TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

               TUTANAK DERGİSİ

 

                                                     115’inci Birleşim

                                                 4 Haziran 2013 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                     İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, ülkemizde son bir haftadır yaşanan gösteri ve yürüyüş eylemlerine ilişkin konuşması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Kadıköy ve Ataşehir’deki imar sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Karabük Milletvekili Osman Kahveci’nin, Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 76’ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın göstericilere ve destek veren milletvekillerine güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddete ilişkin gündem dışı konuşması ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’in cevabı

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Türkiye’de son bir haftadır devam eden gösteri ve yürüyüş eylemleriyle ilgili öncelikle Hükûmet adına gündem dışı konuşma yapılması ve bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Türkiye’de son bir haftadır devam eden gösteri ve yürüyüşlerde yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 3/6/2013 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu’nun Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin Plan ve Bütçe Komisyonuna tali komisyon olarak havale edilmesine itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

4.- İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın gündem dışı ve İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmaları sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, 3/6/2013 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinin 1’inci sırasında yer alan (1/782) esas numaralı kanun tasarısının Adalet Komisyonu ile Anayasa Komisyonuna da havale edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

8.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

10.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 79’uncu yıl dönümünü kutladığına ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

13.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

15.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve EĞİTİM-BİR-SEN Osmaniye Şube Başkanı Mahmut Kahraman’ın 4+4+4 eğitim modeliyle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, çiftçinin borcunu ödeyemez durumda olduğuna ve çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılmasını dilediğine ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Genel Kurul görüşmeleri sırasında Kızılay’da olayların tekrar başladığına ve İçişleri Bakanının bu olayları ne zaman durduracağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

19.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve Nazım Hikmet’in ölümünün 50’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

21.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

22.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

23.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, Ankara’da yaşanan olaylar sırasında ateşli silahla yaralanan Ethem Sarısülük adlı vatandaşın beyin ölümünün gerçekleştiğine, bunun sorumlularının cezalandırılması gerektiğine ve üçüncü köprüye “Yavuz Sultan Selim” adının verilmesinin Alevi yurttaşları derinden yaraladığına ilişkin açıklaması

24.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşler sırasında emniyet güçlerinin davranışlarıyla ilgili olarak İçişleri Bakanından bilgi almak istediğine ve Iğdır’da çocuk yuvasında çalışan bir öğretmenin görevden alınma sebebini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

25.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

26.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Gezi Parkı bahane edilerek gerçekleştirilen gösterilerin amacından saparak şiddet boyutuna ulaştığına ve iktidarıyla muhalefetiyle sağduyulu davranılması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Başbakanın halkı dinleyip Taksim Gezi Parkı projesini askıya aldığını açıklaması gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Cumhuriyet Halk Partisinin terörle ilgili tutumuna ilişkin açıklaması

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklama sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in yaptığı açıklama sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

14.- İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı açıklama sırasında şahsına,

15.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'in başkanlığında Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Stefan Zgonea ve Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar'ın vaki davetlerine icabetle 5-6 Haziran 2013 tarihlerinde Romanya'ya ve 6-7 Haziran 2013 tarihlerinde Lüksemburg'a resmî bir ziyarette bulunacak heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/1235)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ve 24 milletvekilinin, hava ulaşımı alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarda çalışan işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648)

2.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, iş yerinde yaşanan psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamlarına gelen mobbing’in tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/649)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 21 milletvekilinin, Türk sporcularının ulusal ve uluslararası organizasyonlarda yeterli başarıyı gösterememelerinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/650)

 

C) Önergeler

1.- İzmir Milletvekili Rıza Türmen’in, (2/260) esas numaralı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/114)

 

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’ya yeni bir hal binasının yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/89) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

2.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’deki bir köye yeni bir okul yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1153) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1195) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

4.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, FATİH Projesi kapsamında bilgisayar derslerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1203) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt illerinde eğitimde yeterliliğe ilişkin sözlü soru önergesi (6/1212) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bilgi ve iletişim teknolojisi derslerinin kaldırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1270) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

7.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, yaşam boyu eğitimle ilgili çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1294) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, eğitim için yurtdışında bulunan öğrenci sayısına ve bütçeden yurtdışı eğitim için ayrılan para miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1295) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ilinde başarı belgesi verilen personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/1297) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, köy okullarına öğretmen lojmanı yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1326) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı köy okullarında lavaboların okul dışında olmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1391) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlığa şube müdürü olarak atanan bir kişi ile ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1552) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bilgisayar programcılığı mezunlarının istihdam sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1597) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, okul sütü nedeniyle yaşanan zehirlenmelere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1725) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’daki okullarda yoğunluğa ve öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1773) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’daki eğitim kurumlarının personel ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1775) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, meslek lisesi öğrencilerinin okulu terk etme oranlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1844) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ilköğretim okullarında göz taraması yapılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2000) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

19.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, kapatılan askerlik şubesi binalarının Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2057) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Suriyeli mültecilere beyana dayalı üniversiteye gitme hakkı tanınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2222) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

21.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, beden eğitimi öğretmeni sayısı ile ilgili verilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2284) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

22.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, şehit ve gazi çocuklarının okul servislerinden ücretsiz yararlanabilmelerine yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2448) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun taşımalı eğitim sistemine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2475) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2012 yılları arasında terör örgütleri tarafından kaçırılan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2484) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

25.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2012 üniversite seçme ve yerleştirme sınavına ait bazı verilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2487) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

26.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki öğretmen sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2492) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atama bekleyen teknik öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2498) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

28.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin ek ders ücretlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2655) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

29.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yeni eğitim sistemi sonrasında ikili eğitim yapılan okullarda yaşanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2658) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

30.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, engelli öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2669) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlık kadrolarında görev yapan eğitim uzmanı ve şube müdürlerinin ek göstergelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2670) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bazı öğretmenevlerinin kapatılacağı iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2768) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

33.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da özel eğitime muhtaç engelli çocuk sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2908) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

34.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, öğrencilere şiddet uyguladıkları iddiasıyla haklarında şikayette bulunulan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3009) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlığa bağlı afet riski altındaki binaların durumlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3056) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, felsefe öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3182) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

37.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son 5 yılda Bakanlık Merkez teşkilatında görevlendirilen ve görevlendirilmesi iptal edilen personel sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3190) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, lise ve yüksek okul mezunu işsiz gençlere yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3191) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

39.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Halk Eğitim ve Mesleki Eğitim Merkezlerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3192) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

40.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bazı illerdeki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3248) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yabancı dil öğrenimini kolaylaştıracak çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3273) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, eğitim harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3371) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a bağlı bir köyün okul sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3400) Cevaplanmadı

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmenlerin eş durumu, sağlık özrü ve öğrenim özrü tayinleriyle ilgili sorunlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3531) Cevaplanmadı

45.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bilgisayar öğretmeni kadrolarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3572) Cevaplanmadı

46.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının formasyon eğitimi alarak öğretmen olabilmelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3573) Cevaplanmadı

47.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da bir okulda yaşanan trafo sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3576) Cevaplanmadı

48.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’nin Düziçi ilçesindeki bir köyün okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3655) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Endüstri Meslek Lisesinin makine ve teçhizat ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3688) Cevaplanmadı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların müzik aleti ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3722) Cevaplanmadı

 

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yurt dışı görevlendirmelere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun cevabı (7/20480)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Karadeniz’de bilinenin dışında bir başka fay hattı bulunduğu iddiasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/21847)

3.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, TBMM İdari Teşkilatında görev yapan idarecilerin özlük haklarına ve kampüs lojmanlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/22180)

4.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Kamu İhale Kurumu Başkanı ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/22194)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın temsil ve ikram harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22359)

6.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’in İvrindi ilçesindeki bir köyün elektrik sorununa ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22360)

7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık hizmet binalarındaki yenileme çalışmalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22361)

8.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’daki çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22362)

9.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, Doğu Akdeniz’de yapılan petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22363)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Şamran mercanlarının ekonomiye kazandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/22364)

11.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, kamu konutlarında oturanlardan alınan işgaliye bedellerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/22511)

12.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, yurt dışında yaşayan vatandaşlara uygulanan bedelli askerlik tarifesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/22548)

13.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Artvin’de başlatılacak maden arama faaliyetlerinin doğaya etkilerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/22558)

14.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’daki ağaç dikim çalışmalarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/22560)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2008-2013 yılları arasında doğaya salınan kekliklere,

2002-2013 yılları arasında yasa dışı kurak avcılığı vakalarına,

2002-2013 yılları arasında kaçak avcılık nedeniyle yakalanan yabancı uyruklu kişilere,

2008-2013 yılları arasındaki yasa dışı sırtlan avcılığı vakalarına,

2008-2013 yılları arasındaki yasa dışı keklik avcılığı vakalarına,

2002-2013 yılları arasındaki  ava yasak alanlara ve bu alanlardaki yasa dışı avcılık vakalarına,

Rize’deki atmaca ölümlerinin nedenlerine ve 2008-2013 yılları arasındaki yasa dışı atmaca avcılığı vakalarına,

2002-2013 yılları arasında imha edilen gümelere,

Avcılık ve Avlak Yönetimi Dairesi Başkanlığının bütçesine ve faaliyetlerine,

Karakulak sayısına ve türün yaşatılması amacıyla yapılan çalışmalara,

2002-2013 yılları arasında yasa dışı kirpi avcılığı vakalarına,

Koruma altındaki hayvanlara zarar verilmesi nedeniyle kesilen cezalara,

2008-2013 yılları arasındaki Anadolu yaban koyunu sayısına ve türün korunması için yapılan çalışmalara,

2012-2013 kış dönemi için yaban hayvanlarını yemleme çalışmalarına,

2002-2013 yılları arasındaki fahri av müfettişlerine,

Yaban hayvanları ile ilgili çalışmalara,

2008-2013 yılları arasında düzenlenen av suç kabahat tutanaklarına,

Av turizmi uygulamalarından kaynaklanan sorunlara,

2002-2013 yılları arasında yasa dışı yollarla yapılan bıldırcın avcılığı vakalarına,

2002-2013 yılları arasında avcılık belgesi eksikliği veya hayvanların yaşam alanlarının tahrip edilmesi nedeniyle kesilen cezalara,

2008-2013 yılları arasında usulsüz avcılığın önlenmesi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlere ve kesilen cezalara,

2002-2013 yılları arasındaki yasa dışı vaşak avcılığı vakalarına ve türün korunması için yapılan çalışmalara,

2002-2013 yılları arasında usulsüz avcılık vakaları nedeniyle el konulan ve satılan tüfeklere,

İlişkin soruları ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/22561), (7/22562), (7/22563), (7/22564), (7/22565), (7/22566), (7/22567), (7/22568), (7/22569), (7/22570), (7/22571), (7/22572), (7/22573), (7/22574), (7/22575), (7/22576), (7/22577), (7/22579), (7/22580), (7/22581), (7/22582), (7/22583), (7/22584)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yurt dışına gerçekleştirdiği ziyaretlere ve ziyaret gerçekleştirdiği ülkelerle Türkiye arasındaki dış ticaret dengesine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/22793)

17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık ve bağlı, ilgili ya da ilişkili kurum veya kuruluşlarca yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/22796)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Sayıştay raporlarına ilişkin sorusu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/22952)

19.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, askeri harekat sırasında yaralanan bir erin gazi sayılmamasından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/23190)

20.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Bakanlık personelinin psikolojik taciz (mobbing) şikâyetlerine ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/23243)

21.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, soru önergelerinin cevaplarına ve iade edilmesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/23245)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TBMM lokantalarında satılan ürünlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/23246)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TBMM’deki yemekhane ve sosyal tesislere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/23247)

24.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, bir soru önergesine verilen cevabın milletvekiline ulaşmadan önce basında yer almasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/23531)

4 Haziran 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşimini açıyorum.

 

III.-YOKLAMA

 

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, ülkemizde son bir haftadır yaşanan gösteri ve yürüyüş eylemlerine ilişkin konuşması

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce ülkemizde son bir haftadır yaşanan olaylarla ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.

Hepimiz burada Türkiye Büyük Millet Meclisindeyiz. Meclisimizin duvarında cumhuriyetimizin kurucu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözleri yazılı. Millet, bu egemenliği kullanmakta muhalefeti ve iktidarıyla bize vekâlet vermiştir yani asıl olan milletin kendisidir, milletin düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğüdür; bu özgürlüğü barışçı bir şekilde, serbestçe, korkmadan kullanabilmesidir. Bu da katılımcı demokrasinin özüdür. Demokrasilerde tek bir yurttaşın bile hak ve talepleri gözetilmek zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, vekâletini almış olduğu milletin günlerdir neden sokaklarda olduğunu iyi değerlendirmeli ve onun taleplerinin ne olduğunu anlamaya çalışmalı, isteklerine kulak vermelidir. İnsanların yaşadıkları şehir ve ülkeyle ilgili taleplerini barışçıl bir şekilde dile getirirken şiddetle, sert müdahalelerle engellenmesi ve hatta ölümlerin olması ne yazık ki demokrasinin sırtına vurulmuş bir hançer gibidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi, sebebimevcudiyeti, demokrasinin işleyişini sağlamak, yurttaşların düşünce, ifade, toplanma ve hak ve özgürlüğünün gerçekleşmesini gözetmektir. Demokrasinin her kesimi kucaklayan çoğulcu anlayışının çoğunlukçu anlayışa dönmesine izin vermemek gerekir.

Katılımcı demokrasinin müzakere boyutuyla birlikte yaşama geçmesini, sevgi ve sağduyunun hâkim olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum sayın milletvekilleri. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

Şimdi de üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kadıköy ve Ataşehir’deki imar sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’e aittir.

Buyurunuz Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Kadıköy ve Ataşehir’deki imar sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama Gezi Parkı’yla başlayıp tüm yurdu saran olaylarda yaralanan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileyerek ve elbette Antakya’daki olaylarda öldürülen gencecik kardeşimiz Abdullah Cömert ve İstanbul’da olaylar sırasında talihsiz bir kazayla ölen Mehmet Ayvalıtaş’a Allah’tan rahmet, ailelerine ve tüm Türkiye’ye başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum.

Şu an kürsüde Milletvekili Kadir Öğüt olarak değil vatandaş Kadir Öğüt olarak konuşuyorum. Ben, zulme direnen bu ülkenin tüm evlatlarıyla birlikte üç-beş çapulcudan biriyim. Bir ülke düşünün ki on yıldır süren sistematik baskıya rağmen bir arada durmayı tek yürek olarak başarmış; bir ülke düşünün ki ideolojisi, kimliği, tuttuğu takımı ne olursa olsun birbirine sırt vermiş, dayanak olmuş. Sayın Başbakan ise on yılın içinde tek bir şeyi başarmış: Ülkeyi Türk-Kürt, doğu-batı, kindar-dindar diye bölememiştir ama polisi ve halkı karşı karşıya getirmeyi başarabilmiştir.

“Bu ülkede “üç-beş çapulcu” “ayyaş”, “Yüzde 50'yi zor zapt ediyoruz.”, “Kadıköy'den gelip vapurdan inenlerin durumunu görüyorum. Bunlar benim değerlerimle uyuşan şeyler değil." diyen, CHP'nin Topçu Kışlası’na imza atmadığı hâlde attığını söyleyen, aslında derdi tarih olmayan, 31 Mart gerici ayaklanmasının bastırılmasının intikamını almak olan, “OnaltıDokuz” gibi bir ucubeyi İstanbul'a diktiren Başbakan, "İstesek sizi bir kaşık suda boğarız." diyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, "Anıtkabir’i de yıkarız." diyen AKP Gençlik Kolu Başkanı var. Vicdanınız gerçekten rahat mı arkadaşlar?

Profesör Hüseyin Kaptan başkanlığında 450 Türk ve 16 Japon uzmanın hazırladığı, 2009'da kabul edilen 100.000’lik İstanbul nâzım imar planında 3’üncü köprü yok, Taksim yok, 3’üncü havaalanı yok, Haydarpaşa yok, Galataport yok ama kentin belediye başkanı olan Kadir Topbaş hiçe sayılarak bu plan göz ardı ediliyor, 150 milyar dolar rant yaratılıyor. Orada müdür gibi görev yapan Kadir Topbaş’ın  bir an önce istifa etmesi gerekmektedir.

Bugün emniyet güçleri fevkalade orantısız güç kullanıyor. Copla, gazla, mermiyle kendi vatandaşını eziyorsa bu ülkeyi yönetenlerin eseridir. Yaralanan onca insanın ve ölenlerin kanı Hükûmetin elindedir ve bu kanın hesabı verilmek zorundadır. Hadlerini aşan tüm emniyet güçleri bir bir, santim santim soruşturulmalı, yargılanmalı ve gereken ceza varsa verilmelidir. Almayı düşündüğünüz 10 bin sivil güvenlik görevlisi, sanıyorum görevlerine başlamış; şimdiden ellerinde sopalar, polislerin arkasından saldırılarını  devam ettiriyorlar.

Bunları söylemeden geçmek olamazdı. Şimdi, gündemin gölgesinde kalanlara geçelim.

Malum, Türkiye’yi saran alevlerin ortasında birçok haber küllendi. Daha geçen hafta Fikirtepe’yi konuşuyorduk. Hani şu iktidarın iki seneyi aşkın süre önce imar çalışması yaparak ve emsalleri belirlemesi neticesinde vatandaşların iktidara güvenerek evlerini boşalttığı, sonrasında tüm projenin bakanlıkça durdurulduğu Fikirtepe. Hani şu Eğitim, Dumlupınar, Merdivenköy mahallelerinde halkın iktidara güvenerek, başlarını sokacak bir ev hayali ile müteahhitlerle anlaşmalar yaptığı, sözleşmeler imzaladığı; hani küçücük hisseleri karşısında insanların başlarını sokacak bir ev hayali kurdukları Fikirtepe.

Bugün bölge halkı sosyal bir patlamanın eşiğindedir. 1.700'e yakın binanın yıkıldığı bölge metruk, halk ise tedirgin hâldedir. Güvenlik sorunu had safhada, esnaf da zor durumdadır.

Bu tablonun eseri Hükûmettir ve bu Hükûmet şu an merak edilen şu soruları acilen cevaplamak zorundadır:

Fikirtepe için yeni bir imar planı mı hazırlanacaktır?

Sıfırdan başlanacak bir imar çalışmasının neticeleri düşünülmüş müdür?

Bölgede satışa çıkan projelerin akıbeti ne olacaktır?

4,14 emsal geçerli olacak mıdır, yoksa düşürülecek midir eğer düşürülecekse bölgedeki hak sahipleriyle 4,14 emsale göre anlaşma yapan ve proje hazırlayan firmaların akıbeti ne olacaktır?

Yapılması gereken, derhâl ilgili kararların verilmesi ve bölge halkının isteği 4,14 emsale dokunulmadan mevcut plan notlarının yürürlüğe konmasıdır.

Değerli milletvekilleri, bir diğer sıkıntı Ataşehir ilçesinde yaşanmaktadır. Yenisahra ve Barbaros mahallelerinin 1/5.000'lik nâzım imar planları İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinden geçmiş ve askıya çıkarılmıştır. Ancak, söz konusu plan yaklaşık kırk yıldır yaşanan sorunlara çözüm olmadığı gibi üste sorunlar eklenmiştir. 1/5.000’lik planı gören mahalle sakinleri kendi arazilerinin sosyal donatı alanına ayrıldığını görmüşlerdir. Bir başka deyişle, vatandaşın arazisine izinsiz sualsiz el konmuş, gasbedilmiştir. Daha önceden kesintiye uğramış alanlara yeni bir kesinti uygulamak istenmesinin gerekçesi nedir?

Yeni imar planıyla, söz konusu mahallelerin hemen yanında büyük firmalara 60 kat ve daha fazlasına kadar inşaat izni verilmiştir. Mustafa Kemal ve Âşık Veysel mahallelerinin imar planları ise bir an önce çıkarılmalıdır.

AKP tüm bu soruların cevabını bir an önce vermelidir, tüm ülkede yaşanan olayların hesabını vermesi gerektiği gibi. Halkın menfaatine olan her konunun takipçisi olduk ve olacağız. Vatandaşın sorduğu her soruyu soracağız. Unutmayın, zulüm ile abat olanın sonu berbat olur. Unutmayın, biz halkız çünkü bizim en büyük amacımız bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Gündem dışı ikinci söz, Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşu hakkında söz isteyen Karabük Milletvekili Osman Kahveci’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Kahveci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Karabük Milletvekili Osman Kahveci’nin, Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 76’ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

 

 

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 76’ncı yılı dolayısıyla söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ben de Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili üzüntülerimi bildirmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, dünyada orman yönetimi insanla orman arasındaki dengenin bozulması ile başlamış ve günümüze kadar birçok süreçler geçirmiştir. İnsanlar başlangıçta doğada ekosistemin bir parçası olarak yer almış ancak endüstri devrimiyle birlikte ekosisteme zarar vermeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak doğal felaketlerle karşı karşıya kalınmasıyla ormanların bilimsel ve kurumsal bir yönetimle korunması ve işletilmesi gerektiğinin ortaya çıkmasıyla birlikte, 19’uncu yüzyılın ilk başlarında ormanların bilimsel ve kurumsal bir anlayışla yönetilmesi süreci başlamış ve bu süreç günümüze kadar değişerek ve gelişerek gelmiştir. Anadolu topraklarının bundan 4 bin-5 bin yıl öncesinde yüzde 70’inin ormanlarla kaplı olduğu ve bugün bu oranın yüzde 27’lere düştüğü bilinmektedir. Anadolu’da orman tahripleri uygarlıkların kurulması, göçler ve savaşlarla birlikte günümüze kadar gelmiştir ancak günümüzde ülkemizde ormansızlaştırılma durdurulmuş, ülkemiz ormanlarını artıran nadir ülkelerden birisi olmuştur.            

Anadolu’ya Türk medeniyetlerinin gelmesi ve yerleşmesiyle birlikte hâkim olan anlayış bütün toprakların ve ormanların sahibinin devlet olduğu olgusudur.

Osmanlı döneminde, 19’uncu yüzyılın ilk başlarına kadar ormanlardan yalnızca sarayın, ordunun, donanmanın ihtiyaçlarını karşılamak dışında ormanlardan faydalanmada “cibâli mübâha” usulü ve anlayışı hâkim olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ormanla ilgili ilk kurumsal düzenleme 1839 yılında yapılmış, 1857 yılında ise ormancılık eğitimi başlamıştır. İlk yasal düzenleme de 1870 yılında çıkarılan ilk Orman Nizamnamesi’dir. Bu düzenlemeyle devlet ormanlarından izinsiz ağaç kesilmesi yasaklanmış ve bu suçlara karşı cezai hükümler getirilmiştir. 1917 yılında ise Ormanların Usulü İdare-i Fenniyeleri Hakkında Kanun çıkarılmıştır.

Cumhuriyet döneminde ormanlarla ilgili ilk düzenleme ise 1924 yılında çıkarılan Ormanların Fenni Usulü İdare ve İşletmeleri Hakkında Kanun’dur. Cumhuriyet döneminde ormanlarla ilgili en kapsamlı düzenleme 1937 yılında çıkarılan 3116 sayılı Orman Kanunu’dur. Bu kanunla ormanların korunması, kadastrosu, işletilmesi ve geliştirilmesi ile ilgili birçok yeni düzenlemeler yapılmıştır. İşte, bu kanun hükümlerini yerine getirmek üzere aynı yıl 3204 sayılı Kanun’la Orman Umum Müdürlüğü kurulmuştur.

Orman Genel Müdürlüğü bugün 1985 yılında yenilenen 3234 sayılı Kuruluş Yasası ile yeniden yapılanmış, kamu tüzel kişiliği ve özel bütçesi, kurumsal yapısıyla icraatlarına devam etmektedir.

Orman Genel Müdürlüğü, yüzde 99’unun devlete ait olduğu ülkemiz ormanlarını ekolojik, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarına göre koruma ve kullanma dengesi içerisinde işletme ve geliştirmenin gayreti içerisindedir. Bugün, Orman Genel Müdürlüğü ormanlarımızı, başta orman yangınları olmak üzere her türlü tertiplere karşı korumada, işletme ve geliştirmede sahip olduğu en gelişmiş yönetim sistemleri, altyapıları, bilgili ve donanımlı personeliyle daha yeşil bir Türkiye idealini gerçekleştirmek için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.

Bugün de daha yeşil bir Türkiye uğruna şehit olan ormancı meslektaşlarımı rahmetle anıyor, Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 76’ncı yılını kutluyor, orman çalışanlarını ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kahveci.

Gündem dışı üçüncü söz, Milletvekillerine uygulanan şiddet eylemleri hakkında söz isteyen Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Işık.

 

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın göstericilere ve destek veren milletvekillerine güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddete ilişkin gündem dışı konuşması ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’in cevabı

 

 

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ayın 1’inde, Cumartesi günü Ankara’daki eyleme destek vermek için, oradaki şiddeti biraz daha durdurmak için, polisi biraz daha sakinleştirmek için gidip oradaki eylem yapan gençlere destek olmak için bulunduk. Saat on iki civarlarında oradaydık, on ikide gittikten sonra millet toplanmıştı, kalabalık vardı ve hiçbir yerde taşkınlık yapan kimse yoktu. Güvenpark’ta toplanıp tamamen slogan atıyorlardı, tamamen şarkı söylüyorlardı, tek kötü sloganları “Hükûmet istifa”ydı, başka bir sloganları yoktu. O sırada polis, hiçbir şey olmadan, şu anda diyorlar ki “Polisi tahrik ediyorlar, tahrikten dolayı böyle bir şey yapıyorlar.” öyle bir şey olmadan gaz sıkıp oradaki topluluğu dağıttılar. Daha sonra toplum, tabii bu gerginlikten sonra her 10 kişi, 15 kişi bir arada olduğu yerde hedef gözeterek yine orada, o şekilde hedefin üzerine gazı attılar, su da sıkıldı. Tabii bu birkaç sefer tekrarladıktan sonra, biz her seferinden sonra orada Milletvekilimiz Ali Rıza Öztürk Bey’le birlikte gidip polis müdürlerine ve polislere milletvekili olduğumuzu, burada gerginliğe gerek olmadığını, burada toplanan gençlerin tamamen demokratik hakkı olan eylemlerini yaptıklarını ve bunu da duyurmak istediklerini söyledik. “Siz böyle yapmayın, biraz geri çekilin. Bu insanların -burada çok güzel bir şekilde demokratik haklarını kullanıp- taşkınlık yapmaya niyetleri yok.” diye bildirdik ama buna rağmen, saat dört civarında tekrar toplanma başladığı zaman       -Cumhuriyet Halk Partisinin arabası da oraya çekilmişti, ben en ön taraftaydım- hiçbir şey olmadan, tekrar gaz sıkmaya ve su sıkıp üzerimize saldırmaya başladılar. Bunu yaparken ben en öndeyim, yine o şekilde durdurmaya çalışıyorum. Orada şiddet olmaması gerektiğini ve bu kadar darbeye gerek olmadığını… Darb edilmesin, gaz sıkılmasın diye önünde dururken beni yaklaşık 15 polis araya alarak ilk önce yaklaşık 1 metre civarından gözüme gaz sıktılar ve ikinci gazı sıktıktan sonra gelip orada copla araya aldılar.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Yaklaşık 15 polis burada ilk önce dizime vurdu. Şu anda raporumu aldım; dizimde ödem ve kasta, küçük liflerde yırtılma var, içe kanama olmuş, omzumda ağrılar var. Hâlen milletvekili olduğumu ısrarla söylüyorum, bunları söylediğim hâlde şiddete devam ettiler ve bu şekilde beni darb ettiler.

Tabii, ben buradaki polislerden şikâyetçi olacağım mı olmayacağım mı diye düşünüyorum, olmamayı da düşünüyorum çünkü bazen bir doktor olarak bazen bir insan olarak şöyle düşünüyorum: Oradaki polisler saatlerce burada bekletiliyorlar, sinirlerine hâkim olamıyorlar. Tamam, eyvallah diyelim ama buradaki bu mazeretler hiçbir zaman için bu şiddeti yapmaya, oradaki insanları… Lise çocukları bunlar, liseden gelmiş insanlar ve sakın şunu unutmayın: Oraya gelen gençlerin en az yüzde 25’i… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Lise talebelerinin ne işi var orada?

MUHARREM IŞIK (Devamla) – Lütfen buna mazeret göstermeyin. “Milletvekilinin dokunulmazlığı var.” diye bir sürü şey söylüyorsunuz. Milletvekiline bunu yapan yapsın, ben ölmeye de hazırım, yeter ki o vatandaşın canına bir şey gelmesin diye ben kendimi önüne attım ama burada sizin savunmanız gerekirken milletvekili eğer kendini koruyamıyorsa vatandaş ne yapabilir, vatandaş nasıl kendini koruyabilir, bunu görmemiz lazım. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

Dediğim gibi, orada polislerden şikâyetçi olup olmayacağım konusunu düşünüyorum ama bence asıl sorumlu Sayın Başbakandır burada. Sayın Başbakan, durmadan ortamı germek için “Yüzde 50 oy aldım, ben yüzde 50 oyla her şeyi yaparım. Bunlar çapulcular, bunları oradaki ağaçlara asmak lazım.” gibi bir sürü deyim söylüyor, bunları söylerken de işte böyle geriyor.

Yine aynı şekilde, bugün, Erzincan’da, şu anda bayağı bir gerginlik var. Tek sebebi var yani bu toplumun bazı hassasiyetlerini biliyorsunuz, niye gidip ısrarla, sırf kendi keyfiniz yerinize gelsin diye insanların bu duygularını okşayarak, insanları gererek üçüncü köprüye “Yavuz Sultan Selim” adını koyuyorsunuz.

Bugün orada cemevi bir açıklama yapmak istemiş. Toplanmışlar, açıklama yapmışlar, gençler de oraya toplanmışlar. Şu anda, özellikle cemevi çevresinde, polis cemevine gaz atıyor, cemevindeki gençleri dağıtmaya çalışıyor. Sayın Bakanım, lütfen, bu konuya hemen müdahale ediniz. Şu anda çok gergin Erzincan, cemevinin etrafına toplanmışlar ve orada polis de etrafını sarmış -şimdi tekrar yanınıza uğrayacağım Sayın Bakanım- böyle bir gerginliğe hiç gerek yoktu.

Topçu Kışlası’nda niye ısrar ediyorsun? Amacınız ne? Yani oraya yapılacak Topçu Kışlası’yla neyi geri getirmeye çalışıyorsunuz? Burada, kindar gençlik yetiştirmekte elinize ne geçecek? Biz birbirimize düştüğümüz zaman ne kazanacaksınız? “Yüzde 50” dediğiniz… Yüzde 50’nin hepsinin sizin olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz dün bütün hastaneleri gezdik, su tutulan öğrencileri… Orada özellikle size oy veren seçmenleri gördük. Diyorlar ki: “Bizim çocuğumuza ‘çapulcu’ dedi, çocuğumuzu tutamıyoruz, bizim çocuğumuzu gerdi.” Hiç kimsede mazeret bulmayın, tek gerginlik sebebi, burada açıklama yapan Sayın Başbakandır. Cumhurbaşkanı “Bu mesele halledildi, tamam, anlaşıldı, mesaj alındı.” Diyor. Alay eder gibi… Cumhurbaşkanıyla bile alay ediyor. Böyle bir yönetim olmaz. Lütfen, bu toplumu germeyin, hiç kimsenin hakkı yok bunda.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkanım, gündeme geçmeden önce bir iki şey söylemek istiyorum mikrofonu açarsanız.

BAŞKAN – Gündeme geçmeden önce söz vereceğim efendim.

Şimdi, İçişleri Bakanı Sayın Muammer Güler cevap verecektir.

Buyurunuz Sayın Güler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, dün Antakya’da hayatını kaybeden Abdullah Cömert’e rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum, şu anda hastanelerde tedavi gören yurttaşlarıma da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul ili Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında yapılmakta olan faaliyetleri engellemek amacıyla 28 Mayıstan bu yana sürmekte olan protesto eylemleri 77 ilde değişik şekilde gerçekleşti, 603’e yakın eylem gerçekleşti; çok sayıda yurttaşımızın bu eylemlere katıldıklarını biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, elbette meşru olarak hak arama özgürlüklerine söylenecek bir şey yok. Herkesin, kanuni sınırlar içerisinde hak ve özgürlüklerini kullanması, kendini ifade etmesi elbette ki en temel haklarından bir tanesi ama şiddete varmadığı sürece polisin de bu eylemlere müdahale etmesi elbette ki söz konusu olamaz.

Şimdi, 28 Mayıstan bu yana meydana gelen olaylarda polisin orantısız güç kullandığı konusunda iddialar oldu. Twitter’da, İnternet medyasında…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hâl⠓iddia” diyor. Görmüyor musun Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Elbette görüyoruz beyefendi. Müsaade edin de…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Niye “iddia” diyorsun?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, 31 Mayıs gecesi sizi telefonla aradım, polis bana silah çekti…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın milletvekilleri… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müsaade ediniz de Sayın Bakan izahat versin.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Peki.

Hepinizle telefonla tek tek görüştüm.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O kameraların hepsi kapalı hâlen.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Tanal, seninle de görüştüm. Eğer burada, bana herhangi bir şeyi iletemediğinizi söylüyorsanız, bu konuda çok büyük haksızlık edersiniz. Onun için…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Peki, ilettim de MOBESE kameralarını açtınız mı?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Peki, anlaşıldı.

BAŞKAN – Sayın Güler, devam ediniz, karşılıklı konuşmayınız lütfen.

Buyurunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana silah çeken polise ne yaptınız?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Tanal, peki, size ayrıca da cevap vereceğim, yazılı olarak da cevap vereceğim ama Boğaz Köprüsü’nden, genel yoldan geçerken bana hiç öyle bir şekilde “Ben hak kullanıyorum.” demediniz. Elbette ki siz de…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Boğaz Köprüsü’nden geçmek benim en demokratik hakkım.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Evet, peki, sizin demokratik hakkınızsa ben de onu… (CHP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Benim demokratik hakkımı…

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Peki, evet…

Değer arkadaşlarım…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – “Silah çekene ne yaptınız?” diyor.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Hocam, onu da söyleyeceğim.

Değerli arkadaşlarım, şu anda 2 mülkiye müfettişi ve 2 polis müfettişi, İstanbul’daki olaylarla ilgili bütün iddiaları tek tek inceliyor. Sayın Işık’ın da ifade ettiği iddialar, diğer milletvekillerimizin, sosyal medyada, yazılı ve görsel medyada, Twitter’larla veya bize intikal ettirilen değişik görüntülerle eğer bir suç işlenmişse kesinlikle bunun kanuni gereği yerine getirilecektir. Bundan emin olmanızı istirham ediyorum.

Elbette ki bu arada polisin günlerce stres içerisinde görev yaptığını ve kanunsuz eylemleri engellemek için de gayret sarf ettiğini size burada ifade etmek istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapmasaydınız, PKK paçavralarıyla yapılırken neredeydi polis, Beyefendi, neredeydi onlar, neredeydi?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hak arama özgürlüğünü mutlaka anlayışla karşıladığımızı ifade edeceğim. Ancak, değerli arkadaşlarım, bakın…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) - Talimatı kim veriyor?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Başbakan mı veriyor?

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Başbakan mı?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – İllegal eylemlere, hak arayışı, hak arama özgürlüğünü aşan eylemlere karşı lütfen bu Meclis olarak hepimiz, hep birlikte tavır alalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çözüm ortaklarınızla, PKK paçavralarıyla toplantı yapıp… O zaman müdahale etmediniz ama şimdi kalkıp...

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Bakın, eğer tavır almazsak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Silaha, teröre göz yumanlar hakkında niye soruşturma açmıyorsunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bakın, şimdi size buradan bazı rakamlar vereceğim. 280 iş yeri, 6 kamu binası, 103 polis otosu, 207 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi ve 11 AK PARTİ hizmet binası…

Bunlara verilen zararları ve 70 milyonu aşan bu zararları da mutlaka görmemiz lazım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan…

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, yanıltmayın! Bakın, yanıltmayın! Lütfen doğru konuşun, lütfen yanıltmayın!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …cumartesi günü, pazar günü Ankara’da, Kızılay’da saatlerce…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Bir kamu görevlisiyle ilgili bir soruşturma bile başlatmadınız.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …hak arama özgürlüğü için gerekli izin verilmiştir, tolerans gösterilmiştir.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Elektrikler niye kesildi?

OKTAY VURAL (İzmir) - Başbakan hakkında ne zaman açacaksınız, Başbakan? Talimat veren Başbakan.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Ancak grupların Başbakanlığa, Meclise, AK PARTİ Genel Merkezine, Başbakanlık Konutu’na yönelen o saldırgan eylemleri karşısında da polis güç kullanmak…

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Niye? Niye?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Bırakalım, yürüsün mü, Meclisi işgal mi etsin? Asla ve asla kanunsuz eyleme göz yumma lüksümüz yoktur, böyle bir lüksümüz de olmayacaktır değerli arkadaşlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bunları savunmak da faşizmdir, faşizm!

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Bakan, talimat veren Başbakan.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarım, Sayın Ağbaba; eğer biz…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, bu yakışıyor mu ya? Gözümüzle gördük, gözümüzle.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …samimi olarak hak arayan, kendini ifade eden insanlarla…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, siz devlet adamısınız, siz valilik yaptınız, müsteşarlık yaptınız.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …illegal örgütlerin kanunsuz eylemler yapmasını, yıkmasını aynı kefeye koyuyorsak…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, terör var mı, yok mu?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …böyle bir hakkımız yoktur. Elbette biz, teröristle de hak arama özgürlüğünü... (CHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kötü niyetliyle iyi niyetli kamu görevlisini ayırt etmelisiniz Sayın Bakan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyiniz. Lütfen dinleyiniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyiniz. Sakin olunuz, izahat veriyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz siyasetten öte devlet adamısınız Sayın Bakan, biz o kimliğinize saygı duyuyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Evet.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama lütfen doğruları anlatın.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Peki.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Sayın Bakan bir açıklama yapıyor, devamlı müdahale ediyorlar, böyle bir görüşme usulü yok.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, sizin ne demek istediğinizi gayet iyi anlıyorum, lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Çadırları kim yaktı Sayın Bakan? Mobeseleri kim kapattı? Milletvekillerini kim dövdü? Milletvekillerine kim silah çekti? Sayın Bakan, siz devlet adamısınız.

AHMET YENİ (Samsun) – Sus be, yeter be, dinleyin!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Utanın, utanın!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyiniz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Milletvekillerine şiddet uygulamasına kesinlikle karşıyım ama değerli arkadaşlarım… (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın Güler, devam ediniz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Başkanım… (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, demokrasi bu mu? Dinlemeye tahammülleri yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz, Sayın Bakanın açıklamasını dinleyiniz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Başkanım, demokrasilerde fikir özgürlüğü ve bunu ifade etmenin yüzlerce meşru yolu vardır. Hiçbir demokrasi ve hak arama, şiddete dönüşmüş öfkeyi meşru kılamaz. Hukuk devletinde hak aramanın yolları vardır. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

Bu arada değerli arkadaşlarım, elbette…

VELİ AĞBABA (Malatya) – İşte böyle, işte böyle!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sayın Milletvekilim…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen…Lütfen sakin olunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Polisle halkımızı karşı karşıya getirdiği izlenimi verilmeye çalışılan bu organize ve planlı kitlesel şiddet eylemleri hiçbir amaca hizmet etmemektedir. Halkımızın şunu bilmesini istiyoruz ki; bu eylemleri kendi ideolojileri adına ranta dönüştürmeye çalışan örgütlü yapılar ülkemizde kaos yaratmaya çalışmışlardır. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, duyamıyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Tekrar ifade ediyorum: Masumane hak arama özgürlüğü içerisinde şiddete başvurmayan herkesin başımızın üzerinde yeri vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak, yakan, yıkan, kamu malına zarar veren insanlara da lütfen hep birlikte biz karşı çıkalım, onlarla aramıza mesafeyi koyalım ve gerçekten de bu olayları önlemeye çalışıyorsak hep birlikte tavır alalım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, gözlerimizle gördük Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlarım, bu olay artık siyaset yapma olayı değildir. Bu olayın hepimize zararı vardır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Çabuk alışmışsınız Sayın Bakan, devlet adamı kimliğini çabuk unutmuşsunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Hayır, ben bu devlete yıllarca hizmet ettim.

Tekrar ediyorum: Görevini yapmayan insana karşı yapılması gereken her şeyi yapacağım. Sizler bunu herkesten daha iyi biliyorsunuz.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Dik dur be, dik dur! Polis emir almadan bir şey yapmaz! Emri kim verdi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, çok rica ediyorum, lütfen açıklamayı dinleyiniz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Twitter üzerinden, sosyal medya üzerinden, maalesef, o kadar kirletilmiş, o kadar yanlış ve tahrik edici çalışmalar yapılıyor ki.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Bir ülkenin başkanı halkına silahla saldırır mı?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Bunların içerisinde, maalesef, haberleşme özgürlüğünü de kötüye kullananlar oldu ve bunların tahriklerine kapılan insanlar, masum insanlar da polisle karşı karşıya getirildi.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Onu da kapat!

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Her şeyi yasaklayın! Bir tek o kaldı, onu da kapatın.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Hak arama özgürlüğüne sonuna kadar varız. İşte, meydanlarda, gelsinler, herkes meşru çerçeve içerisinde istediğini söylesin. (CHP sıralarından gürültüler)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Onları da kapatırsın!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Cumartesi yapılan da buydu, pazar günü yapılan da buydu ama…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Bakan, çok ayıp, yalan söylüyorsun!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) –…yakmaya, yıkmaya gelenlere, Kızılay’a gelip Başbakanlığı basmaya gelenlere, Meclisi basmaya gelenlere asla izin vermemiz mümkün değildir değerli arkadaşlarım, şunu da ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Masum insanlara gaz sıktınız Sayın Bakan.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Stoklarınızda gaz kalmadı!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Arkadaşlar, bütün vatandaşlarımızdan ve özellikle de gençlerimizden bundan sonra sağduyulu ve duyarlı davranmalarını, illegal örgütlerin, marjinal grupların provokasyonlarına kapılmamalarını özellikle de istirham ediyorum. Demokratik hak anlayışının istismara dönüşmemesi ve Türkiye’nin imajına, itibarına ve aydınlık geleceğine zarar verilmemesi için bu olaylara ve bu görüntülere artık son verilmesini istiyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Dört günden bu yana gözaltında olan var Sayın Bakan, yasaya aykırı, hukuka aykırı!

HAYDAR AKAR (Kocaeli)  – Sayın Bakan, arada Başbakana da söyleyin, sağduyulu olmayı telkin edin Başbakana!

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Başbakanla vicdanınız arasına sıkışmışsınız, doğruları söylemiyorsunuz!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şimdi sorumluluk anlayışı içerisinde bu olaylara yaklaşan…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Kararları kendin mi verdin, Başbakana mı sordun?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – …ve halkımızın tahriklere kapılmaması, yasa dışı eylemlere tevessül etmemesi konusunda onlara olumlu mesaj verenlere çok teşekkür ediyoruz.

 

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Kendi çocuklarının, kendi başına gelse ne olurdu?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Devamla) – Sizlerden de, hepinizden de demokrasinin yaşaması için, burada bizim tartışabilmemiz için meşru zeminin kaybedilmemesi adına birlikte tavır almamız gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika efendim, önce Sayın Vural söz istedi.

Buyurunuz efendim.

 

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Türkiye’de son bir haftadır devam eden gösteri ve yürüyüş eylemleriyle ilgili öncelikle Hükûmet adına gündem dışı konuşma yapılması ve bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, tabii Türkiye'nin önemli bir konusu ve gündemiyle ilgili bir konuda, gönül isterdi ki, Hükûmet öncelikle söz alsın, bilgi versin ve siyasi parti grupları da bu gelişmeler hakkında değerlendirmelerini sunsun ama tek taraflı olarak bir gündem dışı konuşmaya cevap vermek vesilesi yaratmak devlet ciddiyetine yakışmıyor.

Çok önemli, bu gündem dışı değil aslında, gündem konusu, Türkiye'nin tartıştığı bir konu. “Böylesine bir konu için Meclisteki herkesin beraber bu konuda görüşmesi gerekir.” diyorsunuz ama Meclisin imkânlarını kullanmıyorsunuz. O zaman bu konuda, gelin, hep beraber, birlikte Meclis araştırmasıyla ilgili öneriyi kabul edelim ve bu konuda Meclis olarak bununla ilgili adımları atalım.

Şu konuyu ifade etmek istiyorum: Sayın Bakan, sizin bakanlarınız da eleştirdi, Gezi Parkı’nda gece yarısı yakmalar, dozerlerle girmeler, saat 05.00’te… Bunun talimatını kim verdi? Sayın Başbakanın 29 Mayısta yaptığı konuşmayla bu talimat verildi mi, verilmedi mi? Polisleri suçluyorsunuz ya da “Polisler bunu yapmıştır.” diyorsunuz ama orada 05.00’te müdahale yapılma talimatını veren Sayın Başbakan değil midir? Bunun cevabını burada istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakan konuşurken “Boğaziçi Köprüsü’nü siz sabah geçmediniz mi, onu niye anlatmıyorsunuz?” şeklinde bana sataşmada bulunmuştur, gerçekleri tahrif etmiştir. Bunu düzeltmek için söz talep ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir sataşma olur mu ya? Köprüyü geçti mi, geçmedi mi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, açıklamasını dinleyelim.

Buyurunuz Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in gündem dışı konuşmaya cevabı sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, öncelikle, ben, vatandaşlarımızın, halkımızın sağduyulu davranmasını bekliyorum.

Sayın Bakan, gece, İstiklal Caddesi’nde biz dolaşırken ve polislerin o hışımlı saldırılarıyla birlikte kameraların hepsi kapalıydı. Kameralar, şehirde suç işlendiği zaman, suçluların ve delillerin yakalanması için konulmuştur. Eğer, polisler caddelerde o silahlarla, su tanklarıyla, biber gazlarıyla hukuksuz bir işlem yapmıyorlarsa ana caddelerdeki o kameralar, o mobesalar niçin devre dışı bırakılır Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Tahrip edildiği için.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Tahrip edildiği için… Yalan söylüyorsunuz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen yalan söylüyorsun!

MAHMUT TANAL (Devamla) – Hepsi tahrip değil, yalan söylüyorsunuz siz!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, demokrasi böyle olur mu? Böyle şey olur mu?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bana silah çekildiği zaman o delilleri kararttınız siz!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Resimleri görmüyor musun, kamerayı taşlayan çocuğu görmüyor musunuz?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Onun için, ben, hakla birlikte Boğaz’da yürüdüm, halkla birlikte bir daha Boğaz’da yürüyeceğim. Sizin o “çapulcu” dediğiniz halkla yürüdüm. Eğer, o halka çapulcu diyorsanız ben de o çapulculardan birisiyim. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz, halkı bugüne kadar aldattınız. “Esad zalimdir.” dediniz, “Zulüm yapıyor.” dediniz, aynısını şimdi halka siz yapıyorsunuz. Siz zalimsiniz, siz diktatörsünüz, siz faşistsiniz, siz Amerika’nın uşağısınız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Uşak sensin!

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Maşa, maşa!

MAHMUT TANAL (Devamla) – Ama, bilin ki, bu ülke, bu halk, bu vatandaş ülkesine sahip çıkacak, çapulcu vatandaşa sahip çıkacak.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biz seçilmiş insanlarız, uşak sensin!

MAHMUT TANAL (Devamla) – Biz, sizin bu diktatörlüğünüze son vereceğiz, son vereceğiz diktatörlüğünüze. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurunuz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, söz talebim vardı yalnız. Sayın Başkan, gündeme geçmeden önce söz talebim vardı.

BAŞKAN – Bir dakika… Sayın Aydın’a söz verdim.

Buyurunuz efendim.

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Evet, öncelikle, bir zalim, bir diktatör arıyorsanız açın, geçmişinize bakın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Hadi oradan, hadi!

AHMET AYDIN (Devamla) - Geçmişinizle yetinmeyin, geçmişinizi de bir tarafa bırakın, şu anda yaptığınıza bakın. Geçmişinizi de geçtim ben, şu anda yaptığınıza bakın!

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yazıklar olsun!

AHMET AYDIN (Devamla) – Asıl zalim…

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Kim var lan?

AHMET AYDIN (Devamla) - …asıl diktatör istiyorsanız, asıl azınlığın çoğunluğa tahakkümünü istiyorsanız kendi hâlinize bakın, aynaya bakın, öyle gelin konuşun.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Kim var lan geçmişimizde?

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ayıp, ayıp!

AHMET AYDIN (Devamla) – Yazık be! Bir tarafta halkı sağduyuya çağıracaksınız, öbür tarafta halkı kışkırtacak her türlü etkinliğin içerisinde bulunacaksınız.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) - Sen bugünün hesabını ver Ahmet!

AHMET AYDIN (Devamla) - Yakışır mı bu size? Yakışır mı bu size?

Eğer AK PARTİ’nin demokrasi anlayışı olmasaydı, eğer AK PARTİ bugüne kadar demokratik adımlar atmasaydı bu eylemler zaten yapılmazdı. Eğer bu eylemler yapılıyorsa insanlar özgürce haklarını savunup istediğini ifade edebiliyorlarsa AK PARTİ’nin bu ülkeye kazanımıdır bu.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Size rağmen yürüyorlar!

AHMET AYDIN (Devamla) – AK PARTİ’nin demokratik anlayışıdır.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) - Ayıp!

AHMET AYDIN (Devamla) - Ama usulsüz, ama kanunsuz, ama şiddete bulaşanlara karşı da mutlaka hukuk devleti vardır, demokrasi vardır, gene demokrasinin içinde bunlar yapılır.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ahmet, demokrasi nasıl yapılacak?

AHMET AYDIN (Devamla) - Evet “sağduyu” diyorsunuz. Kusura bakmayın, sağduyunun neresi var sizde Allah aşkına be ya!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Meydanları yangın yerine çevirdiniz! Meydanları niye yangın yerine çevirdiniz? Bakanlara söyle onu, Başbakana söyle!

AHMET AYDIN (Devamla) – Ülkeyi kaosa götürmek sizin en büyük temenniniz şu anda. (CHP sıralarından gürültüler) “Allah’tan birkaç tane ölü çıksa da biz bu işten siyaseten rant elde etsek.” diyorsunuz ya! Ayıp değil mi? Yazık değil mi bu millete, yazık değil mi?

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Milletvekilliğini kazanmışsın ama insanlığını kaybetmişsin!

AHMET AYDIN (Devamla) – Yazık değil mi? Sosyal medyada içeride sizin vekillerinizin olduğu… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

AHMET AYDIN (Devamla) – …her cümleleriyle kışkırtan, sosyal medyada yalan yanlış bilgilerle halkı tahrik eden sizler değil misiniz? (CHP sıralarından gürültüler) Demokratik kanallarla iktidar olamadınız. Darbeler tarihe karıştı. Vesayet makamlarını ortadan kaldırdık ama artık bu millet sizi iktidar etmeyecektir; şunu bilin.

TANJU ÖZCAN ( Bolu) – Yazıklar olsun!

AHMET AYDIN (Devamla) - Aklınıza sokun bunu. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu yollardan asla prim elde edemezsiniz. Hiçbir şekilde milletimiz buna prim vermiyor, prim vermeyecektir, siz doğru yolda değilsiniz. Lütfen, kendinizi çek edin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) – İğneyi kendinize batırın, çuvaldızı başkasına. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Tarhan, buyurunuz efendim.

(AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Bir konuyu müzakere ediyoruz, lütfen, biraz daha sakin bir şekilde dinleyiniz birbirinizi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz sakin dinliyoruz, arkadaşlarımız da sakin dinleyebilse.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tarhan.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Türkiye’de son bir haftadır devam eden gösteri ve yürüyüşlerde yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

 

 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Aydın, siz burada birilerine laf yetiştirirken, bir çocuğun ölüm haberi geldi dün gece, haberiniz var mı? Bir çocuk, bir delikanlı, bir genç çocuğun ölüm haberi geldi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O çocuğun vebali sizin üzerinizde!

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Abdullah’ı Hatay’da öldürdüler! Abdullah’ı öldürdüler!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bundan medet umuyorsunuz, beklediğiniz oldu!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İstediğiniz oldu!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Çok gençti ve hayatının baharını bile görmemişti. Bunun nedeni kim, bunun sorumlusu kim, hiç sorguladınız mı? (AK PARTİ sıralarından “Siz” sesleri) 

MEHMET ALTAY (Uşak) – Birkaç kişi ölse diye bakıyorsunuz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Başbakanınız niye kaçtı? Başbakanınız Reyhanlı’dan sonra kaçtığı gibi niye kaçtı? Niye kaçtı söyler misiniz? Neden kaçtı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen, Ebu Firas’ı anlat. Reyhanlı’nın hesabını ver!

BAŞKAN – Lütfen…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Polislere “Bunların işini bitirin.” emrini verip neden kaçtı? Neden her sıkıştığında kaçıyor? Bu ülkeyi nasıl bu hâle getirebildiniz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sen, Esad’la olan fotoğrafın hesabını ver. Kendine sor!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Kendine sor Reyhanlı’yı.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Bizim çocuklarımız, kardeşlerimiz olan o polisleri nasıl genç kadınların yüzüne gaz boca eder hâle getirdiniz?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ebu Firas’ı anlat bana, Ebu Firas’ı!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Kucağında bebekleri olan genç insanlara tekme tokat girişmesine nasıl izin verdiniz?

Diktatör mü arıyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Geçmişinize bakın.

AHMET YENİ (Samsun) – Aynaya bak, aynaya!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Siz, bizi 1930’larda yönetseydiniz inanın hepimiz birer kalıp sabun hâline gelirdik, sabun, sayenizde. (CHP sıralarından alkışlar) 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sensin sabun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tarhan.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Buna ilişkin tartışmalar bittiyse, bir başka şeyi gündeme getireceğim Sayın Başkan.                  

BAŞKAN – Pardon, ne söylemiştiniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Konu şu efendim: 3 Haziran 2013 Pazartesi günkü Gelen Kâğıtlar listesinde yer alan kanun tasarı ve tekliflerini incelediğimde, Adana Milletvekilimiz Sayın Faruk Loğoğlu’nun Emniyet Teşkilat Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin tali komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna ve asli komisyon olarak da İçişleri Komisyonuna havale edildiğini görmüş bulunuyorum.

Bu teklif doğrudan emniyet teşkilatı personelinin kadrolarını düzenleyen bir tekliftir. Dolayısıyla, asli komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesi gerekirdi.

Başkanlığın bu havalesine itiraz ediyorum. İç Tüzük’ün 73’üncü maddesinin son fıkrası uyarınca söz talep ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 3/6/2013 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinde yer alan Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu’nun Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin Plan ve Bütçe Komisyonuna tali komisyon olarak havale edilmesine itiraz ettiğine ilişkin açıklaması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Dört dakika mı verdiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Evet.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bir yanlışlık olmasın efendim yani usul tartışması değil bu.

BAŞKAN – Usul değil, evet.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Dakika yok, bir dakika da olabilir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, süre belirtilmemiş ama siz konunuzu daha iyi anlatınız. Beş dakika veriyorum.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) -  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Gelen Kâğıtlar  listesinde yer alan Sayın Faruk Loğoğlu’nun teklifinin emniyet teşkilatının kadrolarına yönelik bir düzenleme olmuş olması nedeniyle asli komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesi gerekirken, Başkanlık asli komisyon olarak İçişleri Komisyonunu belirleyip ona göre bir havale işlemi yapmıştır. Bunu doğru bulmuyorum, Başkanlığı bu konuda dikkatli olmaya davet ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, demokratik bir ülkedir; Türkiye, demokratik rejimle yönetilen bir ülkedir. Günümüzde, demokrasi evrensel bir  değer olarak yükselmiş bulunuyor. 120 ülkede demokrasi var.  Ağır aksak ama bir şekilde ülkelerde demokrasi işliyor. Demokrasi demek, sivil toplum demektir. Demokrasiyi sadece seçimlerde alınan oy oranına dayalı bir meşruiyet anlayışına indirgerseniz demokrasiden uzaklaşmış olursunuz.

Maalesef, on bir yılın sonunda Sayın Recep Erdoğan’ın Hükûmeti meşruiyet anlayışını değiştirmiştir, sürekli olarak seçimlerde alınan oy oranını önümüze koymak suretiyle “Ben her şeyi yapmaya muktedirim.” anlayışıyla bir demokrasi anlayışı sergilemektedir. Bunun Türkiye’yi nereye getirdiği bellidir. Taksim’de, Taksim Gezi Parkı’yla başlayan ve giderek bütün Türkiye’ye yayılan olayların temel nedeni Sayın Başbakanın bireyin özel yaşam alanına, bireyin özgürlüklerine müdahale eden “Her şeyi ben belirlerim.” anlayışına sahip demokrasi anlayışıdır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sayın Başbakanla, Türkiye demokrasiden uzaklaşmaktadır, otoriter rejime doğru gitmektedir. Sayın Başbakanın hedefinde bu vardır, bireyin hak ve özgürlükleri yoktur. Bütün demokrasiler sistemin merkezine bireyin, insanın hak ve özgürlüklerini koymuştur. Devlet, o hak ve özgürlükleri korumak için vardır, onlara müdahale etmek için değil ama Sayın Başbakan yönetim anlayışını, demokrasi anlayışını, devlet anlayışını bireyin hak ve özgürlüklerine müdahale etmek, onun yaşamını biçimlendirmek olarak alıyor. Sayın Başbakan bir güç zehirlenmesine uğramıştır, birisi ona zehirlendiğini söylemeli, bu anlayıştan kurtulmalı Sayın Başbakan. (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Bütçe Komisyonuna havaleyi anlatır mısın?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakanın Fas’a gitmeden önceki cümlelerine bakın değerli arkadaşlar, bunda sağlıklı bir değerlendirme görebiliyor musunuz? Parkta oturan insanların, gençlerin oturma şekline karışıyor, kendi söylüyor “Parkta iki kişi oturup…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Şu komisyonu anlatır mısın?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakanın cümlesini söylüyorum: “Parkta iki kişi oturup sohbet ediyor, birileri ona saygı duyabilir ama kusura bakmayın, ben Tayyip Erdoğan olarak saygı duyamam.” Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde oturmuş Kadıköy vapurundan inen yolcuları gözlüyor. Biz, Sayın Başbakanın orada Başbakanlık işleriyle, devlet işleriyle meşgul olduğunu düşünüyorduk, diyor ki: “Kadıköy vapurundan inenleri gözlüyorum, onlara saygı gösteriyorum, kılık kıyafetlerine karışmıyorum.” Bakar mısınız, Sayın Başbakan, oturmuş vapurdan inenlerin kılık kıyafetlerini izliyor ve büyük bir özveri gösteriyor, tahammül gösteriyor “Ben onların kıyafetlerine saygı gösteriyorum.” diyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Siz kıyafete karıştınız ama!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başbakan, Kadıköy vapurundan inenlerin kılık kıyafetlerinde bir problem mi var? Nesine tahammül ediyorsunuz? Böyle bir anlayış olabilir mi?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Hamzaçebi, şu konuyu açıklar mısınız lütfen!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakın, o meydanda, Taksim meydanında pırıl pırıl gençler vardı. İlk defa demokrasi millet tarafından sahipleniliyor, ilk defa sahipleniliyor, ilk defa bir başka güç çare olarak görülmüyor, millet kendi hak ve özgürlüklerine kendisi sahip çıkıyor.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sözünüzde durun, söz aldığınız konuyu açıklayın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bu sese kulak verin. Demokrasi, halkın sesine kulak vermektir.

Ben Cuma günü gensoru görüşmelerinden sonra Taksim’e gittim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Demokrasi Meclisi yanıltmak değildir, lütfen açıklayın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Valiyi aradım, Sayın İçişleri Bakanını aradım. Taksim Platformu sözcüleriyle Taksim’de görüştüm. Dediler ki “Bu polis buradan çıkmalı, millet buraya girmeli, biz de Taksim’de, Gezi Parkı’nda bildirimizi okumalıyız, ancak öyle durulur.”

Sayın Bakanı aradım, çözüm önerdim, bunu kendisine ilettim. Evet, Sayın Bakan ilgiyle karşıladı ama hiçbir sonuç çıkmadı.

Siz “CHP”, “CHP” diyorsunuz. Bakın, sorunu büyüttünüz, sorun Sayın Başbakanın demokrasi anlayışındadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Konuyu açıklamadınız Sayın Hamzaçebi!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakikanızı rica edeceğim.

Şimdi, Sayın Hamzaçebi’nin havaleye itiraza ilişkin görüşleri…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Açıklama yapmadı ki Sayın Başkanım!

BAŞKAN – Yaptı efendim baştan.

…Başkanlıkça değerlendirilecektir.

AHMET YENİ (Samsun) – Ne anladınız ki değerlendiriyorsunuz!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, ben bu konuyla ilgili bir izahat yapmak istiyorum…

BAŞKAN – Lütfen, rica ederim efendim. Baştan da söyledi, burada da söyledi. (Gürültüler)

Tartışmayınız lütfen.

Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hem bu konuyla ilgili hem de Sayın Başbakanımızla ilgili “Güç zehirlenmesine uğramıştır.” dedi, ben açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika sessiz olursanız.

Anlayamadım Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Efendim, hem bu konuyla ilgili, söz verdiğiniz konuyla alakalı hem de Sayın Başbakanımıza “Güç zehirlenmesine uğramıştır, demokratik değildir.” gibi ifadeler kullandı, ben açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Evet, buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin yaptığı açıklama sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, beş dakika değil mi? (Gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – İkisi aynı şey mi?

BAŞKAN – Lütfen…

Buyurunuz Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Arkadaşlar, kâfi, laf kalabalığına gerek yok, özü konuşmak lazım.

Bakın değerli arkadaşlar, değerli CHP’liler; bakın, Akif Hamzaçebi’yi hepimiz dinledik değil mi? Sayın Akif Hamzaçebi’yi grubumuz dinledi. Bakın arkadaşlar, bir defa, Sayın Başkanım, sizin yaptığınız tutum yanlış bir tutumdur, şöyle ki: Madde 73’ü açın bakın, orada kanun tasarı ve tekliflerinden bahsediyor. Sayın Hamzaçebi 73’üncü maddenin son fıkrasına göre söz aldı. Bu, bir kanun tasarıyla alakalıdır. Dolayısıyla, kanun tasarısıyla ilgili itirazda bulunmak isteyebiliyor ama itiraz ettiği konu kanun teklifiyle ilgiliydi. Kanun teklifini düzenleyen madde de 74’üncü madde, 73 değildir. 74’üncü maddeyi açın bakın, Sayın Başkanım siz de bakın, CHP Grubu da baksın. 74’üncü madde de diyor ki: “Kanun teklifleri, Başkanlıkça komisyonlara doğrudan doğruya havale edilir.” Bu itiraz tasarıya ilişkindi, sizin itirazda bulunduğunuz teklifti. Dolayısıyla, söz aldığınız madde yanlış bir maddeydi, böyle bir hakkınız yoktu ama grup başkan vekilisiniz, konuşmanıza saygı duyarım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 73’ün son fıkrasını oku Ahmet Bey.

AHMET AYDIN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, demokrasiden bahsediliyor ve Türkiye’nin demokratik yapısının artık zayıfladığından bahsediliyor. Ya hangi böyle makul düşünen bir insan… Türkiye Cumhuriyeti milletine soruyorum, bütün aziz milletimize soruyorum: “Kılık kıyafete müdahale ediyorsunuz.” dedi ama on buçuk sene önce kılık kıyafete müdahale eden biz miydik, sizin zihniyetiniz miydi?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Edemeyeceğinizi gördünüz. Bu gençler ettirmeyecek size, ettirmeyecek, gördünüz, ettirmeyecek. Helal olsun o çocuklara. Gördünüz hepiniz, 15 yaşında çocuklar.

AHMET AYDIN (Devamla) - İkna odaları sizdeydi, bizde değildi. Biz o ikna odalarını ortadan kaldırdık, biz o vesayet makamlarını ortadan kaldırdık. Her insan istediği şekilde düşünebilir…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Taksim’e bir-iki, Taksim’e bir-iki!

BAŞKAN – Lütfen, sakin olunuz.

AHMET AYDIN (Devamla) – …her insan istediği şekilde giyinebilir. Biz başkalarına müdahale etmeyiz, etmedik, etmeyeceğiz ama başkalarını da bir başkasına müdahale ettirmeyiz. Herkes bu ülkede birdir ve eşittir, birinci sınıf vatandaştır. Herkesin hukuku var ve herkesin hukukunun teminatı da AK PARTİ Hükûmetidir diyorum, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Tezcan, evet…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Biraz sessiz olursanız duyabilirim Sayın Tezcan’ın ne demek istediğini.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, 3 Haziran 2013

 

BAŞKAN – Biraz sessiz olursanız duyabilirim Sayın Tezcan’ın ne demek istediğini.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, 3 Haziran 2013 Pazartesi günkü Gelen Kâğıtlar listesinin 1’inci sırasında, “Tasarılar” bölümünde (1/782) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tacikistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Madencilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri komisyonlarına sevk edildiği belirtilmektedir. Ancak, aynı tasarının Adalet Komisyonuna ve özellikle Anayasa hükümleri çerçevesinde Anayasa Komisyonuna da sevk edilmesi gerekirdi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yanlıştır Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Tezcan, Sayın Hamzaçebi bu konuyu netlikle gündeme getirdi.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – İç Tüzük’ün 73’üncü maddesinin son fıkrasına uyarınca itiraz hakkımı kullanıyorum ve söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Hayır efendim. Sayın Hamzaçebi bu konuyu gündeme getirdi. Bu konuyla ilgili görüşlerimi bildirdim.

On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 15.56

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, gündeme geçmeden önce…

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın gündem dışı ve İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmaları sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarımın gündeme getirdikleri konularla ilgili olarak ben de küçük bir düzeltmede bulunmak istiyorum.

Öncelikle, Sayın Muharrem Işık’ın ifade ettiği konuyu incelettim. Kendisine de bilgi verilmiş, böyle bir sıkıntının olmadığı, konunun normale döndüğü belirtilmiş.

Değerli arkadaşlarım, hak arayışlarının yasa dışı yollarla yapılması hiçbir demokratik devlette, hiçbir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu tür gösterilere hiçbir devlet müsamaha gösteremez. Herkesin bunu kınaması, buna karşı durması gerekir.

Özellikle Türkiye’de yaşayan herkesin aynı görüşte, aynı düşüncede olması beklenemez. Hepimizin farklı görüş ve düşünceleri, farklı siyasi eğilimleri olacaktır ancak hak ve özgürlerin kullanımı şiddet içermeyecek ve başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermeyecek şekilde olması gerekir. Herkesin birbirini olduğu gibi kabul etmesi, birbirlerine, birbirlerinin inançlarına ve düşüncelerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerekir. Elbette, AK PARTİ Hükûmeti olarak bizim görevimiz de bize destek vermeyen, bizim gibi düşünmeyenleri de kucaklamaktır. Ama, değerli arkadaşlarım, illegal yöntemlerle insanları sokaklara dökerek Hükûmetimizi devirmeye ve zedelemeye yönelik girişimlere de müsamaha gösterilmemesini elbette sizin de normal bulmanız gerektiğine inanıyorum.

Olayların başlangıcından bugüne kadar devam eden eylemlerde iyi niyetli ve masum vatandaşlarımız olduğu gibi maalesef bu gösterileri yanlış yerlere çekmek isteyen, illegal hâle getirmek isteyen, saldırgan tutum ve davranışlar içinde bulunanlar da olmuştur. Elbette, bunları mutlaka ayırt etmemiz lazım.

Ben Sayın Tanal’ın hukuk bilgisine çok itimat ederim, mevzuatı çok iyi bilir ama bu deminki sorumuza, kanunda nerede yeri olduğunu söylemedi, onu ayrıca kendisiyle konuşurum. Mevzuatta inşallah yerini buluruz o sorduğum sorunun.

Değerli Tanal’a şunu da söylemek istiyorum, ben kendim de biliyordum bu konuyu ama İstanbul Emniyet Müdüründen bir kez daha teyit ettirdim: Değerli arkadaşlarım, Taksim’de, İstiklal Caddesi’nde, maalesef, Gezi Parkı’ndaki bütün kameralar daha ilk günden tahrip edilmiş. MOBESE konusunda, benim İstanbul Valiliği dönemimde çok büyük emeğimiz oldu. Bugün kent güvenlik sistemini bütün Türkiye’ye yaygınlaştırdık. Orada o MOBESE kameraları vasıtasıyla birçok suçu da aydınlatabildik. Keşke arkadaşlarımız bunlara zarar vermeselerdi de eğer yapılmış bir eksiklik varsa onları da tespit edebilseydik. Tabii, kameralar yerine konulacak. Bunların tahrip edilmesini, Sayın Tanal’ın inşallah burada gelip kınamasını bekliyorum.

Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güler.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan konuşmasında bana sataşmada bulundu ama bununla ilgili bakın, benim elimde polisin bizzat kask giydiği, kaskta numaraların olduğu... Sayın Bakan dinliyor mu bilmiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Tanal, siz devam ediniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani izin verirseniz iki dakika içerisinde derdimi, meramımı anlatabilirim, fazla uzun sürmeyecek.

BAŞKAN – Evet, buyurunuz Sayın Tanal.

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

 

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in yaptığı açıklama sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, bu MOBESE kameraları bize denk gelince mi arıza veriyor? Geçen sene ağustos ayında, kentsel dönüşümle ilgili, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önünde benim kafam yarıldığı zaman yine MOBESE kameraları arızalıydı.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Arıza değil, kırık, kırık!

MAHMUT TANAL (Devamla) – İki: Şu anda ben size… Polislerin yani olaylara katılan polislerin kasklarında numaralar olur. Peki, şu numaralar silinmiş, üstü kapatılmış. Polis, giydiği kaskın numarasını neden kapatır? Polis, giydiği kaskın numarasının üstünü neden siler? Bunun amacı nedir? Hukukun dışına çıkmıştır, sanıklar tespit edilmesin diye, deliller karartılsın diye, ulaşılmasın diye bu yapılır. Yani bundan daha vahim ne olabilir? Demokratik hukuk devleti olan bir ülkede hukuka bağlı olması gereken emniyet mensupları, giydiği kaskın numarasını siler mi, giydiği kaskın numarasının üstünü kapatır mı? Yani emniyet mensupları ferdî olarak, bireysel olarak bunu yapmıyorlardır. Bilinçli olarak, örgütlü olarak verilen talimatlar sonucu bunların üstü kapatıldı ve üzeri silindi yani başka türlü bunun izahatı mümkün değil. Eskiden ne olurdu, polislerin giymiş olduğu kıyafetlerinde isimleri yazılı olurdu, yaka numarası yazılı olurdu. Toplumsal olaylara katılan polisler hukuk dışına çıktıkları zaman ancak giydikleri kask numarasıyla belli olurlar. Kasklarının numaraları silindiğine göre, üstü kapatıldığına göre artık bunun adı, ağır bir şey söyleyeceğim, suç örgütünden farkı yoktur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Tarhan, buyurunuz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Bakana 59’a göre söz verdiniz yanılmıyorsam.

BAŞKAN – Evet.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – 59’a göre söz verdiniz. Gündem dışı söz istedi ve beş dakika konuştu Sayın Bakan.

BAŞKAN – Nasıl 59’a göre?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Şimdi, az önce Sayın Bakan hangi maddeye göre söz aldı ve konuştu?

BAŞKAN – Açıklama talebinde bulundu efendim, 69’a göre açıklama talebinde bulundu.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Şimdi, Sayın Başkan, gündem dışı bir söz aldı Sayın Bakan ve Hükûmet adına bir açıklama yaptı.

BAŞKAN – E, yaptı.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Onun ardından…

BAŞKAN – Sayın Tarhan, daha önceki konuşmalara karşı, daha önce, ara vermeden önce benden söz talebi vardı. Ben yerine getireceğimi ona söyledim, onun için, oturumu açınca yerine getirdim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Şimdi, yalnız, Sayın Başkan, ara verilmeden önce ne olduğunu bilemiyoruz.

BAŞKAN – Evet.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Ancak, 59’a göre gündem dışı söz aldı, bir açıklama da yaptı o arada, Hükûmet adına açıklama yaptı ve bizim gruplar adına onar dakika konuşma hakkımız vardır Sayın Bakanın yaptığı konuşmadan sonra.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle bir şey olur mu ya? Sayın Bakan bilgilendirmede bulundu.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – 59’uncu madde çok açık. Birer defa, onar dakikayı geçmemek üzere gruplar adına söz alalım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bilgilendirme yaptıysa, doğru söylüyor.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Tarhan, bir şeye netlik getirelim. Bu açıklama talebi gündem dışı konuşmalardan önce talep edilmiş bir açıklama talebi değildir. Kendisi…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Ama, onu biz bilmiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika…

Kendisi gündem dışı konuşmalara karşılık cevap verme hakkını kullanmıştır.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Kullandı.

BAŞKAN – Bir dakika, sözümü bitireyim.

Onu kullandıktan sonra, burada birçok milletvekilimizin söyledikleri sözlere karşılık benden söz talebinde bulundu fakat ara vermek durumunda oldum. Ona sözü vereceğimi söyledim yani onun isteği, esasında sataşmadan dolayı bir açıklama talebidir, yoksa öbür türlü değildir.

 EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Biz bunların hiçbirini duymadık Sayın Başkan. Bunların hiçbirinden bilgi sahibi değiliz. Bizim algıladığımız, 59’a göre, Sayın İçişleri Bakanının Hükûmet adına bir açıklama yapması, söz alması…

BAŞKAN - Sayın Tarhan, netlikle açıkladığımı düşünüyorum konuyu.

Sizin talebiniz nedir Sayın Tezcan?

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Sayın Başkan, biraz önce, ara vermeden önce söylemiştim, ara verdiniz. 73’üncü maddenin son fıkrasına göre, bu konuda itiraz hakkımı kullanıyorum. Daha önce, 3 Haziran 2013 tarihli Gelen Kâğıtlar listesinin 1’inci sırasında yayınlanan kanun tasarısının, Adalet Komisyonu ve Anayasa Komisyonuna da gönderilmesi gerekirdi. Bu çerçevede, İç Tüzük’ün 73’üncü maddesinin son fıkrasına göre, itiraz hakkımı kullanıyorum.

BAŞKAN – Evet.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz… (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, itiraz ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Tezcan.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Ben konuştuktan sonra itiraz edin, ben söz aldıktan sonra böyle bir şey olamaz.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Tezcan.

Buyurunuz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, 73’üncü maddeye göre…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkanlık olarak bir milletvekiline söz verdiyseniz efendim olmaz yani; arkadaş konuşuyor, ondan sonra söz verirsiniz.

BAŞKAN – Evet, bir ona…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, siz “Buyurun.” dediğiniz an ben itiraz ettim; Sayın Milletvekilini oraya çağırdınız. Bakınız, az önce, Sayın Hamzaçebi’ye, 74’üncü maddeye göre söz verdiniz. 74’üncü madde, kanun teklifleriyle ilgili olan bir düzenlemeydi. 73’üncü madde de kanun tasarılarıyla ilgili…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hatip kürsüde beklerken Grup Başkan Vekilinin böyle bir söz talebi hakkı yok Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu yaptığınız…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kürsüde bekliyor.

BAŞKAN – Evet.

Şimdi, Sayın Elitaş, sizden bir şey rica etsem. Sayın Tezcan sözünü bitirse, sonra da sizin itirazınızı alsam.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.

Bu yaptığınız, 73’üncü maddeye yeni bir uygulama getirmek demektir. 73’üncü maddeye yeni bir uygulama getirdiğinize itiraz ediyorum.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Müsaade edin… Müsaade edin, bakın…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Sayın Başkan, ben kürsüdeyim. Ben, kürsüde mi bekleyeceğim?

BAŞKAN – Sayın Elitaş, bunun gereğini, daha sonra, itirazınızın gereğini yerine getirirsiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben, şimdi, söz için davet ettim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, usule aykırı bir hareket yapıyorsunuz. Ben, şu anda…

BAŞKAN – Usule aykırı hareket yaptığımı…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.

Sayın Başkan, usul tartışması açmanızı talep ediyorum. Şu anda Sayın Tezcan’ı kürsüye çağırmanız usule aykırıdır.

BAŞKAN – Şimdi usul tartışmasını açacağım efendim.

Buyurunuz Sayın Tezcan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Sayın Başkanım, süre…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bakın Sayın Başkan, müsaade eder misiniz. Şu anda yaptığınız iş…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, talebinizi gayet net anladım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama usulü, uygulamadan önce tartışmaya...

BAŞKAN - Daha önce yaptığım bir uygulama var onu yerine getiriyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Müsaade eder misiniz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tezcan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ama sözünü uygulamadan önce tartışmaya açmanız lazım Sayın Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri, sizin isteğinizi sonra yerine getireceğim.

Buyurunuz Sayın Tezcan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, şu anda İç Tüzük 73’üncü maddeye göre yaptığınız uygulama usule aykırıdır.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Elitaş, lütfen yerinize oturur musunuz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O, usule aykırı uygulamadır.

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Eğer, siz Sayın Tezcan’ı 60’a göre buraya davet ettiyseniz…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, sürem çalışıyor lütfen beş dakika verir misiniz, başından.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen biraz sakin olmanızı rica edeceğim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Tüzüğü’ne saygılı olun. Ben, sizi Tüzük’e uymaya davet ediyorum.

BAŞKAN - Tüzük’e uygun hareket ediyorum, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’e uymaya davet ediyorum sizi.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Elitaş…

BAŞKAN – Tüzük’e uygun hareket ediyorum, usul tartışmasını…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN - Bakın, Sayın Elitaş, bir milletvekilini kürsüye çağırdım, kürsüde konuştuktan sonra siz itiraz da edebilirsiniz, lütfen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, şu anda bu konuşmanın usule aykırı olduğunu iddia ediyorum ben.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Elitaş, müsaade eder misiniz! (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen, çok rica ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, şu anda bu konuşmanın usule aykırı olduğunu iddia ediyorum.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Dışarıda milleti konuşturmazsınız, burada milletvekilini konuşturmazsınız, bu nasıl… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yaptığınız uygun değil.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen yerinize oturunuz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Lütfen Genel Kurulu germeyiniz, lütfen yerinize oturunuz, daha sonra talebinizi yerine getireceğim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Tezcan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, eğer 73’üncü maddeye göre söz veriyorsanız, yanlış uyguluyorsunuz. Eğer 73’e göre başka bir şekilde söz veriyorsanız öyle bir usul yok. 60’a göre söz verebilirsiniz ama 73’e göre söz vermeniz yanlış.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz ben söz hakkını aldım.

Sayın Elitaş, ben söz hakkını aldım, müsaade eder misiniz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, usule aykırı hareket ediyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen usullere siz de uygun davranınız, sayın milletvekili konuştuktan sonra…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Daha sonra alırsınız, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Olmaz öyle, usule aykırı hakaret ediyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Elitaş, lütfen yerinize oturunuz, Genel Kurul’un çalışmasına mâni oluyorsunuz, lütfen. (CHP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İdare amirini göreve çağırın, gelsin, alsın buradan onu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir ara verelim. Grup başkan vekillerini toplantıya çağırın.

BAŞKAN - Yeterince ara verdiğimi düşünüyorum Sayın Elitaş, lütfen yerinize oturunuz. Böyle bir şey olamaz, lütfen. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Lütfen yerinize oturunuz…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Lütfen yerinize oturunuz, Genel Kurulu aksatıyorsunuz, lütfen.

Buyurunuz Sayın Tezcan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Lütfen oturun! Lütfen oturun!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, 63’üncü maddeyi okur musunuz.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, eğer siz bilmiyorsanız arkadaşlara sorun.

BAŞKAN – Sayın Tezcan konuştuktan sonra sizin talebinizi yerine getireceğim dedim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Ben herhâlde Türkçe konuşuyorum Sayın Elitaş. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İdare amirlerini göreve çağırın Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, 63’üncü maddeye bakar mısınız.

BAŞKAN – 63’üncü maddeye bakıyorum. Lütfen yerinize geçiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sizin yaptığınız usulsüz!

BAŞKAN - Bakıyorum…

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Alıştınız milleti susturmaya. Konuşma hakkımı gasbedemezsiniz!

BAŞKAN - Sayın milletvekilini kürsüye çağırdım ve kürsüye geldi.

Lütfen yerinize geçiniz, lütfen! (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Buyurunuz Sayın Tezcan.

Lütfen sakin olunuz.

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

 

5.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, 3/6/2013 tarihli “Gelen Kâğıtlar” listesinin 1’inci sırasında yer alan (1/782) esas numaralı kanun tasarısının Adalet Komisyonu ile Anayasa Komisyonuna da havale edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelen Kâğıtların 1’inci sırasındaki kanun tasarısının aynı zamanda Adalet Komisyonu ve Anayasa Komisyonuna da sevk edilmesi gerekirdi. Şu itirazımı söylemem için bile iktidar muhalefetin kürsüye çıkmasına tahammül edemiyor.

Bugün Türkiye’nin sokaklarındaki yangının sebebi sizin bu tavrınızdır. Bu tavrınızın sebebi de Başbakanın tavrıdır, başka hiçbir şey değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bütün yaptıklarınız usulsüz!

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi be!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bakın, 3 tane evladımızı kaybettik, sebebi sizsiniz. Ankara’da Ethem Sarısülük’ün beyin ölümü gerçekleşmiş. Hatay’da Abdullah Cömert katledildi, öldürüldü, hayatını kaybetti. İstanbul’da Mehmet Ayvalıtaş katledildi.

Değerli arkadaşlar, hiç sorumlu aramayın. (CHP ve AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) –  Sizsiniz!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Bunun bir tane sorumlusu vardır, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır bu baskının ve zorbalığın sorumlusu. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan be! Başbakanın adını ağzına alma!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bunun hesabını siz vereceksiniz!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Başbakan çıkmış diyor ki: “Çapulcu bunlar, terörist bunlar.” Bakın, “çapulcu” demek “yağmacı” demektir. Eğer çapulcu arıyorsanız, Taksim Meydanı’nda ağaçları kesip AVM açmak için o rantın arkasında yağmacılık peşinde olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bakın, başka yerde çapulcu aramayın, başka yerde çapulcu aramayın. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Doğru konuş, doğru konuş.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Çapulculuk yağmacılıktır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan, hadi!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Çapulcu, bu iktidarın anlayışı çapulculuğu meşrulaştıran bir anlayıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Çapulcu diyemezsiniz!

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Yazıklar olsun sana!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Yazıklar olsun!

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Başbakan provokatörden bahsediyor, provokatörden; bakın, provokatör arıyorsanız döneceksiniz…

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Sizin yüzünüzden oldu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ü uygulamıyorsunuz, hatibi, konuşmacıyı, 66’ncı maddeye göre uyarmanız gerekir. Sayın Başkan, oradan öyle konuşturmayacaksınız, 66’ya göre uyaracaksınız, temiz dilde konuşmaya davet edeceksiniz.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – …”Ben 1 milyon insanı sokağa indiririm” diyebilen, “Bu milletin yüzde 50’sini evde zor tutuyorum”. diye provoke eden Başbakana dönüp bakın.

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Bir küfür etmediği kaldı Başbakana. Hakaret ediyor, milletin kürsüsü hakaret kürsüsü değil.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Başprovokatör Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ta kendisidir. (CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, “çapulcu” diyor Başbakana, konuşturmayacaksınız.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu geldiğimiz nokta millete dayatmaya çalıştığınız yaşam tarzına milletin isyanıdır, itirazıdır, sokaklara bakın. Sanatçıya “ucube” deyin, devlet tiyatrolarını kapatın, millete nasıl yaşayacağını dayatın, yiyeceğine karışın, içeceğine karışın, giyeceğine karışın, nasıl yürüyeceğine karışın, ondan sonra otuz yaşın altındaki çocuklar meydanlara çıkarlar. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sizin yüzünüzden!

AHMET YENİ (Samsun) – Bunun sorumlusu sizsiniz!

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Şu anda otuz yaşın altındaki çocuklar demokrasiye sahip çıkıyorlar, bu ülkede özgürce yaşama hakkına sahip çıkıyorlar. Hepsine selam olsun diyorum, hepsinin demokrasi kavgasına selam olsun diyorum. (CHP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Bugün Taksim Meydanı’nda yaşananın da, Ankara’da, Kızılay’da yaşananın da, Türkiye'nin 81 vilayetinde yaşananların da bir tane sebebi vardır: İktidarın küstahlığına karşı milletin isyanıdır, iktidarın küstahlığına karşı milletin demokratik isyanıdır.

MEHMET S. HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Hakaret edemezsin… Hakaret ediyor.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bu milleti susturamayacaksınız. Parlamento kürsüsünde ana muhalefetin konuşmasına dahi tahammül edemeyenlere otuz yaşın altındaki gençler meydanlarda yüreklice itiraz ediyorlar. Diktatörlüğünüzün ve zorbalığınızın sonu gelmiştir.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tezcan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın… (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, usulü uygulayın, İç Tüzük’ü uygulayın.

BAŞKAN - İç Tüzük’ü uyguluyorum efendim.

Buyurunuz Sayın Aydın.

 

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

 

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Evet, arkadaşlar, lütfen. Lütfen arkadaşlar… Arkadaşlar, adamların istedikleri bu.

BAŞKAN – Sakin olunuz lütfen.

Sayın Tezcan…

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

AHMET AYDIN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; arkadaşların istedikleri bu.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Biz, çok değerli aziz milletimize sesleniyoruz.

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, ara verin!

AHMET AYDIN (Devamla) - CHP Grubu burası üzerinde, özellikle bu olay üzerinde siyasi rant devşirme gibi bir gayretin içerisinde; biz onu biliyoruz…

BAŞKAN – On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.58

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın Aydın, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması (Devam)

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, özellikle hem milletvekili arkadaşlarıma hem de aziz milletimize buradan hepimizin çok önemli, çok güzel mesajlar vermesi lazım. Türkiye’nin huzurunun bozulmaya çalışıldığı, özellikle marjinal gruplar tarafından…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Nerede marjinal!

AHMET AYDIN (Devamla) – …belki masum, belki hakikaten yeşile duyarlı olan insanlarımız da -biliyorum ki var- bir şekilde yalan yanlış beyanlarla tahrik edilerek Türkiye’nin bugüne kadarki yapmış olduğu kazanımların geri alınması noktasında, kaotik, kriz ortamlarının oluşması noktasında çok ciddi provokasyonlar var, uyanık olmamız lazım.

Bakın, burada, biz milletvekilleriyiz, hepimizin sorumlu bir dil kullanması lazım. Verilecek her söze muhakkak ki çok sert cevaplar da verebiliriz, hepsini aynı şekilde iade de edebiliriz ama Meclisin sorun yeri değil, çözüm yeri olması gerekiyor, hep bunu deriz. Burada bizim bu sorunun çözümü konusunda politika geliştirmemiz lazım. Bakın, ben özellikle, sorumlu bir dil kullanan Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel Başkanına, yine, Barış ve Demokrasi Partisi Sayın Eş Başkanına da çok teşekkür ediyorum, sorumlu bir dil kullanıyorlar. Hepimizin sorumlu siyaset yapması lazım, iktidarıyla muhalefetiyle.

MUSA ÇAM (İzmir) – Onu Başbakana da söyle!

AHMET AYDIN (Devamla) – Hepimizin hakkını bilmesi lazım, hepimizin haddini bilmesi lazım.

Bu millet hepimizin milleti. Bu sorun sadece AK PARTİ’ye karşı girişilen bir sorun değil, bu sadece AK PARTİ’ye zarar vermiyor. Bu sorun da yaralananlar var, burada çok ciddi manada sıkıntı yaşayanlar var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başbakana cevap hakkı doğdu. Sayın Ahmet Aydın Başbakana sataşıyor efendim. “Hem Başbakana sataşmayın.” diyorlar, Sayın Ahmet Aydın Başbakana sataşıyor.

BAŞKAN – Lütfen dinleyiniz.

Sayın Özel, lütfen.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bakın, 300’ün üzerinde vatandaşımız yaralanmış, 103 tane polis aracı tahrip edilmiş. Bakın çok sorumlu bir dil kullanıyorum, en ağır şekilde sizlere iade edebilirim, söylediklerinizi en hadsiz bir şekilde sizlere iade edebilirim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sorumlu dil kullanmak mı istiyor, kitleleri tahrik etmemek mi istiyor? Başbakana sataşıyor Ahmet Aydın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, genel başkan vekillerini içeride uyarmıştınız.

BAŞKAN – Sayın Özel…

AHMET AYDIN (Devamla) – Ben burada çok hakaret de edebilirim ama ben sorumlu siyaset yapmanın gereğini yapıyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yakışır, yakışır!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bana yakışan, AK PARTİ’ye yakışan, bu millete yakışan budur, bunu yapmamız lazım. [CHP sıralarından alkışlar (!)] Hepimizin birbirimizi sükûnete davet etmesi lazım. Bu millet yeterince geriliyor, gerilmeye çalışılıyor. Aynı anda, on beş dakika içerisinde insanlar bir araya geliyorsa, hemen on dakika içerisinde CNN’e canlı bağlanıyorsa, sosyal medya üzerinde başka başka birtakım provokasyonlar, yalan yanlış bilgiler ifade ediliyorsa, kusura bakmayın, oynanan bir oyun var. Sağduyulu milletime, aziz milletime ben buradan seslenmek istiyorum: Bu oyuna gelmeyelim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Başrolde Recep Tayyip Erdoğan!

AHMET AYDIN (Devamla) – Özellikle, demokratik kanallardan bir yerlere gelemeyenler, milletin iradesine ancak bu şekilde ipotek koyabileceğini zannediyorlar. Ama şundan emin olun: Milletimiz artık uyandı. (CHP sıralarından “Uyandı” sesleri, gürültüler) Türkiye eski Türkiye değil artık; Türkiye her şeyi biliyor, aziz milletimiz her şeyi biliyor, kimin ne yaptığını çok iyi biliyor.

Onun için değerli arkadaşlar, biz milletvekiliyiz, milletin temsilcileriyiz ve bu Mecliste de sorumlu siyaset, sorumlu bir dil kullanmak zorundayız. Bakın, en ağır hakaretleri yapabiliriz, yapmıyoruz, yapmamamız lazım

 

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) – Ve Hazreti Peygamber'in sözüyle ben bitirmek istiyorum: “Eğer nifak var ise; at üzerindeyseniz attan ininiz, yürüyorsanız durunuz, eğer duruyorsanız oturunuz.” Biz bunun gereğini yapıyoruz. Ben sizi aziz milletime havale ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başbakanız da biliyor mu hadisi şerifi? Sayın Başbakan da biliyor mu bu hadisi şerifi? Ateşe benzin dökerken biliyor mu Sayın Başbakan!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, bir dakika… Sayın Bülent Tezcan 3 kişinin ölümünden bahsetti. Yerimden söz istiyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

 

6.- İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklama sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

 

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, Sayın Tezcan biraz önce, 3 kişinin hayatını kaybettiğinden söz etmişti. Ben onunla ilgili açıklayıcı bir bilgi sunmak istiyorum.

Hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş, Taksim Yayalaştırma Projesi’ni protesto kapsamında, Ataşehir Mustafa Kemal Mahallesi’nde, 2 Haziran günü 750 kişilik bir grubun yürüyüşe geçtiği sırada, 21.40 sıralarında bir ticari taksinin bir başka araca kazaen çarpmış olması… Ve bu kazada da Mehmet Ayvalıtaş hayatını kaybetmiştir. Buna açıklık getirmek istiyorum. Allah’tan rahmet diliyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Eceliyle öldü, eceliyle, eceli gelmiştir! Ecel geldi cihane, kaza bahane!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ethem Sarısülük’ün de beyin ölümünün gerçekleştiği konusunda dün Twitter’da da bir haber dolaştı. Ankara Valisiyle bugün görüştüm, hastaneyle görüşüldü. Bu haber de teyit edilemedi, tedavisi sürüyor. Ona da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

YILDIRAY SAPAN (Antalya ) – Antalya’daki Vedat ne olacak, Vedat? 5 metreden gözüne ateş edildi.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Antakya’daki arkadaş için de, hayatını kaybeden arkadaşımız için de -biraz önce ifade etmiştim- Allah’tan rahmet diliyorum. Orada da Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasını biraz önce dile getirmiştim.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güler.

YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Böyle kaçamazsınız. Hesap verin, hesap!

BAŞKAN - Sisteme girmiş sayın milletvekillerimize bir dakika söz vereceğim.

Sayın Yeniçeri…

 

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayan gösteri ve yürüyüşler dalga dalga ülkeyi sarmıştır. Bundan iktidarın ders alması gerekmektedir. Halkın AKP iktidarına karşı biriktirdiği öfke ve tepki Gezi Parkı vesilesiyle açığa çıkmıştır. Maalesef, Hükûmet ortaya çıkan krizi yönetmek yerine krizin kaosa dönüşmesine izin vermiştir. Gezi Parkı olayları dolayısıyla özellikle Başbakanın kullandığı dil ve takındığı tavır sorunludur, kışkırtıcıdır ve tehdit edicidir. Başbakan “Kimse kusura bakmasın yapacağız. Senin 100 bin topladığın yerde ben 1 milyon kişi toplarım. Türkiye’de evlerinde zor tuttuğumuz bir yüzde 50 var.” diyerek halkı tehdit etmiştir. Başbakan Erdoğan ”Tencere tava, hep aynı hava!”, “üç beş çapulcu” diyerek âdeta halkın duyarlılığını alaya almıştır. Başbakanın gerilimi düşürmek, itidal, sağduyu ve sükûnet tavsiye edecek yerde meydan okuması olayları çığırından çıkarmıştır. Hükûmeti mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararını uygulamaya sokmaya, halkla polisi karşı karşıya getiren tavrından vazgeçmeye çağırıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Korkmaz.

 

8.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, birkaç gündür ülke olarak içinde bulunduğumuz karmaşanın, gerginliğin ve asayişsizliğin mimarı, müsebbibi ve körükleyicisi olan Sayın Başbakan ülkemiz kan kaybeder ve yarının meçhul bir ülkesi hâline getirilir iken ve insanlarına şiddet uygulanır iken âdeta kaçarcasına soluğu yurt dışında almıştır. Giderayak kin, öfke ve tahrik kokan demeçleriyle yangını âdeta körüklemiştir. “Efendim, önceden planlanmış bir geziydi.” deyip geçemezsiniz. Hiçbir şey ülkenin güvenliğinden, milletin birlik ve beraberliğinden daha önemli değildir. Ülkesini seven, sorumluluk sahibi her başbakan böyle bir durumda bu geziyi iptal eder, ülkesinin direksiyonundan ayrılmazdı. Bu cennet ülkeyi ateşin içine atan ve gerginliği körükleyen Sayın Erdoğan’ı kınıyor, görevini ihmal ettiğinden ve bu ihmaller de ölüme ve yüzlerce insanın yaralanmasına sebep olduğundan dolayı hem Türkiye Büyük Millet Meclisini hem de cumhuriyet başsavcısını göreve çağırıyorum, Sayın Erdoğan’ın da bu sorumsuz gezisini bir an önce sonlandırıp ülkemize hemen geri dönmesi gerektiğini hatırlatıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.

Sayın Vural.

9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gündemde olan Gezi Parkı’yla ilgili yapılan sert muameleler daha sonra ilk kıvılcımı tutuşturdu ve maalesef AKP Hükûmeti saldırdıkça kalabalıkların arttığını ve tahammülsüzlük gösterdikçe olayların büyüdüğünü ve yurt sathına yayıldığını müşahede ediyoruz.

Tabii, İzmir’de de aynı şeyler oldu. Samimi ve duyarlı bir şekilde Taksim Gezi Parkı’na sahip çıkan, demokratik duruşlarını gösteren vatandaşlarımızla şiddet kullananların aynı kefeye konulması söz konusu bile olmamalıdır. Özellikle, bu vatandaşlarımıza yönelik olarak orantısız yapılan saldırıları onaylamadığımızı ve mutlaka polise gazlı, plastik mermili ve tazyikli suyla saldırı emri verenler hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını istirham ediyorum. Bu vatandaşlarımızı polisle karşı karşıya getiren bu oyunu kınıyorum.

İzmir’de özellikle bu konuda herhangi bir şiddete girmeyen vatandaşlarımıza yönelik kullanılan şiddet karşısında devletin vicdanının harekete geçmesi gerektiğini düşünüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

Sayın Buldan…

 

 

10.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 28 Mayısta başlayan ve bugüne kadar devam eden olaylarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı dileklerimizi iletiyorum ve bu olaylarda binlerce insan yaralandı, onlara da acil şifalar diliyorum.

Biraz önce Sayın İçişleri Bakanının konuşmasını dinledik. Ne yazık ki, Sayın Bakan güvenlik güçlerine karşı bir şiddetin uygulandığını ve hak arayışının demokratik bir şekilde olması gerektiğini ifade etti ama ben Sayın Bakana şunu hatırlatmak isterim: Şiddeti güvenlik güçleri uyguladı, aynı zamanda orantısız güç kullanıldı. Olayların başladığı gün ben Sayın Bakanı gece aradım, güvenlik güçlerinin Taksim’den ayrılması gerektiğini ifade ettim. Bu süreçte olayların bu kadar büyümesinde Sayın Başbakanın ifadelerinin ve İçişleri Bakanlığının tutumunun önemli ölçüde etkili olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Sayın Bülent Arınç’ın şiddet görenlerden bugün özür dilemesi önemlidir. Ben aynı zamanda özrün Sayın Başbakandan ve İçişleri Bakanından da gelmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Buldan.

Sayın Şandır…

11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 79’uncu yıl dönümünü kutladığına ilişkin açıklaması

 

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim efendim.

Ben de bu olaylar karşısındaki üzüntümü, infialimi ifade etmek için söz aldım. Ama, öncelikle, Hatay’da hayatını kaybeden Abdullah Cömert kardeşime Yüce Allah’tan rahmetler diliyorum, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Bu olayların devam etmesi hâlinde bu türlü üzüntülerin artacağı görülmektedir. Herkesin aklını başına toplamasını, özellikle de Hükûmetin, özellikle de Sayın Başbakanın bu olayların sorumluluğunu üzerlerine alarak milleti teskin etmeleri gerektiğini buradan ifade ediyorum.

Ayrıca, Orman Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 79’uncu yılını da kutluyor, tüm ormancılara saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Sayın Tarhan…

 

12.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Günlerdir devam eden Gezi Parkı direnişinin ve oradaki kayıpların halkımızı, toplumumuzu ne hâle getirdiğini hep birlikte izliyoruz. İnanılmaz bir kamplaşmanın sonucu aslında yaşadıklarımız. Başbakan doğru bir tespit yaptı bu konuya ilişkin, yaptığı bütün yanlışların yanında tek doğruydu belki bu olay. “Sadece Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesi olayı değildir.” dedi. Evet, doğruydu. Doğru bir birikimin sonucuydu bu, yıllardır yapılan baskıların sonucuydu. Bir halkın haklı tepkisiydi aslında. İdeolojiler ve partilerüstü bir hareketti bu. Ancak, bunun neden kaynaklandığının çok iyi sorgulanması, sonuçlarının, nedenlerinin çok iyi tahlil edilmesi gerekiyor. İktidarın, bizi yönetenlerin sanki dünyanın en etkili kitle imha silahı olmaya öykündüklerini görüyoruz bu bir haftalık süreçte. Neredeyse o hâle geldiğini, sokakların gazdan geçilmediğini görüyoruz ve tehditlere Başbakan tarafından ve şerikleri tarafından devam edildiğini, toplumun kamplaştırıldığını görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Ben bu konuda uyarıyorum iktidarı. Biraz sonra konuşmalarımıza bu bağlamda da devam edeceğiz Sayın Bakan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz efendim.

Sayın Kaplan…

 

13.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Taksim’de başlayıp tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı olaylarında polis orantısız güç kullanmıştır. Bunu size kanıtlamak için polisimizin kullandığı gaz bombası kapsülünü size göstermek istedim. Brezilya malı. Üzerinde diyor ki: “Doğrudan şahısların üzerine kullanılamaz.” İsim vereceğim, lütfen not alın: İstanbul’da Okan Göçer, SSK hastanesinde. Bunun şakak kemiğine isabet etmesi sonrası -rapor elimde- çökme kırığı meydana geliyor ve beyin ameliyatı oluyor. Şu anda yoğun bakımda.

Yine, dün Kızılay’da Muharrem Dalsüren diye bir arkadaşımızın gözüne isabet ederek gözü tam olarak kayba uğramıştır. Hacettepe yoğun bakımda yatmaktadır.

Dün gece yaşanan, Hatay’da Abdullah Cömert’in de yaşamını yitirdiği olayda, bunların doğrudan kullanılması, doğrudan insan üzerine sıkılması yasakken, kameralardan da tespit ederseniz, polisin direkt başını hedef alarak gösterdiğini kanıtlayabilirim size. Yarın basın açıklamasıyla… Bunu sonrasında size teslim edeceğim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Tüzel…

 

 

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, açılıştaki sözlerinize katılıyorum. “En büyük çevreci biziz.” diyerek yedi gündür halkla savaş sürdüren Hükûmete seslenmek istiyorum: Dün gece Hatay’da gösterilerde öldürülen Abdullah Cömert’ten ve yüzlerce insanın yaralanmasından doğrudan sorumlusunuz. “Çoğunluğuz.” diyerek istediğinizi yapamayacağınızı, halkın duygularını kışkırtıp taleplerini yok sayamayacağınızı gördünüz.

“Hukuksuzluğa, yasakçılığa, keyfîliğe artık son, yetti gayri.” diyen milyonları ayağa kaldırdınız ama hâlâ laf dolandırıyorsunuz, hâlâ insanlara şiddet uyguluyorsunuz. Artık özür dileyip adım atın ve “Projeden vazgeçtim.” deyin. Biber gazı yasaklansın, gösteri hakkı engellenmesin, gözaltılar bırakılsın, suç işleyenler görevden alınsın. “Çözüm süreci” deyip memleketle savaş sürdürmek, keyfince ülke yönetmek, “Yaptım oldu.” demek diktatörlüktür. Diktatörlerin sonu da ortadadır.

Yurttaşlar dilsiz şeytan olmayacak, demokratik güçlerini, gösteri hakkını kullanacaklardır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Türkoğlu…

 

15.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve EĞİTİM-BİR-SEN Osmaniye Şube Başkanı Mahmut Kahraman’ın 4+4+4 eğitim modeliyle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

 

 

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

On bir yıldır iktidarda bulunan ve burnundan kıl aldırmayan, önemli düzenlemelerde mutabakat aramayan ya da mutabakat oluşmasına imkân vermeyen AKP anlayışının huzur ve emniyetimize verdiği zararı Gezi Parkı olayında çok net olarak gördük ve yaşadık.

Farklı düşünceleri dikkate almayan, “Ben bilirim.” anlayışıyla yapılan düzenlemeler ya arıza verip hemen Meclise geri getirilmekte ya da ortaya çıkan zarar devlet ve millet aleyhine, iktidar yandaşlarının lehine olmaktadır. Bunlardan biri de “4,4,4” diye bilinen, eğitimde yapılan düzenlemelerdir. Eğitimde tam bir kaosa neden olan bu düzenlemeye iktidar partisinin yandaş sendikası bile tahammül edememiştir. Osmaniye EĞİTİM-BİR-SEN Şube Başkanı Mahmut Kahraman okul kayıtlarının başladığı şu günlerde Osmaniye’de mağduriyetin daha da arttığını, öğretmen ve öğrencilerin nerede eğitim yapacaklarını bilmediklerini, Osmaniye’nin mağdur olduğunu basına verdiği beyanla dile getirmiştir.

Biz söyleyince dikkate almıyorsunuz, alın bu da sizden biri ama bu, doğruyu söyleyen biri.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın Türkoğlu.

Sayın Moroğlu, buyurunuz.

 

16.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın İçişleri Bakanı, Başbakan dün yurt dışına çıkıp, Bülent Arınç da bugün basının karşısına çıkınca, özür dileyen mahiyette bir konuşma yapınca, sizi de burada görünce beklentim şuydu: İçişleri Bakanının çıkarak -Hilal Kaplan’ın bildiği, benim bildiğim, Alaattin Yüksel’in bildiği- “Elinde sopayla sokakta bulduğu yurttaşlara saldıran polisleri tespit ettim, şu kadar polis açığa alındı. Gaz bombasını nişan alarak ateş edenleri buldum, şu kadar  polis açığa alındı.” diyeceğini beklerken siz hâl⠓Orantısız güç iddialarından bahsediyor.” diyerek bizleri ve vatandaşları tahrik etmeye devam ediyorsunuz. Bunu bir defa sizin Bakanlık görevinize yakıştıramadığımı ifade etmek istiyorum.

İkincisi, biz bizzat Alaattin Yüksel’le köşe bucak dolaşarak İzmir’deki sivil polislerin elindeki sopalarla, coplarla yurttaşlara saldırdığını ve köşebaşlarında bulunduğunu tespit ettik. Yarın umarım bu polislerin kim olduğunu tespit eder yüce Meclise açıklarsınız, biz de sizin görevinizi yapıp yapmadığınızı biliriz, anlarız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN –  Teşekkür ederiz Sayın Moroğlu.

Sayın Dedeoğlu…

 

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, çiftçinin borcunu ödeyemez durumda olduğuna ve çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılmasını dilediğine ilişkin açıklaması

 

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ülkemizin de, vatandaşlarımızın da problemleri hiç bitmiyor. Emeğinin karşılığını alamayan çiftçilerimiz bankalara, tarım kredi kooperatiflerine, sular idaresine ve elektrik idaresine olan borçlarını ödeyemez duruma gelmişlerdir. Bu nedenle Kahramanmaraş’ta da çiftçilerimizin özellikle traktörleri haciz edilmektedir. Bu hacizlerin durdurularak çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılmasını diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Karaahmetoğlu? Yok.

Sayın Yılmaz? Yok.

Sayın Sarıbaş? Yok.

Sayın Kurt? O da yok.

Sayın Tanal, buyurun.

 

 

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Genel Kurul görüşmeleri sırasında Kızılay’da olayların tekrar başladığına ve İçişleri Bakanının bu olayları ne zaman durduracağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, şu anda tekrar, Kızılay’da olaylar başlamış durumda. Yani, madem biraz önce dediniz ki: “Efendim, biz bunlara son vereceğiz.” Şu anda devam eden olaylara ne zaman son vereceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Topcu…

 

19.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Son günlerde Taksim Gezi Parkı odaklı kurgulanan çatışma ve çekişme dinamiklerinin siyasi ve toplumsal bir fecaate kapı aralaması artık an meselesidir. AKP Hükûmeti, artık, kriz üretmektedir, AKP Hükûmeti cepheleşme imal etmektedir ve AKP Hükûmeti “ben ve ötekiler” ayrımını güçlendirmektedir. Bu ayrımdan nasibini alan ve kendini “öteki” olarak hisseden lise ve ortaokul öğrencileri bile sokaklara dökülmüştür. Bu boyut işin en tehlikeli alanını oluşturmaktadır. Özellikle AKP iktidarının eğitimdeki çarpık politikaları bu olayların gerçekleşmesinde en önemli tetikleyiciler olmuştur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Topcu.

Sayın Öğüt, buyurun.

20.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere, Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ve Nazım Hikmet’in ölümünün 50’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

 

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, Gezi Parkı protestolarına destek vermek ve Hükûmeti uyarmak amacıyla greve giden KESK ve ona destek veren DİSK’in tüm temsilcileri Taksim’deler, onları saygıyla selamlıyorum.

Diğer yandan, memleket hasretiyle yaşamını yitiren, yazdıklarıyla vatan kavgası veren büyük usta Nazım Hikmet’i bugün 50’nci yıl dönümünde bir kez daha, biraz daha iyi anlıyoruz. Ne var ki yaşarken kendisine tahammül edemeyen zihniyetin öldükten sonra dahi onu rahat bırakmadığını görüyoruz. Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi önceki akşam saatlerinde polis tarafından saldırıya uğramıştır. Yurtseverler Nazım’a daima sahip çıkacaktır. O büyük ustayı yaşadıklarımızı en iyi anlatan şu dizelerle selamlamak istiyorum: “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.”

Taksim dayanışma grubunu ve şiddete direnen vatandaşları buradan tekrar Nazım’ın dizeleriyle selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ögüt.

Sayın Ağbaba…

21.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ben cuma, cumartesi günü Taksim’deydim, pazar ve pazartesi günü de Ankara’daydım. Orada gördüğüm manzaralardan birkaç hususu Sayın Bakanın da dikkatine sunmak istiyorum.

Cuma sabahı saat beşte Gezi Parkı’nda çocuklarıyla beraber yatan insanların çadırları yakıldı Sayın Bakan. Bunu sizin emir verdiğiniz insanlar yaptı. Cuma akşamı Taksim Meydanı’nda başta genel başkan yardımcılarımız olmak üzere bir araya gelen bütün milletvekillerinin üzerine hedef göstererek ve bilerek gazlar sıktı polisler sizin emrinizle.

Yine pazar ve pazartesi günü Ankara Kızılay’da herkesin üzerine, ayırmadan herkesin üzerine biber gazı sıkıldı. Kızılay Alışveriş Merkezinde gördüğüm manzara ilginç. Dün karakolları gezdik, dükkân açan kızlar, kokoreç satan insanlar, Türk Bayrağı satan insanlar gözaltına alınmış, Sol gazetesi baştan aşağıya darmadağın edilmiş. Polis tarafından hedef gösterilerek -Sol gazetesini görmenizi isterim- Sol gazetesi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi tamamen darmadağın edilmiş. Onu da görmenizi isterim. Karakollardaki insanlar diyorlar ki: “İki tür polis var; bir karakoldaki polisler, bir de gaz atan polisler.” Karakoldaki polislerden memnunlar, onu da söyleyeyim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba…

Sayın Atıcı…

22.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, “Demokrasi bir trendir, yeri gelince inerim.” diyen Başbakan Taksim’de artık trenden inmiştir. Yarın bütün bu protestoları AKP fırsata çevirmeye çalışacaktır, buradan not düşüyorum. Artık iktidarın kafasını kumdan çıkarma ve etrafa bakma zamanı gelmiştir. Taksim’deki zihniyet Türkiye Büyük Millet Meclisinde de tezahür etmiştir, şiddetle buradan âdeta kışkırtılmaktadır.

Sayın İçişleri Bakanı, beyin ölümü vali tarafından teyit edilmez, beyin ölümünü doktorlar teyit ederler. Doktorlarla yaptığım görüşmede de bu hastanın, anlayanlar için söylüyorum, Glasgow koma skoru 3’tür yani bu hasta tıbben artık ölmüştür. Bunu saklamanın hiçbir şekilde gereği de yoktur. Bütün ülke artık böyle bir Başbakan tarafından yönetildiği için utanç duymaktadır. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Sayın Köse…

23.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, Ankara’da yaşanan olaylar sırasında ateşli silahla yaralanan Ethem Sarısülük adlı vatandaşın beyin ölümünün gerçekleştiğine, bunun sorumlularının cezalandırılması gerektiğine ve üçüncü köprüye “Yavuz Sultan Selim” adının verilmesinin Alevi yurttaşları derinden yaraladığına ilişkin açıklaması

 

 

 

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Ankara’da Ethem Sarısülük adlı gencin başından vurulma ve ölümcül yara alma olayı tanıklarca şu şekilde anlatılmıştır: “Polis belinden silahını çekti, silahını kurdu, nişan aldı, tetiğe bastı, silahını tekrar beline taktı.” Ethem Sarısülük ateşli silahla yaralanmış ve beyin ölümü gerçekleşmiştir. Bu bir vahşettir. Dünyanın gözü önünde, tanıklığında yapılan bu vahşeti gerçekleştirenler, sebep olanlar ve her düzeydeki sorumluları -ki buna başta olayları konuşmuşluğu ve içeriğiyle kışkırtan Başbakan dâhildir- en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Toplumu bölmeyi, bir kısmını ötekileştirmeyi siyasetteki başarının anahtarı sayan bu anlayış, üçüncü köprüye de Yavuz Sultan Selim adını vererek ülkemizin 1/3’ünü oluşturan Alevileri de derinden yaralamıştır. Bu konuda da “Yazıklar olsun!” diyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Köse.

Sayın Oğan…

 

24.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşler sırasında emniyet güçlerinin davranışlarıyla ilgili olarak İçişleri Bakanından bilgi almak istediğine ve Iğdır’da çocuk yuvasında çalışan bir öğretmenin görevden alınma sebebini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

 

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, emniyet güçleri gerçekten sizden mi talimat alıyor? Eğer öyleyse bu aşırı güç kullanma emrini siz mi verdiniz? Görüntülere yansıyan, polislerle beraber yürüyen, eli sopalı olduğu görülen şahıslar kimlerdir? Sokakta yürüyen, itiraz eden gençlerimize kulak vermek bu kadar mı zor? Buna engel olan Sayın Başbakanın kibri mi, yoksa sebebi nedir? Polislerin kask numarasının silinmesinin sebebi nedir?

Sayın Bakan, Sayın Şahin; Iğdır’da çocuk yuvasında çalışan bir vatandaşımız, demokratik olarak hakkını kullanıp itiraz ettiği için görevden alınmıştır, bir kadın öğretmen görevden alınmıştır. Bunun talimatını Sayın Bakan siz mi verdiniz?

Bir de, mahallelerde, evlerinde tencere, tavalara vuran “çapulcu teyzeler” hakkında da herhangi bir işlem başlatacak mısınız Sayın Bakan?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Sayın Baluken…

 

25.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Gezi Parkı’nda yapılan düzenleme dolayısıyla Taksim’de başlayıp tüm ülkeye yayılan gösteri ve yürüyüşlere ve Hükûmetin bu olaylar karşısındaki tutumuna ilişkin açıklaması

 

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Gezi Parkı’ndaki ekolojik talana yönelik halkımızın ortaya koymuş olduğu demokratik tepkilere karşı, maalesef, Başbakanın meydan okuyan açıklamaları ve bunu talimat olarak algılayan polisin sokak ortasında uygulamış olduğu şiddet ve işkence bugünkü yangının başlatıcı sebebi olmuştur. Meclisteki bugünkü görüntü de sokaktaki gerilimi ve çatışmayı artıran sorumluluktan uzak bir görüntüdür. Gençlerin yaşamını yitirdiği, ağır yaralı yurttaşlarımızın yaşam savaşı verdiği bir süreçte bugünkü gerilimin tarafı olan siyasi partilerin bu tutumunun hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu belirtiyor ve kendilerini sorumluluğa davet ediyorum. Bu tansiyonun düşmesi lazım. Tansiyonun acil olarak düşmesi için AK PARTİ Hükûmetinin halkımızdan özür dilemesi, sorumlu polisler hakkında idari ve adli soruşturmaların başlatılması, İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü başta olmak üzere sorumlu bütün mülki idari amirlerin görevden alınması, açığa alınması, Gezi Parkı yıkımının durdurulduğunun açıklanması, Taksim Platformu’yla görüşmelerin yapılması ve sokağı rahatlatacak, özgürlük ortamını  sağlayacak acil bir demokratik reform paketinin açıklanması gerektiğini belirtiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Sayın Tunç…

 

26.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Gezi Parkı bahane edilerek gerçekleştirilen gösterilerin amacından saparak şiddet boyutuna ulaştığına ve iktidarıyla muhalefetiyle sağduyulu davranılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

İstanbul Taksim’deki olaylar hiçbirimizin tasvip edemeyeceği, üzücü olaylardır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü ve açıklama hakkı en demokratik bir haktır. Bu hakkın sonuna kadar kullanılması taraftarıyız ve bu haklar son on yılda genişletilerek sonuna kadar uygulamasının yolu açılmıştır. Ancak Gezi Parkı bahane edilerek gerçekleştirilen gösterilerin amacından saparak şiddet boyutuna ulaştığını, dükkânların, iş yerlerinin, kamuya ait bina ve araçların tahrip edildiğini görüyoruz. Bu gösterilerde iyi niyetli vatandaşlarımız arasına giren yasa dışı örgüt mensupları, attıkları sloganlarla ve gösterdikleri şiddet hareketleriyle niyetlerinin yeşili korumak olmadığını açıkça göstermektedirler. Bu durumda hepimize düşen, iktidarıyla muhalefetiyle sağduyulu davranıp kötü niyetli, illegal örgütlerin emellerine alet olmadan toplumu sükûnete davet olmalıdır. Türkiye, Sayın Başbakanımızın liderliğinde demokratik haklar noktasında son on yılda büyük ilerlemeler kaydetmiş, kalkınmada da hayal bile edilemeyen gelişmelere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Burnun uzadı burnun…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.

Sayın Halaçoğlu…

 

27.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Başbakanın halkı dinleyip Taksim Gezi Parkı projesini askıya aldığını açıklaması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Başkana yakın mimar ne demektir, önce bunu öğrenmek istiyorum.

İkincisi: Topçu Kışlası 1780’den sonra birkaç kere yanmış ve yıkılmış, en son, Abdülmecid zamanında Rus ve Hint mimari özellikleriyle yeniden inşa edilmiştir. Şu an rölövesi olmayan bu bina –ki, eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da bunu belirlemiştir- nasıl aslına uygun inşa edilebilecektir? Aslına uygun olmadığına göre, burada hangi rant peşinde koşulmaktadır. Eğer tarihe Sayın Başbakan bu kadar düşkünse, Taşkışla var hemen yakınında, onu inşa etmesi, restorasyon yapması gerekmektedir. Dolmabahçe Stadı’nın yerinde olan Has Ahırlar inşa edilecek midir? Her ortamda halkın hizmetkârı olduğunu söyleyen Başbakan, halkı dinleyip Taksim parkı projesini askıya aldığını açıklamalıdır, ancak o zaman ortalık durulacaktır.

Benlik böyle bir şeydir, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaçoğlu.

Sayın Milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı gündemin sözlü sorular kısmının 1, 320, 342, 347, 353, 392, 408, 409, 411, 427, 470, 559, 597, 694, 730, 732, 783, 915, 964, 1105, 1148, 1290, 1313, 1322, 1324, 1328, 1334, 1468, 1471, 1480, 1481, 1558, 1674, 1767, 1808, 1904, 1912, 1913, 1914, 1965, 1988, 2074, 2100, 2200, 2234, 2235, 2238, 2313, 2345 ve 2378’inci sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir, Sayın Bakanın bu istemini yeri geldiğinde yerine getireceğim.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

 

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'in başkanlığında Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Stefan Zgonea ve Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar'ın vaki davetlerine icabetle 5-6 Haziran 2013 tarihlerinde Romanya'ya ve 6-7 Haziran 2013 tarihlerinde Lüksemburg'a resmî bir ziyarette bulunacak heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/1235)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'in, beraberinde bir heyetle, Romanya Temsilciler Meclisi Başkanı Valeriu Stefan Zgonea ve Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar'ın vaki davetlerine icabetle 5-6 Haziran 2013 tarihlerinde Romanya'ya ve 6-7 Haziran 2013 tarihlerinde Lüksemburg'a resmi ziyarette bulunması TBMM Genel Kurulunun 29 Mart 2013 tarih ve 85. Birleşimi’nde kabul edilmiştir.

Anılan Kanun'un 2. Maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen isimler Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                                             Cemil Çiçek

                                                                                  Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                Başkanı

Adı Soyadı:                                    Seçim Çevresi:

1) Ali Halaman                                   Adana

2)  Ali Şahin                                    Gaziantep

3) Aydın Ağan Ayaydın                      İstanbul

4) İdris Güllüce                                İstanbul

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ve 24 milletvekilinin, hava ulaşımı alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarda çalışan işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hava ulaşımı alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarda çalışan, hava ulaşımı işçilerinin sorunlarının araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacı ile Anayasamızın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması Komisyonu Kurulmasını;

Arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Volkan Canalioğlu                                    (Trabzon)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                                      (İstanbul)

3) Kadir Gökmen Öğüt                                               (İstanbul)

4) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

5) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

6) Mustafa Serdar Soydan                                         (Çanakkale)

7) Hurşit Güneş                                                        (Kocaeli)

8) Mahmut Tanal                                                        (İstanbul)

9) Mehmet Hilal Kaplan                                              (Kocaeli)

10) Engin Altay                                                            (Sinop)

11) Durdu Özbolat                                                    (Kahramanmaraş)

12) Erdal Aksünger                                                 (İzmir)

13) Arif Bulut                                                           (Antalya)

14) Doğan Şafak                                                      (Niğde)

15) Ali İhsan Köktürk                                                (Zonguldak)

16) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

17) Haluk Eyidoğan                                                  (İstanbul)

18) Emre Köprülü                                                      (Tekirdağ)

19) İzzet Çetin                                                         (Ankara)

20) Mehmet Ali Ediboğlu                                             (Hatay)

21) Ahmet İhsan Kalkavan                                           (Samsun)

22) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

23) Gürkut Acar                                                          (Antalya)

24) Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

25) Salih Fırat                                                            (Adıyaman)

Gerekçe :

Turizm ve ulaştırma farklı iki sektör olarak görünse de birbirleri ile doğrudan etkileşim içerisinde bulunmaları nedeni ile gelişim planlamalarında bir arada değerlendirilmeleri gerekmektedir. DPT'nin 2004 yılı verilerine göre bu iki sektörün GSYİH'daki payının yaklaşık yüzde 20'ye ulaştığı dikkate alındığında turizm ve ulaştırmanın ülke kalkınmasında önemli rol oynayan iki sektör olduğu görülmektedir. Ülkemize 2004 yılında gelen turistlerin yaklaşık yüzde 72'sinin hava yolu ile geldikleri göz önüne alındığında turizm gelirlerini arttırabilmek için hava yolu ulaştırmasının da bu büyümeye paralel olarak planlı bir şekilde gelişmesi gerekmektedir.

Sivil havacılık faaliyetlerini düzenleyen mevzuatın sektörde yaşanan hızlı büyüme ve JAA'ya tam üyelik ile ilgili yükümlülüklere cevap verememesi sonrasında yeni düzenleme çalışmaları başlatılmış, bir kısım mevzuat yürürlüğe girmediği hâlde uygulamanın taslak mevzuata göre yapılması eski mevzuat ile hukuksal olarak çelişkili bir durum yaratmaktadır. Bu gelişmeler sektörde faaliyet gösteren kuruluşları olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, sektörde çalışan personelin çalışma koşullarını ve haklarını belirleyen hava iş kanununun henüz çıkmaması ve hava hukuku ile ilgili mevzuatın yetersizliği AB ile uyum sürecinde önemli birer sorun olarak ortaya çıkacaktır.

 

2.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, iş yerinde yaşanan psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamlarına gelen mobbing’in tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/649)

 

                                                                  

 

 

                                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İş yerinde yaşanan psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamlarına gelen "mobbing"in tüm boyutları ile incelenerek, engellenmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz

 

1) Mülkiye Birtane                                                    Kars

2) Pervin Buldan                                                      Iğdır

3) Hasip Kaplan                                                       Şırnak

4) Sırrı Sakık                                                            Muş

5) Murat Bozlak                                                        Adana

6) Halil Aksoy                                                          Ağrı

7) Ayla Akat Ata                                                       Batman

8) Emine Ayna                                                          Diyarbakır

9) Nursel Aydoğan                                                    Diyarbakır

10) İdris Baluken                                                      Bingöl

11) Hüsamettin Zenderlioğlu                                     Bitlis

12) Sırrı Süreyya Önder                                            İstanbul

13) Esat Canan                                                        Hakkâri

14) Altan Tan                                                           Diyarbakır

15) Adil Zozani                                                         Hakkâri

16) Sebahat Tuncel                                                  İstanbul

17) Erol Dora                                                           Mardin

18) Ertuğrul Kürkcü                                                  Mersin

19) Demir Çelik                                                        Muş

20) İbrahim Binici                                                     Şanlıurfa

21) Nazmi Gür                                                          Van

22) Özdal Üçer                                                         Van

Gerekçe

“Mobbing” kavramı Türkiye'de henüz çok yeni bir kavram. Ancak, bu kavramın yeni olması "mobbing"in karşılığı olan davranışların yeni ortaya çıktığı anlamına gelmiyor. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılan bu davranış şekli, iş hayatının başlaması ile beraber çoğu çalışan için çalışma ortamını çekilmez hâle getiriyor. “Mobbing” ile karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik saldırgan bir ortam yaratılıyor ve kişi işten ayrılmaya zorlanıyor. “Mobbing” iş yaşamında karşılaşılan günlük tartışmalar ve iş anlaşmazlıkları değil, bu davranış şekli, her an işini kaybedeceği korkusu yaratarak, çalışanı görev tanımının dışında işleri yapmaya razı olmaya zorluyor. Yetki sahibi olan, daha çok kendisinden üstün özelliklere sahip olan kişiye yöneliyor. Yeteneklerinin bilinmesine ve açığa çıkmasına tahammül gösteremeyerek özgüvenini olumsuz etkileyen bir işi yapmaya zorluyor ve sürekli baskı altında tutarak çalışanın o alanda ilerlemesini engelliyor. “Mobbing”e maruz kalanlar, dolayısıyla genelde ya bağımsız ve yaratıcı olan ya da benzeşmeyen ve sorgulayan kişiler oluyor. Çoğu zaman ise etnik kimliği ya da siyasal görüşü farklı kişilere dönük gelişiyor. Bu durumda iş yerinde mobbing, genelde bir grup tarafından yapılıyor. Kişi sürekli imalarla aşağılanıyor, kimi zaman ise tehdit ediliyor. Siyaset alanındaki gelişmeler hakkında yorum yapılırken bilinçli olarak yakın olduğu bilinen partiye veya o görüşün öncülerine hakaret edilerek, bu şekilde onuru kırılıyor ve dışlanıyor. Mobbing, doğrudan cinsel tacizi de içerdiği için kadın işçiler de sıklıkla bu davranış şekline maruz kalıyor. İş yerlerinde yaşanan cinsel taciz, tecavüze varacak kadar boyutlanıyor. Aynı şekilde eşcinseller de bu durumun kurbanı oluyor. Eşcinselliğin toplum ve birimleri, kurumları tarafından kabul görmemesinden dolayı eşcinseller, hiçbir şekilde mobbinge karşı ayak direyemiyor.

Mobbing, Türkiye'de açık bir şekilde yasalarda tanımlanmadığı ve bilinen bir olgu haline gelemediğinden, iş yerlerinde son derece fazla yaşanmasına rağmen maruz kalanlar çoğu zaman hak arayışına girmiyor. İşini kaybetme korkusu ile bu tür olayları yaşayan çalışanlar hukuki yardım almaktan kaçınıyor. Bu davranış şekli elbette daha çok iş olanaklarının az, iş ücretlerinin düşük, sendikal hakların yasal güvenceye alınmadığı ve iş kanunlarının işvereni koruduğu ülkelerde yaşanıyor. Bu nedenle mobbing, Türkiye'de iş yaşamında en önemli toplumsal sorunlardan biridir. Türkiye'de işsizlik rakamları göz önünde bulundurulduğunda, bu olumsuz durumun çoğu zaman kabullenildiğini görmek mümkündür. Mobbing, özel iş yerlerinde İş kanunlarının işçiyi koruyan tazminat ve işe iade hükümlerinden kurtulmak için işçiyi istifaya zorlamak şeklinde vuku bulurken, resmî kurumlarda ise daha çok küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kontrol edici iletişim kurulması şeklinde çalışanı işten ayrılmaya zorluyor.

Bir araştırmaya göre mobbing, bütün kuruluşlarda olmak üzere okullarda ve sağlık sektöründe daha yaygındır. Yüksek işsizlik oranları ve dolayısıyla çalışanın değersiz görülmesi mobbingin artmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak, her iş yerinde ve her türlü kuruluşta yaşanan olumsuz bir durumdur.

Avrupa ve Amerika'da mobbing hukuk literatürüne girmiş ve mobbing uygulamalarına karşı yaptırım yolları kanunlarla düzenlenmiştir. Türkiye'de ise mobbing hakkında henüz özel bir düzenleme yoktur. Çalışma Bakanlığı bu ciddi sorunu henüz gündemine almamıştır. Ancak buna rağmen araştırmalara göre mobbing davaları boşanma davaları ile yarışır hâle gelmiştir. Benzer davaların Türkiye'de de açılmasının sağlanması, mobbing konusunda bir bilinç oluşturulması ve işverenin keyfî davranışlarının sınırlandırılması ve nihayetinde ortadan kaldırılması için Çalışma Bakanlığının bu konuda denetimlerini arttırması gerekir. İş Kanunlarında ve ilgili diğer kanunlarda açık şekilde yer alarak, maruz kalanların duruma açık şekilde itiraz etmesinin yolu açılmalı ve mobbinge karşı koyma hakkı yasalarla güvence altına alınmalıdır. Konunun gündeme alınması mobbingin azaltılması yönünde önemli bir adım olacaktır.

 

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu ve 21 milletvekilinin, Türk sporcularının ulusal ve uluslararası organizasyonlarda yeterli başarıyı gösterememelerinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/650)

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Millî, profesyonel, amatör sporcularımızın ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarında daha başarılı sonuçlar alabilmeleri için gerekli tedbirlerin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddesi uyarınca araştırma açılmasını saygılarımla arz ve talep ederiz.

 

1) Ahmet Kenan Tanrıkulu                                         (İzmir)

2) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

3) Oktay Vural                                                          (İzmir)

4) Sadir Durmaz                                                       (Yozgat)

5) Atila Kaya                                                            (İstanbul)

6) Sümer Oral                                                          (Manisa)

7) D. Ali Torlak                                                         (İstanbul)

8) Emin Çınar                                                           (Kastamonu)

9) Necati Özensoy                                                    (Bursa)

10) Enver Erdem                                                      (Elâzığ)

11) Özcan Yeniçeri                                                   (Ankara)

12) Mustafa Kalaycı                                                  (Konya)

13) Kemalettin Yılmaz                                               (Afyonkarahisar)

14) Ali Halaman                                                       (Adana)

15) Ruhsar Demirel                                                  (Eskişehir)

16) Celal Adan                                                         (İstanbul)

17) Ali Öz                                                                (Mersin)

18) Bahattin Şeker                                                    (Bilecik)

19) Sinan Oğan                                                        (Iğdır)

20) Reşat Doğru                                                       (Tokat)

21) Murat Başesgioğlu                                              (İstanbul)

22) Bülent Belen                                                      (Tekirdağ)

Gerekçe:

Bugün her alanda gerek ulusal gerekse uluslararası spor müsabakalarına katılan sporcularımız, büyük bir azim göstererek dereceye girebilmek için mücadelelerini sürdürmektedirler.

Ancak bu gayretleri yeterli gelmemekle beraber; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan günümüze kadar spor alanında kurslar, enstitüler, akademiler, yüksekokullar ve üniversiteler faaliyet göstermesine rağmen, sporda istenilen kalite yakalanamamış ve hâlen gelişmiş ülkeler düzeyinde nitelikli spor adamları yeteri sayıda yetiştirilememiştir.

Günümüz dünyasında spor ve eğitim bütünleşmiş iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Spor eğitimi, sektörel anlamda farklı özellikler taşımaktadır. Türkiye'de spor eğitimi çeşitli isimler altında ve farklı kurumlar tarafından verilmekte olup, uygulamalarda problemler ve kurumlar arasında koordinasyon eksikliklerinin olduğu yakından incelendiğinde görülmektedir.

Diğer yandan, spor politikalarının yetersizliği, sahipsiz ve ilgisiz sporcular ve bilimsel çalışmalardan uzak olma başarısızlığa yol açmaktadır.

Gelişmiş birçok ülkede sporun toplumsal hayattaki fonksiyonlarının çok yönlü olması spor sistemlerinin eğitim, sağlık, güvenlik, kültür ve ekonomi gibi diğer sistemlere paralel olarak değer kazanmasına ve işlem görmesine neden olmaktadır. Bu fonksiyonların başarılı olabilmesi tamamen başarılı sporculara bağlıdır.

Bu yüzden, ülkemizin spor ve sporcularımızla ilgili bütün detaylar araştırılarak sorunların tespit edilmesi, bu sorunların çözümü için gerekli tedbirlerin ve çözüm önerilerinin sunulması yönünde en büyük görev Türkiye Büyük Millet Meclisine düşmektedir. Yüce Meclisimizin bu görevi yerine getirmesi için Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105’inci maddesi uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

 

 

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

04/06/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 04/06/2013 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                               Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                                        Ankara

                                                                                                                               Grup Başkan Vekili

Öneri:

Grup başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından, 03/06/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması" amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (941 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 04/06/2013 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan.

Buyurunuz Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bir haftadır olan biteni izliyoruz, yaşıyoruz. Bugün yine Meclis toplandı, toplandık. Ve niye toplandık? Dışarıda çocuklar ölüyor ve içeride biz, yine hiçbir şey olmamış gibi yapıyoruz aslında. Mecliste olmak aslında o çocuklara umut vermek, onlara gelecek vermek ancak biz, onların geleceğinin karartıldığını izliyoruz son günlerde. Aslında, bir siyasetçinin var olma nedeni, bence, o gençlere umut vermekti. Anlamlı olan, bizim varlığımızı anlamlı kılan oydu ancak onlar, bize gelen haberlere göre, ölüyorlar, yaralanıyorlar ve o kapsüllerle gözleri kör ediliyor. Sayısını artık bilemiyorum. Bana gelen bilgi şu ana kadar 3. Dışarıda yaşamlar sönüyor şu anda biz buradayken ve çocuklar, çocuklarımız sakat kalıyor. Bu mudur diye soruyorum yapabileceğimiz şey. Bu olmamalı aslında, bu kadarı olmamalı. Aslında bugün belki hepimiz Hatay’da olmalıydık, o acılı aileyle birlikte olmalıydık ancak Başbakanınız -az önce söyledim, söylemek zorundayım gene- bu ülkeyi bir ateşin ortasına attı ve Reyhanlı’da olduğu gibi yine terk etti,  yine hemen arkasından gitti, tahrik etti; tehdit etti ve kaçtı hemen arkasından. O, özel uçağıyla Afrika turuna çıkarken, değerli milletvekilleri, insanlar gözünü kaybediyordu gene ve ölmeye devam ediyordu. Şiddetin sınırı yoktu, polis şiddetinin sınırı yoktu günlerdir. Ve Abdullah öldü dün. Bunlar, onun, şiddeti körükleyen Başbakanınızın eseridir. Bunu, burada altını çizmek ve söylemek istiyorum. Eseriyle övünebilir artık veya kaçabilir. Bunu yapabilir.

Bakın, birisi geçen hafta güzel bir benzetme yaptı: “Biz ağaçta ağacı görürüz.” dedi, “Siz ise sopayı görürsünüz.” Siz, gölgesini bir türlü kullanamadığınız ve gölgesini satamadığınız ağaçları yerinden sökersiniz ancak biz, onların gölgesinde soluklanırız. Aramızdaki farkı anlatmaya çalışıyorum. Biz evlatlarımızı mutlu olması için büyütürüz, yetiştiririz ama siz -hep şunu söylersiniz- kinini diri tutması için yetiştirirsiniz veya eğer kinini diri tutmuyorsa, muhafaza etmiyorsa bir kum torbası gibi kullanılabilir sizce o gençler. Bunu biliyoruz aslında biz ama yine de şaşırıyoruz, her seferinde şaşırıyoruz, aramızdaki farkı görüyoruz.

Siz, o meşhur yüzde 50 var ya, yüzde 50’den bir tane daha olduğunu siz unuttunuz, kalan yüzde 50’nin değerlerine siz her gün saldırdınız, her gün. Bu olağanüstü tepkinin nedeni sakın ötekileştirme ve sakın kibir olmasın, hiç bunu düşünmediniz. Bakın, kalan yüzde 50’yi siz topyekûn ayyaş ve çapulcu ilan ettiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç öyle bir şey yok.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Hani, balkon konuşması yapılmıştı bir dönem hatırlıyor musunuz? Nerede o balkon konuşması ve nerede hani “Aynı sudan içmiştik hep birlikte” aynı sudan içme masalı? Artık uyur mu zannediyorsunuz bunu duyanlar bu masallarla?

Siz ne derseniz deyin, ne derseniz deyin, olanlar ve olmakta olanlar Türk siyasi tarihinin en olağanüstü sivil direnişi ister kabul edin ister etmeyin. Hiçbir siyasi partiye, gruba, hiçbir derneğe, sendikaya değil, tamamen halka ait, katışıksız bir halk hareketi bu değerli milletvekilleri, ister kabul edin ister etmeyin. Yollara düşen, bir karıncayı incitmeden şehirlerin sokaklarından kalbine akanlar “Biz genciz.” Diyenler; “çocuğuz”, “Fenerliyiz”, “Cimbomluyuz”, “Trabzonlu”, “Çarşılı” her kesimden “Biz halkız.” dediler farkında mısınız? Ellerinde suları vardı ve kitapları vardı, en fazla o vardı. Çapulcuların elinde kitap mı olur, su mu olur söyler misiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Ve hep bir ağızdan sordular ve doğrudan Başbakanınıza şu soruları sordular: “Sen kimsin ki” –dediler- yıllardır değerlerimize saldırıyorsun?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne değerlere saldırması?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Kendinden olmayanı sen kimsin ki yok sayıyorsun? Sen kimsin ki dizilerden çocuk sayısına kadar, çocuk sayısına ve emzirme süresine kadar insanların özel yaşamlarına karışıyorsun?” dediler ve “Sen kimsin ki vergilerimizi biber gazı, TOMA’lar, akrepler, kobralar olarak, üzerimize gaz bombaları olarak salıyorsun, sen kimsin?” dediler ve “Sen ne hakla karşımıza 1 milyonu çıkartmakla, kardeşi kardeşe kırdırmakla tehdit ediyorsun?” dediler. Siz onlara “Aşırı uçlar.” dediniz. Hiç kuşkusuz, tiranlığın hüküm sürdüğü her yerde özgürlük bir aşırı uçtur milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar) Ve hanımlar, beyler; buradan ilan ediyorum: Özgürlük mücadelesi bir aşırı uçsa biz aşırı uçtayız, tam o uçtayız. (CHP sıralarından alkışlar) Barışçı bir özgürlük mücadelesi verenlerin kime oy verdikleri hiç ama hiç umurumuzda da değil. Nereye oy vermişlerse vermişlerdir, hepsi inanın bizim kardeşimizdi oradakilerin. Birleşince güçlü olunacağını gösterdiler. Ben onlara inanıyorum, hatta kendime inandığımdan da fazla inanıyorum. Onlar, siyasetçilerin önüne geçtiler. Despotlar çoktandır unutmuşlardı ama onlar hatırlattılar. Kimse ama hiç kimse halktan daha güçlü değildir ve siz halkın taleplerini yerine getirmek zorundasınız ve geri adım atmak zorundasınız. Bakın, Başbakanınız, bu bapta Başbakanınız kaybetmiştir; bunu kabul edin. Ne kadar inkâr ederse etsin kaybetmiştir.

Başbakanınız bizi artık tehdit etsin, sokaktaki binleri, yüz binleri, on binleri, milyonları tehdit etsin, hiç fark etmez. Metal yorgunluğu işte, bir sürü tehdit; ağzından çıkanı kulağı duymuyor, güvenlik yazılımı olmayan sanki bir bombaymış gibi sağa sola öfkeyle saldırıyor. Saldırsın, fark etmez. Onun bizi, Türk’ü Kürt’e, Alevi’yi Sünni’ye, imam-hatipliyi olmayana ve son olarak halkı halka düşman etme çalışmalarını biz gayet iyi biliyoruz. Bunun panzehrini de bulduk. Bunun panzehri ne biliyor musunuz? Dayanışma bunun panzehiri. (CHP sıralarından alkışlar) Dayanışmayı, biz keşfettik.

Bir gün, yıktığı değerlerimizden, söktüğü ağaçlarımızdan, darbettiği çocuklarımızdan, cezaevindeki tutsaklardan, dışarıdaki tutsaklardan çıkıp özür dileyecek. Gaza boğduğu gençlerden özür dileyecek. Biliyor musunuz, bazıları gaz odalarıyla tarihe geçerler, bazıları gaz bombalarıyla tarihe geçerler. (CHP sıralarından alkışlar) Umarım o kibri ve egosu yüzünden bu toplum öngöremediğimiz başka acılar çekmez, umarım çekmez. Olayların bu noktaya gelmesinin tek sorumlusu ve olabileceklerin tek sorumlusu Başbakanınız ama bu sorumluluk artık sadece ona bırakılamaz çünkü fiil ehliyeti yokmuş gibi davranıyor ve bazı sorunlar yaşadığını hissediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Ve dersler çıkarması gerekiyor, bizim de dersler çıkarmamız gerekiyor. Herkesin artık bu ülkede birbirini anlamaya çalışması gerekiyor. Aşınan dostlukları yeniden filizlendirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin her yerinde ve özellikle Ankara’da polisin aşırı şiddetine ve her dövdüğü gençten sonra zafer işareti yapmasına rağmen, bu on yıllık istibdat dönemi halk tarafından bitirilmiştir arkadaşlar. Bunu kabul edin. Türkiye’de artık hiçbir şey ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Halk, demokrasiye, laikliğe, özgürlüklere, yaşam tarzına karşı Başbakanınızın yarattığı bu istibdadı ilga etmiştir. Ama bunun biraz da sorumlusu sizdiniz, bunu kabul edin. Bu istibdat canavarını, verilen her fermanı kanun yaparak siz beslediniz, bunu kabul edin. (CHP sıralarından alkışlar)

Abdullah o yüzden, bu istibdat yüzünden Hatay’da, Armutlu’da yatıyor şimdi. Ethem’in beyin ölümü gerçekleşti ve OSTİM’de işçiydi Ethem. Annesi -çalışmaktan elleri kocaman olmuştu- ellerini avuçlarıma aldı ve dedi ki: “Ben el işinde çalışarak Ethem’i büyüttüm.” İki gün önce Ethem’in beyin ölümü gerçekleşti, bilginiz olsun. Ve bir oğla veda etmek ne demek biliyor musunuz? Umarım, hiçbiriniz böyle bir şey yaşamazsınız. Bir polis kurşunuyla beyni parçalanmış. Öyle bir odada yatıyor şu anda Ethem. Şimdi, bize kalkıp birileri “Halkına zulmediyor.” filan demeye sakın, sakın ha kalkışmayın bir daha. Bu ülkeyi Esad’dan, Maliki’den vesaireden nasihat almaya biz değil, siz mahkûm ettiniz.

Son söz değerli milletvekilleri, karıncayı incitmeden, demokratik itiraz hakkını kullanmak için bayraklarını alıp şarkılar söyleyerek sokaklara çıkan ama gazlanan, horlanan o gençlerin, unutmaya başladığımız dayanışma kültürümüzü, onurlu geçmişimizi  bize yeniden hatırlattıkları ve yaşattıkları için hepsinin temiz alınlarından öpüyorum ben onları. (CHP sıralarından alkışlar) Ve onlara “Sükûnetle, vakarla, barışla bir olun; o zaman umut vardır, o zaman güzel günler göreceğiz çocuklar.” diyorum.

          Sizlere ise şunu söylüyorum: Şimdi, siz, sandığınız kadar çok değilsiniz değerli milletvekilleri, biz sandığınız kadar az değiliz değerli milletvekilleri, bunu idrak edin. Bir kez olsun bu ülkeye bir iyilik yapın, Başbakanınıza söyleyin, kinini, nefretini lütfen kontrol etsin, toplumu kışkırtmaktan vazgeçsin.

O yüzde 50 var ya, bizim arkadaşımız, selam verdiğimiz, aynı fikri paylaşmasak bile…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Masalcı teyze, bitti, hadi!

(CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayıp be!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - …selam verdiğimiz komşularımız, dostlarımız onlar... (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tarhan.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayıp!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıp be, ayıp!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Senin evladın yok mu? Senin evladın yok mu? 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Biraz sessizlik rica ediyorum lütfen.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen, anne değil misin? Gencecik çocukların ölümünden söz ediyoruz. Ne biçim annesin sen! Anne değil misin sen?

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

 

 

6.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bakın, değerli arkadaşlar, biz usulca dinledik. Her türlü hakareti yaptı, usulca dinledik.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ya yeter artık ya! Hakaret falan yok.

İZZET ÇETİN (Ankara) -  Ne hakareti ya!

AHMET AYDIN (Devamla) – Aynısıyla iade ediyorum, eğer etmemişse -iade ediyorum- problem yok o zaman.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Milletvekilleri sizin istediğiniz gibi mi konuşacak! Alıştınız herkesin nasıl konuşacağına müdahale etmeye.

AHMET AYDIN (Devamla) – Şimdi, çok değerli grup başkan vekili bir rüya görmüş ve rüyasında kendisini darı ambarında görüyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu eylemlerden, bunlardan size fayda gelmez.

Değerli arkadaşlar, biz ağacı da, yeşili de çok iyi biliriz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Doğru!

AHMET AYDIN (Devamla) – Ağaçlardan darağaçları yapanlar sizin zihniyetinizdir, tek parti zihniyetidir, size bunu hatırlatırım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Size istiklal mahkemelerini hatırlatırım, size Dersim’i hatırlatırım. Dersim’i hatırlayın, Dersim için gelip bir gün özür bile dilemediniz. Dersim’in özrü bile Sayın Başbakana kaldı, bizlere kaldı. Açın, geçmişinize bakın, sizin ne olduğunuzu bu millet çok iyi biliyor.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ahmet Bey, yüzde 50 oy aldığınızı söylemeyi unutmayın!

AHMET AYDIN (Devamla) –  Çocukların geleceği karartılmıyor, onlara daha demokratik, daha kalkınmış bir ülke bırakıyoruz. “Ölü sayısı 3” deniliyor, tahriklere devam ediliyor. Bunun size faydası olmaz. Ne olursun, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, sizlere bunun faydası olmaz. Bunun üzerinden siyaset devşirmeye çalışmayın.

Halkımız uyanmış, kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Çok şükür, nihayet uyandı halk! Allah’a bin şükür, uyandı.

AHMET AYDIN (Devamla) - Dolayısıyla, aramızdaki farkı zaten bu millet biliyor ki her seferinde tek başına iktidar ediyor ve siz böyle yaptığınız müddetçe de bu millet bizi iktidar etmeye devam edecektir.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Allah’a bin şükür, halk uyandı.

AHMET AYDIN (Devamla) - Evet, Reyhanlı’dan bahsettiniz. Ben de Ebu Firas’tan bahsedeyim mi? (CHP sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bahset, bahset.

AHMET AYDIN (Devamla) - Bahsedeyim mi?

Reyhanlı’da o katliamı yapanların arkasında kimin olduğunu ve sizin grubun Esed’le bağlantısını kuranın kim olduğunu ben de söyleyeyim mi? Yazık değil mi!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Hatay’da beslediğiniz El Kaide militanlarını anlat.

AHMET AYDIN (Devamla) - Reyhanlı katliamını yapanla iş birliği yapıyorsunuz, Esed’le iş birliği yapıyorsunuz, yakanla, yıkanla, şiddetten beslenenle iş birliği yapıyorsunuz. Bu size yakışır mı! Yakışır mı bu size! (CHP sıralarından gürültüler)

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Açtığınız kamplardaki militanlardan bahset.

AHMET AYDIN (Devamla) - Siyaset üretememektir bu. Bu, bir acziyettir, politika geliştirememedir. Bu milletin hangi meselesi için bugün çözüm için geldiniz? Bu milletin hangi meselesini çözmek için gayret gösterdiniz?

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Bu memleketin en büyük meselesi sizsiniz!

AHMET AYDIN (Devamla) - Çözüm sürecine karşı durursunuz, dış politikada, millî politikada karşı durursunuz. Bu ülkenin millî menfaatleri söz konusu olduğu zaman gidersiniz Avrupa’yı ağlama duvarına çevirirsiniz ama nihayetinde Avrupa da sizi ağlatır.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Avrupa’da ağlamayı en iyi siz bilirsiniz!

AHMET AYDIN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, uyanık olalım. Bu millet çok iyi biliyor. Tartışmaktan, yalan yanlış bilgileri ifade etmekten başka bir şey yok. Evet, halkımızı, sağduyulu halkımızı hakikaten sonuna kadar biz de destekliyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hikâye anlatma, Taksim’e gel kardeşim!

AHMET AYDIN (Devamla) - Yeşile duyarlı olan halkımızın yanındayız. İstanbul’da 30 milyon metrekare olan yeşil alanı sekiz yılda biz 50 milyon metrekareye çıkardık. Bunun farkında mısınız?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Taksim’e gel Ahmet Bey!

AHMET AYDIN (Devamla) - Bunun farkında mısınız?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sen Suriye’yi bırak, Taksim’e gel!

AHMET AYDIN (Devamla) - Yeşile duyarlıyız ama milletimiz uyandı, her geçen gün de uyanıyor, gerçekten aydınlanıyor, bilgilendikçe de kusura bakma, sizin bu siyaset zihniyetinize….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) – …onlar da karşı çanak tutacaktır diyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Biraz sessizlik rica ediyorum.

MUHARREM İNCE (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnce, buyurunuz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın grup başkan vekili partimize ağır hakaretlerde bulundu.

Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

 

7.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

MUHARREM İNCE (Yalova) -  Değerli arkadaşlarım, yaşadığımız olayların sorumlusu bizler değiliz, o gençler de değil ama Başbakan Vekili bugün herkese itidal çağrısında bulunuyor; gençlere, muhalefete; bir kişiyi unutuyor, Başbakana itidal çağrısında bulunması lazım. Cumhurbaşkanı bunu yapıyor, Başbakan Vekili yapıyor ama Başbakana bunu yapamıyor kimse, siz de yapamıyorsunuz. Sizin de rahatsız olduğunuzu biliyorum aslında, birinci kısmı bu.

İkinci kısmı şu: Bakın, değerli arkadaşlarım, “Yavuz Sultan Selim” diyeceğinize “aklıselim” deseniz bu sorunu çözeriz. (CHP sıralarından alkışlar) Siz bunu yapamıyorsunuz.

Bakın, üçüncü kısmı şu: Sizin Başbakanınız “Amerikan askerlerine sağ salim dönmeleri için dua ediyorum.” demişti. Başbakanınız Amerikan askerlerine dua ederken biz Taksim’de direnen gençlerimiz için dua ediyoruz, aramızdaki fark bu. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, bir başkası: Başbakan diyor ki: “Bu Twitter, bu Facebook baş belası.” Bakın, ben size bir öneride bulunayım; Twitter’ı, Facebook’u TMSF’ye devredin; oradan da bir yandaşa verin, Twitter’ı, Facebook’u da ele geçirin. Siz bunu düşünürsünüz yakında, bundan benim hiç kuşkum yok. (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – CHP’yi TMSF’ye devrediyoruz!                    

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, Başbakan diyor ki: “CHP bizi dışarıda şikâyet ediyor.” Ya, bu ne biçim iştir! Fas’ta, baktık, Başbakanın basın toplantısını izliyoruz, Başbakan Fas’ta CHP’yi şikâyet ediyor, yurt dışında CHP’yi şikâyet eden sizsiniz.

  Bakın, ben bu ülkede Demirelcilerle Ecevitçilerin rekabetini gördüm, ben o yaşlarda genç bir delikanlıydım, bugün o sokaklarda olan gençler gibiydim ama ilk kez bir ülkenin başbakanına sokaklarda çok ağır hakaretler yapıldı. Ben başbakan olsaydım şöyle düşünürdüm: “Bunun sorumlusu ben miyim acaba?” diye kendime sorardım. Yani yüzde 49 size oy vermiş ama sizden nefret eden bir yüzde 51 var. Onların da gönlünü kazanmanız lazım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Biz size oy veren yüzde 49’dan nefret etmiyoruz, biz size oy veren yüzde 49’u seviyoruz, onları anlamaya çalışıyoruz ama o yüzde 51’i öyle nefret ettirdiniz ki, ya, utanmadan o çocuklara “çapulcu” dediniz, “ayyaş” dediniz, “alkolik” dediniz, “Alkol kullanıp da AKP’ye oy verenler var.” deyince “Onlar alkolik değil.” dediniz.

İnsanları bu kadar germeyin, Başbakanı bu kadar padişah yerine getirmeyin. Gidin Kızılcahamam’a, kapalı toplantıda Başbakanın canına okuyun. “Ne yapıyorsun ya!” deyin…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sana ne! Sana ne!

MUHARREM İNCE (Devamla) – ...“Bu memleketi bu kadar germe.” deyin. Karşı koyun! Karşı koyun Başbakana! Bir daha sizi milletvekili yapmasın, listelere girmeyin. Hepimiz anamızdan milletvekili doğmadık, olmayın bir daha milletvekili, bir şey olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Toplumu bu kadar germeyin.

O çocukların elinde su vardı, kitap vardı, Türk Bayrağı vardı, o çocukları copla kırmayın.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İnce.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Atıcı, sizin için nedir?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, Grup Başkan Vekili Suriye’ye giden heyetimizin Esat’la iş birliği yaptığı konusunda ciddi bir iftirada bulunmuştur…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, grup adına söz verdiniz

AYTUĞ ATICI (Mersin) – …ben de o grubun içerisinde olan birisi olarak sataşmaya cevap vermek istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle şey olmaz ki.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Aydın, ne dediğini bir anlayalım.

Siz de o heyetin içinde olduğunuzu mu söylüyorsunuz?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Evet efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir isim vermedim. Sataşma nerede? Grup adına grup başkan vekili cevap verdi.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

 

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Aydın, benim konuşmamdan korktuğunuzu biliyorum ama korkunun ecele faydası yok. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ebu Firas turizm şirketiyle mi gittin?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Şimdi, Suriye’ye giden heyetin Esad’la iş birliği yaptığını söylüyor sayın grup başkan vekili, insanda biraz utanma olur!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sende var mı utanma!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – …insanda biraz arlanma olur!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sende utanma olsa oraya gelmezsin.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Suriye’ye gidip yaptığımız görüşmelerin raporlarını Dışişleri Bakanınıza gönderdik. İnsan biraz utanır da o raporları okur, oradaki dökülen kana hiçbir şekilde ortak olmaz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kim sizi götürdü!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Şimdi, AKP köşeye sıkıştığı zaman ne yapar demiştim? İki şey yapar: Bir, gelir CHP’ye sataşır, şu anda yaptığınız gibi; iki, bir şekilde dine sarılır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Siz, ey AKP’liler, ey Başbakan! Reyhanlı’da olan olayları örtmek ve orada yaşanan katliamın sorumluluğundan kaçmak için yine CHP’yi suçladınız. Şimdi Taksim’de gençlerin öldürüldüğü, gençlerin dövüldüğü, o gaz bombalarıyla beyinlerine beyinlerine sıkıldığı ortamda sorumluluktan kaçmak için döndünüz yine CHP’ye yüklendiniz, lafı gene Suriye’ye getirdiniz. Eğer delikanlıysanız çıkın burada Taksim’i konuşun. Biz Taksim’i konuştuğumuz zaman siz niçin lafı Suriye’ye götürüyorsunuz? Biz Suriye konusunda vereceğimiz cevabı yazılı olarak Dışişleri Bakanınıza verdik. Açın da orayı bir okuyun bakalım. Siz, Türkiye’de yaşanan bütün problemlerin tek sorumlususunuz. Bu sorumluluğu üstlenecek kadar cesaretiniz varsa gelin burada bunu üstlenin. Eğer bu cesaretiniz yoksa size yapacak hiçbir şey yok.

Ben bir hekimim. Ben Taksim’de de, Mersin’de de sizin sıktırdığınız, bizzat sıktırdığınız gaz bombalarından astım krizine giren çocukları tedavi ettim. O gece İçişleri Bakanını aradım ama bir türlü bana dönmedi. Ona bu gaz bombalarının insanları öldürdüğünü söyleyecektim. Defalarca aradığım hâlde korumalarıyla görüştüm ama tatlı uykusundan uyanıp da benimle konuşmadı Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ayıp, ayıp!

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Oradaki ölen çocukların sorumluluğu sizdedir Sayın Bakan. Oradaki ölen çocukların sorumluluğu hem Başbakandadır hem de sizdedir. Hiçbir zaman sorumluluktan kaçamazsınız. Bunun hesabını ödeyeceksiniz. Çıkıp burada “Halkımız uyandı.” diyorsunuz. Evet, halkımız uyandı. Uyuyan büyük devi uyandırdığınız için size çok teşekkür ediyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bizim millet uyumuyordu ki.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Bütün sokaklar artık uyanmış halklarla dolu.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Orada bile beceriksizsiniz, orada bile bize muhtaçsınız.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Etnik kökeni ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Provokatörlerle dolu, provokatörlerle.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - …siyasi görüşü ne olursa olsun, bütün insanlar sokakta, şu kafanızı kumdan çıkarın da görün artık bunları, yeter yaptıklarınız be! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atıcı.

Aleyhine…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yani bu yayın saatini bu şekilde işgal etmelerine niye müsaade ediyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, şöyle bir usul yapalım: Şimdi, karşılıklı iki parti grubu taktik olarak karşılıklı sataşıp saatlerdir burada tartışma yürütüyorlar. Gruplar adına çıkan konuşmacılarımız konuşsun, ondan sonra söz verin. Böyle bir tartışma olmaz ki yani. Grubumuzun görüşlerini ifade edemedik.

BAŞKAN – Sayın Baluken, tamam.

Sayın Sırrı Sakık, buyurunuz efendim…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın grup başkan vekili…

BAŞKAN – Sayın Aydın, siz…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Hangi şey için? (Gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen, bir dakikanızı rica edeceğim.

Şimdi, birbirinizi zan altında bırakacak sözler kullanıyorsunuz. Sonra da o söz hakkını kullanmak isteyen milletvekillerimize karşı çıkıyorsunuz. Böyle bir şey olamaz. Sözlerinizde lütfen zan altında tutacak şekilde konuşmayınız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, bakın, az önce, CHP Grubu adına Sayın Grup Başkan Vekili Arkadaşımız Muharrem Bey çıktı, konuştu. Şimdi, peki, CHP’de kaç tane grup var? Her milletvekili grup mu CHP’de? Grup adına bir başka milletvekili çıkıyor.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Şahsı adına çıktı, konuştu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben kimseye sataşmada bulunmadım.

BAŞKAN – Sayın Aydın, ona niçin söz verdiğimi tartışacak değilim, tutanaklara bakarsınız.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, ben, partimize sataştığı için grup adına konuştum, Sayın Atıcı da şahsı adına konuştu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Şahsına sataşma olmadı ki!

BAŞKAN – Neden olduğu ortadadır efendim.

Buyurunuz Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bir haftadır, Gezi Parkı’yla ilgili Türkiye kamuoyunda bütün olup bitenlere hep birlikte tanıklık ediyoruz. Zulüm var, evet, devlet şiddeti var ve bu şiddet hayatın her alanında devam ediyor. Şimdi, bugün, bu zulümden, şiddetten bahsedenler, bundan şikâyetçi olanlar aslında zulmün kalesini burada oluşturdular. Yani, yıl 2007, haziranın son günleri. Bu zulümden bahseden Cumhuriyet Halk Partisi ile bu zulmün mimarı olan AKP, son saatlerde oturdular, polislerden şikâyet ediyorlardı, polislerle ilgili bir yasa çıkardılar. Bugünkü uygulanan bütün politikaların mimarı, siz, 2007’de… Bakın, 2007 Haziranının son günleri, ilahî adalet öyle bir adalettir ki, yıl 2013, yine haziranın ilk günleri. Bu yasanın çıktığı ilk günlerde bu yasa sizlere karşı geldi, polis şiddetini uyguladı, gazını, bombasını kullandı.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Yasada böyle mi yazıyor? “Kafasına sıkın.” mı diyor yasada?

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bakın, o gün sizin bir milletvekiliniz, vicdan sahibi bir milletvekiliniz…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Aferin sana, aferin sana!

SIRRI SAKIK (Devamla) – …Mehmet Nuri Saygun aynen şu kürsüde şunu söylüyor: “Yapmayın beyler, yapmayın sevgili arkadaşlar, sizin bu yasanız totaliter bir rejime doğru gidiyor. Giderayak bu yasaları çıkarmayın. Bu yasalar toplumda gerginliği yaratır. Bu yasa polisi şiddete teşvik eder, polis pervasız olur. Etmeyin, yapmayın.” Sizin grubunuza sesleniyor ama grubunuz AKP’yle birleşiyor, bu yasayı çıkarıyor, bugün bu yasa hayatın her alanında halkın karşısına çıktı.

İZZET ÇETİN (Ankara) – O gün başka parti yoktu Parlamentoda. Bir tane muhalefet vardı.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bakın, bu yasayı kimler için çıkardınız? Bir bütün olarak Kürtlere karşı çıkardınız. (CHP sıralarından gürültüler) Muhaliflere, sosyalistlere karşı birlikte çıkardınız. Sonra ne yaptınız? Giderayak -sadece bu değil- hemen, Terörle Mücadele Yasası, bugün çok şikâyet ettiğiniz Terörle Mücadele Yasası’nı da iktidar partisiyle buluşup çıkardınız. Sonra ne yaptınız? O dönem Demokratik Toplum Partisi bağımsız seçimlere katılacaktı. Alelacele Anayasa’da bir değişiklik yaptınız, birleşik oy pusulasına bağımsızları dâhil ettiniz. Bakın, üçünü birden, yasalara karşı suç, topluma, halka karşı suç işlediniz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Bu konuşma külliyen yalan, külliyen yalan! Ben o zaman Parlamentodaydım. İttifak yapan sizsiniz, AKP’yle ittifak yapan sizsiniz! CHP hiçbir zaman ittifak yapmadı!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, evet, Barış ve Demokrasi Partisi hayatının her alanında özgürlüklerden yana tavır takınmıştır. Nerede bir zulüm varsa bu zulmün karşısında bu parti, bu partinin temsilcileri zulme karşı direnmiştir. (CHP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Polise “vur” yetkisini siz verdiniz!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Gezi Parkı’ndaki ilk masumane talepler bizim milletvekillerimiz ve arkadaşlarımız, partimiz tarafından seslendirilmiştir ama burada sonradan, devşirmeyle sonradan farklı, kin, nefret ve barış süreciyle ilgili taleplerin arttığını görünce ve orada ırkçı söylemler, tekçi söylemlerle, bayraklarla ve Onuncu Yıl Marşı’yla, eğer, gelindiği an Barış ve Demokrasi Partisi orada olmaz.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Niye rahatsız oluyorsunuz?

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, sizi vicdana davet ediyorum. Bu yasa yürürlükte olduğu zaman… Sevgili arkadaşlar, bakın, burada oturuyor Grup Başkan Vekilimiz Pervin Buldan. Bu polis şiddetine maruz kaldı, iki-üç ay evden çıkamadı. Polis şiddetine maruz olmayan bir tek milletvekilimizi bulamazsınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hepimiz ölümden döndük, ölümden.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sayın Türk’ten tutun Sayın Ayla Akat’a kadar bütün milletvekillerimiz polis şiddetine maruz kaldı.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Evet, aynen.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Ve Sevahir Bayındır, aylarca, hâlâ da hasta, hâlâ ameliyatla cebelleşiyor. (CHP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Altında imzanız var.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Siz imza attınız ona, siz.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ve size söylüyorum: Bu polis şiddetinden dolayı kaç insan yaşamını yitirdi söyler misiniz bana? Bu polis şiddetine maruz kalan, sizin ortaklaşa çıkarttığınız yasayla bu polis şiddetinden, bu olaydan 3 insan yaşamını yitirdi. Evet, hepinizin, sadece AK PARTİ’nin değil. Bu yasaları çıkaranların, bugün sokaklarda demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlerden sizin de, AK PARTİ’nin de özür borcu vardır. Bunu yapmak zorundasınız, bunu yaparsanız olur. (BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bakın, sevgili arkadaşlar, ünlü bir düşünür der ki: “Devrim, silahların patlaması değil, yasaların patlamasıdır.” Siz iktidar partisi, bugünkü gençliğin sokakta olmasının tek nedeni sizin uyguladığınız yasalardır, çıkarttığınız antidemokratik yasalardır. Uzlaşı kültürünüz yok. Kendinizi sahneye Tanrı rolünde koyuyorsunuz, dönüp muhaliflere kul muamelesi yapıyorsunuz. Buradan uzlaşı çıkmaz, buradan kavga çıkar, buradan şiddet çıkar.

Siz -bugün Eş Başkanımız da söyledi- ne hakla, Alevilerden vergi toplayacaksınız, muhaliflerinizden vergi toplayacaksınız ama bir insanın tarihte… Yani ne kadar tarihi karıştırmayalım diyoruz ama siz her gün getirip önümüze koyuyorsunuz. Ne hakkınız vardı üçüncü köprüye “Yavuz” ismini koymaya? Siz barış sürecini yaşarken, bu toplumun barışa ihtiyacı varken adını “barış köprüsü” koyabilirdiniz, “…”(X) koyabilirdiniz, Kürtlerin ve Türklerin ortak bir sloganı olanı oraya inşa edebilirdiniz ama siz bunları yapmıyorsunuz. Bakın, bir taraftan, Mustafa Muğlalı Kışlası’nın adını kaldırıyorsunuz ama bir taraftan da ona benzer, Sabiha Gökçen’den tutun, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kadar…

Ve siz buralarda gecenin geç saatinde sayısal çoğunluğunuza dayanarak antidemokratik yasalar çıkarıyorsunuz. Bakın, Terörle Mücadele Yasası’nı da birlikte çıkardınız. Biz hepimiz bunun mağdurlarıyız. Bugün burada Mustafa Balbay’dan, Haberal’dan bahsedenler de bu Terörle Mücadele Yasası… İşte, kapınıza geliyor. Onun için, hepimiz oturup hukukun, huzurun ülkesini yaratacağız ve bundan dolayı toplumdan özür dileyeceğiz, demokratikleşme paketini hayata geçireceğiz ve döneceğiz, bu yaz -Türkiye halklarına borcumuzdur- biz tatil yapmayacağız, Parlamentoyu çalıştıracağız, sokakta olan insanların taleplerini seslendireceğiz, Türkiye’yi bütünleştireceğiz. Yani yüzde 50’leri yüzde 50’lere vuruşturarak biz barışı değil, kavgayı çıkarırız buradan. O vesileyle, bu Parlamentoya önemli görevler ve sorumluluklar düşüyor. Burada bizim gerçekten toplum olarak dönüp bir bütün olarak hukukun ülkesini yaratacak yasalara ihtiyacımız var. Var mısınız buna? Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak buna varız.

Ve bugün bir milletvekilinizin sosyal medyada yine ismi geçiyordu, şunu söylüyordu: “Bu tepki, barış sürecine karşıdır.” Ben de sokaktaydım, gördüm, gençlerin böyle bir derdi yok. Gençler barış istiyor, bizi gördüklerinde gelip sarılıp, bu ülkede barışı inşa edeceğiz… Ama siz, şiddetten beslenenler, hâlâ bu süreci, bu demokratik bir hak arayışını, Kürtlere karşı bir süreç olarak nasıl hayata geçirebiliriz, bunun çabası içerisindesiniz. Buradan size artık ekmek çıkmaz; Türkiyeli gençler artık sizi de tanıyorlar, Barış ve Demokrasi Partisini de tanıyorlar ve AKP’yi de tanıyorlar; kimin onların dostu olduğunu biliyorlar, kimin nereden, ağaçtan nasıl hayat yaratacağını da biliyorlar. Çünkü, Barış ve Demokrasi Partisi nasıl ağaç meşeyi kendi amblemi olarak koyduğunda, bugünleri gören bir partidir. Bugün, Eş Başkanımızın dediği gibi yani “Sadece marangozlar ağaçtan bir şeyler yaratmazlar.”

Bakın, devrimciler, gençler, biz bir bütün olarak ağaçtan, Türkiye’nin iç barışını sağlamaya adayız. Bu pencereden bakıyoruz. Eğer buna kulak verebilirsek bu gençliğin ruhundan yeni bir Türkiye yaratabiliriz. Hepimizin bu konuda öz eleştiriye  ihtiyacı var. Nerede yanlış yaptık? Bu yanlışı bir daha yapmamak üzere, başta Sayın Başbakana ve Hükûmete, muhalefet partilerine de bu konuda, evet, sorumluluklar düşüyor, bunun gereğini yaparlarsa ben eminim ki iç barışımızı inşa edebiliriz. Onun için, tekrar altını çizerek söylüyorum, yani bu ünlü düşünürün dediği gibi “Bu devrim, silahların patlaması değil, yasaların patlamasıdır.” Ben, artık, halkımızın, ülkemizin ihtiyaç duyduğu yasalara ve özgürlüklere bir an önce… Türkiye’nin bu konuda yasalarını, Anayasası’nı buna göre inşa edecek ve bütün halkların Türkiyesi’ni birlikte yaratmaya adayız, bir başka ülkemiz de yok. Bunun için hepimizin duyarlı olması gerekir.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.                          

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Sırrı Sakık konuşmasında, 2007’de, AKP ve CHP’nin birlikte bir kanun çıkardığını ve bütün olayların bundan kaynaklandığını söyledi. İzin verirseniz açıklamak istiyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Lütfen izin vermeyin Başkan ya, yeter ya! Gına geldi!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, çok rica ederim, bu söz hakları hepinize lazım oluyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sonra bize lazım olduğunda hiç vermiyorsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Çok rica ederim.

Buyurunuz Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)                           

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

9.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Sakık Taksim’deki gazdan, Kızılay’daki coptan, Antalya’daki sopadan bahsetmedi ama 2007’de, vicdan sahibi bir milletvekili dedi. Konuşmaya baktık, Mehmet Nuri Saygun şahsı adına konuşmamış, grup adına konuşmuş. Grup adına konuştuysa, vicdan sahibi bir grup varmış demek ki burada. Bunu bir düzeltelim. (CHP sıralarından alkışlar)

Biz, Sayın Leyla Zana’nın evini polis bastığında, ben, gece Meclise geldim -siz de buna tanıksınız- “Bu olmamalı.” dedim, polisin tavrını kınadık.

AKP milletvekilinin oğlu için polis Hatay’da hizaya geçirildiğinde “Polise bu yapılmamalı.” dedik bu sefer, orada da polisi savunduk.

Mecliste Meclis araştırması istedik, “Emekli olunca bu çocukların, bu polislerin maaşı çok düşüyor, bunu düzeltelim.” dedik, orada da polisleri savunduk. İyi yaptıkları zaman savunuruz, kötü yaptıkları zaman eleştiririz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yetkiyi de verirsiniz değil mi?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Polis bizim düşmanımız da değil, arka bahçemiz de değil. Polis bugün Taksim’de, Beşiktaş’ta, Akaretler’de, Kızılay’da, İzmir’de, her yerde yanlış yapmaktadır; kanunsuz emirleri uygulamaktadır, onun için de polisi kıyasıya eleştiriyoruz.

Yani, Sayın Sakık, sizi anlayamıyorum, illa eleştirmeniz için bir BDP’li mi olması lazım? Yani, siz, Uludere’de laf edemezsiniz, “Dersim” dersiniz. Ne bileyim, özel yetkili mahkemeleri eleştireceksiniz, önce istiklal mahkemelerinden başlarsınız, bunu alışkanlık hâline getirdiniz. Siz, 2013’ü konuşun, bugün yirmi iki yaşında çocuk yaşamını yitirmiş, bunu konuşmuyorsunuz; hâlâ daha 1920’lerden, 1930’lardan gündeme gelmeye çalışıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, yine bir başka konu da şu: Şimdi, burayı anlayamıyorum, “CHP’liler” diyor, o meydanda sadece CHP’liler yok. Ben orada herkesi gördüm, orada herkes vardı. Orada bayrağı eleştiriyorsunuz ya! Bizim istediğimiz şu: Diyarbakır’da PKK bayrağıyla sokağa çıkan gençlere polis nasıl davranıyorsa…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var, kim bayrakla çıkıyor!

MUHARREM İNCE (Devamla) – …Taksim’de de Türk Bayrağı’yla çıkan gençlere eşit davransın, aynı davransın. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu istiyoruz, benim istediğim bu. Bu ülkenin gençleri coplanmasın, bu ülkenin gençleri gazlanmasın, polis aşırı şiddet kullanmasın.

Yani, Sayın Bakan, bu polisi uyarın, gözü çıkmış insanların, hedef gözeterek ateş ediyor. Hangi hakla evin içine bomba atıyor polis? O polis bulunmalıdır. Evin içine nasıl bomba atar, nasıl bomba atar? Engelli bir delikanlı polis aracının önüne geçip yüreğini ortaya koyuyor, canını dişine takıyor. Bunları görmüyor musunuz siz, değerli milletvekilleri? Ben sizin içinizde de çok vicdan sahibi arkadaşım olduğunu biliyorum. Bunlara niye dur demiyorsunuz? Niye ciddiye almıyorsunuz bunları?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İnce.

(AK PARTİ CHP ve sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sakin olunuz, bağırmayınız. Lütfen… Lütfen…

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Sakık, bir alayım, ne için?

SIRRI SAKIK (Muş) - Adımı anarak benim doğru şeyler söylemediğimi ifade etti sayın grup başkan vekili.

BAŞKAN – O söz söyleyenin milletvekili olmadığını söylediniz; gruba ait olduğunu, grup adına konuştuğunu söyledi, siz şahsı adına dediniz.

O zaman buyurunuz bakalım.

 

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, eğer böyle bir şey demişsem özür diliyorum. Ben Cumhuriyet Halk Partisi, grup adına…  (CHP sıralarından gürültüler) Bağırmayın. Bir grup adına çıkıp açıkça söylüyor: “Grup adına konuşuyorum ama bu olay bizi  otoriter, totaliter bir rejime doğru götürür.” diyen budur ve “Grubumuzdan -dönüp- rica ediyorum.”, bütün Parlamentoya sesleniyor: “Bizim son bir iki gün günümüzdür. 23’üncü Dönem gelsin, bunu yapsın.” Ama siz ve AKP ortaklaşa oy veriyorsunuz, evet, oy veriyorsunuz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hâlâ yalan söylüyorsunuz!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, şimdi, biz yine birbirimizi iyi tanıdık.

Diyor ki: “İstanbul’da hukuk farklı uygulansın ama Diyarbakır’da farklı uygulansın.”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hayır, ikisi de coplanmasın diyorum, gençler coplanmasın diyorum.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bunların anlayışı bu. Bizim Roboski…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen Uludere’yi konuşamıyorsun bile Sırrı Bey ya!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Neden konuşamasın? Ne alakası var?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Uludere’yi konuşamıyorsun AKP’yi incitmemek için.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Uludere’yle iligili tezkerede sizin imzanız var, tezkerenin altında imzanız var. Utanmıyorsun ya!

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen dinleyiniz.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sevgili arkadaşlarım, dışarıda…( BDP ve CHP sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, iki dakikadır konuşamıyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, dışarıda hava kurşun gibi ağır. Ben dışarıdaki havayı ağırlaştırmak adına değil, çıkıp bir öz eleştiri gerekiyorsa biz de yapalım dedim; bütün Parlamentoya seslenişimdir. Ama bakın şurada Taksim olayları, Gazi’deki Gezi’yle ilgili bu eylemlilik devam ederken Ulusal Kanal denilen bir kanalda çıkıp ne diyor bakın, mikrofonun kapalı olduğunu… “Ah, keşke birkaç kişi ölseydi.” diyor. Hemen arkasından Halk TV, olayları anlatan spiker “Ankara müthiş, İstanbul’da da keşke bunlar olsa.”diyor. (CHP sıralarından gürültüler)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – O haber yalanlandı.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, bu anlayıştan bir demokrasi arayışı çıkmaz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı konuşmalar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ya, böyle bir şey var mı?

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Paslaşın, paslaşın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Paslaşıyoruz, paslaşıyoruz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – İnadına paslaşacağız.

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.

Buyurun devam edin Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sayın Başkan, ben dışarıda bu mücadeleyi sürdüren o tertemiz gençlerin alnından, yüreğinden öpüyorum, o terlerini öpüyorum ama o insanların üzerinden siyaset devşirmeye çalışanları da kınıyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Geç yerine!

SIRRI SAKIK (Devamla) - Çifte standart uygulayanları…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Geç!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sen defol git! Ne istiyorsun? Irkçı milliyetçiler sizi. (CHP sıralarından gürültüler)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Oraya çıkıp yalan konuşuyor.

BAŞKAN – Lütfen…

SIRRI SAKIK (Devamla) – İşte, bu. Ben her tarafı… Hem oy vereceksiniz hem dışarıda polise bu yetkiyi vereceksiniz…

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Kim vermiş?

SIRRI SAKIK (Devamla) - …polis pervasızca saldıracak, gazı kullanacak, acımasızca insanları öldürecek, sonra gelip buradan “Polis kardeşlerimizin ruh hâli değişti.”…

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Hadi canım ya!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, biraz önce grup başkan vekiliniz dönüp ne diyordu? “Polis kardeşlerimizin ruh hâli değişti.” Kürtlere yaptığı zaman… (CHP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) – …polis kardeşlerimizin ruh hâli iyi ama diğer göstericilere gelince “Polis kardeşimizin ruh hâli değişti”…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Siz biat etmişsiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, BDP-AKP koalisyonunu dinlemek zorunda değiliz, lütfen buna bir el koyun.

BAŞKAN – Çok rica ederim Sayın Türkkan, lütfen, suhuletle bir müzakere yürütmeye çalışıyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Üst üste aynı gruba söz verilmez Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baluken, talebiniz nedir?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, şimdi, demin kürsüde Sayın İnce konuşurken, Türk Bayrağı’na hakaret edildiği gibi bir imada bulundu, onu grup adına düzeltmek için söz istiyorum.

BAŞKAN – Nasıl?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Demin Sayın İnce konuşmasını yaparken Sırrı Sakık’la ilgili bir bireysel sataşmada bulundu…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sırrı Sakık cevap verdi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – …bir de BDP Grubunun, bayrak düşmanlığı üzerinden söylemlerle bu olaya etkisini söyledi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Alakası yok, öyle bir şey demedim.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Tutanaklar gelsin Başkan.

BAŞKAN – “Bayrak düşmanıdır.” demedi tabii, öyle bir şey söylemedi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Öyle bir şey demedim. Tutanakları getirin.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutanakları inceleyelim o zaman.

BAŞKAN - Tutanaklara bakacağım.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Kürsüye çıkan hatipleri hiç sorgulamadınız Sayın Başkan, hep bizim hatipleri sorguluyorsunuz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben öyle bir şey demedim. Tutanaklara bakalım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutanaklara bakalım.

BAŞKAN – Bakalım. Söz vereceğim size. Tutanaklara bakalım, söz vereceğim.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi, siz ne istiyorsunuz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Sırrı Sakık iki kez kürsüye çıktı. İlkinde, 2007 yılının Haziran ayında Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda değişiklik yapan kanunu Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisinin birlikte ortak anlayışla çıkardığını söyledi. Sonra, Sayın Muharrem İnce kürsüye çıktı, tekrar söz aldı, tekrar aynı şeyi söyledi.

Söylemiş olduğu şey gerçeğe aykırıdır, o konuda bilgi vermek istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun, düzeltin lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, tutanakları gördükten sonra söz hakkı verebilirdiniz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

 

 

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada sükûnet içinde de her şeyi konuşabiliriz.

Sayın Sırrı Sakık, 2007 yılının Haziran ayında burada kabul edilen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda değişiklik yapan kanunun Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisinin birlikte çıkardığı bir kanun olduğunu söyleyerek CHP’nin şimdi şikâyete hakkı olmadığı anlamında bir değerlendirme yaptı. Bir kere, bu bilgi yanlış. Eğer emniyet teşkilatının ihtiyacı olan bir kanun var ise, emniyet teşkilatını daha iyiye taşıyacak bir kanun var ise burada iktidar partisiyle beraber hareket etmekten hiçbir şekilde çekinmeyiz; bunu ifade edeyim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - O zaman olduğu gibi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama, o bilgi yanlış. Şimdi, Sayın Sakık’ın kendi cümleleriyle ben o bilginin yanlışlığını söyleyeceğim. Sayın Sakık dedi ki: “Durum böyle: CHP, AKP beraber çıkardı ama CHP’den bir vicdan sahibi milletvekili bu kanunun Türkiye’yi otoriter rejime götürdüğünü söyledi.”

SIRRI SAKIK (Muş) – Ben tutanaktaki konuşmalarına değindim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet, Sayın Mehmet Nuri Saygun eski Tekirdağ Milletvekilimiz, o kanun üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmuş.

SIRRI SAKIK (Muş) – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet, grup adına bu görüşü ifade etmişiz ve o kanunu uygun bulmamışız, yani Türkiye’yi otoriter rejime götürecek olan düzenlemelerin bir parçası olarak görmüşüz ve Cumhuriyet Halk Partisi adına çıkan bütün konuşmacılar o yasayı eleştirmiş, olumsuz görüş ifade etmişler. Böyle olduğu hâlde bunu gerçeğe aykırı bir şekilde burada anlatmayı ben doğru bulmadım, Sayın Sakık’ın bu yaklaşımını doğru bulmadım.

İkincisi: Taksim Gezi Parkı’nda meydana gelen, daha sonra tüm Türkiye’yi etkisi altına alan olaylar herhangi bir şekilde bir gruba, bir siyasi partiye, bir siyasi anlayışa mal edilemez, edilirse o gençlere, o kitleye büyük bir haksızlık yapılmış olur. Liderliği olmayan bir harekettir, kurumsal örgütü olmayan bir harekettir, kendiliğinden başlayan bir harekettir. Bunu, Adalet ve Kalkınma Partisiyle Barış ve Demokrasi Partisinin birlikte yürüttüğü bir sürece karşı olarak değerlendirmek bile o gençlere haksızlık olur. Orada herkes vardı, bu süreci destekleyen kişiler de olabilir, desteklemeyen kişiler de olabilir, o hareketin merkez noktası bireyin hak ve özgürlükleriydi. Herkes “Benim hayatıma karışma. Benim özgürlüklerimi sınırlama, benim yaşam alanıma girme, hayatıma müdahale etme. Bu hayat benim.” diyordu Sayın Başbakana. Hareket noktası bu olan bir hareketi bu şekilde… Yani, oradan eğer çekilecekseniz başka bir şey bulmanız lazımdı ama o gerekçe samimi olmadı, doğru olmadı. Bu şekilde o hareketi küçümsemeyi, lekelemeyi doğru bulmuyorum, o gençlere haksızlık olarak görüyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Provokatörler diyarı!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olmaz ki yani, konuşması boyunca BDP’ye sataştı! Siz de Başkansınız yani!

BAŞKAN – Önerinin lehinde Mersin Milletvekili Mehmet Şandır.

Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

 

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

 

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şahsım ve grubum adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İnanınız ki üzülerek, dehşete kapılarak ibretle de Genel Kurulu seyrediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, biz bu yaşananlardan, yaşananların böyle algılanmasından milletimiz adına, ülkemizin geleceği adına çok büyük endişeler duyuyoruz.

Tabii, yayın saati kapandı. İki grup olarak, kendi haklarınızı kullanarak Milliyetçi Hareket Partisinin bu yaşanan olaylarla ilgili görüşlerinin halkımıza ulaştırılması bir şekilde engellenmiş oldu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bizimki de konuşmadı daha.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Onun için, suhuletle görüşlerimizi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, iyi günlerden geçmiyoruz, güzel şeyler olmuyor güzel ülkemizde. On yıllık bir iktidarın ulaşması gereken son nokta bu olmamalıydı. Gelinen nokta, hiçbir şekilde, birilerine havale edilecek, bazı mazeretlerin arkasına saklanarak ifade edilecek, birilerini suçlayarak izah edilecek bir hadise değil. Bugün eğer insanlar hiçbir ortak anlamda olmadan, yani bir siyasi partinin üyesi olmadan, bir derneğin üyesi olmadan, bir sendikanın üyesi olmadan sokaklara dökülerek bir sebepten dolayı isyan ediyorlar ve bunu sürekli hâle getiriyorlarsa durup düşünmek gerekir.

Ben bugün ısrarla izledim, “sonuçtan sorumlu olmak” erdemini acaba Sayın Hükûmet, Sayın Bakan gösterecek mi, göstermeyecek mi diye. Şahsını ilzam etmiyorum ama hâlâ suçlayarak, hâlâ meseleyi birilerine havale ederek izah etmek hiç kimseye bir şey getirmiyor. Biraz önce haber aldık, gene Kızılay Meydanı kaynıyor, Türkiye’nin birçok yeri kaynıyor.

Değerli arkadaşlar, 30 kişiyle başlamış bu -yazıldığına göre- yani polisin Taksim Gezi alanını bastığı saatlerde o alanda 30 kişi varmış. Polisin tavrına çok kısa bir süre sonra tepki gösterenlerin sayısı 300’e, sonra 1.500’e, sonra binlere ulaşmış. Bugün ne kadar olduğunu söylemek mümkün değil. Sayın Bakanın ifadesiyle, hemen, aynı günün sonunda yaptığı ifadeyle söylüyorum: “48 ilde sokaklar kaynıyor.” Bugün tüm Türkiye’de sokaklar kaynıyor. Bu insanlara “çapulcu” diyerek, bu insanlara “marjinal” diyerek meseleyi çözemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, burada söylenecek söz kalmadı. Şu öğleden bu yana, saat 15.00’ten bu yana ortaya konan tavırları da izledikten sonra söylenecek çok söz kalmadı. Olgu bir ayrı, algı fecaat.

Değerli arkadaşlar, nasıl çözeceksiniz bu sorunu? Bu sokakları nasıl durduracaksınız? Bugün dikkatlice izledim Sayın Bülent Arınç’ı. Bu konuşmayı ilk gün yapsa, bu konuşmayı ilk gün Sayın Başbakan yapsa veya bugün gelseniz buraya “Biz bir şeyleri yanlış yaptık, size üzüntü verdik ey halkım, ey milletim! On yılın sonrasında böyle bir sonucu hak etmemiştiniz. Size böyle bir ızdırabı yaşattığımız için üzgünüz, özür diliyoruz.” diyebilseydiniz inanıyorum ki bu tartışmalar da olmayacaktı değerli arkadaşlar. Ama hâl⠓İnadım inat.” diyorsunuz.

Bugün sözün bittiği yerdeyiz değerli milletvekilleri, sözün bittiği yerdeyiz. Artık, bunun üzerinden siyaset yapmak, birbirimizle akıl yarışına girmek hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Söz konusu olan, geleceğimiz; söz konusu olan milletimiz, söz konusu olan, vatanımız.

Bu olaylar, bu olayları ortaya koyan insanların o çok doğal tepkisine ben saygı duyuyorum, grubumuz olarak da saygı duyuyoruz. O insanlar, kendilerine ait sebeple “Bardak taşmıştır.” deyip sokağa çıkıyor; bir itiraz, bir tepki ortaya koyuyorlarsa buna saygı duyarak, sebebini sorgulayarak ve o sebepten kendimize düşen sorumluluğu belirleyip gereğini yaparak çıkabiliriz. Sorumlu siyaset anlayışı bu, sözün bittiği yerdeyiz.

Bizim, bugün Sayın Genel Başkanın sözlerinin sonunda söylediği şu sözlerini ben sözümün başında söylemek istiyorum. “Değerli arkadaşlar, başka Türkiye yok. Başka gidecek bir ülkemiz de yok. Bu sebeple yeterince kavgadan çekmiş, yeterince düşmanlıklar yaşamış ve yeterince kötülüklere muhatap kalmış Türk milletinin, yeni bir bataklığa saplanmasına, yeni bir felaketle karşılaşmasına hep birlikte engel olmak sorumluluğundayız. Birbirimize girerek, Allah muhafaza, Taksim’den Tahrir Meydanı çıkartmaya yönelerek Türk baharı için ayin yapan küresel mihrakların, yabancı istihbarat elemanlarının ekmeğine yağ sürerek hiçbir sonucu elde edemeyiz. Biz, bu aziz vatan coğrafyasında, tek millet hâlinde kalarak, bağımsızlığımızı koruyarak, demokrasimizi çalıştırarak, mevcut şartları daha iyi yaparak, ifade hürriyetine azami saygı ve riayet göstererek sorunlarımızı çözeriz bunu başarmak mecburiyetindeyiz.”

Sözün sonu bu, bu sözle mutabakatı sağlayarak burada bulunmak mecburiyetindeyiz ama sokaktaki yangını durdurmak değil, o yangını körüklemek ve o yangını başka projelerin zemini hâline getirmek, o başka projelere katkı vermesini temin etmek niyeti, değerli arkadaşlarım, bu millete ve bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

Bakın, siyaset adamı, devlet adamı, geleceği öngörmek mecburiyetinde, bu Hükûmetin aczi bu. Burnunun ucunu göremiyor. Bu günleri dünden sezmek mecburiyetindeydi. Öyle hadiseler yaşadık ki yani Sayın Başbakanın son birkaç aydır söylediği sözlerin, burada çıkartılan kanunların böyle bir sonucu çıkartabileceğini öngöremeyen bir siyaset anlayışı bu ülkeyi nasıl yönetecek? Ben ondan daha kötü, ondan daha sıkıntılı bir ihtimalden bahsediyorum.

Değerli arkadaşlar, bölgemiz kaynıyor, Orta Doğu bölgesi kaynıyor, hudutlarımızın hemen kenarında yangın var. Bu coğrafya yeniden tanzim edilmek için uğraşılıyor ve etnik temelde ayrışmaya dayalı bir siyasi yapı kurulması için müzakereler yapılıyor. Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleştirilemeyen Kürt devleti kurulmaya çalışılıyor. Bugünleri anlamak için geçmişte bugünlerin iz düşümüne iyi bakmanız lazım. İçinizde çok aydın düşünen, bilen insanlar olduğunu biliyorum, bilgilerine, duygularına hitaben söylüyorum. Mora İsyanı’nı iyi bir inceleyiniz, Yunanistan devletini, Yunan İsyanı’nı iyi bir inceleyiniz, o devlet nasıl kuruldu bir görünüz.

Şimdi kendi iç sorunlarımızı tahrik ederek Türkiye'nin etnik temelde ayrışıp parçalanmasını projelendirenlere çok doğal tepkilerden hareketle bir sosyal zemin hazırlandığının farkında mısınız? Yani Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkeleri bu olaylar çıkar çıkmaz, anında niye kınadı, niye bu konularla ilgili görüş bildirdi, bunları düşünüyor musunuz? İnceleyiniz, eğer ABD veya küresel güçler, Avrupa Birliği ülkeleri bir olay hakkında hemen görüş ifade ediyorlarsa biliniz ki o olayların arkasında onlar vardır. Niye, değerli arkadaşlar?

Dolayısıyla, ben tekrar söylüyorum: 1821 Mora İsyanı’nı ve ondan sonra kurulan Yunanistan devletinin nasıl kurulduğunu incelemenizi istiyorum. Bu çıkan olaylardan sonra bu bölücülüğü siyasallaştırıp, bu siyasallaşmanın üzerine bir Kürt devleti kurma projesine güç vermek isteyen odaklara karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi gereken duyarlılığı göstermek mecburiyetindedir, gereken sorumluluğu göstermek mecburiyetindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Burada birbirimizi hırpalayarak sorumluluğumuzdan kurtulamayız. Türkiye’nin geleceğinden hep beraber sorumluyuz. Bunun idrakinde olmak mecburiyetindeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz bu üslupların dışında, bu tartışmaların dışında, milletimizin geleceği açısından endişe duyarak sizleri izliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, demin sataşmadan dolayı söz istemiştim.

BAŞKAN – Tamam, buyurunuz Sayın Baluken.

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

 

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Burada bağırarak çağırarak fikirleri empoze etmenin mümkün olmadığını tekrar söyleyeyim ben.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda AK PARTİ’yi yeterince eleştirmediğimizi söyledi ama tabii, gündemi takip etmedikleri için böyle bir şey söylüyorlar. Biz başından beri bu sol, demokrat, devrimci, sosyalist, çevreci hareketin Gezi Parkı’ndaki ekolojik talana karşı başlatmış oldukları ve daha sonra daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakları, daha fazla özgürlükler ve daha fazla barış istedikleri eylemi desteklediğimizi ve bu eylemin yanında olduğumuzu defalarca dile getirdik. Gündemi takip etmiyorsanız bu konuda size söyleyeceğimiz bir şey yok. Bu konuda, daha demin ben konuşma yaparken Sayın Başbakanın meydan okuyan tavrının ve bunu talimat olarak algılayan polisin sokak ortasında uygulamış olduğu işkencenin ve şiddetin bugünkü yangının asıl sebebi olduğunu söyledim. Önerilerde bulunurken de ilk önce AK PARTİ Hükûmetinin hükûmet olarak tüm halkımızdan özür dilemesi gerektiğini, sorumlular hakkında yasal işlem yapması gerektiğini söyledim.

Şimdi, burada, tabii, Sayın Sırrı Sakık konuşması sırasında şunu ifade etti. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi buraya gelen her yasal düzenlemede önce imza atıp beş ay sonra, beş yıl sonra, üç yıl sonra o imzasının sonucu üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor. Bakın, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin görüşleri burada, onları söyleyeceğim. Terörle Mücadele Kanunu’nda Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı ortada. Özel yetkili mahkemelerin kurulmasında Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı ortada. Roboski’yi yaratan sınır ötesi operasyonda kalkan parmaklarınızı hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, üç yıl önce imza atıp üç yıl sonra buraya gelip siyaset yaparsanız karşınızda bizi bulursunuz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Söz istiyorum…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Birleşin, iktidar ortağı olun.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Bakın, Polis Vazife Salahiyetleri Kanunu hakkında CHP’li Feridun Ayvazoğlu şunu diyor: “Biz teklifi CHP olarak saygıyla karşılıyoruz.” Bunun gerekli olduğunu düşündüklerini belirtiyor. Yalnız, bunun Ulus’taki bir saldırıdan hemen sonra apar topar geliştirilmesini eleştiriyor ve bunun 7-8 maddelik bir değişiklikle yeterli olmayacağını ifade ediyor. Polisin elini güçlendirmek için getirilen bu tekliflere destek vermenin de siyaseten kendi anlayışları olduğunu söylüyor.

Yine, o dönem, Mehmet Küçükaşık da Hükûmetin “Benim tasarım.” diye buraya getirmediği için yapmış olduğu eleştiriyi de şöyle söylüyor: Polise, güvenlik güçlerine yetki verme noktasında Hükûmetin yeterince net olmadığını ve Hükûmeti netliğe davet eden konuşmaları var.

Yani, o dönemde CHP tıpkı bugünkü gibi birkaç parçalı bir duruş gösteriyor. Bazı milletvekilleri kanun lehine konuşma yapıyorlar, bazıları aleyhinde konuşma yapıyorlar ama gerçek şu ki polise sınırsız yetki veren, yargıya sınırsız yetki veren ve dolayısıyla bugünkü antidemokratik bütün uygulamaların altında tıpkı AK PARTİ’nin olduğu gibi CHP’nin de imzası vardır. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Baluken.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yine aynı konuya döndük. (BDP ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir dakika, lütfen sessiz olunuz, duyamıyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Birleşin…Birleşin…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – 2007’de evet dediğin için gocunuyorsun!

BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen… Duyamıyorum sayın grup başkan vekilini.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İzin verir misiniz arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Baluken, yine, 2007 yılındaki Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’na ilişkin olarak Cumhuriyet Halk Partisinin tutumunu yanlış aksettirdi.

Söz istiyorum efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, tutanaklardan söyledi. Neyi yanlış aksettirmiş?

BAŞKAN – Şimdi…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tutanakları çıkaralım…

BAŞKAN – Şimdi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutanakları okumuş, neyi aksettirmiş?

BAŞKAN – Sayın Zozani, biraz sakin olur musunuz lütfen, bir sorunun netleşmesine gayret gösteriyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir şey…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Tutanakları isteyin, bir sataşma varsa Sayın Başkan söz hakkı verirsiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, biraz önce Sayın Sırrı Sakık dedi ki: Tekirdağ milletvekili…

ADİL ZOZANI (Hakkâri) – Tutanakları getirtin sataşma varsa…

BAŞKAN –  Sayın Zozani, lütfen…

İZZET ÇETİN (Ankara) – İftira atıyorlar.

İDRİS  BALUKEN (Bingöl) – Ne iftirası? İşte, burada bak…  Ne iftirası? Feridun Ayvazoğlu kimin milletvekili, BDP milletvekili mi?

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, şimdi, Barış ve Demokrasi Partisinin sözcüleri…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerçeğe aykırı söylüyorlar efendim.

BAŞKAN –   2007’de çıkan Yasa’ya Cumhuriyet Halk Partisinin destek ve oy verdiğini söylüyorlar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, ben aksini söylüyorum.

BAŞKAN –  Siz de diyorsunuz ki: “Buna biz destek ve oy vermedik.” Bunu, defaatle, birkaç kere dile getirdiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet efendim.

BAŞKAN –  Şimdi, biz, müsaade ederseniz, bunun tutanaklarına bakalım da öyle karar verelim arzu ederseniz ya da bildirelim çünkü siz aynı şeyi söylüyorsunuz…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –  Sayın Başkan, şimdi bakın…

BAŞKAN – Farklı bir şey söylüyorsunuz ve devamlı aynı şeyi tartışıyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim o zaman izninizle şu cümlemi tamamlayayım.

İZZET ÇETİN (Ankara) – İftira ediyorlar Sayın Başkan burada izah…

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor Sayın Çetin, bir dakika…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce, Sayın Sırrı Sakık çıktı dedi ki: “Cumhuriyet Halk Partisi bu yasaya destek verdi ama aralarında vicdanlı bir milletvekili var, Mehmet Nuri Saygun ‘Ya, bu yasa Türkiye’yi otoriter rejime götürüyor.’ diyerek gerçeği vurgulamış.” dedi.

BAŞKAN –  Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, bu olmadı yani pantolon olmadı gömlek verelim gibi bir anlayışla “Efendim, Feridun Ayvazoğlu şöyle demiş.” diyor.

Şimdi, Mehmet Nuri Saygun, o tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşuyor, ayrıca on dakikalık şahıs adına olan konuşmayı da alarak toplam otuz dakikalık bir konuşma yapıyor, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşünü açıklıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşünü, tasarı veya teklifin tümü üzerinde konuşan milletvekilleri ortaya koyar.

BAŞKAN –  Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu görüş olumsuz olduğu hâlde ve Sayın Sırrı Sakık’ın yaptığı açıklama kendi cümlesiyle çürüdüğü hâlde, şimdi bir başka konuşmayı örnek alarak “Cumhuriyet Halk Partisi buna destek vermiştir.” demeyi, doğrusu ben siyasi samimiyetle bağdaştıramıyorum. O nedenle söz istiyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, aslında, sadece tutanaklar değil, o dönemin medyasını araştırın, bir bütün olarak AKP ve CHP’nin ortak bir önerisi olarak çıktığını, medyada onlarca köşe yazarının bu konuyu eleştirdiğini kendileri de bilir. Siz doğru bir tespit yaptınız. Tutanakları getirin, bakın, nasıl bir oylama yapıldığını kendileri de görsün.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, Sayın Başkan, hayır, bir saniye, bakın…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bunun sonunu alamayız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şunu tamamlayalım…

BAŞKAN – Böylece bunlar tutanaklara geçmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir saniye, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz diyorsunuz ki: “Böyle değil.”, Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Grup Başkan Vekili de diyor ki: “Biz bu yasaya karşı çıktık.” Özeti budur. Bu konuyu…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir konu daha var Sayın Başkan: Özel yetkili mahkemelerle ilgili olarak, yine, Cumhuriyet Halk Partisi Gurubunun tutumunu Sayın Baluken yanlış aksettirdi, tamamen tersidir efendim.

Söz istiyorum.

BAŞKAN – Peki, bu konuda, özel yetkili mahkemeler konusunda söz vereceğim ve bu konuyu kapatacağım sayın milletvekilleri. Lütfen bu konuya tekrar dönmemenizi istirham edeceğim.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

 

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayaktayken de açıklamaya çalıştım ama sesim arkalara gitmemiş olabilir, onu bir daha tekrarlayacağım.

2007 Haziranında Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı görüşülürken Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini Tekirdağ Milletvekili Sayın Mehmet Nuri Saygun açıklamıştır. Yirmi dakikalık konuşmasına on dakikalık şahıs konuşmasını da ilave ederek toplam otuz dakikalık bir konuşma yapmıştır ve bu yasanın Türkiye’yi otoriter rejime taşıyacağını, o yolda atılmış olan bir adım olduğunu ifade etmiştir. Sayın Sırrı Sakık’ın konuşması kendiliğinden çürümüştür.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sizin görüşünüz, yani siz çürüdüğünü düşünüyorsunuz. Şimdi biz burada konuşuyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) –  Şimdi, Sayın Baluken çıkıyor, bir başka konuşmacının konuşmasını alıyor.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Maşallah, üç parti gibi konuşuyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Asıl bağlamından da onu kopararak bir başka şey söylüyor. Tasarının tümü üzerindeki görüşü grup adına konuşan Sayın Saygun ifade etmiştir.

Bir şeyi daha Sayın Baluken yanlış söyledi, doğru söylemedi. Ceza Muhakemesi Kanunu 250, 251 ve 252’nci maddelerinde düzenlenen özel yetkili mahkemelerle ilgili olarak o dönem bizim Malatya Milletvekilimiz Sayın Muharrem Kılıç bu kürsüde geldi konuşma yaptı. Tutanaklarda vardır, Sayın Baluken’e o tutanaklara bakmasını tavsiye ediyorum. O mahkemelere karşı çıkışımızı çok açık bir şekilde Sayın Muharrem Kılıç tutanaklara geçirmiştir. Tutanaklarda olan bir şeyin hilafına benim burada konuşmam mümkün değil ama tutanaklarda olan bir şeyin hilafına konuşan arkadaşlarımız var Barış ve Demokrasi Partisinde. Onu da kendilerinin, Genel Kurulun takdirine sunuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bu konunun kapandığını düşünüyorum.

Lütfen…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, sadece tutanaklara geçmesi açısından bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

 

 

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Şimdi, ben burada konuşma yaparken de Cumhuriyet Halk Partisinin tıpkı bugünkü gibi birkaç parçalı görüntü veren konuşmalar yaptığını zaten söyledim.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ne görüntüsü ya, ne görüntüsü kardeşim?

BAŞKAN – Lütfen dinleyiniz.

Sayın Toptaş, lütfen…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, biz dinledik. Tutanaklara geçmesi için bir şey ifade edeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Grup Başkan Vekiliyim…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ne görüntüsü ya?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – …ve orada bana yönelik bazı şeyler söylendi. Bunu söylemem gerekiyor.

Şimdi, dört yıl önce… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sessiz olunuz. 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bakın, şöyle bir örnek vereyim size: Dört yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Uzlaşma Komisyonundaki görüşlerini siz tutanaklardan açıp baktığınız zaman, her bir üye konuştuğu zaman ayrı bir görüşün orada dile getirildiğini görmüş olursunuz ama neticede Cumhuriyet Halk Partisinin tavrıyla ilgili durum Meclisin hem tutanaklarında hem de kamuoyundaki vicdanında son  derece nettir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bugün Anayasa Uzlaşma Komisyonundaki parçalı duruş neyse, fikir ayrılığı neyse o gün de o durum vardı.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Baluken, bu konu…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir cümle efendim…

Şimdi, Sayın Mehmet Nuri Saygun’un konuşmasını konuştuk, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki özel yetkili mahkemeleri konuştuk.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Feridun Ayvazoğlu’nu da konuştuk. Feridun Ayvazoğlu, Mehmet Küçükaşık…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi Sayın Baluken başka bir alana geçiyor. Onlar olmadı, Anayasa Uzlaşma Komisyonu…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, bunlar kimin milletvekili, BDP’nin mi milletvekili, Sayın Hamzaçebi?

BAŞKAN – Şimdi, Sayın milletvekilleri, o dönem yapılmış bütün konuşmaları tek tek burada dile getirecek değiliz. Görüşleriniz zabıtlara geçti, tutanaklara geçti.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Herkesin yeterince aydınlandığını umuyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, şimdi, bakın…

BAŞKAN – Sayın Öztürk, siz…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Grup Başkan Vekili dedi ki: “Gündeme hâkim değiller, ilgilenmiyorlar.” Mesela, Terörle Mücadele Kanunu’yla da ilgili konuştu, özel yetkililerle de ilgili konuştu. Ben onunla ilgili söz almak istiyorum.

Bizim önergemiz Adalet Komisyonunda…

BAŞKAN - Sayın Öztürk, bu konuda Sayın Hamzaçebi Grup Başkan Vekili olarak gerekli açıklamaları yaptı.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ama ben milletvekiliyim efendim.

BAŞKAN - Bu konuyu izniniz olursa, lütfen, müsaade ederseniz kapatıyorum. Yeterince aydınlandığımız kanısındayım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, ben CHP’nin milletvekiliyim.

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekili net bir şekilde açıklamıştır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, ben CHP’nin milletvekiliyim. Bizi gündemi izlememekle suçladı. Böyle bir şey olabilir mi? Ben o Komisyonun üyesiyim, daha ne yapacak yani hakaret etmeyip de, sataşmayıp da?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ben o Komisyonun üyesiyim, özel yetkili mahkemeler, terörle mücadele… Dedikleri doğru değil. Ben söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Öztürk, bu yasaya karşı çıkıldığını Sayın Hamzaçebi çok net bir şekilde dile getirdi. Lütfen…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Terörle Mücadele Kanunu’nda da dedikleri doğru değil.

BAŞKAN – Onu da dile getirdi Sayın Hamzaçebi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Önerge verdik, kaldırılsın diye de önerge verdik, ilk imza atıldığında da karşı çıkmıştık, haberi yok grup başkan vekilinin.

BAŞKAN – Hepsini dile getirdi. Sizin de bu söyledikleriniz tutanaklara geçti. Lütfen, müsaade ediniz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Senin haberin yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kimin haberi yok?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Senin haberin yok, senin dünyadan haberin yok. Ayıp!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sana ayıp!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ayıp senin yaptığın! Ayıp senin yaptığın!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yakışmıyor sana!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sana yakışmıyor!

BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhine İstanbul Milletvekili Erol Kaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gelip önergeye destek verseydiniz ya Komisyonda? Niye vermediniz?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hangi önergeye destek vermedik?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – AKP ile iş birliği yaptınız. Komisyonda AKP’yle iş birliği yaptınız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hepsinin altında imzanız var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Lütfen…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama farklı bir konu, siz bakmıyorsunuz ki bize!

Buyurunuz Sayın Kaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

EROL KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sesinizi çıkartmadınız!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Parmak sallama! İstersen gel dışarıda parmak salla!

EROL KAYA (Devamla) - Öncelikle, yarın Dünya Çevre Günü ve çevreyle ilgili bir tartışma yapıyoruz, Dünya Çevre Günü’nüzü kutluyorum. Aynı zamanda, yarın akşam Miraç Kandili Miraç Kandili’nizi de tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Tehdit mi ediyorsun?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sen tehdit ediyorsun! (CHP ve BDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sâkin olunuz, lütfen.

Lütfen, konuşmacıyı dinleyelim. Lütfen, sayın milletvekilleri, sükûnete davet ediyorum.

Lütfen… Lütfen, sakin olunuz.

Buyurunuz Sayın Kaya.

EROL KAYA (Devamla) – Süreyi düzeltebilir miyiz Sayın Başkan?

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nüzü ve aynı zamanda, yarın akşam idrak edeceğimiz Miraç Kandili’nizi tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Taksim olaylarıyla ilgili bir sürü sıkıntı yaşadık ve bu sıkıntıların başında birçok vatandaşımızın mağdur olduğunu… Vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Müsaade ederseniz, konuşmamda da bir şeyin altını çizmek istiyorum, o da şudur: Dünya Çevre Günü’nde çevreden yola çıkarak yaşanılan bir sıkıntıyı konuşuyoruz. Biz, yaşanılan olaylarla ilgili doğru bir bilgilendirme yapılamadığı zaman, istismarcılara fırsat verildiği zaman çevrenin siyasal amaçlarla kullanılmasının bedelinin bu ülkeye ve bu millete nasıl fatura edileceğini hep birlikte yaşadık.

Değerli arkadaşlarım, ben, sizlere bir şeyi daha belirtmek istiyorum. Bugün, Dünya Çevre Günü’yle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Çevre Komisyonu ve bakanlıklarla beraber Şeref Salonu’nda bir sergi açtık. Hiç olmazsa çevreyle ilgili gençlerimizin, çocuklarımızın, öğrencilerimizin ve Hükûmetin yaptığı çalışmaları, sergiyi gezerek görmenizi sizlere tavsiye ediyorum.

Konuşmamda hem Taksim’le ilgili hem de çevreyle ilgili birlikte değerlendirme yapmak istiyorum. Eğer çevreyi konuşacaksak ve sağduyuyla hareket edeceksek sanırım ikisini birlikte yapmakta fayda var.

Değerli arkadaşlar, şehirler meydanlarıyla bilinir, şehir meydanlarıyla anılır ve meydanlarıyla yükselirler. Bir dünya kenti olan İstanbul’da meydandan bahsetmek mümkün olmadığı için, seçimler öncesinde, 2011 öncesinde bir meydan düzenlemesinden, Taksim düzenlemesinden bahsedildi.

ÖZDAL ÜÇER (Van) - O yüzden mi halkla meydan muharebesi yapıyorsunuz.

EROL KAYA (Devamla) – Ve bu düzenlemeyle ilgili 2011 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisindeki AK PARTİ’li, Cumhuriyet Halk Partili, MHP’li, Saadet Partili ve bağımsız belediye meclis üyelerimiz hep birlikte, oy birliğiyle kendi şehirlerinde yapılacak olan bir projeyi görerek ve bununla ilgili karar verdiler. Belki birçoğunuz Beyoğlu’nu, belki birçoğumuz Taksim’in sokaklarını bilmeyiz ama o meclis üyeleri yerel bir meclisin aldığı bir kararın gereğini yaparak beğendikleri, onayladıkları, bir projeyi hayata geçirdiler. Bu proje ihale edildi ve yapılmaya başlandı. Peki, Taksim’de ne oluyor? Bu teknik bilgileri vermekte fayda var.

Değerli arkadaşlar, şu anda, Taksim’de yayaların kullandığı alan 54 bin metrekaredir, bu 100 bin metrekareye çıkarılıyor. Alanda toplam 563 ağaç mevcuttur, bunun 12 tanesi naklediliyor ve alanda toplam 600 ağaç olacak. Yine, trafiğin yer altına alınması söz konusu. Özellikle, her sabah saat 07.30 ile 08.30 arası Taksim’den geçen toplam araç sayısı bir saatte 8.500 ve bunlar bu alanı bir saatte katediyorlar.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Bunlara gerek var mı? Hiç gerek yok.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Var tabii.

EROL KAYA (Devamla) – Bu alanda, trafik yer altına alınarak bu süreç yarım saate indiriliyor. Alanın gelgeç alanı, zorlukla yürünen bir alan olması yerine durulan, dinlenilen, keyif alınan bir mekâna dönüştürülmesiyle ilgili bir düzenleme söz konusu ve -Talimhane ile Taksim- bir bütünlük sağlanacak.

Ayrıca, 2011’de yapılan bu proje hem sosyal medyada hem İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İnternet sitesinde sadece İstanbullularla ilgili değil, hem Türkiye'yle ve hem dünyayla paylaşıldı ve hepimiz İnternet’e girdiğimizde bunları görmemiz mümkün.

Peki, Taksim’de ne yapılıyor?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AVM yapılıyor!

EROL KAYA (Devamla) – Taksim’de yapılan proje çalışması iki etaptır; birinci etabını düzenlemesinin şu anda yüzde 70’i bitmiş ve temmuz ayında açılacak. Kıyamet koparılmasının sebebine baktığımızda, olayların sebebinin, Divan Oteli’nin hemen karşısındaki Gezi Parkı’nın beton duvarının sökülmesi, bir duvarın 2 metre öteye alınması. Burada yaya kaldırımını genişletmek için 12 ağaç söküldü ve bir başka yere ağaç sökme makineleriyle nakledildi. Geri kalan ağaçlarımızla ilgili ise bunlar sökülürken kıyamet koptu.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ya, sen bırak projeyi, üç kişi niye öldü?

EROL KAYA (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, Dünya Çevre Günü arifesinde çevre duyarlılığı içinde şehre sahip çıkmak adına, katılımcı bir yapı noktasında hassasiyet gösteren hem STK’larımıza hem vatandaşlarımıza -iyi niyetli vatandaşlarımıza- özellikle teşekkür etmek istiyorum. İstanbul’da bir proje yapılıyor ve bu projeye katılmak noktasında insanlarımızın bir iradesi var. Buna saygı göstermek gerekiyor.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Kime sordunuz?

EROL KAYA (Devamla) – Ve bir şeyi daha hatırlatayım: Birleşmiş Milletler tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü 2013 teması “düşününüz, yiyiniz ve koruyunuz” noktasında tema olarak seçilmiş durumda.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Belediye Başkanınız özür diledi.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Kim destekledi?

EROL KAYA (Devamla) – Aslında, çevreye bakışımızı, çevreyi sahiplenişimizi, bence paradigma değişimini bir defa daha gözden geçirmekte fayda var.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar “çevre” dediğinizde aklımıza iki şey geliyor: Birisi mevzuatla ilgili düzenlemeler, ikincisi uygulamayla ilgili düzenlemeler. Oysa, bunun bir başka boyutu da var, o da ahlakla ilgili düzenlemelerdir.

Hükûmetimizin uygulamayla ilgili düzenlemelerine baktığımızda, gerek Avrupa Birliği çevre faslı kapsamındaki düzenlemelere gerekse su, toprak ve hava kalitesinin artırılmasıyla ilgili yaptığı düzenlemelere baktığımızda, fevkalade önemli icraatlar yapıldığına hepimiz şahidiz ve hepimiz, bunu teneffüs ediyoruz ve yaşıyoruz. Ama, dikkate alınması gereken bir başka unsur ise ahlak boyutudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm kadim inançlarda insan ve tabiat ilişkisine dair geniş bilgiler ve ayrıntılı düzenlemeler bulunmaktadır. Kutsallık zırhından arındırılan tabiatın, ağacından hayvanına kadar tüm varlığıyla her türlü tehdide ve tehlikeye açık hâle geldiğini görüyoruz. Kendi manevi varlığını kaybeden bir insanlığın, tabiatın kutsallığına saygı duymasını beklememiz mümkün değildir ve mümkün olmadığını da görüyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) -  Tabiata değer vermediğinizi gördük zaten.

EROL KAYA (Devamla) – İnsanın çevreyle ilişkisini sürdürülebilir bir temele oturtacak olan bu ilişkinin ahlaki bir zeminde kurulmuş olmasıdır.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Konunun özüne bir gelseniz.

EROL KAYA (Devamla) – Unutmamalıyız ki ahlaken kötü sayılan her davranış çevreye de zararlıdır, çevrenin de düşmanıdır. Ahlaken iyi kabul edilen, tavsiye edilen her davranış da çevreye uygundur ve çevrenin korunmasına hizmet eder.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın verdiği önergeye baktığımızda, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılamadığı, yaşam hakkına kadar uzanan ihlallerin yaşandığı, hak arama özgürlüğünün bastırıldığı ve halkın doğru bilgilendirilme hakkının yok edildiğinden bahsedilmektedir.

Değerli arkadaşlar ve kıymetli milletvekilleri; Gezi Parkı’nda 5 ağacın yerinden taşınmasıyla başlayan eylemler çevreci bir duruştan öte, provokatif odakların nemalandığı bir boyuta dönüşmüştür.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Sorun 5 ağaç değil Sayın Başkan, sorun yaşam alanın yok edilmesi. 

EROL KAYA (Devamla) – 280 iş yeri tahrip edilmiştir, 310 araç yakılmıştır, 11 AK PARTİ ilçe binası yakılmış, 6 kamu binası zarar görmüştür.

Ben size bir hatırayı nakletmek istiyorum: Bugün Bingöl Milletvekilimiz Eşref Taş ile beraber Çevre Komisyonu etkinliğindeydek, bir hatırasını nakletti. Değerli arkadaşlar, dün Kızılay Meydanı’nda genç kardeşlerimiz bir eylemden döndükten sonra kafeteryada, Eşref Bey’in de oturduğu bir ortamda şunu söylüyorlar “Arkadaşlar, biz iş yerlerinin camlarını niye kırıyoruz ki bunun sebebi ne?” Sahi, bu iş yerlerinin, araçların yakılmasının, yıkılmasının tahrip edilmesinin sebebi ne?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – İçişleri Bakanına soracaksın.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Kendinize sordunuz mu?

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Size sormak lazım, size.

EROL KAYA (Devamla) – Çevrecilik adına mı bu yapılıyor, siyaset adına mı yapılıyor? Kim vesile oldu? Kim nemalanmak istiyor?

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Önergeye gel. Önergeyle ilgili konuşmadın ki.

EROL KAYA (Devamla) – Eğer çevrecilik adına yapılıyorsa sizlere şunu hatırlatmak isterim: Koç Üniversitesine tahsis ettiğimiz alanda 34 bin ağaç kesildi, Doğu ve Güneydoğu’da güvenlik adına bütün ormanlar yakıldı, neredeydi çevrecilerimiz? Kimse kusura bakmasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Burada bir şeyin altını bir kez daha çizmek istiyorum, o da şudur… (CHP sıralarından gürültüler)

EMİNE ÜLKER TARHAH (Ankara) – Çevrecinin fotoğrafı, bak! Gözünü çıkarmışlar, bak fotoğrafa!

EROL KAYA (Devamla) – Lütfen… Ama, lütfen… İyi niyetle çevre hassasiyetini dile getiren vatandaşlarıma teşekkürlerimi ve saygılarımı ifade ediyor, halkımızı sağduyuya davet ediyorum ve provokasyonlara gelmemesini temenni ediyorum.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Başbakanı da sağduyuya davet et!

EROL KAYA (Devamla) – Hepimizin buradan çıkaracağı çok fazla ders olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Kıymetli milletvekilleri, inançtan, ahlaktan, hukuktan beslenmeyen bir çevreciliğin hem gerçekçi hem de sürdürülebilir olmadığını ifade etmek istiyorum. Gezi Parkı olaylarının çevrecilikle alakası olmadığını…

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – “Çevreyle alakası olmayan!”

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Allah, Allah!

EROL KAYA (Devamla) – …eylemlerin bir merkezden planlandığını…

Bakınız arkadaşlar, bunların hepsinin, aynı anda hem Türkiye'de hem de Avrupa’da, saatleri belli, yerleri belli, bir merkezden planlandığını görmek zorundayız.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ayıp ayıp ya!

EROL KAYA (Devamla) – Çevrecilik istismar edilerek birtakım kesimlere siyasal amaçlar uğruna önüne gelen her şeyi yakıp yıkan ve bir felaket ortamını ortaya koyan bu anlayışa “dur” demek gerekmektedir.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Önergeden bahsetmeyecek misin hiç?

EROL KAYA (Devamla) - Buna rağmen, ısrarla ve inatla hâlâ konuyu bir çevre duyarlılığı olarak sunanları hayretle izlemekteyim. Lütfen, kimse masum insanları ve masum ağaçları siyasal emellerine alet etmesin, yazıktır, günahtır.

Bu düşüncelerle önergenin aleyhinde olduğumu belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bize söyleme, git halka söyle!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaya.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Keşke ölen çocuklardan da bahsetseydiniz biraz!

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın hatip Genel Kurulu yanlış bilgilendirdi. Bir bölge vekili olarak ve bu direnişin başından sonuna içinde olan birisi olarak düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Önder.

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, kıymetli arkadaşlar; önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Olan biten ancak bu kadar yanlış anlaşılabilir ya da yanlış aksettirilebilir; önce bu.

Şimdi, olayın ilk başladığı saate, hatta daha öncesine gidelim. Bunun örgütlenmesinden beri sürecin içinde olan, bu itirazın da her aşamasında içinde olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum ve bütün siyasal mülahazalardan başka, sadece bilgilendireceğim ama önce, üzerime farz olan birkaç teşekkürü bildirmek istiyorum.

CHP’li milletvekili arkadaşlarımızdan orada olan, sürece destek veren ve hastaneye gelip beni ziyaret eden “geçmiş olsun” diyen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar) AK PARTİ’den bir grup başkan vekili hariç hiç kimse aramadı, teessüf bile etmiyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Böyle koalisyon olur mu kardeşim?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Şimdi, orada, karıncanın ağzı yok, dili yok. Ağacın hakkını korumanın siyasal bir yönü varsa bunu da kabul ederiz, evet, onu da savunduk orada. Fakat, böyle yapmazsanız da gayretullaha dokunur. Orada olan ne? Orada olan büyük bir derbederlik; Başbakandan zılgıt yememek için, Başbakandan zılgıt yememek için sütre gerisine atıp bir sürü tezvirat üretmek.

Olanı ben size anlatayım, ilk defa dinleyeceksiniz, lütfen, o da şu: Adı Yayalaştırma Projesi ya buranın. Böyle derbeder bir proje yapılmış, il koruma kuruluna o projeyi onaylatmışsınız, il koruma kurulu da otomatik dercetmiş, demiş ki: “Eğer yetişkin ağaç varsa Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan karar almanız gerekiyor ve bir uzmanın orada bulunması gerekiyor.” Peki, buraya kadar tamam. İstediğiniz izni almışsınız fakat derbederlik, fiiliyata döküldüğünde ortaya çıkmış. Ne olmuş? Yayalaştırma alanı olarak yapılan yerde bakmışsınız ki yayaya yürüyecek tretuvar yok, kaldırım yok. Bunun üzerine o “Paşa gönlüm bilir” kriteri devreye girmiş, demişler ki: “Bu Gezi Parkı’ndan 8 metre, uzunluğu da 80 metre, burayı alırız hemen bir oldubittiye getiririz, kaldırım işini de çözmüş oluruz.” Olan biten bu. Beni tekzip edecek her belgeden, bilgiden özür dilerim. Aha buradayım, getirin, deyin ki böyle olmamış.

Şimdi, bunu Başbakana anlatmamak için çünkü soracak “Nasıl kaldırımı unuttunuz? Adı Yayalaştırma Projesi, içinde kaldırım yok!” Bu zılgıtı yememek için -bu Sayın Vekilin elindeki gibi- dış mihraklar, iç mihraklar bir yerde planlanmış. Evet, ben planladım, onları planlayanların içinde ben de varım. Saatini, yerini, direnişi, katılımcıları, hepsini ben yaptım!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika daha… İlk defa söylüyorum…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Önemli bir konu Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Hadise şu, birinci vebal bu, ben oraya gidip kepçenin önüne durduğumda şu basit soruyu sordum Çevik Kuvvet Şube Müdürüne. İçinizde belediye başkanlığı yapmış çok kıymetli arkadaşlar var; “Bunun ruhsatı var mı? Getirin, uzaktan gösterin, çekileceğim.” Firma temsilcisine gittiler, firma temsilcisi arkasını döndü, gitti.

İki: Peki, Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan uzman var mı? Yok.

Üç: Sayın eski belediye başkanımız yanılıyor, o ağaç nereye nakledilmiş? Rızayı Allah için hele bir gelin gösterin bana. “8 taneyi söktük, şuraya diktik…” Bunu bir gösterin.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Çağlayan Parkı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Naklen anlatmıyorum, gözümün önünde kepçe vurup vurup devirdi.

Dördüncü vebal: Sayıyı şaşırırsam kusura bakmayın. Bunu taşerona vermiş misiniz? Vermişsiniz. Bu, hak ediş yapıp belediyeden bu fakir fukaranın parasını alacak mı? Alacak. Orada belediyenin kamyonu nasıl hafriyat çeker? Zabıtanın kamyonu nasıl hafriyat çeker? Bunun yarın öbür gün rûzimahşerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – …hesabını kim verir? Kim verebilir? O kepçeye Türk Bayrağı asmakla bu vebalden kurtulunur mu?

En son densizlik: Özel şirketin elemanlarına gözümüzün önünde zabıta yeleği giydirip milletvekili tartaklamak. Bu kimsenin haddi değil, kimsenin de yanına kalmaz.

Gelelim çözüme. Bu iş oldu: Her şer bir hayra gelir. Bu memleketteki demokratik farkındalığı yükselttiniz.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Başkanım, iki dakika süre verin, konuşsun ya.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bir şey olmaz. Ne olacak? Yani ben bir bilgi paylaşıyorum. “Yalan” diyenden, “yanlış” diyenden özür dilerim.

BAŞKAN – Evet, tamam. Buyurun, devam edin.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şimdi, Genel Kurulun bilmesi lazım bunları ve bir siyasi buğuz ile de davranmıyorum, davranmadığımı da hepiniz bilirsiniz.

Hadise şu: Gelindi bu noktaya; demokratik bir farkındalık kazandı, devlet ve Hükûmet de kazın ayağı öyle değilmiş, perdeliymiş bunu gördü. Şimdi, bu süreci toparlamak lazım. Bu sözüm bütün Genel Kurula, kendimi de katarak.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Sen de toparla.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Söyleyeceğim Sayın Vekil.

Şu: Bir mahalle kavgası bile böyle ayrılmaz. Bir mahalle kavgası bile aha bu dediğiniz, yaklaştığınız şekilde sulhusalah bulmaz. Yapılacak iş şudur: Halkı karar süreçlerine katmak, bu kadar basit. “Gelin, kardeşim, sen kendi bölgen için ne istiyorsun?” Çünkü  size yüzde 50 ya da yüzde 100 oy verilmiş olsa bile, yönetme hakkı sizin bu ağacı kesme hakkınızı içermez. O bir canlıdır, onun bir iradesi yok, kendini bilen insanlar ona siper olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Çocuklarımızın nefes alma hakkını savunuyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yeterlidir Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ben teşekkür ederim anlayışınız için. Son bir cümle söyleyip bitiriyorum.

Burada, BDP’liliğime bir tek vurgu yapmadan bütün bu süreci götürdüm. Şeyi ne oldu? Polis nişan aldı, şapadanak böğrümden gaz kapsülüyle vuruldum. Bu ülkede, artık, bu kadar “Paşa gönlümüz bilir.” kriteri olmasın, demokratik siyasete alan açmalıyız.

CHP için söyleyeceğim de şu: Bu itirazları bir senet olarak kabul etmeliyiz. Bir siyasetçi olarak, bundan sonraki süreçte, hep birlikte, demokratik siyaset için rol almalıyız.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önder konuyu izah ettiğiniz için.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Kaya’yı bir dinleyeyim, ondan sonra da sizi dinleyeceğim Sayın Köprülü.

Siz ne istediniz Sayın Kaya?

EROL KAYA (İstanbul) – Yanlış bilgi verdiğimi söyledi sayın hatip, onu düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Tamam.

Bir de, Sayın Köprülü’yü dinleyeyim, onun talebi nedir?

Buyurunuz.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, az önce, Sayın Komisyon Başkanı bizim grup önerimizle ilgili bir konuşma yaptı. Az önce de siz, Sırrı Süreyya Önder’e, sayın vekile düzeltmeyle ilgili, Taksim’deki olaylarla ilgili bir söz verdiniz.

Ben de bir Çevre Komisyonu üyesiyim ve Sayın Komisyon Başkanı da çevreyle ilgili tanımlamalarda bulundu. Ben de bu tanımlamaları parti grubum adına düzeltmek için söz istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, Çevre Komisyonu Başkanı olarak söz almadı, grup önerisinin aleyhinde söz aldı, grup adına söz aldı. Her Çevre Komisyonu üyesi söz alamaz ki.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Efendim, az önce, dakikalarca söz verdiniz. Ben de bu konuda söz istiyorum Sayın Başkan. Düzeltmeyle ilgili söz istiyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sen orada mıydın?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Grup önerisinin aleyhinde söz hakkını kullandı. Grup adına…

BAŞKAN – Sayın Köprülü, Sayın Önder’e söz verdim çünkü düzeltmek istedi o konuyla ilgili, oradaki bir olayı da aydınlatmak için ekstra zaman talep etti, Genel Kurul biraz bilgilensin arzusundaydı.

Siz de buyurunuz, ne dile getirmek istiyorsanız söyleyiniz, sonra da Sayın Kaya’ya bu konuşmaların sonucunda söz vereceğim. Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 

Buyurunuz efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, her Çevre Komisyonu üyesi gelip söz alma hakkına mı sahiptir? Erol Kaya Bey grup önerisinin aleyhinde söz aldı.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Köprülü.

Lütfen Sayın Aydın, sakin olunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 

 

29.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, tabii, özellikle, şunu söylemek lazım: Çevreyle ilgili, burada, Sayın Çevre Komisyonu Başkanımızın bazı duyarlılıkları oldu, bazı anlatımları oldu. Ama, bazı kanunlar geldiği zaman, o kanunları biz, Komisyon olarak -Çevre Komisyonuna havalesi olmasına rağmen- görüşmek istediğimizde, bunu yazılı olarak dile getirdiğimizde de Sayın Komisyon Başkanı keşke aynı duyarlılığı orada dile getirseydi de o kanunlar o Komisyona inseydi.

Şimdi, tabii…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Çok ayıp! O Komisyonda beraber çalışacaksınız.

EMRE KÖPRÜLÜ (Devamla) -  Ayıp falan değil, ben gerçeği, olanı biteni anlatıyorum.

Şimdi, şunu söylemek lazım: Erol Bey iç güçlerden, dış güçlerden bahsetti, listeler koydu.

Şimdi, bu olayın nasıl başladığına bakalım: Orada demokratik tepkisini ortaya koyan insanlar var ve bu insanlara sabaha karşı beşte, polisle, biber gazıyla, şiddetle bir operasyon düzenleniyor. O operasyonun emrini veren herhâlde İçişleri Bakanı, herhâlde Vali, herhâlde Hükûmet, Başbakan. Şimdi, bunlar emri dış güçlerden mi aldılar? Olayları başlatan bu. Valinin, İçişleri Bakanının, Başbakanın bu konuda o operasyonu başlatmasının emrini dış güçlerden aldığını söylüyorsanız bizim zaten size söyleyecek bir şeyimiz kalmamış!

Burada şunu görmemiz lazım: Bu süreç, ertesi gün de, ondan sonraki gün de, bugün de Sayın Başbakanın konuşmalarıyla, ortamı germesiyle artarak devam etmektedir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Haydi oradan!

EMRE KÖPRÜLÜ (Devamla) -  Başbakanın bu ülkeyi, eğer liderse, sorumluluğu varsa, özür dileyip, sükûnete çağırması gerekmektedir. Bunu yapmayacaksa o zaman bu ülkenin geriliminden besleniyor demektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Sizin de sorumluluğunuz var. 

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Köprülü.

Buyurunuz Sayın Kaya.

 

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

 

14.- İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı açıklama sırasında şahsına,

 

EROL KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Emre kardeşimizin ifade ettiği bir şeyi tashih edelim, ben kendisine yazılı olarak cevap vermiştim ama bir defa daha hatırlatmakta fayda var: İç Tüzük’e dayalı olan talepleriyle ilgili talebin uygun olmadığını ve kanunun gerekçelerini de ifade etmiştik ama burada başka bir şekilde ifade ediyor; birincisi bu.

İkincisi: Değerli arkadaşlar, burada, ben şahsım adına konuşmadım az evvel, verilen önergeyle ilgili konuştum.

Bir başka husus da Sırrı Bey’le ilgili.

Sayın Süreyya Bey, hakikaten Meclisimizin çok renkli bir kişiliğisiniz. Ben, bu üslubunuza teşekkür ediyorum.

Her şeyi biliyordum ama belediye başkanlığını da benden daha iyi bildiğinizi, belediyeciliği daha iyi bildiğinizi de ilk defa öğreniyorum. Bu da çok güzel bir şey, tebrik ediyorum ama müsaade ederseniz, birkaç şeyi düzeltelim lütfen, o da şu: “Ruhsat var mı?” diye sordunuz. Bu bir park alan düzenlemesi, burada ruhsat olmaz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Park alan düzenlemesi değil, yol düzenlemesi.

EROL KAYA (Devamla) – Müsaade edin.

Hayır, “ruhsat” dediniz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Yol düzenlemesi.

EROL KAYA (Devamla) – Müsaade eder misiniz?

Yayalaştırmayla ilgili bir düzenleme, burada ruhsat olmaz.

İkinci husus, belediye kamyonları verilmesi. Eğer belediyenin kamyonları bir müteahhit işinde çalışıyorsa bu bir yanlıştır, buna aynen katıldığımı da öncelikle ifade edeyim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Fotoğrafları var.

EROL KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi, müsaade ederseniz şunu söyleyeyim: Ben konuşmamda iki şeyin altını çizdim; bir, Taksim’deki Gezi Parkı’nda insanlarımızın çevre duyarlılığından yola çıkarak yaptıkları sahiplenmeye, şehre sahiplenmeye, şehirdeki projelere sahiplenmeye saygı duyduğumuzu ve teşekkür ettiğimi ifade ettim. Ancak, buradan yola çıkarak bunun siyasal bir zemine taşınmasını ve ülkenin 77 şehrinde aynı anda eyleme dönüştürülmesini kimse bana çevre duyarlılığı adına izah edemez. Ben bunu söyledim ve ben tekrar… (CHP sıralarından gürültüler)

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Siz çevirdiniz!

MUHARREM İNCE (Yalova) – “Ayyaş” dediniz o insanlara.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Gaz sıktınız…

 EROL KAYA (Devamla) – Lütfen, çevreyi siyasal amaçlarımıza, masum insanları ve masum ağaçları siyasal alanda kullanmayalım diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – O masum insanlara hakaret ettiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaya.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan bir düzeltme…

BAŞKAN - Sayın Önder, nedir? Söylediniz, o da söyledi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Belediye başkanlığını benden iyi bildiğini söyledi ve “Ruhsat sormuştunuz bu alanda ruhsat gerekmez.” Dedi, onunla ilgili düzeltme yapmak istiyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, maksat anlaşılmıştır, yani konuyu uzatmanın…

BAŞKAN – Şimdi, “Bu alanda ruhsat gerekmez.” dedi öyle mi? Siz de “Gerekir.” diyorsunuz. Yani, şimdi, bunun sonucuna nasıl varacağız?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – “Belediye başkanlığımda öyle…”

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Efendim, beni de hakem tayin edin, ben de belediye başkan yardımcılığı yaptım. Yirmi yedi sene evvel, belediye başkan vekilliği yaptım. İzah edeyim ruhsat gerekir mi, gerekmez mi.

BAŞKAN – Lütfen, böyle bir usul yok. Konunun ciddiyetini ve ehemmiyetini dikkatlerinize sunuyorum. Buna göre, lütfen, sözlerinizi uygun şekilde kullanınız.

Buyurunuz Sayın Önder.

 

15.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Hemen bilgilendirme yapacağım, bir polemik geliştirmek değil derdim.

Sayın Başkan, orada park düzenlemesi yok çünkü il koruma kurulunun onayladığı şeyde o parka tecavüz edilmesini gerektirecek bir onay çıkmış değil çünkü o park o inşaat alanının içerisinde gözükmüyor, sizin ve CHP’li üyelerin oy birliğiyle çıkardığı yayalaştırma projesinde… (CHP sıralarından gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – İşine bak ya!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bilgi, kardeşim.

Yayalaştırma projesinde böyle bir şey yok. Ama siz, siz derken oradaki taşeron firma parka tecavüz ediyor çünkü plonje çekilmiş ve turuncuya boyanmış. İzinde böyle bir şey yok, onun için ruhsat soruyorum. Kaçak!

Çevik Kuvvet Şube Müdürüne, “Uzaktan göstersin, ben buradan özür dileyerek çekileceğim.” dedim, firma yetkilisi arkasını döndü, gitti. Birinci gün, Çevik Kuvvet Şube Müdürü dedi ki: “Siz haklısınız.”

Bir de zabıta yeleği… “Git, şunlara sor. Ben polis üniforması giysem, sen gelip beni tutuklamaz mısın? ‘Sen polis değilsin, niye…’ Peki, bu da özel şirketin personeli, bu niye zabıta yeleği giyiyor? Hele bak bakalım zabıta mı, değil mi?” Onlar da kaçıştılar, o kamyonların da fotoğrafı var, sosyal medyayı açıp girdiğinizde göreceksiniz, ben de gözlerimle gördüm.

Dolayısıyla, orada zaten sorun, ruhsatta olmamasına rağmen, parktan 8 metre derinliğinde, 80 metre uzunluğunda bir yeri tıraşlama, o planda akıl edemedikleri yaya geçidi için orada bir yer yaratma, bunu da oldubittiye getirme.

“Çevre meselesi siyasete alet edilmemeli.” diyorsunuz. Belediye başkanlığını sizin kadar bilmeyebilirim ama siyaseti çok iyi bilirim. Çevre dünyanın en siyasi konusudur Sayın Başkan, bunu sadece içinizde çevre uzmanı varsa, ona sorsanız, bu temel bilgiyi size verecektir, elbette ki siyasetin konusu olacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önder.

 

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

 

1.- CHP Grubunun, grup başkan vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Gezi Parkı olaylarında orantısız güç kullanımına ilişkin kanunsuz emir verenler ile bu emirleri yerine getirenlerin belirlenmesi ve siyasi iktidarın basın üzerindeki baskılarının ortaya çıkarılması amacıyla 3/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce Erol Bey yanlış açıklamalarda bulundu.

BAŞKAN – Oylamaya geçtim efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, yapmayın! Bakmıyorsunuz ki sabahtan beri söz istiyoruz!

Yanlış açıklamalarda bulundu, bunları düzeltmek istiyorum efendim. Mesele nedir?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bütün yanlışları onlar mı düzeltecek Sayın Başkanım? Oylamaya geçtiniz!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Örneğin şu var: Denildi ki “Yeşil alan.” İmar Kanunu’nda deniliyor ki “Eğer bir yeşil alanı siz yeşil alandan çıkaracaksanız, inşaat alanına dönüştürecekseniz, bir başka yerde o kadar bir yeşil alan yaratmak zorundasınız.”

BAŞKAN – Sayın Tanal, tutanaklara geçti ama burası… Lütfen…

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasına geçtim, sizin söyledikleriniz de kayda geçti, müsaade buyurunuz efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama eksiklikler var, bu konuda açıklamada bulunmak istiyorum ben.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

 

C) Önergeler

1.- İzmir Milletvekili Rıza Türmen’in, (2/260) esas numaralı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/114)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/260) esas numaralı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Teklifimin İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ve talep ederim.

                                                                                                                                    Rıza Türmen

                                                                                                                                          İzmir

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu.

Buyurun Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bugün bu tartışmaları tümüyle izledim. Dört gün önce de İstanbul’daydım. Ve Taksim’le ilgili daha önce de grubumuz olarak araştırma önergesi vermiştik 26 Mart tarihinde. Bütün bunları anlatmayacağım ancak şunu ifade edeyim: Bugünkü teklifimiz geçen haftadan beri sürdürdüğümüz bir politikanın devamı yani Adalet ve Kalkınma Partisinin anlamadığı ve gerçekten de Türkiye’nin demokrasisine hizmet edecek demokratikleşme ve özgürlük paketimizin bir parçası Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası. Türkiye’nin en değerli hukukçularından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yıllarca yargıçlık yapmış, Türkiye’deki aykırılıkları çok iyi bilen Rıza Türmen Milletvekilimizin hazırladığı ve bizlerin de imza koyduğumuz bir tasarı. Bu tasarı Meclis Başkanlığındaydı, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre indirdik ve bugün burada görüşeceğiz.

Niye görüşeceğiz değerli arkadaşlar? Sizin umurunuzda değil, biliyorum. Bugün yaşadığımız tüm olayların kaynaklarından bir tanesi şu anda yürürlükte olan ve 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra, faşist darbesinden sonra yürürlüğe giren 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası. Birçok sorunun kaynağında bu var. Ama, on yıllık iktidarınız döneminde, bu yasayı tümden kaldıran, gerçekten bu yasayı özgürlükçü ve yurttaş haklarından yana bir yasa hâline getirecek bir düzenleme yapmadınız. Evet, bu yasa 6 kez değişti; 2 kez sizden önce, 4 kez Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde değişti ama bu yasanın yasakçı zihniyeti değişmedi, maalesef değişmedi. Hâlen, toplantı ve gösteriyi istisna kabul eden, yasaklamayı esas kabul eden bir düzenleme söz konusu. O nedenle bugün getirdik ve bunun kaldırılmasını istiyoruz. Eğer Türkiye’de…

Değerli arkadaşlar, bütün Genel Kurula hitap ediyorum, bir evham içerisinde olmamak lazım. Türkiye’de, bir yazarın dediği gibi, bir haysiyet direnişi geçen haftadan bu yana başladı, haysiyet direnişi. Bu haysiyet direnişinin nedeni, aynı zamanda, kısıtlanan özgürlükler ve haklar. Bu haysiyet direnişinin karşısında barış süreci yok. Bu haysiyet direnişinin nedeni, Türkiye’de bütün yurttaşlarımızın özgürlükleri, hakları ve tam demokrasi, böyle görmek lazım. Ama, her şeyi getirip, götürüp barış sürecine bağlamayı da ben doğru bulmuyorum.

Sizlere hitap ediyorum, biraz önce arkadaşlarımız bu cumhuriyet döneminin negatif bagajına işaret ettiler. O negatif bagaj, bu cumhuriyet döneminin negatif bagajı bu Meclisin negatif bagajıdır, bu Meclisindir, bir siyasi partinin değil. Eğer gerçekten, biz, bugün Türkiye’yi barışla buluşturmak istiyorsak bugünü demokratikleştirmek zorundayız, bugünü özgürleştirmek zorundayız, bugün bütün yurttaşlarımızın temel haklarını güvence altına almak zorundayız.

Türkiye'nin demokrasisi Adalet ve Kalkınma Partisinin keyfine bağlı değil, Başbakanın keyfine bağlı değil. Majestelerinin keyfi gelecek, Türkiye’ye barış gelecek; majestelerinin keyfi gelecek, Türkiye’ye demokrasi gelecek; majestelerinin keyfi gelecek, Türkiye’ye adalet gelecek! Böyle bir şey yok. Bunları geciktirmek için de bir mazeretiniz yok. Eğer gerçekten adaletten, gerçekten özgürlükten yanaysanız bakın, teker teker getiriyoruz. Geçen hafta getirdik yüzde 100 barajını, el kaldırdınız, “hayır” dediniz. Geçen hafta getirdik; Uludere, Roboski’yi bir daha araştıralım, adaleti sağlayalım; bugün adaleti sağlayamazsak geçmişle hesaplaşamayız, yüzleşemeyiz, bütün cumhuriyetin tarihiyle yüzleşemeyiz dedik. Yine el kaldırdınız, “Hayır.” Dediniz. Çünkü, bugün de sorumluluğunuz var, Uludere’den dolayı da sorumluluğunuz var. Ama bunlarla hesaplaşamazsak, bakın, bugün sokakla hesaplaşamazsak, bugün sokağı özgürlük merkezi hâline getiremezsek, geçmişin hesabını veremezsiniz, geçmişin hesabını beraber veremeyiz ve adaleti ve özgürlüğü sağlayamayız.

O nedenle, korkmayın, çekinmeyin ve kendi demokrasi gündeminize göre değil, kendi gündeminize ve kendi Başbakanınızın gündemine göre değil.. Bu Meclisin gündemini beraber yaratalım; gelin, beraber, Türkiye’yi özgürlükle, adaletle ve demokrasiyle buluşturalım. Biz buna hazırız diyoruz, bakın, biz buna hazırız. Hiç geçmişe gitmenize gerek yok. Gelin, bugün bunları yapalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Hiç laf atmanıza da gerek yok. Sizlere söylüyorum, buradan söylüyorum, bakın, buradan söylüyorum: Bu kürsüye çıkan herkes…

Lütfen, bir dakika daha alabilir miyim?

Bu kürsüye çıkan herkes ama herkes bugünle ilgili konuşmaz.

BAŞKAN – Sözünüzü tamamlayınız, lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – …gider, cumhuriyetle ilgili konuşur.

Sizlere söylüyorum: Bizim sayısal çoğunluğumuz yok, bu tarafın bir sayısal çoğunluğu yok. Vermişiz, Dersim’le ilgili kanun teklifini vermişiz. Böyle buraya gelip ezbere konuşmayla olmaz. Vermişiz kanun teklifini. Eğer yüreğiniz yetiyorsa, gerçekten yetiyorsa yüreğiniz benim kanun teklifim gruptan geçmiştir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, senin araştırma önergene imzamızı attık biz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – …gelirsiniz, bakın, gelirsiniz…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Önergene ben sahip çıktım. Ne konuşuyorsun?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – …kanun teklifiyle Dersim’in arşivlerini burada açarız ve hesaplaşırız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Önergeni bu imzaladı, Ramazan Can imzaladı.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, burada ezberle konuşamazsınız. O nedenle söylüyoruz: Gelin, eğer yüreğiniz varsa, demokrasiyi istiyorsanız, barış istiyorsanız…

GÜLAY DALYAN (İstanbul) – Yüreğimizle geldik biz buraya, yüreğimizle, aslanlar gibi!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – İmzanı niye çektin önergenden Sezgin Tanrıkulu?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, bana bakın, 3 kişi ölmüş. Sözcüleriniz geliyor daha “Şurada şu öldü, şurada şu cam kırıldı.” Can mı, cam mı, hangisi? İnsanların gözü mü, insanların canı mı, yoksa kırılan camlar mı?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İmzanı niye çektin kendi önergenden, niye geri çektin?

SALİM USLU (Çorum) – İmzanın arkasında durmadın!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Hangisi daha önemli? O 3 tane insan geri gelecek mi? İnsanların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Seninle yola nasıl çıkalım? Yarı yolda bırakıyorsun insanı, önergeni geri çekiyorsun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bu yüzden sizi demokrasi sınavından geçirmeye devam edeceğiz.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Önergene ben sahip çıktım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Önergeni niye geri aldın?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanrıkulu.

Bolu Milletvekili Tanju Özcan…

Buyurun Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben de Türkiye’de birkaç gündür yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Arkadaşlar, bugün, bakıyorum, hepiniz itiraz ediyorsunuz ama neye itiraz ettiğinizi bile bilmiyorsunuz, oralarda neler yaşandığını da bilmiyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kusura bakmayın arkadaşlar, biz İzmir’deydik, biz İstanbul’daydık, biz Ankara’daydık, biz Tekirdağ’daydık, biz Bolu’daydık, Trabzon’daydık ve sahadaki o insanların neye itiraz ettiğini biliyoruz, o insanlara nasıl muamele uygulandığını da biliyoruz. Dolayısıyla, siz hiçbir şey bilmeden oturduğunuz yerden bizim söylediklerimize itiraz ediyorsunuz.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Tanju Bey, Karşıyaka’da gördüm seni, sana benzer biri vardı. Çiğli’de miydin, yoksa Fenerbahçe’de balık mı yiyordun?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Arkadaşlar, olay sadece ağaç meselesi değildi elbette. Dünyada her büyük olayı, toplumsal olayı tetikleyen, bazılarına basit gibi gelen olaylar olmuştur. İşte, Gezi Parkı’nda yaşanmış olan olaylar da çok büyük bir toplumsal hareketliliği tetikleyen faktör oldu.

Değerli milletvekilleri, samimiyetimle söylüyorum, Sayın Başbakan eğer çıkıp cumartesi günü “Ey vatandaş, ben geriye dönük icraatlarımı şöyle bir kontrol edeceğim. Belli ki sizleri rahatsız eden şeyler var.” demiş olsaydı arkadaşlar ne olurdu biliyor musunuz? Bıçak keser gibi olaylar dururdu. Ama, bunun yerine Sayın Başbakan, her zamanki bilindik üslubuyla, orada bulunanları üç beş çapulcu olarak nitelendirdi, orada bulunanları marjinal insanlar olarak nitelendirdi.

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) - Yakanlar, yıkanlar…

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Arkadaşlar, ben size birkaç soru soracağım, şu “marjinal” lafına takıldığım için soracağım. Şimdi, arkadaşlar, birkaç soru soralım, birkaç kıyaslama yapalım, bakalım “marjinal” ne demekmiş.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Siz onlara “kahraman” mı diyorsunuz?

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, elinde su ve kitap ile dolaşan gençler mi marjinal yoksa elinde teröristbaşının yol haritasıyla dolaşan Başbakan mı marjinal?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Taş atan kim?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Devam ediyorum: “Ne mutlu Türk'üm diyene.” diyerek dolaşan genç mi marjinal, yoksa “Her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım.” diyen Başbakan mı marjinal?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Irkçı, ırkçı milliyetçilik!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Arkadaşlar, elinde Türk Bayrağı ile eylem yapan genç mi marjinal, yoksa devletin bütünlüğüne kasteden teröristler ile aynı masada oturan Başbakan mı marjinal? Geleceğine sahip çıkmak için sahaya inen genç mi marjinal, yoksa Türkiye'nin geleceğini satan Başbakan mı marjinal? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Hadi be oradan!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – “Kahrolsun PKK!” diyen genç mi marjinal, terörist başına “Sayın” diyen Başbakan mı marjinal?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – İlk taşı kim attı, kaldırımları kim söktü?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Teröristbaşına ne zaman “Sayın” dedik?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Arkadaşlar, “Amerikan askerinin sağlıklı, sıhhatli dönmesi için dua ediyorum.” diyen Başbakan mı marjinal, yoksa “Yaşasın tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!” diyen genç mi marjinal?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Kaldırımları kim söktü, ağaçları kim yaktı?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum, gerçekten bu “marjinal” kelimesini Başbakan anlamını bilmeden kullanıyor.

Size tüm samimiyetimle söylüyorum arkadaşlar: Biz birkaç gündür bu genç arkadaşlarımızla birlikteyiz. Onların eylemlerini biz planlamıyoruz, bu işin içinde de yokuz ancak onlara sahip çıkmamız gerektiğine, bu milletin milletvekilleri olarak sahip çıkmamız gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla, gözaltına alındıklarında başlarına bir şey mi gelecek diye bu insanları burada ziyaret edip bilgi alan biziz. Onların ailelerine, merak içinde bekleyen ailelerine bilgi ulaştırmaya çalışan da bizleriz.

Arkadaşlar, sayın milletvekilleri; size tüm samimiyetimle söylüyorum, bakın, cumartesi günü benim seçim bölgemde de çok büyük bir etkinlik oldu ve bunun tamamı sosyal medya üzerinden örgütlenen, tamamına yakını da gençlerdi. Arkadaşlar, 16 yaşında, 17 yaşında, 18 yaşında gençler var, üniversite gençliği var. Biz bu gençlere biraz haksızlık etmişiz. Ben bir itirafta bulunayım, biz kendi aramızda konuşurken hep şunu söylerdik: Bu gençler artık çok depolitize oldu Türkiye’de, Türkiye'nin sorunlarıyla ilgilenmiyorlar diyorduk. Ama, maalesef öyle değilmiş…

HAMZA DAĞ (İzmir) – “Maalesef” derken?

TANJU ÖZCAN (Devamla) – …bu arkadaşlarımız gerçekten Türkiye'nin sorunlarıyla yakından ilgileniyorlar, ileride başlarına ne geleceği konularıyla yakından ilgileniyorlar ve gerçekten bu insanlar sadece geleceklerine, özgürlüklerine, özel hayatlarına sahip çıkmak için sokaktalar.

Arkadaşlar, bakın, bu olaylar hâlâ devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanının son derece mantıklı bir yaklaşımı oldu, “Mesajı aldık.” dedi. Ama, Sayın Başbakan giderayak Sayın Cumhurbaşkanına “Hangi mesajı aldın?” diye sordu, “Ben o mesajı alamadım.” dedi. Yine, giderken Sayın Arınç’ı da fırçaladı, “Bir Bakanlar Kurulu üyem.” diyerek Sayın Bülent Arınç’ı kastetti.

Arkadaşlar, ben çoğunuzun bu mesajı, halkın mesajını aldığınızı biliyorum. Sayın Başbakanın bu mesajını aldığını ama bu mesajı almamazlıktan geldiğini de görüyorum. Sizden rica ediyorum, vicdan sahibi milletvekili olarak, lütfen, Sayın Başbakanı uyarın, aksi hâlde Türkiye’de yaşacakların tamamının sorumlusu Sayın Başbakandır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özcan.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ama Sayın Üçer, sisteme girmişsiniz, buyurunuz bir dakika süre veriyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Cumhuriyet Halk Partisinin terörle ilgili tutumuna ilişkin açıklaması

 

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, CHP’nin hem nalına hem mıhına vuran tutumuna ilişkin bir şey söylemek istiyorum. Sadece ülkemizin değil, dünya insanlık tarihine ibret olabilecek, insanlık onurunun hiçe sayıldığı ve bir resmî devlet terörünün esas alındığı Diyarbakır Cezaeviyle ilgili bir konuşmada Kürtlere “terör” diyen zihniyet, devlet terörünü kabul eden terördür. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Üçer.

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler  (Devam)

1.- İzmir Milletvekili Rıza Türmen’in, (2/260) esas numaralı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/114) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.14

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Özlem Yemişçi (Tekirdağ), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

 

                                                                                                     

 

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (*)

 

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’ya yeni bir hal binasının yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/89) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

2.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’deki bir köye yeni bir okul yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1153) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’taki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1195) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

4.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, FATİH Projesi kapsamında bilgisayar derslerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1203) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt illerinde eğitimde yeterliliğe ilişkin sözlü soru önergesi (6/1212) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bilgi ve iletişim teknolojisi derslerinin kaldırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1270) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

7.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, yaşam boyu eğitimle ilgili çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1294) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, eğitim için yurtdışında bulunan öğrenci sayısına ve bütçeden yurtdışı eğitim için ayrılan para miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1295) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ilinde başarı belgesi verilen personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/1297) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, köy okullarına öğretmen lojmanı yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1326) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı köy okullarında lavaboların okul dışında olmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1391) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlığa şube müdürü olarak atanan bir kişi ile ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1552) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bilgisayar programcılığı mezunlarının istihdam sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1597) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, okul sütü nedeniyle yaşanan zehirlenmelere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1725) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’daki okullarda yoğunluğa ve öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1773) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’daki eğitim kurumlarının personel ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1775) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, meslek lisesi öğrencilerinin okulu terk etme oranlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1844) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ilköğretim okullarında göz taraması yapılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2000) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

19.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, kapatılan askerlik şubesi binalarının Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2057) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Suriyeli mültecilere beyana dayalı üniversiteye gitme hakkı tanınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2222) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

21.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, beden eğitimi öğretmeni sayısı ile ilgili verilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2284) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

22.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, şehit ve gazi çocuklarının okul servislerinden ücretsiz yararlanabilmelerine yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2448) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun taşımalı eğitim sistemine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2475) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

24.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2012 yılları arasında terör örgütleri tarafından kaçırılan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2484) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

25.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2012 üniversite seçme ve yerleştirme sınavına ait bazı verilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2487) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

26.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerindeki öğretmen sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2492) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atama bekleyen teknik öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2498) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

28.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin ek ders ücretlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2655) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

29.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yeni eğitim sistemi sonrasında ikili eğitim yapılan okullarda yaşanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2658) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

30.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, engelli öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2669) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlık kadrolarında görev yapan eğitim uzmanı ve şube müdürlerinin ek göstergelerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2670) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bazı öğretmenevlerinin kapatılacağı iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2768) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

33.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da özel eğitime muhtaç engelli çocuk sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2908) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

34.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, öğrencilere şiddet uyguladıkları iddiasıyla haklarında şikayette bulunulan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/3009) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlığa bağlı afet riski altındaki binaların durumlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3056) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, felsefe öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3182) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

37.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son 5 yılda Bakanlık Merkez teşkilatında görevlendirilen ve görevlendirilmesi iptal edilen personel sayısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3190) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, lise ve yüksek okul mezunu işsiz gençlere yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3191) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

39.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Halk Eğitim ve Mesleki Eğitim Merkezlerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3192) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

40.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bazı illerdeki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3248) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yabancı dil öğrenimini kolaylaştıracak çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/3273) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, eğitim harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3371) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a bağlı bir köyün okul sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3400) Cevaplanmadı

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmenlerin eş durumu, sağlık özrü ve öğrenim özrü tayinleriyle ilgili sorunlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3531) Cevaplanmadı

45.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bilgisayar öğretmeni kadrolarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3572) Cevaplanmadı

46.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının formasyon eğitimi alarak öğretmen olabilmelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3573) Cevaplanmadı

47.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da bir okulda yaşanan trafo sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3576) Cevaplanmadı

48.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’nin Düziçi ilçesindeki bir köyün okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3655) ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Endüstri Meslek Lisesinin makine ve teçhizat ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3688) Cevaplanmadı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların müzik aleti ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/3722) Cevaplanmadı

BAŞKAN - Sunuşlar bölümünde belirtmiş olduğum üzere, birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini cevaplandırması için Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’yı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlü sorulara cevap vermek üzere söz aldım.

Öncelikle, Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün İçişleri Bakanımıza yöneltmiş olduğu (6/89) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: İçişleri Bakanlığınca konuya ilişkin olarak Ağrı şehir merkezinde bulunan sebze ve meyve hal binasının yetersiz kalması sebebiyle ihtiyaca cevap verecek yeni bir hal binasının yapımı için Ağrı Belediye Başkanlığının proje çalışmalarının devam ettiği belirtilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1725) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından alınan konuya ilişkin yazıda, Okul Sütü Programı kapsamında okullarda dağıtılacak sütlerin her parti üretimi için bakanlıklarına bağlı il müdürlükleri tarafından numune alınması ve Okul Sütü Teknik Şartnamesi’nde belirtilen analizlerin yapılmasına yönelik talimat yazısının il müdürlüklerine gönderildiği, ayrıca “okul sütü dağıtımı” konulu duyurunun kamuoyuyla da paylaşıldığı, Okul Sütü Programı kapsamında dağıtılan sütlerin gerek üretimi gerek taşınması gerekse depolanmasıyla ilgili hususların teknik şartnamede belirlendiği, dağıtılan sütlerin ihaleden sonra yapılan sözleşmeyle beraber yürürlükte olan gıda mevzuatı çerçevesinde üretilmiş olduğu, bakanlıklarınca gıda mevzuatı kapsamında işletmelere yönelik yapılan denetim ve kontrollerin, dağıtım araçlarının gerekli teknik ve hijyenik şartları taşıyıp taşımadığını da içermekte olduğu, süt üretimi veya dağıtımı yapan firmaların uygun donanıma sahip olmayan araçlarla taşıma yapmasına gıda mevzuatı çerçevesinde izin verilmediği, Okul Sütü Programı kapsamında alınan numunelerin analizlerinin yapıldığı ve yapılan tüm kontrol ve denetimlerin tutanaklarla kayıt altına alındığı, Bakanlıktan önce yaklaşık 1.500 adet numunenin analize tabi tutulduğu ve analiz sonuçlarında herhangi bir hastalık yapıcı mikroorganizma bulgusuna rastlanmadığı, analiz sonuçlarının Sağlık Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından oluşturulan Okul Sütü Bilim Kurulunca değerlendirilerek kamuoyunun bilgisine sunulduğu; Okul Sütü Programı Ortak Bilim Kurulu tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, programın başlamasını takiben sağlık kuruluşlarına değişik şikâyetlerle başvuruların olması üzerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından süt dağıtımı yapılan bütün illerden süt örnekleri alınarak ayrıntılı fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizlere tabi tutulmuştur. Bugüne kadar örneklerin hiçbirisinde hastalık yapıcı mikroorganizma ya da bakteri toksinine, “stafilokokal enterotoksin”e rastlanmadığına dair veriler mevcuttur. Fiziksel özellikleri uygun olmadığı belirtilen Sivas ili süt örnekleri hem Sağlık Bakanlığı hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı laboratuvarlarında incelenmiş, “Hastalık yapıcı mikroorganizma ya da bakteri toksini ve diğer toksik maddeler yönünden hiçbir olumsuzluğa rastlanmamıştır.” tespitlerinin yapıldığı ve bu tespitlerin kamuoyuyla paylaşıldığı; ayrıca, aynı raporda, hastaneye başvuran çocuklarla ilişkili olarak “Mevcut veriler gıda zehirlenmesini düşündürmemektedir.” ifadesinin yer aldığı, kamuoyuna açıklanan analiz sonuçlarının ülke genelindeki tüm illerdeki okullardan ve üretim yerlerinden alınan numuneleri kapsamakta olduğu, Okul Sütü Programı’nda yer alan tüm işletmeler ve üretmiş oldukları UHT içme sütlerinin bakanlıklarının resmî kontrol görevlileri tarafından kontrole tabi tutulduğu ve gerekli tüm tetkikin yapıldığı belirtilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/2222) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca konuya ilişkin olarak 29/8/2012 ve 13/9/2012 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantılarında Suriye'de yaşanan şiddet olayları ve derinleşmekte olan insani krize paralel olarak ülkemize sığınan Suriye vatandaşlarıyla Suriye'de eğitim görmekte iken ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim programlarında -tıpta uzmanlık ve diş hekimliğinde uzmanlık programları hariç- eğitimlerine ara vermek zorunda kalan Türk vatandaşı öğrencilere uygun görülecek bir statüde üniversitelerde ders alma imkânı tanınmasının yararlı olacağına ilişkin Dışişleri Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının yazılarının incelenmesi ve Suriye’deki durum ve gelişmeler dikkate alınarak 2012-2013 eğitim öğretim yılına mahsus olmak üzere; söz konusu öğrencilerin Gaziantep, Kilis 7 Aralık, Harran, Mustafa Kemal, Osmaniye Korkut Ata, Çukurova, Mersin üniversitelerinde öğrenci olarak ders alabilmelerine, öğrencilerin durumlarını belirten belgeleri olmaları hâlinde bu belgelerin incelenerek, belgelerinin olmaması hâlinde ise beyanları dikkate alınarak özel öğrenci olarak ders almalarının sağlanmasına, özel öğrenci olarak alınan derslere ilişkin dersin adını, kredisini ve öğrencinin başarı durumunu belirten bir belgenin düzenlenmesine karar verilmiş olduğu, ayrıca konuyla ilgili yükseköğretim kurumlarına gönderilen yazıda; özel öğrenci olarak ders alması uygun görülen öğrencilere ilişkin öğrenim belgesi ibraz edenler ve etmeyenler için ayrı ayrı olmak üzere program adı, öğrencinin adı soyadı, alacağı ders sayısı ve derslerin adı olmak üzere hazırlanan listelerin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bilgi amaçlı gönderilmesinin istendiği belirtilmektedir.

Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/2487) esas numaralı soru önergesi: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca konuya ilişkin olarak 2012 ÖSYS’ye başvuran aday sayısının 1 milyon 895 bin 479, tercih yapan aday sayısının 1 milyon 132 bin 839 olduğu, 2012 ÖSYS yerleştirme sonucuna göre 357.342 adayın lisans, 284.355 adayın ön lisans, 223.785 adayın Açıköğretim Fakültesi olmak üzere toplamda 865.482 adayın yerleştirildiği, 2012 ÖSYS ek yerleştirme sonucuna göre 23.066 adayın lisans, 58.702 adayın ön lisans, 53.952 adayın Açıköğretim Fakültesi olmak üzere toplamda 135.720 aday yerleştirildiği; Adana Çukurova Üniversitesinde 2011-2012 eğitim öğretim yılında toplam 36.663 öğrencinin okumakta olduğu, 2012 ÖSYS yerleştirme sonuçlarına göre 9.989 aday 2012 ÖSYS ek yerleştirme sonuçlarına göre de 1.066 adayın programlara yerleştirildiği belirtilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun Sayın Başbakanımıza yöneltmiş olduğu (6/2000), (6/2655), (6/2768) ve (6/3273) esas numaralı soru önergelerini birlikte cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı ilköğretim kurumlarındaki, özellikle 1’inci sınıfa kaydolan öğrencilerin göz taramaları okul rehberlik servislerince hazırlanan yıllık rehberlik programı çerçevesinde 1’inci dönem sonuna kadarki sürede yapılmaktadır. Yapılan taramalarda şüpheli durumlarla ilgili olarak göz doktoruna yönlendirmeler yapılmaktadır. Sağlık sürecinin takibi, gündüzlü okuyan öğrenciler için ailelerince, yatılı okuyan öğrenciler için ise valiliklerce yapılmaktadır.

Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 27’nci maddesinin (e) bendinde “Dersler 1-4, 5-8 ve 9-12’nci sınıflarda sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, özel yetenek gerektiren dersler ve meslek dersleri ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Diğer taraftan, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 5’inci maddesinde, sınıf öğretmenlerinin haftada on sekiz saat, aylıkları karşılığında ders okutmakla yükümlü oldukları; 6’ncı maddesinde, aylıkları karşılığı okutmak zorunda oldukları ders saati dışında okuttukları her ders saatinin ek ders görevinden sayılacağı ancak bu şekilde verilecek ek ders görevinin haftada on iki saati geçemeyeceği, 9’uncu maddesinin (a) bendinde ise öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde, yükseköğrenimli olmak koşuluyla, bu karar kapsamındaki yönetici ve öğretmenler dışındaki resmî görevliler ile sınıf öğretmenlerine ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada sekiz saate kadar ek ders görevi verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, ilköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokullardan oluştuğu dikkate alındığında, ortaokul düzeyindeki özel eğitim kurumlarında haftada toplam otuz beş saat ders okutan zihin engelliler sınıf öğretmenleri haftada, aylık karşılığında okutmaları gereken on sekiz saat dersin üzerine okuttukları ders görevi karşılığında haftada on yedi saat üzerinden ek ders ücretinden yararlandırılmakta olup söz konusu öğretmenlerin herhangi bir mağduriyeti bulunmamaktadır.

Öğretmenevleriyle ilgili olarak 2012 yılında idari ve mali konularda yapılan fizibilite çalışmaları sonucunda, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda “Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesinden, kullanılmasından, hesap verebilirliğin ve mali saydamlığın sağlanmasından ilgili idareler sorumludur.” hükmüne yer verilmiş olup bu kapsamda yeterli oranda kullanım ve doluluk oranlarını sağlayamayan, faaliyetini sürdürme yeterliliği taşımayan ve atıl kapasite oluşturan 101 öğretmenevi ile konaklama kapasitesi bulunmayan 88 öğretmen lokali diğer eğitim öğretim alanlarında daha etkin ve verimli kullanılması ve bu kurumlarda görevli eğitim çalışanlarının mesleki yabancılaşmalarının önlenmesi amacıyla kapatılmıştır. Bunun dışında, 1 Şubat 2013 tarihi itibarıyla öğretmenevlerinin kapatılmasına yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK arasında 14 Mart 2012 tarihli Eğitimde İşbirliği Protokolü kapsamında, TÜBİTAK bünyesinde, Bakanlığımızca koordineli olarak geliştirilen İlköğretim Kurumları İngilizce Dersi (2-8’inci sınıflar) Öğretim Programı Talim ve Terbiye Kurulunun 1 Şubat 2013 tarihli ve 6 sayılı Karar’ıyla kabul edilmiştir. Karar gereği söz konusu öğretim programı            2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren 2’nci ve 5’inci sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak ilköğretim, ilkokul ve ortaokul kurumlarında okutulacaktır.

Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun (6/1153) ve (6/3655) esas numaralı soru önergelerini birlikte cevaplandırıyorum: Osmaniye Valiliğince konuya ilişkin olarak Tehçi köyüne 2013 yılında 4 derslikli bir okulun yapımının planlandığı ve bu yöndeki çalışmaların devam ettiği, ilin deprem kuşağında olması sebebiyle bahse konu okulun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yıkım kararı olduğundan öğrencileri riske atmamak için devlet imkânlarıyla 2 kilometre mesafede bulunan Mamure İlköğretim Okuluna 6, 7 ve 8’inci sınıfların öğretim yılı başında taşındığı, diğer sınıfların ikinci dönem taşınmaya başlandığı, okulun servis giderleri ve öğle yemeklerinin devlet tarafından karşılandığı; 2013 yılı Yatırım Programı’na Düziçi ilçesi Çitli köyüne Çitli Harun Reşit İlkokulu 8 derslikli ek bina yapımının alındığı ve proje ihale çalışmalarının devam ettiği belirtilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1195) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 10 Ocak 2103 tarihli Bakanlığımız MEBBİS norm işleme modülü verilerine göre Kahramanmaraş ilindeki resmî eğitim kurumlarında toplam 2.276 öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. Bütçe kanunlarının verdiği yetkinin yanında Bakanlar Kurulunca Bakanlığımıza tahsis edilen ve Maliye Bakanlığınca kullanım izni verilen toplam öğretmen kadroları illerin öğretmen ihtiyaç oranları dikkate alınarak il millî eğitim müdürlüklerine dağıtılmakta, il millî eğitim müdürlükleri de kendi illerine ayrılan kontenjan ölçüsünde atama yapılacak alanlarla bu alanlara atanacakların istihdam edileceği eğitim kurumlarını belirlemektedir. Belirlenen bu eğitim kurumları atama döneminde sisteme yansıtılarak atanacak öğretmen adaylarının tercihine sunulmaktadır. Bu kapsamda, 2013 yılında Bakanlığımıza kullanım izni verilecek öğretmen kadrolarından ihtiyaç doğrultusunda kontenjanı belirlenecek illere alanlar bazında ilgili mevzuatına göre atamalar gerçekleştirilecektir.

Antalya Milletvekili Sayın Arif Bulut’un (6/1203) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 7 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında bilişim teknolojileri alanında 13.285 norma karşılık 13.189 öğretmen görev yapmaktadır. Bu alanda ülke genelinde norm fazlası öğretmen bulunmamaktadır. Okullarımızda görev yapan tüm öğretmenlerin sınıflara sağlanan donanım altyapısını, eğitsel e-İçerikleri ve BT’ye uyumlu hâle getirilen öğretmen kılavuz kitaplarını etkin biçimde kullanma becerilerini geliştirmelerine yönelik yüz yüze ve uzaktan eğitim aracılığıyla hizmet içi eğitim faaliyetleri planlanmış ve uygulanmaktadır.

Eğitimde FATİH Projesi’nin hizmet içi eğitim bileşeni kapsamında temel BT eğitimleri, eğitimde teknoloji kullanımı kursu, teknoloji ve liderlik forumu –bu, yöneticiler için- alan bazlı eğitimler ve Pardus temel eğitimi verilmektedir. 2011-2012 yıllarında toplam 1.150 eğitmen merkezî eğitmen eğitimlerine katılmıştır. Mahallindeki eğitimler bu eğitmenler tarafından yürütülmektedir. Etkileşimli tahta kurulumu yapılan okullarda görevli öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerinin büyük çoğunluğu tamamlanmıştır. Aynı zamanda, öğretmen ve öğrencilerimize rehberlik yapması amacıyla proje kapsamında donanım kurulumu yapılan okullar başta olmak üzere öncelikli olarak bilgisayar öğretmenlerinden seçilmiş bilişim teknolojileri rehber öğretmenliği görevlendirilmesi imkânlar dâhilinde yapılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1212) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bütçe Kanunu’yla kullanım izni verilen kadrolar Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların öğretmen ihtiyacına yönelik olarak öncelikle eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı atamalarında kullanıldığından diğer hizmet sınıflarında istenilen sayıda personel alımı yapılamamaktadır. Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların eğitimöğretim hizmetleri sınıfı dışındaki diğer hizmet sınıflarındaki personel ihtiyacı ise 3713 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı tarafından yönlendirilen şehit yakınlarından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından korunan ve bakılan çocuklardan, özelleştirme uygulamaları gereği Devlet Personel Başkanlığınca 4046 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamında yönlendirilen personel ve özürlü personel alımından karşılanmaya çalışılmakta olup; ayrıca, okul ve kurumların özellikle temizlik, güvenlik, bakım ve onarım ihtiyaçlarına yönelik hizmetler il millî eğitim müdürlüklerince İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin alımıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca, illerin ödenek ihtiyaçları illerden gelen talepler doğrultusunda merkezî harcama birimlerimizce planlanarak karşılanmaktadır.

Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/1270) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: İlköğretim Okulları Haftalık Ders Çizelgesi’nde 6, 7 ve 8’inci sınıflarda haftada bir ders saati okutulan bilişim teknolojileri dersi, Talim ve Terbiye Kurulunun 25/06/2012 tarihli ve 69 sayılı Karar’ıyla 2012-2013 öğretim yılından itibaren 1 ve 5’inci sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulamaya konulan İlköğretim Kurumları (İlkokul ve Ortaokul) Haftalık Ders Çizelgesi’nin seçmeli fen bilimleri ve matematik ders grubunda yer alan bilişim teknolojileri ve yazılım dersini isteyen öğrenciler 5, 6, 7, ve 8’inci sınıflarda haftada iki ders saati seçebiliyorlardı.

8 Ocak 2013 tarihi itibarıyla Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında bilişim teknolojileri alanında 13.285 norma karşılık 13.218 öğretmen görev yapmaktadır. Bu alanda ülke genelinde norm fazlası öğretmen bulunmamaktadır. Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan kadrolu öğretmenlerin geçici veya sözleşmeli statüye geçirilmeleri söz konusu değildir.

Talim ve Terbiye Kurulunun Öğretmenliğe Atanacakların Tespitine İlişkin Kararı’yla, ders kaldırılması ya da norm kadro esasları gereğince yapılacak düzenlemeler sonucu öğretmen fazlalığı oluşması hâlinde Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 41’inci maddesine göre il içinde alanlarında ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına yer değişiklikleri yapılmaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/1294) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızın hayat boyu eğitimle ilgili yaptığı çalışmaları kısaca özetlemek gerekirse, e-Yaygın Otomasyon Sistemi’nde engel gruplarıyla ilgili verilerin toplanmasına 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren başlanmıştır. EUROSTAT kriterleri dâhilinde, dil ve konuşma güçlüğü, duygusal ve davranış bozukluğu, eğitilebilir hafif düzey zihinsel öğrenme düzeyi, görme yetersizliği, işitme yetersizliği, ortopedi, otistik, özel öğrenme güçlüğü olmak üzere 8 engel grubunda veri alınmaktadır. 8 Kasım 2012 tarihi itibarıyla 12.825’i erkek ve 9.522’si kadın olmak üzere toplamda 22.347 engelli vatandaşımız halk eğitimi merkezlerimizin açtığı kurs ve kurs dışı etkinliklerden yararlanmıştır. Türkiye genelinde her il için ayrı olmak üzere 25-64 yaş aralığındaki yetişkinlerin hayat boyu öğrenme faaliyetlerine katılma veya katılmama sebepleri demografik özelliklerine göre belirlenerek yetişkin öğrenme profili hazırlanmaktadır. Ayrıca, yetişkinlerin öğrenme ihtiyaçlarına yönelik bilgiler de bu kapsamda elde edilecektir. 2013-2014 yıllarında, aile birlikteliğinin güçlendirilmesine yönelik olarak 81 ilde 10 bin kişiye yetişkin eğitimi seminerleri verilmesi planlanmıştır. “Öğrenen 75 milyon” hedefine ulaşmak için tüm yaygın mesleki eğitim kurum yöneticilerinin yetişkin eğitiminin ilkeleri konusunda bilgilendirilmeleri amaçlanmaktadır.

Yaygın eğitim programlarını geliştirme çalışmaları kapsamında 1 Temmuz 2011 tarihinden itibaren mevcut 1.457 kurs programına ilaveten 494 kurs programı daha hazırlanarak yüzde 34’lük bir artışla yaygın eğitim alanında toplam 1.951 kurs programı sayısına ulaşılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği katkısıyla Bakanlığımızca yürütülmekte olan 15 milyon avro bütçeli Türkiye’de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Projesi’yle hayat boyu öğrenme stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması desteklenmektedir. Her tür öğrenmeye değer vermek üzere tasarlanmış bir sistem kapsamında istihdam fırsatlarının artırılması için bireylerin eğitime erişimlerini kolaylaştırmak, kurumsal bir çerçeve ve kapasite oluşturulmasını sağlamak projenin temel amaçlarıdır. Aralık 2011 tarihinden itibaren ilgili tüm sosyal ortakların,  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TESK, TİSK,  TÜSİAD, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, EĞİTİM-BİR-SEN, TÜRK EĞİTİM-SEN, YÖK, İŞKUR, MYK ve diğer belediyelerin katkılarıyla bu çalışmalar devam etmektedir. Söz  konusu projenin devamı niteliğinde “Türkiye’de hayat boyu öğrenmenin geliştirilmesi projesi-2” hazırlanmakta olup projenin iş tanımı süreci devam etmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği arasındaki 13 Aralık 2011 tarihli iş birliği  protokolüne dayalı olarak Okullar Hayat Olsun Projesi uygulanmaya başlanmıştır. Projenin temel amacı, okulların velilerin, mahallelinin ve çevrenin hizmetine açılması, öğrenciler ve yetişkinler için  birer hayat boyu öğrenme merkezi olmasının yanında eğlenme ve dinlenme aktivitelerine imkân veren yaşayan güvenli alanlar hâline dönüştürülmesidir. Bu projeyle, okul, bina ve eklentileriyle okul bahçelerinden yeterince yararlanılmasına, okul-aile ilişkisi ve ailelerin okula aidiyetlerinin güçlendirilmesine, halkın artan mesleki, sosyal ve kültürel hizmet talebinin karşılanmasına, hayat boyu öğrenmenin yaygınlaştırılmasına, ülke kaynaklarının etkin kullanılmasına, fiziki kapasitenin okul alanları ve bahçeleriyle sınırlı olduğu çoğu il ve ilçede hizmet üretme potansiyelinin ortaya çıkarılmasına, belediyelerin okul, bina ve bahçelerini okul saatleri dışında kullanarak hizmet üretmelerine, kamu birimleri arasında iş birliğine katkı sağlanmasına, belediye hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına ve toplumun öğrenme imkânlarının genişletilmesine katkı sağlanacaktır. Okullar Hayat Olsun Projesi 75 il ve 637 ilçede protokol taraflarının yerel temsilcileri arasında protokoller imzalanarak hayata geçirilmiş olup çeşitli faaliyet ve eğitimler sürdürülmektedir.

Açık öğretim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, hızlandırılması, vatandaşlarımızın erişimlerinin kolaylaştırılması, kaynakların verimli kullanılması, hizmetin daha etkin ve nitelikli bir şekilde sunulması amacıyla  28 Aralık 2012 tarihinde “Açık Öğretim Okullarının İş ve İşlemleri” konulu 2012/45 no.lu Genelge yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu genelge kapsamında açık öğretim ortaokulu ve açık öğretim lisesi kayıt kabul, veri girişi ve diğer iş ve işlemleri halk eğitimi merkezi İle mesleki eğitim merkezi müdürlükleri tarafından yürütülecektir. Mesleki açık öğretim lisesinin yüz yüze eğitimleri ilgili örgün eğitim kurumlarında yapılması nedeniyle kayıt-kabul, veri girişi ve diğer iş ve işlemler ise meslek liseleri ve imam-hatip liselerince yapılacaktır. Ayrıca, yüz yüze eğitim vermeye uygun halk eğitimi merkezi ve mesleki eğitim merkezi müdürlükleri de bu işlemleri yürütecektir.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/1295) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 1416 sayılı Kanun ve buna bağlı yönetmelik çerçevesinde Bakanlığımız adına resmî burslu statüde yurt dışına gönderilecek olan öğrenciler için 2013 yılında 200 milyon Türk lirası ödenek tahsis edilmiştir. Hâlen, yurt dışında 2.462 öğrenci öğrenim görmektedir. Ayrıca, yabancı hükûmetlerce Hükûmetimiz emrine verilen burslar kapsamında 2012-2013 eğitim öğretim yılı itibarıyla yurt dışında öğrenim gören öğrenci sayısı 197’dir. Söz konusu bu burslardan yararlananların giderleri ilgili ülkelerce karşılanmaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/1297) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakan Komisyonda da öyleydi, önce uyutur, sonra tekmeler!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) - 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişik 122’nci maddesi gereğince, başarı belgesi, illerde görev yapan personele valiler, ilçelerde görev yapan personele ise kaymakamlar tarafından verilebilmektedir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Özgür Bey’in bir iddiası var Sayın Bakanım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Ayrıca, Tokat Valiliğince, konuya ilişkin olarak il genelindeki eğitim öğretim kurumlarında görev yapan 450 personele başarı belgesi verildiği belirtilmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1326) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Temel eğitim kurumlarının her türlü yapım, bakım ve onarımları 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince valiliklerin yetki ve sorumluluğunda hazırlanan Temel Eğitim Kurumları Yapım Programı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Aynı kanunun  76’ncı maddesine göre, merkezî bütçeden Bakanlığımıza toplu olarak tahsis edilen yatırım ödenekleri illerin öncelikli ihtiyaçları esas alınarak il özel idare bütçelerine aktarılmakta ve 78’inci maddede belirtilen köy, kasaba ve şehir ilköğretim kurumlarının ve öğretmen lojmanlarının yapım, tadil, esaslı onarım, her türlü ilk tesis ve okul eşyası, ders aletleri, arsa ve arazi istimlakleri ile küçük onarımlar, okulların genel giderleri, yoksul öğrencilere parasız olarak verilecek okul kitapları ve ders levazımı bedeli, öğrencilerin yiyecek, giyecek noksanlarının telafisi, esaslı hastalıklarının tedavisi, pansiyonlu ilköğretim okullarının ve tamamlayıcı kursların ve sınıfların masrafları gibi her türlü giderler için harcanmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1391) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Hakkâri Valiliğince, konuya ilişkin olarak, tuvaletleri dışarıda olan okulların 1, 2 ve 3 derslikli TİP Proje’li okullar olduğu, uygulanan bu projelerde okul tuvaletlerinin derslik binası dışında olduğu ve altyapısının foseptik çukurundan ibaret olduğu, tuvaletlerin okul binaları içine alınmasının uygulanan projeye göre mümkün olmadığı belirtilmektedir. Şırnak Valiliğince, konuya ilişkin olarak, tuvaleti dışarıda bulunan 1 veya 2 derslikli okul binalarına merkezî ısıtma sistemi kurulamadığı için tuvaletlerin içeriye alınmasının çözüm olmayacağı, bu nedenle herhangi bir planlama düşünülmediği, ancak öğrenci sağlığı ve temizliği açısından hijyen kuralları için gerekli tedbirlerin alındığı belirtilmektedir. Ayrıca, illerimizde yeni yapılan okul projelerinde tuvalet ve lavabolar binaların içinde yer almaktadır. Mevcut eski binalarda tuvalet ve lavaboların bina içine alınması mümkün olanlarla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1552) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız şef kadrosunda bulunan Avni Zengin asaleten şube müdürü olarak atanmamış olup bu görevi geçici olarak yürütmektedir. Dolayısıyla, ilgili, yürütmekte olduğu bu görev için öngörülen herhangi bir maddi haktan yararlanmamaktadır. İlgilinin yürütmekte olduğu görev, Bakanlığımız personelinin aylıklarının tahakkuku işlemleridir. Tamamen teknik bilgi ve deneyim gerektiren bu görevin konunun ehli olan bir personel tarafından yürütülmesi gereği şüphesizdir. Bu gereklilikten hareketle, yaklaşık yirmi yıldır görevini başarıyla yürüten ilgilinin söz konusu geçici görevlendirme işlemi idarenin takdir yetkisi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/1597) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız kadroları öncelikli olarak eğitim öğretim hizmetleri sınıfında görev alacak öğretmenler için kullanılmakta olup ihtiyaç duyulduğu takdirde diğer kadrolar için duyuruya çıkılacaktır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1773) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ağrı Valiliğince konuya ilişkin olarak 2012-2013 eğitim öğretim yılında 320 yerleşim biriminden 10.088 ilköğretim öğrencisinin 649 araçla 36 taşıma merkezli okula taşındığı, 2013-2014 eğitim öğretim yılı için planlaması yapılan 354 yerleşim biriminden 10.520 ilk ve ortaokul öğrencisinin 776 araçla fiziki olarak yeterli görülen 45 taşıma merkezli okula taşınması için gerekli iş ve işlemlerin yapıldığı, köy ilköğretim okulları lojmanlarının bütçeye konulan ödenekler dahilinde onarımlarının yapılmakta olduğu belirtilmektedir.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1775) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bütçe kanunuyla kullanım izni verilen kadrolar Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların öğretmen ihtiyacına yönelik olarak öncelikli eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı atamalarında kullanıldığından diğer hizmet sınıflarında istenilen sayıda personel alımı yapılamamaktadır. Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların eğitim öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki diğer hizmetler sınıflarındaki personel ihtiyacı ise 3713 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı tarafından yönlendirilen şehit yakınlarından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından korunan ve bakılan çocuklardan, özelleştirme uygulamaları gereği Devlet Personel Başkanlığınca 4046 sayılı Kanun’la 657 sayılı Kanun’un (4/C) maddesi kapsamında yönlendirilen personel ve özürlü personel alımından karşılanmaya çalışılmakta olup ayrıca okul ve kurumların özellikle temizlik, güvenlik, bakım ve onarım ihtiyaçlarına yönelik hizmetler il millî eğitim müdürlüklerince İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin alımıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Çeşitli kanunlar kapsamında illere yönlendirilen personelin atamaları 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre değerlendirildiğinden personele ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına görevlendirme iş ve işlemleriyle ilgili işler valiliklerce gerçekleştirilmektedir.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Bakan, Özgür Bey’in bir iddiası var, diyor ki: “Önce Sayın Bakan uyutuyor, sonra tekmeletiyor!”

BAŞKAN – Sayın Bakan, devam ediniz lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Millî Eğitim Komisyonu Başkanlığından tecrübemizdir, 7 maddede uyutur, ondan sonra tekmeletir!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Onun için uyumayacaksın, uyumayacaksın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama Sayın Bakan, biraz daha yavaşlarsanız istop edeceksiniz!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1844) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Meslek liselerinde öğrencilerin eğitime devamlılığını sağlamak maksadıyla öğrencilerin okula aidiyet duygusunu artırmak üzere sosyal faaliyetler, mesleki ve kültürel geziler ile aile ziyaretleri yapılmaktadır. Ayrıca, öğrencilerin bilgi eksikliklerini gidermek, yeteneklerini geliştirmek, derslerdeki başarılarını artırmak ve sınavlara daha iyi hazırlanmalarına yardımcı olmak üzere öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama kursları düzenlenmektedir.

Antalya Milletvekili Sayın Gürkut Acar’ın (6/2057) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 28 Nisan 2012 tarihli Protokol’le 54 ilde 114 askerlik şubesi Bakanlığımıza devredilmiştir. Bakanlığımızca kullanılacak askerlik şubesi binaları öncelikli olarak derslik açığının kapatılmasına yönelik olarak okul öncesi, temel eğitim, ortaöğretim hayat boyu öğrenme, özel eğitim ve rehberlik hizmetleri ihtiyaçları için değerlendirilmiş olup mümkün olmaması hâlinde kız ve erkek öğrenci pansiyonu veya millî eğitim müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılması planlanmıştır. Alınan bilgilerde binalarda imam hatip orta okulu ya da lisesi yoktur. 

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2284) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız MEBBİS norm işlemleri modülü verilerine göre ülke genelindeki beden eğitimi öğretmeni sayısı 26.924 olup ihtiyaç ise 6.142’dir.

İstanbul Milletvekili Sayın Celal Dinçer’in (6/2448) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında taşımalı eğitim uygulaması yapılmakta olup şehit ve gazi çocuklarına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/2475) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 2011-2012 eğitim öğretim yılında taşımalı ortaöğretim uygulaması kapsamında ülke genelinde 71.291 kız, 88.513 erkek olmak üzere toplam 159.804 öğrenci taşınırken, 2012-2013 eğitim öğretim yılında 164.740 kız, 196.454 erkek olmak üzere toplam 361.194 ortaöğretim öğrencisi taşınmaktadır. 2013 mali yılı bütçesinde taşımalı ortaöğretim taşıma ve yemek giderleri için 432 milyon 550 bin Türk lirası, taşımalı ilköğretim taşıma giderleri için 600 milyon Türk lirası, yemek giderleri için 250 milyon Türk lirası, özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencilerin taşıma giderleri içinse 85 milyon Türk lirası ödenek tahsis edilmiş olup il, ilçe millî eğitim müdürlüklerinin aylar bazındaki ödenek talepleri doğrultusunda ilgili hesaplarına aktarılmaktadır.

2012-2013 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ilinde taşımalı ilköğretim kapsamında 17 bin 171, taşımalı ortaöğretim kapsamında 8.045, özel eğitim öğrencilerinin taşınması uygulanması kapsamındaysa 448 öğrenci taşınmaktadır.

Ankara Milletvekili Sayın Özcan Yeniçeri’nin (6/2484) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illerde görev yapan öğretmenlerden 2012 yılında terör örgütü tarafında 14’ü kadrolu, 1’i ücretli olmak üzere 15 kişi kaçırılmış ve daha sonra da serbest bırakılmıştır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Bakan, yalnız 2012 mi yoksa 2002-2012 mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – 2012 yılında. Soru 2012 için, 2012 yılında.

Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/2492) ve Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/2498) esas numaralı soru önergelerini birlikte cevaplandırıyorum: Adana ili ve ilçelerinde Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında sınıf öğretmenliği alanı normu 6.080 olmasına karşın, bu alanda 6.090 öğretmen görev yapmaktadır. Bu verilere göre, sınıf öğretmenliği alanında 10 öğretmen fazlalığı bulunmaktadır. Diğer alanlar bazında, toplam öğretmen normu 18.040, görevde bulunan öğretmen sayısıysa 14.346’dır. Ayrıca, sözleşmeli pozisyonda 1 öğretmen görev yapmaktadır. Öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına atamalar Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne göre yapılmaktadır. Bu eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı öncelikle kadrolu öğretmenlerle karşılanmakta, kadrolu öğretmen atamasıyla karşılanamadığı durumlarda ise eğitim öğretimin aksatılmadan sürdürülmesi amacıyla Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 7 Temmuz 2009 tarihli ve 80 sayılı Kararı’na göre öğretmen olma şartlarını taşıyan ve ataması yapılmamış olanlara öncelik verilmek suretiyle valiliklerce ilgili mevzuat çerçevesinde ücretli öğretmen görevlendirilmesi yapılmaktadır. Bütçe kanunlarının verdiği yetkinin yanında Bakanlar Kurulunca Bakanlığımıza tahsis edilen ve Maliye Bakanlığınca kullanım izni verilen toplam öğretmen kadroları illerin öğretmen ihtiyaç oranları dikkate alınarak il millî eğitim müdürlüklerine dağıtılmakta, il millî eğitim müdürlükleri de, kendi illerine ayrılan kontenjan ölçüsünde atama yapılacak alanlarla, bu alanlara atanacakların istihdam edileceği eğitim kurumlarını belirlemektedir. Belirlenen bu eğitim kurumları atama döneminde sisteme yansıtılarak atanacak öğretmen adaylarının tercihine sunulmaktadır.

Bakanlığımıza bağlı mesleki ve teknik eğitim kurumlarına öğretmen atamaları mesleki veya teknik öğretmen ayrımı yapılmaksızın alanlar itibarıyla gerçekleştirildiğinden Bakanlığımız kayıtlarında öğrenimleri itibarıyla teknik öğretmen unvanını kazanan ve öğretmenliğe atama bekleyen adaylara ilişkin sayısal bir bilgi bulunmamaktadır.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/2658) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Talim ve Terbiye Kurulunun 25/06/2012 tarihli ve 69 sayılı Kararı’yla kabul edilen İlköğretim Kurumları, İlkokulve Ortaokul Haftalık Ders Çizelgesi 2012-2013 öğretim yılından itibaren 1 ve 5’inci sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulamaya konulmuştur. Diğer sınıflarda ise -2, 3, 4, 6, 7 ve 8’inci sınıflar- 2010/75 sayılı Karar’la kabul edilen İlköğretim Okulları Haftalık Ders Çizelgesi uygulanmaktadır. Buna göre 2012-2013 eğitim öğretim yılında 5’inci sınıflar hariç tüm sınıflarda -1, 2, 3, 4, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda- haftanın beş günü altı ders saati, 5’inci sınıfta ise yedi ders saati ders yapılmaktadır. Ancak Çizelgenin 1’inci sınıfında, 4, 2 ve 3’üncü sınıflarda ise iki ders saati serbest etkinlikler uygulaması yer almaktadır. Serbest etkinlikleri uygulama velinin isteği doğrultusunda okul yönetiminin kararına bağlı olup zorunlu değildir. Bu nedenle 1’inci sınıflarda serbest etkinlik uygulamasını yapmayan okullarda beş ders saati ders yapılmaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2669) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca yüzde 657 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesiyle 22 Ağustos 2011 tarihli ve 2011/2192 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla yürürlüğe konulan Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile  Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde 2013 yılı içerisinde engelli öğretmen ataması yapılacaktır. Bu kapsamda Bakanlığımız ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının temsilcilerinin de yer aldığı bir komisyon oluşturulmuştur. Söz konusu komisyonca özürlü memur seçme sınavına giren engellilerin Bakanlığımız kadrolarına öğretmen olarak atanmalarında aranacak genel ilgili mevzuatında belirtilen genel ve özel şartların yanı sıra engel durumları, öğretmenlerin görevleri sırasında yerine getirmeleri gereken fiziksel aktiviteler ve öğretmenlik mesleğinin kendi içinde alanlara, branşlara ayrılmış olması da dikkate alınarak engellerine göre hangi alanlarda istihdam edilebileceklerini belirlenmesine yönelik çalışmalar hâlen devam etmektedir. Söz konusu çalışmalar sonuçlandığında kamuoyuna duyurulacaktır. Sanıyorum önümüzdeki hafta içinde bu çalışmamızı tamamlamış olacağız.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2670) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 25/06/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 11 Nisan 2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18’inci maddesiyle değişik 28’inci maddesinde: “Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz. Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir.” hükümlerine yer verilmiştir. Bu kapsamda aralarında Bakanlığımız personelinin de bulunduğu tüm devlet memurlarının aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin düzenlemeleri bu hüküm çerçevesinde toplu sözleşme sürecinde değerlendirilmek durumundadır.

Ankara Milletvekili Sayın Özcan Yeniçeri’nin (6/2908) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum. Ankara Valiliğince konuya ilişkin olarak il genelinde engelli öğrencilere eğitim veren özel eğitim okullarının toplam öğrenci kapasitesinin 5.465 olduğu, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin -destek eğitim- genel kontenjanlarının ise 5.906 olduğu, il genelinde özel eğitim gören engelli çocuk sayısının 16.587 olduğu, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde -yani destek eğitimde- eğitim gören engelli birey sayısının ise 21.922 olduğu belirtilmektedir.

Ankara Milletvekili Sayın Özcan Yeniçeri’nin 6/3009 esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız Rehberlik ve Denetim Başkanlığına intikal eden bilgiler çerçevesinde, 2007-2013 yılları arasında öğrencilerine şiddet uygulayan okul idarecileri ve öğretmenler hakkında millî eğitim denetçilerince düzenlenmiş 11 adet soruşturma, 1 adet ön inceleme raporu bulunmaktadır. Düzenlenen raporlar neticesinde 11 kişi hakkında disiplin, 3 kişi hakkında da idari yönden teklif getirilmiştir.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün 6/3056 esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 222 sayılı Temel Eğitim Kanunu gereği ilköğretim okullarının, 5302 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi gereğince de her türden okul binalarının bakım onarım işleri valiliklerin yetki ve sorumluluğundadır. Bakanlığımızca merkezden valiliklere gönderilen deprem güçlendirme ödenekleriyle 2007 yılı Deprem Yönetmeliği’ne uygun olmayan binaların deprem tahkikleri ve güçlendirmeleri yapılmaktadır. 2004 yılında 6 milyon 821 bin, 2005 yılında 80 milyon, 2006 yılında 33 milyon, 2007 yılında 45 milyon, 2008 yılında 40 milyon, 2009 yılında 71 milyon, 2010 yılında 53 milyon, 2011 yılında 51 milyon, 2012 yılında 53 milyon 600 bin ve 2013 yılı ilk yarısında 20 milyon Türk lirası ödenek valiliklerin emrine gönderilmiştir. Ayrıca, Bakanlığımızla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında yapılan Eylül 2012 tarihli protokolle can ve mal güvenliği bakımından tehlike arz ettiği teknik bir rapora dayanılarak resmî makamlarca belirlenen yıkım kararı alınmış ama yıkılmamış kamu binalarının yıkım çalışmalarına ivedilikle başlanabilmesi için Bakanlığımız ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında koordineli olarak çalışmalar devam etmektedir.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/3182) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarına yükseköğretim kurumlarının hangi bölüm veya ana bilim dallarından mezun olanların öğretmen olarak atanabileceği Talim ve Terbiye Kurulunun 7/7/2009 tarihli ve 80 sayılı kararı eki çizelgede belirlenmiştir.

Söz konusu karar eki çizelgeye göre rehber öğretmenliğine

1) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü ana bilim dalı,

2) Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü ana bilim dalı,

3) Psikoloji bölümü

Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu iş birliğiyle açılan, açılacak olan Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans ya da Pedagojik Formasyon Programı Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifikası Programı’nı başarıyla tamamlayanlar, bunların mezunları başvuruda bulunabilmekte olup, felsefe grubu mezunları ise rehber öğretmenliği için başvuruda bulunamamaktadır. Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı ise her yıl bütçe imkânları ölçüsünde Bakanlığımıza tahsis edilen ve kullanım izni verilen kadro sınırlarında karşılanabilmekte. 2013 yılında da ihtiyaç duyulan alanlara Bakanlığımıza tahsis edilen kadro ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde öğretmen atamaları yapılacaktır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/3190) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 10 Nisan 2013 tarihi itibarıyla Bakanlığımız taşra teşkilatından merkez teşkilatında çeşitli unvanlarda toplam 142 personel görevlendirilmiş olup, 2012 yılında Bakanlığımız merkez teşkilatında görevlendirilen 201 personelin görevlendirilmeleri sona erdirilmiştir.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/3191) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında çıraklık eğitimi ve çeşitli tür ve sürelerde 5 Nisan 2013 tarihi itibarıyla 1.951 adet kurs programı uygulanmış olup Bakanlığımızca örgün eğitimin yanında yaygın eğitim olarak da ihtiyaç duyan tüm bireylere ücretsiz eğitim verilmektedir. Uygulanan kurs programları içinde İŞKUR Genel Müdürlüğü ile iş birliği içinde yürütülen istihdam garantili kurslar da yer almaktadır. Program çalışmaları ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli güncellenmekte ve artırılmaktadır. Ayrıca, çıraklık eğitim sistemi içinde de lise ve meslek yüksekokulu mezunları için program süresi yarıya düşürülerek eğitimler uygulanmaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/3192) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca halk eğitim merkezleri ve mesleki eğitim merkezlerinde pazarlama ve perakende alanı altında satış elemanlığı dalı mevcut olup bu dalda eğitimler verilmektedir. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin 53’üncü maddesinde “Yapılan eğitime destek vermek amacıyla merkezlerce millî kültür değerlerimizi sevdirmek, yaşatmak, yaygınlaştırmak, yeni nesillere aktarımını sağlamak, kursiyerleri zararlı alışkanlıklardan korumak, katılımcılığa özendirmek, kursiyerlerde öz güven ve sorumluluk duygusunu geliştirmek, yeni ilgi alanları ve beceriler oluşturmak, yeteneklerini sergileme imkânı vermek amacıyla merkezlerce yarışma, konser, panel, sergi, sempozyum, fuar, festival, sportif ve benzeri sosyal etkinlikler düzenlenebilir.” denilmekte olup bu kapsamda yapılan faaliyetler fuar ve festivallerde sergilenmektedir.

Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/3248) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı bütçe kanunlarının verdiği yetki yanında Bakanlar Kurulunca Bakanlığımıza tahsis edilen ve kullanım izni verilen kadro sayılarına göre öncelikle kadrolu öğretmenlerle karşılanmaktadır.

Adana Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3371) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızın yatırım bütçesi 1998 yılında 373 milyon 362 bin Türk lirası, 1999 yılında 408 milyon 340 bin Türk lirası, 2000 yılında 666 milyon 782 bin Türk lirası, 2013 yılında 3 milyar 955 milyon Türk lirasıdır. Bu veriler ışığında Bakanlığımız 2013 yılı bütçesi yatırım ödeneği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, süremizin sonuna geldik, size…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Otuz saniye verirseniz Sayın Başkan, şunu toparlayayım.

BAŞKAN – Tabii, buyurunuz efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – …1998 yılına göre yüzde 959, 1999 yılına göre yüzde 868, 2000 yılı bütçesi yatırım ödeneğine göre ise yüzde 493 oranında artmıştır.

Merkezî bütçenin yanı sıra eğitimin fiziki altyapısının daha da iyileştirilmesi için diğer kamu kurum ve kuruluşlarının imkânları ve hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla birlikte 2002-2013 yılları arasında 188.454 adet derslik yapılarak eğitimin hizmetlerine sunulmuştur.

Bu vesileyle eğitime destek veren hayırsever kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.

Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, Sayın Acar’ın bir sorusu var galiba, bir onu sorar da siz de lütfeder cevaplarsanız.

Sayın Acar, buyurunuz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylar bütün Türkiye'ye yayıldı. Türkiye yanıyor. Can kayıpları, yüzlerce yaralı vatandaş var. Bunun sorumlusu kim? AKP ve Başbakan değil midir? Recep Tayyip Erdoğan değil midir? “Yüzde 50’yi zor tutuyorum.” diye vatandaşları tahrik ve tehdit eden Sayın Başbakanın tutumu hakkında ne diyorsunuz? Hâl⠓2 ağaç” deniliyor. Bu tepkinin altında Başbakanın yangına körükle gitmesi vardır. Bunun altında Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik tasfiye hareketi vardır.

İktidara geldiğinizden bu yana Türkiye'nin tüm kurumlarını altüst ettiniz. Bütün kamu kurumlarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarını ters yüz ettiniz. Bütün kurumlardan ve müfredattan Türkiye'yi, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk’ü, TC’yi silmeye çalışıyorsunuz Sayın Bakan. Tasfiye memuru gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direklerini tasfiye etmeye çalışıyorsunuz. Türkiye'de millî bayramları yasaklı hâle getirdiniz. Türkiye millî bayramları kutlamak isteyen vatandaşlara para cezası verilen bir ülke hâline getirildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Bakan, buyurunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Gürkut, siz zaten bütün soruların cevaplarını biliyorsunuz, kendi sorunuzu sorarken de söylüyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bana soru sormadınız, ama ben bu vesileyle şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Özellikle ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin sokak gösterilerine katılmamaları konusunda öğretmenlerimizi, okul yöneticilerimizi, anne ve babaları uyarmak istiyorum. Sanıyorum, bütün grup sözcülerinin sabahtan beri burada yaptıkları konuşmalarda vurguladıkları, Sayın Cumhurbaşkanının vurguladığı, Sayın Başbakanın vurguladığı, sayın genel başkanların hep birlikte vurguladıkları gibi, şiddet içermeyen toplantı, yürüyüş ve gösteriler şüphesiz demokrasinin bir gereğidir ancak çocuklarımızı, özellikle küçük çocuklarımızı bu olayların, barışçı bile olsa sokak gösterilerinin dışında tutmakta -hele böyle bir ortamda- dışında tutmak için özen göstermekte birlikte olmalıyız. Sanıyorum hiçbir sayın milletvekilimiz, hiçbir siyasi lider ilkokul öğrencilerinin, ortaokul öğrencilerinin, lise öğrencilerinin bu gösterilere karıştırılmasını hatta yönlendirilmesini onaylamayacaktır. Ben de Millî Eğitim Bakanı olarak çocuklarımızı şiddet içermeyen türden bile olsa bu karışık gösterilerden, sokak hareketlerinden uzak tutmak için yardımlarınızı rica ediyorum. Siz siyasetçilerden, bütün siyasi partilerimizden, bütün gruplarımızdan, bütün sorumlu arkadaşlarımızdan çocuklarımızın korunması için destek rica ediyorum.

Çok teşekkür ederim, sağ olun.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Sayın Milletvekilleri, alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.-Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığı için, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 5 Haziran 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 21.33



(X) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.

(*) Sözlü soru önergeleri Genel Kurulda okunmamış olup tutanağa eklidir.