yapıldı ve bu tünelleri şu anda gerek Karadeniz sahil yolunda gerek İstanbul yolunda gerekse ülkemizin pek çok yolunda insanlarımız kullanmaktadır. Bir yere okul yapmak istediğinizde eğer oradan başka bu okulu yapacağınız bir alan yoksa elbette ki okulu yapacak ve bu konuda daha üstün menfaati tercih eden kararı alıp uygulayacaksınız. Bu ihtiyaçtır, bunun gereğini de biz yapacağız. Bazen yol yapılırken yolun geçtiği mekânın mezar olduğu da ortaya çıkıyor ve oradaki ölülerin kemiklerini başka alanlara taşımak suretiyle bunun yapıldığını biliyoruz. Pek çok belediyenin farklı partilerde de olsa benzer adımlar attığını da biz biliyoruz, görüyoruz. Bunun örneklerini buraya getirsek hem CHP’li hem MHP’li hem AK PARTİ’li hem de BDP’li pek çok belediyenin yeşil alanların, daha doğrusu ağaçların olduğu kısımlarda pek çok belediyecilik hizmeti bakımından tasarruf yaptığını da hepimiz biliyoruz. Bunları masaya getirip “Şurada şu kadar, burada bu kadar yapıldı.” yarışına girmeye de gerek yoktur. Ancak ihtiyaç varsa bu yapılır ama bu adımlar atılırken yapılan hizmetleri yeşil üzerinden, insanların çevreye olan hassasiyeti üzerinden istismar edip oradan başka siyasetler üretmek, oradan iktidarı, oradan Hükûmeti dövmek için vesileler ortaya koymak istiyorsak o zaman büyük bir yanlışı yapmış oluruz.

Burada ODTܒyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Şimdi, elimde bir gazetenin Ankara eki var. “Katliamı asıl ODTÜ yapmış.” diyor. Ne yapmışlar diye ben bakıyorum. Şimdi, Rektör Bey açıklama üstüne açıklama yapıyor. Acaba hukuktan mı korkuyor Rektör, yoksa başkalarından mı korkarak açıklama yapıyor, onu da merak ediyorum işin doğrusu.

Şimdi, kongre merkezi yapılmış, bakın, yeşil alanın tam da içinde. Otopark yapılmış, yeşil alan. Alışveriş merkezi, AVM için ayağa kaldırıyorlar ya, AVM, alışveriş merkezi yapılmış. Tenis kortları yapılmış. Şimdi, şurada, gözüküyor mu bilmiyorum ama ağaç kesilerek yapılan lojmanlar var.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Gece yarısı mı yapmışlar efendim, gece yarısı mı yapmışlar? Baskınla mı yapmışlar?

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Yalan!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – AKP’nin yayın organı yazıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bakın, şurada, sayısını tam bilemiyorum ama onlarca ağaç kesilerek ODTܒde hocalara veya başkalarına lojman yapılmış.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Bozdağ, bozacının şahidi misali oluyor o haber.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yeni yol nereden geçiyor derseniz, yolun geçtiği yer belli. Şehirle tam ODTÜ arasında çok fazla da bir mesafe yok ama esas yeşili katleden, yeşilin içerisine, oradaki hocalara veya başkalarına lojman yapan, oraya alışveriş merkezleri yapan, kongre merkezi yapan, otopark yapan, tenis kortları yapan ve bugüne kadar bu adımları atan ODTÜ yönetimleridir.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bayram gecesi baskınla mı yapmışlar Sayın Bakan?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Ben şimdi merak ediyorum, bu alışveriş merkezi yapılırken bunları protesto edenler neredeydi, yoklar mıydı?

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Onlar yeşil alan değildi Sayın Bakan, yeşil alan değildi oralar.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - O zaman o bilinç yok muydu? Bu tenis kortlarını, bu lojmanları kim yaptı ODTܒnün içerisine? Elbette ODTÜ yönetimi yaptı.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Siz hükûmet değil miydiniz o zaman, siz neredeydiniz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Peki, bunlara dair, siz Türkiye’nin kamuoyunda geçmişte hiçbir haber duydunuz mu? Bugünün eseri değil bunlar. Ben duymadım, duyan varsa o zaman onu da söylesinler. Tabii, ODTܒnün içerisinde şu anda devam eden çalışma da yasal bir çalışmadır.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Bakan, 4 Kasıma kadar itiraz imkânı var, 4 Kasıma kadar.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yasalara uyularak yapılmış hazırlıkların bir noktaya gelmesinden sonra yapılan çalışmalardır.

Şimdi, Kanal İstanbul yapılacak, “Biz yaptırmayız.” Boğaz köprüsü yapılacak, “Biz yaptırmayız.” Üçüncü havaalanı yaptırılacak, “Biz yaptırmayız.”

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Onlar geçmiş hikâyeler. Bırakın onu, geçmiş hikâyeler okumayın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - O zaman biz Türkiye’ye çivi çakamayız. Her yaptığınız hizmetin çevreye dokunan bir yanı vardır, her yaptığınız hizmetin ağaçla, yeşille ilgili bir başka boyutu vardır. Türkiye’nin şu anda dört bir yanında barajlar yapılıyor, Türkiye’nin enerji ihtiyacı var. Hükûmetlerimiz döneminde Türkiye’nin enerji ihtiyacını 2 kat artırmamıza rağmen 2023 hedefleri içerisinde bunu 1 kattan daha fazla artırmaya Türkiye’nin ihtiyacı var.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yaptığınız barajlar HES ya Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – O zaman, biz barajları yapmayacak mıyız bunun altında ağaçlar kalıyor, çevrede şu sıkıntı oluyor diye?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bir tane baraj söyle ya.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – HES’lerle hallediyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Türkiye’nin her şey ihtiyacıdır; çevre de ihtiyacıdır, yeşil de ihtiyacıdır, orman da ihtiyacıdır.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Hukuk da ihtiyacıdır Sayın Bakan, hukuk da ihtiyacıdır.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Ama biz bütün bu ihtiyaçları korurken kollarken adım da atmamız gerektiği zaman, bir yerde menfaat çatışması varsa o zaman en üstün çıkarı tercih ederek millet adına doğru adım atacağız. Birileri karşı çıkıyor diye, birileri protesto ediyor diye, birileri örgütlü örgütsüz birtakım çalışmalar üzerinden Hükûmet karşıtlığı üretmek için uğraşıyor diye, biz, milletimizin hayrına ve yararına olan adımları atmaktan vazgeçmeyeceğiz. Türkiye’nin yolları da yapılacaktır, havaalanları da yapılacaktır, parkları da yapılacaktır, tünelleri de yapılacaktır, yüksek hızlı trenleri de yapılacaktır; bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu yollardan rahatsız olanlar varsa yoldan geçmeyecekler.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Babanızın tarlası ya, o da geçmesin bu da geçmesin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Şimdi, Marmaray biliyorsunuz bitti. Önümüzdeki hafta salı günü, başka ülkelerden cumhurbaşkanlarının, başbakanların katılımıyla beraber, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın da katılımıyla Marmaray hizmete açılacak. Türkiye’nin iftihar ettiği bir projeyi, Abdülhamid’in, Sultan Abdülmecid’in hayalini kurduğu, ilk adımını attığı projeyi, yüz yirmi iki sene aradan sonra Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti olarak hayata geçirmenin iftiharını, gururunu yaşıyoruz. Biz, bunu, denizin altından tüneller kazarak ve ülkemizin itibarını da, prestijini de yükselterek yapıyoruz.

Şimdi, üçüncü boğaz köprüsü de 2015’te bitecek inşallah. Onun yanına diğer bir tüp geçit daha yapılıyor, oradan da kara taşıtları geçecek. Bir yandan yüksek hızlı tren, tren, tramvay, öte yandan da kara taşıtları geçecek. Üçüncü köprüyle İstanbul trafiği de rahatlayacak, İstanbul da rahatlayacak.

Şimdi, biz bu adımları atmamış olsaydık İstanbul’daki trafiğin geldiği nokta nasıl olurdu? Bayrama gittik hepimiz. Ben Yozgat’tan Ankara’ya gelirken -o yolu kullanan değerli vatandaşlarımız çok iyi bilirler- Elmadağ’ı geçmek Çin işkencesine dönerdi. Hele egzozu bozuk bir kamyonun arkasına arabayla düştün mü “Yandım keten helva.” derler bizim orada, mahvoldunuz, perişan oldunuz. Eğer, Türkiye’nin yollarının yanına “bölünmüş yollar” dediğimiz yeni yolları koyup, bu yolların standardını geliştirip güçlendirmemiş olsaydık, o yolların geçtiği yerlerdeki ağaçları başka yere taşıyıp oradan yolları geçirmemiş olsaydık, bugün bayram ziyaretleri ayrı bir işkenceye, ayrı bir tahammülsüzlüğe, ayrı bir soruna dönerdi.

Türkiye’yi rahatlatan adımları attık biz. Bakın, şimdi İstanbul-İzmir otoyolu devam ediyor. İnşallah, İstanbul-Bursa güzergâhı 2015’te bitecek, arkasından İzmir’e kadar olan kısım bitecek. Yol medeniyettir, bu yolları siz ne kadar kaliteli yaparsanız hem seyahat edenlerin keyif almasına hem konfor içinde seyahat etmesine hem de can ve mal güvenliğinin temin edilerek ülkemiz ekonomisine çok büyük gelir ve imkân sağlanmasına katkı sağlarsınız. Bizim yaptıklarımız bunlardır. Türkiye’nin ihtiyacı olan yolları yapacağız.

Bakıyorsunuz, şehrin göbeğinde kalmış kamu kurumları var, kamu kuruluşları var ve hem hizmetin güvenliği bakımından hem hizmetin doğru dürüst verilebilirliği bakımından efektif değil buralar, doğru da değil. O zaman kararlar alınıyor, bunları başka yerlere taşıyıp daha iyi şartlarda, daha güzel bir şekilde yapmak ve oraları da insanımızın yararına olacak şekilde, daha başka şekilde hizmete sokmak için adımlar atıyoruz. Eğer, biz bu adımları atmazsak, o zaman şehirlerimizi hapsederiz, gelişmenin, değişmenin şehirlerde önünü tıkamış oluruz, geçmişin yanlışlarına veya geçmişin doğrusu olup da şehirlerin nüfus olarak, çevre olarak büyümesi ve gelişmesi karşısında bugün yanlış bir noktaya gelmiş konuların varlığının devamına izin vermiş oluruz. Onun için de gerek ODTܒde devam eden yol çalışması gerek de başka yerlerde devam eden çalışmaların tamamı milletimizin menfaatine olan çalışmalardır, milletimizin hayrına olan çalışmalardır ve biz, bu çalışmaları yaparken keyfî değil, hukuka aykırı olarak değil, hukuku tanımayarak değil, hukuka uygun adımlar atarak yapıyoruz.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Bakan, süre dolmadan makineleri soktunuz, 4 Kasıma kadar süre vardı yani. Yapmayın!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Bakın, bizim çevreye gösterdiğimiz duyarlılığın en somut örneklerinden birini Taksim’deki hadiseler çerçevesinde görürsünüz. Başbakanımız ne dedi? Görüşmeden sonra dedik ki biz: “Burada mahkeme kararı ne diyorsa biz ona varız, yapmayın derse yapmayacağız.”

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – ODTܒde mahkeme kararına uymadınız ama!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – “Ama bakın, eğer mahkeme bu yapılan iş usul ve yasaya uygundur derse o zaman da halkoyuna gitmeye, İstanbullunun kararı neyse ona uymaya varız.” dedi. Bu bir duyarlılığın, bir hassasiyetin göstergesidir. Hukuku tanımayan birileri mahkeme kararına, halkın iradesine atıf yapmaz ama hukuk uygulanırken hukuku tanımayan, zorla, şiddetle, devlete karşı meydan okuyarak “Ben bunları yaptırmam.” diyenlere de devletin ve hukukun kim olduğunu göstermek devleti yönetenlerin vazifesidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bozdağ.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Bakan ODTÜ olayları, daha doğrusu ODTܒden geçen yolla ilgili olarak son derece yanlış bilgiler verdiler. Tutanaklara geçmesi açısından bir konuyu ifade etmek istiyorum.

ODTܒden geçirilmek istenen yola ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanmış olan ODTÜ Koruma Amaçlı İmar Planı askıya çıkmıştır, onun kesinleşmesi için askı süresinin sona ermesi gerekmektedir ve askı süresi 4 Kasım 2013 tarihinde sona ermektedir. Yani, plan kesinleşmeden Ankara Büyükşehir Belediyesi herhangi bir şekilde buradan bir yol geçiremez, sorun buradadır. Sayın Bakan diyor ki: “Her şey hukuka uygundur.” Hayır, hukuka uygun değil. Bu yol ihtiyaç olabilir, bu yolun yapılması zorunlu olabilir ama ODTÜ Rektörlüğünün haberi olmaksızın bir gece yarısı operasyonuyla, bayram tatilinde…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Rektörün her şeyden haberi var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - …üniversiteyi karşıya alarak yani hukuk devletinde olmaması gereken bir şekilde Ankara Büyükşehir Belediyesinin buraya girmesi problemdir, problem olan budur.

Ayrıca, Sayın Bakan “Asıl yeşil karşıtı olan ODTÜ yönetimidir.” diyerek o ODTÜ arazisinde Rektörlüğün yapmış olduğu birtakım inşaatları söylüyor.

Sayın Bakan, o konudaki hassasiyetinize teşekkür ederim. Yalnız, o inşaatlarda bir usulsüzlük mü var acaba, onu mu söylemek istiyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Hayır, hayır… Yeşille ilgili, oradan ağaçlar sökülerek yapıldığı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Eğer onu söylemek istemiyorsanız…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – ODTܒnün ta başından beri olan binalar değil.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - …eğer konu o değil ise Başbakanlığın Atatürk Orman Çiftliğini tahrip eden, yok eden o devasa bloklarını ben sizin dikkatinize sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Şimdi, gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize birer dakika söz vereceğim.

Sayın Köprülü…

2.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Tekirdağ ilinin bazı köylerinin baraj sulamasından yararlanamadığına ve bu konudaki mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin açıklaması

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bölgemizden gelen özellikle bazı şikâyetleri dile getirmek istiyorum. Tamamı Tekirdağ ilinin sınırları içerisinde kalan bir baraj inşaatı vardı; Çokal Barajı. Bu barajla ilgili, Malkara ilçesi ve Şarköy ilçesindeki birçok köylünün arazisi kamulaştırıldı ancak bu kamulaştırılan arazileriyle mağdur olan köylerimiz baraj sulamasından maalesef ki yararlanamamaktadırlar. Şarköy ilçesinin Sofuköy, Yayaağaç, Yeniköy ve Gölcük köyleri; Malkara ilçesinin Emirali, Ballı, Esendik, Çimendere ve Çınarlıdere köyleri sulama hizmetinden yararlanmamaktadır. Bu köylerimizin mağduriyeti çok büyüktür. Bu konuda Hükûmetin çözüm bulması, köylerin mağduriyetini bir an evvel gidermesi gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Köprülü.

Sayın Kaplan…

3.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Gebze ilçesinde birkaç köyde hazineye ait gayrimenkullerin köyde oturmayanlar üzerine geçirilerek devletin zarara uğratıldığına ilişkin açıklaması

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gebze ilçesi Pelitli köyünde, organize sanayi bölgesine yakın bulunan birkaç köyde, -hak sahipleri- mülkiyeti hazineye ait olan gayrimenkuller, köy muhtarları ve yakınları tarafından köyde oturmayanların üzerine geçirilerek hem devlet hem hazine zarara uğratılmakta, kendileri için de bir çıkar elde etmektedirler.

Bununla ilgili yetkililerin daha duyarlı olmasını ve incelemelerde bulunmasını talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Doğru…

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgili bakanlığın kara yollarını tekrar gözden geçirmesi ve trafik kazalarına karşı önlem alması gerektiğine ilişkin açıklaması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kurban Bayramı dolayısıyla ülkemizin her yerinde birçok trafik kazası olmuş, yollarımız kan gölüne dönmüş, onlarca insanımız hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Sürücülerin dikkatleri yanında, bazı yerlerde yol inşaatları çok uzun sürmektedir. Bazı kavşaklar ve yollar da çok tehlikeli virajlarla doludur. Karayolları Genel Müdürlüğü ve ilgili bakanlık bütün bu yolların hepsini tekrar gözden geçirmeli, ona göre de önlem almalıdır. Bir insanın hayatı başka hiçbir şekilde değerlendirilemez. İnanıyorum ki Karayolları bunları duyar ve gerekenleri de yapar diyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Sayın Öğüt…

5.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özel tiyatrolara destek yardımları için toplanan kurulda Gezi eylemlerine destek veren tiyatrolara yardım yapılmaması yönünde fikirler ortaya atıldığı iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kültür ve Turizm Bakanlığında her yıl özel tiyatrolara yapılan destek yardımları için toplanan kurulda Gezi eylemlerine destek veren tiyatrolara yardım yapılmaması yönünde fikirler ortaya atıldığı kamuoyuna yansımıştır. Bazı yetkililerin, aralarında Genco Erkal, Ferhan Şensoy ve Levent Kırca’nın da bulunduğu bazı muhalif tiyatroların adlarını özellikle zikrettiği de belirtilmiştir. Tartışmalar sonucunda tam uzlaşma sağlanamadığı da dile getiriliyor. Bu iddia doğru mudur? Kurulda muhalif tiyatrolara hiç ödenek yapılmaması ya da diğerlerinden daha az yapılması seçeneği konuşulmuş mudur? Bu, sanata uyguladığınız ambargoların bir yenisi midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Genç…

6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, haklarında kesin hüküm verilmesine rağmen 2 milletvekilinin hâlâ hapishanede olmalarının Anayasa’nın 83’üncü maddesine aykırı olduğuna ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Efendim, Anayasa’mızın 83’üncü maddesine göre milletvekilinin seçimden önce veya seçildikten sonra işlediği bir suçtan kesin hüküm giymesi hâlinde, bu hükmün seçim sonucuna yani milletvekilliği devresinin sonrasına erteleneceğine dair 83’üncü maddede açık bir hüküm var. Buna rağmen, bugün 2 milletvekili -Sayın Engin Alan ve bir BDP’li milletvekili- arkadaşımız kesin hüküm aldığı hâlde hapishanededir. Bana göre, Anayasa’nın 83’üncü maddesine göre, Meclis Başkanının bu arkadaşları hemen buraya getirip burada… Yani, tutukluluk sürelerinin sona ermesi lazım ama bunların mahkûmiyet kararını getirir Mecliste okursa 84’üncü maddeye göre milletvekilliği sona erer, başka ama o tarihe kadar bu kişilerin cezaevinde değil dışarıda kalması lazım.

Biraz önce, bir de Bekir Bozdağ burada çok gereksiz ve kendi üslubuna uygun, gerçek dışı birtakım olaylar söyledi. Yani, İstanbul’da, Gezi olaylarında yürütmenin durdurulması kararı olduğu hâlde, Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile o Taksim’deki ağaçların tahribatı devam ettiği hâlde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Tunceli) –…diyor ki “Biz mahkeme kararına saygılıyız.”

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Sayın Hamzaçebi…

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Âşık Veysel’in doğum yıl dönümüne ve doğumunun 120’nci yılı olması nedeniyle 2014 yılının “Âşık Veysel yılı” olarak ilan edilmesini önerdiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün, büyük ozan Âşık Veysel’in doğum yıl dönümü. Halk ozanı geleneğinden gelen, âşık geleneğinden gelen ozanların en son ve büyük temsilcisi Âşık Veysel’i saygıyla,  rahmetle anıyorum. Önümüzdeki yıl, onun doğumunun 120’nci yılı olacak. Buradan Kültür ve Turizm Bakanlığına, Sayın Bakana bir çağrıda bulunuyorum. 2014 yılını -Âşık Veysel’in doğumunun 120’nci yılı olması nedeniyle- Âşık Veysel yılı olarak ilan etmesini ve bu çerçevede onun anısına bir  dizi etkinlik düzenlemesini öneriyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Sayın Düzgün.

8.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, “Düzgün” soyadını taşıyan ve dağa çıkıp Türk askerine kurşun sıkan hiç kimse olmadığına ilişkin açıklaması

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, geçtiğimiz günlerde Yargıtay tarafından açıklanan Balyoz davasıyla ilgili yaptığım yorumlarla ilgili, Hükûmet sözcüsü Sayın Hüseyin Çelik, beni -soyadımı da kullanarak- orduya nifak sokmakla itham etti. Şunu çok açık yüreklilikle söylemek isterim ki “Düzgün” soyadını taşıyan ve dağa çıkıp Türk askerine kurşun sıkan hiç kimse yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Çelik eğer orduya düşman birilerini arıyorsa kendi etrafına bakınmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Düzgün.

Sayın Serindağ…

9.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın gündem dışı konuşmaya cevabındaki bazı ifadelerine ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının yeni bir yol yapmak için mevcut yolları kullanılmaz duruma getirmekten vazgeçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Gerçi Sayın Bakan ayrıldı Sayın Başkan ama Sayın Bakan şunu bilmeli ki bu bir ağaç kesme faaliyeti değil, hukuksuz bir saldırıdır ODTܒye yapılan. Sayın Grup Başkan Vekilimiz de açıkladı; 4 Ekimde imar planı askıya çıkarılmış, henüz askı süresi dolmamıştır ve plan askıdadır, daha sonra da dava açma süresi başlayacaktır. Tüm bu işlemler beklenmeden ODTܒye bir gece baskını yapılmıştır. Hukukçu olan Sayın Bakanın “Bu hareket yasaldır.” demesi kendisine yakışmamıştır, kendisini yadırgıyorum.

Eğer, Sayın Belediye Başkanı Ankara’ya yeni yol yapmak istiyorsa mevcut yolları kullanılmaz duruma getirmekten vazgeçmelidir. Şu anda, ODTÜ kavşağıyla Konya yolu arasındaki mesafe 2-2,5 kilometredir. Oraya ne tür binaların, ne tür yapıların yapılmakta olduğunu burada AKP’ye mensup milletvekili arkadaşlarımız da görmektedir. 30 katlı binalar çekme mesafesi dikkate alınmadan yapılmaktadır. Hatta belediyeye ait bir bina da yolun içerisine yapılmıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

Sayın Halaman…

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Suriye ve Irak’la yol, gümrük ve ticari güvenlik sağlanamadığı için Adana bölgesinde narenciye piyasasının oluşmadığına ve yetkililerin bu konuyla ilgilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şimdi, Türkiye’nin dış politikası epeydir iyi gitmiyor yani bizim bölgelerde üreten, tüketen rahatsız. Son günlerde, özellikle narenciye hasadı başladı. Bizim bölgenin narenciyesi genelde Irak’ta, Suriye’de satılırdı. Şimdi, bu Suriye’yle, Irak’la yol güvenliği, gümrük güvenliği, ticari güvenlik sağlanamadığı için narenciyenin piyasası bir türlü oluşmuyor. Hükûmet, yetkili bakanlar, ilgililer bu narenciye piyasasının oluşması için ne yapmaları gerekiyorsa yani “Bu, savaş hâli.” der gibi… Bunları önlemek, yol güvenliğini temin etmek Hükûmetin asli görevi, bununla ilgilenirlerse memnun oluruz.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaman.

Sayın Özgündüz…

11.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, üçüncü köprü bağlantı yolları üzerinde AK PARTİ’ye mensup kaç kişinin kaç metrekare arsa satın aldığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Bakan, Sayın Bozdağ anlattı, sloganları attı, gitti. Keşke burada olsaydı da dinleseydi. “Efendim, işte, yol yapıyoruz, yol medeniyettir. İşte, üçüncü köprü ve bağlantı yollarını yapıyoruz.” diyor. Sayın Bakan duysun, buradan soru soruyorum: Üçüncü köprü bağlantı yolları üzerinde, Garipçe’de, Poyrazköy’de, Kemerburgaz’da, Yeniköy’de, Durusu’da, Yassıören’de partinize mensup kaç kişi, kaç milyon metrekare arsa aldı, arsa topladı? Yine partinize yakın şirketler, müteahhitler kaç milyon metrekare arsa topladı, kaç milyar dolar rant sağlandı? Bunları bir açıklayın kamuoyuna, millet de baksın bakalım, hakikaten, siz yol yaparak millete mi hizmet ediyorsunuz, yoksa kendinizin ve yandaşlarınızın çıkarını mı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Sayın Demiröz…

12.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’nın bazı köylerinde sağlıklı sulama yapılamaması nedeniyle domates ve mısır ürünlerinde yeterli verim alınamadığına ve bununla ilgili sıkıntıların giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bursa Karacabey ilçesine bağlı Gölecik, Karasu ve Kıranlar köylerinde kuraklık ve sulama tesislerinin olmaması, yer altı sularının çekilmesi nedeniyle sağlıklı sulama yapılmaması yönünden, domates ve mısır ürünlerinde yeterli verim alınamamıştır. Hiçbir zaman güney Marmara Bölgesi’ne yüzünü dönmeyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı acaba Karacabey Tarım İlçe Müdürlüğüne talimat vererek bu köylerdeki bu sıkıntıyı inceletecek midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Yüksel…

13.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir’de kamu arazilerinin özelleştirilerek satılmasına ilişkin açıklaması

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yarın saat 12.30’da Cumhuriyet Halk Partisi İzmir il örgütü öncülüğünde İzmirliler Bornova Ağaçlı Yol’da buluşarak Karayolları arazisinin satılmasına tepkilerini dile getireceklerdir. İzmir’de, bugünlerde, AKP Hükûmeti, bakanlıklar hemen bütün kamu arazilerini özelleştirerek satılığa çıkarmışlardır. Kentin akciğerleri olan bu yeşil alanlar, Karayolları, Devlet Su İşleri gibi araziler, Buca’da TEKEL’in arazileri hem de özelleştirmeden, yoğunlaştırılması çok artırılmış planlar yapılarak satılığa çıkarılmıştır. Karşıyaka Mavişehir’de adım atacak boş alan bırakmamışlardır, TOKİ’ye devretmişlerdir. Kınık’ta 1.200 dönüm mera, köylülerin üzerine yatırım yaptığı, artezyenler kurduğu mera şimdi Gülsüt’e bir yıl ücretsiz tahsis edilmiştir, ardından kırk dokuz yıl tahsisi kararlaştırılmıştır. Bu kamu arazileri kentlerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Sayın Özel…

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Gazeteci Sami Menteş’i bir terör örgütüyle ilişkilendirerek isminin karalandığına ve geleceğiyle oynandığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hükûmet ve iktidar partisinin sayın sözcüleri, yetkili ağızları, en yetkili ağızlardan kara propaganda yapmaktadır. Dünyanın en genç tutuklu gazetecisi Sami Menteş’in davasını izlediğimiz için bizi terör örgütünün davalarını takip etmekle suçladılar; oysa Sami Menteş terör örgütü üyesi değil, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi bir tutuklu gazeteciydi. Aylarca, haksız yere tutuklu olduğu nasıl ortaya çıktı? Duruşmanın savcısı, ilk celsede Sami Menteş’in serbest bırakılmasını ve tutuksuz yargılanması gerektiğini söyledi, mahkeme de bu karara uydu. Bu karardan sonra, Hükûmet yetkilileri hâlâ daha Sami Menteş’in ismini bir terör örgütüyle bir araya getirebilmekte; oysa o bir davayı takip ederken, bir gösteriyi takip ederken haksız tutuklanmıştı. Bunu kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Yapılmaya çalışılan da haksız yere tutulan bu genç gazetecinin ismini karalamak, geleceğiyle oynamaktır. Bu konuda herkesi vicdanlı davranmaya davet ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Son olarak Sayın Dinçer…

15.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Hükûmet yetkililerinin, Kurban Bayramı’nda ODTÜ arazisinin yağmalanmasını dinî değerlere saygısızlık olarak görüp görmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Avrupa Birliği İlerleme Raporu biliyorsunuz bayramda açıklandı; Hükûmet yetkilileri bunu dinî değerlere saygısızlık olarak gösterdiler ve yoğun eleştiri yaptılar. Oysa, bayramın ikinci günü, aynı Hükûmetin temsilcileri, belediye başkanı büyük bir ekiple ODTܒye girdi, ODTÜ arazisi yağmalandı. Bu yağmalamayı dinî değerlere saygısızlık olarak görüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dinçer.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin 3 önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü ve 20 milletvekilinin, Ergene Nehri ve Çorlu Deresi’ndeki kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/744)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yıllardır birçok bilimsel araştırmaya konu olan Çorlu Deresi’ndeki kirlilik ve Ergene Nehri’ndeki kirlilik sık sık kamuoyu gündemine de getirilmektedir. Araştırmalar sonucu Çorlu'daki kanser sıklığının Türkiye ortalamasının üstünde olduğu, artık ilköğretim öğrencilerinde dahi kanser görülmeye başlandığı tespit edilmiştir.

Çorlu Deresi'nden akan su, Karadeniz kıyısındaki Yıldız Dağları’ndan doğan ve Pehlivanköy, Babaeski, Lüleburgaz ve Uzunköprü'den geçtikten sonra Saroz Körfezi’ne boşalan Ergene Nehri'ne dökülmektedir.

Ergene Nehri’nin Türkiye'nin en kirli nehri olduğu ve içinde 4’üncü sınıf çok kirli su bulunduğu ilgili bakanlıkça da tespit edilmiş ancak şu ana kadar kesin bir çözüm geliştirilememiştir. Nehrin içindeki ağır metaller bu suya temas eden ve içen hayvanlara, bitkilere ve insanlara geçmekte, insanlarda da kansere neden olmaktadır. Nehrin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırmak ve tespit etmek üzere Trakya Üniversitesi tarafından yapılan bilimsel çalışma sonuçlarında Çorlu'da, özellikle Sağlık Mahallesi’nin içinden geçen Çorlu Deresi’nin etrafında oturan insanlarda kanser vakalarının ve başka hastalıkların arttığı belirtilmiştir. Bilhassa yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığı Sağlık Mahallesi’nde oturan insanların sağlığı büyük tehlikededir.

Anayasa'nın 56’ncı maddesine göre de "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir." denilmektedir. Ancak, artık gün yüzüne çıkan ve bilimsel araştırmalarla da tespit edilen dere kirliliği sebebiyle kansere yakalanan, bu nedenle hayatını kaybeden insanlarımızın sayıları giderek artmaktadır.

Tüm bu sebeplerle, Ergene ve Çorlu Deresi’ndeki kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını saygıyla arz ederiz.

1) Emre Köprülü                                  (Tekirdağ)

2) Mehmet S. Kesimoğlu                     (Kırklareli)

3) Ali İhsan Köktürk                            (Zonguldak)

4) Malik Ecder Özdemir                       (Sivas)

5) Mehmet Şeker                                  (Gaziantep)

6) Candan Yüceer                                 (Tekirdağ)

7) Kadir Gökmen Öğüt                        (İstanbul)

8) İhsan Özkes                                     (İstanbul)

9) Mehmet Ali Susam                          (İzmir)

10) Birgül Ayman Güler                      (İzmir)

11) Mustafa Serdar Soydan                  (Çanakkale)

12) Sedef Küçük                                  (İstanbul)

13) Haluk Eyidoğan                             (İstanbul)

14) Ali Haydar Öner                            (Isparta)

15) Metin Lütfi Baydar                         (Aydın)

16) Mahmut Tanal                                (İstanbul)

17) Veli Ağbaba                                   (Malatya)

18) Haydar Akar                                  (Kocaeli)

19) Mustafa Sezgin Tanrıkulu              (İstanbul)

20) Ali Özgündüz                                 (İstanbul)

21) Hurşit Güneş                                  (Kocaeli)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, TOKİ'nin ülkemizde yapmış olduğu konut projeleri ile sosyal donatıların yapım ve teslimatı aşamasında yaşanan sıkıntıların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/745)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TOKİ'nin ülkemizde yaptığı konut projeleri ile sosyal donatıların yapım ve teslimatı aşamasında yaşanan sıkıntıların araştırılarak alınması gereken tedbirler konusunda Anayasa’nın 98’inci, İçtüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Reşat Doğru                                     (Tokat)

2) Mustafa Erdem                                 (Ankara)

3) Ali Uzunırmak                                 (Aydın)

4) Atila Kaya                                        (İstanbul)

5) D. Ali Torlak                                    (İstanbul)

6) Ali Halaman                                     (Adana)

7) Hasan Hüseyin Türkoğlu                 (Osmaniye)

8) Bülent Belen                                     (Tekirdağ)

9) S. Nevzat Korkmaz                          (Isparta)

10) Seyfettin Yılmaz                             (Adana)

11) Emin Çınar                                     (Kastamonu)

12) Ali Öz                                            (Mersin)

13) Mustafa Kalaycı                             (Konya)

14) Özcan Yeniçeri                               (Ankara)

15) Celal Adan                                     (İstanbul)

16) Mehmet Şandır                               (Mersin)

17) Alim Işık                                        (Kütahya)

18) Sümer Oral                                     (Manisa)

19) Erkan Akçay                                  (Manisa)

20) Yusuf Halaçoğlu                            (Kayseri)

Gerekçe:

Kuruluşundan itibaren ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasında en önemli kurum olan TOKİ, 1984 yılında 2985 sayılı Kanun’la, genel bütçe dışında, özel fonu ile ve özerk yapısıyla Başbakanlığa bağlı “Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı” ismi ile kurulmuş ve ana işlevleri, hızlı artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanması ve Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilerek ekonominin canlandırılması olarak belirlenmiştir.

Emlak Bankasının bankacılık dışındaki faaliyetlerinin de TOKİ’ye devredilmesiyle idarenin yetkileri ve çalışma alanları daha da artmıştır.

Başlangıçta konut üretimi ile ilgili olarak çalışmalarını başarılı olarak sürdüren TOKİ’nin ilerleyen dönemlerde kuruluş amaçlarının dışına çıkarak konut dışında sosyal tesisler de inşa etmeye başlaması ve tüm ülke sathına açılması nedeniyle denetim ve yönetim işlevlerinde zafiyetler baş göstermiştir.

Kuruluş hazine arazileri üzerinde arsa üretimi gerçekleştirdiği için, çok cüzi miktarda arsa maliyeti yapmakta, bunun karşılığında yüksek maliyetle satışlar yapmaktadır.

TOKİ tarafından yapılan konutlarla ilgili olarak, inşaatların kalitesi, zamanında bitirilemediği, teslim edilen konutlarda hâlâ büyük oranda eksiklikler bulunduğu tespit edilmektedir. Giriş aidatlarının ve taksit ödemelerinin yüksek olması zaten ekonomik olarak zor durumda olan halkımızın bütçesini çok zorlamaktadır.

Hak edişlerini alamadıkları gerekçesiyle müteahhitlik yapan firmaların bazılarının battığı veya çok zor durumda oldukları kamuoyunda anlatılmaktadır.

Müteahhitlik firmalarının bazılarının batması ile beraber iş yaptıkları firmalar da batmış, konut sektörüne malzeme sağlayan birçok esnaf mağdur olmuştur.

Ortaya çıkan bu durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması, bu durumdaki esnaf ve müteahhitler ile hak sahiplerinin ekonomik sıkıntılarının bertaraf edilmesi, aynı zamanda TOKİ'nin daha özenli çalışması yönünde katkı sağlaması düşünülmektedir. Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.

3.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 19 milletvekilinin, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı çalışan din görevlilerinin yetiştirilmesi, refah seviyelerinin arttırılması, sosyal ve ekonomik şartlarının iyileştirilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/746)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı çalışan din görevlilerinin yetiştirilmesi, refah seviyelerinin arttırılması, sosyal ve ekonomik şartlarının iyileştirilmesi için gerekli çalışmanın yapılması amacı ile Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104, 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.                                                                                                      02/04/2012

1) Enver Erdem                                    (Elâzığ)

2) Sinan Oğan                                      (Iğdır)

3) Mehmet Şandır                                 (Mersin)

4) Ali Uzunırmak                                 (Aydın)

5) Alim Işık                                          (Kütahya)

6) Mehmet Erdoğan                              (Muğla)

7) Ali Öz                                              (Mersin)

8) Emin Çınar                                       (Kastamonu)

9) Mehmet Günal                                 (Antalya)

10) Hasan Hüseyin Türkoğlu               (Osmaniye)

11) Sadir Durmaz                                 (Yozgat)

12) Mesut Dedeoğlu                             (Kahramanmaraş)

13) Bülent Belen                                   (Tekirdağ)

14) Lütfü Türkkan                                (Kocaeli)

15) Sümer Oral                                     (Manisa)

16) Mustafa Kalaycı                             (Konya)

17) Necati Özensoy                              (Bursa)

18) Ahmet Duran Bulut                        (Balıkesir)

19) Oktay Vural                                   (İzmir)

20) Ahmet Kenan Tanrıkulu                 (İzmir)

Gerekçe:

İnsanın ve insanlığın içine düştüğü manevi çöküntü ve huzursuzluklarda, toplumumuzun sağlıklı ve dengeli gelişim ve kalkınma sürecini devam ettirmesinde, ferdi mutluluğun sağlanmasında, toplumsal bütünlüğün, birlik ve beraberliğin korunmasında dinin doğru anlaşılması önemli bir gerekliliktir. Dinin doğru anlaşılması ve yaşanmasında din görevlilerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

Din görevlilerinin ekonomik ve sosyal statüleri iyileştirilmeli ve refah düzeyleri arttırılmalıdır. Böylece din görevlileri, toplumda var olan yanlış imalardan kurtarılmalı ve kendilerine gereken değerin verilmesi sağlanmalıdır.

Din görevlileri gün boyunca görev yapmaktadırlar. Özellikle kırsal alanda görev yapanlar günün her saatinde vatandaşların dinî ihtiyaçlarına cevap vermek durumundadır, izinleri yoktur ancak yerine birilerini bulurlarsa yıllık izinlerini kullanabilmektedirler.

6002 sayılı Kanun ile de imam-hatipler ve müezzin-kayyımların haftalık iznine ve bayram tatillerinde izin kullanmalarına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenmeli, bu konuda bir an önce mevzuat düzenlemesi yapılmalıdır.

666 sayılı Kararname’de kamuda çalışan bazı memurlara ek ödemeler yapılmasına rağmen imamların maaşlarında bir artış yapılmamıştır. Bu durum mutlaka değiştirilmeli ve maaşları iyileştirilmeli, Diyanet personellerinden ön lisans ve lisans mezunlarının da ilahiyat ön lisans ve ilahiyat fakültesi mezunlarının alındığı gibi yurt dışı sınavlarına alınması sağlanmalıdır.

Öncelikle büyükşehirlerden başlamak üzere, her ile misafirhane ve diğer sosyal etkinliklerin yapılabileceği Diyanet evi tesisleri kurulmalı, mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfına ait olan cami ve Kur'an kursu lojmanlarında oturan din görevlilerinden ve Kur'an kursu öğreticilerinden lojman kirası alınmaması sağlanmalıdır.

Sözleşmeli personelin de atama ve yer değiştirmede kadrolu personele tanınan haklardan faydalanması sağlanmalı, en az 60 personeli bulunan ilçe müftülüklerine şef kadrosu tahsis edilmeli, yaz Kur'an kurslarında ek ders ücreti için 15 öğrenci şartı kaldırılmalıdır.

Camilerde toplanan yardımlarla ilgili cami görevlisinin yetki ve sorumluluğu tanımlanmalı, cami derneklerinin görev alanlarını, müftülük ve görevlilerle ilişkilerini belirten özel bir düzenleme yapılmalı, Kur'an kurslarına elektrik, su, İnternet, telefon ödeneği verilmeli, camilerin bakım, onarım ve temizlik gibi giderleri devlet tarafından karşılanmalıdır.

Nüfusunun yüzde 99 Müslüman olan ülkemizde din eğitiminin daha iyi ve sağlıklı verilmesi, Müslümanlığın hurafelerden uzak gerçek anlamda öğrenilmesi için din görevlilerinin çok önemli olduğu muhakkaktır.

Anayasa’nın 24’üncü maddesine göre "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." Bu madde ile dinini öğrenmek vatandaşlar için bir hak, devlet içinse bir görevdir. Ülkemizde yaşayan Müslümanların dinini, devletin kontrolünde öğrenmeleri en doğru olanıdır.

İmam-hatip, müezzin-kayyım gibi görevleri üstlenecek kişilerin eğitimleri mutlaka fakülte düzeyine çekilmeli, özellikle bu görevlilerimizin Kur'an’a ve sünnete hâkimiyetlerinin yanında ses güzellikleri, mesleki ve kişilik güvenirliliği, ahlaki örnekler gibi özelliklerine dikkat edilmeli, ahlaki zaaflara asla müsaade edilmemelidir.

Halkın dini ihtiyaçlarını ana kaynaklara dayalı bu konudaki geçmiş külliyatı gözden geçirebilecek, dünyada konuyla ilgili yayınları ve çalışmaları takip edebilecek, dini eğitim-öğretimle bilfiil meşgul olan ve halkın dini ihtiyaçlarını karşılama ve sorularına çözüm üretme gibi (müftü, vaiz vs) görevli kişilere kaynaklık edebilecek yüksek lisans düzeyinin üzerindeki araştırma görevlilerinin yer alacağı, yüksek İslami araştırma merkezleri açılmalıdır.

İslamın ve Müslümanlığın daha iyi öğrenilmesi için din görevlilerinin yetiştirilmesi, maddi ve manevi sıkıntılarının giderilmesi, sosyal ve ekonomik hayat düzeylerinin arttırılması amacı ile Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104, 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştayın 2012 yılına ait dış denetim raporlarının inceleme sonuçlarına ilişkin tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’na göre Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2012 yılı harcamalarına ilişkin dış denetim raporu ile Sayıştay’ın 2012 yılı harcamalarına ilişkin dış denetim raporunun Başkanlık Divanının 3/10/2013 tarihli toplantısında görüşülmüş olan inceleme sonuçlarına ilişkin tezkeresi (3/1302)

                                                                                                                        24/10/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’na göre Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2012 yılı harcamalarına ilişkin Dış Denetim Raporu ile Sayıştay'ın 2012 yılı harcamalarına ilişkin Dış Denetim Raporu, Başkanlık Divanının 3 Ekim 2013 tarihli toplantısında üst yöneticilerin cevapları da dikkate alınarak görüşülmüş ve ekteki inceleme sonuçlarının Genel Kurulun bilgisine sunulmasına karar verilmiştir.

Bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştayın 2012 Yılı Dış Denetim Raporları İnceleme Sonuçları

1) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2012 mali yılı hesaplarının dış denetimini yapmak üzere görevlendirilen Sayıştay uzman denetçileri tarafından düzenlenen 16/09/2013 tarihli Dış Denetim Raporu’nda, 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’yla tahsis edilen ödeneklerin, harcama birimleri tarafından kullanımı sırasında düzenlenen harcama belgelerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığı, hazırlanan mali tablolarının doğruluğu, denkliği ve güvenilirliği hususlarının incelendiği belirtilmiştir.

Yapılan inceleme sırasında, 2012 yılına ait cetvel ve tablolarda gösterilen gider rakamlarının doğru ve denk olarak kaydedilip kaydedilmediği, toplamlarının doğru, denk ve tutarlı olup olmadıkları ve hesapların birbirleriyle mutabık bulunup bulunmadıklarına bakılmıştır. Bütçede tahmini olarak yer alan kullanılabilir ödenek rakamlarıyla kesin hesap sonuç rakamları karşılaştırılmak suretiyle gerçekleşme oranları ve uygunluk durumları, programa alınan yatırımların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılmış, cetvellerdeki rakamların dayandıkları sarf belgelerinin ilgili mevzuatına uygunluğu örnekleme yoluyla denetlenmiştir.

Raporda özetle;

TBMM Başkanlığı 2012 yılı başlangıç ödeneği 651.252.000 TL olup yıl içinde yapılan aktarmalar ve eklemelerle birlikte 589.083.227 TL olmuştur. 31/12/2012 tarihi itibarıyla bu ödeneğin 570.009.740 TL'si, başka bir deyişle yüzde 96,8'i harcanmıştır.

Ekonomik sınıflandırmaya göre harcamalara bakıldığında, personel için ayrılan ödeneğin yüzde 99,9'unun harcandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu prim giderlerine ayrılan ödeneğin yüzde 99,6 oranında harcandığı, cari transferlerin yüzde 98,1 oranında gerçekleştirildiği, mal ve hizmet alımlarına tahsis edilen ödeneğin yüzde 91,4 oranında harcandığı, sermaye giderlerine ayrılan ödeneğin yüzde 76 oranında kullanıldığı, bazı yatırımların bu yıl içinde gerçekleştirilemediği ve sonraki yıllara ötelendiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca;

TBMM Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığınca arşivlenen ödeme emri belgeleri ve muhasebe işlem fişlerinin kaydedildiği ilgili hesaplardaki tutarların mutabık olduğu,

Kesin hesap cetvellerinde gösterilen gelir gider rakamlarının doğru ve denk olduğu, ödenek üstü harcama yapılmadığı,

Üst yöneticinin, 5018 sayılı Kanun’da öngörülen mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesinde ve bütçe ile verilen kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasında ve bu işlemlerin yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alınmasında gayret gösterdiği,

Harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve Strateji Geliştirme Başkanlığı çalışanlarının, harcama belgelerini düzenlerken ve mali işlemleri yürütürken ilgili mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun şekilde işlem yaptıkları,

ifade edilmiştir.

Harcama belgelerinin incelenmesinde ise;

Avans/kredilere ilişkin mahsup işlemlerinin mevzuatta belirlenen süre içerisinde yapılması,

Hizmet alımına ilişkin ödemelerde, hakediş raporunu oluşturan puantaj cetvelleri ile bu cetvellerden oluşan icmal formlarının kontrol teşkilatınca imzalanması,

Muayene ve Kabul Heyetinin en az üç personelden oluşturulması,

Hizmet alımlarına ait hakediş ödemeleri sırasında tüm vergilerin vergi dairesine yatırıldığına ilişkin vergi alındısı makbuzlarının hakediş belgelerine eklenmesi,

Hizmet alımlarında sözleşme hükümleri uyarınca iş programı düzenlenmesi ve düzenlenmiş iş programı çerçevesinde hizmet alımlarının gerçekleştirilmesi,

Yaklaşık maliyetin hazırlanması sırasında yaklaşık maliyet hesabına esas miktarların hatasız tespit edilmesi,

Eleman çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında sözleşme hükümleri uyarınca uygulama sırasında iş programı düzenlenmesi, iş programında aylar itibarıyla belirlenen işçi sayısına bağlı olarak işçi çalıştırılması,

gerektiği yönünde değerlendirme ve tavsiyelerde bulunulmuştur.

Bu çerçevede, dış denetçilerin denetim bulguları ve önerileri dikkate alınarak düzenlenen üst yönetici cevabında;

Avans mahsup işlemlerinde, bahse konu örnekte olduğu gibi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 35’inci maddesinde belirtilen bir aylık süreye riayet edildiği,

2012 yılında kontrol teşkilatının bilgisi ve kontrolünde hazırlanan puantaj cetvellerinin sadece yüklenici tarafından imzalandığının fark edilmesi üzerine puantaj cetvellerinin 2 Ocak 2013 tarihinden itibaren yüklenici ve kontrol teşkilatı tarafından da imzalanmasının sağlandığı ve uygulamanın da aynı şekilde devam ettirildiği,

Muayene ve Kabul Komisyonunca yapılan kabul işleminin iki personel tarafından yapıldığının fark edilmesi üzerine muayene ve kabul işleminin 2 Ocak 2013 tarihinden itibaren üç personel tarafından yapılmasının sağlandığı ve uygulamanın da aynı şekilde devam ettirildiği,

Bahsi geçen hakediş ödemeleri sırasında Gelir İdaresi Başkanlığınca Kuruma verilen şifre ile İnternet Vergi Dairesi modülünden "Vergi borcu yoktur." belgesinin çıktısı alınarak ödeme belgesine eklendiği, ayrıca ilgili vergi dairesinden "Vergi borcu yoktur." belgesinin istenilmediği,

Sözleşme hükümleri uyarınca, iş programı düzenlenmesi, iş programında gereken ihtiyacın belirlenmesi ve bu çerçevede hizmet alımının gerçekleştirilmesi hususlarında gerekli dikkat ve özenin gösterileceği,

Yaklaşık maliyet hesap cetvellerinin düzenlenmesinde gerekli dikkat ve özenin gösterileceği,

Sözleşme hükümleri uyarınca, uygulama sırasında iş programı düzenlenmesi ve iş programında aylar itibarıyla belirlenen işçi sayısına bağlı olarak işçi çalıştırılması ve hizmet alımı sözleşmelerinin uygulanması hususlarında gerekli dikkat ve özenin gösterileceği,

ifade edilmiş ve Dış Denetim Raporu’nda yer alan öneriler kapsamında gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir.

2- Sayıştay Başkanlığının 2012 mali yılı hesaplarının dış denetimini yapmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca görevlendirilen İçişleri Bakanlığı mülkiye başmüfettişleri tarafından düzenlenen 25/07/2012 tarihli Dış Denetim Raporu’nda; 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’yla tahsis edilen ödenekler kapsamında yapılan harcamalar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak, bu ödeneklerin kullanımı sırasında düzenlenen harcama belgelerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığı, kamu kaynaklarının ekonomik, etkili ve verimli olarak kullanılıp kullanılmadığı, yapılan harcamaları gösteren mali tablolarının güvenilirliği ve doğruluğu hususlarının incelendiği belirtilmiştir.

Raporda özetle;

Sayıştay Başkanlığına 2012 yılı bütçesinde 143.399.473,47 TL ödenek tahsis edildiği, bu ödeneğin 130.497.384,60 TL'lik kısmının harcandığı, söz konusu bütçe ödenekleri ve harcama rakamları oransal olarak karşılaştırıldığında ise 2010 yılında tahsis edilen bütçe ödeneğinin yüzde 75'inin, 2011 yılında yüzde 85'inin, 2012 yılında da yüzde 91'inin harcandığı belirtilmiştir.

Ayrıca;

Kurumun ödeme emri belgeleri ve muhasebe işlem fişlerine dayalı olarak tahakkuk ettirdiği ödemeleri ile banka hesap özetlerinin mutabık olduğu,

Kesin hesap cetvellerinde gösterilen gelir-gider rakamlarının doğru ve denk olduğu, ödenek üstü harcama yapılmadığı,

Sayıştay Başkanının üst yönetici olarak bütçe ile verilen kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını temin edecek mali tedbirlerin alınmasında, 5018 sayılı Kanun’da öngörülen mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesinde, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde üstün gayret gösterdiği,

Harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi, mali hizmetler birim yöneticisi ve muhasebe yetkilisinin, mali mevzuatın uygulanmasında ve gerekli tedbirlerin alınmasında azami çaba sarf ettikleri,

İdarenin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde yürütüldüğü,

ifade edilmiştir.

Harcama belgelerinin incelenmesinde ise;

Bazı muhasebe işlem fişlerine ek konulmadığı belirtilerek kanıtlayıcı belgelerin muhasebe işlem fişlerine bağlanmasına özen gösterilmesi,

Bazı ödeme emirlerinde "Kontrol edilmiştir ve uygun görülmüştür." sütununun boş bırakıldığı, yetkili kişinin imzasının bulunmadığı belirtilerek, ödeme emirlerinde adlarına imza yeri açılan yetkili kişilerin sorumlulukları gereği evrakta imzalarının bulunmasına özen gösterilmesi,

Muhasebe işlem fişlerinde "Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür." sütununun yetkili kişi tarafından imzalanmadığı belirtilerek, ön ödemelerin mahsup işlemlerinin yapılmasında yetkili kişilerin sorumlulukları gereği evrakta imzalarının bulunmasına özen gösterilmesi,

Bazı mal ve hizmet alımları için oluşturulan yaklaşık maliyetin hazırlık aşamasında gerekli özenin gösterilmediği belirtilerek, yaklaşık maliyet belirlenirken ilgili mevzuata uygun olarak gerçekçi araştırma ve hesaplamaların yapılmasına özen gösterilmesi,

İhalelerin yürütümü aşamasında sık sık zeyilname düzenlendiği, hatta bazı ihalelerde birden fazla zeyilname düzenlendiği belirtilerek, ihaleye hazırlık işlemlerinin daha titiz yürütülmesine özen gösterilmesi,

Bazı ihalelerdeki zeyilnamelerin süresi içerisinde düzenlenmediği belirtilerek, idareye zaman ve kaynak kaybettirebilecek ve ilgililer hakkında sorumluluk doğurabilecek benzer uygulamalardan kaçınılmasına özen gösterilmesi,

Bazı ihalelerin sözleşmeleri imzalanırken ihale dokümanında değişiklik yapıldığı belirtilerek, ihaleler sözleşmeye bağlanırken ihale dokümanında değişiklik yapılmamasına özen gösterilmesi,

Açık ihale yöntemiyle gerçekleştirilen bazı ihalelere, tek isteklinin katılmasına rağmen, ihalenin sonuçlandırıldığı belirtilerek, ihalelere birden fazla isteklinin katılımını sağlayacak tedbirler alınmasına özen gösterilmesi

gerektiği yönünde değerlendirme ve tavsiyelerde bulunulmuştur.

Bu çerçevede, dış denetçilerin denetim bulguları ve önerileri dikkate alınarak düzenlenen üst yönetici cevabında;

Raporda bahsi geçen muhasebe işlem fişlerinin, muhasebe birimi tarafından muhasebe iş ve işlemlerine ilişkin kayıtları içeren belgeler olduğundan ek konulmadığı, bir muhasebe işlem fişinde ise eksiklik olmadığı, bundan sonraki uygulamalarda ise gerekli özenin gösterileceği,

Personel maaş ödemelerine ilişkin belgelerin ilgili mevzuat uyarınca ön mali kontrole tabi tutulmadığı, kurslara katılma giderlerine ilişkin ödeme emri belgesinin ise sehven ön mali kontrole gönderildiği, bundan sonraki uygulamalarda ise gerekli özenin gösterileceği,

Söz konusu muhasebe işlem fişi personel harcırah avans ödemelerine ilişkin ve ekinde sadece görevlendirme belgesi bulunan belgeler olduğundan ön mali kontrol incelenmesine tabi tutulmadığı, bundan sonraki uygulamalarda ise gerekli özenin gösterileceği,

Yaklaşık maliyet belirlenirken firmalara birim fiyat cetveli ile birlikte güzergâhların ve mesafelerinin belirtildiği teknik şartnamenin de gönderildiği ve böylece firmaların güzergâhları ve mesafeleri hakkında bilgi sahibi olarak teklif vermelerinin sağlandığı,

2012 yılında yapılan bazı ihalelerde zeyilname düzenlenmesi işlemi mevzuata uygun olmakla birlikte raporda yer alan tavsiyeye uygun olarak bundan sonraki uygulamalarda gerekli özenin gösterileceği,

Raporda bahsi geçen ihale dosyasındaki zeyilnamenin Elektronik Kamu Alımları Platformundan (EKAP) kaynaklanan teknik nedenlerden dolayı düzenlendiği,

Sözleşme taslağının ödeme maddesi yıllara sari ödeme olarak öngörüldüğü ancak ön mali kontrol incelemesinde bu hususun mevzuata uygun olmadığının tespiti üzerine zorunlu olarak sözleşmenin ödemeye ilişkin hususunda değişiklik yapıldığı,

Bahsi geçen ihalenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre açık ihale usulü ile gerçekleştirildiği, dolayısıyla ihalelerde açıklık, rekabet ve saydamlığın sağlanmasında özen gösterildiği,

ifade edilmiş ve Dış Denetim Raporu’nda yer alan öneriler kapsamında gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, Genel Kurulun bilgisine sunulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bu tezkeresiyle ilgili olarak bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, Genel Kurulun gündemine, bilgisine sunulan konu şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisinin harcamalarıyla…

BAŞKAN – İsterseniz söz vereyim. Yerinizden lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Sayıştay’ın 2012 yılı harcamalarına yönelik Sayıştay dış denetim raporlarına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulun bilgisine sunulan söz konusu Meclis Başkanlığı tezkeresiyle ilgili olarak konuyu biraz açmak istiyorum çünkü son derece önemli bir dokümandır bu görüştüğümüz doküman. Şimdi, Meclis Başkanlığı tezkeresi ekinde 2012 yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarıyla 2012 yılı Sayıştayın harcamalarının ilgili yasalar uyarınca denetimine ilişkin sonuçları kapsayan bir rapordur bu. Raporun adı “Dış Denetim Raporu”dur. “Dış denetim” kavramı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda tanımlanmıştır. Dış denetimde, denetim yapan görevliler ilgili kurumun harcamalarını mevzuata uygunluk yönünden denetlerler. Ayrıca, yine bu raporlarda stratejik plan gereği performans göstergelerine yer verilmesi zorunludur ve bu performans göstergelerine uyulup uyulmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Raporlardan gördüğümüz kadarıyla denetim sonuçları tam anlamıyla bu dokümanda, bu raporda yer almamıştır. Örneğin Sayıştayın harcamalarında mevzuata aykırı olarak birtakım harcamaların tespit edildiği belirtiliyor. İhalelerde, ihaleden sonra zeyilnameler düzenlenmek suretiyle ihale şartlarında değişiklik yapıldığı belirtiliyor. Bütün bunlar ilgili kurum tarafından da kabul edildiği hâlde bunlara ilişkin olarak ayrıntılı bilgi verilmemektedir. Hangi ihalelerde usulüne ve mevzuata aykırı olarak ihaleden sonra zeyilname düzenlenmiştir, hangi müeyyideler uygulanmıştır, kurum ne yapmıştır, hazine zararı var mıdır, yok mudur; bu değerlendirmeler yapılmamıştır.

Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, önemli bir konu.

BAŞKAN – Otomatik kapandı efendim. Buyurunuz, devam ediniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Toparlıyorum efendim.

Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yani millet adına kamu harcamalarını, devletin harcamalarını denetlemekle görevli olan bir kurumdur. Bütçe hakkının hükûmetler tarafından, yönetimler tarafından uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle yükümlüdür.

Sayıştay, 2012 yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile birlikte, Plan ve Bütçe Komisyonunda şu an görüşülmekte olan bu tasarıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermesi gereken denetim raporlarını göndermediği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevlendirdiği denetim elemanları vasıtasıyla Sayıştay harcamaları üzerinde yaptığı denetimin sonuçlarını da yine “bütçe hakkı” kavramına uygun olarak Parlamentoya raporlamamıştır. Bu rapor bütçe hakkına aykırı bir rapordur.

Ben Meclis Başkanlığını bu rapor konusunda uyarıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay harcamaları söz konusu olduğunda düzenlenecek olan dış denetim raporu bu şekilde olmamalıdır. Ama belki Meclis Başkanlığı şöyle bir açıklama yapabilir: “Sayıştay zaten bütçe hakkını ihlal etti, düzenlenmesi gereken raporları Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermedi, hiçbir bir bulgu vermedi. Benim raporum onun yanında çok daha iyidir.” diyebilir. Bunu anlayabilirim ama bu, Sayıştayın yaptığı hukuksuzluğu örtmeye, gizlemeye yetmez. Meclis Başkanlığının bu raporlardaki yetersizliğini örtmeye yetmez efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Amacıyla Kurulan (10/576,577,578) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Komisyonun görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler (Devam)

2.-  Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi amacıyla kurulan (10/576, 577, 578) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun süre uzatımına ilişkin tezkeresi (3/1327)

                                                                                                                        23/10/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

08/05/2013 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyonumuzun, 10/10/2013 tarihli toplantısında aldığı karar gereğince görev süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 105'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 25/10/2013 tarihinden itibaren bir ay uzatılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                      Mehmet Naci Bostancı

                                                                                                                 Amasya

                                                                                                         Komisyon Başkanı

BAŞKAN –  İç Tüzük'ün 105'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir." hükmü gereğince Komisyona bir aylık ek süre verilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha  vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Akdeniz Parlamenter Asamblesi, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi, Asya Parlamenter Asamblesi, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Parlamenter Asamblesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi, NATO Parlamenter Asamblesi, Parlamentolar Arası Birlik, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturması Başkanlık Divanınca uygun bulunan üyelerin isimlerine ilişkin tezkeresi (3/1303)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 2'nci maddesine göre Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Akdeniz Parlamenter Asamblesi, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi, Asya Parlamenter Asamblesi, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Parlamenter Asamblesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi, NATO Parlamenter Asamblesi, Parlamentolar Arası Birlik, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grupları oluşturmak üzere, aynı kanunun 12'nci maddesi uyarınca Başkanlık Divanında yapılan incelemeyi müteakiben uygun bulunan üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                           TBMM Başkanı

Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu

(Türkiye-AB-KPK)

Haluk Özdalga                         (Ankara)                 AK PARTİ

Ali Şahin                                  (Gaziantep)             AK PARTİ

Halide İncekara                        (İstanbul)                AK PARTİ

Sevim Savaşer                          (İstanbul)                AK PARTİ

Mehmet S. Tekelioğlu              (İzmir)                     AK PARTİ

Yıldırım M. Ramazanoğlu        (Kahramanmaraş)   AK PARTİ

Pelin Gündeş Bakır                  (Kayseri)                 AK PARTİ

Cem Zorlu                                (Konya)                  AK PARTİ

Çiğdem Münevver Ökten         (Mersin)                  AK PARTİ

Faruk Işık                                 (Muş)                      AK PARTİ

Ebu Bekir Gizligider                (Nevşehir)               AK PARTİ

Afif Demirkıran                       (Siirt)                      AK PARTİ

Nursuna Memecan                   (Sivas)                    AK PARTİ

Şükrü Ayalan                           (Tokat)                    AK PARTİ

Ercan Candan                           (Zonguldak)            AK PARTİ

Aylin Nazlıaka                         (Ankara)                 CHP

Aykan Erdemir                         (Bursa)                    CHP

Ayşe Eser Danışoğlu               (İstanbul)                CHP

Umut Oran                               (İstanbul)                CHP

Şafak Pavey                             (İstanbul)                CHP

Oğuz Oyan                               (İzmir)                     CHP

Zühal Topcu                             (Ankara)                 MHP

Ahmet Kenan Tanrıkulu           (İzmir)                     MHP

Lütfü Türkkan                          (Kocaeli)                 MHP

Nazmı Gür                               (Van)                      BDP

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) (Asil)

Reha Denemeç                         (Ankara)                 AK PARTİ

Mevlüt Çavuşoğlu                    (Antalya)                 AK PARTİ

Tülin Erkal Kara                       (Bursa)                    AK PARTİ

Ahmet Kutalmış Türkeş           (İstanbul)                AK PARTİ

Şaban Dişli                               (Sakarya)                AK PARTİ

Akif Çağatay Kılıç                   (Samsun)                AK PARTİ

Mehmet Kasım Gülpınar          (Şanlıurfa)               AK PARTİ

Ayşe Gülsün Bilgehan             (Ankara)                 CHP

Deniz Baykal                            (Antalya)                 CHP

Haluk Koç                                (Samsun)                CHP

Yıldırım Tuğrul Türkeş            (Ankara)                 MHP

Nazmi Gür                               (Van)                      BDP

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) (Yedek)

Burhan Kayatürk                      (Van)                      AK PARTİ

Haluk Özdalga                         (Ankara)                 AK PARTİ

Süreyya Sadi Bilgiç                  (Isparta)                  AK PARTİ

Ali Şahin                                  (Gaziantep)             AK PARTİ

Ahmet Berat Çonkar                (İstanbul)                AK PARTİ

Mehmet S. Tekelioğlu              (İzmir)                     AK PARTİ

A. Emin Önen                          (Şanlıurfa)               AK PARTİ

Mehmet Emrehan Halıcı           (Ankara)                 CHP

Metin Lütfi Baydar                   (Aydın)                   CHP

Faik Öztrak                              (Tekirdağ)               CHP

Ahmet Kenan Tanrıkulu           (İzmir)                     MHP

Mülkiye Birtane                       (Kars)                     BDP

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) (Asil)

Sait Açba                                  (Afyonkarahisar)    AK PARTİ

Ruhi Açıkgöz                           (Aksaray)                AK PARTİ

Mehmet Naci Bostancı             (Amasya)                AK PARTİ

Abdullah Çalışkan                    (Kırşehir)                AK PARTİ

A. Emin Önen                          (Şanlıurfa)               AK PARTİ

Bihlun Tamaylıgil                     (İstanbul)                CHP

Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)                 CHP

Münir Kutluata                         (Sakarya)                MHP

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) (Yedek)

Tülin Erkal Kara                       (Bursa)                    AK PARTİ

Muhammed Çetin                     (İstanbul)                AK PARTİ

Osman Aşkın Bak                    (İstanbul)                AK PARTİ

Osman Kahveci                        (Karabük)               AK PARTİ

Vural Kavuncu                         (Kütahya)                AK PARTİ

Celal Dinçer                             (İstanbul)                CHP

Hülya Güven                            (İzmir)                     CHP

Faruk Bal                                 (Konya)                  MHP

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (Akdeniz PA)

Menderes Türel                        (Antalya)                 AK PARTİ

Vural Kavuncu                         (Kütahya)                AK PARTİ

Tevfik Ziyaeddin Akbulut        (Tekirdağ)               AK PARTİ

Arif Bulut                                 (Antalya)                 CHP

Mehmet Günal                         (Antalya)                 MHP

Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA)

Ali Ercoşkun                            (Bolu)                     AK PARTİ

Nevzat Pakdil                           (Kahramanmaraş)   AK PARTİ

İdris Şahin                                (Çankırı)                 AK PARTİ

Zeynep Karahan Uslu              (Şanlıurfa)               AK PARTİ

Şafak Pavey                             (İstanbul)                CHP

Edip Semih Yalçın                   (Gaziantep)             MHP

Asya Parlamanter Asamblesi (APA)

Mustafa Kemal Şerbetçioğlu    (Bursa)                    AK PARTİ

Yüksel Özden                          (Muğla)                   AK PARTİ

Ercan Candan                           (Zoguldak)              AK PARTİ

S. Sencer Ayata                        (Ankara)                 CHP

Alim Işık                                  (Kütahya)                MHP

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (EİTPA)

Fahrettin Poyraz                       (Bilecik)                  AK PARTİ

Mustafa Kabakcı                      (Konya)                  AK PARTİ

Nusret Bayraktar                      (Rize)                      AK PARTİ

Rahmi Aşkın Türeli                  (İzmir)                     CHP

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Parlamenter Asamblesi (GDAÜ)

Seyit Sertçelik                          (Ankara)                 AK PARTİ

Tülay Bakır                              (Samsun)                AK PARTİ

Lütfi Elvan                               (Karaman)               AK PARTİ

Haluk Ahmet Gümüş               (Balıkesir)               CHP

Lütfü Türkkan                          (Kocaeli)                 MHP

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB)

Emrullah İşler                           (Ankara)                 AK PARTİ

Orhan Atalay                            (Ardahan)               AK PARTİ

Cem Zorlu                                (Konya)                  AK PARTİ

İhsan Özkes                             (İstanbul)                CHP

Mustafa Erdem                         (Ankara)                 MHP

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi

(KEİPA)

Mehmet Necati Çetinkaya        (Adana)                   AK PARTİ

Adem Tatlı                               (Giresun)                AK PARTİ

Kemalettin Aydın                     (Gümüşhane)          AK PARTİ

Enver Yılmaz                           (İstanbul)                AK PARTİ

Zeyid Aslan                              (Tokat)                    AK PARTİ

Uğur Bayraktutan                     (Artvin)                   CHP

Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)                  CHP

Reşat Doğru                             (Tokat)                    MHP

Altan Tan                                 (Diyarbakır)            BDP

NATO Parlamenter Asamblesi (Asil)

Ali Rıza Alaboyun                   (Aksaray)                AK PARTİ

Mehmet Vecdi Gönül               (Antalya)                 AK PARTİ

Ahmet Berat Çonkar                (İstanbul)                AK PARTİ

İsmail Safi                                (İstanbul)                AK PARTİ

Muhammed Çetin                     (İstanbul)                AK PARTİ

Osman Aşkın Bak                    (İstanbul)                AK PARTİ

Muzaffer Baştopçu                   (Kocaeli)                 AK PARTİ

Mehmet Emrehan Halıcı           (Ankara)                 CHP

Metin Lütfi Baydar                   (Aydın)                   CHP

Faik Öztrak                              (Tekirdağ)               CHP

Oktay Vural                             (İzmir)                     MHP

Mülkiye Birtane                       (Kars)                     BDP

NATO Parlamenter Asamblesi (Yedek)

Cahit Bağcı                               (Çorum)                  AK PARTİ

Murat Yıldırım                         (Çorum)                  AK PARTİ

Fazilet Dağcı Çığlık                  (Erzurum)               AK PARTİ

Yüksel Özden                          (Muğla)                   AK PARTİ

Şaban Dişli                               (Sakarya)                AK PARTİ

Zeynep Karahan Uslu              (Şanlıurfa)               AK PARTİ

Ercan Candan                           (Zonguldak)            AK PARTİ

Ayşe Gülsün Bilgehan             (Ankara)                 CHP

Aykan Erdemir                         (Bursa)                    CHP

Haluk Koç                                (Samsun)                CHP

Mehmet Günal                         (Antalya)                 MHP

Nazmi Gür                               (Van)                      BDP

Parlamentolararası Birlik (PAB)

Murat Yıldırım                         (Çorum)                  AK PARTİ

Fazilet Dağcı Çığlık                  (Erzurum)               AK PARTİ

Hakan Şükür                            (İstanbul)                AK PARTİ

Mehmet Sağlam                       (Kahramanmaraş)   AK PARTİ

Sevde Bayazıt Kaçar                (Kahramanmaraş)   AK PARTİ

Fatma Nur Serter                      (İstanbul)                CHP

Hurşit Güneş                            (Kocaeli)                 CHP

S. Nevzat Korkmaz                  (Isparta)                  MHP

Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi

(TÜRKPA)

Haluk İpek                               (Ankara)                 AK PARTİ

Ülker Güzel                              (Ankara)                 AK PARTİ

Mustafa Ataş                            (İstanbul)                AK PARTİ

M. Mücahit Fındıklı                 (Malatya)                AK PARTİ

Köksal Toptan                          (Zonguldak)            AK PARTİ

Kadir Gökmen Öğüt                (İstanbul)                CHP

Muharrem İnce                         (Yalova)                  CHP

Atila Kaya                                (İstanbul)                MHP

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım, okutuyorum:

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ve Manisa Milletvekili Recai Berber'in, 18-20 Kasım 2013 tarihlerinde Karadağ'da düzenlenecek olan "Sayıştay ve Parlamento İlişkileri" konulu konferansa katılmalarına ilişkin tezkeresi (3/1304)

                                                                                                                        23/10/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

18-20 Kasım 2013 tarihlerinde Karadağ'da düzenlenecek olan "Sayıştay ve Parlamento İlişkileri" konulu konferansa Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ve Manisa Milletvekili Recai Berber'in katılması hususu 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.26
İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı göremiyorum ben ama bir dakika süre veriyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Var, var. Sayın Başkan, oy birliği var.

BAŞKAN – Elektronik oylama yapalım en güzeli.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.41

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin yapılan iki oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir; karar yeter sayısı da vardır.

Şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup daha sonra oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 23/10/2011 tarihinde meydana gelen Van depreminin ardından Vanlı yurttaşların yaşadığı olumsuzlukların, Van'a Türkiye'nin diğer yerlerinden yapılan yardımların akıbetinin araştırılması amacıyla 23/10/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                               24/10/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 24/10/2013 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

23 Ekim 2012 tarihinde, Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen (1683 sıra no.lu), 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van depreminin ardından Vanlı yurttaşların yaşadığı olumsuzlukların, Van'a Türkiye'nin diğer yerlerinden yapılan yardımların akıbetinin araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 24/10/2013 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Lehinde, Sena Kaleli…

Buyurunuz Sayın Kaleli. (CHP sıralarından alkışlar)

SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi lehine partim adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye deprem riski açısından dünyanın en önde gelen ülkelerindendir. Ülkemizin yüz ölçümünün yüzde 42’si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. Bazı büyükşehirlerimizin birinci derece deprem bölgeleri üzerinde kuruldukları, nüfusumuzun yarıdan fazlasının bu sahalarda yaşadığı ve istatistiki verilere göre her iki yılda bir yıkıcı deprem felaketine maruz kaldığı bir gerçektir ama nedense bu felaketlerden bir türlü ders çıkarılamamakta, her yeni depremde yüzlerce insanımız yaşamını yitirirken binlerce insanımız yaralanmakta, evsiz barksız kalmakta ve basiretsiz yönetimler yüzünden daha büyük yıkımlarla baş başa bırakılmaktadır. Bunun en son örneği de Van’dır. Bundan otuz yedi yıl önce, 1976 yılında Çaldıran fayının kırılmasıyla 7,3 büyüklüğünde deprem yaşayan Van’da bilim insanları tarafından enerji birikiminin tehlikeli boyutlara ulaştığı ve her an yeni bir kırılma yaşanabileceği şeklindeki uyarılar dikkate alınmamıştır. Bu nedenle Van ne 2001 yılında 19 pilot ilde uygulamaya başlanan yapı denetim sistemine dâhil edilmiş ne de kamu binaları yapı denetim sistemi kapsamına alınmıştır. Öte yandan yapı malzemelerinin 1998 Deprem Yönetmeliği’ndeki standartlara uygunluğunun kontrolü konusunda da bir adım atılmamıştır. Bütün bu ihmaller sonucunda ise 2011’de yaşanan felakete âdeta davetiye çıkarılmıştır. Bugüne geldiğimizde de bu ihmallerin ve duyarsızlıkların devam ettiği, depremzedelerin kendi tabirleriyle “AKP’zede”ye dönüştürüldüğü görülmektedir çünkü depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremzedeler depremden kaynaklı psikososyal sorunlarla boğuşmakta, iş, barınma, sağlık, eğitim konularında ciddi sorunlar yaşamaya devam etmektedir.

Sayın Sezgin Tanrıkulu başkanlığındaki heyetimizle, sonuncusu eylülde olmak üzere, Van’a sık giden bir milletvekili olarak gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Değerli milletvekilleri, Van’da depremle birlikte AKP’nin partizanca uygulamalarından kaynaklanan ve depremi fırsata dönüştüren politikalarının açtığı yaralar kanamaya devam ediyor. Yer altı kaynaklı sık sık afet yaşayan Van halkı, bu yetmezmiş gibi şimdi de yer üstü kaynaklı AKP afetiyle karşı karşıyadır. Resmî rakamlara göre Van depreminde 644 kişi hayatını kaybederken yaklaşık 3 bin kişi yaralanmış, 28 bin yapı kullanılamaz hâle gelmiştir. Ancak sonraki süreçte Hükûmetin skandal sayılabilecek uygulamalarından dolayı binlerce vatandaşımız çadırlarda çetin kış koşullarında yaşamaya çalışırken çıkan yangınlarda yaşamlar yitirilmiş, hamile kadınlar çocuklarını düşürmüş, çocuklar ağır, ağır travmalar yaşamıştır. Bugün de bunlar yaşanmaya devam edilmektedir.

Kurban Bayramı öncesine kadar TOKİ’lerde su yoktu. Yurt içinden, yurt dışından yapılan onca yardıma rağmen, her konuda ustalaştığını iddia eden Hükûmetin acemiliği, iş birliğinden uzak, şeffaf olmayan tavrıyla, depremzedeler bırakın insani yaşam standartlarını ilkel koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiştir. Daha sonra da kontrolsüz güç olan TOKİ’ye teslim edilmiştir.

Bölgede eğitim öncesi, eğitim-öğretim sistemi işlemez hâle gelmiştir. Bunun kanıtı da YGS sınavında Van’ın en başarısız illerden biri olmasıdır.

Esnaf iflas bayrağını çekmiş, alım gücü düşmüştür. Hasarsız görünen konutlarda kiralar ve aidatlar 2 katına çıktığı için vatandaş ikinci defa sarsılmıştır. Binlerce insan başını sokacak sıcak bir yer ve iş bulamadığı için göç etmek zorunda kalmıştır. Aileler arası arazi kavgaları başlamıştır.

Van Valisi depremden sonraki ilk 23 Nisan kutlamaları sırasında “Bahar geldi de sıkıntılarımız azaldı.” diyerek acılar içindeki Vanlılarla âdeta alay etmiştir. Başbakanın, 23 Ekim 2012 tarihinde âlâyı vâlâ ile Erciş’te gerçekleştirdiği konut teslim töreni sırasında attığı kahkahalar, depremde hayatını kaybeden Yunus’un fotoğrafını maharetmiş gibi hediye olarak alması depremzedelerin hafızasında birer yara olarak iz bırakmıştır.

Hükûmet, depremzedeleri siyasi hesaplarının kurbanı yapmıştır. “Kardeşlik ve tek yürek olma” adına açılan insani yardım kampanyaları dahi iş adamlarının PR’ı hâline dönüştürülmüştür. Sözler yerine getirilmemiştir. PR‘a ve reklama yönelik, insanı taşınabilir, kullanılabilir kalabalıklar olarak gören devlet zihniyeti ve AKP anlayışı, manevi değerleri nüsük ve şekilden ibaret sayan ve kullanan anlayış, manevi değerlerin, ibadetin derinlik ve felsefesini yok etmiştir. Yani görgü, bilgi ve nosyon zafiyeti maddi değerleri ve rantı öne çıkarmış, insan değeri ölçüsü maddeye bağlanmıştır.

Halkımızın dayanışma ve yardımlaşma duyguları bu depremde yaşananlardan sonra erozyona uğramıştır. Hâlen konteynerlerde yaşam mücadelesi veren 200 ailenin barınaklarına bile göz dikildiği gibi yaşadıkları sağlıksız koşulların yaratacağı salgın hastalıklar da göz ardı edilmektedir. Hastalar, engelliler, yaşlılar, hamileler bakıma muhtaç durumdadır. Tenekede yemek pişirilmektedir. Çocuklarımız ikamet gösteremedikleri için okula gidememektedir. Mülki amirler, yerinde tespit yapmak yerine ayaklarına vatandaşı getirtmektedir. Vatandaş sağlık taramasından geçirilmemektedir. Hâlen yaşam mücadelesi verilen 4 konteynerdeki depremzedeleri boşaltmaya mecbur bırakmak için elektrik ve suları kesilmiştir. Boşaltılan konteynerleri nereye göndermek için bu acele boşaltmalar yapılmaktadır? Mescit, oyun parkı, etüt salonu gibi sosyal alanlar kaldırılmıştır. Kira yardımı yapılacağı vaadiyle konteynerlerden çıkarılan bazı aileler vadedilen yardımı alamamaktan şikâyetçidir. Sağlıksız koşulara rağmen konteynerlere bile razı olan bazı yurttaşların buradan çıkarılmamak için açlık grevine girmesi ise Hükûmet açısından yüz kızartıcıdır.

Başbakan Erçiş’teki konuşmasında Vanlıları kış soğuğuyla baş başa bırakmayacaklarını vadetmişti. Aradan bir yıl daha geçti, yeni bir kış eşikte ve Vanlılar hâlâ barınaksız. Az hasarlı binalarda hâlâ önlem alınamamış. Van’daki ikinci depremde 40 vatandaşımız Çevre ve Şehircilik Bakanının sorumsuz beyanıyla hayatını kaybetti. Bayram Oteli’nin enkazı kaldırılırken enkazın başına giden Beşir Atalay’a sesini duyurmak isteyen halka coplarla, gaz bombalarıyla müdahale edilmiştir. Van Ferit Melen Havalimanı’nın önünde çadır bekleyen halka o korkunç soğukta tazyikli su sıkılmıştır. AKP Hükûmeti asgari insani tepkilere bile tahammül edememiştir.

“Saray gibi yerlerde yaşıyorsunuz.” gibi söylemler edilmiştir. Vanlıların taleplerini, tepkilerini aktaran gazeteciler şeytana benzetilmiştir. Böylece basına yönelik baskılarla sesler duyulmaz olmuştur.

Van’da belki binaların enkazları kaldırıldı, TOKİ’leşme hızla gerçekleşti ama Hükûmet o enkazın altında kaldı. Yaşam biçimi, ekonomik koşulları dikkate almayan TOKİ’leşme tüm illerde yaşattığı sorunu Van’da da yaşatıyor.

Bu vesileyle, tüm Van ve Erciş halkına tekrar geçmiş olsun dileğinde bulunurken, her zaman yanlarında olduğumuzu ifade eder, BDP Grubu önerisinin lehinde olduğumuzu belirterek saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaleli.

Aleyhinde, Van Milletvekili Fatih Çiftci.

Buyurunuz Sayın Çiftci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATİH ÇİFTCİ (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Van depreminin ikinci yılında, hayatını kaybeden 644 hemşehrimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde iki büyük deprem yaşadık ve bu depremlerde 644 vatandaşımız hayatını kaybetti, 250 vatandaşımız enkazdan sağ olarak çıkarıldı.

Depremden hemen sonra çok hızlı bir şekilde kurtarma çalışmaları başladı. Sayın Başbakanımız ve bakanlarımız birkaç saat içerisinde deprem yerine ulaşmıştır ve çalışmaların çok hızlı bir şekilde koordinesi sağlanmıştır. Depremin aynı gününde 3 bine yakın kurtarma ekibi Van ve Erciş’e ulaşmış, çalışmalar çok hızlı bir şekilde başlamıştır. Bu süreçte, başta Sayın Başbakanımız ve Hükûmetimiz olmak üzere, yüce Mecliste grubu bulunan tüm siyasi parti üyelerine, tüm milletimize ilimize vermiş oldukları destekten dolayı teşekkürlerimi sunarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 23 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde Van’da meydana gelen doğal afet çok büyük bir afet olup yaklaşık 700 bin insanımızı direkt etkilemiştir. Bu süreçte Hükûmetimiz tüm imkânları Van için seferber etmiş, aziz milletimiz de  hiçbir zaman Van’ı yalnız bırakmamış ve Van’ın nüfusu bu afetle birlikte 75 milyona ulaşmıştır.

Depremin ilk günlerinden itibaren çok hızlı bir şekilde geçici barınma ihtiyacı için ilimize 75 bin çadır gönderilmiş, dağıtım yapılmış ve çadır kentler oluşturulmuştur. Ardından, mevsim şartlarına uygun 30 bini aşkın konteyner imal edilerek Van ve Erciş’e nakledilmiş, 31 adet Van’da, 4 adet Erciş’te tüm altyapılarıyla birlikte konteyner kentler yapılmıştır. Depremzede hemşehrilerimiz bu konteyner kentlere yerleştirilmiştir. Bu konteyner kentlerde yaklaşık 175 bin insanımız yaşamıştır. Ayrıca, yine ülkemizdeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının sosyal tesisleri hemşehrilerimiz için, Hükûmetimizce, Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla tahsis edilmiş ve 58 bini aşkın hemşehrimiz buralarda misafir edilmiştir. Bu süreçte konteyner kentlerin yaklaşık 170 milyonluk enerji gideri de Hükûmetimiz tarafından karşılanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; soğuk kış şartlarına rağmen depremin 39’uncu  gününde Van ve Erciş’te kalıcı konutların temeli atılmış, Van ve Erciş merkezde toplam 17.471 konut inşa edilmiş, bunlardan 15.342 konut depremin birinci yılında hak sahiplerine teslim edilmiştir. Bu süreçte diğer konutlar da tamamlanmış ve hak sahiplerine teslim edilmiştir. Bu konutların bedelleri iki yıl geri ödemesiz, yirmi yıl faizsiz olarak 75 bin TL olarak AFAD tarafından belirlenmiştir.

Aynı şekilde, Van ve Erciş’in köylerinde 9.937 köy evi, 3.750 hayvan barınağı yapılmaktadır. Bunların çok önemli bir kısmı tamamlanmış, geriye kalanların da çalışmaları devam etmektedir. Bu konutlarla birlikte TOKİ alanlarında 27 cami, 34 okul, 24 ticaret merkezi tamamlanarak Van ve Erciş’in hizmetine sunulmuştur.

Az hasarlı konutlarda yaşayan 40 bin kişiye, kiracı-ev sahibi ayrımı yapılmaksızın 50 milyon TL hibe destek verilmiştir. Köy evlerine kişi başı 40 bin TL destekle şu ana kadar 274 milyon 572 bin 600 TL konut yapımı için ödeme yapılmıştır.

Bu süreçte yüce Meclisimizin almış olduğu kararlarla SSK ve vergi borçları faizsiz olarak 1+1 yıl olarak ertelenmiştir. İş adamlarımıza yönelik olarak, 5.500’e yakın esnaf ve iş adamımıza KOSGEB aracılığıyla 300 milyon liralık kredi verilmiştir. Bu süreçte esnaf kefalet kooperatiflerine olan krediler faizsiz olarak bir yıl ertelenmiş, diğer kamu bankalarına olan kredilerde ise altı ayı faizsiz olmak üzere, altmış ay vadeli olarak yapılandırma şansı tanınmıştır. Bu krediler, KOSGEB vasıtasıyla verilen krediler sıfır faizli olup, bir yıl ödemesiz ve toplam üç yıl geri ödemeli olarak sağlanmıştır. Bu süreçte çiftçilerimize 65 milyon Tarım Bakanlığımızca yem desteği hibe olarak sağlanmıştır.

Yine, İŞKUR vasıtasıyla, insanlarımızın bu süreçte evlerine sıcak bir ekmek götürmeleri, sıcak bir aş götürmeleri için sosyal destek projeleri sağlanmış, 7.200 kardeşimizin 2011, 2012 ve 2013 yıllarında Sosyal Destek Projesi kapsamında istihdamı sağlanmıştır.

Van ve Erciş’in, ayrım yapılmaksızın her iki belediyenin kırk yıllık planlamayı karşılayacak jeolojik etüt ve imar planları yapılmıştır.

Van için çok önemli olan, 130 milyon TL harcanarak 47 kilometreden içme suyu Orman ve Su İşleri Bakanlığımız -Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü- tarafından getirilmiş ve Van TOKİ konutlarına su verilmeye başlanmıştır. Yine, 45 kilometrelik Van merkez su şebekesi AFAD’ın hibe karşılamasıyla İLBANK Genel Müdürlüğü tarafından yenilenmiştir.

Bu şekilde, eğitimde hasar gören 1.015 derslik yerine, Van ilinde 2.613 yeni derslik, öğretmenevleri ve ortaöğretim için 2.628 kişilik pansiyon yapılmıştır. Eğitim yatırımları çok hızlı bir şekilde devam etmektedir.

Yine, bu süreçte, hiçbir şekilde hiçbir kardeşimiz ve hemşehrimiz eğitim hakkından yoksun bırakılmamıştır, eğitim almaları için her türlü çalışma ve gayretler devam etmektedir. Bu anlamda da konteyner kentlerde kalan kardeşlerimizin de eğitim ihtiyaçları karşılanmıştır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi çok büyük bir maddi kaynak aktarılarak âdeta yenilenmiş, 300 kişilik yeni akademik kadrosuyla eskisinden çok daha güçlü bir üniversiteye Van kavuşmuştur.

Yine, deprem sonrası Van ilimizde 7.360 kişi kapasiteli  yükseköğrenim yurdu yapılmıştır; ülkemizde bir ilde bu şekilde yapılan en yüksek yurt kapasitesidir. Van’daki kamu kurum ve kuruluşları yeniden yapılandırılmış, bölge müdürlüklerini Van’ın dışına taşıma çalışmaları başlatılmış, inşaatları devam etmektedir. Ayrıca, diğer kamu kurumlarının da hizmet binaları çok hızlı bir şekilde yapılmaktadır.

Van bölgenin sağlık üssü konumuna getirilmekte, deprem öncesi ve sonrasında yapılan 650 yataklı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesi hizmete açılmış, merkezde 4, ilçelerde de 7 tane yeni hastane yapılmaya başlanmıştır. İnşallah, bu yıl içerisinde, 2014 yılı içerisinde bunlar tamamlanacak, Van özellikle sağlık noktasında hiçbir sıkıntı yaşamadan bölgenin sağlık üssü olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Van’a deprem sonrası yapılan yatırımlar ve harcamalar 5 milyarı aşkın bir miktardadır. Depremin ilk saatlerinde Van’a gelen Sayın Başbakanımız ve Hükûmet üyesi bakanlarımız koordinasyon çalışmalarını bizzat takip etmiş, Van ve Erciş halkını hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır. Sayın Başbakanımız Van’a şu ana kadar 4 kez ziyarette bulunmuş ve Allah nasip ederse 26-27 Ekim günlerinde de Van ve -Erciş- ilçelerinde olacaktır. Koordinasyondan görevli Hükûmet üyesi bakanlarımız Van’dan hiç ayrılmamış, hemen hemen her gün Van’da bu süreçte Hükûmeti temsilen bakan bulunmuş ve sorunların hızlı bir şekilde çözümüne çok önemli katkı sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu süreçte, Hükûmetimiz, bu doğal afette Van’ın ve Vanlının yanında hep olmuştur. Türkiye, arama kurtarma çalışma hızı ve afet yönetimi alanında ulaşmış olduğu bu çalışmalarla Birleşmiş Milletler ve uluslararası afet yönetimlerince takdir edilen bir ülke olmuş, bu da Hükûmetimizin ve aziz milletimizin üstün başarısıdır. Geçmişte yaşanan afetlerde hükûmetlerin içine düştükleri acz ile kıyaslanmayacak kadar farklı bir afet yönetimi olmuştur. Hükûmetimiz Van için hiçbir imkânı esirgememiş ve her türlü çalışmayı zamanında yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Van’da yapılmış olan bu çalışmalarla Van ve Erciş âdeta yeniden inşa edilmiş, kamu kurum ve kuruluşlarıyla, yollarıyla, mesken stokuyla, eğitim kurumlarıyla, sağlık ve ulaştırma yatırımlarıyla Van, geleceğe emin adımlarla ilerlemekte ve eskisinden daha güçlü bir Van inşa edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu süreçte konteyner kentlerimizde 30 bine yakın konteynerde 175 bini aşkın insan barınmaktaydı, hemşehrimiz barınmaktaydı. Hak sahipleri ve diğer hemşehrilerimiz ve aileler konteyner kentlerden ayrılmış, konteynerde kalan yaklaşık 250 civarında aile bulunmaktadır. Bunlar için Sayın Vali, Sayın Bakan ve AFAD yetkilileriyle her türlü görüşmelerimizi yapmakta veya… Kiraya çıkmaları durumunda kiralarının valilik ve AFAD tarafından karşılanacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Ayrıca, bunlardan çalışmayan 98 aile için çalışma imkânının İŞKUR vasıtasıyla sağlanacağı da açıklanmıştır. Biz, bunların sorunlarını bilmekte ve sonuna kadar takip etmekteyiz ve inşallah da bu süreci, çözümü için de takip edeceğiz.

Ayrıca, değerli milletvekilleri, Hükûmetimiz Van’da fazla kalan 1.000 konutu depremzedelerle aynı şartlarda kiracılar için tahsis etmiş ve bunların kura çekimleri yapılarak bir kısmının işlemleri tamamlanmış, bazılarının işlemleri de devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, deprem doğal bir afettir. Yapılan tüm çalışmalara rağmen eksikler olmuş olabilir. Biz bu eksiklerin çözümü noktasında da her türlü çalışmayı yapmaktayız. Kadirşinas hemşehrilerimiz kimin ne yaptığını çok iyi biliyor ve görüyor; kimin siyaset için, kimin hizmet için çalıştığını da çok iyi görmekte ve bilmektedir. On yıldır toplumun bütün meselelerini cesaretle çözüp ülkeyi büyüterek yarınlara taşıyan AK PARTİ’miz, bu sorunların tamamını çözerek Van’da kardeşliğimizin pekişmesi için önemli adımlar atmıştır. Allah milletimize ve ülkemize bu acıları bir daha yaşatmasın. Bu süreç, Türkiye’nin birliğini ve beraberliğini göstermiş, dünyaya örnek sayılabilecek bir yardımlaşma örneği sergilemiştir.

Tüm bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, önergenin aleyhinde olduğumuzu ifade ediyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çiftci.

Lehinde, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlar, Van depreminin üzerinden tam iki yıl, bir gün geçti ve bu iki yıl içerisinde biz sürekli  Van depremini ve Van depreminden arta kalan trajedileri bu kürsüden konuşmaya çalışıyoruz, dillendirmeye çalışıyoruz, gündeme taşımaya çalışıyoruz ama maalesef Hükûmet her defasında buraya çıkıp sadece kuru bir propaganda yapıp orada yaşanan trajedileri, orada yaşanan sıkıntıları görmezden geliyor. Görmezden geldiği gibi Türkiye kamuoyuna da bambaşka bir tablo şeklinde farklı şeyler anlatmaya başlıyor.

Sormak istiyorum, eğer Van’da hiçbir sıkıntı olmamış olsa, mağduriyetler bugün devam etmemiş olsa depremzedeler neden altmış küsur gündür açlık grevini sürdürüyorlar? Bir sebebi olmalı. Herhâlde çıkıp “Bunu da BDP kışkırttı, onları açlık grevine sevk etti, teşvik etti.” diyemezsiniz. Orta yerde bir sıkıntı var. Niye? Konut yapılmadığı gibi yani bu depremzedelere söz verildiği hâlde konutlar yapılıp teslim edilmediği gibi, deprem sürecinde Türkiye’nin dört bir yanından değişik kentlerden hayırsever insanlarımızın yardımlarıyla Van’a kurulan konteynerler sökülüp Malatya’ya götürüldüğü için bu insanlar bugün açlık grevindeler. Niye ifade etmiyorsunuz? Sayın Çiftçi, niye ifade etmiyorsunuz? Van’daki konteynerlerin içindeki insanların çıkarılıp, sökülüp Malatya’ya götürülüp Suriye’den gelecek mülteciler, sığınmacılar için tahsis edildiğini niye söylemiyorsunuz? Pembe tablo çizmek kolay: “Her gün oradayız, hiç sorun yok...” Bizim söylememize gerek yok, siz kendiniz itiraf ettiniz, gecikmeli olarak oraya müdahale edildiğini, ihmalden kaynaklı can kayıplarının fazla olduğunu Hükûmet mensupları ifade etti, biz ifade etmedik.

Şimdi soruyoruz: Altmış küsur gündür insanlar açlık grevindeler, sebebini de açıkça ifade ediyoruz. O insanların içinde yaşadıkları konteynerler sökülüp Malatya’ya götürüldükleri için o insanlar şimdi yeniden yazlık çadırlarda ya da başka kentlerde sürgün yaşayarak kışı geçirmek durumunda kalacaklar.

“Konut yaptık.” diyorsunuz, o konutta yaşayan insanlarla gidip görüşmeye cesaret edemiyorsunuz. Mademki 26’sında, 27’sinde Sayın Başbakan Van’da olacak, öneriyorum, siz Van milletvekilleriyle birlikte buyurun gidin, o konutlara gidin. O konutlarda yaşayan insanlarla görüşmenizi öneriyorum, açlık grevinde olan insanlarla görüşmenizi öneriyorum, sıkıntılarını bire bir onların dilinden dinleyin, onlardan dinleyin; öneriyorum, gidiyorsanız bunu yapın. Kuru beton diktiniz oraya, TOKİ marifetiyle oraya kuru betonlar dikildi ancak bu konutların hiçbirinin altyapı sorunları çözülmedi; kimisinde su yok, kimisinde kanalizasyon yok, kimisinde elektrik yok. Nasıl konut bitirdiniz, nasıl teslim ettiniz?

Van depreminden Türkiye halkının tamamının çıkaracağı bir ders var, çıkaracağı bir sonuç var. O sonuç şu: AK PARTİ Hükûmetinin marifetini Türkiye kamuoyu görecek orada. Nedir? İnsanların yaşadıkları travmalardan nasıl ticaret yapılır, nasıl o travmaların ticareti yapılır, bunu Türkiye kamuoyu AK PARTİ Hükûmetinden öğrenir. Deprem vesile edilerek, Van depremi vesile edilerek, o yıkım vesile edilerek Van halkı yediden yetmişe devlete müşteri pozisyonuna getirildi, TOKİ’ye müşteri pozisyonuna getirildi. Konut yaptınız, vatandaşa satıyorsunuz. Beleşe mi satıyorsunuz, maliyetine mi satıyorsunuz? Hayır, kârınızı koyuyorsunuz, parası olana ancak satıyorsunuz. Depremin ticaretini iyi becerdiniz.

Türkiye kamuoyunun kardeşlik göstergesi olarak Van’a gönderdiği yardımlardan da siyasi rant sağlayan sizlersiniz, biz değiliz. Siyasi getirisini, götürüsünü siz çok iyi hesapladınız. Şimdi, o cilaladığınız tablodaki boyalar dökülmeye başladı, gerçek açığa çıkıyor.

İki yıldır burada ifade ediyoruz, bakın, Van depreminden sonra sizin yaklaşık altı ay sonra gündeme getirdiğiniz yasayla Van’a yaklaştınız yani yürürlükte olan deprem yasasından hareketle Van’a yaklaşmadınız, altı ay sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getireceğiniz izafi yasaya göre meseleye yaklaştınız. Van’ı ilk günden itibaren, 1957’de çıkarılan deprem yasasına dayalı olarak sizin “afet bölgesi” ilan etmeniz gerekiyordu. Her defasında ifade ettik, çıkmayan, daha sonra çıkarılacak olan yasadaki sizin kafanızdaki şablona göre cevap verdiniz: “Yok efendim, afet bölgesi ilan edilirse çivi çakılamazmış.” Ama yasada böyle bir şey yoktu, o dönem yürürlükte olan yasada böyle bir şey yoktu. Mayısta geldi, Mayıs 2012’de yasa getirdiniz gündeme, o zaman gerçek açığa çıktı, siz esasında sonradan getireceğiniz yasayı konuşuyormuşsunuz da Türkiye kamuoyunun haberi yok.

İfade ediliyor: “Van’a su getirildi.” Allah aşkına, bunu hangi yüzle söylüyorsunuz ya? Van Belediyesi parasını tıkır tıkır ödeyerek Van’a suyu getiriyor, babanızın parasını vermiyorsunuz, cebinizden para vermiyorsunuz Van’a. Van Belediyesini borçlandırıyorsunuz, kredi sağlıyorsunuz ve o belediye kendi kentine su getiriyor. Ankara Belediyesine sağlanan neyse budur. İstanbul Belediyesine belki sağlanan imkânlar neyse o anlamda, kredi hangi şartlarda veriliyorsa, daha zor şartlarda Van Belediyesine sağlanıyor. Şimdi çıkıp rahatlıkla diyorsunuz ki: “Ya, biz Van’a su getirdik.” Ya, Van’daki suyu kurutmayın da gerisini getirmeyin. Siz Van’daki suyu kuruttunuz.

Vatandaşı devlete müşteri yaptınız; çocuğu ölmüş, sakat kalmış, mağduriyet yaşamış insanları siz devlete müşteri yaptınız. Van depremindeki tek marifetiniz budur, ticaretini iyi becerdiniz. Hesabını verin. Mademki 5 milyar para geldi Van’a, dökümünü, çıkın kamuoyuyla paylaşın. Nereye harcandı bu paralar? Bir iki kalem söyleyeyim size: Valiye lüks saray yapıldı. Devletin şu anda Van’da bir sırça köşkü var. Hangi paralarla yapıldı? Depremzedelere toplanan yardımlarla yapıldı. Eskisinden duvarları daha kalın bir emniyet müdürlüğü var. Hangi parayla yapıldı? Deprem paralarıyla yapıldı, deprem yardımlarıyla yapıldı.

Onun dışında bir şey var mı? İfade edemezsiniz. Yaptığınız konutların, TOKİ'nin yaptığı konutların daha üzerinden bir yıl geçmedi, boyaları dökülüyor, suyu bağlanmadan musluğu çürüdü, vatandaşa da kârınızı da üzerine koyarak sattınız.

Şimdi biz bunları dillendirirken “Ya, ikide bir bu konu gündeme geliyor…” Ya, kusura bakmayın, vallahi, bugün 24 Ekim, iki hafta sonra 9 Kasım. Yine gündemde olacak, her vesileyle gündemde olacak. Bu sorun, bu mağduriyetler giderilmediği sürece gündeme getireceğiz, gözünüzün içine de baka baka gerçekleri Türkiye kamuoyuyla da paylaşacağız.

Van’da bir trajedi var. İnsanlar sorunlarını Türkiye kamuoyu nezdinde görünür kılmak için bedenlerini açlığa yatırmışlar. Bir siyasal amaç için değil, başlarını sokabilecekleri bir evleri olsun diye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Hatta, bir evleri bile değil, daha önce deprem yardımlarıyla Van’a götürülen konteynerler ellerinden alınmasın, alınanlar geri verilsin diye bedenlerini açlığa yatırdılar. Bu gerçeği görmeniz gerekir. Bir iki yıl sonra çıkıp tekrar tekrar Van’a başsağlığı dilemeyin.

BAŞKAN –Teşekkür ederim.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – İlk günde yarattığınız tahribat için özür dileyin. O günden bugüne kadar Van halkının sıkıntılarını, sorunlarını çözecek hiçbir şey yapmadığınız için özür dileyin.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Gerçekten, AK PARTİ mensupları da gerçeği görmek istiyorlarsa Meclise vermiş olduğumuz bu araştırma önergesinin lehinde oy kullanırlar; bizler, sizler, diğer muhalefet partisi mensuplarıyla birlikte gider, Van’ın gerçeğini görürüz.

Kabul etmeniz dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zozani.

Önerinin aleyhinde Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde olduğumu beyan ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ediyorum.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Başbakan depremden sonra Van’a 4 kez gitmiştir ve bu hafta sonu itibarıyla da tekrar bir ziyaret planlamaktadır, bu da 5’inci kez olacaktır. Bu da Başbakanın ve Hükûmetin Van’a olan ilgisini, hassasiyetini göstermektedir.

Biz, tabii, AK PARTİ hükûmetleri ve AK PARTİ olarak Van’a yapılanlara teşekkür beklemiyoruz ancak Van’a yapılanları görmezden gelmek, muhalefet partilerinin hatiplerinin burada beyan ettiği gibi… Teşekkür beklemekten öte, insafsızlık, vicdansızlık da beklemiyor idik. Burada yapılanlar, AK PARTİ Hükûmetinin depremden itibaren organizasyonu dünyaya örnek olmuştur, bu organizasyonu dünya takdir etmiştir ama bugün burada gördük ki her ne hikmetse Barış ve Demokrasi Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi ise maalesef depremi istismar etmekten, depremin ticaretini yapmaktan öte hiçbir şey yapmamıştır.

Barış ve Demokrasi Partisine soruyorum, Allah aşkına, mahalli idarelerde iktidardasınız, çıkın şuraya, Van’la ilgili, depremle ilgili ne yaptınız somut olarak açıklayın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, sataştı, sonra cevap vereceğim.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Grup önerileriyle Meclisi işgal etmekten, gündemi belirlemekten, burada depremi istismar etmekten, Vanlı kardeşlerimize AK PARTİ’nin götürdüğü icraatları maalesef istismar etmekten, depremin mağdurları üzerinden istismar etmekten, ticaretini yapmaktan öte siz ne yaptınız? Allah aşkına, gelin, burada açıklayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Diğer taraftan, Cumhuriyet Halk Partili hatip ise burada çıktı, şöyle bir ibare kullandı arkadaşlar, dedi ki: “Hükûmet depremin enkazı altında kalmıştır.” Gerçekten depremin enkazı altında kalan bir durum var, o da sizin zihniyetinizdir. Çünkü, 1999 yılında Marmara depreminde Hükûmet enkaz altında kalmıştır. Olaydan günler geçtiği hâlde Hükûmet ve devlet oraya intikal edememiştir. O iktidarın ortaklarından biri de sizin uzantınızın olduğu zihniyettir, bu böyle biliniyor; vatandaş da bunu biliyor ve takdir ediyor, sizleri de iktidara getirmiyor.

Şimdi, Van Milletvekili değerli kardeşim Fatih Çiftci Van’ı bizden daha iyi biliyor, Van’a yapılanları biliyor ve burada anlattı, ben onlara fazla girmek istemiyorum. Şimdi, buraya çıkacaksınız, grup önerileriyle depremi gündeme getireceksiniz; getirin, eleştirilerinize bakacağız, eksikler varsa tabii ki takip edeceğiz Hükûmet olarak ancak yapılanları da saymanız lazım. Arkadaşlar, dikkatinizi çekmek istiyorum; 4,5 katrilyon, 2013 yılı bütçesi itibarıyla Van’a yapılan harcama 13 tane bakanlığın bütçesinden fazladır. Bu ne demektir? Bu şu demektir: Van ve Erciş yeniden imar ve ihya edilmiştir.

Burada, Barış ve Demokrasi Partisi hatibi dedi ki: “Efendim, buradaki konteynerleri söktünüz, Malatya’ya götürdünüz.” Tabii ki söktük çünkü konteynerde kalacak vatandaş kalmadı, onlara yeni konutlar tahsis ettik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Oradaki konteynerleri de Suriye’den gelen kardeşlerimize tahsis ettik. Bunu yapmayacak mıydık?

Şimdi, Van depremi öyle bir deprem ki arkadaşlar, 37 tane atom bombasının ortaya çıkardığı enerjiye denk bir güçle oraya etki etmekte, travma oluşturmakta. Böyle bir depremde 644 vatandaşımız maalesef vefat etmiştir. Vatandaşlarımıza tekrar Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Tabii ki bunu siz gündeme getirdikçe biz de burada başsağlığı dileyeceğiz. Biz mütedeyyin insanlarız, inanan insanlarız, ölenlerin arkasından da bu duyguları ifade etmek bizim için bir borçtur.

Hükûmete, öncelikle Van depremindeki hassasiyeti ve organizasyonu için teşekkür etmek gerekir, şöyle ki: 1999 Marmara depreminde olay yerine günlerce intikal etmeyen bir Hükûmetten Van depreminde olay yerine anında intikal eden, hatta, altı saatte bini aşkın arama ve kurtarma ekibini, bakanları ve milletvekilleriyle, vali ve kamu görevlileriyle olay yerine intikal eden, büyük bir organizasyonu sağlayan Hükûmete. Marmara depreminde    -dikkatinizi çekiyorum- vatandaşına bir yılda bile çadır veremeyen bir Hükûmetten Van depreminde on sekiz günde 75 binlik çadır kent kuran bir Hükûmete. Arkadaşlar, Marmara depreminde bir yılda çadır veremeyen Hükûmetten Van depreminde 17 bin kalıcı konut veren bir Hükûmete. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu millet bu iktidarı bu yüzden seviyor arkadaşlar. Marmara depremi enkazı altında kalan bir Hükûmetten konteyner kentler, mobil kentler, kalıcı kentler inşa eden, yaklaşık 4 katrilyon yani 2010 bütçesi itibarıyla -demin de söylediğim üzere- 11 bakanlığın bütçesi kadar yatırım yapan bir Hükûmete.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Az önce 13’tü!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Âdeta, Van’ı ve Erciş’i yeniden imar ve ihya eden… Bütün dünya bu organizasyonu takdir etmiş, bunu nasıl yaptığımızı öğrenmek için de buralara heyetler göndermiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Memleketlerinde olası bir afet durumunda buradaki organizasyonun mükemmelliğini uygulama adına bu denetlemeleri de bu incelemeleri de bu yardımları da hükûmetlerimizden talep etmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Avrupa’nın ve dünyanın en güçlü memleketlerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde bile afetlerdeki acziyetler göz önüne alındığında Hükûmetin Van’daki depreme, organizasyonu ve olay yerine intikali ve olay akabindeki gelişmeleri takip edişi ve karar alışını, vatandaşımızın mağduriyetine son verme anlayışını takdir etmek gerekir.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Allah razı olsun!

RAMAZAN CAN (Devamla) – Şimdi burada görüyoruz ki muhalefet partileri depremi bile istismar ediyorlar. Ben muhalefet partilerini anlıyorum, yapacakları bir şey yok ama Allah aşkına depremde yani ortak, elimizden gelmeyen beklenmedik mücbir sebeplerde dahi vatandaşlarımızın yanında olmak gerekirken vatandaşlarımızın mağduriyetini istismar etmek, vatandaşlarımızın durduğu durumu ticari ranta, siyasi ranta çevirmek tamamen, en hafif bir dille söylüyorum ki vicdansızlıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; bütün bu hadiseler, bütün bu olaylar memleketin insanlarının bakışları altında gerçekleşmektedir. Vatandaşlarımız bunu biliyor. Van halkı, Erciş halkı bunu biliyor. Van halkı ve Erciş halkı iktidarımızı, partimizi gerçekten takdire şayan bulmakta, yapmış olduğumuz çalışmaları takdir etmektedir. Muhalefete ise verdiği değer ortadadır. Barış ve Demokrasi Partisi belki şu an mahallî idarelerde iktidar sahibi olabilirler ama göreceksiniz altı, yedi ay sonra onlar da orayı terk edecekler diyor, BDP grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu beyan ediyor, Barış ve Demokrasi Partisinin başka grup önerileriyle gündemi işgal etmesini temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Can.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) –Sayın Başkan, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın hatip yerel yönetimlerimizin Van için hiçbir şey yapmadığını, varsa, bir şey yapmışlarsa bizi açıklamaya davet ediyor, müsaadenizle açıklayayım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Zozani.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Bakın, bakanlık sayısını atıp tutuyorsunuz, birisinde 13, birisinde 11 diyorsunuz. Verdiğiniz rakamın afaki olduğunun farkındasınız, o yüzden bol keseden atıyorsunuz, nasılsa kimse dinlemiyor diyorsunuz.

Bakın, sizin hükûmet bütçesinden, devlet bütçesinden hazineye, hazineden Van’a aktardığınız yatırım, yardım 350 personeli bulunan Avrupa Birliği Bakanlığı bütçesinden bile azdır.

Şimdi, Trakya’daki vatandaşın, Yozgat’taki vatandaşın, Kayseri’deki vatandaşın, Trabzon’daki vatandaşın gönlünden kopup Van’a gönderdiği yardımları siz Hükûmet yatırımı olarak ifade ediyorsanız çok büyük ayıp ediyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Belediye ne yaptı, Belediye?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Çok büyük ayıp ediyorsunuz.

İlk günden itibaren bütün belediyelerimiz, bütün iş makineleri ve imkânları dâhilinde Van’da olduk; Van’da olduk, Van halkıyla birlikte olduk.

Bakın, Sayın Çiftci ifade etti burada, devletin geçen sene misafir ettiği Vanlı sayısı 58 bin. Bu sayı, sadece BDP’li Nusaybin Belediyesinin konuk ettiği Vanlı sayısından bile azdır. Bakın, sadece bir ilçe belediyemiz Nusaybin’de 70 binin üzerinde Vanlıyı -Nusaybin Belediyemiz- konuk etti. Bunların farkında değilsiniz, bunları bilmiyorsunuz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Neresinde, neresinde?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Vatandaşı, halkı, halkın kucağını, sinesini Vanlı depremzedeye açmak suretiyle bunu yaptı.

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) – “Van’ın kucağını belediyeye bağla.” diyorsun, doğru mu?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Şimdi, söyleyecek bir şeyiniz yok.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Tek söyleyecek bu var zaten.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Altında kaldınız, gerçekten her çıkışınızda, burada her konuştuğunuzda bir kez daha depremin ağırlığını üzerinizde hissediyorsunuz, altında kaldınız.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Belediye ne yaptı, Belediye?

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Belediyemiz…

Şimdi, sizin zorunuza gidiyor ama istatistik yapıyorsunuz, farkındayız, orada anket yapıyorsunuz. Eğer gerçekten lafla Van kazanılmış olsaydı siz çoktan kazanırdınız. Mağduriyet yaşayan Van halkının Belediye Başkanını, yardım edeceğinize sudan gerekçelerle tutuklattınız, kâr etmediğini gördünüz ve savcı, bakınız tutuklamayı yapan mahkemenin savcısı, iddianameyi hazırlayan savcı itiraf etti, siyasal baskıyla böyle bir karar aldıklarını ve bu kararın anlamsızlığını itiraf etti. Bu itiraf Bekir Kaya’nın mahkeme dosyasında vardır, gidin bakın.

Biz, Van halkına sahip çıktık çünkü Van halkının kendisiydik ama siz hiçbir zaman bunu anlayamadınız, şimdi anlamanızı beklemiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zozani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, size de söz vereyim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Can, konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisini de ifade ederek  muhalefetin depremi istismar ettiğini, onun ticaretini yaptığını söyleyerek grubumuza sataşmada bulunmuştur. Söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhalefet partilerinin görevi, iktidar partisinin bir eksikliği, yanlışlığı varsa onları dile getirerek onların giderilmesini sağlamaktır ama iktidar partisi şu anlayışta olur ise buradan demokrasi çıkmaz: E, biz her şeyi yapıyoruz, muhalefet hiçbir şey söylemesin. Yani muhalefetin depremle ilgili söyleyeceği her şeyi siz, depremin istismarı, depremin ticareti olarak algılarsanız sizin hükûmet etme anlayışınızda, demokrasi anlayışınızda bir problem var demektir.

Bir yandan Van depremini bilmem kaç tona eş değer bir atom bombasıyla kıyaslayacaksınız, yani o kadar büyük bir deprem yaşadık ki işte yani bu nedenle sorunlar olabilir gibi bir anlayışla burada konuşacaksınız; öte taraftan, ondan kat kat büyük ölçekteki bir Adapazarı-Sakarya, o merkezli depremi daha küçümseyeceksiniz. Doğrusu bu çifte standardı eleştiriyorum, demokrasiye uygun bulmuyorum.

İkincisi şu: Bakın, depremin dün 2’nci yıl dönümü, Van depreminin 2’nci yıl dönümü, 160 aile hâlâ orada konteynerde yaşıyor. Gazetelerde haberleri var, hiçbir açıklama yapmadınız, yapamıyorsunuz, hâlâ sorun var demek ki orada. 160 aile evlere taşınabilmiş değil, bunu çözemeyen bir iktidar var.

Deprem oldu, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sezgin Tanrıkulu başkanlığında bir heyet hemen oraya intikal etti. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hemen Van’a gitti ve bir ay süreyle, en az bir ay süreyle, daha sonra o aralar belki uzadı ama sürekli olarak oraya gittik. Her gün Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan 3-5 milletvekili Van’da nöbet tuttu, bir ay süreyle her gün. Ondan sonraki süreçte de belirli aralıklarla Cumhuriyet Halk Partisi Grubu oraya gitti. Daha ilk gün -hafta sonuydu o gün, ben İstanbulda’ydım- İstanbul’daki belediyeleri Genel Başkanımızın talimatıyla arayarak İstanbul belediyelerinin oraya yardımını organize ettim, etmeye çalıştım ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, Türkiye çapında bütün belediyeler, büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere, birçok ilçe belediyemiz olmak üzere oraya yardımda bulundu, asgari 100 tır oraya biz yardım gönderdik. Ben size şunu söylemek istiyorum: 57’nci Hükûmeti eleştiriyorsunuz burada “Bir şey yapmadınız.” diye. Ben o zaman bürokrattım, o hükûmetin yaptığı bir şeyi söyleyeyim. O hükûmet Adapazarı depreminde mal varlığını kaybedenlerin vergi borcunu sildi, kanun çıkardı. Siz Erciş’teki esnafın vergi borcunu silen kanunu çıkarabildiniz mi? Bütün mal varlığını kaybetmiş olan o esnafın vergi borcunu silebildiniz mi? Burada kaç kere söyledim bunu ama oralı olmadınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Buyurunuz Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Efendim, demin AKP’den konuşmacı arkadaşımız 1999 depremiyle ilgili yanlış bilgiler verdi. Partimizi doğrudan doğruya hedef alan bir konuşma. Bunun için söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, burada birtakım yanlış bilgiler verildi. Şimdi, Marmara depremi ile Van depremini mukayese etmek bile abesle iştigaldir. Birisi 16 milyon insanı etkileyen bir depremdi ve 485 bin evi yıkan, 42 bin iş yerini kullanılmaz hâle getiren bir depremdi ve 45 saniye süren bir depremdi; diğeri 25 saniye süren. Çok kısmî bir bölgeyi etkileyen bir depremle mukayese ediyorsunuz.

Kaldı ki âdeta İstanbul’dan, Kocaeli dâhil olmak üzere, Gerede’ye kadar etkilenen bütün bu bölgelerde üç gün içerisinde büyük çoğunlukla çadırlar sağlandı. Yetmiş beş gün içerisinde geçici konutlara alındılar, sekiz ay içerisinde de kalıcı konutlara herkes kaldırıldı.

Şimdi, siz hâlâ Van’da çadırlarda insanları tutuyorsunuz, yapmayın. 2011 yılında meydana gelen depremin insanlarını hâlâ kalıcı konutlara, kendi konutlarına koyamadınız.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Van’a gitmiş mi Van’a?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Kim, ben mi? Tabii ki Van’a gittim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Aramızda konuşuyoruz Ramazan Beyle.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Aranızda konuşuyorsunuz, ben duyuyorum, kusura bakmayın.

Ama şunu söyleyeyim: O tarihte meydana gelen depremin boyutuyla Van depremini mukayese etmek bile gerçekten akıllara durgunluk verir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Biz onları mukayese etmiyoruz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Kaldı ki Van depreminde siz çadırlara koyduğunuz insanları o kış mevsiminde kar altında bıraktınız ama Suriye’den gelenlere konteyner verdiniz. Onlar yerine onlara bakmadınız bile, kendi insanlarınıza bile bakmadınız. Şimdi burada çıkmış şöyle böyle diyorsunuz, ayıptır yani.

Düşünün, Yalova’dan, İstanbul’dan; İstanbul’da Küçükçekmece’den, Avcılar’dan dâhil olmak üzere yıkıntıları söylüyorum, Kadıköy Bostancı bölgesine, Derince’ye, Gölcük’e, İzmit’e, Adapazarı’na kadar çok geniş bir alanda etkili olan bir depremle, 19 bin insanın kaybedildiği bir depremle mukayese ediyorsunuz 601 kayıp verdiğimiz depremi.

Dolayısıyla, o zaman Hükûmet vatandaşının yanındaydı, elinden tuttu, onları kışın en azından geçici konutlarda kar altında bırakmadı sizin gibi.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, gerek ilk konuşmacı Sayın Hamzaçebi gerekse de Sayın Halaçoğlu hem Hükûmetimizi hem de grubumuzu ilzam ederek “Bizim dönemimizde bunları hiç olmazsa çadırda bırakmadık, siz açıkta bıraktınız…”

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, grubu itham etmedik Sayın Aydın.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sizin sözünüze cevap verdim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yine aynı şekilde, “Sizin döneminizde Van’daki depremzadelerle ilgili olarak, şu kadar kişi çadırda kalıyordu…”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bak, “depremzade” değil, “depremzede”.

AHMET AYDIN (Aydın) – Bunlar doğru bilgiler değildir. Ben açıklama istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun, siz de açıklayınız, yeni sataşmalara mahal vermeyiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

4.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna sataşmaları nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle şunu ifade edeyim ki değerli arkadaşlar, Kocaeli’de, Gebze’de, Van’da, nerede olursa olsun bu acılar hepimizin acıları ve bu acılar üzerinden siyaset yapmamamız lazım. Bu acıların dindirilmesi, bu mağduriyetin giderilmesi açısından hepimizin ortak bir çalışma yürütmesi lazım. Bakın, özellikle Van depremiyle ilgili -evet, ikinci senesini dolduruyor- çok büyük bir acı yaşandı. Rabb’im bir daha bu ülkeye, bu millete bu acıları yaşatmasın.

Deprem önlenebilir mi? Önlenmesi mümkün değildir ancak depremle birlikte yaşamayı da öğrenmemiz lazım.

İkincisi, depremden sonra hükûmetler bunun gereğini yaptı mı? Oradaki halkların mağduriyetlerini gidermek adına, acılarını kısmen de olsa azaltmak adına elinden geleni yaptı mı? Bakın, Van’daki depremin hemen akabinde, aynı gün içerisinde neredeyse Kabinenin yarısı Başbakan Yardımcımızın başkanlığında Van’daydı. Orada, ilçelerinde, köylerinde çalışmalar yaptı. Kalıcı bir şekilde orada heyetimiz kaldı. Bütün devlet imkânlarını Hükûmetimiz oraya seferber etti, sonuna kadar seferber etti. Âdeta Van’ı yeniden inşa ettik arkadaşlar, Van’ı yeniden inşa ettik. Dün Erdoğan Bayraktar Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Erdoğan Bayraktar da burada açıkladı. Toplu konutlardan tutun da birçok alanda, eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, köylerde, kentte, her alanda yapılması gereken ne varsa misliyle yapılmaya çalışıldı, yapılıyor da, hâlen de yapılıyor. AFAD’ın bütün imkânları oradaydı. Devlet, Hükûmet bir arada Van’da Vanlı kardeşlerimizle beraber olduk. Tabii ki ölenleri geri getirmek mümkün değil, Allah rahmet eylesin. O acılar bizim acılarımızdır. O acıları hepimiz yüreğimizde yaşadık ve böyle acıların bir daha yaşanmaması için duada bulunuyoruz, niyazda bulunuyoruz. Ama şunu özellikle ifade edeyim: Bakın, 250 tane çadır değil konteyner var ve bu 250 konteynerde kalanlar hak sahibi değil, ev sahibi değillerdi onlar, evsizlerdi, farklı ortamlarda kiracı olarak kalıyorlardı belki. Bunlar hak sahibi olmadıkları için devletimiz bunlara konteynerleri düzgün bir şekilde tahsis etti ama hak sahibi de olamadıkları için evlerine kavuşamadı. Onun dışında evlerine kavuşamayan hiç kimse yoktur. Hak sahibi olan herkesin hakkı, hukuku bizim hakkımızdır, hukukumuzdur.

TUFAN KÖSE (Çorum) - Onlara da verin, onlar vatandaş değil mi?

AHMET AYDIN (Devamla) - Onların hakkına riayet etmek için de elimizden gelen gayretleri sarf ediyoruz ve yapmak da zorundayız. AK PARTİ’nin de bu Hükûmetin de görevi budur. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Suriyeliler de hak sahibi değil, onlara verdiniz.

AHMET AYDIN (Devamla) - Dün de Van’ın yanındaydık, bugün de yarın da Vanlı kardeşlerimizle beraber olacağız diyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisini…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, Sayın Aydın, bir hususu yanlış ifade etti, doğru olmayan bir bilgiyi aksettirdi, müsaade ederseniz…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – O kadar küçülemeyiz biz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, yeterince aydınlandığımız kanaatindeyim. Genel Kurulda siz açıklamayı yaptınız, iktidar partisi yaptı, yeterince hepsini söylediniz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Aydın, Van depreminden hemen sonra, ertesi gün, Sayın Başbakanın… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sessiz olalım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) –…bütün Kabineyle birlikte Van’da olduğunu ifade etti. Meclise doğru olmayan bir bilgi verdi, bunu düzeltmek için söz istiyorum.

BAŞKAN – Düzeltin, şimdi söyleyin.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Başbakan Yardımcısı” dedim ya!

BAŞKAN – Tutanaklara geçsin Sayın Zozani, söyleyin.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Aydın, 23 Ekim tarihli depremden hemen sonra, ertesi gün, Sayın Başbakanın bütün Kabineyle birlikte Van’da olduğunu …

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hayır, “Başbakan Yardımcısı” dedi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Başbakan Yardımcısı…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kayıtlarda var. Van’da olduğunu ifade etti. Sayın Başbakan Van depreminden üç gün sonra ancak Van’a gidebilmiştir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Haksızlık yapma ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Van depremi, 23 Ekim tarihli depremde yirmi dört saat gecikmeli olarak yardımlar Van’a..

BAŞKAN – Evet.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Bunların kayda geçmesi lazım.

BAŞKAN – Peki.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben şunu söyledim…

BAŞKAN – Evet.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Depremden hemen sonra Sayın Başbakan Yardımcısının başkanlığında neredeyse Kabinenin yarısı…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kayıtlarda öyle geçiyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Düzelttiniz efendim ikiniz de.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Başbakanımız da defalarca geldi üstelik oraya.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talep ediyorsunuz.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylamaya geçmeden önce yoklama talebini yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Sarıbaş, Sayın Özdemir, Sayın Acar, Sayın Köse, Sayın Haberal, Sayın Özgündüz, Sayın Yüceer, Sayın Öner, Sayın Demiröz, Sayın Aksünger, Sayın Cihaner, Sayın Özgümüş, Sayın Korutürk.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 16.53

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklamayı yenileyeceğim.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, BDP Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 23/10/2011 tarihinde meydana gelen Van depreminin ardından Vanlı yurttaşların yaşadığı olumsuzlukların, Van'a Türkiye'nin diğer yerlerinden yapılan yardımların akıbetinin araştırılması amacıyla 23/10/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün …

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, tutanaklara geçsin diye bir düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Evet…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Az önce bir bilgi kirliliği oldu Van depremiyle ilgili. Van depreminden hemen dört saat sonra Sayın Başbakanımız 15 tane bakanla birlikte Van ve Erciş’teydiler. Ondan sonraki süreçte de Başbakan Yardımcımız başkanlığında Kabinenin birçok bakanı orada uzun süre kaldı ve gelip gittiler. Sayın Başbakanımız da bu ziyaretten sonra 3 defa daha Van’a gitti; bu cumartesi tekrar, bir kez daha Van’a gidecektir.

Efendim, tutanaklara geçsin diye ifade etmeye çalıştım.

BAŞKAN – Düzeltilmiştir böylece, tutanaklara geçti.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup daha sonra oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşlarının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011’de yeni rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması amacıyla 2/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                               24/10/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun, 24/10/2013 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                    Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşları tarafından, 02/10/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011’de yeni rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (1022 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 24/10/2013 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Önerinin lehinde Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Sarıbaş.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin sayılı üniversitelerinden biri olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011-2015 döneminde görev yapmak üzere atanan rektör ve üniversitede yaşanan sorunlarla ilgili çeşitli iddialar söz konusu. Bu iddiaların araştırılması amacıyla vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 1992 yılında kurulmuş olup 2013-2014 eğitim öğretim yılına 13 fakülte, 13 meslek yüksekokulu, 8 yüksekokul ve 4 enstitü olmak üzere 38 eğitim birimi, 3.500’e yakın yüksek lisans ve doktora olmak üzere 40 bine yakın öğrencinin 1.506 akademisyenin ve 3 bin personelin görev yaptığı büyük bir eğitim camiasıdır.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin Sayın Rektörü Çanakkale’mizde göreve atandığı günden beri kendi düşüncesine yakın bir kadrolaşmayı gerçekleştirmek üzere uyguladığı baskı, sindirme, sürgün ve işten çıkarmalarla üniversitenin huzurunu bozduğu; üniversitede yasa, yönetmelik ve akademik teamüllere uyması, insan hakları ve bilim haklarına uygun davranması, idari ve akademik personelin çalışma şartlarını geliştirerek bilimsel çalışmalar yapması gerekirken işini gücünü bırakıp Çanakkale’de siyaseti belirlemeye, yeniden dizayn etmeye, keyfî uygulamalar ile üniversitemizde çalışma barışının kalmadığı… Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının emperyalizme karşı verdikleri mücadele sonucunda Çanakkale geçilmez zaferiyle anılıp barış ve hoşgörüyle sembolleşen şehrimizin 15 Mart 2011 tarihinden sonra huzurunu kaçırmaya başlamıştır.

Rektörlüğe atanmadan önce yaşanan gelişmelere baktığımızda Rektörün, âdeta önceden planlanarak hazırlandığını ve belirli makamlar tarafından görevlendirildiğini düşünmekteyiz.

Şöyle ki: Sayın Rektör, 2 Şubat 2011’de profesörlüğe atanıyor, bir gün sonra 3 Şubat 2011'de   rektörlük   adaylığını açıklıyor. Rektörlük seçimleri ise on beş gün sonra 18 Şubat 2011'de yapılıyor.

Rektör,  neden  aday olduğunu açıklamalarında da âdeta  itiraf ediyor, yaptığı adaylık bildirisinde adaylığının, kendi seçiminin ötesinde, üniversitede radikal değişimlerin gerçekleştirilmesi amacı ile geliştiğini belirtiyor. Ayrıca kendi ifadelerinde "Hedefimiz için tecrübemiz var, ön çalışmamız da. Tüm projelerimiz için ön görüşmeler yapıldı bile." diyerek önceden hazırlıkların yapıldığını itiraf etmiştir.

Sayın Rektör "Gerekli tecrübemiz de var." diyor. Tecrübe edinebilmesi için uzun süre üniversitede çalışmış, dekanlık ya da en azından bölüm başkanlığı yapmış olması gerekirken Sayın Laçiner tüm çalışma hayatını üniversite dışında geçirmiş. ÇOMÜ ile ilişkisi hep kâğıt üzerinde kalmıştır. Sormak gerekir: Gerekli tecrübeyi nereden edinmiştir? Çünkü rektör adaylığını açıkladığı günden iki gün önce profesörlüğe dahi atanacağı belli olmazken, hangi yetki ve sıfatla, seçimlerden önce kimlerle, neyin ön görüşmelerini yapmışlardır?

Cumhurbaşkanı tarafından atandıktan sonra, özellikle idari personelin çalışma hayatına ilişkin özlük haklarının ellerinden alınmaya başlandığı, akademik personelin, çalışanların ve öğrencilerin üzerinde baskı ve yıldırma politikaları uygulanmaya başlandığı; huzursuzluğun sadece üniversiteyle sınırlı kalmayıp tüm kente dalga dalga yayıldığı; 83 profesör, 63 doçent, 61 yardımcı doçent kadrosu boş olmasına karşın, keyfî olarak, 18 profesör, 33 doçent ve 41 yardımcı doçent kadrolarının verilmediği, bezdirme ve yıldırmak amacıyla imzasız mektup ve asılsız ihbarlarla soruşturma açılarak cezalar verildiği; 36 işçinin sendikalı olmaları sebebiyle işten çıkarıldığı, işten çıkarılanların yerine ise hemen 40 işçinin yeniden işe alındığı; Yenice Meslek Okulunda görevli Yardımcı Doçent Doktor Güran Yahyaoğlu kemik iliği kanseri olması dolayısıyla hastanede tedavisi devam ederken mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle işine son verildiği –ve bu arada da bu öğretim görevlisinin hayatını kaybettiğinden dolayı da kendisine tekrar rahmet diliyorum- ölümünden sonra da hâlâ mahkemesinin devam ettiği ve bu mahkemelerin sürecine de tüm Çanakkale halkının iştirak ettiği; eşi işten atılan Gazeteci Mustafa Sezek’in kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği; göreve gelir gelmez Genel Sekreter Yardımcısının kadrosu elinden alınarak aynı göreve önce vekâleten, bir süre sonra vekâlet kaldırılarak Spor Daire Başkanlığında görevlendirildiği, Genel Sekreteri önce Genel Sekreter Yardımcılığına, sonra akademik personeli ve öğrenci bulunmayan fakültelere sekreter olarak gönderip yerine dışarıdan genel sekreter atadığı,  üniversitede bir tek genel sekreterlik kadrosu olmasına karşın fiilen 2 kişinin aynı kadroda görev yaptığı -enteresandır, 1 kadroda 2 kişi görev yapıyor, çok dikkat çekici- uzun yıllar kadro bekleyen, hak ettiği terfi ve özlük hakkını alamayan öğretim elemanları varken tepeden inme atamalarla eş, dost ve yandaşlarını atadığı; en çarpıcısı da kendisinin bundan önce üniversitede bulunmamasına rağmen kendi eşini, kardeşini ve kardeşinin eşini atadığı iddia ediliyor ve hatta kardeşini iki tane yetkili yerde görevlendirdiği; personel alım ilanlarında âdeta adrese teslim tariflerin yapıldığı, Dekanlığa gönderilip YÖK tarafından yüz kızartıcı suçu gerekçe gösterilerek reddedilen kişinin Rektör Yardımcılığına getirildiği; El Kaide terör örgütü üyesi olduğu ve iki yıl hapis yattığı iddia edilen bir şahsın yasalara uymayarak öğretim görevlisi olarak görevlendirildiği, siyasi ve dinî görüşleri dikkate alınarak uzman alanları olmayan bölümlere dışarıdan öğretim üyesi ithal edildiği ve bu bölümlere öğrenci alımının YÖK tarafından kabul görmediği; idareci ve çalıştırılan öğretim elamanlarının siyasi ve dinî yapılarına baktığı; son iki yıl içerisinde onlarca akademisyenin ya istifa ettiği ya da başka okullara geçmek zorunda kaldığı, onlarca akademisyenin üniversite veya rektörle mahkemelik olduğu; üniversite eğitim kalitesinin düştüğü, barışın yok edilerek huzursuzluk ve tedirginliğin hâkim olduğu; öğretim üyeleri, çalışanlar ve öğrenciler üzerinde baskı ve tehditlerin yoğunlaştığı; mahkeme kararlarının uygulanmadığı; eğitim kalitesinin dünya üniversiteler sırasında çok gerilere düştüğü gibi pek çok iddiaları sıralayabiliriz.

Türkiye'de ilk defa bir ilde aralarında DİSK, TMMOB ve diğer sivil toplum kuruluşlarının Çanakkale’de halkın katılımıyla “Rektör istifa istifa!” diye yürüyüşün yapıldığı ve birçok sivil toplum örgütüyle Çanakkale kentinde kavgalı olan bir rektörden bahsediyorum.

Çok değerli milletvekilleri, Uluslararası Üniversiteler Birliğinin özellikle ilk 50 üniversitesi arasındayken bugün ilk 50 üniversitesine giremeyen, Avrupa da dâhil olmak üzere kabul edilen böyle başarılı bir üniversitemizin böyle bir rektörün iddia edilen bu uygulamaları ve ÇOMܒnün Rektörü hakkında gelin hep beraber bir komisyon kurarak buradaki eğitim yuvasının bağımsız, özgür ve tekrar eski hâline getirilmesi dileğiyle sizlere önergemin kabulü konusunda ricalarımı sunuyor, en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbaş.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Çeşitli İşler

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Güney Kore Büyükelçisi ve beraberindeki milletvekillerine Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Güney Kore Büyükelçisi ve beraberindeki milletvekilleri Güney Kore Dostluk Grubumuzla birlikte Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir.

Kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz” diyorum efendim. (Alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşlarının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011’de yeni rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması amacıyla 2/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Önerinin aleyhinde Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Daniş.

MEHMET DANİŞ (Çanakkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlar; CHP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinde Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Sarıbaş’ın 2011 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi rektörlük seçimlerinden sonra birtakım iddiaları içeren ve bu iddiaların araştırılması için araştırma komisyonu kurulmasını talep eden önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Sayın Sarıbaş’ı dinledik. Gerçekten de ben, bir anda eski Türkiye’yi hatırladım. Evet, eski Türkiye’de maalesef üniversiteler böyleydi. Akademik atamalar, kariyer yükselmeleri tamamen ideolojik yapılanmalarla “sen,  ben, bizim adam” mantığı çerçevesinde yapılabiliyordu. Ancak yeni Türkiye’de ve yeni Türkiye’nin üniversitelerinde artık bu şekilde olmuyor.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Şimdi hepsini AKP alıyor.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Biraz ben siyasi olarak cevap vereceğim ama Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde özellikle son üç yılda yani 2011’den bu tarafa neler olduğunu sizlerle objektif olarak paylaşmak istiyorum.

Bakın, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2012 yılında TÜBİTAK’tan en fazla destek ve proje alan Türkiye’de 7’nci üniversite olmuş. 2013 yılında Avrupa Birliği standartları çerçevesinde diploma etiketi verme hakkına kavuşmuş. Öğrenci sayısı iki buçuk yılda 15 bine yakın artmış, 2011’de 27 bin olan öğrenci sayımız bugün itibarıyla 42.500’e ulaşmış. Çok sayıda yeni bölüm ve fakülteler açılmış. ÇOMÜ ilk kez yani Onsekiz Mart Üniversitesi ilk kez teknokentini kurmuş ve bu yıl içerisinde açılışını yapacağız. Akademisyen sayısı…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Türkiye’de kaçıncı?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Geliyorum, biraz sabrederseniz o da var burada.

Bakın, akademisyen sayısı yüzde 30 artmış 1.600’ün üzerine çıkmış, öğretim üyesi sayısı yüzde 40 artmış 700’e yaklaşmış, idari personel sayısı 2,5 kat artmış 900 rakamına ulaşmış ve sadece 2012 ve 2013 yıllarında 500’e yakın akademisyen üniversitemize başvurmuş ve ataması yapılmış. Yine, akademik uluslararası indekslerde makale sayısı yıllık 300’ün üzerine çıkmış, atıfların sayısı binin üzerine çıkmış. Tarihinde üniversiteyi tercih eden öğrencilerimize bakıldığında; ilk bin öğrenciden 2011’de 11 öğrencimiz varken 2012’de 21 öğrenci Onsekiz Martı tercih etmiş, 2013’te 39 öğrenci Onsekiz Mart Üniversitesini tercih etmiş ve her yıl, bu üç yılda en az 50 tane lise birincisi öğrencimiz, çocuğumuz Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesini tercih etmiş. Yine, ilk 10 binden Onsekiz Mart Üniversitesini tercih eden öğrenci sayımız 500’ün üzerine çıkmış.

Onsekiz Mart Üniversitesi bu süre zarfında Yüksek Öğretim Kurumundan en fazla destek alan üniversitelerden biri hâline gelmiş. Yine, uluslararası kuruluşların değerlendirmelerine göre akademik anlamda yükselmeler göstermiş, birçok uluslararası kongreye ev sahipliği yapmış. Yine, teknik olarak da ifade edersem, arkadaşlarım çünkü ısrarla onu soruyorlar, müsaadenizle: Bakın, Web Ranking’e göre dünyanın ilk bin üniversitesi arasında 959’uncu sıraya yükselmiş yani 2010’da 1700’lerde iken 959’uncu sıraya gelmiş…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Türkiye’de kaçıncı olmuş?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Yine, İspanya merkezli Scimago Araştırma Kurumu tarafından yapılan dünyanın en iyi üniversiteleri raporunda dünyanın en iyi 1.500 üniversitesi arasına girmiş.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Eskiden kaçıncıymış?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – 1700’üncüydü 959’a gelmiş. Bunlar benim rakamlarım değil.

Bakın, bunlar nitelik olarak gelişmeler. Bir de nicelik olarak gelişmelere bakalım.

1992 yılında kurulmuş bizim üniversitemiz, son üç yılda kazandırdığımız kapalı alan 200 bin metrekarenin üzerine 260 bin metrekare, son üç yılda kabul edilen.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Eski rektör…

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bakın, eski rektör de bizimle çalıştı, onun da basındaki bizimle ilgili açıklamalarını çıkarıp önünüze koyarım ama eski rektörü hatırlatmanız iyi oldu, biraz sonra ona da gelirim.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Hükûmetle ilgili konuşma, Rektörle ilgili konuş.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bakın, kütüphanemizde kitap sayımız 80 binden 800 bine ulaşmış.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektöre gel Mehmet.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Ben sizi dinledim. Biraz sabrederseniz bütün sorularınıza cevap verebilirim.

İnternet kullanımı 45 terabayttan 500 terabayta çıkmış. Bunlar sizin için bir anlam ifade ediyor mu bilmiyorum. Çanakkale’nin ilk tiyatrosunu üniversitenin içinde inşa ettik. Çok kısa sürede Kültür Bakanlığının desteğiyle tefrişatını da yapıp Çanakkalelilerin hizmetine sunuyoruz. Bakın, kongre merkezi kazandırdık üniversitemizle beraber, 2014’te bir tane daha kazandırıyoruz. Tıp Fakültemiz maalesef Cumhuriyet Halk Partili yerel yöneticiler tarafından olduğu yerde gelişememiş, yeni dekanlık binasına ve hastanesine de başladık. Bunun gibi birçok yeni yapılan yatırımları sayabilirim ama bizim daha çok ilgilendiğimiz nitelik olarak gelişmeler.

Peki, “Çanakkale’de bu kadar iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor, üniversite gelişiyor da neden böyle oluyor? Ben böyle düşünüyorum, arkadaşım öyle düşünüyor bunun cevabı nedir?” diye ben de düşündüm. Çok da düşünmedim tabii. Türkiye’de hep iyi şeyler olurken, güzel şeyler olurken Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefetini biz yaşamadık mı, ilk kez biz Çanakkale’de mi yaşıyoruz? Hayır, bunu da yaşayacağız. Bakın, Çanakkale’de üniversite hem fiziki olarak hem sayısal anlamda hem nitelik anlamında büyük gelişmeler gösteriyor. Arkadaşım geldi, işte onun eşiydi, kardeşiydi, bilmem neyiydi bunlarla ilgilendi. Bundan önceki rektörlerin dönemine de bakıldığında seviyeli bir ilişkinin olduğu görülür Çanakkale’de. Ancak, 2010 yılında… Çanakkale “Barışın kenti” deniliyor ve bugün bazı şeyleri dile getiriyoruz. 2010 yılında sosyal tesislerinde başörtülü ziyaretçiler parasını ödeyerek kalmak istediğinde “Kalamazsın.” denilen de bir üniversitemiz vardı. Daha acısı nedir biliyor musunuz? Toplu taşıma aracı kampüsün içine girip öğrenci alıp gidecek, kampüsün dışında başörtülü bir yolcusu var -üniversite öğrencisi değil, olmak zorunda da değil zaten- vatandaş; kampüste inmek zorunda, yani kampüse başörtüsüyle giremez.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bu çağda!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – İnsan hakları nerede kaldı?

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Onun CHP ile ne alakası var Allah’ını seversen?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bilgi çağı nerede kaldı? Üniversite nerede kaldı? Bugün biz neden bahsediyoruz?

Bakın…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – CHP ile ne alakası var? Ne alakası var?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – “Ne alakası var?” geliyorum hemen.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektöre gel Rektöre. Biz Rektörden bahsettik.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Az önce dedi ya “Eski rektör” diye.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektöre gel Rektöre!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Zaten bu bilgileri aldığı yerler onlardır.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Benim konuşmamda AKP geçmedi, hizmetten bahsetmedim. Rektör, rektör!...

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bakın, bir ifade kullanıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Yüz kızartıcı suç işleyen” diyorsunuz.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektöre gel, Rektöre!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Ya sen bunu kimseye kullanamazsın.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektörü savunma!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Kardeşim, adamın suçu var mı yok mu?

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Rektöre gel, Rektöre!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – O tezgâhı yapanlar, işte bugün Kocaeli’de Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olanlardır…

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Mehmet, AKP ile yatırımı karıştırma!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – … ve Aydınlık gazetesinde köşe yazarıdır.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Sadece kandırıyorsunuz halkı.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Siyaset yapmadım, siyaset yapmadım!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – 28 Şubat sürecinde milliyetçi muhafazakâr olduğu için herkes bilir akademisyen olarak Çanakkale Üniversitesinde yapılanları. Bu dönemde rövanşizm bitmiştir.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Ya bırak Mehmet Allah’ını seversen!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Sizin özlediğiniz üniversiteler artık Türkiye’ye geri gelmeyecektir, o dönem kapanmıştır. Hiç ümitlenmeyin! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Pardon, Rektörü savunuyorsun yani!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bakın, Çanakkale’de yürüyüş yapıyorlar Rektöre karşı marjinal gruplarla. Marjinal gruplar o sivil toplum örgütlerinin dövizlerini taşıyor.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Çanakkale halkına marjinal diyemezsin.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Vatandaş yok, iddia ediyorum kendi CHP’li yöneticileri bile yok. Marjinal gruplarla yürüyüş yapıyorlar.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Çanakkale halkına marjinal diyemezsin Mehmet!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Aynı Gezi eylemlerinde CHP milletvekillerinin AK PARTİ binasına yolladığı gibi.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) –  Herkes marjinal size…

MEHMET DANİŞ (Devamla) - Sokakları kışkırtmaya çalışıyorsunuz ama başaramayacaksınız.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yani bırak! Hâlâ herkes marjinal …

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Niçin? Çanakkale gerçekten barışın kenti.

Bakın…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Rektör, Rektör! Mehmet, Rektöre gel!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Sorun ne? Ne istiyorsanız geleyim.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Rektör, Rektörü anlat!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Şimdi, bakın…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – AKP’yi anlatma bana. Ben siyaset yapmadım, Rektörden bahset!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Rektörün mahkemeleştiği tek bir kişinin olmadığını ifade ediyor üniversite yönetimi.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yasalara uyuyor mu ona bak!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Rektörün mahkemeleştiği tek bir kişi yok.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – İhalelere bak!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – İhalelere buyurun bakın.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – İşte, bakalım beraber.

MEHMET DANİŞ (Devamla) –  Savcılığı davet edin, kuruşuna kadar bakın.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Beraberce bakalım… Beraberce bakalım.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bir de kendinize dönün bakın Çanakkale’de yaşadıklarınıza. Lütfen, hiç kimse yapılanları gölgede bırakmaya çalışmasın.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ya araştırma önergesini kabul edin de, işte  bakarız ne var ne yok.

MEHMET DANİŞ (Devamla) –  “Üniversitede huzur yok, baskı var.” diyor ya! Ya böyle baskı olan üniversiteye 500 tane yeni akademisyen gelir mi? Türkiye’nin en başarılı öğrencileri gelir mi? Bu kadar akademik yayın yapılabilir mi baskının olduğu yerde?

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – AKP’leşmiş ya Rektör onu kabul ediyorsunuz.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Siz yeni döneme alışmakta zorlanıyorsunuz.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Bu senin yeni dönemin!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yavaş yavaş alışacaklar.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Yani, yavaş yavaş. Herhâlde, tabiî, dönüşüm de böyle çok kolay olmaz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Yeni Türkiye” ne demek oluyor? Onu bir anlatır mısın bize?

MEHMET DANİŞ (Devamla) - Çanakkale’de güzel şeyler oluyor.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Çok güzel şeyler olduğunu görüyoruz!

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bu “Yeni Türkiye” ne demek?

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Üniversitede güzel şeyler oluyor.

Bakın, “atılıyor” diyorsunuz ya, 2011, 2012, 2013 ayrılan akademisyen sayısı 40 tane, önceki yıllara bakıldığında da ortalaması 40 tane.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Mehmet, Tıp Fakültesine gel!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Hangi fakülte dersen ona gelelim. Tıp Fakültesine… Sen kiminle ilgili diyorsan ona gelelim.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Hapiste yatmış insanların alımına gel, Rektöre gel!

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Ancak, sanıyorum açman gereken bir konu şudur: Hani diyorsun ya “yüz kızartıcı suç”, bunlar zamanın tezgâhlarıydı, 28 Şubat ürünüydü, bugünler geride kaldı, insanları böyle töhmet altında bırakamayız.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Günümüze gel Mehmet, Rektör…

MEHMET DANİŞ (Devamla) – İnsanları böyle töhmet altında bırakamayız.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Araştıralım beraberce Mehmet, senin dediklerin doğru çıksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Bakın, ben onların hepsini senden daha iyi, ayrıntılarıyla biliyorum.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Beraber araştıralım, beraber.

MEHMET DANİŞ (Devamla) - O insanlara o tezgâhı yapanların isimlerini de biliyorum.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yan yana, beraber araştıralım.

MEHMET DANİŞ (Devamla) – Biraz kılavuzların yanlış diye düşünüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sen kendini savunuyorsan mesele yok.

MEHMET DANİŞ (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Daniş.

Lehinde Hakkâri Milletvekili Adil Zozani…

Buyurunuz Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AK PARTİ grubunun bugün talihsiz günü çünkü bütün belalı konular bugüne yoğunlaştı, cevap veremedikleri konular bugün gündeme geldi, cevap vermekte de zorlanıyorlar. Doğrusu propaganda malzemesi de yeterince yok, izahta zorlanıyorlar, onun için eski defterleri sürekli karıştırma gayreti içerisinde, bir savunma içerisindeler. Bir nebze de anlıyorum bu ruh hâlini çünkü söylenecek başka bir şeyleri yok.

Şimdi, Çanakkale Üniversitesiyle ilgili olarak verilmiş araştırma önergesiyle biz diğer üniversitelere de örnek teşkil edilmesi açısından böyle bir komisyonun Meclis bünyesinde kurulmasında fayda görüyoruz.

Şimdi, Ergenekon operasyonları dönemlerinde üniversite rektörleri, üniversite öğretim görevlileri hükûmet karşıtı tutumlarıyla çok ilişkilendirilerek bir kısmı cezaevinde, bir kısmı da meslekte pasivize edilmek suretiyle böyle bir propaganda yürütüldü. Var mıydı öyle bir gayretleri, yok muydu, onların yaptıkları meşru muydu değil miydi, o tartışmaya girmiyoruz ancak Hükûmetin bu dönem uygulamalarında tıpkı eleştirdikleri öğretim görevlileri, üniversite rektörlerinin pozisyonunda yeni, kendi partilerine yakın, kendi zihniyetlerine yakın kadrolaşma gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz. Kötüledikleri, tu kaka ettikleri sistemi, bu defa kendileri açısından, kendilerine hizmet edecek şekilde bir kadrolaşma faaliyetini üniversitelerde yaygınlaştırıyorlar.

Türkiye’de gerçekten bütün üniversitelerin hâli içler acısıdır. Eğitim kalitesi giderek düşüyor, OECD raporlarına da bu yansıdı.  Türkiye’de eğitimin kalitesinin özellikle fen ve matematik bilimleri açısından, bu dallarda giderek geriye bir düşüşün olduğunu ifade ediyor uluslararası bir kuruluşun verdiği rapor. Sadece bunu siyasi propaganda malzemesi olarak ifade etmiyoruz, bizlerden bağımsız, Türkiye’den bağımsız bir uluslararası kuruluşun raporunu hatırlatıyoruz, gündeme getiriyoruz. Türkiye’de eğitim kalitesi her geçen gün biraz daha düşüyor. Türkiye’de üniversitelerde, okullarda giderek partizanlık ön plana çıkıyor ve artık cemaatlerin güdümünde bir yapılanmanın ayyuka çıktığını ifade ediyor.

Bir örnek ifade edeceğim size. Şimdi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi bir devlet üniversitesi değil mi, bir kamu üniversitesi. Bir kamu üniversitesinin öğretim görevlisinin bir başka özel üniversitede öğretim görevlisi olup Diyarbakır Dicle Üniversitesinden maaş aldığını biliyor musunuz? Hatta bir adım daha ötesini ifade edeyim. Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesinde kayıtlı ve maaşını oradan alan öğretim görevlisi federal Kürdistan bölgesindeki Işık Üniversitesinde, bir cemaate ait üniversitenin rektörü pozisyonunda. Maaşını kim ödüyor? Işık Üniversitesinin kamuoyuyla bir alakası yok, özel bir üniversite. Parasını verir dilediği öğretim görevlisini çalıştırır ancak maaşını devlet üniversitesinden alan bir öğretim görevlisini siz neye dayanarak götürüyorsunuz oradaki üniversitenin başına koyuyorsunuz? Açık bulmuşlar, YÖK Yasası’ndaki -yanlış hatırlamıyorsam- 38’inci maddedeki bir açığı yakalamışlar ve o açığa dayalı olarak “yurt dışı faaliyet” adı altında kamuoyu üniversitesindeki öğretim görevlisi özel bir üniversitenin rektörü olarak atanıyor.

Geçtiğimiz günlerde Çanakkale’ye gittim. Çanakkale’de sokakta dolaşırken, insanlarla çay ocağında oturup sohbet ederken üniversitedeki bu sıkıntıyı önümüze getirdiler. Çanakkale Üniversitesindeki bu sıkıntıyı önümüze getirdiler, bizimle paylaştılar. Partizanlığın had safhaya ulaştığını, gerçekten öğretim görevliliği görevini yapmak isteyen akademisyenlerin üniversiteden dışlandıklarını bize söylediler.

Siz bu serzenişe kulak vermek durumundasınız, bu serzenişi dikkate almak durumundasınız. Araştırılması gerekiyorsa araştırılmalıdır. Böyle bir gündem, hele hele ciddi ifadeler, iddialar içeren böyle bir araştırma önergesi önünüze geldiği zaman bana ne diyemezsiniz, bize yakınsa problem yoktur diyemezsiniz.

Bakın, eğer bir yerde çürüme varsa, bir yerde çürüme baş göstermişse, bu çürümeye eğer siz çare bulamazsanız bu çürüme sizi alır götürür, sizi bitirir.

Defalarca bu kürsüden ifade edildi, “Üniversite öğrencilerinin yeri cezaevleri değildir.” denildi. Üniversite öğrencileri üniversitelerinde olmak  durumundadır. Daha önce de bu bilgiyi sizinle paylaştığımı hatırlıyorum. Bir öğrencinin çantasında ters lale kartpostalı bulunduğu için “KCK operasyonları” adı altında cezaevine konuldu. Çantasında ters lale kartpostalı bulundu, başka hiçbir suç delili yok ve iddianameye de bu şekilde konuldu. Daha nice örneği sizinle paylaşabiliriz. Öğretim görevlilerinin görevlerinden el çektirildiği bir sürü örneği önünüze koyabiliriz. Üniversiteler bu durumdayken neme lazım tutumu içerisinde olmamızı kimse beklemesin.

Bakın, yukarıda Plan Bütçe Komisyonunda tartışıyoruz. Sayıştayın bu yılki üniversitelerle ilgili, üniversite harcamalarıyla ilgili, özellikle ve özellikle üniversitelerin döner sermayeleriyle ilgili ifadeleri, raporları içler acısıdır: “Töhmet altında olmayan çok az üniversite var Türkiye’de.” Biz değil, Parlamento adına denetim görevini yapan Sayıştay bunu söylüyor. Sırtınızı buna çevirseniz büyük bir yanlış etmiş olursunuz.

Hükûmet her defasında ifade ediyor “Üniversite sayısını artırdık.” diye. Eyvallah. Adı olan ama binası olmayan Türkiye’de kaç üniversite olduğunu biliyor musunuz? Kirada oturan kaç üniversite olduğunu biliyor musunuz? Kirada oturan, rektörlüğe kiralanacak bina bulamayan üniversitelere bütçeden ayrılan paylara lütfen bir bakın, geçen sene ayrılan paylara bir bakın, bu sene ayrılan ödeneklere bir bakın.

Türkiye’de “üniversiteler” deyince üç kentteki üniversitelere yoğunlaşılıyor; Ankara, İzmir, İstanbul üniversitelerine yoğunlaşılıyor. Sanki üniversiteler sadece bu üç kentte varmış gibi davranılıyor. Bu üç kentin üniversitelerine ayrılan pay neredeyse diğer üniversitelerin tamamının toplamından daha fazladır. Yazık, günahtır.

Çanakkale’deki öğrenci, Aydın’daki öğrenci “üniversiteliyim” demek için bu üç kentten birine mecbur mudur? Kendi kentindeki üniversite Ankara’daki üniversite koşullarında niye eğitim imkânına sahip olmasın? Ama bu üniversitelerin tamamı, özellikle ve özellikle gözlerden uzak tutuluyor. Sebebini açıkça ifade edeyim. Çünkü buralarda, özellikle taşra üniversiteleri olarak görülen bu üniversitelerde kadrolaşmanın daha kolay olacağını düşündüğünüz için özellikle görmezden geliyorsunuz.

Bu araştırma önergesi Türkiye’deki üniversitelerin içler acısı hâlini görmek açısından vesile olur diye lehinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Yüce Parlamentonun da bu konuyu es geçmeyeceğini umut ediyoruz.

Sizleri saygıyla selamlıyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Zozani.

Aleyhine, Isparta Milletvekili Recep Özel.

Buyurunuz Sayın Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu, bugünkü Danışma Kurulunda çoğunluk sağlanamadığından dolayı buraya getirmiş olduğu önergenin aleyhindeyiz.

Şimdi önergenin içeriğine baktığımız zaman, acaba böyle bir önerge verilebilir mi diye İç Tüzük’e ve Anayasa’ya bakmak gerekiyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bundan sonra sana danışacağız Recep Özel, sana danışacağız!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Bakalım, her zaman bakalım, bunda da bakalım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sen böyle söylüyorsan, bundan sonra “Sayın Recep Özel, araştırma önergesi nasıl yazılır?” diyeceğiz! Senden müsaade alıp yazacağız!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi bu tür öneriler getirdiği zaman daha içeriği olan, daha kaliteli olan, daha içi dolu olan, içi boş olmayan iddialar gündeme getirirse milletin, Meclisin vaktini boş yere harcamayız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bundan sonra onu da söyleyecek, nasıl konuşacağımızı. Önceden konuşma metinlerimizi göndereceğiz, siz nasıl takdir ederseniz öyle konuşacağız.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – “İçi boş” derken neyi kastediyor Beyefendi?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Bakın, önergeyi okuduğunuz zaman “Bir üniversitede yapılan birtakım iş ve eylemlerin yanlış olduğu iddia edilmektedir.” deniyor. Bu iddia kime göre yanlış? Size göre yanlışsa, gidersiniz, idari merciler tarafından yapılacak olanlar vardır, adli merciler tarafından yapılacak olanlar vardır.

Bir de ayrıca bir konu… Bir ilin milletvekili kendi ilinin üniversitesini Meclis kürsüsüne çıkıp kötüleyebilir mi yahu? Bakın, bir kötü…(CHP sıralarından gürültüler)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Üniversiteyi  kötülemiyoruz, rektörü…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sen anlamamışsın. Önce oku, oku!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, hatip konuşamıyor.

RECEP ÖZEL (Devamla) -  Anlatayım. Bir üniversite öğrencisi eğer bir üniversitenin aleyhine bir propaganda yapıyorsa, konuşuyorsa o 17 öğrencinin orayı tercih etmesinin önüne geçiyor, onu engelliyor. Şimdi bir milletvekili çıkıyor “Benim Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, şurada şurada şöyle kötülükler var, bilimsel anlamda geriye gitti, şunu etti, bunu etti.” diyor, kendi ilinin, Çanakkale ilinin üniversitesini gelecek yıllarda tercih edecek öğrencilere katbekat ne kadar engel olabileceğini… Gelecek yıllarda -hiç ümit etmeyiz, arzu etmeyiz- Çanakkale’deki üniversiteyi tercih edecek öğrencilerde bir düşme olursa bunun sorumlusu Çanakkale Milletvekili, bu önergenin sahibidir diyorum efendim. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bravo! Bravo!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Aynaya bakarak konuşma!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ben, daha ciddi önergeler veriliyor… Bu rektörümüzü bakın, tanımam, etmem, bilmem. Eğer rektörümüz bu kadar CHP’yi zıplatacak işler yapıyorsa kesinlikle gayet çok güzel işler yapıyordur, çok güzel işlerin altına imza atıyordur; yoksa siz zıplamazsınız. Siz iyi işlerin altında olmazsınız, imzanız olmaz. Nerede kötü, nerede böyle toplumu kutuplaştıracak, nerede ayrıştıracak işler varsa hep sizin dönemde olmuştur.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Ayrıştırmayı siz yapıyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Eski rektör dönemini biraz önce geldi Sayın Çanakkale Milletvekilimiz burada anlattı. İlinizin üniversitesinin son on yıl içerisinde öğretim üyesi anlamında, araştırma görevlisi anlamında…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İki yıl…

RECEP ÖZEL (Devamla) - İki yıl içerisinde 3 kat arttığını, öğrenci sayısının 14 binden 40 bine geldiğini burada anlattı, ifade etti.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Türkiye’de de arttı.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bakın, Çanakkale küçük bir il, küçük bir ilimiz. Çanakkale ekonomisi bu öğrencilere, üniversiteye dayanır.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Siz kurmadınız onu.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bu üniversiteye bu tür önergeler getirerek ayağına çomak sokmayın, baltalamayın. Yapılmış olan güzel işleri, iyi işleri gelin burada anlatın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Üniversitenin yaptığı bilimsel çalışmaları anlatsana. Anlatsana varsa iyi şeyler, onları da sen anlat.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Meclis tarihine geçiyor bu. Kendi ilinin üniversitesini kötüleyen bir milletvekilinin araştırma önergesinin altına imza atarak buraya getirmesi… Burada tarihe geçiyorsunuz. Bu konuda sizi de tebrik ediyorum bir ilki başardığınız için!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Rektörünüz iki yıldır hangi bilimsel çalışmayı yaptı, anlatsana.  Hangi  konferansa katılmış, bir anlatsana.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Şimdi, bir diğer konu… Diyor ki burada önerge sahibi: “Rektör bey üniversite öğretim elemanlarının özlük haklarını ellerinden alıyor.” diyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bize göster onları, biz bilmiyoruz. Yaptığı iyi şeyleri biz bilmiyoruz, sen anlat!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ya, hiç üniversite rektörü özlük haklarını elden alma gibi…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yok, başkası alacak, o almayacak da sokaktaki vatandaş alacak!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Özlük hakları Anayasa’yla konulur, yasalarla konulur. Özlük haklarını koymak, kaldırmak rektörün elinde değildir. Ben oradan şunu anlıyorum: Bu rektörümüz, birileri oradan mamalanıyordu, acaba bu mamalarını kestiğinden dolayı mı “Özlük hakları elinden alınıyor.” diye amaç ediniyorsunuz, onu söylemek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Mamalanmayı en iyi bilen sizsiniz. Mamalanmayı sizden başka bilen yok.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Bundan iyi savunma olmaz Recep, bravo vallahi!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Mamalanmada ustasınız, usta, usta!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Verilen önergenin Meclisi gereksiz yere işgal ettiğine… Bugün gündemimizde uluslararası sözleşmeleri görüşüp karara bağlayacağız. Ondan dolayı katılmadığımızı yüce heyetinize sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Önergeyi…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Pardon, buyurunuz Sayın Sarıbaş.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, benim önergemi bir tehdit unsuru olarak söyledi. Ayrıca, önergem için “İçi boş ve bu önerge verilemez.” dedi. Onun için söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle şunu şöyle söyleyeyim: Az önceki konuşma mı arkadaşımız tehdit eder şekle, hâle getirdi. Benim konuşmamda hiçbir şekilde, bundan sonra Çanakkale ve başka şekilde tehditkâr ve tehdit diye bir unsur yoktur. Böyle bir şey oluşamaz. Türkiye Parlamentosunda her çıkan milletvekili her soruşturmasında, her konuşmasında, eğer araştırmasında ciddi bir konuşma yapıyorsa bunun arkasından da “Tehdit eder.” diye konuşuluyorsa bu Parlamentoda, bu Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir zaman için burada bir demokrasiden bahsedemezsiniz, Türkiye’de hukuk devletinden bahsedemezsiniz, bu Parlamentoda hiç kimseyi doğru anlamda konuşturamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Çok değerli milletvekilleri, ben burada -az önce Çanakkale Milletvekilimin de söylediği gibi- üniversiteyle ilgili, tüzel kişilikle ilgili hiçbir şey söylemedim; bir rektörle, uygulamalarıyla ilgili söyledim ve rektörle ilgili sıkıntıları söyledim, rektörle ilgili halkın ve üniversitenin geri gitmesiyle, uygulamalarıyla ilgili söyledim, detaylarına kadar da girmedim ama “Gelin bunu araştırın.” anlamında söyledim. Burada AKP’nin buraya yardım etmesinden ya da ilişkilerinden ya da Çanakkale’ye yardımlarından bahsetmedim. Üniversitelerin içinde insanları çoğaltabilirsiniz, üniversiteye istediğiniz kadar öğrenci alabilirsiniz, üniversite binalarının metrekarelerini çoğaltabilirsiniz ama nitelikli öğrenci, nitelikli bir akademisyen, nitelikli bir profesör yetiştirebiliyor musunuz, ona bakılmalıdır.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Öğrenciler oraya sınavla giriyorlar ama. 40 bin çocuğa ne olacak? Hakkını verin!

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – Cevap veriyorum. O anlamda Türkiye’de dünya üniversiteleri değil, iki yıl içerisinde… Yine, YÖK’ün araştırmaları ve sizin Hükûmetinizin yaptığı araştırmalarla birlikte Türkiye’de ilk 50 üniversite içerisine girerken Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, son iki yıldır ilk 50 içerisinde yer almamıştır.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ne yani, Çanakkale’deki öğrenciler kötü mü? Nitelikli öğrenciler yok mu? Haksızlık yapma!

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – Bunun için daha da iyi… Eğer yüzde itibarını biliyorsanız, üniversite sayısının Türkiye’de arttığını da biliyorsanız, ki eskiden az olmasına rağmen 50 içerisine giriyorsa… Çoğaldı da, çoğalmasıyla birlikte 50’ye giremiyorsa, efendim, daha da kötü.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Niye?

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – O zaman şunu söylüyorum: O zaman bunun içerisinde benim eski rakamı yüzde 20 diye söylemem gerekir.

Çok değerli arkadaşlarım, lütfen sapla samanı karıştırmayınız. Rektörle ilgili araştırma önergesi dedim, üniversiteyle ilgili demedim. Halkla ilişkilerini ve orada insanları öldürülen… Ve kanser hastalığıyla ilgili acı çeken ve kanayan insanların orada yok yazıldığından, bununla ilgili öğretim görevlilerinin haklarının alındığından da bahsettim. Bu kadar insafsız olmayın, bunları görün diye söyledim.

Çok teşekkür ederim.(CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Öğrencilere niteliksiz dedi ya! Neresi niteliksiz ya!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sarıbaş.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ve arkadaşlarının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2011’de yeni rektör atamasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması amacıyla 2/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir. (Gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Öğrencilere niteliksiz dedin ya! 40 bin çocuğa yazık değil mi! İmtihanla girdiler. Sen kendine bak!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sakin olalım lütfen, konumuz kapanmıştır.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde Değişiklik Yapılmasına Dair İç Tüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz..

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/390) (S. Sayısı: 322) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Geçen birleşimde tasarının 2’nci maddesi kabul edilmişti. Şimdi 3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sedef Küçük.

Buyurunuz Sayın Küçük. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 322 sıra Sayılı Kanun Tasarısı üzerine söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı.” diye başlar Charles Dickens’ın “İki Şehrin Hikâyesi” eseri. Ve devam eder “Bilgelik çağı idi, aptallık çağı idi. İnanç devriydi, şüphecilik devriydi. Aydınlığın mevsimiydi, karanlığın mevsimiydi. Umudun baharıydı, umutsuzluk kışıydı.” İşte yaşadığımız çağ da, yaşadığımız bölge olan Orta Doğu da bugün tam Dickens’ın anlattığı gibi. Belki yirmi yıl sonra tarihçiler yaşadığımız döneme ve yaşadığımız coğrafyaya baktıklarında büyük umutları ve hayal kırıklıklarını, büyük değişimleri ve bu değişimlerin yarattığı çelişkileri görecekler. Dünyanın yeniden biçimlendiğini anlatacaklar. Hem değişimin yarattığı heyecanı hem de ödenen bedelleri yazacaklar. Ödenen bedeller derken değişen veya değişeceği

                                  

(x) 322 S. Sayılı Basmayazı 23/10/2013 tarihli 8’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

öngörülen sınırlardan bahsetmiyorum. Bahsettiğim bedel insanların hayatlarıdır. Birer sayıya indirgediklerimiz, her gün gazetelerde birer istatistik olarak okuduklarımız, televizyonda rakam olarak gördüklerimiz insan hayatlarıdır ve sözü edilen  her bir ölümün ardında da bir trajedi yatmaktadır. Bütün bu ölümlerin başka trajedilerin doğumuna neden olacağı da aşikârdır.

Son bir yıl içinde Orta Doğu’da bombalı saldırılarda ve çatışmalarda ölen insan sayısı Avrupa’nın orta boy bir kentinin nüfusu kadardır, yalnızca Suriye’de ölenlerin sayısı 100 binlerle ifade edilmektedir. Milyonlarca insan doğdukları topraklardan göç etmek zorunda kalmıştır. Bu yalnızca Suriye’yle sınırlı değildir, Batı Afrika’dan Afganistan’a kadar her yerde kan ve barut kokusu vardır. Bu sorun yalnızca son üç yılın, beş yılın sorunu değildir; Orta Doğu’nun tarihi kanlı bir tarihtir, bir şiddet tarihidir ancak bölge giderek daha fazla istikrarsızlığın, savaşın ve kanın içine batmaktadır. Bu kan ve barut kokusunun Orta Doğu’yla sınırlı kalması da mümkün değildir; yayılması ve kalıcılaşması artık kaçınılmaz görünmektedir. Bunlar hepimizin yakından bildiği ve özellikle son iki yıl içinde tanık olduğu gelişmeler ancak sorun ne olduğunu saptamakta değil, sorun ülkemizin karar vericilerinin buna karşı ne yaptığındadır. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun için Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarında izlenen dış politikanın sonuçlarına bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye son beş yılda bölgede lider ülke olma hevesiyle çıktığı yolda yalnızca bölgede değil hemen her platformda yalnızlaşmaya başlamıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yalnızlaşma giderek bir izolasyona dönüşmektedir. Nitekim kimi bürokratlar bu yanlış dış politika anlayışını savunmak adına “değerli yalnızlık” diye uluslararası dış politika literatüründe çok da anlamlı sayılmayacak bir kavramın arkasına saklanmak zorunda kalmışlardır. Doğu Akdeniz’de ilişkimizin normal ve dostane sayılabileceği hiçbir ülke kalmamıştır, komşu Irak Hükûmetiyle ilişkiler oldukça gerilemiştir, İran ve Rusya ile Orta Doğu’da alınan pozisyon nedeniyle ilişkilerimiz gerilimlidir. Bazı ülkeler Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının mezhep odaklı dış politika yaklaşımını saldırgan bulmaktadır. Özellikle, Suriye’de iktidarın destek verdiği bazı örgütlerin yaptıkları kabul edilemez eylemlerde Türkiye’nin de sorumlu olduğuna dair bir algı vardır. Bütün bu gelişmeler değerli yalnızlığın aslında dış politikanın iflasından başka bir anlam taşımadığının kanıtıdır. Elbette dış politika yalnızca çıkarlar üzerine kurulmamalıdır, elbette ilkeli olmak gerekir ama bütün bunlar yapılırken de düşmanlık yaratılmamalıdır çünkü bu kadim coğrafyada dostluklar ve ittifaklar ne kadar geçiciyse düşmanlıklar da o kadar kalıcıdır. Bu nedenle, politika oluştururken uzun soluklu ve halkları kendimize düşman etmeyecek stratejiler gereklidir.

Türkiye’de dış politika Adalet ve Kalkınma Partisi dönemine kadar siyasetler üstü algılanmış ve politikalar buna göre oluşturulmuştur. Geleneksel Türk dış politikası özellikle Orta Doğu’da dengeleri sert bir biçimde bozacak yaklaşımlardan sakınmak üzere kuruluyken Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı sonrasında çatışan taraflar arasında mezhepsel saiklerle tercihlerde bulunulmuş, politikalar böyle belirlenmiştir. Özellikle, modern, demokratik ve laik bir devletin politikalarını mezhepçi kutuplaşma üzerine oturtmasını kabul etmemizin mümkün olmadığını belirtmek isterim. Mezhep temelli kutuplaşmaların tarafı olmanın ve yapılan ideolojik tercihlerin orta vadede Türkiye’yi cihatçı akımların yaratacağı olumsuzluklarla karşı karşıya bırakma tehlikesi göz ardı edilecek bir tehdit değildir. Görünen odur ki Orta Doğu’ya Türk modeli sunmak ve Orta Doğu’yu Türkiye’ye benzetmek adına çıkılan yolda Türkiye hızla Orta Doğululaşma eğilimine girmiştir, bu da oldukça tehlikeli bir süreçtir.

Suriye’de rejime karşı savaşan aşırı yapılanmalar Türkiye yolunu kullanmakta, lojistik destek sağlamakta, dış işleri ve güvenlik güçleri de bunlara göz yummaktadır. Elbette bunların sonuçları vardır ve ortaya çıkmaya başlamıştır. El Kaide ve uzantısı örgütler Türkiye’yi tehdit edecek kadar küstahlaşabilmektedirler. Bu güçlerin Arap ülkelerinde yaşanan değişim sonrası bölgede ortaya çıkan boşluğu doldurmak için attığı adımlar Batılı ülkeleri kaygılandırdığı kadar Türk halkını da kaygılandırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, dış politikalarda yapılan yanlışlıklar konusunda Cumhuriyet Halk Partisi her fırsatta iktidarı uyardı, sorunların barışçıl yöntemlerle uzlaştırarak çözümü konusunda yol gösterdi, “Yurtta barış, dünyada barış.” ilkesini sürekli hatırlattı; mezhep temelli oluşturulan politikaların eninde sonunda ülkemize zarar vereceği her fırsatta anlatıldı, kısa vadeli çıkarlar üzerine kurulan stratejilerin El Kaide gibi radikal grupları besleyeceği, bunun da ağır sonuçlarının olacağı sürekli vurgulandı ancak iktidar, her konuda olduğu gibi bu konuda da uyarılara kulak asmak yerine bildiğini okudu; maalesef sonuç ortada.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın başında dediğim gibi, tarih bugünleri yazacak; Türkiye'nin aldığı tavrı ve bu tavrın sonuçlarını da yazacak. Bu dönem anlatılırken ülkemizin, savaşın ve çatışmaların bir parçası olarak değil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın mimarı olan, buna katkı veren bir ülke olarak anılmasının gelecek kuşaklara bırakılacak en önemli miras olduğunu düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Küçük.

Şahsı adına Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

322 sıra sayılı uluslararası sözleşmeyle ilgili konuşmak istiyorum. Konuşmama geçerken, AK PARTİ hükûmetleri dış politikada özellikle istikrar, mütekabiliyet, mazlumların yanında yer alan, Türkiye’nin meşru menfaatlerini koruyan, sadece Türk insanının değil, bütün mazlum ve mağdur insanların yanında yer alan bir dış siyaset izlemiştir. Bu dış siyaset de tabii ki iç siyasetle birlikte istikrarı AK PARTİ hükûmetleri döneminde huzura, vukua kavuşturmuştur. Bu nedenle, AK PARTİ hükûmetlerinin dış politikadaki bu güzel tavrı dünyadaki bütün ülkelere, bütün insanlara örnek olmuştur.

Burada da özellikle Güneydoğu Avrupa’da bölgesel güvenlik, istikrar ve iş birliğini geliştirmek ve iyi komşuluk ilişkilerini güçlendirmek amacını taşıyan, Güneydoğu Avrupa savunma bakanlarıyla ilgili 31 Mart-1 Nisan 1996 tarihinde Tiran, Arnavutluk’ta yapılan toplantıyla başlamıştır. Bu toplantıya, söz konusu sürece ABD, Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan, Türkiye, Ukrayna gibi ülkeler gözlemci statüsünde iştirak etmektedir.

Netice itibarıyla, uluslararası sözleşmeler Anayasa’nın 91’inci maddesine göre kanun hükmündedir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 90, 90…

RAMAZAN CAN (Devamla) – Dolayısıyla, kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmeler komisyonlarda dahi bir müşterek mutabakat içerisinde geçmekte, Genel Kurulda ise yürürlüğü onaya sunulmaktadır. Dolayısıyla, uluslararası sözleşmelerin komisyonlarda reddi Türk hukuk siyaseti adına hiçbir zaman geri dönmemiştir, bu uygulama da devam etmektedir ama her ne hikmetse son zamanlarda uluslararası sözleşmeler üzerine değil, uluslararası sözleşmeler görüşülürken yine, maalesef, kısır iç siyaset, dış siyaset çekişmelerine girilmektedir. Bu nedenle buraya çıkan hatiplerin uluslararası sözleşmede, varsa bilgileri dağarcığında onları deklare etmelerini beyan ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarında alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Can.

Şahsı adına, İstanbul Milletvekili, Mehmet Doğan Kubat.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Akşamdan veriyorlar ellerine, herkes aynı şeyi konuşuyor.

BAŞKAN – Lütfen sakin dinleyiniz.

Buyurunuz Sayın Kubat.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; esasen bu Mecliste güzel bir teamül var uluslararası sözleşmelerin görüşülmesine yönelik olarak bugüne kadar mutabakatla. Çünkü, bunlar, gerçekten, ülkemizin uluslararası planda ikili ilişkilerini güçlendiren, geliştiren ve…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutuklu milletvekilleri teamülü de var bu Mecliste!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) -…iş dünyasını kapsayan önemli anlaşmalar. Dolayısıyla, ama, bu, son günlerde maalesef biraz sekteye uğradı. Ben, bundan sonra inşallah devam edeceğini düşünüyorum. 322 sıra sayılı Kanun Tasarısı da bu minvalde bir sözleşmedir.

Ben, kanunun hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kubat.

Soru-cevap bölümüne geçiyorum.

Sisteme girmiş sayın milletvekillerimiz var.

Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Değerli Bakan; siz de bölgeyi iyi biliyorsunuz. Ankara’da, İstanbul’da okullar 16 Eylülde açıldı. Burada bulunan milletvekillerinin çocukları 16 Eylülde okula başladı. Bizim Malatya’da -utanarak söylemek istiyorum- köy çocukları, yoksul aile çocukları maalesef bir, bir buçuk ay sonra okula gitmeye başlıyorlar. Bunun sebebi, her yıl gerçekleşen bu taşımalı eğitimle ilgili problemler. Maalesef, paralar, minibüse ödenecek ücretler bölgeye göre ayarlanmıyor. Her yıl, Malatya’da doğan çocuklar, Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da doğan çocuklardan okula bir, bir buçuk ay sonra başlıyor, buradaki sayın milletvekillerinin çocuklarından okula geç başlıyor. Bu konuda, önümüzdeki yıl hiç olmazsa -bu yıl geçti- bu ücretlerin düzeltilmesini, bu konuda gerekenin yapılmasını sizden Malatya’da köy okulunda okumuş bir insan olarak rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli ili fert başına vermiş olduğu vergi ile Türkiye 1’incisi ama kent olarak Türkiye 2’ncisi İstanbul’dan sonra ve yaklaşık kişi başına size 1.800 TL para ödüyor. Yani, Türkiye’deki birçok işin çözümünde Kocaeli’den almış olduğunuz vergileri kullanıyorsunuz. Buna karşılık, illere yapmış olduğunuz yatırımların ortalaması kişi başına 1.600 TL; Kocaeli’de kişi başına düşen rakam, 450 TL. Yani Türkiye ortalamasının da çok altında ve 79’uncu sırada, 81 il içerisinde 79’uncu sırada. Şimdi, her yıl nüfusu 40-50 bin artan Kocaeli’de, her yıl dershanelere, okullara ihtiyacı olan Kocaeli’de, her yıl hastanelere ihtiyacı olan Kocaeli’de, her yıl yeni yollara ihtiyacı olan Kocaeli’de bu yapılan reva mıdır? Artırmayı düşünüyor musunuz? Yoksa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Öğüt… Sayın Öğüt yok.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kalkınmayla ilgili Sayın Bakanımız olunca bir soru sormak istiyorum ben de. Tokat ili teşvik sisteminde 5’inci bölgede bulunmaktadır. 5’inci bölgede bulunması münasebetiyle özellikle bazı organize sanayi bölgelerimizde hiç yatırım yoktur. Mesela Turhal, özellikle Zile, Niksar gibi organize sanayi bölgelerine ciddi manada hiçbir teşvik yapılmamıştır, yatırım da yoktur ancak Tokat merkez ve Erbaa’da biraz, kısmi olarak vardır. Tokat ilinin 6’ncı bölge kapsamına alınması noktasında halktan bir istek ve destek vardır. Bu noktalarda, Sayın Bakan olarak ne söylemek istersiniz Tokatlılara? Onu öğrenmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Doğru.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, İstanbul ili Tuzla ilçesi, Üsküdar ilçesi, Pendik, Sultanbeyli, Beykoz ve Şile ilçelerinde, ilkokul ve ortaokullarda, Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından okulun temizliğini yapacak personel tahsis edilmediği için buralarda okul aile birlikleri dışarıdan personel tutmakta ve bu paralar da okul öğrencilerinin velilerinden toplanmakta. Bu açıdan velilerimiz mağdur. Bununla ilgili, okullara temizliği yapmak üzere memur istihdamını düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bingöl’de 2 tane yol yapılıyor. Birisi Bingöl-Genç-Servi yolu; biliyorsunuz, Servi artık köy yoludur; bunun kilometresini 3,5 milyon liraya davet usulüyle verdiniz. Hemen yanı başında, aynı coğrafyada, Bingöl-Diyarbakır yolu yapılıyor, bunu ihaleyle yaptınız ve bunun kilometresini 1,5 milyon liraya yaptınız. Şimdi, birisi ana yol, kilometresi 1,5; öbürü köy yolu, kilometresi 3,5 milyon. Şimdi, birisi davet usulü olunca rakam yükseliyor, öbürü ihale usulü olunca rakam düşüyor. Bunu bana bir izah etmeniz gerekiyor, Bingöl halkına izah etmeniz gerekiyor. Nedir bunun altında yatan? Bizim anlamadığımız, aklımızın yetmediği konu nedir bu fiyat farkı açısından?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Buyurunuz Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Ağbaba eğitimle… Malatya’da daha böyle özel bir durum anladığım kadarıyla; eğer bana bir not iletebilirse okul, güzergâh ismi, onu Malatya Valiliğimize iletebiliriz, Millî Eğitim Müdürlüğümüz kanalıyla konuyla ilgilenebiliriz. Ama, şunu belirtmek isterim: Eğitim hükûmetimizin birinci öncelik verdiği bir konu. Hükûmet olduğumuz tarihten bu yana bütçemiz içinde en büyük payı hep eğitime ayırdık.

Taşımalı sistem de aslında sağlıklı bir sistem. Her köye küçük küçük birimler yapmak yerine, bütün branşlardan hocalarımızın olduğu daha nitelikli bir eğitimin sağlandığı okulların oluşturulması, oraya da çocuklarımızın taşınması aslında sağlıklı bir yaklaşım. Tabii, nüfusa göre buna bakmamız gerekiyor. Çok düşük nüfusun olduğu yerde kurum oluşturursanız bunun da çocukların eğitim kalitesi açısından problemleri olabilir. Tabii, dediğim gibi özel bir durum. Eğer not verirseniz ben valiliğimize ileteceğim, ilgilenmelerini isteyeceğim.

Sayın Akar Kocaeli’de vergide fert başına birinci olunduğunu ama harcamalar konusunda yeterince…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yatırımlar, yatırımlar efendim.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Yatırımlarla mı ilgili dediğiniz, tamamı?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, yatırımlarda destek almada 79’uncu sıradayız.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Evet. Bir defa, şunu belirtmek isterim: Vergiye göre harcama yapma diye bir usulümüz yok bizim ülke olarak. Biliyorsunuz, biz üniter bir yapıya sahibiz. Bütün vergiler bir havuzda toplanır, ülkenin bütün vergileri nereden olursa olsun bir havuzda toplanır, daha sonra da ihtiyaca göre, kurumlarımızın, sektörlerin ihtiyaçlarına göre, taleplerine göre planlamalar yapılır ve tahsisatlar yapılır. Sizin vergiye dayalı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, illerin ödediği vergiye bağlı bir harcama öneriniz mi var, böyle bir sistem mi öngörüyorsunuz; doğrusu onu öğrenmek isterim. Böyle bir yaklaşımımız yok bizim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayır, efendim, Türkiye ortalamasından hakkımız olanı istiyoruz.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Vergilerimiz bir havuzda toplanır, ihtiyaçlar ayrıca alınır, ihtiyaçlar neyse ona göre dönemsel olarak yatırımlar artabilir, azalabilir, bazı büyük yatırımlar tamamlanır, düşer, başladığında tekrar artar.

Yalnız, şunu da belirtmek isterim: Yatırımlarımızın tamamını da ayrıştıramıyoruz; özellikle ulaştırmada, birçok şehri kesen yatırımlarda, enerji gibi, ulaştırma gibi çeşitli yatırımlarımızın iller bazında ayrımını yapmak kolay değil takdir edersiniz birçok ili kestiği için. Dolayısıyla, Kocaeli’ne yatırım yapmamak diye bir şey söz konusu olamaz, çok ciddi yatırımlar yapılıyor Kocaeli ilimizde. Üniversitemize orada, teknik, teknolojik altyapımıza, şirketlerimize önemli yatırımlar yapıyoruz. Kocaeli’ne yatırım olmasa herhâlde bu kadar hızlı büyüyüp gelişemezdi; en hızlı büyüyen, gelişen bölgelerimizden bir tanesi, özel sektörümüzün de çok dinamik olduğu bir ilimiz.

Sayın Doğru, Tokat’la ilgili bir soru sordu “5’inci bölgede, 6’ncı bölge olamaz mı?” diye. Şunu çok açık bir şekilde ifade etmek isterim: Hiçbir ille ilgili bu anlamda özel bir değerlendirme yapılmadı. 61 tane kriterle, kişi başına gelirden tutun, İnternet kullanımından yol meselesine, birçok kriterle; eğitim, sağlık, 61 tane kriterle, tamamen bilgisayar ortamında bir modelle illerimizin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre sıralaması yapıldı; sadece ekonomik değil, bakın, sosyoekonomik, sosyal ve ekonomik bütün göstergeleriyle. Burada da hangi gruba düşüyorsa illerimiz onlar ilan edildi. Ancak bunlar zaman zaman güncellenebilecek çalışmalardır. Yeniden güncellediğimiz zaman tabii ki yeni değerlendirmelerle ne çıkabileceğini şimdiden kestirmemiz mümkün değil. Ancak 5’inci bölge teşvik açısından gerçekten çok da elverişli bir bölge; onu da belirtmek isterim.

Ayrıca, bazen teşvik sistemimizde şöyle bir nokta kaçırılıyor: Bölgesel boyut teşvik sistemimizin sadece bir bölümünü oluşturuyor, onun dışında stratejik sektörler var hiç bölgeye bağlı olmayan. 5’inci bölge sektörleri var, hiç bölgeye bağlı değil; genel teşviklerimiz var, onlar bölgeye bağlı değil. Yani, bir taraftan da bu tasnife bağlı olmayan, tamamen sektörel olan da epeyce bir teşvikimiz var. Onu da özellikle belirtmek isterim.

Sayın Tanal, eğitimde İstanbul’da temizlik meselesine ilişkin bir soru yönelttiler okullarla ilgili. Tabii, Millî Eğitim Bakanımız olsa daha detaylı bir cevap verebilirdi ama ben genel olarak şunu söyleyebilirim: Önemli bir konu tabii, okullarımızın temizliği şüphesiz ki hepimizin hassas olması gereken bir konu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bu konuda özellikle İŞKUR aracılığıyla toplum yararına çalışma programlarına katkıda yaptığımız değerlendirmelerde Millî Eğitime öncelik veriyoruz, okullarımızın temizliğine öncelik veriyoruz.

Sayın Atıcı…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan, süreniz doldu.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bir dakika izin verin Sayın Başkan, önemli bir konu.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sadece bir dakika müsaade edin.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurunuz.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Atıcı Bingöl’de iki yolun fiyatını mukayese edip “Niçin farklı?” dedi. Yollara bir bakarsanız, iki tane aynı fiyatlı yol var mıdır, bilemiyorum ben. Yol dediğimiz maliyetler bazen 10 kat bile fark edebilir nerede olduğuna bağlı olarak, alanın dağlık yapısına, olmayışına bağlı olarak, coğrafi koşullara bağlı olarak çok değişebilir.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İhale yöntemine bağlı olarak.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bakın, Servi bölgesi, gidip görmenizi isterim doğrusu; nasıl tabiat şartlarında bir bölge olduğunu, gidip o yolu kendiniz de bir gezin.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ben gördüm Sayın Bakanım.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Çok zor şartlarda olan bir yoldur; sürekli virajların olduğu, son derece zor bir coğrafyanın olduğu, güvenlik meselelerinin çok çok önemli boyutlarda olduğu bir yoldur. O yolu gidip değişik özellikleriyle tanıdıktan sonra eminim bu farklılığı siz de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, ben gördüm de niye davet usulü yaptınız, niye ihale yapmadınız?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Onu Ulaştırma Bakanımıza sorarsanız size detaylı cevap verirler.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Vermiyorlar, bütün soru önergelerimiz cevapsız kalıyor.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Burası özellikli bir yer, güvenlik açısından da özellikli bir yer.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Onu gayet iyi biliyorum ama ihale yöntemi değiştirmez efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Yazılı olarak cevap verirsiniz Sayın Bakan, eğer cevaplamadığınız sorular varsa.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, tasarının tümünü oylamadan önce oyunun rengini belirtmek üzere, lehinde Isparta Milletvekili Recep Özel.

Buyurunuz Sayın Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki günden beri görüşmekte olduğumuz Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın son hâline geldik. Ben bu anlaşmanın, sözleşmenin tüm milletimize, devletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Benden sonra, yasanın aleyhine çıkacak olan Kamer Genç’in de Meclisin mehabetine yakışır bir konuşma -bizlere hakaret etmeden- güzel bir konuşma yapmasını temenni ediyorum, ümit ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Aleyhte, Tunceli Milletvekili Kamer Genç.

Buyurunuz Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir uluslararası anlaşmayı müzakere ediyoruz. Burada kanunun sahibi Ahmet Davutoğlu piyasada yok, bu Meclise bir gün gelmiyor. Nereye gidiyor? Yüzü yok bu memlekete gelmeye, bu Meclise gelmeye yüzü yok.

Şimdi, Dışişleri Komisyonu Başkanı -gazetelerde var- gitmiş Maliki’yi Türkiye’ye davet etmiş. Ettiniz mi, etmediniz mi? Nasıl oldu da Tayyip buna “Bu yezit.” diyor, siz gidiyorsunuz bunu davet ediyorsunuz? Yahu, bu devletin itibarıyla çok oynuyorsunuz. Bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti devleti itibarlı bir devlet, saygın bir devlet ama sizin yüzünüzden dünyada çok itibar kaybediyor.

Şimdi, arkadaşlar, Türkiye o kadar yalnızlaştırılıyor ki, dünyada o kadar değer kaybediyor ki, gerçekten, yani insanlar hayrete düşüyor. Böyle bir devlet olur mu? Böyle bir devlet yönetimi olur mu?

Şimdi, bakın, bugün, Türkiye dünyada tek kalmış bir devlet. Suriye’yle arası bozuk, Irak’la bozuk, İran’la bozuk, Batı’yla da bozuk. Şimdi, Amerikan gazeteleri diyor ki: “Türkiye'nin MİT Başkanı, İsrail hesabına casusluk yapan 11 İranlıyı İran’a ihbar etti.” Bu bir devlet için çok korkunç bir iftira, ağır bir iftira, çok büyük iftira. Eğer doğruysa altından kalkılmaz bir sorumluluk durumu var. Tayyip Bey diyor ki: “Biz arkadaşımızı harcamayız.” Hele bir tane, biraz, fazla gelişmemiş bir şey var, Bekir var, böyle çocuksu düşüncelerle şey etmiş, diyor ki: “Efendim, biz fidanımızı sökmeyiz.” Yahu, fidanı sökme meselesi değil. “Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını sarsan böyle bir iddia yok.” de çıkın içinden. Fidan yapmışsa, sen yapmışsan bunun altından kalkamazsınız.

Arkadaşlar, bugün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Orta Doğu’da desteklediği kim biliyor musunuz? El Kaide, Müslüman Kardeşler, El Nusra. Bunlar kim? Bunlar insanları diri diri yakıyorlar. Suriye’nin askerlerini yakalıyorlar -gördüm, videosunu gördüm- ve getiriyorlar, kuyunun başında gaz döküyorlar, gazın içinde yakarak aşağı atıyorlar. Kim bunlar? Ayrıca da, insanları…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Suriye’de kim asit kullanıyor, söylesene!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, askeri yakalıyor, kılıçla başını kesiyor; askeri yakalıyor, arkasına geçiyor, “Allahuekber” deyip onlarca insanı tek tek öldürüyor. Bu zihniyeti destekleyen kim? Tayyip Erdoğan ve iktidarı.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen, sen!

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir zihniyetle bir olan bir siyasi iktidar dünyanın neresinde saygı görür arkadaşlar? Bunların doğrusunu söylüyoruz. Ya siz basını okumuyorsunuz ya dünya olaylarını takip etmiyorsunuz veyahut da… Yani bu kadar, körü körüne, insanlar bir siyasi iktidarı desteklemez, sizin de bir sorumluluğunuz var ya. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu kadar itibarsızlaştırılamaz, bu kadar dünyada yalnızlaştırılamaz. Böyle bir şey olur mu? Bunların hesabını sormak lazım.

Şimdi, siz Haşimi’yi getiriyorsunuz, orada idama mahkûm edilmiş kişiyi, ondan sonra gidiyorsunuz El Maliki’ye, bakıyorsunuz ki çare yok.

Şimdi arkadaşlar, bakın, bu devlet hepimizin devletidir. Bu kürsülerden çok gelen geçen oldu ama siz yarın… Gözlerinize perde çekmişsiniz, körü körüne bir siyasi iktidarı destekliyorsunuz, böyle bir şey olmaz ki. Bu devlet bu kadar itibarsızlaştırılamaz, yalnızlaştırılamaz. Yani bugün… Hiçbir sorumuza  da doğru dürüst cevap verilmiyor. Ben soru soruyorum, diyorum ki: Libya’ya 200 milyon dolar para verdiniz ey Dışişleri Bakanı, Millî Eğitim Bakanı makamında oturan -neyse ona bakan da demeye de ağzım varmıyor- diyor ki: “Bakın, o paraları çantayla götürdük, verdik.”

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya ayıp senin yaptığın!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu o paraları çantayla verdinizse, sizin cebinize atmadığınız ne malum, onu nasıl kanıtlıyorsunuz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Abuk sabuk konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bize cevap vermiyor, 100 milyon dolar çantayla getirilip verilir mi  diğer bir devlete? Verilemez. Sen bunları cebe attın mı, atmadın mı? Getir diyorum makbuzunu, geliyor burada bize cevap vermiyor.

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Kendini mi anlatıyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kadar, yani bu kadar yolsuzluk, soysuzluğun hüküm sürdüğü bir dönemde parlamenterlik yapılamaz ki yahu! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Karşımızdaki insanların biraz bu konularda sorumluluk duygusu duyarak bize cevap vermesi lazım.

Şimdi, Dışişleri Komisyonu Başkanı çıksın, söylesin, hangi yüzle gitti Maliki’yi Türkiye’ye davet etti, onu bir söylesin bakalım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, hatibi temiz bir dille konuşmaya davet eder misiniz?

KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için arkadaşlar, bunların getirdikleri  her zaman...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Yahu böyle bir suçlama olabilir mi?

KAMER GENÇ (Devamla) – Oyumun rengi de “Hayır”dır. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, “soysuz” ifadesini düzelttirir misiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sizi kınıyoruz Sayın Başkan!

BAŞKAN - Sayın Bozkır, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in görüşülen kanun tasarısında oyunun rengini belirtmek üzere yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında cevap vermeye değer bir konu olduğunu düşünmüyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman niye çıkıyorsun oraya?

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VOLKAN BOZKIR (Devamla) – Ancak, otuz sekiz yılını dış politikada şerefle hizmete vermiş bir kişi olarak Irak’a, Türkiye Irak ilişkilerini düzeltmek için hangi yüzle gideceğimi, neden gittiğimi sorma hakkına sahip bir kimse olduğunu da, burada olduğunu zannetmiyorum. Türkiye ve Irak arasındaki ilişkileri düzeltmeye çalışmak…

ALİ ÖZ (Mersin) – Öyle şey olur mu ya!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öyle şey olur mu ya! Milletvekili sorar.

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VOLKAN BOZKIR (Devamla) -…Türkiye’nin komşularıyla daha iyi ilişkiler içinde olmasına gayret etmek hepimizin görevidir ve bunu bu şekilde…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Burada sadece AKP mi var? Böyle bir şey olur mu?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Büyükelçi değilsiniz, milletvekilisiniz soracak tabii ki.

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VOLKAN BOZKIR (Devamla) - ..son derece yanlış kelimelerle Meclisin dikkatine getirmeyi, burada, bu kürsüden bu şekilde konuşmayı da doğru bulmuyorum.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sizin konuşmanız nasıl? Komisyon Başkanısın.

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI VOLKAN BOZKIR (Devamla) - Kem söz sahibine aittir. Türkiye'nin komşularıyla iyi ilişkiler içinde bulunması bir anlamda hayrınadır, Türkiye'nin çıkarınadır ve bu çerçevede de Türkiye ile Irak ilişkileri inşallah çok güzel günlere doğru gidecektir. Irak Başbakanı Maliki Türkiye’ye geldiğinde yeniden anlaşmalar imzalanırken, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılırken de bunun herkes gözlemcisi olacaktır. Kıskandırmak tabii ki bir meziyettir.

Onun için de yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bozkır.

Tasarının tümü…

ALİ ÖZ (Mersin) – Boşuna Komisyon Başkanı olmuşsunuz siz. Ayıp ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Efendim, öncelikle uzun müddet diplomatlık yapmış bir zatın burada Meclisin tümünü hedef alarak “Burada bana soru soracak bir kişi olduğuna inanmıyorum.” demesi…

BAŞKAN – Anlayamadım, “Burada…”

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Burada bana soru sorabilecek bir kişinin olduğuna inanmıyorum.” demesi bize hakarettir. En azından, kime karşı yönlendirdiğini söylemesi gerekir, özür dilemesi gerekir.

Kendisine teessüf ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Baluken, buyurunuz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, sayın hatibin kullanmış olduğu cümlelerle ilgili tutanakları istemeniz gerekiyor çünkü kendisi uzun yıllardır dış politikayla ilgili çalıştığını ve kendisine bu konuda burada soru sorma hakkının kimsede olmadığını ima eden bir konuşma yapmıştır…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen kimsin de bize “Soru sorma.” diyorsun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Böyle bir konuşma yapmıştır. Milletin iradesini hiçe saymaktır, kabul etmek mümkün değildir. O nedenle, o tutanağı inceleyip gerekirse bir düzeltme istemenizi isteyeceğiz.

BAŞKAN – Tutanaklara bakayım efendim. Tam net şey yapamadım.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aynı konuyu dile getireceğim.

Yanlış duymadıysam –yanlış duymuş olmayı tercih ederim- “Bu konuyu burada açıklamaya değecek hiç kimse yoktur.” anlamında bir cümle kullandı gibi duydum. Tutanaklara bakın efendim, ondan sonra değerlendirelim.

BAŞKAN – Sayın Bozkır düzeltmek istiyor galiba.

Buyurunuz Sayın Bozkır.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin açıklaması

VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – Sayın Başkan, benim söylediğim aynen şu şekildeydi: 38 yılını…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ağzından çıkanı kulağın duymuyor senin!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Senin kulağın duymuyor!

BAŞKAN – Bir dakika…

VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – …dış politikaya harcamış bir kişi olarak, benim hangi yüzle Irak’a gittiğimi sorgulayabilecek birisinin olmadığını düşünüyorum.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ondan sonraki ifadenizi söyleyin!

BAŞKAN – Şimdi tutanakları isteteceğim. Müsaade ederseniz oylamayı yapayım, tutanakları da isteteyim, ona göre bakayım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bana sataşma var yani başta diyor ki:“Bana soru soramazsın.”

BAŞKAN – Hayır, tutanaklara bakayım, ondan sonra Sayın Genç.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Güneydoğu Avrupa Savunma Bakanları Süreci Çerçevesinde Koordinasyon Komitesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/390) (S. Sayısı: 322) (Devam)

BAŞKAN - Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 18.29


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

322 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün açık oylamasında toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi açık oylamayı elektronik cihazla yenileyeceğim.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yapılan ikinci açık oylamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığı için, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri görüşmek için 30 Ekim 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

 

Kapanma Saati: 18.42